Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009, 7(2), 237-

Gazi Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi

Güz 2009, Sayı : 29 Autumn 2009, Number: 29

ĠletiĢim 2003/18

G. Ü. Ġ. F. Adına Sahibi Sorumlu Yazı ĠĢleri Müdürü Editör Cengiz ANIK

Rıza AYHAN M. Naci BOSTANCI Editör Yardımcıları Umur IġIK AyĢe Gül SONCU Hasan TOPBAġ Ç. Murat HAZAR Cem YAġIN
Yeditepe Üniversitesi YaĢar Üniversitesi Erciyes Üniversitesi Gazi Üniversitesi Arel Üniversitesi Gazi Üniversitesi Erciyes Üniversitesi Galatasaray Üniversitesi Yeditepe Üniversitesi Gazi Üniversitesi Atatürk Üniversitesi Ġstanbul Üniversitesi Gazi Üniversitesi Erciyes Üniversitesi Akdeniz Üniversitesi Selçuk Üniversitesi Ankara Üniversitesi Gazi Üniversitesi Gazi Üniversitesi Fırat Üniversitesi

Yayın Kurulu Zülfikar DAMLAPINAR Sirel GÖLÖNÜ DanıĢma Kurulu
Suat ANAR Ümit ATABEK Bilal ARIK Burhan AYKAÇ Aysel AZĠZ Hasan BACANLI Hamza ÇAKIR Dilruba ÇATALBAġ Yusuf DEVRAN Ġhsan ERDOĞAN Fatma GEÇĠKLĠ Suat GEZGĠN Nilgün GÜRKAN Metin IġIK Süleman ĠRVAN Ahmet KALENDER KurtuluĢ KAYALI Ersin ÖZARSLAN Serdar ULUKAN Mustafa YAĞBASAN

ISSN: 1302-146x Copyright © Gazi Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi. Tüm hakları saklıdır Yayın ve Türü: Yılda iki kez basılan hakemli, yaygın, süreli bir dergidir. Yönetim Merkezi ve Adresi: Gazi Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi, 06510 Emek, Ankara Tel: 90 312 212 6495 Fax: 0 312 212 1832 e-mail: iletisimdergisi@gazi.edu.tr Basım yeri: Gazi Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi Basımevi, Emek, Ankara.

TÜBĠTAK/ULAKBĠM SBVT tarafından taranmakta ve dizinlenmektedir.

Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri / 81 Media and Politics Relation in News Discourse: 29 March 2009 Local Elections MERİH TAŞKAYA 1980‟lerden 2000‟lere Türk Sinemasında Ürün Yerleştirme Uygulamalarında Görülen Nicel Değişim / 103 The Quantitative Changes in Product Placement Practices in Turkish Cinema Since 1980s To 2000s AYHAN BİBER Halkla İlişkiler Çalışmalarının Dünü. Bugünü ve Geleceğine İlişkin Bir Değerlendirme / 133 An Analysis of Yesterday. Today and Tomorrow of Public Relations Studies ERDEM TAŞDEMİR Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler / 149 Leaders and Managers in Community Management .İÇİNDEKİLER ZÜLFİKAR DAMLAPINAR İletişim Bilimini Rousseau‟dan Okumak: „Kötü‟ Yanlarımızın Sonucu mu. „İyi‟ Yanlarımızın Katkısı mı? / 1 Reading Communication Science From Rousseau: Is it the Result of Our „Bad‟ Sides? or the Contribution of Our „Good‟ Sides? DİLEK GÜRKAN Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması / 23 Financial problems of newspaper organizations and a financial analysis practice GÜLCAN IŞIK – ÜLKÜ AYŞE OĞUZHAN BÖREKÇI Siyasetçi-Medya İlişkileri Bağlamında Bir İnceleme: “Deniz Feneri Örneği” / 53 A Survey in the context of Politicians-Media Relations: The Example of Deniz Feneri ABDULKADİR GÖLCÜ Haber Söyleminde Medya.

BETÜL YARAR Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) / 201 Women and Sport in the Journals and Newspapers of the Early Republican Period (1928-1960) .UMUR IŞIK – KONUR ALP KOZ Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: İnternet Haberciliği Üzerine Bir İnceleme / 167 “Click commerce” based on sexuality: An Analysis on Internet Journalism BORA ATAMAN What is „Empowering‟ and Who The „Users‟ are in The New Media / 189 Yeni Medyada “Kullanıcının Gücü” FUNDA ŞENOL CANTEK .

konu duayeni. ĢimĢekler. bilim insanı ve hususen iletiĢim bilimi gibi konuları gündeme taĢımaya devam ediyoruz. bereket. Bu evlilikten devler ve ucube kykloplarla birlikte diğer pek çok evlat dünyaya gelmiĢtir. (2) erdemini ve (3) masumiyetini gösteren parametreler olmalıdır. kehanet üstadı.bir „özne‟nin eseri olduğuna göre. bilim. Grek mitolojilerinin birinde. deniz. eninde sonunda -mutlak ya da mümkün. „özne‟nin serüveni zorunlu olarak. mantığı ve iĢtigal alanı. sağaltım iĢi ile yükümlü. volkanları. bilimin serüveni ile örtüĢmektedir. mitolojik metinlerde dile getirilmektedir. Demek ki. umut edilmektedir ki. dağ. Bununla birlikte. ırmak ve doğadaki tüm olaylarla atmosferi yöneten tanrı ve tanrıçaların yanı sıra. fırtınaları ve pek çok doğal afet ve felaketleri de yöneten öznelerdir. Metodolojik bir kalıp içermek zorunda olmadığı için akademik kariyer amacıyla kullanılmayacaktır ama. metodolojiyi uygulayan „özne‟ ortaya koymaktadır. dağlar ve denizlerle birlikte gökyüzü tanrısı Uranus‟u yaratmıĢ ve daha sonra onunla evlenmiĢtir. bu sayfalar. yıldırımlar. izleyen satırlardaki makaleler kadar önem arz eden bir niteliğe zaman içinde kavuĢacaktır. Böylece yağmur. Dergi‟mizin bu sayfalarında üç konunun sorunsallaĢtırılması amaçlanmaktadır: Bilimin karakteri. Bu da bilim insanının deontolojisini gündeme getirmektedir. bilim insanının (1) tarafsızlığını. sanattan ya da estetikten anlayan. akademik bir metni metodoloji karakterize etmektedir ama. KuĢkusuz ki bunlar aynı zamanda. yeraltını yöneten Tartaros ve eĢsiz güzellikteki Eros‟un var olduğu öykülenmektedir. doğumu yaratan pek çok tanrılar ve tanrıçalar var olmuĢtur. mantığı ve iĢtigal alanı. Gaia. . çok değerli üsdatlarımızın katkılarıyla. mevsimler. ĠletiĢim biliminin karakteri. savaĢ ya da avdan sorumlu. mantığı ve iĢtigal alanı. kaostan tanrıça Gaia. Bilim insanının karakteri. Bir önceki sayıda da kısmen değinildiği gibi.‘S U N U ġ’ KAOSTAN DÜZENLĠLĠĞE BĠLĠMSEL SERÜVEN VE ĠLETĠġĠM BĠLĠMĠ „SunuĢ‟a tahsis edilen bu sayfaların „müzakere‟ amacıyla kullanılabileceği tasarlandığı için. depremleri. önce bilimin karakterine bakmak gerekmektedir. aĢkı. „Özne‟ye iliĢkin en çekici tahkiyeler de hiç kuĢkusuz ki. Demek ki olup biten her Ģeyden sorumlu bir özne bulunmaktadır ve onların bazıları bir yandan kaosu. akademik metnin bilimselliğinin ölçütü. Yani. akademik metni metodoloji değil. ölümü. tufanları. kaçınılmaz olarak. Bilimsel Serüven: Kaostan Düzenliliğe Olup biten hemen her Ģey.

su taĢkınlarını bir düzene sokar. baĢlangıçta sadece kaostan ibarettir. onun kanından tanrılara hizmet etsinler diye insanları yaratır. kol ve ayaklarından doğu. Babil mitolojilerinin birinde de. yapılan iĢin geçmiĢi neredeyse yaĢam kadar eskilere uzanmaktadır. tuvalet alıĢkanlığı edinmesinin ve özellikle memeden ayrılmasının. Evrene istikrar ve huzur getirir. kanından okyanus ve ırmaklar. istikrarı. içinden doğduğu kaosu. döllemesi. karanlık yumurtanın içindeki evren. Ģu veya bu biçimde tasavvur edilen bir özne tarafından belirli bir sisteme. mutlaka bir hikmet-i vücudu vardır. yumurtayı bulması. Her bir tanrıyı belirli bir iĢten sorumlu tutar. Kaos. Kısacası. gözlerinden Dicle ile Fırat‟ı akıtır. bir yarısından gökyüzünü. doğum esnasında bebeğin feryadının. Spermin hareketleri. Damkina ile evlenir ve en yetenekli tanrı Marduk‟u dünyaya getirir. sukuneti tesis etmek için çabalamaktadır. Bu ikisini birbirinden ayırmak için uğraĢ verirken yorgun düĢüp ölen Pangu‟nun baĢ. ağır kısmını aĢağılara iterek Ying‟i var etmiĢtir. Çin mitolojisine göre. Demek ki günümüzde Ģu veya bu biçimde kimi misyonlar (patolojik olanın . Ea sihir gücü ile diğer tanrı ve tanrıçaları tehdit eden Apsu. tanrı ve tanrıçaların bulanık su ile sisten doğduğu belirtilmektedir. karmaĢayı körüklerken. Her toplum hatta topluluğun buna benzer varoluĢ hikayeleri vardır ve hemen hepsinde kaostan bir çıkıĢ serüveni öykülenmektedir. diğer yarısından yeryüzünü yaratır. mevsimleri. kaostan düzenliliğe. Bu arada esaretten kurtulan Tiamat. istikrara ve iĢlerliğe kavuĢturulmaktadır. tüm insanlara çobanlık eder. anlayıĢlısı ve en iyi sihir bilenidir. derisindeki asalaklardan hayvan ve balıklar teĢekkül etmiĢtir. tükrüğünden bulutları yapar. teleolojik bir özne marifetiyle kaosun düzenliliğe dönüĢtürülmesi iĢine bilim adının verilmesi çok eski olmasa bile. usül ve güzergaha uygun olmamakla birlikte. yani hiçbir hesap ve iĢleme. etinden toprak. sol gözünden güneĢ. uyumu. kemiklerinden kayalar ve kıymetli madenler. sesinden yıldırımlar ve fırtınalar. düzen ve istikrara. bedenindeki tüylerden ağaç ve diğer bitkiler. nefesinden bulutlar ve rüzgar. Babil kentini inĢa ederek. fırtınaları. Bu büyülü mitolojik öykülerden bir miktar esinlenmiĢ olsa gerek -nitekim mitoloji. bir kısmının içini yang ögeleriyle doldurmuĢtur. gündüzü. yumurtanın hafif kısmını göklere yükselterek Yang‟ı. kendi nefesini üfleyerek onlara hayat vermiĢ ve onların bir kısmının içini ying ögeleriyle. düzenliliğe.karıĢıklığı. Bu kaostan doğan Pangu. Ea bütün tanrı ve tanrıçaların en akıllısı. batı. saçları ve kaĢlarından gezegen ve yıldızlar. güçlüsü. Tiamat ve Mumnu‟yu burnundan iple bağlayarak esir eder. Tanrıça Nugua bütün bu yaratıklardan hoĢlanmayınca ıslak çamurdan kendine benzeyen varlıklar yapmıĢ ama onlara kendi ejderha kuyruğunu vermemiĢ ve sadece ayak takmıĢ. bu türden yaradılıĢ momentleri vardır. döllenmiĢ yumurtanın rahme asılması tümüyle kaotik. pek çok teĢhis ve hatta tedavinin isim kaynağıdır-. Tanrılara isyan edilmesi için herkesi tahrik edip duran Kingu‟yu öldürür. sağ gözünden ay. Hatta mutlak bir baĢarı elde edememiĢ olsa bile ana tanrıça Gaia‟nın varoluĢ gerekçesi bile. Marduk imdada yetiĢip onu öldürür. huzuru. tufanları. öte yandan diğer bazıları da düzeni. huzur ve esenliğe dönüĢtürmektir. tüm evreni tehdit eder. terinden yağmur ve çiğ. Geceyi. güney ve kuzeydeki dağlar. Freud‟den Lacan‟a pek çok anlatıda.

edat. aynı varlık. Varlık ile söz arasındaki ilintiyi sorgulayan bu müzakereyi kısaca Ģöyle özetleyebiliriz: Herakleitos bilindiği gibi. Zarf. varlık sürekli değiĢiyor.. farklı algılara neden olmaktadır. Burada değiĢen varlık değil. her an yeni bir „oluĢ‟la karĢımıza çıkıyor * “Varlık ve Düşünme”. Tıpkı birbirinin zıddı varlıkların kamil oluĢlara vesile olduğu gibi. Belirli bir zamanda (mekan ve konjonktürde) duyularımızın algıları bizde belirli bir hisse ve ona uygun bir yakıĢtırmaya neden olurken. Soğuk .sıcak. çok çeĢitli edebi kullanımların ve söz sanatlarının tümünün meczi ve ahengi. Say y. sıfat değil sadece. nesne gibi unsurlar uyumlu bir Ģekilde bir araya getirilip bütünleĢtirilemediği takdirde. sürekli oluĢumlar geçirerek. söz. logos kavramını tam da. Heidegger‟e göre. GeliĢim ve ilerlemenin yegane motoru bu devinimdir. yüklem. yani okumanın bir çeĢidi olarak kullanıyorlardı. sözü. bir anlam taĢıması mümkün değildir. Eğer öyle olmasaydı. Grekler. söylem. Heidegger. karmaĢayı ortadan kaldırmaktan ibaretti.aydınlık gibi zıtlıklar. dağınıklığı. daha geçerli ve doğru bilgiler halini alabilmektedir. karanlık . ona iliĢkin kesin ve doğru bilgiye asla sahip olamazdık. bir araya getirme. bu anlamda kullanmıĢlardır. varlığın „oluĢ‟ları sayesinde. ġayet her varlık. değiĢim yoktur. Ona göre Grekler. Parmenides‟e göreyse değiĢim olamaz. inandırıcılığını doğrudan doğruya belirleyen etkenlerdir. ifade gibi anlamlara geldiği düĢünülen logos tabirini.bertaraf edilmesi gibi) yüklenmiĢ olan bilim yapma iĢi. kaotik olanın bir özne marifetiyle. „oluĢ‟uyor olsaydı. algılarımız ve ona uygun yakıĢtırmalarımız. onlara iliĢkin edindiğimiz bilgiler de bu oluĢa bağlı olarak tekemmül etmektedir. Etkili bir söz söylemek için de bir sözü oluĢturan unsurların çok daha uyumlu bir biçimde bir araya getirilmesi gerekmektedir. Nitekim Heidegger‟e göre. karıĢıklığı. bu anlamından ziyade.bilgi. Varlıklar sürekli değiĢip yeni „oluĢ‟lar meydana getirdiği için. söylenen sözün etkisini. Ġstanbul: 2008. Çeviren ve yayına hazırlayan Ahmet Aydoğan. Heidegger. Yani varlığın kendisinde bir zıtlık. Söz söylemenin yolu da budur: Özne. logos‟ta mündemiç bu anlamı kavramak için. belirli bir düzene dönüĢtürülmesi iĢleminden ibaret bir çaba olarak anlatılmıĢtır. her Ģeyin zıddı ile kaim olduğunu. varlık aleminin sürekli bir değiĢim ve oluĢum geçirdiğini belirtmektedir. ona iliĢkin bilgilerimiz de sürekli yenilenmektedir. toparlama. Martin Heidegger. söylenen bir sözün “söz” olması. Dolayısıyla varlıktan (Demokritos ile sınırlandığında maddeden) yansıyan –düĢünülen. söz haline getiren ile sözün bizatihi kendisi arasındaki ilintiyi anlamak gerekmektedir: Bunu anlamanın yolu ise Herakleitos ile Parmenides arasındaki müzakereyi bir kez de bu gözle irdelemektedir. ilgili olduğu sanılanları seçip ayırma anlamıyla. Hatta bilgi edinme diye bir edim ortaya koyamazdık. öteden beri. “Grek düĢünme tarzı”nı irdelediği bir yazısında* kaosun düzenliliğe dönüĢtürülme iĢine bilim denmesini Ģöyle açıklamaktadır. Çünkü onlara göre her türlü “düzen”in biricik yolu bir araya getirmekti. bizim duyularımızdan kaynaklanan algılara iliĢkin yakıĢtırmalardır. s:241-258 . tutarlılığını. farklı bir zamanda. Özellikle Grek matematikçileri için kavramın anlamı. yani bilgilerimizdir.

Bu mantık üzerine konuĢlanan ve böyle bir iĢ ile meĢgul olmayı (bu iĢin zirvesinde Descartes ve Kant‟ın hususen bulunduğunu vurgulayarak) benimseyen bilim bu iĢi de „disiplin‟ kavramı ile tanımlamaktadır. beriki bunu anladığı. ölümü ölümden ibaret görmektedir. ne denli güçlü. sistematik bir bütünlük arz edecek biçimde derlenip toparlanması. sosyal. harmoniyi. değiĢimin. yakıĢtırmamız dıĢında bir varlık olmalıdır. olup bitenleri (ya da varlığın bizatihi kendisindeki değiĢimi) kavramakta aciz kalırlar. her bir kiĢi kendince bildiği. Olası ihtilaflar bu Ģekilde ortadan kaldırılmakta ve doğal. tutarlı. Ayrıca bilim. ortalıkta darmadağınık ve muğlak biçimde. inandırıcı. „bir varlık‟a da sahip olamazdık. tüm bu çabalar. daha doğrusu. birisi Ģunu. düĢünülebilen varlığın her zaman olduğu gibi var oluyor olması gerekir. Oysa ki karĢıtlar. kısacası herkesin kendince benbilirlik taslaması nedeniyle logos kavranamamaktadır. görüĢü kendine has olduğu için. sahici argümanlara sahip olursa olsun. sözlerini duyan ve onu anladığı için de ona kayıtsız kalmayan ve varlığın kendisine açılıp saçılmasına izin vererek. Demek ki değiĢen varlığın kendisi değil. KuĢkusuz ki. bütünlenmedir. düzeni ve istikrarı tesis etmek için vardır. düzenleyen ve hizaya sokan „özne‟ler sadece hakikatin sırrına erecektir ki. Oysa varlığı iĢitmesini bilen. karmaĢadan. Sözleri iĢittikleri halde logos‟u kavrayamadıkları için. varlık nosyonuna da. ahengi göremediği için. Her zaman düĢünebiliyor olduğumuza göre. kaosu ortadan kaldırmak. diğeri onu. tıpkı iletiĢimin bizatihi kendisi gibi. „değiĢim içindeki varlığa kulakları tıkalı‟. Heidegger‟in değerlendirmesine göre. Bilim. Oysa ki düĢündüğümüz bir „Ģey‟ hakkında düĢünebildiğimize göre. . yani tam da bu dağınıklıktan. her bir insanın biliĢi. sadece bazı sözlerden ibarettir.olsaydı. bireysel intizam ve insicam bu yolla tesis edilmektedir.bu vasfından almaktadır. Tanımadığına havlayan ve sadece tanıdık gelene kuyruk sallayan köpekler gibi pek çok kiĢi. bu amaca yönelik bilgilerin bilimsel sayılmasını sağlamakla da mükelleftir. ileri geri gidip gelirler ve bu Ģekilde bir araya toplanırlar. bu Ģekilde bir araya gelen bir toplanma. söylentiler ve fehimler halinde dolaĢıp duran fikirlerin. bizim ona iliĢkin düĢüncelerimizdir. Olgusal mütekabiliyeti ne denli yetkin sayılırsa sayılsın. karĢıtlıkların oluĢturduğu düzeni. toparlayıp. Buna göre belirli bir alanın disipline olması demek. dağınıklığı. hayatı sadece hayattan. yakıĢtırmaya yol açan. „çünkü‟ demektedir. tümlenme. Bu kuruntu. onunla ilgili tüm bu bilgileri derleyip. kapsam ve sınırlarının apaçık hale getirilmesi demektir. bu da bilimi kuran logostur. varlığa iliĢkin düĢüncelerimizin değiĢmesi ile sınırlı olduğu yönündeki Parmenides‟ci bu görüĢe itiraz eden Herakleitos. anladığı için. KarĢıtların çatıĢması. birbiriyle bir araya getirilmemiĢ bir yığın söylenti ve fehim(doxa)den dolayı. O gün bu gündür bilimin mantığı bu espri üzerinde kurgulanmaktadır. sadece sözden ibarettir ve esasen bilim etiketini taĢıma ayrıcalığı ve hakkını baĢka türlü olsa onun adına ayet derdik.

Grek ve Latin menĢeili düĢünme geleneğinde.anlamların anlamlı. Amerika kıtası. bir çiçek. “kült bir yenilik”tir. Bunlar icat ve keĢiftir. belki de en fazla bu tür icatlar. kamuoyunun da gündeminde uzunca bir süredir yer eden genetiği değiĢtirilmiĢ organizmalarla ilgili disiplinlerde olduğu gibi. her an gözlemlenen bir gerçektir. Türkçe karĢılıkları oldukça tanımlayıcı olan iki kavramla kategorize edilmektedir. bir böcek olabileceği gibi.Bilimsel Serüvenin Ġki Güzergahı: Ġcat ve KeĢif Pek çok yöntem ve epistemoloji kitabında. Bu gerçeklik. önemli hale getirilmesinde olduğu gibi. tıpkı Sokrat‟ın da olağan bir insan olması gibi. eskisinden daha az veya daha fazla. Oysa ki iliĢkiyi ortaya koyan sözel yargılar. Sokrat gibi ulu bir „özne‟nin ölümü. Sokrat ve Mesih gibi. sosyal bilim alanları için geçerlidir. Ġnsanların ölümü olağan. bilimsel çalıĢmalar. TüketilmiĢ iliĢki. icat. KeĢif. daha doğrusu mantıksal örgü ne denli tutarlı olursa olsun. Hatta medyatik dolayımlama ile. yeni bir toz bulutu gibi olay ya da olgusal gerçekliğin üzerine çökmekte. icat. Dahası Ģayet açıklama. bir simge de olabilmektedir. öldürülmesidir. bilimsel icatların mahiyetini anlama açısından çök büyük bir önem arz etmektedir. çok tutarlı ve çok inandırıcı ise. tüm hakikatleri (truth) ters yüz eden özel realitelerdir. Burada olağan olmayan. bir olayın ya da var olduğuna inandığımız bir olgusal gerçekliğin üzerindeki tozu üflemekten ibarettir. Nitekim özellikle sosyal bilimlerde. kurulabilecek son iliĢki olmayacaktır. bunun tam tersi ile beslediği için. var olmayan bir gerçekliğin yaratılmasında ya da boĢ . Ġcat. bilinmeyen. iki bilinen arasında yeni bir iliĢki kurarak. o güne kadar bilinmeyen bir Ģeyi üretmek anlamına gelmektedir.o halde Sokrat da ölür” önermelerinden oluĢan kıyas. bilimsel çabaların tüketilmesine delil teĢkil edebilir. çünkü ölen Sokrat‟tır. yeni bir giz perdesiyle anlaĢılması gerekeni anlaĢılmaz hale getirmektedir. bilinen iki değiĢken arasında kurulabilecek „en son iliĢki‟ (sanki bir daha asla Sokrat veya Mesih gibi öznelerin ölümü olmayacakmıĢ gibi) sayesinde ortaya konulan bir yenilikmiĢ gibi kabul gördüğü için. aslında yeterince bilmediğimizi anladığımız zaman. ondan daha fazla bir kavram. anlaĢılması gerekenin üzerine bu kez bir kabus gibi çökmekte. Genellikle aksiyomatik disiplinler için kullanılmaktadır ama artık gündelik hayatımızda kullandığımız pek çok sentetik ürünün yaratılmasında. Oysa ki bilim kendisini. Ġki bilinen değiĢken arasında kurulan iliĢkinin sayesinde ortaya konulan bu icat. icat ile yapılabilecek en son Ģeyin yapıldığına dair ne denli güçlü bir izlenim bırakılmıĢ olursa olsun. Önemlidir. hiçbir zaman.Sokrat bir insandır . Bu yüzden icatlar anlamlıdır. sonsuz bir enerji kaynağına sahiptir. hemen her alan için geçerli olabilmektedir. ya bir baĢkasının oraya bıraktığı toz bulutudur ya da zaman içinde birikmiĢ bir toz bulutu. Zira keĢif. bilmemiz gereken ne çok Ģeyin olduğunun farkına varıyoruz. Her açıklama. olsa olsa. bildiğimizi sandığımız pek çok Ģeyi. . iki bilinen arasında bilinmeyeni ortaya çıkarmak için kurulacak bir iliĢki. hemen her Ģey onun üzerin ne denli bina edilmiĢ olursa olsun. inanılması imkansız olan. var olan ama o güne kadar fark edilmemiĢ bir varlığın ortaya konulmasını tanımlamak için kullanılmaktadır. Dipnot gereksiz ama varlık. Prometheusvari bu tarz “kült ölümler”. dahası 2+2=4 iliĢkisinde olduğu gibi. Lise mantık kitaplarında yer alan “Ġnsanlar ölür .

ifĢa anlamlarına gelmektedir. maske. ĠletiĢim Bilimi Ġçin Güzergah: Discover ve Revelation Heidegger‟in zaman ve hakikat betimlemesinden esinlenerek. bu bağlamda iki kavram önerilmektedir: Türkçesinin. Popüler sözlüklerde cover örtü. muhakkak. farkına varma. daha büyük bir itina ile daha sonra seçilmesi gerektiğine inandığımız bu iki kavram. keĢfetme. saklama. kanaatimizce elzem görünmektedir. Ne var ki. revelation. Nitekim 1986‟da. iletiĢim ve medya adı altında ayrıĢtırıldıktan sonra. Bu kaosizm. Aslında popüler anlamları bile dikkate alınsa. iflas ettiği tuzak bu Ģekilde kurulmaktadır. ahenk kurmak zorunda olduğu… ĠletiĢim biliminin diğer hemen her disiplinden daha fazla toparlanmaya ve tümlenmeye ihtiyacı vardır ama aynı zamanda da derlenip toparlandıkça karmaĢıklaĢmaktadır. kanaatimizce. iletiĢim bilimini hem bir “logos”tan ibaret kılmakta hem de “logos” kıskacından kendisini ve baĢka pek çok disiplinin sıyrılması fırsatının yaratılması için umut vaat etmektedir. Belki de sırf bu yüzden iletiĢim fakülteleri bilim ve teknoloji olarak iki bölüm halinde yeniden kurumlaĢmak zorundadır ve bilimle ilgili bölüm. Önümüzdeki sayılarda kanaatimizce bu konuda söylenecek pek çok „söz‟ daha olacaktır. diğer pek çok disiplin açısından da. dile getirilen bu hakikatlere bilim insanları dikkat kesilmektedir ki. gizleme. hem tek bir kiĢinin olabildiğince dağınık ve karmakarıĢık icra ettiği bir etkinliktir hem de mutlaka en az iki varlığın bir araya gelerek uyum. örtme. açığa vurma. discover ve revelation‟dır. can alıcı bir nüansa da iĢaret etmektedir. yaĢmak. ortaya çıkarma. iki kavram da hemen hemen aynı anlama gelmektedir. Zira iletiĢim. peçe ile örtme. bize tahsis edilen sayfa sayısını çoktan aĢtık ve bize gösterilen hoĢgörüyü ziyadesiyle istismar ettik. kendine özgü bir bilimsel alan olarak yeniden derlenip toparlanmalı ve düzenlenmelidir. paravana.olay ya da olgusal gerçeklikten ziyade. anlama. Özellikle iletiĢim bilimi söz konusu olduğunda söylenecek sözler daha da çoğalacaktır. discover bulma. veil (birĢeyi) örten ya da gizleyen Ģey. bilim alanında da uygulamaya paralel yeniliklerin bir an evvel kurumlaĢtırılması. gizleme. bizzat UNESCO eliyle sektörün geleneksel ve yeni medya diye ayrıĢtırılması gibi. tüm hesapları allak bullak eden gökyüzüne yükselen dumandan ya da tüm geometrik ilkelerle dalga geçercesine gökyüzünde gezinen bulutlardan daha kaotiktir. iletiĢim bilimi. bilim iĢinin. bizim için. iletiĢim disiplini için olduğu kadar. Cengiz ANIK . peçe. Ġcat ile keĢif arasındaki ince çizgi bu iki kavram arasında daha da incelmekle birlikte. Zira iletĢimsel etkinlik.

science. Rousseau. insan ve toplumsal sistemle nasıl bir ilişkisi bulunduğu ve bilim haline gelişindeki temel etkenler tartışma konusu edilmektedir. 2009a:20) ÖZET İletişim biliminin hangi kaynaklardan doğduğu üzerine felsefi ve tarihsel bir yaklaşım denemesi sunmayı amaçlayan bu çalışma. kitle iletişimi gibi araç. reklam. Conversely. Yrd. ‘İyi’ Yanlarımızın Katkısı mı? Zülfikar DAMLAPINAR “Bilim araştırmalarında ne tehlikeler. bilim. It is observed that Rousseau introduced considerable estimations and approaches. within the scope of tools. this study discusses the relationship of communication sciences with humans and social systems. 2009a:20) ABSTRACT This study aims to present a philosophical and historical approach on the sources of communication sciences.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. and analyzes which questions can be used in assessments about the social contributions of communication sciences. advertising. Key Words: Communication. Gerçeğe ulaşmak için. Rousseau’nun günümüzde iletişim biliminin bilimsel karakteristiğinde önemli yeri olan kavramlara temel teşkil edecek hatırı sayılır öngörü ve yaklaşımlara sahip olduğu görülmektedir. interpersonal communication. With an approach based on the inquisitive style of Rousseau towards sciences and arts. J. and mass communication and draws attention to the basic discussions on the positive or negative sides. aynı zamanda iletişim biliminin toplumsal katkısına dair değerlendirmelerde hangi soruların kullanılabileceğine ilişkin bir analiz niteliği de taşımaktadır. ondan gelecek iyilikten bin kez daha zararlı nice yanlışlıklardan geçmek gerekiyor!” (Rousseau. İletişim biliminin doğuşu ve katkıları READING COMMUNICATION SCIENCE FROM ROUSSEAU: Is it the Result of Our ‘Bad’ Sides? or the Contribution of Our ‘Good’ Sides? “There are numerous dangers and dead-ends in scientific research. Anahtar Kelimeler: İletişim. or the contributions of this process. which formed the basis of important concepts in the scientific characteristic of communication sciences. J. The study analyzes the basic dynamics which can be associated with the emergence of communication as a science. J. Rousseau. İletişim 2003/18 . the emergence and contributions of communication sciences  Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi. and the basic factors in the process of communication becoming a science. Dr. one needs to pass through many mistakes which are thousands of times more harmful than the goodness that will come from it!” (Rousseau. Rousseau’nun bilimler ve sanatlara dair sorgulayıcı üslubunu temel alan bir yaklaşımla iletişim biliminin. ne çıkmaz yollar vardır. processes and methods of public relations. kişilerarası iletişim. Diğer yandan iletişim bilimleri ve toplumsal katkılarıyla ilgili olarak bazı soruların üzerinde yeniden odaklanmaya ihtiyaç bulunduğu anlaşılmaktadır. J. Doç. İletişimin hakla ilişkiler. To reach the future. it is understood that some questions about communication sciences and their social contributions should be re-focused. 7(2). süreç ve yöntemler dâhilinde bir bilim alanı haline gelmesinin hangi temel dinamiklerle ilişkilendirilebileceği ve bu sürecin iyi ya da kötü yanları veya katkıları üzerine temel tartışmalara dikkat çekilmektedir. 237- İLETİŞİM BİLİMİNİ ROUSSEAU’DAN OKUMAK: ‘Kötü’ Yanlarımızın Sonucu mu.

: (Kuhn.57. Aydınlanma hareketini ve filozoflarını derinden etkilediği kabul edilen Rousseau. 1996:113-115. toplumsal iletişim alanları ve süreçlerindeki katkısını konu edinmektedir. araç ya da süreçlerinde Rousseau‟nun hangi katkıları yapmış olabileceği. 198-200. güzel konuşma sanatı yalandan. 1712-1778 yılları arasında yaşamıştır. Rousseau‟nun günümüz iletişim bilimleri alanına yaptığı katkı anlamına gelebilecek kavram ve yaklaşımlarını vurgulamakta. 241 ve 269-271. atomik ve kişisel benle toplumsal ben arasındaki gerilimi hafifletmeye. modernlik düşüncesine sert eleştirileriyle tanınan ünlü Fransız düşünür. Sayı:29 . 1 2 Aydınlanma hareketine. Bilimin doğuşu ve gelişimiyle ilgili diğer ayrıntılar ve yakın dönem tartışmaları için bkz. günümüzü yorumlamada hangi yaklaşımlarının değerlendirilebileceği üzerine bir analiz önemli görülmektedir. 2002:34-35) kaydedilmektedir. Trigg.2 Giriş Z. aynı zamanda iletişim biliminin. Rousseau‟nun bütün felsefesi bireycilikle ortaklaşa hayat. Damlapınar Jean-Jacques Rousseau‟yu1. 1999:735736). fizik insanın kendini ilgilendirmeyen şeyleri anlama merakından ve hatta ahlâk bile insanın kendini beğenmişliğinden doğmuştur2 (Rousseau. Rousseau çağdaşı düşünürler bir yana bugün dünya edebiyatında önemli bir yere sahip olan Tolstoy‟un kendisini onun öğretilisi olarak ilan ettiği (Lecercle. Kant ve romantik düşünürleri çok derinden etkilemiştir. Forti. içinde bulunduğumuz şartları ve sorunları “yalansız. temel yaklaşımlarında. insan doğasına ilişkin çözümlemeleri ve toplumsal sözleşme öğretisiyle ün kazanmış. günümüz iletişim bilimlerinin ana tartışma konularında. 1995:47. 2009a: 19). Dolayısıyla. geometri cimrilikten. Bu bakımdan Oskay (2001:8) bir iletişim bilimci olarak yazılarında insanı ve çevresiyle ilişkisini anlamaya çalıştığını belirterek eleştirilerinde Voltaire‟ci bir “tepeden bakma” yerine herkesle birlikte düşünmeye. ikisi arasında bir ilişki kurmaya çalışmaktadır (Cevizci. Özellikle.72 ve 99. Benzer şekilde Oskay (1993) önemli bir eğitim görmemiş olmasına karşın (38). “Bilimlerin ve sanatların gelişmesi ahlâkın düzelmesine yardım etmiş midir?” sorusuna cevap aradığı. Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev‟inde. 1997) Güz 2009. Örneğin. Rousseau‟yu döneminin en gelişmiş düşünürü olarak tanımlamaktadır (49). öncelikle bilimlerin çıkış kaynağını tartışarak konuya odaklanır. yeni bir çağın oluşumundan önce çağımızın birçok sorununu yaşayan ve bunları değerlendirebilen yeni bir insan tipinin ilk örneği olarak konumlandırmaktadır. hayatı herkesle birlikte ele almaya çalışan Rousseau‟cu bir yaklaşımı her zaman tercih ettiğini vurgulamıştır. Bu dizgenin perspektifinden bakarak iletişim bilimi nasıl bir kaynaktan doğmuştur? ya da iletişim bilimlerindeki gelişmeler toplumsal gelişime katkı sağlamış mıdır? Sorularını da gündemine alan bu çalışma. dolansız anlamak isteyen hepimizin yeniden ve yeniden okuması gereken bir düşünür” diye tanımlayan Oskay (2002:7. astronomi hurafelerden.9). Ona göre insan bilgileri sanıldığı üzere iyi bir kaynaktan doğmamıştır.

bu çalışmanın kapsamında yer alan anahtar kavramlar Moles‟in epistemolojik yaklaşımıyla değerlendirildiğinde şu üç bakımdan belirsiz olgu kategorisinde tanımlanabilir: Birincisi açık bir şekilde tanımlanıp öngörülemezlik. 1994:113). Birincisi. kendisinden sonraki asırlarda ve günümüzde de devam ettiği gözden uzak tutulamaz. İkincisi. bu çalışma. Rousseau‟nun bilimlerin ve sanatların hangi kaynaktan doğduğuna ilişkin kestirme cevabı “kötü” yanlarımız (2009a:19). iyi yanlarımızın katkısı mı? olduğuna ilişkin soruya verilebilecek ütopyan veya distopyan4 tartışmalı tek bir cevabın izinde değil. iletişim bilimi „hem insanlara sigara satmak için hem de onları sigara içmemeye ikna etmek için‟ kullanılabilmesidir (Chaffe ve Berger 2005: 43). iki açıdan. bilgi bilimsel temellerle birlikte sanat ve estetiği içermesi ve aynı zamanda hakikati. doğruyu. Oskay‟a göre (2001:228-236) ütopya. Örneğin Rousseau‟unun Emile‟si gibi. güzeli ve ahlâkı aktarma işlevi (Karagöz. “bilimsel araştırma değerlerinin insani değerlerle doğrudan çatıştığı”na dair kanaatler. iletişim. ikincisi tam olarak uygun bir ölçme tekniğinin bulunmaması ve üçüncüsü özü itibarıyla belirsiz 3 4 Bu tartışmanın iki asırdan çok öncesine ait olmasına karşın. Burada yer alan soru ya da sorunun içerdiği olgular tam da. Yani iletişim bilimleri insanın hem kötü. Moles‟in (2001: 18) belirttiği gibi özü gereği belirsiz olan olgulardır. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . yazıldığı çağın yaşanan hayatına karşı eleştirel bir karşı çıkıştır. 2008). aksine yeni soruların üretilmesi için bir tartışma zemini amaçlamaktadır. 2007). sadece onun varlığına. Amerikalıların yüzde 89‟u bilimsel ilerlemeyi daha iyi bir hayat için kaçınılmaz olarak değerlendirirken. bilimi sosyal bağlamdan kopuk. Bilim konusuna ihtiyatlı yaklaşımlar 20. alt başlığında da yer alan iletişim biliminin “Kötü yanlarımızın bir sonucu mu. her iki bakış açısı da birbirine karşıt kavram olarak kullanılmamaktadır (Vural ve Bakır. fayda ve zararına alışmış olanlar onu böyle görürler” (1999b:295). teknoloji sayesinde bütün dünyanın birleşeceğini öne süren olumlu yaklaşımları ifade etmektedir (Vural ve Sabuncuoğlu. „iyi günler‟in ve „iyi insan‟ın geçmişte kaldığını savunanlarına” verilen addır. İnsanlar. Ancak. Ona göre: “Bilim ne yegâne gelenektir.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 3 Rousseau‟nun bilimler ve sanatların kaynağını iyi ve kötü yanlarımızla ilişkilendirmesine dair yaklaşımının uyarlanabileceği en uygun alanın. iletişim bilimleri olduğu kabul edilebilir. ne de var olanlar içinde en iyisidir. genel kaygılarla bağlantısı olmayan bir konuma yerleştirmektedir. Distopyan bakış açısı ise insanın kötülüğüne olabilecek öngörülere ilişkin yaklaşımlara verilen bir ad olarak değerlendirilmektedir. yüzde 70‟i bilim üzerindeki aşırı yoğunlaşmanın insani sorunların çözümünü “ihmal”e yol açacağına inanmaktadır (Nelkin. 2006:59) olarak da tanımlanmasıdır. Buna göre. Ütopyan bakış açısı bilgi. Distopya ise “ütopyaların. Dahası. Daha açık bir ifadeyle. hem de iyi yanlarıyla doğrudan ilişkilendirebilecek kullanım biçimlerinin ayrımı tartışmalı boyutlara sahiptir. geçen yüzyılın sonunda Amerika Birleşik Devletleri‟nde yapılan bir araştırmada kendisini göstermektedir. iletişim biliminin. katkısının ne olduğu konusunda ise ahlâkın bozulması olduğu (2009a:11) konusundaki 3 katı söylemine karşılık. yüzyılın önemli muhalif düşünürlerinden Feyerabend‟de de kendisini göstermektedir.

Dijon Akademisi‟nin 5 6 Chaffe ve Berger. önceden tanınan ve bilinen olay ya da olguların belli bir çerçevede düzenlenmesi. bilimler ve sanatlara bakışını. Güz 2009. 1994:15-16). Damlapınar olmasıdır. Sayı:29 . işleyişini ve etkilerini. 1998:6) dâhilindeki araştırmalardan elde edilen bilgilerin. Dahası. test edilebilir.4 Z. Kimilerine göre klasik liberal akımın içinde yer alan. 1993:2). 2006). kimilerine göre kolektivist düşünce sistemi dolayısıyla Marx‟ın öncüsü sayılan Rousseau (Bayka. Bu dönem aynı zamanda. 1. Sanat Anlayışı ve Felsefesi 18. Simge. İletişim bilimlerinde. ahlâkının doğmasız kurulması gerekiyordu (Hazard. insanın bilimsel ilerlemelerle her türlü mutluluğa ulaşabileceği düşünülüyordu. iletişim bilimcilerin böylesi bir çalışma kapsamında. 2008:13) kendi döneminde. Rousseau’nun Bilim. İletişim alanın bilimsel karakteristiği ve Moles‟in yaklaşımı dikkate alındığında. epistemolojik açıdan hangisinin bilimsel olduğu/olmadığı hakkında fikir birliğine varılabilmiş değildir (Yaşın. net bir şekilde sınırları belirleyip tanımlama ya da sistematik bir ölçüm tekniğini kullanma şansına sahip değildir. Chaffe ve Berger‟in önerisinde olduğu gibi (2005:52) 5 konuya ilişkin diğer „araştırmalara yol gösterecek yeni fikirler‟ aramaktır 6. “iyi” ve “kötü” yanlar gibi özü gereği belirsiz olgular da içermektedir. iletişim biliminin doğuşu. sistematikleştirilmesi sürecinin temel amaçlardan biri olması gerektiği de vurgulanmaktadır (Gökçe. Yani. 2001:38. takip edebileceği en elverişli yöntem. Dönemin siyasi sistemi ise ruhani yaptırımdan uzak.49). iletişim bilimcilerin bazı fizik kanunları veya evrim gibi büyük kuramların yokluğundan yakındığını belirterek. yüzyılda bilim kendisinden çok şey beklenen gerçek ilerlemenin yolu olarak görülüyor hatta doğanın bütün gücünün bu sayede insanlığın emrine girebileceği. Columbia Üniversitesi‟nde Lazarsfeld‟in öncülük ettiği bir grubun iletişim bilimlerinde büyük kuramlar yerine „orta boy kuramlar‟ geliştirmeyi hedeflemeyi ve tekrarlanan çalışmalar yoluyla elde edilecek özgül bulguların ampirik genellemeler halinde biriktirilerek kullanılmasına dair önerisini hatırlatmaktadır. kaynakları ve katkılarına ilişkin yapılacak değerlendirmeler. bunlarla ilgili olayları açıklayacak genellemeler içeren. uyaran sistemlerinin üretimini. toplumsal yaşamın moral yayanlarına ilişkin değerlendirme yapmanın münhasıran kiliseye ait bir yetki veya sorumluluk olduğu ve toplumsal kuramın henüz toplumsal eleştiriler düzeyinde kaldığı bir çağdır (Oskay. burada tartışma konusu edilen Rousseau‟nun iletişim bilimlerine temel olan kavram ve yaklaşımları ve dolayısıyla alana katkısı. kuramlar geliştirerek anlamaya çalışan bir alan olarak tanımlanan İletişim bilimleri (McQuail.

Yine bu eseriyle ilgili olarak “Kalemimden çıkmış olan yazıların muhakeme bakımından en zayıfı. İlkel bazı kültürlerde büyü. Ancak bundan daha önce. lüks olmasaydı sanatlar ortaya çıkmazdı. Durkheim‟e göre (2009:28) bütün bilimler ve felsefe dinden doğmuştur.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 5 1749‟da ortaya attığı “Bilimlerin ve sanatların gelişmesi ahlâkın düzelmesine yardım etmiş midir?” ödüllü sorusuna cevap olarak yazdığı ve kendisine birinciliği kazandıran Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev (1750) adlı eserinde sarsıcı bir şekilde ortaya koymuştur. Herkes insan olmanın temel hak ve sorumluluklarını ya da doğal ihtiyaçlarını gözetseydi önemli gibi görünen birçok düşünce değerini yitirirdi (2009a:19-20)8. Yüzyılın sonlarına kadar „bilim‟ ve „teknik‟ arasında bir bağımlılık ilişkisi kurulmamıştır. 2006:335-337). Bilimler ve sanatlara karşı söylemini fayda zarar perspektifinden yapılandıran Rousseau. haksızlıklar yaşanmasaydı hukuk bir işe yaramazdı. Dolayısıyla modern bilim. doğuşlarındaki kötülük amaçları incelendiğinde daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. “gözlerimde bambaşka bir dünya canlandı ve kendim de başka bir insan oldum. Fakat insanın doğuştan ne kadar istidadı olursa olsun yazı yazma sanatı bir çırpıda öğrenilmiyor” (1991: 146-147) yorumunu yapmıştır. Dolayısıyla Rousseau‟nun cevaplamaya çalıştığı ünlü soruda bilimler ve sanatlar kavramın yan yana kullanılmış olması söz varlığının geçirdiği böyle bir aşamayı da hatırlatmaktadır. antropologların önemli ilgilerinden biri bilim ve din arasındaki sınırları belirleme çalışmalarıdır. isyanlar olmasaydı tarihten de bahsedilemezdi. bilim ve din arasında her zaman bir ilişki aranmıştır (Tambiah. 2002:63-74). Bu açıdan. Örneğin. bilim ve sanat kavramları arasında anlamlı. 1997a:49). “Bütün kötülükler. birlik ve ahenk yönünden de en yoksuludur bu. eserinin doğuşuna vesile olan bu soruyu okur okumaz. o zamana kadar teknik gelişmenin hızlanmasına katkı sağlamamıştır. Diğer yandan 19. iyi niyet gibi değerlerden uzak bir bilim ve sanat anlayışının yükseldikçe ahlâkın bozulduğunu savunmuştur. net ve kesin bir ayrım yoktu hatta bu kavramlar birbirlerinin yerine de kullanılabiliyordu. Yüzyılda “bilim [science] kelimesi. Bundan sonraki bütün eserleri bu eserinde ortaya atılan görüşlerin adeta savunması için yazılmıştır (Rousseau. savaşlar. zalim hükümdarlar. herhangi bir düşünce alanında.” diye yazmıştır (1991:144). İtiraflar‟ında. hikmet. Bu. Düşünür. Aslında bilimlerin çıkış kaynağı günümüze kadar büyüden dine kadar birçok kaynakla ilişkilendirilmiştir. erdem. Rousseau‟ya göre insanın kötü tarafları ile bilimler ve sanatlar7 arasında bir ilişki vardır. (Williams. Dolayısıyla 7 8 Rousseau‟nun yaşadığı 18. düzenli ya da yöntemli bir gözlemler ya da önermeler denetimi anlatma için” kullanılmıştır. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 2009a:v). bilim ve sanat değerlerinin yükselmesi ve ahlâk değerlerinin alçalmasıyla insan arasına giren eşitsizlik belâsından değil de neden doğmuştur?” (2009a:28). Ayrıntılı bilgi için bkz. modernleşmeye dolaylı katkı sağlamıştır (Habermas. Bu yüzyılın sonlarında bilim yöntemsel ve kuramsal serimlemeyi ifade ediyordu. genellikle.

üretimini toplumun hizmetine. Rousseau‟nun bilim ve modernizm değerlendirmelerini erken eleştiri olarak yorumlayan bir çalışmada (Mollaer. mutsuz bir durumda yaşayıp gidecektir”. iletişim alanın bir bilim haline gelmesiyle ilgili olan süreçtir. Güz 2009. ahlâksız. 2005:63) vurgulandığı gibi onun bilimler ve sanatlara karşı söylemi.6 Z. 1993:43). Ona göre (2009a:33): “Krallar gerçek bilginlere saraylarında şerefli mevkiler versinler. 1962:22-23). Rousseau‟nun asıl hedefinde bilim ve sanatlardan çok. artık doğal yaşama dönmenin mümkün olmadığını. toplumsallaşmayla ortaya çıkan sorunlar. kötülüklerin toplumsal hayata geçiş ve uygarlığın doğuşuyla birlikte geliştiği düşüncesinden hareketle insanın doğal yaşama dönmesiyle mevcut sorunların kendiliğinden son bulacağı düşüncesiyle özdeşleştirilse de. Bu açıdan çabası insanı toplumun kötülüklerinden kurtaracak bir sistemler bütünü kurmaktır. iktidar aracı olarak kullananlar veya kendisine mistik bir yer bulmaya çalışanların olduğunu savunmak daha rasyonel bir değerlendirme olacaktır. gerçek bilimden ve gerçek felsefeden bahsetmektedir9. bilimin ortaya koyduğu aydınlanma ve ilerleme mitinin „ideolojik aygıt‟ haline getirilmesine karşı bir duruştur. toplumsal yaşamın zorunluluk olduğunu da görmektedir (Aslan. bilgi ve hikmet diğer yanda kaldıkça. Sayı:29 . Bilimler ve sanatlara karşı muhalif söylemine karşılık. insanları mutlu etmek amacıyla birleşip anlaşarak neler yapabileceklerini görürüz. faydasına sunamayan bilim adamları ve sanatçılar. toplum içinde insanın yeni bir kültür varlığına dönüşmesi ile çözülebilecektir. Yani Rousseau‟da “geriye yönelik” bir bakış açısı söz konusu değildir (Oskay. bilimin ve iktidarın soylu bir yarışma hırsı ile gayrete gelerek. Diğer yandan bilim ve sanatlarla uğraşacakların sadece “kendilerinde büyük ustaların izinde yürümek ve onlardan ileri gitmek kudretini bulan sayılı insanlar olması” gerektiğini savunmakta böylece bilimleri önemli bir yere koymaktadır. bunlara hükmedenler. krallar büyük işleri pek az başaracaklar ve halk yoksul. işte o zaman erdemin. Ama iktidar bir yanda. bilginler büyük şeyleri pek az düşünecekler. insanlara hikmeti öğretecek olan bu bilginler halkın mutluluğu için çalışmakla layık oldukları en güzel mükâfatı görmüş olsunlar. Bir başka deyişle (Cihan. Çünkü düşünür birçok yerde gerçek bilgiden. 9 Hatta Rousseau (2008:33 ) “Gerçeği söyleyeceğim ve gerçeğe uygun bir dille söyleyeceğim” diyerek gerçeğin ifade edilme tarzının da altını çizmektedir. Rousseau. 2007:335). Damlapınar buradaki tartışma insanın doğasında yer alan iletişim içinde bulunma ihtiyacı değil.

ondan gelecek iyilikten bin kez daha zararlı nice yanlışlıklardan geçmek gerekiyor! Bu işte zararlı olduğumuz ortada: Çünkü yanlış sonsuz biçimlere girebilir. ne de ben” ifadesiyle savunan Rousseau. ahlâk. toplumbilimin toplum düzeninin oluşumuna yapabileceği katkılar engellenmemelidir. eşitlik ve gönencine hizmet etmezse. bilgiyi yücelten Rousseau. “İnsanların eylemlerini doğru biçimde değerlendirmek için onları bütün ilişkileri içinde ele almak gerekir. Gerçeğe ulaşmak için.” (2007:56). bulduğumuz şeyin doğru olduğundan nasıl emin olabiliriz? Bütün bu karışık duygularımız arasında doğruyu kestirecek olan kriteryum ne olacak? İşimiz rast gidip sonunda gerçeği bulsak bile onu iyiye kullanmasını bilecek miyiz? İşte işin en güç tarafı budur. Bu açıdan özünde. doğru ise yalnız bir türlü olur. Bilginin de bilimlerde olduğu gibi insan hakkında. Zaten gerçeği gerçekten ve yürekten arayan nerede? En iyi niyetlerle yola çıksak bile. gerçeğin doğru yolla aranması ve elde edilen sonucun iyi niyetle kullanılmasına dikkat çekmektedir (2009a:20): “Bilim araştırmalarında ne tehlikeler.” Bilimlerin toplumsal fayda üzerine hizmet etmesi gerekliliği fikri Rousseau‟dan bir asır sonra özellikle toplumbilimleri açısından Durkheim (18581917) tarafından da vurgulanmıştır: “Eğer toplumbilim insanların özgürlük. insanı yanlış bilince ya da sonuca götürme tehlikesi. bilginin değerine inanan.” Uygarlığı oluşturan öğeler arasında sadece bilim ahlâki değerleri ön plana çıkarmaktadır. Ona göre. Rousseau‟ya göre bilimler ve sanatlar. Bu yaklaşım tarzı özellikle eleştirdiği sofistler ve diğerleri hakkında “Bir şey bilmedikleri halde her şeyi bildiklerini sanıyorlar. insan için bir değer olarak konumlandırılması gerektiği fikrini “Doğrunun. Rousseau bilimler ve uğraştığı alanlarla ilgili olarak. Bilimin toplumsal yaşamdaki önemi de böylece giderek yükselecektir (2006:17). bir dakikalık bir inceleme zahmetine bile değmez. hikmetle ortaklaşa hareket etmediğinde bu değerlerin yok olmalarına sebep olmaktadır. bu da bize hiç öğretilmeyen bir şeydir.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 7 Sonuç olarak. özellikle “İnsanların sahip oldukları bilgiler içinde en fazla yararlı ve en az ilerlemiş olanı. ne sanatçılar. insan hakkındaki bilgi” olduğu düşüncesindedir (2002:75). erdem. Bu da bilgiyle aydınlanmış toplumsal bilinç alanının genişlemesiyle mümkündür. bilginin. ne hatipler. bense bir şey İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . şüphesiz veya kesin olamayacağı inancını vurgulamaktadır. tartışmasız. ne şairler. iyinin ve güzelin ne olduğunu hiçbirimiz bilmiyoruz: Ne sofistler. gerçeğe ulaşmanın zorluğu. ne çıkmaz yollar vardır.

iyi insanlar ortadan kayboldu.” Bilim ve felsefeyi ayrı ayrı konumlandıran Rousseau. Rousseau bilgi ve ön yargı arasındaki sürece de işaret ederek. ama. Güz 2009. gerçek filozofların da ayrımını yapar: “Gerçek felsefe filozof adını taşıyanların hepsinde bulunsaydı.” (Rousseau. tüm alışkanlıklarımız yalnızca bağımlılık. Rousseau’da İletişim Düşüncesinin Temelleri Rousseau kendi çağında. 2008:73) : “Toplumun yararı için filozofların çalışmalarının dağılımını iyi yapmaları gerekir: birçok kitap ve tartışmadan sonra çürütülmüş olmaları gerekir. filozof. Damlapınar bilmemekle beraber hiç olmazsa bilmediğimden şüphe etmiyorum” (2009a:15)10 şeklindeki eleştirisi ile Sokrates ve Descartes felsefesini hatırlatmaktadır. Şunu da kabul etmek gerekir ki o zaman hiçbir şey bilemezdik.8 Z. gerçek bilginlerin ayrımı yapıldığı gibi.” Bu ilkenin aksine bir felsefe Rousseau‟ya göre insanları çevresinden soyutlar. felsefe ve gerçek ilişkisini ve felsefeden elde edilecek faydayı veciz bir şekilde tanımlamaktadır: “Biz gerçeğin saklandığı kuyunun duvarlarına asılıp ölmek için mi yaratıldık?” (2009a:20). sonuçta iyi niyetle gerçeği öğrenmiş olurduk ve gerçeğin araştırılması bağlamında hatadan cahilliğe kadar giderek katedilmesi gereken bütün yolu gerçekten almış olurduk. yollarından sapanları gördükçe onları uyarmakla yetiniyorum ve insanları yönlendirmeye çalışanlar olmadıkça ben de onları kendi düşüncelerimle yormak istemiyorum. yaşar ve ölür. bizim aramızda yaşamak ne tatlı bir şey olurdu!” şeklindeki ümitsiz beklentisini (2009a:9) Seneca‟nın. 2009a:16) yorumuyla desteklemektedir. 2008:73) savunmasını yapmaktadır. Ona göre (2009b:13). hiç biri olmamıştır. yazı. sıkıntı ve baskı. reklam ve halkla ilişkiler ve daha birçoğu sayılabilir. felsefe ve bilgi ilişkisini şöyle özetlemektedir (Rousseau. Bu görüşünü Emile‟de. 2. kişilerarası iletişim. sosyal gerçekliğe karşı duyarsız hale getirir (2002:113). günümüz iletişim bilimlerinin temel kavramları açısından önemli bir temel atmıştır.” (Rousseau. dönemin kitle iletişim teknolojisi matbaa. “Bilgin olmaksızın insan olabiliriz” (2009b:407) şeklinde açıklayan Rousseau. Sayı:29 . Düşünürün iletişim bilimlerine katkıları 10 Rousseau belki de bunun için “Çağdaşlarımın rehberi olmaya niyetim yok. Uygar insan kölelik içinde doğar. var olan ya da edinilmiş bilgilerin bilim ya da uygarlık adı altında kutsallaştırılarak kesin inanca dönüştürülmesine karşıdır. “Aramızda bilginler yetişmeye başlayalı. Bu tartışmaların devamında toplum. kamuoyu. “Tüm bilgilerimiz kölece önyargılara bağlılıktan ibaret. sanki bunların hiçbirini yaratmamışlardır. Bunlar arasında özellikle dil. konuşma.

“düşünme biçimini” değiştirir. Onları akılla yargıladığımızı sanarken de onların önyargılarıyla kendimizinkini karşılaştırmaktan başka bir şey yapmayız” (2007:56). Konuşma duyguların. günümüz kişilerarası iletişim alanının ana tartışmalarından empati kavramının temellerine de rastlanmaktadır. İletişim bilimlerinin kaçınılmaz olarak odağında yer alan dil konusunda Rousseau özellikle Dillerin Kökeni Üstüne Deneme adlı eseriyle önemli bir temel atmıştır. onların olması gerektiği şekilde değil. 1995) İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . matbaa aracılığı ile şiddetle karşı çıktığı Hobbes ve Spinoza gibi yazarların tehlikeli düşünce ve hayallerinin ölümsüzleştirildiği ve bunun insanlığın gelişimi için bir kazanım değil kayıp olduğu fikrini savunmaktadır (2009a:30-31). Yazıyı konuşmadan ayıran Rousseau‟ya göre (2007:20-22) yazı dili sınırlandıran. yazı ise düşüncelerin anlatım aracıdır. halen yapısalcı yaklaşımlar açısından devam eden önemli bir tartışma konusudur. Yani yazı. Rousseau empati kavramını kullanmaksızın. konusuna “düşüncelerimizi iletmenin çeşitli yolları üstüne” başlıklı bölümle tartışmaya başlar. Bu. Matbaanın icadını da değerlendiren Rousseau basım tekniğine karşı olmamasına karşın hangi eserlerin basıldığı. Onun acı çektiğine hükmettiğimiz ölçüde acı çekeriz. bunun araçlarını aramaya yöneltir” (2007:1). Düşünür. aynı eserinin ilerleyen bölümlerinde tespitlerini şöyle açıklar: “Kendimizi başkalarının yerine koyduğumuzda her zaman kendimizi değiştirerek o yere koyarız. Rousseau‟da. iletişim bilimi üzerine yapılan hemen bütün tanımlarda ortaklaşa kullanılan “düşüncelerin paylaşımı”. 11 Konu hakkında ayrıntılı değerlendirmeler. böylece anlatımın yerine kesinliği koyar 11.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 9 hiç şüphesiz. söz konusu kavramlar ve yaklaşımlarıyla sınırlandırılamaz. dilin kelimelerini değil. düşünen ve kendisine benzeyen bir varlık olarak tanıdığı anda ona kendi hislerini ve düşüncelerini iletme arzusu ya da gereksinimi. Rousseau bu eserine. Ona göre “Bir insan başka biri tarafından hisseden. değiştiren bir araçtır. empati kavramının gelişimi için önemli görülmektedir. yani tekniğin hangi amaçla kullanıldığına ilişkin bir sorgulama yaklaşımına sahiptir. Buradaki çalışma kapsamında Rousseau‟nun sembolik örnek olarak seçilmiş bazılarına yer verilmiştir. yaklaşımlar ve karşılaştırmalar için bkz (Ong. Elbette iletişim bilimlerine katkılara ilişkin yapılacak özgül bir çalışma bu konuda daha ayrıntılı verilere ulaşmayı sağlayabilecektir. acı çeken varlıkla kendimizi özdeşleştirerek. kendimizde değil onda acı çekeriz” şeklindeki analizi (2007:36). Düşünürün “Kendimizi acımaya nasıl yöneltiriz? Kendimizi kendi dışımıza taşıyarak.

Düşünür Emile‟de (1762). Sayı:29 . Bu düşünce günümüz reklam bilimi/sanatı/sektörü açısından esas tartışma konularından birini özetlemektedir. yönetim açısından da benzer bir yaklaşımla. Devlet-toplum veya yöneten-yönetilen ilişkisi bağlamında dile getirdiği. 2008:43). Düşünüre göre “halka halkın diliyle” değil de kendi dilleriyle iletişim kuran „bilge kişiler‟ amaçlarına ulaşamayacaktır. akla ve bilime dayanan kanun koyucunun da kanunları kaleme almadan önce halk için uygun olup olmadığının kapsamlı bir şekilde araştırılması gerektiğini belirtmektedir (1997:56-59). “Yönetim sadece halkın yararı için çalışırsa özgürlüğe kesinlikle zarar vermez. çünkü genel iradeyi uygulamaktan başka bir şey yapmaz ve sadece bu yönetimin iradesine boyun eğen biri kesinlikle köle olduğunu söyleyemez” şeklindeki yaklaşımı (Rousseau. Dahası. İnsanın “davranış ve eylemlerini” kalıba sokan sanata karşı olduğunu vurgulayan Rousseau (2009a:9) iletişim yöntemi olarak reklam üzerine tartışmalara temel olduğu değerlendirilebilecek yaklaşımını şöyle özetlemektedir (2008:71): “Gereksinmelerimiz iki çeşittir: yaşamımızı sürdürmemiz için gerekli maddi gereksinmeler ve genellikle lüks alanına girdiği söylenebilecek zevk. gösteriş ve rahat yaşamla ilgili gereksinmeler. Yönetimin halkın yararına çalışma ilkesi bir yana Rousseau.10 Z. Aynı şekilde. halkın nasıl mutlu olacağı sorusundan hareketle önce mutlu olmayanların Güz 2009. ancak halka istediğini kabul ettirmek için bayağı çareler üretilmesinin geçici bağ oluşturacak bir „göz boyama‟ olacağından güçlü bağların akıl ve bilgelikle oluşturulması gerektiğini ifade etmektedir. kuvvete ya da akla dayanmayan iktidarların zora başvurmadan halkı yönlendirebilecek. Bu ikinci tür gereksinmeler uzun süren deneyimler ve alışkanlıklar sonucu bunların keyfini çıkarma alışkanlığına dönüştüğünde ve yapmamız da bu alışkanlığa göre oluşmaya başladığında gerçek gereksinmeler olur” Rousseau modern halkla ilişkiler uygulamacılarının ısrarla üzerinde durduğu bir iletişim boyutuna da temel olacak yaklaşımlar ortaya koymaktadır. günümüz halkla ilişkilerinin temel politikalarından biri olarak kabul görmektedir. Rousseau‟nun bu yaklaşımları halkla ilişkiler sürecine doğrudan bir atıf olarak değerlendirilmektedir. düşünür bir mimarın yapacağı büyük bir bina için zemin çalışması yapması gibi. Damlapınar Rousseau‟ya göre (2009a:8) insani ihtiyaçların krallığını bilimler ve sanatlar güçlendirmektedir. “yönetim çarkıyla” ve “yöneticilerin bozuk diliyle” sahte bir hal alacağı görüşünü savunmaktadır (2009b:699). yönetim yapısının bütün aşamalarıyla halk üzerinde yaptığı etkiler bakımından incelenmediği takdirde. inandırmadan kandırabilecek başka araçlar bulmak zorunda kalacağını.

genel iradenin ya da oy‟un birey sayısıyla ölçülemeyeceği. iktidarla ve bu unsurların da birbirleriyle olan iletişimi hakkında önemli analiz ve tespitlerde bulunmuştur. Eserlerinde. devletle. Buna karşın düşünür. 2008:68-69). Düşünürün. genel iradeye. insanın varoluş sürecinden başlayıp toplumla. Habermas (1997b:182-200) da kamuoyu kavramının gelişiminde Rousseau‟nun katkıları vurgulamaktadır. onun iletişim kavramına bakış açısını önemli bir şekilde hissettirmektedir. 2006:10). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . „genel kanı‟ gibi kavramların çoğunlukla kamuoyu karşılığı ile dilimize tercüme edildiği anlaşılmaktadır (Rousseau. genel oy. nasıl düşünecekleri ve hangi kanaatlere sahip olacakları kararının devredilmesi mümkün değildir. Bu eserinde. İletişim Biliminin Rousseau’cu Yorumu: Kaynaklar.). halkın hiçbir zaman bozulamasa da “aldatılabileceğini” yazmıştır. 1998: 293 ve 102-103). İletişim bilimlerinin önemli inceleme konularından biri olan kamuoyu Rousseau‟nun tanıttığı kavramlardan biridir. Yani iletişimin bilimsel gelişim süreci toplumsal uygulama alanlarının genişlemesi. Daha o dönemde Rousseau genel iradenin her zaman doğru olduğu ve kamu yararına yöneltildiğini ön görmektedir. gibi yakın kavramlara da sıklıkla atıf yaptığı görülmektedir. 2005:148. Ancak Rousseau‟nun eserleri üzerine içerik analizi ile yapılan bir araştırmaya göre bu kavramı 16 ayrı yerde kullandığı tespit edilmiştir (Noelle-Neumann. kamu yararından. Düşünür Toplum Sözleşmesi‟nde (1762)12 yöneten-yönetilen ilişkisi açısından iktidar gücünün „halkın sevgisi‟nden elde edildiğinde en büyük güç olacağını ancak bunun “kararsız ve şarta bağlı” olduğunu vurgulamaktadır (1997:99). 3. İyi/Kötü Katkılar İletişim alanının bilimsel oluşum sürecine iletişim teknolojilerindeki gelişim öncülük etmiştir (Aziz. vd. hız kazanması ve alana dair belirli önemli 12 13 14 Rousseau‟nun diğer eserleri bir yana sadece Toplum Sözleşmesi. halkın kararlarının daima isabetli olduğu sonucunun çıkarılamayacağını. Rousseau‟nun “iç dünyasına yolculuğu”nu anlattığı kabul edilen anı ve roman arasında bir dille kaleme aldığı Yalnız Gezenin Düşleri adlı eserinde de „genel irade‟. Rousseau‟nun siyasal süreçte genel iradenin hiçbir zaman temsil olunamayacağı. Gerçekten de. başkasına devir ya da teslim edilemeyeceğine dair yaklaşımları da (1997:135) bu paralelde değerlendirilmelidir. Çünkü bireylerin tartışmalı bir soruna dair ne düşünecekleri.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 11 durumunun incelenmesini önerir (Rousseau. Bu açıdan Toplum Sözleşmesi‟ yerine düşünürün aynı adlı eserine belki başka bir başlığı “Kamusal İletişim” olarak düşünmek yanlış olmayacaktır. kamuoyu [l’opinion publique] kavramını ilk defa yazan Rousseau‟dur14. Montaigne‟nin 1588‟de yayınlanan Denemeler‟inde kavramın çoğul kullanıldığı bilinmektedir. bireylerin birleşmesiyle meydana gelen bütünün dikkate alınması gerektiğine dair açıklamaları (1997:36-37) kamuoyu süreci açısından algılanmalıdır13. Aynı şekilde.

akademik iş hayatında arz ve talep dengesindeki sorunlu dönüşüm. kitap gibi yayınlarda önemli artış görülmesini Mutlu (1995:15-16) dört temel nedene bağlamaktadır: Birincisi. ABD hükümetinin Birinci Dünya savaşı sırasında. insanlığın şimdiye kadar gördüğü en büyük iki savaşta önemli bir gelişim çizgisi izlediğini ortaya koymaktadır. dergi. „haber savaşını‟ yönetmek kitleleri yönlendirmek. Coleman gibi bilim adamlarının kitle iletişim araçları ve ikna üzerine yaptığı araştırmalar bu bilimin kök atmaya başladığı dönem olarak gösterilmektedir (Lazar. Lowenthal. kitle kültürü gibi „sorunlar‟ın kavramsallaştırılması sonucu ortaya çıkmıştır (Mutlu. 2001:385-386. yaşadığımız dün ile bugün arasındaki farklılığın temelinde özellikle televizyon ve buna bağlı teknolojilerin aranması. Lazarsfeld. Herzog. 2001:65). Birinci Dünya Savaşı‟nda gazeteciler. sansürle birlikte propaganda amacı taşıyan ve Creel adında bir „gazetecinin‟ başkanlığını yaptığı (bu sebeple Creel Komisyonu diye de anılan) Güz 2009. Dördüncüsü. 20. Berelson. yazarlar. Üçüncüsü. Damlapınar etkilerin ve en önemlisi belirli sorun ya da problemlerin ortaya çıkması ile olgunlaşmaya başlamıştır. Tarihsel süreç açısından emekleme dönemleri ya da ilk adımlarını atmaya başladığı evreler incelendiğinde iletişim biliminin. 1995:21).12 Z. 1998:11). İletişim araştırmalarında en önemli patlamanın yaşandığı dönem İkinci Dünya Savaşıdır. iletişim çalışmaları ve araştırmalarına bilimsel yönelim özellikle kitle iletişim araçlarının ve dolayısıyla etkilerinin fark edilmeye başlaması. kitle toplumu. Bu açıdan. 2001:22-24). Halkla ilişkilerin kurucusu olarak gösterilen Edward Bernays. akademisyenler etkin biçimde görev almış ve medya sosyolojisini savaş sürecinde kullanılan kurumlarda öğrenmişlerdir (Mattelart. iletişim biliminde akademik gelişmelerin hız kazanarak iletişim fakültelerinin yaygınlaşmasını. Sayı:29 . iletişim alanının her türlü entelektüel tartışmacıya açık bir yapısının bulunması. İletişim alanının iletişim bilimiyle kuşatılması gerektiği görüşünde birleşen özellikle Hovland. Klapper. Katz. Mattelart ve Mattelart. halkla ilişkiler ve reklam alanında çalışanlar. yüzyılın ikinci yarısından itibaren enformasyonun yerini şebekelerin aldığı iletişim çağı başlamış ve böylece “düşüncenin manipülasyonu” kurumsallaşmıştır (Barbier ve Lavenir. Benzer bir yaklaşımla. İletişim teknolojilerindeki köklü yeniliklerin olup bitenler hakkındaki zihinsel tasavvuru değiştirebilme gücüne sahip olması. İkincisi.

sonuçta yapılan araştırmaya göre reklamı yapılan iki ürünün satışlarında yüzde 57. Diğer bir açıdan. çoğu iletişim bilimcinin. Amerika Birleşik Devletleri‟nde önceleri „iletişim sanatları‟ bölüm ve fakülte adları daha sonra „iletişim bilimleri‟ olarak değiştirilmiştir. 2001:51-52). Bu süreç aynı zamanda „güdümlü iletişim bilim araştırmaları‟na doğru da bir yönelim olarak görülmüştür. manipülasyon gibi konulara doğru bir yönelim olduğu anlaşılmaktadır. 1984-2007 döneminde yapılan lisans ve lisansüstü düzeydeki tezlerin halkla ilişkiler alanına katsının kantitatif olarak incelendiği bir çalışmada (Okay ve Okay: 2008) söz konusu katkının “ihmal edilebilir” olduğu bulgulanmıştır. Dolayısıyla. 1988-89:4-5). Amerika Birleşik Devletleri‟ndeki bir sinema filminin gösterimi esnasında perdeye her beş saniyede bir. mekân ve dünyayı algılamasının kökten değişmesi gibi. Bilinçaltı algılama ve insanların bu yolla yönlendirilmesi ilk kez reklam alanındaki bilimsel yöntemlerin ilerlemesiyle gündeme gelmiştir. kitle iletişim araçlarında ve diğer iletişim süreçlerinde etik sorunlar. iletişim ağlarının yaygın kullanımı da bir gün düşün(e)mememize yol açabilir mi? tarzındaki sorusu ve benzerleri daha çok sorulmaya başlamıştır. 1957‟de. Çünkü üniversitelerde yapılan iletişim bilim araştırmaları tüketime yönelik büyük şirketlerin çıkarları doğrultusunda üstelik objektiflik kisvesi altında yönlendirilmeye çalışılmıştır (Ergüden. Bu bilinçaltı reklamcılığının uygulanışı daha sonra.gov. 1994: 111-113). özellikle iletişimin „yan etkileri‟ ya da „gizli işlevleri‟ üzerinde yoğunlaşması (Chaffe ve Berger 2005:59) anlaşılabilir bir gelişme haline gelmiştir. Yüksek Öğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi‟nin veri tabanında15 yer alan akademik çalışmalar genel bir gözleme dayalı olarak değerlendirildiğinde.1‟lik artışların görüldüğü belirlenmiştir. 15 http://tez2.5 ve yüzde 18. saniyenin 3000‟de 1‟i kadar bir süre ileti gönderen bir araç sayesinde izleyicilere bilinçaltı algılama uygulanmış. İletişim biliminde ve teknolojilerindeki değişim paralel bir gelişmeye işaret etmiştir. Halkla ilişkilerin ilk adımları burada atılmıştır (Mattelart. toplumsal iletişim/iletişimsizlik sorunları.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 13 Committee on Public Information‟un üyelerinden biridir.yok. Barbier ve Lavenir‟in (2001:388) uygarlık sürecinde önce alfabenin icadı.tr/ İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . insanlık için olumsuz sonuçlar doğurabileceği gerekçesiyle yasaklanmıştır (Severin ve Tankard. Bu durum ülkemizdeki lisansüstü çalışmalara da yansımıştır. Ancak. ardından matbaa sayesinde basılı araçların kullanılması sonucu insanın zaman.

14 Z. Demokrasi (McQuail. araçları veya süreçlerinde yaşanan ilerlemeler sonucu şimdiye kadar literatürde ulaşılan bilgi birikimi „sembolik‟ olarak Tablo 1‟de değerlendirilmektedir. Yüzyılda Leslie Lipson Uygarlığın Ahlâki Bunalımları [ Manevi Bir Erime mi?. 1997) “Tüketim Toplumu” (Baudrillard. 2008) Bilgili. 1998) “İktidar Seçkinleri” (Mills. 1997) ve Chomsky.1994) Rokeach 1977) Şiddetin yükselişi (Sanders. 1982) Sosyal sistemler (De Fleur ve Ball“Öldüren Eğlence” (Postman. dördüncü güç Kamu yararı (McQuail. İşte bu perspektiften hareketle iletişim bilimleri. bilinçli alıcı-tüketici Haber Halkla İlişkiler Reklam Bütün bu tartışmalara karşın. 2005) “Yaratıcı strateji” (Drewniany ve Jewler. diğer alanlarda da benzer biçim ve içerikle kendisinden sonra da devam etmiştir. Sayı:29 . 2001) Gerçekliğin inşası (Tuchman. 1993) “Beyin İğfal Şebekesi” (Mattelart. enformasyon toplumu Propaganda ve Rıza üretimi (Herman (McQuail ve Windahl. 1999) Katılım. 1994) Kamu Gözcüsü. Yoksa İlerleme mi?] başlıklı çalışmasında uygarlığın geldiği noktayı ahlâki durum bağlamında inceleyerek olumlu ve olumsuz katkılar açısından incelemektedir (2003:213). 1995) “Sahip Olmak” (Fromm. 1997) “İletişim Yönetiminde Mükemmellik” (Grunig. araçlar veya süreçler ZARARLAR YARARLAR Medya ve/ya İletişim Teknolojileri Toplumsallaşma (Aziz. Fromm (1996:27) Güz 2009. Damlapınar Rousseau‟nun bilim ve sanatları sorgulama tarzı. Dünyanın bu nüfus büyüklüğü ve yapısıyla aynı kaldığını ancak iletişimin bilim ve uygulama alanlarının geçtiğimiz yüzyılın ortalarındaki gelişmişlik seviyesine döndüğü bir an bile tasavvur edilebilir mi? 16 16 Benzer bir soru ve farklı bir yaklaşım için bkz. 1994) Kamuoyu ve Demokrasi “Zihin Yönlendirenler” (Schiller. 1999) “Global Köy” (McLuhan. 1980) Bilgilenme. 1974) “İdeolojik Aygıtlar” (Althusser. 1988) “Beyin Yıkama” (Brown. Tablo 1: İletişim Bilimlerinin Kaynağı Araç veya Süreçlerin Katkı Tipolojisi İletişim Bilimleri: Temel kavramlar. özgür. Örneğin 20. dünyayı ve içinde bulunduğumuz toplumu yaşanılabilir kılan uygarlığın en önemli birikimlerinden biridir. iletişim bilimleri ve teknolojilerindeki gelişmeler.

Aziz‟in (2007:185) vurguladığı gibi bilimsel çalışmalarla üretilen bilgilerin yol gösterici ve işe yarar duruma getirilmesi. topluma. Feyerabend‟in vurguladığı gibi (1999a:12) bilimsel araştırmalar eğer halkın yaşamını etkiliyorsa. erdemi.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 15 Tartışma ve Sonuç: Sorular Rousseau‟nun iletişim bilimlerinde halen kullanmakta olduğumuz kavram ve yaklaşımların temellerini atmasından daha önemli katkısı muhalif duruşuyla. bilimsel projelerin tartışılması sürecine toplumsal katılım sağlanması bir zorunluluk olarak görülmelidir. John Locke. sektöre. ancak bilimin yol gösterici bir yapıya kavuşturulmasıyla ulaşılabilir. diğer bilim dallarına en önemli katkısı insanın doğasında bulunan iletişimi bilimsel alana taşıyarak. David Hume. ahlâkı. Yani. araştırmacının iyi bir iletişimci olmasıyla mümkündür. René Descares. Voltaire. gerçek bilgiyi. Özellikle iletişim bilimleri için vazgeçilmez prensiplerden biri olarak değerlendirilmesi gereken „toplumsallaşmada‟ başarıya. „olumsuz‟ ya da „kötü‟ etkileri varsa yine bunları ortadan kaldırabilecek ya da azaltabilecek tek uygarlık ürünü olmasıdır. Russell‟in (1997:53) da belirttiği gibi: “Bilim birbirimize zarar verme olanaklarını artırdıkça toplumsal yaşamın sürmesini olanaklı kılan da bu olacaktır”. Jeremy Bentham. toplumsal organizasyon amaçlı kullanılmıştır. kimi zaman da ortaya çıkan toplumsal sorunların çözümü için olumlu tutum ya da kanaat edindirme çalışmaları. hikmeti. Bu da. kandırmak. rehber edinmiş bir düşünür modeli olmasıdır. kendine özgü bilimsel kanunları olan fizik. Bütün bilim dalları için olduğu gibi iletişim bilimlerinin de kendisiyle ilişkilendirilebilecek her türlü toplumsal ya da doğal sorunu çözmesini beklemek mümkün değildir. uygulama süreciyle birlikte gelişen „yan‟. Adam Smith. İletişim bilimi ile elde edilen bilgilerin insanı/toplumu belirli amaçlar için manipüle etmek (psikolojik savaş. kimya ya da biyoloji gibi fen bilimleri sayesinde doğaya her koşulda tamamen hâkimiyet sağlayamayacağı gibi iletişim bilimlerinden de bireysel ve toplumsal İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . yönlendirmek vb) için kullanıldığı gibi. Benzer çalışmaların değişik açılardan. Immanuel Kant. Francis Bacon. Arthur Schopenhauer gibi düşünürler bağlamında yürütülmesi alana katkı sağlayacaktır. tıp dünyasından bütün hastalıkları kökten ve tümden ortadan kaldıracak bir katkı beklenemeyeceği. İletişim bilimlerinin ilgili alanlarda bireye. sorgulayıcı anlayışıyla ve aykırı söylemiyle bilimleri ve sanatları bile günün şartlarında eleştirebilecek cesarette. ancak aklın eylemlere egemen olması şartıyla.

Sayı:29 . “davranışları ve eylemleri” kalıba sokmak isteyen örgütlü iletişim kaynakları mı yararlanmıştır?  Ülkemizde iletişim bilimi belirli parametreler dâhilinde önemli bir gelişim göstermiştir. birbirine bağlı şu sorular üzerine yeniden eğilmesine ihtiyaç olduğu değerlendirilmektedir:  İletişim bilimlerinin gelişimi bireysel. İletişim biliminin ve öğretiminin kuramsal ya da uygulama alanına katkısı nasıl artırılabilir?  İletişim bilimimin toplumsallaştırılmasında hangi aşamadayız? Toplumun ve bireyin doğrudan içinde olduğu iletişim bilimleri onlara ne kadar ev sahipliği yapabilmiştir?  İletişim bilimindeki önemli ilerlemelere karşın toplumsal.16 Z. televizyona bağımlı izleyiciler ve benzeri sorunlar için iletişim bilimleri yeni bir açılım sağlayabilir mi?  İletişim. çatışmalar (kuşak. teknolojilerinin olumsuz etkilerini tesirsiz hale getirecek bir iletişim bilimi geliştirilebilir mi? Güz 2009. Damlapınar iletişim sorunlarını tamamen çözecek bir katkı beklemek rasyonel bir yaklaşım kabul edilemez. araçları. toplumsal. kamusal. ilerlemesini sağlamış mıdır?  İletişim bilimi. sınıf. yöneten-yönetilen vb) neden hala yaşan bir sorun olarak gündemdeki yerini korumaktadır?  „Mektepliler‟in „alaylılar‟la meslektaş olduğu bir kitle iletişim ortamında/sektöründe iletişim bilimleri. iletişim bilimleri alanında çalışan bilim insanlarının Rousseau‟cu bir yaklaşımla. Bugün yaklaşık devlet ya da vakıf üniversitelerine bağlı lisans eğitimi veren 40 civarında iletişim fakültesi ve lisansüstü eğitim veren birçok enstitü bulunmaktadır. kurumsal ya da örgütsel iletişim düzeyinin ve kalitesinin yükselmesini. toplumsal sorunlar belirginleştikçe. deontolojik ve etik sorunların artmasına ya da azalmasına katkı sağlamış mıdır?  Kitle iletişim kurumlarının hedef kitleleriyle yaşadığı sorunlarda iletişim bilimleri nasıl bir çözüm sağlayabilir? Okursuz gazeteler. Yine de. iletişim biliminin kazanımlarından faydalanmak nasıl mümkün olabilir?  Şimdiye kadar iletişim bilimlerindeki bilgi birikimiyle ortaya çıkan kuramlardan bilim insanları mı. bu sorunların peşinden koşan bir alan olmaktan nasıl çıkarılabilir? İletişim alanında yaşanan sorunlar ortaya çıkmadan.

Aslan. Erol Mutlu (der. J. İstanbul: Say Yayınları. içinde. İstanbul: Varlık Yayınları. Aziz.). 9 (1). Aziz. Frédéric ve Catherine Bertho Lavenir (2001) Diderot‟dan İnternete Medya Tarihi. Aysel (1982) Toplumsallaşma ve Kitlesel İletişim. Hazal Deliçaylı ve Ferda Keskin (çev). Steven H.7-14. içinde. Yusuf Alp ve Mahmut Özışık (çev. Ankara: Ütopya Yayınevi. Ekonomi Politik Üzerine Söylev.323-338. toplumda. Bayka. Aysel (2007) Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntemleri ve Teknikleri. ve Charles R. Ahmet (1999) Felsefe Sözlüğü. rasyonel tüketim alışkanlığına dönüştürülebilmiş midir?  Başka hangi yeni sorular üretilebilir? Bu soruların bir sonu gelir mi? KAYNAKÇA Althusser. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Yayınları. Cevizci.A. s. Behzat Tanç (çev. Mustafa Hazım (2008) “Rousseau Üzerine Birkaç Söz”. Mustafa (2007) “J. s. Rousseau. İstanbul: Okuyanus Yayın.). Aysel (2006) “Dünyada ve Türkiye’de İletişim Araştırmaları”. Brown. 7. Chaffe. Baudrillard Jean (1997) Tüketim Toplumu. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım.). hayatta insanların sorunlarına iletişim bilimleri katkı sağlayabilmiş midir?  Bilimsel halkla ilişkiler „olumlu‟ tutum ya da kanaatlerin kazanımı. İstanbul: Boğaziçi Yayınları. Siyasal Fragmanlar. Ankara: AÜ BYYO.42-74. Cihan. Aziz. s.9-31. Louis (1994) İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları. bilimsel reklamcılık bilinçli. Kitle İletişim Kuramları. JeanJacques. Barbier. Berger (2005) “İletişim Bilimci Ne Yapar”. ve çev. Kerem Eksen (çev.C (1994) Beyin Yıkama. s.). J. Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi. Rousseau’nun İnsan Anlayışı: Doğallıktan Kültürleşmeye”. ailede.) İstanbul: İletişim Yayınları. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Kültür ve İletişim.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 17 kişilerarası iletişim  Okulda. İstanbul: Paradigma. Necip (1962) Jean-Jacques Rousseau Hayatı Sanatı Eserleri. İsmail Yerguz (çev. (38).

Gazi Üniversitesi BYYO Dergisi. James E.) Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. Forti. s. Ergüden. ve Sandra Ball-Rokeach (1977) Theories of Mass Communication. İstanbul: Ötüken Neşriyat.18 Z. Bonnie L. Habermas.1-15 Feyerabend. Jürgen (1997a) “İdeoloji” Olarak Teknik ve Bilim.yok. Edward S. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Herman. Tanıl Bora. New York: Longman. Erich (1997) Sahip Olmak ya da Olmak. 23-37. Erol Güngör (çev. Federico Mayor ve Augusto Forti (der. Paul (1999b) Yönteme Karşı.). İstanbul: Arıtan Yayınevi. İstanbul: Payel Yayınları. Drewniany. Ertuğrul Başer (çev.).). Aydın Arıtan (çev. Augusto (1997) “Modern Bilimin Doğuşu ve Düşünce Özgürlüğü”. Konya: Atlas Kitabevi. (2005) Halkla İlişkiler ve İletişim Yönetiminde Mükemmellik.). Paul (1999a) Özgür Bir Toplumda Bilim. Orhan (1993) İletişim ve Kitle İletişim Bilimine Giriş İnsanlararası İlişkilerin Sosyolojik Bir Analizi. Emile (2006) Toplumsal İşbölümü. İstanbul: İletişim Yayınları. Melvin L. Özer Ozankaya (çev. Hazard. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. İzzet Er (çev. Grunig. ve A. 10. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Ankara: TÜBİTAK. İstanbul: Cem Yayınevi.). Damlapınar De Fleur.).). ve Noam Chomsky (1988) Manufacturing Consent The Political Economy of the Mass Media. Mehmet Küçük (çev. Yurdanur Salman ve Zeynep Tanrısever (çev. Mustafa Tüzel (çev. Habermas. Fromm. http://tez2.gov. Emile (2009) Dini Hayatın İlk Şekilleri. Jürgen (1997b) Kamusallığın Yapısal Dönüşümü. Durkheim.). İstanbul: Rota Yayınları. Sayı:29 . Paul (1994) Batı Düşüncesindeki Büyük Değişme. Mithat Sancar (çev.).). s.). Ahmet Kardam (çev. New York: Pantheon Books. Fromm Erich (1996) Sağlıklı Toplum. Jerome Jewler (2008) Creative Strategy in Advertising. Elif Özsayar (çev. Akın (1988-89) “İletişimbilimde Niteliksel-Kural Araştırmaları”. içinde. Boston: Thomson Wadsworth.tr Güz 2009. Durkheim. Feyerabend. Gökçe. Bilim ve İktidar.

Bahar Öcal Düzgören (çev. Konca Yumlu (çev. Mattelart.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 19 Karagöz. Mollaer. London: Sage Publications. Ankara: Vadi Yayınları. Fırat (2005) “Modern Bilim ve Kapitalizmin Erken bir Eleştirisi: J. Moles. Merih Zıllıoğlu (çev. Rasih Nuri İleri (çev. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Kilad Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Dergisi. içinde.27-62.). Armand ve Michèle Mattelart (1998) İletişim Kuramları Tarihi. Yüzyılda Yeryüzü Yaşamında ve Medyada Meydana Gelecek Dönüşümler. London: Sage Publications. [Manevi Bir Erime mi? Yoksa İlerleme mi?]. s. McQuail. Armand (2001) İletişimin Dünyasallaşması. Abraham (2001) Belirsizin Bilimleri İnsan Bilimleri için Yeni bir Epistemoloji. Armand (1995) Beyin İğfal Şebekesi Uluslararası Reklamcılık. C.13-38. Denis (1998) Mass Communication Theory An Introduction.). Denis (1999) Media Performance Mass Communication and the Public Interest.). Halime Yücel (çev. (2002) “Jean-Jacques Rousseau Hayatı ve Eserleri 1712-1778”.49-66. Rousseau.). Lecercle. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. J. İstanbul: Scala Yayıncılık. Kaygı: Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Dergisi. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.). İstanbul: Bilgi Yayınevi.).). McLuhan. McQuail.). Denis ve Sven Windahl (1997) Kitle İletişim Modelleri. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Mills. Thomas S. Işın Gürbüz (çev. Lipson. Ünsal Oskay (çev.). 7. Mattelart. Leslie (2003) Uygarlığın Ahlâki Bunalımları. Nilüfer Kuyaş (çev. Mattelart. Wright (1974) İktidar Seçkinleri. (4). Cengiz Anık (çev. Nuri Bilgin (çev. McQuail. Ankara: İmge Kitabevi. s. s. Kuhn. Jale Çam Yeşiltaş (çev. (1995) Bilimsel Devrimlerin Yapısı.).). İstanbul: İletişim Yayınları. Marshall (2001) Global Köy 21. İstanbul: İletişim Yayınları. Judith (2001) İletişim Bilimi. J-L. Emel Öztürk (2006) “Bilgi. İstanbul: Say Yayınları. Jean-Jacques (2002) İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Üzerine Konuşma. İstanbul: Alan Yayıncılık. Bilim ve İletişim”. Lazar. Rousseau’nun Felsefesi”.

Ünsal (2001) “Yıkanmak İstemeyen Çocuklar” Olalım. Rousseau. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Rousseau. Damlapınar Nelkin.). İsmail Yerguz (çev. Ünsal (1993) XIX. İstanbul: Bordo Siyah Klasik Yayınlar.5-14. İstanbul: Şule Yayınları. Rousseau. Walter J. Oskay. Jean-Jacques (1991) İtiraflar II. İstanbul: Say Yayınları. Erol (1995) İletişim Sözlüğü. Murat Özkök (çev. Ankara: Dost Kitabevi. Dorothy (1994) Bilim Nasıl Satılır.). Ankara: Ark Yayınevi. Jean-Jacques (2002) İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Üzerine Konuşma. Osman Akınhay (çev. Rasih Nuri İleri (çev. içinde. Neil (1994) Televizyon: Öldüren Eğlence Gösteri Çağında Kamusal Söylem. Oskay. Noelle-Neumann.). Rousseau. 2. Jean-Jacques (2002). İstanbul: Say Yayınları.). (5). Güz 2009. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.). Rousseau. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Vedat Günyol (çev.). Oskay. s. Jean-Jacques (2007) Dillerin Kökeni Üstüne Deneme. Yüzyıldan Günümüze Kitle İletişiminin Kültürel İşlevleri Kuramsal Bir Yaklaşım. Ekonomi Politik Üzerine Söylev. Sema Postalcıoğlu Banon (çev. (1995) Sözlü ve Yazılı Kültür Sözün Teknolojileşmesi. Jean-Jacques (1997) Toplum Anlaşması. Jean Jacques (2005) Yalnız Gezenin Düşleri. Aydemir ve Ayla Okay (2008) “Undergraduate and Graduate Public Relations Education in Turkey: A Quantitative Study of Dissertations Contributions to Public Relations Field (1984-2007). Jean-Jacques (2008) Siyasal Fragmanlar. Ester Yanarocak (çev. İstanbul: Metis Yayınları.). Rousseau. Ünsal (2002) “Önsöz” Rousseau. İstanbul: Der Yayınları. Murat Çiftkaya (çev. Z.). Okay. İstanbul: Say Yayınları. İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Üzerine Konuşma. Elisabeth (1998) Kamuoyu Suskunluk Sarmalının Keşfi.). Selçuk İletişim. Postman.20 Mutlu. Rasih Nuri İleri (çev.). Arif Orbay (çev. Ong. İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları.). Sayı:29 . İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları. Ömer Albayrak (çev.

ve James W. İstanbul: İletişim Yayınları. (5). Roger (1996) Akılcılık ve Bilim. İstanbul: Sarmal Yayınevi. 3. Z. Bilim Her Şeyi Açıklayabilir mi?. Jean-Jacques (2009a) Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev. Cem (2006) “İletişim Araştırmalarının Bilgi Bilimsel Temelleri: Bilimsel Bilginin Bilinebilirliği Üzerine”. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi. Werner J. Selçuk İletişim.5-19. Bertrand (1997) Sorgulayan Denemeler. Ankara: Dost Kitabevi. Ufuk Can Akın (çev. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Kibele Sanat Merkezi. Rousseau.5-21. Din ve Akılcılığın Kapsamı. 27.). Yaşın. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 21 Rousseau. İstanbul: Pınar Yayınları. Nermin Arık (çev.). Severin.). (1994) İletişim Kuramları: Kökenleri. s. Trigg. “Bilgi İletişim Teknolojileri ve Ütopyan Bakış Açısı”. Tankard. Jean-Jacques (2009b) Emile ya da Eğitim Üzerine. Herbert (1993) Zihin Yönlendirenler. Barry (1999) Öküz‟ün A‟sı Elektronik Çağda Yazılı Kültürün Çöküşü ve Şiddetin Yükselişi.). Bilim. Yöntemleri ve Kitle İletişim Araçlarında Kullanımları.). s. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Selçuk İletişim. Vural. Russell. (5). Stanley Jeyeraja (2002) Büyü.).). İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.). Ali Atıf Bir ve Serdar Sever (çev. Gaye (1980) Making News A Study in the Construction of Reality. Kadir Yerci (çev. 1. Savaş Kılıç. Yaşar Avunç (çev. Tambiah. Sabahattin Eyüboğlu (çev. Ankara: TÜBİTAK. (çev. Beril Akıncı ve Uğur Bakır (2007) “Distopyan Perspektiften Bilgi İletişim Teknolojileri ve İnsanlığın Geleceği”. Schiller. Sanders.). Beril Akıncı ve Ayda Sabuncuoğlu (2008). Tuchman. Raymond (2006) Anahtar Sözcükler Kültür ve Toplumun Sözvarlığı. Cevdet Cerit (çev. New York: The Free Press. Wr. s.137-148. Şehnaz Tahir (çev. Vural. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Williams.

In the research part. Anahtar Kelimeler: Basın işletmeleri. For this reason. G. üretim konusu.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. finansman. Araştırma kısmında ise Türk basın işletmelerinde kaynak sorununun belirlenmesine yönelik bir finansal analiz çalışması yapılmaktadır. require financial funds in order to function by gathering production factors and maintain the production at a certain profitable level. gelir kaynakları ve bu işletmelerin içinde bulunduğu piyasa yapısı gibi konular ele alınarak. sources of revenue and market structure in which these organizations are involved. Ü. like every organization. a financial analysis is carried out which is aimed at the determination of the fund problem of the newspaper organizations. The financial statements of the two major newspaper organizations in Turkey which controls the media sector on a large scale are analyzed by using the vertical analysis and ratio analysis. İletişim Fakültesi İletişim 2003/18 . the production subject and industrial organizations. işletme büyüklüğü. endüstri koşulları gibi pek çok faktörden etkilenmektedir. financial analysis  Araştırma Görevlisi Doktor. The need of organizations for financial funds is affected by many factors ssuch as the size of organization. cost structure. Bu yüzden çalışmada basın işletmelerinin kendine özgü özellikleri. finansal sorunlar. finance. bu işletmelerin finansal kaynak ihtiyaçları ve bu ihtiyaçlarını nasıl karşıladıkları incelenmektedir. maliyet yapısı. the financial fund needs of these organizations and how they provide them are considered by examing the subjects such as the characteristics peculiar to newspaper organizations. Türkiye’de sektörü büyük ölçüde kontrol eden iki basın işletmesinin finansal tabloları yüzde yöntemi ile analiz ve rasyo analizi tekniklerinden yararlanılarak analiz edilmektedir. İşletmelerin kaynak ihtiyacı. 7(2). financial problems. Key Words: Newspaper organizations. finansal analiz Financial problems of newspaper organizations and a financial analysis practice ABSTRACT Newspaper organizations. 237- BASIN İŞLETMELERİNİN FİNANSMAN SORUNLARI VE BİR FİNANSAL ANALİZ UYGULAMASI Dilek GÜRKAN ÖZET Basın işletmelerinin her işletme gibi üretim faktörlerini bir araya getirerek faaliyette bulunabilmeleri ve üretimlerini belli bir karlılık düzeyinde istikrarlı biçimde sürdürebilmeleri için finansal kaynaklara ihtiyaçları vardır.

24 Giriş D. bu da finansmanın konusunu oluşturur. BASIN İŞLETMELERİNDE FİNANSMAN Basın işletmeleri. endüstri koşulları gibi pek çok faktörden etkilenmektedir. Sayı:29 . üretim konusu. 2002: 21). Bu çalışmada konu edilen basın işletmeleri. İşletmelerin kaynak ihtiyacı. Haber verme. uygulamak ve uygun bir kontrol mekanizması oluşturarak denetlemektir(Ergül. kar amacı güden ve yüksek teknolojiyi hedefleyen basın işletmeleri. gazete üreten yazılı basın işletmeleri olup. gelir kaynakları ve bu işletmelerin içinde bulunduğu piyasa yapısı gibi konular göz önüne alınarak. yarı kamusal mal ve hizmet üreten birer işletme konumundadırlar(Dai ve Kara. A. üretim faktörlerini bir araya getirerek ürününü meydana getiren basın işletmeleri için de finansman hayati bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. bu işletmelerin finansman sorunlarının tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Bunun sağlanabilmesi için işletmelerin. Gelişen teknoloji. Finansman. gerekse faaliyetlerini sürdürebilmesi için parasal kaynaklara ihtiyaç duyulmaktadır. basın işletmelerinin kendine özgü özellikleri. Ülke ekonomisinde faaliyette bulunan işletmeler. Basın işletmeleri genellikle diğer endüstri Güz 2009. maliyet yapısı. Gürkan İşletmelerin gerek kurulabilmesi. stratejileri saptamak. Ticari bir işletme olarak ele alındığında. eğitme ve eğlendirme gibi toplumsal işlevleri yerine getiren. bilgi ve haber üretirken aynı zamanda sınai bir üretimin oluşmasını sağlayan. yönlendirme. girdi fiyatlarındaki artışlar. kamuoyu oluşturma. işletme büyüklüğü. çalışmada Türkiye’de gazete üreten basın işletmelerinin kaynak ihtiyaçları ve bu ihtiyaçlarını nasıl karşıladıkları incelenmektedir. 2004:1). teknolojik yenilenmeyi gerektiren pahalı yatırımlar. uygun finansman politikalarını belirlemek. Günümüzde her işletmede kaynakların tahsisi ve dağıtımı ile ilgili bir takım finansal sorunlar ortaya çıkabilmektedir. globalleşme ve artan rekabete paralel olarak finansman. yatırım için gerekli fonu bulması ve bu fonları etkin bir şekilde kullanması gerekmektedir ki. bu işlevleri yerine getirirken tüm ekonomik birimler gibi. küçük veya büyük tüm işletmeler için daha fazla öneme sahip olmaktadır. üretken yatırımlara yönelerek girişimlerinin sonucunu almak ve işletmelerinin sürekliliğini sağlamayı amaçlamaktadır. Bu yüzden çalışmada. pazarlama ve dağıtım aşamasında yaşanan zorluklar gibi nedenlerle bazı finansal sorunlarla karşılaşmaktadır. planlamak.

Basın işletmelerinin finansmanında ürettiği ürününün(gazete) bazı özellikleri son derece belirleyici olabilmektedir. 1989: 99). Basın işletmeleri genellikle kitle üretimi yapan işletmeler olup. gazetenin içeriğini oluşturmada eğitimli. Basın işletmelerinin üretiminde. Dolayısıyla. Medyaların tüm ekonomisini bu kısa yaşam süresi koşullandırmaktadır(Desmoulins. Basın işletmelerinin ürettiği ürünün diğer bir özelliği ise. 1999: 93). haber. Haberin üretim. pazar payı gibi işletme dışı etkenlere bağlı olunması nedeniyle karmaşık bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır (Özkan. Gazeteyi en kısa ömürlü ürün olarak tanımlamak mümkündür. işletmenin kendi maliyet yapısından çok ekonominin durumu. hem karı maksimuma İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . vasıflı bir emeğe ihtiyaç duyulmaktadır. Dolayısıyla basın işletmelerinin yapısına uygun olan kitle üretimi sermaye yoğun üretim teknolojisi ve otomasyon gibi gelişmiş üretim sistemleri kullanarak birbirinin aynı olan ürünler üretmek biçiminde gerçekleşmektedir (Atılgan. 1993:20). basın işletmelerinin finansmanı da dahil olmak üzere tüm işletme fonksiyonlarına yansımaktadır. ürettiği ürüne asıl değerini ve önemini kazandıran makale. Basın işletmesi için fiyatlandırma. Gazetelerin okuyucuya ve reklamverene ayrı ayrı satışa çıkarılması fiyat politikalarının da basın işletmeleri için farklı işlemesine neden olmaktadır. rekabet derecesi. dağıtım ve tüketim aşamalarının çok kısa süre içinde gerçekleşmesi gazetenin hemen değerini kaybetmesine neden olmaktadır. bu üretimin özelliği üretimin devamlı olması ve aynı üründen çok miktarda üretilmesidir. Kullanılan yoğun teknoloji ve nitelikli emek nedeniyle güçlü bir sermaye yapısı gereksinimi ortaya çıkmaktadır. fotoğraf. Düşünce üreten ve kamu hizmeti gören ekonomik bir birim olarak basın işletmeleri. teknoloji ve sermayeyi bir araya getirerek faaliyet göstermektedir. gazetenin okuyucu ve reklamveren olmak üzere iki ayrı pazara sunulmasıdır. Üretilen ürünün ayırt edici özellikleri. üretim sürecinin uzman bir emek ve yoğun bir sermaye gerektirmesi. Temel işlevini okuyucu için gerçekleştirmesine rağmen işletmeye sağladığı gelir açısından reklamverenler okuyuculardan daha önemli bir konumda bulunmaktadır. Gazetenin dayanıksız bir ürün olması ve stok edilememesi. tüm ekonomik birimler gibi hammadde. tek bir ürünün iki farklı mal ve hizmet piyasasına sunulması gibi pek çok özellik basın işletmelerini diğer endüstri işletmelerinden ayırmaktadır.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 25 işletmeleri ile aynı piyasa koşullarında faaliyet gösterirler. basın sektörüne diğer sektörlerden ayrı bir özellik kazandırmaktadır. Gazete fiyatlama stratejisi. karikatür gibi fikir ürünleri olmaktadır. emek. Ancak bu endüstrinin ürünlerinin kendine özgü yanı.

26

D. Gürkan

çıkarma ya da maksimum satış hacmine ulaşma, hem de pazar payını maksimize etmelidir (Fink, 1988: 199). Günlük gazetelerin satış fiyatı genellikle birim maliyetinden daha düşük düzeyde tespit edilir. Gazetenin maliyet fiyatı ile satış fiyatı arasındaki bu dengesiz yapı gazetelerin sadece satış gelirleriyle yaşamalarını imkansız hale getirmektedir (Atılgan, 1993:234). Temelde fikri ürün olan gazete, ekonomik ürün olarak değer kazanmakta ve fikri olandan çok ekonomik olana yönelerek, zihinsel bir dönüşüme zemin hazırlamaktadır. Okuyucudan çok reklamverenin sözcülüğünü yapan gazete böylece kendi ekonomik geleceğini güvence altına almaktadır (Topçuoğlu, 1996: 219). Basın sektöründe üretilen ürün büyük altyapı yatırımları ve pahalı teknolojiyi gerektirmekte, dolayısıyla yüksek başlangıç maliyetleri söz konusu olmaktadır. Basılan kopya sayısı değişse de, basın işletmesi aynı sayıda fikir işçisini çalıştırmakta, gazetenin haber ve reklam içeriğini oluşturmakta ve gazeteyi baskıya hazır hale getirmektedir. Gazetelerin maliyetleri finansal kaynak ihtiyacında etken olmaktadır. Bu yüzden basın işletmelerinin finansal özelliklerini belirlerken basın işletmelerinin maliyet yapısı dikkate alınmalıdır. Gazetelerin maliyetleri genel olarak; hammaddelerin toplanması (bilgi, haber), bunların hazırlanması, yayınlanması ve dağıtılması aşamalarını kapsayan bir süreç sonunda belirlenir(Söylemez, 1998:46). Bu süreçte, gazetelerin oldukça yüksek “ilk kopya” maliyetleri ile karşı karşıya kalınır. Basın işletmesinin maliyetlerini entelektüel üretim maliyetleri, mal olarak gazetenin üretim maliyetleri, dağıtım ve satış çabaları maliyetleri olarak gruplandırmak mümkündür. Gazetenin tasarlanması ve idaresini sağlayan yazıişleri giderleri ve yönetim giderleri entelektüel üretim giderleri olarak ele alınmaktadır. Yazıişleri tarafından üretilen hizmetin maddi bir ürün olarak gazeteye dönüştürülmesi için bina, makine, donanım, hammadde, teknoloji ve insan gücüne ihtiyaç duyulmakta, bunlar da üretim maliyetlerini oluşturmaktadır. Diğer yandan gazetenin dağıtımından kaynaklanan maliyetler ve gazete satışını artırma amaçlı reklam ve promosyon giderleri de diğer maliyet unsurları olarak karşımıza çıkmaktadır (Gürkan, 2003:31). Basın işletmelerinin ana girdisini oluşturan kağıdın da gazetenin maliyeti açısından önemli bir yeri bulunmaktadır. Türkiye’de bir gazete yaklaşık maliyet harcamalarının %20 kadarını kağıda ayırmaktadır(Dai,2008: 273). Ülkemizde uzun

Güz 2009, Sayı:29

Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması

27

yıllar gazete kağıdı yalnız, basın işletmelerinin kağıt ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulmuş olan SEKA tarafından üretilmiştir. Günümüzde basın işletmeleri kağıt ihtiyaçlarını büyük ölçüde ithal etmektedir. Basın işletmelerinin ürettiği gazetenin dayanıksız ürün olma özelliğinden dolayı, okuyucusuna kısa sürede ulaşma gerekliliği, bu işletmelerin dağıtım organizasyonunu da önemli hale getirmektedir. Dağıtım bir gazetenin ortaya çıkış sürecinde son derece hassas ve karmaşık bir aşamayı teşkil etmekte; hızlılık, düzenlilik, yararlılık ve yayının toplu halde sevk ve idaresinin (elde kalanlar için iade dahil) son derece katı zorunlulukları ve gayet sıkı kontrol edilen maliyet koşullarındaki her türlü unsuru bağdaştırmak zorundadır (Fillion, 1992: 277). Dağıtım kanallarını doğru belirleyemeyen ve düzgün çalıştıramayan bir işletme, tüketiciye zamanında ulaşamayacağı için rekabet avantajı elde etmesi güç olacaktır (Sayılgan, 2004:66). Sağlam bir alt yapılanmaya sahip dağıtım, aynı zamanda üretim planlamasına da katkı sağlayacaktır. Çünkü dağıtım neticesinde aynı zamanda iade oranı ve beraberinde dağıtım ile ilgili masraflar da netlik kazanacaktır (Dündar, 2006:76). Basın sektörü kitlesel piyasaya yönelik bir dağıtım stratejisi gerektirdiği için bir dağıtım organizasyonu kurmak zorundadır. Ancak böyle bir organizasyonun maliyeti çok yüksektir. Bu nedenle basın sektöründeki işletmeler birlikler oluşturarak maliyetleri ortak bölüşmeyi ve en az maliyetle bu iş içinden çıkmak istemektedir (Sayılgan, 2005: 76). Dağıtım şirketlerinin gazete dağıtımlarında bıraktıkları kar marjı, birim gazetede yüzde 12,5’tur. Karın yüzde 5,5’u tali bayiye, yüzde 7 civarı başbayiye bırakılır (Dursun, 1999: 213). Maliyetleri üzerinde durulan basın işletmelerinin başlıca gelir kaynaklarını ise, ticari gelirler ve devletin basına sağladığı yardımlar olarak ele almak mümkündür. Ticari gelirler genel olarak gazete satışlarından elde edilen gelir ve ilan-reklam gelirlerinden oluşmaktadır. Bunların dışında çok büyük bir gelir kaynağı olmamakla birlikte basın işletmelerinin baskı makinelerinin kiraya verilerek atıl kapasitenin değerlendirilmesi ve hurda kağıt ve iade gazetelerin satışından elde edilen gelirler gibi diğer ticari gelirler de söz konusudur. Devletin basına sağladığı yardımlar ve kolaylıkları ise, sübvansiyonlar, resmi ilan ve reklam yardımı, yatırım teşvikleri ve diğer kolaylıklar şeklinde sıralayabiliriz. “Birçok sayıda teşvik verme yöntemi bulunmaktadır. En çok rastlanılan kaynak kullanımını destekleme primi ve fon kaynaklı kredilerdir. Kaynak kullanımını destekleme primi hibe şeklindedir ve geri ödemesi yoktur. Fon kaynaklı

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

28

D. Gürkan

krediler ise düşük faizlerle verilmektedir. 1985’ten itibaren fon kaynaklı kredilerin teşvik yöntemleri arasında ağırlıklı olarak kullanıldığı görülmektedir. Ayrıca vergi muafiyetleri, vergi indirimleri, gümrük muafiyetleri, ulaştırma-haberleşme tarifeleri, kağıt tahsisleri-tarifeleri, KDV indirimi, Talih Oyunları Yönetmeliği’nde yapılan istisnalar, Taksitli Satışlar Yönetmeliği’ndeki istisnalar da diğer teşvik yöntemleridir”(Sayılgan, 2004b: 35). Basın işletmeleri, tarihsel süreç içinde önemli gelişmeler göstererek büyük birer sınai kuruluş haline gelmişlerdir. Günümüz koşullarında sektördeki yoğun rekabet, ileri ve pahalı teknolojinin kullanımı nedeniyle artan maliyetler, en önemli hammaddesi olan kağıdın temininde ithalata olan bağımlılık, dönem dönem yaşanan ekonomik bunalımlar, bu işletmelerin ayakta kalma mücadelesinde güçlü bir finansal yapıya sahip olmalarını gerekli kılmıştır (Dai, 2008: 1). Basın sektöründe yoğun teknoloji kullanımın zorunluluğu ve bunun yüksek maliyetlerle gerçekleştirilebilmesi, başlangıç maliyetlerinin yüksek olması, ölçek ekonomisinden yararlanılması ve şirketler arası birleşmeler piyasa yapısını belirlemektedir. Türkiye’de basın sektöründe bugün karşı karşıya bulunduğumuz durum oligopolleşmenin varlığını göstermektedir. Basın sektörünü oluşturan oligopolist piyasalarda firmalar genellikle varlıklarını sürdürmek, karlarını artırmak ve piyasaya girecek olan potansiyel rakiplerini engellemek gibi amaçlara sahiptirler (Sayılgan, 2005:71). Ancak günümüzde oligopol şartları içinde çalışan firmaların sayılarının azalarak hacimlerinin çok büyümesi, açık bir tekelleşme eğilimi olarak kabul edilmektedir (Görgülü, 1991: 11). Basın sektöründe piyasaya giriş engellerinin yüksek oluşu, yatırımların sermaye yoğun olması, ölçek ekonomilerinin etkileri ve basın işletmeleri arasında yaşanan yatay ve dikey birleşmeler sektörün içinde bulunduğu yapıyı desteklemektedir. Günümüz basın işletmeleri baskı makinelerinin atıl kalmaması adına birden fazla gazete ve dergi yayınlamakta, spor, magazin, otomotiv gibi farklı alanlarda ekler çıkartmaktadır. Bu durum ölçek ekonomilerinden yararlanan büyük işletmelere avantaj sağlarken, piyasaya girmek isteyenlere de bir engel oluşturmaktadır. Yine gazetelerin gerek basım gerekse dağıtım aşamasının yüksek sabit maliyetle gerçekleşmesi sektörde dikey birleşmelere zemin hazırlamaktadır. Bu da dikey birleşmeye giden işletmelere üretim ve dağıtım süreçlerinde rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. Basın işletmeleri en az maliyetle en fazla kar dengesini kurabildikleri ölçüde başarı sağlarlar. Basın işletmelerinin finansal yapısı ve gücü rekabet avantajı

Güz 2009, Sayı:29

Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması

29

yaratacak birçok temel kriter için kaynak oluşturur. Finansal güç, işletmenin varlıkları, likiditesi, borçları, borçlarını ödeyebilme gücü, toplam borçlarının sermayesine oranı gibi daha da çoğaltılabilecek pek çok kriterin genel bir sonucunu ifade etmektedir (Sayılgan, 2004a: 66). İşletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmeleri ve gelişebilmeleri finansal durumlarına bağlı olup, bunu gerçekleştirmek için ise, fon sağlama ve bu fonları etkili ve verimli bir biçimde kullanım çabası göstermeleri gerekmektedir. Bu çabalar finansal yönetimin görevidir. İşletmelerde finansal yönetim iki temel sorunla karşılaşmaktadır: İlki; işletme hangi varlıklara ve ne kadar yatırım yapmalıdır? İkincisi ise yatırım için gerekli fonlar hangi kaynaklardan sağlanmalıdır? Bu sorulara yanıt ararken finansal yönetim firmanın pazar değerini maksimum kılacak yatırım ve finansman kararları almaya çalışır(Berk, 1995: 8). Yatırım kararları ve finansman kararları ise, işletmenin finansal amaçları ışığında belirlenir. Yatırım kararları hangi iktisadi varlığa ve ne tutarda yatırım yapılacağı ile ilgilenirken, finansman kararları bu varlık toplamı ve bileşimini elde etmek için gerekli fonların hangi kaynaklardan ve hangi süreyle sağlanacağını belirlemeye yönelik kararları içermektedir. Finansmanı; bir işletmenin kurulabilmesi, işletilebilmesi ve geliştirilebilmesi için fon ihtiyacının karşılanması olarak tanımlamak mümkündür. İşletmelerin varlığını, hemen paraya çevrilebilir ya da çevrilemez olma özelliğiyle dönen ve duran varlıklar oluşturmaktadır. İşletmenin faaliyet sürecinde paraya çevrilmeyen, işletmenin üretim gücünü ve büyüklüğünü de bir anlamda belirleyen duran varlıklar sabit sermaye olarak da adlandırılmakta olup, arazi, bina, makine gibi maddi sabit varlıkları, marka, patent hakkı gibi maddi olmayan varlıkları, iştirakleri, uzun süreli alacakları ve fonları kapsamaktadır. Dönen varlıklar ya da diğer bir deyişle işletme sermayesi ise, nakit veya işletmenin faaliyeti sırasında bir yıl içinde paraya çevrilebilir ve kullanılabilir varlıkları ifade etmektedir. Basın işletmelerinde yoğun teknoloji kullanımı sabit varlıklara yatırılan sermaye miktarını etkilediğinden, sabit varlıklara yatırılan sermayenin fazlalığı fonların atıl kalmasına neden olabilmektedir. Bu yüzden basın işletmelerinin sermaye miktarının tespiti önem kazanmaktadır. İşletmelerin finansal yapısı sahip oldukları sermaye miktarı ve sermayenin oluşma biçimini ifade etmekte olup, sermaye kaynağına göre öz sermaye ve dış kaynak sermayesi (borçlar) olarak gruplandırılır. İşletme, sahip ve ortaklarından (esas sermaye kaynakları), kendi (öz) kaynaklarından (oto finansman) ve üçüncü

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

İşletme yönetimi. işletmenin varlıkları ve bunların hangi kaynaklardan sağlandığını. Bugünün dünya düzenini yönlendirdiği öngörülen kapitalist sistemin kurallarının geçerli olduğu bir ortamda. Günümüzde medya alanında çalışan işletmeler. işletme dışı çevrelerin işletme hakkında finansal bilgi almasını sağlayan temel bir araç niteliği taşımaktadır. Sayı:29 . Eğer bu üç kaynaktan. B. belli bir dönemde elde ettiği gelirleri ve katlandığı maliyet ve giderleri görmek mümkün olmaktadır. Her faaliyet dönemi sonrası işletmelerin yayınladığı faaliyet raporlarında. 1992:323-4). Basın işletmelerinde hızlı ve kaliteli yayınlar yapabilmek için yeni iletişim teknolojilerinden yararlanmak ve önemli ölçüde büyük sermayenin finans gücüyle karşılanabilen pahalı teknoloji yatırımlarına mali kaynak sağlarken işletmenin ihtiyacı olan öz ve yabancı kaynak dengesini en uygun koşullarda oluşturmak gerekir (Dai. bu işletmelerin finansal durumunu gösteren finansal tablolar yer almaktadır. mevcut rekabete dayanmak ve işletmenin amaçlarına ulaşmak için işletmenin olanaklarına bağlı olarak değişik yatırım ve finansal kararlar alarak kimi risklere girebilmektedir. 2002:52). maliyet bakımından ucuz. örgütsel değişiklikler. geri ödeme koşulları bakımından kolay. Kar ve risk dengesini optimal düzeyde tutmak için teknolojik olanaklar ölçüsünde. dış kaynaklardan (üçüncü şahıslardan) para sağlar. Dönemsel finansal raporlar. yazılı basın işletmeleri de dahil olmak üzere bütün ekonomik ünitelerin finans gücü olmaksızın hayatlarını devam ettirmeleri mümkün değildir(Güneri Fırlar ve Dündar. verimlilik. Gürkan olarak da. işletmenin mali (finansal) gücünün yerinde olduğu söylenebilir (Atılgan. Güz 2009. üretim. genellikle üretimlerini liberal piyasa mekanizmasının ilke ve kurallarına bağlı olarak yapmaktadır.2008:1). miktar bakımından bol.30 D. bu işletmelerin dönemsel finansal raporlarını incelemek yoluyla mümkün olmaktadır. Bu tablolardan. dağıtım ve tüketim süreçlerine ilişkin karar ve stratejiler geliştiren işletme yönetimi. nihayet güvence bakımından en az masrafla para sağlanabiliyorsa. yüksek kar ve düşük maliyetle rekabet olanaklarını geliştirme arayışına girmektedir (Baytar. 2006:6). BASIN İŞLETMELERİNİN FİNANSAL YAPISININ ANALİZİ: İşletmelerin finansal durumunu görebilmek. Bu çalışmada da basın işletmelerinin finansal durumu onların dönemsel finansal raporlarının analiziyle açıklanmaya çalışılmaktadır.

Ş. 2008 ve 2007 yılına ait bilanço ve gelir tabloları dikey analiz ve rasyo yöntemi ile analiz edilmiştir.Ş. Araştırmada Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. yüzdeler ve rasyolar yoluyla ilişkiler kurmak. ile Doğan Gazetecilik A. bu kaynakların nasıl kullanıldığına ve hangi varlıkların edinildiğine ilişkin bilgilere ulaşılmaktadır. söz konusu işletmelerin iç ve dış kaynaklardan sağladığı fonları kullanma alanlarına göre değerlendirmek. Finansal analiz ya da mali analiz olarak adlandırılan analiz yöntemi.’nin finansal tablolarının analizi yapılarak.’nin 2009.Ş.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 31 1. Yapılan araştırma ile. Böylece dikey analizle “bütün” içerisinde bazı kalemlerin ağırlıkları. bu ilişkilerin ölçülmesini ve yorumlanmasını yapmak yoluyla gerçekleşmektedir. finansal tablolarda yer alan çeşitli kalemler arasında karşılaştırmalar. seçilen basın işletmelerinin finansal tabloları aracılığıyla. rasyo yöntemiyle ise bazı kalemler arasındaki anlamlı ilişki ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.Ş. Finansal analiz tekniklerinden yararlanarak. Gerekli yerlerde finansal tablolara ilişkin açıklayıcı dipnotlardan yararlanılmıştır. Amaç ve Yöntem Araştırmada Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Bu amaca ulaşmak için bilanço ve gelir tablolarından yararlanılmaktadır. ancak 2007 yılı verilerinin de kullanılması ile krizden önceki durumun tespit edilebileceğine karar verilmiştir. ve Doğan Gazetecilik A. 2005: 67). Araştırmada 2009 ve 2008 yılı finansal tabloları veri olarak alınırken küresel ekonomik krizin basın işletmelerinin gelir ve gider kalemlerinde ve finansmanında olumsuz etkileri olabileceği düşünülmüş. Bilanço bir işletmenin belli bir tarihte sahip olduğu varlıklar ile bu varlıkların sağlandığı kaynakları gösterirken (Usta. 2005:24). bu basın işletmelerinin finansal yapısı incelenmektedir. işletmelere sağlanan fonların kaynaklarına. bu işletmelerin finansal yapılarının sermaye kaynakları ve bunların aktif varlıklara dağılışı bakımından yeterli olup olmadığını ve faaliyet sonuçlarının verimliliğini saptamak amaçlanmaktadır. yani finansal durumlarını mevcut şartlar altında incelemek. gelir tablosu işletmenin belli bir dönemde elde ettiği tüm gelirler ile aynı dönemde katlandığı bütün maliyet ve giderleri ve bunların sonucunda işletmenin elde ettiği dönem net karını veya dönem net zararını kapsamaktadır(Tokaç.

olarak açıklanmış.000 Reklamcılar Derneği tarafından 2008 yılında gazetelere yapılan reklam yatırımı toplamı ise 952.000 207. ve Doğan Gazetecilik A.000 adet olarak açıklanmış. Gürkan Bu çalışmada Türkiye’de gerek satış gerekse ilan gelirleri açısından pazarı büyük ölçüde kontrol etmeleri. 2008 yılı verilerine göre araştırmaya konu olan basın işletmeleri toplam gazete reklam gelirlerinin yaklaşık %61’ini elde etmiştir.000 43.08 milyon YTL.Ş.Ş.’nin finansal analizinin yapılması uygun görülmüştür. incelenen işletmelerin aktif büyüklüğüne(varlıklar) ve gelir-gider kalemlerine bakıldığında incelenen basın işletmelerinin sektörü temsil ettiği söylenebilir. ulusal çapta yayın yapan ve yüksek tirajlı gazeteleri çıkartan işletmeler olması. Araştırmada incelenen basın işletmelerinin holding çatısı altında faaliyet gösteren. Tablo 1. 2008 Yılı Gazete Satışları Net Ortalama Günlük Satış Adetleri Hürriyet Milliyet Posta Radikal Fanatik Vatan TOPLAM 2008 518.7’sini oluşturmuştur.065.000 233.000 632. Araştırma Evreni ve Sınırlılıklar D. halka açılmış olmaları ve bu nedenle finansal tablolarına ulaşılabilmesi nedeniyle Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.32 2. Bunun yanı sıra.860. Ancak Basın İlan Kurumu’nun verilerine göre 2008 yılında Türkiye genelinde gazete tiraj ortalaması 5.000 227. Sayı:29 . araştırmaya konu olan basın işletmelerinin çıkardığı gazeteler toplam satışların %36. dolayısıyla sektördeki küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansal yapısını temsil etmemesi bir sınırlılık olarak görülebilir. Güz 2009.000 1.

000.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 33 Tablo 2.484.50 8. 31 Aralık 2008 tarihi itibariyle hissedarların yapısı Tablo 3’deki gibidir.100 167. Ankara. Hürriyet Gazetecilik A.00 16.79 100 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .000 130. Trabzon ve Almanya’da olmak üzere 7 merkezde basım tesisi bulunmaktadır. Tablo 3. reklam. Ortaklık Yapısı Doğan Yayın Doğan Holding Halka arz edilen (diğer) TOPLAM 2008 305.00 5.000.1.21 39.456.Ş. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.900 421.000 Pay(%) 60.20 1.624.20 28.515.00 1.44 5.920. Bulgular ve Yorum 3. ilancılık ve internet yayıncılığı alanlarında faaliyet gösteren şirketin İstanbul. matbaacılık.00 4. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.000 460.00 5. 2008 Yılında Reklam Pastasından Bazı Gazetelerin Aldığı Pay Gazete Hürriyet Sabah Milliyet Posta Zaman Akşam Vatan Cumhuriyet Star Türkiye Yeni Şafak Radikal Reklam Geliri (Milyon TL) 386 158 84 79 50 49 39 14 12 12 10 9 Toplamdan Aldığı Pay(%) 39.50 1. Gazetecilik.20 1.Ş. İzmir.36 100 2007 253. Antalya. 1960 yılında kurulmuş ve Türkiye’de tescil edilmiştir.00 8. Adana.90 3.000 23.Ş.000 Pay(%) 66.00 0.

00 Türkiye Türkiye Türkiye Türkiye 100.Ş. Hürriyet Invest B.89 100.34 D.Ş. Doğan Şirketler Grubu Holding A.Ş. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.00 67. Gürkan Şirket 29 Mart 2007 tarihinde Bağlı Ortaklıklarından Hollanda’da yerleşik Hürriyet Invest B. Tablo 4. Sayı:29 .Ş. Doğan Ofset Yayıncılık ve Matbaacılık A.30 Güz 2009.00 Hollanda Jersey 100.30 hissesini satın almıştır. Bağlı Ortaklıklar Bağlı ortaklıklar Hürriyet Medya Basım Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. TME Teknoloji Proje Geliştirme ve Yazılım A. Doğan Daily News Gazetecilik ve Matbaacılık A. Emlaksimum Elektronik Yayıncılık ve Ticaret A. Hürriyet Zweigniederlassung GmbH.’nin bünyesinde kurulmuş olan Doğan Yayın Holding A. vasıtasıyla. Trader Media East Limited (TME) şirketinin %67.Ş.41 100.V. dergiler ve internet siteleri vasıtasıyla sektörel seri ilan yayıncılığı yapmakta olup.’ye (Doğan Yayın) aittir. başta Rusya olmak üzere Doğu Avrupa ülkelerinde faaliyette bulunmaktadır.25 98.Ş.Ş.Ş.00 Almanya 100. Hürriyet’in hisselerini büyük bir bölümü. Referans Yayın Dağıtım ve Kurye Hizmetleri A. otomotiv ve insan kaynakları olmak üzere.00 94.V.99 99. TME başta emlak. Yenibiriş İnsan Kaynakları Hizmetleri Danışmanlık ve Yayıncılık A. çıkardığı günlük ve haftalık gazeteler.Ş. Trade Media East Limited Ülke Türkiye Türkiye Türkiye Faaliyet Konusu Basım ve İdari Hizmetler Dergi ve Kitap Basım İnternet Yayıncılığı Dağıtım ve Kurye Hizmetleri Gazete Yayıncılığı İnternet Yayıncılığı Yazılım Hizmetleri Gazete Basım Yatırım Yatırım Şirket ya da Bağlı Ortaklıklarının Oy Hakları(%) 99.

Ş.643 1.Ş.Ş.02’si GDR olarak Londra Borsası’nda işlem görmektedir.8 100 24.2009 (Bin TL) AKTİF DÖNEN VAR.00 Şirket Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) kayıtlı olup 1992 yılından itibaren şirketin hisse senetleri İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda (İMKB) işlem görmektedir.884 2008 (Bin TL) 649.1.826 1.277 1.044. aktif yapı içinde dönen varlıkların %31 civarında.12 30.799 955.044. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.830 886.6 43.’nin bağlı ortaklıkları ve iştirakleri Tablo 4 ve Tablo 5’de verilmektedir.8 68.94 49.403 2. TOPLAM PASİF Kısa V.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 35 Tablo 5.2 75. Şirket sermayesinin %40’ı İMKB’de dolaşımda bulunmaktadır. Tablo 6. Borç Uzun V.5 46. 3.94 100 31.394.00 20.349 2007 (Bin TL) 441.8 100 9.788 1.’nin Bilanço ve Gelir Tablolarının Dikey Analizi Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Borç ÖZSERMAYE TOPLAM 581.’nin bilançoları yüzde yöntemiyle analiz edildiğinde 2008 ve 2009 yıllarında.2 100 18. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.349 374.6 100 19.822. DURAN VAR.09.038 853.4 69. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.405 174. 2007 yılına göre dönen varlıklarda %7 oranında artış yaşanmıştır.946 1.541 794.808 591.1.42 25. duran varlıkların %68-69 payı olduğu görülmektedir.Ş.Ş.320 783.822.405 %2009 %2008 %2007 30.617 1. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.9 100 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .380. TME’nin hisselerinin %25.5 38.241 1.912.199 2.331.884 365.7 42. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Aktif ve Pasifler 30.912. İştirakler İştirakler Doğan Media Yaysat DYG İlan Ülke Almanya Türkiye Türkiye Faaliyet Konusu Yayın ve İlan (Avrupa) Dağıtım Reklam Şirket ya da Bağlı Ortaklıklarının Oy Hakları(%) 44.

187 46. İmtiyaz. Bunlar. Şerefiye Ertelenmiş vergi varlığı Diğer duran varlıklar TOPLAM 581.946 370.926 16.3 0.2 100 Duran varlıkların dağılım yüzdeleri incelendiğinde maddi duran varlıklar dikkat çekmektedir.129 6. Nakit ve nakit benzerleri şirketin eldeki ve banka hesaplarındaki hazır değerleridir.977 529. Nakit ve nakit benzerleri Finansal yatırımlar Ticari alacaklar Diğer alacaklar Stoklar Diğer dönen varlıklar DURAN VAR.2 0.1 0. makine gibi fiziki varlık kalemleri olup.36 D.884 2008 (Bin TL) 649.1 12.3 1. %6’sının diğer yatırımlara ait olduğu belirtilmiştir.159 1.2009 (Bin TL) AKTİF DÖNEN VAR.3 0. Yatırım amaçlı gayrimenkuller Maddi duran varlıklar Maddi olmayan duran var.348 301 4. Sayı:29 .8 0.3 30.4 0.9 9.308 2.6 69.8 1.1 0 9.04 0.004 2.4 0.788 0 124 6.130 581.692 552.8 18. ticari alacakların azalması işletmenin kredili satışlardan alacaklarını zamanında tahsil edebildiğini göstermektedir.912.390 8.9 28.405 %2009 %2008 %2007 30.349 2007 (Bin TL) 441.4 2.3 0.241 333.007 0.2 0.637 236. Maddi duran varlıklar arsa. herhangi bir fiziksel varlığı bulunmayan ve işletmenin belli bir şekilde yararlandığı yada yararlanmayı beklediği aktifleştirilen giderler ile belli koşullar altında hukuken himaye gören haklar ve şerefiyelerin işlendiği hesap grubudur (Tokaç.Ş.2 0.874 2. lisans. 2005:256). şirketin nakit ve nakit benzerleri ile ticari alacaklar kalemlerinin dönen varlıklar içinde büyük bir yüzde ile yer aldığı görülmektedir.4 0. Gürkan İşletmenin dönen varlıklarının dağılım yüzdeleri incelendiğinde.09.450 4.3 0.6 0 0.2 0. %15’i bina.4 11.01 1.186 4.662 227.576 545.4 17. patent. ticari marka gibi haklar bu bilanço kalemi içinde yer almaktadır. Ticari alacaklar Diğer alacaklar Finansal yatırımlar Özkaynak yönt.0 26.094 222.859 1.8 0 0. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.939 2. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Aktifler 30. Şirketin maddi olmayan duran varlıklarının payı da yüksektir.01 0.187 236.980 30.2 0.182 1.5 11.813 9.747 177.380 12.5 0.451 52.380.643 0 697 4.2 2. işletmenin faaliyet raporunda 1997-2008 yılları arasında yaptığı yatırım harcamalarının(404 milyon ABD doları) %63’ü makine.6 75.403 7. bina.4 100 24.693 23.6 13.2 7.1 100 31. Tablo 7.402 1.6 68.552 1.1 1.629 515. Ayrıca örneğin Güz 2009. değerlenen yat.232 26.129 5.617 137.995 316 21.1 1.394.9 28. %16’sı arsa.6 0.822.835 558.082 20.569 19.326 0 186.540 17.645 3. Geçmiş yıla göre nakitin artması.331.08 25.7 30.0 0.044.307 6.4 1.

8 22.8 4.3 11.7 0.5 0.261 7.686 45.BORÇ Finansal borçlar Diğer finansal borçlar Diğer borçlar Kıdem tazminatı karşılığı Ertelenmiş vergi yüküm.2 1.830 627.092 4.3 100 18.9 43.1 100 Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.210 134.8 38.7 2.BORÇ Finansal borçlar Diğer finansal borçlar Ticari borçlar Diğer borçlar Dönem karı vergi yük.8 36.9 0.160 6. Aksi durumda işletme likidite sıkıntısına İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .349 2007 (Bin TL) 174.187 110.292 185 13.5 33.2 6.4 1.058 460.142 2.320 275.6 6.9 43.732 15.199 (50. Tablo 8.9 22. özsermayenin %45 civarı olduğu görülmektedir.822.3 0.4 9.2 1.799 438.1 6.9 6.2 0.6 8.931 120.09.296 552.767 12.009 0.9) 1. yedekler Geçmiş yıllar karları Net dönem zarar/karı Azınlık payları TOPLAM 365.310 229.024 15.1 1.5) daha fazla olduğu görülmektedir.243 421.198 94.04 46.661 13.744 0 45. işlerini genişletmesi ve karşılığında maddi bir değer elde edilmeyen giderlerinin aktifleştirilmesi bu hesaplarla gösterilmektedir.2 9.094) 133. Borç karşılıkları Diğer kısa vadeli borçlar UZUN V.826 743.338 24.0 100 9.582 1.8 0.2 0.7 0.3 0.38 1.440 71 955.9 40.2009 (Bin TL) PASİF KISA V.27 0.7 0.850 189 146 10.199 753.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 37 işletmenin yeni bir şube açması.858) 22.757 591.643) 27.01 42.199 (18.008 0.912.905 1.277 834.950) 27.9 0.2 2.8 5.592 (38.8 0.9 0.489 783.8 23.6 28.8) kısa vadeli borçların pasif içindeki payından(%18.03 (0.’nin kullandığı finansal kaynakların izlendiği pasif kalemleri incelendiğinde ise.115 159.Ş.2 1. Diğer uzun vadeli borçlar ÖZSERMAYE Ana ortaklığa ait özkaynaklar Ödenmiş sermaye Sermaye düzeltmesi farkları Yabancı para çevrim farkları Kardan ayrılan kısıt.745 137. Bu işletmenin net çalışma sermayesinin yeterli olduğunu göstermektedir.03 30.003 49.717 191. Dönen varlıklarla kısa vadeli borçlar karşılaştırıldığında dönen varlıkların aktif içindeki yüzdesinin(%31.1 12.054 19. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Genel standartlar dikkate alındığında öz sermayenin %50’nin üzerinde olması güçlü bir mali yapıyı göstermektedir.541 59.196 17.1 0.5 13.1 4.000 77.578 794.1 0.930 801 853.199 (2. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Pasifler 30.02 0.043 11.5 0.126 26.044. Net çalışma sermayesinin pozitif olması işletmenin lehine bir durumdur.575 41.938 6.057 17.3 0.808 243.864 5.8 1.7 7.517 179.9 0.6 3.7 2.405 %2009 %2008 %2007 19.8 0.3 0 2.082 21.884 2008 (Bin TL) 374.568 2.601 5.000 77.148 16.531 384 886.7 30.5 3.Ş.009 0.000 77.038 605.

4) 32.0) 18.1 (54.2) (134.5 100 64. değer.6 22.2 2.2 40.7 17.0) 4.6 (8.5) (88.6 (118.8 (28. yatırımların kar/zarardaki paylar Finansal gelirler Finansal giderler(-) Sürdürülen faaliyetler vergi öncesi kar/zarar Dönem vergi gideri(-) Ertelenmiş vergi geliri Net Kâr/Zarar 578. 2008 ve 2009 yılında önceki yıla oranla uzun vadeli borçlarda %5 ve %8 azalma olmuştur.8 0.38 D.Ş. İşletme yabancı kaynaklarla finansmanında daha çok uzun vadeli borçlara yer vermektedir.9 (52. Gürkan düşerek kısa vadeli borçlarını zamanında ödeyememe riskine girer.2 (13.5 8.8) (204.6 (531.5) 131.8) 365. 2009 yılı itibariyle bu oran %64’e kadar çıkmaktadır. satış. İşletmenin kısa vadeli borçları 2008-2009 itibariyle %8-9 civarında artmıştır.4 (595.09.4 4.2009 (MilyonTL) 2008 (MilyonTL) 2007 (Milyon TL) 2007(%) 100 59.3 İşletmenin gelir tablosuna bakıldığında şirketin maliyetleri net satışların yaklaşık %59’unu oluşturmaktadır.2 (127. Uzun vadeli borçlar içinde de finansal borçlar önemli bir yer almaktadır.8) 14.8) 106.4 7.4 2.7 26.0 0. Sayı:29 .3 2.9) 2.3) 897.3 14.0) 110.9 9.3) 77.3 (7.8) 402.5 11.6) 22. ve dağıtım giderleri(-) Genel yönetim giderleri(-) Diğer faaliyet gelirleri Diğer faaliyet giderleri(-) Faaliyet Kârı/Zararı Özkaynak yönt.3 2.8 (69.7 (24.8 3.1 10.0 5. Bunun büyük bölümü finansal borçlardan kaynaklanmaktadır.7) (24.4 18.6 (20.3) (60) 998.9 2.4 3.8 7.9 20.1 35.6 15.9) 132.7 40.5) 152. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.9) 8.1 2.6) (109.8 12.8 (113.1 100 59.3 11.6 (21.3 103. 2009-2008-2007 Yılları Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Gelir Tablosu 2009(%) 2008(%) 30.4 0.9 0.1 1. Brüt satış karlılığı ise yaklaşık %40’tır.9 10.5 Satış Gelirleri Satışların Maliyeti(-) Brüt Kar/Zarar Pazarlama. Tablo 9.9 (370.9 (264. Güz 2009.9 1.9) (0.2 22.0 (15.8) 208.8 0.7 12.5 2. Yıl sonu net kar durumuna bakıldığında işletmenin 2008 ve 2009 yılında zarar ettiği görülmektedir.

0 29.4 100 Satışların maliyetleri incelendiğinde ise.4 897.0 4.4 274.’nin Rasyo Analizi Şirketin son üç yıllık mali yapı ve karlılığına ilişkin oranlar Tablo 10’da yer almaktadır.0 22.0 31.7 1.4 8.5 30.3 44. 3. Personel giderleri de kağıda yakın bir gider kalemi olarak karşımıza çıkmaktadır.0 1. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Tablo 10. firmanın kısa süreli borçlarını ödeme gücünü ölçmek.0 177. işletme sermayesinin yeterli olup olmadığını saptayabilmek için kullanılmaktadır (Akgüç.4 52.6 244.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 39 İşletmenin satış gelirleri incelendiğinde.0 55.5 29.7 12.4 109. toplam satış gelirlerinin %66’sından fazlasını reklam gelirlerinin oluşturduğu.0 21.6 24.8 169.8 2008(%) 66. hammadde maliyetleri toplam maliyetin %46’sını oluşturmaktadır.8 26. cari oran.2 12.4 595.0 8. seyehat Ajans haber alma giderleri Diğer 667. asit test oranı ve nakit oranı olmaktadır.7 195.8 11.8 76.Ş.8 3.3 142.8 2007 594.6 11.depolama. Satış Gelirleri ve Satış Maliyetleri(Milyon TL) 2008 Satış gelirleri Reklam gelirleri Tiraj gelirleri Diğer gelirler Satışların maliyeti Hammadde maliyetleri Kağıt Baskı ve mürekkep Diğer Personel giderleri Amortisman ve itfa payları Komisyonlar Nakliye. Bunun %30 gibi önemli bir bölümü ise kağıt maliyetidir.3 8. tiraj gelirlerinin ise %11-12 civarında payı olduğu görülmektedir.1 9.8 10.8 100 46.3 60.5 531.5 42. İşletmenin likidite durumunu ölçen oranlar.8 8.8 221.8 100 2007(%) 66.2.5 107.8 7. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .1 176.1.5 5. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.5 20.8 8.Ş.5 1.3 21. Likidite oranları.2 998.4 3.6 1.1 100 46. 1998: 23).

98 1.31 0.49 Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Borç/Pasif Toplamı Kar/Zarar Oranları Net kar/Net satışlar(Satışların karlılığı) Net kar/Özsermaye(Özsermaye karlılığı) Faaliyet Döngü Oranları Stok devir hızı Alacak devir hızı Toplam varlıklar devir hızı 1. Genel olarak %50’nin üzerine çıkmaması beklenen kaldıraç oranı işletmede %50.19 (0.12 20.18 (0.V.30 4. %56 ve %53 olarak hesaplanmıştır.53 2.50 0.Ş.34 0.20’nin altına düşmemesi beklenmektedir. Kar/zarar oranları işletmenin karlılığını ve faaliyetlerinin ne kadar verimli olduğunu ortaya koymaktadır.79 1.53 0. Özsermayenin borçları karşılama oranı beklenenden yüksek çıkmıştır.40 5.13 0.53 iken 2008 yılında 1.Borç/Toplam Borç Borç/Aktif Toplamı(Kaldıraç oranı) K.67 0.01) (0.38 0.59 1. Gürkan Tablo 11.74 1.03 0. Mali yapı oranları.18 0.40 D.V.’de 2 olması yeterli görülen cari oran 2007 yılında 2.11 0. 2009 yılında 1. Güz 2009.06) 18.38 0.56 0. Sayı:29 .74.09 0.00 0.30 2008 1. işletmenin ne ölçüde borçla finanse edildiğini ve borçla finansmanının işletme için ne kadar yararlı olduğunu ölçmeye yarar (Ceylan. nakit oranın ise 0. 2003: 48).56 3.32 0. Mali Rasyolar ve Kârlılık 2009 Likidite Oranları Cari oran Asit test oranı Nakit oran Mali Yapı Oranları Borç/Özsermaye K.Ş. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.02) 25. Kaldıraç oranının %50’ye yakın olması işletmenin risksiz finanse edildiğini gösterir.91 1. işletmenin kısa süreli borçlarını ödeme gücü olduğu ve işletme sermayesinin yeterli olduğu söylenebilir.48 2007 2. İşletme varlıklarının %18’lik bölümünün kısa vadeli borçlarla finanse edilmesi olumlu bir sonuçtur.53 0. İşletme için hesaplanan satışların karlılığı ve özsermayenin karlılığı oranları 2007 yılında % 11-12 civarında olup 2008-2009 yılında zarar çıkmıştır.02) (0.59 olarak hesaplanmıştır. Bu durumda üç oran beraber değerlendirildiğinde. Cari oranın tamamlayıcısı niteliğindeki asit test oranının 1 olması genelde yeterli sayılmakta.27 0.

Bağlı Ortaklıklar İştirak ve Bağlı ortaklıklar Kemer Yayıncılık ve Gazetecilik A.34 50.3’den 25. Toplam varlıklar devir hızı. işletmenin alacaklarını tahsil edebildiği konusunda iyi bir gösterge olmaktadır. işletmenin aktif varlıklarının kaç katı satış yaptığını göstermektedir. Kemer Yayıncılık Pazarlama San.3’e düşmüştür. İşletmenin toplam varlıklar devir hızı son iki yıl için 0. Alacak devir hızındaki artış. kurulmuştur.96 17.Ş. İşletmenin alacak devir hızı önceki yıl 4.Ş. Bağımsız Gazeteciler Yayıncılık A. Bu oran stokların 14 günde bir yenilendiğini göstermektedir.00 99. Doğan Gazetecilik A.4’e yükselmiştir. Ülke Faaliyet Konusu İştirak payı(%) 99. alacakların kalitesi. Tablo 12.99 50. Alacakların ortalama tahsilat süresi 89 günden 67 güne düşmüştür. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.98 99.5 civarında hesaplanmıştır. Milliyet Verlags und Handels GmbH. Milliyet İnternet Hizmetleri ve Ticaret A.’de stok devir hızı 20.34 olarak hesaplanmıştır. Doğan Gazetecilik A.83 Türkiye Yatırım Türkiye Gazete Yayıncılığı Türkiye İnternet Yayıncılığı Almanya Türkiye Türkiye Türkiye Gazete dağıtım İlan. stokların stoklarda ne kadar kaldığı. 2009’da yine bir düşüş ortaya çıkmıştır.03’ken 2008 yılında 5.Ş.02 66. üretimde kullanılan varlıkların.2. 3. Bu oranlar.Ş. Doğan Gazetecilik A. Milliyet Haber Ajansı (Milha) Birey Seçme ve Değerlendirme Danışmanlık Ltd.’nin temelleri. 2003: 57). Radikal. 2009 yılı 9 aylık verilere göre 0. Fanatik gazetelerini çıkaran Simge Yayıncılık ve Dağıtım A.Ş.99 99.Ş.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 41 Faaliyet döngü oranları işletmelerde kullanılan varlıkların performansını analiz eden oranlardır.Ş. DYG İlan ve Reklam Hizmetleri A.A.Ş. faaliyetlerinin devamı için kapasitenin yeterli olup olmadığını ifade eder (Ergül.Ş. 2003 yılı sonunda Milliyet’in Posta. Ancak 2009 yılı dokuz aylık verilerine göre tekrar bir düşüş söz konusu olmaktadır. gazeteci Ali Naci Karacan tarafından 3 Mayıs 1950 yılında Milliyet gazetesiyle atılmış olup. Karacan ailesi 20 Temmuz 1979’da gazeteyi Aydın Doğan’a devretmiştir. 2004: 45). Bu artış olumlu olarak değerlendirilmektedir. ile birleşmesinin ardından Doğan Gazetecilik A. Ve Tic.Ş. Stok devir hızı stokların bir yıl içinde kaç kez satışlara dönüştüğünü gösterir (Ceylan. reklam ve pazarlama Haber ajansı İnternet hizmetleri Türkiye İnternet yayıncılığı İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .

Ortaklık ve Sermaye Yapısı Ortağın Adı Soyadı ve Ünvanı Doğan Yayın Holding A. 3. haftalık.84 oranında paya sahip Kemer Yayıncılık ve Gazetecilik A. Sayı:29 .’nin sermayesinin %40. Doğan Gazetecilik A.Ş.2.628 105.62 28.1. Önceki yıla göre dönen varlıkların yüzdelerinde %36’lık düşüş yaşanmıştır.00 Doğan Gazetecilik A.629 548.’nin sermayesini temsil eden paylarının tamamını satın almıştır. Bu değişim şirketin kasa ve kasa benzerleri kaleminde de kendini göstermekte.52 100. Doğan Gazetecilik A.2 olduğu görülmektedir. Gürkan Grup.16’sını ve Bağımsız Gazeteciler’in sermayesinde %59.’nin temel faaliyet alanı. Duran varlıkların yüzdeleri incelendiğinde maddi olmayan duran varlıklarda %22 ve şerefiye değerlerinde %13 oranlarında artışlar görülmektedir. Dönen varlıklar içinde ticari alacaklar da %22-24 civarındaki oranla dikkat çekmektedir.’nin bilançoları yüzde yöntemiyle analiz edildiğinde aktif yapı içinde 2008 yılında dönen varlıkların %31. Bu durum firmanın yeni iktisadi varlıklar elde etmesinin ya da zarar etmesinin sonucu olabilir.Ş. Doğan Gazetecilik A. Tablo 13. Doğan Gazetecilik A.Ş.Ş.’nin bağlı ortaklıkları ve iştirakleri Tablo 12 ve Tablo 13’de yer almaktadır.Ş.’nin Bilanço ve Gelir Tablolarının Dikey Analizi Doğan Gazetecilik A.303. Gelir tablosunda ise zarar edildiği izlenmektedir.Ş. Genel standartlar dikkate alındığında öz sermayenin %50’nin üzerinde olması güçlü bir mali yapıyı göstermektedir. aylık ve periyodik olarak yayımlanan dergilerin hazırlanması. Vatan gazetesinin isim ve imtiyaz hakkına sahip Bağımsız Gazeteciler Yayıncılık A.’nin kullandığı finansal kaynakların izlendiği pasif kalemleri incelendiğinde ise. dergi.000.42 D.8 duran varlıkların %68. Güz 2009.147.Ş. 2009 yılında da nakit sıkıntısı artarak devam etmiştir.Ş. yani işletmenin para mevcudunda önemli bir azalma izlenmektedir.743 30. basın yayın alanıyla ilgili reklam işlerinin izlenmesi ve gazete. kitap gibi yayınların dağıtım ve satış işleridir.86 0.000 İştirak Payı (%) 70. Halka Arz Diğer Toplam Sermaye (YTL) 74.Ş. günlük gazetelerle. özsermayenin %70 üzerinde olduğu görülmektedir.

521 2007(Bin TL) 182.2009) AKTİF DÖNEN VAR.7 100 31.7 100 26.4 34.09.0 2.521 84.996 85.293 241.6 100 12.026 3. Yani işletmenin hazır değerlerindeki azalmaya rağmen kısa vadeli borçları ödeme gücü olduğu düşünülebilir.3 86. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Aktif ve Pasifler 2009(BinTL) (30.3 68.9 100 65. Kısa vadeli borçlar içinde en büyük değeri 2008 yılında %21. Şirketin kısa vadeli borçları 2008 yılında önceki yıla göre %13’lük bir artış göstermiştir.2 100 25.568 34.568 %2009 %2008 %2007 31.088 225.Ş.044 330. Pasif kalemleri içinde uzun vadeli borçların oranı %2’nin altındadır.184 5.5 100 Dönen varlıklarla kısa vadeli borçlar karşılaştırıldığında dönen varlıkların aktif içindeki yüzdesinin kısa vadeli borçların pasif içindeki payından daha fazla olduğu görülmektedir.996 2008(Bin TL) 105.564 225.2 1. İşletme yabancı kaynaklarla finansmanında daha çok kısa vadeli borçlara yer vermektedir. DURAN VAR.3 71. Doğan Gazetecilik A. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .432 327.5 1.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 43 Tablo 14. 2009 yılı 9 aylık verilere göre bu oran %11’e düşmüştür.844 279.113 327.8 68.772 279. TOPLAM PASİF KISA V. Bu işletmenin net çalışma sermayesinin yeterli olduğunu göstermektedir.494 235.3 ile ticari borçlar almaktadır.389 7.433 330.796 96.698 241.6 72.BORÇ ÖZSERMAYE TOPLAM 102.BORÇ UZUN V.

DURAN VAR.02 1.644 10.521 182.7 1.2 1.782 98 5.3 24.433 65 70 1.218 71.9 34.6 0.2 68.9 100 31.6 22.02 0.2 100 65.907 4.996 105.820 81.429 2.02 1.288 31.850 330.432 65 70 3.5 1.6 3.0 9. Diğer alacaklar Finansal yatırımlar Yatırım amaçlı gayrimenkuller Maddi duran varlıklar Maddi olmayan duran var.4 0.857 3.661 279.541 96.0 100 2008 (Bin TL) 2007 %2009 %2008 %2007 (Bin TL) Güz 2009.796 106.4 38.6 1.568 31.334 64.9 21.665 84 5.572 775 225. Sayı:29 .979 113.4 9.0 21.088 16.379 11.Ş.773 59 135 646 31.7 0.9 0.0 23.7 3.569 74. Şerefiye Ertelenmiş vergi varlığı TOPLAM 102.2 11.947 895 60.03 1.7 34.2 0. Gürkan Tablo 15.09.4 2.250 327. Doğan Gazetecilik A.7 0.5 68.02 0.05 0.3 1.3 21.616 225.733 113.8 4.44 D.01 0.564 3.014 7. Nakit ve nakit benzerleri Ticari alacaklar Diğer alacaklar Stoklar Diğer dönen varlıklar Satış amacıyla elde tutulan duran v.2009 (Bin TL) AKTİF DÖNEN VAR. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Aktifler 30.6 34.584 29.857 6.627 71.2 0.02 0.

297) (5.388 31.3 21.2009 (BinTL) PASİF KISA V.061 70.045 240. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .4 0.617 100.1 1.307 4.521 34. Bunun nedeni gazete kağıdına gelen zam veya gazete sayfasının artması olabilir.7 1.120 (12.860 105.BORÇ Çalışanlara sağlanan faydalar ÖZSERMAYE Anaortaklığa ait özkaynaklar Ödenmiş sermaye Sermaye düzeltme farkları Hisse senedi ihraç primleri Yabancı para çevrim farkları Kardan ayrılan kısıt.9 0.456 1.194 3.838 906 8.293 5.7 1.6 1.8 1. Doğan Gazetecilik A.494 235.1 0.09.000 45.000 45.02 1.933) 254 327.455 3.6 32.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 45 Tablo 16.3 1.9 72.293 241.07 100 25.0 1.6 0.3 1.5 1.8 1.6 11.3 71.200 16.435 5.372 36. Borç karşılıkları Diğer kısa vadeli borçlar UZUN V.439 7.910 82.620 5.470 3.568 26.183 1.060 3.000 45.9 25.1 7.494 7.9 5.Ş.6 72.08 100 2008 (Bin TL) 2007 (Bin TL) %2009 %2008 %2007 İşletmenin gelir tablosuna bakıldığında şirketin maliyetleri net satışların yaklaşık %68’sini oluşturmaktadır.8 16.9 1.2 0.3 0. Bir önceki yıla göre bir azalma söz konusudur.928 5.996 84.060 20.838 4.5 86.3 3. 2007 yılı ile karşılaştırıldığında maliyetlerde %6 civarında artış olduğu görülmektedir.739 (753) 252 330.1 1.833 228 279.9 24.311 6.3 2.7 71.793 105. yedekler Geçmiş yıllar karları Net dönem zarar/karı Azınlık payları TOPLAM 85. Net satış karına bakıldığında işletmenin zarar ettiği görülmektedir. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Pasifler 30.698 241.8 31.BORÇ Finansal borçlar Ticari borçlar Diğer borçlar Dönem karı vergi yük.0 6.4 29.1 3.063 5.060 70 3.5 1.910 82.4 35. Brüt satış karlılığı ise yaklaşık %32’dir.2 1.0 9.361 2.4 0.3 86.910 82.8 13.698 3.0 13.07 100 12.098 21.3 0.026 3.9 2.267 2.1 1.115 234.5 0.845 241.8 0.

399 (5.2 100 67.757) (5.2 0.181 (2.9 2.7 3.5 3.815) (9.417 67.0 1.5 2.1 0.120 (2. tiraj gelirlerinin ise %37 civarında payı olduğu görülmektedir.155) (22.7 4.077) 109.249) 11.574) 2.314 (7. Satışların maliyetleri incelendiğinde ise.9 2.809) 3.237) (25.6 7.7 1. 2009-2008-2007 Yılları Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Gelir Tablosu 2009 2008 (Bin TL) (Bin TL) (30.2 32.8 25.441 (12. hammadde maliyetlerinin toplam maliyetin %53’ünü oluşturduğu dikkat çekmektedir.0 37.780 (6. Gürkan Tablo 17.2 100 62.9 0.8 5.5 1.835 İşletmenin satış gelirleri incelendiğinde.055 10.040) 11.544) 2.7 7. Güz 2009.4 2.594) 8.483) (2.7 0.682) 398 8.09.974 (66.8 0.4 2.628) (16.786) (2.231) 19. toplam satış gelirlerinin %61’ini reklam gelirlerinin oluşturduğu.353 293.755) (182.8 3.6 2.748 (4.9 3. satış ve dağıtım giderleri(-) Genel yönetim giderleri(-) Diğer faaliyet gelirleri Diğer faaliyet giderleri(-) Faaliyet Karı/Zararı Finansal gelirler Finansal giderler(-) Sürdürülen faaliyetler vergi öncesi kar/zarar Dönem vergi gideri(-) Ertelenmiş vergi geliri Net Kar/Zarar 100 259.061 (174.599 (96.9 32.2 7.9 27.406) 8.931) 341.205) (3.4 0.Ş.717) 3.8 2.088) 84.08 1.46 D.1 28.2009) Satış gelirleri Satışların maliyeti(-) Brüt Kar/Zarar Pazarlama.473) (19.340 (81.841 (12.1 3.516 (729) 111.9 0.7 1.0 (Bin TL) 2007 2009(%) 2008(%) 2007(%) (231. Sayı:29 . Doğan Gazetecilik A.5 3.

Ş.101 121.11 4.170 61.2 100 53.Borç/Toplam Borç Borç/Aktif Toplamı (Kaldıraç oranı) K.17 0.371 1.0 36. İşletmenin likidite durumunu ölçen cari oran.8 11.089.521.779 3.V.971 231.92 0.03 0.14 0.662 126.3 13.353.99 1. asit test oranı ve nakit oranları hesaplandığında aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkmıştır.25 (0.04 0.633 31.8 12. Doğan Gazetecilik A.8 10.02) (0.077.4 0.6 100 61.416.852.341 18.206. Tablo 19.12 3.003) 47.2.37 0.25 1.5 100 3.18 0.39 0. Doğan Gazetecilik A. Satış Gelirleri ve Satış Maliyetleri 2008 Satış gelirleri Reklam gelirleri Tiraj gelirleri Diğer gelirler Satışların maliyeti Hammadde maliyetleri Haber ve fotoğraf hizmetleri Baskı giderleri Personel giderleri Amortisman ve itfa payları Diğer 209.04 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .6 10.521.2.770 19.851 341.936 6.866.Ş.04 38.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 47 Tablo 18.79 2008 1.94 0.7 100 52.V.’nin Rasyo Analizi Şirketin son üç yıllık mali yapı ve karlılığına ilişkin oranlar Tablo 19’da yer almaktadır.640 17.961 23.567 21.396.28 0.26 (0.918 182.99 1.250.370.37 2. Mali Rasyolar Likidite Oranları Cari oran Asit test oranı Nakit oran Mali Yapı Oranları Borç/Özsermaye K.12 0.20 1.7 7.36 3.12 0.972.751. Doğan Gazetecilik A.754.747 97.203 23.94 0.992.591.19 0.27 0.941.02) 32.Borç/Pasif Toplamı Kar/Zarar Oranları Net kar/Net satışlar(Satışların karlılığı) Net kar/Özsermaye(Özsermaye karlılığı) Faaliyet Döngü Oranları Stok devir hızı Alacak devir hızı Toplam varlıklar devir hızı 2009 1.749.681 107.588 5.3 1.7 10.Ş.002) (0.3 37.8 2.0 1.130 293.99 4.697.5 14.37 0.529 33.590.03 2007 5.32 0.513 2007 2008(%) 2007(%) 178.236.

Özsermayenin borçları karşılama oranı da %37’dir.’de stok devir hızı 38.37 iken 2008 ve 2009 yıllarında 1. Bu inceleme sonunda araştırılan basın işletmelerinin finansal durumu ve faaliyet sonuçları hakkında bilgi sahibi olunmuştur. Doğan Gazetecilik A. Araştırmada ele alınan basın işletmeleri tarafından kullanılan finansman kaynakları incelendiğinde. İşletme için hesaplanan satışların karlılığı ve özsermayenin karlılığı oranları 2007 yılında % 0.99’a yükselmiştir. Finansal Analiz Sonuçlarının Genel Değerlendirilmesi Araştırmada Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.79 olarak hesaplanmıştır.3-0. Bu oran stokların 7 günde bir yenilendiğini göstermektedir.20’nin altına düşmüştür. Sayı:29 . basın işletmelerinin öncelikle tüm işletmeler gibi sahip ya Güz 2009.11’den 47.18 ve 1. İşletmenin alacak devir hızı iki yıl için 4. Toplam varlıklar devir hızı. 2008 ve 2009 (30. Bu oranlar bilançoların yüzde yöntemiyle incelenmesi sırasında dikkat çeken likidite durumundaki düşüşü desteklemektedir. İşletmenin toplam varlıklar devir hızı iki yıl için 1. 4. İşletmenin varlıklarının %25’lik bölümü kısa vadeli borçlarla finanse edilmektedir. birer holding işletmesi olarak faaliyet göstermektedir.17 olarak hesaplanmıştır.99 ve 2009 yılı için 3.Ş. Cari oranın tamamlayıcısı niteliğindeki asit test oranı önceki yıl 2.Ş.4 civarında olup 2008-2009 yıllarında zarar çıkmıştır.48 D. Sektörde toplam gazete satış gelirleri ve reklam-ilan gelirlerinin önemli bir bölümünü elinde tutan bu işletmelerin medya sektöründe ve diğer pek çok sektörde faaliyet gösteren işletmelerle ortaklıkları ve iştirakleri bulunmaktadır.’nin 2007. Ancak 2009 yılı 9 aylık verilere göre bu oran 32. kaldıraç oranının %30 civarında hesaplanmış olduğu görülmektedir.Ş. Alacakların ortalama tahsilat süresi 72 gündür. Araştırmada yer alan işletmeler büyük ölçekli işletmeler olup.’de 2 olması yeterli görülen cari oran 2007 yılında 5.36’a düşmüştür.12 iken son dönemde 1. Mali yapı oranları incelendiğinde. 2009 yılı için 0. ile Doğan Gazetecilik A.Ş.09.25 olarak hesaplanmıştır.03 civarında.2009 tarihi itibariyle 9 aylık) yıllarına ait muhasebe veri ve bilgilerinin özeti olarak ortaya çıkan bilançoları ve gelir tabloları çeşitli ölçü. karşılaştırma ve oran teknikleri kullanılarak incelenmiştir. Gürkan Doğan Gazetecilik A. Nakit oran ise son dönemde 0. işletmenin aktif varlıklarının kaç katı satış yaptığını göstermektedir.14 olarak hesaplanmıştır.

’nin daha çok ticari kredi kullandığı yani kısa süreli satıcı kredilerinden yararlandığı ortaya çıkmaktadır. her iki basın işletmesinin uzun vadeli banka kredilerine büyük oranda başvurdukları görülmektedir. gerek personel giderleri. Ancak Doğan Gazetecilik A. kısa vadeli kaynaklar içinde Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Basın işletmelerinin gelirleri incelendiğinde. Ticari alacaklarının tahsil süresinin uzun olması borç ödemede sıkıntı yaratabilir. bina gibi maddi duran varlıklar ve imtiyaz. gerekse dağıtım giderleri yüksek maliyet oluşturmaktadır. satışların maliyetinin yüksek seviyelerde seyrettiği ortaya çıkmaktadır. Basın işletmelerinin bilançoları incelendiğinde. İncelenen işletmelerde alacakların ortalama tahsilat süreleri hesaplanmış.’nin çoğunlukla banka kredisi tercih ettiği. Gelir tabloları incelendiğinde. Gerek kağıt. Bu durumda. Her iki basın işletmesi de 2008-2009 yıllarında uzun vadeli borçlanmadan uzaklaşarak kısa vadeli borçlanmaya yönelmiştir. İşletmelerin likidite durumları incelendiğinde.Ş. Araştırmada basın işletmelerinin karlılık durumları ile ilgili olumsuz sonuçlar ortaya çıkmıştır.’nin 2008 ve 2009 yılı içinde likidite sıkıntısı yaşadığı düşünülmektedir. Çalışmaya konu olan basın işletmelerinin ticari alacakları ticari borçlarından fazladır. Bunun nedeni faizlerin düşeceği yönündeki beklentiler olabilir. Nitekim 1994 ve İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . işletmelerin büyük ölçüde reklam gelirleriyle ayakta kaldıklarını söylemek mümkün olmaktadır. Duran varlıklar içinde en önemli payı makine. basın işletmelerinin genel olarak kısa vadeli yabancı kaynaklarını karşılayabildiği ve çalışma sermayesinin yeterli olduğu belirlenmiştir. bunun dışında işletme dışı kaynaklardan kısa ve uzun vadeli krediler sağlayarak finansal dengelerini kurma yoluna gittikleri görülmektedir.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 49 da ortaklar tarafından fon sağladığı(öz sermaye).Ş. Doğan Gazetecilik A. ticari marka gibi haklar ile şerefiyeler gibi maddi olmayan duran varlıklar almaktadır. satışların maliyetlerinde yaşanan artışların ve ekonomik krizin etkisi olabileceği düşünülmektedir. arsa. İşletmenin dönen varlıklarının önemli bir bölümünü ticari alacaklar oluşturmaktadır. İncelen basın işletmelerinin varlık yapısında duran varlıkların dönen varlıklara oranla daha fazla yer aldığı görülmüştür. mürekkep gibi hammadde maliyetleri.Ş. işletmelerin hammadde ya da malzeme alışlarını diğer işletmelerden kredili olarak satın aldığını göstermektedir. Satıcı kredileri. İncelenen işletmelerin 2008 yılını ve 2009 yılının 9 aylık kısmını zararla kapadıkları görülmektedir. Uzun vadeli fon kaynakları incelendiğinde. bu işletmelerin kredili satışlardan olan alacaklarını 2 ile 3 ay içinde tahsil edebildikleri ortaya çıkmıştır.

Ş.50 D. Basın işletmelerinin kaynak ihtiyacında. finansman Güz 2009. hangi finansal kaynaklardan yararlandığı.Ş. işletmenin özsermayesini oluşturmaktadır. varlıkları. karlılık durumları araştırılarak bu işletmelerin faaliyetlerinin finansal bakımdan etkinliği ölçülmüştür. işletme sahip ya da ortaklarından fon sağlamakta. Bu oranlar basın işletmeleri için ilan ve reklamların. seçilen basın işletmelerinin 2007. dolayısıyla yüksek başlangıç maliyetleri söz konusu olmaktadır. bu fonlar öz kaynaklardan sağlanan fonlar olup. Mali tabloları incelenen basın işletmelerinin. zaman zaman otofinansman yoluyla kendi kendilerini finanse ederek bir finansal denge kurmaya çalışmaktadır. ve Doğan Gazetecilik A. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. işletmenin sahip ya da ortakları yeniden fon aktarabilmektedir.2008 ve 2009 yıllarına ait mali tabloları incelenmiştir. Sonuç Bu çalışmada Türkiye’deki basın işletmelerinde finansmanın ne şekilde gerçekleştiğini tespit etmek için. İncelenen basın işlemelerinin gelirlerinin %60’dan fazlasını reklam ve ilan gelirleri oluşturmaktadır.’nin işçilik. Sayı:29 . ürettikleri ürünün maliyetleri belirleyici olabilmektedir. işletme dışı kaynaklardan kısa ve uzun vadeli krediler sağlayarak. Basın işletmeleri maliyetleri fazla olan işletmelerdir. büyük altyapı yatırımları ve pahalı teknolojiyi gerektirmekte. İncelenen basın işletmelerinin maddi duran varlıklarının yapısı da bu durumu açıklamaktadır. Türkiye’de gazete tirajlarının belli bir seviyenin üzerine çıkmaması ve gazete satış fiyatlarının genellikle maliyetin altında tutulması nedeniyle basın işletmelerinin faaliyetlerini sürdürmelerinde reklam ve ilan gelirleri önemli olmaktadır. Gürkan 2001 kriz dönemlerinde de basın işletmelerinin karlılık durumlarının benzer bir yapıda olduğu tetkik edilmiştir. borçları. yine o dönemde yaptıkları işlemler sonucunda elde ettikleri gelir ve giderleri. Özsermayenin daha sonra çeşitli nedenlerle yeterliliğini kaybetmesi ile. Günümüz ekonomik koşullarında basın işletmeleri. Anonim şirket olarak kurulan basın işletmeleri özkaynaklardan sağlanan fonlar yeterli olmadığında yeniden hisse senedi çıkararak da sermayelerini artırabilmektedir. Basın işletmeleri kuruluş aşamasında. Basın sektöründe üretilen ürün. hammadde ve genel üretim giderlerinden oluşan “satışların maliyeti” genellikle bu işletmelerin net satış gelirlerinin %60’ı civarında hesaplanmıştır.

Dai. bu da işletmelerin ekonomik bağımsızlığa ve finansal güce sahip olmaları ile mümkün olmaktadır. Öztin (1998) Finansal Yönetim. İ.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 51 açısından önemini ortaya koymaktadır. Tolga (2002) Basın İşletmelerinde Finansal Yönetimin Önemi. İncelenen işletmeler için faaliyet dışı gelirler de önemli bir orana sahip olmaktadır. s. Niyazi (1995) Finansal Yönetim. İstanbul: Avcıol Basım Yayın. Ancak kar oranının düşüklüğüne rağmen girişimcilerin basın işletmelerine yatırım yapmasının altında. Baytar. Atılgan. Yapılan araştırmada çıkan önemli bir sonuç da. İstanbul: Beta Basım Yayım. s. sektörde faaliyet gösterebilecek finansal güce sahip olan basın işletmesi sayısının artması gerekmektedir. İstanbul: İletişim Yayınları. Cilt 1.233-237.21-25. Uğur ve Kara. Semra (1999) Basın İşletmeciliği. Semra (1993) Basın Ekonomisi ve Promosyon. Atılgan. İstanbul: Beta Basım Yayım. Sayı:1. Desmoulins. Basın işletmeleri finansal açıdan çok karlı olmayan kurumlardır. bu işletmelerin özsermayeleri ve toplam cirolarına kıyasla karlılık oranlarının çok düşük olduğudur.Ü.317-346. Bursa: Ekin Kitabevi. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Ceylan. Marmara İletişim Dergisi. s. Finansal kaynak sorunu yüzünden sektörde birkaç basın grubunun faaliyet gösterebilir duruma gelmesi. medyanın kamuoyunu etkileme gücü veya girişimcilerin faaliyet gösterdikleri diğer alanlarda güçlerini arttırabilmeleri gibi bazı nedenler bulunmaktadır. N. Bu yüzden basının mali baskılara karşı korunması için çeşitli önlemler alınması gerekmektedir. Sayı:3. basın işletmelerinin sosyal işlevlerini tarafsız yerine getirebilmelerini gerektirmekte. Bu durum. KAYNAKÇA Akgüç. İstanbul: Türkmen Kitabevi. İletişim Fakültesi Dergisi. tekelleşmeyi ve beraberinde başka sorunları getirmektedir. Marmara İletişim Dergisi. işletmelerin atıl fonlarını finans piyasalarında değerlendirdiklerini göstermektedir. Ancak. İstanbul: Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Semra (1992) Türk Basınında Finans Problemleri.T. (1993) Medya Ekonomisi. Basın sektöründe yapılan hizmetin kamusal boyutu. Orhan (2006) 1992-2002 Yılları Arasında Türkiye’de Basın İşletmelerinin Maliyet ve Gelir Yapısının Faaliyet Sonuçları Açısından İncelenmesi. Dai. Yayınlanmamış Doktora Tezi. Ali (2003) İşletmelerde Finansal Yönetim. Berk. Uğur (2008) Basın İşletmelerinin Finansal Yapısı. Atılgan.

Nuray (2004) Herkes İçin Finans.67-77. İzmir: Bilgehan Baımevi. Işık (1989) Basım ve Basın İşletmeciliği. K. İ. Gürkan. Nur (1996) Basında Reklam ve Tüketim Olgusu. Sayılgan. D. Sayılgan. Finans Dünyası. 2008 Yıllık Faaliyet Raporu (2009) http://kurumsal. İ.52 D. Sayı:2002-03.M. İstanbul: Tunca Kitabevi.Pelin (2006) Yazılı Basın İşletmelerinde Kalite. Şevket (2004b) Tüketim Kültürü Finansmanı ve Yazılı Basın İşletmelerinin Değişen Maliyetleri. Tokaç. Güventürk (1991) Basında Ekonomik Bağımlılık.hurriyetkurumsal. Yayınlanmamış Doktora Tezi. (1992) Dağıtım Sisteminin Seçimi:Basın için Ekonomik ve Stratejik Hedef.Ş.. Conrad (1988) Strategic Newspaper Management. Ekim 2004.pdf Milliyet Gazetecilik A. Corbondale: Southern Illinois University Pres. İstanbul: Afa Yayınları. Güneri Fırlar. Ankara: Detay Yayıncılık. Çiler (1999) Türk Basınında Dağıtımın Tarihçesi ve Yapısı. Ankara: Nobel Yayın.).32-36. Sayı:22. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. O. s. (2003) Basın İşletmelerinde Kaynak Sorunu. Görgülü. s. C. Alev (1998) Medya Ekonomisi ve Türkiye Örneği. Ankara: Vadi Yayınları.50-54. Şevket (2005) Basın İşletmelerinin Ekonomisi. Topçuoğlu. P. 2008 Yıllık Faaliyet Raporu (2009) http://www. s. Pazarlama Dünyası.com/tr/download/2008_Faaliyet_Raporu_1004 2009. Charon. Ergül. İstanbul: İletişim Yayınları. İstanbul: Literatür Yayıncılık.A. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi. Kasım 2004. Ankara: Haberal Eğitim Vakfı. N.). Fink.pdf Özkan. Söylemez. İstanbul:Gazeteciler Cemiyeti Yayınları. Sayı:29 . Öcal (2005) İşletme Finansı ve Finansal Yönetim. Alemdar. Şevket (2004a) İşletmelerde Risk Yönetimi –Örnek Basın İşletmeleriFinans Dünyası. Fillion. Güz 2009.com. Gürkan Dursun. İzmir: Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Ahmet (2005) Finansal Raporları Okuma Metotları.Tatlıpınar(Çev. Sayılgan. Usta.64-67. Belma ve Dündar.Pelin (2002) Bilgi Çağında Ekonomik Revizyonların Yazılı Basın İşletmelerine Etkisi ve Reklam.(Der.Ş. s. Medya Dünyası. Dündar. J.tr/pdfs/DOGAN-GAZETECILIK_08_4.milliyet.

kimi zaman da çıkar çatışması yönünde gerçekleşmektedir. insanlar ve olaylar arasında bilgi alış-verişini sağlayan önemli bir toplumsal güçtür. Buna göre çalışmada.İletişim Fakültesi İletişim 2003/18 . these political actors can be involved in the activities which direct media according to their own goals. According to this. Anahtar Kelimeler: “medya”. ZamanYeni Şafak gazeteleri üzerinden gerçekleştirilmiştir. G. media has an important role in forming public opinion. how the argument between Prime Minister Recep Tayip Erdoğan and the president of Doğan Holding Board Aydın Doğan about „Deniz Feneri‟ case became a„conflict‟ and „fight‟ via media is analyzed. Buna göre medya. Öyle ki. it is assumed that the media-politics relation takes place mostly on the basis of the economical and political benefits. insanlar kendi çevreleri dışında gelişen olaylardan yine medya aracılığıyla haberdar olmaktadır. The analysis is realized on the basis of Hürriyet-Radikal. “medya ve siyaset ilişkisi” A Survey in the context of Politicians-Media Relations: The Example of Deniz Feneri ABSTRACT Nowadays. bu iki güç arasında her zaman için bir etkileşimin olduğu açıkça görülecektir. This interaction is sometimes based on the common benefits.Ü. In accordance with this. Bu bağlamda medya ve siyaset ilişkisine bakılacak olursa. At the end of this analysis. “siyaset”. Buna göre medyaya. an importance is attributed to the media in that. medya-siyaset ilişkisinin çoğu zaman ekonomik ve siyasal çıkarlar zemininde gerçekleştiği ve bunların da haberlere yansıdığı varsayılmıştır. 7(2). Bununla bağlantılı olarak meydanın kamuoyu oluşumunda da önemli bir rolü bulunmaktadır. 237- SĠYASETÇĠ-MEDYA ĠLĠġKĠLERĠ BAĞLAMINDA BĠR ĠNCELEME: “DENĠZ FENERĠ ÖRNEĞĠ” Gülcan IġIK Ülkü AyĢe Oğuzhan BÖREKCĠ ÖZET Günümüzde medya. bir yandan toplumdaki etki merkezlerinden kamuoyuna kanaat için ip uçları iletirlerken. Hereunder. it will be clearly seen that there has always been an interaction between these two powers.İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi. However. İnceleme Hürriyet-Radikal. G. kimi zaman amaçları doğrultusunda bazı siyasal aktörleri olumlayan ya da olumsuzlayan yayınlar yapabilirken. In the study which is designed on this point of view. Başbakan Recep Tayip Erdoğan ile Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan arasında “Deniz Feneri” davası üzerinden yaşanan polemiğin. enlightment is its one of the most important functions.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. Ancak medya. while media is sending tips to the public about the opinion from the effect centres of the society. and these reflect on the news. toplumdaki en önemli işlevlerinden birinin “bilgilendirme” olduğu yönünde bir önem atfedilmektedir. Key Words: „media‟ „politics‟ „media and politics relation‟   Yardımcı Doçent Doktor. In this sense when looked at the relation between politics and media. Accordingly. People can even keep the track of the events that don‟t occur around them via media. in the study. it is seen that the assumptions of the research are testified. diğer taraftan da sahiplerinin ideolojik görüşleri ve çıkarları doğrultusunda yayın yapabilmektedir. while media can sometimes broadcast things which affirms or negates some political actors. Bu inceleme sonucunda araştırma varsayımlarının doğrulandığı görülmüştür. media is an important power that enables the exchange of information between the people and the events. Buradan hareketle tasarlanan çalışmada. it can also broadcast about the ideological views and benefits of their owners. medya üzerinden nasıl “çatışma” ve “kavga”ya dönüştüğü incelenmiştir.Ü. Bu etkileşim kimi zaman çıkar birliği esasına dayanırken. siyasal aktörler de kendi hedefleri yönünde medyayı yönlendirici faaliyetlerde bulunabilmektedirler. and it also takes place as a conflict of interest. Zaman-Yeni Şafak papers.

Bu bağlamda medya ve siyasal aktörlerin karşılıklı ilişki kurma çabasında oldukları gözlenmekte ve ticari birer işletme olan medya kuruluşlarının. A. kamuoyunun beklentilerini ve ihtiyaçlarını gerekli çevrelere iletmesi beklenmektedir. Oğuzhan Börekci Günümüzde medya. kimi zaman da “çıkar çatışması” yönünde gerçekleşmekte ve bu yönde medya. siyasal çevrelerle olan ilişkisi ise ayrı bir önem taşımakta ve söz konusu ilişkinin de birçok boyutu bulunmaktadır. medya örgütleri de siyasal aktörlere haber kaynağı olarak sürekli gereksinim duymaktadırlar. bu iki güç arasında her zaman için bir etkileşim söz konusudur. Nitekim siyasal aktörler hedeflerini ve faaliyetlerini kamuoyuna iletebilmek için medyaya ihtiyaç duyarken. bu kuruluşlar siyasal aktörlerle ilişkilerinin iyi olmasına da özen göstermektedirler. Kısacası. Tüm bunlarla bağlantılı olarak medya kuruluşları. politika gündeminin belirlenmesinde de etkili olduğu bilinen bir gerçektir. Bu noktada kamu gündemini belirlemede etkili olan medyanın. Bunun yanı sıra medya. Bunların başında medyanın ve siyasal çevrelerin birbirlerine bağımlı olduğu ya da ihtiyaç duyduğu gerçeği gelmektedir. Bu noktada medyanın üzerinde durulması gereken en önemli özelliklerinden biri. IĢık – Ü. Nitekim toplumsal yaşamda gerçekliğin ne olduğu konusundaki tanımlar. Bu etkileşim kimi zaman “çıkar birliği” esasına dayanırken. yayınlarının içeriğini oluşturabilmektedir. Diğer taraftan günümüz demokratik sistemlerinde medyadan kamuoyu adına siyasi otoriteleri denetlemesi. Toplumsal hayatta bu denli etkili olan medyanın. hem kamu hem de politika gündemini belirlerken. medyanın kamusal olayların yer aldığı bir tartışma platformu oluşturmasıdır. Güz 2009. kimi zaman “ekonomik beklentileri” yönünde de siyasal aktörlerle ilişki kurdukları ve bu yönde yayınlarını oluşturdukları dikkat çekmektedir. kimi zaman kurumsal çıkarları ve siyasal yaklaşımları yönünde politika ve kamu gündemini belirleme eğiliminde olurken. Ancak. içinde yer aldığı siyasal sistemden de etkilenmektedir. çoğunlukla medya aracılığıyla oluşturulmakta ve aktarılmaktadır. hem toplumsal denetimin hem de toplumsal değişmenin sağlanmasında önemli bir güç ve iktidar kaynağıdır. Sayı:29 .54 GĠRĠġ G. siyasal aktörlerin medya kuruluşlarına uygulayabileceği bazı yasal yaptırımlar da olabileceğinden. mevcut siyasal sistem ve gelişen olaylar karşısında kamuoyunu bilgilendirmesi. siyasal aktörler de kendi çıkarları doğrultusunda medya ve kamu gündemini etkilemeyi hedefleyebilmektedirler.

Doğan‟ı özellikle de “CHP taraftarı” ve “Deniz Baykal‟la işbirlikçi” olmakla itham ettiği suçlamaları ele alınmıştır. Buradan hareketle söz konusu suçlamaların niteliği ise şu şekilde belirlenmiştir: “Yolsuzluk” başlığı İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . “Medya Eleştirileri” başlığı altında ise. Çalışmanın örnek olay incelemesinin ölçülür hale getirilebilmesi için. Başbakan Erdoğan‟a verdiği cevaplar aracılığıyla yönelttiği suçlamalar incelenmiştir. Erdoğan‟ın cevap niteliğindeki açıklamalarıyla Doğan‟a yaptığı suçlamalar ele alınmıştır. “Ekonomik İlişkiler”. “Ekonomik İlişkiler” başlığı altında. söz konusu tartışmaya ilişkin “Yolsuzluk”. onlardan farklı bir yayın politikası izleyen Zaman ve Yeni Şafak gazeteleri ele alınmıştır. “Medya Eleştirileri” ve “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” olmak üzere toplam dört ana konu belirlenmiştir. tarafların medyaya ilişkin değerlendirmeleri ve bu yönde birbirlerine yönelttikleri eleştirileri yer almaktadır. Doğan‟ın Deniz Feneri Derneği davası üzerinden Başbakan Erdoğan‟a yönelttiği suçlamalar ile. Söz konusu inceleme için Doğan Medya Grubu‟na bağlı Hürriyet ve Radikal gazeteleri ile. Başbakan‟ın. Söz konusu inceleme. yukarıda belirtilen suçlamalar çerçevesinde. çalışma kapsamında incelenen haberlerin içeriğinden hareketle oluşturulmuştur.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 55 Yöntem Bu çalışmada veri derleme ve işleme tekniği olarak şöyle bir yol izlenmiştir. taraflar arasındaki tartışmanın başladığı ve karşılıklı suçlamaların en yoğun yöneltildiği 2008 yılının Eylül ayını kapsamaktadır. Buna göre “Yolsuzluk” başlığı altında. Doğan‟ın da bu konuda. özellikle “Hilton Oteli” meselesi ve “CNN Türk‟e karasal yayın hakkı talebi” kapsamında. Yukarıda belirtilen dört ana konu kapsamında tarafların birbirlerine yönelttikleri suçlamaların niteliği ve bunların basında nasıl sunulduğu. Doğan‟a yaptığı suçlamalar ile. Buna göre çalışmada. Söz konusu konular. Medyanın ekonomik ve siyasal çıkarları doğrultusunda bazı siyasal aktörleri olumlayan ya da olumsuzlayan yayınlar yapabildiği. Almanya‟daki Deniz Feneri Derneği‟nin de adının karıştığı “Yolsuzluk” davası üzerinden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Aydın Doğan arasında yaşanan tartışmalar ele alınmıştır. “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” başlığı altında ise. Başbakan‟ın. her iki tarafın tartışmaya ilişkin argümanlarının medyaya nasıl yansıdığı ve medyanın da bu tartışmaları ne şekilde sunduğu incelenecektir. Bu noktada. siyasal aktörlerin de kendi hedefleri yönünde medyayı yönlendirici faaliyetlerde bulunabildiği varsayılmıştır. niceliksel ve niteliksel içerik analizi yöntemi uygulanarak belirlenmiştir.

„işbirlikçi‟. 2009: 3) siyasi gücü yeniden şekillendirme. „ahlaksız‟. Diğer taraftan bu konuda yapılan bazı araştırmalar ise. aynı haber her bir konu için ayrı ayrı değerlendirilmiştir. “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” başlığı altında ise. „kaçakçı‟. „hoşgörüsüz‟. „seviyesiz‟. yeniden organize ve kanalize etme gibi çok ciddi boyutlarda gerçekleşebileceği konusunda da bir çok sosyal bilimci hem fikirdir. „şantajcı‟. 2009: 1).56 G. „basın özgürlüğünü kötüye kullanma‟. Sayı:29 . Öyle ki medya. Rubin‟in de vurguladığı gibi (1981: 170-180 aktaran Arslan. Medya ve siyaset ilişkilerinin üç boyutuna dikkat çeken Meyer (2002: 9-10 aktaran Damlapınar. „hakim/savcı‟. „çıkarcı‟. IĢık – Ü. “Medya Eleştirileri” başlığı altında. „polemikçi‟. „otoriter‟. siyasal gerçekliğin medya aracılığıyla inşası ve siyasal yönelimler üzerine medya etkilerinin araştırılması şeklinde özetlemektedir. Olayları açıklayarak ve siyasal kararlar gibi gelişmeleri kaydederek bu noktada toplumu bilgilendiren medya. A. „taraflı‟. en azından böyle davranması beklenmektedir. karşılıklı bağımlılık esasına dayanan bir ilişki söz konusudur. Günümüz dünyasında medyanın bu denli güçlü olması ve politika alanında oynadığı böylesi çok önemli roller nedeniyle. politikacılar ve siyasi partiler medya ile olan ilişkilerine büyük bir önem ve öncelik atfetmektedirler. medya ile siyasi partiler arasındaki ilişkilerin “ekonomik ilişkiler” ve “ideolojik ilişkiler” olmak üzere iki ana başlık altında ele alınabileceğini ortaya Güz 2009. „basın etiği ihlali‟ ve „şantajcı‟. „iftiracı‟. bir haberin birden fazla konuyu içerdiği durumlarda. siyasi çevreler de görüşlerini ve düşüncelerini geniş halk kitlelerine ulaştırabilmek için medyaya bağımlıdırlar (Arslan. „taraflı yayıncılık‟. Bu nitelendirmeler üzerinden yapılan haber çözümlemelerinde. „işbirlikçi‟ ve „taraflı‟. „çıkarcı‟. toplumda bir gözlemci olarak hareket etmesi. başta sosyal bilimciler olmak üzere hemen herkesin dikkatini çeken bir konudur. Hatta kimi zaman medyanın siyaset üzerindeki bu etkilerinin. iktidarı denetlemek ve kamuoyunun sesi olmak şeklinde ifade edilen medyanın. 2008: 189) bu boyutları kamusal iletişimin medya etkisiyle şekillenme biçimi. „vurguncu‟ ve „seviyesiz/ahlaksız‟. „sicil amiri‟. “Ekonomik İlişkiler” başlığı altında. Diğer bir deyişle medya ile onun siyasi ve toplumsal çevresi arasında. „iftiracı‟. siyasi çevrelere başta ekonomik nedenler olmak üzere ham madde ihtiyacı gibi nedenlerle bağımlıyken. siyasetçinin topluma mesajlarını iletebileceği en önemli araçtır (Sağnak. Oğuzhan Börekci altında. MEDYA VE SĠYASET ĠLĠġKĠSĠNE DAĠR GENEL BĠR DEĞERLENDĠRME Medya ve siyaset arasındaki ilişki. „yalan habercilik‟. 1. „istismarcı‟ ve „gündemi saptırmak‟. 1996: 123-125 ). Bu noktada en önemli görevi.

Türkiye‟de medya sektöründeki 1980‟li yıllardan itibaren ortaya çıkan bazı önemli değişimlere yer vermek daha aydınlatıcı olacaktır. Nitekim medya sektörü. Bu dönemdeki bir diğer önemli gelişme ise. sıklıkla destek verdikleri siyasi grubun belirli konulardaki temel görüş ve fikirlerine. Hatta yasama gücünü elinde bulunduran bu siyasi elitler. Özellikle “iktidar elitleri” olarak da tanımlanabilecek politik gücü ellerinde bulunduran siyasi elitler. onun sesini kamuoyuna duyurarak. siyasi çevreler üzerinde bir etkileme gücüne sahipse.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 57 koymaktadır. iç ve dış ticaret kademelerini birleştirerek dikey bir bütünleşme içinde konumlanmaya başladığı gerçeği gelmektedir. medya üzerindeki bu etkileme gücünü. Medyanın bu özelliğinden bahsederken. çapraz medya İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . pek çok medya kuruluşunun üretim. Nitekim eskinin “aileden gazeteci patronları”. onun aynı zamanda ekonomik bir etkinlik alanı da oluşturmasıdır. isterlerse medyanın haber alma ve bilgi toplama özgürlüklerine sınırlamalar da getirebilmektedirler (Arslan. zaman zaman farklı şekillerde kullandıklarına sıkça tanık olunmaktadır. özünde bir ticarisanayi etkinliğidir. 2009: 4). büyük şirket geçmişlerini ve işletmecilik yöntemlerini kullanarak tek gazeteden oluşan bir şirketi. o parti lehine kamuoyu yaratabilmektedirler. Medya ile siyaset arasında kurulu olan bu ilişki. onların aleyhinde yayın yapıp karşıtı fikirleri destekleyerek de yine yandaşı oldukları partinin kamuoyundaki popülaritesini ve oy potansiyelini arttırma amacına yönelik hizmetler de yerine getirebilmektedir (Arslan. özellikle iktidardaki siyasi elitler ile medya arasındaki ilişkilerde daha açık gözlemlenebilmektedir. Dolayısıyla medya. en azından potansiyel olarak. bir siyasi partiye onun basın-yayın organı gibi hizmet edebilmekte. siyasi çevreler de medya üzerinde belli bir etkileme gücüne sahiptir. teknik donanımı. tüm üretim ve tüketim süreçleri ile ekonominin başka sektörlerini yönlendiren belirli bir mantık ile işlemektedir. 2009: 5). Yeni kuşak medya sahipleri ise. Yine aynı tür hedefler doğrultusunda medya. destekledikleri partinin rakibi siyasi partiye ya da partilere saldırarak. alt yapısı. gazetelerini bu yeni aktörlere satmışlardır. Nasıl ki medya. partinin ideolojisi ve politikalarına uygun doğrultuda yayınlar yaparak. yeni sahiplik yapısına bırakması olmuştur. finans. medya üzerinde büyük bir baskı oluşturabilme ve medyayı kontrol altında tutabilme gücüne sahiptirler. Buraya kadar bahsedilenlerin ışığında medyayı diğer toplumsal kurumlardan ayıran en önemli özelliklerden biri. İktidarın. istihdam potansiyeli. Bu gelişmelerin başında. geleneksel medya sahipliğinin yerini. En basit olarak medya. “gizlilik” ya da “ulusal güvenlikle ilgili” gibi gerekçeleri de kullanarak.

Buna göre ilk bakışta medya dışında işlerinin olmadığı izlenimini veren bazı medya holdingleri de. Sayı:29 . siyasal çevrelerle olan ilişkilerinde de beklentileri doğrultusunda “kaygıları” artmaktadır. 1997: Güz 2009. Bununla birlikte. 1997: 360). Bu noktada medya sahibinin siyasal çevrelerle olan ilişkisinin önemi ortaya çıkmaktadır. bir tüketim kültürünün gelişmesine ve kendi iş çıkarlarının gözetilmesine hizmet edecek tarzda kullanmaya başlamışlardır. siyasal aktörlerin kariyerlerine ve kararlarına yönelik destek görme arzularından dolayı. iş dünyası ile bütünleşmiş olan medya holdinglerinin. şirket çıkarlarını “ençoklaştırma” amacı güden medya sahipleri. Böyle bir ortamda gazeteciler ise. 2001: 140). bir “iş ilişkisi” mantığıyla siyasal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirebilmek için kimi zaman ortak hareket edebilmektedirler. kamu adına hükümetleri denetleme işlevinden çok. medya ve medya dışı yatırımlarındaki mali sıkıntılarını çözmede başvurduğu ve bağımlı olduğu yerlerdir.58 G. Diğer taraftan. sanayi ve ticari kuruluş sahibi gruplarla ortaklık içerisindedirler ve medya dışında da yatırım yapmanın yollarını aramaktadırlar (Seçkin. kendi çıkarları doğrultusunda hükümetlerle ilişki kurabilmektedirler (Curan. yine iş dünyasıyla bir çok banka. 156). IĢık – Ü. kendilerine ait medya kuruluşlarını büyük ölçüde kapitalist değerler sisteminin yayılmasına. Yaşanan bu yapısal dönüşüm sürecinde. çok farklı sektörlerde faaliyet yürüten ve asıl faaliyet alanları gazetecilik olmayan yeni medya sahipleri. yönettiği kurumdaki iktidarını mesleki birikiminden ziyade medya sahibi ile olan ilişkisi üzerinden meşrulaştırmaya başlamıştır (Tılıç. 2001: 152 – 153. Neticede medya sahipliğindeki söz konusu dönüşüm. gerek medya sahipleri gerekse de siyasal ve ekonomik iktidar çevreleriyle daha uzlaşmacı bir tavır içinde bulunmak durumunda kalmışlardır. Oğuzhan Börekci gruplarına dönüştürmeyi başarmışlardır (Adaklı. medyanın mali isteklerinin karşılanmasında ve medya sahiplerinin her alandaki yatırımlarına ilişkin gerekli yasal ve bürokratik işlemlerin gerçekleştirilmesinde ise kimi zaman da kolaylık sağlanabilmektedir. Dolayısıyla medya ve siyaset ilişkisi de yaşanan bu gelişmeler ışığında şekillenerek yeni bir görünüm almıştır. medyanın hükümetle olan ilişkilerinin de değişmesine yol açmıştır. siyasal aktörlerin ellerindeki ekonomik kaynak ve kurumlar. A. Dolayısıyla siyasal aktörler ve medya holdingleri. Bu şekilde medya sahiplerinin farklı sektörlerdeki yatırım ve hedefleri arttıkça. Gelinen bu noktada Türkiye‟de artık medya grupları iş dünyasına hakim iktidar grupları ile bütünleşmiş durumda ve sürekli bir işbirliği içinde işler hale gelmiştir. medya sahiplerinin. Gazetecilik etiğinden çok ait oldukları sınıfın değerlerini savunan yönetici – elit gazeteciler ise. bu yapılanmasını doğrudan etkileyebilecek pek çok ekonomik kaynak ve karar alma gücü de hükümetin ve siyasal çevrelerin kontrolü altında bulunmaktadır. Şöyle ki. Öyle ki.

Ancak. kimi zaman “gerekli gördükçe” ilan ve reklam uygulamalarındaki “yanlı” tutumlarıyla. yayın organlarında kimi zaman ticari ilişkilerinin kimi zaman ideolojik eğilimlerinin kimi zaman da her ikisinin ağır bastığı bir tutum sergileyebilmekte ve siyasal çevrelerle olan ilişkilerini bu yönde geliştirerek. Öyle ki medyanın sunduğu kimi konular ve kişiler. Medyadan bir takım beklentileri olan siyasal aktörler ise. 1995: 79). medya patronunun sahip olduğu yayın organlarında yer alan haberler üzerindeki etkinliği sorunu ortaya çıkmaktadır. Burada ise medyanın kişileri ve olayları sunuş şekli ön plana çıkmaktadır. kendi yayın kuruluşundan da çeşitli beklentileri bulunmaktadır. Bu bağlamda siyasi çevrelerin de kendi “çıkarları” doğrultusunda medya kuruluşlarıyla ilişki kurduğu görülmektedir. her iki tarafın da “çıkarları” doğrultusunda kimi İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Bütün bunların yanı sıra medya. kendilerine muhalefet eden medya holdinglerinin çeşitli ekonomik faaliyetlerini. siyasal çevrelerle olan ilişkilerini çoğu zaman iyi tutmayı tercih etmektedirler. bu noktada bazı yasal uygulamalarla kısıtlayabilmektedirler. bazı medya patronları ve siyasal aktörler arasında çeşitli gerilimler/tartışmalar yaşanabilmektedir. Böyle bir medya ortamında.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 59 148). kimi zaman da haberin hiç yayımlanmaması ya da yayımlama ve yer alma biçimini etkileyecek şekilde ortaya çıkabilmektedir (Gürkan. Başka bir ifadeyle kâr kaygısı güden bir ticari işletme olan medya sahibinin. yayınlarını da bu doğrultuda oluşturabilmektedirler. ayrıcalıkları belirleme ve bu anlamda siyasal aktörlerin iletişim sürecine katılımlarını sağlama bakımından da ayrı bir önem taşımaktadır. kimi zaman oto-sansür. 1997: 81). medya içeriğinin kendi (medya patronunun) “çıkarları”nı yansıtması gelmektedir. Bu nedenle medya patronları. Bu pozisyondaki medya kuruluşları da hükümet ve siyasal elitin amaçlarına hizmet edecek bir yayın politikası yürütebilmektedir. muhalif medyayı susturmaya çalışabilmektedirler (İrvan. Bu nedenle medya holdingleri. Ancak diğer taraftan hükümetler kendi ideolojik yapılarıyla örtüşen medya kuruluşlarıyla daha olumlu ve yakın ilişkiler geliştirebilmekte ve her iki tarafın da “çıkarları”na hizmet edecek politikalar izleyebilmektedir. söz konusu ilişkiler istenilen yönde gelişmediğinde. Kısacası siyasal çevrelerle medya arasındaki ilişkinin genel görünümüne dair böyle bir değerlendirmenin sonucunda. Bu tartışmalar ise medya yayınlarının içeriğini doğrudan etkileyebilmektedir. kamuoyu tarafından medyada yer alış şekillerine göre değerlendirebilmektedir. Örneğin hükümetler. Bu noktada ekonomik çıkar çevreleriyle griftleşen medya patronlarının çıkarlarının haberler üzerindeki belirleyiciliği ise. Bu beklentilerin başında ise.

%23). Sayı:29 . 1 2. Güz 2009. Doğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “iftiracı” (6 kez. “işbirlikçi” (1 kez. “yalan habercilik” (2 kez. %23). İçerik. Buna göre Hürriyet‟te. filmleri. 2006). %100). İçerik çözümlemesi. Bu çerçevede haberlerin içeriği incelendiğinde. BAġBAKAN RECEP TAYYĠP ERDOĞAN ĠLE DOĞAN MEDYA GRUBU SAHĠBĠ AYDIN DOĞAN ARASINDA YAġANAN “TARTIġMA”NIN YAZILI BASINDA SUNUMU Bu bölümde Başbakan Erdoğan ile Aydın Doğan arasında Deniz Feneri Davası üzerinden başlayan tartışmalarda tarafların birbirlerine yönelttikleri suçlamaların niteliğinin basında nasıl sunulduğu nicel ve nitel içerik analiziyle incelenmiştir. %46). Hürriyet Gazetesi’nde BaĢbakan Erdoğan Ġle Aydın Doğan Arasındaki TartıĢmanın Haberler Üzerinden Analizi Hürriyet Gazetesi‟nde çalışma kapsamında incelenen dönemde. “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” konusunda ise. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “çıkarcı” (2 kez. Oğuzhan Börekci zaman “uyuşan” kimi zaman da “çatışan” bir ilişki ağı içerisinde hareket ettikleri gerçeği ortaya çıkmaktadır. %27). Bir araştırmada her iki teknikten de yararlanılabilir (Ayrıntılı bilgi için bkz. “Medya Eleştirileri” konusunda. Nitel araştırmaların kuramsal.60 G. A. Nicel araştırmalarla nitel araştırmaların mutlaka iki zıt uca konması gerekmez. %28). %9).  1 Bu bölümde italik olarak verilen ifadeler.1. %18).%8). %18) ve “iftiracı” (1 kez. ve “ahlaksız” (3 kez. IĢık – Ü. “işbirlikçi” (2 kez. sinema filmleri kısacası her türlü içerik olabilir. “taraflı” (3 kez. %100). gazetelerden aynen yapılan alıntılardır. Geray. “kaçakçı” (3 kez. Bu haberlerde Doğan‟a yöneltilen suçlamaların. İçerik çözümlemesi iletişim içeriğinin. nicel araştırmaların ise istatistikî olduğu belirtilmektedir. 2. toplumsal bilim araştırma teknikleri arasında “kitle iletişim araçlarındaki” içeriğe yönelik kullanılan bir yöntem olarak ortaya çıkmıştır. radyo programları. genellikle önceden belirlenmiş sınıflamalar (kategoriler) çerçevesinde sistematik olarak gerçekleştirilmesini sağlayan bir araştırma tekniğidir. tamamıyla Başbakan Erdoğan‟ın kendi ifadeleriyle sunulduğu saptanmıştır. Başbakan Erdoğan tarafından. “hakim/savcı” (3 kez. Doğan‟a yöneltilen en önemli suçlamaların “Yolsuzluk” ve “Medya Eleştirileri” konusunda yapıldığı belirlenmiştir. İçerik çözümlemeleri nicel ve nitel olmak üzere iki ana kümeye ayrılabilir. gazete haberleri veya yazıları olabileceği gibi televizyon haberleri. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Aydın Doğan arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin toplam 16 haber yayınlanmıştır. “basın özgürlüğünü kötüye kullanma” (2 kez.

yolsuzluk çamurunu atanlar kendileri o çamurun içinde boğulur ve bugüne kadar atanlar aynen bu şekilde boğulmuşlardır” (6 Eylül 2008) şeklinde konuşan Erdoğan‟ın. Nitekim Erdoğan‟ın bu konudaki şu açıklamaları dikkat çekmektedir: “…Ben şunu çok açık ve net söylüyorum. Almanya‟daki Deniz Feneri Derneği davası ile alakalı şeylerin içerisine kendi adının konulmasının arkasında. ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % İftiracı 6 %46 Çıkarcı 2 %100 Suçlamaların Niteliği İşbirlikçi 1 %8 Kaçakçı 3 %23 Ahlaksız 3 %23 2 %100 13 % 100 Toplam Basın Özgürlüğünü Medya EleĢtirileri Kötüye Kullanma n 2 % %18 Siyasal Çevrelerle İşbirlikçi ĠliĢkiler n 2 % %100 Taraflı Hakim/Savcı 3 %28 3 %27 - Yalan İftiracı Habercilik 2 1 %18 %9 - 11 %100 2 %100 Buna göre. Doğan‟ın “ekonomik çıkarları”nın olduğunu ifade ettiği de görülmektedir. “Yolsuzluk”2 konusu kapsamında Başbakan Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen suçlamanın en çok “iftiracı” nitelendirmesi üzerinden yapıldığı görülmektedir. Hürriyet‟te “Başbakan‟dan Önemli Açıklamalar” başlığıyla yer alan haberin “ Kimse AKP‟ye Yolsuzluk Çamuru Atamaz” (6 Eylül 2008) alt başlığında. “Vurdukça Biz Güçleniyoruz” (7 Eylül 2008). “Biz 70 Milyonun İktidarıyız” (13 Eylül 2008). “Dersimiz İftira Değil Dedi Yine Doğan‟a Çattı” (15 Eylül 2008). “… son zamanlarda AKP‟yi „yaralayamayan‟ ve „kirletemeyenlerin‟ AKP üzerinde „yalan yanlış iftira kampanyalarıyla bir şeyler yapma gayreti içine girdikleri…” şeklindeki sözleri yer almaktadır. Şunu da bil. alışılmış siyasi partilerden. AKP. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . bundan önceki siyasi partilerden biri değil. “Başbakan Erdoğan‟dan Önemli Açıklamalar” (14 Eylül 2008). “Okul Açılışında Medyaya Yüklendi” (9 Eylül 2008).Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 61 Tablo-1 (Hürriyet Gazetesi‟nde Aydın Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı). Öyle ki. Tayyip Erdoğan da bu alışılmış başbakanlardan biri değil. Onlar Aydın Doğan ile pazarlığa oturmuş olabilirler ama Tayyip Erdoğan'ı pazarlığa oturtamadığın için bu çılgınlıkları yapıyorsun ve şu ana kadar olan bütün 2 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. “…Kimse AKP‟ye kalkıp da yolsuzluk çamurunu atamaz.

Öyle ki Erdoğan‟ın. Söz konusu tartışmanın tüm boyutlarında her iki tarafın da üzerinde durduğu. Bana cevap vermeyi bırakın da SPK‟ya ve küçük ortaklarınıza bunun doğru olup olmadığını anlatın” şeklindeki sözleriyle Doğan‟a yönelik “kaçakçı” ithamında bulunmaktadır (“Başbakan Erdoğan‟dan Önemli Açıklamalar” 14 Eylül 2008). “…SPK inceliyoruz diyor siz ne diyorsunuz? Siz buna uzuca ya da pahalıya gazete kağıdı alımı olarak bakıyor olabilirsiniz. Nitekim “SPK‟nın bu iddiaları uzun süredir incelediklerini doğruladı”ğının da altını çizen Başbakan. “Başbakan‟dan Önemli Açıklamalar” başlıklı haberin “Basın Özgürlüğü Yalan Yazma Hakkı Vermez” alt başlığında. Yanlış yapan cezasını çekmeli. Başbakan‟ın Doğan‟a yönelttiği “Yolsuzluk” konusundaki suçlamalarından bir diğeri ise “kağıt kaçakçılığı”dır. Sayı:29 . gerçekleri yazın gerçekleri. Ama suçlu ile masumun birbirinden ayırt edileceği yer gazete sayfaları değil. Biz 70 Milyonun İktidarıyız” (13 Eylül 2008). “Başbakan Erdoğan‟dan Önemli Açıklamalar” (14 Eylül 2008). Başbakan‟ın bu kez de Doğan Medya Grubu‟na bağlı gazetecileri ve köşe yazarlarını da “yalan yazmakla” suçladığı ifadeleri dikkat çekmektedir. Onlara da diyorum ki. Bu noktada Başbakan‟ın.. Başbakan‟ın kendisine yapılan suçlamalara ilişkin şu açıklamaları göze çarpmaktadır: “…Recep Tayyip Erdoğan yanlış yapanın yanında olmamıştır. Bizzat bana ve belediye başkanıma bunu teklif etmiştir ve istediğini alamadığı için de bu kampanyaları sürdürmektedir” (6 Eylül 2008. “…Madem yazacaksın. Köşe yazarları patronlarını savunmakta çok mahirler.Her seferinde aynı şey. al sana delil diye dosyaya eklenen belge. “Dersimiz İftira Değil Dedi Yine Doğan‟a Çattı” (15 Eylül 2008). Açık söylüyorum. Güz 2009. “Başbakan Yine Medyayı Suçladı” (8 Eylül 2008). “hakimsavcı rolü”nü üstlendiği ve “etik kuralları ihlal ettiği” yönündeki suçlamaları dikkat çekicidir. yanına kalmamalı. Doğan‟ı “basın özgürlüğünü kötüye kullandığı”. IĢık – Ü.62 G. Neden milleti aldatıyorsunuz? Bu mudur ikide bir arkasına saklandığınız basın özgürlüğü. Siz ne hakimsiniz ne savcı…” (7 Eylül 2008). Oğuzhan Börekci kampanyaların arkasında olan gerçek bu. “Okul Açılışında Medyaya Yüklendi” (9 Eylül 2008). Böyle cevap mı olur? Bu yazdıklarını kimseye 3 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. Yine aynı şekilde söz konusu haberde. daha doğrusu birbirlerini “suçladıkları” ve kendilerini “akladıkları” önemli noktalardan biri de “Medya Eleştirileri”3 konusudur. Özgür basını susturmak istiyormuşuz. şimdi Hilton Oteli'nde istediği plan tadilatlarını bana ve belediye başkanıma yaptıramadığı için bu adımları atmaktadır. olmayacak. mahkeme. A. Örneğin.. bu kadar açık söylüyorum. “yanlı yayıncılık yaptığı”. Hürriyet).

Hürriyet‟te“Siyasal Çevrelerle İlişki” konusunda. %11). Ancak. “seviyesiz” (1 kez. %8). Tablo-2 (Hürriyet Gazetesi‟nde Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı) ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Sicil Amiri 1 %11 Şantajcı 5 %62 Otoriter 7 %54 Suçlamaların Niteliği İstismarcı 4 %45 Polemikçi 3 %38 Taraflı 2 %15 Gündemi Saptırmak 2 %22 Seviyesiz 1 %8 İftiracı 2 %22 Hoşgörüsüz 1 %8 Şantajcı 2 %15 13 %100 8 %100 9 % 100 Toplam Hürriyet Gazetesi‟nde. taraflar arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin yayınlanan haberlerde. %62). “taraflı” (2 kez. %15). %8) ve “şantajcı” (2 kez. %38). “iftiracı” (2 kez. %54). söz konusu suçlamaların pekiştirildiği görülmüştür. Başbakan Erdoğan‟a yönelik herhangi bir suçlama içeren haber bulunmamaktadır. “Ahlakım Konusunda Başbakan Sicil Amirim Değil” (6 Eylül 2008). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . “8 Yanlışa 8 Cevap” (9 Eylül 2008). “Aydın Doğan: Biat Etmeyiz” (7 Eylül 2008). “istismarcı” (4 kez. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a Cevap” (13 Eylül 2008). %22). “hoşgörüsüz” (1 kez. Başbakan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “sicil amiri” (1 kez. Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların çoğunlukla Doğan‟ın ifadelerinden oluştuğu tespit edilmiştir. “Medya Eleştirileri” konusunda ise. %22). 4 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. Buna göre Hürriyet‟te. “gündemi saptırmak” (2 kez. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a Cevap” (14 Eylül). “otoriter” (7 kez. Başbakan‟a yönelttiği en önemli suçlamanın “Medya Eleştirileri”4 konusu kapsamında yapıldığı anlaşılmaktadır. gazetenin gerek haberleri sunum şekliyle gerekse de konuya ilişkin tarafların açıklamalarından bağımsız olarak yayınladığı haberlerde. “polemikçi” (3 kez.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 63 yutturamazsın” (7 Eylül 2008) sözleriyle söz konusu suçlamalarını yaptığı görülmektedir. %15). “Ekonomik İlişkiler” konusunda “şantajcı”(5 kez. Tablo-2‟de de görüldüğü gibi Doğan‟ın. %45).

Bizim grubumuzda yansızlık var. Ben bu ülkede yaşayan 24 bin adam çalıştıran Bu konuyla ilgili haberler için bkz. “Ahlakım Konusunda Başbakan Sicil Amirim Değil” başlığıyla yer alan haberde Doğan‟ın. Buna göre “Medya Eleştirileri” konusunda. “Ekonomik İlişkiler”6 konusunda ise Doğan‟ın. Başbakan‟ın Doğan Medya Grubu‟na yönelik “otoriter” bir tutum içerisinde bulunduğuna dikkat çekilmektedir. 7 Eylül 2008 tarihli haberde. Ve senin de özgür basına. Başbakan‟ı bir anlamda “görevini kötüye kullanmak”la itham ettiği de anlaşılmaktadır. Tayyip Bey'i de tanıyorum ve neden böyle bir ucuz polemiğe girdi tereddüt ediyorum. “Aydın Doğan: Biat Etmeyiz” (7 Eylül 2008). Peki beni susturursan. Hilton‟la ilgili bir talebim evet var. 5 Güz 2009. “ Demokrasi ve Özgür Basını İçine Sindir” başlığıyla yer alan haberde Doğan‟ın. Sayı:29 . o yansız basına saygı duyman lazım.64 G. “Yolsuzluk”5 konusunda ise. “8 Yanlışa 8 Cevap” (9 Eylül 2008). “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a Cevap” (13 Eylül 2008). doğrular var. bağımsızlık var. Erdoğan‟a yapılan suçlamaların en çok “istismarcı” nitelendirmesi üzerinden yapıldığı belirlenmiştir. “…Çağımızda insani dayanışmayı. bana göre günahların en büyüğüdür…” (6 Eylül 2008) şeklindeki sözleriyle. Oğuzhan Börekci “Yolsuzluk” ve “Ekonomik İlişkiler” konularında yöneltilen suçlamaların ise eşit oranda olduğu görülmektedir. Örneğin. bizim medya grubumuz biat etmez. Yanlış yapmıyor muyuz. Tabii olmuştur. “Ahlakım Konusunda Başbakan Sicil Amirim Değil” (6 Eylül 2008). Benim yakama niye yapışıyorsun… Senin benim haberlerimi alıp Türkiye‟de yetkililere talimat verip onlar için tahkikat açtırman lazımken. Örneğin. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a Cevap” (14 Eylül). beni susturmaya çalışıyorsun. IĢık – Ü. onları içine sindirmen lazım” (8 Eylül 2008) şeklindeki sözlerine yer verilmektedir. “Ahlakım Konusunda Başbakan Sicil Amirim Değil” (6 Eylül 2008). “Aydın Doğan: Biat Etmeyiz” (7 Eylül 2008). Örneğin. Saygı duymayı bırak. “Demokrasi ve Özgür Basını İçine Sindir” (8 Eylül 2008). yardımlaşmayı sağlayan kuruluşların büyük sorumlulukları var. Yani bir ülkenin başbakanının bu kadar ucuz bir polemiğe girmesi hakikaten beni son derece rahatsız ediyor. Doğan‟ın Hilton Oteli meselesi üzerinden yaptığı açıklamasında şu sözleri dikkat çekmektedir: “ …Bak kardeşim bu çok ucuz bir polemik. “8 Yanlışa 8 Cevap” (9 Eylül 2008). mutlak surette özgür basın olmalı. İnsanlardaki yardım duygunsu istismar etmek. “Demokrasi ve Özgür Basını İçine Sindir” (8 Eylül 2008). Onları da her zaman düzeltmeye amadeyiz. tek sesli medya bu demokrasi mi olur… eğer bu ülkede demokrasi varsa. 6 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. Başbakan‟a “polemikçi” ve “şantajcı” nitelendirmeleri üzerinden suçlamalarını yönelttiği belirlenmiştir. A. “…Eğer bizden biat medyası kültürü bekliyorsanız.

. tarafların açıklamalarının çoğunlukla birinci el kaynaktan aktarıldığıdır. Yasal olan birşeyi isteyip vermiyorlarsa burada da onlar suç işliyorlar. Hilton'da eğer ben onlardan yasal olmayan bir şey istediysem zaten vermemeleri lazım. Başbakan‟ın Doğan Medya Grubu‟na yönelik “saldırılarına” ilişkin tepkiler dile getirilmektedir. Hürriyet‟te söz konusu tartışmalara ilişkin yer alan haberlerde dikkat çeken husus. vermedim onun için yayın yapıyor. Basit şeylerle uğraşıyor.. Örneğin. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a cevap” (14 Eylül 2008). bu benden bir şey istedi. “8 yanlışa 8 cevap” (9 Eylül 2008). Ona kim ne söyledi bilmem… Ne bu şehrin belediye Başbakanı ne de bu ülkenin başbakanı ucuz şantaj yollarına gitmesin. Örneğin. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . bu kez de Başbakan‟ın kendisine şantaj yaptığını iddia ettiği yönündeki şu açıklamalarına yer verilmektedir: “…İstekte bulunmak suç mu? Tabi istekte bulunacağım. Hürriyet Gazetesi‟nde tarafların açıklamalarından bağımsız olarak yayınlanan haberler. Nitekim ilk bakışta haberlerin yer alışında taraflar “eşit” miş gibi algılansa da. “ „Dersimiz iftira değil‟ dedi yine Doğan‟a çattı” (15 Eylül 2008) gibi. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a cevap” (13 Eylül 2008). haber başlıklarında ve haberlerin sunumunda Başbakan‟ın “saldırıda bulunan”. sadece “Medya Eleştirileri” konusundadır. Zaten yasal olmayan bir şeyi vermen suç. İki. Ben Başbakan Erdoğan'a Hilton için gitmedim.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 65 ve bir sürü şirketleri olan bir grup olarak her gün müracaat ettiğimiz devletle işlerimiz var. Başbakan‟ın açıklamalarının yer aldığı kimi haberlerde gazetenin taraflı duruşunu gösteren ifadelerin kullanıldığı tespit edilmiştir. Buraya kadar yapılan incelemelerde. Örneğin. genellikle tarafların açıklamalarından oluşturulmuş olsa da. “Basın Konseyi‟nden Başbakan‟a cevap” (8 Eylül 2008). “‟Dersimiz iftira değil‟ dedi yine Doğan‟a çattı” (15 Eylül 2008) başlıklarıyla yer alan haberlerde olduğu gibi.. “Başbakan yine medyayı suçladı” (8 Eylül 2008). Haberlerde kullanılan başlıklar ise.” (7 Eylül 2008). “Gazeteciler Cemiyeti‟nden hükümete tepki” (8 Eylül 2008) ve “Başbakan yine medyayı suçladı” (8 Eylül 2008) başlıklarıyla verilen haberlerde. ucuz siyasi şantaj yapıyorlar. Sayın başbakan sapla samanı karıştırıyor. Yani Hilton'da ne varmış ki Başbakan Erdoğan diyor ki bana geldi. Yasal olan bir şeyi vermemen de suç. Ben yasal olmayan birşeyi istemem. “Okul açılışında medyaya yüklendi” (9 Eylül 2008).. Doğan‟ın ise “cevap veren” ve “savunan” konumunda olduğu görülmüştür.” Söz konusu haberde yine aynı konuyla ilgili olarak Doğan‟ın. Ne demek. haberlerin yer alış şeklidir. Gazetede konuya ilişkin dikkat çeken bir diğer önemli nokta da. Bunun sonucu siyasi şantajdır ve polemiktir. Başbakan Erdoğan'ı anlamakta zorluk çekiyorum..

%17) .) ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Siyasal Çevrelerle ĠliĢkiler n % İftiracı 4 %66 Çıkarcı 1 %50 Basın Özgürlüğünü Kötüye Kullanma 1 %25 İşbirlikçi 1 %50 Suçlamaların Niteliği Ahlaksız 1 %17 Vurguncu 1 %50 Taraflı 2 %50 Taraflı 1 %50 Kaçakçı 1 %17 İftiracı 1 %25 2 %100 4 %100 6 % 100 2 %100 Toplam Radikal Gazetesi‟nde. Başbakan Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen en önemli suçlamaların. %50) ve “çıkarcı” (1 kez. %25). Bu haberlerde Doğan‟a yöneltilen suçlamaların tıpkı Hürriyet‟te olduğu gibi. A. tamamıyla Başbakan Erdoğan‟ın kendi ifadelerinden oluştuğu belirlenmiştir. Sayı:29 . “Siyasi Çevrelerle İlişki” konusunda ise “işbirlikçi” (1 kez. %17) ve “kaçakçı” (1 kez. taraflar arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin toplam 9 haber yayınlanmıştır. %50). Radikal Gazetesi’nde BaĢbakan Erdoğan Ġle Aydın Doğan Arasındaki TartıĢmanın Haberler Üzerinden Analizi Tablo-3 ( Radikal Gazetesi‟nde Aydın Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı. %50). IĢık – Ü. Buna göre.2. “Medya Eleştirileri” konusunda “basın özgürlüğünü kötüye kullanma” (1 kez. “ahlaksız” (1 kez. %50) ve “taraflı” (1 kez. tıpkı Güz 2009. Oğuzhan Börekci 2.66 G. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “vurguncu” (1 kez. %25) ve “taraflı” (2 kez. %50). Buna göre. Doğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığı incelendiğinde şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “iftiracı” (4 kez. “iftiracı” (1 kez. %66).

“Köşe yazarlarına da çattı” (8 Eylül 2008) alt başlığında. eleştirilmeyi de göze alacaksın. silahşörlerin var. Her ne kadar haberde Başbakan‟ın açıklamaları birinci el kaynaktan aktarılsa da. “Erdoğan‟ın Yeni Meşgalesi” (15 Eylül 2008). “Arınç‟ın Sözleri Erdoğan‟a „Fener‟ Oldu: Suçlu Varsa Cezasını Çeker” (14 Eylül 2008). silahşörüm yok…” sözleri dikkat çekmektedir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . “Başbakan Kavgayı Sürdürdü: Doğan Grubu Yazdıkça Açıklayacağım” başlıklı haberin. Radikal‟de Başbakan Erdoğan‟ın “Medya Eleştirileri” konusunda. Benim o kadar köşe yazarım. Örneğin. Erdoğan.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 67 Hürriyet‟te olduğu gibi “Medya Eleştirileri”7 ve “Yolsuzluk”8 konusu bağlamında yapıldığı belirlenmiştir. Eleştirmek istiyorsan. Buna göre. Başbakan Erdoğan‟ın “Demokrasilerde konuşma hakkı eleştirme hakkı sana da. yine Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan‟ı hedef aldı. gazetenin konuya ilişkin şu yorumları dikkat çekmektedir: “…Deniz Feneri tarafından para gönderildiği iddialarının haber olarak verilmesine öfkelenen Erdoğan. gazetenin söz konusu tartışmayı ağırlıklı olarak tarafların açıklamalarından bağımsız şekilde kurguladığı haberlerle ele aldığı ve Doğan lehine bir duruş sergilediği belirlenmiştir. önceki günkü AKP Güngören İlçe Kongresi‟nde ağır bir dille Aydın Doğan‟ı eleştirmişti. başlıkta yer alan ifadelerle gazetenin Başbakan‟ın aleyhine ve dolaylı olarak da Doğan‟ın lehine bir duruş sergilediği görülmektedir. “Erdoğan Dalgalandı da Duruldu” (21 Eylül 2008). “Erdoğan Yanlış Adrese Çattı” (7 Eylül 2008). şunları söyledi”(8 Eylül 2008). Yine aynı şekilde Radikal Gazetesi‟nde Başbakan Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin de Hürriyet Gazetesi‟yle büyük ölçüde benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. Erdoğan‟a aynı gün bir açıklamayla yanıt veren Doğan ise Türk basını için çok tehlikeli bir dönemin başladığını belirerek “Şantaj yapmak başbakanlara yakışmaz demişti. “Başbakan Kavgayı Sürdürdü: Doğan Grubu Yazdıkça Açıklayacağım” başlıklı haberde. Aydın Doğan‟a yanıt verirken öfkeli tavrını sürdürdü. Olağan Kongresi‟nde konuşan Erdoğan. Bu konuyla ilgili haberler için bkz. Bildiği bir şey varsa anlatmak yerine şantajda bulunan Erdoğan şunları söyledi…Erdoğan. “Arınç‟ın Sözleri Erdoğan‟a „Fener‟ Oldu: Suçlu Varsa Cezasını Çeker” (14 Eylül 2008). Örneğin. gazetenin Erdoğan‟ın 7 8 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. Senin maaşlı köşe yazarların. AKP‟nin dünkü Bayrampaşa 3. “Erdoğan‟ın Yeni Meşgalesi” (15 Eylül 2008). senin gazetelerine de mahsus değildir. Örneğin. Doğan‟a ve sahibi olduğu medya grubuna yönelttiği suçlamalarını ağırlıklı olarak köşe yazarları üzerinden yaptığı belirlenmiştir. “Erdoğan yanlış adrese çattı” (7 Eylül 2008) başlıklı bir diğer haberde.

A. Buna göre. %86). %33) ve “iftiracı” (1 kez.68 G. Erdoğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “istismarcı” (1 kez. “fena kızdırdı” gibi doğruluğu kesin olmayan ifadelerle aktarılmaktadır. ve “hoşgörüsüz” (1 kez. “iddia etti”. Oğuzhan Börekci açıklamalarını verirken olumsuz anlamlar içeren ifadelerle haberi kurguladığı tespit edilmiştir.4 (Radikal Gazetesi‟nde Başbakan Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı) ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % İstismarcı 1 %33 Şantajcı 5 %72 Otoriter 6 %86 Suçlamaların Niteliği Sicil Amiri 1 %33 Polemikçi 1 %14 Hoşgörüsüz 1 %14 İftiracı 1 %34 Seviyesiz/Ahlaksız 1 %14 - Toplam 3 % 100 7 %100 7 %100 Radikal Gazetesi‟nde. Başbakan Erdoğan‟ın konuya ilişkin açıklamaları “yüklendi”. %34). Tablo. %14). %14). Başbakan ile Doğan arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin. Bununla birlikte gazetenin gerek haberleri sunum şekliyle gerekse de konuya ilişkin tarafların açıklamalarından bağımsız olarak yayınladığı haberlerde. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “şantajcı” (5 kez. Nitekim “Almanya‟daki Deniz Feneri yolsuzluğu iddianamesinde adının geçtiği haberlerine çok kızan Başbakan Erdoğan. bu suçlamaların Doğan lehine pekiştirildiği görülmektedir. Güz 2009. “Siyasal Çevrelerle İlişki” konusunda ise. IĢık – Ü. “Medya Eleştirileri” konusunda “otoriter” (6 kez. Aydın Doğan‟a yüklendi” şeklinde kurgulanan haberde. %33). “sicil amiri” (1 kez. Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların çoğunlukla Doğan‟ın kendi ifadelerinden oluştuğu tespit edilmiştir. %14) ve “seviyesiz/ahlaksız” (1 kez. %72). Sayı:29 . “polemikçi” (1 kez.

Hoşlanmayabilir. bu da suçtur. Başbakanımız eleştirilmekten hoşlanmıyor. Türk kanunları. Kendisine açık açık şunu söylüyorum: Hilton konusunda yasalara aykırı bir talebim varsa. gazetelerde ne zaman hoşuna gitmeyen bir haber görse hemen Hilton ipine sarılıyor. Doğan‟ın. Örneğin “Erdoğan Yanlış Adrese Çattı” başlıklı haberin “Aydın Doğan: Türk basını için tehlikeli bir dönem başladı” alt başlığında. “Erdoğan‟ın Bu İlk Şantajı Değil” (9 Eylül 2008). “Erdoğan‟ın Yeni Meşgalesi” (15 Eylül 2008). bunu reddetmek kamu otoritesinin görevidir. Yukarıda da belirtildiği gibi. Söz konusu haberde. “Dokunulmazlık Zırhlarına Karşı Hakkımızı Arayacağız” (23 Eylül 2008). Ama elindeki gücü de kullanıp bunu şantaj aracı Bu konuyla ilgili haberler için bkz. „Benimle İlgili Ne Varsa Açıklasın Elde Tutması Şantaj” (8 Eylül 2008). Örneğin 7 Eylül 2008 tarihli aynı haberin alt başlığında. Başbakan‟ın Doğan‟a yönelttiği suçlamalar karşısında –ki bunlar Hilton.. “Dokunulmazlık Zırhlarına Karşı Hakkımızı Arayacağız” (23 Eylül 2008).Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 69 tıpkı Hürriyet‟te olduğu gibi Radikal‟de de Başbakan Erdoğan‟a yönelik herhangi bir suçlama içeren haber bulunmamaktadır. “Erdoğan Dalgalandı da Duruldu” (21 Eylül 2008).” (7 Eylül 2008). “…benim açımdan bu konuşmanın asıl vahim yanı. “Aydın Doğan: Saldırılar Bizi Yıldıramaz” (14 Eylül 2008).Doğan‟ın. „Benimle İlgili Ne Varsa Açıklasın Elde Tutması Şantaj” (8 Eylül 2008). basın özgürlüğüne yönelik ağır tehdidin artık iyice su yüzüne çıkmış olmasıdır.. Bu ifadelerden anlaşılacağı üzere Doğan. başbakanlara suç işleme hakkı vermiyor. 9 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen en önemli suçlamaların “Ekonomik İlişkiler” ve “Medya Eleştirileri” konusu bağlamında yöneltildiği görülmektedir. özellikle de Hilton meselesiyle ilgili konuda kendisine dolaylı olarak “şantaj” yapıldığını ima etmekte ve Başbakan‟ı “bir vatandaşın kanuni taleplerini engellemekle” suçlamaktadır. Haberlerin içeriği incelendiğinde ise. Radikal‟de gerek Doğan‟ın açıklamalarında. Ama vatandaş olarak haklı bir talepte bulunuyor ve bunu yerine getirmiyorsa. gerekse gazetenin tarafların açıklamalarından bağımsız olarak yayınladığı haberlerinde. “Erdoğan‟ın Bu İlk Şantajı Değil” (9 Eylül 2008). “Aydın Doğan: Türk basını için tehlikeli bir dönem başladı” ifadesinin kullanıldığı dikkat çekmektedir. “Ekonomik İlişkiler”9 konusunda Başbakan tarafından kendisine yöneltilen suçlamalar karşısında şu savunularına vurgu yapılmaktadır: “Başbakan durmadan Hilton meselesini dile getiriyor… Başbakan. “Aydın Doğan: Saldırılar Bizi Yıldıramaz” (14 Eylül 2008). 10 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. CNN-Türk ve kağıt kaçakçılığı meselesidir. “Medya Eleştirileri”10 konusundaki suçlamaların ön plana çıkartıldığı ifade edilmişti.

“…Anayasamız basın özgürlüğünü teminat altına almıştır. Güz 2009. Oğuzhan Börekci haline getirme hakkı yoktur” şeklinde açıklama yaptığı ve kendisine yöneltilen suçlamaları “anayasal bir suç” olarak nitelendirdiği görülmektedir. Sayı:29 . meseleyi “basın özgürlüğü ihlali” boyutuna taşımak ve kamuoyuna da “demokrasi” olgusu üzerinden. IĢık – Ü. Dünkü konuşması bana göre Türk basın tarihinde çok tehlikeli bir dönemin başladığının en somut işaretidir. Nitekim “…Erdoğan‟ın gündeminde „övündüğü‟ duble yol çalışması ve Marmaray Projesi ile Adalar‟daki fayton nostaljisi vardı…” şeklindeki ifadelerle devam edilen haberde. açıkça Erdoğan‟ın projelerinin “küçümsendiği” anlaşılmaktadır. Söz konusu haberde. “…yolsuzluğu adım adım izleyen Hürriyet. Doğan‟ın devam eden açıklamasında. Demek ki baskıları daha da ağırlaşacak…” (7 Eylül 2008) şeklindeki sözleriyle. Son olarak Radikal‟de “Erdoğan dalgalandı da duruldu”(21 Eylül 2008) başlıklı haberle.70 G. önceki gün katıldığı Adalar İlçe Kongresi‟nde de bu çağrıyı sürdürdüğü ve kendisine yöneltilen eleştirilere cevap verdiği belirtilmektedir. ikili arasında şimdiye kadar yaşanan olayların Aydın Doğan lehine hatırlatılmasının yapıldığı dikkat çekmektedir. Şimdiye kadar ellerinden gelen baskıyı yapıyorlardı. Milliyet ve Radikal gazetelerinin sahibi Doğan Grubu‟nu hedef aldı…” vurgusuyla. Doğan Grubu‟na bağlı gazeteler için “boykot kampanyası” başlatan Erdoğan‟ın. Başbakan Erdoğan‟ın Almanya‟daki Deniz Feneri yolsuzluğunun basına yansımasına “hayli öfkelendi”ği de kaydedilerek. yaşananların muhakemesini yaptırmak istediği de anlaşılmaktadır. haberin Doğan lehine sonuçlandırıldığı da görülmüştür. A. Bunun yanı sıra söz konusu haberde.

%100). %22). Bu haberlerde Doğan‟a yöneltilen suçlamaların tıpkı Hürriyet ve Radikal‟de olduğu gibi ağırlıklı olarak Başbakan‟ın kendi ifadelerinden oluştuğu tespit edilmekle birlikte. Zaman‟ın bu suçlamaları içeren haberleri sunum şekliyle Başbakan lehine bir tutum sergilediği görülmüştür. %14). Zaman Gazetesi’nde BaĢbakan Erdoğan Ġle Aydın Doğan Arasındaki TartıĢmanın Haberler Üzerinden Analizi Tablo-5 ( Zaman Gazetesi‟nde Aydın Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı). %67).%100 Taraflı Yayıncılık 6 14 %44 %100 4 2 %100 Basın Basın Yalan Özgürlüğünü Hakim/ Otoriter Çıkarcı Etiği Haber Kötüye Savcı İhlali Yayınlama Kullanma 1 2 1 2 1 1 %7 %14 %7 %14 %7 %7 İşbirlikçi 4 % 100 - . “Ekonomik İlişkiler” konusunda “vurguncu” (2 kez. Ana Konular Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Siyasal Çevrelerle ĠliĢkiler n % Suçlamaların Niteliği İftiracı Ahlaksız Kaçakçı 6 1 2 %67 %11 %22 Vurguncu Toplam 9 .3. “otoriter” (2 kez. %7).% 100 2 . “çıkarcı” (1 kez. “yalan haber İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 71 2. %11) ve “kaçakçı” (2 kez. %14). Buna göre Zaman‟da. %7). %7). “ahlaksız” (1 kez. “Medya Eleştirileri” konusunda “basın özgürlüğünü kötüye kullanma” (1 kez. “hakim/savcı” (1 kez. “basın etiği ihlali” (2 kez. taraflar arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin toplam 14 haber yayınlanmıştır. Doğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır:“Yolsuzluk” konusunda “iftiracı” (6 kez.%100 Zaman Gazetesi‟nde.

Bu haberde aynı zamanda Doğan‟ın söz konusu tartışmada “haksız” ve öne sürdüğü iddialarının da “geçersiz” olduğu gösterilmeye çalışılmıştır. Yazarları da İnanmadı” (13 Eylül 2008). Deniz Feneri Derneği'nden kendisine para aktarıldığı yönünde yayın yapan Doğan Grubu'na meydan okudu…” (7 Eylül 2008). Aydın Doğan ve CHP‟ye Yönelik Eleştirilerine Devam Etti” (15 Eylül 2008). “Başbakan‟dan Doğan‟a Mektup…” (13 Eylül 2008). Zaman Gazetesi‟nde söz konusu tartışmalara ilişkin yer alan haberlerin içeriği incelendiğinde ise. Doğan‟a yapılan suçlamaların tıpkı Hürriyet ve Radikal‟de olduğu gibi “Yolsuzluk” ve “Medya Eleştirileri” konusunda yoğunlaştığı görülmektedir. Nitekim söz konusu haberde Başbakan‟ın konuya ilişkin ifadeleri gazete tarafında şu şekilde sunulmaktadır: “…AK Parti‟yi geriletemeyenlerin. İşadamı Olarak Eşit Muamele Göreceksin” (14 Eylül 2008). “Medya Eleştirileri”12 konusunda ise. “Başbakan Yine Doğan‟a Yüklendi” (14 Eylül 2008). Buna göre. IĢık – Ü. bu yayınların bir sebebinin de Hilton Oteli olduğunu savundu… Doğan Grubu'nun.72 G. 11 Güz 2009. “Artık Kervanınızı İftiralarla Götüremeyeceksiniz” (9 Eylül 2008). Örneğin “Başbakan‟dan Aydın Doğan‟a Ağır Suçlamalar” başlıklı haberin içeriğinde. “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” konusunda “işbirlikçi” (4 kez. Örneğin 8 Eylül 2008 tarihinde “Aydın Doğan‟a Bir Hafta Süre Verdi: İftiraların Sebebini Açıklamazsan Ben Açıklarım” başlığıyla yayınlanan haberde. 12 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. %7) ve “taraflı yayıncılık” (6 kez. Doğan Grubu‟nun CHP ile birlikte hareket ettiğini savundu… Başbakan Erdoğan. “Erdoğan: Türkiye Barış Adası Oldu” (9 Eylül 2008). A. Başbakan‟ın Almanya‟daki Deniz Feneri Derneği‟yle ilgili “yolsuzluk” davasına adının karıştırılmasından dolayı Doğan‟a ve sahibi olduğu medya grubuna yönelik ağır suçlamalarda bulunduğu sözlerine vurgu yapılmaktadır. Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen suçlamaların en çok “taraflı yayıncılık” nitelendirmesi üzerinden yapıldığı görülmektedir. otel için istediği plan tadilatlarını kendisine ve belediye başkanına yaptıramadığını dile getirdi… Aydın Doğan'ın bizzat kendisine ve belediye başkanına teklifte bulunduğunu vurguladı… İstediğini alamadığı için bu tür kampanyalar yaptığını ileri sürdü… Erdoğan. “Başbakan Yine Doğan‟a Yüklendi” (14 Eylül 2008). “Yayıncı Kimliğinle İmtiyaz İsteme. “Aydın Doğan‟a Bir Hafta Süre Verdi: İftiraların Sebebini Açıklamazsan Ben Açıklarım” (8 Eylül 2008). “Başbakan‟dan Doğan‟a Mektup…” (13 Eylül 2008). “Doğan‟a. Oğuzhan Börekci yayınlama” (1 kez. %100). Aydın Doğan‟ın barışmak için iyi niyet elçileri gönderdiğini de açıkladı…Başbakan. “Başbakan. Başbakan Erdoğan‟ın şu suçlamalarına vurgu yapılmaktadır: “…Bu mudur Bu konuyla ilgili haberler için bkz. “Yolsuzluk”11 konusu kapsamında Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen suçlamaların en çok “iftiracı” nitelendirmesi üzerinden yapıldığı tespit edilmiştir. %44). iftira kampanyaları açtığını belirten Erdoğan. Sayı:29 .

Doğan‟ın sahibi olduğu medya kuruluşlarını kendi „çıkarları‟ yönünde kullandığı imasında da bulunulduğu anlaşılmaktadır. Ne kadar tahammüllü olduğunu. eleştirilmeyi de göze alacaksın. paralı silahşörün bol. burada söz konusu anlamlar aracılığıyla Doğan aleyhine bir duruş sergilendiği ve bu yönde bir kamuoyu oluşturulmaya çalışıldığı gözlenmiştir. Nitekim patron kelimesinin çağrıştırdığı kimi olumsuz anlamlar (sömüren. Bunun yanı sıra söz konusu nitelendirmeyle. Çünkü senin maaşlı köşe yazarların var. ezen. Eleştirmek istiyorsan. adaletsiz gibi) hatırlanacak olursa. bir bölümü hariç. Onlar patronlarını savunmakta bayağı mahirler. Benim o kadar köşe yazarım. silahşörlerin var. Senin bu noktada maaşlı. Tablo-6 (Zaman Gazetesi‟nde Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı) Suçlamaların Niteliği İstismarcı Sicil Amiri 1 1 %33 %33 Şantajcı Polemikçi 1 1 %50 %50 Otoriter Hoşgörüsüz 3 1 %75 %25 ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Toplam İftiracı 1 %34 3 % 100 2 %100 4 %100 Zaman‟da Doğan‟a yöneltilen suçlamalara ilişkin haberlerin içeriği incelendiğinde dikkat çeken noktalardan biri de. Doğan‟ın “medya patronu” nitelendirilmesiyle sunulmasıdır. Siz bağımsız olsaydınız patronunuz hakkında yayınlanan kağıt kaçakçılığı olayını da sorgulamanız gerekmez mi? Yoksa bu iddialar haber değeri taşımıyor mu? Hilton oteline imar talebi haber değeri taşımıyor mu?" (13 Eylül 2008) şeklindeki sözlerine yer verilerek. patronunuzun çıkarlarından da bağımsız olmak demek. silahşörüm yok. Doğan‟ı “taraflı yayıncılık” yapmakla ve bu anlamda da “basın özgürlüğünü kötüye kullanmakla” suçladığı görülmektedir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . cevap hakkına ne kadar saygılı olduğunu zaten yaptığın açıklamalarla. “Aydın Doğan'dan maaş alan kalemşörlere bir çift sözüm var. Öyle tek taraflı özgürlük olmaz.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 73 ikide bir arkasına saklandığınız basın özgürlüğü? Nasıl olsa köşe yazarlarınız bu konuda gayet iyi avukatlığınızı yapıyorlar. “İşadamlığı ile Yayıncılığı Karıştırma” başlığıyla yer alan bir başka haberde de Başbakan‟ın. tarafsız ve bağımsız olmak demek. yaptırdığın yayınlarla ortaya koyuyorsun. Milletim bunu görüyor…” (8 Eylül 2008).

olayı Alman polisi ve mahkemelerin ortaya çıkardığını. Doğan‟ın açıklamalarını “iddia etti” ve “öne sürdü” gibi doğruluğu kesin olmayan ifadelerle sunarak bu tutumunu ortaya koymaktadır. Haberlerin bütünlüğü göz önünde bulundurulduğunda. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “polemikçi” (1 kez. Nitekim gazete. %50). CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a atfen verdiğine dikkat çekti” (7 Eylül 2008). %33) ve “iftiracı” (1 kez. Doğan‟ın “Yolsuzluk”13 konusuyla ilgili olarak kendisine yöneltilen suçlamalara ilişkin açıklamaları. %75) ve “hoşgörüsüz” (1 kez. Oğuzhan Börekci Zaman‟da. Sayı:29 . A. 13 “Velev ki Başbakan‟a Gittim Ama Hilton İçin Değil” (8 Eylül 2008). gazetelerinin de mahkemenin safahatı hakkında bilgi verdiğini söyledi… Aydın Doğan. %34). sahibi olduğu gazete ve televizyonların haberi. “istismarcı” (1 kez.%33). Diğer taraftan Doğan‟ın “Medya Eleştirileri” konusunda Erdoğan‟a yönelttiği suçlamaları en çok “otoriter” nitelendirmesi üzerinden yaptığı görülmüştür.74 G. Doğan‟ın Başbakan‟a yönelik suçlamalarının hem “yersiz” hem de “haksız” olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. %50) ve “şantajcı” (1 kez. Örneğin. Güz 2009. %25). Doğan tarafından Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen en önemli suçlamaların “Yolsuzluk” ve “Medya Eleştirileri” konusunda yapıldığı belirlenmiştir. Zaman‟da yer alan bu tip haberlerde dikkat çeken unsur. IĢık – Ü. Örneğin. Doğan‟ın söz konusu suçlamalarına çok kısa yer verildiği dikkat çekmektedir. Hürriyet ve Radikal‟in aksine. Diğer gazetelerde olduğu gibi Zaman‟da da “Siyasal Çevrelerle İlişki” konusunda. Buna göre haberlerin içeriği incelendiğinde. Başbakan Erdoğan‟a yönelik herhangi bir suçlama içeren haber bulunmamaktadır. “Velev ki Başbakan‟a Gittim Ama Hilton İçin Değil” (8 Eylül 2008) başlıklı haberin içeriğinde. gazete tarafından şu şekilde aktarılmaktadır: “…Deniz Feneri ile ilgili haberleri gazete ve televizyonlardan izlediğini iddia eden Aydın Doğan. “Medya Eleştirileri” konusunda ise. “otoriter” (3 kez. Canlı Yayında Tartışalım” (14 Eylül 2008). Aydın Doğan tarafından Başbakan Erdoğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığı şu şekildedir:“Yolsuzluk” konusunda “sicil amiri” (1 kez. “Siyasetçi Değilim. Doğan‟ın Başbakan‟ın açıklamaları karşısında daha çok “suçlu” konumunda sunulduğudur.

%10) ve “kaçakçı” (2 kez. çoğunlukla gazetenin kendi yorumlarından oluştuğu görülmüştür. %40) ve “çıkarcı” (3 kez. tartışmanın Başbakan lehine sonuçlandırıldığı belirlenmiştir. %20). Buna göre Yeni Şafak‟ta söz konusu tartışmaya ilişkin suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığı incelendiğinde şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “ahlaksız” (2 kez. %50). %30). “işbirlikçi” (1 kez. “vurguncu” (4 kez. “iftiracı” (5 kez. Yeni ġafak Gazetesi’nde BaĢbakan Erdoğan Ġle Aydın Doğan Arasındaki TartıĢmanın Haberler Üzerinden Analizi Tablo-7 (Yeni Şafak Gazetesi‟nde Aydın Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı.4. %30). “Ekonomik İlişkiler” konusunda “iftiracı” (3 kez.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 75 2. Başbakan Erdoğan ile Aydın Doğan arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin toplam 14 haber yayınlanmıştır. “Medya İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Bunun yanı sıra Başbakan‟ın suçlamalarını içeren haberlerin sunum şekliyle de. %20). Bu haberlerde Doğan‟a yapılan suçlamaların. ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Siyasal Çevrelerle ĠliĢkiler n % İftiracı 5 %50 Çıkarcı 3 %30 Basın Özgürlüğün ü Kötüye Kullanma 2 %22 İşbirlikçi 4 %100 Suçlamaların Niteliği Ahlaksız 2 %20 Vurguncu 4 %40 Otoriter 2 %22 %50 İşbirlikçi 1 %10 İftiracı 3 %30 Hakim/Savcı 2 %22 Kaçakçı 2 %20 Taraflı Yayıncılık 3 %34 4 %100 9 %100 10 %100 Toplam 10 % 100 Yeni Şafak Gazetesi‟nde.

%34). Oğuzhan Börekci Eleştirileri” konusunda “basın özgürlüğünü kötüye kullanma” (2 kez. Aynı haberin devamında. “Siyasal Çevrelerle İlişkiler” konusu haricinde diğer üç konuda eşit ağırlıkta olduğu belirlenmiştir. Öyle ki. Başbakan‟ın Doğan‟a yönelttiği suçlamaların oldukça çarpıcı başlıklarla aktarıldığı görülmektedir: “Ben senin bildiğin başbakanlardan değilim” (6 Eylül 2008). izi kalsın‟ mantığı var” (8 Eylül 2008) gibi. Başbakan Erdoğan‟ın ise “haklılığı”nın ve “gücü” nün ön plana çıkartıldığı dikkat çekmektedir. Bunun yanı sıra Yeni Şafak‟ta. Bu haberlerde gerek başlıklarda gerekse haberlerin içeriğinde kullanılan ifadelerle.76 G. Doğan‟ın “olumsuzlandığı”. Yeni Şafak‟ta söz konusu tartışmanın daha kısa ve ana hatlarıyla özetlendiği de dikkat çekmektedir. Güz 2009. Sayı:29 . “hakim/savcı” (2 kez. “Sadece Bir Günde 279 Milyon YTL‟si Gitti” (9 Eylül 2008). Doğan‟ın “kendisine ait” Kanal D televizyonunda yaptığı “özel söyleşi” de. “Petrol Ofisi‟nde Fatura Kabarık” (10 Eylül 2008). “Doğan‟ın Hedefi Bu Kez Vekiller” (23 Eylül 2008) gibi. “Suçlamalarda „iftira at. Erdoğan‟ın kendisini “yanlış anladığını ileri süren” Doğan‟ın. “yolsuzluk” yaptığına ve “haksız kazanç” edindiğine dair suçlamalar yer almaktadır. %22). Nitekim bu haberlerde Doğan‟ın “ekonomik ilişkileri” ön plana çıkartılarak. Tablo7‟den de anlaşılacağı üzere Doğan‟a yöneltilen suçlamaların.“Doğan: Başbakan amirim değil” (6 Eylül 2008) ve “Doğan‟dan Rezidans ve CNN itirafı” (8 Eylül 2008) . IĢık – Ü. Başbakan Erdoğan‟ın açıklamalarına cevap verdiği belirtilmektedir. Bunun yanı sıra Başbakan Erdoğan‟ın açıklamalarına yer verilen diğer haberlerde. “otoriter” (2 kez. “Çamurun altında Hilton var” (7 Eylül 2008).yer verildiği tespit edilmiştir. %22). A. bazı haberlerin başlıklarında bile açıkça görülmektedir: “Hilton‟da Doğan‟ın Hayal Kırıklığı” (8 Eylül 2008). %22) ve “taraflı yayıncılık” (3 kez. Bu çerçevede gazetenin söz konusu tartışmaya ilişkin “taraflı” duruşu. Doğan‟ın kendisine yapılan suçlamaları kabul ettiği yönünde bir sonuca varıldığı da görülmektedir. “Doğan‟ın 60 Milyon Dolarlık Kağıt Vurgunu” (10 Eylül 2008). “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” konusunda ise “işbirlikçi” (4 kez. Doğan‟ın açıklamalarına yalnızca iki haberde . Dolayısıyla önceki üç gazeteden farklı olarak Yeni Şafak‟ta. %100). Hilton‟a rezidans için ruhsat istediği iddialarını ve CNN Türk‟e karasal yayın talebini de “programda doğruladı”ğı kaydedilmektedir. “Doğan‟dan Rezidans ve CNN itirafı” başlıklı haberde.

%50). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . %50) ve “istismarcı” (1 kez. Buna göre suçlamaların niteliğinin niceliksel dağılımına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “sicil amiri” (1 kez. %100).içeriği incelendiğinde ise. Bu noktada medya. Bu suçlamaların ise Zaman Gazetesi‟nde olduğu gibi tamamıyla Doğan‟ın kendi ifadelerinden oluştuğu görülmüştür. kamuoyu adına siyasi otoriteleri denetlediği. SONUÇ Günümüz toplumsal yapısında siyasal sisteme etki eden faktörlerin başında gelen medyaya. mevcut siyasal sistem ve olaylar karşısında kamuoyunu bilgilendirdiği ve bu anlamda da kamuoyunun beklentilerini yerine getirdiği yönünde bir önem atfedilmektedir. %100). “Ekonomik İlişkiler” konusunda “şantajcı” (1 kez. Başbakan‟a yöneltilen suçlamalara ilişkin yer alan iki haberin – “Doğan: Başbakan Amirim Değil” (6 Eylül 2008) ve “Doğan‟dan Rezidans ve CNN İtirafı” “8 Eylül 2008). “Medya Eleştirileri” konusunda ise “otoriter” (1 kez. taraflar arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin Başbakan‟a yöneltilen suçlamaların oldukça az sayıda olduğu tespit edilmiştir.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 77 Tablo -8 (Yeni Şafak Gazetesi‟nde Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı) ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Suçlamaların Niteliği İstismarcı 1 %50 Şantajcı 1 %100 Otoriter 1 %100 Sicil Amiri 1 %50 - Toplam 2 % 100 1 %100 1 %100 Yeni Şafak‟ta. Diğer gazetelerde olduğu gibi Yeni Şafak‟ta da “Siyasal Çevrelerle İlişki” konusunda Başbakan Erdoğan‟a yönelik herhangi bir suçlama içeren haber bulunmamaktadır. Doğan‟ın açıklamalarının Başbakan‟ın açıklamalarına kıyasla oldukça kısa tutulduğu ve Doğan aleyhine bir tutum sergilendiği görülmüştür.

Çalışmanın ilgili bölümünde de belirtildiği üzere. Buna göre ilk olarak. tarafların Deniz Feneri Davası üzerinden başlayan tartışmalarda. Güz 2009. dolayısıyla haberlerin medya patronunun ekonomik ve kişisel çıkarları doğrultusunda oluşturulduğu tezinin de büyük ölçüde doğrulandığı görülmüştür. Sayı:29 . her iki grup gazetenin de “bi taraf” yayıncılık yaptığı gerçeği ortaya çıkmıştır. Medya ve siyaset ilişkisine dair yapılan bu incelemede. bu çalışmanın örnek olayını teşkil eden konu üzerinden de doğrulandığı görülmüştür. “vurguncu”. Nitekim medya ve siyasi çevreler arasındaki ilişkilere dair öne sürülen argümanların. İkinci olarak. Bununla ilişkili olarak ise. “çıkarcı”. “otoriter” gibi nitelendirmelerle hakaret boyutuna da taşındığı belirlenmiştir. bu bağımlılığın olumsuz bir seyirde geliştiği de gözlenmektedir. medya üzerinden bir “güç” savaşı sergiledikleri görülmüştür. “ahlaksız”. Aydın Doğan lehine bir duruş sergilediği. Diğer taraftan Zaman ve Yeni Şafak gazetelerinin ise. Buna göre Doğan Medya Grubu‟nda yer alan Hürriyet ve Radikal gazetelerinin. Ancak kimi zaman medya ve siyaset çevrelerinin “çatışan” çıkarları nedeniyle.78 G. medyanın daha çok “ekonomik” beklenti düzeyinde siyasete ve siyasi konulara müdahil olduğu ve bu yönde gündemi oluşturduğu. Oğuzhan Börekci siyasal aktörler açısından da ayrı bir önem taşımaktadır. IĢık – Ü. Nitekim siyasal aktörler özellikle de kendilerine muhalefet eden grupları etkilemek ve bunların yaptığı eleştiriler karşısında kendilerini savunmak için çoğunlukla medyadan yararlanmaktadırlar. Başbakan lehine bir duruş sergileyerek. “yanlılık” temelinde haber içeriklerini büyük ölçüde etkilediği dikkat çekmiştir. karşılıklı suçlamaların “iftiracı”. karşılıklı “çıkar” ve “beklenti” üzerinden gerçekleştirilen bu ilişkiler. siyasi çevrelerin ve özellikle de iktidarın ise kamuoyunu etkilemek ve dolayısıyla siyasi rantını artırmak amacıyla medyayı etkileme çabasında olduğu gerçeği büyük ölçüde doğrulanmış bulunmaktadır. söz konusu iki gücün birbirine sürekli bağımlı hale geldiğini de göstermektedir. söz konusu tartışmanın basında nasıl sunulduğuna bakıldığında ise. basın-iktidar ve basın-mülkiyet ilişkilerinin. “şantajcı”. A. Neticede çalışmaya örnek teşkil eden konuda. basın-iktidar ilişkilerinde iktidar yanlısı bir yayın politikası izlediği ifade edilebilir.

(2009). 6. Ankara: Siyasal Kitabevi. Geray. Gülseren Adaklı (Der. Demokratik Sistemde Medyanın Rolü. (1996). Birikim Dergisi. (1997). Beybin Kejanlıoglu. Medya Kültür Siyaset.). (2001). J. İstanbul: Eti Kitapları. Medyayı Anlamak. Ankara: Bilim Sanat Yayınları. Tılıç. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Sevilay Çelenk. H. Medya – Politik (1983. (2001). Sağnak.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 79 KAYNAKÇA Adaklı. D. Medya – Politik İlişkisi Üzerine Sosyolojik Bir Değerlendirme. (1997). Medya Politikaları. Medya ve Siyaset. (1997). Gürkan. Ankara: İmge Kitabevi. G. Birikim Dergisi. Konya: Eğitim Kitabevi Yayınları.1993 Yılları Arasında Medya – Politikacı İlişkileri). Medya ve Siyasete Güvenilirlik: „Medya ve Siyasetinin Toplumsal Algılanmasına Bağlı Faktörler. Zülfikar Damlapınar (Der. (2006). Türkiye‟de Siyasal Tıkanma Ve Medya.). ISSN: 1303-5134. 6869. Medya: Ekonomik Ve Politik Elit İktidar Grubu. 104. Damlapınar. Arslan. G.1995). Yayıncılık Alanında Mülkiyet Ve Kontrol. İrvan. Süleyman İrvan (Der. İstanbul: Su Yayınları. (2008). Uluslar arası İnsan Bilimleri Dergisi. S. Z. Toplumsal Araştırmalarda Nicel ve Nitel Yöntemlere Giriş. Seçkin.).com Curran. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi. A.insanbilimleri. N. (1994. www. Medya Ve Demokrasi: Yeniden Değer Biçme. M.

Selçuk Üniversitesi. Söylem.tr İletişim 2003/18 . Özellikle seçim dönemlerinde haber medyası siyasetçilerin toplum genelinde siyasal fikirlerine ve projelerine rıza üretmeleri için ortam sağlamaktadır. Media and Politics Relation in News Discourse: 29 March 2009 Local Elections ABSTRACT Media is the most important vehicle for political institute and politicians to transfer their ideas and opinions to society. Discourse * Arş. Bu çalışmanın amacı da 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesinde Türk basınının siyasal partilere nasıl yaklaştığını siyaset kurumu ve medya ilişkisi bağlamında ortaya koymaktır.SİYASET İLİŞKİSİ: 29 MART 2009 YEREL SEÇİMLERİ Abdulkadir GÖLCÜ* ÖZET Siyaset kurumunun ve aktörlerinin görüş ve fikirlerini topluma aktarmada medya kuşkusuz en önemli araçtır. İncelenen haberler iktidar partisi AKP ve ana muhalefet partisi CHP hakkında çıkan haberler olarak sınırlandırılmıştır. İletişim Fakültesi. The News which was analyzed was limited according to their beings about AKP and CHP. Key Words: Media. The study puts forth the relationship between politics and media by analyzing discourse structure of political news which was published before the election. Gör. 7(2). Konya. siyaset ve medya ilişkisini ortaya koymaktadır. Çalışma kapsamında ulusal çapta yayın yapan dört günlük gazetede takip edilmiş ve 15-27 Mart tarihleri arasında bu gazetelerde yayınlanan haberler eleştirel söylem analizi yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir. Especially. 237- HABER SÖYLEMİNDE MEDYA. Politics. For this reason political news which was published in national press before election is analyzed. Çalışma seçim öncesinde yapılan siyasal haberlerin söylem yapılarını çözümleyerek. Anahtar Kelimeler: Medya. e-posta: kadirgolcu@selcuk.. Bu nedenle seçim öncesinde ulusal basında yayınlanan siyasal içerikli haberler incelenmektedir.edu. Siyaset. The purpose of this study is to show how Turkish press approaches political parties in context of relationship between political institute and media before 29 March 2009 Local Elections. In content of study four national daily newspapers is kept on and news which was published on these newspapers between 15-27 marches was analyzed by using critical discourse analyze. news media provides environment for politicians to product social consent for their political ideas and projects in election periods.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009.

toplumsal yapıdaki iktidar ilişkilerinin etkisi ile oluştuğunu aktarmaktadır. 2008: 206). medya ve siyaset kurumu arasındaki ilişkiyi çözümlemede eksik yönlerin kalmasına sebep olacaktır. Çalışmada yöntem olarak eleştirel söylem analizi yöntemi kullanılarak. medya örgütlenmelerinin de siyasal pozisyonlar alarak. Medyanın kitleye dönük doğası siyaset kurumunun en çok önem verdiği konu olmuş. Sayı 29 . medya üzerinden kendi değer yargılarını ve fikirlerini topluma aktarmak için medyanın olanaklarını kullanmışlardır. YÖNTEM Bu çalışmada siyaset ve medya ilişkisi 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesinde Türk basınında çıkan haberler üzerinden değerlendirilmektedir. Özellikle haber medyası siyasal aktörler ve medyanın politize edilmesi sonrasında yapısal dönüşümler yaşamıştır. medya ve siyaset ilişkisinde siyasal mekanizmaların daha fazla sürece dâhil olmalarına neden olmuştur. Gelişen teknoloji ile birlikte medyanın toplumsal yaşamı etkilemedeki gücünün artması. Artık haber medyası ve haber olgusunu siyasal süreçlerden soyutlanarak düşünmek. siyaset ve medya arasındaki ilişkiler ağının da karmaşık bir yapıya bürünmesine neden olmuştur.82 GİRİŞ A. belirli siyasal kimliklere bürünmelerine sebep olmuştur. Bu bağlamda haber medyası ve siyaset arasındaki karşılıklı ilişkide. Bu dönüşümler medya ve siyaset ilişkisine yeni boyutlar kazandırmıştır. haberin toplumsal yapıda var olan gerçekliği siyaset mekanizması adına inşa etme çabası olarak değerlendirilmiştir. Özellikle toplumsal destek arayışında olan siyasal örgütlenmeler ve gruplar. Gölcü Medya ve siyaset arasında var olan karşılıklı ilişkiler ağı 21. Tuchman (1978) haber yapılırken bir takım profesyonel örgütlenmelerin ve habercilerin devreye girdiğini ve bunun haberin çerçevesini oluşturduğunu söylemiştir. Güz 2009. Medya artık kamuoyunu güdümleyen bir araç olmuş aynı zamanda medyadan kamuyu edilgin tüketiciler haline getiren bir aygıt olarak söz edilmeye başlanmıştır (Tokgöz. haberin ne olduğu ve haber olacak olanın ne içermesi gerektiği siyaset kurumunun beklentileri doğrultusunda yeniden tanımlanmıştır. yazılı basında seçim öncesinde yayınlanan siyasal içerikli haberler çözümlenmektedir. yüzyılda üzerinde en çok tartışılan konulardan birisi olmuştur. medya içeriğinin siyasallaşmasına neden olurken. Bu süreç medya ve siyaset ilişkisinde. Haber üretiminde kurumsallaşma ve profesyonel yapıların oluşması. Yine Tuchman haber yapılırken profesyonellikten kaynaklandığı düşünülen bir takım süreçlerin.

ekonomik. 1999: 35). Siyaset ve medya arasında başlangıçta oluşan kamu adına denetim işlevi ve medyanın siyasal süreçlere yaptığı öne sürülen pozitif yönlü katkı uzun süreli olmamıştır. medya ve siyaset mekanizmaları arasında karmaşık ilişkiler ağının kurulmasına da etki etmiştir. Hürriyet ve Sabah gazeteleri ise merkez medyayı temsil ettikleri ve tiraj yüksekliği nedeniyle incelenecek gazeteler arasında yer almıştır. Özellikle iletişim teknolojilerinin büyük ölçüde geliştirilmesiyle birlikte medyanın ideolojik yapısı. siyasal ve kültürel demokratik kuruluşların faaliyetlerini ve iş yapma tarzlarını etkilemiştir (Erdoğan. Medyaya ana akım iletişim çalışmaları tarafından siyasal mekanizmaları kamu adına gözetleme görevinin verilmesi medyanın oldukça politize ve muhalif bir örgütlenme yapısına sahip olduğu bir döneme rastlamaktadır. Yeni Şafak ve Cumhuriyet gazetelerinin örneklem içerisine alınmasında gazetelerin siyasal iktidar ve muhalefete karşı tavırları göz önünde bulundurulmuştur. KURAMSAL ÇERÇEVE 21. yüzyılda siyasal meşruiyetin yapısal dönüşümü meşruluğun kaynağının çoğulcu demokratik rejimler aracılığıyla halk üzerinden sağlanmasına neden olurken. Cumhuriyet ve Yeni Şafak gazetelerinde yayınlanan haberler 15–27 Mart tarihleri arasında takip edilerek örneklem içerisinde incelenmiştir. modern demokrasilerde vatandaşların doğrudan katılabildiği demokratik süreçlerin olmaması. Bunun sonucunda ana akım iletişim çalışmaları tarafından medyanın siyasal mekanizmaları denetleyen dördüncü bir güç olarak tanımlanması ve medyanın siyasal süreçlerde şeffaf oluşumları doğuracağı beklentisi oluşmuştur. dış dünyanın olay ve oluşumlarıyla ilgili bilgileri rasyonel davranabilen bireylere sunarak genel çıkarların oluşmasına çalışan bir örgütlenme olarak tanımlamasına neden olmuştur (Kaya. Cumhuriyet gazetesi ise olumsuz yaklaşan bir yayın politikası izlediği için örnekleme dâhil edilmiştir.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 83 Çalışmanın yapılabilmesi için Hürriyet. Bu gelişmeler ana akım iletişim çalışmalarının medyayı toplumdaki olay ve oluşumları toplumun birey yurttaşlarına yansıtan. Demokrasilere doğrudan katılımın imkânsızlığı medya ve siyaset arasındaki bu ilişkinin pekişmesini sağlarken.Haber Söyleminde Medya. günümüzde bütün toplumsal. kitle iletişim araçlarının kamu adına bu görevi üstlenmeleri ile sonuçlanmıştır. Sabah. Bunun yanı sıra İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Aynı zamanda ana akım yaklaşım medyayı vatandaşların ve siyasal aktörlerin siyasal buluşmalarını gerçekleştirdikleri ve siyasal eylemlerin sorgulandığı tarafsız bir uzam olarak göstermeyi amaçlamıştır. 1999: 24). Yeni Şafak gazetesi siyasal iktidarın işlemlerine olumlu.

Özellikle haber değerleri ve haber üretim süreçlerini ele alan bu yaklaşımlar.84 A. Dördüncü güç rolünün geçerliliğini yitirmesi sonrasında medya ve siyaset ilişkisinin yeni temeller üzerinde yeniden oluşturulmaya başlanması. Gölcü zaman içerisinde değişen koşullar ve serbest piyasa ekonomisine geçiş. medya ve siyaset arasındaki ilişkiyi tartışmalı sahiplik yapısı ve egemen dünya değerlerinin yeniden üretimi bağlamında ele alarak eleştirmişlerdir. Lippmann‟a (1945: 213-216) göre basının ve bu araçlarının bir ürünü olan haber olgusu. özünde Herman ve Chomsky‟nin toplumsal yapıdaki egemenlerin söyleminin sıradan yurttaşların neleri görmesini. Ekonomi politikçiler haber medyası ve siyaset ilişkisinde kamu çıkarları yerine özel çıkarların yerleştirildiğini öne sürmüşlerdir. duymasını ve düşünmesini etkilediğini ve düzenli propaganda kampanyaları ile kamuoyunu yönlendirdiklerini öne sürmeleri üzerinden ele alınmıştır (Herman ve Chomsky: 2006: 75). geliştirilen yeni iletişim teknolojilerinin toplum üzerindeki etkileri. medya örgütlenmelerinin pazar değerlerini ön plana çıkarmış ve medyaya atfedilen kamu denetçiliği görevini yerini kar güdüsüne bırakmıştır. Eleştirel yaklaşım içerisinde yer alan ekonomi politik yaklaşım ve kültürel çalışmalar. kültürel incelemeler. Bu nedenle Lipman haber ile gerçeğin birbirinden ayrılması gerektiğini öne sürmüştür. uluslar arası yönü. toplumsal güç iktidar ilişkilerinin ve sınıf tahakkümünün medya içeriğinde yeniden üretimi üzerine yoğunlaşmışlardır. Özellikle mülkiyet yapısında yaşanan hızlı dönüşüm medya örgütlerinin büyük bir kısmının son otuz yıldaki ele geçirmelerin sonucunda finans ve endüstriyel sermaye alanındaki büyük şirketlere bağlanmalarıyla sonuçlanmıştır (Curran. Sayı 29 . Eleştirel yaklaşımları esas alanlar iletişimin endüstrileşmesi. yaşanan gerçeği farklı bir şekilde kurgulayıp aktarmaktır. Ekonomi politik yaklaşımda haber. iletişim sosyolojisi gibi çeşitli konularda çalışmalar yapmışlardır (Yaylagül. Bu savı destekleyen Garnham (1990: 113) enformasyona ve bir tartışma platformu olarak medyaya erişimin bir tür güç ve mülkiyet yapısı tarafından kontrol edildiğini söylemiştir. iletişim çalışmalarında eleştirel görüşlerin önem kazanmaya başlamasına neden olmuştur. Aynı görüşü destekleyen Murdock (1982: 107) büyük medyaya sahip olan grupların diğer sermaye grupları Güz 2009. 1997: 147). Ana akım çalışmalar tarafından haberin gerçeklik olarak kabul edilmesi sorunsallaştırılmış ve ilk olarak haber olgusunun sorunlu bir üretim sürecinden geçerek oluşturulduğunu Walter Lippmann öne sürmüştür. 2006: 81). Herman ve Chomsky (2006: 76) ise Rızanın İmalatı isimli yapıtlarında özel mülkiyet altındaki iletişim araçlarının kapitalistler tarafından sınıf tahakkümünün araçları olarak kullanıldığını belirtirler. iletişimin siyasal ekonomisi.

bu değerleri sorunsallaştırırlar. 2009: 26). Bu ideolojik işlev medyanın durum tanımı yapma yeteneğine sahip olmasıyla açıklanmıştır (Shoemaker ve Reese. kendilerine medyanın yansıttığı biçimle yani medya tarafından yapılan gerçeklik tanımlamalarıyla kavrarlar ( Kaya. Althusser‟in takipçisi olan İngiliz kültürel çalışmalarının önemli ismi Stuart Hall‟de bu görüşü destekleyen çalışmalar yapmıştır. haberlerin oluşturulması ve İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Çok farklı disiplinleri içinde barındıran Kültürel çalışmaların ise Gramsci‟nin (1986) ortaya attığı Hegomanya kavramına paralel olarak haber metinlerini incelemesi ve Althusser‟in (2000) Devletin ideolojik Aygıtları çalışmasında medyanın ideolojik yeniden üretimde kritik bir rol oynadığı savını öne sürmesi. Siyasal yapıya yönelik rıza ve bu rızanın oluşum sürecinde. anlamın toplumsal inşasında üstlendiği ideolojik işlevdir (İrvan. 1997:103). kitle iletişim araçlarının içerikleriyle mesajlarının taşıdığı anlamlar esas olarak içinde üretildikleri örgütün ekonomik temeliyle belirlenmektedir (Curran ve ark. Yanlılık-nesnellik ikilisine çok farklı eleştiriler yöneltilirken bu eleştirilerin çoğunun yöntembilimsel ve epistemolojik konular üzerinde odaklandığı görülmüştür (Hackett. birbirleriyle sıkı sıkıya kaynaşmış olan devletin ve şirketlerin çıkarlarına hizmet etmektedir. 1997: 77). Ayrıca medyanın siyasal gündemi de etkilediği ve medyanın kamunun imgelem gücü olarak siyasal gündemi etkili bir biçimde belirlediği. medya metinlerinin ve özellikle haberciliğin önemi yadsınamaz (İnal. Bu noktada eleştirel çalışmalar ana akım iletişim çalışmalarının haber metinlerinde olduğunu öne sürdükleri nesnellik ve tarafsızlık vurgusunu mercek altına alarak. Schiller (1993: 24) de kitle iletişim araçlarının. Bu bağlamda Herman ve Chomsky‟nin propaganda modelinin haber metinlerinde incelenmesinde ve haberin üretim sürecinde kullanılan haber süzgeçlerinin medya metinleri okunurken göz önünde bulundurulması haberlerin analizinde yararlı olacaktır.Haber Söyleminde Medya. 1998: 32). Medyanın bu işleyiş düzenine göre çağdaş insanlar kendi doğrudan deneyim alanlarının dışında olan olayları. 1996: 93). Hall‟e göre medyanın en önemli işlevi.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 85 ile aralarındaki çıkar ilişkisini göz önünde bulundurarak medya ve haber içeriklerini oluşturduklarını dile getirmektedir. Chomsky‟e (1993: 23) göre medya. haber üzerinde yapılan eleştirel çalışmalara yeni bir ivme kazandırmıştır. Gramsci‟nin terminolojisi ile yönetenlerin hegemonyalarını kurma sürecinde. haberlerde tekrarlanan temaların ve sorunların izleyicilerin öncelikleri haline geldiği kabul edilmiştir (Iyengar. 1997: 234). Böylece bu bakış açısına göre. 1982: 18-19). haberlerin ve çözümlemelerin çatısını yerleşik ayrıcalıkları destekleyen bir çerçevede kurarak ve bu doğrultuda her türlü tartışmayı sınırlayarak.

Ana akım yaklaşımın içerik çözümlemesi ile medya metinlerinde ve özellikle haberde nesnellik olgusunu desteklemek için yaptığı çalışmalar. her düşüncenin dilin dolayımını gerektirdiğini ve uzlaşımsal bir gerçeğin. Sumner (1979: 57) bu bağlamda akademik topluluk tarafından sözel dil içindeki göstergelerin tüm dil kullanıcıları için ortak anlamları olduğunu. mutlak bir nesnelliğin ve tarafsızlığın olanaksız olduğunu vurgular. pozitivist yöntembilimin nicel içerik çözümlemelerinden ve metni bağlamından yalıtarak ele alan metin analizlerinden kurtarmıştır. haber metinlerini çözümlemede haberin üretiminde etkin olan iktidar pratiklerini. sosyal analiz ve bütün bu analiz türlerini içine Güz 2009. Medya içeriğinin toplumsal bilinçteki ideolojik yeniden üretimin sağlanmasında bu denli önemli rol oynaması. İnal‟a (1996) göre geniş bir bakış açısı ve farklı disiplinlerden gelen kuramsal ve kavramsal çerçeveler haberi. Sözen‟e (1999: 81) göre haberlerin güç-iktidar sahibi yapıların söylemsel kalıplarında oluşturulması. metin analizi. düşüncelerinde ve değerlendirmelerinde söyleme yansıyan toplumsal ideolojilerini belirlemektir. toplumsal yapıdaki egemen söylemi ortaya çıkarmak için eleştirel söylem analizi yöntemini geliştirmişlerdir. Ayrıca söylem analizinin içerisinde sosyolinguistik çalışma. Gölcü yayınlanması aşamasında yansız davranıldığı varsayılmasına rağmen objektif hareket etmediklerini belirtmektedir. Haber metinlerinin söylemsel yapıları incelendiğinde bu metinlerin kendilerine özgü özellikler taşıyan metinler olması ve anlamsal kalıplarının kapalı metin olma özelliği taşıması bu metinlerin çözümlenmesinde içerik çözümlemesi yönteminin terk edilmesine neden olmuştur. içinde yaşadığımız dünya hakkında söylenen her sözün. eleştirel kuramla gelişen ve medya metinlerinin ve haberin oluşmasında yapısal sorunların varlığını gösteren çalışmalar sonrasında etkili eleştirilere tutulmuştur. Pozitivist yöntembilimin haber metinlerine uygun olmadığını öne süren eleştirel çalışmalar. Bu görüşlere paralel olarak süreci dilbilim yönüyle değerlendiren İnal (1995: 114).86 A. Eleştirel söylem çözümlemesinin kullanılma amacı medya metinlerindeki seçilmiş sözcük ve sözcük öbeklerinin bireylerin yaşamı algılamalarında. genelde medya içeriği özelde ise haber üzerinde farklı yöntemler kullanılarak çözümleme çalışmalarının yapılmasına neden olmuştur. Sayı 29 . Bu yöntemle açık dilsel yapılardan örtük ideolojik yapılara ulaşmak amaçlanır ( İnceoğlu ve Çomak. 2009: 12). haber metinleri üzerine yapılan çalışmalarda söylem analizi yönteminin kullanılmasına neden olmuştur. okuyucu ve izleyicilerin aynı sözcüklerden aynı anlamları çıkardığını kabul ederek uzun yıllar nicel içerik çözümlemelerinin sorgulanmaksızın benimsediğini söyler.

savaş sonrası konsensüs politikasının çöküşü ve otoriter bir devletin büyümesi arasında iddialı bir ilişki kurmaya çalışan karmaşık bir çözümlemeyi içermektedir (Stevenson. Bu yaklaşımda temel dayanak noktası. Hall ve arkadaşları tarafından Birmingham Kültürel Çalışmalar Merkezi tarafından yapılan Krizlerin Denetimi (Policing The Crises) isimli çalışmada haberin metin analizlerinden soyutlanarak. Gramsci‟nin hegemonya kavramsallaştırması üzerinden hareket eden Hall (1994) yazdıklarında. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 2008: 67). özellikle haber metinlerinde iktidar konumunda olanların durum tanımlarının nasıl yeniden üretildiği ve iktidarın söyleminin nasıl meşruiyet kazandığının altını çizmiştir. Bu nedenle Van Dijk oluşturduğu söylem çözümlemesi yönteminde. toplumsal güç iktidar ilişkileri göz önüne alınarak yapılan analizlere iyi bir örnek teşkil etmektedir. haber üretim sürecinde durum tanımlamalarının kimler tarafından yapıldığıdır. Eleştirel söylem analizi temelinde iki farklı yöntemi içerisinde barındırmaktadır.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 87 alan eleştirel bir analiz türü olması da haber metinlerinin çözümlenmesine önemli katkılar sağlamıştır. uluslararası haberlerin yapısı üzerine yaptığı bilinen çalışmasında tüm dünya ülkelerinin haber ajanslarına bağımlılığını ortaya koymuştur. 1997: 268).Haber Söyleminde Medya. Çalışma İngiltere‟de sokak soygunculuğu (mugging) konusunda basın yoluyla yayılan ahlaki panik. Ayrıca haber söylemini ele alırken kullandığı makro ve mikro yapılarının sınırlarını çok geniş tutan Van Dijk. mikro yapılarda haberi destekleyen unsurların önemine işaret etmektedir (Van Dijk. Haber metinleri üzerinden toplumsal yapıda var olan güç-iktidar ilişkilerini göstermeyi amaçlayan bu çalışma habere ve haberin anlamsal çerçevesine etki eden siyasal süreçleri irdelemektedir. Van Dijk‟a (2005: 319) göre söylem yoluyla toplumsal denetim uygulanmasının önemli bir koşulu söylemin denetimi ve bizzat üretimidir. Bunlardan birincisi İngiliz Kültürel Çalışmaları‟nın önemli figürlerinden biri olan Stuart Hall‟ün oluşturduğu toplumsal analizin ortaya getirdiği söylemsel oluşumlar üzerinde yoğunlaşan sosyoloji ağırlıklı yaklaşımdır. söylemin üretilme pratikleri üzerine daha fazla yoğunlaşmaktadır. Bugün yayınlanan gazetelerin neredeyse hepsinin ilk sayfalarında görsel öğelerin öne çıktığını ve yazılı dilin kaybolduğunu söyleyen Van Dijk. Çalışma sonrasında İngiliz kamuoyunda haber değerlerinin politik süreçlere göre nasıl değişime uğradığı ve bu değişim sonrasında yaşanan haberin sosyal hayattaki etkisi ortaya konmuştur İkincisi ise Hollandalı dilbilimci Van Dijk‟ın haber analizlerinde kullandığı ve Van Dijk yöntemi olarak adlandırılan dilin gramerine duyarlı olarak haberi makro ve mikro yapılarında inceleyen yaklaşımdır.

88 A. haber söylemi içerisinde egemen iktidar olgusunun nasıl ele alındığını ve işlendiğini göstermeyi amaçlamıştır. Başbakanın bir tünel açılışında makam otomobilini kendi kullanması ve dikiz aynasında saçlarını düzeltmesi. Bu süreç içerisinde yazılı basında yer alan haberlerin çoğunluğunda. siyasetçiler arasında yer alan bireysel tartışma ve münakaşalara büyük yer ayrılmıştır. hiç kuşkusuz kitle iletişim araçlarının ardında da yer alan egemen ideoloji ve başat kültürel yapıdır. Siyaset kurumunun merkezinde işleyen ideolojik mekanizmanın toplumsal yapılara haber içerikleri ile yayıldığı gerçeği eleştirel haber çalışmaları sonrasında kabul edilmiştir. yerel adayların çalışmaları ve projeleri hakkında bilgilendirme yapmaları beklenirken. seçim öncesi atmosferde gergin bir ortam yaratmış ve siyasal tercihler bazında ülke toplumsal yapıda bir kutuplaşmaya doğru sürüklenmiştir. daha çok iktidar ve muhalefet liderleri arasındaki söz düelloları haberleştirilmiştir. Ayrıca dünya genelinde etkili olan ekonomik krizin. Dış politikada yaşanan bazı gelişmeler ve özellikle Başbakanın Davos görüşmelerinde yaptığı çıkış seçim öncesinde ülke gündemini bir hayli meşgul etmiştir. Gölcü Hem ekonomi politik açıdan hem de kültürel çalışmalar açısından söz konusu haber söyleminin kodlanmasında rol oynayan başlıca etmen. Böyle bir ortamda ülkenin yerel seçim sürecine girmesi. Bu nedenle haber metinleri üzerinde söylem analizi uygulanarak yapılan eleştirel çalışmalar Foucault‟nun (2000) iktidarın söylemsel bağlar içerisinde kurulduğu ve dolaştığı fikrinden de faydalanarak. İç politikada ise Ergenekon Soruşturması ve beraberinde getirdiği önemli gözaltılar. BULGULAR 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesinde Türk kamuoyu seçim sürecine yoğun bir politik gündem ile beraber girmiştir. Yerel bir seçim süreci yaşanması gerekirken. yerel seçimin bir genel seçim havasıyla yürütülmesine neden olmuştur. HÜRRİYET GAZETESİ 15 Mart tarihinde “Baykal 3011‟de iktidara gelir” başlıkla yayınlanan haber için kullanılan fotoğrafta. “Dikiz aynasında saç bakımı” alt başlığıyla haberin içerisinde aktarılmıştır. Özellikle siyasal aktörlerin seçim kampanyalarını oluştururken birbirlerine karşı yıpratıcı ve sert politikalar izlemeleri. seçim öncesinde ülke ekonomisini durgunlaştırması da seçim öncesinde gerçekleşen ve siyasal aktörlerin seçim sürecinde üzerinde yoğun olarak duracakları gündem başlıklarından birisini oluşturmuştur. Sayı 29 . seçim sürecinde yapılan haberciliği de olumsuz yönde etkilemiştir. Haberde siyasal vaatler ve seçim Güz 2009.

Aynı tarihte “Hiç vicdanın yok mu” başlığıyla Deniz Baykal‟ın Mardin mitinginde Başbakanın açıkladığı kriz paketlerini eleştirmesi haberleştirilmiştir. Ayrıca yayınlanan bu haberde kullanılan “Baykal‟a çattı” bannerı başlığın yanı başında kullanılmış ve haberin söyleminde Deniz Baykal‟ın tartışmanın masum tarafı olarak aktarılması amaçlanmıştır. haberin içeriğinde Baykal‟ın Başbakan‟ı adam gibi adam olmak gerektiği yönündeki sözleri işlenmiştir. Bu haberde de başlık Baykal‟ın sözleri arasından doğrudan alınırken. Ayrıca Baykal‟ın Başbakan‟ın çocuğunu Amerika‟da okuttuğunu ama vatandaşın okutamayacağını hatırlatması da haberde işlenen çatışma unsurlarından bir başkasıdır. Haberin içeriğinde Baykal‟ın “ağız tadıyla birbirimize küfür edemiyoruz” sözü üzerinde fazla durulmamış ve Başbakan‟ının bu söz üzerinden Baykal‟a yüklendiği. 16 Mart tarihinde Deniz Baykal‟ın Hatay mitinginde söylediği “Adam olamayan 3011‟de de adam olamaz” sözü haber başlığı olarak doğrudan kullanırken. 18 Mart tarihinde yayınlanan “Altın palan vursan eşek yine eşektir” başlıklı haberde. Ayrıca kullanılan bannerda kullanılan renklerin Cumhuriyet Halk Partisi‟nin renkleriyle aynı olması. 17 Mart tarihinde “Küfürbaz derler oy vermezler” başlığıyla yayınlanan haberde kullanılan başlık daha önceki haberlerde siyasetçiler arasındaki tartışmayı hatırlatan cümlelerden doğrudan alıntılanmıştır. Yayınlanan bu haberde yerel seçim hakkında herhangi açıklama ya da art alan bilgisi bulmak neredeyse imkânsızdır. Baykal‟ın Niğde mitinginde Ziya paşadan okuduğu bir şiirle cevap vermesi haberleştirilmiştir. 20 Mart tarihinde yayınlanan bir başka haberde ise kullanılan fotoğraf ve fotoğraf üzerine yerleştirilen “Klonsuz meydan” yazısı Hürriyet gazetesinin haber söylemlerinde siyasal iktidar karşıtı bir duruşu benimsediğini göstermektedir.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 89 çalışmaları hakkında bilgi aktarmak yerine. haber söyleminde işlenmiştir. yapılan haberin ana konusunu Başbakan ve Baykal arasındaki söz düellosunda bir gün önce gerçekleşen münakaşa oluşturmuştur. Bu haberin içeriğinde de yerel seçim çalışmaları hakkında detaylı bilgi bulmak imkânsızdır. Haberin spotunda bu bilginin verilmesi ve İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Baykal‟ın “Abbas yolcu”.Haber Söyleminde Medya. “Sen kendine baksana” ve “Yatağa Baykal‟la giriyor” sözleri de haberin ara başlıkları olarak doğrudan kullanılmıştır. Bu haberin spotunda AKP Manisa İl Başkanlığı‟nın Manisa mitingini kalabalık göstermek için fotoğraflar üzerinde oynama yaptığı bilgisi aktarılmıştır. Başbakanın ana muhalefet lideri Deniz Baykal‟a yönelik bir sözü uzun uzun işlenmiştir. haber söylemini desteklemek için yapıldığının göstergesidir. Haber de kullanılan başlık ve haberin içeriğinde Baykal‟ın sözlerinin ara başlıklar olarak doğrudan kullanılması ve yine kırmızı-beyaz renkte bannerlarla haber söyleminin desteklenmesi söz konusudur.

haberde ara başlık olarak “İşte rüşvetin SMS‟i” başlığı kullanılmıştır. toplum genelinde siyasal iktidara karşı genel bir rahatsızlığın olduğu fikri haber söyleminde ön plana çıkarılmak istenmiştir. Haberin söyleminde taraflara yolsuzluk suçlamalarıyla yer verilirken. Gazete seçim öncesi izlediği yayın politikasında siyasal iktidarın ve muhalefet partilerinin liderleri arasındaki söz düellosunu haberleştirmeyi amaçlamıştır. “Bilecik çarşı Tayyibe karşı” gibi pankartların fotoğrafları haber söylemini destekleyen fotoğraflar olarak kullanılmıştır. bu sözleri tırnak işareti kullanmadan. Hürriyet gazetesi iktidar-muhalefet çatışmasına dönük haberlerin yanı sıra AKP‟nin İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayları hakkında çıkan yolsuzluk iddialarını da yoğun olarak haberleştirmiştir. Bu haberde rüşvet vererek çıkar sağlamaya aracılık eden kişinin gönderdiği SMS‟de haberin konusu olurken. Bu haberlerden en dikkat çekeni 26 Mart tarihinde yayınlanan “250 bin dolar Topbaş‟a verildi işin tamam” başlığıyla yayınlanan haberdir. “Takiyeyle bağlan hayata”. “Tayyip amca bir gemicik de benim oğluma alsana”. Özellikle CHP mitinglerinde vatandaşlar tarafından yapılan pankartların fotoğrafları sık sık kullanılarak. Gazete daha önceki yayınlarında yaptığı gibi bu haberde kullanılan fotoğrafın üzerine “Yolsuzluğu kurutacak” sloganını yerleştirmiştir. Sayı 29 . Haberin art alanı ile detaylı bilgi verilmezken. Gazete iki tam sayfayı seçim süresince siyasi parti liderlerinin görüşleri. kısmen anakent şehirlerinin belediye başkan adayları arasında gerçekleşen atışmaları yayınlamak için ayırmıştır. Gazetenin genel yayın politikasının siyasal iktidara karşıt olması. banner gibi Güz 2009. Haber başlıkları ve spotlarda yayın politikasına uygun olarak parti liderlerinin alaycı sözlerini haber söylemine taşıyan gazete. Hürriyet gazetesi iktidar karşıtı söylemini yayınlanan birçok haberde kullandığı fotoğraflarla da desteklemek istemiştir. Ayrıca siyasal iktidar ve kısmen ana muhalefet partisi hakkındaki yolsuzluk iddialarını gündemine taşıyan gazete. içselleştirerek okuyucuya aktarmıştır. adli herhangi bir süreçten bahsedilmemektedir. iktidar partisi hakkındaki iddialara daha fazla yer ayırmıştır. “Vatanı satan adam”. Gölcü fotoğraf üzerinde “klonsuz meydan” yazısının kullanılması. iktidar ve ana muhalefet liderlerinin yayınlanan haberlerinin haber söylemlerinde açıkça ortaya çıkmaktadır.90 A. Gazete aynı haberin yanı başında CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu‟nun bir seçim gezisi haberleştirmiştir. CHP‟nin milletin desteğini aldığı yönünde haberin söyleminin kurulduğunu göstermektedir. Gazete ana muhalefet partisinin haberlerine alan olarak daha fazla yer ayırmış ve haberde oluşturulan iktidar karşıtı söylemi fotoğraf.

YENİ ŞAFAK GAZETESİ 16 Mart tarihinde “Hizmet sırası İzmir‟de” balığıyla yayınlanan haberin ana konusu Başbakan‟ın İzmir mitingi olmuştur. Haberde bu iki çelişkili durum aktarılırken. CHP lideri Deniz Baykal‟ın sözleri haberde ön plana çıkarılmış ve CHP‟nin millete hizmet etmediği söylemi haberin merkezine yerleştirilmiştir.Haber Söyleminde Medya. Bakan Nimet Çubukçu‟nun kendisini sokakta görüp yolunu değiştiren İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . CHP‟nin açılımlarının gerçekçi olmadığı ve samimiyetten uzak olduğu haber söyleminin merkezinde yer almıştır. Aynı sayfada daha küçük bir yerde “CHP‟nin yeni açılımı hadis ve maneviyat” başlığıyla yayınlanan haberde. Çanakkale mitinginde başbakanın yaptığı konuşmaları haberin spotunda doğrudan kullanarak içselleştirme yapmıştır. AKP hükümetinin milletin hizmetkârı vurgusu haber içerisinde tekrar tekrar verilmiş ve haberin ara başlıklarında AKP‟nin yaptığı icraatlar haberleştirilmiştir. İzmir‟in içme suyunda arsenik bulunduğu haberin spotunda ve ara başlığında vurgulanarak. 18 Mart tarihinde “CHP‟nin karnesini açıkladı” başlığıyla yayınlanan bir başka haberde. Yeni Şafak ayrıca. Başbakan‟ın bir ekmek karnesiyle “dedelerimize karneyle ekmek dağıttılar” sözü haberin spotunda doğrudan kullanılmıştır. Bu başlık ile AKP‟li belediyelerin hizmet konusunda rahat olduklarını ve vatandaşın da artık ideolojiye oy vermek yerine hizmeti tercih edeceği haber söylemine yerleştirilmiştir. AKP‟nin seçim süresince kullandığı “Sen Türkiye‟sin Büyük Düşün” sözü öne çıkarılarak haber söylemi olumlanmak istenmiştir. Hürriyet gazetesinde bu dönem içerisinde iki siyasal partinin de siyasal reklamları bulunmamaktadır. 19 Mart tarihinde “Küfür edeceğinize iş yapsaydınız” başlığıyla yayınlanan haberde. 20 Mart tarihinde “Utandıran ziyaret” başlığıyla sürmanşetten verilen bir başka haberde ise. CHP Denizli Belediye Başkanı‟nın seçim sloganı olarak bir hadisi seçmesi haberleştirilirken. Yine haber için kullanılan fotoğraflarda. Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu‟nun Karaman‟da seçim gezisi sırasında CHP seçim bürosunu ziyareti haberin konusu yapılmıştır. aynı haberde “Efendimize Saygısızlık” alt başlığıyla CHP Denizli İl Başkanı Ali Kavak‟ın “Atatürk gibi lider varken peygamber gibi lider bekliyorlar” sözü haberleştirilmiştir. başbakanın ekmek karnesini halka gösterirken çektirdiği bir fotoğrafla desteklenmiştir. mevcut CHP‟li İzmir Büyükşehir Belediyesinin vatandaşa hak ettiği hizmeti vermediğine işaret edilmiştir.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 91 unsurlarla desteklemek istemiştir. Haberin söyleminde CHP‟nin tarihinin başarısızlıklarla dolu olduğu yönünde bir görüş.

bu olayı haberleştirmek için gazetecilerle şehre gelmesine “Trafoyu cami sanmıştı” başlığıyla yer verilmiştir. 22 Mart tarihinde yayınlanan “CHP‟nin kılıcı örgütlerin hamisi çıktı” başlıklı haberde ise. Haberin ara başlığında “Kuryelikten Müdürlüğü” başlığıyla bir örgüt kuryesinin Kemal Kılıçdaroğlu tarafından SSK Kayseri Sigorta Müdürlüğü‟ne atandığı aktarılmıştır.92 A. 23 Mart tarihinde yayınlanan “Baykal adayını konuşturmadı” başlığıyla yayınlanan haberde. Çubukçu‟nun “benden korkmanıza gerek yok” sözü haberin spotuna taşınırken. Bu sayede CHP‟lilerin toplumun bir gerçeği olan din ve dini ritüellere ne kadar yabancı oldukları ve halktan kopuk bir yaşam sürdükleri haber söyleminde ön plana çıkarılmıştır. CHP‟nin yaptığı çarşaf açılımının gerçekçi olmadığı “Önce rozet sonra hakaret” spotuyla haberleştirilmiştir. “hoş geldiniz demenizi beklerdim” ifadesiyle de CHP‟lilerin nezaketsiz davrandıkları haber söyleminde aktarılmak istenmiştir. CHP‟nin İstanbul mitinginde Baykal‟nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğulu‟na mitingde konuşma hakkı vermediği haberleştirilmiştir. Gölcü CHP‟lileri seçim bürolarında ziyaret ederek utandırdığı ve kullanılan başlıkla CHP‟lilerin iktidara karşı söyleyecekleri sözlerinin olmadığı yönünde bir söylem haberde aktarılmıştır. Yapılan haberde Baykal‟ın Kılıçdaroğlu‟nun parti içindeki yükselişini engellemek istediği söylemi ele alınmış ve bu görüş Tarhan Erdem‟e doğrulatarak haber söylemi desteklenmiştir. 25 Mart tarihli Yeni Şafak gazetesinde yayınlanan “CHP bunu hep yapıyor” başlıklı haberde ise. Yapılan haberde CHP yöneticilerinden Önder Sav‟ın ve Altan Öymen‟nin bazı seçim gezilerinde dini konularda yaptıkları tartışmalı konular tekrar edilerek. Sayı 29 . eski hükümlüleri ve örgüt mensuplarını işe aldığı haberleştirilmiştir. CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu‟nun SSK Genel Müdürü iken. iki siyasetçi arasında bir mücadelenin olduğunu vurgulamak için yapılmıştır. haberde oluşturulmak istenen söylem yan unsurlarla desteklenmiştir. Haberde kullanılan “Neden Konuşturulmadı?” ara başlığı ve Baykal ile Kılıçdaroğlu‟nun fotoğraflarının karşı karşıya konulması. Yeni Şafak gazetesi 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesinde siyasal iktidarla olan sıkı ilişkileri çerçevesinde genel bir yayın politikası oluşturmuş ve yayınladığı Güz 2009. CHP‟nin din konusunda yaptığı açılımlarının samimiyetsizliği haber söyleminde aktarılmak istenmiştir. Haberde kullanılan Kılıçdaroğlu‟nun fotoğrafının altına yerleştirilen “ Eski hükümlüleri atadı” başlığı da büyük puntolarla verilerek. Aynı haber içerisinde CHP Kırıkkale Milletvekili Halil Tiryaki‟nin üzerinde manzara resmi bulunan elektrik trafosunu cami sanarak.

Ayrıca AKP‟nin Büyükşehir Belediye Başkan Adayları hakkında yapılan haberlerde bu adayların çalışmaları olumlanarak aktarılırken. 18 Mart tarihinde “Ananızı da alın.Haber Söyleminde Medya. haberlerin yayınlandığı sayfalara başkan adaylarının siyasal reklamlarının alınması da. Gazetenin siyasal iktidarın eylemlerini olumlayan haberler yapmasının yanında. haber söyleminin nasıl oluştuğunu açıklamaktadır. haberlerde kullanılan ara başlıklar ve spotlarla da haber söyleminin anlam kapanması sağlanmıştır.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 93 haberlerde bu yayın politikasına uygun haber çerçeveleri kullanmıştır. ana muhalefet partisi CHP‟nin eylemlerinde eleştirel bir çerçeve kullandığı gözlemlenmiştir. Siyasal iktidarın seçim çalışmaları. Bu haberde AKP‟nin vatanın her yerinde miting yapabildiği söylemi aktarılırken. CHP‟nin ülkenin tamamını temsil etmediği ve yurdun belirli bölgelerinde taraftarlarının olduğu haber söyleminde aktarılmıştır. haber için ayrılan yerin çok küçük İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . seçim haberlerini genel seçim havasında aktarmayı tercih etmiştir. SABAH GAZETESİ 16 Mart tarihinde “ Söyledik Mardin‟e gitti Hakkâri‟ye de uzansın” başlığıyla yayınlanan haberde. Neredeyse haberlerin hiçbirinde Başbakan‟ın seçim gezisi yaptığı bölgelerin yerel adayları ve yerel politikalar hakkında hiçbir bilgi aktarılmamıştır. Bu haberde Başbakan‟ın bir çiftçiye söylediği sözü hatırlatan Baykal‟ın konuşması haberin ana konusunu oluştururken. Ayrıca haberde Başbakan‟ın sözleri doğrudan haberin başlığında ve spotunda kullanılarak içselleştirme yapılmıştır. CHP‟yi dar bir zümre partisi olarak kurgulamak haberin çerçevesini oluşturmuştur. Yeni Şafak‟ta Hürriyet gazetesi gibi yaptığı haberlerde yerel seçim çalışmaları hakkında detaylı bilgi vermek yerine. Ayrıca gazete CHP‟li adaylar hakkında öne sürülen yolsuzluk iddiaların gerçekliği yönünde bir sorgulama yapmaksızın iddiaları haberleştirirken. sandığa gidin” başlığıyla yapılan haberde ise Deniz Baykal‟ın Niğde mitinginde söylediği söz tırnak işareti içerisinde başlığa taşınmıştır. Haberin söylemi Başbakan‟ın sözleri üzerine kurgulanırken. Başbakan‟ın İzmir mitinginde CHP lideri Deniz Baykal‟ı doğu illerinde de miting yapmaya davet etmesi haberleştirilmiştir. eylemleri ve projeleri yoğun olarak haberleştirilmiş ve yapılan haberlerde eleştirel değerlendirmeler yapılmaktan özellikle kaçınılmıştır. Genel olarak CHP hakkında yapılan haberlerin çoğunluğunda olumsuz eylemler ya da CHP‟li belediyeler hakkında çıkan yolsuzluk iddiaları haber söyleminde ön plana çıkarılmıştır. Gazete siyasal iktidarın eylemlerini haberleştirdiği sayfalarda siyasal iktidarın vermiş olduğu siyasal reklamları yayınlamaktan da çekinmemiştir.

meydanda bir vatandaşın taşıdığı “Sayın Başbakan‟ım 23 Nisan Çocuk Bayramı‟nda Deniz Baykal‟ı Bir Günlüğüne Başbakanlık Koltuğuna Oturtun” yazılı pankart haber söylemini desteklemek için haberleştirilmiş ve başbakanın bu pankarta güldüğü de haber içerisinde aktarılmıştır. yapılan haberlerde siyasal iktidara daha fazla yer verilmeye çalışılmıştır. Gölcü olması dikkat çekmektedir. Bu bağlamda haberin söyleminde CHP ve lideri Deniz Baykal‟ın ülke gerçeklerinden uzak ve ciddiyetsiz bir siyaset anlayışına sahip olduğu kurgulanmıştır. Ayrıca aynı gün gazetede AKP‟nin siyasal reklamlarına geniş yer ayrılarak. 25 Mart tarihinde “ Canlı yayında reklam arasında skandal” başlığıyla yayınlanan haberde. Aydın Valisinin görevden alınmasını isteyen Baykal‟ın “Ben o Valileri APS ile göndereceğim” sözü haberleştirilmiştir.94 A. onunla şov yap” başlıklı haberde. Erbil‟in programına çağırdı” başlığıyla yayınlanan haberde ise. Aydın Valisinin cevabının başlığa taşındığı haberde. Deniz Baykal‟ın Başbakan‟ı davet ettiği TV programının içeriği üzerinden. CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu‟nun katıldığı bir TV programında reklam arasında sunucu Nahit Güz 2009. Baykal‟ın ülke sorunlarına verdiği önem eleştirilmiştir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‟ın partisinin İstanbul mitinginde CHP‟nin Baykal liderliğinde edebi muhalefet olarak kalacağını söylemesi haberin söylem çerçevesini oluşturmuştur. Bu haberde televole gibi bir magazin programına göndermeler yaparak ve haberin spotunda da bu konu işlenerek ana muhalefet partisinin şov yaptığı aktarılmak istenmiştir. 23 Mart tarihinde manşetten yayınlanan “Baykal edebi muhalefet” başlıklı bir diğer haberde ise. Baykal‟ın beklentisinin boşuna olduğunu ve milletin ve özellikle kendi partisinin Baykal‟ı göndereceği de Valinin sözleri ile haber söyleminde ön plana çıkarılmıştır. Haberde CHP‟nin şov peşinde koştuğu ve asıl şovu milletin yapacağı yönünde Başbakan tarafından söylenen cümleler spot olarak doğrudan kullanılmıştır. Haberin söyleminde Baykal‟ın önerisinin gerçekçi olmadığı ve ülke gündemindeki önemli bir olayın bir showman‟in programında tartışılacağı vurgusu kullanılan spotla ön plana çıkarılmıştır. Sayı 29 . 19 Martta “Erdoğan‟ı. 21 Mart tarihli Sabah gazetesinde yayınlanan “Televole‟de adamın var. Deniz Baykal‟ın Başbakan‟ı televizyon programında tartışmaya çağırması ve program yöneticisi olarak da Mehmet Ali Erbil‟in seçilmesi önerisi haberleştirilmiştir. Aynı haberin içerisinde “Baykal pankartı güldürdü” alt başlığıyla verilen haberde. Bu sayede haber söyleminde CHP liderinin siyasal konularda ciddiyetsiz bir tavır takındığı vurgulanmak istenmiştir. Aynı haberin hemen altında “Malay: Baykal APS ile gidecek” başlığıyla yayınlanan haberde ise.

Başbakan‟ın seçim afişi olarak kullanılan Türk bayraklı rozetinin seçim yasasının ihlali olduğu haberleştirilmiştir. Aynı haberde olayın sorumlusu sunucunun fotoğrafına küçük bir yer ayrılırken. Gazete seçim öncesinde nerdeyse her gün AKP‟nin verdiği siyasal reklamları yayınlamıştır. haberin ana unsuru olan Nihat Duru haberde detay olarak işlenmiştir. Ayrıca gazetenin ait olduğu yayın grubunun siyasal iktidar ile iyi ilişkilerinin olması. Yapılan haberlerin çoğunda CHP lideri Baykal‟ın ilginç bir sözü ya da CHP‟li yetkililerin topluma yabancı olduklarını göstermeyi amaçlayan anekdotlar kullanılmıştır. yerel seçimler bazında İstanbul ve Ankara gibi anakent adaylarının çalışmaları sadece iktidar partisi adaları için habere dönüştürülmüştür. Gazete siyasal iktidarın eylemleri ve seçim çalışmalarını yoğun olarak haberleştirirken. art alan bilgisi vermeme gibi eksiklikler Sabah gazetesinin haber söylemlerinde de sık sık gözlemlenmiştir.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 95 Duru‟nun AKP hakkında söylediği sözler haberleştirilmiştir. daha çok olumsuzluk ve ilginçlik değerleri ile ele alınarak haberleştirilmiştir. Bu bağlamda CHP haberleri ise. Diğer gazetelerde de yoğun olarak görülen içselleştirme. Bu da gazetenin haber söyleminin iktidar yanlısı kalıplara dönüşmesinde önemli etkenlerden birisidir. Aynı zamanda yayınlanan haberlerin genel çerçeveleri yerel seçim çalışmaları yerine siyasal iktidar ve ana muhalefet partisi arasında geçen tartışmalar göre belirlenmiştir. haber söylemine Kılıçdaroğlu‟nun alınmak istendiğini göstermektedir. Haberde Ankara‟nın işlek caddelerine konan bu afişlerin. Ankara Büyükşehir Belediyesinin yardımıyla asıldığı da belirtilmiş ve bu haberin altında “Gökçek‟e metro protestosu” başlığıyla yayınlanan başka bir haber de Ankaralıların metro vaadini tutmadığını söyledikleri belediye başkanını protesto ettikleri haberleştirilmiştir. Her iki haberde de haber kaynağı olarak tek taraflı bir yapı söz konusu olmuş ve haberde kullanılan spotlar ve İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . yapılan haberlerin AKP‟nin eylemlerini olumlayan çerçevelerde aktarılmasında önemli bir etken olmuştur. CUMHURİYET GAZETESİ 15 Mart tarihinde “AKP reklamlarında yasa ihlali” başlığıyla yayınlanan haberde.Haber Söyleminde Medya. Kılıçdaroğlu için daha büyük bir fotoğraf kullanılması. Haberin söyleminde reklam arasında konuşulanlar Kılıçdaroğlu üzerinden kurgulanırken. Sabah gazetesi seçim öncesi yaptığı haberlerde genel olarak siyasal iktidar yanlısı bir yayın politikasıyla örtüşen haber söylemleri kullanmıştır. Ayrıca CHP‟nin anakent adayları olumsuz eylemleri ya da haklarında çıkan yolsuzluk iddiaları nedeniyle haberleştirilmişlerdir.

Başbakan‟ın Eskişehir mitingi için trenlerle insanların şehre taşınmasına rağmen. Ankara Büyükşehir Belediyesi‟nin 2004‟den beri çözemediği sorunları konu edinen bir kısa filmin internet üzerinden izlenebildiği haberleştirilmiş. Yapılan haberde haber kaynağı açıklanmazken. Aynı sayfada Türkiye Komünist Partisi Genel Başkanı Erkan Baş‟ın “Tayyip. mitinge getirildikleri yönünde iktidar karşı bir duruş aktarılmak istenmiştir. 22 Mart tarihli “Hızla sivil diktatoryaya gidiyoruz” başlığıyla yayınlanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu söyleşisine tam sayfa yer ayrılmıştır. Sayı 29 .96 A. 20 Mart tarihinde yayınlanan ve “ „Hatırla Ankaram‟ Vizyonda” başlığını taşıyan haberde ise. gazetenin kendi görüşlerine dönüştürülerek içselleştirilmiştir. 19 Mart tarihinde “Bu bir seçim asfaltıdır” başlığıyla yayınlanan haberde. 16 Mart tarihine yayınlanan “Siyah afişlerle karşılandı” başlığıyla yayınlanan haberde. Yapılan haberde CD olarak da dağıtılan filmin yoğun ilgi gördüğü aktarılarak haber söyleminde vatandaşlarında Ankara belediyesinin uygulamalarından memnun olmadığı fikri aktarılmak istenmiştir. Haberin metni ve başlığı arasında bir çelişki bulunmaktadır. Bu iddiayı destekleyen bir belge ya da fotoğraf haber söylemini desteklemek için kullanılmamıştır. Başbakan Erdoğan‟ın Ege gezisinin sönük geçtiği ve bazı meydanlarda siyah afişlerle karşılandığı haber konusu yapılmıştır. Haberin söyleminde miting için yakın illerde çalışan devlet dairelerinden isim listesi toparlanarak. Yapılan söyleşide kullanılan “AKP seçmene şantaj Güz 2009. Bu söyleşide Kılıçdaroğlu‟nun yaptığı açıklamalar ara başlıklar ve başlıkta tırnak içine alınmadan doğrudan aktarılırken. AKP‟li Altındağ Belediyesi‟nin kar yağışına rağmen oy almak için asfalt döktürdüğü gazetenin iktidar karşıtı söylemi çerçevesinde haberleştirilmiştir. miting meydanının boş kaldığı haberleştirilmiştir. Gölcü başlıklarda yapılan açıklamalar doğrudan kullanılmıştır. belediye yetkilisi Kadim Doğan‟ın konu hakkında yaptığı açıklama da yer almamasına rağmen. aktarılan bilgilerde kesin cümle yapıları tercih edilmiş ve AKP mitinglerine Ege‟nin dört bir yanından insan taşınmasına rağmen kalabalık olmadığı haberin söylem çerçevesini oluşturmuştur. “Halk seçmeyecek” ara başlığıyla da AKP‟ye karşı toplumsal bir karşıtlığın olduğu söylemini pekiştirmek istemiştir. 17 Mart tarihinde “AKP‟de hayal kırıklığı” başlığıyla yayınlanan bir başka haberde ise. Obama‟nın halifesi” açıklamasını haberleştiren ve haberin başlığında doğrudan aktaran gazete. Yapılan haberde. Gazete ayrıca “AKP‟li Belediyelerin Bilançosu” başlığıyla hazırladığı bir yazı dizisini beş gün boyunca yayınlamış ve AKP‟li anakent belediyelerin çalışmalarındaki aksaklıklar ve yolsuzluk iddialarını okurlarına aktarmıştır. belediyenin hatasını kabul ettiği atılan ara başlıkla haberde yer almıştır.

Haberde CHP‟li Hakkı Süha Okay‟ın bu olay hakkındaki görüşlerine de yer verilirken. Baykal‟ın sözleri hem başlıkta hem de spotlarda ve ara başlıklarda doğrudan aktarılarak içselleştirilmiştir. Kemal Kılıçdaroğlu‟nun iddia ettiği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi‟ni zara uğrattığı öne sürülen Serdar Kepenek‟in neden ortaya çıkmadığı ve Kadir Topbaş‟ın sorularına neden cevap vermediği haber söyleminin merkezinde yer almıştır. “Millete din. Özellikle miting meydanlarında vatandaşların hazırladıkları pankartların aktarılmasıyla. “ Durmak yok soymaya devam”. 27 Mart tarihinde yayınlanan bir başka haberde ise “Vali‟den AKP‟ye kıyak” başlığıyla Konya Valisi‟nin bir milletvekilinin eski İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . gazetenin AKP hakkındaki yolsuzluk haberlerini gündeme getirmesiyle örtüşerek. Aynı tarihli gazete yayınlanan bir başka haberde ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi‟ne eleman alımında yapılan usulsüzlük “Belediyeye ihaleyle memur almışlar” başlığıyla haberleştirilmiştir. Haber için kullanılan spotlarda kadrolaşmanın boyutlarının ortaya çıktığı gibi iddialar dile getirilirken. Haber için kullanılan fotoğraflar. Türk Hava Yolları‟nın daha önce reklamlarında slogan olarak Başbakan‟ın “Durmak Yok Yola Devam” sözünü kullandığı hatırlatılarak. AKP‟nin billboardlara astığı “Büyük Düşündük Hizmeti Seçtik” ilanlarının yanına TCDD tarafından asılan “Büyük Düşündük Türkiye‟nin Hızına Hız Kattık” ilanlarının iktidarı seçim öncesinde desteklemek için yapıldığı haberleştirilmiştir.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 97 yapıyor”. belediye başkanı Kadir Topbaş‟ın fotoğrafı da eklenerek. iman kendilerine han hamam”. 25 Mart tarihinde yayınlanan “TCDD-AKP işbirliği” başlıklı haberde.Haber Söyleminde Medya. Aynı sayfada yine bir başka yolsuzluk iddiasını içeren haber “Kepenek herhalde oldu kelebek” başlığıyla yayınlanmıştır. kamu kurumlarının seçim dönemlerinde AKP‟yi desteklemek için kullanıldığı haber söyleminde aktarılmıştır. “Erdoğan kendi istihbarat örgütünü kurdu” başlıklarıyla gazetenin haber söylemlerinde kullandığı iktidar karşıtlığını söyleşide de görmem mümkün oluyor. Okay‟ın “Büyük götürdüler olmalıydı” tırnak işareti kullanılmadan doğrudan kullanılmıştır. Bu şekilde aktarılan haberler arasında bir bütünlük sağlanmış ve siyasal iktidar karşıtı olan gazete söylemi pekiştirilmiştir. CHP‟nin İstanbul mitinginde Deniz Baykal‟ın sözleri haberin genel çerçevesini oluşturmuştur. “Kasımpaşa‟nın imamı kaça sattın vatanı” gibi pankartların yolsuzluk mesajları vermesi. 23 Mart tarihli yayınlanan “Yolsuzluk çağ atladı” başlıklı haberde. haberde oluşturulmak istenen iktidar karşıtı söylem desteklenmiştir. gazetenin iktidar karşıtı genel söylemini desteklemek için kullanılmıştır. gazetenin siyasal iktidar karşı söylemini desteklemiştir. AKP‟ye karşı toplumsal bir hoşnutsuzluğun olduğu haberin söylemini desteklemek için kullanılmıştır.

Ayrıca gazete seçim öncesinde CHP‟nin siyasal reklamlarını sık sık yayınlanmış ve oluşturduğu haber söylemini desteklemek için kullanmıştır. Siyasetin yönetme üzerine inşa edilmiş yapısı. kontrol etme süreçlerine taşımakta ve siyaset-medya ilişkisini bir mücadele süreci içerisine çekmektedir. SONUÇ Bu çalışma Türkiye‟de siyaset kurumu ve medya arasındaki ilişkiler ağının yazılı basında yayınlanan haberlerin söylemine yansımalarını ortaya koymak için yapılmıştır. Yapılan haberde AKP‟nin devlet kurumlarında kadrolaşmaya devam ettiği söylemi ön plana çıkartılırken. Gölcü sekreterini özel kalem müdürlüğüne ataması haberleştirilmiştir. Bu sayede CHP‟nin muhalefet görevini yerine getirdiği ve siyasal iktidarın eylemlerini takip ederek kamuyu haberdar ettiği söylemi haberde üretilmiştir. CHP ve adayları hakkında herhangi olumsuz bir habere rastlamak söz konusu olmamış ve bu dönem içerisinde CHP‟li bazı anakent adaylarıyla tam sayfa söyleşiler yayınlanmıştır. İktidarla ilgili yapılan haberlerin çoğunluğu olumsuzluk değeri üzerinden haberleştirilmiştir. Gazetenin Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay‟ın Ergenekon Soruşturması kapsamında gözaltına alınmasının seçim öncesinde gerçekleşmesi. medya ve siyaset arasındaki ilişkiyi de yönetme. Gazete genel olarak iktidar karşıtı sert bir duruş sergilerken.98 A. haberde CHP Konya Milletvekili Atilla Kart‟ın olayın takipçisi olduğu da aktarılmıştır. CHP‟li belediyelerin yaptığı ya da yapacağı icraatlar düzenli olarak haberleştirilmiştir. Güz 2009. Gazete AKP ve AKP‟li belediyelerin yolsuzluk iddialarına ilişkin birçok olayı haberleştirirken. iktidarın devlet kurumlarında kadrolaştığı söylemini desteklemek içinde haberler yapmıştır. Haber söyleminde kullanılan başlıklar ve spotlarda genel olarak olumsuz cümle yapıları olarak kurgulanmış ve olumsuz anlamlar taşımaktadır. siyasal mekanizmaların ve ekonomik yapıların da dâhil olduğu karmaşık bir ilişkiler ağı ortaya çıkmaktadır. Çalışmanın uygulama kısmında seçim döneminde iktidar partisi ve ana muhalefet partisi hakkında yapılan haberlerin ele alınması. Bu bağlamda medya örgütlenmelerinin. medya ve siyaset kurumu arasındaki ilişkilerin daha anlaşılır kılınması içindir. CHP hakkında çıkan haberler ise daha sade bir dille kaleme alınırken. kullandığı haber dili ve söylemi de buna göre olmuştur. gazetenin seçim döneminde yaptığı haberlerin söyleminde sert bir dil kullanmasına etki eden unsurlardan biridir. Cumhuriyet gazetesi seçim öncesi yaptığı haberlerde kullandığı haber söyleminde siyasal iktidarla iyi ilişkilerinin olmaması ve okur kitlesinin ideolojik beklentileri bağlamında iktidar karşıtı bir yayın politikası izlemiştir. Sayı 29 .

Haber Söyleminde Medya- Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri

99

Çalışma sonucunda siyaset kurumu ve medya örgütlenmeleri arasında siyasal iktidara yakınlık ve uzaklık olarak tanımlayacağımız nedenlerin, medya içeriği ve özellikle haber söylemi üzerinde çok önemli bir etkiye sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca haber söyleminin kaygan bir zemin üzerinde bulunması ve haberin durum tanılaması olarak kavramsallaştırması da gazetelerin aynı haberi farklı söylem kalıplarında aktarmalarına imkân tanımıştır. İncelenen gazetelerin seçim döneminde kullandıkları haber söylemleri, gazetenin ait olduğu yayın grubunun siyasal iktidarla ilişkilerinden, okuyucu kitlesinin dünya görüşüne ve siyasal partilerden alınan reklamlara kadar çok farklı değişkenlerden etkilenmektedir. Hürriyet gazetesinin haber söyleminin oluşmasında ait olduğu Doğan Yayın Holding‟in mevcut siyasal iktidarla iyi ilişkilerinin olmaması belirleyici olmuştur. Hürriyet gibi çok farklı kesimlerden okur kitlesine sahip bir gazete için okur kitlesinin haber söylemini etkilemede çok etkili olduğu söylenemez. Ayrıca gazetenin siyasal reklamlara göre haber söylemini belirlediğini öne sürmek gerçekçi olmayacaktır. Araştırma kapsamında gazetenin takip edildiği süre içerisinde bu iki parti adına hiçbir siyasal reklam Hürriyet gazetesinde yayınlanmamıştır. Yeni Şafak gazetesinin haber söylemini etkileyen faktör ise gazetenin AKP hükümetine yakın bir yayın politikasına sahip olmasıdır. Ayrıca Yeni Şafak gazetesi bu dört gazete arasında en çok AKP reklamı yayınlayan gazete olmuştur. Kuşkusuz bu da gazetenin haber söylemini belirlemede etkili olmuştur. Sabah gazetesinin haber söyleminin belirlenmesinde gazetenin ait olduğu medya grubu ve mevcut siyasal iktidarla olan ilişkileri etkili olmuştur. Sabah gazetesinin yayınlarında kullandığı haber söyleminin belirlenmesinde AKP‟den aldığı siyasal reklamlar da önemli bir faktördür. Cumhuriyet gazetesi için haber söyleminin belirlenmesinde üstlendiği misyon ve mevcut siyasal iktidarın meşruiyetini sorunsallaştıran bir yayın politikasına sahip olması, seçim döneminde gazetenin haber söyleminin belirlenmesinde etkili olmuştur. Gazetenin CHP‟nin eylemlerini olumlayan bir haber söylemini tercih etmesinde, CHP‟nin gazeteye verdiği siyasal reklamların etkili olduğu gözlemlenmiştir. Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında yapılan haberlerin ve Kılıçdaroğlu‟nun siyasal reklamlarının karşılıklı ya da aynı sayfalarda yayınlanması bu görüşü desteklemektedir. Ayrıca Kılıçdaroğlu için yapılan haberlerde dürüstlük imajını destekleyecek unsurlar sık sık kullanılmıştır. Sonuç olarak çalışma kapsamında incelenen gazetelerin yayın politikalarının ve mülkiyetlerinin siyaset kurumuyla olan ilişkilerinin, gazetelerin yaptığı haberler ve seçim döneminde yayın politikalarını belirlemede çok önemli olduğu

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

100

A. Gölcü

gözlenmiştir. Ayrıca gazetelerin aldığı siyasal reklamların da haber söylemlerinin belirlenmesinde etkili bir faktör olduğu ve bu reklamların haberlerin söylemlerini destekleyecek bir şekilde sayfalara yerleştirildiği ortaya çıkmıştır. KAYNAKÇA Althusser, L. (2006) Yeniden Üretim Üzerine, A. Işık Ergüden-Alp Tümertekin (çev), İstanbul: İthaki Yayınları. Chomsky, N. (1993) Medya Gerçeği, Abdullah Yılmaz(çev), İstanbul: Tümzamanlar Yayıncılık. Curran, J. (1997) “Medya ve Demokrasi: Yeniden Değer Biçme” içinde: Medya Kültür Siyaset, 139-198, Süleyman İrvan (çev. ve der.), Ankara: Ark Yayınevi. Erdoğan. İ. (1999) “Dördüncü Gücün İlettiği: Amerikan Örneği” içinde: Medya Gücü ve Demokratik Kurumlar, 33-42. Korkmaz Alemdar (der:), İstanbul: Afa Yayınları. Foucault, M. (2000) Özne ve İktidar/ Seçme Yazılar 2, Osman Akınhay, Işık Ergüden (çev), İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Garnham, N. (1990) Capitalism and Communication, London: Sage Publications Gramsci, A. (1986) Hapishane Defterleri, Kenan Somer (çev), İstanbul: Onur Yayınları. Hackett, R. A. (1997) “Bir Paradigmanın Önemini Yitirişi”, Ayşe İnal (çev.). içinde: Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Yıllık, 31-72, 1997-1998. Hall, S. (1994) “İdeolojinin Yeniden Keşfi: Medya Çalışmalarında Baskı Altında Tutulanın Geri Dönüşü”, içinde: Medya, İktidar, İdeoloji, 73-122. Mehmet Küçük(çev. ve der.), Ankara: Ark Yayınevi. Herman, E. ve Chomsky, N. (2006) Rızanın İmalatı, Ender Abadoğlu (çev.), İstanbul: Aram Yayınevi. Iyengar, S. (1997) “Siyasette Erişim Yanlılığı” içinde: Medya Kültür Siyaset, 233252. Süleyman İrvan (çev. ve der), Ankara: Ark Yayınevi. İnal, A. (1996) Haberi Okumak, İstanbul: Temuçin Yayınları. İnal, A. (1995) Yazılı Basın Haberlerinde “Yapısal” Yanlılık Sorunu, Toplum ve Bilim, 67, 111–135.

Güz 2009, Sayı 29

Haber Söyleminde Medya- Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri

101

İnceoğlu, Y. ve Çomak, N. (2009) Metin Çözümlemeleri, İstanbul: Ayrıntı Yayınları. İrvan, S. (1997) Medya, Kültür, Siyaset, Ankara: Ark Yayınları Kaya, R. (2009) İktidar Yumağı, Ankara: İmge Kitabevi Yayınları. Kaya, R. (1999) “Medya, Toplum, Siyaset,” içinde: Medya Gücü ve Demokratik Kurumlar, 23-32. Korkmaz Alemdar(der.), İstanbul: Afa Yayınları. Lippmann, W. (1945) Public Opinion, New York: The Macmillan Company. Murdock, G. (1982) “Large Corporations and the Control of the Communication Industry” edt., M. Gurevitch, T. Bennet, J. Curan and J. Woollacott; Culture, Society and Media, London: Methuen. Schiller, H. (1993) Zihin Yönlendirenler, Cevdet Cerit (çev), İstanbul: Pınar Yayınları. Shoemaker, P. ve Reese, S. D. (1997) “İdeolojinin Medya İçeriği Üzerine Etkisi”, içinde: Medya Kültür Siyaset, 99-136. Süleyman İrvan (çev. ve der), Ankara: Ark Yayınevi. Sözen, E. (1999) Söylem, İstanbul: Paradigma Yayınları. Stevenson, N. (2008) Medya Kültürleri: Sosyal Teori ve Kitle İletişimi, Göze Orhon- Barış Aksoy (çev.), Ankara: Ütopya Yayınevi. Sumner, C. (1979) Reading Ideologies. Londnon: Academic Pres. Tokgöz, O. (2008) Siyasal İletişimi Anlamak, Ankara: İmge Kitabevi Yayınları. Tuchman, G. (1978) Making News: A Study in the Construction of Reality, UK: Free Pres. Van Dijk, T. A. (1997) Discourse as Structure and Process, London: Sage Publications. Van Dijk, T. A. (2005) Söylemin Yapıları ve İktidarın Yapıları” içinde: Medya, İktidar, İdeoloji, 315-376. Mehmet Küçük (çer. ve der.), Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları. Yaylagül, L. (2006) Kitle İletişim Kuramları: Egemen ve Eleştirel Yaklaşımlar, Ankara:Dipnot.

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009, 7(2), 237-

1980’LERDEN 2000’LERE TÜRK SĠNEMASINDA ÜRÜN YERLEġTĠRME UYGULAMALARINDA GÖRÜLEN NĠCEL DEĞĠġĠM
Merih TAġKAYA
ÖZET
Reklam yayınlarının izlenilirliğinin ve etkinliğinin azalması sonucunda ürün yerleştirme uygulamalarına yönelen reklamcılar ve reklam verenler için sinema filmleri yeni bir mecra haline gelmiştir. 1980 sonrasında, Türkiye’de uygulanan neo-liberal ekonomi politikalarından Türk sineması da etkilenmiştir. Sinema filmlerinde yapılan ürün yerleştirme uygulamaları, yasal bir zemine sahip olmadığı halde uygulanmaya devam etmiştir. Yapılan analizler sonucunda son yirmi yıllık süreç içinde ürün yerleştirme uygulamalarında süre, sahne ve film bazında artış olduğu bulgulanmıştır. Bu çalışmada, bu artışın değerlendirilmesi için, ürün yerleştirme uygulamalarının reklam stratejisi haline geldiği neo-liberal sürece odaklanılmıştır. Bu çalışma, Türk Sineması’nda ürün yerleştirme uygulamalarının yıllara göre gösterdiği nicel değişimi eleştirel ekonomi politik yaklaşım çerçevesinde incelemektedir. Türk filmlerinde yapılan ürün yerleştirme uygulamalarında görülen nicel değişimi belirlemek için 1987, 1997, 2007 yıllarında en çok izlenen 30 film içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Türk Sineması, Ürün Yerleştirme, Sponsorluk, Neo-liberalizm

The Quantitative Changes in Product Placement Practices in Turkish Cinema Since 1980s To 2000s ABSTRACT
In Turkey, cinema industry is influenced by the neo-liberal policies. As a result of this, cinema industry has been forced to be in a more interpreted relation with advertisement industry. Advertisement industry has been looking for a new media due to the decrease in the effect of ads in traditional media. This study aims to capture this neo-liberal process by focusing on product placement strategy since mid-1980. In order to describe quantitative change in product placement in Turkish movies with box office success are analyzed. This research shows that there is a gradual increase of product placement in terms of number of movies, scenes and time allocated from 1980’s to 2000’s. Key Words: Turkish Cinema, Product Placement, Sponsorship, Neo-liberalism

 Yardımcı Doçent Doktor, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi.

İletişim 2003/18

yapımcıya ve ürün yerleştirme ajansına ayrı ayrı faydalar sunmaktadır. televizyon programları. Ürün yerleştirmelerin bilinen en erken uygulaması 1930‟ların sinema filmlerinde görülmüştür. TaĢkaya Reklam yayınlarının izlenilirliğinin ve etkinliğinin azalması. izleyicide ürünü tesadüfen gördüğü inancını yaratmakta ve söz konusu ürüne yönelik pozitif algılar geliştirme olasılığını artırmaktadır. sinema filmleri. The African Queen filminde Humphrey Bogart aracılığı ile Gordon‟s Dry Gin. Ürün yerleştirme uygulamaları. Hollywood‟da önceleri gerçeklik algısı yaratmak amacıyla senaryonun gerektirdiği doğrultuda dekorda ve çeşitli sahnelerde ürünlerin kullanılması ile yapılırken. reklam için ayrılmış alan ve kuşakların yayınlandığı mecralara alternatif mecralar sunmaktadır. ürün yerleştirme. Şirketler her zaman. Sayı:29 . Bu mecralar. Satın alma davranışı üzerindeki etkinliği kanıtlanmamış olmakla beraber. bir görüşe göre “ikna edici iletişim söz konusu olduğunda. etkinin daha güçlü olması kaçınılmazdır. Film yapımcısı. kendi ürününü bir filmin kurgusal gerçekliğinde bir karakter olarak sunarak ürüne pozitif bir imaj kazandırabilmektedir. tüketimi yönlendirici etkisine olan inancın ve beklentinin artmasıyla giderek ürünlerin reklamlarının yapılmasına hizmet eden uygulamalara dönüşmüştür. 1945 tarihli Mildred Pierce isimli film. bir sinema yıldızının markalı bir ürünü kullandığı ilk film olarak belgelenmiştir (Galician ve Bourdeau. 2004: 104). hatta onu tesadüfen duyduğuna inanması. reklam verene. Reklam veren Güz 2009. alkol gibi etik açıdan hassas olan ürün sınıfları için de devam etmiştir. bir taraftan ürünün gerekli sahnelerde kullanılmasıyla gerçeklik algısı yaratabilmekte. televizyon dizileri gibi yapımlardır. pırlanta üreticisi DeBeers firmasının Hollywood‟un altın çağında aşk filmleri için pırlanta takılar tedarik ettiği bilinmektedir. Ürün yerleştirme uygulamaları. Mildred Pierce filminde Joan Crawford aracılığı ile Jack Daniels sunulmuştur (Wenner. kendi markalarının bir öykünün parçası olarak ekranlarda gösterilmesine isteklidirler. reklamcıları ve reklam verenleri yeni mecralar aramaya sevk etmiştir. Reklam veren firma. ürünlere fayda sağlamak amacıyla sigara. Bu görüşe göre. reklam kuşağında yer alan reklamlardan daha fazla ikna edici olabilmektedir. 1994). ürün yerleştirme uygulamaları. alıcının ikna edici iletişimin kendisine yönelmediğine.104 GiriĢ M. Buna ürünün şöhret sahibi kişilerce filmlerde kullanıldığı durumlar da eklendiğinde. Otomobil firmalarının gönüllü olarak araç sağlayarak film yapımını destekledikleri. Reklam yayını için yeni mecralar olarak sinema filmlerinin kullanılması. Bu uygulama. iknanın etkinliğini artırmaktadır” (Yüksel. diğer taraftan yerleştirilen ürün için aldığı ücret ya da ürün ile yapım giderlerini kısmen ya da tamamen karşılayabilmektedir. yerleştirilen ürünlerin markalarının tanınırlığına yaptığı pozitif katkısının fark edildiği zamanlardan beri. 2004: 17).

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . reklamcılık sektörünün umut bağladığı “total iletişim” ve “bütünleşik iletişim” kavramları. Oysa tarih. ürün yerleştirme uygulamalarından elde ettikleri kazancı gündeme getirmeyip. Galician ve Bourdeau. 2004: 101-134 2 Mattelart “yeni reklam endüstrisi. gerçeklik algısı yaratma arzusunun ürünün reklamını yapma niyetine dönüşmesi. reklamcılık sektörününün kendi içinde matrisler ürettiğini söylemektedir. Ürün yerleştirme için „toplam çözüm ajans‟ı adı altında aracı kurum olarak kendilerini konumlandıran kuruluşlar da bu uygulamaları hayata geçirmek için hazırlıklıdırlar. bir firma. yüzdeler ve başarı hikayeleri. 2004. benzer nitelikteki bir süreç içinde Türk sinemasına da yansımıştır. ürün yerleştirme uygulamalarının reklam ve halkla ilişkiler karması içinde marka bilinirliği yaratmada. ürün yerleştirme uygulamalarında bir artışa neden olmuştur. tanıtımı yapılan ürünlerin mümkün olduğunca sinema ve televizyon yapımlarının ihtiyaç duyduğu 1 Daha fazla örnek için bkz.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 105 firmalar. 1982‟de Steven Spielberg‟in E. yine Tom Cruise‟un oynadığı The Firm isimli filmde gösterilmeden önce çok fazla tanınmayan Red Stripe isimli biranın pazarının ikiye katlanması gibi örnekler çoğaltılabilir (Wenner. Wenner. 2004: 106). sadece filmin yapımına destek oldukları noktasına vurgu yapmaktadır (Taşkaya. Yapılan ürün yerleştirme uygulamaları sonrasında satışın arttığına ilişkin ampirik bir bulgu olmasa da ürün yerleştirme uygulamalarının en azından marka bilinirliğine katkıda bulunduğu kanısı Türkiye‟de de yaygındır. son birkaç yılda. Diğer türler arasında sponsorluk ve ürün yerleştirme uygulamalarının bu günkü halleri.T. Hollywood ile eş zamanlı olmasa da. reklamverenleri ürün yerleştirme uygulamaları için cezpetmiştir. Ürün yerleştirmeyle ilgili başarı hikayeleri. su içinde başka türlerle karşılaşan bir balık gibidir” derken. 2009). bu bağlamda yeni icat edilmiş olarak görülmektedir. yolunu hala „kaliteli kurgu‟da ararken. Bu ajanslar dışında. filminde spotların Reese‟s Pieces isimli şekerin üzerine çevrilmesinden sonra -M&Ms firması para karşılığında ürün yerleştirme yapılmadığını iddia etmiş olsa da. örgüt ya da kuruluş içindeki bütün iletişim aktivitelerinin en gözde olanlarının uyumuna işaret etmekte ve reklam ajansları tarafından bu yollarla “eklemlenmiş sinerjik etkiler”in açığa çıkacağı vaat edilmektedir2. ürün yerleştirme ile filmlerde kullanılan pek çok ürünün satış başarısı öyküsüyle doludur. Pazarlama stratejilerini geliştirmek üzere yürütülen pek çok yönetimsel araştırmada. Reklamcılığın etkililiği konusunda duyulan şüphe sonucunda. Bu araştırmalar. Ürün yerleştirme uygulamalarında. klasik radyo ve televizyon reklamlarına benzer bir şekilde yer ayırtma ve ürün yerleştirme ile bu ürünleri ekranlara taşıyan. 2004). Tom Cruise‟un rol aldığı Risky Business adlı filmde kullandığı Ray Ban marka gözlüklerin satışlarının bir anda fırlaması. oldukça güçlü olduğu ifade edilmektedir.bu şekerin satışları %66 artmıştır1 (Wenner.

koordineli olarak sunulmasını sağlamak için sponsorları tarafından düzenli olarak denetlenen. (2006)) Bazıları Türkiye‟de ürün yerleştirme stratejileri üzerine vaka analizi olarak değerlendirilebilir (Bkz. Komser Şekspir. GORA. reklam kuşağında reklamları izlerken sahip oldukları kalkanları. Türk sinemasında ürün yerleştirme. TaĢkaya malzemeler kapsamında. Babam ve Oğlum. Hababam Sınıfı Askerde. tecimsel mesajlar taşıyan ve pek çok noktada reklamla örtüşen uygulamalara dönüşebilmektedir. Kabadayı.106 M. gerçeklik algısı yaratmak üzere filmlerde uygun sahnelere yerleştirildiği iddia edilse bile. Bu çalışmalardan bazıları genel olarak ürün yerleştirme stratejilerini belirlemeye yönelik olarak literatür taraması şeklindedir (bkz.) mesajın başında ya da sonunda bildirilmesi zorunluluğu vardır. Propaganda. Nerdesin Firuze. Hababam Sınıfı 3. neo-liberal piyasa kurallarının teşviki ile bu dönüşüme giden bir yol izlemektedir. Sayı:29 . Bu noktada ürün yerleştirme uygulamalarında etik olmayan bir durum söz konusudur. Türkiye‟de uygulanan neo-liberal ekonomi politikalarından ve bu politikaların sürekliliğine hizmet eden kuralsızlık projelerinden Türk sineması da etkilenmiştir. ürün yerleştirme uygulamaları karşısında kuşanamamaktadırlar. O Şimdi Asker. 1980 sonrasında. 120 ve Beyaz Melek) alınmıştır Güz 2009. Türkiye‟de de ürün yerleştirme uygulamaları. reklam. Diğer taraftan. Asmalı Konak Hayat. filmlerin tehlikeli bir şekilde ürünler tarafından işgal edildiği eleştirileri de gündemdedir (Govani. Ancak bu güne kadar yapılan çalışmalar içinde 3 Bu çalışmada örneklem olarak 1980‟den 2007‟e kadar olan süre içinde yapımı gerçekleştirilmiş ve izleyici sayısı bir milyonun üzerinde olan 26 film (Eşkıya. 20093). Son Osmanlı. belgesel. 2009). Ürün yerleştirme konusunda son yıllarda Türkiye‟de yapılmış pek çok çalışma vardır. 2006: 253). Pekman ve Gül (2008)). Güle Güle. Sınav. kuralsızlık projelerinin uygulanma süreci içinde hiçbir yasal zemine sahip olmaksızın yapılagelmiş ve bu uygulamanın sınırlarını -ya da sınır tanımazlığını. Bazıları Türkiye‟de ürün yerleştirme uygulamalarının nitel durum tespitine yönelik olarak nicel analizlere yönelmiş ve mevcut durumu ortaya koymuştur (bkz. Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarını piyasa sürecine paralel gelişimi içinde değerlendirmek için serbest pazar uygulamalarının başlatıldığı ve reklamcılık faaliyetlerinin hız kazandığı 1980 sonrasına yönelmek gerekmektedir. Deliyürek Bumerang Cehennemi.Vizontele Tuuba . Kahpe Bizans. yorum vb. Taşkaya. Her Şey Çok Güzel Olacak. Ürün yerleştirme ajansları bu noktada yeni bir alt sektör olan ürün yerleştirme uygulamalarından fayda sağlayan üçüncü taraf olarak karşımıza çıkmaktadır.piyasa koşulları belirlemiştir (Taşkaya. Vizontele. Ürünlerin. Hokkabaz. Maskeli Beşler Irak. ürün yerleştirme. Hababam Sınıfı Merhaba. Kurtlar Vadisi Irak. uzmanlaşmış kurumların belirdiği gözlenmektedir (Baerns: 2003). Gürel ve Alem (2004). 1999‟dan aktaran Türksoy. Kitle iletişim araçları tarafından sunulan tüm mesajların niteliğinin (haber.5 Organize İşler. İzleyiciler.

kavram ve çoğunlukla imge sözcükleriyle karşılanan image. optik. Bu tür ürün yerleştirme. filmde görünen markanın para ya da başka promosyonel bir nitelikle dönüşümünü ifade etmektedir. neo-liberal süreçte Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarında görülen nitel ve nicel değişikliklerinin değerlendirilmesidir. nicel ve nitel analizler ile yapılmıştır. konulu filmlerde markalı bir ürünün otomobil gibi. görlen vb. görme ediminin düşteki görüntü gibi. Bu araştırmada bu tanımlamadan yola çıkılarak sinema filmleri 4 İngilizce vision karşılığı olarak kullandığımız “vizyon” ve image karşılığı olarak kullandığımız “imaj” sözcükleri. Bu çalışma. 2005:190). Türk sinemasında ürün yerleştirme şekilleri. ticari marka imajı veya bir politikacının kendi imajı‟na ilişkin kaygısında olduğu üzere. Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarında görülen nicel ve nitel değişimleri tarihsel süreç içinde ortaya koymayı ve bu değişimlerin seyrini uygulanan ekonomi politikaları ile açıklamayı denemektedir. görüş. imaj “bir dizi bilgilenme sonucunda ulaşılan imge”dir 4 (Gartner. Görünüş. reklam ve tanıtım arasında melez bir nitelik taşımaktadır (Taşkaya. sözcüklerle karşılanmaya çalışılan vizion. 1986: 635-644). zihinsel. Bu değerlendirme. Bu aslında reklamcılık ve halkla ilişkiler jargonunun bir terimidir (Williams. resim. Ürün yerleştirme marka imajına katkıda bulunan bir uygulama olarak kabul edilmektedir. bir kişi veya nesnenin görüntüsel/resimsel benzeridir. yerleştirilen ürünlerin sektörel dağılımları.2009).ya da ürüne ilişkin reklamın -mağaza tabelası gibi. Amaç ve Kapsam Bu araştırmanın amacı. Gülsoy da ürün yerleştirmeyi. iki on yıllık süre içinde. uzak-görüş. Pratik olarak ise. algısal. ürünlerin oyuncular tarafından kullanılma durumları. yayıncılık ve reklamcılık jargonunda yer almaktaysa da Türkiye‟de ilgili mevzuatta ürün yerleştirme uygulamalarına dair herhangi bir düzenleyici maddeye ya da ayrı bir yönetmelik bulunmamaktadır.taşıması gibi yollarla. fikir. içerdikleri zengin anlamlar nedeniyle çevrilmesi sorunlu sözcüklerdir. görüntü. reklam olduğu belirtilmeden yapılan reklam olarak tanımlamaktadır (Gülsoy 1999: 411). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . “algılanan ün” anlamına geldiği görülebilir. televizyon programlarında sunucunun markalı bir ürün -içecek şişesi gibi. grafik imajlardan söz ederiz (ç. Gupta ve Gould‟a (1997) göre filmlerdeki ürün yerleştirme. görme.n. Türkçe‟de görü.yer alması.) (Robins. hayal gücüyle bazen de mistik görüş gücüyle ilgili olarak kullanılmasını ifade eder. sahne sayıları ve yerleştirilme süreleri üzerinden. Gartner‟a göre. Kavramsal Çerçeve Ürün yerleştirme kavramı.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 107 Türkiye‟de ürün yerleştirme uygulamalarının tarihsel süreç içindeki gelişimine odaklanan ampirik bir araştırmaya rastlanmamıştır. düşsel görüntü. sözel. 1999: 21).

liberalizmin 1870‟lerden 1970‟lere kadar olan süreç içindeki (özellikle 1930-1970 dönemi arasında). Shackleton. Neo-liberalizm çerçevesinde serbestleştirme. 2004: ) 6 „Kuralsızlaştırma‟ ya da „kurallardan arındırma‟ politikalarıyla ilgili olarak kavramsal tartışmaları Murdock. Rubsamen. Dünya konjonktüründeki yansımalarını 1970lerin ortalarından itibaren Türkiye‟de hissettiren ve 1980lerden günümüze dek süregelen neo-liberal politikalar. Neo-liberal ekonomi politikalarının sürdürülebilmesi için gerekli esneklik “kuralsızlaştırma”6 çabalarından geçmektedir. Sosyal/Eşitlikçi Liberalizm ve Neo-Liberalizm. kamu yararını şirket yararından daha gerilerde tutarak. 2004: 1). Tarihsel gelişim ve dönüşüm sürecinde üç tür liberalizmden söz edilmektedir: Klasik Liberalizm. 2000: 39). tüketim alanında talep belirlemeye yönelik tüm çabalar. anlaşılır halde ve odaklanılarak sunulan markalar ya da markayı çağrıştıracak -reklam tanımına girmeyen. özelleştirme ve kuralsızlaştırma politikaları 1980‟lerden bu yana uluslararası ve ulusal ekonomik ve politik belirleyiciler eşliğinde uygulanmaktadır (Başaran. Kuralsızlaştırma projesi kapsamında içeriği askıda bırakılan medya dünyasının pek çok uygulaması arasında ürün yerleştirmeyi de saymak mümkündür. Tığlı. Neo-liberalizm. Negrine ve Papathanassopoulos‟un görüşleri ile sunan Köker (1998: 149) devletin düzenleyici kurallarının ve bunları üreten mekanizmaların devre dışı bırakılmasını. Miller.görsel ve/veya işitsel söylemler (bkz. Ürün yerleştirme uygulamalarının kurallarının ya da kuralsızlaştırma sürecindeki adımların piyasa aktörlerinin belirleyiciliğinde atılmasının “ticari ifade özgürlüğü”nün gereği olduğu yaklaşımı da. Bu nedenle. kapitalizm için yaşamsal önem arz eder. filmin doğasına uygun ve planlı bir şekilde ve belli bir bedel karşılığında optik ve/veya akustik olarak. Sistemin işleyişinin kesintiye uğramaması için talebin sürekli yaratılması ve arttırılması gerekmektedir. TaĢkaya içinde. Bunun için de piyasa aktörleri devlet müdahalesinin minimuma indirilmesini talep etmektedirler. Sayı:29 . 2005: 217-237. bazı araştırmacıların genel anlamda „özelleştirme‟ kavramıyla karşıladığını. N. Sarıyer. Kuramsal Çerçeve Pazar ekonomisi. gelişiminin bir eleştirisini ve kendi alternatiflerini ortaya koymaya çalışan bir “yeni” biçimi olarak tanımlanabilir. 5 Bazı kaynaklarda “ürün yerleştirme” kavramı yerine “marka yerleştirme” kavramı kullanılmaktadır: Bkz. Güz 2009. 1995: 74 ve Wenner.108 M. 2004: 104) “ürün yerleştirme5” uygulamaları olarak değerlendirilmiştir. Her liberalizm türü bir diğerinin eleştirisi olmuş ve alternatifini sunmuştur (Sallan Gül. 2009). sinema alanında da etkisini göstermektedir (Taşkaya. bazılarınınsa „kurallardan arındırma‟ kavramını tercih ettiğini belirtmektedir. köklerini liberalizmden almaktadır.

“marka imajı” ekseninde buluşur. ürün yerleştirme uygulamaları ile yerine getirilmekte. ürün yerleştirme. 2004: 232). Ürün yerleştirme ile filmlerde belli sahnelerde sunulan ürünlerin Bir markayı. Kuralsızlaştırma projelerinin uygulandığı bir örnek olan bu girişimler. Serbest piyasa koşullarında. Türkiye‟de neo-liberal politikalar 24 Ocak 1980 istikrar paketi programlarıyla askeri iktidar tarafından benimsenmiş ve kuralsızlaştırma süreci. Ürünlerin markalarına vurgu yapılarak. yasal zeminden yoksun olarak tamamen piyasa güçleri tarafından oluşturulmaktadır. Özal hükümeti döneminde yaygın kabul görerek. Kuralsızlaşma projeleri Neo-liberal ekonomi politikalarının ürünüdür. Sinema da diğer Kitle İletişim Araçları gibi kültür endüstrisi içinde düşünülür ve ideoloji ve bilinç inşasında kullanılır (Yaylagül. sayısız rakip arasında tercih edilme zaferine ulaştıracak uygulamalar. 2004). Çünkü kültürel ürünler de kapitalist ekonominin koşullarına bağımlıdır ve yüksek karlılık hedeflemektedir. 2006 ve Sallan Gül. Ekonominin dışa açılmasıyla serbest piyasa ekonomisi İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .ürün yerleştirme uygulamalarına umut bağlanmıştır. oyuncunun popülerliği üzerinden izleyiciye aktarılmaktadır. satışı ve satışın hızını artırmaktır. Ürün ve marka çeşitliliğindeki artış göz önünde tutulduğunda. Yasal mevzuatta herhangi bir düzenlemesi olmayan ürün yerleştirmenin kuralları. rekabet ortamında tüketim etkinliğini yönlendirecek „yeni anlamlar yaratma‟ işlevi. gerek yapım şirketleri. Bunun için tüketim kültürünün etki alanını genişletmeye yönelik reklam stratejileri her geçen gün çeşitlenerek artmaktadır. Kazancı.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 109 sistemin sürekliliğine ve yeniden inşasına hizmet etmektedir. Bu sonucu ekonomik sistemin dışında bir noktada açıklamak mümkün değildir. Ürün yerleştirme uygulamalarının. gerek reklamverenler. Filmlerde ürünün oyuncu tarafından kullanılırken gösterilmesinin ürünün marka imajına olumlu katkısının olduğu kabul edilmektedir. gerçek anlamda kültürel ürün olmaktan uzaklaştırılan yapımcıların ortaklaşa çabaları ile beyaz perdede filmlerin reklam mecrası haline dönüştürülmesine zemin hazırlamıştır. Neo-liberal pazar ekonomisinin gereklerinin yerine getirilmesi için uygulanan ekonomi politikalarının sonucu olan bu kural tanımaz çabaların asıl hedefi. kurallardan arındırma projesinin yansıması olarak değerlendirilmelidir. ürün ve hizmetlerin tüketim hızının artırılmasında -reklamın etkinliğinin azaldığı yönündeki endişeler nedeniyle. Böylece ürün/marka tarafından vaat edilen doyumlara ilişkin bilgiler. tüm kamusal alanları reklam mecrası haline dönüştürmek isteyen sermaye sahiplerinin ve sinema filmlerini tecimsel kaygılarla. tüketicilerin tutumları üzerinde gerçekleştirilen manipülasyonların vazgeçilmez aracı olmaktadır. sinema filmlerine yerleştirilme stratejisi de bu stratejilerden birisidir. yaşanmaya başlanmıştır (bkz. gerekse aracı kurumlar olan ürün yerleştirme ajanslarının Türkiye‟deki yasal zemini sorgulanmaksızın uygulanmaya devam etmesi.

Deregulasyon sürecinde kurallar. iletişim sürecinin endüstrileşmesi ve bu endüstride üretilen ürünlerin üretim. Güz 2009.110 M. kültürel olmaktan çıkıp ekonomik nitelikli olmuşlardır. ürün yerleştirme süresi. 1998: 56). yerleştirilen ürün sayısı. 2003: 7–8) eleştirel ekonomi politik yaklaşımla yapılmıştır. Çünkü ekonomi politik yaklaşım. S2 : Türk sinemasında ürün yerleştirme stratejileri içinde en fazla görülen. Böylece. kamu çıkarı kavramı yerini. bölüşüm ve tüketim süreçlerini incelemektedir. kuralsızlaştırma sürecinin etkinliğine işaret etmektedir. değerlendirmeler şirket karlılığının ilk ve tek hedef olduğu neo-liberal ekonomi politikaları çerçevesinde (bkz. ulusal ve uluslararası siyasi formasyon. 1980‟li yılların ortalarından itibaren kısıtlayıcı düzenlemeler medya alanında da birer birer ortadan kaldırılmaya başlamıştır. S3 : Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarında ürünün oyuncu tarafından kullanılma durumunda 1980li yıllardan 2000li yıllara doğru artış vardır. Sayı:29 . 1986: 188. McChesney. şirket çıkarlarına bırakmıştır” (Çaplı. Ürün yerleştirme uygulamalarının. bir üretim ve yeniden üretim süreci olan kapitalizmin evriminin ve bu sistem içinde iletişimin rolünün anlaşılması gerekir. ürün yerleştirme yapılan film ve sahne sayılarında artış görülmektedir. ayrıca bkz. Bunun sonucunda pek çok alanda devlet müdahalesi azaltılmıştır. iletişim politikalarının belirleyicileri. Sayıltılar S1 : Türk sinemasında 1980li yıllardan 2000li yıllara kadar olan sürede ürün yerleştirme uygulamalarında. 1989: 477‟den aktaran Yaylagül: 2004. Bu nedenle. mevcut toplumsal bağlamında analiz etmek için. serbest girişimciler lehine esnetilmeye başlamıştır. dağıtım. Dışa açılma da piyasa güçlerine dayanılarak gerçekleştirilmiştir (Başkaya. herhangi bir yazılı mevzuatı bulunmadığı halde devam eden uygulamalar olması. ekonomik ve politik ardyöresinin göz önünde tutulması gerekmektedir.189). 2002: 45–47). İletişimi. Enformasyon/iletişim/kültür endüstrileri ile diğer endüstriler arasındaki ilişkilerin. Köker. TaĢkaya benimsenmiştir. Bunun sonucu olarak. ürünlerin doğasını ve bu doğayı belirleyen süreçleri de inceleme kapsamı içinde tutmaktadır. optik doğal yerleştirmedir ve 1980li yıllardan 2000li yıllara kadar olan sürede en belirgin artış bu tür yerleştirmede görülmektedir. Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarının nicel ve nitel durumundaki değişikliklerin nedensel bağlar içinde açıklanabilmesi için. Bu ürünleri incelerken. mevcut güç ve iktidar yapıları içerisinde ilişkilendirilerek analiz edilmesi gerekir (Wasko.

Ürün yerleştirme uygulamaları için ayrılan süre. Ürünün olay örgüsüne yerleştirilip yerleştirilmediği. her yıl için 10 film olmak üzere toplam 30 Türk filmi. marka bilinirliğini artırmak olduğu için. Neo-liberal ekonomi politikalarının uygulanmaya başlandığı yıllar olmasıdır. Pazarlamacılar için ürün yerleştirmenin temel işlevi. genellikle sponsorluk ilişkileri kapsamında yapılmamaktadır. içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Filmlerin çeşitli sahnelerinde optik ve/veya akustik olarak gerçekleştirilen marka sunumlarının ürün yerleştirme kapsamında değerlendirilebilmesi için gerekli ibare olduğu ileri sürülen “para ya da promosyonel bir nitelikteki dönüşüm”ünü somut olarak gösteren bir işaretin bulunması oldukça zordur. Araştırmada örnekleme dahil edilen filmlerin 1980li yıllardan başlatılmasının nedeni. Ancak Türk filmlerinde sponsor ürünler dışında pek çok ürüne yönelik ürün yerleştirme yapıldığı için söz konusu işaretin elde edilmesi bu araştırma kapsamında olanaksız hale gelmektedir. Yöntem Araştırmada. Bununla beraber. Bu nedenle film içinde ürünün markasının optik ve/veya akustik olarak anlaşılır şekilde sunulduğu sahnelerde ürün yerleştirme yapıldığı kabul edilmiştir.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 111 S4 : Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamaları. tahmini gişe başarısının yüksekliği ile ilişkilidir. filme sponsor olan ürünlerin markaları ile film içinde görünür ve/veya duyulur halde sunulması durumunda para ya da promosyonel bir dönüşümün varlığından bahsedilebilir. 1987 yılına ait gişe hasılatı bilgisi sadece en çok hasılata sahip 10 film için bulunmuştur. filmlerin sponsor desteği alabilmesi. 1980li yıllardan. 1997 ve 2007 yıllarında gösterime girmiş Türk filmleri olarak belirlenen araştırma evreni içinde her bir yıl için izleyici sayısı İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Bu nedenle 1987. kronometre yardımı ile ölçülmüş. 1997 ve 2007 yıllarında gösterime giren ve en fazla seyirci sayısına sahip. ürün yerleştirme yapılan sahne sayıları ise film içinde değişen sahnelerin sayılması ile tespit edilmiştir. gişe hasılatı/sayısı bilgisine ulaşılabilinen en son yılın 1987 yılı olması. Türkiye‟de ürün yerleştirme uygulamalarında görülen nicel ve nitel değişimlerin analizi için 1987. araştırmanın yıl bazındaki örneklemini bu yıldan başlatmayı zorunlu kılmıştır. Örneklemde yer alan filmlere yönelik analizlerin yapılabilmesi için bu filmlerdeki ürünlerin yerleştirilme stratejileri ve yerleştirilen ürünlerin sponsor olma durumları. Bu nedenle 1997 ve 2007 yılları için de örnekleme en çok izlenen 10ar film dahil edilmiştir. oyuncu tarafından kullanılıp kullanılmadığı gibi bilgilere ulaşabilmek için ise var-yok analizi yapılmıştır.

Masumiyet. araştırmanın sayıtlıları doğrultusunda üç başlık altında değerlendirilmiştir.php?action=goToBoxOfficePage&type=0&year=&firma= Güz 2009. Bir Erkeğin Anatomisi. Sayı:29 . Çılgın Dershane. 1997 ve 2007 yıllarında gösterime giren toplam 30 Türk filmi araştırmanın örneklemini oluşturmuş ve analizler bu sayı üzerinden tam sayımla gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada 1987. Anayurt Oteli. 1997: Ağır Roman. 7 http://www. Kutsal Damacana. 1987. ürünün sunulduğu sürenin. sahne sayılarının. Asılacak Kadın. Merhamet (Özgüç. Akrebin Yolculuğu (Antrakt Gazetesi 7). Hakkari'de Bir Mevsim. Mektup. Usta Beni Öldürsene. kullanılan ürün yerleştirme stratejilerinin. 1997 ve 2007 yıllarında gösterime giren ve en her yıl için en yüksek izleyici sayısına sahip 30 film: 1987: Su da Yanar. TaĢkaya en yüksek olan onar film araştırmanın örneklemi olarak belirlenmiştir. Ayrılamam. Kuşatma Altında Aşk. Kabadayı. Mutluluk. Hamam.112 M. Amerikalılar Karadeniz’de II. ParsKiraz Operasyonu. ürün yerleştirme ve sponsorluk ilişkilerinin. 2007: Beyaz Melek. Hayallerim Aşkım ve Sen. (Antrakt Gazetesi) örneklem olarak alınmıştır. Maskeli Beşler-Irak. Yapılan içerik analizi sonucunda elde edilen bulgular.sinematurk. Son Osmanlı. yerleştirilen ürünlerin sektörel dağılımlarının 20 yıllık periyotta gösterdiği değişim bu çalışmanın bulguları ile ortaya konmuştur. 1988: 21). Allah Allah. Asiye Nasıl Kurtulur. Musallat.com/gise. Bulgular Ürün yerleştirme yapılan Türk filmlerinde. Dırejan. Nihavent Mucize. Sefiller.

Tablo 1. Su da Yanar (1987). Türk Sineması‟nın Eurimages. ulusal ve uluslararası film festivallerinin ödülleri ve sponsorluk anlaşmaları gibi yeni finansal kaynaklarla tanışması. 1990‟lı yıllardan itibaren söz konusu olmaya başlamıştır. Hakkari‟de Bir Mevsim (1987). Ürün yerleştirme yapılmayan 8 film 8 içinde en yüksek dağılım 1997 yılına aittir.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 113 Türk Sinemasında Ürün YerleĢtirme Uygulamalarının Ürün Sayısı. Kuşatma Altında Aşk. Kuşatma Altında Aşk (1997). Usta Beni Öldürsene (1997). Son Osmanlı (2007) 9 Ağır Roman. Drejan (1997). araştırma örnekleminde bulunan ve ürün yerleştirme yapılmadığı tespit edilen filmlerdir. Nihavent Mucize. 1987. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürün Yerleştirme Uygulamaları Sıklığında Görülen Değişimin Dağılımı Filmlerin Gösterim Yılları Filmde Ürün YerleĢtirme Durumu Ürün Yerleştirme Yapılan Film Sayısı Ürün Yerleştirme Yapılmayan Film Sayısı Toplam 1987 7 3 1997 6 4 2007 9 1 22 8 Toplam 10 10 10 30 Tablo 1‟e göre ürün yerleştirme yapılan film sayıları yirmi yıllık dönem içinde anlamlı bir artış sergilemektedir. Mektup. Akrebin Yolculuğu Euroimages tarafından desteklenmiştir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 8 Anayurt Oteli (1987). Süre ve Sahne Sayısında 20 yıllık Dönem içinde görülen DeğiĢim Türk filmlerinde ürün yerleştirme yapılan film sayısına baktığımızda. Bu filmlerden üçü. Akrebin Yolculuğu (1997). Usta Beni Öldürsene. ürün yerleştirme uygulamalarının Türk filmleri için de yüksek oranda tercih edilen uygulamalar olduğu görülebilir. 1997 yılında gösterimde olan ve en fazla izleyici sayısına sahip filmlerin çoğunluğu Euroimages desteği alan filmlerdir9.

Sayı:29 . markaların ortalama görünme sürelerinin ortalama film sürelerine oranları da yirmi yıllık dönem içinde artış göstermektedir. Sahne ve Sıklık Ortalamaları FĠLMLERĠN GÖSTERĠME GĠRDĠĞĠ YILLAR 1987 Her bir film için ortalama film uzunluğu (dakika) Her bir film içinde ürün yerleştirme yapılan markaların ortalama görünme süresi (dakika) Her bir film için markaların ortalama görünme sürelerinin. Her bir film içinde markaların ortalama görünme süresinde 1987 ve 1997 yılları arasında küçük bir artış söz konusu iken 2007 yılına gelindiğinde örneklemin yıl bazında başlangıcı olan 1987 yılının iki katı bir artış gösterdiği Tablo 2‟de görülmektedir. Tablo 2‟ye göre.4 0.020.0.020. TaĢkaya Tablo 2. Aynı tabloda.85 0.9 35 4 58 6 69 7 54 6 52 75 89 72 Tablo 2.99 %007 %008 %012 %009 0.7 0. 1987 ve 2007 yılları arasında filmlerin ortalama uzunluğunun arttığını göstermektedir.114 M. 1987. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürün Yerleştirme Uygulamalarının Görüldüğü Süre.8 1.02.1 0. 1987–2007 yılları arasında Türk sinemasında yerleştirilen ürün sayısında ve bu yerleştirmelerin yapıldığı sahne sayısında belirgin bir artış olduğu görülebilmektedir. Güz 2009.02. ortalama film sürelerine oranı Her bir film için markaların ortalama görünme süreleri (“en az ve en çok” dakika aralıkları) Yerleştirilen ürün sayısı Her bir filme yerleştirilen ürün sayısı ortalaması Ürün yerleştirme yapılan sahne sayısı 95 1997 102 2007 111 ORTALAMA 103 0.86 0.

Ürün yerleştirme. en sık tercih edilen süre aralığının 1 ile 5 saniye arasında olduğunu görebiliriz. yasal olarak düzenlenmediği halde. Bu durumu hem marka sayılarındaki artışa hem de ürün yerleştirme eğilimindeki artışa birlikte bağlamak yerinde olacaktır. sıklığı azalmaktadır. Bir önceki tabloda ürün sayısındaki artış dikkate alınırsa. ürün başına düşen sahne süresinin azalması beklenen bir durumdur. Prodüksiyon şirketlerinin de sinema İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . tüketimi yönlendiriciliği konusunda reklamdan daha etkili olduğu yönündeki inanç nedeniyle kolaylıkla sinema filmlerinde uygulanmaktadır. Ancak asıl söz edilmesi gereken nokta 1980li yıllardan itibaren bu artışa zemin hazırlayan neo-liberal ekonomi politikalarının ürünü olan kuralsızlaştırma projelerinin bu uygulamaların artışına olan etkisidir. Ürün yerleştirme süre aralıklarında görülen sıklık dağılımı yıllara göre anlamlı ve sistemli bir artış göstermemekte. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürün Yerleştirme Süre Aralığı Dağılımı Filmlerin Gösterime Girdiği Ürün YerleĢtirme Yapılan Süre Aralığı (Sn) 1-5 6-10 11-15 16-20 21-25 26-30 36-40 41-45 46-50 51-55 56-60 Toplam Yıllar 1987 29 Sahne 14 Sahne 3 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 52 Sahne Toplam 1997 47 Sahne 9 Sahne 14 Sahne 1 Sahne 2 Sahne 1 Sahne 2007 45 Sahne 19 Sahne 11 Sahne 1 Sahne 4 Sahne 4 Sahne 2 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 89 Sahne 121 Sahne 42 Sahne 28 Sahne 3 Sahne 7 Sahne 6 Sahne 1 Sahne 3 Sahne 1 Sahne 3 Sahne 1 Sahne 216 Sahne 1 Sahne 75 Sahne Türk filmlerinde yapılan ürün yerleştirme uygulamalarında ürünün markasıyla birlikte görünür/duyulur kılındığı süre aralığı dağılımına baktığımızda (Tablo 3). ancak ürün yerleştirilen sahne sayısı yıllara göre artış göstermektedir.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 115 Tablo 3. 1987. Genel olarak ürün yerleştirme yapılan sahnelerin süre aralığı arttıkça.

üçüncüsü ise yayımlanan program veya film içinde bir billboard ya da televizyon ekranı ya da radyo aracılığı ile aktarılması (Smith 1985‟ten aktaran Wenner: 2004: 103). TaĢkaya filmlerini kültürel ürün olarak görmek yerine ticari bir ürün olarak görmeleri. b. Türk Sinemasında Ürün YerleĢtirme Uygulamalarında Kullanılan Stratejilerin Yirmi Yıllık Periyotta Gösterdiği DeğiĢim Ürün yerleştirmenin öncelikli üç şekli şu şekilde sıralanmaktadır: Birincisi ürünün kendisinin arka-planda genellikle oyuncu tarafından kullanılırken gösterilmesi. Bunların yanında sözel ifadelerle doğrudan marka isminin anılması da söz konusudur. Sarıyer. Ya da markanın adı anılmaksızın bir çağrışım ya da analoji yoluyla markaya atıfta bulunulması da söz konusu olabilmektedir. senaryoya yerleştirme (script placement) ve olay örgüsüne yerleştirme (plot placament) olmak üzere üç ürün yerleştirme türünün varlığından söz edilmektedir (bkz. logosunun ya da ürünü tanımlayacak bir niteliğin sunulması. ürün yerleştirme uygulamalarını. Olay Örgüsüne Yerleştirme (plot placement) Ekrana yerleştirme. 2004: 104). Russell‟a (1998) göre ise ürün yerleştirme uygulamaları üç farklı biçimde gerçekleştirilmektedir. Russell‟ın sınıflaması aşağıdaki gibidir: 1. 2005: 220–223). Bu noktada ekrana yerleştirme (screen placement).116 M. 1995: 74 ve Wenner. Yaratıcı yerleştirme (creative placement) Doğal (sette) yerleştirme (on-set placement) 2. Senaryoya Yerleştirme (script placement) 3. Gürel ve Alem. Ekrana Yerleştirme (screen placement) a. örneğin Forest Gump adlı filmde “bilgisayar” ve “bir meyve” referansı ile izleyiciye Apple marka bilgisayarın anımsatılması hedeflenmiştir (Miller. Yaratıcı ve sette yerleştirme olarak iki şekilde gerçekleştirilebilen ekrana yerleştirme Güz 2009. piyasa ve karlılık anlayışının tırmandırıldığı bu ekonomik sistemde sinema filmlerini markaların kendilerini sunacakları mecralara dönüştürmesine ayrıca ortam hazırlamaktadır. kurgusal (yaratıcı) ortam ve doğal ortam ölçütüne bağlı olarak iki grupta incelemiştir (bkz. Cristel A. 2006: 22 ve Sarıyer. ikincisi ürünün markasının. 2005). Murdock. Sayı:29 . ürün yerleştirmenin en saf görsel çeşidini temsil etmektedir.

aracılığı ile optik olarak sunulması Optik Doğal YerleĢtirme: Ürünün ve/veya markasının.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 117 stratejisi kapsamında. Wenner. ürün ya da marka. garajda arabanın gösterilmesi gibi) Akustik Yaratıcı YerleĢtirme: Ürüne ait haberin veya reklamın filmin içinde iletişim araçları aracılığı ile akustik olarak sunulması (örneğin bir gsm operatörünün reklamının radyodan duyulması) Akustik Doğal YerleĢtirme: Ürünün markasının akustik olarak. zarif. Bu araştırmada ürün yerleştirme yöntemleri. kolanın. Türkan Şoray‟ın konformist. filme konu olan olayın bir parçası olarak konumlanmakta ve öykünün yapısında ya da karakterlerin kişiliğinin inşasında önemli bir rol üstlenmektedir (Bkz. hayat dolu ve incelikli dünyası Hyatt Regency otelle bütünleştirilmiştir. 2009). Senaryoya yerleştirme markanın işitsel olarak yerleştirilmesi anlamına gelmektedir. ürün ya da marka ya bir arka plan görüntüsü olarak. Russell‟in (1998) bir diğer ürün yerleştirme türü olarak işaret ettiği olay örgüsüne ürün yerleştirmede ise. vs. TV reklamı. sokaktaki bir açık hava reklamı gibi ekrana yansıtılmakta ya da mutfak sahnelerinde masa üzerinde duran markalı bir makarna paketinde olduğu gibi doğal ortamında görüntülenmektedir (Taşkaya. aracılığı ile optik ve akustik olarak sunulması Optik+Akustik Doğal YerleĢtirme : Ürünün ve/veya markasının. ürünün doğal olarak bulunması muhtemel olan filmdeki İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . kendi ya da ambalajı üzerinde. dergi. basılı materyaller. 2006: 22). billboard. Gürel ve Alem.2009). Bu bağlamda ürün yerleştirme uygulaması sözlü olarak gerçekleştirilmekte ve marka bir diyalog aracılığıyla sunulmaktadır (Taşkaya. üründen söz edilmesi muhtemel olan filmdeki sahne/lerde akustik olarak yer alması (garsonun restoranda Neskafe ya da Türk kahvesi tercihini sorması gibi ) Optik+Akustik Yaratıcı YerleĢtirme : Ürünün ve/veya markasının TV reklamı vb. Nihavent Mucize adlı filmde Beyazıt Öztürk‟ün çapkın ve eğlenceli kişiliği Honda otomobil ve motosikletle. Saphiro ve Murdock tarafından işaret edilen yöntemlerden yola çıkılarak kategorikleştirilmiştir: Optik Yaratıcı YerleĢtirme : Ürünün ve/veya markasının ürünün kendi üzerinde değil. gazete. kendi ya da ambalajı üzerinde. Russel. ürünün doğal olarak bulunması muhtemel olan filmdeki sahne/lerde görsel olarak yer alması (mutfak masasının üzerinde mısır gevreğinin.

günlük yaşamın ve popüler kültürün geniş alanlarından alınan klişelere Güz 2009. Mattelart‟a (2005) göre. 1987. içselleşme kolaylaşmaktadır. Tablo 4.118 M. ürünün bir reklam mecrası ile filmin içinde sunumu söz konusudur. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürün Yerleştirme Stratejilerinin Dağılımı Filmlerin Gösterime Ürünün YerleĢtirilme Stratejileri Girdiği Yıllar 1987 Optik Doğal Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Optik Yaratıcı Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Akustik Doğal Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Optik + Akustik Doğal Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Optik + Akustik Yaratıcı Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Toplam 52 75 40 1997 62 2007 73 175 Toplam 12 8 9 29 2 4 6 3 2 5 1 1 89 216 Görsel yaratıcı yerleştirmede oyuncunun ürünü kullanması değil. ürün yerleştirme böyle doğallaştıkça. TaĢkaya sahne/lerde görsel olarak yer alırken aynı zamanda bir diyalog içinde üründen söz edilmesi (Taşkaya. Yukarıdaki kategoriler ışığında analiz edilen filmler içinde ürünün yerleştirilme şekillerine ilişkin dağılımı gösteren tabloya (Tablo 4) baktığımızda en sık kullanılan yöntemin optik doğal yerleştirme olduğu görülmektedir. çok geçmeden. incelenen filmler içine yerleştirilen ürünler çoğunlukla doğal ortamlarında yer almakta ve markaları görünür halde sunulmaktadır. Diğer reklamcılık uygulamalarında olduğu gibi. Sayı:29 . ürün yerleştirmede de ürüne ilişkin anlamlar yaratılırken mesajların sıkıştırılması ve yoğunlaştırılması gereksinimi. 2009) olarak belirlenmiştir.

Sıklık dağılımında ikinci sırada yer alan ürün yerleştirme şekli olan optik yaratıcı yerleştirme ile sunulan ürün markaları. Tablo 6‟ya bakıldığında da ürün yerleştirme yapılan ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı film sayısının örneklemde bulunan tüm filmlerin 2/3‟ünden fazla olduğu görülmektedir. Bu nedenle optik yaratıcı yerleştirmenin ikinci sırada yer alması beklenebilir. Ürünlerin filmlerin içine yerleştirilmesi için kullanılan bir diğer strateji olan olay örgüsüne yerleştirme. Ürün yerleştirme uygulamalarında oyuncunun ürünü kullanması. Ürün yerleştirme de sınırları ve kuralları belirsiz bir alan olarak bu nedenle tercih edilmektedir. referans kişinin şöhret sahibi bir oyuncu olması nedeniyle reklam veren tarafından tercih edilmektedir. Tablo 5). reklamcılar ve prodüksiyon firmaları tarafından tercih edilmesi Pazar dinamikleri gereğidir. Dolayısıyla ürünün sunumunda dikkat çekici unsurlar diğer ürün yerleştirme şekillerinde olduğundan daha azdır. bu araştırmada incelenen Türk filmleri içinde sadece 5 sahne için yapılmıştır bkz. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Radyo reklamı ya da sadece televizyondan duyulan bir ürün reklamının filmin içine yerleştirilmesiyle gerçekleştirilen akustik yaratıcı yerleştirme de oyuncunun ürünü kullanması. Ürün yerleştirmenin reklama benzememesi nedeniyle tercih edildiği bilinmektedir. gibi) üzerlerinde görülen basılı markalar da optik yaratıcı yerleştirme örneklerindedir. hatta ürünün şeklen görülmesi söz konusu değildir. Türk filmlerinde ürün yerleştirme uygulamalarında genel eğilimin ürünün olay örgüsüne yerleştirilerek sunumu olmadığı bulgulanmıştır. Ayrıca. genellikle televizyon. Araştırmada. Sınırların ve kuralların belirsiz kılındığı ve bu belirsizliğin serbesti yönünde değişmesi ya da sürekli kılınmasına yönelik çabaların reklamverenler. Akustik yaratıcı ürün yerleştirmenin en seyrek rastlanan ürün yerleştirme şekli oluşu bu nedenler çerçevesinde açıklanabilir. iş elbisesi vb. Bu nedenle ürün yerleştirmede doğallaştırma (doğal yerleştirme ile) ve film içinde popüler kimliklere ürünün kullandırılması stratejileri ile etki gücünün artırılmasına çalışılmaktadır. basılı materyal olarak değerlendirilen giysi (t-shirt. billboard gibi mecralarda reklamlarının sunulmasıyla görünür kılınmaktadır. mont. İzleyici reklam izlediği hissinden uzaklaştırıldığı ölçüde yakalanmaktadır.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 119 ve benzetmelere dayanmayı geliştirmiştir.

1967). sunulanın ürün reklamı değil. Galbraith‟e göre. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürünün Olay Örgüsüne Yerleştirilme Durumunun Dağılımı Ürünün Olay Örgüsüne YerleĢtirilme Durumu Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 1997 73 2007 86 Toplam Ürünün Olay Örgüsüne Yerleştirilmediği Sahne Sayısı Ürünün Olay Örgüsüne Yerleştirildiği Sahne Sayısı Toplam 52 211 2 3 5 52 75 89 216 Olay örgüsüne yerleştirilen ürün. 1987. TaĢkaya Tablo 5. 10 Eğlence endüstirisinde performans ya da sunum boyunca bir ürün üzerinde sıklıkla konuşulması. Güz 2009. pek çok medya ürününde olduğu gibi sinema filmlerinde de kullanılmaktadır.120 M. tüketicinin özgür seçimi değil. talebin doğuşunda etkili olan ve onu gerçek ihtiyaçların karşılanmasından uzaklaştıran. Miller‟e (1995) göre olay örgüsüne yerleştirme stratejisiyle uygulanan ürün yerleştirmeler. film içinde oyuncu gibi rol almaktadır. Miller. pluglar10 olarak değerlendirilebilir. Tablo 6). filme konu olan olayın bir parçası olarak sunulduğu için ürünün kimliği ile karakterin kimliğini bütünleştirmeye yönelik bir çalışma yapılması gerekmektedir. reklam faaliyetleridir (Galbraith. Bu araştırmada yapılan analizler sonucunda Türk filmlerindeki ürün yerleştirme uygulamalarında oyuncunun yerleştirilen ürünü kullanma sıklığının kullanmadığı durumlardan daha yüksek olduğu bulgulanmıştır (bkz. Reklam etkinliği içinde. plugların. bir tür tanıtım. Sayı:29 . Böylece ürünün film içindeki varlığı doğallaştırılmış olmaktadır. bu yüzden her bir görüntünün reklam olarak algılanmamak üzere örtüldüğünü belirtmektedir. film olarak algılanması yönünde bilinçdışı iknaya yönelik çalışmakta olduğunu. tüketici kitlenin “başkalarına benzeme arzusu” tüketimi yönlendirmek amacı ile çeşitli strateji ve taktiklerle. Çünkü bu durumda ürün.

Yıl bazında bakıldığında genel olarak yerleştirilen ürünün oyuncu tarafından kullanılma durumunda bir artış İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . oyuncunun ürünü kullanırken gösterilmediği sahne sayısındaki artış. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Yerleştirilen Ürünün Aktör Tarafından Kullanılma Durumunun Dağılımı YerleĢtirilen Ürünün Oyuncu Tarafından Kullanılma Durumu 1987 Oyuncunun Ürünü Kullanırken Gösterildiği Film Sayısı Oyuncunun Ürünü Kullanırken Gösterilmediği Film Sayısı Ürün Yerleştirme Yok Toplam 3 10 7 1997 5 2007 9 21 Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar Toplam 1 1 4 10 1 10 8 30 Tablo 6‟da da görüldüğü gibi. tüketim kalıpları içindeki sembollerin kullanımı aracılığıyla oluşturdukları bir yöntemin parçalarıdır. anlam içeren. doğrudan. Kellner‟e (1992) göre tüketim fikirlerin. Satın alınanlar yalnızca basit. Oyuncunun ürünü kullanırken görüldüğü sahne sayısı da 1987‟den 2007‟ye doğru anlamlı bir artış göstermektedir. Tüketim nesneleri. faydacı kullanıma yönelik maddi nesneler değil. Film bazında bakıldığında ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı film sayısı. Yani sembolik anlamlar. örneklemde bulunan 30 filmden 21inde yerleştirilen ürün oyuncu tarafından kullanılmaktadır. o sırada tüketicinin kim olmayı amaçladığını sergilemek amacıyla kullanacağı nesnelerdir.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 121 Tablo 6. dağılımın yıllar itibariyle artış gösterdiğini görebiliriz. ileten. kullanmadığı film sayısından fazla olduğu görülürken. Ürün yerleştirme yapılan ürünlerin sayısı 1987‟den 2007‟ye doğru artış göstermektedir. insanların kimlik duygularını. aynı yıl için ürün yerleştirme yapılan film sayısındaki düşüşe bağlanabilir. 1997 yılında görülen. 1987. Ürün sayısı arttıkça oyuncunun yerleştirilen ürünleri kullanırken gösterildiği sahne sayısının azalması beklenen bir durumdur. televizyon ve reklamlardaki görüntülerin bütünsel olarak tüketilmesi anlamını içerir. modern tüketicinin satın alma kararını etkilemektedir. sahne bazında ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı sahne sayılarının kullanmadığı sahne sayılarından daha az olduğunu Tablo 7‟de görmekteyiz. Ürünlerin oyuncu tarafından kullanıldığı sahne sayılarının sıklığının yer aldığı Tablo 7‟ye baktığımızda.

Bu arenada. Sayı:29 . reklam faaliyetleridir. Galbraith‟in yaklaşımında yerini talep yönlendirmesine bırakmaktadır (bkz: Galbraith. izleyicinin sahip olmadığı imaja denk düşmektedir. TaĢkaya gözlenmektedir. Tablo 7. Reklam etkinliği içinde. markanın bu süreçte edindiği varsayılan imaj. rekabet halinde olan ürünler için ayrı bir yarıştır. o oyuncu ile özdeşlik kurmayı sağlarken. Güz 2009. beğenilen bir oyuncunun kullandığı ürünü kullanmak. her bir marka kendi imajını güçlendirecek stratejilerle filmlere yerleştirilerek potansiyel alıcılarının karşısına çıkarılmaktadır. Talebin yönlendirilmesi. Galbraith‟e göre. talebin doğuşunda etkili olan ve onu gerçek ihtiyaçların karşılanmasından uzaklaştıran. Toplam sütununda yer alan dağılımda ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı sahneler ile kullanılmadığı sahneler arasında büyük bir fark olmadığı da görülebilir. 1967). tüketici kitlenin “başkalarına benzeme arzusu” medya ürünleri aracılığı ile çeşitli taktiklerle kullanılmaktadır (Taşkaya. Bu nedenle yaşanan özenme duygusunun izleyiciyi tüketime yönlendirecek gücünden yararlanılmak istenmektedir.122 M. 2009). tüketicinin özgür seçimi değil. Batılı tüketim toplumlarının Veblenci eleştirisinin ana direği gibi görünen özenmenin yönlendirdiği davranışla ilgili çözümlemeler. Yarışın arenalarından birisi de sinema filmleridir. 1987. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Yerleştirilen Ürünün Oyuncu Tarafından Kullanıldığı Sahne Sayısı Dağılımı YerleĢtirilen Ürünün Filmde Oyuncu Tarafından Kullanılma Durumu Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 Oyuncunun Ürünü Kullanırken Gösterildiği Sahne Sayısı Oyuncunun Ürünü Kullanırken Gösterilmediği Sahne Sayısı Toplam 30 1997 44 2007 39 Toplam 113 22 31 50 103 52 75 89 216 İzleyici için.

1990 sonrasında Türk sinemasına Eurimages‟ın maddi katkısı önemlidir. 1995). Tablo 9‟daki dağılım. Tablo 8. sponsorluk uygulamalarında da artışa neden olmuştur. Tablo 8‟de görülmektedir. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Filmin Sponsor Desteği Alma Durumunun Dağılımı Filmlerde Sponsor Desteği Dağılımı Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 Sponsor Desteği Alan Film Sayısı Sponsor Desteği Almayan Film Sayısı Toplam 2 8 10 1997 8 2 10 2007 6 4 10 Toplam 16 14 30 2007‟ye gelindiğinde Türk filmlerinde sponsor desteğinin azaldığı görülmektedir. Türkiye‟de izleyici sayısındaki belirgin artış 1990lı yıllarda başlamıştır. Örneklemde bulunan 30 film içinde sponsor desteği almayan 16 film vardır. Ürün yerleştirme yapılan 216 sahne içinde sadece 10 sahnede sponsor ürünlere yönelik 11 http://www. 1980li yıllarda sponsor desteğinin sadece 2 film tarafından alındığı. Çünkü sponsorluk uygulamaları 1990lı yıllardan itibaren Türk sinemasının gündemine girmiştir. Türkiye‟de 1987. sponsorluk alan film sayısı.intersinema. daha çok sponsor ürünlerin kullanılmasıdır. 2009). Ürün yerleştirme uygulamalarında beklenen durum. Eurimages 1997–2000 yılları arasında Türk sinemasına 29 milyon 340 bin Fransız Frangı destek sağlamıştır11 Tabloda da görüldüğü üzere en fazla sponsor desteği alınan yıl 1997‟dir.com/sinema-haberleri/haber_98.asp İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . İzleyici sayısı bir milyon üzerinde olan filmlerin örneklem olarak alındığı bir çalışmada (Taşkaya. İzleyici sayısında görülen artış.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 123 Türk Sinemasında Sponsorluk ĠliĢkileri ile Ürün YerleĢtirme Uygulamaları Arasındaki ĠliĢkinin Yirmi Yıllık Periyotta Gösterdiği DeğiĢim Doksanlı yıllara doğru reklamverenlerin televizyon programlarının ve filmlerin sponsorluğuna ve yapımına yönelik ilgilerinin arttığı söylenmektedir (Mattelart. almayan filmlere oranla anlamlı bir sıklığa sahiptir. 2007‟de sponsor desteği azaldığı halde ürün yerleştirme yapılan sahne sayısında 1997 yılına göre arttığına işaret etmektedir.

Sponsor ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı sahne sayısı 8‟dir ve bu sahnelerde sponsor ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı süre sadece 56 sn. Sponsor ürünün sahnelenmesi sırasında oyuncu tarafından kullanılması. ürün yerleştirme uygulamaları yapılan sahne sayısı 216 ve bu sahnelerde yer alma süresi toplam 1823 sn. Güz 2009. TaĢkaya yerleştirme yapılmış..dir. Türk filmlerinin yapımcılık pratiğinde ürün yerleştirmenin salt sponsorluk ilişkileri çerçevesinde uygulanmasına yönelik bir ilkenin gelişmediği söylenebilir. reklamveren tarafından tercih edilen bir durumdur Tüketici örgütleri de izleyiciyi reklam izlediği uyarısı yapılmaksızın reklama maruz bırakılması noktasında ürün yerleştirme uygulamalarını sorgulamaktadır. Sayı:29 . talep yönlendirici bir uygulama olarak kabul edildiği için. Piyasa ilişkilerinin kar odaklı yaklaşımı çerçevesinde uygulanan ekonomi politikaları ve kuralsızlaştırma projeleri ile Türk sineması da diğer kültürel alanlarda olduğu gibi ilkelerin gelişmesine uygun bir alan olmaktan çıkarılmıştır. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Yerleştirilen Ürünün Filme Sponsor Olma Durumu YerleĢtirilen Ürünün Sponsor Olma Durumu Ürün Sponsor Değil Ürün Sponsor Toplam 52 Sahne Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 52 Sahne 1997 72 Sahne 3 Sahne 75 Sahne 2007 82 Sahne 7 Sahne 89 Sahne 206 Sahne 10 Sahne 216 Sahne Toplam Buna göre. EPRA toplantılarında Avrupa‟da ürün yerleştirme uygulamalarının filmlerin sanatsal bütünlüğüne verdiği zarar tartışılmaktadır. iken. olması ortaya koymaktadır (Tablo 10).124 M. Ancak Türkiye‟deki uygulamada giderek sponsor ürünler dışındaki ürünlerin de film içlerine yerleştirildiği. sponsor ürünün göründüğü sahne sayısının 10. Tablo 9. ürün yerleştirme yapılan diğer 206 sahnede yerleştirilen ürünlerin filme sponsor olmadığı bulgulanmıştır (bkz. sürenin ise sadece 63 sn. Tablo 9). 1987.

Sahne ve Süre Dağılımı Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 Sponsor Ürünün Göründüğü Film Sayısı (Toplam Film Sayısı: 30) Sponsor Ürünün Göründüğü Sahne Sayısı (Toplam Sahne Sayısı: 216) Sponsor Ürünün Göründüğü Süre (Toplam Ürün Yerleştirme Süresi: 1823 Sn) Sponsor Ürünün Oyuncu Tarafından Kullanıldığı Sahne Sayısı (Sponsor Ürünün Göründüğü Toplam Sahne Sayısı: 10) Sponsor Ürünün Oyuncu Tarafından Kullanıldığı Süre (Sponsor Ürünün Göründüğü Toplam Süre: 60 Sn) 0 15 41 56 0 3 5 8 0 15 48 63 0 3 7 10 0 1997 1 2007 3 Toplam 4 Filmlere markalı ürünlerin yerleştirilmesinin Nike. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Yerleştirilen Sponsor Ürünün Göründüğü Film. film kahramanlarının belli ürünleri kullanırken gösterilmeleri. kitaplarda. 66). Macintosh. 2002: 65. daima birbiriyle ilgisiz holdinglerini karşılıklı promosyon üreten ağlar şeklinde birleştirebilecekleri araçlar ararlar ve bu genellikle Hollywood‟un etkileyici kişilikleri tarafından yaratılmış bir ünlü olmaktadır. Sony. dergilerde ve televizyonda karşılıklı promosyon yapabilmek için yıldızlar yaratır ve spor. Filmler. Starbucks ve benzerleri gibi büyük şirketler için kaçınılmaz bir pazarlama aracı olması. 1987.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 125 Tablo 10. Reklamlarda ünlülerin kullanılması. televizyon ve müzik yıldızlarının da kendi markalarını „yayacakları‟ temel araçlar sağlar” (Klein. “Yeni birleşmiş büyük eğlence şirketleri. filmlerin de giderek „markalanmış medya malları‟ olarak kavramlaştırılmasına neden olmuştur. programların İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .

126

M. TaĢkaya

sunucularının ürün tavsiyeleri bu taktiklerin örnekleridir (bkz. Baudrillard: 1997: 243). Ürün ve hizmetin tüketimi bu taktiklerle teşvik edilmeye çalışılırken, sinema filmleri de çoğunlukla bu ürünlerce desteklenerek üretildikleri için daha ucuza mal edilmektedir. Galician ve Bourdeau‟nun, örneklemde 1977, 1987 ve 1997 yıllarına ait filmler içinde ürün yerleştirme ile en çok görünen markalar, görünme sayıları ve yerleştirildikleri film sayıları ile ilgili olarak saptadıkları veriler Tablo 11‟de görülmektedir (Galician ve Bourdeau, 2004: 22). Tablo 11. Hollywood‟da 1977, 1987 ve 1997 Yıllarında En Çok İzlenen 15er Film İçinde En Çok Görülen 10 Markanın Film ve Sahne Bazında Görünme Sıklığı Dağılımı

Marka Cola Mercedes Miller Chevy Pepsi-Cola Schlitz BMW Jack Daniels Cadillac CNN

Görünme sayısı 44 18 17 15 13 12 10 10 9 9

Film sayısı 20 9 8 10 5 3 7 4 5 4

Ürün bazında bakılacak olursa; ilk üç sırayı otomobil, cola ve bira paylaşmaktadır (Galician ve Bourdeau, 2004: 25). Tablo 12‟de görüldüğü gibi, ilk üç marka, sıralaması farklı olmak üzere, Türkiye için de aynıdır.

Güz 2009, Sayı:29

1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında…

127

Tablo 12. 1987, 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde En Çok Görülen 10 Markanın Film ve Sahne Bazında Görünme Sıklığı Dağılımı

Marka Mercedes coca-cola Efes Pilsen JB BMW Honda Marlboro Jhony Walker Renault Philips

Görünme sayısı 18 11 9 7 7 6 5 4 4 4

Film sayısı 7 8 6 4 5 2 4 2 3 2

Türk filmlerindeki marka yoğunlaşmasına baktığımızda en sık kullanılan markanın Mercedes olduğunu Tablo 12‟de görebiliriz. Coca-cola‟nın ürün yerleştirmeye konu olma sıklığı Mercedes‟in hemen ardından gelmektedir. Efes Pilsen için yapılan ürün yerleştirme uygulamaları sıklık sıralamasında üçüncü konumdadır. Ürün yerleştirme uygulamalarında görünme sıklığı en fazla olan ilk on marka içinde dört ürün tütün ve alkol; dört ürün otomobil sektörüne aittir. Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarının sektörlere göre dağılımında otomobil sektörü birinci sırayı almaktadır. Otomobilin, kiralanması veya satın alınması, film yapımcılığında yüksek gider kalemlerinden birisidir. Yapımlarda, otomobil ihtiyacı genellikle sponsorlar aracılığı ile karşılanmaktadır. Tablodaki dağılımda tütün ve alkol ürünleri ikinci sırada yer almaktadır. Reklam kısıtı olan bu sektörün yüksek sıklığa sahip olarak bulgulanması, ürün yerleştirme ve sponsorluklar aracılığı ile tanıtım yoluna gitmekte olduğunu göstermektedir. Aynı Tabloda Marlboro sigarası da ilk on içinde altıncı sırada yer almaktadır.
İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

128

M. TaĢkaya

Wenner, izleyicilerin ticari bir düzeyde reklamın çekiciliğine kapıldıkları anın bilgisini edinme hakkına sahip olup olmadıkları sorusunun yanıtının, reklamcılıktaki aldatıcı uygulamaları sınırlayan yasanın mantığına göre, kesin olarak „evet‟ olması gerektiğini söylemektedir. Tüketiciler için bir yayının kendi başına reklam olduğunun belirtilmemesi halinde, ürün yerleştirme ya da çapraz promosyon uygulamalarında olduğu gibi gri bir alan içine düşülebilir. Bu gri alan, reklam kısıtı olan ürünler için fırsat olarak değerlendirilebilmekte, bu amaçla ürün yerleştirme uygulamalarından yararlanılmaktadır. Halihazırda devam eden para ödenerek yapılan ürün yerleştirme uygulamaları, Wenner‟e göre de teknik olarak illegaldir. Ürün yerleştirme, gerçeklik algısı yaratmak üzere yapıldığına göre, ürün desteği bağış mantığı ile gerçekleştirilmelidir. Tığlı (2004: 24), sponsorluk ile ürün yerleştirme uygulamalarını birbirinden ayırırken ürün yerleştirmelerde, sponsorlukta olduğu gibi bir duyuru/ilan yapma zorunluluğu olmadığını belirtmektedir. Oysa FCC (Federal Communications Commission), bu uygulamanın bildirilmesini şart koşmaktadır. FCC‟ye göre, ürün yerleştirme karşılığında programların sonunda marka isimleri listesine bakılarak „verilen promosyonel bedelin‟ kabul edildiği görülebilir ve reklam amacı anlaşılabilir. Wenner (2004) ise FCC‟nin bu uyarısındaki tutarsızlığa işaret etmekte ve bu uygulamanın da kamu yararına bir sonuç yaratmaktan uzak olduğunu vurgulamaktadır: “FCC‟nin ödeme karşılığı yerleştirmeyi yasaklaması, bir anlamda çok daha yoğun ürün bütünleştirme stratejisini teşvik eder, çünkü gelişen bu tarz çapraz pazarlama ortaklıkları ve ürün programlama radar silahı altına düşer. Film içinde, ürün yerleştirme bildirimi düzenlenmemiştir ve sonuç olarak tutarsızdır. Ürün yerleştirmesi yapılan markalar, izleyiciler marka mesajlarını çoktan süzüp aldıktan sonra, filmin sonunda jenerikte sunulmaktadır” (128). Aslında bu durum Neo-liberal ekonomi politikalarının piyasa taraftarı kuralsızlaştırma yaklaşımlarının uzantısıdır. Neo-liberal politikalar kapsamında yapılan düzenlemelerde kamu yararı değil, Pazar dinamiklerinin kar odaklı seyrinin sürdürülmesi esas alınmaktadır. Sonuç Türkiye‟de 1980‟lerden sonra satış artırımına yönelik bir faaliyet niteliğine bürünen ürün yerleştirme uygulamalarında 2000‟li yıllarda görülen, film, sahne, süre ve ürün sayısı bazındaki artış, ekonomik ve politik arka planı ile sorgulanmalıdır. Türkiye‟de 1980lerde uygulanmaya başlayan neo-liberal ekonomi politikaları, kar odaklı üretim anlayışını kültürel ürünler için de yerleşik hale getirmiştir. Neo-liberal

Güz 2009, Sayı:29

1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında…

129

ekonomi politikalarının desteklediği serbest pazar girişimleri, kendi kurallarını piyasa odaklı hareket noktası ile dayatmaya da bu yıllarda yoğun olarak başlamıştır. Piyasa aktörleri, salt kar hedefine odaklanarak talebin artırılması için gerekli tüm yolların zorlanması için sürekli girişimlerde bulunmaktadır. Tüketimin yönlendirilmesine ilişkin girişimler, ürün yerleştirme faaliyetlerini de kapsamaktadır. Bu noktada pazar liberalleri, piyasa ekonomisine uygun politikaların oluşturulması için çoğu zaman baskı grubu olarak çalışmaktadırlar. Sinema filmlerinde ürün yerleştirme uygulamalarının yasal zeminden yoksun ve keyfi uygulamalar halinde sürdürülmesini de bu politikalar kapsamında değerlendirmek kaçınılmazdır. Bu araştırmada incelenen sinema filmlerindeki ürün yerleştirme uygulamalarında reklam kısıtı olan ürünlerden tütün ve alkol ürünlerinin sektörel dağılımda ikinci sırada yer aldığı bulgulanmıştır. Bu durum reklam kısıtının aşılması niyeti ile açıklanabilir. Bu da neo-liberal ekonomi politikalarının, kuralların esnetilmesi için sunduğu zeminlere örnek olarak verilebilir. Türkiye‟de ürün yerleştirme uygulamalarında kullanılan stratejiler, reklam yapma niyetinin gizlenmesine yönelik olarak seçilmektedir. Bu nedenle en fazla tercih edilen strateji, optik doğal yerleştirme olarak adlandırılan, ürünün doğal ortamında sunulduğu stratejidir. Ürünün oyuncu tarafından kullanılırken sunulması ise beklenen etkiyi güçlendirmeye yöneliktir. Reklamcılık uygulamalarında sıklıkla başvurulan bir yöntem olan „reklamda ünlü kullanımı‟, tüketicinin talebini yönlendirici etkiye sahiptir. Ürün yerleştirme uygulamalarındaki „talep yönlendirme niyeti‟ bu uygulamaların yoğunlaştığı stratejiler üzerinden okunabilmektedir. Bu araştırmada incelenen filmler içinde ürün yerleştirmeye konu olan ürünlerin film içinde çoğunlukla oyuncular tarafından kullanılıyorken gösterilmesi, ürün yerleştirme uygulamalarının, filmi desteklemekten çok reklam amacı taşıdığına işaret etmektedir. Piyasa güçlerinin gerek ekonomik gerekse politik arenada yönlendirici güce sahip olması nedeniyle, sinema filmlerinin markaların geçit töreni yapabileceği mecralara dönüşme tehlikesi altında olduğuna ilişkin tartışmalar da devam etmektedir (bkz. Wenner, 2004). Bu durumun Türk sineması için de geçerli olduğu, ürün yerleştirme uygulamalarındaki artış ve süregiden kuralsızlık göz önüne alındığında öngörülebilir. Türkiye‟de neo-liberal süreçte reklam ve program arasında amorf özellikler sergileyen tüm medya içeriklerindeki dönüşüm, sinema filmlerinde de gözlenmeye başlanmıştır.

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

8. Çaplı. Güz 2009.). Galıcıan.emcweb.ve Alem. J. (1986). T. Gupta. J. Başkaya. Journal of Promotion Management. F. “Temporal Influences on Image Change”. NY: Best Business Boks. (2003). s. (1986). Annals of Tourism Research. S. S. 101-112 Başaran. No: 1/2 içinde. (2004). (1999). Practise. Journal of Communication Management. F. s: 635–644. İletişim ve Emperyalizm. “Pazarlama İletişiminde Yeni ve Güncel Bir Uygulama: Ürün Yerleştirme”. Galbraıth.(1967). W. s. Trends and Ethics. S. http://csmweb2. “Separating Advertising From Programme Content: The Principle And Its Relevance In Comunications Practise”.06.7-23.. Türkiye Ekonomisinde İki Bunalım Dönemi: Devletçilikten 24 Ocak Kararlarına. B. (2004). Sayı:29 . G. (2000). (2004). 14. (Der. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.1. Handbook of Product Placement In The Mass Medıa: New Strategies in Marketing Theory. (1997). J. Ankara : İmge Kitabevi Yayınları. C. 10. Baudrıllard. No: 4. ABI/INFORM Global.. B. Medya ve Etik. Henry Stewart Conferences and Publications C. Gould. (1999). P. E. TaĢkaya Baerns. B. Yaşasın Piyasa. Boston: Houghton Mifflin Company. İstanbul: Adam Yayınları Gürel. Mary-Lou Gallician. Sosyal Devlet Biti. S. Ankara: Ütopya Yayınevi. Tüketim Toplumu. The New Industrial State. 6. İstanbul: Etik Yayınları. J. Ankara: Birlik Yayıncılık. (1997). s. (2002). Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Dergisi içinde. “Product Placement in Movies – It is Really So Bad?”.K. “Consumers‟ Perceptions of the Ethics an Acceptability of Product Placements in Movies” Issue and Research in Advertising.htm ( Erişim: 10.37–50 Govani.2003) Gül Sallan. (Spring) içinde. 15–36 Gartner.130 KAYNAKÇA M. Gülsoy. “ The Evolution of Product Placements in Hollywood Cinema: Embedding High-Involvement „Herotic‟ Brand Images.com/durable/1999/02/10/p11s1. Reklam Terimleri ve Kavramları Sözlüğü. M. S.ve Bouedeau P. Vol: 13. s.

International Symposium. (der. (2002).) Modernity and Identity. N. Bölüm). “Towards A Framework of Product Placement: Theoretical Propositons. Mıller.217–237 Antalya: Akdeniz Üniversitesi Matbaası Smith.N. 104. (1985. G. Murdock. Pİ (Pazarlama ve İletişim Kültürü Dergisi) içinde. (1995). Guilford. Gürbüz.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 131 Gürel.) içinde. March).B. C. Politikanın İletişimi İletişimin Politikası. (1998). (1992). Haziran). “Hollywood the Ad”. “Casting Product for Special Effect”.B. “Fütüristik Ürün Yerleştirme”. N..S. vd.ve Alem. A. E. (1995). Ankara: Vadi Yayınları Mattelart A. Inc. Open University McChesney. Çınga. Beyin İğfal Şebekesi. A. s. Foster J.W (2003).(1998). 6th.E. s:7-38. Köker. (2009). The Dushkin Publishing Group.16.İ. C. İstanbul: Bilgi Yayınları. C. İstanbul: Lazer Ofset Russell. Uluslar arası Reklamcılık. Mass Media Communication an Society (Ders Notları.F. (1977). Oxford: Basil Blackwell Kleın.” Advences In Consumer Research. Ankara: Epos Yayınları. Çev.1: s: 339– 345. Vol. D.W. İstanbul: Sümbül Basımevi Pekman. M. Wood. (2008). J.357–362 Sarıyer. C. Ankara: Turhan Kitabevi.M. ve Gül T. ve Friedman.10. çev: I. Bevarage World.Communication in the Millenium. S.Connecticut. C. No Logo. 6.. (2005). S. R. “Televizyon Dizilerinde Marka Yerleştirme Stratejileri Üzerine Bir Araştırma” Akdeniz İ.5.M. B. (1988). (Nisan. S. Lash. M. Question of Control”.. R. Mayıs. Antalya (Yayımlanma Aşamasında) İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Özgüç. Mass Media 95/96-Annual Editions içinde Editor: Joan Gorham.. “Türk Sinemasında Ürün Yerleştirme Stratejileri” Akdeniz İletişim Dergisi.20-30. s: 72-80. Dergisi. S. J. McChesney. “Popular Culture and the Construction of Postmodern Identities”. S: 11. 1 (25): s. Türk Filmleri Sözlüğü. (2006). E. 10. Nalan Uysal. Kazancı. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. s. Kellner. Çev.. “Patterns of Ownership. (Der. (2006). “Küresel İletişimin Politik Ekonomisi” Kapitalizm ve Enformasyon Çağı – Küresel İletişim Devriminin Politik Ekonomisi. “Product Placement in Late Turkish Cinema”. 83-91 Taşkaya. Kamuda ve Özel Kesimde Halkla İlişkiler.

“What‟s So „New‟ About the „New‟ Technologies in Hollywood? An Example of the Study of Political Economy of Communications”: Rethinking Communications: Volume 2 Paradigm Exemplars (içinde). Handbook of Product Placement In The Mass Medıa: New Strategies in Marketing Theory. Sayı:29 . Barbara J. A. (1994). İkna Edici İletişim. ve Akçalı E. T. J.com/gise. N. (2004). Wenner. http://www. London ve New Delhi: Sage Publications. No: 1/2 içinde. L.php?action=goToBoxOfficePage&type=0& year=&firma= (Erişim: 25. A. Sinemada Anlatı ve Türler. Yaylagül. (1934). Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Eğitim. Practise. C. s. TaĢkaya Tığlı. 2009) (Erişim: 31 http://www. (Ed. Editors: Brenda Dervin. s: 474485. Mary-Lou Gallician. Yüksel. 10. 101-134. The Theory of Leisure Class. Newbury Park. Journal of Promotion Management. s: 232.).com/sinema-haberleri/haber_98. “Sinema ve Reklamın Gizli Buluşması: Ürün Yerleştirme”. Sağlık ve Bilimsel Araştırma Çalışmaları Vakfı Yayınları No:94. (1989).sinematurk. Lawrance Grossberg. H.intersinema.) içinde. Dalay. NewYork: The Modern Library Wasko. (Der. (2004). (2004). (der) içinde. “1960–1970 Dönemi Türk Sinemasında Düşünce Akımları”. O‟Keefe ve Elen Wartella. Bir Aktör Olarak Markalar: Ürün Yerleştirme. ve Gürata. L.: Bayraktar. İstanbul: Türkmen Kitabevi Türksoy. M.08. NY: Best Business Boks. Türk Film Araştırmalarında Yeni Yönelimler 5. Trends and Ethics. Küçükkurt.2008) Güz 2009. A.132 M.asp Mayıs. D. Ankara: Vadi Yayınları. “On The Ethics of Product Placement in Media Entertainment”. (2006). İstanbul: Bağlam Yayınları Veblen. F.

The institutions. Knowledge and Communication Technologies * Doçent Doktor. Toplumsal Meşruiyet. we can observe the existence of core of public relations within the relationship between organizations and their environment. organizations. Propaganda. The contemporary public relations studies do not have a long history. BUGÜNÜ VE GELECEĞĠNE ĠLĠġKĠN BĠR DEĞERLENDĠRME Ayhan BĠBER* ÖZET Halkla ilişkiler. and obedience that they need in democratic societies in which the idea of pluralism has been rooted. In contemporary age. public relations have important functions for observing social changes. However. basit propaganda tekniklerinden halkla ilişkilere doğru evrilmiştir. the simple propaganda techniques were evolved into public relations. İnsanlar hızlı bir şekilde çevrelerinde olup bitenlere karşı ilgilerini.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. 237- HALKLA ĠLĠġKĠLER ÇALIġMALARININ DÜNÜ. teknolojik koşularına bağlı olarak değişmiş. yakın bir gelecekte bu işlevini. and for providing opportunities for organizations to express themselves. there are some clues to propose that public relations will not be able to fulfill these functions in the near future since people have been loosing their interests to their environments. determining social demands. iktidar mücadelelerinin içerisinde görebilmek mümkündür. Nevertheless. Social Legitimacy. güveni. Anahtar Kelimeler: Halkla İlişkiler. and rulers always need to have the support of their environments in order to be influential. Kurumlar. kuruluşlar. Halkla ilişkiler. Bilgi ve İletişim Teknolojileri An Analysis of Yesterday. Bununla birlikte. and their will to participate in decision-making process that will affect their life. trust. G. and to obtain social legitimacy besides legal legitimacy. Bu desteğin elde ediliş yöntemi ise dönemin siyasal. önemini yitireceğine ilişkin önemli göstergeler vardır. and in power struggles since the old ages. toplumsal değişimin izlenmesi.ĠletiĢim Fakültesi ĠletiĢim 2003/18 . The ways of obtaining this support have changed in accordance with the changing political. kendi yaşamlarını ilgilendiren kararlara katılma iradelerini kaybetmektedirler. yönetme erkini elinde bulunduranlar etkili olabilmek. çoğulculuk anlayışının gelişmiş olduğu demokratik toplumlarda örgütlerin gereksinim duydukları toplumsal desteği. örgütlerin kendilerini ifade edebilmesi gibi açılardan günümüzde önemli işlevlere sahiptir. rızayı elde etmek için gösterdikleri planlı ve sistemli iletişim çabalarıdır. Propaganda.Ü. and technological conditions of the time period. toplumsal taleplerin belirlenmesi. economic. Ancak. Günümüzdeki anlamda halkla ilişkiler çalışmalarının tarihsel arka planı çok eski değildir. Key Words: Public Relations. halkla ilişkilere özgü bir nüveyi çok eski çağlardan bu yana süre gelen örgüt-çevre ilişkilerinin. ekonomik. 7(2). yasal meşruiyetin yanı sıra toplumsal meşruiyet de elde edebilmek adına her zaman için çevrelerinin desteğine gereksinim duymuşlardır. Today and Tomorrow of Public Relations Studies ABSTRACT Public relations are systematic and planned communication strategies of organizations to obtain social support.

her fırsatta propagandanın ne kadar kutuplaĢtırıcı. daha sonra ise halkla iliĢkiler kapsamında değerlendirilen çalıĢmalara doğru evrildiği anlaĢılmaktadır. baskı grupları. anlayıĢ veya ideolojiler günümüzde çok ince uçlu kalemlerle hat sanatçılarına özgü bir maharetle “zarifçe” iĢlenir olmuĢtur. ekonomik. siyasal açılardan değiĢmesi. Konu ile ilgili yapılan akademik çalıĢmalarda uzun zamandır bu farkın altı çizilmekte ve halkla iliĢkiler propagandadan daha farklı bir yere oturtulmaya çalıĢılmaktadır. dengeleyici ve uyumlaĢtırıcı yönü vurgulanmaktadır. yönetme erkini elinde bulunduranlar. Biber Uygarlık tarihinin belli bir döneminde insanların yerleĢik düzene geçip bir arada yaĢamaya. duyurmak ve kabul ettirmek zorunda kalmıĢlardır. belli bir iktidar alanını iĢgal edenler. Farklı bir ifadeyle. toplumsal gereksinimleri karĢılamak için oluĢturulmuĢ toplumsal sistemler daha dünyevi. iktidar iliĢkileri değiĢmiĢ. örgütsel çıkarın yanı sıra gözetilen toplumsal faydadan kaynaklanmaktadır. yönlendirme. halkla iliĢkiler gibi yöntemler arasındaki farklılık ise manipülasyonunun derecesinden. kamuoyunu Ģekillendirmeye veya onun desteğini elde etmeye yönelik tüm çabaların içerisinde manipülatif bir yönün mutlak bir Ģekilde bulunduğunu söylemek mümkündür. ticaret yapmaya baĢlamalarına koĢut olarak. örgütlenmeye. onay yaratma. ikna etme. Diğer yandan. amacından. Hangi yöntem. belli konularda kamuoyu oluĢturmaya. Bu bağlamda. Tarihsel süreç içerisinde bu çabaların. bu zorunluluğun var ettiği bir olgu olarak kabul edilmektedir. Çünkü halka iliĢkiler çalıĢmaları Güz 2009. teknolojik geliĢmelere bağlı olarak üretim. tutum ve davranıĢlarının değiĢtirilmesi. Toplumların sosyal. etik kaygılardan ne kadar uzak olduğu buna karĢılık halkla iliĢkilerin birleĢtirici. Sayı:29 . radikalleĢtirici ve kıĢkırtıcı bir etkiye sahip olduğu. rıza elde etme gibi çabaların da ortaya çıktığı görülmektedir. sosyal. ekonomik. daha önceki dönemlerde zihinlere çekiç ile çakılmaya çalıĢılan düĢünce. Halkla iliĢkiler. daha rasyonel meĢruiyet dayanakları bulmak. tüketim.134 GiriĢ A. demokratik kazanımların artması. iliĢki kurmaya. ajitasyon. propaganda. sivil toplum örgütleri gibi her türlü tahakküme karĢı direnç oluĢturabilecek dinamiklerin ortaya çıkması. teknik veya araçla olursa olsun. baskı ve Ģiddetten katı propaganda uygulamalarına. kitlelerin yönlendirilmesi. sevk ve idare edilmesine iliĢkin yöntemlerinin de değiĢtirilmesini zorunlu hale getirmiĢtir. Siyasal. tutum ve davranıĢ değiĢimi meydana getirme.

Roma gibi çok eski uygarlıklara dayanmakla birlikte. Bununla birlikte. Ġskender’in iĢgal ettiği bölgelerin yöresel kıyafetlerini. HALKLA ĠLĠġKĠLER OLGUSUNUN TARĠHSEL GELĠġĠMĠ Halkla iliĢkiler. hacim ve nitelik olarak nerelere varabileceği ayrıntılı bir Ģekilde ele alınıp tartıĢılacaktır. halkla iliĢkilere özgü bir nüveyi çok eski çağlardan bu yana süre gelen toplumsal iliĢkilerin. halkla iliĢkiler olgusunun ortaya çıkıĢında. bir anlamda halkla iliĢkilere nüve oluĢturmuĢ çalıĢmalar olduğunu belirtmek gerekir. Kitleleri etkilemeye. krallar. Hıristiyan olmayan ülkelere misyonerler göndermiĢtir. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 135 sayesinde gereksinim duyulan onayın. demokratik toplumlara özgü bir kamuoyu oluĢturma. rıza veya saygınlık elde etme yöntemi olarak kabul edilmektedir. onay. Büyük Ġskender’in uygulamaları bu yöntemlere çokça verilen örneklerden birisidir. yakın gelecekte ne ifade edeceği. güven. rızasına. hükmetme yetkisini tanrıdan aldıklarını öne süren padiĢahlar bile belli durumlarda yönetimleri altında olan insanların onayına. selamlaĢma biçimlerini tercih ederek kendisine yönelik bir sempati yaratma yoluna gittiğinden söz edilmektedir. geliĢiminde rol oynayan temel dinamiklerin neler olduğu. ideoloji veya inanıĢ etrafında örgütlemeye yönelik propaganda kapsamındaki uygulamaların kökenleri Atina. daha kapsayıcı bir ifade ile toplumsal meĢruiyetin sağlanması ve sürdürülmesi mümkün olabilmektedir. etik kaygıların fazla gözetilmediği propaganda niteliğinde çalıĢmalardır. sistemli ilk propaganda çalıĢması Hıristiyanlığın yayılması ile ilgilidir ve propaganda sözcüğü de zaten "yayılması gereken" anlamına gelen propagand Latince kökünden gelmektedir. halkla iliĢkiler kapsamındaki çalıĢmalarının boyut. Bu misyonerler çeĢitli propaganda İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . bu tür çalıĢmaların süreç içerisinde halka iliĢkilere doğru evrilmiĢ. toplumsal faydanın. rızanın. desteğine gereksinim duymuĢlar ve bu gereksinimin karĢılanmasına yönelik olarak çeĢitli yöntemler geliĢtirmiĢlerdir. Çok güçlü. bilinen planlı. çok kudretli hükümdarlar. günümüzdeki örgütler açısından halkla iliĢkilerin ne ifade ettiği. Ancak bunlar. Yukarıdaki tespitlerden hareket edilerek tasarlanan bu çalıĢmada. güvenin. tebdil-i kıyafetle halkın arasına karıĢıp onların kendisine yönelik duygu ve düĢüncelerini öğrenmeye çalıĢtıkları bilinmektedir. Osmanlı PadiĢahlarının Cuma namazı öncesi halkla söyleĢtikleri.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. iktidar mücadelelerinin içerisinde görebilmek mümkündür. belli bir düĢünce. halkın dertlerini dinledikleri. Ancak. 30 yıl savaĢlarının devam ettiği 1622 yılında Papa XV Gregory. Hıristiyanlığın yayılmasını sağlamak amacıyla Ġnancı Yayma Meclisi anlamına gelen Congregatio de Propaganda Fide adında bir birim oluĢturarak.

bu kaynakları iĢleyerek üretimi gerçekleĢtirecek olan insan kaynağının yönlendirilmesi. çalıĢma motivasyonunun sağlanması propaganda çalıĢmalarıyla gerçekleĢtirilmiĢtir. siyasal. daha geniĢ kitlelere. büyük acılar çekmesine. yüzyılın sonlarına doğru belirginlik kazanmaya. Bu “zirve” noktası aynı zamanda siyasal propagandanın ölüm noktası anlamına da gelmektedir. daha kısa sürede. geliĢmiĢ ve 19. halka iliĢkilerin kendisini propagandadan farklı bir yere oturtma çabaları 1900’lü yılların baĢında görülmeye baĢlanmıĢtır. görünür olmaya baĢlamıĢtır (Kazancı. BolĢeviklerin çalıĢmaları ile önemli mesafe almıĢ. Günümüzdeki anlamda halkla iliĢkiler çalıĢmalarına temel oluĢturan sektörel ve akademik altyapı ağırlıklı olarak Amerika BirleĢik Devletleri’nde doğup. Tüm bu yaĢananlardan sonra propaganda sözcüğü insanlara soğuk gelmeye. hoĢ olmayan Ģeyler çağrıĢtırmaya baĢlamıĢtır. Hitler’in peĢine takılarak insanlığın büyük bir trajedi yaĢamasına. 1787 Anayasasıyla ulusal birliği sağlayan ve federatif bir yapıya kavuĢan Amerika. iktisadi ve siyasi yönlerden hızlı bir geliĢim göstermiĢtir. Tocqueville’e (1994) göre. gururu incinmiĢ Almanya. ekonomik. Biber teknikleri kullanarak değiĢik coğrafyalarda kendi inançlarını yaymaya çalıĢmıĢlardır (Pflaum ve Pieper. yüzyılın ikinci yarısında baĢlayan Sanayi Devrimi propaganda çalıĢmaları açısından önemli bir kırılma noktasıdır. 18. Çünkü Hitler ve ekibinin uyguladığı propaganda çalıĢmaları sayesinde I. Dünya SavaĢı’ndan yenik çıkmıĢ. Propagandanın büyüsünün Hitler’le birlikte bozulmuĢ olmasına rağmen. 1993: 407). Güz 2009. 1997: 5). Kitlesel üretimin gereği olarak gereksinim duyulan büyük hammadde kaynaklarının elde edilmesi. Siyasi anlamda geniĢ çaplı. sistematik propaganda çalıĢmaları ise Fransız Ġhtilali ile baĢlamıĢ.136 A. planlı. daha etkili bir Ģekilde ulaĢabilmenin yöntem ve teknikleri aranmaya baĢlanmıĢtır. 2004: 129). halkla iliĢkiler çalıĢmalarının geliĢip yaygınlaĢmasına olanak sağlayacak uygun bir zemin yaratmıĢtır. Sanayi Devrimi ile kitlesel üretim gerçekleĢtirildiğinden. Amerika’daki federal sistem. geniĢ bir siyasal katılıma ve güçlü bir sivil topluma olanak verecek Ģekilde inĢa edilmiĢtir. dağıtımın da tüketimin de kitlesel olması gerekmiĢtir. Katılıma ve sivil örgütlenmelere olanak veren bu siyasal yapı. tanıtımın da. Sayı:29 . Çünkü Sanayi Devrimi ile ĠletiĢim Devrimi aynı sürecin parçaları olarak kabul edilmektedir (Briggs ve Burke. sosyal iliĢkilerin uluslararası boyutta yeniden düzenlenmesine neden olmuĢtur. Hitler’le “zirve” noktasına ulaĢmıĢtır. Bu süreçte propaganda çalıĢmaları boyut ve içerik olarak farklılık göstermeye baĢlamıĢ.

Serbest gazeteci olarak çalıĢan Ivy Lee. 2001: 15). 1995: 6): KiĢi ya da kuruluĢlar. Bernays'dır. değiĢikliklerden toplum mutlaka haberdar edilmeli. Halkla iliĢkilerin geliĢimine sağladığı önemli katkılar açısından üzerinde durulması gereken bir diğer kiĢi de. Bu tür geliĢmeler esas olarak 1900’lü yılların baĢından itibaren ivme kazanmıĢtır ve bu süreçte. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 137 Halkla iliĢkiler (Public Relations) kavramı ilk olarak dönemin Amerika BirleĢik Devletleri BaĢkanı Thomas Jefferson tarafından 1807 yılında 10. Lee. basın aracılığıyla topluma verilecek bilgilerde doğruluk ve dürüstlük ilkesine kesinlikle uyulmalıdır. Kitle iletiĢim araçları geliĢip yaygınlaĢmamıĢ. demokratik kazanımlar yeterince sağlanmamıĢ. Kongre’ye gönderilen BirleĢik Devletler’in dıĢ iliĢkileriyle ilgili bir mesajda kullanılmıĢtır (Kunczik. Bernays’ın çalıĢmaları önemli kilometre taĢları olarak kabul edilmektedir (Faulstich. kendi çıkarlarını ön planda tutanlar Ģeklinde olumsuz bir imaj edinmektedirler. gereksinimlerini ve beklentilerini dikkate almalıdırlar. Bernays'ı alanda akademik çalıĢmalar yapan ilk kiĢi olarak belirtmektedirler (Pflaum . kapalı kapılar ardında gizli iĢler çevirenler. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .Pieper. çalıĢmalarını yürütürken kamuoyunun hassasiyetlerini. 1916 yılında John Rockfeller’ın danıĢmanlığını yapmaya baĢlamıĢ ve ilk halkla iliĢkiler bürosunu kurmuĢtur. Topluma karĢı yeterince açık olmayan. bültenler hazırlayarak iĢ çevrelerinin kamuoyuna seslenebilmesine olanak tanımıĢtır. Edward L.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. sosyal sorumluluk anlayıĢı geliĢmemiĢtir. Basınla sağlıklı iliĢkiler kurulmalı. “Prensipler Bildirisi” baĢlığı altında. aynı zamanda halkla iliĢkileri meslek olarak icra eden ilk kiĢi unvanına da sahiptir. Ancak dönemin koĢulları bu olgunun tam olarak anlaĢılmasına. 2002: 18). geliĢip yaygınlaĢmasına çok elveriĢli değildir. 1967: 2). çoğulculuk. çalıĢmalarını gizlilik içinde yürüten örgütler. herhangi bir örgüt ile kamuları arasındaki iliĢkinin nasıl olması gerektiği konusunda Lee Ģu açıklamaları yapmıĢtır (Ertekin. bir gazeteci olan Ivy Lee ile konunun akademik boyutuyla ilgilenen Edward L. Kaynaklar. basın ile iĢ çevresini birbirine yakınlaĢtırmaya çalıĢmıĢ. bilgi alması sağlanmalıdır. Yayımladığı bazı kitapçıklarla halkla iliĢkilerin özel sektördeki ilk örneklerini ve ilkelerini ortaya koymaya çalıĢan Lee. Daha sonra Dorman Eaton adlı New York’lu bir hukukçu. Toplumu ilgilendiren geliĢmelerden. 1882 yılında Yale Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde mezunlara hitaben yaptığı “Hukuk Mesleğinin Halkla ĠliĢkileri ve Ödevleri” baĢlığını taĢıyan bir konuĢmayla dikkatleri bu kavrama çekmiĢtir (Orrick.

kendisini hedef kitlenin yerine koyarak onları daha iyi anlamaya çalıĢmalıdır. yaptığı iĢi “Tanıtma ĠĢinin Yönetimi” olarak adlandırmıĢtır. masa baĢında oturarak hedef kitleyi oluĢturanları anlayabilmek mümkün değildir. özellikle kavramların anlamlarını çok iyi bilmek durumundadırlar. Bernays. Renkli bir kiĢiliğe sahip olan Bernays. 1995: 8). halkla iliĢkiler konusunda üniversitelerde dersler vermiĢ ve alanın ilk uzmanı olarak kabul edilmiĢtir (Mardin. Bir ziraat mühendisi olan ve rastlantılar sonucu halkla iliĢkiler çalıĢmalarına baĢlayan Bernays. Bir halkla iliĢkiler uzmanı empati yeteneğine sahip olmalı.138 A. Yaptığı iĢe uygun bir isim bulma düĢüncesini her zaman zihninde canlı tutan Bernays. Bu Ģekilde adlandırmasının nedenini ise kullanılmakta olan. Bernays’ın 1923 yılında yayınladığı “Crystallizing Public Opinion” (Kamuoyuna Biçim Verme) isimli eseri de bu alanda yayınlanmıĢ ilk eser olma özelliğini taĢımaktadır (Mıhçıoğlu. Bir halkla iliĢkiler uzmanı. yaptığı teorik çalıĢmalar ve sektörde edindiği deneyimler sonucunda halkla iliĢkilerle ilgili bugün hala geçerliliğini koruyan Ģu tespitleri ortaya koymuĢtur (Ertekin. 1988: 26). Sayı:29 . Alıcı konumundaki kiĢi ya da kiĢilerle etkili bir iletiĢim kurabilmek için iletilen mesajın yanlıĢ anlaĢılmaya olanak vermeyecek Ģekilde. hedef kitleyi meydana getiren kiĢiler ya da gruplar çok yönlü irdelenmelidir. 1976: 15). Ġlk özel bürosunu 1919 yılında New York'ta açan Bernays. Güz 2009. Bu alanda görev yapanlar. 1995: 11): Halkı anlayabilmenin ilk Ģartı yüz yüze iliĢki kurmaktır. “Kamuyu Aydınlatma” ya da “Reklam Yönetimi” gibi kavramların kamuoyunda bazı olumsuz çağrıĢımlara neden olduğu Ģeklinde açıklamıĢtır. Ġnsanların beklentileri çok fazla olduğunda. sözcüklerin yerinde ve doğru kullanılmasına dikkat edilmelidir. salamdan sabuna. Hedef kitle çok iyi tespit edilerek. Biber 1993: 224). sonunda yaptığı iĢi en iyi tanımladığına inandığı “Halkla ĠliĢkiler DanıĢmanlığı” ifadesini kullanmaya baĢlamıĢtır. 1988: 26). mücevherden sigaraya kadar çok değiĢik alanlarda çalıĢmalar yürüten kuruluĢlarda danıĢmanlık yapmıĢtır (Mardin. Daha sonra yayınlamaya baĢladığı “Contact” isimli dergide de halkla iliĢkiler konusunu açıklamaya çalıĢmıĢtır (Ertekin. “Basın Temsilcisi”. müĢterileri ile iliĢkilerinde bu gerçeği her zaman göz önünde bulundurmak durumundadır. gerçekler karĢısında çok çabuk hayal kırıklığına uğramaktadırlar.

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . sistemin istikrarına. örgütlerin dıĢ çevrelerinden soyutlanamayan. halkla iliĢkilerin “doğasının açıklanmasında. Böyle bir anlayıĢın geçerlilik kazanmaya baĢlaması. sosyoloji. II. ekonomik yaĢamın canlanması. her türlü tahakküme karĢı direnç oluĢturabilecek sivil toplum örgütleri gibi yeni güç odaklarının ortaya çıkması ile birlikte. Kriz nedeniyle halkla iliĢkilere duyulan gereksinim daha da artmıĢ. 1998: 59). Dünya SavaĢı sonrası yönetim alanında sistem yaklaĢımı. iletiĢim gibi sosyal bilim dallarına bağlı olarak geliĢimini sürdüren ve eklektik bir alan görüntüsü veren halkla iliĢkilerin kendi özgün kuramını oluĢturabildiğini bugün hala söyleyebilmek mümkün değildir. Halkla iliĢkiler demokratik rejimlerde akademik bir çalıĢma alanı olarak geçerlilik ve yaygınlık kazanmaya baĢlamıĢtır. sistem yaklaĢımının halkla iliĢkileri kuramsal temellere oturtmak açısından uygun bir zemin sağladığı söylenebilir. amaçlara göre yönetim. Çünkü büyük firmalar. durumsallık yaklaĢımı gibi örgüt çevresini daha fazla dikkate almayı gerektiren yeni yaklaĢımların ortaya çıkması. bir etkileĢim sistemi olarak sonul amacının belirlenmesinde” (Uysal. uyumlaĢtırmak zorunda olan sosyal sistemler oldukları düĢüncesi geçerlilik kazanmaya baĢlamıĢtır (Daft. halkla iliĢkiler açısından bir kırılma noktası olarak kabul edilmektedir. sistemin bir yerinde oluĢan bozulmanın tüm alt sistemleri etkilediğini yaĢayarak öğrenmiĢlerdir. Sosyal psikoloji. yaygınlık ve geçerlilik kazanmasına olanak verecek koĢullar oluĢmuĢtur. halkla iliĢkilerin akademik bir çalıĢma alanı olarak geliĢmesine. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 139 1929 yılında baĢlayan büyük ekonomik kriz. 2004: 25– 30). Örgüt ve çevresi arasındaki iliĢkinin sistem yaklaĢımından hareketle incelenmesi sonucu. kendi temel gereksinimlerini bağdaĢtırmak. 1986: 58) gereksinim duyulan genel çerçeveyi baĢarılı bir Ģekilde sağlamaktadır. dıĢ çevre ile kesin sınırlarla ayrılma olanağı bulunmayan ve temel amaçlarını gerçekleĢtirebilmek için çevreden gelen baskılarla. özel çıkarlarla kamu yararını ortak zeminde buluĢturmak anlayıĢı kabul görmeye baĢlamıĢtır (Peltekoğlu. Bu aĢamada. yönetim.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. 1983: 42). Ayrıca bu yaklaĢım. konuyla ilgili yayınların sayısındaki artıĢ sonucunda ise akademik eğitimin gerekliliği konusunda görüĢ birliği oluĢmuĢtur. Halkla iliĢkilerin 1930–1940 yılları arasında bir meslek olarak benimsenmeye baĢlamasıyla birlikte uygulamalar daha geniĢ kesimlere yayılmaya baĢlamıĢ. sağlıklı bir Ģekilde iĢlemesine kendilerinin de katkı yapmaları gerektiğini. halkla iliĢkiler olgusunun geliĢip yaygınlaĢmasında pay sahibi olan önemli etkenlerden birisi olarak kabul edilmektedir (Jarren ve Röttger.

Refah ve eğitim düzeyleri eskiye oranla biraz daha yükselen insanlar örgütlenerek baskı grupları oluĢturmuĢ. Dolayısıyla halkla iliĢkiler. meĢruiyet sorunuyla bir Ģekilde yüzleĢmek zorundadır. hukukun ötesinde olan bir sorundur (Kapani. Çünkü toplumsal taleplere kulak tıkayan. aslında hukuk alanını aĢan. BaĢka bir ifadeyle. yönetilenlerin hesap sorabildiği toplumların bir zorunluluğudur denilebilir (Lesly. Halkla iliĢkiler özünde halktan gelen bu taleplerin belirlenmesine. temel ahlak değerleri. 1998: 21). bu talepleri algılayamayan ve gereklerini yerine getirmeyen örgütler. devletin müdahale ettiği alan geniĢlerken. hem devletin iĢgal ettiği alanın geniĢlemesine hem de kamu yönetiminin karmaĢıklaĢmasına neden olmuĢtur.140 HALKLA ĠLĠġKĠLERĠN BUGÜNÜ A. politik. evrensel değerler tüm zamanlar için meĢruiyetin ortak paydası olarak kabul edilmektedir (CoĢkun. bir süre sonra sosyolojik anlamda bir meĢruiyet kriziyle karĢı karĢıya kalmakta. toplumların yapılarına ve özelliklerine göre farklılıklar göstermekte. sosyal sorumluluk anlayıĢı kapsamında bazı taleplerde bulunmaya baĢlamıĢtır. 2009: 43). ekonomik. karĢılanmasına veya karĢılanabilmesiyle ilgili olarak yapılan düzenlemelerin duyurulmasına yönelik çalıĢmalardır. iktidarın ve hareketin olduğu her yerde ve alanda öncelikle cevaplandırılması gereken bir soru. toplumsal ve dinsel sınıflamalar açık ve basitken hesapta olmayan. Ancak. 1983: 3). Sayı:29 . toplumların karmaĢık bir yapıya bürünmesine neden olmuĢ. Çünkü iktidarlar ne tür bir niteliğe sahip olurlarsa olsunlar belli bir halk desteği olmadan yaĢayamamaktadırlar. modern. 1998: 119) ve çağdaĢ toplumlarda çok daha belirgin ve yaygındır. demokratik. tarihsel süreç içerisinde değiĢebilmektedir. karar mekanizmalarından uzaklaĢtığı gözlenmeye baĢlanmıĢtır (Uysal. kararlar da daha teknik bir nitelik kazanmıĢ ve birçok önemli konuda verilen kararlarda bireyin etkisiz kaldığı. varoluĢ gerekçelerini yitirmektedirler. MeĢruiyet. çevresinde üretim yapan örgütlerden uygun fiyat ve kalitenin yanı sıra. insan topluluklarının. iktidarın etrafındakilerin bağlılığını hak edip etmediği ya da neden hak ettiğiyle ilgili bir sorundur (Atiker. Güz 2009. MeĢruiyet ilk bakıĢta hukukun alanına giren bir sorun gibi gözükse de. Ekonomide ve siyasette liberalizmi benimseyen ülkelerde Yirminci Yüzyılın ilk yarısında yaĢanan geliĢmeler. Bir anlam arayıĢı olan meĢruiyet. kamu vicdanı. öngörülmeyen birçok yeni sorun ortaya çıkmıĢtır. Biber ModernleĢme olarak adlandırılan süreç. insanın. 1998: 81) ve her sosyal sistem. MeĢruiyet kaynakları. gücün. çözümlenmesi gereken bir problem olarak karĢımıza çıkmaktadır. Yöneten ve yönetilen arasındaki mesafenin açılmasıyla ortaya meĢruiyet sorunu çıkmaktadır.

yani hukuksal geçerlilik anlamında değil. malın veya hizmetin tanıtılmasını sağlamak Ģeklinde algılansa da. Weber. Bu bilgi akıĢı ise ancak örgüt ve çevresi arasında oluĢturulacak iletiĢim kanallarıyla mümkün olmaktadır. konuyla ilgili çalıĢmalar yapan Gramsci. varlıklarına kabul edilebilir gerekçeler bulmak. Marksist düĢünceyi benimsemiĢ olmasına rağmen Gramsci. Bu nedenle farklı güç odaklarının oluĢtuğu. “sosyolojik anlamda otoriteye tabi olanlarca beslenen inanç karĢılığında kullanmıĢtır” (Kapani. kendi çıkarlarının yanı sıra topluma ne sağladıklarını anlatmak durumundadırlar.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. Halkla iliĢkiler çalıĢmalarının iĢlevi ilk bakıĢta bir örgütün. rasyonel meĢruiyet kaynaklarına gereksinim duyulmaya baĢlanmıĢtır. Belli bir gücün. altyapı-üstyapı iliĢkisine geleneksel Marksist anlayıĢtan farklı yaklaĢmakta. Örgütler. böylece varlıklarını ve uygulamalarını meĢru kılmaktadırlar (Bobbio ve Texier. kendi alanlarında rekabet etmek. örgütün etki alanında kalanlar. Gramsci’ye göre. Bu iletiĢim kanallarını oluĢturma çabaları ise özünde halkla iliĢkilerden çok farklı bir çaba değildir. Bu bağlamda Weber’in (1995: 311) meĢru otoritenin dayanaklarına iliĢkin yaptığı sınıflandırma sosyal bilimlerde geniĢ ilgi uyandırmıĢ. bu çalıĢmaların iĢlevi bunlarla sınırlı değildir. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 141 Tarih boyunca meĢruiyetin ilk ve temel kaynaklarından birisi de din olmuĢtur. sistemin varlığını devam ettirmesini sağlayan gücün egemen sınıfların tinsel ve kültürel üstünlüğünden kaynaklandığını söylemektedir. iktidar sahipleri üstyapıya ait unsurları manipule ederek. kendi söylemlerini toplumun diğer kesimlerine de kabul ettirmekte. Gramsci’nin Weber’e yakın bir yerlerde durduğu görülmektedir. Habermas’a göre (1990: 327) kamu yararı öne sürülerek yürütülen bu tür çalıĢmaların iĢlevi. 1998: 89). meĢruluk kavramını dar anlamda. politika ve stratejiler benimsemekte ve bunları uygulamaya geçirmektedirler. 2003: 32). belli bir iktidar alanlarını ele geçirmek. modern toplumların geldikleri noktada kabul edilebilir. farklı çıkarların temsil edildiği çoğulcu nitelik kazanmıĢ toplumlarda örgütler. Bu uygulamalara bağlı olarak. Sistemin meĢrulaĢtırılması ve devamının sağlanmasıyla ilgili tezlerine bakılınca. örgütsel çıkar-toplumsal yarar dengesi fark edilir Ģekilde örgüt lehine bozulduğu anda meĢruluk krizi gündeme gelmekte ve örgütün varlık nedeni tartıĢılır olmaktadır. Ġktidara meĢruluk kazandırma sürecinde dinler önemli iĢlevler üstlenmiĢlerdir (ġaylan. belirledikleri amaçlara ulaĢmak. bir malın veya hizmetin tanıtılıp satılmasının daha da İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . kendilerini verimli ve etkili kılmak için çeĢitli plan. Habermas gibi teorisyenlere önemli bir esin kaynağı olmuĢtur. o etkileĢimden ne tür bir fayda sağladıklarını net olarak bilmek istemektedirler. 1982: 20). Ancak belirli aĢamalardan geçmiĢ.

devletin ordu. Halkla iliĢkiler. Sosyal sistemler. Feodal toplumla. Farklı bir ifadeyle halkla iliĢkiler. farklı uzmanlık alanlarının kendi dilini yaratması ve kitlelerin bu dili anlayamaması sistem içerisinde kutuplaĢmaya neden olmaktadır. çoğunlukla ideoloji kullanarak Güz 2009. Bu tepkilerden dolayı devletler resmi ideolojilerini çağın koĢullarına uygun yöntem ve araçlarla benimsetme yoluna gitmektedirler. kapitalist toplum arasında bir karĢılaĢtırma yapan Althusser (1994). yönetilenler üzerindeki fiziki baskısını görece azaltmıĢ. Modern toplumların belirgin özelliklerinden birisi de yönetme erkini elinde bulunduranların toplumsal sorunların çözümüne yönelik uygulamalarıdır. kapitalizmin toplumu kontrol altında tutabilmek için gereksinim duyduğu meĢruiyeti. siyasal. “ruhtan yoksun uzmanlık insanları ile gönülden yoksun haz insanlarının” sebebiyet verdiği kutuplaĢma Ģeklinde ifade etmektedir. firma veya sektör adına siyasal kredi sağlamakta ve onlara kamusal otoriteye duyulan türden bir hürmet kazandırmaktadır. Böyle bir ikilem içerisinde doğru bir rota belirleyebilmek yaĢamsal önem kazanmaktadır. demokratik ve katılımcı bir siyasal kültürün yerleĢtiği modern toplumlarda bir sorun çözme ve olası sorunları önleme yöntemi olarak benimsenmektedir (Uysal. Çünkü aksi uygulamalar iç ve dıĢ tepkilere neden olmaktadır (Kazancı. 1996: 132) ise halkla iliĢkiler adı altında yürütülen çalıĢmaları. Habermas (2001: 370) bu kutuplaĢmayı. Althusser. örgütsel etkililiği ve verimliliği sağlamak adına iĢbölümü ve uzmanlaĢmaya verdikleri önem sonucu toplumdan uzaklaĢmak. Biber ötesine geçerek.142 A. vatandaĢla olan iliĢkilerini evrensel hukuk kuralları çerçevesinde yürütmek zorunda kalmıĢtır. Çünkü örgütlerin büyümesine rağmen yetkinin merkezileĢmesi. 1998: 37). Devlet. kültürel. Kapitalizmin geliĢim süreci içerisinde böyle bir çaba sistemin tıkanıklığını açmak. bunun yanı sıra demokratik yönetim gereği olarak toplumdan onay ve destek elde etmek ikilemi ile karĢı karĢıya kalmıĢlardır. Sayı:29 . ideoloji üretme ve yayma araçlarının süreç içerisinde değiĢtiğini ifade etmektedir. sendikal ve iletiĢimsel aygıtlar Ģeklinde sıralamaktadır. polis gibi baskı aygıtlarıyla ideolojik aygıtlarını birbirinden ayrı tutmakta ve modern kapitalist toplumlardaki ideolojik aygıtları. çağdaĢ ve demokratik örgütlenmelere temel özelliğini veren bu iki olgunun yarattığı ikilemden kaynaklanan sıkıntıyı giderecek ve tarafları birbirine yaklaĢtıracak bir iĢlev üstlenmektedir. 1997: 16). taraflar arasındaki uzlaĢıyı sağlamak için gereklidir. Frankfurt Okulu’nun ilk kuĢak temsilcileri (Horkheimer ve Adorno. iĢbölümünün insanı yeri kolayca doldurulabilir değersiz bir nesne haline getirmesi. hapishane. rıza yoluyla elde etme çabası olarak değerlendirmektedirler. dinsel. Althusser’e göre hiçbir sınıfın. amaçlarına ulaĢmak.

Dolayısıyla.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. Sosyal Pazarlama gibi belli bir ürüne. belirgin bir kavramsal çerçevenin çizilebilmesi. nitelik. siyasal ve sosyal oluĢumları bir bütün olarak. toplumun bünyesinde barındırdığı farklı anlayıĢ. örgütsel çıkarın yanı sıra toplumsal yararı da gözettiğini sürekli vurgulamak zorunda kalmıĢtır. Demokratik kazanımların artması. kuruluĢa. kutuplaĢma gibi sorunları gündeme getirmiĢtir. parçalanma. 1996: 69). halkla iliĢkiler çalıĢmalarının geliĢip. toplumsal yapı içerisinde ayrıĢma. yeni “aygıtlar” geliĢtirmek gerekmektedir. hacim ve iĢlev açısından dönüĢüme uğramasıyla birlikte bu çalıĢmaların tanımlanması. Halkla ĠliĢkiler. kamusal alanın renklenmesi. farklı etnik ve siyasal gruplar. daha farklı iĢlevler edinmesi beraberinde yeni sorun ve tartıĢmaları da getirmiĢ. kamusal alan farklı ses ve taleplerin yükseldiği çok sesli bir alana dönüĢmeye baĢlamıĢtır. halkla iliĢkilerin farklı örgütsel yapılarda. yaygınlaĢmasına. onu üreten örgütün kendisine yönelik güven. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . uyum içerisinde bir arada tutulabilmek. Farklı bir ifade ile modernleĢmenin birleĢtirdiği kadar bölünme ve parçalanmalara da yol açabilecek bir süreç olduğu anlaĢılmıĢtır (Yılmaz. günümüz toplumlarında etkinlik alanının geniĢlemesine ve daha farklı iĢlevler edinmesine sebebiyet vermiĢtir. Tüm bu geliĢmelere bağlı olarak. saygınlık yaratmaya çalıĢtığını. Yukarıda sözü edilen türden bir gereklilik. halkla iliĢkilerde var olan kimlik krizi daha da derinleĢmeye baĢlamıĢtır. bunun yanı sıra reklamla da kullanılan araç ve bazı teknikler dıĢında bir bağının olmadığını reklam gibi belli bir ürüne veya hizmete değil. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 143 iĢleyen. Kendisinin propagandadan farklı bir yöntem olduğunu anlatmaya çalıĢan halkla iliĢkiler. itibar. yeni yöntemler. Ancak. beklenti ve çıkarlara sahip farklı ekonomik. kuruma. hangi kavramın uygulamada tam olarak neye denk geldiğinin belirlenebilmesi bir hayli zorlaĢmıĢtır. Ancak. toplumu dönüĢtürme. Kurumsal Reklam. Pazarlama. iletiĢim olanaklarının geliĢmesi ve çoğulculuk anlayıĢının geçerlilik kazanmasıyla birlikte yönetme erkini elinde bulunduranların yönetilenler üzerindeki baskısı azalmaya baĢlamıĢ. yönlendirme açısından ideolojik aygıtlar daha iĢlevsel hale gelmiĢtir. Reklam. kendilerini kamusal alanda daha rahat ifade edebilme olanağı bulmuĢ. düĢünceye veya ideolojiye yönelik tutum ve davranıĢ değiĢimi yaratma amaçlı çalıĢmaların boyut. çok sesli bir hale gelmesi. yani farklılıkları baĢarılı bir Ģekilde yönetilebilmek için büyük çaba harcamak. bazı durumlarda da çok hafifletilmiĢ baskıya baĢvurmaktan kaçınmayan bu aygıtların içinde veya üstünde hegemonyasını uygulamadan yönetme erkini elinde tutabilmesi ve bunu meĢru kılabilmesi mümkün değildir.

Bilgi ve iletiĢim teknolojilerinin geliĢip yaygınlaĢmasının bir sonucu olarak baĢladığı kabul edilen “Bilgi Çağı” da insanlık tarihinin Sanayi Devrimi. o meselelerle ilgili alınan kararlara etki edebilme. dağıtım. neler yaĢanabileceğine iliĢkin ipuçları görülmeye baĢlanmıĢtır. Habermas’ın (1990) idealize ettiği burjuva kamusal alanı. üreten. yüzyılın sonlarına doğru özellikle Avrupa’da oluĢmaya baĢlayan kamusal mekanlar sayesinde gerçekleĢmeye baĢlamıĢtır (Habermes. sergi salonları gibi düĢünen. süreç içerisinde kapitalizmin iyice oburlaĢıp. hızlı bir Ģekilde daha fazla kazanç elde etmeye çalıĢanlar tarafından yönlendirilen. Halkla iliĢkiler kapsamındaki taleplerin daha çok artacağı. görüĢ bildirme. Ġnsanların kendi yaĢamlarını ilgilendiren toplumsal meseleleri anlama. bu geliĢmelerin toplumların bilgi alma. 1990). siyasal geliĢmelere yön verebilme konusundaki arzu ve istekleri.144 HALKLA ĠLĠġKĠLER NEREYE GĠDĠYOR? A. kahvehane. Bu dönüĢüm. tüketim süreçlerinde yaĢananların sanayi toplumunda yaĢananlardan daha adil olmadığı. kontrol ve talan edilen bir alana dönüĢmeye baĢlamıĢtır. Bilginin üretim. 17. dünya üzerindeki geniĢ bir coğrafyayı etkileyen büyük düĢlerinden birisi olmuĢtur. Ancak yaĢananlar. halkla iliĢkilerin geleceğine iliĢkin bir perspektif oluĢturulmaya çalıĢıldığında. Diğer düĢler gibi bunun da bir kabusa dönüĢmeye baĢlaması uzun sürmemiĢ. eğlence yerleri. daha radikal bir aydınlanma Güz 2009. 2005: 638). 1997: 291). Aydınlanma gibi önemli mitlerinden. iktidarı sınırlandırma veya tahakküme karĢı direnç oluĢturabilme gibi arzu ve gayretleriyle koĢut bir Ģekilde ortaya çıktığı ve geliĢtiği görülmektedir. Tiyatro. insanların kendi yaĢamlarını ilgilendiren birçok meseleden daha fazla haberdar olmak isteyeceği ve buna bağlı olarak halkla iliĢkiler çalıĢmalarının daha da yaygınlaĢıp kapsamının geniĢleyeceği ileri sürülmektedir (Sriramesh ve White. Biber Halkla iliĢkiler kapsamında değerlendirilebilecek uygulamaları var eden ve çağdaĢ örgütler açısından zorunlu kılan geliĢmelere bakıldığında. genellikle olumlu sözler edilmektedir (Kazancı. Paul Virilio’nun (2003) sözünü ettiği “Enformasyon Bombası” nın patlamasıyla “baĢarılı” bir Ģekilde tamamlanmıĢtır. Bu geliĢim çizgisine bakılarak. her düzeydeki yönetsel politikalara katılma. Sayı:29 . ortaya çıkan geliĢmeler bu olumlu görüĢleri doğrulamamaktadır. eli kalem tutan insanların bir araya gelip müzakere edebilme olanağı buldukları bu kamusal mekanların siyasal süreçlere etki edebilme açısından önemli iĢlevler üstlenmiĢ oldukları anlaĢılmaktadır. vahĢileĢmesi nedeniyle kamuoyunu aydınlatmak için serbestçe tartıĢabilen entelektüeller tarafından belirlenen bir alan olmaktan çıkmaya.

Ġnsanlar süreç içerisinde üzerlerindeki baskıdan hoĢlanmaya. çünkü kitap okumak isteyecek kimsenin kalmayacağı Ģeklindeydi. Postman’ın (2004) belirttiği gibi. aldatmak. Huxley’in çizdiği tabloda ise. toplumsal körleĢmeye. daha bireysel. tahakküme karĢı direnme beceri ve isteklerini dumura uğratmak için Orwell’ın sözünü ettiği “Büyük Birader” gibi diktatörlere gerek yoktur. kolaylıkla farklı güç odaklarının nesnesi konumuna gelmekte ve basit manipülatif tekniklerle kolaylıkla yönlendirilmektedir. arkadaĢlık. hiçbir Ģey talep edemez hale getireceği yönündedir. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 145 sağlaması beklenen bilginin. Yakın çevremizde. ilgisini kaybetmekte. yaygın olan inancın aksine Huxley ile Orwell’ın kehanetleri aynı sorunla ilgili değildir. daha keyif verici bir yaĢamı tercih eder olmuĢlardır. ĠletiĢim ve bilgi teknolojilerinde yaĢanan devasa “geliĢmeler”. düĢünemez. oyalamak. Huxley pasifliğe ve egoizme sürükleyecek kadar enformasyon yağmuruna tutacak olanlardan korkuyordu. Huxley’in korkusu ise kitap yasaklamaya gerek duyulmayacağı. Yani. beklenenin aksine bilgi kirliliğine. Postman bu konudaki görüĢlerini Ģöyle sürdürmektedir: “Orwell kitapları yasaklayacak olanlardan korkuyordu. insanları avutmak. tartıĢamaz. Huxley hakikatin umursamazlık denizinde boğulmasından korkuyordu. Orwell tutsak bir kültür haline gelmemizden. talep etme. 2004: 16–17). daha fazla tükettirmek dıĢında bir iĢlev üstlenmediği anlaĢılmıĢtır (ġahin.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. Huxley duygu sömürüsüne dayanan içki alemleri ve tek baĢına ipe asılı bir tenis topuyla oyalanmak gibi önemsiz Ģeylerle ömür tüketen bir kültüre dönüĢmemizden korkuyordu… …Kısacası Orwell bizi nefret ettiğimiz Ģeylerin mahvetmesinden korkarken. kendi gündelik yaĢamımızda yapacağımız iĢ. Orwell’ın uyarısı dıĢarıdan gelen baskıların insanları sindireceği. insanların düĢünme. Orwell bizi enformasyonsuz bırakacak olanlardan. olay ve olgularla derinlemesine bir iliĢki kurmak için gereken sabrı gösterememektedir. Orwell hakikatin bizden gizlenmesinden. Ġnsanlar yavaĢ yavaĢ kendi yaĢamını ilgilendiren konulara duyarsızlaĢmakta. akrabalık iliĢkilerine dair basit gözlemler bile Postman’ın çarpıcı bir Ģekilde dile getirdiği kaygıların büyük oranda haklılık payı içerdiğini göstermektedir. sağırlaĢmaya yol açmıĢ. Kendi yaĢamının öznesi olma gayretini göstermekten kaçınan insanlar. düĢünme yetilerini kaybettirecek teknolojileri yüceltmeye baĢlayacaklardır. daha steril. Orwell’ın “1984” adlı kitabındaki kehanetten daha çok Huxley’in “Cesur Yeni Dünya” adlı kitabındaki baĢka bir korkutucu kehanet gerçekleĢme yolundadır. Postman’a göre. Huxley bizi sevdiğimiz Ģeylerin mahvedeceğinden korkuyordu. olaylara karĢı duyarsızlaĢmaya baĢlamıĢ. kiĢiler toplumsal meselelere. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .

Bu çaba çerçevesinde. Buna bağlı olarak. varlıklarını meĢru temellere oturtmaya çalıĢan siyasal oluĢumlar. Dolayısıyla insanların toplumsal sorunlara iliĢkin duyarlılıklarını.146 A. modernleĢme. geliĢen bir olgu olduğu görülmektedir. kendilerine yöneltilen mesajlara daha eleĢtirel bakmaya. daha kapsamlı bir Ģekilde müzakere etmeye baĢlamıĢlardır. dönemin siyasal. halkla iliĢkilerin geleceği ile ilgili olumlu Ģeyler söyleyebilme olanağı kalmamaktadır. Güz 2009. Bu bağlamda. halkla iliĢkiler çalıĢmalarıyla ilgili geliĢmelerin aynı hızla. güç odaklarının. biçimlenmiĢtir. teknolojik koĢullarına bağlı olarak değiĢmiĢ. teveccühüne gereksinim duyar ve bu gereksinimi karĢılamaya yönelik çaba gösterir. Çünkü halkla iliĢkiler çalıĢmaları. Sayı:29 . Dolayısıyla. SONUÇ OLARAK Hangi amaçla oluĢturulmuĢ olursa olsun her türlü örgütlenme içinde yer aldığı toplumsal çevrenin desteğine. hassasiyetleri değiĢmiĢ. bir araya gelerek kendi yaĢamlarını etkileyen konuları daha fazla. Basit propaganda teknikleriyle kolaylıkla yönlendirilebilen kitlelerin zaman içerisinde beklentileri. Biber Tarihsel geliĢimine bakıldığında halkla iliĢkilerin talep edildikçe var olan. demokratikleĢme çizgisi düz bir çizgi değildir ve incelendiğinde çok fazla kırılmaların yaĢandığı görülmektedir. güven. geçerliliği olan politika ve planlar üretmek. destek elde etmek isteyen kurum ve kuruluĢlar. yönetsel süreçlere etki edebilme gibi faktörlerden ve bunları sağlayan bilgi ve iletiĢim teknolojilerinden fazlasıyla etkilenmektedir. aynı doğrultuda. Toplumların geliĢme. onları atacakları olumsuz adımlardan alıkoyabilmesi mümkün değildir. çalıĢmalar yapmak durumunda kalmıĢlardır. demokratikleĢme. var olabilmek için her Ģeyin olağan kabul edildiği bir ortamda rekabet etmeye çalıĢan firmalar halkla iliĢkiler kapsamında değerlendirilen günün koĢullarına uygun. kırılmaksızın. demokratik hakların kullanımı. insanların sayısız kaynaktan gönderilen mesaj kırıntılarının oluĢturduğu bir nehirde sürüklendiği ve bu nehir içerisinde kafasını kaldırıp etrafta neler olup bittiğini anlama merakını ve kendisini ilgilendiren kararlara katılma iradesini kaybetmeye baĢladığı göz önünde bulundurulduğunda. olumlu bir Ģekilde süreceğini söyleme olanağı yoktur. ilgilerini kaybettikleri yerde geliĢmesi. ilgisine. çevreleriyle olan iliĢkileri. benimsenen anlayıĢlar. saygınlık. geliĢtirilen yöntemler tarihsel süreç içerisinde farklılıklar göstermiĢ. ekonomik. yönetme erkini elinde bulunduranların vicdanı olabilmesi.

KUNCZIK.).Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. Peter (2004) Medyanın Toplumsal Tarihi. München: Wilhelm Fink Werlag. (1996) Aydınlanmanın Diyalektiği. BOBBIO. Ankara: TODAĠE Yayınları No: 259. Ankara: Vadi Yayınları. Vahap (2009) Ulus-Devletin DönüĢümü ve MeĢruluk Sorunu. HORKHEIMER. Paul. New Jersey: PrenticeHall. KAPANĠ. DAFT. Reflexierung und Interpenetration: Kernelemente einer Strukturationstheoretisch begründeten PR-Theorie”. Der.). ġener (Çev. Louis (1994) Devletin Ġdeolojik Aygıtları. Tüzel (Çev. Philip (1983) Lesly’s Public Relations Handbook. BRIGGS. Metin (1997) Kamuda ve Özel Sektörde Halkla ĠliĢkiler. Ankara: Sevinç Matbaası. Ankara: Liberte Yayınları. St. Münci (1998) Politika Bilimine GiriĢ. Özügül (Çev. JARREN. A. Y. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 147 KAYNAKÇA ALTHUSSER. FAULSTICH. Max ve ADORNO. LESLY. ERTEKĠN.). Alp ve M. Theodor W. der Öffentlichkeit. Ġstanbul: ĠletiĢim Yayınları.Ulrike RÖTTGER. Jacques (1982) Gramsci ve Sivil Toplum. Asa ve BURKE. Frankfurt: HABERMAS. Köln: Böhlau Verlag. Ġstanbul: Kabalcı Yayınevi. 4. HABERMAS. ATĠKER. Minnesota: West Publishing Co. COġKUN. Wiesbaden: VS Verlag für Sozialwissenschaften. Norberto ve TEXIER. Ġstanbul: ĠzdüĢüm Yayınları.Auflage. O. Jürgen (2001) ĠletiĢimsel Eylem Kuramı. Ġpek ve K. Erhan (1998) Modernizm ve Kitle Toplumu. Ankara: Turhan Kitabevi. M. (1983) Organization Theory and Design. Werner (2001) Grundwissen Öffentlichkeitsarbeit. Yücel (1995) Halkla ĠliĢkiler. Ġ. Otfried ve Röttger Ulrike (2004) “Steuerung. Theorien der Public Relations.).). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . KAZANCI. Somer (çev. Ġstanbul: Kabalcı Yayınevi. Richard L. Jürgen (1990) Strukturwandel Suhrkampverlag. Ġstanbul: Bilgi Yayınevi. Michael (2002) Public Relations: Konzepte und Theorien. ÖzıĢık (Çev.

Ankara: MPM Yay. ġAYLAN. James B. Ankara: A. MIHÇIOĞLU. Akınhay (Çev. Ġ. Özsayar. Max (1995) Toplumsal ve Ekonomik Örgütlenme Kuramı. Ankara: A. EskiĢehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 154.). Sezal ve F. Ankara: Yetkin Yayınları. Wolfgang (1993) Lexikon der Public Relations. Regensburg: Moderne Industrie. Grunig (Der. Biber MARDĠN. Dilber (Çev.). VIRILIO. (Çev. O. Alexis de (1994) Amerika’da Demokrasi. Ġstanbul: Ayrıntı Yayınları.Ü. ve WHITE. Çev. Neil (2004) Televizyon Öldüren Eğlence: Gösteri Çağında Kamusal Söylem.148 A. Haluk (2004) ĠletiĢimde Karavanadan Kafeteryaya. Güz 2009. Onaran (Çev. BYYO Yayınları No: 1. Sayı:29 .Ü. Dieter ve PIEPER. Jon (2005) “ Toplum Kültürü ve Halkla ĠliĢkiler” Halkla ĠliĢkiler ve ĠletiĢim Yönetiminde Mükemmellik.). YILMAZ. O. J.). Ankara: Vadi Yayınları. TOCQUEVILLE.). K. Paul (2003) Enformasyon Bombası.).). ORRICK. BYYO Yayınları No: 10. Aytekin (1996) Modernden Postmoderne Siyasal ArayıĢlar. Ankara: Ġmge Kitabevi. Fermani MaviĢ (Der. Ġstanbul: Dünya Yayıncılık. KüreselleĢme ve Devletin Yeni ĠĢlevi. Birkan (1986) “Halkla ĠliĢkiler: Bir Değerlendirme”. E. Ġstanbul: Rota Yayınları. ġAHĠN. Halkla ĠliĢkiler Sempozyumu–1987. SRIRAMES. (1967) Halkla ĠliĢkiler Ders Notları. Özer Ozankaya. Ġstanbul: Metis Yayınları. ġahin (Çev. Gencay (2003) DeğiĢim. Cemal (1976) “Kamusal ĠliĢkiler Nedir?”. E. Filiz Balta (1998) Halkla ĠliĢkiler Nedir. Ankara: TODAĠE Yayınları No: 287.Kamu KuruluĢlarında Halkla ĠliĢkiler Sorunları Semineri. WEBER. PFLAUM. Ankara: Ġmge Kitapevi. Birkan (1998) Siyaset Yönetim Halkla ĠliĢkiler. UYSAL. Ġstanbul: Beta Basım Yayım. UYSAL. Halkla ĠliĢkiler (Seçme Yazılar). POSTMAN. Betül (1988) “Halkla ĠliĢkilerin ABD'de GeliĢimi ve Avrupa'ya GiriĢi”. PELTEKOĞLU. K.

 Yardımcı Doçent Doktor. they want to see the specialities which belongs to their old leaders who they respect and love. Bu çalışmada lider ve liderlik kavramları açıklanarak. is the way to carry the societies to success. sevgi ve saygıyla andıkları eski liderlerinin özelliklerini onlarda da görmek ve yaptıklarını yapmalarını beklemektedir. lider tipleri. Çünkü klasik yöneticilik anlayışının sorunların çözümünde yeterli olacağı düşünülmekte. Leaders and Managers in Community Management ABSTRACT In today’s social living. leadership qualifies and leader efficiency and leader types. Ancak günümüzde o eski liderlere rastlamak pek mümkün görülmemektedir. In the last part. yöneticilerde liderlik vasıfları pek aranmamaktadır. 237- TOPLUMLARIN İDARESİNDE LİDERLER VE YÖNETİCİLER Erdem TAŞDEMİR ÖZET Günümüz toplumsal yaşamı içerisinde insanlar sorunların çözümünü yöneticilerinden istemekte. In this project we will explain leader and leadership. liderlik nitelikleri ve lider etkililiği üzerinde durulacak. Key Words: Leader. nitelik ve etkililik. people want to administrators to solve the problems. 7(2). Anahtar Kelimeler: Lider. lider ve yönetici. Because mentality of classical administration is taught enough to solve the problems. Toplumları başarıya götüren unsurların temelinde liderliğin olduğu unutulmaktadır. The main subject is forgotten which is leadership. lider tipleri belirtilecektir. we will explain the difference which is between administrator and leader.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. Son kısımda ise yönetici ve lider arasındaki farklar açıklanmaya çalışılacaktır. Karadeniz Teknik Üniversitesi İletişim Fakültesi İletişim 2003/18 . leader talents are not looked for. But today it is very hard to find that old leaders. qualify and efficency. leader types. leader and administrator.

pek çok alanda topluma liderlik ederler. böylece onlara daha çok söz geçirebilmek için. Bu özelliklerden en önemlisi ise motivasyondur. Lider olabilmek için pek çok özelliğe sahip olmak gerekir. insanlar kendilerine liderlik edecek kişiler aramışlar ve gelecekte de arayacaklardır. İkiden fazla insanın olduğu her ortamda insanlar kendilerine bir lider seçme ihtiyacı hissederler ve böylece bazı insanlar lider olurken diğerleri toplumun üyesi olarak yaşamlarını sürdürürler. geleceğe de damga vururlar. Türkiye Cumhuriyeti‟nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk bu liderlerden biridir. Liderler içinde bulundukları duruma göre davranışlar gösterir ve bu durum onların liderlik tarzlarının ortaya çıkmasını sağlar. Çünkü araştırmalar sonucunda lider niteliklerinin çoğunun doğuştan gelen özellikler olduğu ortaya çıkmıştır.150 Giriş E. Sayı:29 . 1992:99). Başarma arzusu olmayan insanların lider konumuna yükselmeleri mümkün değildir. siyasal ve sosyal liderler tarih boyunca var olmuş. Bu durum insanların bir arada yaşamalarının sonucudur. Ancak bu insanların çok azı hatırlanmakta. İnsanlar sadece büyük topluluklar içerisinde değil küçük gruplar içerisinde de liderlere gereksinim duyarlar. Liderler bazen yaşadıkları zaman diliminde yaptıkları ile anılır ve yeni bir lider ortaya çıktığında eski popülerliklerini kaybederler. Dini. Taşdemir İnsanlığın var oluşundan bugüne. toplumun ihtiyaç duyduğu zamanlarda ortaya çıkarak sorun çözücü görevini üstlenmişlerdir. Güz 2009. birlikte hareket etmeye sevk ederek amaç birlikteliğini sağlamaya muvaffak olur. kendine karşı geliştirdikleri ruhsal sözleşmeyi güçlendirmeye çalışır (Başaran. Bu bağı güçlendiren lider. Özellikle toplumsal liderlerin başarma arzusundan yoksun olmaları konumlarını kaybetmelerine neden olur. Liderin toplumu etkilemesi ve bu etkinin devamlılığı toplumun lidere karşı geliştirdiği ruhsal sözleşme ile mümkündür. Bunun nedeni o insanların sadece yönetici değil aynı zamanda lider olmalarından kaynaklanmaktadır. Yaptıklarının ve düşüncelerinin etkisi gelecekte de devam eder. Bu liderler tek bir alanda değil. Liderlik bir etkileme sanatıdır. Lider toplumun kendisini izlemelerini sağlamak. askeri. Bazen de yaptıkları ile sadece yaşadıkları döneme değil. yaptıklarından ve düşüncelerinden hala faydalanılmaktadır. “Lider olunmaz lider doğulur” sözü aslında işin özüdür. toplumu hedeflenen amaca doğru ulaşmada. Toplumların tarihlerine baktığımızda binlerce yıldır pek çok insan tarafından yönetildiklerini görürüz. Motivasyonu sağlayan ise başarılı olma güdüsüdür.

“seyahat etmek” veya “gitmek” anlamına gelen “laeden” fiilinden gelir. Pers ve Mısır dillerinde de aynı anlamda kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu incelemelerle. 1998:5). Ya da bir grup insanın kendi şahsi ve grup amaçlarını başarmak üzere peşinden gittikleri. Belirli amaç ve hedeflere yönelmiş insan gruplarının oluşturulması ve harekete geçirilmesi her insanda kolay kolay bulunmayan bir beceri ve ikna etme yeteneği gerektirmektedir. Liderlik olgusunda güce dayanan bir yön bulunduğu akla getirilirse. “yol” ya da “seyahat” imajına denk düşmektedir. diğer insanları belirli bir amaç yönünde davranışa geçmeye sevk eden onları etkileyen kişidir. bir grup insanı. 1994:330). Bunlardan bir kaçına yer vermek konumuz itibariyle yeterli olacaktır. Romalıların lider anlamına gelen “dux” kelimesinde olduğu gibi. Liderlik. Liderlik ve lider ile ilgili pek çok tanım bulunmaktadır. Liderse belirli amaçlar çerçevesinde başka kişileri davranışa yönelten kişidir. belirli İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Lider ve Liderlik Liderlik etmek (lead). bu soruların yanıtları aranmakta. liderin yapmış olduğu şeylerle ilgili bir süreçtir. 2001:465). Yunanca‟da karşılığı “hegemon” olup.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 151 Lider kime denir? Liderlik nedir? Liderin nitelikleri nelerdir? Bu çalışmada. Anglo-sakson‟lar. “yol” ya da “yön” anlamına gelen “lead” dır. emirleri yönünde davranışta bulundukları kişi liderdir (Koçel. Toplumların idaresine ilişkin liderlik ve yöneticilik anlayışının incelendiği bu çalışmada. bu kelimenin manasını. liderlik. kişiler arasındaki etkileşimi gerçekleştirmek için sahip olunan gücü kullanma süreci olarak ve lider de bu beceriye sahip kişi olarak tanımlanabilmektedir (Erdoğan. insanların bu yolda ve yönde yaptıkları seyahatler olarak genişletmişlerdir. liderler ve yöneticilerin farklı yönlerinin neler olduğu ve toplumların nasıl bir idareci istediğinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Latince‟de geminin dümencisi manasına gelen “gubernatör” ya da “governor” da (yönetici) bu anlam netlik kazanmaktadır (Adair. 1. 2005:66). Liderlik konusunda ortaya atılan tanımlar incelendiği ve bir sentez oluşturulmaya çalışıldığı takdirde bu kavramı. verilecek örneklerle konu açıklanmaya çalışılacaktır. liderlerin ne tür kavramsal sınıflamalara tabi tutuldukları incelenmektedir. Lider. liderlik (leadership) ve lider (leader) kelimelerinin kökü. Liderliğin temelinde başka kişileri etkileme olgusu vardır (Efil.

amaçların başarılması. bütün liderleri içine alan tek bir yetenek ve kişisel nitelik kalıbı mevcut değildir.Liderlik politiktir. empati.152 E. Liderler. bu konuda yapılan tanımların ayrı ve ortak noktaları doğrultusunda aşağıdaki yargılara varılabilmektedir (Erçetin. dinleme. yeteneklerini ve kişiliklerini tespit ederek yöneten bir orkestra şefine benzetilmektedir. Fakat gerekli olan nitelikler duruma göre büyük oranda değişiklik göstermektedir. dünya ve memleket durumlarıyla ilgili toplumun gidişatına en doğru biçimde yön verebilmesi gerekmektedir (Aydemir. bunlara rağmen liderlik tanımlarının genel olarak. Taşdemir amaçlar doğrultusunda bir araya getirme ve bu amaçları gerçekleştirmek için onları harekete geçirme yetenek ve bilgilerinin toplamı diye tanımlayabiliriz (Eren. 1997:102). kişisel. çağın gidişatını adım adım takip edebilmesi. . Lider içinde bulunduğu toplumu ya da örgütü çok iyi tanımalı ve sahip olduğu kültürü iyi özümsemelidir. 1998:76). açıklık ve zeka terimlerini içeren düzenli listeyi yapmaktadırlar (Georgiades ve Macdonell. 2004:431). 2000:11-12): . Bunun yanı sıra liderin öncelikle bir dünya görüşüne sahip olması.Liderlik kültüreldir. yorumlama.Liderlik bazı tinsel vasıfların ön plana çıktığı bir süreçtir. . hissetme. 2. Bununla birlikte. Bununla birlikte liderliği tanımlamanın zorluğu kabul edilerek. . izleme.Liderlik ve yöneticilik birbirinden ayrıdır. örgütsel ve toplumsal farklılıkların. Liderlik Nitelikleri ve Lider Etkililiği Liderlik eğitim kurslarına katılan kişilere liderlik niteliklerinin tanımı sorulduğunda. çok yönlü etkileşimlerin varlığı ve lidere atfedilen bir takım özellikler gibi ortak noktalar içerdiği söylenebilmektedir. bu dönemde liderlikle ilgili geliştirilen yaklaşımların ve elde edilen bulguların tanımları farklılaştırdığı söylenebilmekte. Sayı:29 . bir memleket anlayışına sahip olması. beş duyuyu kullanma ve hatta Güz 2009. kişilerin güdülerini. Sonuçta. kültürü okumak. . içinde bulunulan dönemin. Deal ve Peterson‟un da dediği gibi.Liderlik resmi bir konuma bağlı değildir. öngörü. Liderin sahip olduğu kişilik nitelikleri önemsiz değildir.

Daha yeterli bir durumda olması.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 153 gerekli olduğunda altıncı ve yedincisini de kullanma gibi çeşitli şekiller almaktadır (1994:29). 1999:69-71). . İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Güç. Liderin dışsal nitellikleri. Bir başka kaynak başarılı örgüt liderinin ortak niteliklerini şu şekilde sıralamaktadır (Yalçın. Lider. Bunun terside doğrudur. Colcaud‟a göre iyi liderin nitelikleri ikiye ayrılabilir. . Kişilerin bu gücü meşru olarak kabul etmesi ise otoritedir. onlara istediği bir şeyi yaptırabilme kudretidir. Bu üstünlüğü kaybetmesi veya müşterek amaçlar için kullanmaması ona liderliğini de kaybettirmektedir. İçsel nitelikleri ise. öğrenme yeteneği. 1999:202): .Sosyal Olgunluk: lider heyecan yönünden olgun. eleştiriye açıklık ve kendisiyle barışık olmasıdır (Colcaud. kendini bilme. Liderin bu beş durumda üstün olması. 1982:62). Gerçek liderlik meşru bir konumda yer almakta yani güç ile otorite arasındaki dengeyi sağlamakta yatmaktadır (Özel. Liderin kendisini izleyenlerce benimsenme derecesi ne kadar yüksek olursa.Ortak amaçlar ve izleyenlerin gücü ile ilgili daha iyi bir değerlendirme yapabilmesi. kendine güvenen. 1998:60). Yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlara bakınca liderlerin kendisini izleyen kişilere göre üstünlükleri genel olarak şu şekilde sıralanabilir (Başaran. Ayrıca iyi bir liderin her koşula çabuk ayak uydurabilmesi gerekmektedir. onun izleyenler üzerindeki erki o kadar yüksek olmaktadır (Başaran. güç ile otorite arasındaki ayrıma duyarlılık gösteren kişidir. Bunlar. projeksiyon (dışsal) ve içsel (gizli) nitelliklerdir. gündem belirleyicilik. .Zeka: lider diğer üyelerden daha zekidir. uzlaşmacılık. . güven. asosyal davranışları az olan. nezaket. 1982:61): . başarıya ve yenilgiye hazırlıklı bir yapı sergilemektedir.Ortak amaçlara daha fazla ilgi göstermesi ve motive olması. . kendini izleyenler tarafından onun benimsenmesini sağlamaktadır.Daha zeki olması. kişileri denetim altında tutabilme.İzleyenlerle daha iyi iletişim ve ilişki içerisinde olması. sadelik ve ciddiyettir. dayanıklılık.

. dengeli ve örgütün gücüne uygun bir plan yapabilmek.  Yönetici ve basiret sahibi olmak. Değişik kaynaklarda liderin değişik nitelikleri üzerinde durulmuş ve buna göre bir yaklaşım sergilenmiştir.  İleriyi görebilmek.Kalıtımsal motivasyon: daima bir başarıdan diğerine koşmakta.  İnsiyatif sahibi olmak.  Amaçlara karşı sebatkâr olmak. esnek. 1997:251-254. Taşdemir .  Kararlı olmak.İnsan ilişkileri: liderler işlerin yürütülmesinde insan faktörünün önemini kavradıkları için kişilerarası iyi ilişkiler kurulmasına büyük özen göstermekte ve dolayısıyla gerek yazılı gerekse sözlü iletişim ağları sağlamaktadırlar.  Güzel konuşma yeteneğine sahip olmak.  Denetleme yapabilmek. Buna göre bu kaynaklardan yapılacak bir sentezle liderin nitelikleri şu şekilde sıralanabilmektedir (Şimşek vd.  Açık sözlü olmak. 1998:143.  İş başarma yeteneğine sahip olmak.  Kişilerarası ilişki kurma yeteneğine sahip olmak.  Analiz ve sentez yapabilme yeteneğine sahip olmak.  Düşüncelerini iyi bir şekilde aktarabilme kabiliyetine sahip olmak.  İçinde bulunulan durumla eldeki kullanım potansiyeli arasında en doğru ilişkiyi kurmak.  Üyelerin uyumunu kolaylaştırmak.  Kişileri ve olayları tutarlı değerleyebilme özelliğine yeterli ölçüde sahip olmak.  Hayalperest ya da aşırı karamsar olmamak. Bingöl.  Uygun karar alma titizliğine sahip olmak. Sayı:29 . Kendine güven duymak.  Motivasyonu sağlamak. . dış ödüllerden ziyade bu motivasyonların etkisinde kalarak sürekli yüksek tempoda çalışmaktadır.    Başkalarına güven vermek.  İçinde bulunulan koşullara uygun hedefler saptamak.154 E.  Rasyonel. Duygusal olgunluk sahibi olmak.  Üyelerin katılımını sağlamak. Güz 2009. 2001:466):  Üstün bir zekaya sahip olmak. optimal bir zamana sahip.  Tutarlı kararlar alabilmek. Eren.  Açık kabul edilebilir bir amaç belirlemek.

Liderler insanların sevgi ve saygısına sahip olmalıdır. Ancak etkililiğin en önemli unsuru liderin bu işe gönüllü olmasıdır. .Lider olunan grubun psikolojik ortamı. ekonomik ve toplumsal bütün liderlere başarı İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 1997:319): .Grubun belirli iş talepleri. bu unsurları dikkate almayan lider toplumu istediği seviyeye ulaştıramamaktadır.Grup üyelerinin kişilikleri.Grup üyelerinin iş birliğinin istendiği seviye. Yukarıda belirtilen faktörlerin yanı sıra bazı yönetim araştırmacıları liderliğin etkililiğine tesir eden unsurları şu şekilde sıralamaktadır (Hodgetts. . lideri izleyenlerin özelliği. birbiriyle çatışan çıkarlar.Daha önce lider durumunda bulunan kişinin yaşı. 1996:8). . .Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 155 Ancak tek başına bu niteliklere sahip olmak liderin etkililiği için yeterli olmamaktadır. Bir liderin etkililiğinin olabilmesi için öncelikle belirtilen niteliklere sahip bir liderin bulunması gerekir. Liderin sahip olduğu kişisel özelliklerinin yanı sıra ortam. . olay ve görevlerin özelliği ve yapısal çerçeve tarafından belirlenen yapısal etmenlerin kesiştiği noktada liderin etkililiği ortaya çıkar (Yılmaz. Bütün bu unsurların dikkate alınması ve öneminin kavranarak bu doğrultuda hareket edilmesi beraberinde siyasal. 2001:39). Gönüllü olarak yapılan liderlik kişinin motivasyonunu artıracaktır.Örgüt tarihi.Karar alma için gereken ve izin verilen süre. . .Liderin yürüttüğü iş türü.Üyelerin kültürel beklentileri. .Lider olunan grubun büyüklüğü. 1996:178).Örgütün faaliyette bulunduğu topluluk. . grubun karşı karşıya kaldığı sorunlar.Liderin yaşı ve tecrübesi. mevcut kaynaklar. Liderin topluma yapacağı etkinin derecesini o toplumun içinde bulunduğu şartlar ve sahip olduğu karakteristik özellikler belirlemekte (Kalyoncu. Korkuya dayalı yönetimlerde de insanlar liderin peşinden gidilebilmekte ancak bu durum istekli gerçekleşmediğinden sonuç verimli olmamaktadır (Handy. . .

Taşdemir sağlayacaktır.156 E. toplumdaki lider algılamasının dışında kalmasına yol açacaktır. Liderin etkililiğinin olabilmesi için liderin belli bazı niteliklerinin olması gerektiği belirtilmişti. Bunlar. Bunları lider hastalığı olarak ta tanımlayabiliriz. Çünkü liderin belirleyeceği yönetim tarzı onun kişilik özelliklerinden. liderin konumunu kaybetmesine. liderin özellikleri yaklaşımı. amaçlarından ve zamandan bağımsız olmayacaktır. Davranış Güz 2009. ancak olması gereken bu niteliklerinin yanında olamaması gereken bazı özelliklerde bulunmaktadır. Bu durumda liderin etkililiğinin azalmasına hatta yok olmasına sebep olacaktır. 3. liderin davranışları yaklaşımı. Örgüt üyelerini ya da izleyenleri etkileyen en önemli husus da liderin davranış tarzı olmaktadır. Ortaya çıkan bu yaklaşımları dört temel başlık altında toplamak mümkündür. 1995: 149-162): Cimrilik humması Dikkat nevrozu Duygusuzluk kompleksi İtaat zorunluluğu İnkar bağımlılığı Başarısızlık korkusu İltihaplı ego Nedensiz kaygı Boş boğazlık Cesaret yetersizliği En büyüklük saplantısı Verimlilik gösterisi Izdırap sendromu Popülerlik felci Tanınma katılaşması Yırtıcılık eğilimi Kuşku paranoyası Düşünce daralması Bu unsurlara dikkat etmemek. durumsallık yaklaşımı ve daha sonraki dönemde oluşan çağdaş yaklaşımlardır. Liderin bu faktörlere özen göstermeksizin bazı davranışlarda bulunması ise konumlarının sarsılmasına ve başarısızlığa sebep olacaktır. Sayı:29 . Bu bağlamda Hun İmparatoru Atilla lider hastalıklarını şu şekilde sıralamıştır (Robers. Bütün bu yaklaşımlar incelendiğinde görülmektedir ki hangi açıdan bakılırsa bakılsın sonucu etkileyen en önemli unsur liderin nasıl bir yönetim tarzı belirlediğidir. Bunun sonucunda da bir lider davranışı ortaya çıkacaktır. Lider Tipleri Tarihsel süreç içerisinde liderliğe yönelik çalışmalar yapılmış ve bu çalışmalar sonucunda liderliğe yönelik pek çok yaklaşım ortaya çıkmıştır.

İdare amir-memur ilişkilerine önem verme. otokratik lider.Başkalarının cinslik suçlarına aşırı ilgi gösterme. 3. karar verme ve tebliğ etme haklarını yerleşik teamüllerden almaktadırlar (Peters.Topluma uymaya büyük bir önem verme. yani yabancı ve azınlık gruplarına müsamahasız olma. Korku ve tehdit unsurunu kullanarak ve karakteri ile baskıda bulunarak etkin olmaktadır. 1973:15). 1968:40-41). 1994:279): . . . . 1992:69). Adorno. .Değişmez bir kişiliğe sahip olma ve değişiklikten hoşlanmama. tam serbesti tanıyan lider ve karizmatik liderdir. Otokratik liderliğin ortaya koyduğu yönetim biçiminin yararları ve zararları üzerinde durmak gerekirse. Öyle ki. Bunlar.1. tehdit ve güç kullanma vardır. Bu tip liderler sert mizaçlı ve baskın tiplerdir. demokratik ve katılımcı lider. otoriter lider tipi üzerine yaptığı bir araştırmada bu kişilerde aşağıdaki ortak niteliklerin bulunduğunu saptamıştır (Baymur. Liderin yapması gerekenler gelenekler tarafından tayin edilmekte yönetimde yer alan kişiler sınırlarını aştıklarında çeşitli engellemelerle yüz yüze gelmektedir (Ergezer.Tutucu ve geleneklerine bağlı görünme.Gücü elinde tutan kişi ve gruplara dönük olma. bu liderlik tipinde grubun amaçlarının üyeler tarafından bilinmesi gerekli görülmemekte. .Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 157 tarzlarına bakıldığında da dört temel liderlik tipi ortaya çıkmaktadır.Etosantrik. . tam yetkili İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Yine otokratik lider. sahip oldukları otorite ile elde ettikleri kumanda etme. öncelikle aile ve okul hayatından devlete kadar aşırı geleneksel yapıda yetişen ve kararı büyükten bekleme alışkanlıklarına sahip olan toplumlarda insanlar hiç kuşkusuz liderlerinden tam yetkisini kullanmasını bekleyecek bu davranış biçimiyle liderlerinin bilgili olduğuna ve kendilerine güven verdiğine ve tatmin sağladıklarına inanacaklardır. Grup üyeleri arasındaki ilişkiler en aza indirilerek kişilerin birbirlerini denetlemeleri sağlanmaktadır. Otokratik lider saldırgan ve baskılı bir kişiliğe sahiptir. Otokratik Lider Otokratik liderlikte zorlama. hangi amaçla ve sonunda nereye ulaşılacağını bilmeksizin üyeler sadece verilen işi yapmaktadırlar (Alptekin. Otokratik liderler.

Diğer bir faydası ise. Sayı:29 . moral düşüklüğü ve grup içi çatışmaların ortaya çıkmasıdır. Pek çok fikrin bir araya gelmesi sonucunda alınan kararlar. istek. yetkiyi kullanma ve grubun yapı ve işleyişindeki şekli açısından farklılık göstermektedir. otokratik liderlikte etkin ve hızlı karar verilerek zaman kayıpları asgari düzeye indirilmektedir. 1992:73). üyelerin inanç ve duygularını hiç dikkate almaması ve bunun sonucunda tatminsizlik. Demokratik ve Katılımcı Lider Liderin egemenliğinin yasalara dayandığı ve liderin yönetme ve emretme işlevlerini akılcı kararlarla yaptığı bir liderlik biçimidir. plan.. Otokratik liderliğin bu yararlarının yanında bazı sakıncaları da bulunmaktadır. Son olarak. otokratik liderlik tipi ile yönetilen gruplarda yenilik ve ilerleme oldukça yavaş gerçekleşir. Savaş sonundaki yargılamalarda pek çok Nazi subayının tamamen sağlıklı ve kişisel ilişkilerinin normal olduğu.. Liderler cezadan çok ödül sistemine ağırlık vermektedir (Şimşek vd. Bunlardan en önemlisi. Demokratik ve katılımcı liderler grup amaçlarının belirlenmesi ve her üyenin amaç belirlemede ve amaçların başarılmasında geniş ölçüde yer almasına önem vermektedirler (Alptekin. Taşdemir olduğu zaman bağımsız hareket edebilme inanç ve güvenine sahip olabilmekte bu da lideri güdüleyici bir ödül niteliği taşımaktadır. 1999:659). 1968:42). Otokratik lider tipi ile azınlıklara müsamahasız olma ve otoriteye itaat konusunda Nazi Almanyası‟nda yaşananlar önemli bir örnek teşkil etmektedir. yapılanlara katılmadığı ancak emirleri uyguladığı ortaya çıkmıştır (Atkinson vd. düşünce ve Güz 2009. örgüt için daha sağlıklı sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Bir diğeri. Bu tip lider otokratik liderden sahip olunan yetkinin miktarı açısından değil. 3. astlar kendi aldıkları kararların sorumluluğunu taşımaktadır.2. Bu nedenledir ki. Lider üyeler arasındaki ilişkileri teşvik etmekte ve desteklemektedir (Ergezer.158 E. 2004: 458). planlar ve politikalarla ilgili tavsiyeler bulmaya çalışmalarında görülür ki. program ve iş görme yöntemleri üzerinde söz sahibi olmaması ve bunun sonucunda yaratıcılığın azalmasıdır (Eren. Adolf Hitler psikopat bir canavar olabilirdi. 1998:140). grup içerisinde liderden başka hiç kimsenin amaç. üyelerinde lider kadar örgütü etkileyen şartlarla ilgilenip amaçlar. bu durum daha sağlıklı karar almaya imkan tanımaktadır. ancak bunları tek başına yapmadığı da bir gerçekti. Bu tip liderler karar verme aşamasında astlarının fikirlerinden faydalanmakta. Demokratik ve katılımcı liderlik davranışının en önemli faydalarından biri. kararlar.

üyelerin kararlarını serbestçe alıp uygulamaları sonucunda kendilerini geliştirip problemlerine en iyi çözümü bulma konusunda motive olmalarıdır (Eren 2001:489-490). Tam Serbesti Tanıyan Lider Grup üyelerini tamamen serbest bırakan. güçten uzak duran bir liderlik tarzıdır. Diğer bir sakıncası da bazı yeniliklerin ortaya çıkması durumunda kararların etkinliğini kaybetmesi hatta grubun karar alamaz hale gelmesidir (Eren.. 1998:141). lider grup dışından bilgi ve kaynak sağlama doğrultusunda gruba katkıda bulunmaktadır. örgütün yaşam süresi kısalmaktadır. Tam serbesti tanıyan liderler genelde yetkilerini grup üyelerine bırakırlar. Gelişmelere zamanında tepki verilememesi örgütün sağlıklı işlemesine engel olmakta.3.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 159 kanaatlerine önem verilen iş görenlerin motivasyonlarının olumlu bir şekilde etkilenmesi ve bundan psikolojik doyum sağlamalarıdır (Eren. Bu liderlik tarzının yararı. Acil durumlarda karar verme aşamasında bu tip liderlik tarzı başarı sağlayamamaktadır. 1998:176). 2004:460). Bu durum bu tip liderliğin uygulandığı gruplarda. Grup üyeleri yetki alanlarına giren konularda karar almakta ve uygulamakta serbesttir. Lider diğer grup üyeleriyle benzer bir rol üstlenmekte. üyelerin farklı nitelikte amaçlar geliştirebilmeleri. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . grup üyelerinin seçiminin çok önemli olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır. 2004: 459). Çünkü liderler genelde yetkiyi tamamen bırakmaya çok fazla eğilimli değildirler. Son olarak tembel olan ve iş görmekten kaçan grup üyelerinin kaynakları kendileri için kullanmaları ve grubu parçalamaya yönelik çabalar içine girmeleridir (Eren. hatta bu amaçların birbirlerine karşı olabilmesi ve bunun sonucunda da özellikle kriz zamanlarında bu durumun grubun dağılmasına neden olmasıdır (Şimşek vd. Tümüyle oto kontrol sisteminin hakim olduğu ve çok fazla kullanılmayan bir liderlik tipidir (Sabuncuoğlu ve Tüz. Bu liderlik tarzının sakıncalarından ilki. 3. İkinci olarak bireysel başarıların ön plana çıkarılması grup başarılarının önemli ölçüde azalmasıdır. Demokratik ve katılımcı liderlik davranışının en önemli sakıncası ise önemli önemsiz tüm karar verme sürecinin yavaş işlemesi ve bunun sonucunda zaman kayıplarının yaşanmasıdır. Liderin buradaki fonksiyonu yönlendirme ve özendirmedir. kararın alınması ve amaçların tespit edilmesini üyeler yapmakta. 2001: 489).

2000: 195-196): . Halk ile liderin inanç.4. Karizmatik liderler ile ilgili yapılan bir çalışmada şu davranış biçimlerini gösterdikleri ortaya çıkmıştır (Barutçu ve Akatay. gelecekle ilgili hedefleri planlamak. toplumun güvendiği ve kabul ettiği üstün nitelikli kişiler olarak kabul edilmektedir. zaman ve mekanda oluşacak değişimlere göre farklılık gösterebilir. Açıklamaya çalıştığımız bu liderlik tiplerinin uygulanabilirliliği toplumun veya grubun kültür yapısına. Lider Güz 2009. Liderin karizması bazen ölmüş olmasına rağmen devam etmekte. Taşdemir 3. üyelerin kişilik yapılarına. 1992:72). Yanlış yapmak bir anlamda karizmanın yok olmasına ya da zayıflamasına neden olacaktır. Bu tip liderler genelde toplumda ya da grupta oluşan buhranlı zamanlarda ortaya çıkan. Lidere karizmatik kişiliğini atfeden insanlar bu durumu kabul etmemekte onun yanlış yapabileceğine kesinlikle inanmamaktadırlar. Daha çok doğuştan gelen ve Allah vergisi kabul edilen bir yetenekle donatılan karizmatik lider bu nedenle toplum tarafından olağan dışı olarak kabul edilmektedir. kararları bizzat kendisi alan ve söylemiş olduğu her söz emir olarak algılanan.160 E. Karizmatik Lider Bu tip lider.Statükonun değiştirilmesi yönünde çaba harcamak. Sayı:29 . .Büyük oranda yetkiye ve uzman güce dayanıp güvenmek. Bu nedenle karizmatik liderlik.Bir dereceye kadar alışılmamış ve mevcut kurallara uymayan biçimlerde davranışlarda bulunmak.Günün şartlarından çok farklı olan. Karizmatik liderin insanüstü bir takım nitelikleri taşıdığına inanılmaktadır. Lidere yüklenilen karizmada buradan kaynaklanmaktadır. Bu tip liderler bireyleri etkileyerek onları bir amaç doğrultusunda bir araya getirmekte ve ortak amaç için çalışmalarını sağlamakta etkindirler. iç ve çevresel şartlara. performans ve iş doyumunu artırmada oldukça etkilidir. 1992:72). Toplum tarafından kurtarıcı olarak algılanmaktadır (Ergezer. liderlik yaptığı grup üyelerini arkasından sürükleyen. . 1999:16-17). Bu tip liderlerin yanlışları yoktur ve eğer yanlış olan bir şey varsa bunu çevresindekiler ve emri uygulayanlar yapmıştır (Ergezer. 1998:175). hemen yerine getirilen kişidir (Sabuncuoğlu ve Tüz. Bu düşüncenin hakim olmasının nedeni lidere yüklenen karizmadan kaynaklanmaktadır. insanlar sıkışınca onun yaptıkları ve söylediklerine bakmaktadırlar. Bu durum grup üyelerinin sadakat ve itaatini sağlamaktadır (Aytürk. beklenti ve ümitleri arasında bir paralellik ve benzerlik söz konusudur. .

Ancak iyi bir yönetici aynı zamanda iyi bir lider olabilmelidir. 2002:16-17). Liderliğin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyan bu tespit insanların neden liderlere ihtiyaç duyduğu sorusunu akla getirmektedir. 4. Liderlik önderlik etmektir. Bize. yüzlerce ülkenin olduğu ve farklı yönetim biçimlerinin bulunduğu bir dünyada. birlikte yaşama ihtiyacının sonucunda. Bennis‟in geçmişteki liderler ile ilgili söyledikleri ise önemlidir (2002:15-16): “Bütün bir ulusa. bize şu an olduğumuzdan daha iyi ve daha mükemmel olabileceğimizi söylemekle ölümcül bir risk aldıklarını kanıtlarmışçasına hepsi öldürüldüler. yaptıkları ve söyledikleri ile yaşadıkları döneme damgasını vurmuş liderlerdir. milyonlarca kurum ve organizasyonun bulunduğu toplumsal yaşamda. Ancak bu tarzın başarısız olduğunu ya da etkisini kaybettiğini gördüğünde ise bunu değiştirebilir. korkularını yenebilmeleri için meydan okuyan FDR (Roosevelt) artık yok. Martin Luther King Jr. Önderliğin temelini önderliğe ve yönetime ilişkin kavramlar oluşturmaktadır. her zaman bir liderliğe ihtiyaç duymuştur. yönetimde ve kurumlardaki kalitesizlik ile liderlik eksikliği bulunmaktadır (Bennis. Ama her iyi yönetici iyi bir önderdir denemez. sonsuzluktaki birlik ve kainattaki uyum fikirlerini aşılayan Einstein da artık aramızda değil. Bu kavramlar kimi İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . üçüncü sırada ise. kurumsal ve grupsal liderlere ihtiyaç bulunmaktadır. İnsanları yönetenler ya da yönetmeye talip olanların her zaman lider olması beklenemez. açlık ve çöküntü. eğer kendilerine bir lider belirlemezlerse o toplulukta kargaşa hakim olur. Bu liderleri çoğaltmak mümkündür. İyi bir önder aynı zamanda iyi bir yönetici olabilir.” Bennis‟in bahsettiği isimler. Topluluk halinde yaşayan insanlar. gibi liderlerinse. İnsanoğlu var oluşundan bu yana. Kennedyler. Gandi. ülke liderlerine. Kan. Lambarane Ormanları‟ndan. Özellikle günümüz şartlarında görev alan yöneticiler toplum tarafından lider olarak algılanıyorlar mı? Bu soruyu amerikan toplumu için 1987 yılında “kim iş başında” diye soran Time dergisi ulusun ihtiyacının olduğu bir anda evde kimsenin olmadığını söylüyordu.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 161 benimsediği tarzın kendisini başarıya götürdüğünü fark ettiğinde bu tarzı devam ettirir. Liderler ve Yöneticilerin Farklı Yönleri Michigan Üniversitesi‟nden bir bilim adamı toplum için ölümcül bulduğu on tehlikenin bir listesini yapmış ilk sıraya da nükleer savaş veya kaza tehlikesini koymuştur İkinci sırada salgın hastalık. Milyarlarca insanın yaşadığı. hayata karşı büyük saygıyla insanlığa ilham kaynağı olan Schweitzer de artık yok. ter ve gözyaşı isteyen ve istediğini alan Churchill de gideli çok oluyor.

belli amaçları gerçekleştiren örgütlere özgü olduğu için daha dar bir kavramdır. Hersey ve Blanchard. izleyenlerin olgunluk düzeylerine ve geliştirdikleri değer ve düzgülere göre nitelik kazanır.162 E. Carroll ve Tosi. YÖNETİM VE YÖNETİCİ Yönetim. Yönetici önder olmayabilir. izleyenlerin psikolojik gerçek sınırlarının ötesinde uyarlığını (compliance) sağlamaya yöneliktir. Önder. toplumun her zaman iyi yöneticilere ihtiyacı bulunmaktadır. izleyenlerin öndere verdiği erki. 1 Önderlik. 1992:97). Önderlik. iş görenlere çoğunlukla. izleyenlerin gereksinimlerini karşılamak için yeterliklerini eyleme dönüştürür. 1977. yönetmen olmayabilir. Yönetim. Yönetimin sürdürülebilmesi için başarılı olmak yeterlidir. Sayı:29 . makam sahibinin elde ettiği kayraları ve hakları kullanmasıdır. Önderlik. Yönetici yasal erkini kullanır. saptanmış amaçları gerçekleştirmek için iş görenlere biçimsel görevleri yaptırmaya çalışır. Güz 2009. izleyenlere alışılmışın ötesine ve üstüne çıkan bir etkiyi içerir. Yönetici anamalcı ya da yönetsel erkçe atanmıştır. 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Tablo 1: Önderlik ve önder ile yönetim ve yöneticiye ilişkin ayrılıklar Görülmektedir ki. iş görenlerin psikolojik gerçek sınırları içinde uyarlığını (compliance) sağlamaya yöneliktir. Yönetim. Önderliğin sürdürülebilmesi için önderin etkililiği asıldır. üst yöneticinin ve onu izlemek zorunda olan yöneticilerin yönetim biçimine göre nitelik kazanır. izleyenlerin toplam etkisinden daha çoğunu onlara gösterip uyarlıklarını sağlayarak başa geçmiştir. Yönetim. tekdüze alışılmış etkiyi gerektirir. 1969. Önderlik. Taşdemir yönlerden birbirlerinden ayrılırlar. Yönetim. önderin onları etkilemek için kullanmasıdır. Önderlik. Ancak günümüz hızlı değişimleri göstermektedir ki. ÖNDERLİK VE ÖNDER Önderlik. yöneticilerin aynı zamanda liderlik nitelikleri ile donanmış olmaları gerekmektedir. Önder kişisel erkini kullanır. Yönetim. 1982 „den Akt. toplumun her kesiminde rast gelindiği için geniş bir kavramdır. Başaran. Önderlik ve önder ile yönetim ve yöneticiye ilişkin ayrılıklar Tablo 1‟de kısaca gösterilmiştir (Filley ve House. Önder.

insan ve insana özgü değerlerin yaşaması için en uygun yönetim tarzıdır. Ancak bu durum fazla uzun sürmemekte. Bu durum toplumun zaman zaman farklı arayışlar içerisine girmesine neden olmakta. insanlar için kurtarıcı olarak algılanmışlardır. İnsanlık tarihini okuduğumuzda. özellikle toplumların idaresi noktasında demokratik ve katılımcı yönetim biçimi. harekete geçirmek ve başarıya ulaştırmak için İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . liderlik. insanlar yönetime katılmak ve görüşlerini rahatça söylemek istemektedir. çarkları düzgün işleyen sistemlerde yeterli olurken. siyasal ve sosyal liderlerin varlığını görürüz. Çünkü tarihin başlangıcı. Ancak demokratik şartlarda da insanları belirli bir amaç etrafında toplamak. liderler ve liderliği de okumuş oluruz. Bu noktada liderlerin önemi ortaya çıkmakta. demokratik ve katılımcı. tam serbesti tanıyan ve karizmatik liderlik tarzları göstermişlerdir. belirli amaçları gerçekleştirebilmek için insanları etkileme. öğretileri ile kalıcı olmuşlardır. hatta otoriter davranışlara müsamaha gösterilmektedir. insanlık tarihi boyunca denenen yönetim biçimleri ve liderlik tarzları içerisinde. liderin olmadığı toplum ve organizasyonların sağlıklı bir yapı oluşturamadıkları ve süreklilik sağlayamadıkları görülmektedir. çarkların düzgün işleyeceği şekilde kuramayan toplumlarda iyi bir yönetici olmak insanlar tarafından yeterli görülmemektedir. sorunların ancak otoriter bir tarzla çözülebileceğine olan inanç güçlenmektedir. Ancak gelişmesini henüz tamamlamamış. Bu liderler kendi zamanlarında ihtiyaç duyulduğu anda ortaya çıkmış ve yaptıkları ile liderliklerini benimsetmiş. Liderler yaşadıkları dönemdeki toplumsal yapıya ve duruma göre yönetim tarzlarını belirlemişlerdir. liderliğin de başlangıcı olmaktadır. Çünkü sorunların çözümünün uzaması insanlarda bıkkınlığa sebep olmakta. bir araya getirme ve yönlendirme sanatı olarak karşımıza çıkmakta. Bu liderlerin büyük bölümü yaptıkları ile tarihe yön vermiş. Tarih gözden geçirildiğinde dini. Gösterdikleri yönetim biçimine göre de otokratik. dünyanın gelişmiş toplumları arasında olmayan ülkeler ve insanları demokratik ve katılımcılığın yanında karizmatik lider beklentisi içerisindedir. askeri. hala sistemlerini. Gelişmiş toplumlarda iyi bir yönetici olmak. Bu çalışma sonucunda görülmektedir ki.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 163 Sonuç Yapılan bu çalışmada. sahip oldukları donanımlarıyla topluma yapacakları katkı önem kazanmaktadır. Günümüz dünya düzeninde pek çok toplum demokratik ve katılımcı yönetim biçimini benimsemiş olduğundan bu tarz liderlik beklentisi içerisindedir.

Toplumların sıkıntılı dönemlerinde hala geçmiş dönemlerdeki liderlerine atıfta bulunması yönetici değil ama lider eksikliğindendir. Ankara. Personel Yönetimi. Ethem (1982).Ü. “Leadership and Effective Communication”. Warren (2002). Atkinson. İstanbul: İnkilap Kitabevi. Barutçu. Kent D. Güz 2009. RC. Adel Safty (Eds. Kültür ve Liderlik. ________________(1992). Leadership and the United Nations. Çev: Utku Teksöz. Sayı:29 . Çev: Yavuz Alogan. Bir Lider Olabilmek. 4:189-201. 57-71. Jean-Marc (1999). The Leadership Paradox: Balancing Logic and Artistry in Schools. İşletmelerde Yönetim ve Organizasyon. Terrence E. Aytürk. Selçuk Üniversitesi SBMYO Dergisi. Ankara: Alteo Yayıncılık. “Bilgi Toplumu ve Transformasyonel Liderlik”. San Francisco: Jossey-Bass A Wiley. Eğt. İnşaat ve Mimarlık Fakültesi Yayınları. DJ. Psikolojiye Giriş. Aydemir.Ü. İ. RL. KAYNAKÇA Adair. Alptekin. Esin ve Akatay. Başaran. SN.164 E. Feriha (1994). Bennis. İsmail (1998). Northern Cyprus: Eastern Mediterranean University Pres. Deal. Şevket Süreyya (1997). Örgütsel Davranışın Yönetimi. Eğitim Fakültesi Yayını. Bingöl. Colcaud.. Trabzon: K. Smith. Lider ve Demegog. Dursun (1997). Genel Psikoloji. İstanbul: Sistem Yayıncılık. Nihat (1999). İstanbul: Remzi Kitabevi.T. Bem.). (1999). Baymur. John (2005). Pelin Ozaner). Efil. Tur. Yönetimde İnsan İlişkileri. Mehmet (1968). Bursa: Vipaş İnş. Ankara: A. Atkinson. Taşdemir iyi bir yönetici olmanın yanı sıra lider olmakta gerekir.. (1994). and Peterson. İstanbul: Beta Basım. ve Hoeksema. ss. Kışkırtıcı Liderlik – Inspiring Leadership. (Çev. Ayten (2000). Ankara: Yargı Yayınları. EE.. Ankara: Arkadaş Yayınevi. Yönetim Sanatı Başarılı Yönetim ve Yöneticilik Teknikleri.

Ş. İstanbul: Beta Basım. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Personel Yönetimi. Kalyoncu. Peters. İstanbul: Marifet Yayınları. Charles (1996). Liderlik Sanatı. Koçel. İşletme Yöneticiliği: Yönetim ve Organizasyon Organizasyonlarda Davranış Klasik-Modern-Çağdaş ve Güncel Yaklaşımlar. ss. Süreç ve Uygulama. Robers. Selçuk (1999). Çev: Canan Çetin ve Esin Can Mutlu. Davranış Bilimlerine Giriş ve Örgütlerde Davranış. Örgütsel Psikoloji. 3-9. Yönetim: Teori. Wess (1995). Şimşek. Ankara: Nobel Yayın. İlhan (1994). Liderlere Tapınma Psikolojisi. İstanbul: İz Yayıncılık. İstanbul: Der Yayınevi. Yönetim ve Organizasyon Çağdaş ve Küresel Yaklaşımlar. London: George Allen and Unwin. Nick and Macdonell. Leadership for Competitive Advantage. Eren. Hodgetts. Tamer (2001). Liderlik ve Özellikleri. Tahir ve Çelik.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 165 Erçetin. Erol (2004). Georgiades. Mustafa (1998). Ankara: Nobel Yayın. Frances Hesselbein. Richard (1973). Hun Atilla‟nın Zafer Sırları. Ankara: Ocak Yayınları. Hamdi (2001). İstanbul: Beta Basım. Şerif. İstanbul: Say Yayınları. Örgütsel Davranış ve Yönetim Psikolojisi. Adnan (1998). İşletmelerde Davranış. “The New Language of Organizing and Its Implications for Leaders” The Leader of the Future: New Visions. İstanbul: Beta Basım.). Bahattin (1992). Erdoğan. Ergezer. Richard (1998). Richard M. Marshall Goldsmith and Richard Beckhard (Eds. Sabuncuoglu. Özel. 2(9): 163-182. Şule (2000) Lider Sarmalında Vizyon. Yeni Türkiye Dergisi Türk Siyaseti Özel Sayısı. Strategies and Practices fort he Next Era. Yılmaz. San Francisco: Jossey-Bass. Akgemci. Eren. Çev: Mehmet Harmancı. Authority Responsibility and Education. Aytekin (1996). Erol (2001). A. Yalçın. M. İstanbul: Beta Basım. Handy. Zeyyat ve TÜZ. Melek (1998). İstanbul: Beta Basım. Chichester: John Wiley & Sons. (1997). “Siyasal Liderlik”. Bursa: Alfa Basım.

Key Words: Internet. The woman exposal. Bu çalışmada. Araştırma sonucu ede edilen bulguların internet gazeteciliğinin profesyonelliğinin sorgulanması. Geleneksel gazeteciliğin güçlü temsilcileri de bu ortamda kıyasıya bir rekabete tutuşmuşlar ve daha fazla “tıklanma” kaygısı ile geleneksel anlamdaki gazetecilik anlayış ve uygulamalarının dışında pratikleri uygulamaya koymuşlardır. İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi. The photo galeries based on woman exposal. Zaman ve Radikal’in internet “ana sayfaları” söz konusu unsurlar açısından. habercilik. Hiçbir haber değeri taşımayan konular –gelenekselde de temsili olan. The strong representatives competed in the atmosphere and also put into practice the practices which are except from the traditional journalism conception and application with the ticking anxiety.gazetelerin internet sayfalarında kolaylıkla yer bulmaktadır. içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmektedir. cinsellikle yoğrulmuş ve erotizm içeren başlıklarla süslenmiş “hafif” haberler. news value. her yaştan internet kullanıcısına kolayca ulaşabilmenin anahtarı olarak kullanılmaktadır. kadın teşhiri. Gazi Meslek Yüksekokulu İletişim 2003/18 . In this study. the rubbish news including sexual and erotizm are used for the internet user of all ages. Milliyet. 237- CĠNSELLĠK ÜZERĠNDEN “TIK TĠCARETĠ”: ĠNTERNET HABERCĠLĠĞĠ ÜZERĠNE BĠR ĠNCELEME Umur IġIK* & Konur Alp KOZ** ÖZET Çağımızın en etkin kitle iletişim ortamlarından biri olan internet. Kadın teşhirine dayalı fotoğraf galerileri.Ü. Hürriyet. Anahtar Kelimeler: İnternet.Ü. G. the internet main pages of Hürriyet. haber değeri. G. 7(2). Milliyet. nitelikli bir habercilik anlayışının yerleştirilmesi açısından değerlendirilebileceği beklenmektedir. Any subjects which are not newsworthy take part in the internet pages of newspapers.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. reporting. “Click commerce" * ** Yardımcı Doçent Doktor. her alanda olduğu gibi habercilik alanındaki profesyonelleri de büyük bir “rating” yarışına itmiştir. The results of research are expected to examine the professonalism of the internet journalism and evaluate to provide the eligible reporting conception. Zaman and Radikal are researched in terms of the aforesaid fact by using the content analysis method. tık ticareti “Click commerce” based on sexuality: An Analysis on Internet Journalism ABSTRACT The internet which is the most effective communication media leads the professionals to compete in the rating.

htm. Türkiye. geleneksel rakipleriyle paralellik gösterdiği unsurlar olduğu gibi kullandığı içerik ve anlamı bayağılaştırması bakımından farklılaştığı alanlar da söz konusudur. İnternetin anlam üretimine aracı kıldığı dilin. dünya sıralamasında ise 14.5 milyon insan internet kullanıcısı durumundadır. Avrupa‟nın ve dünyanın diğer ülkelerindeki Türkler bu rakama dahil değildir. A.47‟si internet erişim imkânına sahiptir. her yaştan internet kullanıcısına kolayca ulaşabilmenin anahtarı olarak kullanılmaktadır. içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu‟nun (TÜİK) yayınladığı “Hane Halkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması”na göre ise (Ocak-Mart 2008) Türkiye‟de hanelerin yüzde 24. Koz Gelişmiş ülkeler dikkate alındığında internetle oldukça geç sayılabilecek bir zamanda tanışan ancak son yıllardaki -devlet destekli. her alanda olduğu gibi habercilik alanındaki profesyoneller açısından da büyük bir rekabet ortamı yaratmıştır. Haziran 2009). Bu çalışmada. cinsellikle yoğrulmuş ve erotizm içeren başlıklarla süslenmiş “hafif” haberler.168 GiriĢ U. 26. Bu bağlamda. Geleneksel gazeteciliğin güçlü temsilcileri daha fazla “tıklanma” kaygısı ile geleneksel anlamdaki gazetecilik anlayış ve uygulamalarının dışında pratikleri uygulamaya koymaktadırlar. Bu rakam ağın içindeki diğer Türkçe konuşan insanlar da dikkate alındığında daha büyük bir topluluğa işaret etmektedir.internetworldstats. Araştırma sonucu ede edilen bulguların internet gazeteciliğinin profesyonelliğinin sorgulanması. Zaman ve Radikal‟in internet “ana sayfaları” söz konusu unsurlar açısından. IĢık – K. Güz 2009. çağımızın en etkin kitle iletişim ortamlarından internet. büyük olarak yerini almıştır ki.8‟i internet kullanmaktadır ve bununla birlikte “gazete ve dergi okuma (yüzde 76)” internet kullanıcılarının en çok yaptığı iş olarak (TÜİK. Hiçbir haber değeri taşımayan konular –gelenekselde de temsili olangazetelerin internet sayfalarında kolaylıkla yer bulmaktadır. 2008) gözükmektedir. Milliyet. nitelikli bir habercilik anlayışının yerleştirilmesi açısından değerlendirilebileceği beklenmektedir.5 milyon internet kullanıcısı Avrupa nüfusu içerisindeki internet kullanıcılarının yüzde 7‟ye yakınını teşkil etmektedir. Sayı:29 . internet kullanıcı istatistiklerinde Avrupa sıralamasında Mart 2009 rakamlarıyla 7.com/stats4. Yine araştırma sonuçlarına göre nüfusun yüzde 35. Hürriyet. Kadın teşhirine dayalı fotoğraf galerileri. Ülke nüfusunun yüzde 35‟i internet kullanıcısı durumundaki Türkiye‟nin 2000 ila 2008 yılları arasındaki kullanıcı sayısı artış oranı ise yüzde 1225 olarak gerçekleşmiştir (http://www. büyük.hamlelerle büyük bir kullanıcı sayısına ulaşan Türkiye‟de bugün itibarıyla 26.

Türkiye’de Ġnternet Gazeteciliği Üzerine… İnternetle birlikte ortaya çıkan sanal gazeteler. 2003: 211-215) internete özgü bir gazetecilik anlayışının doğmasına imkan tanımıştır. 1997 yılıyla birlikte Türk basını tamamıyla internete adapte olmuş ve yazılı basınımızda yer alan çok sayıda dergi ve gazete sanal ortamda okuyucularına hitap etmeye başlamıştır (Gürcan. Başlangıç yıllarında başta büyük gazeteler olmak üzere daha çok gazetelerinin “basılı nüshalarını” internete aktarmak yoluyla sanal ortama adapte olmaya çalışan bu yeni ortam aktörleri internete özgü bir yayın ve işletme modeli geliştirememişlerdir.) sanal ortamda gazetecilik yapılırken. resim. Türkiye‟de bu konudaki ilki Zaman gazetesi gerçekleştirmiş ve 2 Aralık 1995‟te internette yayına başlamıştır.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 169 1. onu Sabah gazetesi takip etmiştir. merakların ve ilgilerin paylaşımını esas alan yeni toplumlar ortaya çıkarabildiğinden ve diğer herhangi bir iletişim aracı içinde imkansız olan bağlam ve yapı derinliği ile zamana bağımlılığı ortadan kaldırmasından ötürü gazetecilik anlayışında köklü değişikliklere yol açmıştır. ilerleyen yıllarda yaşanan teknolojik gelişmeler okuyucunun dikkatini çekebilecek unsurların (etkileyici görsellik. artan internet hızı. fal vb. alan darlığının ortadan kalması ve çok fazla erişime imkân tanıyan bant genişliğinin sağlanması. çokluortam (multimedia) ve bağlantılı metin (hypertextuality) gibi temel karakteristik özellikler (Newhagen ve Rafaeli. Etkileşim (interactivity). 1997: 30. Sanal ortamda da gelenekselde olduğu gibi abonelik yoluyla para kazanma girişimleri kısa sürede başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Hürriyet gazetesi. Pavlik. paket anahtarlama (packet-switching). Türk basınında internete ilk giren dergi ise Temmuz 1995‟te Aktüel. Deuze. fotoğraf. Ekim 1995‟de Leman olmuştur. İnternet ve bağlı teknolojilerde yaşanan hızlı değişim ve gelişimlerle birlikte giderek kabuk değiştiren İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Türkiye‟de gazetelerin internetle tanıştığı 1995 yılından itibaren. bir yandan gelenekselde temsili olan gazeteler bir yandan da internetin sunduğu ekonomik imkânları fırsata dönüştüren çok sayıda internet gazetesi sanal ortamda yayına başlamıştır. Başlangıcında yalnızca geleneksel gazetede yer alan kısıtlı unsurlarla (haber. video ve fotoğraf gibi web sitesine ağır yük getiren unsurların daha az yük getirir hale getirilmesi) internet ortamında kullanılabilmesine yol açmıştır. video. Ulusal basında. eş zamanlılık (synchronicity). ses. her türden malzemenin sunumunda sağladığı kolaylıklar. 1999: 45-46). bulmaca. harita vb. 1 Ocak 1997‟de internette okuyucularıyla buluşurken. 1996. etkileşim. Zaman gazetesinden sonra Milliyet gazetesi 27 Kasım 1996‟da internette yayımlanmaya başlamıştır.

koruyabilmek için bazı konular (çocuk pornografisi. 1999. 2009). 2007. 2007) değerlendirilmektedir. başka bir deyişle reklamverenin gözüne girebilmek için bilinirlik. IĢık – K. 2004. ziyaretçi sayısı ve profili. Sayı:29 . Tirajdan gelir elde edemeyen internet ortamdaki medya organlarının en büyük gelir kaynağını ise reklamlar oluşturmaktadır. gazeteciye. içerik. Evrensel bir iletişim aracı olarak denetlenmesi. içerik kalitesi. 2006) internet ortamının. Güz 2009. gözetlenmesi pek mümkün olmayan internetin zararlı etkileri ve sonuçları karşısında toplumları. İnterneti önemli bir mecra olarak gören reklam verenlerin sayısı giderek artmaktadır ve Türkiye‟de online reklam harcamalarının 2007 yılı itibarıyla 40 milyon doları bulduğu tahmin edilmektedir. 2003. haberin sunumuna (görsel-metinsel). 2007:9). Bugüne dek bu yeni ortamı teknolojik özellikleri/üstünlükleri ve gazetecilik temelinde keşfe yönelik olarak yapılan birçok çalışmada (Pavlik. Kazaz. görsel kalite gibi unsurlarla ayırt ediciliğin sağlanması gerekmektedir (Danış. Koz (şekil. Bu yönüyle internet bir yandan sınırsız bir özgürlük ve iletişim alanını bir yandan da kötü niyetlilerin suiistimaline açık bir ortamı simgelemektedir (Işık. A. 2000. teşhir. Kısacası ne kadar çok “tıklanırsa” o kadar çok reklama ve dolayısıyla nakite kavuşma imkânı söz konusudur. okuyucuya ve yayıncıya sunduğu fırsatlar ile internetin geleneksel anlamdaki gazetecilik uygulama ve pratiklerinden ayrılan yönleri (Gürcan ve Bekiroğlu. okuyucuya ulaşma mantığında) ve bu ortama adaptasyonunu tamamlayan gazeteler nihayetinde internette ekonomik gelir elde etmenin temel unsurunun “tıklanma sayısı” olduğunun farkına varmışlardır. bireyleri özellikle de gençleri ve çocukları. terörizm. Deuze. gazeteci-haber kaynağı ilişkisinden. okuyucu-gazeteci iletişimine dek pek çok şeyi değiştirmiştir. Thurman. sahtecilik) üzerinde tüm dünyanın ortak çalışma yürütmesi zorunlu hale gelmiştir. Aktaş. Haberin hazırlık sürecinden sunumuna dek internete özgü biçimler ortaya çıkmış ve bu gazetecilik anlayışında köklü değişimlere yol açmıştır. 2007. Dimitrova and Neznanski. uluslararası dolandırıcılık.170 U. Bu reklam pastasından pay alabilmek. İnternet. 2007.

Hürriyet. 2005).com. sunulan içeriklerin derinlemesine araştırma ihtiyacı ortadadır. en azından ev sahibi gazete açısından olumlu sonuçlar vermiş görünmektedir.tr Genel http://www. Google aramalarında en ön sıralara çıkabilme ve reklam pastasından daha büyük bir pay kapabilmek telaşı.Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni imzasıyla okuyucuya manşetten duyurulan haber başlığından ve spotundan oluşmaktadır. 21 Haziran 2007.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 171 2. Toplumsal değerlerle çerçevesi çizilen cinsellik olgusu konusunda ne ülke eğitim kurumları ne medya ne de ebeveynler üzerlerine düşeni gerçekleştirememektedir. Yukarıda yer alan ve bir çeşit “itiraf” olarak kabul edilebilecek açıklamalar göz önüne alındığında medyanın kimi zaman bu rolüne ilişkin otokontrol ve kendini düzeltme çalışmaları yaptığı ancak mevcut duruma bakıldığında pek de başarılı olamadığı görülmektedir. kimi zaman “teşhire” kimi zaman da erotizmin sınırlarını zorlayan haber(!) içeriklerine müsaade edilmesine yol açmaktadır. İnternette şiddet. Çalışmaya da ışık tutan bu itirafın yanı sıra mevcut internet haberciliği ortam ve şartlarının. Yine benzer bir otokontrol çabası da Sabah gazetesi tarafından 27 Temmuz 2007‟de başlatılmıştır. kadın fotoğrafları ve zararlı yayınlara karşı toplumsal bilinç oluşturmak amacıyla başlatılan “Temiz internet” kampanyası. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .TartıĢmalar/Sorunlar “Kadın teşhirinin rekabetini reddediyoruz” Artık hiçbir haber değeri olmayan çıplak kadın fotoğraflarından oluşmuş foto-galerileri kaldırıyoruz. Ülkemizde toplumsal.asp. Buna karşın yapılan araştırmalar.com.hurriyet. Bugün itibariyle Türkiye‟de en çok ziyaretçi sayısına 1 Fatih Çekirge. Bütün bunlara rağmen bugün Türkiye‟de habercilik adına internet meydanında boy gösteren gazetelerin sunduğu içerikler tartışma konusudur.1 Yukarıdaki satırlar . kültürel ve dinsel değerleri koruma çabalarıyla medyada sunulan içerikler arasında rahatsız edici bir ilişki söz konusudur.yaklaşık iki yıl önce. Yayın Yönetmeni. arkadaşlar ve medyanın cinsellik konusunda en önemli bilgi kaynağı olduğunu ortaya koymaktadır (Ercan. Alexa sıralamasında ilklerden olabilme.tr/gundem/6753140.

alexa. Bu durum her ne kadar avantaj olarak gözükse de aslında internet haber yayımcılığında alternatiflerin artması ve rekabetin olabildiğince sertleşmesi nedeniyle zamanla dezavantaja dönüşmüştür. Bu yeni dil.com/topsites/countries/TR). Dikkat çekici bir haber başlığıyla sayfayı ziyaret eden kullanıcı. haberin ana kurgusunu örtülü hale getirilebilmektedir. vitrin konumundaki ana sayfanın dışında devam sayfalarını okurken. Koz ulaşan ilk 30 siteye bakıldığında gelenekselde de temsili olan büyük gazetelerimizin yer aldığı görülmektedir (http://www. IĢık – K. çoğunlukla yeni sürprizlerle karşılaşır. mümasil kılmaktadır. hedef kitlenin dikkatini olabildiğince çekerek sayfa ziyaretini artırmaktır. Ancak her nedense büyük gazetelerimiz bu amaçlarını gerçekleştirirken kullandıkları yöntemler konusunda bihaber davranmakta. geleneksel yayımcılıkta. tıklanma değeri yüksek kelimeler tercih edilmektedir. dar alanlara sıkıştırılmış haber başlıkları. Haber içeriğine yerleştirilen cezbedici (!) görsel öğeler. Dil oyunlarıyla örülü bu tercih. Buradan hareketle çalışmanın bu bölümünde internet sitelerinin trafik kaynaklarına bakmak. A. tek bir haber için 2 ila 15 arasında sayfa ziyareti gerçekleştirmek zorunda bırakılmaktadır. Bu durum. daha çok retoriktir ve ikna edici bir kurguya sahiptir. Geleneksel yayımcılıkta. farklı içerikteki haberleri bile dublör haline getirmekte. Milliyet ve Hürriyet gibi gazetelerimizin başını çektiği bu yeni uygulamada. okuyucuya nasıl ulaşıldığı ve ne tür teknolojik hileler yapıldığını görmek yerinde olacaktır. karakter sayılarıyla sınırlıdır. Sayı:29 . internet editörlerini geleneksel haber dilinden uzaklaştırmaktadır. 3. Bu sistem yüzünden kullanıcı. bazen de “örtbas” haberler yayınlayarak “Türk okuyucusunun birinci tercihi olmanın haklı gururundan!” bahsetmektedirler. haber içeriği birden fazla sayfalara bölünmektedir.172 U. İnternet sitelerinde ise bu sayı teknik ölçüde “sınırsız” olarak kabul edilebilir. Kullanıcı. geleneksel haber dilinden ayrılarak kendine özgün bir dil oluşturmuştur. Güz 2009. dikkat çekici hale getirilirken. Haber başlıkları. Haber başlıklarındaki “kurgusal oyun”. Temel amaç ise okuyucuyu baştan çıkaran bir söylemle.Haber Sitelerinin Trafik Kaynakları ve Ġnternete Özgü Haber Tipleri Online haber yayımcılığı. İnternet yayımcılığında. benzer kelime tercihleri ve diğer yayıncı kuruluşların “copy pastları”. internet yayımcılığında ana sayfanın dışındaki bölümleri tercih etmemektedir. sayfa ziyaret oranlarını da artırmaktadır. Bu amaçla. haberin yer aldığı sayfalar sınırlı sayıdadır. Kullanıcı sayısını artırmak amacıyla yapılan bu kurgusal oyunlar. ziyaretleri tetiklemektedir.

tek bir haber için sayfayı ziyaret eden kullanıcı.1.06. Özellikle fotoğraf galerinin tıklanma oranı yüksek olması. Bu şekilde sayfa ziyareti artırılmakta. okuyucunun sistemde daha fazla sürede kalması sağlanmaktadır.tr/GaleriHaber. Böylelikle. tek bir haberin birden fazla bölüme ayrılarak içeriğin ayrı sayfalara taşınması yöntemidir.1 – “Vagon” Haberler Vagon haberler. kendi tercihi dışında adeta sayfa ziyaret etmeye zorlanmaktadır.1 .tr2 Bu uygulamanın giderek yaygınlaşması içeriğinde zayıflamasına neden olmaktadır. haberlerde kadın teşhirciliğin artmasına neden olmakta. haber siteleri bu tür cinsel öğeler nedeniyle kimi zaman “filtreleme programları”na takılmaktadır.Galeri Haber Tipleri 3.com. bu oranları daha üst seviyeye taşımaktadır.2009&KategoriID=19 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 26 Haziran 2009.milliyet.milliyet. 3.www.com.aspx?aType=GaleriHaber&ArticleID=1110998&PAGE= 1&Date= 26. 2 http://www. Haberin içerisine eklenen fotoğraf galerileri.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 173 haberle ilgili veya ilgisiz aynı içerikle sunulan fotoğraf galerileri ziyaret oranını ve dolayısıyla da “tıklanma sayısını” çok daha üst seviyelere taşımaktadır.

“MatruĢka” Haberler U. haber içerik olarak zayıf olsa da büyük görsellerle desteklenmiş. fotoğraf ya da video) ana sayfaya taşınır. Koz Sayfa ziyaretini artırabilmek amacıyla daha çok Milliyet ve Hürriyet‟in uyguladığı bir diğer yöntem ise “matruşka3” olarak adlandırdığımız haber biçimidir. internetteki çok yüksek sayfa ziyaretleri. 3 Matruşka. birçok ülkedeki haber sitelerinin de aynı yöntemi izlemesine neden olmuştur. Alman Bild‟in önünü çektiği yeni bir ekol peşindedir. Bu yöntemde. tıklanma oranı daha yüksek olan ya da editörün diğer haberlere göre daha önemli olduğunu düşündüğü haber. onu açtığınızda yine başka bir bebek çıkar. Tek anne figürünün içerisinde iç içe yerleştirilmiş beş veya yedi bebekten oluşur (http://tr. “okumak istediği” habere ulaşana dek. A. Fotoğraf ve Video Galerileri Görselliğin giderek ön plana çıktığı internet haber yayımcılığı. okuyucuyu devama yönlendirecek cezbedici ögelerle (başlık. Bazen de okuyucu. Sayı:29 . diğer haberlere de göz atmak/tıklamak zorunda bırakılır. Bild‟in. 27 Haziran 2009.174 3. Rus yapımı bir oyuncak bebek türüdür. Ziyaretçi böylelikle önem değeri en yüksek haberden başlayarak önemine göre sıralanan haber turuna sokulur.Hürriyet 3.wikipedia. bulvar tipi gazetecilik anlayışının internete de hâkim olmasına neden olmuştur. Ahşap el yapımı olan bebekler ortasından açıldığında başka bir bebek çıkar. IĢık – K.1. Ziyaretçinin dikkatini çeken bu haber tıklandığında ayrı bir sayfaya yönlendirilir ve 3 numaralı bölümde de gözüktüğü gibi günün tüm magazin haberlerinden oluşan bir derlemeyle karşılaşılır.2.org). Güz 2009. Bu yeni uygulamada. ziyaret oranlarını (hem sayfada geçirilen süreyi hem de sayfa ziyaretini) çok daha üst seviyelere taşımaktadır.2. Haber içerisine yerleştirilen fotoğraf ve video galerileri.

sitedeki ziyaret oranını.tr 38.tr 99. İlk haber tek bir sayfada okuyucuya sunulurken.5 milliyet.1% arkadasim Tablo 1: Haber sitelerinin 19 Haziran 2009 tarihli toplam trafik kaynaklarının domain üzerindeki paylaşımı Milliyet Gazetesi internet sitesi bu konuda yaptığı haberlerde5 kendisine ulaşan okuyucunun yüzde 88. Alexa verileri4 dikkate alınarak çıkarılan aşağıdaki tabloda haber sitesine ulaşan okuyucunun nerede vakit geçirdiği ya da hangi amaçla siteye ulaştığı görülmektedir.3% arsiv % 4.2% turkuaz 0.8% kelebekgaleri 0.com.tr S U B D O M A İ N (Alt alan adı) 32.0% zaman.3% hurriyet.com. ikinci habere ilişkin toplam sayfa ziyareti ise 3150 olarak gerçekleşmiştir.5‟inin ana sayfada sunulan içerikleri izlediğini belirtirken.8% fotoanaliz 0.com/siteinfo/milliyet.5% editor 1.com. radikal.com.com.com.1 msnyasam 1.aspx?aType=HaberDetayArsiv&KategoriID=3&Artic leID=1103664 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . İkinci haber.4% videogaleri 0.0% radikal. zaman.0% emlak 0.com adlı haber sitesinin de desteğiyle yaptığımız bir çalışmada. benzer içerikteki iki magazin haberi yayınlanmıştır. Buradan da açıkça görüleceği gibi içeriğe eklenen galeriler. okuyucunun hem daha fazla “tıklama”sını hem de sitede “daha fazla süre” geçirmesini sağlamıştır.com.milliyet. Milliyet Hürriyet Radikal Zaman D O M A İ N (Alan adı) % 88.alexa.tr/Ekonomi/HaberDetay. hurriyet.com.tr 100.3% medya 0.tr “İnternette en çok ziyaret edilenler listesinde zirvede yine milliyet. Haber sitesinin ana sayfasında yayınlanan her iki haberin 3 saatlik yayın döneminin ardından sayfa ziyaretleri incelendiğinde çok farklı oranlarla karşılaşılmıştır. fotoğraf sayısı ve sayfa sayısının çarpanı kadar artırmaktadır. ikinci haber 3 ayrı sayfaya bölünmüş ve içeriğe 14 fotoğraftan oluşan bir galeri eklenmiştir.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 175 Bu konuda 13 Haziran 2009‟da ankarahaber. Aynı süre içerisinde ilk haberin sayfa ziyareti 300.tr”.tr. http://www. rakip site olarak adlandırdığı Hürriyet‟te ise okuyucuların yüzde 4 5 http://www.tr.0% fotogaleri 5.tr.9% sanaleditor 20.com.com. Bu haberlerin ilki “Ferhunde’nin acı intikamı” diğeri ise “Avrupa Yakası’nda hüzünlü veda” başlıklarıyla okuyucuya sunulmuştur. Fotoğraf ve video galerilerinin bir haber sitesine ne derece katkı sağladığı aşağıdaki tabloda da görülmektedir.

milliyet. içerik sunumlarını subdomain‟de (galeri. Koz 32. “Adriana Lima” konusunda Google‟da yapılan bir aramada Türk basınının önde gelen temsilcilerinin ilk sıralarda çıkması da bir tesadüf sonucu gerçekleşmemektedir. arama motorlarının olası algoritmalarına göre düzenlenmektedir. Kullanıcılar. keywords (anahtar kelimeler) ve description (sayfa özeti) bilgilerine yer verilmektedir. Bu da kısmi de olsa açık kaynak olarak kabul edilen Alexa ölçümlerinde. yüzde 20‟sinin fotoğraf galerilerine ve yüzde 5. habere ilişkin her bir sayfanın başına.3 oranında olduğunu belirtmektedir.3. Zira Milliyet istatistiklerde belirtilenin aksine. IĢık – K. aramalarda giderek önemli bir hale gelen “üst sırada çıkma isteği”nin bir sonucu olarak büyük bir pazar haline gelen optimizasyon hilelerinin önüne geçilmesi amacıyla algoritmalar sürekli değiştirilmekte ya da daha karmaşık hale getirilerek birden fazla bileşen kullanılmaktadır. Bu amaçla. sistem tarafından daha önce yapılan kodlamalarla sistemli biçimde title (site başlığı). A. arama motorlarında istediği veriye.com. içeriklerin toplam kullanıcı üzerinden ziyaret edilme oranını kullanıcı bazında ölçüm dışında bırakmaktadır. Haber siteleri de birçok internet sitesi gibi bazı kelime gruplarında rakiplerine göre daha ön sıralarda çıkabilmek amacıyla bu tür optimizasyonlara başvurmaktadır. Milliyet Gazetesi. Çünkü arama motorlarında.tr/galeri) üzerinde tutmaktadır.com. Sayı:29 . Arama Motorları ve “Kelime” Oyunları İnternet sitelerinin “kullanıcı havuzu” olarak kabul edilebilecek arama motorlarından kendi sitesine kullanıcı/okuyucu çekebilmesi tesadüflere bırakılan bir durum değildir. 3. Hürriyet‟in dışında Radikal ve Zaman gazeteleri de foto galeri vb. galeri vb. Hürriyet konusunda gerçekleri dile getirmesine rağmen kendi web sitesini ilişkin gerçekleri de göz ardı etmektedir.com. sayfaya kodlanan anahtar kelimeler veya sistemdeki eşlemeli anahtar kelimeler sayesinde ulaşmaktadırlar. içerikleri ana domain üzerinden sunmaktadır.176 U. Bu kodlamalar. ana domain olan milliyet.tr (milliyet.8‟inin de foto analiz bölümünü takip ettiklerini ve ana sayfayı izleyenlerin yüzde 38. Güz 2009.tr gibi) değil. foto/video galeri vb.8‟inin gazetenin magazin ekinin galerilerine.

hurriyet.aspx?cid= 20006&rid=2369) ilgili kuruluşun. zayıf bir içerikle sunumu yapılan haberin sayfa başlığı ise (3) numaralı alanda görüldüğü gibi “Çamurla sevişenler” şeklinde oluşturulmuştur. arama motorlarından “uygun olmayan içerik ve kelime oyunlarıyla” ziyaretçi çekme çabası açıkça görülmektedir.com. haberin içeriğinde “Çamur içinde festival” başlıklı haberle karşılaşırken. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Sayfanın kaynağında sayfa başlığı (title) olarak “çamurla sevişenler” kelimeleri kullanıldığı görülmektedir.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 177 Hürriyet gazetesinin 27 Haziran tarihli “Çamur bahane festival şahane” başlıklı haberinde (http://kelebekgaleri. (1) ve (2) numaralı alanlardaki başlıklar okuyucu için (3)‟üncü başlık ise site başlığı olarak arama motorları için düzenlenmiştir.tr/galeridetay. Haber başlığına tıklayan ziyaretçi.

350 1.550 13.100 1. IĢık – K.090 39. Bu durum.920.000 Zaman 723 835 240 2.290 4. Sayı:29 .190 53 4.400 1. A.79 ) arama motorları oluşturmaktadır. Google‟da yer alan toplam indekslerindeki çevrimiçi aykırı kelime unsurları listelenmiştir.000. Aşağıdaki tabloda ise çalışmaya konu edilen dört ayrı haber sitesinin. Koz Aşağıda ankarahaber. Buradan da görüleceği üzere ilgili haber sitesinin en büyük trafik kaynağını (% 78.500 19. Milliyet‟in ziyaret edilme olasılığını artırmaktadır.800 4. Milliyet‟in ilgili tarihte Google‟de indekslenen toplam 13 milyon sayfası bulunmaktadır ve bunların içerisinde seks kelimesine ait 55 bin sonuç yer alırken bu oran Zaman gazetesinde sadece 723‟tür.com (03-06-2009) adlı haber sitesinin.000 Radikal 46.260 5. reyting ölçüm ortamı olan Google Analytics raporlarında yer alan ziyaretçi kaynaklarının dağılımına ilişkin istatistiki değerler yer almaktadır.000 19.650.178 U.750. çevrimiçi ortamda arama motorlarını önemli hale getirmektedir.000 Tablo 2: 19 Haziran 2009 tarihli Google aramalarında kelime tercihleri Güz 2009.500 4.000 Anahtar Kelime Seks Porno Fantezi Cinsellik Erotizm Toplam indeks Milliyet 55.450 6.100 971 10.100 17. Bu da ilgili kelime gruplarında yapılan aramalarda. Hürriyet 21.

hurriyet.00-21. Gazetelerin ana sayfalarını. Toplam haberler arasından “teşhir” ve “cinsellik” unsuru taşıdığı tespit edilen 103 haber içerik analizine tabii tutulmuştur.00 saatleri arasında günlük olarak takip edilmiştir. Gazetelerin ana sayfalarında sundukları fotoğrafların ilişkilendirilmesi anlamlı mıdır? haberlerle kullandıkları 5.tr/goster/haberler. http://hurarsiv.aspx?id=2065&tarih=2009-06-01 ve takip eden günler. ana sayfada yer alan toplam haberlerin yüzde 19. 7 Arşive atılan ana sayfadaki bütün haberleri kapsamaktadır.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 179 4. 1984: 18).com. İnceleme konusu gazetelerden Hürriyet. “Cinsellik” ve “TeĢhir” Ġçeren Haberlerin Gazetelere Göre Dağılımı ve Toplam Haber Ġçerisindeki Oranları Çalışma kapsamında yapılan incelemelerde Hürriyet gazetesinin arşive atılan ana sayfasında 1-10 Haziran tarihleri arasında toplam 525 haber başlığı 7 tespit edilmiştir.6‟sını teşkil etmektedir. Araştırma kapsamında yanıtı aranan sorular şunlardır: 1. Cinsellik ve “kadın teşhiri” gereğinden fazla olarak okuyucuyu çekmek ve daha çok sayfa ziyareti sağlamak adına kullanılmakta mıdır? 2. nitel ve nicel olarak değerlendirebilmek için “içerik analizi” yöntemi kullanılmıştır. Gelenekselde de temsili olan gazetelerin internet sayfalarında sundukları içerikte “cinsellik” ve “kadın teşhiri”nin boyutları hangi düzeydedir? 3. bir metindeki değişkenleri ölçmek için yapılan sistematik. Zaman gazetesinde cinsellik ve teşhire dayalı hiçbir bir unsura rastlanmadığı için haber sayısı bakımından istatistiki bir değerlendirme yapılmamıştır. Nicel değerlendirme kapsamında 9 değişkenden oluşan kodlama formu yardımıyla elde edilen veriler istatistikî olarak değerlendirilecektir. Yöntem Bu çalışma 1-10 Haziran tarihleri arasında incelemeye konu dört gazetenin internet sitelerinde ve yalnızca ana sayfada yer almış 6 haberler ve görsel unsurlar üzerinde gerçekleştirilmiştir. 6 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Milliyet ve Radikal gazetelerinin ana sayfalarına “Arşiv”den ulaşılırken.1. tarafsız ve sayısal bir analizdir (Berelson. Nitel değerlendirme kapsamında ise özellikle kullanılan haber başlıkları ve kullanılan haber fotoğrafları başlık ilişkisi irdelenecektir. Bulgular 5. İçerik analizi. 10 günlük sürede yer alan 103 haber. Zaman gazetesi 1-10 Haziran tarihleri arasında ve saat 20.

3 20.1 28 21. IĢık – K.6 2.6 22.5 19.3 19.8 Tablo 3: Cinsellik ve Teşhir İçeren Haberlerin Ana Sayfada Yer Alan Haberlere Oranı Güz 2009.3 20. Sayı:29 .2 11.3 2.6 6.3 6.180 U.3 22.6 16.4 15.1 25.3 20.6 16.8 22.2 9.7 16.9 19.5 21.6 21.5 9.9 18. Koz Tarih 1 Haziran Gazete Hürriyet Milliyet Radikal 2 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 3 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 4 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 5 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 6 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 7 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 8 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 9 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 10 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal Hürriyet Toplamı Milliyet Toplamı Radikal Toplamı Genel Toplam Ana sayfada yer alan toplam haber baĢlığı sayısı 52 62 47 54 62 47 50 66 47 54 64 47 51 63 43 51 58 45 52 60 43 53 66 43 54 65 43 54 62 43 525 627 448 1600 Cinsellik/kadın teĢhiri içeren haber sayısı 9 12 3 10 12 1 14 14 1 14 16 3 11 14 4 11 12 1 6 13 3 10 15 9 10 9 14 4 103 133 20 253 Yüzde % 16. A.9 25 6.3 18.2 4.2 2.

başlık.0 Tablo 4: Cinsellik-Teşhir İçeren Haberlerin Gazetelere Dağılımı 5.4 100. Bunların arasından 133 haber incelememiz açısından gerekli unsurları taşıdığı gerekçesiyle içerik analizine tabii tutulmuştur ve bu değerlendirmeye alınan toplam haberin yüzde 21. görsel öge ve ifadeye rastlanmıştır.6 100. cinsellik ve teşhir içerdiği tespit edilen toplam 258 haberde kullandıkları başlık açısından da değerlendirilmiştir. on günlük sürede 448 haber unsuru değerlendirmeye alınmıştır.0 39. yüzde 53‟e yakını düz cümle ile başlıklandırılmıştır.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 181 Milliyet gazetesinin ana sayfasında ise 1-10 Haziran tarihlerinde toplam 627 haber başlığı yer almaktadır8. “Kültür-Sanat”.2‟sine tekabül etmektedir. Soru ve flaş-şok ifade şeklinde başlıklandırılan haberler ise (yüzde 8) daha azınlıkta kalmıştır.0 39. Bunun toplam habere oranı ise yüzde 15. Frekans Hürriyet Milliyet Radikal Toplam 103 136 19 258 Yüzde Geçerli yüzde Birikimli yüzde 39. “Milliyet İnternet TV” gibi bölümler değerlendirmeye İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . “Sinema”. arşivlerinde yapılan incelemede ise. Kullanılan BaĢlık Grameri İnceleme konusu üç gazete.9 52. Bu ise toplam haberlerin yüzde 4. Radikal gazetesinin “teşhir” ve “cinsellik” içeren haber sayısı ise 19‟dur.4 100. “Renkli Hayatlar”.7 7.4‟ünü teşkil etmektedir. “Astroloji”.9 52. Haberlerin yüzde 39‟unda eksiltili-devrik cümle kullanılırken. Zaman gazetesi dışında incelemeye konu diğer 3 gazetede toplam 1600 haber arasından 253‟ünde cinsellik ve teşhir unsuru içeren. 8 Arşivde görüntülenen ana sayfada.8 olarak gerçekleşmiştir. “Mizah” “TV Rehberi”. İçerik analizine tabii tutulan toplam 258 haberin gazetelere göre dağılımı ise aşağıdaki gibidir.9 92. Çalışma kapsamında ele alınan Radikal gazetesinin.2. “Günün Diğer Haberleri”.7 7.

4‟lük bir dilimde yer alan 14 haberde erkek obje ön plana çıkarılmıştır.3) en az iki alanda (başlık. Koz Frekans Eksiltili-Devrik cümle9 Soru cümlesi Flaş-şok ifade Düz cümle Toplam 101 8 13 136 258 Yüzde 39.7 100.0 52.1 5. erotizm içeren ifade ve unsurların kullanımına ise 29 haberde (yüzde 11) rastlanmıştır.2 47.1 42.39. IĢık – K. 10 Cinsellik iması: Haberde başlık ya da metinler yoluyla cinselliği çağrıştırıcı ifadeler.1 5. Haberler yoluyla cinsellik imasına 10 37 haberde rastlanırken (yüzde 14.7 100. devrik cümlelerden oluşan başlıklar kullanılmaktadır. yalnızca görsel unsur kullanımı 11 yoluyla cinsellik ve teşhire 13 haberde.1 3. 8 Haziran) 9 Güz 2009.3 100.3. (“Evlenmeden de olur” Hürriyet.0 Tablo 4: Haberlerde Kullanılan Başlık grameri 5. Cinsellik ve teşhir içeren haberlerin büyük çoğunluğunda (yüzde 64: 165 haber) “kadın obje”ye yer verilirken. yalnızca yüzde 5. 18 haberde ise sadece metinde (yüzde 7) teşhir-cinsellik unsurları yer almıştır. (“Öyle bir hastalık ki” Hürriyet. 160 haberde görsel unsur yoluyla yapılan teşhirin (yüzde 62) yanı sıra 60 haberde de (yüde 23. kadın teşhirine dayalı olması.182 U.1 3.0 39. Sayı:29 .8). görsel unsurlar ve metin) söz konusu unsurlara rastlanmaktadır. Bunun yanı sıra 20 haberde ise sadece başlıkta (yüzde 7.0 Geçerli yüzde Birikimli yüzde 39. İnternette tasarım ve mizanpaj açısından yaşanan yer darlığı tam cümle kurmayı güçleştirmektedir. Bu nedenle tam bir cümle kurulabilmesi için gereken ana unsurları (yüklem) içermeyen cümlelerle.0 52. A. 8 Haziran) 11 Görsel unsur kullanımı: Haberle ve konusuyla ilgisi olmasa da kullanılan resmin. Haberde Cinsellik-TeĢhir Unsurunun Kullanıldığı Yer ve KullanılıĢ Biçimi Üç gazete özelinde ele alınan 258 haber üzerinde yapılan incelemede cinsellik ve teşhirin çoğunlukla görsel ögeler kullanılarak gerçekleştirildiği görülmüştür.

Hürriyet. foto galerilerinin internet haber siteleri için ne denli bir “rating kaynağı” olduğunu da ortaya koymaktadır. Buna göre haberlerin büyük bir çoğunluğu (yüzde 52: 134 haber) foto galerilere yönlendirilmiştir.6 100. taciz türünden konular.0 64. (Prensin „seks kölesi‟ kurtuldu. tecavüz türünden “cinsel suç/adli vaka” vurgusu yapan metin ve görüntüler içermektedir.3 8. Eşcinseller bilimsel olarak incelenecek!.0 64.5 4. kelimeler içeren haber başlıkları ile yapılandırılan haberler. kişilerin cinsel fantezilerini konu alan haberler. Haberin Yönlendirildiği Yer ve Ana Sayfadaki Konumu İncelemede ana sayfada yer alan 258 haberin sitede hangi bölüme yönlendirildiği de sayısal olarak ortaya konulmuştur. (Frikik var. (Kağıt bebekler ne kadar kazanıyor?.5 92.5.5 4. dekolte vb.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 183 5. Milliyet. 21 haber taciz. Milliyet.2 84. Elde edilen veriler. 3 Haziran) 12 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . cinsellik-teşhir içeren haberlerin büyük çoğunluğunun “cinsel görsellik vurgusu” yapan ifadelerle şekillendirildiği görülmüştür. cinsel şiddet haberleri.1 7. Milliyet. 8 Haziran) Cinsel istek uyandıran ifade: Seks. Bir erkeğe dört kız düşüyor. Cinsel görsellik vurgusu: Habere konu kişi ya da kişilerin fiziki görüntülerinin ön planda tutulduğu haberler. 6 Haziran. 2 Haziran.7 80. Haberlerin yüzde 15‟inde “cinsel istek uyandıran ifade”lere yer verilirken. 5.7 15.4 100. Milliyet.) Cinsel tercih: Eşcinsellik.4.3 8.4 100. lezbiyenlik vs. (Seks bağımlısıymış. iç çamaşırı yok!. Milliyet. konularla. Bir internet okuyucusunun daha fazla sayıda “tıklama” gerçekleştirmesi ve daha fazla süre ile sayfa ziyaretinde kalması için haberciler “foto galerileri”ni etkili bir yöntem olarak kullanılmaktadır.0 Tablo 5: En sık kullanılan ya da vurgulanan cinsel ifade Üç gazete ve 258 haber üzerinde yapılan incelemede. 5 Haziran) Cinsel suçlar: Tecavüz. Haberlerde “En Sık Vurgulanan” ya da “Tekrarlanan Ġfade” 12 Frekans Cinsel görsellik vurgusu Cinsel istek uyandıran ifade Cinsel tercih Cinsel suçlar Diğer Toplam 167 40 11 21 19 258 Yüzde Geçerli yüzde Birikimli yüzde 64. çıplak.1 7. 9 Haziran. Küçük kıza otomobilde tecavüz!.7 15. 8 Haziran. Radikal. Dünyanın en güçlü kadını 34 yaşında. frikik.

İncelememize konu olan 258 haberin yüzde 8‟i (21 haber) bu yöntemlerle dizayn edilmiştir. Sayı:29 .9 54.0 Tablo 6: Haberin Yönlendirildiği Yer Son dönemlerde foto galerileri ile benzer bir işlevi yerine getiren “Vagon” ve “Matruşka” haberler de rating ve sitede geçirilen sürede belirleyici rol oynamaktadır.0 Birikimli yüzde 9.7 1.3 8.9 2.7 1. eklere ya da başka bir siteye yönlendirme yapmaktadır.6 21.0 65.3 8.184 U. A. yaklaşık yüzde 13‟ü video.7 38. ana sayfada yer aldığı konum açısından da değerlendirilmeye tabii tutulmuştur.1 61.2 26.3 9.1 91.1 17.6 2.1 100.0 51.2 26.2 100.2 100. IĢık – K. Koz Frekans Foto galeri Video Eklere link Başka bir siteye link Devam sayfası Vagon/Matruşka haber Toplam 134 6 25 3 69 21 258 Yüzde 51. İncelemeye konu 258 haberin büyük bir çoğunluğu ise (yüzde 61.9 100.7 1.7 1.9 2.0 Geçerli yüzde 9. Yüzde 9.3 9.8 100.0 Geçerli yüzde Birikimli yüzde 51.7 11.6 2. yine yüzde 27‟si (71 haber) manşet bölgesinde vitrine çıkmıştır.1 100.7 8.7 8.3 64.2 13. haberlerin yüzde11‟den fazlası (29 haber) manşet ve sürmanşet olarak ana sayfaya girerken. Bunun dışında haberlerin yüzde 26.1 61.0 Frekans Manşet Sürmanşet Sağ manşet resimli Sağ manşet Manşet altı (resimli) Göbek Toplam 25 4 6 21 44 158 258 Tablo 7: Haberin sayfadaki konumu Güz 2009. İncelemede 258 haber. Yukarıdaki frekans tablosunda da görüleceği üzere.1 17.2: 158 haber) göbek tabir ettiğimiz bölümden ana sayfaya dahil olmuştur.7‟si devam sayfalara aktarılırken.

Milliyet.3 84.8 7.2‟si (132 haber) magazin konularını kapsarken.0 100. yüzde 36‟sının arşiv kayıtlarındaki resimlerle sayfaya taşındığı görülmüştür.5 5.0 Geçerli yüzde Birikimli yüzde 51.2 27. Milliyet.5 64.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 185 5.0 Frekans Güncel Grafik/clipart Arşiv resim Toplam 151 14 93 258 Tablo 9: Haber-resim ilişkisi 13 Derleme Haber: Genelde fotoğraf kullanımı ile belirli bir konuda –güncel olmasa da. yüzde 27‟si dış kaynaklı haberlerden oluşmaktadır. Haberlerin küçük bir kısmı ise resim-grafik-clipart ile şekillendirilmiştir.4 36. 7 Haziran.0 100.8 7. 2 Haziran.1 5. Dünya onları bu sahnelerle tanıdı.yapılan haberler.0 Frekans Magazin Dış haber/dünya Yaşam/sağlık Yurt içi haber/gündem Derleme haber Toplam 132 70 15 20 21 258 Tablo 8: Cinsellik/teşhir içeren haberin türü Yine bir başka değerlendirme konusu da kullanılan fotoğraflarla haber ilişkisi üzerine olmuştur. (Makyajsız gezmemesi gereken 50 ünlü isim. Milliyet. Konuyla bağlantılı fotoğrafların bir kısmı alt yazı ve spotlarla okunur kılınırken ardından gelenler yalnızca görsel unsurlarla donatılıyor.6. Yüzde 58. Unutulmuş pop starlar. 3 Haziran.8 8.1 5.1 100. 151 haberin güncel resimlerle yapılandırılırken.2 27.0 51. Yüzde 51.4 36.1 100.9 100.1 91.5 5. Hürriyet.) İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .2 78.0 Birikimli yüzde 58. Haberlerin yüzde 13.8 8.0 100.0 Geçerli yüzde 58. Cinsellik-TeĢhir Ġçeren Haberin Türü ve Haber-Resim ĠliĢkisi Sayısal değerlendirme yapılan 258 haberin yüzde 51.6‟sı ülke gündeminden konulara ve yaşam/sağlık içeriğiyle donatılırken (35 haber). yüzde 8‟i derleme haber 13 şeklinde konumlandırılmıştır. Hürriyet ve Radikal gazetelerinin ana sayfalarında ve devama aktarılan sayfalarda kullandığı fotoğraflarla haberin konusu arasındaki ilişkiye bakıldığında.

yaşlı her kesimden insanın rahatça ulaşabildiği düşünüldüğünde bu içeriklerin daha sağlıklı ve okunabilir hale getirilme zorunluluğu ortadadır. Bir başka nokta da gazetelerin kullandıkları haber başlıkları ile fotoğrafların ilişkilendirilmesi açısından göze çarpmaktadır. Bunun yanında. Bazen de tam tersine. Koz Yapılan incelemede elde edilen nicel veriler. internet haber sitelerinin sunduğu içeriğin ne boyutlarda olduğu daha da anlaşılacaktır... Geleneksel basınımızın güçlü temsilcilerinin internet ortamında sundukları bu içeriklere. “En çok paylaşılan kareler” şeklindeki masumane başlıklarla yapılan yönlendirmelerin ardında “teşhir” ve “cinsellik” unsurlarının yer aldığı görsel unsurlar peş peşe sıralanmakta ve bu yöntem daha çok “tıklanabilmenin” anahtarı olarak kullanılmaktadır.186 6. “teşhir” ve “cinselliğin” ön planda tutulduğu -magazin ağırlıklı hafif haberler.. A.. “kadın teşhiri” ve “cinselliği” ön planda tutan haberlerin birer rating unsuru olarak genel toplam haberler arasında önemli bir boyutta kullanıldığına işaret etmektedir. IĢık – K. Nitekim dönemin Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Çekirge. internet ortamındaki aşırı rekabet ortamında özellikle çocuk ve gençlerin ruh sağlığı ve psikolojilerinin gözardı edilmekte olduğudur. İncelemeye Güz 2009. töre cinayeti. vahşet içeren 3. Teşhir ve cinselliğin ön plana alındığı hiçbir haber ve görsel ögenin gözlemlenmediği Zaman gazetesi ile Radikal gazetesinin Hürriyet ve Milliyet gazetelerine oranla çok daha masum bir içerik sunduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Sayı:29 . Bunun için de kaldırıyoruz. çocuk.” Çalışma ile ortaya çıkan sonuç ve gözlemlerden elde ettiğimiz önemli verilerden biri de. Yarı pornografik ve kadın teşhirine dayanan üstelik hiçbir haber değeri olmayan fotoğraflara ne yazık ki çocuklarımız da kolayca ulaşabilmektedir. Milliyet gazetesinin genel toplam haberleri arasında bu tür haberlerin oranı yüzde 21‟e ulaşırken. sayfa haberleri de dikkate alındığında. Hürriyet gazetesi açısından da bu oran yüzde 20‟lere yaklaşmaktadır. “Bu küçük kızı tanıdınız mı?”. Temel araştırma sorusu açısından ortaya çıkan gerçek ise. genç. “Onları bu sahnelerle tanıdınız?”. Başka bir deyişle 10 haberden 2‟sinde teşhir ve cinsellik unsuru ön planda tutulmaktadır. “Kadın Teşhirinin Rekabetini Reddediyoruz!” başlıklı yazısında bu konuda da şöyle bir itirafta bulunmuştu: “Biliyoruz ki internet sitelerine girebilmek çok kolaydır. aile içi şiddet.incelemeye konu olan gazetelerden Hürriyet ve Milliyet‟te yoğun olarak kullanılmaktadır. çok daha masum bir içerik taşıyan haber içeriği arşivden ortaya çıkarılmış şuh bir fotoğrafla süslenmektedir. Değerlendirme ve Sonuç U.

“Çamaşır giymeyi unutunca” (10 Haziran. 5(1). Journalism and the web: An analysis of skills and standards in an online environment. “Konuşan fotoğraflar”. New Media&Society. M. 61(5). C. (1999). Neznanski. Milliyet) sunulan haberlerin altına yerleştirilen içerik ve görsel ögeler “teşhir”in boyutlarını ortaya koymaktadır. Number 2. “Frikik var. birazcık “cinsellik” ve “teşhir” koklatılmış haberlerin ulaştığı rating rakamlarının cazibesinin ve ekonomik getirisinin geleneksel gazetecilik değerlerini hiçe sayan bir anlayışın zaferine yol açtığı sonucunu doğurmaktadır. (2007) İnternet‟in Gazeteciliğe Getirdiği Yenilikler. Hürriyet). Her ne kadar çalışmamız büyük bir resmin küçük bir bölümüne ışık tutsa da. Journalism Studies. “Fermuarını açık unutunca” (6 Haziran. iç çamaşırı yok!”. Hürriyet). (1984) Content Analysis in Communication Researh. türünden başlıklar. çok daha masum başlıklarla (“Beyaz giyerken dikkat!”. Selçuk İletişim.139-152. Deuze. B.203230. D.com/data/sarperdanis_0802_onlinereklamcilik_public. http://www. okuyucuların hemen her gün görmeye alıştığı ve giderek de yadırgamadığı haberler olarak karşımıza çıkarken. [Erişim: 5 Haziran 2009] Deuze.V. (2006) Online Journalismand the War in İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Danış. S. pp. Vol(5)2. 5 Haziran Hürriyet. “Üstsüz klip çekti!” (8 Haziran. 373–390. Milliyet) vb. Gazette. M. “En çok paylaşılan kareler”. Dimitrova. deyim yerindeyse “bel altı yöntemler” kullanılmaktadır. New York. Berelson. Milliyet). “Seks oyuncağı edinin” (10 Haziran. (2004) What is Multimedia Journalism?. Deuze. internete özgü içerik yaratma girişimlerinin temelinde daha fazla “tık” alabilmek ve okuyucuyu daha fazla sitede tutabilmek adına. Hafner Press. (2009) Türkiye‟de Online Reklamcılık Sunumu. KAYNAKÇA Aktaş. M.zapmedya. Hürriyet).Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 187 aldığımız üç gazetenin geleneksel ortamdaki içerikleriyle internette sundukları içeriğin farklılığı da ortada iken. (2003) The web and its journalisms: considering the consequences of different types of newsmedia online. “Bir erkeğe dört kız düşüyor” (9 Haziran. pp. Vol:5. pdf. Ancak bu anlayışın karşısında uygulamaların ve teşhirden arındırılmış daha sağlıklı bir habercilik arayışında olanların varlığı da bilinmektedir. M.

188

U. IĢık – K. A. Koz

Cyberspace: A Comparison Between U.S. and International Newspapers, Journal of Computer-Mediated Communication 12 (2006) 248–263 ª 2006 International Communication Association. Ercan, H.(2005) Türkiye‟deki Gazetelerde Cinsellik, Türk HIV AIDS Dergisi, 8 (2), s.61.69. Gürcan, H.İ.(1999) Sanal Gazetecilik, Anadolu Üniversitesi Yayınları: Eskişehir. Gürcan, H.İ. ve Bekiroğlu, O. (2007) Türkiye‟de İnternet Gazeteciliği Açısından Yerel Basının Genel Görünümü ve Bölgeler Arası Bir Değerlendirme, Selçuk İletişim, 5(1), s.22-29. Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması Sonuçları (2008), Sayı:138, http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=2055, [Erişim: 26 Mayıs 2009] http://www.alexa.com/topsites/countries/TR Internet Usage in Europa (2009) http://www.internetworldstats.com/stats4.htm, [Erişim: 26 Mayıs 2009] Işık, Umur (2007) Medya Bağımlılığı Teorisi Doğrultusunda İnternet Kullanımının Etkileri ve İnternet Bağımlılığı, Yayınlanmamış Doktora Tezi, S.Ü.Sosyal Bilimler Enstitüsü: Konya. Kazaz, M.(2007) Geleneksel Habercilikten İnternet Haberciliğine Geçiş Sürecinde Spor Basını, Selçuk İletişim, 4(4): 220-229. Newhagen, J. E., & Rafaeli, S. (1996) Why communication researchers should study the Internet: A dialogue, Journal of Communication, 46, pp.4-13. Pavlik, J.V. (1997) The Future of Online Journalism: Bonanza or Black Hole?, Colombia Journalism Review, Jul/Aug 97, Vol.36, Issue 2, p.30. Pavlik, J.V. (2000) The Impact of Technology on Journalism, Journalism Studies, Vol:1, Number 2, pp.229-237. Thurman, Neil (2007) The globalization of journalism online: A transatlantic study of news websites and their international readers, Journalism, 8(3), pp.285307

Güz 2009, Sayı:29

Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009, 7(2), 237-

WHAT IS „EMPOWERING‟ AND WHO THE „USERS‟ ARE IN THE NEW MEDIA
Bora ATAMAN1
ABSTRACT
The battle on the meaning is inseparable from political ideologies. In this paper, therefore, the notion of ‘empowering for users’ as a common expression in media studies will be evaluated by focusing on various examples selected from new media applications on the scope of the liberal ‘media pluralism’ and the radical ‘media imperialism’ theories. As the flagship of the new media, the Internet is acknowledged as the perfect ‘marketplace of ideas’ in the liberal model, while critical political economists of communication delve into the complexity of cultural industries and the valorisation processes of cultural objects in the new media context. Understanding the use and the role of the media is one of the most complex issues of our time, as they are inextricably intertwined with our everyday lives. However, warning against a positivistic techno-global millenarianism in the light of the multidimensionality of our social world is a must. Key Words: New Media, Empowerment, Media Pluralism, Media Imperialism

Yeni Medyada “Kullanıcının Gücü” ÖZET
Anlam üzerine mücadele politik ideolojilerden ayrı düşünülemez. Makalemizde, bu sebeple, medya çalışmalarında yaygın bir ifade haline gelmiş ‘kullanıcının gücü’ nosyonu, liberal ‘çoğulcu medya’ ve radikal ‘medya emperyalizmi’ teorileri kapsamında, yeni medya uygulamalarından seçilen çeşitli örneklerle değerlendirilecektir. Yeni medyanın amiral gemisi Internet liberal modelde ‘fikirler pazarı’ olarak kabul edilirken, eleştirel gelenekten olan iletişimin politik ekonomistleri, yeni medyayı, kültür endüstrilerinin kompleks yapıları ve kültürel objelerin kapitalist ekonomide değer kazanma süreçleri bağlamlarında incelerler. Günlük hayatımızı bu derece sarıp sarmalaması, medyanın kullanım biçimleri ve rolünü kavramayı çağımızın en karmaşık konularından biri haline getirmiştir. Ancak toplumsal hayatımızın çok boyutluluğu ışığında, pozitivist tekno-küresel bir ‘İdeal Çağ’ beklentisine karşı uyarıda bulunmak bir gerekliliktir. Anahtar Kelimeler: Yeni Medya, Yetkilendirme/Güçlendirme, Medya Çoğulculuğu, Medya Emperyalizmi

1

Yardımcı Doçent Doktor, Doğuş Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi İletişim Bilimleri Bölümü

İletişim 2003/18

190

B. Ataman

Introduction Words find their meanings in the dialogic reality of the language, as Bakhtin manifested (1981). The mutual understanding of minds within their contradictory social contexts could only be possible through the changing, transforming and living language. Therefore, words always have different connotations alongside their given denotations in the reality of everyday life. And as Freire puts (1996), conscientização (critical consciousness) is only available to those who have the capacity to name the world through their own words. By naming the world, and in a sense decoding it, people might begin to transform their oppressive realities for a better world. Here, there are at least two concepts that are needed to be emphasised and decoded by considering Freire’s approach and Bakhtin’s proposal of primacy of context over text, such as ‘empowering’ and ‘users’. However, it should be mentioned that decoding processes and resulting outcomes are varying in the dialogic relations of heteroglossia; conflicts between ‘centripetal’ and ‘centrifugal’, ‘official’ and ‘unofficial’ discourses within the language. In this essay, the notion of ‘empowering for users’ as a common expression in media studies will be evaluated by focusing on various examples selected from new media applications on the scope of the liberal ‘media pluralism’ and the radical ‘media imperialism’ theories. Hetoroglossia, in this regard, brings out not only the different perspectives, but also the clash of antagonistic social and political forces. Therefore, the concept of the user is dispersed and stratified across theories, but nevertheless, it would be virtually impossible to locate any of them in the cyberutopia where they can freely float. In the case of „empowering for users‟: media pluralism vs. media imperialism In media and cultural studies, polemical positions can be defined according to their ideological/political positionings. Thus, it would not be absurd if one tried to locate the main bases of the conservatives, liberals and democrats within the longstanding debates about the direct or indirect effects of information and communication technologies upon our lives or their roles in it. The battle on the meaning is therefore inseparable from political ideologies. In regard to media studies and also media policy, it reflects the particular antagonism between the famous theories of market oriented ‘media pluralism’ and radical ‘media imperialism’ (McQuail, 1992; Fiske, 1989; Mouffe, 2000; McChesney, 2000; Mattelart, 2003).

Güz 2009, Sayı:29

What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media

191

The resulting academic debate is multi-sided and intertwined, even though the primary subject is the media’s ‘liberating’ role for the users. For instance, as the flagship of the new media, the Internet is acknowledged as the perfect ‘marketplace of ideas’ in the liberal model, while critical political economists of communication delve into the complexity of cultural industries ‘in order to grasp the growing process by which cultural activities became objects of valorisation by capital’ (Mattelart and Mattelart, 1999: 91). A salient part of the so-called pluralist view generally carries the American label (Hall, 1982). For instance, John Fiske (1988), as one of the prominent representatives of pluralism in media studies, accepts mainstream media, specifically television, as a generator of polysemic texts. Therefore, messages can be interpreted in different ways, since programs provide a plurality of meanings which may find their actual values in social life. Although he stresses that he does not support the idea of liberal pluralism, he insists upon the flexibility of text and says ‘To be popular, then, television must be both polysemic and flexible’ (1988: 84). In this notion of pluralism, texts are ‘open’ and readers, audiences or users are able to extract the dominant view and transform it into something dissident or simply what they like. In the example of Dallas, he asserts its openness in comparison to a restaurant menu that allows people to choose whatever they like according to their socially situated and differentiated tastes. This approach, he argues, is ‘more productive than seeing the text as a singular determinate, closing down its meanings and producing a singular dominant ideology’ (Fiske, 1989:27-30). Thus, this ‘polysemic potential’ is indeed the keyword for most of media pluralism theories. At the same time, however, this reflexive keyword is also the Achilles heel of these theories: essentially, it can be argued that, they are in fact in agreement with the argument of Ericson et al. (1987) that the media (by implication, both in news and in entertainment) is open and diverse, and ultimately with the liberal-pluralist view that all is basically right with the media, and consequently with democracy. The traditional American pluralism has been transferred to new media studies, resulting in a sort of cyber-utopianism. Negroponte (1995), who sees empowered people socialising in decentralised, globalised and harmonised digital neighbourhoods in the near future, is a good example. But Mattelart (2003: 139) points out: ‘Whom is Negroponte empowering? The individual as a free-floating unit, sovereign in a free market’. At the same time, Jenkins and Thorburn (2004) illustrate the slippery ground of this ‘cyberutopianism’ and how this can peacefully associate with consumerist values. Therefore, an Apple computer could be a

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

in this regard. more justice and a more balanced society. In their article. Allegedly. electronics industry was Güz 2009. they also believe in media globalisation since it ‘promotes opportunities for shared information. Ataman commodity but at the same time ‘a tool of liberation directed against an impersonal Orwellian bureaucracy’ (11). especially when they try to interfere or regulate the so-called free market. Global media. who are keen supporters of the combination of new technologies and markets. However. borderless communication and global commerce’ (2007: 289). authorities are mostly conceptualised as corrupt and oppressive powers against consumer-individuals.is a menacing indication of the controls on the standards of the Internet. is seen as intrinsically effective in the circulation of liberal democratic ideas. the fact has been controversial. but they are not eager to pay for expenses. by conferring to Newman’s work. Boyd-Barrett (1998). Sayı:29 . the free-market conception of society moves closely with liberal democratic ideas in which the consumer-individual is greeted as the author of their own history (Mattelart and Mattelart. is one example of a standard under threat from the increasing centralisation of control online. once being an open standard for running software over the Internet. Not surprisingly. Their aspiration is for maximum profits. and nearly always works in favour of corporate America. ‘85 percent of research and development in the U. Terry Flew and Stephen McElhinney draw attention to the kinship between the mainstream economists and liberal communication theorists. this giant aims to dominate all levels of software production. decentralised and abandoned to commerce. and empowering for citizens or users against corrupt local authorities. Furthermore. entertainment companies like Disney and other media delivery systems like WebTV Networks. And McChesney adds. as McChesney (2000: 119-185) shows in the example of the commercialisation of the Internet in the US. the main aim was eliminating democratic process of policy making. the government’s economic and political power is crucial. they have always been eager for public subsidy. in order to save the private interests of a few from popular interference. For more democracy. as McChesney shows in detail. the proponents of free markets urge that all information and communication services should be deregulated. In neo-liberal ideology. but not for the people. explains how Microsoft -arguably a major controller of the Web.192 B. However.S. The Java language. 1999: 124-125). distribution and consumption in close liaison with hardware companies like Intel. In general. especially when there are government subsidies to be exploited. Although they never wanted any public involvement.

China’s expanding market has not only attracted News Corporation: Yahoo was one of the many pioneers of freemarket liberalism entered to this arena. Schuler (2000: 69) puts it clearly: ‘A decade ago commercial content was barred from the Internet. Therefore. if they do not have enough amounts of shares in media conglomerates. regarding the dissident ‘Falun Gong’ movement which is seen as ‘a dangerous and apocalyptical cult’(Flew and McElhinney: 292). Yahoo decided to take a new step. for instance.What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media 193 subsidized by federal government’ (142). which originated from publicly owned electromagnetic spectrum. is Phoenix TV’s main goal (a News Corporation joint-venture in China). The current infrastructure of the electronic and digital media has significantly muffled the popular ‘electronic democracy’ idea of the mid-1990s. As an effect of its advocacy for the Bush Administration’s militarist politics. not for a sophisticated empowered community of citizens or netizens who might bother valuable business interests. Moreover. Despite the fact that they were once called as one of the harbingers of global democracy. CNN received ‘support from Federal Communications Commission for the takeover of the largest cable TV network DirecTV’. However. After defending even the right to sell Nazi memorabilia in the name of global democracy. Since becoming a truly global corporation. in return (Flew and McElhinney:292). The example of CNN is noteworthy for understanding the global media attitude towards democracy. satisfying the needs of other authorities such as the anti-democratic Chinese government. are not necessarily taking democratic values into account and do not pay attention to any improvement which could be empowering for users. a large number of facts have shown that commercialised and globalised media systems. now an estimated 90 percent of all Web pages are for financial gain’. its libertarian background had apparently vanished. the company – arguably a sign of the decentralised global democracy – became a censor on behalf of the Chinese government by agreeing to limit access to online content İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Murdoch’s CNN has been illustrating such a lubricious attitude towards many subjects worldwide that it is rather unlikely to be able to keep on carrying this positive reputation. notwithstanding their age. ‘Corporations and entrepreneurs want nothing more than to glean greater profits’. As Mark Poster (2007:135) points out. it would not be prudent to concur with official opinion in China. Their hunger is for cash. In 2002. probably due to a sharp decrease in stock market prices on the eve of the new millennium. This could also be the explanation of the historic $100 billion ‘gift’ to US media companies. Mutual support between governments and news corporations are not limited to one nation or one network.

Although many of them admit that technology does not have the power to cause any positive/negative change on human history by itself. These studies are. 2005. audiences/users who consume electronic signals of a TV box are becoming active in a McLuhanian sense. Yahoo tracked down a Chinese Journalist at the request of the government. The most generative phrases belong to McLuhan (2001) were ‘the medium is the message’. 1998. having been a successful censor. political activists and so forth. like newspapers or books. inspired by the growing use of the Internet and digital media. since they should fill the data which is missing in a cold medium. television is cold and unlike hot ones. Yahoo accepted these assignments (Lemon. Poster. who hopefully would take part in the democratisation of offline as well as online ‘public spheres’. after criticising the liberal media’s pluralism and the radical media’s imperialism schools as being determinist or essentialist. 2007). 2006: 10). owing to television. their commemorations of Canadian literature professor Marshall McLuhan sometimes blur that acknowledgment. He also invented new concepts to support his deterministic arguments such as ‘hot medium’ and ‘cold medium’. Dyer-Witheford. 2007. the ‘tired democrat’ was to advance its position to an intelligence service supplement. But there was one more step. Whatever the consequences of market–oriented new media applications as shown above. In general. 2003. enables people to participate much more consciously to the determining process of meaning. and then in society. Ataman and even inspect. Rushkoff. It is clear that optimists. In 2005. In this sense. which leads them in search of conscious individuals. Güz 2009. Sayı:29 . Rantanen. and the ‘global village’ in which people begin to live. as it is not highly filled with data. and their fascinating potential for a more democratic world. never give up believing in the positive interplay between modern technologies and the individual in the course of time. In the ‘Article 10’ which belongs to a document called the Public Pledge on SelfDiscipline for the Chinese Internet Industry. Morley. in which communication technology is considered as the cause of change: first in minds. mainly. monitor and inhibit the so-called harmful information. To some extent. who are generally evolutionist rather then revolutionist. 2006. which put him jail for ten years (Goldsmith and Wu. most of the theories rooted in cultural studies reiterate their determination to find the active users in the cyberspace and defend their abilities to act (Boyd-Barrett. his deterministic media theory transferred into new media studies. the current fashion is subsequently striving to reformulate and develop new perspectives.194 B. active audiences. Therefore. 2002).

Presumably. through sharing information. He announces the electronic renaissance. As Poster suggests. Although he points out that the market and the state colonise new media. Hence. Dahlgren (2007) acknowledges the significance of new technology and networked communication as he explains the characteristics of the ‘alter-globalization movement’ against the neo-liberal hegemony in the process of globalisation. the Net is not only a source that explicitly contributes progressive civic culture but also a milieu of newer forms of civic identities. But they squandered their story on a pyramid scheme (indeed. In line with Poster. users are encouraged to be active participants in debates as well as decisions. human and machine are each drastically transformed by practices carried out on networked computers (Poster. 2007:136). Dahlgren. like many proponents of the networked democracy. in general. Dahlgren. subject and object. however. Their democratic structures are usually in line with one-to-one architecture of the Internet. argues that new media which elevates activities as a space may serve to create new types of subjects. Web based organizations such as Indymedia. the dominant narratives of our era. Rushkoff (2003). he believes that the potential of the new media offers new spaces for counter-politics. therefore. body and mind. These identities are formed around Net-based activist organisations. ‘to be a rebirth of old ideas in a new context’ and continues: Predictably. the salient importance of these machines is the way they change people’s time and space perceptions. were the first to commandeer successfully the renaissance. for instance. and benefit from its instrumentality to sustain their pre-practices. greets the potentials and opportunities of the new media even though his focus on radical democracy determines his framework as well as his instrumental approach. new media studies concerning culture should take into account the role of information machines in the process of mediating people’s symbolic practices.What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media 195 Poster (2007). For him. Time and space. strengthen the political participation which is truly empowering for users. is more close to Poster than Dahlgren in his conceptualization of the Internet. Computer-mediated communication fundamentally shifts the registers of human experience as we have known them in modern society and even as they have been known through ages. which also ‘open the field to new spaces of politics’ (139). the accelerating force of computers and networks tends to force any story to its İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . knowledge and abilities. the financial markets and consumer capitalism. and solidifies loyalty to the democratic system. believes that such practices and gained skills enhance one’s awareness about being a citizen.

Afterwards. Zennstrom. instead of rivalry and monetary exchange. established Skype. which in turn leads to a fullscale urban rioting in many cities of the US. the government and the market can easily come together whenever they feel significant risks.6 billion (Goldsmith and Wu. who access and discuss how to change the status quo. Supposedly. learned a lot.196 B. which in turn might forge a global society opposite to the free market model of globalisation. There are very important lessons to take from the story of Niklas Zennstrom and his software Kazaa (once the flagship of the filesharing movement). Sayı:29 . new media applications which empower ‘potentials’ for the users are continuing to be highly controversial. 2003:38-39). sold it to E-bay and made $2. He greeted this action as the power of natural self-organization of community. in this regard. but a promise of the day. whatever people do. This interactivity means a lot for him. while assisting to create our own narratives together. Kazaa has lost its user base and withered away. 2006: 105-125). Collaborative behaviours of the developers of open code software confirm the advantages of togetherness as well as multiplicity of points of views (56-57). it can be argued that a network-enhanced democracy is not a futuristic project. according to diverse media theories as well as political positionings. This proposed alternative global society relies on cooperation and organic interchange. It reduces our dependence on closed texts. Conclusion Overall. According to Rushkoff. he says. ‘the vast series of interconnections between the creatures allows any single one of them to serve as a ‘remote high leverage point’ influencing the whole’ (48). Enriching his own point by evidence from biology. The open source movement. After so many legal disputes regarding copyright laws. especially the coral reef example. he gives the example of amateur footage appearing on television that shows the cruelty of white cops against a black man. the questions will remain: what is ‘empowering’ Güz 2009. however. provides an example to foster his argument. Since individuals do not need to take orders from a higher authority to become active. Rushkoff dwells on people’s transformation from readers to writers. Ataman logical conclusion) and now the interactive renaissance is once again up for grabs (Rushkoff. On the other hand. Rushkoff asserts that compatible activity of the collective does not have coercive effects on the behaviour of the individual. In fact. media technology empowers people.

Informational neo-Darwinism must be countered by a new conception of technological systems. on the contrary they must be welcomed for their active participatory efforts in the local. London: Arnold. like the one in Seattle against the WTO conference in 1999. In this essay. (1981). and which are the very sources of democratic life. ‘Discourse in the Novel. Thus. 2003: 162). REFERENCES Bakhtin. Mattelart’s (2003) warning against the commonplaces of techno-global millenarianism becomes vital. In this regard. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . But at the same time. one has to think over the following paragraph. M. as they are inextricably intertwined with our everyday lives. it should not lead us to underestimate the genuine dissidence of some net-based movements’ anti-capitalist and anti-global manners. in order to grasp the meaning of the empowerment in relation to the user. although they might also be identified as users. who have been exploiting all sorts of media owing to the so-called freemarket. Yet. bringing into play the creative forces of science.’ in Electronic Empires: Global Media and Local Resistance. Identifying the users and interpreting their practices regarding their interplay with the new media is not an easy task. carefully. the arts and social innovation. This will require reflection on the myriad interconnections among the modes of social.What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media 197 and who the ‘users’ are. it is clear that the author of this essay is not in favour of empowering the heads of giant media corporations such as Rupert Murdoch. 259-422. M. Boyd-Barrett. O. Understanding the use and the role of the media is one of the most complex issues of our time. pp. national and global arena. (1998).’ in M. 157-176. pp. (Mattelart. Jerry Yang and Bill Gates. However. political. ‘Media imperialism reformulated. an answer should embrace the interconnectedness between economic. social and technological factors. Thus. it would not be reasonable to disavow the positive effect of some massive demonstrations. which encouraged the opposition camp to organise world forums. this multi-dimensionality has been expressed in accordance with some different perspectives from various media scholars. Holquist (ed) The dialogic imagination: four essays. Austin: University of Texas Press. cultural and educational mediation through which the uses of digital technology are formed.

Mattelart (1999). Media Performance.) Democracy and New Media. pp. Ericson. Sayı:29 . Gurevitch. A. Dahlgren and E. (1996). Dahlgren and E. New York: Palgrave Macmillan. 1-17. Goldsmith. Fiske. London: Sage. Mass Communication and the Public Interest.’ in L. H. Burns and R. P. et al. London: Routledge. J. Massachusetts: MIT Press. R.’ in H. Lemon. (eds. pp. McChesney. Güz 2009. London: Penguin. Jenkins and D. ‘Popular Television and Commercial Culture: Beyond Political Economy. London: Sage. A. ‘The rediscovery of ideology: return of the repressed in media studies. (2007). New York: Oxford University Press. (2001). D. Dyer-Witheford. The Handbook of New Media. (2007).) Television Studies: Textual Analysis. (1992). R. Toronto: University of Toronto Press. Siapera (eds. Siapera (eds.198 B. London: Sage. 55-72. McQuail. (1988). Jenkins. New York: Praeger. 27-30. S. (1987). Understanding Media. pp.’ in L. Television Culture. McLuhan. A. Who Controls the Internet? Illusion of a Borderless World. Thorburn (eds. J. 191-206. Rich Media. Pedagogy of the Oppressed.) Radical Democracy and the Internet. London: Sage.) Culture Society and the media. pp. pp. Visualizing Deviance: A Study of News Organization.pcworld. ‘Introduction. The Information Society. Fiske.com/article/103865/yahoo_criticized_for_curtailing_free dom_online.’ in M. Poor Democracy. and T. Wu (2006). McElhinney (2007). 287-306. and S.’ in G. S. And D. Mattelart. 56-90. Theories of Communication. London: Routledge. Livingstone (eds). Flew T. New York: Palgrave Macmillan. (2002). ‘Hegemony or Multitude? Two Versions of Radical Democracy for the Net.html (accessed 10 Jan 09). London: Methuen. ‘Globalization and the Structure of New Media Industries.W. Mattelart. J. Lievrouw and S. Thompson (eds. pp. Ataman Dahlgren.(1982). N. New York: New Press.’ in L. ‘Yahoo Criticized for Curtailing Freedom Online’ at http://www. and M. et al.) Radical Democracy and the Internet. ‘Civic Identity and Net Activism: The Frame of Radical Democracy. (1989). Freire. (2003). Thorburn (2004). P. M. Hall. (2000).

’ in H. Open Source Democracy.’ in L. The Handbook of New Media. (2000). (2005). 69-84. New York: Vintage. (2007). Poster. C. A. (2003). Rushkoff. D. (2000). Lievrouw and S. Massachusetts: MIT Press. D. London: Verso. London: Demos. Schuler. The Communication Review. D. (2006).140 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media 199 Mouffe. 9:2. The Democratic Paradox. ‘Reports of the Close Relationship between Democracy and the Internet May Have Been Exaggerated. Thorburn (eds. Rantanen. (1995).) Democracy and New Media. pp. M. London: Sage. Negroponte. The Media and Globalization. ‘Culture and New Media: A Historical View. London: Sage. 101-121. N. pp. Livingstone (eds). Morley. T. ‘Unanswered Questions in Audience Research’. 134-. Being Digital. Jenkins and D.

Thus. basın Women and Sport in the Journals and Newspapers of the Early Republican Period (1928-1960) ABSTRACT Modern sports are important means of modern governments both for their affects on individuals in constructing their identities and corporeal sense of the self and for their contribution to the knowledge of and regulating the population in modern societies. G. In this work. spor toplumsal cinsiyet normlarının en katı olduğu ve titizlikle işlediği alanlardan biridir. in addition to sport pages of a very important daily newspaper called Hürriyet. modernisation. pek çok feminist araştırmacının da işaret ettiği gibi. with the aim of exploring sport from these perspectives. press * ** Doçent Doktor. moder sports have involved and diffused in parallel to the development of modern forms of government and new ways of life. G. İletişim Fakültesi İletişim 2003/18 . sporu bütün bu yönleriyle irdelemek amacıyla. Besides that. 7(2). Anahtar Kelimeler: Kadın. Bu çalışma. Ayrıca. Böylece.Ü. İletişim Fakültesi Doçent Doktor.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. In line with this. changes in the body politics and gender regimes of the Republican elite from the period of the single party regime to that of multi party system are tried to be find out by questioning dominant masculinist discourses on women and sport. From the early years of modernisation in Turkey too. sport journals published in the same period are analysed. spor. dönemin spor dergileri incelenmiştir. Türkiye’de de modernleşmenin ilk yıllarından itibaren. sport is one of the fields in which gender norms operate more strictly and are tied. Key Words: Women. Türkiye modernleşme tarihinde spor ve kadın ilişkisinin Erken Cumhuriyet dönemi (1928-1960) basınında nasıl kurulduğunu analiz etmektedir. as many feminist researchers put it. modern sporlar modern yönetim biçiminin ve yeni yaşam tarzlarının gelişimine paralel olarak yaygınlaşmıştır. Bu doğrultuda önemli bir günlük gazete olan Hürriyet’in spor sayfaları dışında. the question how the relation between sport and women was constructed in the Journals and Newspapers in the Early Republican Period (1928-1960) in modernisation history of Turkey is investigated. modernleşme. 237- ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİ DERGİ VE GAZETELERİNDE SPOR VE KADIN (1928-1960) Funda ŞENOL CANTEK*-Betül YARAR** ÖZET Modern sporlar hem benliğin bedensel olarak algılanışının ve kimliğin inşasında bireyler üzerindeki etkileri açısından hem de nüfus bilgisi ve düzenlemelerine sunduğu katkı açısından modern yönetimlerin önemli araçlarından biridir. Cumhuriyet elitinin beden politikalarının tek partili rejimden çok partili rejime doğru nasıl dönüştüğü bu yayınlarda spor ve kadın ilişkisi üzerine olan egemen eril söylemler sorgulanarak ortaya konmaya çalışılmıştır. sport.Ü.

1928-1960 arasında yayınlanmış spor dergileri/gazeteleri ile döneminin çok satan. bedensel aktivitelere katılma biçimleri takip edilerek analiz edilebileceğini söyleyebiliriz. Kadın bedeninin temsil ettikleri. bir ideolojinin ne olduğuna. İkincisi. Söz konusu yayınlarda kadın sporcuların nasıl sunulduğu izlenerek. Kemalizm’in modernleşme ve batılılaşma hamlesinin de kadınların kılık-kıyafetleri. kurucu seçkinlerin hem özel. Şenol Cantek – B. denetleme ve yeniden üretmeye yönelik politikaları. Birincisi. Yarar Erken Cumhuriyet Dönemi Basınında Spor ve Kadın: 1928-1960 Spor milli kimliklerin inşa edilmesinde ve ulusların modernleşme serüvenlerinde önemli bir yer tutar. hem de kamusal alanı düzenleme. Sayı:29 . popüler bir gazetesi olarak Hürriyet’in spor sayfalarında kadın sporcuların nasıl temsil edildiği ve kadının sporla ilişkisinin nasıl manipüle edildiği bu çalışmanın temel sorunsalıdır. 2006-2009 yılları arasında TÜBİTAK’ın desteği ile yürütülen ve Cumhuriyet tarihi boyunca kadınların spor aktivitelerine katılımını. Dolayısıyla spor tarihlerinin incelenmesi. zaman içinde bunların nasıl dönüşüme uğradığını göstermesi bakımından önemlidir. spor kapsamına giren tüm modern spor faaliyetlerinin iki temel anlamı bulunmaktadır.202 F. yine resmi söyleme göre sağlıklı. zinde ve estetik olarak gelişkin bireylerin yetişmesine katkıda bulunacaktır. kadınların spora katılımı çerçevesinde irdelenmiştir. Bu çalışma. Türkiye modernleşmesinin niteliği ve özgünlükleri konusunda ipuçları vermektedir. boş zaman faaliyeti olarak spor veya kitle sporları. Türkiye’nin modernleşme serüveninde toplumsal cinsiyete ve beden politikalarına ilişkin değişen değerler ve normlar. Sporcu kadınlar. Resmi söylem alanında. nasıl işlediğine dair ipuçları verir. ulus devletlerin hangi ilkeler etrafında ve hangi politik argümanlarla inşa edildiklerini. Güz 2009. bu analiz için en uygun kategoriyi oluşturmaktadırlar. kamusal alanda bedensel pratikleri ile görünür olan bireyler olarak. halktan “vatandaş”a dönüştürülmeye çalışılan Türk insanının boş zamanını da kapsar. bu alanda var olma mücadelelerini ve bu mücadelenin kimlik kazanmaları sürecinde nasıl etkili olduğunu saptamaya yönelik daha geniş kapsamlı bir araştırmanın bir bölümüdür. elit sporlar ve sporcular* Türkiye’nin uluslararası platformda temsil edilip tanınır hale gelmesini sağlayacaktır. Sporun elit düzeyde yapılan bir faaliyet biçimi olarak yine devletin denetiminde örgütlenmesi de bu politikanın uzantısıdır. geçirdiği dönüşümler. Atatürk’ün önderliğinde. barındırdığı işaretler sebebiyle. Türkiye tarihinde beden politikaları ve sporun yeri. Araştırma kapsamında incelenen. * Elit Sporcu: Örgütlü spora lisanslı olarak katılan ve üstün başarı gösteren sporculara verilen addır.

2004: 51). Modernleşme ve batılılaşma hareketlerinin kaynağı olan Tanzimat dönemi. Buralarda ayak talimi derslerini. jimnastik. Fişek. halkın modern sporlarla tanışmasını ve bunlara ilgi göstermesini sağlaması açısından önemli bir potansiyele sahiptir. 19. aşiret mensuplarının çocuklarını eğitme amacıyla 1892’de açılmıştı bu mektepler. Selim Sırrı’ya göre bu mekteplere devam eden çocuklar ayak talimi dersleri sayesinde. Doğu’daki aşiretlerin padişaha bağlılıklarını sağlamak ve sürdürmek için. Galatasaray Kulübü’nün bünyesinden çıkmış olduğu Mekteb-i Sultani’nin spor alanına getirdiği yeniliklerden biri de. Tanzimat’tan sonra imparatorluk sınırları dahilinde kurulmuştur. Galatasaray Kulübü (1905). yüzyılın sonunda beden terbiyesi ile ilgili faaliyetler ülkenin Doğu’suna kadar ulaşmış görünmektedir. Darülmuallimat’ın 1900 yılında yayımlanan ders kitabında çocuk oyunları ve beden hareketlerine yer verilmesidir (Akın.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 203 Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Beden Terbiyesi ve Sporun Serüveni Türkiye’de de sportif etkinlikler. Atabeyoğlu. İmparatorluğun son yıllarında beden terbiyesine yönelik ilgi çekici bir başka girişim ise Aşiret Mektepleri’nin eğitim programlarında yer alan “ayak talimi” dersleridir. 1983. yıl sonunda okuldaki çeşitli beden terbiyesi faaliyetlerinin halka açık özel gösterilerle sergilenmesidir. 1980). zamanla Müslüman ailelerin erkek çocukları arasında popüler olmuşlardır. modern sporlarla tanışmak için de vesile olmuştur (Bkz. Öncüleri erkekler ve varlıklı sınıflar olan modern sporlar. kulüpler ve lokaller aracılığıyla örgütlü hale gelen en popüler spor dalları. vücut sağlıklarına özen göstermeyi öğrenecek ve disiplin altına alınacaklardır. Fenerbahçe Kulübü (1899) gibi. Telif kitapların İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 2004. Aynı dönemde. Önceleri gayrimüslim öğrencilerin ilgi gösterdiği dersler. daha ziyade Levanten nüfus tarafından ülkeye sokulmuş. Akın. Bu kitaplarda da. Basında yer alan haberler ayrıca. Bu tür gösteriler. Örneğin Beşiktaş Jimnastik Kulübü (1903). beden terbiyesiyle ilgili telif ve tercüme kitaplar yayınlanmaya başlanmıştır. Günümüzde de varlığını ve başarılarını sürdüren birçok kulüp ve okul takımı. zamanla Müslüman öğrencilerin de katıldığı faaliyetler haline gelmiştir. Zamanla jimnastik derslerinin diğer okullara da yaygınlaştığını gösteren örneklerden biri. Okullar. bu programların yaygınlaştırılması için bir talebin ortaya çıkmasını da sağlamıştır. jimnastik ise sağlıklı bir yaşamın temel koşulu olarak gösterilmiştir. Buna katkısı olan öğretmen Faik Efendi basının yoğun ilgisine mahzar olmuştur. bekleneceği üzere Selim Sırrı vermiştir. atletizm ve futboldur. Aşiret Mektepleri’ndeki derslerle. birçok ülkede olduğu gibi seçkin sınıfların himayesi ve katılımıyla başlamış ve gelişmiştir. beden terbiyesi jimnastikle sınırlı tutulmuş.

1936-38 arası Türkiye Spor Kurumu dönemi. Bunun ilk kurumsal göstergesi 1921’de kurulan İdman İttifakı Heyeti Muvakkatesi’dir (Bkz. sporun devlet denetiminde olduğunun resmen kabul edildiğini göstermektedir. bir bölümü Türk kültürüne yabancı olan sporların Güz 2009. eskrim. Cumhuriyet dönemi spor yönetimini dört aşamada ele alır: 1.. Cumhuriyet Döneminde Spor ve Beden Terbiyesi Fişek. Kitlesel sporlar ve savaş sporları alanındaki zorunlu uygulamalara son verilmiştir. devletin bu işe ne kadar önem verdiğini anlamak mümkündür (a. tenis. Fişek 1983. Şenol Cantek – B. 1922-36 arası Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı dönemi. Daha ilk kurultayında CHP’ye yan-örgüt olarak bağlanmış olan kurum. 4. 1946 sonrası Gençlik ve Spor Bakanlığı dönemi. Dünya Savaşı’nın yarattığı gerelim. (1983: 2180) Cumhuriyet döneminde sporun devlet denetimi ve gözetimine girdiğini söyleyebiliriz. Atabeyoğlu 1983). 3. Kurumun örgütlenmesinde İsviçre Spor Federasyonu örnek alınmıştır. TİCİ’nin faaliyette olduğu dönemde. Bu dönemin özelliği. Türkiye Cumhuriyeti’nin resmen davet edildiği ilk olimpiyat oyunu ise 1924’te Paris’te yapılandır. Spor yönetimi bugünkü biçimini almaya başlamıştır.204 F. Yeni devletin temsil edilmesi ve tanıtılmasında uluslararası spor müsabakalarının önemli rolü olacağı inancı İttifak’ın saygınlığını da arttırmıştır.e: 52). yelken gibi. Yarar yazarlarının devlet kademesinde görevli veya önde gelen mekteplerde hoca olmalarını göz önünde bulundurarak. Sayı:29 . Türkiye’nin ilk kez uluslar arası spor müsabakalarına katılmasıdır. 2. Adından da anlaşılacağı gibi. Akın 2004. fiziki kültür politikasına yansımıştır. Bu dönemde beden terbiyesi mükellefiyeti gibi bir uygulama ile II. 1939-45 arası Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü dönemi. atletizm. spor alanında futbolun İmparatorluk döneminden devralınan üstünlüğü bir ölçüde kırılmış. güreş. beden terbiyesi ve spor alanında geçici bir düzenlemeyi hedefleyen kuruluş İstanbul’daki spor kulüplerinin temsilcilerinden oluşmaktadır. 1922’de kurulan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı (TİCİ) Kurtuluş Savaşı’nın bitimiyle birlikte tüm spor işlerini kontrol eden tek yetkili organ haline gelmiştir. Genç Türkiye Cumhuriyeti ilk uluslar arası spor müsabakasına bu ittifakın faaliyette bulunduğu (1922-1936) dönemde katılmıştır. voleybol.g.

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . soluk yüzler… Bir de Paris sokağını. Cumhuriyet’in kurucu seçkinlerinden Falih Rıfkı Atay. kusursuz insanlarıyla. Fin halkının medenileşmesi için subayların. bedenin fiziksel zorlamalar ve kurallarla terbiye edilmesi ediminin İslam ve Anadolu kültürüyle beslenen geleneksel ahlaka ters düşmesi. ön planda olmaması. Cumhuriyet döneminde de İsveç’e gönderilerek. İmparatorluk döneminin askeri okullarından yetişen ve Tanzimat’la birlikte beden terbiyesi ve spor konusunda uzmanlaşan Tarcan. Ski. Bunun yanında. Cumhuriyet rejiminin beden terbiyesi ile medeniyet arasında kurduğu ilişkiyi özetlemekte ve bu seferberliğin zorluklarına gönderme yapmaktadır. tüm sportif faaliyetlerin temeli olarak öne çıkmıştır. Roman adlı kitabında. 2009: 984). Stokholm caddesini göz önüne getiriniz. sağduyudan ve zarafetten uzaklaştıran. Atatürk’ün “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur”. Futbol. Finlandiya’nın resmi tarih anlatısında büyük saygı gören fikir adamı Snelman. müzik v. Arzulayan/arzulanan. bohça gibi karınlar. Atay’ın atıfta bulunduğu Avrupa başkentleri. sözünü şiar edinen kurucu seçkinler. halka boş vakitlerini nasıl değerlendireceklerini öğretmelerini öngörür. idealleştirilmiş. Berlin bulvarını. uğraşların karşısına.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 205 saygınlığı ve onlara yapılan yatırım artmıştır. okullarda ve halk arasında benimsetip yaygınlaştırma misyonunu üstlenmiştir. “bir topu tekmelemeye dayanan futbol”u koyar ve bu bağımlılıktan uzaklaşılması gerektiğini savunur (Bkz. Modern sporların başlangıçta üst sınıfların uhdesinde olmasının temel gerekçelerinden biri. kızak. kambur yassılamağa çalışıyor (1964: s. Foucault’nun (2003) terimleriyle yorumlayacak olursak. İsveç jimnastiğini Türkiye’de. Selim Sırrı Tarcan’ın öncülüğünde gelişen jimnastik çalışmaları. rekabetin öne çıkması yine aynı nedenlerle yadırgatıcı bulunmuştur. vandal bir spor dalı olarak görülmüştür.b. dans. Şenol Cantek. alışıldık bir şey olmamasıyla açıklanabilir. benzer bir batılılaşma ve modernleşme sürecinden geçen Finlandiya’da olduğu gibi Türkiye’de de kitleleri uyuşturan. beslenme bozukluğundan mustarip ve vücudu geliştirecek sporlardan habersiz Türk insanına örnek gösterilmektedir: Tenasüp davasını sokakta kazanalım. Tarcan’ın öncülüğünde spor aracılığıyla sağlıklı. 63). yirmi senedir cüce uzatmağa. Selim Sırrı. yüzme. örtülerin ardına saklanması gereken bir “ten kafesi”dir. yarı çıplak vücutların izleyicinin bakışına sunulması. Ecişbücüş bir sürü kadın erkek. paytak bacaklar. yağdanlık gibi gerdanlar. İslam dininde beden.. güzel ve zinde bir nesil yetiştirilmesi için seferber olmuşlardır. yüksek atlama. spor cumhuriyetin kurucu seçkinlerinin moral değerlerinin ve kendilik etiğinin inşası sürecine katkıda bulunan bir unsurdur.

yani araç-gereç. Kadın sporcular açısından en hareketli geçen yıl 1936’dır. müminleri bu dünyanın hazlarına sürükleyebilir. bazıları da tek bir spor dalının ıslahı ve geliştirilmesi için bizzat çalışmış ya da okullarda eğitmenlik yapmışlardır. Cumhuriyet elitlerinin Türklüğe iade-i itibar çabaları doğrultusunda. 2004). Sayı:29 . Lilyan. eskrim bunlar arasında sayılabilir. II. güzelleştirilen beden. eğitimli Güz 2009. 1948 yılında “ümit vaad eden” tenisçiler arasında Destina. Vivi gibi gayrimüslim kadınların adı geçmektedir örneğin (Hürriyet. Davet edilen Alman hocalar arasında en önemlilerinden biri Carl Diem’dir. 1926’da Ankara’da Gazi Eğitim Enstitüsü’nün kurulması sağlıklı nesiller yetiştirecek öğretmenlerin eğitilmesi için atılmış en önemli adımlardan biridir. eğitmen. Diem’in raporunda. Sporun ilk kez Levantenlerin ilgi alanına girmesinin sebeplerinden biri İslam dininin bedene yaklaşımı olabilir. Şenol Cantek – B. Otuzlarda ortaya atılan Güneş Dil Teorisi ve Türk Tarih Tezi. batıya yaklaşmak isteyen varlıklı Müslüman kesim de beden terbiyesi ve sporun aracılığından faydalanmıştır. Yine bu yıllarda.206 F. Tenis. spor kelimesinin bile ilk kez Türkler tarafından kullanıldığı savunulmuştur (Bkz. çocuklar ve gençlerin bedensel eğitimine ağırlık verilmiştir. Türklerin birçok spor dalının yaratıcısı. mekan ve benzerinin tedarik edilmesinin önemli ölçüde harcama yapılmasını gerektirmesi de üst sınıfların ve Levantenlerin bu işte öncü olmasını beraberinde getirmiştir. İkisi de eskrimcidir: Halet Çambel ve Suat Aşeni (Tarı). Yarar donanan. kıyafet. kürek. Bunun için Almanya’dan beden terbiyesi sisteminin en önemli isimleri Türkiye’ye davet edilmiştir. İki kadın sporcu dereceye girememelerine rağmen. Geleneğin ve dinin baskılarından bir ölçüde de olsa kurtulmak. Her ikisi de üst sınıftan ailelere mensup. Akın. Erken Cumhuriyet döneminde bazı spor branşları üst sınıftan ve/veya gayrimüslim kadınların rağbet gösterdikleri veya “seçkin spor dalları” olarak nitelendiği için alt sınıftan kadınları dışlayan branşlardır. O yıllarda Ankara’daki Gazi Terbiye Enstitüsü Alman hocaların en fazla mesai yaptıkları kurumdur. yüzme. Bunlardan bazıları hazırladıkları raporlarla spor ve beden terbiyesi alanında çeşitli iyileştirmeler önerirlerken. teşhir edilen. 21 Haziran 1948). Gazi Terbiye Enstitüsü’nün ilk kız öğrencileri kabul etmesinin yanı sıra. isim babası olduğunun iddia edilmesinin yanında. önemli bir deneyim yaşamışlardır. spor alanında Türklerin yüzyıllara dayanan başarıları ve yeteneklerini öne çıkaran bir söylem ortaya atılmasına neden olmuştur. Berlin’de yapılan olimpiyat oyunlarına iki Türk kadın sporcu katılır. yalnızca sosyal hayata damgasını vurmakla kalmamış. Dünya Savaşı öncesi yükselen Nazizm’in beden politikalarının Türkiye’ye uyarlanması kararlaştırılmıştır. Modern sporları yapabilmek için gerekli temel donanımların.

Bu programlar. Spor konferansları verir. “Yurtdaşlara modern sağlık anlayışının esası olan ev ve oda jimnastiklerini öğretmek ve bunun günlük yaşayışın en lüzumlu bir aracı olduğuna herkesi inandırmak şuğbenin önemli ödevidir” ibaresi bulunmaktadır. Goltz Paşa olarak anılan subay. bisikletli geziler. savaşsız bir dünyanın hayal olduğunu. ruh ve kafa gelişmesi bir arada düşünülerek hazırlanmış programlar uygulamaya konmuştur. Suat Aşeni’nin babası Ahmet Fetgeri Aşeni Beşiktaş Kulübü’nün ve TİCİ’nin kurucularındandır. mahalli şartlara uygun spor. Cumhuriyet’in ilk yıllarında sportif faaliyetlere etkin olarak katılan kadınların bu alanda varlık gösterebilmeleri. Türkiye’ye gelerek yüksek eğitim görmüş ve profesörlüğe yükselmiştir. eski sporların ihyası.(aktaran Yeşilkaya. dağcılık. garplı sporlardan tenis. uzun bisiklet turları. Halkevleri örgütlenmesi. Milli sporlar desteklenir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . yüzme. Çambel ise Almanya’da geçirdiği ilk eğitim döneminin ardından. 1999: s. yalnızca askerlik pratiği alanında değil. spor şubeleri halkevlerinin en yaygın şubelerindendir. Goltz’un yazdığı ve Millet-i Müselleha adıyla çevrilen kitap. modernleşme düşüncesine bağlı ve refah seviyeleri yüksek olmalarının eseridir. aileleri ve çevrelerinin Cumhuriyet rejimine yakın. Bunun için de her vatandaşın savaş sanatları konusunda temel eğitim almasını öngörmektedir. Yurdu tanımak için gezi ve kamplar düzenlenir. Cumhuriyet rejiminin yaygın eğitim amaçlı bir kurumu olarak. Hem Çambel hem de Aşeni. atlı. 98-100) Millet-i Müselleha Söylemi ve Beden Terbiyesi Mükellefiyeti İmparatorluk döneminde topyekun savaş fikrinin önde gelen savunucusu Alman kökenli Colmar von der Goltz’dur.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 207 kadınlardır. yüzmeye teşvik edilir. Bu iki örneğin de gösterdiği gibi. Spor şubesinin görevi jimnastik hareketlerini “kütle halinde taptamak”tır (tatbik etmek). Şube ulusal spor bayramları da düzenler. spor alanında da faaliyet göstermiştir. Robert Kolej’de eğitmenlik yapan Rus Nadolsky’den eskrim dersi almışlardır. yaya. CHP Halkevleri Öğreneği’nde. eskrim ve benzerlerini içermektedir. savunma stratejileri alanında da çalışmaktadır. artık savaşların tüm vatandaşların katılımıyla ve ülkelerin kendilerine özgü stratejileriyle kazanılabileceğini savunmaktadır. Gençlik ve ulusal eğitimin parçası olarak görülen spor ve beden eğitimine karşı ilgi uyandırılması amaçlandığından. Gençler bisiklet ve motor kullanmaya. o dönem için erkek sporcuların bile zor elde edebilecekleri bir fırsattan yararlanmış. İtalyan ve Alman faşist ideolojilerinin spor ve sağlam vücut konusunda duyarlık gösterdiği 1930-40’lı yıllarda halkevlerinde beden.

gürbüz. kilolarından kurtulmuş. spora verdikleri önemi ve formlarını sporla koruduklarını dile getirdikleri röportajları da bu dergilerin sayfalarında yer alır. 1930’ların ortalarından itibaren. spor yapar.208 F. silah kullanma gibi. 1938’de kabul edilen Beden Terbiyesi Kanunu da bu süreçte etkili olmuştur. Sokağa çıkar. Cumhuriyet döneminin başından beri askeri bir yönelim taşıyan fiziki kültür faaliyetleri. Kıta Avrupa’sı ülkelerinde olduğu gibi. askeri bilgilerin uygulamaya konmasına da yaramıştır (Akın. Beden terbiyesi mükelleflerine uygulanan çalışma programı askerliğe hazırlık veya askerlik taklidi olarak değil. ailesinin bakımından da sorumludur. bunun yanında evinin. ileride askeri faaliyetlerde lazım olacak esnekliği vererek. Bu kamplar izci kamplarını andırsalar da. dönemin Hollywood yıldızlarının. vücut bakımını ihmal etmez. önce gençlere sonra da tüm halka temel askerlik becerilerini kazandırmaktır. “Beden Terbiyesi Mükellefiyeti” adı altında yeni bir uygulama başlatılmıştır. onlardan farklı olarak. farklı yaş gruplarından kadın ve erkekleri temel askerlik bilgileri konusunda eğitecek yeni bir yapılanmaya gidilmelidir. askerlik dersleri okullarda yaygınlaşmaya başlamış ve örneğin Gazi Terbiye Enstitüsü ve Orta Muallim Mektebi’nin beden terbiyesi şubelerinin bütün sınıflarına teorik ve uygulamalı askerlik dersleri konmuştur. Şenol Cantek – B. 2004: 140-141). askerlik dersleri. Sayı:29 . Bu uygulamayı ülke çapında yönlendirmesi için Tümgeneral Cemil Tahir Taner görevlendirilmiştir. sinemaya gider. tahkir edilecek. Böyle olunca. Evi ve aileyi ihmal ederek. 1926’dan itibaren liseler ve öğretmen okullarının son iki sınıfında. Cumhuriyet’in ilk yıllarında. Yeni ve modern Türk kadını. modern değerlerin kadın bedeninde maddilik kazanmasıyla kurgulanır. “tango” diye çağrılacak. Bunun yanında. savaş sanatı ile ilgili en gerekli bilgilerin kazandırılması mümkün görünmemektedir. Ancak. batılı kadın sporcular referans gösterilerek özendirilir. bireysel hazların peşinde koşan kadın dönemin yaygın yakıştırmasıyla. bütünüyle savaşa hazırlık çalışmalarına indirgenmiştir. Kısa askerlik süresi içinde. Üstelik “asker ocağı” sadece erkeklerin bir araya toplanabildiği bir kurumdur. hareketli bir kadındır. Dönemin spor dergilerinde modern kadınların spora katılımları. Böylelikle. Ders bitiminde öğrenciler 15 günlük bir kampa gönderilmişlerdir. sağlıklı. gençleri ülke savunmasına hazırlayan bir uygulama olarak nitelenmektedir. Mükellefiyetin amacı. Yarar Goltz’un fikirleri hem İttihatçılar’a hem de Kemalistler’e ilham vermiştir. Güz 2009. Basında Kadın Sporcular Modern kadın imgesi ile spor arasında kurulan ilişki. on beş günde bir saat olarak uygulanmaya başlanmıştır.

Ahmet. Aynı zamanda. Dönemin İtalyası ve Almanyası’nda uygulanan beden terbiyesi politikalarından esinlenen bu yaklaşım esas alınarak. sağlıklı ve kamusal alanda görünür olan kadındır. “Yeni Kadını Spor Yaratıyor”. modern sportmen kadın tipi şöyle tasvir edilmektedir: (…) Anlaşılıyor ki yeni kadın spor yapacaktır. sağlıklı. sporcu kadınların birden fazla çocuk sahibi olmaları teşvik edilmiştir. arka planda kalmayı kabullenecek olmalarıdır. Kadınların spora özendirilmeleri sadece estetik ölçütleri geliştirmek anlamında önemli görülmemektedir. Birinci Kanun 1930). bütün dünya bu hakikatin peşindedir. Ve milletin vücut kabiliyetini en yüksek hadde çıkarmak için sarf ettiği spor mesaisinde kadınlara da erkekler derecesinde rol ve mevki veriyor. Çünkü bütün cihanın tasdik ettiği en büyük hakikatlerden biri de gürbüz çocuğun kuvvetli ve sağlam anneden doğduğu keyfiyetidir. Bu nesil. Yeni dünya. bedenini gizleyen. Türk Spor Dergisi. Üst üste savaşlar yaşamış bir toplumdan. ahlaklı ve disiplinli bir genç nesil yetiştirmenin bir aracı olarak (Gürsoy. Anonim). (“Kadınlar ve Spor”. yeni ideal kadına vasıl olmak için tabiat ve güneşi bol bol yiyip içmekte olan yeni canlı genç kızlar ki ilk yapılacak şey olarak derhal soyunuyor ve açık havada hemen bir top oyununa başlıyorlar. 1998: 4151) spor yapmak dönemin basını aracılığıyla da telkin edilmiştir. ırkımızın eski kudreti hayatisini bulması için en kestirme yoldur. Türk Spor Dergisi’nin 1930 tarihindeki bir sayısında bunun bir örneğini görmek mümkündür: Memleket kadınlığının vücudunu sporla takviye etmesi. modern giyim-kuşam tarzına sahip. sağlıklı kadınlardan üreyecek sağlıklı ve gürbüz bir neslin önemine inanılmaktadır. örtülerini atmış. İşte size. yeni sporcu kadınındır! (1 İkinci Kanun 1931. Bütün Avrupa. Kara Fatma gibi. örtülerin altından dünyayı görmeye çalışan. güzel. yeni ve genç Türk ırkının ideal temsilcisi olacaktır. (…) Yalnız sırası gelmişken burada bir noktaya işaret edelim: (Cinsi latifliğin) kuvvetli ve sağlam olayım diye zorlu spor müsabakalarile vücudunun tenasübünü bozarak vücut teşekkülüne sakillik verilmesi doğru mudur? Fikrimizce kadın hafif sporlar yapmalıdır. Türk Spor Dergisi’nde 1931’de yayınlanan bir yazıda. çevik.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 209 eleştirilecektir. Sporcu kadının bedeni dolayımıyla cinsiyetçi toplumsal değerler. Cumhuriyet’in ideal kadını artık Satı Kadın. benliğini ikinci plana atan kadın olamaz. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Genç Cumhuriyet’in ideal kadını ise başı açık. İki kadın tipinin tek benzer yönü iyi ahlaklı ve gerektiğinde fedakarlık yapabilecek. öjenist politikalar doğrultusunda. milliyetçi söylemle eklemlenerek ete kemiğe bürünürler. Onlar Kurtuluş Savaşı’nın kadın kahramanlarıdır.

büyük şehirlerde. Bir erkekle. güzelliğini kaybedecektir. Ayrıca. hem spor yapılıp hem de sosyalleşilebilecek. futbol oynayan kadın. Bu gerilimleri izi. Su sporları. futbol gibi dayanıklılık ve sertlik gerektiren. deniz kenarında giyilen kıyafetler en çok kadına yakıştırılmaktadır. spor basını aracılığıyla profesyonel düzeyde değilse bile. görevlerini ihmal etmeden. Türk Spor Dergisi. Anonim. Yarar Dönemin spor dergilerine genel bir bakış.210 F. eskrim. Boks yapan. saygıdeğerliğini. Her alanda olduğu Güz 2009. TİCİ kendisini fesheder ve yerine Türk Spor Kurumu (TSK) kurulur. cinsel ilişkiye göndermeler vardır. rekreatif amaçla spor yapmaya özendirilirlerken. Kadınlar. özellikle de İstanbul ve İzmir’de yaşayan. Otuzlu yıllarda sadece deniz kenarına kurulmuş şehirlerde değil. Böylelikle kurumun CHP’yle ilişkisi organik bir bağa dönüşür. dönemin spor yazarları tarafından kadına en uygun bulunan sporlardır. düzgün vücutlu kadın fotoğrafları. mücadeleye girmek. kadınlara uygun bulmadığı spor dallarını onlara yasaklamıştır (“Kadınlara Hangi Sporlar Yasak?”. Kadınlara uygun bulunmayan sporlar ise mukavemet koşuları. dövüşen batılı kadınların yer aldığı fotoğrafların altlarına yazılan yazılarda. boş zamanı değerlendirme ve sosyalleşme etkinlikleridir. Cumhuriyet’in yeni ve seçkin kadınına işaret eder. Yüzme ve diğer su sporları. Spor dergilerinde yer alan mayolu. Ankara’da. güneşlenen neredeyse tümü yabancı kökenli kadınlar spor dergilerinin yanı sıra gündelik gazetelerin sayfalarını da işgal eder. 10 Haziran 1933). güreşen. yüzme. 1938’de açılacak olan. Erkeksileşecek. bisiklet ve atletizm olduğunu göstermektedir. Atatürk Orman Çiftliği’ndeki Marmara ve Karadeniz havuzlarında yüzen. bir yandan da kadınlık rollerini unutmadan. kasları geliştiren sporlardır. seçkin bir mekan haline gelecektir. neredeyse onunla cinsel ilişkiye girmekle eşdeğer görülmektedir. orta sınıf kadınların kamusal ve özel alandaki bölünmüşlüğünün ve iki alan arasındaki gerilimlerle baş etme/edememe serüveninin de hikayesidir aynı zamanda. dönemin spor basınında da sürülebilir. Dönemin spor dergilerinde erkeklerle güreşen. kürek. İstanbul’daki Moda Deniz Kulübü. boks. Türkiye modernleşmesi. Sporda Kurumsallaşma 1936 yılında Türkiye’deki spor yönetimi açısından önemli değişiklikler yaşanır. voleybol. atlamalar. Şenol Cantek – B. geleneksel değerlere ve eşlik/annelik vazifelerine sadık kalmaya yönlendirilmektedirler. üst sınıftan Müslüman ve gayrimüslim kadınların favorisidir. kadınların en fazla rağbet ettikleri sporların. Çünkü bunlar aynı zamanda. özellikle eğitimli. sertleşecek hatta iffetini bile yitirecektir. özellikle fiziksel temasın daha yoğun olduğu dövüş sporlarında. bir adım daha ileri gidip. Sayı:29 . zarafetini. güreş. tenis.

çember. Bu federasyonlara 1940’da İzcilik Federasyonu da eklenecektir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . ilk 19 Mayıs Şenliği. güreş (boks ve halter). bisiklet (motosiklet). top v. kolsuz bluzlarıyla koşan. sportif yetenekler ve fedakarlık. 19 Mayıs Stadyumu adıyla açılmıştır. kararlılık. Spor programları. futbol. fotoğraflar eşliğinde sıklıkla yer aldığı yıllardır. 1938’de Beden Terbiyesi Genel Direktörlüğü (BTGD) kurulur. Danışma kurulu üyeleri arasında Adnan Menderes ve Burhan Felek de vardır. kurdela. 15 Aralık 1936’da Ankara’da. bu sebeple de elit sporcular yetiştirmeye ve profesyonelliğe önem verilmemesine bağlanabilir. zamanla kışlada. kısa şortları. Federasyonların organizasyonundaki özensizlik. hareketsiz. 19 Mayıs törenlerinde akrobatik danslar. Onun yerine. tüm toplumun. Direktörlüğün başına Tümgeneral Cemil Tahir Taner getirilir.b. basketbol. Tenis. dans figürleri yapan genç kızları izlemek halk kitlesi için alışıldık bir pratik değildir. BTGD’nin kurulmasından hemen sonra mevcut federasyonlar lağvedilir. derneklerde ve benzeri kurumlarda sporu beden terbiyesi ve askerlik pratikleriyle birleştiren uygulamaların hayata geçirilmesini beraberinde getirecektir. dağcılık ve kış sporlarıdır. eşliğinde gösteriler sergileyen kız öğrencilerin popüler basında. savaş yıllarında. fiziksel dayanıklılık. okullarda. Bu stadyum açılmadan önce. ürkek neslin halefi olacaktır. Örneğin. oyun ve eğlence olarak algılanmaması. Bunlar atletizm. Sağlıklı nesiller yetiştirme arzusunun bu uygulamaların hedeflerinden olduğunu eklemek gerekir. Kurucu seçkinlerin söylemlerinde sıkça yer bulan “gürbüz ve yavuz nesil” imparatorluktan devralındığı iddia edilen soluk benizli. Otuzlu yılların ikinci yarısı ve Kırklı yıllarda. su sporları. 19 Mayıs Stadyumu. organizasyonları ve tesisleri TSK döneminde sayıca artmıştır. takla atan. TSK’nın kuruluşuyla bu konuda yetkili tek organ olur. özellikle de gençlerin fiziksel güçlerinin ve yeteneklerinin arttırılmasının üzerinde durulması. Türk’ün ana vasıflarından olduğu ve potansiyel olarak her Türk gencinde bulunduğu savunulan cesaret. savaş sanatına uyarlanarak ülkenin güvenliği ve bekası için kullanıma hazır hale getirilecektir. Beyaz. hentbol. Federasyonlara kayıtlı kadın sporcu ise bulunmamaktadır. ilk uluslararası standartlara uygun stadyum. atıcılık. voleybol ve diğer branşlar ise tek bir federasyon şemsiyesi altında toplanır: Sportif Oyunlar Federasyonu. sporun ulusal ve uluslar arası boyutta rekabet.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 211 gibi spor alanında da icra organı gibi hareket eden parti. TİCİ’nin yerini TSK’nun alması beden terbiyesi konusunda daha fazla girişimde bulunulmasını ve verimli çalışmalar yapılmasını sağlamıştır. Yeni federasyonlar kurulur. İstanbul Taksim’de 1928’de yapılmıştır.

Spor Postası’nda yazan Mübeccel Hüsamettin’e göre. modernliğin yarattığı iki farklı kadınlık hali ve imgesi arasında (modern ve aktif olan karşı) “inkılap”a uygun olan sade. sadece sağlıklı değil.212 F. Özellikle 1930’ların ikinci yarısında milliyetçi söylemin Batı’da yükselen otoriter rejimlerin de etkisiyle daha şoven-militer bir tona bürünmeye başladığı da belirtilmelidir. makyajsız ve sade bir tarza bürünmeleri talep edilmeye başlanır. hatta yer yer ırkçı söylemlerin güçlenmesi biçimini aldığını görüyoruz. Burada fetişleştirilen. Her ne kadar esas fetiş nesnesi erkek bedeni ise de bütün bu milliyetçi söylem için kadın bedeni de önemli bir temsil aracıdır. askeri nizam altında işleyişinin temsil edildiği en önemli yer jimnastik ya da idman şenlikleridir. Bu biraz da seçkin sınıflar arasında yaygınlaşmış olan “modern kadın” imgesine karşı geliştirilmiş bir tepki olabilir. disiplinli. Bu anlamda spor. Atletizm özellikle devletin teşvik ettiği bir sportif faaliyettir. Ayrıca. Spor erkekleri kahvehanelerden. spor basınındaki bu tarzda yazıların yerini bir sessizliğe bıraktığını da belirtmeliyiz. Bu dönemde kadınlardan sadece spor yapmaları değil. Şenol Cantek – B. azimli. Yarar Siyasal alanda ağırlaşan milliyetçi yaklaşımın. genç asker-yurttaşların yetiştirilmesi içindir. idealleştirilen ya da kültleştirilen beden. Spor politikaları açısından bu. Bu dönemde sporun ethosunun dönüştüğünü söyleyebiliriz. bireysel sporların ve özellikle jimnastik ya da atletizm sporlarının kitlesel olarak yaygınlaşması veya en azından eğitim süreci içinde genç neslin yetişmesinde etkin bir yöntem olarak yaygın biçimde kullanılmasıdır. “doğru ruhsal gelişim”in sağlanması içindir ve beden “doğru karakter”in temsilcisidir. Ancak bu dalların palazlanıp örgütlü bir biçim alması özellikle özel Güz 2009. 1930’ların sonları ve 1940’lar döneminde yükselen spor dalı atletizmdir. Kadınların mutlaka spor yapmaları gerektiğine dair söylemlerin etkisini kaybettiği. daha önce önem verilen jimnastik sporunun yerini atletizme bırakması anlamına gelmektedir. spor alanında milliyetçi. aynı zamanda makine gibi çalışan. esas olarak genç erkek bedenidir ve sadece fiziksel değil. Bunun yanı sıra kız okullarında öncelikle voleybol ve yer yer basketbolun önem kazanmaya başlaması da söz konusu olmuştur. vefakar. Milliyetçi yaklaşım çerçevesinde istenen. militer. fedakar ve sporcu Türk genç kızdır. kır koşuları düzenlenir. Halkevlerinde genç kızlar için spor faaliyetleri. Bedensel faaliyet. Aynı dönemde Halkevlerinin Spor Şubeleri’nin faaliyetleri de önem kazanır. Makine imgesine dönüşen bedenin. Buna bağlı olarak kadınların yaptığı spor dalları arasında ilk sıralarda yerini alır atletizm. 1940’larda voleybol dalında okullar arası müsabakaların başlaması söz konusu olmuştur. kızları ise sinemalardan ve komşu evlere kapanmaktan kurtaracaktır. Sayı:29 . ruhsal bir nesne gibi ele alınır. Spor yapmak gençliği “zehirli eğlencelerden” kurtarmanın en önemli aracı olarak tarif edilmektedir (4 Mayıs 1935).

spor basını. bugünkü halini alır. Spor gibi dergiler de bulunmaktadır. Hatta. Bu olimpiyat oyunlarına ilk kez bir Türk kadını. atletli bedenler sergilenmekte. çok satan.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 213 kulüplerde kadın voleybol ve daha sonra basketbol takımlarının oluşturulması. Basın sektöründe dönemin önemli olayı. Hürriyet. Spor basınının giderek futbola odaklanıyor olması. Hürriyet gibi gazetelerin futbola verdiği önemle de beslenerek. gazetenin yayın politikasını magazin ve spor gibi. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . liglerin gelişmesi ve uluslararası müsabakaların başlaması sonucunda 1950’lerin sonu ve 1960’lar dönemine rastlar. Futbol ağırlıklı spor dergilerinin ilk örnekleri arasında 1948-49 yıllarında çıkan Gol Spor. Bunları takiben yayın hayatına giren spor dergilerinin ömürlerinin hep kısa olması da dikkat çekici bir gelişmedir. yerli kadın sporcuların müsabakalar sırasında çekilmiş fotoğrafları yayınlanarak. 1948’de yapılan Londra Olimpiyat Oyunları’na kalabalık bir muhabir ekibi gönderen ve müsabakalarda Türkiye’nin aldığı başarılı sonuçları. Bunun dışında 1970’lere kadar doğrudan futbolu çağrıştırmayan başlıklarla çıkan Türkiye Spor Gazetesi. Tüm bunlara bağlı olarak spor yapan kadınlarla ilgili haberlerin de azalması söz konusu olmuştur. Bütün bunlar yukarda ileri sürdüğümüz iddiayı destekleyen gelişmelerdir. 1940’ların sonunda mevcut spor dergilerinin pek çoğu kapanır. kitlelere cazip gelen konular üzerine yoğunlaşmaya yöneltir. bol görsel malzeme eşliğinde günü gününe duyuran gazete. renkli bir gazete olmak iddiasıyla yayın hayatına girer. İlk defa bu dönemde futbol ağırlıklı dergiler çıkar. Yani ağırlığını futbolun oluşturduğu bir içerikle hazırlanan spor sayfalarına sahip ulusal. Daha geniş bir çerçeveden yorumlayacak olursak basında giderek Cumhuriyet ideolojisinin ve modernleşmeci yaklaşımın yerini daha ticari ve eril bir bakış açısına bırakmaya başladığı yorumu getirilebilir. Dolayısıyla kadınların en fazla faaliyet gösterdiği okul sporlarına spor basını kapılarını yavaş yavaş kapatmaktadır. atlet Üner Teoman da katılmıştır. spor dergilerinin okuyucu kitlesi olarak erkekleri hedeflemeye başladığı izlenimini yaratmaktadır. Hürriyet Gazetesi’nin çıkmaya başlamasıdır. Bu yeni eğilim ile kadınlara dönük spor haberlerinin göreli olarak azalması arasında bir ilişki kurulabilir. Popülerlik ve yüksek tiraj arayışı. rakipleri arasından sıyrılır. Spor haberleri magazin dedikoduları ve Hollywood film yıldızlarının erotik sayılabilecek fotoğraflarıyla süslenmeye başlar. popüler gazeteler. 1967 yılında çıkan Fotospor sayılabilir. Spor Aktüalite. Hürriyet’in spor sayfalarında ise 1949’dan itibaren ilginç bir eğilim ortaya çıkar. Buna paralel olarak basında okul sporlarına ve farklı spor dallarına ayrılan yer de azalır. bu fotoğraflardaki şortlu. fotoğraf altı yazılardaki ifadelerle de cinsel arzu yaratılmaya çalışılmaktadır.

Buna karşın. 1938’de kurulan BTGD’nin danışma kurulu üyesi olması sıfatıyla. Şenol Cantek – B. 1983: s. Batıda feminizmin yükselişe geçtiği bu dönemde. Bu gelişmeler. kadının her alanda olduğu gibi. 1950’li yıllarda DP’nin genel liberalleşme eğilimi doğrultusunda. az çok Türkiye’de de etkisini göstermiştir. geleneğin ve dinin dayattığı ahlaka sahip çıkılması gerektiğini anımsatan bir söylem de paralel olarak yükselişe geçmiştir. “halka itibarını iade etmek” gibi iddialar taşımaktadır. kadınların fizyolojik olarak erkeklerden daha güçlü olduğunu belirten bir yazı Hürriyet’in sayfalarında yer almıştır örneğin (“Erkekler Niçin Kadınlara Gıpta Güz 2009. Kadınların spor alanına ve uluslararası spor müsabakalarına katılımı eskisi kadar kurumsal destek görmemişse de. kadınlar sporla uğraşmaya devam etmişler ve özellikle kulüplerin desteğiyle faaliyet alanlarını genişletmişlerdir. Ellilerin önemli bir diğer gelişmesi de. Bunların başında futbol gelir. Yüksek tirajlı. popüler bir gazete olan Hürriyet kadının özgürleşmesi konusunda erkek egemen toplumun içine düştüğü ikilemi yansıtmaktadır. Batı’da ortaya atılan ve bilimsel kanıtlara dayandırılmaya çalışılan bir iddiaya göre. Spor Toto’nun kurulması ve futbolda profesyonelliğin kabulü. spor alanında da liberal bir politika ve söyleme geri dönüş yapılmış olsa bile. DP’nin lideri ve Başbakan Adnan Menderes’in popülist siyaseti. Yarar Tek partinin içinden çıkan yeni iktidar ve sporun “halka inmesi” Ellili yılların en önemli özelliği 1945’te iktidara gelen Demokrat Parti (DP) ile birlikte tek parti idaresinden çok partili rejime geçişe sahne olmasıdır. Türkiye’de spor tesislerinin kurulması için fırsat yaratmıştır. etkileri sonra da hissedilecek önemli gelişmelerdir. kadınların spora katılımı açısından asla 1920’lerde ve 1930’ların ilk döneminde görülen özendirici ve harekete geçirici yaklaşımdan söz edilemez. Spor Toto’dan elde edilen gelir.214 F. popüler basından takip edilebilir. Türkiye’de de bu gelişmeler karşısında duyulan endişe. 1950’ler dönemi kadınların örgütlü spora elit sporcu olarak katılımlarının göreli olarak arttığı bir dönemdir. BTGM’nin Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmasıdır (Atabeyoğlu. yukarıda sözü edildiği gibi. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tüm dünyada kadınların kamusal alanda (zorunluluktan da olsa) daha fazla görünür olmaları. “halka inmek”. Menderes. Bu sebeplerle DP yönetimi kitleleri cezbeden sporlara özellikle önem vermiştir. spor konusunda bilgili ve ilgilidir. Sayı:29 . kadının özgürleşmesi ve eşitlik talepleri üzerine temellenen kadın hareketinin ivme kazanması. DP iktidarı döneminde spor devletten önemli ölçüde yardım almıştır. spor alanında da daha aktif hale gelmesini sağlamıştır. Öte yandan. 2194-2195). aynı zamanda kadının özgürleşmesinin ve haklarının peşine düşmesinin hakim eril düzeni sarsacağı endişesi ile kadına “asıl görevleri”ni.

amaçları/öncelikleri belirlenen. Nitekim. Spor yapan kadınlar için de aynı denetim ve yönlendirme mekanizması söz konusudur. kuralları koyulan bir ilişkidir. Bu ilişki. Örneğin kadınların Batı’da güreş ve futbol gibi annelik rollerine ve güzelliklerine zarar verebilecek sporlarla uğraşmaya başlamış olmalarını tedirginlikle aktaran bir yazıya 1953 yılında yine Hürriyet’te rastlanmaktadır (6 Mart. genel olarak egemen söylemdeki bir kaymanın da varlığına işaret eder görünmektedir. Halbuki bu daha ziyade evlilik ve aile bağlarından sıyrılmaya çığır açan bir hezeyandır” denmektedir ( Hürriyet. gerçekliği sorgulanamaz hale gelmiş önyargıları tersyüz edermiş gibi yaparak. 1950’li yıllarda kadınların spora katılımları ile ilgili söylem ve kadınların spor alanındaki faaliyetlerini basına yansıtan görüntüler. tiraj arttırmaya yönelik yayın politikası gereği. Branşlar. 23 Mayıs 1951). Hürriyet. bu ancak bir dejenerelik olur. Türkiye’de ve Batı’da kadınların toplumsal hayata katılımı konusunda yaşanan gelişmeleri hem gıpta ile hem de tedirginlikle karşılayan bir “paranoyak” yaklaşım temelinde kurgulanmıştır. 6 Temmuz 1951). Kadın. bu tür ajitatif ve magazinel nitelikli haberler aracılığıyla. yani kadınların erkekleşmesi hiçbir zaman ve hiçbir veçhile tabii. Sportif faaliyetlerden uzaklaşılması ise nişanlılık/evlilik ve/veya çocuk sahibi olunması sebebiyle olmaktadır. Batı spor alanında genel olarak örnek gösterilen ve hep gerisinde kaldığımız bir gelişmişlik çizgisini temsil etmektedir. birkaç ay sonra aynı konuda tam tersi bir iddiayla ortaya çıkacaktır. diğer yandan Batı’da bu açıdan yaşanan gelişmelerin tedirginlikle izlendiği anlaşılmaktadır. Kadın sporcuların hangi branşlarda. 1953). İçinde bulunduğumuz yıllarda kadının bağımsızlığı ileri sürülmektedir. atletizm gibi “kadına yakıştığı” düşünülen. “Emenasipasyon. Batı medeniyetinde kadınların toplumsal hayata ve spor alanına katılımına yaklaşım da çelişkilidir. Bu. Sportif faaliyetlerde başarı gösteren kadınların basına daha sık konu olması yukarıda da belirttiğimiz gibi bu söylemsel kaymanın bir uzantısı olduğu kadar. erkekler tarafından sınırları çizilen. saf ve yüksek bir medeniyetin mahsulü değildir. tenis. bedeni ile ilişkisinde yalnız bırakılmak istenmemektedir. ne kadar süreyle çalışılacakları erkekler tarafından tayin edilmektedir. sporun örgütlülüğünün ve kadınların spora katılımlarının artmasıyla da İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . vücudu deforme etmeyecek branşlardır. Şevket Dilmaç imzalı bu metinde. Popüler gazetelerin bir örneği olarak Hürriyet. okuyucunun dikkatini çekmeye çalışmaktadır. kadınların sosyal alanda ve spor yaşamında artan varlıklarına paralel bir gelişme olmakla birlikte. yüzme. Kadınların toplumsal yaşama katılımının hem övgüyle hem de tedirginlikle karşılanmasına paralel olarak. Bir yandan bu bakımından Türkiye’nin hep geride kaldığından şikayet edilirken.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 215 Etmeli? Zayıf Cins Kuvvetli Cins Hangisi?”.

Üner Teoman Uysal’ın 1948’deki deneyiminin ardından. partinin sözde liberalliğine rağmen. Örneğin bu bağlamda Avrupa basınında Türk sporcu kadınların yer alması veya başarısından bahsedilmesi gurur vesilesi olmaktadır. 1957 yılında Gül Çıray ve Aycan Önel’in İngiltere Atletizm Federasyonunun kadınlar arası şampiyonasına katılması ve İngiliz basınında Gül Çıray’a yer verilmesi önemli bir haber olarak yer almaktadır basında. modernleşme projesi kapsamında kadınların toplumsal hayatın her alanına katılmalarını teşvik eden siyasanın Demokrat Parti döneminde değerini kaybetmesi. modern sporların tarihi özellikle devletin toplumla kurduğu ilişkilerde yaşanan dönüşümlerin de izlerini taşır. Spor yeni seçkinlerin kendileri ve bedenleriyle kurdukları yeni etiğin ve yaşam tarzının bir parçasıdır. Örneğin erken Cumhuriyet döneminde yetersiz sayıda ve nitelikte olan nüfusun hem tıbben hem de Güz 2009. Bunun sebeplerinden biri. Bu anlamda nüfus bilimleri. Buna göre. 1950’lerin sonlarında kadınları katıldığı spor dallarında başta atletizm ve voleybol olmak üzere giderek uluslararasılaşma söz konusudur. 1952 Helsinki ve 1956 Melburn olimpiyat oyunlarına gönderilecek kadın sporcu bulunamaması ilgi çekicidir. tıp gibi pek çok alanda üretilen bilgi ve siyasalarla ilişki içinde ele alınır. modern sporların bu iki boyutuyla ilişkili iki dinamik temelinde geliştiği söylenebilir. iktisat. 1950’lerde önem sırasına göre voleybol ve basketbol gibi takım sporlarının giderek canlandığını görüyoruz. Türkiye tarihi çerçevesinde bakıldığında. sporun halkın ve bireyin bedensel ve ruhsal eğitiminin bir parçası olarak görülmeye başlamasıdır. Öte yandan spor devlet açısından toplumsal bedeni. Bu. kadın sporcuların başarı veya başarısızlıklarının bir ulusal simge olarak dillendirilmesine sebep olan bir gelişmedir. Sporda modernleşmenin en önemli göstergesi. Okullar arası müsabakalarda bu spor branşları eskiye oranla daha da öne çıkmaktadır.216 F. toplumun her alanına muhafazakarlığın hakim olması da diğer bir sebep olarak görülebilir. Yarar ilintilidir. Erken Cumhuriyet döneminde. Bu dönemde. Örneğin 1954’te voleybolda ilk kadın kulüp takımı Fenerbahçe bünyesinde kurulmuştur. Sayı:29 . Sonuç Ülkemizde modern sporların ortaya çıkışı. Şenol Cantek – B. kadın sporcuların kayda değer başarılarından söz edilemez. yani halkın yeni bir düzenleme ile yönetilmesini mümkün kılan tekniklerden biridir. modern yönetim zihniyetinin gelişimi ve modernleşme süreci ile iç içe geçen bir olgudur. daha önceki başarısız iki denemenin hayal kırıklığı yaratması olabilir.

kadın sporculara ve onların faaliyetlerine verilen yer çok azalır. yüksek tirajlı gazetelerin spor sayfalarının futbol ağırlıklı olarak hazırlanması kitle sporları aracılığıyla kitlesel bir ilgi yakalanmaya çalışıldığının da göstergesidir. başka birçok alanda da halka rehberlik etmesi beklenen gazeteler kullanılmıştır. geleneksel cinsiyet rollerinden uzaklaşması adına cinsiyetsizleştirme politikalarıyla. Bu iki dinamikle ilişkili olarak bakıldığında spor cinsiyetsiz bir alan gibi görülebilir. kadınların dahil edildiği ve hatta çağırıldığı bir alandır. Ancak daha derinlemesine incelendiğinde. tıpkı yine erken dönem milliyetçi seçkinlerin kadına dair egemen söylemlerinde olduğu gibi. sağlıklı annelerin yetişmesi için en kestirme yoldur. Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinden sonra. Belirli sınıftan kadınların dahil olduğu veya belirli bir vatandaşlık görevi olarak yapılan bir faaliyet olarak spor. ulusa sağlıklı evlatlar yetiştirecek sağlıklı anneler olmaktır. yeniden cinsiyetlendirme girişimleri birlikte işler. Kadınlar spor alanında hem yeni seçkinler olarak var olurlar. hem de milli vazife olarak bu alanda faaliyet göstermeye çağırılırlar. magazinel boyutu varsa basında yer alır. spor basınında magazinelleşmenin bu dönemde. 1928-1960 arası spor basını incelendiğinde. Futbol temalı dergilerin çıkmaya başlaması ve ulusal. henüz kadınların futbol alanında bir varlık gösteremediği Türkiye’de. Kadın sporcular ile ilgili haberler. Buna bağlı olarak. Ellilerle değişmeye başlamıştır. Yirmiler ve Otuzların modernleşmeci zihniyetinin yerini. devlet idaresinin her alanında gözlenen liberalleşme eğilimi spor örgütlerinin de liberal ilkelere göre yönetilmesini beraberinde getirir. kadınların kamusal alana çıkmalarını sağlayan bir faaliyet olarak spora katılımlarının belirli şartlara bağlandığı. Özellikle Hürriyet’in spor sayfaları incelendiğinde. spor örgütlenmesi de partiye bağlanmış ve her vatandaşın spor yapması. zevkleri. dönemin spor basını takip edilerek görülebilir. Ağırlık futbola verilince. Kırkların sonuna kadar süren bu durum. Spor. Hürriyet gazetesi ile başladığı iddia edilebilir. Parti ile devletin özdeşleşmiş olduğu bu dönemde. Siyasal ve örgütsel yaşamdaki bu dönüşümler spor basınında da yankı bulur. Modernleşmeci erkeklerin bir milli görev olarak kadınlara biçtikleri toplumsal rol. Kadınların spora teşvik edilmesi için tek parti döneminde. dünya konjonktürünün de etkisiyle. spor alanında da.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 217 ahlaken daha yüksek seciyede yetiştirilmesinin önemli bir aracı olarak görülür spor. spor basınında bu yeni anlayışın izlerini sürmek mümkündür. egemen milliyetçi söylem içinde militer tonun ağırlık kazanması söz konusu olmuştur. kişisel gelişimi için spor yapmasına İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . beden terbiyesi politikasının bir parçası olarak zorunluluğa dönüşmüştür. Otuzların ikinci yarısında. Sonuç olarak. kadının kendi tercihleri. ticari mantığın almaya başladığı.

N. Fişek. İstanbul. İstanbul. KAYNAKÇA Akın. İletişim Yayınları. 1937-1941 ve 1948-1949 Beden Terbiyesi ve Spor. Spor Yönetimi. İstanbul. İletişim Yayınları. Yarar ihtiyatla yaklaşıldığı görülmektedir. “Sağlık. H. Halkevleri: İdeoloji ve Mimarlık. Fişek. İstanbul. zinde ve özgüvenli kadın idealinden söz edilmekte. U. İstanbul. Kurthan (1983). Ed.Tanrıöver. İstanbul. Dönemi Türkiye Foucault.218 F. Cumhuriyet Ansiklopedisi. Cem (1983). İletişim Yayınları. özellikle de sportif etkinliklere katılması yerinde bulunmamaktadır. 1942-1945 Havacılık ve Spor. Ankara. kadının bireyselliğini öne çıkaran. 1929-1934 Spor Postası. 1948-1960 Güz 2009. 1936 Gol Spor. Süreli Yayınlar Spor Alemi. Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı. Yiğit (2004). Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi. gençlik. Bu çelişkiler. Şenol Cantek. N. Erken Cumhuriyet’te Beden Terbiyesi ve Spor. (1999). Cinselliğin Tarihi. Ayrıntı. güzellik”. Üç Kuşak Cumhuriyet. Bir yandan. Şenol Cantek – B. Gürsoy. Cilt 9. İletişim Yayınları. Atabeyoğlu. Sayı:29 .Tanyeli. 1929 Türk Spor. Çev. Atay. İstanbul. Falih Rıfkı (1964). SBF Yayını. Yeşilkaya. Roman. 1945-1947 Hürriyet Gazetesi. “Türkiye’de Spor”. diğer yandan. “Türkiye’de Sporun Gelişimi”. (1998). özellikle eril modernleşme perspektifinin toplumsal cinsiyete ilişkin normları nasıl eklemlediğine bağlı olarak değişim arzetmektedir. A. Varlık Yayınevi. batılı kadın gibi zarif. 1934-1937 Yeni Hayat. Kurthan (1980).Ü. Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce: Dönemler ve Zihniyetler. Gürbüz ve Yağız Evlatlar. Michel (2003). yaptığımız analizin de gösterdiği gibi. İletişim Yayınları. Funda (2009). “Modernizmin Vaad Edilmiş Cennetinin Kapısında İki Ülke: Finlandiya ve Türkiye”. İstanbul. Cilt: 8-9. annelik ve eşlik vazifelerini aksatacağı düşünülen etkinliklere.

Renkli grafik. Yasal ve etik her türlü sorumluluk makale yazarlarına aittir. Kaynakların Düzenlenmesi 1. Abstract. 2. 2. makaleye iliştirilecek kapak sayfasında yer almalıdır. Gönderilen basılı kopyalarda kapak sayfası olmalı. 9. Basılı kopyalar A4 boyutunda dijital kopyalar “Word” formatında olmalıdır. Makalelerde yazı tipi “Times New Roman 12 punto” ve satır aralığı “1. Dergiye gönderilen makaleler başka bir yerde yayınlanmamış veya değerlendirmeye alınmamış olmalıdır. Yazılı kopyalar hakeme isimsiz gönderileceği için makalenin iç sayfalarında değil. Makalenin düzeltilmeden yayınlanmasına veya yayınlanmamasına karar verilebilir. diğer taraflardan 3 cm boşluk bırakılmalıdır. adresler. Makalelerin kaynakça ile birlikte 20 sayfayı geçmemesi tavsiye edilir. kapak sayfasında yazar ismi ya da isimleri. 4. Hakem raporları doğrultusunda yazarlardan. Bulgular. Özetlere Türkçe ve İngilizce anahtar kelimeler eklenmelidir. Giriş.Bir yazarın birden çok çalışması kaynakçada yer alacaksa yayın tarihine göre eskiden yeniye doğru bir sıralama yapılmalıdır. 8. Yöntem. Makalelerin 150-200 sözcük civarında İngilizce ve Türkçe özetleri de yazıyla birlikte gönderilmelidir. Sayfa yapısı soldan 4.Sokak No:9 06510 Emek/Ankara” adresine posta yoluyla gönderilmelidir. Anahtar Sözcükler. Yabancı Dildeki Başlık.5 satır” olmalıdır.Kaynakçada. Makaleyi Hakemlerden birisi yayınlanmasına ikincisi yayınlanmamasına karar verdiği takdirde makale üçüncü bir hakeme gönderilir. yazılarında bazı düzeltmeler yapmaları istenebilir. 11. Sonuç ve Kaynakça. 3.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. 237- Yazı Teslim Kuralları 1. Bu bilgiler makaleye ait kapakta bulunmamalıdır. Key Words. Dergiye gönderilen makaleler 2 basılı ve 1 dijital kopya olmalı ve “İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Bişkek Caddesi 81. Çalışmalarda şu sıranın takip edilmesi uygun olacaktır: Başlık. şekil ve tablo kullanılmamalıdır. Özet. e-mail ve telefonları bulunmalıdır. 5. Ana Metin. Yazının yayımlanması konusunda son karar yayın kuruluna aittir. 10. Aynı yılda yapılan çalışmalar İletişim 2003/18 . 6. 7(2). 7. sadece yazıda gönderme yapılan kaynaklara yer verilmeli ve yazar soyadına göre alfabetik sıralama izlenmelidir. Makaleye ilişkin raporlar ve makale metni makale yazarına iade edilmez. Tartışma.

Notre Dame: University of Notre Dame Pres. C ve Olbrechts-Tyteca. (2).trkist. (Erişim: EBSCO Masterfile database.dnr. L (1971) The New Rhetoric. Kaynakça örnekleri: Tek Yazarlı Dergide Makale Varis. The Public Opinion Quarterly. (Erişim: 1 Mart 2002) Bahar 2009. Ünsal Oskay (Der. İkiden Çok Yazarlı Kitap Lazarsfeld. s. Business Journal. A ve Mattelart M (1995) İletişim Kuramları Tarihi. İki Yazarlı Kitap Perelman. Beverly Hills.11-12. 2004. Editörlü Kitapta Bölüm Schramm. M E ve Shaw D L (1972) The Agenda-Setting Function of Mass Media. Tek Yazarlı Kitap McQuail. T (1984) International Flow of TV Programmes. 1944: 23). (Tas. 34(1). İstanbul: Derya Yayınları. 2005: 71). (Hemdi. Berolson. http://www. 2 Mayıs 1999) Mel. Cilt 7. “b”. 36.” ibareleri kullanılmalıdır ve bunlar metin içinde yapılan göndermelerde de aynı olmalıdır. s. O (1991) Futbol. İstanbul: İletişim. W (1992) Haberleşme Nasıl İşler.htm. P F. (Erişim: 12 Mayıs 2005) Türkiye İstatistik Kurumu (2001) Zenginlik indeksleri.. s. Journal of Communication. Kitle Haberleşme Teorilerine Giriş. Sayı 2 . (Lazersfeld vd. London: Colombia University Press. M Zıllıoğlu (Çev. 2001) Günay’a göre (2005). 2005: 16).htm. (Vert ve Hale.). B ve Gaudet.176-187.).org/hra. s.143-152. Çeviri Kitap Mattelart. D (1987) Mass Communication Theory: An Introduction.. İki Yazarlı Dergide Makale McCombs. Kaynakça ve Alıntı Kuralları Metin içi kaynak örnekleri: (Duran. http://www. H (1944) The People Choice. 2003).95-134.tr/hra. H (2005) Vücudun dili olmaz. CA: Sage Pulication Inc. “c. Kimy.220 için “a”. İnternet Elçi.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful