Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009, 7(2), 237-

Gazi Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi

Güz 2009, Sayı : 29 Autumn 2009, Number: 29

ĠletiĢim 2003/18

G. Ü. Ġ. F. Adına Sahibi Sorumlu Yazı ĠĢleri Müdürü Editör Cengiz ANIK

Rıza AYHAN M. Naci BOSTANCI Editör Yardımcıları Umur IġIK AyĢe Gül SONCU Hasan TOPBAġ Ç. Murat HAZAR Cem YAġIN
Yeditepe Üniversitesi YaĢar Üniversitesi Erciyes Üniversitesi Gazi Üniversitesi Arel Üniversitesi Gazi Üniversitesi Erciyes Üniversitesi Galatasaray Üniversitesi Yeditepe Üniversitesi Gazi Üniversitesi Atatürk Üniversitesi Ġstanbul Üniversitesi Gazi Üniversitesi Erciyes Üniversitesi Akdeniz Üniversitesi Selçuk Üniversitesi Ankara Üniversitesi Gazi Üniversitesi Gazi Üniversitesi Fırat Üniversitesi

Yayın Kurulu Zülfikar DAMLAPINAR Sirel GÖLÖNÜ DanıĢma Kurulu
Suat ANAR Ümit ATABEK Bilal ARIK Burhan AYKAÇ Aysel AZĠZ Hasan BACANLI Hamza ÇAKIR Dilruba ÇATALBAġ Yusuf DEVRAN Ġhsan ERDOĞAN Fatma GEÇĠKLĠ Suat GEZGĠN Nilgün GÜRKAN Metin IġIK Süleman ĠRVAN Ahmet KALENDER KurtuluĢ KAYALI Ersin ÖZARSLAN Serdar ULUKAN Mustafa YAĞBASAN

ISSN: 1302-146x Copyright © Gazi Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi. Tüm hakları saklıdır Yayın ve Türü: Yılda iki kez basılan hakemli, yaygın, süreli bir dergidir. Yönetim Merkezi ve Adresi: Gazi Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi, 06510 Emek, Ankara Tel: 90 312 212 6495 Fax: 0 312 212 1832 e-mail: iletisimdergisi@gazi.edu.tr Basım yeri: Gazi Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi Basımevi, Emek, Ankara.

TÜBĠTAK/ULAKBĠM SBVT tarafından taranmakta ve dizinlenmektedir.

Today and Tomorrow of Public Relations Studies ERDEM TAŞDEMİR Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler / 149 Leaders and Managers in Community Management . Bugünü ve Geleceğine İlişkin Bir Değerlendirme / 133 An Analysis of Yesterday.İÇİNDEKİLER ZÜLFİKAR DAMLAPINAR İletişim Bilimini Rousseau‟dan Okumak: „Kötü‟ Yanlarımızın Sonucu mu.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri / 81 Media and Politics Relation in News Discourse: 29 March 2009 Local Elections MERİH TAŞKAYA 1980‟lerden 2000‟lere Türk Sinemasında Ürün Yerleştirme Uygulamalarında Görülen Nicel Değişim / 103 The Quantitative Changes in Product Placement Practices in Turkish Cinema Since 1980s To 2000s AYHAN BİBER Halkla İlişkiler Çalışmalarının Dünü. „İyi‟ Yanlarımızın Katkısı mı? / 1 Reading Communication Science From Rousseau: Is it the Result of Our „Bad‟ Sides? or the Contribution of Our „Good‟ Sides? DİLEK GÜRKAN Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması / 23 Financial problems of newspaper organizations and a financial analysis practice GÜLCAN IŞIK – ÜLKÜ AYŞE OĞUZHAN BÖREKÇI Siyasetçi-Medya İlişkileri Bağlamında Bir İnceleme: “Deniz Feneri Örneği” / 53 A Survey in the context of Politicians-Media Relations: The Example of Deniz Feneri ABDULKADİR GÖLCÜ Haber Söyleminde Medya.

BETÜL YARAR Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) / 201 Women and Sport in the Journals and Newspapers of the Early Republican Period (1928-1960) .UMUR IŞIK – KONUR ALP KOZ Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: İnternet Haberciliği Üzerine Bir İnceleme / 167 “Click commerce” based on sexuality: An Analysis on Internet Journalism BORA ATAMAN What is „Empowering‟ and Who The „Users‟ are in The New Media / 189 Yeni Medyada “Kullanıcının Gücü” FUNDA ŞENOL CANTEK .

eninde sonunda -mutlak ya da mümkün. Gaia. doğumu yaratan pek çok tanrılar ve tanrıçalar var olmuĢtur. Demek ki. kaçınılmaz olarak. akademik metnin bilimselliğinin ölçütü. ĠletiĢim biliminin karakteri. „Özne‟ye iliĢkin en çekici tahkiyeler de hiç kuĢkusuz ki. deniz. dağlar ve denizlerle birlikte gökyüzü tanrısı Uranus‟u yaratmıĢ ve daha sonra onunla evlenmiĢtir. ĢimĢekler. metodolojiyi uygulayan „özne‟ ortaya koymaktadır. sağaltım iĢi ile yükümlü. Bilimsel Serüven: Kaostan Düzenliliğe Olup biten hemen her Ģey. Bilim insanının karakteri. Yani. mantığı ve iĢtigal alanı. (2) erdemini ve (3) masumiyetini gösteren parametreler olmalıdır. aĢkı. Demek ki olup biten her Ģeyden sorumlu bir özne bulunmaktadır ve onların bazıları bir yandan kaosu. tufanları. konu duayeni. bereket.bir „özne‟nin eseri olduğuna göre. çok değerli üsdatlarımızın katkılarıyla. akademik bir metni metodoloji karakterize etmektedir ama. yeraltını yöneten Tartaros ve eĢsiz güzellikteki Eros‟un var olduğu öykülenmektedir. Böylece yağmur. bu sayfalar. ırmak ve doğadaki tüm olaylarla atmosferi yöneten tanrı ve tanrıçaların yanı sıra. bilim. „özne‟nin serüveni zorunlu olarak. . Bu evlilikten devler ve ucube kykloplarla birlikte diğer pek çok evlat dünyaya gelmiĢtir. volkanları. fırtınaları ve pek çok doğal afet ve felaketleri de yöneten öznelerdir. Bu da bilim insanının deontolojisini gündeme getirmektedir. Metodolojik bir kalıp içermek zorunda olmadığı için akademik kariyer amacıyla kullanılmayacaktır ama. ölümü. umut edilmektedir ki. mitolojik metinlerde dile getirilmektedir. Grek mitolojilerinin birinde. depremleri. Bununla birlikte. bilim insanının (1) tarafsızlığını. yıldırımlar. sanattan ya da estetikten anlayan. kaostan tanrıça Gaia. akademik metni metodoloji değil. KuĢkusuz ki bunlar aynı zamanda. Dergi‟mizin bu sayfalarında üç konunun sorunsallaĢtırılması amaçlanmaktadır: Bilimin karakteri.‘S U N U ġ’ KAOSTAN DÜZENLĠLĠĞE BĠLĠMSEL SERÜVEN VE ĠLETĠġĠM BĠLĠMĠ „SunuĢ‟a tahsis edilen bu sayfaların „müzakere‟ amacıyla kullanılabileceği tasarlandığı için. dağ. önce bilimin karakterine bakmak gerekmektedir. mantığı ve iĢtigal alanı. izleyen satırlardaki makaleler kadar önem arz eden bir niteliğe zaman içinde kavuĢacaktır. mevsimler. Bir önceki sayıda da kısmen değinildiği gibi. bilimin serüveni ile örtüĢmektedir. savaĢ ya da avdan sorumlu. mantığı ve iĢtigal alanı. bilim insanı ve hususen iletiĢim bilimi gibi konuları gündeme taĢımaya devam ediyoruz. kehanet üstadı.

gündüzü. bir yarısından gökyüzünü. sol gözünden güneĢ. huzur ve esenliğe dönüĢtürmektir. doğum esnasında bebeğin feryadının. istikrarı.karıĢıklığı. güçlüsü. pek çok teĢhis ve hatta tedavinin isim kaynağıdır-. batı. sesinden yıldırımlar ve fırtınalar. Ģu veya bu biçimde tasavvur edilen bir özne tarafından belirli bir sisteme. güney ve kuzeydeki dağlar. Tanrılara isyan edilmesi için herkesi tahrik edip duran Kingu‟yu öldürür. Çin mitolojisine göre. huzuru. tüm insanlara çobanlık eder. istikrara ve iĢlerliğe kavuĢturulmaktadır. içinden doğduğu kaosu. tufanları. karmaĢayı körüklerken. Marduk imdada yetiĢip onu öldürür. kanından okyanus ve ırmaklar. derisindeki asalaklardan hayvan ve balıklar teĢekkül etmiĢtir. anlayıĢlısı ve en iyi sihir bilenidir. Babil mitolojilerinin birinde de. mutlaka bir hikmet-i vücudu vardır. diğer yarısından yeryüzünü yaratır. terinden yağmur ve çiğ. bedenindeki tüylerden ağaç ve diğer bitkiler. Babil kentini inĢa ederek. Kaos. kaostan düzenliliğe. usül ve güzergaha uygun olmamakla birlikte. karanlık yumurtanın içindeki evren. yumurtayı bulması. kemiklerinden kayalar ve kıymetli madenler. döllemesi. yani hiçbir hesap ve iĢleme. etinden toprak. fırtınaları. Her toplum hatta topluluğun buna benzer varoluĢ hikayeleri vardır ve hemen hepsinde kaostan bir çıkıĢ serüveni öykülenmektedir. saçları ve kaĢlarından gezegen ve yıldızlar. onun kanından tanrılara hizmet etsinler diye insanları yaratır. yapılan iĢin geçmiĢi neredeyse yaĢam kadar eskilere uzanmaktadır. Hatta mutlak bir baĢarı elde edememiĢ olsa bile ana tanrıça Gaia‟nın varoluĢ gerekçesi bile. Tiamat ve Mumnu‟yu burnundan iple bağlayarak esir eder. gözlerinden Dicle ile Fırat‟ı akıtır. döllenmiĢ yumurtanın rahme asılması tümüyle kaotik. Ea bütün tanrı ve tanrıçaların en akıllısı. uyumu. teleolojik bir özne marifetiyle kaosun düzenliliğe dönüĢtürülmesi iĢine bilim adının verilmesi çok eski olmasa bile. Spermin hareketleri. nefesinden bulutlar ve rüzgar. Evrene istikrar ve huzur getirir. sukuneti tesis etmek için çabalamaktadır. Bu büyülü mitolojik öykülerden bir miktar esinlenmiĢ olsa gerek -nitekim mitoloji. kol ve ayaklarından doğu. Ea sihir gücü ile diğer tanrı ve tanrıçaları tehdit eden Apsu. tanrı ve tanrıçaların bulanık su ile sisten doğduğu belirtilmektedir. Damkina ile evlenir ve en yetenekli tanrı Marduk‟u dünyaya getirir. öte yandan diğer bazıları da düzeni. düzenliliğe. tükrüğünden bulutları yapar. Kısacası. düzen ve istikrara. ağır kısmını aĢağılara iterek Ying‟i var etmiĢtir. sağ gözünden ay. Bu kaostan doğan Pangu. tüm evreni tehdit eder. bu türden yaradılıĢ momentleri vardır. Bu ikisini birbirinden ayırmak için uğraĢ verirken yorgun düĢüp ölen Pangu‟nun baĢ. yumurtanın hafif kısmını göklere yükselterek Yang‟ı. Her bir tanrıyı belirli bir iĢten sorumlu tutar. su taĢkınlarını bir düzene sokar. kendi nefesini üfleyerek onlara hayat vermiĢ ve onların bir kısmının içini ying ögeleriyle. Geceyi. baĢlangıçta sadece kaostan ibarettir. bir kısmının içini yang ögeleriyle doldurmuĢtur. Bu arada esaretten kurtulan Tiamat. Tanrıça Nugua bütün bu yaratıklardan hoĢlanmayınca ıslak çamurdan kendine benzeyen varlıklar yapmıĢ ama onlara kendi ejderha kuyruğunu vermemiĢ ve sadece ayak takmıĢ. Demek ki günümüzde Ģu veya bu biçimde kimi misyonlar (patolojik olanın . mevsimleri. Freud‟den Lacan‟a pek çok anlatıda. tuvalet alıĢkanlığı edinmesinin ve özellikle memeden ayrılmasının.

Etkili bir söz söylemek için de bir sözü oluĢturan unsurların çok daha uyumlu bir biçimde bir araya getirilmesi gerekmektedir. varlık sürekli değiĢiyor. Tıpkı birbirinin zıddı varlıkların kamil oluĢlara vesile olduğu gibi. her Ģeyin zıddı ile kaim olduğunu. dağınıklığı. Parmenides‟e göreyse değiĢim olamaz. algılarımız ve ona uygun yakıĢtırmalarımız. ġayet her varlık. kaotik olanın bir özne marifetiyle. aynı varlık. yüklem. ona iliĢkin kesin ve doğru bilgiye asla sahip olamazdık. söylenen sözün etkisini. bir anlam taĢıması mümkün değildir. Say y. edat. Çünkü onlara göre her türlü “düzen”in biricik yolu bir araya getirmekti. s:241-258 . Heidegger. bu anlamda kullanmıĢlardır. karmaĢayı ortadan kaldırmaktan ibaretti.aydınlık gibi zıtlıklar. daha geçerli ve doğru bilgiler halini alabilmektedir. sözü. Yani varlığın kendisinde bir zıtlık. varlık aleminin sürekli bir değiĢim ve oluĢum geçirdiğini belirtmektedir. onlara iliĢkin edindiğimiz bilgiler de bu oluĢa bağlı olarak tekemmül etmektedir. ilgili olduğu sanılanları seçip ayırma anlamıyla.sıcak. toparlama. karıĢıklığı. belirli bir düzene dönüĢtürülmesi iĢleminden ibaret bir çaba olarak anlatılmıĢtır. logos kavramını tam da. sıfat değil sadece.bertaraf edilmesi gibi) yüklenmiĢ olan bilim yapma iĢi. Grekler. inandırıcılığını doğrudan doğruya belirleyen etkenlerdir. Dolayısıyla varlıktan (Demokritos ile sınırlandığında maddeden) yansıyan –düĢünülen.. ifade gibi anlamlara geldiği düĢünülen logos tabirini. söylem. söz haline getiren ile sözün bizatihi kendisi arasındaki ilintiyi anlamak gerekmektedir: Bunu anlamanın yolu ise Herakleitos ile Parmenides arasındaki müzakereyi bir kez de bu gözle irdelemektedir. söz. varlığın „oluĢ‟ları sayesinde. GeliĢim ve ilerlemenin yegane motoru bu devinimdir. tutarlılığını. değiĢim yoktur. öteden beri. Nitekim Heidegger‟e göre. Burada değiĢen varlık değil. Hatta bilgi edinme diye bir edim ortaya koyamazdık. karanlık . farklı algılara neden olmaktadır. “Grek düĢünme tarzı”nı irdelediği bir yazısında* kaosun düzenliliğe dönüĢtürülme iĢine bilim denmesini Ģöyle açıklamaktadır. bu anlamından ziyade. Soğuk . Varlıklar sürekli değiĢip yeni „oluĢ‟lar meydana getirdiği için. Eğer öyle olmasaydı. Zarf. ona iliĢkin bilgilerimiz de sürekli yenilenmektedir. söylenen bir sözün “söz” olması. Heidegger‟e göre. yani okumanın bir çeĢidi olarak kullanıyorlardı.bilgi. bir araya getirme. Heidegger. Belirli bir zamanda (mekan ve konjonktürde) duyularımızın algıları bizde belirli bir hisse ve ona uygun bir yakıĢtırmaya neden olurken. logos‟ta mündemiç bu anlamı kavramak için. bizim duyularımızdan kaynaklanan algılara iliĢkin yakıĢtırmalardır. çok çeĢitli edebi kullanımların ve söz sanatlarının tümünün meczi ve ahengi. Varlık ile söz arasındaki ilintiyi sorgulayan bu müzakereyi kısaca Ģöyle özetleyebiliriz: Herakleitos bilindiği gibi. Ġstanbul: 2008. Çeviren ve yayına hazırlayan Ahmet Aydoğan. Özellikle Grek matematikçileri için kavramın anlamı. Martin Heidegger. yani bilgilerimizdir. nesne gibi unsurlar uyumlu bir Ģekilde bir araya getirilip bütünleĢtirilemediği takdirde. Söz söylemenin yolu da budur: Özne. her an yeni bir „oluĢ‟la karĢımıza çıkıyor * “Varlık ve Düşünme”. Ona göre Grekler. „oluĢ‟uyor olsaydı. farklı bir zamanda. sürekli oluĢumlar geçirerek.

her bir kiĢi kendince bildiği. hayatı sadece hayattan. ahengi göremediği için. ölümü ölümden ibaret görmektedir. bizim ona iliĢkin düĢüncelerimizdir. tümlenme. Bilim. sahici argümanlara sahip olursa olsun.olsaydı. varlık nosyonuna da. „değiĢim içindeki varlığa kulakları tıkalı‟. tıpkı iletiĢimin bizatihi kendisi gibi. O gün bu gündür bilimin mantığı bu espri üzerinde kurgulanmaktadır. sadece sözden ibarettir ve esasen bilim etiketini taĢıma ayrıcalığı ve hakkını baĢka türlü olsa onun adına ayet derdik. diğeri onu. bütünlenmedir. Bu mantık üzerine konuĢlanan ve böyle bir iĢ ile meĢgul olmayı (bu iĢin zirvesinde Descartes ve Kant‟ın hususen bulunduğunu vurgulayarak) benimseyen bilim bu iĢi de „disiplin‟ kavramı ile tanımlamaktadır. bu amaca yönelik bilgilerin bilimsel sayılmasını sağlamakla da mükelleftir. karĢıtlıkların oluĢturduğu düzeni. karmaĢadan. birisi Ģunu. tutarlı. görüĢü kendine has olduğu için. olup bitenleri (ya da varlığın bizatihi kendisindeki değiĢimi) kavramakta aciz kalırlar. „çünkü‟ demektedir. bu Ģekilde bir araya gelen bir toplanma. Buna göre belirli bir alanın disipline olması demek. onunla ilgili tüm bu bilgileri derleyip. kaosu ortadan kaldırmak. ileri geri gidip gelirler ve bu Ģekilde bir araya toplanırlar. Oysa ki düĢündüğümüz bir „Ģey‟ hakkında düĢünebildiğimize göre. ne denli güçlü. inandırıcı. bireysel intizam ve insicam bu yolla tesis edilmektedir. sözlerini duyan ve onu anladığı için de ona kayıtsız kalmayan ve varlığın kendisine açılıp saçılmasına izin vererek. Oysa ki karĢıtlar. daha doğrusu. beriki bunu anladığı. düĢünülebilen varlığın her zaman olduğu gibi var oluyor olması gerekir. yakıĢtırmamız dıĢında bir varlık olmalıdır. yani tam da bu dağınıklıktan. söylentiler ve fehimler halinde dolaĢıp duran fikirlerin. Ayrıca bilim. sosyal. düzeni ve istikrarı tesis etmek için vardır. Oysa varlığı iĢitmesini bilen. kısacası herkesin kendince benbilirlik taslaması nedeniyle logos kavranamamaktadır. kapsam ve sınırlarının apaçık hale getirilmesi demektir. değiĢimin. anladığı için. „bir varlık‟a da sahip olamazdık. toparlayıp. Demek ki değiĢen varlığın kendisi değil. ortalıkta darmadağınık ve muğlak biçimde. tüm bu çabalar. Heidegger‟in değerlendirmesine göre. Tanımadığına havlayan ve sadece tanıdık gelene kuyruk sallayan köpekler gibi pek çok kiĢi. yakıĢtırmaya yol açan. Sözleri iĢittikleri halde logos‟u kavrayamadıkları için. bu da bilimi kuran logostur. . varlığa iliĢkin düĢüncelerimizin değiĢmesi ile sınırlı olduğu yönündeki Parmenides‟ci bu görüĢe itiraz eden Herakleitos. sadece bazı sözlerden ibarettir. KuĢkusuz ki. birbiriyle bir araya getirilmemiĢ bir yığın söylenti ve fehim(doxa)den dolayı. dağınıklığı. harmoniyi. Her zaman düĢünebiliyor olduğumuza göre.bu vasfından almaktadır. sistematik bir bütünlük arz edecek biçimde derlenip toparlanması. Bu kuruntu. düzenleyen ve hizaya sokan „özne‟ler sadece hakikatin sırrına erecektir ki. Olası ihtilaflar bu Ģekilde ortadan kaldırılmakta ve doğal. her bir insanın biliĢi. KarĢıtların çatıĢması. Olgusal mütekabiliyeti ne denli yetkin sayılırsa sayılsın.

ya bir baĢkasının oraya bıraktığı toz bulutudur ya da zaman içinde birikmiĢ bir toz bulutu. Amerika kıtası. Hatta medyatik dolayımlama ile. Bu gerçeklik. Oysa ki bilim kendisini. Grek ve Latin menĢeili düĢünme geleneğinde. bir olayın ya da var olduğuna inandığımız bir olgusal gerçekliğin üzerindeki tozu üflemekten ibarettir. hemen her alan için geçerli olabilmektedir. bilmemiz gereken ne çok Ģeyin olduğunun farkına varıyoruz. icat. hemen her Ģey onun üzerin ne denli bina edilmiĢ olursa olsun.Bilimsel Serüvenin Ġki Güzergahı: Ġcat ve KeĢif Pek çok yöntem ve epistemoloji kitabında. önemli hale getirilmesinde olduğu gibi. bilimsel icatların mahiyetini anlama açısından çök büyük bir önem arz etmektedir. ondan daha fazla bir kavram. Sokrat ve Mesih gibi. Bu yüzden icatlar anlamlıdır. bir simge de olabilmektedir. bilimsel çabaların tüketilmesine delil teĢkil edebilir. çok tutarlı ve çok inandırıcı ise. sonsuz bir enerji kaynağına sahiptir. bilimsel çalıĢmalar. inanılması imkansız olan. Nitekim özellikle sosyal bilimlerde. belki de en fazla bu tür icatlar. TüketilmiĢ iliĢki. eskisinden daha az veya daha fazla. icat. bunun tam tersi ile beslediği için. dahası 2+2=4 iliĢkisinde olduğu gibi. o güne kadar bilinmeyen bir Ģeyi üretmek anlamına gelmektedir. Her açıklama. hiçbir zaman.anlamların anlamlı. kurulabilecek son iliĢki olmayacaktır. yeni bir giz perdesiyle anlaĢılması gerekeni anlaĢılmaz hale getirmektedir. . aslında yeterince bilmediğimizi anladığımız zaman. bir böcek olabileceği gibi. Dahası Ģayet açıklama.Sokrat bir insandır . Sokrat gibi ulu bir „özne‟nin ölümü. daha doğrusu mantıksal örgü ne denli tutarlı olursa olsun. olsa olsa. iki bilinen arasında yeni bir iliĢki kurarak. bir çiçek. tüm hakikatleri (truth) ters yüz eden özel realitelerdir. Dipnot gereksiz ama varlık. kamuoyunun da gündeminde uzunca bir süredir yer eden genetiği değiĢtirilmiĢ organizmalarla ilgili disiplinlerde olduğu gibi. Ġnsanların ölümü olağan. iki bilinen arasında bilinmeyeni ortaya çıkarmak için kurulacak bir iliĢki. çünkü ölen Sokrat‟tır. Türkçe karĢılıkları oldukça tanımlayıcı olan iki kavramla kategorize edilmektedir.o halde Sokrat da ölür” önermelerinden oluĢan kıyas. Zira keĢif. öldürülmesidir. KeĢif. Ġki bilinen değiĢken arasında kurulan iliĢkinin sayesinde ortaya konulan bu icat. var olan ama o güne kadar fark edilmemiĢ bir varlığın ortaya konulmasını tanımlamak için kullanılmaktadır. Lise mantık kitaplarında yer alan “Ġnsanlar ölür . bildiğimizi sandığımız pek çok Ģeyi. Prometheusvari bu tarz “kült ölümler”. “kült bir yenilik”tir. Genellikle aksiyomatik disiplinler için kullanılmaktadır ama artık gündelik hayatımızda kullandığımız pek çok sentetik ürünün yaratılmasında. her an gözlemlenen bir gerçektir. Oysa ki iliĢkiyi ortaya koyan sözel yargılar. var olmayan bir gerçekliğin yaratılmasında ya da boĢ . yeni bir toz bulutu gibi olay ya da olgusal gerçekliğin üzerine çökmekte. tıpkı Sokrat‟ın da olağan bir insan olması gibi. Bunlar icat ve keĢiftir. Önemlidir. sosyal bilim alanları için geçerlidir. bilinen iki değiĢken arasında kurulabilecek „en son iliĢki‟ (sanki bir daha asla Sokrat veya Mesih gibi öznelerin ölümü olmayacakmıĢ gibi) sayesinde ortaya konulan bir yenilikmiĢ gibi kabul gördüğü için. Burada olağan olmayan. Ġcat. bilinmeyen. icat ile yapılabilecek en son Ģeyin yapıldığına dair ne denli güçlü bir izlenim bırakılmıĢ olursa olsun. anlaĢılması gerekenin üzerine bu kez bir kabus gibi çökmekte.

ortaya çıkarma. açığa vurma. Ne var ki. Ġcat ile keĢif arasındaki ince çizgi bu iki kavram arasında daha da incelmekle birlikte. discover bulma. peçe ile örtme. Popüler sözlüklerde cover örtü. iflas ettiği tuzak bu Ģekilde kurulmaktadır. iletiĢim bilimini hem bir “logos”tan ibaret kılmakta hem de “logos” kıskacından kendisini ve baĢka pek çok disiplinin sıyrılması fırsatının yaratılması için umut vaat etmektedir. kanaatimizce elzem görünmektedir. Önümüzdeki sayılarda kanaatimizce bu konuda söylenecek pek çok „söz‟ daha olacaktır. bilim alanında da uygulamaya paralel yeniliklerin bir an evvel kurumlaĢtırılması. iki kavram da hemen hemen aynı anlama gelmektedir. veil (birĢeyi) örten ya da gizleyen Ģey. ĠletiĢim Bilimi Ġçin Güzergah: Discover ve Revelation Heidegger‟in zaman ve hakikat betimlemesinden esinlenerek. yaĢmak. peçe. Belki de sırf bu yüzden iletiĢim fakülteleri bilim ve teknoloji olarak iki bölüm halinde yeniden kurumlaĢmak zorundadır ve bilimle ilgili bölüm. ahenk kurmak zorunda olduğu… ĠletiĢim biliminin diğer hemen her disiplinden daha fazla toparlanmaya ve tümlenmeye ihtiyacı vardır ama aynı zamanda da derlenip toparlandıkça karmaĢıklaĢmaktadır. iletiĢim bilimi. bu bağlamda iki kavram önerilmektedir: Türkçesinin. kendine özgü bir bilimsel alan olarak yeniden derlenip toparlanmalı ve düzenlenmelidir. bilim iĢinin. farkına varma. tüm hesapları allak bullak eden gökyüzüne yükselen dumandan ya da tüm geometrik ilkelerle dalga geçercesine gökyüzünde gezinen bulutlardan daha kaotiktir. bize tahsis edilen sayfa sayısını çoktan aĢtık ve bize gösterilen hoĢgörüyü ziyadesiyle istismar ettik. can alıcı bir nüansa da iĢaret etmektedir. dile getirilen bu hakikatlere bilim insanları dikkat kesilmektedir ki. Nitekim 1986‟da. iletiĢim ve medya adı altında ayrıĢtırıldıktan sonra. bizim için. paravana. Aslında popüler anlamları bile dikkate alınsa. daha büyük bir itina ile daha sonra seçilmesi gerektiğine inandığımız bu iki kavram. muhakkak. Özellikle iletiĢim bilimi söz konusu olduğunda söylenecek sözler daha da çoğalacaktır. saklama. Bu kaosizm. ifĢa anlamlarına gelmektedir. diğer pek çok disiplin açısından da. örtme. bizzat UNESCO eliyle sektörün geleneksel ve yeni medya diye ayrıĢtırılması gibi. kanaatimizce. revelation. discover ve revelation‟dır. maske. Zira iletiĢim. hem tek bir kiĢinin olabildiğince dağınık ve karmakarıĢık icra ettiği bir etkinliktir hem de mutlaka en az iki varlığın bir araya gelerek uyum. keĢfetme. Zira iletĢimsel etkinlik. anlama. gizleme. iletiĢim disiplini için olduğu kadar. gizleme.olay ya da olgusal gerçeklikten ziyade. Cengiz ANIK .

kitle iletişimi gibi araç. With an approach based on the inquisitive style of Rousseau towards sciences and arts. or the contributions of this process. The study analyzes the basic dynamics which can be associated with the emergence of communication as a science. Anahtar Kelimeler: İletişim. interpersonal communication. J. Gerçeğe ulaşmak için. 2009a:20) ÖZET İletişim biliminin hangi kaynaklardan doğduğu üzerine felsefi ve tarihsel bir yaklaşım denemesi sunmayı amaçlayan bu çalışma. and analyzes which questions can be used in assessments about the social contributions of communication sciences. within the scope of tools. J. the emergence and contributions of communication sciences  Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi. Rousseau. Dr. processes and methods of public relations. 2009a:20) ABSTRACT This study aims to present a philosophical and historical approach on the sources of communication sciences. it is understood that some questions about communication sciences and their social contributions should be re-focused. Conversely. Rousseau. İletişim 2003/18 . Doç. insan ve toplumsal sistemle nasıl bir ilişkisi bulunduğu ve bilim haline gelişindeki temel etkenler tartışma konusu edilmektedir. aynı zamanda iletişim biliminin toplumsal katkısına dair değerlendirmelerde hangi soruların kullanılabileceğine ilişkin bir analiz niteliği de taşımaktadır. İletişim biliminin doğuşu ve katkıları READING COMMUNICATION SCIENCE FROM ROUSSEAU: Is it the Result of Our ‘Bad’ Sides? or the Contribution of Our ‘Good’ Sides? “There are numerous dangers and dead-ends in scientific research. advertising. ondan gelecek iyilikten bin kez daha zararlı nice yanlışlıklardan geçmek gerekiyor!” (Rousseau. Yrd. which formed the basis of important concepts in the scientific characteristic of communication sciences. Diğer yandan iletişim bilimleri ve toplumsal katkılarıyla ilgili olarak bazı soruların üzerinde yeniden odaklanmaya ihtiyaç bulunduğu anlaşılmaktadır. ne çıkmaz yollar vardır. J. ‘İyi’ Yanlarımızın Katkısı mı? Zülfikar DAMLAPINAR “Bilim araştırmalarında ne tehlikeler. 7(2). Rousseau’nun günümüzde iletişim biliminin bilimsel karakteristiğinde önemli yeri olan kavramlara temel teşkil edecek hatırı sayılır öngörü ve yaklaşımlara sahip olduğu görülmektedir. and mass communication and draws attention to the basic discussions on the positive or negative sides. J. kişilerarası iletişim. reklam. bilim. and the basic factors in the process of communication becoming a science. Rousseau’nun bilimler ve sanatlara dair sorgulayıcı üslubunu temel alan bir yaklaşımla iletişim biliminin.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. one needs to pass through many mistakes which are thousands of times more harmful than the goodness that will come from it!” (Rousseau. It is observed that Rousseau introduced considerable estimations and approaches. To reach the future. İletişimin hakla ilişkiler. 237- İLETİŞİM BİLİMİNİ ROUSSEAU’DAN OKUMAK: ‘Kötü’ Yanlarımızın Sonucu mu. Key Words: Communication. süreç ve yöntemler dâhilinde bir bilim alanı haline gelmesinin hangi temel dinamiklerle ilişkilendirilebileceği ve bu sürecin iyi ya da kötü yanları veya katkıları üzerine temel tartışmalara dikkat çekilmektedir. science. this study discusses the relationship of communication sciences with humans and social systems.

241 ve 269-271.57. Rousseau‟yu döneminin en gelişmiş düşünürü olarak tanımlamaktadır (49). günümüzü yorumlamada hangi yaklaşımlarının değerlendirilebileceği üzerine bir analiz önemli görülmektedir. 1996:113-115. öncelikle bilimlerin çıkış kaynağını tartışarak konuya odaklanır. Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev‟inde. insan doğasına ilişkin çözümlemeleri ve toplumsal sözleşme öğretisiyle ün kazanmış. Damlapınar Jean-Jacques Rousseau‟yu1. 2002:34-35) kaydedilmektedir. 1995:47. toplumsal iletişim alanları ve süreçlerindeki katkısını konu edinmektedir. Bu dizgenin perspektifinden bakarak iletişim bilimi nasıl bir kaynaktan doğmuştur? ya da iletişim bilimlerindeki gelişmeler toplumsal gelişime katkı sağlamış mıdır? Sorularını da gündemine alan bu çalışma. Trigg. güzel konuşma sanatı yalandan. 2009a: 19).: (Kuhn.2 Giriş Z. 198-200. Dolayısıyla. yeni bir çağın oluşumundan önce çağımızın birçok sorununu yaşayan ve bunları değerlendirebilen yeni bir insan tipinin ilk örneği olarak konumlandırmaktadır. Rousseau‟nun günümüz iletişim bilimleri alanına yaptığı katkı anlamına gelebilecek kavram ve yaklaşımlarını vurgulamakta. 1999:735736). 1 2 Aydınlanma hareketine. Rousseau‟nun bütün felsefesi bireycilikle ortaklaşa hayat. Bilimin doğuşu ve gelişimiyle ilgili diğer ayrıntılar ve yakın dönem tartışmaları için bkz. Rousseau çağdaşı düşünürler bir yana bugün dünya edebiyatında önemli bir yere sahip olan Tolstoy‟un kendisini onun öğretilisi olarak ilan ettiği (Lecercle. Kant ve romantik düşünürleri çok derinden etkilemiştir. Benzer şekilde Oskay (1993) önemli bir eğitim görmemiş olmasına karşın (38). astronomi hurafelerden. modernlik düşüncesine sert eleştirileriyle tanınan ünlü Fransız düşünür. araç ya da süreçlerinde Rousseau‟nun hangi katkıları yapmış olabileceği. Forti. Ona göre insan bilgileri sanıldığı üzere iyi bir kaynaktan doğmamıştır. geometri cimrilikten. temel yaklaşımlarında. içinde bulunduğumuz şartları ve sorunları “yalansız. Bu bakımdan Oskay (2001:8) bir iletişim bilimci olarak yazılarında insanı ve çevresiyle ilişkisini anlamaya çalıştığını belirterek eleştirilerinde Voltaire‟ci bir “tepeden bakma” yerine herkesle birlikte düşünmeye. Örneğin. Özellikle. “Bilimlerin ve sanatların gelişmesi ahlâkın düzelmesine yardım etmiş midir?” sorusuna cevap aradığı.9). atomik ve kişisel benle toplumsal ben arasındaki gerilimi hafifletmeye. günümüz iletişim bilimlerinin ana tartışma konularında. Sayı:29 . fizik insanın kendini ilgilendirmeyen şeyleri anlama merakından ve hatta ahlâk bile insanın kendini beğenmişliğinden doğmuştur2 (Rousseau. dolansız anlamak isteyen hepimizin yeniden ve yeniden okuması gereken bir düşünür” diye tanımlayan Oskay (2002:7. 1712-1778 yılları arasında yaşamıştır. 1997) Güz 2009. aynı zamanda iletişim biliminin. ikisi arasında bir ilişki kurmaya çalışmaktadır (Cevizci. Aydınlanma hareketini ve filozoflarını derinden etkilediği kabul edilen Rousseau.72 ve 99. hayatı herkesle birlikte ele almaya çalışan Rousseau‟cu bir yaklaşımı her zaman tercih ettiğini vurgulamıştır.

ikincisi tam olarak uygun bir ölçme tekniğinin bulunmaması ve üçüncüsü özü itibarıyla belirsiz 3 4 Bu tartışmanın iki asırdan çok öncesine ait olmasına karşın. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . yazıldığı çağın yaşanan hayatına karşı eleştirel bir karşı çıkıştır. her iki bakış açısı da birbirine karşıt kavram olarak kullanılmamaktadır (Vural ve Bakır. İnsanlar. bilimi sosyal bağlamdan kopuk. iki açıdan. 2008). iyi yanlarımızın katkısı mı? olduğuna ilişkin soruya verilebilecek ütopyan veya distopyan4 tartışmalı tek bir cevabın izinde değil. iletişim biliminin. “bilimsel araştırma değerlerinin insani değerlerle doğrudan çatıştığı”na dair kanaatler. Distopyan bakış açısı ise insanın kötülüğüne olabilecek öngörülere ilişkin yaklaşımlara verilen bir ad olarak değerlendirilmektedir. geçen yüzyılın sonunda Amerika Birleşik Devletleri‟nde yapılan bir araştırmada kendisini göstermektedir. yüzyılın önemli muhalif düşünürlerinden Feyerabend‟de de kendisini göstermektedir.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 3 Rousseau‟nun bilimler ve sanatların kaynağını iyi ve kötü yanlarımızla ilişkilendirmesine dair yaklaşımının uyarlanabileceği en uygun alanın. bu çalışma. bilgi bilimsel temellerle birlikte sanat ve estetiği içermesi ve aynı zamanda hakikati. Örneğin Rousseau‟unun Emile‟si gibi. aksine yeni soruların üretilmesi için bir tartışma zemini amaçlamaktadır. iletişim. sadece onun varlığına. iletişim bilimi „hem insanlara sigara satmak için hem de onları sigara içmemeye ikna etmek için‟ kullanılabilmesidir (Chaffe ve Berger 2005: 43). İkincisi. bu çalışmanın kapsamında yer alan anahtar kavramlar Moles‟in epistemolojik yaklaşımıyla değerlendirildiğinde şu üç bakımdan belirsiz olgu kategorisinde tanımlanabilir: Birincisi açık bir şekilde tanımlanıp öngörülemezlik. genel kaygılarla bağlantısı olmayan bir konuma yerleştirmektedir. Birincisi. Ütopyan bakış açısı bilgi. fayda ve zararına alışmış olanlar onu böyle görürler” (1999b:295). alt başlığında da yer alan iletişim biliminin “Kötü yanlarımızın bir sonucu mu. iletişim bilimleri olduğu kabul edilebilir. Yani iletişim bilimleri insanın hem kötü. Rousseau‟nun bilimlerin ve sanatların hangi kaynaktan doğduğuna ilişkin kestirme cevabı “kötü” yanlarımız (2009a:19). Distopya ise “ütopyaların. Ancak. teknoloji sayesinde bütün dünyanın birleşeceğini öne süren olumlu yaklaşımları ifade etmektedir (Vural ve Sabuncuoğlu. katkısının ne olduğu konusunda ise ahlâkın bozulması olduğu (2009a:11) konusundaki 3 katı söylemine karşılık. Oskay‟a göre (2001:228-236) ütopya. ne de var olanlar içinde en iyisidir. Bilim konusuna ihtiyatlı yaklaşımlar 20. hem de iyi yanlarıyla doğrudan ilişkilendirebilecek kullanım biçimlerinin ayrımı tartışmalı boyutlara sahiptir. Dahası. „iyi günler‟in ve „iyi insan‟ın geçmişte kaldığını savunanlarına” verilen addır. Daha açık bir ifadeyle. doğruyu. Buna göre. Ona göre: “Bilim ne yegâne gelenektir. güzeli ve ahlâkı aktarma işlevi (Karagöz. 2007). 2006:59) olarak da tanımlanmasıdır. Moles‟in (2001: 18) belirttiği gibi özü gereği belirsiz olan olgulardır. Amerikalıların yüzde 89‟u bilimsel ilerlemeyi daha iyi bir hayat için kaçınılmaz olarak değerlendirirken. 1994:113). yüzde 70‟i bilim üzerindeki aşırı yoğunlaşmanın insani sorunların çözümünü “ihmal”e yol açacağına inanmaktadır (Nelkin. Burada yer alan soru ya da sorunun içerdiği olgular tam da. kendisinden sonraki asırlarda ve günümüzde de devam ettiği gözden uzak tutulamaz.

1993:2). İletişim bilimlerinde. 2006). 2008:13) kendi döneminde. Columbia Üniversitesi‟nde Lazarsfeld‟in öncülük ettiği bir grubun iletişim bilimlerinde büyük kuramlar yerine „orta boy kuramlar‟ geliştirmeyi hedeflemeyi ve tekrarlanan çalışmalar yoluyla elde edilecek özgül bulguların ampirik genellemeler halinde biriktirilerek kullanılmasına dair önerisini hatırlatmaktadır. Yani. Rousseau’nun Bilim. İletişim alanın bilimsel karakteristiği ve Moles‟in yaklaşımı dikkate alındığında. Güz 2009. “iyi” ve “kötü” yanlar gibi özü gereği belirsiz olgular da içermektedir. test edilebilir. uyaran sistemlerinin üretimini. insanın bilimsel ilerlemelerle her türlü mutluluğa ulaşabileceği düşünülüyordu. bilimler ve sanatlara bakışını. 1994:15-16). iletişim bilimcilerin böylesi bir çalışma kapsamında. Sayı:29 . Dönemin siyasi sistemi ise ruhani yaptırımdan uzak. Sanat Anlayışı ve Felsefesi 18. 1998:6) dâhilindeki araştırmalardan elde edilen bilgilerin. 1. Dijon Akademisi‟nin 5 6 Chaffe ve Berger. kaynakları ve katkılarına ilişkin yapılacak değerlendirmeler. yüzyılda bilim kendisinden çok şey beklenen gerçek ilerlemenin yolu olarak görülüyor hatta doğanın bütün gücünün bu sayede insanlığın emrine girebileceği. ahlâkının doğmasız kurulması gerekiyordu (Hazard. 2001:38. Chaffe ve Berger‟in önerisinde olduğu gibi (2005:52) 5 konuya ilişkin diğer „araştırmalara yol gösterecek yeni fikirler‟ aramaktır 6. işleyişini ve etkilerini. Bu dönem aynı zamanda. sistematikleştirilmesi sürecinin temel amaçlardan biri olması gerektiği de vurgulanmaktadır (Gökçe. kuramlar geliştirerek anlamaya çalışan bir alan olarak tanımlanan İletişim bilimleri (McQuail. Damlapınar olmasıdır. iletişim biliminin doğuşu. önceden tanınan ve bilinen olay ya da olguların belli bir çerçevede düzenlenmesi. net bir şekilde sınırları belirleyip tanımlama ya da sistematik bir ölçüm tekniğini kullanma şansına sahip değildir. takip edebileceği en elverişli yöntem. Simge. toplumsal yaşamın moral yayanlarına ilişkin değerlendirme yapmanın münhasıran kiliseye ait bir yetki veya sorumluluk olduğu ve toplumsal kuramın henüz toplumsal eleştiriler düzeyinde kaldığı bir çağdır (Oskay. Kimilerine göre klasik liberal akımın içinde yer alan. bunlarla ilgili olayları açıklayacak genellemeler içeren.49). kimilerine göre kolektivist düşünce sistemi dolayısıyla Marx‟ın öncüsü sayılan Rousseau (Bayka. burada tartışma konusu edilen Rousseau‟nun iletişim bilimlerine temel olan kavram ve yaklaşımları ve dolayısıyla alana katkısı. iletişim bilimcilerin bazı fizik kanunları veya evrim gibi büyük kuramların yokluğundan yakındığını belirterek. Dahası.4 Z. epistemolojik açıdan hangisinin bilimsel olduğu/olmadığı hakkında fikir birliğine varılabilmiş değildir (Yaşın.

Aslında bilimlerin çıkış kaynağı günümüze kadar büyüden dine kadar birçok kaynakla ilişkilendirilmiştir. 1997a:49). Bilimler ve sanatlara karşı söylemini fayda zarar perspektifinden yapılandıran Rousseau. iyi niyet gibi değerlerden uzak bir bilim ve sanat anlayışının yükseldikçe ahlâkın bozulduğunu savunmuştur. antropologların önemli ilgilerinden biri bilim ve din arasındaki sınırları belirleme çalışmalarıdır. Bu. “gözlerimde bambaşka bir dünya canlandı ve kendim de başka bir insan oldum. Ayrıntılı bilgi için bkz. Diğer yandan 19. doğuşlarındaki kötülük amaçları incelendiğinde daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Durkheim‟e göre (2009:28) bütün bilimler ve felsefe dinden doğmuştur. o zamana kadar teknik gelişmenin hızlanmasına katkı sağlamamıştır. 2002:63-74). hikmet. “Bütün kötülükler. Fakat insanın doğuştan ne kadar istidadı olursa olsun yazı yazma sanatı bir çırpıda öğrenilmiyor” (1991: 146-147) yorumunu yapmıştır. Yüzyılın sonlarına kadar „bilim‟ ve „teknik‟ arasında bir bağımlılık ilişkisi kurulmamıştır. Herkes insan olmanın temel hak ve sorumluluklarını ya da doğal ihtiyaçlarını gözetseydi önemli gibi görünen birçok düşünce değerini yitirirdi (2009a:19-20)8. zalim hükümdarlar. Dolayısıyla 7 8 Rousseau‟nun yaşadığı 18.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 5 1749‟da ortaya attığı “Bilimlerin ve sanatların gelişmesi ahlâkın düzelmesine yardım etmiş midir?” ödüllü sorusuna cevap olarak yazdığı ve kendisine birinciliği kazandıran Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev (1750) adlı eserinde sarsıcı bir şekilde ortaya koymuştur. haksızlıklar yaşanmasaydı hukuk bir işe yaramazdı. İlkel bazı kültürlerde büyü. bilim ve sanat kavramları arasında anlamlı. isyanlar olmasaydı tarihten de bahsedilemezdi. İtiraflar‟ında. birlik ve ahenk yönünden de en yoksuludur bu. Bu yüzyılın sonlarında bilim yöntemsel ve kuramsal serimlemeyi ifade ediyordu. düzenli ya da yöntemli bir gözlemler ya da önermeler denetimi anlatma için” kullanılmıştır. erdem. Yüzyılda “bilim [science] kelimesi. Bundan sonraki bütün eserleri bu eserinde ortaya atılan görüşlerin adeta savunması için yazılmıştır (Rousseau. net ve kesin bir ayrım yoktu hatta bu kavramlar birbirlerinin yerine de kullanılabiliyordu. savaşlar. (Williams. Dolayısıyla modern bilim. Ancak bundan daha önce.” diye yazmıştır (1991:144). Yine bu eseriyle ilgili olarak “Kalemimden çıkmış olan yazıların muhakeme bakımından en zayıfı. Dolayısıyla Rousseau‟nun cevaplamaya çalıştığı ünlü soruda bilimler ve sanatlar kavramın yan yana kullanılmış olması söz varlığının geçirdiği böyle bir aşamayı da hatırlatmaktadır. herhangi bir düşünce alanında. 2006:335-337). Bu açıdan. Örneğin. bilim ve sanat değerlerinin yükselmesi ve ahlâk değerlerinin alçalmasıyla insan arasına giren eşitsizlik belâsından değil de neden doğmuştur?” (2009a:28). modernleşmeye dolaylı katkı sağlamıştır (Habermas. lüks olmasaydı sanatlar ortaya çıkmazdı. Düşünür. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . eserinin doğuşuna vesile olan bu soruyu okur okumaz. genellikle. bilim ve din arasında her zaman bir ilişki aranmıştır (Tambiah. 2009a:v). Rousseau‟ya göre insanın kötü tarafları ile bilimler ve sanatlar7 arasında bir ilişki vardır.

mutsuz bir durumda yaşayıp gidecektir”. insanları mutlu etmek amacıyla birleşip anlaşarak neler yapabileceklerini görürüz. bilimin ve iktidarın soylu bir yarışma hırsı ile gayrete gelerek. Ama iktidar bir yanda. 1962:22-23). faydasına sunamayan bilim adamları ve sanatçılar. insanlara hikmeti öğretecek olan bu bilginler halkın mutluluğu için çalışmakla layık oldukları en güzel mükâfatı görmüş olsunlar. 9 Hatta Rousseau (2008:33 ) “Gerçeği söyleyeceğim ve gerçeğe uygun bir dille söyleyeceğim” diyerek gerçeğin ifade edilme tarzının da altını çizmektedir. üretimini toplumun hizmetine. bilginler büyük şeyleri pek az düşünecekler. Bu açıdan çabası insanı toplumun kötülüklerinden kurtaracak bir sistemler bütünü kurmaktır. artık doğal yaşama dönmenin mümkün olmadığını. toplumsallaşmayla ortaya çıkan sorunlar. bunlara hükmedenler.6 Z. Diğer yandan bilim ve sanatlarla uğraşacakların sadece “kendilerinde büyük ustaların izinde yürümek ve onlardan ileri gitmek kudretini bulan sayılı insanlar olması” gerektiğini savunmakta böylece bilimleri önemli bir yere koymaktadır. krallar büyük işleri pek az başaracaklar ve halk yoksul. Bir başka deyişle (Cihan. Ona göre (2009a:33): “Krallar gerçek bilginlere saraylarında şerefli mevkiler versinler. Rousseau. Sayı:29 . Rousseau‟nun asıl hedefinde bilim ve sanatlardan çok. kötülüklerin toplumsal hayata geçiş ve uygarlığın doğuşuyla birlikte geliştiği düşüncesinden hareketle insanın doğal yaşama dönmesiyle mevcut sorunların kendiliğinden son bulacağı düşüncesiyle özdeşleştirilse de. iletişim alanın bir bilim haline gelmesiyle ilgili olan süreçtir. Yani Rousseau‟da “geriye yönelik” bir bakış açısı söz konusu değildir (Oskay. bilimin ortaya koyduğu aydınlanma ve ilerleme mitinin „ideolojik aygıt‟ haline getirilmesine karşı bir duruştur. bilgi ve hikmet diğer yanda kaldıkça. toplumsal yaşamın zorunluluk olduğunu da görmektedir (Aslan. Rousseau‟nun bilim ve modernizm değerlendirmelerini erken eleştiri olarak yorumlayan bir çalışmada (Mollaer. ahlâksız. toplum içinde insanın yeni bir kültür varlığına dönüşmesi ile çözülebilecektir. 2007:335). Damlapınar buradaki tartışma insanın doğasında yer alan iletişim içinde bulunma ihtiyacı değil. Güz 2009. 2005:63) vurgulandığı gibi onun bilimler ve sanatlara karşı söylemi. gerçek bilimden ve gerçek felsefeden bahsetmektedir9. iktidar aracı olarak kullananlar veya kendisine mistik bir yer bulmaya çalışanların olduğunu savunmak daha rasyonel bir değerlendirme olacaktır. Bilimler ve sanatlara karşı muhalif söylemine karşılık. Çünkü düşünür birçok yerde gerçek bilgiden. 1993:43). işte o zaman erdemin.

Zaten gerçeği gerçekten ve yürekten arayan nerede? En iyi niyetlerle yola çıksak bile.” Uygarlığı oluşturan öğeler arasında sadece bilim ahlâki değerleri ön plana çıkarmaktadır. şüphesiz veya kesin olamayacağı inancını vurgulamaktadır. ne şairler. Rousseau bilimler ve uğraştığı alanlarla ilgili olarak. iyinin ve güzelin ne olduğunu hiçbirimiz bilmiyoruz: Ne sofistler. hikmetle ortaklaşa hareket etmediğinde bu değerlerin yok olmalarına sebep olmaktadır. erdem.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 7 Sonuç olarak. bilginin değerine inanan. ondan gelecek iyilikten bin kez daha zararlı nice yanlışlıklardan geçmek gerekiyor! Bu işte zararlı olduğumuz ortada: Çünkü yanlış sonsuz biçimlere girebilir. insan hakkındaki bilgi” olduğu düşüncesindedir (2002:75). “İnsanların eylemlerini doğru biçimde değerlendirmek için onları bütün ilişkileri içinde ele almak gerekir. ne hatipler. doğru ise yalnız bir türlü olur. bu da bize hiç öğretilmeyen bir şeydir. Bu açıdan özünde. ne de ben” ifadesiyle savunan Rousseau. Ona göre. Bilimin toplumsal yaşamdaki önemi de böylece giderek yükselecektir (2006:17). toplumbilimin toplum düzeninin oluşumuna yapabileceği katkılar engellenmemelidir. ahlâk. ne çıkmaz yollar vardır. insanı yanlış bilince ya da sonuca götürme tehlikesi. insan için bir değer olarak konumlandırılması gerektiği fikrini “Doğrunun. tartışmasız. eşitlik ve gönencine hizmet etmezse. Rousseau‟ya göre bilimler ve sanatlar. özellikle “İnsanların sahip oldukları bilgiler içinde en fazla yararlı ve en az ilerlemiş olanı. bir dakikalık bir inceleme zahmetine bile değmez. gerçeğe ulaşmanın zorluğu.” Bilimlerin toplumsal fayda üzerine hizmet etmesi gerekliliği fikri Rousseau‟dan bir asır sonra özellikle toplumbilimleri açısından Durkheim (18581917) tarafından da vurgulanmıştır: “Eğer toplumbilim insanların özgürlük. Bu yaklaşım tarzı özellikle eleştirdiği sofistler ve diğerleri hakkında “Bir şey bilmedikleri halde her şeyi bildiklerini sanıyorlar.” (2007:56). bense bir şey İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . bilgiyi yücelten Rousseau. Bilginin de bilimlerde olduğu gibi insan hakkında. bilginin. Gerçeğe ulaşmak için. bulduğumuz şeyin doğru olduğundan nasıl emin olabiliriz? Bütün bu karışık duygularımız arasında doğruyu kestirecek olan kriteryum ne olacak? İşimiz rast gidip sonunda gerçeği bulsak bile onu iyiye kullanmasını bilecek miyiz? İşte işin en güç tarafı budur. Bu da bilgiyle aydınlanmış toplumsal bilinç alanının genişlemesiyle mümkündür. ne sanatçılar. gerçeğin doğru yolla aranması ve elde edilen sonucun iyi niyetle kullanılmasına dikkat çekmektedir (2009a:20): “Bilim araştırmalarında ne tehlikeler.

Uygar insan kölelik içinde doğar. felsefe ve bilgi ilişkisini şöyle özetlemektedir (Rousseau.” (Rousseau. sanki bunların hiçbirini yaratmamışlardır. Düşünürün iletişim bilimlerine katkıları 10 Rousseau belki de bunun için “Çağdaşlarımın rehberi olmaya niyetim yok. günümüz iletişim bilimlerinin temel kavramları açısından önemli bir temel atmıştır. Şunu da kabul etmek gerekir ki o zaman hiçbir şey bilemezdik. Sayı:29 . yollarından sapanları gördükçe onları uyarmakla yetiniyorum ve insanları yönlendirmeye çalışanlar olmadıkça ben de onları kendi düşüncelerimle yormak istemiyorum. Damlapınar bilmemekle beraber hiç olmazsa bilmediğimden şüphe etmiyorum” (2009a:15)10 şeklindeki eleştirisi ile Sokrates ve Descartes felsefesini hatırlatmaktadır. “Aramızda bilginler yetişmeye başlayalı. var olan ya da edinilmiş bilgilerin bilim ya da uygarlık adı altında kutsallaştırılarak kesin inanca dönüştürülmesine karşıdır. Bunlar arasında özellikle dil. bizim aramızda yaşamak ne tatlı bir şey olurdu!” şeklindeki ümitsiz beklentisini (2009a:9) Seneca‟nın. Ona göre (2009b:13). sosyal gerçekliğe karşı duyarsız hale getirir (2002:113). konuşma. yaşar ve ölür. hiç biri olmamıştır. 2008:73) savunmasını yapmaktadır. 2. sonuçta iyi niyetle gerçeği öğrenmiş olurduk ve gerçeğin araştırılması bağlamında hatadan cahilliğe kadar giderek katedilmesi gereken bütün yolu gerçekten almış olurduk. ama. iyi insanlar ortadan kayboldu. reklam ve halkla ilişkiler ve daha birçoğu sayılabilir. gerçek filozofların da ayrımını yapar: “Gerçek felsefe filozof adını taşıyanların hepsinde bulunsaydı. Bu görüşünü Emile‟de. dönemin kitle iletişim teknolojisi matbaa. tüm alışkanlıklarımız yalnızca bağımlılık. yazı. “Bilgin olmaksızın insan olabiliriz” (2009b:407) şeklinde açıklayan Rousseau. kişilerarası iletişim.” Bu ilkenin aksine bir felsefe Rousseau‟ya göre insanları çevresinden soyutlar. sıkıntı ve baskı. gerçek bilginlerin ayrımı yapıldığı gibi. filozof. Rousseau bilgi ve ön yargı arasındaki sürece de işaret ederek.” (Rousseau. kamuoyu.8 Z. “Tüm bilgilerimiz kölece önyargılara bağlılıktan ibaret. Rousseau’da İletişim Düşüncesinin Temelleri Rousseau kendi çağında. 2008:73) : “Toplumun yararı için filozofların çalışmalarının dağılımını iyi yapmaları gerekir: birçok kitap ve tartışmadan sonra çürütülmüş olmaları gerekir. 2009a:16) yorumuyla desteklemektedir. Güz 2009. felsefe ve gerçek ilişkisini ve felsefeden elde edilecek faydayı veciz bir şekilde tanımlamaktadır: “Biz gerçeğin saklandığı kuyunun duvarlarına asılıp ölmek için mi yaratıldık?” (2009a:20).” Bilim ve felsefeyi ayrı ayrı konumlandıran Rousseau. Bu tartışmaların devamında toplum.

acı çeken varlıkla kendimizi özdeşleştirerek. bunun araçlarını aramaya yöneltir” (2007:1). yaklaşımlar ve karşılaştırmalar için bkz (Ong. “düşünme biçimini” değiştirir. aynı eserinin ilerleyen bölümlerinde tespitlerini şöyle açıklar: “Kendimizi başkalarının yerine koyduğumuzda her zaman kendimizi değiştirerek o yere koyarız. Rousseau bu eserine. Yani yazı. söz konusu kavramlar ve yaklaşımlarıyla sınırlandırılamaz. Düşünürün “Kendimizi acımaya nasıl yöneltiriz? Kendimizi kendi dışımıza taşıyarak. matbaa aracılığı ile şiddetle karşı çıktığı Hobbes ve Spinoza gibi yazarların tehlikeli düşünce ve hayallerinin ölümsüzleştirildiği ve bunun insanlığın gelişimi için bir kazanım değil kayıp olduğu fikrini savunmaktadır (2009a:30-31). yazı ise düşüncelerin anlatım aracıdır. Ona göre “Bir insan başka biri tarafından hisseden. İletişim bilimlerinin kaçınılmaz olarak odağında yer alan dil konusunda Rousseau özellikle Dillerin Kökeni Üstüne Deneme adlı eseriyle önemli bir temel atmıştır. günümüz kişilerarası iletişim alanının ana tartışmalarından empati kavramının temellerine de rastlanmaktadır. halen yapısalcı yaklaşımlar açısından devam eden önemli bir tartışma konusudur. Rousseau‟da. Onun acı çektiğine hükmettiğimiz ölçüde acı çekeriz. değiştiren bir araçtır. empati kavramının gelişimi için önemli görülmektedir. konusuna “düşüncelerimizi iletmenin çeşitli yolları üstüne” başlıklı bölümle tartışmaya başlar. 11 Konu hakkında ayrıntılı değerlendirmeler. Rousseau empati kavramını kullanmaksızın. Elbette iletişim bilimlerine katkılara ilişkin yapılacak özgül bir çalışma bu konuda daha ayrıntılı verilere ulaşmayı sağlayabilecektir. Konuşma duyguların.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 9 hiç şüphesiz. iletişim bilimi üzerine yapılan hemen bütün tanımlarda ortaklaşa kullanılan “düşüncelerin paylaşımı”. böylece anlatımın yerine kesinliği koyar 11. Matbaanın icadını da değerlendiren Rousseau basım tekniğine karşı olmamasına karşın hangi eserlerin basıldığı. Onları akılla yargıladığımızı sanarken de onların önyargılarıyla kendimizinkini karşılaştırmaktan başka bir şey yapmayız” (2007:56). Buradaki çalışma kapsamında Rousseau‟nun sembolik örnek olarak seçilmiş bazılarına yer verilmiştir. Bu. Düşünür. Yazıyı konuşmadan ayıran Rousseau‟ya göre (2007:20-22) yazı dili sınırlandıran. dilin kelimelerini değil. düşünen ve kendisine benzeyen bir varlık olarak tanıdığı anda ona kendi hislerini ve düşüncelerini iletme arzusu ya da gereksinimi. onların olması gerektiği şekilde değil. yani tekniğin hangi amaçla kullanıldığına ilişkin bir sorgulama yaklaşımına sahiptir. kendimizde değil onda acı çekeriz” şeklindeki analizi (2007:36). 1995) İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .

ancak halka istediğini kabul ettirmek için bayağı çareler üretilmesinin geçici bağ oluşturacak bir „göz boyama‟ olacağından güçlü bağların akıl ve bilgelikle oluşturulması gerektiğini ifade etmektedir. çünkü genel iradeyi uygulamaktan başka bir şey yapmaz ve sadece bu yönetimin iradesine boyun eğen biri kesinlikle köle olduğunu söyleyemez” şeklindeki yaklaşımı (Rousseau. gösteriş ve rahat yaşamla ilgili gereksinmeler. yönetim açısından da benzer bir yaklaşımla. yönetim yapısının bütün aşamalarıyla halk üzerinde yaptığı etkiler bakımından incelenmediği takdirde. Bu düşünce günümüz reklam bilimi/sanatı/sektörü açısından esas tartışma konularından birini özetlemektedir. Düşünüre göre “halka halkın diliyle” değil de kendi dilleriyle iletişim kuran „bilge kişiler‟ amaçlarına ulaşamayacaktır. Bu ikinci tür gereksinmeler uzun süren deneyimler ve alışkanlıklar sonucu bunların keyfini çıkarma alışkanlığına dönüştüğünde ve yapmamız da bu alışkanlığa göre oluşmaya başladığında gerçek gereksinmeler olur” Rousseau modern halkla ilişkiler uygulamacılarının ısrarla üzerinde durduğu bir iletişim boyutuna da temel olacak yaklaşımlar ortaya koymaktadır. “yönetim çarkıyla” ve “yöneticilerin bozuk diliyle” sahte bir hal alacağı görüşünü savunmaktadır (2009b:699). Düşünür Emile‟de (1762). Aynı şekilde. Damlapınar Rousseau‟ya göre (2009a:8) insani ihtiyaçların krallığını bilimler ve sanatlar güçlendirmektedir. günümüz halkla ilişkilerinin temel politikalarından biri olarak kabul görmektedir. halkın nasıl mutlu olacağı sorusundan hareketle önce mutlu olmayanların Güz 2009. Sayı:29 . akla ve bilime dayanan kanun koyucunun da kanunları kaleme almadan önce halk için uygun olup olmadığının kapsamlı bir şekilde araştırılması gerektiğini belirtmektedir (1997:56-59). Dahası. Yönetimin halkın yararına çalışma ilkesi bir yana Rousseau. İnsanın “davranış ve eylemlerini” kalıba sokan sanata karşı olduğunu vurgulayan Rousseau (2009a:9) iletişim yöntemi olarak reklam üzerine tartışmalara temel olduğu değerlendirilebilecek yaklaşımını şöyle özetlemektedir (2008:71): “Gereksinmelerimiz iki çeşittir: yaşamımızı sürdürmemiz için gerekli maddi gereksinmeler ve genellikle lüks alanına girdiği söylenebilecek zevk. Rousseau‟nun bu yaklaşımları halkla ilişkiler sürecine doğrudan bir atıf olarak değerlendirilmektedir. düşünür bir mimarın yapacağı büyük bir bina için zemin çalışması yapması gibi. Devlet-toplum veya yöneten-yönetilen ilişkisi bağlamında dile getirdiği. 2008:43).10 Z. “Yönetim sadece halkın yararı için çalışırsa özgürlüğe kesinlikle zarar vermez. inandırmadan kandırabilecek başka araçlar bulmak zorunda kalacağını. kuvvete ya da akla dayanmayan iktidarların zora başvurmadan halkı yönlendirebilecek.

gibi yakın kavramlara da sıklıkla atıf yaptığı görülmektedir. 2008:68-69). 3. Habermas (1997b:182-200) da kamuoyu kavramının gelişiminde Rousseau‟nun katkıları vurgulamaktadır.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 11 durumunun incelenmesini önerir (Rousseau. 2006:10). halkın kararlarının daima isabetli olduğu sonucunun çıkarılamayacağını. Gerçekten de. onun iletişim kavramına bakış açısını önemli bir şekilde hissettirmektedir. genel iradeye. Montaigne‟nin 1588‟de yayınlanan Denemeler‟inde kavramın çoğul kullanıldığı bilinmektedir. Eserlerinde. İletişim bilimlerinin önemli inceleme konularından biri olan kamuoyu Rousseau‟nun tanıttığı kavramlardan biridir. Daha o dönemde Rousseau genel iradenin her zaman doğru olduğu ve kamu yararına yöneltildiğini ön görmektedir. Düşünür Toplum Sözleşmesi‟nde (1762)12 yöneten-yönetilen ilişkisi açısından iktidar gücünün „halkın sevgisi‟nden elde edildiğinde en büyük güç olacağını ancak bunun “kararsız ve şarta bağlı” olduğunu vurgulamaktadır (1997:99). Düşünürün. Aynı şekilde. iktidarla ve bu unsurların da birbirleriyle olan iletişimi hakkında önemli analiz ve tespitlerde bulunmuştur. Bu eserinde. bireylerin birleşmesiyle meydana gelen bütünün dikkate alınması gerektiğine dair açıklamaları (1997:36-37) kamuoyu süreci açısından algılanmalıdır13. Rousseau‟nun “iç dünyasına yolculuğu”nu anlattığı kabul edilen anı ve roman arasında bir dille kaleme aldığı Yalnız Gezenin Düşleri adlı eserinde de „genel irade‟. İyi/Kötü Katkılar İletişim alanının bilimsel oluşum sürecine iletişim teknolojilerindeki gelişim öncülük etmiştir (Aziz. 1998: 293 ve 102-103). „genel kanı‟ gibi kavramların çoğunlukla kamuoyu karşılığı ile dilimize tercüme edildiği anlaşılmaktadır (Rousseau. kamuoyu [l’opinion publique] kavramını ilk defa yazan Rousseau‟dur14. nasıl düşünecekleri ve hangi kanaatlere sahip olacakları kararının devredilmesi mümkün değildir. Rousseau‟nun siyasal süreçte genel iradenin hiçbir zaman temsil olunamayacağı. genel iradenin ya da oy‟un birey sayısıyla ölçülemeyeceği. hız kazanması ve alana dair belirli önemli 12 13 14 Rousseau‟nun diğer eserleri bir yana sadece Toplum Sözleşmesi. kamu yararından. genel oy. Yani iletişimin bilimsel gelişim süreci toplumsal uygulama alanlarının genişlemesi. Buna karşın düşünür. başkasına devir ya da teslim edilemeyeceğine dair yaklaşımları da (1997:135) bu paralelde değerlendirilmelidir. devletle. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . insanın varoluş sürecinden başlayıp toplumla. Bu açıdan Toplum Sözleşmesi‟ yerine düşünürün aynı adlı eserine belki başka bir başlığı “Kamusal İletişim” olarak düşünmek yanlış olmayacaktır. Ancak Rousseau‟nun eserleri üzerine içerik analizi ile yapılan bir araştırmaya göre bu kavramı 16 ayrı yerde kullandığı tespit edilmiştir (Noelle-Neumann. 2005:148. halkın hiçbir zaman bozulamasa da “aldatılabileceğini” yazmıştır. vd. İletişim Biliminin Rousseau’cu Yorumu: Kaynaklar. Çünkü bireylerin tartışmalı bir soruna dair ne düşünecekleri.).

insanlığın şimdiye kadar gördüğü en büyük iki savaşta önemli bir gelişim çizgisi izlediğini ortaya koymaktadır. İletişim alanının iletişim bilimiyle kuşatılması gerektiği görüşünde birleşen özellikle Hovland. kitle toplumu. halkla ilişkiler ve reklam alanında çalışanlar. Birinci Dünya Savaşı‟nda gazeteciler. Klapper. 20. Berelson. kitap gibi yayınlarda önemli artış görülmesini Mutlu (1995:15-16) dört temel nedene bağlamaktadır: Birincisi. Lowenthal. Tarihsel süreç açısından emekleme dönemleri ya da ilk adımlarını atmaya başladığı evreler incelendiğinde iletişim biliminin. Dördüncüsü. İletişim araştırmalarında en önemli patlamanın yaşandığı dönem İkinci Dünya Savaşıdır. yazarlar. 2001:65). kitle kültürü gibi „sorunlar‟ın kavramsallaştırılması sonucu ortaya çıkmıştır (Mutlu. 1995:21). yaşadığımız dün ile bugün arasındaki farklılığın temelinde özellikle televizyon ve buna bağlı teknolojilerin aranması. ABD hükümetinin Birinci Dünya savaşı sırasında. İletişim teknolojilerindeki köklü yeniliklerin olup bitenler hakkındaki zihinsel tasavvuru değiştirebilme gücüne sahip olması. Lazarsfeld. „haber savaşını‟ yönetmek kitleleri yönlendirmek. Üçüncüsü. iletişim alanının her türlü entelektüel tartışmacıya açık bir yapısının bulunması. 1998:11). Halkla ilişkilerin kurucusu olarak gösterilen Edward Bernays. Benzer bir yaklaşımla. yüzyılın ikinci yarısından itibaren enformasyonun yerini şebekelerin aldığı iletişim çağı başlamış ve böylece “düşüncenin manipülasyonu” kurumsallaşmıştır (Barbier ve Lavenir. dergi. 2001:385-386. Bu açıdan. iletişim biliminde akademik gelişmelerin hız kazanarak iletişim fakültelerinin yaygınlaşmasını. Katz. iletişim çalışmaları ve araştırmalarına bilimsel yönelim özellikle kitle iletişim araçlarının ve dolayısıyla etkilerinin fark edilmeye başlaması. Herzog. 2001:22-24). Coleman gibi bilim adamlarının kitle iletişim araçları ve ikna üzerine yaptığı araştırmalar bu bilimin kök atmaya başladığı dönem olarak gösterilmektedir (Lazar. İkincisi. akademisyenler etkin biçimde görev almış ve medya sosyolojisini savaş sürecinde kullanılan kurumlarda öğrenmişlerdir (Mattelart. akademik iş hayatında arz ve talep dengesindeki sorunlu dönüşüm.12 Z. sansürle birlikte propaganda amacı taşıyan ve Creel adında bir „gazetecinin‟ başkanlığını yaptığı (bu sebeple Creel Komisyonu diye de anılan) Güz 2009. Damlapınar etkilerin ve en önemlisi belirli sorun ya da problemlerin ortaya çıkması ile olgunlaşmaya başlamıştır. Mattelart ve Mattelart. Sayı:29 .

İletişim biliminde ve teknolojilerindeki değişim paralel bir gelişmeye işaret etmiştir. saniyenin 3000‟de 1‟i kadar bir süre ileti gönderen bir araç sayesinde izleyicilere bilinçaltı algılama uygulanmış. Bu süreç aynı zamanda „güdümlü iletişim bilim araştırmaları‟na doğru da bir yönelim olarak görülmüştür. Dolayısıyla. manipülasyon gibi konulara doğru bir yönelim olduğu anlaşılmaktadır. 15 http://tez2. özellikle iletişimin „yan etkileri‟ ya da „gizli işlevleri‟ üzerinde yoğunlaşması (Chaffe ve Berger 2005:59) anlaşılabilir bir gelişme haline gelmiştir. Amerika Birleşik Devletleri‟nde önceleri „iletişim sanatları‟ bölüm ve fakülte adları daha sonra „iletişim bilimleri‟ olarak değiştirilmiştir. 2001:51-52). toplumsal iletişim/iletişimsizlik sorunları. ardından matbaa sayesinde basılı araçların kullanılması sonucu insanın zaman. Bilinçaltı algılama ve insanların bu yolla yönlendirilmesi ilk kez reklam alanındaki bilimsel yöntemlerin ilerlemesiyle gündeme gelmiştir. Halkla ilişkilerin ilk adımları burada atılmıştır (Mattelart.5 ve yüzde 18.tr/ İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 1994: 111-113).yok. Ancak. Bu durum ülkemizdeki lisansüstü çalışmalara da yansımıştır. Barbier ve Lavenir‟in (2001:388) uygarlık sürecinde önce alfabenin icadı. 1984-2007 döneminde yapılan lisans ve lisansüstü düzeydeki tezlerin halkla ilişkiler alanına katsının kantitatif olarak incelendiği bir çalışmada (Okay ve Okay: 2008) söz konusu katkının “ihmal edilebilir” olduğu bulgulanmıştır. Çünkü üniversitelerde yapılan iletişim bilim araştırmaları tüketime yönelik büyük şirketlerin çıkarları doğrultusunda üstelik objektiflik kisvesi altında yönlendirilmeye çalışılmıştır (Ergüden. Amerika Birleşik Devletleri‟ndeki bir sinema filminin gösterimi esnasında perdeye her beş saniyede bir. sonuçta yapılan araştırmaya göre reklamı yapılan iki ürünün satışlarında yüzde 57. kitle iletişim araçlarında ve diğer iletişim süreçlerinde etik sorunlar. Diğer bir açıdan. 1988-89:4-5).gov.1‟lik artışların görüldüğü belirlenmiştir.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 13 Committee on Public Information‟un üyelerinden biridir. 1957‟de. mekân ve dünyayı algılamasının kökten değişmesi gibi. insanlık için olumsuz sonuçlar doğurabileceği gerekçesiyle yasaklanmıştır (Severin ve Tankard. çoğu iletişim bilimcinin. Yüksek Öğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi‟nin veri tabanında15 yer alan akademik çalışmalar genel bir gözleme dayalı olarak değerlendirildiğinde. iletişim ağlarının yaygın kullanımı da bir gün düşün(e)mememize yol açabilir mi? tarzındaki sorusu ve benzerleri daha çok sorulmaya başlamıştır. Bu bilinçaltı reklamcılığının uygulanışı daha sonra.

Demokrasi (McQuail. iletişim bilimleri ve teknolojilerindeki gelişmeler. Damlapınar Rousseau‟nun bilim ve sanatları sorgulama tarzı. 1997) ve Chomsky. 1997) “İletişim Yönetiminde Mükemmellik” (Grunig. Sayı:29 . 1974) “İdeolojik Aygıtlar” (Althusser.1994) Rokeach 1977) Şiddetin yükselişi (Sanders. dünyayı ve içinde bulunduğumuz toplumu yaşanılabilir kılan uygarlığın en önemli birikimlerinden biridir. özgür. 1998) “İktidar Seçkinleri” (Mills. 1997) “Tüketim Toplumu” (Baudrillard. Dünyanın bu nüfus büyüklüğü ve yapısıyla aynı kaldığını ancak iletişimin bilim ve uygulama alanlarının geçtiğimiz yüzyılın ortalarındaki gelişmişlik seviyesine döndüğü bir an bile tasavvur edilebilir mi? 16 16 Benzer bir soru ve farklı bir yaklaşım için bkz. 1994) Kamu Gözcüsü. araçlar veya süreçler ZARARLAR YARARLAR Medya ve/ya İletişim Teknolojileri Toplumsallaşma (Aziz. 1980) Bilgilenme. 1999) Katılım. araçları veya süreçlerinde yaşanan ilerlemeler sonucu şimdiye kadar literatürde ulaşılan bilgi birikimi „sembolik‟ olarak Tablo 1‟de değerlendirilmektedir. 1999) “Global Köy” (McLuhan. 2005) “Yaratıcı strateji” (Drewniany ve Jewler. 1994) Kamuoyu ve Demokrasi “Zihin Yönlendirenler” (Schiller. İşte bu perspektiften hareketle iletişim bilimleri. Tablo 1: İletişim Bilimlerinin Kaynağı Araç veya Süreçlerin Katkı Tipolojisi İletişim Bilimleri: Temel kavramlar. dördüncü güç Kamu yararı (McQuail. Örneğin 20. 1993) “Beyin İğfal Şebekesi” (Mattelart. 1988) “Beyin Yıkama” (Brown. Yüzyılda Leslie Lipson Uygarlığın Ahlâki Bunalımları [ Manevi Bir Erime mi?. diğer alanlarda da benzer biçim ve içerikle kendisinden sonra da devam etmiştir.14 Z. 1995) “Sahip Olmak” (Fromm. bilinçli alıcı-tüketici Haber Halkla İlişkiler Reklam Bütün bu tartışmalara karşın. Fromm (1996:27) Güz 2009. enformasyon toplumu Propaganda ve Rıza üretimi (Herman (McQuail ve Windahl. 2001) Gerçekliğin inşası (Tuchman. 1982) Sosyal sistemler (De Fleur ve Ball“Öldüren Eğlence” (Postman. Yoksa İlerleme mi?] başlıklı çalışmasında uygarlığın geldiği noktayı ahlâki durum bağlamında inceleyerek olumlu ve olumsuz katkılar açısından incelemektedir (2003:213). 2008) Bilgili.

Bu da.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 15 Tartışma ve Sonuç: Sorular Rousseau‟nun iletişim bilimlerinde halen kullanmakta olduğumuz kavram ve yaklaşımların temellerini atmasından daha önemli katkısı muhalif duruşuyla. Adam Smith. topluma. Immanuel Kant. gerçek bilgiyi. Özellikle iletişim bilimleri için vazgeçilmez prensiplerden biri olarak değerlendirilmesi gereken „toplumsallaşmada‟ başarıya. Arthur Schopenhauer gibi düşünürler bağlamında yürütülmesi alana katkı sağlayacaktır. ancak aklın eylemlere egemen olması şartıyla. rehber edinmiş bir düşünür modeli olmasıdır. sorgulayıcı anlayışıyla ve aykırı söylemiyle bilimleri ve sanatları bile günün şartlarında eleştirebilecek cesarette. ancak bilimin yol gösterici bir yapıya kavuşturulmasıyla ulaşılabilir. İletişim bilimi ile elde edilen bilgilerin insanı/toplumu belirli amaçlar için manipüle etmek (psikolojik savaş. erdemi. toplumsal organizasyon amaçlı kullanılmıştır. yönlendirmek vb) için kullanıldığı gibi. kandırmak. David Hume. hikmeti. İletişim bilimlerinin ilgili alanlarda bireye. Bütün bilim dalları için olduğu gibi iletişim bilimlerinin de kendisiyle ilişkilendirilebilecek her türlü toplumsal ya da doğal sorunu çözmesini beklemek mümkün değildir. Yani. ahlâkı. kimi zaman da ortaya çıkan toplumsal sorunların çözümü için olumlu tutum ya da kanaat edindirme çalışmaları. „olumsuz‟ ya da „kötü‟ etkileri varsa yine bunları ortadan kaldırabilecek ya da azaltabilecek tek uygarlık ürünü olmasıdır. uygulama süreciyle birlikte gelişen „yan‟. sektöre. Russell‟in (1997:53) da belirttiği gibi: “Bilim birbirimize zarar verme olanaklarını artırdıkça toplumsal yaşamın sürmesini olanaklı kılan da bu olacaktır”. bilimsel projelerin tartışılması sürecine toplumsal katılım sağlanması bir zorunluluk olarak görülmelidir. Benzer çalışmaların değişik açılardan. kendine özgü bilimsel kanunları olan fizik. Francis Bacon. Feyerabend‟in vurguladığı gibi (1999a:12) bilimsel araştırmalar eğer halkın yaşamını etkiliyorsa. diğer bilim dallarına en önemli katkısı insanın doğasında bulunan iletişimi bilimsel alana taşıyarak. araştırmacının iyi bir iletişimci olmasıyla mümkündür. René Descares. Aziz‟in (2007:185) vurguladığı gibi bilimsel çalışmalarla üretilen bilgilerin yol gösterici ve işe yarar duruma getirilmesi. Voltaire. Jeremy Bentham. tıp dünyasından bütün hastalıkları kökten ve tümden ortadan kaldıracak bir katkı beklenemeyeceği. kimya ya da biyoloji gibi fen bilimleri sayesinde doğaya her koşulda tamamen hâkimiyet sağlayamayacağı gibi iletişim bilimlerinden de bireysel ve toplumsal İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . John Locke.

teknolojilerinin olumsuz etkilerini tesirsiz hale getirecek bir iletişim bilimi geliştirilebilir mi? Güz 2009. bu sorunların peşinden koşan bir alan olmaktan nasıl çıkarılabilir? İletişim alanında yaşanan sorunlar ortaya çıkmadan. toplumsal. televizyona bağımlı izleyiciler ve benzeri sorunlar için iletişim bilimleri yeni bir açılım sağlayabilir mi?  İletişim. kurumsal ya da örgütsel iletişim düzeyinin ve kalitesinin yükselmesini. araçları. Damlapınar iletişim sorunlarını tamamen çözecek bir katkı beklemek rasyonel bir yaklaşım kabul edilemez. toplumsal sorunlar belirginleştikçe. kamusal. İletişim biliminin ve öğretiminin kuramsal ya da uygulama alanına katkısı nasıl artırılabilir?  İletişim bilimimin toplumsallaştırılmasında hangi aşamadayız? Toplumun ve bireyin doğrudan içinde olduğu iletişim bilimleri onlara ne kadar ev sahipliği yapabilmiştir?  İletişim bilimindeki önemli ilerlemelere karşın toplumsal. Yine de. Sayı:29 . iletişim bilimleri alanında çalışan bilim insanlarının Rousseau‟cu bir yaklaşımla. çatışmalar (kuşak. iletişim biliminin kazanımlarından faydalanmak nasıl mümkün olabilir?  Şimdiye kadar iletişim bilimlerindeki bilgi birikimiyle ortaya çıkan kuramlardan bilim insanları mı. Bugün yaklaşık devlet ya da vakıf üniversitelerine bağlı lisans eğitimi veren 40 civarında iletişim fakültesi ve lisansüstü eğitim veren birçok enstitü bulunmaktadır. deontolojik ve etik sorunların artmasına ya da azalmasına katkı sağlamış mıdır?  Kitle iletişim kurumlarının hedef kitleleriyle yaşadığı sorunlarda iletişim bilimleri nasıl bir çözüm sağlayabilir? Okursuz gazeteler. birbirine bağlı şu sorular üzerine yeniden eğilmesine ihtiyaç olduğu değerlendirilmektedir:  İletişim bilimlerinin gelişimi bireysel. yöneten-yönetilen vb) neden hala yaşan bir sorun olarak gündemdeki yerini korumaktadır?  „Mektepliler‟in „alaylılar‟la meslektaş olduğu bir kitle iletişim ortamında/sektöründe iletişim bilimleri. sınıf. ilerlemesini sağlamış mıdır?  İletişim bilimi. “davranışları ve eylemleri” kalıba sokmak isteyen örgütlü iletişim kaynakları mı yararlanmıştır?  Ülkemizde iletişim bilimi belirli parametreler dâhilinde önemli bir gelişim göstermiştir.16 Z.

Frédéric ve Catherine Bertho Lavenir (2001) Diderot‟dan İnternete Medya Tarihi. Mustafa Hazım (2008) “Rousseau Üzerine Birkaç Söz”. rasyonel tüketim alışkanlığına dönüştürülebilmiş midir?  Başka hangi yeni sorular üretilebilir? Bu soruların bir sonu gelir mi? KAYNAKÇA Althusser. Kerem Eksen (çev. İstanbul: Boğaziçi Yayınları. Aziz. J. s. Berger (2005) “İletişim Bilimci Ne Yapar”. toplumda. Rousseau. Louis (1994) İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları. Cihan. Ahmet (1999) Felsefe Sözlüğü. Baudrillard Jean (1997) Tüketim Toplumu. Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi. Hazal Deliçaylı ve Ferda Keskin (çev).). Aysel (2006) “Dünyada ve Türkiye’de İletişim Araştırmaları”. içinde. Ekonomi Politik Üzerine Söylev. Aziz. Cevizci. (38). Yusuf Alp ve Mahmut Özışık (çev. İstanbul: Paradigma.323-338.A. Aziz.7-14. İsmail Yerguz (çev.9-31. bilimsel reklamcılık bilinçli. Aysel (2007) Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntemleri ve Teknikleri. Barbier.42-74. Behzat Tanç (çev. Erol Mutlu (der. İstanbul: Varlık Yayınları.). ve çev. ve Charles R. Bayka. JeanJacques. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım.) İstanbul: İletişim Yayınları. Siyasal Fragmanlar. 7. İstanbul: Say Yayınları.C (1994) Beyin Yıkama. Kültür ve İletişim. Chaffe. J. Aslan. İstanbul: Okuyanus Yayın. Ankara: Ütopya Yayınevi. Rousseau’nun İnsan Anlayışı: Doğallıktan Kültürleşmeye”. Aysel (1982) Toplumsallaşma ve Kitlesel İletişim. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . s. hayatta insanların sorunlarına iletişim bilimleri katkı sağlayabilmiş midir?  Bilimsel halkla ilişkiler „olumlu‟ tutum ya da kanaatlerin kazanımı. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. s. Mustafa (2007) “J. Brown.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 17 kişilerarası iletişim  Okulda.). Yayınları. 9 (1). Steven H. Ankara: AÜ BYYO. içinde. ailede. s.). Kitle İletişim Kuramları. Necip (1962) Jean-Jacques Rousseau Hayatı Sanatı Eserleri.

). İstanbul: İletişim Yayınları. Jürgen (1997a) “İdeoloji” Olarak Teknik ve Bilim. Orhan (1993) İletişim ve Kitle İletişim Bilimine Giriş İnsanlararası İlişkilerin Sosyolojik Bir Analizi.1-15 Feyerabend. İstanbul: Rota Yayınları. Ertuğrul Başer (çev. Ahmet Kardam (çev. İzzet Er (çev. Herman. (2005) Halkla İlişkiler ve İletişim Yönetiminde Mükemmellik. Gazi Üniversitesi BYYO Dergisi. Yurdanur Salman ve Zeynep Tanrısever (çev. Jürgen (1997b) Kamusallığın Yapısal Dönüşümü. ve Noam Chomsky (1988) Manufacturing Consent The Political Economy of the Mass Media. Bilim ve İktidar. Drewniany. İstanbul: Ötüken Neşriyat.). Federico Mayor ve Augusto Forti (der.).).gov.18 Z. Paul (1999b) Yönteme Karşı. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. Edward S. New York: Longman.tr Güz 2009. Ergüden. s. Aydın Arıtan (çev. Melvin L. içinde. Forti. 23-37. Erol Güngör (çev. Sayı:29 .). Mithat Sancar (çev. New York: Pantheon Books. s.). 10. Durkheim. Akın (1988-89) “İletişimbilimde Niteliksel-Kural Araştırmaları”. James E. Habermas. Konya: Atlas Kitabevi. Elif Özsayar (çev. Boston: Thomson Wadsworth. Ankara: TÜBİTAK. Grunig. Hazard. Fromm. Emile (2006) Toplumsal İşbölümü. Mehmet Küçük (çev. ve Sandra Ball-Rokeach (1977) Theories of Mass Communication. Emile (2009) Dini Hayatın İlk Şekilleri. Mustafa Tüzel (çev. İstanbul: Payel Yayınları.yok. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Augusto (1997) “Modern Bilimin Doğuşu ve Düşünce Özgürlüğü”. Tanıl Bora. Jerome Jewler (2008) Creative Strategy in Advertising. Feyerabend. Özer Ozankaya (çev. Fromm Erich (1996) Sağlıklı Toplum.).) Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. ve A.). İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Paul (1994) Batı Düşüncesindeki Büyük Değişme. Paul (1999a) Özgür Bir Toplumda Bilim.). İstanbul: Cem Yayınevi. http://tez2.). İstanbul: Arıtan Yayınevi. Habermas. Damlapınar De Fleur. Bonnie L. Durkheim. Gökçe. Erich (1997) Sahip Olmak ya da Olmak.).

Halime Yücel (çev. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. Marshall (2001) Global Köy 21. McQuail. Jean-Jacques (2002) İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Üzerine Konuşma. J. McQuail.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 19 Karagöz. Rasih Nuri İleri (çev. Mollaer. Ankara: Vadi Yayınları. Bilim ve İletişim”. Işın Gürbüz (çev. Judith (2001) İletişim Bilimi.). Konca Yumlu (çev. Lecercle.). Lazar. Nilüfer Kuyaş (çev.). Mattelart. Denis ve Sven Windahl (1997) Kitle İletişim Modelleri. Jale Çam Yeşiltaş (çev.). (2002) “Jean-Jacques Rousseau Hayatı ve Eserleri 1712-1778”. İstanbul: Scala Yayıncılık. Armand ve Michèle Mattelart (1998) İletişim Kuramları Tarihi. McQuail. C. Wright (1974) İktidar Seçkinleri. Moles.). Armand (1995) Beyin İğfal Şebekesi Uluslararası Reklamcılık. Abraham (2001) Belirsizin Bilimleri İnsan Bilimleri için Yeni bir Epistemoloji. İstanbul: İletişim Yayınları. Yüzyılda Yeryüzü Yaşamında ve Medyada Meydana Gelecek Dönüşümler. McLuhan. Cengiz Anık (çev. Merih Zıllıoğlu (çev.). İstanbul: İletişim Yayınları. Emel Öztürk (2006) “Bilgi. (1995) Bilimsel Devrimlerin Yapısı. Nuri Bilgin (çev. Kaygı: Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Dergisi. s. (4). İstanbul: Alan Yayıncılık.). s.). 7. Ankara: İmge Kitabevi. Bahar Öcal Düzgören (çev. London: Sage Publications. London: Sage Publications.). İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Mattelart. Fırat (2005) “Modern Bilim ve Kapitalizmin Erken bir Eleştirisi: J. Denis (1999) Media Performance Mass Communication and the Public Interest. İstanbul: Say Yayınları. J-L. içinde. Kuhn.49-66. Denis (1998) Mass Communication Theory An Introduction. İstanbul: Bilgi Yayınevi. Thomas S. Leslie (2003) Uygarlığın Ahlâki Bunalımları. Mills. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Rousseau’nun Felsefesi”. Rousseau.). [Manevi Bir Erime mi? Yoksa İlerleme mi?].27-62. s. Armand (2001) İletişimin Dünyasallaşması.). Ünsal Oskay (çev. Lipson. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.13-38. Kilad Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Dergisi. Mattelart.

İstanbul: Say Yayınları. Ankara: Ark Yayınevi. Arif Orbay (çev.). (1995) Sözlü ve Yazılı Kültür Sözün Teknolojileşmesi. Rousseau. Elisabeth (1998) Kamuoyu Suskunluk Sarmalının Keşfi. Rousseau.). Ester Yanarocak (çev.). İstanbul: Şule Yayınları. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. (5). Rasih Nuri İleri (çev. Jean-Jacques (2008) Siyasal Fragmanlar. Jean-Jacques (1997) Toplum Anlaşması. Jean-Jacques (2007) Dillerin Kökeni Üstüne Deneme. Ünsal (2001) “Yıkanmak İstemeyen Çocuklar” Olalım. Vedat Günyol (çev.). Murat Çiftkaya (çev. İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları. Ankara: Dost Kitabevi. Neil (1994) Televizyon: Öldüren Eğlence Gösteri Çağında Kamusal Söylem.). Dorothy (1994) Bilim Nasıl Satılır. İstanbul: Say Yayınları.20 Mutlu. Walter J. s. Güz 2009. Oskay.5-14. Damlapınar Nelkin. 2. Jean-Jacques (2002) İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Üzerine Konuşma. Ünsal (1993) XIX. Aydemir ve Ayla Okay (2008) “Undergraduate and Graduate Public Relations Education in Turkey: A Quantitative Study of Dissertations Contributions to Public Relations Field (1984-2007). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. Oskay. Jean-Jacques (1991) İtiraflar II. Yüzyıldan Günümüze Kitle İletişiminin Kültürel İşlevleri Kuramsal Bir Yaklaşım. Osman Akınhay (çev. İstanbul: Say Yayınları. İstanbul: Metis Yayınları. Postman.). İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları. İsmail Yerguz (çev. Rasih Nuri İleri (çev.). Rousseau. Okay. Rousseau. Jean-Jacques (2002). Rousseau.). Ünsal (2002) “Önsöz” Rousseau. Sema Postalcıoğlu Banon (çev. İstanbul: Der Yayınları. Erol (1995) İletişim Sözlüğü. İstanbul: Bordo Siyah Klasik Yayınlar. Murat Özkök (çev.). Jean Jacques (2005) Yalnız Gezenin Düşleri. Noelle-Neumann.). Z. içinde. İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Üzerine Konuşma. Oskay. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Rousseau. Ong. Selçuk İletişim. Sayı:29 .). Ömer Albayrak (çev. Ekonomi Politik Üzerine Söylev.

Russell. Jean-Jacques (2009b) Emile ya da Eğitim Üzerine.). Herbert (1993) Zihin Yönlendirenler.).137-148. (5). Rousseau. Bilim. Cem (2006) “İletişim Araştırmalarının Bilgi Bilimsel Temelleri: Bilimsel Bilginin Bilinebilirliği Üzerine”. Roger (1996) Akılcılık ve Bilim. Selçuk İletişim.). Bertrand (1997) Sorgulayan Denemeler.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 21 Rousseau.). Tambiah. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Kibele Sanat Merkezi. s. Ali Atıf Bir ve Serdar Sever (çev. İstanbul: Sarmal Yayınevi. Vural. Sanders. Gaye (1980) Making News A Study in the Construction of Reality. (1994) İletişim Kuramları: Kökenleri. (5). Schiller.5-19. Tankard. Yöntemleri ve Kitle İletişim Araçlarında Kullanımları. İstanbul: Pınar Yayınları. Sabahattin Eyüboğlu (çev. (çev.). Vural. Ankara: Dost Kitabevi. Yaşın. Savaş Kılıç. Z. 27. Nermin Arık (çev. Selçuk İletişim. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Williams. İstanbul: İletişim Yayınları. New York: The Free Press. Severin. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . s.5-21.). Barry (1999) Öküz‟ün A‟sı Elektronik Çağda Yazılı Kültürün Çöküşü ve Şiddetin Yükselişi. Ufuk Can Akın (çev. Kadir Yerci (çev.). İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Tuchman.). 3. Jean-Jacques (2009a) Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev. Bilim Her Şeyi Açıklayabilir mi?. “Bilgi İletişim Teknolojileri ve Ütopyan Bakış Açısı”. Werner J. Yaşar Avunç (çev. Stanley Jeyeraja (2002) Büyü. Raymond (2006) Anahtar Sözcükler Kültür ve Toplumun Sözvarlığı. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi.). ve James W. s. Beril Akıncı ve Ayda Sabuncuoğlu (2008). Trigg. 1. Cevdet Cerit (çev. Wr. Ankara: TÜBİTAK. Din ve Akılcılığın Kapsamı. Şehnaz Tahir (çev. Beril Akıncı ve Uğur Bakır (2007) “Distopyan Perspektiften Bilgi İletişim Teknolojileri ve İnsanlığın Geleceği”.

like every organization. finansal analiz Financial problems of newspaper organizations and a financial analysis practice ABSTRACT Newspaper organizations. 7(2). 237- BASIN İŞLETMELERİNİN FİNANSMAN SORUNLARI VE BİR FİNANSAL ANALİZ UYGULAMASI Dilek GÜRKAN ÖZET Basın işletmelerinin her işletme gibi üretim faktörlerini bir araya getirerek faaliyette bulunabilmeleri ve üretimlerini belli bir karlılık düzeyinde istikrarlı biçimde sürdürebilmeleri için finansal kaynaklara ihtiyaçları vardır. The need of organizations for financial funds is affected by many factors ssuch as the size of organization. sources of revenue and market structure in which these organizations are involved. bu işletmelerin finansal kaynak ihtiyaçları ve bu ihtiyaçlarını nasıl karşıladıkları incelenmektedir. The financial statements of the two major newspaper organizations in Turkey which controls the media sector on a large scale are analyzed by using the vertical analysis and ratio analysis. gelir kaynakları ve bu işletmelerin içinde bulunduğu piyasa yapısı gibi konular ele alınarak. For this reason. Key Words: Newspaper organizations. G. maliyet yapısı. In the research part. Anahtar Kelimeler: Basın işletmeleri. Bu yüzden çalışmada basın işletmelerinin kendine özgü özellikleri. finance. finansman. İletişim Fakültesi İletişim 2003/18 .Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. the production subject and industrial organizations. the financial fund needs of these organizations and how they provide them are considered by examing the subjects such as the characteristics peculiar to newspaper organizations. a financial analysis is carried out which is aimed at the determination of the fund problem of the newspaper organizations. financial analysis  Araştırma Görevlisi Doktor. finansal sorunlar. Türkiye’de sektörü büyük ölçüde kontrol eden iki basın işletmesinin finansal tabloları yüzde yöntemi ile analiz ve rasyo analizi tekniklerinden yararlanılarak analiz edilmektedir. işletme büyüklüğü. financial problems. Ü. Araştırma kısmında ise Türk basın işletmelerinde kaynak sorununun belirlenmesine yönelik bir finansal analiz çalışması yapılmaktadır. endüstri koşulları gibi pek çok faktörden etkilenmektedir. İşletmelerin kaynak ihtiyacı. require financial funds in order to function by gathering production factors and maintain the production at a certain profitable level. cost structure. üretim konusu.

Finansman. İşletmelerin kaynak ihtiyacı. gazete üreten yazılı basın işletmeleri olup. Bunun sağlanabilmesi için işletmelerin. planlamak. kar amacı güden ve yüksek teknolojiyi hedefleyen basın işletmeleri. BASIN İŞLETMELERİNDE FİNANSMAN Basın işletmeleri. uygulamak ve uygun bir kontrol mekanizması oluşturarak denetlemektir(Ergül. küçük veya büyük tüm işletmeler için daha fazla öneme sahip olmaktadır. bu işlevleri yerine getirirken tüm ekonomik birimler gibi. Ülke ekonomisinde faaliyette bulunan işletmeler.24 Giriş D. Sayı:29 . üretken yatırımlara yönelerek girişimlerinin sonucunu almak ve işletmelerinin sürekliliğini sağlamayı amaçlamaktadır. üretim konusu. Bu yüzden çalışmada. yönlendirme. basın işletmelerinin kendine özgü özellikleri. bilgi ve haber üretirken aynı zamanda sınai bir üretimin oluşmasını sağlayan. gerekse faaliyetlerini sürdürebilmesi için parasal kaynaklara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada konu edilen basın işletmeleri. A. yarı kamusal mal ve hizmet üreten birer işletme konumundadırlar(Dai ve Kara. globalleşme ve artan rekabete paralel olarak finansman. çalışmada Türkiye’de gazete üreten basın işletmelerinin kaynak ihtiyaçları ve bu ihtiyaçlarını nasıl karşıladıkları incelenmektedir. Haber verme. uygun finansman politikalarını belirlemek. 2002: 21). üretim faktörlerini bir araya getirerek ürününü meydana getiren basın işletmeleri için de finansman hayati bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Ticari bir işletme olarak ele alındığında. girdi fiyatlarındaki artışlar. bu işletmelerin finansman sorunlarının tespit edilmesi amaçlanmaktadır. endüstri koşulları gibi pek çok faktörden etkilenmektedir. Gürkan İşletmelerin gerek kurulabilmesi. stratejileri saptamak. kamuoyu oluşturma. Basın işletmeleri genellikle diğer endüstri Güz 2009. teknolojik yenilenmeyi gerektiren pahalı yatırımlar. maliyet yapısı. işletme büyüklüğü. gelir kaynakları ve bu işletmelerin içinde bulunduğu piyasa yapısı gibi konular göz önüne alınarak. pazarlama ve dağıtım aşamasında yaşanan zorluklar gibi nedenlerle bazı finansal sorunlarla karşılaşmaktadır. yatırım için gerekli fonu bulması ve bu fonları etkin bir şekilde kullanması gerekmektedir ki. Gelişen teknoloji. bu da finansmanın konusunu oluşturur. eğitme ve eğlendirme gibi toplumsal işlevleri yerine getiren. 2004:1). Günümüzde her işletmede kaynakların tahsisi ve dağıtımı ile ilgili bir takım finansal sorunlar ortaya çıkabilmektedir.

tüm ekonomik birimler gibi hammadde. Gazetenin dayanıksız bir ürün olması ve stok edilememesi. fotoğraf. Basın işletmelerinin finansmanında ürettiği ürününün(gazete) bazı özellikleri son derece belirleyici olabilmektedir. Basın işletmeleri genellikle kitle üretimi yapan işletmeler olup. işletmenin kendi maliyet yapısından çok ekonominin durumu. Medyaların tüm ekonomisini bu kısa yaşam süresi koşullandırmaktadır(Desmoulins. 1999: 93). Basın işletmesi için fiyatlandırma. Gazeteyi en kısa ömürlü ürün olarak tanımlamak mümkündür. Temel işlevini okuyucu için gerçekleştirmesine rağmen işletmeye sağladığı gelir açısından reklamverenler okuyuculardan daha önemli bir konumda bulunmaktadır. rekabet derecesi. emek. gazetenin okuyucu ve reklamveren olmak üzere iki ayrı pazara sunulmasıdır. pazar payı gibi işletme dışı etkenlere bağlı olunması nedeniyle karmaşık bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır (Özkan. Dolayısıyla basın işletmelerinin yapısına uygun olan kitle üretimi sermaye yoğun üretim teknolojisi ve otomasyon gibi gelişmiş üretim sistemleri kullanarak birbirinin aynı olan ürünler üretmek biçiminde gerçekleşmektedir (Atılgan. Basın işletmelerinin üretiminde. gazetenin içeriğini oluşturmada eğitimli. teknoloji ve sermayeyi bir araya getirerek faaliyet göstermektedir. Düşünce üreten ve kamu hizmeti gören ekonomik bir birim olarak basın işletmeleri. üretim sürecinin uzman bir emek ve yoğun bir sermaye gerektirmesi. Üretilen ürünün ayırt edici özellikleri. 1993:20). hem karı maksimuma İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Haberin üretim. Basın işletmelerinin ürettiği ürünün diğer bir özelliği ise. Gazete fiyatlama stratejisi. Dolayısıyla. tek bir ürünün iki farklı mal ve hizmet piyasasına sunulması gibi pek çok özellik basın işletmelerini diğer endüstri işletmelerinden ayırmaktadır. Gazetelerin okuyucuya ve reklamverene ayrı ayrı satışa çıkarılması fiyat politikalarının da basın işletmeleri için farklı işlemesine neden olmaktadır. ürettiği ürüne asıl değerini ve önemini kazandıran makale. Ancak bu endüstrinin ürünlerinin kendine özgü yanı. 1989: 99). dağıtım ve tüketim aşamalarının çok kısa süre içinde gerçekleşmesi gazetenin hemen değerini kaybetmesine neden olmaktadır.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 25 işletmeleri ile aynı piyasa koşullarında faaliyet gösterirler. basın işletmelerinin finansmanı da dahil olmak üzere tüm işletme fonksiyonlarına yansımaktadır. haber. bu üretimin özelliği üretimin devamlı olması ve aynı üründen çok miktarda üretilmesidir. karikatür gibi fikir ürünleri olmaktadır. vasıflı bir emeğe ihtiyaç duyulmaktadır. Kullanılan yoğun teknoloji ve nitelikli emek nedeniyle güçlü bir sermaye yapısı gereksinimi ortaya çıkmaktadır. basın sektörüne diğer sektörlerden ayrı bir özellik kazandırmaktadır.

26

D. Gürkan

çıkarma ya da maksimum satış hacmine ulaşma, hem de pazar payını maksimize etmelidir (Fink, 1988: 199). Günlük gazetelerin satış fiyatı genellikle birim maliyetinden daha düşük düzeyde tespit edilir. Gazetenin maliyet fiyatı ile satış fiyatı arasındaki bu dengesiz yapı gazetelerin sadece satış gelirleriyle yaşamalarını imkansız hale getirmektedir (Atılgan, 1993:234). Temelde fikri ürün olan gazete, ekonomik ürün olarak değer kazanmakta ve fikri olandan çok ekonomik olana yönelerek, zihinsel bir dönüşüme zemin hazırlamaktadır. Okuyucudan çok reklamverenin sözcülüğünü yapan gazete böylece kendi ekonomik geleceğini güvence altına almaktadır (Topçuoğlu, 1996: 219). Basın sektöründe üretilen ürün büyük altyapı yatırımları ve pahalı teknolojiyi gerektirmekte, dolayısıyla yüksek başlangıç maliyetleri söz konusu olmaktadır. Basılan kopya sayısı değişse de, basın işletmesi aynı sayıda fikir işçisini çalıştırmakta, gazetenin haber ve reklam içeriğini oluşturmakta ve gazeteyi baskıya hazır hale getirmektedir. Gazetelerin maliyetleri finansal kaynak ihtiyacında etken olmaktadır. Bu yüzden basın işletmelerinin finansal özelliklerini belirlerken basın işletmelerinin maliyet yapısı dikkate alınmalıdır. Gazetelerin maliyetleri genel olarak; hammaddelerin toplanması (bilgi, haber), bunların hazırlanması, yayınlanması ve dağıtılması aşamalarını kapsayan bir süreç sonunda belirlenir(Söylemez, 1998:46). Bu süreçte, gazetelerin oldukça yüksek “ilk kopya” maliyetleri ile karşı karşıya kalınır. Basın işletmesinin maliyetlerini entelektüel üretim maliyetleri, mal olarak gazetenin üretim maliyetleri, dağıtım ve satış çabaları maliyetleri olarak gruplandırmak mümkündür. Gazetenin tasarlanması ve idaresini sağlayan yazıişleri giderleri ve yönetim giderleri entelektüel üretim giderleri olarak ele alınmaktadır. Yazıişleri tarafından üretilen hizmetin maddi bir ürün olarak gazeteye dönüştürülmesi için bina, makine, donanım, hammadde, teknoloji ve insan gücüne ihtiyaç duyulmakta, bunlar da üretim maliyetlerini oluşturmaktadır. Diğer yandan gazetenin dağıtımından kaynaklanan maliyetler ve gazete satışını artırma amaçlı reklam ve promosyon giderleri de diğer maliyet unsurları olarak karşımıza çıkmaktadır (Gürkan, 2003:31). Basın işletmelerinin ana girdisini oluşturan kağıdın da gazetenin maliyeti açısından önemli bir yeri bulunmaktadır. Türkiye’de bir gazete yaklaşık maliyet harcamalarının %20 kadarını kağıda ayırmaktadır(Dai,2008: 273). Ülkemizde uzun

Güz 2009, Sayı:29

Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması

27

yıllar gazete kağıdı yalnız, basın işletmelerinin kağıt ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulmuş olan SEKA tarafından üretilmiştir. Günümüzde basın işletmeleri kağıt ihtiyaçlarını büyük ölçüde ithal etmektedir. Basın işletmelerinin ürettiği gazetenin dayanıksız ürün olma özelliğinden dolayı, okuyucusuna kısa sürede ulaşma gerekliliği, bu işletmelerin dağıtım organizasyonunu da önemli hale getirmektedir. Dağıtım bir gazetenin ortaya çıkış sürecinde son derece hassas ve karmaşık bir aşamayı teşkil etmekte; hızlılık, düzenlilik, yararlılık ve yayının toplu halde sevk ve idaresinin (elde kalanlar için iade dahil) son derece katı zorunlulukları ve gayet sıkı kontrol edilen maliyet koşullarındaki her türlü unsuru bağdaştırmak zorundadır (Fillion, 1992: 277). Dağıtım kanallarını doğru belirleyemeyen ve düzgün çalıştıramayan bir işletme, tüketiciye zamanında ulaşamayacağı için rekabet avantajı elde etmesi güç olacaktır (Sayılgan, 2004:66). Sağlam bir alt yapılanmaya sahip dağıtım, aynı zamanda üretim planlamasına da katkı sağlayacaktır. Çünkü dağıtım neticesinde aynı zamanda iade oranı ve beraberinde dağıtım ile ilgili masraflar da netlik kazanacaktır (Dündar, 2006:76). Basın sektörü kitlesel piyasaya yönelik bir dağıtım stratejisi gerektirdiği için bir dağıtım organizasyonu kurmak zorundadır. Ancak böyle bir organizasyonun maliyeti çok yüksektir. Bu nedenle basın sektöründeki işletmeler birlikler oluşturarak maliyetleri ortak bölüşmeyi ve en az maliyetle bu iş içinden çıkmak istemektedir (Sayılgan, 2005: 76). Dağıtım şirketlerinin gazete dağıtımlarında bıraktıkları kar marjı, birim gazetede yüzde 12,5’tur. Karın yüzde 5,5’u tali bayiye, yüzde 7 civarı başbayiye bırakılır (Dursun, 1999: 213). Maliyetleri üzerinde durulan basın işletmelerinin başlıca gelir kaynaklarını ise, ticari gelirler ve devletin basına sağladığı yardımlar olarak ele almak mümkündür. Ticari gelirler genel olarak gazete satışlarından elde edilen gelir ve ilan-reklam gelirlerinden oluşmaktadır. Bunların dışında çok büyük bir gelir kaynağı olmamakla birlikte basın işletmelerinin baskı makinelerinin kiraya verilerek atıl kapasitenin değerlendirilmesi ve hurda kağıt ve iade gazetelerin satışından elde edilen gelirler gibi diğer ticari gelirler de söz konusudur. Devletin basına sağladığı yardımlar ve kolaylıkları ise, sübvansiyonlar, resmi ilan ve reklam yardımı, yatırım teşvikleri ve diğer kolaylıklar şeklinde sıralayabiliriz. “Birçok sayıda teşvik verme yöntemi bulunmaktadır. En çok rastlanılan kaynak kullanımını destekleme primi ve fon kaynaklı kredilerdir. Kaynak kullanımını destekleme primi hibe şeklindedir ve geri ödemesi yoktur. Fon kaynaklı

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

28

D. Gürkan

krediler ise düşük faizlerle verilmektedir. 1985’ten itibaren fon kaynaklı kredilerin teşvik yöntemleri arasında ağırlıklı olarak kullanıldığı görülmektedir. Ayrıca vergi muafiyetleri, vergi indirimleri, gümrük muafiyetleri, ulaştırma-haberleşme tarifeleri, kağıt tahsisleri-tarifeleri, KDV indirimi, Talih Oyunları Yönetmeliği’nde yapılan istisnalar, Taksitli Satışlar Yönetmeliği’ndeki istisnalar da diğer teşvik yöntemleridir”(Sayılgan, 2004b: 35). Basın işletmeleri, tarihsel süreç içinde önemli gelişmeler göstererek büyük birer sınai kuruluş haline gelmişlerdir. Günümüz koşullarında sektördeki yoğun rekabet, ileri ve pahalı teknolojinin kullanımı nedeniyle artan maliyetler, en önemli hammaddesi olan kağıdın temininde ithalata olan bağımlılık, dönem dönem yaşanan ekonomik bunalımlar, bu işletmelerin ayakta kalma mücadelesinde güçlü bir finansal yapıya sahip olmalarını gerekli kılmıştır (Dai, 2008: 1). Basın sektöründe yoğun teknoloji kullanımın zorunluluğu ve bunun yüksek maliyetlerle gerçekleştirilebilmesi, başlangıç maliyetlerinin yüksek olması, ölçek ekonomisinden yararlanılması ve şirketler arası birleşmeler piyasa yapısını belirlemektedir. Türkiye’de basın sektöründe bugün karşı karşıya bulunduğumuz durum oligopolleşmenin varlığını göstermektedir. Basın sektörünü oluşturan oligopolist piyasalarda firmalar genellikle varlıklarını sürdürmek, karlarını artırmak ve piyasaya girecek olan potansiyel rakiplerini engellemek gibi amaçlara sahiptirler (Sayılgan, 2005:71). Ancak günümüzde oligopol şartları içinde çalışan firmaların sayılarının azalarak hacimlerinin çok büyümesi, açık bir tekelleşme eğilimi olarak kabul edilmektedir (Görgülü, 1991: 11). Basın sektöründe piyasaya giriş engellerinin yüksek oluşu, yatırımların sermaye yoğun olması, ölçek ekonomilerinin etkileri ve basın işletmeleri arasında yaşanan yatay ve dikey birleşmeler sektörün içinde bulunduğu yapıyı desteklemektedir. Günümüz basın işletmeleri baskı makinelerinin atıl kalmaması adına birden fazla gazete ve dergi yayınlamakta, spor, magazin, otomotiv gibi farklı alanlarda ekler çıkartmaktadır. Bu durum ölçek ekonomilerinden yararlanan büyük işletmelere avantaj sağlarken, piyasaya girmek isteyenlere de bir engel oluşturmaktadır. Yine gazetelerin gerek basım gerekse dağıtım aşamasının yüksek sabit maliyetle gerçekleşmesi sektörde dikey birleşmelere zemin hazırlamaktadır. Bu da dikey birleşmeye giden işletmelere üretim ve dağıtım süreçlerinde rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. Basın işletmeleri en az maliyetle en fazla kar dengesini kurabildikleri ölçüde başarı sağlarlar. Basın işletmelerinin finansal yapısı ve gücü rekabet avantajı

Güz 2009, Sayı:29

Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması

29

yaratacak birçok temel kriter için kaynak oluşturur. Finansal güç, işletmenin varlıkları, likiditesi, borçları, borçlarını ödeyebilme gücü, toplam borçlarının sermayesine oranı gibi daha da çoğaltılabilecek pek çok kriterin genel bir sonucunu ifade etmektedir (Sayılgan, 2004a: 66). İşletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmeleri ve gelişebilmeleri finansal durumlarına bağlı olup, bunu gerçekleştirmek için ise, fon sağlama ve bu fonları etkili ve verimli bir biçimde kullanım çabası göstermeleri gerekmektedir. Bu çabalar finansal yönetimin görevidir. İşletmelerde finansal yönetim iki temel sorunla karşılaşmaktadır: İlki; işletme hangi varlıklara ve ne kadar yatırım yapmalıdır? İkincisi ise yatırım için gerekli fonlar hangi kaynaklardan sağlanmalıdır? Bu sorulara yanıt ararken finansal yönetim firmanın pazar değerini maksimum kılacak yatırım ve finansman kararları almaya çalışır(Berk, 1995: 8). Yatırım kararları ve finansman kararları ise, işletmenin finansal amaçları ışığında belirlenir. Yatırım kararları hangi iktisadi varlığa ve ne tutarda yatırım yapılacağı ile ilgilenirken, finansman kararları bu varlık toplamı ve bileşimini elde etmek için gerekli fonların hangi kaynaklardan ve hangi süreyle sağlanacağını belirlemeye yönelik kararları içermektedir. Finansmanı; bir işletmenin kurulabilmesi, işletilebilmesi ve geliştirilebilmesi için fon ihtiyacının karşılanması olarak tanımlamak mümkündür. İşletmelerin varlığını, hemen paraya çevrilebilir ya da çevrilemez olma özelliğiyle dönen ve duran varlıklar oluşturmaktadır. İşletmenin faaliyet sürecinde paraya çevrilmeyen, işletmenin üretim gücünü ve büyüklüğünü de bir anlamda belirleyen duran varlıklar sabit sermaye olarak da adlandırılmakta olup, arazi, bina, makine gibi maddi sabit varlıkları, marka, patent hakkı gibi maddi olmayan varlıkları, iştirakleri, uzun süreli alacakları ve fonları kapsamaktadır. Dönen varlıklar ya da diğer bir deyişle işletme sermayesi ise, nakit veya işletmenin faaliyeti sırasında bir yıl içinde paraya çevrilebilir ve kullanılabilir varlıkları ifade etmektedir. Basın işletmelerinde yoğun teknoloji kullanımı sabit varlıklara yatırılan sermaye miktarını etkilediğinden, sabit varlıklara yatırılan sermayenin fazlalığı fonların atıl kalmasına neden olabilmektedir. Bu yüzden basın işletmelerinin sermaye miktarının tespiti önem kazanmaktadır. İşletmelerin finansal yapısı sahip oldukları sermaye miktarı ve sermayenin oluşma biçimini ifade etmekte olup, sermaye kaynağına göre öz sermaye ve dış kaynak sermayesi (borçlar) olarak gruplandırılır. İşletme, sahip ve ortaklarından (esas sermaye kaynakları), kendi (öz) kaynaklarından (oto finansman) ve üçüncü

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

Eğer bu üç kaynaktan. bu işletmelerin dönemsel finansal raporlarını incelemek yoluyla mümkün olmaktadır. 1992:323-4). 2006:6). geri ödeme koşulları bakımından kolay. Sayı:29 . Günümüzde medya alanında çalışan işletmeler. Güz 2009. Kar ve risk dengesini optimal düzeyde tutmak için teknolojik olanaklar ölçüsünde. yazılı basın işletmeleri de dahil olmak üzere bütün ekonomik ünitelerin finans gücü olmaksızın hayatlarını devam ettirmeleri mümkün değildir(Güneri Fırlar ve Dündar. genellikle üretimlerini liberal piyasa mekanizmasının ilke ve kurallarına bağlı olarak yapmaktadır. B. 2002:52). işletmenin varlıkları ve bunların hangi kaynaklardan sağlandığını. nihayet güvence bakımından en az masrafla para sağlanabiliyorsa. Bu tablolardan. miktar bakımından bol. BASIN İŞLETMELERİNİN FİNANSAL YAPISININ ANALİZİ: İşletmelerin finansal durumunu görebilmek. Bugünün dünya düzenini yönlendirdiği öngörülen kapitalist sistemin kurallarının geçerli olduğu bir ortamda.30 D. Her faaliyet dönemi sonrası işletmelerin yayınladığı faaliyet raporlarında. Basın işletmelerinde hızlı ve kaliteli yayınlar yapabilmek için yeni iletişim teknolojilerinden yararlanmak ve önemli ölçüde büyük sermayenin finans gücüyle karşılanabilen pahalı teknoloji yatırımlarına mali kaynak sağlarken işletmenin ihtiyacı olan öz ve yabancı kaynak dengesini en uygun koşullarda oluşturmak gerekir (Dai. belli bir dönemde elde ettiği gelirleri ve katlandığı maliyet ve giderleri görmek mümkün olmaktadır. işletme dışı çevrelerin işletme hakkında finansal bilgi almasını sağlayan temel bir araç niteliği taşımaktadır. verimlilik. işletmenin mali (finansal) gücünün yerinde olduğu söylenebilir (Atılgan. örgütsel değişiklikler. Gürkan olarak da. İşletme yönetimi. üretim.2008:1). bu işletmelerin finansal durumunu gösteren finansal tablolar yer almaktadır. Bu çalışmada da basın işletmelerinin finansal durumu onların dönemsel finansal raporlarının analiziyle açıklanmaya çalışılmaktadır. mevcut rekabete dayanmak ve işletmenin amaçlarına ulaşmak için işletmenin olanaklarına bağlı olarak değişik yatırım ve finansal kararlar alarak kimi risklere girebilmektedir. maliyet bakımından ucuz. dış kaynaklardan (üçüncü şahıslardan) para sağlar. Dönemsel finansal raporlar. dağıtım ve tüketim süreçlerine ilişkin karar ve stratejiler geliştiren işletme yönetimi. yüksek kar ve düşük maliyetle rekabet olanaklarını geliştirme arayışına girmektedir (Baytar.

Finansal analiz ya da mali analiz olarak adlandırılan analiz yöntemi. Amaç ve Yöntem Araştırmada Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.’nin 2009. 2008 ve 2007 yılına ait bilanço ve gelir tabloları dikey analiz ve rasyo yöntemi ile analiz edilmiştir. 2005: 67).Ş. Böylece dikey analizle “bütün” içerisinde bazı kalemlerin ağırlıkları. gelir tablosu işletmenin belli bir dönemde elde ettiği tüm gelirler ile aynı dönemde katlandığı bütün maliyet ve giderleri ve bunların sonucunda işletmenin elde ettiği dönem net karını veya dönem net zararını kapsamaktadır(Tokaç. ancak 2007 yılı verilerinin de kullanılması ile krizden önceki durumun tespit edilebileceğine karar verilmiştir.’nin finansal tablolarının analizi yapılarak. 2005:24). Araştırmada Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. finansal tablolarda yer alan çeşitli kalemler arasında karşılaştırmalar. seçilen basın işletmelerinin finansal tabloları aracılığıyla. bu basın işletmelerinin finansal yapısı incelenmektedir. bu kaynakların nasıl kullanıldığına ve hangi varlıkların edinildiğine ilişkin bilgilere ulaşılmaktadır. işletmelere sağlanan fonların kaynaklarına. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Bilanço bir işletmenin belli bir tarihte sahip olduğu varlıklar ile bu varlıkların sağlandığı kaynakları gösterirken (Usta.Ş. rasyo yöntemiyle ise bazı kalemler arasındaki anlamlı ilişki ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Araştırmada 2009 ve 2008 yılı finansal tabloları veri olarak alınırken küresel ekonomik krizin basın işletmelerinin gelir ve gider kalemlerinde ve finansmanında olumsuz etkileri olabileceği düşünülmüş. yani finansal durumlarını mevcut şartlar altında incelemek. Yapılan araştırma ile. bu işletmelerin finansal yapılarının sermaye kaynakları ve bunların aktif varlıklara dağılışı bakımından yeterli olup olmadığını ve faaliyet sonuçlarının verimliliğini saptamak amaçlanmaktadır. Bu amaca ulaşmak için bilanço ve gelir tablolarından yararlanılmaktadır. ve Doğan Gazetecilik A. ile Doğan Gazetecilik A. Finansal analiz tekniklerinden yararlanarak.Ş. yüzdeler ve rasyolar yoluyla ilişkiler kurmak. Gerekli yerlerde finansal tablolara ilişkin açıklayıcı dipnotlardan yararlanılmıştır.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 31 1. bu ilişkilerin ölçülmesini ve yorumlanmasını yapmak yoluyla gerçekleşmektedir. söz konusu işletmelerin iç ve dış kaynaklardan sağladığı fonları kullanma alanlarına göre değerlendirmek.

000 adet olarak açıklanmış.000 227. dolayısıyla sektördeki küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansal yapısını temsil etmemesi bir sınırlılık olarak görülebilir. 2008 yılı verilerine göre araştırmaya konu olan basın işletmeleri toplam gazete reklam gelirlerinin yaklaşık %61’ini elde etmiştir. Tablo 1. ve Doğan Gazetecilik A.08 milyon YTL.860.000 Reklamcılar Derneği tarafından 2008 yılında gazetelere yapılan reklam yatırımı toplamı ise 952.000 632. Ancak Basın İlan Kurumu’nun verilerine göre 2008 yılında Türkiye genelinde gazete tiraj ortalaması 5. halka açılmış olmaları ve bu nedenle finansal tablolarına ulaşılabilmesi nedeniyle Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. incelenen işletmelerin aktif büyüklüğüne(varlıklar) ve gelir-gider kalemlerine bakıldığında incelenen basın işletmelerinin sektörü temsil ettiği söylenebilir. Bunun yanı sıra.7’sini oluşturmuştur.000 233. 2008 Yılı Gazete Satışları Net Ortalama Günlük Satış Adetleri Hürriyet Milliyet Posta Radikal Fanatik Vatan TOPLAM 2008 518.Ş. araştırmaya konu olan basın işletmelerinin çıkardığı gazeteler toplam satışların %36. Araştırmada incelenen basın işletmelerinin holding çatısı altında faaliyet gösteren. Güz 2009.32 2.’nin finansal analizinin yapılması uygun görülmüştür. Araştırma Evreni ve Sınırlılıklar D.065. olarak açıklanmış. ulusal çapta yayın yapan ve yüksek tirajlı gazeteleri çıkartan işletmeler olması. Gürkan Bu çalışmada Türkiye’de gerek satış gerekse ilan gelirleri açısından pazarı büyük ölçüde kontrol etmeleri. Sayı:29 .000 1.000 207.000 43.Ş.

000.000 Pay(%) 66. Gazetecilik.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 33 Tablo 2. 1960 yılında kurulmuş ve Türkiye’de tescil edilmiştir.000 Pay(%) 60. Trabzon ve Almanya’da olmak üzere 7 merkezde basım tesisi bulunmaktadır.000. Antalya.515. İzmir. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.44 5.00 4.Ş.Ş. 31 Aralık 2008 tarihi itibariyle hissedarların yapısı Tablo 3’deki gibidir.90 3.21 39. Ankara.484.900 421.79 100 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .000 460.000 23.20 28.50 1.100 167. ilancılık ve internet yayıncılığı alanlarında faaliyet gösteren şirketin İstanbul.00 0. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.1. Hürriyet Gazetecilik A.00 8.00 1.920. matbaacılık.456.20 1.000 130.36 100 2007 253.20 1. Tablo 3. Adana.624.50 8. reklam.Ş.00 5. 2008 Yılında Reklam Pastasından Bazı Gazetelerin Aldığı Pay Gazete Hürriyet Sabah Milliyet Posta Zaman Akşam Vatan Cumhuriyet Star Türkiye Yeni Şafak Radikal Reklam Geliri (Milyon TL) 386 158 84 79 50 49 39 14 12 12 10 9 Toplamdan Aldığı Pay(%) 39. Ortaklık Yapısı Doğan Yayın Doğan Holding Halka arz edilen (diğer) TOPLAM 2008 305.00 5. Bulgular ve Yorum 3.00 16.

Trade Media East Limited Ülke Türkiye Türkiye Türkiye Faaliyet Konusu Basım ve İdari Hizmetler Dergi ve Kitap Basım İnternet Yayıncılığı Dağıtım ve Kurye Hizmetleri Gazete Yayıncılığı İnternet Yayıncılığı Yazılım Hizmetleri Gazete Basım Yatırım Yatırım Şirket ya da Bağlı Ortaklıklarının Oy Hakları(%) 99.89 100. Hürriyet Invest B. Doğan Ofset Yayıncılık ve Matbaacılık A.00 Türkiye Türkiye Türkiye Türkiye 100.Ş. vasıtasıyla.Ş.V.Ş. TME başta emlak. Yenibiriş İnsan Kaynakları Hizmetleri Danışmanlık ve Yayıncılık A. Sayı:29 . başta Rusya olmak üzere Doğu Avrupa ülkelerinde faaliyette bulunmaktadır.Ş. Bağlı Ortaklıklar Bağlı ortaklıklar Hürriyet Medya Basım Hizmetleri ve Ticaret A.’ye (Doğan Yayın) aittir.Ş. Referans Yayın Dağıtım ve Kurye Hizmetleri A. Tablo 4.Ş. Doğan Şirketler Grubu Holding A. Doğan Daily News Gazetecilik ve Matbaacılık A. çıkardığı günlük ve haftalık gazeteler.30 Güz 2009.Ş. Trader Media East Limited (TME) şirketinin %67.’nin bünyesinde kurulmuş olan Doğan Yayın Holding A.41 100.30 hissesini satın almıştır. Hürriyet Zweigniederlassung GmbH. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.V.00 67. Emlaksimum Elektronik Yayıncılık ve Ticaret A. Hürriyet’in hisselerini büyük bir bölümü.00 Hollanda Jersey 100. dergiler ve internet siteleri vasıtasıyla sektörel seri ilan yayıncılığı yapmakta olup.Ş. Gürkan Şirket 29 Mart 2007 tarihinde Bağlı Ortaklıklarından Hollanda’da yerleşik Hürriyet Invest B.00 94.34 D.Ş.99 99. otomotiv ve insan kaynakları olmak üzere.00 Almanya 100. TME Teknoloji Proje Geliştirme ve Yazılım A.Ş.25 98.

2009 (Bin TL) AKTİF DÖNEN VAR.241 1.09.380. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.00 Şirket Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) kayıtlı olup 1992 yılından itibaren şirketin hisse senetleri İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda (İMKB) işlem görmektedir.946 1.’nin bağlı ortaklıkları ve iştirakleri Tablo 4 ve Tablo 5’de verilmektedir. Tablo 6.044.Ş. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.403 2.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 35 Tablo 5.6 100 19. DURAN VAR.038 853.822.808 591. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.394.12 30. Borç ÖZSERMAYE TOPLAM 581.331. İştirakler İştirakler Doğan Media Yaysat DYG İlan Ülke Almanya Türkiye Türkiye Faaliyet Konusu Yayın ve İlan (Avrupa) Dağıtım Reklam Şirket ya da Bağlı Ortaklıklarının Oy Hakları(%) 44. 2007 yılına göre dönen varlıklarda %7 oranında artış yaşanmıştır.Ş.2 75.8 100 24.884 2008 (Bin TL) 649.94 49.02’si GDR olarak Londra Borsası’nda işlem görmektedir.4 69.00 20. TOPLAM PASİF Kısa V.349 2007 (Bin TL) 441.541 794.822.Ş.349 374.5 46.617 1.Ş.405 174.1.405 %2009 %2008 %2007 30. 3. TME’nin hisselerinin %25. aktif yapı içinde dönen varlıkların %31 civarında.912.1. Şirket sermayesinin %40’ı İMKB’de dolaşımda bulunmaktadır.826 1.799 955.830 886.8 68.7 42.’nin Bilanço ve Gelir Tablolarının Dikey Analizi Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.42 25.320 783.643 1. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.912.’nin bilançoları yüzde yöntemiyle analiz edildiğinde 2008 ve 2009 yıllarında.5 38. duran varlıkların %68-69 payı olduğu görülmektedir. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Aktif ve Pasifler 30.199 2.2 100 18.277 1.Ş.8 100 9.9 100 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .788 1.044. Borç Uzun V.94 100 31.6 43.884 365.

2009 (Bin TL) AKTİF DÖNEN VAR.380 12.308 2.8 0.912.403 7.4 2. Sayı:29 . lisans.082 20.629 515.3 1. %15’i bina.1 0.859 1.130 581.692 552.2 0. Tablo 7.9 9.044.8 1. Nakit ve nakit benzerleri Finansal yatırımlar Ticari alacaklar Diğer alacaklar Stoklar Diğer dönen varlıklar DURAN VAR.7 30.451 52.129 5. 2005:256).1 100 31.307 6.348 301 4. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Aktifler 30.9 28.1 1.007 0.977 529.09.822.6 68. Geçmiş yıla göre nakitin artması.4 0. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.6 0. bina. Şerefiye Ertelenmiş vergi varlığı Diğer duran varlıklar TOPLAM 581.2 7.1 0 9.4 0.1 12.094 222.617 137.01 0. değerlenen yat.2 0.693 23.159 1.4 0.540 17.326 0 186. ticari alacakların azalması işletmenin kredili satışlardan alacaklarını zamanında tahsil edebildiğini göstermektedir.995 316 21.576 545.405 %2009 %2008 %2007 30.788 0 124 6.004 2.2 2.6 13.3 0. Ticari alacaklar Diğer alacaklar Finansal yatırımlar Özkaynak yönt.232 26.8 18. %6’sının diğer yatırımlara ait olduğu belirtilmiştir. Nakit ve nakit benzerleri şirketin eldeki ve banka hesaplarındaki hazır değerleridir.6 75.747 177.402 1.4 100 24.643 0 697 4.450 4. herhangi bir fiziksel varlığı bulunmayan ve işletmenin belli bir şekilde yararlandığı yada yararlanmayı beklediği aktifleştirilen giderler ile belli koşullar altında hukuken himaye gören haklar ve şerefiyelerin işlendiği hesap grubudur (Tokaç. Yatırım amaçlı gayrimenkuller Maddi duran varlıklar Maddi olmayan duran var.3 30.3 0.390 8.Ş.04 0.926 16.645 3.4 11. Bunlar.2 0.939 2. makine gibi fiziki varlık kalemleri olup. ticari marka gibi haklar bu bilanço kalemi içinde yer almaktadır.4 17.394.0 26.3 0.08 25. Ayrıca örneğin Güz 2009.637 236.36 D. Maddi duran varlıklar arsa.662 227. İmtiyaz.187 46.5 11.2 100 Duran varlıkların dağılım yüzdeleri incelendiğinde maddi duran varlıklar dikkat çekmektedir. şirketin nakit ve nakit benzerleri ile ticari alacaklar kalemlerinin dönen varlıklar içinde büyük bir yüzde ile yer aldığı görülmektedir. Gürkan İşletmenin dönen varlıklarının dağılım yüzdeleri incelendiğinde.182 1.3 0.241 333.835 558.884 2008 (Bin TL) 649.2 0.331.6 69.946 370.186 4.187 236.2 0.813 9. Şirketin maddi olmayan duran varlıklarının payı da yüksektir.9 28.129 6. %16’sı arsa.980 30.6 0 0.4 1.380.8 0 0.349 2007 (Bin TL) 441.0 0.1 1.5 0. işletmenin faaliyet raporunda 1997-2008 yılları arasında yaptığı yatırım harcamalarının(404 milyon ABD doları) %63’ü makine.569 19.01 1. patent.552 1.874 2.

Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.092 4.261 7.349 2007 (Bin TL) 174.7 2.905 1.9 22.008 0.2 0.1 0.5 3.4 1.000 77.568 2.601 5.9 0.057 17.767 12.661 13.531 384 886.024 15.5) daha fazla olduğu görülmektedir.717 191.1 12.02 0.9 43.277 834.09.3 0.310 229.930 801 853.808 243.009 0.8 36. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Pasifler 30.830 627.5 33.038 605.199 (50.000 77. Borç karşılıkları Diğer kısa vadeli borçlar UZUN V.744 0 45. Bu işletmenin net çalışma sermayesinin yeterli olduğunu göstermektedir.03 30.082 21.440 71 955. yedekler Geçmiş yıllar karları Net dönem zarar/karı Azınlık payları TOPLAM 365.2009 (Bin TL) PASİF KISA V.1 100 Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.3 0.9) 1.8) kısa vadeli borçların pasif içindeki payından(%18.5 0.296 552.058 460.938 6.115 159. özsermayenin %45 civarı olduğu görülmektedir.6 6.9 43.Ş.799 438. işlerini genişletmesi ve karşılığında maddi bir değer elde edilmeyen giderlerinin aktifleştirilmesi bu hesaplarla gösterilmektedir.8 1.757 591.044.489 783.0 100 9.199 (18. Dönen varlıklarla kısa vadeli borçlar karşılaştırıldığında dönen varlıkların aktif içindeki yüzdesinin(%31.4 9.931 120.7 7.517 179.009 0.850 189 146 10.858) 22.826 743.292 185 13.199 (2.04 46.9 0.126 26.822.7 2.5 13.210 134.094) 133.592 (38.575 41.912.7 0.1 4.01 42.3 100 18.2 1. Diğer uzun vadeli borçlar ÖZSERMAYE Ana ortaklığa ait özkaynaklar Ödenmiş sermaye Sermaye düzeltmesi farkları Yabancı para çevrim farkları Kardan ayrılan kısıt.27 0.2 6.003 49.054 19.8 22.864 5.2 2.9 6.3 11.7 0.2 1.338 24.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 37 işletmenin yeni bir şube açması.198 94.148 16.6 8.9 0.160 6.199 753.541 59.1 1.1 0.142 2.9 0.3 0.2 0.8 38.BORÇ Finansal borçlar Diğer finansal borçlar Ticari borçlar Diğer borçlar Dönem karı vergi yük.38 1.043 11.6 28.BORÇ Finansal borçlar Diğer finansal borçlar Diğer borçlar Kıdem tazminatı karşılığı Ertelenmiş vergi yüküm.578 794.9 40.2 9.7 0.5 0.187 110.8 0.732 15. Genel standartlar dikkate alındığında öz sermayenin %50’nin üzerinde olması güçlü bir mali yapıyı göstermektedir.7 30.8 0. Aksi durumda işletme likidite sıkıntısına İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .6 3.320 275.000 77.8 4.405 %2009 %2008 %2007 19.243 421. Tablo 8.8 23.2 1. Net çalışma sermayesinin pozitif olması işletmenin lehine bir durumdur.03 (0.582 1.884 2008 (Bin TL) 374.’nin kullandığı finansal kaynakların izlendiği pasif kalemleri incelendiğinde ise.1 6.3 0 2.745 137.950) 27.643) 27.686 45.8 0.196 17.8 5.

4 7.5) 152.6 (21.6) 22.7 12.5) 131.4 18.3 14.5 11.5 2. yatırımların kar/zarardaki paylar Finansal gelirler Finansal giderler(-) Sürdürülen faaliyetler vergi öncesi kar/zarar Dönem vergi gideri(-) Ertelenmiş vergi geliri Net Kâr/Zarar 578.9 0.1 2.8) 402. Sayı:29 .9 20.9 10.6 (8.5 100 64.9 9.2 40. Brüt satış karlılığı ise yaklaşık %40’tır.0) 18.1 (54. satış.8) (204.8 0.5 Satış Gelirleri Satışların Maliyeti(-) Brüt Kar/Zarar Pazarlama.9 (264.8 12.3 2.6) (109.2) (134.7) (24. 2009 yılı itibariyle bu oran %64’e kadar çıkmaktadır. Tablo 9.09.2 22.4 3.3) 897.1 100 59.9 (52.8) 106.8) 14. Gürkan düşerek kısa vadeli borçlarını zamanında ödeyememe riskine girer.8 3. 2009-2008-2007 Yılları Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Gelir Tablosu 2009(%) 2008(%) 30.2 (13.4 2.1 10.7 26. Güz 2009.6 15.1 35.3) (60) 998.2 (127. 2008 ve 2009 yılında önceki yıla oranla uzun vadeli borçlarda %5 ve %8 azalma olmuştur.6 (118. değer.0 5.9) (0.3) 77.8 7. Uzun vadeli borçlar içinde de finansal borçlar önemli bir yer almaktadır.3 2.9) 8.38 D.1 1.6 22.5) (88.5 8.9) 2.8) 365.8 0.2 2.9) 132.7 40.7 (24.4 (595.3 103.Ş.8 (28.4 0.4 4.3 (7.8) 208. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.0) 110. Bunun büyük bölümü finansal borçlardan kaynaklanmaktadır. Yıl sonu net kar durumuna bakıldığında işletmenin 2008 ve 2009 yılında zarar ettiği görülmektedir.9 2. İşletmenin kısa vadeli borçları 2008-2009 itibariyle %8-9 civarında artmıştır.4) 32.9 1.8 (113. ve dağıtım giderleri(-) Genel yönetim giderleri(-) Diğer faaliyet gelirleri Diğer faaliyet giderleri(-) Faaliyet Kârı/Zararı Özkaynak yönt.2009 (MilyonTL) 2008 (MilyonTL) 2007 (Milyon TL) 2007(%) 100 59.8 (69. İşletme yabancı kaynaklarla finansmanında daha çok uzun vadeli borçlara yer vermektedir.3 11.7 17.0) 4.0 (15.6 (531.3 İşletmenin gelir tablosuna bakıldığında şirketin maliyetleri net satışların yaklaşık %59’unu oluşturmaktadır.9 (370.0 0.6 (20.

Satış Gelirleri ve Satış Maliyetleri(Milyon TL) 2008 Satış gelirleri Reklam gelirleri Tiraj gelirleri Diğer gelirler Satışların maliyeti Hammadde maliyetleri Kağıt Baskı ve mürekkep Diğer Personel giderleri Amortisman ve itfa payları Komisyonlar Nakliye.6 24.4 109.8 7.0 22.0 21. 3.8 100 2007(%) 66. Bunun %30 gibi önemli bir bölümü ise kağıt maliyetidir.6 244.Ş.5 531. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.0 8. firmanın kısa süreli borçlarını ödeme gücünü ölçmek.1.5 107.3 142.5 1.7 1.8 76.0 55.8 221.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 39 İşletmenin satış gelirleri incelendiğinde. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. İşletmenin likidite durumunu ölçen oranlar. Tablo 10.5 5.8 11. toplam satış gelirlerinin %66’sından fazlasını reklam gelirlerinin oluşturduğu.7 12.5 20.2 998.0 29.Ş.1 9.2 12.5 29. işletme sermayesinin yeterli olup olmadığını saptayabilmek için kullanılmaktadır (Akgüç. cari oran.depolama.4 52.5 42.1 176.8 26. hammadde maliyetleri toplam maliyetin %46’sını oluşturmaktadır.4 897.6 11.0 177. Likidite oranları.8 10.8 2008(%) 66. seyehat Ajans haber alma giderleri Diğer 667.0 1.3 21.5 30.0 31.4 3. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .3 44.2.8 169.8 8.’nin Rasyo Analizi Şirketin son üç yıllık mali yapı ve karlılığına ilişkin oranlar Tablo 10’da yer almaktadır.6 1.8 100 46.3 8.4 100 Satışların maliyetleri incelendiğinde ise.4 595. 1998: 23).3 60. tiraj gelirlerinin ise %11-12 civarında payı olduğu görülmektedir.7 195.0 4.1 100 46.8 8.8 2007 594.4 274.4 8.8 3. Personel giderleri de kağıda yakın bir gider kalemi olarak karşımıza çıkmaktadır. asit test oranı ve nakit oranı olmaktadır.

06) 18.18 (0. Mali Rasyolar ve Kârlılık 2009 Likidite Oranları Cari oran Asit test oranı Nakit oran Mali Yapı Oranları Borç/Özsermaye K.38 0.03 0.30 2008 1.56 3.38 0. Sayı:29 .V.Ş.12 20.48 2007 2. işletmenin ne ölçüde borçla finanse edildiğini ve borçla finansmanının işletme için ne kadar yararlı olduğunu ölçmeye yarar (Ceylan.00 0. Güz 2009.Borç/Toplam Borç Borç/Aktif Toplamı(Kaldıraç oranı) K. %56 ve %53 olarak hesaplanmıştır.02) (0. 2003: 48).79 1.’de 2 olması yeterli görülen cari oran 2007 yılında 2. nakit oranın ise 0.53 iken 2008 yılında 1.56 0.01) (0.59 1.40 5. 2009 yılında 1.98 1. Mali yapı oranları.20’nin altına düşmemesi beklenmektedir. Gürkan Tablo 11.40 D. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.27 0. Cari oranın tamamlayıcısı niteliğindeki asit test oranının 1 olması genelde yeterli sayılmakta.53 0.V.74.59 olarak hesaplanmıştır. Kar/zarar oranları işletmenin karlılığını ve faaliyetlerinin ne kadar verimli olduğunu ortaya koymaktadır.11 0.49 Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Bu durumda üç oran beraber değerlendirildiğinde. Kaldıraç oranının %50’ye yakın olması işletmenin risksiz finanse edildiğini gösterir. İşletme varlıklarının %18’lik bölümünün kısa vadeli borçlarla finanse edilmesi olumlu bir sonuçtur.Ş.09 0.67 0.Borç/Pasif Toplamı Kar/Zarar Oranları Net kar/Net satışlar(Satışların karlılığı) Net kar/Özsermaye(Özsermaye karlılığı) Faaliyet Döngü Oranları Stok devir hızı Alacak devir hızı Toplam varlıklar devir hızı 1.32 0.91 1.34 0. Özsermayenin borçları karşılama oranı beklenenden yüksek çıkmıştır.31 0.53 2.53 0.19 (0.74 1. Genel olarak %50’nin üzerine çıkmaması beklenen kaldıraç oranı işletmede %50. İşletme için hesaplanan satışların karlılığı ve özsermayenin karlılığı oranları 2007 yılında % 11-12 civarında olup 2008-2009 yılında zarar çıkmıştır.02) 25.18 0.13 0.50 0. işletmenin kısa süreli borçlarını ödeme gücü olduğu ve işletme sermayesinin yeterli olduğu söylenebilir.30 4.

Ve Tic.98 99. üretimde kullanılan varlıkların. Bağımsız Gazeteciler Yayıncılık A.Ş. Fanatik gazetelerini çıkaran Simge Yayıncılık ve Dağıtım A. 2004: 45).’de stok devir hızı 20. işletmenin alacaklarını tahsil edebildiği konusunda iyi bir gösterge olmaktadır.99 50. Bu oran stokların 14 günde bir yenilendiğini göstermektedir. Ancak 2009 yılı dokuz aylık verilerine göre tekrar bir düşüş söz konusu olmaktadır. gazeteci Ali Naci Karacan tarafından 3 Mayıs 1950 yılında Milliyet gazetesiyle atılmış olup. alacakların kalitesi.Ş. Bu oranlar.00 99. Tablo 12. Karacan ailesi 20 Temmuz 1979’da gazeteyi Aydın Doğan’a devretmiştir. Doğan Gazetecilik A. 2003 yılı sonunda Milliyet’in Posta.Ş. Stok devir hızı stokların bir yıl içinde kaç kez satışlara dönüştüğünü gösterir (Ceylan.Ş. İşletmenin toplam varlıklar devir hızı son iki yıl için 0.99 99. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.Ş.3’e düşmüştür. 3. Bu artış olumlu olarak değerlendirilmektedir.2. kurulmuştur.5 civarında hesaplanmıştır. Alacak devir hızındaki artış.Ş. Milliyet İnternet Hizmetleri ve Ticaret A.96 17. 2003: 57).3’den 25. DYG İlan ve Reklam Hizmetleri A.34 50.Ş. İşletmenin alacak devir hızı önceki yıl 4. Bağlı Ortaklıklar İştirak ve Bağlı ortaklıklar Kemer Yayıncılık ve Gazetecilik A. Kemer Yayıncılık Pazarlama San.03’ken 2008 yılında 5.Ş. Radikal. Doğan Gazetecilik A. Milliyet Verlags und Handels GmbH.34 olarak hesaplanmıştır. Toplam varlıklar devir hızı.83 Türkiye Yatırım Türkiye Gazete Yayıncılığı Türkiye İnternet Yayıncılığı Almanya Türkiye Türkiye Türkiye Gazete dağıtım İlan. işletmenin aktif varlıklarının kaç katı satış yaptığını göstermektedir. stokların stoklarda ne kadar kaldığı.A. Alacakların ortalama tahsilat süresi 89 günden 67 güne düşmüştür. ile birleşmesinin ardından Doğan Gazetecilik A. reklam ve pazarlama Haber ajansı İnternet hizmetleri Türkiye İnternet yayıncılığı İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .4’e yükselmiştir.Ş. 2009 yılı 9 aylık verilere göre 0. Milliyet Haber Ajansı (Milha) Birey Seçme ve Değerlendirme Danışmanlık Ltd. Doğan Gazetecilik A. 2009’da yine bir düşüş ortaya çıkmıştır. faaliyetlerinin devamı için kapasitenin yeterli olup olmadığını ifade eder (Ergül.’nin temelleri.02 66.Ş.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 41 Faaliyet döngü oranları işletmelerde kullanılan varlıkların performansını analiz eden oranlardır. Ülke Faaliyet Konusu İştirak payı(%) 99.

2.’nin bağlı ortaklıkları ve iştirakleri Tablo 12 ve Tablo 13’de yer almaktadır.’nin sermayesini temsil eden paylarının tamamını satın almıştır.Ş. yani işletmenin para mevcudunda önemli bir azalma izlenmektedir.00 Doğan Gazetecilik A.62 28.16’sını ve Bağımsız Gazeteciler’in sermayesinde %59.’nin bilançoları yüzde yöntemiyle analiz edildiğinde aktif yapı içinde 2008 yılında dönen varlıkların %31. basın yayın alanıyla ilgili reklam işlerinin izlenmesi ve gazete. günlük gazetelerle.2 olduğu görülmektedir. Dönen varlıklar içinde ticari alacaklar da %22-24 civarındaki oranla dikkat çekmektedir. aylık ve periyodik olarak yayımlanan dergilerin hazırlanması.52 100. kitap gibi yayınların dağıtım ve satış işleridir.Ş.628 105. Gürkan Grup. Doğan Gazetecilik A.629 548. Genel standartlar dikkate alındığında öz sermayenin %50’nin üzerinde olması güçlü bir mali yapıyı göstermektedir. Bu değişim şirketin kasa ve kasa benzerleri kaleminde de kendini göstermekte.’nin sermayesinin %40.303.8 duran varlıkların %68. Doğan Gazetecilik A.Ş. 3. 2009 yılında da nakit sıkıntısı artarak devam etmiştir. Ortaklık ve Sermaye Yapısı Ortağın Adı Soyadı ve Ünvanı Doğan Yayın Holding A.86 0. Doğan Gazetecilik A. Güz 2009. haftalık.000 İştirak Payı (%) 70.Ş.Ş. Önceki yıla göre dönen varlıkların yüzdelerinde %36’lık düşüş yaşanmıştır. Doğan Gazetecilik A. Bu durum firmanın yeni iktisadi varlıklar elde etmesinin ya da zarar etmesinin sonucu olabilir. dergi.Ş.000.84 oranında paya sahip Kemer Yayıncılık ve Gazetecilik A.Ş. Gelir tablosunda ise zarar edildiği izlenmektedir.147.1.’nin kullandığı finansal kaynakların izlendiği pasif kalemleri incelendiğinde ise. Tablo 13.’nin Bilanço ve Gelir Tablolarının Dikey Analizi Doğan Gazetecilik A.743 30. özsermayenin %70 üzerinde olduğu görülmektedir. Duran varlıkların yüzdeleri incelendiğinde maddi olmayan duran varlıklarda %22 ve şerefiye değerlerinde %13 oranlarında artışlar görülmektedir.’nin temel faaliyet alanı. Vatan gazetesinin isim ve imtiyaz hakkına sahip Bağımsız Gazeteciler Yayıncılık A. Sayı:29 .42 D.Ş. Halka Arz Diğer Toplam Sermaye (YTL) 74.Ş.

568 %2009 %2008 %2007 31.BORÇ ÖZSERMAYE TOPLAM 102.796 96.2 1.113 327.568 34.3 86.564 225.293 241.494 235.433 330.044 330.7 100 31.996 2008(Bin TL) 105. Bu işletmenin net çalışma sermayesinin yeterli olduğunu göstermektedir.9 100 65.521 84. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .Ş.698 241. DURAN VAR.521 2007(Bin TL) 182. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Aktif ve Pasifler 2009(BinTL) (30.5 100 Dönen varlıklarla kısa vadeli borçlar karşılaştırıldığında dönen varlıkların aktif içindeki yüzdesinin kısa vadeli borçların pasif içindeki payından daha fazla olduğu görülmektedir. Pasif kalemleri içinde uzun vadeli borçların oranı %2’nin altındadır. Şirketin kısa vadeli borçları 2008 yılında önceki yıla göre %13’lük bir artış göstermiştir.7 100 26.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 43 Tablo 14.844 279.026 3. Kısa vadeli borçlar içinde en büyük değeri 2008 yılında %21. Doğan Gazetecilik A.996 85.BORÇ UZUN V.772 279.5 1.2009) AKTİF DÖNEN VAR. İşletme yabancı kaynaklarla finansmanında daha çok kısa vadeli borçlara yer vermektedir.09.3 ile ticari borçlar almaktadır.2 100 25. 2009 yılı 9 aylık verilere göre bu oran %11’e düşmüştür.184 5.6 100 12. TOPLAM PASİF KISA V.4 34. Yani işletmenin hazır değerlerindeki azalmaya rağmen kısa vadeli borçları ödeme gücü olduğu düşünülebilir.8 68.389 7.0 2.3 68.3 71.6 72.088 225.432 327.

9 34.03 1.0 9.5 68.Ş.02 0. Diğer alacaklar Finansal yatırımlar Yatırım amaçlı gayrimenkuller Maddi duran varlıklar Maddi olmayan duran var.9 0.820 81.7 3.0 23.014 7.644 10.334 64.2009 (Bin TL) AKTİF DÖNEN VAR.572 775 225. Doğan Gazetecilik A. DURAN VAR.6 3.9 100 31.857 3.433 65 70 1.996 105.907 4. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Aktifler 30.521 182.4 9.568 31.7 34.850 330.4 0.6 1.2 0. Şerefiye Ertelenmiş vergi varlığı TOPLAM 102.733 113.0 21.2 1.250 327. Nakit ve nakit benzerleri Ticari alacaklar Diğer alacaklar Stoklar Diğer dönen varlıklar Satış amacıyla elde tutulan duran v.02 0.01 0.616 225. Gürkan Tablo 15.429 2.8 4.09.2 100 65.218 71.796 106.05 0.9 21.782 98 5.857 6.5 1.541 96.661 279.569 74.02 1.6 0.02 1.2 11.3 24.6 22.288 31.2 68.379 11.44 D.6 34.02 0.627 71.665 84 5.3 1.2 0.7 0.4 2.088 16.432 65 70 3.4 38.7 1.584 29.7 0.773 59 135 646 31.564 3.3 21.947 895 60. Sayı:29 .0 100 2008 (Bin TL) 2007 %2009 %2008 %2007 (Bin TL) Güz 2009.979 113.

494 7.838 906 8. Bir önceki yıla göre bir azalma söz konusudur.297) (5.194 3.045 240.200 16.3 1.BORÇ Çalışanlara sağlanan faydalar ÖZSERMAYE Anaortaklığa ait özkaynaklar Ödenmiş sermaye Sermaye düzeltme farkları Hisse senedi ihraç primleri Yabancı para çevrim farkları Kardan ayrılan kısıt.1 1.8 31.435 5.115 234.620 5.8 13.0 13.1 0.3 2.568 26.061 70.2 1.267 2.307 4.5 1.060 3.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 45 Tablo 16.739 (753) 252 330.8 0.455 3.311 6.07 100 12.838 4.8 1. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Pasifler 30.521 34.1 3. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .0 6.5 1.9 1.060 20.9 0.3 0.860 105.6 72.910 82.4 35.4 0.6 32. Bunun nedeni gazete kağıdına gelen zam veya gazete sayfasının artması olabilir.2009 (BinTL) PASİF KISA V.1 1. Brüt satış karlılığı ise yaklaşık %32’dir.5 86.060 70 3.4 0.3 0.3 3.7 1.388 31.928 5.08 100 2008 (Bin TL) 2007 (Bin TL) %2009 %2008 %2007 İşletmenin gelir tablosuna bakıldığında şirketin maliyetleri net satışların yaklaşık %68’sini oluşturmaktadır.996 84.098 21.9 24.183 1.3 71.793 105.9 25.8 1.120 (12.0 1.833 228 279.6 0.933) 254 327. Doğan Gazetecilik A. yedekler Geçmiş yıllar karları Net dönem zarar/karı Azınlık payları TOPLAM 85.9 72. Borç karşılıkları Diğer kısa vadeli borçlar UZUN V.3 21.3 86.293 241.9 2.0 9.617 100.698 3.439 7.2 0.02 1.1 7.4 29.845 241.000 45.470 3.910 82.3 1.6 11.698 241.8 16.000 45.361 2.9 5.456 1.7 71.1 1.910 82.07 100 25.6 1.09.BORÇ Finansal borçlar Ticari borçlar Diğer borçlar Dönem karı vergi yük.7 1.026 3. Net satış karına bakıldığında işletmenin zarar ettiği görülmektedir.Ş.063 5.372 36.293 5. 2007 yılı ile karşılaştırıldığında maliyetlerde %6 civarında artış olduğu görülmektedir.494 235.5 0.000 45.

46 D.055 10.786) (2.7 4.594) 8.682) 398 8.516 (729) 111.040) 11. Doğan Gazetecilik A.544) 2.8 0.9 27.0 1.061 (174.2009) Satış gelirleri Satışların maliyeti(-) Brüt Kar/Zarar Pazarlama.088) 84.835 İşletmenin satış gelirleri incelendiğinde.9 0.4 2.1 3.2 7.0 37.815) (9. hammadde maliyetlerinin toplam maliyetin %53’ünü oluşturduğu dikkat çekmektedir.120 (2. toplam satış gelirlerinin %61’ini reklam gelirlerinin oluşturduğu.8 25.7 1.7 3.628) (16.8 3.5 1.09.8 5.399 (5.9 32. 2009-2008-2007 Yılları Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Gelir Tablosu 2009 2008 (Bin TL) (Bin TL) (30.755) (182.9 2. satış ve dağıtım giderleri(-) Genel yönetim giderleri(-) Diğer faaliyet gelirleri Diğer faaliyet giderleri(-) Faaliyet Karı/Zararı Finansal gelirler Finansal giderler(-) Sürdürülen faaliyetler vergi öncesi kar/zarar Dönem vergi gideri(-) Ertelenmiş vergi geliri Net Kar/Zarar 100 259.077) 109.974 (66.9 2.4 0.599 (96.0 (Bin TL) 2007 2009(%) 2008(%) 2007(%) (231.717) 3.4 2.6 7.155) (22.5 3.231) 19. Gürkan Tablo 17.9 3.249) 11.417 67.473) (19.748 (4.5 2.7 1.5 3.2 100 62.931) 341.340 (81.08 1.6 2. Sayı:29 .314 (7.353 293.757) (5.7 7. Satışların maliyetleri incelendiğinde ise.Ş. Güz 2009.2 32.181 (2.809) 3.1 0.8 2.406) 8.780 (6.483) (2. tiraj gelirlerinin ise %37 civarında payı olduğu görülmektedir.7 0.841 (12.2 100 67.2 0.1 28.9 0.237) (25.574) 2.205) (3.441 (12.

353.521.3 1.04 38.5 100 3.12 0.2 100 53. İşletmenin likidite durumunu ölçen cari oran.11 4.662 126.V.972. Doğan Gazetecilik A.37 0.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 47 Tablo 18.961 23.089.866.6 100 61.94 0.852.20 1.640 17.94 0.0 36.003) 47. Tablo 19.5 14.’nin Rasyo Analizi Şirketin son üç yıllık mali yapı ve karlılığına ilişkin oranlar Tablo 19’da yer almaktadır.591.37 2.941.99 1.26 (0.7 7.236.7 10.04 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Mali Rasyolar Likidite Oranları Cari oran Asit test oranı Nakit oran Mali Yapı Oranları Borç/Özsermaye K.99 1.588 5.396.8 11.7 100 52. Satış Gelirleri ve Satış Maliyetleri 2008 Satış gelirleri Reklam gelirleri Tiraj gelirleri Diğer gelirler Satışların maliyeti Hammadde maliyetleri Haber ve fotoğraf hizmetleri Baskı giderleri Personel giderleri Amortisman ve itfa payları Diğer 209.3 37.04 0.971 231.Ş.992.32 0.25 1.749.770 19.513 2007 2008(%) 2007(%) 178.25 (0.Ş.12 3.206.6 10.747 97.2.077.37 0.39 0.03 2007 5.8 10.681 107.19 0. Doğan Gazetecilik A.18 0.92 0.130 293.851 341.521.633 31.02) (0.002) (0.529 33.79 2008 1.936 6.170 61.101 121.416.779 3.2.250.590.03 0.0 1.370.4 0.28 0.754.02) 32.341 18.V.17 0.371 1.Borç/Pasif Toplamı Kar/Zarar Oranları Net kar/Net satışlar(Satışların karlılığı) Net kar/Özsermaye(Özsermaye karlılığı) Faaliyet Döngü Oranları Stok devir hızı Alacak devir hızı Toplam varlıklar devir hızı 2009 1.567 21.697.8 12.203 23.12 0. Doğan Gazetecilik A.Ş.36 3.3 13.Borç/Toplam Borç Borç/Aktif Toplamı (Kaldıraç oranı) K.27 0.14 0.918 182. asit test oranı ve nakit oranları hesaplandığında aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkmıştır.751.8 2.99 4.

basın işletmelerinin öncelikle tüm işletmeler gibi sahip ya Güz 2009.11’den 47. Cari oranın tamamlayıcısı niteliğindeki asit test oranı önceki yıl 2. Araştırmada yer alan işletmeler büyük ölçekli işletmeler olup.14 olarak hesaplanmıştır.03 civarında. birer holding işletmesi olarak faaliyet göstermektedir. Mali yapı oranları incelendiğinde. Alacakların ortalama tahsilat süresi 72 gündür.’nin 2007. karşılaştırma ve oran teknikleri kullanılarak incelenmiştir. Ancak 2009 yılı 9 aylık verilere göre bu oran 32. 2008 ve 2009 (30. Finansal Analiz Sonuçlarının Genel Değerlendirilmesi Araştırmada Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.37 iken 2008 ve 2009 yıllarında 1.18 ve 1. Araştırmada ele alınan basın işletmeleri tarafından kullanılan finansman kaynakları incelendiğinde.99’a yükselmiştir.Ş.99 ve 2009 yılı için 3. Sektörde toplam gazete satış gelirleri ve reklam-ilan gelirlerinin önemli bir bölümünü elinde tutan bu işletmelerin medya sektöründe ve diğer pek çok sektörde faaliyet gösteren işletmelerle ortaklıkları ve iştirakleri bulunmaktadır.Ş. kaldıraç oranının %30 civarında hesaplanmış olduğu görülmektedir. işletmenin aktif varlıklarının kaç katı satış yaptığını göstermektedir.’de 2 olması yeterli görülen cari oran 2007 yılında 5. Özsermayenin borçları karşılama oranı da %37’dir. İşletmenin toplam varlıklar devir hızı iki yıl için 1.09.36’a düşmüştür. Gürkan Doğan Gazetecilik A. Bu inceleme sonunda araştırılan basın işletmelerinin finansal durumu ve faaliyet sonuçları hakkında bilgi sahibi olunmuştur. Bu oranlar bilançoların yüzde yöntemiyle incelenmesi sırasında dikkat çeken likidite durumundaki düşüşü desteklemektedir.Ş.25 olarak hesaplanmıştır.’de stok devir hızı 38. 2009 yılı için 0.20’nin altına düşmüştür. Sayı:29 .2009 tarihi itibariyle 9 aylık) yıllarına ait muhasebe veri ve bilgilerinin özeti olarak ortaya çıkan bilançoları ve gelir tabloları çeşitli ölçü. İşletmenin varlıklarının %25’lik bölümü kısa vadeli borçlarla finanse edilmektedir.79 olarak hesaplanmıştır.3-0.4 civarında olup 2008-2009 yıllarında zarar çıkmıştır.17 olarak hesaplanmıştır.48 D.12 iken son dönemde 1. Doğan Gazetecilik A. İşletmenin alacak devir hızı iki yıl için 4. Toplam varlıklar devir hızı. İşletme için hesaplanan satışların karlılığı ve özsermayenin karlılığı oranları 2007 yılında % 0. ile Doğan Gazetecilik A. Nakit oran ise son dönemde 0. 4.Ş. Bu oran stokların 7 günde bir yenilendiğini göstermektedir.

Ş. basın işletmelerinin genel olarak kısa vadeli yabancı kaynaklarını karşılayabildiği ve çalışma sermayesinin yeterli olduğu belirlenmiştir. satışların maliyetlerinde yaşanan artışların ve ekonomik krizin etkisi olabileceği düşünülmektedir.Ş. Bu durumda. İncelen basın işletmelerinin varlık yapısında duran varlıkların dönen varlıklara oranla daha fazla yer aldığı görülmüştür. Gelir tabloları incelendiğinde. Ticari alacaklarının tahsil süresinin uzun olması borç ödemede sıkıntı yaratabilir. gerekse dağıtım giderleri yüksek maliyet oluşturmaktadır. Bunun nedeni faizlerin düşeceği yönündeki beklentiler olabilir. bu işletmelerin kredili satışlardan olan alacaklarını 2 ile 3 ay içinde tahsil edebildikleri ortaya çıkmıştır. Nitekim 1994 ve İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Doğan Gazetecilik A. İncelenen işletmelerin 2008 yılını ve 2009 yılının 9 aylık kısmını zararla kapadıkları görülmektedir. İncelenen işletmelerde alacakların ortalama tahsilat süreleri hesaplanmış. arsa. Her iki basın işletmesi de 2008-2009 yıllarında uzun vadeli borçlanmadan uzaklaşarak kısa vadeli borçlanmaya yönelmiştir. satışların maliyetinin yüksek seviyelerde seyrettiği ortaya çıkmaktadır.’nin daha çok ticari kredi kullandığı yani kısa süreli satıcı kredilerinden yararlandığı ortaya çıkmaktadır.Ş. işletmelerin büyük ölçüde reklam gelirleriyle ayakta kaldıklarını söylemek mümkün olmaktadır. mürekkep gibi hammadde maliyetleri. Basın işletmelerinin gelirleri incelendiğinde. gerek personel giderleri. İşletmenin dönen varlıklarının önemli bir bölümünü ticari alacaklar oluşturmaktadır.’nin çoğunlukla banka kredisi tercih ettiği. Satıcı kredileri. Uzun vadeli fon kaynakları incelendiğinde. Gerek kağıt. Ancak Doğan Gazetecilik A. Çalışmaya konu olan basın işletmelerinin ticari alacakları ticari borçlarından fazladır.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 49 da ortaklar tarafından fon sağladığı(öz sermaye). her iki basın işletmesinin uzun vadeli banka kredilerine büyük oranda başvurdukları görülmektedir. işletmelerin hammadde ya da malzeme alışlarını diğer işletmelerden kredili olarak satın aldığını göstermektedir. ticari marka gibi haklar ile şerefiyeler gibi maddi olmayan duran varlıklar almaktadır. kısa vadeli kaynaklar içinde Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Araştırmada basın işletmelerinin karlılık durumları ile ilgili olumsuz sonuçlar ortaya çıkmıştır. İşletmelerin likidite durumları incelendiğinde.’nin 2008 ve 2009 yılı içinde likidite sıkıntısı yaşadığı düşünülmektedir. Basın işletmelerinin bilançoları incelendiğinde. bina gibi maddi duran varlıklar ve imtiyaz. Duran varlıklar içinde en önemli payı makine. bunun dışında işletme dışı kaynaklardan kısa ve uzun vadeli krediler sağlayarak finansal dengelerini kurma yoluna gittikleri görülmektedir.

Basın işletmeleri maliyetleri fazla olan işletmelerdir. ürettikleri ürünün maliyetleri belirleyici olabilmektedir. hangi finansal kaynaklardan yararlandığı.2008 ve 2009 yıllarına ait mali tabloları incelenmiştir. Basın işletmeleri kuruluş aşamasında. Mali tabloları incelenen basın işletmelerinin. işletme sahip ya da ortaklarından fon sağlamakta. varlıkları. Gürkan 2001 kriz dönemlerinde de basın işletmelerinin karlılık durumlarının benzer bir yapıda olduğu tetkik edilmiştir. Basın işletmelerinin kaynak ihtiyacında.Ş. İncelenen basın işletmelerinin maddi duran varlıklarının yapısı da bu durumu açıklamaktadır. zaman zaman otofinansman yoluyla kendi kendilerini finanse ederek bir finansal denge kurmaya çalışmaktadır. bu fonlar öz kaynaklardan sağlanan fonlar olup. karlılık durumları araştırılarak bu işletmelerin faaliyetlerinin finansal bakımdan etkinliği ölçülmüştür. Günümüz ekonomik koşullarında basın işletmeleri. seçilen basın işletmelerinin 2007. hammadde ve genel üretim giderlerinden oluşan “satışların maliyeti” genellikle bu işletmelerin net satış gelirlerinin %60’ı civarında hesaplanmıştır. dolayısıyla yüksek başlangıç maliyetleri söz konusu olmaktadır. Anonim şirket olarak kurulan basın işletmeleri özkaynaklardan sağlanan fonlar yeterli olmadığında yeniden hisse senedi çıkararak da sermayelerini artırabilmektedir. işletmenin sahip ya da ortakları yeniden fon aktarabilmektedir.’nin işçilik. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Türkiye’de gazete tirajlarının belli bir seviyenin üzerine çıkmaması ve gazete satış fiyatlarının genellikle maliyetin altında tutulması nedeniyle basın işletmelerinin faaliyetlerini sürdürmelerinde reklam ve ilan gelirleri önemli olmaktadır. Sayı:29 . Basın sektöründe üretilen ürün. Sonuç Bu çalışmada Türkiye’deki basın işletmelerinde finansmanın ne şekilde gerçekleştiğini tespit etmek için. ve Doğan Gazetecilik A. Özsermayenin daha sonra çeşitli nedenlerle yeterliliğini kaybetmesi ile. İncelenen basın işlemelerinin gelirlerinin %60’dan fazlasını reklam ve ilan gelirleri oluşturmaktadır. Bu oranlar basın işletmeleri için ilan ve reklamların.50 D. işletmenin özsermayesini oluşturmaktadır. büyük altyapı yatırımları ve pahalı teknolojiyi gerektirmekte. yine o dönemde yaptıkları işlemler sonucunda elde ettikleri gelir ve giderleri.Ş. finansman Güz 2009. borçları. işletme dışı kaynaklardan kısa ve uzun vadeli krediler sağlayarak.

Marmara İletişim Dergisi.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 51 açısından önemini ortaya koymaktadır. Marmara İletişim Dergisi. Ali (2003) İşletmelerde Finansal Yönetim. Semra (1993) Basın Ekonomisi ve Promosyon. Desmoulins. Sayı:1. işletmelerin atıl fonlarını finans piyasalarında değerlendirdiklerini göstermektedir. Atılgan. İstanbul: İletişim Yayınları. Ancak. Ancak kar oranının düşüklüğüne rağmen girişimcilerin basın işletmelerine yatırım yapmasının altında. Niyazi (1995) Finansal Yönetim. Yapılan araştırmada çıkan önemli bir sonuç da. Semra (1992) Türk Basınında Finans Problemleri. Yayınlanmamış Doktora Tezi. bu da işletmelerin ekonomik bağımsızlığa ve finansal güce sahip olmaları ile mümkün olmaktadır. Berk. Cilt 1. s. İstanbul: Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Tolga (2002) Basın İşletmelerinde Finansal Yönetimin Önemi.21-25. İstanbul: Beta Basım Yayım. İ. Dai. Dai. Basın sektöründe yapılan hizmetin kamusal boyutu. Atılgan. Bu yüzden basının mali baskılara karşı korunması için çeşitli önlemler alınması gerekmektedir. Semra (1999) Basın İşletmeciliği. Baytar. Sayı:3. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Uğur ve Kara. İstanbul: Türkmen Kitabevi. s. İstanbul: Beta Basım Yayım. Bu durum.Ü. İletişim Fakültesi Dergisi. (1993) Medya Ekonomisi. sektörde faaliyet gösterebilecek finansal güce sahip olan basın işletmesi sayısının artması gerekmektedir. bu işletmelerin özsermayeleri ve toplam cirolarına kıyasla karlılık oranlarının çok düşük olduğudur. Bursa: Ekin Kitabevi.317-346. KAYNAKÇA Akgüç.233-237. s. Öztin (1998) Finansal Yönetim. N. İncelenen işletmeler için faaliyet dışı gelirler de önemli bir orana sahip olmaktadır. Finansal kaynak sorunu yüzünden sektörde birkaç basın grubunun faaliyet gösterebilir duruma gelmesi. Uğur (2008) Basın İşletmelerinin Finansal Yapısı. basın işletmelerinin sosyal işlevlerini tarafsız yerine getirebilmelerini gerektirmekte. medyanın kamuoyunu etkileme gücü veya girişimcilerin faaliyet gösterdikleri diğer alanlarda güçlerini arttırabilmeleri gibi bazı nedenler bulunmaktadır. İstanbul: Avcıol Basım Yayın. Atılgan. tekelleşmeyi ve beraberinde başka sorunları getirmektedir. Ceylan. Orhan (2006) 1992-2002 Yılları Arasında Türkiye’de Basın İşletmelerinin Maliyet ve Gelir Yapısının Faaliyet Sonuçları Açısından İncelenmesi. Basın işletmeleri finansal açıdan çok karlı olmayan kurumlardır.T.

Medya Dünyası. İzmir: Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Sayılgan.milliyet..Pelin (2006) Yazılı Basın İşletmelerinde Kalite. Güneri Fırlar. N. Ekim 2004. Şevket (2005) Basın İşletmelerinin Ekonomisi.50-54.Ş. Ankara: Vadi Yayınları.hurriyetkurumsal. Öcal (2005) İşletme Finansı ve Finansal Yönetim. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Fink. Ankara: Nobel Yayın. Şevket (2004a) İşletmelerde Risk Yönetimi –Örnek Basın İşletmeleriFinans Dünyası. Conrad (1988) Strategic Newspaper Management. Sayı:2002-03.M. C. (2003) Basın İşletmelerinde Kaynak Sorunu. Nuray (2004) Herkes İçin Finans.tr/pdfs/DOGAN-GAZETECILIK_08_4. (1992) Dağıtım Sisteminin Seçimi:Basın için Ekonomik ve Stratejik Hedef. İzmir: Bilgehan Baımevi.(Der. İstanbul: Literatür Yayıncılık. Yayınlanmamış Doktora Tezi.com. İ. s.A. Sayı:29 . Çiler (1999) Türk Basınında Dağıtımın Tarihçesi ve Yapısı. Topçuoğlu. Alev (1998) Medya Ekonomisi ve Türkiye Örneği. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi.52 D. Ankara: Detay Yayıncılık.com/tr/download/2008_Faaliyet_Raporu_1004 2009. Güventürk (1991) Basında Ekonomik Bağımlılık. İstanbul: Tunca Kitabevi.Pelin (2002) Bilgi Çağında Ekonomik Revizyonların Yazılı Basın İşletmelerine Etkisi ve Reklam.32-36. Pazarlama Dünyası.67-77. Işık (1989) Basım ve Basın İşletmeciliği. D. 2008 Yıllık Faaliyet Raporu (2009) http://www. İstanbul: Afa Yayınları. s. Güz 2009. Fillion. Charon. Nur (1996) Basında Reklam ve Tüketim Olgusu. Tokaç.pdf Özkan. Ergül. Finans Dünyası. 2008 Yıllık Faaliyet Raporu (2009) http://kurumsal. Belma ve Dündar. Şevket (2004b) Tüketim Kültürü Finansmanı ve Yazılı Basın İşletmelerinin Değişen Maliyetleri.Tatlıpınar(Çev.pdf Milliyet Gazetecilik A.Ş. Söylemez. Gürkan Dursun. J.). İ. Dündar. Ankara: Haberal Eğitim Vakfı. Kasım 2004. s. Sayılgan. İstanbul: İletişim Yayınları. Corbondale: Southern Illinois University Pres. Alemdar. Sayılgan. İstanbul:Gazeteciler Cemiyeti Yayınları. O. s. Görgülü. Gürkan.). Ahmet (2005) Finansal Raporları Okuma Metotları.64-67. Sayı:22. K. Usta. P.

237- SĠYASETÇĠ-MEDYA ĠLĠġKĠLERĠ BAĞLAMINDA BĠR ĠNCELEME: “DENĠZ FENERĠ ÖRNEĞĠ” Gülcan IġIK Ülkü AyĢe Oğuzhan BÖREKCĠ ÖZET Günümüzde medya. it will be clearly seen that there has always been an interaction between these two powers. and it also takes place as a conflict of interest. Buna göre medya. In accordance with this. kimi zaman da çıkar çatışması yönünde gerçekleşmektedir.İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi. Buna göre çalışmada. it is seen that the assumptions of the research are testified. The analysis is realized on the basis of Hürriyet-Radikal.Ü. Key Words: „media‟ „politics‟ „media and politics relation‟   Yardımcı Doçent Doktor.İletişim Fakültesi İletişim 2003/18 .Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. siyasal aktörler de kendi hedefleri yönünde medyayı yönlendirici faaliyetlerde bulunabilmektedirler. At the end of this analysis. Bu inceleme sonucunda araştırma varsayımlarının doğrulandığı görülmüştür. medya üzerinden nasıl “çatışma” ve “kavga”ya dönüştüğü incelenmiştir. 7(2). However. Öyle ki. According to this. Accordingly. media is an important power that enables the exchange of information between the people and the events. how the argument between Prime Minister Recep Tayip Erdoğan and the president of Doğan Holding Board Aydın Doğan about „Deniz Feneri‟ case became a„conflict‟ and „fight‟ via media is analyzed. insanlar ve olaylar arasında bilgi alış-verişini sağlayan önemli bir toplumsal güçtür. while media can sometimes broadcast things which affirms or negates some political actors. it can also broadcast about the ideological views and benefits of their owners. kimi zaman amaçları doğrultusunda bazı siyasal aktörleri olumlayan ya da olumsuzlayan yayınlar yapabilirken. and these reflect on the news. it is assumed that the media-politics relation takes place mostly on the basis of the economical and political benefits. Bu etkileşim kimi zaman çıkar birliği esasına dayanırken. Buradan hareketle tasarlanan çalışmada. bu iki güç arasında her zaman için bir etkileşimin olduğu açıkça görülecektir. “siyaset”. “medya ve siyaset ilişkisi” A Survey in the context of Politicians-Media Relations: The Example of Deniz Feneri ABSTRACT Nowadays. In the study which is designed on this point of view. in the study. media has an important role in forming public opinion. People can even keep the track of the events that don‟t occur around them via media. an importance is attributed to the media in that. Bu bağlamda medya ve siyaset ilişkisine bakılacak olursa. Bununla bağlantılı olarak meydanın kamuoyu oluşumunda da önemli bir rolü bulunmaktadır. Başbakan Recep Tayip Erdoğan ile Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan arasında “Deniz Feneri” davası üzerinden yaşanan polemiğin. Anahtar Kelimeler: “medya”. enlightment is its one of the most important functions. İnceleme Hürriyet-Radikal. Hereunder. diğer taraftan da sahiplerinin ideolojik görüşleri ve çıkarları doğrultusunda yayın yapabilmektedir. Zaman-Yeni Şafak papers. This interaction is sometimes based on the common benefits.Ü. Buna göre medyaya. G. Ancak medya. insanlar kendi çevreleri dışında gelişen olaylardan yine medya aracılığıyla haberdar olmaktadır. bir yandan toplumdaki etki merkezlerinden kamuoyuna kanaat için ip uçları iletirlerken. ZamanYeni Şafak gazeteleri üzerinden gerçekleştirilmiştir. G. In this sense when looked at the relation between politics and media. while media is sending tips to the public about the opinion from the effect centres of the society. these political actors can be involved in the activities which direct media according to their own goals. toplumdaki en önemli işlevlerinden birinin “bilgilendirme” olduğu yönünde bir önem atfedilmektedir. medya-siyaset ilişkisinin çoğu zaman ekonomik ve siyasal çıkarlar zemininde gerçekleştiği ve bunların da haberlere yansıdığı varsayılmıştır.

siyasal aktörlerin medya kuruluşlarına uygulayabileceği bazı yasal yaptırımlar da olabileceğinden. hem kamu hem de politika gündemini belirlerken. Bu noktada medyanın üzerinde durulması gereken en önemli özelliklerinden biri. kimi zaman kurumsal çıkarları ve siyasal yaklaşımları yönünde politika ve kamu gündemini belirleme eğiliminde olurken. mevcut siyasal sistem ve gelişen olaylar karşısında kamuoyunu bilgilendirmesi.54 GĠRĠġ G. Toplumsal hayatta bu denli etkili olan medyanın. Güz 2009. siyasal aktörler de kendi çıkarları doğrultusunda medya ve kamu gündemini etkilemeyi hedefleyebilmektedirler. Ancak. Sayı:29 . bu kuruluşlar siyasal aktörlerle ilişkilerinin iyi olmasına da özen göstermektedirler. Bu bağlamda medya ve siyasal aktörlerin karşılıklı ilişki kurma çabasında oldukları gözlenmekte ve ticari birer işletme olan medya kuruluşlarının. yayınlarının içeriğini oluşturabilmektedir. Bu etkileşim kimi zaman “çıkar birliği” esasına dayanırken. Bu noktada kamu gündemini belirlemede etkili olan medyanın. kamuoyunun beklentilerini ve ihtiyaçlarını gerekli çevrelere iletmesi beklenmektedir. Diğer taraftan günümüz demokratik sistemlerinde medyadan kamuoyu adına siyasi otoriteleri denetlemesi. Bunun yanı sıra medya. Nitekim siyasal aktörler hedeflerini ve faaliyetlerini kamuoyuna iletebilmek için medyaya ihtiyaç duyarken. politika gündeminin belirlenmesinde de etkili olduğu bilinen bir gerçektir. medyanın kamusal olayların yer aldığı bir tartışma platformu oluşturmasıdır. Kısacası. çoğunlukla medya aracılığıyla oluşturulmakta ve aktarılmaktadır. Oğuzhan Börekci Günümüzde medya. Nitekim toplumsal yaşamda gerçekliğin ne olduğu konusundaki tanımlar. A. medya örgütleri de siyasal aktörlere haber kaynağı olarak sürekli gereksinim duymaktadırlar. içinde yer aldığı siyasal sistemden de etkilenmektedir. Tüm bunlarla bağlantılı olarak medya kuruluşları. kimi zaman da “çıkar çatışması” yönünde gerçekleşmekte ve bu yönde medya. kimi zaman “ekonomik beklentileri” yönünde de siyasal aktörlerle ilişki kurdukları ve bu yönde yayınlarını oluşturdukları dikkat çekmektedir. bu iki güç arasında her zaman için bir etkileşim söz konusudur. Bunların başında medyanın ve siyasal çevrelerin birbirlerine bağımlı olduğu ya da ihtiyaç duyduğu gerçeği gelmektedir. hem toplumsal denetimin hem de toplumsal değişmenin sağlanmasında önemli bir güç ve iktidar kaynağıdır. siyasal çevrelerle olan ilişkisi ise ayrı bir önem taşımakta ve söz konusu ilişkinin de birçok boyutu bulunmaktadır. IĢık – Ü.

tarafların medyaya ilişkin değerlendirmeleri ve bu yönde birbirlerine yönelttikleri eleştirileri yer almaktadır. Başbakan‟ın. Doğan‟ın da bu konuda. Doğan‟ı özellikle de “CHP taraftarı” ve “Deniz Baykal‟la işbirlikçi” olmakla itham ettiği suçlamaları ele alınmıştır. Yukarıda belirtilen dört ana konu kapsamında tarafların birbirlerine yönelttikleri suçlamaların niteliği ve bunların basında nasıl sunulduğu. “Medya Eleştirileri” ve “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” olmak üzere toplam dört ana konu belirlenmiştir. niceliksel ve niteliksel içerik analizi yöntemi uygulanarak belirlenmiştir. Bu noktada. Söz konusu konular. özellikle “Hilton Oteli” meselesi ve “CNN Türk‟e karasal yayın hakkı talebi” kapsamında. onlardan farklı bir yayın politikası izleyen Zaman ve Yeni Şafak gazeteleri ele alınmıştır. çalışma kapsamında incelenen haberlerin içeriğinden hareketle oluşturulmuştur. Erdoğan‟ın cevap niteliğindeki açıklamalarıyla Doğan‟a yaptığı suçlamalar ele alınmıştır. Doğan‟a yaptığı suçlamalar ile. Buna göre “Yolsuzluk” başlığı altında. Buradan hareketle söz konusu suçlamaların niteliği ise şu şekilde belirlenmiştir: “Yolsuzluk” başlığı İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” başlığı altında ise. Almanya‟daki Deniz Feneri Derneği‟nin de adının karıştığı “Yolsuzluk” davası üzerinden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Aydın Doğan arasında yaşanan tartışmalar ele alınmıştır. yukarıda belirtilen suçlamalar çerçevesinde. Buna göre çalışmada. Çalışmanın örnek olay incelemesinin ölçülür hale getirilebilmesi için. Başbakan Erdoğan‟a verdiği cevaplar aracılığıyla yönelttiği suçlamalar incelenmiştir. söz konusu tartışmaya ilişkin “Yolsuzluk”. Söz konusu inceleme için Doğan Medya Grubu‟na bağlı Hürriyet ve Radikal gazeteleri ile. siyasal aktörlerin de kendi hedefleri yönünde medyayı yönlendirici faaliyetlerde bulunabildiği varsayılmıştır. taraflar arasındaki tartışmanın başladığı ve karşılıklı suçlamaların en yoğun yöneltildiği 2008 yılının Eylül ayını kapsamaktadır. “Ekonomik İlişkiler”. Söz konusu inceleme. “Medya Eleştirileri” başlığı altında ise.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 55 Yöntem Bu çalışmada veri derleme ve işleme tekniği olarak şöyle bir yol izlenmiştir. “Ekonomik İlişkiler” başlığı altında. Doğan‟ın Deniz Feneri Derneği davası üzerinden Başbakan Erdoğan‟a yönelttiği suçlamalar ile. Başbakan‟ın. her iki tarafın tartışmaya ilişkin argümanlarının medyaya nasıl yansıdığı ve medyanın da bu tartışmaları ne şekilde sunduğu incelenecektir. Medyanın ekonomik ve siyasal çıkarları doğrultusunda bazı siyasal aktörleri olumlayan ya da olumsuzlayan yayınlar yapabildiği.

„sicil amiri‟. aynı haber her bir konu için ayrı ayrı değerlendirilmiştir. 1. Olayları açıklayarak ve siyasal kararlar gibi gelişmeleri kaydederek bu noktada toplumu bilgilendiren medya. en azından böyle davranması beklenmektedir. Diğer bir deyişle medya ile onun siyasi ve toplumsal çevresi arasında. „işbirlikçi‟ ve „taraflı‟. karşılıklı bağımlılık esasına dayanan bir ilişki söz konusudur. „taraflı yayıncılık‟. “Medya Eleştirileri” başlığı altında. yeniden organize ve kanalize etme gibi çok ciddi boyutlarda gerçekleşebileceği konusunda da bir çok sosyal bilimci hem fikirdir. „kaçakçı‟. „vurguncu‟ ve „seviyesiz/ahlaksız‟. Sayı:29 . 2008: 189) bu boyutları kamusal iletişimin medya etkisiyle şekillenme biçimi. “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” başlığı altında ise. Oğuzhan Börekci altında. MEDYA VE SĠYASET ĠLĠġKĠSĠNE DAĠR GENEL BĠR DEĞERLENDĠRME Medya ve siyaset arasındaki ilişki. „yalan habercilik‟. Medya ve siyaset ilişkilerinin üç boyutuna dikkat çeken Meyer (2002: 9-10 aktaran Damlapınar. „basın etiği ihlali‟ ve „şantajcı‟. Öyle ki medya. Hatta kimi zaman medyanın siyaset üzerindeki bu etkilerinin. siyasi çevrelere başta ekonomik nedenler olmak üzere ham madde ihtiyacı gibi nedenlerle bağımlıyken. medya ile siyasi partiler arasındaki ilişkilerin “ekonomik ilişkiler” ve “ideolojik ilişkiler” olmak üzere iki ana başlık altında ele alınabileceğini ortaya Güz 2009. „istismarcı‟ ve „gündemi saptırmak‟.56 G. „işbirlikçi‟. toplumda bir gözlemci olarak hareket etmesi. „ahlaksız‟. „basın özgürlüğünü kötüye kullanma‟. A. „seviyesiz‟. „çıkarcı‟. „iftiracı‟. „hakim/savcı‟. siyasi çevreler de görüşlerini ve düşüncelerini geniş halk kitlelerine ulaştırabilmek için medyaya bağımlıdırlar (Arslan. 2009: 3) siyasi gücü yeniden şekillendirme. „hoşgörüsüz‟. “Ekonomik İlişkiler” başlığı altında. „polemikçi‟. siyasetçinin topluma mesajlarını iletebileceği en önemli araçtır (Sağnak. Bu noktada en önemli görevi. Günümüz dünyasında medyanın bu denli güçlü olması ve politika alanında oynadığı böylesi çok önemli roller nedeniyle. „çıkarcı‟. „iftiracı‟. iktidarı denetlemek ve kamuoyunun sesi olmak şeklinde ifade edilen medyanın. siyasal gerçekliğin medya aracılığıyla inşası ve siyasal yönelimler üzerine medya etkilerinin araştırılması şeklinde özetlemektedir. bir haberin birden fazla konuyu içerdiği durumlarda. „taraflı‟. IĢık – Ü. Diğer taraftan bu konuda yapılan bazı araştırmalar ise. 2009: 1). Bu nitelendirmeler üzerinden yapılan haber çözümlemelerinde. Rubin‟in de vurguladığı gibi (1981: 170-180 aktaran Arslan. politikacılar ve siyasi partiler medya ile olan ilişkilerine büyük bir önem ve öncelik atfetmektedirler. „şantajcı‟. 1996: 123-125 ). başta sosyal bilimciler olmak üzere hemen herkesin dikkatini çeken bir konudur. „otoriter‟.

finans. Bu dönemdeki bir diğer önemli gelişme ise. onların aleyhinde yayın yapıp karşıtı fikirleri destekleyerek de yine yandaşı oldukları partinin kamuoyundaki popülaritesini ve oy potansiyelini arttırma amacına yönelik hizmetler de yerine getirebilmektedir (Arslan. büyük şirket geçmişlerini ve işletmecilik yöntemlerini kullanarak tek gazeteden oluşan bir şirketi. Bu gelişmelerin başında. “gizlilik” ya da “ulusal güvenlikle ilgili” gibi gerekçeleri de kullanarak. pek çok medya kuruluşunun üretim. geleneksel medya sahipliğinin yerini. özellikle iktidardaki siyasi elitler ile medya arasındaki ilişkilerde daha açık gözlemlenebilmektedir. partinin ideolojisi ve politikalarına uygun doğrultuda yayınlar yaparak. Türkiye‟de medya sektöründeki 1980‟li yıllardan itibaren ortaya çıkan bazı önemli değişimlere yer vermek daha aydınlatıcı olacaktır. medya üzerinde büyük bir baskı oluşturabilme ve medyayı kontrol altında tutabilme gücüne sahiptirler. Nitekim medya sektörü. isterlerse medyanın haber alma ve bilgi toplama özgürlüklerine sınırlamalar da getirebilmektedirler (Arslan. özünde bir ticarisanayi etkinliğidir. Nitekim eskinin “aileden gazeteci patronları”. o parti lehine kamuoyu yaratabilmektedirler. Medyanın bu özelliğinden bahsederken. İktidarın. yeni sahiplik yapısına bırakması olmuştur. Yine aynı tür hedefler doğrultusunda medya. alt yapısı. sıklıkla destek verdikleri siyasi grubun belirli konulardaki temel görüş ve fikirlerine. Nasıl ki medya. Hatta yasama gücünü elinde bulunduran bu siyasi elitler. onun aynı zamanda ekonomik bir etkinlik alanı da oluşturmasıdır. çapraz medya İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Dolayısıyla medya. Medya ile siyaset arasında kurulu olan bu ilişki. zaman zaman farklı şekillerde kullandıklarına sıkça tanık olunmaktadır. onun sesini kamuoyuna duyurarak. gazetelerini bu yeni aktörlere satmışlardır. siyasi çevreler üzerinde bir etkileme gücüne sahipse. medya üzerindeki bu etkileme gücünü. 2009: 4). Buraya kadar bahsedilenlerin ışığında medyayı diğer toplumsal kurumlardan ayıran en önemli özelliklerden biri. 2009: 5).Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 57 koymaktadır. en azından potansiyel olarak. tüm üretim ve tüketim süreçleri ile ekonominin başka sektörlerini yönlendiren belirli bir mantık ile işlemektedir. Yeni kuşak medya sahipleri ise. destekledikleri partinin rakibi siyasi partiye ya da partilere saldırarak. istihdam potansiyeli. teknik donanımı. siyasi çevreler de medya üzerinde belli bir etkileme gücüne sahiptir. En basit olarak medya. Özellikle “iktidar elitleri” olarak da tanımlanabilecek politik gücü ellerinde bulunduran siyasi elitler. iç ve dış ticaret kademelerini birleştirerek dikey bir bütünleşme içinde konumlanmaya başladığı gerçeği gelmektedir. bir siyasi partiye onun basın-yayın organı gibi hizmet edebilmekte.

kendi çıkarları doğrultusunda hükümetlerle ilişki kurabilmektedirler (Curan. Gelinen bu noktada Türkiye‟de artık medya grupları iş dünyasına hakim iktidar grupları ile bütünleşmiş durumda ve sürekli bir işbirliği içinde işler hale gelmiştir. A. 1997: 360). Bununla birlikte. Şöyle ki. bir tüketim kültürünün gelişmesine ve kendi iş çıkarlarının gözetilmesine hizmet edecek tarzda kullanmaya başlamışlardır. Yaşanan bu yapısal dönüşüm sürecinde. Bu noktada medya sahibinin siyasal çevrelerle olan ilişkisinin önemi ortaya çıkmaktadır. siyasal aktörlerin ellerindeki ekonomik kaynak ve kurumlar. medyanın hükümetle olan ilişkilerinin de değişmesine yol açmıştır. Sayı:29 . 2001: 140). yönettiği kurumdaki iktidarını mesleki birikiminden ziyade medya sahibi ile olan ilişkisi üzerinden meşrulaştırmaya başlamıştır (Tılıç. 156). yine iş dünyasıyla bir çok banka. Dolayısıyla siyasal aktörler ve medya holdingleri. IĢık – Ü. Neticede medya sahipliğindeki söz konusu dönüşüm. 2001: 152 – 153. 1997: Güz 2009. medya sahiplerinin. Öyle ki. şirket çıkarlarını “ençoklaştırma” amacı güden medya sahipleri.58 G. Dolayısıyla medya ve siyaset ilişkisi de yaşanan bu gelişmeler ışığında şekillenerek yeni bir görünüm almıştır. Böyle bir ortamda gazeteciler ise. siyasal çevrelerle olan ilişkilerinde de beklentileri doğrultusunda “kaygıları” artmaktadır. sanayi ve ticari kuruluş sahibi gruplarla ortaklık içerisindedirler ve medya dışında da yatırım yapmanın yollarını aramaktadırlar (Seçkin. Gazetecilik etiğinden çok ait oldukları sınıfın değerlerini savunan yönetici – elit gazeteciler ise. gerek medya sahipleri gerekse de siyasal ve ekonomik iktidar çevreleriyle daha uzlaşmacı bir tavır içinde bulunmak durumunda kalmışlardır. kendilerine ait medya kuruluşlarını büyük ölçüde kapitalist değerler sisteminin yayılmasına. Diğer taraftan. kamu adına hükümetleri denetleme işlevinden çok. Oğuzhan Börekci gruplarına dönüştürmeyi başarmışlardır (Adaklı. medya ve medya dışı yatırımlarındaki mali sıkıntılarını çözmede başvurduğu ve bağımlı olduğu yerlerdir. Bu şekilde medya sahiplerinin farklı sektörlerdeki yatırım ve hedefleri arttıkça. çok farklı sektörlerde faaliyet yürüten ve asıl faaliyet alanları gazetecilik olmayan yeni medya sahipleri. iş dünyası ile bütünleşmiş olan medya holdinglerinin. siyasal aktörlerin kariyerlerine ve kararlarına yönelik destek görme arzularından dolayı. Buna göre ilk bakışta medya dışında işlerinin olmadığı izlenimini veren bazı medya holdingleri de. medyanın mali isteklerinin karşılanmasında ve medya sahiplerinin her alandaki yatırımlarına ilişkin gerekli yasal ve bürokratik işlemlerin gerçekleştirilmesinde ise kimi zaman da kolaylık sağlanabilmektedir. bir “iş ilişkisi” mantığıyla siyasal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirebilmek için kimi zaman ortak hareket edebilmektedirler. bu yapılanmasını doğrudan etkileyebilecek pek çok ekonomik kaynak ve karar alma gücü de hükümetin ve siyasal çevrelerin kontrolü altında bulunmaktadır.

bazı medya patronları ve siyasal aktörler arasında çeşitli gerilimler/tartışmalar yaşanabilmektedir. kimi zaman “gerekli gördükçe” ilan ve reklam uygulamalarındaki “yanlı” tutumlarıyla. Başka bir ifadeyle kâr kaygısı güden bir ticari işletme olan medya sahibinin. siyasal çevrelerle olan ilişkilerini çoğu zaman iyi tutmayı tercih etmektedirler. Bu beklentilerin başında ise. medya patronunun sahip olduğu yayın organlarında yer alan haberler üzerindeki etkinliği sorunu ortaya çıkmaktadır. kimi zaman da haberin hiç yayımlanmaması ya da yayımlama ve yer alma biçimini etkileyecek şekilde ortaya çıkabilmektedir (Gürkan. 1995: 79). muhalif medyayı susturmaya çalışabilmektedirler (İrvan. ayrıcalıkları belirleme ve bu anlamda siyasal aktörlerin iletişim sürecine katılımlarını sağlama bakımından da ayrı bir önem taşımaktadır. Medyadan bir takım beklentileri olan siyasal aktörler ise. bu noktada bazı yasal uygulamalarla kısıtlayabilmektedirler. medya içeriğinin kendi (medya patronunun) “çıkarları”nı yansıtması gelmektedir. Bu pozisyondaki medya kuruluşları da hükümet ve siyasal elitin amaçlarına hizmet edecek bir yayın politikası yürütebilmektedir. Böyle bir medya ortamında. söz konusu ilişkiler istenilen yönde gelişmediğinde. kendi yayın kuruluşundan da çeşitli beklentileri bulunmaktadır. Ancak. yayınlarını da bu doğrultuda oluşturabilmektedirler. Bütün bunların yanı sıra medya. Burada ise medyanın kişileri ve olayları sunuş şekli ön plana çıkmaktadır. Kısacası siyasal çevrelerle medya arasındaki ilişkinin genel görünümüne dair böyle bir değerlendirmenin sonucunda. kamuoyu tarafından medyada yer alış şekillerine göre değerlendirebilmektedir. Örneğin hükümetler. kimi zaman oto-sansür. kendilerine muhalefet eden medya holdinglerinin çeşitli ekonomik faaliyetlerini. 1997: 81). Bu bağlamda siyasi çevrelerin de kendi “çıkarları” doğrultusunda medya kuruluşlarıyla ilişki kurduğu görülmektedir. Bu noktada ekonomik çıkar çevreleriyle griftleşen medya patronlarının çıkarlarının haberler üzerindeki belirleyiciliği ise. Bu nedenle medya holdingleri. Ancak diğer taraftan hükümetler kendi ideolojik yapılarıyla örtüşen medya kuruluşlarıyla daha olumlu ve yakın ilişkiler geliştirebilmekte ve her iki tarafın da “çıkarları”na hizmet edecek politikalar izleyebilmektedir. Öyle ki medyanın sunduğu kimi konular ve kişiler. her iki tarafın da “çıkarları” doğrultusunda kimi İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 59 148). Bu tartışmalar ise medya yayınlarının içeriğini doğrudan etkileyebilmektedir. Bu nedenle medya patronları. yayın organlarında kimi zaman ticari ilişkilerinin kimi zaman ideolojik eğilimlerinin kimi zaman da her ikisinin ağır bastığı bir tutum sergileyebilmekte ve siyasal çevrelerle olan ilişkilerini bu yönde geliştirerek.

%8). “Medya Eleştirileri” konusunda. Doğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “iftiracı” (6 kez. İçerik. 2006). “hakim/savcı” (3 kez. %18) ve “iftiracı” (1 kez. “yalan habercilik” (2 kez. Geray. %18). Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Aydın Doğan arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin toplam 16 haber yayınlanmıştır. toplumsal bilim araştırma teknikleri arasında “kitle iletişim araçlarındaki” içeriğe yönelik kullanılan bir yöntem olarak ortaya çıkmıştır. 1 2. %46). tamamıyla Başbakan Erdoğan‟ın kendi ifadeleriyle sunulduğu saptanmıştır. %100). “taraflı” (3 kez. Bu haberlerde Doğan‟a yöneltilen suçlamaların. filmleri. genellikle önceden belirlenmiş sınıflamalar (kategoriler) çerçevesinde sistematik olarak gerçekleştirilmesini sağlayan bir araştırma tekniğidir. A. İçerik çözümlemeleri nicel ve nitel olmak üzere iki ana kümeye ayrılabilir.1. gazetelerden aynen yapılan alıntılardır. %27). %9). “basın özgürlüğünü kötüye kullanma” (2 kez. Oğuzhan Börekci zaman “uyuşan” kimi zaman da “çatışan” bir ilişki ağı içerisinde hareket ettikleri gerçeği ortaya çıkmaktadır.  1 Bu bölümde italik olarak verilen ifadeler. İçerik çözümlemesi iletişim içeriğinin. ve “ahlaksız” (3 kez. “işbirlikçi” (2 kez. %100). İçerik çözümlemesi. %23). Nicel araştırmalarla nitel araştırmaların mutlaka iki zıt uca konması gerekmez. gazete haberleri veya yazıları olabileceği gibi televizyon haberleri. Bir araştırmada her iki teknikten de yararlanılabilir (Ayrıntılı bilgi için bkz. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “çıkarcı” (2 kez. %23). Bu çerçevede haberlerin içeriği incelendiğinde. 2. “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” konusunda ise. sinema filmleri kısacası her türlü içerik olabilir. radyo programları. Nitel araştırmaların kuramsal. IĢık – Ü. Buna göre Hürriyet‟te. Sayı:29 . Doğan‟a yöneltilen en önemli suçlamaların “Yolsuzluk” ve “Medya Eleştirileri” konusunda yapıldığı belirlenmiştir. Başbakan Erdoğan tarafından. nicel araştırmaların ise istatistikî olduğu belirtilmektedir. Güz 2009. Hürriyet Gazetesi’nde BaĢbakan Erdoğan Ġle Aydın Doğan Arasındaki TartıĢmanın Haberler Üzerinden Analizi Hürriyet Gazetesi‟nde çalışma kapsamında incelenen dönemde. BAġBAKAN RECEP TAYYĠP ERDOĞAN ĠLE DOĞAN MEDYA GRUBU SAHĠBĠ AYDIN DOĞAN ARASINDA YAġANAN “TARTIġMA”NIN YAZILI BASINDA SUNUMU Bu bölümde Başbakan Erdoğan ile Aydın Doğan arasında Deniz Feneri Davası üzerinden başlayan tartışmalarda tarafların birbirlerine yönelttikleri suçlamaların niteliğinin basında nasıl sunulduğu nicel ve nitel içerik analiziyle incelenmiştir. %28). “kaçakçı” (3 kez.60 G. “işbirlikçi” (1 kez.

Tayyip Erdoğan da bu alışılmış başbakanlardan biri değil. “Okul Açılışında Medyaya Yüklendi” (9 Eylül 2008). bundan önceki siyasi partilerden biri değil. Öyle ki. “… son zamanlarda AKP‟yi „yaralayamayan‟ ve „kirletemeyenlerin‟ AKP üzerinde „yalan yanlış iftira kampanyalarıyla bir şeyler yapma gayreti içine girdikleri…” şeklindeki sözleri yer almaktadır. ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % İftiracı 6 %46 Çıkarcı 2 %100 Suçlamaların Niteliği İşbirlikçi 1 %8 Kaçakçı 3 %23 Ahlaksız 3 %23 2 %100 13 % 100 Toplam Basın Özgürlüğünü Medya EleĢtirileri Kötüye Kullanma n 2 % %18 Siyasal Çevrelerle İşbirlikçi ĠliĢkiler n 2 % %100 Taraflı Hakim/Savcı 3 %28 3 %27 - Yalan İftiracı Habercilik 2 1 %18 %9 - 11 %100 2 %100 Buna göre. “Vurdukça Biz Güçleniyoruz” (7 Eylül 2008). Onlar Aydın Doğan ile pazarlığa oturmuş olabilirler ama Tayyip Erdoğan'ı pazarlığa oturtamadığın için bu çılgınlıkları yapıyorsun ve şu ana kadar olan bütün 2 Bu konuyla ilgili haberler için bkz.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 61 Tablo-1 (Hürriyet Gazetesi‟nde Aydın Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . AKP. Hürriyet‟te “Başbakan‟dan Önemli Açıklamalar” başlığıyla yer alan haberin “ Kimse AKP‟ye Yolsuzluk Çamuru Atamaz” (6 Eylül 2008) alt başlığında. yolsuzluk çamurunu atanlar kendileri o çamurun içinde boğulur ve bugüne kadar atanlar aynen bu şekilde boğulmuşlardır” (6 Eylül 2008) şeklinde konuşan Erdoğan‟ın. “Biz 70 Milyonun İktidarıyız” (13 Eylül 2008). Almanya‟daki Deniz Feneri Derneği davası ile alakalı şeylerin içerisine kendi adının konulmasının arkasında. “Dersimiz İftira Değil Dedi Yine Doğan‟a Çattı” (15 Eylül 2008). Şunu da bil. “…Kimse AKP‟ye kalkıp da yolsuzluk çamurunu atamaz. “Yolsuzluk”2 konusu kapsamında Başbakan Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen suçlamanın en çok “iftiracı” nitelendirmesi üzerinden yapıldığı görülmektedir. “Başbakan Erdoğan‟dan Önemli Açıklamalar” (14 Eylül 2008). Doğan‟ın “ekonomik çıkarları”nın olduğunu ifade ettiği de görülmektedir. Nitekim Erdoğan‟ın bu konudaki şu açıklamaları dikkat çekmektedir: “…Ben şunu çok açık ve net söylüyorum. alışılmış siyasi partilerden.

daha doğrusu birbirlerini “suçladıkları” ve kendilerini “akladıkları” önemli noktalardan biri de “Medya Eleştirileri”3 konusudur. Doğan‟ı “basın özgürlüğünü kötüye kullandığı”. Başbakan‟ın Doğan‟a yönelttiği “Yolsuzluk” konusundaki suçlamalarından bir diğeri ise “kağıt kaçakçılığı”dır. Başbakan‟ın bu kez de Doğan Medya Grubu‟na bağlı gazetecileri ve köşe yazarlarını da “yalan yazmakla” suçladığı ifadeleri dikkat çekmektedir. Bizzat bana ve belediye başkanıma bunu teklif etmiştir ve istediğini alamadığı için de bu kampanyaları sürdürmektedir” (6 Eylül 2008. olmayacak. Öyle ki Erdoğan‟ın. “yanlı yayıncılık yaptığı”. “Başbakan Erdoğan‟dan Önemli Açıklamalar” (14 Eylül 2008). Yanlış yapan cezasını çekmeli. “Okul Açılışında Medyaya Yüklendi” (9 Eylül 2008). Biz 70 Milyonun İktidarıyız” (13 Eylül 2008).62 G. “hakimsavcı rolü”nü üstlendiği ve “etik kuralları ihlal ettiği” yönündeki suçlamaları dikkat çekicidir. yanına kalmamalı. al sana delil diye dosyaya eklenen belge. Köşe yazarları patronlarını savunmakta çok mahirler. bu kadar açık söylüyorum.. Oğuzhan Börekci kampanyaların arkasında olan gerçek bu. Örneğin. Özgür basını susturmak istiyormuşuz. A. Böyle cevap mı olur? Bu yazdıklarını kimseye 3 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. Açık söylüyorum. Bana cevap vermeyi bırakın da SPK‟ya ve küçük ortaklarınıza bunun doğru olup olmadığını anlatın” şeklindeki sözleriyle Doğan‟a yönelik “kaçakçı” ithamında bulunmaktadır (“Başbakan Erdoğan‟dan Önemli Açıklamalar” 14 Eylül 2008). “…Madem yazacaksın. Ama suçlu ile masumun birbirinden ayırt edileceği yer gazete sayfaları değil. Güz 2009.. Onlara da diyorum ki. Sayı:29 . Neden milleti aldatıyorsunuz? Bu mudur ikide bir arkasına saklandığınız basın özgürlüğü. Hürriyet). Bu noktada Başbakan‟ın. “Başbakan Yine Medyayı Suçladı” (8 Eylül 2008). Nitekim “SPK‟nın bu iddiaları uzun süredir incelediklerini doğruladı”ğının da altını çizen Başbakan. IĢık – Ü. “Başbakan‟dan Önemli Açıklamalar” başlıklı haberin “Basın Özgürlüğü Yalan Yazma Hakkı Vermez” alt başlığında. mahkeme.Her seferinde aynı şey. “…SPK inceliyoruz diyor siz ne diyorsunuz? Siz buna uzuca ya da pahalıya gazete kağıdı alımı olarak bakıyor olabilirsiniz. gerçekleri yazın gerçekleri. Siz ne hakimsiniz ne savcı…” (7 Eylül 2008). “Dersimiz İftira Değil Dedi Yine Doğan‟a Çattı” (15 Eylül 2008). şimdi Hilton Oteli'nde istediği plan tadilatlarını bana ve belediye başkanıma yaptıramadığı için bu adımları atmaktadır. Yine aynı şekilde söz konusu haberde. Söz konusu tartışmanın tüm boyutlarında her iki tarafın da üzerinde durduğu. Başbakan‟ın kendisine yapılan suçlamalara ilişkin şu açıklamaları göze çarpmaktadır: “…Recep Tayyip Erdoğan yanlış yapanın yanında olmamıştır.

Buna göre Hürriyet‟te. %54).Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 63 yutturamazsın” (7 Eylül 2008) sözleriyle söz konusu suçlamalarını yaptığı görülmektedir. “polemikçi” (3 kez. Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların çoğunlukla Doğan‟ın ifadelerinden oluştuğu tespit edilmiştir. %45). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . %15). taraflar arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin yayınlanan haberlerde. “hoşgörüsüz” (1 kez. %15). 4 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. “iftiracı” (2 kez. “otoriter” (7 kez. %8) ve “şantajcı” (2 kez. “istismarcı” (4 kez. söz konusu suçlamaların pekiştirildiği görülmüştür. “Medya Eleştirileri” konusunda ise. %22). “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a Cevap” (13 Eylül 2008). “Aydın Doğan: Biat Etmeyiz” (7 Eylül 2008). “seviyesiz” (1 kez. “Ahlakım Konusunda Başbakan Sicil Amirim Değil” (6 Eylül 2008). Başbakan Erdoğan‟a yönelik herhangi bir suçlama içeren haber bulunmamaktadır. %38). “8 Yanlışa 8 Cevap” (9 Eylül 2008). Tablo-2‟de de görüldüğü gibi Doğan‟ın. Başbakan‟a yönelttiği en önemli suçlamanın “Medya Eleştirileri”4 konusu kapsamında yapıldığı anlaşılmaktadır. %62). “gündemi saptırmak” (2 kez. Ancak. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “şantajcı”(5 kez. %22). Tablo-2 (Hürriyet Gazetesi‟nde Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı) ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Sicil Amiri 1 %11 Şantajcı 5 %62 Otoriter 7 %54 Suçlamaların Niteliği İstismarcı 4 %45 Polemikçi 3 %38 Taraflı 2 %15 Gündemi Saptırmak 2 %22 Seviyesiz 1 %8 İftiracı 2 %22 Hoşgörüsüz 1 %8 Şantajcı 2 %15 13 %100 8 %100 9 % 100 Toplam Hürriyet Gazetesi‟nde. %8). gazetenin gerek haberleri sunum şekliyle gerekse de konuya ilişkin tarafların açıklamalarından bağımsız olarak yayınladığı haberlerde. %11). “taraflı” (2 kez. Başbakan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “sicil amiri” (1 kez. Hürriyet‟te“Siyasal Çevrelerle İlişki” konusunda. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a Cevap” (14 Eylül).

Saygı duymayı bırak. Sayı:29 . A. Başbakan‟ın Doğan Medya Grubu‟na yönelik “otoriter” bir tutum içerisinde bulunduğuna dikkat çekilmektedir. Doğan‟ın Hilton Oteli meselesi üzerinden yaptığı açıklamasında şu sözleri dikkat çekmektedir: “ …Bak kardeşim bu çok ucuz bir polemik. Erdoğan‟a yapılan suçlamaların en çok “istismarcı” nitelendirmesi üzerinden yapıldığı belirlenmiştir. Yanlış yapmıyor muyuz. “…Eğer bizden biat medyası kültürü bekliyorsanız. Yani bir ülkenin başbakanının bu kadar ucuz bir polemiğe girmesi hakikaten beni son derece rahatsız ediyor. Örneğin. Benim yakama niye yapışıyorsun… Senin benim haberlerimi alıp Türkiye‟de yetkililere talimat verip onlar için tahkikat açtırman lazımken. bizim medya grubumuz biat etmez. Onları da her zaman düzeltmeye amadeyiz. “Aydın Doğan: Biat Etmeyiz” (7 Eylül 2008). Örneğin. Bizim grubumuzda yansızlık var. Başbakan‟a “polemikçi” ve “şantajcı” nitelendirmeleri üzerinden suçlamalarını yönelttiği belirlenmiştir. “Ekonomik İlişkiler”6 konusunda ise Doğan‟ın. mutlak surette özgür basın olmalı. “ Demokrasi ve Özgür Basını İçine Sindir” başlığıyla yer alan haberde Doğan‟ın. “Aydın Doğan: Biat Etmeyiz” (7 Eylül 2008). Ve senin de özgür basına. “8 Yanlışa 8 Cevap” (9 Eylül 2008). bana göre günahların en büyüğüdür…” (6 Eylül 2008) şeklindeki sözleriyle. “Demokrasi ve Özgür Basını İçine Sindir” (8 Eylül 2008). beni susturmaya çalışıyorsun. Tabii olmuştur. “Yolsuzluk”5 konusunda ise. bağımsızlık var. Tayyip Bey'i de tanıyorum ve neden böyle bir ucuz polemiğe girdi tereddüt ediyorum. 7 Eylül 2008 tarihli haberde. “Ahlakım Konusunda Başbakan Sicil Amirim Değil” başlığıyla yer alan haberde Doğan‟ın. tek sesli medya bu demokrasi mi olur… eğer bu ülkede demokrasi varsa. “Ahlakım Konusunda Başbakan Sicil Amirim Değil” (6 Eylül 2008). yardımlaşmayı sağlayan kuruluşların büyük sorumlulukları var. o yansız basına saygı duyman lazım. Peki beni susturursan.64 G. 6 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. Hilton‟la ilgili bir talebim evet var. doğrular var. onları içine sindirmen lazım” (8 Eylül 2008) şeklindeki sözlerine yer verilmektedir. Ben bu ülkede yaşayan 24 bin adam çalıştıran Bu konuyla ilgili haberler için bkz. Oğuzhan Börekci “Yolsuzluk” ve “Ekonomik İlişkiler” konularında yöneltilen suçlamaların ise eşit oranda olduğu görülmektedir. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a Cevap” (13 Eylül 2008). İnsanlardaki yardım duygunsu istismar etmek. 5 Güz 2009. “Ahlakım Konusunda Başbakan Sicil Amirim Değil” (6 Eylül 2008). “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a Cevap” (14 Eylül). “…Çağımızda insani dayanışmayı. Başbakan‟ı bir anlamda “görevini kötüye kullanmak”la itham ettiği de anlaşılmaktadır. Buna göre “Medya Eleştirileri” konusunda. Örneğin. “Demokrasi ve Özgür Basını İçine Sindir” (8 Eylül 2008). “8 Yanlışa 8 Cevap” (9 Eylül 2008). IĢık – Ü.

Bunun sonucu siyasi şantajdır ve polemiktir.. Ne demek. Yasal olan birşeyi isteyip vermiyorlarsa burada da onlar suç işliyorlar. Sayın başbakan sapla samanı karıştırıyor. Buraya kadar yapılan incelemelerde. “Basın Konseyi‟nden Başbakan‟a cevap” (8 Eylül 2008). vermedim onun için yayın yapıyor. Yani Hilton'da ne varmış ki Başbakan Erdoğan diyor ki bana geldi. İki. Hilton'da eğer ben onlardan yasal olmayan bir şey istediysem zaten vermemeleri lazım. “ „Dersimiz iftira değil‟ dedi yine Doğan‟a çattı” (15 Eylül 2008) gibi. “Gazeteciler Cemiyeti‟nden hükümete tepki” (8 Eylül 2008) ve “Başbakan yine medyayı suçladı” (8 Eylül 2008) başlıklarıyla verilen haberlerde. Zaten yasal olmayan bir şeyi vermen suç. Başbakan‟ın Doğan Medya Grubu‟na yönelik “saldırılarına” ilişkin tepkiler dile getirilmektedir.. Yasal olan bir şeyi vermemen de suç. ucuz siyasi şantaj yapıyorlar.. Ona kim ne söyledi bilmem… Ne bu şehrin belediye Başbakanı ne de bu ülkenin başbakanı ucuz şantaj yollarına gitmesin. Örneğin. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . bu kez de Başbakan‟ın kendisine şantaj yaptığını iddia ettiği yönündeki şu açıklamalarına yer verilmektedir: “…İstekte bulunmak suç mu? Tabi istekte bulunacağım. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a cevap” (14 Eylül 2008). Hürriyet Gazetesi‟nde tarafların açıklamalarından bağımsız olarak yayınlanan haberler.. “‟Dersimiz iftira değil‟ dedi yine Doğan‟a çattı” (15 Eylül 2008) başlıklarıyla yer alan haberlerde olduğu gibi. Hürriyet‟te söz konusu tartışmalara ilişkin yer alan haberlerde dikkat çeken husus.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 65 ve bir sürü şirketleri olan bir grup olarak her gün müracaat ettiğimiz devletle işlerimiz var. Doğan‟ın ise “cevap veren” ve “savunan” konumunda olduğu görülmüştür. haber başlıklarında ve haberlerin sunumunda Başbakan‟ın “saldırıda bulunan”. Ben yasal olmayan birşeyi istemem. Nitekim ilk bakışta haberlerin yer alışında taraflar “eşit” miş gibi algılansa da. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a cevap” (13 Eylül 2008).” Söz konusu haberde yine aynı konuyla ilgili olarak Doğan‟ın. “8 yanlışa 8 cevap” (9 Eylül 2008). Başbakan‟ın açıklamalarının yer aldığı kimi haberlerde gazetenin taraflı duruşunu gösteren ifadelerin kullanıldığı tespit edilmiştir. “Başbakan yine medyayı suçladı” (8 Eylül 2008).” (7 Eylül 2008). Örneğin. sadece “Medya Eleştirileri” konusundadır. Örneğin. Haberlerde kullanılan başlıklar ise. genellikle tarafların açıklamalarından oluşturulmuş olsa da. bu benden bir şey istedi. Gazetede konuya ilişkin dikkat çeken bir diğer önemli nokta da. haberlerin yer alış şeklidir. tarafların açıklamalarının çoğunlukla birinci el kaynaktan aktarıldığıdır. Başbakan Erdoğan'ı anlamakta zorluk çekiyorum. Ben Başbakan Erdoğan'a Hilton için gitmedim. “Okul açılışında medyaya yüklendi” (9 Eylül 2008).. Basit şeylerle uğraşıyor.

tıpkı Güz 2009. %17) ve “kaçakçı” (1 kez. “Siyasi Çevrelerle İlişki” konusunda ise “işbirlikçi” (1 kez. “Medya Eleştirileri” konusunda “basın özgürlüğünü kötüye kullanma” (1 kez. Buna göre. %17) .66 G.2. A. taraflar arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin toplam 9 haber yayınlanmıştır. Başbakan Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen en önemli suçlamaların. Bu haberlerde Doğan‟a yöneltilen suçlamaların tıpkı Hürriyet‟te olduğu gibi. %25). “Ekonomik İlişkiler” konusunda “vurguncu” (1 kez. tamamıyla Başbakan Erdoğan‟ın kendi ifadelerinden oluştuğu belirlenmiştir. Buna göre. %25) ve “taraflı” (2 kez.) ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Siyasal Çevrelerle ĠliĢkiler n % İftiracı 4 %66 Çıkarcı 1 %50 Basın Özgürlüğünü Kötüye Kullanma 1 %25 İşbirlikçi 1 %50 Suçlamaların Niteliği Ahlaksız 1 %17 Vurguncu 1 %50 Taraflı 2 %50 Taraflı 1 %50 Kaçakçı 1 %17 İftiracı 1 %25 2 %100 4 %100 6 % 100 2 %100 Toplam Radikal Gazetesi‟nde. %50). Sayı:29 . Oğuzhan Börekci 2. %50). %50) ve “taraflı” (1 kez. Radikal Gazetesi’nde BaĢbakan Erdoğan Ġle Aydın Doğan Arasındaki TartıĢmanın Haberler Üzerinden Analizi Tablo-3 ( Radikal Gazetesi‟nde Aydın Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı. “iftiracı” (1 kez. %50) ve “çıkarcı” (1 kez. %66). Doğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığı incelendiğinde şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “iftiracı” (4 kez. IĢık – Ü. “ahlaksız” (1 kez. %50).

“Başbakan Kavgayı Sürdürdü: Doğan Grubu Yazdıkça Açıklayacağım” başlıklı haberde. Doğan‟a ve sahibi olduğu medya grubuna yönelttiği suçlamalarını ağırlıklı olarak köşe yazarları üzerinden yaptığı belirlenmiştir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Bildiği bir şey varsa anlatmak yerine şantajda bulunan Erdoğan şunları söyledi…Erdoğan. “Köşe yazarlarına da çattı” (8 Eylül 2008) alt başlığında. Buna göre. silahşörüm yok…” sözleri dikkat çekmektedir. “Erdoğan yanlış adrese çattı” (7 Eylül 2008) başlıklı bir diğer haberde. Erdoğan. Benim o kadar köşe yazarım. silahşörlerin var. Eleştirmek istiyorsan. Örneğin. Erdoğan‟a aynı gün bir açıklamayla yanıt veren Doğan ise Türk basını için çok tehlikeli bir dönemin başladığını belirerek “Şantaj yapmak başbakanlara yakışmaz demişti. gazetenin söz konusu tartışmayı ağırlıklı olarak tarafların açıklamalarından bağımsız şekilde kurguladığı haberlerle ele aldığı ve Doğan lehine bir duruş sergilediği belirlenmiştir. Her ne kadar haberde Başbakan‟ın açıklamaları birinci el kaynaktan aktarılsa da. Başbakan Erdoğan‟ın “Demokrasilerde konuşma hakkı eleştirme hakkı sana da. AKP‟nin dünkü Bayrampaşa 3. Radikal‟de Başbakan Erdoğan‟ın “Medya Eleştirileri” konusunda. başlıkta yer alan ifadelerle gazetenin Başbakan‟ın aleyhine ve dolaylı olarak da Doğan‟ın lehine bir duruş sergilediği görülmektedir. eleştirilmeyi de göze alacaksın. “Erdoğan Dalgalandı da Duruldu” (21 Eylül 2008). Örneğin. önceki günkü AKP Güngören İlçe Kongresi‟nde ağır bir dille Aydın Doğan‟ı eleştirmişti. Bu konuyla ilgili haberler için bkz. şunları söyledi”(8 Eylül 2008). “Erdoğan‟ın Yeni Meşgalesi” (15 Eylül 2008). “Erdoğan‟ın Yeni Meşgalesi” (15 Eylül 2008). “Başbakan Kavgayı Sürdürdü: Doğan Grubu Yazdıkça Açıklayacağım” başlıklı haberin. Olağan Kongresi‟nde konuşan Erdoğan. gazetenin Erdoğan‟ın 7 8 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. Aydın Doğan‟a yanıt verirken öfkeli tavrını sürdürdü. yine Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan‟ı hedef aldı. senin gazetelerine de mahsus değildir. “Arınç‟ın Sözleri Erdoğan‟a „Fener‟ Oldu: Suçlu Varsa Cezasını Çeker” (14 Eylül 2008). “Arınç‟ın Sözleri Erdoğan‟a „Fener‟ Oldu: Suçlu Varsa Cezasını Çeker” (14 Eylül 2008). Senin maaşlı köşe yazarların. Örneğin.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 67 Hürriyet‟te olduğu gibi “Medya Eleştirileri”7 ve “Yolsuzluk”8 konusu bağlamında yapıldığı belirlenmiştir. Yine aynı şekilde Radikal Gazetesi‟nde Başbakan Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin de Hürriyet Gazetesi‟yle büyük ölçüde benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. gazetenin konuya ilişkin şu yorumları dikkat çekmektedir: “…Deniz Feneri tarafından para gönderildiği iddialarının haber olarak verilmesine öfkelenen Erdoğan. “Erdoğan Yanlış Adrese Çattı” (7 Eylül 2008).

%34).4 (Radikal Gazetesi‟nde Başbakan Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı) ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % İstismarcı 1 %33 Şantajcı 5 %72 Otoriter 6 %86 Suçlamaların Niteliği Sicil Amiri 1 %33 Polemikçi 1 %14 Hoşgörüsüz 1 %14 İftiracı 1 %34 Seviyesiz/Ahlaksız 1 %14 - Toplam 3 % 100 7 %100 7 %100 Radikal Gazetesi‟nde. Aydın Doğan‟a yüklendi” şeklinde kurgulanan haberde. %72). A. Bununla birlikte gazetenin gerek haberleri sunum şekliyle gerekse de konuya ilişkin tarafların açıklamalarından bağımsız olarak yayınladığı haberlerde. Nitekim “Almanya‟daki Deniz Feneri yolsuzluğu iddianamesinde adının geçtiği haberlerine çok kızan Başbakan Erdoğan. ve “hoşgörüsüz” (1 kez. “Siyasal Çevrelerle İlişki” konusunda ise. Başbakan Erdoğan‟ın konuya ilişkin açıklamaları “yüklendi”.68 G. Sayı:29 . Başbakan ile Doğan arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “şantajcı” (5 kez. Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların çoğunlukla Doğan‟ın kendi ifadelerinden oluştuğu tespit edilmiştir. “sicil amiri” (1 kez. Güz 2009. “iddia etti”. Buna göre. %14). %14) ve “seviyesiz/ahlaksız” (1 kez. “polemikçi” (1 kez. %14). %33). Tablo. “fena kızdırdı” gibi doğruluğu kesin olmayan ifadelerle aktarılmaktadır. Oğuzhan Börekci açıklamalarını verirken olumsuz anlamlar içeren ifadelerle haberi kurguladığı tespit edilmiştir. %86). bu suçlamaların Doğan lehine pekiştirildiği görülmektedir. %33) ve “iftiracı” (1 kez. “Medya Eleştirileri” konusunda “otoriter” (6 kez. IĢık – Ü. Erdoğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “istismarcı” (1 kez.

Örneğin 7 Eylül 2008 tarihli aynı haberin alt başlığında. basın özgürlüğüne yönelik ağır tehdidin artık iyice su yüzüne çıkmış olmasıdır. Başbakan‟ın Doğan‟a yönelttiği suçlamalar karşısında –ki bunlar Hilton. Kendisine açık açık şunu söylüyorum: Hilton konusunda yasalara aykırı bir talebim varsa. bu da suçtur. CNN-Türk ve kağıt kaçakçılığı meselesidir. bunu reddetmek kamu otoritesinin görevidir. 9 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Hoşlanmayabilir. Söz konusu haberde. “Medya Eleştirileri”10 konusundaki suçlamaların ön plana çıkartıldığı ifade edilmişti.Doğan‟ın. Türk kanunları. başbakanlara suç işleme hakkı vermiyor.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 69 tıpkı Hürriyet‟te olduğu gibi Radikal‟de de Başbakan Erdoğan‟a yönelik herhangi bir suçlama içeren haber bulunmamaktadır. Ama elindeki gücü de kullanıp bunu şantaj aracı Bu konuyla ilgili haberler için bkz.. gazetelerde ne zaman hoşuna gitmeyen bir haber görse hemen Hilton ipine sarılıyor. “Erdoğan‟ın Yeni Meşgalesi” (15 Eylül 2008). Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen en önemli suçlamaların “Ekonomik İlişkiler” ve “Medya Eleştirileri” konusu bağlamında yöneltildiği görülmektedir. “Dokunulmazlık Zırhlarına Karşı Hakkımızı Arayacağız” (23 Eylül 2008). gerekse gazetenin tarafların açıklamalarından bağımsız olarak yayınladığı haberlerinde. “Dokunulmazlık Zırhlarına Karşı Hakkımızı Arayacağız” (23 Eylül 2008). 10 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. “Aydın Doğan: Saldırılar Bizi Yıldıramaz” (14 Eylül 2008). Bu ifadelerden anlaşılacağı üzere Doğan. özellikle de Hilton meselesiyle ilgili konuda kendisine dolaylı olarak “şantaj” yapıldığını ima etmekte ve Başbakan‟ı “bir vatandaşın kanuni taleplerini engellemekle” suçlamaktadır. Haberlerin içeriği incelendiğinde ise. “Aydın Doğan: Türk basını için tehlikeli bir dönem başladı” ifadesinin kullanıldığı dikkat çekmektedir. Yukarıda da belirtildiği gibi. Doğan‟ın. „Benimle İlgili Ne Varsa Açıklasın Elde Tutması Şantaj” (8 Eylül 2008).. “Erdoğan Dalgalandı da Duruldu” (21 Eylül 2008). “Aydın Doğan: Saldırılar Bizi Yıldıramaz” (14 Eylül 2008). Başbakanımız eleştirilmekten hoşlanmıyor. “Erdoğan‟ın Bu İlk Şantajı Değil” (9 Eylül 2008). Örneğin “Erdoğan Yanlış Adrese Çattı” başlıklı haberin “Aydın Doğan: Türk basını için tehlikeli bir dönem başladı” alt başlığında.” (7 Eylül 2008). “Ekonomik İlişkiler”9 konusunda Başbakan tarafından kendisine yöneltilen suçlamalar karşısında şu savunularına vurgu yapılmaktadır: “Başbakan durmadan Hilton meselesini dile getiriyor… Başbakan. Radikal‟de gerek Doğan‟ın açıklamalarında. „Benimle İlgili Ne Varsa Açıklasın Elde Tutması Şantaj” (8 Eylül 2008). Ama vatandaş olarak haklı bir talepte bulunuyor ve bunu yerine getirmiyorsa. “…benim açımdan bu konuşmanın asıl vahim yanı. “Erdoğan‟ın Bu İlk Şantajı Değil” (9 Eylül 2008).

IĢık – Ü. Güz 2009. Söz konusu haberde. Şimdiye kadar ellerinden gelen baskıyı yapıyorlardı. yaşananların muhakemesini yaptırmak istediği de anlaşılmaktadır. önceki gün katıldığı Adalar İlçe Kongresi‟nde de bu çağrıyı sürdürdüğü ve kendisine yöneltilen eleştirilere cevap verdiği belirtilmektedir. Doğan‟ın devam eden açıklamasında. Nitekim “…Erdoğan‟ın gündeminde „övündüğü‟ duble yol çalışması ve Marmaray Projesi ile Adalar‟daki fayton nostaljisi vardı…” şeklindeki ifadelerle devam edilen haberde. A. Doğan Grubu‟na bağlı gazeteler için “boykot kampanyası” başlatan Erdoğan‟ın. Demek ki baskıları daha da ağırlaşacak…” (7 Eylül 2008) şeklindeki sözleriyle. Milliyet ve Radikal gazetelerinin sahibi Doğan Grubu‟nu hedef aldı…” vurgusuyla. Oğuzhan Börekci haline getirme hakkı yoktur” şeklinde açıklama yaptığı ve kendisine yöneltilen suçlamaları “anayasal bir suç” olarak nitelendirdiği görülmektedir. Bunun yanı sıra söz konusu haberde. ikili arasında şimdiye kadar yaşanan olayların Aydın Doğan lehine hatırlatılmasının yapıldığı dikkat çekmektedir.70 G. Son olarak Radikal‟de “Erdoğan dalgalandı da duruldu”(21 Eylül 2008) başlıklı haberle. açıkça Erdoğan‟ın projelerinin “küçümsendiği” anlaşılmaktadır. “…Anayasamız basın özgürlüğünü teminat altına almıştır. “…yolsuzluğu adım adım izleyen Hürriyet. Başbakan Erdoğan‟ın Almanya‟daki Deniz Feneri yolsuzluğunun basına yansımasına “hayli öfkelendi”ği de kaydedilerek. meseleyi “basın özgürlüğü ihlali” boyutuna taşımak ve kamuoyuna da “demokrasi” olgusu üzerinden. Dünkü konuşması bana göre Türk basın tarihinde çok tehlikeli bir dönemin başladığının en somut işaretidir. Sayı:29 . haberin Doğan lehine sonuçlandırıldığı da görülmüştür.

“Medya Eleştirileri” konusunda “basın özgürlüğünü kötüye kullanma” (1 kez. Buna göre Zaman‟da.% 100 2 . “yalan haber İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .%100 Taraflı Yayıncılık 6 14 %44 %100 4 2 %100 Basın Basın Yalan Özgürlüğünü Hakim/ Otoriter Çıkarcı Etiği Haber Kötüye Savcı İhlali Yayınlama Kullanma 1 2 1 2 1 1 %7 %14 %7 %14 %7 %7 İşbirlikçi 4 % 100 - . %67). taraflar arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin toplam 14 haber yayınlanmıştır. “ahlaksız” (1 kez.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 71 2. %22). “hakim/savcı” (1 kez. %14). “Ekonomik İlişkiler” konusunda “vurguncu” (2 kez. %7). %7). Ana Konular Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Siyasal Çevrelerle ĠliĢkiler n % Suçlamaların Niteliği İftiracı Ahlaksız Kaçakçı 6 1 2 %67 %11 %22 Vurguncu Toplam 9 . Bu haberlerde Doğan‟a yöneltilen suçlamaların tıpkı Hürriyet ve Radikal‟de olduğu gibi ağırlıklı olarak Başbakan‟ın kendi ifadelerinden oluştuğu tespit edilmekle birlikte.%100 Zaman Gazetesi‟nde. Zaman‟ın bu suçlamaları içeren haberleri sunum şekliyle Başbakan lehine bir tutum sergilediği görülmüştür. “otoriter” (2 kez.3. Zaman Gazetesi’nde BaĢbakan Erdoğan Ġle Aydın Doğan Arasındaki TartıĢmanın Haberler Üzerinden Analizi Tablo-5 ( Zaman Gazetesi‟nde Aydın Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı). %14). “basın etiği ihlali” (2 kez. Doğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır:“Yolsuzluk” konusunda “iftiracı” (6 kez. %11) ve “kaçakçı” (2 kez. %7). %100). “çıkarcı” (1 kez.

bu yayınların bir sebebinin de Hilton Oteli olduğunu savundu… Doğan Grubu'nun. A. iftira kampanyaları açtığını belirten Erdoğan.72 G. Oğuzhan Börekci yayınlama” (1 kez. Başbakan‟ın Almanya‟daki Deniz Feneri Derneği‟yle ilgili “yolsuzluk” davasına adının karıştırılmasından dolayı Doğan‟a ve sahibi olduğu medya grubuna yönelik ağır suçlamalarda bulunduğu sözlerine vurgu yapılmaktadır. Örneğin 8 Eylül 2008 tarihinde “Aydın Doğan‟a Bir Hafta Süre Verdi: İftiraların Sebebini Açıklamazsan Ben Açıklarım” başlığıyla yayınlanan haberde. IĢık – Ü. “Başbakan‟dan Doğan‟a Mektup…” (13 Eylül 2008). Örneğin “Başbakan‟dan Aydın Doğan‟a Ağır Suçlamalar” başlıklı haberin içeriğinde. Yazarları da İnanmadı” (13 Eylül 2008). “Artık Kervanınızı İftiralarla Götüremeyeceksiniz” (9 Eylül 2008). “Aydın Doğan‟a Bir Hafta Süre Verdi: İftiraların Sebebini Açıklamazsan Ben Açıklarım” (8 Eylül 2008). Buna göre. “Yayıncı Kimliğinle İmtiyaz İsteme. 12 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. Doğan Grubu‟nun CHP ile birlikte hareket ettiğini savundu… Başbakan Erdoğan. İşadamı Olarak Eşit Muamele Göreceksin” (14 Eylül 2008). %100). “Medya Eleştirileri”12 konusunda ise. Doğan‟a yapılan suçlamaların tıpkı Hürriyet ve Radikal‟de olduğu gibi “Yolsuzluk” ve “Medya Eleştirileri” konusunda yoğunlaştığı görülmektedir. “Başbakan Yine Doğan‟a Yüklendi” (14 Eylül 2008). “Başbakan‟dan Doğan‟a Mektup…” (13 Eylül 2008). Nitekim söz konusu haberde Başbakan‟ın konuya ilişkin ifadeleri gazete tarafında şu şekilde sunulmaktadır: “…AK Parti‟yi geriletemeyenlerin. Deniz Feneri Derneği'nden kendisine para aktarıldığı yönünde yayın yapan Doğan Grubu'na meydan okudu…” (7 Eylül 2008). Başbakan Erdoğan‟ın şu suçlamalarına vurgu yapılmaktadır: “…Bu mudur Bu konuyla ilgili haberler için bkz. Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen suçlamaların en çok “taraflı yayıncılık” nitelendirmesi üzerinden yapıldığı görülmektedir. 11 Güz 2009. “Başbakan Yine Doğan‟a Yüklendi” (14 Eylül 2008). Bu haberde aynı zamanda Doğan‟ın söz konusu tartışmada “haksız” ve öne sürdüğü iddialarının da “geçersiz” olduğu gösterilmeye çalışılmıştır. otel için istediği plan tadilatlarını kendisine ve belediye başkanına yaptıramadığını dile getirdi… Aydın Doğan'ın bizzat kendisine ve belediye başkanına teklifte bulunduğunu vurguladı… İstediğini alamadığı için bu tür kampanyalar yaptığını ileri sürdü… Erdoğan. Aydın Doğan‟ın barışmak için iyi niyet elçileri gönderdiğini de açıkladı…Başbakan. “Erdoğan: Türkiye Barış Adası Oldu” (9 Eylül 2008). %44). “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” konusunda “işbirlikçi” (4 kez. “Doğan‟a. Zaman Gazetesi‟nde söz konusu tartışmalara ilişkin yer alan haberlerin içeriği incelendiğinde ise. Sayı:29 . %7) ve “taraflı yayıncılık” (6 kez. “Yolsuzluk”11 konusu kapsamında Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen suçlamaların en çok “iftiracı” nitelendirmesi üzerinden yapıldığı tespit edilmiştir. Aydın Doğan ve CHP‟ye Yönelik Eleştirilerine Devam Etti” (15 Eylül 2008). “Başbakan.

“İşadamlığı ile Yayıncılığı Karıştırma” başlığıyla yer alan bir başka haberde de Başbakan‟ın. paralı silahşörün bol. Onlar patronlarını savunmakta bayağı mahirler. Çünkü senin maaşlı köşe yazarların var. cevap hakkına ne kadar saygılı olduğunu zaten yaptığın açıklamalarla. adaletsiz gibi) hatırlanacak olursa. Ne kadar tahammüllü olduğunu. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . silahşörüm yok. tarafsız ve bağımsız olmak demek. Doğan‟ı “taraflı yayıncılık” yapmakla ve bu anlamda da “basın özgürlüğünü kötüye kullanmakla” suçladığı görülmektedir. Benim o kadar köşe yazarım. Siz bağımsız olsaydınız patronunuz hakkında yayınlanan kağıt kaçakçılığı olayını da sorgulamanız gerekmez mi? Yoksa bu iddialar haber değeri taşımıyor mu? Hilton oteline imar talebi haber değeri taşımıyor mu?" (13 Eylül 2008) şeklindeki sözlerine yer verilerek. burada söz konusu anlamlar aracılığıyla Doğan aleyhine bir duruş sergilendiği ve bu yönde bir kamuoyu oluşturulmaya çalışıldığı gözlenmiştir. “Aydın Doğan'dan maaş alan kalemşörlere bir çift sözüm var. yaptırdığın yayınlarla ortaya koyuyorsun.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 73 ikide bir arkasına saklandığınız basın özgürlüğü? Nasıl olsa köşe yazarlarınız bu konuda gayet iyi avukatlığınızı yapıyorlar. Doğan‟ın sahibi olduğu medya kuruluşlarını kendi „çıkarları‟ yönünde kullandığı imasında da bulunulduğu anlaşılmaktadır. Eleştirmek istiyorsan. bir bölümü hariç. Bunun yanı sıra söz konusu nitelendirmeyle. Öyle tek taraflı özgürlük olmaz. patronunuzun çıkarlarından da bağımsız olmak demek. ezen. Nitekim patron kelimesinin çağrıştırdığı kimi olumsuz anlamlar (sömüren. eleştirilmeyi de göze alacaksın. Milletim bunu görüyor…” (8 Eylül 2008). Senin bu noktada maaşlı. silahşörlerin var. Tablo-6 (Zaman Gazetesi‟nde Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı) Suçlamaların Niteliği İstismarcı Sicil Amiri 1 1 %33 %33 Şantajcı Polemikçi 1 1 %50 %50 Otoriter Hoşgörüsüz 3 1 %75 %25 ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Toplam İftiracı 1 %34 3 % 100 2 %100 4 %100 Zaman‟da Doğan‟a yöneltilen suçlamalara ilişkin haberlerin içeriği incelendiğinde dikkat çeken noktalardan biri de. Doğan‟ın “medya patronu” nitelendirilmesiyle sunulmasıdır.

“Siyasetçi Değilim. Doğan‟ın “Yolsuzluk”13 konusuyla ilgili olarak kendisine yöneltilen suçlamalara ilişkin açıklamaları. Diğer taraftan Doğan‟ın “Medya Eleştirileri” konusunda Erdoğan‟a yönelttiği suçlamaları en çok “otoriter” nitelendirmesi üzerinden yaptığı görülmüştür. %33) ve “iftiracı” (1 kez. olayı Alman polisi ve mahkemelerin ortaya çıkardığını. %50) ve “şantajcı” (1 kez. %50). Doğan‟ın Başbakan‟a yönelik suçlamalarının hem “yersiz” hem de “haksız” olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Güz 2009. %75) ve “hoşgörüsüz” (1 kez. “otoriter” (3 kez. Diğer gazetelerde olduğu gibi Zaman‟da da “Siyasal Çevrelerle İlişki” konusunda. Sayı:29 . Doğan‟ın Başbakan‟ın açıklamaları karşısında daha çok “suçlu” konumunda sunulduğudur. Doğan‟ın söz konusu suçlamalarına çok kısa yer verildiği dikkat çekmektedir. Aydın Doğan tarafından Başbakan Erdoğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığı şu şekildedir:“Yolsuzluk” konusunda “sicil amiri” (1 kez. %25). Örneğin. Doğan‟ın açıklamalarını “iddia etti” ve “öne sürdü” gibi doğruluğu kesin olmayan ifadelerle sunarak bu tutumunu ortaya koymaktadır. Hürriyet ve Radikal‟in aksine.%33). Buna göre haberlerin içeriği incelendiğinde. IĢık – Ü. Zaman‟da yer alan bu tip haberlerde dikkat çeken unsur. 13 “Velev ki Başbakan‟a Gittim Ama Hilton İçin Değil” (8 Eylül 2008). gazete tarafından şu şekilde aktarılmaktadır: “…Deniz Feneri ile ilgili haberleri gazete ve televizyonlardan izlediğini iddia eden Aydın Doğan. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a atfen verdiğine dikkat çekti” (7 Eylül 2008). sahibi olduğu gazete ve televizyonların haberi. Oğuzhan Börekci Zaman‟da. “Medya Eleştirileri” konusunda ise. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “polemikçi” (1 kez. Nitekim gazete. %34). Haberlerin bütünlüğü göz önünde bulundurulduğunda. “Velev ki Başbakan‟a Gittim Ama Hilton İçin Değil” (8 Eylül 2008) başlıklı haberin içeriğinde. Örneğin.74 G. Canlı Yayında Tartışalım” (14 Eylül 2008). A. gazetelerinin de mahkemenin safahatı hakkında bilgi verdiğini söyledi… Aydın Doğan. Doğan tarafından Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen en önemli suçlamaların “Yolsuzluk” ve “Medya Eleştirileri” konusunda yapıldığı belirlenmiştir. “istismarcı” (1 kez. Başbakan Erdoğan‟a yönelik herhangi bir suçlama içeren haber bulunmamaktadır.

“işbirlikçi” (1 kez.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 75 2. %40) ve “çıkarcı” (3 kez. %20). Buna göre Yeni Şafak‟ta söz konusu tartışmaya ilişkin suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığı incelendiğinde şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “ahlaksız” (2 kez. Yeni ġafak Gazetesi’nde BaĢbakan Erdoğan Ġle Aydın Doğan Arasındaki TartıĢmanın Haberler Üzerinden Analizi Tablo-7 (Yeni Şafak Gazetesi‟nde Aydın Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı. ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Siyasal Çevrelerle ĠliĢkiler n % İftiracı 5 %50 Çıkarcı 3 %30 Basın Özgürlüğün ü Kötüye Kullanma 2 %22 İşbirlikçi 4 %100 Suçlamaların Niteliği Ahlaksız 2 %20 Vurguncu 4 %40 Otoriter 2 %22 %50 İşbirlikçi 1 %10 İftiracı 3 %30 Hakim/Savcı 2 %22 Kaçakçı 2 %20 Taraflı Yayıncılık 3 %34 4 %100 9 %100 10 %100 Toplam 10 % 100 Yeni Şafak Gazetesi‟nde. %50). “iftiracı” (5 kez. “Medya İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . çoğunlukla gazetenin kendi yorumlarından oluştuğu görülmüştür. %30). Bunun yanı sıra Başbakan‟ın suçlamalarını içeren haberlerin sunum şekliyle de. %30).4. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “iftiracı” (3 kez. %20). Bu haberlerde Doğan‟a yapılan suçlamaların. “vurguncu” (4 kez. Başbakan Erdoğan ile Aydın Doğan arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin toplam 14 haber yayınlanmıştır. %10) ve “kaçakçı” (2 kez. tartışmanın Başbakan lehine sonuçlandırıldığı belirlenmiştir.

Sayı:29 . “hakim/savcı” (2 kez. Oğuzhan Börekci Eleştirileri” konusunda “basın özgürlüğünü kötüye kullanma” (2 kez.“Doğan: Başbakan amirim değil” (6 Eylül 2008) ve “Doğan‟dan Rezidans ve CNN itirafı” (8 Eylül 2008) . Yeni Şafak‟ta söz konusu tartışmanın daha kısa ve ana hatlarıyla özetlendiği de dikkat çekmektedir. Bunun yanı sıra Yeni Şafak‟ta. “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” konusunda ise “işbirlikçi” (4 kez. Başbakan Erdoğan‟ın ise “haklılığı”nın ve “gücü” nün ön plana çıkartıldığı dikkat çekmektedir. Doğan‟ın kendisine yapılan suçlamaları kabul ettiği yönünde bir sonuca varıldığı da görülmektedir. %22). “Çamurun altında Hilton var” (7 Eylül 2008).yer verildiği tespit edilmiştir. “Petrol Ofisi‟nde Fatura Kabarık” (10 Eylül 2008). Başbakan Erdoğan‟ın açıklamalarına cevap verdiği belirtilmektedir. “Sadece Bir Günde 279 Milyon YTL‟si Gitti” (9 Eylül 2008). “yolsuzluk” yaptığına ve “haksız kazanç” edindiğine dair suçlamalar yer almaktadır. Öyle ki. Bu çerçevede gazetenin söz konusu tartışmaya ilişkin “taraflı” duruşu. “Suçlamalarda „iftira at. “Doğan‟ın 60 Milyon Dolarlık Kağıt Vurgunu” (10 Eylül 2008). “Doğan‟dan Rezidans ve CNN itirafı” başlıklı haberde. %22) ve “taraflı yayıncılık” (3 kez. Başbakan‟ın Doğan‟a yönelttiği suçlamaların oldukça çarpıcı başlıklarla aktarıldığı görülmektedir: “Ben senin bildiğin başbakanlardan değilim” (6 Eylül 2008). Bu haberlerde gerek başlıklarda gerekse haberlerin içeriğinde kullanılan ifadelerle. Doğan‟ın açıklamalarına yalnızca iki haberde . Nitekim bu haberlerde Doğan‟ın “ekonomik ilişkileri” ön plana çıkartılarak. %34).76 G. bazı haberlerin başlıklarında bile açıkça görülmektedir: “Hilton‟da Doğan‟ın Hayal Kırıklığı” (8 Eylül 2008). Güz 2009. IĢık – Ü. Doğan‟ın “olumsuzlandığı”. Hilton‟a rezidans için ruhsat istediği iddialarını ve CNN Türk‟e karasal yayın talebini de “programda doğruladı”ğı kaydedilmektedir. Aynı haberin devamında. Bunun yanı sıra Başbakan Erdoğan‟ın açıklamalarına yer verilen diğer haberlerde. Doğan‟ın “kendisine ait” Kanal D televizyonunda yaptığı “özel söyleşi” de. izi kalsın‟ mantığı var” (8 Eylül 2008) gibi. A. Erdoğan‟ın kendisini “yanlış anladığını ileri süren” Doğan‟ın. %22). %100). Dolayısıyla önceki üç gazeteden farklı olarak Yeni Şafak‟ta. Tablo7‟den de anlaşılacağı üzere Doğan‟a yöneltilen suçlamaların. “Siyasal Çevrelerle İlişkiler” konusu haricinde diğer üç konuda eşit ağırlıkta olduğu belirlenmiştir. “otoriter” (2 kez. “Doğan‟ın Hedefi Bu Kez Vekiller” (23 Eylül 2008) gibi.

kamuoyu adına siyasi otoriteleri denetlediği. taraflar arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin Başbakan‟a yöneltilen suçlamaların oldukça az sayıda olduğu tespit edilmiştir. Başbakan‟a yöneltilen suçlamalara ilişkin yer alan iki haberin – “Doğan: Başbakan Amirim Değil” (6 Eylül 2008) ve “Doğan‟dan Rezidans ve CNN İtirafı” “8 Eylül 2008). Buna göre suçlamaların niteliğinin niceliksel dağılımına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “sicil amiri” (1 kez. SONUÇ Günümüz toplumsal yapısında siyasal sisteme etki eden faktörlerin başında gelen medyaya. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Bu suçlamaların ise Zaman Gazetesi‟nde olduğu gibi tamamıyla Doğan‟ın kendi ifadelerinden oluştuğu görülmüştür. Bu noktada medya. %100). “Medya Eleştirileri” konusunda ise “otoriter” (1 kez. Diğer gazetelerde olduğu gibi Yeni Şafak‟ta da “Siyasal Çevrelerle İlişki” konusunda Başbakan Erdoğan‟a yönelik herhangi bir suçlama içeren haber bulunmamaktadır. %50) ve “istismarcı” (1 kez.içeriği incelendiğinde ise. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “şantajcı” (1 kez.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 77 Tablo -8 (Yeni Şafak Gazetesi‟nde Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı) ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Suçlamaların Niteliği İstismarcı 1 %50 Şantajcı 1 %100 Otoriter 1 %100 Sicil Amiri 1 %50 - Toplam 2 % 100 1 %100 1 %100 Yeni Şafak‟ta. %100). mevcut siyasal sistem ve olaylar karşısında kamuoyunu bilgilendirdiği ve bu anlamda da kamuoyunun beklentilerini yerine getirdiği yönünde bir önem atfedilmektedir. Doğan‟ın açıklamalarının Başbakan‟ın açıklamalarına kıyasla oldukça kısa tutulduğu ve Doğan aleyhine bir tutum sergilendiği görülmüştür. %50).

“yanlılık” temelinde haber içeriklerini büyük ölçüde etkilediği dikkat çekmiştir. İkinci olarak. Neticede çalışmaya örnek teşkil eden konuda. medya üzerinden bir “güç” savaşı sergiledikleri görülmüştür. karşılıklı suçlamaların “iftiracı”. siyasi çevrelerin ve özellikle de iktidarın ise kamuoyunu etkilemek ve dolayısıyla siyasi rantını artırmak amacıyla medyayı etkileme çabasında olduğu gerçeği büyük ölçüde doğrulanmış bulunmaktadır. Buna göre ilk olarak. Aydın Doğan lehine bir duruş sergilediği. Diğer taraftan Zaman ve Yeni Şafak gazetelerinin ise. “çıkarcı”. Bununla ilişkili olarak ise. Güz 2009. karşılıklı “çıkar” ve “beklenti” üzerinden gerçekleştirilen bu ilişkiler. “otoriter” gibi nitelendirmelerle hakaret boyutuna da taşındığı belirlenmiştir. “ahlaksız”. söz konusu iki gücün birbirine sürekli bağımlı hale geldiğini de göstermektedir. A. “şantajcı”. Başbakan lehine bir duruş sergileyerek. basın-iktidar ilişkilerinde iktidar yanlısı bir yayın politikası izlediği ifade edilebilir. Sayı:29 . bu çalışmanın örnek olayını teşkil eden konu üzerinden de doğrulandığı görülmüştür. söz konusu tartışmanın basında nasıl sunulduğuna bakıldığında ise. Çalışmanın ilgili bölümünde de belirtildiği üzere. IĢık – Ü. Medya ve siyaset ilişkisine dair yapılan bu incelemede. Nitekim medya ve siyasi çevreler arasındaki ilişkilere dair öne sürülen argümanların. basın-iktidar ve basın-mülkiyet ilişkilerinin. Oğuzhan Börekci siyasal aktörler açısından da ayrı bir önem taşımaktadır.78 G. Nitekim siyasal aktörler özellikle de kendilerine muhalefet eden grupları etkilemek ve bunların yaptığı eleştiriler karşısında kendilerini savunmak için çoğunlukla medyadan yararlanmaktadırlar. her iki grup gazetenin de “bi taraf” yayıncılık yaptığı gerçeği ortaya çıkmıştır. “vurguncu”. medyanın daha çok “ekonomik” beklenti düzeyinde siyasete ve siyasi konulara müdahil olduğu ve bu yönde gündemi oluşturduğu. Ancak kimi zaman medya ve siyaset çevrelerinin “çatışan” çıkarları nedeniyle. bu bağımlılığın olumsuz bir seyirde geliştiği de gözlenmektedir. dolayısıyla haberlerin medya patronunun ekonomik ve kişisel çıkarları doğrultusunda oluşturulduğu tezinin de büyük ölçüde doğrulandığı görülmüştür. tarafların Deniz Feneri Davası üzerinden başlayan tartışmalarda. Buna göre Doğan Medya Grubu‟nda yer alan Hürriyet ve Radikal gazetelerinin.

Z. N. Gürkan. Türkiye‟de Siyasal Tıkanma Ve Medya. ISSN: 1303-5134.). Gülseren Adaklı (Der.insanbilimleri.). Süleyman İrvan (Der. Birikim Dergisi. Geray. Sağnak. Damlapınar. Demokratik Sistemde Medyanın Rolü. Medya Politikaları. www. Medyayı Anlamak. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi.com Curran.1993 Yılları Arasında Medya – Politikacı İlişkileri). Sevilay Çelenk. (1997).1995). Medya Kültür Siyaset. H. 6869.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 79 KAYNAKÇA Adaklı. D. Ankara: İmge Kitabevi. 6. G. G. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Uluslar arası İnsan Bilimleri Dergisi. Medya: Ekonomik Ve Politik Elit İktidar Grubu. (2001). J. Medya ve Siyasete Güvenilirlik: „Medya ve Siyasetinin Toplumsal Algılanmasına Bağlı Faktörler.). Beybin Kejanlıoglu. (2009). İstanbul: Su Yayınları. 104. A. Ankara: Bilim Sanat Yayınları. İrvan. Tılıç. (1994. (2001). Medya Ve Demokrasi: Yeniden Değer Biçme. Birikim Dergisi. Arslan. Ankara: Siyasal Kitabevi. (2006). (1997). Zülfikar Damlapınar (Der. S. Yayıncılık Alanında Mülkiyet Ve Kontrol. Medya ve Siyaset. (1997). Medya – Politik İlişkisi Üzerine Sosyolojik Bir Değerlendirme. İstanbul: Eti Kitapları. Toplumsal Araştırmalarda Nicel ve Nitel Yöntemlere Giriş. (2008). (1996). M. Seçkin. Konya: Eğitim Kitabevi Yayınları. Medya – Politik (1983.

Siyaset. e-posta: kadirgolcu@selcuk. İletişim Fakültesi. Especially.SİYASET İLİŞKİSİ: 29 MART 2009 YEREL SEÇİMLERİ Abdulkadir GÖLCÜ* ÖZET Siyaset kurumunun ve aktörlerinin görüş ve fikirlerini topluma aktarmada medya kuşkusuz en önemli araçtır. Selçuk Üniversitesi. Anahtar Kelimeler: Medya. siyaset ve medya ilişkisini ortaya koymaktadır. Çalışma kapsamında ulusal çapta yayın yapan dört günlük gazetede takip edilmiş ve 15-27 Mart tarihleri arasında bu gazetelerde yayınlanan haberler eleştirel söylem analizi yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir. For this reason political news which was published in national press before election is analyzed. Gör. Media and Politics Relation in News Discourse: 29 March 2009 Local Elections ABSTRACT Media is the most important vehicle for political institute and politicians to transfer their ideas and opinions to society.tr İletişim 2003/18 . Özellikle seçim dönemlerinde haber medyası siyasetçilerin toplum genelinde siyasal fikirlerine ve projelerine rıza üretmeleri için ortam sağlamaktadır. 237- HABER SÖYLEMİNDE MEDYA.edu. Discourse * Arş. The purpose of this study is to show how Turkish press approaches political parties in context of relationship between political institute and media before 29 March 2009 Local Elections. 7(2). Bu nedenle seçim öncesinde ulusal basında yayınlanan siyasal içerikli haberler incelenmektedir. Söylem.. The News which was analyzed was limited according to their beings about AKP and CHP. Çalışma seçim öncesinde yapılan siyasal haberlerin söylem yapılarını çözümleyerek.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. Politics. The study puts forth the relationship between politics and media by analyzing discourse structure of political news which was published before the election. Bu çalışmanın amacı da 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesinde Türk basınının siyasal partilere nasıl yaklaştığını siyaset kurumu ve medya ilişkisi bağlamında ortaya koymaktır. Key Words: Media. news media provides environment for politicians to product social consent for their political ideas and projects in election periods. Konya. İncelenen haberler iktidar partisi AKP ve ana muhalefet partisi CHP hakkında çıkan haberler olarak sınırlandırılmıştır. In content of study four national daily newspapers is kept on and news which was published on these newspapers between 15-27 marches was analyzed by using critical discourse analyze.

medya ve siyaset ilişkisinde siyasal mekanizmaların daha fazla sürece dâhil olmalarına neden olmuştur. Gölcü Medya ve siyaset arasında var olan karşılıklı ilişkiler ağı 21. Özellikle toplumsal destek arayışında olan siyasal örgütlenmeler ve gruplar. belirli siyasal kimliklere bürünmelerine sebep olmuştur. Tuchman (1978) haber yapılırken bir takım profesyonel örgütlenmelerin ve habercilerin devreye girdiğini ve bunun haberin çerçevesini oluşturduğunu söylemiştir. Haber üretiminde kurumsallaşma ve profesyonel yapıların oluşması. Artık haber medyası ve haber olgusunu siyasal süreçlerden soyutlanarak düşünmek. toplumsal yapıdaki iktidar ilişkilerinin etkisi ile oluştuğunu aktarmaktadır. yüzyılda üzerinde en çok tartışılan konulardan birisi olmuştur. haberin toplumsal yapıda var olan gerçekliği siyaset mekanizması adına inşa etme çabası olarak değerlendirilmiştir.82 GİRİŞ A. medya üzerinden kendi değer yargılarını ve fikirlerini topluma aktarmak için medyanın olanaklarını kullanmışlardır. Bu süreç medya ve siyaset ilişkisinde. Gelişen teknoloji ile birlikte medyanın toplumsal yaşamı etkilemedeki gücünün artması. Çalışmada yöntem olarak eleştirel söylem analizi yöntemi kullanılarak. Sayı 29 . medya ve siyaset kurumu arasındaki ilişkiyi çözümlemede eksik yönlerin kalmasına sebep olacaktır. medya içeriğinin siyasallaşmasına neden olurken. 2008: 206). YÖNTEM Bu çalışmada siyaset ve medya ilişkisi 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesinde Türk basınında çıkan haberler üzerinden değerlendirilmektedir. haberin ne olduğu ve haber olacak olanın ne içermesi gerektiği siyaset kurumunun beklentileri doğrultusunda yeniden tanımlanmıştır. siyaset ve medya arasındaki ilişkiler ağının da karmaşık bir yapıya bürünmesine neden olmuştur. medya örgütlenmelerinin de siyasal pozisyonlar alarak. Bu bağlamda haber medyası ve siyaset arasındaki karşılıklı ilişkide. Güz 2009. Bu dönüşümler medya ve siyaset ilişkisine yeni boyutlar kazandırmıştır. yazılı basında seçim öncesinde yayınlanan siyasal içerikli haberler çözümlenmektedir. Özellikle haber medyası siyasal aktörler ve medyanın politize edilmesi sonrasında yapısal dönüşümler yaşamıştır. Medyanın kitleye dönük doğası siyaset kurumunun en çok önem verdiği konu olmuş. Yine Tuchman haber yapılırken profesyonellikten kaynaklandığı düşünülen bir takım süreçlerin. Medya artık kamuoyunu güdümleyen bir araç olmuş aynı zamanda medyadan kamuyu edilgin tüketiciler haline getiren bir aygıt olarak söz edilmeye başlanmıştır (Tokgöz.

ekonomik. Siyaset ve medya arasında başlangıçta oluşan kamu adına denetim işlevi ve medyanın siyasal süreçlere yaptığı öne sürülen pozitif yönlü katkı uzun süreli olmamıştır. Demokrasilere doğrudan katılımın imkânsızlığı medya ve siyaset arasındaki bu ilişkinin pekişmesini sağlarken.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 83 Çalışmanın yapılabilmesi için Hürriyet. Medyaya ana akım iletişim çalışmaları tarafından siyasal mekanizmaları kamu adına gözetleme görevinin verilmesi medyanın oldukça politize ve muhalif bir örgütlenme yapısına sahip olduğu bir döneme rastlamaktadır. yüzyılda siyasal meşruiyetin yapısal dönüşümü meşruluğun kaynağının çoğulcu demokratik rejimler aracılığıyla halk üzerinden sağlanmasına neden olurken. 1999: 24). Bunun sonucunda ana akım iletişim çalışmaları tarafından medyanın siyasal mekanizmaları denetleyen dördüncü bir güç olarak tanımlanması ve medyanın siyasal süreçlerde şeffaf oluşumları doğuracağı beklentisi oluşmuştur. Yeni Şafak gazetesi siyasal iktidarın işlemlerine olumlu. Cumhuriyet ve Yeni Şafak gazetelerinde yayınlanan haberler 15–27 Mart tarihleri arasında takip edilerek örneklem içerisinde incelenmiştir. modern demokrasilerde vatandaşların doğrudan katılabildiği demokratik süreçlerin olmaması. Sabah. Özellikle iletişim teknolojilerinin büyük ölçüde geliştirilmesiyle birlikte medyanın ideolojik yapısı. dış dünyanın olay ve oluşumlarıyla ilgili bilgileri rasyonel davranabilen bireylere sunarak genel çıkarların oluşmasına çalışan bir örgütlenme olarak tanımlamasına neden olmuştur (Kaya. Hürriyet ve Sabah gazeteleri ise merkez medyayı temsil ettikleri ve tiraj yüksekliği nedeniyle incelenecek gazeteler arasında yer almıştır.Haber Söyleminde Medya. Aynı zamanda ana akım yaklaşım medyayı vatandaşların ve siyasal aktörlerin siyasal buluşmalarını gerçekleştirdikleri ve siyasal eylemlerin sorgulandığı tarafsız bir uzam olarak göstermeyi amaçlamıştır. kitle iletişim araçlarının kamu adına bu görevi üstlenmeleri ile sonuçlanmıştır. Cumhuriyet gazetesi ise olumsuz yaklaşan bir yayın politikası izlediği için örnekleme dâhil edilmiştir. Bunun yanı sıra İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 1999: 35). günümüzde bütün toplumsal. Bu gelişmeler ana akım iletişim çalışmalarının medyayı toplumdaki olay ve oluşumları toplumun birey yurttaşlarına yansıtan. KURAMSAL ÇERÇEVE 21. medya ve siyaset mekanizmaları arasında karmaşık ilişkiler ağının kurulmasına da etki etmiştir. Yeni Şafak ve Cumhuriyet gazetelerinin örneklem içerisine alınmasında gazetelerin siyasal iktidar ve muhalefete karşı tavırları göz önünde bulundurulmuştur. siyasal ve kültürel demokratik kuruluşların faaliyetlerini ve iş yapma tarzlarını etkilemiştir (Erdoğan.

Sayı 29 . Eleştirel yaklaşımları esas alanlar iletişimin endüstrileşmesi. kültürel incelemeler. iletişim sosyolojisi gibi çeşitli konularda çalışmalar yapmışlardır (Yaylagül. özünde Herman ve Chomsky‟nin toplumsal yapıdaki egemenlerin söyleminin sıradan yurttaşların neleri görmesini. geliştirilen yeni iletişim teknolojilerinin toplum üzerindeki etkileri. Herman ve Chomsky (2006: 76) ise Rızanın İmalatı isimli yapıtlarında özel mülkiyet altındaki iletişim araçlarının kapitalistler tarafından sınıf tahakkümünün araçları olarak kullanıldığını belirtirler. medya ve siyaset arasındaki ilişkiyi tartışmalı sahiplik yapısı ve egemen dünya değerlerinin yeniden üretimi bağlamında ele alarak eleştirmişlerdir. Özellikle haber değerleri ve haber üretim süreçlerini ele alan bu yaklaşımlar. Dördüncü güç rolünün geçerliliğini yitirmesi sonrasında medya ve siyaset ilişkisinin yeni temeller üzerinde yeniden oluşturulmaya başlanması. iletişimin siyasal ekonomisi. Ana akım çalışmalar tarafından haberin gerçeklik olarak kabul edilmesi sorunsallaştırılmış ve ilk olarak haber olgusunun sorunlu bir üretim sürecinden geçerek oluşturulduğunu Walter Lippmann öne sürmüştür. Bu nedenle Lipman haber ile gerçeğin birbirinden ayrılması gerektiğini öne sürmüştür.84 A. Eleştirel yaklaşım içerisinde yer alan ekonomi politik yaklaşım ve kültürel çalışmalar. yaşanan gerçeği farklı bir şekilde kurgulayıp aktarmaktır. iletişim çalışmalarında eleştirel görüşlerin önem kazanmaya başlamasına neden olmuştur. Ekonomi politik yaklaşımda haber. 1997: 147). duymasını ve düşünmesini etkilediğini ve düzenli propaganda kampanyaları ile kamuoyunu yönlendirdiklerini öne sürmeleri üzerinden ele alınmıştır (Herman ve Chomsky: 2006: 75). medya örgütlenmelerinin pazar değerlerini ön plana çıkarmış ve medyaya atfedilen kamu denetçiliği görevini yerini kar güdüsüne bırakmıştır. 2006: 81). Gölcü zaman içerisinde değişen koşullar ve serbest piyasa ekonomisine geçiş. Ekonomi politikçiler haber medyası ve siyaset ilişkisinde kamu çıkarları yerine özel çıkarların yerleştirildiğini öne sürmüşlerdir. Aynı görüşü destekleyen Murdock (1982: 107) büyük medyaya sahip olan grupların diğer sermaye grupları Güz 2009. Bu savı destekleyen Garnham (1990: 113) enformasyona ve bir tartışma platformu olarak medyaya erişimin bir tür güç ve mülkiyet yapısı tarafından kontrol edildiğini söylemiştir. Lippmann‟a (1945: 213-216) göre basının ve bu araçlarının bir ürünü olan haber olgusu. Özellikle mülkiyet yapısında yaşanan hızlı dönüşüm medya örgütlerinin büyük bir kısmının son otuz yıldaki ele geçirmelerin sonucunda finans ve endüstriyel sermaye alanındaki büyük şirketlere bağlanmalarıyla sonuçlanmıştır (Curran. uluslar arası yönü. toplumsal güç iktidar ilişkilerinin ve sınıf tahakkümünün medya içeriğinde yeniden üretimi üzerine yoğunlaşmışlardır.

Medyanın bu işleyiş düzenine göre çağdaş insanlar kendi doğrudan deneyim alanlarının dışında olan olayları. Bu bağlamda Herman ve Chomsky‟nin propaganda modelinin haber metinlerinde incelenmesinde ve haberin üretim sürecinde kullanılan haber süzgeçlerinin medya metinleri okunurken göz önünde bulundurulması haberlerin analizinde yararlı olacaktır. 1982: 18-19). haberlerde tekrarlanan temaların ve sorunların izleyicilerin öncelikleri haline geldiği kabul edilmiştir (Iyengar. Bu noktada eleştirel çalışmalar ana akım iletişim çalışmalarının haber metinlerinde olduğunu öne sürdükleri nesnellik ve tarafsızlık vurgusunu mercek altına alarak. haber üzerinde yapılan eleştirel çalışmalara yeni bir ivme kazandırmıştır. kendilerine medyanın yansıttığı biçimle yani medya tarafından yapılan gerçeklik tanımlamalarıyla kavrarlar ( Kaya. bu değerleri sorunsallaştırırlar. Hall‟e göre medyanın en önemli işlevi. Siyasal yapıya yönelik rıza ve bu rızanın oluşum sürecinde. 1996: 93). medya metinlerinin ve özellikle haberciliğin önemi yadsınamaz (İnal. Ayrıca medyanın siyasal gündemi de etkilediği ve medyanın kamunun imgelem gücü olarak siyasal gündemi etkili bir biçimde belirlediği. Chomsky‟e (1993: 23) göre medya. 1998: 32). haberlerin oluşturulması ve İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Althusser‟in takipçisi olan İngiliz kültürel çalışmalarının önemli ismi Stuart Hall‟de bu görüşü destekleyen çalışmalar yapmıştır. Schiller (1993: 24) de kitle iletişim araçlarının. kitle iletişim araçlarının içerikleriyle mesajlarının taşıdığı anlamlar esas olarak içinde üretildikleri örgütün ekonomik temeliyle belirlenmektedir (Curran ve ark. Böylece bu bakış açısına göre. haberlerin ve çözümlemelerin çatısını yerleşik ayrıcalıkları destekleyen bir çerçevede kurarak ve bu doğrultuda her türlü tartışmayı sınırlayarak. anlamın toplumsal inşasında üstlendiği ideolojik işlevdir (İrvan. Yanlılık-nesnellik ikilisine çok farklı eleştiriler yöneltilirken bu eleştirilerin çoğunun yöntembilimsel ve epistemolojik konular üzerinde odaklandığı görülmüştür (Hackett. Gramsci‟nin terminolojisi ile yönetenlerin hegemonyalarını kurma sürecinde. 2009: 26). birbirleriyle sıkı sıkıya kaynaşmış olan devletin ve şirketlerin çıkarlarına hizmet etmektedir. Çok farklı disiplinleri içinde barındıran Kültürel çalışmaların ise Gramsci‟nin (1986) ortaya attığı Hegomanya kavramına paralel olarak haber metinlerini incelemesi ve Althusser‟in (2000) Devletin ideolojik Aygıtları çalışmasında medyanın ideolojik yeniden üretimde kritik bir rol oynadığı savını öne sürmesi. 1997:103).Haber Söyleminde Medya. Bu ideolojik işlev medyanın durum tanımı yapma yeteneğine sahip olmasıyla açıklanmıştır (Shoemaker ve Reese. 1997: 77).Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 85 ile aralarındaki çıkar ilişkisini göz önünde bulundurarak medya ve haber içeriklerini oluşturduklarını dile getirmektedir. 1997: 234).

Sözen‟e (1999: 81) göre haberlerin güç-iktidar sahibi yapıların söylemsel kalıplarında oluşturulması. okuyucu ve izleyicilerin aynı sözcüklerden aynı anlamları çıkardığını kabul ederek uzun yıllar nicel içerik çözümlemelerinin sorgulanmaksızın benimsediğini söyler. düşüncelerinde ve değerlendirmelerinde söyleme yansıyan toplumsal ideolojilerini belirlemektir. toplumsal yapıdaki egemen söylemi ortaya çıkarmak için eleştirel söylem analizi yöntemini geliştirmişlerdir. Sayı 29 . genelde medya içeriği özelde ise haber üzerinde farklı yöntemler kullanılarak çözümleme çalışmalarının yapılmasına neden olmuştur. Gölcü yayınlanması aşamasında yansız davranıldığı varsayılmasına rağmen objektif hareket etmediklerini belirtmektedir. Bu yöntemle açık dilsel yapılardan örtük ideolojik yapılara ulaşmak amaçlanır ( İnceoğlu ve Çomak. Medya içeriğinin toplumsal bilinçteki ideolojik yeniden üretimin sağlanmasında bu denli önemli rol oynaması. İnal‟a (1996) göre geniş bir bakış açısı ve farklı disiplinlerden gelen kuramsal ve kavramsal çerçeveler haberi. Bu görüşlere paralel olarak süreci dilbilim yönüyle değerlendiren İnal (1995: 114). haber metinlerini çözümlemede haberin üretiminde etkin olan iktidar pratiklerini. pozitivist yöntembilimin nicel içerik çözümlemelerinden ve metni bağlamından yalıtarak ele alan metin analizlerinden kurtarmıştır. eleştirel kuramla gelişen ve medya metinlerinin ve haberin oluşmasında yapısal sorunların varlığını gösteren çalışmalar sonrasında etkili eleştirilere tutulmuştur.86 A. her düşüncenin dilin dolayımını gerektirdiğini ve uzlaşımsal bir gerçeğin. Ayrıca söylem analizinin içerisinde sosyolinguistik çalışma. 2009: 12). sosyal analiz ve bütün bu analiz türlerini içine Güz 2009. Pozitivist yöntembilimin haber metinlerine uygun olmadığını öne süren eleştirel çalışmalar. mutlak bir nesnelliğin ve tarafsızlığın olanaksız olduğunu vurgular. Sumner (1979: 57) bu bağlamda akademik topluluk tarafından sözel dil içindeki göstergelerin tüm dil kullanıcıları için ortak anlamları olduğunu. metin analizi. haber metinleri üzerine yapılan çalışmalarda söylem analizi yönteminin kullanılmasına neden olmuştur. içinde yaşadığımız dünya hakkında söylenen her sözün. Eleştirel söylem çözümlemesinin kullanılma amacı medya metinlerindeki seçilmiş sözcük ve sözcük öbeklerinin bireylerin yaşamı algılamalarında. Ana akım yaklaşımın içerik çözümlemesi ile medya metinlerinde ve özellikle haberde nesnellik olgusunu desteklemek için yaptığı çalışmalar. Haber metinlerinin söylemsel yapıları incelendiğinde bu metinlerin kendilerine özgü özellikler taşıyan metinler olması ve anlamsal kalıplarının kapalı metin olma özelliği taşıması bu metinlerin çözümlenmesinde içerik çözümlemesi yönteminin terk edilmesine neden olmuştur.

Gramsci‟nin hegemonya kavramsallaştırması üzerinden hareket eden Hall (1994) yazdıklarında. toplumsal güç iktidar ilişkileri göz önüne alınarak yapılan analizlere iyi bir örnek teşkil etmektedir. özellikle haber metinlerinde iktidar konumunda olanların durum tanımlarının nasıl yeniden üretildiği ve iktidarın söyleminin nasıl meşruiyet kazandığının altını çizmiştir. Bunlardan birincisi İngiliz Kültürel Çalışmaları‟nın önemli figürlerinden biri olan Stuart Hall‟ün oluşturduğu toplumsal analizin ortaya getirdiği söylemsel oluşumlar üzerinde yoğunlaşan sosyoloji ağırlıklı yaklaşımdır. söylemin üretilme pratikleri üzerine daha fazla yoğunlaşmaktadır.Haber Söyleminde Medya. 1997: 268). haber üretim sürecinde durum tanımlamalarının kimler tarafından yapıldığıdır. Ayrıca haber söylemini ele alırken kullandığı makro ve mikro yapılarının sınırlarını çok geniş tutan Van Dijk. mikro yapılarda haberi destekleyen unsurların önemine işaret etmektedir (Van Dijk. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 2008: 67). Bu yaklaşımda temel dayanak noktası. Çalışma sonrasında İngiliz kamuoyunda haber değerlerinin politik süreçlere göre nasıl değişime uğradığı ve bu değişim sonrasında yaşanan haberin sosyal hayattaki etkisi ortaya konmuştur İkincisi ise Hollandalı dilbilimci Van Dijk‟ın haber analizlerinde kullandığı ve Van Dijk yöntemi olarak adlandırılan dilin gramerine duyarlı olarak haberi makro ve mikro yapılarında inceleyen yaklaşımdır. savaş sonrası konsensüs politikasının çöküşü ve otoriter bir devletin büyümesi arasında iddialı bir ilişki kurmaya çalışan karmaşık bir çözümlemeyi içermektedir (Stevenson. Bugün yayınlanan gazetelerin neredeyse hepsinin ilk sayfalarında görsel öğelerin öne çıktığını ve yazılı dilin kaybolduğunu söyleyen Van Dijk. Van Dijk‟a (2005: 319) göre söylem yoluyla toplumsal denetim uygulanmasının önemli bir koşulu söylemin denetimi ve bizzat üretimidir. Haber metinleri üzerinden toplumsal yapıda var olan güç-iktidar ilişkilerini göstermeyi amaçlayan bu çalışma habere ve haberin anlamsal çerçevesine etki eden siyasal süreçleri irdelemektedir. Hall ve arkadaşları tarafından Birmingham Kültürel Çalışmalar Merkezi tarafından yapılan Krizlerin Denetimi (Policing The Crises) isimli çalışmada haberin metin analizlerinden soyutlanarak. Bu nedenle Van Dijk oluşturduğu söylem çözümlemesi yönteminde. uluslararası haberlerin yapısı üzerine yaptığı bilinen çalışmasında tüm dünya ülkelerinin haber ajanslarına bağımlılığını ortaya koymuştur. Çalışma İngiltere‟de sokak soygunculuğu (mugging) konusunda basın yoluyla yayılan ahlaki panik.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 87 alan eleştirel bir analiz türü olması da haber metinlerinin çözümlenmesine önemli katkılar sağlamıştır. Eleştirel söylem analizi temelinde iki farklı yöntemi içerisinde barındırmaktadır.

Bu nedenle haber metinleri üzerinde söylem analizi uygulanarak yapılan eleştirel çalışmalar Foucault‟nun (2000) iktidarın söylemsel bağlar içerisinde kurulduğu ve dolaştığı fikrinden de faydalanarak. Ayrıca dünya genelinde etkili olan ekonomik krizin. siyasetçiler arasında yer alan bireysel tartışma ve münakaşalara büyük yer ayrılmıştır. İç politikada ise Ergenekon Soruşturması ve beraberinde getirdiği önemli gözaltılar. Özellikle siyasal aktörlerin seçim kampanyalarını oluştururken birbirlerine karşı yıpratıcı ve sert politikalar izlemeleri. Bu süreç içerisinde yazılı basında yer alan haberlerin çoğunluğunda. Böyle bir ortamda ülkenin yerel seçim sürecine girmesi. HÜRRİYET GAZETESİ 15 Mart tarihinde “Baykal 3011‟de iktidara gelir” başlıkla yayınlanan haber için kullanılan fotoğrafta. Sayı 29 . Yerel bir seçim süreci yaşanması gerekirken. seçim öncesinde ülke ekonomisini durgunlaştırması da seçim öncesinde gerçekleşen ve siyasal aktörlerin seçim sürecinde üzerinde yoğun olarak duracakları gündem başlıklarından birisini oluşturmuştur. Haberde siyasal vaatler ve seçim Güz 2009. Başbakanın bir tünel açılışında makam otomobilini kendi kullanması ve dikiz aynasında saçlarını düzeltmesi. hiç kuşkusuz kitle iletişim araçlarının ardında da yer alan egemen ideoloji ve başat kültürel yapıdır. seçim öncesi atmosferde gergin bir ortam yaratmış ve siyasal tercihler bazında ülke toplumsal yapıda bir kutuplaşmaya doğru sürüklenmiştir.88 A. Gölcü Hem ekonomi politik açıdan hem de kültürel çalışmalar açısından söz konusu haber söyleminin kodlanmasında rol oynayan başlıca etmen. yerel adayların çalışmaları ve projeleri hakkında bilgilendirme yapmaları beklenirken. “Dikiz aynasında saç bakımı” alt başlığıyla haberin içerisinde aktarılmıştır. daha çok iktidar ve muhalefet liderleri arasındaki söz düelloları haberleştirilmiştir. yerel seçimin bir genel seçim havasıyla yürütülmesine neden olmuştur. seçim sürecinde yapılan haberciliği de olumsuz yönde etkilemiştir. BULGULAR 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesinde Türk kamuoyu seçim sürecine yoğun bir politik gündem ile beraber girmiştir. haber söylemi içerisinde egemen iktidar olgusunun nasıl ele alındığını ve işlendiğini göstermeyi amaçlamıştır. Siyaset kurumunun merkezinde işleyen ideolojik mekanizmanın toplumsal yapılara haber içerikleri ile yayıldığı gerçeği eleştirel haber çalışmaları sonrasında kabul edilmiştir. Dış politikada yaşanan bazı gelişmeler ve özellikle Başbakanın Davos görüşmelerinde yaptığı çıkış seçim öncesinde ülke gündemini bir hayli meşgul etmiştir.

haber söylemini desteklemek için yapıldığının göstergesidir. Ayrıca Baykal‟ın Başbakan‟ın çocuğunu Amerika‟da okuttuğunu ama vatandaşın okutamayacağını hatırlatması da haberde işlenen çatışma unsurlarından bir başkasıdır.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 89 çalışmaları hakkında bilgi aktarmak yerine. Ayrıca kullanılan bannerda kullanılan renklerin Cumhuriyet Halk Partisi‟nin renkleriyle aynı olması. Baykal‟ın “Abbas yolcu”. 16 Mart tarihinde Deniz Baykal‟ın Hatay mitinginde söylediği “Adam olamayan 3011‟de de adam olamaz” sözü haber başlığı olarak doğrudan kullanırken. Haberin içeriğinde Baykal‟ın “ağız tadıyla birbirimize küfür edemiyoruz” sözü üzerinde fazla durulmamış ve Başbakan‟ının bu söz üzerinden Baykal‟a yüklendiği. Baykal‟ın Niğde mitinginde Ziya paşadan okuduğu bir şiirle cevap vermesi haberleştirilmiştir. 17 Mart tarihinde “Küfürbaz derler oy vermezler” başlığıyla yayınlanan haberde kullanılan başlık daha önceki haberlerde siyasetçiler arasındaki tartışmayı hatırlatan cümlelerden doğrudan alıntılanmıştır. haberin içeriğinde Baykal‟ın Başbakan‟ı adam gibi adam olmak gerektiği yönündeki sözleri işlenmiştir. Haberin spotunda bu bilginin verilmesi ve İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . haber söyleminde işlenmiştir. Başbakanın ana muhalefet lideri Deniz Baykal‟a yönelik bir sözü uzun uzun işlenmiştir. Aynı tarihte “Hiç vicdanın yok mu” başlığıyla Deniz Baykal‟ın Mardin mitinginde Başbakanın açıkladığı kriz paketlerini eleştirmesi haberleştirilmiştir. 20 Mart tarihinde yayınlanan bir başka haberde ise kullanılan fotoğraf ve fotoğraf üzerine yerleştirilen “Klonsuz meydan” yazısı Hürriyet gazetesinin haber söylemlerinde siyasal iktidar karşıtı bir duruşu benimsediğini göstermektedir. 18 Mart tarihinde yayınlanan “Altın palan vursan eşek yine eşektir” başlıklı haberde. Bu haberin spotunda AKP Manisa İl Başkanlığı‟nın Manisa mitingini kalabalık göstermek için fotoğraflar üzerinde oynama yaptığı bilgisi aktarılmıştır. yapılan haberin ana konusunu Başbakan ve Baykal arasındaki söz düellosunda bir gün önce gerçekleşen münakaşa oluşturmuştur. Bu haberde de başlık Baykal‟ın sözleri arasından doğrudan alınırken. Haber de kullanılan başlık ve haberin içeriğinde Baykal‟ın sözlerinin ara başlıklar olarak doğrudan kullanılması ve yine kırmızı-beyaz renkte bannerlarla haber söyleminin desteklenmesi söz konusudur.Haber Söyleminde Medya. Bu haberin içeriğinde de yerel seçim çalışmaları hakkında detaylı bilgi bulmak imkânsızdır. Ayrıca yayınlanan bu haberde kullanılan “Baykal‟a çattı” bannerı başlığın yanı başında kullanılmış ve haberin söyleminde Deniz Baykal‟ın tartışmanın masum tarafı olarak aktarılması amaçlanmıştır. Yayınlanan bu haberde yerel seçim hakkında herhangi açıklama ya da art alan bilgisi bulmak neredeyse imkânsızdır. “Sen kendine baksana” ve “Yatağa Baykal‟la giriyor” sözleri de haberin ara başlıkları olarak doğrudan kullanılmıştır.

Gazetenin genel yayın politikasının siyasal iktidara karşıt olması. Gazete iki tam sayfayı seçim süresince siyasi parti liderlerinin görüşleri. Bu haberde rüşvet vererek çıkar sağlamaya aracılık eden kişinin gönderdiği SMS‟de haberin konusu olurken. Özellikle CHP mitinglerinde vatandaşlar tarafından yapılan pankartların fotoğrafları sık sık kullanılarak. Bu haberlerden en dikkat çekeni 26 Mart tarihinde yayınlanan “250 bin dolar Topbaş‟a verildi işin tamam” başlığıyla yayınlanan haberdir. Sayı 29 . Gölcü fotoğraf üzerinde “klonsuz meydan” yazısının kullanılması. bu sözleri tırnak işareti kullanmadan. Haberin söyleminde taraflara yolsuzluk suçlamalarıyla yer verilirken. Gazete daha önceki yayınlarında yaptığı gibi bu haberde kullanılan fotoğrafın üzerine “Yolsuzluğu kurutacak” sloganını yerleştirmiştir. iktidar ve ana muhalefet liderlerinin yayınlanan haberlerinin haber söylemlerinde açıkça ortaya çıkmaktadır. Gazete aynı haberin yanı başında CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu‟nun bir seçim gezisi haberleştirmiştir. CHP‟nin milletin desteğini aldığı yönünde haberin söyleminin kurulduğunu göstermektedir. Haber başlıkları ve spotlarda yayın politikasına uygun olarak parti liderlerinin alaycı sözlerini haber söylemine taşıyan gazete. Haberin art alanı ile detaylı bilgi verilmezken.90 A. kısmen anakent şehirlerinin belediye başkan adayları arasında gerçekleşen atışmaları yayınlamak için ayırmıştır. toplum genelinde siyasal iktidara karşı genel bir rahatsızlığın olduğu fikri haber söyleminde ön plana çıkarılmak istenmiştir. Ayrıca siyasal iktidar ve kısmen ana muhalefet partisi hakkındaki yolsuzluk iddialarını gündemine taşıyan gazete. “Tayyip amca bir gemicik de benim oğluma alsana”. iktidar partisi hakkındaki iddialara daha fazla yer ayırmıştır. Gazete seçim öncesi izlediği yayın politikasında siyasal iktidarın ve muhalefet partilerinin liderleri arasındaki söz düellosunu haberleştirmeyi amaçlamıştır. banner gibi Güz 2009. içselleştirerek okuyucuya aktarmıştır. “Takiyeyle bağlan hayata”. adli herhangi bir süreçten bahsedilmemektedir. Hürriyet gazetesi iktidar karşıtı söylemini yayınlanan birçok haberde kullandığı fotoğraflarla da desteklemek istemiştir. Hürriyet gazetesi iktidar-muhalefet çatışmasına dönük haberlerin yanı sıra AKP‟nin İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayları hakkında çıkan yolsuzluk iddialarını da yoğun olarak haberleştirmiştir. Gazete ana muhalefet partisinin haberlerine alan olarak daha fazla yer ayırmış ve haberde oluşturulan iktidar karşıtı söylemi fotoğraf. haberde ara başlık olarak “İşte rüşvetin SMS‟i” başlığı kullanılmıştır. “Vatanı satan adam”. “Bilecik çarşı Tayyibe karşı” gibi pankartların fotoğrafları haber söylemini destekleyen fotoğraflar olarak kullanılmıştır.

Haberde bu iki çelişkili durum aktarılırken. Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu‟nun Karaman‟da seçim gezisi sırasında CHP seçim bürosunu ziyareti haberin konusu yapılmıştır. Çanakkale mitinginde başbakanın yaptığı konuşmaları haberin spotunda doğrudan kullanarak içselleştirme yapmıştır. başbakanın ekmek karnesini halka gösterirken çektirdiği bir fotoğrafla desteklenmiştir. AKP‟nin seçim süresince kullandığı “Sen Türkiye‟sin Büyük Düşün” sözü öne çıkarılarak haber söylemi olumlanmak istenmiştir. 20 Mart tarihinde “Utandıran ziyaret” başlığıyla sürmanşetten verilen bir başka haberde ise. Hürriyet gazetesinde bu dönem içerisinde iki siyasal partinin de siyasal reklamları bulunmamaktadır. mevcut CHP‟li İzmir Büyükşehir Belediyesinin vatandaşa hak ettiği hizmeti vermediğine işaret edilmiştir.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 91 unsurlarla desteklemek istemiştir. Bu başlık ile AKP‟li belediyelerin hizmet konusunda rahat olduklarını ve vatandaşın da artık ideolojiye oy vermek yerine hizmeti tercih edeceği haber söylemine yerleştirilmiştir. Yeni Şafak ayrıca. 19 Mart tarihinde “Küfür edeceğinize iş yapsaydınız” başlığıyla yayınlanan haberde. YENİ ŞAFAK GAZETESİ 16 Mart tarihinde “Hizmet sırası İzmir‟de” balığıyla yayınlanan haberin ana konusu Başbakan‟ın İzmir mitingi olmuştur.Haber Söyleminde Medya. İzmir‟in içme suyunda arsenik bulunduğu haberin spotunda ve ara başlığında vurgulanarak. Haberin söyleminde CHP‟nin tarihinin başarısızlıklarla dolu olduğu yönünde bir görüş. CHP‟nin açılımlarının gerçekçi olmadığı ve samimiyetten uzak olduğu haber söyleminin merkezinde yer almıştır. CHP Denizli Belediye Başkanı‟nın seçim sloganı olarak bir hadisi seçmesi haberleştirilirken. Yine haber için kullanılan fotoğraflarda. aynı haberde “Efendimize Saygısızlık” alt başlığıyla CHP Denizli İl Başkanı Ali Kavak‟ın “Atatürk gibi lider varken peygamber gibi lider bekliyorlar” sözü haberleştirilmiştir. CHP lideri Deniz Baykal‟ın sözleri haberde ön plana çıkarılmış ve CHP‟nin millete hizmet etmediği söylemi haberin merkezine yerleştirilmiştir. AKP hükümetinin milletin hizmetkârı vurgusu haber içerisinde tekrar tekrar verilmiş ve haberin ara başlıklarında AKP‟nin yaptığı icraatlar haberleştirilmiştir. 18 Mart tarihinde “CHP‟nin karnesini açıkladı” başlığıyla yayınlanan bir başka haberde. Aynı sayfada daha küçük bir yerde “CHP‟nin yeni açılımı hadis ve maneviyat” başlığıyla yayınlanan haberde. Başbakan‟ın bir ekmek karnesiyle “dedelerimize karneyle ekmek dağıttılar” sözü haberin spotunda doğrudan kullanılmıştır. Bakan Nimet Çubukçu‟nun kendisini sokakta görüp yolunu değiştiren İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .

“hoş geldiniz demenizi beklerdim” ifadesiyle de CHP‟lilerin nezaketsiz davrandıkları haber söyleminde aktarılmak istenmiştir. Yapılan haberde CHP yöneticilerinden Önder Sav‟ın ve Altan Öymen‟nin bazı seçim gezilerinde dini konularda yaptıkları tartışmalı konular tekrar edilerek. haberde oluşturulmak istenen söylem yan unsurlarla desteklenmiştir. CHP‟nin yaptığı çarşaf açılımının gerçekçi olmadığı “Önce rozet sonra hakaret” spotuyla haberleştirilmiştir. Bu sayede CHP‟lilerin toplumun bir gerçeği olan din ve dini ritüellere ne kadar yabancı oldukları ve halktan kopuk bir yaşam sürdükleri haber söyleminde ön plana çıkarılmıştır. Haberin ara başlığında “Kuryelikten Müdürlüğü” başlığıyla bir örgüt kuryesinin Kemal Kılıçdaroğlu tarafından SSK Kayseri Sigorta Müdürlüğü‟ne atandığı aktarılmıştır. iki siyasetçi arasında bir mücadelenin olduğunu vurgulamak için yapılmıştır. 22 Mart tarihinde yayınlanan “CHP‟nin kılıcı örgütlerin hamisi çıktı” başlıklı haberde ise. Yapılan haberde Baykal‟ın Kılıçdaroğlu‟nun parti içindeki yükselişini engellemek istediği söylemi ele alınmış ve bu görüş Tarhan Erdem‟e doğrulatarak haber söylemi desteklenmiştir. Yeni Şafak gazetesi 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesinde siyasal iktidarla olan sıkı ilişkileri çerçevesinde genel bir yayın politikası oluşturmuş ve yayınladığı Güz 2009. Aynı haber içerisinde CHP Kırıkkale Milletvekili Halil Tiryaki‟nin üzerinde manzara resmi bulunan elektrik trafosunu cami sanarak. Haberde kullanılan “Neden Konuşturulmadı?” ara başlığı ve Baykal ile Kılıçdaroğlu‟nun fotoğraflarının karşı karşıya konulması. CHP‟nin din konusunda yaptığı açılımlarının samimiyetsizliği haber söyleminde aktarılmak istenmiştir. 25 Mart tarihli Yeni Şafak gazetesinde yayınlanan “CHP bunu hep yapıyor” başlıklı haberde ise. Çubukçu‟nun “benden korkmanıza gerek yok” sözü haberin spotuna taşınırken. Sayı 29 . CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu‟nun SSK Genel Müdürü iken. Haberde kullanılan Kılıçdaroğlu‟nun fotoğrafının altına yerleştirilen “ Eski hükümlüleri atadı” başlığı da büyük puntolarla verilerek. 23 Mart tarihinde yayınlanan “Baykal adayını konuşturmadı” başlığıyla yayınlanan haberde. bu olayı haberleştirmek için gazetecilerle şehre gelmesine “Trafoyu cami sanmıştı” başlığıyla yer verilmiştir. CHP‟nin İstanbul mitinginde Baykal‟nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğulu‟na mitingde konuşma hakkı vermediği haberleştirilmiştir. Gölcü CHP‟lileri seçim bürolarında ziyaret ederek utandırdığı ve kullanılan başlıkla CHP‟lilerin iktidara karşı söyleyecekleri sözlerinin olmadığı yönünde bir söylem haberde aktarılmıştır.92 A. eski hükümlüleri ve örgüt mensuplarını işe aldığı haberleştirilmiştir.

SABAH GAZETESİ 16 Mart tarihinde “ Söyledik Mardin‟e gitti Hakkâri‟ye de uzansın” başlığıyla yayınlanan haberde. Ayrıca gazete CHP‟li adaylar hakkında öne sürülen yolsuzluk iddiaların gerçekliği yönünde bir sorgulama yapmaksızın iddiaları haberleştirirken. Bu haberde Başbakan‟ın bir çiftçiye söylediği sözü hatırlatan Baykal‟ın konuşması haberin ana konusunu oluştururken. Neredeyse haberlerin hiçbirinde Başbakan‟ın seçim gezisi yaptığı bölgelerin yerel adayları ve yerel politikalar hakkında hiçbir bilgi aktarılmamıştır. Genel olarak CHP hakkında yapılan haberlerin çoğunluğunda olumsuz eylemler ya da CHP‟li belediyeler hakkında çıkan yolsuzluk iddiaları haber söyleminde ön plana çıkarılmıştır. Yeni Şafak‟ta Hürriyet gazetesi gibi yaptığı haberlerde yerel seçim çalışmaları hakkında detaylı bilgi vermek yerine.Haber Söyleminde Medya. ana muhalefet partisi CHP‟nin eylemlerinde eleştirel bir çerçeve kullandığı gözlemlenmiştir. CHP‟yi dar bir zümre partisi olarak kurgulamak haberin çerçevesini oluşturmuştur. Ayrıca AKP‟nin Büyükşehir Belediye Başkan Adayları hakkında yapılan haberlerde bu adayların çalışmaları olumlanarak aktarılırken. haber söyleminin nasıl oluştuğunu açıklamaktadır. Haberin söylemi Başbakan‟ın sözleri üzerine kurgulanırken. 18 Mart tarihinde “Ananızı da alın. Siyasal iktidarın seçim çalışmaları. sandığa gidin” başlığıyla yapılan haberde ise Deniz Baykal‟ın Niğde mitinginde söylediği söz tırnak işareti içerisinde başlığa taşınmıştır. CHP‟nin ülkenin tamamını temsil etmediği ve yurdun belirli bölgelerinde taraftarlarının olduğu haber söyleminde aktarılmıştır.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 93 haberlerde bu yayın politikasına uygun haber çerçeveleri kullanmıştır. Gazete siyasal iktidarın eylemlerini haberleştirdiği sayfalarda siyasal iktidarın vermiş olduğu siyasal reklamları yayınlamaktan da çekinmemiştir. haberlerde kullanılan ara başlıklar ve spotlarla da haber söyleminin anlam kapanması sağlanmıştır. Başbakan‟ın İzmir mitinginde CHP lideri Deniz Baykal‟ı doğu illerinde de miting yapmaya davet etmesi haberleştirilmiştir. Ayrıca haberde Başbakan‟ın sözleri doğrudan haberin başlığında ve spotunda kullanılarak içselleştirme yapılmıştır. eylemleri ve projeleri yoğun olarak haberleştirilmiş ve yapılan haberlerde eleştirel değerlendirmeler yapılmaktan özellikle kaçınılmıştır. haberlerin yayınlandığı sayfalara başkan adaylarının siyasal reklamlarının alınması da. Bu haberde AKP‟nin vatanın her yerinde miting yapabildiği söylemi aktarılırken. seçim haberlerini genel seçim havasında aktarmayı tercih etmiştir. Gazetenin siyasal iktidarın eylemlerini olumlayan haberler yapmasının yanında. haber için ayrılan yerin çok küçük İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .

Aydın Valisinin cevabının başlığa taşındığı haberde. Bu sayede haber söyleminde CHP liderinin siyasal konularda ciddiyetsiz bir tavır takındığı vurgulanmak istenmiştir.94 A. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‟ın partisinin İstanbul mitinginde CHP‟nin Baykal liderliğinde edebi muhalefet olarak kalacağını söylemesi haberin söylem çerçevesini oluşturmuştur. Haberde CHP‟nin şov peşinde koştuğu ve asıl şovu milletin yapacağı yönünde Başbakan tarafından söylenen cümleler spot olarak doğrudan kullanılmıştır. Aynı haberin içerisinde “Baykal pankartı güldürdü” alt başlığıyla verilen haberde. Ayrıca aynı gün gazetede AKP‟nin siyasal reklamlarına geniş yer ayrılarak. Aydın Valisinin görevden alınmasını isteyen Baykal‟ın “Ben o Valileri APS ile göndereceğim” sözü haberleştirilmiştir. Deniz Baykal‟ın Başbakan‟ı davet ettiği TV programının içeriği üzerinden. 25 Mart tarihinde “ Canlı yayında reklam arasında skandal” başlığıyla yayınlanan haberde. onunla şov yap” başlıklı haberde. Aynı haberin hemen altında “Malay: Baykal APS ile gidecek” başlığıyla yayınlanan haberde ise. CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu‟nun katıldığı bir TV programında reklam arasında sunucu Nahit Güz 2009. Baykal‟ın ülke sorunlarına verdiği önem eleştirilmiştir. Bu bağlamda haberin söyleminde CHP ve lideri Deniz Baykal‟ın ülke gerçeklerinden uzak ve ciddiyetsiz bir siyaset anlayışına sahip olduğu kurgulanmıştır. Deniz Baykal‟ın Başbakan‟ı televizyon programında tartışmaya çağırması ve program yöneticisi olarak da Mehmet Ali Erbil‟in seçilmesi önerisi haberleştirilmiştir. Erbil‟in programına çağırdı” başlığıyla yayınlanan haberde ise. Bu haberde televole gibi bir magazin programına göndermeler yaparak ve haberin spotunda da bu konu işlenerek ana muhalefet partisinin şov yaptığı aktarılmak istenmiştir. meydanda bir vatandaşın taşıdığı “Sayın Başbakan‟ım 23 Nisan Çocuk Bayramı‟nda Deniz Baykal‟ı Bir Günlüğüne Başbakanlık Koltuğuna Oturtun” yazılı pankart haber söylemini desteklemek için haberleştirilmiş ve başbakanın bu pankarta güldüğü de haber içerisinde aktarılmıştır. Baykal‟ın beklentisinin boşuna olduğunu ve milletin ve özellikle kendi partisinin Baykal‟ı göndereceği de Valinin sözleri ile haber söyleminde ön plana çıkarılmıştır. Sayı 29 . Gölcü olması dikkat çekmektedir. 23 Mart tarihinde manşetten yayınlanan “Baykal edebi muhalefet” başlıklı bir diğer haberde ise. yapılan haberlerde siyasal iktidara daha fazla yer verilmeye çalışılmıştır. 19 Martta “Erdoğan‟ı. Haberin söyleminde Baykal‟ın önerisinin gerçekçi olmadığı ve ülke gündemindeki önemli bir olayın bir showman‟in programında tartışılacağı vurgusu kullanılan spotla ön plana çıkarılmıştır. 21 Mart tarihli Sabah gazetesinde yayınlanan “Televole‟de adamın var.

Her iki haberde de haber kaynağı olarak tek taraflı bir yapı söz konusu olmuş ve haberde kullanılan spotlar ve İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Diğer gazetelerde de yoğun olarak görülen içselleştirme.Haber Söyleminde Medya. Haberde Ankara‟nın işlek caddelerine konan bu afişlerin. Sabah gazetesi seçim öncesi yaptığı haberlerde genel olarak siyasal iktidar yanlısı bir yayın politikasıyla örtüşen haber söylemleri kullanmıştır. Aynı zamanda yayınlanan haberlerin genel çerçeveleri yerel seçim çalışmaları yerine siyasal iktidar ve ana muhalefet partisi arasında geçen tartışmalar göre belirlenmiştir. Kılıçdaroğlu için daha büyük bir fotoğraf kullanılması. haberin ana unsuru olan Nihat Duru haberde detay olarak işlenmiştir. Bu da gazetenin haber söyleminin iktidar yanlısı kalıplara dönüşmesinde önemli etkenlerden birisidir. Ankara Büyükşehir Belediyesinin yardımıyla asıldığı da belirtilmiş ve bu haberin altında “Gökçek‟e metro protestosu” başlığıyla yayınlanan başka bir haber de Ankaralıların metro vaadini tutmadığını söyledikleri belediye başkanını protesto ettikleri haberleştirilmiştir. Başbakan‟ın seçim afişi olarak kullanılan Türk bayraklı rozetinin seçim yasasının ihlali olduğu haberleştirilmiştir. daha çok olumsuzluk ve ilginçlik değerleri ile ele alınarak haberleştirilmiştir. haber söylemine Kılıçdaroğlu‟nun alınmak istendiğini göstermektedir. yapılan haberlerin AKP‟nin eylemlerini olumlayan çerçevelerde aktarılmasında önemli bir etken olmuştur. Ayrıca gazetenin ait olduğu yayın grubunun siyasal iktidar ile iyi ilişkilerinin olması. Haberin söyleminde reklam arasında konuşulanlar Kılıçdaroğlu üzerinden kurgulanırken. Ayrıca CHP‟nin anakent adayları olumsuz eylemleri ya da haklarında çıkan yolsuzluk iddiaları nedeniyle haberleştirilmişlerdir.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 95 Duru‟nun AKP hakkında söylediği sözler haberleştirilmiştir. Aynı haberde olayın sorumlusu sunucunun fotoğrafına küçük bir yer ayrılırken. Gazete seçim öncesinde nerdeyse her gün AKP‟nin verdiği siyasal reklamları yayınlamıştır. Gazete siyasal iktidarın eylemleri ve seçim çalışmalarını yoğun olarak haberleştirirken. art alan bilgisi vermeme gibi eksiklikler Sabah gazetesinin haber söylemlerinde de sık sık gözlemlenmiştir. yerel seçimler bazında İstanbul ve Ankara gibi anakent adaylarının çalışmaları sadece iktidar partisi adaları için habere dönüştürülmüştür. CUMHURİYET GAZETESİ 15 Mart tarihinde “AKP reklamlarında yasa ihlali” başlığıyla yayınlanan haberde. Bu bağlamda CHP haberleri ise. Yapılan haberlerin çoğunda CHP lideri Baykal‟ın ilginç bir sözü ya da CHP‟li yetkililerin topluma yabancı olduklarını göstermeyi amaçlayan anekdotlar kullanılmıştır.

Haberin metni ve başlığı arasında bir çelişki bulunmaktadır. Bu söyleşide Kılıçdaroğlu‟nun yaptığı açıklamalar ara başlıklar ve başlıkta tırnak içine alınmadan doğrudan aktarılırken. “Halk seçmeyecek” ara başlığıyla da AKP‟ye karşı toplumsal bir karşıtlığın olduğu söylemini pekiştirmek istemiştir. 22 Mart tarihli “Hızla sivil diktatoryaya gidiyoruz” başlığıyla yayınlanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu söyleşisine tam sayfa yer ayrılmıştır. Haberin söyleminde miting için yakın illerde çalışan devlet dairelerinden isim listesi toparlanarak. miting meydanının boş kaldığı haberleştirilmiştir. AKP‟li Altındağ Belediyesi‟nin kar yağışına rağmen oy almak için asfalt döktürdüğü gazetenin iktidar karşıtı söylemi çerçevesinde haberleştirilmiştir. Yapılan haberde. Başbakan Erdoğan‟ın Ege gezisinin sönük geçtiği ve bazı meydanlarda siyah afişlerle karşılandığı haber konusu yapılmıştır. 16 Mart tarihine yayınlanan “Siyah afişlerle karşılandı” başlığıyla yayınlanan haberde. Obama‟nın halifesi” açıklamasını haberleştiren ve haberin başlığında doğrudan aktaran gazete. gazetenin kendi görüşlerine dönüştürülerek içselleştirilmiştir. Yapılan haberde CD olarak da dağıtılan filmin yoğun ilgi gördüğü aktarılarak haber söyleminde vatandaşlarında Ankara belediyesinin uygulamalarından memnun olmadığı fikri aktarılmak istenmiştir. belediyenin hatasını kabul ettiği atılan ara başlıkla haberde yer almıştır. Bu iddiayı destekleyen bir belge ya da fotoğraf haber söylemini desteklemek için kullanılmamıştır. Ankara Büyükşehir Belediyesi‟nin 2004‟den beri çözemediği sorunları konu edinen bir kısa filmin internet üzerinden izlenebildiği haberleştirilmiş.96 A. mitinge getirildikleri yönünde iktidar karşı bir duruş aktarılmak istenmiştir. Gölcü başlıklarda yapılan açıklamalar doğrudan kullanılmıştır. Yapılan haberde haber kaynağı açıklanmazken. Yapılan söyleşide kullanılan “AKP seçmene şantaj Güz 2009. 17 Mart tarihinde “AKP‟de hayal kırıklığı” başlığıyla yayınlanan bir başka haberde ise. Gazete ayrıca “AKP‟li Belediyelerin Bilançosu” başlığıyla hazırladığı bir yazı dizisini beş gün boyunca yayınlamış ve AKP‟li anakent belediyelerin çalışmalarındaki aksaklıklar ve yolsuzluk iddialarını okurlarına aktarmıştır. 20 Mart tarihinde yayınlanan ve “ „Hatırla Ankaram‟ Vizyonda” başlığını taşıyan haberde ise. Aynı sayfada Türkiye Komünist Partisi Genel Başkanı Erkan Baş‟ın “Tayyip. Başbakan‟ın Eskişehir mitingi için trenlerle insanların şehre taşınmasına rağmen. Sayı 29 . belediye yetkilisi Kadim Doğan‟ın konu hakkında yaptığı açıklama da yer almamasına rağmen. 19 Mart tarihinde “Bu bir seçim asfaltıdır” başlığıyla yayınlanan haberde. aktarılan bilgilerde kesin cümle yapıları tercih edilmiş ve AKP mitinglerine Ege‟nin dört bir yanından insan taşınmasına rağmen kalabalık olmadığı haberin söylem çerçevesini oluşturmuştur.

“Erdoğan kendi istihbarat örgütünü kurdu” başlıklarıyla gazetenin haber söylemlerinde kullandığı iktidar karşıtlığını söyleşide de görmem mümkün oluyor. CHP‟nin İstanbul mitinginde Deniz Baykal‟ın sözleri haberin genel çerçevesini oluşturmuştur. 27 Mart tarihinde yayınlanan bir başka haberde ise “Vali‟den AKP‟ye kıyak” başlığıyla Konya Valisi‟nin bir milletvekilinin eski İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . haberde oluşturulmak istenen iktidar karşıtı söylem desteklenmiştir. 23 Mart tarihli yayınlanan “Yolsuzluk çağ atladı” başlıklı haberde. AKP‟ye karşı toplumsal bir hoşnutsuzluğun olduğu haberin söylemini desteklemek için kullanılmıştır. gazetenin AKP hakkındaki yolsuzluk haberlerini gündeme getirmesiyle örtüşerek. Okay‟ın “Büyük götürdüler olmalıydı” tırnak işareti kullanılmadan doğrudan kullanılmıştır. kamu kurumlarının seçim dönemlerinde AKP‟yi desteklemek için kullanıldığı haber söyleminde aktarılmıştır. iman kendilerine han hamam”. Aynı sayfada yine bir başka yolsuzluk iddiasını içeren haber “Kepenek herhalde oldu kelebek” başlığıyla yayınlanmıştır. Baykal‟ın sözleri hem başlıkta hem de spotlarda ve ara başlıklarda doğrudan aktarılarak içselleştirilmiştir. Bu şekilde aktarılan haberler arasında bir bütünlük sağlanmış ve siyasal iktidar karşıtı olan gazete söylemi pekiştirilmiştir. AKP‟nin billboardlara astığı “Büyük Düşündük Hizmeti Seçtik” ilanlarının yanına TCDD tarafından asılan “Büyük Düşündük Türkiye‟nin Hızına Hız Kattık” ilanlarının iktidarı seçim öncesinde desteklemek için yapıldığı haberleştirilmiştir. 25 Mart tarihinde yayınlanan “TCDD-AKP işbirliği” başlıklı haberde. Haberde CHP‟li Hakkı Süha Okay‟ın bu olay hakkındaki görüşlerine de yer verilirken. Haber için kullanılan spotlarda kadrolaşmanın boyutlarının ortaya çıktığı gibi iddialar dile getirilirken.Haber Söyleminde Medya. belediye başkanı Kadir Topbaş‟ın fotoğrafı da eklenerek. Türk Hava Yolları‟nın daha önce reklamlarında slogan olarak Başbakan‟ın “Durmak Yok Yola Devam” sözünü kullandığı hatırlatılarak. “Millete din. “Kasımpaşa‟nın imamı kaça sattın vatanı” gibi pankartların yolsuzluk mesajları vermesi. Özellikle miting meydanlarında vatandaşların hazırladıkları pankartların aktarılmasıyla. gazetenin siyasal iktidar karşı söylemini desteklemiştir. Kemal Kılıçdaroğlu‟nun iddia ettiği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi‟ni zara uğrattığı öne sürülen Serdar Kepenek‟in neden ortaya çıkmadığı ve Kadir Topbaş‟ın sorularına neden cevap vermediği haber söyleminin merkezinde yer almıştır. Haber için kullanılan fotoğraflar.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 97 yapıyor”. Aynı tarihli gazete yayınlanan bir başka haberde ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi‟ne eleman alımında yapılan usulsüzlük “Belediyeye ihaleyle memur almışlar” başlığıyla haberleştirilmiştir. gazetenin iktidar karşıtı genel söylemini desteklemek için kullanılmıştır. “ Durmak yok soymaya devam”.

Bu bağlamda medya örgütlenmelerinin. Bu sayede CHP‟nin muhalefet görevini yerine getirdiği ve siyasal iktidarın eylemlerini takip ederek kamuyu haberdar ettiği söylemi haberde üretilmiştir. Siyasetin yönetme üzerine inşa edilmiş yapısı. Gazete genel olarak iktidar karşıtı sert bir duruş sergilerken. Gazete AKP ve AKP‟li belediyelerin yolsuzluk iddialarına ilişkin birçok olayı haberleştirirken. Ayrıca gazete seçim öncesinde CHP‟nin siyasal reklamlarını sık sık yayınlanmış ve oluşturduğu haber söylemini desteklemek için kullanmıştır. Gölcü sekreterini özel kalem müdürlüğüne ataması haberleştirilmiştir. Yapılan haberde AKP‟nin devlet kurumlarında kadrolaşmaya devam ettiği söylemi ön plana çıkartılırken. İktidarla ilgili yapılan haberlerin çoğunluğu olumsuzluk değeri üzerinden haberleştirilmiştir. SONUÇ Bu çalışma Türkiye‟de siyaset kurumu ve medya arasındaki ilişkiler ağının yazılı basında yayınlanan haberlerin söylemine yansımalarını ortaya koymak için yapılmıştır. CHP‟li belediyelerin yaptığı ya da yapacağı icraatlar düzenli olarak haberleştirilmiştir. kullandığı haber dili ve söylemi de buna göre olmuştur. Haber söyleminde kullanılan başlıklar ve spotlarda genel olarak olumsuz cümle yapıları olarak kurgulanmış ve olumsuz anlamlar taşımaktadır. iktidarın devlet kurumlarında kadrolaştığı söylemini desteklemek içinde haberler yapmıştır. haberde CHP Konya Milletvekili Atilla Kart‟ın olayın takipçisi olduğu da aktarılmıştır. gazetenin seçim döneminde yaptığı haberlerin söyleminde sert bir dil kullanmasına etki eden unsurlardan biridir. CHP hakkında çıkan haberler ise daha sade bir dille kaleme alınırken. siyasal mekanizmaların ve ekonomik yapıların da dâhil olduğu karmaşık bir ilişkiler ağı ortaya çıkmaktadır. Sayı 29 . medya ve siyaset kurumu arasındaki ilişkilerin daha anlaşılır kılınması içindir. Gazetenin Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay‟ın Ergenekon Soruşturması kapsamında gözaltına alınmasının seçim öncesinde gerçekleşmesi. Çalışmanın uygulama kısmında seçim döneminde iktidar partisi ve ana muhalefet partisi hakkında yapılan haberlerin ele alınması. Güz 2009. medya ve siyaset arasındaki ilişkiyi de yönetme. Cumhuriyet gazetesi seçim öncesi yaptığı haberlerde kullandığı haber söyleminde siyasal iktidarla iyi ilişkilerinin olmaması ve okur kitlesinin ideolojik beklentileri bağlamında iktidar karşıtı bir yayın politikası izlemiştir. CHP ve adayları hakkında herhangi olumsuz bir habere rastlamak söz konusu olmamış ve bu dönem içerisinde CHP‟li bazı anakent adaylarıyla tam sayfa söyleşiler yayınlanmıştır. kontrol etme süreçlerine taşımakta ve siyaset-medya ilişkisini bir mücadele süreci içerisine çekmektedir.98 A.

Haber Söyleminde Medya- Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri

99

Çalışma sonucunda siyaset kurumu ve medya örgütlenmeleri arasında siyasal iktidara yakınlık ve uzaklık olarak tanımlayacağımız nedenlerin, medya içeriği ve özellikle haber söylemi üzerinde çok önemli bir etkiye sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca haber söyleminin kaygan bir zemin üzerinde bulunması ve haberin durum tanılaması olarak kavramsallaştırması da gazetelerin aynı haberi farklı söylem kalıplarında aktarmalarına imkân tanımıştır. İncelenen gazetelerin seçim döneminde kullandıkları haber söylemleri, gazetenin ait olduğu yayın grubunun siyasal iktidarla ilişkilerinden, okuyucu kitlesinin dünya görüşüne ve siyasal partilerden alınan reklamlara kadar çok farklı değişkenlerden etkilenmektedir. Hürriyet gazetesinin haber söyleminin oluşmasında ait olduğu Doğan Yayın Holding‟in mevcut siyasal iktidarla iyi ilişkilerinin olmaması belirleyici olmuştur. Hürriyet gibi çok farklı kesimlerden okur kitlesine sahip bir gazete için okur kitlesinin haber söylemini etkilemede çok etkili olduğu söylenemez. Ayrıca gazetenin siyasal reklamlara göre haber söylemini belirlediğini öne sürmek gerçekçi olmayacaktır. Araştırma kapsamında gazetenin takip edildiği süre içerisinde bu iki parti adına hiçbir siyasal reklam Hürriyet gazetesinde yayınlanmamıştır. Yeni Şafak gazetesinin haber söylemini etkileyen faktör ise gazetenin AKP hükümetine yakın bir yayın politikasına sahip olmasıdır. Ayrıca Yeni Şafak gazetesi bu dört gazete arasında en çok AKP reklamı yayınlayan gazete olmuştur. Kuşkusuz bu da gazetenin haber söylemini belirlemede etkili olmuştur. Sabah gazetesinin haber söyleminin belirlenmesinde gazetenin ait olduğu medya grubu ve mevcut siyasal iktidarla olan ilişkileri etkili olmuştur. Sabah gazetesinin yayınlarında kullandığı haber söyleminin belirlenmesinde AKP‟den aldığı siyasal reklamlar da önemli bir faktördür. Cumhuriyet gazetesi için haber söyleminin belirlenmesinde üstlendiği misyon ve mevcut siyasal iktidarın meşruiyetini sorunsallaştıran bir yayın politikasına sahip olması, seçim döneminde gazetenin haber söyleminin belirlenmesinde etkili olmuştur. Gazetenin CHP‟nin eylemlerini olumlayan bir haber söylemini tercih etmesinde, CHP‟nin gazeteye verdiği siyasal reklamların etkili olduğu gözlemlenmiştir. Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında yapılan haberlerin ve Kılıçdaroğlu‟nun siyasal reklamlarının karşılıklı ya da aynı sayfalarda yayınlanması bu görüşü desteklemektedir. Ayrıca Kılıçdaroğlu için yapılan haberlerde dürüstlük imajını destekleyecek unsurlar sık sık kullanılmıştır. Sonuç olarak çalışma kapsamında incelenen gazetelerin yayın politikalarının ve mülkiyetlerinin siyaset kurumuyla olan ilişkilerinin, gazetelerin yaptığı haberler ve seçim döneminde yayın politikalarını belirlemede çok önemli olduğu

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

100

A. Gölcü

gözlenmiştir. Ayrıca gazetelerin aldığı siyasal reklamların da haber söylemlerinin belirlenmesinde etkili bir faktör olduğu ve bu reklamların haberlerin söylemlerini destekleyecek bir şekilde sayfalara yerleştirildiği ortaya çıkmıştır. KAYNAKÇA Althusser, L. (2006) Yeniden Üretim Üzerine, A. Işık Ergüden-Alp Tümertekin (çev), İstanbul: İthaki Yayınları. Chomsky, N. (1993) Medya Gerçeği, Abdullah Yılmaz(çev), İstanbul: Tümzamanlar Yayıncılık. Curran, J. (1997) “Medya ve Demokrasi: Yeniden Değer Biçme” içinde: Medya Kültür Siyaset, 139-198, Süleyman İrvan (çev. ve der.), Ankara: Ark Yayınevi. Erdoğan. İ. (1999) “Dördüncü Gücün İlettiği: Amerikan Örneği” içinde: Medya Gücü ve Demokratik Kurumlar, 33-42. Korkmaz Alemdar (der:), İstanbul: Afa Yayınları. Foucault, M. (2000) Özne ve İktidar/ Seçme Yazılar 2, Osman Akınhay, Işık Ergüden (çev), İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Garnham, N. (1990) Capitalism and Communication, London: Sage Publications Gramsci, A. (1986) Hapishane Defterleri, Kenan Somer (çev), İstanbul: Onur Yayınları. Hackett, R. A. (1997) “Bir Paradigmanın Önemini Yitirişi”, Ayşe İnal (çev.). içinde: Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Yıllık, 31-72, 1997-1998. Hall, S. (1994) “İdeolojinin Yeniden Keşfi: Medya Çalışmalarında Baskı Altında Tutulanın Geri Dönüşü”, içinde: Medya, İktidar, İdeoloji, 73-122. Mehmet Küçük(çev. ve der.), Ankara: Ark Yayınevi. Herman, E. ve Chomsky, N. (2006) Rızanın İmalatı, Ender Abadoğlu (çev.), İstanbul: Aram Yayınevi. Iyengar, S. (1997) “Siyasette Erişim Yanlılığı” içinde: Medya Kültür Siyaset, 233252. Süleyman İrvan (çev. ve der), Ankara: Ark Yayınevi. İnal, A. (1996) Haberi Okumak, İstanbul: Temuçin Yayınları. İnal, A. (1995) Yazılı Basın Haberlerinde “Yapısal” Yanlılık Sorunu, Toplum ve Bilim, 67, 111–135.

Güz 2009, Sayı 29

Haber Söyleminde Medya- Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri

101

İnceoğlu, Y. ve Çomak, N. (2009) Metin Çözümlemeleri, İstanbul: Ayrıntı Yayınları. İrvan, S. (1997) Medya, Kültür, Siyaset, Ankara: Ark Yayınları Kaya, R. (2009) İktidar Yumağı, Ankara: İmge Kitabevi Yayınları. Kaya, R. (1999) “Medya, Toplum, Siyaset,” içinde: Medya Gücü ve Demokratik Kurumlar, 23-32. Korkmaz Alemdar(der.), İstanbul: Afa Yayınları. Lippmann, W. (1945) Public Opinion, New York: The Macmillan Company. Murdock, G. (1982) “Large Corporations and the Control of the Communication Industry” edt., M. Gurevitch, T. Bennet, J. Curan and J. Woollacott; Culture, Society and Media, London: Methuen. Schiller, H. (1993) Zihin Yönlendirenler, Cevdet Cerit (çev), İstanbul: Pınar Yayınları. Shoemaker, P. ve Reese, S. D. (1997) “İdeolojinin Medya İçeriği Üzerine Etkisi”, içinde: Medya Kültür Siyaset, 99-136. Süleyman İrvan (çev. ve der), Ankara: Ark Yayınevi. Sözen, E. (1999) Söylem, İstanbul: Paradigma Yayınları. Stevenson, N. (2008) Medya Kültürleri: Sosyal Teori ve Kitle İletişimi, Göze Orhon- Barış Aksoy (çev.), Ankara: Ütopya Yayınevi. Sumner, C. (1979) Reading Ideologies. Londnon: Academic Pres. Tokgöz, O. (2008) Siyasal İletişimi Anlamak, Ankara: İmge Kitabevi Yayınları. Tuchman, G. (1978) Making News: A Study in the Construction of Reality, UK: Free Pres. Van Dijk, T. A. (1997) Discourse as Structure and Process, London: Sage Publications. Van Dijk, T. A. (2005) Söylemin Yapıları ve İktidarın Yapıları” içinde: Medya, İktidar, İdeoloji, 315-376. Mehmet Küçük (çer. ve der.), Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları. Yaylagül, L. (2006) Kitle İletişim Kuramları: Egemen ve Eleştirel Yaklaşımlar, Ankara:Dipnot.

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009, 7(2), 237-

1980’LERDEN 2000’LERE TÜRK SĠNEMASINDA ÜRÜN YERLEġTĠRME UYGULAMALARINDA GÖRÜLEN NĠCEL DEĞĠġĠM
Merih TAġKAYA
ÖZET
Reklam yayınlarının izlenilirliğinin ve etkinliğinin azalması sonucunda ürün yerleştirme uygulamalarına yönelen reklamcılar ve reklam verenler için sinema filmleri yeni bir mecra haline gelmiştir. 1980 sonrasında, Türkiye’de uygulanan neo-liberal ekonomi politikalarından Türk sineması da etkilenmiştir. Sinema filmlerinde yapılan ürün yerleştirme uygulamaları, yasal bir zemine sahip olmadığı halde uygulanmaya devam etmiştir. Yapılan analizler sonucunda son yirmi yıllık süreç içinde ürün yerleştirme uygulamalarında süre, sahne ve film bazında artış olduğu bulgulanmıştır. Bu çalışmada, bu artışın değerlendirilmesi için, ürün yerleştirme uygulamalarının reklam stratejisi haline geldiği neo-liberal sürece odaklanılmıştır. Bu çalışma, Türk Sineması’nda ürün yerleştirme uygulamalarının yıllara göre gösterdiği nicel değişimi eleştirel ekonomi politik yaklaşım çerçevesinde incelemektedir. Türk filmlerinde yapılan ürün yerleştirme uygulamalarında görülen nicel değişimi belirlemek için 1987, 1997, 2007 yıllarında en çok izlenen 30 film içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Türk Sineması, Ürün Yerleştirme, Sponsorluk, Neo-liberalizm

The Quantitative Changes in Product Placement Practices in Turkish Cinema Since 1980s To 2000s ABSTRACT
In Turkey, cinema industry is influenced by the neo-liberal policies. As a result of this, cinema industry has been forced to be in a more interpreted relation with advertisement industry. Advertisement industry has been looking for a new media due to the decrease in the effect of ads in traditional media. This study aims to capture this neo-liberal process by focusing on product placement strategy since mid-1980. In order to describe quantitative change in product placement in Turkish movies with box office success are analyzed. This research shows that there is a gradual increase of product placement in terms of number of movies, scenes and time allocated from 1980’s to 2000’s. Key Words: Turkish Cinema, Product Placement, Sponsorship, Neo-liberalism

 Yardımcı Doçent Doktor, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi.

İletişim 2003/18

Buna ürünün şöhret sahibi kişilerce filmlerde kullanıldığı durumlar da eklendiğinde. The African Queen filminde Humphrey Bogart aracılığı ile Gordon‟s Dry Gin. izleyicide ürünü tesadüfen gördüğü inancını yaratmakta ve söz konusu ürüne yönelik pozitif algılar geliştirme olasılığını artırmaktadır. 2004: 17). diğer taraftan yerleştirilen ürün için aldığı ücret ya da ürün ile yapım giderlerini kısmen ya da tamamen karşılayabilmektedir. kendi markalarının bir öykünün parçası olarak ekranlarda gösterilmesine isteklidirler. hatta onu tesadüfen duyduğuna inanması. Mildred Pierce filminde Joan Crawford aracılığı ile Jack Daniels sunulmuştur (Wenner. 1994). pırlanta üreticisi DeBeers firmasının Hollywood‟un altın çağında aşk filmleri için pırlanta takılar tedarik ettiği bilinmektedir. 2004: 104). Ürün yerleştirme uygulamaları. Ürün yerleştirme uygulamaları. Sayı:29 . alıcının ikna edici iletişimin kendisine yönelmediğine. yerleştirilen ürünlerin markalarının tanınırlığına yaptığı pozitif katkısının fark edildiği zamanlardan beri. 1945 tarihli Mildred Pierce isimli film. Otomobil firmalarının gönüllü olarak araç sağlayarak film yapımını destekledikleri. reklam kuşağında yer alan reklamlardan daha fazla ikna edici olabilmektedir. Bu görüşe göre. bir görüşe göre “ikna edici iletişim söz konusu olduğunda. Ürün yerleştirmelerin bilinen en erken uygulaması 1930‟ların sinema filmlerinde görülmüştür. TaĢkaya Reklam yayınlarının izlenilirliğinin ve etkinliğinin azalması. Film yapımcısı. Bu uygulama. Reklam yayını için yeni mecralar olarak sinema filmlerinin kullanılması. sinema filmleri. Bu mecralar. ürün yerleştirme. etkinin daha güçlü olması kaçınılmazdır. televizyon dizileri gibi yapımlardır. Satın alma davranışı üzerindeki etkinliği kanıtlanmamış olmakla beraber. yapımcıya ve ürün yerleştirme ajansına ayrı ayrı faydalar sunmaktadır. iknanın etkinliğini artırmaktadır” (Yüksel. ürün yerleştirme uygulamaları. alkol gibi etik açıdan hassas olan ürün sınıfları için de devam etmiştir. tüketimi yönlendirici etkisine olan inancın ve beklentinin artmasıyla giderek ürünlerin reklamlarının yapılmasına hizmet eden uygulamalara dönüşmüştür. Hollywood‟da önceleri gerçeklik algısı yaratmak amacıyla senaryonun gerektirdiği doğrultuda dekorda ve çeşitli sahnelerde ürünlerin kullanılması ile yapılırken. Reklam veren Güz 2009. kendi ürününü bir filmin kurgusal gerçekliğinde bir karakter olarak sunarak ürüne pozitif bir imaj kazandırabilmektedir. bir taraftan ürünün gerekli sahnelerde kullanılmasıyla gerçeklik algısı yaratabilmekte. ürünlere fayda sağlamak amacıyla sigara. Reklam veren firma. Şirketler her zaman. reklam için ayrılmış alan ve kuşakların yayınlandığı mecralara alternatif mecralar sunmaktadır. reklam verene. bir sinema yıldızının markalı bir ürünü kullandığı ilk film olarak belgelenmiştir (Galician ve Bourdeau.104 GiriĢ M. reklamcıları ve reklam verenleri yeni mecralar aramaya sevk etmiştir. televizyon programları.

ürün yerleştirme uygulamalarının reklam ve halkla ilişkiler karması içinde marka bilinirliği yaratmada. bir firma. örgüt ya da kuruluş içindeki bütün iletişim aktivitelerinin en gözde olanlarının uyumuna işaret etmekte ve reklam ajansları tarafından bu yollarla “eklemlenmiş sinerjik etkiler”in açığa çıkacağı vaat edilmektedir2. klasik radyo ve televizyon reklamlarına benzer bir şekilde yer ayırtma ve ürün yerleştirme ile bu ürünleri ekranlara taşıyan. 1982‟de Steven Spielberg‟in E. Reklamcılığın etkililiği konusunda duyulan şüphe sonucunda. oldukça güçlü olduğu ifade edilmektedir.bu şekerin satışları %66 artmıştır1 (Wenner. filminde spotların Reese‟s Pieces isimli şekerin üzerine çevrilmesinden sonra -M&Ms firması para karşılığında ürün yerleştirme yapılmadığını iddia etmiş olsa da. ürün yerleştirme uygulamalarında bir artışa neden olmuştur. son birkaç yılda. Pazarlama stratejilerini geliştirmek üzere yürütülen pek çok yönetimsel araştırmada. Bu araştırmalar. ürün yerleştirme ile filmlerde kullanılan pek çok ürünün satış başarısı öyküsüyle doludur. reklamverenleri ürün yerleştirme uygulamaları için cezpetmiştir. Ürün yerleştirme için „toplam çözüm ajans‟ı adı altında aracı kurum olarak kendilerini konumlandıran kuruluşlar da bu uygulamaları hayata geçirmek için hazırlıklıdırlar.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 105 firmalar. Ürün yerleştirmeyle ilgili başarı hikayeleri. bu bağlamda yeni icat edilmiş olarak görülmektedir. reklamcılık sektörününün kendi içinde matrisler ürettiğini söylemektedir. 2004: 106). yüzdeler ve başarı hikayeleri. 2009). tanıtımı yapılan ürünlerin mümkün olduğunca sinema ve televizyon yapımlarının ihtiyaç duyduğu 1 Daha fazla örnek için bkz. yine Tom Cruise‟un oynadığı The Firm isimli filmde gösterilmeden önce çok fazla tanınmayan Red Stripe isimli biranın pazarının ikiye katlanması gibi örnekler çoğaltılabilir (Wenner. Wenner. Oysa tarih. Bu ajanslar dışında. ürün yerleştirme uygulamalarından elde ettikleri kazancı gündeme getirmeyip. Yapılan ürün yerleştirme uygulamaları sonrasında satışın arttığına ilişkin ampirik bir bulgu olmasa da ürün yerleştirme uygulamalarının en azından marka bilinirliğine katkıda bulunduğu kanısı Türkiye‟de de yaygındır. 2004. 2004). sadece filmin yapımına destek oldukları noktasına vurgu yapmaktadır (Taşkaya.T. su içinde başka türlerle karşılaşan bir balık gibidir” derken. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . yolunu hala „kaliteli kurgu‟da ararken. Ürün yerleştirme uygulamalarında. Tom Cruise‟un rol aldığı Risky Business adlı filmde kullandığı Ray Ban marka gözlüklerin satışlarının bir anda fırlaması. Hollywood ile eş zamanlı olmasa da. Diğer türler arasında sponsorluk ve ürün yerleştirme uygulamalarının bu günkü halleri. benzer nitelikteki bir süreç içinde Türk sinemasına da yansımıştır. gerçeklik algısı yaratma arzusunun ürünün reklamını yapma niyetine dönüşmesi. Galician ve Bourdeau. reklamcılık sektörünün umut bağladığı “total iletişim” ve “bütünleşik iletişim” kavramları. 2004: 101-134 2 Mattelart “yeni reklam endüstrisi.

koordineli olarak sunulmasını sağlamak için sponsorları tarafından düzenli olarak denetlenen. GORA. 1980 sonrasında. 1999‟dan aktaran Türksoy. Hababam Sınıfı 3. neo-liberal piyasa kurallarının teşviki ile bu dönüşüme giden bir yol izlemektedir. 2009). Gürel ve Alem (2004). Pekman ve Gül (2008)). Hababam Sınıfı Merhaba. İzleyiciler. Maskeli Beşler Irak. Asmalı Konak Hayat. tecimsel mesajlar taşıyan ve pek çok noktada reklamla örtüşen uygulamalara dönüşebilmektedir. O Şimdi Asker. Bu noktada ürün yerleştirme uygulamalarında etik olmayan bir durum söz konusudur. reklam. ürün yerleştirme. ürün yerleştirme uygulamaları karşısında kuşanamamaktadırlar. Türkiye‟de uygulanan neo-liberal ekonomi politikalarından ve bu politikaların sürekliliğine hizmet eden kuralsızlık projelerinden Türk sineması da etkilenmiştir. Bazıları Türkiye‟de ürün yerleştirme uygulamalarının nitel durum tespitine yönelik olarak nicel analizlere yönelmiş ve mevcut durumu ortaya koymuştur (bkz. 120 ve Beyaz Melek) alınmıştır Güz 2009. Komser Şekspir. belgesel. Bu çalışmalardan bazıları genel olarak ürün yerleştirme stratejilerini belirlemeye yönelik olarak literatür taraması şeklindedir (bkz. Taşkaya. reklam kuşağında reklamları izlerken sahip oldukları kalkanları. Kitle iletişim araçları tarafından sunulan tüm mesajların niteliğinin (haber. uzmanlaşmış kurumların belirdiği gözlenmektedir (Baerns: 2003). Kurtlar Vadisi Irak. Deliyürek Bumerang Cehennemi. Ürün yerleştirme konusunda son yıllarda Türkiye‟de yapılmış pek çok çalışma vardır. Sınav. Kabadayı. Propaganda.) mesajın başında ya da sonunda bildirilmesi zorunluluğu vardır. 2006: 253). Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarını piyasa sürecine paralel gelişimi içinde değerlendirmek için serbest pazar uygulamalarının başlatıldığı ve reklamcılık faaliyetlerinin hız kazandığı 1980 sonrasına yönelmek gerekmektedir. Güle Güle. Hababam Sınıfı Askerde. (2006)) Bazıları Türkiye‟de ürün yerleştirme stratejileri üzerine vaka analizi olarak değerlendirilebilir (Bkz. Babam ve Oğlum.piyasa koşulları belirlemiştir (Taşkaya. Hokkabaz.5 Organize İşler. Diğer taraftan. Nerdesin Firuze. TaĢkaya malzemeler kapsamında. Ancak bu güne kadar yapılan çalışmalar içinde 3 Bu çalışmada örneklem olarak 1980‟den 2007‟e kadar olan süre içinde yapımı gerçekleştirilmiş ve izleyici sayısı bir milyonun üzerinde olan 26 film (Eşkıya. Türkiye‟de de ürün yerleştirme uygulamaları.106 M. Sayı:29 . Vizontele. gerçeklik algısı yaratmak üzere filmlerde uygun sahnelere yerleştirildiği iddia edilse bile. yorum vb. kuralsızlık projelerinin uygulanma süreci içinde hiçbir yasal zemine sahip olmaksızın yapılagelmiş ve bu uygulamanın sınırlarını -ya da sınır tanımazlığını. Ürün yerleştirme ajansları bu noktada yeni bir alt sektör olan ürün yerleştirme uygulamalarından fayda sağlayan üçüncü taraf olarak karşımıza çıkmaktadır.Vizontele Tuuba . Son Osmanlı. Ürünlerin. Kahpe Bizans. filmlerin tehlikeli bir şekilde ürünler tarafından işgal edildiği eleştirileri de gündemdedir (Govani. 20093). Her Şey Çok Güzel Olacak. Türk sinemasında ürün yerleştirme.

Gartner‟a göre. görüntü. iki on yıllık süre içinde. 2005:190). Türkçe‟de görü. Bu aslında reklamcılık ve halkla ilişkiler jargonunun bir terimidir (Williams. yerleştirilen ürünlerin sektörel dağılımları. Gülsoy da ürün yerleştirmeyi. optik. bir kişi veya nesnenin görüntüsel/resimsel benzeridir.2009). Bu tür ürün yerleştirme. yayıncılık ve reklamcılık jargonunda yer almaktaysa da Türkiye‟de ilgili mevzuatta ürün yerleştirme uygulamalarına dair herhangi bir düzenleyici maddeye ya da ayrı bir yönetmelik bulunmamaktadır. Ürün yerleştirme marka imajına katkıda bulunan bir uygulama olarak kabul edilmektedir.) (Robins.yer alması. resim. Amaç ve Kapsam Bu araştırmanın amacı. Kavramsal Çerçeve Ürün yerleştirme kavramı. 1999: 21). sözel. görme ediminin düşteki görüntü gibi. Türk sinemasında ürün yerleştirme şekilleri. kavram ve çoğunlukla imge sözcükleriyle karşılanan image. fikir. görüş. ürünlerin oyuncular tarafından kullanılma durumları. neo-liberal süreçte Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarında görülen nitel ve nicel değişikliklerinin değerlendirilmesidir.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 107 Türkiye‟de ürün yerleştirme uygulamalarının tarihsel süreç içindeki gelişimine odaklanan ampirik bir araştırmaya rastlanmamıştır. Bu değerlendirme. filmde görünen markanın para ya da başka promosyonel bir nitelikle dönüşümünü ifade etmektedir. nicel ve nitel analizler ile yapılmıştır. 1986: 635-644). Bu çalışma. sözcüklerle karşılanmaya çalışılan vizion. Pratik olarak ise. televizyon programlarında sunucunun markalı bir ürün -içecek şişesi gibi. Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarında görülen nicel ve nitel değişimleri tarihsel süreç içinde ortaya koymayı ve bu değişimlerin seyrini uygulanan ekonomi politikaları ile açıklamayı denemektedir. uzak-görüş. zihinsel. içerdikleri zengin anlamlar nedeniyle çevrilmesi sorunlu sözcüklerdir. görlen vb. ticari marka imajı veya bir politikacının kendi imajı‟na ilişkin kaygısında olduğu üzere. Gupta ve Gould‟a (1997) göre filmlerdeki ürün yerleştirme.ya da ürüne ilişkin reklamın -mağaza tabelası gibi. imaj “bir dizi bilgilenme sonucunda ulaşılan imge”dir 4 (Gartner. düşsel görüntü. reklam ve tanıtım arasında melez bir nitelik taşımaktadır (Taşkaya. reklam olduğu belirtilmeden yapılan reklam olarak tanımlamaktadır (Gülsoy 1999: 411). konulu filmlerde markalı bir ürünün otomobil gibi. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . algısal. Bu araştırmada bu tanımlamadan yola çıkılarak sinema filmleri 4 İngilizce vision karşılığı olarak kullandığımız “vizyon” ve image karşılığı olarak kullandığımız “imaj” sözcükleri.n. grafik imajlardan söz ederiz (ç. sahne sayıları ve yerleştirilme süreleri üzerinden. “algılanan ün” anlamına geldiği görülebilir. Görünüş. hayal gücüyle bazen de mistik görüş gücüyle ilgili olarak kullanılmasını ifade eder.taşıması gibi yollarla. görme.

bazı araştırmacıların genel anlamda „özelleştirme‟ kavramıyla karşıladığını. 2004: ) 6 „Kuralsızlaştırma‟ ya da „kurallardan arındırma‟ politikalarıyla ilgili olarak kavramsal tartışmaları Murdock. tüketim alanında talep belirlemeye yönelik tüm çabalar. liberalizmin 1870‟lerden 1970‟lere kadar olan süreç içindeki (özellikle 1930-1970 dönemi arasında). Bu nedenle. N. Bunun için de piyasa aktörleri devlet müdahalesinin minimuma indirilmesini talep etmektedirler. filmin doğasına uygun ve planlı bir şekilde ve belli bir bedel karşılığında optik ve/veya akustik olarak. Tığlı. Güz 2009. köklerini liberalizmden almaktadır. Shackleton. TaĢkaya içinde. özelleştirme ve kuralsızlaştırma politikaları 1980‟lerden bu yana uluslararası ve ulusal ekonomik ve politik belirleyiciler eşliğinde uygulanmaktadır (Başaran. Rubsamen. Miller. Sosyal/Eşitlikçi Liberalizm ve Neo-Liberalizm. Sistemin işleyişinin kesintiye uğramaması için talebin sürekli yaratılması ve arttırılması gerekmektedir. Sarıyer. Her liberalizm türü bir diğerinin eleştirisi olmuş ve alternatifini sunmuştur (Sallan Gül. kamu yararını şirket yararından daha gerilerde tutarak. 2004: 104) “ürün yerleştirme5” uygulamaları olarak değerlendirilmiştir. 2009). Tarihsel gelişim ve dönüşüm sürecinde üç tür liberalizmden söz edilmektedir: Klasik Liberalizm. Kuramsal Çerçeve Pazar ekonomisi. anlaşılır halde ve odaklanılarak sunulan markalar ya da markayı çağrıştıracak -reklam tanımına girmeyen. Neo-liberalizm. sinema alanında da etkisini göstermektedir (Taşkaya.108 M. bazılarınınsa „kurallardan arındırma‟ kavramını tercih ettiğini belirtmektedir. Ürün yerleştirme uygulamalarının kurallarının ya da kuralsızlaştırma sürecindeki adımların piyasa aktörlerinin belirleyiciliğinde atılmasının “ticari ifade özgürlüğü”nün gereği olduğu yaklaşımı da. Neo-liberal ekonomi politikalarının sürdürülebilmesi için gerekli esneklik “kuralsızlaştırma”6 çabalarından geçmektedir. gelişiminin bir eleştirisini ve kendi alternatiflerini ortaya koymaya çalışan bir “yeni” biçimi olarak tanımlanabilir. Neo-liberalizm çerçevesinde serbestleştirme. 2004: 1). 2005: 217-237. Kuralsızlaştırma projesi kapsamında içeriği askıda bırakılan medya dünyasının pek çok uygulaması arasında ürün yerleştirmeyi de saymak mümkündür. kapitalizm için yaşamsal önem arz eder. Sayı:29 . Dünya konjonktüründeki yansımalarını 1970lerin ortalarından itibaren Türkiye‟de hissettiren ve 1980lerden günümüze dek süregelen neo-liberal politikalar.görsel ve/veya işitsel söylemler (bkz. 1995: 74 ve Wenner. 2000: 39). 5 Bazı kaynaklarda “ürün yerleştirme” kavramı yerine “marka yerleştirme” kavramı kullanılmaktadır: Bkz. Negrine ve Papathanassopoulos‟un görüşleri ile sunan Köker (1998: 149) devletin düzenleyici kurallarının ve bunları üreten mekanizmaların devre dışı bırakılmasını.

Ürün yerleştirme uygulamalarının. sinema filmlerine yerleştirilme stratejisi de bu stratejilerden birisidir. rekabet ortamında tüketim etkinliğini yönlendirecek „yeni anlamlar yaratma‟ işlevi. “marka imajı” ekseninde buluşur. gerekse aracı kurumlar olan ürün yerleştirme ajanslarının Türkiye‟deki yasal zemini sorgulanmaksızın uygulanmaya devam etmesi. Filmlerde ürünün oyuncu tarafından kullanılırken gösterilmesinin ürünün marka imajına olumlu katkısının olduğu kabul edilmektedir. 2004). kurallardan arındırma projesinin yansıması olarak değerlendirilmelidir. ürün yerleştirme. Ürünlerin markalarına vurgu yapılarak. ürün yerleştirme uygulamaları ile yerine getirilmekte. oyuncunun popülerliği üzerinden izleyiciye aktarılmaktadır. gerek yapım şirketleri. Kuralsızlaşma projeleri Neo-liberal ekonomi politikalarının ürünüdür. Türkiye‟de neo-liberal politikalar 24 Ocak 1980 istikrar paketi programlarıyla askeri iktidar tarafından benimsenmiş ve kuralsızlaştırma süreci. Ürün yerleştirme ile filmlerde belli sahnelerde sunulan ürünlerin Bir markayı. Sinema da diğer Kitle İletişim Araçları gibi kültür endüstrisi içinde düşünülür ve ideoloji ve bilinç inşasında kullanılır (Yaylagül. 2006 ve Sallan Gül. Serbest piyasa koşullarında. Yasal mevzuatta herhangi bir düzenlemesi olmayan ürün yerleştirmenin kuralları. Özal hükümeti döneminde yaygın kabul görerek. yaşanmaya başlanmıştır (bkz.ürün yerleştirme uygulamalarına umut bağlanmıştır. 2004: 232). Böylece ürün/marka tarafından vaat edilen doyumlara ilişkin bilgiler. yasal zeminden yoksun olarak tamamen piyasa güçleri tarafından oluşturulmaktadır. Kazancı. Bu sonucu ekonomik sistemin dışında bir noktada açıklamak mümkün değildir. tüketicilerin tutumları üzerinde gerçekleştirilen manipülasyonların vazgeçilmez aracı olmaktadır. Çünkü kültürel ürünler de kapitalist ekonominin koşullarına bağımlıdır ve yüksek karlılık hedeflemektedir. sayısız rakip arasında tercih edilme zaferine ulaştıracak uygulamalar. tüm kamusal alanları reklam mecrası haline dönüştürmek isteyen sermaye sahiplerinin ve sinema filmlerini tecimsel kaygılarla.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 109 sistemin sürekliliğine ve yeniden inşasına hizmet etmektedir. Kuralsızlaştırma projelerinin uygulandığı bir örnek olan bu girişimler. ürün ve hizmetlerin tüketim hızının artırılmasında -reklamın etkinliğinin azaldığı yönündeki endişeler nedeniyle. Ürün ve marka çeşitliliğindeki artış göz önünde tutulduğunda. satışı ve satışın hızını artırmaktır. Bunun için tüketim kültürünün etki alanını genişletmeye yönelik reklam stratejileri her geçen gün çeşitlenerek artmaktadır. gerçek anlamda kültürel ürün olmaktan uzaklaştırılan yapımcıların ortaklaşa çabaları ile beyaz perdede filmlerin reklam mecrası haline dönüştürülmesine zemin hazırlamıştır. Neo-liberal pazar ekonomisinin gereklerinin yerine getirilmesi için uygulanan ekonomi politikalarının sonucu olan bu kural tanımaz çabaların asıl hedefi. Ekonominin dışa açılmasıyla serbest piyasa ekonomisi İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . gerek reklamverenler.

değerlendirmeler şirket karlılığının ilk ve tek hedef olduğu neo-liberal ekonomi politikaları çerçevesinde (bkz. İletişimi. optik doğal yerleştirmedir ve 1980li yıllardan 2000li yıllara kadar olan sürede en belirgin artış bu tür yerleştirmede görülmektedir. Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarının nicel ve nitel durumundaki değişikliklerin nedensel bağlar içinde açıklanabilmesi için. Sayıltılar S1 : Türk sinemasında 1980li yıllardan 2000li yıllara kadar olan sürede ürün yerleştirme uygulamalarında. 1986: 188. herhangi bir yazılı mevzuatı bulunmadığı halde devam eden uygulamalar olması. ürün yerleştirme yapılan film ve sahne sayılarında artış görülmektedir. 1998: 56). Bu ürünleri incelerken. McChesney. ulusal ve uluslararası siyasi formasyon. ürünlerin doğasını ve bu doğayı belirleyen süreçleri de inceleme kapsamı içinde tutmaktadır. 2002: 45–47). 2003: 7–8) eleştirel ekonomi politik yaklaşımla yapılmıştır. serbest girişimciler lehine esnetilmeye başlamıştır. Bunun sonucu olarak. bölüşüm ve tüketim süreçlerini incelemektedir. Enformasyon/iletişim/kültür endüstrileri ile diğer endüstriler arasındaki ilişkilerin. Bunun sonucunda pek çok alanda devlet müdahalesi azaltılmıştır. mevcut toplumsal bağlamında analiz etmek için. Dışa açılma da piyasa güçlerine dayanılarak gerçekleştirilmiştir (Başkaya. kültürel olmaktan çıkıp ekonomik nitelikli olmuşlardır. Bu nedenle. kuralsızlaştırma sürecinin etkinliğine işaret etmektedir. Deregulasyon sürecinde kurallar.110 M. Böylece. iletişim politikalarının belirleyicileri. Çünkü ekonomi politik yaklaşım.189). ürün yerleştirme süresi. S2 : Türk sinemasında ürün yerleştirme stratejileri içinde en fazla görülen. iletişim sürecinin endüstrileşmesi ve bu endüstride üretilen ürünlerin üretim. ekonomik ve politik ardyöresinin göz önünde tutulması gerekmektedir. bir üretim ve yeniden üretim süreci olan kapitalizmin evriminin ve bu sistem içinde iletişimin rolünün anlaşılması gerekir. Sayı:29 . mevcut güç ve iktidar yapıları içerisinde ilişkilendirilerek analiz edilmesi gerekir (Wasko. şirket çıkarlarına bırakmıştır” (Çaplı. 1989: 477‟den aktaran Yaylagül: 2004. ayrıca bkz. 1980‟li yılların ortalarından itibaren kısıtlayıcı düzenlemeler medya alanında da birer birer ortadan kaldırılmaya başlamıştır. TaĢkaya benimsenmiştir. kamu çıkarı kavramı yerini. S3 : Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarında ürünün oyuncu tarafından kullanılma durumunda 1980li yıllardan 2000li yıllara doğru artış vardır. dağıtım. yerleştirilen ürün sayısı. Güz 2009. Köker. Ürün yerleştirme uygulamalarının.

filmlerin sponsor desteği alabilmesi. Örneklemde yer alan filmlere yönelik analizlerin yapılabilmesi için bu filmlerdeki ürünlerin yerleştirilme stratejileri ve yerleştirilen ürünlerin sponsor olma durumları. Bu nedenle 1997 ve 2007 yılları için de örnekleme en çok izlenen 10ar film dahil edilmiştir. marka bilinirliğini artırmak olduğu için. Türkiye‟de ürün yerleştirme uygulamalarında görülen nicel ve nitel değişimlerin analizi için 1987. Ancak Türk filmlerinde sponsor ürünler dışında pek çok ürüne yönelik ürün yerleştirme yapıldığı için söz konusu işaretin elde edilmesi bu araştırma kapsamında olanaksız hale gelmektedir. kronometre yardımı ile ölçülmüş. 1997 ve 2007 yıllarında gösterime girmiş Türk filmleri olarak belirlenen araştırma evreni içinde her bir yıl için izleyici sayısı İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Ürünün olay örgüsüne yerleştirilip yerleştirilmediği. Yöntem Araştırmada. genellikle sponsorluk ilişkileri kapsamında yapılmamaktadır. Filmlerin çeşitli sahnelerinde optik ve/veya akustik olarak gerçekleştirilen marka sunumlarının ürün yerleştirme kapsamında değerlendirilebilmesi için gerekli ibare olduğu ileri sürülen “para ya da promosyonel bir nitelikteki dönüşüm”ünü somut olarak gösteren bir işaretin bulunması oldukça zordur. içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Bu nedenle 1987. Ürün yerleştirme uygulamaları için ayrılan süre. 1997 ve 2007 yıllarında gösterime giren ve en fazla seyirci sayısına sahip. 1980li yıllardan. ürün yerleştirme yapılan sahne sayıları ise film içinde değişen sahnelerin sayılması ile tespit edilmiştir. tahmini gişe başarısının yüksekliği ile ilişkilidir. 1987 yılına ait gişe hasılatı bilgisi sadece en çok hasılata sahip 10 film için bulunmuştur. Araştırmada örnekleme dahil edilen filmlerin 1980li yıllardan başlatılmasının nedeni. her yıl için 10 film olmak üzere toplam 30 Türk filmi. filme sponsor olan ürünlerin markaları ile film içinde görünür ve/veya duyulur halde sunulması durumunda para ya da promosyonel bir dönüşümün varlığından bahsedilebilir.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 111 S4 : Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamaları. araştırmanın yıl bazındaki örneklemini bu yıldan başlatmayı zorunlu kılmıştır. Bu nedenle film içinde ürünün markasının optik ve/veya akustik olarak anlaşılır şekilde sunulduğu sahnelerde ürün yerleştirme yapıldığı kabul edilmiştir. gişe hasılatı/sayısı bilgisine ulaşılabilinen en son yılın 1987 yılı olması. Bununla beraber. Pazarlamacılar için ürün yerleştirmenin temel işlevi. Neo-liberal ekonomi politikalarının uygulanmaya başlandığı yıllar olmasıdır. oyuncu tarafından kullanılıp kullanılmadığı gibi bilgilere ulaşabilmek için ise var-yok analizi yapılmıştır.

Nihavent Mucize. ürün yerleştirme ve sponsorluk ilişkilerinin. 1997: Ağır Roman. Sayı:29 . 1997 ve 2007 yıllarında gösterime giren ve en her yıl için en yüksek izleyici sayısına sahip 30 film: 1987: Su da Yanar. Hayallerim Aşkım ve Sen. TaĢkaya en yüksek olan onar film araştırmanın örneklemi olarak belirlenmiştir. Kabadayı. Yapılan içerik analizi sonucunda elde edilen bulgular. Asılacak Kadın. 1987. Bir Erkeğin Anatomisi. 2007: Beyaz Melek. 7 http://www.com/gise. ürünün sunulduğu sürenin. Hakkari'de Bir Mevsim. Hamam. sahne sayılarının. yerleştirilen ürünlerin sektörel dağılımlarının 20 yıllık periyotta gösterdiği değişim bu çalışmanın bulguları ile ortaya konmuştur. Amerikalılar Karadeniz’de II. Sefiller. araştırmanın sayıtlıları doğrultusunda üç başlık altında değerlendirilmiştir.112 M. kullanılan ürün yerleştirme stratejilerinin. 1997 ve 2007 yıllarında gösterime giren toplam 30 Türk filmi araştırmanın örneklemini oluşturmuş ve analizler bu sayı üzerinden tam sayımla gerçekleştirilmiştir. Kuşatma Altında Aşk. Ayrılamam. Bulgular Ürün yerleştirme yapılan Türk filmlerinde.php?action=goToBoxOfficePage&type=0&year=&firma= Güz 2009. Mutluluk. Bu çalışmada 1987. Mektup. Masumiyet. Akrebin Yolculuğu (Antrakt Gazetesi 7). Maskeli Beşler-Irak. Anayurt Oteli. Son Osmanlı. Kutsal Damacana.sinematurk. Dırejan. ParsKiraz Operasyonu. Çılgın Dershane. 1988: 21). Asiye Nasıl Kurtulur. Allah Allah. Musallat. Usta Beni Öldürsene. Merhamet (Özgüç. (Antrakt Gazetesi) örneklem olarak alınmıştır.

Bu filmlerden üçü. ulusal ve uluslararası film festivallerinin ödülleri ve sponsorluk anlaşmaları gibi yeni finansal kaynaklarla tanışması. Mektup. Son Osmanlı (2007) 9 Ağır Roman. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürün Yerleştirme Uygulamaları Sıklığında Görülen Değişimin Dağılımı Filmlerin Gösterim Yılları Filmde Ürün YerleĢtirme Durumu Ürün Yerleştirme Yapılan Film Sayısı Ürün Yerleştirme Yapılmayan Film Sayısı Toplam 1987 7 3 1997 6 4 2007 9 1 22 8 Toplam 10 10 10 30 Tablo 1‟e göre ürün yerleştirme yapılan film sayıları yirmi yıllık dönem içinde anlamlı bir artış sergilemektedir. Usta Beni Öldürsene. Kuşatma Altında Aşk (1997).1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 113 Türk Sinemasında Ürün YerleĢtirme Uygulamalarının Ürün Sayısı. 1997 yılında gösterimde olan ve en fazla izleyici sayısına sahip filmlerin çoğunluğu Euroimages desteği alan filmlerdir9. Tablo 1. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Akrebin Yolculuğu (1997). ürün yerleştirme uygulamalarının Türk filmleri için de yüksek oranda tercih edilen uygulamalar olduğu görülebilir. Su da Yanar (1987). araştırma örnekleminde bulunan ve ürün yerleştirme yapılmadığı tespit edilen filmlerdir. Nihavent Mucize. Kuşatma Altında Aşk. Drejan (1997). Ürün yerleştirme yapılmayan 8 film 8 içinde en yüksek dağılım 1997 yılına aittir. Hakkari‟de Bir Mevsim (1987). Akrebin Yolculuğu Euroimages tarafından desteklenmiştir. Türk Sineması‟nın Eurimages. 1987. Süre ve Sahne Sayısında 20 yıllık Dönem içinde görülen DeğiĢim Türk filmlerinde ürün yerleştirme yapılan film sayısına baktığımızda. 8 Anayurt Oteli (1987). Usta Beni Öldürsene (1997). 1990‟lı yıllardan itibaren söz konusu olmaya başlamıştır.

Tablo 2‟ye göre.85 0.114 M.99 %007 %008 %012 %009 0. Aynı tabloda.02. markaların ortalama görünme sürelerinin ortalama film sürelerine oranları da yirmi yıllık dönem içinde artış göstermektedir.4 0. ortalama film sürelerine oranı Her bir film için markaların ortalama görünme süreleri (“en az ve en çok” dakika aralıkları) Yerleştirilen ürün sayısı Her bir filme yerleştirilen ürün sayısı ortalaması Ürün yerleştirme yapılan sahne sayısı 95 1997 102 2007 111 ORTALAMA 103 0. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürün Yerleştirme Uygulamalarının Görüldüğü Süre. Sayı:29 . 1987–2007 yılları arasında Türk sinemasında yerleştirilen ürün sayısında ve bu yerleştirmelerin yapıldığı sahne sayısında belirgin bir artış olduğu görülebilmektedir.020. Sahne ve Sıklık Ortalamaları FĠLMLERĠN GÖSTERĠME GĠRDĠĞĠ YILLAR 1987 Her bir film için ortalama film uzunluğu (dakika) Her bir film içinde ürün yerleştirme yapılan markaların ortalama görünme süresi (dakika) Her bir film için markaların ortalama görünme sürelerinin.02.1 0. TaĢkaya Tablo 2.86 0.7 0.9 35 4 58 6 69 7 54 6 52 75 89 72 Tablo 2. Her bir film içinde markaların ortalama görünme süresinde 1987 ve 1997 yılları arasında küçük bir artış söz konusu iken 2007 yılına gelindiğinde örneklemin yıl bazında başlangıcı olan 1987 yılının iki katı bir artış gösterdiği Tablo 2‟de görülmektedir.8 1.020. 1987 ve 2007 yılları arasında filmlerin ortalama uzunluğunun arttığını göstermektedir. Güz 2009.0. 1987.

Bu durumu hem marka sayılarındaki artışa hem de ürün yerleştirme eğilimindeki artışa birlikte bağlamak yerinde olacaktır.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 115 Tablo 3. yasal olarak düzenlenmediği halde. 1987. Genel olarak ürün yerleştirme yapılan sahnelerin süre aralığı arttıkça. ancak ürün yerleştirilen sahne sayısı yıllara göre artış göstermektedir. Prodüksiyon şirketlerinin de sinema İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . en sık tercih edilen süre aralığının 1 ile 5 saniye arasında olduğunu görebiliriz. ürün başına düşen sahne süresinin azalması beklenen bir durumdur. Ancak asıl söz edilmesi gereken nokta 1980li yıllardan itibaren bu artışa zemin hazırlayan neo-liberal ekonomi politikalarının ürünü olan kuralsızlaştırma projelerinin bu uygulamaların artışına olan etkisidir. tüketimi yönlendiriciliği konusunda reklamdan daha etkili olduğu yönündeki inanç nedeniyle kolaylıkla sinema filmlerinde uygulanmaktadır. sıklığı azalmaktadır. Bir önceki tabloda ürün sayısındaki artış dikkate alınırsa. Ürün yerleştirme. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürün Yerleştirme Süre Aralığı Dağılımı Filmlerin Gösterime Girdiği Ürün YerleĢtirme Yapılan Süre Aralığı (Sn) 1-5 6-10 11-15 16-20 21-25 26-30 36-40 41-45 46-50 51-55 56-60 Toplam Yıllar 1987 29 Sahne 14 Sahne 3 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 52 Sahne Toplam 1997 47 Sahne 9 Sahne 14 Sahne 1 Sahne 2 Sahne 1 Sahne 2007 45 Sahne 19 Sahne 11 Sahne 1 Sahne 4 Sahne 4 Sahne 2 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 89 Sahne 121 Sahne 42 Sahne 28 Sahne 3 Sahne 7 Sahne 6 Sahne 1 Sahne 3 Sahne 1 Sahne 3 Sahne 1 Sahne 216 Sahne 1 Sahne 75 Sahne Türk filmlerinde yapılan ürün yerleştirme uygulamalarında ürünün markasıyla birlikte görünür/duyulur kılındığı süre aralığı dağılımına baktığımızda (Tablo 3). Ürün yerleştirme süre aralıklarında görülen sıklık dağılımı yıllara göre anlamlı ve sistemli bir artış göstermemekte.

senaryoya yerleştirme (script placement) ve olay örgüsüne yerleştirme (plot placament) olmak üzere üç ürün yerleştirme türünün varlığından söz edilmektedir (bkz. Ekrana Yerleştirme (screen placement) a. Yaratıcı yerleştirme (creative placement) Doğal (sette) yerleştirme (on-set placement) 2.116 M. Murdock. b. logosunun ya da ürünü tanımlayacak bir niteliğin sunulması. 2005: 220–223). TaĢkaya filmlerini kültürel ürün olarak görmek yerine ticari bir ürün olarak görmeleri. Türk Sinemasında Ürün YerleĢtirme Uygulamalarında Kullanılan Stratejilerin Yirmi Yıllık Periyotta Gösterdiği DeğiĢim Ürün yerleştirmenin öncelikli üç şekli şu şekilde sıralanmaktadır: Birincisi ürünün kendisinin arka-planda genellikle oyuncu tarafından kullanılırken gösterilmesi. 2006: 22 ve Sarıyer. Russell‟ın sınıflaması aşağıdaki gibidir: 1. Yaratıcı ve sette yerleştirme olarak iki şekilde gerçekleştirilebilen ekrana yerleştirme Güz 2009. üçüncüsü ise yayımlanan program veya film içinde bir billboard ya da televizyon ekranı ya da radyo aracılığı ile aktarılması (Smith 1985‟ten aktaran Wenner: 2004: 103). kurgusal (yaratıcı) ortam ve doğal ortam ölçütüne bağlı olarak iki grupta incelemiştir (bkz. Russell‟a (1998) göre ise ürün yerleştirme uygulamaları üç farklı biçimde gerçekleştirilmektedir. Cristel A. Sayı:29 . Senaryoya Yerleştirme (script placement) 3. ikincisi ürünün markasının. Bunların yanında sözel ifadelerle doğrudan marka isminin anılması da söz konusudur. ürün yerleştirme uygulamalarını. 2004: 104). Sarıyer. Bu noktada ekrana yerleştirme (screen placement). örneğin Forest Gump adlı filmde “bilgisayar” ve “bir meyve” referansı ile izleyiciye Apple marka bilgisayarın anımsatılması hedeflenmiştir (Miller. 1995: 74 ve Wenner. Ya da markanın adı anılmaksızın bir çağrışım ya da analoji yoluyla markaya atıfta bulunulması da söz konusu olabilmektedir. Gürel ve Alem. Olay Örgüsüne Yerleştirme (plot placement) Ekrana yerleştirme. ürün yerleştirmenin en saf görsel çeşidini temsil etmektedir. 2005). piyasa ve karlılık anlayışının tırmandırıldığı bu ekonomik sistemde sinema filmlerini markaların kendilerini sunacakları mecralara dönüştürmesine ayrıca ortam hazırlamaktadır.

basılı materyaller. TV reklamı.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 117 stratejisi kapsamında. zarif. aracılığı ile optik olarak sunulması Optik Doğal YerleĢtirme: Ürünün ve/veya markasının. Gürel ve Alem. Russel. kendi ya da ambalajı üzerinde. Bu bağlamda ürün yerleştirme uygulaması sözlü olarak gerçekleştirilmekte ve marka bir diyalog aracılığıyla sunulmaktadır (Taşkaya. Nihavent Mucize adlı filmde Beyazıt Öztürk‟ün çapkın ve eğlenceli kişiliği Honda otomobil ve motosikletle. gazete. Saphiro ve Murdock tarafından işaret edilen yöntemlerden yola çıkılarak kategorikleştirilmiştir: Optik Yaratıcı YerleĢtirme : Ürünün ve/veya markasının ürünün kendi üzerinde değil.2009). Türkan Şoray‟ın konformist. üründen söz edilmesi muhtemel olan filmdeki sahne/lerde akustik olarak yer alması (garsonun restoranda Neskafe ya da Türk kahvesi tercihini sorması gibi ) Optik+Akustik Yaratıcı YerleĢtirme : Ürünün ve/veya markasının TV reklamı vb. kendi ya da ambalajı üzerinde. dergi. 2009). sokaktaki bir açık hava reklamı gibi ekrana yansıtılmakta ya da mutfak sahnelerinde masa üzerinde duran markalı bir makarna paketinde olduğu gibi doğal ortamında görüntülenmektedir (Taşkaya. Senaryoya yerleştirme markanın işitsel olarak yerleştirilmesi anlamına gelmektedir. Russell‟in (1998) bir diğer ürün yerleştirme türü olarak işaret ettiği olay örgüsüne ürün yerleştirmede ise. ürün ya da marka. hayat dolu ve incelikli dünyası Hyatt Regency otelle bütünleştirilmiştir. garajda arabanın gösterilmesi gibi) Akustik Yaratıcı YerleĢtirme: Ürüne ait haberin veya reklamın filmin içinde iletişim araçları aracılığı ile akustik olarak sunulması (örneğin bir gsm operatörünün reklamının radyodan duyulması) Akustik Doğal YerleĢtirme: Ürünün markasının akustik olarak. ürünün doğal olarak bulunması muhtemel olan filmdeki İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . vs. kolanın. billboard. ürünün doğal olarak bulunması muhtemel olan filmdeki sahne/lerde görsel olarak yer alması (mutfak masasının üzerinde mısır gevreğinin. Bu araştırmada ürün yerleştirme yöntemleri. 2006: 22). aracılığı ile optik ve akustik olarak sunulması Optik+Akustik Doğal YerleĢtirme : Ürünün ve/veya markasının. filme konu olan olayın bir parçası olarak konumlanmakta ve öykünün yapısında ya da karakterlerin kişiliğinin inşasında önemli bir rol üstlenmektedir (Bkz. Wenner. ürün ya da marka ya bir arka plan görüntüsü olarak.

çok geçmeden. ürün yerleştirme böyle doğallaştıkça. 1987. TaĢkaya sahne/lerde görsel olarak yer alırken aynı zamanda bir diyalog içinde üründen söz edilmesi (Taşkaya. incelenen filmler içine yerleştirilen ürünler çoğunlukla doğal ortamlarında yer almakta ve markaları görünür halde sunulmaktadır. Sayı:29 . Diğer reklamcılık uygulamalarında olduğu gibi. Yukarıdaki kategoriler ışığında analiz edilen filmler içinde ürünün yerleştirilme şekillerine ilişkin dağılımı gösteren tabloya (Tablo 4) baktığımızda en sık kullanılan yöntemin optik doğal yerleştirme olduğu görülmektedir. günlük yaşamın ve popüler kültürün geniş alanlarından alınan klişelere Güz 2009.118 M. 2009) olarak belirlenmiştir. ürün yerleştirmede de ürüne ilişkin anlamlar yaratılırken mesajların sıkıştırılması ve yoğunlaştırılması gereksinimi. Mattelart‟a (2005) göre. Tablo 4. içselleşme kolaylaşmaktadır. ürünün bir reklam mecrası ile filmin içinde sunumu söz konusudur. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürün Yerleştirme Stratejilerinin Dağılımı Filmlerin Gösterime Ürünün YerleĢtirilme Stratejileri Girdiği Yıllar 1987 Optik Doğal Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Optik Yaratıcı Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Akustik Doğal Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Optik + Akustik Doğal Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Optik + Akustik Yaratıcı Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Toplam 52 75 40 1997 62 2007 73 175 Toplam 12 8 9 29 2 4 6 3 2 5 1 1 89 216 Görsel yaratıcı yerleştirmede oyuncunun ürünü kullanması değil.

Türk filmlerinde ürün yerleştirme uygulamalarında genel eğilimin ürünün olay örgüsüne yerleştirilerek sunumu olmadığı bulgulanmıştır. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Dolayısıyla ürünün sunumunda dikkat çekici unsurlar diğer ürün yerleştirme şekillerinde olduğundan daha azdır. billboard gibi mecralarda reklamlarının sunulmasıyla görünür kılınmaktadır. Ürünlerin filmlerin içine yerleştirilmesi için kullanılan bir diğer strateji olan olay örgüsüne yerleştirme. Bu nedenle optik yaratıcı yerleştirmenin ikinci sırada yer alması beklenebilir. Ürün yerleştirme de sınırları ve kuralları belirsiz bir alan olarak bu nedenle tercih edilmektedir. mont. iş elbisesi vb. genellikle televizyon. Akustik yaratıcı ürün yerleştirmenin en seyrek rastlanan ürün yerleştirme şekli oluşu bu nedenler çerçevesinde açıklanabilir. Bu nedenle ürün yerleştirmede doğallaştırma (doğal yerleştirme ile) ve film içinde popüler kimliklere ürünün kullandırılması stratejileri ile etki gücünün artırılmasına çalışılmaktadır. Araştırmada. gibi) üzerlerinde görülen basılı markalar da optik yaratıcı yerleştirme örneklerindedir. Ayrıca. İzleyici reklam izlediği hissinden uzaklaştırıldığı ölçüde yakalanmaktadır.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 119 ve benzetmelere dayanmayı geliştirmiştir. referans kişinin şöhret sahibi bir oyuncu olması nedeniyle reklam veren tarafından tercih edilmektedir. Sıklık dağılımında ikinci sırada yer alan ürün yerleştirme şekli olan optik yaratıcı yerleştirme ile sunulan ürün markaları. Tablo 5). Ürün yerleştirmenin reklama benzememesi nedeniyle tercih edildiği bilinmektedir. reklamcılar ve prodüksiyon firmaları tarafından tercih edilmesi Pazar dinamikleri gereğidir. Tablo 6‟ya bakıldığında da ürün yerleştirme yapılan ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı film sayısının örneklemde bulunan tüm filmlerin 2/3‟ünden fazla olduğu görülmektedir. Ürün yerleştirme uygulamalarında oyuncunun ürünü kullanması. bu araştırmada incelenen Türk filmleri içinde sadece 5 sahne için yapılmıştır bkz. hatta ürünün şeklen görülmesi söz konusu değildir. basılı materyal olarak değerlendirilen giysi (t-shirt. Radyo reklamı ya da sadece televizyondan duyulan bir ürün reklamının filmin içine yerleştirilmesiyle gerçekleştirilen akustik yaratıcı yerleştirme de oyuncunun ürünü kullanması. Sınırların ve kuralların belirsiz kılındığı ve bu belirsizliğin serbesti yönünde değişmesi ya da sürekli kılınmasına yönelik çabaların reklamverenler.

bir tür tanıtım. TaĢkaya Tablo 5.120 M. Güz 2009. Bu araştırmada yapılan analizler sonucunda Türk filmlerindeki ürün yerleştirme uygulamalarında oyuncunun yerleştirilen ürünü kullanma sıklığının kullanmadığı durumlardan daha yüksek olduğu bulgulanmıştır (bkz. tüketicinin özgür seçimi değil. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürünün Olay Örgüsüne Yerleştirilme Durumunun Dağılımı Ürünün Olay Örgüsüne YerleĢtirilme Durumu Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 1997 73 2007 86 Toplam Ürünün Olay Örgüsüne Yerleştirilmediği Sahne Sayısı Ürünün Olay Örgüsüne Yerleştirildiği Sahne Sayısı Toplam 52 211 2 3 5 52 75 89 216 Olay örgüsüne yerleştirilen ürün. Sayı:29 . Miller. pluglar10 olarak değerlendirilebilir. 10 Eğlence endüstirisinde performans ya da sunum boyunca bir ürün üzerinde sıklıkla konuşulması. film içinde oyuncu gibi rol almaktadır. pek çok medya ürününde olduğu gibi sinema filmlerinde de kullanılmaktadır. bu yüzden her bir görüntünün reklam olarak algılanmamak üzere örtüldüğünü belirtmektedir. plugların. Miller‟e (1995) göre olay örgüsüne yerleştirme stratejisiyle uygulanan ürün yerleştirmeler. film olarak algılanması yönünde bilinçdışı iknaya yönelik çalışmakta olduğunu. reklam faaliyetleridir (Galbraith. 1967). talebin doğuşunda etkili olan ve onu gerçek ihtiyaçların karşılanmasından uzaklaştıran. 1987. Reklam etkinliği içinde. sunulanın ürün reklamı değil. Tablo 6). filme konu olan olayın bir parçası olarak sunulduğu için ürünün kimliği ile karakterin kimliğini bütünleştirmeye yönelik bir çalışma yapılması gerekmektedir. tüketici kitlenin “başkalarına benzeme arzusu” tüketimi yönlendirmek amacı ile çeşitli strateji ve taktiklerle. Çünkü bu durumda ürün. Böylece ürünün film içindeki varlığı doğallaştırılmış olmaktadır. Galbraith‟e göre.

Oyuncunun ürünü kullanırken görüldüğü sahne sayısı da 1987‟den 2007‟ye doğru anlamlı bir artış göstermektedir. örneklemde bulunan 30 filmden 21inde yerleştirilen ürün oyuncu tarafından kullanılmaktadır. insanların kimlik duygularını. tüketim kalıpları içindeki sembollerin kullanımı aracılığıyla oluşturdukları bir yöntemin parçalarıdır. Ürünlerin oyuncu tarafından kullanıldığı sahne sayılarının sıklığının yer aldığı Tablo 7‟ye baktığımızda. modern tüketicinin satın alma kararını etkilemektedir. dağılımın yıllar itibariyle artış gösterdiğini görebiliriz. Satın alınanlar yalnızca basit. Yani sembolik anlamlar. faydacı kullanıma yönelik maddi nesneler değil. doğrudan. Kellner‟e (1992) göre tüketim fikirlerin. Film bazında bakıldığında ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı film sayısı. oyuncunun ürünü kullanırken gösterilmediği sahne sayısındaki artış. Yıl bazında bakıldığında genel olarak yerleştirilen ürünün oyuncu tarafından kullanılma durumunda bir artış İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . aynı yıl için ürün yerleştirme yapılan film sayısındaki düşüşe bağlanabilir. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Yerleştirilen Ürünün Aktör Tarafından Kullanılma Durumunun Dağılımı YerleĢtirilen Ürünün Oyuncu Tarafından Kullanılma Durumu 1987 Oyuncunun Ürünü Kullanırken Gösterildiği Film Sayısı Oyuncunun Ürünü Kullanırken Gösterilmediği Film Sayısı Ürün Yerleştirme Yok Toplam 3 10 7 1997 5 2007 9 21 Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar Toplam 1 1 4 10 1 10 8 30 Tablo 6‟da da görüldüğü gibi. o sırada tüketicinin kim olmayı amaçladığını sergilemek amacıyla kullanacağı nesnelerdir. 1997 yılında görülen. anlam içeren. kullanmadığı film sayısından fazla olduğu görülürken. Ürün yerleştirme yapılan ürünlerin sayısı 1987‟den 2007‟ye doğru artış göstermektedir. sahne bazında ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı sahne sayılarının kullanmadığı sahne sayılarından daha az olduğunu Tablo 7‟de görmekteyiz. televizyon ve reklamlardaki görüntülerin bütünsel olarak tüketilmesi anlamını içerir. Ürün sayısı arttıkça oyuncunun yerleştirilen ürünleri kullanırken gösterildiği sahne sayısının azalması beklenen bir durumdur.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 121 Tablo 6. ileten. 1987. Tüketim nesneleri.

izleyicinin sahip olmadığı imaja denk düşmektedir. her bir marka kendi imajını güçlendirecek stratejilerle filmlere yerleştirilerek potansiyel alıcılarının karşısına çıkarılmaktadır. Reklam etkinliği içinde. Sayı:29 . rekabet halinde olan ürünler için ayrı bir yarıştır. Galbraith‟in yaklaşımında yerini talep yönlendirmesine bırakmaktadır (bkz: Galbraith.122 M. o oyuncu ile özdeşlik kurmayı sağlarken. Galbraith‟e göre. Bu nedenle yaşanan özenme duygusunun izleyiciyi tüketime yönlendirecek gücünden yararlanılmak istenmektedir. tüketici kitlenin “başkalarına benzeme arzusu” medya ürünleri aracılığı ile çeşitli taktiklerle kullanılmaktadır (Taşkaya. Talebin yönlendirilmesi. 2009). markanın bu süreçte edindiği varsayılan imaj. Tablo 7. beğenilen bir oyuncunun kullandığı ürünü kullanmak. tüketicinin özgür seçimi değil. Batılı tüketim toplumlarının Veblenci eleştirisinin ana direği gibi görünen özenmenin yönlendirdiği davranışla ilgili çözümlemeler. 1987. Bu arenada. reklam faaliyetleridir. talebin doğuşunda etkili olan ve onu gerçek ihtiyaçların karşılanmasından uzaklaştıran. TaĢkaya gözlenmektedir. Yarışın arenalarından birisi de sinema filmleridir. Güz 2009. Toplam sütununda yer alan dağılımda ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı sahneler ile kullanılmadığı sahneler arasında büyük bir fark olmadığı da görülebilir. 1967). 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Yerleştirilen Ürünün Oyuncu Tarafından Kullanıldığı Sahne Sayısı Dağılımı YerleĢtirilen Ürünün Filmde Oyuncu Tarafından Kullanılma Durumu Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 Oyuncunun Ürünü Kullanırken Gösterildiği Sahne Sayısı Oyuncunun Ürünü Kullanırken Gösterilmediği Sahne Sayısı Toplam 30 1997 44 2007 39 Toplam 113 22 31 50 103 52 75 89 216 İzleyici için.

daha çok sponsor ürünlerin kullanılmasıdır. sponsorluk alan film sayısı. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Filmin Sponsor Desteği Alma Durumunun Dağılımı Filmlerde Sponsor Desteği Dağılımı Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 Sponsor Desteği Alan Film Sayısı Sponsor Desteği Almayan Film Sayısı Toplam 2 8 10 1997 8 2 10 2007 6 4 10 Toplam 16 14 30 2007‟ye gelindiğinde Türk filmlerinde sponsor desteğinin azaldığı görülmektedir. 1980li yıllarda sponsor desteğinin sadece 2 film tarafından alındığı. Ürün yerleştirme uygulamalarında beklenen durum. Tablo 8‟de görülmektedir. Türkiye‟de izleyici sayısındaki belirgin artış 1990lı yıllarda başlamıştır. İzleyici sayısında görülen artış. Tablo 9‟daki dağılım. 2007‟de sponsor desteği azaldığı halde ürün yerleştirme yapılan sahne sayısında 1997 yılına göre arttığına işaret etmektedir. Ürün yerleştirme yapılan 216 sahne içinde sadece 10 sahnede sponsor ürünlere yönelik 11 http://www.intersinema. İzleyici sayısı bir milyon üzerinde olan filmlerin örneklem olarak alındığı bir çalışmada (Taşkaya. almayan filmlere oranla anlamlı bir sıklığa sahiptir.com/sinema-haberleri/haber_98.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 123 Türk Sinemasında Sponsorluk ĠliĢkileri ile Ürün YerleĢtirme Uygulamaları Arasındaki ĠliĢkinin Yirmi Yıllık Periyotta Gösterdiği DeğiĢim Doksanlı yıllara doğru reklamverenlerin televizyon programlarının ve filmlerin sponsorluğuna ve yapımına yönelik ilgilerinin arttığı söylenmektedir (Mattelart. Tablo 8.asp İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Türkiye‟de 1987. Eurimages 1997–2000 yılları arasında Türk sinemasına 29 milyon 340 bin Fransız Frangı destek sağlamıştır11 Tabloda da görüldüğü üzere en fazla sponsor desteği alınan yıl 1997‟dir. Çünkü sponsorluk uygulamaları 1990lı yıllardan itibaren Türk sinemasının gündemine girmiştir. 1995). 1990 sonrasında Türk sinemasına Eurimages‟ın maddi katkısı önemlidir. 2009). Örneklemde bulunan 30 film içinde sponsor desteği almayan 16 film vardır. sponsorluk uygulamalarında da artışa neden olmuştur.

Piyasa ilişkilerinin kar odaklı yaklaşımı çerçevesinde uygulanan ekonomi politikaları ve kuralsızlaştırma projeleri ile Türk sineması da diğer kültürel alanlarda olduğu gibi ilkelerin gelişmesine uygun bir alan olmaktan çıkarılmıştır.dir. reklamveren tarafından tercih edilen bir durumdur Tüketici örgütleri de izleyiciyi reklam izlediği uyarısı yapılmaksızın reklama maruz bırakılması noktasında ürün yerleştirme uygulamalarını sorgulamaktadır. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Yerleştirilen Ürünün Filme Sponsor Olma Durumu YerleĢtirilen Ürünün Sponsor Olma Durumu Ürün Sponsor Değil Ürün Sponsor Toplam 52 Sahne Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 52 Sahne 1997 72 Sahne 3 Sahne 75 Sahne 2007 82 Sahne 7 Sahne 89 Sahne 206 Sahne 10 Sahne 216 Sahne Toplam Buna göre. Sayı:29 . Türk filmlerinin yapımcılık pratiğinde ürün yerleştirmenin salt sponsorluk ilişkileri çerçevesinde uygulanmasına yönelik bir ilkenin gelişmediği söylenebilir. Sponsor ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı sahne sayısı 8‟dir ve bu sahnelerde sponsor ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı süre sadece 56 sn. Ancak Türkiye‟deki uygulamada giderek sponsor ürünler dışındaki ürünlerin de film içlerine yerleştirildiği. Tablo 9). Tablo 9. 1987. ürün yerleştirme uygulamaları yapılan sahne sayısı 216 ve bu sahnelerde yer alma süresi toplam 1823 sn. sürenin ise sadece 63 sn. TaĢkaya yerleştirme yapılmış. Sponsor ürünün sahnelenmesi sırasında oyuncu tarafından kullanılması. iken.124 M. ürün yerleştirme yapılan diğer 206 sahnede yerleştirilen ürünlerin filme sponsor olmadığı bulgulanmıştır (bkz.. EPRA toplantılarında Avrupa‟da ürün yerleştirme uygulamalarının filmlerin sanatsal bütünlüğüne verdiği zarar tartışılmaktadır. olması ortaya koymaktadır (Tablo 10). talep yönlendirici bir uygulama olarak kabul edildiği için. sponsor ürünün göründüğü sahne sayısının 10. Güz 2009.

kitaplarda.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 125 Tablo 10. filmlerin de giderek „markalanmış medya malları‟ olarak kavramlaştırılmasına neden olmuştur. dergilerde ve televizyonda karşılıklı promosyon yapabilmek için yıldızlar yaratır ve spor. 66). daima birbiriyle ilgisiz holdinglerini karşılıklı promosyon üreten ağlar şeklinde birleştirebilecekleri araçlar ararlar ve bu genellikle Hollywood‟un etkileyici kişilikleri tarafından yaratılmış bir ünlü olmaktadır. programların İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 2002: 65. Filmler. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Yerleştirilen Sponsor Ürünün Göründüğü Film. Macintosh. 1987. “Yeni birleşmiş büyük eğlence şirketleri. film kahramanlarının belli ürünleri kullanırken gösterilmeleri. Sahne ve Süre Dağılımı Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 Sponsor Ürünün Göründüğü Film Sayısı (Toplam Film Sayısı: 30) Sponsor Ürünün Göründüğü Sahne Sayısı (Toplam Sahne Sayısı: 216) Sponsor Ürünün Göründüğü Süre (Toplam Ürün Yerleştirme Süresi: 1823 Sn) Sponsor Ürünün Oyuncu Tarafından Kullanıldığı Sahne Sayısı (Sponsor Ürünün Göründüğü Toplam Sahne Sayısı: 10) Sponsor Ürünün Oyuncu Tarafından Kullanıldığı Süre (Sponsor Ürünün Göründüğü Toplam Süre: 60 Sn) 0 15 41 56 0 3 5 8 0 15 48 63 0 3 7 10 0 1997 1 2007 3 Toplam 4 Filmlere markalı ürünlerin yerleştirilmesinin Nike. televizyon ve müzik yıldızlarının da kendi markalarını „yayacakları‟ temel araçlar sağlar” (Klein. Reklamlarda ünlülerin kullanılması. Starbucks ve benzerleri gibi büyük şirketler için kaçınılmaz bir pazarlama aracı olması. Sony.

126

M. TaĢkaya

sunucularının ürün tavsiyeleri bu taktiklerin örnekleridir (bkz. Baudrillard: 1997: 243). Ürün ve hizmetin tüketimi bu taktiklerle teşvik edilmeye çalışılırken, sinema filmleri de çoğunlukla bu ürünlerce desteklenerek üretildikleri için daha ucuza mal edilmektedir. Galician ve Bourdeau‟nun, örneklemde 1977, 1987 ve 1997 yıllarına ait filmler içinde ürün yerleştirme ile en çok görünen markalar, görünme sayıları ve yerleştirildikleri film sayıları ile ilgili olarak saptadıkları veriler Tablo 11‟de görülmektedir (Galician ve Bourdeau, 2004: 22). Tablo 11. Hollywood‟da 1977, 1987 ve 1997 Yıllarında En Çok İzlenen 15er Film İçinde En Çok Görülen 10 Markanın Film ve Sahne Bazında Görünme Sıklığı Dağılımı

Marka Cola Mercedes Miller Chevy Pepsi-Cola Schlitz BMW Jack Daniels Cadillac CNN

Görünme sayısı 44 18 17 15 13 12 10 10 9 9

Film sayısı 20 9 8 10 5 3 7 4 5 4

Ürün bazında bakılacak olursa; ilk üç sırayı otomobil, cola ve bira paylaşmaktadır (Galician ve Bourdeau, 2004: 25). Tablo 12‟de görüldüğü gibi, ilk üç marka, sıralaması farklı olmak üzere, Türkiye için de aynıdır.

Güz 2009, Sayı:29

1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında…

127

Tablo 12. 1987, 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde En Çok Görülen 10 Markanın Film ve Sahne Bazında Görünme Sıklığı Dağılımı

Marka Mercedes coca-cola Efes Pilsen JB BMW Honda Marlboro Jhony Walker Renault Philips

Görünme sayısı 18 11 9 7 7 6 5 4 4 4

Film sayısı 7 8 6 4 5 2 4 2 3 2

Türk filmlerindeki marka yoğunlaşmasına baktığımızda en sık kullanılan markanın Mercedes olduğunu Tablo 12‟de görebiliriz. Coca-cola‟nın ürün yerleştirmeye konu olma sıklığı Mercedes‟in hemen ardından gelmektedir. Efes Pilsen için yapılan ürün yerleştirme uygulamaları sıklık sıralamasında üçüncü konumdadır. Ürün yerleştirme uygulamalarında görünme sıklığı en fazla olan ilk on marka içinde dört ürün tütün ve alkol; dört ürün otomobil sektörüne aittir. Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarının sektörlere göre dağılımında otomobil sektörü birinci sırayı almaktadır. Otomobilin, kiralanması veya satın alınması, film yapımcılığında yüksek gider kalemlerinden birisidir. Yapımlarda, otomobil ihtiyacı genellikle sponsorlar aracılığı ile karşılanmaktadır. Tablodaki dağılımda tütün ve alkol ürünleri ikinci sırada yer almaktadır. Reklam kısıtı olan bu sektörün yüksek sıklığa sahip olarak bulgulanması, ürün yerleştirme ve sponsorluklar aracılığı ile tanıtım yoluna gitmekte olduğunu göstermektedir. Aynı Tabloda Marlboro sigarası da ilk on içinde altıncı sırada yer almaktadır.
İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

128

M. TaĢkaya

Wenner, izleyicilerin ticari bir düzeyde reklamın çekiciliğine kapıldıkları anın bilgisini edinme hakkına sahip olup olmadıkları sorusunun yanıtının, reklamcılıktaki aldatıcı uygulamaları sınırlayan yasanın mantığına göre, kesin olarak „evet‟ olması gerektiğini söylemektedir. Tüketiciler için bir yayının kendi başına reklam olduğunun belirtilmemesi halinde, ürün yerleştirme ya da çapraz promosyon uygulamalarında olduğu gibi gri bir alan içine düşülebilir. Bu gri alan, reklam kısıtı olan ürünler için fırsat olarak değerlendirilebilmekte, bu amaçla ürün yerleştirme uygulamalarından yararlanılmaktadır. Halihazırda devam eden para ödenerek yapılan ürün yerleştirme uygulamaları, Wenner‟e göre de teknik olarak illegaldir. Ürün yerleştirme, gerçeklik algısı yaratmak üzere yapıldığına göre, ürün desteği bağış mantığı ile gerçekleştirilmelidir. Tığlı (2004: 24), sponsorluk ile ürün yerleştirme uygulamalarını birbirinden ayırırken ürün yerleştirmelerde, sponsorlukta olduğu gibi bir duyuru/ilan yapma zorunluluğu olmadığını belirtmektedir. Oysa FCC (Federal Communications Commission), bu uygulamanın bildirilmesini şart koşmaktadır. FCC‟ye göre, ürün yerleştirme karşılığında programların sonunda marka isimleri listesine bakılarak „verilen promosyonel bedelin‟ kabul edildiği görülebilir ve reklam amacı anlaşılabilir. Wenner (2004) ise FCC‟nin bu uyarısındaki tutarsızlığa işaret etmekte ve bu uygulamanın da kamu yararına bir sonuç yaratmaktan uzak olduğunu vurgulamaktadır: “FCC‟nin ödeme karşılığı yerleştirmeyi yasaklaması, bir anlamda çok daha yoğun ürün bütünleştirme stratejisini teşvik eder, çünkü gelişen bu tarz çapraz pazarlama ortaklıkları ve ürün programlama radar silahı altına düşer. Film içinde, ürün yerleştirme bildirimi düzenlenmemiştir ve sonuç olarak tutarsızdır. Ürün yerleştirmesi yapılan markalar, izleyiciler marka mesajlarını çoktan süzüp aldıktan sonra, filmin sonunda jenerikte sunulmaktadır” (128). Aslında bu durum Neo-liberal ekonomi politikalarının piyasa taraftarı kuralsızlaştırma yaklaşımlarının uzantısıdır. Neo-liberal politikalar kapsamında yapılan düzenlemelerde kamu yararı değil, Pazar dinamiklerinin kar odaklı seyrinin sürdürülmesi esas alınmaktadır. Sonuç Türkiye‟de 1980‟lerden sonra satış artırımına yönelik bir faaliyet niteliğine bürünen ürün yerleştirme uygulamalarında 2000‟li yıllarda görülen, film, sahne, süre ve ürün sayısı bazındaki artış, ekonomik ve politik arka planı ile sorgulanmalıdır. Türkiye‟de 1980lerde uygulanmaya başlayan neo-liberal ekonomi politikaları, kar odaklı üretim anlayışını kültürel ürünler için de yerleşik hale getirmiştir. Neo-liberal

Güz 2009, Sayı:29

1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında…

129

ekonomi politikalarının desteklediği serbest pazar girişimleri, kendi kurallarını piyasa odaklı hareket noktası ile dayatmaya da bu yıllarda yoğun olarak başlamıştır. Piyasa aktörleri, salt kar hedefine odaklanarak talebin artırılması için gerekli tüm yolların zorlanması için sürekli girişimlerde bulunmaktadır. Tüketimin yönlendirilmesine ilişkin girişimler, ürün yerleştirme faaliyetlerini de kapsamaktadır. Bu noktada pazar liberalleri, piyasa ekonomisine uygun politikaların oluşturulması için çoğu zaman baskı grubu olarak çalışmaktadırlar. Sinema filmlerinde ürün yerleştirme uygulamalarının yasal zeminden yoksun ve keyfi uygulamalar halinde sürdürülmesini de bu politikalar kapsamında değerlendirmek kaçınılmazdır. Bu araştırmada incelenen sinema filmlerindeki ürün yerleştirme uygulamalarında reklam kısıtı olan ürünlerden tütün ve alkol ürünlerinin sektörel dağılımda ikinci sırada yer aldığı bulgulanmıştır. Bu durum reklam kısıtının aşılması niyeti ile açıklanabilir. Bu da neo-liberal ekonomi politikalarının, kuralların esnetilmesi için sunduğu zeminlere örnek olarak verilebilir. Türkiye‟de ürün yerleştirme uygulamalarında kullanılan stratejiler, reklam yapma niyetinin gizlenmesine yönelik olarak seçilmektedir. Bu nedenle en fazla tercih edilen strateji, optik doğal yerleştirme olarak adlandırılan, ürünün doğal ortamında sunulduğu stratejidir. Ürünün oyuncu tarafından kullanılırken sunulması ise beklenen etkiyi güçlendirmeye yöneliktir. Reklamcılık uygulamalarında sıklıkla başvurulan bir yöntem olan „reklamda ünlü kullanımı‟, tüketicinin talebini yönlendirici etkiye sahiptir. Ürün yerleştirme uygulamalarındaki „talep yönlendirme niyeti‟ bu uygulamaların yoğunlaştığı stratejiler üzerinden okunabilmektedir. Bu araştırmada incelenen filmler içinde ürün yerleştirmeye konu olan ürünlerin film içinde çoğunlukla oyuncular tarafından kullanılıyorken gösterilmesi, ürün yerleştirme uygulamalarının, filmi desteklemekten çok reklam amacı taşıdığına işaret etmektedir. Piyasa güçlerinin gerek ekonomik gerekse politik arenada yönlendirici güce sahip olması nedeniyle, sinema filmlerinin markaların geçit töreni yapabileceği mecralara dönüşme tehlikesi altında olduğuna ilişkin tartışmalar da devam etmektedir (bkz. Wenner, 2004). Bu durumun Türk sineması için de geçerli olduğu, ürün yerleştirme uygulamalarındaki artış ve süregiden kuralsızlık göz önüne alındığında öngörülebilir. Türkiye‟de neo-liberal süreçte reklam ve program arasında amorf özellikler sergileyen tüm medya içeriklerindeki dönüşüm, sinema filmlerinde de gözlenmeye başlanmıştır.

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

B. Başkaya. “Product Placement in Movies – It is Really So Bad?”. (1997). (2003). Journal of Communication Management. Ankara: Ütopya Yayınevi. Baudrıllard. Galbraıth. J. T.1. Annals of Tourism Research. Gould. NY: Best Business Boks. S. Güz 2009. İstanbul: Etik Yayınları. S. “Consumers‟ Perceptions of the Ethics an Acceptability of Product Placements in Movies” Issue and Research in Advertising.130 KAYNAKÇA M. J. “Temporal Influences on Image Change”. Sosyal Devlet Biti. P. S. F. Sayı:29 . (2002). “Pazarlama İletişiminde Yeni ve Güncel Bir Uygulama: Ürün Yerleştirme”. B. (Der. s. No: 1/2 içinde. Mary-Lou Gallician.K. 10. (1986).htm ( Erişim: 10. Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Dergisi içinde.. Ankara: Birlik Yayıncılık. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.2003) Gül Sallan. Medya ve Etik.(1967). J. http://csmweb2. (Spring) içinde. (2004). Çaplı. 14. Practise. Reklam Terimleri ve Kavramları Sözlüğü. G. Gupta. S.emcweb.. s. Türkiye Ekonomisinde İki Bunalım Dönemi: Devletçilikten 24 Ocak Kararlarına. Boston: Houghton Mifflin Company. TaĢkaya Baerns.8. (1986).ve Alem. (2004).37–50 Govani.7-23. “Separating Advertising From Programme Content: The Principle And Its Relevance In Comunications Practise”. Handbook of Product Placement In The Mass Medıa: New Strategies in Marketing Theory. İletişim ve Emperyalizm. M. Ankara : İmge Kitabevi Yayınları. “ The Evolution of Product Placements in Hollywood Cinema: Embedding High-Involvement „Herotic‟ Brand Images. (1999). Tüketim Toplumu. C.com/durable/1999/02/10/p11s1. Galıcıan. Vol: 13. S.ve Bouedeau P. Yaşasın Piyasa. (2000). The New Industrial State. 15–36 Gartner. Henry Stewart Conferences and Publications C. B.). Gülsoy. (1997). 6. s. s. Journal of Promotion Management. E. J. (1999). İstanbul: Adam Yayınları Gürel. W. s: 635–644.06. ABI/INFORM Global. (2004). 101-112 Başaran. Trends and Ethics. No: 4. F.

(1992). Bevarage World. 104. Lash. “Fütüristik Ürün Yerleştirme”.W (2003). 1 (25): s.(1998). (2006).Connecticut.5. (1995).) Modernity and Identity. “Küresel İletişimin Politik Ekonomisi” Kapitalizm ve Enformasyon Çağı – Küresel İletişim Devriminin Politik Ekonomisi. (2002). Dergisi. “Towards A Framework of Product Placement: Theoretical Propositons. İstanbul: Sümbül Basımevi Pekman. (1998). (2008). “Türk Sinemasında Ürün Yerleştirme Stratejileri” Akdeniz İletişim Dergisi. Nalan Uysal. (der. A. Türk Filmleri Sözlüğü. s. March). Mayıs.217–237 Antalya: Akdeniz Üniversitesi Matbaası Smith. N. Vol.B. s. Özgüç. C. “Patterns of Ownership. C. Ankara: Epos Yayınları. J. Gürbüz.İ. “Popular Culture and the Construction of Postmodern Identities”.) içinde. 6th. Wood.. E. Beyin İğfal Şebekesi. S. (Nisan. (2005). S. Bölüm). No Logo. M. A. Oxford: Basil Blackwell Kleın. (1985. Çev.. Pİ (Pazarlama ve İletişim Kültürü Dergisi) içinde. N.S. C. Open University McChesney.N. S.Communication in the Millenium. (2009). Kazancı. s:7-38.357–362 Sarıyer. Foster J.” Advences In Consumer Research. J. Guilford.B. Question of Control”. S. (Der. Ankara: Vadi Yayınları Mattelart A. s: 72-80. Haziran). “Hollywood the Ad”.W.20-30. Inc.10.1: s: 339– 345. R. International Symposium. (1988). Ankara: Turhan Kitabevi.. vd. 83-91 Taşkaya.M.E. ve Gül T. Politikanın İletişimi İletişimin Politikası. (1995). Kellner. Antalya (Yayımlanma Aşamasında) İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . İstanbul: Bilgi Yayınları. Kamuda ve Özel Kesimde Halkla İlişkiler. 6. Çev. The Dushkin Publishing Group. M. Uluslar arası Reklamcılık. G. 10.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 131 Gürel. E. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. C. (1977). Mass Media 95/96-Annual Editions içinde Editor: Joan Gorham. R. B.M. D.ve Alem.16.. çev: I. McChesney. “Casting Product for Special Effect”. C. ve Friedman. “Product Placement in Late Turkish Cinema”. Mıller. S: 11. Köker. (2006). “Televizyon Dizilerinde Marka Yerleştirme Stratejileri Üzerine Bir Araştırma” Akdeniz İ. Murdock.. İstanbul: Lazer Ofset Russell.F. Çınga. Mass Media Communication an Society (Ders Notları.

Türk Film Araştırmalarında Yeni Yönelimler 5. Bir Aktör Olarak Markalar: Ürün Yerleştirme. C. Journal of Promotion Management. Yaylagül. (1989). A. Ankara: Vadi Yayınları. “On The Ethics of Product Placement in Media Entertainment”. Mary-Lou Gallician. D.) içinde. Handbook of Product Placement In The Mass Medıa: New Strategies in Marketing Theory. 2009) (Erişim: 31 http://www. (1994). F. No: 1/2 içinde. L. “Sinema ve Reklamın Gizli Buluşması: Ürün Yerleştirme”.intersinema. The Theory of Leisure Class. TaĢkaya Tığlı. Dalay.com/gise. (2006). İstanbul: Bağlam Yayınları Veblen. (der) içinde. London ve New Delhi: Sage Publications. A. Trends and Ethics. (2004).sinematurk. (2004). Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Eğitim.com/sinema-haberleri/haber_98.132 M. 10. (1934). M. İkna Edici İletişim. 101-134. İstanbul: Türkmen Kitabevi Türksoy.php?action=goToBoxOfficePage&type=0& year=&firma= (Erişim: 25. Editors: Brenda Dervin. NewYork: The Modern Library Wasko. ve Akçalı E. T. ve Gürata.).asp Mayıs.08. “1960–1970 Dönemi Türk Sinemasında Düşünce Akımları”. s. “What‟s So „New‟ About the „New‟ Technologies in Hollywood? An Example of the Study of Political Economy of Communications”: Rethinking Communications: Volume 2 Paradigm Exemplars (içinde). J. N. H. Wenner. A. Newbury Park. s: 474485.: Bayraktar. (Der. Küçükkurt. Sinemada Anlatı ve Türler. NY: Best Business Boks. s: 232. Yüksel. (Ed. (2004). O‟Keefe ve Elen Wartella. Sayı:29 . Practise. L. Lawrance Grossberg. Sağlık ve Bilimsel Araştırma Çalışmaları Vakfı Yayınları No:94.2008) Güz 2009. http://www. Barbara J.

trust. Halkla ilişkiler. and in power struggles since the old ages. the simple propaganda techniques were evolved into public relations. BUGÜNÜ VE GELECEĞĠNE ĠLĠġKĠN BĠR DEĞERLENDĠRME Ayhan BĠBER* ÖZET Halkla ilişkiler. Today and Tomorrow of Public Relations Studies ABSTRACT Public relations are systematic and planned communication strategies of organizations to obtain social support. Ancak. and to obtain social legitimacy besides legal legitimacy. 237- HALKLA ĠLĠġKĠLER ÇALIġMALARININ DÜNÜ. toplumsal taleplerin belirlenmesi. Propaganda. economic. and rulers always need to have the support of their environments in order to be influential.Ü. Key Words: Public Relations. yasal meşruiyetin yanı sıra toplumsal meşruiyet de elde edebilmek adına her zaman için çevrelerinin desteğine gereksinim duymuşlardır. halkla ilişkilere özgü bir nüveyi çok eski çağlardan bu yana süre gelen örgüt-çevre ilişkilerinin.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. Bilgi ve İletişim Teknolojileri An Analysis of Yesterday. Knowledge and Communication Technologies * Doçent Doktor. Social Legitimacy. The contemporary public relations studies do not have a long history. basit propaganda tekniklerinden halkla ilişkilere doğru evrilmiştir. Anahtar Kelimeler: Halkla İlişkiler. yakın bir gelecekte bu işlevini. In contemporary age. The institutions. public relations have important functions for observing social changes. önemini yitireceğine ilişkin önemli göstergeler vardır. kuruluşlar. iktidar mücadelelerinin içerisinde görebilmek mümkündür. Kurumlar. Propaganda. teknolojik koşularına bağlı olarak değişmiş. determining social demands. organizations. there are some clues to propose that public relations will not be able to fulfill these functions in the near future since people have been loosing their interests to their environments. 7(2). İnsanlar hızlı bir şekilde çevrelerinde olup bitenlere karşı ilgilerini. yönetme erkini elinde bulunduranlar etkili olabilmek. The ways of obtaining this support have changed in accordance with the changing political. çoğulculuk anlayışının gelişmiş olduğu demokratik toplumlarda örgütlerin gereksinim duydukları toplumsal desteği. and their will to participate in decision-making process that will affect their life. Günümüzdeki anlamda halkla ilişkiler çalışmalarının tarihsel arka planı çok eski değildir. G. güveni. Bu desteğin elde ediliş yöntemi ise dönemin siyasal. However. toplumsal değişimin izlenmesi. Toplumsal Meşruiyet.ĠletiĢim Fakültesi ĠletiĢim 2003/18 . ekonomik. and technological conditions of the time period. Nevertheless. kendi yaşamlarını ilgilendiren kararlara katılma iradelerini kaybetmektedirler. Bununla birlikte. and obedience that they need in democratic societies in which the idea of pluralism has been rooted. we can observe the existence of core of public relations within the relationship between organizations and their environment. örgütlerin kendilerini ifade edebilmesi gibi açılardan günümüzde önemli işlevlere sahiptir. and for providing opportunities for organizations to express themselves. rızayı elde etmek için gösterdikleri planlı ve sistemli iletişim çabalarıdır.

Bu bağlamda. teknik veya araçla olursa olsun. Siyasal. kitlelerin yönlendirilmesi. kamuoyunu Ģekillendirmeye veya onun desteğini elde etmeye yönelik tüm çabaların içerisinde manipülatif bir yönün mutlak bir Ģekilde bulunduğunu söylemek mümkündür. tutum ve davranıĢ değiĢimi meydana getirme. Tarihsel süreç içerisinde bu çabaların. her fırsatta propagandanın ne kadar kutuplaĢtırıcı.134 GiriĢ A. baskı ve Ģiddetten katı propaganda uygulamalarına. Halkla iliĢkiler. Çünkü halka iliĢkiler çalıĢmaları Güz 2009. örgütlenmeye. siyasal açılardan değiĢmesi. sevk ve idare edilmesine iliĢkin yöntemlerinin de değiĢtirilmesini zorunlu hale getirmiĢtir. Toplumların sosyal. daha önceki dönemlerde zihinlere çekiç ile çakılmaya çalıĢılan düĢünce. belli bir iktidar alanını iĢgal edenler. radikalleĢtirici ve kıĢkırtıcı bir etkiye sahip olduğu. örgütsel çıkarın yanı sıra gözetilen toplumsal faydadan kaynaklanmaktadır. Biber Uygarlık tarihinin belli bir döneminde insanların yerleĢik düzene geçip bir arada yaĢamaya. duyurmak ve kabul ettirmek zorunda kalmıĢlardır. ekonomik. ekonomik. daha rasyonel meĢruiyet dayanakları bulmak. Hangi yöntem. propaganda. onay yaratma. anlayıĢ veya ideolojiler günümüzde çok ince uçlu kalemlerle hat sanatçılarına özgü bir maharetle “zarifçe” iĢlenir olmuĢtur. bu zorunluluğun var ettiği bir olgu olarak kabul edilmektedir. iliĢki kurmaya. dengeleyici ve uyumlaĢtırıcı yönü vurgulanmaktadır. Diğer yandan. halkla iliĢkiler gibi yöntemler arasındaki farklılık ise manipülasyonunun derecesinden. teknolojik geliĢmelere bağlı olarak üretim. yönetme erkini elinde bulunduranlar. Sayı:29 . ticaret yapmaya baĢlamalarına koĢut olarak. Konu ile ilgili yapılan akademik çalıĢmalarda uzun zamandır bu farkın altı çizilmekte ve halkla iliĢkiler propagandadan daha farklı bir yere oturtulmaya çalıĢılmaktadır. ajitasyon. tutum ve davranıĢlarının değiĢtirilmesi. baskı grupları. iktidar iliĢkileri değiĢmiĢ. ikna etme. amacından. daha sonra ise halkla iliĢkiler kapsamında değerlendirilen çalıĢmalara doğru evrildiği anlaĢılmaktadır. sosyal. tüketim. rıza elde etme gibi çabaların da ortaya çıktığı görülmektedir. etik kaygılardan ne kadar uzak olduğu buna karĢılık halkla iliĢkilerin birleĢtirici. sivil toplum örgütleri gibi her türlü tahakküme karĢı direnç oluĢturabilecek dinamiklerin ortaya çıkması. belli konularda kamuoyu oluĢturmaya. toplumsal gereksinimleri karĢılamak için oluĢturulmuĢ toplumsal sistemler daha dünyevi. demokratik kazanımların artması. yönlendirme. Farklı bir ifadeyle.

halkın dertlerini dinledikleri. Hıristiyanlığın yayılmasını sağlamak amacıyla Ġnancı Yayma Meclisi anlamına gelen Congregatio de Propaganda Fide adında bir birim oluĢturarak. Yukarıdaki tespitlerden hareket edilerek tasarlanan bu çalıĢmada. rızasına. halkla iliĢkilere özgü bir nüveyi çok eski çağlardan bu yana süre gelen toplumsal iliĢkilerin. yakın gelecekte ne ifade edeceği. çok kudretli hükümdarlar. bu tür çalıĢmaların süreç içerisinde halka iliĢkilere doğru evrilmiĢ. iktidar mücadelelerinin içerisinde görebilmek mümkündür. hükmetme yetkisini tanrıdan aldıklarını öne süren padiĢahlar bile belli durumlarda yönetimleri altında olan insanların onayına. Çok güçlü. rızanın. desteğine gereksinim duymuĢlar ve bu gereksinimin karĢılanmasına yönelik olarak çeĢitli yöntemler geliĢtirmiĢlerdir. rıza veya saygınlık elde etme yöntemi olarak kabul edilmektedir. günümüzdeki örgütler açısından halkla iliĢkilerin ne ifade ettiği. Ancak bunlar. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 135 sayesinde gereksinim duyulan onayın. belli bir düĢünce. krallar. geliĢiminde rol oynayan temel dinamiklerin neler olduğu. bilinen planlı. Bununla birlikte. Büyük Ġskender’in uygulamaları bu yöntemlere çokça verilen örneklerden birisidir. Osmanlı PadiĢahlarının Cuma namazı öncesi halkla söyleĢtikleri. bir anlamda halkla iliĢkilere nüve oluĢturmuĢ çalıĢmalar olduğunu belirtmek gerekir. Kitleleri etkilemeye. sistemli ilk propaganda çalıĢması Hıristiyanlığın yayılması ile ilgilidir ve propaganda sözcüğü de zaten "yayılması gereken" anlamına gelen propagand Latince kökünden gelmektedir. tebdil-i kıyafetle halkın arasına karıĢıp onların kendisine yönelik duygu ve düĢüncelerini öğrenmeye çalıĢtıkları bilinmektedir. Roma gibi çok eski uygarlıklara dayanmakla birlikte. halkla iliĢkiler kapsamındaki çalıĢmalarının boyut. Bu misyonerler çeĢitli propaganda İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . onay. daha kapsayıcı bir ifade ile toplumsal meĢruiyetin sağlanması ve sürdürülmesi mümkün olabilmektedir. selamlaĢma biçimlerini tercih ederek kendisine yönelik bir sempati yaratma yoluna gittiğinden söz edilmektedir. güvenin. Ġskender’in iĢgal ettiği bölgelerin yöresel kıyafetlerini. HALKLA ĠLĠġKĠLER OLGUSUNUN TARĠHSEL GELĠġĠMĠ Halkla iliĢkiler. toplumsal faydanın. hacim ve nitelik olarak nerelere varabileceği ayrıntılı bir Ģekilde ele alınıp tartıĢılacaktır. Hıristiyan olmayan ülkelere misyonerler göndermiĢtir. etik kaygıların fazla gözetilmediği propaganda niteliğinde çalıĢmalardır. güven. ideoloji veya inanıĢ etrafında örgütlemeye yönelik propaganda kapsamındaki uygulamaların kökenleri Atina. halkla iliĢkiler olgusunun ortaya çıkıĢında. Ancak.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. 30 yıl savaĢlarının devam ettiği 1622 yılında Papa XV Gregory. demokratik toplumlara özgü bir kamuoyu oluĢturma.

1787 Anayasasıyla ulusal birliği sağlayan ve federatif bir yapıya kavuĢan Amerika. gururu incinmiĢ Almanya. BolĢeviklerin çalıĢmaları ile önemli mesafe almıĢ. dağıtımın da tüketimin de kitlesel olması gerekmiĢtir. 2004: 129). tanıtımın da. Çünkü Hitler ve ekibinin uyguladığı propaganda çalıĢmaları sayesinde I. Sanayi Devrimi ile kitlesel üretim gerçekleĢtirildiğinden. Sayı:29 . Bu süreçte propaganda çalıĢmaları boyut ve içerik olarak farklılık göstermeye baĢlamıĢ. Siyasi anlamda geniĢ çaplı. planlı.136 A. Günümüzdeki anlamda halkla iliĢkiler çalıĢmalarına temel oluĢturan sektörel ve akademik altyapı ağırlıklı olarak Amerika BirleĢik Devletleri’nde doğup. yüzyılın sonlarına doğru belirginlik kazanmaya. Hitler’le “zirve” noktasına ulaĢmıĢtır. Katılıma ve sivil örgütlenmelere olanak veren bu siyasal yapı. 1993: 407). 1997: 5). daha kısa sürede. geniĢ bir siyasal katılıma ve güçlü bir sivil topluma olanak verecek Ģekilde inĢa edilmiĢtir. Biber teknikleri kullanarak değiĢik coğrafyalarda kendi inançlarını yaymaya çalıĢmıĢlardır (Pflaum ve Pieper. Amerika’daki federal sistem. 18. yüzyılın ikinci yarısında baĢlayan Sanayi Devrimi propaganda çalıĢmaları açısından önemli bir kırılma noktasıdır. Propagandanın büyüsünün Hitler’le birlikte bozulmuĢ olmasına rağmen. halka iliĢkilerin kendisini propagandadan farklı bir yere oturtma çabaları 1900’lü yılların baĢında görülmeye baĢlanmıĢtır. Dünya SavaĢı’ndan yenik çıkmıĢ. Tüm bu yaĢananlardan sonra propaganda sözcüğü insanlara soğuk gelmeye. görünür olmaya baĢlamıĢtır (Kazancı. çalıĢma motivasyonunun sağlanması propaganda çalıĢmalarıyla gerçekleĢtirilmiĢtir. sistematik propaganda çalıĢmaları ise Fransız Ġhtilali ile baĢlamıĢ. Çünkü Sanayi Devrimi ile ĠletiĢim Devrimi aynı sürecin parçaları olarak kabul edilmektedir (Briggs ve Burke. siyasal. daha etkili bir Ģekilde ulaĢabilmenin yöntem ve teknikleri aranmaya baĢlanmıĢtır. geliĢmiĢ ve 19. Bu “zirve” noktası aynı zamanda siyasal propagandanın ölüm noktası anlamına da gelmektedir. Hitler’in peĢine takılarak insanlığın büyük bir trajedi yaĢamasına. halkla iliĢkiler çalıĢmalarının geliĢip yaygınlaĢmasına olanak sağlayacak uygun bir zemin yaratmıĢtır. büyük acılar çekmesine. iktisadi ve siyasi yönlerden hızlı bir geliĢim göstermiĢtir. daha geniĢ kitlelere. hoĢ olmayan Ģeyler çağrıĢtırmaya baĢlamıĢtır. bu kaynakları iĢleyerek üretimi gerçekleĢtirecek olan insan kaynağının yönlendirilmesi. ekonomik. sosyal iliĢkilerin uluslararası boyutta yeniden düzenlenmesine neden olmuĢtur. Kitlesel üretimin gereği olarak gereksinim duyulan büyük hammadde kaynaklarının elde edilmesi. Tocqueville’e (1994) göre. Güz 2009.

1967: 2). 1916 yılında John Rockfeller’ın danıĢmanlığını yapmaya baĢlamıĢ ve ilk halkla iliĢkiler bürosunu kurmuĢtur. bültenler hazırlayarak iĢ çevrelerinin kamuoyuna seslenebilmesine olanak tanımıĢtır. Edward L. Topluma karĢı yeterince açık olmayan. herhangi bir örgüt ile kamuları arasındaki iliĢkinin nasıl olması gerektiği konusunda Lee Ģu açıklamaları yapmıĢtır (Ertekin. 2002: 18). Daha sonra Dorman Eaton adlı New York’lu bir hukukçu. “Prensipler Bildirisi” baĢlığı altında. kendi çıkarlarını ön planda tutanlar Ģeklinde olumsuz bir imaj edinmektedirler. Lee. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . basın ile iĢ çevresini birbirine yakınlaĢtırmaya çalıĢmıĢ. Bernays’ın çalıĢmaları önemli kilometre taĢları olarak kabul edilmektedir (Faulstich. basın aracılığıyla topluma verilecek bilgilerde doğruluk ve dürüstlük ilkesine kesinlikle uyulmalıdır. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 137 Halkla iliĢkiler (Public Relations) kavramı ilk olarak dönemin Amerika BirleĢik Devletleri BaĢkanı Thomas Jefferson tarafından 1807 yılında 10. çoğulculuk. 2001: 15). Basınla sağlıklı iliĢkiler kurulmalı. Kongre’ye gönderilen BirleĢik Devletler’in dıĢ iliĢkileriyle ilgili bir mesajda kullanılmıĢtır (Kunczik. Halkla iliĢkilerin geliĢimine sağladığı önemli katkılar açısından üzerinde durulması gereken bir diğer kiĢi de. çalıĢmalarını yürütürken kamuoyunun hassasiyetlerini. Yayımladığı bazı kitapçıklarla halkla iliĢkilerin özel sektördeki ilk örneklerini ve ilkelerini ortaya koymaya çalıĢan Lee. Bernays'dır. Kaynaklar. kapalı kapılar ardında gizli iĢler çevirenler. gereksinimlerini ve beklentilerini dikkate almalıdırlar.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. Ancak dönemin koĢulları bu olgunun tam olarak anlaĢılmasına. bir gazeteci olan Ivy Lee ile konunun akademik boyutuyla ilgilenen Edward L. bilgi alması sağlanmalıdır. demokratik kazanımlar yeterince sağlanmamıĢ.Pieper. 1882 yılında Yale Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde mezunlara hitaben yaptığı “Hukuk Mesleğinin Halkla ĠliĢkileri ve Ödevleri” baĢlığını taĢıyan bir konuĢmayla dikkatleri bu kavrama çekmiĢtir (Orrick. çalıĢmalarını gizlilik içinde yürüten örgütler. sosyal sorumluluk anlayıĢı geliĢmemiĢtir. geliĢip yaygınlaĢmasına çok elveriĢli değildir. Kitle iletiĢim araçları geliĢip yaygınlaĢmamıĢ. Serbest gazeteci olarak çalıĢan Ivy Lee. aynı zamanda halkla iliĢkileri meslek olarak icra eden ilk kiĢi unvanına da sahiptir. Bu tür geliĢmeler esas olarak 1900’lü yılların baĢından itibaren ivme kazanmıĢtır ve bu süreçte. değiĢikliklerden toplum mutlaka haberdar edilmeli. Toplumu ilgilendiren geliĢmelerden. Bernays'ı alanda akademik çalıĢmalar yapan ilk kiĢi olarak belirtmektedirler (Pflaum . 1995: 6): KiĢi ya da kuruluĢlar.

Yaptığı iĢe uygun bir isim bulma düĢüncesini her zaman zihninde canlı tutan Bernays. Daha sonra yayınlamaya baĢladığı “Contact” isimli dergide de halkla iliĢkiler konusunu açıklamaya çalıĢmıĢtır (Ertekin. Bu alanda görev yapanlar. Bir ziraat mühendisi olan ve rastlantılar sonucu halkla iliĢkiler çalıĢmalarına baĢlayan Bernays. kendisini hedef kitlenin yerine koyarak onları daha iyi anlamaya çalıĢmalıdır. 1995: 11): Halkı anlayabilmenin ilk Ģartı yüz yüze iliĢki kurmaktır. halkla iliĢkiler konusunda üniversitelerde dersler vermiĢ ve alanın ilk uzmanı olarak kabul edilmiĢtir (Mardin. “Kamuyu Aydınlatma” ya da “Reklam Yönetimi” gibi kavramların kamuoyunda bazı olumsuz çağrıĢımlara neden olduğu Ģeklinde açıklamıĢtır. 1995: 8). yaptığı iĢi “Tanıtma ĠĢinin Yönetimi” olarak adlandırmıĢtır. 1976: 15). Sayı:29 . Bernays’ın 1923 yılında yayınladığı “Crystallizing Public Opinion” (Kamuoyuna Biçim Verme) isimli eseri de bu alanda yayınlanmıĢ ilk eser olma özelliğini taĢımaktadır (Mıhçıoğlu. gerçekler karĢısında çok çabuk hayal kırıklığına uğramaktadırlar. 1988: 26). sonunda yaptığı iĢi en iyi tanımladığına inandığı “Halkla ĠliĢkiler DanıĢmanlığı” ifadesini kullanmaya baĢlamıĢtır. özellikle kavramların anlamlarını çok iyi bilmek durumundadırlar. Alıcı konumundaki kiĢi ya da kiĢilerle etkili bir iletiĢim kurabilmek için iletilen mesajın yanlıĢ anlaĢılmaya olanak vermeyecek Ģekilde. salamdan sabuna. Bernays. Hedef kitle çok iyi tespit edilerek. Bu Ģekilde adlandırmasının nedenini ise kullanılmakta olan. Bir halkla iliĢkiler uzmanı empati yeteneğine sahip olmalı. hedef kitleyi meydana getiren kiĢiler ya da gruplar çok yönlü irdelenmelidir. Ġlk özel bürosunu 1919 yılında New York'ta açan Bernays. 1988: 26). Bir halkla iliĢkiler uzmanı. “Basın Temsilcisi”. mücevherden sigaraya kadar çok değiĢik alanlarda çalıĢmalar yürüten kuruluĢlarda danıĢmanlık yapmıĢtır (Mardin. masa baĢında oturarak hedef kitleyi oluĢturanları anlayabilmek mümkün değildir. müĢterileri ile iliĢkilerinde bu gerçeği her zaman göz önünde bulundurmak durumundadır. Renkli bir kiĢiliğe sahip olan Bernays. Ġnsanların beklentileri çok fazla olduğunda. yaptığı teorik çalıĢmalar ve sektörde edindiği deneyimler sonucunda halkla iliĢkilerle ilgili bugün hala geçerliliğini koruyan Ģu tespitleri ortaya koymuĢtur (Ertekin.138 A. sözcüklerin yerinde ve doğru kullanılmasına dikkat edilmelidir. Güz 2009. Biber 1993: 224).

Dünya SavaĢı sonrası yönetim alanında sistem yaklaĢımı. ekonomik yaĢamın canlanması. Böyle bir anlayıĢın geçerlilik kazanmaya baĢlaması. Halkla iliĢkilerin 1930–1940 yılları arasında bir meslek olarak benimsenmeye baĢlamasıyla birlikte uygulamalar daha geniĢ kesimlere yayılmaya baĢlamıĢ. 2004: 25– 30). dıĢ çevre ile kesin sınırlarla ayrılma olanağı bulunmayan ve temel amaçlarını gerçekleĢtirebilmek için çevreden gelen baskılarla. 1983: 42). sistemin bir yerinde oluĢan bozulmanın tüm alt sistemleri etkilediğini yaĢayarak öğrenmiĢlerdir. sistemin istikrarına. halkla iliĢkiler açısından bir kırılma noktası olarak kabul edilmektedir. sağlıklı bir Ģekilde iĢlemesine kendilerinin de katkı yapmaları gerektiğini. amaçlara göre yönetim. Ayrıca bu yaklaĢım. sosyoloji.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. Örgüt ve çevresi arasındaki iliĢkinin sistem yaklaĢımından hareketle incelenmesi sonucu. Bu aĢamada. konuyla ilgili yayınların sayısındaki artıĢ sonucunda ise akademik eğitimin gerekliliği konusunda görüĢ birliği oluĢmuĢtur. halkla iliĢkiler olgusunun geliĢip yaygınlaĢmasında pay sahibi olan önemli etkenlerden birisi olarak kabul edilmektedir (Jarren ve Röttger. Halkla iliĢkiler demokratik rejimlerde akademik bir çalıĢma alanı olarak geçerlilik ve yaygınlık kazanmaya baĢlamıĢtır. halkla iliĢkilerin “doğasının açıklanmasında. yaygınlık ve geçerlilik kazanmasına olanak verecek koĢullar oluĢmuĢtur. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 139 1929 yılında baĢlayan büyük ekonomik kriz. sistem yaklaĢımının halkla iliĢkileri kuramsal temellere oturtmak açısından uygun bir zemin sağladığı söylenebilir. halkla iliĢkilerin akademik bir çalıĢma alanı olarak geliĢmesine. yönetim. uyumlaĢtırmak zorunda olan sosyal sistemler oldukları düĢüncesi geçerlilik kazanmaya baĢlamıĢtır (Daft. durumsallık yaklaĢımı gibi örgüt çevresini daha fazla dikkate almayı gerektiren yeni yaklaĢımların ortaya çıkması. Sosyal psikoloji. her türlü tahakküme karĢı direnç oluĢturabilecek sivil toplum örgütleri gibi yeni güç odaklarının ortaya çıkması ile birlikte. Çünkü büyük firmalar. kendi temel gereksinimlerini bağdaĢtırmak. II. 1986: 58) gereksinim duyulan genel çerçeveyi baĢarılı bir Ģekilde sağlamaktadır. bir etkileĢim sistemi olarak sonul amacının belirlenmesinde” (Uysal. Kriz nedeniyle halkla iliĢkilere duyulan gereksinim daha da artmıĢ. iletiĢim gibi sosyal bilim dallarına bağlı olarak geliĢimini sürdüren ve eklektik bir alan görüntüsü veren halkla iliĢkilerin kendi özgün kuramını oluĢturabildiğini bugün hala söyleyebilmek mümkün değildir. 1998: 59). özel çıkarlarla kamu yararını ortak zeminde buluĢturmak anlayıĢı kabul görmeye baĢlamıĢtır (Peltekoğlu. örgütlerin dıĢ çevrelerinden soyutlanamayan. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .

iktidarın ve hareketin olduğu her yerde ve alanda öncelikle cevaplandırılması gereken bir soru. 1998: 21). toplumsal ve dinsel sınıflamalar açık ve basitken hesapta olmayan. tarihsel süreç içerisinde değiĢebilmektedir. 1998: 81) ve her sosyal sistem. insan topluluklarının. 1998: 119) ve çağdaĢ toplumlarda çok daha belirgin ve yaygındır. ekonomik. Yöneten ve yönetilen arasındaki mesafenin açılmasıyla ortaya meĢruiyet sorunu çıkmaktadır. devletin müdahale ettiği alan geniĢlerken. BaĢka bir ifadeyle. yönetilenlerin hesap sorabildiği toplumların bir zorunluluğudur denilebilir (Lesly. Bir anlam arayıĢı olan meĢruiyet. iktidarın etrafındakilerin bağlılığını hak edip etmediği ya da neden hak ettiğiyle ilgili bir sorundur (Atiker. MeĢruiyet. politik. modern. hem devletin iĢgal ettiği alanın geniĢlemesine hem de kamu yönetiminin karmaĢıklaĢmasına neden olmuĢtur. Güz 2009. toplumların karmaĢık bir yapıya bürünmesine neden olmuĢ. Biber ModernleĢme olarak adlandırılan süreç. meĢruiyet sorunuyla bir Ģekilde yüzleĢmek zorundadır. öngörülmeyen birçok yeni sorun ortaya çıkmıĢtır. demokratik. Çünkü iktidarlar ne tür bir niteliğe sahip olurlarsa olsunlar belli bir halk desteği olmadan yaĢayamamaktadırlar. hukukun ötesinde olan bir sorundur (Kapani. karĢılanmasına veya karĢılanabilmesiyle ilgili olarak yapılan düzenlemelerin duyurulmasına yönelik çalıĢmalardır. toplumların yapılarına ve özelliklerine göre farklılıklar göstermekte. sosyal sorumluluk anlayıĢı kapsamında bazı taleplerde bulunmaya baĢlamıĢtır. bir süre sonra sosyolojik anlamda bir meĢruiyet kriziyle karĢı karĢıya kalmakta. gücün. Sayı:29 . karar mekanizmalarından uzaklaĢtığı gözlenmeye baĢlanmıĢtır (Uysal. Ekonomide ve siyasette liberalizmi benimseyen ülkelerde Yirminci Yüzyılın ilk yarısında yaĢanan geliĢmeler. MeĢruiyet kaynakları. varoluĢ gerekçelerini yitirmektedirler. Dolayısıyla halkla iliĢkiler. Ancak. 1983: 3). temel ahlak değerleri. kamu vicdanı. evrensel değerler tüm zamanlar için meĢruiyetin ortak paydası olarak kabul edilmektedir (CoĢkun. insanın.140 HALKLA ĠLĠġKĠLERĠN BUGÜNÜ A. bu talepleri algılayamayan ve gereklerini yerine getirmeyen örgütler. kararlar da daha teknik bir nitelik kazanmıĢ ve birçok önemli konuda verilen kararlarda bireyin etkisiz kaldığı. Refah ve eğitim düzeyleri eskiye oranla biraz daha yükselen insanlar örgütlenerek baskı grupları oluĢturmuĢ. Çünkü toplumsal taleplere kulak tıkayan. çözümlenmesi gereken bir problem olarak karĢımıza çıkmaktadır. çevresinde üretim yapan örgütlerden uygun fiyat ve kalitenin yanı sıra. MeĢruiyet ilk bakıĢta hukukun alanına giren bir sorun gibi gözükse de. aslında hukuk alanını aĢan. 2009: 43). Halkla iliĢkiler özünde halktan gelen bu taleplerin belirlenmesine.

Halkla iliĢkiler çalıĢmalarının iĢlevi ilk bakıĢta bir örgütün. Ancak belirli aĢamalardan geçmiĢ. 2003: 32). Örgütler. bu çalıĢmaların iĢlevi bunlarla sınırlı değildir. Habermas gibi teorisyenlere önemli bir esin kaynağı olmuĢtur. Bu bilgi akıĢı ise ancak örgüt ve çevresi arasında oluĢturulacak iletiĢim kanallarıyla mümkün olmaktadır. modern toplumların geldikleri noktada kabul edilebilir. Marksist düĢünceyi benimsemiĢ olmasına rağmen Gramsci. iktidar sahipleri üstyapıya ait unsurları manipule ederek. kendi söylemlerini toplumun diğer kesimlerine de kabul ettirmekte. örgütsel çıkar-toplumsal yarar dengesi fark edilir Ģekilde örgüt lehine bozulduğu anda meĢruluk krizi gündeme gelmekte ve örgütün varlık nedeni tartıĢılır olmaktadır. sistemin varlığını devam ettirmesini sağlayan gücün egemen sınıfların tinsel ve kültürel üstünlüğünden kaynaklandığını söylemektedir. meĢruluk kavramını dar anlamda. Bu nedenle farklı güç odaklarının oluĢtuğu. yani hukuksal geçerlilik anlamında değil. malın veya hizmetin tanıtılmasını sağlamak Ģeklinde algılansa da. bir malın veya hizmetin tanıtılıp satılmasının daha da İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Sistemin meĢrulaĢtırılması ve devamının sağlanmasıyla ilgili tezlerine bakılınca. belirledikleri amaçlara ulaĢmak. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 141 Tarih boyunca meĢruiyetin ilk ve temel kaynaklarından birisi de din olmuĢtur. politika ve stratejiler benimsemekte ve bunları uygulamaya geçirmektedirler. böylece varlıklarını ve uygulamalarını meĢru kılmaktadırlar (Bobbio ve Texier. rasyonel meĢruiyet kaynaklarına gereksinim duyulmaya baĢlanmıĢtır. kendi alanlarında rekabet etmek. Habermas’a göre (1990: 327) kamu yararı öne sürülerek yürütülen bu tür çalıĢmaların iĢlevi. Gramsci’nin Weber’e yakın bir yerlerde durduğu görülmektedir. Weber. kendi çıkarlarının yanı sıra topluma ne sağladıklarını anlatmak durumundadırlar.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. Bu uygulamalara bağlı olarak. farklı çıkarların temsil edildiği çoğulcu nitelik kazanmıĢ toplumlarda örgütler. “sosyolojik anlamda otoriteye tabi olanlarca beslenen inanç karĢılığında kullanmıĢtır” (Kapani. 1982: 20). konuyla ilgili çalıĢmalar yapan Gramsci. Gramsci’ye göre. Belli bir gücün. kendilerini verimli ve etkili kılmak için çeĢitli plan. altyapı-üstyapı iliĢkisine geleneksel Marksist anlayıĢtan farklı yaklaĢmakta. Bu bağlamda Weber’in (1995: 311) meĢru otoritenin dayanaklarına iliĢkin yaptığı sınıflandırma sosyal bilimlerde geniĢ ilgi uyandırmıĢ. 1998: 89). varlıklarına kabul edilebilir gerekçeler bulmak. belli bir iktidar alanlarını ele geçirmek. o etkileĢimden ne tür bir fayda sağladıklarını net olarak bilmek istemektedirler. Bu iletiĢim kanallarını oluĢturma çabaları ise özünde halkla iliĢkilerden çok farklı bir çaba değildir. örgütün etki alanında kalanlar. Ġktidara meĢruluk kazandırma sürecinde dinler önemli iĢlevler üstlenmiĢlerdir (ġaylan.

Modern toplumların belirgin özelliklerinden birisi de yönetme erkini elinde bulunduranların toplumsal sorunların çözümüne yönelik uygulamalarıdır. firma veya sektör adına siyasal kredi sağlamakta ve onlara kamusal otoriteye duyulan türden bir hürmet kazandırmaktadır. Farklı bir ifadeyle halkla iliĢkiler. Kapitalizmin geliĢim süreci içerisinde böyle bir çaba sistemin tıkanıklığını açmak. dinsel. Bu tepkilerden dolayı devletler resmi ideolojilerini çağın koĢullarına uygun yöntem ve araçlarla benimsetme yoluna gitmektedirler. Habermas (2001: 370) bu kutuplaĢmayı. kapitalizmin toplumu kontrol altında tutabilmek için gereksinim duyduğu meĢruiyeti. yönetilenler üzerindeki fiziki baskısını görece azaltmıĢ. Sosyal sistemler. çoğunlukla ideoloji kullanarak Güz 2009. ideoloji üretme ve yayma araçlarının süreç içerisinde değiĢtiğini ifade etmektedir. Althusser’e göre hiçbir sınıfın. Althusser. 1996: 132) ise halkla iliĢkiler adı altında yürütülen çalıĢmaları. iĢbölümünün insanı yeri kolayca doldurulabilir değersiz bir nesne haline getirmesi. 1997: 16). farklı uzmanlık alanlarının kendi dilini yaratması ve kitlelerin bu dili anlayamaması sistem içerisinde kutuplaĢmaya neden olmaktadır. kapitalist toplum arasında bir karĢılaĢtırma yapan Althusser (1994). Feodal toplumla. Sayı:29 . hapishane. Çünkü örgütlerin büyümesine rağmen yetkinin merkezileĢmesi. Devlet. rıza yoluyla elde etme çabası olarak değerlendirmektedirler. Halkla iliĢkiler. taraflar arasındaki uzlaĢıyı sağlamak için gereklidir. sendikal ve iletiĢimsel aygıtlar Ģeklinde sıralamaktadır. çağdaĢ ve demokratik örgütlenmelere temel özelliğini veren bu iki olgunun yarattığı ikilemden kaynaklanan sıkıntıyı giderecek ve tarafları birbirine yaklaĢtıracak bir iĢlev üstlenmektedir. demokratik ve katılımcı bir siyasal kültürün yerleĢtiği modern toplumlarda bir sorun çözme ve olası sorunları önleme yöntemi olarak benimsenmektedir (Uysal. vatandaĢla olan iliĢkilerini evrensel hukuk kuralları çerçevesinde yürütmek zorunda kalmıĢtır. “ruhtan yoksun uzmanlık insanları ile gönülden yoksun haz insanlarının” sebebiyet verdiği kutuplaĢma Ģeklinde ifade etmektedir. Çünkü aksi uygulamalar iç ve dıĢ tepkilere neden olmaktadır (Kazancı. devletin ordu. siyasal. örgütsel etkililiği ve verimliliği sağlamak adına iĢbölümü ve uzmanlaĢmaya verdikleri önem sonucu toplumdan uzaklaĢmak. kültürel. Böyle bir ikilem içerisinde doğru bir rota belirleyebilmek yaĢamsal önem kazanmaktadır. bunun yanı sıra demokratik yönetim gereği olarak toplumdan onay ve destek elde etmek ikilemi ile karĢı karĢıya kalmıĢlardır. Biber ötesine geçerek. polis gibi baskı aygıtlarıyla ideolojik aygıtlarını birbirinden ayrı tutmakta ve modern kapitalist toplumlardaki ideolojik aygıtları. 1998: 37). amaçlarına ulaĢmak. Frankfurt Okulu’nun ilk kuĢak temsilcileri (Horkheimer ve Adorno.142 A.

toplumu dönüĢtürme. toplumsal yapı içerisinde ayrıĢma. yeni “aygıtlar” geliĢtirmek gerekmektedir. bunun yanı sıra reklamla da kullanılan araç ve bazı teknikler dıĢında bir bağının olmadığını reklam gibi belli bir ürüne veya hizmete değil. kamusal alan farklı ses ve taleplerin yükseldiği çok sesli bir alana dönüĢmeye baĢlamıĢtır. 1996: 69).Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. hangi kavramın uygulamada tam olarak neye denk geldiğinin belirlenebilmesi bir hayli zorlaĢmıĢtır. siyasal ve sosyal oluĢumları bir bütün olarak. çok sesli bir hale gelmesi. Yukarıda sözü edilen türden bir gereklilik. itibar. Kurumsal Reklam. parçalanma. bazı durumlarda da çok hafifletilmiĢ baskıya baĢvurmaktan kaçınmayan bu aygıtların içinde veya üstünde hegemonyasını uygulamadan yönetme erkini elinde tutabilmesi ve bunu meĢru kılabilmesi mümkün değildir. halkla iliĢkiler çalıĢmalarının geliĢip. Pazarlama. Halkla ĠliĢkiler. Sosyal Pazarlama gibi belli bir ürüne. yeni yöntemler. Tüm bu geliĢmelere bağlı olarak. Kendisinin propagandadan farklı bir yöntem olduğunu anlatmaya çalıĢan halkla iliĢkiler. kamusal alanın renklenmesi. farklı etnik ve siyasal gruplar. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . kuruluĢa. düĢünceye veya ideolojiye yönelik tutum ve davranıĢ değiĢimi yaratma amaçlı çalıĢmaların boyut. uyum içerisinde bir arada tutulabilmek. halkla iliĢkilerde var olan kimlik krizi daha da derinleĢmeye baĢlamıĢtır. yaygınlaĢmasına. yönlendirme açısından ideolojik aygıtlar daha iĢlevsel hale gelmiĢtir. örgütsel çıkarın yanı sıra toplumsal yararı da gözettiğini sürekli vurgulamak zorunda kalmıĢtır. yani farklılıkları baĢarılı bir Ģekilde yönetilebilmek için büyük çaba harcamak. nitelik. belirgin bir kavramsal çerçevenin çizilebilmesi. saygınlık yaratmaya çalıĢtığını. hacim ve iĢlev açısından dönüĢüme uğramasıyla birlikte bu çalıĢmaların tanımlanması. beklenti ve çıkarlara sahip farklı ekonomik. Demokratik kazanımların artması. iletiĢim olanaklarının geliĢmesi ve çoğulculuk anlayıĢının geçerlilik kazanmasıyla birlikte yönetme erkini elinde bulunduranların yönetilenler üzerindeki baskısı azalmaya baĢlamıĢ. Dolayısıyla. Ancak. toplumun bünyesinde barındırdığı farklı anlayıĢ. kuruma. kendilerini kamusal alanda daha rahat ifade edebilme olanağı bulmuĢ. Farklı bir ifade ile modernleĢmenin birleĢtirdiği kadar bölünme ve parçalanmalara da yol açabilecek bir süreç olduğu anlaĢılmıĢtır (Yılmaz. halkla iliĢkilerin farklı örgütsel yapılarda. Ancak. daha farklı iĢlevler edinmesi beraberinde yeni sorun ve tartıĢmaları da getirmiĢ. günümüz toplumlarında etkinlik alanının geniĢlemesine ve daha farklı iĢlevler edinmesine sebebiyet vermiĢtir. kutuplaĢma gibi sorunları gündeme getirmiĢtir. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 143 iĢleyen. onu üreten örgütün kendisine yönelik güven. Reklam.

Bu geliĢim çizgisine bakılarak. Halkla iliĢkiler kapsamındaki taleplerin daha çok artacağı. Bu dönüĢüm. vahĢileĢmesi nedeniyle kamuoyunu aydınlatmak için serbestçe tartıĢabilen entelektüeller tarafından belirlenen bir alan olmaktan çıkmaya. Habermas’ın (1990) idealize ettiği burjuva kamusal alanı. Aydınlanma gibi önemli mitlerinden. Bilgi ve iletiĢim teknolojilerinin geliĢip yaygınlaĢmasının bir sonucu olarak baĢladığı kabul edilen “Bilgi Çağı” da insanlık tarihinin Sanayi Devrimi. üreten. Tiyatro. sergi salonları gibi düĢünen. kontrol ve talan edilen bir alana dönüĢmeye baĢlamıĢtır. yüzyılın sonlarına doğru özellikle Avrupa’da oluĢmaya baĢlayan kamusal mekanlar sayesinde gerçekleĢmeye baĢlamıĢtır (Habermes. görüĢ bildirme. o meselelerle ilgili alınan kararlara etki edebilme. kahvehane. insanların kendi yaĢamlarını ilgilendiren birçok meseleden daha fazla haberdar olmak isteyeceği ve buna bağlı olarak halkla iliĢkiler çalıĢmalarının daha da yaygınlaĢıp kapsamının geniĢleyeceği ileri sürülmektedir (Sriramesh ve White.144 HALKLA ĠLĠġKĠLER NEREYE GĠDĠYOR? A. neler yaĢanabileceğine iliĢkin ipuçları görülmeye baĢlanmıĢtır. süreç içerisinde kapitalizmin iyice oburlaĢıp. eli kalem tutan insanların bir araya gelip müzakere edebilme olanağı buldukları bu kamusal mekanların siyasal süreçlere etki edebilme açısından önemli iĢlevler üstlenmiĢ oldukları anlaĢılmaktadır. dünya üzerindeki geniĢ bir coğrafyayı etkileyen büyük düĢlerinden birisi olmuĢtur. eğlence yerleri. 2005: 638). ortaya çıkan geliĢmeler bu olumlu görüĢleri doğrulamamaktadır. Biber Halkla iliĢkiler kapsamında değerlendirilebilecek uygulamaları var eden ve çağdaĢ örgütler açısından zorunlu kılan geliĢmelere bakıldığında. dağıtım. iktidarı sınırlandırma veya tahakküme karĢı direnç oluĢturabilme gibi arzu ve gayretleriyle koĢut bir Ģekilde ortaya çıktığı ve geliĢtiği görülmektedir. 1997: 291). halkla iliĢkilerin geleceğine iliĢkin bir perspektif oluĢturulmaya çalıĢıldığında. Bilginin üretim. her düzeydeki yönetsel politikalara katılma. daha radikal bir aydınlanma Güz 2009. Diğer düĢler gibi bunun da bir kabusa dönüĢmeye baĢlaması uzun sürmemiĢ. tüketim süreçlerinde yaĢananların sanayi toplumunda yaĢananlardan daha adil olmadığı. hızlı bir Ģekilde daha fazla kazanç elde etmeye çalıĢanlar tarafından yönlendirilen. siyasal geliĢmelere yön verebilme konusundaki arzu ve istekleri. Paul Virilio’nun (2003) sözünü ettiği “Enformasyon Bombası” nın patlamasıyla “baĢarılı” bir Ģekilde tamamlanmıĢtır. Ancak yaĢananlar. Ġnsanların kendi yaĢamlarını ilgilendiren toplumsal meseleleri anlama. bu geliĢmelerin toplumların bilgi alma. 17. genellikle olumlu sözler edilmektedir (Kazancı. Sayı:29 . 1990).

düĢünme yetilerini kaybettirecek teknolojileri yüceltmeye baĢlayacaklardır. ĠletiĢim ve bilgi teknolojilerinde yaĢanan devasa “geliĢmeler”. tartıĢamaz. daha keyif verici bir yaĢamı tercih eder olmuĢlardır. insanları avutmak. Ġnsanlar yavaĢ yavaĢ kendi yaĢamını ilgilendiren konulara duyarsızlaĢmakta. Yakın çevremizde. insanların düĢünme.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. Orwell’ın “1984” adlı kitabındaki kehanetten daha çok Huxley’in “Cesur Yeni Dünya” adlı kitabındaki baĢka bir korkutucu kehanet gerçekleĢme yolundadır. Yani. Orwell hakikatin bizden gizlenmesinden. daha fazla tükettirmek dıĢında bir iĢlev üstlenmediği anlaĢılmıĢtır (ġahin. Kendi yaĢamının öznesi olma gayretini göstermekten kaçınan insanlar. Postman’a göre. arkadaĢlık. toplumsal körleĢmeye. olaylara karĢı duyarsızlaĢmaya baĢlamıĢ. Huxley’in korkusu ise kitap yasaklamaya gerek duyulmayacağı. daha steril. ilgisini kaybetmekte. beklenenin aksine bilgi kirliliğine. aldatmak. daha bireysel. Huxley pasifliğe ve egoizme sürükleyecek kadar enformasyon yağmuruna tutacak olanlardan korkuyordu. Huxley duygu sömürüsüne dayanan içki alemleri ve tek baĢına ipe asılı bir tenis topuyla oyalanmak gibi önemsiz Ģeylerle ömür tüketen bir kültüre dönüĢmemizden korkuyordu… …Kısacası Orwell bizi nefret ettiğimiz Ģeylerin mahvetmesinden korkarken. Orwell bizi enformasyonsuz bırakacak olanlardan. Ġnsanlar süreç içerisinde üzerlerindeki baskıdan hoĢlanmaya. kolaylıkla farklı güç odaklarının nesnesi konumuna gelmekte ve basit manipülatif tekniklerle kolaylıkla yönlendirilmektedir. sağırlaĢmaya yol açmıĢ. Huxley’in çizdiği tabloda ise. düĢünemez. Huxley hakikatin umursamazlık denizinde boğulmasından korkuyordu. Huxley bizi sevdiğimiz Ģeylerin mahvedeceğinden korkuyordu. Postman’ın (2004) belirttiği gibi. çünkü kitap okumak isteyecek kimsenin kalmayacağı Ģeklindeydi. Orwell’ın uyarısı dıĢarıdan gelen baskıların insanları sindireceği. Orwell tutsak bir kültür haline gelmemizden. kendi gündelik yaĢamımızda yapacağımız iĢ. 2004: 16–17). hiçbir Ģey talep edemez hale getireceği yönündedir. yaygın olan inancın aksine Huxley ile Orwell’ın kehanetleri aynı sorunla ilgili değildir. oyalamak. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 145 sağlaması beklenen bilginin. tahakküme karĢı direnme beceri ve isteklerini dumura uğratmak için Orwell’ın sözünü ettiği “Büyük Birader” gibi diktatörlere gerek yoktur. talep etme. akrabalık iliĢkilerine dair basit gözlemler bile Postman’ın çarpıcı bir Ģekilde dile getirdiği kaygıların büyük oranda haklılık payı içerdiğini göstermektedir. olay ve olgularla derinlemesine bir iliĢki kurmak için gereken sabrı gösterememektedir. Postman bu konudaki görüĢlerini Ģöyle sürdürmektedir: “Orwell kitapları yasaklayacak olanlardan korkuyordu. kiĢiler toplumsal meselelere.

geçerliliği olan politika ve planlar üretmek. dönemin siyasal. yönetme erkini elinde bulunduranların vicdanı olabilmesi. olumlu bir Ģekilde süreceğini söyleme olanağı yoktur. güç odaklarının. demokratikleĢme çizgisi düz bir çizgi değildir ve incelendiğinde çok fazla kırılmaların yaĢandığı görülmektedir. geliĢtirilen yöntemler tarihsel süreç içerisinde farklılıklar göstermiĢ. kırılmaksızın. çevreleriyle olan iliĢkileri. teveccühüne gereksinim duyar ve bu gereksinimi karĢılamaya yönelik çaba gösterir. teknolojik koĢullarına bağlı olarak değiĢmiĢ. varlıklarını meĢru temellere oturtmaya çalıĢan siyasal oluĢumlar. destek elde etmek isteyen kurum ve kuruluĢlar. saygınlık. daha kapsamlı bir Ģekilde müzakere etmeye baĢlamıĢlardır. var olabilmek için her Ģeyin olağan kabul edildiği bir ortamda rekabet etmeye çalıĢan firmalar halkla iliĢkiler kapsamında değerlendirilen günün koĢullarına uygun. Bu çaba çerçevesinde. Bu bağlamda. halkla iliĢkiler çalıĢmalarıyla ilgili geliĢmelerin aynı hızla. demokratik hakların kullanımı.146 A. Toplumların geliĢme. halkla iliĢkilerin geleceği ile ilgili olumlu Ģeyler söyleyebilme olanağı kalmamaktadır. Sayı:29 . Dolayısıyla insanların toplumsal sorunlara iliĢkin duyarlılıklarını. Güz 2009. modernleĢme. SONUÇ OLARAK Hangi amaçla oluĢturulmuĢ olursa olsun her türlü örgütlenme içinde yer aldığı toplumsal çevrenin desteğine. biçimlenmiĢtir. Biber Tarihsel geliĢimine bakıldığında halkla iliĢkilerin talep edildikçe var olan. ilgilerini kaybettikleri yerde geliĢmesi. aynı doğrultuda. geliĢen bir olgu olduğu görülmektedir. bir araya gelerek kendi yaĢamlarını etkileyen konuları daha fazla. Basit propaganda teknikleriyle kolaylıkla yönlendirilebilen kitlelerin zaman içerisinde beklentileri. onları atacakları olumsuz adımlardan alıkoyabilmesi mümkün değildir. ilgisine. güven. Dolayısıyla. demokratikleĢme. yönetsel süreçlere etki edebilme gibi faktörlerden ve bunları sağlayan bilgi ve iletiĢim teknolojilerinden fazlasıyla etkilenmektedir. kendilerine yöneltilen mesajlara daha eleĢtirel bakmaya. Çünkü halkla iliĢkiler çalıĢmaları. benimsenen anlayıĢlar. çalıĢmalar yapmak durumunda kalmıĢlardır. Buna bağlı olarak. insanların sayısız kaynaktan gönderilen mesaj kırıntılarının oluĢturduğu bir nehirde sürüklendiği ve bu nehir içerisinde kafasını kaldırıp etrafta neler olup bittiğini anlama merakını ve kendisini ilgilendiren kararlara katılma iradesini kaybetmeye baĢladığı göz önünde bulundurulduğunda. ekonomik. hassasiyetleri değiĢmiĢ.

Metin (1997) Kamuda ve Özel Sektörde Halkla ĠliĢkiler. Asa ve BURKE. Somer (çev. Yücel (1995) Halkla ĠliĢkiler. Jürgen (1990) Strukturwandel Suhrkampverlag. (1996) Aydınlanmanın Diyalektiği.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. Ankara: TODAĠE Yayınları No: 259. Michael (2002) Public Relations: Konzepte und Theorien.). Frankfurt: HABERMAS. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . A. Ġstanbul: Kabalcı Yayınevi. COġKUN. Ġstanbul: ĠletiĢim Yayınları. New Jersey: PrenticeHall. DAFT. O. Ġstanbul: Bilgi Yayınevi. Erhan (1998) Modernizm ve Kitle Toplumu. Ġstanbul: ĠzdüĢüm Yayınları. KUNCZIK.). St. Wiesbaden: VS Verlag für Sozialwissenschaften.). M. Ġpek ve K. BOBBIO. Münci (1998) Politika Bilimine GiriĢ. Vahap (2009) Ulus-Devletin DönüĢümü ve MeĢruluk Sorunu. Theorien der Public Relations. Ankara: Sevinç Matbaası. 4. ÖzıĢık (Çev. Werner (2001) Grundwissen Öffentlichkeitsarbeit. ATĠKER. Minnesota: West Publishing Co. Peter (2004) Medyanın Toplumsal Tarihi. LESLY. Der. Ġ.). Otfried ve Röttger Ulrike (2004) “Steuerung. Norberto ve TEXIER. KAPANĠ. Köln: Böhlau Verlag. HORKHEIMER. Theodor W. HABERMAS. Louis (1994) Devletin Ġdeolojik Aygıtları. Tüzel (Çev. ġener (Çev. der Öffentlichkeit. BRIGGS. Alp ve M. JARREN. KAZANCI. Paul. Ankara: Turhan Kitabevi. (1983) Organization Theory and Design. Ankara: Vadi Yayınları. ERTEKĠN. Y. Ġstanbul: Kabalcı Yayınevi. Jürgen (2001) ĠletiĢimsel Eylem Kuramı.). Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 147 KAYNAKÇA ALTHUSSER. München: Wilhelm Fink Werlag. Reflexierung und Interpenetration: Kernelemente einer Strukturationstheoretisch begründeten PR-Theorie”.Ulrike RÖTTGER. FAULSTICH.Auflage. Jacques (1982) Gramsci ve Sivil Toplum. Richard L. Max ve ADORNO. Ankara: Liberte Yayınları. Özügül (Çev. Philip (1983) Lesly’s Public Relations Handbook.

J. UYSAL. Akınhay (Çev. Ankara: Yetkin Yayınları. Halkla ĠliĢkiler Sempozyumu–1987. Onaran (Çev. KüreselleĢme ve Devletin Yeni ĠĢlevi.). Wolfgang (1993) Lexikon der Public Relations. Max (1995) Toplumsal ve Ekonomik Örgütlenme Kuramı.). Dieter ve PIEPER. Gencay (2003) DeğiĢim. Ġstanbul: Beta Basım Yayım. UYSAL. ġAHĠN. Alexis de (1994) Amerika’da Demokrasi. Ankara: Vadi Yayınları. Ġ. Jon (2005) “ Toplum Kültürü ve Halkla ĠliĢkiler” Halkla ĠliĢkiler ve ĠletiĢim Yönetiminde Mükemmellik. Ġstanbul: Ayrıntı Yayınları.). WEBER. TOCQUEVILLE. K. Ġstanbul: Dünya Yayıncılık. Sezal ve F. Özer Ozankaya. Haluk (2004) ĠletiĢimde Karavanadan Kafeteryaya. Halkla ĠliĢkiler (Seçme Yazılar). BYYO Yayınları No: 10. Ġstanbul: Metis Yayınları. Ankara: A. PELTEKOĞLU. Birkan (1986) “Halkla ĠliĢkiler: Bir Değerlendirme”.Kamu KuruluĢlarında Halkla ĠliĢkiler Sorunları Semineri. Fermani MaviĢ (Der. Aytekin (1996) Modernden Postmoderne Siyasal ArayıĢlar. YILMAZ. (1967) Halkla ĠliĢkiler Ders Notları. E. Birkan (1998) Siyaset Yönetim Halkla ĠliĢkiler. Biber MARDĠN. O. MIHÇIOĞLU. ORRICK. SRIRAMES. Betül (1988) “Halkla ĠliĢkilerin ABD'de GeliĢimi ve Avrupa'ya GiriĢi”. Özsayar. (Çev. Ankara: Ġmge Kitabevi. Filiz Balta (1998) Halkla ĠliĢkiler Nedir. Ankara: TODAĠE Yayınları No: 287. James B.148 A. ġahin (Çev. K. O. Ankara: MPM Yay.). Paul (2003) Enformasyon Bombası. Cemal (1976) “Kamusal ĠliĢkiler Nedir?”. Çev. ve WHITE.Ü.). Güz 2009. E. Regensburg: Moderne Industrie. POSTMAN. PFLAUM. Ankara: A. Grunig (Der.Ü. BYYO Yayınları No: 1.). Ġstanbul: Rota Yayınları. Dilber (Çev. Neil (2004) Televizyon Öldüren Eğlence: Gösteri Çağında Kamusal Söylem. Ankara: Ġmge Kitapevi. ġAYLAN. VIRILIO. EskiĢehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 154.). Sayı:29 .

liderlik nitelikleri ve lider etkililiği üzerinde durulacak. sevgi ve saygıyla andıkları eski liderlerinin özelliklerini onlarda da görmek ve yaptıklarını yapmalarını beklemektedir. Son kısımda ise yönetici ve lider arasındaki farklar açıklanmaya çalışılacaktır. But today it is very hard to find that old leaders. lider tipleri. leader and administrator. lider ve yönetici. Bu çalışmada lider ve liderlik kavramları açıklanarak. we will explain the difference which is between administrator and leader. qualify and efficency. Leaders and Managers in Community Management ABSTRACT In today’s social living. Ancak günümüzde o eski liderlere rastlamak pek mümkün görülmemektedir. Toplumları başarıya götüren unsurların temelinde liderliğin olduğu unutulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Lider.  Yardımcı Doçent Doktor. In this project we will explain leader and leadership. leader types. people want to administrators to solve the problems. is the way to carry the societies to success. In the last part. nitelik ve etkililik. Key Words: Leader. yöneticilerde liderlik vasıfları pek aranmamaktadır. Karadeniz Teknik Üniversitesi İletişim Fakültesi İletişim 2003/18 . Because mentality of classical administration is taught enough to solve the problems. 237- TOPLUMLARIN İDARESİNDE LİDERLER VE YÖNETİCİLER Erdem TAŞDEMİR ÖZET Günümüz toplumsal yaşamı içerisinde insanlar sorunların çözümünü yöneticilerinden istemekte.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. lider tipleri belirtilecektir. leadership qualifies and leader efficiency and leader types. they want to see the specialities which belongs to their old leaders who they respect and love. 7(2). Çünkü klasik yöneticilik anlayışının sorunların çözümünde yeterli olacağı düşünülmekte. The main subject is forgotten which is leadership. leader talents are not looked for.

böylece onlara daha çok söz geçirebilmek için. toplumun ihtiyaç duyduğu zamanlarda ortaya çıkarak sorun çözücü görevini üstlenmişlerdir. Bazen de yaptıkları ile sadece yaşadıkları döneme değil. Toplumların tarihlerine baktığımızda binlerce yıldır pek çok insan tarafından yönetildiklerini görürüz. Liderlik bir etkileme sanatıdır. Motivasyonu sağlayan ise başarılı olma güdüsüdür. Ancak bu insanların çok azı hatırlanmakta. kendine karşı geliştirdikleri ruhsal sözleşmeyi güçlendirmeye çalışır (Başaran. siyasal ve sosyal liderler tarih boyunca var olmuş. askeri. geleceğe de damga vururlar. Liderin toplumu etkilemesi ve bu etkinin devamlılığı toplumun lidere karşı geliştirdiği ruhsal sözleşme ile mümkündür. İkiden fazla insanın olduğu her ortamda insanlar kendilerine bir lider seçme ihtiyacı hissederler ve böylece bazı insanlar lider olurken diğerleri toplumun üyesi olarak yaşamlarını sürdürürler. insanlar kendilerine liderlik edecek kişiler aramışlar ve gelecekte de arayacaklardır. Bu özelliklerden en önemlisi ise motivasyondur.150 Giriş E. yaptıklarından ve düşüncelerinden hala faydalanılmaktadır. Sayı:29 . Bu durum insanların bir arada yaşamalarının sonucudur. Özellikle toplumsal liderlerin başarma arzusundan yoksun olmaları konumlarını kaybetmelerine neden olur. Türkiye Cumhuriyeti‟nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk bu liderlerden biridir. Güz 2009. pek çok alanda topluma liderlik ederler. Dini. “Lider olunmaz lider doğulur” sözü aslında işin özüdür. 1992:99). Yaptıklarının ve düşüncelerinin etkisi gelecekte de devam eder. Liderler bazen yaşadıkları zaman diliminde yaptıkları ile anılır ve yeni bir lider ortaya çıktığında eski popülerliklerini kaybederler. Liderler içinde bulundukları duruma göre davranışlar gösterir ve bu durum onların liderlik tarzlarının ortaya çıkmasını sağlar. Bunun nedeni o insanların sadece yönetici değil aynı zamanda lider olmalarından kaynaklanmaktadır. Bu bağı güçlendiren lider. Çünkü araştırmalar sonucunda lider niteliklerinin çoğunun doğuştan gelen özellikler olduğu ortaya çıkmıştır. toplumu hedeflenen amaca doğru ulaşmada. Taşdemir İnsanlığın var oluşundan bugüne. Lider olabilmek için pek çok özelliğe sahip olmak gerekir. İnsanlar sadece büyük topluluklar içerisinde değil küçük gruplar içerisinde de liderlere gereksinim duyarlar. Bu liderler tek bir alanda değil. Başarma arzusu olmayan insanların lider konumuna yükselmeleri mümkün değildir. birlikte hareket etmeye sevk ederek amaç birlikteliğini sağlamaya muvaffak olur. Lider toplumun kendisini izlemelerini sağlamak.

Anglo-sakson‟lar. Bunlardan bir kaçına yer vermek konumuz itibariyle yeterli olacaktır. belirli İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Liderliğin temelinde başka kişileri etkileme olgusu vardır (Efil. 1. diğer insanları belirli bir amaç yönünde davranışa geçmeye sevk eden onları etkileyen kişidir. bu soruların yanıtları aranmakta. Yunanca‟da karşılığı “hegemon” olup. Liderlik. Liderse belirli amaçlar çerçevesinde başka kişileri davranışa yönelten kişidir. insanların bu yolda ve yönde yaptıkları seyahatler olarak genişletmişlerdir. Belirli amaç ve hedeflere yönelmiş insan gruplarının oluşturulması ve harekete geçirilmesi her insanda kolay kolay bulunmayan bir beceri ve ikna etme yeteneği gerektirmektedir. bir grup insanı. liderler ve yöneticilerin farklı yönlerinin neler olduğu ve toplumların nasıl bir idareci istediğinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. 1994:330). Liderlik konusunda ortaya atılan tanımlar incelendiği ve bir sentez oluşturulmaya çalışıldığı takdirde bu kavramı. emirleri yönünde davranışta bulundukları kişi liderdir (Koçel. “seyahat etmek” veya “gitmek” anlamına gelen “laeden” fiilinden gelir. Liderlik ve lider ile ilgili pek çok tanım bulunmaktadır. liderlerin ne tür kavramsal sınıflamalara tabi tutuldukları incelenmektedir. “yol” ya da “yön” anlamına gelen “lead” dır. 1998:5). bu kelimenin manasını. Romalıların lider anlamına gelen “dux” kelimesinde olduğu gibi. Lider ve Liderlik Liderlik etmek (lead).Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 151 Lider kime denir? Liderlik nedir? Liderin nitelikleri nelerdir? Bu çalışmada. liderin yapmış olduğu şeylerle ilgili bir süreçtir. verilecek örneklerle konu açıklanmaya çalışılacaktır. Bu incelemelerle. Ya da bir grup insanın kendi şahsi ve grup amaçlarını başarmak üzere peşinden gittikleri. Liderlik olgusunda güce dayanan bir yön bulunduğu akla getirilirse. 2005:66). Lider. liderlik (leadership) ve lider (leader) kelimelerinin kökü. Latince‟de geminin dümencisi manasına gelen “gubernatör” ya da “governor” da (yönetici) bu anlam netlik kazanmaktadır (Adair. 2001:465). liderlik. Pers ve Mısır dillerinde de aynı anlamda kullanıldığı tespit edilmiştir. Toplumların idaresine ilişkin liderlik ve yöneticilik anlayışının incelendiği bu çalışmada. kişiler arasındaki etkileşimi gerçekleştirmek için sahip olunan gücü kullanma süreci olarak ve lider de bu beceriye sahip kişi olarak tanımlanabilmektedir (Erdoğan. “yol” ya da “seyahat” imajına denk düşmektedir.

Liderlik politiktir. Bununla birlikte liderliği tanımlamanın zorluğu kabul edilerek. Lider içinde bulunduğu toplumu ya da örgütü çok iyi tanımalı ve sahip olduğu kültürü iyi özümsemelidir. izleme. Taşdemir amaçlar doğrultusunda bir araya getirme ve bu amaçları gerçekleştirmek için onları harekete geçirme yetenek ve bilgilerinin toplamı diye tanımlayabiliriz (Eren. bütün liderleri içine alan tek bir yetenek ve kişisel nitelik kalıbı mevcut değildir. Sayı:29 . dinleme. bu dönemde liderlikle ilgili geliştirilen yaklaşımların ve elde edilen bulguların tanımları farklılaştırdığı söylenebilmekte. Sonuçta. kültürü okumak.Liderlik resmi bir konuma bağlı değildir. açıklık ve zeka terimlerini içeren düzenli listeyi yapmaktadırlar (Georgiades ve Macdonell. Liderlik Nitelikleri ve Lider Etkililiği Liderlik eğitim kurslarına katılan kişilere liderlik niteliklerinin tanımı sorulduğunda.Liderlik bazı tinsel vasıfların ön plana çıktığı bir süreçtir. yeteneklerini ve kişiliklerini tespit ederek yöneten bir orkestra şefine benzetilmektedir. 1997:102).Liderlik kültüreldir. Deal ve Peterson‟un da dediği gibi. hissetme. . kişilerin güdülerini. bu konuda yapılan tanımların ayrı ve ortak noktaları doğrultusunda aşağıdaki yargılara varılabilmektedir (Erçetin. kişisel. bir memleket anlayışına sahip olması. Fakat gerekli olan nitelikler duruma göre büyük oranda değişiklik göstermektedir. 2004:431). 2. amaçların başarılması.152 E. . . yorumlama.Liderlik ve yöneticilik birbirinden ayrıdır. dünya ve memleket durumlarıyla ilgili toplumun gidişatına en doğru biçimde yön verebilmesi gerekmektedir (Aydemir. çağın gidişatını adım adım takip edebilmesi. 2000:11-12): . . Liderler. içinde bulunulan dönemin. 1998:76). Liderin sahip olduğu kişilik nitelikleri önemsiz değildir. beş duyuyu kullanma ve hatta Güz 2009. örgütsel ve toplumsal farklılıkların. bunlara rağmen liderlik tanımlarının genel olarak. Bununla birlikte. öngörü. empati. çok yönlü etkileşimlerin varlığı ve lidere atfedilen bir takım özellikler gibi ortak noktalar içerdiği söylenebilmektedir. Bunun yanı sıra liderin öncelikle bir dünya görüşüne sahip olması.

1999:202): . kendini bilme. Bu üstünlüğü kaybetmesi veya müşterek amaçlar için kullanmaması ona liderliğini de kaybettirmektedir.Zeka: lider diğer üyelerden daha zekidir. öğrenme yeteneği. projeksiyon (dışsal) ve içsel (gizli) nitelliklerdir. . İçsel nitelikleri ise. Güç. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . kişileri denetim altında tutabilme. .Ortak amaçlar ve izleyenlerin gücü ile ilgili daha iyi bir değerlendirme yapabilmesi. Bir başka kaynak başarılı örgüt liderinin ortak niteliklerini şu şekilde sıralamaktadır (Yalçın. Ayrıca iyi bir liderin her koşula çabuk ayak uydurabilmesi gerekmektedir. nezaket. . eleştiriye açıklık ve kendisiyle barışık olmasıdır (Colcaud. Colcaud‟a göre iyi liderin nitelikleri ikiye ayrılabilir. Liderin dışsal nitellikleri.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 153 gerekli olduğunda altıncı ve yedincisini de kullanma gibi çeşitli şekiller almaktadır (1994:29).Ortak amaçlara daha fazla ilgi göstermesi ve motive olması. asosyal davranışları az olan. kendini izleyenler tarafından onun benimsenmesini sağlamaktadır. Liderin bu beş durumda üstün olması.Daha zeki olması. kendine güvenen. 1998:60).Daha yeterli bir durumda olması. Kişilerin bu gücü meşru olarak kabul etmesi ise otoritedir. 1982:62). onun izleyenler üzerindeki erki o kadar yüksek olmaktadır (Başaran. sadelik ve ciddiyettir. başarıya ve yenilgiye hazırlıklı bir yapı sergilemektedir. . Lider. onlara istediği bir şeyi yaptırabilme kudretidir.İzleyenlerle daha iyi iletişim ve ilişki içerisinde olması. Gerçek liderlik meşru bir konumda yer almakta yani güç ile otorite arasındaki dengeyi sağlamakta yatmaktadır (Özel. 1982:61): . gündem belirleyicilik. Liderin kendisini izleyenlerce benimsenme derecesi ne kadar yüksek olursa. 1999:69-71).Sosyal Olgunluk: lider heyecan yönünden olgun. . Bunlar. dayanıklılık. uzlaşmacılık. güç ile otorite arasındaki ayrıma duyarlılık gösteren kişidir. Yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlara bakınca liderlerin kendisini izleyen kişilere göre üstünlükleri genel olarak şu şekilde sıralanabilir (Başaran. Bunun terside doğrudur. güven.

 Hayalperest ya da aşırı karamsar olmamak.  Tutarlı kararlar alabilmek. dış ödüllerden ziyade bu motivasyonların etkisinde kalarak sürekli yüksek tempoda çalışmaktadır. Eren.  İçinde bulunulan koşullara uygun hedefler saptamak.  İçinde bulunulan durumla eldeki kullanım potansiyeli arasında en doğru ilişkiyi kurmak. Değişik kaynaklarda liderin değişik nitelikleri üzerinde durulmuş ve buna göre bir yaklaşım sergilenmiştir. 2001:466):  Üstün bir zekaya sahip olmak.  Açık sözlü olmak. Sayı:29 .  Üyelerin katılımını sağlamak. Duygusal olgunluk sahibi olmak. dengeli ve örgütün gücüne uygun bir plan yapabilmek.  Güzel konuşma yeteneğine sahip olmak. optimal bir zamana sahip.154 E. Kendine güven duymak.  Üyelerin uyumunu kolaylaştırmak.  İleriyi görebilmek. Güz 2009.  Rasyonel.  Amaçlara karşı sebatkâr olmak. Buna göre bu kaynaklardan yapılacak bir sentezle liderin nitelikleri şu şekilde sıralanabilmektedir (Şimşek vd.  Uygun karar alma titizliğine sahip olmak..  Motivasyonu sağlamak.  Yönetici ve basiret sahibi olmak. Bingöl.  İnsiyatif sahibi olmak.Kalıtımsal motivasyon: daima bir başarıdan diğerine koşmakta.    Başkalarına güven vermek. Taşdemir .  Düşüncelerini iyi bir şekilde aktarabilme kabiliyetine sahip olmak.  Kişileri ve olayları tutarlı değerleyebilme özelliğine yeterli ölçüde sahip olmak.  Denetleme yapabilmek.İnsan ilişkileri: liderler işlerin yürütülmesinde insan faktörünün önemini kavradıkları için kişilerarası iyi ilişkiler kurulmasına büyük özen göstermekte ve dolayısıyla gerek yazılı gerekse sözlü iletişim ağları sağlamaktadırlar.  Analiz ve sentez yapabilme yeteneğine sahip olmak. .  İş başarma yeteneğine sahip olmak. esnek. 1998:143. 1997:251-254.  Kararlı olmak.  Kişilerarası ilişki kurma yeteneğine sahip olmak.  Açık kabul edilebilir bir amaç belirlemek.

Grup üyelerinin kişilikleri. . 1997:319): . ekonomik ve toplumsal bütün liderlere başarı İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Liderler insanların sevgi ve saygısına sahip olmalıdır. Ancak etkililiğin en önemli unsuru liderin bu işe gönüllü olmasıdır. .Örgütün faaliyette bulunduğu topluluk. grubun karşı karşıya kaldığı sorunlar. bu unsurları dikkate almayan lider toplumu istediği seviyeye ulaştıramamaktadır. Korkuya dayalı yönetimlerde de insanlar liderin peşinden gidilebilmekte ancak bu durum istekli gerçekleşmediğinden sonuç verimli olmamaktadır (Handy. 1996:8).Karar alma için gereken ve izin verilen süre. Gönüllü olarak yapılan liderlik kişinin motivasyonunu artıracaktır. . . 2001:39). Bir liderin etkililiğinin olabilmesi için öncelikle belirtilen niteliklere sahip bir liderin bulunması gerekir. olay ve görevlerin özelliği ve yapısal çerçeve tarafından belirlenen yapısal etmenlerin kesiştiği noktada liderin etkililiği ortaya çıkar (Yılmaz. Bütün bu unsurların dikkate alınması ve öneminin kavranarak bu doğrultuda hareket edilmesi beraberinde siyasal.Lider olunan grubun büyüklüğü. . lideri izleyenlerin özelliği. . birbiriyle çatışan çıkarlar.Daha önce lider durumunda bulunan kişinin yaşı. 1996:178). . .Örgüt tarihi.Lider olunan grubun psikolojik ortamı. . .Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 155 Ancak tek başına bu niteliklere sahip olmak liderin etkililiği için yeterli olmamaktadır.Liderin yürüttüğü iş türü. Yukarıda belirtilen faktörlerin yanı sıra bazı yönetim araştırmacıları liderliğin etkililiğine tesir eden unsurları şu şekilde sıralamaktadır (Hodgetts.Grup üyelerinin iş birliğinin istendiği seviye. Liderin topluma yapacağı etkinin derecesini o toplumun içinde bulunduğu şartlar ve sahip olduğu karakteristik özellikler belirlemekte (Kalyoncu. .Grubun belirli iş talepleri. mevcut kaynaklar. Liderin sahip olduğu kişisel özelliklerinin yanı sıra ortam.Üyelerin kültürel beklentileri.Liderin yaşı ve tecrübesi.

Bunun sonucunda da bir lider davranışı ortaya çıkacaktır. Bunlar. durumsallık yaklaşımı ve daha sonraki dönemde oluşan çağdaş yaklaşımlardır. Bu durumda liderin etkililiğinin azalmasına hatta yok olmasına sebep olacaktır.156 E. Örgüt üyelerini ya da izleyenleri etkileyen en önemli husus da liderin davranış tarzı olmaktadır. liderin konumunu kaybetmesine. amaçlarından ve zamandan bağımsız olmayacaktır. Lider Tipleri Tarihsel süreç içerisinde liderliğe yönelik çalışmalar yapılmış ve bu çalışmalar sonucunda liderliğe yönelik pek çok yaklaşım ortaya çıkmıştır. Taşdemir sağlayacaktır. toplumdaki lider algılamasının dışında kalmasına yol açacaktır. Bütün bu yaklaşımlar incelendiğinde görülmektedir ki hangi açıdan bakılırsa bakılsın sonucu etkileyen en önemli unsur liderin nasıl bir yönetim tarzı belirlediğidir. Bu bağlamda Hun İmparatoru Atilla lider hastalıklarını şu şekilde sıralamıştır (Robers. Bunları lider hastalığı olarak ta tanımlayabiliriz. liderin davranışları yaklaşımı. Liderin bu faktörlere özen göstermeksizin bazı davranışlarda bulunması ise konumlarının sarsılmasına ve başarısızlığa sebep olacaktır. Sayı:29 . Davranış Güz 2009. 1995: 149-162): Cimrilik humması Dikkat nevrozu Duygusuzluk kompleksi İtaat zorunluluğu İnkar bağımlılığı Başarısızlık korkusu İltihaplı ego Nedensiz kaygı Boş boğazlık Cesaret yetersizliği En büyüklük saplantısı Verimlilik gösterisi Izdırap sendromu Popülerlik felci Tanınma katılaşması Yırtıcılık eğilimi Kuşku paranoyası Düşünce daralması Bu unsurlara dikkat etmemek. ancak olması gereken bu niteliklerinin yanında olamaması gereken bazı özelliklerde bulunmaktadır. Liderin etkililiğinin olabilmesi için liderin belli bazı niteliklerinin olması gerektiği belirtilmişti. Çünkü liderin belirleyeceği yönetim tarzı onun kişilik özelliklerinden. 3. liderin özellikleri yaklaşımı. Ortaya çıkan bu yaklaşımları dört temel başlık altında toplamak mümkündür.

1973:15). Otokratik liderler. Adorno. . 1994:279): . bu liderlik tipinde grubun amaçlarının üyeler tarafından bilinmesi gerekli görülmemekte. tam serbesti tanıyan lider ve karizmatik liderdir. öncelikle aile ve okul hayatından devlete kadar aşırı geleneksel yapıda yetişen ve kararı büyükten bekleme alışkanlıklarına sahip olan toplumlarda insanlar hiç kuşkusuz liderlerinden tam yetkisini kullanmasını bekleyecek bu davranış biçimiyle liderlerinin bilgili olduğuna ve kendilerine güven verdiğine ve tatmin sağladıklarına inanacaklardır. 1968:40-41). karar verme ve tebliğ etme haklarını yerleşik teamüllerden almaktadırlar (Peters. Bu tip liderler sert mizaçlı ve baskın tiplerdir. Yine otokratik lider. 1992:69).Gücü elinde tutan kişi ve gruplara dönük olma. sahip oldukları otorite ile elde ettikleri kumanda etme.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 157 tarzlarına bakıldığında da dört temel liderlik tipi ortaya çıkmaktadır. Bunlar. Korku ve tehdit unsurunu kullanarak ve karakteri ile baskıda bulunarak etkin olmaktadır. yani yabancı ve azınlık gruplarına müsamahasız olma. tam yetkili İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . .Değişmez bir kişiliğe sahip olma ve değişiklikten hoşlanmama. hangi amaçla ve sonunda nereye ulaşılacağını bilmeksizin üyeler sadece verilen işi yapmaktadırlar (Alptekin. Otokratik Lider Otokratik liderlikte zorlama. tehdit ve güç kullanma vardır.İdare amir-memur ilişkilerine önem verme. Liderin yapması gerekenler gelenekler tarafından tayin edilmekte yönetimde yer alan kişiler sınırlarını aştıklarında çeşitli engellemelerle yüz yüze gelmektedir (Ergezer. Otokratik lider saldırgan ve baskılı bir kişiliğe sahiptir.Başkalarının cinslik suçlarına aşırı ilgi gösterme. Otokratik liderliğin ortaya koyduğu yönetim biçiminin yararları ve zararları üzerinde durmak gerekirse. . demokratik ve katılımcı lider. Öyle ki. otoriter lider tipi üzerine yaptığı bir araştırmada bu kişilerde aşağıdaki ortak niteliklerin bulunduğunu saptamıştır (Baymur.Etosantrik. . otokratik lider. 3. . . Grup üyeleri arasındaki ilişkiler en aza indirilerek kişilerin birbirlerini denetlemeleri sağlanmaktadır.Topluma uymaya büyük bir önem verme.Tutucu ve geleneklerine bağlı görünme.1.

2. 3. otokratik liderlik tipi ile yönetilen gruplarda yenilik ve ilerleme oldukça yavaş gerçekleşir. 1999:659). Pek çok fikrin bir araya gelmesi sonucunda alınan kararlar. Diğer bir faydası ise.. yapılanlara katılmadığı ancak emirleri uyguladığı ortaya çıkmıştır (Atkinson vd. 1998:140). Lider üyeler arasındaki ilişkileri teşvik etmekte ve desteklemektedir (Ergezer.158 E. istek. moral düşüklüğü ve grup içi çatışmaların ortaya çıkmasıdır. 2004: 458). Demokratik ve katılımcı liderler grup amaçlarının belirlenmesi ve her üyenin amaç belirlemede ve amaçların başarılmasında geniş ölçüde yer almasına önem vermektedirler (Alptekin. örgüt için daha sağlıklı sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. yetkiyi kullanma ve grubun yapı ve işleyişindeki şekli açısından farklılık göstermektedir. Demokratik ve katılımcı liderlik davranışının en önemli faydalarından biri. Adolf Hitler psikopat bir canavar olabilirdi. bu durum daha sağlıklı karar almaya imkan tanımaktadır. Bu tip liderler karar verme aşamasında astlarının fikirlerinden faydalanmakta. Savaş sonundaki yargılamalarda pek çok Nazi subayının tamamen sağlıklı ve kişisel ilişkilerinin normal olduğu. program ve iş görme yöntemleri üzerinde söz sahibi olmaması ve bunun sonucunda yaratıcılığın azalmasıdır (Eren. Otokratik liderliğin bu yararlarının yanında bazı sakıncaları da bulunmaktadır. Taşdemir olduğu zaman bağımsız hareket edebilme inanç ve güvenine sahip olabilmekte bu da lideri güdüleyici bir ödül niteliği taşımaktadır. üyelerinde lider kadar örgütü etkileyen şartlarla ilgilenip amaçlar. Bir diğeri. Sayı:29 . Demokratik ve Katılımcı Lider Liderin egemenliğinin yasalara dayandığı ve liderin yönetme ve emretme işlevlerini akılcı kararlarla yaptığı bir liderlik biçimidir. Liderler cezadan çok ödül sistemine ağırlık vermektedir (Şimşek vd. Son olarak. 1992:73). Bu tip lider otokratik liderden sahip olunan yetkinin miktarı açısından değil. ancak bunları tek başına yapmadığı da bir gerçekti. plan. düşünce ve Güz 2009. kararlar. Bu nedenledir ki. astlar kendi aldıkları kararların sorumluluğunu taşımaktadır.. planlar ve politikalarla ilgili tavsiyeler bulmaya çalışmalarında görülür ki. 1968:42). grup içerisinde liderden başka hiç kimsenin amaç. Otokratik lider tipi ile azınlıklara müsamahasız olma ve otoriteye itaat konusunda Nazi Almanyası‟nda yaşananlar önemli bir örnek teşkil etmektedir. üyelerin inanç ve duygularını hiç dikkate almaması ve bunun sonucunda tatminsizlik. Bunlardan en önemlisi. otokratik liderlikte etkin ve hızlı karar verilerek zaman kayıpları asgari düzeye indirilmektedir.

üyelerin farklı nitelikte amaçlar geliştirebilmeleri. 1998:176). hatta bu amaçların birbirlerine karşı olabilmesi ve bunun sonucunda da özellikle kriz zamanlarında bu durumun grubun dağılmasına neden olmasıdır (Şimşek vd. güçten uzak duran bir liderlik tarzıdır. Grup üyeleri yetki alanlarına giren konularda karar almakta ve uygulamakta serbesttir. Son olarak tembel olan ve iş görmekten kaçan grup üyelerinin kaynakları kendileri için kullanmaları ve grubu parçalamaya yönelik çabalar içine girmeleridir (Eren. Demokratik ve katılımcı liderlik davranışının en önemli sakıncası ise önemli önemsiz tüm karar verme sürecinin yavaş işlemesi ve bunun sonucunda zaman kayıplarının yaşanmasıdır. grup üyelerinin seçiminin çok önemli olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır. 1998:141). 3. Tümüyle oto kontrol sisteminin hakim olduğu ve çok fazla kullanılmayan bir liderlik tipidir (Sabuncuoğlu ve Tüz. 2004: 459). Bu liderlik tarzının yararı. Lider diğer grup üyeleriyle benzer bir rol üstlenmekte. Çünkü liderler genelde yetkiyi tamamen bırakmaya çok fazla eğilimli değildirler..3. lider grup dışından bilgi ve kaynak sağlama doğrultusunda gruba katkıda bulunmaktadır. 2004:460). örgütün yaşam süresi kısalmaktadır. kararın alınması ve amaçların tespit edilmesini üyeler yapmakta. Gelişmelere zamanında tepki verilememesi örgütün sağlıklı işlemesine engel olmakta. Liderin buradaki fonksiyonu yönlendirme ve özendirmedir. Tam Serbesti Tanıyan Lider Grup üyelerini tamamen serbest bırakan. Tam serbesti tanıyan liderler genelde yetkilerini grup üyelerine bırakırlar. İkinci olarak bireysel başarıların ön plana çıkarılması grup başarılarının önemli ölçüde azalmasıdır. Bu durum bu tip liderliğin uygulandığı gruplarda.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 159 kanaatlerine önem verilen iş görenlerin motivasyonlarının olumlu bir şekilde etkilenmesi ve bundan psikolojik doyum sağlamalarıdır (Eren. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 2001: 489). üyelerin kararlarını serbestçe alıp uygulamaları sonucunda kendilerini geliştirip problemlerine en iyi çözümü bulma konusunda motive olmalarıdır (Eren 2001:489-490). Bu liderlik tarzının sakıncalarından ilki. Acil durumlarda karar verme aşamasında bu tip liderlik tarzı başarı sağlayamamaktadır. Diğer bir sakıncası da bazı yeniliklerin ortaya çıkması durumunda kararların etkinliğini kaybetmesi hatta grubun karar alamaz hale gelmesidir (Eren.

1999:16-17). performans ve iş doyumunu artırmada oldukça etkilidir. hemen yerine getirilen kişidir (Sabuncuoğlu ve Tüz. Liderin karizması bazen ölmüş olmasına rağmen devam etmekte. zaman ve mekanda oluşacak değişimlere göre farklılık gösterebilir. gelecekle ilgili hedefleri planlamak. Karizmatik Lider Bu tip lider. 1992:72). Bu nedenle karizmatik liderlik.160 E. Lidere yüklenilen karizmada buradan kaynaklanmaktadır. Lidere karizmatik kişiliğini atfeden insanlar bu durumu kabul etmemekte onun yanlış yapabileceğine kesinlikle inanmamaktadırlar. Toplum tarafından kurtarıcı olarak algılanmaktadır (Ergezer. Bu düşüncenin hakim olmasının nedeni lidere yüklenen karizmadan kaynaklanmaktadır. Halk ile liderin inanç. Bu tip liderler bireyleri etkileyerek onları bir amaç doğrultusunda bir araya getirmekte ve ortak amaç için çalışmalarını sağlamakta etkindirler. beklenti ve ümitleri arasında bir paralellik ve benzerlik söz konusudur. Daha çok doğuştan gelen ve Allah vergisi kabul edilen bir yetenekle donatılan karizmatik lider bu nedenle toplum tarafından olağan dışı olarak kabul edilmektedir. . Lider Güz 2009.Günün şartlarından çok farklı olan. liderlik yaptığı grup üyelerini arkasından sürükleyen. üyelerin kişilik yapılarına. Taşdemir 3. Bu durum grup üyelerinin sadakat ve itaatini sağlamaktadır (Aytürk. Açıklamaya çalıştığımız bu liderlik tiplerinin uygulanabilirliliği toplumun veya grubun kültür yapısına. iç ve çevresel şartlara. 1998:175).4. Karizmatik liderin insanüstü bir takım nitelikleri taşıdığına inanılmaktadır.Statükonun değiştirilmesi yönünde çaba harcamak.Büyük oranda yetkiye ve uzman güce dayanıp güvenmek. 2000: 195-196): . . . toplumun güvendiği ve kabul ettiği üstün nitelikli kişiler olarak kabul edilmektedir. Karizmatik liderler ile ilgili yapılan bir çalışmada şu davranış biçimlerini gösterdikleri ortaya çıkmıştır (Barutçu ve Akatay. insanlar sıkışınca onun yaptıkları ve söylediklerine bakmaktadırlar. Bu tip liderlerin yanlışları yoktur ve eğer yanlış olan bir şey varsa bunu çevresindekiler ve emri uygulayanlar yapmıştır (Ergezer.Bir dereceye kadar alışılmamış ve mevcut kurallara uymayan biçimlerde davranışlarda bulunmak. Bu tip liderler genelde toplumda ya da grupta oluşan buhranlı zamanlarda ortaya çıkan. Sayı:29 . Yanlış yapmak bir anlamda karizmanın yok olmasına ya da zayıflamasına neden olacaktır. 1992:72). kararları bizzat kendisi alan ve söylemiş olduğu her söz emir olarak algılanan.

yaptıkları ve söyledikleri ile yaşadıkları döneme damgasını vurmuş liderlerdir. ülke liderlerine. Bu kavramlar kimi İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . eğer kendilerine bir lider belirlemezlerse o toplulukta kargaşa hakim olur. İnsanları yönetenler ya da yönetmeye talip olanların her zaman lider olması beklenemez. Özellikle günümüz şartlarında görev alan yöneticiler toplum tarafından lider olarak algılanıyorlar mı? Bu soruyu amerikan toplumu için 1987 yılında “kim iş başında” diye soran Time dergisi ulusun ihtiyacının olduğu bir anda evde kimsenin olmadığını söylüyordu. üçüncü sırada ise. Milyarlarca insanın yaşadığı. gibi liderlerinse. Bennis‟in geçmişteki liderler ile ilgili söyledikleri ise önemlidir (2002:15-16): “Bütün bir ulusa. 2002:16-17).Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 161 benimsediği tarzın kendisini başarıya götürdüğünü fark ettiğinde bu tarzı devam ettirir. Lambarane Ormanları‟ndan. Kennedyler. Liderlik önderlik etmektir. ter ve gözyaşı isteyen ve istediğini alan Churchill de gideli çok oluyor. Ama her iyi yönetici iyi bir önderdir denemez. Topluluk halinde yaşayan insanlar. yönetimde ve kurumlardaki kalitesizlik ile liderlik eksikliği bulunmaktadır (Bennis.” Bennis‟in bahsettiği isimler. Bu liderleri çoğaltmak mümkündür. Liderliğin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyan bu tespit insanların neden liderlere ihtiyaç duyduğu sorusunu akla getirmektedir. Martin Luther King Jr. hayata karşı büyük saygıyla insanlığa ilham kaynağı olan Schweitzer de artık yok. İnsanoğlu var oluşundan bu yana. her zaman bir liderliğe ihtiyaç duymuştur. Ancak bu tarzın başarısız olduğunu ya da etkisini kaybettiğini gördüğünde ise bunu değiştirebilir. Önderliğin temelini önderliğe ve yönetime ilişkin kavramlar oluşturmaktadır. Ancak iyi bir yönetici aynı zamanda iyi bir lider olabilmelidir. açlık ve çöküntü. Kan. birlikte yaşama ihtiyacının sonucunda. sonsuzluktaki birlik ve kainattaki uyum fikirlerini aşılayan Einstein da artık aramızda değil. korkularını yenebilmeleri için meydan okuyan FDR (Roosevelt) artık yok. Gandi. İyi bir önder aynı zamanda iyi bir yönetici olabilir. kurumsal ve grupsal liderlere ihtiyaç bulunmaktadır. milyonlarca kurum ve organizasyonun bulunduğu toplumsal yaşamda. yüzlerce ülkenin olduğu ve farklı yönetim biçimlerinin bulunduğu bir dünyada. 4. bize şu an olduğumuzdan daha iyi ve daha mükemmel olabileceğimizi söylemekle ölümcül bir risk aldıklarını kanıtlarmışçasına hepsi öldürüldüler. Bize. Liderler ve Yöneticilerin Farklı Yönleri Michigan Üniversitesi‟nden bir bilim adamı toplum için ölümcül bulduğu on tehlikenin bir listesini yapmış ilk sıraya da nükleer savaş veya kaza tehlikesini koymuştur İkinci sırada salgın hastalık.

makam sahibinin elde ettiği kayraları ve hakları kullanmasıdır. Ancak günümüz hızlı değişimleri göstermektedir ki. tekdüze alışılmış etkiyi gerektirir. iş görenlere çoğunlukla. YÖNETİM VE YÖNETİCİ Yönetim. 1992:97). belli amaçları gerçekleştiren örgütlere özgü olduğu için daha dar bir kavramdır. Önderlik. 1 Önderlik. iş görenlerin psikolojik gerçek sınırları içinde uyarlığını (compliance) sağlamaya yöneliktir.162 E. Önder. Yönetim. Yönetici yasal erkini kullanır. Yönetici anamalcı ya da yönetsel erkçe atanmıştır. Önder kişisel erkini kullanır. 1982 „den Akt. ÖNDERLİK VE ÖNDER Önderlik. Yönetimin sürdürülebilmesi için başarılı olmak yeterlidir. Önderlik. önderin onları etkilemek için kullanmasıdır. Önder. 1969. Güz 2009. izleyenlerin toplam etkisinden daha çoğunu onlara gösterip uyarlıklarını sağlayarak başa geçmiştir. Yönetim. izleyenlerin gereksinimlerini karşılamak için yeterliklerini eyleme dönüştürür. izleyenlerin olgunluk düzeylerine ve geliştirdikleri değer ve düzgülere göre nitelik kazanır. Başaran. izleyenlere alışılmışın ötesine ve üstüne çıkan bir etkiyi içerir. Önderlik ve önder ile yönetim ve yöneticiye ilişkin ayrılıklar Tablo 1‟de kısaca gösterilmiştir (Filley ve House. Önderlik. yöneticilerin aynı zamanda liderlik nitelikleri ile donanmış olmaları gerekmektedir. Yönetici önder olmayabilir. izleyenlerin öndere verdiği erki. üst yöneticinin ve onu izlemek zorunda olan yöneticilerin yönetim biçimine göre nitelik kazanır. Taşdemir yönlerden birbirlerinden ayrılırlar. Carroll ve Tosi. Hersey ve Blanchard. 1977. 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Tablo 1: Önderlik ve önder ile yönetim ve yöneticiye ilişkin ayrılıklar Görülmektedir ki. Yönetim. Sayı:29 . izleyenlerin psikolojik gerçek sınırlarının ötesinde uyarlığını (compliance) sağlamaya yöneliktir. Önderliğin sürdürülebilmesi için önderin etkililiği asıldır. saptanmış amaçları gerçekleştirmek için iş görenlere biçimsel görevleri yaptırmaya çalışır. Yönetim. toplumun her kesiminde rast gelindiği için geniş bir kavramdır. toplumun her zaman iyi yöneticilere ihtiyacı bulunmaktadır. Yönetim. yönetmen olmayabilir. Önderlik.

hatta otoriter davranışlara müsamaha gösterilmektedir. çarkları düzgün işleyen sistemlerde yeterli olurken. Bu durum toplumun zaman zaman farklı arayışlar içerisine girmesine neden olmakta. askeri. Bu liderlerin büyük bölümü yaptıkları ile tarihe yön vermiş. Gelişmiş toplumlarda iyi bir yönetici olmak. Bu çalışma sonucunda görülmektedir ki. Gösterdikleri yönetim biçimine göre de otokratik. Liderler yaşadıkları dönemdeki toplumsal yapıya ve duruma göre yönetim tarzlarını belirlemişlerdir. Ancak demokratik şartlarda da insanları belirli bir amaç etrafında toplamak. insan ve insana özgü değerlerin yaşaması için en uygun yönetim tarzıdır. belirli amaçları gerçekleştirebilmek için insanları etkileme. liderliğin de başlangıcı olmaktadır. Bu noktada liderlerin önemi ortaya çıkmakta. Günümüz dünya düzeninde pek çok toplum demokratik ve katılımcı yönetim biçimini benimsemiş olduğundan bu tarz liderlik beklentisi içerisindedir. sahip oldukları donanımlarıyla topluma yapacakları katkı önem kazanmaktadır. liderin olmadığı toplum ve organizasyonların sağlıklı bir yapı oluşturamadıkları ve süreklilik sağlayamadıkları görülmektedir. demokratik ve katılımcı. insanlık tarihi boyunca denenen yönetim biçimleri ve liderlik tarzları içerisinde. İnsanlık tarihini okuduğumuzda. hala sistemlerini. Tarih gözden geçirildiğinde dini. insanlar için kurtarıcı olarak algılanmışlardır. özellikle toplumların idaresi noktasında demokratik ve katılımcı yönetim biçimi. liderlik. siyasal ve sosyal liderlerin varlığını görürüz. dünyanın gelişmiş toplumları arasında olmayan ülkeler ve insanları demokratik ve katılımcılığın yanında karizmatik lider beklentisi içerisindedir. bir araya getirme ve yönlendirme sanatı olarak karşımıza çıkmakta. insanlar yönetime katılmak ve görüşlerini rahatça söylemek istemektedir. Bu liderler kendi zamanlarında ihtiyaç duyulduğu anda ortaya çıkmış ve yaptıkları ile liderliklerini benimsetmiş. sorunların ancak otoriter bir tarzla çözülebileceğine olan inanç güçlenmektedir. Ancak bu durum fazla uzun sürmemekte. çarkların düzgün işleyeceği şekilde kuramayan toplumlarda iyi bir yönetici olmak insanlar tarafından yeterli görülmemektedir. tam serbesti tanıyan ve karizmatik liderlik tarzları göstermişlerdir.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 163 Sonuç Yapılan bu çalışmada. Çünkü tarihin başlangıcı. Ancak gelişmesini henüz tamamlamamış. öğretileri ile kalıcı olmuşlardır. Çünkü sorunların çözümünün uzaması insanlarda bıkkınlığa sebep olmakta. harekete geçirmek ve başarıya ulaştırmak için İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . liderler ve liderliği de okumuş oluruz.

Çev: Utku Teksöz. Dursun (1997). Ankara: Alteo Yayıncılık. RL. Ayten (2000). (Çev.164 E. Mehmet (1968). RC. Taşdemir iyi bir yönetici olmanın yanı sıra lider olmakta gerekir. 57-71. Personel Yönetimi. İşletmelerde Yönetim ve Organizasyon. İsmail (1998). İ. Nihat (1999).. Baymur. Başaran. Toplumların sıkıntılı dönemlerinde hala geçmiş dönemlerdeki liderlerine atıfta bulunması yönetici değil ama lider eksikliğindendir. John (2005). Kışkırtıcı Liderlik – Inspiring Leadership. and Peterson. KAYNAKÇA Adair. Yönetimde İnsan İlişkileri. Atkinson. İnşaat ve Mimarlık Fakültesi Yayınları. Alptekin. Terrence E. Aytürk. Warren (2002). Bem. Psikolojiye Giriş. “Leadership and Effective Communication”. Feriha (1994). Genel Psikoloji. Atkinson. Esin ve Akatay. The Leadership Paradox: Balancing Logic and Artistry in Schools. İstanbul: İnkilap Kitabevi. Şevket Süreyya (1997). Adel Safty (Eds. Smith. Deal. Örgütsel Davranışın Yönetimi. İstanbul: Beta Basım. EE. (1999). Ankara. Ankara: Arkadaş Yayınevi. Lider ve Demegog. Efil. Kültür ve Liderlik. Jean-Marc (1999). Kent D. Güz 2009. Ethem (1982). Northern Cyprus: Eastern Mediterranean University Pres.Ü. “Bilgi Toplumu ve Transformasyonel Liderlik”. Ankara: A. Yönetim Sanatı Başarılı Yönetim ve Yöneticilik Teknikleri. San Francisco: Jossey-Bass A Wiley. Ankara: Yargı Yayınları. Bennis. Selçuk Üniversitesi SBMYO Dergisi. 4:189-201. Bingöl. DJ. ve Hoeksema. Eğt. İstanbul: Remzi Kitabevi. Eğitim Fakültesi Yayını. Trabzon: K.). Tur. Çev: Yavuz Alogan.. Barutçu. Bir Lider Olabilmek. (1994).T. Leadership and the United Nations. SN. İstanbul: Sistem Yayıncılık. ss.Ü. ________________(1992). Sayı:29 . Colcaud.. Bursa: Vipaş İnş. Pelin Ozaner). Aydemir.

Yönetim ve Organizasyon Çağdaş ve Küresel Yaklaşımlar.). İşletme Yöneticiliği: Yönetim ve Organizasyon Organizasyonlarda Davranış Klasik-Modern-Çağdaş ve Güncel Yaklaşımlar. “The New Language of Organizing and Its Implications for Leaders” The Leader of the Future: New Visions. İstanbul: Der Yayınevi. Erol (2004). İstanbul: Marifet Yayınları. Hamdi (2001). Aytekin (1996). “Siyasal Liderlik”. Ankara: Nobel Yayın. İstanbul: Beta Basım. ss. Richard M. Personel Yönetimi. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . İstanbul: Say Yayınları. Liderlere Tapınma Psikolojisi. Yılmaz. Nick and Macdonell. Adnan (1998). Ankara: Nobel Yayın. İlhan (1994). Liderlik Sanatı. (1997). Wess (1995). Erol (2001). Bursa: Alfa Basım. Akgemci. Şimşek. Authority Responsibility and Education. Ergezer. Hun Atilla‟nın Zafer Sırları. Erdoğan.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 165 Erçetin. Şule (2000) Lider Sarmalında Vizyon. Mustafa (1998). Eren. Zeyyat ve TÜZ. Bahattin (1992). Kalyoncu. İşletmelerde Davranış. Selçuk (1999). Yönetim: Teori. Yalçın. Charles (1996). Hodgetts. Özel. Frances Hesselbein. 3-9. Liderlik ve Özellikleri. Handy. Leadership for Competitive Advantage. Koçel. A. Sabuncuoglu. 2(9): 163-182. İstanbul: Beta Basım. Melek (1998). Çev: Mehmet Harmancı. İstanbul: Beta Basım. Peters. İstanbul: İz Yayıncılık. Çev: Canan Çetin ve Esin Can Mutlu. Strategies and Practices fort he Next Era. Yeni Türkiye Dergisi Türk Siyaseti Özel Sayısı. M. Ankara: Ocak Yayınları. Süreç ve Uygulama. İstanbul: Beta Basım. Ş. San Francisco: Jossey-Bass. Richard (1998). Davranış Bilimlerine Giriş ve Örgütlerde Davranış. Robers. Chichester: John Wiley & Sons. Şerif. Tamer (2001). Örgütsel Psikoloji. Marshall Goldsmith and Richard Beckhard (Eds. London: George Allen and Unwin. Eren. Georgiades. İstanbul: Beta Basım. Tahir ve Çelik. Örgütsel Davranış ve Yönetim Psikolojisi. Richard (1973).

Hiçbir haber değeri taşımayan konular –gelenekselde de temsili olan.gazetelerin internet sayfalarında kolaylıkla yer bulmaktadır. Any subjects which are not newsworthy take part in the internet pages of newspapers. The strong representatives competed in the atmosphere and also put into practice the practices which are except from the traditional journalism conception and application with the ticking anxiety. The photo galeries based on woman exposal. Zaman and Radikal are researched in terms of the aforesaid fact by using the content analysis method. cinsellikle yoğrulmuş ve erotizm içeren başlıklarla süslenmiş “hafif” haberler. haber değeri. G. İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi. the internet main pages of Hürriyet. Key Words: Internet. Araştırma sonucu ede edilen bulguların internet gazeteciliğinin profesyonelliğinin sorgulanması. nitelikli bir habercilik anlayışının yerleştirilmesi açısından değerlendirilebileceği beklenmektedir. news value. Geleneksel gazeteciliğin güçlü temsilcileri de bu ortamda kıyasıya bir rekabete tutuşmuşlar ve daha fazla “tıklanma” kaygısı ile geleneksel anlamdaki gazetecilik anlayış ve uygulamalarının dışında pratikleri uygulamaya koymuşlardır. G. Gazi Meslek Yüksekokulu İletişim 2003/18 . içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmektedir. reporting. Anahtar Kelimeler: İnternet. her yaştan internet kullanıcısına kolayca ulaşabilmenin anahtarı olarak kullanılmaktadır.Ü. Zaman ve Radikal’in internet “ana sayfaları” söz konusu unsurlar açısından. The woman exposal. Milliyet. 7(2). The results of research are expected to examine the professonalism of the internet journalism and evaluate to provide the eligible reporting conception. her alanda olduğu gibi habercilik alanındaki profesyonelleri de büyük bir “rating” yarışına itmiştir. Milliyet. Kadın teşhirine dayalı fotoğraf galerileri. Bu çalışmada. kadın teşhiri. the rubbish news including sexual and erotizm are used for the internet user of all ages.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. “Click commerce" * ** Yardımcı Doçent Doktor.Ü. habercilik. 237- CĠNSELLĠK ÜZERĠNDEN “TIK TĠCARETĠ”: ĠNTERNET HABERCĠLĠĞĠ ÜZERĠNE BĠR ĠNCELEME Umur IġIK* & Konur Alp KOZ** ÖZET Çağımızın en etkin kitle iletişim ortamlarından biri olan internet. Hürriyet. tık ticareti “Click commerce” based on sexuality: An Analysis on Internet Journalism ABSTRACT The internet which is the most effective communication media leads the professionals to compete in the rating. In this study.

Araştırma sonucu ede edilen bulguların internet gazeteciliğinin profesyonelliğinin sorgulanması. İnternetin anlam üretimine aracı kıldığı dilin.com/stats4.htm. Koz Gelişmiş ülkeler dikkate alındığında internetle oldukça geç sayılabilecek bir zamanda tanışan ancak son yıllardaki -devlet destekli. Avrupa‟nın ve dünyanın diğer ülkelerindeki Türkler bu rakama dahil değildir.47‟si internet erişim imkânına sahiptir. nitelikli bir habercilik anlayışının yerleştirilmesi açısından değerlendirilebileceği beklenmektedir. geleneksel rakipleriyle paralellik gösterdiği unsurlar olduğu gibi kullandığı içerik ve anlamı bayağılaştırması bakımından farklılaştığı alanlar da söz konusudur. Bu bağlamda. Ülke nüfusunun yüzde 35‟i internet kullanıcısı durumundaki Türkiye‟nin 2000 ila 2008 yılları arasındaki kullanıcı sayısı artış oranı ise yüzde 1225 olarak gerçekleşmiştir (http://www. Geleneksel gazeteciliğin güçlü temsilcileri daha fazla “tıklanma” kaygısı ile geleneksel anlamdaki gazetecilik anlayış ve uygulamalarının dışında pratikleri uygulamaya koymaktadırlar. Bu çalışmada. Bu rakam ağın içindeki diğer Türkçe konuşan insanlar da dikkate alındığında daha büyük bir topluluğa işaret etmektedir. büyük. Sayı:29 . Milliyet. Güz 2009. Türkiye İstatistik Kurumu‟nun (TÜİK) yayınladığı “Hane Halkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması”na göre ise (Ocak-Mart 2008) Türkiye‟de hanelerin yüzde 24. Zaman ve Radikal‟in internet “ana sayfaları” söz konusu unsurlar açısından. her yaştan internet kullanıcısına kolayca ulaşabilmenin anahtarı olarak kullanılmaktadır. Türkiye. internet kullanıcı istatistiklerinde Avrupa sıralamasında Mart 2009 rakamlarıyla 7. Kadın teşhirine dayalı fotoğraf galerileri. Haziran 2009). çağımızın en etkin kitle iletişim ortamlarından internet. her alanda olduğu gibi habercilik alanındaki profesyoneller açısından da büyük bir rekabet ortamı yaratmıştır. cinsellikle yoğrulmuş ve erotizm içeren başlıklarla süslenmiş “hafif” haberler.8‟i internet kullanmaktadır ve bununla birlikte “gazete ve dergi okuma (yüzde 76)” internet kullanıcılarının en çok yaptığı iş olarak (TÜİK.internetworldstats.hamlelerle büyük bir kullanıcı sayısına ulaşan Türkiye‟de bugün itibarıyla 26.168 GiriĢ U. IĢık – K. 2008) gözükmektedir. A. Hürriyet. büyük olarak yerini almıştır ki. içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmektedir. 26. dünya sıralamasında ise 14. Yine araştırma sonuçlarına göre nüfusun yüzde 35.5 milyon insan internet kullanıcısı durumundadır.5 milyon internet kullanıcısı Avrupa nüfusu içerisindeki internet kullanıcılarının yüzde 7‟ye yakınını teşkil etmektedir. Hiçbir haber değeri taşımayan konular –gelenekselde de temsili olangazetelerin internet sayfalarında kolaylıkla yer bulmaktadır.

1996. ilerleyen yıllarda yaşanan teknolojik gelişmeler okuyucunun dikkatini çekebilecek unsurların (etkileyici görsellik. artan internet hızı. video ve fotoğraf gibi web sitesine ağır yük getiren unsurların daha az yük getirir hale getirilmesi) internet ortamında kullanılabilmesine yol açmıştır. Sanal ortamda da gelenekselde olduğu gibi abonelik yoluyla para kazanma girişimleri kısa sürede başarısızlıkla sonuçlanmıştır. merakların ve ilgilerin paylaşımını esas alan yeni toplumlar ortaya çıkarabildiğinden ve diğer herhangi bir iletişim aracı içinde imkansız olan bağlam ve yapı derinliği ile zamana bağımlılığı ortadan kaldırmasından ötürü gazetecilik anlayışında köklü değişikliklere yol açmıştır.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 169 1. fal vb. bulmaca. 1997: 30. Hürriyet gazetesi. 1997 yılıyla birlikte Türk basını tamamıyla internete adapte olmuş ve yazılı basınımızda yer alan çok sayıda dergi ve gazete sanal ortamda okuyucularına hitap etmeye başlamıştır (Gürcan. Başlangıç yıllarında başta büyük gazeteler olmak üzere daha çok gazetelerinin “basılı nüshalarını” internete aktarmak yoluyla sanal ortama adapte olmaya çalışan bu yeni ortam aktörleri internete özgü bir yayın ve işletme modeli geliştirememişlerdir. 1999: 45-46). Türkiye‟de gazetelerin internetle tanıştığı 1995 yılından itibaren. Zaman gazetesinden sonra Milliyet gazetesi 27 Kasım 1996‟da internette yayımlanmaya başlamıştır. onu Sabah gazetesi takip etmiştir. resim. 2003: 211-215) internete özgü bir gazetecilik anlayışının doğmasına imkan tanımıştır. bir yandan gelenekselde temsili olan gazeteler bir yandan da internetin sunduğu ekonomik imkânları fırsata dönüştüren çok sayıda internet gazetesi sanal ortamda yayına başlamıştır. eş zamanlılık (synchronicity). çokluortam (multimedia) ve bağlantılı metin (hypertextuality) gibi temel karakteristik özellikler (Newhagen ve Rafaeli. Türkiye‟de bu konudaki ilki Zaman gazetesi gerçekleştirmiş ve 2 Aralık 1995‟te internette yayına başlamıştır.Türkiye’de Ġnternet Gazeteciliği Üzerine… İnternetle birlikte ortaya çıkan sanal gazeteler. Başlangıcında yalnızca geleneksel gazetede yer alan kısıtlı unsurlarla (haber. etkileşim. alan darlığının ortadan kalması ve çok fazla erişime imkân tanıyan bant genişliğinin sağlanması. Etkileşim (interactivity). video. Ulusal basında. Deuze. her türden malzemenin sunumunda sağladığı kolaylıklar. Pavlik. ses. harita vb. fotoğraf.) sanal ortamda gazetecilik yapılırken. Ekim 1995‟de Leman olmuştur. İnternet ve bağlı teknolojilerde yaşanan hızlı değişim ve gelişimlerle birlikte giderek kabuk değiştiren İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Türk basınında internete ilk giren dergi ise Temmuz 1995‟te Aktüel. 1 Ocak 1997‟de internette okuyucularıyla buluşurken. paket anahtarlama (packet-switching).

1999. 2004. Güz 2009. İnterneti önemli bir mecra olarak gören reklam verenlerin sayısı giderek artmaktadır ve Türkiye‟de online reklam harcamalarının 2007 yılı itibarıyla 40 milyon doları bulduğu tahmin edilmektedir. 2000. Tirajdan gelir elde edemeyen internet ortamdaki medya organlarının en büyük gelir kaynağını ise reklamlar oluşturmaktadır. Kazaz. 2003. Kısacası ne kadar çok “tıklanırsa” o kadar çok reklama ve dolayısıyla nakite kavuşma imkânı söz konusudur. ziyaretçi sayısı ve profili. Haberin hazırlık sürecinden sunumuna dek internete özgü biçimler ortaya çıkmış ve bu gazetecilik anlayışında köklü değişimlere yol açmıştır. Bu reklam pastasından pay alabilmek. uluslararası dolandırıcılık. teşhir. Bu yönüyle internet bir yandan sınırsız bir özgürlük ve iletişim alanını bir yandan da kötü niyetlilerin suiistimaline açık bir ortamı simgelemektedir (Işık. Deuze. 2006) internet ortamının. başka bir deyişle reklamverenin gözüne girebilmek için bilinirlik. İnternet. Thurman. okuyucuya ve yayıncıya sunduğu fırsatlar ile internetin geleneksel anlamdaki gazetecilik uygulama ve pratiklerinden ayrılan yönleri (Gürcan ve Bekiroğlu. Evrensel bir iletişim aracı olarak denetlenmesi. 2007:9). 2007. Dimitrova and Neznanski. bireyleri özellikle de gençleri ve çocukları. 2007) değerlendirilmektedir. içerik kalitesi. Aktaş. Sayı:29 . IĢık – K. gazeteci-haber kaynağı ilişkisinden. A. 2007. görsel kalite gibi unsurlarla ayırt ediciliğin sağlanması gerekmektedir (Danış. gözetlenmesi pek mümkün olmayan internetin zararlı etkileri ve sonuçları karşısında toplumları.koruyabilmek için bazı konular (çocuk pornografisi. gazeteciye. okuyucu-gazeteci iletişimine dek pek çok şeyi değiştirmiştir. Koz (şekil. terörizm. 2007. sahtecilik) üzerinde tüm dünyanın ortak çalışma yürütmesi zorunlu hale gelmiştir. içerik.170 U. Bugüne dek bu yeni ortamı teknolojik özellikleri/üstünlükleri ve gazetecilik temelinde keşfe yönelik olarak yapılan birçok çalışmada (Pavlik. haberin sunumuna (görsel-metinsel). okuyucuya ulaşma mantığında) ve bu ortama adaptasyonunu tamamlayan gazeteler nihayetinde internette ekonomik gelir elde etmenin temel unsurunun “tıklanma sayısı” olduğunun farkına varmışlardır. 2009).

Google aramalarında en ön sıralara çıkabilme ve reklam pastasından daha büyük bir pay kapabilmek telaşı.com.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 171 2. Hürriyet. kimi zaman “teşhire” kimi zaman da erotizmin sınırlarını zorlayan haber(!) içeriklerine müsaade edilmesine yol açmaktadır. Ülkemizde toplumsal. İnternette şiddet. Toplumsal değerlerle çerçevesi çizilen cinsellik olgusu konusunda ne ülke eğitim kurumları ne medya ne de ebeveynler üzerlerine düşeni gerçekleştirememektedir.TartıĢmalar/Sorunlar “Kadın teşhirinin rekabetini reddediyoruz” Artık hiçbir haber değeri olmayan çıplak kadın fotoğraflarından oluşmuş foto-galerileri kaldırıyoruz. arkadaşlar ve medyanın cinsellik konusunda en önemli bilgi kaynağı olduğunu ortaya koymaktadır (Ercan.tr Genel http://www.com. sunulan içeriklerin derinlemesine araştırma ihtiyacı ortadadır. Alexa sıralamasında ilklerden olabilme.asp. 21 Haziran 2007.1 Yukarıdaki satırlar . Yayın Yönetmeni. kadın fotoğrafları ve zararlı yayınlara karşı toplumsal bilinç oluşturmak amacıyla başlatılan “Temiz internet” kampanyası.yaklaşık iki yıl önce. Bugün itibariyle Türkiye‟de en çok ziyaretçi sayısına 1 Fatih Çekirge. en azından ev sahibi gazete açısından olumlu sonuçlar vermiş görünmektedir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Yine benzer bir otokontrol çabası da Sabah gazetesi tarafından 27 Temmuz 2007‟de başlatılmıştır. Çalışmaya da ışık tutan bu itirafın yanı sıra mevcut internet haberciliği ortam ve şartlarının. Buna karşın yapılan araştırmalar. Bütün bunlara rağmen bugün Türkiye‟de habercilik adına internet meydanında boy gösteren gazetelerin sunduğu içerikler tartışma konusudur.hurriyet. Yukarıda yer alan ve bir çeşit “itiraf” olarak kabul edilebilecek açıklamalar göz önüne alındığında medyanın kimi zaman bu rolüne ilişkin otokontrol ve kendini düzeltme çalışmaları yaptığı ancak mevcut duruma bakıldığında pek de başarılı olamadığı görülmektedir.tr/gundem/6753140. kültürel ve dinsel değerleri koruma çabalarıyla medyada sunulan içerikler arasında rahatsız edici bir ilişki söz konusudur.Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni imzasıyla okuyucuya manşetten duyurulan haber başlığından ve spotundan oluşmaktadır. 2005).

Güz 2009. Bu durum. Kullanıcı. Geleneksel yayımcılıkta.172 U. Ancak her nedense büyük gazetelerimiz bu amaçlarını gerçekleştirirken kullandıkları yöntemler konusunda bihaber davranmakta. İnternet sitelerinde ise bu sayı teknik ölçüde “sınırsız” olarak kabul edilebilir. hedef kitlenin dikkatini olabildiğince çekerek sayfa ziyaretini artırmaktır. geleneksel yayımcılıkta. Sayı:29 . dikkat çekici hale getirilirken. Temel amaç ise okuyucuyu baştan çıkaran bir söylemle. haberin ana kurgusunu örtülü hale getirilebilmektedir. A. Bu durum her ne kadar avantaj olarak gözükse de aslında internet haber yayımcılığında alternatiflerin artması ve rekabetin olabildiğince sertleşmesi nedeniyle zamanla dezavantaja dönüşmüştür. çoğunlukla yeni sürprizlerle karşılaşır. Dikkat çekici bir haber başlığıyla sayfayı ziyaret eden kullanıcı. internet editörlerini geleneksel haber dilinden uzaklaştırmaktadır. farklı içerikteki haberleri bile dublör haline getirmekte. Buradan hareketle çalışmanın bu bölümünde internet sitelerinin trafik kaynaklarına bakmak. tek bir haber için 2 ila 15 arasında sayfa ziyareti gerçekleştirmek zorunda bırakılmaktadır.alexa.Haber Sitelerinin Trafik Kaynakları ve Ġnternete Özgü Haber Tipleri Online haber yayımcılığı. internet yayımcılığında ana sayfanın dışındaki bölümleri tercih etmemektedir. haberin yer aldığı sayfalar sınırlı sayıdadır. haber içeriği birden fazla sayfalara bölünmektedir. dar alanlara sıkıştırılmış haber başlıkları. benzer kelime tercihleri ve diğer yayıncı kuruluşların “copy pastları”. IĢık – K. Haber başlıklarındaki “kurgusal oyun”. sayfa ziyaret oranlarını da artırmaktadır. Koz ulaşan ilk 30 siteye bakıldığında gelenekselde de temsili olan büyük gazetelerimizin yer aldığı görülmektedir (http://www. mümasil kılmaktadır.com/topsites/countries/TR). İnternet yayımcılığında. vitrin konumundaki ana sayfanın dışında devam sayfalarını okurken. okuyucuya nasıl ulaşıldığı ve ne tür teknolojik hileler yapıldığını görmek yerinde olacaktır. Bu sistem yüzünden kullanıcı. tıklanma değeri yüksek kelimeler tercih edilmektedir. Haber içeriğine yerleştirilen cezbedici (!) görsel öğeler. Milliyet ve Hürriyet gibi gazetelerimizin başını çektiği bu yeni uygulamada. geleneksel haber dilinden ayrılarak kendine özgün bir dil oluşturmuştur. Bu amaçla. Dil oyunlarıyla örülü bu tercih. Haber başlıkları. daha çok retoriktir ve ikna edici bir kurguya sahiptir. ziyaretleri tetiklemektedir. Bu yeni dil. Kullanıcı sayısını artırmak amacıyla yapılan bu kurgusal oyunlar. 3. bazen de “örtbas” haberler yayınlayarak “Türk okuyucusunun birinci tercihi olmanın haklı gururundan!” bahsetmektedirler. karakter sayılarıyla sınırlıdır.

tr/GaleriHaber.www. haberlerde kadın teşhirciliğin artmasına neden olmakta. 3. tek bir haber için sayfayı ziyaret eden kullanıcı.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 173 haberle ilgili veya ilgisiz aynı içerikle sunulan fotoğraf galerileri ziyaret oranını ve dolayısıyla da “tıklanma sayısını” çok daha üst seviyelere taşımaktadır.milliyet. Bu şekilde sayfa ziyareti artırılmakta.aspx?aType=GaleriHaber&ArticleID=1110998&PAGE= 1&Date= 26.1 – “Vagon” Haberler Vagon haberler.1. bu oranları daha üst seviyeye taşımaktadır. kendi tercihi dışında adeta sayfa ziyaret etmeye zorlanmaktadır. okuyucunun sistemde daha fazla sürede kalması sağlanmaktadır. 2 http://www. Özellikle fotoğraf galerinin tıklanma oranı yüksek olması.com. 26 Haziran 2009.milliyet. Böylelikle. haber siteleri bu tür cinsel öğeler nedeniyle kimi zaman “filtreleme programları”na takılmaktadır. Haberin içerisine eklenen fotoğraf galerileri.Galeri Haber Tipleri 3.com.tr2 Bu uygulamanın giderek yaygınlaşması içeriğinde zayıflamasına neden olmaktadır.2009&KategoriID=19 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .06.1 . tek bir haberin birden fazla bölüme ayrılarak içeriğin ayrı sayfalara taşınması yöntemidir.

Bu yeni uygulamada. Fotoğraf ve Video Galerileri Görselliğin giderek ön plana çıktığı internet haber yayımcılığı. bulvar tipi gazetecilik anlayışının internete de hâkim olmasına neden olmuştur.1. fotoğraf ya da video) ana sayfaya taşınır.“MatruĢka” Haberler U.2. Koz Sayfa ziyaretini artırabilmek amacıyla daha çok Milliyet ve Hürriyet‟in uyguladığı bir diğer yöntem ise “matruşka3” olarak adlandırdığımız haber biçimidir. Güz 2009. Bild‟in. “okumak istediği” habere ulaşana dek. 27 Haziran 2009. Bu yöntemde. 3 Matruşka.174 3. Ziyaretçi böylelikle önem değeri en yüksek haberden başlayarak önemine göre sıralanan haber turuna sokulur. okuyucuyu devama yönlendirecek cezbedici ögelerle (başlık. tıklanma oranı daha yüksek olan ya da editörün diğer haberlere göre daha önemli olduğunu düşündüğü haber.org).wikipedia. Bazen de okuyucu. Sayı:29 . birçok ülkedeki haber sitelerinin de aynı yöntemi izlemesine neden olmuştur. diğer haberlere de göz atmak/tıklamak zorunda bırakılır. Rus yapımı bir oyuncak bebek türüdür. onu açtığınızda yine başka bir bebek çıkar. ziyaret oranlarını (hem sayfada geçirilen süreyi hem de sayfa ziyaretini) çok daha üst seviyelere taşımaktadır. Ziyaretçinin dikkatini çeken bu haber tıklandığında ayrı bir sayfaya yönlendirilir ve 3 numaralı bölümde de gözüktüğü gibi günün tüm magazin haberlerinden oluşan bir derlemeyle karşılaşılır. Ahşap el yapımı olan bebekler ortasından açıldığında başka bir bebek çıkar. Haber içerisine yerleştirilen fotoğraf ve video galerileri. Alman Bild‟in önünü çektiği yeni bir ekol peşindedir. internetteki çok yüksek sayfa ziyaretleri. Tek anne figürünün içerisinde iç içe yerleştirilmiş beş veya yedi bebekten oluşur (http://tr.Hürriyet 3.2. haber içerik olarak zayıf olsa da büyük görsellerle desteklenmiş. IĢık – K. A.

zaman.com. benzer içerikteki iki magazin haberi yayınlanmıştır.tr 38.aspx?aType=HaberDetayArsiv&KategoriID=3&Artic leID=1103664 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Fotoğraf ve video galerilerinin bir haber sitesine ne derece katkı sağladığı aşağıdaki tabloda da görülmektedir.5% editor 1.com.8% fotoanaliz 0.alexa.8% kelebekgaleri 0.0% emlak 0.tr 100.com.5 milliyet. okuyucunun hem daha fazla “tıklama”sını hem de sitede “daha fazla süre” geçirmesini sağlamıştır.com.milliyet. hurriyet.5‟inin ana sayfada sunulan içerikleri izlediğini belirtirken.4% videogaleri 0.tr/Ekonomi/HaberDetay.tr S U B D O M A İ N (Alt alan adı) 32. radikal.com.tr 99. İlk haber tek bir sayfada okuyucuya sunulurken.tr.com. Buradan da açıkça görüleceği gibi içeriğe eklenen galeriler.com adlı haber sitesinin de desteğiyle yaptığımız bir çalışmada.3% hurriyet.0% radikal. sitedeki ziyaret oranını.3% arsiv % 4.0% fotogaleri 5.com/siteinfo/milliyet.com.tr “İnternette en çok ziyaret edilenler listesinde zirvede yine milliyet.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 175 Bu konuda 13 Haziran 2009‟da ankarahaber.3% medya 0. fotoğraf sayısı ve sayfa sayısının çarpanı kadar artırmaktadır. ikinci haber 3 ayrı sayfaya bölünmüş ve içeriğe 14 fotoğraftan oluşan bir galeri eklenmiştir. ikinci habere ilişkin toplam sayfa ziyareti ise 3150 olarak gerçekleşmiştir.0% zaman.tr”. Bu haberlerin ilki “Ferhunde’nin acı intikamı” diğeri ise “Avrupa Yakası’nda hüzünlü veda” başlıklarıyla okuyucuya sunulmuştur.com.tr. İkinci haber. Alexa verileri4 dikkate alınarak çıkarılan aşağıdaki tabloda haber sitesine ulaşan okuyucunun nerede vakit geçirdiği ya da hangi amaçla siteye ulaştığı görülmektedir. Milliyet Hürriyet Radikal Zaman D O M A İ N (Alan adı) % 88.1% arkadasim Tablo 1: Haber sitelerinin 19 Haziran 2009 tarihli toplam trafik kaynaklarının domain üzerindeki paylaşımı Milliyet Gazetesi internet sitesi bu konuda yaptığı haberlerde5 kendisine ulaşan okuyucunun yüzde 88.2% turkuaz 0. Haber sitesinin ana sayfasında yayınlanan her iki haberin 3 saatlik yayın döneminin ardından sayfa ziyaretleri incelendiğinde çok farklı oranlarla karşılaşılmıştır. http://www.com.tr. Aynı süre içerisinde ilk haberin sayfa ziyareti 300.com. rakip site olarak adlandırdığı Hürriyet‟te ise okuyucuların yüzde 4 5 http://www.9% sanaleditor 20.1 msnyasam 1.

Çünkü arama motorlarında. Hürriyet‟in dışında Radikal ve Zaman gazeteleri de foto galeri vb. aramalarda giderek önemli bir hale gelen “üst sırada çıkma isteği”nin bir sonucu olarak büyük bir pazar haline gelen optimizasyon hilelerinin önüne geçilmesi amacıyla algoritmalar sürekli değiştirilmekte ya da daha karmaşık hale getirilerek birden fazla bileşen kullanılmaktadır. Hürriyet konusunda gerçekleri dile getirmesine rağmen kendi web sitesini ilişkin gerçekleri de göz ardı etmektedir. sistem tarafından daha önce yapılan kodlamalarla sistemli biçimde title (site başlığı).8‟inin de foto analiz bölümünü takip ettiklerini ve ana sayfayı izleyenlerin yüzde 38.8‟inin gazetenin magazin ekinin galerilerine. arama motorlarının olası algoritmalarına göre düzenlenmektedir.milliyet.tr (milliyet. Bu da kısmi de olsa açık kaynak olarak kabul edilen Alexa ölçümlerinde. içerikleri ana domain üzerinden sunmaktadır.3.tr/galeri) üzerinde tutmaktadır. A. Milliyet Gazetesi. Arama Motorları ve “Kelime” Oyunları İnternet sitelerinin “kullanıcı havuzu” olarak kabul edilebilecek arama motorlarından kendi sitesine kullanıcı/okuyucu çekebilmesi tesadüflere bırakılan bir durum değildir.3 oranında olduğunu belirtmektedir.com. ana domain olan milliyet.com. Güz 2009. 3. Zira Milliyet istatistiklerde belirtilenin aksine. foto/video galeri vb. sayfaya kodlanan anahtar kelimeler veya sistemdeki eşlemeli anahtar kelimeler sayesinde ulaşmaktadırlar. içerik sunumlarını subdomain‟de (galeri. Haber siteleri de birçok internet sitesi gibi bazı kelime gruplarında rakiplerine göre daha ön sıralarda çıkabilmek amacıyla bu tür optimizasyonlara başvurmaktadır. galeri vb. keywords (anahtar kelimeler) ve description (sayfa özeti) bilgilerine yer verilmektedir. Sayı:29 . “Adriana Lima” konusunda Google‟da yapılan bir aramada Türk basınının önde gelen temsilcilerinin ilk sıralarda çıkması da bir tesadüf sonucu gerçekleşmemektedir.com. Bu kodlamalar. yüzde 20‟sinin fotoğraf galerilerine ve yüzde 5. Koz 32. Kullanıcılar. arama motorlarında istediği veriye. IĢık – K.tr gibi) değil. içeriklerin toplam kullanıcı üzerinden ziyaret edilme oranını kullanıcı bazında ölçüm dışında bırakmaktadır. habere ilişkin her bir sayfanın başına.176 U. Bu amaçla.

hurriyet.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 177 Hürriyet gazetesinin 27 Haziran tarihli “Çamur bahane festival şahane” başlıklı haberinde (http://kelebekgaleri. arama motorlarından “uygun olmayan içerik ve kelime oyunlarıyla” ziyaretçi çekme çabası açıkça görülmektedir. Sayfanın kaynağında sayfa başlığı (title) olarak “çamurla sevişenler” kelimeleri kullanıldığı görülmektedir. zayıf bir içerikle sunumu yapılan haberin sayfa başlığı ise (3) numaralı alanda görüldüğü gibi “Çamurla sevişenler” şeklinde oluşturulmuştur.aspx?cid= 20006&rid=2369) ilgili kuruluşun.com. (1) ve (2) numaralı alanlardaki başlıklar okuyucu için (3)‟üncü başlık ise site başlığı olarak arama motorları için düzenlenmiştir.tr/galeridetay. Haber başlığına tıklayan ziyaretçi. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . haberin içeriğinde “Çamur içinde festival” başlıklı haberle karşılaşırken.

Google‟da yer alan toplam indekslerindeki çevrimiçi aykırı kelime unsurları listelenmiştir.000. IĢık – K.650.100 17.500 4. Bu durum. çevrimiçi ortamda arama motorlarını önemli hale getirmektedir.190 53 4. Koz Aşağıda ankarahaber.178 U. Aşağıdaki tabloda ise çalışmaya konu edilen dört ayrı haber sitesinin.100 1.000 Anahtar Kelime Seks Porno Fantezi Cinsellik Erotizm Toplam indeks Milliyet 55.000 Zaman 723 835 240 2.com (03-06-2009) adlı haber sitesinin.000 Radikal 46.000 19.350 1. A.450 6.000 Tablo 2: 19 Haziran 2009 tarihli Google aramalarında kelime tercihleri Güz 2009. Buradan da görüleceği üzere ilgili haber sitesinin en büyük trafik kaynağını (% 78.750.260 5. Hürriyet 21.920.090 39. Bu da ilgili kelime gruplarında yapılan aramalarda.400 1.79 ) arama motorları oluşturmaktadır. Milliyet‟in ziyaret edilme olasılığını artırmaktadır. reyting ölçüm ortamı olan Google Analytics raporlarında yer alan ziyaretçi kaynaklarının dağılımına ilişkin istatistiki değerler yer almaktadır.550 13.100 971 10. Sayı:29 . Milliyet‟in ilgili tarihte Google‟de indekslenen toplam 13 milyon sayfası bulunmaktadır ve bunların içerisinde seks kelimesine ait 55 bin sonuç yer alırken bu oran Zaman gazetesinde sadece 723‟tür.290 4.800 4.500 19.

bir metindeki değişkenleri ölçmek için yapılan sistematik. İnceleme konusu gazetelerden Hürriyet.tr/goster/haberler. 1984: 18). Cinsellik ve “kadın teşhiri” gereğinden fazla olarak okuyucuyu çekmek ve daha çok sayfa ziyareti sağlamak adına kullanılmakta mıdır? 2. Nitel değerlendirme kapsamında ise özellikle kullanılan haber başlıkları ve kullanılan haber fotoğrafları başlık ilişkisi irdelenecektir.com. 10 günlük sürede yer alan 103 haber. “Cinsellik” ve “TeĢhir” Ġçeren Haberlerin Gazetelere Göre Dağılımı ve Toplam Haber Ġçerisindeki Oranları Çalışma kapsamında yapılan incelemelerde Hürriyet gazetesinin arşive atılan ana sayfasında 1-10 Haziran tarihleri arasında toplam 525 haber başlığı 7 tespit edilmiştir.hurriyet. Gazetelerin ana sayfalarını. 7 Arşive atılan ana sayfadaki bütün haberleri kapsamaktadır.1. Zaman gazetesinde cinsellik ve teşhire dayalı hiçbir bir unsura rastlanmadığı için haber sayısı bakımından istatistiki bir değerlendirme yapılmamıştır. 6 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . nitel ve nicel olarak değerlendirebilmek için “içerik analizi” yöntemi kullanılmıştır. Bulgular 5. Araştırma kapsamında yanıtı aranan sorular şunlardır: 1. Gelenekselde de temsili olan gazetelerin internet sayfalarında sundukları içerikte “cinsellik” ve “kadın teşhiri”nin boyutları hangi düzeydedir? 3.6‟sını teşkil etmektedir. İçerik analizi. tarafsız ve sayısal bir analizdir (Berelson. Yöntem Bu çalışma 1-10 Haziran tarihleri arasında incelemeye konu dört gazetenin internet sitelerinde ve yalnızca ana sayfada yer almış 6 haberler ve görsel unsurlar üzerinde gerçekleştirilmiştir.aspx?id=2065&tarih=2009-06-01 ve takip eden günler. Milliyet ve Radikal gazetelerinin ana sayfalarına “Arşiv”den ulaşılırken. http://hurarsiv.00-21.00 saatleri arasında günlük olarak takip edilmiştir. ana sayfada yer alan toplam haberlerin yüzde 19. Nicel değerlendirme kapsamında 9 değişkenden oluşan kodlama formu yardımıyla elde edilen veriler istatistikî olarak değerlendirilecektir. Gazetelerin ana sayfalarında sundukları fotoğrafların ilişkilendirilmesi anlamlı mıdır? haberlerle kullandıkları 5. Zaman gazetesi 1-10 Haziran tarihleri arasında ve saat 20.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 179 4. Toplam haberler arasından “teşhir” ve “cinsellik” unsuru taşıdığı tespit edilen 103 haber içerik analizine tabii tutulmuştur.

A.3 2.7 16.6 2.3 19.9 18.9 19.2 2.4 15. IĢık – K.6 21.8 22.2 4.2 11.6 22.8 Tablo 3: Cinsellik ve Teşhir İçeren Haberlerin Ana Sayfada Yer Alan Haberlere Oranı Güz 2009.5 9.6 6.6 16. Koz Tarih 1 Haziran Gazete Hürriyet Milliyet Radikal 2 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 3 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 4 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 5 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 6 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 7 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 8 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 9 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 10 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal Hürriyet Toplamı Milliyet Toplamı Radikal Toplamı Genel Toplam Ana sayfada yer alan toplam haber baĢlığı sayısı 52 62 47 54 62 47 50 66 47 54 64 47 51 63 43 51 58 45 52 60 43 53 66 43 54 65 43 54 62 43 525 627 448 1600 Cinsellik/kadın teĢhiri içeren haber sayısı 9 12 3 10 12 1 14 14 1 14 16 3 11 14 4 11 12 1 6 13 3 10 15 9 10 9 14 4 103 133 20 253 Yüzde % 16.3 6.3 20.3 20. Sayı:29 .1 28 21.3 18.2 9.1 25.9 25 6.6 16.5 19.180 U.5 21.3 20.3 22.

“Kültür-Sanat”.0 Tablo 4: Cinsellik-Teşhir İçeren Haberlerin Gazetelere Dağılımı 5.9 52. “Astroloji”. Frekans Hürriyet Milliyet Radikal Toplam 103 136 19 258 Yüzde Geçerli yüzde Birikimli yüzde 39. Haberlerin yüzde 39‟unda eksiltili-devrik cümle kullanılırken.9 52. Bunların arasından 133 haber incelememiz açısından gerekli unsurları taşıdığı gerekçesiyle içerik analizine tabii tutulmuştur ve bu değerlendirmeye alınan toplam haberin yüzde 21. “Renkli Hayatlar”. “Mizah” “TV Rehberi”.4 100. İçerik analizine tabii tutulan toplam 258 haberin gazetelere göre dağılımı ise aşağıdaki gibidir. “Sinema”. “Günün Diğer Haberleri”. Bu ise toplam haberlerin yüzde 4.0 39.9 92.7 7. Bunun toplam habere oranı ise yüzde 15.4‟ünü teşkil etmektedir.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 181 Milliyet gazetesinin ana sayfasında ise 1-10 Haziran tarihlerinde toplam 627 haber başlığı yer almaktadır8.2.4 100. Radikal gazetesinin “teşhir” ve “cinsellik” içeren haber sayısı ise 19‟dur.2‟sine tekabül etmektedir. yüzde 53‟e yakını düz cümle ile başlıklandırılmıştır. 8 Arşivde görüntülenen ana sayfada.8 olarak gerçekleşmiştir. Zaman gazetesi dışında incelemeye konu diğer 3 gazetede toplam 1600 haber arasından 253‟ünde cinsellik ve teşhir unsuru içeren.0 39. Çalışma kapsamında ele alınan Radikal gazetesinin. arşivlerinde yapılan incelemede ise. görsel öge ve ifadeye rastlanmıştır.6 100. on günlük sürede 448 haber unsuru değerlendirmeye alınmıştır. cinsellik ve teşhir içerdiği tespit edilen toplam 258 haberde kullandıkları başlık açısından da değerlendirilmiştir. Kullanılan BaĢlık Grameri İnceleme konusu üç gazete. “Milliyet İnternet TV” gibi bölümler değerlendirmeye İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .7 7. Soru ve flaş-şok ifade şeklinde başlıklandırılan haberler ise (yüzde 8) daha azınlıkta kalmıştır. başlık.

8 Haziran) 9 Güz 2009.3.7 100. erotizm içeren ifade ve unsurların kullanımına ise 29 haberde (yüzde 11) rastlanmıştır. (“Öyle bir hastalık ki” Hürriyet. Cinsellik ve teşhir içeren haberlerin büyük çoğunluğunda (yüzde 64: 165 haber) “kadın obje”ye yer verilirken. 18 haberde ise sadece metinde (yüzde 7) teşhir-cinsellik unsurları yer almıştır.4‟lük bir dilimde yer alan 14 haberde erkek obje ön plana çıkarılmıştır. yalnızca yüzde 5. Bunun yanı sıra 20 haberde ise sadece başlıkta (yüzde 7. A.0 Geçerli yüzde Birikimli yüzde 39. Haberde Cinsellik-TeĢhir Unsurunun Kullanıldığı Yer ve KullanılıĢ Biçimi Üç gazete özelinde ele alınan 258 haber üzerinde yapılan incelemede cinsellik ve teşhirin çoğunlukla görsel ögeler kullanılarak gerçekleştirildiği görülmüştür.182 U. devrik cümlelerden oluşan başlıklar kullanılmaktadır. Bu nedenle tam bir cümle kurulabilmesi için gereken ana unsurları (yüklem) içermeyen cümlelerle.2 47. IĢık – K.1 3. kadın teşhirine dayalı olması.7 100. Sayı:29 .0 52. Haberler yoluyla cinsellik imasına 10 37 haberde rastlanırken (yüzde 14.3) en az iki alanda (başlık.39.0 52. görsel unsurlar ve metin) söz konusu unsurlara rastlanmaktadır. 8 Haziran) 11 Görsel unsur kullanımı: Haberle ve konusuyla ilgisi olmasa da kullanılan resmin. 160 haberde görsel unsur yoluyla yapılan teşhirin (yüzde 62) yanı sıra 60 haberde de (yüde 23.1 42.1 5. Koz Frekans Eksiltili-Devrik cümle9 Soru cümlesi Flaş-şok ifade Düz cümle Toplam 101 8 13 136 258 Yüzde 39.1 5.0 Tablo 4: Haberlerde Kullanılan Başlık grameri 5. (“Evlenmeden de olur” Hürriyet.1 3. İnternette tasarım ve mizanpaj açısından yaşanan yer darlığı tam cümle kurmayı güçleştirmektedir. 10 Cinsellik iması: Haberde başlık ya da metinler yoluyla cinselliği çağrıştırıcı ifadeler.3 100.8). yalnızca görsel unsur kullanımı 11 yoluyla cinsellik ve teşhire 13 haberde.0 39.

çıplak. 2 Haziran.) Cinsel tercih: Eşcinsellik. 5 Haziran) Cinsel suçlar: Tecavüz.2 84.1 7.3 8. kelimeler içeren haber başlıkları ile yapılandırılan haberler. (Seks bağımlısıymış. Milliyet.3 8. Haberlerin yüzde 15‟inde “cinsel istek uyandıran ifade”lere yer verilirken. 3 Haziran) 12 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .5 4. Haberin Yönlendirildiği Yer ve Ana Sayfadaki Konumu İncelemede ana sayfada yer alan 258 haberin sitede hangi bölüme yönlendirildiği de sayısal olarak ortaya konulmuştur. Milliyet. (Prensin „seks kölesi‟ kurtuldu. 8 Haziran) Cinsel istek uyandıran ifade: Seks.0 Tablo 5: En sık kullanılan ya da vurgulanan cinsel ifade Üç gazete ve 258 haber üzerinde yapılan incelemede.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 183 5. iç çamaşırı yok!.4 100. Küçük kıza otomobilde tecavüz!.4. 8 Haziran.5 4. taciz türünden konular. 9 Haziran. kişilerin cinsel fantezilerini konu alan haberler.5. lezbiyenlik vs. Haberlerde “En Sık Vurgulanan” ya da “Tekrarlanan Ġfade” 12 Frekans Cinsel görsellik vurgusu Cinsel istek uyandıran ifade Cinsel tercih Cinsel suçlar Diğer Toplam 167 40 11 21 19 258 Yüzde Geçerli yüzde Birikimli yüzde 64. Cinsel görsellik vurgusu: Habere konu kişi ya da kişilerin fiziki görüntülerinin ön planda tutulduğu haberler. (Kağıt bebekler ne kadar kazanıyor?. foto galerilerinin internet haber siteleri için ne denli bir “rating kaynağı” olduğunu da ortaya koymaktadır.0 64.7 80.5 92. Dünyanın en güçlü kadını 34 yaşında.7 15. 21 haber taciz. cinsellik-teşhir içeren haberlerin büyük çoğunluğunun “cinsel görsellik vurgusu” yapan ifadelerle şekillendirildiği görülmüştür.7 15. (Frikik var. frikik. tecavüz türünden “cinsel suç/adli vaka” vurgusu yapan metin ve görüntüler içermektedir. 5.0 64. konularla. 6 Haziran.6 100. cinsel şiddet haberleri. Milliyet.1 7. Milliyet. Buna göre haberlerin büyük bir çoğunluğu (yüzde 52: 134 haber) foto galerilere yönlendirilmiştir. dekolte vb. Hürriyet. Eşcinseller bilimsel olarak incelenecek!. Radikal.4 100. Bir erkeğe dört kız düşüyor. Milliyet. Elde edilen veriler. Bir internet okuyucusunun daha fazla sayıda “tıklama” gerçekleştirmesi ve daha fazla süre ile sayfa ziyaretinde kalması için haberciler “foto galerileri”ni etkili bir yöntem olarak kullanılmaktadır.

2 13.2 100.1 100.7 38.7 8. İncelememize konu olan 258 haberin yüzde 8‟i (21 haber) bu yöntemlerle dizayn edilmiştir.0 Geçerli yüzde 9.0 Geçerli yüzde Birikimli yüzde 51.7‟si devam sayfalara aktarılırken.7 11.184 U. ana sayfada yer aldığı konum açısından da değerlendirilmeye tabii tutulmuştur.3 8.2: 158 haber) göbek tabir ettiğimiz bölümden ana sayfaya dahil olmuştur.1 17.9 100. yaklaşık yüzde 13‟ü video. Koz Frekans Foto galeri Video Eklere link Başka bir siteye link Devam sayfası Vagon/Matruşka haber Toplam 134 6 25 3 69 21 258 Yüzde 51.3 64.7 1.7 8. yine yüzde 27‟si (71 haber) manşet bölgesinde vitrine çıkmıştır.7 1. eklere ya da başka bir siteye yönlendirme yapmaktadır.9 54. Yüzde 9.0 Frekans Manşet Sürmanşet Sağ manşet resimli Sağ manşet Manşet altı (resimli) Göbek Toplam 25 4 6 21 44 158 258 Tablo 7: Haberin sayfadaki konumu Güz 2009.7 1.1 61. haberlerin yüzde11‟den fazlası (29 haber) manşet ve sürmanşet olarak ana sayfaya girerken. İncelemeye konu 258 haberin büyük bir çoğunluğu ise (yüzde 61.3 8. IĢık – K.2 100. Yukarıdaki frekans tablosunda da görüleceği üzere.0 Tablo 6: Haberin Yönlendirildiği Yer Son dönemlerde foto galerileri ile benzer bir işlevi yerine getiren “Vagon” ve “Matruşka” haberler de rating ve sitede geçirilen sürede belirleyici rol oynamaktadır.8 100.0 51.6 2.6 2.2 26.0 65. A. Bunun dışında haberlerin yüzde 26.3 9.2 26.3 9.9 2.6 21. Sayı:29 .7 1.1 17.1 91.0 Birikimli yüzde 9. İncelemede 258 haber.1 61.1 100.9 2.

3 Haziran.0 100.8 7.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 185 5. yüzde 36‟sının arşiv kayıtlarındaki resimlerle sayfaya taşındığı görülmüştür. 7 Haziran. Dünya onları bu sahnelerle tanıdı. Milliyet. 151 haberin güncel resimlerle yapılandırılırken.2 78.8 8.1 5.1 100. Unutulmuş pop starlar.) İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .8 7.2 27.0 Frekans Güncel Grafik/clipart Arşiv resim Toplam 151 14 93 258 Tablo 9: Haber-resim ilişkisi 13 Derleme Haber: Genelde fotoğraf kullanımı ile belirli bir konuda –güncel olmasa da.8 8. Yüzde 58.0 Birikimli yüzde 58. 2 Haziran.1 5.0 Frekans Magazin Dış haber/dünya Yaşam/sağlık Yurt içi haber/gündem Derleme haber Toplam 132 70 15 20 21 258 Tablo 8: Cinsellik/teşhir içeren haberin türü Yine bir başka değerlendirme konusu da kullanılan fotoğraflarla haber ilişkisi üzerine olmuştur. Hürriyet ve Radikal gazetelerinin ana sayfalarında ve devama aktarılan sayfalarda kullandığı fotoğraflarla haberin konusu arasındaki ilişkiye bakıldığında.2‟si (132 haber) magazin konularını kapsarken.4 36.3 84.4 36.6. Milliyet. Konuyla bağlantılı fotoğrafların bir kısmı alt yazı ve spotlarla okunur kılınırken ardından gelenler yalnızca görsel unsurlarla donatılıyor.0 100.0 51.0 Geçerli yüzde 58. Haberlerin yüzde 13.5 64.5 5.0 100. Haberlerin küçük bir kısmı ise resim-grafik-clipart ile şekillendirilmiştir.9 100.1 91.6‟sı ülke gündeminden konulara ve yaşam/sağlık içeriğiyle donatılırken (35 haber). Hürriyet.2 27. yüzde 27‟si dış kaynaklı haberlerden oluşmaktadır. Yüzde 51.0 Geçerli yüzde Birikimli yüzde 51.5 5. (Makyajsız gezmemesi gereken 50 ünlü isim.1 100. yüzde 8‟i derleme haber 13 şeklinde konumlandırılmıştır. Cinsellik-TeĢhir Ġçeren Haberin Türü ve Haber-Resim ĠliĢkisi Sayısal değerlendirme yapılan 258 haberin yüzde 51. Milliyet.yapılan haberler.

IĢık – K. Teşhir ve cinselliğin ön plana alındığı hiçbir haber ve görsel ögenin gözlemlenmediği Zaman gazetesi ile Radikal gazetesinin Hürriyet ve Milliyet gazetelerine oranla çok daha masum bir içerik sunduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Başka bir deyişle 10 haberden 2‟sinde teşhir ve cinsellik unsuru ön planda tutulmaktadır.incelemeye konu olan gazetelerden Hürriyet ve Milliyet‟te yoğun olarak kullanılmaktadır.186 6. Temel araştırma sorusu açısından ortaya çıkan gerçek ise. Sayı:29 . sayfa haberleri de dikkate alındığında. “En çok paylaşılan kareler” şeklindeki masumane başlıklarla yapılan yönlendirmelerin ardında “teşhir” ve “cinsellik” unsurlarının yer aldığı görsel unsurlar peş peşe sıralanmakta ve bu yöntem daha çok “tıklanabilmenin” anahtarı olarak kullanılmaktadır. çocuk. Geleneksel basınımızın güçlü temsilcilerinin internet ortamında sundukları bu içeriklere. Nitekim dönemin Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Çekirge. “Bu küçük kızı tanıdınız mı?”.. “Kadın Teşhirinin Rekabetini Reddediyoruz!” başlıklı yazısında bu konuda da şöyle bir itirafta bulunmuştu: “Biliyoruz ki internet sitelerine girebilmek çok kolaydır. Yarı pornografik ve kadın teşhirine dayanan üstelik hiçbir haber değeri olmayan fotoğraflara ne yazık ki çocuklarımız da kolayca ulaşabilmektedir. Milliyet gazetesinin genel toplam haberleri arasında bu tür haberlerin oranı yüzde 21‟e ulaşırken.. internet ortamındaki aşırı rekabet ortamında özellikle çocuk ve gençlerin ruh sağlığı ve psikolojilerinin gözardı edilmekte olduğudur. internet haber sitelerinin sunduğu içeriğin ne boyutlarda olduğu daha da anlaşılacaktır. Koz Yapılan incelemede elde edilen nicel veriler.. Hürriyet gazetesi açısından da bu oran yüzde 20‟lere yaklaşmaktadır. İncelemeye Güz 2009. çok daha masum bir içerik taşıyan haber içeriği arşivden ortaya çıkarılmış şuh bir fotoğrafla süslenmektedir.” Çalışma ile ortaya çıkan sonuç ve gözlemlerden elde ettiğimiz önemli verilerden biri de. “kadın teşhiri” ve “cinselliği” ön planda tutan haberlerin birer rating unsuru olarak genel toplam haberler arasında önemli bir boyutta kullanıldığına işaret etmektedir. Değerlendirme ve Sonuç U. aile içi şiddet. Bir başka nokta da gazetelerin kullandıkları haber başlıkları ile fotoğrafların ilişkilendirilmesi açısından göze çarpmaktadır. Bunun yanında. Bazen de tam tersine. yaşlı her kesimden insanın rahatça ulaşabildiği düşünüldüğünde bu içeriklerin daha sağlıklı ve okunabilir hale getirilme zorunluluğu ortadadır. genç. “teşhir” ve “cinselliğin” ön planda tutulduğu -magazin ağırlıklı hafif haberler. A. Bunun için de kaldırıyoruz. “Onları bu sahnelerle tanıdınız?”.. vahşet içeren 3. töre cinayeti.

çok daha masum başlıklarla (“Beyaz giyerken dikkat!”. New Media&Society. Deuze. Danış. Deuze. Selçuk İletişim. http://www. B. “En çok paylaşılan kareler”.com/data/sarperdanis_0802_onlinereklamcilik_public.V. Vol(5)2. “Frikik var. (2006) Online Journalismand the War in İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Berelson. 373–390. birazcık “cinsellik” ve “teşhir” koklatılmış haberlerin ulaştığı rating rakamlarının cazibesinin ve ekonomik getirisinin geleneksel gazetecilik değerlerini hiçe sayan bir anlayışın zaferine yol açtığı sonucunu doğurmaktadır. Neznanski. Hafner Press. C. (2009) Türkiye‟de Online Reklamcılık Sunumu. iç çamaşırı yok!”.203230. okuyucuların hemen her gün görmeye alıştığı ve giderek de yadırgamadığı haberler olarak karşımıza çıkarken. “Çamaşır giymeyi unutunca” (10 Haziran. (2003) The web and its journalisms: considering the consequences of different types of newsmedia online. [Erişim: 5 Haziran 2009] Deuze. pp. Milliyet) vb. S. Hürriyet). Number 2. Hürriyet). “Seks oyuncağı edinin” (10 Haziran. D. (1984) Content Analysis in Communication Researh. Ancak bu anlayışın karşısında uygulamaların ve teşhirden arındırılmış daha sağlıklı bir habercilik arayışında olanların varlığı da bilinmektedir. deyim yerindeyse “bel altı yöntemler” kullanılmaktadır. M. “Üstsüz klip çekti!” (8 Haziran. M.zapmedya. türünden başlıklar. Journalism and the web: An analysis of skills and standards in an online environment. internete özgü içerik yaratma girişimlerinin temelinde daha fazla “tık” alabilmek ve okuyucuyu daha fazla sitede tutabilmek adına. New York. M. Gazette. pp. KAYNAKÇA Aktaş. M. (1999). pdf. Journalism Studies. (2004) What is Multimedia Journalism?. Vol:5. “Fermuarını açık unutunca” (6 Haziran. 5 Haziran Hürriyet. Hürriyet). (2007) İnternet‟in Gazeteciliğe Getirdiği Yenilikler. “Bir erkeğe dört kız düşüyor” (9 Haziran. “Konuşan fotoğraflar”. Milliyet). 61(5). 5(1). Milliyet) sunulan haberlerin altına yerleştirilen içerik ve görsel ögeler “teşhir”in boyutlarını ortaya koymaktadır. Her ne kadar çalışmamız büyük bir resmin küçük bir bölümüne ışık tutsa da.139-152. Dimitrova.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 187 aldığımız üç gazetenin geleneksel ortamdaki içerikleriyle internette sundukları içeriğin farklılığı da ortada iken.

188

U. IĢık – K. A. Koz

Cyberspace: A Comparison Between U.S. and International Newspapers, Journal of Computer-Mediated Communication 12 (2006) 248–263 ª 2006 International Communication Association. Ercan, H.(2005) Türkiye‟deki Gazetelerde Cinsellik, Türk HIV AIDS Dergisi, 8 (2), s.61.69. Gürcan, H.İ.(1999) Sanal Gazetecilik, Anadolu Üniversitesi Yayınları: Eskişehir. Gürcan, H.İ. ve Bekiroğlu, O. (2007) Türkiye‟de İnternet Gazeteciliği Açısından Yerel Basının Genel Görünümü ve Bölgeler Arası Bir Değerlendirme, Selçuk İletişim, 5(1), s.22-29. Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması Sonuçları (2008), Sayı:138, http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=2055, [Erişim: 26 Mayıs 2009] http://www.alexa.com/topsites/countries/TR Internet Usage in Europa (2009) http://www.internetworldstats.com/stats4.htm, [Erişim: 26 Mayıs 2009] Işık, Umur (2007) Medya Bağımlılığı Teorisi Doğrultusunda İnternet Kullanımının Etkileri ve İnternet Bağımlılığı, Yayınlanmamış Doktora Tezi, S.Ü.Sosyal Bilimler Enstitüsü: Konya. Kazaz, M.(2007) Geleneksel Habercilikten İnternet Haberciliğine Geçiş Sürecinde Spor Basını, Selçuk İletişim, 4(4): 220-229. Newhagen, J. E., & Rafaeli, S. (1996) Why communication researchers should study the Internet: A dialogue, Journal of Communication, 46, pp.4-13. Pavlik, J.V. (1997) The Future of Online Journalism: Bonanza or Black Hole?, Colombia Journalism Review, Jul/Aug 97, Vol.36, Issue 2, p.30. Pavlik, J.V. (2000) The Impact of Technology on Journalism, Journalism Studies, Vol:1, Number 2, pp.229-237. Thurman, Neil (2007) The globalization of journalism online: A transatlantic study of news websites and their international readers, Journalism, 8(3), pp.285307

Güz 2009, Sayı:29

Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009, 7(2), 237-

WHAT IS „EMPOWERING‟ AND WHO THE „USERS‟ ARE IN THE NEW MEDIA
Bora ATAMAN1
ABSTRACT
The battle on the meaning is inseparable from political ideologies. In this paper, therefore, the notion of ‘empowering for users’ as a common expression in media studies will be evaluated by focusing on various examples selected from new media applications on the scope of the liberal ‘media pluralism’ and the radical ‘media imperialism’ theories. As the flagship of the new media, the Internet is acknowledged as the perfect ‘marketplace of ideas’ in the liberal model, while critical political economists of communication delve into the complexity of cultural industries and the valorisation processes of cultural objects in the new media context. Understanding the use and the role of the media is one of the most complex issues of our time, as they are inextricably intertwined with our everyday lives. However, warning against a positivistic techno-global millenarianism in the light of the multidimensionality of our social world is a must. Key Words: New Media, Empowerment, Media Pluralism, Media Imperialism

Yeni Medyada “Kullanıcının Gücü” ÖZET
Anlam üzerine mücadele politik ideolojilerden ayrı düşünülemez. Makalemizde, bu sebeple, medya çalışmalarında yaygın bir ifade haline gelmiş ‘kullanıcının gücü’ nosyonu, liberal ‘çoğulcu medya’ ve radikal ‘medya emperyalizmi’ teorileri kapsamında, yeni medya uygulamalarından seçilen çeşitli örneklerle değerlendirilecektir. Yeni medyanın amiral gemisi Internet liberal modelde ‘fikirler pazarı’ olarak kabul edilirken, eleştirel gelenekten olan iletişimin politik ekonomistleri, yeni medyayı, kültür endüstrilerinin kompleks yapıları ve kültürel objelerin kapitalist ekonomide değer kazanma süreçleri bağlamlarında incelerler. Günlük hayatımızı bu derece sarıp sarmalaması, medyanın kullanım biçimleri ve rolünü kavramayı çağımızın en karmaşık konularından biri haline getirmiştir. Ancak toplumsal hayatımızın çok boyutluluğu ışığında, pozitivist tekno-küresel bir ‘İdeal Çağ’ beklentisine karşı uyarıda bulunmak bir gerekliliktir. Anahtar Kelimeler: Yeni Medya, Yetkilendirme/Güçlendirme, Medya Çoğulculuğu, Medya Emperyalizmi

1

Yardımcı Doçent Doktor, Doğuş Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi İletişim Bilimleri Bölümü

İletişim 2003/18

190

B. Ataman

Introduction Words find their meanings in the dialogic reality of the language, as Bakhtin manifested (1981). The mutual understanding of minds within their contradictory social contexts could only be possible through the changing, transforming and living language. Therefore, words always have different connotations alongside their given denotations in the reality of everyday life. And as Freire puts (1996), conscientização (critical consciousness) is only available to those who have the capacity to name the world through their own words. By naming the world, and in a sense decoding it, people might begin to transform their oppressive realities for a better world. Here, there are at least two concepts that are needed to be emphasised and decoded by considering Freire’s approach and Bakhtin’s proposal of primacy of context over text, such as ‘empowering’ and ‘users’. However, it should be mentioned that decoding processes and resulting outcomes are varying in the dialogic relations of heteroglossia; conflicts between ‘centripetal’ and ‘centrifugal’, ‘official’ and ‘unofficial’ discourses within the language. In this essay, the notion of ‘empowering for users’ as a common expression in media studies will be evaluated by focusing on various examples selected from new media applications on the scope of the liberal ‘media pluralism’ and the radical ‘media imperialism’ theories. Hetoroglossia, in this regard, brings out not only the different perspectives, but also the clash of antagonistic social and political forces. Therefore, the concept of the user is dispersed and stratified across theories, but nevertheless, it would be virtually impossible to locate any of them in the cyberutopia where they can freely float. In the case of „empowering for users‟: media pluralism vs. media imperialism In media and cultural studies, polemical positions can be defined according to their ideological/political positionings. Thus, it would not be absurd if one tried to locate the main bases of the conservatives, liberals and democrats within the longstanding debates about the direct or indirect effects of information and communication technologies upon our lives or their roles in it. The battle on the meaning is therefore inseparable from political ideologies. In regard to media studies and also media policy, it reflects the particular antagonism between the famous theories of market oriented ‘media pluralism’ and radical ‘media imperialism’ (McQuail, 1992; Fiske, 1989; Mouffe, 2000; McChesney, 2000; Mattelart, 2003).

Güz 2009, Sayı:29

What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media

191

The resulting academic debate is multi-sided and intertwined, even though the primary subject is the media’s ‘liberating’ role for the users. For instance, as the flagship of the new media, the Internet is acknowledged as the perfect ‘marketplace of ideas’ in the liberal model, while critical political economists of communication delve into the complexity of cultural industries ‘in order to grasp the growing process by which cultural activities became objects of valorisation by capital’ (Mattelart and Mattelart, 1999: 91). A salient part of the so-called pluralist view generally carries the American label (Hall, 1982). For instance, John Fiske (1988), as one of the prominent representatives of pluralism in media studies, accepts mainstream media, specifically television, as a generator of polysemic texts. Therefore, messages can be interpreted in different ways, since programs provide a plurality of meanings which may find their actual values in social life. Although he stresses that he does not support the idea of liberal pluralism, he insists upon the flexibility of text and says ‘To be popular, then, television must be both polysemic and flexible’ (1988: 84). In this notion of pluralism, texts are ‘open’ and readers, audiences or users are able to extract the dominant view and transform it into something dissident or simply what they like. In the example of Dallas, he asserts its openness in comparison to a restaurant menu that allows people to choose whatever they like according to their socially situated and differentiated tastes. This approach, he argues, is ‘more productive than seeing the text as a singular determinate, closing down its meanings and producing a singular dominant ideology’ (Fiske, 1989:27-30). Thus, this ‘polysemic potential’ is indeed the keyword for most of media pluralism theories. At the same time, however, this reflexive keyword is also the Achilles heel of these theories: essentially, it can be argued that, they are in fact in agreement with the argument of Ericson et al. (1987) that the media (by implication, both in news and in entertainment) is open and diverse, and ultimately with the liberal-pluralist view that all is basically right with the media, and consequently with democracy. The traditional American pluralism has been transferred to new media studies, resulting in a sort of cyber-utopianism. Negroponte (1995), who sees empowered people socialising in decentralised, globalised and harmonised digital neighbourhoods in the near future, is a good example. But Mattelart (2003: 139) points out: ‘Whom is Negroponte empowering? The individual as a free-floating unit, sovereign in a free market’. At the same time, Jenkins and Thorburn (2004) illustrate the slippery ground of this ‘cyberutopianism’ and how this can peacefully associate with consumerist values. Therefore, an Apple computer could be a

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

as McChesney (2000: 119-185) shows in the example of the commercialisation of the Internet in the US. distribution and consumption in close liaison with hardware companies like Intel. as McChesney shows in detail. they have always been eager for public subsidy. borderless communication and global commerce’ (2007: 289). Their aspiration is for maximum profits. electronics industry was Güz 2009. In general. ‘85 percent of research and development in the U. For more democracy. authorities are mostly conceptualised as corrupt and oppressive powers against consumer-individuals. the main aim was eliminating democratic process of policy making. Although they never wanted any public involvement. However. but not for the people. especially when there are government subsidies to be exploited. Furthermore. However. who are keen supporters of the combination of new technologies and markets. in order to save the private interests of a few from popular interference. the free-market conception of society moves closely with liberal democratic ideas in which the consumer-individual is greeted as the author of their own history (Mattelart and Mattelart. Not surprisingly. In neo-liberal ideology. Sayı:29 . the government’s economic and political power is crucial. is one example of a standard under threat from the increasing centralisation of control online. Allegedly. once being an open standard for running software over the Internet. Boyd-Barrett (1998). the proponents of free markets urge that all information and communication services should be deregulated. especially when they try to interfere or regulate the so-called free market.is a menacing indication of the controls on the standards of the Internet.192 B. in this regard. Terry Flew and Stephen McElhinney draw attention to the kinship between the mainstream economists and liberal communication theorists. more justice and a more balanced society. decentralised and abandoned to commerce. this giant aims to dominate all levels of software production. they also believe in media globalisation since it ‘promotes opportunities for shared information. and empowering for citizens or users against corrupt local authorities. And McChesney adds. Global media. the fact has been controversial. 1999: 124-125). but they are not eager to pay for expenses.S. and nearly always works in favour of corporate America. is seen as intrinsically effective in the circulation of liberal democratic ideas. The Java language. entertainment companies like Disney and other media delivery systems like WebTV Networks. explains how Microsoft -arguably a major controller of the Web. Ataman commodity but at the same time ‘a tool of liberation directed against an impersonal Orwellian bureaucracy’ (11). by conferring to Newman’s work. In their article.

for instance. its libertarian background had apparently vanished. As an effect of its advocacy for the Bush Administration’s militarist politics. Despite the fact that they were once called as one of the harbingers of global democracy. if they do not have enough amounts of shares in media conglomerates. Their hunger is for cash. regarding the dissident ‘Falun Gong’ movement which is seen as ‘a dangerous and apocalyptical cult’(Flew and McElhinney: 292). is Phoenix TV’s main goal (a News Corporation joint-venture in China). notwithstanding their age. After defending even the right to sell Nazi memorabilia in the name of global democracy. As Mark Poster (2007:135) points out. Since becoming a truly global corporation. ‘Corporations and entrepreneurs want nothing more than to glean greater profits’. the company – arguably a sign of the decentralised global democracy – became a censor on behalf of the Chinese government by agreeing to limit access to online content İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . not for a sophisticated empowered community of citizens or netizens who might bother valuable business interests. a large number of facts have shown that commercialised and globalised media systems. The current infrastructure of the electronic and digital media has significantly muffled the popular ‘electronic democracy’ idea of the mid-1990s. CNN received ‘support from Federal Communications Commission for the takeover of the largest cable TV network DirecTV’. Yahoo decided to take a new step. it would not be prudent to concur with official opinion in China. However. in return (Flew and McElhinney:292). Therefore. This could also be the explanation of the historic $100 billion ‘gift’ to US media companies. probably due to a sharp decrease in stock market prices on the eve of the new millennium. Murdoch’s CNN has been illustrating such a lubricious attitude towards many subjects worldwide that it is rather unlikely to be able to keep on carrying this positive reputation. which originated from publicly owned electromagnetic spectrum.What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media 193 subsidized by federal government’ (142). In 2002. Mutual support between governments and news corporations are not limited to one nation or one network. are not necessarily taking democratic values into account and do not pay attention to any improvement which could be empowering for users. China’s expanding market has not only attracted News Corporation: Yahoo was one of the many pioneers of freemarket liberalism entered to this arena. The example of CNN is noteworthy for understanding the global media attitude towards democracy. Schuler (2000: 69) puts it clearly: ‘A decade ago commercial content was barred from the Internet. satisfying the needs of other authorities such as the anti-democratic Chinese government. Moreover. now an estimated 90 percent of all Web pages are for financial gain’.

since they should fill the data which is missing in a cold medium. most of the theories rooted in cultural studies reiterate their determination to find the active users in the cyberspace and defend their abilities to act (Boyd-Barrett. monitor and inhibit the so-called harmful information. In 2005. In general. 2002). as it is not highly filled with data. In this sense. Yahoo accepted these assignments (Lemon. Morley. television is cold and unlike hot ones. Although many of them admit that technology does not have the power to cause any positive/negative change on human history by itself. never give up believing in the positive interplay between modern technologies and the individual in the course of time. 2006: 10). 1998. like newspapers or books. mainly.194 B. To some extent. It is clear that optimists. having been a successful censor. who are generally evolutionist rather then revolutionist. Rushkoff. Yahoo tracked down a Chinese Journalist at the request of the government. after criticising the liberal media’s pluralism and the radical media’s imperialism schools as being determinist or essentialist. 2006. These studies are. which leads them in search of conscious individuals. The most generative phrases belong to McLuhan (2001) were ‘the medium is the message’. 2007. which put him jail for ten years (Goldsmith and Wu. Dyer-Witheford. 2003. Güz 2009. Therefore. active audiences. Ataman and even inspect. 2005. and their fascinating potential for a more democratic world. 2007). the ‘tired democrat’ was to advance its position to an intelligence service supplement. enables people to participate much more consciously to the determining process of meaning. who hopefully would take part in the democratisation of offline as well as online ‘public spheres’. and then in society. and the ‘global village’ in which people begin to live. Sayı:29 . in which communication technology is considered as the cause of change: first in minds. his deterministic media theory transferred into new media studies. audiences/users who consume electronic signals of a TV box are becoming active in a McLuhanian sense. inspired by the growing use of the Internet and digital media. Rantanen. their commemorations of Canadian literature professor Marshall McLuhan sometimes blur that acknowledgment. He also invented new concepts to support his deterministic arguments such as ‘hot medium’ and ‘cold medium’. political activists and so forth. In the ‘Article 10’ which belongs to a document called the Public Pledge on SelfDiscipline for the Chinese Internet Industry. But there was one more step. Poster. Whatever the consequences of market–oriented new media applications as shown above. the current fashion is subsequently striving to reformulate and develop new perspectives. owing to television.

through sharing information. 2007:136). body and mind. the accelerating force of computers and networks tends to force any story to its İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Dahlgren (2007) acknowledges the significance of new technology and networked communication as he explains the characteristics of the ‘alter-globalization movement’ against the neo-liberal hegemony in the process of globalisation. and benefit from its instrumentality to sustain their pre-practices. subject and object. new media studies concerning culture should take into account the role of information machines in the process of mediating people’s symbolic practices. Rushkoff (2003). These identities are formed around Net-based activist organisations. Hence. Computer-mediated communication fundamentally shifts the registers of human experience as we have known them in modern society and even as they have been known through ages. knowledge and abilities. he believes that the potential of the new media offers new spaces for counter-politics. in general. strengthen the political participation which is truly empowering for users. and solidifies loyalty to the democratic system. Dahlgren. Their democratic structures are usually in line with one-to-one architecture of the Internet. which also ‘open the field to new spaces of politics’ (139). Although he points out that the market and the state colonise new media. As Poster suggests. Dahlgren. Presumably. For him. were the first to commandeer successfully the renaissance. greets the potentials and opportunities of the new media even though his focus on radical democracy determines his framework as well as his instrumental approach. ‘to be a rebirth of old ideas in a new context’ and continues: Predictably. argues that new media which elevates activities as a space may serve to create new types of subjects. Web based organizations such as Indymedia. the Net is not only a source that explicitly contributes progressive civic culture but also a milieu of newer forms of civic identities. is more close to Poster than Dahlgren in his conceptualization of the Internet. for instance. like many proponents of the networked democracy. therefore. In line with Poster.What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media 195 Poster (2007). human and machine are each drastically transformed by practices carried out on networked computers (Poster. the dominant narratives of our era. But they squandered their story on a pyramid scheme (indeed. He announces the electronic renaissance. believes that such practices and gained skills enhance one’s awareness about being a citizen. users are encouraged to be active participants in debates as well as decisions. the salient importance of these machines is the way they change people’s time and space perceptions. Time and space. however. the financial markets and consumer capitalism.

the questions will remain: what is ‘empowering’ Güz 2009. This interactivity means a lot for him. he gives the example of amateur footage appearing on television that shows the cruelty of white cops against a black man. Zennstrom. There are very important lessons to take from the story of Niklas Zennstrom and his software Kazaa (once the flagship of the filesharing movement). in this regard. however. 2003:38-39). It reduces our dependence on closed texts. According to Rushkoff. whatever people do. On the other hand. Rushkoff dwells on people’s transformation from readers to writers. Supposedly. it can be argued that a network-enhanced democracy is not a futuristic project. Afterwards. This proposed alternative global society relies on cooperation and organic interchange. which in turn might forge a global society opposite to the free market model of globalisation. Since individuals do not need to take orders from a higher authority to become active. In fact. Kazaa has lost its user base and withered away. while assisting to create our own narratives together. He greeted this action as the power of natural self-organization of community.6 billion (Goldsmith and Wu. 2006: 105-125). learned a lot. provides an example to foster his argument. After so many legal disputes regarding copyright laws. Collaborative behaviours of the developers of open code software confirm the advantages of togetherness as well as multiplicity of points of views (56-57). sold it to E-bay and made $2.196 B. which in turn leads to a fullscale urban rioting in many cities of the US. the government and the market can easily come together whenever they feel significant risks. Enriching his own point by evidence from biology. Ataman logical conclusion) and now the interactive renaissance is once again up for grabs (Rushkoff. but a promise of the day. who access and discuss how to change the status quo. new media applications which empower ‘potentials’ for the users are continuing to be highly controversial. media technology empowers people. according to diverse media theories as well as political positionings. established Skype. he says. especially the coral reef example. ‘the vast series of interconnections between the creatures allows any single one of them to serve as a ‘remote high leverage point’ influencing the whole’ (48). Sayı:29 . Conclusion Overall. The open source movement. Rushkoff asserts that compatible activity of the collective does not have coercive effects on the behaviour of the individual. instead of rivalry and monetary exchange.

social and technological factors. the arts and social innovation. (1981). one has to think over the following paragraph. it should not lead us to underestimate the genuine dissidence of some net-based movements’ anti-capitalist and anti-global manners. like the one in Seattle against the WTO conference in 1999. Holquist (ed) The dialogic imagination: four essays. bringing into play the creative forces of science. But at the same time. national and global arena. ‘Discourse in the Novel. 157-176. O. an answer should embrace the interconnectedness between economic. Thus. who have been exploiting all sorts of media owing to the so-called freemarket. REFERENCES Bakhtin. Mattelart’s (2003) warning against the commonplaces of techno-global millenarianism becomes vital. political. Identifying the users and interpreting their practices regarding their interplay with the new media is not an easy task. in order to grasp the meaning of the empowerment in relation to the user. (1998). it would not be reasonable to disavow the positive effect of some massive demonstrations. M. Boyd-Barrett. Jerry Yang and Bill Gates. Yet. which encouraged the opposition camp to organise world forums.’ in Electronic Empires: Global Media and Local Resistance. and which are the very sources of democratic life. In this essay. London: Arnold. pp. pp. this multi-dimensionality has been expressed in accordance with some different perspectives from various media scholars. (Mattelart. 2003: 162). Thus. M. although they might also be identified as users. ‘Media imperialism reformulated. cultural and educational mediation through which the uses of digital technology are formed. However. carefully. as they are inextricably intertwined with our everyday lives. In this regard. Understanding the use and the role of the media is one of the most complex issues of our time. it is clear that the author of this essay is not in favour of empowering the heads of giant media corporations such as Rupert Murdoch. Austin: University of Texas Press. 259-422. This will require reflection on the myriad interconnections among the modes of social. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . on the contrary they must be welcomed for their active participatory efforts in the local.’ in M. Informational neo-Darwinism must be countered by a new conception of technological systems.What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media 197 and who the ‘users’ are.

Fiske. Dyer-Witheford. (2003).’ in G. P. Jenkins. pp. And D. pp. Güz 2009. New York: Palgrave Macmillan. Poor Democracy. Gurevitch. Mattelart (1999). pp.) Culture Society and the media. (1989). S.198 B. Thorburn (eds.’ in L. Siapera (eds. Wu (2006). McLuhan.) Radical Democracy and the Internet. Media Performance. (1987).com/article/103865/yahoo_criticized_for_curtailing_free dom_online. Lemon. ‘The rediscovery of ideology: return of the repressed in media studies. Who Controls the Internet? Illusion of a Borderless World. London: Sage.) Radical Democracy and the Internet. (2007). Livingstone (eds). London: Routledge. Mattelart. New York: Oxford University Press. R. A. Sayı:29 . Theories of Communication. McChesney. ‘Introduction. Toronto: University of Toronto Press. H. Massachusetts: MIT Press. Mattelart.’ in M. (1988). Jenkins and D. Rich Media. London: Routledge. Thorburn (2004). New York: New Press. A. M. The Handbook of New Media.’ in L. pp. S. J. R. (2000). and M. J. and T.W.pcworld. Mass Communication and the Public Interest. ‘Yahoo Criticized for Curtailing Freedom Online’ at http://www. ‘Hegemony or Multitude? Two Versions of Radical Democracy for the Net. 27-30.’ in H. and S.html (accessed 10 Jan 09). Ataman Dahlgren. (eds. Siapera (eds. London: Penguin.’ in L. A. London: Sage. New York: Praeger. et al. London: Methuen. D. (2002). Burns and R. pp.(1982). London: Sage. Lievrouw and S. ‘Globalization and the Structure of New Media Industries. 287-306. ‘Civic Identity and Net Activism: The Frame of Radical Democracy.) Television Studies: Textual Analysis. Fiske. McQuail. Pedagogy of the Oppressed. P. McElhinney (2007). Freire. Goldsmith. Dahlgren and E. Thompson (eds.) Democracy and New Media. Hall. Dahlgren and E. Television Culture. (2001). (1992). New York: Palgrave Macmillan. 56-90. N. The Information Society. London: Sage. ‘Popular Television and Commercial Culture: Beyond Political Economy. Ericson. Understanding Media. et al. (2007). Visualizing Deviance: A Study of News Organization. pp. Flew T. J. 191-206. (1996). 55-72. 1-17.

M. Morley. Rantanen. London: Demos. (1995). pp. Lievrouw and S. A. New York: Vintage. ‘Reports of the Close Relationship between Democracy and the Internet May Have Been Exaggerated. D. ‘Culture and New Media: A Historical View. Livingstone (eds). 101-121.What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media 199 Mouffe. London: Sage. D. Rushkoff. pp. Massachusetts: MIT Press. 134-. Thorburn (eds. ‘Unanswered Questions in Audience Research’. Schuler. (2006).140 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . C. Poster. The Democratic Paradox. 69-84. London: Sage.’ in H. Open Source Democracy. D.’ in L. (2005). (2000). (2003). N. (2000). T. (2007). The Handbook of New Media.) Democracy and New Media. The Media and Globalization. Jenkins and D. 9:2. The Communication Review. Negroponte. London: Verso. Being Digital.

spor. Türkiye modernleşme tarihinde spor ve kadın ilişkisinin Erken Cumhuriyet dönemi (1928-1960) basınında nasıl kurulduğunu analiz etmektedir. 7(2). Türkiye’de de modernleşmenin ilk yıllarından itibaren. modernleşme. dönemin spor dergileri incelenmiştir. Cumhuriyet elitinin beden politikalarının tek partili rejimden çok partili rejime doğru nasıl dönüştüğü bu yayınlarda spor ve kadın ilişkisi üzerine olan egemen eril söylemler sorgulanarak ortaya konmaya çalışılmıştır. İletişim Fakültesi İletişim 2003/18 . as many feminist researchers put it. Bu çalışma. sport. the question how the relation between sport and women was constructed in the Journals and Newspapers in the Early Republican Period (1928-1960) in modernisation history of Turkey is investigated. Anahtar Kelimeler: Kadın. In this work. modernisation. 237- ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİ DERGİ VE GAZETELERİNDE SPOR VE KADIN (1928-1960) Funda ŞENOL CANTEK*-Betül YARAR** ÖZET Modern sporlar hem benliğin bedensel olarak algılanışının ve kimliğin inşasında bireyler üzerindeki etkileri açısından hem de nüfus bilgisi ve düzenlemelerine sunduğu katkı açısından modern yönetimlerin önemli araçlarından biridir. From the early years of modernisation in Turkey too. G. Ayrıca. Bu doğrultuda önemli bir günlük gazete olan Hürriyet’in spor sayfaları dışında.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. spor toplumsal cinsiyet normlarının en katı olduğu ve titizlikle işlediği alanlardan biridir. sport is one of the fields in which gender norms operate more strictly and are tied. Böylece. in addition to sport pages of a very important daily newspaper called Hürriyet. İletişim Fakültesi Doçent Doktor. basın Women and Sport in the Journals and Newspapers of the Early Republican Period (1928-1960) ABSTRACT Modern sports are important means of modern governments both for their affects on individuals in constructing their identities and corporeal sense of the self and for their contribution to the knowledge of and regulating the population in modern societies. G. sport journals published in the same period are analysed. modern sporlar modern yönetim biçiminin ve yeni yaşam tarzlarının gelişimine paralel olarak yaygınlaşmıştır. Key Words: Women.Ü. sporu bütün bu yönleriyle irdelemek amacıyla. Besides that. changes in the body politics and gender regimes of the Republican elite from the period of the single party regime to that of multi party system are tried to be find out by questioning dominant masculinist discourses on women and sport. In line with this. pek çok feminist araştırmacının da işaret ettiği gibi.Ü. press * ** Doçent Doktor. with the aim of exploring sport from these perspectives. moder sports have involved and diffused in parallel to the development of modern forms of government and new ways of life. Thus.

Birincisi.202 F. Türkiye tarihinde beden politikaları ve sporun yeri. Güz 2009. bir ideolojinin ne olduğuna. bu analiz için en uygun kategoriyi oluşturmaktadırlar. Yarar Erken Cumhuriyet Dönemi Basınında Spor ve Kadın: 1928-1960 Spor milli kimliklerin inşa edilmesinde ve ulusların modernleşme serüvenlerinde önemli bir yer tutar. Sporcu kadınlar. yine resmi söyleme göre sağlıklı. 1928-1960 arasında yayınlanmış spor dergileri/gazeteleri ile döneminin çok satan. Sporun elit düzeyde yapılan bir faaliyet biçimi olarak yine devletin denetiminde örgütlenmesi de bu politikanın uzantısıdır. nasıl işlediğine dair ipuçları verir. Şenol Cantek – B. Bu çalışma. Kemalizm’in modernleşme ve batılılaşma hamlesinin de kadınların kılık-kıyafetleri. kurucu seçkinlerin hem özel. Kadın bedeninin temsil ettikleri. Araştırma kapsamında incelenen. boş zaman faaliyeti olarak spor veya kitle sporları. Söz konusu yayınlarda kadın sporcuların nasıl sunulduğu izlenerek. Türkiye’nin modernleşme serüveninde toplumsal cinsiyete ve beden politikalarına ilişkin değişen değerler ve normlar. halktan “vatandaş”a dönüştürülmeye çalışılan Türk insanının boş zamanını da kapsar. Atatürk’ün önderliğinde. Sayı:29 . hem de kamusal alanı düzenleme. Türkiye modernleşmesinin niteliği ve özgünlükleri konusunda ipuçları vermektedir. elit sporlar ve sporcular* Türkiye’nin uluslararası platformda temsil edilip tanınır hale gelmesini sağlayacaktır. kamusal alanda bedensel pratikleri ile görünür olan bireyler olarak. spor kapsamına giren tüm modern spor faaliyetlerinin iki temel anlamı bulunmaktadır. popüler bir gazetesi olarak Hürriyet’in spor sayfalarında kadın sporcuların nasıl temsil edildiği ve kadının sporla ilişkisinin nasıl manipüle edildiği bu çalışmanın temel sorunsalıdır. * Elit Sporcu: Örgütlü spora lisanslı olarak katılan ve üstün başarı gösteren sporculara verilen addır. zinde ve estetik olarak gelişkin bireylerin yetişmesine katkıda bulunacaktır. kadınların spora katılımı çerçevesinde irdelenmiştir. bu alanda var olma mücadelelerini ve bu mücadelenin kimlik kazanmaları sürecinde nasıl etkili olduğunu saptamaya yönelik daha geniş kapsamlı bir araştırmanın bir bölümüdür. Dolayısıyla spor tarihlerinin incelenmesi. ulus devletlerin hangi ilkeler etrafında ve hangi politik argümanlarla inşa edildiklerini. zaman içinde bunların nasıl dönüşüme uğradığını göstermesi bakımından önemlidir. barındırdığı işaretler sebebiyle. geçirdiği dönüşümler. İkincisi. 2006-2009 yılları arasında TÜBİTAK’ın desteği ile yürütülen ve Cumhuriyet tarihi boyunca kadınların spor aktivitelerine katılımını. bedensel aktivitelere katılma biçimleri takip edilerek analiz edilebileceğini söyleyebiliriz. denetleme ve yeniden üretmeye yönelik politikaları. Resmi söylem alanında.

Basında yer alan haberler ayrıca. 2004. halkın modern sporlarla tanışmasını ve bunlara ilgi göstermesini sağlaması açısından önemli bir potansiyele sahiptir. bu programların yaygınlaştırılması için bir talebin ortaya çıkmasını da sağlamıştır. Buna katkısı olan öğretmen Faik Efendi basının yoğun ilgisine mahzar olmuştur. Buralarda ayak talimi derslerini. daha ziyade Levanten nüfus tarafından ülkeye sokulmuş. jimnastik. Galatasaray Kulübü (1905). Bu tür gösteriler. 1983. 19. Okullar. zamanla Müslüman ailelerin erkek çocukları arasında popüler olmuşlardır. 1980). Atabeyoğlu. Selim Sırrı’ya göre bu mekteplere devam eden çocuklar ayak talimi dersleri sayesinde. beden terbiyesiyle ilgili telif ve tercüme kitaplar yayınlanmaya başlanmıştır. Darülmuallimat’ın 1900 yılında yayımlanan ders kitabında çocuk oyunları ve beden hareketlerine yer verilmesidir (Akın. Galatasaray Kulübü’nün bünyesinden çıkmış olduğu Mekteb-i Sultani’nin spor alanına getirdiği yeniliklerden biri de. birçok ülkede olduğu gibi seçkin sınıfların himayesi ve katılımıyla başlamış ve gelişmiştir. Fişek. Doğu’daki aşiretlerin padişaha bağlılıklarını sağlamak ve sürdürmek için. Günümüzde de varlığını ve başarılarını sürdüren birçok kulüp ve okul takımı. yüzyılın sonunda beden terbiyesi ile ilgili faaliyetler ülkenin Doğu’suna kadar ulaşmış görünmektedir. modern sporlarla tanışmak için de vesile olmuştur (Bkz. jimnastik ise sağlıklı bir yaşamın temel koşulu olarak gösterilmiştir. Modernleşme ve batılılaşma hareketlerinin kaynağı olan Tanzimat dönemi. Örneğin Beşiktaş Jimnastik Kulübü (1903). Fenerbahçe Kulübü (1899) gibi. Öncüleri erkekler ve varlıklı sınıflar olan modern sporlar. 2004: 51). bekleneceği üzere Selim Sırrı vermiştir. İmparatorluğun son yıllarında beden terbiyesine yönelik ilgi çekici bir başka girişim ise Aşiret Mektepleri’nin eğitim programlarında yer alan “ayak talimi” dersleridir. atletizm ve futboldur. yıl sonunda okuldaki çeşitli beden terbiyesi faaliyetlerinin halka açık özel gösterilerle sergilenmesidir. beden terbiyesi jimnastikle sınırlı tutulmuş. aşiret mensuplarının çocuklarını eğitme amacıyla 1892’de açılmıştı bu mektepler. Bu kitaplarda da. Akın. Zamanla jimnastik derslerinin diğer okullara da yaygınlaştığını gösteren örneklerden biri. Tanzimat’tan sonra imparatorluk sınırları dahilinde kurulmuştur. Aşiret Mektepleri’ndeki derslerle. Önceleri gayrimüslim öğrencilerin ilgi gösterdiği dersler. kulüpler ve lokaller aracılığıyla örgütlü hale gelen en popüler spor dalları. Aynı dönemde.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 203 Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Beden Terbiyesi ve Sporun Serüveni Türkiye’de de sportif etkinlikler. zamanla Müslüman öğrencilerin de katıldığı faaliyetler haline gelmiştir. Telif kitapların İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . vücut sağlıklarına özen göstermeyi öğrenecek ve disiplin altına alınacaklardır.

Yeni devletin temsil edilmesi ve tanıtılmasında uluslararası spor müsabakalarının önemli rolü olacağı inancı İttifak’ın saygınlığını da arttırmıştır. beden terbiyesi ve spor alanında geçici bir düzenlemeyi hedefleyen kuruluş İstanbul’daki spor kulüplerinin temsilcilerinden oluşmaktadır. 1922’de kurulan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı (TİCİ) Kurtuluş Savaşı’nın bitimiyle birlikte tüm spor işlerini kontrol eden tek yetkili organ haline gelmiştir. 1922-36 arası Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı dönemi. Türkiye Cumhuriyeti’nin resmen davet edildiği ilk olimpiyat oyunu ise 1924’te Paris’te yapılandır. Fişek 1983. voleybol. fiziki kültür politikasına yansımıştır. Cumhuriyet Döneminde Spor ve Beden Terbiyesi Fişek. 1939-45 arası Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü dönemi.. devletin bu işe ne kadar önem verdiğini anlamak mümkündür (a. Daha ilk kurultayında CHP’ye yan-örgüt olarak bağlanmış olan kurum.g. spor alanında futbolun İmparatorluk döneminden devralınan üstünlüğü bir ölçüde kırılmış. Sayı:29 . Şenol Cantek – B. 3. güreş. eskrim. Kitlesel sporlar ve savaş sporları alanındaki zorunlu uygulamalara son verilmiştir. Akın 2004. 1936-38 arası Türkiye Spor Kurumu dönemi. Yarar yazarlarının devlet kademesinde görevli veya önde gelen mekteplerde hoca olmalarını göz önünde bulundurarak. bir bölümü Türk kültürüne yabancı olan sporların Güz 2009. Türkiye’nin ilk kez uluslar arası spor müsabakalarına katılmasıdır. Cumhuriyet dönemi spor yönetimini dört aşamada ele alır: 1. 2. Kurumun örgütlenmesinde İsviçre Spor Federasyonu örnek alınmıştır. TİCİ’nin faaliyette olduğu dönemde.204 F. sporun devlet denetiminde olduğunun resmen kabul edildiğini göstermektedir. Dünya Savaşı’nın yarattığı gerelim. (1983: 2180) Cumhuriyet döneminde sporun devlet denetimi ve gözetimine girdiğini söyleyebiliriz.e: 52). Atabeyoğlu 1983). tenis. Bunun ilk kurumsal göstergesi 1921’de kurulan İdman İttifakı Heyeti Muvakkatesi’dir (Bkz. yelken gibi. 1946 sonrası Gençlik ve Spor Bakanlığı dönemi. Bu dönemin özelliği. Genç Türkiye Cumhuriyeti ilk uluslar arası spor müsabakasına bu ittifakın faaliyette bulunduğu (1922-1936) dönemde katılmıştır. Bu dönemde beden terbiyesi mükellefiyeti gibi bir uygulama ile II. Adından da anlaşılacağı gibi. Spor yönetimi bugünkü biçimini almaya başlamıştır. atletizm. 4.

kusursuz insanlarıyla. İslam dininde beden. bedenin fiziksel zorlamalar ve kurallarla terbiye edilmesi ediminin İslam ve Anadolu kültürüyle beslenen geleneksel ahlaka ters düşmesi. yarı çıplak vücutların izleyicinin bakışına sunulması. sağduyudan ve zarafetten uzaklaştıran. tüm sportif faaliyetlerin temeli olarak öne çıkmıştır. örtülerin ardına saklanması gereken bir “ten kafesi”dir. benzer bir batılılaşma ve modernleşme sürecinden geçen Finlandiya’da olduğu gibi Türkiye’de de kitleleri uyuşturan. soluk yüzler… Bir de Paris sokağını. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . paytak bacaklar. müzik v. halka boş vakitlerini nasıl değerlendireceklerini öğretmelerini öngörür. Modern sporların başlangıçta üst sınıfların uhdesinde olmasının temel gerekçelerinden biri. İsveç jimnastiğini Türkiye’de. Foucault’nun (2003) terimleriyle yorumlayacak olursak. Bunun yanında. idealleştirilmiş.b. Ecişbücüş bir sürü kadın erkek. Atatürk’ün “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur”. sözünü şiar edinen kurucu seçkinler. Stokholm caddesini göz önüne getiriniz. Tarcan’ın öncülüğünde spor aracılığıyla sağlıklı. Berlin bulvarını. dans. bohça gibi karınlar. Cumhuriyet döneminde de İsveç’e gönderilerek. ön planda olmaması. Cumhuriyet rejiminin beden terbiyesi ile medeniyet arasında kurduğu ilişkiyi özetlemekte ve bu seferberliğin zorluklarına gönderme yapmaktadır. okullarda ve halk arasında benimsetip yaygınlaştırma misyonunu üstlenmiştir. Futbol. beslenme bozukluğundan mustarip ve vücudu geliştirecek sporlardan habersiz Türk insanına örnek gösterilmektedir: Tenasüp davasını sokakta kazanalım. İmparatorluk döneminin askeri okullarından yetişen ve Tanzimat’la birlikte beden terbiyesi ve spor konusunda uzmanlaşan Tarcan. kambur yassılamağa çalışıyor (1964: s. Selim Sırrı. yüksek atlama. Ski. Cumhuriyet’in kurucu seçkinlerinden Falih Rıfkı Atay. rekabetin öne çıkması yine aynı nedenlerle yadırgatıcı bulunmuştur. Selim Sırrı Tarcan’ın öncülüğünde gelişen jimnastik çalışmaları. 2009: 984). 63).. Atay’ın atıfta bulunduğu Avrupa başkentleri. uğraşların karşısına. yağdanlık gibi gerdanlar. vandal bir spor dalı olarak görülmüştür. Fin halkının medenileşmesi için subayların. Finlandiya’nın resmi tarih anlatısında büyük saygı gören fikir adamı Snelman. spor cumhuriyetin kurucu seçkinlerinin moral değerlerinin ve kendilik etiğinin inşası sürecine katkıda bulunan bir unsurdur. “bir topu tekmelemeye dayanan futbol”u koyar ve bu bağımlılıktan uzaklaşılması gerektiğini savunur (Bkz. güzel ve zinde bir nesil yetiştirilmesi için seferber olmuşlardır. yüzme. alışıldık bir şey olmamasıyla açıklanabilir. Arzulayan/arzulanan. yirmi senedir cüce uzatmağa. Şenol Cantek. Roman adlı kitabında. kızak.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 205 saygınlığı ve onlara yapılan yatırım artmıştır.

çocuklar ve gençlerin bedensel eğitimine ağırlık verilmiştir. Otuzlarda ortaya atılan Güneş Dil Teorisi ve Türk Tarih Tezi. batıya yaklaşmak isteyen varlıklı Müslüman kesim de beden terbiyesi ve sporun aracılığından faydalanmıştır. güzelleştirilen beden. spor kelimesinin bile ilk kez Türkler tarafından kullanıldığı savunulmuştur (Bkz. 21 Haziran 1948). yalnızca sosyal hayata damgasını vurmakla kalmamış. Yarar donanan. eğitimli Güz 2009. 1926’da Ankara’da Gazi Eğitim Enstitüsü’nün kurulması sağlıklı nesiller yetiştirecek öğretmenlerin eğitilmesi için atılmış en önemli adımlardan biridir. Gazi Terbiye Enstitüsü’nün ilk kız öğrencileri kabul etmesinin yanı sıra. Şenol Cantek – B. Berlin’de yapılan olimpiyat oyunlarına iki Türk kadın sporcu katılır. kürek. eğitmen. kıyafet. Bunun için Almanya’dan beden terbiyesi sisteminin en önemli isimleri Türkiye’ye davet edilmiştir. önemli bir deneyim yaşamışlardır. Akın. yüzme. Sayı:29 . Her ikisi de üst sınıftan ailelere mensup. Modern sporları yapabilmek için gerekli temel donanımların. O yıllarda Ankara’daki Gazi Terbiye Enstitüsü Alman hocaların en fazla mesai yaptıkları kurumdur. Yine bu yıllarda. spor alanında Türklerin yüzyıllara dayanan başarıları ve yeteneklerini öne çıkaran bir söylem ortaya atılmasına neden olmuştur. Kadın sporcular açısından en hareketli geçen yıl 1936’dır. Vivi gibi gayrimüslim kadınların adı geçmektedir örneğin (Hürriyet. İki kadın sporcu dereceye girememelerine rağmen. bazıları da tek bir spor dalının ıslahı ve geliştirilmesi için bizzat çalışmış ya da okullarda eğitmenlik yapmışlardır. yani araç-gereç. müminleri bu dünyanın hazlarına sürükleyebilir. Sporun ilk kez Levantenlerin ilgi alanına girmesinin sebeplerinden biri İslam dininin bedene yaklaşımı olabilir. teşhir edilen. Türklerin birçok spor dalının yaratıcısı. Bunlardan bazıları hazırladıkları raporlarla spor ve beden terbiyesi alanında çeşitli iyileştirmeler önerirlerken. Davet edilen Alman hocalar arasında en önemlilerinden biri Carl Diem’dir. Tenis. 1948 yılında “ümit vaad eden” tenisçiler arasında Destina. 2004).206 F. eskrim bunlar arasında sayılabilir. Cumhuriyet elitlerinin Türklüğe iade-i itibar çabaları doğrultusunda. isim babası olduğunun iddia edilmesinin yanında. mekan ve benzerinin tedarik edilmesinin önemli ölçüde harcama yapılmasını gerektirmesi de üst sınıfların ve Levantenlerin bu işte öncü olmasını beraberinde getirmiştir. Dünya Savaşı öncesi yükselen Nazizm’in beden politikalarının Türkiye’ye uyarlanması kararlaştırılmıştır. Erken Cumhuriyet döneminde bazı spor branşları üst sınıftan ve/veya gayrimüslim kadınların rağbet gösterdikleri veya “seçkin spor dalları” olarak nitelendiği için alt sınıftan kadınları dışlayan branşlardır. Geleneğin ve dinin baskılarından bir ölçüde de olsa kurtulmak. İkisi de eskrimcidir: Halet Çambel ve Suat Aşeni (Tarı). Diem’in raporunda. II. Lilyan.

savunma stratejileri alanında da çalışmaktadır. spor alanında da faaliyet göstermiştir. yüzme. Türkiye’ye gelerek yüksek eğitim görmüş ve profesörlüğe yükselmiştir. Suat Aşeni’nin babası Ahmet Fetgeri Aşeni Beşiktaş Kulübü’nün ve TİCİ’nin kurucularındandır. Spor konferansları verir. dağcılık. Yurdu tanımak için gezi ve kamplar düzenlenir. garplı sporlardan tenis. Cumhuriyet’in ilk yıllarında sportif faaliyetlere etkin olarak katılan kadınların bu alanda varlık gösterebilmeleri. Gençlik ve ulusal eğitimin parçası olarak görülen spor ve beden eğitimine karşı ilgi uyandırılması amaçlandığından. Bu iki örneğin de gösterdiği gibi. bisikletli geziler. ruh ve kafa gelişmesi bir arada düşünülerek hazırlanmış programlar uygulamaya konmuştur.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 207 kadınlardır. CHP Halkevleri Öğreneği’nde. Gençler bisiklet ve motor kullanmaya. Çambel ise Almanya’da geçirdiği ilk eğitim döneminin ardından. Halkevleri örgütlenmesi. eski sporların ihyası. Bunun için de her vatandaşın savaş sanatları konusunda temel eğitim almasını öngörmektedir. İtalyan ve Alman faşist ideolojilerinin spor ve sağlam vücut konusunda duyarlık gösterdiği 1930-40’lı yıllarda halkevlerinde beden.(aktaran Yeşilkaya. savaşsız bir dünyanın hayal olduğunu. Bu programlar. mahalli şartlara uygun spor. Spor şubesinin görevi jimnastik hareketlerini “kütle halinde taptamak”tır (tatbik etmek). yüzmeye teşvik edilir. aileleri ve çevrelerinin Cumhuriyet rejimine yakın. atlı. 1999: s. 98-100) Millet-i Müselleha Söylemi ve Beden Terbiyesi Mükellefiyeti İmparatorluk döneminde topyekun savaş fikrinin önde gelen savunucusu Alman kökenli Colmar von der Goltz’dur. Hem Çambel hem de Aşeni. Cumhuriyet rejiminin yaygın eğitim amaçlı bir kurumu olarak. Goltz Paşa olarak anılan subay. yalnızca askerlik pratiği alanında değil. Robert Kolej’de eğitmenlik yapan Rus Nadolsky’den eskrim dersi almışlardır. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Şube ulusal spor bayramları da düzenler. artık savaşların tüm vatandaşların katılımıyla ve ülkelerin kendilerine özgü stratejileriyle kazanılabileceğini savunmaktadır. spor şubeleri halkevlerinin en yaygın şubelerindendir. Milli sporlar desteklenir. eskrim ve benzerlerini içermektedir. “Yurtdaşlara modern sağlık anlayışının esası olan ev ve oda jimnastiklerini öğretmek ve bunun günlük yaşayışın en lüzumlu bir aracı olduğuna herkesi inandırmak şuğbenin önemli ödevidir” ibaresi bulunmaktadır. yaya. o dönem için erkek sporcuların bile zor elde edebilecekleri bir fırsattan yararlanmış. modernleşme düşüncesine bağlı ve refah seviyeleri yüksek olmalarının eseridir. uzun bisiklet turları. Goltz’un yazdığı ve Millet-i Müselleha adıyla çevrilen kitap.

Böyle olunca. dönemin Hollywood yıldızlarının. silah kullanma gibi. batılı kadın sporcular referans gösterilerek özendirilir. kilolarından kurtulmuş. “Beden Terbiyesi Mükellefiyeti” adı altında yeni bir uygulama başlatılmıştır. ailesinin bakımından da sorumludur. Evi ve aileyi ihmal ederek. Üstelik “asker ocağı” sadece erkeklerin bir araya toplanabildiği bir kurumdur. Basında Kadın Sporcular Modern kadın imgesi ile spor arasında kurulan ilişki. askeri bilgilerin uygulamaya konmasına da yaramıştır (Akın. Cumhuriyet döneminin başından beri askeri bir yönelim taşıyan fiziki kültür faaliyetleri. spora verdikleri önemi ve formlarını sporla koruduklarını dile getirdikleri röportajları da bu dergilerin sayfalarında yer alır. Kıta Avrupa’sı ülkelerinde olduğu gibi. vücut bakımını ihmal etmez. Ancak. Sokağa çıkar. Kısa askerlik süresi içinde. Güz 2009. farklı yaş gruplarından kadın ve erkekleri temel askerlik bilgileri konusunda eğitecek yeni bir yapılanmaya gidilmelidir. 1930’ların ortalarından itibaren. onlardan farklı olarak. Böylelikle. önce gençlere sonra da tüm halka temel askerlik becerilerini kazandırmaktır. Bunun yanında. on beş günde bir saat olarak uygulanmaya başlanmıştır. modern değerlerin kadın bedeninde maddilik kazanmasıyla kurgulanır. Bu kamplar izci kamplarını andırsalar da. tahkir edilecek. Dönemin spor dergilerinde modern kadınların spora katılımları. bütünüyle savaşa hazırlık çalışmalarına indirgenmiştir. gürbüz. Ders bitiminde öğrenciler 15 günlük bir kampa gönderilmişlerdir. spor yapar. savaş sanatı ile ilgili en gerekli bilgilerin kazandırılması mümkün görünmemektedir. “tango” diye çağrılacak. 2004: 140-141). Bu uygulamayı ülke çapında yönlendirmesi için Tümgeneral Cemil Tahir Taner görevlendirilmiştir. bunun yanında evinin. askerlik dersleri okullarda yaygınlaşmaya başlamış ve örneğin Gazi Terbiye Enstitüsü ve Orta Muallim Mektebi’nin beden terbiyesi şubelerinin bütün sınıflarına teorik ve uygulamalı askerlik dersleri konmuştur. Şenol Cantek – B. sinemaya gider. 1926’dan itibaren liseler ve öğretmen okullarının son iki sınıfında. Yarar Goltz’un fikirleri hem İttihatçılar’a hem de Kemalistler’e ilham vermiştir. hareketli bir kadındır. Sayı:29 . Beden terbiyesi mükelleflerine uygulanan çalışma programı askerliğe hazırlık veya askerlik taklidi olarak değil. gençleri ülke savunmasına hazırlayan bir uygulama olarak nitelenmektedir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında. bireysel hazların peşinde koşan kadın dönemin yaygın yakıştırmasıyla. askerlik dersleri.208 F. ileride askeri faaliyetlerde lazım olacak esnekliği vererek. Mükellefiyetin amacı. sağlıklı. 1938’de kabul edilen Beden Terbiyesi Kanunu da bu süreçte etkili olmuştur. Yeni ve modern Türk kadını.

benliğini ikinci plana atan kadın olamaz. örtülerini atmış. sağlıklı ve kamusal alanda görünür olan kadındır. “Yeni Kadını Spor Yaratıyor”. arka planda kalmayı kabullenecek olmalarıdır. İşte size. Kadınların spora özendirilmeleri sadece estetik ölçütleri geliştirmek anlamında önemli görülmemektedir. (“Kadınlar ve Spor”. yeni ve genç Türk ırkının ideal temsilcisi olacaktır. Onlar Kurtuluş Savaşı’nın kadın kahramanlarıdır. ırkımızın eski kudreti hayatisini bulması için en kestirme yoldur. ahlaklı ve disiplinli bir genç nesil yetiştirmenin bir aracı olarak (Gürsoy. Kara Fatma gibi. modern giyim-kuşam tarzına sahip. Türk Spor Dergisi. 1998: 4151) spor yapmak dönemin basını aracılığıyla da telkin edilmiştir. Bu nesil.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 209 eleştirilecektir. Üst üste savaşlar yaşamış bir toplumdan. Dönemin İtalyası ve Almanyası’nda uygulanan beden terbiyesi politikalarından esinlenen bu yaklaşım esas alınarak. yeni sporcu kadınındır! (1 İkinci Kanun 1931. modern sportmen kadın tipi şöyle tasvir edilmektedir: (…) Anlaşılıyor ki yeni kadın spor yapacaktır. bütün dünya bu hakikatin peşindedir. Ahmet. Anonim). Cumhuriyet’in ideal kadını artık Satı Kadın. sağlıklı. (…) Yalnız sırası gelmişken burada bir noktaya işaret edelim: (Cinsi latifliğin) kuvvetli ve sağlam olayım diye zorlu spor müsabakalarile vücudunun tenasübünü bozarak vücut teşekkülüne sakillik verilmesi doğru mudur? Fikrimizce kadın hafif sporlar yapmalıdır. milliyetçi söylemle eklemlenerek ete kemiğe bürünürler. İki kadın tipinin tek benzer yönü iyi ahlaklı ve gerektiğinde fedakarlık yapabilecek. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . çevik. Sporcu kadının bedeni dolayımıyla cinsiyetçi toplumsal değerler. Türk Spor Dergisi’nin 1930 tarihindeki bir sayısında bunun bir örneğini görmek mümkündür: Memleket kadınlığının vücudunu sporla takviye etmesi. bedenini gizleyen. Aynı zamanda. Genç Cumhuriyet’in ideal kadını ise başı açık. Bütün Avrupa. sağlıklı kadınlardan üreyecek sağlıklı ve gürbüz bir neslin önemine inanılmaktadır. yeni ideal kadına vasıl olmak için tabiat ve güneşi bol bol yiyip içmekte olan yeni canlı genç kızlar ki ilk yapılacak şey olarak derhal soyunuyor ve açık havada hemen bir top oyununa başlıyorlar. Birinci Kanun 1930). Yeni dünya. öjenist politikalar doğrultusunda. sporcu kadınların birden fazla çocuk sahibi olmaları teşvik edilmiştir. Çünkü bütün cihanın tasdik ettiği en büyük hakikatlerden biri de gürbüz çocuğun kuvvetli ve sağlam anneden doğduğu keyfiyetidir. güzel. Türk Spor Dergisi’nde 1931’de yayınlanan bir yazıda. örtülerin altından dünyayı görmeye çalışan. Ve milletin vücut kabiliyetini en yüksek hadde çıkarmak için sarf ettiği spor mesaisinde kadınlara da erkekler derecesinde rol ve mevki veriyor.

eskrim. saygıdeğerliğini. kürek. Ayrıca. sertleşecek hatta iffetini bile yitirecektir. rekreatif amaçla spor yapmaya özendirilirlerken. deniz kenarında giyilen kıyafetler en çok kadına yakıştırılmaktadır. Türkiye modernleşmesi. özellikle fiziksel temasın daha yoğun olduğu dövüş sporlarında. tenis.210 F. Otuzlu yıllarda sadece deniz kenarına kurulmuş şehirlerde değil. Her alanda olduğu Güz 2009. üst sınıftan Müslüman ve gayrimüslim kadınların favorisidir. kadınların en fazla rağbet ettikleri sporların. Su sporları. 10 Haziran 1933). boş zamanı değerlendirme ve sosyalleşme etkinlikleridir. bisiklet ve atletizm olduğunu göstermektedir. Ankara’da. Spor dergilerinde yer alan mayolu. güreş. Dönemin spor dergilerinde erkeklerle güreşen. Bir erkekle. Çünkü bunlar aynı zamanda. Kadınlar. geleneksel değerlere ve eşlik/annelik vazifelerine sadık kalmaya yönlendirilmektedirler. atlamalar. Erkeksileşecek. dönemin spor yazarları tarafından kadına en uygun bulunan sporlardır. dövüşen batılı kadınların yer aldığı fotoğrafların altlarına yazılan yazılarda. Sporda Kurumsallaşma 1936 yılında Türkiye’deki spor yönetimi açısından önemli değişiklikler yaşanır. neredeyse onunla cinsel ilişkiye girmekle eşdeğer görülmektedir. Bu gerilimleri izi. Boks yapan. Anonim. voleybol. spor basını aracılığıyla profesyonel düzeyde değilse bile. güzelliğini kaybedecektir. orta sınıf kadınların kamusal ve özel alandaki bölünmüşlüğünün ve iki alan arasındaki gerilimlerle baş etme/edememe serüveninin de hikayesidir aynı zamanda. TİCİ kendisini fesheder ve yerine Türk Spor Kurumu (TSK) kurulur. düzgün vücutlu kadın fotoğrafları. seçkin bir mekan haline gelecektir. güneşlenen neredeyse tümü yabancı kökenli kadınlar spor dergilerinin yanı sıra gündelik gazetelerin sayfalarını da işgal eder. zarafetini. Türk Spor Dergisi. cinsel ilişkiye göndermeler vardır. büyük şehirlerde. dönemin spor basınında da sürülebilir. kadınlara uygun bulmadığı spor dallarını onlara yasaklamıştır (“Kadınlara Hangi Sporlar Yasak?”. Yüzme ve diğer su sporları. Cumhuriyet’in yeni ve seçkin kadınına işaret eder. yüzme. özellikle de İstanbul ve İzmir’de yaşayan. hem spor yapılıp hem de sosyalleşilebilecek. Şenol Cantek – B. 1938’de açılacak olan. Atatürk Orman Çiftliği’ndeki Marmara ve Karadeniz havuzlarında yüzen. kasları geliştiren sporlardır. İstanbul’daki Moda Deniz Kulübü. görevlerini ihmal etmeden. Böylelikle kurumun CHP’yle ilişkisi organik bir bağa dönüşür. mücadeleye girmek. özellikle eğitimli. boks. Yarar Dönemin spor dergilerine genel bir bakış. bir yandan da kadınlık rollerini unutmadan. futbol oynayan kadın. güreşen. bir adım daha ileri gidip. futbol gibi dayanıklılık ve sertlik gerektiren. Kadınlara uygun bulunmayan sporlar ise mukavemet koşuları. Sayı:29 .

sportif yetenekler ve fedakarlık. kolsuz bluzlarıyla koşan. fiziksel dayanıklılık. Beyaz. İstanbul Taksim’de 1928’de yapılmıştır. güreş (boks ve halter). voleybol ve diğer branşlar ise tek bir federasyon şemsiyesi altında toplanır: Sportif Oyunlar Federasyonu. savaş sanatına uyarlanarak ülkenin güvenliği ve bekası için kullanıma hazır hale getirilecektir. tüm toplumun. ilk uluslararası standartlara uygun stadyum. ürkek neslin halefi olacaktır. hareketsiz. bu sebeple de elit sporcular yetiştirmeye ve profesyonelliğe önem verilmemesine bağlanabilir. Bu stadyum açılmadan önce. bisiklet (motosiklet). eşliğinde gösteriler sergileyen kız öğrencilerin popüler basında. zamanla kışlada. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Örneğin. top v. sporun ulusal ve uluslar arası boyutta rekabet. 19 Mayıs Stadyumu. Spor programları. TİCİ’nin yerini TSK’nun alması beden terbiyesi konusunda daha fazla girişimde bulunulmasını ve verimli çalışmalar yapılmasını sağlamıştır. Türk’ün ana vasıflarından olduğu ve potansiyel olarak her Türk gencinde bulunduğu savunulan cesaret. BTGD’nin kurulmasından hemen sonra mevcut federasyonlar lağvedilir. TSK’nın kuruluşuyla bu konuda yetkili tek organ olur. Kurucu seçkinlerin söylemlerinde sıkça yer bulan “gürbüz ve yavuz nesil” imparatorluktan devralındığı iddia edilen soluk benizli.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 211 gibi spor alanında da icra organı gibi hareket eden parti. 19 Mayıs törenlerinde akrobatik danslar. ilk 19 Mayıs Şenliği. Danışma kurulu üyeleri arasında Adnan Menderes ve Burhan Felek de vardır. atıcılık. basketbol. takla atan. oyun ve eğlence olarak algılanmaması. Direktörlüğün başına Tümgeneral Cemil Tahir Taner getirilir. 1938’de Beden Terbiyesi Genel Direktörlüğü (BTGD) kurulur. futbol. 19 Mayıs Stadyumu adıyla açılmıştır. Onun yerine. Yeni federasyonlar kurulur. hentbol. su sporları. Tenis. Federasyonlara kayıtlı kadın sporcu ise bulunmamaktadır. dağcılık ve kış sporlarıdır. organizasyonları ve tesisleri TSK döneminde sayıca artmıştır. okullarda. Bu federasyonlara 1940’da İzcilik Federasyonu da eklenecektir. Sağlıklı nesiller yetiştirme arzusunun bu uygulamaların hedeflerinden olduğunu eklemek gerekir. savaş yıllarında. Otuzlu yılların ikinci yarısı ve Kırklı yıllarda. özellikle de gençlerin fiziksel güçlerinin ve yeteneklerinin arttırılmasının üzerinde durulması. derneklerde ve benzeri kurumlarda sporu beden terbiyesi ve askerlik pratikleriyle birleştiren uygulamaların hayata geçirilmesini beraberinde getirecektir.b. kararlılık. kısa şortları. dans figürleri yapan genç kızları izlemek halk kitlesi için alışıldık bir pratik değildir. fotoğraflar eşliğinde sıklıkla yer aldığı yıllardır. Federasyonların organizasyonundaki özensizlik. 15 Aralık 1936’da Ankara’da. Bunlar atletizm. çember. kurdela.

askeri nizam altında işleyişinin temsil edildiği en önemli yer jimnastik ya da idman şenlikleridir. ruhsal bir nesne gibi ele alınır. bireysel sporların ve özellikle jimnastik ya da atletizm sporlarının kitlesel olarak yaygınlaşması veya en azından eğitim süreci içinde genç neslin yetişmesinde etkin bir yöntem olarak yaygın biçimde kullanılmasıdır. Ancak bu dalların palazlanıp örgütlü bir biçim alması özellikle özel Güz 2009.212 F. Kadınların mutlaka spor yapmaları gerektiğine dair söylemlerin etkisini kaybettiği. Sayı:29 . Bunun yanı sıra kız okullarında öncelikle voleybol ve yer yer basketbolun önem kazanmaya başlaması da söz konusu olmuştur. genç asker-yurttaşların yetiştirilmesi içindir. Bu anlamda spor. Bedensel faaliyet. makyajsız ve sade bir tarza bürünmeleri talep edilmeye başlanır. azimli. aynı zamanda makine gibi çalışan. militer. daha önce önem verilen jimnastik sporunun yerini atletizme bırakması anlamına gelmektedir. Halkevlerinde genç kızlar için spor faaliyetleri. Yarar Siyasal alanda ağırlaşan milliyetçi yaklaşımın. Burada fetişleştirilen. modernliğin yarattığı iki farklı kadınlık hali ve imgesi arasında (modern ve aktif olan karşı) “inkılap”a uygun olan sade. Spor politikaları açısından bu. 1930’ların sonları ve 1940’lar döneminde yükselen spor dalı atletizmdir. Spor Postası’nda yazan Mübeccel Hüsamettin’e göre. Buna bağlı olarak kadınların yaptığı spor dalları arasında ilk sıralarda yerini alır atletizm. Ayrıca. Atletizm özellikle devletin teşvik ettiği bir sportif faaliyettir. Aynı dönemde Halkevlerinin Spor Şubeleri’nin faaliyetleri de önem kazanır. spor basınındaki bu tarzda yazıların yerini bir sessizliğe bıraktığını da belirtmeliyiz. vefakar. Bu dönemde kadınlardan sadece spor yapmaları değil. 1940’larda voleybol dalında okullar arası müsabakaların başlaması söz konusu olmuştur. Her ne kadar esas fetiş nesnesi erkek bedeni ise de bütün bu milliyetçi söylem için kadın bedeni de önemli bir temsil aracıdır. “doğru ruhsal gelişim”in sağlanması içindir ve beden “doğru karakter”in temsilcisidir. Milliyetçi yaklaşım çerçevesinde istenen. spor alanında milliyetçi. sadece sağlıklı değil. esas olarak genç erkek bedenidir ve sadece fiziksel değil. Spor yapmak gençliği “zehirli eğlencelerden” kurtarmanın en önemli aracı olarak tarif edilmektedir (4 Mayıs 1935). fedakar ve sporcu Türk genç kızdır. Spor erkekleri kahvehanelerden. Bu dönemde sporun ethosunun dönüştüğünü söyleyebiliriz. hatta yer yer ırkçı söylemlerin güçlenmesi biçimini aldığını görüyoruz. Bu biraz da seçkin sınıflar arasında yaygınlaşmış olan “modern kadın” imgesine karşı geliştirilmiş bir tepki olabilir. kızları ise sinemalardan ve komşu evlere kapanmaktan kurtaracaktır. Özellikle 1930’ların ikinci yarısında milliyetçi söylemin Batı’da yükselen otoriter rejimlerin de etkisiyle daha şoven-militer bir tona bürünmeye başladığı da belirtilmelidir. disiplinli. idealleştirilen ya da kültleştirilen beden. kır koşuları düzenlenir. Şenol Cantek – B. Makine imgesine dönüşen bedenin.

Hürriyet Gazetesi’nin çıkmaya başlamasıdır. Basın sektöründe dönemin önemli olayı. bol görsel malzeme eşliğinde günü gününe duyuran gazete. Yani ağırlığını futbolun oluşturduğu bir içerikle hazırlanan spor sayfalarına sahip ulusal. Spor Aktüalite. İlk defa bu dönemde futbol ağırlıklı dergiler çıkar. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Spor basınının giderek futbola odaklanıyor olması. kitlelere cazip gelen konular üzerine yoğunlaşmaya yöneltir. Futbol ağırlıklı spor dergilerinin ilk örnekleri arasında 1948-49 yıllarında çıkan Gol Spor. atlet Üner Teoman da katılmıştır. spor dergilerinin okuyucu kitlesi olarak erkekleri hedeflemeye başladığı izlenimini yaratmaktadır. 1948’de yapılan Londra Olimpiyat Oyunları’na kalabalık bir muhabir ekibi gönderen ve müsabakalarda Türkiye’nin aldığı başarılı sonuçları. 1967 yılında çıkan Fotospor sayılabilir. Hürriyet gibi gazetelerin futbola verdiği önemle de beslenerek. Hürriyet’in spor sayfalarında ise 1949’dan itibaren ilginç bir eğilim ortaya çıkar. popüler gazeteler. Tüm bunlara bağlı olarak spor yapan kadınlarla ilgili haberlerin de azalması söz konusu olmuştur. Hürriyet. liglerin gelişmesi ve uluslararası müsabakaların başlaması sonucunda 1950’lerin sonu ve 1960’lar dönemine rastlar. gazetenin yayın politikasını magazin ve spor gibi. atletli bedenler sergilenmekte. Popülerlik ve yüksek tiraj arayışı. Bütün bunlar yukarda ileri sürdüğümüz iddiayı destekleyen gelişmelerdir. bu fotoğraflardaki şortlu. Spor haberleri magazin dedikoduları ve Hollywood film yıldızlarının erotik sayılabilecek fotoğraflarıyla süslenmeye başlar. Bu olimpiyat oyunlarına ilk kez bir Türk kadını. Hatta. yerli kadın sporcuların müsabakalar sırasında çekilmiş fotoğrafları yayınlanarak. rakipleri arasından sıyrılır. spor basını. fotoğraf altı yazılardaki ifadelerle de cinsel arzu yaratılmaya çalışılmaktadır. çok satan. Bu yeni eğilim ile kadınlara dönük spor haberlerinin göreli olarak azalması arasında bir ilişki kurulabilir. renkli bir gazete olmak iddiasıyla yayın hayatına girer. 1940’ların sonunda mevcut spor dergilerinin pek çoğu kapanır. Bunları takiben yayın hayatına giren spor dergilerinin ömürlerinin hep kısa olması da dikkat çekici bir gelişmedir. Bunun dışında 1970’lere kadar doğrudan futbolu çağrıştırmayan başlıklarla çıkan Türkiye Spor Gazetesi. bugünkü halini alır. Buna paralel olarak basında okul sporlarına ve farklı spor dallarına ayrılan yer de azalır.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 213 kulüplerde kadın voleybol ve daha sonra basketbol takımlarının oluşturulması. Dolayısıyla kadınların en fazla faaliyet gösterdiği okul sporlarına spor basını kapılarını yavaş yavaş kapatmaktadır. Spor gibi dergiler de bulunmaktadır. Daha geniş bir çerçeveden yorumlayacak olursak basında giderek Cumhuriyet ideolojisinin ve modernleşmeci yaklaşımın yerini daha ticari ve eril bir bakış açısına bırakmaya başladığı yorumu getirilebilir.

kadının özgürleşmesi ve eşitlik talepleri üzerine temellenen kadın hareketinin ivme kazanması. Bunların başında futbol gelir. 2194-2195). “halka itibarını iade etmek” gibi iddialar taşımaktadır. Türkiye’de spor tesislerinin kurulması için fırsat yaratmıştır. Sayı:29 . 1950’li yıllarda DP’nin genel liberalleşme eğilimi doğrultusunda. Şenol Cantek – B. 1938’de kurulan BTGD’nin danışma kurulu üyesi olması sıfatıyla. kadınların fizyolojik olarak erkeklerden daha güçlü olduğunu belirten bir yazı Hürriyet’in sayfalarında yer almıştır örneğin (“Erkekler Niçin Kadınlara Gıpta Güz 2009. kadınların spora katılımı açısından asla 1920’lerde ve 1930’ların ilk döneminde görülen özendirici ve harekete geçirici yaklaşımdan söz edilemez. yukarıda sözü edildiği gibi. spor konusunda bilgili ve ilgilidir. geleneğin ve dinin dayattığı ahlaka sahip çıkılması gerektiğini anımsatan bir söylem de paralel olarak yükselişe geçmiştir. popüler bir gazete olan Hürriyet kadının özgürleşmesi konusunda erkek egemen toplumun içine düştüğü ikilemi yansıtmaktadır. Türkiye’de de bu gelişmeler karşısında duyulan endişe. Batı’da ortaya atılan ve bilimsel kanıtlara dayandırılmaya çalışılan bir iddiaya göre.214 F. Kadınların spor alanına ve uluslararası spor müsabakalarına katılımı eskisi kadar kurumsal destek görmemişse de. spor alanında da liberal bir politika ve söyleme geri dönüş yapılmış olsa bile. Yüksek tirajlı. DP iktidarı döneminde spor devletten önemli ölçüde yardım almıştır. Spor Toto’dan elde edilen gelir. Batıda feminizmin yükselişe geçtiği bu dönemde. Ellilerin önemli bir diğer gelişmesi de. Bu sebeplerle DP yönetimi kitleleri cezbeden sporlara özellikle önem vermiştir. kadının her alanda olduğu gibi. Spor Toto’nun kurulması ve futbolda profesyonelliğin kabulü. spor alanında da daha aktif hale gelmesini sağlamıştır. Menderes. az çok Türkiye’de de etkisini göstermiştir. aynı zamanda kadının özgürleşmesinin ve haklarının peşine düşmesinin hakim eril düzeni sarsacağı endişesi ile kadına “asıl görevleri”ni. popüler basından takip edilebilir. Buna karşın. “halka inmek”. Bu gelişmeler. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tüm dünyada kadınların kamusal alanda (zorunluluktan da olsa) daha fazla görünür olmaları. Yarar Tek partinin içinden çıkan yeni iktidar ve sporun “halka inmesi” Ellili yılların en önemli özelliği 1945’te iktidara gelen Demokrat Parti (DP) ile birlikte tek parti idaresinden çok partili rejime geçişe sahne olmasıdır. 1983: s. etkileri sonra da hissedilecek önemli gelişmelerdir. kadınlar sporla uğraşmaya devam etmişler ve özellikle kulüplerin desteğiyle faaliyet alanlarını genişletmişlerdir. BTGM’nin Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmasıdır (Atabeyoğlu. 1950’ler dönemi kadınların örgütlü spora elit sporcu olarak katılımlarının göreli olarak arttığı bir dönemdir. Öte yandan. DP’nin lideri ve Başbakan Adnan Menderes’in popülist siyaseti.

Türkiye’de ve Batı’da kadınların toplumsal hayata katılımı konusunda yaşanan gelişmeleri hem gıpta ile hem de tedirginlikle karşılayan bir “paranoyak” yaklaşım temelinde kurgulanmıştır. Bir yandan bu bakımından Türkiye’nin hep geride kaldığından şikayet edilirken. Branşlar. 23 Mayıs 1951). birkaç ay sonra aynı konuda tam tersi bir iddiayla ortaya çıkacaktır. Bu. ne kadar süreyle çalışılacakları erkekler tarafından tayin edilmektedir. bu ancak bir dejenerelik olur. diğer yandan Batı’da bu açıdan yaşanan gelişmelerin tedirginlikle izlendiği anlaşılmaktadır. 6 Temmuz 1951). gerçekliği sorgulanamaz hale gelmiş önyargıları tersyüz edermiş gibi yaparak. kadınların sosyal alanda ve spor yaşamında artan varlıklarına paralel bir gelişme olmakla birlikte. 1950’li yıllarda kadınların spora katılımları ile ilgili söylem ve kadınların spor alanındaki faaliyetlerini basına yansıtan görüntüler. amaçları/öncelikleri belirlenen. Örneğin kadınların Batı’da güreş ve futbol gibi annelik rollerine ve güzelliklerine zarar verebilecek sporlarla uğraşmaya başlamış olmalarını tedirginlikle aktaran bir yazıya 1953 yılında yine Hürriyet’te rastlanmaktadır (6 Mart. Popüler gazetelerin bir örneği olarak Hürriyet. Bu ilişki. tenis. tiraj arttırmaya yönelik yayın politikası gereği. yani kadınların erkekleşmesi hiçbir zaman ve hiçbir veçhile tabii. Hürriyet. “Emenasipasyon. Şevket Dilmaç imzalı bu metinde. vücudu deforme etmeyecek branşlardır. Sportif faaliyetlerden uzaklaşılması ise nişanlılık/evlilik ve/veya çocuk sahibi olunması sebebiyle olmaktadır. sporun örgütlülüğünün ve kadınların spora katılımlarının artmasıyla da İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . atletizm gibi “kadına yakıştığı” düşünülen. Batı medeniyetinde kadınların toplumsal hayata ve spor alanına katılımına yaklaşım da çelişkilidir. Kadın. 1953). bedeni ile ilişkisinde yalnız bırakılmak istenmemektedir. genel olarak egemen söylemdeki bir kaymanın da varlığına işaret eder görünmektedir. Sportif faaliyetlerde başarı gösteren kadınların basına daha sık konu olması yukarıda da belirttiğimiz gibi bu söylemsel kaymanın bir uzantısı olduğu kadar. Halbuki bu daha ziyade evlilik ve aile bağlarından sıyrılmaya çığır açan bir hezeyandır” denmektedir ( Hürriyet. Spor yapan kadınlar için de aynı denetim ve yönlendirme mekanizması söz konusudur. erkekler tarafından sınırları çizilen. bu tür ajitatif ve magazinel nitelikli haberler aracılığıyla. Kadınların toplumsal yaşama katılımının hem övgüyle hem de tedirginlikle karşılanmasına paralel olarak. yüzme.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 215 Etmeli? Zayıf Cins Kuvvetli Cins Hangisi?”. Nitekim. Batı spor alanında genel olarak örnek gösterilen ve hep gerisinde kaldığımız bir gelişmişlik çizgisini temsil etmektedir. saf ve yüksek bir medeniyetin mahsulü değildir. okuyucunun dikkatini çekmeye çalışmaktadır. İçinde bulunduğumuz yıllarda kadının bağımsızlığı ileri sürülmektedir. kuralları koyulan bir ilişkidir. Kadın sporcuların hangi branşlarda.

Bunun sebeplerinden biri. Sayı:29 . partinin sözde liberalliğine rağmen. yani halkın yeni bir düzenleme ile yönetilmesini mümkün kılan tekniklerden biridir. tıp gibi pek çok alanda üretilen bilgi ve siyasalarla ilişki içinde ele alınır. sporun halkın ve bireyin bedensel ve ruhsal eğitiminin bir parçası olarak görülmeye başlamasıdır. daha önceki başarısız iki denemenin hayal kırıklığı yaratması olabilir. Buna göre. iktisat. toplumun her alanına muhafazakarlığın hakim olması da diğer bir sebep olarak görülebilir. Sonuç Ülkemizde modern sporların ortaya çıkışı. kadın sporcuların başarı veya başarısızlıklarının bir ulusal simge olarak dillendirilmesine sebep olan bir gelişmedir. Örneğin bu bağlamda Avrupa basınında Türk sporcu kadınların yer alması veya başarısından bahsedilmesi gurur vesilesi olmaktadır. 1952 Helsinki ve 1956 Melburn olimpiyat oyunlarına gönderilecek kadın sporcu bulunamaması ilgi çekicidir. Örneğin erken Cumhuriyet döneminde yetersiz sayıda ve nitelikte olan nüfusun hem tıbben hem de Güz 2009. 1950’lerin sonlarında kadınları katıldığı spor dallarında başta atletizm ve voleybol olmak üzere giderek uluslararasılaşma söz konusudur. Sporda modernleşmenin en önemli göstergesi. Bu dönemde. Şenol Cantek – B. Erken Cumhuriyet döneminde. modernleşme projesi kapsamında kadınların toplumsal hayatın her alanına katılmalarını teşvik eden siyasanın Demokrat Parti döneminde değerini kaybetmesi. modern sporların tarihi özellikle devletin toplumla kurduğu ilişkilerde yaşanan dönüşümlerin de izlerini taşır. Öte yandan spor devlet açısından toplumsal bedeni. 1950’lerde önem sırasına göre voleybol ve basketbol gibi takım sporlarının giderek canlandığını görüyoruz.216 F. modern sporların bu iki boyutuyla ilişkili iki dinamik temelinde geliştiği söylenebilir. Örneğin 1954’te voleybolda ilk kadın kulüp takımı Fenerbahçe bünyesinde kurulmuştur. Spor yeni seçkinlerin kendileri ve bedenleriyle kurdukları yeni etiğin ve yaşam tarzının bir parçasıdır. Okullar arası müsabakalarda bu spor branşları eskiye oranla daha da öne çıkmaktadır. kadın sporcuların kayda değer başarılarından söz edilemez. Üner Teoman Uysal’ın 1948’deki deneyiminin ardından. Türkiye tarihi çerçevesinde bakıldığında. Bu anlamda nüfus bilimleri. Yarar ilintilidir. 1957 yılında Gül Çıray ve Aycan Önel’in İngiltere Atletizm Federasyonunun kadınlar arası şampiyonasına katılması ve İngiliz basınında Gül Çıray’a yer verilmesi önemli bir haber olarak yer almaktadır basında. modern yönetim zihniyetinin gelişimi ve modernleşme süreci ile iç içe geçen bir olgudur. Bu.

Bu iki dinamikle ilişkili olarak bakıldığında spor cinsiyetsiz bir alan gibi görülebilir. Otuzların ikinci yarısında. geleneksel cinsiyet rollerinden uzaklaşması adına cinsiyetsizleştirme politikalarıyla. Siyasal ve örgütsel yaşamdaki bu dönüşümler spor basınında da yankı bulur. dünya konjonktürünün de etkisiyle. sağlıklı annelerin yetişmesi için en kestirme yoldur. Spor. Özellikle Hürriyet’in spor sayfaları incelendiğinde. Yirmiler ve Otuzların modernleşmeci zihniyetinin yerini. tıpkı yine erken dönem milliyetçi seçkinlerin kadına dair egemen söylemlerinde olduğu gibi. zevkleri. Kadın sporcular ile ilgili haberler. magazinel boyutu varsa basında yer alır. kişisel gelişimi için spor yapmasına İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Parti ile devletin özdeşleşmiş olduğu bu dönemde. kadınların dahil edildiği ve hatta çağırıldığı bir alandır. spor örgütlenmesi de partiye bağlanmış ve her vatandaşın spor yapması. henüz kadınların futbol alanında bir varlık gösteremediği Türkiye’de. Buna bağlı olarak. hem de milli vazife olarak bu alanda faaliyet göstermeye çağırılırlar. Ellilerle değişmeye başlamıştır. Kadınlar spor alanında hem yeni seçkinler olarak var olurlar. beden terbiyesi politikasının bir parçası olarak zorunluluğa dönüşmüştür. ticari mantığın almaya başladığı. kadının kendi tercihleri. Belirli sınıftan kadınların dahil olduğu veya belirli bir vatandaşlık görevi olarak yapılan bir faaliyet olarak spor. egemen milliyetçi söylem içinde militer tonun ağırlık kazanması söz konusu olmuştur. devlet idaresinin her alanında gözlenen liberalleşme eğilimi spor örgütlerinin de liberal ilkelere göre yönetilmesini beraberinde getirir. Ancak daha derinlemesine incelendiğinde. yeniden cinsiyetlendirme girişimleri birlikte işler. kadınların kamusal alana çıkmalarını sağlayan bir faaliyet olarak spora katılımlarının belirli şartlara bağlandığı.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 217 ahlaken daha yüksek seciyede yetiştirilmesinin önemli bir aracı olarak görülür spor. Sonuç olarak. spor basınında magazinelleşmenin bu dönemde. Kadınların spora teşvik edilmesi için tek parti döneminde. ulusa sağlıklı evlatlar yetiştirecek sağlıklı anneler olmaktır. dönemin spor basını takip edilerek görülebilir. başka birçok alanda da halka rehberlik etmesi beklenen gazeteler kullanılmıştır. Futbol temalı dergilerin çıkmaya başlaması ve ulusal. spor alanında da. Ağırlık futbola verilince. yüksek tirajlı gazetelerin spor sayfalarının futbol ağırlıklı olarak hazırlanması kitle sporları aracılığıyla kitlesel bir ilgi yakalanmaya çalışıldığının da göstergesidir. Kırkların sonuna kadar süren bu durum. Modernleşmeci erkeklerin bir milli görev olarak kadınlara biçtikleri toplumsal rol. 1928-1960 arası spor basını incelendiğinde. spor basınında bu yeni anlayışın izlerini sürmek mümkündür. Hürriyet gazetesi ile başladığı iddia edilebilir. Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinden sonra. kadın sporculara ve onların faaliyetlerine verilen yer çok azalır.

Çev. Kurthan (1983). İletişim Yayınları. Varlık Yayınevi.Ü. 1945-1947 Hürriyet Gazetesi. Cumhuriyet Ansiklopedisi. “Türkiye’de Spor”. Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı. İstanbul. 1929 Türk Spor. İletişim Yayınları. İletişim Yayınları. Yeşilkaya. Cilt: 8-9. Üç Kuşak Cumhuriyet. A. İstanbul. Cilt 9. güzellik”. Funda (2009). Şenol Cantek. Ayrıntı. İstanbul. Yiğit (2004). özellikle eril modernleşme perspektifinin toplumsal cinsiyete ilişkin normları nasıl eklemlediğine bağlı olarak değişim arzetmektedir. 1936 Gol Spor. 1937-1941 ve 1948-1949 Beden Terbiyesi ve Spor. yaptığımız analizin de gösterdiği gibi. Cem (1983). İletişim Yayınları. Erken Cumhuriyet’te Beden Terbiyesi ve Spor.Tanyeli. 1929-1934 Spor Postası. N. İstanbul. 1942-1945 Havacılık ve Spor. gençlik. Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi. Roman. Spor Yönetimi. Bir yandan.218 F. “Türkiye’de Sporun Gelişimi”. Ankara. “Sağlık. İstanbul. Gürsoy. Kurthan (1980). Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce: Dönemler ve Zihniyetler. İstanbul. H. kadının bireyselliğini öne çıkaran. KAYNAKÇA Akın. Ed. 1934-1937 Yeni Hayat. “Modernizmin Vaad Edilmiş Cennetinin Kapısında İki Ülke: Finlandiya ve Türkiye”. SBF Yayını. Şenol Cantek – B. Cinselliğin Tarihi. (1998). Gürbüz ve Yağız Evlatlar. N. Atabeyoğlu. Fişek. annelik ve eşlik vazifelerini aksatacağı düşünülen etkinliklere. zinde ve özgüvenli kadın idealinden söz edilmekte. Halkevleri: İdeoloji ve Mimarlık. Bu çelişkiler. Dönemi Türkiye Foucault. Fişek. batılı kadın gibi zarif. 1948-1960 Güz 2009.Tanrıöver. Atay. diğer yandan. Falih Rıfkı (1964). Michel (2003). Yarar ihtiyatla yaklaşıldığı görülmektedir. İstanbul. İstanbul. özellikle de sportif etkinliklere katılması yerinde bulunmamaktadır. İletişim Yayınları. Süreli Yayınlar Spor Alemi. (1999). Sayı:29 . U.

Gönderilen basılı kopyalarda kapak sayfası olmalı. Dergiye gönderilen makaleler 2 basılı ve 1 dijital kopya olmalı ve “İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Bişkek Caddesi 81. Tartışma.Sokak No:9 06510 Emek/Ankara” adresine posta yoluyla gönderilmelidir. Makalenin düzeltilmeden yayınlanmasına veya yayınlanmamasına karar verilebilir. Makalelerin kaynakça ile birlikte 20 sayfayı geçmemesi tavsiye edilir.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. Yazılı kopyalar hakeme isimsiz gönderileceği için makalenin iç sayfalarında değil. 9. 8.Bir yazarın birden çok çalışması kaynakçada yer alacaksa yayın tarihine göre eskiden yeniye doğru bir sıralama yapılmalıdır. Basılı kopyalar A4 boyutunda dijital kopyalar “Word” formatında olmalıdır. Makalelerin 150-200 sözcük civarında İngilizce ve Türkçe özetleri de yazıyla birlikte gönderilmelidir. 7. diğer taraflardan 3 cm boşluk bırakılmalıdır. Yazının yayımlanması konusunda son karar yayın kuruluna aittir. sadece yazıda gönderme yapılan kaynaklara yer verilmeli ve yazar soyadına göre alfabetik sıralama izlenmelidir. Özet. e-mail ve telefonları bulunmalıdır. 3. Key Words. makaleye iliştirilecek kapak sayfasında yer almalıdır. Dergiye gönderilen makaleler başka bir yerde yayınlanmamış veya değerlendirmeye alınmamış olmalıdır. 237- Yazı Teslim Kuralları 1.5 satır” olmalıdır. Bulgular. 10. Giriş. Yasal ve etik her türlü sorumluluk makale yazarlarına aittir. Çalışmalarda şu sıranın takip edilmesi uygun olacaktır: Başlık. Yabancı Dildeki Başlık. adresler. 7(2). 6. Sonuç ve Kaynakça. 2.Kaynakçada. 5. şekil ve tablo kullanılmamalıdır. Özetlere Türkçe ve İngilizce anahtar kelimeler eklenmelidir. Renkli grafik. Aynı yılda yapılan çalışmalar İletişim 2003/18 . Makaleye ilişkin raporlar ve makale metni makale yazarına iade edilmez. Anahtar Sözcükler. Yöntem. 4. kapak sayfasında yazar ismi ya da isimleri. Hakem raporları doğrultusunda yazarlardan. Ana Metin. Makaleyi Hakemlerden birisi yayınlanmasına ikincisi yayınlanmamasına karar verdiği takdirde makale üçüncü bir hakeme gönderilir. Sayfa yapısı soldan 4. 2. 11. Bu bilgiler makaleye ait kapakta bulunmamalıdır. Kaynakların Düzenlenmesi 1. yazılarında bazı düzeltmeler yapmaları istenebilir. Abstract. Makalelerde yazı tipi “Times New Roman 12 punto” ve satır aralığı “1.

(Tas. W (1992) Haberleşme Nasıl İşler. İstanbul: İletişim. (Erişim: 1 Mart 2002) Bahar 2009. İki Yazarlı Kitap Perelman. 34(1). s..143-152. B ve Gaudet.). A ve Mattelart M (1995) İletişim Kuramları Tarihi. Kitle Haberleşme Teorilerine Giriş.dnr. CA: Sage Pulication Inc. T (1984) International Flow of TV Programmes.176-187. Beverly Hills. (Lazersfeld vd. 2001) Günay’a göre (2005). (Erişim: EBSCO Masterfile database. (Hemdi. s. http://www. İkiden Çok Yazarlı Kitap Lazarsfeld. Ünsal Oskay (Der.).trkist. Çeviri Kitap Mattelart. Tek Yazarlı Kitap McQuail. (2). http://www. 2005: 71). Kimy. Editörlü Kitapta Bölüm Schramm. (Vert ve Hale.” ibareleri kullanılmalıdır ve bunlar metin içinde yapılan göndermelerde de aynı olmalıdır. 1944: 23).95-134. Business Journal. C ve Olbrechts-Tyteca. Cilt 7. L (1971) The New Rhetoric. 2004. The Public Opinion Quarterly. Notre Dame: University of Notre Dame Pres. Journal of Communication. Kaynakça örnekleri: Tek Yazarlı Dergide Makale Varis. İnternet Elçi. P F. M Zıllıoğlu (Çev. 2 Mayıs 1999) Mel.11-12.htm. Kaynakça ve Alıntı Kuralları Metin içi kaynak örnekleri: (Duran. London: Colombia University Press. İki Yazarlı Dergide Makale McCombs. “c. s. Sayı 2 .htm. s. Berolson. O (1991) Futbol. 2005: 16).. (Erişim: 12 Mayıs 2005) Türkiye İstatistik Kurumu (2001) Zenginlik indeksleri. H (2005) Vücudun dili olmaz. D (1987) Mass Communication Theory: An Introduction. 2003). 36.220 için “a”. İstanbul: Derya Yayınları. H (1944) The People Choice. “b”. M E ve Shaw D L (1972) The Agenda-Setting Function of Mass Media.org/hra.tr/hra.