Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009, 7(2), 237-

Gazi Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi

Güz 2009, Sayı : 29 Autumn 2009, Number: 29

ĠletiĢim 2003/18

G. Ü. Ġ. F. Adına Sahibi Sorumlu Yazı ĠĢleri Müdürü Editör Cengiz ANIK

Rıza AYHAN M. Naci BOSTANCI Editör Yardımcıları Umur IġIK AyĢe Gül SONCU Hasan TOPBAġ Ç. Murat HAZAR Cem YAġIN
Yeditepe Üniversitesi YaĢar Üniversitesi Erciyes Üniversitesi Gazi Üniversitesi Arel Üniversitesi Gazi Üniversitesi Erciyes Üniversitesi Galatasaray Üniversitesi Yeditepe Üniversitesi Gazi Üniversitesi Atatürk Üniversitesi Ġstanbul Üniversitesi Gazi Üniversitesi Erciyes Üniversitesi Akdeniz Üniversitesi Selçuk Üniversitesi Ankara Üniversitesi Gazi Üniversitesi Gazi Üniversitesi Fırat Üniversitesi

Yayın Kurulu Zülfikar DAMLAPINAR Sirel GÖLÖNÜ DanıĢma Kurulu
Suat ANAR Ümit ATABEK Bilal ARIK Burhan AYKAÇ Aysel AZĠZ Hasan BACANLI Hamza ÇAKIR Dilruba ÇATALBAġ Yusuf DEVRAN Ġhsan ERDOĞAN Fatma GEÇĠKLĠ Suat GEZGĠN Nilgün GÜRKAN Metin IġIK Süleman ĠRVAN Ahmet KALENDER KurtuluĢ KAYALI Ersin ÖZARSLAN Serdar ULUKAN Mustafa YAĞBASAN

ISSN: 1302-146x Copyright © Gazi Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi. Tüm hakları saklıdır Yayın ve Türü: Yılda iki kez basılan hakemli, yaygın, süreli bir dergidir. Yönetim Merkezi ve Adresi: Gazi Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi, 06510 Emek, Ankara Tel: 90 312 212 6495 Fax: 0 312 212 1832 e-mail: iletisimdergisi@gazi.edu.tr Basım yeri: Gazi Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi Basımevi, Emek, Ankara.

TÜBĠTAK/ULAKBĠM SBVT tarafından taranmakta ve dizinlenmektedir.

Bugünü ve Geleceğine İlişkin Bir Değerlendirme / 133 An Analysis of Yesterday.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri / 81 Media and Politics Relation in News Discourse: 29 March 2009 Local Elections MERİH TAŞKAYA 1980‟lerden 2000‟lere Türk Sinemasında Ürün Yerleştirme Uygulamalarında Görülen Nicel Değişim / 103 The Quantitative Changes in Product Placement Practices in Turkish Cinema Since 1980s To 2000s AYHAN BİBER Halkla İlişkiler Çalışmalarının Dünü.İÇİNDEKİLER ZÜLFİKAR DAMLAPINAR İletişim Bilimini Rousseau‟dan Okumak: „Kötü‟ Yanlarımızın Sonucu mu. „İyi‟ Yanlarımızın Katkısı mı? / 1 Reading Communication Science From Rousseau: Is it the Result of Our „Bad‟ Sides? or the Contribution of Our „Good‟ Sides? DİLEK GÜRKAN Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması / 23 Financial problems of newspaper organizations and a financial analysis practice GÜLCAN IŞIK – ÜLKÜ AYŞE OĞUZHAN BÖREKÇI Siyasetçi-Medya İlişkileri Bağlamında Bir İnceleme: “Deniz Feneri Örneği” / 53 A Survey in the context of Politicians-Media Relations: The Example of Deniz Feneri ABDULKADİR GÖLCÜ Haber Söyleminde Medya. Today and Tomorrow of Public Relations Studies ERDEM TAŞDEMİR Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler / 149 Leaders and Managers in Community Management .

BETÜL YARAR Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) / 201 Women and Sport in the Journals and Newspapers of the Early Republican Period (1928-1960) .UMUR IŞIK – KONUR ALP KOZ Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: İnternet Haberciliği Üzerine Bir İnceleme / 167 “Click commerce” based on sexuality: An Analysis on Internet Journalism BORA ATAMAN What is „Empowering‟ and Who The „Users‟ are in The New Media / 189 Yeni Medyada “Kullanıcının Gücü” FUNDA ŞENOL CANTEK .

sanattan ya da estetikten anlayan. sağaltım iĢi ile yükümlü. Gaia. Demek ki olup biten her Ģeyden sorumlu bir özne bulunmaktadır ve onların bazıları bir yandan kaosu. akademik metnin bilimselliğinin ölçütü. Grek mitolojilerinin birinde. mantığı ve iĢtigal alanı. dağlar ve denizlerle birlikte gökyüzü tanrısı Uranus‟u yaratmıĢ ve daha sonra onunla evlenmiĢtir. deniz. bilimin serüveni ile örtüĢmektedir. Yani. bilim insanının (1) tarafsızlığını. mevsimler. KuĢkusuz ki bunlar aynı zamanda. eninde sonunda -mutlak ya da mümkün. Böylece yağmur. ırmak ve doğadaki tüm olaylarla atmosferi yöneten tanrı ve tanrıçaların yanı sıra. Bilimsel Serüven: Kaostan Düzenliliğe Olup biten hemen her Ģey. Bu evlilikten devler ve ucube kykloplarla birlikte diğer pek çok evlat dünyaya gelmiĢtir. önce bilimin karakterine bakmak gerekmektedir. depremleri. „Özne‟ye iliĢkin en çekici tahkiyeler de hiç kuĢkusuz ki. Metodolojik bir kalıp içermek zorunda olmadığı için akademik kariyer amacıyla kullanılmayacaktır ama. fırtınaları ve pek çok doğal afet ve felaketleri de yöneten öznelerdir.‘S U N U ġ’ KAOSTAN DÜZENLĠLĠĞE BĠLĠMSEL SERÜVEN VE ĠLETĠġĠM BĠLĠMĠ „SunuĢ‟a tahsis edilen bu sayfaların „müzakere‟ amacıyla kullanılabileceği tasarlandığı için. mantığı ve iĢtigal alanı. yeraltını yöneten Tartaros ve eĢsiz güzellikteki Eros‟un var olduğu öykülenmektedir. metodolojiyi uygulayan „özne‟ ortaya koymaktadır. izleyen satırlardaki makaleler kadar önem arz eden bir niteliğe zaman içinde kavuĢacaktır. ĠletiĢim biliminin karakteri. Bununla birlikte. (2) erdemini ve (3) masumiyetini gösteren parametreler olmalıdır. Bilim insanının karakteri. yıldırımlar. volkanları. kaçınılmaz olarak. bereket. mantığı ve iĢtigal alanı. dağ.bir „özne‟nin eseri olduğuna göre. Bir önceki sayıda da kısmen değinildiği gibi. doğumu yaratan pek çok tanrılar ve tanrıçalar var olmuĢtur. çok değerli üsdatlarımızın katkılarıyla. Dergi‟mizin bu sayfalarında üç konunun sorunsallaĢtırılması amaçlanmaktadır: Bilimin karakteri. akademik bir metni metodoloji karakterize etmektedir ama. konu duayeni. . kaostan tanrıça Gaia. akademik metni metodoloji değil. Demek ki. tufanları. mitolojik metinlerde dile getirilmektedir. savaĢ ya da avdan sorumlu. ĢimĢekler. bilim. „özne‟nin serüveni zorunlu olarak. kehanet üstadı. bu sayfalar. Bu da bilim insanının deontolojisini gündeme getirmektedir. aĢkı. ölümü. bilim insanı ve hususen iletiĢim bilimi gibi konuları gündeme taĢımaya devam ediyoruz. umut edilmektedir ki.

su taĢkınlarını bir düzene sokar. sol gözünden güneĢ. Evrene istikrar ve huzur getirir. Tanrılara isyan edilmesi için herkesi tahrik edip duran Kingu‟yu öldürür. gözlerinden Dicle ile Fırat‟ı akıtır. pek çok teĢhis ve hatta tedavinin isim kaynağıdır-. Spermin hareketleri. Bu arada esaretten kurtulan Tiamat. saçları ve kaĢlarından gezegen ve yıldızlar. güney ve kuzeydeki dağlar. içinden doğduğu kaosu. Babil kentini inĢa ederek. derisindeki asalaklardan hayvan ve balıklar teĢekkül etmiĢtir. nefesinden bulutlar ve rüzgar. döllemesi. uyumu. Tanrıça Nugua bütün bu yaratıklardan hoĢlanmayınca ıslak çamurdan kendine benzeyen varlıklar yapmıĢ ama onlara kendi ejderha kuyruğunu vermemiĢ ve sadece ayak takmıĢ. tüm evreni tehdit eder. Ea sihir gücü ile diğer tanrı ve tanrıçaları tehdit eden Apsu. Tiamat ve Mumnu‟yu burnundan iple bağlayarak esir eder. sukuneti tesis etmek için çabalamaktadır. Her toplum hatta topluluğun buna benzer varoluĢ hikayeleri vardır ve hemen hepsinde kaostan bir çıkıĢ serüveni öykülenmektedir. bu türden yaradılıĢ momentleri vardır. kol ve ayaklarından doğu. Marduk imdada yetiĢip onu öldürür. yani hiçbir hesap ve iĢleme. terinden yağmur ve çiğ. Geceyi. tufanları. Freud‟den Lacan‟a pek çok anlatıda. Babil mitolojilerinin birinde de. tüm insanlara çobanlık eder. yumurtanın hafif kısmını göklere yükselterek Yang‟ı. kendi nefesini üfleyerek onlara hayat vermiĢ ve onların bir kısmının içini ying ögeleriyle. Hatta mutlak bir baĢarı elde edememiĢ olsa bile ana tanrıça Gaia‟nın varoluĢ gerekçesi bile. ağır kısmını aĢağılara iterek Ying‟i var etmiĢtir. bir kısmının içini yang ögeleriyle doldurmuĢtur. Ea bütün tanrı ve tanrıçaların en akıllısı. sesinden yıldırımlar ve fırtınalar. usül ve güzergaha uygun olmamakla birlikte. Bu kaostan doğan Pangu. etinden toprak. Ģu veya bu biçimde tasavvur edilen bir özne tarafından belirli bir sisteme. sağ gözünden ay. anlayıĢlısı ve en iyi sihir bilenidir. huzur ve esenliğe dönüĢtürmektir. karmaĢayı körüklerken. düzen ve istikrara. karanlık yumurtanın içindeki evren. istikrarı. yumurtayı bulması. bir yarısından gökyüzünü. huzuru. teleolojik bir özne marifetiyle kaosun düzenliliğe dönüĢtürülmesi iĢine bilim adının verilmesi çok eski olmasa bile. Kısacası. bedenindeki tüylerden ağaç ve diğer bitkiler. kanından okyanus ve ırmaklar. Demek ki günümüzde Ģu veya bu biçimde kimi misyonlar (patolojik olanın . Bu büyülü mitolojik öykülerden bir miktar esinlenmiĢ olsa gerek -nitekim mitoloji. tükrüğünden bulutları yapar. tanrı ve tanrıçaların bulanık su ile sisten doğduğu belirtilmektedir. düzenliliğe.karıĢıklığı. Çin mitolojisine göre. diğer yarısından yeryüzünü yaratır. istikrara ve iĢlerliğe kavuĢturulmaktadır. öte yandan diğer bazıları da düzeni. onun kanından tanrılara hizmet etsinler diye insanları yaratır. batı. Bu ikisini birbirinden ayırmak için uğraĢ verirken yorgun düĢüp ölen Pangu‟nun baĢ. tuvalet alıĢkanlığı edinmesinin ve özellikle memeden ayrılmasının. kaostan düzenliliğe. Damkina ile evlenir ve en yetenekli tanrı Marduk‟u dünyaya getirir. yapılan iĢin geçmiĢi neredeyse yaĢam kadar eskilere uzanmaktadır. Her bir tanrıyı belirli bir iĢten sorumlu tutar. baĢlangıçta sadece kaostan ibarettir. doğum esnasında bebeğin feryadının. döllenmiĢ yumurtanın rahme asılması tümüyle kaotik. fırtınaları. güçlüsü. mevsimleri. mutlaka bir hikmet-i vücudu vardır. Kaos. gündüzü. kemiklerinden kayalar ve kıymetli madenler.

Ġstanbul: 2008. farklı algılara neden olmaktadır. karmaĢayı ortadan kaldırmaktan ibaretti. bu anlamından ziyade. bizim duyularımızdan kaynaklanan algılara iliĢkin yakıĢtırmalardır. ilgili olduğu sanılanları seçip ayırma anlamıyla. Varlık ile söz arasındaki ilintiyi sorgulayan bu müzakereyi kısaca Ģöyle özetleyebiliriz: Herakleitos bilindiği gibi. varlık aleminin sürekli bir değiĢim ve oluĢum geçirdiğini belirtmektedir. sürekli oluĢumlar geçirerek. ona iliĢkin bilgilerimiz de sürekli yenilenmektedir. „oluĢ‟uyor olsaydı. kaotik olanın bir özne marifetiyle. dağınıklığı.bertaraf edilmesi gibi) yüklenmiĢ olan bilim yapma iĢi. ona iliĢkin kesin ve doğru bilgiye asla sahip olamazdık. daha geçerli ve doğru bilgiler halini alabilmektedir. Çünkü onlara göre her türlü “düzen”in biricik yolu bir araya getirmekti. Say y. Heidegger‟e göre. Yani varlığın kendisinde bir zıtlık. Varlıklar sürekli değiĢip yeni „oluĢ‟lar meydana getirdiği için. Söz söylemenin yolu da budur: Özne. s:241-258 . Tıpkı birbirinin zıddı varlıkların kamil oluĢlara vesile olduğu gibi. sözü. Hatta bilgi edinme diye bir edim ortaya koyamazdık. edat. her an yeni bir „oluĢ‟la karĢımıza çıkıyor * “Varlık ve Düşünme”. söylenen bir sözün “söz” olması.sıcak. Heidegger. Etkili bir söz söylemek için de bir sözü oluĢturan unsurların çok daha uyumlu bir biçimde bir araya getirilmesi gerekmektedir. belirli bir düzene dönüĢtürülmesi iĢleminden ibaret bir çaba olarak anlatılmıĢtır. yani bilgilerimizdir. söylenen sözün etkisini.aydınlık gibi zıtlıklar. sıfat değil sadece. Parmenides‟e göreyse değiĢim olamaz. “Grek düĢünme tarzı”nı irdelediği bir yazısında* kaosun düzenliliğe dönüĢtürülme iĢine bilim denmesini Ģöyle açıklamaktadır. Burada değiĢen varlık değil. her Ģeyin zıddı ile kaim olduğunu. karanlık . Belirli bir zamanda (mekan ve konjonktürde) duyularımızın algıları bizde belirli bir hisse ve ona uygun bir yakıĢtırmaya neden olurken. Martin Heidegger. logos kavramını tam da. Nitekim Heidegger‟e göre. inandırıcılığını doğrudan doğruya belirleyen etkenlerdir. bir araya getirme. Çeviren ve yayına hazırlayan Ahmet Aydoğan. söz. farklı bir zamanda. ifade gibi anlamlara geldiği düĢünülen logos tabirini. tutarlılığını. nesne gibi unsurlar uyumlu bir Ģekilde bir araya getirilip bütünleĢtirilemediği takdirde. logos‟ta mündemiç bu anlamı kavramak için. Dolayısıyla varlıktan (Demokritos ile sınırlandığında maddeden) yansıyan –düĢünülen. GeliĢim ve ilerlemenin yegane motoru bu devinimdir. bu anlamda kullanmıĢlardır.bilgi. Grekler. Özellikle Grek matematikçileri için kavramın anlamı. toparlama. Zarf. Heidegger. onlara iliĢkin edindiğimiz bilgiler de bu oluĢa bağlı olarak tekemmül etmektedir. varlık sürekli değiĢiyor. Eğer öyle olmasaydı. aynı varlık. çok çeĢitli edebi kullanımların ve söz sanatlarının tümünün meczi ve ahengi. karıĢıklığı. söz haline getiren ile sözün bizatihi kendisi arasındaki ilintiyi anlamak gerekmektedir: Bunu anlamanın yolu ise Herakleitos ile Parmenides arasındaki müzakereyi bir kez de bu gözle irdelemektedir. yüklem. varlığın „oluĢ‟ları sayesinde. değiĢim yoktur. söylem. Soğuk .. bir anlam taĢıması mümkün değildir. ġayet her varlık. algılarımız ve ona uygun yakıĢtırmalarımız. öteden beri. Ona göre Grekler. yani okumanın bir çeĢidi olarak kullanıyorlardı.

O gün bu gündür bilimin mantığı bu espri üzerinde kurgulanmaktadır. toparlayıp. sadece sözden ibarettir ve esasen bilim etiketini taĢıma ayrıcalığı ve hakkını baĢka türlü olsa onun adına ayet derdik. Buna göre belirli bir alanın disipline olması demek. tüm bu çabalar. inandırıcı. kısacası herkesin kendince benbilirlik taslaması nedeniyle logos kavranamamaktadır. Demek ki değiĢen varlığın kendisi değil. birbiriyle bir araya getirilmemiĢ bir yığın söylenti ve fehim(doxa)den dolayı. bu amaca yönelik bilgilerin bilimsel sayılmasını sağlamakla da mükelleftir. diğeri onu. değiĢimin. karĢıtlıkların oluĢturduğu düzeni. anladığı için. tümlenme. Oysa ki karĢıtlar. Bu mantık üzerine konuĢlanan ve böyle bir iĢ ile meĢgul olmayı (bu iĢin zirvesinde Descartes ve Kant‟ın hususen bulunduğunu vurgulayarak) benimseyen bilim bu iĢi de „disiplin‟ kavramı ile tanımlamaktadır. her bir insanın biliĢi. hayatı sadece hayattan. varlık nosyonuna da. yani tam da bu dağınıklıktan. düĢünülebilen varlığın her zaman olduğu gibi var oluyor olması gerekir. varlığa iliĢkin düĢüncelerimizin değiĢmesi ile sınırlı olduğu yönündeki Parmenides‟ci bu görüĢe itiraz eden Herakleitos. KarĢıtların çatıĢması. yakıĢtırmaya yol açan. bu Ģekilde bir araya gelen bir toplanma. dağınıklığı. düzeni ve istikrarı tesis etmek için vardır. yakıĢtırmamız dıĢında bir varlık olmalıdır. Sözleri iĢittikleri halde logos‟u kavrayamadıkları için. Ayrıca bilim. Olgusal mütekabiliyeti ne denli yetkin sayılırsa sayılsın. bizim ona iliĢkin düĢüncelerimizdir. karmaĢadan. Her zaman düĢünebiliyor olduğumuza göre. sistematik bir bütünlük arz edecek biçimde derlenip toparlanması. kapsam ve sınırlarının apaçık hale getirilmesi demektir. bu da bilimi kuran logostur.olsaydı. kaosu ortadan kaldırmak. ortalıkta darmadağınık ve muğlak biçimde. Olası ihtilaflar bu Ģekilde ortadan kaldırılmakta ve doğal. tıpkı iletiĢimin bizatihi kendisi gibi. daha doğrusu. ne denli güçlü. ahengi göremediği için. KuĢkusuz ki. sadece bazı sözlerden ibarettir. birisi Ģunu. görüĢü kendine has olduğu için. . Heidegger‟in değerlendirmesine göre. sözlerini duyan ve onu anladığı için de ona kayıtsız kalmayan ve varlığın kendisine açılıp saçılmasına izin vererek. Bu kuruntu. düzenleyen ve hizaya sokan „özne‟ler sadece hakikatin sırrına erecektir ki. harmoniyi. ileri geri gidip gelirler ve bu Ģekilde bir araya toplanırlar. sahici argümanlara sahip olursa olsun. Tanımadığına havlayan ve sadece tanıdık gelene kuyruk sallayan köpekler gibi pek çok kiĢi. bütünlenmedir. „bir varlık‟a da sahip olamazdık. „çünkü‟ demektedir. ölümü ölümden ibaret görmektedir. Oysa ki düĢündüğümüz bir „Ģey‟ hakkında düĢünebildiğimize göre. beriki bunu anladığı. Oysa varlığı iĢitmesini bilen. olup bitenleri (ya da varlığın bizatihi kendisindeki değiĢimi) kavramakta aciz kalırlar. Bilim. her bir kiĢi kendince bildiği. söylentiler ve fehimler halinde dolaĢıp duran fikirlerin. onunla ilgili tüm bu bilgileri derleyip.bu vasfından almaktadır. bireysel intizam ve insicam bu yolla tesis edilmektedir. tutarlı. „değiĢim içindeki varlığa kulakları tıkalı‟. sosyal.

bilimsel çabaların tüketilmesine delil teĢkil edebilir. Genellikle aksiyomatik disiplinler için kullanılmaktadır ama artık gündelik hayatımızda kullandığımız pek çok sentetik ürünün yaratılmasında. Dipnot gereksiz ama varlık. çok tutarlı ve çok inandırıcı ise. sonsuz bir enerji kaynağına sahiptir. önemli hale getirilmesinde olduğu gibi. hemen her Ģey onun üzerin ne denli bina edilmiĢ olursa olsun. her an gözlemlenen bir gerçektir.anlamların anlamlı. eskisinden daha az veya daha fazla. bilinmeyen. bilimsel çalıĢmalar. icat ile yapılabilecek en son Ģeyin yapıldığına dair ne denli güçlü bir izlenim bırakılmıĢ olursa olsun. o güne kadar bilinmeyen bir Ģeyi üretmek anlamına gelmektedir. tıpkı Sokrat‟ın da olağan bir insan olması gibi. icat. Bu gerçeklik. Sokrat ve Mesih gibi. Türkçe karĢılıkları oldukça tanımlayıcı olan iki kavramla kategorize edilmektedir. “kült bir yenilik”tir. Amerika kıtası. ya bir baĢkasının oraya bıraktığı toz bulutudur ya da zaman içinde birikmiĢ bir toz bulutu. . Oysa ki bilim kendisini. Ġcat. inanılması imkansız olan. olsa olsa. bir çiçek. Bunlar icat ve keĢiftir. Oysa ki iliĢkiyi ortaya koyan sözel yargılar. tüm hakikatleri (truth) ters yüz eden özel realitelerdir. yeni bir toz bulutu gibi olay ya da olgusal gerçekliğin üzerine çökmekte. Lise mantık kitaplarında yer alan “Ġnsanlar ölür . icat. Ġnsanların ölümü olağan. Her açıklama. kamuoyunun da gündeminde uzunca bir süredir yer eden genetiği değiĢtirilmiĢ organizmalarla ilgili disiplinlerde olduğu gibi. dahası 2+2=4 iliĢkisinde olduğu gibi. Önemlidir. kurulabilecek son iliĢki olmayacaktır. hemen her alan için geçerli olabilmektedir. Grek ve Latin menĢeili düĢünme geleneğinde. Nitekim özellikle sosyal bilimlerde. var olmayan bir gerçekliğin yaratılmasında ya da boĢ . bilinen iki değiĢken arasında kurulabilecek „en son iliĢki‟ (sanki bir daha asla Sokrat veya Mesih gibi öznelerin ölümü olmayacakmıĢ gibi) sayesinde ortaya konulan bir yenilikmiĢ gibi kabul gördüğü için. sosyal bilim alanları için geçerlidir. ondan daha fazla bir kavram. Hatta medyatik dolayımlama ile. var olan ama o güne kadar fark edilmemiĢ bir varlığın ortaya konulmasını tanımlamak için kullanılmaktadır. bunun tam tersi ile beslediği için. bilmemiz gereken ne çok Ģeyin olduğunun farkına varıyoruz.Bilimsel Serüvenin Ġki Güzergahı: Ġcat ve KeĢif Pek çok yöntem ve epistemoloji kitabında. iki bilinen arasında bilinmeyeni ortaya çıkarmak için kurulacak bir iliĢki. aslında yeterince bilmediğimizi anladığımız zaman. bildiğimizi sandığımız pek çok Ģeyi. bir olayın ya da var olduğuna inandığımız bir olgusal gerçekliğin üzerindeki tozu üflemekten ibarettir. öldürülmesidir.Sokrat bir insandır . Prometheusvari bu tarz “kült ölümler”. KeĢif. iki bilinen arasında yeni bir iliĢki kurarak.o halde Sokrat da ölür” önermelerinden oluĢan kıyas. bilimsel icatların mahiyetini anlama açısından çök büyük bir önem arz etmektedir. çünkü ölen Sokrat‟tır. Ġki bilinen değiĢken arasında kurulan iliĢkinin sayesinde ortaya konulan bu icat. yeni bir giz perdesiyle anlaĢılması gerekeni anlaĢılmaz hale getirmektedir. daha doğrusu mantıksal örgü ne denli tutarlı olursa olsun. Zira keĢif. bir simge de olabilmektedir. Sokrat gibi ulu bir „özne‟nin ölümü. TüketilmiĢ iliĢki. Burada olağan olmayan. bir böcek olabileceği gibi. Bu yüzden icatlar anlamlıdır. Dahası Ģayet açıklama. hiçbir zaman. belki de en fazla bu tür icatlar. anlaĢılması gerekenin üzerine bu kez bir kabus gibi çökmekte.

paravana. bilim alanında da uygulamaya paralel yeniliklerin bir an evvel kurumlaĢtırılması. Özellikle iletiĢim bilimi söz konusu olduğunda söylenecek sözler daha da çoğalacaktır. iletiĢim bilimini hem bir “logos”tan ibaret kılmakta hem de “logos” kıskacından kendisini ve baĢka pek çok disiplinin sıyrılması fırsatının yaratılması için umut vaat etmektedir. iletiĢim disiplini için olduğu kadar. can alıcı bir nüansa da iĢaret etmektedir. bizim için. iletiĢim bilimi. Bu kaosizm. bize tahsis edilen sayfa sayısını çoktan aĢtık ve bize gösterilen hoĢgörüyü ziyadesiyle istismar ettik. bilim iĢinin. iletiĢim ve medya adı altında ayrıĢtırıldıktan sonra. örtme. Zira iletĢimsel etkinlik. ifĢa anlamlarına gelmektedir. bizzat UNESCO eliyle sektörün geleneksel ve yeni medya diye ayrıĢtırılması gibi. yaĢmak. farkına varma. gizleme. iki kavram da hemen hemen aynı anlama gelmektedir. Cengiz ANIK . diğer pek çok disiplin açısından da. revelation. saklama. hem tek bir kiĢinin olabildiğince dağınık ve karmakarıĢık icra ettiği bir etkinliktir hem de mutlaka en az iki varlığın bir araya gelerek uyum.olay ya da olgusal gerçeklikten ziyade. kendine özgü bir bilimsel alan olarak yeniden derlenip toparlanmalı ve düzenlenmelidir. veil (birĢeyi) örten ya da gizleyen Ģey. muhakkak. iflas ettiği tuzak bu Ģekilde kurulmaktadır. ahenk kurmak zorunda olduğu… ĠletiĢim biliminin diğer hemen her disiplinden daha fazla toparlanmaya ve tümlenmeye ihtiyacı vardır ama aynı zamanda da derlenip toparlandıkça karmaĢıklaĢmaktadır. peçe ile örtme. Zira iletiĢim. Nitekim 1986‟da. bu bağlamda iki kavram önerilmektedir: Türkçesinin. discover ve revelation‟dır. kanaatimizce elzem görünmektedir. Ġcat ile keĢif arasındaki ince çizgi bu iki kavram arasında daha da incelmekle birlikte. tüm hesapları allak bullak eden gökyüzüne yükselen dumandan ya da tüm geometrik ilkelerle dalga geçercesine gökyüzünde gezinen bulutlardan daha kaotiktir. daha büyük bir itina ile daha sonra seçilmesi gerektiğine inandığımız bu iki kavram. maske. Önümüzdeki sayılarda kanaatimizce bu konuda söylenecek pek çok „söz‟ daha olacaktır. açığa vurma. Belki de sırf bu yüzden iletiĢim fakülteleri bilim ve teknoloji olarak iki bölüm halinde yeniden kurumlaĢmak zorundadır ve bilimle ilgili bölüm. keĢfetme. ortaya çıkarma. Popüler sözlüklerde cover örtü. dile getirilen bu hakikatlere bilim insanları dikkat kesilmektedir ki. discover bulma. Aslında popüler anlamları bile dikkate alınsa. ĠletiĢim Bilimi Ġçin Güzergah: Discover ve Revelation Heidegger‟in zaman ve hakikat betimlemesinden esinlenerek. Ne var ki. anlama. peçe. kanaatimizce. gizleme.

and the basic factors in the process of communication becoming a science. Doç. insan ve toplumsal sistemle nasıl bir ilişkisi bulunduğu ve bilim haline gelişindeki temel etkenler tartışma konusu edilmektedir. one needs to pass through many mistakes which are thousands of times more harmful than the goodness that will come from it!” (Rousseau. ‘İyi’ Yanlarımızın Katkısı mı? Zülfikar DAMLAPINAR “Bilim araştırmalarında ne tehlikeler. Rousseau’nun günümüzde iletişim biliminin bilimsel karakteristiğinde önemli yeri olan kavramlara temel teşkil edecek hatırı sayılır öngörü ve yaklaşımlara sahip olduğu görülmektedir. With an approach based on the inquisitive style of Rousseau towards sciences and arts. İletişimin hakla ilişkiler. To reach the future. Rousseau. İletişim 2003/18 . ondan gelecek iyilikten bin kez daha zararlı nice yanlışlıklardan geçmek gerekiyor!” (Rousseau. bilim. advertising. Anahtar Kelimeler: İletişim. Dr. 7(2). which formed the basis of important concepts in the scientific characteristic of communication sciences. Rousseau’nun bilimler ve sanatlara dair sorgulayıcı üslubunu temel alan bir yaklaşımla iletişim biliminin. science. It is observed that Rousseau introduced considerable estimations and approaches. and analyzes which questions can be used in assessments about the social contributions of communication sciences. Rousseau.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. it is understood that some questions about communication sciences and their social contributions should be re-focused. this study discusses the relationship of communication sciences with humans and social systems. interpersonal communication. J. aynı zamanda iletişim biliminin toplumsal katkısına dair değerlendirmelerde hangi soruların kullanılabileceğine ilişkin bir analiz niteliği de taşımaktadır. or the contributions of this process. İletişim biliminin doğuşu ve katkıları READING COMMUNICATION SCIENCE FROM ROUSSEAU: Is it the Result of Our ‘Bad’ Sides? or the Contribution of Our ‘Good’ Sides? “There are numerous dangers and dead-ends in scientific research. 2009a:20) ÖZET İletişim biliminin hangi kaynaklardan doğduğu üzerine felsefi ve tarihsel bir yaklaşım denemesi sunmayı amaçlayan bu çalışma. and mass communication and draws attention to the basic discussions on the positive or negative sides. Key Words: Communication. Yrd. Gerçeğe ulaşmak için. kişilerarası iletişim. The study analyzes the basic dynamics which can be associated with the emergence of communication as a science. Conversely. reklam. processes and methods of public relations. J. 237- İLETİŞİM BİLİMİNİ ROUSSEAU’DAN OKUMAK: ‘Kötü’ Yanlarımızın Sonucu mu. Diğer yandan iletişim bilimleri ve toplumsal katkılarıyla ilgili olarak bazı soruların üzerinde yeniden odaklanmaya ihtiyaç bulunduğu anlaşılmaktadır. 2009a:20) ABSTRACT This study aims to present a philosophical and historical approach on the sources of communication sciences. the emergence and contributions of communication sciences  Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi. J. J. ne çıkmaz yollar vardır. süreç ve yöntemler dâhilinde bir bilim alanı haline gelmesinin hangi temel dinamiklerle ilişkilendirilebileceği ve bu sürecin iyi ya da kötü yanları veya katkıları üzerine temel tartışmalara dikkat çekilmektedir. kitle iletişimi gibi araç. within the scope of tools.

1996:113-115. fizik insanın kendini ilgilendirmeyen şeyleri anlama merakından ve hatta ahlâk bile insanın kendini beğenmişliğinden doğmuştur2 (Rousseau. Bu bakımdan Oskay (2001:8) bir iletişim bilimci olarak yazılarında insanı ve çevresiyle ilişkisini anlamaya çalıştığını belirterek eleştirilerinde Voltaire‟ci bir “tepeden bakma” yerine herkesle birlikte düşünmeye. Özellikle. öncelikle bilimlerin çıkış kaynağını tartışarak konuya odaklanır. Benzer şekilde Oskay (1993) önemli bir eğitim görmemiş olmasına karşın (38). 2002:34-35) kaydedilmektedir. Forti.: (Kuhn. 1997) Güz 2009.9). yeni bir çağın oluşumundan önce çağımızın birçok sorununu yaşayan ve bunları değerlendirebilen yeni bir insan tipinin ilk örneği olarak konumlandırmaktadır. 1999:735736). Aydınlanma hareketini ve filozoflarını derinden etkilediği kabul edilen Rousseau.72 ve 99.2 Giriş Z. Bu dizgenin perspektifinden bakarak iletişim bilimi nasıl bir kaynaktan doğmuştur? ya da iletişim bilimlerindeki gelişmeler toplumsal gelişime katkı sağlamış mıdır? Sorularını da gündemine alan bu çalışma. insan doğasına ilişkin çözümlemeleri ve toplumsal sözleşme öğretisiyle ün kazanmış. 198-200. Rousseau‟yu döneminin en gelişmiş düşünürü olarak tanımlamaktadır (49). astronomi hurafelerden. Sayı:29 . Rousseau‟nun bütün felsefesi bireycilikle ortaklaşa hayat. Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev‟inde. günümüz iletişim bilimlerinin ana tartışma konularında. Kant ve romantik düşünürleri çok derinden etkilemiştir. Dolayısıyla.57. 1995:47. 1712-1778 yılları arasında yaşamıştır. aynı zamanda iletişim biliminin. Rousseau çağdaşı düşünürler bir yana bugün dünya edebiyatında önemli bir yere sahip olan Tolstoy‟un kendisini onun öğretilisi olarak ilan ettiği (Lecercle. toplumsal iletişim alanları ve süreçlerindeki katkısını konu edinmektedir. Rousseau‟nun günümüz iletişim bilimleri alanına yaptığı katkı anlamına gelebilecek kavram ve yaklaşımlarını vurgulamakta. dolansız anlamak isteyen hepimizin yeniden ve yeniden okuması gereken bir düşünür” diye tanımlayan Oskay (2002:7. atomik ve kişisel benle toplumsal ben arasındaki gerilimi hafifletmeye. Bilimin doğuşu ve gelişimiyle ilgili diğer ayrıntılar ve yakın dönem tartışmaları için bkz. ikisi arasında bir ilişki kurmaya çalışmaktadır (Cevizci. modernlik düşüncesine sert eleştirileriyle tanınan ünlü Fransız düşünür. 2009a: 19). “Bilimlerin ve sanatların gelişmesi ahlâkın düzelmesine yardım etmiş midir?” sorusuna cevap aradığı. günümüzü yorumlamada hangi yaklaşımlarının değerlendirilebileceği üzerine bir analiz önemli görülmektedir. 1 2 Aydınlanma hareketine. Damlapınar Jean-Jacques Rousseau‟yu1. araç ya da süreçlerinde Rousseau‟nun hangi katkıları yapmış olabileceği. içinde bulunduğumuz şartları ve sorunları “yalansız. temel yaklaşımlarında. Örneğin. geometri cimrilikten. güzel konuşma sanatı yalandan. Ona göre insan bilgileri sanıldığı üzere iyi bir kaynaktan doğmamıştır. 241 ve 269-271. Trigg. hayatı herkesle birlikte ele almaya çalışan Rousseau‟cu bir yaklaşımı her zaman tercih ettiğini vurgulamıştır.

ne de var olanlar içinde en iyisidir. yüzyılın önemli muhalif düşünürlerinden Feyerabend‟de de kendisini göstermektedir. alt başlığında da yer alan iletişim biliminin “Kötü yanlarımızın bir sonucu mu. “bilimsel araştırma değerlerinin insani değerlerle doğrudan çatıştığı”na dair kanaatler. geçen yüzyılın sonunda Amerika Birleşik Devletleri‟nde yapılan bir araştırmada kendisini göstermektedir. Birincisi. fayda ve zararına alışmış olanlar onu böyle görürler” (1999b:295). yazıldığı çağın yaşanan hayatına karşı eleştirel bir karşı çıkıştır. Ütopyan bakış açısı bilgi. katkısının ne olduğu konusunda ise ahlâkın bozulması olduğu (2009a:11) konusundaki 3 katı söylemine karşılık. Moles‟in (2001: 18) belirttiği gibi özü gereği belirsiz olan olgulardır. teknoloji sayesinde bütün dünyanın birleşeceğini öne süren olumlu yaklaşımları ifade etmektedir (Vural ve Sabuncuoğlu. aksine yeni soruların üretilmesi için bir tartışma zemini amaçlamaktadır. Bilim konusuna ihtiyatlı yaklaşımlar 20. yüzde 70‟i bilim üzerindeki aşırı yoğunlaşmanın insani sorunların çözümünü “ihmal”e yol açacağına inanmaktadır (Nelkin.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 3 Rousseau‟nun bilimler ve sanatların kaynağını iyi ve kötü yanlarımızla ilişkilendirmesine dair yaklaşımının uyarlanabileceği en uygun alanın. her iki bakış açısı da birbirine karşıt kavram olarak kullanılmamaktadır (Vural ve Bakır. Ancak. iyi yanlarımızın katkısı mı? olduğuna ilişkin soruya verilebilecek ütopyan veya distopyan4 tartışmalı tek bir cevabın izinde değil. ikincisi tam olarak uygun bir ölçme tekniğinin bulunmaması ve üçüncüsü özü itibarıyla belirsiz 3 4 Bu tartışmanın iki asırdan çok öncesine ait olmasına karşın. Oskay‟a göre (2001:228-236) ütopya. bilimi sosyal bağlamdan kopuk. Rousseau‟nun bilimlerin ve sanatların hangi kaynaktan doğduğuna ilişkin kestirme cevabı “kötü” yanlarımız (2009a:19). Distopya ise “ütopyaların. Yani iletişim bilimleri insanın hem kötü. bu çalışma. Örneğin Rousseau‟unun Emile‟si gibi. Distopyan bakış açısı ise insanın kötülüğüne olabilecek öngörülere ilişkin yaklaşımlara verilen bir ad olarak değerlendirilmektedir. Dahası. doğruyu. iletişim bilimleri olduğu kabul edilebilir. Ona göre: “Bilim ne yegâne gelenektir. güzeli ve ahlâkı aktarma işlevi (Karagöz. „iyi günler‟in ve „iyi insan‟ın geçmişte kaldığını savunanlarına” verilen addır. 2007). sadece onun varlığına. 2006:59) olarak da tanımlanmasıdır. hem de iyi yanlarıyla doğrudan ilişkilendirebilecek kullanım biçimlerinin ayrımı tartışmalı boyutlara sahiptir. İnsanlar. iletişim bilimi „hem insanlara sigara satmak için hem de onları sigara içmemeye ikna etmek için‟ kullanılabilmesidir (Chaffe ve Berger 2005: 43). Daha açık bir ifadeyle. iletişim. iletişim biliminin. kendisinden sonraki asırlarda ve günümüzde de devam ettiği gözden uzak tutulamaz. Buna göre. Burada yer alan soru ya da sorunun içerdiği olgular tam da. bilgi bilimsel temellerle birlikte sanat ve estetiği içermesi ve aynı zamanda hakikati. İkincisi. Amerikalıların yüzde 89‟u bilimsel ilerlemeyi daha iyi bir hayat için kaçınılmaz olarak değerlendirirken. iki açıdan. 1994:113). 2008). bu çalışmanın kapsamında yer alan anahtar kavramlar Moles‟in epistemolojik yaklaşımıyla değerlendirildiğinde şu üç bakımdan belirsiz olgu kategorisinde tanımlanabilir: Birincisi açık bir şekilde tanımlanıp öngörülemezlik. genel kaygılarla bağlantısı olmayan bir konuma yerleştirmektedir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .

2008:13) kendi döneminde. Sayı:29 . Güz 2009. Simge. ahlâkının doğmasız kurulması gerekiyordu (Hazard. Chaffe ve Berger‟in önerisinde olduğu gibi (2005:52) 5 konuya ilişkin diğer „araştırmalara yol gösterecek yeni fikirler‟ aramaktır 6. 1998:6) dâhilindeki araştırmalardan elde edilen bilgilerin. kuramlar geliştirerek anlamaya çalışan bir alan olarak tanımlanan İletişim bilimleri (McQuail. 2006). iletişim bilimcilerin bazı fizik kanunları veya evrim gibi büyük kuramların yokluğundan yakındığını belirterek. sistematikleştirilmesi sürecinin temel amaçlardan biri olması gerektiği de vurgulanmaktadır (Gökçe. Bu dönem aynı zamanda. 1993:2). test edilebilir. bilimler ve sanatlara bakışını. takip edebileceği en elverişli yöntem. Rousseau’nun Bilim. “iyi” ve “kötü” yanlar gibi özü gereği belirsiz olgular da içermektedir. 1. Dönemin siyasi sistemi ise ruhani yaptırımdan uzak. iletişim biliminin doğuşu.49). iletişim bilimcilerin böylesi bir çalışma kapsamında. 2001:38. 1994:15-16). Sanat Anlayışı ve Felsefesi 18. net bir şekilde sınırları belirleyip tanımlama ya da sistematik bir ölçüm tekniğini kullanma şansına sahip değildir. Damlapınar olmasıdır. uyaran sistemlerinin üretimini. önceden tanınan ve bilinen olay ya da olguların belli bir çerçevede düzenlenmesi. toplumsal yaşamın moral yayanlarına ilişkin değerlendirme yapmanın münhasıran kiliseye ait bir yetki veya sorumluluk olduğu ve toplumsal kuramın henüz toplumsal eleştiriler düzeyinde kaldığı bir çağdır (Oskay. Kimilerine göre klasik liberal akımın içinde yer alan. Dijon Akademisi‟nin 5 6 Chaffe ve Berger. İletişim alanın bilimsel karakteristiği ve Moles‟in yaklaşımı dikkate alındığında. kimilerine göre kolektivist düşünce sistemi dolayısıyla Marx‟ın öncüsü sayılan Rousseau (Bayka. Yani. kaynakları ve katkılarına ilişkin yapılacak değerlendirmeler. yüzyılda bilim kendisinden çok şey beklenen gerçek ilerlemenin yolu olarak görülüyor hatta doğanın bütün gücünün bu sayede insanlığın emrine girebileceği. insanın bilimsel ilerlemelerle her türlü mutluluğa ulaşabileceği düşünülüyordu. işleyişini ve etkilerini. epistemolojik açıdan hangisinin bilimsel olduğu/olmadığı hakkında fikir birliğine varılabilmiş değildir (Yaşın. İletişim bilimlerinde. Columbia Üniversitesi‟nde Lazarsfeld‟in öncülük ettiği bir grubun iletişim bilimlerinde büyük kuramlar yerine „orta boy kuramlar‟ geliştirmeyi hedeflemeyi ve tekrarlanan çalışmalar yoluyla elde edilecek özgül bulguların ampirik genellemeler halinde biriktirilerek kullanılmasına dair önerisini hatırlatmaktadır.4 Z. burada tartışma konusu edilen Rousseau‟nun iletişim bilimlerine temel olan kavram ve yaklaşımları ve dolayısıyla alana katkısı. bunlarla ilgili olayları açıklayacak genellemeler içeren. Dahası.

Diğer yandan 19. “Bütün kötülükler. 2006:335-337). Bu açıdan. lüks olmasaydı sanatlar ortaya çıkmazdı. savaşlar. bilim ve sanat kavramları arasında anlamlı. 1997a:49). zalim hükümdarlar. Örneğin. Rousseau‟ya göre insanın kötü tarafları ile bilimler ve sanatlar7 arasında bir ilişki vardır. Ancak bundan daha önce. Yine bu eseriyle ilgili olarak “Kalemimden çıkmış olan yazıların muhakeme bakımından en zayıfı.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 5 1749‟da ortaya attığı “Bilimlerin ve sanatların gelişmesi ahlâkın düzelmesine yardım etmiş midir?” ödüllü sorusuna cevap olarak yazdığı ve kendisine birinciliği kazandıran Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev (1750) adlı eserinde sarsıcı bir şekilde ortaya koymuştur. 2002:63-74).” diye yazmıştır (1991:144). Bu yüzyılın sonlarında bilim yöntemsel ve kuramsal serimlemeyi ifade ediyordu. Düşünür. Yüzyılın sonlarına kadar „bilim‟ ve „teknik‟ arasında bir bağımlılık ilişkisi kurulmamıştır. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Bundan sonraki bütün eserleri bu eserinde ortaya atılan görüşlerin adeta savunması için yazılmıştır (Rousseau. isyanlar olmasaydı tarihten de bahsedilemezdi. Ayrıntılı bilgi için bkz. hikmet. Dolayısıyla Rousseau‟nun cevaplamaya çalıştığı ünlü soruda bilimler ve sanatlar kavramın yan yana kullanılmış olması söz varlığının geçirdiği böyle bir aşamayı da hatırlatmaktadır. eserinin doğuşuna vesile olan bu soruyu okur okumaz. Aslında bilimlerin çıkış kaynağı günümüze kadar büyüden dine kadar birçok kaynakla ilişkilendirilmiştir. (Williams. bilim ve sanat değerlerinin yükselmesi ve ahlâk değerlerinin alçalmasıyla insan arasına giren eşitsizlik belâsından değil de neden doğmuştur?” (2009a:28). İtiraflar‟ında. Yüzyılda “bilim [science] kelimesi. birlik ve ahenk yönünden de en yoksuludur bu. doğuşlarındaki kötülük amaçları incelendiğinde daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Fakat insanın doğuştan ne kadar istidadı olursa olsun yazı yazma sanatı bir çırpıda öğrenilmiyor” (1991: 146-147) yorumunu yapmıştır. erdem. net ve kesin bir ayrım yoktu hatta bu kavramlar birbirlerinin yerine de kullanılabiliyordu. Herkes insan olmanın temel hak ve sorumluluklarını ya da doğal ihtiyaçlarını gözetseydi önemli gibi görünen birçok düşünce değerini yitirirdi (2009a:19-20)8. düzenli ya da yöntemli bir gözlemler ya da önermeler denetimi anlatma için” kullanılmıştır. Bilimler ve sanatlara karşı söylemini fayda zarar perspektifinden yapılandıran Rousseau. İlkel bazı kültürlerde büyü. bilim ve din arasında her zaman bir ilişki aranmıştır (Tambiah. 2009a:v). Dolayısıyla 7 8 Rousseau‟nun yaşadığı 18. iyi niyet gibi değerlerden uzak bir bilim ve sanat anlayışının yükseldikçe ahlâkın bozulduğunu savunmuştur. Durkheim‟e göre (2009:28) bütün bilimler ve felsefe dinden doğmuştur. genellikle. herhangi bir düşünce alanında. antropologların önemli ilgilerinden biri bilim ve din arasındaki sınırları belirleme çalışmalarıdır. o zamana kadar teknik gelişmenin hızlanmasına katkı sağlamamıştır. Dolayısıyla modern bilim. modernleşmeye dolaylı katkı sağlamıştır (Habermas. haksızlıklar yaşanmasaydı hukuk bir işe yaramazdı. “gözlerimde bambaşka bir dünya canlandı ve kendim de başka bir insan oldum. Bu.

insanlara hikmeti öğretecek olan bu bilginler halkın mutluluğu için çalışmakla layık oldukları en güzel mükâfatı görmüş olsunlar. Rousseau. üretimini toplumun hizmetine. Rousseau‟nun bilim ve modernizm değerlendirmelerini erken eleştiri olarak yorumlayan bir çalışmada (Mollaer. 1993:43). Bir başka deyişle (Cihan. artık doğal yaşama dönmenin mümkün olmadığını. toplumsal yaşamın zorunluluk olduğunu da görmektedir (Aslan. Bu açıdan çabası insanı toplumun kötülüklerinden kurtaracak bir sistemler bütünü kurmaktır. Ama iktidar bir yanda. 1962:22-23). işte o zaman erdemin. 2007:335). bilginler büyük şeyleri pek az düşünecekler. iktidar aracı olarak kullananlar veya kendisine mistik bir yer bulmaya çalışanların olduğunu savunmak daha rasyonel bir değerlendirme olacaktır. krallar büyük işleri pek az başaracaklar ve halk yoksul. mutsuz bir durumda yaşayıp gidecektir”. Sayı:29 . bilimin ve iktidarın soylu bir yarışma hırsı ile gayrete gelerek. faydasına sunamayan bilim adamları ve sanatçılar. 9 Hatta Rousseau (2008:33 ) “Gerçeği söyleyeceğim ve gerçeğe uygun bir dille söyleyeceğim” diyerek gerçeğin ifade edilme tarzının da altını çizmektedir. Bilimler ve sanatlara karşı muhalif söylemine karşılık. 2005:63) vurgulandığı gibi onun bilimler ve sanatlara karşı söylemi. toplum içinde insanın yeni bir kültür varlığına dönüşmesi ile çözülebilecektir. kötülüklerin toplumsal hayata geçiş ve uygarlığın doğuşuyla birlikte geliştiği düşüncesinden hareketle insanın doğal yaşama dönmesiyle mevcut sorunların kendiliğinden son bulacağı düşüncesiyle özdeşleştirilse de. Diğer yandan bilim ve sanatlarla uğraşacakların sadece “kendilerinde büyük ustaların izinde yürümek ve onlardan ileri gitmek kudretini bulan sayılı insanlar olması” gerektiğini savunmakta böylece bilimleri önemli bir yere koymaktadır. toplumsallaşmayla ortaya çıkan sorunlar. Rousseau‟nun asıl hedefinde bilim ve sanatlardan çok.6 Z. Yani Rousseau‟da “geriye yönelik” bir bakış açısı söz konusu değildir (Oskay. Çünkü düşünür birçok yerde gerçek bilgiden. gerçek bilimden ve gerçek felsefeden bahsetmektedir9. Güz 2009. Ona göre (2009a:33): “Krallar gerçek bilginlere saraylarında şerefli mevkiler versinler. iletişim alanın bir bilim haline gelmesiyle ilgili olan süreçtir. bilimin ortaya koyduğu aydınlanma ve ilerleme mitinin „ideolojik aygıt‟ haline getirilmesine karşı bir duruştur. Damlapınar buradaki tartışma insanın doğasında yer alan iletişim içinde bulunma ihtiyacı değil. insanları mutlu etmek amacıyla birleşip anlaşarak neler yapabileceklerini görürüz. bunlara hükmedenler. ahlâksız. bilgi ve hikmet diğer yanda kaldıkça.

Bu da bilgiyle aydınlanmış toplumsal bilinç alanının genişlemesiyle mümkündür. ondan gelecek iyilikten bin kez daha zararlı nice yanlışlıklardan geçmek gerekiyor! Bu işte zararlı olduğumuz ortada: Çünkü yanlış sonsuz biçimlere girebilir. iyinin ve güzelin ne olduğunu hiçbirimiz bilmiyoruz: Ne sofistler. Gerçeğe ulaşmak için. Rousseau bilimler ve uğraştığı alanlarla ilgili olarak. bilginin. ne çıkmaz yollar vardır. hikmetle ortaklaşa hareket etmediğinde bu değerlerin yok olmalarına sebep olmaktadır. insan için bir değer olarak konumlandırılması gerektiği fikrini “Doğrunun. eşitlik ve gönencine hizmet etmezse. gerçeğin doğru yolla aranması ve elde edilen sonucun iyi niyetle kullanılmasına dikkat çekmektedir (2009a:20): “Bilim araştırmalarında ne tehlikeler. Bu yaklaşım tarzı özellikle eleştirdiği sofistler ve diğerleri hakkında “Bir şey bilmedikleri halde her şeyi bildiklerini sanıyorlar.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 7 Sonuç olarak. bulduğumuz şeyin doğru olduğundan nasıl emin olabiliriz? Bütün bu karışık duygularımız arasında doğruyu kestirecek olan kriteryum ne olacak? İşimiz rast gidip sonunda gerçeği bulsak bile onu iyiye kullanmasını bilecek miyiz? İşte işin en güç tarafı budur. Bu açıdan özünde. Ona göre. bu da bize hiç öğretilmeyen bir şeydir. ne de ben” ifadesiyle savunan Rousseau. şüphesiz veya kesin olamayacağı inancını vurgulamaktadır.” Bilimlerin toplumsal fayda üzerine hizmet etmesi gerekliliği fikri Rousseau‟dan bir asır sonra özellikle toplumbilimleri açısından Durkheim (18581917) tarafından da vurgulanmıştır: “Eğer toplumbilim insanların özgürlük. ne hatipler. Bilginin de bilimlerde olduğu gibi insan hakkında. bilginin değerine inanan. gerçeğe ulaşmanın zorluğu. bense bir şey İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . toplumbilimin toplum düzeninin oluşumuna yapabileceği katkılar engellenmemelidir. “İnsanların eylemlerini doğru biçimde değerlendirmek için onları bütün ilişkileri içinde ele almak gerekir. Bilimin toplumsal yaşamdaki önemi de böylece giderek yükselecektir (2006:17). bilgiyi yücelten Rousseau. erdem. Rousseau‟ya göre bilimler ve sanatlar.” Uygarlığı oluşturan öğeler arasında sadece bilim ahlâki değerleri ön plana çıkarmaktadır. ne sanatçılar. özellikle “İnsanların sahip oldukları bilgiler içinde en fazla yararlı ve en az ilerlemiş olanı. bir dakikalık bir inceleme zahmetine bile değmez. ne şairler. doğru ise yalnız bir türlü olur. Zaten gerçeği gerçekten ve yürekten arayan nerede? En iyi niyetlerle yola çıksak bile. insan hakkındaki bilgi” olduğu düşüncesindedir (2002:75). ahlâk. tartışmasız. insanı yanlış bilince ya da sonuca götürme tehlikesi.” (2007:56).

sosyal gerçekliğe karşı duyarsız hale getirir (2002:113). sıkıntı ve baskı. Bu tartışmaların devamında toplum. dönemin kitle iletişim teknolojisi matbaa. 2008:73) savunmasını yapmaktadır. hiç biri olmamıştır. bizim aramızda yaşamak ne tatlı bir şey olurdu!” şeklindeki ümitsiz beklentisini (2009a:9) Seneca‟nın. 2009a:16) yorumuyla desteklemektedir. Şunu da kabul etmek gerekir ki o zaman hiçbir şey bilemezdik. gerçek bilginlerin ayrımı yapıldığı gibi. Bunlar arasında özellikle dil. kişilerarası iletişim. tüm alışkanlıklarımız yalnızca bağımlılık. filozof. Sayı:29 . ama.” Bilim ve felsefeyi ayrı ayrı konumlandıran Rousseau. Düşünürün iletişim bilimlerine katkıları 10 Rousseau belki de bunun için “Çağdaşlarımın rehberi olmaya niyetim yok. “Aramızda bilginler yetişmeye başlayalı.” Bu ilkenin aksine bir felsefe Rousseau‟ya göre insanları çevresinden soyutlar. 2. Rousseau bilgi ve ön yargı arasındaki sürece de işaret ederek. günümüz iletişim bilimlerinin temel kavramları açısından önemli bir temel atmıştır. var olan ya da edinilmiş bilgilerin bilim ya da uygarlık adı altında kutsallaştırılarak kesin inanca dönüştürülmesine karşıdır. Damlapınar bilmemekle beraber hiç olmazsa bilmediğimden şüphe etmiyorum” (2009a:15)10 şeklindeki eleştirisi ile Sokrates ve Descartes felsefesini hatırlatmaktadır. reklam ve halkla ilişkiler ve daha birçoğu sayılabilir. Bu görüşünü Emile‟de. “Tüm bilgilerimiz kölece önyargılara bağlılıktan ibaret.” (Rousseau. Güz 2009. Rousseau’da İletişim Düşüncesinin Temelleri Rousseau kendi çağında. felsefe ve bilgi ilişkisini şöyle özetlemektedir (Rousseau.8 Z. konuşma. iyi insanlar ortadan kayboldu. yaşar ve ölür. kamuoyu. yazı. “Bilgin olmaksızın insan olabiliriz” (2009b:407) şeklinde açıklayan Rousseau.” (Rousseau. gerçek filozofların da ayrımını yapar: “Gerçek felsefe filozof adını taşıyanların hepsinde bulunsaydı. sanki bunların hiçbirini yaratmamışlardır. Ona göre (2009b:13). sonuçta iyi niyetle gerçeği öğrenmiş olurduk ve gerçeğin araştırılması bağlamında hatadan cahilliğe kadar giderek katedilmesi gereken bütün yolu gerçekten almış olurduk. yollarından sapanları gördükçe onları uyarmakla yetiniyorum ve insanları yönlendirmeye çalışanlar olmadıkça ben de onları kendi düşüncelerimle yormak istemiyorum. Uygar insan kölelik içinde doğar. felsefe ve gerçek ilişkisini ve felsefeden elde edilecek faydayı veciz bir şekilde tanımlamaktadır: “Biz gerçeğin saklandığı kuyunun duvarlarına asılıp ölmek için mi yaratıldık?” (2009a:20). 2008:73) : “Toplumun yararı için filozofların çalışmalarının dağılımını iyi yapmaları gerekir: birçok kitap ve tartışmadan sonra çürütülmüş olmaları gerekir.

yazı ise düşüncelerin anlatım aracıdır. iletişim bilimi üzerine yapılan hemen bütün tanımlarda ortaklaşa kullanılan “düşüncelerin paylaşımı”. İletişim bilimlerinin kaçınılmaz olarak odağında yer alan dil konusunda Rousseau özellikle Dillerin Kökeni Üstüne Deneme adlı eseriyle önemli bir temel atmıştır. konusuna “düşüncelerimizi iletmenin çeşitli yolları üstüne” başlıklı bölümle tartışmaya başlar. düşünen ve kendisine benzeyen bir varlık olarak tanıdığı anda ona kendi hislerini ve düşüncelerini iletme arzusu ya da gereksinimi. Yani yazı. Düşünürün “Kendimizi acımaya nasıl yöneltiriz? Kendimizi kendi dışımıza taşıyarak. aynı eserinin ilerleyen bölümlerinde tespitlerini şöyle açıklar: “Kendimizi başkalarının yerine koyduğumuzda her zaman kendimizi değiştirerek o yere koyarız. yaklaşımlar ve karşılaştırmalar için bkz (Ong.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 9 hiç şüphesiz. Bu. Onları akılla yargıladığımızı sanarken de onların önyargılarıyla kendimizinkini karşılaştırmaktan başka bir şey yapmayız” (2007:56). Yazıyı konuşmadan ayıran Rousseau‟ya göre (2007:20-22) yazı dili sınırlandıran. Elbette iletişim bilimlerine katkılara ilişkin yapılacak özgül bir çalışma bu konuda daha ayrıntılı verilere ulaşmayı sağlayabilecektir. dilin kelimelerini değil. Rousseau‟da. 1995) İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . günümüz kişilerarası iletişim alanının ana tartışmalarından empati kavramının temellerine de rastlanmaktadır. Matbaanın icadını da değerlendiren Rousseau basım tekniğine karşı olmamasına karşın hangi eserlerin basıldığı. Konuşma duyguların. değiştiren bir araçtır. onların olması gerektiği şekilde değil. Rousseau bu eserine. söz konusu kavramlar ve yaklaşımlarıyla sınırlandırılamaz. 11 Konu hakkında ayrıntılı değerlendirmeler. Ona göre “Bir insan başka biri tarafından hisseden. Rousseau empati kavramını kullanmaksızın. böylece anlatımın yerine kesinliği koyar 11. Onun acı çektiğine hükmettiğimiz ölçüde acı çekeriz. bunun araçlarını aramaya yöneltir” (2007:1). Buradaki çalışma kapsamında Rousseau‟nun sembolik örnek olarak seçilmiş bazılarına yer verilmiştir. “düşünme biçimini” değiştirir. kendimizde değil onda acı çekeriz” şeklindeki analizi (2007:36). Düşünür. yani tekniğin hangi amaçla kullanıldığına ilişkin bir sorgulama yaklaşımına sahiptir. matbaa aracılığı ile şiddetle karşı çıktığı Hobbes ve Spinoza gibi yazarların tehlikeli düşünce ve hayallerinin ölümsüzleştirildiği ve bunun insanlığın gelişimi için bir kazanım değil kayıp olduğu fikrini savunmaktadır (2009a:30-31). halen yapısalcı yaklaşımlar açısından devam eden önemli bir tartışma konusudur. acı çeken varlıkla kendimizi özdeşleştirerek. empati kavramının gelişimi için önemli görülmektedir.

Dahası. kuvvete ya da akla dayanmayan iktidarların zora başvurmadan halkı yönlendirebilecek. Bu ikinci tür gereksinmeler uzun süren deneyimler ve alışkanlıklar sonucu bunların keyfini çıkarma alışkanlığına dönüştüğünde ve yapmamız da bu alışkanlığa göre oluşmaya başladığında gerçek gereksinmeler olur” Rousseau modern halkla ilişkiler uygulamacılarının ısrarla üzerinde durduğu bir iletişim boyutuna da temel olacak yaklaşımlar ortaya koymaktadır. günümüz halkla ilişkilerinin temel politikalarından biri olarak kabul görmektedir. gösteriş ve rahat yaşamla ilgili gereksinmeler. ancak halka istediğini kabul ettirmek için bayağı çareler üretilmesinin geçici bağ oluşturacak bir „göz boyama‟ olacağından güçlü bağların akıl ve bilgelikle oluşturulması gerektiğini ifade etmektedir. çünkü genel iradeyi uygulamaktan başka bir şey yapmaz ve sadece bu yönetimin iradesine boyun eğen biri kesinlikle köle olduğunu söyleyemez” şeklindeki yaklaşımı (Rousseau. inandırmadan kandırabilecek başka araçlar bulmak zorunda kalacağını. Aynı şekilde. Rousseau‟nun bu yaklaşımları halkla ilişkiler sürecine doğrudan bir atıf olarak değerlendirilmektedir. İnsanın “davranış ve eylemlerini” kalıba sokan sanata karşı olduğunu vurgulayan Rousseau (2009a:9) iletişim yöntemi olarak reklam üzerine tartışmalara temel olduğu değerlendirilebilecek yaklaşımını şöyle özetlemektedir (2008:71): “Gereksinmelerimiz iki çeşittir: yaşamımızı sürdürmemiz için gerekli maddi gereksinmeler ve genellikle lüks alanına girdiği söylenebilecek zevk. Damlapınar Rousseau‟ya göre (2009a:8) insani ihtiyaçların krallığını bilimler ve sanatlar güçlendirmektedir. Sayı:29 . “Yönetim sadece halkın yararı için çalışırsa özgürlüğe kesinlikle zarar vermez. Devlet-toplum veya yöneten-yönetilen ilişkisi bağlamında dile getirdiği. Yönetimin halkın yararına çalışma ilkesi bir yana Rousseau.10 Z. akla ve bilime dayanan kanun koyucunun da kanunları kaleme almadan önce halk için uygun olup olmadığının kapsamlı bir şekilde araştırılması gerektiğini belirtmektedir (1997:56-59). Düşünüre göre “halka halkın diliyle” değil de kendi dilleriyle iletişim kuran „bilge kişiler‟ amaçlarına ulaşamayacaktır. “yönetim çarkıyla” ve “yöneticilerin bozuk diliyle” sahte bir hal alacağı görüşünü savunmaktadır (2009b:699). 2008:43). halkın nasıl mutlu olacağı sorusundan hareketle önce mutlu olmayanların Güz 2009. düşünür bir mimarın yapacağı büyük bir bina için zemin çalışması yapması gibi. Bu düşünce günümüz reklam bilimi/sanatı/sektörü açısından esas tartışma konularından birini özetlemektedir. yönetim açısından da benzer bir yaklaşımla. Düşünür Emile‟de (1762). yönetim yapısının bütün aşamalarıyla halk üzerinde yaptığı etkiler bakımından incelenmediği takdirde.

kamu yararından. genel iradenin ya da oy‟un birey sayısıyla ölçülemeyeceği. 1998: 293 ve 102-103). „genel kanı‟ gibi kavramların çoğunlukla kamuoyu karşılığı ile dilimize tercüme edildiği anlaşılmaktadır (Rousseau. Çünkü bireylerin tartışmalı bir soruna dair ne düşünecekleri. gibi yakın kavramlara da sıklıkla atıf yaptığı görülmektedir. halkın kararlarının daima isabetli olduğu sonucunun çıkarılamayacağını. devletle. Bu açıdan Toplum Sözleşmesi‟ yerine düşünürün aynı adlı eserine belki başka bir başlığı “Kamusal İletişim” olarak düşünmek yanlış olmayacaktır. Buna karşın düşünür. vd. Rousseau‟nun “iç dünyasına yolculuğu”nu anlattığı kabul edilen anı ve roman arasında bir dille kaleme aldığı Yalnız Gezenin Düşleri adlı eserinde de „genel irade‟. onun iletişim kavramına bakış açısını önemli bir şekilde hissettirmektedir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Bu eserinde. Gerçekten de. hız kazanması ve alana dair belirli önemli 12 13 14 Rousseau‟nun diğer eserleri bir yana sadece Toplum Sözleşmesi. Düşünür Toplum Sözleşmesi‟nde (1762)12 yöneten-yönetilen ilişkisi açısından iktidar gücünün „halkın sevgisi‟nden elde edildiğinde en büyük güç olacağını ancak bunun “kararsız ve şarta bağlı” olduğunu vurgulamaktadır (1997:99). Rousseau‟nun siyasal süreçte genel iradenin hiçbir zaman temsil olunamayacağı. Daha o dönemde Rousseau genel iradenin her zaman doğru olduğu ve kamu yararına yöneltildiğini ön görmektedir. Ancak Rousseau‟nun eserleri üzerine içerik analizi ile yapılan bir araştırmaya göre bu kavramı 16 ayrı yerde kullandığı tespit edilmiştir (Noelle-Neumann. nasıl düşünecekleri ve hangi kanaatlere sahip olacakları kararının devredilmesi mümkün değildir. iktidarla ve bu unsurların da birbirleriyle olan iletişimi hakkında önemli analiz ve tespitlerde bulunmuştur. İyi/Kötü Katkılar İletişim alanının bilimsel oluşum sürecine iletişim teknolojilerindeki gelişim öncülük etmiştir (Aziz. Aynı şekilde. 2005:148. Yani iletişimin bilimsel gelişim süreci toplumsal uygulama alanlarının genişlemesi. İletişim Biliminin Rousseau’cu Yorumu: Kaynaklar. bireylerin birleşmesiyle meydana gelen bütünün dikkate alınması gerektiğine dair açıklamaları (1997:36-37) kamuoyu süreci açısından algılanmalıdır13. genel iradeye. İletişim bilimlerinin önemli inceleme konularından biri olan kamuoyu Rousseau‟nun tanıttığı kavramlardan biridir. başkasına devir ya da teslim edilemeyeceğine dair yaklaşımları da (1997:135) bu paralelde değerlendirilmelidir. halkın hiçbir zaman bozulamasa da “aldatılabileceğini” yazmıştır.). 2006:10).İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 11 durumunun incelenmesini önerir (Rousseau. Habermas (1997b:182-200) da kamuoyu kavramının gelişiminde Rousseau‟nun katkıları vurgulamaktadır. Montaigne‟nin 1588‟de yayınlanan Denemeler‟inde kavramın çoğul kullanıldığı bilinmektedir. genel oy. 3. insanın varoluş sürecinden başlayıp toplumla. kamuoyu [l’opinion publique] kavramını ilk defa yazan Rousseau‟dur14. Düşünürün. Eserlerinde. 2008:68-69).

Lowenthal.12 Z. insanlığın şimdiye kadar gördüğü en büyük iki savaşta önemli bir gelişim çizgisi izlediğini ortaya koymaktadır. ABD hükümetinin Birinci Dünya savaşı sırasında. Lazarsfeld. yazarlar. İletişim teknolojilerindeki köklü yeniliklerin olup bitenler hakkındaki zihinsel tasavvuru değiştirebilme gücüne sahip olması. 1998:11). akademisyenler etkin biçimde görev almış ve medya sosyolojisini savaş sürecinde kullanılan kurumlarda öğrenmişlerdir (Mattelart. kitle kültürü gibi „sorunlar‟ın kavramsallaştırılması sonucu ortaya çıkmıştır (Mutlu. Sayı:29 . Coleman gibi bilim adamlarının kitle iletişim araçları ve ikna üzerine yaptığı araştırmalar bu bilimin kök atmaya başladığı dönem olarak gösterilmektedir (Lazar. Klapper. Tarihsel süreç açısından emekleme dönemleri ya da ilk adımlarını atmaya başladığı evreler incelendiğinde iletişim biliminin. Dördüncüsü. Benzer bir yaklaşımla. Mattelart ve Mattelart. Üçüncüsü. 20. iletişim çalışmaları ve araştırmalarına bilimsel yönelim özellikle kitle iletişim araçlarının ve dolayısıyla etkilerinin fark edilmeye başlaması. Berelson. yaşadığımız dün ile bugün arasındaki farklılığın temelinde özellikle televizyon ve buna bağlı teknolojilerin aranması. İletişim alanının iletişim bilimiyle kuşatılması gerektiği görüşünde birleşen özellikle Hovland. Halkla ilişkilerin kurucusu olarak gösterilen Edward Bernays. akademik iş hayatında arz ve talep dengesindeki sorunlu dönüşüm. dergi. „haber savaşını‟ yönetmek kitleleri yönlendirmek. Katz. Damlapınar etkilerin ve en önemlisi belirli sorun ya da problemlerin ortaya çıkması ile olgunlaşmaya başlamıştır. iletişim alanının her türlü entelektüel tartışmacıya açık bir yapısının bulunması. kitle toplumu. halkla ilişkiler ve reklam alanında çalışanlar. İkincisi. sansürle birlikte propaganda amacı taşıyan ve Creel adında bir „gazetecinin‟ başkanlığını yaptığı (bu sebeple Creel Komisyonu diye de anılan) Güz 2009. 1995:21). 2001:385-386. Birinci Dünya Savaşı‟nda gazeteciler. Bu açıdan. Herzog. 2001:22-24). yüzyılın ikinci yarısından itibaren enformasyonun yerini şebekelerin aldığı iletişim çağı başlamış ve böylece “düşüncenin manipülasyonu” kurumsallaşmıştır (Barbier ve Lavenir. 2001:65). iletişim biliminde akademik gelişmelerin hız kazanarak iletişim fakültelerinin yaygınlaşmasını. İletişim araştırmalarında en önemli patlamanın yaşandığı dönem İkinci Dünya Savaşıdır. kitap gibi yayınlarda önemli artış görülmesini Mutlu (1995:15-16) dört temel nedene bağlamaktadır: Birincisi.

Yüksek Öğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi‟nin veri tabanında15 yer alan akademik çalışmalar genel bir gözleme dayalı olarak değerlendirildiğinde. manipülasyon gibi konulara doğru bir yönelim olduğu anlaşılmaktadır. 1988-89:4-5). Çünkü üniversitelerde yapılan iletişim bilim araştırmaları tüketime yönelik büyük şirketlerin çıkarları doğrultusunda üstelik objektiflik kisvesi altında yönlendirilmeye çalışılmıştır (Ergüden. 1984-2007 döneminde yapılan lisans ve lisansüstü düzeydeki tezlerin halkla ilişkiler alanına katsının kantitatif olarak incelendiği bir çalışmada (Okay ve Okay: 2008) söz konusu katkının “ihmal edilebilir” olduğu bulgulanmıştır. Barbier ve Lavenir‟in (2001:388) uygarlık sürecinde önce alfabenin icadı. 2001:51-52).gov. Bu bilinçaltı reklamcılığının uygulanışı daha sonra. Bilinçaltı algılama ve insanların bu yolla yönlendirilmesi ilk kez reklam alanındaki bilimsel yöntemlerin ilerlemesiyle gündeme gelmiştir. çoğu iletişim bilimcinin. Bu durum ülkemizdeki lisansüstü çalışmalara da yansımıştır. toplumsal iletişim/iletişimsizlik sorunları. insanlık için olumsuz sonuçlar doğurabileceği gerekçesiyle yasaklanmıştır (Severin ve Tankard. iletişim ağlarının yaygın kullanımı da bir gün düşün(e)mememize yol açabilir mi? tarzındaki sorusu ve benzerleri daha çok sorulmaya başlamıştır. saniyenin 3000‟de 1‟i kadar bir süre ileti gönderen bir araç sayesinde izleyicilere bilinçaltı algılama uygulanmış. 15 http://tez2. Ancak. sonuçta yapılan araştırmaya göre reklamı yapılan iki ürünün satışlarında yüzde 57.yok. Dolayısıyla. kitle iletişim araçlarında ve diğer iletişim süreçlerinde etik sorunlar. Halkla ilişkilerin ilk adımları burada atılmıştır (Mattelart. Bu süreç aynı zamanda „güdümlü iletişim bilim araştırmaları‟na doğru da bir yönelim olarak görülmüştür. 1994: 111-113). 1957‟de.5 ve yüzde 18. Diğer bir açıdan.1‟lik artışların görüldüğü belirlenmiştir. özellikle iletişimin „yan etkileri‟ ya da „gizli işlevleri‟ üzerinde yoğunlaşması (Chaffe ve Berger 2005:59) anlaşılabilir bir gelişme haline gelmiştir.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 13 Committee on Public Information‟un üyelerinden biridir. ardından matbaa sayesinde basılı araçların kullanılması sonucu insanın zaman. Amerika Birleşik Devletleri‟ndeki bir sinema filminin gösterimi esnasında perdeye her beş saniyede bir. Amerika Birleşik Devletleri‟nde önceleri „iletişim sanatları‟ bölüm ve fakülte adları daha sonra „iletişim bilimleri‟ olarak değiştirilmiştir.tr/ İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . mekân ve dünyayı algılamasının kökten değişmesi gibi. İletişim biliminde ve teknolojilerindeki değişim paralel bir gelişmeye işaret etmiştir.

Yüzyılda Leslie Lipson Uygarlığın Ahlâki Bunalımları [ Manevi Bir Erime mi?. 1993) “Beyin İğfal Şebekesi” (Mattelart. Sayı:29 . 2001) Gerçekliğin inşası (Tuchman. araçlar veya süreçler ZARARLAR YARARLAR Medya ve/ya İletişim Teknolojileri Toplumsallaşma (Aziz. araçları veya süreçlerinde yaşanan ilerlemeler sonucu şimdiye kadar literatürde ulaşılan bilgi birikimi „sembolik‟ olarak Tablo 1‟de değerlendirilmektedir. dördüncü güç Kamu yararı (McQuail.14 Z. Demokrasi (McQuail. özgür. 1974) “İdeolojik Aygıtlar” (Althusser. Tablo 1: İletişim Bilimlerinin Kaynağı Araç veya Süreçlerin Katkı Tipolojisi İletişim Bilimleri: Temel kavramlar. 1997) “Tüketim Toplumu” (Baudrillard. Yoksa İlerleme mi?] başlıklı çalışmasında uygarlığın geldiği noktayı ahlâki durum bağlamında inceleyerek olumlu ve olumsuz katkılar açısından incelemektedir (2003:213). enformasyon toplumu Propaganda ve Rıza üretimi (Herman (McQuail ve Windahl. diğer alanlarda da benzer biçim ve içerikle kendisinden sonra da devam etmiştir. 1980) Bilgilenme. bilinçli alıcı-tüketici Haber Halkla İlişkiler Reklam Bütün bu tartışmalara karşın. 1994) Kamu Gözcüsü.1994) Rokeach 1977) Şiddetin yükselişi (Sanders. Dünyanın bu nüfus büyüklüğü ve yapısıyla aynı kaldığını ancak iletişimin bilim ve uygulama alanlarının geçtiğimiz yüzyılın ortalarındaki gelişmişlik seviyesine döndüğü bir an bile tasavvur edilebilir mi? 16 16 Benzer bir soru ve farklı bir yaklaşım için bkz. 1999) “Global Köy” (McLuhan. 1994) Kamuoyu ve Demokrasi “Zihin Yönlendirenler” (Schiller. iletişim bilimleri ve teknolojilerindeki gelişmeler. 2008) Bilgili. Örneğin 20. İşte bu perspektiften hareketle iletişim bilimleri. 1988) “Beyin Yıkama” (Brown. dünyayı ve içinde bulunduğumuz toplumu yaşanılabilir kılan uygarlığın en önemli birikimlerinden biridir. 1982) Sosyal sistemler (De Fleur ve Ball“Öldüren Eğlence” (Postman. 1998) “İktidar Seçkinleri” (Mills. 1997) “İletişim Yönetiminde Mükemmellik” (Grunig. Damlapınar Rousseau‟nun bilim ve sanatları sorgulama tarzı. 2005) “Yaratıcı strateji” (Drewniany ve Jewler. 1997) ve Chomsky. 1995) “Sahip Olmak” (Fromm. Fromm (1996:27) Güz 2009. 1999) Katılım.

Yani. diğer bilim dallarına en önemli katkısı insanın doğasında bulunan iletişimi bilimsel alana taşıyarak. ancak bilimin yol gösterici bir yapıya kavuşturulmasıyla ulaşılabilir. rehber edinmiş bir düşünür modeli olmasıdır. Feyerabend‟in vurguladığı gibi (1999a:12) bilimsel araştırmalar eğer halkın yaşamını etkiliyorsa. topluma. sektöre. kendine özgü bilimsel kanunları olan fizik. Russell‟in (1997:53) da belirttiği gibi: “Bilim birbirimize zarar verme olanaklarını artırdıkça toplumsal yaşamın sürmesini olanaklı kılan da bu olacaktır”. sorgulayıcı anlayışıyla ve aykırı söylemiyle bilimleri ve sanatları bile günün şartlarında eleştirebilecek cesarette. gerçek bilgiyi. erdemi. ancak aklın eylemlere egemen olması şartıyla. John Locke. araştırmacının iyi bir iletişimci olmasıyla mümkündür. kimi zaman da ortaya çıkan toplumsal sorunların çözümü için olumlu tutum ya da kanaat edindirme çalışmaları. Adam Smith. Voltaire. İletişim bilimlerinin ilgili alanlarda bireye. Benzer çalışmaların değişik açılardan. Arthur Schopenhauer gibi düşünürler bağlamında yürütülmesi alana katkı sağlayacaktır. uygulama süreciyle birlikte gelişen „yan‟. İletişim bilimi ile elde edilen bilgilerin insanı/toplumu belirli amaçlar için manipüle etmek (psikolojik savaş. yönlendirmek vb) için kullanıldığı gibi. Bütün bilim dalları için olduğu gibi iletişim bilimlerinin de kendisiyle ilişkilendirilebilecek her türlü toplumsal ya da doğal sorunu çözmesini beklemek mümkün değildir. Francis Bacon. Özellikle iletişim bilimleri için vazgeçilmez prensiplerden biri olarak değerlendirilmesi gereken „toplumsallaşmada‟ başarıya. René Descares. kimya ya da biyoloji gibi fen bilimleri sayesinde doğaya her koşulda tamamen hâkimiyet sağlayamayacağı gibi iletişim bilimlerinden de bireysel ve toplumsal İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . tıp dünyasından bütün hastalıkları kökten ve tümden ortadan kaldıracak bir katkı beklenemeyeceği. hikmeti. Immanuel Kant. David Hume. Jeremy Bentham. kandırmak. toplumsal organizasyon amaçlı kullanılmıştır. ahlâkı. bilimsel projelerin tartışılması sürecine toplumsal katılım sağlanması bir zorunluluk olarak görülmelidir. „olumsuz‟ ya da „kötü‟ etkileri varsa yine bunları ortadan kaldırabilecek ya da azaltabilecek tek uygarlık ürünü olmasıdır. Bu da. Aziz‟in (2007:185) vurguladığı gibi bilimsel çalışmalarla üretilen bilgilerin yol gösterici ve işe yarar duruma getirilmesi.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 15 Tartışma ve Sonuç: Sorular Rousseau‟nun iletişim bilimlerinde halen kullanmakta olduğumuz kavram ve yaklaşımların temellerini atmasından daha önemli katkısı muhalif duruşuyla.

iletişim biliminin kazanımlarından faydalanmak nasıl mümkün olabilir?  Şimdiye kadar iletişim bilimlerindeki bilgi birikimiyle ortaya çıkan kuramlardan bilim insanları mı. Damlapınar iletişim sorunlarını tamamen çözecek bir katkı beklemek rasyonel bir yaklaşım kabul edilemez. birbirine bağlı şu sorular üzerine yeniden eğilmesine ihtiyaç olduğu değerlendirilmektedir:  İletişim bilimlerinin gelişimi bireysel. kamusal.16 Z. toplumsal sorunlar belirginleştikçe. kurumsal ya da örgütsel iletişim düzeyinin ve kalitesinin yükselmesini. “davranışları ve eylemleri” kalıba sokmak isteyen örgütlü iletişim kaynakları mı yararlanmıştır?  Ülkemizde iletişim bilimi belirli parametreler dâhilinde önemli bir gelişim göstermiştir. İletişim biliminin ve öğretiminin kuramsal ya da uygulama alanına katkısı nasıl artırılabilir?  İletişim bilimimin toplumsallaştırılmasında hangi aşamadayız? Toplumun ve bireyin doğrudan içinde olduğu iletişim bilimleri onlara ne kadar ev sahipliği yapabilmiştir?  İletişim bilimindeki önemli ilerlemelere karşın toplumsal. çatışmalar (kuşak. televizyona bağımlı izleyiciler ve benzeri sorunlar için iletişim bilimleri yeni bir açılım sağlayabilir mi?  İletişim. ilerlemesini sağlamış mıdır?  İletişim bilimi. yöneten-yönetilen vb) neden hala yaşan bir sorun olarak gündemdeki yerini korumaktadır?  „Mektepliler‟in „alaylılar‟la meslektaş olduğu bir kitle iletişim ortamında/sektöründe iletişim bilimleri. Sayı:29 . Bugün yaklaşık devlet ya da vakıf üniversitelerine bağlı lisans eğitimi veren 40 civarında iletişim fakültesi ve lisansüstü eğitim veren birçok enstitü bulunmaktadır. araçları. toplumsal. iletişim bilimleri alanında çalışan bilim insanlarının Rousseau‟cu bir yaklaşımla. sınıf. Yine de. teknolojilerinin olumsuz etkilerini tesirsiz hale getirecek bir iletişim bilimi geliştirilebilir mi? Güz 2009. deontolojik ve etik sorunların artmasına ya da azalmasına katkı sağlamış mıdır?  Kitle iletişim kurumlarının hedef kitleleriyle yaşadığı sorunlarda iletişim bilimleri nasıl bir çözüm sağlayabilir? Okursuz gazeteler. bu sorunların peşinden koşan bir alan olmaktan nasıl çıkarılabilir? İletişim alanında yaşanan sorunlar ortaya çıkmadan.

İstanbul: Boğaziçi Yayınları. Mustafa Hazım (2008) “Rousseau Üzerine Birkaç Söz”. Hazal Deliçaylı ve Ferda Keskin (çev). Behzat Tanç (çev. Aysel (2006) “Dünyada ve Türkiye’de İletişim Araştırmaları”. Aslan. bilimsel reklamcılık bilinçli. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Barbier. Ankara: AÜ BYYO.42-74. İstanbul: Okuyanus Yayın. s.). Chaffe. Aziz. Berger (2005) “İletişim Bilimci Ne Yapar”.323-338. s. 7. içinde. Baudrillard Jean (1997) Tüketim Toplumu. Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi. Ankara: Ütopya Yayınevi.7-14.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 17 kişilerarası iletişim  Okulda.A. Cihan. Aziz. ve Charles R. İstanbul: Say Yayınları. Kültür ve İletişim.). Ekonomi Politik Üzerine Söylev. Necip (1962) Jean-Jacques Rousseau Hayatı Sanatı Eserleri. İstanbul: Paradigma. ailede. Aysel (2007) Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntemleri ve Teknikleri. Bayka.9-31. Kitle İletişim Kuramları. J. Erol Mutlu (der. J. Louis (1994) İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları. İstanbul: Varlık Yayınları.) İstanbul: İletişim Yayınları. ve çev. hayatta insanların sorunlarına iletişim bilimleri katkı sağlayabilmiş midir?  Bilimsel halkla ilişkiler „olumlu‟ tutum ya da kanaatlerin kazanımı. Brown. 9 (1).C (1994) Beyin Yıkama. Aysel (1982) Toplumsallaşma ve Kitlesel İletişim. Kerem Eksen (çev. s. Mustafa (2007) “J. toplumda. Rousseau’nun İnsan Anlayışı: Doğallıktan Kültürleşmeye”. İsmail Yerguz (çev. Ahmet (1999) Felsefe Sözlüğü. Yusuf Alp ve Mahmut Özışık (çev. (38). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Cevizci.). Aziz. s. Siyasal Fragmanlar. Steven H.). JeanJacques. Frédéric ve Catherine Bertho Lavenir (2001) Diderot‟dan İnternete Medya Tarihi. Rousseau. rasyonel tüketim alışkanlığına dönüştürülebilmiş midir?  Başka hangi yeni sorular üretilebilir? Bu soruların bir sonu gelir mi? KAYNAKÇA Althusser. içinde. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım. Yayınları.

18 Z. Habermas. Drewniany. Hazard. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. Feyerabend. Ankara: TÜBİTAK. Forti. Bonnie L. Edward S. Federico Mayor ve Augusto Forti (der. Konya: Atlas Kitabevi. New York: Pantheon Books. Bilim ve İktidar.). Sayı:29 . Paul (1999a) Özgür Bir Toplumda Bilim.). Fromm Erich (1996) Sağlıklı Toplum.1-15 Feyerabend. Emile (2009) Dini Hayatın İlk Şekilleri. Aydın Arıtan (çev. Yurdanur Salman ve Zeynep Tanrısever (çev. Erich (1997) Sahip Olmak ya da Olmak.) Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. Mehmet Küçük (çev. Emile (2006) Toplumsal İşbölümü. Augusto (1997) “Modern Bilimin Doğuşu ve Düşünce Özgürlüğü”. ve A.).tr Güz 2009. Jerome Jewler (2008) Creative Strategy in Advertising. ve Sandra Ball-Rokeach (1977) Theories of Mass Communication.gov. Elif Özsayar (çev. s.). Paul (1994) Batı Düşüncesindeki Büyük Değişme.). http://tez2. 23-37.). Grunig.). İstanbul: Ayrıntı Yayınları. içinde. İstanbul: Ötüken Neşriyat. Damlapınar De Fleur. James E. Orhan (1993) İletişim ve Kitle İletişim Bilimine Giriş İnsanlararası İlişkilerin Sosyolojik Bir Analizi. Ergüden. s. Erol Güngör (çev.yok. İstanbul: Arıtan Yayınevi. Tanıl Bora. Paul (1999b) Yönteme Karşı. Melvin L. Mustafa Tüzel (çev. Durkheim. Fromm. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Boston: Thomson Wadsworth. Jürgen (1997b) Kamusallığın Yapısal Dönüşümü. (2005) Halkla İlişkiler ve İletişim Yönetiminde Mükemmellik. Ahmet Kardam (çev. Ertuğrul Başer (çev. New York: Longman. Akın (1988-89) “İletişimbilimde Niteliksel-Kural Araştırmaları”. Gökçe.). Jürgen (1997a) “İdeoloji” Olarak Teknik ve Bilim. ve Noam Chomsky (1988) Manufacturing Consent The Political Economy of the Mass Media. İstanbul: Rota Yayınları. İstanbul: Payel Yayınları. Herman. Durkheim.). Gazi Üniversitesi BYYO Dergisi.).). İzzet Er (çev. İstanbul: İletişim Yayınları. İstanbul: Cem Yayınevi. Özer Ozankaya (çev. 10. Mithat Sancar (çev. Habermas.

Yüzyılda Yeryüzü Yaşamında ve Medyada Meydana Gelecek Dönüşümler. Işın Gürbüz (çev. Merih Zıllıoğlu (çev.). Ankara: İmge Kitabevi. s. Armand (2001) İletişimin Dünyasallaşması. Denis (1998) Mass Communication Theory An Introduction. 7. Ankara: Vadi Yayınları. Rasih Nuri İleri (çev.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 19 Karagöz.). s. Lipson. Leslie (2003) Uygarlığın Ahlâki Bunalımları. McQuail. Denis (1999) Media Performance Mass Communication and the Public Interest.). İstanbul: Scala Yayıncılık.13-38. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Emel Öztürk (2006) “Bilgi. Mollaer. London: Sage Publications. İstanbul: Alan Yayıncılık. Wright (1974) İktidar Seçkinleri. Halime Yücel (çev. Thomas S.49-66. Jean-Jacques (2002) İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Üzerine Konuşma. [Manevi Bir Erime mi? Yoksa İlerleme mi?]. Konca Yumlu (çev.). Jale Çam Yeşiltaş (çev. Rousseau’nun Felsefesi”. Moles. İstanbul: Say Yayınları. (4). Nilüfer Kuyaş (çev. İstanbul: İletişim Yayınları. Mills. Nuri Bilgin (çev. Fırat (2005) “Modern Bilim ve Kapitalizmin Erken bir Eleştirisi: J. (1995) Bilimsel Devrimlerin Yapısı. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. London: Sage Publications. McQuail.). Armand ve Michèle Mattelart (1998) İletişim Kuramları Tarihi.).). J. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Bilim ve İletişim”. Lazar.). İstanbul: Bilgi Yayınevi.). (2002) “Jean-Jacques Rousseau Hayatı ve Eserleri 1712-1778”. Cengiz Anık (çev. içinde. Mattelart. Bahar Öcal Düzgören (çev. Kuhn. Lecercle. İstanbul: İletişim Yayınları. C.).27-62. s. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Mattelart.). J-L. Mattelart. Kaygı: Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Dergisi. Ünsal Oskay (çev. McLuhan. McQuail. Judith (2001) İletişim Bilimi. Marshall (2001) Global Köy 21. Kilad Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Dergisi. Denis ve Sven Windahl (1997) Kitle İletişim Modelleri. Armand (1995) Beyin İğfal Şebekesi Uluslararası Reklamcılık. Rousseau. Abraham (2001) Belirsizin Bilimleri İnsan Bilimleri için Yeni bir Epistemoloji.

İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Üzerine Konuşma. Damlapınar Nelkin. İstanbul: Şule Yayınları. (5). İstanbul: Say Yayınları. İstanbul: Say Yayınları. Ekonomi Politik Üzerine Söylev. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. İstanbul: Der Yayınları. Rousseau.5-14. Erol (1995) İletişim Sözlüğü. Selçuk İletişim. Jean-Jacques (2002).). Ömer Albayrak (çev. Murat Özkök (çev. Jean Jacques (2005) Yalnız Gezenin Düşleri. Oskay. Sema Postalcıoğlu Banon (çev. İstanbul: Bordo Siyah Klasik Yayınlar. Rasih Nuri İleri (çev. Jean-Jacques (1997) Toplum Anlaşması. Rousseau. Vedat Günyol (çev. Rousseau. içinde. Oskay. İstanbul: Metis Yayınları. Okay. Ünsal (2002) “Önsöz” Rousseau. İsmail Yerguz (çev. Osman Akınhay (çev.).). İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Ester Yanarocak (çev. Güz 2009. Aydemir ve Ayla Okay (2008) “Undergraduate and Graduate Public Relations Education in Turkey: A Quantitative Study of Dissertations Contributions to Public Relations Field (1984-2007). Yüzyıldan Günümüze Kitle İletişiminin Kültürel İşlevleri Kuramsal Bir Yaklaşım. Rousseau. Jean-Jacques (2008) Siyasal Fragmanlar.). Rousseau. Arif Orbay (çev. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Rousseau. Jean-Jacques (2007) Dillerin Kökeni Üstüne Deneme. Ünsal (1993) XIX. Elisabeth (1998) Kamuoyu Suskunluk Sarmalının Keşfi. Z. Jean-Jacques (1991) İtiraflar II. 2. Rasih Nuri İleri (çev. Ankara: Dost Kitabevi. Oskay. Neil (1994) Televizyon: Öldüren Eğlence Gösteri Çağında Kamusal Söylem. Noelle-Neumann.20 Mutlu.). Dorothy (1994) Bilim Nasıl Satılır.). Jean-Jacques (2002) İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Üzerine Konuşma.). Walter J. Ankara: Ark Yayınevi. Murat Çiftkaya (çev. Postman. (1995) Sözlü ve Yazılı Kültür Sözün Teknolojileşmesi. Sayı:29 .).).). Ong. İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları.). s. Ünsal (2001) “Yıkanmak İstemeyen Çocuklar” Olalım. İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları. İstanbul: Say Yayınları.

Bilim Her Şeyi Açıklayabilir mi?. Yaşın. İstanbul: İletişim Yayınları. Bilim.). Z. Savaş Kılıç.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 21 Rousseau. Tankard. (çev. Russell. Beril Akıncı ve Ayda Sabuncuoğlu (2008). Vural. Stanley Jeyeraja (2002) Büyü. Herbert (1993) Zihin Yönlendirenler. Jean-Jacques (2009b) Emile ya da Eğitim Üzerine. Rousseau. 27. Schiller.). Ali Atıf Bir ve Serdar Sever (çev.). Nermin Arık (çev. Barry (1999) Öküz‟ün A‟sı Elektronik Çağda Yazılı Kültürün Çöküşü ve Şiddetin Yükselişi. Wr. Kadir Yerci (çev. Bertrand (1997) Sorgulayan Denemeler. “Bilgi İletişim Teknolojileri ve Ütopyan Bakış Açısı”.). Cevdet Cerit (çev.). Jean-Jacques (2009a) Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev. İstanbul: Sarmal Yayınevi. Selçuk İletişim. İstanbul: Pınar Yayınları. Trigg. Ufuk Can Akın (çev. Şehnaz Tahir (çev. s. Sabahattin Eyüboğlu (çev. s.5-21. 3.137-148. (5). Beril Akıncı ve Uğur Bakır (2007) “Distopyan Perspektiften Bilgi İletişim Teknolojileri ve İnsanlığın Geleceği”. Din ve Akılcılığın Kapsamı. Sanders.).).). Yöntemleri ve Kitle İletişim Araçlarında Kullanımları. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Selçuk İletişim. Williams. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Kibele Sanat Merkezi. Gaye (1980) Making News A Study in the Construction of Reality. ve James W. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi. Werner J. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Severin. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Tambiah. Ankara: TÜBİTAK. Yaşar Avunç (çev. Tuchman.).5-19. Raymond (2006) Anahtar Sözcükler Kültür ve Toplumun Sözvarlığı. Vural. Cem (2006) “İletişim Araştırmalarının Bilgi Bilimsel Temelleri: Bilimsel Bilginin Bilinebilirliği Üzerine”. Roger (1996) Akılcılık ve Bilim. New York: The Free Press. (5). s. Ankara: Dost Kitabevi. 1. (1994) İletişim Kuramları: Kökenleri.

finansal analiz Financial problems of newspaper organizations and a financial analysis practice ABSTRACT Newspaper organizations. Key Words: Newspaper organizations. a financial analysis is carried out which is aimed at the determination of the fund problem of the newspaper organizations. Türkiye’de sektörü büyük ölçüde kontrol eden iki basın işletmesinin finansal tabloları yüzde yöntemi ile analiz ve rasyo analizi tekniklerinden yararlanılarak analiz edilmektedir. maliyet yapısı. financial problems. 7(2). sources of revenue and market structure in which these organizations are involved. For this reason. finansman. financial analysis  Araştırma Görevlisi Doktor. The financial statements of the two major newspaper organizations in Turkey which controls the media sector on a large scale are analyzed by using the vertical analysis and ratio analysis. gelir kaynakları ve bu işletmelerin içinde bulunduğu piyasa yapısı gibi konular ele alınarak. Ü. require financial funds in order to function by gathering production factors and maintain the production at a certain profitable level. like every organization.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. In the research part. Bu yüzden çalışmada basın işletmelerinin kendine özgü özellikleri. The need of organizations for financial funds is affected by many factors ssuch as the size of organization. finansal sorunlar. the financial fund needs of these organizations and how they provide them are considered by examing the subjects such as the characteristics peculiar to newspaper organizations. İletişim Fakültesi İletişim 2003/18 . G. işletme büyüklüğü. 237- BASIN İŞLETMELERİNİN FİNANSMAN SORUNLARI VE BİR FİNANSAL ANALİZ UYGULAMASI Dilek GÜRKAN ÖZET Basın işletmelerinin her işletme gibi üretim faktörlerini bir araya getirerek faaliyette bulunabilmeleri ve üretimlerini belli bir karlılık düzeyinde istikrarlı biçimde sürdürebilmeleri için finansal kaynaklara ihtiyaçları vardır. Araştırma kısmında ise Türk basın işletmelerinde kaynak sorununun belirlenmesine yönelik bir finansal analiz çalışması yapılmaktadır. İşletmelerin kaynak ihtiyacı. üretim konusu. Anahtar Kelimeler: Basın işletmeleri. endüstri koşulları gibi pek çok faktörden etkilenmektedir. the production subject and industrial organizations. cost structure. finance. bu işletmelerin finansal kaynak ihtiyaçları ve bu ihtiyaçlarını nasıl karşıladıkları incelenmektedir.

bu da finansmanın konusunu oluşturur. Bu yüzden çalışmada. kamuoyu oluşturma. işletme büyüklüğü. yönlendirme. A. gerekse faaliyetlerini sürdürebilmesi için parasal kaynaklara ihtiyaç duyulmaktadır. yatırım için gerekli fonu bulması ve bu fonları etkin bir şekilde kullanması gerekmektedir ki. Basın işletmeleri genellikle diğer endüstri Güz 2009. Haber verme. girdi fiyatlarındaki artışlar. gazete üreten yazılı basın işletmeleri olup. maliyet yapısı. Bunun sağlanabilmesi için işletmelerin. BASIN İŞLETMELERİNDE FİNANSMAN Basın işletmeleri. eğitme ve eğlendirme gibi toplumsal işlevleri yerine getiren. Finansman. üretken yatırımlara yönelerek girişimlerinin sonucunu almak ve işletmelerinin sürekliliğini sağlamayı amaçlamaktadır. bu işlevleri yerine getirirken tüm ekonomik birimler gibi. 2002: 21). küçük veya büyük tüm işletmeler için daha fazla öneme sahip olmaktadır. üretim faktörlerini bir araya getirerek ürününü meydana getiren basın işletmeleri için de finansman hayati bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. çalışmada Türkiye’de gazete üreten basın işletmelerinin kaynak ihtiyaçları ve bu ihtiyaçlarını nasıl karşıladıkları incelenmektedir. teknolojik yenilenmeyi gerektiren pahalı yatırımlar. Ticari bir işletme olarak ele alındığında. pazarlama ve dağıtım aşamasında yaşanan zorluklar gibi nedenlerle bazı finansal sorunlarla karşılaşmaktadır. globalleşme ve artan rekabete paralel olarak finansman.24 Giriş D. planlamak. Gelişen teknoloji. bilgi ve haber üretirken aynı zamanda sınai bir üretimin oluşmasını sağlayan. 2004:1). yarı kamusal mal ve hizmet üreten birer işletme konumundadırlar(Dai ve Kara. gelir kaynakları ve bu işletmelerin içinde bulunduğu piyasa yapısı gibi konular göz önüne alınarak. Gürkan İşletmelerin gerek kurulabilmesi. Sayı:29 . uygulamak ve uygun bir kontrol mekanizması oluşturarak denetlemektir(Ergül. endüstri koşulları gibi pek çok faktörden etkilenmektedir. üretim konusu. uygun finansman politikalarını belirlemek. kar amacı güden ve yüksek teknolojiyi hedefleyen basın işletmeleri. İşletmelerin kaynak ihtiyacı. Günümüzde her işletmede kaynakların tahsisi ve dağıtımı ile ilgili bir takım finansal sorunlar ortaya çıkabilmektedir. basın işletmelerinin kendine özgü özellikleri. bu işletmelerin finansman sorunlarının tespit edilmesi amaçlanmaktadır. stratejileri saptamak. Bu çalışmada konu edilen basın işletmeleri. Ülke ekonomisinde faaliyette bulunan işletmeler.

Kullanılan yoğun teknoloji ve nitelikli emek nedeniyle güçlü bir sermaye yapısı gereksinimi ortaya çıkmaktadır. üretim sürecinin uzman bir emek ve yoğun bir sermaye gerektirmesi. vasıflı bir emeğe ihtiyaç duyulmaktadır.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 25 işletmeleri ile aynı piyasa koşullarında faaliyet gösterirler. ürettiği ürüne asıl değerini ve önemini kazandıran makale. Basın işletmesi için fiyatlandırma. basın sektörüne diğer sektörlerden ayrı bir özellik kazandırmaktadır. rekabet derecesi. Dolayısıyla basın işletmelerinin yapısına uygun olan kitle üretimi sermaye yoğun üretim teknolojisi ve otomasyon gibi gelişmiş üretim sistemleri kullanarak birbirinin aynı olan ürünler üretmek biçiminde gerçekleşmektedir (Atılgan. Gazetelerin okuyucuya ve reklamverene ayrı ayrı satışa çıkarılması fiyat politikalarının da basın işletmeleri için farklı işlemesine neden olmaktadır. pazar payı gibi işletme dışı etkenlere bağlı olunması nedeniyle karmaşık bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır (Özkan. Basın işletmelerinin ürettiği ürünün diğer bir özelliği ise. işletmenin kendi maliyet yapısından çok ekonominin durumu. basın işletmelerinin finansmanı da dahil olmak üzere tüm işletme fonksiyonlarına yansımaktadır. gazetenin içeriğini oluşturmada eğitimli. dağıtım ve tüketim aşamalarının çok kısa süre içinde gerçekleşmesi gazetenin hemen değerini kaybetmesine neden olmaktadır. karikatür gibi fikir ürünleri olmaktadır. Medyaların tüm ekonomisini bu kısa yaşam süresi koşullandırmaktadır(Desmoulins. fotoğraf. hem karı maksimuma İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . tüm ekonomik birimler gibi hammadde. Gazetenin dayanıksız bir ürün olması ve stok edilememesi. emek. Dolayısıyla. gazetenin okuyucu ve reklamveren olmak üzere iki ayrı pazara sunulmasıdır. Basın işletmeleri genellikle kitle üretimi yapan işletmeler olup. Basın işletmelerinin üretiminde. Gazeteyi en kısa ömürlü ürün olarak tanımlamak mümkündür. tek bir ürünün iki farklı mal ve hizmet piyasasına sunulması gibi pek çok özellik basın işletmelerini diğer endüstri işletmelerinden ayırmaktadır. 1989: 99). Temel işlevini okuyucu için gerçekleştirmesine rağmen işletmeye sağladığı gelir açısından reklamverenler okuyuculardan daha önemli bir konumda bulunmaktadır. Düşünce üreten ve kamu hizmeti gören ekonomik bir birim olarak basın işletmeleri. Üretilen ürünün ayırt edici özellikleri. Gazete fiyatlama stratejisi. 1993:20). 1999: 93). Haberin üretim. Ancak bu endüstrinin ürünlerinin kendine özgü yanı. Basın işletmelerinin finansmanında ürettiği ürününün(gazete) bazı özellikleri son derece belirleyici olabilmektedir. haber. bu üretimin özelliği üretimin devamlı olması ve aynı üründen çok miktarda üretilmesidir. teknoloji ve sermayeyi bir araya getirerek faaliyet göstermektedir.

26

D. Gürkan

çıkarma ya da maksimum satış hacmine ulaşma, hem de pazar payını maksimize etmelidir (Fink, 1988: 199). Günlük gazetelerin satış fiyatı genellikle birim maliyetinden daha düşük düzeyde tespit edilir. Gazetenin maliyet fiyatı ile satış fiyatı arasındaki bu dengesiz yapı gazetelerin sadece satış gelirleriyle yaşamalarını imkansız hale getirmektedir (Atılgan, 1993:234). Temelde fikri ürün olan gazete, ekonomik ürün olarak değer kazanmakta ve fikri olandan çok ekonomik olana yönelerek, zihinsel bir dönüşüme zemin hazırlamaktadır. Okuyucudan çok reklamverenin sözcülüğünü yapan gazete böylece kendi ekonomik geleceğini güvence altına almaktadır (Topçuoğlu, 1996: 219). Basın sektöründe üretilen ürün büyük altyapı yatırımları ve pahalı teknolojiyi gerektirmekte, dolayısıyla yüksek başlangıç maliyetleri söz konusu olmaktadır. Basılan kopya sayısı değişse de, basın işletmesi aynı sayıda fikir işçisini çalıştırmakta, gazetenin haber ve reklam içeriğini oluşturmakta ve gazeteyi baskıya hazır hale getirmektedir. Gazetelerin maliyetleri finansal kaynak ihtiyacında etken olmaktadır. Bu yüzden basın işletmelerinin finansal özelliklerini belirlerken basın işletmelerinin maliyet yapısı dikkate alınmalıdır. Gazetelerin maliyetleri genel olarak; hammaddelerin toplanması (bilgi, haber), bunların hazırlanması, yayınlanması ve dağıtılması aşamalarını kapsayan bir süreç sonunda belirlenir(Söylemez, 1998:46). Bu süreçte, gazetelerin oldukça yüksek “ilk kopya” maliyetleri ile karşı karşıya kalınır. Basın işletmesinin maliyetlerini entelektüel üretim maliyetleri, mal olarak gazetenin üretim maliyetleri, dağıtım ve satış çabaları maliyetleri olarak gruplandırmak mümkündür. Gazetenin tasarlanması ve idaresini sağlayan yazıişleri giderleri ve yönetim giderleri entelektüel üretim giderleri olarak ele alınmaktadır. Yazıişleri tarafından üretilen hizmetin maddi bir ürün olarak gazeteye dönüştürülmesi için bina, makine, donanım, hammadde, teknoloji ve insan gücüne ihtiyaç duyulmakta, bunlar da üretim maliyetlerini oluşturmaktadır. Diğer yandan gazetenin dağıtımından kaynaklanan maliyetler ve gazete satışını artırma amaçlı reklam ve promosyon giderleri de diğer maliyet unsurları olarak karşımıza çıkmaktadır (Gürkan, 2003:31). Basın işletmelerinin ana girdisini oluşturan kağıdın da gazetenin maliyeti açısından önemli bir yeri bulunmaktadır. Türkiye’de bir gazete yaklaşık maliyet harcamalarının %20 kadarını kağıda ayırmaktadır(Dai,2008: 273). Ülkemizde uzun

Güz 2009, Sayı:29

Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması

27

yıllar gazete kağıdı yalnız, basın işletmelerinin kağıt ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulmuş olan SEKA tarafından üretilmiştir. Günümüzde basın işletmeleri kağıt ihtiyaçlarını büyük ölçüde ithal etmektedir. Basın işletmelerinin ürettiği gazetenin dayanıksız ürün olma özelliğinden dolayı, okuyucusuna kısa sürede ulaşma gerekliliği, bu işletmelerin dağıtım organizasyonunu da önemli hale getirmektedir. Dağıtım bir gazetenin ortaya çıkış sürecinde son derece hassas ve karmaşık bir aşamayı teşkil etmekte; hızlılık, düzenlilik, yararlılık ve yayının toplu halde sevk ve idaresinin (elde kalanlar için iade dahil) son derece katı zorunlulukları ve gayet sıkı kontrol edilen maliyet koşullarındaki her türlü unsuru bağdaştırmak zorundadır (Fillion, 1992: 277). Dağıtım kanallarını doğru belirleyemeyen ve düzgün çalıştıramayan bir işletme, tüketiciye zamanında ulaşamayacağı için rekabet avantajı elde etmesi güç olacaktır (Sayılgan, 2004:66). Sağlam bir alt yapılanmaya sahip dağıtım, aynı zamanda üretim planlamasına da katkı sağlayacaktır. Çünkü dağıtım neticesinde aynı zamanda iade oranı ve beraberinde dağıtım ile ilgili masraflar da netlik kazanacaktır (Dündar, 2006:76). Basın sektörü kitlesel piyasaya yönelik bir dağıtım stratejisi gerektirdiği için bir dağıtım organizasyonu kurmak zorundadır. Ancak böyle bir organizasyonun maliyeti çok yüksektir. Bu nedenle basın sektöründeki işletmeler birlikler oluşturarak maliyetleri ortak bölüşmeyi ve en az maliyetle bu iş içinden çıkmak istemektedir (Sayılgan, 2005: 76). Dağıtım şirketlerinin gazete dağıtımlarında bıraktıkları kar marjı, birim gazetede yüzde 12,5’tur. Karın yüzde 5,5’u tali bayiye, yüzde 7 civarı başbayiye bırakılır (Dursun, 1999: 213). Maliyetleri üzerinde durulan basın işletmelerinin başlıca gelir kaynaklarını ise, ticari gelirler ve devletin basına sağladığı yardımlar olarak ele almak mümkündür. Ticari gelirler genel olarak gazete satışlarından elde edilen gelir ve ilan-reklam gelirlerinden oluşmaktadır. Bunların dışında çok büyük bir gelir kaynağı olmamakla birlikte basın işletmelerinin baskı makinelerinin kiraya verilerek atıl kapasitenin değerlendirilmesi ve hurda kağıt ve iade gazetelerin satışından elde edilen gelirler gibi diğer ticari gelirler de söz konusudur. Devletin basına sağladığı yardımlar ve kolaylıkları ise, sübvansiyonlar, resmi ilan ve reklam yardımı, yatırım teşvikleri ve diğer kolaylıklar şeklinde sıralayabiliriz. “Birçok sayıda teşvik verme yöntemi bulunmaktadır. En çok rastlanılan kaynak kullanımını destekleme primi ve fon kaynaklı kredilerdir. Kaynak kullanımını destekleme primi hibe şeklindedir ve geri ödemesi yoktur. Fon kaynaklı

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

28

D. Gürkan

krediler ise düşük faizlerle verilmektedir. 1985’ten itibaren fon kaynaklı kredilerin teşvik yöntemleri arasında ağırlıklı olarak kullanıldığı görülmektedir. Ayrıca vergi muafiyetleri, vergi indirimleri, gümrük muafiyetleri, ulaştırma-haberleşme tarifeleri, kağıt tahsisleri-tarifeleri, KDV indirimi, Talih Oyunları Yönetmeliği’nde yapılan istisnalar, Taksitli Satışlar Yönetmeliği’ndeki istisnalar da diğer teşvik yöntemleridir”(Sayılgan, 2004b: 35). Basın işletmeleri, tarihsel süreç içinde önemli gelişmeler göstererek büyük birer sınai kuruluş haline gelmişlerdir. Günümüz koşullarında sektördeki yoğun rekabet, ileri ve pahalı teknolojinin kullanımı nedeniyle artan maliyetler, en önemli hammaddesi olan kağıdın temininde ithalata olan bağımlılık, dönem dönem yaşanan ekonomik bunalımlar, bu işletmelerin ayakta kalma mücadelesinde güçlü bir finansal yapıya sahip olmalarını gerekli kılmıştır (Dai, 2008: 1). Basın sektöründe yoğun teknoloji kullanımın zorunluluğu ve bunun yüksek maliyetlerle gerçekleştirilebilmesi, başlangıç maliyetlerinin yüksek olması, ölçek ekonomisinden yararlanılması ve şirketler arası birleşmeler piyasa yapısını belirlemektedir. Türkiye’de basın sektöründe bugün karşı karşıya bulunduğumuz durum oligopolleşmenin varlığını göstermektedir. Basın sektörünü oluşturan oligopolist piyasalarda firmalar genellikle varlıklarını sürdürmek, karlarını artırmak ve piyasaya girecek olan potansiyel rakiplerini engellemek gibi amaçlara sahiptirler (Sayılgan, 2005:71). Ancak günümüzde oligopol şartları içinde çalışan firmaların sayılarının azalarak hacimlerinin çok büyümesi, açık bir tekelleşme eğilimi olarak kabul edilmektedir (Görgülü, 1991: 11). Basın sektöründe piyasaya giriş engellerinin yüksek oluşu, yatırımların sermaye yoğun olması, ölçek ekonomilerinin etkileri ve basın işletmeleri arasında yaşanan yatay ve dikey birleşmeler sektörün içinde bulunduğu yapıyı desteklemektedir. Günümüz basın işletmeleri baskı makinelerinin atıl kalmaması adına birden fazla gazete ve dergi yayınlamakta, spor, magazin, otomotiv gibi farklı alanlarda ekler çıkartmaktadır. Bu durum ölçek ekonomilerinden yararlanan büyük işletmelere avantaj sağlarken, piyasaya girmek isteyenlere de bir engel oluşturmaktadır. Yine gazetelerin gerek basım gerekse dağıtım aşamasının yüksek sabit maliyetle gerçekleşmesi sektörde dikey birleşmelere zemin hazırlamaktadır. Bu da dikey birleşmeye giden işletmelere üretim ve dağıtım süreçlerinde rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. Basın işletmeleri en az maliyetle en fazla kar dengesini kurabildikleri ölçüde başarı sağlarlar. Basın işletmelerinin finansal yapısı ve gücü rekabet avantajı

Güz 2009, Sayı:29

Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması

29

yaratacak birçok temel kriter için kaynak oluşturur. Finansal güç, işletmenin varlıkları, likiditesi, borçları, borçlarını ödeyebilme gücü, toplam borçlarının sermayesine oranı gibi daha da çoğaltılabilecek pek çok kriterin genel bir sonucunu ifade etmektedir (Sayılgan, 2004a: 66). İşletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmeleri ve gelişebilmeleri finansal durumlarına bağlı olup, bunu gerçekleştirmek için ise, fon sağlama ve bu fonları etkili ve verimli bir biçimde kullanım çabası göstermeleri gerekmektedir. Bu çabalar finansal yönetimin görevidir. İşletmelerde finansal yönetim iki temel sorunla karşılaşmaktadır: İlki; işletme hangi varlıklara ve ne kadar yatırım yapmalıdır? İkincisi ise yatırım için gerekli fonlar hangi kaynaklardan sağlanmalıdır? Bu sorulara yanıt ararken finansal yönetim firmanın pazar değerini maksimum kılacak yatırım ve finansman kararları almaya çalışır(Berk, 1995: 8). Yatırım kararları ve finansman kararları ise, işletmenin finansal amaçları ışığında belirlenir. Yatırım kararları hangi iktisadi varlığa ve ne tutarda yatırım yapılacağı ile ilgilenirken, finansman kararları bu varlık toplamı ve bileşimini elde etmek için gerekli fonların hangi kaynaklardan ve hangi süreyle sağlanacağını belirlemeye yönelik kararları içermektedir. Finansmanı; bir işletmenin kurulabilmesi, işletilebilmesi ve geliştirilebilmesi için fon ihtiyacının karşılanması olarak tanımlamak mümkündür. İşletmelerin varlığını, hemen paraya çevrilebilir ya da çevrilemez olma özelliğiyle dönen ve duran varlıklar oluşturmaktadır. İşletmenin faaliyet sürecinde paraya çevrilmeyen, işletmenin üretim gücünü ve büyüklüğünü de bir anlamda belirleyen duran varlıklar sabit sermaye olarak da adlandırılmakta olup, arazi, bina, makine gibi maddi sabit varlıkları, marka, patent hakkı gibi maddi olmayan varlıkları, iştirakleri, uzun süreli alacakları ve fonları kapsamaktadır. Dönen varlıklar ya da diğer bir deyişle işletme sermayesi ise, nakit veya işletmenin faaliyeti sırasında bir yıl içinde paraya çevrilebilir ve kullanılabilir varlıkları ifade etmektedir. Basın işletmelerinde yoğun teknoloji kullanımı sabit varlıklara yatırılan sermaye miktarını etkilediğinden, sabit varlıklara yatırılan sermayenin fazlalığı fonların atıl kalmasına neden olabilmektedir. Bu yüzden basın işletmelerinin sermaye miktarının tespiti önem kazanmaktadır. İşletmelerin finansal yapısı sahip oldukları sermaye miktarı ve sermayenin oluşma biçimini ifade etmekte olup, sermaye kaynağına göre öz sermaye ve dış kaynak sermayesi (borçlar) olarak gruplandırılır. İşletme, sahip ve ortaklarından (esas sermaye kaynakları), kendi (öz) kaynaklarından (oto finansman) ve üçüncü

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

Gürkan olarak da. yüksek kar ve düşük maliyetle rekabet olanaklarını geliştirme arayışına girmektedir (Baytar. örgütsel değişiklikler. bu işletmelerin finansal durumunu gösteren finansal tablolar yer almaktadır. Bugünün dünya düzenini yönlendirdiği öngörülen kapitalist sistemin kurallarının geçerli olduğu bir ortamda. genellikle üretimlerini liberal piyasa mekanizmasının ilke ve kurallarına bağlı olarak yapmaktadır. 2006:6). 2002:52). dağıtım ve tüketim süreçlerine ilişkin karar ve stratejiler geliştiren işletme yönetimi. işletmenin varlıkları ve bunların hangi kaynaklardan sağlandığını. maliyet bakımından ucuz. Bu çalışmada da basın işletmelerinin finansal durumu onların dönemsel finansal raporlarının analiziyle açıklanmaya çalışılmaktadır. B. bu işletmelerin dönemsel finansal raporlarını incelemek yoluyla mümkün olmaktadır. Kar ve risk dengesini optimal düzeyde tutmak için teknolojik olanaklar ölçüsünde. Basın işletmelerinde hızlı ve kaliteli yayınlar yapabilmek için yeni iletişim teknolojilerinden yararlanmak ve önemli ölçüde büyük sermayenin finans gücüyle karşılanabilen pahalı teknoloji yatırımlarına mali kaynak sağlarken işletmenin ihtiyacı olan öz ve yabancı kaynak dengesini en uygun koşullarda oluşturmak gerekir (Dai. geri ödeme koşulları bakımından kolay.2008:1). Dönemsel finansal raporlar. Bu tablolardan. Günümüzde medya alanında çalışan işletmeler.30 D. dış kaynaklardan (üçüncü şahıslardan) para sağlar. Sayı:29 . işletme dışı çevrelerin işletme hakkında finansal bilgi almasını sağlayan temel bir araç niteliği taşımaktadır. Her faaliyet dönemi sonrası işletmelerin yayınladığı faaliyet raporlarında. yazılı basın işletmeleri de dahil olmak üzere bütün ekonomik ünitelerin finans gücü olmaksızın hayatlarını devam ettirmeleri mümkün değildir(Güneri Fırlar ve Dündar. mevcut rekabete dayanmak ve işletmenin amaçlarına ulaşmak için işletmenin olanaklarına bağlı olarak değişik yatırım ve finansal kararlar alarak kimi risklere girebilmektedir. miktar bakımından bol. 1992:323-4). belli bir dönemde elde ettiği gelirleri ve katlandığı maliyet ve giderleri görmek mümkün olmaktadır. İşletme yönetimi. nihayet güvence bakımından en az masrafla para sağlanabiliyorsa. verimlilik. BASIN İŞLETMELERİNİN FİNANSAL YAPISININ ANALİZİ: İşletmelerin finansal durumunu görebilmek. Güz 2009. işletmenin mali (finansal) gücünün yerinde olduğu söylenebilir (Atılgan. üretim. Eğer bu üç kaynaktan.

yani finansal durumlarını mevcut şartlar altında incelemek. ile Doğan Gazetecilik A. söz konusu işletmelerin iç ve dış kaynaklardan sağladığı fonları kullanma alanlarına göre değerlendirmek. Bu amaca ulaşmak için bilanço ve gelir tablolarından yararlanılmaktadır. seçilen basın işletmelerinin finansal tabloları aracılığıyla. bu ilişkilerin ölçülmesini ve yorumlanmasını yapmak yoluyla gerçekleşmektedir. 2005: 67). bu basın işletmelerinin finansal yapısı incelenmektedir. finansal tablolarda yer alan çeşitli kalemler arasında karşılaştırmalar. Böylece dikey analizle “bütün” içerisinde bazı kalemlerin ağırlıkları. Bilanço bir işletmenin belli bir tarihte sahip olduğu varlıklar ile bu varlıkların sağlandığı kaynakları gösterirken (Usta. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Araştırmada Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş. Yapılan araştırma ile. ve Doğan Gazetecilik A. Amaç ve Yöntem Araştırmada Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş. yüzdeler ve rasyolar yoluyla ilişkiler kurmak.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 31 1. 2008 ve 2007 yılına ait bilanço ve gelir tabloları dikey analiz ve rasyo yöntemi ile analiz edilmiştir. rasyo yöntemiyle ise bazı kalemler arasındaki anlamlı ilişki ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.’nin 2009. işletmelere sağlanan fonların kaynaklarına. Araştırmada 2009 ve 2008 yılı finansal tabloları veri olarak alınırken küresel ekonomik krizin basın işletmelerinin gelir ve gider kalemlerinde ve finansmanında olumsuz etkileri olabileceği düşünülmüş. ancak 2007 yılı verilerinin de kullanılması ile krizden önceki durumun tespit edilebileceğine karar verilmiştir. bu kaynakların nasıl kullanıldığına ve hangi varlıkların edinildiğine ilişkin bilgilere ulaşılmaktadır.’nin finansal tablolarının analizi yapılarak.Ş. Gerekli yerlerde finansal tablolara ilişkin açıklayıcı dipnotlardan yararlanılmıştır. 2005:24). gelir tablosu işletmenin belli bir dönemde elde ettiği tüm gelirler ile aynı dönemde katlandığı bütün maliyet ve giderleri ve bunların sonucunda işletmenin elde ettiği dönem net karını veya dönem net zararını kapsamaktadır(Tokaç. Finansal analiz tekniklerinden yararlanarak. Finansal analiz ya da mali analiz olarak adlandırılan analiz yöntemi. bu işletmelerin finansal yapılarının sermaye kaynakları ve bunların aktif varlıklara dağılışı bakımından yeterli olup olmadığını ve faaliyet sonuçlarının verimliliğini saptamak amaçlanmaktadır.Ş.

000 adet olarak açıklanmış. halka açılmış olmaları ve bu nedenle finansal tablolarına ulaşılabilmesi nedeniyle Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.000 632. Araştırma Evreni ve Sınırlılıklar D.000 1.’nin finansal analizinin yapılması uygun görülmüştür. Araştırmada incelenen basın işletmelerinin holding çatısı altında faaliyet gösteren. Ancak Basın İlan Kurumu’nun verilerine göre 2008 yılında Türkiye genelinde gazete tiraj ortalaması 5. araştırmaya konu olan basın işletmelerinin çıkardığı gazeteler toplam satışların %36.Ş.08 milyon YTL.000 227. incelenen işletmelerin aktif büyüklüğüne(varlıklar) ve gelir-gider kalemlerine bakıldığında incelenen basın işletmelerinin sektörü temsil ettiği söylenebilir. ve Doğan Gazetecilik A.000 Reklamcılar Derneği tarafından 2008 yılında gazetelere yapılan reklam yatırımı toplamı ise 952. dolayısıyla sektördeki küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansal yapısını temsil etmemesi bir sınırlılık olarak görülebilir.000 207.7’sini oluşturmuştur.Ş. Tablo 1. olarak açıklanmış.065. 2008 yılı verilerine göre araştırmaya konu olan basın işletmeleri toplam gazete reklam gelirlerinin yaklaşık %61’ini elde etmiştir.000 233. Gürkan Bu çalışmada Türkiye’de gerek satış gerekse ilan gelirleri açısından pazarı büyük ölçüde kontrol etmeleri.000 43. Bunun yanı sıra. Sayı:29 .860. ulusal çapta yayın yapan ve yüksek tirajlı gazeteleri çıkartan işletmeler olması. 2008 Yılı Gazete Satışları Net Ortalama Günlük Satış Adetleri Hürriyet Milliyet Posta Radikal Fanatik Vatan TOPLAM 2008 518.32 2. Güz 2009.

00 0.36 100 2007 253. Antalya.Ş.920.000.44 5. Ankara. Trabzon ve Almanya’da olmak üzere 7 merkezde basım tesisi bulunmaktadır.624.900 421. 2008 Yılında Reklam Pastasından Bazı Gazetelerin Aldığı Pay Gazete Hürriyet Sabah Milliyet Posta Zaman Akşam Vatan Cumhuriyet Star Türkiye Yeni Şafak Radikal Reklam Geliri (Milyon TL) 386 158 84 79 50 49 39 14 12 12 10 9 Toplamdan Aldığı Pay(%) 39.21 39. İzmir.00 16.515. 1960 yılında kurulmuş ve Türkiye’de tescil edilmiştir. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Gazetecilik.000 460.50 8. 31 Aralık 2008 tarihi itibariyle hissedarların yapısı Tablo 3’deki gibidir.000. reklam. Tablo 3.79 100 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .00 4.100 167.456. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.1.000 Pay(%) 66.00 5.000 23.Ş. matbaacılık.20 1.20 1.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 33 Tablo 2. ilancılık ve internet yayıncılığı alanlarında faaliyet gösteren şirketin İstanbul.00 5.00 1.50 1.Ş.000 Pay(%) 60.00 8. Bulgular ve Yorum 3.90 3.484.20 28.000 130. Adana. Hürriyet Gazetecilik A. Ortaklık Yapısı Doğan Yayın Doğan Holding Halka arz edilen (diğer) TOPLAM 2008 305.

Doğan Daily News Gazetecilik ve Matbaacılık A. vasıtasıyla. dergiler ve internet siteleri vasıtasıyla sektörel seri ilan yayıncılığı yapmakta olup. Gürkan Şirket 29 Mart 2007 tarihinde Bağlı Ortaklıklarından Hollanda’da yerleşik Hürriyet Invest B. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.Ş. Doğan Ofset Yayıncılık ve Matbaacılık A. Sayı:29 . Hürriyet Zweigniederlassung GmbH.89 100.00 Almanya 100. Trader Media East Limited (TME) şirketinin %67. Doğan Şirketler Grubu Holding A. Trade Media East Limited Ülke Türkiye Türkiye Türkiye Faaliyet Konusu Basım ve İdari Hizmetler Dergi ve Kitap Basım İnternet Yayıncılığı Dağıtım ve Kurye Hizmetleri Gazete Yayıncılığı İnternet Yayıncılığı Yazılım Hizmetleri Gazete Basım Yatırım Yatırım Şirket ya da Bağlı Ortaklıklarının Oy Hakları(%) 99.Ş.41 100.Ş.00 67. TME başta emlak.00 94.Ş. otomotiv ve insan kaynakları olmak üzere.30 Güz 2009.30 hissesini satın almıştır. Hürriyet Invest B.Ş.’nin bünyesinde kurulmuş olan Doğan Yayın Holding A.00 Türkiye Türkiye Türkiye Türkiye 100. Hürriyet’in hisselerini büyük bir bölümü. Bağlı Ortaklıklar Bağlı ortaklıklar Hürriyet Medya Basım Hizmetleri ve Ticaret A.’ye (Doğan Yayın) aittir.V.V.Ş.Ş. Referans Yayın Dağıtım ve Kurye Hizmetleri A. Emlaksimum Elektronik Yayıncılık ve Ticaret A. Tablo 4. çıkardığı günlük ve haftalık gazeteler.Ş. başta Rusya olmak üzere Doğu Avrupa ülkelerinde faaliyette bulunmaktadır. TME Teknoloji Proje Geliştirme ve Yazılım A. Yenibiriş İnsan Kaynakları Hizmetleri Danışmanlık ve Yayıncılık A.00 Hollanda Jersey 100.99 99.34 D.25 98.Ş.

044. Şirket sermayesinin %40’ı İMKB’de dolaşımda bulunmaktadır.8 100 9.884 2008 (Bin TL) 649.394.8 68. aktif yapı içinde dönen varlıkların %31 civarında. TOPLAM PASİF Kısa V.2009 (Bin TL) AKTİF DÖNEN VAR.1.403 2.822.808 591. TME’nin hisselerinin %25.12 30.Ş.380. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.349 2007 (Bin TL) 441.826 1. 3. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.822.09.5 38.199 2.912.1.2 100 18.405 %2009 %2008 %2007 30.2 75. duran varlıkların %68-69 payı olduğu görülmektedir.884 365.00 Şirket Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) kayıtlı olup 1992 yılından itibaren şirketin hisse senetleri İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda (İMKB) işlem görmektedir.788 1. İştirakler İştirakler Doğan Media Yaysat DYG İlan Ülke Almanya Türkiye Türkiye Faaliyet Konusu Yayın ve İlan (Avrupa) Dağıtım Reklam Şirket ya da Bağlı Ortaklıklarının Oy Hakları(%) 44.9 100 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .241 1.94 100 31.044. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Aktif ve Pasifler 30.02’si GDR olarak Londra Borsası’nda işlem görmektedir. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.946 1.Ş.7 42.320 783.4 69.5 46.00 20. Tablo 6.799 955.277 1.830 886.643 1. 2007 yılına göre dönen varlıklarda %7 oranında artış yaşanmıştır.8 100 24.6 43.617 1.Ş.541 794.’nin bilançoları yüzde yöntemiyle analiz edildiğinde 2008 ve 2009 yıllarında.6 100 19.Ş.42 25.331.Ş.’nin Bilanço ve Gelir Tablolarının Dikey Analizi Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Borç Uzun V. Borç ÖZSERMAYE TOPLAM 581.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 35 Tablo 5.912.405 174. DURAN VAR.94 49.038 853.349 374.’nin bağlı ortaklıkları ve iştirakleri Tablo 4 ve Tablo 5’de verilmektedir.

2 2.747 177.331.129 5.643 0 697 4. şirketin nakit ve nakit benzerleri ile ticari alacaklar kalemlerinin dönen varlıklar içinde büyük bir yüzde ile yer aldığı görülmektedir.884 2008 (Bin TL) 649.326 0 186.859 1.1 12.380 12. Gürkan İşletmenin dönen varlıklarının dağılım yüzdeleri incelendiğinde.08 25.788 0 124 6.995 316 21.186 4.3 0.2009 (Bin TL) AKTİF DÖNEN VAR.390 8.3 0.4 100 24.2 0.6 13.939 2.9 28. Şirketin maddi olmayan duran varlıklarının payı da yüksektir.4 2.4 1.4 0.8 0 0.2 0.2 100 Duran varlıkların dağılım yüzdeleri incelendiğinde maddi duran varlıklar dikkat çekmektedir.4 0.2 0. Şerefiye Ertelenmiş vergi varlığı Diğer duran varlıklar TOPLAM 581.01 0.3 30.007 0.2 0. Maddi duran varlıklar arsa.129 6.403 7.0 26.645 3. Ticari alacaklar Diğer alacaklar Finansal yatırımlar Özkaynak yönt. Geçmiş yıla göre nakitin artması.36 D.082 20. %6’sının diğer yatırımlara ait olduğu belirtilmiştir.569 19.5 0. lisans.1 1.2 7.241 333.187 236.7 30.380. Sayı:29 .4 11. Tablo 7.6 69. değerlenen yat.926 16.693 23.637 236.629 515.094 222.1 0 9.977 529.4 0.1 0.0 0. Bunlar.3 0. %16’sı arsa.044.307 6. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.617 137.Ş.874 2.9 9.3 1.4 17. ticari alacakların azalması işletmenin kredili satışlardan alacaklarını zamanında tahsil edebildiğini göstermektedir. Ayrıca örneğin Güz 2009.8 1.980 30.405 %2009 %2008 %2007 30.552 1.912. makine gibi fiziki varlık kalemleri olup.835 558.8 0.9 28. herhangi bir fiziksel varlığı bulunmayan ve işletmenin belli bir şekilde yararlandığı yada yararlanmayı beklediği aktifleştirilen giderler ile belli koşullar altında hukuken himaye gören haklar ve şerefiyelerin işlendiği hesap grubudur (Tokaç.451 52.1 1.813 9.662 227.09.1 100 31.6 68.04 0.6 0 0.01 1.6 75. İmtiyaz.6 0.159 1.349 2007 (Bin TL) 441. Nakit ve nakit benzerleri şirketin eldeki ve banka hesaplarındaki hazır değerleridir.308 2.2 0.822.130 581. ticari marka gibi haklar bu bilanço kalemi içinde yer almaktadır.5 11. işletmenin faaliyet raporunda 1997-2008 yılları arasında yaptığı yatırım harcamalarının(404 milyon ABD doları) %63’ü makine. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Aktifler 30.540 17. Yatırım amaçlı gayrimenkuller Maddi duran varlıklar Maddi olmayan duran var.946 370.004 2. %15’i bina.692 552.576 545.402 1. 2005:256).394. bina. patent.8 18.348 301 4.450 4.182 1.187 46. Nakit ve nakit benzerleri Finansal yatırımlar Ticari alacaklar Diğer alacaklar Stoklar Diğer dönen varlıklar DURAN VAR.3 0.232 26.

4 9.000 77.1 0.199 (2.8 36.2 1.000 77. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.199 (50.808 243.6 6. Aksi durumda işletme likidite sıkıntısına İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .8 0.1 100 Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.9 6.912.9 22.044.8) kısa vadeli borçların pasif içindeki payından(%18.7 30.01 42.578 794.3 100 18.575 41.858) 22.03 (0.4 1.950) 27.024 15.008 0.601 5.8 4. Borç karşılıkları Diğer kısa vadeli borçlar UZUN V.Ş.8 0.038 605.489 783.826 743.054 19.661 13.9 43. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Pasifler 30.03 30. özsermayenin %45 civarı olduğu görülmektedir.210 134.199 (18.BORÇ Finansal borçlar Diğer finansal borçlar Diğer borçlar Kıdem tazminatı karşılığı Ertelenmiş vergi yüküm. işlerini genişletmesi ve karşılığında maddi bir değer elde edilmeyen giderlerinin aktifleştirilmesi bu hesaplarla gösterilmektedir.320 275.160 6.582 1.2 6.1 4.148 16.5 0.884 2008 (Bin TL) 374.6 8.1 1.8 5.822.9 40.2009 (Bin TL) PASİF KISA V.003 49.7 2.02 0.643) 27.000 77.1 0.531 384 886.338 24.9 0.5 33.187 110.5) daha fazla olduğu görülmektedir.405 %2009 %2008 %2007 19.7 2.5 0.9 0.115 159.349 2007 (Bin TL) 174.6 3.057 17.142 2.043 11.930 801 853. Genel standartlar dikkate alındığında öz sermayenin %50’nin üzerinde olması güçlü bir mali yapıyı göstermektedir.2 0.3 11.568 2.126 26.1 12.009 0.092 4. Diğer uzun vadeli borçlar ÖZSERMAYE Ana ortaklığa ait özkaynaklar Ödenmiş sermaye Sermaye düzeltmesi farkları Yabancı para çevrim farkları Kardan ayrılan kısıt.931 120.3 0.310 229. Tablo 8.8 1.592 (38.0 100 9.198 94.199 753.243 421.9 43.745 137.082 21.Ş.8 38.38 1.04 46.7 0.8 0.2 1.6 28.744 0 45.5 3. Bu işletmenin net çalışma sermayesinin yeterli olduğunu göstermektedir.799 438.8 23. Dönen varlıklarla kısa vadeli borçlar karşılaştırıldığında dönen varlıkların aktif içindeki yüzdesinin(%31.850 189 146 10.292 185 13.7 7.864 5.686 45.3 0.094) 133.058 460.830 627.2 0.’nin kullandığı finansal kaynakların izlendiği pasif kalemleri incelendiğinde ise.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 37 işletmenin yeni bir şube açması.757 591.296 552.5 13.717 191.517 179.196 17.541 59.905 1.2 9.9 0.261 7.938 6.732 15.7 0.8 22.2 2.27 0.09.2 1.009 0.3 0 2. Net çalışma sermayesinin pozitif olması işletmenin lehine bir durumdur.3 0.9) 1.9 0.767 12.277 834.1 6.BORÇ Finansal borçlar Diğer finansal borçlar Ticari borçlar Diğer borçlar Dönem karı vergi yük. yedekler Geçmiş yıllar karları Net dönem zarar/karı Azınlık payları TOPLAM 365.440 71 955.7 0.

5 11.9 (52.6 (21.1 35.5) 152.8) 402.0 (15.2009 (MilyonTL) 2008 (MilyonTL) 2007 (Milyon TL) 2007(%) 100 59.8 (28.2 40.1 (54.0) 4. İşletme yabancı kaynaklarla finansmanında daha çok uzun vadeli borçlara yer vermektedir.9) (0.9 (264. ve dağıtım giderleri(-) Genel yönetim giderleri(-) Diğer faaliyet gelirleri Diğer faaliyet giderleri(-) Faaliyet Kârı/Zararı Özkaynak yönt.3 2.5 Satış Gelirleri Satışların Maliyeti(-) Brüt Kar/Zarar Pazarlama.1 2.7) (24.3 11.4 18.9) 132.2 2.4) 32.3) (60) 998.7 (24.9 20.9 10.6 22. Bunun büyük bölümü finansal borçlardan kaynaklanmaktadır.3) 77.1 1.Ş.4 (595. 2009 yılı itibariyle bu oran %64’e kadar çıkmaktadır.4 3. 2009-2008-2007 Yılları Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Gelir Tablosu 2009(%) 2008(%) 30.7 12.6 (118.8 (113.8 3.5 8.1 10.3 (7.0 0.8 0.6) 22. Yıl sonu net kar durumuna bakıldığında işletmenin 2008 ve 2009 yılında zarar ettiği görülmektedir.5 2. Uzun vadeli borçlar içinde de finansal borçlar önemli bir yer almaktadır. Tablo 9.2) (134.9 0.8) 365.38 D.8 0.8 12.4 2. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.6) (109.8 (69.2 22.9 (370.3 103.9) 2.0) 110.6 15.0) 18.8) 14.3 14. Brüt satış karlılığı ise yaklaşık %40’tır.3 İşletmenin gelir tablosuna bakıldığında şirketin maliyetleri net satışların yaklaşık %59’unu oluşturmaktadır. Sayı:29 .8) 208.3 2. Güz 2009.09.9) 8.7 17.1 100 59. 2008 ve 2009 yılında önceki yıla oranla uzun vadeli borçlarda %5 ve %8 azalma olmuştur.3) 897.6 (20.5 100 64.8 7.8) 106. değer. Gürkan düşerek kısa vadeli borçlarını zamanında ödeyememe riskine girer.2 (127.9 9. İşletmenin kısa vadeli borçları 2008-2009 itibariyle %8-9 civarında artmıştır. satış.6 (8.4 0.4 4.0 5.9 1.4 7.7 40.7 26.9 2.6 (531.2 (13.8) (204.5) 131. yatırımların kar/zarardaki paylar Finansal gelirler Finansal giderler(-) Sürdürülen faaliyetler vergi öncesi kar/zarar Dönem vergi gideri(-) Ertelenmiş vergi geliri Net Kâr/Zarar 578.5) (88.

8 2007 594. toplam satış gelirlerinin %66’sından fazlasını reklam gelirlerinin oluşturduğu.8 3.0 21.3 21.7 1.8 2008(%) 66. hammadde maliyetleri toplam maliyetin %46’sını oluşturmaktadır.8 8.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 39 İşletmenin satış gelirleri incelendiğinde.8 7.8 8. cari oran.0 55.4 8.Ş.0 29.0 31.4 897.8 10.0 177. Tablo 10.8 26.6 11.6 1.5 29.3 60. 3.0 1. asit test oranı ve nakit oranı olmaktadır. Satış Gelirleri ve Satış Maliyetleri(Milyon TL) 2008 Satış gelirleri Reklam gelirleri Tiraj gelirleri Diğer gelirler Satışların maliyeti Hammadde maliyetleri Kağıt Baskı ve mürekkep Diğer Personel giderleri Amortisman ve itfa payları Komisyonlar Nakliye.5 107.8 221.0 22.7 12.8 76.’nin Rasyo Analizi Şirketin son üç yıllık mali yapı ve karlılığına ilişkin oranlar Tablo 10’da yer almaktadır.0 4. Personel giderleri de kağıda yakın bir gider kalemi olarak karşımıza çıkmaktadır.4 3.4 595.5 5.5 20.1 176.3 142.1 9. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.0 8.6 244.5 531.Ş.4 109. işletme sermayesinin yeterli olup olmadığını saptayabilmek için kullanılmaktadır (Akgüç.4 100 Satışların maliyetleri incelendiğinde ise.5 42.1. tiraj gelirlerinin ise %11-12 civarında payı olduğu görülmektedir. Bunun %30 gibi önemli bir bölümü ise kağıt maliyetidir.4 274.8 100 46.4 52. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .7 195.8 169.6 24. firmanın kısa süreli borçlarını ödeme gücünü ölçmek.8 11.2 998. Likidite oranları.3 8.8 100 2007(%) 66.2. 1998: 23). seyehat Ajans haber alma giderleri Diğer 667.depolama.5 30. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.3 44.2 12.5 1. İşletmenin likidite durumunu ölçen oranlar.1 100 46.

nakit oranın ise 0.Borç/Pasif Toplamı Kar/Zarar Oranları Net kar/Net satışlar(Satışların karlılığı) Net kar/Özsermaye(Özsermaye karlılığı) Faaliyet Döngü Oranları Stok devir hızı Alacak devir hızı Toplam varlıklar devir hızı 1.40 D.67 0.30 4.V.32 0.11 0. İşletme varlıklarının %18’lik bölümünün kısa vadeli borçlarla finanse edilmesi olumlu bir sonuçtur.38 0.59 1. İşletme için hesaplanan satışların karlılığı ve özsermayenin karlılığı oranları 2007 yılında % 11-12 civarında olup 2008-2009 yılında zarar çıkmıştır. Genel olarak %50’nin üzerine çıkmaması beklenen kaldıraç oranı işletmede %50. Mali yapı oranları. Özsermayenin borçları karşılama oranı beklenenden yüksek çıkmıştır. Cari oranın tamamlayıcısı niteliğindeki asit test oranının 1 olması genelde yeterli sayılmakta.53 2. %56 ve %53 olarak hesaplanmıştır.06) 18. Kar/zarar oranları işletmenin karlılığını ve faaliyetlerinin ne kadar verimli olduğunu ortaya koymaktadır.19 (0. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.53 0. Mali Rasyolar ve Kârlılık 2009 Likidite Oranları Cari oran Asit test oranı Nakit oran Mali Yapı Oranları Borç/Özsermaye K.02) (0.74.13 0.31 0.09 0.74 1.56 3.30 2008 1. 2003: 48).18 (0.59 olarak hesaplanmıştır.48 2007 2.’de 2 olması yeterli görülen cari oran 2007 yılında 2. işletmenin ne ölçüde borçla finanse edildiğini ve borçla finansmanının işletme için ne kadar yararlı olduğunu ölçmeye yarar (Ceylan. işletmenin kısa süreli borçlarını ödeme gücü olduğu ve işletme sermayesinin yeterli olduğu söylenebilir.V.18 0. Gürkan Tablo 11.20’nin altına düşmemesi beklenmektedir. Kaldıraç oranının %50’ye yakın olması işletmenin risksiz finanse edildiğini gösterir.Borç/Toplam Borç Borç/Aktif Toplamı(Kaldıraç oranı) K.00 0.56 0.34 0.40 5.Ş.03 0. 2009 yılında 1.53 0.01) (0.79 1.50 0.12 20. Bu durumda üç oran beraber değerlendirildiğinde.98 1. Sayı:29 .53 iken 2008 yılında 1.27 0. Güz 2009.91 1.49 Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.38 0.02) 25.

Karacan ailesi 20 Temmuz 1979’da gazeteyi Aydın Doğan’a devretmiştir.Ş.Ş.34 50. kurulmuştur.03’ken 2008 yılında 5. Toplam varlıklar devir hızı.Ş. ile birleşmesinin ardından Doğan Gazetecilik A.A. Radikal. İşletmenin alacak devir hızı önceki yıl 4. stokların stoklarda ne kadar kaldığı.Ş.Ş. Bu oranlar. Bağımsız Gazeteciler Yayıncılık A. Bu oran stokların 14 günde bir yenilendiğini göstermektedir. 3. Stok devir hızı stokların bir yıl içinde kaç kez satışlara dönüştüğünü gösterir (Ceylan.’de stok devir hızı 20. 2003: 57).3’e düşmüştür.Ş. Doğan Gazetecilik A. Fanatik gazetelerini çıkaran Simge Yayıncılık ve Dağıtım A. Tablo 12.Ş. 2003 yılı sonunda Milliyet’in Posta.98 99. Doğan Gazetecilik A. reklam ve pazarlama Haber ajansı İnternet hizmetleri Türkiye İnternet yayıncılığı İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .02 66.3’den 25.34 olarak hesaplanmıştır. faaliyetlerinin devamı için kapasitenin yeterli olup olmadığını ifade eder (Ergül. Bağlı Ortaklıklar İştirak ve Bağlı ortaklıklar Kemer Yayıncılık ve Gazetecilik A.’nin temelleri. Milliyet İnternet Hizmetleri ve Ticaret A.4’e yükselmiştir.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 41 Faaliyet döngü oranları işletmelerde kullanılan varlıkların performansını analiz eden oranlardır. işletmenin alacaklarını tahsil edebildiği konusunda iyi bir gösterge olmaktadır.Ş. Milliyet Verlags und Handels GmbH. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Kemer Yayıncılık Pazarlama San. 2009’da yine bir düşüş ortaya çıkmıştır. 2009 yılı 9 aylık verilere göre 0.Ş.00 99. Ancak 2009 yılı dokuz aylık verilerine göre tekrar bir düşüş söz konusu olmaktadır. alacakların kalitesi. üretimde kullanılan varlıkların. gazeteci Ali Naci Karacan tarafından 3 Mayıs 1950 yılında Milliyet gazetesiyle atılmış olup.5 civarında hesaplanmıştır. Ülke Faaliyet Konusu İştirak payı(%) 99.96 17. Bu artış olumlu olarak değerlendirilmektedir.Ş.83 Türkiye Yatırım Türkiye Gazete Yayıncılığı Türkiye İnternet Yayıncılığı Almanya Türkiye Türkiye Türkiye Gazete dağıtım İlan. Alacakların ortalama tahsilat süresi 89 günden 67 güne düşmüştür.99 99. Alacak devir hızındaki artış. İşletmenin toplam varlıklar devir hızı son iki yıl için 0. DYG İlan ve Reklam Hizmetleri A. Milliyet Haber Ajansı (Milha) Birey Seçme ve Değerlendirme Danışmanlık Ltd. işletmenin aktif varlıklarının kaç katı satış yaptığını göstermektedir. Ve Tic. Doğan Gazetecilik A. 2004: 45).Ş.99 50.2.

Dönen varlıklar içinde ticari alacaklar da %22-24 civarındaki oranla dikkat çekmektedir. Genel standartlar dikkate alındığında öz sermayenin %50’nin üzerinde olması güçlü bir mali yapıyı göstermektedir. 3.’nin sermayesinin %40.Ş.Ş. özsermayenin %70 üzerinde olduğu görülmektedir. Doğan Gazetecilik A.Ş. dergi.’nin bağlı ortaklıkları ve iştirakleri Tablo 12 ve Tablo 13’de yer almaktadır. basın yayın alanıyla ilgili reklam işlerinin izlenmesi ve gazete.’nin temel faaliyet alanı.Ş.8 duran varlıkların %68.42 D. Tablo 13.86 0.2 olduğu görülmektedir. 2009 yılında da nakit sıkıntısı artarak devam etmiştir. yani işletmenin para mevcudunda önemli bir azalma izlenmektedir.84 oranında paya sahip Kemer Yayıncılık ve Gazetecilik A.303.00 Doğan Gazetecilik A. Sayı:29 . Önceki yıla göre dönen varlıkların yüzdelerinde %36’lık düşüş yaşanmıştır.Ş. Doğan Gazetecilik A. Gelir tablosunda ise zarar edildiği izlenmektedir.62 28. Vatan gazetesinin isim ve imtiyaz hakkına sahip Bağımsız Gazeteciler Yayıncılık A.628 105. aylık ve periyodik olarak yayımlanan dergilerin hazırlanması. Duran varlıkların yüzdeleri incelendiğinde maddi olmayan duran varlıklarda %22 ve şerefiye değerlerinde %13 oranlarında artışlar görülmektedir.000 İştirak Payı (%) 70.147.Ş.1.’nin bilançoları yüzde yöntemiyle analiz edildiğinde aktif yapı içinde 2008 yılında dönen varlıkların %31. Doğan Gazetecilik A.Ş. Halka Arz Diğer Toplam Sermaye (YTL) 74. Bu değişim şirketin kasa ve kasa benzerleri kaleminde de kendini göstermekte.16’sını ve Bağımsız Gazeteciler’in sermayesinde %59.’nin kullandığı finansal kaynakların izlendiği pasif kalemleri incelendiğinde ise. günlük gazetelerle.2. Doğan Gazetecilik A.52 100.’nin sermayesini temsil eden paylarının tamamını satın almıştır. Ortaklık ve Sermaye Yapısı Ortağın Adı Soyadı ve Ünvanı Doğan Yayın Holding A.Ş.’nin Bilanço ve Gelir Tablolarının Dikey Analizi Doğan Gazetecilik A. Güz 2009.629 548. Bu durum firmanın yeni iktisadi varlıklar elde etmesinin ya da zarar etmesinin sonucu olabilir.000. kitap gibi yayınların dağıtım ve satış işleridir. Gürkan Grup.Ş.743 30. haftalık.

2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Aktif ve Pasifler 2009(BinTL) (30.7 100 26. İşletme yabancı kaynaklarla finansmanında daha çok kısa vadeli borçlara yer vermektedir.0 2.8 68. Bu işletmenin net çalışma sermayesinin yeterli olduğunu göstermektedir.09. DURAN VAR.5 1.Ş.026 3.494 235.2 1.6 72. Şirketin kısa vadeli borçları 2008 yılında önceki yıla göre %13’lük bir artış göstermiştir.521 84.796 96.389 7.2009) AKTİF DÖNEN VAR. Doğan Gazetecilik A.293 241.568 34.113 327.3 71. TOPLAM PASİF KISA V.521 2007(Bin TL) 182.6 100 12.432 327.772 279. Kısa vadeli borçlar içinde en büyük değeri 2008 yılında %21. Pasif kalemleri içinde uzun vadeli borçların oranı %2’nin altındadır.844 279. Yani işletmenin hazır değerlerindeki azalmaya rağmen kısa vadeli borçları ödeme gücü olduğu düşünülebilir.088 225.433 330.568 %2009 %2008 %2007 31.7 100 31.BORÇ UZUN V.9 100 65.564 225.3 86.996 2008(Bin TL) 105.044 330. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .184 5.5 100 Dönen varlıklarla kısa vadeli borçlar karşılaştırıldığında dönen varlıkların aktif içindeki yüzdesinin kısa vadeli borçların pasif içindeki payından daha fazla olduğu görülmektedir.996 85.698 241.3 68.2 100 25.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 43 Tablo 14. 2009 yılı 9 aylık verilere göre bu oran %11’e düşmüştür.BORÇ ÖZSERMAYE TOPLAM 102.4 34.3 ile ticari borçlar almaktadır.

996 105.9 34.02 1.Ş.644 10.0 100 2008 (Bin TL) 2007 %2009 %2008 %2007 (Bin TL) Güz 2009. Sayı:29 .09.088 16.4 2.7 0.379 11. Diğer alacaklar Finansal yatırımlar Yatırım amaçlı gayrimenkuller Maddi duran varlıklar Maddi olmayan duran var.02 1.6 22.2 0.4 9.5 68.568 31.782 98 5.2 11.05 0.7 34.572 775 225.907 4.02 0.014 7.7 3.432 65 70 3.2 1. DURAN VAR.0 9.733 113.979 113.429 2.627 71.2 0.564 3.6 1.0 23.6 3. Doğan Gazetecilik A.433 65 70 1.2009 (Bin TL) AKTİF DÖNEN VAR.0 21.6 0.334 64.3 21.7 1.9 100 31.857 6.569 74. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Aktifler 30.2 68.820 81.9 21.3 24.541 96.7 0. Nakit ve nakit benzerleri Ticari alacaklar Diğer alacaklar Stoklar Diğer dönen varlıklar Satış amacıyla elde tutulan duran v.773 59 135 646 31.01 0.250 327.857 3.9 0.6 34.796 106.03 1. Gürkan Tablo 15.616 225.584 29.02 0.661 279.44 D.521 182.5 1.3 1.4 38. Şerefiye Ertelenmiş vergi varlığı TOPLAM 102.8 4.947 895 60.665 84 5.288 31.02 0.218 71.2 100 65.4 0.850 330.

9 72.000 45.0 9. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .0 13.267 2.9 0.3 2.9 2.455 3.6 1.293 5.910 82.063 5.183 1.5 86.07 100 12.9 25.8 1.3 71. Borç karşılıkları Diğer kısa vadeli borçlar UZUN V.9 24.3 0.07 100 25.5 1. Brüt satış karlılığı ise yaklaşık %32’dir.4 0.115 234.000 45. Doğan Gazetecilik A.2009 (BinTL) PASİF KISA V.194 3.4 35.8 31.060 3. Bir önceki yıla göre bir azalma söz konusudur.439 7.1 3.568 26.026 3.521 34.910 82.BORÇ Çalışanlara sağlanan faydalar ÖZSERMAYE Anaortaklığa ait özkaynaklar Ödenmiş sermaye Sermaye düzeltme farkları Hisse senedi ihraç primleri Yabancı para çevrim farkları Kardan ayrılan kısıt.910 82.860 105.5 1.388 31.3 86.6 32.494 235.2 1.698 3.297) (5.061 70.311 6.08 100 2008 (Bin TL) 2007 (Bin TL) %2009 %2008 %2007 İşletmenin gelir tablosuna bakıldığında şirketin maliyetleri net satışların yaklaşık %68’sini oluşturmaktadır.739 (753) 252 330.307 4.494 7.1 7.470 3.200 16.793 105.02 1.4 0.617 100.996 84.7 1.8 0.060 20.293 241.833 228 279. 2007 yılı ile karşılaştırıldığında maliyetlerde %6 civarında artış olduğu görülmektedir.09. Bunun nedeni gazete kağıdına gelen zam veya gazete sayfasının artması olabilir.098 21.933) 254 327.6 11.372 36.000 45. Net satış karına bakıldığında işletmenin zarar ettiği görülmektedir.6 0.5 0.435 5.8 13.361 2.3 3.7 1.456 1. yedekler Geçmiş yıllar karları Net dönem zarar/karı Azınlık payları TOPLAM 85.838 4.3 0.1 0.3 1.845 241.6 72.2 0.120 (12. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Pasifler 30.9 1.4 29.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 45 Tablo 16.0 6.8 1.3 21.620 5.698 241.838 906 8.1 1.7 71.045 240.0 1.8 16.060 70 3.3 1.1 1.9 5.928 5.1 1.BORÇ Finansal borçlar Ticari borçlar Diğer borçlar Dönem karı vergi yük.Ş.

181 (2.835 İşletmenin satış gelirleri incelendiğinde. Gürkan Tablo 17.077) 109. Güz 2009.8 3.08 1.9 32.599 (96.6 7.040) 11.2 100 62.9 3. Satışların maliyetleri incelendiğinde ise.406) 8.155) (22. tiraj gelirlerinin ise %37 civarında payı olduğu görülmektedir. toplam satış gelirlerinin %61’ini reklam gelirlerinin oluşturduğu.09.1 0.2 32.0 1. hammadde maliyetlerinin toplam maliyetin %53’ünü oluşturduğu dikkat çekmektedir.9 0.249) 11.628) (16.46 D.8 25.231) 19.7 7.061 (174.809) 3.7 1.417 67.5 3.1 3.841 (12.4 2.2009) Satış gelirleri Satışların maliyeti(-) Brüt Kar/Zarar Pazarlama.0 37.780 (6.1 28.748 (4.544) 2.473) (19.594) 8.815) (9. satış ve dağıtım giderleri(-) Genel yönetim giderleri(-) Diğer faaliyet gelirleri Diğer faaliyet giderleri(-) Faaliyet Karı/Zararı Finansal gelirler Finansal giderler(-) Sürdürülen faaliyetler vergi öncesi kar/zarar Dönem vergi gideri(-) Ertelenmiş vergi geliri Net Kar/Zarar 100 259.055 10.786) (2.5 2.757) (5.340 (81.682) 398 8.5 3.9 0.8 0.2 100 67.314 (7.088) 84.Ş.7 3. 2009-2008-2007 Yılları Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Gelir Tablosu 2009 2008 (Bin TL) (Bin TL) (30.237) (25.483) (2.6 2.755) (182.974 (66.9 2.717) 3.0 (Bin TL) 2007 2009(%) 2008(%) 2007(%) (231.4 0.7 0.7 1.441 (12.2 7.8 2. Sayı:29 .5 1.9 27.2 0.353 293.8 5.205) (3.120 (2. Doğan Gazetecilik A.931) 341.4 2.516 (729) 111.574) 2.399 (5.9 2.7 4.

590.27 0.754.37 2.7 100 52.8 11.089.Ş. Tablo 19.6 10.94 0.866.04 38.8 10.28 0.003) 47.941.751.236.5 14.11 4.0 36.002) (0.2.19 0.26 (0.14 0. Doğan Gazetecilik A.Borç/Pasif Toplamı Kar/Zarar Oranları Net kar/Net satışlar(Satışların karlılığı) Net kar/Özsermaye(Özsermaye karlılığı) Faaliyet Döngü Oranları Stok devir hızı Alacak devir hızı Toplam varlıklar devir hızı 2009 1.341 18.2.370.7 7.37 0.250.851 341.99 4. Doğan Gazetecilik A.591.529 33.936 6.Ş.992.36 3.697.416.18 0.371 1.5 100 3.918 182.2 100 53. Satış Gelirleri ve Satış Maliyetleri 2008 Satış gelirleri Reklam gelirleri Tiraj gelirleri Diğer gelirler Satışların maliyeti Hammadde maliyetleri Haber ve fotoğraf hizmetleri Baskı giderleri Personel giderleri Amortisman ve itfa payları Diğer 209.077.749.8 2.04 0.852.567 21.20 1.12 0.8 12.32 0.7 10.662 126.’nin Rasyo Analizi Şirketin son üç yıllık mali yapı ve karlılığına ilişkin oranlar Tablo 19’da yer almaktadır.170 61.V.39 0.99 1.961 23.130 293.203 23.03 0.79 2008 1.02) 32.972.521.94 0.37 0.25 1.779 3.206.971 231.747 97.Borç/Toplam Borç Borç/Aktif Toplamı (Kaldıraç oranı) K.513 2007 2008(%) 2007(%) 178.681 107.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 47 Tablo 18.17 0.25 (0.353.Ş.02) (0. asit test oranı ve nakit oranları hesaplandığında aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkmıştır.04 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .640 17.3 1.6 100 61. İşletmenin likidite durumunu ölçen cari oran.3 37.4 0.12 3.101 121.V.3 13. Doğan Gazetecilik A.770 19.12 0.633 31. Mali Rasyolar Likidite Oranları Cari oran Asit test oranı Nakit oran Mali Yapı Oranları Borç/Özsermaye K.521.99 1.0 1.588 5.396.03 2007 5.92 0.

Araştırmada yer alan işletmeler büyük ölçekli işletmeler olup. işletmenin aktif varlıklarının kaç katı satış yaptığını göstermektedir.3-0.Ş.25 olarak hesaplanmıştır.4 civarında olup 2008-2009 yıllarında zarar çıkmıştır. İşletmenin varlıklarının %25’lik bölümü kısa vadeli borçlarla finanse edilmektedir. 2008 ve 2009 (30.20’nin altına düşmüştür.99 ve 2009 yılı için 3. Finansal Analiz Sonuçlarının Genel Değerlendirilmesi Araştırmada Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.2009 tarihi itibariyle 9 aylık) yıllarına ait muhasebe veri ve bilgilerinin özeti olarak ortaya çıkan bilançoları ve gelir tabloları çeşitli ölçü.’nin 2007. ile Doğan Gazetecilik A. İşletmenin alacak devir hızı iki yıl için 4. kaldıraç oranının %30 civarında hesaplanmış olduğu görülmektedir.12 iken son dönemde 1.Ş.36’a düşmüştür.Ş.48 D. Bu oranlar bilançoların yüzde yöntemiyle incelenmesi sırasında dikkat çeken likidite durumundaki düşüşü desteklemektedir. basın işletmelerinin öncelikle tüm işletmeler gibi sahip ya Güz 2009. Sayı:29 . Araştırmada ele alınan basın işletmeleri tarafından kullanılan finansman kaynakları incelendiğinde. İşletmenin toplam varlıklar devir hızı iki yıl için 1.17 olarak hesaplanmıştır. Özsermayenin borçları karşılama oranı da %37’dir. Cari oranın tamamlayıcısı niteliğindeki asit test oranı önceki yıl 2.09. Ancak 2009 yılı 9 aylık verilere göre bu oran 32.99’a yükselmiştir. Toplam varlıklar devir hızı. Alacakların ortalama tahsilat süresi 72 gündür.11’den 47. 4. birer holding işletmesi olarak faaliyet göstermektedir.18 ve 1.14 olarak hesaplanmıştır. karşılaştırma ve oran teknikleri kullanılarak incelenmiştir. İşletme için hesaplanan satışların karlılığı ve özsermayenin karlılığı oranları 2007 yılında % 0. Doğan Gazetecilik A. Gürkan Doğan Gazetecilik A. Nakit oran ise son dönemde 0.’de stok devir hızı 38. Sektörde toplam gazete satış gelirleri ve reklam-ilan gelirlerinin önemli bir bölümünü elinde tutan bu işletmelerin medya sektöründe ve diğer pek çok sektörde faaliyet gösteren işletmelerle ortaklıkları ve iştirakleri bulunmaktadır.’de 2 olması yeterli görülen cari oran 2007 yılında 5. 2009 yılı için 0. Mali yapı oranları incelendiğinde. Bu inceleme sonunda araştırılan basın işletmelerinin finansal durumu ve faaliyet sonuçları hakkında bilgi sahibi olunmuştur.03 civarında.79 olarak hesaplanmıştır. Bu oran stokların 7 günde bir yenilendiğini göstermektedir.37 iken 2008 ve 2009 yıllarında 1.Ş.

arsa. gerekse dağıtım giderleri yüksek maliyet oluşturmaktadır. Araştırmada basın işletmelerinin karlılık durumları ile ilgili olumsuz sonuçlar ortaya çıkmıştır. bina gibi maddi duran varlıklar ve imtiyaz. Duran varlıklar içinde en önemli payı makine. işletmelerin hammadde ya da malzeme alışlarını diğer işletmelerden kredili olarak satın aldığını göstermektedir. Her iki basın işletmesi de 2008-2009 yıllarında uzun vadeli borçlanmadan uzaklaşarak kısa vadeli borçlanmaya yönelmiştir.’nin 2008 ve 2009 yılı içinde likidite sıkıntısı yaşadığı düşünülmektedir. İşletmenin dönen varlıklarının önemli bir bölümünü ticari alacaklar oluşturmaktadır. işletmelerin büyük ölçüde reklam gelirleriyle ayakta kaldıklarını söylemek mümkün olmaktadır. İşletmelerin likidite durumları incelendiğinde. İncelenen işletmelerde alacakların ortalama tahsilat süreleri hesaplanmış.’nin daha çok ticari kredi kullandığı yani kısa süreli satıcı kredilerinden yararlandığı ortaya çıkmaktadır. Bunun nedeni faizlerin düşeceği yönündeki beklentiler olabilir. Nitekim 1994 ve İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . İncelenen işletmelerin 2008 yılını ve 2009 yılının 9 aylık kısmını zararla kapadıkları görülmektedir. mürekkep gibi hammadde maliyetleri. her iki basın işletmesinin uzun vadeli banka kredilerine büyük oranda başvurdukları görülmektedir. İncelen basın işletmelerinin varlık yapısında duran varlıkların dönen varlıklara oranla daha fazla yer aldığı görülmüştür. Uzun vadeli fon kaynakları incelendiğinde. Basın işletmelerinin bilançoları incelendiğinde. kısa vadeli kaynaklar içinde Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. satışların maliyetlerinde yaşanan artışların ve ekonomik krizin etkisi olabileceği düşünülmektedir. Doğan Gazetecilik A.’nin çoğunlukla banka kredisi tercih ettiği. Gelir tabloları incelendiğinde. Ancak Doğan Gazetecilik A. Ticari alacaklarının tahsil süresinin uzun olması borç ödemede sıkıntı yaratabilir. gerek personel giderleri.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 49 da ortaklar tarafından fon sağladığı(öz sermaye). satışların maliyetinin yüksek seviyelerde seyrettiği ortaya çıkmaktadır. ticari marka gibi haklar ile şerefiyeler gibi maddi olmayan duran varlıklar almaktadır. Satıcı kredileri. Gerek kağıt. Çalışmaya konu olan basın işletmelerinin ticari alacakları ticari borçlarından fazladır. bu işletmelerin kredili satışlardan olan alacaklarını 2 ile 3 ay içinde tahsil edebildikleri ortaya çıkmıştır. bunun dışında işletme dışı kaynaklardan kısa ve uzun vadeli krediler sağlayarak finansal dengelerini kurma yoluna gittikleri görülmektedir.Ş.Ş. basın işletmelerinin genel olarak kısa vadeli yabancı kaynaklarını karşılayabildiği ve çalışma sermayesinin yeterli olduğu belirlenmiştir. Basın işletmelerinin gelirleri incelendiğinde. Bu durumda.Ş.

Sayı:29 . Bu oranlar basın işletmeleri için ilan ve reklamların. hammadde ve genel üretim giderlerinden oluşan “satışların maliyeti” genellikle bu işletmelerin net satış gelirlerinin %60’ı civarında hesaplanmıştır. dolayısıyla yüksek başlangıç maliyetleri söz konusu olmaktadır. finansman Güz 2009. işletme dışı kaynaklardan kısa ve uzun vadeli krediler sağlayarak. Basın işletmeleri kuruluş aşamasında. karlılık durumları araştırılarak bu işletmelerin faaliyetlerinin finansal bakımdan etkinliği ölçülmüştür. Özsermayenin daha sonra çeşitli nedenlerle yeterliliğini kaybetmesi ile. Basın işletmeleri maliyetleri fazla olan işletmelerdir. işletmenin özsermayesini oluşturmaktadır. varlıkları. Sonuç Bu çalışmada Türkiye’deki basın işletmelerinde finansmanın ne şekilde gerçekleştiğini tespit etmek için. Gürkan 2001 kriz dönemlerinde de basın işletmelerinin karlılık durumlarının benzer bir yapıda olduğu tetkik edilmiştir. yine o dönemde yaptıkları işlemler sonucunda elde ettikleri gelir ve giderleri. Türkiye’de gazete tirajlarının belli bir seviyenin üzerine çıkmaması ve gazete satış fiyatlarının genellikle maliyetin altında tutulması nedeniyle basın işletmelerinin faaliyetlerini sürdürmelerinde reklam ve ilan gelirleri önemli olmaktadır. ve Doğan Gazetecilik A. Anonim şirket olarak kurulan basın işletmeleri özkaynaklardan sağlanan fonlar yeterli olmadığında yeniden hisse senedi çıkararak da sermayelerini artırabilmektedir. hangi finansal kaynaklardan yararlandığı. bu fonlar öz kaynaklardan sağlanan fonlar olup. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.50 D. Mali tabloları incelenen basın işletmelerinin.2008 ve 2009 yıllarına ait mali tabloları incelenmiştir. İncelenen basın işlemelerinin gelirlerinin %60’dan fazlasını reklam ve ilan gelirleri oluşturmaktadır. Basın işletmelerinin kaynak ihtiyacında. zaman zaman otofinansman yoluyla kendi kendilerini finanse ederek bir finansal denge kurmaya çalışmaktadır. İncelenen basın işletmelerinin maddi duran varlıklarının yapısı da bu durumu açıklamaktadır.Ş. büyük altyapı yatırımları ve pahalı teknolojiyi gerektirmekte. seçilen basın işletmelerinin 2007. Basın sektöründe üretilen ürün. ürettikleri ürünün maliyetleri belirleyici olabilmektedir. borçları.’nin işçilik.Ş. Günümüz ekonomik koşullarında basın işletmeleri. işletmenin sahip ya da ortakları yeniden fon aktarabilmektedir. işletme sahip ya da ortaklarından fon sağlamakta.

Dai. Uğur (2008) Basın İşletmelerinin Finansal Yapısı. Desmoulins. KAYNAKÇA Akgüç. Basın işletmeleri finansal açıdan çok karlı olmayan kurumlardır. Atılgan. İstanbul: Avcıol Basım Yayın. Marmara İletişim Dergisi. Bursa: Ekin Kitabevi. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .317-346.Ü. Baytar. bu da işletmelerin ekonomik bağımsızlığa ve finansal güce sahip olmaları ile mümkün olmaktadır. Semra (1999) Basın İşletmeciliği. medyanın kamuoyunu etkileme gücü veya girişimcilerin faaliyet gösterdikleri diğer alanlarda güçlerini arttırabilmeleri gibi bazı nedenler bulunmaktadır. İstanbul: İletişim Yayınları. s. Bu durum. Finansal kaynak sorunu yüzünden sektörde birkaç basın grubunun faaliyet gösterebilir duruma gelmesi. İstanbul: Türkmen Kitabevi. Atılgan. Marmara İletişim Dergisi. (1993) Medya Ekonomisi. İletişim Fakültesi Dergisi. tekelleşmeyi ve beraberinde başka sorunları getirmektedir. N. Niyazi (1995) Finansal Yönetim. Ali (2003) İşletmelerde Finansal Yönetim. Yayınlanmamış Doktora Tezi. Tolga (2002) Basın İşletmelerinde Finansal Yönetimin Önemi. Cilt 1. Basın sektöründe yapılan hizmetin kamusal boyutu.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 51 açısından önemini ortaya koymaktadır. Dai. İncelenen işletmeler için faaliyet dışı gelirler de önemli bir orana sahip olmaktadır.233-237. işletmelerin atıl fonlarını finans piyasalarında değerlendirdiklerini göstermektedir. s. Ancak. bu işletmelerin özsermayeleri ve toplam cirolarına kıyasla karlılık oranlarının çok düşük olduğudur. İ. Semra (1993) Basın Ekonomisi ve Promosyon. sektörde faaliyet gösterebilecek finansal güce sahip olan basın işletmesi sayısının artması gerekmektedir. Bu yüzden basının mali baskılara karşı korunması için çeşitli önlemler alınması gerekmektedir. Yapılan araştırmada çıkan önemli bir sonuç da.21-25. Ancak kar oranının düşüklüğüne rağmen girişimcilerin basın işletmelerine yatırım yapmasının altında.T. İstanbul: Beta Basım Yayım. İstanbul: Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. basın işletmelerinin sosyal işlevlerini tarafsız yerine getirebilmelerini gerektirmekte. Berk. Sayı:1. İstanbul: Beta Basım Yayım. Ceylan. Öztin (1998) Finansal Yönetim. Sayı:3. Orhan (2006) 1992-2002 Yılları Arasında Türkiye’de Basın İşletmelerinin Maliyet ve Gelir Yapısının Faaliyet Sonuçları Açısından İncelenmesi. Semra (1992) Türk Basınında Finans Problemleri. Atılgan. s. Uğur ve Kara.

Görgülü.hurriyetkurumsal. Ankara: Haberal Eğitim Vakfı. İzmir: Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Nur (1996) Basında Reklam ve Tüketim Olgusu. Kasım 2004. Güz 2009. Tokaç. Şevket (2005) Basın İşletmelerinin Ekonomisi.). İ. Güneri Fırlar. N.com/tr/download/2008_Faaliyet_Raporu_1004 2009. J.(Der. Ekim 2004.). İstanbul: Afa Yayınları.tr/pdfs/DOGAN-GAZETECILIK_08_4.50-54. İstanbul:Gazeteciler Cemiyeti Yayınları.Ş. Sayılgan. İzmir: Bilgehan Baımevi.pdf Özkan.Pelin (2006) Yazılı Basın İşletmelerinde Kalite.M. Sayı:22. İ. s. Ankara: Vadi Yayınları. s. (1992) Dağıtım Sisteminin Seçimi:Basın için Ekonomik ve Stratejik Hedef. Ahmet (2005) Finansal Raporları Okuma Metotları. Medya Dünyası. Pazarlama Dünyası. 2008 Yıllık Faaliyet Raporu (2009) http://www.milliyet. Conrad (1988) Strategic Newspaper Management. Topçuoğlu.52 D. Çiler (1999) Türk Basınında Dağıtımın Tarihçesi ve Yapısı. (2003) Basın İşletmelerinde Kaynak Sorunu. Nuray (2004) Herkes İçin Finans.Tatlıpınar(Çev. Alemdar. 2008 Yıllık Faaliyet Raporu (2009) http://kurumsal. Güventürk (1991) Basında Ekonomik Bağımlılık. Ankara: Detay Yayıncılık. Fillion. C. İstanbul: Literatür Yayıncılık. s. Sayı:2002-03. Yayınlanmamış Doktora Tezi. Söylemez. Gürkan.. Belma ve Dündar. Finans Dünyası. Öcal (2005) İşletme Finansı ve Finansal Yönetim. Ergül.Pelin (2002) Bilgi Çağında Ekonomik Revizyonların Yazılı Basın İşletmelerine Etkisi ve Reklam. Charon. Şevket (2004b) Tüketim Kültürü Finansmanı ve Yazılı Basın İşletmelerinin Değişen Maliyetleri.64-67. K.Ş. Işık (1989) Basım ve Basın İşletmeciliği. Ankara: Nobel Yayın. İstanbul: Tunca Kitabevi. Sayı:29 . İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi.32-36. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Alev (1998) Medya Ekonomisi ve Türkiye Örneği.com. O. Fink. Corbondale: Southern Illinois University Pres. Usta. P.67-77. Sayılgan.pdf Milliyet Gazetecilik A. Gürkan Dursun.A. Şevket (2004a) İşletmelerde Risk Yönetimi –Örnek Basın İşletmeleriFinans Dünyası. Dündar. s. D. Sayılgan. İstanbul: İletişim Yayınları.

People can even keep the track of the events that don‟t occur around them via media. Anahtar Kelimeler: “medya”. In this sense when looked at the relation between politics and media. Başbakan Recep Tayip Erdoğan ile Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan arasında “Deniz Feneri” davası üzerinden yaşanan polemiğin. in the study. insanlar ve olaylar arasında bilgi alış-verişini sağlayan önemli bir toplumsal güçtür. medya üzerinden nasıl “çatışma” ve “kavga”ya dönüştüğü incelenmiştir. bir yandan toplumdaki etki merkezlerinden kamuoyuna kanaat için ip uçları iletirlerken. Ancak medya. enlightment is its one of the most important functions. Key Words: „media‟ „politics‟ „media and politics relation‟   Yardımcı Doçent Doktor. how the argument between Prime Minister Recep Tayip Erdoğan and the president of Doğan Holding Board Aydın Doğan about „Deniz Feneri‟ case became a„conflict‟ and „fight‟ via media is analyzed. Bununla bağlantılı olarak meydanın kamuoyu oluşumunda da önemli bir rolü bulunmaktadır.Ü. toplumdaki en önemli işlevlerinden birinin “bilgilendirme” olduğu yönünde bir önem atfedilmektedir. At the end of this analysis. G. it is seen that the assumptions of the research are testified. kimi zaman da çıkar çatışması yönünde gerçekleşmektedir. Zaman-Yeni Şafak papers.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. kimi zaman amaçları doğrultusunda bazı siyasal aktörleri olumlayan ya da olumsuzlayan yayınlar yapabilirken. media has an important role in forming public opinion. siyasal aktörler de kendi hedefleri yönünde medyayı yönlendirici faaliyetlerde bulunabilmektedirler. Bu etkileşim kimi zaman çıkar birliği esasına dayanırken. In the study which is designed on this point of view. these political actors can be involved in the activities which direct media according to their own goals. Buna göre medya. ZamanYeni Şafak gazeteleri üzerinden gerçekleştirilmiştir. 7(2). while media can sometimes broadcast things which affirms or negates some political actors. it can also broadcast about the ideological views and benefits of their owners. bu iki güç arasında her zaman için bir etkileşimin olduğu açıkça görülecektir. it is assumed that the media-politics relation takes place mostly on the basis of the economical and political benefits. According to this. Buna göre çalışmada. G. “medya ve siyaset ilişkisi” A Survey in the context of Politicians-Media Relations: The Example of Deniz Feneri ABSTRACT Nowadays. diğer taraftan da sahiplerinin ideolojik görüşleri ve çıkarları doğrultusunda yayın yapabilmektedir. medya-siyaset ilişkisinin çoğu zaman ekonomik ve siyasal çıkarlar zemininde gerçekleştiği ve bunların da haberlere yansıdığı varsayılmıştır. Bu bağlamda medya ve siyaset ilişkisine bakılacak olursa. and it also takes place as a conflict of interest. İnceleme Hürriyet-Radikal. In accordance with this. Accordingly. Buradan hareketle tasarlanan çalışmada.İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi. Öyle ki. However. Bu inceleme sonucunda araştırma varsayımlarının doğrulandığı görülmüştür. The analysis is realized on the basis of Hürriyet-Radikal.Ü. Buna göre medyaya.İletişim Fakültesi İletişim 2003/18 . This interaction is sometimes based on the common benefits. “siyaset”. Hereunder. it will be clearly seen that there has always been an interaction between these two powers. 237- SĠYASETÇĠ-MEDYA ĠLĠġKĠLERĠ BAĞLAMINDA BĠR ĠNCELEME: “DENĠZ FENERĠ ÖRNEĞĠ” Gülcan IġIK Ülkü AyĢe Oğuzhan BÖREKCĠ ÖZET Günümüzde medya. media is an important power that enables the exchange of information between the people and the events. an importance is attributed to the media in that. and these reflect on the news. while media is sending tips to the public about the opinion from the effect centres of the society. insanlar kendi çevreleri dışında gelişen olaylardan yine medya aracılığıyla haberdar olmaktadır.

Oğuzhan Börekci Günümüzde medya. içinde yer aldığı siyasal sistemden de etkilenmektedir. hem toplumsal denetimin hem de toplumsal değişmenin sağlanmasında önemli bir güç ve iktidar kaynağıdır. Güz 2009. Sayı:29 . çoğunlukla medya aracılığıyla oluşturulmakta ve aktarılmaktadır. kimi zaman “ekonomik beklentileri” yönünde de siyasal aktörlerle ilişki kurdukları ve bu yönde yayınlarını oluşturdukları dikkat çekmektedir. Kısacası. mevcut siyasal sistem ve gelişen olaylar karşısında kamuoyunu bilgilendirmesi. hem kamu hem de politika gündemini belirlerken. bu iki güç arasında her zaman için bir etkileşim söz konusudur. bu kuruluşlar siyasal aktörlerle ilişkilerinin iyi olmasına da özen göstermektedirler.54 GĠRĠġ G. siyasal aktörler de kendi çıkarları doğrultusunda medya ve kamu gündemini etkilemeyi hedefleyebilmektedirler. medya örgütleri de siyasal aktörlere haber kaynağı olarak sürekli gereksinim duymaktadırlar. IĢık – Ü. A. Bunun yanı sıra medya. Bu etkileşim kimi zaman “çıkar birliği” esasına dayanırken. medyanın kamusal olayların yer aldığı bir tartışma platformu oluşturmasıdır. Bu noktada kamu gündemini belirlemede etkili olan medyanın. kamuoyunun beklentilerini ve ihtiyaçlarını gerekli çevrelere iletmesi beklenmektedir. siyasal aktörlerin medya kuruluşlarına uygulayabileceği bazı yasal yaptırımlar da olabileceğinden. politika gündeminin belirlenmesinde de etkili olduğu bilinen bir gerçektir. kimi zaman da “çıkar çatışması” yönünde gerçekleşmekte ve bu yönde medya. Nitekim siyasal aktörler hedeflerini ve faaliyetlerini kamuoyuna iletebilmek için medyaya ihtiyaç duyarken. kimi zaman kurumsal çıkarları ve siyasal yaklaşımları yönünde politika ve kamu gündemini belirleme eğiliminde olurken. Toplumsal hayatta bu denli etkili olan medyanın. Bunların başında medyanın ve siyasal çevrelerin birbirlerine bağımlı olduğu ya da ihtiyaç duyduğu gerçeği gelmektedir. Ancak. yayınlarının içeriğini oluşturabilmektedir. Bu bağlamda medya ve siyasal aktörlerin karşılıklı ilişki kurma çabasında oldukları gözlenmekte ve ticari birer işletme olan medya kuruluşlarının. Bu noktada medyanın üzerinde durulması gereken en önemli özelliklerinden biri. siyasal çevrelerle olan ilişkisi ise ayrı bir önem taşımakta ve söz konusu ilişkinin de birçok boyutu bulunmaktadır. Diğer taraftan günümüz demokratik sistemlerinde medyadan kamuoyu adına siyasi otoriteleri denetlemesi. Tüm bunlarla bağlantılı olarak medya kuruluşları. Nitekim toplumsal yaşamda gerçekliğin ne olduğu konusundaki tanımlar.

çalışma kapsamında incelenen haberlerin içeriğinden hareketle oluşturulmuştur. Erdoğan‟ın cevap niteliğindeki açıklamalarıyla Doğan‟a yaptığı suçlamalar ele alınmıştır. Çalışmanın örnek olay incelemesinin ölçülür hale getirilebilmesi için. yukarıda belirtilen suçlamalar çerçevesinde. Söz konusu inceleme için Doğan Medya Grubu‟na bağlı Hürriyet ve Radikal gazeteleri ile. Buna göre “Yolsuzluk” başlığı altında. “Ekonomik İlişkiler”. siyasal aktörlerin de kendi hedefleri yönünde medyayı yönlendirici faaliyetlerde bulunabildiği varsayılmıştır. “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” başlığı altında ise. özellikle “Hilton Oteli” meselesi ve “CNN Türk‟e karasal yayın hakkı talebi” kapsamında. Almanya‟daki Deniz Feneri Derneği‟nin de adının karıştığı “Yolsuzluk” davası üzerinden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Aydın Doğan arasında yaşanan tartışmalar ele alınmıştır. “Medya Eleştirileri” ve “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” olmak üzere toplam dört ana konu belirlenmiştir. Söz konusu inceleme. Bu noktada. Medyanın ekonomik ve siyasal çıkarları doğrultusunda bazı siyasal aktörleri olumlayan ya da olumsuzlayan yayınlar yapabildiği. Buna göre çalışmada. her iki tarafın tartışmaya ilişkin argümanlarının medyaya nasıl yansıdığı ve medyanın da bu tartışmaları ne şekilde sunduğu incelenecektir. Söz konusu konular. taraflar arasındaki tartışmanın başladığı ve karşılıklı suçlamaların en yoğun yöneltildiği 2008 yılının Eylül ayını kapsamaktadır.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 55 Yöntem Bu çalışmada veri derleme ve işleme tekniği olarak şöyle bir yol izlenmiştir. Başbakan Erdoğan‟a verdiği cevaplar aracılığıyla yönelttiği suçlamalar incelenmiştir. niceliksel ve niteliksel içerik analizi yöntemi uygulanarak belirlenmiştir. Yukarıda belirtilen dört ana konu kapsamında tarafların birbirlerine yönelttikleri suçlamaların niteliği ve bunların basında nasıl sunulduğu. Başbakan‟ın. Doğan‟ın da bu konuda. “Ekonomik İlişkiler” başlığı altında. Doğan‟ın Deniz Feneri Derneği davası üzerinden Başbakan Erdoğan‟a yönelttiği suçlamalar ile. onlardan farklı bir yayın politikası izleyen Zaman ve Yeni Şafak gazeteleri ele alınmıştır. Doğan‟a yaptığı suçlamalar ile. söz konusu tartışmaya ilişkin “Yolsuzluk”. Buradan hareketle söz konusu suçlamaların niteliği ise şu şekilde belirlenmiştir: “Yolsuzluk” başlığı İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . tarafların medyaya ilişkin değerlendirmeleri ve bu yönde birbirlerine yönelttikleri eleştirileri yer almaktadır. Başbakan‟ın. “Medya Eleştirileri” başlığı altında ise. Doğan‟ı özellikle de “CHP taraftarı” ve “Deniz Baykal‟la işbirlikçi” olmakla itham ettiği suçlamaları ele alınmıştır.

1996: 123-125 ). „işbirlikçi‟ ve „taraflı‟. A. Oğuzhan Börekci altında. „çıkarcı‟. siyasi çevrelere başta ekonomik nedenler olmak üzere ham madde ihtiyacı gibi nedenlerle bağımlıyken. „basın özgürlüğünü kötüye kullanma‟. „kaçakçı‟. toplumda bir gözlemci olarak hareket etmesi. „şantajcı‟. “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” başlığı altında ise. „çıkarcı‟. iktidarı denetlemek ve kamuoyunun sesi olmak şeklinde ifade edilen medyanın. siyasetçinin topluma mesajlarını iletebileceği en önemli araçtır (Sağnak. politikacılar ve siyasi partiler medya ile olan ilişkilerine büyük bir önem ve öncelik atfetmektedirler. „otoriter‟. “Ekonomik İlişkiler” başlığı altında. Bu noktada en önemli görevi. siyasal gerçekliğin medya aracılığıyla inşası ve siyasal yönelimler üzerine medya etkilerinin araştırılması şeklinde özetlemektedir.56 G. 2009: 3) siyasi gücü yeniden şekillendirme. Medya ve siyaset ilişkilerinin üç boyutuna dikkat çeken Meyer (2002: 9-10 aktaran Damlapınar. Günümüz dünyasında medyanın bu denli güçlü olması ve politika alanında oynadığı böylesi çok önemli roller nedeniyle. aynı haber her bir konu için ayrı ayrı değerlendirilmiştir. “Medya Eleştirileri” başlığı altında. yeniden organize ve kanalize etme gibi çok ciddi boyutlarda gerçekleşebileceği konusunda da bir çok sosyal bilimci hem fikirdir. karşılıklı bağımlılık esasına dayanan bir ilişki söz konusudur. „istismarcı‟ ve „gündemi saptırmak‟. IĢık – Ü. başta sosyal bilimciler olmak üzere hemen herkesin dikkatini çeken bir konudur. „vurguncu‟ ve „seviyesiz/ahlaksız‟. „iftiracı‟. MEDYA VE SĠYASET ĠLĠġKĠSĠNE DAĠR GENEL BĠR DEĞERLENDĠRME Medya ve siyaset arasındaki ilişki. siyasi çevreler de görüşlerini ve düşüncelerini geniş halk kitlelerine ulaştırabilmek için medyaya bağımlıdırlar (Arslan. „hoşgörüsüz‟. en azından böyle davranması beklenmektedir. Öyle ki medya. Hatta kimi zaman medyanın siyaset üzerindeki bu etkilerinin. „ahlaksız‟. „sicil amiri‟. Diğer bir deyişle medya ile onun siyasi ve toplumsal çevresi arasında. „polemikçi‟. „basın etiği ihlali‟ ve „şantajcı‟. „iftiracı‟. „taraflı yayıncılık‟. Olayları açıklayarak ve siyasal kararlar gibi gelişmeleri kaydederek bu noktada toplumu bilgilendiren medya. „işbirlikçi‟. medya ile siyasi partiler arasındaki ilişkilerin “ekonomik ilişkiler” ve “ideolojik ilişkiler” olmak üzere iki ana başlık altında ele alınabileceğini ortaya Güz 2009. 2008: 189) bu boyutları kamusal iletişimin medya etkisiyle şekillenme biçimi. „yalan habercilik‟. Diğer taraftan bu konuda yapılan bazı araştırmalar ise. „seviyesiz‟. „taraflı‟. Rubin‟in de vurguladığı gibi (1981: 170-180 aktaran Arslan. bir haberin birden fazla konuyu içerdiği durumlarda. „hakim/savcı‟. 1. Sayı:29 . 2009: 1). Bu nitelendirmeler üzerinden yapılan haber çözümlemelerinde.

2009: 4). alt yapısı. siyasi çevreler de medya üzerinde belli bir etkileme gücüne sahiptir. onun sesini kamuoyuna duyurarak. medya üzerinde büyük bir baskı oluşturabilme ve medyayı kontrol altında tutabilme gücüne sahiptirler. 2009: 5). tüm üretim ve tüketim süreçleri ile ekonominin başka sektörlerini yönlendiren belirli bir mantık ile işlemektedir. çapraz medya İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Hatta yasama gücünü elinde bulunduran bu siyasi elitler. Özellikle “iktidar elitleri” olarak da tanımlanabilecek politik gücü ellerinde bulunduran siyasi elitler. özünde bir ticarisanayi etkinliğidir. yeni sahiplik yapısına bırakması olmuştur. en azından potansiyel olarak. “gizlilik” ya da “ulusal güvenlikle ilgili” gibi gerekçeleri de kullanarak. geleneksel medya sahipliğinin yerini. iç ve dış ticaret kademelerini birleştirerek dikey bir bütünleşme içinde konumlanmaya başladığı gerçeği gelmektedir. destekledikleri partinin rakibi siyasi partiye ya da partilere saldırarak. Medyanın bu özelliğinden bahsederken. Buraya kadar bahsedilenlerin ışığında medyayı diğer toplumsal kurumlardan ayıran en önemli özelliklerden biri. Nasıl ki medya. sıklıkla destek verdikleri siyasi grubun belirli konulardaki temel görüş ve fikirlerine. zaman zaman farklı şekillerde kullandıklarına sıkça tanık olunmaktadır. büyük şirket geçmişlerini ve işletmecilik yöntemlerini kullanarak tek gazeteden oluşan bir şirketi. özellikle iktidardaki siyasi elitler ile medya arasındaki ilişkilerde daha açık gözlemlenebilmektedir. Medya ile siyaset arasında kurulu olan bu ilişki. Dolayısıyla medya. onların aleyhinde yayın yapıp karşıtı fikirleri destekleyerek de yine yandaşı oldukları partinin kamuoyundaki popülaritesini ve oy potansiyelini arttırma amacına yönelik hizmetler de yerine getirebilmektedir (Arslan. Bu dönemdeki bir diğer önemli gelişme ise. isterlerse medyanın haber alma ve bilgi toplama özgürlüklerine sınırlamalar da getirebilmektedirler (Arslan. gazetelerini bu yeni aktörlere satmışlardır. pek çok medya kuruluşunun üretim. Yeni kuşak medya sahipleri ise. medya üzerindeki bu etkileme gücünü. İktidarın. Bu gelişmelerin başında. partinin ideolojisi ve politikalarına uygun doğrultuda yayınlar yaparak. En basit olarak medya. siyasi çevreler üzerinde bir etkileme gücüne sahipse. istihdam potansiyeli. onun aynı zamanda ekonomik bir etkinlik alanı da oluşturmasıdır. finans. o parti lehine kamuoyu yaratabilmektedirler.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 57 koymaktadır. Yine aynı tür hedefler doğrultusunda medya. Türkiye‟de medya sektöründeki 1980‟li yıllardan itibaren ortaya çıkan bazı önemli değişimlere yer vermek daha aydınlatıcı olacaktır. bir siyasi partiye onun basın-yayın organı gibi hizmet edebilmekte. teknik donanımı. Nitekim medya sektörü. Nitekim eskinin “aileden gazeteci patronları”.

1997: 360). bir tüketim kültürünün gelişmesine ve kendi iş çıkarlarının gözetilmesine hizmet edecek tarzda kullanmaya başlamışlardır. iş dünyası ile bütünleşmiş olan medya holdinglerinin. Bununla birlikte. 1997: Güz 2009. medya sahiplerinin.58 G. 2001: 140). Gelinen bu noktada Türkiye‟de artık medya grupları iş dünyasına hakim iktidar grupları ile bütünleşmiş durumda ve sürekli bir işbirliği içinde işler hale gelmiştir. Neticede medya sahipliğindeki söz konusu dönüşüm. A. medyanın mali isteklerinin karşılanmasında ve medya sahiplerinin her alandaki yatırımlarına ilişkin gerekli yasal ve bürokratik işlemlerin gerçekleştirilmesinde ise kimi zaman da kolaylık sağlanabilmektedir. Öyle ki. Buna göre ilk bakışta medya dışında işlerinin olmadığı izlenimini veren bazı medya holdingleri de. şirket çıkarlarını “ençoklaştırma” amacı güden medya sahipleri. Gazetecilik etiğinden çok ait oldukları sınıfın değerlerini savunan yönetici – elit gazeteciler ise. IĢık – Ü. Dolayısıyla medya ve siyaset ilişkisi de yaşanan bu gelişmeler ışığında şekillenerek yeni bir görünüm almıştır. kendi çıkarları doğrultusunda hükümetlerle ilişki kurabilmektedirler (Curan. Dolayısıyla siyasal aktörler ve medya holdingleri. yine iş dünyasıyla bir çok banka. çok farklı sektörlerde faaliyet yürüten ve asıl faaliyet alanları gazetecilik olmayan yeni medya sahipleri. kamu adına hükümetleri denetleme işlevinden çok. bir “iş ilişkisi” mantığıyla siyasal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirebilmek için kimi zaman ortak hareket edebilmektedirler. Böyle bir ortamda gazeteciler ise. 156). Şöyle ki. medya ve medya dışı yatırımlarındaki mali sıkıntılarını çözmede başvurduğu ve bağımlı olduğu yerlerdir. siyasal çevrelerle olan ilişkilerinde de beklentileri doğrultusunda “kaygıları” artmaktadır. Yaşanan bu yapısal dönüşüm sürecinde. sanayi ve ticari kuruluş sahibi gruplarla ortaklık içerisindedirler ve medya dışında da yatırım yapmanın yollarını aramaktadırlar (Seçkin. Bu şekilde medya sahiplerinin farklı sektörlerdeki yatırım ve hedefleri arttıkça. kendilerine ait medya kuruluşlarını büyük ölçüde kapitalist değerler sisteminin yayılmasına. yönettiği kurumdaki iktidarını mesleki birikiminden ziyade medya sahibi ile olan ilişkisi üzerinden meşrulaştırmaya başlamıştır (Tılıç. gerek medya sahipleri gerekse de siyasal ve ekonomik iktidar çevreleriyle daha uzlaşmacı bir tavır içinde bulunmak durumunda kalmışlardır. 2001: 152 – 153. siyasal aktörlerin kariyerlerine ve kararlarına yönelik destek görme arzularından dolayı. Diğer taraftan. Oğuzhan Börekci gruplarına dönüştürmeyi başarmışlardır (Adaklı. medyanın hükümetle olan ilişkilerinin de değişmesine yol açmıştır. bu yapılanmasını doğrudan etkileyebilecek pek çok ekonomik kaynak ve karar alma gücü de hükümetin ve siyasal çevrelerin kontrolü altında bulunmaktadır. Bu noktada medya sahibinin siyasal çevrelerle olan ilişkisinin önemi ortaya çıkmaktadır. siyasal aktörlerin ellerindeki ekonomik kaynak ve kurumlar. Sayı:29 .

Bu beklentilerin başında ise. kimi zaman da haberin hiç yayımlanmaması ya da yayımlama ve yer alma biçimini etkileyecek şekilde ortaya çıkabilmektedir (Gürkan. Ancak diğer taraftan hükümetler kendi ideolojik yapılarıyla örtüşen medya kuruluşlarıyla daha olumlu ve yakın ilişkiler geliştirebilmekte ve her iki tarafın da “çıkarları”na hizmet edecek politikalar izleyebilmektedir. kamuoyu tarafından medyada yer alış şekillerine göre değerlendirebilmektedir. her iki tarafın da “çıkarları” doğrultusunda kimi İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Başka bir ifadeyle kâr kaygısı güden bir ticari işletme olan medya sahibinin. medya içeriğinin kendi (medya patronunun) “çıkarları”nı yansıtması gelmektedir. Ancak. bu noktada bazı yasal uygulamalarla kısıtlayabilmektedirler. Burada ise medyanın kişileri ve olayları sunuş şekli ön plana çıkmaktadır. Bütün bunların yanı sıra medya. Böyle bir medya ortamında. Bu nedenle medya holdingleri. muhalif medyayı susturmaya çalışabilmektedirler (İrvan. 1995: 79). siyasal çevrelerle olan ilişkilerini çoğu zaman iyi tutmayı tercih etmektedirler. yayınlarını da bu doğrultuda oluşturabilmektedirler.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 59 148). Bu pozisyondaki medya kuruluşları da hükümet ve siyasal elitin amaçlarına hizmet edecek bir yayın politikası yürütebilmektedir. söz konusu ilişkiler istenilen yönde gelişmediğinde. Bu tartışmalar ise medya yayınlarının içeriğini doğrudan etkileyebilmektedir. Medyadan bir takım beklentileri olan siyasal aktörler ise. kendilerine muhalefet eden medya holdinglerinin çeşitli ekonomik faaliyetlerini. bazı medya patronları ve siyasal aktörler arasında çeşitli gerilimler/tartışmalar yaşanabilmektedir. 1997: 81). medya patronunun sahip olduğu yayın organlarında yer alan haberler üzerindeki etkinliği sorunu ortaya çıkmaktadır. Örneğin hükümetler. kimi zaman oto-sansür. ayrıcalıkları belirleme ve bu anlamda siyasal aktörlerin iletişim sürecine katılımlarını sağlama bakımından da ayrı bir önem taşımaktadır. yayın organlarında kimi zaman ticari ilişkilerinin kimi zaman ideolojik eğilimlerinin kimi zaman da her ikisinin ağır bastığı bir tutum sergileyebilmekte ve siyasal çevrelerle olan ilişkilerini bu yönde geliştirerek. Bu nedenle medya patronları. kimi zaman “gerekli gördükçe” ilan ve reklam uygulamalarındaki “yanlı” tutumlarıyla. Kısacası siyasal çevrelerle medya arasındaki ilişkinin genel görünümüne dair böyle bir değerlendirmenin sonucunda. Bu noktada ekonomik çıkar çevreleriyle griftleşen medya patronlarının çıkarlarının haberler üzerindeki belirleyiciliği ise. Öyle ki medyanın sunduğu kimi konular ve kişiler. Bu bağlamda siyasi çevrelerin de kendi “çıkarları” doğrultusunda medya kuruluşlarıyla ilişki kurduğu görülmektedir. kendi yayın kuruluşundan da çeşitli beklentileri bulunmaktadır.

%9). %27). %46). Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Aydın Doğan arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin toplam 16 haber yayınlanmıştır. Nicel araştırmalarla nitel araştırmaların mutlaka iki zıt uca konması gerekmez. BAġBAKAN RECEP TAYYĠP ERDOĞAN ĠLE DOĞAN MEDYA GRUBU SAHĠBĠ AYDIN DOĞAN ARASINDA YAġANAN “TARTIġMA”NIN YAZILI BASINDA SUNUMU Bu bölümde Başbakan Erdoğan ile Aydın Doğan arasında Deniz Feneri Davası üzerinden başlayan tartışmalarda tarafların birbirlerine yönelttikleri suçlamaların niteliğinin basında nasıl sunulduğu nicel ve nitel içerik analiziyle incelenmiştir. İçerik çözümlemesi. %100). ve “ahlaksız” (3 kez. “hakim/savcı” (3 kez. “basın özgürlüğünü kötüye kullanma” (2 kez. %18) ve “iftiracı” (1 kez.60 G. Başbakan Erdoğan tarafından. nicel araştırmaların ise istatistikî olduğu belirtilmektedir. Doğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “iftiracı” (6 kez. gazetelerden aynen yapılan alıntılardır. İçerik. “işbirlikçi” (2 kez.%8). Geray. %100). tamamıyla Başbakan Erdoğan‟ın kendi ifadeleriyle sunulduğu saptanmıştır. “işbirlikçi” (1 kez. “Medya Eleştirileri” konusunda. Bir araştırmada her iki teknikten de yararlanılabilir (Ayrıntılı bilgi için bkz. 2. Bu haberlerde Doğan‟a yöneltilen suçlamaların.  1 Bu bölümde italik olarak verilen ifadeler. 1 2. Doğan‟a yöneltilen en önemli suçlamaların “Yolsuzluk” ve “Medya Eleştirileri” konusunda yapıldığı belirlenmiştir. Hürriyet Gazetesi’nde BaĢbakan Erdoğan Ġle Aydın Doğan Arasındaki TartıĢmanın Haberler Üzerinden Analizi Hürriyet Gazetesi‟nde çalışma kapsamında incelenen dönemde. Sayı:29 .1. Buna göre Hürriyet‟te. radyo programları. toplumsal bilim araştırma teknikleri arasında “kitle iletişim araçlarındaki” içeriğe yönelik kullanılan bir yöntem olarak ortaya çıkmıştır. “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” konusunda ise. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “çıkarcı” (2 kez. İçerik çözümlemeleri nicel ve nitel olmak üzere iki ana kümeye ayrılabilir. “yalan habercilik” (2 kez. 2006). IĢık – Ü. %23). gazete haberleri veya yazıları olabileceği gibi televizyon haberleri. Nitel araştırmaların kuramsal. Bu çerçevede haberlerin içeriği incelendiğinde. İçerik çözümlemesi iletişim içeriğinin. Oğuzhan Börekci zaman “uyuşan” kimi zaman da “çatışan” bir ilişki ağı içerisinde hareket ettikleri gerçeği ortaya çıkmaktadır. A. %28). sinema filmleri kısacası her türlü içerik olabilir. filmleri. Güz 2009. genellikle önceden belirlenmiş sınıflamalar (kategoriler) çerçevesinde sistematik olarak gerçekleştirilmesini sağlayan bir araştırma tekniğidir. %23). %18). “taraflı” (3 kez. “kaçakçı” (3 kez.

“… son zamanlarda AKP‟yi „yaralayamayan‟ ve „kirletemeyenlerin‟ AKP üzerinde „yalan yanlış iftira kampanyalarıyla bir şeyler yapma gayreti içine girdikleri…” şeklindeki sözleri yer almaktadır. “Biz 70 Milyonun İktidarıyız” (13 Eylül 2008). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Nitekim Erdoğan‟ın bu konudaki şu açıklamaları dikkat çekmektedir: “…Ben şunu çok açık ve net söylüyorum. “…Kimse AKP‟ye kalkıp da yolsuzluk çamurunu atamaz. “Okul Açılışında Medyaya Yüklendi” (9 Eylül 2008). Almanya‟daki Deniz Feneri Derneği davası ile alakalı şeylerin içerisine kendi adının konulmasının arkasında. yolsuzluk çamurunu atanlar kendileri o çamurun içinde boğulur ve bugüne kadar atanlar aynen bu şekilde boğulmuşlardır” (6 Eylül 2008) şeklinde konuşan Erdoğan‟ın. Şunu da bil. “Yolsuzluk”2 konusu kapsamında Başbakan Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen suçlamanın en çok “iftiracı” nitelendirmesi üzerinden yapıldığı görülmektedir. Hürriyet‟te “Başbakan‟dan Önemli Açıklamalar” başlığıyla yer alan haberin “ Kimse AKP‟ye Yolsuzluk Çamuru Atamaz” (6 Eylül 2008) alt başlığında. Tayyip Erdoğan da bu alışılmış başbakanlardan biri değil. alışılmış siyasi partilerden. “Başbakan Erdoğan‟dan Önemli Açıklamalar” (14 Eylül 2008). “Vurdukça Biz Güçleniyoruz” (7 Eylül 2008). Doğan‟ın “ekonomik çıkarları”nın olduğunu ifade ettiği de görülmektedir. Onlar Aydın Doğan ile pazarlığa oturmuş olabilirler ama Tayyip Erdoğan'ı pazarlığa oturtamadığın için bu çılgınlıkları yapıyorsun ve şu ana kadar olan bütün 2 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. “Dersimiz İftira Değil Dedi Yine Doğan‟a Çattı” (15 Eylül 2008).Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 61 Tablo-1 (Hürriyet Gazetesi‟nde Aydın Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı). ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % İftiracı 6 %46 Çıkarcı 2 %100 Suçlamaların Niteliği İşbirlikçi 1 %8 Kaçakçı 3 %23 Ahlaksız 3 %23 2 %100 13 % 100 Toplam Basın Özgürlüğünü Medya EleĢtirileri Kötüye Kullanma n 2 % %18 Siyasal Çevrelerle İşbirlikçi ĠliĢkiler n 2 % %100 Taraflı Hakim/Savcı 3 %28 3 %27 - Yalan İftiracı Habercilik 2 1 %18 %9 - 11 %100 2 %100 Buna göre. Öyle ki. bundan önceki siyasi partilerden biri değil. AKP.

“Başbakan‟dan Önemli Açıklamalar” başlıklı haberin “Basın Özgürlüğü Yalan Yazma Hakkı Vermez” alt başlığında. bu kadar açık söylüyorum. Ama suçlu ile masumun birbirinden ayırt edileceği yer gazete sayfaları değil. “yanlı yayıncılık yaptığı”.Her seferinde aynı şey. şimdi Hilton Oteli'nde istediği plan tadilatlarını bana ve belediye başkanıma yaptıramadığı için bu adımları atmaktadır. “Dersimiz İftira Değil Dedi Yine Doğan‟a Çattı” (15 Eylül 2008). Söz konusu tartışmanın tüm boyutlarında her iki tarafın da üzerinde durduğu.62 G. “…SPK inceliyoruz diyor siz ne diyorsunuz? Siz buna uzuca ya da pahalıya gazete kağıdı alımı olarak bakıyor olabilirsiniz. Bana cevap vermeyi bırakın da SPK‟ya ve küçük ortaklarınıza bunun doğru olup olmadığını anlatın” şeklindeki sözleriyle Doğan‟a yönelik “kaçakçı” ithamında bulunmaktadır (“Başbakan Erdoğan‟dan Önemli Açıklamalar” 14 Eylül 2008). Biz 70 Milyonun İktidarıyız” (13 Eylül 2008). “…Madem yazacaksın. gerçekleri yazın gerçekleri. Yine aynı şekilde söz konusu haberde. Doğan‟ı “basın özgürlüğünü kötüye kullandığı”. Başbakan‟ın Doğan‟a yönelttiği “Yolsuzluk” konusundaki suçlamalarından bir diğeri ise “kağıt kaçakçılığı”dır. “Başbakan Erdoğan‟dan Önemli Açıklamalar” (14 Eylül 2008). Bizzat bana ve belediye başkanıma bunu teklif etmiştir ve istediğini alamadığı için de bu kampanyaları sürdürmektedir” (6 Eylül 2008. Özgür basını susturmak istiyormuşuz. Hürriyet). Böyle cevap mı olur? Bu yazdıklarını kimseye 3 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. Nitekim “SPK‟nın bu iddiaları uzun süredir incelediklerini doğruladı”ğının da altını çizen Başbakan.. al sana delil diye dosyaya eklenen belge. IĢık – Ü. Örneğin. olmayacak. Siz ne hakimsiniz ne savcı…” (7 Eylül 2008). Açık söylüyorum. Öyle ki Erdoğan‟ın. Başbakan‟ın bu kez de Doğan Medya Grubu‟na bağlı gazetecileri ve köşe yazarlarını da “yalan yazmakla” suçladığı ifadeleri dikkat çekmektedir. Onlara da diyorum ki. A. daha doğrusu birbirlerini “suçladıkları” ve kendilerini “akladıkları” önemli noktalardan biri de “Medya Eleştirileri”3 konusudur. Yanlış yapan cezasını çekmeli. yanına kalmamalı. Oğuzhan Börekci kampanyaların arkasında olan gerçek bu. “Okul Açılışında Medyaya Yüklendi” (9 Eylül 2008). Başbakan‟ın kendisine yapılan suçlamalara ilişkin şu açıklamaları göze çarpmaktadır: “…Recep Tayyip Erdoğan yanlış yapanın yanında olmamıştır. Neden milleti aldatıyorsunuz? Bu mudur ikide bir arkasına saklandığınız basın özgürlüğü. “hakimsavcı rolü”nü üstlendiği ve “etik kuralları ihlal ettiği” yönündeki suçlamaları dikkat çekicidir.. Köşe yazarları patronlarını savunmakta çok mahirler. “Başbakan Yine Medyayı Suçladı” (8 Eylül 2008). Bu noktada Başbakan‟ın. Sayı:29 . Güz 2009. mahkeme.

%22). %15). “Aydın Doğan: Biat Etmeyiz” (7 Eylül 2008). Başbakan‟a yönelttiği en önemli suçlamanın “Medya Eleştirileri”4 konusu kapsamında yapıldığı anlaşılmaktadır. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a Cevap” (14 Eylül). %62). Tablo-2‟de de görüldüğü gibi Doğan‟ın. söz konusu suçlamaların pekiştirildiği görülmüştür.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 63 yutturamazsın” (7 Eylül 2008) sözleriyle söz konusu suçlamalarını yaptığı görülmektedir. 4 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. “hoşgörüsüz” (1 kez. %8). %11). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . %22). “istismarcı” (4 kez. %54). “iftiracı” (2 kez. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a Cevap” (13 Eylül 2008). %15). Buna göre Hürriyet‟te. “8 Yanlışa 8 Cevap” (9 Eylül 2008). Hürriyet‟te“Siyasal Çevrelerle İlişki” konusunda. Tablo-2 (Hürriyet Gazetesi‟nde Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı) ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Sicil Amiri 1 %11 Şantajcı 5 %62 Otoriter 7 %54 Suçlamaların Niteliği İstismarcı 4 %45 Polemikçi 3 %38 Taraflı 2 %15 Gündemi Saptırmak 2 %22 Seviyesiz 1 %8 İftiracı 2 %22 Hoşgörüsüz 1 %8 Şantajcı 2 %15 13 %100 8 %100 9 % 100 Toplam Hürriyet Gazetesi‟nde. Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların çoğunlukla Doğan‟ın ifadelerinden oluştuğu tespit edilmiştir. Başbakan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “sicil amiri” (1 kez. taraflar arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin yayınlanan haberlerde. “Medya Eleştirileri” konusunda ise. “polemikçi” (3 kez. %45). Ancak. %8) ve “şantajcı” (2 kez. “Ahlakım Konusunda Başbakan Sicil Amirim Değil” (6 Eylül 2008). “otoriter” (7 kez. Başbakan Erdoğan‟a yönelik herhangi bir suçlama içeren haber bulunmamaktadır. “gündemi saptırmak” (2 kez. “taraflı” (2 kez. “seviyesiz” (1 kez. gazetenin gerek haberleri sunum şekliyle gerekse de konuya ilişkin tarafların açıklamalarından bağımsız olarak yayınladığı haberlerde. %38). “Ekonomik İlişkiler” konusunda “şantajcı”(5 kez.

“…Eğer bizden biat medyası kültürü bekliyorsanız. yardımlaşmayı sağlayan kuruluşların büyük sorumlulukları var. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a Cevap” (13 Eylül 2008). IĢık – Ü. Yanlış yapmıyor muyuz. Saygı duymayı bırak. Tabii olmuştur. Ben bu ülkede yaşayan 24 bin adam çalıştıran Bu konuyla ilgili haberler için bkz. “…Çağımızda insani dayanışmayı. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a Cevap” (14 Eylül). Sayı:29 . Başbakan‟ın Doğan Medya Grubu‟na yönelik “otoriter” bir tutum içerisinde bulunduğuna dikkat çekilmektedir. bizim medya grubumuz biat etmez. Yani bir ülkenin başbakanının bu kadar ucuz bir polemiğe girmesi hakikaten beni son derece rahatsız ediyor. “Ahlakım Konusunda Başbakan Sicil Amirim Değil” (6 Eylül 2008). “Aydın Doğan: Biat Etmeyiz” (7 Eylül 2008). 6 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. “8 Yanlışa 8 Cevap” (9 Eylül 2008). Ve senin de özgür basına. Hilton‟la ilgili bir talebim evet var. onları içine sindirmen lazım” (8 Eylül 2008) şeklindeki sözlerine yer verilmektedir. “Demokrasi ve Özgür Basını İçine Sindir” (8 Eylül 2008). “ Demokrasi ve Özgür Basını İçine Sindir” başlığıyla yer alan haberde Doğan‟ın. Başbakan‟ı bir anlamda “görevini kötüye kullanmak”la itham ettiği de anlaşılmaktadır. bana göre günahların en büyüğüdür…” (6 Eylül 2008) şeklindeki sözleriyle. Tayyip Bey'i de tanıyorum ve neden böyle bir ucuz polemiğe girdi tereddüt ediyorum. Doğan‟ın Hilton Oteli meselesi üzerinden yaptığı açıklamasında şu sözleri dikkat çekmektedir: “ …Bak kardeşim bu çok ucuz bir polemik. “Ahlakım Konusunda Başbakan Sicil Amirim Değil” başlığıyla yer alan haberde Doğan‟ın. “Aydın Doğan: Biat Etmeyiz” (7 Eylül 2008). Oğuzhan Börekci “Yolsuzluk” ve “Ekonomik İlişkiler” konularında yöneltilen suçlamaların ise eşit oranda olduğu görülmektedir. bağımsızlık var. tek sesli medya bu demokrasi mi olur… eğer bu ülkede demokrasi varsa. o yansız basına saygı duyman lazım. Örneğin. İnsanlardaki yardım duygunsu istismar etmek. “Ahlakım Konusunda Başbakan Sicil Amirim Değil” (6 Eylül 2008). Benim yakama niye yapışıyorsun… Senin benim haberlerimi alıp Türkiye‟de yetkililere talimat verip onlar için tahkikat açtırman lazımken. doğrular var. Peki beni susturursan. Bizim grubumuzda yansızlık var. A. Başbakan‟a “polemikçi” ve “şantajcı” nitelendirmeleri üzerinden suçlamalarını yönelttiği belirlenmiştir.64 G. Onları da her zaman düzeltmeye amadeyiz. Örneğin. beni susturmaya çalışıyorsun. Örneğin. 7 Eylül 2008 tarihli haberde. “Yolsuzluk”5 konusunda ise. “Demokrasi ve Özgür Basını İçine Sindir” (8 Eylül 2008). Erdoğan‟a yapılan suçlamaların en çok “istismarcı” nitelendirmesi üzerinden yapıldığı belirlenmiştir. “8 Yanlışa 8 Cevap” (9 Eylül 2008). “Ekonomik İlişkiler”6 konusunda ise Doğan‟ın. mutlak surette özgür basın olmalı. 5 Güz 2009. Buna göre “Medya Eleştirileri” konusunda.

“ „Dersimiz iftira değil‟ dedi yine Doğan‟a çattı” (15 Eylül 2008) gibi. haberlerin yer alış şeklidir. Ne demek. ucuz siyasi şantaj yapıyorlar. “‟Dersimiz iftira değil‟ dedi yine Doğan‟a çattı” (15 Eylül 2008) başlıklarıyla yer alan haberlerde olduğu gibi. Yasal olan birşeyi isteyip vermiyorlarsa burada da onlar suç işliyorlar. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a cevap” (14 Eylül 2008). Ben Başbakan Erdoğan'a Hilton için gitmedim. “Basın Konseyi‟nden Başbakan‟a cevap” (8 Eylül 2008). haber başlıklarında ve haberlerin sunumunda Başbakan‟ın “saldırıda bulunan”. vermedim onun için yayın yapıyor. Gazetede konuya ilişkin dikkat çeken bir diğer önemli nokta da. Nitekim ilk bakışta haberlerin yer alışında taraflar “eşit” miş gibi algılansa da. Başbakan‟ın açıklamalarının yer aldığı kimi haberlerde gazetenin taraflı duruşunu gösteren ifadelerin kullanıldığı tespit edilmiştir. Başbakan Erdoğan'ı anlamakta zorluk çekiyorum. tarafların açıklamalarının çoğunlukla birinci el kaynaktan aktarıldığıdır. Doğan‟ın ise “cevap veren” ve “savunan” konumunda olduğu görülmüştür. Örneğin. sadece “Medya Eleştirileri” konusundadır. Hürriyet Gazetesi‟nde tarafların açıklamalarından bağımsız olarak yayınlanan haberler...” (7 Eylül 2008). bu kez de Başbakan‟ın kendisine şantaj yaptığını iddia ettiği yönündeki şu açıklamalarına yer verilmektedir: “…İstekte bulunmak suç mu? Tabi istekte bulunacağım.. İki. Ben yasal olmayan birşeyi istemem.. genellikle tarafların açıklamalarından oluşturulmuş olsa da. Örneğin. Hilton'da eğer ben onlardan yasal olmayan bir şey istediysem zaten vermemeleri lazım. bu benden bir şey istedi. “8 yanlışa 8 cevap” (9 Eylül 2008). Örneğin. Sayın başbakan sapla samanı karıştırıyor.. Yasal olan bir şeyi vermemen de suç. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a cevap” (13 Eylül 2008).” Söz konusu haberde yine aynı konuyla ilgili olarak Doğan‟ın. Zaten yasal olmayan bir şeyi vermen suç. Bunun sonucu siyasi şantajdır ve polemiktir. Yani Hilton'da ne varmış ki Başbakan Erdoğan diyor ki bana geldi. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . “Başbakan yine medyayı suçladı” (8 Eylül 2008).Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 65 ve bir sürü şirketleri olan bir grup olarak her gün müracaat ettiğimiz devletle işlerimiz var. Buraya kadar yapılan incelemelerde. Basit şeylerle uğraşıyor. Ona kim ne söyledi bilmem… Ne bu şehrin belediye Başbakanı ne de bu ülkenin başbakanı ucuz şantaj yollarına gitmesin. Hürriyet‟te söz konusu tartışmalara ilişkin yer alan haberlerde dikkat çeken husus. “Okul açılışında medyaya yüklendi” (9 Eylül 2008). Haberlerde kullanılan başlıklar ise. “Gazeteciler Cemiyeti‟nden hükümete tepki” (8 Eylül 2008) ve “Başbakan yine medyayı suçladı” (8 Eylül 2008) başlıklarıyla verilen haberlerde. Başbakan‟ın Doğan Medya Grubu‟na yönelik “saldırılarına” ilişkin tepkiler dile getirilmektedir.

%50). IĢık – Ü.) ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Siyasal Çevrelerle ĠliĢkiler n % İftiracı 4 %66 Çıkarcı 1 %50 Basın Özgürlüğünü Kötüye Kullanma 1 %25 İşbirlikçi 1 %50 Suçlamaların Niteliği Ahlaksız 1 %17 Vurguncu 1 %50 Taraflı 2 %50 Taraflı 1 %50 Kaçakçı 1 %17 İftiracı 1 %25 2 %100 4 %100 6 % 100 2 %100 Toplam Radikal Gazetesi‟nde.2. “Siyasi Çevrelerle İlişki” konusunda ise “işbirlikçi” (1 kez. “Medya Eleştirileri” konusunda “basın özgürlüğünü kötüye kullanma” (1 kez. %17) ve “kaçakçı” (1 kez. taraflar arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin toplam 9 haber yayınlanmıştır. “iftiracı” (1 kez. Bu haberlerde Doğan‟a yöneltilen suçlamaların tıpkı Hürriyet‟te olduğu gibi. Radikal Gazetesi’nde BaĢbakan Erdoğan Ġle Aydın Doğan Arasındaki TartıĢmanın Haberler Üzerinden Analizi Tablo-3 ( Radikal Gazetesi‟nde Aydın Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı. Oğuzhan Börekci 2. Sayı:29 . %25). “ahlaksız” (1 kez. Buna göre. %66). tıpkı Güz 2009. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “vurguncu” (1 kez. Başbakan Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen en önemli suçlamaların. Doğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığı incelendiğinde şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “iftiracı” (4 kez. A. %50). %25) ve “taraflı” (2 kez.66 G. %50) ve “taraflı” (1 kez. tamamıyla Başbakan Erdoğan‟ın kendi ifadelerinden oluştuğu belirlenmiştir. %17) . %50) ve “çıkarcı” (1 kez. %50). Buna göre.

“Arınç‟ın Sözleri Erdoğan‟a „Fener‟ Oldu: Suçlu Varsa Cezasını Çeker” (14 Eylül 2008). eleştirilmeyi de göze alacaksın. “Arınç‟ın Sözleri Erdoğan‟a „Fener‟ Oldu: Suçlu Varsa Cezasını Çeker” (14 Eylül 2008). yine Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan‟ı hedef aldı. Olağan Kongresi‟nde konuşan Erdoğan. “Köşe yazarlarına da çattı” (8 Eylül 2008) alt başlığında. Her ne kadar haberde Başbakan‟ın açıklamaları birinci el kaynaktan aktarılsa da. başlıkta yer alan ifadelerle gazetenin Başbakan‟ın aleyhine ve dolaylı olarak da Doğan‟ın lehine bir duruş sergilediği görülmektedir. Bu konuyla ilgili haberler için bkz. Buna göre. “Erdoğan‟ın Yeni Meşgalesi” (15 Eylül 2008). Eleştirmek istiyorsan. Senin maaşlı köşe yazarların. Örneğin. “Erdoğan yanlış adrese çattı” (7 Eylül 2008) başlıklı bir diğer haberde. gazetenin Erdoğan‟ın 7 8 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. “Erdoğan‟ın Yeni Meşgalesi” (15 Eylül 2008). Yine aynı şekilde Radikal Gazetesi‟nde Başbakan Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin de Hürriyet Gazetesi‟yle büyük ölçüde benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. silahşörüm yok…” sözleri dikkat çekmektedir. Aydın Doğan‟a yanıt verirken öfkeli tavrını sürdürdü. Doğan‟a ve sahibi olduğu medya grubuna yönelttiği suçlamalarını ağırlıklı olarak köşe yazarları üzerinden yaptığı belirlenmiştir. senin gazetelerine de mahsus değildir. “Başbakan Kavgayı Sürdürdü: Doğan Grubu Yazdıkça Açıklayacağım” başlıklı haberin. şunları söyledi”(8 Eylül 2008). “Erdoğan Yanlış Adrese Çattı” (7 Eylül 2008). gazetenin söz konusu tartışmayı ağırlıklı olarak tarafların açıklamalarından bağımsız şekilde kurguladığı haberlerle ele aldığı ve Doğan lehine bir duruş sergilediği belirlenmiştir. “Başbakan Kavgayı Sürdürdü: Doğan Grubu Yazdıkça Açıklayacağım” başlıklı haberde. Erdoğan. AKP‟nin dünkü Bayrampaşa 3. gazetenin konuya ilişkin şu yorumları dikkat çekmektedir: “…Deniz Feneri tarafından para gönderildiği iddialarının haber olarak verilmesine öfkelenen Erdoğan. silahşörlerin var. “Erdoğan Dalgalandı da Duruldu” (21 Eylül 2008). Radikal‟de Başbakan Erdoğan‟ın “Medya Eleştirileri” konusunda. Benim o kadar köşe yazarım. Erdoğan‟a aynı gün bir açıklamayla yanıt veren Doğan ise Türk basını için çok tehlikeli bir dönemin başladığını belirerek “Şantaj yapmak başbakanlara yakışmaz demişti.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 67 Hürriyet‟te olduğu gibi “Medya Eleştirileri”7 ve “Yolsuzluk”8 konusu bağlamında yapıldığı belirlenmiştir. önceki günkü AKP Güngören İlçe Kongresi‟nde ağır bir dille Aydın Doğan‟ı eleştirmişti. Örneğin. Bildiği bir şey varsa anlatmak yerine şantajda bulunan Erdoğan şunları söyledi…Erdoğan. Örneğin. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Başbakan Erdoğan‟ın “Demokrasilerde konuşma hakkı eleştirme hakkı sana da.

%14) ve “seviyesiz/ahlaksız” (1 kez. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “şantajcı” (5 kez. Başbakan ile Doğan arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin. “iddia etti”. Oğuzhan Börekci açıklamalarını verirken olumsuz anlamlar içeren ifadelerle haberi kurguladığı tespit edilmiştir.4 (Radikal Gazetesi‟nde Başbakan Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı) ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % İstismarcı 1 %33 Şantajcı 5 %72 Otoriter 6 %86 Suçlamaların Niteliği Sicil Amiri 1 %33 Polemikçi 1 %14 Hoşgörüsüz 1 %14 İftiracı 1 %34 Seviyesiz/Ahlaksız 1 %14 - Toplam 3 % 100 7 %100 7 %100 Radikal Gazetesi‟nde. Tablo. %72). bu suçlamaların Doğan lehine pekiştirildiği görülmektedir. “Medya Eleştirileri” konusunda “otoriter” (6 kez. “sicil amiri” (1 kez. %33). %14). Aydın Doğan‟a yüklendi” şeklinde kurgulanan haberde. “fena kızdırdı” gibi doğruluğu kesin olmayan ifadelerle aktarılmaktadır. %14). Erdoğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “istismarcı” (1 kez. Bununla birlikte gazetenin gerek haberleri sunum şekliyle gerekse de konuya ilişkin tarafların açıklamalarından bağımsız olarak yayınladığı haberlerde. Güz 2009. Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların çoğunlukla Doğan‟ın kendi ifadelerinden oluştuğu tespit edilmiştir. %86).68 G. “Siyasal Çevrelerle İlişki” konusunda ise. A. Sayı:29 . ve “hoşgörüsüz” (1 kez. IĢık – Ü. Nitekim “Almanya‟daki Deniz Feneri yolsuzluğu iddianamesinde adının geçtiği haberlerine çok kızan Başbakan Erdoğan. Başbakan Erdoğan‟ın konuya ilişkin açıklamaları “yüklendi”. %34). Buna göre. “polemikçi” (1 kez. %33) ve “iftiracı” (1 kez.

” (7 Eylül 2008). “Medya Eleştirileri”10 konusundaki suçlamaların ön plana çıkartıldığı ifade edilmişti. Türk kanunları.. “Aydın Doğan: Türk basını için tehlikeli bir dönem başladı” ifadesinin kullanıldığı dikkat çekmektedir. CNN-Türk ve kağıt kaçakçılığı meselesidir. basın özgürlüğüne yönelik ağır tehdidin artık iyice su yüzüne çıkmış olmasıdır. “…benim açımdan bu konuşmanın asıl vahim yanı. Bu ifadelerden anlaşılacağı üzere Doğan. Başbakanımız eleştirilmekten hoşlanmıyor.Doğan‟ın. Ama elindeki gücü de kullanıp bunu şantaj aracı Bu konuyla ilgili haberler için bkz. Kendisine açık açık şunu söylüyorum: Hilton konusunda yasalara aykırı bir talebim varsa. başbakanlara suç işleme hakkı vermiyor. Başbakan‟ın Doğan‟a yönelttiği suçlamalar karşısında –ki bunlar Hilton. Söz konusu haberde. Yukarıda da belirtildiği gibi. „Benimle İlgili Ne Varsa Açıklasın Elde Tutması Şantaj” (8 Eylül 2008). “Aydın Doğan: Saldırılar Bizi Yıldıramaz” (14 Eylül 2008). Ama vatandaş olarak haklı bir talepte bulunuyor ve bunu yerine getirmiyorsa. “Dokunulmazlık Zırhlarına Karşı Hakkımızı Arayacağız” (23 Eylül 2008). “Aydın Doğan: Saldırılar Bizi Yıldıramaz” (14 Eylül 2008). “Erdoğan Dalgalandı da Duruldu” (21 Eylül 2008). gerekse gazetenin tarafların açıklamalarından bağımsız olarak yayınladığı haberlerinde. özellikle de Hilton meselesiyle ilgili konuda kendisine dolaylı olarak “şantaj” yapıldığını ima etmekte ve Başbakan‟ı “bir vatandaşın kanuni taleplerini engellemekle” suçlamaktadır. Örneğin “Erdoğan Yanlış Adrese Çattı” başlıklı haberin “Aydın Doğan: Türk basını için tehlikeli bir dönem başladı” alt başlığında. Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen en önemli suçlamaların “Ekonomik İlişkiler” ve “Medya Eleştirileri” konusu bağlamında yöneltildiği görülmektedir. 10 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. “Dokunulmazlık Zırhlarına Karşı Hakkımızı Arayacağız” (23 Eylül 2008). gazetelerde ne zaman hoşuna gitmeyen bir haber görse hemen Hilton ipine sarılıyor.. 9 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Radikal‟de gerek Doğan‟ın açıklamalarında. bu da suçtur. Örneğin 7 Eylül 2008 tarihli aynı haberin alt başlığında. “Erdoğan‟ın Bu İlk Şantajı Değil” (9 Eylül 2008). Hoşlanmayabilir. „Benimle İlgili Ne Varsa Açıklasın Elde Tutması Şantaj” (8 Eylül 2008). “Erdoğan‟ın Yeni Meşgalesi” (15 Eylül 2008). “Ekonomik İlişkiler”9 konusunda Başbakan tarafından kendisine yöneltilen suçlamalar karşısında şu savunularına vurgu yapılmaktadır: “Başbakan durmadan Hilton meselesini dile getiriyor… Başbakan. “Erdoğan‟ın Bu İlk Şantajı Değil” (9 Eylül 2008). Doğan‟ın.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 69 tıpkı Hürriyet‟te olduğu gibi Radikal‟de de Başbakan Erdoğan‟a yönelik herhangi bir suçlama içeren haber bulunmamaktadır. Haberlerin içeriği incelendiğinde ise. bunu reddetmek kamu otoritesinin görevidir.

Güz 2009. Dünkü konuşması bana göre Türk basın tarihinde çok tehlikeli bir dönemin başladığının en somut işaretidir. “…Anayasamız basın özgürlüğünü teminat altına almıştır. A. Başbakan Erdoğan‟ın Almanya‟daki Deniz Feneri yolsuzluğunun basına yansımasına “hayli öfkelendi”ği de kaydedilerek. Nitekim “…Erdoğan‟ın gündeminde „övündüğü‟ duble yol çalışması ve Marmaray Projesi ile Adalar‟daki fayton nostaljisi vardı…” şeklindeki ifadelerle devam edilen haberde. meseleyi “basın özgürlüğü ihlali” boyutuna taşımak ve kamuoyuna da “demokrasi” olgusu üzerinden. “…yolsuzluğu adım adım izleyen Hürriyet. Demek ki baskıları daha da ağırlaşacak…” (7 Eylül 2008) şeklindeki sözleriyle. Sayı:29 . Bunun yanı sıra söz konusu haberde. Oğuzhan Börekci haline getirme hakkı yoktur” şeklinde açıklama yaptığı ve kendisine yöneltilen suçlamaları “anayasal bir suç” olarak nitelendirdiği görülmektedir. önceki gün katıldığı Adalar İlçe Kongresi‟nde de bu çağrıyı sürdürdüğü ve kendisine yöneltilen eleştirilere cevap verdiği belirtilmektedir.70 G. Doğan Grubu‟na bağlı gazeteler için “boykot kampanyası” başlatan Erdoğan‟ın. açıkça Erdoğan‟ın projelerinin “küçümsendiği” anlaşılmaktadır. ikili arasında şimdiye kadar yaşanan olayların Aydın Doğan lehine hatırlatılmasının yapıldığı dikkat çekmektedir. Milliyet ve Radikal gazetelerinin sahibi Doğan Grubu‟nu hedef aldı…” vurgusuyla. Doğan‟ın devam eden açıklamasında. IĢık – Ü. yaşananların muhakemesini yaptırmak istediği de anlaşılmaktadır. Söz konusu haberde. Şimdiye kadar ellerinden gelen baskıyı yapıyorlardı. Son olarak Radikal‟de “Erdoğan dalgalandı da duruldu”(21 Eylül 2008) başlıklı haberle. haberin Doğan lehine sonuçlandırıldığı da görülmüştür.

“ahlaksız” (1 kez. “yalan haber İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Zaman Gazetesi’nde BaĢbakan Erdoğan Ġle Aydın Doğan Arasındaki TartıĢmanın Haberler Üzerinden Analizi Tablo-5 ( Zaman Gazetesi‟nde Aydın Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı).%100 Taraflı Yayıncılık 6 14 %44 %100 4 2 %100 Basın Basın Yalan Özgürlüğünü Hakim/ Otoriter Çıkarcı Etiği Haber Kötüye Savcı İhlali Yayınlama Kullanma 1 2 1 2 1 1 %7 %14 %7 %14 %7 %7 İşbirlikçi 4 % 100 - . %22). “otoriter” (2 kez. Bu haberlerde Doğan‟a yöneltilen suçlamaların tıpkı Hürriyet ve Radikal‟de olduğu gibi ağırlıklı olarak Başbakan‟ın kendi ifadelerinden oluştuğu tespit edilmekle birlikte. “hakim/savcı” (1 kez. Buna göre Zaman‟da. Ana Konular Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Siyasal Çevrelerle ĠliĢkiler n % Suçlamaların Niteliği İftiracı Ahlaksız Kaçakçı 6 1 2 %67 %11 %22 Vurguncu Toplam 9 . “Ekonomik İlişkiler” konusunda “vurguncu” (2 kez. “çıkarcı” (1 kez. %14). %14).Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 71 2. %67). taraflar arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin toplam 14 haber yayınlanmıştır. %7). %100). %7).% 100 2 .%100 Zaman Gazetesi‟nde. %7).3. “basın etiği ihlali” (2 kez. Zaman‟ın bu suçlamaları içeren haberleri sunum şekliyle Başbakan lehine bir tutum sergilediği görülmüştür. Doğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır:“Yolsuzluk” konusunda “iftiracı” (6 kez. %11) ve “kaçakçı” (2 kez. “Medya Eleştirileri” konusunda “basın özgürlüğünü kötüye kullanma” (1 kez.

Bu haberde aynı zamanda Doğan‟ın söz konusu tartışmada “haksız” ve öne sürdüğü iddialarının da “geçersiz” olduğu gösterilmeye çalışılmıştır. bu yayınların bir sebebinin de Hilton Oteli olduğunu savundu… Doğan Grubu'nun. “Medya Eleştirileri”12 konusunda ise. Doğan Grubu‟nun CHP ile birlikte hareket ettiğini savundu… Başbakan Erdoğan. otel için istediği plan tadilatlarını kendisine ve belediye başkanına yaptıramadığını dile getirdi… Aydın Doğan'ın bizzat kendisine ve belediye başkanına teklifte bulunduğunu vurguladı… İstediğini alamadığı için bu tür kampanyalar yaptığını ileri sürdü… Erdoğan. Aydın Doğan ve CHP‟ye Yönelik Eleştirilerine Devam Etti” (15 Eylül 2008). Buna göre. Doğan‟a yapılan suçlamaların tıpkı Hürriyet ve Radikal‟de olduğu gibi “Yolsuzluk” ve “Medya Eleştirileri” konusunda yoğunlaştığı görülmektedir. Oğuzhan Börekci yayınlama” (1 kez. “Başbakan‟dan Doğan‟a Mektup…” (13 Eylül 2008). IĢık – Ü. Örneğin “Başbakan‟dan Aydın Doğan‟a Ağır Suçlamalar” başlıklı haberin içeriğinde. “Başbakan Yine Doğan‟a Yüklendi” (14 Eylül 2008). Başbakan‟ın Almanya‟daki Deniz Feneri Derneği‟yle ilgili “yolsuzluk” davasına adının karıştırılmasından dolayı Doğan‟a ve sahibi olduğu medya grubuna yönelik ağır suçlamalarda bulunduğu sözlerine vurgu yapılmaktadır. Aydın Doğan‟ın barışmak için iyi niyet elçileri gönderdiğini de açıkladı…Başbakan. Yazarları da İnanmadı” (13 Eylül 2008). iftira kampanyaları açtığını belirten Erdoğan. “Aydın Doğan‟a Bir Hafta Süre Verdi: İftiraların Sebebini Açıklamazsan Ben Açıklarım” (8 Eylül 2008). “Başbakan Yine Doğan‟a Yüklendi” (14 Eylül 2008). İşadamı Olarak Eşit Muamele Göreceksin” (14 Eylül 2008). “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” konusunda “işbirlikçi” (4 kez. Sayı:29 . Nitekim söz konusu haberde Başbakan‟ın konuya ilişkin ifadeleri gazete tarafında şu şekilde sunulmaktadır: “…AK Parti‟yi geriletemeyenlerin. “Başbakan. A. “Yolsuzluk”11 konusu kapsamında Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen suçlamaların en çok “iftiracı” nitelendirmesi üzerinden yapıldığı tespit edilmiştir. %44). “Doğan‟a. Zaman Gazetesi‟nde söz konusu tartışmalara ilişkin yer alan haberlerin içeriği incelendiğinde ise.72 G. Deniz Feneri Derneği'nden kendisine para aktarıldığı yönünde yayın yapan Doğan Grubu'na meydan okudu…” (7 Eylül 2008). %7) ve “taraflı yayıncılık” (6 kez. %100). “Artık Kervanınızı İftiralarla Götüremeyeceksiniz” (9 Eylül 2008). 12 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen suçlamaların en çok “taraflı yayıncılık” nitelendirmesi üzerinden yapıldığı görülmektedir. Örneğin 8 Eylül 2008 tarihinde “Aydın Doğan‟a Bir Hafta Süre Verdi: İftiraların Sebebini Açıklamazsan Ben Açıklarım” başlığıyla yayınlanan haberde. “Başbakan‟dan Doğan‟a Mektup…” (13 Eylül 2008). Başbakan Erdoğan‟ın şu suçlamalarına vurgu yapılmaktadır: “…Bu mudur Bu konuyla ilgili haberler için bkz. “Yayıncı Kimliğinle İmtiyaz İsteme. “Erdoğan: Türkiye Barış Adası Oldu” (9 Eylül 2008). 11 Güz 2009.

Eleştirmek istiyorsan. Bunun yanı sıra söz konusu nitelendirmeyle. Tablo-6 (Zaman Gazetesi‟nde Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı) Suçlamaların Niteliği İstismarcı Sicil Amiri 1 1 %33 %33 Şantajcı Polemikçi 1 1 %50 %50 Otoriter Hoşgörüsüz 3 1 %75 %25 ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Toplam İftiracı 1 %34 3 % 100 2 %100 4 %100 Zaman‟da Doğan‟a yöneltilen suçlamalara ilişkin haberlerin içeriği incelendiğinde dikkat çeken noktalardan biri de. “İşadamlığı ile Yayıncılığı Karıştırma” başlığıyla yer alan bir başka haberde de Başbakan‟ın. Doğan‟ın “medya patronu” nitelendirilmesiyle sunulmasıdır. Doğan‟ı “taraflı yayıncılık” yapmakla ve bu anlamda da “basın özgürlüğünü kötüye kullanmakla” suçladığı görülmektedir. bir bölümü hariç. yaptırdığın yayınlarla ortaya koyuyorsun. Nitekim patron kelimesinin çağrıştırdığı kimi olumsuz anlamlar (sömüren. paralı silahşörün bol. Onlar patronlarını savunmakta bayağı mahirler. Çünkü senin maaşlı köşe yazarların var. silahşörüm yok. “Aydın Doğan'dan maaş alan kalemşörlere bir çift sözüm var. Senin bu noktada maaşlı. adaletsiz gibi) hatırlanacak olursa.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 73 ikide bir arkasına saklandığınız basın özgürlüğü? Nasıl olsa köşe yazarlarınız bu konuda gayet iyi avukatlığınızı yapıyorlar. Ne kadar tahammüllü olduğunu. silahşörlerin var. tarafsız ve bağımsız olmak demek. Siz bağımsız olsaydınız patronunuz hakkında yayınlanan kağıt kaçakçılığı olayını da sorgulamanız gerekmez mi? Yoksa bu iddialar haber değeri taşımıyor mu? Hilton oteline imar talebi haber değeri taşımıyor mu?" (13 Eylül 2008) şeklindeki sözlerine yer verilerek. Benim o kadar köşe yazarım. cevap hakkına ne kadar saygılı olduğunu zaten yaptığın açıklamalarla. Öyle tek taraflı özgürlük olmaz. eleştirilmeyi de göze alacaksın. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . ezen. Milletim bunu görüyor…” (8 Eylül 2008). Doğan‟ın sahibi olduğu medya kuruluşlarını kendi „çıkarları‟ yönünde kullandığı imasında da bulunulduğu anlaşılmaktadır. patronunuzun çıkarlarından da bağımsız olmak demek. burada söz konusu anlamlar aracılığıyla Doğan aleyhine bir duruş sergilendiği ve bu yönde bir kamuoyu oluşturulmaya çalışıldığı gözlenmiştir.

Nitekim gazete. Başbakan Erdoğan‟a yönelik herhangi bir suçlama içeren haber bulunmamaktadır. Örneğin. gazete tarafından şu şekilde aktarılmaktadır: “…Deniz Feneri ile ilgili haberleri gazete ve televizyonlardan izlediğini iddia eden Aydın Doğan. Doğan‟ın söz konusu suçlamalarına çok kısa yer verildiği dikkat çekmektedir.%33). %25). Zaman‟da yer alan bu tip haberlerde dikkat çeken unsur. Doğan‟ın açıklamalarını “iddia etti” ve “öne sürdü” gibi doğruluğu kesin olmayan ifadelerle sunarak bu tutumunu ortaya koymaktadır. Doğan tarafından Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen en önemli suçlamaların “Yolsuzluk” ve “Medya Eleştirileri” konusunda yapıldığı belirlenmiştir. Güz 2009. “otoriter” (3 kez. “Medya Eleştirileri” konusunda ise. Hürriyet ve Radikal‟in aksine. Oğuzhan Börekci Zaman‟da. Haberlerin bütünlüğü göz önünde bulundurulduğunda. “Siyasetçi Değilim. Sayı:29 . gazetelerinin de mahkemenin safahatı hakkında bilgi verdiğini söyledi… Aydın Doğan.74 G. Doğan‟ın Başbakan‟a yönelik suçlamalarının hem “yersiz” hem de “haksız” olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. 13 “Velev ki Başbakan‟a Gittim Ama Hilton İçin Değil” (8 Eylül 2008). Buna göre haberlerin içeriği incelendiğinde. A. %34). IĢık – Ü. “istismarcı” (1 kez. %75) ve “hoşgörüsüz” (1 kez. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a atfen verdiğine dikkat çekti” (7 Eylül 2008). %50) ve “şantajcı” (1 kez. Aydın Doğan tarafından Başbakan Erdoğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığı şu şekildedir:“Yolsuzluk” konusunda “sicil amiri” (1 kez. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “polemikçi” (1 kez. “Velev ki Başbakan‟a Gittim Ama Hilton İçin Değil” (8 Eylül 2008) başlıklı haberin içeriğinde. Doğan‟ın Başbakan‟ın açıklamaları karşısında daha çok “suçlu” konumunda sunulduğudur. sahibi olduğu gazete ve televizyonların haberi. Örneğin. Canlı Yayında Tartışalım” (14 Eylül 2008). Diğer taraftan Doğan‟ın “Medya Eleştirileri” konusunda Erdoğan‟a yönelttiği suçlamaları en çok “otoriter” nitelendirmesi üzerinden yaptığı görülmüştür. Doğan‟ın “Yolsuzluk”13 konusuyla ilgili olarak kendisine yöneltilen suçlamalara ilişkin açıklamaları. %50). olayı Alman polisi ve mahkemelerin ortaya çıkardığını. Diğer gazetelerde olduğu gibi Zaman‟da da “Siyasal Çevrelerle İlişki” konusunda. %33) ve “iftiracı” (1 kez.

%40) ve “çıkarcı” (3 kez. “Medya İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . tartışmanın Başbakan lehine sonuçlandırıldığı belirlenmiştir. ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Siyasal Çevrelerle ĠliĢkiler n % İftiracı 5 %50 Çıkarcı 3 %30 Basın Özgürlüğün ü Kötüye Kullanma 2 %22 İşbirlikçi 4 %100 Suçlamaların Niteliği Ahlaksız 2 %20 Vurguncu 4 %40 Otoriter 2 %22 %50 İşbirlikçi 1 %10 İftiracı 3 %30 Hakim/Savcı 2 %22 Kaçakçı 2 %20 Taraflı Yayıncılık 3 %34 4 %100 9 %100 10 %100 Toplam 10 % 100 Yeni Şafak Gazetesi‟nde. %50).4. Buna göre Yeni Şafak‟ta söz konusu tartışmaya ilişkin suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığı incelendiğinde şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “ahlaksız” (2 kez. çoğunlukla gazetenin kendi yorumlarından oluştuğu görülmüştür. %10) ve “kaçakçı” (2 kez. Başbakan Erdoğan ile Aydın Doğan arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin toplam 14 haber yayınlanmıştır. %20). %30). Yeni ġafak Gazetesi’nde BaĢbakan Erdoğan Ġle Aydın Doğan Arasındaki TartıĢmanın Haberler Üzerinden Analizi Tablo-7 (Yeni Şafak Gazetesi‟nde Aydın Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı. “vurguncu” (4 kez. Bu haberlerde Doğan‟a yapılan suçlamaların. Bunun yanı sıra Başbakan‟ın suçlamalarını içeren haberlerin sunum şekliyle de. “iftiracı” (5 kez. “işbirlikçi” (1 kez.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 75 2. %30). %20). “Ekonomik İlişkiler” konusunda “iftiracı” (3 kez.

yer verildiği tespit edilmiştir. Sayı:29 . Bu çerçevede gazetenin söz konusu tartışmaya ilişkin “taraflı” duruşu. Bunun yanı sıra Başbakan Erdoğan‟ın açıklamalarına yer verilen diğer haberlerde. Oğuzhan Börekci Eleştirileri” konusunda “basın özgürlüğünü kötüye kullanma” (2 kez. Başbakan Erdoğan‟ın açıklamalarına cevap verdiği belirtilmektedir. Güz 2009. “Doğan‟ın 60 Milyon Dolarlık Kağıt Vurgunu” (10 Eylül 2008). %22). “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” konusunda ise “işbirlikçi” (4 kez. Tablo7‟den de anlaşılacağı üzere Doğan‟a yöneltilen suçlamaların. “Çamurun altında Hilton var” (7 Eylül 2008). Bu haberlerde gerek başlıklarda gerekse haberlerin içeriğinde kullanılan ifadelerle. IĢık – Ü. “Suçlamalarda „iftira at. Doğan‟ın açıklamalarına yalnızca iki haberde . Nitekim bu haberlerde Doğan‟ın “ekonomik ilişkileri” ön plana çıkartılarak.76 G. %100). Aynı haberin devamında. izi kalsın‟ mantığı var” (8 Eylül 2008) gibi. Doğan‟ın kendisine yapılan suçlamaları kabul ettiği yönünde bir sonuca varıldığı da görülmektedir. “Doğan‟ın Hedefi Bu Kez Vekiller” (23 Eylül 2008) gibi. Bunun yanı sıra Yeni Şafak‟ta. %22). %34). “Petrol Ofisi‟nde Fatura Kabarık” (10 Eylül 2008). %22) ve “taraflı yayıncılık” (3 kez. “hakim/savcı” (2 kez. Yeni Şafak‟ta söz konusu tartışmanın daha kısa ve ana hatlarıyla özetlendiği de dikkat çekmektedir. “otoriter” (2 kez. “Doğan‟dan Rezidans ve CNN itirafı” başlıklı haberde. Başbakan Erdoğan‟ın ise “haklılığı”nın ve “gücü” nün ön plana çıkartıldığı dikkat çekmektedir. Hilton‟a rezidans için ruhsat istediği iddialarını ve CNN Türk‟e karasal yayın talebini de “programda doğruladı”ğı kaydedilmektedir. “yolsuzluk” yaptığına ve “haksız kazanç” edindiğine dair suçlamalar yer almaktadır. “Siyasal Çevrelerle İlişkiler” konusu haricinde diğer üç konuda eşit ağırlıkta olduğu belirlenmiştir. bazı haberlerin başlıklarında bile açıkça görülmektedir: “Hilton‟da Doğan‟ın Hayal Kırıklığı” (8 Eylül 2008). A. Dolayısıyla önceki üç gazeteden farklı olarak Yeni Şafak‟ta. Öyle ki. Doğan‟ın “kendisine ait” Kanal D televizyonunda yaptığı “özel söyleşi” de. Başbakan‟ın Doğan‟a yönelttiği suçlamaların oldukça çarpıcı başlıklarla aktarıldığı görülmektedir: “Ben senin bildiğin başbakanlardan değilim” (6 Eylül 2008). Erdoğan‟ın kendisini “yanlış anladığını ileri süren” Doğan‟ın. Doğan‟ın “olumsuzlandığı”.“Doğan: Başbakan amirim değil” (6 Eylül 2008) ve “Doğan‟dan Rezidans ve CNN itirafı” (8 Eylül 2008) . “Sadece Bir Günde 279 Milyon YTL‟si Gitti” (9 Eylül 2008).

taraflar arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin Başbakan‟a yöneltilen suçlamaların oldukça az sayıda olduğu tespit edilmiştir. Başbakan‟a yöneltilen suçlamalara ilişkin yer alan iki haberin – “Doğan: Başbakan Amirim Değil” (6 Eylül 2008) ve “Doğan‟dan Rezidans ve CNN İtirafı” “8 Eylül 2008). Diğer gazetelerde olduğu gibi Yeni Şafak‟ta da “Siyasal Çevrelerle İlişki” konusunda Başbakan Erdoğan‟a yönelik herhangi bir suçlama içeren haber bulunmamaktadır. Doğan‟ın açıklamalarının Başbakan‟ın açıklamalarına kıyasla oldukça kısa tutulduğu ve Doğan aleyhine bir tutum sergilendiği görülmüştür. %50). kamuoyu adına siyasi otoriteleri denetlediği. Bu suçlamaların ise Zaman Gazetesi‟nde olduğu gibi tamamıyla Doğan‟ın kendi ifadelerinden oluştuğu görülmüştür. %50) ve “istismarcı” (1 kez. “Medya Eleştirileri” konusunda ise “otoriter” (1 kez.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 77 Tablo -8 (Yeni Şafak Gazetesi‟nde Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı) ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Suçlamaların Niteliği İstismarcı 1 %50 Şantajcı 1 %100 Otoriter 1 %100 Sicil Amiri 1 %50 - Toplam 2 % 100 1 %100 1 %100 Yeni Şafak‟ta. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “şantajcı” (1 kez. SONUÇ Günümüz toplumsal yapısında siyasal sisteme etki eden faktörlerin başında gelen medyaya. mevcut siyasal sistem ve olaylar karşısında kamuoyunu bilgilendirdiği ve bu anlamda da kamuoyunun beklentilerini yerine getirdiği yönünde bir önem atfedilmektedir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Bu noktada medya. Buna göre suçlamaların niteliğinin niceliksel dağılımına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “sicil amiri” (1 kez. %100).içeriği incelendiğinde ise. %100).

her iki grup gazetenin de “bi taraf” yayıncılık yaptığı gerçeği ortaya çıkmıştır. Medya ve siyaset ilişkisine dair yapılan bu incelemede. karşılıklı suçlamaların “iftiracı”.78 G. karşılıklı “çıkar” ve “beklenti” üzerinden gerçekleştirilen bu ilişkiler. dolayısıyla haberlerin medya patronunun ekonomik ve kişisel çıkarları doğrultusunda oluşturulduğu tezinin de büyük ölçüde doğrulandığı görülmüştür. “yanlılık” temelinde haber içeriklerini büyük ölçüde etkilediği dikkat çekmiştir. söz konusu iki gücün birbirine sürekli bağımlı hale geldiğini de göstermektedir. Ancak kimi zaman medya ve siyaset çevrelerinin “çatışan” çıkarları nedeniyle. Başbakan lehine bir duruş sergileyerek. “ahlaksız”. bu çalışmanın örnek olayını teşkil eden konu üzerinden de doğrulandığı görülmüştür. Nitekim siyasal aktörler özellikle de kendilerine muhalefet eden grupları etkilemek ve bunların yaptığı eleştiriler karşısında kendilerini savunmak için çoğunlukla medyadan yararlanmaktadırlar. Buna göre ilk olarak. söz konusu tartışmanın basında nasıl sunulduğuna bakıldığında ise. siyasi çevrelerin ve özellikle de iktidarın ise kamuoyunu etkilemek ve dolayısıyla siyasi rantını artırmak amacıyla medyayı etkileme çabasında olduğu gerçeği büyük ölçüde doğrulanmış bulunmaktadır. basın-iktidar ve basın-mülkiyet ilişkilerinin. medyanın daha çok “ekonomik” beklenti düzeyinde siyasete ve siyasi konulara müdahil olduğu ve bu yönde gündemi oluşturduğu. Sayı:29 . basın-iktidar ilişkilerinde iktidar yanlısı bir yayın politikası izlediği ifade edilebilir. “şantajcı”. “çıkarcı”. IĢık – Ü. Güz 2009. A. “otoriter” gibi nitelendirmelerle hakaret boyutuna da taşındığı belirlenmiştir. Nitekim medya ve siyasi çevreler arasındaki ilişkilere dair öne sürülen argümanların. Buna göre Doğan Medya Grubu‟nda yer alan Hürriyet ve Radikal gazetelerinin. Neticede çalışmaya örnek teşkil eden konuda. tarafların Deniz Feneri Davası üzerinden başlayan tartışmalarda. Çalışmanın ilgili bölümünde de belirtildiği üzere. Aydın Doğan lehine bir duruş sergilediği. Bununla ilişkili olarak ise. İkinci olarak. bu bağımlılığın olumsuz bir seyirde geliştiği de gözlenmektedir. “vurguncu”. medya üzerinden bir “güç” savaşı sergiledikleri görülmüştür. Diğer taraftan Zaman ve Yeni Şafak gazetelerinin ise. Oğuzhan Börekci siyasal aktörler açısından da ayrı bir önem taşımaktadır.

). Beybin Kejanlıoglu. İstanbul: Eti Kitapları. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . (2008). Geray. Medya Kültür Siyaset. (1996). (2001). (2001). www. Seçkin. J. Arslan. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi. Toplumsal Araştırmalarda Nicel ve Nitel Yöntemlere Giriş. Medya – Politik İlişkisi Üzerine Sosyolojik Bir Değerlendirme. Ankara: Siyasal Kitabevi. ISSN: 1303-5134. D. (1997). Medya ve Siyaset. Medya – Politik (1983. G. H. Damlapınar. Tılıç. Medya Ve Demokrasi: Yeniden Değer Biçme. İrvan. Uluslar arası İnsan Bilimleri Dergisi. 6869. Medya ve Siyasete Güvenilirlik: „Medya ve Siyasetinin Toplumsal Algılanmasına Bağlı Faktörler. (2009).). 6.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 79 KAYNAKÇA Adaklı.insanbilimleri. Ankara: Bilim Sanat Yayınları. M. N. (2006). Medya: Ekonomik Ve Politik Elit İktidar Grubu. Birikim Dergisi. Demokratik Sistemde Medyanın Rolü. Gürkan. Medyayı Anlamak. Süleyman İrvan (Der.1993 Yılları Arasında Medya – Politikacı İlişkileri). Ankara: İmge Kitabevi. G. Sevilay Çelenk.com Curran. Türkiye‟de Siyasal Tıkanma Ve Medya.). (1997).1995). (1997). 104. Konya: Eğitim Kitabevi Yayınları. İstanbul: Su Yayınları. Gülseren Adaklı (Der. Z. S. Medya Politikaları. Birikim Dergisi. (1994. Sağnak. Zülfikar Damlapınar (Der. Yayıncılık Alanında Mülkiyet Ve Kontrol. A.

Bu nedenle seçim öncesinde ulusal basında yayınlanan siyasal içerikli haberler incelenmektedir. Anahtar Kelimeler: Medya. Bu çalışmanın amacı da 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesinde Türk basınının siyasal partilere nasıl yaklaştığını siyaset kurumu ve medya ilişkisi bağlamında ortaya koymaktır. Discourse * Arş. İletişim Fakültesi. news media provides environment for politicians to product social consent for their political ideas and projects in election periods. Gör. Media and Politics Relation in News Discourse: 29 March 2009 Local Elections ABSTRACT Media is the most important vehicle for political institute and politicians to transfer their ideas and opinions to society. İncelenen haberler iktidar partisi AKP ve ana muhalefet partisi CHP hakkında çıkan haberler olarak sınırlandırılmıştır. siyaset ve medya ilişkisini ortaya koymaktadır. The study puts forth the relationship between politics and media by analyzing discourse structure of political news which was published before the election.SİYASET İLİŞKİSİ: 29 MART 2009 YEREL SEÇİMLERİ Abdulkadir GÖLCÜ* ÖZET Siyaset kurumunun ve aktörlerinin görüş ve fikirlerini topluma aktarmada medya kuşkusuz en önemli araçtır.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. Politics. Especially.edu. 7(2).tr İletişim 2003/18 . Siyaset. Özellikle seçim dönemlerinde haber medyası siyasetçilerin toplum genelinde siyasal fikirlerine ve projelerine rıza üretmeleri için ortam sağlamaktadır. Söylem. Çalışma kapsamında ulusal çapta yayın yapan dört günlük gazetede takip edilmiş ve 15-27 Mart tarihleri arasında bu gazetelerde yayınlanan haberler eleştirel söylem analizi yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir.. 237- HABER SÖYLEMİNDE MEDYA. For this reason political news which was published in national press before election is analyzed. Key Words: Media. Selçuk Üniversitesi. e-posta: kadirgolcu@selcuk. The News which was analyzed was limited according to their beings about AKP and CHP. In content of study four national daily newspapers is kept on and news which was published on these newspapers between 15-27 marches was analyzed by using critical discourse analyze. Çalışma seçim öncesinde yapılan siyasal haberlerin söylem yapılarını çözümleyerek. The purpose of this study is to show how Turkish press approaches political parties in context of relationship between political institute and media before 29 March 2009 Local Elections. Konya.

2008: 206). Haber üretiminde kurumsallaşma ve profesyonel yapıların oluşması. YÖNTEM Bu çalışmada siyaset ve medya ilişkisi 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesinde Türk basınında çıkan haberler üzerinden değerlendirilmektedir. medya üzerinden kendi değer yargılarını ve fikirlerini topluma aktarmak için medyanın olanaklarını kullanmışlardır. belirli siyasal kimliklere bürünmelerine sebep olmuştur. Çalışmada yöntem olarak eleştirel söylem analizi yöntemi kullanılarak. medya içeriğinin siyasallaşmasına neden olurken. Bu dönüşümler medya ve siyaset ilişkisine yeni boyutlar kazandırmıştır. medya ve siyaset kurumu arasındaki ilişkiyi çözümlemede eksik yönlerin kalmasına sebep olacaktır. Güz 2009. Artık haber medyası ve haber olgusunu siyasal süreçlerden soyutlanarak düşünmek.82 GİRİŞ A. Medya artık kamuoyunu güdümleyen bir araç olmuş aynı zamanda medyadan kamuyu edilgin tüketiciler haline getiren bir aygıt olarak söz edilmeye başlanmıştır (Tokgöz. Özellikle toplumsal destek arayışında olan siyasal örgütlenmeler ve gruplar. haberin toplumsal yapıda var olan gerçekliği siyaset mekanizması adına inşa etme çabası olarak değerlendirilmiştir. medya örgütlenmelerinin de siyasal pozisyonlar alarak. Tuchman (1978) haber yapılırken bir takım profesyonel örgütlenmelerin ve habercilerin devreye girdiğini ve bunun haberin çerçevesini oluşturduğunu söylemiştir. Medyanın kitleye dönük doğası siyaset kurumunun en çok önem verdiği konu olmuş. Özellikle haber medyası siyasal aktörler ve medyanın politize edilmesi sonrasında yapısal dönüşümler yaşamıştır. Sayı 29 . haberin ne olduğu ve haber olacak olanın ne içermesi gerektiği siyaset kurumunun beklentileri doğrultusunda yeniden tanımlanmıştır. Bu bağlamda haber medyası ve siyaset arasındaki karşılıklı ilişkide. Gölcü Medya ve siyaset arasında var olan karşılıklı ilişkiler ağı 21. siyaset ve medya arasındaki ilişkiler ağının da karmaşık bir yapıya bürünmesine neden olmuştur. medya ve siyaset ilişkisinde siyasal mekanizmaların daha fazla sürece dâhil olmalarına neden olmuştur. Bu süreç medya ve siyaset ilişkisinde. Yine Tuchman haber yapılırken profesyonellikten kaynaklandığı düşünülen bir takım süreçlerin. yüzyılda üzerinde en çok tartışılan konulardan birisi olmuştur. toplumsal yapıdaki iktidar ilişkilerinin etkisi ile oluştuğunu aktarmaktadır. Gelişen teknoloji ile birlikte medyanın toplumsal yaşamı etkilemedeki gücünün artması. yazılı basında seçim öncesinde yayınlanan siyasal içerikli haberler çözümlenmektedir.

modern demokrasilerde vatandaşların doğrudan katılabildiği demokratik süreçlerin olmaması. Bu gelişmeler ana akım iletişim çalışmalarının medyayı toplumdaki olay ve oluşumları toplumun birey yurttaşlarına yansıtan. Yeni Şafak gazetesi siyasal iktidarın işlemlerine olumlu. Bunun yanı sıra İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Siyaset ve medya arasında başlangıçta oluşan kamu adına denetim işlevi ve medyanın siyasal süreçlere yaptığı öne sürülen pozitif yönlü katkı uzun süreli olmamıştır. Cumhuriyet gazetesi ise olumsuz yaklaşan bir yayın politikası izlediği için örnekleme dâhil edilmiştir. Bunun sonucunda ana akım iletişim çalışmaları tarafından medyanın siyasal mekanizmaları denetleyen dördüncü bir güç olarak tanımlanması ve medyanın siyasal süreçlerde şeffaf oluşumları doğuracağı beklentisi oluşmuştur. 1999: 35).Haber Söyleminde Medya.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 83 Çalışmanın yapılabilmesi için Hürriyet. yüzyılda siyasal meşruiyetin yapısal dönüşümü meşruluğun kaynağının çoğulcu demokratik rejimler aracılığıyla halk üzerinden sağlanmasına neden olurken. kitle iletişim araçlarının kamu adına bu görevi üstlenmeleri ile sonuçlanmıştır. medya ve siyaset mekanizmaları arasında karmaşık ilişkiler ağının kurulmasına da etki etmiştir. Özellikle iletişim teknolojilerinin büyük ölçüde geliştirilmesiyle birlikte medyanın ideolojik yapısı. dış dünyanın olay ve oluşumlarıyla ilgili bilgileri rasyonel davranabilen bireylere sunarak genel çıkarların oluşmasına çalışan bir örgütlenme olarak tanımlamasına neden olmuştur (Kaya. Sabah. ekonomik. Yeni Şafak ve Cumhuriyet gazetelerinin örneklem içerisine alınmasında gazetelerin siyasal iktidar ve muhalefete karşı tavırları göz önünde bulundurulmuştur. Aynı zamanda ana akım yaklaşım medyayı vatandaşların ve siyasal aktörlerin siyasal buluşmalarını gerçekleştirdikleri ve siyasal eylemlerin sorgulandığı tarafsız bir uzam olarak göstermeyi amaçlamıştır. günümüzde bütün toplumsal. siyasal ve kültürel demokratik kuruluşların faaliyetlerini ve iş yapma tarzlarını etkilemiştir (Erdoğan. Cumhuriyet ve Yeni Şafak gazetelerinde yayınlanan haberler 15–27 Mart tarihleri arasında takip edilerek örneklem içerisinde incelenmiştir. KURAMSAL ÇERÇEVE 21. Hürriyet ve Sabah gazeteleri ise merkez medyayı temsil ettikleri ve tiraj yüksekliği nedeniyle incelenecek gazeteler arasında yer almıştır. Demokrasilere doğrudan katılımın imkânsızlığı medya ve siyaset arasındaki bu ilişkinin pekişmesini sağlarken. 1999: 24). Medyaya ana akım iletişim çalışmaları tarafından siyasal mekanizmaları kamu adına gözetleme görevinin verilmesi medyanın oldukça politize ve muhalif bir örgütlenme yapısına sahip olduğu bir döneme rastlamaktadır.

Bu savı destekleyen Garnham (1990: 113) enformasyona ve bir tartışma platformu olarak medyaya erişimin bir tür güç ve mülkiyet yapısı tarafından kontrol edildiğini söylemiştir. iletişimin siyasal ekonomisi. Özellikle haber değerleri ve haber üretim süreçlerini ele alan bu yaklaşımlar. Gölcü zaman içerisinde değişen koşullar ve serbest piyasa ekonomisine geçiş. Bu nedenle Lipman haber ile gerçeğin birbirinden ayrılması gerektiğini öne sürmüştür. yaşanan gerçeği farklı bir şekilde kurgulayıp aktarmaktır. Ekonomi politikçiler haber medyası ve siyaset ilişkisinde kamu çıkarları yerine özel çıkarların yerleştirildiğini öne sürmüşlerdir. geliştirilen yeni iletişim teknolojilerinin toplum üzerindeki etkileri.84 A. 1997: 147). Eleştirel yaklaşım içerisinde yer alan ekonomi politik yaklaşım ve kültürel çalışmalar. Eleştirel yaklaşımları esas alanlar iletişimin endüstrileşmesi. kültürel incelemeler. Ekonomi politik yaklaşımda haber. Dördüncü güç rolünün geçerliliğini yitirmesi sonrasında medya ve siyaset ilişkisinin yeni temeller üzerinde yeniden oluşturulmaya başlanması. iletişim sosyolojisi gibi çeşitli konularda çalışmalar yapmışlardır (Yaylagül. özünde Herman ve Chomsky‟nin toplumsal yapıdaki egemenlerin söyleminin sıradan yurttaşların neleri görmesini. Lippmann‟a (1945: 213-216) göre basının ve bu araçlarının bir ürünü olan haber olgusu. duymasını ve düşünmesini etkilediğini ve düzenli propaganda kampanyaları ile kamuoyunu yönlendirdiklerini öne sürmeleri üzerinden ele alınmıştır (Herman ve Chomsky: 2006: 75). uluslar arası yönü. Sayı 29 . Ana akım çalışmalar tarafından haberin gerçeklik olarak kabul edilmesi sorunsallaştırılmış ve ilk olarak haber olgusunun sorunlu bir üretim sürecinden geçerek oluşturulduğunu Walter Lippmann öne sürmüştür. toplumsal güç iktidar ilişkilerinin ve sınıf tahakkümünün medya içeriğinde yeniden üretimi üzerine yoğunlaşmışlardır. Aynı görüşü destekleyen Murdock (1982: 107) büyük medyaya sahip olan grupların diğer sermaye grupları Güz 2009. Herman ve Chomsky (2006: 76) ise Rızanın İmalatı isimli yapıtlarında özel mülkiyet altındaki iletişim araçlarının kapitalistler tarafından sınıf tahakkümünün araçları olarak kullanıldığını belirtirler. medya örgütlenmelerinin pazar değerlerini ön plana çıkarmış ve medyaya atfedilen kamu denetçiliği görevini yerini kar güdüsüne bırakmıştır. iletişim çalışmalarında eleştirel görüşlerin önem kazanmaya başlamasına neden olmuştur. 2006: 81). Özellikle mülkiyet yapısında yaşanan hızlı dönüşüm medya örgütlerinin büyük bir kısmının son otuz yıldaki ele geçirmelerin sonucunda finans ve endüstriyel sermaye alanındaki büyük şirketlere bağlanmalarıyla sonuçlanmıştır (Curran. medya ve siyaset arasındaki ilişkiyi tartışmalı sahiplik yapısı ve egemen dünya değerlerinin yeniden üretimi bağlamında ele alarak eleştirmişlerdir.

Hall‟e göre medyanın en önemli işlevi. anlamın toplumsal inşasında üstlendiği ideolojik işlevdir (İrvan. Bu bağlamda Herman ve Chomsky‟nin propaganda modelinin haber metinlerinde incelenmesinde ve haberin üretim sürecinde kullanılan haber süzgeçlerinin medya metinleri okunurken göz önünde bulundurulması haberlerin analizinde yararlı olacaktır. Ayrıca medyanın siyasal gündemi de etkilediği ve medyanın kamunun imgelem gücü olarak siyasal gündemi etkili bir biçimde belirlediği. haberlerin oluşturulması ve İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Gramsci‟nin terminolojisi ile yönetenlerin hegemonyalarını kurma sürecinde. medya metinlerinin ve özellikle haberciliğin önemi yadsınamaz (İnal. 1996: 93).Haber Söyleminde Medya. birbirleriyle sıkı sıkıya kaynaşmış olan devletin ve şirketlerin çıkarlarına hizmet etmektedir. Medyanın bu işleyiş düzenine göre çağdaş insanlar kendi doğrudan deneyim alanlarının dışında olan olayları. Bu ideolojik işlev medyanın durum tanımı yapma yeteneğine sahip olmasıyla açıklanmıştır (Shoemaker ve Reese. bu değerleri sorunsallaştırırlar. Chomsky‟e (1993: 23) göre medya. Siyasal yapıya yönelik rıza ve bu rızanın oluşum sürecinde. 1997: 234). haber üzerinde yapılan eleştirel çalışmalara yeni bir ivme kazandırmıştır. haberlerde tekrarlanan temaların ve sorunların izleyicilerin öncelikleri haline geldiği kabul edilmiştir (Iyengar. haberlerin ve çözümlemelerin çatısını yerleşik ayrıcalıkları destekleyen bir çerçevede kurarak ve bu doğrultuda her türlü tartışmayı sınırlayarak. Schiller (1993: 24) de kitle iletişim araçlarının. Çok farklı disiplinleri içinde barındıran Kültürel çalışmaların ise Gramsci‟nin (1986) ortaya attığı Hegomanya kavramına paralel olarak haber metinlerini incelemesi ve Althusser‟in (2000) Devletin ideolojik Aygıtları çalışmasında medyanın ideolojik yeniden üretimde kritik bir rol oynadığı savını öne sürmesi.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 85 ile aralarındaki çıkar ilişkisini göz önünde bulundurarak medya ve haber içeriklerini oluşturduklarını dile getirmektedir. Yanlılık-nesnellik ikilisine çok farklı eleştiriler yöneltilirken bu eleştirilerin çoğunun yöntembilimsel ve epistemolojik konular üzerinde odaklandığı görülmüştür (Hackett. 2009: 26). kendilerine medyanın yansıttığı biçimle yani medya tarafından yapılan gerçeklik tanımlamalarıyla kavrarlar ( Kaya. 1998: 32). Bu noktada eleştirel çalışmalar ana akım iletişim çalışmalarının haber metinlerinde olduğunu öne sürdükleri nesnellik ve tarafsızlık vurgusunu mercek altına alarak. kitle iletişim araçlarının içerikleriyle mesajlarının taşıdığı anlamlar esas olarak içinde üretildikleri örgütün ekonomik temeliyle belirlenmektedir (Curran ve ark. Althusser‟in takipçisi olan İngiliz kültürel çalışmalarının önemli ismi Stuart Hall‟de bu görüşü destekleyen çalışmalar yapmıştır. Böylece bu bakış açısına göre. 1997: 77). 1997:103). 1982: 18-19).

Ayrıca söylem analizinin içerisinde sosyolinguistik çalışma. sosyal analiz ve bütün bu analiz türlerini içine Güz 2009. 2009: 12). metin analizi. Ana akım yaklaşımın içerik çözümlemesi ile medya metinlerinde ve özellikle haberde nesnellik olgusunu desteklemek için yaptığı çalışmalar. Pozitivist yöntembilimin haber metinlerine uygun olmadığını öne süren eleştirel çalışmalar. Bu görüşlere paralel olarak süreci dilbilim yönüyle değerlendiren İnal (1995: 114). Medya içeriğinin toplumsal bilinçteki ideolojik yeniden üretimin sağlanmasında bu denli önemli rol oynaması. düşüncelerinde ve değerlendirmelerinde söyleme yansıyan toplumsal ideolojilerini belirlemektir. Sayı 29 . İnal‟a (1996) göre geniş bir bakış açısı ve farklı disiplinlerden gelen kuramsal ve kavramsal çerçeveler haberi. mutlak bir nesnelliğin ve tarafsızlığın olanaksız olduğunu vurgular. haber metinlerini çözümlemede haberin üretiminde etkin olan iktidar pratiklerini. okuyucu ve izleyicilerin aynı sözcüklerden aynı anlamları çıkardığını kabul ederek uzun yıllar nicel içerik çözümlemelerinin sorgulanmaksızın benimsediğini söyler. Gölcü yayınlanması aşamasında yansız davranıldığı varsayılmasına rağmen objektif hareket etmediklerini belirtmektedir. haber metinleri üzerine yapılan çalışmalarda söylem analizi yönteminin kullanılmasına neden olmuştur. toplumsal yapıdaki egemen söylemi ortaya çıkarmak için eleştirel söylem analizi yöntemini geliştirmişlerdir. Haber metinlerinin söylemsel yapıları incelendiğinde bu metinlerin kendilerine özgü özellikler taşıyan metinler olması ve anlamsal kalıplarının kapalı metin olma özelliği taşıması bu metinlerin çözümlenmesinde içerik çözümlemesi yönteminin terk edilmesine neden olmuştur. Sözen‟e (1999: 81) göre haberlerin güç-iktidar sahibi yapıların söylemsel kalıplarında oluşturulması. her düşüncenin dilin dolayımını gerektirdiğini ve uzlaşımsal bir gerçeğin. eleştirel kuramla gelişen ve medya metinlerinin ve haberin oluşmasında yapısal sorunların varlığını gösteren çalışmalar sonrasında etkili eleştirilere tutulmuştur.86 A. pozitivist yöntembilimin nicel içerik çözümlemelerinden ve metni bağlamından yalıtarak ele alan metin analizlerinden kurtarmıştır. Sumner (1979: 57) bu bağlamda akademik topluluk tarafından sözel dil içindeki göstergelerin tüm dil kullanıcıları için ortak anlamları olduğunu. Eleştirel söylem çözümlemesinin kullanılma amacı medya metinlerindeki seçilmiş sözcük ve sözcük öbeklerinin bireylerin yaşamı algılamalarında. genelde medya içeriği özelde ise haber üzerinde farklı yöntemler kullanılarak çözümleme çalışmalarının yapılmasına neden olmuştur. Bu yöntemle açık dilsel yapılardan örtük ideolojik yapılara ulaşmak amaçlanır ( İnceoğlu ve Çomak. içinde yaşadığımız dünya hakkında söylenen her sözün.

1997: 268). Bu nedenle Van Dijk oluşturduğu söylem çözümlemesi yönteminde. uluslararası haberlerin yapısı üzerine yaptığı bilinen çalışmasında tüm dünya ülkelerinin haber ajanslarına bağımlılığını ortaya koymuştur. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . mikro yapılarda haberi destekleyen unsurların önemine işaret etmektedir (Van Dijk. Gramsci‟nin hegemonya kavramsallaştırması üzerinden hareket eden Hall (1994) yazdıklarında. Haber metinleri üzerinden toplumsal yapıda var olan güç-iktidar ilişkilerini göstermeyi amaçlayan bu çalışma habere ve haberin anlamsal çerçevesine etki eden siyasal süreçleri irdelemektedir. Hall ve arkadaşları tarafından Birmingham Kültürel Çalışmalar Merkezi tarafından yapılan Krizlerin Denetimi (Policing The Crises) isimli çalışmada haberin metin analizlerinden soyutlanarak. söylemin üretilme pratikleri üzerine daha fazla yoğunlaşmaktadır. savaş sonrası konsensüs politikasının çöküşü ve otoriter bir devletin büyümesi arasında iddialı bir ilişki kurmaya çalışan karmaşık bir çözümlemeyi içermektedir (Stevenson. Çalışma sonrasında İngiliz kamuoyunda haber değerlerinin politik süreçlere göre nasıl değişime uğradığı ve bu değişim sonrasında yaşanan haberin sosyal hayattaki etkisi ortaya konmuştur İkincisi ise Hollandalı dilbilimci Van Dijk‟ın haber analizlerinde kullandığı ve Van Dijk yöntemi olarak adlandırılan dilin gramerine duyarlı olarak haberi makro ve mikro yapılarında inceleyen yaklaşımdır. özellikle haber metinlerinde iktidar konumunda olanların durum tanımlarının nasıl yeniden üretildiği ve iktidarın söyleminin nasıl meşruiyet kazandığının altını çizmiştir. Bunlardan birincisi İngiliz Kültürel Çalışmaları‟nın önemli figürlerinden biri olan Stuart Hall‟ün oluşturduğu toplumsal analizin ortaya getirdiği söylemsel oluşumlar üzerinde yoğunlaşan sosyoloji ağırlıklı yaklaşımdır. Bu yaklaşımda temel dayanak noktası. Van Dijk‟a (2005: 319) göre söylem yoluyla toplumsal denetim uygulanmasının önemli bir koşulu söylemin denetimi ve bizzat üretimidir. 2008: 67). Eleştirel söylem analizi temelinde iki farklı yöntemi içerisinde barındırmaktadır. Ayrıca haber söylemini ele alırken kullandığı makro ve mikro yapılarının sınırlarını çok geniş tutan Van Dijk. haber üretim sürecinde durum tanımlamalarının kimler tarafından yapıldığıdır. Çalışma İngiltere‟de sokak soygunculuğu (mugging) konusunda basın yoluyla yayılan ahlaki panik.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 87 alan eleştirel bir analiz türü olması da haber metinlerinin çözümlenmesine önemli katkılar sağlamıştır. Bugün yayınlanan gazetelerin neredeyse hepsinin ilk sayfalarında görsel öğelerin öne çıktığını ve yazılı dilin kaybolduğunu söyleyen Van Dijk. toplumsal güç iktidar ilişkileri göz önüne alınarak yapılan analizlere iyi bir örnek teşkil etmektedir.Haber Söyleminde Medya.

Siyaset kurumunun merkezinde işleyen ideolojik mekanizmanın toplumsal yapılara haber içerikleri ile yayıldığı gerçeği eleştirel haber çalışmaları sonrasında kabul edilmiştir. Dış politikada yaşanan bazı gelişmeler ve özellikle Başbakanın Davos görüşmelerinde yaptığı çıkış seçim öncesinde ülke gündemini bir hayli meşgul etmiştir. HÜRRİYET GAZETESİ 15 Mart tarihinde “Baykal 3011‟de iktidara gelir” başlıkla yayınlanan haber için kullanılan fotoğrafta. haber söylemi içerisinde egemen iktidar olgusunun nasıl ele alındığını ve işlendiğini göstermeyi amaçlamıştır. Başbakanın bir tünel açılışında makam otomobilini kendi kullanması ve dikiz aynasında saçlarını düzeltmesi. Gölcü Hem ekonomi politik açıdan hem de kültürel çalışmalar açısından söz konusu haber söyleminin kodlanmasında rol oynayan başlıca etmen. seçim öncesi atmosferde gergin bir ortam yaratmış ve siyasal tercihler bazında ülke toplumsal yapıda bir kutuplaşmaya doğru sürüklenmiştir. İç politikada ise Ergenekon Soruşturması ve beraberinde getirdiği önemli gözaltılar. daha çok iktidar ve muhalefet liderleri arasındaki söz düelloları haberleştirilmiştir. seçim öncesinde ülke ekonomisini durgunlaştırması da seçim öncesinde gerçekleşen ve siyasal aktörlerin seçim sürecinde üzerinde yoğun olarak duracakları gündem başlıklarından birisini oluşturmuştur. Yerel bir seçim süreci yaşanması gerekirken. BULGULAR 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesinde Türk kamuoyu seçim sürecine yoğun bir politik gündem ile beraber girmiştir. hiç kuşkusuz kitle iletişim araçlarının ardında da yer alan egemen ideoloji ve başat kültürel yapıdır. siyasetçiler arasında yer alan bireysel tartışma ve münakaşalara büyük yer ayrılmıştır. Özellikle siyasal aktörlerin seçim kampanyalarını oluştururken birbirlerine karşı yıpratıcı ve sert politikalar izlemeleri. seçim sürecinde yapılan haberciliği de olumsuz yönde etkilemiştir. Ayrıca dünya genelinde etkili olan ekonomik krizin. Sayı 29 . yerel adayların çalışmaları ve projeleri hakkında bilgilendirme yapmaları beklenirken.88 A. Böyle bir ortamda ülkenin yerel seçim sürecine girmesi. Bu nedenle haber metinleri üzerinde söylem analizi uygulanarak yapılan eleştirel çalışmalar Foucault‟nun (2000) iktidarın söylemsel bağlar içerisinde kurulduğu ve dolaştığı fikrinden de faydalanarak. yerel seçimin bir genel seçim havasıyla yürütülmesine neden olmuştur. “Dikiz aynasında saç bakımı” alt başlığıyla haberin içerisinde aktarılmıştır. Haberde siyasal vaatler ve seçim Güz 2009. Bu süreç içerisinde yazılı basında yer alan haberlerin çoğunluğunda.

18 Mart tarihinde yayınlanan “Altın palan vursan eşek yine eşektir” başlıklı haberde. 17 Mart tarihinde “Küfürbaz derler oy vermezler” başlığıyla yayınlanan haberde kullanılan başlık daha önceki haberlerde siyasetçiler arasındaki tartışmayı hatırlatan cümlelerden doğrudan alıntılanmıştır. Baykal‟ın “Abbas yolcu”. Ayrıca Baykal‟ın Başbakan‟ın çocuğunu Amerika‟da okuttuğunu ama vatandaşın okutamayacağını hatırlatması da haberde işlenen çatışma unsurlarından bir başkasıdır. Haberin spotunda bu bilginin verilmesi ve İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 20 Mart tarihinde yayınlanan bir başka haberde ise kullanılan fotoğraf ve fotoğraf üzerine yerleştirilen “Klonsuz meydan” yazısı Hürriyet gazetesinin haber söylemlerinde siyasal iktidar karşıtı bir duruşu benimsediğini göstermektedir. Baykal‟ın Niğde mitinginde Ziya paşadan okuduğu bir şiirle cevap vermesi haberleştirilmiştir. yapılan haberin ana konusunu Başbakan ve Baykal arasındaki söz düellosunda bir gün önce gerçekleşen münakaşa oluşturmuştur. Haberin içeriğinde Baykal‟ın “ağız tadıyla birbirimize küfür edemiyoruz” sözü üzerinde fazla durulmamış ve Başbakan‟ının bu söz üzerinden Baykal‟a yüklendiği. Başbakanın ana muhalefet lideri Deniz Baykal‟a yönelik bir sözü uzun uzun işlenmiştir. Ayrıca yayınlanan bu haberde kullanılan “Baykal‟a çattı” bannerı başlığın yanı başında kullanılmış ve haberin söyleminde Deniz Baykal‟ın tartışmanın masum tarafı olarak aktarılması amaçlanmıştır. Bu haberin içeriğinde de yerel seçim çalışmaları hakkında detaylı bilgi bulmak imkânsızdır.Haber Söyleminde Medya. Bu haberin spotunda AKP Manisa İl Başkanlığı‟nın Manisa mitingini kalabalık göstermek için fotoğraflar üzerinde oynama yaptığı bilgisi aktarılmıştır. Haber de kullanılan başlık ve haberin içeriğinde Baykal‟ın sözlerinin ara başlıklar olarak doğrudan kullanılması ve yine kırmızı-beyaz renkte bannerlarla haber söyleminin desteklenmesi söz konusudur.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 89 çalışmaları hakkında bilgi aktarmak yerine. Ayrıca kullanılan bannerda kullanılan renklerin Cumhuriyet Halk Partisi‟nin renkleriyle aynı olması. Aynı tarihte “Hiç vicdanın yok mu” başlığıyla Deniz Baykal‟ın Mardin mitinginde Başbakanın açıkladığı kriz paketlerini eleştirmesi haberleştirilmiştir. haber söyleminde işlenmiştir. “Sen kendine baksana” ve “Yatağa Baykal‟la giriyor” sözleri de haberin ara başlıkları olarak doğrudan kullanılmıştır. haber söylemini desteklemek için yapıldığının göstergesidir. 16 Mart tarihinde Deniz Baykal‟ın Hatay mitinginde söylediği “Adam olamayan 3011‟de de adam olamaz” sözü haber başlığı olarak doğrudan kullanırken. haberin içeriğinde Baykal‟ın Başbakan‟ı adam gibi adam olmak gerektiği yönündeki sözleri işlenmiştir. Bu haberde de başlık Baykal‟ın sözleri arasından doğrudan alınırken. Yayınlanan bu haberde yerel seçim hakkında herhangi açıklama ya da art alan bilgisi bulmak neredeyse imkânsızdır.

iktidar ve ana muhalefet liderlerinin yayınlanan haberlerinin haber söylemlerinde açıkça ortaya çıkmaktadır. Gölcü fotoğraf üzerinde “klonsuz meydan” yazısının kullanılması. Gazete seçim öncesi izlediği yayın politikasında siyasal iktidarın ve muhalefet partilerinin liderleri arasındaki söz düellosunu haberleştirmeyi amaçlamıştır. Gazetenin genel yayın politikasının siyasal iktidara karşıt olması. “Bilecik çarşı Tayyibe karşı” gibi pankartların fotoğrafları haber söylemini destekleyen fotoğraflar olarak kullanılmıştır. Hürriyet gazetesi iktidar-muhalefet çatışmasına dönük haberlerin yanı sıra AKP‟nin İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayları hakkında çıkan yolsuzluk iddialarını da yoğun olarak haberleştirmiştir. içselleştirerek okuyucuya aktarmıştır. banner gibi Güz 2009. Haberin söyleminde taraflara yolsuzluk suçlamalarıyla yer verilirken. Gazete daha önceki yayınlarında yaptığı gibi bu haberde kullanılan fotoğrafın üzerine “Yolsuzluğu kurutacak” sloganını yerleştirmiştir. Özellikle CHP mitinglerinde vatandaşlar tarafından yapılan pankartların fotoğrafları sık sık kullanılarak. Ayrıca siyasal iktidar ve kısmen ana muhalefet partisi hakkındaki yolsuzluk iddialarını gündemine taşıyan gazete. “Vatanı satan adam”. Gazete ana muhalefet partisinin haberlerine alan olarak daha fazla yer ayırmış ve haberde oluşturulan iktidar karşıtı söylemi fotoğraf. Bu haberde rüşvet vererek çıkar sağlamaya aracılık eden kişinin gönderdiği SMS‟de haberin konusu olurken. Haberin art alanı ile detaylı bilgi verilmezken. Gazete aynı haberin yanı başında CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu‟nun bir seçim gezisi haberleştirmiştir. Gazete iki tam sayfayı seçim süresince siyasi parti liderlerinin görüşleri. Haber başlıkları ve spotlarda yayın politikasına uygun olarak parti liderlerinin alaycı sözlerini haber söylemine taşıyan gazete. iktidar partisi hakkındaki iddialara daha fazla yer ayırmıştır. Hürriyet gazetesi iktidar karşıtı söylemini yayınlanan birçok haberde kullandığı fotoğraflarla da desteklemek istemiştir. kısmen anakent şehirlerinin belediye başkan adayları arasında gerçekleşen atışmaları yayınlamak için ayırmıştır. CHP‟nin milletin desteğini aldığı yönünde haberin söyleminin kurulduğunu göstermektedir. “Takiyeyle bağlan hayata”. bu sözleri tırnak işareti kullanmadan. Bu haberlerden en dikkat çekeni 26 Mart tarihinde yayınlanan “250 bin dolar Topbaş‟a verildi işin tamam” başlığıyla yayınlanan haberdir. “Tayyip amca bir gemicik de benim oğluma alsana”. Sayı 29 . haberde ara başlık olarak “İşte rüşvetin SMS‟i” başlığı kullanılmıştır. adli herhangi bir süreçten bahsedilmemektedir.90 A. toplum genelinde siyasal iktidara karşı genel bir rahatsızlığın olduğu fikri haber söyleminde ön plana çıkarılmak istenmiştir.

başbakanın ekmek karnesini halka gösterirken çektirdiği bir fotoğrafla desteklenmiştir. İzmir‟in içme suyunda arsenik bulunduğu haberin spotunda ve ara başlığında vurgulanarak. Bu başlık ile AKP‟li belediyelerin hizmet konusunda rahat olduklarını ve vatandaşın da artık ideolojiye oy vermek yerine hizmeti tercih edeceği haber söylemine yerleştirilmiştir.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 91 unsurlarla desteklemek istemiştir. CHP Denizli Belediye Başkanı‟nın seçim sloganı olarak bir hadisi seçmesi haberleştirilirken. mevcut CHP‟li İzmir Büyükşehir Belediyesinin vatandaşa hak ettiği hizmeti vermediğine işaret edilmiştir. Hürriyet gazetesinde bu dönem içerisinde iki siyasal partinin de siyasal reklamları bulunmamaktadır. 19 Mart tarihinde “Küfür edeceğinize iş yapsaydınız” başlığıyla yayınlanan haberde. Aynı sayfada daha küçük bir yerde “CHP‟nin yeni açılımı hadis ve maneviyat” başlığıyla yayınlanan haberde. CHP‟nin açılımlarının gerçekçi olmadığı ve samimiyetten uzak olduğu haber söyleminin merkezinde yer almıştır. 20 Mart tarihinde “Utandıran ziyaret” başlığıyla sürmanşetten verilen bir başka haberde ise. YENİ ŞAFAK GAZETESİ 16 Mart tarihinde “Hizmet sırası İzmir‟de” balığıyla yayınlanan haberin ana konusu Başbakan‟ın İzmir mitingi olmuştur. Başbakan‟ın bir ekmek karnesiyle “dedelerimize karneyle ekmek dağıttılar” sözü haberin spotunda doğrudan kullanılmıştır. aynı haberde “Efendimize Saygısızlık” alt başlığıyla CHP Denizli İl Başkanı Ali Kavak‟ın “Atatürk gibi lider varken peygamber gibi lider bekliyorlar” sözü haberleştirilmiştir. Haberin söyleminde CHP‟nin tarihinin başarısızlıklarla dolu olduğu yönünde bir görüş. Yine haber için kullanılan fotoğraflarda. Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu‟nun Karaman‟da seçim gezisi sırasında CHP seçim bürosunu ziyareti haberin konusu yapılmıştır. Yeni Şafak ayrıca. CHP lideri Deniz Baykal‟ın sözleri haberde ön plana çıkarılmış ve CHP‟nin millete hizmet etmediği söylemi haberin merkezine yerleştirilmiştir. Haberde bu iki çelişkili durum aktarılırken. AKP hükümetinin milletin hizmetkârı vurgusu haber içerisinde tekrar tekrar verilmiş ve haberin ara başlıklarında AKP‟nin yaptığı icraatlar haberleştirilmiştir. Çanakkale mitinginde başbakanın yaptığı konuşmaları haberin spotunda doğrudan kullanarak içselleştirme yapmıştır. Bakan Nimet Çubukçu‟nun kendisini sokakta görüp yolunu değiştiren İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 18 Mart tarihinde “CHP‟nin karnesini açıkladı” başlığıyla yayınlanan bir başka haberde.Haber Söyleminde Medya. AKP‟nin seçim süresince kullandığı “Sen Türkiye‟sin Büyük Düşün” sözü öne çıkarılarak haber söylemi olumlanmak istenmiştir.

Haberde kullanılan Kılıçdaroğlu‟nun fotoğrafının altına yerleştirilen “ Eski hükümlüleri atadı” başlığı da büyük puntolarla verilerek. 25 Mart tarihli Yeni Şafak gazetesinde yayınlanan “CHP bunu hep yapıyor” başlıklı haberde ise. CHP‟nin yaptığı çarşaf açılımının gerçekçi olmadığı “Önce rozet sonra hakaret” spotuyla haberleştirilmiştir. Aynı haber içerisinde CHP Kırıkkale Milletvekili Halil Tiryaki‟nin üzerinde manzara resmi bulunan elektrik trafosunu cami sanarak. Yeni Şafak gazetesi 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesinde siyasal iktidarla olan sıkı ilişkileri çerçevesinde genel bir yayın politikası oluşturmuş ve yayınladığı Güz 2009. Haberin ara başlığında “Kuryelikten Müdürlüğü” başlığıyla bir örgüt kuryesinin Kemal Kılıçdaroğlu tarafından SSK Kayseri Sigorta Müdürlüğü‟ne atandığı aktarılmıştır. Haberde kullanılan “Neden Konuşturulmadı?” ara başlığı ve Baykal ile Kılıçdaroğlu‟nun fotoğraflarının karşı karşıya konulması. “hoş geldiniz demenizi beklerdim” ifadesiyle de CHP‟lilerin nezaketsiz davrandıkları haber söyleminde aktarılmak istenmiştir. Çubukçu‟nun “benden korkmanıza gerek yok” sözü haberin spotuna taşınırken. Yapılan haberde CHP yöneticilerinden Önder Sav‟ın ve Altan Öymen‟nin bazı seçim gezilerinde dini konularda yaptıkları tartışmalı konular tekrar edilerek. haberde oluşturulmak istenen söylem yan unsurlarla desteklenmiştir. CHP‟nin din konusunda yaptığı açılımlarının samimiyetsizliği haber söyleminde aktarılmak istenmiştir. Gölcü CHP‟lileri seçim bürolarında ziyaret ederek utandırdığı ve kullanılan başlıkla CHP‟lilerin iktidara karşı söyleyecekleri sözlerinin olmadığı yönünde bir söylem haberde aktarılmıştır. eski hükümlüleri ve örgüt mensuplarını işe aldığı haberleştirilmiştir. 22 Mart tarihinde yayınlanan “CHP‟nin kılıcı örgütlerin hamisi çıktı” başlıklı haberde ise. bu olayı haberleştirmek için gazetecilerle şehre gelmesine “Trafoyu cami sanmıştı” başlığıyla yer verilmiştir. CHP‟nin İstanbul mitinginde Baykal‟nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğulu‟na mitingde konuşma hakkı vermediği haberleştirilmiştir. Bu sayede CHP‟lilerin toplumun bir gerçeği olan din ve dini ritüellere ne kadar yabancı oldukları ve halktan kopuk bir yaşam sürdükleri haber söyleminde ön plana çıkarılmıştır. 23 Mart tarihinde yayınlanan “Baykal adayını konuşturmadı” başlığıyla yayınlanan haberde. Sayı 29 . iki siyasetçi arasında bir mücadelenin olduğunu vurgulamak için yapılmıştır. Yapılan haberde Baykal‟ın Kılıçdaroğlu‟nun parti içindeki yükselişini engellemek istediği söylemi ele alınmış ve bu görüş Tarhan Erdem‟e doğrulatarak haber söylemi desteklenmiştir. CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu‟nun SSK Genel Müdürü iken.92 A.

Ayrıca AKP‟nin Büyükşehir Belediye Başkan Adayları hakkında yapılan haberlerde bu adayların çalışmaları olumlanarak aktarılırken. Ayrıca haberde Başbakan‟ın sözleri doğrudan haberin başlığında ve spotunda kullanılarak içselleştirme yapılmıştır. Ayrıca gazete CHP‟li adaylar hakkında öne sürülen yolsuzluk iddiaların gerçekliği yönünde bir sorgulama yapmaksızın iddiaları haberleştirirken. Haberin söylemi Başbakan‟ın sözleri üzerine kurgulanırken. Gazetenin siyasal iktidarın eylemlerini olumlayan haberler yapmasının yanında. Başbakan‟ın İzmir mitinginde CHP lideri Deniz Baykal‟ı doğu illerinde de miting yapmaya davet etmesi haberleştirilmiştir. haber için ayrılan yerin çok küçük İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . CHP‟yi dar bir zümre partisi olarak kurgulamak haberin çerçevesini oluşturmuştur. SABAH GAZETESİ 16 Mart tarihinde “ Söyledik Mardin‟e gitti Hakkâri‟ye de uzansın” başlığıyla yayınlanan haberde. Neredeyse haberlerin hiçbirinde Başbakan‟ın seçim gezisi yaptığı bölgelerin yerel adayları ve yerel politikalar hakkında hiçbir bilgi aktarılmamıştır. haberlerin yayınlandığı sayfalara başkan adaylarının siyasal reklamlarının alınması da. eylemleri ve projeleri yoğun olarak haberleştirilmiş ve yapılan haberlerde eleştirel değerlendirmeler yapılmaktan özellikle kaçınılmıştır. haberlerde kullanılan ara başlıklar ve spotlarla da haber söyleminin anlam kapanması sağlanmıştır.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 93 haberlerde bu yayın politikasına uygun haber çerçeveleri kullanmıştır. 18 Mart tarihinde “Ananızı da alın. haber söyleminin nasıl oluştuğunu açıklamaktadır. Gazete siyasal iktidarın eylemlerini haberleştirdiği sayfalarda siyasal iktidarın vermiş olduğu siyasal reklamları yayınlamaktan da çekinmemiştir. ana muhalefet partisi CHP‟nin eylemlerinde eleştirel bir çerçeve kullandığı gözlemlenmiştir. sandığa gidin” başlığıyla yapılan haberde ise Deniz Baykal‟ın Niğde mitinginde söylediği söz tırnak işareti içerisinde başlığa taşınmıştır. Bu haberde Başbakan‟ın bir çiftçiye söylediği sözü hatırlatan Baykal‟ın konuşması haberin ana konusunu oluştururken. Genel olarak CHP hakkında yapılan haberlerin çoğunluğunda olumsuz eylemler ya da CHP‟li belediyeler hakkında çıkan yolsuzluk iddiaları haber söyleminde ön plana çıkarılmıştır. Siyasal iktidarın seçim çalışmaları. Bu haberde AKP‟nin vatanın her yerinde miting yapabildiği söylemi aktarılırken. seçim haberlerini genel seçim havasında aktarmayı tercih etmiştir. Yeni Şafak‟ta Hürriyet gazetesi gibi yaptığı haberlerde yerel seçim çalışmaları hakkında detaylı bilgi vermek yerine. CHP‟nin ülkenin tamamını temsil etmediği ve yurdun belirli bölgelerinde taraftarlarının olduğu haber söyleminde aktarılmıştır.Haber Söyleminde Medya.

yapılan haberlerde siyasal iktidara daha fazla yer verilmeye çalışılmıştır. Bu haberde televole gibi bir magazin programına göndermeler yaparak ve haberin spotunda da bu konu işlenerek ana muhalefet partisinin şov yaptığı aktarılmak istenmiştir. Aynı haberin hemen altında “Malay: Baykal APS ile gidecek” başlığıyla yayınlanan haberde ise. Sayı 29 . 25 Mart tarihinde “ Canlı yayında reklam arasında skandal” başlığıyla yayınlanan haberde. Aydın Valisinin cevabının başlığa taşındığı haberde. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‟ın partisinin İstanbul mitinginde CHP‟nin Baykal liderliğinde edebi muhalefet olarak kalacağını söylemesi haberin söylem çerçevesini oluşturmuştur. CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu‟nun katıldığı bir TV programında reklam arasında sunucu Nahit Güz 2009. 23 Mart tarihinde manşetten yayınlanan “Baykal edebi muhalefet” başlıklı bir diğer haberde ise. Deniz Baykal‟ın Başbakan‟ı davet ettiği TV programının içeriği üzerinden. Aydın Valisinin görevden alınmasını isteyen Baykal‟ın “Ben o Valileri APS ile göndereceğim” sözü haberleştirilmiştir. Ayrıca aynı gün gazetede AKP‟nin siyasal reklamlarına geniş yer ayrılarak. Bu bağlamda haberin söyleminde CHP ve lideri Deniz Baykal‟ın ülke gerçeklerinden uzak ve ciddiyetsiz bir siyaset anlayışına sahip olduğu kurgulanmıştır. meydanda bir vatandaşın taşıdığı “Sayın Başbakan‟ım 23 Nisan Çocuk Bayramı‟nda Deniz Baykal‟ı Bir Günlüğüne Başbakanlık Koltuğuna Oturtun” yazılı pankart haber söylemini desteklemek için haberleştirilmiş ve başbakanın bu pankarta güldüğü de haber içerisinde aktarılmıştır. Bu sayede haber söyleminde CHP liderinin siyasal konularda ciddiyetsiz bir tavır takındığı vurgulanmak istenmiştir. 21 Mart tarihli Sabah gazetesinde yayınlanan “Televole‟de adamın var. Baykal‟ın beklentisinin boşuna olduğunu ve milletin ve özellikle kendi partisinin Baykal‟ı göndereceği de Valinin sözleri ile haber söyleminde ön plana çıkarılmıştır. Baykal‟ın ülke sorunlarına verdiği önem eleştirilmiştir. Erbil‟in programına çağırdı” başlığıyla yayınlanan haberde ise. Deniz Baykal‟ın Başbakan‟ı televizyon programında tartışmaya çağırması ve program yöneticisi olarak da Mehmet Ali Erbil‟in seçilmesi önerisi haberleştirilmiştir. 19 Martta “Erdoğan‟ı.94 A. Haberde CHP‟nin şov peşinde koştuğu ve asıl şovu milletin yapacağı yönünde Başbakan tarafından söylenen cümleler spot olarak doğrudan kullanılmıştır. Gölcü olması dikkat çekmektedir. Aynı haberin içerisinde “Baykal pankartı güldürdü” alt başlığıyla verilen haberde. onunla şov yap” başlıklı haberde. Haberin söyleminde Baykal‟ın önerisinin gerçekçi olmadığı ve ülke gündemindeki önemli bir olayın bir showman‟in programında tartışılacağı vurgusu kullanılan spotla ön plana çıkarılmıştır.

yerel seçimler bazında İstanbul ve Ankara gibi anakent adaylarının çalışmaları sadece iktidar partisi adaları için habere dönüştürülmüştür. Aynı haberde olayın sorumlusu sunucunun fotoğrafına küçük bir yer ayrılırken. Aynı zamanda yayınlanan haberlerin genel çerçeveleri yerel seçim çalışmaları yerine siyasal iktidar ve ana muhalefet partisi arasında geçen tartışmalar göre belirlenmiştir. art alan bilgisi vermeme gibi eksiklikler Sabah gazetesinin haber söylemlerinde de sık sık gözlemlenmiştir. Bu da gazetenin haber söyleminin iktidar yanlısı kalıplara dönüşmesinde önemli etkenlerden birisidir. daha çok olumsuzluk ve ilginçlik değerleri ile ele alınarak haberleştirilmiştir. haber söylemine Kılıçdaroğlu‟nun alınmak istendiğini göstermektedir. Ankara Büyükşehir Belediyesinin yardımıyla asıldığı da belirtilmiş ve bu haberin altında “Gökçek‟e metro protestosu” başlığıyla yayınlanan başka bir haber de Ankaralıların metro vaadini tutmadığını söyledikleri belediye başkanını protesto ettikleri haberleştirilmiştir. Sabah gazetesi seçim öncesi yaptığı haberlerde genel olarak siyasal iktidar yanlısı bir yayın politikasıyla örtüşen haber söylemleri kullanmıştır. Ayrıca CHP‟nin anakent adayları olumsuz eylemleri ya da haklarında çıkan yolsuzluk iddiaları nedeniyle haberleştirilmişlerdir. Gazete siyasal iktidarın eylemleri ve seçim çalışmalarını yoğun olarak haberleştirirken. Diğer gazetelerde de yoğun olarak görülen içselleştirme. CUMHURİYET GAZETESİ 15 Mart tarihinde “AKP reklamlarında yasa ihlali” başlığıyla yayınlanan haberde. Bu bağlamda CHP haberleri ise. Haberde Ankara‟nın işlek caddelerine konan bu afişlerin. Başbakan‟ın seçim afişi olarak kullanılan Türk bayraklı rozetinin seçim yasasının ihlali olduğu haberleştirilmiştir. Her iki haberde de haber kaynağı olarak tek taraflı bir yapı söz konusu olmuş ve haberde kullanılan spotlar ve İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 95 Duru‟nun AKP hakkında söylediği sözler haberleştirilmiştir. Haberin söyleminde reklam arasında konuşulanlar Kılıçdaroğlu üzerinden kurgulanırken. yapılan haberlerin AKP‟nin eylemlerini olumlayan çerçevelerde aktarılmasında önemli bir etken olmuştur. Kılıçdaroğlu için daha büyük bir fotoğraf kullanılması.Haber Söyleminde Medya. Yapılan haberlerin çoğunda CHP lideri Baykal‟ın ilginç bir sözü ya da CHP‟li yetkililerin topluma yabancı olduklarını göstermeyi amaçlayan anekdotlar kullanılmıştır. haberin ana unsuru olan Nihat Duru haberde detay olarak işlenmiştir. Gazete seçim öncesinde nerdeyse her gün AKP‟nin verdiği siyasal reklamları yayınlamıştır. Ayrıca gazetenin ait olduğu yayın grubunun siyasal iktidar ile iyi ilişkilerinin olması.

96 A. mitinge getirildikleri yönünde iktidar karşı bir duruş aktarılmak istenmiştir. Başbakan Erdoğan‟ın Ege gezisinin sönük geçtiği ve bazı meydanlarda siyah afişlerle karşılandığı haber konusu yapılmıştır. miting meydanının boş kaldığı haberleştirilmiştir. Gazete ayrıca “AKP‟li Belediyelerin Bilançosu” başlığıyla hazırladığı bir yazı dizisini beş gün boyunca yayınlamış ve AKP‟li anakent belediyelerin çalışmalarındaki aksaklıklar ve yolsuzluk iddialarını okurlarına aktarmıştır. 22 Mart tarihli “Hızla sivil diktatoryaya gidiyoruz” başlığıyla yayınlanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu söyleşisine tam sayfa yer ayrılmıştır. aktarılan bilgilerde kesin cümle yapıları tercih edilmiş ve AKP mitinglerine Ege‟nin dört bir yanından insan taşınmasına rağmen kalabalık olmadığı haberin söylem çerçevesini oluşturmuştur. 20 Mart tarihinde yayınlanan ve “ „Hatırla Ankaram‟ Vizyonda” başlığını taşıyan haberde ise. Bu söyleşide Kılıçdaroğlu‟nun yaptığı açıklamalar ara başlıklar ve başlıkta tırnak içine alınmadan doğrudan aktarılırken. Başbakan‟ın Eskişehir mitingi için trenlerle insanların şehre taşınmasına rağmen. Aynı sayfada Türkiye Komünist Partisi Genel Başkanı Erkan Baş‟ın “Tayyip. 19 Mart tarihinde “Bu bir seçim asfaltıdır” başlığıyla yayınlanan haberde. Yapılan haberde. gazetenin kendi görüşlerine dönüştürülerek içselleştirilmiştir. Gölcü başlıklarda yapılan açıklamalar doğrudan kullanılmıştır. belediyenin hatasını kabul ettiği atılan ara başlıkla haberde yer almıştır. 16 Mart tarihine yayınlanan “Siyah afişlerle karşılandı” başlığıyla yayınlanan haberde. Ankara Büyükşehir Belediyesi‟nin 2004‟den beri çözemediği sorunları konu edinen bir kısa filmin internet üzerinden izlenebildiği haberleştirilmiş. AKP‟li Altındağ Belediyesi‟nin kar yağışına rağmen oy almak için asfalt döktürdüğü gazetenin iktidar karşıtı söylemi çerçevesinde haberleştirilmiştir. Obama‟nın halifesi” açıklamasını haberleştiren ve haberin başlığında doğrudan aktaran gazete. Sayı 29 . Yapılan haberde CD olarak da dağıtılan filmin yoğun ilgi gördüğü aktarılarak haber söyleminde vatandaşlarında Ankara belediyesinin uygulamalarından memnun olmadığı fikri aktarılmak istenmiştir. Haberin metni ve başlığı arasında bir çelişki bulunmaktadır. Bu iddiayı destekleyen bir belge ya da fotoğraf haber söylemini desteklemek için kullanılmamıştır. Yapılan haberde haber kaynağı açıklanmazken. “Halk seçmeyecek” ara başlığıyla da AKP‟ye karşı toplumsal bir karşıtlığın olduğu söylemini pekiştirmek istemiştir. 17 Mart tarihinde “AKP‟de hayal kırıklığı” başlığıyla yayınlanan bir başka haberde ise. belediye yetkilisi Kadim Doğan‟ın konu hakkında yaptığı açıklama da yer almamasına rağmen. Haberin söyleminde miting için yakın illerde çalışan devlet dairelerinden isim listesi toparlanarak. Yapılan söyleşide kullanılan “AKP seçmene şantaj Güz 2009.

gazetenin siyasal iktidar karşı söylemini desteklemiştir. Okay‟ın “Büyük götürdüler olmalıydı” tırnak işareti kullanılmadan doğrudan kullanılmıştır.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 97 yapıyor”. Türk Hava Yolları‟nın daha önce reklamlarında slogan olarak Başbakan‟ın “Durmak Yok Yola Devam” sözünü kullandığı hatırlatılarak. 23 Mart tarihli yayınlanan “Yolsuzluk çağ atladı” başlıklı haberde. Haber için kullanılan fotoğraflar. Haberde CHP‟li Hakkı Süha Okay‟ın bu olay hakkındaki görüşlerine de yer verilirken. kamu kurumlarının seçim dönemlerinde AKP‟yi desteklemek için kullanıldığı haber söyleminde aktarılmıştır. Kemal Kılıçdaroğlu‟nun iddia ettiği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi‟ni zara uğrattığı öne sürülen Serdar Kepenek‟in neden ortaya çıkmadığı ve Kadir Topbaş‟ın sorularına neden cevap vermediği haber söyleminin merkezinde yer almıştır. gazetenin AKP hakkındaki yolsuzluk haberlerini gündeme getirmesiyle örtüşerek. gazetenin iktidar karşıtı genel söylemini desteklemek için kullanılmıştır. Bu şekilde aktarılan haberler arasında bir bütünlük sağlanmış ve siyasal iktidar karşıtı olan gazete söylemi pekiştirilmiştir. “Erdoğan kendi istihbarat örgütünü kurdu” başlıklarıyla gazetenin haber söylemlerinde kullandığı iktidar karşıtlığını söyleşide de görmem mümkün oluyor. “Kasımpaşa‟nın imamı kaça sattın vatanı” gibi pankartların yolsuzluk mesajları vermesi. belediye başkanı Kadir Topbaş‟ın fotoğrafı da eklenerek. CHP‟nin İstanbul mitinginde Deniz Baykal‟ın sözleri haberin genel çerçevesini oluşturmuştur. “ Durmak yok soymaya devam”. Aynı tarihli gazete yayınlanan bir başka haberde ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi‟ne eleman alımında yapılan usulsüzlük “Belediyeye ihaleyle memur almışlar” başlığıyla haberleştirilmiştir. “Millete din. Aynı sayfada yine bir başka yolsuzluk iddiasını içeren haber “Kepenek herhalde oldu kelebek” başlığıyla yayınlanmıştır. iman kendilerine han hamam”. haberde oluşturulmak istenen iktidar karşıtı söylem desteklenmiştir. 25 Mart tarihinde yayınlanan “TCDD-AKP işbirliği” başlıklı haberde. Özellikle miting meydanlarında vatandaşların hazırladıkları pankartların aktarılmasıyla. AKP‟ye karşı toplumsal bir hoşnutsuzluğun olduğu haberin söylemini desteklemek için kullanılmıştır. AKP‟nin billboardlara astığı “Büyük Düşündük Hizmeti Seçtik” ilanlarının yanına TCDD tarafından asılan “Büyük Düşündük Türkiye‟nin Hızına Hız Kattık” ilanlarının iktidarı seçim öncesinde desteklemek için yapıldığı haberleştirilmiştir. Haber için kullanılan spotlarda kadrolaşmanın boyutlarının ortaya çıktığı gibi iddialar dile getirilirken. Baykal‟ın sözleri hem başlıkta hem de spotlarda ve ara başlıklarda doğrudan aktarılarak içselleştirilmiştir.Haber Söyleminde Medya. 27 Mart tarihinde yayınlanan bir başka haberde ise “Vali‟den AKP‟ye kıyak” başlığıyla Konya Valisi‟nin bir milletvekilinin eski İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .

Gazetenin Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay‟ın Ergenekon Soruşturması kapsamında gözaltına alınmasının seçim öncesinde gerçekleşmesi. Gazete AKP ve AKP‟li belediyelerin yolsuzluk iddialarına ilişkin birçok olayı haberleştirirken. Siyasetin yönetme üzerine inşa edilmiş yapısı. Cumhuriyet gazetesi seçim öncesi yaptığı haberlerde kullandığı haber söyleminde siyasal iktidarla iyi ilişkilerinin olmaması ve okur kitlesinin ideolojik beklentileri bağlamında iktidar karşıtı bir yayın politikası izlemiştir. Bu sayede CHP‟nin muhalefet görevini yerine getirdiği ve siyasal iktidarın eylemlerini takip ederek kamuyu haberdar ettiği söylemi haberde üretilmiştir. Sayı 29 . CHP‟li belediyelerin yaptığı ya da yapacağı icraatlar düzenli olarak haberleştirilmiştir. CHP ve adayları hakkında herhangi olumsuz bir habere rastlamak söz konusu olmamış ve bu dönem içerisinde CHP‟li bazı anakent adaylarıyla tam sayfa söyleşiler yayınlanmıştır. Yapılan haberde AKP‟nin devlet kurumlarında kadrolaşmaya devam ettiği söylemi ön plana çıkartılırken. Ayrıca gazete seçim öncesinde CHP‟nin siyasal reklamlarını sık sık yayınlanmış ve oluşturduğu haber söylemini desteklemek için kullanmıştır. Gazete genel olarak iktidar karşıtı sert bir duruş sergilerken. CHP hakkında çıkan haberler ise daha sade bir dille kaleme alınırken. siyasal mekanizmaların ve ekonomik yapıların da dâhil olduğu karmaşık bir ilişkiler ağı ortaya çıkmaktadır. medya ve siyaset kurumu arasındaki ilişkilerin daha anlaşılır kılınması içindir. medya ve siyaset arasındaki ilişkiyi de yönetme. Gölcü sekreterini özel kalem müdürlüğüne ataması haberleştirilmiştir. kullandığı haber dili ve söylemi de buna göre olmuştur. Bu bağlamda medya örgütlenmelerinin. Çalışmanın uygulama kısmında seçim döneminde iktidar partisi ve ana muhalefet partisi hakkında yapılan haberlerin ele alınması. kontrol etme süreçlerine taşımakta ve siyaset-medya ilişkisini bir mücadele süreci içerisine çekmektedir.98 A. gazetenin seçim döneminde yaptığı haberlerin söyleminde sert bir dil kullanmasına etki eden unsurlardan biridir. SONUÇ Bu çalışma Türkiye‟de siyaset kurumu ve medya arasındaki ilişkiler ağının yazılı basında yayınlanan haberlerin söylemine yansımalarını ortaya koymak için yapılmıştır. haberde CHP Konya Milletvekili Atilla Kart‟ın olayın takipçisi olduğu da aktarılmıştır. Güz 2009. İktidarla ilgili yapılan haberlerin çoğunluğu olumsuzluk değeri üzerinden haberleştirilmiştir. Haber söyleminde kullanılan başlıklar ve spotlarda genel olarak olumsuz cümle yapıları olarak kurgulanmış ve olumsuz anlamlar taşımaktadır. iktidarın devlet kurumlarında kadrolaştığı söylemini desteklemek içinde haberler yapmıştır.

Haber Söyleminde Medya- Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri

99

Çalışma sonucunda siyaset kurumu ve medya örgütlenmeleri arasında siyasal iktidara yakınlık ve uzaklık olarak tanımlayacağımız nedenlerin, medya içeriği ve özellikle haber söylemi üzerinde çok önemli bir etkiye sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca haber söyleminin kaygan bir zemin üzerinde bulunması ve haberin durum tanılaması olarak kavramsallaştırması da gazetelerin aynı haberi farklı söylem kalıplarında aktarmalarına imkân tanımıştır. İncelenen gazetelerin seçim döneminde kullandıkları haber söylemleri, gazetenin ait olduğu yayın grubunun siyasal iktidarla ilişkilerinden, okuyucu kitlesinin dünya görüşüne ve siyasal partilerden alınan reklamlara kadar çok farklı değişkenlerden etkilenmektedir. Hürriyet gazetesinin haber söyleminin oluşmasında ait olduğu Doğan Yayın Holding‟in mevcut siyasal iktidarla iyi ilişkilerinin olmaması belirleyici olmuştur. Hürriyet gibi çok farklı kesimlerden okur kitlesine sahip bir gazete için okur kitlesinin haber söylemini etkilemede çok etkili olduğu söylenemez. Ayrıca gazetenin siyasal reklamlara göre haber söylemini belirlediğini öne sürmek gerçekçi olmayacaktır. Araştırma kapsamında gazetenin takip edildiği süre içerisinde bu iki parti adına hiçbir siyasal reklam Hürriyet gazetesinde yayınlanmamıştır. Yeni Şafak gazetesinin haber söylemini etkileyen faktör ise gazetenin AKP hükümetine yakın bir yayın politikasına sahip olmasıdır. Ayrıca Yeni Şafak gazetesi bu dört gazete arasında en çok AKP reklamı yayınlayan gazete olmuştur. Kuşkusuz bu da gazetenin haber söylemini belirlemede etkili olmuştur. Sabah gazetesinin haber söyleminin belirlenmesinde gazetenin ait olduğu medya grubu ve mevcut siyasal iktidarla olan ilişkileri etkili olmuştur. Sabah gazetesinin yayınlarında kullandığı haber söyleminin belirlenmesinde AKP‟den aldığı siyasal reklamlar da önemli bir faktördür. Cumhuriyet gazetesi için haber söyleminin belirlenmesinde üstlendiği misyon ve mevcut siyasal iktidarın meşruiyetini sorunsallaştıran bir yayın politikasına sahip olması, seçim döneminde gazetenin haber söyleminin belirlenmesinde etkili olmuştur. Gazetenin CHP‟nin eylemlerini olumlayan bir haber söylemini tercih etmesinde, CHP‟nin gazeteye verdiği siyasal reklamların etkili olduğu gözlemlenmiştir. Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında yapılan haberlerin ve Kılıçdaroğlu‟nun siyasal reklamlarının karşılıklı ya da aynı sayfalarda yayınlanması bu görüşü desteklemektedir. Ayrıca Kılıçdaroğlu için yapılan haberlerde dürüstlük imajını destekleyecek unsurlar sık sık kullanılmıştır. Sonuç olarak çalışma kapsamında incelenen gazetelerin yayın politikalarının ve mülkiyetlerinin siyaset kurumuyla olan ilişkilerinin, gazetelerin yaptığı haberler ve seçim döneminde yayın politikalarını belirlemede çok önemli olduğu

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

100

A. Gölcü

gözlenmiştir. Ayrıca gazetelerin aldığı siyasal reklamların da haber söylemlerinin belirlenmesinde etkili bir faktör olduğu ve bu reklamların haberlerin söylemlerini destekleyecek bir şekilde sayfalara yerleştirildiği ortaya çıkmıştır. KAYNAKÇA Althusser, L. (2006) Yeniden Üretim Üzerine, A. Işık Ergüden-Alp Tümertekin (çev), İstanbul: İthaki Yayınları. Chomsky, N. (1993) Medya Gerçeği, Abdullah Yılmaz(çev), İstanbul: Tümzamanlar Yayıncılık. Curran, J. (1997) “Medya ve Demokrasi: Yeniden Değer Biçme” içinde: Medya Kültür Siyaset, 139-198, Süleyman İrvan (çev. ve der.), Ankara: Ark Yayınevi. Erdoğan. İ. (1999) “Dördüncü Gücün İlettiği: Amerikan Örneği” içinde: Medya Gücü ve Demokratik Kurumlar, 33-42. Korkmaz Alemdar (der:), İstanbul: Afa Yayınları. Foucault, M. (2000) Özne ve İktidar/ Seçme Yazılar 2, Osman Akınhay, Işık Ergüden (çev), İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Garnham, N. (1990) Capitalism and Communication, London: Sage Publications Gramsci, A. (1986) Hapishane Defterleri, Kenan Somer (çev), İstanbul: Onur Yayınları. Hackett, R. A. (1997) “Bir Paradigmanın Önemini Yitirişi”, Ayşe İnal (çev.). içinde: Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Yıllık, 31-72, 1997-1998. Hall, S. (1994) “İdeolojinin Yeniden Keşfi: Medya Çalışmalarında Baskı Altında Tutulanın Geri Dönüşü”, içinde: Medya, İktidar, İdeoloji, 73-122. Mehmet Küçük(çev. ve der.), Ankara: Ark Yayınevi. Herman, E. ve Chomsky, N. (2006) Rızanın İmalatı, Ender Abadoğlu (çev.), İstanbul: Aram Yayınevi. Iyengar, S. (1997) “Siyasette Erişim Yanlılığı” içinde: Medya Kültür Siyaset, 233252. Süleyman İrvan (çev. ve der), Ankara: Ark Yayınevi. İnal, A. (1996) Haberi Okumak, İstanbul: Temuçin Yayınları. İnal, A. (1995) Yazılı Basın Haberlerinde “Yapısal” Yanlılık Sorunu, Toplum ve Bilim, 67, 111–135.

Güz 2009, Sayı 29

Haber Söyleminde Medya- Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri

101

İnceoğlu, Y. ve Çomak, N. (2009) Metin Çözümlemeleri, İstanbul: Ayrıntı Yayınları. İrvan, S. (1997) Medya, Kültür, Siyaset, Ankara: Ark Yayınları Kaya, R. (2009) İktidar Yumağı, Ankara: İmge Kitabevi Yayınları. Kaya, R. (1999) “Medya, Toplum, Siyaset,” içinde: Medya Gücü ve Demokratik Kurumlar, 23-32. Korkmaz Alemdar(der.), İstanbul: Afa Yayınları. Lippmann, W. (1945) Public Opinion, New York: The Macmillan Company. Murdock, G. (1982) “Large Corporations and the Control of the Communication Industry” edt., M. Gurevitch, T. Bennet, J. Curan and J. Woollacott; Culture, Society and Media, London: Methuen. Schiller, H. (1993) Zihin Yönlendirenler, Cevdet Cerit (çev), İstanbul: Pınar Yayınları. Shoemaker, P. ve Reese, S. D. (1997) “İdeolojinin Medya İçeriği Üzerine Etkisi”, içinde: Medya Kültür Siyaset, 99-136. Süleyman İrvan (çev. ve der), Ankara: Ark Yayınevi. Sözen, E. (1999) Söylem, İstanbul: Paradigma Yayınları. Stevenson, N. (2008) Medya Kültürleri: Sosyal Teori ve Kitle İletişimi, Göze Orhon- Barış Aksoy (çev.), Ankara: Ütopya Yayınevi. Sumner, C. (1979) Reading Ideologies. Londnon: Academic Pres. Tokgöz, O. (2008) Siyasal İletişimi Anlamak, Ankara: İmge Kitabevi Yayınları. Tuchman, G. (1978) Making News: A Study in the Construction of Reality, UK: Free Pres. Van Dijk, T. A. (1997) Discourse as Structure and Process, London: Sage Publications. Van Dijk, T. A. (2005) Söylemin Yapıları ve İktidarın Yapıları” içinde: Medya, İktidar, İdeoloji, 315-376. Mehmet Küçük (çer. ve der.), Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları. Yaylagül, L. (2006) Kitle İletişim Kuramları: Egemen ve Eleştirel Yaklaşımlar, Ankara:Dipnot.

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009, 7(2), 237-

1980’LERDEN 2000’LERE TÜRK SĠNEMASINDA ÜRÜN YERLEġTĠRME UYGULAMALARINDA GÖRÜLEN NĠCEL DEĞĠġĠM
Merih TAġKAYA
ÖZET
Reklam yayınlarının izlenilirliğinin ve etkinliğinin azalması sonucunda ürün yerleştirme uygulamalarına yönelen reklamcılar ve reklam verenler için sinema filmleri yeni bir mecra haline gelmiştir. 1980 sonrasında, Türkiye’de uygulanan neo-liberal ekonomi politikalarından Türk sineması da etkilenmiştir. Sinema filmlerinde yapılan ürün yerleştirme uygulamaları, yasal bir zemine sahip olmadığı halde uygulanmaya devam etmiştir. Yapılan analizler sonucunda son yirmi yıllık süreç içinde ürün yerleştirme uygulamalarında süre, sahne ve film bazında artış olduğu bulgulanmıştır. Bu çalışmada, bu artışın değerlendirilmesi için, ürün yerleştirme uygulamalarının reklam stratejisi haline geldiği neo-liberal sürece odaklanılmıştır. Bu çalışma, Türk Sineması’nda ürün yerleştirme uygulamalarının yıllara göre gösterdiği nicel değişimi eleştirel ekonomi politik yaklaşım çerçevesinde incelemektedir. Türk filmlerinde yapılan ürün yerleştirme uygulamalarında görülen nicel değişimi belirlemek için 1987, 1997, 2007 yıllarında en çok izlenen 30 film içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Türk Sineması, Ürün Yerleştirme, Sponsorluk, Neo-liberalizm

The Quantitative Changes in Product Placement Practices in Turkish Cinema Since 1980s To 2000s ABSTRACT
In Turkey, cinema industry is influenced by the neo-liberal policies. As a result of this, cinema industry has been forced to be in a more interpreted relation with advertisement industry. Advertisement industry has been looking for a new media due to the decrease in the effect of ads in traditional media. This study aims to capture this neo-liberal process by focusing on product placement strategy since mid-1980. In order to describe quantitative change in product placement in Turkish movies with box office success are analyzed. This research shows that there is a gradual increase of product placement in terms of number of movies, scenes and time allocated from 1980’s to 2000’s. Key Words: Turkish Cinema, Product Placement, Sponsorship, Neo-liberalism

 Yardımcı Doçent Doktor, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi.

İletişim 2003/18

Bu mecralar. Reklam veren firma. Film yapımcısı. Satın alma davranışı üzerindeki etkinliği kanıtlanmamış olmakla beraber.104 GiriĢ M. 2004: 104). kendi ürününü bir filmin kurgusal gerçekliğinde bir karakter olarak sunarak ürüne pozitif bir imaj kazandırabilmektedir. bir görüşe göre “ikna edici iletişim söz konusu olduğunda. 1945 tarihli Mildred Pierce isimli film. yapımcıya ve ürün yerleştirme ajansına ayrı ayrı faydalar sunmaktadır. televizyon dizileri gibi yapımlardır. The African Queen filminde Humphrey Bogart aracılığı ile Gordon‟s Dry Gin. ürün yerleştirme uygulamaları. alıcının ikna edici iletişimin kendisine yönelmediğine. bir sinema yıldızının markalı bir ürünü kullandığı ilk film olarak belgelenmiştir (Galician ve Bourdeau. Ürün yerleştirmelerin bilinen en erken uygulaması 1930‟ların sinema filmlerinde görülmüştür. reklam verene. Şirketler her zaman. Hollywood‟da önceleri gerçeklik algısı yaratmak amacıyla senaryonun gerektirdiği doğrultuda dekorda ve çeşitli sahnelerde ürünlerin kullanılması ile yapılırken. Bu görüşe göre. Ürün yerleştirme uygulamaları. iknanın etkinliğini artırmaktadır” (Yüksel. 2004: 17). Bu uygulama. televizyon programları. etkinin daha güçlü olması kaçınılmazdır. diğer taraftan yerleştirilen ürün için aldığı ücret ya da ürün ile yapım giderlerini kısmen ya da tamamen karşılayabilmektedir. kendi markalarının bir öykünün parçası olarak ekranlarda gösterilmesine isteklidirler. yerleştirilen ürünlerin markalarının tanınırlığına yaptığı pozitif katkısının fark edildiği zamanlardan beri. ürün yerleştirme. 1994). reklam kuşağında yer alan reklamlardan daha fazla ikna edici olabilmektedir. sinema filmleri. reklamcıları ve reklam verenleri yeni mecralar aramaya sevk etmiştir. alkol gibi etik açıdan hassas olan ürün sınıfları için de devam etmiştir. reklam için ayrılmış alan ve kuşakların yayınlandığı mecralara alternatif mecralar sunmaktadır. TaĢkaya Reklam yayınlarının izlenilirliğinin ve etkinliğinin azalması. Ürün yerleştirme uygulamaları. Sayı:29 . Reklam veren Güz 2009. Buna ürünün şöhret sahibi kişilerce filmlerde kullanıldığı durumlar da eklendiğinde. Otomobil firmalarının gönüllü olarak araç sağlayarak film yapımını destekledikleri. bir taraftan ürünün gerekli sahnelerde kullanılmasıyla gerçeklik algısı yaratabilmekte. ürünlere fayda sağlamak amacıyla sigara. Reklam yayını için yeni mecralar olarak sinema filmlerinin kullanılması. hatta onu tesadüfen duyduğuna inanması. tüketimi yönlendirici etkisine olan inancın ve beklentinin artmasıyla giderek ürünlerin reklamlarının yapılmasına hizmet eden uygulamalara dönüşmüştür. izleyicide ürünü tesadüfen gördüğü inancını yaratmakta ve söz konusu ürüne yönelik pozitif algılar geliştirme olasılığını artırmaktadır. pırlanta üreticisi DeBeers firmasının Hollywood‟un altın çağında aşk filmleri için pırlanta takılar tedarik ettiği bilinmektedir. Mildred Pierce filminde Joan Crawford aracılığı ile Jack Daniels sunulmuştur (Wenner.

gerçeklik algısı yaratma arzusunun ürünün reklamını yapma niyetine dönüşmesi. 2009). Galician ve Bourdeau. Hollywood ile eş zamanlı olmasa da. Ürün yerleştirmeyle ilgili başarı hikayeleri. Oysa tarih. Diğer türler arasında sponsorluk ve ürün yerleştirme uygulamalarının bu günkü halleri. Bu ajanslar dışında. yine Tom Cruise‟un oynadığı The Firm isimli filmde gösterilmeden önce çok fazla tanınmayan Red Stripe isimli biranın pazarının ikiye katlanması gibi örnekler çoğaltılabilir (Wenner. oldukça güçlü olduğu ifade edilmektedir. Pazarlama stratejilerini geliştirmek üzere yürütülen pek çok yönetimsel araştırmada. ürün yerleştirme ile filmlerde kullanılan pek çok ürünün satış başarısı öyküsüyle doludur.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 105 firmalar. örgüt ya da kuruluş içindeki bütün iletişim aktivitelerinin en gözde olanlarının uyumuna işaret etmekte ve reklam ajansları tarafından bu yollarla “eklemlenmiş sinerjik etkiler”in açığa çıkacağı vaat edilmektedir2. 2004: 101-134 2 Mattelart “yeni reklam endüstrisi. bir firma. 2004). Ürün yerleştirme uygulamalarında. tanıtımı yapılan ürünlerin mümkün olduğunca sinema ve televizyon yapımlarının ihtiyaç duyduğu 1 Daha fazla örnek için bkz. reklamcılık sektörünün umut bağladığı “total iletişim” ve “bütünleşik iletişim” kavramları.bu şekerin satışları %66 artmıştır1 (Wenner. yolunu hala „kaliteli kurgu‟da ararken. bu bağlamda yeni icat edilmiş olarak görülmektedir.T. Yapılan ürün yerleştirme uygulamaları sonrasında satışın arttığına ilişkin ampirik bir bulgu olmasa da ürün yerleştirme uygulamalarının en azından marka bilinirliğine katkıda bulunduğu kanısı Türkiye‟de de yaygındır. reklamverenleri ürün yerleştirme uygulamaları için cezpetmiştir. reklamcılık sektörününün kendi içinde matrisler ürettiğini söylemektedir. su içinde başka türlerle karşılaşan bir balık gibidir” derken. yüzdeler ve başarı hikayeleri. Reklamcılığın etkililiği konusunda duyulan şüphe sonucunda. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Ürün yerleştirme için „toplam çözüm ajans‟ı adı altında aracı kurum olarak kendilerini konumlandıran kuruluşlar da bu uygulamaları hayata geçirmek için hazırlıklıdırlar. 2004: 106). Wenner. Bu araştırmalar. 2004. klasik radyo ve televizyon reklamlarına benzer bir şekilde yer ayırtma ve ürün yerleştirme ile bu ürünleri ekranlara taşıyan. benzer nitelikteki bir süreç içinde Türk sinemasına da yansımıştır. sadece filmin yapımına destek oldukları noktasına vurgu yapmaktadır (Taşkaya. 1982‟de Steven Spielberg‟in E. ürün yerleştirme uygulamalarında bir artışa neden olmuştur. filminde spotların Reese‟s Pieces isimli şekerin üzerine çevrilmesinden sonra -M&Ms firması para karşılığında ürün yerleştirme yapılmadığını iddia etmiş olsa da. ürün yerleştirme uygulamalarından elde ettikleri kazancı gündeme getirmeyip. Tom Cruise‟un rol aldığı Risky Business adlı filmde kullandığı Ray Ban marka gözlüklerin satışlarının bir anda fırlaması. ürün yerleştirme uygulamalarının reklam ve halkla ilişkiler karması içinde marka bilinirliği yaratmada. son birkaç yılda.

Vizontele Tuuba . GORA. Diğer taraftan. Hababam Sınıfı Askerde. Sayı:29 . Komser Şekspir. gerçeklik algısı yaratmak üzere filmlerde uygun sahnelere yerleştirildiği iddia edilse bile. Türk sinemasında ürün yerleştirme. reklam kuşağında reklamları izlerken sahip oldukları kalkanları. Propaganda. 2006: 253). İzleyiciler. filmlerin tehlikeli bir şekilde ürünler tarafından işgal edildiği eleştirileri de gündemdedir (Govani. uzmanlaşmış kurumların belirdiği gözlenmektedir (Baerns: 2003). Deliyürek Bumerang Cehennemi. 1999‟dan aktaran Türksoy. neo-liberal piyasa kurallarının teşviki ile bu dönüşüme giden bir yol izlemektedir.piyasa koşulları belirlemiştir (Taşkaya. Kitle iletişim araçları tarafından sunulan tüm mesajların niteliğinin (haber. TaĢkaya malzemeler kapsamında. Hababam Sınıfı 3. O Şimdi Asker.106 M. koordineli olarak sunulmasını sağlamak için sponsorları tarafından düzenli olarak denetlenen. Maskeli Beşler Irak. Kahpe Bizans. Hokkabaz. Bazıları Türkiye‟de ürün yerleştirme uygulamalarının nitel durum tespitine yönelik olarak nicel analizlere yönelmiş ve mevcut durumu ortaya koymuştur (bkz. 20093). Ürün yerleştirme konusunda son yıllarda Türkiye‟de yapılmış pek çok çalışma vardır. 1980 sonrasında.5 Organize İşler. ürün yerleştirme. 2009). Her Şey Çok Güzel Olacak. reklam. Pekman ve Gül (2008)). Ancak bu güne kadar yapılan çalışmalar içinde 3 Bu çalışmada örneklem olarak 1980‟den 2007‟e kadar olan süre içinde yapımı gerçekleştirilmiş ve izleyici sayısı bir milyonun üzerinde olan 26 film (Eşkıya. Nerdesin Firuze. Asmalı Konak Hayat. Bu çalışmalardan bazıları genel olarak ürün yerleştirme stratejilerini belirlemeye yönelik olarak literatür taraması şeklindedir (bkz. kuralsızlık projelerinin uygulanma süreci içinde hiçbir yasal zemine sahip olmaksızın yapılagelmiş ve bu uygulamanın sınırlarını -ya da sınır tanımazlığını. Sınav. Ürünlerin. Gürel ve Alem (2004). Kabadayı. 120 ve Beyaz Melek) alınmıştır Güz 2009. Son Osmanlı. Ürün yerleştirme ajansları bu noktada yeni bir alt sektör olan ürün yerleştirme uygulamalarından fayda sağlayan üçüncü taraf olarak karşımıza çıkmaktadır. belgesel. Vizontele. Hababam Sınıfı Merhaba. Taşkaya.) mesajın başında ya da sonunda bildirilmesi zorunluluğu vardır. ürün yerleştirme uygulamaları karşısında kuşanamamaktadırlar. Türkiye‟de uygulanan neo-liberal ekonomi politikalarından ve bu politikaların sürekliliğine hizmet eden kuralsızlık projelerinden Türk sineması da etkilenmiştir. tecimsel mesajlar taşıyan ve pek çok noktada reklamla örtüşen uygulamalara dönüşebilmektedir. Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarını piyasa sürecine paralel gelişimi içinde değerlendirmek için serbest pazar uygulamalarının başlatıldığı ve reklamcılık faaliyetlerinin hız kazandığı 1980 sonrasına yönelmek gerekmektedir. yorum vb. Bu noktada ürün yerleştirme uygulamalarında etik olmayan bir durum söz konusudur. Babam ve Oğlum. Türkiye‟de de ürün yerleştirme uygulamaları. Kurtlar Vadisi Irak. Güle Güle. (2006)) Bazıları Türkiye‟de ürün yerleştirme stratejileri üzerine vaka analizi olarak değerlendirilebilir (Bkz.

sözel. bir kişi veya nesnenin görüntüsel/resimsel benzeridir. ürünlerin oyuncular tarafından kullanılma durumları. 2005:190). Türk sinemasında ürün yerleştirme şekilleri. uzak-görüş. Bu tür ürün yerleştirme. Bu çalışma. grafik imajlardan söz ederiz (ç. ticari marka imajı veya bir politikacının kendi imajı‟na ilişkin kaygısında olduğu üzere. “algılanan ün” anlamına geldiği görülebilir. görme. görüş. Gupta ve Gould‟a (1997) göre filmlerdeki ürün yerleştirme. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Bu araştırmada bu tanımlamadan yola çıkılarak sinema filmleri 4 İngilizce vision karşılığı olarak kullandığımız “vizyon” ve image karşılığı olarak kullandığımız “imaj” sözcükleri. Kavramsal Çerçeve Ürün yerleştirme kavramı. reklam olduğu belirtilmeden yapılan reklam olarak tanımlamaktadır (Gülsoy 1999: 411). hayal gücüyle bazen de mistik görüş gücüyle ilgili olarak kullanılmasını ifade eder. reklam ve tanıtım arasında melez bir nitelik taşımaktadır (Taşkaya. Ürün yerleştirme marka imajına katkıda bulunan bir uygulama olarak kabul edilmektedir.n. görüntü. resim. konulu filmlerde markalı bir ürünün otomobil gibi. görme ediminin düşteki görüntü gibi. algısal. düşsel görüntü. yerleştirilen ürünlerin sektörel dağılımları. neo-liberal süreçte Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarında görülen nitel ve nicel değişikliklerinin değerlendirilmesidir. Bu değerlendirme.2009). televizyon programlarında sunucunun markalı bir ürün -içecek şişesi gibi. kavram ve çoğunlukla imge sözcükleriyle karşılanan image.taşıması gibi yollarla. Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarında görülen nicel ve nitel değişimleri tarihsel süreç içinde ortaya koymayı ve bu değişimlerin seyrini uygulanan ekonomi politikaları ile açıklamayı denemektedir. Gartner‟a göre.ya da ürüne ilişkin reklamın -mağaza tabelası gibi. Türkçe‟de görü. Amaç ve Kapsam Bu araştırmanın amacı. optik.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 107 Türkiye‟de ürün yerleştirme uygulamalarının tarihsel süreç içindeki gelişimine odaklanan ampirik bir araştırmaya rastlanmamıştır. sözcüklerle karşılanmaya çalışılan vizion. nicel ve nitel analizler ile yapılmıştır. filmde görünen markanın para ya da başka promosyonel bir nitelikle dönüşümünü ifade etmektedir.) (Robins. Bu aslında reklamcılık ve halkla ilişkiler jargonunun bir terimidir (Williams. içerdikleri zengin anlamlar nedeniyle çevrilmesi sorunlu sözcüklerdir. Pratik olarak ise. Görünüş. 1999: 21). zihinsel. Gülsoy da ürün yerleştirmeyi. fikir.yer alması. sahne sayıları ve yerleştirilme süreleri üzerinden. görlen vb. imaj “bir dizi bilgilenme sonucunda ulaşılan imge”dir 4 (Gartner. yayıncılık ve reklamcılık jargonunda yer almaktaysa da Türkiye‟de ilgili mevzuatta ürün yerleştirme uygulamalarına dair herhangi bir düzenleyici maddeye ya da ayrı bir yönetmelik bulunmamaktadır. iki on yıllık süre içinde. 1986: 635-644).

5 Bazı kaynaklarda “ürün yerleştirme” kavramı yerine “marka yerleştirme” kavramı kullanılmaktadır: Bkz. Bu nedenle. Sarıyer. Sayı:29 . Ürün yerleştirme uygulamalarının kurallarının ya da kuralsızlaştırma sürecindeki adımların piyasa aktörlerinin belirleyiciliğinde atılmasının “ticari ifade özgürlüğü”nün gereği olduğu yaklaşımı da. Sosyal/Eşitlikçi Liberalizm ve Neo-Liberalizm. Tarihsel gelişim ve dönüşüm sürecinde üç tür liberalizmden söz edilmektedir: Klasik Liberalizm.görsel ve/veya işitsel söylemler (bkz. TaĢkaya içinde. Dünya konjonktüründeki yansımalarını 1970lerin ortalarından itibaren Türkiye‟de hissettiren ve 1980lerden günümüze dek süregelen neo-liberal politikalar. Güz 2009. Kuramsal Çerçeve Pazar ekonomisi. kapitalizm için yaşamsal önem arz eder. Kuralsızlaştırma projesi kapsamında içeriği askıda bırakılan medya dünyasının pek çok uygulaması arasında ürün yerleştirmeyi de saymak mümkündür. N. Neo-liberalizm çerçevesinde serbestleştirme. Her liberalizm türü bir diğerinin eleştirisi olmuş ve alternatifini sunmuştur (Sallan Gül. kamu yararını şirket yararından daha gerilerde tutarak. bazılarınınsa „kurallardan arındırma‟ kavramını tercih ettiğini belirtmektedir. Sistemin işleyişinin kesintiye uğramaması için talebin sürekli yaratılması ve arttırılması gerekmektedir. 2000: 39). Bunun için de piyasa aktörleri devlet müdahalesinin minimuma indirilmesini talep etmektedirler. Neo-liberal ekonomi politikalarının sürdürülebilmesi için gerekli esneklik “kuralsızlaştırma”6 çabalarından geçmektedir. özelleştirme ve kuralsızlaştırma politikaları 1980‟lerden bu yana uluslararası ve ulusal ekonomik ve politik belirleyiciler eşliğinde uygulanmaktadır (Başaran. 2004: ) 6 „Kuralsızlaştırma‟ ya da „kurallardan arındırma‟ politikalarıyla ilgili olarak kavramsal tartışmaları Murdock.108 M. bazı araştırmacıların genel anlamda „özelleştirme‟ kavramıyla karşıladığını. Shackleton. Miller. 2005: 217-237. anlaşılır halde ve odaklanılarak sunulan markalar ya da markayı çağrıştıracak -reklam tanımına girmeyen. Tığlı. Neo-liberalizm. 2004: 104) “ürün yerleştirme5” uygulamaları olarak değerlendirilmiştir. Rubsamen. filmin doğasına uygun ve planlı bir şekilde ve belli bir bedel karşılığında optik ve/veya akustik olarak. gelişiminin bir eleştirisini ve kendi alternatiflerini ortaya koymaya çalışan bir “yeni” biçimi olarak tanımlanabilir. Negrine ve Papathanassopoulos‟un görüşleri ile sunan Köker (1998: 149) devletin düzenleyici kurallarının ve bunları üreten mekanizmaların devre dışı bırakılmasını. liberalizmin 1870‟lerden 1970‟lere kadar olan süreç içindeki (özellikle 1930-1970 dönemi arasında). tüketim alanında talep belirlemeye yönelik tüm çabalar. 2009). sinema alanında da etkisini göstermektedir (Taşkaya. 2004: 1). 1995: 74 ve Wenner. köklerini liberalizmden almaktadır.

Ekonominin dışa açılmasıyla serbest piyasa ekonomisi İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Bu sonucu ekonomik sistemin dışında bir noktada açıklamak mümkün değildir. sinema filmlerine yerleştirilme stratejisi de bu stratejilerden birisidir. Ürün yerleştirme ile filmlerde belli sahnelerde sunulan ürünlerin Bir markayı. rekabet ortamında tüketim etkinliğini yönlendirecek „yeni anlamlar yaratma‟ işlevi. yaşanmaya başlanmıştır (bkz. yasal zeminden yoksun olarak tamamen piyasa güçleri tarafından oluşturulmaktadır. 2004). Kuralsızlaşma projeleri Neo-liberal ekonomi politikalarının ürünüdür.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 109 sistemin sürekliliğine ve yeniden inşasına hizmet etmektedir. ürün ve hizmetlerin tüketim hızının artırılmasında -reklamın etkinliğinin azaldığı yönündeki endişeler nedeniyle. Çünkü kültürel ürünler de kapitalist ekonominin koşullarına bağımlıdır ve yüksek karlılık hedeflemektedir. kurallardan arındırma projesinin yansıması olarak değerlendirilmelidir. Bunun için tüketim kültürünün etki alanını genişletmeye yönelik reklam stratejileri her geçen gün çeşitlenerek artmaktadır. 2004: 232).ürün yerleştirme uygulamalarına umut bağlanmıştır. gerçek anlamda kültürel ürün olmaktan uzaklaştırılan yapımcıların ortaklaşa çabaları ile beyaz perdede filmlerin reklam mecrası haline dönüştürülmesine zemin hazırlamıştır. ürün yerleştirme uygulamaları ile yerine getirilmekte. tüm kamusal alanları reklam mecrası haline dönüştürmek isteyen sermaye sahiplerinin ve sinema filmlerini tecimsel kaygılarla. sayısız rakip arasında tercih edilme zaferine ulaştıracak uygulamalar. Sinema da diğer Kitle İletişim Araçları gibi kültür endüstrisi içinde düşünülür ve ideoloji ve bilinç inşasında kullanılır (Yaylagül. ürün yerleştirme. Türkiye‟de neo-liberal politikalar 24 Ocak 1980 istikrar paketi programlarıyla askeri iktidar tarafından benimsenmiş ve kuralsızlaştırma süreci. oyuncunun popülerliği üzerinden izleyiciye aktarılmaktadır. “marka imajı” ekseninde buluşur. Böylece ürün/marka tarafından vaat edilen doyumlara ilişkin bilgiler. Özal hükümeti döneminde yaygın kabul görerek. 2006 ve Sallan Gül. Neo-liberal pazar ekonomisinin gereklerinin yerine getirilmesi için uygulanan ekonomi politikalarının sonucu olan bu kural tanımaz çabaların asıl hedefi. Ürün yerleştirme uygulamalarının. gerekse aracı kurumlar olan ürün yerleştirme ajanslarının Türkiye‟deki yasal zemini sorgulanmaksızın uygulanmaya devam etmesi. Filmlerde ürünün oyuncu tarafından kullanılırken gösterilmesinin ürünün marka imajına olumlu katkısının olduğu kabul edilmektedir. gerek yapım şirketleri. Ürün ve marka çeşitliliğindeki artış göz önünde tutulduğunda. Serbest piyasa koşullarında. satışı ve satışın hızını artırmaktır. tüketicilerin tutumları üzerinde gerçekleştirilen manipülasyonların vazgeçilmez aracı olmaktadır. Ürünlerin markalarına vurgu yapılarak. Yasal mevzuatta herhangi bir düzenlemesi olmayan ürün yerleştirmenin kuralları. gerek reklamverenler. Kazancı. Kuralsızlaştırma projelerinin uygulandığı bir örnek olan bu girişimler.

1998: 56).110 M. Dışa açılma da piyasa güçlerine dayanılarak gerçekleştirilmiştir (Başkaya. Sayı:29 . Ürün yerleştirme uygulamalarının. S2 : Türk sinemasında ürün yerleştirme stratejileri içinde en fazla görülen. Böylece. mevcut toplumsal bağlamında analiz etmek için. Sayıltılar S1 : Türk sinemasında 1980li yıllardan 2000li yıllara kadar olan sürede ürün yerleştirme uygulamalarında. TaĢkaya benimsenmiştir. Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarının nicel ve nitel durumundaki değişikliklerin nedensel bağlar içinde açıklanabilmesi için. bir üretim ve yeniden üretim süreci olan kapitalizmin evriminin ve bu sistem içinde iletişimin rolünün anlaşılması gerekir. S3 : Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarında ürünün oyuncu tarafından kullanılma durumunda 1980li yıllardan 2000li yıllara doğru artış vardır. ekonomik ve politik ardyöresinin göz önünde tutulması gerekmektedir. mevcut güç ve iktidar yapıları içerisinde ilişkilendirilerek analiz edilmesi gerekir (Wasko.189). McChesney. ürün yerleştirme süresi. Köker. Bu nedenle. optik doğal yerleştirmedir ve 1980li yıllardan 2000li yıllara kadar olan sürede en belirgin artış bu tür yerleştirmede görülmektedir. bölüşüm ve tüketim süreçlerini incelemektedir. Enformasyon/iletişim/kültür endüstrileri ile diğer endüstriler arasındaki ilişkilerin. Deregulasyon sürecinde kurallar. 1986: 188. Bu ürünleri incelerken. Güz 2009. iletişim politikalarının belirleyicileri. herhangi bir yazılı mevzuatı bulunmadığı halde devam eden uygulamalar olması. kültürel olmaktan çıkıp ekonomik nitelikli olmuşlardır. kamu çıkarı kavramı yerini. kuralsızlaştırma sürecinin etkinliğine işaret etmektedir. 2003: 7–8) eleştirel ekonomi politik yaklaşımla yapılmıştır. ulusal ve uluslararası siyasi formasyon. ürünlerin doğasını ve bu doğayı belirleyen süreçleri de inceleme kapsamı içinde tutmaktadır. 1980‟li yılların ortalarından itibaren kısıtlayıcı düzenlemeler medya alanında da birer birer ortadan kaldırılmaya başlamıştır. Çünkü ekonomi politik yaklaşım. değerlendirmeler şirket karlılığının ilk ve tek hedef olduğu neo-liberal ekonomi politikaları çerçevesinde (bkz. ayrıca bkz. dağıtım. serbest girişimciler lehine esnetilmeye başlamıştır. Bunun sonucu olarak. iletişim sürecinin endüstrileşmesi ve bu endüstride üretilen ürünlerin üretim. şirket çıkarlarına bırakmıştır” (Çaplı. ürün yerleştirme yapılan film ve sahne sayılarında artış görülmektedir. 1989: 477‟den aktaran Yaylagül: 2004. 2002: 45–47). İletişimi. Bunun sonucunda pek çok alanda devlet müdahalesi azaltılmıştır. yerleştirilen ürün sayısı.

Türkiye‟de ürün yerleştirme uygulamalarında görülen nicel ve nitel değişimlerin analizi için 1987. 1980li yıllardan. her yıl için 10 film olmak üzere toplam 30 Türk filmi. Ancak Türk filmlerinde sponsor ürünler dışında pek çok ürüne yönelik ürün yerleştirme yapıldığı için söz konusu işaretin elde edilmesi bu araştırma kapsamında olanaksız hale gelmektedir. filme sponsor olan ürünlerin markaları ile film içinde görünür ve/veya duyulur halde sunulması durumunda para ya da promosyonel bir dönüşümün varlığından bahsedilebilir. oyuncu tarafından kullanılıp kullanılmadığı gibi bilgilere ulaşabilmek için ise var-yok analizi yapılmıştır. genellikle sponsorluk ilişkileri kapsamında yapılmamaktadır. Bu nedenle 1987. tahmini gişe başarısının yüksekliği ile ilişkilidir. Bu nedenle film içinde ürünün markasının optik ve/veya akustik olarak anlaşılır şekilde sunulduğu sahnelerde ürün yerleştirme yapıldığı kabul edilmiştir. 1997 ve 2007 yıllarında gösterime girmiş Türk filmleri olarak belirlenen araştırma evreni içinde her bir yıl için izleyici sayısı İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Araştırmada örnekleme dahil edilen filmlerin 1980li yıllardan başlatılmasının nedeni.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 111 S4 : Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamaları. 1987 yılına ait gişe hasılatı bilgisi sadece en çok hasılata sahip 10 film için bulunmuştur. Pazarlamacılar için ürün yerleştirmenin temel işlevi. Ürünün olay örgüsüne yerleştirilip yerleştirilmediği. araştırmanın yıl bazındaki örneklemini bu yıldan başlatmayı zorunlu kılmıştır. Bununla beraber. Ürün yerleştirme uygulamaları için ayrılan süre. Yöntem Araştırmada. Neo-liberal ekonomi politikalarının uygulanmaya başlandığı yıllar olmasıdır. Bu nedenle 1997 ve 2007 yılları için de örnekleme en çok izlenen 10ar film dahil edilmiştir. kronometre yardımı ile ölçülmüş. filmlerin sponsor desteği alabilmesi. gişe hasılatı/sayısı bilgisine ulaşılabilinen en son yılın 1987 yılı olması. marka bilinirliğini artırmak olduğu için. Filmlerin çeşitli sahnelerinde optik ve/veya akustik olarak gerçekleştirilen marka sunumlarının ürün yerleştirme kapsamında değerlendirilebilmesi için gerekli ibare olduğu ileri sürülen “para ya da promosyonel bir nitelikteki dönüşüm”ünü somut olarak gösteren bir işaretin bulunması oldukça zordur. 1997 ve 2007 yıllarında gösterime giren ve en fazla seyirci sayısına sahip. içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. ürün yerleştirme yapılan sahne sayıları ise film içinde değişen sahnelerin sayılması ile tespit edilmiştir. Örneklemde yer alan filmlere yönelik analizlerin yapılabilmesi için bu filmlerdeki ürünlerin yerleştirilme stratejileri ve yerleştirilen ürünlerin sponsor olma durumları.

Asılacak Kadın. Bu çalışmada 1987. Mutluluk. Bir Erkeğin Anatomisi. Son Osmanlı. 2007: Beyaz Melek. Allah Allah. Akrebin Yolculuğu (Antrakt Gazetesi 7). Kuşatma Altında Aşk. yerleştirilen ürünlerin sektörel dağılımlarının 20 yıllık periyotta gösterdiği değişim bu çalışmanın bulguları ile ortaya konmuştur. araştırmanın sayıtlıları doğrultusunda üç başlık altında değerlendirilmiştir. Usta Beni Öldürsene.sinematurk.112 M. 1997: Ağır Roman. ParsKiraz Operasyonu. 1988: 21). Ayrılamam. 1997 ve 2007 yıllarında gösterime giren toplam 30 Türk filmi araştırmanın örneklemini oluşturmuş ve analizler bu sayı üzerinden tam sayımla gerçekleştirilmiştir. Merhamet (Özgüç.php?action=goToBoxOfficePage&type=0&year=&firma= Güz 2009. 1987. Amerikalılar Karadeniz’de II. sahne sayılarının. Çılgın Dershane. ürün yerleştirme ve sponsorluk ilişkilerinin. Nihavent Mucize. ürünün sunulduğu sürenin. Masumiyet. (Antrakt Gazetesi) örneklem olarak alınmıştır. Hakkari'de Bir Mevsim. TaĢkaya en yüksek olan onar film araştırmanın örneklemi olarak belirlenmiştir. Kabadayı. Mektup. 7 http://www. Anayurt Oteli. Dırejan. Musallat. 1997 ve 2007 yıllarında gösterime giren ve en her yıl için en yüksek izleyici sayısına sahip 30 film: 1987: Su da Yanar. Yapılan içerik analizi sonucunda elde edilen bulgular. kullanılan ürün yerleştirme stratejilerinin. Kutsal Damacana. Asiye Nasıl Kurtulur. Sefiller. Hamam.com/gise. Hayallerim Aşkım ve Sen. Maskeli Beşler-Irak. Bulgular Ürün yerleştirme yapılan Türk filmlerinde. Sayı:29 .

Usta Beni Öldürsene. Bu filmlerden üçü. Kuşatma Altında Aşk (1997). Drejan (1997). araştırma örnekleminde bulunan ve ürün yerleştirme yapılmadığı tespit edilen filmlerdir. 1990‟lı yıllardan itibaren söz konusu olmaya başlamıştır. ürün yerleştirme uygulamalarının Türk filmleri için de yüksek oranda tercih edilen uygulamalar olduğu görülebilir. Akrebin Yolculuğu Euroimages tarafından desteklenmiştir. 1997 yılında gösterimde olan ve en fazla izleyici sayısına sahip filmlerin çoğunluğu Euroimages desteği alan filmlerdir9. Hakkari‟de Bir Mevsim (1987). Akrebin Yolculuğu (1997). Usta Beni Öldürsene (1997). Son Osmanlı (2007) 9 Ağır Roman. Tablo 1. 1987.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 113 Türk Sinemasında Ürün YerleĢtirme Uygulamalarının Ürün Sayısı. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürün Yerleştirme Uygulamaları Sıklığında Görülen Değişimin Dağılımı Filmlerin Gösterim Yılları Filmde Ürün YerleĢtirme Durumu Ürün Yerleştirme Yapılan Film Sayısı Ürün Yerleştirme Yapılmayan Film Sayısı Toplam 1987 7 3 1997 6 4 2007 9 1 22 8 Toplam 10 10 10 30 Tablo 1‟e göre ürün yerleştirme yapılan film sayıları yirmi yıllık dönem içinde anlamlı bir artış sergilemektedir. Su da Yanar (1987). ulusal ve uluslararası film festivallerinin ödülleri ve sponsorluk anlaşmaları gibi yeni finansal kaynaklarla tanışması. Ürün yerleştirme yapılmayan 8 film 8 içinde en yüksek dağılım 1997 yılına aittir. Kuşatma Altında Aşk. 8 Anayurt Oteli (1987). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Nihavent Mucize. Mektup. Türk Sineması‟nın Eurimages. Süre ve Sahne Sayısında 20 yıllık Dönem içinde görülen DeğiĢim Türk filmlerinde ürün yerleştirme yapılan film sayısına baktığımızda.

1987.4 0. Tablo 2‟ye göre. Sahne ve Sıklık Ortalamaları FĠLMLERĠN GÖSTERĠME GĠRDĠĞĠ YILLAR 1987 Her bir film için ortalama film uzunluğu (dakika) Her bir film içinde ürün yerleştirme yapılan markaların ortalama görünme süresi (dakika) Her bir film için markaların ortalama görünme sürelerinin.02.02.020.85 0. 1987 ve 2007 yılları arasında filmlerin ortalama uzunluğunun arttığını göstermektedir.9 35 4 58 6 69 7 54 6 52 75 89 72 Tablo 2.86 0.8 1. Aynı tabloda. ortalama film sürelerine oranı Her bir film için markaların ortalama görünme süreleri (“en az ve en çok” dakika aralıkları) Yerleştirilen ürün sayısı Her bir filme yerleştirilen ürün sayısı ortalaması Ürün yerleştirme yapılan sahne sayısı 95 1997 102 2007 111 ORTALAMA 103 0.1 0. TaĢkaya Tablo 2. markaların ortalama görünme sürelerinin ortalama film sürelerine oranları da yirmi yıllık dönem içinde artış göstermektedir. Sayı:29 .99 %007 %008 %012 %009 0. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürün Yerleştirme Uygulamalarının Görüldüğü Süre. 1987–2007 yılları arasında Türk sinemasında yerleştirilen ürün sayısında ve bu yerleştirmelerin yapıldığı sahne sayısında belirgin bir artış olduğu görülebilmektedir.114 M.020.7 0. Her bir film içinde markaların ortalama görünme süresinde 1987 ve 1997 yılları arasında küçük bir artış söz konusu iken 2007 yılına gelindiğinde örneklemin yıl bazında başlangıcı olan 1987 yılının iki katı bir artış gösterdiği Tablo 2‟de görülmektedir. Güz 2009.0.

ürün başına düşen sahne süresinin azalması beklenen bir durumdur. en sık tercih edilen süre aralığının 1 ile 5 saniye arasında olduğunu görebiliriz. sıklığı azalmaktadır.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 115 Tablo 3. Ürün yerleştirme. Bu durumu hem marka sayılarındaki artışa hem de ürün yerleştirme eğilimindeki artışa birlikte bağlamak yerinde olacaktır. Ancak asıl söz edilmesi gereken nokta 1980li yıllardan itibaren bu artışa zemin hazırlayan neo-liberal ekonomi politikalarının ürünü olan kuralsızlaştırma projelerinin bu uygulamaların artışına olan etkisidir. 1987. Bir önceki tabloda ürün sayısındaki artış dikkate alınırsa. Genel olarak ürün yerleştirme yapılan sahnelerin süre aralığı arttıkça. tüketimi yönlendiriciliği konusunda reklamdan daha etkili olduğu yönündeki inanç nedeniyle kolaylıkla sinema filmlerinde uygulanmaktadır. ancak ürün yerleştirilen sahne sayısı yıllara göre artış göstermektedir. Prodüksiyon şirketlerinin de sinema İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . yasal olarak düzenlenmediği halde. Ürün yerleştirme süre aralıklarında görülen sıklık dağılımı yıllara göre anlamlı ve sistemli bir artış göstermemekte. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürün Yerleştirme Süre Aralığı Dağılımı Filmlerin Gösterime Girdiği Ürün YerleĢtirme Yapılan Süre Aralığı (Sn) 1-5 6-10 11-15 16-20 21-25 26-30 36-40 41-45 46-50 51-55 56-60 Toplam Yıllar 1987 29 Sahne 14 Sahne 3 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 52 Sahne Toplam 1997 47 Sahne 9 Sahne 14 Sahne 1 Sahne 2 Sahne 1 Sahne 2007 45 Sahne 19 Sahne 11 Sahne 1 Sahne 4 Sahne 4 Sahne 2 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 89 Sahne 121 Sahne 42 Sahne 28 Sahne 3 Sahne 7 Sahne 6 Sahne 1 Sahne 3 Sahne 1 Sahne 3 Sahne 1 Sahne 216 Sahne 1 Sahne 75 Sahne Türk filmlerinde yapılan ürün yerleştirme uygulamalarında ürünün markasıyla birlikte görünür/duyulur kılındığı süre aralığı dağılımına baktığımızda (Tablo 3).

2005: 220–223). 2004: 104). TaĢkaya filmlerini kültürel ürün olarak görmek yerine ticari bir ürün olarak görmeleri. b. 2005). örneğin Forest Gump adlı filmde “bilgisayar” ve “bir meyve” referansı ile izleyiciye Apple marka bilgisayarın anımsatılması hedeflenmiştir (Miller. ürün yerleştirme uygulamalarını. ürün yerleştirmenin en saf görsel çeşidini temsil etmektedir. Cristel A. Gürel ve Alem. logosunun ya da ürünü tanımlayacak bir niteliğin sunulması. Ekrana Yerleştirme (screen placement) a. Yaratıcı yerleştirme (creative placement) Doğal (sette) yerleştirme (on-set placement) 2. Ya da markanın adı anılmaksızın bir çağrışım ya da analoji yoluyla markaya atıfta bulunulması da söz konusu olabilmektedir. senaryoya yerleştirme (script placement) ve olay örgüsüne yerleştirme (plot placament) olmak üzere üç ürün yerleştirme türünün varlığından söz edilmektedir (bkz. Bunların yanında sözel ifadelerle doğrudan marka isminin anılması da söz konusudur. Murdock. Sarıyer. Yaratıcı ve sette yerleştirme olarak iki şekilde gerçekleştirilebilen ekrana yerleştirme Güz 2009. Türk Sinemasında Ürün YerleĢtirme Uygulamalarında Kullanılan Stratejilerin Yirmi Yıllık Periyotta Gösterdiği DeğiĢim Ürün yerleştirmenin öncelikli üç şekli şu şekilde sıralanmaktadır: Birincisi ürünün kendisinin arka-planda genellikle oyuncu tarafından kullanılırken gösterilmesi. Olay Örgüsüne Yerleştirme (plot placement) Ekrana yerleştirme. 1995: 74 ve Wenner. kurgusal (yaratıcı) ortam ve doğal ortam ölçütüne bağlı olarak iki grupta incelemiştir (bkz. Sayı:29 . üçüncüsü ise yayımlanan program veya film içinde bir billboard ya da televizyon ekranı ya da radyo aracılığı ile aktarılması (Smith 1985‟ten aktaran Wenner: 2004: 103). Russell‟a (1998) göre ise ürün yerleştirme uygulamaları üç farklı biçimde gerçekleştirilmektedir. Senaryoya Yerleştirme (script placement) 3. Russell‟ın sınıflaması aşağıdaki gibidir: 1. 2006: 22 ve Sarıyer. Bu noktada ekrana yerleştirme (screen placement). piyasa ve karlılık anlayışının tırmandırıldığı bu ekonomik sistemde sinema filmlerini markaların kendilerini sunacakları mecralara dönüştürmesine ayrıca ortam hazırlamaktadır.116 M. ikincisi ürünün markasının.

ürünün doğal olarak bulunması muhtemel olan filmdeki İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Gürel ve Alem. ürün ya da marka ya bir arka plan görüntüsü olarak. Russel. dergi. Russell‟in (1998) bir diğer ürün yerleştirme türü olarak işaret ettiği olay örgüsüne ürün yerleştirmede ise. sokaktaki bir açık hava reklamı gibi ekrana yansıtılmakta ya da mutfak sahnelerinde masa üzerinde duran markalı bir makarna paketinde olduğu gibi doğal ortamında görüntülenmektedir (Taşkaya. Nihavent Mucize adlı filmde Beyazıt Öztürk‟ün çapkın ve eğlenceli kişiliği Honda otomobil ve motosikletle. kendi ya da ambalajı üzerinde. basılı materyaller.2009). 2006: 22). Saphiro ve Murdock tarafından işaret edilen yöntemlerden yola çıkılarak kategorikleştirilmiştir: Optik Yaratıcı YerleĢtirme : Ürünün ve/veya markasının ürünün kendi üzerinde değil. gazete. vs. TV reklamı. Wenner. filme konu olan olayın bir parçası olarak konumlanmakta ve öykünün yapısında ya da karakterlerin kişiliğinin inşasında önemli bir rol üstlenmektedir (Bkz. aracılığı ile optik ve akustik olarak sunulması Optik+Akustik Doğal YerleĢtirme : Ürünün ve/veya markasının. Bu bağlamda ürün yerleştirme uygulaması sözlü olarak gerçekleştirilmekte ve marka bir diyalog aracılığıyla sunulmaktadır (Taşkaya. billboard. garajda arabanın gösterilmesi gibi) Akustik Yaratıcı YerleĢtirme: Ürüne ait haberin veya reklamın filmin içinde iletişim araçları aracılığı ile akustik olarak sunulması (örneğin bir gsm operatörünün reklamının radyodan duyulması) Akustik Doğal YerleĢtirme: Ürünün markasının akustik olarak. kendi ya da ambalajı üzerinde. aracılığı ile optik olarak sunulması Optik Doğal YerleĢtirme: Ürünün ve/veya markasının. ürünün doğal olarak bulunması muhtemel olan filmdeki sahne/lerde görsel olarak yer alması (mutfak masasının üzerinde mısır gevreğinin. zarif. Senaryoya yerleştirme markanın işitsel olarak yerleştirilmesi anlamına gelmektedir. kolanın. Bu araştırmada ürün yerleştirme yöntemleri. Türkan Şoray‟ın konformist. hayat dolu ve incelikli dünyası Hyatt Regency otelle bütünleştirilmiştir. üründen söz edilmesi muhtemel olan filmdeki sahne/lerde akustik olarak yer alması (garsonun restoranda Neskafe ya da Türk kahvesi tercihini sorması gibi ) Optik+Akustik Yaratıcı YerleĢtirme : Ürünün ve/veya markasının TV reklamı vb.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 117 stratejisi kapsamında. ürün ya da marka. 2009).

1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürün Yerleştirme Stratejilerinin Dağılımı Filmlerin Gösterime Ürünün YerleĢtirilme Stratejileri Girdiği Yıllar 1987 Optik Doğal Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Optik Yaratıcı Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Akustik Doğal Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Optik + Akustik Doğal Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Optik + Akustik Yaratıcı Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Toplam 52 75 40 1997 62 2007 73 175 Toplam 12 8 9 29 2 4 6 3 2 5 1 1 89 216 Görsel yaratıcı yerleştirmede oyuncunun ürünü kullanması değil. içselleşme kolaylaşmaktadır. ürün yerleştirmede de ürüne ilişkin anlamlar yaratılırken mesajların sıkıştırılması ve yoğunlaştırılması gereksinimi. 1987. Sayı:29 . ürünün bir reklam mecrası ile filmin içinde sunumu söz konusudur. Diğer reklamcılık uygulamalarında olduğu gibi. TaĢkaya sahne/lerde görsel olarak yer alırken aynı zamanda bir diyalog içinde üründen söz edilmesi (Taşkaya. Yukarıdaki kategoriler ışığında analiz edilen filmler içinde ürünün yerleştirilme şekillerine ilişkin dağılımı gösteren tabloya (Tablo 4) baktığımızda en sık kullanılan yöntemin optik doğal yerleştirme olduğu görülmektedir. günlük yaşamın ve popüler kültürün geniş alanlarından alınan klişelere Güz 2009.118 M. Mattelart‟a (2005) göre. ürün yerleştirme böyle doğallaştıkça. Tablo 4. çok geçmeden. 2009) olarak belirlenmiştir. incelenen filmler içine yerleştirilen ürünler çoğunlukla doğal ortamlarında yer almakta ve markaları görünür halde sunulmaktadır.

Ürünlerin filmlerin içine yerleştirilmesi için kullanılan bir diğer strateji olan olay örgüsüne yerleştirme. Akustik yaratıcı ürün yerleştirmenin en seyrek rastlanan ürün yerleştirme şekli oluşu bu nedenler çerçevesinde açıklanabilir. Radyo reklamı ya da sadece televizyondan duyulan bir ürün reklamının filmin içine yerleştirilmesiyle gerçekleştirilen akustik yaratıcı yerleştirme de oyuncunun ürünü kullanması. Bu nedenle optik yaratıcı yerleştirmenin ikinci sırada yer alması beklenebilir. Bu nedenle ürün yerleştirmede doğallaştırma (doğal yerleştirme ile) ve film içinde popüler kimliklere ürünün kullandırılması stratejileri ile etki gücünün artırılmasına çalışılmaktadır. Dolayısıyla ürünün sunumunda dikkat çekici unsurlar diğer ürün yerleştirme şekillerinde olduğundan daha azdır. genellikle televizyon. Ürün yerleştirme de sınırları ve kuralları belirsiz bir alan olarak bu nedenle tercih edilmektedir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Sıklık dağılımında ikinci sırada yer alan ürün yerleştirme şekli olan optik yaratıcı yerleştirme ile sunulan ürün markaları. Araştırmada. Sınırların ve kuralların belirsiz kılındığı ve bu belirsizliğin serbesti yönünde değişmesi ya da sürekli kılınmasına yönelik çabaların reklamverenler. referans kişinin şöhret sahibi bir oyuncu olması nedeniyle reklam veren tarafından tercih edilmektedir. iş elbisesi vb. Ürün yerleştirmenin reklama benzememesi nedeniyle tercih edildiği bilinmektedir. bu araştırmada incelenen Türk filmleri içinde sadece 5 sahne için yapılmıştır bkz. Ürün yerleştirme uygulamalarında oyuncunun ürünü kullanması. Türk filmlerinde ürün yerleştirme uygulamalarında genel eğilimin ürünün olay örgüsüne yerleştirilerek sunumu olmadığı bulgulanmıştır. mont. Ayrıca. hatta ürünün şeklen görülmesi söz konusu değildir. Tablo 5). basılı materyal olarak değerlendirilen giysi (t-shirt. reklamcılar ve prodüksiyon firmaları tarafından tercih edilmesi Pazar dinamikleri gereğidir. billboard gibi mecralarda reklamlarının sunulmasıyla görünür kılınmaktadır. İzleyici reklam izlediği hissinden uzaklaştırıldığı ölçüde yakalanmaktadır. gibi) üzerlerinde görülen basılı markalar da optik yaratıcı yerleştirme örneklerindedir.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 119 ve benzetmelere dayanmayı geliştirmiştir. Tablo 6‟ya bakıldığında da ürün yerleştirme yapılan ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı film sayısının örneklemde bulunan tüm filmlerin 2/3‟ünden fazla olduğu görülmektedir.

Galbraith‟e göre. reklam faaliyetleridir (Galbraith. Çünkü bu durumda ürün.120 M. Güz 2009. Tablo 6). bu yüzden her bir görüntünün reklam olarak algılanmamak üzere örtüldüğünü belirtmektedir. bir tür tanıtım. TaĢkaya Tablo 5. Sayı:29 . pek çok medya ürününde olduğu gibi sinema filmlerinde de kullanılmaktadır. 1967). film içinde oyuncu gibi rol almaktadır. film olarak algılanması yönünde bilinçdışı iknaya yönelik çalışmakta olduğunu. 10 Eğlence endüstirisinde performans ya da sunum boyunca bir ürün üzerinde sıklıkla konuşulması. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürünün Olay Örgüsüne Yerleştirilme Durumunun Dağılımı Ürünün Olay Örgüsüne YerleĢtirilme Durumu Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 1997 73 2007 86 Toplam Ürünün Olay Örgüsüne Yerleştirilmediği Sahne Sayısı Ürünün Olay Örgüsüne Yerleştirildiği Sahne Sayısı Toplam 52 211 2 3 5 52 75 89 216 Olay örgüsüne yerleştirilen ürün. tüketicinin özgür seçimi değil. Miller‟e (1995) göre olay örgüsüne yerleştirme stratejisiyle uygulanan ürün yerleştirmeler. Bu araştırmada yapılan analizler sonucunda Türk filmlerindeki ürün yerleştirme uygulamalarında oyuncunun yerleştirilen ürünü kullanma sıklığının kullanmadığı durumlardan daha yüksek olduğu bulgulanmıştır (bkz. tüketici kitlenin “başkalarına benzeme arzusu” tüketimi yönlendirmek amacı ile çeşitli strateji ve taktiklerle. Miller. plugların. pluglar10 olarak değerlendirilebilir. Reklam etkinliği içinde. filme konu olan olayın bir parçası olarak sunulduğu için ürünün kimliği ile karakterin kimliğini bütünleştirmeye yönelik bir çalışma yapılması gerekmektedir. sunulanın ürün reklamı değil. Böylece ürünün film içindeki varlığı doğallaştırılmış olmaktadır. 1987. talebin doğuşunda etkili olan ve onu gerçek ihtiyaçların karşılanmasından uzaklaştıran.

tüketim kalıpları içindeki sembollerin kullanımı aracılığıyla oluşturdukları bir yöntemin parçalarıdır. ileten. dağılımın yıllar itibariyle artış gösterdiğini görebiliriz. aynı yıl için ürün yerleştirme yapılan film sayısındaki düşüşe bağlanabilir. kullanmadığı film sayısından fazla olduğu görülürken. 1997 yılında görülen. Oyuncunun ürünü kullanırken görüldüğü sahne sayısı da 1987‟den 2007‟ye doğru anlamlı bir artış göstermektedir. modern tüketicinin satın alma kararını etkilemektedir. o sırada tüketicinin kim olmayı amaçladığını sergilemek amacıyla kullanacağı nesnelerdir. 1987. televizyon ve reklamlardaki görüntülerin bütünsel olarak tüketilmesi anlamını içerir. Tüketim nesneleri. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Yerleştirilen Ürünün Aktör Tarafından Kullanılma Durumunun Dağılımı YerleĢtirilen Ürünün Oyuncu Tarafından Kullanılma Durumu 1987 Oyuncunun Ürünü Kullanırken Gösterildiği Film Sayısı Oyuncunun Ürünü Kullanırken Gösterilmediği Film Sayısı Ürün Yerleştirme Yok Toplam 3 10 7 1997 5 2007 9 21 Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar Toplam 1 1 4 10 1 10 8 30 Tablo 6‟da da görüldüğü gibi. Yani sembolik anlamlar. Ürünlerin oyuncu tarafından kullanıldığı sahne sayılarının sıklığının yer aldığı Tablo 7‟ye baktığımızda. Yıl bazında bakıldığında genel olarak yerleştirilen ürünün oyuncu tarafından kullanılma durumunda bir artış İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Kellner‟e (1992) göre tüketim fikirlerin. Ürün yerleştirme yapılan ürünlerin sayısı 1987‟den 2007‟ye doğru artış göstermektedir. Film bazında bakıldığında ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı film sayısı. sahne bazında ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı sahne sayılarının kullanmadığı sahne sayılarından daha az olduğunu Tablo 7‟de görmekteyiz. oyuncunun ürünü kullanırken gösterilmediği sahne sayısındaki artış. anlam içeren. doğrudan. Satın alınanlar yalnızca basit. Ürün sayısı arttıkça oyuncunun yerleştirilen ürünleri kullanırken gösterildiği sahne sayısının azalması beklenen bir durumdur.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 121 Tablo 6. insanların kimlik duygularını. örneklemde bulunan 30 filmden 21inde yerleştirilen ürün oyuncu tarafından kullanılmaktadır. faydacı kullanıma yönelik maddi nesneler değil.

Galbraith‟e göre. Güz 2009. tüketicinin özgür seçimi değil. 1967). beğenilen bir oyuncunun kullandığı ürünü kullanmak. 2009). 1987. Talebin yönlendirilmesi. Yarışın arenalarından birisi de sinema filmleridir. Galbraith‟in yaklaşımında yerini talep yönlendirmesine bırakmaktadır (bkz: Galbraith. izleyicinin sahip olmadığı imaja denk düşmektedir. Reklam etkinliği içinde. Batılı tüketim toplumlarının Veblenci eleştirisinin ana direği gibi görünen özenmenin yönlendirdiği davranışla ilgili çözümlemeler. Sayı:29 . tüketici kitlenin “başkalarına benzeme arzusu” medya ürünleri aracılığı ile çeşitli taktiklerle kullanılmaktadır (Taşkaya. Tablo 7. Toplam sütununda yer alan dağılımda ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı sahneler ile kullanılmadığı sahneler arasında büyük bir fark olmadığı da görülebilir. markanın bu süreçte edindiği varsayılan imaj. rekabet halinde olan ürünler için ayrı bir yarıştır. her bir marka kendi imajını güçlendirecek stratejilerle filmlere yerleştirilerek potansiyel alıcılarının karşısına çıkarılmaktadır. Bu nedenle yaşanan özenme duygusunun izleyiciyi tüketime yönlendirecek gücünden yararlanılmak istenmektedir. talebin doğuşunda etkili olan ve onu gerçek ihtiyaçların karşılanmasından uzaklaştıran. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Yerleştirilen Ürünün Oyuncu Tarafından Kullanıldığı Sahne Sayısı Dağılımı YerleĢtirilen Ürünün Filmde Oyuncu Tarafından Kullanılma Durumu Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 Oyuncunun Ürünü Kullanırken Gösterildiği Sahne Sayısı Oyuncunun Ürünü Kullanırken Gösterilmediği Sahne Sayısı Toplam 30 1997 44 2007 39 Toplam 113 22 31 50 103 52 75 89 216 İzleyici için. TaĢkaya gözlenmektedir. reklam faaliyetleridir. Bu arenada.122 M. o oyuncu ile özdeşlik kurmayı sağlarken.

1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Filmin Sponsor Desteği Alma Durumunun Dağılımı Filmlerde Sponsor Desteği Dağılımı Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 Sponsor Desteği Alan Film Sayısı Sponsor Desteği Almayan Film Sayısı Toplam 2 8 10 1997 8 2 10 2007 6 4 10 Toplam 16 14 30 2007‟ye gelindiğinde Türk filmlerinde sponsor desteğinin azaldığı görülmektedir. 1980li yıllarda sponsor desteğinin sadece 2 film tarafından alındığı. İzleyici sayısı bir milyon üzerinde olan filmlerin örneklem olarak alındığı bir çalışmada (Taşkaya.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 123 Türk Sinemasında Sponsorluk ĠliĢkileri ile Ürün YerleĢtirme Uygulamaları Arasındaki ĠliĢkinin Yirmi Yıllık Periyotta Gösterdiği DeğiĢim Doksanlı yıllara doğru reklamverenlerin televizyon programlarının ve filmlerin sponsorluğuna ve yapımına yönelik ilgilerinin arttığı söylenmektedir (Mattelart.com/sinema-haberleri/haber_98. Örneklemde bulunan 30 film içinde sponsor desteği almayan 16 film vardır. Tablo 8. İzleyici sayısında görülen artış.intersinema. daha çok sponsor ürünlerin kullanılmasıdır. sponsorluk uygulamalarında da artışa neden olmuştur. Eurimages 1997–2000 yılları arasında Türk sinemasına 29 milyon 340 bin Fransız Frangı destek sağlamıştır11 Tabloda da görüldüğü üzere en fazla sponsor desteği alınan yıl 1997‟dir.asp İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 1990 sonrasında Türk sinemasına Eurimages‟ın maddi katkısı önemlidir. 1995). Ürün yerleştirme uygulamalarında beklenen durum. sponsorluk alan film sayısı. Türkiye‟de izleyici sayısındaki belirgin artış 1990lı yıllarda başlamıştır. 2009). Ürün yerleştirme yapılan 216 sahne içinde sadece 10 sahnede sponsor ürünlere yönelik 11 http://www. Tablo 9‟daki dağılım. almayan filmlere oranla anlamlı bir sıklığa sahiptir. Tablo 8‟de görülmektedir. Türkiye‟de 1987. Çünkü sponsorluk uygulamaları 1990lı yıllardan itibaren Türk sinemasının gündemine girmiştir. 2007‟de sponsor desteği azaldığı halde ürün yerleştirme yapılan sahne sayısında 1997 yılına göre arttığına işaret etmektedir.

1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Yerleştirilen Ürünün Filme Sponsor Olma Durumu YerleĢtirilen Ürünün Sponsor Olma Durumu Ürün Sponsor Değil Ürün Sponsor Toplam 52 Sahne Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 52 Sahne 1997 72 Sahne 3 Sahne 75 Sahne 2007 82 Sahne 7 Sahne 89 Sahne 206 Sahne 10 Sahne 216 Sahne Toplam Buna göre. talep yönlendirici bir uygulama olarak kabul edildiği için. Piyasa ilişkilerinin kar odaklı yaklaşımı çerçevesinde uygulanan ekonomi politikaları ve kuralsızlaştırma projeleri ile Türk sineması da diğer kültürel alanlarda olduğu gibi ilkelerin gelişmesine uygun bir alan olmaktan çıkarılmıştır. ürün yerleştirme yapılan diğer 206 sahnede yerleştirilen ürünlerin filme sponsor olmadığı bulgulanmıştır (bkz. ürün yerleştirme uygulamaları yapılan sahne sayısı 216 ve bu sahnelerde yer alma süresi toplam 1823 sn. Sayı:29 . Ancak Türkiye‟deki uygulamada giderek sponsor ürünler dışındaki ürünlerin de film içlerine yerleştirildiği.dir. 1987. Tablo 9. reklamveren tarafından tercih edilen bir durumdur Tüketici örgütleri de izleyiciyi reklam izlediği uyarısı yapılmaksızın reklama maruz bırakılması noktasında ürün yerleştirme uygulamalarını sorgulamaktadır. Güz 2009. sponsor ürünün göründüğü sahne sayısının 10. TaĢkaya yerleştirme yapılmış. EPRA toplantılarında Avrupa‟da ürün yerleştirme uygulamalarının filmlerin sanatsal bütünlüğüne verdiği zarar tartışılmaktadır. iken.124 M.. sürenin ise sadece 63 sn. olması ortaya koymaktadır (Tablo 10). Sponsor ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı sahne sayısı 8‟dir ve bu sahnelerde sponsor ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı süre sadece 56 sn. Sponsor ürünün sahnelenmesi sırasında oyuncu tarafından kullanılması. Tablo 9). Türk filmlerinin yapımcılık pratiğinde ürün yerleştirmenin salt sponsorluk ilişkileri çerçevesinde uygulanmasına yönelik bir ilkenin gelişmediği söylenebilir.

1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Yerleştirilen Sponsor Ürünün Göründüğü Film. Sony. Filmler. filmlerin de giderek „markalanmış medya malları‟ olarak kavramlaştırılmasına neden olmuştur. Sahne ve Süre Dağılımı Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 Sponsor Ürünün Göründüğü Film Sayısı (Toplam Film Sayısı: 30) Sponsor Ürünün Göründüğü Sahne Sayısı (Toplam Sahne Sayısı: 216) Sponsor Ürünün Göründüğü Süre (Toplam Ürün Yerleştirme Süresi: 1823 Sn) Sponsor Ürünün Oyuncu Tarafından Kullanıldığı Sahne Sayısı (Sponsor Ürünün Göründüğü Toplam Sahne Sayısı: 10) Sponsor Ürünün Oyuncu Tarafından Kullanıldığı Süre (Sponsor Ürünün Göründüğü Toplam Süre: 60 Sn) 0 15 41 56 0 3 5 8 0 15 48 63 0 3 7 10 0 1997 1 2007 3 Toplam 4 Filmlere markalı ürünlerin yerleştirilmesinin Nike. Macintosh. 2002: 65. kitaplarda. Reklamlarda ünlülerin kullanılması. televizyon ve müzik yıldızlarının da kendi markalarını „yayacakları‟ temel araçlar sağlar” (Klein. 1987. dergilerde ve televizyonda karşılıklı promosyon yapabilmek için yıldızlar yaratır ve spor. daima birbiriyle ilgisiz holdinglerini karşılıklı promosyon üreten ağlar şeklinde birleştirebilecekleri araçlar ararlar ve bu genellikle Hollywood‟un etkileyici kişilikleri tarafından yaratılmış bir ünlü olmaktadır. film kahramanlarının belli ürünleri kullanırken gösterilmeleri.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 125 Tablo 10. programların İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 66). Starbucks ve benzerleri gibi büyük şirketler için kaçınılmaz bir pazarlama aracı olması. “Yeni birleşmiş büyük eğlence şirketleri.

126

M. TaĢkaya

sunucularının ürün tavsiyeleri bu taktiklerin örnekleridir (bkz. Baudrillard: 1997: 243). Ürün ve hizmetin tüketimi bu taktiklerle teşvik edilmeye çalışılırken, sinema filmleri de çoğunlukla bu ürünlerce desteklenerek üretildikleri için daha ucuza mal edilmektedir. Galician ve Bourdeau‟nun, örneklemde 1977, 1987 ve 1997 yıllarına ait filmler içinde ürün yerleştirme ile en çok görünen markalar, görünme sayıları ve yerleştirildikleri film sayıları ile ilgili olarak saptadıkları veriler Tablo 11‟de görülmektedir (Galician ve Bourdeau, 2004: 22). Tablo 11. Hollywood‟da 1977, 1987 ve 1997 Yıllarında En Çok İzlenen 15er Film İçinde En Çok Görülen 10 Markanın Film ve Sahne Bazında Görünme Sıklığı Dağılımı

Marka Cola Mercedes Miller Chevy Pepsi-Cola Schlitz BMW Jack Daniels Cadillac CNN

Görünme sayısı 44 18 17 15 13 12 10 10 9 9

Film sayısı 20 9 8 10 5 3 7 4 5 4

Ürün bazında bakılacak olursa; ilk üç sırayı otomobil, cola ve bira paylaşmaktadır (Galician ve Bourdeau, 2004: 25). Tablo 12‟de görüldüğü gibi, ilk üç marka, sıralaması farklı olmak üzere, Türkiye için de aynıdır.

Güz 2009, Sayı:29

1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında…

127

Tablo 12. 1987, 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde En Çok Görülen 10 Markanın Film ve Sahne Bazında Görünme Sıklığı Dağılımı

Marka Mercedes coca-cola Efes Pilsen JB BMW Honda Marlboro Jhony Walker Renault Philips

Görünme sayısı 18 11 9 7 7 6 5 4 4 4

Film sayısı 7 8 6 4 5 2 4 2 3 2

Türk filmlerindeki marka yoğunlaşmasına baktığımızda en sık kullanılan markanın Mercedes olduğunu Tablo 12‟de görebiliriz. Coca-cola‟nın ürün yerleştirmeye konu olma sıklığı Mercedes‟in hemen ardından gelmektedir. Efes Pilsen için yapılan ürün yerleştirme uygulamaları sıklık sıralamasında üçüncü konumdadır. Ürün yerleştirme uygulamalarında görünme sıklığı en fazla olan ilk on marka içinde dört ürün tütün ve alkol; dört ürün otomobil sektörüne aittir. Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarının sektörlere göre dağılımında otomobil sektörü birinci sırayı almaktadır. Otomobilin, kiralanması veya satın alınması, film yapımcılığında yüksek gider kalemlerinden birisidir. Yapımlarda, otomobil ihtiyacı genellikle sponsorlar aracılığı ile karşılanmaktadır. Tablodaki dağılımda tütün ve alkol ürünleri ikinci sırada yer almaktadır. Reklam kısıtı olan bu sektörün yüksek sıklığa sahip olarak bulgulanması, ürün yerleştirme ve sponsorluklar aracılığı ile tanıtım yoluna gitmekte olduğunu göstermektedir. Aynı Tabloda Marlboro sigarası da ilk on içinde altıncı sırada yer almaktadır.
İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

128

M. TaĢkaya

Wenner, izleyicilerin ticari bir düzeyde reklamın çekiciliğine kapıldıkları anın bilgisini edinme hakkına sahip olup olmadıkları sorusunun yanıtının, reklamcılıktaki aldatıcı uygulamaları sınırlayan yasanın mantığına göre, kesin olarak „evet‟ olması gerektiğini söylemektedir. Tüketiciler için bir yayının kendi başına reklam olduğunun belirtilmemesi halinde, ürün yerleştirme ya da çapraz promosyon uygulamalarında olduğu gibi gri bir alan içine düşülebilir. Bu gri alan, reklam kısıtı olan ürünler için fırsat olarak değerlendirilebilmekte, bu amaçla ürün yerleştirme uygulamalarından yararlanılmaktadır. Halihazırda devam eden para ödenerek yapılan ürün yerleştirme uygulamaları, Wenner‟e göre de teknik olarak illegaldir. Ürün yerleştirme, gerçeklik algısı yaratmak üzere yapıldığına göre, ürün desteği bağış mantığı ile gerçekleştirilmelidir. Tığlı (2004: 24), sponsorluk ile ürün yerleştirme uygulamalarını birbirinden ayırırken ürün yerleştirmelerde, sponsorlukta olduğu gibi bir duyuru/ilan yapma zorunluluğu olmadığını belirtmektedir. Oysa FCC (Federal Communications Commission), bu uygulamanın bildirilmesini şart koşmaktadır. FCC‟ye göre, ürün yerleştirme karşılığında programların sonunda marka isimleri listesine bakılarak „verilen promosyonel bedelin‟ kabul edildiği görülebilir ve reklam amacı anlaşılabilir. Wenner (2004) ise FCC‟nin bu uyarısındaki tutarsızlığa işaret etmekte ve bu uygulamanın da kamu yararına bir sonuç yaratmaktan uzak olduğunu vurgulamaktadır: “FCC‟nin ödeme karşılığı yerleştirmeyi yasaklaması, bir anlamda çok daha yoğun ürün bütünleştirme stratejisini teşvik eder, çünkü gelişen bu tarz çapraz pazarlama ortaklıkları ve ürün programlama radar silahı altına düşer. Film içinde, ürün yerleştirme bildirimi düzenlenmemiştir ve sonuç olarak tutarsızdır. Ürün yerleştirmesi yapılan markalar, izleyiciler marka mesajlarını çoktan süzüp aldıktan sonra, filmin sonunda jenerikte sunulmaktadır” (128). Aslında bu durum Neo-liberal ekonomi politikalarının piyasa taraftarı kuralsızlaştırma yaklaşımlarının uzantısıdır. Neo-liberal politikalar kapsamında yapılan düzenlemelerde kamu yararı değil, Pazar dinamiklerinin kar odaklı seyrinin sürdürülmesi esas alınmaktadır. Sonuç Türkiye‟de 1980‟lerden sonra satış artırımına yönelik bir faaliyet niteliğine bürünen ürün yerleştirme uygulamalarında 2000‟li yıllarda görülen, film, sahne, süre ve ürün sayısı bazındaki artış, ekonomik ve politik arka planı ile sorgulanmalıdır. Türkiye‟de 1980lerde uygulanmaya başlayan neo-liberal ekonomi politikaları, kar odaklı üretim anlayışını kültürel ürünler için de yerleşik hale getirmiştir. Neo-liberal

Güz 2009, Sayı:29

1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında…

129

ekonomi politikalarının desteklediği serbest pazar girişimleri, kendi kurallarını piyasa odaklı hareket noktası ile dayatmaya da bu yıllarda yoğun olarak başlamıştır. Piyasa aktörleri, salt kar hedefine odaklanarak talebin artırılması için gerekli tüm yolların zorlanması için sürekli girişimlerde bulunmaktadır. Tüketimin yönlendirilmesine ilişkin girişimler, ürün yerleştirme faaliyetlerini de kapsamaktadır. Bu noktada pazar liberalleri, piyasa ekonomisine uygun politikaların oluşturulması için çoğu zaman baskı grubu olarak çalışmaktadırlar. Sinema filmlerinde ürün yerleştirme uygulamalarının yasal zeminden yoksun ve keyfi uygulamalar halinde sürdürülmesini de bu politikalar kapsamında değerlendirmek kaçınılmazdır. Bu araştırmada incelenen sinema filmlerindeki ürün yerleştirme uygulamalarında reklam kısıtı olan ürünlerden tütün ve alkol ürünlerinin sektörel dağılımda ikinci sırada yer aldığı bulgulanmıştır. Bu durum reklam kısıtının aşılması niyeti ile açıklanabilir. Bu da neo-liberal ekonomi politikalarının, kuralların esnetilmesi için sunduğu zeminlere örnek olarak verilebilir. Türkiye‟de ürün yerleştirme uygulamalarında kullanılan stratejiler, reklam yapma niyetinin gizlenmesine yönelik olarak seçilmektedir. Bu nedenle en fazla tercih edilen strateji, optik doğal yerleştirme olarak adlandırılan, ürünün doğal ortamında sunulduğu stratejidir. Ürünün oyuncu tarafından kullanılırken sunulması ise beklenen etkiyi güçlendirmeye yöneliktir. Reklamcılık uygulamalarında sıklıkla başvurulan bir yöntem olan „reklamda ünlü kullanımı‟, tüketicinin talebini yönlendirici etkiye sahiptir. Ürün yerleştirme uygulamalarındaki „talep yönlendirme niyeti‟ bu uygulamaların yoğunlaştığı stratejiler üzerinden okunabilmektedir. Bu araştırmada incelenen filmler içinde ürün yerleştirmeye konu olan ürünlerin film içinde çoğunlukla oyuncular tarafından kullanılıyorken gösterilmesi, ürün yerleştirme uygulamalarının, filmi desteklemekten çok reklam amacı taşıdığına işaret etmektedir. Piyasa güçlerinin gerek ekonomik gerekse politik arenada yönlendirici güce sahip olması nedeniyle, sinema filmlerinin markaların geçit töreni yapabileceği mecralara dönüşme tehlikesi altında olduğuna ilişkin tartışmalar da devam etmektedir (bkz. Wenner, 2004). Bu durumun Türk sineması için de geçerli olduğu, ürün yerleştirme uygulamalarındaki artış ve süregiden kuralsızlık göz önüne alındığında öngörülebilir. Türkiye‟de neo-liberal süreçte reklam ve program arasında amorf özellikler sergileyen tüm medya içeriklerindeki dönüşüm, sinema filmlerinde de gözlenmeye başlanmıştır.

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

B. (1997). (2004). Practise. J. (2004). (1997). Ankara: Ütopya Yayınevi. (2004).. P.htm ( Erişim: 10. (1999). (2000). Gülsoy. Boston: Houghton Mifflin Company. Baudrıllard. Journal of Communication Management. Henry Stewart Conferences and Publications C. s. Başkaya. NY: Best Business Boks. F. J. s. C. Annals of Tourism Research. 6.ve Bouedeau P. Türkiye Ekonomisinde İki Bunalım Dönemi: Devletçilikten 24 Ocak Kararlarına.7-23. (Der. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Handbook of Product Placement In The Mass Medıa: New Strategies in Marketing Theory. “Separating Advertising From Programme Content: The Principle And Its Relevance In Comunications Practise”. M.130 KAYNAKÇA M. “Temporal Influences on Image Change”. s. S. (2002). İstanbul: Etik Yayınları. (2003). S.(1967). The New Industrial State. B. Journal of Promotion Management. Trends and Ethics.). “Pazarlama İletişiminde Yeni ve Güncel Bir Uygulama: Ürün Yerleştirme”. W.K. G. İletişim ve Emperyalizm. Sosyal Devlet Biti. Galıcıan. Mary-Lou Gallician. S. s: 635–644. Reklam Terimleri ve Kavramları Sözlüğü. T. TaĢkaya Baerns. Tüketim Toplumu. 101-112 Başaran. (Spring) içinde. Medya ve Etik. Ankara: Birlik Yayıncılık. Çaplı. Gould.com/durable/1999/02/10/p11s1. 10. “ The Evolution of Product Placements in Hollywood Cinema: Embedding High-Involvement „Herotic‟ Brand Images. J. No: 4.. “Consumers‟ Perceptions of the Ethics an Acceptability of Product Placements in Movies” Issue and Research in Advertising. s.emcweb. S.8. B. Gupta. Ankara : İmge Kitabevi Yayınları. http://csmweb2. Galbraıth. S. (1986). 14. No: 1/2 içinde. Güz 2009.ve Alem. J.37–50 Govani.2003) Gül Sallan.06. (1999). (1986). “Product Placement in Movies – It is Really So Bad?”. Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Dergisi içinde. Yaşasın Piyasa. Vol: 13. ABI/INFORM Global. Sayı:29 .1. F. E. İstanbul: Adam Yayınları Gürel. 15–36 Gartner.

(2006). Kamuda ve Özel Kesimde Halkla İlişkiler.10. “Product Placement in Late Turkish Cinema”. March). “Hollywood the Ad”. Question of Control”. (2008). Foster J. C. Inc. (Der. “Patterns of Ownership.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 131 Gürel. The Dushkin Publishing Group. (1985. S.” Advences In Consumer Research. No Logo. (2002). “Küresel İletişimin Politik Ekonomisi” Kapitalizm ve Enformasyon Çağı – Küresel İletişim Devriminin Politik Ekonomisi. N.357–362 Sarıyer. 83-91 Taşkaya. Vol. Uluslar arası Reklamcılık. D. Özgüç.Communication in the Millenium. J. Gürbüz.W (2003). Köker. S. C. (2005).N.16. A.. Lash. (2009). Open University McChesney. 104.B. Mayıs.M. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. (1998).S. “Popular Culture and the Construction of Postmodern Identities”..) içinde.Connecticut. Kellner. (Nisan.217–237 Antalya: Akdeniz Üniversitesi Matbaası Smith.M. Ankara: Vadi Yayınları Mattelart A. İstanbul: Sümbül Basımevi Pekman.. Haziran).20-30. 1 (25): s. İstanbul: Lazer Ofset Russell. “Televizyon Dizilerinde Marka Yerleştirme Stratejileri Üzerine Bir Araştırma” Akdeniz İ. C. Oxford: Basil Blackwell Kleın.ve Alem. Mass Media 95/96-Annual Editions içinde Editor: Joan Gorham. B. C. 6th. S: 11. A. s:7-38. S. Bevarage World. Pİ (Pazarlama ve İletişim Kültürü Dergisi) içinde. “Casting Product for Special Effect”. s.5.1: s: 339– 345. (1995). Murdock. çev: I. “Fütüristik Ürün Yerleştirme”. Türk Filmleri Sözlüğü. Kazancı. M.E. Mıller. Çınga. ve Friedman.(1998). M. “Towards A Framework of Product Placement: Theoretical Propositons. E. S. Antalya (Yayımlanma Aşamasında) İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Dergisi. (2006). (1995). Politikanın İletişimi İletişimin Politikası. Nalan Uysal. Ankara: Turhan Kitabevi. R. G.B. 6. 10.. J. (1977). s: 72-80. C.) Modernity and Identity. Çev.W. Beyin İğfal Şebekesi. Mass Media Communication an Society (Ders Notları. R. İstanbul: Bilgi Yayınları. (der. vd.İ. (1992). “Türk Sinemasında Ürün Yerleştirme Stratejileri” Akdeniz İletişim Dergisi. ve Gül T. s. Ankara: Epos Yayınları. Bölüm). Guilford. N. International Symposium. E. Wood. McChesney. (1988). Çev..F.

Handbook of Product Placement In The Mass Medıa: New Strategies in Marketing Theory. “1960–1970 Dönemi Türk Sinemasında Düşünce Akımları”. Wenner. Yüksel. ve Gürata.intersinema. Sinemada Anlatı ve Türler.: Bayraktar. O‟Keefe ve Elen Wartella. (Der. M. (der) içinde. NY: Best Business Boks. (1934). Dalay. “Sinema ve Reklamın Gizli Buluşması: Ürün Yerleştirme”. ve Akçalı E. London ve New Delhi: Sage Publications.php?action=goToBoxOfficePage&type=0& year=&firma= (Erişim: 25. http://www. A. Practise. “What‟s So „New‟ About the „New‟ Technologies in Hollywood? An Example of the Study of Political Economy of Communications”: Rethinking Communications: Volume 2 Paradigm Exemplars (içinde). Yaylagül. T. s: 474485. Mary-Lou Gallician. F. 101-134. (2006).2008) Güz 2009. N. L.).08. D. NewYork: The Modern Library Wasko. (Ed. Küçükkurt. No: 1/2 içinde. (2004). Barbara J. İkna Edici İletişim. İstanbul: Türkmen Kitabevi Türksoy. A.asp Mayıs.sinematurk. Bir Aktör Olarak Markalar: Ürün Yerleştirme.132 M. Trends and Ethics.com/sinema-haberleri/haber_98. “On The Ethics of Product Placement in Media Entertainment”. The Theory of Leisure Class. J. İstanbul: Bağlam Yayınları Veblen. Sağlık ve Bilimsel Araştırma Çalışmaları Vakfı Yayınları No:94. Journal of Promotion Management. 10. H. L. Ankara: Vadi Yayınları. Türk Film Araştırmalarında Yeni Yönelimler 5.) içinde. Newbury Park. A. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Eğitim. s: 232. (2004). s. 2009) (Erişim: 31 http://www. Editors: Brenda Dervin. (1989). TaĢkaya Tığlı. Lawrance Grossberg. Sayı:29 . C.com/gise. (1994). (2004).

economic. and technological conditions of the time period. Bu desteğin elde ediliş yöntemi ise dönemin siyasal. yasal meşruiyetin yanı sıra toplumsal meşruiyet de elde edebilmek adına her zaman için çevrelerinin desteğine gereksinim duymuşlardır. and for providing opportunities for organizations to express themselves. Kurumlar. Ancak. iktidar mücadelelerinin içerisinde görebilmek mümkündür. However. The ways of obtaining this support have changed in accordance with the changing political. and rulers always need to have the support of their environments in order to be influential.ĠletiĢim Fakültesi ĠletiĢim 2003/18 . G. organizations. Nevertheless. Propaganda. and obedience that they need in democratic societies in which the idea of pluralism has been rooted. Social Legitimacy. The institutions. Günümüzdeki anlamda halkla ilişkiler çalışmalarının tarihsel arka planı çok eski değildir. and to obtain social legitimacy besides legal legitimacy. toplumsal taleplerin belirlenmesi. Bununla birlikte. Halkla ilişkiler. Today and Tomorrow of Public Relations Studies ABSTRACT Public relations are systematic and planned communication strategies of organizations to obtain social support. and their will to participate in decision-making process that will affect their life. 237- HALKLA ĠLĠġKĠLER ÇALIġMALARININ DÜNÜ. kuruluşlar. 7(2). the simple propaganda techniques were evolved into public relations. ekonomik. trust. örgütlerin kendilerini ifade edebilmesi gibi açılardan günümüzde önemli işlevlere sahiptir. kendi yaşamlarını ilgilendiren kararlara katılma iradelerini kaybetmektedirler. teknolojik koşularına bağlı olarak değişmiş. Anahtar Kelimeler: Halkla İlişkiler. determining social demands. yakın bir gelecekte bu işlevini. Key Words: Public Relations. Toplumsal Meşruiyet.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. The contemporary public relations studies do not have a long history. güveni. there are some clues to propose that public relations will not be able to fulfill these functions in the near future since people have been loosing their interests to their environments. yönetme erkini elinde bulunduranlar etkili olabilmek. halkla ilişkilere özgü bir nüveyi çok eski çağlardan bu yana süre gelen örgüt-çevre ilişkilerinin. and in power struggles since the old ages. In contemporary age. Bilgi ve İletişim Teknolojileri An Analysis of Yesterday. BUGÜNÜ VE GELECEĞĠNE ĠLĠġKĠN BĠR DEĞERLENDĠRME Ayhan BĠBER* ÖZET Halkla ilişkiler. toplumsal değişimin izlenmesi. Knowledge and Communication Technologies * Doçent Doktor. Propaganda. public relations have important functions for observing social changes. İnsanlar hızlı bir şekilde çevrelerinde olup bitenlere karşı ilgilerini. basit propaganda tekniklerinden halkla ilişkilere doğru evrilmiştir.Ü. rızayı elde etmek için gösterdikleri planlı ve sistemli iletişim çabalarıdır. önemini yitireceğine ilişkin önemli göstergeler vardır. we can observe the existence of core of public relations within the relationship between organizations and their environment. çoğulculuk anlayışının gelişmiş olduğu demokratik toplumlarda örgütlerin gereksinim duydukları toplumsal desteği.

Hangi yöntem. ticaret yapmaya baĢlamalarına koĢut olarak. ikna etme. siyasal açılardan değiĢmesi. daha rasyonel meĢruiyet dayanakları bulmak. tutum ve davranıĢlarının değiĢtirilmesi. Sayı:29 . iliĢki kurmaya. iktidar iliĢkileri değiĢmiĢ. belli bir iktidar alanını iĢgal edenler. teknik veya araçla olursa olsun. Toplumların sosyal. etik kaygılardan ne kadar uzak olduğu buna karĢılık halkla iliĢkilerin birleĢtirici. belli konularda kamuoyu oluĢturmaya. Konu ile ilgili yapılan akademik çalıĢmalarda uzun zamandır bu farkın altı çizilmekte ve halkla iliĢkiler propagandadan daha farklı bir yere oturtulmaya çalıĢılmaktadır. teknolojik geliĢmelere bağlı olarak üretim. radikalleĢtirici ve kıĢkırtıcı bir etkiye sahip olduğu. Biber Uygarlık tarihinin belli bir döneminde insanların yerleĢik düzene geçip bir arada yaĢamaya. Halkla iliĢkiler. bu zorunluluğun var ettiği bir olgu olarak kabul edilmektedir. demokratik kazanımların artması. toplumsal gereksinimleri karĢılamak için oluĢturulmuĢ toplumsal sistemler daha dünyevi. her fırsatta propagandanın ne kadar kutuplaĢtırıcı. yönetme erkini elinde bulunduranlar. onay yaratma. kitlelerin yönlendirilmesi. örgütlenmeye. tüketim. sivil toplum örgütleri gibi her türlü tahakküme karĢı direnç oluĢturabilecek dinamiklerin ortaya çıkması. daha sonra ise halkla iliĢkiler kapsamında değerlendirilen çalıĢmalara doğru evrildiği anlaĢılmaktadır. kamuoyunu Ģekillendirmeye veya onun desteğini elde etmeye yönelik tüm çabaların içerisinde manipülatif bir yönün mutlak bir Ģekilde bulunduğunu söylemek mümkündür. Farklı bir ifadeyle. sevk ve idare edilmesine iliĢkin yöntemlerinin de değiĢtirilmesini zorunlu hale getirmiĢtir. yönlendirme. ajitasyon. dengeleyici ve uyumlaĢtırıcı yönü vurgulanmaktadır. rıza elde etme gibi çabaların da ortaya çıktığı görülmektedir. baskı grupları. Bu bağlamda. daha önceki dönemlerde zihinlere çekiç ile çakılmaya çalıĢılan düĢünce. örgütsel çıkarın yanı sıra gözetilen toplumsal faydadan kaynaklanmaktadır. Diğer yandan. tutum ve davranıĢ değiĢimi meydana getirme. ekonomik. Çünkü halka iliĢkiler çalıĢmaları Güz 2009. halkla iliĢkiler gibi yöntemler arasındaki farklılık ise manipülasyonunun derecesinden. duyurmak ve kabul ettirmek zorunda kalmıĢlardır. sosyal. amacından. propaganda. baskı ve Ģiddetten katı propaganda uygulamalarına. Tarihsel süreç içerisinde bu çabaların. anlayıĢ veya ideolojiler günümüzde çok ince uçlu kalemlerle hat sanatçılarına özgü bir maharetle “zarifçe” iĢlenir olmuĢtur. Siyasal.134 GiriĢ A. ekonomik.

Ancak bunlar. krallar. Bununla birlikte. halkla iliĢkilere özgü bir nüveyi çok eski çağlardan bu yana süre gelen toplumsal iliĢkilerin. Çok güçlü. bilinen planlı. güven. Roma gibi çok eski uygarlıklara dayanmakla birlikte. Hıristiyan olmayan ülkelere misyonerler göndermiĢtir. 30 yıl savaĢlarının devam ettiği 1622 yılında Papa XV Gregory. bir anlamda halkla iliĢkilere nüve oluĢturmuĢ çalıĢmalar olduğunu belirtmek gerekir. rızasına. Hıristiyanlığın yayılmasını sağlamak amacıyla Ġnancı Yayma Meclisi anlamına gelen Congregatio de Propaganda Fide adında bir birim oluĢturarak. iktidar mücadelelerinin içerisinde görebilmek mümkündür.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. demokratik toplumlara özgü bir kamuoyu oluĢturma. selamlaĢma biçimlerini tercih ederek kendisine yönelik bir sempati yaratma yoluna gittiğinden söz edilmektedir. ideoloji veya inanıĢ etrafında örgütlemeye yönelik propaganda kapsamındaki uygulamaların kökenleri Atina. Kitleleri etkilemeye. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 135 sayesinde gereksinim duyulan onayın. Yukarıdaki tespitlerden hareket edilerek tasarlanan bu çalıĢmada. hacim ve nitelik olarak nerelere varabileceği ayrıntılı bir Ģekilde ele alınıp tartıĢılacaktır. Bu misyonerler çeĢitli propaganda İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . halkla iliĢkiler kapsamındaki çalıĢmalarının boyut. Osmanlı PadiĢahlarının Cuma namazı öncesi halkla söyleĢtikleri. rıza veya saygınlık elde etme yöntemi olarak kabul edilmektedir. günümüzdeki örgütler açısından halkla iliĢkilerin ne ifade ettiği. etik kaygıların fazla gözetilmediği propaganda niteliğinde çalıĢmalardır. HALKLA ĠLĠġKĠLER OLGUSUNUN TARĠHSEL GELĠġĠMĠ Halkla iliĢkiler. hükmetme yetkisini tanrıdan aldıklarını öne süren padiĢahlar bile belli durumlarda yönetimleri altında olan insanların onayına. daha kapsayıcı bir ifade ile toplumsal meĢruiyetin sağlanması ve sürdürülmesi mümkün olabilmektedir. halkın dertlerini dinledikleri. geliĢiminde rol oynayan temel dinamiklerin neler olduğu. bu tür çalıĢmaların süreç içerisinde halka iliĢkilere doğru evrilmiĢ. onay. sistemli ilk propaganda çalıĢması Hıristiyanlığın yayılması ile ilgilidir ve propaganda sözcüğü de zaten "yayılması gereken" anlamına gelen propagand Latince kökünden gelmektedir. belli bir düĢünce. halkla iliĢkiler olgusunun ortaya çıkıĢında. toplumsal faydanın. yakın gelecekte ne ifade edeceği. çok kudretli hükümdarlar. Büyük Ġskender’in uygulamaları bu yöntemlere çokça verilen örneklerden birisidir. Ġskender’in iĢgal ettiği bölgelerin yöresel kıyafetlerini. tebdil-i kıyafetle halkın arasına karıĢıp onların kendisine yönelik duygu ve düĢüncelerini öğrenmeye çalıĢtıkları bilinmektedir. Ancak. güvenin. desteğine gereksinim duymuĢlar ve bu gereksinimin karĢılanmasına yönelik olarak çeĢitli yöntemler geliĢtirmiĢlerdir. rızanın.

daha etkili bir Ģekilde ulaĢabilmenin yöntem ve teknikleri aranmaya baĢlanmıĢtır. Bu “zirve” noktası aynı zamanda siyasal propagandanın ölüm noktası anlamına da gelmektedir. iktisadi ve siyasi yönlerden hızlı bir geliĢim göstermiĢtir. Katılıma ve sivil örgütlenmelere olanak veren bu siyasal yapı. görünür olmaya baĢlamıĢtır (Kazancı. 18. 1997: 5). dağıtımın da tüketimin de kitlesel olması gerekmiĢtir. daha kısa sürede. çalıĢma motivasyonunun sağlanması propaganda çalıĢmalarıyla gerçekleĢtirilmiĢtir. daha geniĢ kitlelere. sosyal iliĢkilerin uluslararası boyutta yeniden düzenlenmesine neden olmuĢtur.136 A. Tüm bu yaĢananlardan sonra propaganda sözcüğü insanlara soğuk gelmeye. ekonomik. 1787 Anayasasıyla ulusal birliği sağlayan ve federatif bir yapıya kavuĢan Amerika. Çünkü Hitler ve ekibinin uyguladığı propaganda çalıĢmaları sayesinde I. Hitler’in peĢine takılarak insanlığın büyük bir trajedi yaĢamasına. 1993: 407). hoĢ olmayan Ģeyler çağrıĢtırmaya baĢlamıĢtır. geniĢ bir siyasal katılıma ve güçlü bir sivil topluma olanak verecek Ģekilde inĢa edilmiĢtir. Kitlesel üretimin gereği olarak gereksinim duyulan büyük hammadde kaynaklarının elde edilmesi. büyük acılar çekmesine. Amerika’daki federal sistem. Sayı:29 . yüzyılın ikinci yarısında baĢlayan Sanayi Devrimi propaganda çalıĢmaları açısından önemli bir kırılma noktasıdır. tanıtımın da. Hitler’le “zirve” noktasına ulaĢmıĢtır. Çünkü Sanayi Devrimi ile ĠletiĢim Devrimi aynı sürecin parçaları olarak kabul edilmektedir (Briggs ve Burke. Dünya SavaĢı’ndan yenik çıkmıĢ. Tocqueville’e (1994) göre. Bu süreçte propaganda çalıĢmaları boyut ve içerik olarak farklılık göstermeye baĢlamıĢ. sistematik propaganda çalıĢmaları ise Fransız Ġhtilali ile baĢlamıĢ. Güz 2009. halka iliĢkilerin kendisini propagandadan farklı bir yere oturtma çabaları 1900’lü yılların baĢında görülmeye baĢlanmıĢtır. 2004: 129). bu kaynakları iĢleyerek üretimi gerçekleĢtirecek olan insan kaynağının yönlendirilmesi. halkla iliĢkiler çalıĢmalarının geliĢip yaygınlaĢmasına olanak sağlayacak uygun bir zemin yaratmıĢtır. Biber teknikleri kullanarak değiĢik coğrafyalarda kendi inançlarını yaymaya çalıĢmıĢlardır (Pflaum ve Pieper. siyasal. Sanayi Devrimi ile kitlesel üretim gerçekleĢtirildiğinden. BolĢeviklerin çalıĢmaları ile önemli mesafe almıĢ. Siyasi anlamda geniĢ çaplı. gururu incinmiĢ Almanya. Propagandanın büyüsünün Hitler’le birlikte bozulmuĢ olmasına rağmen. yüzyılın sonlarına doğru belirginlik kazanmaya. geliĢmiĢ ve 19. Günümüzdeki anlamda halkla iliĢkiler çalıĢmalarına temel oluĢturan sektörel ve akademik altyapı ağırlıklı olarak Amerika BirleĢik Devletleri’nde doğup. planlı.

1882 yılında Yale Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde mezunlara hitaben yaptığı “Hukuk Mesleğinin Halkla ĠliĢkileri ve Ödevleri” baĢlığını taĢıyan bir konuĢmayla dikkatleri bu kavrama çekmiĢtir (Orrick. 1995: 6): KiĢi ya da kuruluĢlar. kendi çıkarlarını ön planda tutanlar Ģeklinde olumsuz bir imaj edinmektedirler. Bu tür geliĢmeler esas olarak 1900’lü yılların baĢından itibaren ivme kazanmıĢtır ve bu süreçte. sosyal sorumluluk anlayıĢı geliĢmemiĢtir. Bernays'ı alanda akademik çalıĢmalar yapan ilk kiĢi olarak belirtmektedirler (Pflaum . geliĢip yaygınlaĢmasına çok elveriĢli değildir. basın ile iĢ çevresini birbirine yakınlaĢtırmaya çalıĢmıĢ. Serbest gazeteci olarak çalıĢan Ivy Lee. bültenler hazırlayarak iĢ çevrelerinin kamuoyuna seslenebilmesine olanak tanımıĢtır. Halkla iliĢkilerin geliĢimine sağladığı önemli katkılar açısından üzerinde durulması gereken bir diğer kiĢi de. çoğulculuk. Toplumu ilgilendiren geliĢmelerden.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. Kitle iletiĢim araçları geliĢip yaygınlaĢmamıĢ. Topluma karĢı yeterince açık olmayan. 2002: 18). bir gazeteci olan Ivy Lee ile konunun akademik boyutuyla ilgilenen Edward L. Daha sonra Dorman Eaton adlı New York’lu bir hukukçu.Pieper. 2001: 15). Yayımladığı bazı kitapçıklarla halkla iliĢkilerin özel sektördeki ilk örneklerini ve ilkelerini ortaya koymaya çalıĢan Lee. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 137 Halkla iliĢkiler (Public Relations) kavramı ilk olarak dönemin Amerika BirleĢik Devletleri BaĢkanı Thomas Jefferson tarafından 1807 yılında 10. kapalı kapılar ardında gizli iĢler çevirenler. Ancak dönemin koĢulları bu olgunun tam olarak anlaĢılmasına. Edward L. 1916 yılında John Rockfeller’ın danıĢmanlığını yapmaya baĢlamıĢ ve ilk halkla iliĢkiler bürosunu kurmuĢtur. Bernays'dır. çalıĢmalarını yürütürken kamuoyunun hassasiyetlerini. değiĢikliklerden toplum mutlaka haberdar edilmeli. bilgi alması sağlanmalıdır. demokratik kazanımlar yeterince sağlanmamıĢ. herhangi bir örgüt ile kamuları arasındaki iliĢkinin nasıl olması gerektiği konusunda Lee Ģu açıklamaları yapmıĢtır (Ertekin. Basınla sağlıklı iliĢkiler kurulmalı. basın aracılığıyla topluma verilecek bilgilerde doğruluk ve dürüstlük ilkesine kesinlikle uyulmalıdır. Kongre’ye gönderilen BirleĢik Devletler’in dıĢ iliĢkileriyle ilgili bir mesajda kullanılmıĢtır (Kunczik. Lee. çalıĢmalarını gizlilik içinde yürüten örgütler. Kaynaklar. Bernays’ın çalıĢmaları önemli kilometre taĢları olarak kabul edilmektedir (Faulstich. 1967: 2). gereksinimlerini ve beklentilerini dikkate almalıdırlar. aynı zamanda halkla iliĢkileri meslek olarak icra eden ilk kiĢi unvanına da sahiptir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . “Prensipler Bildirisi” baĢlığı altında.

“Basın Temsilcisi”. Alıcı konumundaki kiĢi ya da kiĢilerle etkili bir iletiĢim kurabilmek için iletilen mesajın yanlıĢ anlaĢılmaya olanak vermeyecek Ģekilde.138 A. müĢterileri ile iliĢkilerinde bu gerçeği her zaman göz önünde bulundurmak durumundadır. mücevherden sigaraya kadar çok değiĢik alanlarda çalıĢmalar yürüten kuruluĢlarda danıĢmanlık yapmıĢtır (Mardin. Bu alanda görev yapanlar. 1995: 11): Halkı anlayabilmenin ilk Ģartı yüz yüze iliĢki kurmaktır. özellikle kavramların anlamlarını çok iyi bilmek durumundadırlar. kendisini hedef kitlenin yerine koyarak onları daha iyi anlamaya çalıĢmalıdır. Ġnsanların beklentileri çok fazla olduğunda. Hedef kitle çok iyi tespit edilerek. 1988: 26). Sayı:29 . gerçekler karĢısında çok çabuk hayal kırıklığına uğramaktadırlar. Renkli bir kiĢiliğe sahip olan Bernays. Güz 2009. 1995: 8). “Kamuyu Aydınlatma” ya da “Reklam Yönetimi” gibi kavramların kamuoyunda bazı olumsuz çağrıĢımlara neden olduğu Ģeklinde açıklamıĢtır. Ġlk özel bürosunu 1919 yılında New York'ta açan Bernays. 1988: 26). Biber 1993: 224). Bir ziraat mühendisi olan ve rastlantılar sonucu halkla iliĢkiler çalıĢmalarına baĢlayan Bernays. sözcüklerin yerinde ve doğru kullanılmasına dikkat edilmelidir. yaptığı teorik çalıĢmalar ve sektörde edindiği deneyimler sonucunda halkla iliĢkilerle ilgili bugün hala geçerliliğini koruyan Ģu tespitleri ortaya koymuĢtur (Ertekin. Bernays. halkla iliĢkiler konusunda üniversitelerde dersler vermiĢ ve alanın ilk uzmanı olarak kabul edilmiĢtir (Mardin. Bir halkla iliĢkiler uzmanı. Bir halkla iliĢkiler uzmanı empati yeteneğine sahip olmalı. Bu Ģekilde adlandırmasının nedenini ise kullanılmakta olan. sonunda yaptığı iĢi en iyi tanımladığına inandığı “Halkla ĠliĢkiler DanıĢmanlığı” ifadesini kullanmaya baĢlamıĢtır. Daha sonra yayınlamaya baĢladığı “Contact” isimli dergide de halkla iliĢkiler konusunu açıklamaya çalıĢmıĢtır (Ertekin. hedef kitleyi meydana getiren kiĢiler ya da gruplar çok yönlü irdelenmelidir. Bernays’ın 1923 yılında yayınladığı “Crystallizing Public Opinion” (Kamuoyuna Biçim Verme) isimli eseri de bu alanda yayınlanmıĢ ilk eser olma özelliğini taĢımaktadır (Mıhçıoğlu. 1976: 15). masa baĢında oturarak hedef kitleyi oluĢturanları anlayabilmek mümkün değildir. salamdan sabuna. yaptığı iĢi “Tanıtma ĠĢinin Yönetimi” olarak adlandırmıĢtır. Yaptığı iĢe uygun bir isim bulma düĢüncesini her zaman zihninde canlı tutan Bernays.

amaçlara göre yönetim. özel çıkarlarla kamu yararını ortak zeminde buluĢturmak anlayıĢı kabul görmeye baĢlamıĢtır (Peltekoğlu. iletiĢim gibi sosyal bilim dallarına bağlı olarak geliĢimini sürdüren ve eklektik bir alan görüntüsü veren halkla iliĢkilerin kendi özgün kuramını oluĢturabildiğini bugün hala söyleyebilmek mümkün değildir. 1983: 42). 1986: 58) gereksinim duyulan genel çerçeveyi baĢarılı bir Ģekilde sağlamaktadır. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Örgüt ve çevresi arasındaki iliĢkinin sistem yaklaĢımından hareketle incelenmesi sonucu. sosyoloji. konuyla ilgili yayınların sayısındaki artıĢ sonucunda ise akademik eğitimin gerekliliği konusunda görüĢ birliği oluĢmuĢtur. Böyle bir anlayıĢın geçerlilik kazanmaya baĢlaması. Çünkü büyük firmalar. II. bir etkileĢim sistemi olarak sonul amacının belirlenmesinde” (Uysal. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 139 1929 yılında baĢlayan büyük ekonomik kriz. her türlü tahakküme karĢı direnç oluĢturabilecek sivil toplum örgütleri gibi yeni güç odaklarının ortaya çıkması ile birlikte. halkla iliĢkiler açısından bir kırılma noktası olarak kabul edilmektedir. halkla iliĢkiler olgusunun geliĢip yaygınlaĢmasında pay sahibi olan önemli etkenlerden birisi olarak kabul edilmektedir (Jarren ve Röttger. kendi temel gereksinimlerini bağdaĢtırmak. Ayrıca bu yaklaĢım. Dünya SavaĢı sonrası yönetim alanında sistem yaklaĢımı. Kriz nedeniyle halkla iliĢkilere duyulan gereksinim daha da artmıĢ. Halkla iliĢkilerin 1930–1940 yılları arasında bir meslek olarak benimsenmeye baĢlamasıyla birlikte uygulamalar daha geniĢ kesimlere yayılmaya baĢlamıĢ. sistemin istikrarına. uyumlaĢtırmak zorunda olan sosyal sistemler oldukları düĢüncesi geçerlilik kazanmaya baĢlamıĢtır (Daft. dıĢ çevre ile kesin sınırlarla ayrılma olanağı bulunmayan ve temel amaçlarını gerçekleĢtirebilmek için çevreden gelen baskılarla. Sosyal psikoloji. yaygınlık ve geçerlilik kazanmasına olanak verecek koĢullar oluĢmuĢtur. halkla iliĢkilerin “doğasının açıklanmasında. sağlıklı bir Ģekilde iĢlemesine kendilerinin de katkı yapmaları gerektiğini.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. 2004: 25– 30). durumsallık yaklaĢımı gibi örgüt çevresini daha fazla dikkate almayı gerektiren yeni yaklaĢımların ortaya çıkması. yönetim. sistemin bir yerinde oluĢan bozulmanın tüm alt sistemleri etkilediğini yaĢayarak öğrenmiĢlerdir. ekonomik yaĢamın canlanması. 1998: 59). sistem yaklaĢımının halkla iliĢkileri kuramsal temellere oturtmak açısından uygun bir zemin sağladığı söylenebilir. Halkla iliĢkiler demokratik rejimlerde akademik bir çalıĢma alanı olarak geçerlilik ve yaygınlık kazanmaya baĢlamıĢtır. halkla iliĢkilerin akademik bir çalıĢma alanı olarak geliĢmesine. örgütlerin dıĢ çevrelerinden soyutlanamayan. Bu aĢamada.

Refah ve eğitim düzeyleri eskiye oranla biraz daha yükselen insanlar örgütlenerek baskı grupları oluĢturmuĢ. toplumların yapılarına ve özelliklerine göre farklılıklar göstermekte. kamu vicdanı. toplumsal ve dinsel sınıflamalar açık ve basitken hesapta olmayan. devletin müdahale ettiği alan geniĢlerken. çevresinde üretim yapan örgütlerden uygun fiyat ve kalitenin yanı sıra. Halkla iliĢkiler özünde halktan gelen bu taleplerin belirlenmesine. çözümlenmesi gereken bir problem olarak karĢımıza çıkmaktadır. modern. hukukun ötesinde olan bir sorundur (Kapani. demokratik. Ancak. kararlar da daha teknik bir nitelik kazanmıĢ ve birçok önemli konuda verilen kararlarda bireyin etkisiz kaldığı. varoluĢ gerekçelerini yitirmektedirler. karĢılanmasına veya karĢılanabilmesiyle ilgili olarak yapılan düzenlemelerin duyurulmasına yönelik çalıĢmalardır. 1998: 119) ve çağdaĢ toplumlarda çok daha belirgin ve yaygındır. 1998: 81) ve her sosyal sistem. aslında hukuk alanını aĢan. Çünkü toplumsal taleplere kulak tıkayan. tarihsel süreç içerisinde değiĢebilmektedir. Sayı:29 . gücün. Yöneten ve yönetilen arasındaki mesafenin açılmasıyla ortaya meĢruiyet sorunu çıkmaktadır. iktidarın ve hareketin olduğu her yerde ve alanda öncelikle cevaplandırılması gereken bir soru. Ekonomide ve siyasette liberalizmi benimseyen ülkelerde Yirminci Yüzyılın ilk yarısında yaĢanan geliĢmeler. iktidarın etrafındakilerin bağlılığını hak edip etmediği ya da neden hak ettiğiyle ilgili bir sorundur (Atiker. evrensel değerler tüm zamanlar için meĢruiyetin ortak paydası olarak kabul edilmektedir (CoĢkun. bir süre sonra sosyolojik anlamda bir meĢruiyet kriziyle karĢı karĢıya kalmakta. sosyal sorumluluk anlayıĢı kapsamında bazı taleplerde bulunmaya baĢlamıĢtır. Dolayısıyla halkla iliĢkiler. politik. Güz 2009. 1983: 3). meĢruiyet sorunuyla bir Ģekilde yüzleĢmek zorundadır. karar mekanizmalarından uzaklaĢtığı gözlenmeye baĢlanmıĢtır (Uysal. BaĢka bir ifadeyle. yönetilenlerin hesap sorabildiği toplumların bir zorunluluğudur denilebilir (Lesly. Biber ModernleĢme olarak adlandırılan süreç. ekonomik. insanın. Bir anlam arayıĢı olan meĢruiyet. hem devletin iĢgal ettiği alanın geniĢlemesine hem de kamu yönetiminin karmaĢıklaĢmasına neden olmuĢtur. 2009: 43). MeĢruiyet kaynakları. Çünkü iktidarlar ne tür bir niteliğe sahip olurlarsa olsunlar belli bir halk desteği olmadan yaĢayamamaktadırlar.140 HALKLA ĠLĠġKĠLERĠN BUGÜNÜ A. MeĢruiyet ilk bakıĢta hukukun alanına giren bir sorun gibi gözükse de. insan topluluklarının. öngörülmeyen birçok yeni sorun ortaya çıkmıĢtır. 1998: 21). bu talepleri algılayamayan ve gereklerini yerine getirmeyen örgütler. toplumların karmaĢık bir yapıya bürünmesine neden olmuĢ. temel ahlak değerleri. MeĢruiyet.

sistemin varlığını devam ettirmesini sağlayan gücün egemen sınıfların tinsel ve kültürel üstünlüğünden kaynaklandığını söylemektedir. Sistemin meĢrulaĢtırılması ve devamının sağlanmasıyla ilgili tezlerine bakılınca. kendilerini verimli ve etkili kılmak için çeĢitli plan. bir malın veya hizmetin tanıtılıp satılmasının daha da İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Habermas gibi teorisyenlere önemli bir esin kaynağı olmuĢtur. altyapı-üstyapı iliĢkisine geleneksel Marksist anlayıĢtan farklı yaklaĢmakta. kendi çıkarlarının yanı sıra topluma ne sağladıklarını anlatmak durumundadırlar. kendi alanlarında rekabet etmek. Bu uygulamalara bağlı olarak. Gramsci’nin Weber’e yakın bir yerlerde durduğu görülmektedir.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. Bu nedenle farklı güç odaklarının oluĢtuğu. Ġktidara meĢruluk kazandırma sürecinde dinler önemli iĢlevler üstlenmiĢlerdir (ġaylan. Habermas’a göre (1990: 327) kamu yararı öne sürülerek yürütülen bu tür çalıĢmaların iĢlevi. meĢruluk kavramını dar anlamda. farklı çıkarların temsil edildiği çoğulcu nitelik kazanmıĢ toplumlarda örgütler. Halkla iliĢkiler çalıĢmalarının iĢlevi ilk bakıĢta bir örgütün. Bu bağlamda Weber’in (1995: 311) meĢru otoritenin dayanaklarına iliĢkin yaptığı sınıflandırma sosyal bilimlerde geniĢ ilgi uyandırmıĢ. modern toplumların geldikleri noktada kabul edilebilir. rasyonel meĢruiyet kaynaklarına gereksinim duyulmaya baĢlanmıĢtır. 1982: 20). Bu iletiĢim kanallarını oluĢturma çabaları ise özünde halkla iliĢkilerden çok farklı bir çaba değildir. kendi söylemlerini toplumun diğer kesimlerine de kabul ettirmekte. örgütsel çıkar-toplumsal yarar dengesi fark edilir Ģekilde örgüt lehine bozulduğu anda meĢruluk krizi gündeme gelmekte ve örgütün varlık nedeni tartıĢılır olmaktadır. o etkileĢimden ne tür bir fayda sağladıklarını net olarak bilmek istemektedirler. Örgütler. varlıklarına kabul edilebilir gerekçeler bulmak. konuyla ilgili çalıĢmalar yapan Gramsci. malın veya hizmetin tanıtılmasını sağlamak Ģeklinde algılansa da. Weber. örgütün etki alanında kalanlar. Bu bilgi akıĢı ise ancak örgüt ve çevresi arasında oluĢturulacak iletiĢim kanallarıyla mümkün olmaktadır. 1998: 89). 2003: 32). Marksist düĢünceyi benimsemiĢ olmasına rağmen Gramsci. Belli bir gücün. “sosyolojik anlamda otoriteye tabi olanlarca beslenen inanç karĢılığında kullanmıĢtır” (Kapani. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 141 Tarih boyunca meĢruiyetin ilk ve temel kaynaklarından birisi de din olmuĢtur. belli bir iktidar alanlarını ele geçirmek. bu çalıĢmaların iĢlevi bunlarla sınırlı değildir. iktidar sahipleri üstyapıya ait unsurları manipule ederek. belirledikleri amaçlara ulaĢmak. politika ve stratejiler benimsemekte ve bunları uygulamaya geçirmektedirler. yani hukuksal geçerlilik anlamında değil. böylece varlıklarını ve uygulamalarını meĢru kılmaktadırlar (Bobbio ve Texier. Gramsci’ye göre. Ancak belirli aĢamalardan geçmiĢ.

1996: 132) ise halkla iliĢkiler adı altında yürütülen çalıĢmaları. Çünkü örgütlerin büyümesine rağmen yetkinin merkezileĢmesi. devletin ordu. siyasal. 1997: 16). hapishane. Althusser’e göre hiçbir sınıfın. dinsel. Sayı:29 .142 A. rıza yoluyla elde etme çabası olarak değerlendirmektedirler. taraflar arasındaki uzlaĢıyı sağlamak için gereklidir. firma veya sektör adına siyasal kredi sağlamakta ve onlara kamusal otoriteye duyulan türden bir hürmet kazandırmaktadır. sendikal ve iletiĢimsel aygıtlar Ģeklinde sıralamaktadır. Kapitalizmin geliĢim süreci içerisinde böyle bir çaba sistemin tıkanıklığını açmak. Devlet. örgütsel etkililiği ve verimliliği sağlamak adına iĢbölümü ve uzmanlaĢmaya verdikleri önem sonucu toplumdan uzaklaĢmak. kültürel. Modern toplumların belirgin özelliklerinden birisi de yönetme erkini elinde bulunduranların toplumsal sorunların çözümüne yönelik uygulamalarıdır. bunun yanı sıra demokratik yönetim gereği olarak toplumdan onay ve destek elde etmek ikilemi ile karĢı karĢıya kalmıĢlardır. Feodal toplumla. “ruhtan yoksun uzmanlık insanları ile gönülden yoksun haz insanlarının” sebebiyet verdiği kutuplaĢma Ģeklinde ifade etmektedir. kapitalist toplum arasında bir karĢılaĢtırma yapan Althusser (1994). vatandaĢla olan iliĢkilerini evrensel hukuk kuralları çerçevesinde yürütmek zorunda kalmıĢtır. yönetilenler üzerindeki fiziki baskısını görece azaltmıĢ. ideoloji üretme ve yayma araçlarının süreç içerisinde değiĢtiğini ifade etmektedir. çoğunlukla ideoloji kullanarak Güz 2009. Farklı bir ifadeyle halkla iliĢkiler. farklı uzmanlık alanlarının kendi dilini yaratması ve kitlelerin bu dili anlayamaması sistem içerisinde kutuplaĢmaya neden olmaktadır. Çünkü aksi uygulamalar iç ve dıĢ tepkilere neden olmaktadır (Kazancı. iĢbölümünün insanı yeri kolayca doldurulabilir değersiz bir nesne haline getirmesi. Halkla iliĢkiler. Althusser. Biber ötesine geçerek. polis gibi baskı aygıtlarıyla ideolojik aygıtlarını birbirinden ayrı tutmakta ve modern kapitalist toplumlardaki ideolojik aygıtları. 1998: 37). Frankfurt Okulu’nun ilk kuĢak temsilcileri (Horkheimer ve Adorno. çağdaĢ ve demokratik örgütlenmelere temel özelliğini veren bu iki olgunun yarattığı ikilemden kaynaklanan sıkıntıyı giderecek ve tarafları birbirine yaklaĢtıracak bir iĢlev üstlenmektedir. Bu tepkilerden dolayı devletler resmi ideolojilerini çağın koĢullarına uygun yöntem ve araçlarla benimsetme yoluna gitmektedirler. amaçlarına ulaĢmak. demokratik ve katılımcı bir siyasal kültürün yerleĢtiği modern toplumlarda bir sorun çözme ve olası sorunları önleme yöntemi olarak benimsenmektedir (Uysal. kapitalizmin toplumu kontrol altında tutabilmek için gereksinim duyduğu meĢruiyeti. Sosyal sistemler. Habermas (2001: 370) bu kutuplaĢmayı. Böyle bir ikilem içerisinde doğru bir rota belirleyebilmek yaĢamsal önem kazanmaktadır.

beklenti ve çıkarlara sahip farklı ekonomik. kendilerini kamusal alanda daha rahat ifade edebilme olanağı bulmuĢ. Kendisinin propagandadan farklı bir yöntem olduğunu anlatmaya çalıĢan halkla iliĢkiler. halkla iliĢkilerin farklı örgütsel yapılarda. 1996: 69). hangi kavramın uygulamada tam olarak neye denk geldiğinin belirlenebilmesi bir hayli zorlaĢmıĢtır. kamusal alan farklı ses ve taleplerin yükseldiği çok sesli bir alana dönüĢmeye baĢlamıĢtır. günümüz toplumlarında etkinlik alanının geniĢlemesine ve daha farklı iĢlevler edinmesine sebebiyet vermiĢtir. Yukarıda sözü edilen türden bir gereklilik. Kurumsal Reklam. Dolayısıyla. halkla iliĢkiler çalıĢmalarının geliĢip. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 143 iĢleyen. kuruluĢa. farklı etnik ve siyasal gruplar. yeni yöntemler. Tüm bu geliĢmelere bağlı olarak. kamusal alanın renklenmesi. yani farklılıkları baĢarılı bir Ģekilde yönetilebilmek için büyük çaba harcamak. daha farklı iĢlevler edinmesi beraberinde yeni sorun ve tartıĢmaları da getirmiĢ.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. Ancak. düĢünceye veya ideolojiye yönelik tutum ve davranıĢ değiĢimi yaratma amaçlı çalıĢmaların boyut. halkla iliĢkilerde var olan kimlik krizi daha da derinleĢmeye baĢlamıĢtır. saygınlık yaratmaya çalıĢtığını. iletiĢim olanaklarının geliĢmesi ve çoğulculuk anlayıĢının geçerlilik kazanmasıyla birlikte yönetme erkini elinde bulunduranların yönetilenler üzerindeki baskısı azalmaya baĢlamıĢ. yaygınlaĢmasına. yönlendirme açısından ideolojik aygıtlar daha iĢlevsel hale gelmiĢtir. Farklı bir ifade ile modernleĢmenin birleĢtirdiği kadar bölünme ve parçalanmalara da yol açabilecek bir süreç olduğu anlaĢılmıĢtır (Yılmaz. çok sesli bir hale gelmesi. itibar. bazı durumlarda da çok hafifletilmiĢ baskıya baĢvurmaktan kaçınmayan bu aygıtların içinde veya üstünde hegemonyasını uygulamadan yönetme erkini elinde tutabilmesi ve bunu meĢru kılabilmesi mümkün değildir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Demokratik kazanımların artması. kutuplaĢma gibi sorunları gündeme getirmiĢtir. siyasal ve sosyal oluĢumları bir bütün olarak. onu üreten örgütün kendisine yönelik güven. kuruma. toplumu dönüĢtürme. toplumsal yapı içerisinde ayrıĢma. Pazarlama. yeni “aygıtlar” geliĢtirmek gerekmektedir. Halkla ĠliĢkiler. parçalanma. toplumun bünyesinde barındırdığı farklı anlayıĢ. bunun yanı sıra reklamla da kullanılan araç ve bazı teknikler dıĢında bir bağının olmadığını reklam gibi belli bir ürüne veya hizmete değil. uyum içerisinde bir arada tutulabilmek. nitelik. Sosyal Pazarlama gibi belli bir ürüne. Reklam. Ancak. hacim ve iĢlev açısından dönüĢüme uğramasıyla birlikte bu çalıĢmaların tanımlanması. örgütsel çıkarın yanı sıra toplumsal yararı da gözettiğini sürekli vurgulamak zorunda kalmıĢtır. belirgin bir kavramsal çerçevenin çizilebilmesi.

dağıtım. Bu geliĢim çizgisine bakılarak. Halkla iliĢkiler kapsamındaki taleplerin daha çok artacağı. 17. Bilgi ve iletiĢim teknolojilerinin geliĢip yaygınlaĢmasının bir sonucu olarak baĢladığı kabul edilen “Bilgi Çağı” da insanlık tarihinin Sanayi Devrimi. görüĢ bildirme. Ġnsanların kendi yaĢamlarını ilgilendiren toplumsal meseleleri anlama. Tiyatro. Paul Virilio’nun (2003) sözünü ettiği “Enformasyon Bombası” nın patlamasıyla “baĢarılı” bir Ģekilde tamamlanmıĢtır. Bilginin üretim. 1990). insanların kendi yaĢamlarını ilgilendiren birçok meseleden daha fazla haberdar olmak isteyeceği ve buna bağlı olarak halkla iliĢkiler çalıĢmalarının daha da yaygınlaĢıp kapsamının geniĢleyeceği ileri sürülmektedir (Sriramesh ve White. iktidarı sınırlandırma veya tahakküme karĢı direnç oluĢturabilme gibi arzu ve gayretleriyle koĢut bir Ģekilde ortaya çıktığı ve geliĢtiği görülmektedir. eğlence yerleri. eli kalem tutan insanların bir araya gelip müzakere edebilme olanağı buldukları bu kamusal mekanların siyasal süreçlere etki edebilme açısından önemli iĢlevler üstlenmiĢ oldukları anlaĢılmaktadır. siyasal geliĢmelere yön verebilme konusundaki arzu ve istekleri. bu geliĢmelerin toplumların bilgi alma. hızlı bir Ģekilde daha fazla kazanç elde etmeye çalıĢanlar tarafından yönlendirilen. süreç içerisinde kapitalizmin iyice oburlaĢıp. genellikle olumlu sözler edilmektedir (Kazancı. halkla iliĢkilerin geleceğine iliĢkin bir perspektif oluĢturulmaya çalıĢıldığında. ortaya çıkan geliĢmeler bu olumlu görüĢleri doğrulamamaktadır. daha radikal bir aydınlanma Güz 2009. tüketim süreçlerinde yaĢananların sanayi toplumunda yaĢananlardan daha adil olmadığı. vahĢileĢmesi nedeniyle kamuoyunu aydınlatmak için serbestçe tartıĢabilen entelektüeller tarafından belirlenen bir alan olmaktan çıkmaya. o meselelerle ilgili alınan kararlara etki edebilme. Sayı:29 .144 HALKLA ĠLĠġKĠLER NEREYE GĠDĠYOR? A. Bu dönüĢüm. 1997: 291). neler yaĢanabileceğine iliĢkin ipuçları görülmeye baĢlanmıĢtır. yüzyılın sonlarına doğru özellikle Avrupa’da oluĢmaya baĢlayan kamusal mekanlar sayesinde gerçekleĢmeye baĢlamıĢtır (Habermes. Ancak yaĢananlar. sergi salonları gibi düĢünen. Aydınlanma gibi önemli mitlerinden. dünya üzerindeki geniĢ bir coğrafyayı etkileyen büyük düĢlerinden birisi olmuĢtur. üreten. kahvehane. kontrol ve talan edilen bir alana dönüĢmeye baĢlamıĢtır. 2005: 638). Habermas’ın (1990) idealize ettiği burjuva kamusal alanı. Diğer düĢler gibi bunun da bir kabusa dönüĢmeye baĢlaması uzun sürmemiĢ. her düzeydeki yönetsel politikalara katılma. Biber Halkla iliĢkiler kapsamında değerlendirilebilecek uygulamaları var eden ve çağdaĢ örgütler açısından zorunlu kılan geliĢmelere bakıldığında.

daha bireysel. olay ve olgularla derinlemesine bir iliĢki kurmak için gereken sabrı gösterememektedir. 2004: 16–17). kendi gündelik yaĢamımızda yapacağımız iĢ. toplumsal körleĢmeye. talep etme. daha keyif verici bir yaĢamı tercih eder olmuĢlardır. Orwell tutsak bir kültür haline gelmemizden. Postman’ın (2004) belirttiği gibi. Orwell’ın “1984” adlı kitabındaki kehanetten daha çok Huxley’in “Cesur Yeni Dünya” adlı kitabındaki baĢka bir korkutucu kehanet gerçekleĢme yolundadır. daha fazla tükettirmek dıĢında bir iĢlev üstlenmediği anlaĢılmıĢtır (ġahin. düĢünemez. Huxley pasifliğe ve egoizme sürükleyecek kadar enformasyon yağmuruna tutacak olanlardan korkuyordu. arkadaĢlık. Orwell bizi enformasyonsuz bırakacak olanlardan. akrabalık iliĢkilerine dair basit gözlemler bile Postman’ın çarpıcı bir Ģekilde dile getirdiği kaygıların büyük oranda haklılık payı içerdiğini göstermektedir. aldatmak. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 145 sağlaması beklenen bilginin. Yani. insanların düĢünme. ĠletiĢim ve bilgi teknolojilerinde yaĢanan devasa “geliĢmeler”. Huxley hakikatin umursamazlık denizinde boğulmasından korkuyordu. Yakın çevremizde. olaylara karĢı duyarsızlaĢmaya baĢlamıĢ. sağırlaĢmaya yol açmıĢ. oyalamak. kiĢiler toplumsal meselelere. çünkü kitap okumak isteyecek kimsenin kalmayacağı Ģeklindeydi. Orwell hakikatin bizden gizlenmesinden. ilgisini kaybetmekte. Postman bu konudaki görüĢlerini Ģöyle sürdürmektedir: “Orwell kitapları yasaklayacak olanlardan korkuyordu. Huxley duygu sömürüsüne dayanan içki alemleri ve tek baĢına ipe asılı bir tenis topuyla oyalanmak gibi önemsiz Ģeylerle ömür tüketen bir kültüre dönüĢmemizden korkuyordu… …Kısacası Orwell bizi nefret ettiğimiz Ģeylerin mahvetmesinden korkarken. Orwell’ın uyarısı dıĢarıdan gelen baskıların insanları sindireceği. Huxley’in çizdiği tabloda ise. beklenenin aksine bilgi kirliliğine. Ġnsanlar yavaĢ yavaĢ kendi yaĢamını ilgilendiren konulara duyarsızlaĢmakta. yaygın olan inancın aksine Huxley ile Orwell’ın kehanetleri aynı sorunla ilgili değildir. hiçbir Ģey talep edemez hale getireceği yönündedir. insanları avutmak. Postman’a göre. Ġnsanlar süreç içerisinde üzerlerindeki baskıdan hoĢlanmaya. kolaylıkla farklı güç odaklarının nesnesi konumuna gelmekte ve basit manipülatif tekniklerle kolaylıkla yönlendirilmektedir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Huxley’in korkusu ise kitap yasaklamaya gerek duyulmayacağı. Huxley bizi sevdiğimiz Ģeylerin mahvedeceğinden korkuyordu. Kendi yaĢamının öznesi olma gayretini göstermekten kaçınan insanlar.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. tahakküme karĢı direnme beceri ve isteklerini dumura uğratmak için Orwell’ın sözünü ettiği “Büyük Birader” gibi diktatörlere gerek yoktur. tartıĢamaz. düĢünme yetilerini kaybettirecek teknolojileri yüceltmeye baĢlayacaklardır. daha steril.

geliĢtirilen yöntemler tarihsel süreç içerisinde farklılıklar göstermiĢ. Basit propaganda teknikleriyle kolaylıkla yönlendirilebilen kitlelerin zaman içerisinde beklentileri. Bu bağlamda. çevreleriyle olan iliĢkileri. geçerliliği olan politika ve planlar üretmek. Dolayısıyla insanların toplumsal sorunlara iliĢkin duyarlılıklarını. Dolayısıyla. onları atacakları olumsuz adımlardan alıkoyabilmesi mümkün değildir. demokratikleĢme çizgisi düz bir çizgi değildir ve incelendiğinde çok fazla kırılmaların yaĢandığı görülmektedir. Çünkü halkla iliĢkiler çalıĢmaları. benimsenen anlayıĢlar. olumlu bir Ģekilde süreceğini söyleme olanağı yoktur. halkla iliĢkiler çalıĢmalarıyla ilgili geliĢmelerin aynı hızla. ekonomik.146 A. dönemin siyasal. halkla iliĢkilerin geleceği ile ilgili olumlu Ģeyler söyleyebilme olanağı kalmamaktadır. Buna bağlı olarak. Sayı:29 . geliĢen bir olgu olduğu görülmektedir. insanların sayısız kaynaktan gönderilen mesaj kırıntılarının oluĢturduğu bir nehirde sürüklendiği ve bu nehir içerisinde kafasını kaldırıp etrafta neler olup bittiğini anlama merakını ve kendisini ilgilendiren kararlara katılma iradesini kaybetmeye baĢladığı göz önünde bulundurulduğunda. çalıĢmalar yapmak durumunda kalmıĢlardır. yönetme erkini elinde bulunduranların vicdanı olabilmesi. güç odaklarının. teveccühüne gereksinim duyar ve bu gereksinimi karĢılamaya yönelik çaba gösterir. Bu çaba çerçevesinde. saygınlık. biçimlenmiĢtir. Toplumların geliĢme. kendilerine yöneltilen mesajlara daha eleĢtirel bakmaya. var olabilmek için her Ģeyin olağan kabul edildiği bir ortamda rekabet etmeye çalıĢan firmalar halkla iliĢkiler kapsamında değerlendirilen günün koĢullarına uygun. hassasiyetleri değiĢmiĢ. aynı doğrultuda. teknolojik koĢullarına bağlı olarak değiĢmiĢ. daha kapsamlı bir Ģekilde müzakere etmeye baĢlamıĢlardır. varlıklarını meĢru temellere oturtmaya çalıĢan siyasal oluĢumlar. bir araya gelerek kendi yaĢamlarını etkileyen konuları daha fazla. demokratik hakların kullanımı. ilgisine. destek elde etmek isteyen kurum ve kuruluĢlar. Biber Tarihsel geliĢimine bakıldığında halkla iliĢkilerin talep edildikçe var olan. güven. yönetsel süreçlere etki edebilme gibi faktörlerden ve bunları sağlayan bilgi ve iletiĢim teknolojilerinden fazlasıyla etkilenmektedir. kırılmaksızın. demokratikleĢme. ilgilerini kaybettikleri yerde geliĢmesi. Güz 2009. SONUÇ OLARAK Hangi amaçla oluĢturulmuĢ olursa olsun her türlü örgütlenme içinde yer aldığı toplumsal çevrenin desteğine. modernleĢme.

Köln: Böhlau Verlag. Richard L. Ġ. Ġstanbul: Kabalcı Yayınevi. O. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 4. Max ve ADORNO. Otfried ve Röttger Ulrike (2004) “Steuerung. Werner (2001) Grundwissen Öffentlichkeitsarbeit. München: Wilhelm Fink Werlag. DAFT. Alp ve M.).Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. ÖzıĢık (Çev. Ankara: Turhan Kitabevi. (1983) Organization Theory and Design. Ankara: Liberte Yayınları.). Wiesbaden: VS Verlag für Sozialwissenschaften. Münci (1998) Politika Bilimine GiriĢ. New Jersey: PrenticeHall. Der. FAULSTICH.). Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 147 KAYNAKÇA ALTHUSSER. Jürgen (2001) ĠletiĢimsel Eylem Kuramı. KAZANCI. A. ATĠKER. Asa ve BURKE. Vahap (2009) Ulus-Devletin DönüĢümü ve MeĢruluk Sorunu. (1996) Aydınlanmanın Diyalektiği. Ġpek ve K. Ġstanbul: Kabalcı Yayınevi. Erhan (1998) Modernizm ve Kitle Toplumu.Auflage. der Öffentlichkeit. Minnesota: West Publishing Co. Y. Ankara: Sevinç Matbaası.). HORKHEIMER. Michael (2002) Public Relations: Konzepte und Theorien. Ġstanbul: ĠzdüĢüm Yayınları. LESLY. BOBBIO. Paul. KAPANĠ. Norberto ve TEXIER. Peter (2004) Medyanın Toplumsal Tarihi. Ġstanbul: ĠletiĢim Yayınları. Tüzel (Çev. Theodor W. Somer (çev. Ġstanbul: Bilgi Yayınevi. ERTEKĠN. Louis (1994) Devletin Ġdeolojik Aygıtları. COġKUN. St. Philip (1983) Lesly’s Public Relations Handbook. Frankfurt: HABERMAS.Ulrike RÖTTGER. BRIGGS. ġener (Çev. Reflexierung und Interpenetration: Kernelemente einer Strukturationstheoretisch begründeten PR-Theorie”. Jacques (1982) Gramsci ve Sivil Toplum. KUNCZIK. Özügül (Çev. HABERMAS. Jürgen (1990) Strukturwandel Suhrkampverlag. Ankara: TODAĠE Yayınları No: 259. Metin (1997) Kamuda ve Özel Sektörde Halkla ĠliĢkiler.). Ankara: Vadi Yayınları. Yücel (1995) Halkla ĠliĢkiler. Theorien der Public Relations. JARREN. M.

Betül (1988) “Halkla ĠliĢkilerin ABD'de GeliĢimi ve Avrupa'ya GiriĢi”. E. MIHÇIOĞLU. Ankara: MPM Yay. Halkla ĠliĢkiler Sempozyumu–1987. Wolfgang (1993) Lexikon der Public Relations. (1967) Halkla ĠliĢkiler Ders Notları.). Fermani MaviĢ (Der. Özsayar. Ankara: A. Ankara: Yetkin Yayınları. K. YILMAZ. UYSAL. Ankara: Vadi Yayınları. Aytekin (1996) Modernden Postmoderne Siyasal ArayıĢlar. ġAYLAN. SRIRAMES. O. Ġ. Neil (2004) Televizyon Öldüren Eğlence: Gösteri Çağında Kamusal Söylem.148 A. Ankara: TODAĠE Yayınları No: 287. Ankara: A. POSTMAN. Dilber (Çev. ġahin (Çev. Regensburg: Moderne Industrie. J. Cemal (1976) “Kamusal ĠliĢkiler Nedir?”.).Kamu KuruluĢlarında Halkla ĠliĢkiler Sorunları Semineri. Birkan (1986) “Halkla ĠliĢkiler: Bir Değerlendirme”. Ġstanbul: Dünya Yayıncılık. Ankara: Ġmge Kitapevi. O. Sayı:29 . Akınhay (Çev. Alexis de (1994) Amerika’da Demokrasi. Jon (2005) “ Toplum Kültürü ve Halkla ĠliĢkiler” Halkla ĠliĢkiler ve ĠletiĢim Yönetiminde Mükemmellik. EskiĢehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 154. UYSAL. TOCQUEVILLE. ġAHĠN. Grunig (Der. Birkan (1998) Siyaset Yönetim Halkla ĠliĢkiler. Filiz Balta (1998) Halkla ĠliĢkiler Nedir. Özer Ozankaya. Çev. PFLAUM. Güz 2009. VIRILIO. E. Haluk (2004) ĠletiĢimde Karavanadan Kafeteryaya. Ġstanbul: Rota Yayınları. Ġstanbul: Beta Basım Yayım. KüreselleĢme ve Devletin Yeni ĠĢlevi.).). Ġstanbul: Ayrıntı Yayınları.). Sezal ve F. Max (1995) Toplumsal ve Ekonomik Örgütlenme Kuramı.). Halkla ĠliĢkiler (Seçme Yazılar). (Çev. Ankara: Ġmge Kitabevi.Ü. K. Dieter ve PIEPER. WEBER. Onaran (Çev. Ġstanbul: Metis Yayınları. ve WHITE. Biber MARDĠN. PELTEKOĞLU. BYYO Yayınları No: 1.Ü. Gencay (2003) DeğiĢim. ORRICK. BYYO Yayınları No: 10.). James B. Paul (2003) Enformasyon Bombası.

we will explain the difference which is between administrator and leader. In the last part. The main subject is forgotten which is leadership. But today it is very hard to find that old leaders. 237- TOPLUMLARIN İDARESİNDE LİDERLER VE YÖNETİCİLER Erdem TAŞDEMİR ÖZET Günümüz toplumsal yaşamı içerisinde insanlar sorunların çözümünü yöneticilerinden istemekte. leader types. sevgi ve saygıyla andıkları eski liderlerinin özelliklerini onlarda da görmek ve yaptıklarını yapmalarını beklemektedir. Because mentality of classical administration is taught enough to solve the problems. they want to see the specialities which belongs to their old leaders who they respect and love. lider tipleri belirtilecektir. qualify and efficency. liderlik nitelikleri ve lider etkililiği üzerinde durulacak. leader talents are not looked for. lider ve yönetici. Karadeniz Teknik Üniversitesi İletişim Fakültesi İletişim 2003/18 . yöneticilerde liderlik vasıfları pek aranmamaktadır. is the way to carry the societies to success. Son kısımda ise yönetici ve lider arasındaki farklar açıklanmaya çalışılacaktır. Ancak günümüzde o eski liderlere rastlamak pek mümkün görülmemektedir. Key Words: Leader. 7(2). people want to administrators to solve the problems.  Yardımcı Doçent Doktor.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. leader and administrator. Anahtar Kelimeler: Lider. Çünkü klasik yöneticilik anlayışının sorunların çözümünde yeterli olacağı düşünülmekte. In this project we will explain leader and leadership. Toplumları başarıya götüren unsurların temelinde liderliğin olduğu unutulmaktadır. lider tipleri. nitelik ve etkililik. leadership qualifies and leader efficiency and leader types. Leaders and Managers in Community Management ABSTRACT In today’s social living. Bu çalışmada lider ve liderlik kavramları açıklanarak.

böylece onlara daha çok söz geçirebilmek için. Lider olabilmek için pek çok özelliğe sahip olmak gerekir. Güz 2009. Çünkü araştırmalar sonucunda lider niteliklerinin çoğunun doğuştan gelen özellikler olduğu ortaya çıkmıştır. Bu liderler tek bir alanda değil. yaptıklarından ve düşüncelerinden hala faydalanılmaktadır. toplumu hedeflenen amaca doğru ulaşmada. Başarma arzusu olmayan insanların lider konumuna yükselmeleri mümkün değildir. kendine karşı geliştirdikleri ruhsal sözleşmeyi güçlendirmeye çalışır (Başaran. Ancak bu insanların çok azı hatırlanmakta. askeri. Bazen de yaptıkları ile sadece yaşadıkları döneme değil. pek çok alanda topluma liderlik ederler. Özellikle toplumsal liderlerin başarma arzusundan yoksun olmaları konumlarını kaybetmelerine neden olur. Motivasyonu sağlayan ise başarılı olma güdüsüdür. geleceğe de damga vururlar. Bu bağı güçlendiren lider. Taşdemir İnsanlığın var oluşundan bugüne.150 Giriş E. Lider toplumun kendisini izlemelerini sağlamak. birlikte hareket etmeye sevk ederek amaç birlikteliğini sağlamaya muvaffak olur. Liderin toplumu etkilemesi ve bu etkinin devamlılığı toplumun lidere karşı geliştirdiği ruhsal sözleşme ile mümkündür. Dini. 1992:99). Bu özelliklerden en önemlisi ise motivasyondur. Bunun nedeni o insanların sadece yönetici değil aynı zamanda lider olmalarından kaynaklanmaktadır. İkiden fazla insanın olduğu her ortamda insanlar kendilerine bir lider seçme ihtiyacı hissederler ve böylece bazı insanlar lider olurken diğerleri toplumun üyesi olarak yaşamlarını sürdürürler. toplumun ihtiyaç duyduğu zamanlarda ortaya çıkarak sorun çözücü görevini üstlenmişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti‟nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk bu liderlerden biridir. Toplumların tarihlerine baktığımızda binlerce yıldır pek çok insan tarafından yönetildiklerini görürüz. siyasal ve sosyal liderler tarih boyunca var olmuş. Liderler bazen yaşadıkları zaman diliminde yaptıkları ile anılır ve yeni bir lider ortaya çıktığında eski popülerliklerini kaybederler. Sayı:29 . Bu durum insanların bir arada yaşamalarının sonucudur. insanlar kendilerine liderlik edecek kişiler aramışlar ve gelecekte de arayacaklardır. Liderlik bir etkileme sanatıdır. Liderler içinde bulundukları duruma göre davranışlar gösterir ve bu durum onların liderlik tarzlarının ortaya çıkmasını sağlar. Yaptıklarının ve düşüncelerinin etkisi gelecekte de devam eder. İnsanlar sadece büyük topluluklar içerisinde değil küçük gruplar içerisinde de liderlere gereksinim duyarlar. “Lider olunmaz lider doğulur” sözü aslında işin özüdür.

liderin yapmış olduğu şeylerle ilgili bir süreçtir. Liderlik olgusunda güce dayanan bir yön bulunduğu akla getirilirse. liderler ve yöneticilerin farklı yönlerinin neler olduğu ve toplumların nasıl bir idareci istediğinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Ya da bir grup insanın kendi şahsi ve grup amaçlarını başarmak üzere peşinden gittikleri. kişiler arasındaki etkileşimi gerçekleştirmek için sahip olunan gücü kullanma süreci olarak ve lider de bu beceriye sahip kişi olarak tanımlanabilmektedir (Erdoğan. 1998:5). bu soruların yanıtları aranmakta. emirleri yönünde davranışta bulundukları kişi liderdir (Koçel. belirli İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Bunlardan bir kaçına yer vermek konumuz itibariyle yeterli olacaktır. liderlik (leadership) ve lider (leader) kelimelerinin kökü. Bu incelemelerle. Belirli amaç ve hedeflere yönelmiş insan gruplarının oluşturulması ve harekete geçirilmesi her insanda kolay kolay bulunmayan bir beceri ve ikna etme yeteneği gerektirmektedir. Yunanca‟da karşılığı “hegemon” olup. Liderse belirli amaçlar çerçevesinde başka kişileri davranışa yönelten kişidir. Romalıların lider anlamına gelen “dux” kelimesinde olduğu gibi. Latince‟de geminin dümencisi manasına gelen “gubernatör” ya da “governor” da (yönetici) bu anlam netlik kazanmaktadır (Adair. “yol” ya da “yön” anlamına gelen “lead” dır. 2001:465). liderlerin ne tür kavramsal sınıflamalara tabi tutuldukları incelenmektedir. Lider ve Liderlik Liderlik etmek (lead). Pers ve Mısır dillerinde de aynı anlamda kullanıldığı tespit edilmiştir. “seyahat etmek” veya “gitmek” anlamına gelen “laeden” fiilinden gelir. bu kelimenin manasını. 1. Liderliğin temelinde başka kişileri etkileme olgusu vardır (Efil. insanların bu yolda ve yönde yaptıkları seyahatler olarak genişletmişlerdir. Toplumların idaresine ilişkin liderlik ve yöneticilik anlayışının incelendiği bu çalışmada.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 151 Lider kime denir? Liderlik nedir? Liderin nitelikleri nelerdir? Bu çalışmada. bir grup insanı. liderlik. diğer insanları belirli bir amaç yönünde davranışa geçmeye sevk eden onları etkileyen kişidir. Anglo-sakson‟lar. Liderlik konusunda ortaya atılan tanımlar incelendiği ve bir sentez oluşturulmaya çalışıldığı takdirde bu kavramı. 1994:330). Liderlik ve lider ile ilgili pek çok tanım bulunmaktadır. 2005:66). Liderlik. Lider. verilecek örneklerle konu açıklanmaya çalışılacaktır. “yol” ya da “seyahat” imajına denk düşmektedir.

bütün liderleri içine alan tek bir yetenek ve kişisel nitelik kalıbı mevcut değildir. kişilerin güdülerini.Liderlik resmi bir konuma bağlı değildir.152 E. . Sayı:29 . 2. Bununla birlikte.Liderlik kültüreldir. Fakat gerekli olan nitelikler duruma göre büyük oranda değişiklik göstermektedir. dinleme. Bununla birlikte liderliği tanımlamanın zorluğu kabul edilerek. Liderin sahip olduğu kişilik nitelikleri önemsiz değildir. Bunun yanı sıra liderin öncelikle bir dünya görüşüne sahip olması. 2004:431). . öngörü. hissetme. bu dönemde liderlikle ilgili geliştirilen yaklaşımların ve elde edilen bulguların tanımları farklılaştırdığı söylenebilmekte. yeteneklerini ve kişiliklerini tespit ederek yöneten bir orkestra şefine benzetilmektedir. Taşdemir amaçlar doğrultusunda bir araya getirme ve bu amaçları gerçekleştirmek için onları harekete geçirme yetenek ve bilgilerinin toplamı diye tanımlayabiliriz (Eren. Liderlik Nitelikleri ve Lider Etkililiği Liderlik eğitim kurslarına katılan kişilere liderlik niteliklerinin tanımı sorulduğunda. . açıklık ve zeka terimlerini içeren düzenli listeyi yapmaktadırlar (Georgiades ve Macdonell. 2000:11-12): . dünya ve memleket durumlarıyla ilgili toplumun gidişatına en doğru biçimde yön verebilmesi gerekmektedir (Aydemir. 1997:102). Deal ve Peterson‟un da dediği gibi. kültürü okumak. çağın gidişatını adım adım takip edebilmesi. kişisel. bir memleket anlayışına sahip olması. izleme.Liderlik ve yöneticilik birbirinden ayrıdır.Liderlik bazı tinsel vasıfların ön plana çıktığı bir süreçtir. beş duyuyu kullanma ve hatta Güz 2009. amaçların başarılması. empati. Liderler. bunlara rağmen liderlik tanımlarının genel olarak.Liderlik politiktir. . içinde bulunulan dönemin. yorumlama. çok yönlü etkileşimlerin varlığı ve lidere atfedilen bir takım özellikler gibi ortak noktalar içerdiği söylenebilmektedir. 1998:76). örgütsel ve toplumsal farklılıkların. Lider içinde bulunduğu toplumu ya da örgütü çok iyi tanımalı ve sahip olduğu kültürü iyi özümsemelidir. bu konuda yapılan tanımların ayrı ve ortak noktaları doğrultusunda aşağıdaki yargılara varılabilmektedir (Erçetin. Sonuçta.

1982:61): . Bir başka kaynak başarılı örgüt liderinin ortak niteliklerini şu şekilde sıralamaktadır (Yalçın. 1982:62). Güç. Ayrıca iyi bir liderin her koşula çabuk ayak uydurabilmesi gerekmektedir. Bu üstünlüğü kaybetmesi veya müşterek amaçlar için kullanmaması ona liderliğini de kaybettirmektedir. Bunun terside doğrudur. İçsel nitelikleri ise.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 153 gerekli olduğunda altıncı ve yedincisini de kullanma gibi çeşitli şekiller almaktadır (1994:29). kişileri denetim altında tutabilme. Lider. Kişilerin bu gücü meşru olarak kabul etmesi ise otoritedir.İzleyenlerle daha iyi iletişim ve ilişki içerisinde olması. eleştiriye açıklık ve kendisiyle barışık olmasıdır (Colcaud. öğrenme yeteneği. başarıya ve yenilgiye hazırlıklı bir yapı sergilemektedir.Ortak amaçlar ve izleyenlerin gücü ile ilgili daha iyi bir değerlendirme yapabilmesi. kendini bilme. kendini izleyenler tarafından onun benimsenmesini sağlamaktadır. projeksiyon (dışsal) ve içsel (gizli) nitelliklerdir. dayanıklılık. . Liderin kendisini izleyenlerce benimsenme derecesi ne kadar yüksek olursa. 1999:202): . . asosyal davranışları az olan.Zeka: lider diğer üyelerden daha zekidir.Ortak amaçlara daha fazla ilgi göstermesi ve motive olması. Colcaud‟a göre iyi liderin nitelikleri ikiye ayrılabilir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Liderin dışsal nitellikleri. kendine güvenen. . 1998:60).Daha zeki olması. uzlaşmacılık. onlara istediği bir şeyi yaptırabilme kudretidir. . 1999:69-71). Gerçek liderlik meşru bir konumda yer almakta yani güç ile otorite arasındaki dengeyi sağlamakta yatmaktadır (Özel. Yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlara bakınca liderlerin kendisini izleyen kişilere göre üstünlükleri genel olarak şu şekilde sıralanabilir (Başaran. güven.Daha yeterli bir durumda olması. nezaket. gündem belirleyicilik. Liderin bu beş durumda üstün olması. . güç ile otorite arasındaki ayrıma duyarlılık gösteren kişidir.Sosyal Olgunluk: lider heyecan yönünden olgun. onun izleyenler üzerindeki erki o kadar yüksek olmaktadır (Başaran. sadelik ve ciddiyettir. Bunlar.

 Açık kabul edilebilir bir amaç belirlemek.  Düşüncelerini iyi bir şekilde aktarabilme kabiliyetine sahip olmak. Sayı:29 .  Rasyonel. Kendine güven duymak. Değişik kaynaklarda liderin değişik nitelikleri üzerinde durulmuş ve buna göre bir yaklaşım sergilenmiştir. Bingöl.  İçinde bulunulan durumla eldeki kullanım potansiyeli arasında en doğru ilişkiyi kurmak.  İş başarma yeteneğine sahip olmak. Eren.  Kişileri ve olayları tutarlı değerleyebilme özelliğine yeterli ölçüde sahip olmak. dengeli ve örgütün gücüne uygun bir plan yapabilmek. Taşdemir .  Yönetici ve basiret sahibi olmak.  Açık sözlü olmak.  Amaçlara karşı sebatkâr olmak.. 1998:143. .İnsan ilişkileri: liderler işlerin yürütülmesinde insan faktörünün önemini kavradıkları için kişilerarası iyi ilişkiler kurulmasına büyük özen göstermekte ve dolayısıyla gerek yazılı gerekse sözlü iletişim ağları sağlamaktadırlar. 1997:251-254.  Tutarlı kararlar alabilmek.  Güzel konuşma yeteneğine sahip olmak.  İnsiyatif sahibi olmak. esnek. Güz 2009. Duygusal olgunluk sahibi olmak.  Motivasyonu sağlamak. dış ödüllerden ziyade bu motivasyonların etkisinde kalarak sürekli yüksek tempoda çalışmaktadır. optimal bir zamana sahip.154 E.  Kararlı olmak.  Hayalperest ya da aşırı karamsar olmamak.  Analiz ve sentez yapabilme yeteneğine sahip olmak.  Kişilerarası ilişki kurma yeteneğine sahip olmak.  Denetleme yapabilmek.  Üyelerin uyumunu kolaylaştırmak. 2001:466):  Üstün bir zekaya sahip olmak.  Uygun karar alma titizliğine sahip olmak.    Başkalarına güven vermek.  İleriyi görebilmek.  İçinde bulunulan koşullara uygun hedefler saptamak.  Üyelerin katılımını sağlamak.Kalıtımsal motivasyon: daima bir başarıdan diğerine koşmakta. Buna göre bu kaynaklardan yapılacak bir sentezle liderin nitelikleri şu şekilde sıralanabilmektedir (Şimşek vd.

Ancak etkililiğin en önemli unsuru liderin bu işe gönüllü olmasıdır.Grup üyelerinin iş birliğinin istendiği seviye.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 155 Ancak tek başına bu niteliklere sahip olmak liderin etkililiği için yeterli olmamaktadır. . Liderler insanların sevgi ve saygısına sahip olmalıdır. 2001:39). .Grup üyelerinin kişilikleri.Üyelerin kültürel beklentileri.Lider olunan grubun büyüklüğü.Grubun belirli iş talepleri. Yukarıda belirtilen faktörlerin yanı sıra bazı yönetim araştırmacıları liderliğin etkililiğine tesir eden unsurları şu şekilde sıralamaktadır (Hodgetts. 1997:319): . . grubun karşı karşıya kaldığı sorunlar. Bütün bu unsurların dikkate alınması ve öneminin kavranarak bu doğrultuda hareket edilmesi beraberinde siyasal. birbiriyle çatışan çıkarlar. 1996:178).Liderin yaşı ve tecrübesi.Liderin yürüttüğü iş türü.Daha önce lider durumunda bulunan kişinin yaşı. . Liderin sahip olduğu kişisel özelliklerinin yanı sıra ortam. bu unsurları dikkate almayan lider toplumu istediği seviyeye ulaştıramamaktadır. Korkuya dayalı yönetimlerde de insanlar liderin peşinden gidilebilmekte ancak bu durum istekli gerçekleşmediğinden sonuç verimli olmamaktadır (Handy. Gönüllü olarak yapılan liderlik kişinin motivasyonunu artıracaktır. Bir liderin etkililiğinin olabilmesi için öncelikle belirtilen niteliklere sahip bir liderin bulunması gerekir. olay ve görevlerin özelliği ve yapısal çerçeve tarafından belirlenen yapısal etmenlerin kesiştiği noktada liderin etkililiği ortaya çıkar (Yılmaz. mevcut kaynaklar. Liderin topluma yapacağı etkinin derecesini o toplumun içinde bulunduğu şartlar ve sahip olduğu karakteristik özellikler belirlemekte (Kalyoncu. lideri izleyenlerin özelliği. . .Örgütün faaliyette bulunduğu topluluk.Örgüt tarihi. . .Karar alma için gereken ve izin verilen süre. . . . 1996:8). ekonomik ve toplumsal bütün liderlere başarı İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .Lider olunan grubun psikolojik ortamı.

Liderin etkililiğinin olabilmesi için liderin belli bazı niteliklerinin olması gerektiği belirtilmişti.156 E. Lider Tipleri Tarihsel süreç içerisinde liderliğe yönelik çalışmalar yapılmış ve bu çalışmalar sonucunda liderliğe yönelik pek çok yaklaşım ortaya çıkmıştır. durumsallık yaklaşımı ve daha sonraki dönemde oluşan çağdaş yaklaşımlardır. Bunları lider hastalığı olarak ta tanımlayabiliriz. 1995: 149-162): Cimrilik humması Dikkat nevrozu Duygusuzluk kompleksi İtaat zorunluluğu İnkar bağımlılığı Başarısızlık korkusu İltihaplı ego Nedensiz kaygı Boş boğazlık Cesaret yetersizliği En büyüklük saplantısı Verimlilik gösterisi Izdırap sendromu Popülerlik felci Tanınma katılaşması Yırtıcılık eğilimi Kuşku paranoyası Düşünce daralması Bu unsurlara dikkat etmemek. Bu bağlamda Hun İmparatoru Atilla lider hastalıklarını şu şekilde sıralamıştır (Robers. 3. liderin davranışları yaklaşımı. Bunlar. Davranış Güz 2009. Örgüt üyelerini ya da izleyenleri etkileyen en önemli husus da liderin davranış tarzı olmaktadır. Bütün bu yaklaşımlar incelendiğinde görülmektedir ki hangi açıdan bakılırsa bakılsın sonucu etkileyen en önemli unsur liderin nasıl bir yönetim tarzı belirlediğidir. Sayı:29 . Liderin bu faktörlere özen göstermeksizin bazı davranışlarda bulunması ise konumlarının sarsılmasına ve başarısızlığa sebep olacaktır. Taşdemir sağlayacaktır. liderin özellikleri yaklaşımı. amaçlarından ve zamandan bağımsız olmayacaktır. liderin konumunu kaybetmesine. toplumdaki lider algılamasının dışında kalmasına yol açacaktır. Ortaya çıkan bu yaklaşımları dört temel başlık altında toplamak mümkündür. Çünkü liderin belirleyeceği yönetim tarzı onun kişilik özelliklerinden. ancak olması gereken bu niteliklerinin yanında olamaması gereken bazı özelliklerde bulunmaktadır. Bunun sonucunda da bir lider davranışı ortaya çıkacaktır. Bu durumda liderin etkililiğinin azalmasına hatta yok olmasına sebep olacaktır.

Bu tip liderler sert mizaçlı ve baskın tiplerdir.İdare amir-memur ilişkilerine önem verme. Adorno.1. 1992:69). .Gücü elinde tutan kişi ve gruplara dönük olma. karar verme ve tebliğ etme haklarını yerleşik teamüllerden almaktadırlar (Peters.Tutucu ve geleneklerine bağlı görünme. Bunlar. bu liderlik tipinde grubun amaçlarının üyeler tarafından bilinmesi gerekli görülmemekte. yani yabancı ve azınlık gruplarına müsamahasız olma. hangi amaçla ve sonunda nereye ulaşılacağını bilmeksizin üyeler sadece verilen işi yapmaktadırlar (Alptekin.Topluma uymaya büyük bir önem verme.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 157 tarzlarına bakıldığında da dört temel liderlik tipi ortaya çıkmaktadır. tam serbesti tanıyan lider ve karizmatik liderdir. 1973:15). otoriter lider tipi üzerine yaptığı bir araştırmada bu kişilerde aşağıdaki ortak niteliklerin bulunduğunu saptamıştır (Baymur. Otokratik liderler.Değişmez bir kişiliğe sahip olma ve değişiklikten hoşlanmama. . otokratik lider. Liderin yapması gerekenler gelenekler tarafından tayin edilmekte yönetimde yer alan kişiler sınırlarını aştıklarında çeşitli engellemelerle yüz yüze gelmektedir (Ergezer. Öyle ki. demokratik ve katılımcı lider. sahip oldukları otorite ile elde ettikleri kumanda etme. . Grup üyeleri arasındaki ilişkiler en aza indirilerek kişilerin birbirlerini denetlemeleri sağlanmaktadır. .Başkalarının cinslik suçlarına aşırı ilgi gösterme. tehdit ve güç kullanma vardır. . tam yetkili İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Korku ve tehdit unsurunu kullanarak ve karakteri ile baskıda bulunarak etkin olmaktadır. Otokratik Lider Otokratik liderlikte zorlama. Otokratik lider saldırgan ve baskılı bir kişiliğe sahiptir.Etosantrik. 3. Yine otokratik lider. öncelikle aile ve okul hayatından devlete kadar aşırı geleneksel yapıda yetişen ve kararı büyükten bekleme alışkanlıklarına sahip olan toplumlarda insanlar hiç kuşkusuz liderlerinden tam yetkisini kullanmasını bekleyecek bu davranış biçimiyle liderlerinin bilgili olduğuna ve kendilerine güven verdiğine ve tatmin sağladıklarına inanacaklardır. . 1994:279): . Otokratik liderliğin ortaya koyduğu yönetim biçiminin yararları ve zararları üzerinde durmak gerekirse. 1968:40-41).

Demokratik ve katılımcı liderler grup amaçlarının belirlenmesi ve her üyenin amaç belirlemede ve amaçların başarılmasında geniş ölçüde yer almasına önem vermektedirler (Alptekin. 2004: 458). ancak bunları tek başına yapmadığı da bir gerçekti. üyelerinde lider kadar örgütü etkileyen şartlarla ilgilenip amaçlar. Bir diğeri. 3.. bu durum daha sağlıklı karar almaya imkan tanımaktadır. Demokratik ve katılımcı liderlik davranışının en önemli faydalarından biri. Diğer bir faydası ise. planlar ve politikalarla ilgili tavsiyeler bulmaya çalışmalarında görülür ki. Savaş sonundaki yargılamalarda pek çok Nazi subayının tamamen sağlıklı ve kişisel ilişkilerinin normal olduğu. program ve iş görme yöntemleri üzerinde söz sahibi olmaması ve bunun sonucunda yaratıcılığın azalmasıdır (Eren. Son olarak. Bu tip lider otokratik liderden sahip olunan yetkinin miktarı açısından değil. yapılanlara katılmadığı ancak emirleri uyguladığı ortaya çıkmıştır (Atkinson vd. 1999:659). Otokratik lider tipi ile azınlıklara müsamahasız olma ve otoriteye itaat konusunda Nazi Almanyası‟nda yaşananlar önemli bir örnek teşkil etmektedir. Taşdemir olduğu zaman bağımsız hareket edebilme inanç ve güvenine sahip olabilmekte bu da lideri güdüleyici bir ödül niteliği taşımaktadır. düşünce ve Güz 2009. astlar kendi aldıkları kararların sorumluluğunu taşımaktadır. 1992:73). 1998:140). Otokratik liderliğin bu yararlarının yanında bazı sakıncaları da bulunmaktadır. otokratik liderlikte etkin ve hızlı karar verilerek zaman kayıpları asgari düzeye indirilmektedir. otokratik liderlik tipi ile yönetilen gruplarda yenilik ve ilerleme oldukça yavaş gerçekleşir. Sayı:29 . Bu nedenledir ki. moral düşüklüğü ve grup içi çatışmaların ortaya çıkmasıdır. örgüt için daha sağlıklı sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. 1968:42). grup içerisinde liderden başka hiç kimsenin amaç. Lider üyeler arasındaki ilişkileri teşvik etmekte ve desteklemektedir (Ergezer. kararlar. yetkiyi kullanma ve grubun yapı ve işleyişindeki şekli açısından farklılık göstermektedir. istek. Pek çok fikrin bir araya gelmesi sonucunda alınan kararlar. plan.. Bunlardan en önemlisi. Demokratik ve Katılımcı Lider Liderin egemenliğinin yasalara dayandığı ve liderin yönetme ve emretme işlevlerini akılcı kararlarla yaptığı bir liderlik biçimidir. Adolf Hitler psikopat bir canavar olabilirdi. Bu tip liderler karar verme aşamasında astlarının fikirlerinden faydalanmakta. üyelerin inanç ve duygularını hiç dikkate almaması ve bunun sonucunda tatminsizlik. Liderler cezadan çok ödül sistemine ağırlık vermektedir (Şimşek vd.2.158 E.

İkinci olarak bireysel başarıların ön plana çıkarılması grup başarılarının önemli ölçüde azalmasıdır.. Bu liderlik tarzının yararı. Bu liderlik tarzının sakıncalarından ilki. örgütün yaşam süresi kısalmaktadır. Demokratik ve katılımcı liderlik davranışının en önemli sakıncası ise önemli önemsiz tüm karar verme sürecinin yavaş işlemesi ve bunun sonucunda zaman kayıplarının yaşanmasıdır. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Çünkü liderler genelde yetkiyi tamamen bırakmaya çok fazla eğilimli değildirler. 2004: 459). 2001: 489). 2004:460). Liderin buradaki fonksiyonu yönlendirme ve özendirmedir. Tam serbesti tanıyan liderler genelde yetkilerini grup üyelerine bırakırlar. 1998:141). üyelerin kararlarını serbestçe alıp uygulamaları sonucunda kendilerini geliştirip problemlerine en iyi çözümü bulma konusunda motive olmalarıdır (Eren 2001:489-490). Grup üyeleri yetki alanlarına giren konularda karar almakta ve uygulamakta serbesttir.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 159 kanaatlerine önem verilen iş görenlerin motivasyonlarının olumlu bir şekilde etkilenmesi ve bundan psikolojik doyum sağlamalarıdır (Eren. Gelişmelere zamanında tepki verilememesi örgütün sağlıklı işlemesine engel olmakta. Diğer bir sakıncası da bazı yeniliklerin ortaya çıkması durumunda kararların etkinliğini kaybetmesi hatta grubun karar alamaz hale gelmesidir (Eren. 3. Bu durum bu tip liderliğin uygulandığı gruplarda. lider grup dışından bilgi ve kaynak sağlama doğrultusunda gruba katkıda bulunmaktadır. grup üyelerinin seçiminin çok önemli olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır. üyelerin farklı nitelikte amaçlar geliştirebilmeleri.3. Lider diğer grup üyeleriyle benzer bir rol üstlenmekte. Tümüyle oto kontrol sisteminin hakim olduğu ve çok fazla kullanılmayan bir liderlik tipidir (Sabuncuoğlu ve Tüz. kararın alınması ve amaçların tespit edilmesini üyeler yapmakta. güçten uzak duran bir liderlik tarzıdır. Tam Serbesti Tanıyan Lider Grup üyelerini tamamen serbest bırakan. Acil durumlarda karar verme aşamasında bu tip liderlik tarzı başarı sağlayamamaktadır. 1998:176). Son olarak tembel olan ve iş görmekten kaçan grup üyelerinin kaynakları kendileri için kullanmaları ve grubu parçalamaya yönelik çabalar içine girmeleridir (Eren. hatta bu amaçların birbirlerine karşı olabilmesi ve bunun sonucunda da özellikle kriz zamanlarında bu durumun grubun dağılmasına neden olmasıdır (Şimşek vd.

Liderin karizması bazen ölmüş olmasına rağmen devam etmekte.160 E. 1992:72). Yanlış yapmak bir anlamda karizmanın yok olmasına ya da zayıflamasına neden olacaktır. kararları bizzat kendisi alan ve söylemiş olduğu her söz emir olarak algılanan.Bir dereceye kadar alışılmamış ve mevcut kurallara uymayan biçimlerde davranışlarda bulunmak. Bu tip liderlerin yanlışları yoktur ve eğer yanlış olan bir şey varsa bunu çevresindekiler ve emri uygulayanlar yapmıştır (Ergezer. zaman ve mekanda oluşacak değişimlere göre farklılık gösterebilir. Sayı:29 .4. performans ve iş doyumunu artırmada oldukça etkilidir. . . Lider Güz 2009. gelecekle ilgili hedefleri planlamak. Karizmatik liderler ile ilgili yapılan bir çalışmada şu davranış biçimlerini gösterdikleri ortaya çıkmıştır (Barutçu ve Akatay. Karizmatik liderin insanüstü bir takım nitelikleri taşıdığına inanılmaktadır. Karizmatik Lider Bu tip lider.Günün şartlarından çok farklı olan. Toplum tarafından kurtarıcı olarak algılanmaktadır (Ergezer. Bu nedenle karizmatik liderlik.Büyük oranda yetkiye ve uzman güce dayanıp güvenmek. 1999:16-17). 1998:175). toplumun güvendiği ve kabul ettiği üstün nitelikli kişiler olarak kabul edilmektedir. iç ve çevresel şartlara. 2000: 195-196): . hemen yerine getirilen kişidir (Sabuncuoğlu ve Tüz. Bu durum grup üyelerinin sadakat ve itaatini sağlamaktadır (Aytürk. Lidere karizmatik kişiliğini atfeden insanlar bu durumu kabul etmemekte onun yanlış yapabileceğine kesinlikle inanmamaktadırlar. Bu düşüncenin hakim olmasının nedeni lidere yüklenen karizmadan kaynaklanmaktadır. 1992:72). Açıklamaya çalıştığımız bu liderlik tiplerinin uygulanabilirliliği toplumun veya grubun kültür yapısına. . insanlar sıkışınca onun yaptıkları ve söylediklerine bakmaktadırlar. liderlik yaptığı grup üyelerini arkasından sürükleyen. Halk ile liderin inanç. beklenti ve ümitleri arasında bir paralellik ve benzerlik söz konusudur.Statükonun değiştirilmesi yönünde çaba harcamak. Daha çok doğuştan gelen ve Allah vergisi kabul edilen bir yetenekle donatılan karizmatik lider bu nedenle toplum tarafından olağan dışı olarak kabul edilmektedir. Bu tip liderler bireyleri etkileyerek onları bir amaç doğrultusunda bir araya getirmekte ve ortak amaç için çalışmalarını sağlamakta etkindirler. Lidere yüklenilen karizmada buradan kaynaklanmaktadır. Taşdemir 3. üyelerin kişilik yapılarına. Bu tip liderler genelde toplumda ya da grupta oluşan buhranlı zamanlarda ortaya çıkan.

Bize. gibi liderlerinse. Kennedyler. Liderlik önderlik etmektir. milyonlarca kurum ve organizasyonun bulunduğu toplumsal yaşamda. eğer kendilerine bir lider belirlemezlerse o toplulukta kargaşa hakim olur. Ancak bu tarzın başarısız olduğunu ya da etkisini kaybettiğini gördüğünde ise bunu değiştirebilir. Ama her iyi yönetici iyi bir önderdir denemez. Bennis‟in geçmişteki liderler ile ilgili söyledikleri ise önemlidir (2002:15-16): “Bütün bir ulusa. Özellikle günümüz şartlarında görev alan yöneticiler toplum tarafından lider olarak algılanıyorlar mı? Bu soruyu amerikan toplumu için 1987 yılında “kim iş başında” diye soran Time dergisi ulusun ihtiyacının olduğu bir anda evde kimsenin olmadığını söylüyordu. Liderler ve Yöneticilerin Farklı Yönleri Michigan Üniversitesi‟nden bir bilim adamı toplum için ölümcül bulduğu on tehlikenin bir listesini yapmış ilk sıraya da nükleer savaş veya kaza tehlikesini koymuştur İkinci sırada salgın hastalık. birlikte yaşama ihtiyacının sonucunda. Liderliğin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyan bu tespit insanların neden liderlere ihtiyaç duyduğu sorusunu akla getirmektedir. Önderliğin temelini önderliğe ve yönetime ilişkin kavramlar oluşturmaktadır. İnsanoğlu var oluşundan bu yana. korkularını yenebilmeleri için meydan okuyan FDR (Roosevelt) artık yok. yüzlerce ülkenin olduğu ve farklı yönetim biçimlerinin bulunduğu bir dünyada. üçüncü sırada ise. Gandi.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 161 benimsediği tarzın kendisini başarıya götürdüğünü fark ettiğinde bu tarzı devam ettirir. Bu kavramlar kimi İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . sonsuzluktaki birlik ve kainattaki uyum fikirlerini aşılayan Einstein da artık aramızda değil. Martin Luther King Jr. Ancak iyi bir yönetici aynı zamanda iyi bir lider olabilmelidir. kurumsal ve grupsal liderlere ihtiyaç bulunmaktadır. İnsanları yönetenler ya da yönetmeye talip olanların her zaman lider olması beklenemez. Topluluk halinde yaşayan insanlar. İyi bir önder aynı zamanda iyi bir yönetici olabilir. yaptıkları ve söyledikleri ile yaşadıkları döneme damgasını vurmuş liderlerdir. hayata karşı büyük saygıyla insanlığa ilham kaynağı olan Schweitzer de artık yok. ter ve gözyaşı isteyen ve istediğini alan Churchill de gideli çok oluyor. bize şu an olduğumuzdan daha iyi ve daha mükemmel olabileceğimizi söylemekle ölümcül bir risk aldıklarını kanıtlarmışçasına hepsi öldürüldüler. 2002:16-17). Kan. her zaman bir liderliğe ihtiyaç duymuştur.” Bennis‟in bahsettiği isimler. 4. yönetimde ve kurumlardaki kalitesizlik ile liderlik eksikliği bulunmaktadır (Bennis. Lambarane Ormanları‟ndan. Milyarlarca insanın yaşadığı. ülke liderlerine. açlık ve çöküntü. Bu liderleri çoğaltmak mümkündür.

yöneticilerin aynı zamanda liderlik nitelikleri ile donanmış olmaları gerekmektedir. Önderlik. Önderliğin sürdürülebilmesi için önderin etkililiği asıldır. 1969.162 E. iş görenlere çoğunlukla. izleyenlere alışılmışın ötesine ve üstüne çıkan bir etkiyi içerir. Önder kişisel erkini kullanır. 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Tablo 1: Önderlik ve önder ile yönetim ve yöneticiye ilişkin ayrılıklar Görülmektedir ki. Ancak günümüz hızlı değişimleri göstermektedir ki. Güz 2009. Önderlik ve önder ile yönetim ve yöneticiye ilişkin ayrılıklar Tablo 1‟de kısaca gösterilmiştir (Filley ve House. Sayı:29 . izleyenlerin öndere verdiği erki. ÖNDERLİK VE ÖNDER Önderlik. izleyenlerin psikolojik gerçek sınırlarının ötesinde uyarlığını (compliance) sağlamaya yöneliktir. izleyenlerin gereksinimlerini karşılamak için yeterliklerini eyleme dönüştürür. Carroll ve Tosi. YÖNETİM VE YÖNETİCİ Yönetim. Taşdemir yönlerden birbirlerinden ayrılırlar. toplumun her zaman iyi yöneticilere ihtiyacı bulunmaktadır. Önder. toplumun her kesiminde rast gelindiği için geniş bir kavramdır. Yönetim. Önderlik. 1992:97). Yönetici yasal erkini kullanır. izleyenlerin olgunluk düzeylerine ve geliştirdikleri değer ve düzgülere göre nitelik kazanır. makam sahibinin elde ettiği kayraları ve hakları kullanmasıdır. Başaran. Yönetim. Önder. izleyenlerin toplam etkisinden daha çoğunu onlara gösterip uyarlıklarını sağlayarak başa geçmiştir. 1 Önderlik. saptanmış amaçları gerçekleştirmek için iş görenlere biçimsel görevleri yaptırmaya çalışır. önderin onları etkilemek için kullanmasıdır. Yönetim. 1977. belli amaçları gerçekleştiren örgütlere özgü olduğu için daha dar bir kavramdır. Yönetici önder olmayabilir. Yönetim. Önderlik. Yönetici anamalcı ya da yönetsel erkçe atanmıştır. Hersey ve Blanchard. Yönetim. üst yöneticinin ve onu izlemek zorunda olan yöneticilerin yönetim biçimine göre nitelik kazanır. 1982 „den Akt. iş görenlerin psikolojik gerçek sınırları içinde uyarlığını (compliance) sağlamaya yöneliktir. Yönetimin sürdürülebilmesi için başarılı olmak yeterlidir. tekdüze alışılmış etkiyi gerektirir. Önderlik. yönetmen olmayabilir.

insanlar için kurtarıcı olarak algılanmışlardır. İnsanlık tarihini okuduğumuzda. liderlik. Gelişmiş toplumlarda iyi bir yönetici olmak. liderin olmadığı toplum ve organizasyonların sağlıklı bir yapı oluşturamadıkları ve süreklilik sağlayamadıkları görülmektedir. sahip oldukları donanımlarıyla topluma yapacakları katkı önem kazanmaktadır. harekete geçirmek ve başarıya ulaştırmak için İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Bu liderlerin büyük bölümü yaptıkları ile tarihe yön vermiş. askeri. insan ve insana özgü değerlerin yaşaması için en uygun yönetim tarzıdır. Tarih gözden geçirildiğinde dini. Ancak demokratik şartlarda da insanları belirli bir amaç etrafında toplamak. Ancak gelişmesini henüz tamamlamamış. siyasal ve sosyal liderlerin varlığını görürüz. çarkların düzgün işleyeceği şekilde kuramayan toplumlarda iyi bir yönetici olmak insanlar tarafından yeterli görülmemektedir. sorunların ancak otoriter bir tarzla çözülebileceğine olan inanç güçlenmektedir. Gösterdikleri yönetim biçimine göre de otokratik. Bu durum toplumun zaman zaman farklı arayışlar içerisine girmesine neden olmakta. Liderler yaşadıkları dönemdeki toplumsal yapıya ve duruma göre yönetim tarzlarını belirlemişlerdir. belirli amaçları gerçekleştirebilmek için insanları etkileme. hatta otoriter davranışlara müsamaha gösterilmektedir. liderliğin de başlangıcı olmaktadır. demokratik ve katılımcı. bir araya getirme ve yönlendirme sanatı olarak karşımıza çıkmakta. çarkları düzgün işleyen sistemlerde yeterli olurken. öğretileri ile kalıcı olmuşlardır. Çünkü tarihin başlangıcı. Bu noktada liderlerin önemi ortaya çıkmakta.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 163 Sonuç Yapılan bu çalışmada. tam serbesti tanıyan ve karizmatik liderlik tarzları göstermişlerdir. Çünkü sorunların çözümünün uzaması insanlarda bıkkınlığa sebep olmakta. insanlık tarihi boyunca denenen yönetim biçimleri ve liderlik tarzları içerisinde. Bu çalışma sonucunda görülmektedir ki. Bu liderler kendi zamanlarında ihtiyaç duyulduğu anda ortaya çıkmış ve yaptıkları ile liderliklerini benimsetmiş. Ancak bu durum fazla uzun sürmemekte. liderler ve liderliği de okumuş oluruz. Günümüz dünya düzeninde pek çok toplum demokratik ve katılımcı yönetim biçimini benimsemiş olduğundan bu tarz liderlik beklentisi içerisindedir. dünyanın gelişmiş toplumları arasında olmayan ülkeler ve insanları demokratik ve katılımcılığın yanında karizmatik lider beklentisi içerisindedir. insanlar yönetime katılmak ve görüşlerini rahatça söylemek istemektedir. özellikle toplumların idaresi noktasında demokratik ve katılımcı yönetim biçimi. hala sistemlerini.

Dursun (1997). Tur.. Yönetim Sanatı Başarılı Yönetim ve Yöneticilik Teknikleri. Toplumların sıkıntılı dönemlerinde hala geçmiş dönemlerdeki liderlerine atıfta bulunması yönetici değil ama lider eksikliğindendir. The Leadership Paradox: Balancing Logic and Artistry in Schools. Örgütsel Davranışın Yönetimi. İsmail (1998). Esin ve Akatay. Pelin Ozaner). Kültür ve Liderlik. Bingöl. Trabzon: K. Bennis. KAYNAKÇA Adair.). İ. İstanbul: İnkilap Kitabevi. Terrence E. Taşdemir iyi bir yönetici olmanın yanı sıra lider olmakta gerekir. Smith. Ethem (1982).Ü. Eğitim Fakültesi Yayını. EE. 4:189-201. Barutçu. “Leadership and Effective Communication”. Selçuk Üniversitesi SBMYO Dergisi. Kent D. Eğt. ss. Bir Lider Olabilmek.T. (1994). Alptekin. DJ. Ankara: Arkadaş Yayınevi. and Peterson. Lider ve Demegog..164 E.. Genel Psikoloji. Ankara: Alteo Yayıncılık. ve Hoeksema. Yönetimde İnsan İlişkileri. Aytürk. İşletmelerde Yönetim ve Organizasyon. Atkinson. Ankara: A. Jean-Marc (1999). (Çev. Mehmet (1968). Leadership and the United Nations. Baymur. İstanbul: Remzi Kitabevi. Ankara: Yargı Yayınları. Bursa: Vipaş İnş. Feriha (1994). Kışkırtıcı Liderlik – Inspiring Leadership. (1999). San Francisco: Jossey-Bass A Wiley. Bem. John (2005). Deal.Ü. Ayten (2000). Ankara. ________________(1992). Çev: Utku Teksöz. RC. Warren (2002). Güz 2009. Efil. Aydemir. İstanbul: Beta Basım. Adel Safty (Eds. Şevket Süreyya (1997). Atkinson. Çev: Yavuz Alogan. Northern Cyprus: Eastern Mediterranean University Pres. Colcaud. İnşaat ve Mimarlık Fakültesi Yayınları. Personel Yönetimi. Başaran. “Bilgi Toplumu ve Transformasyonel Liderlik”. Psikolojiye Giriş. 57-71. RL. SN. Nihat (1999). Sayı:29 . İstanbul: Sistem Yayıncılık.

London: George Allen and Unwin. Yılmaz. Chichester: John Wiley & Sons. Kalyoncu. Bursa: Alfa Basım. Robers. M. Süreç ve Uygulama. Leadership for Competitive Advantage. Liderlik ve Özellikleri. Akgemci. İstanbul: İz Yayıncılık. Tamer (2001). Liderlere Tapınma Psikolojisi. San Francisco: Jossey-Bass. İstanbul: Der Yayınevi. Richard (1973). Wess (1995). Çev: Mehmet Harmancı. Selçuk (1999). İstanbul: Beta Basım. Georgiades. Erol (2001). Şule (2000) Lider Sarmalında Vizyon. İstanbul: Marifet Yayınları. Ergezer. 3-9. “The New Language of Organizing and Its Implications for Leaders” The Leader of the Future: New Visions. Hamdi (2001). Örgütsel Davranış ve Yönetim Psikolojisi. Ankara: Nobel Yayın. Eren. İlhan (1994). “Siyasal Liderlik”. Koçel. Tahir ve Çelik. İstanbul: Beta Basım. 2(9): 163-182. Erol (2004). İstanbul: Beta Basım. Eren. İstanbul: Beta Basım. Mustafa (1998). (1997). A. Adnan (1998). ss. Marshall Goldsmith and Richard Beckhard (Eds. Şerif. İşletme Yöneticiliği: Yönetim ve Organizasyon Organizasyonlarda Davranış Klasik-Modern-Çağdaş ve Güncel Yaklaşımlar. Melek (1998). Strategies and Practices fort he Next Era. Bahattin (1992). Hodgetts. İstanbul: Beta Basım. Örgütsel Psikoloji. Hun Atilla‟nın Zafer Sırları. Personel Yönetimi. Yalçın. Nick and Macdonell. Ş. İstanbul: Say Yayınları. Özel. Yönetim ve Organizasyon Çağdaş ve Küresel Yaklaşımlar. Peters. Frances Hesselbein. Aytekin (1996). Yönetim: Teori. Erdoğan. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Ankara: Ocak Yayınları.). Çev: Canan Çetin ve Esin Can Mutlu.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 165 Erçetin. Handy. Sabuncuoglu. İşletmelerde Davranış. Charles (1996). Davranış Bilimlerine Giriş ve Örgütlerde Davranış. Richard M. Liderlik Sanatı. Yeni Türkiye Dergisi Türk Siyaseti Özel Sayısı. Authority Responsibility and Education. Ankara: Nobel Yayın. Richard (1998). Şimşek. Zeyyat ve TÜZ.

Anahtar Kelimeler: İnternet. The photo galeries based on woman exposal.Ü. Bu çalışmada. Kadın teşhirine dayalı fotoğraf galerileri. Araştırma sonucu ede edilen bulguların internet gazeteciliğinin profesyonelliğinin sorgulanması. G. içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmektedir. Milliyet. Geleneksel gazeteciliğin güçlü temsilcileri de bu ortamda kıyasıya bir rekabete tutuşmuşlar ve daha fazla “tıklanma” kaygısı ile geleneksel anlamdaki gazetecilik anlayış ve uygulamalarının dışında pratikleri uygulamaya koymuşlardır. Hürriyet. Hiçbir haber değeri taşımayan konular –gelenekselde de temsili olan. habercilik. Zaman ve Radikal’in internet “ana sayfaları” söz konusu unsurlar açısından. G. Gazi Meslek Yüksekokulu İletişim 2003/18 . the rubbish news including sexual and erotizm are used for the internet user of all ages. Key Words: Internet. kadın teşhiri. Any subjects which are not newsworthy take part in the internet pages of newspapers. cinsellikle yoğrulmuş ve erotizm içeren başlıklarla süslenmiş “hafif” haberler.gazetelerin internet sayfalarında kolaylıkla yer bulmaktadır.Ü. “Click commerce" * ** Yardımcı Doçent Doktor. reporting. her alanda olduğu gibi habercilik alanındaki profesyonelleri de büyük bir “rating” yarışına itmiştir. The woman exposal. The strong representatives competed in the atmosphere and also put into practice the practices which are except from the traditional journalism conception and application with the ticking anxiety. news value. haber değeri. In this study. İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi. The results of research are expected to examine the professonalism of the internet journalism and evaluate to provide the eligible reporting conception.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. Zaman and Radikal are researched in terms of the aforesaid fact by using the content analysis method. 237- CĠNSELLĠK ÜZERĠNDEN “TIK TĠCARETĠ”: ĠNTERNET HABERCĠLĠĞĠ ÜZERĠNE BĠR ĠNCELEME Umur IġIK* & Konur Alp KOZ** ÖZET Çağımızın en etkin kitle iletişim ortamlarından biri olan internet. the internet main pages of Hürriyet. her yaştan internet kullanıcısına kolayca ulaşabilmenin anahtarı olarak kullanılmaktadır. Milliyet. nitelikli bir habercilik anlayışının yerleştirilmesi açısından değerlendirilebileceği beklenmektedir. tık ticareti “Click commerce” based on sexuality: An Analysis on Internet Journalism ABSTRACT The internet which is the most effective communication media leads the professionals to compete in the rating. 7(2).

Araştırma sonucu ede edilen bulguların internet gazeteciliğinin profesyonelliğinin sorgulanması. büyük olarak yerini almıştır ki. her yaştan internet kullanıcısına kolayca ulaşabilmenin anahtarı olarak kullanılmaktadır. Bu rakam ağın içindeki diğer Türkçe konuşan insanlar da dikkate alındığında daha büyük bir topluluğa işaret etmektedir. her alanda olduğu gibi habercilik alanındaki profesyoneller açısından da büyük bir rekabet ortamı yaratmıştır. Koz Gelişmiş ülkeler dikkate alındığında internetle oldukça geç sayılabilecek bir zamanda tanışan ancak son yıllardaki -devlet destekli. Türkiye İstatistik Kurumu‟nun (TÜİK) yayınladığı “Hane Halkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması”na göre ise (Ocak-Mart 2008) Türkiye‟de hanelerin yüzde 24. 26. A.168 GiriĢ U. Türkiye.8‟i internet kullanmaktadır ve bununla birlikte “gazete ve dergi okuma (yüzde 76)” internet kullanıcılarının en çok yaptığı iş olarak (TÜİK. dünya sıralamasında ise 14.5 milyon internet kullanıcısı Avrupa nüfusu içerisindeki internet kullanıcılarının yüzde 7‟ye yakınını teşkil etmektedir. Haziran 2009). geleneksel rakipleriyle paralellik gösterdiği unsurlar olduğu gibi kullandığı içerik ve anlamı bayağılaştırması bakımından farklılaştığı alanlar da söz konusudur.com/stats4. Ülke nüfusunun yüzde 35‟i internet kullanıcısı durumundaki Türkiye‟nin 2000 ila 2008 yılları arasındaki kullanıcı sayısı artış oranı ise yüzde 1225 olarak gerçekleşmiştir (http://www. cinsellikle yoğrulmuş ve erotizm içeren başlıklarla süslenmiş “hafif” haberler. Bu bağlamda. Geleneksel gazeteciliğin güçlü temsilcileri daha fazla “tıklanma” kaygısı ile geleneksel anlamdaki gazetecilik anlayış ve uygulamalarının dışında pratikleri uygulamaya koymaktadırlar. Hiçbir haber değeri taşımayan konular –gelenekselde de temsili olangazetelerin internet sayfalarında kolaylıkla yer bulmaktadır. büyük. Avrupa‟nın ve dünyanın diğer ülkelerindeki Türkler bu rakama dahil değildir. Bu çalışmada.5 milyon insan internet kullanıcısı durumundadır. çağımızın en etkin kitle iletişim ortamlarından internet. Kadın teşhirine dayalı fotoğraf galerileri. 2008) gözükmektedir. Güz 2009. Yine araştırma sonuçlarına göre nüfusun yüzde 35. nitelikli bir habercilik anlayışının yerleştirilmesi açısından değerlendirilebileceği beklenmektedir. Hürriyet.hamlelerle büyük bir kullanıcı sayısına ulaşan Türkiye‟de bugün itibarıyla 26.47‟si internet erişim imkânına sahiptir. internet kullanıcı istatistiklerinde Avrupa sıralamasında Mart 2009 rakamlarıyla 7. Milliyet.internetworldstats. Sayı:29 . içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmektedir. IĢık – K. Zaman ve Radikal‟in internet “ana sayfaları” söz konusu unsurlar açısından. İnternetin anlam üretimine aracı kıldığı dilin.htm.

2003: 211-215) internete özgü bir gazetecilik anlayışının doğmasına imkan tanımıştır. video. alan darlığının ortadan kalması ve çok fazla erişime imkân tanıyan bant genişliğinin sağlanması. merakların ve ilgilerin paylaşımını esas alan yeni toplumlar ortaya çıkarabildiğinden ve diğer herhangi bir iletişim aracı içinde imkansız olan bağlam ve yapı derinliği ile zamana bağımlılığı ortadan kaldırmasından ötürü gazetecilik anlayışında köklü değişikliklere yol açmıştır. 1996.Türkiye’de Ġnternet Gazeteciliği Üzerine… İnternetle birlikte ortaya çıkan sanal gazeteler.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 169 1. 1999: 45-46). fotoğraf. 1997: 30. 1997 yılıyla birlikte Türk basını tamamıyla internete adapte olmuş ve yazılı basınımızda yer alan çok sayıda dergi ve gazete sanal ortamda okuyucularına hitap etmeye başlamıştır (Gürcan. Başlangıç yıllarında başta büyük gazeteler olmak üzere daha çok gazetelerinin “basılı nüshalarını” internete aktarmak yoluyla sanal ortama adapte olmaya çalışan bu yeni ortam aktörleri internete özgü bir yayın ve işletme modeli geliştirememişlerdir. Zaman gazetesinden sonra Milliyet gazetesi 27 Kasım 1996‟da internette yayımlanmaya başlamıştır. onu Sabah gazetesi takip etmiştir. Etkileşim (interactivity). Türkiye‟de gazetelerin internetle tanıştığı 1995 yılından itibaren. resim. Türk basınında internete ilk giren dergi ise Temmuz 1995‟te Aktüel. harita vb. Ekim 1995‟de Leman olmuştur. Türkiye‟de bu konudaki ilki Zaman gazetesi gerçekleştirmiş ve 2 Aralık 1995‟te internette yayına başlamıştır. Sanal ortamda da gelenekselde olduğu gibi abonelik yoluyla para kazanma girişimleri kısa sürede başarısızlıkla sonuçlanmıştır. her türden malzemenin sunumunda sağladığı kolaylıklar. video ve fotoğraf gibi web sitesine ağır yük getiren unsurların daha az yük getirir hale getirilmesi) internet ortamında kullanılabilmesine yol açmıştır. Hürriyet gazetesi.) sanal ortamda gazetecilik yapılırken. eş zamanlılık (synchronicity). Başlangıcında yalnızca geleneksel gazetede yer alan kısıtlı unsurlarla (haber. bir yandan gelenekselde temsili olan gazeteler bir yandan da internetin sunduğu ekonomik imkânları fırsata dönüştüren çok sayıda internet gazetesi sanal ortamda yayına başlamıştır. İnternet ve bağlı teknolojilerde yaşanan hızlı değişim ve gelişimlerle birlikte giderek kabuk değiştiren İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . fal vb. Pavlik. etkileşim. paket anahtarlama (packet-switching). 1 Ocak 1997‟de internette okuyucularıyla buluşurken. bulmaca. Ulusal basında. ilerleyen yıllarda yaşanan teknolojik gelişmeler okuyucunun dikkatini çekebilecek unsurların (etkileyici görsellik. artan internet hızı. Deuze. ses. çokluortam (multimedia) ve bağlantılı metin (hypertextuality) gibi temel karakteristik özellikler (Newhagen ve Rafaeli.

2006) internet ortamının. İnternet. okuyucuya ulaşma mantığında) ve bu ortama adaptasyonunu tamamlayan gazeteler nihayetinde internette ekonomik gelir elde etmenin temel unsurunun “tıklanma sayısı” olduğunun farkına varmışlardır. terörizm. Tirajdan gelir elde edemeyen internet ortamdaki medya organlarının en büyük gelir kaynağını ise reklamlar oluşturmaktadır. Dimitrova and Neznanski. 1999. sahtecilik) üzerinde tüm dünyanın ortak çalışma yürütmesi zorunlu hale gelmiştir. okuyucu-gazeteci iletişimine dek pek çok şeyi değiştirmiştir. 2004. Kısacası ne kadar çok “tıklanırsa” o kadar çok reklama ve dolayısıyla nakite kavuşma imkânı söz konusudur. 2003. okuyucuya ve yayıncıya sunduğu fırsatlar ile internetin geleneksel anlamdaki gazetecilik uygulama ve pratiklerinden ayrılan yönleri (Gürcan ve Bekiroğlu. İnterneti önemli bir mecra olarak gören reklam verenlerin sayısı giderek artmaktadır ve Türkiye‟de online reklam harcamalarının 2007 yılı itibarıyla 40 milyon doları bulduğu tahmin edilmektedir. Güz 2009. IĢık – K. Aktaş. gazeteciye. 2007. Evrensel bir iletişim aracı olarak denetlenmesi. haberin sunumuna (görsel-metinsel). Koz (şekil. uluslararası dolandırıcılık. ziyaretçi sayısı ve profili. Haberin hazırlık sürecinden sunumuna dek internete özgü biçimler ortaya çıkmış ve bu gazetecilik anlayışında köklü değişimlere yol açmıştır. Kazaz. Bu reklam pastasından pay alabilmek. 2007. başka bir deyişle reklamverenin gözüne girebilmek için bilinirlik. Thurman. 2009). görsel kalite gibi unsurlarla ayırt ediciliğin sağlanması gerekmektedir (Danış. 2007:9).170 U. Deuze. içerik. 2007. gazeteci-haber kaynağı ilişkisinden. Sayı:29 . içerik kalitesi. gözetlenmesi pek mümkün olmayan internetin zararlı etkileri ve sonuçları karşısında toplumları. bireyleri özellikle de gençleri ve çocukları. teşhir. Bugüne dek bu yeni ortamı teknolojik özellikleri/üstünlükleri ve gazetecilik temelinde keşfe yönelik olarak yapılan birçok çalışmada (Pavlik. A.koruyabilmek için bazı konular (çocuk pornografisi. 2000. 2007) değerlendirilmektedir. Bu yönüyle internet bir yandan sınırsız bir özgürlük ve iletişim alanını bir yandan da kötü niyetlilerin suiistimaline açık bir ortamı simgelemektedir (Işık.

kadın fotoğrafları ve zararlı yayınlara karşı toplumsal bilinç oluşturmak amacıyla başlatılan “Temiz internet” kampanyası.asp.tr Genel http://www.hurriyet. Buna karşın yapılan araştırmalar.Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni imzasıyla okuyucuya manşetten duyurulan haber başlığından ve spotundan oluşmaktadır. kültürel ve dinsel değerleri koruma çabalarıyla medyada sunulan içerikler arasında rahatsız edici bir ilişki söz konusudur. Çalışmaya da ışık tutan bu itirafın yanı sıra mevcut internet haberciliği ortam ve şartlarının.com. Bugün itibariyle Türkiye‟de en çok ziyaretçi sayısına 1 Fatih Çekirge. 2005). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Toplumsal değerlerle çerçevesi çizilen cinsellik olgusu konusunda ne ülke eğitim kurumları ne medya ne de ebeveynler üzerlerine düşeni gerçekleştirememektedir.1 Yukarıdaki satırlar . Hürriyet. Google aramalarında en ön sıralara çıkabilme ve reklam pastasından daha büyük bir pay kapabilmek telaşı.com. Yine benzer bir otokontrol çabası da Sabah gazetesi tarafından 27 Temmuz 2007‟de başlatılmıştır. İnternette şiddet. arkadaşlar ve medyanın cinsellik konusunda en önemli bilgi kaynağı olduğunu ortaya koymaktadır (Ercan. sunulan içeriklerin derinlemesine araştırma ihtiyacı ortadadır. 21 Haziran 2007. Yukarıda yer alan ve bir çeşit “itiraf” olarak kabul edilebilecek açıklamalar göz önüne alındığında medyanın kimi zaman bu rolüne ilişkin otokontrol ve kendini düzeltme çalışmaları yaptığı ancak mevcut duruma bakıldığında pek de başarılı olamadığı görülmektedir. Ülkemizde toplumsal. Alexa sıralamasında ilklerden olabilme.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 171 2. Yayın Yönetmeni.tr/gundem/6753140. kimi zaman “teşhire” kimi zaman da erotizmin sınırlarını zorlayan haber(!) içeriklerine müsaade edilmesine yol açmaktadır. Bütün bunlara rağmen bugün Türkiye‟de habercilik adına internet meydanında boy gösteren gazetelerin sunduğu içerikler tartışma konusudur.yaklaşık iki yıl önce. en azından ev sahibi gazete açısından olumlu sonuçlar vermiş görünmektedir.TartıĢmalar/Sorunlar “Kadın teşhirinin rekabetini reddediyoruz” Artık hiçbir haber değeri olmayan çıplak kadın fotoğraflarından oluşmuş foto-galerileri kaldırıyoruz.

Buradan hareketle çalışmanın bu bölümünde internet sitelerinin trafik kaynaklarına bakmak. Sayı:29 . Milliyet ve Hürriyet gibi gazetelerimizin başını çektiği bu yeni uygulamada. okuyucuya nasıl ulaşıldığı ve ne tür teknolojik hileler yapıldığını görmek yerinde olacaktır. mümasil kılmaktadır. vitrin konumundaki ana sayfanın dışında devam sayfalarını okurken. Temel amaç ise okuyucuyu baştan çıkaran bir söylemle. Koz ulaşan ilk 30 siteye bakıldığında gelenekselde de temsili olan büyük gazetelerimizin yer aldığı görülmektedir (http://www. Bu sistem yüzünden kullanıcı. Haber içeriğine yerleştirilen cezbedici (!) görsel öğeler. İnternet yayımcılığında. Bu durum her ne kadar avantaj olarak gözükse de aslında internet haber yayımcılığında alternatiflerin artması ve rekabetin olabildiğince sertleşmesi nedeniyle zamanla dezavantaja dönüşmüştür. internet yayımcılığında ana sayfanın dışındaki bölümleri tercih etmemektedir. Güz 2009.alexa. İnternet sitelerinde ise bu sayı teknik ölçüde “sınırsız” olarak kabul edilebilir. daha çok retoriktir ve ikna edici bir kurguya sahiptir. Geleneksel yayımcılıkta. geleneksel haber dilinden ayrılarak kendine özgün bir dil oluşturmuştur. Dikkat çekici bir haber başlığıyla sayfayı ziyaret eden kullanıcı. tek bir haber için 2 ila 15 arasında sayfa ziyareti gerçekleştirmek zorunda bırakılmaktadır. haber içeriği birden fazla sayfalara bölünmektedir. 3. farklı içerikteki haberleri bile dublör haline getirmekte. dar alanlara sıkıştırılmış haber başlıkları. Bu amaçla. Bu durum.com/topsites/countries/TR). Haber başlıkları.Haber Sitelerinin Trafik Kaynakları ve Ġnternete Özgü Haber Tipleri Online haber yayımcılığı. çoğunlukla yeni sürprizlerle karşılaşır. haberin yer aldığı sayfalar sınırlı sayıdadır. Haber başlıklarındaki “kurgusal oyun”. Kullanıcı sayısını artırmak amacıyla yapılan bu kurgusal oyunlar. dikkat çekici hale getirilirken. haberin ana kurgusunu örtülü hale getirilebilmektedir. benzer kelime tercihleri ve diğer yayıncı kuruluşların “copy pastları”. A. bazen de “örtbas” haberler yayınlayarak “Türk okuyucusunun birinci tercihi olmanın haklı gururundan!” bahsetmektedirler. Kullanıcı. Dil oyunlarıyla örülü bu tercih. hedef kitlenin dikkatini olabildiğince çekerek sayfa ziyaretini artırmaktır. sayfa ziyaret oranlarını da artırmaktadır. internet editörlerini geleneksel haber dilinden uzaklaştırmaktadır. tıklanma değeri yüksek kelimeler tercih edilmektedir. Ancak her nedense büyük gazetelerimiz bu amaçlarını gerçekleştirirken kullandıkları yöntemler konusunda bihaber davranmakta. IĢık – K. ziyaretleri tetiklemektedir. karakter sayılarıyla sınırlıdır.172 U. geleneksel yayımcılıkta. Bu yeni dil.

tr/GaleriHaber. 3.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 173 haberle ilgili veya ilgisiz aynı içerikle sunulan fotoğraf galerileri ziyaret oranını ve dolayısıyla da “tıklanma sayısını” çok daha üst seviyelere taşımaktadır.www.tr2 Bu uygulamanın giderek yaygınlaşması içeriğinde zayıflamasına neden olmaktadır.aspx?aType=GaleriHaber&ArticleID=1110998&PAGE= 1&Date= 26.milliyet.06. haber siteleri bu tür cinsel öğeler nedeniyle kimi zaman “filtreleme programları”na takılmaktadır. Bu şekilde sayfa ziyareti artırılmakta. tek bir haber için sayfayı ziyaret eden kullanıcı.1 – “Vagon” Haberler Vagon haberler. kendi tercihi dışında adeta sayfa ziyaret etmeye zorlanmaktadır. bu oranları daha üst seviyeye taşımaktadır. haberlerde kadın teşhirciliğin artmasına neden olmakta.2009&KategoriID=19 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Böylelikle.1 .com.milliyet. 2 http://www.1.com. okuyucunun sistemde daha fazla sürede kalması sağlanmaktadır. tek bir haberin birden fazla bölüme ayrılarak içeriğin ayrı sayfalara taşınması yöntemidir.Galeri Haber Tipleri 3. Haberin içerisine eklenen fotoğraf galerileri. Özellikle fotoğraf galerinin tıklanma oranı yüksek olması. 26 Haziran 2009.

org). Ahşap el yapımı olan bebekler ortasından açıldığında başka bir bebek çıkar. A.Hürriyet 3. Rus yapımı bir oyuncak bebek türüdür.174 3. 27 Haziran 2009. Tek anne figürünün içerisinde iç içe yerleştirilmiş beş veya yedi bebekten oluşur (http://tr. Sayı:29 . birçok ülkedeki haber sitelerinin de aynı yöntemi izlemesine neden olmuştur. Alman Bild‟in önünü çektiği yeni bir ekol peşindedir. internetteki çok yüksek sayfa ziyaretleri. “okumak istediği” habere ulaşana dek. fotoğraf ya da video) ana sayfaya taşınır.2. ziyaret oranlarını (hem sayfada geçirilen süreyi hem de sayfa ziyaretini) çok daha üst seviyelere taşımaktadır. Ziyaretçinin dikkatini çeken bu haber tıklandığında ayrı bir sayfaya yönlendirilir ve 3 numaralı bölümde de gözüktüğü gibi günün tüm magazin haberlerinden oluşan bir derlemeyle karşılaşılır.wikipedia. Fotoğraf ve Video Galerileri Görselliğin giderek ön plana çıktığı internet haber yayımcılığı. okuyucuyu devama yönlendirecek cezbedici ögelerle (başlık.“MatruĢka” Haberler U. Bu yöntemde. diğer haberlere de göz atmak/tıklamak zorunda bırakılır. Bazen de okuyucu. 3 Matruşka. Güz 2009. IĢık – K. Ziyaretçi böylelikle önem değeri en yüksek haberden başlayarak önemine göre sıralanan haber turuna sokulur. haber içerik olarak zayıf olsa da büyük görsellerle desteklenmiş. Bild‟in. tıklanma oranı daha yüksek olan ya da editörün diğer haberlere göre daha önemli olduğunu düşündüğü haber. Bu yeni uygulamada.1.2. onu açtığınızda yine başka bir bebek çıkar. Koz Sayfa ziyaretini artırabilmek amacıyla daha çok Milliyet ve Hürriyet‟in uyguladığı bir diğer yöntem ise “matruşka3” olarak adlandırdığımız haber biçimidir. Haber içerisine yerleştirilen fotoğraf ve video galerileri. bulvar tipi gazetecilik anlayışının internete de hâkim olmasına neden olmuştur.

tr”.9% sanaleditor 20.com.tr.5‟inin ana sayfada sunulan içerikleri izlediğini belirtirken.com.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 175 Bu konuda 13 Haziran 2009‟da ankarahaber.milliyet.com.com.3% hurriyet.3% medya 0. zaman.0% fotogaleri 5.2% turkuaz 0. okuyucunun hem daha fazla “tıklama”sını hem de sitede “daha fazla süre” geçirmesini sağlamıştır. Haber sitesinin ana sayfasında yayınlanan her iki haberin 3 saatlik yayın döneminin ardından sayfa ziyaretleri incelendiğinde çok farklı oranlarla karşılaşılmıştır. rakip site olarak adlandırdığı Hürriyet‟te ise okuyucuların yüzde 4 5 http://www. radikal.4% videogaleri 0.aspx?aType=HaberDetayArsiv&KategoriID=3&Artic leID=1103664 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . ikinci habere ilişkin toplam sayfa ziyareti ise 3150 olarak gerçekleşmiştir.1 msnyasam 1. sitedeki ziyaret oranını.com/siteinfo/milliyet.tr. http://www. fotoğraf sayısı ve sayfa sayısının çarpanı kadar artırmaktadır. Alexa verileri4 dikkate alınarak çıkarılan aşağıdaki tabloda haber sitesine ulaşan okuyucunun nerede vakit geçirdiği ya da hangi amaçla siteye ulaştığı görülmektedir.3% arsiv % 4. Aynı süre içerisinde ilk haberin sayfa ziyareti 300.1% arkadasim Tablo 1: Haber sitelerinin 19 Haziran 2009 tarihli toplam trafik kaynaklarının domain üzerindeki paylaşımı Milliyet Gazetesi internet sitesi bu konuda yaptığı haberlerde5 kendisine ulaşan okuyucunun yüzde 88.com.com adlı haber sitesinin de desteğiyle yaptığımız bir çalışmada.0% radikal.5% editor 1.tr/Ekonomi/HaberDetay.tr 38.com.tr 100. İkinci haber.com. hurriyet. Bu haberlerin ilki “Ferhunde’nin acı intikamı” diğeri ise “Avrupa Yakası’nda hüzünlü veda” başlıklarıyla okuyucuya sunulmuştur.tr. Fotoğraf ve video galerilerinin bir haber sitesine ne derece katkı sağladığı aşağıdaki tabloda da görülmektedir.5 milliyet.com. Buradan da açıkça görüleceği gibi içeriğe eklenen galeriler. ikinci haber 3 ayrı sayfaya bölünmüş ve içeriğe 14 fotoğraftan oluşan bir galeri eklenmiştir. Milliyet Hürriyet Radikal Zaman D O M A İ N (Alan adı) % 88.tr 99. İlk haber tek bir sayfada okuyucuya sunulurken.tr “İnternette en çok ziyaret edilenler listesinde zirvede yine milliyet.tr S U B D O M A İ N (Alt alan adı) 32.0% zaman.8% fotoanaliz 0.com. benzer içerikteki iki magazin haberi yayınlanmıştır.alexa.8% kelebekgaleri 0.0% emlak 0.com.

Bu kodlamalar. 3.8‟inin gazetenin magazin ekinin galerilerine.tr (milliyet.8‟inin de foto analiz bölümünü takip ettiklerini ve ana sayfayı izleyenlerin yüzde 38. sayfaya kodlanan anahtar kelimeler veya sistemdeki eşlemeli anahtar kelimeler sayesinde ulaşmaktadırlar. içerikleri ana domain üzerinden sunmaktadır. içeriklerin toplam kullanıcı üzerinden ziyaret edilme oranını kullanıcı bazında ölçüm dışında bırakmaktadır. habere ilişkin her bir sayfanın başına. ana domain olan milliyet. “Adriana Lima” konusunda Google‟da yapılan bir aramada Türk basınının önde gelen temsilcilerinin ilk sıralarda çıkması da bir tesadüf sonucu gerçekleşmemektedir. Çünkü arama motorlarında.tr gibi) değil. aramalarda giderek önemli bir hale gelen “üst sırada çıkma isteği”nin bir sonucu olarak büyük bir pazar haline gelen optimizasyon hilelerinin önüne geçilmesi amacıyla algoritmalar sürekli değiştirilmekte ya da daha karmaşık hale getirilerek birden fazla bileşen kullanılmaktadır.3 oranında olduğunu belirtmektedir.tr/galeri) üzerinde tutmaktadır.milliyet. Zira Milliyet istatistiklerde belirtilenin aksine. Hürriyet‟in dışında Radikal ve Zaman gazeteleri de foto galeri vb.com. Sayı:29 . arama motorlarında istediği veriye. A.176 U. yüzde 20‟sinin fotoğraf galerilerine ve yüzde 5. içerik sunumlarını subdomain‟de (galeri. foto/video galeri vb.com. Hürriyet konusunda gerçekleri dile getirmesine rağmen kendi web sitesini ilişkin gerçekleri de göz ardı etmektedir. Güz 2009. sistem tarafından daha önce yapılan kodlamalarla sistemli biçimde title (site başlığı).com. arama motorlarının olası algoritmalarına göre düzenlenmektedir. Haber siteleri de birçok internet sitesi gibi bazı kelime gruplarında rakiplerine göre daha ön sıralarda çıkabilmek amacıyla bu tür optimizasyonlara başvurmaktadır. keywords (anahtar kelimeler) ve description (sayfa özeti) bilgilerine yer verilmektedir. Bu da kısmi de olsa açık kaynak olarak kabul edilen Alexa ölçümlerinde. IĢık – K. Kullanıcılar. galeri vb. Milliyet Gazetesi. Arama Motorları ve “Kelime” Oyunları İnternet sitelerinin “kullanıcı havuzu” olarak kabul edilebilecek arama motorlarından kendi sitesine kullanıcı/okuyucu çekebilmesi tesadüflere bırakılan bir durum değildir. Bu amaçla.3. Koz 32.

com. arama motorlarından “uygun olmayan içerik ve kelime oyunlarıyla” ziyaretçi çekme çabası açıkça görülmektedir.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 177 Hürriyet gazetesinin 27 Haziran tarihli “Çamur bahane festival şahane” başlıklı haberinde (http://kelebekgaleri. Sayfanın kaynağında sayfa başlığı (title) olarak “çamurla sevişenler” kelimeleri kullanıldığı görülmektedir. zayıf bir içerikle sunumu yapılan haberin sayfa başlığı ise (3) numaralı alanda görüldüğü gibi “Çamurla sevişenler” şeklinde oluşturulmuştur.tr/galeridetay.aspx?cid= 20006&rid=2369) ilgili kuruluşun.hurriyet. haberin içeriğinde “Çamur içinde festival” başlıklı haberle karşılaşırken. (1) ve (2) numaralı alanlardaki başlıklar okuyucu için (3)‟üncü başlık ise site başlığı olarak arama motorları için düzenlenmiştir. Haber başlığına tıklayan ziyaretçi. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .

A. Sayı:29 .800 4.920.650.000.500 4. Google‟da yer alan toplam indekslerindeki çevrimiçi aykırı kelime unsurları listelenmiştir.190 53 4. Buradan da görüleceği üzere ilgili haber sitesinin en büyük trafik kaynağını (% 78. Bu da ilgili kelime gruplarında yapılan aramalarda.000 Radikal 46. Bu durum.260 5.000 Anahtar Kelime Seks Porno Fantezi Cinsellik Erotizm Toplam indeks Milliyet 55.178 U.350 1. Hürriyet 21.000 19. Milliyet‟in ziyaret edilme olasılığını artırmaktadır.550 13. IĢık – K.000 Tablo 2: 19 Haziran 2009 tarihli Google aramalarında kelime tercihleri Güz 2009.500 19. çevrimiçi ortamda arama motorlarını önemli hale getirmektedir.000 Zaman 723 835 240 2.400 1.100 971 10.com (03-06-2009) adlı haber sitesinin.290 4.79 ) arama motorları oluşturmaktadır. Milliyet‟in ilgili tarihte Google‟de indekslenen toplam 13 milyon sayfası bulunmaktadır ve bunların içerisinde seks kelimesine ait 55 bin sonuç yer alırken bu oran Zaman gazetesinde sadece 723‟tür.450 6.100 1. Koz Aşağıda ankarahaber.090 39.750.100 17. Aşağıdaki tabloda ise çalışmaya konu edilen dört ayrı haber sitesinin. reyting ölçüm ortamı olan Google Analytics raporlarında yer alan ziyaretçi kaynaklarının dağılımına ilişkin istatistiki değerler yer almaktadır.

İçerik analizi. Gazetelerin ana sayfalarında sundukları fotoğrafların ilişkilendirilmesi anlamlı mıdır? haberlerle kullandıkları 5.1. Gazetelerin ana sayfalarını. Toplam haberler arasından “teşhir” ve “cinsellik” unsuru taşıdığı tespit edilen 103 haber içerik analizine tabii tutulmuştur.hurriyet. Cinsellik ve “kadın teşhiri” gereğinden fazla olarak okuyucuyu çekmek ve daha çok sayfa ziyareti sağlamak adına kullanılmakta mıdır? 2. İnceleme konusu gazetelerden Hürriyet. Nitel değerlendirme kapsamında ise özellikle kullanılan haber başlıkları ve kullanılan haber fotoğrafları başlık ilişkisi irdelenecektir.aspx?id=2065&tarih=2009-06-01 ve takip eden günler. Zaman gazetesi 1-10 Haziran tarihleri arasında ve saat 20. Yöntem Bu çalışma 1-10 Haziran tarihleri arasında incelemeye konu dört gazetenin internet sitelerinde ve yalnızca ana sayfada yer almış 6 haberler ve görsel unsurlar üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında yanıtı aranan sorular şunlardır: 1. nitel ve nicel olarak değerlendirebilmek için “içerik analizi” yöntemi kullanılmıştır. Milliyet ve Radikal gazetelerinin ana sayfalarına “Arşiv”den ulaşılırken.com.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 179 4.6‟sını teşkil etmektedir. http://hurarsiv. 7 Arşive atılan ana sayfadaki bütün haberleri kapsamaktadır. 6 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Bulgular 5.00 saatleri arasında günlük olarak takip edilmiştir. Nicel değerlendirme kapsamında 9 değişkenden oluşan kodlama formu yardımıyla elde edilen veriler istatistikî olarak değerlendirilecektir. “Cinsellik” ve “TeĢhir” Ġçeren Haberlerin Gazetelere Göre Dağılımı ve Toplam Haber Ġçerisindeki Oranları Çalışma kapsamında yapılan incelemelerde Hürriyet gazetesinin arşive atılan ana sayfasında 1-10 Haziran tarihleri arasında toplam 525 haber başlığı 7 tespit edilmiştir. ana sayfada yer alan toplam haberlerin yüzde 19.tr/goster/haberler. 10 günlük sürede yer alan 103 haber.00-21. 1984: 18). bir metindeki değişkenleri ölçmek için yapılan sistematik. Gelenekselde de temsili olan gazetelerin internet sayfalarında sundukları içerikte “cinsellik” ve “kadın teşhiri”nin boyutları hangi düzeydedir? 3. tarafsız ve sayısal bir analizdir (Berelson. Zaman gazetesinde cinsellik ve teşhire dayalı hiçbir bir unsura rastlanmadığı için haber sayısı bakımından istatistiki bir değerlendirme yapılmamıştır.

5 9.3 20. Sayı:29 .3 18.9 19.6 21.3 6.5 19.1 25.3 22.1 28 21.6 22.180 U.6 16.9 18.5 21.9 25 6.6 6.7 16.6 2. IĢık – K.2 11.2 4.3 19.8 Tablo 3: Cinsellik ve Teşhir İçeren Haberlerin Ana Sayfada Yer Alan Haberlere Oranı Güz 2009. Koz Tarih 1 Haziran Gazete Hürriyet Milliyet Radikal 2 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 3 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 4 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 5 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 6 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 7 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 8 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 9 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 10 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal Hürriyet Toplamı Milliyet Toplamı Radikal Toplamı Genel Toplam Ana sayfada yer alan toplam haber baĢlığı sayısı 52 62 47 54 62 47 50 66 47 54 64 47 51 63 43 51 58 45 52 60 43 53 66 43 54 65 43 54 62 43 525 627 448 1600 Cinsellik/kadın teĢhiri içeren haber sayısı 9 12 3 10 12 1 14 14 1 14 16 3 11 14 4 11 12 1 6 13 3 10 15 9 10 9 14 4 103 133 20 253 Yüzde % 16.3 2.2 9.3 20.4 15. A.6 16.2 2.3 20.8 22.

8 Arşivde görüntülenen ana sayfada.9 52.4‟ünü teşkil etmektedir. başlık. “Mizah” “TV Rehberi”. “Sinema”. Bunun toplam habere oranı ise yüzde 15.7 7. “Milliyet İnternet TV” gibi bölümler değerlendirmeye İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Radikal gazetesinin “teşhir” ve “cinsellik” içeren haber sayısı ise 19‟dur. “Kültür-Sanat”.4 100. arşivlerinde yapılan incelemede ise. “Astroloji”.7 7. Soru ve flaş-şok ifade şeklinde başlıklandırılan haberler ise (yüzde 8) daha azınlıkta kalmıştır.4 100.9 92. İçerik analizine tabii tutulan toplam 258 haberin gazetelere göre dağılımı ise aşağıdaki gibidir. Bu ise toplam haberlerin yüzde 4. cinsellik ve teşhir içerdiği tespit edilen toplam 258 haberde kullandıkları başlık açısından da değerlendirilmiştir.2‟sine tekabül etmektedir.0 Tablo 4: Cinsellik-Teşhir İçeren Haberlerin Gazetelere Dağılımı 5. Kullanılan BaĢlık Grameri İnceleme konusu üç gazete.9 52. görsel öge ve ifadeye rastlanmıştır.2.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 181 Milliyet gazetesinin ana sayfasında ise 1-10 Haziran tarihlerinde toplam 627 haber başlığı yer almaktadır8. yüzde 53‟e yakını düz cümle ile başlıklandırılmıştır. Frekans Hürriyet Milliyet Radikal Toplam 103 136 19 258 Yüzde Geçerli yüzde Birikimli yüzde 39. Haberlerin yüzde 39‟unda eksiltili-devrik cümle kullanılırken. Çalışma kapsamında ele alınan Radikal gazetesinin.6 100. on günlük sürede 448 haber unsuru değerlendirmeye alınmıştır.8 olarak gerçekleşmiştir. “Renkli Hayatlar”. Bunların arasından 133 haber incelememiz açısından gerekli unsurları taşıdığı gerekçesiyle içerik analizine tabii tutulmuştur ve bu değerlendirmeye alınan toplam haberin yüzde 21. Zaman gazetesi dışında incelemeye konu diğer 3 gazetede toplam 1600 haber arasından 253‟ünde cinsellik ve teşhir unsuru içeren. “Günün Diğer Haberleri”.0 39.0 39.

İnternette tasarım ve mizanpaj açısından yaşanan yer darlığı tam cümle kurmayı güçleştirmektedir. yalnızca görsel unsur kullanımı 11 yoluyla cinsellik ve teşhire 13 haberde.182 U.8). 18 haberde ise sadece metinde (yüzde 7) teşhir-cinsellik unsurları yer almıştır. 160 haberde görsel unsur yoluyla yapılan teşhirin (yüzde 62) yanı sıra 60 haberde de (yüde 23. Koz Frekans Eksiltili-Devrik cümle9 Soru cümlesi Flaş-şok ifade Düz cümle Toplam 101 8 13 136 258 Yüzde 39.1 42. Bunun yanı sıra 20 haberde ise sadece başlıkta (yüzde 7. 10 Cinsellik iması: Haberde başlık ya da metinler yoluyla cinselliği çağrıştırıcı ifadeler. Bu nedenle tam bir cümle kurulabilmesi için gereken ana unsurları (yüklem) içermeyen cümlelerle.1 3. kadın teşhirine dayalı olması. Haberler yoluyla cinsellik imasına 10 37 haberde rastlanırken (yüzde 14.7 100.1 3. devrik cümlelerden oluşan başlıklar kullanılmaktadır.0 52. (“Evlenmeden de olur” Hürriyet.0 Geçerli yüzde Birikimli yüzde 39.0 39. (“Öyle bir hastalık ki” Hürriyet.4‟lük bir dilimde yer alan 14 haberde erkek obje ön plana çıkarılmıştır. IĢık – K.39. görsel unsurlar ve metin) söz konusu unsurlara rastlanmaktadır. Cinsellik ve teşhir içeren haberlerin büyük çoğunluğunda (yüzde 64: 165 haber) “kadın obje”ye yer verilirken. 8 Haziran) 11 Görsel unsur kullanımı: Haberle ve konusuyla ilgisi olmasa da kullanılan resmin.3.2 47. erotizm içeren ifade ve unsurların kullanımına ise 29 haberde (yüzde 11) rastlanmıştır.1 5. yalnızca yüzde 5. 8 Haziran) 9 Güz 2009.7 100.0 52.3) en az iki alanda (başlık.1 5.3 100. Sayı:29 . Haberde Cinsellik-TeĢhir Unsurunun Kullanıldığı Yer ve KullanılıĢ Biçimi Üç gazete özelinde ele alınan 258 haber üzerinde yapılan incelemede cinsellik ve teşhirin çoğunlukla görsel ögeler kullanılarak gerçekleştirildiği görülmüştür.0 Tablo 4: Haberlerde Kullanılan Başlık grameri 5. A.

Haberlerde “En Sık Vurgulanan” ya da “Tekrarlanan Ġfade” 12 Frekans Cinsel görsellik vurgusu Cinsel istek uyandıran ifade Cinsel tercih Cinsel suçlar Diğer Toplam 167 40 11 21 19 258 Yüzde Geçerli yüzde Birikimli yüzde 64.7 15. Haberin Yönlendirildiği Yer ve Ana Sayfadaki Konumu İncelemede ana sayfada yer alan 258 haberin sitede hangi bölüme yönlendirildiği de sayısal olarak ortaya konulmuştur. 2 Haziran. (Prensin „seks kölesi‟ kurtuldu. tecavüz türünden “cinsel suç/adli vaka” vurgusu yapan metin ve görüntüler içermektedir. Bir erkeğe dört kız düşüyor. Bir internet okuyucusunun daha fazla sayıda “tıklama” gerçekleştirmesi ve daha fazla süre ile sayfa ziyaretinde kalması için haberciler “foto galerileri”ni etkili bir yöntem olarak kullanılmaktadır.0 64.4 100.3 8. 6 Haziran. Buna göre haberlerin büyük bir çoğunluğu (yüzde 52: 134 haber) foto galerilere yönlendirilmiştir.2 84.5 92. Milliyet.5 4.3 8. foto galerilerinin internet haber siteleri için ne denli bir “rating kaynağı” olduğunu da ortaya koymaktadır. Eşcinseller bilimsel olarak incelenecek!. 9 Haziran. (Kağıt bebekler ne kadar kazanıyor?.0 Tablo 5: En sık kullanılan ya da vurgulanan cinsel ifade Üç gazete ve 258 haber üzerinde yapılan incelemede.0 64. cinsel şiddet haberleri. (Seks bağımlısıymış. Hürriyet.7 80. cinsellik-teşhir içeren haberlerin büyük çoğunluğunun “cinsel görsellik vurgusu” yapan ifadelerle şekillendirildiği görülmüştür.4 100.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 183 5.7 15. iç çamaşırı yok!. taciz türünden konular. Milliyet. 21 haber taciz. Elde edilen veriler. Haberlerin yüzde 15‟inde “cinsel istek uyandıran ifade”lere yer verilirken. çıplak. kelimeler içeren haber başlıkları ile yapılandırılan haberler. kişilerin cinsel fantezilerini konu alan haberler.1 7. Radikal. Cinsel görsellik vurgusu: Habere konu kişi ya da kişilerin fiziki görüntülerinin ön planda tutulduğu haberler. frikik.4. (Frikik var. Küçük kıza otomobilde tecavüz!.) Cinsel tercih: Eşcinsellik.6 100. konularla. 8 Haziran) Cinsel istek uyandıran ifade: Seks.1 7. 8 Haziran. Dünyanın en güçlü kadını 34 yaşında.5 4. 3 Haziran) 12 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .5. lezbiyenlik vs. 5. Milliyet. Milliyet. dekolte vb. 5 Haziran) Cinsel suçlar: Tecavüz. Milliyet.

7 11.0 Frekans Manşet Sürmanşet Sağ manşet resimli Sağ manşet Manşet altı (resimli) Göbek Toplam 25 4 6 21 44 158 258 Tablo 7: Haberin sayfadaki konumu Güz 2009.2: 158 haber) göbek tabir ettiğimiz bölümden ana sayfaya dahil olmuştur.1 100.6 2.0 51.6 2.6 21.1 61.7 1. eklere ya da başka bir siteye yönlendirme yapmaktadır.7 1.0 65.3 64.2 100. İncelemede 258 haber.2 26.1 91.1 17. yine yüzde 27‟si (71 haber) manşet bölgesinde vitrine çıkmıştır.7 8.0 Birikimli yüzde 9. A.9 2.0 Geçerli yüzde Birikimli yüzde 51.3 9.8 100.7 38. Koz Frekans Foto galeri Video Eklere link Başka bir siteye link Devam sayfası Vagon/Matruşka haber Toplam 134 6 25 3 69 21 258 Yüzde 51. Sayı:29 .3 9.0 Tablo 6: Haberin Yönlendirildiği Yer Son dönemlerde foto galerileri ile benzer bir işlevi yerine getiren “Vagon” ve “Matruşka” haberler de rating ve sitede geçirilen sürede belirleyici rol oynamaktadır.184 U.9 2. Yukarıdaki frekans tablosunda da görüleceği üzere.2 26.1 61.7 1. Yüzde 9. yaklaşık yüzde 13‟ü video.9 54.1 100.2 13.9 100. haberlerin yüzde11‟den fazlası (29 haber) manşet ve sürmanşet olarak ana sayfaya girerken.1 17. İncelememize konu olan 258 haberin yüzde 8‟i (21 haber) bu yöntemlerle dizayn edilmiştir. IĢık – K.0 Geçerli yüzde 9.3 8.3 8. İncelemeye konu 258 haberin büyük bir çoğunluğu ise (yüzde 61. ana sayfada yer aldığı konum açısından da değerlendirilmeye tabii tutulmuştur.7 8.2 100. Bunun dışında haberlerin yüzde 26.7 1.7‟si devam sayfalara aktarılırken.

yüzde 8‟i derleme haber 13 şeklinde konumlandırılmıştır. Hürriyet.0 Frekans Güncel Grafik/clipart Arşiv resim Toplam 151 14 93 258 Tablo 9: Haber-resim ilişkisi 13 Derleme Haber: Genelde fotoğraf kullanımı ile belirli bir konuda –güncel olmasa da. Milliyet. Hürriyet ve Radikal gazetelerinin ana sayfalarında ve devama aktarılan sayfalarda kullandığı fotoğraflarla haberin konusu arasındaki ilişkiye bakıldığında.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 185 5.5 5. Yüzde 51. Haberlerin yüzde 13.1 100. Haberlerin küçük bir kısmı ise resim-grafik-clipart ile şekillendirilmiştir. Unutulmuş pop starlar.5 64.2 27.0 Geçerli yüzde Birikimli yüzde 51.0 Birikimli yüzde 58.2‟si (132 haber) magazin konularını kapsarken. 3 Haziran.0 Geçerli yüzde 58. Konuyla bağlantılı fotoğrafların bir kısmı alt yazı ve spotlarla okunur kılınırken ardından gelenler yalnızca görsel unsurlarla donatılıyor. 7 Haziran.9 100.0 100. yüzde 27‟si dış kaynaklı haberlerden oluşmaktadır.4 36.1 91.4 36.1 100.8 8.5 5.0 100.6.0 51. Yüzde 58.6‟sı ülke gündeminden konulara ve yaşam/sağlık içeriğiyle donatılırken (35 haber).2 27. yüzde 36‟sının arşiv kayıtlarındaki resimlerle sayfaya taşındığı görülmüştür. Dünya onları bu sahnelerle tanıdı. Cinsellik-TeĢhir Ġçeren Haberin Türü ve Haber-Resim ĠliĢkisi Sayısal değerlendirme yapılan 258 haberin yüzde 51.3 84. Milliyet.8 8. 2 Haziran. 151 haberin güncel resimlerle yapılandırılırken.8 7.1 5.8 7. Milliyet.) İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .2 78. (Makyajsız gezmemesi gereken 50 ünlü isim.0 Frekans Magazin Dış haber/dünya Yaşam/sağlık Yurt içi haber/gündem Derleme haber Toplam 132 70 15 20 21 258 Tablo 8: Cinsellik/teşhir içeren haberin türü Yine bir başka değerlendirme konusu da kullanılan fotoğraflarla haber ilişkisi üzerine olmuştur.yapılan haberler.1 5.0 100.

Teşhir ve cinselliğin ön plana alındığı hiçbir haber ve görsel ögenin gözlemlenmediği Zaman gazetesi ile Radikal gazetesinin Hürriyet ve Milliyet gazetelerine oranla çok daha masum bir içerik sunduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Değerlendirme ve Sonuç U. “En çok paylaşılan kareler” şeklindeki masumane başlıklarla yapılan yönlendirmelerin ardında “teşhir” ve “cinsellik” unsurlarının yer aldığı görsel unsurlar peş peşe sıralanmakta ve bu yöntem daha çok “tıklanabilmenin” anahtarı olarak kullanılmaktadır.incelemeye konu olan gazetelerden Hürriyet ve Milliyet‟te yoğun olarak kullanılmaktadır. vahşet içeren 3. çocuk.. internet ortamındaki aşırı rekabet ortamında özellikle çocuk ve gençlerin ruh sağlığı ve psikolojilerinin gözardı edilmekte olduğudur. “Bu küçük kızı tanıdınız mı?”. Koz Yapılan incelemede elde edilen nicel veriler. Geleneksel basınımızın güçlü temsilcilerinin internet ortamında sundukları bu içeriklere. Bir başka nokta da gazetelerin kullandıkları haber başlıkları ile fotoğrafların ilişkilendirilmesi açısından göze çarpmaktadır.186 6. Yarı pornografik ve kadın teşhirine dayanan üstelik hiçbir haber değeri olmayan fotoğraflara ne yazık ki çocuklarımız da kolayca ulaşabilmektedir. “Onları bu sahnelerle tanıdınız?”. çok daha masum bir içerik taşıyan haber içeriği arşivden ortaya çıkarılmış şuh bir fotoğrafla süslenmektedir. “kadın teşhiri” ve “cinselliği” ön planda tutan haberlerin birer rating unsuru olarak genel toplam haberler arasında önemli bir boyutta kullanıldığına işaret etmektedir. aile içi şiddet. yaşlı her kesimden insanın rahatça ulaşabildiği düşünüldüğünde bu içeriklerin daha sağlıklı ve okunabilir hale getirilme zorunluluğu ortadadır. Sayı:29 .. internet haber sitelerinin sunduğu içeriğin ne boyutlarda olduğu daha da anlaşılacaktır. sayfa haberleri de dikkate alındığında. töre cinayeti. İncelemeye Güz 2009. Temel araştırma sorusu açısından ortaya çıkan gerçek ise. “teşhir” ve “cinselliğin” ön planda tutulduğu -magazin ağırlıklı hafif haberler. Nitekim dönemin Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Çekirge. Başka bir deyişle 10 haberden 2‟sinde teşhir ve cinsellik unsuru ön planda tutulmaktadır..” Çalışma ile ortaya çıkan sonuç ve gözlemlerden elde ettiğimiz önemli verilerden biri de. A. Milliyet gazetesinin genel toplam haberleri arasında bu tür haberlerin oranı yüzde 21‟e ulaşırken. Bazen de tam tersine. Hürriyet gazetesi açısından da bu oran yüzde 20‟lere yaklaşmaktadır. IĢık – K.. “Kadın Teşhirinin Rekabetini Reddediyoruz!” başlıklı yazısında bu konuda da şöyle bir itirafta bulunmuştu: “Biliyoruz ki internet sitelerine girebilmek çok kolaydır. genç. Bunun yanında. Bunun için de kaldırıyoruz.

zapmedya. B. (2009) Türkiye‟de Online Reklamcılık Sunumu. (2003) The web and its journalisms: considering the consequences of different types of newsmedia online. (1999). S. Selçuk İletişim. Hürriyet). “Fermuarını açık unutunca” (6 Haziran. türünden başlıklar. “Çamaşır giymeyi unutunca” (10 Haziran. http://www. Milliyet) sunulan haberlerin altına yerleştirilen içerik ve görsel ögeler “teşhir”in boyutlarını ortaya koymaktadır. KAYNAKÇA Aktaş. Journalism Studies.203230. M. “Bir erkeğe dört kız düşüyor” (9 Haziran. Deuze. Gazette.com/data/sarperdanis_0802_onlinereklamcilik_public. (2004) What is Multimedia Journalism?.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 187 aldığımız üç gazetenin geleneksel ortamdaki içerikleriyle internette sundukları içeriğin farklılığı da ortada iken. internete özgü içerik yaratma girişimlerinin temelinde daha fazla “tık” alabilmek ve okuyucuyu daha fazla sitede tutabilmek adına. Hafner Press. Number 2. (2006) Online Journalismand the War in İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Dimitrova. Deuze. M. pp. “En çok paylaşılan kareler”. Berelson. “Üstsüz klip çekti!” (8 Haziran. New Media&Society. Milliyet). Neznanski. birazcık “cinsellik” ve “teşhir” koklatılmış haberlerin ulaştığı rating rakamlarının cazibesinin ve ekonomik getirisinin geleneksel gazetecilik değerlerini hiçe sayan bir anlayışın zaferine yol açtığı sonucunu doğurmaktadır. çok daha masum başlıklarla (“Beyaz giyerken dikkat!”. Hürriyet). iç çamaşırı yok!”. Ancak bu anlayışın karşısında uygulamaların ve teşhirden arındırılmış daha sağlıklı bir habercilik arayışında olanların varlığı da bilinmektedir. pp. M. [Erişim: 5 Haziran 2009] Deuze. Journalism and the web: An analysis of skills and standards in an online environment. (1984) Content Analysis in Communication Researh. Danış. Her ne kadar çalışmamız büyük bir resmin küçük bir bölümüne ışık tutsa da. “Konuşan fotoğraflar”. okuyucuların hemen her gün görmeye alıştığı ve giderek de yadırgamadığı haberler olarak karşımıza çıkarken. “Frikik var. New York. M. 5 Haziran Hürriyet. 373–390.V. 61(5). C. deyim yerindeyse “bel altı yöntemler” kullanılmaktadır. Hürriyet). Vol(5)2. 5(1). Milliyet) vb. pdf. “Seks oyuncağı edinin” (10 Haziran. Vol:5.139-152. (2007) İnternet‟in Gazeteciliğe Getirdiği Yenilikler. D.

188

U. IĢık – K. A. Koz

Cyberspace: A Comparison Between U.S. and International Newspapers, Journal of Computer-Mediated Communication 12 (2006) 248–263 ª 2006 International Communication Association. Ercan, H.(2005) Türkiye‟deki Gazetelerde Cinsellik, Türk HIV AIDS Dergisi, 8 (2), s.61.69. Gürcan, H.İ.(1999) Sanal Gazetecilik, Anadolu Üniversitesi Yayınları: Eskişehir. Gürcan, H.İ. ve Bekiroğlu, O. (2007) Türkiye‟de İnternet Gazeteciliği Açısından Yerel Basının Genel Görünümü ve Bölgeler Arası Bir Değerlendirme, Selçuk İletişim, 5(1), s.22-29. Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması Sonuçları (2008), Sayı:138, http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=2055, [Erişim: 26 Mayıs 2009] http://www.alexa.com/topsites/countries/TR Internet Usage in Europa (2009) http://www.internetworldstats.com/stats4.htm, [Erişim: 26 Mayıs 2009] Işık, Umur (2007) Medya Bağımlılığı Teorisi Doğrultusunda İnternet Kullanımının Etkileri ve İnternet Bağımlılığı, Yayınlanmamış Doktora Tezi, S.Ü.Sosyal Bilimler Enstitüsü: Konya. Kazaz, M.(2007) Geleneksel Habercilikten İnternet Haberciliğine Geçiş Sürecinde Spor Basını, Selçuk İletişim, 4(4): 220-229. Newhagen, J. E., & Rafaeli, S. (1996) Why communication researchers should study the Internet: A dialogue, Journal of Communication, 46, pp.4-13. Pavlik, J.V. (1997) The Future of Online Journalism: Bonanza or Black Hole?, Colombia Journalism Review, Jul/Aug 97, Vol.36, Issue 2, p.30. Pavlik, J.V. (2000) The Impact of Technology on Journalism, Journalism Studies, Vol:1, Number 2, pp.229-237. Thurman, Neil (2007) The globalization of journalism online: A transatlantic study of news websites and their international readers, Journalism, 8(3), pp.285307

Güz 2009, Sayı:29

Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009, 7(2), 237-

WHAT IS „EMPOWERING‟ AND WHO THE „USERS‟ ARE IN THE NEW MEDIA
Bora ATAMAN1
ABSTRACT
The battle on the meaning is inseparable from political ideologies. In this paper, therefore, the notion of ‘empowering for users’ as a common expression in media studies will be evaluated by focusing on various examples selected from new media applications on the scope of the liberal ‘media pluralism’ and the radical ‘media imperialism’ theories. As the flagship of the new media, the Internet is acknowledged as the perfect ‘marketplace of ideas’ in the liberal model, while critical political economists of communication delve into the complexity of cultural industries and the valorisation processes of cultural objects in the new media context. Understanding the use and the role of the media is one of the most complex issues of our time, as they are inextricably intertwined with our everyday lives. However, warning against a positivistic techno-global millenarianism in the light of the multidimensionality of our social world is a must. Key Words: New Media, Empowerment, Media Pluralism, Media Imperialism

Yeni Medyada “Kullanıcının Gücü” ÖZET
Anlam üzerine mücadele politik ideolojilerden ayrı düşünülemez. Makalemizde, bu sebeple, medya çalışmalarında yaygın bir ifade haline gelmiş ‘kullanıcının gücü’ nosyonu, liberal ‘çoğulcu medya’ ve radikal ‘medya emperyalizmi’ teorileri kapsamında, yeni medya uygulamalarından seçilen çeşitli örneklerle değerlendirilecektir. Yeni medyanın amiral gemisi Internet liberal modelde ‘fikirler pazarı’ olarak kabul edilirken, eleştirel gelenekten olan iletişimin politik ekonomistleri, yeni medyayı, kültür endüstrilerinin kompleks yapıları ve kültürel objelerin kapitalist ekonomide değer kazanma süreçleri bağlamlarında incelerler. Günlük hayatımızı bu derece sarıp sarmalaması, medyanın kullanım biçimleri ve rolünü kavramayı çağımızın en karmaşık konularından biri haline getirmiştir. Ancak toplumsal hayatımızın çok boyutluluğu ışığında, pozitivist tekno-küresel bir ‘İdeal Çağ’ beklentisine karşı uyarıda bulunmak bir gerekliliktir. Anahtar Kelimeler: Yeni Medya, Yetkilendirme/Güçlendirme, Medya Çoğulculuğu, Medya Emperyalizmi

1

Yardımcı Doçent Doktor, Doğuş Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi İletişim Bilimleri Bölümü

İletişim 2003/18

190

B. Ataman

Introduction Words find their meanings in the dialogic reality of the language, as Bakhtin manifested (1981). The mutual understanding of minds within their contradictory social contexts could only be possible through the changing, transforming and living language. Therefore, words always have different connotations alongside their given denotations in the reality of everyday life. And as Freire puts (1996), conscientização (critical consciousness) is only available to those who have the capacity to name the world through their own words. By naming the world, and in a sense decoding it, people might begin to transform their oppressive realities for a better world. Here, there are at least two concepts that are needed to be emphasised and decoded by considering Freire’s approach and Bakhtin’s proposal of primacy of context over text, such as ‘empowering’ and ‘users’. However, it should be mentioned that decoding processes and resulting outcomes are varying in the dialogic relations of heteroglossia; conflicts between ‘centripetal’ and ‘centrifugal’, ‘official’ and ‘unofficial’ discourses within the language. In this essay, the notion of ‘empowering for users’ as a common expression in media studies will be evaluated by focusing on various examples selected from new media applications on the scope of the liberal ‘media pluralism’ and the radical ‘media imperialism’ theories. Hetoroglossia, in this regard, brings out not only the different perspectives, but also the clash of antagonistic social and political forces. Therefore, the concept of the user is dispersed and stratified across theories, but nevertheless, it would be virtually impossible to locate any of them in the cyberutopia where they can freely float. In the case of „empowering for users‟: media pluralism vs. media imperialism In media and cultural studies, polemical positions can be defined according to their ideological/political positionings. Thus, it would not be absurd if one tried to locate the main bases of the conservatives, liberals and democrats within the longstanding debates about the direct or indirect effects of information and communication technologies upon our lives or their roles in it. The battle on the meaning is therefore inseparable from political ideologies. In regard to media studies and also media policy, it reflects the particular antagonism between the famous theories of market oriented ‘media pluralism’ and radical ‘media imperialism’ (McQuail, 1992; Fiske, 1989; Mouffe, 2000; McChesney, 2000; Mattelart, 2003).

Güz 2009, Sayı:29

What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media

191

The resulting academic debate is multi-sided and intertwined, even though the primary subject is the media’s ‘liberating’ role for the users. For instance, as the flagship of the new media, the Internet is acknowledged as the perfect ‘marketplace of ideas’ in the liberal model, while critical political economists of communication delve into the complexity of cultural industries ‘in order to grasp the growing process by which cultural activities became objects of valorisation by capital’ (Mattelart and Mattelart, 1999: 91). A salient part of the so-called pluralist view generally carries the American label (Hall, 1982). For instance, John Fiske (1988), as one of the prominent representatives of pluralism in media studies, accepts mainstream media, specifically television, as a generator of polysemic texts. Therefore, messages can be interpreted in different ways, since programs provide a plurality of meanings which may find their actual values in social life. Although he stresses that he does not support the idea of liberal pluralism, he insists upon the flexibility of text and says ‘To be popular, then, television must be both polysemic and flexible’ (1988: 84). In this notion of pluralism, texts are ‘open’ and readers, audiences or users are able to extract the dominant view and transform it into something dissident or simply what they like. In the example of Dallas, he asserts its openness in comparison to a restaurant menu that allows people to choose whatever they like according to their socially situated and differentiated tastes. This approach, he argues, is ‘more productive than seeing the text as a singular determinate, closing down its meanings and producing a singular dominant ideology’ (Fiske, 1989:27-30). Thus, this ‘polysemic potential’ is indeed the keyword for most of media pluralism theories. At the same time, however, this reflexive keyword is also the Achilles heel of these theories: essentially, it can be argued that, they are in fact in agreement with the argument of Ericson et al. (1987) that the media (by implication, both in news and in entertainment) is open and diverse, and ultimately with the liberal-pluralist view that all is basically right with the media, and consequently with democracy. The traditional American pluralism has been transferred to new media studies, resulting in a sort of cyber-utopianism. Negroponte (1995), who sees empowered people socialising in decentralised, globalised and harmonised digital neighbourhoods in the near future, is a good example. But Mattelart (2003: 139) points out: ‘Whom is Negroponte empowering? The individual as a free-floating unit, sovereign in a free market’. At the same time, Jenkins and Thorburn (2004) illustrate the slippery ground of this ‘cyberutopianism’ and how this can peacefully associate with consumerist values. Therefore, an Apple computer could be a

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

Sayı:29 . especially when there are government subsidies to be exploited. and nearly always works in favour of corporate America. However. In general. ‘85 percent of research and development in the U. In their article. Boyd-Barrett (1998). the free-market conception of society moves closely with liberal democratic ideas in which the consumer-individual is greeted as the author of their own history (Mattelart and Mattelart. the fact has been controversial. Not surprisingly. However. especially when they try to interfere or regulate the so-called free market. in this regard. decentralised and abandoned to commerce. the government’s economic and political power is crucial. by conferring to Newman’s work. The Java language. Allegedly. distribution and consumption in close liaison with hardware companies like Intel. is one example of a standard under threat from the increasing centralisation of control online. is seen as intrinsically effective in the circulation of liberal democratic ideas. Their aspiration is for maximum profits. the proponents of free markets urge that all information and communication services should be deregulated. in order to save the private interests of a few from popular interference. as McChesney shows in detail. authorities are mostly conceptualised as corrupt and oppressive powers against consumer-individuals. Furthermore. entertainment companies like Disney and other media delivery systems like WebTV Networks. Ataman commodity but at the same time ‘a tool of liberation directed against an impersonal Orwellian bureaucracy’ (11). 1999: 124-125). explains how Microsoft -arguably a major controller of the Web. And McChesney adds. Terry Flew and Stephen McElhinney draw attention to the kinship between the mainstream economists and liberal communication theorists. Global media.192 B. this giant aims to dominate all levels of software production. they also believe in media globalisation since it ‘promotes opportunities for shared information. more justice and a more balanced society.is a menacing indication of the controls on the standards of the Internet. but not for the people. and empowering for citizens or users against corrupt local authorities. once being an open standard for running software over the Internet. they have always been eager for public subsidy. In neo-liberal ideology. Although they never wanted any public involvement. borderless communication and global commerce’ (2007: 289). who are keen supporters of the combination of new technologies and markets. electronics industry was Güz 2009. the main aim was eliminating democratic process of policy making. as McChesney (2000: 119-185) shows in the example of the commercialisation of the Internet in the US. For more democracy.S. but they are not eager to pay for expenses.

The current infrastructure of the electronic and digital media has significantly muffled the popular ‘electronic democracy’ idea of the mid-1990s. As Mark Poster (2007:135) points out. China’s expanding market has not only attracted News Corporation: Yahoo was one of the many pioneers of freemarket liberalism entered to this arena. The example of CNN is noteworthy for understanding the global media attitude towards democracy. is Phoenix TV’s main goal (a News Corporation joint-venture in China). This could also be the explanation of the historic $100 billion ‘gift’ to US media companies. Since becoming a truly global corporation. satisfying the needs of other authorities such as the anti-democratic Chinese government. Schuler (2000: 69) puts it clearly: ‘A decade ago commercial content was barred from the Internet. not for a sophisticated empowered community of citizens or netizens who might bother valuable business interests. in return (Flew and McElhinney:292). After defending even the right to sell Nazi memorabilia in the name of global democracy. In 2002. notwithstanding their age. Yahoo decided to take a new step. Murdoch’s CNN has been illustrating such a lubricious attitude towards many subjects worldwide that it is rather unlikely to be able to keep on carrying this positive reputation. However. Mutual support between governments and news corporations are not limited to one nation or one network. it would not be prudent to concur with official opinion in China. probably due to a sharp decrease in stock market prices on the eve of the new millennium. As an effect of its advocacy for the Bush Administration’s militarist politics. for instance. ‘Corporations and entrepreneurs want nothing more than to glean greater profits’. Despite the fact that they were once called as one of the harbingers of global democracy. the company – arguably a sign of the decentralised global democracy – became a censor on behalf of the Chinese government by agreeing to limit access to online content İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Moreover. Their hunger is for cash.What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media 193 subsidized by federal government’ (142). now an estimated 90 percent of all Web pages are for financial gain’. its libertarian background had apparently vanished. a large number of facts have shown that commercialised and globalised media systems. which originated from publicly owned electromagnetic spectrum. are not necessarily taking democratic values into account and do not pay attention to any improvement which could be empowering for users. regarding the dissident ‘Falun Gong’ movement which is seen as ‘a dangerous and apocalyptical cult’(Flew and McElhinney: 292). CNN received ‘support from Federal Communications Commission for the takeover of the largest cable TV network DirecTV’. Therefore. if they do not have enough amounts of shares in media conglomerates.

after criticising the liberal media’s pluralism and the radical media’s imperialism schools as being determinist or essentialist. 2006. never give up believing in the positive interplay between modern technologies and the individual in the course of time. most of the theories rooted in cultural studies reiterate their determination to find the active users in the cyberspace and defend their abilities to act (Boyd-Barrett. 2005. 1998. owing to television. Dyer-Witheford. Whatever the consequences of market–oriented new media applications as shown above. Rantanen. enables people to participate much more consciously to the determining process of meaning.194 B. since they should fill the data which is missing in a cold medium. who hopefully would take part in the democratisation of offline as well as online ‘public spheres’. Although many of them admit that technology does not have the power to cause any positive/negative change on human history by itself. which leads them in search of conscious individuals. their commemorations of Canadian literature professor Marshall McLuhan sometimes blur that acknowledgment. To some extent. Sayı:29 . and the ‘global village’ in which people begin to live. Poster. The most generative phrases belong to McLuhan (2001) were ‘the medium is the message’. Ataman and even inspect. In this sense. who are generally evolutionist rather then revolutionist. He also invented new concepts to support his deterministic arguments such as ‘hot medium’ and ‘cold medium’. television is cold and unlike hot ones. 2003. 2007). mainly. the ‘tired democrat’ was to advance its position to an intelligence service supplement. which put him jail for ten years (Goldsmith and Wu. These studies are. In the ‘Article 10’ which belongs to a document called the Public Pledge on SelfDiscipline for the Chinese Internet Industry. Rushkoff. Güz 2009. Morley. like newspapers or books. inspired by the growing use of the Internet and digital media. Yahoo tracked down a Chinese Journalist at the request of the government. monitor and inhibit the so-called harmful information. 2006: 10). 2007. having been a successful censor. But there was one more step. political activists and so forth. It is clear that optimists. in which communication technology is considered as the cause of change: first in minds. Therefore. In general. In 2005. and then in society. audiences/users who consume electronic signals of a TV box are becoming active in a McLuhanian sense. and their fascinating potential for a more democratic world. 2002). Yahoo accepted these assignments (Lemon. active audiences. as it is not highly filled with data. the current fashion is subsequently striving to reformulate and develop new perspectives. his deterministic media theory transferred into new media studies.

and solidifies loyalty to the democratic system. is more close to Poster than Dahlgren in his conceptualization of the Internet. in general. In line with Poster. As Poster suggests. For him. the accelerating force of computers and networks tends to force any story to its İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Dahlgren (2007) acknowledges the significance of new technology and networked communication as he explains the characteristics of the ‘alter-globalization movement’ against the neo-liberal hegemony in the process of globalisation. the financial markets and consumer capitalism. the Net is not only a source that explicitly contributes progressive civic culture but also a milieu of newer forms of civic identities. He announces the electronic renaissance. strengthen the political participation which is truly empowering for users. ‘to be a rebirth of old ideas in a new context’ and continues: Predictably. new media studies concerning culture should take into account the role of information machines in the process of mediating people’s symbolic practices.What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media 195 Poster (2007). Hence. Although he points out that the market and the state colonise new media. users are encouraged to be active participants in debates as well as decisions. the dominant narratives of our era. therefore. Computer-mediated communication fundamentally shifts the registers of human experience as we have known them in modern society and even as they have been known through ages. human and machine are each drastically transformed by practices carried out on networked computers (Poster. Web based organizations such as Indymedia. argues that new media which elevates activities as a space may serve to create new types of subjects. through sharing information. Time and space. the salient importance of these machines is the way they change people’s time and space perceptions. Dahlgren. These identities are formed around Net-based activist organisations. Presumably. were the first to commandeer successfully the renaissance. greets the potentials and opportunities of the new media even though his focus on radical democracy determines his framework as well as his instrumental approach. however. Their democratic structures are usually in line with one-to-one architecture of the Internet. body and mind. like many proponents of the networked democracy. But they squandered their story on a pyramid scheme (indeed. 2007:136). Rushkoff (2003). Dahlgren. subject and object. knowledge and abilities. believes that such practices and gained skills enhance one’s awareness about being a citizen. he believes that the potential of the new media offers new spaces for counter-politics. which also ‘open the field to new spaces of politics’ (139). for instance. and benefit from its instrumentality to sustain their pre-practices.

Collaborative behaviours of the developers of open code software confirm the advantages of togetherness as well as multiplicity of points of views (56-57). media technology empowers people. Enriching his own point by evidence from biology. according to diverse media theories as well as political positionings. new media applications which empower ‘potentials’ for the users are continuing to be highly controversial. the questions will remain: what is ‘empowering’ Güz 2009. whatever people do. Rushkoff dwells on people’s transformation from readers to writers.6 billion (Goldsmith and Wu. The open source movement. sold it to E-bay and made $2. instead of rivalry and monetary exchange. he gives the example of amateur footage appearing on television that shows the cruelty of white cops against a black man. established Skype. On the other hand. while assisting to create our own narratives together. There are very important lessons to take from the story of Niklas Zennstrom and his software Kazaa (once the flagship of the filesharing movement). In fact. in this regard. but a promise of the day. Sayı:29 . 2003:38-39). ‘the vast series of interconnections between the creatures allows any single one of them to serve as a ‘remote high leverage point’ influencing the whole’ (48).196 B. This proposed alternative global society relies on cooperation and organic interchange. According to Rushkoff. learned a lot. Rushkoff asserts that compatible activity of the collective does not have coercive effects on the behaviour of the individual. This interactivity means a lot for him. Afterwards. Zennstrom. it can be argued that a network-enhanced democracy is not a futuristic project. the government and the market can easily come together whenever they feel significant risks. especially the coral reef example. which in turn leads to a fullscale urban rioting in many cities of the US. Supposedly. however. Ataman logical conclusion) and now the interactive renaissance is once again up for grabs (Rushkoff. It reduces our dependence on closed texts. After so many legal disputes regarding copyright laws. 2006: 105-125). He greeted this action as the power of natural self-organization of community. Conclusion Overall. which in turn might forge a global society opposite to the free market model of globalisation. Since individuals do not need to take orders from a higher authority to become active. he says. who access and discuss how to change the status quo. Kazaa has lost its user base and withered away. provides an example to foster his argument.

on the contrary they must be welcomed for their active participatory efforts in the local. which encouraged the opposition camp to organise world forums. ‘Discourse in the Novel. M. the arts and social innovation. Jerry Yang and Bill Gates.’ in M.What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media 197 and who the ‘users’ are. Holquist (ed) The dialogic imagination: four essays. 157-176. But at the same time. social and technological factors. Austin: University of Texas Press. political. it would not be reasonable to disavow the positive effect of some massive demonstrations. 2003: 162). it is clear that the author of this essay is not in favour of empowering the heads of giant media corporations such as Rupert Murdoch. REFERENCES Bakhtin. bringing into play the creative forces of science. (1981). although they might also be identified as users. Understanding the use and the role of the media is one of the most complex issues of our time. Mattelart’s (2003) warning against the commonplaces of techno-global millenarianism becomes vital. and which are the very sources of democratic life. cultural and educational mediation through which the uses of digital technology are formed. who have been exploiting all sorts of media owing to the so-called freemarket. In this regard. Identifying the users and interpreting their practices regarding their interplay with the new media is not an easy task. Yet. ‘Media imperialism reformulated. This will require reflection on the myriad interconnections among the modes of social. this multi-dimensionality has been expressed in accordance with some different perspectives from various media scholars. in order to grasp the meaning of the empowerment in relation to the user. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . pp. an answer should embrace the interconnectedness between economic. carefully. (1998). (Mattelart. London: Arnold. However. one has to think over the following paragraph.’ in Electronic Empires: Global Media and Local Resistance. Informational neo-Darwinism must be countered by a new conception of technological systems. Thus. 259-422. as they are inextricably intertwined with our everyday lives. Boyd-Barrett. like the one in Seattle against the WTO conference in 1999. national and global arena. In this essay. pp. it should not lead us to underestimate the genuine dissidence of some net-based movements’ anti-capitalist and anti-global manners. O. Thus. M.

(1988). Who Controls the Internet? Illusion of a Borderless World. New York: Praeger. pp. Visualizing Deviance: A Study of News Organization. Hall. Mattelart (1999). P. Massachusetts: MIT Press.) Democracy and New Media. Ericson. Sayı:29 . 56-90. Güz 2009. M. (2002). Siapera (eds.’ in L. Thorburn (2004).’ in L. Lievrouw and S. Ataman Dahlgren. pp. Wu (2006). A. 1-17. London: Routledge. (2007). Goldsmith. R. Mattelart. London: Routledge. Fiske. ‘The rediscovery of ideology: return of the repressed in media studies. D.pcworld. Toronto: University of Toronto Press. Thorburn (eds.html (accessed 10 Jan 09). London: Sage. S.W. London: Methuen.(1982). Media Performance. Lemon. Jenkins. Theories of Communication. Flew T. (1987). (eds. The Handbook of New Media. and T.’ in H. Freire.198 B.’ in L. London: Sage. (2000). A. J. et al. J. ‘Yahoo Criticized for Curtailing Freedom Online’ at http://www. Fiske. 55-72.’ in G. and S. Jenkins and D. Dahlgren and E. Thompson (eds. McChesney. 287-306. Siapera (eds. Gurevitch. Rich Media. pp. 27-30. London: Penguin. R. New York: New Press. P.) Radical Democracy and the Internet. Livingstone (eds). And D. Dahlgren and E. Dyer-Witheford. Poor Democracy. and M. New York: Palgrave Macmillan. ‘Globalization and the Structure of New Media Industries. et al. pp. (2003). A. Pedagogy of the Oppressed. The Information Society. Understanding Media. J. McLuhan. ‘Popular Television and Commercial Culture: Beyond Political Economy. S. New York: Palgrave Macmillan. (2007). 191-206. New York: Oxford University Press. (1989). Television Culture. McElhinney (2007). (2001). Burns and R. London: Sage.) Television Studies: Textual Analysis. London: Sage. Mattelart. (1996). pp. (1992). H. pp. ‘Introduction. McQuail. N. ‘Civic Identity and Net Activism: The Frame of Radical Democracy.) Radical Democracy and the Internet.’ in M.com/article/103865/yahoo_criticized_for_curtailing_free dom_online. ‘Hegemony or Multitude? Two Versions of Radical Democracy for the Net.) Culture Society and the media. Mass Communication and the Public Interest.

’ in L. (2003). Being Digital.) Democracy and New Media. Schuler. Negroponte. pp. The Democratic Paradox.140 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . The Media and Globalization. (1995). London: Sage. New York: Vintage. Poster. ‘Reports of the Close Relationship between Democracy and the Internet May Have Been Exaggerated. London: Sage. Rantanen. C. Lievrouw and S. ‘Culture and New Media: A Historical View. 9:2. London: Demos. pp.’ in H. The Communication Review. Jenkins and D. D. (2000). Thorburn (eds. Massachusetts: MIT Press.What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media 199 Mouffe. The Handbook of New Media. A. 101-121. Livingstone (eds). T. M. (2000). (2005). D. 69-84. (2007). (2006). London: Verso. Rushkoff. Morley. ‘Unanswered Questions in Audience Research’. 134-. Open Source Democracy. N. D.

Bu doğrultuda önemli bir günlük gazete olan Hürriyet’in spor sayfaları dışında. sport journals published in the same period are analysed. changes in the body politics and gender regimes of the Republican elite from the period of the single party regime to that of multi party system are tried to be find out by questioning dominant masculinist discourses on women and sport. spor. Cumhuriyet elitinin beden politikalarının tek partili rejimden çok partili rejime doğru nasıl dönüştüğü bu yayınlarda spor ve kadın ilişkisi üzerine olan egemen eril söylemler sorgulanarak ortaya konmaya çalışılmıştır. Thus. with the aim of exploring sport from these perspectives.Ü. G. sport. İletişim Fakültesi Doçent Doktor. G. Türkiye modernleşme tarihinde spor ve kadın ilişkisinin Erken Cumhuriyet dönemi (1928-1960) basınında nasıl kurulduğunu analiz etmektedir. In line with this. Ayrıca.Ü. sport is one of the fields in which gender norms operate more strictly and are tied. Anahtar Kelimeler: Kadın. In this work. spor toplumsal cinsiyet normlarının en katı olduğu ve titizlikle işlediği alanlardan biridir. modernisation. modernleşme. From the early years of modernisation in Turkey too. moder sports have involved and diffused in parallel to the development of modern forms of government and new ways of life. 237- ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİ DERGİ VE GAZETELERİNDE SPOR VE KADIN (1928-1960) Funda ŞENOL CANTEK*-Betül YARAR** ÖZET Modern sporlar hem benliğin bedensel olarak algılanışının ve kimliğin inşasında bireyler üzerindeki etkileri açısından hem de nüfus bilgisi ve düzenlemelerine sunduğu katkı açısından modern yönetimlerin önemli araçlarından biridir. basın Women and Sport in the Journals and Newspapers of the Early Republican Period (1928-1960) ABSTRACT Modern sports are important means of modern governments both for their affects on individuals in constructing their identities and corporeal sense of the self and for their contribution to the knowledge of and regulating the population in modern societies. İletişim Fakültesi İletişim 2003/18 . Bu çalışma. in addition to sport pages of a very important daily newspaper called Hürriyet. Besides that.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. pek çok feminist araştırmacının da işaret ettiği gibi. the question how the relation between sport and women was constructed in the Journals and Newspapers in the Early Republican Period (1928-1960) in modernisation history of Turkey is investigated. modern sporlar modern yönetim biçiminin ve yeni yaşam tarzlarının gelişimine paralel olarak yaygınlaşmıştır. Böylece. dönemin spor dergileri incelenmiştir. as many feminist researchers put it. 7(2). Key Words: Women. sporu bütün bu yönleriyle irdelemek amacıyla. press * ** Doçent Doktor. Türkiye’de de modernleşmenin ilk yıllarından itibaren.

Sayı:29 . Dolayısıyla spor tarihlerinin incelenmesi. Birincisi. kadınların spora katılımı çerçevesinde irdelenmiştir. Güz 2009. Yarar Erken Cumhuriyet Dönemi Basınında Spor ve Kadın: 1928-1960 Spor milli kimliklerin inşa edilmesinde ve ulusların modernleşme serüvenlerinde önemli bir yer tutar. geçirdiği dönüşümler. bu analiz için en uygun kategoriyi oluşturmaktadırlar. Araştırma kapsamında incelenen. * Elit Sporcu: Örgütlü spora lisanslı olarak katılan ve üstün başarı gösteren sporculara verilen addır. bedensel aktivitelere katılma biçimleri takip edilerek analiz edilebileceğini söyleyebiliriz. Türkiye’nin modernleşme serüveninde toplumsal cinsiyete ve beden politikalarına ilişkin değişen değerler ve normlar. spor kapsamına giren tüm modern spor faaliyetlerinin iki temel anlamı bulunmaktadır. zaman içinde bunların nasıl dönüşüme uğradığını göstermesi bakımından önemlidir. Türkiye modernleşmesinin niteliği ve özgünlükleri konusunda ipuçları vermektedir. Şenol Cantek – B. Sporcu kadınlar. popüler bir gazetesi olarak Hürriyet’in spor sayfalarında kadın sporcuların nasıl temsil edildiği ve kadının sporla ilişkisinin nasıl manipüle edildiği bu çalışmanın temel sorunsalıdır. 2006-2009 yılları arasında TÜBİTAK’ın desteği ile yürütülen ve Cumhuriyet tarihi boyunca kadınların spor aktivitelerine katılımını. İkincisi. barındırdığı işaretler sebebiyle. yine resmi söyleme göre sağlıklı. Kemalizm’in modernleşme ve batılılaşma hamlesinin de kadınların kılık-kıyafetleri. Sporun elit düzeyde yapılan bir faaliyet biçimi olarak yine devletin denetiminde örgütlenmesi de bu politikanın uzantısıdır. hem de kamusal alanı düzenleme. bir ideolojinin ne olduğuna. Resmi söylem alanında. kurucu seçkinlerin hem özel. bu alanda var olma mücadelelerini ve bu mücadelenin kimlik kazanmaları sürecinde nasıl etkili olduğunu saptamaya yönelik daha geniş kapsamlı bir araştırmanın bir bölümüdür. halktan “vatandaş”a dönüştürülmeye çalışılan Türk insanının boş zamanını da kapsar. Bu çalışma. nasıl işlediğine dair ipuçları verir. elit sporlar ve sporcular* Türkiye’nin uluslararası platformda temsil edilip tanınır hale gelmesini sağlayacaktır. ulus devletlerin hangi ilkeler etrafında ve hangi politik argümanlarla inşa edildiklerini. Türkiye tarihinde beden politikaları ve sporun yeri. Atatürk’ün önderliğinde. kamusal alanda bedensel pratikleri ile görünür olan bireyler olarak. boş zaman faaliyeti olarak spor veya kitle sporları.202 F. denetleme ve yeniden üretmeye yönelik politikaları. 1928-1960 arasında yayınlanmış spor dergileri/gazeteleri ile döneminin çok satan. Kadın bedeninin temsil ettikleri. Söz konusu yayınlarda kadın sporcuların nasıl sunulduğu izlenerek. zinde ve estetik olarak gelişkin bireylerin yetişmesine katkıda bulunacaktır.

Fişek. birçok ülkede olduğu gibi seçkin sınıfların himayesi ve katılımıyla başlamış ve gelişmiştir. 1980). Aşiret Mektepleri’ndeki derslerle. Okullar. Telif kitapların İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Galatasaray Kulübü’nün bünyesinden çıkmış olduğu Mekteb-i Sultani’nin spor alanına getirdiği yeniliklerden biri de. Örneğin Beşiktaş Jimnastik Kulübü (1903). zamanla Müslüman öğrencilerin de katıldığı faaliyetler haline gelmiştir. 2004. modern sporlarla tanışmak için de vesile olmuştur (Bkz. Doğu’daki aşiretlerin padişaha bağlılıklarını sağlamak ve sürdürmek için. Galatasaray Kulübü (1905). Akın. Darülmuallimat’ın 1900 yılında yayımlanan ders kitabında çocuk oyunları ve beden hareketlerine yer verilmesidir (Akın. 2004: 51). beden terbiyesiyle ilgili telif ve tercüme kitaplar yayınlanmaya başlanmıştır. Zamanla jimnastik derslerinin diğer okullara da yaygınlaştığını gösteren örneklerden biri. bekleneceği üzere Selim Sırrı vermiştir. Basında yer alan haberler ayrıca. Günümüzde de varlığını ve başarılarını sürdüren birçok kulüp ve okul takımı. yıl sonunda okuldaki çeşitli beden terbiyesi faaliyetlerinin halka açık özel gösterilerle sergilenmesidir. atletizm ve futboldur. aşiret mensuplarının çocuklarını eğitme amacıyla 1892’de açılmıştı bu mektepler. jimnastik. daha ziyade Levanten nüfus tarafından ülkeye sokulmuş. zamanla Müslüman ailelerin erkek çocukları arasında popüler olmuşlardır. Öncüleri erkekler ve varlıklı sınıflar olan modern sporlar. kulüpler ve lokaller aracılığıyla örgütlü hale gelen en popüler spor dalları. Bu tür gösteriler. 19. Modernleşme ve batılılaşma hareketlerinin kaynağı olan Tanzimat dönemi. vücut sağlıklarına özen göstermeyi öğrenecek ve disiplin altına alınacaklardır. 1983. bu programların yaygınlaştırılması için bir talebin ortaya çıkmasını da sağlamıştır. Buna katkısı olan öğretmen Faik Efendi basının yoğun ilgisine mahzar olmuştur. halkın modern sporlarla tanışmasını ve bunlara ilgi göstermesini sağlaması açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Buralarda ayak talimi derslerini. Önceleri gayrimüslim öğrencilerin ilgi gösterdiği dersler.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 203 Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Beden Terbiyesi ve Sporun Serüveni Türkiye’de de sportif etkinlikler. Bu kitaplarda da. Fenerbahçe Kulübü (1899) gibi. jimnastik ise sağlıklı bir yaşamın temel koşulu olarak gösterilmiştir. Aynı dönemde. Tanzimat’tan sonra imparatorluk sınırları dahilinde kurulmuştur. yüzyılın sonunda beden terbiyesi ile ilgili faaliyetler ülkenin Doğu’suna kadar ulaşmış görünmektedir. İmparatorluğun son yıllarında beden terbiyesine yönelik ilgi çekici bir başka girişim ise Aşiret Mektepleri’nin eğitim programlarında yer alan “ayak talimi” dersleridir. Atabeyoğlu. beden terbiyesi jimnastikle sınırlı tutulmuş. Selim Sırrı’ya göre bu mekteplere devam eden çocuklar ayak talimi dersleri sayesinde.

g. 2. fiziki kültür politikasına yansımıştır. 1922-36 arası Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı dönemi. tenis. Daha ilk kurultayında CHP’ye yan-örgüt olarak bağlanmış olan kurum. Yeni devletin temsil edilmesi ve tanıtılmasında uluslararası spor müsabakalarının önemli rolü olacağı inancı İttifak’ın saygınlığını da arttırmıştır. Atabeyoğlu 1983). Bunun ilk kurumsal göstergesi 1921’de kurulan İdman İttifakı Heyeti Muvakkatesi’dir (Bkz. Türkiye Cumhuriyeti’nin resmen davet edildiği ilk olimpiyat oyunu ise 1924’te Paris’te yapılandır. 1946 sonrası Gençlik ve Spor Bakanlığı dönemi. Bu dönemin özelliği.204 F. sporun devlet denetiminde olduğunun resmen kabul edildiğini göstermektedir. Yarar yazarlarının devlet kademesinde görevli veya önde gelen mekteplerde hoca olmalarını göz önünde bulundurarak. Fişek 1983. 3.e: 52). beden terbiyesi ve spor alanında geçici bir düzenlemeyi hedefleyen kuruluş İstanbul’daki spor kulüplerinin temsilcilerinden oluşmaktadır. Cumhuriyet Döneminde Spor ve Beden Terbiyesi Fişek. Akın 2004. Türkiye’nin ilk kez uluslar arası spor müsabakalarına katılmasıdır. Bu dönemde beden terbiyesi mükellefiyeti gibi bir uygulama ile II. 4. (1983: 2180) Cumhuriyet döneminde sporun devlet denetimi ve gözetimine girdiğini söyleyebiliriz. eskrim. spor alanında futbolun İmparatorluk döneminden devralınan üstünlüğü bir ölçüde kırılmış. Adından da anlaşılacağı gibi. Dünya Savaşı’nın yarattığı gerelim.. Kitlesel sporlar ve savaş sporları alanındaki zorunlu uygulamalara son verilmiştir. Kurumun örgütlenmesinde İsviçre Spor Federasyonu örnek alınmıştır. devletin bu işe ne kadar önem verdiğini anlamak mümkündür (a. Sayı:29 . bir bölümü Türk kültürüne yabancı olan sporların Güz 2009. Şenol Cantek – B. yelken gibi. TİCİ’nin faaliyette olduğu dönemde. 1922’de kurulan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı (TİCİ) Kurtuluş Savaşı’nın bitimiyle birlikte tüm spor işlerini kontrol eden tek yetkili organ haline gelmiştir. 1936-38 arası Türkiye Spor Kurumu dönemi. Spor yönetimi bugünkü biçimini almaya başlamıştır. güreş. 1939-45 arası Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü dönemi. atletizm. Genç Türkiye Cumhuriyeti ilk uluslar arası spor müsabakasına bu ittifakın faaliyette bulunduğu (1922-1936) dönemde katılmıştır. Cumhuriyet dönemi spor yönetimini dört aşamada ele alır: 1. voleybol.

Bunun yanında. İmparatorluk döneminin askeri okullarından yetişen ve Tanzimat’la birlikte beden terbiyesi ve spor konusunda uzmanlaşan Tarcan. “bir topu tekmelemeye dayanan futbol”u koyar ve bu bağımlılıktan uzaklaşılması gerektiğini savunur (Bkz. rekabetin öne çıkması yine aynı nedenlerle yadırgatıcı bulunmuştur. Finlandiya’nın resmi tarih anlatısında büyük saygı gören fikir adamı Snelman. Stokholm caddesini göz önüne getiriniz. alışıldık bir şey olmamasıyla açıklanabilir. örtülerin ardına saklanması gereken bir “ten kafesi”dir. dans. Ski. yarı çıplak vücutların izleyicinin bakışına sunulması.. Berlin bulvarını. güzel ve zinde bir nesil yetiştirilmesi için seferber olmuşlardır. beslenme bozukluğundan mustarip ve vücudu geliştirecek sporlardan habersiz Türk insanına örnek gösterilmektedir: Tenasüp davasını sokakta kazanalım. İsveç jimnastiğini Türkiye’de. Futbol. 2009: 984). Arzulayan/arzulanan. yağdanlık gibi gerdanlar. Cumhuriyet rejiminin beden terbiyesi ile medeniyet arasında kurduğu ilişkiyi özetlemekte ve bu seferberliğin zorluklarına gönderme yapmaktadır. soluk yüzler… Bir de Paris sokağını. müzik v. Fin halkının medenileşmesi için subayların. Selim Sırrı Tarcan’ın öncülüğünde gelişen jimnastik çalışmaları. Atatürk’ün “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur”. idealleştirilmiş.b. Atay’ın atıfta bulunduğu Avrupa başkentleri. Şenol Cantek. İslam dininde beden. 63). bohça gibi karınlar. kusursuz insanlarıyla. tüm sportif faaliyetlerin temeli olarak öne çıkmıştır. kambur yassılamağa çalışıyor (1964: s. Tarcan’ın öncülüğünde spor aracılığıyla sağlıklı. Roman adlı kitabında. benzer bir batılılaşma ve modernleşme sürecinden geçen Finlandiya’da olduğu gibi Türkiye’de de kitleleri uyuşturan. Cumhuriyet döneminde de İsveç’e gönderilerek. Selim Sırrı. yüksek atlama. yüzme. Cumhuriyet’in kurucu seçkinlerinden Falih Rıfkı Atay.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 205 saygınlığı ve onlara yapılan yatırım artmıştır. Ecişbücüş bir sürü kadın erkek. Foucault’nun (2003) terimleriyle yorumlayacak olursak. spor cumhuriyetin kurucu seçkinlerinin moral değerlerinin ve kendilik etiğinin inşası sürecine katkıda bulunan bir unsurdur. uğraşların karşısına. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . paytak bacaklar. bedenin fiziksel zorlamalar ve kurallarla terbiye edilmesi ediminin İslam ve Anadolu kültürüyle beslenen geleneksel ahlaka ters düşmesi. ön planda olmaması. Modern sporların başlangıçta üst sınıfların uhdesinde olmasının temel gerekçelerinden biri. vandal bir spor dalı olarak görülmüştür. halka boş vakitlerini nasıl değerlendireceklerini öğretmelerini öngörür. yirmi senedir cüce uzatmağa. sağduyudan ve zarafetten uzaklaştıran. okullarda ve halk arasında benimsetip yaygınlaştırma misyonunu üstlenmiştir. sözünü şiar edinen kurucu seçkinler. kızak.

yalnızca sosyal hayata damgasını vurmakla kalmamış. 1948 yılında “ümit vaad eden” tenisçiler arasında Destina. İki kadın sporcu dereceye girememelerine rağmen. Lilyan. kürek. eskrim bunlar arasında sayılabilir. önemli bir deneyim yaşamışlardır. II. Berlin’de yapılan olimpiyat oyunlarına iki Türk kadın sporcu katılır. çocuklar ve gençlerin bedensel eğitimine ağırlık verilmiştir. teşhir edilen. bazıları da tek bir spor dalının ıslahı ve geliştirilmesi için bizzat çalışmış ya da okullarda eğitmenlik yapmışlardır. Diem’in raporunda. Bunun için Almanya’dan beden terbiyesi sisteminin en önemli isimleri Türkiye’ye davet edilmiştir. spor alanında Türklerin yüzyıllara dayanan başarıları ve yeteneklerini öne çıkaran bir söylem ortaya atılmasına neden olmuştur. müminleri bu dünyanın hazlarına sürükleyebilir. Sporun ilk kez Levantenlerin ilgi alanına girmesinin sebeplerinden biri İslam dininin bedene yaklaşımı olabilir. Cumhuriyet elitlerinin Türklüğe iade-i itibar çabaları doğrultusunda.206 F. Geleneğin ve dinin baskılarından bir ölçüde de olsa kurtulmak. Yarar donanan. kıyafet. Bunlardan bazıları hazırladıkları raporlarla spor ve beden terbiyesi alanında çeşitli iyileştirmeler önerirlerken. Kadın sporcular açısından en hareketli geçen yıl 1936’dır. isim babası olduğunun iddia edilmesinin yanında. eğitmen. Her ikisi de üst sınıftan ailelere mensup. Davet edilen Alman hocalar arasında en önemlilerinden biri Carl Diem’dir. Dünya Savaşı öncesi yükselen Nazizm’in beden politikalarının Türkiye’ye uyarlanması kararlaştırılmıştır. Modern sporları yapabilmek için gerekli temel donanımların. güzelleştirilen beden. Yine bu yıllarda. Vivi gibi gayrimüslim kadınların adı geçmektedir örneğin (Hürriyet. Gazi Terbiye Enstitüsü’nün ilk kız öğrencileri kabul etmesinin yanı sıra. Otuzlarda ortaya atılan Güneş Dil Teorisi ve Türk Tarih Tezi. Şenol Cantek – B. O yıllarda Ankara’daki Gazi Terbiye Enstitüsü Alman hocaların en fazla mesai yaptıkları kurumdur. 2004). eğitimli Güz 2009. yani araç-gereç. İkisi de eskrimcidir: Halet Çambel ve Suat Aşeni (Tarı). Türklerin birçok spor dalının yaratıcısı. Akın. yüzme. batıya yaklaşmak isteyen varlıklı Müslüman kesim de beden terbiyesi ve sporun aracılığından faydalanmıştır. Tenis. Sayı:29 . 1926’da Ankara’da Gazi Eğitim Enstitüsü’nün kurulması sağlıklı nesiller yetiştirecek öğretmenlerin eğitilmesi için atılmış en önemli adımlardan biridir. 21 Haziran 1948). spor kelimesinin bile ilk kez Türkler tarafından kullanıldığı savunulmuştur (Bkz. mekan ve benzerinin tedarik edilmesinin önemli ölçüde harcama yapılmasını gerektirmesi de üst sınıfların ve Levantenlerin bu işte öncü olmasını beraberinde getirmiştir. Erken Cumhuriyet döneminde bazı spor branşları üst sınıftan ve/veya gayrimüslim kadınların rağbet gösterdikleri veya “seçkin spor dalları” olarak nitelendiği için alt sınıftan kadınları dışlayan branşlardır.

garplı sporlardan tenis.(aktaran Yeşilkaya. modernleşme düşüncesine bağlı ve refah seviyeleri yüksek olmalarının eseridir. 1999: s. uzun bisiklet turları. 98-100) Millet-i Müselleha Söylemi ve Beden Terbiyesi Mükellefiyeti İmparatorluk döneminde topyekun savaş fikrinin önde gelen savunucusu Alman kökenli Colmar von der Goltz’dur. Suat Aşeni’nin babası Ahmet Fetgeri Aşeni Beşiktaş Kulübü’nün ve TİCİ’nin kurucularındandır. savaşsız bir dünyanın hayal olduğunu. Spor konferansları verir. yüzmeye teşvik edilir. savunma stratejileri alanında da çalışmaktadır. Milli sporlar desteklenir. artık savaşların tüm vatandaşların katılımıyla ve ülkelerin kendilerine özgü stratejileriyle kazanılabileceğini savunmaktadır. ruh ve kafa gelişmesi bir arada düşünülerek hazırlanmış programlar uygulamaya konmuştur. Bu programlar. Hem Çambel hem de Aşeni. Çambel ise Almanya’da geçirdiği ilk eğitim döneminin ardından. atlı. bisikletli geziler. Bu iki örneğin de gösterdiği gibi. yalnızca askerlik pratiği alanında değil. “Yurtdaşlara modern sağlık anlayışının esası olan ev ve oda jimnastiklerini öğretmek ve bunun günlük yaşayışın en lüzumlu bir aracı olduğuna herkesi inandırmak şuğbenin önemli ödevidir” ibaresi bulunmaktadır. Halkevleri örgütlenmesi. Yurdu tanımak için gezi ve kamplar düzenlenir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Robert Kolej’de eğitmenlik yapan Rus Nadolsky’den eskrim dersi almışlardır. dağcılık. aileleri ve çevrelerinin Cumhuriyet rejimine yakın. eski sporların ihyası. Cumhuriyet’in ilk yıllarında sportif faaliyetlere etkin olarak katılan kadınların bu alanda varlık gösterebilmeleri. spor alanında da faaliyet göstermiştir. Cumhuriyet rejiminin yaygın eğitim amaçlı bir kurumu olarak. Goltz’un yazdığı ve Millet-i Müselleha adıyla çevrilen kitap. yaya. Goltz Paşa olarak anılan subay. Gençlik ve ulusal eğitimin parçası olarak görülen spor ve beden eğitimine karşı ilgi uyandırılması amaçlandığından. Gençler bisiklet ve motor kullanmaya. yüzme. İtalyan ve Alman faşist ideolojilerinin spor ve sağlam vücut konusunda duyarlık gösterdiği 1930-40’lı yıllarda halkevlerinde beden. eskrim ve benzerlerini içermektedir. Spor şubesinin görevi jimnastik hareketlerini “kütle halinde taptamak”tır (tatbik etmek). o dönem için erkek sporcuların bile zor elde edebilecekleri bir fırsattan yararlanmış.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 207 kadınlardır. Türkiye’ye gelerek yüksek eğitim görmüş ve profesörlüğe yükselmiştir. mahalli şartlara uygun spor. Şube ulusal spor bayramları da düzenler. spor şubeleri halkevlerinin en yaygın şubelerindendir. CHP Halkevleri Öğreneği’nde. Bunun için de her vatandaşın savaş sanatları konusunda temel eğitim almasını öngörmektedir.

farklı yaş gruplarından kadın ve erkekleri temel askerlik bilgileri konusunda eğitecek yeni bir yapılanmaya gidilmelidir. 1938’de kabul edilen Beden Terbiyesi Kanunu da bu süreçte etkili olmuştur. 2004: 140-141). spora verdikleri önemi ve formlarını sporla koruduklarını dile getirdikleri röportajları da bu dergilerin sayfalarında yer alır. Bunun yanında. gençleri ülke savunmasına hazırlayan bir uygulama olarak nitelenmektedir. sağlıklı. Yarar Goltz’un fikirleri hem İttihatçılar’a hem de Kemalistler’e ilham vermiştir. ileride askeri faaliyetlerde lazım olacak esnekliği vererek. 1926’dan itibaren liseler ve öğretmen okullarının son iki sınıfında. batılı kadın sporcular referans gösterilerek özendirilir. bunun yanında evinin. Cumhuriyet döneminin başından beri askeri bir yönelim taşıyan fiziki kültür faaliyetleri. Kısa askerlik süresi içinde. Bu kamplar izci kamplarını andırsalar da. modern değerlerin kadın bedeninde maddilik kazanmasıyla kurgulanır. Şenol Cantek – B. bütünüyle savaşa hazırlık çalışmalarına indirgenmiştir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında. 1930’ların ortalarından itibaren. Sokağa çıkar. silah kullanma gibi. askerlik dersleri. Üstelik “asker ocağı” sadece erkeklerin bir araya toplanabildiği bir kurumdur. Evi ve aileyi ihmal ederek. bireysel hazların peşinde koşan kadın dönemin yaygın yakıştırmasıyla. “tango” diye çağrılacak. Dönemin spor dergilerinde modern kadınların spora katılımları. Yeni ve modern Türk kadını. Mükellefiyetin amacı. Ders bitiminde öğrenciler 15 günlük bir kampa gönderilmişlerdir. on beş günde bir saat olarak uygulanmaya başlanmıştır. tahkir edilecek.208 F. önce gençlere sonra da tüm halka temel askerlik becerilerini kazandırmaktır. Böylelikle. Bu uygulamayı ülke çapında yönlendirmesi için Tümgeneral Cemil Tahir Taner görevlendirilmiştir. savaş sanatı ile ilgili en gerekli bilgilerin kazandırılması mümkün görünmemektedir. Ancak. spor yapar. askerlik dersleri okullarda yaygınlaşmaya başlamış ve örneğin Gazi Terbiye Enstitüsü ve Orta Muallim Mektebi’nin beden terbiyesi şubelerinin bütün sınıflarına teorik ve uygulamalı askerlik dersleri konmuştur. Güz 2009. askeri bilgilerin uygulamaya konmasına da yaramıştır (Akın. Kıta Avrupa’sı ülkelerinde olduğu gibi. Sayı:29 . vücut bakımını ihmal etmez. Böyle olunca. gürbüz. kilolarından kurtulmuş. sinemaya gider. “Beden Terbiyesi Mükellefiyeti” adı altında yeni bir uygulama başlatılmıştır. ailesinin bakımından da sorumludur. onlardan farklı olarak. Basında Kadın Sporcular Modern kadın imgesi ile spor arasında kurulan ilişki. Beden terbiyesi mükelleflerine uygulanan çalışma programı askerliğe hazırlık veya askerlik taklidi olarak değil. hareketli bir kadındır. dönemin Hollywood yıldızlarının.

Genç Cumhuriyet’in ideal kadını ise başı açık. sporcu kadınların birden fazla çocuk sahibi olmaları teşvik edilmiştir. örtülerin altından dünyayı görmeye çalışan. Üst üste savaşlar yaşamış bir toplumdan. “Yeni Kadını Spor Yaratıyor”. modern sportmen kadın tipi şöyle tasvir edilmektedir: (…) Anlaşılıyor ki yeni kadın spor yapacaktır. milliyetçi söylemle eklemlenerek ete kemiğe bürünürler. Anonim). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 1998: 4151) spor yapmak dönemin basını aracılığıyla da telkin edilmiştir. sağlıklı ve kamusal alanda görünür olan kadındır. Kara Fatma gibi. Cumhuriyet’in ideal kadını artık Satı Kadın. İşte size. Sporcu kadının bedeni dolayımıyla cinsiyetçi toplumsal değerler. Birinci Kanun 1930). modern giyim-kuşam tarzına sahip. çevik. Dönemin İtalyası ve Almanyası’nda uygulanan beden terbiyesi politikalarından esinlenen bu yaklaşım esas alınarak. Türk Spor Dergisi. yeni sporcu kadınındır! (1 İkinci Kanun 1931. Ve milletin vücut kabiliyetini en yüksek hadde çıkarmak için sarf ettiği spor mesaisinde kadınlara da erkekler derecesinde rol ve mevki veriyor.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 209 eleştirilecektir. öjenist politikalar doğrultusunda. örtülerini atmış. benliğini ikinci plana atan kadın olamaz. Ahmet. bedenini gizleyen. yeni ve genç Türk ırkının ideal temsilcisi olacaktır. ırkımızın eski kudreti hayatisini bulması için en kestirme yoldur. Türk Spor Dergisi’nin 1930 tarihindeki bir sayısında bunun bir örneğini görmek mümkündür: Memleket kadınlığının vücudunu sporla takviye etmesi. sağlıklı kadınlardan üreyecek sağlıklı ve gürbüz bir neslin önemine inanılmaktadır. yeni ideal kadına vasıl olmak için tabiat ve güneşi bol bol yiyip içmekte olan yeni canlı genç kızlar ki ilk yapılacak şey olarak derhal soyunuyor ve açık havada hemen bir top oyununa başlıyorlar. İki kadın tipinin tek benzer yönü iyi ahlaklı ve gerektiğinde fedakarlık yapabilecek. güzel. (…) Yalnız sırası gelmişken burada bir noktaya işaret edelim: (Cinsi latifliğin) kuvvetli ve sağlam olayım diye zorlu spor müsabakalarile vücudunun tenasübünü bozarak vücut teşekkülüne sakillik verilmesi doğru mudur? Fikrimizce kadın hafif sporlar yapmalıdır. ahlaklı ve disiplinli bir genç nesil yetiştirmenin bir aracı olarak (Gürsoy. Onlar Kurtuluş Savaşı’nın kadın kahramanlarıdır. Aynı zamanda. Yeni dünya. Çünkü bütün cihanın tasdik ettiği en büyük hakikatlerden biri de gürbüz çocuğun kuvvetli ve sağlam anneden doğduğu keyfiyetidir. bütün dünya bu hakikatin peşindedir. Kadınların spora özendirilmeleri sadece estetik ölçütleri geliştirmek anlamında önemli görülmemektedir. sağlıklı. Bu nesil. (“Kadınlar ve Spor”. Bütün Avrupa. Türk Spor Dergisi’nde 1931’de yayınlanan bir yazıda. arka planda kalmayı kabullenecek olmalarıdır.

Spor dergilerinde yer alan mayolu. Sporda Kurumsallaşma 1936 yılında Türkiye’deki spor yönetimi açısından önemli değişiklikler yaşanır. Türkiye modernleşmesi. saygıdeğerliğini. Türk Spor Dergisi. güneşlenen neredeyse tümü yabancı kökenli kadınlar spor dergilerinin yanı sıra gündelik gazetelerin sayfalarını da işgal eder. düzgün vücutlu kadın fotoğrafları. cinsel ilişkiye göndermeler vardır. Kadınlar. Atatürk Orman Çiftliği’ndeki Marmara ve Karadeniz havuzlarında yüzen. spor basını aracılığıyla profesyonel düzeyde değilse bile. atlamalar. özellikle de İstanbul ve İzmir’de yaşayan. Ayrıca. büyük şehirlerde. kürek. Her alanda olduğu Güz 2009. neredeyse onunla cinsel ilişkiye girmekle eşdeğer görülmektedir. bir adım daha ileri gidip. Bir erkekle. eskrim. bir yandan da kadınlık rollerini unutmadan. Kadınlara uygun bulunmayan sporlar ise mukavemet koşuları. Dönemin spor dergilerinde erkeklerle güreşen. deniz kenarında giyilen kıyafetler en çok kadına yakıştırılmaktadır. dönemin spor basınında da sürülebilir. Cumhuriyet’in yeni ve seçkin kadınına işaret eder.210 F. özellikle eğitimli. TİCİ kendisini fesheder ve yerine Türk Spor Kurumu (TSK) kurulur. yüzme. Sayı:29 . Anonim. dövüşen batılı kadınların yer aldığı fotoğrafların altlarına yazılan yazılarda. Yarar Dönemin spor dergilerine genel bir bakış. güzelliğini kaybedecektir. seçkin bir mekan haline gelecektir. rekreatif amaçla spor yapmaya özendirilirlerken. özellikle fiziksel temasın daha yoğun olduğu dövüş sporlarında. tenis. üst sınıftan Müslüman ve gayrimüslim kadınların favorisidir. futbol oynayan kadın. kasları geliştiren sporlardır. Bu gerilimleri izi. Şenol Cantek – B. 10 Haziran 1933). orta sınıf kadınların kamusal ve özel alandaki bölünmüşlüğünün ve iki alan arasındaki gerilimlerle baş etme/edememe serüveninin de hikayesidir aynı zamanda. güreş. Su sporları. Boks yapan. Otuzlu yıllarda sadece deniz kenarına kurulmuş şehirlerde değil. İstanbul’daki Moda Deniz Kulübü. hem spor yapılıp hem de sosyalleşilebilecek. zarafetini. kadınların en fazla rağbet ettikleri sporların. geleneksel değerlere ve eşlik/annelik vazifelerine sadık kalmaya yönlendirilmektedirler. boş zamanı değerlendirme ve sosyalleşme etkinlikleridir. sertleşecek hatta iffetini bile yitirecektir. mücadeleye girmek. güreşen. dönemin spor yazarları tarafından kadına en uygun bulunan sporlardır. kadınlara uygun bulmadığı spor dallarını onlara yasaklamıştır (“Kadınlara Hangi Sporlar Yasak?”. boks. görevlerini ihmal etmeden. Ankara’da. Yüzme ve diğer su sporları. 1938’de açılacak olan. Erkeksileşecek. bisiklet ve atletizm olduğunu göstermektedir. futbol gibi dayanıklılık ve sertlik gerektiren. Böylelikle kurumun CHP’yle ilişkisi organik bir bağa dönüşür. voleybol. Çünkü bunlar aynı zamanda.

Bu stadyum açılmadan önce. okullarda. tüm toplumun. atıcılık. futbol. ürkek neslin halefi olacaktır. 15 Aralık 1936’da Ankara’da. Türk’ün ana vasıflarından olduğu ve potansiyel olarak her Türk gencinde bulunduğu savunulan cesaret. eşliğinde gösteriler sergileyen kız öğrencilerin popüler basında. savaş yıllarında. TİCİ’nin yerini TSK’nun alması beden terbiyesi konusunda daha fazla girişimde bulunulmasını ve verimli çalışmalar yapılmasını sağlamıştır. oyun ve eğlence olarak algılanmaması. 19 Mayıs törenlerinde akrobatik danslar. ilk uluslararası standartlara uygun stadyum. Federasyonlara kayıtlı kadın sporcu ise bulunmamaktadır. Sağlıklı nesiller yetiştirme arzusunun bu uygulamaların hedeflerinden olduğunu eklemek gerekir. Otuzlu yılların ikinci yarısı ve Kırklı yıllarda. Tenis. kararlılık. bu sebeple de elit sporcular yetiştirmeye ve profesyonelliğe önem verilmemesine bağlanabilir. 19 Mayıs Stadyumu adıyla açılmıştır. Direktörlüğün başına Tümgeneral Cemil Tahir Taner getirilir. fiziksel dayanıklılık. hentbol. ilk 19 Mayıs Şenliği. güreş (boks ve halter). Beyaz. kısa şortları. dans figürleri yapan genç kızları izlemek halk kitlesi için alışıldık bir pratik değildir. dağcılık ve kış sporlarıdır. takla atan. su sporları. İstanbul Taksim’de 1928’de yapılmıştır. voleybol ve diğer branşlar ise tek bir federasyon şemsiyesi altında toplanır: Sportif Oyunlar Federasyonu. BTGD’nin kurulmasından hemen sonra mevcut federasyonlar lağvedilir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 19 Mayıs Stadyumu. fotoğraflar eşliğinde sıklıkla yer aldığı yıllardır. kolsuz bluzlarıyla koşan. sporun ulusal ve uluslar arası boyutta rekabet. Bu federasyonlara 1940’da İzcilik Federasyonu da eklenecektir. Federasyonların organizasyonundaki özensizlik. hareketsiz. organizasyonları ve tesisleri TSK döneminde sayıca artmıştır. Onun yerine. Spor programları. sportif yetenekler ve fedakarlık. zamanla kışlada.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 211 gibi spor alanında da icra organı gibi hareket eden parti.b. savaş sanatına uyarlanarak ülkenin güvenliği ve bekası için kullanıma hazır hale getirilecektir. bisiklet (motosiklet). özellikle de gençlerin fiziksel güçlerinin ve yeteneklerinin arttırılmasının üzerinde durulması. TSK’nın kuruluşuyla bu konuda yetkili tek organ olur. Bunlar atletizm. çember. Danışma kurulu üyeleri arasında Adnan Menderes ve Burhan Felek de vardır. Örneğin. basketbol. Yeni federasyonlar kurulur. kurdela. Kurucu seçkinlerin söylemlerinde sıkça yer bulan “gürbüz ve yavuz nesil” imparatorluktan devralındığı iddia edilen soluk benizli. 1938’de Beden Terbiyesi Genel Direktörlüğü (BTGD) kurulur. derneklerde ve benzeri kurumlarda sporu beden terbiyesi ve askerlik pratikleriyle birleştiren uygulamaların hayata geçirilmesini beraberinde getirecektir. top v.

idealleştirilen ya da kültleştirilen beden. kır koşuları düzenlenir. fedakar ve sporcu Türk genç kızdır. Aynı dönemde Halkevlerinin Spor Şubeleri’nin faaliyetleri de önem kazanır. militer. Ayrıca. spor alanında milliyetçi. Kadınların mutlaka spor yapmaları gerektiğine dair söylemlerin etkisini kaybettiği. Spor yapmak gençliği “zehirli eğlencelerden” kurtarmanın en önemli aracı olarak tarif edilmektedir (4 Mayıs 1935). Atletizm özellikle devletin teşvik ettiği bir sportif faaliyettir. azimli. Buna bağlı olarak kadınların yaptığı spor dalları arasında ilk sıralarda yerini alır atletizm. Bu anlamda spor. modernliğin yarattığı iki farklı kadınlık hali ve imgesi arasında (modern ve aktif olan karşı) “inkılap”a uygun olan sade. aynı zamanda makine gibi çalışan. Yarar Siyasal alanda ağırlaşan milliyetçi yaklaşımın.212 F. Bu dönemde kadınlardan sadece spor yapmaları değil. esas olarak genç erkek bedenidir ve sadece fiziksel değil. daha önce önem verilen jimnastik sporunun yerini atletizme bırakması anlamına gelmektedir. Makine imgesine dönüşen bedenin. ruhsal bir nesne gibi ele alınır. Spor Postası’nda yazan Mübeccel Hüsamettin’e göre. askeri nizam altında işleyişinin temsil edildiği en önemli yer jimnastik ya da idman şenlikleridir. disiplinli. Her ne kadar esas fetiş nesnesi erkek bedeni ise de bütün bu milliyetçi söylem için kadın bedeni de önemli bir temsil aracıdır. makyajsız ve sade bir tarza bürünmeleri talep edilmeye başlanır. hatta yer yer ırkçı söylemlerin güçlenmesi biçimini aldığını görüyoruz. vefakar. Milliyetçi yaklaşım çerçevesinde istenen. sadece sağlıklı değil. 1930’ların sonları ve 1940’lar döneminde yükselen spor dalı atletizmdir. Burada fetişleştirilen. Özellikle 1930’ların ikinci yarısında milliyetçi söylemin Batı’da yükselen otoriter rejimlerin de etkisiyle daha şoven-militer bir tona bürünmeye başladığı da belirtilmelidir. Spor erkekleri kahvehanelerden. Bu dönemde sporun ethosunun dönüştüğünü söyleyebiliriz. kızları ise sinemalardan ve komşu evlere kapanmaktan kurtaracaktır. Halkevlerinde genç kızlar için spor faaliyetleri. spor basınındaki bu tarzda yazıların yerini bir sessizliğe bıraktığını da belirtmeliyiz. Şenol Cantek – B. Bu biraz da seçkin sınıflar arasında yaygınlaşmış olan “modern kadın” imgesine karşı geliştirilmiş bir tepki olabilir. 1940’larda voleybol dalında okullar arası müsabakaların başlaması söz konusu olmuştur. Bunun yanı sıra kız okullarında öncelikle voleybol ve yer yer basketbolun önem kazanmaya başlaması da söz konusu olmuştur. Sayı:29 . Ancak bu dalların palazlanıp örgütlü bir biçim alması özellikle özel Güz 2009. Spor politikaları açısından bu. Bedensel faaliyet. genç asker-yurttaşların yetiştirilmesi içindir. bireysel sporların ve özellikle jimnastik ya da atletizm sporlarının kitlesel olarak yaygınlaşması veya en azından eğitim süreci içinde genç neslin yetişmesinde etkin bir yöntem olarak yaygın biçimde kullanılmasıdır. “doğru ruhsal gelişim”in sağlanması içindir ve beden “doğru karakter”in temsilcisidir.

bugünkü halini alır. yerli kadın sporcuların müsabakalar sırasında çekilmiş fotoğrafları yayınlanarak. Bütün bunlar yukarda ileri sürdüğümüz iddiayı destekleyen gelişmelerdir. atletli bedenler sergilenmekte. fotoğraf altı yazılardaki ifadelerle de cinsel arzu yaratılmaya çalışılmaktadır. rakipleri arasından sıyrılır. çok satan.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 213 kulüplerde kadın voleybol ve daha sonra basketbol takımlarının oluşturulması. Bunun dışında 1970’lere kadar doğrudan futbolu çağrıştırmayan başlıklarla çıkan Türkiye Spor Gazetesi. Bunları takiben yayın hayatına giren spor dergilerinin ömürlerinin hep kısa olması da dikkat çekici bir gelişmedir. Yani ağırlığını futbolun oluşturduğu bir içerikle hazırlanan spor sayfalarına sahip ulusal. liglerin gelişmesi ve uluslararası müsabakaların başlaması sonucunda 1950’lerin sonu ve 1960’lar dönemine rastlar. Daha geniş bir çerçeveden yorumlayacak olursak basında giderek Cumhuriyet ideolojisinin ve modernleşmeci yaklaşımın yerini daha ticari ve eril bir bakış açısına bırakmaya başladığı yorumu getirilebilir. bu fotoğraflardaki şortlu. Hürriyet gibi gazetelerin futbola verdiği önemle de beslenerek. Hürriyet. İlk defa bu dönemde futbol ağırlıklı dergiler çıkar. Basın sektöründe dönemin önemli olayı. Buna paralel olarak basında okul sporlarına ve farklı spor dallarına ayrılan yer de azalır. spor basını. atlet Üner Teoman da katılmıştır. Spor haberleri magazin dedikoduları ve Hollywood film yıldızlarının erotik sayılabilecek fotoğraflarıyla süslenmeye başlar. 1967 yılında çıkan Fotospor sayılabilir. Bu olimpiyat oyunlarına ilk kez bir Türk kadını. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Dolayısıyla kadınların en fazla faaliyet gösterdiği okul sporlarına spor basını kapılarını yavaş yavaş kapatmaktadır. Hatta. Spor basınının giderek futbola odaklanıyor olması. Spor gibi dergiler de bulunmaktadır. Spor Aktüalite. Tüm bunlara bağlı olarak spor yapan kadınlarla ilgili haberlerin de azalması söz konusu olmuştur. spor dergilerinin okuyucu kitlesi olarak erkekleri hedeflemeye başladığı izlenimini yaratmaktadır. gazetenin yayın politikasını magazin ve spor gibi. 1940’ların sonunda mevcut spor dergilerinin pek çoğu kapanır. Popülerlik ve yüksek tiraj arayışı. Hürriyet Gazetesi’nin çıkmaya başlamasıdır. 1948’de yapılan Londra Olimpiyat Oyunları’na kalabalık bir muhabir ekibi gönderen ve müsabakalarda Türkiye’nin aldığı başarılı sonuçları. bol görsel malzeme eşliğinde günü gününe duyuran gazete. popüler gazeteler. Bu yeni eğilim ile kadınlara dönük spor haberlerinin göreli olarak azalması arasında bir ilişki kurulabilir. renkli bir gazete olmak iddiasıyla yayın hayatına girer. Futbol ağırlıklı spor dergilerinin ilk örnekleri arasında 1948-49 yıllarında çıkan Gol Spor. kitlelere cazip gelen konular üzerine yoğunlaşmaya yöneltir. Hürriyet’in spor sayfalarında ise 1949’dan itibaren ilginç bir eğilim ortaya çıkar.

“halka itibarını iade etmek” gibi iddialar taşımaktadır. aynı zamanda kadının özgürleşmesinin ve haklarının peşine düşmesinin hakim eril düzeni sarsacağı endişesi ile kadına “asıl görevleri”ni. Buna karşın. kadınların spora katılımı açısından asla 1920’lerde ve 1930’ların ilk döneminde görülen özendirici ve harekete geçirici yaklaşımdan söz edilemez.214 F. 1950’li yıllarda DP’nin genel liberalleşme eğilimi doğrultusunda. 1983: s. kadınların fizyolojik olarak erkeklerden daha güçlü olduğunu belirten bir yazı Hürriyet’in sayfalarında yer almıştır örneğin (“Erkekler Niçin Kadınlara Gıpta Güz 2009. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tüm dünyada kadınların kamusal alanda (zorunluluktan da olsa) daha fazla görünür olmaları. popüler basından takip edilebilir. Şenol Cantek – B. Bunların başında futbol gelir. kadının her alanda olduğu gibi. Batı’da ortaya atılan ve bilimsel kanıtlara dayandırılmaya çalışılan bir iddiaya göre. Yarar Tek partinin içinden çıkan yeni iktidar ve sporun “halka inmesi” Ellili yılların en önemli özelliği 1945’te iktidara gelen Demokrat Parti (DP) ile birlikte tek parti idaresinden çok partili rejime geçişe sahne olmasıdır. Yüksek tirajlı. yukarıda sözü edildiği gibi. geleneğin ve dinin dayattığı ahlaka sahip çıkılması gerektiğini anımsatan bir söylem de paralel olarak yükselişe geçmiştir. Bu gelişmeler. Türkiye’de spor tesislerinin kurulması için fırsat yaratmıştır. “halka inmek”. Türkiye’de de bu gelişmeler karşısında duyulan endişe. popüler bir gazete olan Hürriyet kadının özgürleşmesi konusunda erkek egemen toplumun içine düştüğü ikilemi yansıtmaktadır. spor alanında da daha aktif hale gelmesini sağlamıştır. Spor Toto’nun kurulması ve futbolda profesyonelliğin kabulü. Öte yandan. Sayı:29 . BTGM’nin Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmasıdır (Atabeyoğlu. Bu sebeplerle DP yönetimi kitleleri cezbeden sporlara özellikle önem vermiştir. Batıda feminizmin yükselişe geçtiği bu dönemde. 1938’de kurulan BTGD’nin danışma kurulu üyesi olması sıfatıyla. DP’nin lideri ve Başbakan Adnan Menderes’in popülist siyaseti. az çok Türkiye’de de etkisini göstermiştir. kadının özgürleşmesi ve eşitlik talepleri üzerine temellenen kadın hareketinin ivme kazanması. Ellilerin önemli bir diğer gelişmesi de. Kadınların spor alanına ve uluslararası spor müsabakalarına katılımı eskisi kadar kurumsal destek görmemişse de. spor konusunda bilgili ve ilgilidir. kadınlar sporla uğraşmaya devam etmişler ve özellikle kulüplerin desteğiyle faaliyet alanlarını genişletmişlerdir. Spor Toto’dan elde edilen gelir. DP iktidarı döneminde spor devletten önemli ölçüde yardım almıştır. Menderes. spor alanında da liberal bir politika ve söyleme geri dönüş yapılmış olsa bile. 1950’ler dönemi kadınların örgütlü spora elit sporcu olarak katılımlarının göreli olarak arttığı bir dönemdir. 2194-2195). etkileri sonra da hissedilecek önemli gelişmelerdir.

Batı spor alanında genel olarak örnek gösterilen ve hep gerisinde kaldığımız bir gelişmişlik çizgisini temsil etmektedir. yüzme. Nitekim. tenis. kadınların sosyal alanda ve spor yaşamında artan varlıklarına paralel bir gelişme olmakla birlikte. Kadın sporcuların hangi branşlarda. Bu ilişki. Popüler gazetelerin bir örneği olarak Hürriyet. 1950’li yıllarda kadınların spora katılımları ile ilgili söylem ve kadınların spor alanındaki faaliyetlerini basına yansıtan görüntüler. İçinde bulunduğumuz yıllarda kadının bağımsızlığı ileri sürülmektedir. 23 Mayıs 1951). amaçları/öncelikleri belirlenen. Sportif faaliyetlerden uzaklaşılması ise nişanlılık/evlilik ve/veya çocuk sahibi olunması sebebiyle olmaktadır. Kadın. tiraj arttırmaya yönelik yayın politikası gereği. ne kadar süreyle çalışılacakları erkekler tarafından tayin edilmektedir. Branşlar. Bir yandan bu bakımından Türkiye’nin hep geride kaldığından şikayet edilirken. “Emenasipasyon. saf ve yüksek bir medeniyetin mahsulü değildir.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 215 Etmeli? Zayıf Cins Kuvvetli Cins Hangisi?”. Örneğin kadınların Batı’da güreş ve futbol gibi annelik rollerine ve güzelliklerine zarar verebilecek sporlarla uğraşmaya başlamış olmalarını tedirginlikle aktaran bir yazıya 1953 yılında yine Hürriyet’te rastlanmaktadır (6 Mart. atletizm gibi “kadına yakıştığı” düşünülen. Bu. bu tür ajitatif ve magazinel nitelikli haberler aracılığıyla. sporun örgütlülüğünün ve kadınların spora katılımlarının artmasıyla da İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . kuralları koyulan bir ilişkidir. yani kadınların erkekleşmesi hiçbir zaman ve hiçbir veçhile tabii. Hürriyet. bedeni ile ilişkisinde yalnız bırakılmak istenmemektedir. bu ancak bir dejenerelik olur. Halbuki bu daha ziyade evlilik ve aile bağlarından sıyrılmaya çığır açan bir hezeyandır” denmektedir ( Hürriyet. genel olarak egemen söylemdeki bir kaymanın da varlığına işaret eder görünmektedir. Batı medeniyetinde kadınların toplumsal hayata ve spor alanına katılımına yaklaşım da çelişkilidir. Kadınların toplumsal yaşama katılımının hem övgüyle hem de tedirginlikle karşılanmasına paralel olarak. Sportif faaliyetlerde başarı gösteren kadınların basına daha sık konu olması yukarıda da belirttiğimiz gibi bu söylemsel kaymanın bir uzantısı olduğu kadar. Spor yapan kadınlar için de aynı denetim ve yönlendirme mekanizması söz konusudur. diğer yandan Batı’da bu açıdan yaşanan gelişmelerin tedirginlikle izlendiği anlaşılmaktadır. Türkiye’de ve Batı’da kadınların toplumsal hayata katılımı konusunda yaşanan gelişmeleri hem gıpta ile hem de tedirginlikle karşılayan bir “paranoyak” yaklaşım temelinde kurgulanmıştır. gerçekliği sorgulanamaz hale gelmiş önyargıları tersyüz edermiş gibi yaparak. Şevket Dilmaç imzalı bu metinde. 1953). birkaç ay sonra aynı konuda tam tersi bir iddiayla ortaya çıkacaktır. 6 Temmuz 1951). vücudu deforme etmeyecek branşlardır. erkekler tarafından sınırları çizilen. okuyucunun dikkatini çekmeye çalışmaktadır.

Türkiye tarihi çerçevesinde bakıldığında. 1950’lerin sonlarında kadınları katıldığı spor dallarında başta atletizm ve voleybol olmak üzere giderek uluslararasılaşma söz konusudur. Sonuç Ülkemizde modern sporların ortaya çıkışı. partinin sözde liberalliğine rağmen. Örneğin 1954’te voleybolda ilk kadın kulüp takımı Fenerbahçe bünyesinde kurulmuştur. daha önceki başarısız iki denemenin hayal kırıklığı yaratması olabilir. Spor yeni seçkinlerin kendileri ve bedenleriyle kurdukları yeni etiğin ve yaşam tarzının bir parçasıdır.216 F. kadın sporcuların kayda değer başarılarından söz edilemez. tıp gibi pek çok alanda üretilen bilgi ve siyasalarla ilişki içinde ele alınır. yani halkın yeni bir düzenleme ile yönetilmesini mümkün kılan tekniklerden biridir. Okullar arası müsabakalarda bu spor branşları eskiye oranla daha da öne çıkmaktadır. 1950’lerde önem sırasına göre voleybol ve basketbol gibi takım sporlarının giderek canlandığını görüyoruz. Yarar ilintilidir. Üner Teoman Uysal’ın 1948’deki deneyiminin ardından. Bu anlamda nüfus bilimleri. Erken Cumhuriyet döneminde. toplumun her alanına muhafazakarlığın hakim olması da diğer bir sebep olarak görülebilir. 1957 yılında Gül Çıray ve Aycan Önel’in İngiltere Atletizm Federasyonunun kadınlar arası şampiyonasına katılması ve İngiliz basınında Gül Çıray’a yer verilmesi önemli bir haber olarak yer almaktadır basında. 1952 Helsinki ve 1956 Melburn olimpiyat oyunlarına gönderilecek kadın sporcu bulunamaması ilgi çekicidir. Buna göre. Örneğin bu bağlamda Avrupa basınında Türk sporcu kadınların yer alması veya başarısından bahsedilmesi gurur vesilesi olmaktadır. Bunun sebeplerinden biri. modern yönetim zihniyetinin gelişimi ve modernleşme süreci ile iç içe geçen bir olgudur. kadın sporcuların başarı veya başarısızlıklarının bir ulusal simge olarak dillendirilmesine sebep olan bir gelişmedir. Bu. Örneğin erken Cumhuriyet döneminde yetersiz sayıda ve nitelikte olan nüfusun hem tıbben hem de Güz 2009. modern sporların tarihi özellikle devletin toplumla kurduğu ilişkilerde yaşanan dönüşümlerin de izlerini taşır. Bu dönemde. modernleşme projesi kapsamında kadınların toplumsal hayatın her alanına katılmalarını teşvik eden siyasanın Demokrat Parti döneminde değerini kaybetmesi. modern sporların bu iki boyutuyla ilişkili iki dinamik temelinde geliştiği söylenebilir. Sayı:29 . Sporda modernleşmenin en önemli göstergesi. sporun halkın ve bireyin bedensel ve ruhsal eğitiminin bir parçası olarak görülmeye başlamasıdır. Öte yandan spor devlet açısından toplumsal bedeni. Şenol Cantek – B. iktisat.

tıpkı yine erken dönem milliyetçi seçkinlerin kadına dair egemen söylemlerinde olduğu gibi. Hürriyet gazetesi ile başladığı iddia edilebilir. spor alanında da. spor örgütlenmesi de partiye bağlanmış ve her vatandaşın spor yapması. Otuzların ikinci yarısında. Ancak daha derinlemesine incelendiğinde. Kadın sporcular ile ilgili haberler. Ağırlık futbola verilince. ulusa sağlıklı evlatlar yetiştirecek sağlıklı anneler olmaktır. dönemin spor basını takip edilerek görülebilir. ticari mantığın almaya başladığı. başka birçok alanda da halka rehberlik etmesi beklenen gazeteler kullanılmıştır. Özellikle Hürriyet’in spor sayfaları incelendiğinde. zevkleri. Sonuç olarak. Siyasal ve örgütsel yaşamdaki bu dönüşümler spor basınında da yankı bulur. egemen milliyetçi söylem içinde militer tonun ağırlık kazanması söz konusu olmuştur. Spor. Modernleşmeci erkeklerin bir milli görev olarak kadınlara biçtikleri toplumsal rol. 1928-1960 arası spor basını incelendiğinde. henüz kadınların futbol alanında bir varlık gösteremediği Türkiye’de. sağlıklı annelerin yetişmesi için en kestirme yoldur.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 217 ahlaken daha yüksek seciyede yetiştirilmesinin önemli bir aracı olarak görülür spor. Belirli sınıftan kadınların dahil olduğu veya belirli bir vatandaşlık görevi olarak yapılan bir faaliyet olarak spor. beden terbiyesi politikasının bir parçası olarak zorunluluğa dönüşmüştür. yüksek tirajlı gazetelerin spor sayfalarının futbol ağırlıklı olarak hazırlanması kitle sporları aracılığıyla kitlesel bir ilgi yakalanmaya çalışıldığının da göstergesidir. devlet idaresinin her alanında gözlenen liberalleşme eğilimi spor örgütlerinin de liberal ilkelere göre yönetilmesini beraberinde getirir. geleneksel cinsiyet rollerinden uzaklaşması adına cinsiyetsizleştirme politikalarıyla. spor basınında bu yeni anlayışın izlerini sürmek mümkündür. Parti ile devletin özdeşleşmiş olduğu bu dönemde. Bu iki dinamikle ilişkili olarak bakıldığında spor cinsiyetsiz bir alan gibi görülebilir. kadın sporculara ve onların faaliyetlerine verilen yer çok azalır. Kadınların spora teşvik edilmesi için tek parti döneminde. Kadınlar spor alanında hem yeni seçkinler olarak var olurlar. kadının kendi tercihleri. kişisel gelişimi için spor yapmasına İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Yirmiler ve Otuzların modernleşmeci zihniyetinin yerini. spor basınında magazinelleşmenin bu dönemde. magazinel boyutu varsa basında yer alır. Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinden sonra. Kırkların sonuna kadar süren bu durum. yeniden cinsiyetlendirme girişimleri birlikte işler. kadınların kamusal alana çıkmalarını sağlayan bir faaliyet olarak spora katılımlarının belirli şartlara bağlandığı. Futbol temalı dergilerin çıkmaya başlaması ve ulusal. dünya konjonktürünün de etkisiyle. Buna bağlı olarak. Ellilerle değişmeye başlamıştır. kadınların dahil edildiği ve hatta çağırıldığı bir alandır. hem de milli vazife olarak bu alanda faaliyet göstermeye çağırılırlar.

İstanbul. kadının bireyselliğini öne çıkaran. Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi. Erken Cumhuriyet’te Beden Terbiyesi ve Spor. Ayrıntı. Cinselliğin Tarihi. İstanbul. Funda (2009). Süreli Yayınlar Spor Alemi. Bu çelişkiler. 1945-1947 Hürriyet Gazetesi. İletişim Yayınları. “Sağlık. Varlık Yayınevi. Gürsoy. İstanbul. 1936 Gol Spor. İletişim Yayınları. Çev. Şenol Cantek – B. İstanbul. 1934-1937 Yeni Hayat. Ed. Üç Kuşak Cumhuriyet. Ankara. Cilt 9. (1998). İstanbul. özellikle de sportif etkinliklere katılması yerinde bulunmamaktadır. Fişek. yaptığımız analizin de gösterdiği gibi. 1929-1934 Spor Postası. Fişek. Bir yandan. KAYNAKÇA Akın. Cumhuriyet Ansiklopedisi. “Türkiye’de Sporun Gelişimi”. 1929 Türk Spor.Tanrıöver. “Türkiye’de Spor”. İstanbul. 1942-1945 Havacılık ve Spor. diğer yandan. U.Ü. Gürbüz ve Yağız Evlatlar. N. “Modernizmin Vaad Edilmiş Cennetinin Kapısında İki Ülke: Finlandiya ve Türkiye”. Cem (1983). Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce: Dönemler ve Zihniyetler. Cilt: 8-9. Atabeyoğlu. Roman. Yeşilkaya. özellikle eril modernleşme perspektifinin toplumsal cinsiyete ilişkin normları nasıl eklemlediğine bağlı olarak değişim arzetmektedir. İstanbul. SBF Yayını. Şenol Cantek. Atay. Yarar ihtiyatla yaklaşıldığı görülmektedir. Falih Rıfkı (1964). Sayı:29 . gençlik. Yiğit (2004). Kurthan (1983). Dönemi Türkiye Foucault. H. Halkevleri: İdeoloji ve Mimarlık. İletişim Yayınları. İletişim Yayınları. N. batılı kadın gibi zarif. 1937-1941 ve 1948-1949 Beden Terbiyesi ve Spor. 1948-1960 Güz 2009. Michel (2003). İletişim Yayınları. (1999).Tanyeli. İstanbul. annelik ve eşlik vazifelerini aksatacağı düşünülen etkinliklere. A. zinde ve özgüvenli kadın idealinden söz edilmekte.218 F. Kurthan (1980). Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı. güzellik”. Spor Yönetimi.

Bulgular. Özetlere Türkçe ve İngilizce anahtar kelimeler eklenmelidir. Çalışmalarda şu sıranın takip edilmesi uygun olacaktır: Başlık. 2. 237- Yazı Teslim Kuralları 1. kapak sayfasında yazar ismi ya da isimleri. Makalelerin kaynakça ile birlikte 20 sayfayı geçmemesi tavsiye edilir. yazılarında bazı düzeltmeler yapmaları istenebilir. Yöntem. diğer taraflardan 3 cm boşluk bırakılmalıdır. 8. Ana Metin. Yasal ve etik her türlü sorumluluk makale yazarlarına aittir. 2.5 satır” olmalıdır. 9. Makalenin düzeltilmeden yayınlanmasına veya yayınlanmamasına karar verilebilir. Bu bilgiler makaleye ait kapakta bulunmamalıdır. Giriş. Kaynakların Düzenlenmesi 1. şekil ve tablo kullanılmamalıdır.Kaynakçada. Hakem raporları doğrultusunda yazarlardan.Bir yazarın birden çok çalışması kaynakçada yer alacaksa yayın tarihine göre eskiden yeniye doğru bir sıralama yapılmalıdır. Yazının yayımlanması konusunda son karar yayın kuruluna aittir. adresler. Key Words. 10. Tartışma. 3. 5.Sokak No:9 06510 Emek/Ankara” adresine posta yoluyla gönderilmelidir.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. Dergiye gönderilen makaleler başka bir yerde yayınlanmamış veya değerlendirmeye alınmamış olmalıdır. Renkli grafik. Yazılı kopyalar hakeme isimsiz gönderileceği için makalenin iç sayfalarında değil. Gönderilen basılı kopyalarda kapak sayfası olmalı. 7. Makaleye ilişkin raporlar ve makale metni makale yazarına iade edilmez. Makalelerde yazı tipi “Times New Roman 12 punto” ve satır aralığı “1. 6. Yabancı Dildeki Başlık. Sayfa yapısı soldan 4. Makalelerin 150-200 sözcük civarında İngilizce ve Türkçe özetleri de yazıyla birlikte gönderilmelidir. Anahtar Sözcükler. 11. 7(2). Basılı kopyalar A4 boyutunda dijital kopyalar “Word” formatında olmalıdır. Dergiye gönderilen makaleler 2 basılı ve 1 dijital kopya olmalı ve “İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Bişkek Caddesi 81. makaleye iliştirilecek kapak sayfasında yer almalıdır. Makaleyi Hakemlerden birisi yayınlanmasına ikincisi yayınlanmamasına karar verdiği takdirde makale üçüncü bir hakeme gönderilir. 4. Abstract. sadece yazıda gönderme yapılan kaynaklara yer verilmeli ve yazar soyadına göre alfabetik sıralama izlenmelidir. Aynı yılda yapılan çalışmalar İletişim 2003/18 . Sonuç ve Kaynakça. e-mail ve telefonları bulunmalıdır. Özet.

org/hra. P F.htm. (Erişim: EBSCO Masterfile database. Kitle Haberleşme Teorilerine Giriş. “c. 1944: 23). H (2005) Vücudun dili olmaz. 2 Mayıs 1999) Mel. İstanbul: İletişim. M Zıllıoğlu (Çev.176-187.95-134. Sayı 2 . B ve Gaudet. Kimy. W (1992) Haberleşme Nasıl İşler. s. Kaynakça örnekleri: Tek Yazarlı Dergide Makale Varis.).11-12.. s.220 için “a”. İkiden Çok Yazarlı Kitap Lazarsfeld.dnr. (2). İstanbul: Derya Yayınları. (Vert ve Hale. Notre Dame: University of Notre Dame Pres. 2003). 2005: 71). Business Journal. İki Yazarlı Kitap Perelman. CA: Sage Pulication Inc. (Hemdi.143-152. London: Colombia University Press. İki Yazarlı Dergide Makale McCombs.htm. C ve Olbrechts-Tyteca. http://www. 2004. (Tas.trkist. s. Editörlü Kitapta Bölüm Schramm.). “b”. T (1984) International Flow of TV Programmes. Tek Yazarlı Kitap McQuail. 2001) Günay’a göre (2005). L (1971) The New Rhetoric. Berolson. D (1987) Mass Communication Theory: An Introduction. A ve Mattelart M (1995) İletişim Kuramları Tarihi.tr/hra. 2005: 16).. H (1944) The People Choice. Cilt 7. (Erişim: 12 Mayıs 2005) Türkiye İstatistik Kurumu (2001) Zenginlik indeksleri. (Erişim: 1 Mart 2002) Bahar 2009. The Public Opinion Quarterly. http://www. (Lazersfeld vd. M E ve Shaw D L (1972) The Agenda-Setting Function of Mass Media. Journal of Communication. İnternet Elçi. Çeviri Kitap Mattelart. 34(1). Ünsal Oskay (Der. s. Kaynakça ve Alıntı Kuralları Metin içi kaynak örnekleri: (Duran.” ibareleri kullanılmalıdır ve bunlar metin içinde yapılan göndermelerde de aynı olmalıdır. 36. O (1991) Futbol. Beverly Hills.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful