Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009, 7(2), 237-

Gazi Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi

Güz 2009, Sayı : 29 Autumn 2009, Number: 29

ĠletiĢim 2003/18

G. Ü. Ġ. F. Adına Sahibi Sorumlu Yazı ĠĢleri Müdürü Editör Cengiz ANIK

Rıza AYHAN M. Naci BOSTANCI Editör Yardımcıları Umur IġIK AyĢe Gül SONCU Hasan TOPBAġ Ç. Murat HAZAR Cem YAġIN
Yeditepe Üniversitesi YaĢar Üniversitesi Erciyes Üniversitesi Gazi Üniversitesi Arel Üniversitesi Gazi Üniversitesi Erciyes Üniversitesi Galatasaray Üniversitesi Yeditepe Üniversitesi Gazi Üniversitesi Atatürk Üniversitesi Ġstanbul Üniversitesi Gazi Üniversitesi Erciyes Üniversitesi Akdeniz Üniversitesi Selçuk Üniversitesi Ankara Üniversitesi Gazi Üniversitesi Gazi Üniversitesi Fırat Üniversitesi

Yayın Kurulu Zülfikar DAMLAPINAR Sirel GÖLÖNÜ DanıĢma Kurulu
Suat ANAR Ümit ATABEK Bilal ARIK Burhan AYKAÇ Aysel AZĠZ Hasan BACANLI Hamza ÇAKIR Dilruba ÇATALBAġ Yusuf DEVRAN Ġhsan ERDOĞAN Fatma GEÇĠKLĠ Suat GEZGĠN Nilgün GÜRKAN Metin IġIK Süleman ĠRVAN Ahmet KALENDER KurtuluĢ KAYALI Ersin ÖZARSLAN Serdar ULUKAN Mustafa YAĞBASAN

ISSN: 1302-146x Copyright © Gazi Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi. Tüm hakları saklıdır Yayın ve Türü: Yılda iki kez basılan hakemli, yaygın, süreli bir dergidir. Yönetim Merkezi ve Adresi: Gazi Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi, 06510 Emek, Ankara Tel: 90 312 212 6495 Fax: 0 312 212 1832 e-mail: iletisimdergisi@gazi.edu.tr Basım yeri: Gazi Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi Basımevi, Emek, Ankara.

TÜBĠTAK/ULAKBĠM SBVT tarafından taranmakta ve dizinlenmektedir.

Today and Tomorrow of Public Relations Studies ERDEM TAŞDEMİR Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler / 149 Leaders and Managers in Community Management . Bugünü ve Geleceğine İlişkin Bir Değerlendirme / 133 An Analysis of Yesterday. „İyi‟ Yanlarımızın Katkısı mı? / 1 Reading Communication Science From Rousseau: Is it the Result of Our „Bad‟ Sides? or the Contribution of Our „Good‟ Sides? DİLEK GÜRKAN Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması / 23 Financial problems of newspaper organizations and a financial analysis practice GÜLCAN IŞIK – ÜLKÜ AYŞE OĞUZHAN BÖREKÇI Siyasetçi-Medya İlişkileri Bağlamında Bir İnceleme: “Deniz Feneri Örneği” / 53 A Survey in the context of Politicians-Media Relations: The Example of Deniz Feneri ABDULKADİR GÖLCÜ Haber Söyleminde Medya.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri / 81 Media and Politics Relation in News Discourse: 29 March 2009 Local Elections MERİH TAŞKAYA 1980‟lerden 2000‟lere Türk Sinemasında Ürün Yerleştirme Uygulamalarında Görülen Nicel Değişim / 103 The Quantitative Changes in Product Placement Practices in Turkish Cinema Since 1980s To 2000s AYHAN BİBER Halkla İlişkiler Çalışmalarının Dünü.İÇİNDEKİLER ZÜLFİKAR DAMLAPINAR İletişim Bilimini Rousseau‟dan Okumak: „Kötü‟ Yanlarımızın Sonucu mu.

BETÜL YARAR Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) / 201 Women and Sport in the Journals and Newspapers of the Early Republican Period (1928-1960) .UMUR IŞIK – KONUR ALP KOZ Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: İnternet Haberciliği Üzerine Bir İnceleme / 167 “Click commerce” based on sexuality: An Analysis on Internet Journalism BORA ATAMAN What is „Empowering‟ and Who The „Users‟ are in The New Media / 189 Yeni Medyada “Kullanıcının Gücü” FUNDA ŞENOL CANTEK .

savaĢ ya da avdan sorumlu. ırmak ve doğadaki tüm olaylarla atmosferi yöneten tanrı ve tanrıçaların yanı sıra. mevsimler. bilim insanının (1) tarafsızlığını. „Özne‟ye iliĢkin en çekici tahkiyeler de hiç kuĢkusuz ki. deniz. Gaia. Metodolojik bir kalıp içermek zorunda olmadığı için akademik kariyer amacıyla kullanılmayacaktır ama. Bir önceki sayıda da kısmen değinildiği gibi. ölümü. dağ. izleyen satırlardaki makaleler kadar önem arz eden bir niteliğe zaman içinde kavuĢacaktır. Bununla birlikte. doğumu yaratan pek çok tanrılar ve tanrıçalar var olmuĢtur. bereket. yıldırımlar. bilimin serüveni ile örtüĢmektedir. bu sayfalar. Grek mitolojilerinin birinde. depremleri. kaostan tanrıça Gaia. Bilimsel Serüven: Kaostan Düzenliliğe Olup biten hemen her Ģey. kaçınılmaz olarak. Bilim insanının karakteri. akademik bir metni metodoloji karakterize etmektedir ama. yeraltını yöneten Tartaros ve eĢsiz güzellikteki Eros‟un var olduğu öykülenmektedir. mantığı ve iĢtigal alanı. mantığı ve iĢtigal alanı. (2) erdemini ve (3) masumiyetini gösteren parametreler olmalıdır. aĢkı. volkanları. tufanları. eninde sonunda -mutlak ya da mümkün. mitolojik metinlerde dile getirilmektedir. akademik metnin bilimselliğinin ölçütü. çok değerli üsdatlarımızın katkılarıyla. fırtınaları ve pek çok doğal afet ve felaketleri de yöneten öznelerdir. ĠletiĢim biliminin karakteri.bir „özne‟nin eseri olduğuna göre. sanattan ya da estetikten anlayan. Dergi‟mizin bu sayfalarında üç konunun sorunsallaĢtırılması amaçlanmaktadır: Bilimin karakteri. mantığı ve iĢtigal alanı. umut edilmektedir ki. önce bilimin karakterine bakmak gerekmektedir. „özne‟nin serüveni zorunlu olarak. Demek ki olup biten her Ģeyden sorumlu bir özne bulunmaktadır ve onların bazıları bir yandan kaosu. akademik metni metodoloji değil. Böylece yağmur. metodolojiyi uygulayan „özne‟ ortaya koymaktadır. KuĢkusuz ki bunlar aynı zamanda. bilim. konu duayeni. ĢimĢekler. Bu da bilim insanının deontolojisini gündeme getirmektedir. dağlar ve denizlerle birlikte gökyüzü tanrısı Uranus‟u yaratmıĢ ve daha sonra onunla evlenmiĢtir. . Demek ki. Yani. kehanet üstadı.‘S U N U ġ’ KAOSTAN DÜZENLĠLĠĞE BĠLĠMSEL SERÜVEN VE ĠLETĠġĠM BĠLĠMĠ „SunuĢ‟a tahsis edilen bu sayfaların „müzakere‟ amacıyla kullanılabileceği tasarlandığı için. bilim insanı ve hususen iletiĢim bilimi gibi konuları gündeme taĢımaya devam ediyoruz. Bu evlilikten devler ve ucube kykloplarla birlikte diğer pek çok evlat dünyaya gelmiĢtir. sağaltım iĢi ile yükümlü.

Demek ki günümüzde Ģu veya bu biçimde kimi misyonlar (patolojik olanın . uyumu. Marduk imdada yetiĢip onu öldürür. sesinden yıldırımlar ve fırtınalar. karmaĢayı körüklerken. Ea sihir gücü ile diğer tanrı ve tanrıçaları tehdit eden Apsu. yani hiçbir hesap ve iĢleme. saçları ve kaĢlarından gezegen ve yıldızlar. Bu büyülü mitolojik öykülerden bir miktar esinlenmiĢ olsa gerek -nitekim mitoloji. Hatta mutlak bir baĢarı elde edememiĢ olsa bile ana tanrıça Gaia‟nın varoluĢ gerekçesi bile.karıĢıklığı. Her toplum hatta topluluğun buna benzer varoluĢ hikayeleri vardır ve hemen hepsinde kaostan bir çıkıĢ serüveni öykülenmektedir. tuvalet alıĢkanlığı edinmesinin ve özellikle memeden ayrılmasının. kaostan düzenliliğe. sol gözünden güneĢ. döllemesi. batı. Evrene istikrar ve huzur getirir. kanından okyanus ve ırmaklar. bir kısmının içini yang ögeleriyle doldurmuĢtur. mevsimleri. Spermin hareketleri. içinden doğduğu kaosu. güçlüsü. Kısacası. Tiamat ve Mumnu‟yu burnundan iple bağlayarak esir eder. bedenindeki tüylerden ağaç ve diğer bitkiler. yumurtanın hafif kısmını göklere yükselterek Yang‟ı. Her bir tanrıyı belirli bir iĢten sorumlu tutar. Tanrıça Nugua bütün bu yaratıklardan hoĢlanmayınca ıslak çamurdan kendine benzeyen varlıklar yapmıĢ ama onlara kendi ejderha kuyruğunu vermemiĢ ve sadece ayak takmıĢ. huzuru. tüm insanlara çobanlık eder. tufanları. sağ gözünden ay. yumurtayı bulması. tanrı ve tanrıçaların bulanık su ile sisten doğduğu belirtilmektedir. Damkina ile evlenir ve en yetenekli tanrı Marduk‟u dünyaya getirir. Bu ikisini birbirinden ayırmak için uğraĢ verirken yorgun düĢüp ölen Pangu‟nun baĢ. terinden yağmur ve çiğ. Freud‟den Lacan‟a pek çok anlatıda. yapılan iĢin geçmiĢi neredeyse yaĢam kadar eskilere uzanmaktadır. Bu arada esaretten kurtulan Tiamat. usül ve güzergaha uygun olmamakla birlikte. döllenmiĢ yumurtanın rahme asılması tümüyle kaotik. kemiklerinden kayalar ve kıymetli madenler. Babil mitolojilerinin birinde de. mutlaka bir hikmet-i vücudu vardır. Tanrılara isyan edilmesi için herkesi tahrik edip duran Kingu‟yu öldürür. etinden toprak. su taĢkınlarını bir düzene sokar. tükrüğünden bulutları yapar. kendi nefesini üfleyerek onlara hayat vermiĢ ve onların bir kısmının içini ying ögeleriyle. Geceyi. baĢlangıçta sadece kaostan ibarettir. huzur ve esenliğe dönüĢtürmektir. istikrarı. tüm evreni tehdit eder. düzenliliğe. öte yandan diğer bazıları da düzeni. Ģu veya bu biçimde tasavvur edilen bir özne tarafından belirli bir sisteme. nefesinden bulutlar ve rüzgar. Ea bütün tanrı ve tanrıçaların en akıllısı. anlayıĢlısı ve en iyi sihir bilenidir. doğum esnasında bebeğin feryadının. pek çok teĢhis ve hatta tedavinin isim kaynağıdır-. bu türden yaradılıĢ momentleri vardır. Babil kentini inĢa ederek. ağır kısmını aĢağılara iterek Ying‟i var etmiĢtir. bir yarısından gökyüzünü. gündüzü. diğer yarısından yeryüzünü yaratır. Çin mitolojisine göre. derisindeki asalaklardan hayvan ve balıklar teĢekkül etmiĢtir. düzen ve istikrara. istikrara ve iĢlerliğe kavuĢturulmaktadır. teleolojik bir özne marifetiyle kaosun düzenliliğe dönüĢtürülmesi iĢine bilim adının verilmesi çok eski olmasa bile. Bu kaostan doğan Pangu. fırtınaları. gözlerinden Dicle ile Fırat‟ı akıtır. sukuneti tesis etmek için çabalamaktadır. güney ve kuzeydeki dağlar. Kaos. karanlık yumurtanın içindeki evren. onun kanından tanrılara hizmet etsinler diye insanları yaratır. kol ve ayaklarından doğu.

varlık sürekli değiĢiyor. Varlıklar sürekli değiĢip yeni „oluĢ‟lar meydana getirdiği için. Martin Heidegger. söz. ġayet her varlık. Heidegger.. Grekler. Soğuk . söylenen sözün etkisini. Tıpkı birbirinin zıddı varlıkların kamil oluĢlara vesile olduğu gibi. varlık aleminin sürekli bir değiĢim ve oluĢum geçirdiğini belirtmektedir. sürekli oluĢumlar geçirerek. Hatta bilgi edinme diye bir edim ortaya koyamazdık. logos kavramını tam da. yani okumanın bir çeĢidi olarak kullanıyorlardı. Eğer öyle olmasaydı. karanlık . ifade gibi anlamlara geldiği düĢünülen logos tabirini. sıfat değil sadece. bu anlamından ziyade. Ġstanbul: 2008. farklı algılara neden olmaktadır. Çünkü onlara göre her türlü “düzen”in biricik yolu bir araya getirmekti. farklı bir zamanda. Dolayısıyla varlıktan (Demokritos ile sınırlandığında maddeden) yansıyan –düĢünülen. karmaĢayı ortadan kaldırmaktan ibaretti. ona iliĢkin bilgilerimiz de sürekli yenilenmektedir. Say y. aynı varlık. Heidegger. Özellikle Grek matematikçileri için kavramın anlamı. Belirli bir zamanda (mekan ve konjonktürde) duyularımızın algıları bizde belirli bir hisse ve ona uygun bir yakıĢtırmaya neden olurken. edat. değiĢim yoktur. Nitekim Heidegger‟e göre. kaotik olanın bir özne marifetiyle. Zarf. öteden beri. Burada değiĢen varlık değil.aydınlık gibi zıtlıklar. onlara iliĢkin edindiğimiz bilgiler de bu oluĢa bağlı olarak tekemmül etmektedir. inandırıcılığını doğrudan doğruya belirleyen etkenlerdir. bizim duyularımızdan kaynaklanan algılara iliĢkin yakıĢtırmalardır.bilgi. söylem. bir anlam taĢıması mümkün değildir. nesne gibi unsurlar uyumlu bir Ģekilde bir araya getirilip bütünleĢtirilemediği takdirde. bu anlamda kullanmıĢlardır. GeliĢim ve ilerlemenin yegane motoru bu devinimdir. “Grek düĢünme tarzı”nı irdelediği bir yazısında* kaosun düzenliliğe dönüĢtürülme iĢine bilim denmesini Ģöyle açıklamaktadır. dağınıklığı. „oluĢ‟uyor olsaydı. ilgili olduğu sanılanları seçip ayırma anlamıyla. algılarımız ve ona uygun yakıĢtırmalarımız. Çeviren ve yayına hazırlayan Ahmet Aydoğan. çok çeĢitli edebi kullanımların ve söz sanatlarının tümünün meczi ve ahengi. Etkili bir söz söylemek için de bir sözü oluĢturan unsurların çok daha uyumlu bir biçimde bir araya getirilmesi gerekmektedir. Parmenides‟e göreyse değiĢim olamaz. bir araya getirme. s:241-258 . yani bilgilerimizdir. her an yeni bir „oluĢ‟la karĢımıza çıkıyor * “Varlık ve Düşünme”. Varlık ile söz arasındaki ilintiyi sorgulayan bu müzakereyi kısaca Ģöyle özetleyebiliriz: Herakleitos bilindiği gibi. tutarlılığını. ona iliĢkin kesin ve doğru bilgiye asla sahip olamazdık. Ona göre Grekler.sıcak. yüklem. sözü. söylenen bir sözün “söz” olması. daha geçerli ve doğru bilgiler halini alabilmektedir. logos‟ta mündemiç bu anlamı kavramak için. her Ģeyin zıddı ile kaim olduğunu. varlığın „oluĢ‟ları sayesinde. karıĢıklığı. toparlama. belirli bir düzene dönüĢtürülmesi iĢleminden ibaret bir çaba olarak anlatılmıĢtır. söz haline getiren ile sözün bizatihi kendisi arasındaki ilintiyi anlamak gerekmektedir: Bunu anlamanın yolu ise Herakleitos ile Parmenides arasındaki müzakereyi bir kez de bu gözle irdelemektedir.bertaraf edilmesi gibi) yüklenmiĢ olan bilim yapma iĢi. Heidegger‟e göre. Söz söylemenin yolu da budur: Özne. Yani varlığın kendisinde bir zıtlık.

Oysa ki düĢündüğümüz bir „Ģey‟ hakkında düĢünebildiğimize göre. sadece sözden ibarettir ve esasen bilim etiketini taĢıma ayrıcalığı ve hakkını baĢka türlü olsa onun adına ayet derdik. tümlenme. ahengi göremediği için. Bu kuruntu. Sözleri iĢittikleri halde logos‟u kavrayamadıkları için. daha doğrusu. Oysa varlığı iĢitmesini bilen. düĢünülebilen varlığın her zaman olduğu gibi var oluyor olması gerekir. Bilim. söylentiler ve fehimler halinde dolaĢıp duran fikirlerin. Tanımadığına havlayan ve sadece tanıdık gelene kuyruk sallayan köpekler gibi pek çok kiĢi. KarĢıtların çatıĢması. değiĢimin. ileri geri gidip gelirler ve bu Ģekilde bir araya toplanırlar. ne denli güçlü. ölümü ölümden ibaret görmektedir. sadece bazı sözlerden ibarettir. „çünkü‟ demektedir. yakıĢtırmaya yol açan. karĢıtlıkların oluĢturduğu düzeni. kapsam ve sınırlarının apaçık hale getirilmesi demektir. bu amaca yönelik bilgilerin bilimsel sayılmasını sağlamakla da mükelleftir. . ortalıkta darmadağınık ve muğlak biçimde. tıpkı iletiĢimin bizatihi kendisi gibi. anladığı için. düzeni ve istikrarı tesis etmek için vardır. Her zaman düĢünebiliyor olduğumuza göre. bu Ģekilde bir araya gelen bir toplanma. tutarlı. „bir varlık‟a da sahip olamazdık. diğeri onu. sosyal. bizim ona iliĢkin düĢüncelerimizdir. her bir kiĢi kendince bildiği. görüĢü kendine has olduğu için. sözlerini duyan ve onu anladığı için de ona kayıtsız kalmayan ve varlığın kendisine açılıp saçılmasına izin vererek. sistematik bir bütünlük arz edecek biçimde derlenip toparlanması. tüm bu çabalar. her bir insanın biliĢi. kaosu ortadan kaldırmak. onunla ilgili tüm bu bilgileri derleyip.olsaydı. inandırıcı. düzenleyen ve hizaya sokan „özne‟ler sadece hakikatin sırrına erecektir ki. Demek ki değiĢen varlığın kendisi değil. harmoniyi. Olgusal mütekabiliyeti ne denli yetkin sayılırsa sayılsın. varlık nosyonuna da. yakıĢtırmamız dıĢında bir varlık olmalıdır. KuĢkusuz ki. karmaĢadan. dağınıklığı. Ayrıca bilim. hayatı sadece hayattan. toparlayıp. Olası ihtilaflar bu Ģekilde ortadan kaldırılmakta ve doğal. Buna göre belirli bir alanın disipline olması demek. bu da bilimi kuran logostur. bireysel intizam ve insicam bu yolla tesis edilmektedir. yani tam da bu dağınıklıktan. „değiĢim içindeki varlığa kulakları tıkalı‟. bütünlenmedir. O gün bu gündür bilimin mantığı bu espri üzerinde kurgulanmaktadır. Oysa ki karĢıtlar. olup bitenleri (ya da varlığın bizatihi kendisindeki değiĢimi) kavramakta aciz kalırlar.bu vasfından almaktadır. birisi Ģunu. birbiriyle bir araya getirilmemiĢ bir yığın söylenti ve fehim(doxa)den dolayı. Heidegger‟in değerlendirmesine göre. Bu mantık üzerine konuĢlanan ve böyle bir iĢ ile meĢgul olmayı (bu iĢin zirvesinde Descartes ve Kant‟ın hususen bulunduğunu vurgulayarak) benimseyen bilim bu iĢi de „disiplin‟ kavramı ile tanımlamaktadır. varlığa iliĢkin düĢüncelerimizin değiĢmesi ile sınırlı olduğu yönündeki Parmenides‟ci bu görüĢe itiraz eden Herakleitos. kısacası herkesin kendince benbilirlik taslaması nedeniyle logos kavranamamaktadır. sahici argümanlara sahip olursa olsun. beriki bunu anladığı.

Her açıklama. bildiğimizi sandığımız pek çok Ģeyi. bilinen iki değiĢken arasında kurulabilecek „en son iliĢki‟ (sanki bir daha asla Sokrat veya Mesih gibi öznelerin ölümü olmayacakmıĢ gibi) sayesinde ortaya konulan bir yenilikmiĢ gibi kabul gördüğü için. tıpkı Sokrat‟ın da olağan bir insan olması gibi.anlamların anlamlı. Zira keĢif.Sokrat bir insandır . Ġki bilinen değiĢken arasında kurulan iliĢkinin sayesinde ortaya konulan bu icat. çok tutarlı ve çok inandırıcı ise. Ġcat. icat. KeĢif. var olan ama o güne kadar fark edilmemiĢ bir varlığın ortaya konulmasını tanımlamak için kullanılmaktadır. Amerika kıtası. Bu yüzden icatlar anlamlıdır. hemen her Ģey onun üzerin ne denli bina edilmiĢ olursa olsun. bir olayın ya da var olduğuna inandığımız bir olgusal gerçekliğin üzerindeki tozu üflemekten ibarettir. yeni bir toz bulutu gibi olay ya da olgusal gerçekliğin üzerine çökmekte. Bunlar icat ve keĢiftir. TüketilmiĢ iliĢki. icat ile yapılabilecek en son Ģeyin yapıldığına dair ne denli güçlü bir izlenim bırakılmıĢ olursa olsun. tüm hakikatleri (truth) ters yüz eden özel realitelerdir. bir çiçek. çünkü ölen Sokrat‟tır. Burada olağan olmayan. olsa olsa. “kült bir yenilik”tir. o güne kadar bilinmeyen bir Ģeyi üretmek anlamına gelmektedir. Önemlidir. Dipnot gereksiz ama varlık. sonsuz bir enerji kaynağına sahiptir. belki de en fazla bu tür icatlar. kurulabilecek son iliĢki olmayacaktır. bilinmeyen. Grek ve Latin menĢeili düĢünme geleneğinde. Prometheusvari bu tarz “kült ölümler”.Bilimsel Serüvenin Ġki Güzergahı: Ġcat ve KeĢif Pek çok yöntem ve epistemoloji kitabında. ya bir baĢkasının oraya bıraktığı toz bulutudur ya da zaman içinde birikmiĢ bir toz bulutu. Nitekim özellikle sosyal bilimlerde. Hatta medyatik dolayımlama ile. iki bilinen arasında yeni bir iliĢki kurarak. hiçbir zaman. Lise mantık kitaplarında yer alan “Ġnsanlar ölür . Dahası Ģayet açıklama. her an gözlemlenen bir gerçektir. yeni bir giz perdesiyle anlaĢılması gerekeni anlaĢılmaz hale getirmektedir. . ondan daha fazla bir kavram. icat. dahası 2+2=4 iliĢkisinde olduğu gibi. Genellikle aksiyomatik disiplinler için kullanılmaktadır ama artık gündelik hayatımızda kullandığımız pek çok sentetik ürünün yaratılmasında. Oysa ki bilim kendisini. bunun tam tersi ile beslediği için. aslında yeterince bilmediğimizi anladığımız zaman. bir böcek olabileceği gibi. Oysa ki iliĢkiyi ortaya koyan sözel yargılar. bir simge de olabilmektedir. Türkçe karĢılıkları oldukça tanımlayıcı olan iki kavramla kategorize edilmektedir. inanılması imkansız olan. önemli hale getirilmesinde olduğu gibi.o halde Sokrat da ölür” önermelerinden oluĢan kıyas. bilimsel icatların mahiyetini anlama açısından çök büyük bir önem arz etmektedir. eskisinden daha az veya daha fazla. hemen her alan için geçerli olabilmektedir. bilimsel çabaların tüketilmesine delil teĢkil edebilir. öldürülmesidir. sosyal bilim alanları için geçerlidir. anlaĢılması gerekenin üzerine bu kez bir kabus gibi çökmekte. Sokrat ve Mesih gibi. Sokrat gibi ulu bir „özne‟nin ölümü. Bu gerçeklik. kamuoyunun da gündeminde uzunca bir süredir yer eden genetiği değiĢtirilmiĢ organizmalarla ilgili disiplinlerde olduğu gibi. bilmemiz gereken ne çok Ģeyin olduğunun farkına varıyoruz. Ġnsanların ölümü olağan. iki bilinen arasında bilinmeyeni ortaya çıkarmak için kurulacak bir iliĢki. var olmayan bir gerçekliğin yaratılmasında ya da boĢ . bilimsel çalıĢmalar. daha doğrusu mantıksal örgü ne denli tutarlı olursa olsun.

saklama. bilim alanında da uygulamaya paralel yeniliklerin bir an evvel kurumlaĢtırılması. gizleme. hem tek bir kiĢinin olabildiğince dağınık ve karmakarıĢık icra ettiği bir etkinliktir hem de mutlaka en az iki varlığın bir araya gelerek uyum. kanaatimizce elzem görünmektedir. Zira iletiĢim. Ne var ki. anlama. iflas ettiği tuzak bu Ģekilde kurulmaktadır. muhakkak. örtme. keĢfetme.olay ya da olgusal gerçeklikten ziyade. Ġcat ile keĢif arasındaki ince çizgi bu iki kavram arasında daha da incelmekle birlikte. peçe. can alıcı bir nüansa da iĢaret etmektedir. Nitekim 1986‟da. veil (birĢeyi) örten ya da gizleyen Ģey. iletiĢim bilimini hem bir “logos”tan ibaret kılmakta hem de “logos” kıskacından kendisini ve baĢka pek çok disiplinin sıyrılması fırsatının yaratılması için umut vaat etmektedir. Cengiz ANIK . ortaya çıkarma. revelation. Belki de sırf bu yüzden iletiĢim fakülteleri bilim ve teknoloji olarak iki bölüm halinde yeniden kurumlaĢmak zorundadır ve bilimle ilgili bölüm. dile getirilen bu hakikatlere bilim insanları dikkat kesilmektedir ki. kanaatimizce. açığa vurma. Popüler sözlüklerde cover örtü. Zira iletĢimsel etkinlik. bize tahsis edilen sayfa sayısını çoktan aĢtık ve bize gösterilen hoĢgörüyü ziyadesiyle istismar ettik. ĠletiĢim Bilimi Ġçin Güzergah: Discover ve Revelation Heidegger‟in zaman ve hakikat betimlemesinden esinlenerek. gizleme. bizzat UNESCO eliyle sektörün geleneksel ve yeni medya diye ayrıĢtırılması gibi. diğer pek çok disiplin açısından da. maske. iki kavram da hemen hemen aynı anlama gelmektedir. daha büyük bir itina ile daha sonra seçilmesi gerektiğine inandığımız bu iki kavram. ahenk kurmak zorunda olduğu… ĠletiĢim biliminin diğer hemen her disiplinden daha fazla toparlanmaya ve tümlenmeye ihtiyacı vardır ama aynı zamanda da derlenip toparlandıkça karmaĢıklaĢmaktadır. Aslında popüler anlamları bile dikkate alınsa. kendine özgü bir bilimsel alan olarak yeniden derlenip toparlanmalı ve düzenlenmelidir. bilim iĢinin. Önümüzdeki sayılarda kanaatimizce bu konuda söylenecek pek çok „söz‟ daha olacaktır. iletiĢim ve medya adı altında ayrıĢtırıldıktan sonra. paravana. bu bağlamda iki kavram önerilmektedir: Türkçesinin. yaĢmak. tüm hesapları allak bullak eden gökyüzüne yükselen dumandan ya da tüm geometrik ilkelerle dalga geçercesine gökyüzünde gezinen bulutlardan daha kaotiktir. farkına varma. peçe ile örtme. ifĢa anlamlarına gelmektedir. Bu kaosizm. bizim için. discover ve revelation‟dır. discover bulma. iletiĢim disiplini için olduğu kadar. Özellikle iletiĢim bilimi söz konusu olduğunda söylenecek sözler daha da çoğalacaktır. iletiĢim bilimi.

reklam. processes and methods of public relations. which formed the basis of important concepts in the scientific characteristic of communication sciences. To reach the future. Diğer yandan iletişim bilimleri ve toplumsal katkılarıyla ilgili olarak bazı soruların üzerinde yeniden odaklanmaya ihtiyaç bulunduğu anlaşılmaktadır. kitle iletişimi gibi araç. insan ve toplumsal sistemle nasıl bir ilişkisi bulunduğu ve bilim haline gelişindeki temel etkenler tartışma konusu edilmektedir. this study discusses the relationship of communication sciences with humans and social systems. interpersonal communication. 7(2). aynı zamanda iletişim biliminin toplumsal katkısına dair değerlendirmelerde hangi soruların kullanılabileceğine ilişkin bir analiz niteliği de taşımaktadır. 2009a:20) ÖZET İletişim biliminin hangi kaynaklardan doğduğu üzerine felsefi ve tarihsel bir yaklaşım denemesi sunmayı amaçlayan bu çalışma. 237- İLETİŞİM BİLİMİNİ ROUSSEAU’DAN OKUMAK: ‘Kötü’ Yanlarımızın Sonucu mu. and mass communication and draws attention to the basic discussions on the positive or negative sides. The study analyzes the basic dynamics which can be associated with the emergence of communication as a science. J. Rousseau. Gerçeğe ulaşmak için. and the basic factors in the process of communication becoming a science. Dr. and analyzes which questions can be used in assessments about the social contributions of communication sciences. bilim. the emergence and contributions of communication sciences  Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi. advertising. ne çıkmaz yollar vardır. Yrd. süreç ve yöntemler dâhilinde bir bilim alanı haline gelmesinin hangi temel dinamiklerle ilişkilendirilebileceği ve bu sürecin iyi ya da kötü yanları veya katkıları üzerine temel tartışmalara dikkat çekilmektedir. Rousseau. kişilerarası iletişim. J. it is understood that some questions about communication sciences and their social contributions should be re-focused. J. It is observed that Rousseau introduced considerable estimations and approaches. Rousseau’nun bilimler ve sanatlara dair sorgulayıcı üslubunu temel alan bir yaklaşımla iletişim biliminin. J. 2009a:20) ABSTRACT This study aims to present a philosophical and historical approach on the sources of communication sciences. or the contributions of this process. İletişim biliminin doğuşu ve katkıları READING COMMUNICATION SCIENCE FROM ROUSSEAU: Is it the Result of Our ‘Bad’ Sides? or the Contribution of Our ‘Good’ Sides? “There are numerous dangers and dead-ends in scientific research. ‘İyi’ Yanlarımızın Katkısı mı? Zülfikar DAMLAPINAR “Bilim araştırmalarında ne tehlikeler. Rousseau’nun günümüzde iletişim biliminin bilimsel karakteristiğinde önemli yeri olan kavramlara temel teşkil edecek hatırı sayılır öngörü ve yaklaşımlara sahip olduğu görülmektedir. one needs to pass through many mistakes which are thousands of times more harmful than the goodness that will come from it!” (Rousseau. With an approach based on the inquisitive style of Rousseau towards sciences and arts.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. Key Words: Communication. İletişim 2003/18 . Anahtar Kelimeler: İletişim. science. ondan gelecek iyilikten bin kez daha zararlı nice yanlışlıklardan geçmek gerekiyor!” (Rousseau. within the scope of tools. İletişimin hakla ilişkiler. Conversely. Doç.

1997) Güz 2009. Özellikle. Bilimin doğuşu ve gelişimiyle ilgili diğer ayrıntılar ve yakın dönem tartışmaları için bkz.9). içinde bulunduğumuz şartları ve sorunları “yalansız. 1999:735736). Ona göre insan bilgileri sanıldığı üzere iyi bir kaynaktan doğmamıştır. Rousseau‟nun bütün felsefesi bireycilikle ortaklaşa hayat. Örneğin. fizik insanın kendini ilgilendirmeyen şeyleri anlama merakından ve hatta ahlâk bile insanın kendini beğenmişliğinden doğmuştur2 (Rousseau. araç ya da süreçlerinde Rousseau‟nun hangi katkıları yapmış olabileceği. ikisi arasında bir ilişki kurmaya çalışmaktadır (Cevizci. güzel konuşma sanatı yalandan. günümüzü yorumlamada hangi yaklaşımlarının değerlendirilebileceği üzerine bir analiz önemli görülmektedir. Sayı:29 . insan doğasına ilişkin çözümlemeleri ve toplumsal sözleşme öğretisiyle ün kazanmış. dolansız anlamak isteyen hepimizin yeniden ve yeniden okuması gereken bir düşünür” diye tanımlayan Oskay (2002:7. Aydınlanma hareketini ve filozoflarını derinden etkilediği kabul edilen Rousseau. Dolayısıyla.2 Giriş Z. modernlik düşüncesine sert eleştirileriyle tanınan ünlü Fransız düşünür.: (Kuhn. 1 2 Aydınlanma hareketine. 1712-1778 yılları arasında yaşamıştır. toplumsal iletişim alanları ve süreçlerindeki katkısını konu edinmektedir. Trigg. Kant ve romantik düşünürleri çok derinden etkilemiştir. 1995:47. Bu bakımdan Oskay (2001:8) bir iletişim bilimci olarak yazılarında insanı ve çevresiyle ilişkisini anlamaya çalıştığını belirterek eleştirilerinde Voltaire‟ci bir “tepeden bakma” yerine herkesle birlikte düşünmeye. Damlapınar Jean-Jacques Rousseau‟yu1. 198-200. günümüz iletişim bilimlerinin ana tartışma konularında. 2002:34-35) kaydedilmektedir. 241 ve 269-271. temel yaklaşımlarında. Rousseau‟yu döneminin en gelişmiş düşünürü olarak tanımlamaktadır (49). “Bilimlerin ve sanatların gelişmesi ahlâkın düzelmesine yardım etmiş midir?” sorusuna cevap aradığı. 2009a: 19). Bu dizgenin perspektifinden bakarak iletişim bilimi nasıl bir kaynaktan doğmuştur? ya da iletişim bilimlerindeki gelişmeler toplumsal gelişime katkı sağlamış mıdır? Sorularını da gündemine alan bu çalışma. astronomi hurafelerden. atomik ve kişisel benle toplumsal ben arasındaki gerilimi hafifletmeye. Forti. 1996:113-115.57.72 ve 99. öncelikle bilimlerin çıkış kaynağını tartışarak konuya odaklanır. Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev‟inde. yeni bir çağın oluşumundan önce çağımızın birçok sorununu yaşayan ve bunları değerlendirebilen yeni bir insan tipinin ilk örneği olarak konumlandırmaktadır. Rousseau çağdaşı düşünürler bir yana bugün dünya edebiyatında önemli bir yere sahip olan Tolstoy‟un kendisini onun öğretilisi olarak ilan ettiği (Lecercle. hayatı herkesle birlikte ele almaya çalışan Rousseau‟cu bir yaklaşımı her zaman tercih ettiğini vurgulamıştır. Benzer şekilde Oskay (1993) önemli bir eğitim görmemiş olmasına karşın (38). aynı zamanda iletişim biliminin. geometri cimrilikten. Rousseau‟nun günümüz iletişim bilimleri alanına yaptığı katkı anlamına gelebilecek kavram ve yaklaşımlarını vurgulamakta.

Buna göre. aksine yeni soruların üretilmesi için bir tartışma zemini amaçlamaktadır. sadece onun varlığına. hem de iyi yanlarıyla doğrudan ilişkilendirebilecek kullanım biçimlerinin ayrımı tartışmalı boyutlara sahiptir. Burada yer alan soru ya da sorunun içerdiği olgular tam da. genel kaygılarla bağlantısı olmayan bir konuma yerleştirmektedir. 1994:113).İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 3 Rousseau‟nun bilimler ve sanatların kaynağını iyi ve kötü yanlarımızla ilişkilendirmesine dair yaklaşımının uyarlanabileceği en uygun alanın. 2007). „iyi günler‟in ve „iyi insan‟ın geçmişte kaldığını savunanlarına” verilen addır. Oskay‟a göre (2001:228-236) ütopya. iletişim bilimleri olduğu kabul edilebilir. her iki bakış açısı da birbirine karşıt kavram olarak kullanılmamaktadır (Vural ve Bakır. Amerikalıların yüzde 89‟u bilimsel ilerlemeyi daha iyi bir hayat için kaçınılmaz olarak değerlendirirken. Örneğin Rousseau‟unun Emile‟si gibi. Moles‟in (2001: 18) belirttiği gibi özü gereği belirsiz olan olgulardır. alt başlığında da yer alan iletişim biliminin “Kötü yanlarımızın bir sonucu mu. bu çalışma. yazıldığı çağın yaşanan hayatına karşı eleştirel bir karşı çıkıştır. Distopyan bakış açısı ise insanın kötülüğüne olabilecek öngörülere ilişkin yaklaşımlara verilen bir ad olarak değerlendirilmektedir. ne de var olanlar içinde en iyisidir. güzeli ve ahlâkı aktarma işlevi (Karagöz. kendisinden sonraki asırlarda ve günümüzde de devam ettiği gözden uzak tutulamaz. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . “bilimsel araştırma değerlerinin insani değerlerle doğrudan çatıştığı”na dair kanaatler. Distopya ise “ütopyaların. iki açıdan. doğruyu. Birincisi. 2008). İnsanlar. Rousseau‟nun bilimlerin ve sanatların hangi kaynaktan doğduğuna ilişkin kestirme cevabı “kötü” yanlarımız (2009a:19). Ancak. bilgi bilimsel temellerle birlikte sanat ve estetiği içermesi ve aynı zamanda hakikati. ikincisi tam olarak uygun bir ölçme tekniğinin bulunmaması ve üçüncüsü özü itibarıyla belirsiz 3 4 Bu tartışmanın iki asırdan çok öncesine ait olmasına karşın. Daha açık bir ifadeyle. yüzde 70‟i bilim üzerindeki aşırı yoğunlaşmanın insani sorunların çözümünü “ihmal”e yol açacağına inanmaktadır (Nelkin. iletişim bilimi „hem insanlara sigara satmak için hem de onları sigara içmemeye ikna etmek için‟ kullanılabilmesidir (Chaffe ve Berger 2005: 43). Dahası. geçen yüzyılın sonunda Amerika Birleşik Devletleri‟nde yapılan bir araştırmada kendisini göstermektedir. bu çalışmanın kapsamında yer alan anahtar kavramlar Moles‟in epistemolojik yaklaşımıyla değerlendirildiğinde şu üç bakımdan belirsiz olgu kategorisinde tanımlanabilir: Birincisi açık bir şekilde tanımlanıp öngörülemezlik. fayda ve zararına alışmış olanlar onu böyle görürler” (1999b:295). Ütopyan bakış açısı bilgi. yüzyılın önemli muhalif düşünürlerinden Feyerabend‟de de kendisini göstermektedir. Yani iletişim bilimleri insanın hem kötü. iyi yanlarımızın katkısı mı? olduğuna ilişkin soruya verilebilecek ütopyan veya distopyan4 tartışmalı tek bir cevabın izinde değil. iletişim biliminin. Bilim konusuna ihtiyatlı yaklaşımlar 20. Ona göre: “Bilim ne yegâne gelenektir. İkincisi. iletişim. 2006:59) olarak da tanımlanmasıdır. katkısının ne olduğu konusunda ise ahlâkın bozulması olduğu (2009a:11) konusundaki 3 katı söylemine karşılık. bilimi sosyal bağlamdan kopuk. teknoloji sayesinde bütün dünyanın birleşeceğini öne süren olumlu yaklaşımları ifade etmektedir (Vural ve Sabuncuoğlu.

iletişim bilimcilerin bazı fizik kanunları veya evrim gibi büyük kuramların yokluğundan yakındığını belirterek. yüzyılda bilim kendisinden çok şey beklenen gerçek ilerlemenin yolu olarak görülüyor hatta doğanın bütün gücünün bu sayede insanlığın emrine girebileceği.49). insanın bilimsel ilerlemelerle her türlü mutluluğa ulaşabileceği düşünülüyordu. 1993:2). Sanat Anlayışı ve Felsefesi 18. kaynakları ve katkılarına ilişkin yapılacak değerlendirmeler. iletişim biliminin doğuşu. kuramlar geliştirerek anlamaya çalışan bir alan olarak tanımlanan İletişim bilimleri (McQuail. bilimler ve sanatlara bakışını. 1998:6) dâhilindeki araştırmalardan elde edilen bilgilerin. uyaran sistemlerinin üretimini. toplumsal yaşamın moral yayanlarına ilişkin değerlendirme yapmanın münhasıran kiliseye ait bir yetki veya sorumluluk olduğu ve toplumsal kuramın henüz toplumsal eleştiriler düzeyinde kaldığı bir çağdır (Oskay. test edilebilir. Dijon Akademisi‟nin 5 6 Chaffe ve Berger. Rousseau’nun Bilim. önceden tanınan ve bilinen olay ya da olguların belli bir çerçevede düzenlenmesi. ahlâkının doğmasız kurulması gerekiyordu (Hazard. işleyişini ve etkilerini. Kimilerine göre klasik liberal akımın içinde yer alan.4 Z. Columbia Üniversitesi‟nde Lazarsfeld‟in öncülük ettiği bir grubun iletişim bilimlerinde büyük kuramlar yerine „orta boy kuramlar‟ geliştirmeyi hedeflemeyi ve tekrarlanan çalışmalar yoluyla elde edilecek özgül bulguların ampirik genellemeler halinde biriktirilerek kullanılmasına dair önerisini hatırlatmaktadır. net bir şekilde sınırları belirleyip tanımlama ya da sistematik bir ölçüm tekniğini kullanma şansına sahip değildir. Dahası. İletişim alanın bilimsel karakteristiği ve Moles‟in yaklaşımı dikkate alındığında. sistematikleştirilmesi sürecinin temel amaçlardan biri olması gerektiği de vurgulanmaktadır (Gökçe. Yani. Bu dönem aynı zamanda. kimilerine göre kolektivist düşünce sistemi dolayısıyla Marx‟ın öncüsü sayılan Rousseau (Bayka. Sayı:29 . “iyi” ve “kötü” yanlar gibi özü gereği belirsiz olgular da içermektedir. 1. 1994:15-16). Simge. 2001:38. İletişim bilimlerinde. Güz 2009. 2006). takip edebileceği en elverişli yöntem. bunlarla ilgili olayları açıklayacak genellemeler içeren. 2008:13) kendi döneminde. iletişim bilimcilerin böylesi bir çalışma kapsamında. Chaffe ve Berger‟in önerisinde olduğu gibi (2005:52) 5 konuya ilişkin diğer „araştırmalara yol gösterecek yeni fikirler‟ aramaktır 6. burada tartışma konusu edilen Rousseau‟nun iletişim bilimlerine temel olan kavram ve yaklaşımları ve dolayısıyla alana katkısı. Damlapınar olmasıdır. epistemolojik açıdan hangisinin bilimsel olduğu/olmadığı hakkında fikir birliğine varılabilmiş değildir (Yaşın. Dönemin siyasi sistemi ise ruhani yaptırımdan uzak.

Bu yüzyılın sonlarında bilim yöntemsel ve kuramsal serimlemeyi ifade ediyordu. Dolayısıyla modern bilim. antropologların önemli ilgilerinden biri bilim ve din arasındaki sınırları belirleme çalışmalarıdır. haksızlıklar yaşanmasaydı hukuk bir işe yaramazdı. birlik ve ahenk yönünden de en yoksuludur bu. Yine bu eseriyle ilgili olarak “Kalemimden çıkmış olan yazıların muhakeme bakımından en zayıfı. 2009a:v). Bundan sonraki bütün eserleri bu eserinde ortaya atılan görüşlerin adeta savunması için yazılmıştır (Rousseau. herhangi bir düşünce alanında. düzenli ya da yöntemli bir gözlemler ya da önermeler denetimi anlatma için” kullanılmıştır.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 5 1749‟da ortaya attığı “Bilimlerin ve sanatların gelişmesi ahlâkın düzelmesine yardım etmiş midir?” ödüllü sorusuna cevap olarak yazdığı ve kendisine birinciliği kazandıran Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev (1750) adlı eserinde sarsıcı bir şekilde ortaya koymuştur. iyi niyet gibi değerlerden uzak bir bilim ve sanat anlayışının yükseldikçe ahlâkın bozulduğunu savunmuştur. Herkes insan olmanın temel hak ve sorumluluklarını ya da doğal ihtiyaçlarını gözetseydi önemli gibi görünen birçok düşünce değerini yitirirdi (2009a:19-20)8. Dolayısıyla Rousseau‟nun cevaplamaya çalıştığı ünlü soruda bilimler ve sanatlar kavramın yan yana kullanılmış olması söz varlığının geçirdiği böyle bir aşamayı da hatırlatmaktadır. lüks olmasaydı sanatlar ortaya çıkmazdı. Rousseau‟ya göre insanın kötü tarafları ile bilimler ve sanatlar7 arasında bir ilişki vardır. eserinin doğuşuna vesile olan bu soruyu okur okumaz. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . İtiraflar‟ında. doğuşlarındaki kötülük amaçları incelendiğinde daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. bilim ve sanat kavramları arasında anlamlı. Diğer yandan 19. zalim hükümdarlar. Fakat insanın doğuştan ne kadar istidadı olursa olsun yazı yazma sanatı bir çırpıda öğrenilmiyor” (1991: 146-147) yorumunu yapmıştır.” diye yazmıştır (1991:144). modernleşmeye dolaylı katkı sağlamıştır (Habermas. Bilimler ve sanatlara karşı söylemini fayda zarar perspektifinden yapılandıran Rousseau. İlkel bazı kültürlerde büyü. Bu açıdan. bilim ve din arasında her zaman bir ilişki aranmıştır (Tambiah. Düşünür. Bu. Ayrıntılı bilgi için bkz. Ancak bundan daha önce. bilim ve sanat değerlerinin yükselmesi ve ahlâk değerlerinin alçalmasıyla insan arasına giren eşitsizlik belâsından değil de neden doğmuştur?” (2009a:28). 1997a:49). net ve kesin bir ayrım yoktu hatta bu kavramlar birbirlerinin yerine de kullanılabiliyordu. Dolayısıyla 7 8 Rousseau‟nun yaşadığı 18. genellikle. savaşlar. o zamana kadar teknik gelişmenin hızlanmasına katkı sağlamamıştır. isyanlar olmasaydı tarihten de bahsedilemezdi. 2002:63-74). “Bütün kötülükler. hikmet. (Williams. Yüzyılın sonlarına kadar „bilim‟ ve „teknik‟ arasında bir bağımlılık ilişkisi kurulmamıştır. 2006:335-337). Yüzyılda “bilim [science] kelimesi. Aslında bilimlerin çıkış kaynağı günümüze kadar büyüden dine kadar birçok kaynakla ilişkilendirilmiştir. erdem. Durkheim‟e göre (2009:28) bütün bilimler ve felsefe dinden doğmuştur. Örneğin. “gözlerimde bambaşka bir dünya canlandı ve kendim de başka bir insan oldum.

toplumsallaşmayla ortaya çıkan sorunlar. Bilimler ve sanatlara karşı muhalif söylemine karşılık. Çünkü düşünür birçok yerde gerçek bilgiden. Damlapınar buradaki tartışma insanın doğasında yer alan iletişim içinde bulunma ihtiyacı değil. artık doğal yaşama dönmenin mümkün olmadığını. bilgi ve hikmet diğer yanda kaldıkça. Sayı:29 . gerçek bilimden ve gerçek felsefeden bahsetmektedir9. kötülüklerin toplumsal hayata geçiş ve uygarlığın doğuşuyla birlikte geliştiği düşüncesinden hareketle insanın doğal yaşama dönmesiyle mevcut sorunların kendiliğinden son bulacağı düşüncesiyle özdeşleştirilse de. bilimin ve iktidarın soylu bir yarışma hırsı ile gayrete gelerek. insanlara hikmeti öğretecek olan bu bilginler halkın mutluluğu için çalışmakla layık oldukları en güzel mükâfatı görmüş olsunlar. toplumsal yaşamın zorunluluk olduğunu da görmektedir (Aslan. insanları mutlu etmek amacıyla birleşip anlaşarak neler yapabileceklerini görürüz. 2005:63) vurgulandığı gibi onun bilimler ve sanatlara karşı söylemi. Rousseau‟nun bilim ve modernizm değerlendirmelerini erken eleştiri olarak yorumlayan bir çalışmada (Mollaer. krallar büyük işleri pek az başaracaklar ve halk yoksul. üretimini toplumun hizmetine. Bu açıdan çabası insanı toplumun kötülüklerinden kurtaracak bir sistemler bütünü kurmaktır. iktidar aracı olarak kullananlar veya kendisine mistik bir yer bulmaya çalışanların olduğunu savunmak daha rasyonel bir değerlendirme olacaktır. Güz 2009. 9 Hatta Rousseau (2008:33 ) “Gerçeği söyleyeceğim ve gerçeğe uygun bir dille söyleyeceğim” diyerek gerçeğin ifade edilme tarzının da altını çizmektedir. bilginler büyük şeyleri pek az düşünecekler.6 Z. Diğer yandan bilim ve sanatlarla uğraşacakların sadece “kendilerinde büyük ustaların izinde yürümek ve onlardan ileri gitmek kudretini bulan sayılı insanlar olması” gerektiğini savunmakta böylece bilimleri önemli bir yere koymaktadır. Ama iktidar bir yanda. faydasına sunamayan bilim adamları ve sanatçılar. Rousseau. bunlara hükmedenler. ahlâksız. bilimin ortaya koyduğu aydınlanma ve ilerleme mitinin „ideolojik aygıt‟ haline getirilmesine karşı bir duruştur. Yani Rousseau‟da “geriye yönelik” bir bakış açısı söz konusu değildir (Oskay. Bir başka deyişle (Cihan. 2007:335). 1962:22-23). Ona göre (2009a:33): “Krallar gerçek bilginlere saraylarında şerefli mevkiler versinler. toplum içinde insanın yeni bir kültür varlığına dönüşmesi ile çözülebilecektir. iletişim alanın bir bilim haline gelmesiyle ilgili olan süreçtir. mutsuz bir durumda yaşayıp gidecektir”. Rousseau‟nun asıl hedefinde bilim ve sanatlardan çok. işte o zaman erdemin. 1993:43).

özellikle “İnsanların sahip oldukları bilgiler içinde en fazla yararlı ve en az ilerlemiş olanı.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 7 Sonuç olarak. Bilginin de bilimlerde olduğu gibi insan hakkında. ne de ben” ifadesiyle savunan Rousseau.” Uygarlığı oluşturan öğeler arasında sadece bilim ahlâki değerleri ön plana çıkarmaktadır. ne şairler. “İnsanların eylemlerini doğru biçimde değerlendirmek için onları bütün ilişkileri içinde ele almak gerekir. Ona göre. insan hakkındaki bilgi” olduğu düşüncesindedir (2002:75). bilginin. iyinin ve güzelin ne olduğunu hiçbirimiz bilmiyoruz: Ne sofistler.” (2007:56). bulduğumuz şeyin doğru olduğundan nasıl emin olabiliriz? Bütün bu karışık duygularımız arasında doğruyu kestirecek olan kriteryum ne olacak? İşimiz rast gidip sonunda gerçeği bulsak bile onu iyiye kullanmasını bilecek miyiz? İşte işin en güç tarafı budur. ne sanatçılar. şüphesiz veya kesin olamayacağı inancını vurgulamaktadır. toplumbilimin toplum düzeninin oluşumuna yapabileceği katkılar engellenmemelidir. Bilimin toplumsal yaşamdaki önemi de böylece giderek yükselecektir (2006:17). ne çıkmaz yollar vardır. Rousseau bilimler ve uğraştığı alanlarla ilgili olarak. ahlâk. insan için bir değer olarak konumlandırılması gerektiği fikrini “Doğrunun. bir dakikalık bir inceleme zahmetine bile değmez. Rousseau‟ya göre bilimler ve sanatlar. bu da bize hiç öğretilmeyen bir şeydir. bilginin değerine inanan. eşitlik ve gönencine hizmet etmezse. insanı yanlış bilince ya da sonuca götürme tehlikesi. gerçeğin doğru yolla aranması ve elde edilen sonucun iyi niyetle kullanılmasına dikkat çekmektedir (2009a:20): “Bilim araştırmalarında ne tehlikeler. doğru ise yalnız bir türlü olur. ondan gelecek iyilikten bin kez daha zararlı nice yanlışlıklardan geçmek gerekiyor! Bu işte zararlı olduğumuz ortada: Çünkü yanlış sonsuz biçimlere girebilir. Bu açıdan özünde. ne hatipler. gerçeğe ulaşmanın zorluğu. tartışmasız. bilgiyi yücelten Rousseau. Zaten gerçeği gerçekten ve yürekten arayan nerede? En iyi niyetlerle yola çıksak bile. bense bir şey İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . hikmetle ortaklaşa hareket etmediğinde bu değerlerin yok olmalarına sebep olmaktadır. Bu da bilgiyle aydınlanmış toplumsal bilinç alanının genişlemesiyle mümkündür. Bu yaklaşım tarzı özellikle eleştirdiği sofistler ve diğerleri hakkında “Bir şey bilmedikleri halde her şeyi bildiklerini sanıyorlar. Gerçeğe ulaşmak için. erdem.” Bilimlerin toplumsal fayda üzerine hizmet etmesi gerekliliği fikri Rousseau‟dan bir asır sonra özellikle toplumbilimleri açısından Durkheim (18581917) tarafından da vurgulanmıştır: “Eğer toplumbilim insanların özgürlük.

iyi insanlar ortadan kayboldu. Damlapınar bilmemekle beraber hiç olmazsa bilmediğimden şüphe etmiyorum” (2009a:15)10 şeklindeki eleştirisi ile Sokrates ve Descartes felsefesini hatırlatmaktadır. gerçek bilginlerin ayrımı yapıldığı gibi.” (Rousseau. Uygar insan kölelik içinde doğar. “Bilgin olmaksızın insan olabiliriz” (2009b:407) şeklinde açıklayan Rousseau. Düşünürün iletişim bilimlerine katkıları 10 Rousseau belki de bunun için “Çağdaşlarımın rehberi olmaya niyetim yok. felsefe ve gerçek ilişkisini ve felsefeden elde edilecek faydayı veciz bir şekilde tanımlamaktadır: “Biz gerçeğin saklandığı kuyunun duvarlarına asılıp ölmek için mi yaratıldık?” (2009a:20). Rousseau’da İletişim Düşüncesinin Temelleri Rousseau kendi çağında. felsefe ve bilgi ilişkisini şöyle özetlemektedir (Rousseau. bizim aramızda yaşamak ne tatlı bir şey olurdu!” şeklindeki ümitsiz beklentisini (2009a:9) Seneca‟nın. Bu görüşünü Emile‟de. yollarından sapanları gördükçe onları uyarmakla yetiniyorum ve insanları yönlendirmeye çalışanlar olmadıkça ben de onları kendi düşüncelerimle yormak istemiyorum. “Aramızda bilginler yetişmeye başlayalı. Bu tartışmaların devamında toplum. reklam ve halkla ilişkiler ve daha birçoğu sayılabilir. var olan ya da edinilmiş bilgilerin bilim ya da uygarlık adı altında kutsallaştırılarak kesin inanca dönüştürülmesine karşıdır. ama. günümüz iletişim bilimlerinin temel kavramları açısından önemli bir temel atmıştır. 2008:73) savunmasını yapmaktadır. kişilerarası iletişim.” Bilim ve felsefeyi ayrı ayrı konumlandıran Rousseau. tüm alışkanlıklarımız yalnızca bağımlılık. konuşma. sonuçta iyi niyetle gerçeği öğrenmiş olurduk ve gerçeğin araştırılması bağlamında hatadan cahilliğe kadar giderek katedilmesi gereken bütün yolu gerçekten almış olurduk. Ona göre (2009b:13). sıkıntı ve baskı. 2009a:16) yorumuyla desteklemektedir. filozof. Sayı:29 . sanki bunların hiçbirini yaratmamışlardır. 2. yazı. dönemin kitle iletişim teknolojisi matbaa.8 Z. kamuoyu. Şunu da kabul etmek gerekir ki o zaman hiçbir şey bilemezdik. Bunlar arasında özellikle dil. yaşar ve ölür. gerçek filozofların da ayrımını yapar: “Gerçek felsefe filozof adını taşıyanların hepsinde bulunsaydı. Rousseau bilgi ve ön yargı arasındaki sürece de işaret ederek.” Bu ilkenin aksine bir felsefe Rousseau‟ya göre insanları çevresinden soyutlar. Güz 2009.” (Rousseau. “Tüm bilgilerimiz kölece önyargılara bağlılıktan ibaret. 2008:73) : “Toplumun yararı için filozofların çalışmalarının dağılımını iyi yapmaları gerekir: birçok kitap ve tartışmadan sonra çürütülmüş olmaları gerekir. hiç biri olmamıştır. sosyal gerçekliğe karşı duyarsız hale getirir (2002:113).

iletişim bilimi üzerine yapılan hemen bütün tanımlarda ortaklaşa kullanılan “düşüncelerin paylaşımı”. halen yapısalcı yaklaşımlar açısından devam eden önemli bir tartışma konusudur.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 9 hiç şüphesiz. Düşünürün “Kendimizi acımaya nasıl yöneltiriz? Kendimizi kendi dışımıza taşıyarak. “düşünme biçimini” değiştirir. 11 Konu hakkında ayrıntılı değerlendirmeler. böylece anlatımın yerine kesinliği koyar 11. Matbaanın icadını da değerlendiren Rousseau basım tekniğine karşı olmamasına karşın hangi eserlerin basıldığı. yazı ise düşüncelerin anlatım aracıdır. Elbette iletişim bilimlerine katkılara ilişkin yapılacak özgül bir çalışma bu konuda daha ayrıntılı verilere ulaşmayı sağlayabilecektir. İletişim bilimlerinin kaçınılmaz olarak odağında yer alan dil konusunda Rousseau özellikle Dillerin Kökeni Üstüne Deneme adlı eseriyle önemli bir temel atmıştır. Rousseau bu eserine. günümüz kişilerarası iletişim alanının ana tartışmalarından empati kavramının temellerine de rastlanmaktadır. Düşünür. dilin kelimelerini değil. matbaa aracılığı ile şiddetle karşı çıktığı Hobbes ve Spinoza gibi yazarların tehlikeli düşünce ve hayallerinin ölümsüzleştirildiği ve bunun insanlığın gelişimi için bir kazanım değil kayıp olduğu fikrini savunmaktadır (2009a:30-31). kendimizde değil onda acı çekeriz” şeklindeki analizi (2007:36). Ona göre “Bir insan başka biri tarafından hisseden. Onun acı çektiğine hükmettiğimiz ölçüde acı çekeriz. aynı eserinin ilerleyen bölümlerinde tespitlerini şöyle açıklar: “Kendimizi başkalarının yerine koyduğumuzda her zaman kendimizi değiştirerek o yere koyarız. Rousseau empati kavramını kullanmaksızın. Buradaki çalışma kapsamında Rousseau‟nun sembolik örnek olarak seçilmiş bazılarına yer verilmiştir. Bu. acı çeken varlıkla kendimizi özdeşleştirerek. yaklaşımlar ve karşılaştırmalar için bkz (Ong. onların olması gerektiği şekilde değil. söz konusu kavramlar ve yaklaşımlarıyla sınırlandırılamaz. düşünen ve kendisine benzeyen bir varlık olarak tanıdığı anda ona kendi hislerini ve düşüncelerini iletme arzusu ya da gereksinimi. Rousseau‟da. değiştiren bir araçtır. bunun araçlarını aramaya yöneltir” (2007:1). yani tekniğin hangi amaçla kullanıldığına ilişkin bir sorgulama yaklaşımına sahiptir. Yani yazı. empati kavramının gelişimi için önemli görülmektedir. konusuna “düşüncelerimizi iletmenin çeşitli yolları üstüne” başlıklı bölümle tartışmaya başlar. Yazıyı konuşmadan ayıran Rousseau‟ya göre (2007:20-22) yazı dili sınırlandıran. Konuşma duyguların. 1995) İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Onları akılla yargıladığımızı sanarken de onların önyargılarıyla kendimizinkini karşılaştırmaktan başka bir şey yapmayız” (2007:56).

Dahası. 2008:43). çünkü genel iradeyi uygulamaktan başka bir şey yapmaz ve sadece bu yönetimin iradesine boyun eğen biri kesinlikle köle olduğunu söyleyemez” şeklindeki yaklaşımı (Rousseau. Yönetimin halkın yararına çalışma ilkesi bir yana Rousseau. halkın nasıl mutlu olacağı sorusundan hareketle önce mutlu olmayanların Güz 2009. Bu düşünce günümüz reklam bilimi/sanatı/sektörü açısından esas tartışma konularından birini özetlemektedir.10 Z. “yönetim çarkıyla” ve “yöneticilerin bozuk diliyle” sahte bir hal alacağı görüşünü savunmaktadır (2009b:699). akla ve bilime dayanan kanun koyucunun da kanunları kaleme almadan önce halk için uygun olup olmadığının kapsamlı bir şekilde araştırılması gerektiğini belirtmektedir (1997:56-59). yönetim açısından da benzer bir yaklaşımla. Devlet-toplum veya yöneten-yönetilen ilişkisi bağlamında dile getirdiği. Sayı:29 . Düşünüre göre “halka halkın diliyle” değil de kendi dilleriyle iletişim kuran „bilge kişiler‟ amaçlarına ulaşamayacaktır. “Yönetim sadece halkın yararı için çalışırsa özgürlüğe kesinlikle zarar vermez. inandırmadan kandırabilecek başka araçlar bulmak zorunda kalacağını. Düşünür Emile‟de (1762). ancak halka istediğini kabul ettirmek için bayağı çareler üretilmesinin geçici bağ oluşturacak bir „göz boyama‟ olacağından güçlü bağların akıl ve bilgelikle oluşturulması gerektiğini ifade etmektedir. günümüz halkla ilişkilerinin temel politikalarından biri olarak kabul görmektedir. Aynı şekilde. gösteriş ve rahat yaşamla ilgili gereksinmeler. İnsanın “davranış ve eylemlerini” kalıba sokan sanata karşı olduğunu vurgulayan Rousseau (2009a:9) iletişim yöntemi olarak reklam üzerine tartışmalara temel olduğu değerlendirilebilecek yaklaşımını şöyle özetlemektedir (2008:71): “Gereksinmelerimiz iki çeşittir: yaşamımızı sürdürmemiz için gerekli maddi gereksinmeler ve genellikle lüks alanına girdiği söylenebilecek zevk. düşünür bir mimarın yapacağı büyük bir bina için zemin çalışması yapması gibi. Rousseau‟nun bu yaklaşımları halkla ilişkiler sürecine doğrudan bir atıf olarak değerlendirilmektedir. Bu ikinci tür gereksinmeler uzun süren deneyimler ve alışkanlıklar sonucu bunların keyfini çıkarma alışkanlığına dönüştüğünde ve yapmamız da bu alışkanlığa göre oluşmaya başladığında gerçek gereksinmeler olur” Rousseau modern halkla ilişkiler uygulamacılarının ısrarla üzerinde durduğu bir iletişim boyutuna da temel olacak yaklaşımlar ortaya koymaktadır. kuvvete ya da akla dayanmayan iktidarların zora başvurmadan halkı yönlendirebilecek. yönetim yapısının bütün aşamalarıyla halk üzerinde yaptığı etkiler bakımından incelenmediği takdirde. Damlapınar Rousseau‟ya göre (2009a:8) insani ihtiyaçların krallığını bilimler ve sanatlar güçlendirmektedir.

insanın varoluş sürecinden başlayıp toplumla. Çünkü bireylerin tartışmalı bir soruna dair ne düşünecekleri. devletle. Habermas (1997b:182-200) da kamuoyu kavramının gelişiminde Rousseau‟nun katkıları vurgulamaktadır. genel oy. Ancak Rousseau‟nun eserleri üzerine içerik analizi ile yapılan bir araştırmaya göre bu kavramı 16 ayrı yerde kullandığı tespit edilmiştir (Noelle-Neumann. Montaigne‟nin 1588‟de yayınlanan Denemeler‟inde kavramın çoğul kullanıldığı bilinmektedir. Rousseau‟nun siyasal süreçte genel iradenin hiçbir zaman temsil olunamayacağı. iktidarla ve bu unsurların da birbirleriyle olan iletişimi hakkında önemli analiz ve tespitlerde bulunmuştur. 2006:10). genel iradenin ya da oy‟un birey sayısıyla ölçülemeyeceği. vd. Eserlerinde.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 11 durumunun incelenmesini önerir (Rousseau. gibi yakın kavramlara da sıklıkla atıf yaptığı görülmektedir. İyi/Kötü Katkılar İletişim alanının bilimsel oluşum sürecine iletişim teknolojilerindeki gelişim öncülük etmiştir (Aziz. Buna karşın düşünür. hız kazanması ve alana dair belirli önemli 12 13 14 Rousseau‟nun diğer eserleri bir yana sadece Toplum Sözleşmesi. başkasına devir ya da teslim edilemeyeceğine dair yaklaşımları da (1997:135) bu paralelde değerlendirilmelidir. Aynı şekilde. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . nasıl düşünecekleri ve hangi kanaatlere sahip olacakları kararının devredilmesi mümkün değildir. Düşünür Toplum Sözleşmesi‟nde (1762)12 yöneten-yönetilen ilişkisi açısından iktidar gücünün „halkın sevgisi‟nden elde edildiğinde en büyük güç olacağını ancak bunun “kararsız ve şarta bağlı” olduğunu vurgulamaktadır (1997:99). İletişim bilimlerinin önemli inceleme konularından biri olan kamuoyu Rousseau‟nun tanıttığı kavramlardan biridir. kamu yararından. 2008:68-69). kamuoyu [l’opinion publique] kavramını ilk defa yazan Rousseau‟dur14. 2005:148. Rousseau‟nun “iç dünyasına yolculuğu”nu anlattığı kabul edilen anı ve roman arasında bir dille kaleme aldığı Yalnız Gezenin Düşleri adlı eserinde de „genel irade‟. halkın kararlarının daima isabetli olduğu sonucunun çıkarılamayacağını. Bu açıdan Toplum Sözleşmesi‟ yerine düşünürün aynı adlı eserine belki başka bir başlığı “Kamusal İletişim” olarak düşünmek yanlış olmayacaktır. „genel kanı‟ gibi kavramların çoğunlukla kamuoyu karşılığı ile dilimize tercüme edildiği anlaşılmaktadır (Rousseau. bireylerin birleşmesiyle meydana gelen bütünün dikkate alınması gerektiğine dair açıklamaları (1997:36-37) kamuoyu süreci açısından algılanmalıdır13. onun iletişim kavramına bakış açısını önemli bir şekilde hissettirmektedir. Düşünürün.). Yani iletişimin bilimsel gelişim süreci toplumsal uygulama alanlarının genişlemesi. 1998: 293 ve 102-103). Bu eserinde. Daha o dönemde Rousseau genel iradenin her zaman doğru olduğu ve kamu yararına yöneltildiğini ön görmektedir. genel iradeye. Gerçekten de. 3. halkın hiçbir zaman bozulamasa da “aldatılabileceğini” yazmıştır. İletişim Biliminin Rousseau’cu Yorumu: Kaynaklar.

halkla ilişkiler ve reklam alanında çalışanlar. kitle kültürü gibi „sorunlar‟ın kavramsallaştırılması sonucu ortaya çıkmıştır (Mutlu. iletişim biliminde akademik gelişmelerin hız kazanarak iletişim fakültelerinin yaygınlaşmasını. Bu açıdan. Mattelart ve Mattelart. iletişim alanının her türlü entelektüel tartışmacıya açık bir yapısının bulunması. yaşadığımız dün ile bugün arasındaki farklılığın temelinde özellikle televizyon ve buna bağlı teknolojilerin aranması. Dördüncüsü. 20. Halkla ilişkilerin kurucusu olarak gösterilen Edward Bernays. Berelson. akademisyenler etkin biçimde görev almış ve medya sosyolojisini savaş sürecinde kullanılan kurumlarda öğrenmişlerdir (Mattelart. 1995:21). kitap gibi yayınlarda önemli artış görülmesini Mutlu (1995:15-16) dört temel nedene bağlamaktadır: Birincisi. akademik iş hayatında arz ve talep dengesindeki sorunlu dönüşüm. Herzog.12 Z. Coleman gibi bilim adamlarının kitle iletişim araçları ve ikna üzerine yaptığı araştırmalar bu bilimin kök atmaya başladığı dönem olarak gösterilmektedir (Lazar. Lowenthal. Üçüncüsü. Damlapınar etkilerin ve en önemlisi belirli sorun ya da problemlerin ortaya çıkması ile olgunlaşmaya başlamıştır. Birinci Dünya Savaşı‟nda gazeteciler. Benzer bir yaklaşımla. dergi. yüzyılın ikinci yarısından itibaren enformasyonun yerini şebekelerin aldığı iletişim çağı başlamış ve böylece “düşüncenin manipülasyonu” kurumsallaşmıştır (Barbier ve Lavenir. insanlığın şimdiye kadar gördüğü en büyük iki savaşta önemli bir gelişim çizgisi izlediğini ortaya koymaktadır. Lazarsfeld. sansürle birlikte propaganda amacı taşıyan ve Creel adında bir „gazetecinin‟ başkanlığını yaptığı (bu sebeple Creel Komisyonu diye de anılan) Güz 2009. Tarihsel süreç açısından emekleme dönemleri ya da ilk adımlarını atmaya başladığı evreler incelendiğinde iletişim biliminin. ABD hükümetinin Birinci Dünya savaşı sırasında. İletişim teknolojilerindeki köklü yeniliklerin olup bitenler hakkındaki zihinsel tasavvuru değiştirebilme gücüne sahip olması. Katz. İletişim araştırmalarında en önemli patlamanın yaşandığı dönem İkinci Dünya Savaşıdır. 1998:11). İkincisi. Klapper. yazarlar. „haber savaşını‟ yönetmek kitleleri yönlendirmek. iletişim çalışmaları ve araştırmalarına bilimsel yönelim özellikle kitle iletişim araçlarının ve dolayısıyla etkilerinin fark edilmeye başlaması. İletişim alanının iletişim bilimiyle kuşatılması gerektiği görüşünde birleşen özellikle Hovland. Sayı:29 . 2001:65). 2001:22-24). kitle toplumu. 2001:385-386.

Dolayısıyla.5 ve yüzde 18. ardından matbaa sayesinde basılı araçların kullanılması sonucu insanın zaman. 1957‟de. 1984-2007 döneminde yapılan lisans ve lisansüstü düzeydeki tezlerin halkla ilişkiler alanına katsının kantitatif olarak incelendiği bir çalışmada (Okay ve Okay: 2008) söz konusu katkının “ihmal edilebilir” olduğu bulgulanmıştır. Diğer bir açıdan. çoğu iletişim bilimcinin. manipülasyon gibi konulara doğru bir yönelim olduğu anlaşılmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri‟ndeki bir sinema filminin gösterimi esnasında perdeye her beş saniyede bir. iletişim ağlarının yaygın kullanımı da bir gün düşün(e)mememize yol açabilir mi? tarzındaki sorusu ve benzerleri daha çok sorulmaya başlamıştır. Bu durum ülkemizdeki lisansüstü çalışmalara da yansımıştır. kitle iletişim araçlarında ve diğer iletişim süreçlerinde etik sorunlar. 15 http://tez2. sonuçta yapılan araştırmaya göre reklamı yapılan iki ürünün satışlarında yüzde 57. Bu bilinçaltı reklamcılığının uygulanışı daha sonra. Halkla ilişkilerin ilk adımları burada atılmıştır (Mattelart. insanlık için olumsuz sonuçlar doğurabileceği gerekçesiyle yasaklanmıştır (Severin ve Tankard. 2001:51-52). toplumsal iletişim/iletişimsizlik sorunları. İletişim biliminde ve teknolojilerindeki değişim paralel bir gelişmeye işaret etmiştir. Bilinçaltı algılama ve insanların bu yolla yönlendirilmesi ilk kez reklam alanındaki bilimsel yöntemlerin ilerlemesiyle gündeme gelmiştir.gov. 1994: 111-113).yok.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 13 Committee on Public Information‟un üyelerinden biridir. Barbier ve Lavenir‟in (2001:388) uygarlık sürecinde önce alfabenin icadı. 1988-89:4-5). Bu süreç aynı zamanda „güdümlü iletişim bilim araştırmaları‟na doğru da bir yönelim olarak görülmüştür. mekân ve dünyayı algılamasının kökten değişmesi gibi. özellikle iletişimin „yan etkileri‟ ya da „gizli işlevleri‟ üzerinde yoğunlaşması (Chaffe ve Berger 2005:59) anlaşılabilir bir gelişme haline gelmiştir.1‟lik artışların görüldüğü belirlenmiştir. Amerika Birleşik Devletleri‟nde önceleri „iletişim sanatları‟ bölüm ve fakülte adları daha sonra „iletişim bilimleri‟ olarak değiştirilmiştir. saniyenin 3000‟de 1‟i kadar bir süre ileti gönderen bir araç sayesinde izleyicilere bilinçaltı algılama uygulanmış.tr/ İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Çünkü üniversitelerde yapılan iletişim bilim araştırmaları tüketime yönelik büyük şirketlerin çıkarları doğrultusunda üstelik objektiflik kisvesi altında yönlendirilmeye çalışılmıştır (Ergüden. Ancak. Yüksek Öğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi‟nin veri tabanında15 yer alan akademik çalışmalar genel bir gözleme dayalı olarak değerlendirildiğinde.

Demokrasi (McQuail. araçları veya süreçlerinde yaşanan ilerlemeler sonucu şimdiye kadar literatürde ulaşılan bilgi birikimi „sembolik‟ olarak Tablo 1‟de değerlendirilmektedir. 1988) “Beyin Yıkama” (Brown. 2005) “Yaratıcı strateji” (Drewniany ve Jewler. Dünyanın bu nüfus büyüklüğü ve yapısıyla aynı kaldığını ancak iletişimin bilim ve uygulama alanlarının geçtiğimiz yüzyılın ortalarındaki gelişmişlik seviyesine döndüğü bir an bile tasavvur edilebilir mi? 16 16 Benzer bir soru ve farklı bir yaklaşım için bkz. 1998) “İktidar Seçkinleri” (Mills. Yoksa İlerleme mi?] başlıklı çalışmasında uygarlığın geldiği noktayı ahlâki durum bağlamında inceleyerek olumlu ve olumsuz katkılar açısından incelemektedir (2003:213). 1994) Kamu Gözcüsü. 1997) ve Chomsky. Fromm (1996:27) Güz 2009. 1993) “Beyin İğfal Şebekesi” (Mattelart. 1999) Katılım. dünyayı ve içinde bulunduğumuz toplumu yaşanılabilir kılan uygarlığın en önemli birikimlerinden biridir. özgür. Tablo 1: İletişim Bilimlerinin Kaynağı Araç veya Süreçlerin Katkı Tipolojisi İletişim Bilimleri: Temel kavramlar. Yüzyılda Leslie Lipson Uygarlığın Ahlâki Bunalımları [ Manevi Bir Erime mi?. 1999) “Global Köy” (McLuhan. 1980) Bilgilenme. 1974) “İdeolojik Aygıtlar” (Althusser.1994) Rokeach 1977) Şiddetin yükselişi (Sanders. 1982) Sosyal sistemler (De Fleur ve Ball“Öldüren Eğlence” (Postman. bilinçli alıcı-tüketici Haber Halkla İlişkiler Reklam Bütün bu tartışmalara karşın. İşte bu perspektiften hareketle iletişim bilimleri. 1994) Kamuoyu ve Demokrasi “Zihin Yönlendirenler” (Schiller. 1995) “Sahip Olmak” (Fromm. 1997) “İletişim Yönetiminde Mükemmellik” (Grunig. 1997) “Tüketim Toplumu” (Baudrillard. enformasyon toplumu Propaganda ve Rıza üretimi (Herman (McQuail ve Windahl. Örneğin 20. araçlar veya süreçler ZARARLAR YARARLAR Medya ve/ya İletişim Teknolojileri Toplumsallaşma (Aziz. Damlapınar Rousseau‟nun bilim ve sanatları sorgulama tarzı. 2008) Bilgili. 2001) Gerçekliğin inşası (Tuchman. dördüncü güç Kamu yararı (McQuail. Sayı:29 . iletişim bilimleri ve teknolojilerindeki gelişmeler.14 Z. diğer alanlarda da benzer biçim ve içerikle kendisinden sonra da devam etmiştir.

kimi zaman da ortaya çıkan toplumsal sorunların çözümü için olumlu tutum ya da kanaat edindirme çalışmaları. „olumsuz‟ ya da „kötü‟ etkileri varsa yine bunları ortadan kaldırabilecek ya da azaltabilecek tek uygarlık ürünü olmasıdır. ancak bilimin yol gösterici bir yapıya kavuşturulmasıyla ulaşılabilir.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 15 Tartışma ve Sonuç: Sorular Rousseau‟nun iletişim bilimlerinde halen kullanmakta olduğumuz kavram ve yaklaşımların temellerini atmasından daha önemli katkısı muhalif duruşuyla. Voltaire. rehber edinmiş bir düşünür modeli olmasıdır. Feyerabend‟in vurguladığı gibi (1999a:12) bilimsel araştırmalar eğer halkın yaşamını etkiliyorsa. topluma. Benzer çalışmaların değişik açılardan. tıp dünyasından bütün hastalıkları kökten ve tümden ortadan kaldıracak bir katkı beklenemeyeceği. David Hume. ancak aklın eylemlere egemen olması şartıyla. uygulama süreciyle birlikte gelişen „yan‟. yönlendirmek vb) için kullanıldığı gibi. John Locke. bilimsel projelerin tartışılması sürecine toplumsal katılım sağlanması bir zorunluluk olarak görülmelidir. Francis Bacon. araştırmacının iyi bir iletişimci olmasıyla mümkündür. diğer bilim dallarına en önemli katkısı insanın doğasında bulunan iletişimi bilimsel alana taşıyarak. sektöre. İletişim bilimi ile elde edilen bilgilerin insanı/toplumu belirli amaçlar için manipüle etmek (psikolojik savaş. sorgulayıcı anlayışıyla ve aykırı söylemiyle bilimleri ve sanatları bile günün şartlarında eleştirebilecek cesarette. Özellikle iletişim bilimleri için vazgeçilmez prensiplerden biri olarak değerlendirilmesi gereken „toplumsallaşmada‟ başarıya. İletişim bilimlerinin ilgili alanlarda bireye. Russell‟in (1997:53) da belirttiği gibi: “Bilim birbirimize zarar verme olanaklarını artırdıkça toplumsal yaşamın sürmesini olanaklı kılan da bu olacaktır”. toplumsal organizasyon amaçlı kullanılmıştır. kandırmak. René Descares. gerçek bilgiyi. Arthur Schopenhauer gibi düşünürler bağlamında yürütülmesi alana katkı sağlayacaktır. Bu da. Aziz‟in (2007:185) vurguladığı gibi bilimsel çalışmalarla üretilen bilgilerin yol gösterici ve işe yarar duruma getirilmesi. Immanuel Kant. Adam Smith. hikmeti. Bütün bilim dalları için olduğu gibi iletişim bilimlerinin de kendisiyle ilişkilendirilebilecek her türlü toplumsal ya da doğal sorunu çözmesini beklemek mümkün değildir. Yani. kimya ya da biyoloji gibi fen bilimleri sayesinde doğaya her koşulda tamamen hâkimiyet sağlayamayacağı gibi iletişim bilimlerinden de bireysel ve toplumsal İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Jeremy Bentham. erdemi. kendine özgü bilimsel kanunları olan fizik. ahlâkı.

Damlapınar iletişim sorunlarını tamamen çözecek bir katkı beklemek rasyonel bir yaklaşım kabul edilemez. toplumsal sorunlar belirginleştikçe. yöneten-yönetilen vb) neden hala yaşan bir sorun olarak gündemdeki yerini korumaktadır?  „Mektepliler‟in „alaylılar‟la meslektaş olduğu bir kitle iletişim ortamında/sektöründe iletişim bilimleri. “davranışları ve eylemleri” kalıba sokmak isteyen örgütlü iletişim kaynakları mı yararlanmıştır?  Ülkemizde iletişim bilimi belirli parametreler dâhilinde önemli bir gelişim göstermiştir. Yine de. birbirine bağlı şu sorular üzerine yeniden eğilmesine ihtiyaç olduğu değerlendirilmektedir:  İletişim bilimlerinin gelişimi bireysel. sınıf. Sayı:29 . deontolojik ve etik sorunların artmasına ya da azalmasına katkı sağlamış mıdır?  Kitle iletişim kurumlarının hedef kitleleriyle yaşadığı sorunlarda iletişim bilimleri nasıl bir çözüm sağlayabilir? Okursuz gazeteler. kamusal. İletişim biliminin ve öğretiminin kuramsal ya da uygulama alanına katkısı nasıl artırılabilir?  İletişim bilimimin toplumsallaştırılmasında hangi aşamadayız? Toplumun ve bireyin doğrudan içinde olduğu iletişim bilimleri onlara ne kadar ev sahipliği yapabilmiştir?  İletişim bilimindeki önemli ilerlemelere karşın toplumsal. araçları. iletişim bilimleri alanında çalışan bilim insanlarının Rousseau‟cu bir yaklaşımla.16 Z. televizyona bağımlı izleyiciler ve benzeri sorunlar için iletişim bilimleri yeni bir açılım sağlayabilir mi?  İletişim. teknolojilerinin olumsuz etkilerini tesirsiz hale getirecek bir iletişim bilimi geliştirilebilir mi? Güz 2009. iletişim biliminin kazanımlarından faydalanmak nasıl mümkün olabilir?  Şimdiye kadar iletişim bilimlerindeki bilgi birikimiyle ortaya çıkan kuramlardan bilim insanları mı. ilerlemesini sağlamış mıdır?  İletişim bilimi. bu sorunların peşinden koşan bir alan olmaktan nasıl çıkarılabilir? İletişim alanında yaşanan sorunlar ortaya çıkmadan. kurumsal ya da örgütsel iletişim düzeyinin ve kalitesinin yükselmesini. Bugün yaklaşık devlet ya da vakıf üniversitelerine bağlı lisans eğitimi veren 40 civarında iletişim fakültesi ve lisansüstü eğitim veren birçok enstitü bulunmaktadır. çatışmalar (kuşak. toplumsal.

Aslan. Yusuf Alp ve Mahmut Özışık (çev. Erol Mutlu (der. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. bilimsel reklamcılık bilinçli. Ahmet (1999) Felsefe Sözlüğü. ve çev. Aysel (2007) Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntemleri ve Teknikleri. Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi. (38). İstanbul: Boğaziçi Yayınları. Louis (1994) İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları. Kerem Eksen (çev. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım.). 9 (1). Yayınları. Rousseau. hayatta insanların sorunlarına iletişim bilimleri katkı sağlayabilmiş midir?  Bilimsel halkla ilişkiler „olumlu‟ tutum ya da kanaatlerin kazanımı. toplumda. İstanbul: Say Yayınları. Chaffe. içinde. J. Ankara: AÜ BYYO. Ekonomi Politik Üzerine Söylev. Mustafa Hazım (2008) “Rousseau Üzerine Birkaç Söz”. Aziz. Mustafa (2007) “J. İstanbul: Okuyanus Yayın. Frédéric ve Catherine Bertho Lavenir (2001) Diderot‟dan İnternete Medya Tarihi. Kitle İletişim Kuramları. Aziz. Necip (1962) Jean-Jacques Rousseau Hayatı Sanatı Eserleri.323-338. Rousseau’nun İnsan Anlayışı: Doğallıktan Kültürleşmeye”. s. Cevizci. Siyasal Fragmanlar. s. 7.A. Berger (2005) “İletişim Bilimci Ne Yapar”.) İstanbul: İletişim Yayınları. Aysel (2006) “Dünyada ve Türkiye’de İletişim Araştırmaları”. Brown. Ankara: Ütopya Yayınevi. ailede.).). Baudrillard Jean (1997) Tüketim Toplumu. Bayka. JeanJacques. İsmail Yerguz (çev. Aziz. rasyonel tüketim alışkanlığına dönüştürülebilmiş midir?  Başka hangi yeni sorular üretilebilir? Bu soruların bir sonu gelir mi? KAYNAKÇA Althusser.7-14. J. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . İstanbul: Varlık Yayınları. ve Charles R.42-74. Kültür ve İletişim.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 17 kişilerarası iletişim  Okulda. Cihan. Behzat Tanç (çev.C (1994) Beyin Yıkama. Hazal Deliçaylı ve Ferda Keskin (çev). Steven H. s. Barbier. İstanbul: Paradigma.).9-31. içinde. Aysel (1982) Toplumsallaşma ve Kitlesel İletişim. s.

James E.). Mehmet Küçük (çev. Bilim ve İktidar. Hazard. Grunig. İstanbul: Cem Yayınevi. İstanbul: Ötüken Neşriyat. Erich (1997) Sahip Olmak ya da Olmak. Mustafa Tüzel (çev. Fromm Erich (1996) Sağlıklı Toplum.18 Z. Emile (2009) Dini Hayatın İlk Şekilleri.). içinde. Jerome Jewler (2008) Creative Strategy in Advertising. Orhan (1993) İletişim ve Kitle İletişim Bilimine Giriş İnsanlararası İlişkilerin Sosyolojik Bir Analizi. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Konya: Atlas Kitabevi.). (2005) Halkla İlişkiler ve İletişim Yönetiminde Mükemmellik. http://tez2.). İstanbul: İletişim Yayınları. Jürgen (1997b) Kamusallığın Yapısal Dönüşümü. ve Noam Chomsky (1988) Manufacturing Consent The Political Economy of the Mass Media. Damlapınar De Fleur. Yurdanur Salman ve Zeynep Tanrısever (çev.yok.tr Güz 2009. Paul (1999b) Yönteme Karşı. Ertuğrul Başer (çev. Gazi Üniversitesi BYYO Dergisi. Erol Güngör (çev.). İstanbul: Arıtan Yayınevi. Emile (2006) Toplumsal İşbölümü. ve Sandra Ball-Rokeach (1977) Theories of Mass Communication. s. Durkheim.).1-15 Feyerabend. s. New York: Pantheon Books. İzzet Er (çev. Boston: Thomson Wadsworth. Habermas. Augusto (1997) “Modern Bilimin Doğuşu ve Düşünce Özgürlüğü”. Jürgen (1997a) “İdeoloji” Olarak Teknik ve Bilim.) Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. Drewniany. 23-37.). Federico Mayor ve Augusto Forti (der. İstanbul: Payel Yayınları. Özer Ozankaya (çev.gov. Tanıl Bora. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. Melvin L.). Mithat Sancar (çev. Feyerabend. ve A. Habermas. Durkheim. Ergüden. Herman. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Paul (1994) Batı Düşüncesindeki Büyük Değişme. Elif Özsayar (çev. Aydın Arıtan (çev. New York: Longman. Edward S. Paul (1999a) Özgür Bir Toplumda Bilim. Ahmet Kardam (çev. Ankara: TÜBİTAK. Gökçe. 10. Forti. Sayı:29 . Fromm.). Bonnie L.). İstanbul: Rota Yayınları. Akın (1988-89) “İletişimbilimde Niteliksel-Kural Araştırmaları”.).

). Armand ve Michèle Mattelart (1998) İletişim Kuramları Tarihi. Moles. Leslie (2003) Uygarlığın Ahlâki Bunalımları. İstanbul: Say Yayınları.). Ankara: İmge Kitabevi. s. London: Sage Publications.). Ankara: Vadi Yayınları. Armand (2001) İletişimin Dünyasallaşması. İstanbul: Bilgi Yayınevi. Konca Yumlu (çev. Rasih Nuri İleri (çev. İstanbul: İletişim Yayınları. İstanbul: İletişim Yayınları. [Manevi Bir Erime mi? Yoksa İlerleme mi?]. Wright (1974) İktidar Seçkinleri. Abraham (2001) Belirsizin Bilimleri İnsan Bilimleri için Yeni bir Epistemoloji. Işın Gürbüz (çev. içinde. Cengiz Anık (çev. Judith (2001) İletişim Bilimi.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 19 Karagöz. Bahar Öcal Düzgören (çev. İstanbul: Scala Yayıncılık.). Mattelart. Halime Yücel (çev. Lipson.).). Jean-Jacques (2002) İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Üzerine Konuşma. Emel Öztürk (2006) “Bilgi. 7. İstanbul: Alan Yayıncılık. (1995) Bilimsel Devrimlerin Yapısı. Mattelart. Mattelart.49-66. Jale Çam Yeşiltaş (çev. Mills. McLuhan.). Denis (1999) Media Performance Mass Communication and the Public Interest. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Armand (1995) Beyin İğfal Şebekesi Uluslararası Reklamcılık. Lecercle.27-62.). Bilim ve İletişim”. Rousseau. J. McQuail.). İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Ünsal Oskay (çev. (2002) “Jean-Jacques Rousseau Hayatı ve Eserleri 1712-1778”. Mollaer. Thomas S. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Kuhn. Yüzyılda Yeryüzü Yaşamında ve Medyada Meydana Gelecek Dönüşümler.). Rousseau’nun Felsefesi”. (4). Lazar. London: Sage Publications. C. Nilüfer Kuyaş (çev. Fırat (2005) “Modern Bilim ve Kapitalizmin Erken bir Eleştirisi: J. J-L. Merih Zıllıoğlu (çev.13-38. Marshall (2001) Global Köy 21. s. Kaygı: Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Dergisi. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. s. Denis (1998) Mass Communication Theory An Introduction. Denis ve Sven Windahl (1997) Kitle İletişim Modelleri.). McQuail. Kilad Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Dergisi. McQuail. Nuri Bilgin (çev.

Damlapınar Nelkin.). Ankara: Dost Kitabevi. İstanbul: Der Yayınları. Oskay. Okay. Jean-Jacques (2007) Dillerin Kökeni Üstüne Deneme. Sayı:29 . Elisabeth (1998) Kamuoyu Suskunluk Sarmalının Keşfi. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Ünsal (1993) XIX. Jean Jacques (2005) Yalnız Gezenin Düşleri. Postman. Rousseau. Rousseau. Ünsal (2001) “Yıkanmak İstemeyen Çocuklar” Olalım. Jean-Jacques (1997) Toplum Anlaşması. İstanbul: Bordo Siyah Klasik Yayınlar. İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Üzerine Konuşma. İsmail Yerguz (çev. Z. Yüzyıldan Günümüze Kitle İletişiminin Kültürel İşlevleri Kuramsal Bir Yaklaşım. Vedat Günyol (çev. Oskay. Oskay. İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları. Rousseau. Rasih Nuri İleri (çev. Ekonomi Politik Üzerine Söylev. 2. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.). İstanbul: Say Yayınları. Ankara: Ark Yayınevi. Jean-Jacques (2008) Siyasal Fragmanlar. (1995) Sözlü ve Yazılı Kültür Sözün Teknolojileşmesi. İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları. (5). Jean-Jacques (2002) İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Üzerine Konuşma.5-14. Ömer Albayrak (çev. Neil (1994) Televizyon: Öldüren Eğlence Gösteri Çağında Kamusal Söylem.).). İstanbul: Metis Yayınları. Rousseau.). Selçuk İletişim. Walter J. Aydemir ve Ayla Okay (2008) “Undergraduate and Graduate Public Relations Education in Turkey: A Quantitative Study of Dissertations Contributions to Public Relations Field (1984-2007). Jean-Jacques (2002). Rousseau. Erol (1995) İletişim Sözlüğü. Murat Çiftkaya (çev. İstanbul: Say Yayınları. Ünsal (2002) “Önsöz” Rousseau.).). s. İstanbul: Say Yayınları.). Ong. Murat Özkök (çev. Güz 2009. Osman Akınhay (çev. Rasih Nuri İleri (çev.). Jean-Jacques (1991) İtiraflar II. Noelle-Neumann. Arif Orbay (çev. İstanbul: Şule Yayınları. Sema Postalcıoğlu Banon (çev. Dorothy (1994) Bilim Nasıl Satılır. Ester Yanarocak (çev.). Rousseau.20 Mutlu.). içinde.

Wr. Bertrand (1997) Sorgulayan Denemeler. Severin. Nermin Arık (çev.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 21 Rousseau.). Ankara: Dost Kitabevi. Herbert (1993) Zihin Yönlendirenler. 1.5-19. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.).). (5). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . İstanbul: İletişim Yayınları. Tuchman.). Beril Akıncı ve Uğur Bakır (2007) “Distopyan Perspektiften Bilgi İletişim Teknolojileri ve İnsanlığın Geleceği”. (5). ve James W. Selçuk İletişim.5-21. 3. Vural. Bilim. Rousseau. Vural. Schiller. Yaşın. Beril Akıncı ve Ayda Sabuncuoğlu (2008). Jean-Jacques (2009b) Emile ya da Eğitim Üzerine. Sanders. s.). s. Raymond (2006) Anahtar Sözcükler Kültür ve Toplumun Sözvarlığı. (çev. Z. Williams. Selçuk İletişim. Roger (1996) Akılcılık ve Bilim. Cevdet Cerit (çev. Ankara: TÜBİTAK. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Kibele Sanat Merkezi. Yöntemleri ve Kitle İletişim Araçlarında Kullanımları. Şehnaz Tahir (çev. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Tankard. Russell. Ufuk Can Akın (çev. Cem (2006) “İletişim Araştırmalarının Bilgi Bilimsel Temelleri: Bilimsel Bilginin Bilinebilirliği Üzerine”. Barry (1999) Öküz‟ün A‟sı Elektronik Çağda Yazılı Kültürün Çöküşü ve Şiddetin Yükselişi. Sabahattin Eyüboğlu (çev. Werner J. İstanbul: Pınar Yayınları. Bilim Her Şeyi Açıklayabilir mi?.). Trigg. Tambiah. İstanbul: Sarmal Yayınevi.137-148. New York: The Free Press. 27. “Bilgi İletişim Teknolojileri ve Ütopyan Bakış Açısı”. Ali Atıf Bir ve Serdar Sever (çev. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. s. Stanley Jeyeraja (2002) Büyü.).). Savaş Kılıç. Gaye (1980) Making News A Study in the Construction of Reality.). Yaşar Avunç (çev. Kadir Yerci (çev. Jean-Jacques (2009a) Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev. Din ve Akılcılığın Kapsamı. (1994) İletişim Kuramları: Kökenleri.

Türkiye’de sektörü büyük ölçüde kontrol eden iki basın işletmesinin finansal tabloları yüzde yöntemi ile analiz ve rasyo analizi tekniklerinden yararlanılarak analiz edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Basın işletmeleri. The need of organizations for financial funds is affected by many factors ssuch as the size of organization. finansal sorunlar.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. In the research part. gelir kaynakları ve bu işletmelerin içinde bulunduğu piyasa yapısı gibi konular ele alınarak. İşletmelerin kaynak ihtiyacı. finansman. işletme büyüklüğü. İletişim Fakültesi İletişim 2003/18 . the production subject and industrial organizations. maliyet yapısı. sources of revenue and market structure in which these organizations are involved. endüstri koşulları gibi pek çok faktörden etkilenmektedir. the financial fund needs of these organizations and how they provide them are considered by examing the subjects such as the characteristics peculiar to newspaper organizations. like every organization. G. Ü. a financial analysis is carried out which is aimed at the determination of the fund problem of the newspaper organizations. finansal analiz Financial problems of newspaper organizations and a financial analysis practice ABSTRACT Newspaper organizations. üretim konusu. finance. financial problems. bu işletmelerin finansal kaynak ihtiyaçları ve bu ihtiyaçlarını nasıl karşıladıkları incelenmektedir. For this reason. Araştırma kısmında ise Türk basın işletmelerinde kaynak sorununun belirlenmesine yönelik bir finansal analiz çalışması yapılmaktadır. 7(2). financial analysis  Araştırma Görevlisi Doktor. 237- BASIN İŞLETMELERİNİN FİNANSMAN SORUNLARI VE BİR FİNANSAL ANALİZ UYGULAMASI Dilek GÜRKAN ÖZET Basın işletmelerinin her işletme gibi üretim faktörlerini bir araya getirerek faaliyette bulunabilmeleri ve üretimlerini belli bir karlılık düzeyinde istikrarlı biçimde sürdürebilmeleri için finansal kaynaklara ihtiyaçları vardır. The financial statements of the two major newspaper organizations in Turkey which controls the media sector on a large scale are analyzed by using the vertical analysis and ratio analysis. Key Words: Newspaper organizations. require financial funds in order to function by gathering production factors and maintain the production at a certain profitable level. cost structure. Bu yüzden çalışmada basın işletmelerinin kendine özgü özellikleri.

yarı kamusal mal ve hizmet üreten birer işletme konumundadırlar(Dai ve Kara. Ülke ekonomisinde faaliyette bulunan işletmeler. İşletmelerin kaynak ihtiyacı. Gürkan İşletmelerin gerek kurulabilmesi. bu işletmelerin finansman sorunlarının tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Finansman. gelir kaynakları ve bu işletmelerin içinde bulunduğu piyasa yapısı gibi konular göz önüne alınarak. bu işlevleri yerine getirirken tüm ekonomik birimler gibi. küçük veya büyük tüm işletmeler için daha fazla öneme sahip olmaktadır. Sayı:29 . maliyet yapısı.24 Giriş D. stratejileri saptamak. globalleşme ve artan rekabete paralel olarak finansman. yönlendirme. BASIN İŞLETMELERİNDE FİNANSMAN Basın işletmeleri. Haber verme. işletme büyüklüğü. gazete üreten yazılı basın işletmeleri olup. pazarlama ve dağıtım aşamasında yaşanan zorluklar gibi nedenlerle bazı finansal sorunlarla karşılaşmaktadır. 2004:1). Bu çalışmada konu edilen basın işletmeleri. endüstri koşulları gibi pek çok faktörden etkilenmektedir. A. uygun finansman politikalarını belirlemek. yatırım için gerekli fonu bulması ve bu fonları etkin bir şekilde kullanması gerekmektedir ki. Bunun sağlanabilmesi için işletmelerin. Günümüzde her işletmede kaynakların tahsisi ve dağıtımı ile ilgili bir takım finansal sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Bu yüzden çalışmada. Gelişen teknoloji. kar amacı güden ve yüksek teknolojiyi hedefleyen basın işletmeleri. çalışmada Türkiye’de gazete üreten basın işletmelerinin kaynak ihtiyaçları ve bu ihtiyaçlarını nasıl karşıladıkları incelenmektedir. Ticari bir işletme olarak ele alındığında. planlamak. eğitme ve eğlendirme gibi toplumsal işlevleri yerine getiren. Basın işletmeleri genellikle diğer endüstri Güz 2009. üretim konusu. girdi fiyatlarındaki artışlar. basın işletmelerinin kendine özgü özellikleri. bu da finansmanın konusunu oluşturur. kamuoyu oluşturma. bilgi ve haber üretirken aynı zamanda sınai bir üretimin oluşmasını sağlayan. üretken yatırımlara yönelerek girişimlerinin sonucunu almak ve işletmelerinin sürekliliğini sağlamayı amaçlamaktadır. uygulamak ve uygun bir kontrol mekanizması oluşturarak denetlemektir(Ergül. 2002: 21). gerekse faaliyetlerini sürdürebilmesi için parasal kaynaklara ihtiyaç duyulmaktadır. üretim faktörlerini bir araya getirerek ürününü meydana getiren basın işletmeleri için de finansman hayati bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. teknolojik yenilenmeyi gerektiren pahalı yatırımlar.

Üretilen ürünün ayırt edici özellikleri. Ancak bu endüstrinin ürünlerinin kendine özgü yanı. haber. rekabet derecesi. basın işletmelerinin finansmanı da dahil olmak üzere tüm işletme fonksiyonlarına yansımaktadır. Gazeteyi en kısa ömürlü ürün olarak tanımlamak mümkündür. 1989: 99). Basın işletmelerinin finansmanında ürettiği ürününün(gazete) bazı özellikleri son derece belirleyici olabilmektedir.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 25 işletmeleri ile aynı piyasa koşullarında faaliyet gösterirler. Gazetelerin okuyucuya ve reklamverene ayrı ayrı satışa çıkarılması fiyat politikalarının da basın işletmeleri için farklı işlemesine neden olmaktadır. 1993:20). Basın işletmelerinin ürettiği ürünün diğer bir özelliği ise. teknoloji ve sermayeyi bir araya getirerek faaliyet göstermektedir. işletmenin kendi maliyet yapısından çok ekonominin durumu. emek. Basın işletmelerinin üretiminde. dağıtım ve tüketim aşamalarının çok kısa süre içinde gerçekleşmesi gazetenin hemen değerini kaybetmesine neden olmaktadır. pazar payı gibi işletme dışı etkenlere bağlı olunması nedeniyle karmaşık bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır (Özkan. Basın işletmesi için fiyatlandırma. gazetenin okuyucu ve reklamveren olmak üzere iki ayrı pazara sunulmasıdır. basın sektörüne diğer sektörlerden ayrı bir özellik kazandırmaktadır. Kullanılan yoğun teknoloji ve nitelikli emek nedeniyle güçlü bir sermaye yapısı gereksinimi ortaya çıkmaktadır. Basın işletmeleri genellikle kitle üretimi yapan işletmeler olup. vasıflı bir emeğe ihtiyaç duyulmaktadır. fotoğraf. Düşünce üreten ve kamu hizmeti gören ekonomik bir birim olarak basın işletmeleri. gazetenin içeriğini oluşturmada eğitimli. Haberin üretim. Dolayısıyla. 1999: 93). Gazetenin dayanıksız bir ürün olması ve stok edilememesi. ürettiği ürüne asıl değerini ve önemini kazandıran makale. tek bir ürünün iki farklı mal ve hizmet piyasasına sunulması gibi pek çok özellik basın işletmelerini diğer endüstri işletmelerinden ayırmaktadır. tüm ekonomik birimler gibi hammadde. Gazete fiyatlama stratejisi. Medyaların tüm ekonomisini bu kısa yaşam süresi koşullandırmaktadır(Desmoulins. Dolayısıyla basın işletmelerinin yapısına uygun olan kitle üretimi sermaye yoğun üretim teknolojisi ve otomasyon gibi gelişmiş üretim sistemleri kullanarak birbirinin aynı olan ürünler üretmek biçiminde gerçekleşmektedir (Atılgan. hem karı maksimuma İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . bu üretimin özelliği üretimin devamlı olması ve aynı üründen çok miktarda üretilmesidir. üretim sürecinin uzman bir emek ve yoğun bir sermaye gerektirmesi. karikatür gibi fikir ürünleri olmaktadır. Temel işlevini okuyucu için gerçekleştirmesine rağmen işletmeye sağladığı gelir açısından reklamverenler okuyuculardan daha önemli bir konumda bulunmaktadır.

26

D. Gürkan

çıkarma ya da maksimum satış hacmine ulaşma, hem de pazar payını maksimize etmelidir (Fink, 1988: 199). Günlük gazetelerin satış fiyatı genellikle birim maliyetinden daha düşük düzeyde tespit edilir. Gazetenin maliyet fiyatı ile satış fiyatı arasındaki bu dengesiz yapı gazetelerin sadece satış gelirleriyle yaşamalarını imkansız hale getirmektedir (Atılgan, 1993:234). Temelde fikri ürün olan gazete, ekonomik ürün olarak değer kazanmakta ve fikri olandan çok ekonomik olana yönelerek, zihinsel bir dönüşüme zemin hazırlamaktadır. Okuyucudan çok reklamverenin sözcülüğünü yapan gazete böylece kendi ekonomik geleceğini güvence altına almaktadır (Topçuoğlu, 1996: 219). Basın sektöründe üretilen ürün büyük altyapı yatırımları ve pahalı teknolojiyi gerektirmekte, dolayısıyla yüksek başlangıç maliyetleri söz konusu olmaktadır. Basılan kopya sayısı değişse de, basın işletmesi aynı sayıda fikir işçisini çalıştırmakta, gazetenin haber ve reklam içeriğini oluşturmakta ve gazeteyi baskıya hazır hale getirmektedir. Gazetelerin maliyetleri finansal kaynak ihtiyacında etken olmaktadır. Bu yüzden basın işletmelerinin finansal özelliklerini belirlerken basın işletmelerinin maliyet yapısı dikkate alınmalıdır. Gazetelerin maliyetleri genel olarak; hammaddelerin toplanması (bilgi, haber), bunların hazırlanması, yayınlanması ve dağıtılması aşamalarını kapsayan bir süreç sonunda belirlenir(Söylemez, 1998:46). Bu süreçte, gazetelerin oldukça yüksek “ilk kopya” maliyetleri ile karşı karşıya kalınır. Basın işletmesinin maliyetlerini entelektüel üretim maliyetleri, mal olarak gazetenin üretim maliyetleri, dağıtım ve satış çabaları maliyetleri olarak gruplandırmak mümkündür. Gazetenin tasarlanması ve idaresini sağlayan yazıişleri giderleri ve yönetim giderleri entelektüel üretim giderleri olarak ele alınmaktadır. Yazıişleri tarafından üretilen hizmetin maddi bir ürün olarak gazeteye dönüştürülmesi için bina, makine, donanım, hammadde, teknoloji ve insan gücüne ihtiyaç duyulmakta, bunlar da üretim maliyetlerini oluşturmaktadır. Diğer yandan gazetenin dağıtımından kaynaklanan maliyetler ve gazete satışını artırma amaçlı reklam ve promosyon giderleri de diğer maliyet unsurları olarak karşımıza çıkmaktadır (Gürkan, 2003:31). Basın işletmelerinin ana girdisini oluşturan kağıdın da gazetenin maliyeti açısından önemli bir yeri bulunmaktadır. Türkiye’de bir gazete yaklaşık maliyet harcamalarının %20 kadarını kağıda ayırmaktadır(Dai,2008: 273). Ülkemizde uzun

Güz 2009, Sayı:29

Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması

27

yıllar gazete kağıdı yalnız, basın işletmelerinin kağıt ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulmuş olan SEKA tarafından üretilmiştir. Günümüzde basın işletmeleri kağıt ihtiyaçlarını büyük ölçüde ithal etmektedir. Basın işletmelerinin ürettiği gazetenin dayanıksız ürün olma özelliğinden dolayı, okuyucusuna kısa sürede ulaşma gerekliliği, bu işletmelerin dağıtım organizasyonunu da önemli hale getirmektedir. Dağıtım bir gazetenin ortaya çıkış sürecinde son derece hassas ve karmaşık bir aşamayı teşkil etmekte; hızlılık, düzenlilik, yararlılık ve yayının toplu halde sevk ve idaresinin (elde kalanlar için iade dahil) son derece katı zorunlulukları ve gayet sıkı kontrol edilen maliyet koşullarındaki her türlü unsuru bağdaştırmak zorundadır (Fillion, 1992: 277). Dağıtım kanallarını doğru belirleyemeyen ve düzgün çalıştıramayan bir işletme, tüketiciye zamanında ulaşamayacağı için rekabet avantajı elde etmesi güç olacaktır (Sayılgan, 2004:66). Sağlam bir alt yapılanmaya sahip dağıtım, aynı zamanda üretim planlamasına da katkı sağlayacaktır. Çünkü dağıtım neticesinde aynı zamanda iade oranı ve beraberinde dağıtım ile ilgili masraflar da netlik kazanacaktır (Dündar, 2006:76). Basın sektörü kitlesel piyasaya yönelik bir dağıtım stratejisi gerektirdiği için bir dağıtım organizasyonu kurmak zorundadır. Ancak böyle bir organizasyonun maliyeti çok yüksektir. Bu nedenle basın sektöründeki işletmeler birlikler oluşturarak maliyetleri ortak bölüşmeyi ve en az maliyetle bu iş içinden çıkmak istemektedir (Sayılgan, 2005: 76). Dağıtım şirketlerinin gazete dağıtımlarında bıraktıkları kar marjı, birim gazetede yüzde 12,5’tur. Karın yüzde 5,5’u tali bayiye, yüzde 7 civarı başbayiye bırakılır (Dursun, 1999: 213). Maliyetleri üzerinde durulan basın işletmelerinin başlıca gelir kaynaklarını ise, ticari gelirler ve devletin basına sağladığı yardımlar olarak ele almak mümkündür. Ticari gelirler genel olarak gazete satışlarından elde edilen gelir ve ilan-reklam gelirlerinden oluşmaktadır. Bunların dışında çok büyük bir gelir kaynağı olmamakla birlikte basın işletmelerinin baskı makinelerinin kiraya verilerek atıl kapasitenin değerlendirilmesi ve hurda kağıt ve iade gazetelerin satışından elde edilen gelirler gibi diğer ticari gelirler de söz konusudur. Devletin basına sağladığı yardımlar ve kolaylıkları ise, sübvansiyonlar, resmi ilan ve reklam yardımı, yatırım teşvikleri ve diğer kolaylıklar şeklinde sıralayabiliriz. “Birçok sayıda teşvik verme yöntemi bulunmaktadır. En çok rastlanılan kaynak kullanımını destekleme primi ve fon kaynaklı kredilerdir. Kaynak kullanımını destekleme primi hibe şeklindedir ve geri ödemesi yoktur. Fon kaynaklı

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

28

D. Gürkan

krediler ise düşük faizlerle verilmektedir. 1985’ten itibaren fon kaynaklı kredilerin teşvik yöntemleri arasında ağırlıklı olarak kullanıldığı görülmektedir. Ayrıca vergi muafiyetleri, vergi indirimleri, gümrük muafiyetleri, ulaştırma-haberleşme tarifeleri, kağıt tahsisleri-tarifeleri, KDV indirimi, Talih Oyunları Yönetmeliği’nde yapılan istisnalar, Taksitli Satışlar Yönetmeliği’ndeki istisnalar da diğer teşvik yöntemleridir”(Sayılgan, 2004b: 35). Basın işletmeleri, tarihsel süreç içinde önemli gelişmeler göstererek büyük birer sınai kuruluş haline gelmişlerdir. Günümüz koşullarında sektördeki yoğun rekabet, ileri ve pahalı teknolojinin kullanımı nedeniyle artan maliyetler, en önemli hammaddesi olan kağıdın temininde ithalata olan bağımlılık, dönem dönem yaşanan ekonomik bunalımlar, bu işletmelerin ayakta kalma mücadelesinde güçlü bir finansal yapıya sahip olmalarını gerekli kılmıştır (Dai, 2008: 1). Basın sektöründe yoğun teknoloji kullanımın zorunluluğu ve bunun yüksek maliyetlerle gerçekleştirilebilmesi, başlangıç maliyetlerinin yüksek olması, ölçek ekonomisinden yararlanılması ve şirketler arası birleşmeler piyasa yapısını belirlemektedir. Türkiye’de basın sektöründe bugün karşı karşıya bulunduğumuz durum oligopolleşmenin varlığını göstermektedir. Basın sektörünü oluşturan oligopolist piyasalarda firmalar genellikle varlıklarını sürdürmek, karlarını artırmak ve piyasaya girecek olan potansiyel rakiplerini engellemek gibi amaçlara sahiptirler (Sayılgan, 2005:71). Ancak günümüzde oligopol şartları içinde çalışan firmaların sayılarının azalarak hacimlerinin çok büyümesi, açık bir tekelleşme eğilimi olarak kabul edilmektedir (Görgülü, 1991: 11). Basın sektöründe piyasaya giriş engellerinin yüksek oluşu, yatırımların sermaye yoğun olması, ölçek ekonomilerinin etkileri ve basın işletmeleri arasında yaşanan yatay ve dikey birleşmeler sektörün içinde bulunduğu yapıyı desteklemektedir. Günümüz basın işletmeleri baskı makinelerinin atıl kalmaması adına birden fazla gazete ve dergi yayınlamakta, spor, magazin, otomotiv gibi farklı alanlarda ekler çıkartmaktadır. Bu durum ölçek ekonomilerinden yararlanan büyük işletmelere avantaj sağlarken, piyasaya girmek isteyenlere de bir engel oluşturmaktadır. Yine gazetelerin gerek basım gerekse dağıtım aşamasının yüksek sabit maliyetle gerçekleşmesi sektörde dikey birleşmelere zemin hazırlamaktadır. Bu da dikey birleşmeye giden işletmelere üretim ve dağıtım süreçlerinde rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. Basın işletmeleri en az maliyetle en fazla kar dengesini kurabildikleri ölçüde başarı sağlarlar. Basın işletmelerinin finansal yapısı ve gücü rekabet avantajı

Güz 2009, Sayı:29

Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması

29

yaratacak birçok temel kriter için kaynak oluşturur. Finansal güç, işletmenin varlıkları, likiditesi, borçları, borçlarını ödeyebilme gücü, toplam borçlarının sermayesine oranı gibi daha da çoğaltılabilecek pek çok kriterin genel bir sonucunu ifade etmektedir (Sayılgan, 2004a: 66). İşletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmeleri ve gelişebilmeleri finansal durumlarına bağlı olup, bunu gerçekleştirmek için ise, fon sağlama ve bu fonları etkili ve verimli bir biçimde kullanım çabası göstermeleri gerekmektedir. Bu çabalar finansal yönetimin görevidir. İşletmelerde finansal yönetim iki temel sorunla karşılaşmaktadır: İlki; işletme hangi varlıklara ve ne kadar yatırım yapmalıdır? İkincisi ise yatırım için gerekli fonlar hangi kaynaklardan sağlanmalıdır? Bu sorulara yanıt ararken finansal yönetim firmanın pazar değerini maksimum kılacak yatırım ve finansman kararları almaya çalışır(Berk, 1995: 8). Yatırım kararları ve finansman kararları ise, işletmenin finansal amaçları ışığında belirlenir. Yatırım kararları hangi iktisadi varlığa ve ne tutarda yatırım yapılacağı ile ilgilenirken, finansman kararları bu varlık toplamı ve bileşimini elde etmek için gerekli fonların hangi kaynaklardan ve hangi süreyle sağlanacağını belirlemeye yönelik kararları içermektedir. Finansmanı; bir işletmenin kurulabilmesi, işletilebilmesi ve geliştirilebilmesi için fon ihtiyacının karşılanması olarak tanımlamak mümkündür. İşletmelerin varlığını, hemen paraya çevrilebilir ya da çevrilemez olma özelliğiyle dönen ve duran varlıklar oluşturmaktadır. İşletmenin faaliyet sürecinde paraya çevrilmeyen, işletmenin üretim gücünü ve büyüklüğünü de bir anlamda belirleyen duran varlıklar sabit sermaye olarak da adlandırılmakta olup, arazi, bina, makine gibi maddi sabit varlıkları, marka, patent hakkı gibi maddi olmayan varlıkları, iştirakleri, uzun süreli alacakları ve fonları kapsamaktadır. Dönen varlıklar ya da diğer bir deyişle işletme sermayesi ise, nakit veya işletmenin faaliyeti sırasında bir yıl içinde paraya çevrilebilir ve kullanılabilir varlıkları ifade etmektedir. Basın işletmelerinde yoğun teknoloji kullanımı sabit varlıklara yatırılan sermaye miktarını etkilediğinden, sabit varlıklara yatırılan sermayenin fazlalığı fonların atıl kalmasına neden olabilmektedir. Bu yüzden basın işletmelerinin sermaye miktarının tespiti önem kazanmaktadır. İşletmelerin finansal yapısı sahip oldukları sermaye miktarı ve sermayenin oluşma biçimini ifade etmekte olup, sermaye kaynağına göre öz sermaye ve dış kaynak sermayesi (borçlar) olarak gruplandırılır. İşletme, sahip ve ortaklarından (esas sermaye kaynakları), kendi (öz) kaynaklarından (oto finansman) ve üçüncü

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

Bu tablolardan. mevcut rekabete dayanmak ve işletmenin amaçlarına ulaşmak için işletmenin olanaklarına bağlı olarak değişik yatırım ve finansal kararlar alarak kimi risklere girebilmektedir. Bu çalışmada da basın işletmelerinin finansal durumu onların dönemsel finansal raporlarının analiziyle açıklanmaya çalışılmaktadır. 2006:6). Günümüzde medya alanında çalışan işletmeler. maliyet bakımından ucuz. B. örgütsel değişiklikler. yüksek kar ve düşük maliyetle rekabet olanaklarını geliştirme arayışına girmektedir (Baytar. Gürkan olarak da. dağıtım ve tüketim süreçlerine ilişkin karar ve stratejiler geliştiren işletme yönetimi. Bugünün dünya düzenini yönlendirdiği öngörülen kapitalist sistemin kurallarının geçerli olduğu bir ortamda. genellikle üretimlerini liberal piyasa mekanizmasının ilke ve kurallarına bağlı olarak yapmaktadır. Eğer bu üç kaynaktan. Güz 2009. Kar ve risk dengesini optimal düzeyde tutmak için teknolojik olanaklar ölçüsünde. miktar bakımından bol. BASIN İŞLETMELERİNİN FİNANSAL YAPISININ ANALİZİ: İşletmelerin finansal durumunu görebilmek. geri ödeme koşulları bakımından kolay. Her faaliyet dönemi sonrası işletmelerin yayınladığı faaliyet raporlarında. dış kaynaklardan (üçüncü şahıslardan) para sağlar. işletme dışı çevrelerin işletme hakkında finansal bilgi almasını sağlayan temel bir araç niteliği taşımaktadır. yazılı basın işletmeleri de dahil olmak üzere bütün ekonomik ünitelerin finans gücü olmaksızın hayatlarını devam ettirmeleri mümkün değildir(Güneri Fırlar ve Dündar. işletmenin varlıkları ve bunların hangi kaynaklardan sağlandığını. bu işletmelerin dönemsel finansal raporlarını incelemek yoluyla mümkün olmaktadır. Sayı:29 . işletmenin mali (finansal) gücünün yerinde olduğu söylenebilir (Atılgan. İşletme yönetimi. 1992:323-4). üretim. Basın işletmelerinde hızlı ve kaliteli yayınlar yapabilmek için yeni iletişim teknolojilerinden yararlanmak ve önemli ölçüde büyük sermayenin finans gücüyle karşılanabilen pahalı teknoloji yatırımlarına mali kaynak sağlarken işletmenin ihtiyacı olan öz ve yabancı kaynak dengesini en uygun koşullarda oluşturmak gerekir (Dai. belli bir dönemde elde ettiği gelirleri ve katlandığı maliyet ve giderleri görmek mümkün olmaktadır.30 D. 2002:52). nihayet güvence bakımından en az masrafla para sağlanabiliyorsa. Dönemsel finansal raporlar. bu işletmelerin finansal durumunu gösteren finansal tablolar yer almaktadır.2008:1). verimlilik.

Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 31 1.Ş. Finansal analiz tekniklerinden yararlanarak. Böylece dikey analizle “bütün” içerisinde bazı kalemlerin ağırlıkları. yani finansal durumlarını mevcut şartlar altında incelemek.Ş. bu kaynakların nasıl kullanıldığına ve hangi varlıkların edinildiğine ilişkin bilgilere ulaşılmaktadır.Ş. Bilanço bir işletmenin belli bir tarihte sahip olduğu varlıklar ile bu varlıkların sağlandığı kaynakları gösterirken (Usta. bu basın işletmelerinin finansal yapısı incelenmektedir. işletmelere sağlanan fonların kaynaklarına. Yapılan araştırma ile.’nin finansal tablolarının analizi yapılarak.Ş. bu işletmelerin finansal yapılarının sermaye kaynakları ve bunların aktif varlıklara dağılışı bakımından yeterli olup olmadığını ve faaliyet sonuçlarının verimliliğini saptamak amaçlanmaktadır. seçilen basın işletmelerinin finansal tabloları aracılığıyla. ve Doğan Gazetecilik A. Araştırmada 2009 ve 2008 yılı finansal tabloları veri olarak alınırken küresel ekonomik krizin basın işletmelerinin gelir ve gider kalemlerinde ve finansmanında olumsuz etkileri olabileceği düşünülmüş. rasyo yöntemiyle ise bazı kalemler arasındaki anlamlı ilişki ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Gerekli yerlerde finansal tablolara ilişkin açıklayıcı dipnotlardan yararlanılmıştır. 2008 ve 2007 yılına ait bilanço ve gelir tabloları dikey analiz ve rasyo yöntemi ile analiz edilmiştir. yüzdeler ve rasyolar yoluyla ilişkiler kurmak. Bu amaca ulaşmak için bilanço ve gelir tablolarından yararlanılmaktadır.’nin 2009. gelir tablosu işletmenin belli bir dönemde elde ettiği tüm gelirler ile aynı dönemde katlandığı bütün maliyet ve giderleri ve bunların sonucunda işletmenin elde ettiği dönem net karını veya dönem net zararını kapsamaktadır(Tokaç. söz konusu işletmelerin iç ve dış kaynaklardan sağladığı fonları kullanma alanlarına göre değerlendirmek. 2005:24). 2005: 67). bu ilişkilerin ölçülmesini ve yorumlanmasını yapmak yoluyla gerçekleşmektedir. Amaç ve Yöntem Araştırmada Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. finansal tablolarda yer alan çeşitli kalemler arasında karşılaştırmalar. ancak 2007 yılı verilerinin de kullanılması ile krizden önceki durumun tespit edilebileceğine karar verilmiştir. Araştırmada Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . ile Doğan Gazetecilik A. Finansal analiz ya da mali analiz olarak adlandırılan analiz yöntemi.

000 227. halka açılmış olmaları ve bu nedenle finansal tablolarına ulaşılabilmesi nedeniyle Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. 2008 Yılı Gazete Satışları Net Ortalama Günlük Satış Adetleri Hürriyet Milliyet Posta Radikal Fanatik Vatan TOPLAM 2008 518. Bunun yanı sıra.000 43.Ş.Ş. Güz 2009. Araştırmada incelenen basın işletmelerinin holding çatısı altında faaliyet gösteren. Araştırma Evreni ve Sınırlılıklar D. araştırmaya konu olan basın işletmelerinin çıkardığı gazeteler toplam satışların %36. ulusal çapta yayın yapan ve yüksek tirajlı gazeteleri çıkartan işletmeler olması.000 1. ve Doğan Gazetecilik A. Gürkan Bu çalışmada Türkiye’de gerek satış gerekse ilan gelirleri açısından pazarı büyük ölçüde kontrol etmeleri. Ancak Basın İlan Kurumu’nun verilerine göre 2008 yılında Türkiye genelinde gazete tiraj ortalaması 5.000 Reklamcılar Derneği tarafından 2008 yılında gazetelere yapılan reklam yatırımı toplamı ise 952.08 milyon YTL. Tablo 1.000 207. olarak açıklanmış. Sayı:29 . dolayısıyla sektördeki küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansal yapısını temsil etmemesi bir sınırlılık olarak görülebilir.000 632.32 2.000 adet olarak açıklanmış.’nin finansal analizinin yapılması uygun görülmüştür.065.7’sini oluşturmuştur.000 233. 2008 yılı verilerine göre araştırmaya konu olan basın işletmeleri toplam gazete reklam gelirlerinin yaklaşık %61’ini elde etmiştir.860. incelenen işletmelerin aktif büyüklüğüne(varlıklar) ve gelir-gider kalemlerine bakıldığında incelenen basın işletmelerinin sektörü temsil ettiği söylenebilir.

000.20 1.1.000 Pay(%) 60.000. matbaacılık.Ş. Tablo 3.624. Adana.50 1. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. İzmir.20 28.21 39.00 5. Gazetecilik. Trabzon ve Almanya’da olmak üzere 7 merkezde basım tesisi bulunmaktadır.36 100 2007 253.00 5.Ş. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.000 23. ilancılık ve internet yayıncılığı alanlarında faaliyet gösteren şirketin İstanbul.00 4.000 130.00 16.000 Pay(%) 66. Hürriyet Gazetecilik A. reklam.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 33 Tablo 2.456.20 1.00 0.50 8.00 1.515.900 421.920.Ş. Ankara. Ortaklık Yapısı Doğan Yayın Doğan Holding Halka arz edilen (diğer) TOPLAM 2008 305.00 8.000 460. Bulgular ve Yorum 3.44 5. 2008 Yılında Reklam Pastasından Bazı Gazetelerin Aldığı Pay Gazete Hürriyet Sabah Milliyet Posta Zaman Akşam Vatan Cumhuriyet Star Türkiye Yeni Şafak Radikal Reklam Geliri (Milyon TL) 386 158 84 79 50 49 39 14 12 12 10 9 Toplamdan Aldığı Pay(%) 39. 1960 yılında kurulmuş ve Türkiye’de tescil edilmiştir.79 100 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 31 Aralık 2008 tarihi itibariyle hissedarların yapısı Tablo 3’deki gibidir.100 167. Antalya.90 3.484.

vasıtasıyla. dergiler ve internet siteleri vasıtasıyla sektörel seri ilan yayıncılığı yapmakta olup.Ş. Sayı:29 . Yenibiriş İnsan Kaynakları Hizmetleri Danışmanlık ve Yayıncılık A. başta Rusya olmak üzere Doğu Avrupa ülkelerinde faaliyette bulunmaktadır. otomotiv ve insan kaynakları olmak üzere. Trade Media East Limited Ülke Türkiye Türkiye Türkiye Faaliyet Konusu Basım ve İdari Hizmetler Dergi ve Kitap Basım İnternet Yayıncılığı Dağıtım ve Kurye Hizmetleri Gazete Yayıncılığı İnternet Yayıncılığı Yazılım Hizmetleri Gazete Basım Yatırım Yatırım Şirket ya da Bağlı Ortaklıklarının Oy Hakları(%) 99. TME başta emlak.Ş.Ş.00 Hollanda Jersey 100.Ş.V.Ş.’ye (Doğan Yayın) aittir.34 D. Doğan Daily News Gazetecilik ve Matbaacılık A. çıkardığı günlük ve haftalık gazeteler.00 94.00 67.’nin bünyesinde kurulmuş olan Doğan Yayın Holding A.Ş. Gürkan Şirket 29 Mart 2007 tarihinde Bağlı Ortaklıklarından Hollanda’da yerleşik Hürriyet Invest B.00 Almanya 100. Doğan Şirketler Grubu Holding A.41 100.30 Güz 2009. Hürriyet Zweigniederlassung GmbH.Ş.V. Trader Media East Limited (TME) şirketinin %67.Ş. Doğan Ofset Yayıncılık ve Matbaacılık A.00 Türkiye Türkiye Türkiye Türkiye 100. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.30 hissesini satın almıştır. Hürriyet Invest B.Ş.89 100. Bağlı Ortaklıklar Bağlı ortaklıklar Hürriyet Medya Basım Hizmetleri ve Ticaret A.25 98. Hürriyet’in hisselerini büyük bir bölümü.99 99. TME Teknoloji Proje Geliştirme ve Yazılım A. Referans Yayın Dağıtım ve Kurye Hizmetleri A. Emlaksimum Elektronik Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. Tablo 4.

Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.6 100 19.241 1.94 100 31. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.2009 (Bin TL) AKTİF DÖNEN VAR.946 1. duran varlıkların %68-69 payı olduğu görülmektedir.331.5 38.405 174.199 2. DURAN VAR.4 69.808 591.349 2007 (Bin TL) 441. TOPLAM PASİF Kısa V.Ş.Ş.’nin Bilanço ve Gelir Tablolarının Dikey Analizi Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. İştirakler İştirakler Doğan Media Yaysat DYG İlan Ülke Almanya Türkiye Türkiye Faaliyet Konusu Yayın ve İlan (Avrupa) Dağıtım Reklam Şirket ya da Bağlı Ortaklıklarının Oy Hakları(%) 44.044.5 46.912. aktif yapı içinde dönen varlıkların %31 civarında.8 68.Ş.94 49.912.2 100 18. Şirket sermayesinin %40’ı İMKB’de dolaşımda bulunmaktadır. 3.403 2.277 1.822.643 1.038 853.’nin bilançoları yüzde yöntemiyle analiz edildiğinde 2008 ve 2009 yıllarında. Tablo 6.00 20.1.8 100 9.02’si GDR olarak Londra Borsası’nda işlem görmektedir. TME’nin hisselerinin %25.320 783.044.380.00 Şirket Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) kayıtlı olup 1992 yılından itibaren şirketin hisse senetleri İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda (İMKB) işlem görmektedir.42 25.7 42.2 75.’nin bağlı ortaklıkları ve iştirakleri Tablo 4 ve Tablo 5’de verilmektedir. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.349 374. Borç ÖZSERMAYE TOPLAM 581.788 1.830 886.6 43. Borç Uzun V.Ş.822.884 365.12 30.799 955. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 35 Tablo 5.405 %2009 %2008 %2007 30.617 1.541 794.9 100 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .394. 2007 yılına göre dönen varlıklarda %7 oranında artış yaşanmıştır.8 100 24.884 2008 (Bin TL) 649. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Aktif ve Pasifler 30.1.Ş.826 1.09.

390 8.552 1.232 26.1 0 9.36 D.2 0.6 75.813 9.629 515.308 2.1 1. herhangi bir fiziksel varlığı bulunmayan ve işletmenin belli bir şekilde yararlandığı yada yararlanmayı beklediği aktifleştirilen giderler ile belli koşullar altında hukuken himaye gören haklar ve şerefiyelerin işlendiği hesap grubudur (Tokaç. Bunlar. patent.2 100 Duran varlıkların dağılım yüzdeleri incelendiğinde maddi duran varlıklar dikkat çekmektedir.9 9. lisans.884 2008 (Bin TL) 649.2 0.159 1.6 0. ticari alacakların azalması işletmenin kredili satışlardan alacaklarını zamanında tahsil edebildiğini göstermektedir.2009 (Bin TL) AKTİF DÖNEN VAR.326 0 186.04 0.5 0.349 2007 (Bin TL) 441.9 28. Nakit ve nakit benzerleri Finansal yatırımlar Ticari alacaklar Diğer alacaklar Stoklar Diğer dönen varlıklar DURAN VAR.645 3.450 4.01 1.980 30.129 6. %15’i bina.187 46.4 0. Şirketin maddi olmayan duran varlıklarının payı da yüksektir.348 301 4.822.8 0 0.4 0.331.4 0.693 23.Ş.004 2. şirketin nakit ve nakit benzerleri ile ticari alacaklar kalemlerinin dönen varlıklar içinde büyük bir yüzde ile yer aldığı görülmektedir.4 2.0 26.0 0. Yatırım amaçlı gayrimenkuller Maddi duran varlıklar Maddi olmayan duran var. Nakit ve nakit benzerleri şirketin eldeki ve banka hesaplarındaki hazır değerleridir. İmtiyaz. makine gibi fiziki varlık kalemleri olup.747 177.082 20.617 137.094 222.7 30.3 0.1 12.692 552.044. değerlenen yat.3 0. Tablo 7.569 19.662 227.394. Maddi duran varlıklar arsa.307 6.01 0.4 1.2 0.1 100 31.643 0 697 4.939 2.874 2.5 11.2 0.08 25. Ayrıca örneğin Güz 2009.451 52. %6’sının diğer yatırımlara ait olduğu belirtilmiştir.380 12.3 0.186 4.8 0.380.3 30. işletmenin faaliyet raporunda 1997-2008 yılları arasında yaptığı yatırım harcamalarının(404 milyon ABD doları) %63’ü makine.1 1. 2005:256). Ticari alacaklar Diğer alacaklar Finansal yatırımlar Özkaynak yönt.403 7.241 333.4 100 24.182 1.129 5.130 581.402 1.946 370.6 0 0.6 68. bina. Gürkan İşletmenin dönen varlıklarının dağılım yüzdeleri incelendiğinde.4 17.576 545.3 0. Geçmiş yıla göre nakitin artması.3 1.995 316 21.4 11.835 558. Sayı:29 .540 17.405 %2009 %2008 %2007 30.8 18.8 1.637 236.6 69. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Aktifler 30.2 2. ticari marka gibi haklar bu bilanço kalemi içinde yer almaktadır.912.926 16.1 0. Şerefiye Ertelenmiş vergi varlığı Diğer duran varlıklar TOPLAM 581.2 0.09. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.859 1.6 13.788 0 124 6.187 236.9 28.2 7. %16’sı arsa.977 529.007 0.

582 1.7 0.1 0.160 6.058 460.5 0.7 30.757 591.884 2008 (Bin TL) 374.038 605. özsermayenin %45 civarı olduğu görülmektedir.732 15.938 6.7 0.3 0.767 12.094) 133.9 0.8 36.8 0.0 100 9.5 0.148 16.9 40.292 185 13.9 43.2 0. Tablo 8.115 159.1 12.6 28.BORÇ Finansal borçlar Diğer finansal borçlar Ticari borçlar Diğer borçlar Dönem karı vergi yük.01 42.320 275.277 834.210 134.126 26.826 743.082 21.38 1.2009 (Bin TL) PASİF KISA V.1 4. Aksi durumda işletme likidite sıkıntısına İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .799 438.6 3.8 1.9 0.044. yedekler Geçmiş yıllar karları Net dönem zarar/karı Azınlık payları TOPLAM 365.912.8 23.142 2.9 22.8) kısa vadeli borçların pasif içindeki payından(%18.043 11.9 43.643) 27.6 6.310 229.6 8.03 30.1 0.199 (2.7 0. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Pasifler 30.000 77.905 1.575 41.03 (0.27 0.BORÇ Finansal borçlar Diğer finansal borçlar Diğer borçlar Kıdem tazminatı karşılığı Ertelenmiş vergi yüküm.261 7.054 19.9) 1.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 37 işletmenin yeni bir şube açması.808 243.092 4.9 0.000 77.858) 22.592 (38.3 100 18.296 552. işlerini genişletmesi ve karşılığında maddi bir değer elde edilmeyen giderlerinin aktifleştirilmesi bu hesaplarla gösterilmektedir.8 4.489 783.Ş.09. Net çalışma sermayesinin pozitif olması işletmenin lehine bir durumdur.568 2.531 384 886. Dönen varlıklarla kısa vadeli borçlar karşılaştırıldığında dönen varlıkların aktif içindeki yüzdesinin(%31.008 0.8 0.2 0.1 6.9 0.2 2.686 45.04 46.3 0.950) 27.661 13.003 49.717 191.2 6.517 179.864 5.3 0.’nin kullandığı finansal kaynakların izlendiği pasif kalemleri incelendiğinde ise.187 110.2 9.5) daha fazla olduğu görülmektedir.024 15.4 1.745 137.850 189 146 10.8 38.930 801 853. Bu işletmenin net çalışma sermayesinin yeterli olduğunu göstermektedir.8 0.405 %2009 %2008 %2007 19.057 17.5 13.601 5.1 100 Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.4 9.5 33.3 11.2 1.009 0. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.009 0.830 627.744 0 45.199 753.8 22.198 94.822.440 71 955. Diğer uzun vadeli borçlar ÖZSERMAYE Ana ortaklığa ait özkaynaklar Ödenmiş sermaye Sermaye düzeltmesi farkları Yabancı para çevrim farkları Kardan ayrılan kısıt.1 1.931 120.2 1.199 (18.7 7.2 1.000 77.9 6.7 2.199 (50.8 5.338 24. Genel standartlar dikkate alındığında öz sermayenin %50’nin üzerinde olması güçlü bir mali yapıyı göstermektedir.243 421.349 2007 (Bin TL) 174.3 0 2.196 17.541 59.02 0. Borç karşılıkları Diğer kısa vadeli borçlar UZUN V.578 794.Ş.5 3.7 2.

5 2.4 0.0 0.0) 4.4 18. Güz 2009.Ş. Brüt satış karlılığı ise yaklaşık %40’tır. 2008 ve 2009 yılında önceki yıla oranla uzun vadeli borçlarda %5 ve %8 azalma olmuştur.2 40.1 100 59.38 D.9 (264.9 2.0 5.8 12.8 (28.6 15.1 35.8 (113.9 20.3 11. Yıl sonu net kar durumuna bakıldığında işletmenin 2008 ve 2009 yılında zarar ettiği görülmektedir.5 11.8) 365.9) 8.9 (52.3) 77. Bunun büyük bölümü finansal borçlardan kaynaklanmaktadır.6 (118.0) 110.6 (21.8 7.7 (24. yatırımların kar/zarardaki paylar Finansal gelirler Finansal giderler(-) Sürdürülen faaliyetler vergi öncesi kar/zarar Dönem vergi gideri(-) Ertelenmiş vergi geliri Net Kâr/Zarar 578.6 (531.9) (0.1 1.3 (7.9 0. satış.8) 402.8 3.8) 14. İşletme yabancı kaynaklarla finansmanında daha çok uzun vadeli borçlara yer vermektedir.3 2.9 9. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.8 0.6 (20.6 22.1 (54.4 (595.9) 2.4 4.8 0.7 12.2 (13.3 103. 2009 yılı itibariyle bu oran %64’e kadar çıkmaktadır.2009 (MilyonTL) 2008 (MilyonTL) 2007 (Milyon TL) 2007(%) 100 59.5 8.7 40. İşletmenin kısa vadeli borçları 2008-2009 itibariyle %8-9 civarında artmıştır.7 17.1 10.2 22.09.5 Satış Gelirleri Satışların Maliyeti(-) Brüt Kar/Zarar Pazarlama.5) 152.5) (88.4) 32.9 1. Sayı:29 .6) (109.7 26.2) (134.6) 22.0 (15.0) 18. 2009-2008-2007 Yılları Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Gelir Tablosu 2009(%) 2008(%) 30.8) 208. Tablo 9.9) 132.3 İşletmenin gelir tablosuna bakıldığında şirketin maliyetleri net satışların yaklaşık %59’unu oluşturmaktadır.2 2.8) 106.3 14.8 (69.3) (60) 998.5 100 64.4 7.4 3. değer. ve dağıtım giderleri(-) Genel yönetim giderleri(-) Diğer faaliyet gelirleri Diğer faaliyet giderleri(-) Faaliyet Kârı/Zararı Özkaynak yönt.9 10. Gürkan düşerek kısa vadeli borçlarını zamanında ödeyememe riskine girer.5) 131. Uzun vadeli borçlar içinde de finansal borçlar önemli bir yer almaktadır.9 (370.3 2.7) (24.2 (127.1 2.6 (8.8) (204.4 2.3) 897.

5 531. Bunun %30 gibi önemli bir bölümü ise kağıt maliyetidir.8 8.3 60. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.8 8.6 24. toplam satış gelirlerinin %66’sından fazlasını reklam gelirlerinin oluşturduğu.7 1.0 177.4 52.5 1.2 12.7 195. Satış Gelirleri ve Satış Maliyetleri(Milyon TL) 2008 Satış gelirleri Reklam gelirleri Tiraj gelirleri Diğer gelirler Satışların maliyeti Hammadde maliyetleri Kağıt Baskı ve mürekkep Diğer Personel giderleri Amortisman ve itfa payları Komisyonlar Nakliye.0 4. 1998: 23).2 998. işletme sermayesinin yeterli olup olmadığını saptayabilmek için kullanılmaktadır (Akgüç. 3.0 21.6 1. seyehat Ajans haber alma giderleri Diğer 667.1 100 46.4 3.8 7.4 100 Satışların maliyetleri incelendiğinde ise.8 2008(%) 66. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .4 109.8 76.8 11.0 8.0 55.6 11.3 142.7 12.1 176. Personel giderleri de kağıda yakın bir gider kalemi olarak karşımıza çıkmaktadır.8 10.4 595. cari oran.4 274.8 169.3 21.5 42.8 100 46.2.0 22.5 29.1.5 30.5 20.3 44.4 8.1 9. tiraj gelirlerinin ise %11-12 civarında payı olduğu görülmektedir.depolama. asit test oranı ve nakit oranı olmaktadır.8 100 2007(%) 66. Likidite oranları. firmanın kısa süreli borçlarını ödeme gücünü ölçmek. İşletmenin likidite durumunu ölçen oranlar. Tablo 10.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 39 İşletmenin satış gelirleri incelendiğinde.Ş.8 26.0 31.’nin Rasyo Analizi Şirketin son üç yıllık mali yapı ve karlılığına ilişkin oranlar Tablo 10’da yer almaktadır.8 3.4 897.5 107.8 2007 594. hammadde maliyetleri toplam maliyetin %46’sını oluşturmaktadır. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.8 221.6 244.3 8.0 1.0 29.5 5.

00 0.40 5.03 0. İşletme varlıklarının %18’lik bölümünün kısa vadeli borçlarla finanse edilmesi olumlu bir sonuçtur.Borç/Pasif Toplamı Kar/Zarar Oranları Net kar/Net satışlar(Satışların karlılığı) Net kar/Özsermaye(Özsermaye karlılığı) Faaliyet Döngü Oranları Stok devir hızı Alacak devir hızı Toplam varlıklar devir hızı 1.32 0.18 (0. Güz 2009.30 2008 1.12 20.V. 2003: 48).53 iken 2008 yılında 1. Kar/zarar oranları işletmenin karlılığını ve faaliyetlerinin ne kadar verimli olduğunu ortaya koymaktadır.74. Kaldıraç oranının %50’ye yakın olması işletmenin risksiz finanse edildiğini gösterir. Özsermayenin borçları karşılama oranı beklenenden yüksek çıkmıştır.30 4. Sayı:29 .27 0. işletmenin kısa süreli borçlarını ödeme gücü olduğu ve işletme sermayesinin yeterli olduğu söylenebilir.91 1.Ş.31 0.53 2.56 3.13 0. Genel olarak %50’nin üzerine çıkmaması beklenen kaldıraç oranı işletmede %50. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Gürkan Tablo 11.74 1.50 0.53 0.56 0.38 0.’de 2 olması yeterli görülen cari oran 2007 yılında 2.34 0.40 D.02) 25.02) (0.19 (0.38 0.11 0.67 0.Borç/Toplam Borç Borç/Aktif Toplamı(Kaldıraç oranı) K.49 Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.98 1.59 1.V.Ş. Mali Rasyolar ve Kârlılık 2009 Likidite Oranları Cari oran Asit test oranı Nakit oran Mali Yapı Oranları Borç/Özsermaye K. %56 ve %53 olarak hesaplanmıştır. Bu durumda üç oran beraber değerlendirildiğinde.79 1. Cari oranın tamamlayıcısı niteliğindeki asit test oranının 1 olması genelde yeterli sayılmakta.01) (0.59 olarak hesaplanmıştır.18 0.53 0. işletmenin ne ölçüde borçla finanse edildiğini ve borçla finansmanının işletme için ne kadar yararlı olduğunu ölçmeye yarar (Ceylan. İşletme için hesaplanan satışların karlılığı ve özsermayenin karlılığı oranları 2007 yılında % 11-12 civarında olup 2008-2009 yılında zarar çıkmıştır.09 0. 2009 yılında 1.20’nin altına düşmemesi beklenmektedir.06) 18. Mali yapı oranları. nakit oranın ise 0.48 2007 2.

Karacan ailesi 20 Temmuz 1979’da gazeteyi Aydın Doğan’a devretmiştir. gazeteci Ali Naci Karacan tarafından 3 Mayıs 1950 yılında Milliyet gazetesiyle atılmış olup. işletmenin aktif varlıklarının kaç katı satış yaptığını göstermektedir.34 50. 3.3’e düşmüştür. Doğan Gazetecilik A. DYG İlan ve Reklam Hizmetleri A. alacakların kalitesi. Doğan Gazetecilik A. Alacakların ortalama tahsilat süresi 89 günden 67 güne düşmüştür.Ş.03’ken 2008 yılında 5. Bu artış olumlu olarak değerlendirilmektedir. faaliyetlerinin devamı için kapasitenin yeterli olup olmadığını ifade eder (Ergül. İşletmenin alacak devir hızı önceki yıl 4. Toplam varlıklar devir hızı. 2009 yılı 9 aylık verilere göre 0. Alacak devir hızındaki artış.’nin temelleri. kurulmuştur.3’den 25.02 66. Milliyet Verlags und Handels GmbH.Ş. işletmenin alacaklarını tahsil edebildiği konusunda iyi bir gösterge olmaktadır. 2009’da yine bir düşüş ortaya çıkmıştır. Milliyet İnternet Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. stokların stoklarda ne kadar kaldığı. Milliyet Haber Ajansı (Milha) Birey Seçme ve Değerlendirme Danışmanlık Ltd. Bu oranlar.83 Türkiye Yatırım Türkiye Gazete Yayıncılığı Türkiye İnternet Yayıncılığı Almanya Türkiye Türkiye Türkiye Gazete dağıtım İlan.4’e yükselmiştir.98 99.00 99.Ş.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 41 Faaliyet döngü oranları işletmelerde kullanılan varlıkların performansını analiz eden oranlardır. üretimde kullanılan varlıkların.Ş.Ş.34 olarak hesaplanmıştır. Ancak 2009 yılı dokuz aylık verilerine göre tekrar bir düşüş söz konusu olmaktadır.Ş. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.99 50. İşletmenin toplam varlıklar devir hızı son iki yıl için 0. ile birleşmesinin ardından Doğan Gazetecilik A. Radikal.’de stok devir hızı 20. 2003: 57). Bağlı Ortaklıklar İştirak ve Bağlı ortaklıklar Kemer Yayıncılık ve Gazetecilik A.99 99.5 civarında hesaplanmıştır.A. Doğan Gazetecilik A. Fanatik gazetelerini çıkaran Simge Yayıncılık ve Dağıtım A. Bağımsız Gazeteciler Yayıncılık A. Kemer Yayıncılık Pazarlama San. Ve Tic. 2003 yılı sonunda Milliyet’in Posta.Ş.2. 2004: 45).Ş. Tablo 12.Ş. Bu oran stokların 14 günde bir yenilendiğini göstermektedir.96 17. reklam ve pazarlama Haber ajansı İnternet hizmetleri Türkiye İnternet yayıncılığı İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .Ş. Ülke Faaliyet Konusu İştirak payı(%) 99. Stok devir hızı stokların bir yıl içinde kaç kez satışlara dönüştüğünü gösterir (Ceylan.

Ş.62 28.Ş.Ş.86 0.Ş. Bu değişim şirketin kasa ve kasa benzerleri kaleminde de kendini göstermekte. yani işletmenin para mevcudunda önemli bir azalma izlenmektedir.629 548. Önceki yıla göre dönen varlıkların yüzdelerinde %36’lık düşüş yaşanmıştır.000 İştirak Payı (%) 70.’nin bilançoları yüzde yöntemiyle analiz edildiğinde aktif yapı içinde 2008 yılında dönen varlıkların %31.2 olduğu görülmektedir.743 30.Ş. Güz 2009. özsermayenin %70 üzerinde olduğu görülmektedir. Tablo 13. günlük gazetelerle.Ş. Doğan Gazetecilik A. haftalık. dergi. Duran varlıkların yüzdeleri incelendiğinde maddi olmayan duran varlıklarda %22 ve şerefiye değerlerinde %13 oranlarında artışlar görülmektedir. kitap gibi yayınların dağıtım ve satış işleridir. Doğan Gazetecilik A. Vatan gazetesinin isim ve imtiyaz hakkına sahip Bağımsız Gazeteciler Yayıncılık A.1. Doğan Gazetecilik A.52 100. Dönen varlıklar içinde ticari alacaklar da %22-24 civarındaki oranla dikkat çekmektedir. Bu durum firmanın yeni iktisadi varlıklar elde etmesinin ya da zarar etmesinin sonucu olabilir.Ş. Sayı:29 .16’sını ve Bağımsız Gazeteciler’in sermayesinde %59.628 105.’nin bağlı ortaklıkları ve iştirakleri Tablo 12 ve Tablo 13’de yer almaktadır. 2009 yılında da nakit sıkıntısı artarak devam etmiştir. aylık ve periyodik olarak yayımlanan dergilerin hazırlanması. Doğan Gazetecilik A. Halka Arz Diğer Toplam Sermaye (YTL) 74. Gürkan Grup.’nin kullandığı finansal kaynakların izlendiği pasif kalemleri incelendiğinde ise.Ş.’nin sermayesinin %40.147.2. Genel standartlar dikkate alındığında öz sermayenin %50’nin üzerinde olması güçlü bir mali yapıyı göstermektedir.Ş.’nin temel faaliyet alanı.’nin Bilanço ve Gelir Tablolarının Dikey Analizi Doğan Gazetecilik A.’nin sermayesini temsil eden paylarının tamamını satın almıştır. basın yayın alanıyla ilgili reklam işlerinin izlenmesi ve gazete.000.00 Doğan Gazetecilik A. 3.8 duran varlıkların %68. Gelir tablosunda ise zarar edildiği izlenmektedir. Ortaklık ve Sermaye Yapısı Ortağın Adı Soyadı ve Ünvanı Doğan Yayın Holding A.42 D.84 oranında paya sahip Kemer Yayıncılık ve Gazetecilik A.303.

TOPLAM PASİF KISA V.5 100 Dönen varlıklarla kısa vadeli borçlar karşılaştırıldığında dönen varlıkların aktif içindeki yüzdesinin kısa vadeli borçların pasif içindeki payından daha fazla olduğu görülmektedir.2009) AKTİF DÖNEN VAR.521 84.3 71.3 ile ticari borçlar almaktadır. 2009 yılı 9 aylık verilere göre bu oran %11’e düşmüştür.9 100 65.4 34.494 235. Yani işletmenin hazır değerlerindeki azalmaya rağmen kısa vadeli borçları ödeme gücü olduğu düşünülebilir.844 279.088 225.BORÇ ÖZSERMAYE TOPLAM 102.3 86.521 2007(Bin TL) 182. Kısa vadeli borçlar içinde en büyük değeri 2008 yılında %21.BORÇ UZUN V.09.Ş.564 225.796 96. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Aktif ve Pasifler 2009(BinTL) (30.432 327.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 43 Tablo 14.3 68. Doğan Gazetecilik A.568 34. Bu işletmenin net çalışma sermayesinin yeterli olduğunu göstermektedir.044 330.433 330.184 5.113 327. Şirketin kısa vadeli borçları 2008 yılında önceki yıla göre %13’lük bir artış göstermiştir.772 279.996 85.2 1. İşletme yabancı kaynaklarla finansmanında daha çok kısa vadeli borçlara yer vermektedir.293 241.698 241. DURAN VAR.6 72.6 100 12.8 68.5 1.026 3. Pasif kalemleri içinde uzun vadeli borçların oranı %2’nin altındadır. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .7 100 31.568 %2009 %2008 %2007 31.996 2008(Bin TL) 105.7 100 26.389 7.2 100 25.0 2.

8 4.02 0. Nakit ve nakit benzerleri Ticari alacaklar Diğer alacaklar Stoklar Diğer dönen varlıklar Satış amacıyla elde tutulan duran v.6 34. Sayı:29 .218 71.014 7.433 65 70 1.4 0.627 71.6 0.9 0.782 98 5. Doğan Gazetecilik A.796 106.6 22.616 225.2 100 65.02 1.850 330.088 16.4 2.02 1. Diğer alacaklar Finansal yatırımlar Yatırım amaçlı gayrimenkuller Maddi duran varlıklar Maddi olmayan duran var.2 1.09. DURAN VAR.979 113.996 105.947 895 60. Gürkan Tablo 15.9 34.2 0.569 74.432 65 70 3.733 113.02 0.7 0.572 775 225.9 21.6 3.541 96.379 11.661 279.288 31.3 24.5 1.0 9.857 6.2009 (Bin TL) AKTİF DÖNEN VAR.250 327. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Aktifler 30.2 68.44 D.02 0.0 23.820 81.334 64.2 0.4 9.3 21.568 31.0 100 2008 (Bin TL) 2007 %2009 %2008 %2007 (Bin TL) Güz 2009.3 1.907 4.9 100 31.7 3.6 1. Şerefiye Ertelenmiş vergi varlığı TOPLAM 102.564 3.7 0.7 34.857 3.7 1.429 2.521 182.584 29.5 68.01 0.Ş.644 10.4 38.03 1.665 84 5.0 21.05 0.2 11.773 59 135 646 31.

060 70 3.8 16.1 3.9 1.3 71.1 1.1 0.307 4.5 1.372 36.3 21.521 34. Bunun nedeni gazete kağıdına gelen zam veya gazete sayfasının artması olabilir.000 45.9 0.435 5.3 3.8 1.311 6.698 241.6 0.5 0.996 84.1 7.3 2.793 105.1 1.8 13. Brüt satış karlılığı ise yaklaşık %32’dir.9 72.860 105. Borç karşılıkları Diğer kısa vadeli borçlar UZUN V.470 3.361 2.910 82.4 35.297) (5.5 86.098 21.Ş.4 0.928 5.BORÇ Finansal borçlar Ticari borçlar Diğer borçlar Dönem karı vergi yük.293 5.838 4.2 0.5 1.8 31.8 0.617 100.BORÇ Çalışanlara sağlanan faydalar ÖZSERMAYE Anaortaklığa ait özkaynaklar Ödenmiş sermaye Sermaye düzeltme farkları Hisse senedi ihraç primleri Yabancı para çevrim farkları Kardan ayrılan kısıt. Bir önceki yıla göre bir azalma söz konusudur.000 45.910 82.1 1.07 100 25.115 234.267 2.183 1.456 1.3 86. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Pasifler 30.2009 (BinTL) PASİF KISA V.09.7 1.6 11.3 0.200 16. Doğan Gazetecilik A.620 5.07 100 12.9 25.3 1.194 3.026 3.3 1.439 7.455 3.0 9.4 0.045 240.0 1.910 82.7 71.9 5.2 1.08 100 2008 (Bin TL) 2007 (Bin TL) %2009 %2008 %2007 İşletmenin gelir tablosuna bakıldığında şirketin maliyetleri net satışların yaklaşık %68’sini oluşturmaktadır.4 29.7 1.698 3.3 0.061 70.0 13.933) 254 327.063 5.8 1.120 (12.6 32.9 2.833 228 279.02 1. Net satış karına bakıldığında işletmenin zarar ettiği görülmektedir.845 241.293 241.494 235.494 7.9 24. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .388 31.568 26.6 1.739 (753) 252 330.838 906 8.060 3.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 45 Tablo 16. 2007 yılı ile karşılaştırıldığında maliyetlerde %6 civarında artış olduğu görülmektedir.0 6.000 45.060 20. yedekler Geçmiş yıllar karları Net dönem zarar/karı Azınlık payları TOPLAM 85.6 72.

406) 8.120 (2.6 7.4 2.9 32. satış ve dağıtım giderleri(-) Genel yönetim giderleri(-) Diğer faaliyet gelirleri Diğer faaliyet giderleri(-) Faaliyet Karı/Zararı Finansal gelirler Finansal giderler(-) Sürdürülen faaliyetler vergi öncesi kar/zarar Dönem vergi gideri(-) Ertelenmiş vergi geliri Net Kar/Zarar 100 259.2 0.815) (9.809) 3.628) (16.061 (174.717) 3.314 (7.249) 11.0 (Bin TL) 2007 2009(%) 2008(%) 2007(%) (231.4 2.2009) Satış gelirleri Satışların maliyeti(-) Brüt Kar/Zarar Pazarlama.088) 84.5 2.786) (2.9 27.599 (96.755) (182.8 5.Ş.931) 341.0 37.5 1.055 10.1 0.2 32.7 7.7 0.8 3.748 (4.544) 2.9 2.0 1.077) 109.181 (2. Sayı:29 .353 293.8 25. hammadde maliyetlerinin toplam maliyetin %53’ünü oluşturduğu dikkat çekmektedir.237) (25.7 1. 2009-2008-2007 Yılları Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Gelir Tablosu 2009 2008 (Bin TL) (Bin TL) (30.417 67.682) 398 8.9 0.2 7.841 (12.8 2.9 3.516 (729) 111.1 28.155) (22.2 100 62.4 0.780 (6.1 3.040) 11. toplam satış gelirlerinin %61’ini reklam gelirlerinin oluşturduğu.483) (2. Gürkan Tablo 17.835 İşletmenin satış gelirleri incelendiğinde.9 2.231) 19.46 D.340 (81.594) 8.574) 2.5 3.399 (5.5 3. tiraj gelirlerinin ise %37 civarında payı olduğu görülmektedir. Doğan Gazetecilik A.8 0.09.757) (5.7 1.9 0.7 4. Güz 2009.441 (12.6 2.08 1.205) (3.7 3.974 (66.2 100 67. Satışların maliyetleri incelendiğinde ise.473) (19.

25 1.94 0.681 107.640 17.27 0.Ş.39 0.3 13.567 21.17 0.4 0.353.002) (0.7 100 52.03 0.971 231.32 0.101 121.961 23.918 182.851 341.341 18.8 11.206.36 3.697.0 36.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 47 Tablo 18.588 5.591.089.396.754.416.04 38.590.521.852.992.749.92 0.Ş.19 0.130 293.513 2007 2008(%) 2007(%) 178.28 0.04 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .6 100 61.003) 47. Satış Gelirleri ve Satış Maliyetleri 2008 Satış gelirleri Reklam gelirleri Tiraj gelirleri Diğer gelirler Satışların maliyeti Hammadde maliyetleri Haber ve fotoğraf hizmetleri Baskı giderleri Personel giderleri Amortisman ve itfa payları Diğer 209.2 100 53.633 31.521. İşletmenin likidite durumunu ölçen cari oran.Borç/Pasif Toplamı Kar/Zarar Oranları Net kar/Net satışlar(Satışların karlılığı) Net kar/Özsermaye(Özsermaye karlılığı) Faaliyet Döngü Oranları Stok devir hızı Alacak devir hızı Toplam varlıklar devir hızı 2009 1.99 4.250.02) 32.V. Doğan Gazetecilik A.8 2.2.V.236.12 3.99 1.779 3.37 2.972.0 1.3 37.12 0. asit test oranı ve nakit oranları hesaplandığında aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkmıştır.770 19.8 12.04 0.662 126. Mali Rasyolar Likidite Oranları Cari oran Asit test oranı Nakit oran Mali Yapı Oranları Borç/Özsermaye K. Doğan Gazetecilik A.077.79 2008 1.941.203 23.Borç/Toplam Borç Borç/Aktif Toplamı (Kaldıraç oranı) K.3 1.37 0.11 4.02) (0.25 (0.747 97.529 33.5 100 3.99 1.14 0.866.7 7.7 10. Tablo 19.370.371 1.936 6.2.03 2007 5.6 10.20 1.170 61.94 0.Ş.26 (0.37 0.18 0.751.12 0.5 14. Doğan Gazetecilik A.’nin Rasyo Analizi Şirketin son üç yıllık mali yapı ve karlılığına ilişkin oranlar Tablo 19’da yer almaktadır.8 10.

Doğan Gazetecilik A. İşletmenin alacak devir hızı iki yıl için 4. Alacakların ortalama tahsilat süresi 72 gündür. ile Doğan Gazetecilik A. Nakit oran ise son dönemde 0. Ancak 2009 yılı 9 aylık verilere göre bu oran 32. işletmenin aktif varlıklarının kaç katı satış yaptığını göstermektedir.79 olarak hesaplanmıştır. kaldıraç oranının %30 civarında hesaplanmış olduğu görülmektedir.25 olarak hesaplanmıştır. birer holding işletmesi olarak faaliyet göstermektedir.48 D. Bu oran stokların 7 günde bir yenilendiğini göstermektedir. Gürkan Doğan Gazetecilik A. Toplam varlıklar devir hızı.Ş.Ş.09. İşletmenin toplam varlıklar devir hızı iki yıl için 1. İşletmenin varlıklarının %25’lik bölümü kısa vadeli borçlarla finanse edilmektedir.’de 2 olması yeterli görülen cari oran 2007 yılında 5.12 iken son dönemde 1.37 iken 2008 ve 2009 yıllarında 1. Özsermayenin borçları karşılama oranı da %37’dir.99 ve 2009 yılı için 3. karşılaştırma ve oran teknikleri kullanılarak incelenmiştir. Mali yapı oranları incelendiğinde.20’nin altına düşmüştür. Araştırmada yer alan işletmeler büyük ölçekli işletmeler olup.11’den 47.Ş.18 ve 1. Araştırmada ele alınan basın işletmeleri tarafından kullanılan finansman kaynakları incelendiğinde. Cari oranın tamamlayıcısı niteliğindeki asit test oranı önceki yıl 2.2009 tarihi itibariyle 9 aylık) yıllarına ait muhasebe veri ve bilgilerinin özeti olarak ortaya çıkan bilançoları ve gelir tabloları çeşitli ölçü.’de stok devir hızı 38.17 olarak hesaplanmıştır.3-0.Ş. Bu oranlar bilançoların yüzde yöntemiyle incelenmesi sırasında dikkat çeken likidite durumundaki düşüşü desteklemektedir.36’a düşmüştür. 4.’nin 2007. Sektörde toplam gazete satış gelirleri ve reklam-ilan gelirlerinin önemli bir bölümünü elinde tutan bu işletmelerin medya sektöründe ve diğer pek çok sektörde faaliyet gösteren işletmelerle ortaklıkları ve iştirakleri bulunmaktadır. Sayı:29 . İşletme için hesaplanan satışların karlılığı ve özsermayenin karlılığı oranları 2007 yılında % 0.99’a yükselmiştir. basın işletmelerinin öncelikle tüm işletmeler gibi sahip ya Güz 2009. 2008 ve 2009 (30.14 olarak hesaplanmıştır.03 civarında. 2009 yılı için 0. Finansal Analiz Sonuçlarının Genel Değerlendirilmesi Araştırmada Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Bu inceleme sonunda araştırılan basın işletmelerinin finansal durumu ve faaliyet sonuçları hakkında bilgi sahibi olunmuştur.4 civarında olup 2008-2009 yıllarında zarar çıkmıştır.

Araştırmada basın işletmelerinin karlılık durumları ile ilgili olumsuz sonuçlar ortaya çıkmıştır. Bu durumda. Ancak Doğan Gazetecilik A. bu işletmelerin kredili satışlardan olan alacaklarını 2 ile 3 ay içinde tahsil edebildikleri ortaya çıkmıştır. İncelen basın işletmelerinin varlık yapısında duran varlıkların dönen varlıklara oranla daha fazla yer aldığı görülmüştür. satışların maliyetlerinde yaşanan artışların ve ekonomik krizin etkisi olabileceği düşünülmektedir. gerekse dağıtım giderleri yüksek maliyet oluşturmaktadır. İşletmenin dönen varlıklarının önemli bir bölümünü ticari alacaklar oluşturmaktadır. bunun dışında işletme dışı kaynaklardan kısa ve uzun vadeli krediler sağlayarak finansal dengelerini kurma yoluna gittikleri görülmektedir.Ş. Satıcı kredileri.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 49 da ortaklar tarafından fon sağladığı(öz sermaye). mürekkep gibi hammadde maliyetleri.Ş. her iki basın işletmesinin uzun vadeli banka kredilerine büyük oranda başvurdukları görülmektedir. gerek personel giderleri. kısa vadeli kaynaklar içinde Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Uzun vadeli fon kaynakları incelendiğinde. satışların maliyetinin yüksek seviyelerde seyrettiği ortaya çıkmaktadır. Nitekim 1994 ve İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Gelir tabloları incelendiğinde. Bunun nedeni faizlerin düşeceği yönündeki beklentiler olabilir. Çalışmaya konu olan basın işletmelerinin ticari alacakları ticari borçlarından fazladır.Ş. Gerek kağıt. basın işletmelerinin genel olarak kısa vadeli yabancı kaynaklarını karşılayabildiği ve çalışma sermayesinin yeterli olduğu belirlenmiştir. Duran varlıklar içinde en önemli payı makine.’nin çoğunlukla banka kredisi tercih ettiği. İncelenen işletmelerin 2008 yılını ve 2009 yılının 9 aylık kısmını zararla kapadıkları görülmektedir. işletmelerin hammadde ya da malzeme alışlarını diğer işletmelerden kredili olarak satın aldığını göstermektedir. İncelenen işletmelerde alacakların ortalama tahsilat süreleri hesaplanmış. ticari marka gibi haklar ile şerefiyeler gibi maddi olmayan duran varlıklar almaktadır. Ticari alacaklarının tahsil süresinin uzun olması borç ödemede sıkıntı yaratabilir. Doğan Gazetecilik A. bina gibi maddi duran varlıklar ve imtiyaz.’nin 2008 ve 2009 yılı içinde likidite sıkıntısı yaşadığı düşünülmektedir. işletmelerin büyük ölçüde reklam gelirleriyle ayakta kaldıklarını söylemek mümkün olmaktadır.’nin daha çok ticari kredi kullandığı yani kısa süreli satıcı kredilerinden yararlandığı ortaya çıkmaktadır. Her iki basın işletmesi de 2008-2009 yıllarında uzun vadeli borçlanmadan uzaklaşarak kısa vadeli borçlanmaya yönelmiştir. Basın işletmelerinin gelirleri incelendiğinde. Basın işletmelerinin bilançoları incelendiğinde. İşletmelerin likidite durumları incelendiğinde. arsa.

büyük altyapı yatırımları ve pahalı teknolojiyi gerektirmekte. Anonim şirket olarak kurulan basın işletmeleri özkaynaklardan sağlanan fonlar yeterli olmadığında yeniden hisse senedi çıkararak da sermayelerini artırabilmektedir. ve Doğan Gazetecilik A. Basın işletmeleri kuruluş aşamasında. Özsermayenin daha sonra çeşitli nedenlerle yeterliliğini kaybetmesi ile. borçları. Basın sektöründe üretilen ürün. İncelenen basın işletmelerinin maddi duran varlıklarının yapısı da bu durumu açıklamaktadır.’nin işçilik. varlıkları. Sayı:29 . işletmenin sahip ya da ortakları yeniden fon aktarabilmektedir. Bu oranlar basın işletmeleri için ilan ve reklamların. işletme dışı kaynaklardan kısa ve uzun vadeli krediler sağlayarak.Ş. dolayısıyla yüksek başlangıç maliyetleri söz konusu olmaktadır. Basın işletmeleri maliyetleri fazla olan işletmelerdir. Türkiye’de gazete tirajlarının belli bir seviyenin üzerine çıkmaması ve gazete satış fiyatlarının genellikle maliyetin altında tutulması nedeniyle basın işletmelerinin faaliyetlerini sürdürmelerinde reklam ve ilan gelirleri önemli olmaktadır. finansman Güz 2009. Sonuç Bu çalışmada Türkiye’deki basın işletmelerinde finansmanın ne şekilde gerçekleştiğini tespit etmek için. işletme sahip ya da ortaklarından fon sağlamakta.2008 ve 2009 yıllarına ait mali tabloları incelenmiştir. seçilen basın işletmelerinin 2007. İncelenen basın işlemelerinin gelirlerinin %60’dan fazlasını reklam ve ilan gelirleri oluşturmaktadır. ürettikleri ürünün maliyetleri belirleyici olabilmektedir. hangi finansal kaynaklardan yararlandığı. Günümüz ekonomik koşullarında basın işletmeleri.50 D. hammadde ve genel üretim giderlerinden oluşan “satışların maliyeti” genellikle bu işletmelerin net satış gelirlerinin %60’ı civarında hesaplanmıştır. Gürkan 2001 kriz dönemlerinde de basın işletmelerinin karlılık durumlarının benzer bir yapıda olduğu tetkik edilmiştir. bu fonlar öz kaynaklardan sağlanan fonlar olup. işletmenin özsermayesini oluşturmaktadır. zaman zaman otofinansman yoluyla kendi kendilerini finanse ederek bir finansal denge kurmaya çalışmaktadır. Mali tabloları incelenen basın işletmelerinin. karlılık durumları araştırılarak bu işletmelerin faaliyetlerinin finansal bakımdan etkinliği ölçülmüştür.Ş. Basın işletmelerinin kaynak ihtiyacında. yine o dönemde yaptıkları işlemler sonucunda elde ettikleri gelir ve giderleri. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.

Sayı:3. Bu durum. Atılgan. işletmelerin atıl fonlarını finans piyasalarında değerlendirdiklerini göstermektedir. N. Semra (1992) Türk Basınında Finans Problemleri.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 51 açısından önemini ortaya koymaktadır. Dai. Uğur ve Kara. İstanbul: Beta Basım Yayım. Yapılan araştırmada çıkan önemli bir sonuç da. Yayınlanmamış Doktora Tezi. Orhan (2006) 1992-2002 Yılları Arasında Türkiye’de Basın İşletmelerinin Maliyet ve Gelir Yapısının Faaliyet Sonuçları Açısından İncelenmesi. KAYNAKÇA Akgüç. Dai. s. Marmara İletişim Dergisi. (1993) Medya Ekonomisi. Desmoulins. İstanbul: Türkmen Kitabevi. bu işletmelerin özsermayeleri ve toplam cirolarına kıyasla karlılık oranlarının çok düşük olduğudur. İstanbul: Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. s.21-25. s. Atılgan. Baytar. Ceylan. İncelenen işletmeler için faaliyet dışı gelirler de önemli bir orana sahip olmaktadır. tekelleşmeyi ve beraberinde başka sorunları getirmektedir. Sayı:1. İstanbul: Beta Basım Yayım. Semra (1993) Basın Ekonomisi ve Promosyon. Finansal kaynak sorunu yüzünden sektörde birkaç basın grubunun faaliyet gösterebilir duruma gelmesi. Basın işletmeleri finansal açıdan çok karlı olmayan kurumlardır.233-237. Tolga (2002) Basın İşletmelerinde Finansal Yönetimin Önemi. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Bu yüzden basının mali baskılara karşı korunması için çeşitli önlemler alınması gerekmektedir. basın işletmelerinin sosyal işlevlerini tarafsız yerine getirebilmelerini gerektirmekte. Ancak. Semra (1999) Basın İşletmeciliği. bu da işletmelerin ekonomik bağımsızlığa ve finansal güce sahip olmaları ile mümkün olmaktadır. Uğur (2008) Basın İşletmelerinin Finansal Yapısı. İletişim Fakültesi Dergisi. Öztin (1998) Finansal Yönetim. Niyazi (1995) Finansal Yönetim. Ali (2003) İşletmelerde Finansal Yönetim.Ü. Cilt 1. İstanbul: İletişim Yayınları. Marmara İletişim Dergisi.317-346. sektörde faaliyet gösterebilecek finansal güce sahip olan basın işletmesi sayısının artması gerekmektedir. medyanın kamuoyunu etkileme gücü veya girişimcilerin faaliyet gösterdikleri diğer alanlarda güçlerini arttırabilmeleri gibi bazı nedenler bulunmaktadır. Ancak kar oranının düşüklüğüne rağmen girişimcilerin basın işletmelerine yatırım yapmasının altında. Berk.T. İ. İstanbul: Avcıol Basım Yayın. Bursa: Ekin Kitabevi. Basın sektöründe yapılan hizmetin kamusal boyutu. Atılgan.

Nur (1996) Basında Reklam ve Tüketim Olgusu. İstanbul: Afa Yayınları. İstanbul:Gazeteciler Cemiyeti Yayınları. Çiler (1999) Türk Basınında Dağıtımın Tarihçesi ve Yapısı. Güventürk (1991) Basında Ekonomik Bağımlılık. Tokaç. Ankara: Haberal Eğitim Vakfı. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi. Sayı:29 . N. Kasım 2004. Sayılgan.com/tr/download/2008_Faaliyet_Raporu_1004 2009.).M. Görgülü.Tatlıpınar(Çev.pdf Milliyet Gazetecilik A. Yayınlanmamış Doktora Tezi. Gürkan. Ankara: Detay Yayıncılık. Medya Dünyası. Charon.67-77. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Güz 2009. Ankara: Vadi Yayınları. İstanbul: Literatür Yayıncılık.hurriyetkurumsal. s. Sayılgan. Söylemez. İstanbul: İletişim Yayınları. Öcal (2005) İşletme Finansı ve Finansal Yönetim. s.pdf Özkan.). (1992) Dağıtım Sisteminin Seçimi:Basın için Ekonomik ve Stratejik Hedef. s. İ. Ahmet (2005) Finansal Raporları Okuma Metotları. D. P. 2008 Yıllık Faaliyet Raporu (2009) http://www. Ekim 2004. Şevket (2004a) İşletmelerde Risk Yönetimi –Örnek Basın İşletmeleriFinans Dünyası.64-67. Sayılgan.Pelin (2002) Bilgi Çağında Ekonomik Revizyonların Yazılı Basın İşletmelerine Etkisi ve Reklam. C. Finans Dünyası. Conrad (1988) Strategic Newspaper Management. Dündar.(Der. O. Güneri Fırlar. 2008 Yıllık Faaliyet Raporu (2009) http://kurumsal. Ergül. Fink.. Şevket (2005) Basın İşletmelerinin Ekonomisi. Belma ve Dündar. Fillion.com.52 D. İ. Ankara: Nobel Yayın. Alev (1998) Medya Ekonomisi ve Türkiye Örneği. İzmir: Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Corbondale: Southern Illinois University Pres. Işık (1989) Basım ve Basın İşletmeciliği.tr/pdfs/DOGAN-GAZETECILIK_08_4. K.Ş. Sayı:2002-03. Sayı:22.32-36. İzmir: Bilgehan Baımevi. s. Usta.milliyet.Pelin (2006) Yazılı Basın İşletmelerinde Kalite. Alemdar. İstanbul: Tunca Kitabevi. (2003) Basın İşletmelerinde Kaynak Sorunu. Şevket (2004b) Tüketim Kültürü Finansmanı ve Yazılı Basın İşletmelerinin Değişen Maliyetleri. Pazarlama Dünyası.50-54.A.Ş. J. Gürkan Dursun. Nuray (2004) Herkes İçin Finans. Topçuoğlu.

Zaman-Yeni Şafak papers. ZamanYeni Şafak gazeteleri üzerinden gerçekleştirilmiştir. and it also takes place as a conflict of interest.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. Anahtar Kelimeler: “medya”. People can even keep the track of the events that don‟t occur around them via media. Buna göre medya. media is an important power that enables the exchange of information between the people and the events. 7(2). these political actors can be involved in the activities which direct media according to their own goals. This interaction is sometimes based on the common benefits. Bu bağlamda medya ve siyaset ilişkisine bakılacak olursa. Başbakan Recep Tayip Erdoğan ile Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan arasında “Deniz Feneri” davası üzerinden yaşanan polemiğin. “medya ve siyaset ilişkisi” A Survey in the context of Politicians-Media Relations: The Example of Deniz Feneri ABSTRACT Nowadays. medya üzerinden nasıl “çatışma” ve “kavga”ya dönüştüğü incelenmiştir. In accordance with this. and these reflect on the news. Buna göre medyaya. G. an importance is attributed to the media in that. Buna göre çalışmada. it is assumed that the media-politics relation takes place mostly on the basis of the economical and political benefits. The analysis is realized on the basis of Hürriyet-Radikal. “siyaset”. Ancak medya. medya-siyaset ilişkisinin çoğu zaman ekonomik ve siyasal çıkarlar zemininde gerçekleştiği ve bunların da haberlere yansıdığı varsayılmıştır. it is seen that the assumptions of the research are testified.Ü. In the study which is designed on this point of view.İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi. G. bu iki güç arasında her zaman için bir etkileşimin olduğu açıkça görülecektir. According to this. İnceleme Hürriyet-Radikal. media has an important role in forming public opinion. Bu inceleme sonucunda araştırma varsayımlarının doğrulandığı görülmüştür. it can also broadcast about the ideological views and benefits of their owners. while media is sending tips to the public about the opinion from the effect centres of the society.Ü. enlightment is its one of the most important functions. insanlar kendi çevreleri dışında gelişen olaylardan yine medya aracılığıyla haberdar olmaktadır.İletişim Fakültesi İletişim 2003/18 . diğer taraftan da sahiplerinin ideolojik görüşleri ve çıkarları doğrultusunda yayın yapabilmektedir. At the end of this analysis. kimi zaman amaçları doğrultusunda bazı siyasal aktörleri olumlayan ya da olumsuzlayan yayınlar yapabilirken. Öyle ki. Bununla bağlantılı olarak meydanın kamuoyu oluşumunda da önemli bir rolü bulunmaktadır. kimi zaman da çıkar çatışması yönünde gerçekleşmektedir. while media can sometimes broadcast things which affirms or negates some political actors. However. In this sense when looked at the relation between politics and media. siyasal aktörler de kendi hedefleri yönünde medyayı yönlendirici faaliyetlerde bulunabilmektedirler. Hereunder. insanlar ve olaylar arasında bilgi alış-verişini sağlayan önemli bir toplumsal güçtür. toplumdaki en önemli işlevlerinden birinin “bilgilendirme” olduğu yönünde bir önem atfedilmektedir. in the study. Accordingly. it will be clearly seen that there has always been an interaction between these two powers. how the argument between Prime Minister Recep Tayip Erdoğan and the president of Doğan Holding Board Aydın Doğan about „Deniz Feneri‟ case became a„conflict‟ and „fight‟ via media is analyzed. 237- SĠYASETÇĠ-MEDYA ĠLĠġKĠLERĠ BAĞLAMINDA BĠR ĠNCELEME: “DENĠZ FENERĠ ÖRNEĞĠ” Gülcan IġIK Ülkü AyĢe Oğuzhan BÖREKCĠ ÖZET Günümüzde medya. Bu etkileşim kimi zaman çıkar birliği esasına dayanırken. Key Words: „media‟ „politics‟ „media and politics relation‟   Yardımcı Doçent Doktor. bir yandan toplumdaki etki merkezlerinden kamuoyuna kanaat için ip uçları iletirlerken. Buradan hareketle tasarlanan çalışmada.

Tüm bunlarla bağlantılı olarak medya kuruluşları. Nitekim siyasal aktörler hedeflerini ve faaliyetlerini kamuoyuna iletebilmek için medyaya ihtiyaç duyarken. IĢık – Ü. içinde yer aldığı siyasal sistemden de etkilenmektedir. hem kamu hem de politika gündemini belirlerken. kimi zaman da “çıkar çatışması” yönünde gerçekleşmekte ve bu yönde medya. kimi zaman kurumsal çıkarları ve siyasal yaklaşımları yönünde politika ve kamu gündemini belirleme eğiliminde olurken. Bu noktada kamu gündemini belirlemede etkili olan medyanın. Güz 2009. Sayı:29 . mevcut siyasal sistem ve gelişen olaylar karşısında kamuoyunu bilgilendirmesi. siyasal çevrelerle olan ilişkisi ise ayrı bir önem taşımakta ve söz konusu ilişkinin de birçok boyutu bulunmaktadır. medya örgütleri de siyasal aktörlere haber kaynağı olarak sürekli gereksinim duymaktadırlar. Nitekim toplumsal yaşamda gerçekliğin ne olduğu konusundaki tanımlar. Ancak. hem toplumsal denetimin hem de toplumsal değişmenin sağlanmasında önemli bir güç ve iktidar kaynağıdır. Bunların başında medyanın ve siyasal çevrelerin birbirlerine bağımlı olduğu ya da ihtiyaç duyduğu gerçeği gelmektedir. Toplumsal hayatta bu denli etkili olan medyanın. bu iki güç arasında her zaman için bir etkileşim söz konusudur. A. yayınlarının içeriğini oluşturabilmektedir. Bu etkileşim kimi zaman “çıkar birliği” esasına dayanırken. Oğuzhan Börekci Günümüzde medya. siyasal aktörler de kendi çıkarları doğrultusunda medya ve kamu gündemini etkilemeyi hedefleyebilmektedirler. Diğer taraftan günümüz demokratik sistemlerinde medyadan kamuoyu adına siyasi otoriteleri denetlemesi. Bunun yanı sıra medya. Bu bağlamda medya ve siyasal aktörlerin karşılıklı ilişki kurma çabasında oldukları gözlenmekte ve ticari birer işletme olan medya kuruluşlarının. medyanın kamusal olayların yer aldığı bir tartışma platformu oluşturmasıdır. kimi zaman “ekonomik beklentileri” yönünde de siyasal aktörlerle ilişki kurdukları ve bu yönde yayınlarını oluşturdukları dikkat çekmektedir. kamuoyunun beklentilerini ve ihtiyaçlarını gerekli çevrelere iletmesi beklenmektedir. siyasal aktörlerin medya kuruluşlarına uygulayabileceği bazı yasal yaptırımlar da olabileceğinden. politika gündeminin belirlenmesinde de etkili olduğu bilinen bir gerçektir. bu kuruluşlar siyasal aktörlerle ilişkilerinin iyi olmasına da özen göstermektedirler. Bu noktada medyanın üzerinde durulması gereken en önemli özelliklerinden biri. çoğunlukla medya aracılığıyla oluşturulmakta ve aktarılmaktadır. Kısacası.54 GĠRĠġ G.

Medyanın ekonomik ve siyasal çıkarları doğrultusunda bazı siyasal aktörleri olumlayan ya da olumsuzlayan yayınlar yapabildiği. Başbakan‟ın. Çalışmanın örnek olay incelemesinin ölçülür hale getirilebilmesi için. Doğan‟ın da bu konuda. her iki tarafın tartışmaya ilişkin argümanlarının medyaya nasıl yansıdığı ve medyanın da bu tartışmaları ne şekilde sunduğu incelenecektir. Buradan hareketle söz konusu suçlamaların niteliği ise şu şekilde belirlenmiştir: “Yolsuzluk” başlığı İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . taraflar arasındaki tartışmanın başladığı ve karşılıklı suçlamaların en yoğun yöneltildiği 2008 yılının Eylül ayını kapsamaktadır. çalışma kapsamında incelenen haberlerin içeriğinden hareketle oluşturulmuştur.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 55 Yöntem Bu çalışmada veri derleme ve işleme tekniği olarak şöyle bir yol izlenmiştir. Söz konusu inceleme için Doğan Medya Grubu‟na bağlı Hürriyet ve Radikal gazeteleri ile. tarafların medyaya ilişkin değerlendirmeleri ve bu yönde birbirlerine yönelttikleri eleştirileri yer almaktadır. özellikle “Hilton Oteli” meselesi ve “CNN Türk‟e karasal yayın hakkı talebi” kapsamında. “Medya Eleştirileri” başlığı altında ise. Doğan‟a yaptığı suçlamalar ile. Doğan‟ın Deniz Feneri Derneği davası üzerinden Başbakan Erdoğan‟a yönelttiği suçlamalar ile. siyasal aktörlerin de kendi hedefleri yönünde medyayı yönlendirici faaliyetlerde bulunabildiği varsayılmıştır. Söz konusu konular. “Ekonomik İlişkiler” başlığı altında. “Medya Eleştirileri” ve “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” olmak üzere toplam dört ana konu belirlenmiştir. Erdoğan‟ın cevap niteliğindeki açıklamalarıyla Doğan‟a yaptığı suçlamalar ele alınmıştır. Yukarıda belirtilen dört ana konu kapsamında tarafların birbirlerine yönelttikleri suçlamaların niteliği ve bunların basında nasıl sunulduğu. yukarıda belirtilen suçlamalar çerçevesinde. Başbakan Erdoğan‟a verdiği cevaplar aracılığıyla yönelttiği suçlamalar incelenmiştir. Buna göre “Yolsuzluk” başlığı altında. Söz konusu inceleme. onlardan farklı bir yayın politikası izleyen Zaman ve Yeni Şafak gazeteleri ele alınmıştır. Başbakan‟ın. “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” başlığı altında ise. “Ekonomik İlişkiler”. Doğan‟ı özellikle de “CHP taraftarı” ve “Deniz Baykal‟la işbirlikçi” olmakla itham ettiği suçlamaları ele alınmıştır. Bu noktada. söz konusu tartışmaya ilişkin “Yolsuzluk”. niceliksel ve niteliksel içerik analizi yöntemi uygulanarak belirlenmiştir. Almanya‟daki Deniz Feneri Derneği‟nin de adının karıştığı “Yolsuzluk” davası üzerinden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Aydın Doğan arasında yaşanan tartışmalar ele alınmıştır. Buna göre çalışmada.

Rubin‟in de vurguladığı gibi (1981: 170-180 aktaran Arslan. Günümüz dünyasında medyanın bu denli güçlü olması ve politika alanında oynadığı böylesi çok önemli roller nedeniyle. aynı haber her bir konu için ayrı ayrı değerlendirilmiştir. IĢık – Ü. “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” başlığı altında ise. Diğer bir deyişle medya ile onun siyasi ve toplumsal çevresi arasında. Bu noktada en önemli görevi. siyasetçinin topluma mesajlarını iletebileceği en önemli araçtır (Sağnak. iktidarı denetlemek ve kamuoyunun sesi olmak şeklinde ifade edilen medyanın. „basın etiği ihlali‟ ve „şantajcı‟. karşılıklı bağımlılık esasına dayanan bir ilişki söz konusudur. 2009: 1). „yalan habercilik‟. „istismarcı‟ ve „gündemi saptırmak‟. yeniden organize ve kanalize etme gibi çok ciddi boyutlarda gerçekleşebileceği konusunda da bir çok sosyal bilimci hem fikirdir. Diğer taraftan bu konuda yapılan bazı araştırmalar ise. Hatta kimi zaman medyanın siyaset üzerindeki bu etkilerinin. A. „iftiracı‟. bir haberin birden fazla konuyu içerdiği durumlarda. Sayı:29 . „çıkarcı‟. „otoriter‟. „işbirlikçi‟ ve „taraflı‟. “Ekonomik İlişkiler” başlığı altında. Oğuzhan Börekci altında. „taraflı‟. „taraflı yayıncılık‟. politikacılar ve siyasi partiler medya ile olan ilişkilerine büyük bir önem ve öncelik atfetmektedirler. „kaçakçı‟. 2008: 189) bu boyutları kamusal iletişimin medya etkisiyle şekillenme biçimi. siyasi çevrelere başta ekonomik nedenler olmak üzere ham madde ihtiyacı gibi nedenlerle bağımlıyken. en azından böyle davranması beklenmektedir. Bu nitelendirmeler üzerinden yapılan haber çözümlemelerinde. siyasal gerçekliğin medya aracılığıyla inşası ve siyasal yönelimler üzerine medya etkilerinin araştırılması şeklinde özetlemektedir. 1. „basın özgürlüğünü kötüye kullanma‟. „seviyesiz‟.56 G. MEDYA VE SĠYASET ĠLĠġKĠSĠNE DAĠR GENEL BĠR DEĞERLENDĠRME Medya ve siyaset arasındaki ilişki. „hakim/savcı‟. „sicil amiri‟. „iftiracı‟. medya ile siyasi partiler arasındaki ilişkilerin “ekonomik ilişkiler” ve “ideolojik ilişkiler” olmak üzere iki ana başlık altında ele alınabileceğini ortaya Güz 2009. başta sosyal bilimciler olmak üzere hemen herkesin dikkatini çeken bir konudur. Öyle ki medya. „polemikçi‟. Medya ve siyaset ilişkilerinin üç boyutuna dikkat çeken Meyer (2002: 9-10 aktaran Damlapınar. siyasi çevreler de görüşlerini ve düşüncelerini geniş halk kitlelerine ulaştırabilmek için medyaya bağımlıdırlar (Arslan. Olayları açıklayarak ve siyasal kararlar gibi gelişmeleri kaydederek bu noktada toplumu bilgilendiren medya. „çıkarcı‟. „hoşgörüsüz‟. toplumda bir gözlemci olarak hareket etmesi. „ahlaksız‟. 1996: 123-125 ). „şantajcı‟. 2009: 3) siyasi gücü yeniden şekillendirme. „işbirlikçi‟. “Medya Eleştirileri” başlığı altında. „vurguncu‟ ve „seviyesiz/ahlaksız‟.

Bu gelişmelerin başında. Nasıl ki medya. onun sesini kamuoyuna duyurarak. teknik donanımı. finans. 2009: 5). İktidarın. onun aynı zamanda ekonomik bir etkinlik alanı da oluşturmasıdır. medya üzerinde büyük bir baskı oluşturabilme ve medyayı kontrol altında tutabilme gücüne sahiptirler. Dolayısıyla medya. büyük şirket geçmişlerini ve işletmecilik yöntemlerini kullanarak tek gazeteden oluşan bir şirketi. Bu dönemdeki bir diğer önemli gelişme ise. gazetelerini bu yeni aktörlere satmışlardır. çapraz medya İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . o parti lehine kamuoyu yaratabilmektedirler. Medya ile siyaset arasında kurulu olan bu ilişki. Nitekim medya sektörü. Nitekim eskinin “aileden gazeteci patronları”. Buraya kadar bahsedilenlerin ışığında medyayı diğer toplumsal kurumlardan ayıran en önemli özelliklerden biri. özünde bir ticarisanayi etkinliğidir. alt yapısı. medya üzerindeki bu etkileme gücünü. Yine aynı tür hedefler doğrultusunda medya. sıklıkla destek verdikleri siyasi grubun belirli konulardaki temel görüş ve fikirlerine. onların aleyhinde yayın yapıp karşıtı fikirleri destekleyerek de yine yandaşı oldukları partinin kamuoyundaki popülaritesini ve oy potansiyelini arttırma amacına yönelik hizmetler de yerine getirebilmektedir (Arslan. istihdam potansiyeli. yeni sahiplik yapısına bırakması olmuştur. iç ve dış ticaret kademelerini birleştirerek dikey bir bütünleşme içinde konumlanmaya başladığı gerçeği gelmektedir. Medyanın bu özelliğinden bahsederken. tüm üretim ve tüketim süreçleri ile ekonominin başka sektörlerini yönlendiren belirli bir mantık ile işlemektedir. Hatta yasama gücünü elinde bulunduran bu siyasi elitler. en azından potansiyel olarak. pek çok medya kuruluşunun üretim. özellikle iktidardaki siyasi elitler ile medya arasındaki ilişkilerde daha açık gözlemlenebilmektedir. 2009: 4). “gizlilik” ya da “ulusal güvenlikle ilgili” gibi gerekçeleri de kullanarak. siyasi çevreler de medya üzerinde belli bir etkileme gücüne sahiptir. Yeni kuşak medya sahipleri ise. siyasi çevreler üzerinde bir etkileme gücüne sahipse. Türkiye‟de medya sektöründeki 1980‟li yıllardan itibaren ortaya çıkan bazı önemli değişimlere yer vermek daha aydınlatıcı olacaktır. En basit olarak medya. Özellikle “iktidar elitleri” olarak da tanımlanabilecek politik gücü ellerinde bulunduran siyasi elitler. partinin ideolojisi ve politikalarına uygun doğrultuda yayınlar yaparak.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 57 koymaktadır. destekledikleri partinin rakibi siyasi partiye ya da partilere saldırarak. geleneksel medya sahipliğinin yerini. isterlerse medyanın haber alma ve bilgi toplama özgürlüklerine sınırlamalar da getirebilmektedirler (Arslan. zaman zaman farklı şekillerde kullandıklarına sıkça tanık olunmaktadır. bir siyasi partiye onun basın-yayın organı gibi hizmet edebilmekte.

2001: 140). Bu noktada medya sahibinin siyasal çevrelerle olan ilişkisinin önemi ortaya çıkmaktadır. Gazetecilik etiğinden çok ait oldukları sınıfın değerlerini savunan yönetici – elit gazeteciler ise. IĢık – Ü. Bununla birlikte. Buna göre ilk bakışta medya dışında işlerinin olmadığı izlenimini veren bazı medya holdingleri de. siyasal aktörlerin ellerindeki ekonomik kaynak ve kurumlar. siyasal çevrelerle olan ilişkilerinde de beklentileri doğrultusunda “kaygıları” artmaktadır. medya ve medya dışı yatırımlarındaki mali sıkıntılarını çözmede başvurduğu ve bağımlı olduğu yerlerdir. medya sahiplerinin. medyanın mali isteklerinin karşılanmasında ve medya sahiplerinin her alandaki yatırımlarına ilişkin gerekli yasal ve bürokratik işlemlerin gerçekleştirilmesinde ise kimi zaman da kolaylık sağlanabilmektedir. 1997: 360). 2001: 152 – 153. Dolayısıyla medya ve siyaset ilişkisi de yaşanan bu gelişmeler ışığında şekillenerek yeni bir görünüm almıştır. siyasal aktörlerin kariyerlerine ve kararlarına yönelik destek görme arzularından dolayı. Oğuzhan Börekci gruplarına dönüştürmeyi başarmışlardır (Adaklı. gerek medya sahipleri gerekse de siyasal ve ekonomik iktidar çevreleriyle daha uzlaşmacı bir tavır içinde bulunmak durumunda kalmışlardır. kamu adına hükümetleri denetleme işlevinden çok. Bu şekilde medya sahiplerinin farklı sektörlerdeki yatırım ve hedefleri arttıkça. kendilerine ait medya kuruluşlarını büyük ölçüde kapitalist değerler sisteminin yayılmasına. şirket çıkarlarını “ençoklaştırma” amacı güden medya sahipleri. Gelinen bu noktada Türkiye‟de artık medya grupları iş dünyasına hakim iktidar grupları ile bütünleşmiş durumda ve sürekli bir işbirliği içinde işler hale gelmiştir.58 G. yönettiği kurumdaki iktidarını mesleki birikiminden ziyade medya sahibi ile olan ilişkisi üzerinden meşrulaştırmaya başlamıştır (Tılıç. Böyle bir ortamda gazeteciler ise. medyanın hükümetle olan ilişkilerinin de değişmesine yol açmıştır. Neticede medya sahipliğindeki söz konusu dönüşüm. iş dünyası ile bütünleşmiş olan medya holdinglerinin. yine iş dünyasıyla bir çok banka. Dolayısıyla siyasal aktörler ve medya holdingleri. A. bu yapılanmasını doğrudan etkileyebilecek pek çok ekonomik kaynak ve karar alma gücü de hükümetin ve siyasal çevrelerin kontrolü altında bulunmaktadır. Öyle ki. bir tüketim kültürünün gelişmesine ve kendi iş çıkarlarının gözetilmesine hizmet edecek tarzda kullanmaya başlamışlardır. çok farklı sektörlerde faaliyet yürüten ve asıl faaliyet alanları gazetecilik olmayan yeni medya sahipleri. sanayi ve ticari kuruluş sahibi gruplarla ortaklık içerisindedirler ve medya dışında da yatırım yapmanın yollarını aramaktadırlar (Seçkin. Yaşanan bu yapısal dönüşüm sürecinde. Diğer taraftan. 156). bir “iş ilişkisi” mantığıyla siyasal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirebilmek için kimi zaman ortak hareket edebilmektedirler. kendi çıkarları doğrultusunda hükümetlerle ilişki kurabilmektedirler (Curan. Sayı:29 . 1997: Güz 2009. Şöyle ki.

medya içeriğinin kendi (medya patronunun) “çıkarları”nı yansıtması gelmektedir. yayın organlarında kimi zaman ticari ilişkilerinin kimi zaman ideolojik eğilimlerinin kimi zaman da her ikisinin ağır bastığı bir tutum sergileyebilmekte ve siyasal çevrelerle olan ilişkilerini bu yönde geliştirerek. Bu tartışmalar ise medya yayınlarının içeriğini doğrudan etkileyebilmektedir. Bu noktada ekonomik çıkar çevreleriyle griftleşen medya patronlarının çıkarlarının haberler üzerindeki belirleyiciliği ise. yayınlarını da bu doğrultuda oluşturabilmektedirler. kendilerine muhalefet eden medya holdinglerinin çeşitli ekonomik faaliyetlerini. Bu bağlamda siyasi çevrelerin de kendi “çıkarları” doğrultusunda medya kuruluşlarıyla ilişki kurduğu görülmektedir. 1997: 81). muhalif medyayı susturmaya çalışabilmektedirler (İrvan. kimi zaman “gerekli gördükçe” ilan ve reklam uygulamalarındaki “yanlı” tutumlarıyla. Kısacası siyasal çevrelerle medya arasındaki ilişkinin genel görünümüne dair böyle bir değerlendirmenin sonucunda.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 59 148). Ancak diğer taraftan hükümetler kendi ideolojik yapılarıyla örtüşen medya kuruluşlarıyla daha olumlu ve yakın ilişkiler geliştirebilmekte ve her iki tarafın da “çıkarları”na hizmet edecek politikalar izleyebilmektedir. Bütün bunların yanı sıra medya. bu noktada bazı yasal uygulamalarla kısıtlayabilmektedirler. kendi yayın kuruluşundan da çeşitli beklentileri bulunmaktadır. bazı medya patronları ve siyasal aktörler arasında çeşitli gerilimler/tartışmalar yaşanabilmektedir. siyasal çevrelerle olan ilişkilerini çoğu zaman iyi tutmayı tercih etmektedirler. Bu nedenle medya patronları. Bu pozisyondaki medya kuruluşları da hükümet ve siyasal elitin amaçlarına hizmet edecek bir yayın politikası yürütebilmektedir. Öyle ki medyanın sunduğu kimi konular ve kişiler. söz konusu ilişkiler istenilen yönde gelişmediğinde. 1995: 79). Medyadan bir takım beklentileri olan siyasal aktörler ise. kamuoyu tarafından medyada yer alış şekillerine göre değerlendirebilmektedir. Ancak. kimi zaman oto-sansür. Örneğin hükümetler. Böyle bir medya ortamında. kimi zaman da haberin hiç yayımlanmaması ya da yayımlama ve yer alma biçimini etkileyecek şekilde ortaya çıkabilmektedir (Gürkan. Bu nedenle medya holdingleri. Burada ise medyanın kişileri ve olayları sunuş şekli ön plana çıkmaktadır. ayrıcalıkları belirleme ve bu anlamda siyasal aktörlerin iletişim sürecine katılımlarını sağlama bakımından da ayrı bir önem taşımaktadır. medya patronunun sahip olduğu yayın organlarında yer alan haberler üzerindeki etkinliği sorunu ortaya çıkmaktadır. Başka bir ifadeyle kâr kaygısı güden bir ticari işletme olan medya sahibinin. Bu beklentilerin başında ise. her iki tarafın da “çıkarları” doğrultusunda kimi İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .

60 G. %100). IĢık – Ü. %28). “Ekonomik İlişkiler” konusunda “çıkarcı” (2 kez. ve “ahlaksız” (3 kez. %23). gazetelerden aynen yapılan alıntılardır. Bir araştırmada her iki teknikten de yararlanılabilir (Ayrıntılı bilgi için bkz. Oğuzhan Börekci zaman “uyuşan” kimi zaman da “çatışan” bir ilişki ağı içerisinde hareket ettikleri gerçeği ortaya çıkmaktadır. Geray. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Aydın Doğan arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin toplam 16 haber yayınlanmıştır. %18). “hakim/savcı” (3 kez. Nitel araştırmaların kuramsal. “işbirlikçi” (2 kez. genellikle önceden belirlenmiş sınıflamalar (kategoriler) çerçevesinde sistematik olarak gerçekleştirilmesini sağlayan bir araştırma tekniğidir. “işbirlikçi” (1 kez.%8). gazete haberleri veya yazıları olabileceği gibi televizyon haberleri. %9). İçerik çözümlemesi.  1 Bu bölümde italik olarak verilen ifadeler. sinema filmleri kısacası her türlü içerik olabilir. Nicel araştırmalarla nitel araştırmaların mutlaka iki zıt uca konması gerekmez. Bu çerçevede haberlerin içeriği incelendiğinde. filmleri. “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” konusunda ise.1. 2006). Doğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “iftiracı” (6 kez. “kaçakçı” (3 kez. “taraflı” (3 kez. %46). toplumsal bilim araştırma teknikleri arasında “kitle iletişim araçlarındaki” içeriğe yönelik kullanılan bir yöntem olarak ortaya çıkmıştır. Doğan‟a yöneltilen en önemli suçlamaların “Yolsuzluk” ve “Medya Eleştirileri” konusunda yapıldığı belirlenmiştir. “yalan habercilik” (2 kez. BAġBAKAN RECEP TAYYĠP ERDOĞAN ĠLE DOĞAN MEDYA GRUBU SAHĠBĠ AYDIN DOĞAN ARASINDA YAġANAN “TARTIġMA”NIN YAZILI BASINDA SUNUMU Bu bölümde Başbakan Erdoğan ile Aydın Doğan arasında Deniz Feneri Davası üzerinden başlayan tartışmalarda tarafların birbirlerine yönelttikleri suçlamaların niteliğinin basında nasıl sunulduğu nicel ve nitel içerik analiziyle incelenmiştir. Bu haberlerde Doğan‟a yöneltilen suçlamaların. “basın özgürlüğünü kötüye kullanma” (2 kez. tamamıyla Başbakan Erdoğan‟ın kendi ifadeleriyle sunulduğu saptanmıştır. Hürriyet Gazetesi’nde BaĢbakan Erdoğan Ġle Aydın Doğan Arasındaki TartıĢmanın Haberler Üzerinden Analizi Hürriyet Gazetesi‟nde çalışma kapsamında incelenen dönemde. Sayı:29 . “Medya Eleştirileri” konusunda. Başbakan Erdoğan tarafından. Buna göre Hürriyet‟te. 2. Güz 2009. 1 2. %100). radyo programları. nicel araştırmaların ise istatistikî olduğu belirtilmektedir. %23). %27). %18) ve “iftiracı” (1 kez. A. İçerik. İçerik çözümlemesi iletişim içeriğinin. İçerik çözümlemeleri nicel ve nitel olmak üzere iki ana kümeye ayrılabilir.

Hürriyet‟te “Başbakan‟dan Önemli Açıklamalar” başlığıyla yer alan haberin “ Kimse AKP‟ye Yolsuzluk Çamuru Atamaz” (6 Eylül 2008) alt başlığında. Nitekim Erdoğan‟ın bu konudaki şu açıklamaları dikkat çekmektedir: “…Ben şunu çok açık ve net söylüyorum. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Tayyip Erdoğan da bu alışılmış başbakanlardan biri değil. “Biz 70 Milyonun İktidarıyız” (13 Eylül 2008). yolsuzluk çamurunu atanlar kendileri o çamurun içinde boğulur ve bugüne kadar atanlar aynen bu şekilde boğulmuşlardır” (6 Eylül 2008) şeklinde konuşan Erdoğan‟ın. “…Kimse AKP‟ye kalkıp da yolsuzluk çamurunu atamaz. AKP. bundan önceki siyasi partilerden biri değil. Almanya‟daki Deniz Feneri Derneği davası ile alakalı şeylerin içerisine kendi adının konulmasının arkasında. “Başbakan Erdoğan‟dan Önemli Açıklamalar” (14 Eylül 2008). “Yolsuzluk”2 konusu kapsamında Başbakan Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen suçlamanın en çok “iftiracı” nitelendirmesi üzerinden yapıldığı görülmektedir. “Okul Açılışında Medyaya Yüklendi” (9 Eylül 2008).Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 61 Tablo-1 (Hürriyet Gazetesi‟nde Aydın Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı). Doğan‟ın “ekonomik çıkarları”nın olduğunu ifade ettiği de görülmektedir. Onlar Aydın Doğan ile pazarlığa oturmuş olabilirler ama Tayyip Erdoğan'ı pazarlığa oturtamadığın için bu çılgınlıkları yapıyorsun ve şu ana kadar olan bütün 2 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % İftiracı 6 %46 Çıkarcı 2 %100 Suçlamaların Niteliği İşbirlikçi 1 %8 Kaçakçı 3 %23 Ahlaksız 3 %23 2 %100 13 % 100 Toplam Basın Özgürlüğünü Medya EleĢtirileri Kötüye Kullanma n 2 % %18 Siyasal Çevrelerle İşbirlikçi ĠliĢkiler n 2 % %100 Taraflı Hakim/Savcı 3 %28 3 %27 - Yalan İftiracı Habercilik 2 1 %18 %9 - 11 %100 2 %100 Buna göre. “… son zamanlarda AKP‟yi „yaralayamayan‟ ve „kirletemeyenlerin‟ AKP üzerinde „yalan yanlış iftira kampanyalarıyla bir şeyler yapma gayreti içine girdikleri…” şeklindeki sözleri yer almaktadır. “Dersimiz İftira Değil Dedi Yine Doğan‟a Çattı” (15 Eylül 2008). “Vurdukça Biz Güçleniyoruz” (7 Eylül 2008). Öyle ki. alışılmış siyasi partilerden. Şunu da bil.

daha doğrusu birbirlerini “suçladıkları” ve kendilerini “akladıkları” önemli noktalardan biri de “Medya Eleştirileri”3 konusudur. “…Madem yazacaksın. Onlara da diyorum ki. Ama suçlu ile masumun birbirinden ayırt edileceği yer gazete sayfaları değil. IĢık – Ü. yanına kalmamalı. Biz 70 Milyonun İktidarıyız” (13 Eylül 2008). Köşe yazarları patronlarını savunmakta çok mahirler. Neden milleti aldatıyorsunuz? Bu mudur ikide bir arkasına saklandığınız basın özgürlüğü. Başbakan‟ın Doğan‟a yönelttiği “Yolsuzluk” konusundaki suçlamalarından bir diğeri ise “kağıt kaçakçılığı”dır. Bana cevap vermeyi bırakın da SPK‟ya ve küçük ortaklarınıza bunun doğru olup olmadığını anlatın” şeklindeki sözleriyle Doğan‟a yönelik “kaçakçı” ithamında bulunmaktadır (“Başbakan Erdoğan‟dan Önemli Açıklamalar” 14 Eylül 2008). “…SPK inceliyoruz diyor siz ne diyorsunuz? Siz buna uzuca ya da pahalıya gazete kağıdı alımı olarak bakıyor olabilirsiniz. Oğuzhan Börekci kampanyaların arkasında olan gerçek bu. Başbakan‟ın bu kez de Doğan Medya Grubu‟na bağlı gazetecileri ve köşe yazarlarını da “yalan yazmakla” suçladığı ifadeleri dikkat çekmektedir. al sana delil diye dosyaya eklenen belge. Doğan‟ı “basın özgürlüğünü kötüye kullandığı”.. A. “Başbakan Yine Medyayı Suçladı” (8 Eylül 2008). bu kadar açık söylüyorum. “hakimsavcı rolü”nü üstlendiği ve “etik kuralları ihlal ettiği” yönündeki suçlamaları dikkat çekicidir. olmayacak. Açık söylüyorum. “Başbakan Erdoğan‟dan Önemli Açıklamalar” (14 Eylül 2008). “Dersimiz İftira Değil Dedi Yine Doğan‟a Çattı” (15 Eylül 2008). Böyle cevap mı olur? Bu yazdıklarını kimseye 3 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. Öyle ki Erdoğan‟ın.Her seferinde aynı şey. Yine aynı şekilde söz konusu haberde. gerçekleri yazın gerçekleri. Yanlış yapan cezasını çekmeli.62 G. Bizzat bana ve belediye başkanıma bunu teklif etmiştir ve istediğini alamadığı için de bu kampanyaları sürdürmektedir” (6 Eylül 2008. Özgür basını susturmak istiyormuşuz.. “Okul Açılışında Medyaya Yüklendi” (9 Eylül 2008). Başbakan‟ın kendisine yapılan suçlamalara ilişkin şu açıklamaları göze çarpmaktadır: “…Recep Tayyip Erdoğan yanlış yapanın yanında olmamıştır. Güz 2009. “Başbakan‟dan Önemli Açıklamalar” başlıklı haberin “Basın Özgürlüğü Yalan Yazma Hakkı Vermez” alt başlığında. Bu noktada Başbakan‟ın. Örneğin. şimdi Hilton Oteli'nde istediği plan tadilatlarını bana ve belediye başkanıma yaptıramadığı için bu adımları atmaktadır. mahkeme. Sayı:29 . Söz konusu tartışmanın tüm boyutlarında her iki tarafın da üzerinde durduğu. Siz ne hakimsiniz ne savcı…” (7 Eylül 2008). Hürriyet). “yanlı yayıncılık yaptığı”. Nitekim “SPK‟nın bu iddiaları uzun süredir incelediklerini doğruladı”ğının da altını çizen Başbakan.

%38). 4 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a Cevap” (13 Eylül 2008). %8). “gündemi saptırmak” (2 kez. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . %8) ve “şantajcı” (2 kez. “istismarcı” (4 kez. taraflar arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin yayınlanan haberlerde. gazetenin gerek haberleri sunum şekliyle gerekse de konuya ilişkin tarafların açıklamalarından bağımsız olarak yayınladığı haberlerde. “hoşgörüsüz” (1 kez. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a Cevap” (14 Eylül). Başbakan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “sicil amiri” (1 kez. Ancak. %62). Tablo-2‟de de görüldüğü gibi Doğan‟ın. “taraflı” (2 kez. Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların çoğunlukla Doğan‟ın ifadelerinden oluştuğu tespit edilmiştir. “otoriter” (7 kez. “Medya Eleştirileri” konusunda ise. “Aydın Doğan: Biat Etmeyiz” (7 Eylül 2008). Buna göre Hürriyet‟te. %45). söz konusu suçlamaların pekiştirildiği görülmüştür. %22). Tablo-2 (Hürriyet Gazetesi‟nde Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı) ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Sicil Amiri 1 %11 Şantajcı 5 %62 Otoriter 7 %54 Suçlamaların Niteliği İstismarcı 4 %45 Polemikçi 3 %38 Taraflı 2 %15 Gündemi Saptırmak 2 %22 Seviyesiz 1 %8 İftiracı 2 %22 Hoşgörüsüz 1 %8 Şantajcı 2 %15 13 %100 8 %100 9 % 100 Toplam Hürriyet Gazetesi‟nde. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “şantajcı”(5 kez. “iftiracı” (2 kez. Hürriyet‟te“Siyasal Çevrelerle İlişki” konusunda. %15). %15). “polemikçi” (3 kez. Başbakan‟a yönelttiği en önemli suçlamanın “Medya Eleştirileri”4 konusu kapsamında yapıldığı anlaşılmaktadır. %11).Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 63 yutturamazsın” (7 Eylül 2008) sözleriyle söz konusu suçlamalarını yaptığı görülmektedir. %22). %54). “8 Yanlışa 8 Cevap” (9 Eylül 2008). “Ahlakım Konusunda Başbakan Sicil Amirim Değil” (6 Eylül 2008). Başbakan Erdoğan‟a yönelik herhangi bir suçlama içeren haber bulunmamaktadır. “seviyesiz” (1 kez.

Yanlış yapmıyor muyuz. doğrular var. Başbakan‟a “polemikçi” ve “şantajcı” nitelendirmeleri üzerinden suçlamalarını yönelttiği belirlenmiştir. Başbakan‟ı bir anlamda “görevini kötüye kullanmak”la itham ettiği de anlaşılmaktadır. Hilton‟la ilgili bir talebim evet var. Ben bu ülkede yaşayan 24 bin adam çalıştıran Bu konuyla ilgili haberler için bkz. “Ahlakım Konusunda Başbakan Sicil Amirim Değil” başlığıyla yer alan haberde Doğan‟ın. Peki beni susturursan. “Demokrasi ve Özgür Basını İçine Sindir” (8 Eylül 2008). Tabii olmuştur. 7 Eylül 2008 tarihli haberde. “…Eğer bizden biat medyası kültürü bekliyorsanız. “ Demokrasi ve Özgür Basını İçine Sindir” başlığıyla yer alan haberde Doğan‟ın. “…Çağımızda insani dayanışmayı. Başbakan‟ın Doğan Medya Grubu‟na yönelik “otoriter” bir tutum içerisinde bulunduğuna dikkat çekilmektedir. bağımsızlık var. yardımlaşmayı sağlayan kuruluşların büyük sorumlulukları var. tek sesli medya bu demokrasi mi olur… eğer bu ülkede demokrasi varsa. Örneğin. Sayı:29 . mutlak surette özgür basın olmalı. bana göre günahların en büyüğüdür…” (6 Eylül 2008) şeklindeki sözleriyle. Ve senin de özgür basına. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a Cevap” (14 Eylül). Benim yakama niye yapışıyorsun… Senin benim haberlerimi alıp Türkiye‟de yetkililere talimat verip onlar için tahkikat açtırman lazımken. “Ekonomik İlişkiler”6 konusunda ise Doğan‟ın. IĢık – Ü. “Ahlakım Konusunda Başbakan Sicil Amirim Değil” (6 Eylül 2008). “Demokrasi ve Özgür Basını İçine Sindir” (8 Eylül 2008). “8 Yanlışa 8 Cevap” (9 Eylül 2008). A. Oğuzhan Börekci “Yolsuzluk” ve “Ekonomik İlişkiler” konularında yöneltilen suçlamaların ise eşit oranda olduğu görülmektedir. o yansız basına saygı duyman lazım. “Yolsuzluk”5 konusunda ise. Doğan‟ın Hilton Oteli meselesi üzerinden yaptığı açıklamasında şu sözleri dikkat çekmektedir: “ …Bak kardeşim bu çok ucuz bir polemik. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a Cevap” (13 Eylül 2008). 5 Güz 2009. beni susturmaya çalışıyorsun. 6 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. Erdoğan‟a yapılan suçlamaların en çok “istismarcı” nitelendirmesi üzerinden yapıldığı belirlenmiştir. “Aydın Doğan: Biat Etmeyiz” (7 Eylül 2008). Örneğin. Bizim grubumuzda yansızlık var.64 G. Buna göre “Medya Eleştirileri” konusunda. bizim medya grubumuz biat etmez. “Aydın Doğan: Biat Etmeyiz” (7 Eylül 2008). Örneğin. İnsanlardaki yardım duygunsu istismar etmek. Tayyip Bey'i de tanıyorum ve neden böyle bir ucuz polemiğe girdi tereddüt ediyorum. Onları da her zaman düzeltmeye amadeyiz. “Ahlakım Konusunda Başbakan Sicil Amirim Değil” (6 Eylül 2008). Yani bir ülkenin başbakanının bu kadar ucuz bir polemiğe girmesi hakikaten beni son derece rahatsız ediyor. onları içine sindirmen lazım” (8 Eylül 2008) şeklindeki sözlerine yer verilmektedir. “8 Yanlışa 8 Cevap” (9 Eylül 2008). Saygı duymayı bırak.

Sayın başbakan sapla samanı karıştırıyor.. haber başlıklarında ve haberlerin sunumunda Başbakan‟ın “saldırıda bulunan”. “Gazeteciler Cemiyeti‟nden hükümete tepki” (8 Eylül 2008) ve “Başbakan yine medyayı suçladı” (8 Eylül 2008) başlıklarıyla verilen haberlerde. Yani Hilton'da ne varmış ki Başbakan Erdoğan diyor ki bana geldi. Buraya kadar yapılan incelemelerde. “‟Dersimiz iftira değil‟ dedi yine Doğan‟a çattı” (15 Eylül 2008) başlıklarıyla yer alan haberlerde olduğu gibi. Hürriyet Gazetesi‟nde tarafların açıklamalarından bağımsız olarak yayınlanan haberler. “Basın Konseyi‟nden Başbakan‟a cevap” (8 Eylül 2008). Zaten yasal olmayan bir şeyi vermen suç.. bu kez de Başbakan‟ın kendisine şantaj yaptığını iddia ettiği yönündeki şu açıklamalarına yer verilmektedir: “…İstekte bulunmak suç mu? Tabi istekte bulunacağım. ucuz siyasi şantaj yapıyorlar. Doğan‟ın ise “cevap veren” ve “savunan” konumunda olduğu görülmüştür. “ „Dersimiz iftira değil‟ dedi yine Doğan‟a çattı” (15 Eylül 2008) gibi. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a cevap” (14 Eylül 2008). tarafların açıklamalarının çoğunlukla birinci el kaynaktan aktarıldığıdır. Ben yasal olmayan birşeyi istemem. Yasal olan bir şeyi vermemen de suç. “Okul açılışında medyaya yüklendi” (9 Eylül 2008). “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a cevap” (13 Eylül 2008). Ne demek.. Örneğin. Bunun sonucu siyasi şantajdır ve polemiktir. genellikle tarafların açıklamalarından oluşturulmuş olsa da. Ben Başbakan Erdoğan'a Hilton için gitmedim. bu benden bir şey istedi. Gazetede konuya ilişkin dikkat çeken bir diğer önemli nokta da. Hürriyet‟te söz konusu tartışmalara ilişkin yer alan haberlerde dikkat çeken husus. İki. Başbakan‟ın Doğan Medya Grubu‟na yönelik “saldırılarına” ilişkin tepkiler dile getirilmektedir. Örneğin.. Başbakan‟ın açıklamalarının yer aldığı kimi haberlerde gazetenin taraflı duruşunu gösteren ifadelerin kullanıldığı tespit edilmiştir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Haberlerde kullanılan başlıklar ise. Hilton'da eğer ben onlardan yasal olmayan bir şey istediysem zaten vermemeleri lazım. vermedim onun için yayın yapıyor. haberlerin yer alış şeklidir.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 65 ve bir sürü şirketleri olan bir grup olarak her gün müracaat ettiğimiz devletle işlerimiz var.. Yasal olan birşeyi isteyip vermiyorlarsa burada da onlar suç işliyorlar. “8 yanlışa 8 cevap” (9 Eylül 2008).” (7 Eylül 2008).” Söz konusu haberde yine aynı konuyla ilgili olarak Doğan‟ın. sadece “Medya Eleştirileri” konusundadır. Basit şeylerle uğraşıyor. Başbakan Erdoğan'ı anlamakta zorluk çekiyorum. Ona kim ne söyledi bilmem… Ne bu şehrin belediye Başbakanı ne de bu ülkenin başbakanı ucuz şantaj yollarına gitmesin. Örneğin. Nitekim ilk bakışta haberlerin yer alışında taraflar “eşit” miş gibi algılansa da. “Başbakan yine medyayı suçladı” (8 Eylül 2008).

“ahlaksız” (1 kez. Oğuzhan Börekci 2. IĢık – Ü. %50) ve “taraflı” (1 kez. Bu haberlerde Doğan‟a yöneltilen suçlamaların tıpkı Hürriyet‟te olduğu gibi. “iftiracı” (1 kez. tıpkı Güz 2009. %66). Buna göre. Doğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığı incelendiğinde şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “iftiracı” (4 kez. %17) . “Ekonomik İlişkiler” konusunda “vurguncu” (1 kez. %25). %50). Radikal Gazetesi’nde BaĢbakan Erdoğan Ġle Aydın Doğan Arasındaki TartıĢmanın Haberler Üzerinden Analizi Tablo-3 ( Radikal Gazetesi‟nde Aydın Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı. %50).2. tamamıyla Başbakan Erdoğan‟ın kendi ifadelerinden oluştuğu belirlenmiştir. Başbakan Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen en önemli suçlamaların. Sayı:29 .66 G. %50) ve “çıkarcı” (1 kez. “Medya Eleştirileri” konusunda “basın özgürlüğünü kötüye kullanma” (1 kez. A. %50). Buna göre. “Siyasi Çevrelerle İlişki” konusunda ise “işbirlikçi” (1 kez. %25) ve “taraflı” (2 kez. taraflar arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin toplam 9 haber yayınlanmıştır.) ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Siyasal Çevrelerle ĠliĢkiler n % İftiracı 4 %66 Çıkarcı 1 %50 Basın Özgürlüğünü Kötüye Kullanma 1 %25 İşbirlikçi 1 %50 Suçlamaların Niteliği Ahlaksız 1 %17 Vurguncu 1 %50 Taraflı 2 %50 Taraflı 1 %50 Kaçakçı 1 %17 İftiracı 1 %25 2 %100 4 %100 6 % 100 2 %100 Toplam Radikal Gazetesi‟nde. %17) ve “kaçakçı” (1 kez.

“Erdoğan‟ın Yeni Meşgalesi” (15 Eylül 2008). AKP‟nin dünkü Bayrampaşa 3. eleştirilmeyi de göze alacaksın. Senin maaşlı köşe yazarların. önceki günkü AKP Güngören İlçe Kongresi‟nde ağır bir dille Aydın Doğan‟ı eleştirmişti. Her ne kadar haberde Başbakan‟ın açıklamaları birinci el kaynaktan aktarılsa da. gazetenin söz konusu tartışmayı ağırlıklı olarak tarafların açıklamalarından bağımsız şekilde kurguladığı haberlerle ele aldığı ve Doğan lehine bir duruş sergilediği belirlenmiştir. “Başbakan Kavgayı Sürdürdü: Doğan Grubu Yazdıkça Açıklayacağım” başlıklı haberde. Başbakan Erdoğan‟ın “Demokrasilerde konuşma hakkı eleştirme hakkı sana da. Eleştirmek istiyorsan. Örneğin. “Başbakan Kavgayı Sürdürdü: Doğan Grubu Yazdıkça Açıklayacağım” başlıklı haberin. Erdoğan‟a aynı gün bir açıklamayla yanıt veren Doğan ise Türk basını için çok tehlikeli bir dönemin başladığını belirerek “Şantaj yapmak başbakanlara yakışmaz demişti. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Aydın Doğan‟a yanıt verirken öfkeli tavrını sürdürdü. Doğan‟a ve sahibi olduğu medya grubuna yönelttiği suçlamalarını ağırlıklı olarak köşe yazarları üzerinden yaptığı belirlenmiştir. Örneğin. “Arınç‟ın Sözleri Erdoğan‟a „Fener‟ Oldu: Suçlu Varsa Cezasını Çeker” (14 Eylül 2008). “Erdoğan yanlış adrese çattı” (7 Eylül 2008) başlıklı bir diğer haberde. senin gazetelerine de mahsus değildir. Bu konuyla ilgili haberler için bkz. gazetenin Erdoğan‟ın 7 8 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. “Köşe yazarlarına da çattı” (8 Eylül 2008) alt başlığında. Radikal‟de Başbakan Erdoğan‟ın “Medya Eleştirileri” konusunda.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 67 Hürriyet‟te olduğu gibi “Medya Eleştirileri”7 ve “Yolsuzluk”8 konusu bağlamında yapıldığı belirlenmiştir. şunları söyledi”(8 Eylül 2008). “Arınç‟ın Sözleri Erdoğan‟a „Fener‟ Oldu: Suçlu Varsa Cezasını Çeker” (14 Eylül 2008). yine Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan‟ı hedef aldı. “Erdoğan Dalgalandı da Duruldu” (21 Eylül 2008). Buna göre. “Erdoğan Yanlış Adrese Çattı” (7 Eylül 2008). “Erdoğan‟ın Yeni Meşgalesi” (15 Eylül 2008). Erdoğan. Örneğin. silahşörüm yok…” sözleri dikkat çekmektedir. Olağan Kongresi‟nde konuşan Erdoğan. Benim o kadar köşe yazarım. gazetenin konuya ilişkin şu yorumları dikkat çekmektedir: “…Deniz Feneri tarafından para gönderildiği iddialarının haber olarak verilmesine öfkelenen Erdoğan. Bildiği bir şey varsa anlatmak yerine şantajda bulunan Erdoğan şunları söyledi…Erdoğan. silahşörlerin var. Yine aynı şekilde Radikal Gazetesi‟nde Başbakan Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin de Hürriyet Gazetesi‟yle büyük ölçüde benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. başlıkta yer alan ifadelerle gazetenin Başbakan‟ın aleyhine ve dolaylı olarak da Doğan‟ın lehine bir duruş sergilediği görülmektedir.

“Medya Eleştirileri” konusunda “otoriter” (6 kez. “sicil amiri” (1 kez. “fena kızdırdı” gibi doğruluğu kesin olmayan ifadelerle aktarılmaktadır.4 (Radikal Gazetesi‟nde Başbakan Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı) ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % İstismarcı 1 %33 Şantajcı 5 %72 Otoriter 6 %86 Suçlamaların Niteliği Sicil Amiri 1 %33 Polemikçi 1 %14 Hoşgörüsüz 1 %14 İftiracı 1 %34 Seviyesiz/Ahlaksız 1 %14 - Toplam 3 % 100 7 %100 7 %100 Radikal Gazetesi‟nde. Nitekim “Almanya‟daki Deniz Feneri yolsuzluğu iddianamesinde adının geçtiği haberlerine çok kızan Başbakan Erdoğan. %72). Tablo. %33). bu suçlamaların Doğan lehine pekiştirildiği görülmektedir. %14). Buna göre. ve “hoşgörüsüz” (1 kez. Sayı:29 . Oğuzhan Börekci açıklamalarını verirken olumsuz anlamlar içeren ifadelerle haberi kurguladığı tespit edilmiştir. Güz 2009. Başbakan ile Doğan arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin. IĢık – Ü. Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların çoğunlukla Doğan‟ın kendi ifadelerinden oluştuğu tespit edilmiştir. %14) ve “seviyesiz/ahlaksız” (1 kez. Bununla birlikte gazetenin gerek haberleri sunum şekliyle gerekse de konuya ilişkin tarafların açıklamalarından bağımsız olarak yayınladığı haberlerde. A. %34). “Ekonomik İlişkiler” konusunda “şantajcı” (5 kez. Erdoğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “istismarcı” (1 kez. %14). %86).68 G. “Siyasal Çevrelerle İlişki” konusunda ise. Aydın Doğan‟a yüklendi” şeklinde kurgulanan haberde. “polemikçi” (1 kez. “iddia etti”. %33) ve “iftiracı” (1 kez. Başbakan Erdoğan‟ın konuya ilişkin açıklamaları “yüklendi”.

Kendisine açık açık şunu söylüyorum: Hilton konusunda yasalara aykırı bir talebim varsa. Başbakanımız eleştirilmekten hoşlanmıyor. 10 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. Hoşlanmayabilir. Örneğin 7 Eylül 2008 tarihli aynı haberin alt başlığında. Radikal‟de gerek Doğan‟ın açıklamalarında. özellikle de Hilton meselesiyle ilgili konuda kendisine dolaylı olarak “şantaj” yapıldığını ima etmekte ve Başbakan‟ı “bir vatandaşın kanuni taleplerini engellemekle” suçlamaktadır. Haberlerin içeriği incelendiğinde ise. Bu ifadelerden anlaşılacağı üzere Doğan. bu da suçtur.. bunu reddetmek kamu otoritesinin görevidir. “Erdoğan‟ın Bu İlk Şantajı Değil” (9 Eylül 2008).Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 69 tıpkı Hürriyet‟te olduğu gibi Radikal‟de de Başbakan Erdoğan‟a yönelik herhangi bir suçlama içeren haber bulunmamaktadır. “Dokunulmazlık Zırhlarına Karşı Hakkımızı Arayacağız” (23 Eylül 2008). “Aydın Doğan: Türk basını için tehlikeli bir dönem başladı” ifadesinin kullanıldığı dikkat çekmektedir. “Erdoğan‟ın Yeni Meşgalesi” (15 Eylül 2008). basın özgürlüğüne yönelik ağır tehdidin artık iyice su yüzüne çıkmış olmasıdır. Örneğin “Erdoğan Yanlış Adrese Çattı” başlıklı haberin “Aydın Doğan: Türk basını için tehlikeli bir dönem başladı” alt başlığında. gazetelerde ne zaman hoşuna gitmeyen bir haber görse hemen Hilton ipine sarılıyor. “Ekonomik İlişkiler”9 konusunda Başbakan tarafından kendisine yöneltilen suçlamalar karşısında şu savunularına vurgu yapılmaktadır: “Başbakan durmadan Hilton meselesini dile getiriyor… Başbakan. “Dokunulmazlık Zırhlarına Karşı Hakkımızı Arayacağız” (23 Eylül 2008).. Yukarıda da belirtildiği gibi. Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen en önemli suçlamaların “Ekonomik İlişkiler” ve “Medya Eleştirileri” konusu bağlamında yöneltildiği görülmektedir.” (7 Eylül 2008). „Benimle İlgili Ne Varsa Açıklasın Elde Tutması Şantaj” (8 Eylül 2008). Başbakan‟ın Doğan‟a yönelttiği suçlamalar karşısında –ki bunlar Hilton. başbakanlara suç işleme hakkı vermiyor.Doğan‟ın. Doğan‟ın. Söz konusu haberde. “Aydın Doğan: Saldırılar Bizi Yıldıramaz” (14 Eylül 2008). „Benimle İlgili Ne Varsa Açıklasın Elde Tutması Şantaj” (8 Eylül 2008). “Aydın Doğan: Saldırılar Bizi Yıldıramaz” (14 Eylül 2008). gerekse gazetenin tarafların açıklamalarından bağımsız olarak yayınladığı haberlerinde. “…benim açımdan bu konuşmanın asıl vahim yanı. “Medya Eleştirileri”10 konusundaki suçlamaların ön plana çıkartıldığı ifade edilmişti. 9 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . “Erdoğan Dalgalandı da Duruldu” (21 Eylül 2008). Türk kanunları. “Erdoğan‟ın Bu İlk Şantajı Değil” (9 Eylül 2008). Ama elindeki gücü de kullanıp bunu şantaj aracı Bu konuyla ilgili haberler için bkz. CNN-Türk ve kağıt kaçakçılığı meselesidir. Ama vatandaş olarak haklı bir talepte bulunuyor ve bunu yerine getirmiyorsa.

meseleyi “basın özgürlüğü ihlali” boyutuna taşımak ve kamuoyuna da “demokrasi” olgusu üzerinden.70 G. Doğan‟ın devam eden açıklamasında. haberin Doğan lehine sonuçlandırıldığı da görülmüştür. Son olarak Radikal‟de “Erdoğan dalgalandı da duruldu”(21 Eylül 2008) başlıklı haberle. A. “…yolsuzluğu adım adım izleyen Hürriyet. açıkça Erdoğan‟ın projelerinin “küçümsendiği” anlaşılmaktadır. Demek ki baskıları daha da ağırlaşacak…” (7 Eylül 2008) şeklindeki sözleriyle. yaşananların muhakemesini yaptırmak istediği de anlaşılmaktadır. “…Anayasamız basın özgürlüğünü teminat altına almıştır. önceki gün katıldığı Adalar İlçe Kongresi‟nde de bu çağrıyı sürdürdüğü ve kendisine yöneltilen eleştirilere cevap verdiği belirtilmektedir. IĢık – Ü. Söz konusu haberde. Başbakan Erdoğan‟ın Almanya‟daki Deniz Feneri yolsuzluğunun basına yansımasına “hayli öfkelendi”ği de kaydedilerek. Sayı:29 . Bunun yanı sıra söz konusu haberde. Güz 2009. Milliyet ve Radikal gazetelerinin sahibi Doğan Grubu‟nu hedef aldı…” vurgusuyla. Şimdiye kadar ellerinden gelen baskıyı yapıyorlardı. Oğuzhan Börekci haline getirme hakkı yoktur” şeklinde açıklama yaptığı ve kendisine yöneltilen suçlamaları “anayasal bir suç” olarak nitelendirdiği görülmektedir. Nitekim “…Erdoğan‟ın gündeminde „övündüğü‟ duble yol çalışması ve Marmaray Projesi ile Adalar‟daki fayton nostaljisi vardı…” şeklindeki ifadelerle devam edilen haberde. ikili arasında şimdiye kadar yaşanan olayların Aydın Doğan lehine hatırlatılmasının yapıldığı dikkat çekmektedir. Dünkü konuşması bana göre Türk basın tarihinde çok tehlikeli bir dönemin başladığının en somut işaretidir. Doğan Grubu‟na bağlı gazeteler için “boykot kampanyası” başlatan Erdoğan‟ın.

“hakim/savcı” (1 kez. Zaman‟ın bu suçlamaları içeren haberleri sunum şekliyle Başbakan lehine bir tutum sergilediği görülmüştür. “basın etiği ihlali” (2 kez. %11) ve “kaçakçı” (2 kez. %7). “Ekonomik İlişkiler” konusunda “vurguncu” (2 kez. Zaman Gazetesi’nde BaĢbakan Erdoğan Ġle Aydın Doğan Arasındaki TartıĢmanın Haberler Üzerinden Analizi Tablo-5 ( Zaman Gazetesi‟nde Aydın Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı). %14).%100 Zaman Gazetesi‟nde. Bu haberlerde Doğan‟a yöneltilen suçlamaların tıpkı Hürriyet ve Radikal‟de olduğu gibi ağırlıklı olarak Başbakan‟ın kendi ifadelerinden oluştuğu tespit edilmekle birlikte. Buna göre Zaman‟da. %14). %7). “ahlaksız” (1 kez. %100).3.%100 Taraflı Yayıncılık 6 14 %44 %100 4 2 %100 Basın Basın Yalan Özgürlüğünü Hakim/ Otoriter Çıkarcı Etiği Haber Kötüye Savcı İhlali Yayınlama Kullanma 1 2 1 2 1 1 %7 %14 %7 %14 %7 %7 İşbirlikçi 4 % 100 - . %67). “otoriter” (2 kez. “yalan haber İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 71 2. %22).% 100 2 . %7). Doğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır:“Yolsuzluk” konusunda “iftiracı” (6 kez. “Medya Eleştirileri” konusunda “basın özgürlüğünü kötüye kullanma” (1 kez. “çıkarcı” (1 kez. taraflar arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin toplam 14 haber yayınlanmıştır. Ana Konular Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Siyasal Çevrelerle ĠliĢkiler n % Suçlamaların Niteliği İftiracı Ahlaksız Kaçakçı 6 1 2 %67 %11 %22 Vurguncu Toplam 9 .

“Siyasi Çevrelerle İlişkiler” konusunda “işbirlikçi” (4 kez. A. Örneğin “Başbakan‟dan Aydın Doğan‟a Ağır Suçlamalar” başlıklı haberin içeriğinde. Başbakan‟ın Almanya‟daki Deniz Feneri Derneği‟yle ilgili “yolsuzluk” davasına adının karıştırılmasından dolayı Doğan‟a ve sahibi olduğu medya grubuna yönelik ağır suçlamalarda bulunduğu sözlerine vurgu yapılmaktadır. Zaman Gazetesi‟nde söz konusu tartışmalara ilişkin yer alan haberlerin içeriği incelendiğinde ise. %44). %100). IĢık – Ü. otel için istediği plan tadilatlarını kendisine ve belediye başkanına yaptıramadığını dile getirdi… Aydın Doğan'ın bizzat kendisine ve belediye başkanına teklifte bulunduğunu vurguladı… İstediğini alamadığı için bu tür kampanyalar yaptığını ileri sürdü… Erdoğan. bu yayınların bir sebebinin de Hilton Oteli olduğunu savundu… Doğan Grubu'nun. Aydın Doğan‟ın barışmak için iyi niyet elçileri gönderdiğini de açıkladı…Başbakan. Doğan‟a yapılan suçlamaların tıpkı Hürriyet ve Radikal‟de olduğu gibi “Yolsuzluk” ve “Medya Eleştirileri” konusunda yoğunlaştığı görülmektedir. “Artık Kervanınızı İftiralarla Götüremeyeceksiniz” (9 Eylül 2008). Yazarları da İnanmadı” (13 Eylül 2008). “Aydın Doğan‟a Bir Hafta Süre Verdi: İftiraların Sebebini Açıklamazsan Ben Açıklarım” (8 Eylül 2008). %7) ve “taraflı yayıncılık” (6 kez. Deniz Feneri Derneği'nden kendisine para aktarıldığı yönünde yayın yapan Doğan Grubu'na meydan okudu…” (7 Eylül 2008). “Başbakan Yine Doğan‟a Yüklendi” (14 Eylül 2008). Bu haberde aynı zamanda Doğan‟ın söz konusu tartışmada “haksız” ve öne sürdüğü iddialarının da “geçersiz” olduğu gösterilmeye çalışılmıştır. “Başbakan Yine Doğan‟a Yüklendi” (14 Eylül 2008). “Yayıncı Kimliğinle İmtiyaz İsteme. Nitekim söz konusu haberde Başbakan‟ın konuya ilişkin ifadeleri gazete tarafında şu şekilde sunulmaktadır: “…AK Parti‟yi geriletemeyenlerin. Sayı:29 . Buna göre. “Başbakan‟dan Doğan‟a Mektup…” (13 Eylül 2008). “Doğan‟a. İşadamı Olarak Eşit Muamele Göreceksin” (14 Eylül 2008). 11 Güz 2009. Örneğin 8 Eylül 2008 tarihinde “Aydın Doğan‟a Bir Hafta Süre Verdi: İftiraların Sebebini Açıklamazsan Ben Açıklarım” başlığıyla yayınlanan haberde.72 G. Başbakan Erdoğan‟ın şu suçlamalarına vurgu yapılmaktadır: “…Bu mudur Bu konuyla ilgili haberler için bkz. Doğan Grubu‟nun CHP ile birlikte hareket ettiğini savundu… Başbakan Erdoğan. “Yolsuzluk”11 konusu kapsamında Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen suçlamaların en çok “iftiracı” nitelendirmesi üzerinden yapıldığı tespit edilmiştir. “Medya Eleştirileri”12 konusunda ise. Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen suçlamaların en çok “taraflı yayıncılık” nitelendirmesi üzerinden yapıldığı görülmektedir. iftira kampanyaları açtığını belirten Erdoğan. Aydın Doğan ve CHP‟ye Yönelik Eleştirilerine Devam Etti” (15 Eylül 2008). Oğuzhan Börekci yayınlama” (1 kez. “Başbakan. “Başbakan‟dan Doğan‟a Mektup…” (13 Eylül 2008). “Erdoğan: Türkiye Barış Adası Oldu” (9 Eylül 2008). 12 Bu konuyla ilgili haberler için bkz.

Benim o kadar köşe yazarım. Ne kadar tahammüllü olduğunu. eleştirilmeyi de göze alacaksın. adaletsiz gibi) hatırlanacak olursa.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 73 ikide bir arkasına saklandığınız basın özgürlüğü? Nasıl olsa köşe yazarlarınız bu konuda gayet iyi avukatlığınızı yapıyorlar. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Eleştirmek istiyorsan. paralı silahşörün bol. Siz bağımsız olsaydınız patronunuz hakkında yayınlanan kağıt kaçakçılığı olayını da sorgulamanız gerekmez mi? Yoksa bu iddialar haber değeri taşımıyor mu? Hilton oteline imar talebi haber değeri taşımıyor mu?" (13 Eylül 2008) şeklindeki sözlerine yer verilerek. silahşörlerin var. “Aydın Doğan'dan maaş alan kalemşörlere bir çift sözüm var. Tablo-6 (Zaman Gazetesi‟nde Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı) Suçlamaların Niteliği İstismarcı Sicil Amiri 1 1 %33 %33 Şantajcı Polemikçi 1 1 %50 %50 Otoriter Hoşgörüsüz 3 1 %75 %25 ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Toplam İftiracı 1 %34 3 % 100 2 %100 4 %100 Zaman‟da Doğan‟a yöneltilen suçlamalara ilişkin haberlerin içeriği incelendiğinde dikkat çeken noktalardan biri de. Nitekim patron kelimesinin çağrıştırdığı kimi olumsuz anlamlar (sömüren. yaptırdığın yayınlarla ortaya koyuyorsun. Senin bu noktada maaşlı. silahşörüm yok. bir bölümü hariç. “İşadamlığı ile Yayıncılığı Karıştırma” başlığıyla yer alan bir başka haberde de Başbakan‟ın. cevap hakkına ne kadar saygılı olduğunu zaten yaptığın açıklamalarla. Bunun yanı sıra söz konusu nitelendirmeyle. Doğan‟ın “medya patronu” nitelendirilmesiyle sunulmasıdır. Doğan‟ı “taraflı yayıncılık” yapmakla ve bu anlamda da “basın özgürlüğünü kötüye kullanmakla” suçladığı görülmektedir. Çünkü senin maaşlı köşe yazarların var. Öyle tek taraflı özgürlük olmaz. Onlar patronlarını savunmakta bayağı mahirler. burada söz konusu anlamlar aracılığıyla Doğan aleyhine bir duruş sergilendiği ve bu yönde bir kamuoyu oluşturulmaya çalışıldığı gözlenmiştir. Doğan‟ın sahibi olduğu medya kuruluşlarını kendi „çıkarları‟ yönünde kullandığı imasında da bulunulduğu anlaşılmaktadır. patronunuzun çıkarlarından da bağımsız olmak demek. ezen. tarafsız ve bağımsız olmak demek. Milletim bunu görüyor…” (8 Eylül 2008).

sahibi olduğu gazete ve televizyonların haberi. %33) ve “iftiracı” (1 kez. “Siyasetçi Değilim. %75) ve “hoşgörüsüz” (1 kez. Canlı Yayında Tartışalım” (14 Eylül 2008). Sayı:29 . %50). Hürriyet ve Radikal‟in aksine. Doğan‟ın söz konusu suçlamalarına çok kısa yer verildiği dikkat çekmektedir. Güz 2009. Zaman‟da yer alan bu tip haberlerde dikkat çeken unsur. olayı Alman polisi ve mahkemelerin ortaya çıkardığını. Diğer gazetelerde olduğu gibi Zaman‟da da “Siyasal Çevrelerle İlişki” konusunda. gazete tarafından şu şekilde aktarılmaktadır: “…Deniz Feneri ile ilgili haberleri gazete ve televizyonlardan izlediğini iddia eden Aydın Doğan. “Velev ki Başbakan‟a Gittim Ama Hilton İçin Değil” (8 Eylül 2008) başlıklı haberin içeriğinde. “otoriter” (3 kez. Örneğin. Haberlerin bütünlüğü göz önünde bulundurulduğunda. Doğan‟ın Başbakan‟a yönelik suçlamalarının hem “yersiz” hem de “haksız” olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Doğan‟ın açıklamalarını “iddia etti” ve “öne sürdü” gibi doğruluğu kesin olmayan ifadelerle sunarak bu tutumunu ortaya koymaktadır. Doğan‟ın Başbakan‟ın açıklamaları karşısında daha çok “suçlu” konumunda sunulduğudur. Diğer taraftan Doğan‟ın “Medya Eleştirileri” konusunda Erdoğan‟a yönelttiği suçlamaları en çok “otoriter” nitelendirmesi üzerinden yaptığı görülmüştür. Örneğin. A. 13 “Velev ki Başbakan‟a Gittim Ama Hilton İçin Değil” (8 Eylül 2008). “istismarcı” (1 kez.%33). gazetelerinin de mahkemenin safahatı hakkında bilgi verdiğini söyledi… Aydın Doğan. Doğan tarafından Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen en önemli suçlamaların “Yolsuzluk” ve “Medya Eleştirileri” konusunda yapıldığı belirlenmiştir. IĢık – Ü.74 G. Buna göre haberlerin içeriği incelendiğinde. Başbakan Erdoğan‟a yönelik herhangi bir suçlama içeren haber bulunmamaktadır. Nitekim gazete. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a atfen verdiğine dikkat çekti” (7 Eylül 2008). %25). “Medya Eleştirileri” konusunda ise. Doğan‟ın “Yolsuzluk”13 konusuyla ilgili olarak kendisine yöneltilen suçlamalara ilişkin açıklamaları. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “polemikçi” (1 kez. %34). Oğuzhan Börekci Zaman‟da. Aydın Doğan tarafından Başbakan Erdoğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığı şu şekildedir:“Yolsuzluk” konusunda “sicil amiri” (1 kez. %50) ve “şantajcı” (1 kez.

%10) ve “kaçakçı” (2 kez. %40) ve “çıkarcı” (3 kez.4. “işbirlikçi” (1 kez. “vurguncu” (4 kez. “iftiracı” (5 kez. Buna göre Yeni Şafak‟ta söz konusu tartışmaya ilişkin suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığı incelendiğinde şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “ahlaksız” (2 kez. %20). “Ekonomik İlişkiler” konusunda “iftiracı” (3 kez. %30). çoğunlukla gazetenin kendi yorumlarından oluştuğu görülmüştür. %50). Bunun yanı sıra Başbakan‟ın suçlamalarını içeren haberlerin sunum şekliyle de. Bu haberlerde Doğan‟a yapılan suçlamaların. “Medya İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Siyasal Çevrelerle ĠliĢkiler n % İftiracı 5 %50 Çıkarcı 3 %30 Basın Özgürlüğün ü Kötüye Kullanma 2 %22 İşbirlikçi 4 %100 Suçlamaların Niteliği Ahlaksız 2 %20 Vurguncu 4 %40 Otoriter 2 %22 %50 İşbirlikçi 1 %10 İftiracı 3 %30 Hakim/Savcı 2 %22 Kaçakçı 2 %20 Taraflı Yayıncılık 3 %34 4 %100 9 %100 10 %100 Toplam 10 % 100 Yeni Şafak Gazetesi‟nde. %20). Yeni ġafak Gazetesi’nde BaĢbakan Erdoğan Ġle Aydın Doğan Arasındaki TartıĢmanın Haberler Üzerinden Analizi Tablo-7 (Yeni Şafak Gazetesi‟nde Aydın Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı. tartışmanın Başbakan lehine sonuçlandırıldığı belirlenmiştir.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 75 2. Başbakan Erdoğan ile Aydın Doğan arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin toplam 14 haber yayınlanmıştır. %30).

Doğan‟ın “kendisine ait” Kanal D televizyonunda yaptığı “özel söyleşi” de. Bunun yanı sıra Başbakan Erdoğan‟ın açıklamalarına yer verilen diğer haberlerde. bazı haberlerin başlıklarında bile açıkça görülmektedir: “Hilton‟da Doğan‟ın Hayal Kırıklığı” (8 Eylül 2008). Başbakan Erdoğan‟ın açıklamalarına cevap verdiği belirtilmektedir. Bu haberlerde gerek başlıklarda gerekse haberlerin içeriğinde kullanılan ifadelerle. “yolsuzluk” yaptığına ve “haksız kazanç” edindiğine dair suçlamalar yer almaktadır. “Petrol Ofisi‟nde Fatura Kabarık” (10 Eylül 2008). Doğan‟ın açıklamalarına yalnızca iki haberde . IĢık – Ü.“Doğan: Başbakan amirim değil” (6 Eylül 2008) ve “Doğan‟dan Rezidans ve CNN itirafı” (8 Eylül 2008) . “hakim/savcı” (2 kez. “Sadece Bir Günde 279 Milyon YTL‟si Gitti” (9 Eylül 2008). “Siyasal Çevrelerle İlişkiler” konusu haricinde diğer üç konuda eşit ağırlıkta olduğu belirlenmiştir. %34). Bu çerçevede gazetenin söz konusu tartışmaya ilişkin “taraflı” duruşu. Dolayısıyla önceki üç gazeteden farklı olarak Yeni Şafak‟ta. “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” konusunda ise “işbirlikçi” (4 kez. %22). Nitekim bu haberlerde Doğan‟ın “ekonomik ilişkileri” ön plana çıkartılarak. %100). Sayı:29 .yer verildiği tespit edilmiştir. “Doğan‟ın Hedefi Bu Kez Vekiller” (23 Eylül 2008) gibi.76 G. “otoriter” (2 kez. Doğan‟ın kendisine yapılan suçlamaları kabul ettiği yönünde bir sonuca varıldığı da görülmektedir. izi kalsın‟ mantığı var” (8 Eylül 2008) gibi. Hilton‟a rezidans için ruhsat istediği iddialarını ve CNN Türk‟e karasal yayın talebini de “programda doğruladı”ğı kaydedilmektedir. “Çamurun altında Hilton var” (7 Eylül 2008). Erdoğan‟ın kendisini “yanlış anladığını ileri süren” Doğan‟ın. Oğuzhan Börekci Eleştirileri” konusunda “basın özgürlüğünü kötüye kullanma” (2 kez. %22). “Suçlamalarda „iftira at. Başbakan‟ın Doğan‟a yönelttiği suçlamaların oldukça çarpıcı başlıklarla aktarıldığı görülmektedir: “Ben senin bildiğin başbakanlardan değilim” (6 Eylül 2008). “Doğan‟dan Rezidans ve CNN itirafı” başlıklı haberde. Bunun yanı sıra Yeni Şafak‟ta. Yeni Şafak‟ta söz konusu tartışmanın daha kısa ve ana hatlarıyla özetlendiği de dikkat çekmektedir. Doğan‟ın “olumsuzlandığı”. A. Tablo7‟den de anlaşılacağı üzere Doğan‟a yöneltilen suçlamaların. “Doğan‟ın 60 Milyon Dolarlık Kağıt Vurgunu” (10 Eylül 2008). Güz 2009. Başbakan Erdoğan‟ın ise “haklılığı”nın ve “gücü” nün ön plana çıkartıldığı dikkat çekmektedir. %22) ve “taraflı yayıncılık” (3 kez. Öyle ki. Aynı haberin devamında.

Bu suçlamaların ise Zaman Gazetesi‟nde olduğu gibi tamamıyla Doğan‟ın kendi ifadelerinden oluştuğu görülmüştür. kamuoyu adına siyasi otoriteleri denetlediği. %100). SONUÇ Günümüz toplumsal yapısında siyasal sisteme etki eden faktörlerin başında gelen medyaya. Başbakan‟a yöneltilen suçlamalara ilişkin yer alan iki haberin – “Doğan: Başbakan Amirim Değil” (6 Eylül 2008) ve “Doğan‟dan Rezidans ve CNN İtirafı” “8 Eylül 2008). “Medya Eleştirileri” konusunda ise “otoriter” (1 kez. mevcut siyasal sistem ve olaylar karşısında kamuoyunu bilgilendirdiği ve bu anlamda da kamuoyunun beklentilerini yerine getirdiği yönünde bir önem atfedilmektedir. %50) ve “istismarcı” (1 kez. Buna göre suçlamaların niteliğinin niceliksel dağılımına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “sicil amiri” (1 kez. taraflar arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin Başbakan‟a yöneltilen suçlamaların oldukça az sayıda olduğu tespit edilmiştir.içeriği incelendiğinde ise. Diğer gazetelerde olduğu gibi Yeni Şafak‟ta da “Siyasal Çevrelerle İlişki” konusunda Başbakan Erdoğan‟a yönelik herhangi bir suçlama içeren haber bulunmamaktadır. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “şantajcı” (1 kez. %100). Bu noktada medya. Doğan‟ın açıklamalarının Başbakan‟ın açıklamalarına kıyasla oldukça kısa tutulduğu ve Doğan aleyhine bir tutum sergilendiği görülmüştür.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 77 Tablo -8 (Yeni Şafak Gazetesi‟nde Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı) ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Suçlamaların Niteliği İstismarcı 1 %50 Şantajcı 1 %100 Otoriter 1 %100 Sicil Amiri 1 %50 - Toplam 2 % 100 1 %100 1 %100 Yeni Şafak‟ta. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . %50).

tarafların Deniz Feneri Davası üzerinden başlayan tartışmalarda. Bununla ilişkili olarak ise. Medya ve siyaset ilişkisine dair yapılan bu incelemede. Çalışmanın ilgili bölümünde de belirtildiği üzere. Buna göre ilk olarak. “şantajcı”. medyanın daha çok “ekonomik” beklenti düzeyinde siyasete ve siyasi konulara müdahil olduğu ve bu yönde gündemi oluşturduğu.78 G. her iki grup gazetenin de “bi taraf” yayıncılık yaptığı gerçeği ortaya çıkmıştır. bu bağımlılığın olumsuz bir seyirde geliştiği de gözlenmektedir. Neticede çalışmaya örnek teşkil eden konuda. “yanlılık” temelinde haber içeriklerini büyük ölçüde etkilediği dikkat çekmiştir. IĢık – Ü. karşılıklı “çıkar” ve “beklenti” üzerinden gerçekleştirilen bu ilişkiler. dolayısıyla haberlerin medya patronunun ekonomik ve kişisel çıkarları doğrultusunda oluşturulduğu tezinin de büyük ölçüde doğrulandığı görülmüştür. “ahlaksız”. Güz 2009. “otoriter” gibi nitelendirmelerle hakaret boyutuna da taşındığı belirlenmiştir. basın-iktidar ve basın-mülkiyet ilişkilerinin. Nitekim siyasal aktörler özellikle de kendilerine muhalefet eden grupları etkilemek ve bunların yaptığı eleştiriler karşısında kendilerini savunmak için çoğunlukla medyadan yararlanmaktadırlar. İkinci olarak. Ancak kimi zaman medya ve siyaset çevrelerinin “çatışan” çıkarları nedeniyle. Diğer taraftan Zaman ve Yeni Şafak gazetelerinin ise. karşılıklı suçlamaların “iftiracı”. A. “çıkarcı”. Buna göre Doğan Medya Grubu‟nda yer alan Hürriyet ve Radikal gazetelerinin. siyasi çevrelerin ve özellikle de iktidarın ise kamuoyunu etkilemek ve dolayısıyla siyasi rantını artırmak amacıyla medyayı etkileme çabasında olduğu gerçeği büyük ölçüde doğrulanmış bulunmaktadır. Aydın Doğan lehine bir duruş sergilediği. Başbakan lehine bir duruş sergileyerek. Sayı:29 . Oğuzhan Börekci siyasal aktörler açısından da ayrı bir önem taşımaktadır. basın-iktidar ilişkilerinde iktidar yanlısı bir yayın politikası izlediği ifade edilebilir. “vurguncu”. medya üzerinden bir “güç” savaşı sergiledikleri görülmüştür. söz konusu tartışmanın basında nasıl sunulduğuna bakıldığında ise. Nitekim medya ve siyasi çevreler arasındaki ilişkilere dair öne sürülen argümanların. söz konusu iki gücün birbirine sürekli bağımlı hale geldiğini de göstermektedir. bu çalışmanın örnek olayını teşkil eden konu üzerinden de doğrulandığı görülmüştür.

Seçkin. G. (1997). Ankara: İmge Kitabevi. Gürkan. Sağnak. Medyayı Anlamak. www. Sevilay Çelenk. Medya Kültür Siyaset. Z. İrvan. Uluslar arası İnsan Bilimleri Dergisi. Gülseren Adaklı (Der. (2001). (2001). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Birikim Dergisi. Geray. 6869. Medya Politikaları. Ankara: Siyasal Kitabevi. 104. 6.insanbilimleri.).). Süleyman İrvan (Der. İstanbul: Su Yayınları. (1997). Arslan. Damlapınar. (1997). (2008). Medya: Ekonomik Ve Politik Elit İktidar Grubu. İstanbul: Eti Kitapları. A. Medya – Politik (1983. (1994.com Curran. Türkiye‟de Siyasal Tıkanma Ve Medya. H. Medya Ve Demokrasi: Yeniden Değer Biçme. Tılıç.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 79 KAYNAKÇA Adaklı. Ankara: Bilim Sanat Yayınları. Birikim Dergisi. M. Toplumsal Araştırmalarda Nicel ve Nitel Yöntemlere Giriş. (2006). N. (2009). Zülfikar Damlapınar (Der.). Medya – Politik İlişkisi Üzerine Sosyolojik Bir Değerlendirme. Konya: Eğitim Kitabevi Yayınları. S.1995). İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi. Yayıncılık Alanında Mülkiyet Ve Kontrol. Beybin Kejanlıoglu. ISSN: 1303-5134. Demokratik Sistemde Medyanın Rolü. D. J.1993 Yılları Arasında Medya – Politikacı İlişkileri). (1996). Medya ve Siyasete Güvenilirlik: „Medya ve Siyasetinin Toplumsal Algılanmasına Bağlı Faktörler. G. Medya ve Siyaset.

Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. Media and Politics Relation in News Discourse: 29 March 2009 Local Elections ABSTRACT Media is the most important vehicle for political institute and politicians to transfer their ideas and opinions to society. e-posta: kadirgolcu@selcuk. Discourse * Arş. İncelenen haberler iktidar partisi AKP ve ana muhalefet partisi CHP hakkında çıkan haberler olarak sınırlandırılmıştır. For this reason political news which was published in national press before election is analyzed. Çalışma seçim öncesinde yapılan siyasal haberlerin söylem yapılarını çözümleyerek.SİYASET İLİŞKİSİ: 29 MART 2009 YEREL SEÇİMLERİ Abdulkadir GÖLCÜ* ÖZET Siyaset kurumunun ve aktörlerinin görüş ve fikirlerini topluma aktarmada medya kuşkusuz en önemli araçtır. The purpose of this study is to show how Turkish press approaches political parties in context of relationship between political institute and media before 29 March 2009 Local Elections. Politics. İletişim Fakültesi. Konya. In content of study four national daily newspapers is kept on and news which was published on these newspapers between 15-27 marches was analyzed by using critical discourse analyze. Especially. Key Words: Media. news media provides environment for politicians to product social consent for their political ideas and projects in election periods.. Bu çalışmanın amacı da 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesinde Türk basınının siyasal partilere nasıl yaklaştığını siyaset kurumu ve medya ilişkisi bağlamında ortaya koymaktır. Özellikle seçim dönemlerinde haber medyası siyasetçilerin toplum genelinde siyasal fikirlerine ve projelerine rıza üretmeleri için ortam sağlamaktadır. Söylem. 237- HABER SÖYLEMİNDE MEDYA.edu. Bu nedenle seçim öncesinde ulusal basında yayınlanan siyasal içerikli haberler incelenmektedir. Çalışma kapsamında ulusal çapta yayın yapan dört günlük gazetede takip edilmiş ve 15-27 Mart tarihleri arasında bu gazetelerde yayınlanan haberler eleştirel söylem analizi yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir. 7(2). The News which was analyzed was limited according to their beings about AKP and CHP. siyaset ve medya ilişkisini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Medya. The study puts forth the relationship between politics and media by analyzing discourse structure of political news which was published before the election.tr İletişim 2003/18 . Gör. Selçuk Üniversitesi. Siyaset.

2008: 206). yüzyılda üzerinde en çok tartışılan konulardan birisi olmuştur.82 GİRİŞ A. medya ve siyaset kurumu arasındaki ilişkiyi çözümlemede eksik yönlerin kalmasına sebep olacaktır. haberin ne olduğu ve haber olacak olanın ne içermesi gerektiği siyaset kurumunun beklentileri doğrultusunda yeniden tanımlanmıştır. Güz 2009. Medyanın kitleye dönük doğası siyaset kurumunun en çok önem verdiği konu olmuş. medya örgütlenmelerinin de siyasal pozisyonlar alarak. haberin toplumsal yapıda var olan gerçekliği siyaset mekanizması adına inşa etme çabası olarak değerlendirilmiştir. yazılı basında seçim öncesinde yayınlanan siyasal içerikli haberler çözümlenmektedir. Haber üretiminde kurumsallaşma ve profesyonel yapıların oluşması. medya üzerinden kendi değer yargılarını ve fikirlerini topluma aktarmak için medyanın olanaklarını kullanmışlardır. Bu süreç medya ve siyaset ilişkisinde. belirli siyasal kimliklere bürünmelerine sebep olmuştur. YÖNTEM Bu çalışmada siyaset ve medya ilişkisi 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesinde Türk basınında çıkan haberler üzerinden değerlendirilmektedir. Çalışmada yöntem olarak eleştirel söylem analizi yöntemi kullanılarak. Gölcü Medya ve siyaset arasında var olan karşılıklı ilişkiler ağı 21. Gelişen teknoloji ile birlikte medyanın toplumsal yaşamı etkilemedeki gücünün artması. toplumsal yapıdaki iktidar ilişkilerinin etkisi ile oluştuğunu aktarmaktadır. Tuchman (1978) haber yapılırken bir takım profesyonel örgütlenmelerin ve habercilerin devreye girdiğini ve bunun haberin çerçevesini oluşturduğunu söylemiştir. Bu bağlamda haber medyası ve siyaset arasındaki karşılıklı ilişkide. medya içeriğinin siyasallaşmasına neden olurken. Artık haber medyası ve haber olgusunu siyasal süreçlerden soyutlanarak düşünmek. Bu dönüşümler medya ve siyaset ilişkisine yeni boyutlar kazandırmıştır. Özellikle toplumsal destek arayışında olan siyasal örgütlenmeler ve gruplar. siyaset ve medya arasındaki ilişkiler ağının da karmaşık bir yapıya bürünmesine neden olmuştur. medya ve siyaset ilişkisinde siyasal mekanizmaların daha fazla sürece dâhil olmalarına neden olmuştur. Yine Tuchman haber yapılırken profesyonellikten kaynaklandığı düşünülen bir takım süreçlerin. Özellikle haber medyası siyasal aktörler ve medyanın politize edilmesi sonrasında yapısal dönüşümler yaşamıştır. Medya artık kamuoyunu güdümleyen bir araç olmuş aynı zamanda medyadan kamuyu edilgin tüketiciler haline getiren bir aygıt olarak söz edilmeye başlanmıştır (Tokgöz. Sayı 29 .

1999: 24). kitle iletişim araçlarının kamu adına bu görevi üstlenmeleri ile sonuçlanmıştır. siyasal ve kültürel demokratik kuruluşların faaliyetlerini ve iş yapma tarzlarını etkilemiştir (Erdoğan. Cumhuriyet gazetesi ise olumsuz yaklaşan bir yayın politikası izlediği için örnekleme dâhil edilmiştir. Hürriyet ve Sabah gazeteleri ise merkez medyayı temsil ettikleri ve tiraj yüksekliği nedeniyle incelenecek gazeteler arasında yer almıştır. Bunun yanı sıra İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . ekonomik.Haber Söyleminde Medya. 1999: 35). modern demokrasilerde vatandaşların doğrudan katılabildiği demokratik süreçlerin olmaması. Yeni Şafak ve Cumhuriyet gazetelerinin örneklem içerisine alınmasında gazetelerin siyasal iktidar ve muhalefete karşı tavırları göz önünde bulundurulmuştur. medya ve siyaset mekanizmaları arasında karmaşık ilişkiler ağının kurulmasına da etki etmiştir. dış dünyanın olay ve oluşumlarıyla ilgili bilgileri rasyonel davranabilen bireylere sunarak genel çıkarların oluşmasına çalışan bir örgütlenme olarak tanımlamasına neden olmuştur (Kaya. Bunun sonucunda ana akım iletişim çalışmaları tarafından medyanın siyasal mekanizmaları denetleyen dördüncü bir güç olarak tanımlanması ve medyanın siyasal süreçlerde şeffaf oluşumları doğuracağı beklentisi oluşmuştur. Demokrasilere doğrudan katılımın imkânsızlığı medya ve siyaset arasındaki bu ilişkinin pekişmesini sağlarken. Özellikle iletişim teknolojilerinin büyük ölçüde geliştirilmesiyle birlikte medyanın ideolojik yapısı. Sabah. KURAMSAL ÇERÇEVE 21. yüzyılda siyasal meşruiyetin yapısal dönüşümü meşruluğun kaynağının çoğulcu demokratik rejimler aracılığıyla halk üzerinden sağlanmasına neden olurken.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 83 Çalışmanın yapılabilmesi için Hürriyet. Aynı zamanda ana akım yaklaşım medyayı vatandaşların ve siyasal aktörlerin siyasal buluşmalarını gerçekleştirdikleri ve siyasal eylemlerin sorgulandığı tarafsız bir uzam olarak göstermeyi amaçlamıştır. Yeni Şafak gazetesi siyasal iktidarın işlemlerine olumlu. Siyaset ve medya arasında başlangıçta oluşan kamu adına denetim işlevi ve medyanın siyasal süreçlere yaptığı öne sürülen pozitif yönlü katkı uzun süreli olmamıştır. Cumhuriyet ve Yeni Şafak gazetelerinde yayınlanan haberler 15–27 Mart tarihleri arasında takip edilerek örneklem içerisinde incelenmiştir. günümüzde bütün toplumsal. Medyaya ana akım iletişim çalışmaları tarafından siyasal mekanizmaları kamu adına gözetleme görevinin verilmesi medyanın oldukça politize ve muhalif bir örgütlenme yapısına sahip olduğu bir döneme rastlamaktadır. Bu gelişmeler ana akım iletişim çalışmalarının medyayı toplumdaki olay ve oluşumları toplumun birey yurttaşlarına yansıtan.

medya ve siyaset arasındaki ilişkiyi tartışmalı sahiplik yapısı ve egemen dünya değerlerinin yeniden üretimi bağlamında ele alarak eleştirmişlerdir. kültürel incelemeler. iletişim çalışmalarında eleştirel görüşlerin önem kazanmaya başlamasına neden olmuştur. uluslar arası yönü. Dördüncü güç rolünün geçerliliğini yitirmesi sonrasında medya ve siyaset ilişkisinin yeni temeller üzerinde yeniden oluşturulmaya başlanması. medya örgütlenmelerinin pazar değerlerini ön plana çıkarmış ve medyaya atfedilen kamu denetçiliği görevini yerini kar güdüsüne bırakmıştır. 1997: 147). 2006: 81). Gölcü zaman içerisinde değişen koşullar ve serbest piyasa ekonomisine geçiş. Lippmann‟a (1945: 213-216) göre basının ve bu araçlarının bir ürünü olan haber olgusu. Aynı görüşü destekleyen Murdock (1982: 107) büyük medyaya sahip olan grupların diğer sermaye grupları Güz 2009.84 A. Özellikle mülkiyet yapısında yaşanan hızlı dönüşüm medya örgütlerinin büyük bir kısmının son otuz yıldaki ele geçirmelerin sonucunda finans ve endüstriyel sermaye alanındaki büyük şirketlere bağlanmalarıyla sonuçlanmıştır (Curran. Sayı 29 . toplumsal güç iktidar ilişkilerinin ve sınıf tahakkümünün medya içeriğinde yeniden üretimi üzerine yoğunlaşmışlardır. Ana akım çalışmalar tarafından haberin gerçeklik olarak kabul edilmesi sorunsallaştırılmış ve ilk olarak haber olgusunun sorunlu bir üretim sürecinden geçerek oluşturulduğunu Walter Lippmann öne sürmüştür. Bu nedenle Lipman haber ile gerçeğin birbirinden ayrılması gerektiğini öne sürmüştür. Bu savı destekleyen Garnham (1990: 113) enformasyona ve bir tartışma platformu olarak medyaya erişimin bir tür güç ve mülkiyet yapısı tarafından kontrol edildiğini söylemiştir. yaşanan gerçeği farklı bir şekilde kurgulayıp aktarmaktır. Eleştirel yaklaşımları esas alanlar iletişimin endüstrileşmesi. geliştirilen yeni iletişim teknolojilerinin toplum üzerindeki etkileri. Herman ve Chomsky (2006: 76) ise Rızanın İmalatı isimli yapıtlarında özel mülkiyet altındaki iletişim araçlarının kapitalistler tarafından sınıf tahakkümünün araçları olarak kullanıldığını belirtirler. Özellikle haber değerleri ve haber üretim süreçlerini ele alan bu yaklaşımlar. özünde Herman ve Chomsky‟nin toplumsal yapıdaki egemenlerin söyleminin sıradan yurttaşların neleri görmesini. duymasını ve düşünmesini etkilediğini ve düzenli propaganda kampanyaları ile kamuoyunu yönlendirdiklerini öne sürmeleri üzerinden ele alınmıştır (Herman ve Chomsky: 2006: 75). iletişimin siyasal ekonomisi. Ekonomi politikçiler haber medyası ve siyaset ilişkisinde kamu çıkarları yerine özel çıkarların yerleştirildiğini öne sürmüşlerdir. Ekonomi politik yaklaşımda haber. iletişim sosyolojisi gibi çeşitli konularda çalışmalar yapmışlardır (Yaylagül. Eleştirel yaklaşım içerisinde yer alan ekonomi politik yaklaşım ve kültürel çalışmalar.

Chomsky‟e (1993: 23) göre medya. Gramsci‟nin terminolojisi ile yönetenlerin hegemonyalarını kurma sürecinde.Haber Söyleminde Medya. Siyasal yapıya yönelik rıza ve bu rızanın oluşum sürecinde. Hall‟e göre medyanın en önemli işlevi. 1996: 93). 1998: 32). 1997:103). birbirleriyle sıkı sıkıya kaynaşmış olan devletin ve şirketlerin çıkarlarına hizmet etmektedir. kendilerine medyanın yansıttığı biçimle yani medya tarafından yapılan gerçeklik tanımlamalarıyla kavrarlar ( Kaya. Bu bağlamda Herman ve Chomsky‟nin propaganda modelinin haber metinlerinde incelenmesinde ve haberin üretim sürecinde kullanılan haber süzgeçlerinin medya metinleri okunurken göz önünde bulundurulması haberlerin analizinde yararlı olacaktır. Bu noktada eleştirel çalışmalar ana akım iletişim çalışmalarının haber metinlerinde olduğunu öne sürdükleri nesnellik ve tarafsızlık vurgusunu mercek altına alarak. haber üzerinde yapılan eleştirel çalışmalara yeni bir ivme kazandırmıştır. bu değerleri sorunsallaştırırlar. Yanlılık-nesnellik ikilisine çok farklı eleştiriler yöneltilirken bu eleştirilerin çoğunun yöntembilimsel ve epistemolojik konular üzerinde odaklandığı görülmüştür (Hackett. 1997: 234).Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 85 ile aralarındaki çıkar ilişkisini göz önünde bulundurarak medya ve haber içeriklerini oluşturduklarını dile getirmektedir. Medyanın bu işleyiş düzenine göre çağdaş insanlar kendi doğrudan deneyim alanlarının dışında olan olayları. 2009: 26). Çok farklı disiplinleri içinde barındıran Kültürel çalışmaların ise Gramsci‟nin (1986) ortaya attığı Hegomanya kavramına paralel olarak haber metinlerini incelemesi ve Althusser‟in (2000) Devletin ideolojik Aygıtları çalışmasında medyanın ideolojik yeniden üretimde kritik bir rol oynadığı savını öne sürmesi. medya metinlerinin ve özellikle haberciliğin önemi yadsınamaz (İnal. haberlerin ve çözümlemelerin çatısını yerleşik ayrıcalıkları destekleyen bir çerçevede kurarak ve bu doğrultuda her türlü tartışmayı sınırlayarak. kitle iletişim araçlarının içerikleriyle mesajlarının taşıdığı anlamlar esas olarak içinde üretildikleri örgütün ekonomik temeliyle belirlenmektedir (Curran ve ark. haberlerde tekrarlanan temaların ve sorunların izleyicilerin öncelikleri haline geldiği kabul edilmiştir (Iyengar. Bu ideolojik işlev medyanın durum tanımı yapma yeteneğine sahip olmasıyla açıklanmıştır (Shoemaker ve Reese. 1997: 77). Schiller (1993: 24) de kitle iletişim araçlarının. Althusser‟in takipçisi olan İngiliz kültürel çalışmalarının önemli ismi Stuart Hall‟de bu görüşü destekleyen çalışmalar yapmıştır. Ayrıca medyanın siyasal gündemi de etkilediği ve medyanın kamunun imgelem gücü olarak siyasal gündemi etkili bir biçimde belirlediği. Böylece bu bakış açısına göre. 1982: 18-19). anlamın toplumsal inşasında üstlendiği ideolojik işlevdir (İrvan. haberlerin oluşturulması ve İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .

86 A. Bu görüşlere paralel olarak süreci dilbilim yönüyle değerlendiren İnal (1995: 114). düşüncelerinde ve değerlendirmelerinde söyleme yansıyan toplumsal ideolojilerini belirlemektir. Gölcü yayınlanması aşamasında yansız davranıldığı varsayılmasına rağmen objektif hareket etmediklerini belirtmektedir. Haber metinlerinin söylemsel yapıları incelendiğinde bu metinlerin kendilerine özgü özellikler taşıyan metinler olması ve anlamsal kalıplarının kapalı metin olma özelliği taşıması bu metinlerin çözümlenmesinde içerik çözümlemesi yönteminin terk edilmesine neden olmuştur. Ayrıca söylem analizinin içerisinde sosyolinguistik çalışma. mutlak bir nesnelliğin ve tarafsızlığın olanaksız olduğunu vurgular. içinde yaşadığımız dünya hakkında söylenen her sözün. her düşüncenin dilin dolayımını gerektirdiğini ve uzlaşımsal bir gerçeğin. Eleştirel söylem çözümlemesinin kullanılma amacı medya metinlerindeki seçilmiş sözcük ve sözcük öbeklerinin bireylerin yaşamı algılamalarında. Sumner (1979: 57) bu bağlamda akademik topluluk tarafından sözel dil içindeki göstergelerin tüm dil kullanıcıları için ortak anlamları olduğunu. Ana akım yaklaşımın içerik çözümlemesi ile medya metinlerinde ve özellikle haberde nesnellik olgusunu desteklemek için yaptığı çalışmalar. Bu yöntemle açık dilsel yapılardan örtük ideolojik yapılara ulaşmak amaçlanır ( İnceoğlu ve Çomak. Pozitivist yöntembilimin haber metinlerine uygun olmadığını öne süren eleştirel çalışmalar. haber metinleri üzerine yapılan çalışmalarda söylem analizi yönteminin kullanılmasına neden olmuştur. okuyucu ve izleyicilerin aynı sözcüklerden aynı anlamları çıkardığını kabul ederek uzun yıllar nicel içerik çözümlemelerinin sorgulanmaksızın benimsediğini söyler. haber metinlerini çözümlemede haberin üretiminde etkin olan iktidar pratiklerini. Sayı 29 . eleştirel kuramla gelişen ve medya metinlerinin ve haberin oluşmasında yapısal sorunların varlığını gösteren çalışmalar sonrasında etkili eleştirilere tutulmuştur. 2009: 12). toplumsal yapıdaki egemen söylemi ortaya çıkarmak için eleştirel söylem analizi yöntemini geliştirmişlerdir. pozitivist yöntembilimin nicel içerik çözümlemelerinden ve metni bağlamından yalıtarak ele alan metin analizlerinden kurtarmıştır. Medya içeriğinin toplumsal bilinçteki ideolojik yeniden üretimin sağlanmasında bu denli önemli rol oynaması. sosyal analiz ve bütün bu analiz türlerini içine Güz 2009. metin analizi. genelde medya içeriği özelde ise haber üzerinde farklı yöntemler kullanılarak çözümleme çalışmalarının yapılmasına neden olmuştur. Sözen‟e (1999: 81) göre haberlerin güç-iktidar sahibi yapıların söylemsel kalıplarında oluşturulması. İnal‟a (1996) göre geniş bir bakış açısı ve farklı disiplinlerden gelen kuramsal ve kavramsal çerçeveler haberi.

haber üretim sürecinde durum tanımlamalarının kimler tarafından yapıldığıdır. Hall ve arkadaşları tarafından Birmingham Kültürel Çalışmalar Merkezi tarafından yapılan Krizlerin Denetimi (Policing The Crises) isimli çalışmada haberin metin analizlerinden soyutlanarak. Haber metinleri üzerinden toplumsal yapıda var olan güç-iktidar ilişkilerini göstermeyi amaçlayan bu çalışma habere ve haberin anlamsal çerçevesine etki eden siyasal süreçleri irdelemektedir. 1997: 268). Çalışma İngiltere‟de sokak soygunculuğu (mugging) konusunda basın yoluyla yayılan ahlaki panik. Eleştirel söylem analizi temelinde iki farklı yöntemi içerisinde barındırmaktadır. Bugün yayınlanan gazetelerin neredeyse hepsinin ilk sayfalarında görsel öğelerin öne çıktığını ve yazılı dilin kaybolduğunu söyleyen Van Dijk. mikro yapılarda haberi destekleyen unsurların önemine işaret etmektedir (Van Dijk. özellikle haber metinlerinde iktidar konumunda olanların durum tanımlarının nasıl yeniden üretildiği ve iktidarın söyleminin nasıl meşruiyet kazandığının altını çizmiştir. 2008: 67). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . toplumsal güç iktidar ilişkileri göz önüne alınarak yapılan analizlere iyi bir örnek teşkil etmektedir. söylemin üretilme pratikleri üzerine daha fazla yoğunlaşmaktadır. Van Dijk‟a (2005: 319) göre söylem yoluyla toplumsal denetim uygulanmasının önemli bir koşulu söylemin denetimi ve bizzat üretimidir. Bu nedenle Van Dijk oluşturduğu söylem çözümlemesi yönteminde. savaş sonrası konsensüs politikasının çöküşü ve otoriter bir devletin büyümesi arasında iddialı bir ilişki kurmaya çalışan karmaşık bir çözümlemeyi içermektedir (Stevenson. uluslararası haberlerin yapısı üzerine yaptığı bilinen çalışmasında tüm dünya ülkelerinin haber ajanslarına bağımlılığını ortaya koymuştur.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 87 alan eleştirel bir analiz türü olması da haber metinlerinin çözümlenmesine önemli katkılar sağlamıştır.Haber Söyleminde Medya. Bunlardan birincisi İngiliz Kültürel Çalışmaları‟nın önemli figürlerinden biri olan Stuart Hall‟ün oluşturduğu toplumsal analizin ortaya getirdiği söylemsel oluşumlar üzerinde yoğunlaşan sosyoloji ağırlıklı yaklaşımdır. Gramsci‟nin hegemonya kavramsallaştırması üzerinden hareket eden Hall (1994) yazdıklarında. Ayrıca haber söylemini ele alırken kullandığı makro ve mikro yapılarının sınırlarını çok geniş tutan Van Dijk. Bu yaklaşımda temel dayanak noktası. Çalışma sonrasında İngiliz kamuoyunda haber değerlerinin politik süreçlere göre nasıl değişime uğradığı ve bu değişim sonrasında yaşanan haberin sosyal hayattaki etkisi ortaya konmuştur İkincisi ise Hollandalı dilbilimci Van Dijk‟ın haber analizlerinde kullandığı ve Van Dijk yöntemi olarak adlandırılan dilin gramerine duyarlı olarak haberi makro ve mikro yapılarında inceleyen yaklaşımdır.

daha çok iktidar ve muhalefet liderleri arasındaki söz düelloları haberleştirilmiştir. Ayrıca dünya genelinde etkili olan ekonomik krizin. seçim öncesinde ülke ekonomisini durgunlaştırması da seçim öncesinde gerçekleşen ve siyasal aktörlerin seçim sürecinde üzerinde yoğun olarak duracakları gündem başlıklarından birisini oluşturmuştur. Siyaset kurumunun merkezinde işleyen ideolojik mekanizmanın toplumsal yapılara haber içerikleri ile yayıldığı gerçeği eleştirel haber çalışmaları sonrasında kabul edilmiştir. Başbakanın bir tünel açılışında makam otomobilini kendi kullanması ve dikiz aynasında saçlarını düzeltmesi. Bu süreç içerisinde yazılı basında yer alan haberlerin çoğunluğunda. Özellikle siyasal aktörlerin seçim kampanyalarını oluştururken birbirlerine karşı yıpratıcı ve sert politikalar izlemeleri. haber söylemi içerisinde egemen iktidar olgusunun nasıl ele alındığını ve işlendiğini göstermeyi amaçlamıştır. siyasetçiler arasında yer alan bireysel tartışma ve münakaşalara büyük yer ayrılmıştır. HÜRRİYET GAZETESİ 15 Mart tarihinde “Baykal 3011‟de iktidara gelir” başlıkla yayınlanan haber için kullanılan fotoğrafta. Gölcü Hem ekonomi politik açıdan hem de kültürel çalışmalar açısından söz konusu haber söyleminin kodlanmasında rol oynayan başlıca etmen. hiç kuşkusuz kitle iletişim araçlarının ardında da yer alan egemen ideoloji ve başat kültürel yapıdır. Bu nedenle haber metinleri üzerinde söylem analizi uygulanarak yapılan eleştirel çalışmalar Foucault‟nun (2000) iktidarın söylemsel bağlar içerisinde kurulduğu ve dolaştığı fikrinden de faydalanarak. yerel seçimin bir genel seçim havasıyla yürütülmesine neden olmuştur. “Dikiz aynasında saç bakımı” alt başlığıyla haberin içerisinde aktarılmıştır. seçim öncesi atmosferde gergin bir ortam yaratmış ve siyasal tercihler bazında ülke toplumsal yapıda bir kutuplaşmaya doğru sürüklenmiştir. Sayı 29 . yerel adayların çalışmaları ve projeleri hakkında bilgilendirme yapmaları beklenirken. Haberde siyasal vaatler ve seçim Güz 2009. BULGULAR 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesinde Türk kamuoyu seçim sürecine yoğun bir politik gündem ile beraber girmiştir.88 A. seçim sürecinde yapılan haberciliği de olumsuz yönde etkilemiştir. Böyle bir ortamda ülkenin yerel seçim sürecine girmesi. İç politikada ise Ergenekon Soruşturması ve beraberinde getirdiği önemli gözaltılar. Dış politikada yaşanan bazı gelişmeler ve özellikle Başbakanın Davos görüşmelerinde yaptığı çıkış seçim öncesinde ülke gündemini bir hayli meşgul etmiştir. Yerel bir seçim süreci yaşanması gerekirken.

Ayrıca yayınlanan bu haberde kullanılan “Baykal‟a çattı” bannerı başlığın yanı başında kullanılmış ve haberin söyleminde Deniz Baykal‟ın tartışmanın masum tarafı olarak aktarılması amaçlanmıştır. Bu haberde de başlık Baykal‟ın sözleri arasından doğrudan alınırken. Başbakanın ana muhalefet lideri Deniz Baykal‟a yönelik bir sözü uzun uzun işlenmiştir. Ayrıca Baykal‟ın Başbakan‟ın çocuğunu Amerika‟da okuttuğunu ama vatandaşın okutamayacağını hatırlatması da haberde işlenen çatışma unsurlarından bir başkasıdır. 20 Mart tarihinde yayınlanan bir başka haberde ise kullanılan fotoğraf ve fotoğraf üzerine yerleştirilen “Klonsuz meydan” yazısı Hürriyet gazetesinin haber söylemlerinde siyasal iktidar karşıtı bir duruşu benimsediğini göstermektedir. Ayrıca kullanılan bannerda kullanılan renklerin Cumhuriyet Halk Partisi‟nin renkleriyle aynı olması. yapılan haberin ana konusunu Başbakan ve Baykal arasındaki söz düellosunda bir gün önce gerçekleşen münakaşa oluşturmuştur. 17 Mart tarihinde “Küfürbaz derler oy vermezler” başlığıyla yayınlanan haberde kullanılan başlık daha önceki haberlerde siyasetçiler arasındaki tartışmayı hatırlatan cümlelerden doğrudan alıntılanmıştır.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 89 çalışmaları hakkında bilgi aktarmak yerine. Bu haberin spotunda AKP Manisa İl Başkanlığı‟nın Manisa mitingini kalabalık göstermek için fotoğraflar üzerinde oynama yaptığı bilgisi aktarılmıştır. Haberin spotunda bu bilginin verilmesi ve İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Aynı tarihte “Hiç vicdanın yok mu” başlığıyla Deniz Baykal‟ın Mardin mitinginde Başbakanın açıkladığı kriz paketlerini eleştirmesi haberleştirilmiştir. Yayınlanan bu haberde yerel seçim hakkında herhangi açıklama ya da art alan bilgisi bulmak neredeyse imkânsızdır.Haber Söyleminde Medya. “Sen kendine baksana” ve “Yatağa Baykal‟la giriyor” sözleri de haberin ara başlıkları olarak doğrudan kullanılmıştır. Haberin içeriğinde Baykal‟ın “ağız tadıyla birbirimize küfür edemiyoruz” sözü üzerinde fazla durulmamış ve Başbakan‟ının bu söz üzerinden Baykal‟a yüklendiği. 18 Mart tarihinde yayınlanan “Altın palan vursan eşek yine eşektir” başlıklı haberde. haber söylemini desteklemek için yapıldığının göstergesidir. haber söyleminde işlenmiştir. haberin içeriğinde Baykal‟ın Başbakan‟ı adam gibi adam olmak gerektiği yönündeki sözleri işlenmiştir. Haber de kullanılan başlık ve haberin içeriğinde Baykal‟ın sözlerinin ara başlıklar olarak doğrudan kullanılması ve yine kırmızı-beyaz renkte bannerlarla haber söyleminin desteklenmesi söz konusudur. 16 Mart tarihinde Deniz Baykal‟ın Hatay mitinginde söylediği “Adam olamayan 3011‟de de adam olamaz” sözü haber başlığı olarak doğrudan kullanırken. Bu haberin içeriğinde de yerel seçim çalışmaları hakkında detaylı bilgi bulmak imkânsızdır. Baykal‟ın “Abbas yolcu”. Baykal‟ın Niğde mitinginde Ziya paşadan okuduğu bir şiirle cevap vermesi haberleştirilmiştir.

CHP‟nin milletin desteğini aldığı yönünde haberin söyleminin kurulduğunu göstermektedir. Gölcü fotoğraf üzerinde “klonsuz meydan” yazısının kullanılması. Sayı 29 . Gazete daha önceki yayınlarında yaptığı gibi bu haberde kullanılan fotoğrafın üzerine “Yolsuzluğu kurutacak” sloganını yerleştirmiştir. Gazete iki tam sayfayı seçim süresince siyasi parti liderlerinin görüşleri.90 A. Haberin art alanı ile detaylı bilgi verilmezken. Hürriyet gazetesi iktidar-muhalefet çatışmasına dönük haberlerin yanı sıra AKP‟nin İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayları hakkında çıkan yolsuzluk iddialarını da yoğun olarak haberleştirmiştir. “Vatanı satan adam”. kısmen anakent şehirlerinin belediye başkan adayları arasında gerçekleşen atışmaları yayınlamak için ayırmıştır. adli herhangi bir süreçten bahsedilmemektedir. “Bilecik çarşı Tayyibe karşı” gibi pankartların fotoğrafları haber söylemini destekleyen fotoğraflar olarak kullanılmıştır. Ayrıca siyasal iktidar ve kısmen ana muhalefet partisi hakkındaki yolsuzluk iddialarını gündemine taşıyan gazete. “Tayyip amca bir gemicik de benim oğluma alsana”. Gazete seçim öncesi izlediği yayın politikasında siyasal iktidarın ve muhalefet partilerinin liderleri arasındaki söz düellosunu haberleştirmeyi amaçlamıştır. haberde ara başlık olarak “İşte rüşvetin SMS‟i” başlığı kullanılmıştır. Haberin söyleminde taraflara yolsuzluk suçlamalarıyla yer verilirken. Bu haberde rüşvet vererek çıkar sağlamaya aracılık eden kişinin gönderdiği SMS‟de haberin konusu olurken. Özellikle CHP mitinglerinde vatandaşlar tarafından yapılan pankartların fotoğrafları sık sık kullanılarak. Haber başlıkları ve spotlarda yayın politikasına uygun olarak parti liderlerinin alaycı sözlerini haber söylemine taşıyan gazete. banner gibi Güz 2009. toplum genelinde siyasal iktidara karşı genel bir rahatsızlığın olduğu fikri haber söyleminde ön plana çıkarılmak istenmiştir. Hürriyet gazetesi iktidar karşıtı söylemini yayınlanan birçok haberde kullandığı fotoğraflarla da desteklemek istemiştir. Gazete ana muhalefet partisinin haberlerine alan olarak daha fazla yer ayırmış ve haberde oluşturulan iktidar karşıtı söylemi fotoğraf. “Takiyeyle bağlan hayata”. Gazetenin genel yayın politikasının siyasal iktidara karşıt olması. iktidar ve ana muhalefet liderlerinin yayınlanan haberlerinin haber söylemlerinde açıkça ortaya çıkmaktadır. iktidar partisi hakkındaki iddialara daha fazla yer ayırmıştır. bu sözleri tırnak işareti kullanmadan. Bu haberlerden en dikkat çekeni 26 Mart tarihinde yayınlanan “250 bin dolar Topbaş‟a verildi işin tamam” başlığıyla yayınlanan haberdir. Gazete aynı haberin yanı başında CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu‟nun bir seçim gezisi haberleştirmiştir. içselleştirerek okuyucuya aktarmıştır.

CHP Denizli Belediye Başkanı‟nın seçim sloganı olarak bir hadisi seçmesi haberleştirilirken. başbakanın ekmek karnesini halka gösterirken çektirdiği bir fotoğrafla desteklenmiştir.Haber Söyleminde Medya. Haberin söyleminde CHP‟nin tarihinin başarısızlıklarla dolu olduğu yönünde bir görüş. 20 Mart tarihinde “Utandıran ziyaret” başlığıyla sürmanşetten verilen bir başka haberde ise. mevcut CHP‟li İzmir Büyükşehir Belediyesinin vatandaşa hak ettiği hizmeti vermediğine işaret edilmiştir. Yine haber için kullanılan fotoğraflarda. Başbakan‟ın bir ekmek karnesiyle “dedelerimize karneyle ekmek dağıttılar” sözü haberin spotunda doğrudan kullanılmıştır. Bakan Nimet Çubukçu‟nun kendisini sokakta görüp yolunu değiştiren İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Aynı sayfada daha küçük bir yerde “CHP‟nin yeni açılımı hadis ve maneviyat” başlığıyla yayınlanan haberde. Hürriyet gazetesinde bu dönem içerisinde iki siyasal partinin de siyasal reklamları bulunmamaktadır. 19 Mart tarihinde “Küfür edeceğinize iş yapsaydınız” başlığıyla yayınlanan haberde. aynı haberde “Efendimize Saygısızlık” alt başlığıyla CHP Denizli İl Başkanı Ali Kavak‟ın “Atatürk gibi lider varken peygamber gibi lider bekliyorlar” sözü haberleştirilmiştir. CHP lideri Deniz Baykal‟ın sözleri haberde ön plana çıkarılmış ve CHP‟nin millete hizmet etmediği söylemi haberin merkezine yerleştirilmiştir. Çanakkale mitinginde başbakanın yaptığı konuşmaları haberin spotunda doğrudan kullanarak içselleştirme yapmıştır. İzmir‟in içme suyunda arsenik bulunduğu haberin spotunda ve ara başlığında vurgulanarak. Haberde bu iki çelişkili durum aktarılırken. Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu‟nun Karaman‟da seçim gezisi sırasında CHP seçim bürosunu ziyareti haberin konusu yapılmıştır. Bu başlık ile AKP‟li belediyelerin hizmet konusunda rahat olduklarını ve vatandaşın da artık ideolojiye oy vermek yerine hizmeti tercih edeceği haber söylemine yerleştirilmiştir. 18 Mart tarihinde “CHP‟nin karnesini açıkladı” başlığıyla yayınlanan bir başka haberde. Yeni Şafak ayrıca. CHP‟nin açılımlarının gerçekçi olmadığı ve samimiyetten uzak olduğu haber söyleminin merkezinde yer almıştır. AKP‟nin seçim süresince kullandığı “Sen Türkiye‟sin Büyük Düşün” sözü öne çıkarılarak haber söylemi olumlanmak istenmiştir. AKP hükümetinin milletin hizmetkârı vurgusu haber içerisinde tekrar tekrar verilmiş ve haberin ara başlıklarında AKP‟nin yaptığı icraatlar haberleştirilmiştir.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 91 unsurlarla desteklemek istemiştir. YENİ ŞAFAK GAZETESİ 16 Mart tarihinde “Hizmet sırası İzmir‟de” balığıyla yayınlanan haberin ana konusu Başbakan‟ın İzmir mitingi olmuştur.

Gölcü CHP‟lileri seçim bürolarında ziyaret ederek utandırdığı ve kullanılan başlıkla CHP‟lilerin iktidara karşı söyleyecekleri sözlerinin olmadığı yönünde bir söylem haberde aktarılmıştır. CHP‟nin din konusunda yaptığı açılımlarının samimiyetsizliği haber söyleminde aktarılmak istenmiştir. 22 Mart tarihinde yayınlanan “CHP‟nin kılıcı örgütlerin hamisi çıktı” başlıklı haberde ise. CHP‟nin yaptığı çarşaf açılımının gerçekçi olmadığı “Önce rozet sonra hakaret” spotuyla haberleştirilmiştir. “hoş geldiniz demenizi beklerdim” ifadesiyle de CHP‟lilerin nezaketsiz davrandıkları haber söyleminde aktarılmak istenmiştir. Aynı haber içerisinde CHP Kırıkkale Milletvekili Halil Tiryaki‟nin üzerinde manzara resmi bulunan elektrik trafosunu cami sanarak. Çubukçu‟nun “benden korkmanıza gerek yok” sözü haberin spotuna taşınırken. Yeni Şafak gazetesi 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesinde siyasal iktidarla olan sıkı ilişkileri çerçevesinde genel bir yayın politikası oluşturmuş ve yayınladığı Güz 2009. CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu‟nun SSK Genel Müdürü iken.92 A. Haberde kullanılan Kılıçdaroğlu‟nun fotoğrafının altına yerleştirilen “ Eski hükümlüleri atadı” başlığı da büyük puntolarla verilerek. Haberin ara başlığında “Kuryelikten Müdürlüğü” başlığıyla bir örgüt kuryesinin Kemal Kılıçdaroğlu tarafından SSK Kayseri Sigorta Müdürlüğü‟ne atandığı aktarılmıştır. Bu sayede CHP‟lilerin toplumun bir gerçeği olan din ve dini ritüellere ne kadar yabancı oldukları ve halktan kopuk bir yaşam sürdükleri haber söyleminde ön plana çıkarılmıştır. iki siyasetçi arasında bir mücadelenin olduğunu vurgulamak için yapılmıştır. 23 Mart tarihinde yayınlanan “Baykal adayını konuşturmadı” başlığıyla yayınlanan haberde. Yapılan haberde Baykal‟ın Kılıçdaroğlu‟nun parti içindeki yükselişini engellemek istediği söylemi ele alınmış ve bu görüş Tarhan Erdem‟e doğrulatarak haber söylemi desteklenmiştir. 25 Mart tarihli Yeni Şafak gazetesinde yayınlanan “CHP bunu hep yapıyor” başlıklı haberde ise. CHP‟nin İstanbul mitinginde Baykal‟nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğulu‟na mitingde konuşma hakkı vermediği haberleştirilmiştir. bu olayı haberleştirmek için gazetecilerle şehre gelmesine “Trafoyu cami sanmıştı” başlığıyla yer verilmiştir. haberde oluşturulmak istenen söylem yan unsurlarla desteklenmiştir. Haberde kullanılan “Neden Konuşturulmadı?” ara başlığı ve Baykal ile Kılıçdaroğlu‟nun fotoğraflarının karşı karşıya konulması. Sayı 29 . eski hükümlüleri ve örgüt mensuplarını işe aldığı haberleştirilmiştir. Yapılan haberde CHP yöneticilerinden Önder Sav‟ın ve Altan Öymen‟nin bazı seçim gezilerinde dini konularda yaptıkları tartışmalı konular tekrar edilerek.

Neredeyse haberlerin hiçbirinde Başbakan‟ın seçim gezisi yaptığı bölgelerin yerel adayları ve yerel politikalar hakkında hiçbir bilgi aktarılmamıştır. Siyasal iktidarın seçim çalışmaları. Ayrıca gazete CHP‟li adaylar hakkında öne sürülen yolsuzluk iddiaların gerçekliği yönünde bir sorgulama yapmaksızın iddiaları haberleştirirken. SABAH GAZETESİ 16 Mart tarihinde “ Söyledik Mardin‟e gitti Hakkâri‟ye de uzansın” başlığıyla yayınlanan haberde. Haberin söylemi Başbakan‟ın sözleri üzerine kurgulanırken.Haber Söyleminde Medya. eylemleri ve projeleri yoğun olarak haberleştirilmiş ve yapılan haberlerde eleştirel değerlendirmeler yapılmaktan özellikle kaçınılmıştır. Bu haberde AKP‟nin vatanın her yerinde miting yapabildiği söylemi aktarılırken. Bu haberde Başbakan‟ın bir çiftçiye söylediği sözü hatırlatan Baykal‟ın konuşması haberin ana konusunu oluştururken. haber söyleminin nasıl oluştuğunu açıklamaktadır. ana muhalefet partisi CHP‟nin eylemlerinde eleştirel bir çerçeve kullandığı gözlemlenmiştir. seçim haberlerini genel seçim havasında aktarmayı tercih etmiştir. haberlerin yayınlandığı sayfalara başkan adaylarının siyasal reklamlarının alınması da. haber için ayrılan yerin çok küçük İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Yeni Şafak‟ta Hürriyet gazetesi gibi yaptığı haberlerde yerel seçim çalışmaları hakkında detaylı bilgi vermek yerine. Başbakan‟ın İzmir mitinginde CHP lideri Deniz Baykal‟ı doğu illerinde de miting yapmaya davet etmesi haberleştirilmiştir. sandığa gidin” başlığıyla yapılan haberde ise Deniz Baykal‟ın Niğde mitinginde söylediği söz tırnak işareti içerisinde başlığa taşınmıştır. Ayrıca AKP‟nin Büyükşehir Belediye Başkan Adayları hakkında yapılan haberlerde bu adayların çalışmaları olumlanarak aktarılırken. Gazete siyasal iktidarın eylemlerini haberleştirdiği sayfalarda siyasal iktidarın vermiş olduğu siyasal reklamları yayınlamaktan da çekinmemiştir. CHP‟yi dar bir zümre partisi olarak kurgulamak haberin çerçevesini oluşturmuştur. haberlerde kullanılan ara başlıklar ve spotlarla da haber söyleminin anlam kapanması sağlanmıştır. Genel olarak CHP hakkında yapılan haberlerin çoğunluğunda olumsuz eylemler ya da CHP‟li belediyeler hakkında çıkan yolsuzluk iddiaları haber söyleminde ön plana çıkarılmıştır. Ayrıca haberde Başbakan‟ın sözleri doğrudan haberin başlığında ve spotunda kullanılarak içselleştirme yapılmıştır. Gazetenin siyasal iktidarın eylemlerini olumlayan haberler yapmasının yanında. CHP‟nin ülkenin tamamını temsil etmediği ve yurdun belirli bölgelerinde taraftarlarının olduğu haber söyleminde aktarılmıştır.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 93 haberlerde bu yayın politikasına uygun haber çerçeveleri kullanmıştır. 18 Mart tarihinde “Ananızı da alın.

Baykal‟ın beklentisinin boşuna olduğunu ve milletin ve özellikle kendi partisinin Baykal‟ı göndereceği de Valinin sözleri ile haber söyleminde ön plana çıkarılmıştır. Erbil‟in programına çağırdı” başlığıyla yayınlanan haberde ise. Bu sayede haber söyleminde CHP liderinin siyasal konularda ciddiyetsiz bir tavır takındığı vurgulanmak istenmiştir. Baykal‟ın ülke sorunlarına verdiği önem eleştirilmiştir. Aynı haberin hemen altında “Malay: Baykal APS ile gidecek” başlığıyla yayınlanan haberde ise. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‟ın partisinin İstanbul mitinginde CHP‟nin Baykal liderliğinde edebi muhalefet olarak kalacağını söylemesi haberin söylem çerçevesini oluşturmuştur. Aynı haberin içerisinde “Baykal pankartı güldürdü” alt başlığıyla verilen haberde. Gölcü olması dikkat çekmektedir. Haberin söyleminde Baykal‟ın önerisinin gerçekçi olmadığı ve ülke gündemindeki önemli bir olayın bir showman‟in programında tartışılacağı vurgusu kullanılan spotla ön plana çıkarılmıştır. Aydın Valisinin cevabının başlığa taşındığı haberde. Deniz Baykal‟ın Başbakan‟ı davet ettiği TV programının içeriği üzerinden. Bu haberde televole gibi bir magazin programına göndermeler yaparak ve haberin spotunda da bu konu işlenerek ana muhalefet partisinin şov yaptığı aktarılmak istenmiştir. Aydın Valisinin görevden alınmasını isteyen Baykal‟ın “Ben o Valileri APS ile göndereceğim” sözü haberleştirilmiştir. CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu‟nun katıldığı bir TV programında reklam arasında sunucu Nahit Güz 2009. meydanda bir vatandaşın taşıdığı “Sayın Başbakan‟ım 23 Nisan Çocuk Bayramı‟nda Deniz Baykal‟ı Bir Günlüğüne Başbakanlık Koltuğuna Oturtun” yazılı pankart haber söylemini desteklemek için haberleştirilmiş ve başbakanın bu pankarta güldüğü de haber içerisinde aktarılmıştır.94 A. yapılan haberlerde siyasal iktidara daha fazla yer verilmeye çalışılmıştır. Deniz Baykal‟ın Başbakan‟ı televizyon programında tartışmaya çağırması ve program yöneticisi olarak da Mehmet Ali Erbil‟in seçilmesi önerisi haberleştirilmiştir. 19 Martta “Erdoğan‟ı. Bu bağlamda haberin söyleminde CHP ve lideri Deniz Baykal‟ın ülke gerçeklerinden uzak ve ciddiyetsiz bir siyaset anlayışına sahip olduğu kurgulanmıştır. 21 Mart tarihli Sabah gazetesinde yayınlanan “Televole‟de adamın var. 23 Mart tarihinde manşetten yayınlanan “Baykal edebi muhalefet” başlıklı bir diğer haberde ise. Sayı 29 . onunla şov yap” başlıklı haberde. Haberde CHP‟nin şov peşinde koştuğu ve asıl şovu milletin yapacağı yönünde Başbakan tarafından söylenen cümleler spot olarak doğrudan kullanılmıştır. 25 Mart tarihinde “ Canlı yayında reklam arasında skandal” başlığıyla yayınlanan haberde. Ayrıca aynı gün gazetede AKP‟nin siyasal reklamlarına geniş yer ayrılarak.

art alan bilgisi vermeme gibi eksiklikler Sabah gazetesinin haber söylemlerinde de sık sık gözlemlenmiştir. Ayrıca gazetenin ait olduğu yayın grubunun siyasal iktidar ile iyi ilişkilerinin olması. daha çok olumsuzluk ve ilginçlik değerleri ile ele alınarak haberleştirilmiştir. Aynı zamanda yayınlanan haberlerin genel çerçeveleri yerel seçim çalışmaları yerine siyasal iktidar ve ana muhalefet partisi arasında geçen tartışmalar göre belirlenmiştir. Bu bağlamda CHP haberleri ise.Haber Söyleminde Medya. Her iki haberde de haber kaynağı olarak tek taraflı bir yapı söz konusu olmuş ve haberde kullanılan spotlar ve İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Gazete seçim öncesinde nerdeyse her gün AKP‟nin verdiği siyasal reklamları yayınlamıştır. Yapılan haberlerin çoğunda CHP lideri Baykal‟ın ilginç bir sözü ya da CHP‟li yetkililerin topluma yabancı olduklarını göstermeyi amaçlayan anekdotlar kullanılmıştır. Haberde Ankara‟nın işlek caddelerine konan bu afişlerin. Diğer gazetelerde de yoğun olarak görülen içselleştirme. yapılan haberlerin AKP‟nin eylemlerini olumlayan çerçevelerde aktarılmasında önemli bir etken olmuştur. Aynı haberde olayın sorumlusu sunucunun fotoğrafına küçük bir yer ayrılırken.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 95 Duru‟nun AKP hakkında söylediği sözler haberleştirilmiştir. Ayrıca CHP‟nin anakent adayları olumsuz eylemleri ya da haklarında çıkan yolsuzluk iddiaları nedeniyle haberleştirilmişlerdir. Ankara Büyükşehir Belediyesinin yardımıyla asıldığı da belirtilmiş ve bu haberin altında “Gökçek‟e metro protestosu” başlığıyla yayınlanan başka bir haber de Ankaralıların metro vaadini tutmadığını söyledikleri belediye başkanını protesto ettikleri haberleştirilmiştir. Başbakan‟ın seçim afişi olarak kullanılan Türk bayraklı rozetinin seçim yasasının ihlali olduğu haberleştirilmiştir. Haberin söyleminde reklam arasında konuşulanlar Kılıçdaroğlu üzerinden kurgulanırken. yerel seçimler bazında İstanbul ve Ankara gibi anakent adaylarının çalışmaları sadece iktidar partisi adaları için habere dönüştürülmüştür. haberin ana unsuru olan Nihat Duru haberde detay olarak işlenmiştir. haber söylemine Kılıçdaroğlu‟nun alınmak istendiğini göstermektedir. Bu da gazetenin haber söyleminin iktidar yanlısı kalıplara dönüşmesinde önemli etkenlerden birisidir. CUMHURİYET GAZETESİ 15 Mart tarihinde “AKP reklamlarında yasa ihlali” başlığıyla yayınlanan haberde. Gazete siyasal iktidarın eylemleri ve seçim çalışmalarını yoğun olarak haberleştirirken. Kılıçdaroğlu için daha büyük bir fotoğraf kullanılması. Sabah gazetesi seçim öncesi yaptığı haberlerde genel olarak siyasal iktidar yanlısı bir yayın politikasıyla örtüşen haber söylemleri kullanmıştır.

17 Mart tarihinde “AKP‟de hayal kırıklığı” başlığıyla yayınlanan bir başka haberde ise. Haberin söyleminde miting için yakın illerde çalışan devlet dairelerinden isim listesi toparlanarak. 19 Mart tarihinde “Bu bir seçim asfaltıdır” başlığıyla yayınlanan haberde. Yapılan haberde CD olarak da dağıtılan filmin yoğun ilgi gördüğü aktarılarak haber söyleminde vatandaşlarında Ankara belediyesinin uygulamalarından memnun olmadığı fikri aktarılmak istenmiştir. Aynı sayfada Türkiye Komünist Partisi Genel Başkanı Erkan Baş‟ın “Tayyip. Sayı 29 . AKP‟li Altındağ Belediyesi‟nin kar yağışına rağmen oy almak için asfalt döktürdüğü gazetenin iktidar karşıtı söylemi çerçevesinde haberleştirilmiştir. 16 Mart tarihine yayınlanan “Siyah afişlerle karşılandı” başlığıyla yayınlanan haberde. miting meydanının boş kaldığı haberleştirilmiştir. Obama‟nın halifesi” açıklamasını haberleştiren ve haberin başlığında doğrudan aktaran gazete. 20 Mart tarihinde yayınlanan ve “ „Hatırla Ankaram‟ Vizyonda” başlığını taşıyan haberde ise. Yapılan söyleşide kullanılan “AKP seçmene şantaj Güz 2009. Yapılan haberde. Bu iddiayı destekleyen bir belge ya da fotoğraf haber söylemini desteklemek için kullanılmamıştır. belediyenin hatasını kabul ettiği atılan ara başlıkla haberde yer almıştır. Haberin metni ve başlığı arasında bir çelişki bulunmaktadır. Gölcü başlıklarda yapılan açıklamalar doğrudan kullanılmıştır. Başbakan‟ın Eskişehir mitingi için trenlerle insanların şehre taşınmasına rağmen. belediye yetkilisi Kadim Doğan‟ın konu hakkında yaptığı açıklama da yer almamasına rağmen. gazetenin kendi görüşlerine dönüştürülerek içselleştirilmiştir.96 A. Başbakan Erdoğan‟ın Ege gezisinin sönük geçtiği ve bazı meydanlarda siyah afişlerle karşılandığı haber konusu yapılmıştır. Gazete ayrıca “AKP‟li Belediyelerin Bilançosu” başlığıyla hazırladığı bir yazı dizisini beş gün boyunca yayınlamış ve AKP‟li anakent belediyelerin çalışmalarındaki aksaklıklar ve yolsuzluk iddialarını okurlarına aktarmıştır. “Halk seçmeyecek” ara başlığıyla da AKP‟ye karşı toplumsal bir karşıtlığın olduğu söylemini pekiştirmek istemiştir. Ankara Büyükşehir Belediyesi‟nin 2004‟den beri çözemediği sorunları konu edinen bir kısa filmin internet üzerinden izlenebildiği haberleştirilmiş. mitinge getirildikleri yönünde iktidar karşı bir duruş aktarılmak istenmiştir. Yapılan haberde haber kaynağı açıklanmazken. aktarılan bilgilerde kesin cümle yapıları tercih edilmiş ve AKP mitinglerine Ege‟nin dört bir yanından insan taşınmasına rağmen kalabalık olmadığı haberin söylem çerçevesini oluşturmuştur. Bu söyleşide Kılıçdaroğlu‟nun yaptığı açıklamalar ara başlıklar ve başlıkta tırnak içine alınmadan doğrudan aktarılırken. 22 Mart tarihli “Hızla sivil diktatoryaya gidiyoruz” başlığıyla yayınlanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu söyleşisine tam sayfa yer ayrılmıştır.

23 Mart tarihli yayınlanan “Yolsuzluk çağ atladı” başlıklı haberde. Kemal Kılıçdaroğlu‟nun iddia ettiği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi‟ni zara uğrattığı öne sürülen Serdar Kepenek‟in neden ortaya çıkmadığı ve Kadir Topbaş‟ın sorularına neden cevap vermediği haber söyleminin merkezinde yer almıştır. “Kasımpaşa‟nın imamı kaça sattın vatanı” gibi pankartların yolsuzluk mesajları vermesi. CHP‟nin İstanbul mitinginde Deniz Baykal‟ın sözleri haberin genel çerçevesini oluşturmuştur. Haberde CHP‟li Hakkı Süha Okay‟ın bu olay hakkındaki görüşlerine de yer verilirken. gazetenin siyasal iktidar karşı söylemini desteklemiştir. 25 Mart tarihinde yayınlanan “TCDD-AKP işbirliği” başlıklı haberde. “Millete din. gazetenin AKP hakkındaki yolsuzluk haberlerini gündeme getirmesiyle örtüşerek. Haber için kullanılan fotoğraflar. gazetenin iktidar karşıtı genel söylemini desteklemek için kullanılmıştır. “Erdoğan kendi istihbarat örgütünü kurdu” başlıklarıyla gazetenin haber söylemlerinde kullandığı iktidar karşıtlığını söyleşide de görmem mümkün oluyor. 27 Mart tarihinde yayınlanan bir başka haberde ise “Vali‟den AKP‟ye kıyak” başlığıyla Konya Valisi‟nin bir milletvekilinin eski İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . belediye başkanı Kadir Topbaş‟ın fotoğrafı da eklenerek. Haber için kullanılan spotlarda kadrolaşmanın boyutlarının ortaya çıktığı gibi iddialar dile getirilirken.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 97 yapıyor”. iman kendilerine han hamam”. Özellikle miting meydanlarında vatandaşların hazırladıkları pankartların aktarılmasıyla. Okay‟ın “Büyük götürdüler olmalıydı” tırnak işareti kullanılmadan doğrudan kullanılmıştır. Aynı sayfada yine bir başka yolsuzluk iddiasını içeren haber “Kepenek herhalde oldu kelebek” başlığıyla yayınlanmıştır. Aynı tarihli gazete yayınlanan bir başka haberde ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi‟ne eleman alımında yapılan usulsüzlük “Belediyeye ihaleyle memur almışlar” başlığıyla haberleştirilmiştir. kamu kurumlarının seçim dönemlerinde AKP‟yi desteklemek için kullanıldığı haber söyleminde aktarılmıştır. “ Durmak yok soymaya devam”. Baykal‟ın sözleri hem başlıkta hem de spotlarda ve ara başlıklarda doğrudan aktarılarak içselleştirilmiştir. Bu şekilde aktarılan haberler arasında bir bütünlük sağlanmış ve siyasal iktidar karşıtı olan gazete söylemi pekiştirilmiştir. AKP‟ye karşı toplumsal bir hoşnutsuzluğun olduğu haberin söylemini desteklemek için kullanılmıştır. Türk Hava Yolları‟nın daha önce reklamlarında slogan olarak Başbakan‟ın “Durmak Yok Yola Devam” sözünü kullandığı hatırlatılarak. haberde oluşturulmak istenen iktidar karşıtı söylem desteklenmiştir.Haber Söyleminde Medya. AKP‟nin billboardlara astığı “Büyük Düşündük Hizmeti Seçtik” ilanlarının yanına TCDD tarafından asılan “Büyük Düşündük Türkiye‟nin Hızına Hız Kattık” ilanlarının iktidarı seçim öncesinde desteklemek için yapıldığı haberleştirilmiştir.

siyasal mekanizmaların ve ekonomik yapıların da dâhil olduğu karmaşık bir ilişkiler ağı ortaya çıkmaktadır. medya ve siyaset arasındaki ilişkiyi de yönetme. Çalışmanın uygulama kısmında seçim döneminde iktidar partisi ve ana muhalefet partisi hakkında yapılan haberlerin ele alınması. Güz 2009. Gazete AKP ve AKP‟li belediyelerin yolsuzluk iddialarına ilişkin birçok olayı haberleştirirken. Sayı 29 . Siyasetin yönetme üzerine inşa edilmiş yapısı. haberde CHP Konya Milletvekili Atilla Kart‟ın olayın takipçisi olduğu da aktarılmıştır.98 A. iktidarın devlet kurumlarında kadrolaştığı söylemini desteklemek içinde haberler yapmıştır. SONUÇ Bu çalışma Türkiye‟de siyaset kurumu ve medya arasındaki ilişkiler ağının yazılı basında yayınlanan haberlerin söylemine yansımalarını ortaya koymak için yapılmıştır. İktidarla ilgili yapılan haberlerin çoğunluğu olumsuzluk değeri üzerinden haberleştirilmiştir. Gazetenin Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay‟ın Ergenekon Soruşturması kapsamında gözaltına alınmasının seçim öncesinde gerçekleşmesi. medya ve siyaset kurumu arasındaki ilişkilerin daha anlaşılır kılınması içindir. Cumhuriyet gazetesi seçim öncesi yaptığı haberlerde kullandığı haber söyleminde siyasal iktidarla iyi ilişkilerinin olmaması ve okur kitlesinin ideolojik beklentileri bağlamında iktidar karşıtı bir yayın politikası izlemiştir. Bu sayede CHP‟nin muhalefet görevini yerine getirdiği ve siyasal iktidarın eylemlerini takip ederek kamuyu haberdar ettiği söylemi haberde üretilmiştir. kontrol etme süreçlerine taşımakta ve siyaset-medya ilişkisini bir mücadele süreci içerisine çekmektedir. kullandığı haber dili ve söylemi de buna göre olmuştur. Gölcü sekreterini özel kalem müdürlüğüne ataması haberleştirilmiştir. gazetenin seçim döneminde yaptığı haberlerin söyleminde sert bir dil kullanmasına etki eden unsurlardan biridir. Gazete genel olarak iktidar karşıtı sert bir duruş sergilerken. CHP ve adayları hakkında herhangi olumsuz bir habere rastlamak söz konusu olmamış ve bu dönem içerisinde CHP‟li bazı anakent adaylarıyla tam sayfa söyleşiler yayınlanmıştır. Ayrıca gazete seçim öncesinde CHP‟nin siyasal reklamlarını sık sık yayınlanmış ve oluşturduğu haber söylemini desteklemek için kullanmıştır. Bu bağlamda medya örgütlenmelerinin. Haber söyleminde kullanılan başlıklar ve spotlarda genel olarak olumsuz cümle yapıları olarak kurgulanmış ve olumsuz anlamlar taşımaktadır. CHP‟li belediyelerin yaptığı ya da yapacağı icraatlar düzenli olarak haberleştirilmiştir. CHP hakkında çıkan haberler ise daha sade bir dille kaleme alınırken. Yapılan haberde AKP‟nin devlet kurumlarında kadrolaşmaya devam ettiği söylemi ön plana çıkartılırken.

Haber Söyleminde Medya- Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri

99

Çalışma sonucunda siyaset kurumu ve medya örgütlenmeleri arasında siyasal iktidara yakınlık ve uzaklık olarak tanımlayacağımız nedenlerin, medya içeriği ve özellikle haber söylemi üzerinde çok önemli bir etkiye sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca haber söyleminin kaygan bir zemin üzerinde bulunması ve haberin durum tanılaması olarak kavramsallaştırması da gazetelerin aynı haberi farklı söylem kalıplarında aktarmalarına imkân tanımıştır. İncelenen gazetelerin seçim döneminde kullandıkları haber söylemleri, gazetenin ait olduğu yayın grubunun siyasal iktidarla ilişkilerinden, okuyucu kitlesinin dünya görüşüne ve siyasal partilerden alınan reklamlara kadar çok farklı değişkenlerden etkilenmektedir. Hürriyet gazetesinin haber söyleminin oluşmasında ait olduğu Doğan Yayın Holding‟in mevcut siyasal iktidarla iyi ilişkilerinin olmaması belirleyici olmuştur. Hürriyet gibi çok farklı kesimlerden okur kitlesine sahip bir gazete için okur kitlesinin haber söylemini etkilemede çok etkili olduğu söylenemez. Ayrıca gazetenin siyasal reklamlara göre haber söylemini belirlediğini öne sürmek gerçekçi olmayacaktır. Araştırma kapsamında gazetenin takip edildiği süre içerisinde bu iki parti adına hiçbir siyasal reklam Hürriyet gazetesinde yayınlanmamıştır. Yeni Şafak gazetesinin haber söylemini etkileyen faktör ise gazetenin AKP hükümetine yakın bir yayın politikasına sahip olmasıdır. Ayrıca Yeni Şafak gazetesi bu dört gazete arasında en çok AKP reklamı yayınlayan gazete olmuştur. Kuşkusuz bu da gazetenin haber söylemini belirlemede etkili olmuştur. Sabah gazetesinin haber söyleminin belirlenmesinde gazetenin ait olduğu medya grubu ve mevcut siyasal iktidarla olan ilişkileri etkili olmuştur. Sabah gazetesinin yayınlarında kullandığı haber söyleminin belirlenmesinde AKP‟den aldığı siyasal reklamlar da önemli bir faktördür. Cumhuriyet gazetesi için haber söyleminin belirlenmesinde üstlendiği misyon ve mevcut siyasal iktidarın meşruiyetini sorunsallaştıran bir yayın politikasına sahip olması, seçim döneminde gazetenin haber söyleminin belirlenmesinde etkili olmuştur. Gazetenin CHP‟nin eylemlerini olumlayan bir haber söylemini tercih etmesinde, CHP‟nin gazeteye verdiği siyasal reklamların etkili olduğu gözlemlenmiştir. Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında yapılan haberlerin ve Kılıçdaroğlu‟nun siyasal reklamlarının karşılıklı ya da aynı sayfalarda yayınlanması bu görüşü desteklemektedir. Ayrıca Kılıçdaroğlu için yapılan haberlerde dürüstlük imajını destekleyecek unsurlar sık sık kullanılmıştır. Sonuç olarak çalışma kapsamında incelenen gazetelerin yayın politikalarının ve mülkiyetlerinin siyaset kurumuyla olan ilişkilerinin, gazetelerin yaptığı haberler ve seçim döneminde yayın politikalarını belirlemede çok önemli olduğu

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

100

A. Gölcü

gözlenmiştir. Ayrıca gazetelerin aldığı siyasal reklamların da haber söylemlerinin belirlenmesinde etkili bir faktör olduğu ve bu reklamların haberlerin söylemlerini destekleyecek bir şekilde sayfalara yerleştirildiği ortaya çıkmıştır. KAYNAKÇA Althusser, L. (2006) Yeniden Üretim Üzerine, A. Işık Ergüden-Alp Tümertekin (çev), İstanbul: İthaki Yayınları. Chomsky, N. (1993) Medya Gerçeği, Abdullah Yılmaz(çev), İstanbul: Tümzamanlar Yayıncılık. Curran, J. (1997) “Medya ve Demokrasi: Yeniden Değer Biçme” içinde: Medya Kültür Siyaset, 139-198, Süleyman İrvan (çev. ve der.), Ankara: Ark Yayınevi. Erdoğan. İ. (1999) “Dördüncü Gücün İlettiği: Amerikan Örneği” içinde: Medya Gücü ve Demokratik Kurumlar, 33-42. Korkmaz Alemdar (der:), İstanbul: Afa Yayınları. Foucault, M. (2000) Özne ve İktidar/ Seçme Yazılar 2, Osman Akınhay, Işık Ergüden (çev), İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Garnham, N. (1990) Capitalism and Communication, London: Sage Publications Gramsci, A. (1986) Hapishane Defterleri, Kenan Somer (çev), İstanbul: Onur Yayınları. Hackett, R. A. (1997) “Bir Paradigmanın Önemini Yitirişi”, Ayşe İnal (çev.). içinde: Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Yıllık, 31-72, 1997-1998. Hall, S. (1994) “İdeolojinin Yeniden Keşfi: Medya Çalışmalarında Baskı Altında Tutulanın Geri Dönüşü”, içinde: Medya, İktidar, İdeoloji, 73-122. Mehmet Küçük(çev. ve der.), Ankara: Ark Yayınevi. Herman, E. ve Chomsky, N. (2006) Rızanın İmalatı, Ender Abadoğlu (çev.), İstanbul: Aram Yayınevi. Iyengar, S. (1997) “Siyasette Erişim Yanlılığı” içinde: Medya Kültür Siyaset, 233252. Süleyman İrvan (çev. ve der), Ankara: Ark Yayınevi. İnal, A. (1996) Haberi Okumak, İstanbul: Temuçin Yayınları. İnal, A. (1995) Yazılı Basın Haberlerinde “Yapısal” Yanlılık Sorunu, Toplum ve Bilim, 67, 111–135.

Güz 2009, Sayı 29

Haber Söyleminde Medya- Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri

101

İnceoğlu, Y. ve Çomak, N. (2009) Metin Çözümlemeleri, İstanbul: Ayrıntı Yayınları. İrvan, S. (1997) Medya, Kültür, Siyaset, Ankara: Ark Yayınları Kaya, R. (2009) İktidar Yumağı, Ankara: İmge Kitabevi Yayınları. Kaya, R. (1999) “Medya, Toplum, Siyaset,” içinde: Medya Gücü ve Demokratik Kurumlar, 23-32. Korkmaz Alemdar(der.), İstanbul: Afa Yayınları. Lippmann, W. (1945) Public Opinion, New York: The Macmillan Company. Murdock, G. (1982) “Large Corporations and the Control of the Communication Industry” edt., M. Gurevitch, T. Bennet, J. Curan and J. Woollacott; Culture, Society and Media, London: Methuen. Schiller, H. (1993) Zihin Yönlendirenler, Cevdet Cerit (çev), İstanbul: Pınar Yayınları. Shoemaker, P. ve Reese, S. D. (1997) “İdeolojinin Medya İçeriği Üzerine Etkisi”, içinde: Medya Kültür Siyaset, 99-136. Süleyman İrvan (çev. ve der), Ankara: Ark Yayınevi. Sözen, E. (1999) Söylem, İstanbul: Paradigma Yayınları. Stevenson, N. (2008) Medya Kültürleri: Sosyal Teori ve Kitle İletişimi, Göze Orhon- Barış Aksoy (çev.), Ankara: Ütopya Yayınevi. Sumner, C. (1979) Reading Ideologies. Londnon: Academic Pres. Tokgöz, O. (2008) Siyasal İletişimi Anlamak, Ankara: İmge Kitabevi Yayınları. Tuchman, G. (1978) Making News: A Study in the Construction of Reality, UK: Free Pres. Van Dijk, T. A. (1997) Discourse as Structure and Process, London: Sage Publications. Van Dijk, T. A. (2005) Söylemin Yapıları ve İktidarın Yapıları” içinde: Medya, İktidar, İdeoloji, 315-376. Mehmet Küçük (çer. ve der.), Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları. Yaylagül, L. (2006) Kitle İletişim Kuramları: Egemen ve Eleştirel Yaklaşımlar, Ankara:Dipnot.

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009, 7(2), 237-

1980’LERDEN 2000’LERE TÜRK SĠNEMASINDA ÜRÜN YERLEġTĠRME UYGULAMALARINDA GÖRÜLEN NĠCEL DEĞĠġĠM
Merih TAġKAYA
ÖZET
Reklam yayınlarının izlenilirliğinin ve etkinliğinin azalması sonucunda ürün yerleştirme uygulamalarına yönelen reklamcılar ve reklam verenler için sinema filmleri yeni bir mecra haline gelmiştir. 1980 sonrasında, Türkiye’de uygulanan neo-liberal ekonomi politikalarından Türk sineması da etkilenmiştir. Sinema filmlerinde yapılan ürün yerleştirme uygulamaları, yasal bir zemine sahip olmadığı halde uygulanmaya devam etmiştir. Yapılan analizler sonucunda son yirmi yıllık süreç içinde ürün yerleştirme uygulamalarında süre, sahne ve film bazında artış olduğu bulgulanmıştır. Bu çalışmada, bu artışın değerlendirilmesi için, ürün yerleştirme uygulamalarının reklam stratejisi haline geldiği neo-liberal sürece odaklanılmıştır. Bu çalışma, Türk Sineması’nda ürün yerleştirme uygulamalarının yıllara göre gösterdiği nicel değişimi eleştirel ekonomi politik yaklaşım çerçevesinde incelemektedir. Türk filmlerinde yapılan ürün yerleştirme uygulamalarında görülen nicel değişimi belirlemek için 1987, 1997, 2007 yıllarında en çok izlenen 30 film içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Türk Sineması, Ürün Yerleştirme, Sponsorluk, Neo-liberalizm

The Quantitative Changes in Product Placement Practices in Turkish Cinema Since 1980s To 2000s ABSTRACT
In Turkey, cinema industry is influenced by the neo-liberal policies. As a result of this, cinema industry has been forced to be in a more interpreted relation with advertisement industry. Advertisement industry has been looking for a new media due to the decrease in the effect of ads in traditional media. This study aims to capture this neo-liberal process by focusing on product placement strategy since mid-1980. In order to describe quantitative change in product placement in Turkish movies with box office success are analyzed. This research shows that there is a gradual increase of product placement in terms of number of movies, scenes and time allocated from 1980’s to 2000’s. Key Words: Turkish Cinema, Product Placement, Sponsorship, Neo-liberalism

 Yardımcı Doçent Doktor, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi.

İletişim 2003/18

2004: 104). ürünlere fayda sağlamak amacıyla sigara. bir sinema yıldızının markalı bir ürünü kullandığı ilk film olarak belgelenmiştir (Galician ve Bourdeau. Buna ürünün şöhret sahibi kişilerce filmlerde kullanıldığı durumlar da eklendiğinde. Bu mecralar. bir taraftan ürünün gerekli sahnelerde kullanılmasıyla gerçeklik algısı yaratabilmekte. Reklam veren firma. 1994). Ürün yerleştirme uygulamaları. diğer taraftan yerleştirilen ürün için aldığı ücret ya da ürün ile yapım giderlerini kısmen ya da tamamen karşılayabilmektedir. Mildred Pierce filminde Joan Crawford aracılığı ile Jack Daniels sunulmuştur (Wenner. tüketimi yönlendirici etkisine olan inancın ve beklentinin artmasıyla giderek ürünlerin reklamlarının yapılmasına hizmet eden uygulamalara dönüşmüştür. iknanın etkinliğini artırmaktadır” (Yüksel. kendi markalarının bir öykünün parçası olarak ekranlarda gösterilmesine isteklidirler. Bu uygulama. Hollywood‟da önceleri gerçeklik algısı yaratmak amacıyla senaryonun gerektirdiği doğrultuda dekorda ve çeşitli sahnelerde ürünlerin kullanılması ile yapılırken. TaĢkaya Reklam yayınlarının izlenilirliğinin ve etkinliğinin azalması. izleyicide ürünü tesadüfen gördüğü inancını yaratmakta ve söz konusu ürüne yönelik pozitif algılar geliştirme olasılığını artırmaktadır. reklamcıları ve reklam verenleri yeni mecralar aramaya sevk etmiştir. Bu görüşe göre. alkol gibi etik açıdan hassas olan ürün sınıfları için de devam etmiştir. Reklam veren Güz 2009. Ürün yerleştirmelerin bilinen en erken uygulaması 1930‟ların sinema filmlerinde görülmüştür. 2004: 17). Şirketler her zaman. Ürün yerleştirme uygulamaları. Sayı:29 . sinema filmleri. bir görüşe göre “ikna edici iletişim söz konusu olduğunda. ürün yerleştirme. Satın alma davranışı üzerindeki etkinliği kanıtlanmamış olmakla beraber. 1945 tarihli Mildred Pierce isimli film. televizyon dizileri gibi yapımlardır. yerleştirilen ürünlerin markalarının tanınırlığına yaptığı pozitif katkısının fark edildiği zamanlardan beri. reklam kuşağında yer alan reklamlardan daha fazla ikna edici olabilmektedir. ürün yerleştirme uygulamaları. pırlanta üreticisi DeBeers firmasının Hollywood‟un altın çağında aşk filmleri için pırlanta takılar tedarik ettiği bilinmektedir. reklam verene. kendi ürününü bir filmin kurgusal gerçekliğinde bir karakter olarak sunarak ürüne pozitif bir imaj kazandırabilmektedir. The African Queen filminde Humphrey Bogart aracılığı ile Gordon‟s Dry Gin. Reklam yayını için yeni mecralar olarak sinema filmlerinin kullanılması.104 GiriĢ M. etkinin daha güçlü olması kaçınılmazdır. hatta onu tesadüfen duyduğuna inanması. alıcının ikna edici iletişimin kendisine yönelmediğine. Film yapımcısı. televizyon programları. Otomobil firmalarının gönüllü olarak araç sağlayarak film yapımını destekledikleri. yapımcıya ve ürün yerleştirme ajansına ayrı ayrı faydalar sunmaktadır. reklam için ayrılmış alan ve kuşakların yayınlandığı mecralara alternatif mecralar sunmaktadır.

oldukça güçlü olduğu ifade edilmektedir. Ürün yerleştirme için „toplam çözüm ajans‟ı adı altında aracı kurum olarak kendilerini konumlandıran kuruluşlar da bu uygulamaları hayata geçirmek için hazırlıklıdırlar. benzer nitelikteki bir süreç içinde Türk sinemasına da yansımıştır. 2004: 106). Hollywood ile eş zamanlı olmasa da. reklamverenleri ürün yerleştirme uygulamaları için cezpetmiştir. yüzdeler ve başarı hikayeleri. 2004. 2009). Reklamcılığın etkililiği konusunda duyulan şüphe sonucunda. Ürün yerleştirmeyle ilgili başarı hikayeleri. su içinde başka türlerle karşılaşan bir balık gibidir” derken. Ürün yerleştirme uygulamalarında. ürün yerleştirme uygulamalarından elde ettikleri kazancı gündeme getirmeyip.bu şekerin satışları %66 artmıştır1 (Wenner. yine Tom Cruise‟un oynadığı The Firm isimli filmde gösterilmeden önce çok fazla tanınmayan Red Stripe isimli biranın pazarının ikiye katlanması gibi örnekler çoğaltılabilir (Wenner. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . bu bağlamda yeni icat edilmiş olarak görülmektedir. Yapılan ürün yerleştirme uygulamaları sonrasında satışın arttığına ilişkin ampirik bir bulgu olmasa da ürün yerleştirme uygulamalarının en azından marka bilinirliğine katkıda bulunduğu kanısı Türkiye‟de de yaygındır. Oysa tarih. 2004). bir firma. yolunu hala „kaliteli kurgu‟da ararken. son birkaç yılda. gerçeklik algısı yaratma arzusunun ürünün reklamını yapma niyetine dönüşmesi. ürün yerleştirme ile filmlerde kullanılan pek çok ürünün satış başarısı öyküsüyle doludur. reklamcılık sektörününün kendi içinde matrisler ürettiğini söylemektedir. Wenner. 1982‟de Steven Spielberg‟in E. Pazarlama stratejilerini geliştirmek üzere yürütülen pek çok yönetimsel araştırmada. tanıtımı yapılan ürünlerin mümkün olduğunca sinema ve televizyon yapımlarının ihtiyaç duyduğu 1 Daha fazla örnek için bkz. Galician ve Bourdeau.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 105 firmalar. klasik radyo ve televizyon reklamlarına benzer bir şekilde yer ayırtma ve ürün yerleştirme ile bu ürünleri ekranlara taşıyan. sadece filmin yapımına destek oldukları noktasına vurgu yapmaktadır (Taşkaya. örgüt ya da kuruluş içindeki bütün iletişim aktivitelerinin en gözde olanlarının uyumuna işaret etmekte ve reklam ajansları tarafından bu yollarla “eklemlenmiş sinerjik etkiler”in açığa çıkacağı vaat edilmektedir2. ürün yerleştirme uygulamalarında bir artışa neden olmuştur. ürün yerleştirme uygulamalarının reklam ve halkla ilişkiler karması içinde marka bilinirliği yaratmada. Bu ajanslar dışında. Diğer türler arasında sponsorluk ve ürün yerleştirme uygulamalarının bu günkü halleri. Tom Cruise‟un rol aldığı Risky Business adlı filmde kullandığı Ray Ban marka gözlüklerin satışlarının bir anda fırlaması.T. reklamcılık sektörünün umut bağladığı “total iletişim” ve “bütünleşik iletişim” kavramları. 2004: 101-134 2 Mattelart “yeni reklam endüstrisi. filminde spotların Reese‟s Pieces isimli şekerin üzerine çevrilmesinden sonra -M&Ms firması para karşılığında ürün yerleştirme yapılmadığını iddia etmiş olsa da. Bu araştırmalar.

Ürün yerleştirme ajansları bu noktada yeni bir alt sektör olan ürün yerleştirme uygulamalarından fayda sağlayan üçüncü taraf olarak karşımıza çıkmaktadır. yorum vb. Hababam Sınıfı Askerde. GORA. Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarını piyasa sürecine paralel gelişimi içinde değerlendirmek için serbest pazar uygulamalarının başlatıldığı ve reklamcılık faaliyetlerinin hız kazandığı 1980 sonrasına yönelmek gerekmektedir. tecimsel mesajlar taşıyan ve pek çok noktada reklamla örtüşen uygulamalara dönüşebilmektedir. Bu noktada ürün yerleştirme uygulamalarında etik olmayan bir durum söz konusudur. reklam. ürün yerleştirme uygulamaları karşısında kuşanamamaktadırlar. Bu çalışmalardan bazıları genel olarak ürün yerleştirme stratejilerini belirlemeye yönelik olarak literatür taraması şeklindedir (bkz. 1999‟dan aktaran Türksoy. Kurtlar Vadisi Irak. Gürel ve Alem (2004). ürün yerleştirme. reklam kuşağında reklamları izlerken sahip oldukları kalkanları. Türkiye‟de de ürün yerleştirme uygulamaları. gerçeklik algısı yaratmak üzere filmlerde uygun sahnelere yerleştirildiği iddia edilse bile. (2006)) Bazıları Türkiye‟de ürün yerleştirme stratejileri üzerine vaka analizi olarak değerlendirilebilir (Bkz. Ancak bu güne kadar yapılan çalışmalar içinde 3 Bu çalışmada örneklem olarak 1980‟den 2007‟e kadar olan süre içinde yapımı gerçekleştirilmiş ve izleyici sayısı bir milyonun üzerinde olan 26 film (Eşkıya. Kahpe Bizans. Taşkaya. Hababam Sınıfı 3. Ürün yerleştirme konusunda son yıllarda Türkiye‟de yapılmış pek çok çalışma vardır. Sayı:29 . Her Şey Çok Güzel Olacak. Hababam Sınıfı Merhaba. neo-liberal piyasa kurallarının teşviki ile bu dönüşüme giden bir yol izlemektedir. Türk sinemasında ürün yerleştirme. TaĢkaya malzemeler kapsamında. Kitle iletişim araçları tarafından sunulan tüm mesajların niteliğinin (haber.5 Organize İşler. Diğer taraftan. 2006: 253). Propaganda. Komser Şekspir. O Şimdi Asker. Deliyürek Bumerang Cehennemi.) mesajın başında ya da sonunda bildirilmesi zorunluluğu vardır.piyasa koşulları belirlemiştir (Taşkaya. Pekman ve Gül (2008)). Türkiye‟de uygulanan neo-liberal ekonomi politikalarından ve bu politikaların sürekliliğine hizmet eden kuralsızlık projelerinden Türk sineması da etkilenmiştir.106 M. Son Osmanlı. Hokkabaz. Asmalı Konak Hayat. 1980 sonrasında. Maskeli Beşler Irak. İzleyiciler. 2009). filmlerin tehlikeli bir şekilde ürünler tarafından işgal edildiği eleştirileri de gündemdedir (Govani. Sınav. Ürünlerin. uzmanlaşmış kurumların belirdiği gözlenmektedir (Baerns: 2003). 120 ve Beyaz Melek) alınmıştır Güz 2009. kuralsızlık projelerinin uygulanma süreci içinde hiçbir yasal zemine sahip olmaksızın yapılagelmiş ve bu uygulamanın sınırlarını -ya da sınır tanımazlığını. Bazıları Türkiye‟de ürün yerleştirme uygulamalarının nitel durum tespitine yönelik olarak nicel analizlere yönelmiş ve mevcut durumu ortaya koymuştur (bkz. belgesel. koordineli olarak sunulmasını sağlamak için sponsorları tarafından düzenli olarak denetlenen. Güle Güle. Vizontele. Babam ve Oğlum. 20093). Kabadayı.Vizontele Tuuba . Nerdesin Firuze.

filmde görünen markanın para ya da başka promosyonel bir nitelikle dönüşümünü ifade etmektedir.ya da ürüne ilişkin reklamın -mağaza tabelası gibi. Gartner‟a göre.taşıması gibi yollarla. 2005:190). Bu çalışma. nicel ve nitel analizler ile yapılmıştır. Türk sinemasında ürün yerleştirme şekilleri. reklam ve tanıtım arasında melez bir nitelik taşımaktadır (Taşkaya. Türkçe‟de görü. Gupta ve Gould‟a (1997) göre filmlerdeki ürün yerleştirme. içerdikleri zengin anlamlar nedeniyle çevrilmesi sorunlu sözcüklerdir. Görünüş. fikir. televizyon programlarında sunucunun markalı bir ürün -içecek şişesi gibi.yer alması. algısal. Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarında görülen nicel ve nitel değişimleri tarihsel süreç içinde ortaya koymayı ve bu değişimlerin seyrini uygulanan ekonomi politikaları ile açıklamayı denemektedir. bir kişi veya nesnenin görüntüsel/resimsel benzeridir. Bu araştırmada bu tanımlamadan yola çıkılarak sinema filmleri 4 İngilizce vision karşılığı olarak kullandığımız “vizyon” ve image karşılığı olarak kullandığımız “imaj” sözcükleri. düşsel görüntü. görme. 1999: 21). Pratik olarak ise.n. konulu filmlerde markalı bir ürünün otomobil gibi. Kavramsal Çerçeve Ürün yerleştirme kavramı. uzak-görüş. sözcüklerle karşılanmaya çalışılan vizion. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . sahne sayıları ve yerleştirilme süreleri üzerinden. görüntü. görlen vb. Bu aslında reklamcılık ve halkla ilişkiler jargonunun bir terimidir (Williams. reklam olduğu belirtilmeden yapılan reklam olarak tanımlamaktadır (Gülsoy 1999: 411). yerleştirilen ürünlerin sektörel dağılımları. Gülsoy da ürün yerleştirmeyi. yayıncılık ve reklamcılık jargonunda yer almaktaysa da Türkiye‟de ilgili mevzuatta ürün yerleştirme uygulamalarına dair herhangi bir düzenleyici maddeye ya da ayrı bir yönetmelik bulunmamaktadır. Bu değerlendirme. kavram ve çoğunlukla imge sözcükleriyle karşılanan image. neo-liberal süreçte Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarında görülen nitel ve nicel değişikliklerinin değerlendirilmesidir. “algılanan ün” anlamına geldiği görülebilir. Bu tür ürün yerleştirme. imaj “bir dizi bilgilenme sonucunda ulaşılan imge”dir 4 (Gartner. görme ediminin düşteki görüntü gibi.2009). hayal gücüyle bazen de mistik görüş gücüyle ilgili olarak kullanılmasını ifade eder. görüş. zihinsel. sözel. optik. grafik imajlardan söz ederiz (ç. ürünlerin oyuncular tarafından kullanılma durumları. Ürün yerleştirme marka imajına katkıda bulunan bir uygulama olarak kabul edilmektedir. Amaç ve Kapsam Bu araştırmanın amacı. ticari marka imajı veya bir politikacının kendi imajı‟na ilişkin kaygısında olduğu üzere. 1986: 635-644). iki on yıllık süre içinde.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 107 Türkiye‟de ürün yerleştirme uygulamalarının tarihsel süreç içindeki gelişimine odaklanan ampirik bir araştırmaya rastlanmamıştır. resim.) (Robins.

köklerini liberalizmden almaktadır. Bu nedenle. Dünya konjonktüründeki yansımalarını 1970lerin ortalarından itibaren Türkiye‟de hissettiren ve 1980lerden günümüze dek süregelen neo-liberal politikalar. anlaşılır halde ve odaklanılarak sunulan markalar ya da markayı çağrıştıracak -reklam tanımına girmeyen. Shackleton. Sayı:29 . 2004: ) 6 „Kuralsızlaştırma‟ ya da „kurallardan arındırma‟ politikalarıyla ilgili olarak kavramsal tartışmaları Murdock. 1995: 74 ve Wenner. bazı araştırmacıların genel anlamda „özelleştirme‟ kavramıyla karşıladığını. Tığlı. 2004: 104) “ürün yerleştirme5” uygulamaları olarak değerlendirilmiştir. Neo-liberalizm. Negrine ve Papathanassopoulos‟un görüşleri ile sunan Köker (1998: 149) devletin düzenleyici kurallarının ve bunları üreten mekanizmaların devre dışı bırakılmasını. Sarıyer. 2004: 1). Neo-liberal ekonomi politikalarının sürdürülebilmesi için gerekli esneklik “kuralsızlaştırma”6 çabalarından geçmektedir.108 M. Miller. 2000: 39). Kuramsal Çerçeve Pazar ekonomisi. gelişiminin bir eleştirisini ve kendi alternatiflerini ortaya koymaya çalışan bir “yeni” biçimi olarak tanımlanabilir. Her liberalizm türü bir diğerinin eleştirisi olmuş ve alternatifini sunmuştur (Sallan Gül. 2005: 217-237. Neo-liberalizm çerçevesinde serbestleştirme. Ürün yerleştirme uygulamalarının kurallarının ya da kuralsızlaştırma sürecindeki adımların piyasa aktörlerinin belirleyiciliğinde atılmasının “ticari ifade özgürlüğü”nün gereği olduğu yaklaşımı da. bazılarınınsa „kurallardan arındırma‟ kavramını tercih ettiğini belirtmektedir. Sosyal/Eşitlikçi Liberalizm ve Neo-Liberalizm. sinema alanında da etkisini göstermektedir (Taşkaya. özelleştirme ve kuralsızlaştırma politikaları 1980‟lerden bu yana uluslararası ve ulusal ekonomik ve politik belirleyiciler eşliğinde uygulanmaktadır (Başaran. Güz 2009. Bunun için de piyasa aktörleri devlet müdahalesinin minimuma indirilmesini talep etmektedirler. liberalizmin 1870‟lerden 1970‟lere kadar olan süreç içindeki (özellikle 1930-1970 dönemi arasında).görsel ve/veya işitsel söylemler (bkz. tüketim alanında talep belirlemeye yönelik tüm çabalar. filmin doğasına uygun ve planlı bir şekilde ve belli bir bedel karşılığında optik ve/veya akustik olarak. Tarihsel gelişim ve dönüşüm sürecinde üç tür liberalizmden söz edilmektedir: Klasik Liberalizm. kamu yararını şirket yararından daha gerilerde tutarak. Sistemin işleyişinin kesintiye uğramaması için talebin sürekli yaratılması ve arttırılması gerekmektedir. kapitalizm için yaşamsal önem arz eder. 2009). 5 Bazı kaynaklarda “ürün yerleştirme” kavramı yerine “marka yerleştirme” kavramı kullanılmaktadır: Bkz. TaĢkaya içinde. N. Rubsamen. Kuralsızlaştırma projesi kapsamında içeriği askıda bırakılan medya dünyasının pek çok uygulaması arasında ürün yerleştirmeyi de saymak mümkündür.

Bunun için tüketim kültürünün etki alanını genişletmeye yönelik reklam stratejileri her geçen gün çeşitlenerek artmaktadır. Neo-liberal pazar ekonomisinin gereklerinin yerine getirilmesi için uygulanan ekonomi politikalarının sonucu olan bu kural tanımaz çabaların asıl hedefi. rekabet ortamında tüketim etkinliğini yönlendirecek „yeni anlamlar yaratma‟ işlevi. Ürün yerleştirme ile filmlerde belli sahnelerde sunulan ürünlerin Bir markayı. yaşanmaya başlanmıştır (bkz. Böylece ürün/marka tarafından vaat edilen doyumlara ilişkin bilgiler. satışı ve satışın hızını artırmaktır. Özal hükümeti döneminde yaygın kabul görerek. Ürün ve marka çeşitliliğindeki artış göz önünde tutulduğunda. tüketicilerin tutumları üzerinde gerçekleştirilen manipülasyonların vazgeçilmez aracı olmaktadır. Sinema da diğer Kitle İletişim Araçları gibi kültür endüstrisi içinde düşünülür ve ideoloji ve bilinç inşasında kullanılır (Yaylagül. Bu sonucu ekonomik sistemin dışında bir noktada açıklamak mümkün değildir. Türkiye‟de neo-liberal politikalar 24 Ocak 1980 istikrar paketi programlarıyla askeri iktidar tarafından benimsenmiş ve kuralsızlaştırma süreci. Çünkü kültürel ürünler de kapitalist ekonominin koşullarına bağımlıdır ve yüksek karlılık hedeflemektedir. ürün yerleştirme uygulamaları ile yerine getirilmekte. tüm kamusal alanları reklam mecrası haline dönüştürmek isteyen sermaye sahiplerinin ve sinema filmlerini tecimsel kaygılarla.ürün yerleştirme uygulamalarına umut bağlanmıştır. Kuralsızlaşma projeleri Neo-liberal ekonomi politikalarının ürünüdür. Ürünlerin markalarına vurgu yapılarak.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 109 sistemin sürekliliğine ve yeniden inşasına hizmet etmektedir. 2004). 2006 ve Sallan Gül. yasal zeminden yoksun olarak tamamen piyasa güçleri tarafından oluşturulmaktadır. Filmlerde ürünün oyuncu tarafından kullanılırken gösterilmesinin ürünün marka imajına olumlu katkısının olduğu kabul edilmektedir. kurallardan arındırma projesinin yansıması olarak değerlendirilmelidir. Kazancı. gerek yapım şirketleri. sinema filmlerine yerleştirilme stratejisi de bu stratejilerden birisidir. gerek reklamverenler. Ekonominin dışa açılmasıyla serbest piyasa ekonomisi İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Kuralsızlaştırma projelerinin uygulandığı bir örnek olan bu girişimler. 2004: 232). “marka imajı” ekseninde buluşur. oyuncunun popülerliği üzerinden izleyiciye aktarılmaktadır. Serbest piyasa koşullarında. Yasal mevzuatta herhangi bir düzenlemesi olmayan ürün yerleştirmenin kuralları. ürün yerleştirme. sayısız rakip arasında tercih edilme zaferine ulaştıracak uygulamalar. ürün ve hizmetlerin tüketim hızının artırılmasında -reklamın etkinliğinin azaldığı yönündeki endişeler nedeniyle. gerekse aracı kurumlar olan ürün yerleştirme ajanslarının Türkiye‟deki yasal zemini sorgulanmaksızın uygulanmaya devam etmesi. Ürün yerleştirme uygulamalarının. gerçek anlamda kültürel ürün olmaktan uzaklaştırılan yapımcıların ortaklaşa çabaları ile beyaz perdede filmlerin reklam mecrası haline dönüştürülmesine zemin hazırlamıştır.

mevcut güç ve iktidar yapıları içerisinde ilişkilendirilerek analiz edilmesi gerekir (Wasko. 2003: 7–8) eleştirel ekonomi politik yaklaşımla yapılmıştır. Çünkü ekonomi politik yaklaşım. şirket çıkarlarına bırakmıştır” (Çaplı. Dışa açılma da piyasa güçlerine dayanılarak gerçekleştirilmiştir (Başkaya. kamu çıkarı kavramı yerini. Bunun sonucu olarak. 1980‟li yılların ortalarından itibaren kısıtlayıcı düzenlemeler medya alanında da birer birer ortadan kaldırılmaya başlamıştır. TaĢkaya benimsenmiştir. Güz 2009. ürünlerin doğasını ve bu doğayı belirleyen süreçleri de inceleme kapsamı içinde tutmaktadır. Bunun sonucunda pek çok alanda devlet müdahalesi azaltılmıştır. Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarının nicel ve nitel durumundaki değişikliklerin nedensel bağlar içinde açıklanabilmesi için. Böylece. 1998: 56). McChesney. iletişim sürecinin endüstrileşmesi ve bu endüstride üretilen ürünlerin üretim. 1986: 188. iletişim politikalarının belirleyicileri. ulusal ve uluslararası siyasi formasyon. kuralsızlaştırma sürecinin etkinliğine işaret etmektedir. 1989: 477‟den aktaran Yaylagül: 2004. Enformasyon/iletişim/kültür endüstrileri ile diğer endüstriler arasındaki ilişkilerin. bir üretim ve yeniden üretim süreci olan kapitalizmin evriminin ve bu sistem içinde iletişimin rolünün anlaşılması gerekir. ekonomik ve politik ardyöresinin göz önünde tutulması gerekmektedir. Sayı:29 . serbest girişimciler lehine esnetilmeye başlamıştır. ürün yerleştirme yapılan film ve sahne sayılarında artış görülmektedir.189). yerleştirilen ürün sayısı.110 M. Ürün yerleştirme uygulamalarının. Köker. kültürel olmaktan çıkıp ekonomik nitelikli olmuşlardır. mevcut toplumsal bağlamında analiz etmek için. Bu nedenle. İletişimi. değerlendirmeler şirket karlılığının ilk ve tek hedef olduğu neo-liberal ekonomi politikaları çerçevesinde (bkz. Sayıltılar S1 : Türk sinemasında 1980li yıllardan 2000li yıllara kadar olan sürede ürün yerleştirme uygulamalarında. S2 : Türk sinemasında ürün yerleştirme stratejileri içinde en fazla görülen. 2002: 45–47). Bu ürünleri incelerken. dağıtım. Deregulasyon sürecinde kurallar. optik doğal yerleştirmedir ve 1980li yıllardan 2000li yıllara kadar olan sürede en belirgin artış bu tür yerleştirmede görülmektedir. ayrıca bkz. ürün yerleştirme süresi. S3 : Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarında ürünün oyuncu tarafından kullanılma durumunda 1980li yıllardan 2000li yıllara doğru artış vardır. bölüşüm ve tüketim süreçlerini incelemektedir. herhangi bir yazılı mevzuatı bulunmadığı halde devam eden uygulamalar olması.

kronometre yardımı ile ölçülmüş. filme sponsor olan ürünlerin markaları ile film içinde görünür ve/veya duyulur halde sunulması durumunda para ya da promosyonel bir dönüşümün varlığından bahsedilebilir. Ürün yerleştirme uygulamaları için ayrılan süre.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 111 S4 : Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamaları. 1987 yılına ait gişe hasılatı bilgisi sadece en çok hasılata sahip 10 film için bulunmuştur. Filmlerin çeşitli sahnelerinde optik ve/veya akustik olarak gerçekleştirilen marka sunumlarının ürün yerleştirme kapsamında değerlendirilebilmesi için gerekli ibare olduğu ileri sürülen “para ya da promosyonel bir nitelikteki dönüşüm”ünü somut olarak gösteren bir işaretin bulunması oldukça zordur. Örneklemde yer alan filmlere yönelik analizlerin yapılabilmesi için bu filmlerdeki ürünlerin yerleştirilme stratejileri ve yerleştirilen ürünlerin sponsor olma durumları. içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Bu nedenle film içinde ürünün markasının optik ve/veya akustik olarak anlaşılır şekilde sunulduğu sahnelerde ürün yerleştirme yapıldığı kabul edilmiştir. Araştırmada örnekleme dahil edilen filmlerin 1980li yıllardan başlatılmasının nedeni. Bu nedenle 1997 ve 2007 yılları için de örnekleme en çok izlenen 10ar film dahil edilmiştir. 1997 ve 2007 yıllarında gösterime girmiş Türk filmleri olarak belirlenen araştırma evreni içinde her bir yıl için izleyici sayısı İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Yöntem Araştırmada. Türkiye‟de ürün yerleştirme uygulamalarında görülen nicel ve nitel değişimlerin analizi için 1987. filmlerin sponsor desteği alabilmesi. Neo-liberal ekonomi politikalarının uygulanmaya başlandığı yıllar olmasıdır. Pazarlamacılar için ürün yerleştirmenin temel işlevi. Ancak Türk filmlerinde sponsor ürünler dışında pek çok ürüne yönelik ürün yerleştirme yapıldığı için söz konusu işaretin elde edilmesi bu araştırma kapsamında olanaksız hale gelmektedir. Ürünün olay örgüsüne yerleştirilip yerleştirilmediği. Bu nedenle 1987. 1997 ve 2007 yıllarında gösterime giren ve en fazla seyirci sayısına sahip. 1980li yıllardan. gişe hasılatı/sayısı bilgisine ulaşılabilinen en son yılın 1987 yılı olması. genellikle sponsorluk ilişkileri kapsamında yapılmamaktadır. araştırmanın yıl bazındaki örneklemini bu yıldan başlatmayı zorunlu kılmıştır. Bununla beraber. ürün yerleştirme yapılan sahne sayıları ise film içinde değişen sahnelerin sayılması ile tespit edilmiştir. oyuncu tarafından kullanılıp kullanılmadığı gibi bilgilere ulaşabilmek için ise var-yok analizi yapılmıştır. tahmini gişe başarısının yüksekliği ile ilişkilidir. marka bilinirliğini artırmak olduğu için. her yıl için 10 film olmak üzere toplam 30 Türk filmi.

Maskeli Beşler-Irak.com/gise. Musallat. ürün yerleştirme ve sponsorluk ilişkilerinin. (Antrakt Gazetesi) örneklem olarak alınmıştır. Bulgular Ürün yerleştirme yapılan Türk filmlerinde. yerleştirilen ürünlerin sektörel dağılımlarının 20 yıllık periyotta gösterdiği değişim bu çalışmanın bulguları ile ortaya konmuştur. Asılacak Kadın. Amerikalılar Karadeniz’de II.php?action=goToBoxOfficePage&type=0&year=&firma= Güz 2009. TaĢkaya en yüksek olan onar film araştırmanın örneklemi olarak belirlenmiştir. Mektup. Yapılan içerik analizi sonucunda elde edilen bulgular. Nihavent Mucize.112 M. Kabadayı. 1997 ve 2007 yıllarında gösterime giren toplam 30 Türk filmi araştırmanın örneklemini oluşturmuş ve analizler bu sayı üzerinden tam sayımla gerçekleştirilmiştir. 2007: Beyaz Melek. ürünün sunulduğu sürenin. 1997 ve 2007 yıllarında gösterime giren ve en her yıl için en yüksek izleyici sayısına sahip 30 film: 1987: Su da Yanar. Bir Erkeğin Anatomisi.sinematurk. ParsKiraz Operasyonu. Mutluluk. Kuşatma Altında Aşk. 7 http://www. Allah Allah. Akrebin Yolculuğu (Antrakt Gazetesi 7). Hakkari'de Bir Mevsim. Ayrılamam. Son Osmanlı. 1987. Bu çalışmada 1987. Asiye Nasıl Kurtulur. Sefiller. Dırejan. araştırmanın sayıtlıları doğrultusunda üç başlık altında değerlendirilmiştir. 1988: 21). Kutsal Damacana. Hamam. Hayallerim Aşkım ve Sen. Masumiyet. 1997: Ağır Roman. Anayurt Oteli. Çılgın Dershane. Merhamet (Özgüç. Usta Beni Öldürsene. kullanılan ürün yerleştirme stratejilerinin. sahne sayılarının. Sayı:29 .

Tablo 1. Su da Yanar (1987). Akrebin Yolculuğu Euroimages tarafından desteklenmiştir. 8 Anayurt Oteli (1987). Bu filmlerden üçü. Kuşatma Altında Aşk. Drejan (1997). Usta Beni Öldürsene (1997). 1990‟lı yıllardan itibaren söz konusu olmaya başlamıştır.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 113 Türk Sinemasında Ürün YerleĢtirme Uygulamalarının Ürün Sayısı. Hakkari‟de Bir Mevsim (1987). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Mektup. ürün yerleştirme uygulamalarının Türk filmleri için de yüksek oranda tercih edilen uygulamalar olduğu görülebilir. Son Osmanlı (2007) 9 Ağır Roman. Usta Beni Öldürsene. Akrebin Yolculuğu (1997). Süre ve Sahne Sayısında 20 yıllık Dönem içinde görülen DeğiĢim Türk filmlerinde ürün yerleştirme yapılan film sayısına baktığımızda. 1987. Nihavent Mucize. Kuşatma Altında Aşk (1997). 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürün Yerleştirme Uygulamaları Sıklığında Görülen Değişimin Dağılımı Filmlerin Gösterim Yılları Filmde Ürün YerleĢtirme Durumu Ürün Yerleştirme Yapılan Film Sayısı Ürün Yerleştirme Yapılmayan Film Sayısı Toplam 1987 7 3 1997 6 4 2007 9 1 22 8 Toplam 10 10 10 30 Tablo 1‟e göre ürün yerleştirme yapılan film sayıları yirmi yıllık dönem içinde anlamlı bir artış sergilemektedir. araştırma örnekleminde bulunan ve ürün yerleştirme yapılmadığı tespit edilen filmlerdir. 1997 yılında gösterimde olan ve en fazla izleyici sayısına sahip filmlerin çoğunluğu Euroimages desteği alan filmlerdir9. ulusal ve uluslararası film festivallerinin ödülleri ve sponsorluk anlaşmaları gibi yeni finansal kaynaklarla tanışması. Türk Sineması‟nın Eurimages. Ürün yerleştirme yapılmayan 8 film 8 içinde en yüksek dağılım 1997 yılına aittir.

114 M. 1987.8 1. markaların ortalama görünme sürelerinin ortalama film sürelerine oranları da yirmi yıllık dönem içinde artış göstermektedir.86 0.02.99 %007 %008 %012 %009 0.0.020. Her bir film içinde markaların ortalama görünme süresinde 1987 ve 1997 yılları arasında küçük bir artış söz konusu iken 2007 yılına gelindiğinde örneklemin yıl bazında başlangıcı olan 1987 yılının iki katı bir artış gösterdiği Tablo 2‟de görülmektedir. Aynı tabloda. Sahne ve Sıklık Ortalamaları FĠLMLERĠN GÖSTERĠME GĠRDĠĞĠ YILLAR 1987 Her bir film için ortalama film uzunluğu (dakika) Her bir film içinde ürün yerleştirme yapılan markaların ortalama görünme süresi (dakika) Her bir film için markaların ortalama görünme sürelerinin. ortalama film sürelerine oranı Her bir film için markaların ortalama görünme süreleri (“en az ve en çok” dakika aralıkları) Yerleştirilen ürün sayısı Her bir filme yerleştirilen ürün sayısı ortalaması Ürün yerleştirme yapılan sahne sayısı 95 1997 102 2007 111 ORTALAMA 103 0. Güz 2009. Sayı:29 .85 0. TaĢkaya Tablo 2.1 0.7 0. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürün Yerleştirme Uygulamalarının Görüldüğü Süre. Tablo 2‟ye göre.02.020. 1987 ve 2007 yılları arasında filmlerin ortalama uzunluğunun arttığını göstermektedir. 1987–2007 yılları arasında Türk sinemasında yerleştirilen ürün sayısında ve bu yerleştirmelerin yapıldığı sahne sayısında belirgin bir artış olduğu görülebilmektedir.9 35 4 58 6 69 7 54 6 52 75 89 72 Tablo 2.4 0.

Ancak asıl söz edilmesi gereken nokta 1980li yıllardan itibaren bu artışa zemin hazırlayan neo-liberal ekonomi politikalarının ürünü olan kuralsızlaştırma projelerinin bu uygulamaların artışına olan etkisidir. sıklığı azalmaktadır. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürün Yerleştirme Süre Aralığı Dağılımı Filmlerin Gösterime Girdiği Ürün YerleĢtirme Yapılan Süre Aralığı (Sn) 1-5 6-10 11-15 16-20 21-25 26-30 36-40 41-45 46-50 51-55 56-60 Toplam Yıllar 1987 29 Sahne 14 Sahne 3 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 52 Sahne Toplam 1997 47 Sahne 9 Sahne 14 Sahne 1 Sahne 2 Sahne 1 Sahne 2007 45 Sahne 19 Sahne 11 Sahne 1 Sahne 4 Sahne 4 Sahne 2 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 89 Sahne 121 Sahne 42 Sahne 28 Sahne 3 Sahne 7 Sahne 6 Sahne 1 Sahne 3 Sahne 1 Sahne 3 Sahne 1 Sahne 216 Sahne 1 Sahne 75 Sahne Türk filmlerinde yapılan ürün yerleştirme uygulamalarında ürünün markasıyla birlikte görünür/duyulur kılındığı süre aralığı dağılımına baktığımızda (Tablo 3).1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 115 Tablo 3. tüketimi yönlendiriciliği konusunda reklamdan daha etkili olduğu yönündeki inanç nedeniyle kolaylıkla sinema filmlerinde uygulanmaktadır. ürün başına düşen sahne süresinin azalması beklenen bir durumdur. Bu durumu hem marka sayılarındaki artışa hem de ürün yerleştirme eğilimindeki artışa birlikte bağlamak yerinde olacaktır. yasal olarak düzenlenmediği halde. 1987. ancak ürün yerleştirilen sahne sayısı yıllara göre artış göstermektedir. Ürün yerleştirme. en sık tercih edilen süre aralığının 1 ile 5 saniye arasında olduğunu görebiliriz. Bir önceki tabloda ürün sayısındaki artış dikkate alınırsa. Ürün yerleştirme süre aralıklarında görülen sıklık dağılımı yıllara göre anlamlı ve sistemli bir artış göstermemekte. Genel olarak ürün yerleştirme yapılan sahnelerin süre aralığı arttıkça. Prodüksiyon şirketlerinin de sinema İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .

Yaratıcı ve sette yerleştirme olarak iki şekilde gerçekleştirilebilen ekrana yerleştirme Güz 2009. üçüncüsü ise yayımlanan program veya film içinde bir billboard ya da televizyon ekranı ya da radyo aracılığı ile aktarılması (Smith 1985‟ten aktaran Wenner: 2004: 103). Bunların yanında sözel ifadelerle doğrudan marka isminin anılması da söz konusudur. Murdock. ürün yerleştirmenin en saf görsel çeşidini temsil etmektedir. Yaratıcı yerleştirme (creative placement) Doğal (sette) yerleştirme (on-set placement) 2. b. 2005: 220–223). Ekrana Yerleştirme (screen placement) a.116 M. logosunun ya da ürünü tanımlayacak bir niteliğin sunulması. Russell‟a (1998) göre ise ürün yerleştirme uygulamaları üç farklı biçimde gerçekleştirilmektedir. ikincisi ürünün markasının. Senaryoya Yerleştirme (script placement) 3. Olay Örgüsüne Yerleştirme (plot placement) Ekrana yerleştirme. 2004: 104). Russell‟ın sınıflaması aşağıdaki gibidir: 1. Sayı:29 . kurgusal (yaratıcı) ortam ve doğal ortam ölçütüne bağlı olarak iki grupta incelemiştir (bkz. Gürel ve Alem. Türk Sinemasında Ürün YerleĢtirme Uygulamalarında Kullanılan Stratejilerin Yirmi Yıllık Periyotta Gösterdiği DeğiĢim Ürün yerleştirmenin öncelikli üç şekli şu şekilde sıralanmaktadır: Birincisi ürünün kendisinin arka-planda genellikle oyuncu tarafından kullanılırken gösterilmesi. 2005). ürün yerleştirme uygulamalarını. 2006: 22 ve Sarıyer. senaryoya yerleştirme (script placement) ve olay örgüsüne yerleştirme (plot placament) olmak üzere üç ürün yerleştirme türünün varlığından söz edilmektedir (bkz. Bu noktada ekrana yerleştirme (screen placement). Cristel A. Ya da markanın adı anılmaksızın bir çağrışım ya da analoji yoluyla markaya atıfta bulunulması da söz konusu olabilmektedir. örneğin Forest Gump adlı filmde “bilgisayar” ve “bir meyve” referansı ile izleyiciye Apple marka bilgisayarın anımsatılması hedeflenmiştir (Miller. Sarıyer. 1995: 74 ve Wenner. TaĢkaya filmlerini kültürel ürün olarak görmek yerine ticari bir ürün olarak görmeleri. piyasa ve karlılık anlayışının tırmandırıldığı bu ekonomik sistemde sinema filmlerini markaların kendilerini sunacakları mecralara dönüştürmesine ayrıca ortam hazırlamaktadır.

2009). sokaktaki bir açık hava reklamı gibi ekrana yansıtılmakta ya da mutfak sahnelerinde masa üzerinde duran markalı bir makarna paketinde olduğu gibi doğal ortamında görüntülenmektedir (Taşkaya. kendi ya da ambalajı üzerinde. billboard. üründen söz edilmesi muhtemel olan filmdeki sahne/lerde akustik olarak yer alması (garsonun restoranda Neskafe ya da Türk kahvesi tercihini sorması gibi ) Optik+Akustik Yaratıcı YerleĢtirme : Ürünün ve/veya markasının TV reklamı vb. dergi.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 117 stratejisi kapsamında. garajda arabanın gösterilmesi gibi) Akustik Yaratıcı YerleĢtirme: Ürüne ait haberin veya reklamın filmin içinde iletişim araçları aracılığı ile akustik olarak sunulması (örneğin bir gsm operatörünün reklamının radyodan duyulması) Akustik Doğal YerleĢtirme: Ürünün markasının akustik olarak. zarif. Gürel ve Alem. ürünün doğal olarak bulunması muhtemel olan filmdeki İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .2009). ürün ya da marka ya bir arka plan görüntüsü olarak. Russel. 2006: 22). hayat dolu ve incelikli dünyası Hyatt Regency otelle bütünleştirilmiştir. Bu araştırmada ürün yerleştirme yöntemleri. kendi ya da ambalajı üzerinde. kolanın. basılı materyaller. Bu bağlamda ürün yerleştirme uygulaması sözlü olarak gerçekleştirilmekte ve marka bir diyalog aracılığıyla sunulmaktadır (Taşkaya. Senaryoya yerleştirme markanın işitsel olarak yerleştirilmesi anlamına gelmektedir. ürünün doğal olarak bulunması muhtemel olan filmdeki sahne/lerde görsel olarak yer alması (mutfak masasının üzerinde mısır gevreğinin. aracılığı ile optik ve akustik olarak sunulması Optik+Akustik Doğal YerleĢtirme : Ürünün ve/veya markasının. Wenner. TV reklamı. vs. gazete. Türkan Şoray‟ın konformist. Russell‟in (1998) bir diğer ürün yerleştirme türü olarak işaret ettiği olay örgüsüne ürün yerleştirmede ise. Nihavent Mucize adlı filmde Beyazıt Öztürk‟ün çapkın ve eğlenceli kişiliği Honda otomobil ve motosikletle. aracılığı ile optik olarak sunulması Optik Doğal YerleĢtirme: Ürünün ve/veya markasının. ürün ya da marka. Saphiro ve Murdock tarafından işaret edilen yöntemlerden yola çıkılarak kategorikleştirilmiştir: Optik Yaratıcı YerleĢtirme : Ürünün ve/veya markasının ürünün kendi üzerinde değil. filme konu olan olayın bir parçası olarak konumlanmakta ve öykünün yapısında ya da karakterlerin kişiliğinin inşasında önemli bir rol üstlenmektedir (Bkz.

1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürün Yerleştirme Stratejilerinin Dağılımı Filmlerin Gösterime Ürünün YerleĢtirilme Stratejileri Girdiği Yıllar 1987 Optik Doğal Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Optik Yaratıcı Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Akustik Doğal Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Optik + Akustik Doğal Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Optik + Akustik Yaratıcı Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Toplam 52 75 40 1997 62 2007 73 175 Toplam 12 8 9 29 2 4 6 3 2 5 1 1 89 216 Görsel yaratıcı yerleştirmede oyuncunun ürünü kullanması değil. günlük yaşamın ve popüler kültürün geniş alanlarından alınan klişelere Güz 2009. 1987. Yukarıdaki kategoriler ışığında analiz edilen filmler içinde ürünün yerleştirilme şekillerine ilişkin dağılımı gösteren tabloya (Tablo 4) baktığımızda en sık kullanılan yöntemin optik doğal yerleştirme olduğu görülmektedir. Sayı:29 . ürün yerleştirme böyle doğallaştıkça. çok geçmeden. içselleşme kolaylaşmaktadır. Tablo 4. TaĢkaya sahne/lerde görsel olarak yer alırken aynı zamanda bir diyalog içinde üründen söz edilmesi (Taşkaya. incelenen filmler içine yerleştirilen ürünler çoğunlukla doğal ortamlarında yer almakta ve markaları görünür halde sunulmaktadır. Mattelart‟a (2005) göre. ürünün bir reklam mecrası ile filmin içinde sunumu söz konusudur. Diğer reklamcılık uygulamalarında olduğu gibi.118 M. 2009) olarak belirlenmiştir. ürün yerleştirmede de ürüne ilişkin anlamlar yaratılırken mesajların sıkıştırılması ve yoğunlaştırılması gereksinimi.

Radyo reklamı ya da sadece televizyondan duyulan bir ürün reklamının filmin içine yerleştirilmesiyle gerçekleştirilen akustik yaratıcı yerleştirme de oyuncunun ürünü kullanması. Ürünlerin filmlerin içine yerleştirilmesi için kullanılan bir diğer strateji olan olay örgüsüne yerleştirme. Türk filmlerinde ürün yerleştirme uygulamalarında genel eğilimin ürünün olay örgüsüne yerleştirilerek sunumu olmadığı bulgulanmıştır. bu araştırmada incelenen Türk filmleri içinde sadece 5 sahne için yapılmıştır bkz.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 119 ve benzetmelere dayanmayı geliştirmiştir. Sınırların ve kuralların belirsiz kılındığı ve bu belirsizliğin serbesti yönünde değişmesi ya da sürekli kılınmasına yönelik çabaların reklamverenler. Tablo 6‟ya bakıldığında da ürün yerleştirme yapılan ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı film sayısının örneklemde bulunan tüm filmlerin 2/3‟ünden fazla olduğu görülmektedir. gibi) üzerlerinde görülen basılı markalar da optik yaratıcı yerleştirme örneklerindedir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . reklamcılar ve prodüksiyon firmaları tarafından tercih edilmesi Pazar dinamikleri gereğidir. mont. genellikle televizyon. Araştırmada. Bu nedenle optik yaratıcı yerleştirmenin ikinci sırada yer alması beklenebilir. Ürün yerleştirme uygulamalarında oyuncunun ürünü kullanması. İzleyici reklam izlediği hissinden uzaklaştırıldığı ölçüde yakalanmaktadır. Tablo 5). Ürün yerleştirme de sınırları ve kuralları belirsiz bir alan olarak bu nedenle tercih edilmektedir. Sıklık dağılımında ikinci sırada yer alan ürün yerleştirme şekli olan optik yaratıcı yerleştirme ile sunulan ürün markaları. referans kişinin şöhret sahibi bir oyuncu olması nedeniyle reklam veren tarafından tercih edilmektedir. basılı materyal olarak değerlendirilen giysi (t-shirt. iş elbisesi vb. Akustik yaratıcı ürün yerleştirmenin en seyrek rastlanan ürün yerleştirme şekli oluşu bu nedenler çerçevesinde açıklanabilir. Ürün yerleştirmenin reklama benzememesi nedeniyle tercih edildiği bilinmektedir. Ayrıca. Dolayısıyla ürünün sunumunda dikkat çekici unsurlar diğer ürün yerleştirme şekillerinde olduğundan daha azdır. Bu nedenle ürün yerleştirmede doğallaştırma (doğal yerleştirme ile) ve film içinde popüler kimliklere ürünün kullandırılması stratejileri ile etki gücünün artırılmasına çalışılmaktadır. billboard gibi mecralarda reklamlarının sunulmasıyla görünür kılınmaktadır. hatta ürünün şeklen görülmesi söz konusu değildir.

reklam faaliyetleridir (Galbraith. film içinde oyuncu gibi rol almaktadır. talebin doğuşunda etkili olan ve onu gerçek ihtiyaçların karşılanmasından uzaklaştıran. sunulanın ürün reklamı değil. Miller. bir tür tanıtım. 1987. Böylece ürünün film içindeki varlığı doğallaştırılmış olmaktadır. plugların. 1967). TaĢkaya Tablo 5. 10 Eğlence endüstirisinde performans ya da sunum boyunca bir ürün üzerinde sıklıkla konuşulması. Miller‟e (1995) göre olay örgüsüne yerleştirme stratejisiyle uygulanan ürün yerleştirmeler. Bu araştırmada yapılan analizler sonucunda Türk filmlerindeki ürün yerleştirme uygulamalarında oyuncunun yerleştirilen ürünü kullanma sıklığının kullanmadığı durumlardan daha yüksek olduğu bulgulanmıştır (bkz. filme konu olan olayın bir parçası olarak sunulduğu için ürünün kimliği ile karakterin kimliğini bütünleştirmeye yönelik bir çalışma yapılması gerekmektedir. Güz 2009. pluglar10 olarak değerlendirilebilir. pek çok medya ürününde olduğu gibi sinema filmlerinde de kullanılmaktadır. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürünün Olay Örgüsüne Yerleştirilme Durumunun Dağılımı Ürünün Olay Örgüsüne YerleĢtirilme Durumu Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 1997 73 2007 86 Toplam Ürünün Olay Örgüsüne Yerleştirilmediği Sahne Sayısı Ürünün Olay Örgüsüne Yerleştirildiği Sahne Sayısı Toplam 52 211 2 3 5 52 75 89 216 Olay örgüsüne yerleştirilen ürün. film olarak algılanması yönünde bilinçdışı iknaya yönelik çalışmakta olduğunu. tüketicinin özgür seçimi değil. tüketici kitlenin “başkalarına benzeme arzusu” tüketimi yönlendirmek amacı ile çeşitli strateji ve taktiklerle. bu yüzden her bir görüntünün reklam olarak algılanmamak üzere örtüldüğünü belirtmektedir. Çünkü bu durumda ürün. Reklam etkinliği içinde.120 M. Sayı:29 . Tablo 6). Galbraith‟e göre.

Yıl bazında bakıldığında genel olarak yerleştirilen ürünün oyuncu tarafından kullanılma durumunda bir artış İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . sahne bazında ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı sahne sayılarının kullanmadığı sahne sayılarından daha az olduğunu Tablo 7‟de görmekteyiz. aynı yıl için ürün yerleştirme yapılan film sayısındaki düşüşe bağlanabilir. 1997 yılında görülen. örneklemde bulunan 30 filmden 21inde yerleştirilen ürün oyuncu tarafından kullanılmaktadır. Ürünlerin oyuncu tarafından kullanıldığı sahne sayılarının sıklığının yer aldığı Tablo 7‟ye baktığımızda. Tüketim nesneleri. Ürün yerleştirme yapılan ürünlerin sayısı 1987‟den 2007‟ye doğru artış göstermektedir. Yani sembolik anlamlar. oyuncunun ürünü kullanırken gösterilmediği sahne sayısındaki artış. insanların kimlik duygularını.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 121 Tablo 6. kullanmadığı film sayısından fazla olduğu görülürken. modern tüketicinin satın alma kararını etkilemektedir. Satın alınanlar yalnızca basit. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Yerleştirilen Ürünün Aktör Tarafından Kullanılma Durumunun Dağılımı YerleĢtirilen Ürünün Oyuncu Tarafından Kullanılma Durumu 1987 Oyuncunun Ürünü Kullanırken Gösterildiği Film Sayısı Oyuncunun Ürünü Kullanırken Gösterilmediği Film Sayısı Ürün Yerleştirme Yok Toplam 3 10 7 1997 5 2007 9 21 Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar Toplam 1 1 4 10 1 10 8 30 Tablo 6‟da da görüldüğü gibi. o sırada tüketicinin kim olmayı amaçladığını sergilemek amacıyla kullanacağı nesnelerdir. faydacı kullanıma yönelik maddi nesneler değil. anlam içeren. tüketim kalıpları içindeki sembollerin kullanımı aracılığıyla oluşturdukları bir yöntemin parçalarıdır. dağılımın yıllar itibariyle artış gösterdiğini görebiliriz. Oyuncunun ürünü kullanırken görüldüğü sahne sayısı da 1987‟den 2007‟ye doğru anlamlı bir artış göstermektedir. doğrudan. 1987. Kellner‟e (1992) göre tüketim fikirlerin. televizyon ve reklamlardaki görüntülerin bütünsel olarak tüketilmesi anlamını içerir. Film bazında bakıldığında ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı film sayısı. ileten. Ürün sayısı arttıkça oyuncunun yerleştirilen ürünleri kullanırken gösterildiği sahne sayısının azalması beklenen bir durumdur.

Bu nedenle yaşanan özenme duygusunun izleyiciyi tüketime yönlendirecek gücünden yararlanılmak istenmektedir. reklam faaliyetleridir. Yarışın arenalarından birisi de sinema filmleridir. beğenilen bir oyuncunun kullandığı ürünü kullanmak. TaĢkaya gözlenmektedir. Talebin yönlendirilmesi.122 M. 1967). Tablo 7. markanın bu süreçte edindiği varsayılan imaj. Sayı:29 . 2009). 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Yerleştirilen Ürünün Oyuncu Tarafından Kullanıldığı Sahne Sayısı Dağılımı YerleĢtirilen Ürünün Filmde Oyuncu Tarafından Kullanılma Durumu Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 Oyuncunun Ürünü Kullanırken Gösterildiği Sahne Sayısı Oyuncunun Ürünü Kullanırken Gösterilmediği Sahne Sayısı Toplam 30 1997 44 2007 39 Toplam 113 22 31 50 103 52 75 89 216 İzleyici için. Bu arenada. Galbraith‟in yaklaşımında yerini talep yönlendirmesine bırakmaktadır (bkz: Galbraith. tüketici kitlenin “başkalarına benzeme arzusu” medya ürünleri aracılığı ile çeşitli taktiklerle kullanılmaktadır (Taşkaya. Güz 2009. rekabet halinde olan ürünler için ayrı bir yarıştır. izleyicinin sahip olmadığı imaja denk düşmektedir. tüketicinin özgür seçimi değil. Batılı tüketim toplumlarının Veblenci eleştirisinin ana direği gibi görünen özenmenin yönlendirdiği davranışla ilgili çözümlemeler. o oyuncu ile özdeşlik kurmayı sağlarken. her bir marka kendi imajını güçlendirecek stratejilerle filmlere yerleştirilerek potansiyel alıcılarının karşısına çıkarılmaktadır. talebin doğuşunda etkili olan ve onu gerçek ihtiyaçların karşılanmasından uzaklaştıran. 1987. Galbraith‟e göre. Reklam etkinliği içinde. Toplam sütununda yer alan dağılımda ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı sahneler ile kullanılmadığı sahneler arasında büyük bir fark olmadığı da görülebilir.

Eurimages 1997–2000 yılları arasında Türk sinemasına 29 milyon 340 bin Fransız Frangı destek sağlamıştır11 Tabloda da görüldüğü üzere en fazla sponsor desteği alınan yıl 1997‟dir. sponsorluk alan film sayısı. Ürün yerleştirme uygulamalarında beklenen durum. 1995).com/sinema-haberleri/haber_98. Tablo 8. Tablo 9‟daki dağılım.intersinema.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 123 Türk Sinemasında Sponsorluk ĠliĢkileri ile Ürün YerleĢtirme Uygulamaları Arasındaki ĠliĢkinin Yirmi Yıllık Periyotta Gösterdiği DeğiĢim Doksanlı yıllara doğru reklamverenlerin televizyon programlarının ve filmlerin sponsorluğuna ve yapımına yönelik ilgilerinin arttığı söylenmektedir (Mattelart. Tablo 8‟de görülmektedir. Örneklemde bulunan 30 film içinde sponsor desteği almayan 16 film vardır. İzleyici sayısı bir milyon üzerinde olan filmlerin örneklem olarak alındığı bir çalışmada (Taşkaya. İzleyici sayısında görülen artış. Çünkü sponsorluk uygulamaları 1990lı yıllardan itibaren Türk sinemasının gündemine girmiştir. Ürün yerleştirme yapılan 216 sahne içinde sadece 10 sahnede sponsor ürünlere yönelik 11 http://www. Türkiye‟de izleyici sayısındaki belirgin artış 1990lı yıllarda başlamıştır. Türkiye‟de 1987. 2009). daha çok sponsor ürünlerin kullanılmasıdır. 2007‟de sponsor desteği azaldığı halde ürün yerleştirme yapılan sahne sayısında 1997 yılına göre arttığına işaret etmektedir. almayan filmlere oranla anlamlı bir sıklığa sahiptir.asp İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 1990 sonrasında Türk sinemasına Eurimages‟ın maddi katkısı önemlidir. 1980li yıllarda sponsor desteğinin sadece 2 film tarafından alındığı. sponsorluk uygulamalarında da artışa neden olmuştur. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Filmin Sponsor Desteği Alma Durumunun Dağılımı Filmlerde Sponsor Desteği Dağılımı Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 Sponsor Desteği Alan Film Sayısı Sponsor Desteği Almayan Film Sayısı Toplam 2 8 10 1997 8 2 10 2007 6 4 10 Toplam 16 14 30 2007‟ye gelindiğinde Türk filmlerinde sponsor desteğinin azaldığı görülmektedir.

reklamveren tarafından tercih edilen bir durumdur Tüketici örgütleri de izleyiciyi reklam izlediği uyarısı yapılmaksızın reklama maruz bırakılması noktasında ürün yerleştirme uygulamalarını sorgulamaktadır. sürenin ise sadece 63 sn. Güz 2009. talep yönlendirici bir uygulama olarak kabul edildiği için. Tablo 9. Türk filmlerinin yapımcılık pratiğinde ürün yerleştirmenin salt sponsorluk ilişkileri çerçevesinde uygulanmasına yönelik bir ilkenin gelişmediği söylenebilir. 1987. TaĢkaya yerleştirme yapılmış. Sayı:29 . iken.. ürün yerleştirme yapılan diğer 206 sahnede yerleştirilen ürünlerin filme sponsor olmadığı bulgulanmıştır (bkz. EPRA toplantılarında Avrupa‟da ürün yerleştirme uygulamalarının filmlerin sanatsal bütünlüğüne verdiği zarar tartışılmaktadır. Sponsor ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı sahne sayısı 8‟dir ve bu sahnelerde sponsor ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı süre sadece 56 sn. Tablo 9). ürün yerleştirme uygulamaları yapılan sahne sayısı 216 ve bu sahnelerde yer alma süresi toplam 1823 sn. Piyasa ilişkilerinin kar odaklı yaklaşımı çerçevesinde uygulanan ekonomi politikaları ve kuralsızlaştırma projeleri ile Türk sineması da diğer kültürel alanlarda olduğu gibi ilkelerin gelişmesine uygun bir alan olmaktan çıkarılmıştır. Ancak Türkiye‟deki uygulamada giderek sponsor ürünler dışındaki ürünlerin de film içlerine yerleştirildiği. olması ortaya koymaktadır (Tablo 10). 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Yerleştirilen Ürünün Filme Sponsor Olma Durumu YerleĢtirilen Ürünün Sponsor Olma Durumu Ürün Sponsor Değil Ürün Sponsor Toplam 52 Sahne Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 52 Sahne 1997 72 Sahne 3 Sahne 75 Sahne 2007 82 Sahne 7 Sahne 89 Sahne 206 Sahne 10 Sahne 216 Sahne Toplam Buna göre.dir.124 M. Sponsor ürünün sahnelenmesi sırasında oyuncu tarafından kullanılması. sponsor ürünün göründüğü sahne sayısının 10.

1987. 66). dergilerde ve televizyonda karşılıklı promosyon yapabilmek için yıldızlar yaratır ve spor. Starbucks ve benzerleri gibi büyük şirketler için kaçınılmaz bir pazarlama aracı olması. “Yeni birleşmiş büyük eğlence şirketleri. Filmler. televizyon ve müzik yıldızlarının da kendi markalarını „yayacakları‟ temel araçlar sağlar” (Klein. kitaplarda. Reklamlarda ünlülerin kullanılması. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Yerleştirilen Sponsor Ürünün Göründüğü Film. film kahramanlarının belli ürünleri kullanırken gösterilmeleri. programların İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Sony. Macintosh.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 125 Tablo 10. 2002: 65. Sahne ve Süre Dağılımı Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 Sponsor Ürünün Göründüğü Film Sayısı (Toplam Film Sayısı: 30) Sponsor Ürünün Göründüğü Sahne Sayısı (Toplam Sahne Sayısı: 216) Sponsor Ürünün Göründüğü Süre (Toplam Ürün Yerleştirme Süresi: 1823 Sn) Sponsor Ürünün Oyuncu Tarafından Kullanıldığı Sahne Sayısı (Sponsor Ürünün Göründüğü Toplam Sahne Sayısı: 10) Sponsor Ürünün Oyuncu Tarafından Kullanıldığı Süre (Sponsor Ürünün Göründüğü Toplam Süre: 60 Sn) 0 15 41 56 0 3 5 8 0 15 48 63 0 3 7 10 0 1997 1 2007 3 Toplam 4 Filmlere markalı ürünlerin yerleştirilmesinin Nike. daima birbiriyle ilgisiz holdinglerini karşılıklı promosyon üreten ağlar şeklinde birleştirebilecekleri araçlar ararlar ve bu genellikle Hollywood‟un etkileyici kişilikleri tarafından yaratılmış bir ünlü olmaktadır. filmlerin de giderek „markalanmış medya malları‟ olarak kavramlaştırılmasına neden olmuştur.

126

M. TaĢkaya

sunucularının ürün tavsiyeleri bu taktiklerin örnekleridir (bkz. Baudrillard: 1997: 243). Ürün ve hizmetin tüketimi bu taktiklerle teşvik edilmeye çalışılırken, sinema filmleri de çoğunlukla bu ürünlerce desteklenerek üretildikleri için daha ucuza mal edilmektedir. Galician ve Bourdeau‟nun, örneklemde 1977, 1987 ve 1997 yıllarına ait filmler içinde ürün yerleştirme ile en çok görünen markalar, görünme sayıları ve yerleştirildikleri film sayıları ile ilgili olarak saptadıkları veriler Tablo 11‟de görülmektedir (Galician ve Bourdeau, 2004: 22). Tablo 11. Hollywood‟da 1977, 1987 ve 1997 Yıllarında En Çok İzlenen 15er Film İçinde En Çok Görülen 10 Markanın Film ve Sahne Bazında Görünme Sıklığı Dağılımı

Marka Cola Mercedes Miller Chevy Pepsi-Cola Schlitz BMW Jack Daniels Cadillac CNN

Görünme sayısı 44 18 17 15 13 12 10 10 9 9

Film sayısı 20 9 8 10 5 3 7 4 5 4

Ürün bazında bakılacak olursa; ilk üç sırayı otomobil, cola ve bira paylaşmaktadır (Galician ve Bourdeau, 2004: 25). Tablo 12‟de görüldüğü gibi, ilk üç marka, sıralaması farklı olmak üzere, Türkiye için de aynıdır.

Güz 2009, Sayı:29

1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında…

127

Tablo 12. 1987, 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde En Çok Görülen 10 Markanın Film ve Sahne Bazında Görünme Sıklığı Dağılımı

Marka Mercedes coca-cola Efes Pilsen JB BMW Honda Marlboro Jhony Walker Renault Philips

Görünme sayısı 18 11 9 7 7 6 5 4 4 4

Film sayısı 7 8 6 4 5 2 4 2 3 2

Türk filmlerindeki marka yoğunlaşmasına baktığımızda en sık kullanılan markanın Mercedes olduğunu Tablo 12‟de görebiliriz. Coca-cola‟nın ürün yerleştirmeye konu olma sıklığı Mercedes‟in hemen ardından gelmektedir. Efes Pilsen için yapılan ürün yerleştirme uygulamaları sıklık sıralamasında üçüncü konumdadır. Ürün yerleştirme uygulamalarında görünme sıklığı en fazla olan ilk on marka içinde dört ürün tütün ve alkol; dört ürün otomobil sektörüne aittir. Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarının sektörlere göre dağılımında otomobil sektörü birinci sırayı almaktadır. Otomobilin, kiralanması veya satın alınması, film yapımcılığında yüksek gider kalemlerinden birisidir. Yapımlarda, otomobil ihtiyacı genellikle sponsorlar aracılığı ile karşılanmaktadır. Tablodaki dağılımda tütün ve alkol ürünleri ikinci sırada yer almaktadır. Reklam kısıtı olan bu sektörün yüksek sıklığa sahip olarak bulgulanması, ürün yerleştirme ve sponsorluklar aracılığı ile tanıtım yoluna gitmekte olduğunu göstermektedir. Aynı Tabloda Marlboro sigarası da ilk on içinde altıncı sırada yer almaktadır.
İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

128

M. TaĢkaya

Wenner, izleyicilerin ticari bir düzeyde reklamın çekiciliğine kapıldıkları anın bilgisini edinme hakkına sahip olup olmadıkları sorusunun yanıtının, reklamcılıktaki aldatıcı uygulamaları sınırlayan yasanın mantığına göre, kesin olarak „evet‟ olması gerektiğini söylemektedir. Tüketiciler için bir yayının kendi başına reklam olduğunun belirtilmemesi halinde, ürün yerleştirme ya da çapraz promosyon uygulamalarında olduğu gibi gri bir alan içine düşülebilir. Bu gri alan, reklam kısıtı olan ürünler için fırsat olarak değerlendirilebilmekte, bu amaçla ürün yerleştirme uygulamalarından yararlanılmaktadır. Halihazırda devam eden para ödenerek yapılan ürün yerleştirme uygulamaları, Wenner‟e göre de teknik olarak illegaldir. Ürün yerleştirme, gerçeklik algısı yaratmak üzere yapıldığına göre, ürün desteği bağış mantığı ile gerçekleştirilmelidir. Tığlı (2004: 24), sponsorluk ile ürün yerleştirme uygulamalarını birbirinden ayırırken ürün yerleştirmelerde, sponsorlukta olduğu gibi bir duyuru/ilan yapma zorunluluğu olmadığını belirtmektedir. Oysa FCC (Federal Communications Commission), bu uygulamanın bildirilmesini şart koşmaktadır. FCC‟ye göre, ürün yerleştirme karşılığında programların sonunda marka isimleri listesine bakılarak „verilen promosyonel bedelin‟ kabul edildiği görülebilir ve reklam amacı anlaşılabilir. Wenner (2004) ise FCC‟nin bu uyarısındaki tutarsızlığa işaret etmekte ve bu uygulamanın da kamu yararına bir sonuç yaratmaktan uzak olduğunu vurgulamaktadır: “FCC‟nin ödeme karşılığı yerleştirmeyi yasaklaması, bir anlamda çok daha yoğun ürün bütünleştirme stratejisini teşvik eder, çünkü gelişen bu tarz çapraz pazarlama ortaklıkları ve ürün programlama radar silahı altına düşer. Film içinde, ürün yerleştirme bildirimi düzenlenmemiştir ve sonuç olarak tutarsızdır. Ürün yerleştirmesi yapılan markalar, izleyiciler marka mesajlarını çoktan süzüp aldıktan sonra, filmin sonunda jenerikte sunulmaktadır” (128). Aslında bu durum Neo-liberal ekonomi politikalarının piyasa taraftarı kuralsızlaştırma yaklaşımlarının uzantısıdır. Neo-liberal politikalar kapsamında yapılan düzenlemelerde kamu yararı değil, Pazar dinamiklerinin kar odaklı seyrinin sürdürülmesi esas alınmaktadır. Sonuç Türkiye‟de 1980‟lerden sonra satış artırımına yönelik bir faaliyet niteliğine bürünen ürün yerleştirme uygulamalarında 2000‟li yıllarda görülen, film, sahne, süre ve ürün sayısı bazındaki artış, ekonomik ve politik arka planı ile sorgulanmalıdır. Türkiye‟de 1980lerde uygulanmaya başlayan neo-liberal ekonomi politikaları, kar odaklı üretim anlayışını kültürel ürünler için de yerleşik hale getirmiştir. Neo-liberal

Güz 2009, Sayı:29

1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında…

129

ekonomi politikalarının desteklediği serbest pazar girişimleri, kendi kurallarını piyasa odaklı hareket noktası ile dayatmaya da bu yıllarda yoğun olarak başlamıştır. Piyasa aktörleri, salt kar hedefine odaklanarak talebin artırılması için gerekli tüm yolların zorlanması için sürekli girişimlerde bulunmaktadır. Tüketimin yönlendirilmesine ilişkin girişimler, ürün yerleştirme faaliyetlerini de kapsamaktadır. Bu noktada pazar liberalleri, piyasa ekonomisine uygun politikaların oluşturulması için çoğu zaman baskı grubu olarak çalışmaktadırlar. Sinema filmlerinde ürün yerleştirme uygulamalarının yasal zeminden yoksun ve keyfi uygulamalar halinde sürdürülmesini de bu politikalar kapsamında değerlendirmek kaçınılmazdır. Bu araştırmada incelenen sinema filmlerindeki ürün yerleştirme uygulamalarında reklam kısıtı olan ürünlerden tütün ve alkol ürünlerinin sektörel dağılımda ikinci sırada yer aldığı bulgulanmıştır. Bu durum reklam kısıtının aşılması niyeti ile açıklanabilir. Bu da neo-liberal ekonomi politikalarının, kuralların esnetilmesi için sunduğu zeminlere örnek olarak verilebilir. Türkiye‟de ürün yerleştirme uygulamalarında kullanılan stratejiler, reklam yapma niyetinin gizlenmesine yönelik olarak seçilmektedir. Bu nedenle en fazla tercih edilen strateji, optik doğal yerleştirme olarak adlandırılan, ürünün doğal ortamında sunulduğu stratejidir. Ürünün oyuncu tarafından kullanılırken sunulması ise beklenen etkiyi güçlendirmeye yöneliktir. Reklamcılık uygulamalarında sıklıkla başvurulan bir yöntem olan „reklamda ünlü kullanımı‟, tüketicinin talebini yönlendirici etkiye sahiptir. Ürün yerleştirme uygulamalarındaki „talep yönlendirme niyeti‟ bu uygulamaların yoğunlaştığı stratejiler üzerinden okunabilmektedir. Bu araştırmada incelenen filmler içinde ürün yerleştirmeye konu olan ürünlerin film içinde çoğunlukla oyuncular tarafından kullanılıyorken gösterilmesi, ürün yerleştirme uygulamalarının, filmi desteklemekten çok reklam amacı taşıdığına işaret etmektedir. Piyasa güçlerinin gerek ekonomik gerekse politik arenada yönlendirici güce sahip olması nedeniyle, sinema filmlerinin markaların geçit töreni yapabileceği mecralara dönüşme tehlikesi altında olduğuna ilişkin tartışmalar da devam etmektedir (bkz. Wenner, 2004). Bu durumun Türk sineması için de geçerli olduğu, ürün yerleştirme uygulamalarındaki artış ve süregiden kuralsızlık göz önüne alındığında öngörülebilir. Türkiye‟de neo-liberal süreçte reklam ve program arasında amorf özellikler sergileyen tüm medya içeriklerindeki dönüşüm, sinema filmlerinde de gözlenmeye başlanmıştır.

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

(1967). W. Medya ve Etik.K. “ The Evolution of Product Placements in Hollywood Cinema: Embedding High-Involvement „Herotic‟ Brand Images. (2004). (1986).ve Alem.). S. (2003). (1997). (1997). E. Güz 2009. Journal of Promotion Management. Galıcıan. Ankara: Birlik Yayıncılık. Boston: Houghton Mifflin Company. Türkiye Ekonomisinde İki Bunalım Dönemi: Devletçilikten 24 Ocak Kararlarına. “Temporal Influences on Image Change”. s. (1999). s. Çaplı. (1986). Mary-Lou Gallician. s: 635–644. P. B.2003) Gül Sallan. Baudrıllard.htm ( Erişim: 10. Handbook of Product Placement In The Mass Medıa: New Strategies in Marketing Theory. “Separating Advertising From Programme Content: The Principle And Its Relevance In Comunications Practise”. NY: Best Business Boks. S. Sayı:29 . J.06..130 KAYNAKÇA M. Başkaya. S. (2000).1. Reklam Terimleri ve Kavramları Sözlüğü. The New Industrial State. s. J. Ankara : İmge Kitabevi Yayınları. S. Ankara: Ütopya Yayınevi. Vol: 13. “Consumers‟ Perceptions of the Ethics an Acceptability of Product Placements in Movies” Issue and Research in Advertising. 14. Gülsoy. M. İstanbul: Etik Yayınları. No: 1/2 içinde. C. 101-112 Başaran. “Pazarlama İletişiminde Yeni ve Güncel Bir Uygulama: Ürün Yerleştirme”. İstanbul: Adam Yayınları Gürel.8. Henry Stewart Conferences and Publications C. (2002).com/durable/1999/02/10/p11s1. (2004). Sosyal Devlet Biti. J. Galbraıth. J.37–50 Govani. Gupta. Tüketim Toplumu. (Spring) içinde. s.7-23. 15–36 Gartner. Yaşasın Piyasa. TaĢkaya Baerns. 6. Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Dergisi içinde.ve Bouedeau P. T. No: 4. ABI/INFORM Global. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. B. İletişim ve Emperyalizm. (2004). B. (1999). S. http://csmweb2. Annals of Tourism Research. F. G. Journal of Communication Management. “Product Placement in Movies – It is Really So Bad?”. F. Gould. 10.emcweb.. Practise. (Der. Trends and Ethics.

Open University McChesney.) Modernity and Identity. International Symposium. M. Mayıs. (2002).1: s: 339– 345.N. Wood. S. Vol. “Küresel İletişimin Politik Ekonomisi” Kapitalizm ve Enformasyon Çağı – Küresel İletişim Devriminin Politik Ekonomisi.. İstanbul: Sümbül Basımevi Pekman. Bevarage World.W.10. Murdock. Dergisi. Ankara: Epos Yayınları. Inc. No Logo. (2006). “Product Placement in Late Turkish Cinema”.İ. The Dushkin Publishing Group. “Casting Product for Special Effect”. 10. N. (1998). McChesney. Çev.M.) içinde. (1985. ve Gül T. B. (1992). (Nisan. Uluslar arası Reklamcılık. “Hollywood the Ad”. 1 (25): s. J. (2008). (2009). İstanbul: Lazer Ofset Russell. (1995).16. (der. Ankara: Turhan Kitabevi. 6th. (1988). S: 11. Oxford: Basil Blackwell Kleın. İstanbul: Bilgi Yayınları.Communication in the Millenium. Çınga. Bölüm). A. E. R.” Advences In Consumer Research. S. Kellner. Foster J. E. s: 72-80. (2005). “Televizyon Dizilerinde Marka Yerleştirme Stratejileri Üzerine Bir Araştırma” Akdeniz İ. March). J. s.357–362 Sarıyer. (Der.B.F. “Popular Culture and the Construction of Postmodern Identities”. Politikanın İletişimi İletişimin Politikası. Köker.W (2003). C.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 131 Gürel. 104. (1977)..20-30. s.Connecticut. Kamuda ve Özel Kesimde Halkla İlişkiler.B. “Türk Sinemasında Ürün Yerleştirme Stratejileri” Akdeniz İletişim Dergisi. C. (1995). S..S.5. Beyin İğfal Şebekesi. Mıller. “Fütüristik Ürün Yerleştirme”. N. Pİ (Pazarlama ve İletişim Kültürü Dergisi) içinde. C. Çev. M. Lash. R. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Türk Filmleri Sözlüğü. S. vd. Mass Media 95/96-Annual Editions içinde Editor: Joan Gorham. Mass Media Communication an Society (Ders Notları.217–237 Antalya: Akdeniz Üniversitesi Matbaası Smith. Antalya (Yayımlanma Aşamasında) İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . ve Friedman. 83-91 Taşkaya.(1998). Haziran).E. “Patterns of Ownership. Nalan Uysal. Kazancı.. s:7-38. Gürbüz. G. Özgüç. 6. Question of Control”. “Towards A Framework of Product Placement: Theoretical Propositons. Guilford. çev: I.. Ankara: Vadi Yayınları Mattelart A.M. C.ve Alem. (2006). C. D. A.

(1934).) içinde. (1989).com/gise. ve Gürata. Trends and Ethics.asp Mayıs. Lawrance Grossberg. Wenner. London ve New Delhi: Sage Publications. Küçükkurt. “1960–1970 Dönemi Türk Sinemasında Düşünce Akımları”. N. s: 474485. Yaylagül. T. Mary-Lou Gallician. (Der. A. M. Journal of Promotion Management. 2009) (Erişim: 31 http://www. s: 232. (2004). Handbook of Product Placement In The Mass Medıa: New Strategies in Marketing Theory. Bir Aktör Olarak Markalar: Ürün Yerleştirme. Sinemada Anlatı ve Türler. “What‟s So „New‟ About the „New‟ Technologies in Hollywood? An Example of the Study of Political Economy of Communications”: Rethinking Communications: Volume 2 Paradigm Exemplars (içinde). (2006).intersinema. J. Editors: Brenda Dervin. Yüksel.08. Practise. Türk Film Araştırmalarında Yeni Yönelimler 5. (Ed. F. 101-134. No: 1/2 içinde. ve Akçalı E. İstanbul: Türkmen Kitabevi Türksoy. Dalay.: Bayraktar. (2004). http://www. NY: Best Business Boks. L. Barbara J. (1994).132 M. A. NewYork: The Modern Library Wasko. D. Sağlık ve Bilimsel Araştırma Çalışmaları Vakfı Yayınları No:94. (2004). s. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Eğitim. Newbury Park. A.php?action=goToBoxOfficePage&type=0& year=&firma= (Erişim: 25. İstanbul: Bağlam Yayınları Veblen. H. L. C. 10. İkna Edici İletişim. TaĢkaya Tığlı. “On The Ethics of Product Placement in Media Entertainment”.sinematurk. (der) içinde. “Sinema ve Reklamın Gizli Buluşması: Ürün Yerleştirme”. Sayı:29 .2008) Güz 2009. O‟Keefe ve Elen Wartella. Ankara: Vadi Yayınları.).com/sinema-haberleri/haber_98. The Theory of Leisure Class.

trust. and technological conditions of the time period.Ü. Ancak.ĠletiĢim Fakültesi ĠletiĢim 2003/18 . örgütlerin kendilerini ifade edebilmesi gibi açılardan günümüzde önemli işlevlere sahiptir. Social Legitimacy. yasal meşruiyetin yanı sıra toplumsal meşruiyet de elde edebilmek adına her zaman için çevrelerinin desteğine gereksinim duymuşlardır. BUGÜNÜ VE GELECEĞĠNE ĠLĠġKĠN BĠR DEĞERLENDĠRME Ayhan BĠBER* ÖZET Halkla ilişkiler. and to obtain social legitimacy besides legal legitimacy. Today and Tomorrow of Public Relations Studies ABSTRACT Public relations are systematic and planned communication strategies of organizations to obtain social support. there are some clues to propose that public relations will not be able to fulfill these functions in the near future since people have been loosing their interests to their environments. However. organizations. The contemporary public relations studies do not have a long history. determining social demands. halkla ilişkilere özgü bir nüveyi çok eski çağlardan bu yana süre gelen örgüt-çevre ilişkilerinin. yönetme erkini elinde bulunduranlar etkili olabilmek. 7(2). Key Words: Public Relations. public relations have important functions for observing social changes. Günümüzdeki anlamda halkla ilişkiler çalışmalarının tarihsel arka planı çok eski değildir. kendi yaşamlarını ilgilendiren kararlara katılma iradelerini kaybetmektedirler. we can observe the existence of core of public relations within the relationship between organizations and their environment. and rulers always need to have the support of their environments in order to be influential. kuruluşlar. and for providing opportunities for organizations to express themselves. Bu desteğin elde ediliş yöntemi ise dönemin siyasal. çoğulculuk anlayışının gelişmiş olduğu demokratik toplumlarda örgütlerin gereksinim duydukları toplumsal desteği. yakın bir gelecekte bu işlevini. Bilgi ve İletişim Teknolojileri An Analysis of Yesterday. iktidar mücadelelerinin içerisinde görebilmek mümkündür. Knowledge and Communication Technologies * Doçent Doktor. Anahtar Kelimeler: Halkla İlişkiler. Nevertheless. In contemporary age. toplumsal taleplerin belirlenmesi. G. Propaganda. economic. The ways of obtaining this support have changed in accordance with the changing political. İnsanlar hızlı bir şekilde çevrelerinde olup bitenlere karşı ilgilerini. teknolojik koşularına bağlı olarak değişmiş. The institutions. Kurumlar. Bununla birlikte. Toplumsal Meşruiyet. rızayı elde etmek için gösterdikleri planlı ve sistemli iletişim çabalarıdır. önemini yitireceğine ilişkin önemli göstergeler vardır.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. basit propaganda tekniklerinden halkla ilişkilere doğru evrilmiştir. and their will to participate in decision-making process that will affect their life. the simple propaganda techniques were evolved into public relations. toplumsal değişimin izlenmesi. Halkla ilişkiler. and in power struggles since the old ages. ekonomik. Propaganda. 237- HALKLA ĠLĠġKĠLER ÇALIġMALARININ DÜNÜ. güveni. and obedience that they need in democratic societies in which the idea of pluralism has been rooted.

Çünkü halka iliĢkiler çalıĢmaları Güz 2009. belli bir iktidar alanını iĢgal edenler. tüketim. sevk ve idare edilmesine iliĢkin yöntemlerinin de değiĢtirilmesini zorunlu hale getirmiĢtir. daha önceki dönemlerde zihinlere çekiç ile çakılmaya çalıĢılan düĢünce. propaganda. demokratik kazanımların artması. amacından. iktidar iliĢkileri değiĢmiĢ. Halkla iliĢkiler. anlayıĢ veya ideolojiler günümüzde çok ince uçlu kalemlerle hat sanatçılarına özgü bir maharetle “zarifçe” iĢlenir olmuĢtur. dengeleyici ve uyumlaĢtırıcı yönü vurgulanmaktadır. ikna etme. toplumsal gereksinimleri karĢılamak için oluĢturulmuĢ toplumsal sistemler daha dünyevi. yönetme erkini elinde bulunduranlar. örgütlenmeye. Tarihsel süreç içerisinde bu çabaların. Bu bağlamda. halkla iliĢkiler gibi yöntemler arasındaki farklılık ise manipülasyonunun derecesinden. sosyal. Farklı bir ifadeyle. ticaret yapmaya baĢlamalarına koĢut olarak. Siyasal. Biber Uygarlık tarihinin belli bir döneminde insanların yerleĢik düzene geçip bir arada yaĢamaya. kitlelerin yönlendirilmesi. tutum ve davranıĢ değiĢimi meydana getirme. teknik veya araçla olursa olsun. Toplumların sosyal. daha sonra ise halkla iliĢkiler kapsamında değerlendirilen çalıĢmalara doğru evrildiği anlaĢılmaktadır. yönlendirme. Konu ile ilgili yapılan akademik çalıĢmalarda uzun zamandır bu farkın altı çizilmekte ve halkla iliĢkiler propagandadan daha farklı bir yere oturtulmaya çalıĢılmaktadır. sivil toplum örgütleri gibi her türlü tahakküme karĢı direnç oluĢturabilecek dinamiklerin ortaya çıkması. örgütsel çıkarın yanı sıra gözetilen toplumsal faydadan kaynaklanmaktadır. Hangi yöntem. siyasal açılardan değiĢmesi. etik kaygılardan ne kadar uzak olduğu buna karĢılık halkla iliĢkilerin birleĢtirici. tutum ve davranıĢlarının değiĢtirilmesi. iliĢki kurmaya. Sayı:29 . ekonomik. ekonomik. radikalleĢtirici ve kıĢkırtıcı bir etkiye sahip olduğu. Diğer yandan. onay yaratma. rıza elde etme gibi çabaların da ortaya çıktığı görülmektedir. daha rasyonel meĢruiyet dayanakları bulmak. ajitasyon. teknolojik geliĢmelere bağlı olarak üretim. kamuoyunu Ģekillendirmeye veya onun desteğini elde etmeye yönelik tüm çabaların içerisinde manipülatif bir yönün mutlak bir Ģekilde bulunduğunu söylemek mümkündür. baskı grupları. belli konularda kamuoyu oluĢturmaya. baskı ve Ģiddetten katı propaganda uygulamalarına. her fırsatta propagandanın ne kadar kutuplaĢtırıcı. duyurmak ve kabul ettirmek zorunda kalmıĢlardır.134 GiriĢ A. bu zorunluluğun var ettiği bir olgu olarak kabul edilmektedir.

Ancak bunlar. bilinen planlı. iktidar mücadelelerinin içerisinde görebilmek mümkündür. Bu misyonerler çeĢitli propaganda İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Hıristiyanlığın yayılmasını sağlamak amacıyla Ġnancı Yayma Meclisi anlamına gelen Congregatio de Propaganda Fide adında bir birim oluĢturarak. Büyük Ġskender’in uygulamaları bu yöntemlere çokça verilen örneklerden birisidir. sistemli ilk propaganda çalıĢması Hıristiyanlığın yayılması ile ilgilidir ve propaganda sözcüğü de zaten "yayılması gereken" anlamına gelen propagand Latince kökünden gelmektedir. yakın gelecekte ne ifade edeceği. daha kapsayıcı bir ifade ile toplumsal meĢruiyetin sağlanması ve sürdürülmesi mümkün olabilmektedir. Yukarıdaki tespitlerden hareket edilerek tasarlanan bu çalıĢmada. hükmetme yetkisini tanrıdan aldıklarını öne süren padiĢahlar bile belli durumlarda yönetimleri altında olan insanların onayına. Ancak. krallar. Osmanlı PadiĢahlarının Cuma namazı öncesi halkla söyleĢtikleri. desteğine gereksinim duymuĢlar ve bu gereksinimin karĢılanmasına yönelik olarak çeĢitli yöntemler geliĢtirmiĢlerdir. toplumsal faydanın. bu tür çalıĢmaların süreç içerisinde halka iliĢkilere doğru evrilmiĢ. Kitleleri etkilemeye. halkla iliĢkiler olgusunun ortaya çıkıĢında. Bununla birlikte. güvenin. çok kudretli hükümdarlar. demokratik toplumlara özgü bir kamuoyu oluĢturma. tebdil-i kıyafetle halkın arasına karıĢıp onların kendisine yönelik duygu ve düĢüncelerini öğrenmeye çalıĢtıkları bilinmektedir.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. HALKLA ĠLĠġKĠLER OLGUSUNUN TARĠHSEL GELĠġĠMĠ Halkla iliĢkiler. selamlaĢma biçimlerini tercih ederek kendisine yönelik bir sempati yaratma yoluna gittiğinden söz edilmektedir. halkla iliĢkilere özgü bir nüveyi çok eski çağlardan bu yana süre gelen toplumsal iliĢkilerin. Hıristiyan olmayan ülkelere misyonerler göndermiĢtir. 30 yıl savaĢlarının devam ettiği 1622 yılında Papa XV Gregory. rıza veya saygınlık elde etme yöntemi olarak kabul edilmektedir. hacim ve nitelik olarak nerelere varabileceği ayrıntılı bir Ģekilde ele alınıp tartıĢılacaktır. bir anlamda halkla iliĢkilere nüve oluĢturmuĢ çalıĢmalar olduğunu belirtmek gerekir. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 135 sayesinde gereksinim duyulan onayın. geliĢiminde rol oynayan temel dinamiklerin neler olduğu. rızanın. onay. etik kaygıların fazla gözetilmediği propaganda niteliğinde çalıĢmalardır. güven. halkın dertlerini dinledikleri. Ġskender’in iĢgal ettiği bölgelerin yöresel kıyafetlerini. Roma gibi çok eski uygarlıklara dayanmakla birlikte. belli bir düĢünce. günümüzdeki örgütler açısından halkla iliĢkilerin ne ifade ettiği. halkla iliĢkiler kapsamındaki çalıĢmalarının boyut. ideoloji veya inanıĢ etrafında örgütlemeye yönelik propaganda kapsamındaki uygulamaların kökenleri Atina. rızasına. Çok güçlü.

1993: 407). 1787 Anayasasıyla ulusal birliği sağlayan ve federatif bir yapıya kavuĢan Amerika. Bu süreçte propaganda çalıĢmaları boyut ve içerik olarak farklılık göstermeye baĢlamıĢ. Biber teknikleri kullanarak değiĢik coğrafyalarda kendi inançlarını yaymaya çalıĢmıĢlardır (Pflaum ve Pieper. halkla iliĢkiler çalıĢmalarının geliĢip yaygınlaĢmasına olanak sağlayacak uygun bir zemin yaratmıĢtır. Amerika’daki federal sistem.136 A. çalıĢma motivasyonunun sağlanması propaganda çalıĢmalarıyla gerçekleĢtirilmiĢtir. siyasal. dağıtımın da tüketimin de kitlesel olması gerekmiĢtir. 18. gururu incinmiĢ Almanya. Günümüzdeki anlamda halkla iliĢkiler çalıĢmalarına temel oluĢturan sektörel ve akademik altyapı ağırlıklı olarak Amerika BirleĢik Devletleri’nde doğup. Tocqueville’e (1994) göre. yüzyılın sonlarına doğru belirginlik kazanmaya. daha kısa sürede. Çünkü Hitler ve ekibinin uyguladığı propaganda çalıĢmaları sayesinde I. ekonomik. geniĢ bir siyasal katılıma ve güçlü bir sivil topluma olanak verecek Ģekilde inĢa edilmiĢtir. Kitlesel üretimin gereği olarak gereksinim duyulan büyük hammadde kaynaklarının elde edilmesi. daha geniĢ kitlelere. tanıtımın da. Katılıma ve sivil örgütlenmelere olanak veren bu siyasal yapı. planlı. geliĢmiĢ ve 19. sosyal iliĢkilerin uluslararası boyutta yeniden düzenlenmesine neden olmuĢtur. daha etkili bir Ģekilde ulaĢabilmenin yöntem ve teknikleri aranmaya baĢlanmıĢtır. Hitler’in peĢine takılarak insanlığın büyük bir trajedi yaĢamasına. hoĢ olmayan Ģeyler çağrıĢtırmaya baĢlamıĢtır. Tüm bu yaĢananlardan sonra propaganda sözcüğü insanlara soğuk gelmeye. Hitler’le “zirve” noktasına ulaĢmıĢtır. yüzyılın ikinci yarısında baĢlayan Sanayi Devrimi propaganda çalıĢmaları açısından önemli bir kırılma noktasıdır. görünür olmaya baĢlamıĢtır (Kazancı. Çünkü Sanayi Devrimi ile ĠletiĢim Devrimi aynı sürecin parçaları olarak kabul edilmektedir (Briggs ve Burke. Sanayi Devrimi ile kitlesel üretim gerçekleĢtirildiğinden. Sayı:29 . Güz 2009. sistematik propaganda çalıĢmaları ise Fransız Ġhtilali ile baĢlamıĢ. iktisadi ve siyasi yönlerden hızlı bir geliĢim göstermiĢtir. 2004: 129). BolĢeviklerin çalıĢmaları ile önemli mesafe almıĢ. Dünya SavaĢı’ndan yenik çıkmıĢ. büyük acılar çekmesine. Bu “zirve” noktası aynı zamanda siyasal propagandanın ölüm noktası anlamına da gelmektedir. 1997: 5). halka iliĢkilerin kendisini propagandadan farklı bir yere oturtma çabaları 1900’lü yılların baĢında görülmeye baĢlanmıĢtır. bu kaynakları iĢleyerek üretimi gerçekleĢtirecek olan insan kaynağının yönlendirilmesi. Propagandanın büyüsünün Hitler’le birlikte bozulmuĢ olmasına rağmen. Siyasi anlamda geniĢ çaplı.

aynı zamanda halkla iliĢkileri meslek olarak icra eden ilk kiĢi unvanına da sahiptir. Edward L. Daha sonra Dorman Eaton adlı New York’lu bir hukukçu. bir gazeteci olan Ivy Lee ile konunun akademik boyutuyla ilgilenen Edward L. geliĢip yaygınlaĢmasına çok elveriĢli değildir.Pieper. Basınla sağlıklı iliĢkiler kurulmalı. Lee. bilgi alması sağlanmalıdır. sosyal sorumluluk anlayıĢı geliĢmemiĢtir. 1882 yılında Yale Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde mezunlara hitaben yaptığı “Hukuk Mesleğinin Halkla ĠliĢkileri ve Ödevleri” baĢlığını taĢıyan bir konuĢmayla dikkatleri bu kavrama çekmiĢtir (Orrick. Kongre’ye gönderilen BirleĢik Devletler’in dıĢ iliĢkileriyle ilgili bir mesajda kullanılmıĢtır (Kunczik. bültenler hazırlayarak iĢ çevrelerinin kamuoyuna seslenebilmesine olanak tanımıĢtır. 2001: 15). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Topluma karĢı yeterince açık olmayan. Kitle iletiĢim araçları geliĢip yaygınlaĢmamıĢ. demokratik kazanımlar yeterince sağlanmamıĢ. kapalı kapılar ardında gizli iĢler çevirenler. değiĢikliklerden toplum mutlaka haberdar edilmeli. herhangi bir örgüt ile kamuları arasındaki iliĢkinin nasıl olması gerektiği konusunda Lee Ģu açıklamaları yapmıĢtır (Ertekin. Serbest gazeteci olarak çalıĢan Ivy Lee. çalıĢmalarını gizlilik içinde yürüten örgütler. Toplumu ilgilendiren geliĢmelerden. kendi çıkarlarını ön planda tutanlar Ģeklinde olumsuz bir imaj edinmektedirler. Kaynaklar. Bernays'dır. Bu tür geliĢmeler esas olarak 1900’lü yılların baĢından itibaren ivme kazanmıĢtır ve bu süreçte. Ancak dönemin koĢulları bu olgunun tam olarak anlaĢılmasına. Bernays'ı alanda akademik çalıĢmalar yapan ilk kiĢi olarak belirtmektedirler (Pflaum . çoğulculuk. Yayımladığı bazı kitapçıklarla halkla iliĢkilerin özel sektördeki ilk örneklerini ve ilkelerini ortaya koymaya çalıĢan Lee. “Prensipler Bildirisi” baĢlığı altında. 1916 yılında John Rockfeller’ın danıĢmanlığını yapmaya baĢlamıĢ ve ilk halkla iliĢkiler bürosunu kurmuĢtur. 1967: 2). 2002: 18). basın ile iĢ çevresini birbirine yakınlaĢtırmaya çalıĢmıĢ. çalıĢmalarını yürütürken kamuoyunun hassasiyetlerini. Bernays’ın çalıĢmaları önemli kilometre taĢları olarak kabul edilmektedir (Faulstich. gereksinimlerini ve beklentilerini dikkate almalıdırlar. Halkla iliĢkilerin geliĢimine sağladığı önemli katkılar açısından üzerinde durulması gereken bir diğer kiĢi de. basın aracılığıyla topluma verilecek bilgilerde doğruluk ve dürüstlük ilkesine kesinlikle uyulmalıdır.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 137 Halkla iliĢkiler (Public Relations) kavramı ilk olarak dönemin Amerika BirleĢik Devletleri BaĢkanı Thomas Jefferson tarafından 1807 yılında 10. 1995: 6): KiĢi ya da kuruluĢlar.

Bu alanda görev yapanlar. 1995: 11): Halkı anlayabilmenin ilk Ģartı yüz yüze iliĢki kurmaktır. müĢterileri ile iliĢkilerinde bu gerçeği her zaman göz önünde bulundurmak durumundadır. Bir ziraat mühendisi olan ve rastlantılar sonucu halkla iliĢkiler çalıĢmalarına baĢlayan Bernays. yaptığı teorik çalıĢmalar ve sektörde edindiği deneyimler sonucunda halkla iliĢkilerle ilgili bugün hala geçerliliğini koruyan Ģu tespitleri ortaya koymuĢtur (Ertekin. Bir halkla iliĢkiler uzmanı empati yeteneğine sahip olmalı. Renkli bir kiĢiliğe sahip olan Bernays.138 A. kendisini hedef kitlenin yerine koyarak onları daha iyi anlamaya çalıĢmalıdır. masa baĢında oturarak hedef kitleyi oluĢturanları anlayabilmek mümkün değildir. 1976: 15). sonunda yaptığı iĢi en iyi tanımladığına inandığı “Halkla ĠliĢkiler DanıĢmanlığı” ifadesini kullanmaya baĢlamıĢtır. 1988: 26). sözcüklerin yerinde ve doğru kullanılmasına dikkat edilmelidir. Bir halkla iliĢkiler uzmanı. 1988: 26). Ġnsanların beklentileri çok fazla olduğunda. Bu Ģekilde adlandırmasının nedenini ise kullanılmakta olan. özellikle kavramların anlamlarını çok iyi bilmek durumundadırlar. mücevherden sigaraya kadar çok değiĢik alanlarda çalıĢmalar yürüten kuruluĢlarda danıĢmanlık yapmıĢtır (Mardin. Bernays’ın 1923 yılında yayınladığı “Crystallizing Public Opinion” (Kamuoyuna Biçim Verme) isimli eseri de bu alanda yayınlanmıĢ ilk eser olma özelliğini taĢımaktadır (Mıhçıoğlu. hedef kitleyi meydana getiren kiĢiler ya da gruplar çok yönlü irdelenmelidir. halkla iliĢkiler konusunda üniversitelerde dersler vermiĢ ve alanın ilk uzmanı olarak kabul edilmiĢtir (Mardin. salamdan sabuna. Ġlk özel bürosunu 1919 yılında New York'ta açan Bernays. Sayı:29 . Alıcı konumundaki kiĢi ya da kiĢilerle etkili bir iletiĢim kurabilmek için iletilen mesajın yanlıĢ anlaĢılmaya olanak vermeyecek Ģekilde. 1995: 8). Daha sonra yayınlamaya baĢladığı “Contact” isimli dergide de halkla iliĢkiler konusunu açıklamaya çalıĢmıĢtır (Ertekin. Bernays. Güz 2009. “Kamuyu Aydınlatma” ya da “Reklam Yönetimi” gibi kavramların kamuoyunda bazı olumsuz çağrıĢımlara neden olduğu Ģeklinde açıklamıĢtır. yaptığı iĢi “Tanıtma ĠĢinin Yönetimi” olarak adlandırmıĢtır. “Basın Temsilcisi”. gerçekler karĢısında çok çabuk hayal kırıklığına uğramaktadırlar. Biber 1993: 224). Yaptığı iĢe uygun bir isim bulma düĢüncesini her zaman zihninde canlı tutan Bernays. Hedef kitle çok iyi tespit edilerek.

konuyla ilgili yayınların sayısındaki artıĢ sonucunda ise akademik eğitimin gerekliliği konusunda görüĢ birliği oluĢmuĢtur. uyumlaĢtırmak zorunda olan sosyal sistemler oldukları düĢüncesi geçerlilik kazanmaya baĢlamıĢtır (Daft. yönetim. Halkla iliĢkiler demokratik rejimlerde akademik bir çalıĢma alanı olarak geçerlilik ve yaygınlık kazanmaya baĢlamıĢtır. 1998: 59). Dünya SavaĢı sonrası yönetim alanında sistem yaklaĢımı. amaçlara göre yönetim. halkla iliĢkilerin akademik bir çalıĢma alanı olarak geliĢmesine. sistemin istikrarına. sağlıklı bir Ģekilde iĢlemesine kendilerinin de katkı yapmaları gerektiğini. kendi temel gereksinimlerini bağdaĢtırmak. Kriz nedeniyle halkla iliĢkilere duyulan gereksinim daha da artmıĢ. sistem yaklaĢımının halkla iliĢkileri kuramsal temellere oturtmak açısından uygun bir zemin sağladığı söylenebilir. Örgüt ve çevresi arasındaki iliĢkinin sistem yaklaĢımından hareketle incelenmesi sonucu. Çünkü büyük firmalar. ekonomik yaĢamın canlanması. Halkla iliĢkilerin 1930–1940 yılları arasında bir meslek olarak benimsenmeye baĢlamasıyla birlikte uygulamalar daha geniĢ kesimlere yayılmaya baĢlamıĢ. Böyle bir anlayıĢın geçerlilik kazanmaya baĢlaması. Ayrıca bu yaklaĢım. 1983: 42). sosyoloji. 1986: 58) gereksinim duyulan genel çerçeveyi baĢarılı bir Ģekilde sağlamaktadır. halkla iliĢkilerin “doğasının açıklanmasında. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 139 1929 yılında baĢlayan büyük ekonomik kriz. her türlü tahakküme karĢı direnç oluĢturabilecek sivil toplum örgütleri gibi yeni güç odaklarının ortaya çıkması ile birlikte. sistemin bir yerinde oluĢan bozulmanın tüm alt sistemleri etkilediğini yaĢayarak öğrenmiĢlerdir. durumsallık yaklaĢımı gibi örgüt çevresini daha fazla dikkate almayı gerektiren yeni yaklaĢımların ortaya çıkması. örgütlerin dıĢ çevrelerinden soyutlanamayan. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Bu aĢamada. 2004: 25– 30). dıĢ çevre ile kesin sınırlarla ayrılma olanağı bulunmayan ve temel amaçlarını gerçekleĢtirebilmek için çevreden gelen baskılarla. iletiĢim gibi sosyal bilim dallarına bağlı olarak geliĢimini sürdüren ve eklektik bir alan görüntüsü veren halkla iliĢkilerin kendi özgün kuramını oluĢturabildiğini bugün hala söyleyebilmek mümkün değildir. Sosyal psikoloji.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. halkla iliĢkiler açısından bir kırılma noktası olarak kabul edilmektedir. bir etkileĢim sistemi olarak sonul amacının belirlenmesinde” (Uysal. özel çıkarlarla kamu yararını ortak zeminde buluĢturmak anlayıĢı kabul görmeye baĢlamıĢtır (Peltekoğlu. yaygınlık ve geçerlilik kazanmasına olanak verecek koĢullar oluĢmuĢtur. halkla iliĢkiler olgusunun geliĢip yaygınlaĢmasında pay sahibi olan önemli etkenlerden birisi olarak kabul edilmektedir (Jarren ve Röttger. II.

demokratik. MeĢruiyet. temel ahlak değerleri. evrensel değerler tüm zamanlar için meĢruiyetin ortak paydası olarak kabul edilmektedir (CoĢkun. iktidarın etrafındakilerin bağlılığını hak edip etmediği ya da neden hak ettiğiyle ilgili bir sorundur (Atiker. hem devletin iĢgal ettiği alanın geniĢlemesine hem de kamu yönetiminin karmaĢıklaĢmasına neden olmuĢtur. 1998: 21). çevresinde üretim yapan örgütlerden uygun fiyat ve kalitenin yanı sıra. karĢılanmasına veya karĢılanabilmesiyle ilgili olarak yapılan düzenlemelerin duyurulmasına yönelik çalıĢmalardır. öngörülmeyen birçok yeni sorun ortaya çıkmıĢtır. iktidarın ve hareketin olduğu her yerde ve alanda öncelikle cevaplandırılması gereken bir soru. Bir anlam arayıĢı olan meĢruiyet. 1998: 81) ve her sosyal sistem. meĢruiyet sorunuyla bir Ģekilde yüzleĢmek zorundadır. yönetilenlerin hesap sorabildiği toplumların bir zorunluluğudur denilebilir (Lesly. bir süre sonra sosyolojik anlamda bir meĢruiyet kriziyle karĢı karĢıya kalmakta. Çünkü toplumsal taleplere kulak tıkayan. Ekonomide ve siyasette liberalizmi benimseyen ülkelerde Yirminci Yüzyılın ilk yarısında yaĢanan geliĢmeler. toplumların karmaĢık bir yapıya bürünmesine neden olmuĢ. Refah ve eğitim düzeyleri eskiye oranla biraz daha yükselen insanlar örgütlenerek baskı grupları oluĢturmuĢ. insanın. bu talepleri algılayamayan ve gereklerini yerine getirmeyen örgütler. Yöneten ve yönetilen arasındaki mesafenin açılmasıyla ortaya meĢruiyet sorunu çıkmaktadır. hukukun ötesinde olan bir sorundur (Kapani. Dolayısıyla halkla iliĢkiler. politik. modern. Güz 2009. Çünkü iktidarlar ne tür bir niteliğe sahip olurlarsa olsunlar belli bir halk desteği olmadan yaĢayamamaktadırlar.140 HALKLA ĠLĠġKĠLERĠN BUGÜNÜ A. karar mekanizmalarından uzaklaĢtığı gözlenmeye baĢlanmıĢtır (Uysal. BaĢka bir ifadeyle. Ancak. MeĢruiyet ilk bakıĢta hukukun alanına giren bir sorun gibi gözükse de. 1998: 119) ve çağdaĢ toplumlarda çok daha belirgin ve yaygındır. 2009: 43). 1983: 3). kararlar da daha teknik bir nitelik kazanmıĢ ve birçok önemli konuda verilen kararlarda bireyin etkisiz kaldığı. toplumsal ve dinsel sınıflamalar açık ve basitken hesapta olmayan. çözümlenmesi gereken bir problem olarak karĢımıza çıkmaktadır. tarihsel süreç içerisinde değiĢebilmektedir. devletin müdahale ettiği alan geniĢlerken. Halkla iliĢkiler özünde halktan gelen bu taleplerin belirlenmesine. toplumların yapılarına ve özelliklerine göre farklılıklar göstermekte. Biber ModernleĢme olarak adlandırılan süreç. gücün. ekonomik. sosyal sorumluluk anlayıĢı kapsamında bazı taleplerde bulunmaya baĢlamıĢtır. insan topluluklarının. MeĢruiyet kaynakları. Sayı:29 . kamu vicdanı. varoluĢ gerekçelerini yitirmektedirler. aslında hukuk alanını aĢan.

Sistemin meĢrulaĢtırılması ve devamının sağlanmasıyla ilgili tezlerine bakılınca. bir malın veya hizmetin tanıtılıp satılmasının daha da İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . iktidar sahipleri üstyapıya ait unsurları manipule ederek. örgütsel çıkar-toplumsal yarar dengesi fark edilir Ģekilde örgüt lehine bozulduğu anda meĢruluk krizi gündeme gelmekte ve örgütün varlık nedeni tartıĢılır olmaktadır. varlıklarına kabul edilebilir gerekçeler bulmak. “sosyolojik anlamda otoriteye tabi olanlarca beslenen inanç karĢılığında kullanmıĢtır” (Kapani. 1982: 20). Habermas’a göre (1990: 327) kamu yararı öne sürülerek yürütülen bu tür çalıĢmaların iĢlevi. Bu iletiĢim kanallarını oluĢturma çabaları ise özünde halkla iliĢkilerden çok farklı bir çaba değildir. Ġktidara meĢruluk kazandırma sürecinde dinler önemli iĢlevler üstlenmiĢlerdir (ġaylan. kendi alanlarında rekabet etmek. malın veya hizmetin tanıtılmasını sağlamak Ģeklinde algılansa da. meĢruluk kavramını dar anlamda. 2003: 32). Örgütler. Bu nedenle farklı güç odaklarının oluĢtuğu. yani hukuksal geçerlilik anlamında değil. kendi çıkarlarının yanı sıra topluma ne sağladıklarını anlatmak durumundadırlar. Gramsci’ye göre. politika ve stratejiler benimsemekte ve bunları uygulamaya geçirmektedirler. o etkileĢimden ne tür bir fayda sağladıklarını net olarak bilmek istemektedirler. belirledikleri amaçlara ulaĢmak. kendi söylemlerini toplumun diğer kesimlerine de kabul ettirmekte. Bu bağlamda Weber’in (1995: 311) meĢru otoritenin dayanaklarına iliĢkin yaptığı sınıflandırma sosyal bilimlerde geniĢ ilgi uyandırmıĢ. 1998: 89). modern toplumların geldikleri noktada kabul edilebilir. Belli bir gücün. sistemin varlığını devam ettirmesini sağlayan gücün egemen sınıfların tinsel ve kültürel üstünlüğünden kaynaklandığını söylemektedir. Bu uygulamalara bağlı olarak. farklı çıkarların temsil edildiği çoğulcu nitelik kazanmıĢ toplumlarda örgütler. Ancak belirli aĢamalardan geçmiĢ. rasyonel meĢruiyet kaynaklarına gereksinim duyulmaya baĢlanmıĢtır. Gramsci’nin Weber’e yakın bir yerlerde durduğu görülmektedir. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 141 Tarih boyunca meĢruiyetin ilk ve temel kaynaklarından birisi de din olmuĢtur. Marksist düĢünceyi benimsemiĢ olmasına rağmen Gramsci. örgütün etki alanında kalanlar. altyapı-üstyapı iliĢkisine geleneksel Marksist anlayıĢtan farklı yaklaĢmakta. Bu bilgi akıĢı ise ancak örgüt ve çevresi arasında oluĢturulacak iletiĢim kanallarıyla mümkün olmaktadır. kendilerini verimli ve etkili kılmak için çeĢitli plan. konuyla ilgili çalıĢmalar yapan Gramsci. böylece varlıklarını ve uygulamalarını meĢru kılmaktadırlar (Bobbio ve Texier. bu çalıĢmaların iĢlevi bunlarla sınırlı değildir. Weber. Halkla iliĢkiler çalıĢmalarının iĢlevi ilk bakıĢta bir örgütün. belli bir iktidar alanlarını ele geçirmek. Habermas gibi teorisyenlere önemli bir esin kaynağı olmuĢtur.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü.

Çünkü örgütlerin büyümesine rağmen yetkinin merkezileĢmesi. Althusser. 1997: 16). Böyle bir ikilem içerisinde doğru bir rota belirleyebilmek yaĢamsal önem kazanmaktadır. Bu tepkilerden dolayı devletler resmi ideolojilerini çağın koĢullarına uygun yöntem ve araçlarla benimsetme yoluna gitmektedirler. Kapitalizmin geliĢim süreci içerisinde böyle bir çaba sistemin tıkanıklığını açmak. Althusser’e göre hiçbir sınıfın. vatandaĢla olan iliĢkilerini evrensel hukuk kuralları çerçevesinde yürütmek zorunda kalmıĢtır. amaçlarına ulaĢmak. polis gibi baskı aygıtlarıyla ideolojik aygıtlarını birbirinden ayrı tutmakta ve modern kapitalist toplumlardaki ideolojik aygıtları. iĢbölümünün insanı yeri kolayca doldurulabilir değersiz bir nesne haline getirmesi. sendikal ve iletiĢimsel aygıtlar Ģeklinde sıralamaktadır. çoğunlukla ideoloji kullanarak Güz 2009. çağdaĢ ve demokratik örgütlenmelere temel özelliğini veren bu iki olgunun yarattığı ikilemden kaynaklanan sıkıntıyı giderecek ve tarafları birbirine yaklaĢtıracak bir iĢlev üstlenmektedir. farklı uzmanlık alanlarının kendi dilini yaratması ve kitlelerin bu dili anlayamaması sistem içerisinde kutuplaĢmaya neden olmaktadır. rıza yoluyla elde etme çabası olarak değerlendirmektedirler. Biber ötesine geçerek. Frankfurt Okulu’nun ilk kuĢak temsilcileri (Horkheimer ve Adorno. 1998: 37). Farklı bir ifadeyle halkla iliĢkiler. Sayı:29 . hapishane. Habermas (2001: 370) bu kutuplaĢmayı. siyasal. Modern toplumların belirgin özelliklerinden birisi de yönetme erkini elinde bulunduranların toplumsal sorunların çözümüne yönelik uygulamalarıdır. Çünkü aksi uygulamalar iç ve dıĢ tepkilere neden olmaktadır (Kazancı. “ruhtan yoksun uzmanlık insanları ile gönülden yoksun haz insanlarının” sebebiyet verdiği kutuplaĢma Ģeklinde ifade etmektedir. taraflar arasındaki uzlaĢıyı sağlamak için gereklidir. dinsel. Sosyal sistemler. yönetilenler üzerindeki fiziki baskısını görece azaltmıĢ.142 A. kültürel. kapitalizmin toplumu kontrol altında tutabilmek için gereksinim duyduğu meĢruiyeti. örgütsel etkililiği ve verimliliği sağlamak adına iĢbölümü ve uzmanlaĢmaya verdikleri önem sonucu toplumdan uzaklaĢmak. bunun yanı sıra demokratik yönetim gereği olarak toplumdan onay ve destek elde etmek ikilemi ile karĢı karĢıya kalmıĢlardır. Devlet. Halkla iliĢkiler. firma veya sektör adına siyasal kredi sağlamakta ve onlara kamusal otoriteye duyulan türden bir hürmet kazandırmaktadır. 1996: 132) ise halkla iliĢkiler adı altında yürütülen çalıĢmaları. kapitalist toplum arasında bir karĢılaĢtırma yapan Althusser (1994). ideoloji üretme ve yayma araçlarının süreç içerisinde değiĢtiğini ifade etmektedir. Feodal toplumla. devletin ordu. demokratik ve katılımcı bir siyasal kültürün yerleĢtiği modern toplumlarda bir sorun çözme ve olası sorunları önleme yöntemi olarak benimsenmektedir (Uysal.

Dolayısıyla. farklı etnik ve siyasal gruplar. itibar. çok sesli bir hale gelmesi. iletiĢim olanaklarının geliĢmesi ve çoğulculuk anlayıĢının geçerlilik kazanmasıyla birlikte yönetme erkini elinde bulunduranların yönetilenler üzerindeki baskısı azalmaya baĢlamıĢ. yeni “aygıtlar” geliĢtirmek gerekmektedir. toplumun bünyesinde barındırdığı farklı anlayıĢ. kamusal alanın renklenmesi. günümüz toplumlarında etkinlik alanının geniĢlemesine ve daha farklı iĢlevler edinmesine sebebiyet vermiĢtir. kamusal alan farklı ses ve taleplerin yükseldiği çok sesli bir alana dönüĢmeye baĢlamıĢtır. halkla iliĢkilerin farklı örgütsel yapılarda. saygınlık yaratmaya çalıĢtığını. kuruma. yaygınlaĢmasına. Kurumsal Reklam. yeni yöntemler. Ancak. hangi kavramın uygulamada tam olarak neye denk geldiğinin belirlenebilmesi bir hayli zorlaĢmıĢtır. kendilerini kamusal alanda daha rahat ifade edebilme olanağı bulmuĢ. onu üreten örgütün kendisine yönelik güven. halkla iliĢkilerde var olan kimlik krizi daha da derinleĢmeye baĢlamıĢtır. örgütsel çıkarın yanı sıra toplumsal yararı da gözettiğini sürekli vurgulamak zorunda kalmıĢtır. Reklam. düĢünceye veya ideolojiye yönelik tutum ve davranıĢ değiĢimi yaratma amaçlı çalıĢmaların boyut. Sosyal Pazarlama gibi belli bir ürüne. parçalanma. Halkla ĠliĢkiler. siyasal ve sosyal oluĢumları bir bütün olarak. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Tüm bu geliĢmelere bağlı olarak. toplumu dönüĢtürme. Demokratik kazanımların artması. Yukarıda sözü edilen türden bir gereklilik.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. halkla iliĢkiler çalıĢmalarının geliĢip. Kendisinin propagandadan farklı bir yöntem olduğunu anlatmaya çalıĢan halkla iliĢkiler. uyum içerisinde bir arada tutulabilmek. bazı durumlarda da çok hafifletilmiĢ baskıya baĢvurmaktan kaçınmayan bu aygıtların içinde veya üstünde hegemonyasını uygulamadan yönetme erkini elinde tutabilmesi ve bunu meĢru kılabilmesi mümkün değildir. daha farklı iĢlevler edinmesi beraberinde yeni sorun ve tartıĢmaları da getirmiĢ. nitelik. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 143 iĢleyen. hacim ve iĢlev açısından dönüĢüme uğramasıyla birlikte bu çalıĢmaların tanımlanması. kuruluĢa. toplumsal yapı içerisinde ayrıĢma. Farklı bir ifade ile modernleĢmenin birleĢtirdiği kadar bölünme ve parçalanmalara da yol açabilecek bir süreç olduğu anlaĢılmıĢtır (Yılmaz. 1996: 69). yani farklılıkları baĢarılı bir Ģekilde yönetilebilmek için büyük çaba harcamak. beklenti ve çıkarlara sahip farklı ekonomik. bunun yanı sıra reklamla da kullanılan araç ve bazı teknikler dıĢında bir bağının olmadığını reklam gibi belli bir ürüne veya hizmete değil. belirgin bir kavramsal çerçevenin çizilebilmesi. yönlendirme açısından ideolojik aygıtlar daha iĢlevsel hale gelmiĢtir. Pazarlama. kutuplaĢma gibi sorunları gündeme getirmiĢtir. Ancak.

Biber Halkla iliĢkiler kapsamında değerlendirilebilecek uygulamaları var eden ve çağdaĢ örgütler açısından zorunlu kılan geliĢmelere bakıldığında. sergi salonları gibi düĢünen. Sayı:29 . Diğer düĢler gibi bunun da bir kabusa dönüĢmeye baĢlaması uzun sürmemiĢ. eli kalem tutan insanların bir araya gelip müzakere edebilme olanağı buldukları bu kamusal mekanların siyasal süreçlere etki edebilme açısından önemli iĢlevler üstlenmiĢ oldukları anlaĢılmaktadır. Halkla iliĢkiler kapsamındaki taleplerin daha çok artacağı. Ġnsanların kendi yaĢamlarını ilgilendiren toplumsal meseleleri anlama. neler yaĢanabileceğine iliĢkin ipuçları görülmeye baĢlanmıĢtır. dağıtım. siyasal geliĢmelere yön verebilme konusundaki arzu ve istekleri. halkla iliĢkilerin geleceğine iliĢkin bir perspektif oluĢturulmaya çalıĢıldığında. iktidarı sınırlandırma veya tahakküme karĢı direnç oluĢturabilme gibi arzu ve gayretleriyle koĢut bir Ģekilde ortaya çıktığı ve geliĢtiği görülmektedir. Bu geliĢim çizgisine bakılarak. Paul Virilio’nun (2003) sözünü ettiği “Enformasyon Bombası” nın patlamasıyla “baĢarılı” bir Ģekilde tamamlanmıĢtır. 17. bu geliĢmelerin toplumların bilgi alma.144 HALKLA ĠLĠġKĠLER NEREYE GĠDĠYOR? A. hızlı bir Ģekilde daha fazla kazanç elde etmeye çalıĢanlar tarafından yönlendirilen. kontrol ve talan edilen bir alana dönüĢmeye baĢlamıĢtır. her düzeydeki yönetsel politikalara katılma. Habermas’ın (1990) idealize ettiği burjuva kamusal alanı. vahĢileĢmesi nedeniyle kamuoyunu aydınlatmak için serbestçe tartıĢabilen entelektüeller tarafından belirlenen bir alan olmaktan çıkmaya. genellikle olumlu sözler edilmektedir (Kazancı. Bu dönüĢüm. 1990). insanların kendi yaĢamlarını ilgilendiren birçok meseleden daha fazla haberdar olmak isteyeceği ve buna bağlı olarak halkla iliĢkiler çalıĢmalarının daha da yaygınlaĢıp kapsamının geniĢleyeceği ileri sürülmektedir (Sriramesh ve White. daha radikal bir aydınlanma Güz 2009. üreten. Bilginin üretim. yüzyılın sonlarına doğru özellikle Avrupa’da oluĢmaya baĢlayan kamusal mekanlar sayesinde gerçekleĢmeye baĢlamıĢtır (Habermes. kahvehane. eğlence yerleri. Aydınlanma gibi önemli mitlerinden. süreç içerisinde kapitalizmin iyice oburlaĢıp. Tiyatro. ortaya çıkan geliĢmeler bu olumlu görüĢleri doğrulamamaktadır. tüketim süreçlerinde yaĢananların sanayi toplumunda yaĢananlardan daha adil olmadığı. görüĢ bildirme. o meselelerle ilgili alınan kararlara etki edebilme. 1997: 291). Ancak yaĢananlar. Bilgi ve iletiĢim teknolojilerinin geliĢip yaygınlaĢmasının bir sonucu olarak baĢladığı kabul edilen “Bilgi Çağı” da insanlık tarihinin Sanayi Devrimi. dünya üzerindeki geniĢ bir coğrafyayı etkileyen büyük düĢlerinden birisi olmuĢtur. 2005: 638).

düĢünemez. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . hiçbir Ģey talep edemez hale getireceği yönündedir. sağırlaĢmaya yol açmıĢ. Huxley pasifliğe ve egoizme sürükleyecek kadar enformasyon yağmuruna tutacak olanlardan korkuyordu. Ġnsanlar yavaĢ yavaĢ kendi yaĢamını ilgilendiren konulara duyarsızlaĢmakta. Orwell’ın uyarısı dıĢarıdan gelen baskıların insanları sindireceği. olaylara karĢı duyarsızlaĢmaya baĢlamıĢ. Postman’a göre. daha bireysel. oyalamak. ilgisini kaybetmekte. daha fazla tükettirmek dıĢında bir iĢlev üstlenmediği anlaĢılmıĢtır (ġahin. kolaylıkla farklı güç odaklarının nesnesi konumuna gelmekte ve basit manipülatif tekniklerle kolaylıkla yönlendirilmektedir. arkadaĢlık. Ġnsanlar süreç içerisinde üzerlerindeki baskıdan hoĢlanmaya. daha keyif verici bir yaĢamı tercih eder olmuĢlardır. kiĢiler toplumsal meselelere. Yakın çevremizde. tartıĢamaz. toplumsal körleĢmeye. ĠletiĢim ve bilgi teknolojilerinde yaĢanan devasa “geliĢmeler”. kendi gündelik yaĢamımızda yapacağımız iĢ. Orwell hakikatin bizden gizlenmesinden. Huxley’in çizdiği tabloda ise. Postman’ın (2004) belirttiği gibi. daha steril. aldatmak. Huxley’in korkusu ise kitap yasaklamaya gerek duyulmayacağı. insanların düĢünme. Kendi yaĢamının öznesi olma gayretini göstermekten kaçınan insanlar. Huxley bizi sevdiğimiz Ģeylerin mahvedeceğinden korkuyordu. tahakküme karĢı direnme beceri ve isteklerini dumura uğratmak için Orwell’ın sözünü ettiği “Büyük Birader” gibi diktatörlere gerek yoktur. Orwell bizi enformasyonsuz bırakacak olanlardan. Orwell tutsak bir kültür haline gelmemizden.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. Postman bu konudaki görüĢlerini Ģöyle sürdürmektedir: “Orwell kitapları yasaklayacak olanlardan korkuyordu. akrabalık iliĢkilerine dair basit gözlemler bile Postman’ın çarpıcı bir Ģekilde dile getirdiği kaygıların büyük oranda haklılık payı içerdiğini göstermektedir. olay ve olgularla derinlemesine bir iliĢki kurmak için gereken sabrı gösterememektedir. 2004: 16–17). çünkü kitap okumak isteyecek kimsenin kalmayacağı Ģeklindeydi. Huxley hakikatin umursamazlık denizinde boğulmasından korkuyordu. düĢünme yetilerini kaybettirecek teknolojileri yüceltmeye baĢlayacaklardır. insanları avutmak. Huxley duygu sömürüsüne dayanan içki alemleri ve tek baĢına ipe asılı bir tenis topuyla oyalanmak gibi önemsiz Ģeylerle ömür tüketen bir kültüre dönüĢmemizden korkuyordu… …Kısacası Orwell bizi nefret ettiğimiz Ģeylerin mahvetmesinden korkarken. Yani. talep etme. beklenenin aksine bilgi kirliliğine. Orwell’ın “1984” adlı kitabındaki kehanetten daha çok Huxley’in “Cesur Yeni Dünya” adlı kitabındaki baĢka bir korkutucu kehanet gerçekleĢme yolundadır. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 145 sağlaması beklenen bilginin. yaygın olan inancın aksine Huxley ile Orwell’ın kehanetleri aynı sorunla ilgili değildir.

Dolayısıyla. yönetsel süreçlere etki edebilme gibi faktörlerden ve bunları sağlayan bilgi ve iletiĢim teknolojilerinden fazlasıyla etkilenmektedir. demokratikleĢme. onları atacakları olumsuz adımlardan alıkoyabilmesi mümkün değildir.146 A. geçerliliği olan politika ve planlar üretmek. SONUÇ OLARAK Hangi amaçla oluĢturulmuĢ olursa olsun her türlü örgütlenme içinde yer aldığı toplumsal çevrenin desteğine. geliĢen bir olgu olduğu görülmektedir. insanların sayısız kaynaktan gönderilen mesaj kırıntılarının oluĢturduğu bir nehirde sürüklendiği ve bu nehir içerisinde kafasını kaldırıp etrafta neler olup bittiğini anlama merakını ve kendisini ilgilendiren kararlara katılma iradesini kaybetmeye baĢladığı göz önünde bulundurulduğunda. halkla iliĢkilerin geleceği ile ilgili olumlu Ģeyler söyleyebilme olanağı kalmamaktadır. demokratikleĢme çizgisi düz bir çizgi değildir ve incelendiğinde çok fazla kırılmaların yaĢandığı görülmektedir. olumlu bir Ģekilde süreceğini söyleme olanağı yoktur. destek elde etmek isteyen kurum ve kuruluĢlar. biçimlenmiĢtir. kendilerine yöneltilen mesajlara daha eleĢtirel bakmaya. bir araya gelerek kendi yaĢamlarını etkileyen konuları daha fazla. benimsenen anlayıĢlar. dönemin siyasal. Dolayısıyla insanların toplumsal sorunlara iliĢkin duyarlılıklarını. hassasiyetleri değiĢmiĢ. var olabilmek için her Ģeyin olağan kabul edildiği bir ortamda rekabet etmeye çalıĢan firmalar halkla iliĢkiler kapsamında değerlendirilen günün koĢullarına uygun. güven. varlıklarını meĢru temellere oturtmaya çalıĢan siyasal oluĢumlar. çevreleriyle olan iliĢkileri. Toplumların geliĢme. Buna bağlı olarak. Bu çaba çerçevesinde. Bu bağlamda. daha kapsamlı bir Ģekilde müzakere etmeye baĢlamıĢlardır. ilgilerini kaybettikleri yerde geliĢmesi. modernleĢme. Biber Tarihsel geliĢimine bakıldığında halkla iliĢkilerin talep edildikçe var olan. Çünkü halkla iliĢkiler çalıĢmaları. ekonomik. geliĢtirilen yöntemler tarihsel süreç içerisinde farklılıklar göstermiĢ. kırılmaksızın. ilgisine. demokratik hakların kullanımı. teknolojik koĢullarına bağlı olarak değiĢmiĢ. Basit propaganda teknikleriyle kolaylıkla yönlendirilebilen kitlelerin zaman içerisinde beklentileri. çalıĢmalar yapmak durumunda kalmıĢlardır. Sayı:29 . güç odaklarının. aynı doğrultuda. teveccühüne gereksinim duyar ve bu gereksinimi karĢılamaya yönelik çaba gösterir. saygınlık. Güz 2009. halkla iliĢkiler çalıĢmalarıyla ilgili geliĢmelerin aynı hızla. yönetme erkini elinde bulunduranların vicdanı olabilmesi.

ATĠKER. Köln: Böhlau Verlag. LESLY. KAPANĠ. Y. 4. Jacques (1982) Gramsci ve Sivil Toplum. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Theorien der Public Relations.). der Öffentlichkeit. KAZANCI. Jürgen (2001) ĠletiĢimsel Eylem Kuramı. (1996) Aydınlanmanın Diyalektiği. Werner (2001) Grundwissen Öffentlichkeitsarbeit. Ankara: Liberte Yayınları. Ġstanbul: ĠletiĢim Yayınları. St. (1983) Organization Theory and Design.). Minnesota: West Publishing Co. Otfried ve Röttger Ulrike (2004) “Steuerung. Özügül (Çev. Frankfurt: HABERMAS. Ankara: Vadi Yayınları.). JARREN. ÖzıĢık (Çev. Michael (2002) Public Relations: Konzepte und Theorien. Somer (çev. COġKUN. FAULSTICH. BOBBIO. Ġstanbul: Kabalcı Yayınevi. HORKHEIMER. Ġstanbul: Kabalcı Yayınevi.Auflage. New Jersey: PrenticeHall. Peter (2004) Medyanın Toplumsal Tarihi. ERTEKĠN. Tüzel (Çev. Ġstanbul: ĠzdüĢüm Yayınları. Theodor W. HABERMAS. Max ve ADORNO. A. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 147 KAYNAKÇA ALTHUSSER. Yücel (1995) Halkla ĠliĢkiler. Ankara: Sevinç Matbaası. München: Wilhelm Fink Werlag. Louis (1994) Devletin Ġdeolojik Aygıtları. Alp ve M. Jürgen (1990) Strukturwandel Suhrkampverlag. Richard L. Erhan (1998) Modernizm ve Kitle Toplumu. Ġ.Ulrike RÖTTGER. Ankara: TODAĠE Yayınları No: 259. KUNCZIK. Der. Metin (1997) Kamuda ve Özel Sektörde Halkla ĠliĢkiler. Ġpek ve K. Reflexierung und Interpenetration: Kernelemente einer Strukturationstheoretisch begründeten PR-Theorie”. Norberto ve TEXIER. M. ġener (Çev. DAFT. Philip (1983) Lesly’s Public Relations Handbook. Ankara: Turhan Kitabevi.).Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. O.). Asa ve BURKE. Vahap (2009) Ulus-Devletin DönüĢümü ve MeĢruluk Sorunu. BRIGGS. Paul. Ġstanbul: Bilgi Yayınevi. Münci (1998) Politika Bilimine GiriĢ. Wiesbaden: VS Verlag für Sozialwissenschaften.

KüreselleĢme ve Devletin Yeni ĠĢlevi. Ankara: A. K.). Dilber (Çev. Birkan (1986) “Halkla ĠliĢkiler: Bir Değerlendirme”. Birkan (1998) Siyaset Yönetim Halkla ĠliĢkiler. (Çev. E. Regensburg: Moderne Industrie. James B. VIRILIO. Sezal ve F. O. Neil (2004) Televizyon Öldüren Eğlence: Gösteri Çağında Kamusal Söylem. Ankara: TODAĠE Yayınları No: 287. Fermani MaviĢ (Der.). Halkla ĠliĢkiler Sempozyumu–1987. Alexis de (1994) Amerika’da Demokrasi. Aytekin (1996) Modernden Postmoderne Siyasal ArayıĢlar. Haluk (2004) ĠletiĢimde Karavanadan Kafeteryaya. ġAYLAN. Jon (2005) “ Toplum Kültürü ve Halkla ĠliĢkiler” Halkla ĠliĢkiler ve ĠletiĢim Yönetiminde Mükemmellik. Güz 2009. POSTMAN. EskiĢehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 154. Filiz Balta (1998) Halkla ĠliĢkiler Nedir. Ġstanbul: Dünya Yayıncılık. ORRICK. Ġstanbul: Rota Yayınları.Ü. ve WHITE. Betül (1988) “Halkla ĠliĢkilerin ABD'de GeliĢimi ve Avrupa'ya GiriĢi”. J. Max (1995) Toplumsal ve Ekonomik Örgütlenme Kuramı. UYSAL. Ġstanbul: Beta Basım Yayım. BYYO Yayınları No: 10. Ġstanbul: Metis Yayınları. Özer Ozankaya. E.).Ü. Dieter ve PIEPER. PELTEKOĞLU. Wolfgang (1993) Lexikon der Public Relations.Kamu KuruluĢlarında Halkla ĠliĢkiler Sorunları Semineri. Ankara: A. Ankara: MPM Yay. Grunig (Der. O. SRIRAMES. Ġstanbul: Ayrıntı Yayınları.). ġahin (Çev. Çev. Biber MARDĠN. ġAHĠN. Ankara: Yetkin Yayınları. (1967) Halkla ĠliĢkiler Ders Notları. BYYO Yayınları No: 1. Özsayar. PFLAUM.). Akınhay (Çev.). Ankara: Vadi Yayınları. MIHÇIOĞLU. Ankara: Ġmge Kitabevi. WEBER. K.148 A.). Ankara: Ġmge Kitapevi. Halkla ĠliĢkiler (Seçme Yazılar). Onaran (Çev. Gencay (2003) DeğiĢim. UYSAL. Ġ. YILMAZ. TOCQUEVILLE. Sayı:29 . Paul (2003) Enformasyon Bombası. Cemal (1976) “Kamusal ĠliĢkiler Nedir?”.

qualify and efficency. we will explain the difference which is between administrator and leader. Ancak günümüzde o eski liderlere rastlamak pek mümkün görülmemektedir. Because mentality of classical administration is taught enough to solve the problems. In the last part.  Yardımcı Doçent Doktor. But today it is very hard to find that old leaders. leader types. Karadeniz Teknik Üniversitesi İletişim Fakültesi İletişim 2003/18 . people want to administrators to solve the problems. sevgi ve saygıyla andıkları eski liderlerinin özelliklerini onlarda da görmek ve yaptıklarını yapmalarını beklemektedir. yöneticilerde liderlik vasıfları pek aranmamaktadır. lider ve yönetici. 237- TOPLUMLARIN İDARESİNDE LİDERLER VE YÖNETİCİLER Erdem TAŞDEMİR ÖZET Günümüz toplumsal yaşamı içerisinde insanlar sorunların çözümünü yöneticilerinden istemekte. In this project we will explain leader and leadership. Toplumları başarıya götüren unsurların temelinde liderliğin olduğu unutulmaktadır. Bu çalışmada lider ve liderlik kavramları açıklanarak. lider tipleri.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. Key Words: Leader. Son kısımda ise yönetici ve lider arasındaki farklar açıklanmaya çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Lider. leader and administrator. lider tipleri belirtilecektir. leader talents are not looked for. Leaders and Managers in Community Management ABSTRACT In today’s social living. 7(2). is the way to carry the societies to success. leadership qualifies and leader efficiency and leader types. they want to see the specialities which belongs to their old leaders who they respect and love. nitelik ve etkililik. Çünkü klasik yöneticilik anlayışının sorunların çözümünde yeterli olacağı düşünülmekte. liderlik nitelikleri ve lider etkililiği üzerinde durulacak. The main subject is forgotten which is leadership.

Dini. Bu liderler tek bir alanda değil. Toplumların tarihlerine baktığımızda binlerce yıldır pek çok insan tarafından yönetildiklerini görürüz. pek çok alanda topluma liderlik ederler.150 Giriş E. siyasal ve sosyal liderler tarih boyunca var olmuş. “Lider olunmaz lider doğulur” sözü aslında işin özüdür. Liderlik bir etkileme sanatıdır. 1992:99). toplumun ihtiyaç duyduğu zamanlarda ortaya çıkarak sorun çözücü görevini üstlenmişlerdir. Başarma arzusu olmayan insanların lider konumuna yükselmeleri mümkün değildir. Lider toplumun kendisini izlemelerini sağlamak. Bu bağı güçlendiren lider. Liderler içinde bulundukları duruma göre davranışlar gösterir ve bu durum onların liderlik tarzlarının ortaya çıkmasını sağlar. Liderin toplumu etkilemesi ve bu etkinin devamlılığı toplumun lidere karşı geliştirdiği ruhsal sözleşme ile mümkündür. Motivasyonu sağlayan ise başarılı olma güdüsüdür. İkiden fazla insanın olduğu her ortamda insanlar kendilerine bir lider seçme ihtiyacı hissederler ve böylece bazı insanlar lider olurken diğerleri toplumun üyesi olarak yaşamlarını sürdürürler. Lider olabilmek için pek çok özelliğe sahip olmak gerekir. Bazen de yaptıkları ile sadece yaşadıkları döneme değil. Çünkü araştırmalar sonucunda lider niteliklerinin çoğunun doğuştan gelen özellikler olduğu ortaya çıkmıştır. Bunun nedeni o insanların sadece yönetici değil aynı zamanda lider olmalarından kaynaklanmaktadır. askeri. Bu durum insanların bir arada yaşamalarının sonucudur. Liderler bazen yaşadıkları zaman diliminde yaptıkları ile anılır ve yeni bir lider ortaya çıktığında eski popülerliklerini kaybederler. Yaptıklarının ve düşüncelerinin etkisi gelecekte de devam eder. Taşdemir İnsanlığın var oluşundan bugüne. Sayı:29 . İnsanlar sadece büyük topluluklar içerisinde değil küçük gruplar içerisinde de liderlere gereksinim duyarlar. geleceğe de damga vururlar. birlikte hareket etmeye sevk ederek amaç birlikteliğini sağlamaya muvaffak olur. kendine karşı geliştirdikleri ruhsal sözleşmeyi güçlendirmeye çalışır (Başaran. Ancak bu insanların çok azı hatırlanmakta. insanlar kendilerine liderlik edecek kişiler aramışlar ve gelecekte de arayacaklardır. toplumu hedeflenen amaca doğru ulaşmada. Güz 2009. Türkiye Cumhuriyeti‟nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk bu liderlerden biridir. yaptıklarından ve düşüncelerinden hala faydalanılmaktadır. Bu özelliklerden en önemlisi ise motivasyondur. Özellikle toplumsal liderlerin başarma arzusundan yoksun olmaları konumlarını kaybetmelerine neden olur. böylece onlara daha çok söz geçirebilmek için.

Lider. Lider ve Liderlik Liderlik etmek (lead). belirli İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . liderlerin ne tür kavramsal sınıflamalara tabi tutuldukları incelenmektedir. diğer insanları belirli bir amaç yönünde davranışa geçmeye sevk eden onları etkileyen kişidir. Liderlik. Romalıların lider anlamına gelen “dux” kelimesinde olduğu gibi.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 151 Lider kime denir? Liderlik nedir? Liderin nitelikleri nelerdir? Bu çalışmada. bu kelimenin manasını. Anglo-sakson‟lar. emirleri yönünde davranışta bulundukları kişi liderdir (Koçel. 1. bir grup insanı. Liderlik olgusunda güce dayanan bir yön bulunduğu akla getirilirse. kişiler arasındaki etkileşimi gerçekleştirmek için sahip olunan gücü kullanma süreci olarak ve lider de bu beceriye sahip kişi olarak tanımlanabilmektedir (Erdoğan. liderin yapmış olduğu şeylerle ilgili bir süreçtir. insanların bu yolda ve yönde yaptıkları seyahatler olarak genişletmişlerdir. 1994:330). Ya da bir grup insanın kendi şahsi ve grup amaçlarını başarmak üzere peşinden gittikleri. Pers ve Mısır dillerinde de aynı anlamda kullanıldığı tespit edilmiştir. Toplumların idaresine ilişkin liderlik ve yöneticilik anlayışının incelendiği bu çalışmada. Liderlik konusunda ortaya atılan tanımlar incelendiği ve bir sentez oluşturulmaya çalışıldığı takdirde bu kavramı. Yunanca‟da karşılığı “hegemon” olup. Bu incelemelerle. liderlik (leadership) ve lider (leader) kelimelerinin kökü. Liderlik ve lider ile ilgili pek çok tanım bulunmaktadır. 1998:5). Latince‟de geminin dümencisi manasına gelen “gubernatör” ya da “governor” da (yönetici) bu anlam netlik kazanmaktadır (Adair. Bunlardan bir kaçına yer vermek konumuz itibariyle yeterli olacaktır. “yol” ya da “seyahat” imajına denk düşmektedir. 2005:66). Liderliğin temelinde başka kişileri etkileme olgusu vardır (Efil. Belirli amaç ve hedeflere yönelmiş insan gruplarının oluşturulması ve harekete geçirilmesi her insanda kolay kolay bulunmayan bir beceri ve ikna etme yeteneği gerektirmektedir. liderlik. “seyahat etmek” veya “gitmek” anlamına gelen “laeden” fiilinden gelir. bu soruların yanıtları aranmakta. verilecek örneklerle konu açıklanmaya çalışılacaktır. 2001:465). Liderse belirli amaçlar çerçevesinde başka kişileri davranışa yönelten kişidir. “yol” ya da “yön” anlamına gelen “lead” dır. liderler ve yöneticilerin farklı yönlerinin neler olduğu ve toplumların nasıl bir idareci istediğinin belirlenmesi amaçlanmaktadır.

beş duyuyu kullanma ve hatta Güz 2009. dünya ve memleket durumlarıyla ilgili toplumun gidişatına en doğru biçimde yön verebilmesi gerekmektedir (Aydemir. amaçların başarılması. çok yönlü etkileşimlerin varlığı ve lidere atfedilen bir takım özellikler gibi ortak noktalar içerdiği söylenebilmektedir. yorumlama. Deal ve Peterson‟un da dediği gibi. Taşdemir amaçlar doğrultusunda bir araya getirme ve bu amaçları gerçekleştirmek için onları harekete geçirme yetenek ve bilgilerinin toplamı diye tanımlayabiliriz (Eren. . .Liderlik kültüreldir. 2004:431). bunlara rağmen liderlik tanımlarının genel olarak. Liderlik Nitelikleri ve Lider Etkililiği Liderlik eğitim kurslarına katılan kişilere liderlik niteliklerinin tanımı sorulduğunda. çağın gidişatını adım adım takip edebilmesi. .Liderlik politiktir. Liderin sahip olduğu kişilik nitelikleri önemsiz değildir. Bunun yanı sıra liderin öncelikle bir dünya görüşüne sahip olması. Sayı:29 . yeteneklerini ve kişiliklerini tespit ederek yöneten bir orkestra şefine benzetilmektedir. Lider içinde bulunduğu toplumu ya da örgütü çok iyi tanımalı ve sahip olduğu kültürü iyi özümsemelidir. kişilerin güdülerini. Bununla birlikte liderliği tanımlamanın zorluğu kabul edilerek. bir memleket anlayışına sahip olması. 2000:11-12): . izleme. 2.Liderlik resmi bir konuma bağlı değildir. 1997:102). örgütsel ve toplumsal farklılıkların. bütün liderleri içine alan tek bir yetenek ve kişisel nitelik kalıbı mevcut değildir. kültürü okumak. empati. Bununla birlikte. Fakat gerekli olan nitelikler duruma göre büyük oranda değişiklik göstermektedir. kişisel. Liderler.Liderlik ve yöneticilik birbirinden ayrıdır. . öngörü. hissetme. içinde bulunulan dönemin. 1998:76). bu konuda yapılan tanımların ayrı ve ortak noktaları doğrultusunda aşağıdaki yargılara varılabilmektedir (Erçetin. açıklık ve zeka terimlerini içeren düzenli listeyi yapmaktadırlar (Georgiades ve Macdonell.152 E. dinleme. Sonuçta.Liderlik bazı tinsel vasıfların ön plana çıktığı bir süreçtir. bu dönemde liderlikle ilgili geliştirilen yaklaşımların ve elde edilen bulguların tanımları farklılaştırdığı söylenebilmekte.

gündem belirleyicilik. Kişilerin bu gücü meşru olarak kabul etmesi ise otoritedir. Ayrıca iyi bir liderin her koşula çabuk ayak uydurabilmesi gerekmektedir. kendini izleyenler tarafından onun benimsenmesini sağlamaktadır. dayanıklılık. Liderin kendisini izleyenlerce benimsenme derecesi ne kadar yüksek olursa. 1999:69-71). .İzleyenlerle daha iyi iletişim ve ilişki içerisinde olması. .Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 153 gerekli olduğunda altıncı ve yedincisini de kullanma gibi çeşitli şekiller almaktadır (1994:29). onun izleyenler üzerindeki erki o kadar yüksek olmaktadır (Başaran. Gerçek liderlik meşru bir konumda yer almakta yani güç ile otorite arasındaki dengeyi sağlamakta yatmaktadır (Özel. Liderin bu beş durumda üstün olması. Yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlara bakınca liderlerin kendisini izleyen kişilere göre üstünlükleri genel olarak şu şekilde sıralanabilir (Başaran.Ortak amaçlar ve izleyenlerin gücü ile ilgili daha iyi bir değerlendirme yapabilmesi. nezaket. asosyal davranışları az olan. Liderin dışsal nitellikleri.Sosyal Olgunluk: lider heyecan yönünden olgun. Bunlar. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . uzlaşmacılık. eleştiriye açıklık ve kendisiyle barışık olmasıdır (Colcaud.Daha zeki olması. kendini bilme. Lider. projeksiyon (dışsal) ve içsel (gizli) nitelliklerdir. güven. güç ile otorite arasındaki ayrıma duyarlılık gösteren kişidir. onlara istediği bir şeyi yaptırabilme kudretidir. 1982:62). . 1999:202): . . 1998:60).Ortak amaçlara daha fazla ilgi göstermesi ve motive olması. Güç.Zeka: lider diğer üyelerden daha zekidir. İçsel nitelikleri ise. Colcaud‟a göre iyi liderin nitelikleri ikiye ayrılabilir. başarıya ve yenilgiye hazırlıklı bir yapı sergilemektedir. Bir başka kaynak başarılı örgüt liderinin ortak niteliklerini şu şekilde sıralamaktadır (Yalçın. 1982:61): . Bunun terside doğrudur. .Daha yeterli bir durumda olması. öğrenme yeteneği. Bu üstünlüğü kaybetmesi veya müşterek amaçlar için kullanmaması ona liderliğini de kaybettirmektedir. kişileri denetim altında tutabilme. sadelik ve ciddiyettir. kendine güvenen.

 İnsiyatif sahibi olmak.  Tutarlı kararlar alabilmek.  Kişilerarası ilişki kurma yeteneğine sahip olmak.İnsan ilişkileri: liderler işlerin yürütülmesinde insan faktörünün önemini kavradıkları için kişilerarası iyi ilişkiler kurulmasına büyük özen göstermekte ve dolayısıyla gerek yazılı gerekse sözlü iletişim ağları sağlamaktadırlar.  Motivasyonu sağlamak.  Analiz ve sentez yapabilme yeteneğine sahip olmak. .  Rasyonel.  Hayalperest ya da aşırı karamsar olmamak. Bingöl.  İleriyi görebilmek.  Güzel konuşma yeteneğine sahip olmak.  Kararlı olmak.  İş başarma yeteneğine sahip olmak. Güz 2009.    Başkalarına güven vermek.  Kişileri ve olayları tutarlı değerleyebilme özelliğine yeterli ölçüde sahip olmak.Kalıtımsal motivasyon: daima bir başarıdan diğerine koşmakta.  Açık kabul edilebilir bir amaç belirlemek. 1998:143.  Yönetici ve basiret sahibi olmak.  Amaçlara karşı sebatkâr olmak. dengeli ve örgütün gücüne uygun bir plan yapabilmek.  Düşüncelerini iyi bir şekilde aktarabilme kabiliyetine sahip olmak. Eren. Kendine güven duymak.  İçinde bulunulan durumla eldeki kullanım potansiyeli arasında en doğru ilişkiyi kurmak.  Denetleme yapabilmek. optimal bir zamana sahip.  İçinde bulunulan koşullara uygun hedefler saptamak. 1997:251-254.  Üyelerin uyumunu kolaylaştırmak. Buna göre bu kaynaklardan yapılacak bir sentezle liderin nitelikleri şu şekilde sıralanabilmektedir (Şimşek vd.  Uygun karar alma titizliğine sahip olmak.154 E. 2001:466):  Üstün bir zekaya sahip olmak. Taşdemir . Değişik kaynaklarda liderin değişik nitelikleri üzerinde durulmuş ve buna göre bir yaklaşım sergilenmiştir. esnek.  Açık sözlü olmak.. Sayı:29 . dış ödüllerden ziyade bu motivasyonların etkisinde kalarak sürekli yüksek tempoda çalışmaktadır. Duygusal olgunluk sahibi olmak.  Üyelerin katılımını sağlamak.

. . .Örgütün faaliyette bulunduğu topluluk. . .Karar alma için gereken ve izin verilen süre. Gönüllü olarak yapılan liderlik kişinin motivasyonunu artıracaktır. Bütün bu unsurların dikkate alınması ve öneminin kavranarak bu doğrultuda hareket edilmesi beraberinde siyasal. . olay ve görevlerin özelliği ve yapısal çerçeve tarafından belirlenen yapısal etmenlerin kesiştiği noktada liderin etkililiği ortaya çıkar (Yılmaz. Liderin sahip olduğu kişisel özelliklerinin yanı sıra ortam. ekonomik ve toplumsal bütün liderlere başarı İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .Grubun belirli iş talepleri. . 1996:8). Bir liderin etkililiğinin olabilmesi için öncelikle belirtilen niteliklere sahip bir liderin bulunması gerekir. grubun karşı karşıya kaldığı sorunlar. birbiriyle çatışan çıkarlar.Liderin yürüttüğü iş türü.Lider olunan grubun büyüklüğü.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 155 Ancak tek başına bu niteliklere sahip olmak liderin etkililiği için yeterli olmamaktadır.Örgüt tarihi. 1997:319): .Daha önce lider durumunda bulunan kişinin yaşı. Liderler insanların sevgi ve saygısına sahip olmalıdır.Liderin yaşı ve tecrübesi. 1996:178). Korkuya dayalı yönetimlerde de insanlar liderin peşinden gidilebilmekte ancak bu durum istekli gerçekleşmediğinden sonuç verimli olmamaktadır (Handy. Liderin topluma yapacağı etkinin derecesini o toplumun içinde bulunduğu şartlar ve sahip olduğu karakteristik özellikler belirlemekte (Kalyoncu. Ancak etkililiğin en önemli unsuru liderin bu işe gönüllü olmasıdır. . 2001:39). lideri izleyenlerin özelliği. .Grup üyelerinin iş birliğinin istendiği seviye.Grup üyelerinin kişilikleri. bu unsurları dikkate almayan lider toplumu istediği seviyeye ulaştıramamaktadır.Üyelerin kültürel beklentileri.Lider olunan grubun psikolojik ortamı. Yukarıda belirtilen faktörlerin yanı sıra bazı yönetim araştırmacıları liderliğin etkililiğine tesir eden unsurları şu şekilde sıralamaktadır (Hodgetts. . mevcut kaynaklar. .

amaçlarından ve zamandan bağımsız olmayacaktır. toplumdaki lider algılamasının dışında kalmasına yol açacaktır. Liderin bu faktörlere özen göstermeksizin bazı davranışlarda bulunması ise konumlarının sarsılmasına ve başarısızlığa sebep olacaktır. Sayı:29 . liderin davranışları yaklaşımı. 3. Bunları lider hastalığı olarak ta tanımlayabiliriz. Bu durumda liderin etkililiğinin azalmasına hatta yok olmasına sebep olacaktır. Taşdemir sağlayacaktır. 1995: 149-162): Cimrilik humması Dikkat nevrozu Duygusuzluk kompleksi İtaat zorunluluğu İnkar bağımlılığı Başarısızlık korkusu İltihaplı ego Nedensiz kaygı Boş boğazlık Cesaret yetersizliği En büyüklük saplantısı Verimlilik gösterisi Izdırap sendromu Popülerlik felci Tanınma katılaşması Yırtıcılık eğilimi Kuşku paranoyası Düşünce daralması Bu unsurlara dikkat etmemek. Lider Tipleri Tarihsel süreç içerisinde liderliğe yönelik çalışmalar yapılmış ve bu çalışmalar sonucunda liderliğe yönelik pek çok yaklaşım ortaya çıkmıştır. ancak olması gereken bu niteliklerinin yanında olamaması gereken bazı özelliklerde bulunmaktadır. liderin konumunu kaybetmesine. Çünkü liderin belirleyeceği yönetim tarzı onun kişilik özelliklerinden. durumsallık yaklaşımı ve daha sonraki dönemde oluşan çağdaş yaklaşımlardır. Bütün bu yaklaşımlar incelendiğinde görülmektedir ki hangi açıdan bakılırsa bakılsın sonucu etkileyen en önemli unsur liderin nasıl bir yönetim tarzı belirlediğidir.156 E. Davranış Güz 2009. Bu bağlamda Hun İmparatoru Atilla lider hastalıklarını şu şekilde sıralamıştır (Robers. Örgüt üyelerini ya da izleyenleri etkileyen en önemli husus da liderin davranış tarzı olmaktadır. Liderin etkililiğinin olabilmesi için liderin belli bazı niteliklerinin olması gerektiği belirtilmişti. Bunun sonucunda da bir lider davranışı ortaya çıkacaktır. Ortaya çıkan bu yaklaşımları dört temel başlık altında toplamak mümkündür. Bunlar. liderin özellikleri yaklaşımı.

1973:15). Otokratik liderliğin ortaya koyduğu yönetim biçiminin yararları ve zararları üzerinde durmak gerekirse.Topluma uymaya büyük bir önem verme. Otokratik Lider Otokratik liderlikte zorlama. tam serbesti tanıyan lider ve karizmatik liderdir. Otokratik lider saldırgan ve baskılı bir kişiliğe sahiptir.Değişmez bir kişiliğe sahip olma ve değişiklikten hoşlanmama. hangi amaçla ve sonunda nereye ulaşılacağını bilmeksizin üyeler sadece verilen işi yapmaktadırlar (Alptekin. .Gücü elinde tutan kişi ve gruplara dönük olma. . 1968:40-41). Bu tip liderler sert mizaçlı ve baskın tiplerdir. tam yetkili İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .Başkalarının cinslik suçlarına aşırı ilgi gösterme. karar verme ve tebliğ etme haklarını yerleşik teamüllerden almaktadırlar (Peters. Liderin yapması gerekenler gelenekler tarafından tayin edilmekte yönetimde yer alan kişiler sınırlarını aştıklarında çeşitli engellemelerle yüz yüze gelmektedir (Ergezer. tehdit ve güç kullanma vardır. . Öyle ki. . Grup üyeleri arasındaki ilişkiler en aza indirilerek kişilerin birbirlerini denetlemeleri sağlanmaktadır. Otokratik liderler. Yine otokratik lider. demokratik ve katılımcı lider. otoriter lider tipi üzerine yaptığı bir araştırmada bu kişilerde aşağıdaki ortak niteliklerin bulunduğunu saptamıştır (Baymur. bu liderlik tipinde grubun amaçlarının üyeler tarafından bilinmesi gerekli görülmemekte. . 3. sahip oldukları otorite ile elde ettikleri kumanda etme. yani yabancı ve azınlık gruplarına müsamahasız olma. otokratik lider.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 157 tarzlarına bakıldığında da dört temel liderlik tipi ortaya çıkmaktadır.1. öncelikle aile ve okul hayatından devlete kadar aşırı geleneksel yapıda yetişen ve kararı büyükten bekleme alışkanlıklarına sahip olan toplumlarda insanlar hiç kuşkusuz liderlerinden tam yetkisini kullanmasını bekleyecek bu davranış biçimiyle liderlerinin bilgili olduğuna ve kendilerine güven verdiğine ve tatmin sağladıklarına inanacaklardır. 1992:69). .İdare amir-memur ilişkilerine önem verme. Bunlar. Adorno.Tutucu ve geleneklerine bağlı görünme. 1994:279): .Etosantrik. Korku ve tehdit unsurunu kullanarak ve karakteri ile baskıda bulunarak etkin olmaktadır.

3. düşünce ve Güz 2009. kararlar. 1968:42). astlar kendi aldıkları kararların sorumluluğunu taşımaktadır. Bunlardan en önemlisi. Lider üyeler arasındaki ilişkileri teşvik etmekte ve desteklemektedir (Ergezer. Demokratik ve katılımcı liderler grup amaçlarının belirlenmesi ve her üyenin amaç belirlemede ve amaçların başarılmasında geniş ölçüde yer almasına önem vermektedirler (Alptekin. otokratik liderlik tipi ile yönetilen gruplarda yenilik ve ilerleme oldukça yavaş gerçekleşir. Pek çok fikrin bir araya gelmesi sonucunda alınan kararlar. bu durum daha sağlıklı karar almaya imkan tanımaktadır.. Otokratik lider tipi ile azınlıklara müsamahasız olma ve otoriteye itaat konusunda Nazi Almanyası‟nda yaşananlar önemli bir örnek teşkil etmektedir. Son olarak. Sayı:29 . Demokratik ve katılımcı liderlik davranışının en önemli faydalarından biri. Savaş sonundaki yargılamalarda pek çok Nazi subayının tamamen sağlıklı ve kişisel ilişkilerinin normal olduğu. yetkiyi kullanma ve grubun yapı ve işleyişindeki şekli açısından farklılık göstermektedir.. üyelerin inanç ve duygularını hiç dikkate almaması ve bunun sonucunda tatminsizlik. 1998:140). grup içerisinde liderden başka hiç kimsenin amaç. Liderler cezadan çok ödül sistemine ağırlık vermektedir (Şimşek vd. otokratik liderlikte etkin ve hızlı karar verilerek zaman kayıpları asgari düzeye indirilmektedir. ancak bunları tek başına yapmadığı da bir gerçekti. Diğer bir faydası ise. yapılanlara katılmadığı ancak emirleri uyguladığı ortaya çıkmıştır (Atkinson vd. 1992:73). 1999:659).158 E. program ve iş görme yöntemleri üzerinde söz sahibi olmaması ve bunun sonucunda yaratıcılığın azalmasıdır (Eren. planlar ve politikalarla ilgili tavsiyeler bulmaya çalışmalarında görülür ki. üyelerinde lider kadar örgütü etkileyen şartlarla ilgilenip amaçlar. Otokratik liderliğin bu yararlarının yanında bazı sakıncaları da bulunmaktadır. Adolf Hitler psikopat bir canavar olabilirdi. Taşdemir olduğu zaman bağımsız hareket edebilme inanç ve güvenine sahip olabilmekte bu da lideri güdüleyici bir ödül niteliği taşımaktadır. 2004: 458). Demokratik ve Katılımcı Lider Liderin egemenliğinin yasalara dayandığı ve liderin yönetme ve emretme işlevlerini akılcı kararlarla yaptığı bir liderlik biçimidir. istek. moral düşüklüğü ve grup içi çatışmaların ortaya çıkmasıdır. Bir diğeri. örgüt için daha sağlıklı sonuçlar ortaya çıkarmaktadır.2. Bu tip lider otokratik liderden sahip olunan yetkinin miktarı açısından değil. plan. Bu nedenledir ki. Bu tip liderler karar verme aşamasında astlarının fikirlerinden faydalanmakta.

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Çünkü liderler genelde yetkiyi tamamen bırakmaya çok fazla eğilimli değildirler.3. Lider diğer grup üyeleriyle benzer bir rol üstlenmekte. İkinci olarak bireysel başarıların ön plana çıkarılması grup başarılarının önemli ölçüde azalmasıdır. Bu liderlik tarzının yararı. üyelerin farklı nitelikte amaçlar geliştirebilmeleri. Son olarak tembel olan ve iş görmekten kaçan grup üyelerinin kaynakları kendileri için kullanmaları ve grubu parçalamaya yönelik çabalar içine girmeleridir (Eren. grup üyelerinin seçiminin çok önemli olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır. Gelişmelere zamanında tepki verilememesi örgütün sağlıklı işlemesine engel olmakta. hatta bu amaçların birbirlerine karşı olabilmesi ve bunun sonucunda da özellikle kriz zamanlarında bu durumun grubun dağılmasına neden olmasıdır (Şimşek vd. Liderin buradaki fonksiyonu yönlendirme ve özendirmedir.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 159 kanaatlerine önem verilen iş görenlerin motivasyonlarının olumlu bir şekilde etkilenmesi ve bundan psikolojik doyum sağlamalarıdır (Eren. 2004:460). lider grup dışından bilgi ve kaynak sağlama doğrultusunda gruba katkıda bulunmaktadır. Grup üyeleri yetki alanlarına giren konularda karar almakta ve uygulamakta serbesttir. güçten uzak duran bir liderlik tarzıdır. 1998:176). örgütün yaşam süresi kısalmaktadır. Bu durum bu tip liderliğin uygulandığı gruplarda. 2004: 459). Diğer bir sakıncası da bazı yeniliklerin ortaya çıkması durumunda kararların etkinliğini kaybetmesi hatta grubun karar alamaz hale gelmesidir (Eren. 3. Tümüyle oto kontrol sisteminin hakim olduğu ve çok fazla kullanılmayan bir liderlik tipidir (Sabuncuoğlu ve Tüz. 2001: 489). Bu liderlik tarzının sakıncalarından ilki. Acil durumlarda karar verme aşamasında bu tip liderlik tarzı başarı sağlayamamaktadır. Tam Serbesti Tanıyan Lider Grup üyelerini tamamen serbest bırakan. üyelerin kararlarını serbestçe alıp uygulamaları sonucunda kendilerini geliştirip problemlerine en iyi çözümü bulma konusunda motive olmalarıdır (Eren 2001:489-490).. Demokratik ve katılımcı liderlik davranışının en önemli sakıncası ise önemli önemsiz tüm karar verme sürecinin yavaş işlemesi ve bunun sonucunda zaman kayıplarının yaşanmasıdır. kararın alınması ve amaçların tespit edilmesini üyeler yapmakta. Tam serbesti tanıyan liderler genelde yetkilerini grup üyelerine bırakırlar. 1998:141).

hemen yerine getirilen kişidir (Sabuncuoğlu ve Tüz. Karizmatik liderler ile ilgili yapılan bir çalışmada şu davranış biçimlerini gösterdikleri ortaya çıkmıştır (Barutçu ve Akatay. toplumun güvendiği ve kabul ettiği üstün nitelikli kişiler olarak kabul edilmektedir. gelecekle ilgili hedefleri planlamak. Sayı:29 . Taşdemir 3. Bu tip liderlerin yanlışları yoktur ve eğer yanlış olan bir şey varsa bunu çevresindekiler ve emri uygulayanlar yapmıştır (Ergezer. performans ve iş doyumunu artırmada oldukça etkilidir. Liderin karizması bazen ölmüş olmasına rağmen devam etmekte. beklenti ve ümitleri arasında bir paralellik ve benzerlik söz konusudur. . . Halk ile liderin inanç. 2000: 195-196): .Günün şartlarından çok farklı olan. Bu düşüncenin hakim olmasının nedeni lidere yüklenen karizmadan kaynaklanmaktadır. 1998:175). Yanlış yapmak bir anlamda karizmanın yok olmasına ya da zayıflamasına neden olacaktır. Lidere karizmatik kişiliğini atfeden insanlar bu durumu kabul etmemekte onun yanlış yapabileceğine kesinlikle inanmamaktadırlar. Toplum tarafından kurtarıcı olarak algılanmaktadır (Ergezer. 1992:72). iç ve çevresel şartlara. Karizmatik liderin insanüstü bir takım nitelikleri taşıdığına inanılmaktadır.Büyük oranda yetkiye ve uzman güce dayanıp güvenmek.160 E. Daha çok doğuştan gelen ve Allah vergisi kabul edilen bir yetenekle donatılan karizmatik lider bu nedenle toplum tarafından olağan dışı olarak kabul edilmektedir. Lider Güz 2009.4. liderlik yaptığı grup üyelerini arkasından sürükleyen. insanlar sıkışınca onun yaptıkları ve söylediklerine bakmaktadırlar. Bu tip liderler genelde toplumda ya da grupta oluşan buhranlı zamanlarda ortaya çıkan. zaman ve mekanda oluşacak değişimlere göre farklılık gösterebilir. kararları bizzat kendisi alan ve söylemiş olduğu her söz emir olarak algılanan.Bir dereceye kadar alışılmamış ve mevcut kurallara uymayan biçimlerde davranışlarda bulunmak. Bu nedenle karizmatik liderlik. Bu durum grup üyelerinin sadakat ve itaatini sağlamaktadır (Aytürk. üyelerin kişilik yapılarına. 1992:72). 1999:16-17). Lidere yüklenilen karizmada buradan kaynaklanmaktadır. Açıklamaya çalıştığımız bu liderlik tiplerinin uygulanabilirliliği toplumun veya grubun kültür yapısına. . Karizmatik Lider Bu tip lider.Statükonun değiştirilmesi yönünde çaba harcamak. Bu tip liderler bireyleri etkileyerek onları bir amaç doğrultusunda bir araya getirmekte ve ortak amaç için çalışmalarını sağlamakta etkindirler.

Liderliğin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyan bu tespit insanların neden liderlere ihtiyaç duyduğu sorusunu akla getirmektedir. Martin Luther King Jr. Liderler ve Yöneticilerin Farklı Yönleri Michigan Üniversitesi‟nden bir bilim adamı toplum için ölümcül bulduğu on tehlikenin bir listesini yapmış ilk sıraya da nükleer savaş veya kaza tehlikesini koymuştur İkinci sırada salgın hastalık. milyonlarca kurum ve organizasyonun bulunduğu toplumsal yaşamda. 2002:16-17). yönetimde ve kurumlardaki kalitesizlik ile liderlik eksikliği bulunmaktadır (Bennis. yaptıkları ve söyledikleri ile yaşadıkları döneme damgasını vurmuş liderlerdir. birlikte yaşama ihtiyacının sonucunda. eğer kendilerine bir lider belirlemezlerse o toplulukta kargaşa hakim olur.” Bennis‟in bahsettiği isimler. İnsanları yönetenler ya da yönetmeye talip olanların her zaman lider olması beklenemez. kurumsal ve grupsal liderlere ihtiyaç bulunmaktadır. Liderlik önderlik etmektir. gibi liderlerinse. İyi bir önder aynı zamanda iyi bir yönetici olabilir. her zaman bir liderliğe ihtiyaç duymuştur. Bu kavramlar kimi İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . korkularını yenebilmeleri için meydan okuyan FDR (Roosevelt) artık yok. ter ve gözyaşı isteyen ve istediğini alan Churchill de gideli çok oluyor. Lambarane Ormanları‟ndan. açlık ve çöküntü.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 161 benimsediği tarzın kendisini başarıya götürdüğünü fark ettiğinde bu tarzı devam ettirir. Ancak bu tarzın başarısız olduğunu ya da etkisini kaybettiğini gördüğünde ise bunu değiştirebilir. Topluluk halinde yaşayan insanlar. ülke liderlerine. Ancak iyi bir yönetici aynı zamanda iyi bir lider olabilmelidir. bize şu an olduğumuzdan daha iyi ve daha mükemmel olabileceğimizi söylemekle ölümcül bir risk aldıklarını kanıtlarmışçasına hepsi öldürüldüler. Önderliğin temelini önderliğe ve yönetime ilişkin kavramlar oluşturmaktadır. Kan. Kennedyler. hayata karşı büyük saygıyla insanlığa ilham kaynağı olan Schweitzer de artık yok. sonsuzluktaki birlik ve kainattaki uyum fikirlerini aşılayan Einstein da artık aramızda değil. Gandi. Bu liderleri çoğaltmak mümkündür. Bize. 4. üçüncü sırada ise. yüzlerce ülkenin olduğu ve farklı yönetim biçimlerinin bulunduğu bir dünyada. Milyarlarca insanın yaşadığı. İnsanoğlu var oluşundan bu yana. Bennis‟in geçmişteki liderler ile ilgili söyledikleri ise önemlidir (2002:15-16): “Bütün bir ulusa. Ama her iyi yönetici iyi bir önderdir denemez. Özellikle günümüz şartlarında görev alan yöneticiler toplum tarafından lider olarak algılanıyorlar mı? Bu soruyu amerikan toplumu için 1987 yılında “kim iş başında” diye soran Time dergisi ulusun ihtiyacının olduğu bir anda evde kimsenin olmadığını söylüyordu.

tekdüze alışılmış etkiyi gerektirir. iş görenlere çoğunlukla. üst yöneticinin ve onu izlemek zorunda olan yöneticilerin yönetim biçimine göre nitelik kazanır. Önderlik ve önder ile yönetim ve yöneticiye ilişkin ayrılıklar Tablo 1‟de kısaca gösterilmiştir (Filley ve House. 1982 „den Akt. toplumun her zaman iyi yöneticilere ihtiyacı bulunmaktadır. izleyenlerin psikolojik gerçek sınırlarının ötesinde uyarlığını (compliance) sağlamaya yöneliktir. Önder. 1969. 1992:97). Yönetici yasal erkini kullanır. toplumun her kesiminde rast gelindiği için geniş bir kavramdır. YÖNETİM VE YÖNETİCİ Yönetim. Güz 2009. Yönetim. Başaran. Sayı:29 . ÖNDERLİK VE ÖNDER Önderlik. yöneticilerin aynı zamanda liderlik nitelikleri ile donanmış olmaları gerekmektedir. Yönetim. Yönetim. izleyenlerin olgunluk düzeylerine ve geliştirdikleri değer ve düzgülere göre nitelik kazanır. Önder kişisel erkini kullanır. Önderlik. izleyenlerin gereksinimlerini karşılamak için yeterliklerini eyleme dönüştürür. Ancak günümüz hızlı değişimleri göstermektedir ki. Yönetici anamalcı ya da yönetsel erkçe atanmıştır. belli amaçları gerçekleştiren örgütlere özgü olduğu için daha dar bir kavramdır. izleyenlere alışılmışın ötesine ve üstüne çıkan bir etkiyi içerir. izleyenlerin öndere verdiği erki. Önderlik. Önderlik. Yönetimin sürdürülebilmesi için başarılı olmak yeterlidir. 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Tablo 1: Önderlik ve önder ile yönetim ve yöneticiye ilişkin ayrılıklar Görülmektedir ki. makam sahibinin elde ettiği kayraları ve hakları kullanmasıdır. yönetmen olmayabilir. önderin onları etkilemek için kullanmasıdır. Önderliğin sürdürülebilmesi için önderin etkililiği asıldır. Hersey ve Blanchard. saptanmış amaçları gerçekleştirmek için iş görenlere biçimsel görevleri yaptırmaya çalışır. Önderlik. Yönetim.162 E. Önder. izleyenlerin toplam etkisinden daha çoğunu onlara gösterip uyarlıklarını sağlayarak başa geçmiştir. iş görenlerin psikolojik gerçek sınırları içinde uyarlığını (compliance) sağlamaya yöneliktir. Yönetici önder olmayabilir. 1 Önderlik. 1977. Carroll ve Tosi. Yönetim. Taşdemir yönlerden birbirlerinden ayrılırlar.

liderliğin de başlangıcı olmaktadır. dünyanın gelişmiş toplumları arasında olmayan ülkeler ve insanları demokratik ve katılımcılığın yanında karizmatik lider beklentisi içerisindedir. harekete geçirmek ve başarıya ulaştırmak için İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . askeri. öğretileri ile kalıcı olmuşlardır. insanlık tarihi boyunca denenen yönetim biçimleri ve liderlik tarzları içerisinde. Bu liderler kendi zamanlarında ihtiyaç duyulduğu anda ortaya çıkmış ve yaptıkları ile liderliklerini benimsetmiş. çarkların düzgün işleyeceği şekilde kuramayan toplumlarda iyi bir yönetici olmak insanlar tarafından yeterli görülmemektedir. Bu çalışma sonucunda görülmektedir ki. Ancak bu durum fazla uzun sürmemekte. Günümüz dünya düzeninde pek çok toplum demokratik ve katılımcı yönetim biçimini benimsemiş olduğundan bu tarz liderlik beklentisi içerisindedir. İnsanlık tarihini okuduğumuzda. Bu noktada liderlerin önemi ortaya çıkmakta. liderin olmadığı toplum ve organizasyonların sağlıklı bir yapı oluşturamadıkları ve süreklilik sağlayamadıkları görülmektedir. Ancak demokratik şartlarda da insanları belirli bir amaç etrafında toplamak. belirli amaçları gerçekleştirebilmek için insanları etkileme. hala sistemlerini. Gösterdikleri yönetim biçimine göre de otokratik. Bu durum toplumun zaman zaman farklı arayışlar içerisine girmesine neden olmakta. insan ve insana özgü değerlerin yaşaması için en uygun yönetim tarzıdır. özellikle toplumların idaresi noktasında demokratik ve katılımcı yönetim biçimi. Bu liderlerin büyük bölümü yaptıkları ile tarihe yön vermiş. Gelişmiş toplumlarda iyi bir yönetici olmak. Tarih gözden geçirildiğinde dini. insanlar için kurtarıcı olarak algılanmışlardır.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 163 Sonuç Yapılan bu çalışmada. tam serbesti tanıyan ve karizmatik liderlik tarzları göstermişlerdir. siyasal ve sosyal liderlerin varlığını görürüz. liderler ve liderliği de okumuş oluruz. liderlik. hatta otoriter davranışlara müsamaha gösterilmektedir. bir araya getirme ve yönlendirme sanatı olarak karşımıza çıkmakta. demokratik ve katılımcı. Ancak gelişmesini henüz tamamlamamış. çarkları düzgün işleyen sistemlerde yeterli olurken. insanlar yönetime katılmak ve görüşlerini rahatça söylemek istemektedir. sahip oldukları donanımlarıyla topluma yapacakları katkı önem kazanmaktadır. Liderler yaşadıkları dönemdeki toplumsal yapıya ve duruma göre yönetim tarzlarını belirlemişlerdir. Çünkü tarihin başlangıcı. Çünkü sorunların çözümünün uzaması insanlarda bıkkınlığa sebep olmakta. sorunların ancak otoriter bir tarzla çözülebileceğine olan inanç güçlenmektedir.

Atkinson. Feriha (1994).Ü. Kışkırtıcı Liderlik – Inspiring Leadership.. Genel Psikoloji. Bennis. Şevket Süreyya (1997). Ankara: Alteo Yayıncılık. Trabzon: K.Ü.). Ankara: Arkadaş Yayınevi. Eğt. Aytürk. Ankara: A. İşletmelerde Yönetim ve Organizasyon. Selçuk Üniversitesi SBMYO Dergisi. Northern Cyprus: Eastern Mediterranean University Pres. Esin ve Akatay. ________________(1992). Baymur.. İnşaat ve Mimarlık Fakültesi Yayınları. İstanbul: İnkilap Kitabevi. The Leadership Paradox: Balancing Logic and Artistry in Schools. San Francisco: Jossey-Bass A Wiley. Örgütsel Davranışın Yönetimi. Terrence E. Adel Safty (Eds. İstanbul: Beta Basım. (Çev. Yönetim Sanatı Başarılı Yönetim ve Yöneticilik Teknikleri. İsmail (1998). İstanbul: Remzi Kitabevi. Bem.164 E. Deal. Toplumların sıkıntılı dönemlerinde hala geçmiş dönemlerdeki liderlerine atıfta bulunması yönetici değil ama lider eksikliğindendir. Warren (2002). Başaran. Yönetimde İnsan İlişkileri. RL. Kültür ve Liderlik. ss. Güz 2009. Ankara. Pelin Ozaner). İ. Taşdemir iyi bir yönetici olmanın yanı sıra lider olmakta gerekir. Ankara: Yargı Yayınları. Bursa: Vipaş İnş. (1994). Nihat (1999). and Peterson. Kent D. RC. DJ. Colcaud. Lider ve Demegog. Mehmet (1968). John (2005). Tur. ve Hoeksema. Aydemir. Barutçu. Dursun (1997). KAYNAKÇA Adair. Bir Lider Olabilmek. SN. İstanbul: Sistem Yayıncılık. Personel Yönetimi. Çev: Utku Teksöz. Jean-Marc (1999). 57-71. EE.. Leadership and the United Nations. “Leadership and Effective Communication”. 4:189-201. Eğitim Fakültesi Yayını. Çev: Yavuz Alogan. Sayı:29 . Ethem (1982). Ayten (2000). Bingöl. Efil. Atkinson. Alptekin. (1999). “Bilgi Toplumu ve Transformasyonel Liderlik”.T. Psikolojiye Giriş. Smith.

Örgütsel Davranış ve Yönetim Psikolojisi. Bursa: Alfa Basım. Personel Yönetimi. Koçel. Zeyyat ve TÜZ. “Siyasal Liderlik”. Akgemci. Yalçın. Authority Responsibility and Education. Strategies and Practices fort he Next Era. Çev: Mehmet Harmancı. Özel. Marshall Goldsmith and Richard Beckhard (Eds. Yeni Türkiye Dergisi Türk Siyaseti Özel Sayısı. Yılmaz. Eren. Ankara: Nobel Yayın. Çev: Canan Çetin ve Esin Can Mutlu. Davranış Bilimlerine Giriş ve Örgütlerde Davranış. Hodgetts. Richard M. Leadership for Competitive Advantage. Selçuk (1999). İstanbul: İz Yayıncılık. 2(9): 163-182. Örgütsel Psikoloji. Adnan (1998). A. Handy. Aytekin (1996). Şimşek. Sabuncuoglu. Yönetim: Teori. Nick and Macdonell. Süreç ve Uygulama. Kalyoncu. Hun Atilla‟nın Zafer Sırları. Erdoğan. San Francisco: Jossey-Bass. Tamer (2001). İstanbul: Beta Basım. M. Mustafa (1998). Georgiades. Hamdi (2001).). 3-9. İşletmelerde Davranış. İlhan (1994). Liderlik Sanatı. Peters. Yönetim ve Organizasyon Çağdaş ve Küresel Yaklaşımlar. Robers. Ergezer. Erol (2001). Chichester: John Wiley & Sons. ss. Frances Hesselbein. Wess (1995). (1997). Melek (1998). İstanbul: Der Yayınevi. İşletme Yöneticiliği: Yönetim ve Organizasyon Organizasyonlarda Davranış Klasik-Modern-Çağdaş ve Güncel Yaklaşımlar. Tahir ve Çelik. İstanbul: Marifet Yayınları. Ş. İstanbul: Say Yayınları. “The New Language of Organizing and Its Implications for Leaders” The Leader of the Future: New Visions. Liderlik ve Özellikleri.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 165 Erçetin. İstanbul: Beta Basım. Liderlere Tapınma Psikolojisi. Şerif. London: George Allen and Unwin. İstanbul: Beta Basım. Şule (2000) Lider Sarmalında Vizyon. Richard (1998). İstanbul: Beta Basım. Ankara: Ocak Yayınları. İstanbul: Beta Basım. Ankara: Nobel Yayın. Erol (2004). Eren. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Richard (1973). Bahattin (1992). Charles (1996).

The woman exposal. reporting. nitelikli bir habercilik anlayışının yerleştirilmesi açısından değerlendirilebileceği beklenmektedir. Araştırma sonucu ede edilen bulguların internet gazeteciliğinin profesyonelliğinin sorgulanması. the rubbish news including sexual and erotizm are used for the internet user of all ages. news value. Hürriyet. Milliyet. the internet main pages of Hürriyet. The results of research are expected to examine the professonalism of the internet journalism and evaluate to provide the eligible reporting conception. Zaman ve Radikal’in internet “ana sayfaları” söz konusu unsurlar açısından. Anahtar Kelimeler: İnternet. The photo galeries based on woman exposal. Milliyet. “Click commerce" * ** Yardımcı Doçent Doktor. 7(2). Key Words: Internet.Ü. kadın teşhiri. 237- CĠNSELLĠK ÜZERĠNDEN “TIK TĠCARETĠ”: ĠNTERNET HABERCĠLĠĞĠ ÜZERĠNE BĠR ĠNCELEME Umur IġIK* & Konur Alp KOZ** ÖZET Çağımızın en etkin kitle iletişim ortamlarından biri olan internet. G. haber değeri. içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmektedir. The strong representatives competed in the atmosphere and also put into practice the practices which are except from the traditional journalism conception and application with the ticking anxiety. G.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. tık ticareti “Click commerce” based on sexuality: An Analysis on Internet Journalism ABSTRACT The internet which is the most effective communication media leads the professionals to compete in the rating.Ü. habercilik. Any subjects which are not newsworthy take part in the internet pages of newspapers. İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi. Hiçbir haber değeri taşımayan konular –gelenekselde de temsili olan. Geleneksel gazeteciliğin güçlü temsilcileri de bu ortamda kıyasıya bir rekabete tutuşmuşlar ve daha fazla “tıklanma” kaygısı ile geleneksel anlamdaki gazetecilik anlayış ve uygulamalarının dışında pratikleri uygulamaya koymuşlardır. Bu çalışmada. Zaman and Radikal are researched in terms of the aforesaid fact by using the content analysis method. cinsellikle yoğrulmuş ve erotizm içeren başlıklarla süslenmiş “hafif” haberler. Kadın teşhirine dayalı fotoğraf galerileri.gazetelerin internet sayfalarında kolaylıkla yer bulmaktadır. her alanda olduğu gibi habercilik alanındaki profesyonelleri de büyük bir “rating” yarışına itmiştir. her yaştan internet kullanıcısına kolayca ulaşabilmenin anahtarı olarak kullanılmaktadır. In this study. Gazi Meslek Yüksekokulu İletişim 2003/18 .

Zaman ve Radikal‟in internet “ana sayfaları” söz konusu unsurlar açısından. büyük. A. IĢık – K. 26. Güz 2009. çağımızın en etkin kitle iletişim ortamlarından internet. Koz Gelişmiş ülkeler dikkate alındığında internetle oldukça geç sayılabilecek bir zamanda tanışan ancak son yıllardaki -devlet destekli. her alanda olduğu gibi habercilik alanındaki profesyoneller açısından da büyük bir rekabet ortamı yaratmıştır.168 GiriĢ U. Türkiye. Geleneksel gazeteciliğin güçlü temsilcileri daha fazla “tıklanma” kaygısı ile geleneksel anlamdaki gazetecilik anlayış ve uygulamalarının dışında pratikleri uygulamaya koymaktadırlar. geleneksel rakipleriyle paralellik gösterdiği unsurlar olduğu gibi kullandığı içerik ve anlamı bayağılaştırması bakımından farklılaştığı alanlar da söz konusudur. 2008) gözükmektedir.47‟si internet erişim imkânına sahiptir. Hiçbir haber değeri taşımayan konular –gelenekselde de temsili olangazetelerin internet sayfalarında kolaylıkla yer bulmaktadır.com/stats4.hamlelerle büyük bir kullanıcı sayısına ulaşan Türkiye‟de bugün itibarıyla 26. Haziran 2009). İnternetin anlam üretimine aracı kıldığı dilin. Sayı:29 . Araştırma sonucu ede edilen bulguların internet gazeteciliğinin profesyonelliğinin sorgulanması. Milliyet. nitelikli bir habercilik anlayışının yerleştirilmesi açısından değerlendirilebileceği beklenmektedir.8‟i internet kullanmaktadır ve bununla birlikte “gazete ve dergi okuma (yüzde 76)” internet kullanıcılarının en çok yaptığı iş olarak (TÜİK.htm. Yine araştırma sonuçlarına göre nüfusun yüzde 35. içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmektedir. internet kullanıcı istatistiklerinde Avrupa sıralamasında Mart 2009 rakamlarıyla 7. Türkiye İstatistik Kurumu‟nun (TÜİK) yayınladığı “Hane Halkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması”na göre ise (Ocak-Mart 2008) Türkiye‟de hanelerin yüzde 24. dünya sıralamasında ise 14. Hürriyet. büyük olarak yerini almıştır ki.5 milyon internet kullanıcısı Avrupa nüfusu içerisindeki internet kullanıcılarının yüzde 7‟ye yakınını teşkil etmektedir. Bu rakam ağın içindeki diğer Türkçe konuşan insanlar da dikkate alındığında daha büyük bir topluluğa işaret etmektedir. Avrupa‟nın ve dünyanın diğer ülkelerindeki Türkler bu rakama dahil değildir. Bu bağlamda. Kadın teşhirine dayalı fotoğraf galerileri. Bu çalışmada.internetworldstats.5 milyon insan internet kullanıcısı durumundadır. cinsellikle yoğrulmuş ve erotizm içeren başlıklarla süslenmiş “hafif” haberler. Ülke nüfusunun yüzde 35‟i internet kullanıcısı durumundaki Türkiye‟nin 2000 ila 2008 yılları arasındaki kullanıcı sayısı artış oranı ise yüzde 1225 olarak gerçekleşmiştir (http://www. her yaştan internet kullanıcısına kolayca ulaşabilmenin anahtarı olarak kullanılmaktadır.

ses. fotoğraf.Türkiye’de Ġnternet Gazeteciliği Üzerine… İnternetle birlikte ortaya çıkan sanal gazeteler. 1 Ocak 1997‟de internette okuyucularıyla buluşurken. Ulusal basında. artan internet hızı. eş zamanlılık (synchronicity). çokluortam (multimedia) ve bağlantılı metin (hypertextuality) gibi temel karakteristik özellikler (Newhagen ve Rafaeli.) sanal ortamda gazetecilik yapılırken. Başlangıç yıllarında başta büyük gazeteler olmak üzere daha çok gazetelerinin “basılı nüshalarını” internete aktarmak yoluyla sanal ortama adapte olmaya çalışan bu yeni ortam aktörleri internete özgü bir yayın ve işletme modeli geliştirememişlerdir. 1997: 30. Deuze. Etkileşim (interactivity). paket anahtarlama (packet-switching). etkileşim. Türkiye‟de gazetelerin internetle tanıştığı 1995 yılından itibaren. 1997 yılıyla birlikte Türk basını tamamıyla internete adapte olmuş ve yazılı basınımızda yer alan çok sayıda dergi ve gazete sanal ortamda okuyucularına hitap etmeye başlamıştır (Gürcan. 1996. Sanal ortamda da gelenekselde olduğu gibi abonelik yoluyla para kazanma girişimleri kısa sürede başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Ekim 1995‟de Leman olmuştur. alan darlığının ortadan kalması ve çok fazla erişime imkân tanıyan bant genişliğinin sağlanması. her türden malzemenin sunumunda sağladığı kolaylıklar. 2003: 211-215) internete özgü bir gazetecilik anlayışının doğmasına imkan tanımıştır. İnternet ve bağlı teknolojilerde yaşanan hızlı değişim ve gelişimlerle birlikte giderek kabuk değiştiren İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . harita vb. Türkiye‟de bu konudaki ilki Zaman gazetesi gerçekleştirmiş ve 2 Aralık 1995‟te internette yayına başlamıştır. video ve fotoğraf gibi web sitesine ağır yük getiren unsurların daha az yük getirir hale getirilmesi) internet ortamında kullanılabilmesine yol açmıştır. Hürriyet gazetesi.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 169 1. Pavlik. ilerleyen yıllarda yaşanan teknolojik gelişmeler okuyucunun dikkatini çekebilecek unsurların (etkileyici görsellik. 1999: 45-46). bulmaca. merakların ve ilgilerin paylaşımını esas alan yeni toplumlar ortaya çıkarabildiğinden ve diğer herhangi bir iletişim aracı içinde imkansız olan bağlam ve yapı derinliği ile zamana bağımlılığı ortadan kaldırmasından ötürü gazetecilik anlayışında köklü değişikliklere yol açmıştır. bir yandan gelenekselde temsili olan gazeteler bir yandan da internetin sunduğu ekonomik imkânları fırsata dönüştüren çok sayıda internet gazetesi sanal ortamda yayına başlamıştır. fal vb. video. Zaman gazetesinden sonra Milliyet gazetesi 27 Kasım 1996‟da internette yayımlanmaya başlamıştır. resim. onu Sabah gazetesi takip etmiştir. Başlangıcında yalnızca geleneksel gazetede yer alan kısıtlı unsurlarla (haber. Türk basınında internete ilk giren dergi ise Temmuz 1995‟te Aktüel.

Aktaş. Güz 2009. içerik. 2007. Koz (şekil.170 U. Kazaz. gazeteci-haber kaynağı ilişkisinden. İnternet. A. 2009). okuyucuya ve yayıncıya sunduğu fırsatlar ile internetin geleneksel anlamdaki gazetecilik uygulama ve pratiklerinden ayrılan yönleri (Gürcan ve Bekiroğlu. haberin sunumuna (görsel-metinsel). okuyucu-gazeteci iletişimine dek pek çok şeyi değiştirmiştir. Dimitrova and Neznanski. İnterneti önemli bir mecra olarak gören reklam verenlerin sayısı giderek artmaktadır ve Türkiye‟de online reklam harcamalarının 2007 yılı itibarıyla 40 milyon doları bulduğu tahmin edilmektedir. Thurman. okuyucuya ulaşma mantığında) ve bu ortama adaptasyonunu tamamlayan gazeteler nihayetinde internette ekonomik gelir elde etmenin temel unsurunun “tıklanma sayısı” olduğunun farkına varmışlardır. içerik kalitesi. gözetlenmesi pek mümkün olmayan internetin zararlı etkileri ve sonuçları karşısında toplumları. 2007. 2000. uluslararası dolandırıcılık. 2007. teşhir. 2004. Haberin hazırlık sürecinden sunumuna dek internete özgü biçimler ortaya çıkmış ve bu gazetecilik anlayışında köklü değişimlere yol açmıştır. Evrensel bir iletişim aracı olarak denetlenmesi. 2007) değerlendirilmektedir.koruyabilmek için bazı konular (çocuk pornografisi. bireyleri özellikle de gençleri ve çocukları. Sayı:29 . Bugüne dek bu yeni ortamı teknolojik özellikleri/üstünlükleri ve gazetecilik temelinde keşfe yönelik olarak yapılan birçok çalışmada (Pavlik. gazeteciye. terörizm. Deuze. Bu reklam pastasından pay alabilmek. 2003. 1999. Tirajdan gelir elde edemeyen internet ortamdaki medya organlarının en büyük gelir kaynağını ise reklamlar oluşturmaktadır. 2007:9). 2006) internet ortamının. başka bir deyişle reklamverenin gözüne girebilmek için bilinirlik. Bu yönüyle internet bir yandan sınırsız bir özgürlük ve iletişim alanını bir yandan da kötü niyetlilerin suiistimaline açık bir ortamı simgelemektedir (Işık. Kısacası ne kadar çok “tıklanırsa” o kadar çok reklama ve dolayısıyla nakite kavuşma imkânı söz konusudur. görsel kalite gibi unsurlarla ayırt ediciliğin sağlanması gerekmektedir (Danış. IĢık – K. ziyaretçi sayısı ve profili. sahtecilik) üzerinde tüm dünyanın ortak çalışma yürütmesi zorunlu hale gelmiştir.

1 Yukarıdaki satırlar . kültürel ve dinsel değerleri koruma çabalarıyla medyada sunulan içerikler arasında rahatsız edici bir ilişki söz konusudur. Yayın Yönetmeni. Ülkemizde toplumsal. Yukarıda yer alan ve bir çeşit “itiraf” olarak kabul edilebilecek açıklamalar göz önüne alındığında medyanın kimi zaman bu rolüne ilişkin otokontrol ve kendini düzeltme çalışmaları yaptığı ancak mevcut duruma bakıldığında pek de başarılı olamadığı görülmektedir. Toplumsal değerlerle çerçevesi çizilen cinsellik olgusu konusunda ne ülke eğitim kurumları ne medya ne de ebeveynler üzerlerine düşeni gerçekleştirememektedir. Bütün bunlara rağmen bugün Türkiye‟de habercilik adına internet meydanında boy gösteren gazetelerin sunduğu içerikler tartışma konusudur. en azından ev sahibi gazete açısından olumlu sonuçlar vermiş görünmektedir.yaklaşık iki yıl önce. Çalışmaya da ışık tutan bu itirafın yanı sıra mevcut internet haberciliği ortam ve şartlarının. arkadaşlar ve medyanın cinsellik konusunda en önemli bilgi kaynağı olduğunu ortaya koymaktadır (Ercan. 2005).tr/gundem/6753140. kadın fotoğrafları ve zararlı yayınlara karşı toplumsal bilinç oluşturmak amacıyla başlatılan “Temiz internet” kampanyası.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 171 2.com. 21 Haziran 2007. sunulan içeriklerin derinlemesine araştırma ihtiyacı ortadadır. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .asp.com. Yine benzer bir otokontrol çabası da Sabah gazetesi tarafından 27 Temmuz 2007‟de başlatılmıştır.Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni imzasıyla okuyucuya manşetten duyurulan haber başlığından ve spotundan oluşmaktadır.tr Genel http://www. İnternette şiddet.TartıĢmalar/Sorunlar “Kadın teşhirinin rekabetini reddediyoruz” Artık hiçbir haber değeri olmayan çıplak kadın fotoğraflarından oluşmuş foto-galerileri kaldırıyoruz. kimi zaman “teşhire” kimi zaman da erotizmin sınırlarını zorlayan haber(!) içeriklerine müsaade edilmesine yol açmaktadır. Google aramalarında en ön sıralara çıkabilme ve reklam pastasından daha büyük bir pay kapabilmek telaşı. Bugün itibariyle Türkiye‟de en çok ziyaretçi sayısına 1 Fatih Çekirge. Hürriyet. Alexa sıralamasında ilklerden olabilme.hurriyet. Buna karşın yapılan araştırmalar.

Haber Sitelerinin Trafik Kaynakları ve Ġnternete Özgü Haber Tipleri Online haber yayımcılığı.172 U. Dil oyunlarıyla örülü bu tercih. Sayı:29 . haberin yer aldığı sayfalar sınırlı sayıdadır. haber içeriği birden fazla sayfalara bölünmektedir. mümasil kılmaktadır. Kullanıcı. Bu durum her ne kadar avantaj olarak gözükse de aslında internet haber yayımcılığında alternatiflerin artması ve rekabetin olabildiğince sertleşmesi nedeniyle zamanla dezavantaja dönüşmüştür. bazen de “örtbas” haberler yayınlayarak “Türk okuyucusunun birinci tercihi olmanın haklı gururundan!” bahsetmektedirler. dar alanlara sıkıştırılmış haber başlıkları. İnternet sitelerinde ise bu sayı teknik ölçüde “sınırsız” olarak kabul edilebilir. dikkat çekici hale getirilirken. A. Dikkat çekici bir haber başlığıyla sayfayı ziyaret eden kullanıcı. benzer kelime tercihleri ve diğer yayıncı kuruluşların “copy pastları”. internet editörlerini geleneksel haber dilinden uzaklaştırmaktadır. Bu durum. geleneksel yayımcılıkta. karakter sayılarıyla sınırlıdır. Güz 2009. Bu amaçla. okuyucuya nasıl ulaşıldığı ve ne tür teknolojik hileler yapıldığını görmek yerinde olacaktır. IĢık – K. Bu yeni dil. Geleneksel yayımcılıkta. Ancak her nedense büyük gazetelerimiz bu amaçlarını gerçekleştirirken kullandıkları yöntemler konusunda bihaber davranmakta. daha çok retoriktir ve ikna edici bir kurguya sahiptir. Buradan hareketle çalışmanın bu bölümünde internet sitelerinin trafik kaynaklarına bakmak. çoğunlukla yeni sürprizlerle karşılaşır. vitrin konumundaki ana sayfanın dışında devam sayfalarını okurken. sayfa ziyaret oranlarını da artırmaktadır. Kullanıcı sayısını artırmak amacıyla yapılan bu kurgusal oyunlar. internet yayımcılığında ana sayfanın dışındaki bölümleri tercih etmemektedir.com/topsites/countries/TR). Haber başlıklarındaki “kurgusal oyun”. Haber başlıkları. hedef kitlenin dikkatini olabildiğince çekerek sayfa ziyaretini artırmaktır. İnternet yayımcılığında. ziyaretleri tetiklemektedir.alexa. haberin ana kurgusunu örtülü hale getirilebilmektedir. tıklanma değeri yüksek kelimeler tercih edilmektedir. Bu sistem yüzünden kullanıcı. Milliyet ve Hürriyet gibi gazetelerimizin başını çektiği bu yeni uygulamada. Temel amaç ise okuyucuyu baştan çıkaran bir söylemle. tek bir haber için 2 ila 15 arasında sayfa ziyareti gerçekleştirmek zorunda bırakılmaktadır. Koz ulaşan ilk 30 siteye bakıldığında gelenekselde de temsili olan büyük gazetelerimizin yer aldığı görülmektedir (http://www. 3. geleneksel haber dilinden ayrılarak kendine özgün bir dil oluşturmuştur. Haber içeriğine yerleştirilen cezbedici (!) görsel öğeler. farklı içerikteki haberleri bile dublör haline getirmekte.

milliyet.www.2009&KategoriID=19 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .milliyet. haber siteleri bu tür cinsel öğeler nedeniyle kimi zaman “filtreleme programları”na takılmaktadır.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 173 haberle ilgili veya ilgisiz aynı içerikle sunulan fotoğraf galerileri ziyaret oranını ve dolayısıyla da “tıklanma sayısını” çok daha üst seviyelere taşımaktadır. Böylelikle. 2 http://www. okuyucunun sistemde daha fazla sürede kalması sağlanmaktadır. 26 Haziran 2009. Özellikle fotoğraf galerinin tıklanma oranı yüksek olması.aspx?aType=GaleriHaber&ArticleID=1110998&PAGE= 1&Date= 26. Haberin içerisine eklenen fotoğraf galerileri. tek bir haber için sayfayı ziyaret eden kullanıcı.tr2 Bu uygulamanın giderek yaygınlaşması içeriğinde zayıflamasına neden olmaktadır.tr/GaleriHaber.1 – “Vagon” Haberler Vagon haberler.com.1 . Bu şekilde sayfa ziyareti artırılmakta.1.com. haberlerde kadın teşhirciliğin artmasına neden olmakta. bu oranları daha üst seviyeye taşımaktadır. 3. tek bir haberin birden fazla bölüme ayrılarak içeriğin ayrı sayfalara taşınması yöntemidir.06.Galeri Haber Tipleri 3. kendi tercihi dışında adeta sayfa ziyaret etmeye zorlanmaktadır.

“okumak istediği” habere ulaşana dek.Hürriyet 3.wikipedia.174 3. IĢık – K. birçok ülkedeki haber sitelerinin de aynı yöntemi izlemesine neden olmuştur. Güz 2009.2.1. tıklanma oranı daha yüksek olan ya da editörün diğer haberlere göre daha önemli olduğunu düşündüğü haber. Koz Sayfa ziyaretini artırabilmek amacıyla daha çok Milliyet ve Hürriyet‟in uyguladığı bir diğer yöntem ise “matruşka3” olarak adlandırdığımız haber biçimidir. 27 Haziran 2009. internetteki çok yüksek sayfa ziyaretleri. fotoğraf ya da video) ana sayfaya taşınır. Fotoğraf ve Video Galerileri Görselliğin giderek ön plana çıktığı internet haber yayımcılığı. A. Bazen de okuyucu. Tek anne figürünün içerisinde iç içe yerleştirilmiş beş veya yedi bebekten oluşur (http://tr. Ahşap el yapımı olan bebekler ortasından açıldığında başka bir bebek çıkar. diğer haberlere de göz atmak/tıklamak zorunda bırakılır.2. Rus yapımı bir oyuncak bebek türüdür. Alman Bild‟in önünü çektiği yeni bir ekol peşindedir. Bu yöntemde. haber içerik olarak zayıf olsa da büyük görsellerle desteklenmiş. Bu yeni uygulamada. Bild‟in.“MatruĢka” Haberler U. okuyucuyu devama yönlendirecek cezbedici ögelerle (başlık. Haber içerisine yerleştirilen fotoğraf ve video galerileri. ziyaret oranlarını (hem sayfada geçirilen süreyi hem de sayfa ziyaretini) çok daha üst seviyelere taşımaktadır.org). Sayı:29 . 3 Matruşka. onu açtığınızda yine başka bir bebek çıkar. bulvar tipi gazetecilik anlayışının internete de hâkim olmasına neden olmuştur. Ziyaretçinin dikkatini çeken bu haber tıklandığında ayrı bir sayfaya yönlendirilir ve 3 numaralı bölümde de gözüktüğü gibi günün tüm magazin haberlerinden oluşan bir derlemeyle karşılaşılır. Ziyaretçi böylelikle önem değeri en yüksek haberden başlayarak önemine göre sıralanan haber turuna sokulur.

8% kelebekgaleri 0.0% emlak 0.com.tr.com.3% medya 0.5‟inin ana sayfada sunulan içerikleri izlediğini belirtirken. Buradan da açıkça görüleceği gibi içeriğe eklenen galeriler. Aynı süre içerisinde ilk haberin sayfa ziyareti 300.tr”. İlk haber tek bir sayfada okuyucuya sunulurken.com.1% arkadasim Tablo 1: Haber sitelerinin 19 Haziran 2009 tarihli toplam trafik kaynaklarının domain üzerindeki paylaşımı Milliyet Gazetesi internet sitesi bu konuda yaptığı haberlerde5 kendisine ulaşan okuyucunun yüzde 88.com.3% hurriyet.com.4% videogaleri 0. rakip site olarak adlandırdığı Hürriyet‟te ise okuyucuların yüzde 4 5 http://www. sitedeki ziyaret oranını.aspx?aType=HaberDetayArsiv&KategoriID=3&Artic leID=1103664 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Milliyet Hürriyet Radikal Zaman D O M A İ N (Alan adı) % 88.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 175 Bu konuda 13 Haziran 2009‟da ankarahaber.3% arsiv % 4. İkinci haber.8% fotoanaliz 0.tr. hurriyet. Bu haberlerin ilki “Ferhunde’nin acı intikamı” diğeri ise “Avrupa Yakası’nda hüzünlü veda” başlıklarıyla okuyucuya sunulmuştur.alexa. Fotoğraf ve video galerilerinin bir haber sitesine ne derece katkı sağladığı aşağıdaki tabloda da görülmektedir.tr 99. fotoğraf sayısı ve sayfa sayısının çarpanı kadar artırmaktadır.tr/Ekonomi/HaberDetay.com.com.milliyet.com/siteinfo/milliyet.tr “İnternette en çok ziyaret edilenler listesinde zirvede yine milliyet. Alexa verileri4 dikkate alınarak çıkarılan aşağıdaki tabloda haber sitesine ulaşan okuyucunun nerede vakit geçirdiği ya da hangi amaçla siteye ulaştığı görülmektedir. benzer içerikteki iki magazin haberi yayınlanmıştır.0% zaman.com adlı haber sitesinin de desteğiyle yaptığımız bir çalışmada. zaman.2% turkuaz 0.tr 100.0% radikal. Haber sitesinin ana sayfasında yayınlanan her iki haberin 3 saatlik yayın döneminin ardından sayfa ziyaretleri incelendiğinde çok farklı oranlarla karşılaşılmıştır. ikinci haber 3 ayrı sayfaya bölünmüş ve içeriğe 14 fotoğraftan oluşan bir galeri eklenmiştir. http://www.5 milliyet.com.5% editor 1.1 msnyasam 1.com. ikinci habere ilişkin toplam sayfa ziyareti ise 3150 olarak gerçekleşmiştir.9% sanaleditor 20.tr S U B D O M A İ N (Alt alan adı) 32. radikal.tr 38.com.0% fotogaleri 5.tr. okuyucunun hem daha fazla “tıklama”sını hem de sitede “daha fazla süre” geçirmesini sağlamıştır.

foto/video galeri vb. yüzde 20‟sinin fotoğraf galerilerine ve yüzde 5. Bu amaçla. Çünkü arama motorlarında. sayfaya kodlanan anahtar kelimeler veya sistemdeki eşlemeli anahtar kelimeler sayesinde ulaşmaktadırlar. sistem tarafından daha önce yapılan kodlamalarla sistemli biçimde title (site başlığı). Kullanıcılar. Güz 2009. 3.tr gibi) değil. aramalarda giderek önemli bir hale gelen “üst sırada çıkma isteği”nin bir sonucu olarak büyük bir pazar haline gelen optimizasyon hilelerinin önüne geçilmesi amacıyla algoritmalar sürekli değiştirilmekte ya da daha karmaşık hale getirilerek birden fazla bileşen kullanılmaktadır. A. Bu da kısmi de olsa açık kaynak olarak kabul edilen Alexa ölçümlerinde. içerikleri ana domain üzerinden sunmaktadır.milliyet.8‟inin gazetenin magazin ekinin galerilerine. Haber siteleri de birçok internet sitesi gibi bazı kelime gruplarında rakiplerine göre daha ön sıralarda çıkabilmek amacıyla bu tür optimizasyonlara başvurmaktadır.3 oranında olduğunu belirtmektedir. arama motorlarının olası algoritmalarına göre düzenlenmektedir. IĢık – K. habere ilişkin her bir sayfanın başına. içeriklerin toplam kullanıcı üzerinden ziyaret edilme oranını kullanıcı bazında ölçüm dışında bırakmaktadır. Bu kodlamalar. keywords (anahtar kelimeler) ve description (sayfa özeti) bilgilerine yer verilmektedir. Sayı:29 . Hürriyet konusunda gerçekleri dile getirmesine rağmen kendi web sitesini ilişkin gerçekleri de göz ardı etmektedir.com. galeri vb.com.3.com. Arama Motorları ve “Kelime” Oyunları İnternet sitelerinin “kullanıcı havuzu” olarak kabul edilebilecek arama motorlarından kendi sitesine kullanıcı/okuyucu çekebilmesi tesadüflere bırakılan bir durum değildir. Hürriyet‟in dışında Radikal ve Zaman gazeteleri de foto galeri vb. Koz 32.176 U.tr (milliyet. içerik sunumlarını subdomain‟de (galeri. “Adriana Lima” konusunda Google‟da yapılan bir aramada Türk basınının önde gelen temsilcilerinin ilk sıralarda çıkması da bir tesadüf sonucu gerçekleşmemektedir. Milliyet Gazetesi. Zira Milliyet istatistiklerde belirtilenin aksine. arama motorlarında istediği veriye.tr/galeri) üzerinde tutmaktadır.8‟inin de foto analiz bölümünü takip ettiklerini ve ana sayfayı izleyenlerin yüzde 38. ana domain olan milliyet.

zayıf bir içerikle sunumu yapılan haberin sayfa başlığı ise (3) numaralı alanda görüldüğü gibi “Çamurla sevişenler” şeklinde oluşturulmuştur. Haber başlığına tıklayan ziyaretçi. arama motorlarından “uygun olmayan içerik ve kelime oyunlarıyla” ziyaretçi çekme çabası açıkça görülmektedir.aspx?cid= 20006&rid=2369) ilgili kuruluşun.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 177 Hürriyet gazetesinin 27 Haziran tarihli “Çamur bahane festival şahane” başlıklı haberinde (http://kelebekgaleri. haberin içeriğinde “Çamur içinde festival” başlıklı haberle karşılaşırken.hurriyet. Sayfanın kaynağında sayfa başlığı (title) olarak “çamurla sevişenler” kelimeleri kullanıldığı görülmektedir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .tr/galeridetay.com. (1) ve (2) numaralı alanlardaki başlıklar okuyucu için (3)‟üncü başlık ise site başlığı olarak arama motorları için düzenlenmiştir.

79 ) arama motorları oluşturmaktadır.090 39. IĢık – K.000 Tablo 2: 19 Haziran 2009 tarihli Google aramalarında kelime tercihleri Güz 2009.550 13. çevrimiçi ortamda arama motorlarını önemli hale getirmektedir.920.260 5.com (03-06-2009) adlı haber sitesinin.650.000 Zaman 723 835 240 2.100 1.500 19.800 4. Google‟da yer alan toplam indekslerindeki çevrimiçi aykırı kelime unsurları listelenmiştir.000 Radikal 46.400 1.000.750. Koz Aşağıda ankarahaber.190 53 4. Milliyet‟in ziyaret edilme olasılığını artırmaktadır. Buradan da görüleceği üzere ilgili haber sitesinin en büyük trafik kaynağını (% 78. A. Bu durum.000 Anahtar Kelime Seks Porno Fantezi Cinsellik Erotizm Toplam indeks Milliyet 55. reyting ölçüm ortamı olan Google Analytics raporlarında yer alan ziyaretçi kaynaklarının dağılımına ilişkin istatistiki değerler yer almaktadır. Milliyet‟in ilgili tarihte Google‟de indekslenen toplam 13 milyon sayfası bulunmaktadır ve bunların içerisinde seks kelimesine ait 55 bin sonuç yer alırken bu oran Zaman gazetesinde sadece 723‟tür. Sayı:29 . Bu da ilgili kelime gruplarında yapılan aramalarda.450 6.350 1.100 971 10.100 17.000 19.500 4.290 4. Aşağıdaki tabloda ise çalışmaya konu edilen dört ayrı haber sitesinin.178 U. Hürriyet 21.

Nicel değerlendirme kapsamında 9 değişkenden oluşan kodlama formu yardımıyla elde edilen veriler istatistikî olarak değerlendirilecektir. 1984: 18).com. Nitel değerlendirme kapsamında ise özellikle kullanılan haber başlıkları ve kullanılan haber fotoğrafları başlık ilişkisi irdelenecektir.tr/goster/haberler. Zaman gazetesi 1-10 Haziran tarihleri arasında ve saat 20. Gazetelerin ana sayfalarını. Gazetelerin ana sayfalarında sundukları fotoğrafların ilişkilendirilmesi anlamlı mıdır? haberlerle kullandıkları 5. Araştırma kapsamında yanıtı aranan sorular şunlardır: 1. Zaman gazetesinde cinsellik ve teşhire dayalı hiçbir bir unsura rastlanmadığı için haber sayısı bakımından istatistiki bir değerlendirme yapılmamıştır.00 saatleri arasında günlük olarak takip edilmiştir. 10 günlük sürede yer alan 103 haber. Milliyet ve Radikal gazetelerinin ana sayfalarına “Arşiv”den ulaşılırken. Bulgular 5. 6 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . İnceleme konusu gazetelerden Hürriyet. Toplam haberler arasından “teşhir” ve “cinsellik” unsuru taşıdığı tespit edilen 103 haber içerik analizine tabii tutulmuştur. Gelenekselde de temsili olan gazetelerin internet sayfalarında sundukları içerikte “cinsellik” ve “kadın teşhiri”nin boyutları hangi düzeydedir? 3.00-21. Yöntem Bu çalışma 1-10 Haziran tarihleri arasında incelemeye konu dört gazetenin internet sitelerinde ve yalnızca ana sayfada yer almış 6 haberler ve görsel unsurlar üzerinde gerçekleştirilmiştir. ana sayfada yer alan toplam haberlerin yüzde 19. İçerik analizi. nitel ve nicel olarak değerlendirebilmek için “içerik analizi” yöntemi kullanılmıştır.1. “Cinsellik” ve “TeĢhir” Ġçeren Haberlerin Gazetelere Göre Dağılımı ve Toplam Haber Ġçerisindeki Oranları Çalışma kapsamında yapılan incelemelerde Hürriyet gazetesinin arşive atılan ana sayfasında 1-10 Haziran tarihleri arasında toplam 525 haber başlığı 7 tespit edilmiştir. Cinsellik ve “kadın teşhiri” gereğinden fazla olarak okuyucuyu çekmek ve daha çok sayfa ziyareti sağlamak adına kullanılmakta mıdır? 2.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 179 4. 7 Arşive atılan ana sayfadaki bütün haberleri kapsamaktadır. bir metindeki değişkenleri ölçmek için yapılan sistematik.hurriyet.aspx?id=2065&tarih=2009-06-01 ve takip eden günler. http://hurarsiv. tarafsız ve sayısal bir analizdir (Berelson.6‟sını teşkil etmektedir.

6 16.1 28 21.3 20.2 4.6 22.180 U.6 2.5 21.3 19.8 Tablo 3: Cinsellik ve Teşhir İçeren Haberlerin Ana Sayfada Yer Alan Haberlere Oranı Güz 2009.9 25 6.3 6.3 22. A.3 18.7 16.9 18.5 19.5 9.2 11.4 15.1 25.6 16.6 6.6 21.3 20.2 2.8 22. Koz Tarih 1 Haziran Gazete Hürriyet Milliyet Radikal 2 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 3 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 4 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 5 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 6 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 7 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 8 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 9 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 10 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal Hürriyet Toplamı Milliyet Toplamı Radikal Toplamı Genel Toplam Ana sayfada yer alan toplam haber baĢlığı sayısı 52 62 47 54 62 47 50 66 47 54 64 47 51 63 43 51 58 45 52 60 43 53 66 43 54 65 43 54 62 43 525 627 448 1600 Cinsellik/kadın teĢhiri içeren haber sayısı 9 12 3 10 12 1 14 14 1 14 16 3 11 14 4 11 12 1 6 13 3 10 15 9 10 9 14 4 103 133 20 253 Yüzde % 16.3 2. IĢık – K.2 9.3 20.9 19. Sayı:29 .

6 100.7 7. başlık. Kullanılan BaĢlık Grameri İnceleme konusu üç gazete. “Kültür-Sanat”.4 100.4 100. Bunun toplam habere oranı ise yüzde 15. Zaman gazetesi dışında incelemeye konu diğer 3 gazetede toplam 1600 haber arasından 253‟ünde cinsellik ve teşhir unsuru içeren. “Milliyet İnternet TV” gibi bölümler değerlendirmeye İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .9 52. Frekans Hürriyet Milliyet Radikal Toplam 103 136 19 258 Yüzde Geçerli yüzde Birikimli yüzde 39. “Günün Diğer Haberleri”. 8 Arşivde görüntülenen ana sayfada.0 39.4‟ünü teşkil etmektedir. Bunların arasından 133 haber incelememiz açısından gerekli unsurları taşıdığı gerekçesiyle içerik analizine tabii tutulmuştur ve bu değerlendirmeye alınan toplam haberin yüzde 21.2‟sine tekabül etmektedir.0 Tablo 4: Cinsellik-Teşhir İçeren Haberlerin Gazetelere Dağılımı 5. “Mizah” “TV Rehberi”. Bu ise toplam haberlerin yüzde 4.9 52. arşivlerinde yapılan incelemede ise. yüzde 53‟e yakını düz cümle ile başlıklandırılmıştır. Çalışma kapsamında ele alınan Radikal gazetesinin. on günlük sürede 448 haber unsuru değerlendirmeye alınmıştır. Soru ve flaş-şok ifade şeklinde başlıklandırılan haberler ise (yüzde 8) daha azınlıkta kalmıştır.7 7. İçerik analizine tabii tutulan toplam 258 haberin gazetelere göre dağılımı ise aşağıdaki gibidir.0 39. Radikal gazetesinin “teşhir” ve “cinsellik” içeren haber sayısı ise 19‟dur. görsel öge ve ifadeye rastlanmıştır.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 181 Milliyet gazetesinin ana sayfasında ise 1-10 Haziran tarihlerinde toplam 627 haber başlığı yer almaktadır8. “Astroloji”. Haberlerin yüzde 39‟unda eksiltili-devrik cümle kullanılırken. cinsellik ve teşhir içerdiği tespit edilen toplam 258 haberde kullandıkları başlık açısından da değerlendirilmiştir.9 92. “Sinema”.2. “Renkli Hayatlar”.8 olarak gerçekleşmiştir.

Bu nedenle tam bir cümle kurulabilmesi için gereken ana unsurları (yüklem) içermeyen cümlelerle. Sayı:29 .0 52. erotizm içeren ifade ve unsurların kullanımına ise 29 haberde (yüzde 11) rastlanmıştır. görsel unsurlar ve metin) söz konusu unsurlara rastlanmaktadır. 8 Haziran) 11 Görsel unsur kullanımı: Haberle ve konusuyla ilgisi olmasa da kullanılan resmin. 10 Cinsellik iması: Haberde başlık ya da metinler yoluyla cinselliği çağrıştırıcı ifadeler.3.39. yalnızca görsel unsur kullanımı 11 yoluyla cinsellik ve teşhire 13 haberde.1 42. Cinsellik ve teşhir içeren haberlerin büyük çoğunluğunda (yüzde 64: 165 haber) “kadın obje”ye yer verilirken.1 3.2 47.3) en az iki alanda (başlık. (“Öyle bir hastalık ki” Hürriyet. yalnızca yüzde 5. Haberler yoluyla cinsellik imasına 10 37 haberde rastlanırken (yüzde 14.3 100. İnternette tasarım ve mizanpaj açısından yaşanan yer darlığı tam cümle kurmayı güçleştirmektedir. devrik cümlelerden oluşan başlıklar kullanılmaktadır. kadın teşhirine dayalı olması.8).0 Tablo 4: Haberlerde Kullanılan Başlık grameri 5. 160 haberde görsel unsur yoluyla yapılan teşhirin (yüzde 62) yanı sıra 60 haberde de (yüde 23.182 U.0 Geçerli yüzde Birikimli yüzde 39.1 5.1 5.0 39. Koz Frekans Eksiltili-Devrik cümle9 Soru cümlesi Flaş-şok ifade Düz cümle Toplam 101 8 13 136 258 Yüzde 39. 8 Haziran) 9 Güz 2009. (“Evlenmeden de olur” Hürriyet.4‟lük bir dilimde yer alan 14 haberde erkek obje ön plana çıkarılmıştır. A.1 3. IĢık – K. Haberde Cinsellik-TeĢhir Unsurunun Kullanıldığı Yer ve KullanılıĢ Biçimi Üç gazete özelinde ele alınan 258 haber üzerinde yapılan incelemede cinsellik ve teşhirin çoğunlukla görsel ögeler kullanılarak gerçekleştirildiği görülmüştür. 18 haberde ise sadece metinde (yüzde 7) teşhir-cinsellik unsurları yer almıştır.7 100. Bunun yanı sıra 20 haberde ise sadece başlıkta (yüzde 7.0 52.7 100.

iç çamaşırı yok!.3 8.0 64. frikik.2 84. 8 Haziran. 9 Haziran. kelimeler içeren haber başlıkları ile yapılandırılan haberler. 3 Haziran) 12 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .1 7. Bir internet okuyucusunun daha fazla sayıda “tıklama” gerçekleştirmesi ve daha fazla süre ile sayfa ziyaretinde kalması için haberciler “foto galerileri”ni etkili bir yöntem olarak kullanılmaktadır.4 100.7 15. 2 Haziran. Milliyet.) Cinsel tercih: Eşcinsellik.0 Tablo 5: En sık kullanılan ya da vurgulanan cinsel ifade Üç gazete ve 258 haber üzerinde yapılan incelemede. kişilerin cinsel fantezilerini konu alan haberler. dekolte vb. Eşcinseller bilimsel olarak incelenecek!. Bir erkeğe dört kız düşüyor. Haberlerin yüzde 15‟inde “cinsel istek uyandıran ifade”lere yer verilirken. cinsel şiddet haberleri. çıplak. 8 Haziran) Cinsel istek uyandıran ifade: Seks. 21 haber taciz.4. (Seks bağımlısıymış.5 4.5. 5. Dünyanın en güçlü kadını 34 yaşında. Milliyet. lezbiyenlik vs.5 92. foto galerilerinin internet haber siteleri için ne denli bir “rating kaynağı” olduğunu da ortaya koymaktadır. Milliyet. taciz türünden konular. Haberin Yönlendirildiği Yer ve Ana Sayfadaki Konumu İncelemede ana sayfada yer alan 258 haberin sitede hangi bölüme yönlendirildiği de sayısal olarak ortaya konulmuştur.5 4. Cinsel görsellik vurgusu: Habere konu kişi ya da kişilerin fiziki görüntülerinin ön planda tutulduğu haberler. Radikal.3 8.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 183 5. Milliyet.1 7. (Frikik var.6 100.7 15. Buna göre haberlerin büyük bir çoğunluğu (yüzde 52: 134 haber) foto galerilere yönlendirilmiştir. Küçük kıza otomobilde tecavüz!. cinsellik-teşhir içeren haberlerin büyük çoğunluğunun “cinsel görsellik vurgusu” yapan ifadelerle şekillendirildiği görülmüştür. (Prensin „seks kölesi‟ kurtuldu. (Kağıt bebekler ne kadar kazanıyor?. Milliyet. Hürriyet. 5 Haziran) Cinsel suçlar: Tecavüz.7 80. Haberlerde “En Sık Vurgulanan” ya da “Tekrarlanan Ġfade” 12 Frekans Cinsel görsellik vurgusu Cinsel istek uyandıran ifade Cinsel tercih Cinsel suçlar Diğer Toplam 167 40 11 21 19 258 Yüzde Geçerli yüzde Birikimli yüzde 64. 6 Haziran.4 100. Elde edilen veriler. konularla.0 64. tecavüz türünden “cinsel suç/adli vaka” vurgusu yapan metin ve görüntüler içermektedir.

1 91. İncelememize konu olan 258 haberin yüzde 8‟i (21 haber) bu yöntemlerle dizayn edilmiştir.3 9. yine yüzde 27‟si (71 haber) manşet bölgesinde vitrine çıkmıştır.7 8. Yüzde 9.7 1.9 2. ana sayfada yer aldığı konum açısından da değerlendirilmeye tabii tutulmuştur. Koz Frekans Foto galeri Video Eklere link Başka bir siteye link Devam sayfası Vagon/Matruşka haber Toplam 134 6 25 3 69 21 258 Yüzde 51.6 2.2 100.2 100.7 11.3 64.9 54.6 2. A.6 21. haberlerin yüzde11‟den fazlası (29 haber) manşet ve sürmanşet olarak ana sayfaya girerken.1 61.0 Birikimli yüzde 9. Sayı:29 .7 1.9 100.0 65.7 1. IĢık – K.7 1. eklere ya da başka bir siteye yönlendirme yapmaktadır.1 100.1 17.3 9.0 Geçerli yüzde Birikimli yüzde 51.9 2.0 Frekans Manşet Sürmanşet Sağ manşet resimli Sağ manşet Manşet altı (resimli) Göbek Toplam 25 4 6 21 44 158 258 Tablo 7: Haberin sayfadaki konumu Güz 2009.7‟si devam sayfalara aktarılırken.2: 158 haber) göbek tabir ettiğimiz bölümden ana sayfaya dahil olmuştur. yaklaşık yüzde 13‟ü video.2 26.0 51.7 38. Yukarıdaki frekans tablosunda da görüleceği üzere.3 8. İncelemeye konu 258 haberin büyük bir çoğunluğu ise (yüzde 61.0 Tablo 6: Haberin Yönlendirildiği Yer Son dönemlerde foto galerileri ile benzer bir işlevi yerine getiren “Vagon” ve “Matruşka” haberler de rating ve sitede geçirilen sürede belirleyici rol oynamaktadır.1 17. İncelemede 258 haber.0 Geçerli yüzde 9. Bunun dışında haberlerin yüzde 26.184 U.1 100.1 61.8 100.2 26.2 13.7 8.3 8.

Yüzde 51.4 36.4 36. Cinsellik-TeĢhir Ġçeren Haberin Türü ve Haber-Resim ĠliĢkisi Sayısal değerlendirme yapılan 258 haberin yüzde 51. (Makyajsız gezmemesi gereken 50 ünlü isim.8 8.1 100.5 5.1 91.0 Geçerli yüzde Birikimli yüzde 51.6. Hürriyet ve Radikal gazetelerinin ana sayfalarında ve devama aktarılan sayfalarda kullandığı fotoğraflarla haberin konusu arasındaki ilişkiye bakıldığında.9 100.) İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .0 Frekans Magazin Dış haber/dünya Yaşam/sağlık Yurt içi haber/gündem Derleme haber Toplam 132 70 15 20 21 258 Tablo 8: Cinsellik/teşhir içeren haberin türü Yine bir başka değerlendirme konusu da kullanılan fotoğraflarla haber ilişkisi üzerine olmuştur.0 Geçerli yüzde 58.0 100. yüzde 8‟i derleme haber 13 şeklinde konumlandırılmıştır. Haberlerin yüzde 13. Milliyet.1 5.2 27.3 84.0 100.2 27.2 78. yüzde 27‟si dış kaynaklı haberlerden oluşmaktadır.1 5.8 8.8 7. yüzde 36‟sının arşiv kayıtlarındaki resimlerle sayfaya taşındığı görülmüştür. Milliyet.6‟sı ülke gündeminden konulara ve yaşam/sağlık içeriğiyle donatılırken (35 haber). Yüzde 58. Milliyet. Konuyla bağlantılı fotoğrafların bir kısmı alt yazı ve spotlarla okunur kılınırken ardından gelenler yalnızca görsel unsurlarla donatılıyor. 3 Haziran. 7 Haziran.0 100. 2 Haziran. Unutulmuş pop starlar.2‟si (132 haber) magazin konularını kapsarken.0 Birikimli yüzde 58.5 5.yapılan haberler.1 100.0 Frekans Güncel Grafik/clipart Arşiv resim Toplam 151 14 93 258 Tablo 9: Haber-resim ilişkisi 13 Derleme Haber: Genelde fotoğraf kullanımı ile belirli bir konuda –güncel olmasa da.5 64. Hürriyet. Haberlerin küçük bir kısmı ise resim-grafik-clipart ile şekillendirilmiştir.8 7. 151 haberin güncel resimlerle yapılandırılırken.0 51.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 185 5. Dünya onları bu sahnelerle tanıdı.

“kadın teşhiri” ve “cinselliği” ön planda tutan haberlerin birer rating unsuru olarak genel toplam haberler arasında önemli bir boyutta kullanıldığına işaret etmektedir. “En çok paylaşılan kareler” şeklindeki masumane başlıklarla yapılan yönlendirmelerin ardında “teşhir” ve “cinsellik” unsurlarının yer aldığı görsel unsurlar peş peşe sıralanmakta ve bu yöntem daha çok “tıklanabilmenin” anahtarı olarak kullanılmaktadır. genç. İncelemeye Güz 2009. internet haber sitelerinin sunduğu içeriğin ne boyutlarda olduğu daha da anlaşılacaktır. Bunun için de kaldırıyoruz. Hürriyet gazetesi açısından da bu oran yüzde 20‟lere yaklaşmaktadır. internet ortamındaki aşırı rekabet ortamında özellikle çocuk ve gençlerin ruh sağlığı ve psikolojilerinin gözardı edilmekte olduğudur. Bunun yanında.. Yarı pornografik ve kadın teşhirine dayanan üstelik hiçbir haber değeri olmayan fotoğraflara ne yazık ki çocuklarımız da kolayca ulaşabilmektedir.incelemeye konu olan gazetelerden Hürriyet ve Milliyet‟te yoğun olarak kullanılmaktadır. IĢık – K. Temel araştırma sorusu açısından ortaya çıkan gerçek ise. Geleneksel basınımızın güçlü temsilcilerinin internet ortamında sundukları bu içeriklere. Sayı:29 .186 6. “Bu küçük kızı tanıdınız mı?”. Değerlendirme ve Sonuç U.. vahşet içeren 3. çok daha masum bir içerik taşıyan haber içeriği arşivden ortaya çıkarılmış şuh bir fotoğrafla süslenmektedir. “Onları bu sahnelerle tanıdınız?”. Koz Yapılan incelemede elde edilen nicel veriler. A. çocuk. Başka bir deyişle 10 haberden 2‟sinde teşhir ve cinsellik unsuru ön planda tutulmaktadır. Bazen de tam tersine.. Milliyet gazetesinin genel toplam haberleri arasında bu tür haberlerin oranı yüzde 21‟e ulaşırken. “teşhir” ve “cinselliğin” ön planda tutulduğu -magazin ağırlıklı hafif haberler. aile içi şiddet. yaşlı her kesimden insanın rahatça ulaşabildiği düşünüldüğünde bu içeriklerin daha sağlıklı ve okunabilir hale getirilme zorunluluğu ortadadır. Bir başka nokta da gazetelerin kullandıkları haber başlıkları ile fotoğrafların ilişkilendirilmesi açısından göze çarpmaktadır. “Kadın Teşhirinin Rekabetini Reddediyoruz!” başlıklı yazısında bu konuda da şöyle bir itirafta bulunmuştu: “Biliyoruz ki internet sitelerine girebilmek çok kolaydır. töre cinayeti. Teşhir ve cinselliğin ön plana alındığı hiçbir haber ve görsel ögenin gözlemlenmediği Zaman gazetesi ile Radikal gazetesinin Hürriyet ve Milliyet gazetelerine oranla çok daha masum bir içerik sunduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Nitekim dönemin Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Çekirge.” Çalışma ile ortaya çıkan sonuç ve gözlemlerden elde ettiğimiz önemli verilerden biri de.. sayfa haberleri de dikkate alındığında.

http://www. Hürriyet).Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 187 aldığımız üç gazetenin geleneksel ortamdaki içerikleriyle internette sundukları içeriğin farklılığı da ortada iken.203230. (1984) Content Analysis in Communication Researh. Her ne kadar çalışmamız büyük bir resmin küçük bir bölümüne ışık tutsa da. (2004) What is Multimedia Journalism?. “Seks oyuncağı edinin” (10 Haziran. Journalism Studies. Milliyet) vb. Hafner Press. (2009) Türkiye‟de Online Reklamcılık Sunumu. [Erişim: 5 Haziran 2009] Deuze. “Üstsüz klip çekti!” (8 Haziran. pdf. (1999). pp.139-152. Neznanski. Hürriyet). 5 Haziran Hürriyet. (2007) İnternet‟in Gazeteciliğe Getirdiği Yenilikler. “Fermuarını açık unutunca” (6 Haziran. New York. M. “Çamaşır giymeyi unutunca” (10 Haziran. M. 5(1). Number 2. okuyucuların hemen her gün görmeye alıştığı ve giderek de yadırgamadığı haberler olarak karşımıza çıkarken. pp. iç çamaşırı yok!”. Dimitrova. Milliyet). M. internete özgü içerik yaratma girişimlerinin temelinde daha fazla “tık” alabilmek ve okuyucuyu daha fazla sitede tutabilmek adına. Selçuk İletişim. (2003) The web and its journalisms: considering the consequences of different types of newsmedia online.V. Milliyet) sunulan haberlerin altına yerleştirilen içerik ve görsel ögeler “teşhir”in boyutlarını ortaya koymaktadır. D. Vol:5. türünden başlıklar. Ancak bu anlayışın karşısında uygulamaların ve teşhirden arındırılmış daha sağlıklı bir habercilik arayışında olanların varlığı da bilinmektedir. deyim yerindeyse “bel altı yöntemler” kullanılmaktadır. S. 61(5).com/data/sarperdanis_0802_onlinereklamcilik_public. “En çok paylaşılan kareler”. Journalism and the web: An analysis of skills and standards in an online environment. “Bir erkeğe dört kız düşüyor” (9 Haziran. Gazette. (2006) Online Journalismand the War in İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . M. çok daha masum başlıklarla (“Beyaz giyerken dikkat!”. B. C.zapmedya. Vol(5)2. Hürriyet). Deuze. New Media&Society. 373–390. Deuze. “Konuşan fotoğraflar”. birazcık “cinsellik” ve “teşhir” koklatılmış haberlerin ulaştığı rating rakamlarının cazibesinin ve ekonomik getirisinin geleneksel gazetecilik değerlerini hiçe sayan bir anlayışın zaferine yol açtığı sonucunu doğurmaktadır. Berelson. “Frikik var. KAYNAKÇA Aktaş. Danış.

188

U. IĢık – K. A. Koz

Cyberspace: A Comparison Between U.S. and International Newspapers, Journal of Computer-Mediated Communication 12 (2006) 248–263 ª 2006 International Communication Association. Ercan, H.(2005) Türkiye‟deki Gazetelerde Cinsellik, Türk HIV AIDS Dergisi, 8 (2), s.61.69. Gürcan, H.İ.(1999) Sanal Gazetecilik, Anadolu Üniversitesi Yayınları: Eskişehir. Gürcan, H.İ. ve Bekiroğlu, O. (2007) Türkiye‟de İnternet Gazeteciliği Açısından Yerel Basının Genel Görünümü ve Bölgeler Arası Bir Değerlendirme, Selçuk İletişim, 5(1), s.22-29. Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması Sonuçları (2008), Sayı:138, http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=2055, [Erişim: 26 Mayıs 2009] http://www.alexa.com/topsites/countries/TR Internet Usage in Europa (2009) http://www.internetworldstats.com/stats4.htm, [Erişim: 26 Mayıs 2009] Işık, Umur (2007) Medya Bağımlılığı Teorisi Doğrultusunda İnternet Kullanımının Etkileri ve İnternet Bağımlılığı, Yayınlanmamış Doktora Tezi, S.Ü.Sosyal Bilimler Enstitüsü: Konya. Kazaz, M.(2007) Geleneksel Habercilikten İnternet Haberciliğine Geçiş Sürecinde Spor Basını, Selçuk İletişim, 4(4): 220-229. Newhagen, J. E., & Rafaeli, S. (1996) Why communication researchers should study the Internet: A dialogue, Journal of Communication, 46, pp.4-13. Pavlik, J.V. (1997) The Future of Online Journalism: Bonanza or Black Hole?, Colombia Journalism Review, Jul/Aug 97, Vol.36, Issue 2, p.30. Pavlik, J.V. (2000) The Impact of Technology on Journalism, Journalism Studies, Vol:1, Number 2, pp.229-237. Thurman, Neil (2007) The globalization of journalism online: A transatlantic study of news websites and their international readers, Journalism, 8(3), pp.285307

Güz 2009, Sayı:29

Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009, 7(2), 237-

WHAT IS „EMPOWERING‟ AND WHO THE „USERS‟ ARE IN THE NEW MEDIA
Bora ATAMAN1
ABSTRACT
The battle on the meaning is inseparable from political ideologies. In this paper, therefore, the notion of ‘empowering for users’ as a common expression in media studies will be evaluated by focusing on various examples selected from new media applications on the scope of the liberal ‘media pluralism’ and the radical ‘media imperialism’ theories. As the flagship of the new media, the Internet is acknowledged as the perfect ‘marketplace of ideas’ in the liberal model, while critical political economists of communication delve into the complexity of cultural industries and the valorisation processes of cultural objects in the new media context. Understanding the use and the role of the media is one of the most complex issues of our time, as they are inextricably intertwined with our everyday lives. However, warning against a positivistic techno-global millenarianism in the light of the multidimensionality of our social world is a must. Key Words: New Media, Empowerment, Media Pluralism, Media Imperialism

Yeni Medyada “Kullanıcının Gücü” ÖZET
Anlam üzerine mücadele politik ideolojilerden ayrı düşünülemez. Makalemizde, bu sebeple, medya çalışmalarında yaygın bir ifade haline gelmiş ‘kullanıcının gücü’ nosyonu, liberal ‘çoğulcu medya’ ve radikal ‘medya emperyalizmi’ teorileri kapsamında, yeni medya uygulamalarından seçilen çeşitli örneklerle değerlendirilecektir. Yeni medyanın amiral gemisi Internet liberal modelde ‘fikirler pazarı’ olarak kabul edilirken, eleştirel gelenekten olan iletişimin politik ekonomistleri, yeni medyayı, kültür endüstrilerinin kompleks yapıları ve kültürel objelerin kapitalist ekonomide değer kazanma süreçleri bağlamlarında incelerler. Günlük hayatımızı bu derece sarıp sarmalaması, medyanın kullanım biçimleri ve rolünü kavramayı çağımızın en karmaşık konularından biri haline getirmiştir. Ancak toplumsal hayatımızın çok boyutluluğu ışığında, pozitivist tekno-küresel bir ‘İdeal Çağ’ beklentisine karşı uyarıda bulunmak bir gerekliliktir. Anahtar Kelimeler: Yeni Medya, Yetkilendirme/Güçlendirme, Medya Çoğulculuğu, Medya Emperyalizmi

1

Yardımcı Doçent Doktor, Doğuş Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi İletişim Bilimleri Bölümü

İletişim 2003/18

190

B. Ataman

Introduction Words find their meanings in the dialogic reality of the language, as Bakhtin manifested (1981). The mutual understanding of minds within their contradictory social contexts could only be possible through the changing, transforming and living language. Therefore, words always have different connotations alongside their given denotations in the reality of everyday life. And as Freire puts (1996), conscientização (critical consciousness) is only available to those who have the capacity to name the world through their own words. By naming the world, and in a sense decoding it, people might begin to transform their oppressive realities for a better world. Here, there are at least two concepts that are needed to be emphasised and decoded by considering Freire’s approach and Bakhtin’s proposal of primacy of context over text, such as ‘empowering’ and ‘users’. However, it should be mentioned that decoding processes and resulting outcomes are varying in the dialogic relations of heteroglossia; conflicts between ‘centripetal’ and ‘centrifugal’, ‘official’ and ‘unofficial’ discourses within the language. In this essay, the notion of ‘empowering for users’ as a common expression in media studies will be evaluated by focusing on various examples selected from new media applications on the scope of the liberal ‘media pluralism’ and the radical ‘media imperialism’ theories. Hetoroglossia, in this regard, brings out not only the different perspectives, but also the clash of antagonistic social and political forces. Therefore, the concept of the user is dispersed and stratified across theories, but nevertheless, it would be virtually impossible to locate any of them in the cyberutopia where they can freely float. In the case of „empowering for users‟: media pluralism vs. media imperialism In media and cultural studies, polemical positions can be defined according to their ideological/political positionings. Thus, it would not be absurd if one tried to locate the main bases of the conservatives, liberals and democrats within the longstanding debates about the direct or indirect effects of information and communication technologies upon our lives or their roles in it. The battle on the meaning is therefore inseparable from political ideologies. In regard to media studies and also media policy, it reflects the particular antagonism between the famous theories of market oriented ‘media pluralism’ and radical ‘media imperialism’ (McQuail, 1992; Fiske, 1989; Mouffe, 2000; McChesney, 2000; Mattelart, 2003).

Güz 2009, Sayı:29

What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media

191

The resulting academic debate is multi-sided and intertwined, even though the primary subject is the media’s ‘liberating’ role for the users. For instance, as the flagship of the new media, the Internet is acknowledged as the perfect ‘marketplace of ideas’ in the liberal model, while critical political economists of communication delve into the complexity of cultural industries ‘in order to grasp the growing process by which cultural activities became objects of valorisation by capital’ (Mattelart and Mattelart, 1999: 91). A salient part of the so-called pluralist view generally carries the American label (Hall, 1982). For instance, John Fiske (1988), as one of the prominent representatives of pluralism in media studies, accepts mainstream media, specifically television, as a generator of polysemic texts. Therefore, messages can be interpreted in different ways, since programs provide a plurality of meanings which may find their actual values in social life. Although he stresses that he does not support the idea of liberal pluralism, he insists upon the flexibility of text and says ‘To be popular, then, television must be both polysemic and flexible’ (1988: 84). In this notion of pluralism, texts are ‘open’ and readers, audiences or users are able to extract the dominant view and transform it into something dissident or simply what they like. In the example of Dallas, he asserts its openness in comparison to a restaurant menu that allows people to choose whatever they like according to their socially situated and differentiated tastes. This approach, he argues, is ‘more productive than seeing the text as a singular determinate, closing down its meanings and producing a singular dominant ideology’ (Fiske, 1989:27-30). Thus, this ‘polysemic potential’ is indeed the keyword for most of media pluralism theories. At the same time, however, this reflexive keyword is also the Achilles heel of these theories: essentially, it can be argued that, they are in fact in agreement with the argument of Ericson et al. (1987) that the media (by implication, both in news and in entertainment) is open and diverse, and ultimately with the liberal-pluralist view that all is basically right with the media, and consequently with democracy. The traditional American pluralism has been transferred to new media studies, resulting in a sort of cyber-utopianism. Negroponte (1995), who sees empowered people socialising in decentralised, globalised and harmonised digital neighbourhoods in the near future, is a good example. But Mattelart (2003: 139) points out: ‘Whom is Negroponte empowering? The individual as a free-floating unit, sovereign in a free market’. At the same time, Jenkins and Thorburn (2004) illustrate the slippery ground of this ‘cyberutopianism’ and how this can peacefully associate with consumerist values. Therefore, an Apple computer could be a

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

as McChesney shows in detail. as McChesney (2000: 119-185) shows in the example of the commercialisation of the Internet in the US. the proponents of free markets urge that all information and communication services should be deregulated. is seen as intrinsically effective in the circulation of liberal democratic ideas. Sayı:29 . electronics industry was Güz 2009. In their article. The Java language. the main aim was eliminating democratic process of policy making. Although they never wanted any public involvement. decentralised and abandoned to commerce.is a menacing indication of the controls on the standards of the Internet. In neo-liberal ideology. once being an open standard for running software over the Internet. distribution and consumption in close liaison with hardware companies like Intel. Terry Flew and Stephen McElhinney draw attention to the kinship between the mainstream economists and liberal communication theorists. but they are not eager to pay for expenses. However.192 B. by conferring to Newman’s work. they also believe in media globalisation since it ‘promotes opportunities for shared information. In general. is one example of a standard under threat from the increasing centralisation of control online. especially when there are government subsidies to be exploited. And McChesney adds. especially when they try to interfere or regulate the so-called free market. but not for the people. explains how Microsoft -arguably a major controller of the Web. Global media. ‘85 percent of research and development in the U. Allegedly. Not surprisingly. Ataman commodity but at the same time ‘a tool of liberation directed against an impersonal Orwellian bureaucracy’ (11). Boyd-Barrett (1998). Their aspiration is for maximum profits. authorities are mostly conceptualised as corrupt and oppressive powers against consumer-individuals. in order to save the private interests of a few from popular interference. borderless communication and global commerce’ (2007: 289). who are keen supporters of the combination of new technologies and markets. Furthermore. in this regard. and nearly always works in favour of corporate America. 1999: 124-125). However. the free-market conception of society moves closely with liberal democratic ideas in which the consumer-individual is greeted as the author of their own history (Mattelart and Mattelart. entertainment companies like Disney and other media delivery systems like WebTV Networks.S. they have always been eager for public subsidy. For more democracy. the fact has been controversial. this giant aims to dominate all levels of software production. more justice and a more balanced society. the government’s economic and political power is crucial. and empowering for citizens or users against corrupt local authorities.

However. notwithstanding their age.What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media 193 subsidized by federal government’ (142). the company – arguably a sign of the decentralised global democracy – became a censor on behalf of the Chinese government by agreeing to limit access to online content İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . regarding the dissident ‘Falun Gong’ movement which is seen as ‘a dangerous and apocalyptical cult’(Flew and McElhinney: 292). After defending even the right to sell Nazi memorabilia in the name of global democracy. probably due to a sharp decrease in stock market prices on the eve of the new millennium. China’s expanding market has not only attracted News Corporation: Yahoo was one of the many pioneers of freemarket liberalism entered to this arena. a large number of facts have shown that commercialised and globalised media systems. Therefore. Mutual support between governments and news corporations are not limited to one nation or one network. Since becoming a truly global corporation. is Phoenix TV’s main goal (a News Corporation joint-venture in China). The current infrastructure of the electronic and digital media has significantly muffled the popular ‘electronic democracy’ idea of the mid-1990s. not for a sophisticated empowered community of citizens or netizens who might bother valuable business interests. ‘Corporations and entrepreneurs want nothing more than to glean greater profits’. CNN received ‘support from Federal Communications Commission for the takeover of the largest cable TV network DirecTV’. As Mark Poster (2007:135) points out. This could also be the explanation of the historic $100 billion ‘gift’ to US media companies. Schuler (2000: 69) puts it clearly: ‘A decade ago commercial content was barred from the Internet. in return (Flew and McElhinney:292). now an estimated 90 percent of all Web pages are for financial gain’. The example of CNN is noteworthy for understanding the global media attitude towards democracy. satisfying the needs of other authorities such as the anti-democratic Chinese government. which originated from publicly owned electromagnetic spectrum. for instance. its libertarian background had apparently vanished. In 2002. it would not be prudent to concur with official opinion in China. As an effect of its advocacy for the Bush Administration’s militarist politics. Yahoo decided to take a new step. Moreover. Their hunger is for cash. if they do not have enough amounts of shares in media conglomerates. are not necessarily taking democratic values into account and do not pay attention to any improvement which could be empowering for users. Murdoch’s CNN has been illustrating such a lubricious attitude towards many subjects worldwide that it is rather unlikely to be able to keep on carrying this positive reputation. Despite the fact that they were once called as one of the harbingers of global democracy.

2007). Güz 2009. Ataman and even inspect. who hopefully would take part in the democratisation of offline as well as online ‘public spheres’. 2007. But there was one more step. audiences/users who consume electronic signals of a TV box are becoming active in a McLuhanian sense. never give up believing in the positive interplay between modern technologies and the individual in the course of time. enables people to participate much more consciously to the determining process of meaning. 2006: 10). Therefore. 2006. Although many of them admit that technology does not have the power to cause any positive/negative change on human history by itself. It is clear that optimists. like newspapers or books. He also invented new concepts to support his deterministic arguments such as ‘hot medium’ and ‘cold medium’. as it is not highly filled with data. 2002). mainly. Sayı:29 . In 2005. Whatever the consequences of market–oriented new media applications as shown above. Rushkoff.194 B. which leads them in search of conscious individuals. The most generative phrases belong to McLuhan (2001) were ‘the medium is the message’. Rantanen. 2005. since they should fill the data which is missing in a cold medium. Yahoo tracked down a Chinese Journalist at the request of the government. 1998. after criticising the liberal media’s pluralism and the radical media’s imperialism schools as being determinist or essentialist. and the ‘global village’ in which people begin to live. Morley. in which communication technology is considered as the cause of change: first in minds. active audiences. In general. having been a successful censor. Poster. and their fascinating potential for a more democratic world. owing to television. television is cold and unlike hot ones. the current fashion is subsequently striving to reformulate and develop new perspectives. his deterministic media theory transferred into new media studies. and then in society. most of the theories rooted in cultural studies reiterate their determination to find the active users in the cyberspace and defend their abilities to act (Boyd-Barrett. These studies are. Yahoo accepted these assignments (Lemon. To some extent. 2003. Dyer-Witheford. who are generally evolutionist rather then revolutionist. which put him jail for ten years (Goldsmith and Wu. In this sense. political activists and so forth. inspired by the growing use of the Internet and digital media. the ‘tired democrat’ was to advance its position to an intelligence service supplement. In the ‘Article 10’ which belongs to a document called the Public Pledge on SelfDiscipline for the Chinese Internet Industry. monitor and inhibit the so-called harmful information. their commemorations of Canadian literature professor Marshall McLuhan sometimes blur that acknowledgment.

the Net is not only a source that explicitly contributes progressive civic culture but also a milieu of newer forms of civic identities. Time and space. For him. Their democratic structures are usually in line with one-to-one architecture of the Internet. he believes that the potential of the new media offers new spaces for counter-politics. He announces the electronic renaissance. however. As Poster suggests. believes that such practices and gained skills enhance one’s awareness about being a citizen. In line with Poster. and solidifies loyalty to the democratic system. the dominant narratives of our era. subject and object. Hence. Dahlgren. like many proponents of the networked democracy. the financial markets and consumer capitalism. were the first to commandeer successfully the renaissance. greets the potentials and opportunities of the new media even though his focus on radical democracy determines his framework as well as his instrumental approach. Although he points out that the market and the state colonise new media. Rushkoff (2003). therefore. users are encouraged to be active participants in debates as well as decisions. in general. the salient importance of these machines is the way they change people’s time and space perceptions. Web based organizations such as Indymedia. for instance.What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media 195 Poster (2007). which also ‘open the field to new spaces of politics’ (139). 2007:136). But they squandered their story on a pyramid scheme (indeed. is more close to Poster than Dahlgren in his conceptualization of the Internet. new media studies concerning culture should take into account the role of information machines in the process of mediating people’s symbolic practices. Presumably. These identities are formed around Net-based activist organisations. argues that new media which elevates activities as a space may serve to create new types of subjects. ‘to be a rebirth of old ideas in a new context’ and continues: Predictably. Computer-mediated communication fundamentally shifts the registers of human experience as we have known them in modern society and even as they have been known through ages. strengthen the political participation which is truly empowering for users. Dahlgren. through sharing information. the accelerating force of computers and networks tends to force any story to its İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Dahlgren (2007) acknowledges the significance of new technology and networked communication as he explains the characteristics of the ‘alter-globalization movement’ against the neo-liberal hegemony in the process of globalisation. body and mind. human and machine are each drastically transformed by practices carried out on networked computers (Poster. knowledge and abilities. and benefit from its instrumentality to sustain their pre-practices.

He greeted this action as the power of natural self-organization of community. it can be argued that a network-enhanced democracy is not a futuristic project. new media applications which empower ‘potentials’ for the users are continuing to be highly controversial.196 B. Sayı:29 . Kazaa has lost its user base and withered away. Rushkoff asserts that compatible activity of the collective does not have coercive effects on the behaviour of the individual. he says. which in turn might forge a global society opposite to the free market model of globalisation. whatever people do. After so many legal disputes regarding copyright laws. established Skype. the questions will remain: what is ‘empowering’ Güz 2009. who access and discuss how to change the status quo. provides an example to foster his argument. Zennstrom. Ataman logical conclusion) and now the interactive renaissance is once again up for grabs (Rushkoff. Collaborative behaviours of the developers of open code software confirm the advantages of togetherness as well as multiplicity of points of views (56-57). According to Rushkoff. In fact. On the other hand. he gives the example of amateur footage appearing on television that shows the cruelty of white cops against a black man. This proposed alternative global society relies on cooperation and organic interchange. 2003:38-39). media technology empowers people. Enriching his own point by evidence from biology.6 billion (Goldsmith and Wu. the government and the market can easily come together whenever they feel significant risks. while assisting to create our own narratives together. Rushkoff dwells on people’s transformation from readers to writers. The open source movement. Afterwards. 2006: 105-125). This interactivity means a lot for him. ‘the vast series of interconnections between the creatures allows any single one of them to serve as a ‘remote high leverage point’ influencing the whole’ (48). sold it to E-bay and made $2. which in turn leads to a fullscale urban rioting in many cities of the US. Supposedly. Conclusion Overall. especially the coral reef example. according to diverse media theories as well as political positionings. but a promise of the day. in this regard. Since individuals do not need to take orders from a higher authority to become active. learned a lot. There are very important lessons to take from the story of Niklas Zennstrom and his software Kazaa (once the flagship of the filesharing movement). instead of rivalry and monetary exchange. however. It reduces our dependence on closed texts.

This will require reflection on the myriad interconnections among the modes of social. as they are inextricably intertwined with our everyday lives. Boyd-Barrett. carefully. and which are the very sources of democratic life. Yet. an answer should embrace the interconnectedness between economic. Austin: University of Texas Press. (1981). 157-176. bringing into play the creative forces of science. it would not be reasonable to disavow the positive effect of some massive demonstrations. (Mattelart. M. national and global arena. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Thus. in order to grasp the meaning of the empowerment in relation to the user. However. although they might also be identified as users. political. the arts and social innovation. M. on the contrary they must be welcomed for their active participatory efforts in the local. ‘Media imperialism reformulated.’ in Electronic Empires: Global Media and Local Resistance. it is clear that the author of this essay is not in favour of empowering the heads of giant media corporations such as Rupert Murdoch. who have been exploiting all sorts of media owing to the so-called freemarket. like the one in Seattle against the WTO conference in 1999. Jerry Yang and Bill Gates. cultural and educational mediation through which the uses of digital technology are formed. 259-422. Informational neo-Darwinism must be countered by a new conception of technological systems. pp. this multi-dimensionality has been expressed in accordance with some different perspectives from various media scholars. Thus. ‘Discourse in the Novel. social and technological factors. pp. (1998). 2003: 162). In this regard. Understanding the use and the role of the media is one of the most complex issues of our time. which encouraged the opposition camp to organise world forums. REFERENCES Bakhtin.What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media 197 and who the ‘users’ are. London: Arnold. Mattelart’s (2003) warning against the commonplaces of techno-global millenarianism becomes vital.’ in M. Identifying the users and interpreting their practices regarding their interplay with the new media is not an easy task. one has to think over the following paragraph. Holquist (ed) The dialogic imagination: four essays. In this essay. O. it should not lead us to underestimate the genuine dissidence of some net-based movements’ anti-capitalist and anti-global manners. But at the same time.

J. R. Visualizing Deviance: A Study of News Organization. Goldsmith. pp. P. pp. Fiske. Television Culture. Mattelart.’ in L. (1992). Lemon. McElhinney (2007). 56-90. Ericson. Lievrouw and S. ‘Globalization and the Structure of New Media Industries. pp. London: Routledge. London: Routledge. pp. M. ‘Introduction. 55-72. Wu (2006). Sayı:29 .(1982). London: Sage. Poor Democracy.) Democracy and New Media. Thorburn (eds. R. (2007). Gurevitch. N. Thompson (eds. (2002). Theories of Communication. Toronto: University of Toronto Press.) Radical Democracy and the Internet.’ in L.) Culture Society and the media. New York: Palgrave Macmillan. Mass Communication and the Public Interest. ‘The rediscovery of ideology: return of the repressed in media studies. Dahlgren and E. (1996).pcworld. D. (1988). et al. Livingstone (eds). Ataman Dahlgren. Mattelart. Mattelart (1999). and M. 191-206.) Radical Democracy and the Internet. Pedagogy of the Oppressed. H. London: Sage. A. Siapera (eds. Dahlgren and E. ‘Hegemony or Multitude? Two Versions of Radical Democracy for the Net. Thorburn (2004). Who Controls the Internet? Illusion of a Borderless World. New York: Palgrave Macmillan. J. ‘Yahoo Criticized for Curtailing Freedom Online’ at http://www. Güz 2009. (1987). New York: New Press. pp. London: Sage. 27-30. Fiske.com/article/103865/yahoo_criticized_for_curtailing_free dom_online. McChesney. London: Methuen. Media Performance. Jenkins and D. 1-17. Jenkins. J. A. (eds. The Handbook of New Media. Flew T. (1989).’ in M. Dyer-Witheford. New York: Oxford University Press. A. McLuhan. S.W. Massachusetts: MIT Press. And D.html (accessed 10 Jan 09). pp.’ in L. (2003). The Information Society. Understanding Media. ‘Popular Television and Commercial Culture: Beyond Political Economy. and S.) Television Studies: Textual Analysis. London: Penguin.’ in G.’ in H. Hall. McQuail. et al. London: Sage. S. P.198 B. (2007). ‘Civic Identity and Net Activism: The Frame of Radical Democracy. New York: Praeger. Burns and R. Freire. (2001). Siapera (eds. Rich Media. (2000). 287-306. and T.

‘Culture and New Media: A Historical View. Livingstone (eds). (2007). 9:2. 69-84. Morley. Open Source Democracy. The Communication Review. (1995). Schuler.) Democracy and New Media. London: Verso. (2005). D.What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media 199 Mouffe. pp. Lievrouw and S. The Democratic Paradox. (2000). London: Demos. Jenkins and D. (2003).’ in L. London: Sage.’ in H. The Handbook of New Media. (2006). Negroponte. T. M. Thorburn (eds. pp. The Media and Globalization. Being Digital. New York: Vintage. 134-. Poster. (2000). London: Sage. ‘Reports of the Close Relationship between Democracy and the Internet May Have Been Exaggerated. C. ‘Unanswered Questions in Audience Research’. Massachusetts: MIT Press.140 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Rushkoff. Rantanen. N. A. D. 101-121. D.

spor toplumsal cinsiyet normlarının en katı olduğu ve titizlikle işlediği alanlardan biridir. 7(2). modern sporlar modern yönetim biçiminin ve yeni yaşam tarzlarının gelişimine paralel olarak yaygınlaşmıştır. spor. In this work. Anahtar Kelimeler: Kadın. Thus.Ü. modernisation. sport is one of the fields in which gender norms operate more strictly and are tied. Key Words: Women. Besides that. İletişim Fakültesi İletişim 2003/18 .Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. Ayrıca. Cumhuriyet elitinin beden politikalarının tek partili rejimden çok partili rejime doğru nasıl dönüştüğü bu yayınlarda spor ve kadın ilişkisi üzerine olan egemen eril söylemler sorgulanarak ortaya konmaya çalışılmıştır. Türkiye modernleşme tarihinde spor ve kadın ilişkisinin Erken Cumhuriyet dönemi (1928-1960) basınında nasıl kurulduğunu analiz etmektedir. basın Women and Sport in the Journals and Newspapers of the Early Republican Period (1928-1960) ABSTRACT Modern sports are important means of modern governments both for their affects on individuals in constructing their identities and corporeal sense of the self and for their contribution to the knowledge of and regulating the population in modern societies. in addition to sport pages of a very important daily newspaper called Hürriyet. sporu bütün bu yönleriyle irdelemek amacıyla. with the aim of exploring sport from these perspectives.Ü. press * ** Doçent Doktor. G. moder sports have involved and diffused in parallel to the development of modern forms of government and new ways of life. pek çok feminist araştırmacının da işaret ettiği gibi. the question how the relation between sport and women was constructed in the Journals and Newspapers in the Early Republican Period (1928-1960) in modernisation history of Turkey is investigated. Böylece. From the early years of modernisation in Turkey too. changes in the body politics and gender regimes of the Republican elite from the period of the single party regime to that of multi party system are tried to be find out by questioning dominant masculinist discourses on women and sport. İletişim Fakültesi Doçent Doktor. 237- ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİ DERGİ VE GAZETELERİNDE SPOR VE KADIN (1928-1960) Funda ŞENOL CANTEK*-Betül YARAR** ÖZET Modern sporlar hem benliğin bedensel olarak algılanışının ve kimliğin inşasında bireyler üzerindeki etkileri açısından hem de nüfus bilgisi ve düzenlemelerine sunduğu katkı açısından modern yönetimlerin önemli araçlarından biridir. Bu çalışma. sport. In line with this. sport journals published in the same period are analysed. G. as many feminist researchers put it. Bu doğrultuda önemli bir günlük gazete olan Hürriyet’in spor sayfaları dışında. Türkiye’de de modernleşmenin ilk yıllarından itibaren. modernleşme. dönemin spor dergileri incelenmiştir.

2006-2009 yılları arasında TÜBİTAK’ın desteği ile yürütülen ve Cumhuriyet tarihi boyunca kadınların spor aktivitelerine katılımını.202 F. Sporun elit düzeyde yapılan bir faaliyet biçimi olarak yine devletin denetiminde örgütlenmesi de bu politikanın uzantısıdır. kamusal alanda bedensel pratikleri ile görünür olan bireyler olarak. bedensel aktivitelere katılma biçimleri takip edilerek analiz edilebileceğini söyleyebiliriz. Birincisi. Dolayısıyla spor tarihlerinin incelenmesi. * Elit Sporcu: Örgütlü spora lisanslı olarak katılan ve üstün başarı gösteren sporculara verilen addır. spor kapsamına giren tüm modern spor faaliyetlerinin iki temel anlamı bulunmaktadır. bir ideolojinin ne olduğuna. hem de kamusal alanı düzenleme. popüler bir gazetesi olarak Hürriyet’in spor sayfalarında kadın sporcuların nasıl temsil edildiği ve kadının sporla ilişkisinin nasıl manipüle edildiği bu çalışmanın temel sorunsalıdır. Bu çalışma. Resmi söylem alanında. yine resmi söyleme göre sağlıklı. bu analiz için en uygun kategoriyi oluşturmaktadırlar. Yarar Erken Cumhuriyet Dönemi Basınında Spor ve Kadın: 1928-1960 Spor milli kimliklerin inşa edilmesinde ve ulusların modernleşme serüvenlerinde önemli bir yer tutar. 1928-1960 arasında yayınlanmış spor dergileri/gazeteleri ile döneminin çok satan. İkincisi. Araştırma kapsamında incelenen. Kadın bedeninin temsil ettikleri. Güz 2009. ulus devletlerin hangi ilkeler etrafında ve hangi politik argümanlarla inşa edildiklerini. Sporcu kadınlar. halktan “vatandaş”a dönüştürülmeye çalışılan Türk insanının boş zamanını da kapsar. barındırdığı işaretler sebebiyle. zinde ve estetik olarak gelişkin bireylerin yetişmesine katkıda bulunacaktır. Türkiye modernleşmesinin niteliği ve özgünlükleri konusunda ipuçları vermektedir. Kemalizm’in modernleşme ve batılılaşma hamlesinin de kadınların kılık-kıyafetleri. nasıl işlediğine dair ipuçları verir. Atatürk’ün önderliğinde. Söz konusu yayınlarda kadın sporcuların nasıl sunulduğu izlenerek. Şenol Cantek – B. boş zaman faaliyeti olarak spor veya kitle sporları. Sayı:29 . denetleme ve yeniden üretmeye yönelik politikaları. zaman içinde bunların nasıl dönüşüme uğradığını göstermesi bakımından önemlidir. Türkiye’nin modernleşme serüveninde toplumsal cinsiyete ve beden politikalarına ilişkin değişen değerler ve normlar. geçirdiği dönüşümler. kadınların spora katılımı çerçevesinde irdelenmiştir. kurucu seçkinlerin hem özel. Türkiye tarihinde beden politikaları ve sporun yeri. bu alanda var olma mücadelelerini ve bu mücadelenin kimlik kazanmaları sürecinde nasıl etkili olduğunu saptamaya yönelik daha geniş kapsamlı bir araştırmanın bir bölümüdür. elit sporlar ve sporcular* Türkiye’nin uluslararası platformda temsil edilip tanınır hale gelmesini sağlayacaktır.

2004. beden terbiyesi jimnastikle sınırlı tutulmuş. zamanla Müslüman öğrencilerin de katıldığı faaliyetler haline gelmiştir. Doğu’daki aşiretlerin padişaha bağlılıklarını sağlamak ve sürdürmek için. bu programların yaygınlaştırılması için bir talebin ortaya çıkmasını da sağlamıştır. aşiret mensuplarının çocuklarını eğitme amacıyla 1892’de açılmıştı bu mektepler.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 203 Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Beden Terbiyesi ve Sporun Serüveni Türkiye’de de sportif etkinlikler. Fişek. Buralarda ayak talimi derslerini. bekleneceği üzere Selim Sırrı vermiştir. Atabeyoğlu. Selim Sırrı’ya göre bu mekteplere devam eden çocuklar ayak talimi dersleri sayesinde. Bu tür gösteriler. Zamanla jimnastik derslerinin diğer okullara da yaygınlaştığını gösteren örneklerden biri. Buna katkısı olan öğretmen Faik Efendi basının yoğun ilgisine mahzar olmuştur. Örneğin Beşiktaş Jimnastik Kulübü (1903). Telif kitapların İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . İmparatorluğun son yıllarında beden terbiyesine yönelik ilgi çekici bir başka girişim ise Aşiret Mektepleri’nin eğitim programlarında yer alan “ayak talimi” dersleridir. modern sporlarla tanışmak için de vesile olmuştur (Bkz. yüzyılın sonunda beden terbiyesi ile ilgili faaliyetler ülkenin Doğu’suna kadar ulaşmış görünmektedir. Öncüleri erkekler ve varlıklı sınıflar olan modern sporlar. zamanla Müslüman ailelerin erkek çocukları arasında popüler olmuşlardır. jimnastik ise sağlıklı bir yaşamın temel koşulu olarak gösterilmiştir. Günümüzde de varlığını ve başarılarını sürdüren birçok kulüp ve okul takımı. Darülmuallimat’ın 1900 yılında yayımlanan ders kitabında çocuk oyunları ve beden hareketlerine yer verilmesidir (Akın. Bu kitaplarda da. Okullar. jimnastik. Basında yer alan haberler ayrıca. Galatasaray Kulübü (1905). 2004: 51). yıl sonunda okuldaki çeşitli beden terbiyesi faaliyetlerinin halka açık özel gösterilerle sergilenmesidir. birçok ülkede olduğu gibi seçkin sınıfların himayesi ve katılımıyla başlamış ve gelişmiştir. Aynı dönemde. 1983. Tanzimat’tan sonra imparatorluk sınırları dahilinde kurulmuştur. Akın. Önceleri gayrimüslim öğrencilerin ilgi gösterdiği dersler. 19. daha ziyade Levanten nüfus tarafından ülkeye sokulmuş. Modernleşme ve batılılaşma hareketlerinin kaynağı olan Tanzimat dönemi. halkın modern sporlarla tanışmasını ve bunlara ilgi göstermesini sağlaması açısından önemli bir potansiyele sahiptir. 1980). vücut sağlıklarına özen göstermeyi öğrenecek ve disiplin altına alınacaklardır. kulüpler ve lokaller aracılığıyla örgütlü hale gelen en popüler spor dalları. Galatasaray Kulübü’nün bünyesinden çıkmış olduğu Mekteb-i Sultani’nin spor alanına getirdiği yeniliklerden biri de. Fenerbahçe Kulübü (1899) gibi. beden terbiyesiyle ilgili telif ve tercüme kitaplar yayınlanmaya başlanmıştır. atletizm ve futboldur. Aşiret Mektepleri’ndeki derslerle.

Bu dönemde beden terbiyesi mükellefiyeti gibi bir uygulama ile II. Sayı:29 . Dünya Savaşı’nın yarattığı gerelim. Bu dönemin özelliği. TİCİ’nin faaliyette olduğu dönemde. Kurumun örgütlenmesinde İsviçre Spor Federasyonu örnek alınmıştır. Bunun ilk kurumsal göstergesi 1921’de kurulan İdman İttifakı Heyeti Muvakkatesi’dir (Bkz. fiziki kültür politikasına yansımıştır. Cumhuriyet dönemi spor yönetimini dört aşamada ele alır: 1. 2.204 F. Yarar yazarlarının devlet kademesinde görevli veya önde gelen mekteplerde hoca olmalarını göz önünde bulundurarak. 1946 sonrası Gençlik ve Spor Bakanlığı dönemi. tenis. yelken gibi. 1936-38 arası Türkiye Spor Kurumu dönemi. 4. Spor yönetimi bugünkü biçimini almaya başlamıştır. Atabeyoğlu 1983). spor alanında futbolun İmparatorluk döneminden devralınan üstünlüğü bir ölçüde kırılmış. Akın 2004. Cumhuriyet Döneminde Spor ve Beden Terbiyesi Fişek. Adından da anlaşılacağı gibi. devletin bu işe ne kadar önem verdiğini anlamak mümkündür (a. voleybol. güreş. eskrim. beden terbiyesi ve spor alanında geçici bir düzenlemeyi hedefleyen kuruluş İstanbul’daki spor kulüplerinin temsilcilerinden oluşmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin resmen davet edildiği ilk olimpiyat oyunu ise 1924’te Paris’te yapılandır. Şenol Cantek – B. Kitlesel sporlar ve savaş sporları alanındaki zorunlu uygulamalara son verilmiştir. 1922-36 arası Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı dönemi. atletizm. (1983: 2180) Cumhuriyet döneminde sporun devlet denetimi ve gözetimine girdiğini söyleyebiliriz. 1939-45 arası Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü dönemi. sporun devlet denetiminde olduğunun resmen kabul edildiğini göstermektedir. Daha ilk kurultayında CHP’ye yan-örgüt olarak bağlanmış olan kurum.g.. 3.e: 52). Fişek 1983. Türkiye’nin ilk kez uluslar arası spor müsabakalarına katılmasıdır. bir bölümü Türk kültürüne yabancı olan sporların Güz 2009. 1922’de kurulan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı (TİCİ) Kurtuluş Savaşı’nın bitimiyle birlikte tüm spor işlerini kontrol eden tek yetkili organ haline gelmiştir. Yeni devletin temsil edilmesi ve tanıtılmasında uluslararası spor müsabakalarının önemli rolü olacağı inancı İttifak’ın saygınlığını da arttırmıştır. Genç Türkiye Cumhuriyeti ilk uluslar arası spor müsabakasına bu ittifakın faaliyette bulunduğu (1922-1936) dönemde katılmıştır.

2009: 984). Şenol Cantek. soluk yüzler… Bir de Paris sokağını. Ski. halka boş vakitlerini nasıl değerlendireceklerini öğretmelerini öngörür. güzel ve zinde bir nesil yetiştirilmesi için seferber olmuşlardır. sağduyudan ve zarafetten uzaklaştıran. Cumhuriyet döneminde de İsveç’e gönderilerek. yağdanlık gibi gerdanlar. alışıldık bir şey olmamasıyla açıklanabilir. yarı çıplak vücutların izleyicinin bakışına sunulması. Atay’ın atıfta bulunduğu Avrupa başkentleri. tüm sportif faaliyetlerin temeli olarak öne çıkmıştır. Arzulayan/arzulanan. 63). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Modern sporların başlangıçta üst sınıfların uhdesinde olmasının temel gerekçelerinden biri. ön planda olmaması. İmparatorluk döneminin askeri okullarından yetişen ve Tanzimat’la birlikte beden terbiyesi ve spor konusunda uzmanlaşan Tarcan. “bir topu tekmelemeye dayanan futbol”u koyar ve bu bağımlılıktan uzaklaşılması gerektiğini savunur (Bkz. paytak bacaklar. Selim Sırrı. idealleştirilmiş. Ecişbücüş bir sürü kadın erkek. yüksek atlama.. Tarcan’ın öncülüğünde spor aracılığıyla sağlıklı. dans. Finlandiya’nın resmi tarih anlatısında büyük saygı gören fikir adamı Snelman. Stokholm caddesini göz önüne getiriniz. beslenme bozukluğundan mustarip ve vücudu geliştirecek sporlardan habersiz Türk insanına örnek gösterilmektedir: Tenasüp davasını sokakta kazanalım. İslam dininde beden. okullarda ve halk arasında benimsetip yaygınlaştırma misyonunu üstlenmiştir. bohça gibi karınlar. Cumhuriyet’in kurucu seçkinlerinden Falih Rıfkı Atay. bedenin fiziksel zorlamalar ve kurallarla terbiye edilmesi ediminin İslam ve Anadolu kültürüyle beslenen geleneksel ahlaka ters düşmesi. Fin halkının medenileşmesi için subayların. Selim Sırrı Tarcan’ın öncülüğünde gelişen jimnastik çalışmaları. rekabetin öne çıkması yine aynı nedenlerle yadırgatıcı bulunmuştur. Roman adlı kitabında. sözünü şiar edinen kurucu seçkinler. vandal bir spor dalı olarak görülmüştür. kızak.b. yüzme. benzer bir batılılaşma ve modernleşme sürecinden geçen Finlandiya’da olduğu gibi Türkiye’de de kitleleri uyuşturan. Berlin bulvarını. Foucault’nun (2003) terimleriyle yorumlayacak olursak. müzik v. Bunun yanında. Cumhuriyet rejiminin beden terbiyesi ile medeniyet arasında kurduğu ilişkiyi özetlemekte ve bu seferberliğin zorluklarına gönderme yapmaktadır. Futbol. kusursuz insanlarıyla. Atatürk’ün “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur”. kambur yassılamağa çalışıyor (1964: s. uğraşların karşısına. örtülerin ardına saklanması gereken bir “ten kafesi”dir. İsveç jimnastiğini Türkiye’de. yirmi senedir cüce uzatmağa.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 205 saygınlığı ve onlara yapılan yatırım artmıştır. spor cumhuriyetin kurucu seçkinlerinin moral değerlerinin ve kendilik etiğinin inşası sürecine katkıda bulunan bir unsurdur.

çocuklar ve gençlerin bedensel eğitimine ağırlık verilmiştir. spor alanında Türklerin yüzyıllara dayanan başarıları ve yeteneklerini öne çıkaran bir söylem ortaya atılmasına neden olmuştur. Diem’in raporunda. Sayı:29 . spor kelimesinin bile ilk kez Türkler tarafından kullanıldığı savunulmuştur (Bkz. 21 Haziran 1948). İkisi de eskrimcidir: Halet Çambel ve Suat Aşeni (Tarı). Modern sporları yapabilmek için gerekli temel donanımların. kıyafet. yalnızca sosyal hayata damgasını vurmakla kalmamış. teşhir edilen. bazıları da tek bir spor dalının ıslahı ve geliştirilmesi için bizzat çalışmış ya da okullarda eğitmenlik yapmışlardır. Geleneğin ve dinin baskılarından bir ölçüde de olsa kurtulmak. müminleri bu dünyanın hazlarına sürükleyebilir. Davet edilen Alman hocalar arasında en önemlilerinden biri Carl Diem’dir. eğitmen. Vivi gibi gayrimüslim kadınların adı geçmektedir örneğin (Hürriyet. Bunun için Almanya’dan beden terbiyesi sisteminin en önemli isimleri Türkiye’ye davet edilmiştir. Yine bu yıllarda. Gazi Terbiye Enstitüsü’nün ilk kız öğrencileri kabul etmesinin yanı sıra. Otuzlarda ortaya atılan Güneş Dil Teorisi ve Türk Tarih Tezi. kürek. II. isim babası olduğunun iddia edilmesinin yanında. Yarar donanan. O yıllarda Ankara’daki Gazi Terbiye Enstitüsü Alman hocaların en fazla mesai yaptıkları kurumdur. yüzme. 2004). Sporun ilk kez Levantenlerin ilgi alanına girmesinin sebeplerinden biri İslam dininin bedene yaklaşımı olabilir. Kadın sporcular açısından en hareketli geçen yıl 1936’dır.206 F. Cumhuriyet elitlerinin Türklüğe iade-i itibar çabaları doğrultusunda. Bunlardan bazıları hazırladıkları raporlarla spor ve beden terbiyesi alanında çeşitli iyileştirmeler önerirlerken. 1948 yılında “ümit vaad eden” tenisçiler arasında Destina. Her ikisi de üst sınıftan ailelere mensup. mekan ve benzerinin tedarik edilmesinin önemli ölçüde harcama yapılmasını gerektirmesi de üst sınıfların ve Levantenlerin bu işte öncü olmasını beraberinde getirmiştir. Şenol Cantek – B. Tenis. eğitimli Güz 2009. Dünya Savaşı öncesi yükselen Nazizm’in beden politikalarının Türkiye’ye uyarlanması kararlaştırılmıştır. İki kadın sporcu dereceye girememelerine rağmen. eskrim bunlar arasında sayılabilir. önemli bir deneyim yaşamışlardır. Türklerin birçok spor dalının yaratıcısı. Berlin’de yapılan olimpiyat oyunlarına iki Türk kadın sporcu katılır. Lilyan. Erken Cumhuriyet döneminde bazı spor branşları üst sınıftan ve/veya gayrimüslim kadınların rağbet gösterdikleri veya “seçkin spor dalları” olarak nitelendiği için alt sınıftan kadınları dışlayan branşlardır. yani araç-gereç. batıya yaklaşmak isteyen varlıklı Müslüman kesim de beden terbiyesi ve sporun aracılığından faydalanmıştır. güzelleştirilen beden. Akın. 1926’da Ankara’da Gazi Eğitim Enstitüsü’nün kurulması sağlıklı nesiller yetiştirecek öğretmenlerin eğitilmesi için atılmış en önemli adımlardan biridir.

savunma stratejileri alanında da çalışmaktadır. 98-100) Millet-i Müselleha Söylemi ve Beden Terbiyesi Mükellefiyeti İmparatorluk döneminde topyekun savaş fikrinin önde gelen savunucusu Alman kökenli Colmar von der Goltz’dur. atlı. CHP Halkevleri Öğreneği’nde.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 207 kadınlardır. Bu programlar. yüzmeye teşvik edilir. eskrim ve benzerlerini içermektedir. modernleşme düşüncesine bağlı ve refah seviyeleri yüksek olmalarının eseridir. Bunun için de her vatandaşın savaş sanatları konusunda temel eğitim almasını öngörmektedir. artık savaşların tüm vatandaşların katılımıyla ve ülkelerin kendilerine özgü stratejileriyle kazanılabileceğini savunmaktadır. Halkevleri örgütlenmesi. yalnızca askerlik pratiği alanında değil. Cumhuriyet rejiminin yaygın eğitim amaçlı bir kurumu olarak. eski sporların ihyası. Cumhuriyet’in ilk yıllarında sportif faaliyetlere etkin olarak katılan kadınların bu alanda varlık gösterebilmeleri. Yurdu tanımak için gezi ve kamplar düzenlenir. spor alanında da faaliyet göstermiştir. Şube ulusal spor bayramları da düzenler. ruh ve kafa gelişmesi bir arada düşünülerek hazırlanmış programlar uygulamaya konmuştur. garplı sporlardan tenis. savaşsız bir dünyanın hayal olduğunu. bisikletli geziler. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . uzun bisiklet turları. dağcılık. Gençlik ve ulusal eğitimin parçası olarak görülen spor ve beden eğitimine karşı ilgi uyandırılması amaçlandığından. Milli sporlar desteklenir. spor şubeleri halkevlerinin en yaygın şubelerindendir. Spor şubesinin görevi jimnastik hareketlerini “kütle halinde taptamak”tır (tatbik etmek). Suat Aşeni’nin babası Ahmet Fetgeri Aşeni Beşiktaş Kulübü’nün ve TİCİ’nin kurucularındandır. aileleri ve çevrelerinin Cumhuriyet rejimine yakın. Hem Çambel hem de Aşeni. 1999: s. Bu iki örneğin de gösterdiği gibi. yüzme. Türkiye’ye gelerek yüksek eğitim görmüş ve profesörlüğe yükselmiştir. Çambel ise Almanya’da geçirdiği ilk eğitim döneminin ardından. mahalli şartlara uygun spor.(aktaran Yeşilkaya. Goltz’un yazdığı ve Millet-i Müselleha adıyla çevrilen kitap. o dönem için erkek sporcuların bile zor elde edebilecekleri bir fırsattan yararlanmış. Gençler bisiklet ve motor kullanmaya. Goltz Paşa olarak anılan subay. Spor konferansları verir. Robert Kolej’de eğitmenlik yapan Rus Nadolsky’den eskrim dersi almışlardır. “Yurtdaşlara modern sağlık anlayışının esası olan ev ve oda jimnastiklerini öğretmek ve bunun günlük yaşayışın en lüzumlu bir aracı olduğuna herkesi inandırmak şuğbenin önemli ödevidir” ibaresi bulunmaktadır. İtalyan ve Alman faşist ideolojilerinin spor ve sağlam vücut konusunda duyarlık gösterdiği 1930-40’lı yıllarda halkevlerinde beden. yaya.

bütünüyle savaşa hazırlık çalışmalarına indirgenmiştir. tahkir edilecek. Bu uygulamayı ülke çapında yönlendirmesi için Tümgeneral Cemil Tahir Taner görevlendirilmiştir. Güz 2009. Yeni ve modern Türk kadını. Üstelik “asker ocağı” sadece erkeklerin bir araya toplanabildiği bir kurumdur. askeri bilgilerin uygulamaya konmasına da yaramıştır (Akın. gençleri ülke savunmasına hazırlayan bir uygulama olarak nitelenmektedir.208 F. Dönemin spor dergilerinde modern kadınların spora katılımları. hareketli bir kadındır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında. “Beden Terbiyesi Mükellefiyeti” adı altında yeni bir uygulama başlatılmıştır. Şenol Cantek – B. “tango” diye çağrılacak. Cumhuriyet döneminin başından beri askeri bir yönelim taşıyan fiziki kültür faaliyetleri. on beş günde bir saat olarak uygulanmaya başlanmıştır. sinemaya gider. silah kullanma gibi. önce gençlere sonra da tüm halka temel askerlik becerilerini kazandırmaktır. Bunun yanında. spor yapar. spora verdikleri önemi ve formlarını sporla koruduklarını dile getirdikleri röportajları da bu dergilerin sayfalarında yer alır. Basında Kadın Sporcular Modern kadın imgesi ile spor arasında kurulan ilişki. batılı kadın sporcular referans gösterilerek özendirilir. gürbüz. 2004: 140-141). askerlik dersleri okullarda yaygınlaşmaya başlamış ve örneğin Gazi Terbiye Enstitüsü ve Orta Muallim Mektebi’nin beden terbiyesi şubelerinin bütün sınıflarına teorik ve uygulamalı askerlik dersleri konmuştur. Evi ve aileyi ihmal ederek. 1930’ların ortalarından itibaren. kilolarından kurtulmuş. Sokağa çıkar. 1926’dan itibaren liseler ve öğretmen okullarının son iki sınıfında. savaş sanatı ile ilgili en gerekli bilgilerin kazandırılması mümkün görünmemektedir. Ancak. Mükellefiyetin amacı. askerlik dersleri. bireysel hazların peşinde koşan kadın dönemin yaygın yakıştırmasıyla. bunun yanında evinin. Yarar Goltz’un fikirleri hem İttihatçılar’a hem de Kemalistler’e ilham vermiştir. farklı yaş gruplarından kadın ve erkekleri temel askerlik bilgileri konusunda eğitecek yeni bir yapılanmaya gidilmelidir. Ders bitiminde öğrenciler 15 günlük bir kampa gönderilmişlerdir. 1938’de kabul edilen Beden Terbiyesi Kanunu da bu süreçte etkili olmuştur. onlardan farklı olarak. Sayı:29 . ileride askeri faaliyetlerde lazım olacak esnekliği vererek. Böylelikle. dönemin Hollywood yıldızlarının. Kıta Avrupa’sı ülkelerinde olduğu gibi. Böyle olunca. modern değerlerin kadın bedeninde maddilik kazanmasıyla kurgulanır. sağlıklı. vücut bakımını ihmal etmez. Beden terbiyesi mükelleflerine uygulanan çalışma programı askerliğe hazırlık veya askerlik taklidi olarak değil. ailesinin bakımından da sorumludur. Kısa askerlik süresi içinde. Bu kamplar izci kamplarını andırsalar da.

yeni ideal kadına vasıl olmak için tabiat ve güneşi bol bol yiyip içmekte olan yeni canlı genç kızlar ki ilk yapılacak şey olarak derhal soyunuyor ve açık havada hemen bir top oyununa başlıyorlar. Ahmet. 1998: 4151) spor yapmak dönemin basını aracılığıyla da telkin edilmiştir. (“Kadınlar ve Spor”. Türk Spor Dergisi’nin 1930 tarihindeki bir sayısında bunun bir örneğini görmek mümkündür: Memleket kadınlığının vücudunu sporla takviye etmesi. “Yeni Kadını Spor Yaratıyor”. Kadınların spora özendirilmeleri sadece estetik ölçütleri geliştirmek anlamında önemli görülmemektedir. örtülerini atmış. arka planda kalmayı kabullenecek olmalarıdır. milliyetçi söylemle eklemlenerek ete kemiğe bürünürler. örtülerin altından dünyayı görmeye çalışan. Kara Fatma gibi. sağlıklı kadınlardan üreyecek sağlıklı ve gürbüz bir neslin önemine inanılmaktadır. bütün dünya bu hakikatin peşindedir. (…) Yalnız sırası gelmişken burada bir noktaya işaret edelim: (Cinsi latifliğin) kuvvetli ve sağlam olayım diye zorlu spor müsabakalarile vücudunun tenasübünü bozarak vücut teşekkülüne sakillik verilmesi doğru mudur? Fikrimizce kadın hafif sporlar yapmalıdır. benliğini ikinci plana atan kadın olamaz. İki kadın tipinin tek benzer yönü iyi ahlaklı ve gerektiğinde fedakarlık yapabilecek. Dönemin İtalyası ve Almanyası’nda uygulanan beden terbiyesi politikalarından esinlenen bu yaklaşım esas alınarak. sporcu kadınların birden fazla çocuk sahibi olmaları teşvik edilmiştir. yeni ve genç Türk ırkının ideal temsilcisi olacaktır. Anonim). öjenist politikalar doğrultusunda. Birinci Kanun 1930). Bu nesil. Türk Spor Dergisi’nde 1931’de yayınlanan bir yazıda. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Yeni dünya. Türk Spor Dergisi. sağlıklı ve kamusal alanda görünür olan kadındır. Sporcu kadının bedeni dolayımıyla cinsiyetçi toplumsal değerler.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 209 eleştirilecektir. çevik. İşte size. Üst üste savaşlar yaşamış bir toplumdan. modern giyim-kuşam tarzına sahip. sağlıklı. Ve milletin vücut kabiliyetini en yüksek hadde çıkarmak için sarf ettiği spor mesaisinde kadınlara da erkekler derecesinde rol ve mevki veriyor. güzel. ahlaklı ve disiplinli bir genç nesil yetiştirmenin bir aracı olarak (Gürsoy. Aynı zamanda. ırkımızın eski kudreti hayatisini bulması için en kestirme yoldur. Cumhuriyet’in ideal kadını artık Satı Kadın. Onlar Kurtuluş Savaşı’nın kadın kahramanlarıdır. Çünkü bütün cihanın tasdik ettiği en büyük hakikatlerden biri de gürbüz çocuğun kuvvetli ve sağlam anneden doğduğu keyfiyetidir. bedenini gizleyen. Bütün Avrupa. modern sportmen kadın tipi şöyle tasvir edilmektedir: (…) Anlaşılıyor ki yeni kadın spor yapacaktır. yeni sporcu kadınındır! (1 İkinci Kanun 1931. Genç Cumhuriyet’in ideal kadını ise başı açık.

Türk Spor Dergisi. boş zamanı değerlendirme ve sosyalleşme etkinlikleridir. hem spor yapılıp hem de sosyalleşilebilecek. futbol oynayan kadın.210 F. Dönemin spor dergilerinde erkeklerle güreşen. büyük şehirlerde. özellikle de İstanbul ve İzmir’de yaşayan. Kadınlar. Sporda Kurumsallaşma 1936 yılında Türkiye’deki spor yönetimi açısından önemli değişiklikler yaşanır. neredeyse onunla cinsel ilişkiye girmekle eşdeğer görülmektedir. güneşlenen neredeyse tümü yabancı kökenli kadınlar spor dergilerinin yanı sıra gündelik gazetelerin sayfalarını da işgal eder. sertleşecek hatta iffetini bile yitirecektir. Otuzlu yıllarda sadece deniz kenarına kurulmuş şehirlerde değil. Atatürk Orman Çiftliği’ndeki Marmara ve Karadeniz havuzlarında yüzen. orta sınıf kadınların kamusal ve özel alandaki bölünmüşlüğünün ve iki alan arasındaki gerilimlerle baş etme/edememe serüveninin de hikayesidir aynı zamanda. seçkin bir mekan haline gelecektir. atlamalar. üst sınıftan Müslüman ve gayrimüslim kadınların favorisidir. Yarar Dönemin spor dergilerine genel bir bakış. rekreatif amaçla spor yapmaya özendirilirlerken. boks. güzelliğini kaybedecektir. Böylelikle kurumun CHP’yle ilişkisi organik bir bağa dönüşür. bir yandan da kadınlık rollerini unutmadan. TİCİ kendisini fesheder ve yerine Türk Spor Kurumu (TSK) kurulur. kürek. güreşen. tenis. Spor dergilerinde yer alan mayolu. bisiklet ve atletizm olduğunu göstermektedir. Bir erkekle. Ankara’da. dönemin spor basınında da sürülebilir. bir adım daha ileri gidip. deniz kenarında giyilen kıyafetler en çok kadına yakıştırılmaktadır. Boks yapan. özellikle fiziksel temasın daha yoğun olduğu dövüş sporlarında. zarafetini. cinsel ilişkiye göndermeler vardır. voleybol. 1938’de açılacak olan. spor basını aracılığıyla profesyonel düzeyde değilse bile. kasları geliştiren sporlardır. Anonim. eskrim. Türkiye modernleşmesi. Erkeksileşecek. Su sporları. Cumhuriyet’in yeni ve seçkin kadınına işaret eder. kadınlara uygun bulmadığı spor dallarını onlara yasaklamıştır (“Kadınlara Hangi Sporlar Yasak?”. Her alanda olduğu Güz 2009. görevlerini ihmal etmeden. geleneksel değerlere ve eşlik/annelik vazifelerine sadık kalmaya yönlendirilmektedirler. Ayrıca. Bu gerilimleri izi. futbol gibi dayanıklılık ve sertlik gerektiren. Çünkü bunlar aynı zamanda. yüzme. dövüşen batılı kadınların yer aldığı fotoğrafların altlarına yazılan yazılarda. düzgün vücutlu kadın fotoğrafları. Sayı:29 . mücadeleye girmek. saygıdeğerliğini. 10 Haziran 1933). özellikle eğitimli. dönemin spor yazarları tarafından kadına en uygun bulunan sporlardır. İstanbul’daki Moda Deniz Kulübü. Yüzme ve diğer su sporları. Kadınlara uygun bulunmayan sporlar ise mukavemet koşuları. kadınların en fazla rağbet ettikleri sporların. güreş. Şenol Cantek – B.

fiziksel dayanıklılık. sportif yetenekler ve fedakarlık. Yeni federasyonlar kurulur. Sağlıklı nesiller yetiştirme arzusunun bu uygulamaların hedeflerinden olduğunu eklemek gerekir. Bu federasyonlara 1940’da İzcilik Federasyonu da eklenecektir. Spor programları. Bu stadyum açılmadan önce. hentbol. su sporları. organizasyonları ve tesisleri TSK döneminde sayıca artmıştır. 19 Mayıs Stadyumu adıyla açılmıştır. Beyaz. BTGD’nin kurulmasından hemen sonra mevcut federasyonlar lağvedilir. top v. sporun ulusal ve uluslar arası boyutta rekabet. TİCİ’nin yerini TSK’nun alması beden terbiyesi konusunda daha fazla girişimde bulunulmasını ve verimli çalışmalar yapılmasını sağlamıştır. dans figürleri yapan genç kızları izlemek halk kitlesi için alışıldık bir pratik değildir. futbol. derneklerde ve benzeri kurumlarda sporu beden terbiyesi ve askerlik pratikleriyle birleştiren uygulamaların hayata geçirilmesini beraberinde getirecektir. fotoğraflar eşliğinde sıklıkla yer aldığı yıllardır. Direktörlüğün başına Tümgeneral Cemil Tahir Taner getirilir. kolsuz bluzlarıyla koşan. kurdela. takla atan. ilk 19 Mayıs Şenliği. İstanbul Taksim’de 1928’de yapılmıştır. eşliğinde gösteriler sergileyen kız öğrencilerin popüler basında. çember. Örneğin. Onun yerine. Bunlar atletizm. özellikle de gençlerin fiziksel güçlerinin ve yeteneklerinin arttırılmasının üzerinde durulması. kararlılık. atıcılık. oyun ve eğlence olarak algılanmaması. 19 Mayıs Stadyumu. Kurucu seçkinlerin söylemlerinde sıkça yer bulan “gürbüz ve yavuz nesil” imparatorluktan devralındığı iddia edilen soluk benizli. voleybol ve diğer branşlar ise tek bir federasyon şemsiyesi altında toplanır: Sportif Oyunlar Federasyonu. basketbol. savaş sanatına uyarlanarak ülkenin güvenliği ve bekası için kullanıma hazır hale getirilecektir. okullarda. tüm toplumun. zamanla kışlada. Tenis. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 1938’de Beden Terbiyesi Genel Direktörlüğü (BTGD) kurulur. bu sebeple de elit sporcular yetiştirmeye ve profesyonelliğe önem verilmemesine bağlanabilir. Otuzlu yılların ikinci yarısı ve Kırklı yıllarda. hareketsiz. 15 Aralık 1936’da Ankara’da. 19 Mayıs törenlerinde akrobatik danslar. Danışma kurulu üyeleri arasında Adnan Menderes ve Burhan Felek de vardır. Federasyonların organizasyonundaki özensizlik.b. ürkek neslin halefi olacaktır. Türk’ün ana vasıflarından olduğu ve potansiyel olarak her Türk gencinde bulunduğu savunulan cesaret. dağcılık ve kış sporlarıdır. Federasyonlara kayıtlı kadın sporcu ise bulunmamaktadır. bisiklet (motosiklet). savaş yıllarında.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 211 gibi spor alanında da icra organı gibi hareket eden parti. TSK’nın kuruluşuyla bu konuda yetkili tek organ olur. ilk uluslararası standartlara uygun stadyum. güreş (boks ve halter). kısa şortları.

Spor Postası’nda yazan Mübeccel Hüsamettin’e göre. idealleştirilen ya da kültleştirilen beden. fedakar ve sporcu Türk genç kızdır. Aynı dönemde Halkevlerinin Spor Şubeleri’nin faaliyetleri de önem kazanır. Halkevlerinde genç kızlar için spor faaliyetleri. genç asker-yurttaşların yetiştirilmesi içindir. ruhsal bir nesne gibi ele alınır. aynı zamanda makine gibi çalışan. Bu biraz da seçkin sınıflar arasında yaygınlaşmış olan “modern kadın” imgesine karşı geliştirilmiş bir tepki olabilir. Atletizm özellikle devletin teşvik ettiği bir sportif faaliyettir. Bedensel faaliyet. Ancak bu dalların palazlanıp örgütlü bir biçim alması özellikle özel Güz 2009. esas olarak genç erkek bedenidir ve sadece fiziksel değil. kızları ise sinemalardan ve komşu evlere kapanmaktan kurtaracaktır. Bunun yanı sıra kız okullarında öncelikle voleybol ve yer yer basketbolun önem kazanmaya başlaması da söz konusu olmuştur. spor basınındaki bu tarzda yazıların yerini bir sessizliğe bıraktığını da belirtmeliyiz. militer. askeri nizam altında işleyişinin temsil edildiği en önemli yer jimnastik ya da idman şenlikleridir. bireysel sporların ve özellikle jimnastik ya da atletizm sporlarının kitlesel olarak yaygınlaşması veya en azından eğitim süreci içinde genç neslin yetişmesinde etkin bir yöntem olarak yaygın biçimde kullanılmasıdır. Milliyetçi yaklaşım çerçevesinde istenen. sadece sağlıklı değil. Buna bağlı olarak kadınların yaptığı spor dalları arasında ilk sıralarda yerini alır atletizm. hatta yer yer ırkçı söylemlerin güçlenmesi biçimini aldığını görüyoruz. daha önce önem verilen jimnastik sporunun yerini atletizme bırakması anlamına gelmektedir. Makine imgesine dönüşen bedenin. Spor yapmak gençliği “zehirli eğlencelerden” kurtarmanın en önemli aracı olarak tarif edilmektedir (4 Mayıs 1935). disiplinli. Bu dönemde sporun ethosunun dönüştüğünü söyleyebiliriz. Bu anlamda spor. Sayı:29 . 1940’larda voleybol dalında okullar arası müsabakaların başlaması söz konusu olmuştur. Kadınların mutlaka spor yapmaları gerektiğine dair söylemlerin etkisini kaybettiği. vefakar. azimli. makyajsız ve sade bir tarza bürünmeleri talep edilmeye başlanır. Spor erkekleri kahvehanelerden. Yarar Siyasal alanda ağırlaşan milliyetçi yaklaşımın.212 F. kır koşuları düzenlenir. “doğru ruhsal gelişim”in sağlanması içindir ve beden “doğru karakter”in temsilcisidir. 1930’ların sonları ve 1940’lar döneminde yükselen spor dalı atletizmdir. Her ne kadar esas fetiş nesnesi erkek bedeni ise de bütün bu milliyetçi söylem için kadın bedeni de önemli bir temsil aracıdır. modernliğin yarattığı iki farklı kadınlık hali ve imgesi arasında (modern ve aktif olan karşı) “inkılap”a uygun olan sade. Özellikle 1930’ların ikinci yarısında milliyetçi söylemin Batı’da yükselen otoriter rejimlerin de etkisiyle daha şoven-militer bir tona bürünmeye başladığı da belirtilmelidir. Bu dönemde kadınlardan sadece spor yapmaları değil. Spor politikaları açısından bu. Ayrıca. Burada fetişleştirilen. spor alanında milliyetçi. Şenol Cantek – B.

Hürriyet gibi gazetelerin futbola verdiği önemle de beslenerek. 1940’ların sonunda mevcut spor dergilerinin pek çoğu kapanır. Spor haberleri magazin dedikoduları ve Hollywood film yıldızlarının erotik sayılabilecek fotoğraflarıyla süslenmeye başlar. Bu yeni eğilim ile kadınlara dönük spor haberlerinin göreli olarak azalması arasında bir ilişki kurulabilir. Popülerlik ve yüksek tiraj arayışı. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Bu olimpiyat oyunlarına ilk kez bir Türk kadını. Tüm bunlara bağlı olarak spor yapan kadınlarla ilgili haberlerin de azalması söz konusu olmuştur. Spor Aktüalite. 1948’de yapılan Londra Olimpiyat Oyunları’na kalabalık bir muhabir ekibi gönderen ve müsabakalarda Türkiye’nin aldığı başarılı sonuçları. atlet Üner Teoman da katılmıştır. spor basını. Basın sektöründe dönemin önemli olayı. Hatta. Bunları takiben yayın hayatına giren spor dergilerinin ömürlerinin hep kısa olması da dikkat çekici bir gelişmedir. Buna paralel olarak basında okul sporlarına ve farklı spor dallarına ayrılan yer de azalır. renkli bir gazete olmak iddiasıyla yayın hayatına girer. popüler gazeteler. kitlelere cazip gelen konular üzerine yoğunlaşmaya yöneltir. rakipleri arasından sıyrılır. Hürriyet Gazetesi’nin çıkmaya başlamasıdır. Dolayısıyla kadınların en fazla faaliyet gösterdiği okul sporlarına spor basını kapılarını yavaş yavaş kapatmaktadır. Bunun dışında 1970’lere kadar doğrudan futbolu çağrıştırmayan başlıklarla çıkan Türkiye Spor Gazetesi.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 213 kulüplerde kadın voleybol ve daha sonra basketbol takımlarının oluşturulması. Hürriyet. Yani ağırlığını futbolun oluşturduğu bir içerikle hazırlanan spor sayfalarına sahip ulusal. Spor basınının giderek futbola odaklanıyor olması. Spor gibi dergiler de bulunmaktadır. Futbol ağırlıklı spor dergilerinin ilk örnekleri arasında 1948-49 yıllarında çıkan Gol Spor. bu fotoğraflardaki şortlu. spor dergilerinin okuyucu kitlesi olarak erkekleri hedeflemeye başladığı izlenimini yaratmaktadır. 1967 yılında çıkan Fotospor sayılabilir. Hürriyet’in spor sayfalarında ise 1949’dan itibaren ilginç bir eğilim ortaya çıkar. bol görsel malzeme eşliğinde günü gününe duyuran gazete. yerli kadın sporcuların müsabakalar sırasında çekilmiş fotoğrafları yayınlanarak. Bütün bunlar yukarda ileri sürdüğümüz iddiayı destekleyen gelişmelerdir. fotoğraf altı yazılardaki ifadelerle de cinsel arzu yaratılmaya çalışılmaktadır. Daha geniş bir çerçeveden yorumlayacak olursak basında giderek Cumhuriyet ideolojisinin ve modernleşmeci yaklaşımın yerini daha ticari ve eril bir bakış açısına bırakmaya başladığı yorumu getirilebilir. gazetenin yayın politikasını magazin ve spor gibi. çok satan. İlk defa bu dönemde futbol ağırlıklı dergiler çıkar. bugünkü halini alır. liglerin gelişmesi ve uluslararası müsabakaların başlaması sonucunda 1950’lerin sonu ve 1960’lar dönemine rastlar. atletli bedenler sergilenmekte.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tüm dünyada kadınların kamusal alanda (zorunluluktan da olsa) daha fazla görünür olmaları. DP iktidarı döneminde spor devletten önemli ölçüde yardım almıştır. 1950’ler dönemi kadınların örgütlü spora elit sporcu olarak katılımlarının göreli olarak arttığı bir dönemdir. Sayı:29 . “halka inmek”. 1938’de kurulan BTGD’nin danışma kurulu üyesi olması sıfatıyla. popüler bir gazete olan Hürriyet kadının özgürleşmesi konusunda erkek egemen toplumun içine düştüğü ikilemi yansıtmaktadır. Spor Toto’nun kurulması ve futbolda profesyonelliğin kabulü. yukarıda sözü edildiği gibi. Kadınların spor alanına ve uluslararası spor müsabakalarına katılımı eskisi kadar kurumsal destek görmemişse de. 2194-2195). kadının her alanda olduğu gibi. Şenol Cantek – B. Batı’da ortaya atılan ve bilimsel kanıtlara dayandırılmaya çalışılan bir iddiaya göre. 1983: s. popüler basından takip edilebilir. DP’nin lideri ve Başbakan Adnan Menderes’in popülist siyaseti. Yüksek tirajlı. “halka itibarını iade etmek” gibi iddialar taşımaktadır. Bu gelişmeler. kadınların spora katılımı açısından asla 1920’lerde ve 1930’ların ilk döneminde görülen özendirici ve harekete geçirici yaklaşımdan söz edilemez. spor alanında da daha aktif hale gelmesini sağlamıştır. Menderes. Bunların başında futbol gelir.214 F. kadınların fizyolojik olarak erkeklerden daha güçlü olduğunu belirten bir yazı Hürriyet’in sayfalarında yer almıştır örneğin (“Erkekler Niçin Kadınlara Gıpta Güz 2009. Türkiye’de de bu gelişmeler karşısında duyulan endişe. etkileri sonra da hissedilecek önemli gelişmelerdir. Ellilerin önemli bir diğer gelişmesi de. spor konusunda bilgili ve ilgilidir. kadının özgürleşmesi ve eşitlik talepleri üzerine temellenen kadın hareketinin ivme kazanması. Türkiye’de spor tesislerinin kurulması için fırsat yaratmıştır. geleneğin ve dinin dayattığı ahlaka sahip çıkılması gerektiğini anımsatan bir söylem de paralel olarak yükselişe geçmiştir. Buna karşın. az çok Türkiye’de de etkisini göstermiştir. BTGM’nin Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmasıdır (Atabeyoğlu. 1950’li yıllarda DP’nin genel liberalleşme eğilimi doğrultusunda. Batıda feminizmin yükselişe geçtiği bu dönemde. spor alanında da liberal bir politika ve söyleme geri dönüş yapılmış olsa bile. Spor Toto’dan elde edilen gelir. aynı zamanda kadının özgürleşmesinin ve haklarının peşine düşmesinin hakim eril düzeni sarsacağı endişesi ile kadına “asıl görevleri”ni. Bu sebeplerle DP yönetimi kitleleri cezbeden sporlara özellikle önem vermiştir. Yarar Tek partinin içinden çıkan yeni iktidar ve sporun “halka inmesi” Ellili yılların en önemli özelliği 1945’te iktidara gelen Demokrat Parti (DP) ile birlikte tek parti idaresinden çok partili rejime geçişe sahne olmasıdır. Öte yandan. kadınlar sporla uğraşmaya devam etmişler ve özellikle kulüplerin desteğiyle faaliyet alanlarını genişletmişlerdir.

yüzme. Batı medeniyetinde kadınların toplumsal hayata ve spor alanına katılımına yaklaşım da çelişkilidir. tenis. birkaç ay sonra aynı konuda tam tersi bir iddiayla ortaya çıkacaktır. erkekler tarafından sınırları çizilen.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 215 Etmeli? Zayıf Cins Kuvvetli Cins Hangisi?”. vücudu deforme etmeyecek branşlardır. Spor yapan kadınlar için de aynı denetim ve yönlendirme mekanizması söz konusudur. Popüler gazetelerin bir örneği olarak Hürriyet. kadınların sosyal alanda ve spor yaşamında artan varlıklarına paralel bir gelişme olmakla birlikte. okuyucunun dikkatini çekmeye çalışmaktadır. kuralları koyulan bir ilişkidir. 1950’li yıllarda kadınların spora katılımları ile ilgili söylem ve kadınların spor alanındaki faaliyetlerini basına yansıtan görüntüler. bu tür ajitatif ve magazinel nitelikli haberler aracılığıyla. Nitekim. diğer yandan Batı’da bu açıdan yaşanan gelişmelerin tedirginlikle izlendiği anlaşılmaktadır. Batı spor alanında genel olarak örnek gösterilen ve hep gerisinde kaldığımız bir gelişmişlik çizgisini temsil etmektedir. amaçları/öncelikleri belirlenen. Bu. bu ancak bir dejenerelik olur. Sportif faaliyetlerde başarı gösteren kadınların basına daha sık konu olması yukarıda da belirttiğimiz gibi bu söylemsel kaymanın bir uzantısı olduğu kadar. Bu ilişki. 1953). ne kadar süreyle çalışılacakları erkekler tarafından tayin edilmektedir. Kadınların toplumsal yaşama katılımının hem övgüyle hem de tedirginlikle karşılanmasına paralel olarak. 6 Temmuz 1951). genel olarak egemen söylemdeki bir kaymanın da varlığına işaret eder görünmektedir. Bir yandan bu bakımından Türkiye’nin hep geride kaldığından şikayet edilirken. Türkiye’de ve Batı’da kadınların toplumsal hayata katılımı konusunda yaşanan gelişmeleri hem gıpta ile hem de tedirginlikle karşılayan bir “paranoyak” yaklaşım temelinde kurgulanmıştır. gerçekliği sorgulanamaz hale gelmiş önyargıları tersyüz edermiş gibi yaparak. Kadın. Hürriyet. Örneğin kadınların Batı’da güreş ve futbol gibi annelik rollerine ve güzelliklerine zarar verebilecek sporlarla uğraşmaya başlamış olmalarını tedirginlikle aktaran bir yazıya 1953 yılında yine Hürriyet’te rastlanmaktadır (6 Mart. saf ve yüksek bir medeniyetin mahsulü değildir. İçinde bulunduğumuz yıllarda kadının bağımsızlığı ileri sürülmektedir. bedeni ile ilişkisinde yalnız bırakılmak istenmemektedir. Kadın sporcuların hangi branşlarda. sporun örgütlülüğünün ve kadınların spora katılımlarının artmasıyla da İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 23 Mayıs 1951). tiraj arttırmaya yönelik yayın politikası gereği. yani kadınların erkekleşmesi hiçbir zaman ve hiçbir veçhile tabii. Halbuki bu daha ziyade evlilik ve aile bağlarından sıyrılmaya çığır açan bir hezeyandır” denmektedir ( Hürriyet. Şevket Dilmaç imzalı bu metinde. “Emenasipasyon. Branşlar. atletizm gibi “kadına yakıştığı” düşünülen. Sportif faaliyetlerden uzaklaşılması ise nişanlılık/evlilik ve/veya çocuk sahibi olunması sebebiyle olmaktadır.

Sonuç Ülkemizde modern sporların ortaya çıkışı.216 F. kadın sporcuların başarı veya başarısızlıklarının bir ulusal simge olarak dillendirilmesine sebep olan bir gelişmedir. daha önceki başarısız iki denemenin hayal kırıklığı yaratması olabilir. Örneğin 1954’te voleybolda ilk kadın kulüp takımı Fenerbahçe bünyesinde kurulmuştur. modern yönetim zihniyetinin gelişimi ve modernleşme süreci ile iç içe geçen bir olgudur. toplumun her alanına muhafazakarlığın hakim olması da diğer bir sebep olarak görülebilir. Üner Teoman Uysal’ın 1948’deki deneyiminin ardından. Bu dönemde. Bu anlamda nüfus bilimleri. partinin sözde liberalliğine rağmen. modernleşme projesi kapsamında kadınların toplumsal hayatın her alanına katılmalarını teşvik eden siyasanın Demokrat Parti döneminde değerini kaybetmesi. Okullar arası müsabakalarda bu spor branşları eskiye oranla daha da öne çıkmaktadır. Yarar ilintilidir. Örneğin bu bağlamda Avrupa basınında Türk sporcu kadınların yer alması veya başarısından bahsedilmesi gurur vesilesi olmaktadır. Sayı:29 . 1950’lerde önem sırasına göre voleybol ve basketbol gibi takım sporlarının giderek canlandığını görüyoruz. Erken Cumhuriyet döneminde. Sporda modernleşmenin en önemli göstergesi. 1952 Helsinki ve 1956 Melburn olimpiyat oyunlarına gönderilecek kadın sporcu bulunamaması ilgi çekicidir. Örneğin erken Cumhuriyet döneminde yetersiz sayıda ve nitelikte olan nüfusun hem tıbben hem de Güz 2009. yani halkın yeni bir düzenleme ile yönetilmesini mümkün kılan tekniklerden biridir. 1957 yılında Gül Çıray ve Aycan Önel’in İngiltere Atletizm Federasyonunun kadınlar arası şampiyonasına katılması ve İngiliz basınında Gül Çıray’a yer verilmesi önemli bir haber olarak yer almaktadır basında. Bunun sebeplerinden biri. modern sporların bu iki boyutuyla ilişkili iki dinamik temelinde geliştiği söylenebilir. iktisat. Spor yeni seçkinlerin kendileri ve bedenleriyle kurdukları yeni etiğin ve yaşam tarzının bir parçasıdır. tıp gibi pek çok alanda üretilen bilgi ve siyasalarla ilişki içinde ele alınır. Öte yandan spor devlet açısından toplumsal bedeni. 1950’lerin sonlarında kadınları katıldığı spor dallarında başta atletizm ve voleybol olmak üzere giderek uluslararasılaşma söz konusudur. kadın sporcuların kayda değer başarılarından söz edilemez. Buna göre. modern sporların tarihi özellikle devletin toplumla kurduğu ilişkilerde yaşanan dönüşümlerin de izlerini taşır. Bu. Türkiye tarihi çerçevesinde bakıldığında. Şenol Cantek – B. sporun halkın ve bireyin bedensel ve ruhsal eğitiminin bir parçası olarak görülmeye başlamasıdır.

Yirmiler ve Otuzların modernleşmeci zihniyetinin yerini. Ancak daha derinlemesine incelendiğinde. spor basınında bu yeni anlayışın izlerini sürmek mümkündür. Buna bağlı olarak. başka birçok alanda da halka rehberlik etmesi beklenen gazeteler kullanılmıştır. Spor. ticari mantığın almaya başladığı. ulusa sağlıklı evlatlar yetiştirecek sağlıklı anneler olmaktır. beden terbiyesi politikasının bir parçası olarak zorunluluğa dönüşmüştür. Siyasal ve örgütsel yaşamdaki bu dönüşümler spor basınında da yankı bulur. Belirli sınıftan kadınların dahil olduğu veya belirli bir vatandaşlık görevi olarak yapılan bir faaliyet olarak spor. Parti ile devletin özdeşleşmiş olduğu bu dönemde. Kırkların sonuna kadar süren bu durum. Ağırlık futbola verilince. kişisel gelişimi için spor yapmasına İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . yüksek tirajlı gazetelerin spor sayfalarının futbol ağırlıklı olarak hazırlanması kitle sporları aracılığıyla kitlesel bir ilgi yakalanmaya çalışıldığının da göstergesidir. Futbol temalı dergilerin çıkmaya başlaması ve ulusal. tıpkı yine erken dönem milliyetçi seçkinlerin kadına dair egemen söylemlerinde olduğu gibi. sağlıklı annelerin yetişmesi için en kestirme yoldur. kadın sporculara ve onların faaliyetlerine verilen yer çok azalır. hem de milli vazife olarak bu alanda faaliyet göstermeye çağırılırlar. kadınların dahil edildiği ve hatta çağırıldığı bir alandır. 1928-1960 arası spor basını incelendiğinde. Hürriyet gazetesi ile başladığı iddia edilebilir. dünya konjonktürünün de etkisiyle. Özellikle Hürriyet’in spor sayfaları incelendiğinde. Ellilerle değişmeye başlamıştır. Kadınlar spor alanında hem yeni seçkinler olarak var olurlar. Otuzların ikinci yarısında. henüz kadınların futbol alanında bir varlık gösteremediği Türkiye’de. kadının kendi tercihleri. spor alanında da. spor örgütlenmesi de partiye bağlanmış ve her vatandaşın spor yapması. Kadınların spora teşvik edilmesi için tek parti döneminde. zevkleri. yeniden cinsiyetlendirme girişimleri birlikte işler. dönemin spor basını takip edilerek görülebilir. spor basınında magazinelleşmenin bu dönemde. Sonuç olarak. Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinden sonra. magazinel boyutu varsa basında yer alır. Modernleşmeci erkeklerin bir milli görev olarak kadınlara biçtikleri toplumsal rol. geleneksel cinsiyet rollerinden uzaklaşması adına cinsiyetsizleştirme politikalarıyla. Kadın sporcular ile ilgili haberler.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 217 ahlaken daha yüksek seciyede yetiştirilmesinin önemli bir aracı olarak görülür spor. Bu iki dinamikle ilişkili olarak bakıldığında spor cinsiyetsiz bir alan gibi görülebilir. egemen milliyetçi söylem içinde militer tonun ağırlık kazanması söz konusu olmuştur. devlet idaresinin her alanında gözlenen liberalleşme eğilimi spor örgütlerinin de liberal ilkelere göre yönetilmesini beraberinde getirir. kadınların kamusal alana çıkmalarını sağlayan bir faaliyet olarak spora katılımlarının belirli şartlara bağlandığı.

kadının bireyselliğini öne çıkaran. İletişim Yayınları. Erken Cumhuriyet’te Beden Terbiyesi ve Spor. Cem (1983). Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce: Dönemler ve Zihniyetler. U. özellikle eril modernleşme perspektifinin toplumsal cinsiyete ilişkin normları nasıl eklemlediğine bağlı olarak değişim arzetmektedir. Falih Rıfkı (1964).Ü. İstanbul. Ed. Dönemi Türkiye Foucault. Cinselliğin Tarihi. İstanbul. İstanbul. İletişim Yayınları. Atabeyoğlu. İstanbul. Şenol Cantek – B.Tanrıöver. “Türkiye’de Spor”.Tanyeli. (1998). Atay. 1934-1937 Yeni Hayat. özellikle de sportif etkinliklere katılması yerinde bulunmamaktadır. güzellik”. Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı. Gürbüz ve Yağız Evlatlar.218 F. zinde ve özgüvenli kadın idealinden söz edilmekte. gençlik. “Modernizmin Vaad Edilmiş Cennetinin Kapısında İki Ülke: Finlandiya ve Türkiye”. Michel (2003). İstanbul. (1999). yaptığımız analizin de gösterdiği gibi. 1945-1947 Hürriyet Gazetesi. Üç Kuşak Cumhuriyet. N. İletişim Yayınları. 1937-1941 ve 1948-1949 Beden Terbiyesi ve Spor. SBF Yayını. 1948-1960 Güz 2009. Yiğit (2004). 1942-1945 Havacılık ve Spor. Kurthan (1980). İstanbul. Yeşilkaya. Ankara. Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi. 1929 Türk Spor. Fişek. Yarar ihtiyatla yaklaşıldığı görülmektedir. İletişim Yayınları. 1936 Gol Spor. “Türkiye’de Sporun Gelişimi”. annelik ve eşlik vazifelerini aksatacağı düşünülen etkinliklere. Gürsoy. Cilt: 8-9. Varlık Yayınevi. Kurthan (1983). Fişek. İstanbul. KAYNAKÇA Akın. İletişim Yayınları. Süreli Yayınlar Spor Alemi. “Sağlık. Şenol Cantek. H. İstanbul. 1929-1934 Spor Postası. Bir yandan. Sayı:29 . A. N. Cumhuriyet Ansiklopedisi. Halkevleri: İdeoloji ve Mimarlık. Bu çelişkiler. batılı kadın gibi zarif. diğer yandan. Roman. Cilt 9. Çev. Spor Yönetimi. Ayrıntı. Funda (2009).

Renkli grafik. 3. Yabancı Dildeki Başlık. diğer taraflardan 3 cm boşluk bırakılmalıdır. Bu bilgiler makaleye ait kapakta bulunmamalıdır. yazılarında bazı düzeltmeler yapmaları istenebilir. Aynı yılda yapılan çalışmalar İletişim 2003/18 . Makalelerin 150-200 sözcük civarında İngilizce ve Türkçe özetleri de yazıyla birlikte gönderilmelidir.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. 6. Yazının yayımlanması konusunda son karar yayın kuruluna aittir.Kaynakçada. kapak sayfasında yazar ismi ya da isimleri. Sayfa yapısı soldan 4. Makaleyi Hakemlerden birisi yayınlanmasına ikincisi yayınlanmamasına karar verdiği takdirde makale üçüncü bir hakeme gönderilir. adresler. makaleye iliştirilecek kapak sayfasında yer almalıdır. Yasal ve etik her türlü sorumluluk makale yazarlarına aittir. Abstract. Yöntem. e-mail ve telefonları bulunmalıdır. Dergiye gönderilen makaleler başka bir yerde yayınlanmamış veya değerlendirmeye alınmamış olmalıdır. 5. Makalenin düzeltilmeden yayınlanmasına veya yayınlanmamasına karar verilebilir. Ana Metin. Kaynakların Düzenlenmesi 1.Bir yazarın birden çok çalışması kaynakçada yer alacaksa yayın tarihine göre eskiden yeniye doğru bir sıralama yapılmalıdır. Anahtar Sözcükler. Makalelerin kaynakça ile birlikte 20 sayfayı geçmemesi tavsiye edilir. Özet.5 satır” olmalıdır. Özetlere Türkçe ve İngilizce anahtar kelimeler eklenmelidir. 237- Yazı Teslim Kuralları 1. Bulgular.Sokak No:9 06510 Emek/Ankara” adresine posta yoluyla gönderilmelidir. 8. 11. sadece yazıda gönderme yapılan kaynaklara yer verilmeli ve yazar soyadına göre alfabetik sıralama izlenmelidir. 10. Tartışma. 7(2). 7. Key Words. Çalışmalarda şu sıranın takip edilmesi uygun olacaktır: Başlık. 4. Sonuç ve Kaynakça. şekil ve tablo kullanılmamalıdır. Makaleye ilişkin raporlar ve makale metni makale yazarına iade edilmez. 2. Makalelerde yazı tipi “Times New Roman 12 punto” ve satır aralığı “1. Dergiye gönderilen makaleler 2 basılı ve 1 dijital kopya olmalı ve “İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Bişkek Caddesi 81. Gönderilen basılı kopyalarda kapak sayfası olmalı. 9. Basılı kopyalar A4 boyutunda dijital kopyalar “Word” formatında olmalıdır. Yazılı kopyalar hakeme isimsiz gönderileceği için makalenin iç sayfalarında değil. Giriş. Hakem raporları doğrultusunda yazarlardan. 2.

Business Journal. s.143-152. s.htm. İkiden Çok Yazarlı Kitap Lazarsfeld. D (1987) Mass Communication Theory: An Introduction. (Tas.trkist.220 için “a”..org/hra.htm. Sayı 2 . M Zıllıoğlu (Çev. 2 Mayıs 1999) Mel. H (2005) Vücudun dili olmaz. O (1991) Futbol.176-187. (Hemdi. M E ve Shaw D L (1972) The Agenda-Setting Function of Mass Media.dnr. 1944: 23). 2003). http://www. T (1984) International Flow of TV Programmes. P F. Notre Dame: University of Notre Dame Pres. London: Colombia University Press. İstanbul: Derya Yayınları. Kimy.11-12.). Çeviri Kitap Mattelart. CA: Sage Pulication Inc. Cilt 7. İki Yazarlı Dergide Makale McCombs. İnternet Elçi. s. (Lazersfeld vd. C ve Olbrechts-Tyteca. (Vert ve Hale. “b”.95-134. B ve Gaudet. İstanbul: İletişim. 34(1). L (1971) The New Rhetoric. (Erişim: 12 Mayıs 2005) Türkiye İstatistik Kurumu (2001) Zenginlik indeksleri. Journal of Communication. Kaynakça ve Alıntı Kuralları Metin içi kaynak örnekleri: (Duran. Berolson. “c. The Public Opinion Quarterly. (2). Tek Yazarlı Kitap McQuail. (Erişim: 1 Mart 2002) Bahar 2009.tr/hra. 2005: 16). H (1944) The People Choice. (Erişim: EBSCO Masterfile database. Beverly Hills. A ve Mattelart M (1995) İletişim Kuramları Tarihi. http://www.). 2004. 2001) Günay’a göre (2005). Kitle Haberleşme Teorilerine Giriş. 36. 2005: 71).. Ünsal Oskay (Der.” ibareleri kullanılmalıdır ve bunlar metin içinde yapılan göndermelerde de aynı olmalıdır. s. W (1992) Haberleşme Nasıl İşler. Kaynakça örnekleri: Tek Yazarlı Dergide Makale Varis. İki Yazarlı Kitap Perelman. Editörlü Kitapta Bölüm Schramm.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful