P. 1
29

29

|Views: 144|Likes:

More info:

Published by: Mehmet Fatih Cinoğlu on Apr 05, 2012
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

10/26/2013

pdf

text

original

Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009, 7(2), 237-

Gazi Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi

Güz 2009, Sayı : 29 Autumn 2009, Number: 29

ĠletiĢim 2003/18

G. Ü. Ġ. F. Adına Sahibi Sorumlu Yazı ĠĢleri Müdürü Editör Cengiz ANIK

Rıza AYHAN M. Naci BOSTANCI Editör Yardımcıları Umur IġIK AyĢe Gül SONCU Hasan TOPBAġ Ç. Murat HAZAR Cem YAġIN
Yeditepe Üniversitesi YaĢar Üniversitesi Erciyes Üniversitesi Gazi Üniversitesi Arel Üniversitesi Gazi Üniversitesi Erciyes Üniversitesi Galatasaray Üniversitesi Yeditepe Üniversitesi Gazi Üniversitesi Atatürk Üniversitesi Ġstanbul Üniversitesi Gazi Üniversitesi Erciyes Üniversitesi Akdeniz Üniversitesi Selçuk Üniversitesi Ankara Üniversitesi Gazi Üniversitesi Gazi Üniversitesi Fırat Üniversitesi

Yayın Kurulu Zülfikar DAMLAPINAR Sirel GÖLÖNÜ DanıĢma Kurulu
Suat ANAR Ümit ATABEK Bilal ARIK Burhan AYKAÇ Aysel AZĠZ Hasan BACANLI Hamza ÇAKIR Dilruba ÇATALBAġ Yusuf DEVRAN Ġhsan ERDOĞAN Fatma GEÇĠKLĠ Suat GEZGĠN Nilgün GÜRKAN Metin IġIK Süleman ĠRVAN Ahmet KALENDER KurtuluĢ KAYALI Ersin ÖZARSLAN Serdar ULUKAN Mustafa YAĞBASAN

ISSN: 1302-146x Copyright © Gazi Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi. Tüm hakları saklıdır Yayın ve Türü: Yılda iki kez basılan hakemli, yaygın, süreli bir dergidir. Yönetim Merkezi ve Adresi: Gazi Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi, 06510 Emek, Ankara Tel: 90 312 212 6495 Fax: 0 312 212 1832 e-mail: iletisimdergisi@gazi.edu.tr Basım yeri: Gazi Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi Basımevi, Emek, Ankara.

TÜBĠTAK/ULAKBĠM SBVT tarafından taranmakta ve dizinlenmektedir.

Today and Tomorrow of Public Relations Studies ERDEM TAŞDEMİR Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler / 149 Leaders and Managers in Community Management . Bugünü ve Geleceğine İlişkin Bir Değerlendirme / 133 An Analysis of Yesterday.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri / 81 Media and Politics Relation in News Discourse: 29 March 2009 Local Elections MERİH TAŞKAYA 1980‟lerden 2000‟lere Türk Sinemasında Ürün Yerleştirme Uygulamalarında Görülen Nicel Değişim / 103 The Quantitative Changes in Product Placement Practices in Turkish Cinema Since 1980s To 2000s AYHAN BİBER Halkla İlişkiler Çalışmalarının Dünü.İÇİNDEKİLER ZÜLFİKAR DAMLAPINAR İletişim Bilimini Rousseau‟dan Okumak: „Kötü‟ Yanlarımızın Sonucu mu. „İyi‟ Yanlarımızın Katkısı mı? / 1 Reading Communication Science From Rousseau: Is it the Result of Our „Bad‟ Sides? or the Contribution of Our „Good‟ Sides? DİLEK GÜRKAN Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması / 23 Financial problems of newspaper organizations and a financial analysis practice GÜLCAN IŞIK – ÜLKÜ AYŞE OĞUZHAN BÖREKÇI Siyasetçi-Medya İlişkileri Bağlamında Bir İnceleme: “Deniz Feneri Örneği” / 53 A Survey in the context of Politicians-Media Relations: The Example of Deniz Feneri ABDULKADİR GÖLCÜ Haber Söyleminde Medya.

UMUR IŞIK – KONUR ALP KOZ Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: İnternet Haberciliği Üzerine Bir İnceleme / 167 “Click commerce” based on sexuality: An Analysis on Internet Journalism BORA ATAMAN What is „Empowering‟ and Who The „Users‟ are in The New Media / 189 Yeni Medyada “Kullanıcının Gücü” FUNDA ŞENOL CANTEK .BETÜL YARAR Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) / 201 Women and Sport in the Journals and Newspapers of the Early Republican Period (1928-1960) .

ırmak ve doğadaki tüm olaylarla atmosferi yöneten tanrı ve tanrıçaların yanı sıra. mantığı ve iĢtigal alanı. sağaltım iĢi ile yükümlü.bir „özne‟nin eseri olduğuna göre. umut edilmektedir ki. aĢkı. akademik bir metni metodoloji karakterize etmektedir ama. Böylece yağmur. metodolojiyi uygulayan „özne‟ ortaya koymaktadır. Yani. sanattan ya da estetikten anlayan. mantığı ve iĢtigal alanı. . kehanet üstadı. Bir önceki sayıda da kısmen değinildiği gibi. bu sayfalar. bilim insanı ve hususen iletiĢim bilimi gibi konuları gündeme taĢımaya devam ediyoruz. dağlar ve denizlerle birlikte gökyüzü tanrısı Uranus‟u yaratmıĢ ve daha sonra onunla evlenmiĢtir. depremleri. Bilim insanının karakteri. Bu da bilim insanının deontolojisini gündeme getirmektedir. Dergi‟mizin bu sayfalarında üç konunun sorunsallaĢtırılması amaçlanmaktadır: Bilimin karakteri. KuĢkusuz ki bunlar aynı zamanda. dağ. akademik metnin bilimselliğinin ölçütü. ĠletiĢim biliminin karakteri. eninde sonunda -mutlak ya da mümkün. Demek ki. kaçınılmaz olarak. akademik metni metodoloji değil. Gaia. kaostan tanrıça Gaia. Demek ki olup biten her Ģeyden sorumlu bir özne bulunmaktadır ve onların bazıları bir yandan kaosu. Bilimsel Serüven: Kaostan Düzenliliğe Olup biten hemen her Ģey. bereket. konu duayeni. savaĢ ya da avdan sorumlu. tufanları. „Özne‟ye iliĢkin en çekici tahkiyeler de hiç kuĢkusuz ki. deniz. mevsimler. volkanları. Bu evlilikten devler ve ucube kykloplarla birlikte diğer pek çok evlat dünyaya gelmiĢtir. Bununla birlikte. bilimin serüveni ile örtüĢmektedir. bilim insanının (1) tarafsızlığını. mitolojik metinlerde dile getirilmektedir. ĢimĢekler. fırtınaları ve pek çok doğal afet ve felaketleri de yöneten öznelerdir. Metodolojik bir kalıp içermek zorunda olmadığı için akademik kariyer amacıyla kullanılmayacaktır ama.‘S U N U ġ’ KAOSTAN DÜZENLĠLĠĞE BĠLĠMSEL SERÜVEN VE ĠLETĠġĠM BĠLĠMĠ „SunuĢ‟a tahsis edilen bu sayfaların „müzakere‟ amacıyla kullanılabileceği tasarlandığı için. yıldırımlar. „özne‟nin serüveni zorunlu olarak. doğumu yaratan pek çok tanrılar ve tanrıçalar var olmuĢtur. yeraltını yöneten Tartaros ve eĢsiz güzellikteki Eros‟un var olduğu öykülenmektedir. izleyen satırlardaki makaleler kadar önem arz eden bir niteliğe zaman içinde kavuĢacaktır. Grek mitolojilerinin birinde. önce bilimin karakterine bakmak gerekmektedir. bilim. ölümü. çok değerli üsdatlarımızın katkılarıyla. mantığı ve iĢtigal alanı. (2) erdemini ve (3) masumiyetini gösteren parametreler olmalıdır.

Kaos. döllemesi. sağ gözünden ay. Kısacası. Damkina ile evlenir ve en yetenekli tanrı Marduk‟u dünyaya getirir. düzen ve istikrara. tüm evreni tehdit eder. ağır kısmını aĢağılara iterek Ying‟i var etmiĢtir. saçları ve kaĢlarından gezegen ve yıldızlar. teleolojik bir özne marifetiyle kaosun düzenliliğe dönüĢtürülmesi iĢine bilim adının verilmesi çok eski olmasa bile. bir kısmının içini yang ögeleriyle doldurmuĢtur. Bu kaostan doğan Pangu. derisindeki asalaklardan hayvan ve balıklar teĢekkül etmiĢtir. batı. Bu arada esaretten kurtulan Tiamat. usül ve güzergaha uygun olmamakla birlikte. yani hiçbir hesap ve iĢleme. istikrara ve iĢlerliğe kavuĢturulmaktadır. kanından okyanus ve ırmaklar. Bu ikisini birbirinden ayırmak için uğraĢ verirken yorgun düĢüp ölen Pangu‟nun baĢ. bedenindeki tüylerden ağaç ve diğer bitkiler. etinden toprak. sesinden yıldırımlar ve fırtınalar. tükrüğünden bulutları yapar. sol gözünden güneĢ. düzenliliğe. Her bir tanrıyı belirli bir iĢten sorumlu tutar. terinden yağmur ve çiğ. yumurtayı bulması. kaostan düzenliliğe. tanrı ve tanrıçaların bulanık su ile sisten doğduğu belirtilmektedir. gözlerinden Dicle ile Fırat‟ı akıtır. huzur ve esenliğe dönüĢtürmektir. kemiklerinden kayalar ve kıymetli madenler. Marduk imdada yetiĢip onu öldürür. güçlüsü. güney ve kuzeydeki dağlar. kol ve ayaklarından doğu. anlayıĢlısı ve en iyi sihir bilenidir. bu türden yaradılıĢ momentleri vardır. kendi nefesini üfleyerek onlara hayat vermiĢ ve onların bir kısmının içini ying ögeleriyle. uyumu. su taĢkınlarını bir düzene sokar. tuvalet alıĢkanlığı edinmesinin ve özellikle memeden ayrılmasının. Babil kentini inĢa ederek. öte yandan diğer bazıları da düzeni. Tiamat ve Mumnu‟yu burnundan iple bağlayarak esir eder. Ģu veya bu biçimde tasavvur edilen bir özne tarafından belirli bir sisteme. gündüzü. Hatta mutlak bir baĢarı elde edememiĢ olsa bile ana tanrıça Gaia‟nın varoluĢ gerekçesi bile. Ea sihir gücü ile diğer tanrı ve tanrıçaları tehdit eden Apsu. onun kanından tanrılara hizmet etsinler diye insanları yaratır. döllenmiĢ yumurtanın rahme asılması tümüyle kaotik. fırtınaları. yapılan iĢin geçmiĢi neredeyse yaĢam kadar eskilere uzanmaktadır. mevsimleri. Tanrıça Nugua bütün bu yaratıklardan hoĢlanmayınca ıslak çamurdan kendine benzeyen varlıklar yapmıĢ ama onlara kendi ejderha kuyruğunu vermemiĢ ve sadece ayak takmıĢ. Demek ki günümüzde Ģu veya bu biçimde kimi misyonlar (patolojik olanın . nefesinden bulutlar ve rüzgar. yumurtanın hafif kısmını göklere yükselterek Yang‟ı. karanlık yumurtanın içindeki evren. istikrarı. doğum esnasında bebeğin feryadının. Evrene istikrar ve huzur getirir. huzuru. diğer yarısından yeryüzünü yaratır. Geceyi. Bu büyülü mitolojik öykülerden bir miktar esinlenmiĢ olsa gerek -nitekim mitoloji. Babil mitolojilerinin birinde de.karıĢıklığı. tufanları. Tanrılara isyan edilmesi için herkesi tahrik edip duran Kingu‟yu öldürür. karmaĢayı körüklerken. tüm insanlara çobanlık eder. pek çok teĢhis ve hatta tedavinin isim kaynağıdır-. bir yarısından gökyüzünü. içinden doğduğu kaosu. Çin mitolojisine göre. mutlaka bir hikmet-i vücudu vardır. sukuneti tesis etmek için çabalamaktadır. baĢlangıçta sadece kaostan ibarettir. Freud‟den Lacan‟a pek çok anlatıda. Spermin hareketleri. Her toplum hatta topluluğun buna benzer varoluĢ hikayeleri vardır ve hemen hepsinde kaostan bir çıkıĢ serüveni öykülenmektedir. Ea bütün tanrı ve tanrıçaların en akıllısı.

Say y. Yani varlığın kendisinde bir zıtlık. nesne gibi unsurlar uyumlu bir Ģekilde bir araya getirilip bütünleĢtirilemediği takdirde. her Ģeyin zıddı ile kaim olduğunu. varlık sürekli değiĢiyor. ona iliĢkin bilgilerimiz de sürekli yenilenmektedir. Martin Heidegger. ġayet her varlık. bizim duyularımızdan kaynaklanan algılara iliĢkin yakıĢtırmalardır. Eğer öyle olmasaydı. Parmenides‟e göreyse değiĢim olamaz. değiĢim yoktur. s:241-258 . Çeviren ve yayına hazırlayan Ahmet Aydoğan. ilgili olduğu sanılanları seçip ayırma anlamıyla. sözü. inandırıcılığını doğrudan doğruya belirleyen etkenlerdir. sürekli oluĢumlar geçirerek.aydınlık gibi zıtlıklar. sıfat değil sadece. söylenen sözün etkisini. Zarf. daha geçerli ve doğru bilgiler halini alabilmektedir. edat. logos kavramını tam da. Söz söylemenin yolu da budur: Özne. Özellikle Grek matematikçileri için kavramın anlamı. Soğuk . yüklem. bu anlamından ziyade. yani bilgilerimizdir. Burada değiĢen varlık değil. Tıpkı birbirinin zıddı varlıkların kamil oluĢlara vesile olduğu gibi. algılarımız ve ona uygun yakıĢtırmalarımız. bu anlamda kullanmıĢlardır. farklı bir zamanda. yani okumanın bir çeĢidi olarak kullanıyorlardı. aynı varlık. „oluĢ‟uyor olsaydı. Varlık ile söz arasındaki ilintiyi sorgulayan bu müzakereyi kısaca Ģöyle özetleyebiliriz: Herakleitos bilindiği gibi. varlığın „oluĢ‟ları sayesinde. çok çeĢitli edebi kullanımların ve söz sanatlarının tümünün meczi ve ahengi. logos‟ta mündemiç bu anlamı kavramak için. dağınıklığı. söz haline getiren ile sözün bizatihi kendisi arasındaki ilintiyi anlamak gerekmektedir: Bunu anlamanın yolu ise Herakleitos ile Parmenides arasındaki müzakereyi bir kez de bu gözle irdelemektedir. Varlıklar sürekli değiĢip yeni „oluĢ‟lar meydana getirdiği için. Belirli bir zamanda (mekan ve konjonktürde) duyularımızın algıları bizde belirli bir hisse ve ona uygun bir yakıĢtırmaya neden olurken. ifade gibi anlamlara geldiği düĢünülen logos tabirini. Grekler. ona iliĢkin kesin ve doğru bilgiye asla sahip olamazdık. her an yeni bir „oluĢ‟la karĢımıza çıkıyor * “Varlık ve Düşünme”.. farklı algılara neden olmaktadır. Dolayısıyla varlıktan (Demokritos ile sınırlandığında maddeden) yansıyan –düĢünülen. söylenen bir sözün “söz” olması. varlık aleminin sürekli bir değiĢim ve oluĢum geçirdiğini belirtmektedir. “Grek düĢünme tarzı”nı irdelediği bir yazısında* kaosun düzenliliğe dönüĢtürülme iĢine bilim denmesini Ģöyle açıklamaktadır. Ona göre Grekler. Heidegger. tutarlılığını. Çünkü onlara göre her türlü “düzen”in biricik yolu bir araya getirmekti. onlara iliĢkin edindiğimiz bilgiler de bu oluĢa bağlı olarak tekemmül etmektedir.bilgi. Heidegger. öteden beri. söylem. GeliĢim ve ilerlemenin yegane motoru bu devinimdir. bir anlam taĢıması mümkün değildir. Nitekim Heidegger‟e göre.sıcak. karmaĢayı ortadan kaldırmaktan ibaretti. Ġstanbul: 2008. kaotik olanın bir özne marifetiyle. toparlama. karıĢıklığı. Hatta bilgi edinme diye bir edim ortaya koyamazdık. bir araya getirme. belirli bir düzene dönüĢtürülmesi iĢleminden ibaret bir çaba olarak anlatılmıĢtır. Etkili bir söz söylemek için de bir sözü oluĢturan unsurların çok daha uyumlu bir biçimde bir araya getirilmesi gerekmektedir.bertaraf edilmesi gibi) yüklenmiĢ olan bilim yapma iĢi. Heidegger‟e göre. söz. karanlık .

anladığı için. düzeni ve istikrarı tesis etmek için vardır. ahengi göremediği için. her bir insanın biliĢi. kaosu ortadan kaldırmak. söylentiler ve fehimler halinde dolaĢıp duran fikirlerin. varlık nosyonuna da. ne denli güçlü. tutarlı. Heidegger‟in değerlendirmesine göre. Buna göre belirli bir alanın disipline olması demek. toparlayıp. Oysa varlığı iĢitmesini bilen. tüm bu çabalar.olsaydı. Oysa ki düĢündüğümüz bir „Ģey‟ hakkında düĢünebildiğimize göre. Bilim. bu da bilimi kuran logostur.bu vasfından almaktadır. „çünkü‟ demektedir. diğeri onu. olup bitenleri (ya da varlığın bizatihi kendisindeki değiĢimi) kavramakta aciz kalırlar. tümlenme. Tanımadığına havlayan ve sadece tanıdık gelene kuyruk sallayan köpekler gibi pek çok kiĢi. bütünlenmedir. yakıĢtırmaya yol açan. onunla ilgili tüm bu bilgileri derleyip. her bir kiĢi kendince bildiği. karmaĢadan. kısacası herkesin kendince benbilirlik taslaması nedeniyle logos kavranamamaktadır. . hayatı sadece hayattan. „değiĢim içindeki varlığa kulakları tıkalı‟. düĢünülebilen varlığın her zaman olduğu gibi var oluyor olması gerekir. bu amaca yönelik bilgilerin bilimsel sayılmasını sağlamakla da mükelleftir. sadece sözden ibarettir ve esasen bilim etiketini taĢıma ayrıcalığı ve hakkını baĢka türlü olsa onun adına ayet derdik. Ayrıca bilim. varlığa iliĢkin düĢüncelerimizin değiĢmesi ile sınırlı olduğu yönündeki Parmenides‟ci bu görüĢe itiraz eden Herakleitos. birbiriyle bir araya getirilmemiĢ bir yığın söylenti ve fehim(doxa)den dolayı. dağınıklığı. bireysel intizam ve insicam bu yolla tesis edilmektedir. sahici argümanlara sahip olursa olsun. yani tam da bu dağınıklıktan. sözlerini duyan ve onu anladığı için de ona kayıtsız kalmayan ve varlığın kendisine açılıp saçılmasına izin vererek. O gün bu gündür bilimin mantığı bu espri üzerinde kurgulanmaktadır. değiĢimin. inandırıcı. görüĢü kendine has olduğu için. ortalıkta darmadağınık ve muğlak biçimde. yakıĢtırmamız dıĢında bir varlık olmalıdır. Demek ki değiĢen varlığın kendisi değil. KarĢıtların çatıĢması. bu Ģekilde bir araya gelen bir toplanma. birisi Ģunu. harmoniyi. düzenleyen ve hizaya sokan „özne‟ler sadece hakikatin sırrına erecektir ki. sadece bazı sözlerden ibarettir. sosyal. beriki bunu anladığı. sistematik bir bütünlük arz edecek biçimde derlenip toparlanması. kapsam ve sınırlarının apaçık hale getirilmesi demektir. tıpkı iletiĢimin bizatihi kendisi gibi. ölümü ölümden ibaret görmektedir. karĢıtlıkların oluĢturduğu düzeni. Olası ihtilaflar bu Ģekilde ortadan kaldırılmakta ve doğal. Bu mantık üzerine konuĢlanan ve böyle bir iĢ ile meĢgul olmayı (bu iĢin zirvesinde Descartes ve Kant‟ın hususen bulunduğunu vurgulayarak) benimseyen bilim bu iĢi de „disiplin‟ kavramı ile tanımlamaktadır. daha doğrusu. „bir varlık‟a da sahip olamazdık. KuĢkusuz ki. Oysa ki karĢıtlar. Bu kuruntu. Olgusal mütekabiliyeti ne denli yetkin sayılırsa sayılsın. bizim ona iliĢkin düĢüncelerimizdir. ileri geri gidip gelirler ve bu Ģekilde bir araya toplanırlar. Sözleri iĢittikleri halde logos‟u kavrayamadıkları için. Her zaman düĢünebiliyor olduğumuza göre.

önemli hale getirilmesinde olduğu gibi. olsa olsa. icat ile yapılabilecek en son Ģeyin yapıldığına dair ne denli güçlü bir izlenim bırakılmıĢ olursa olsun. ya bir baĢkasının oraya bıraktığı toz bulutudur ya da zaman içinde birikmiĢ bir toz bulutu. hemen her alan için geçerli olabilmektedir. bilinen iki değiĢken arasında kurulabilecek „en son iliĢki‟ (sanki bir daha asla Sokrat veya Mesih gibi öznelerin ölümü olmayacakmıĢ gibi) sayesinde ortaya konulan bir yenilikmiĢ gibi kabul gördüğü için. çünkü ölen Sokrat‟tır. Oysa ki bilim kendisini. Bu gerçeklik. Bunlar icat ve keĢiftir. bilimsel çabaların tüketilmesine delil teĢkil edebilir. hiçbir zaman. bir çiçek. Sokrat ve Mesih gibi. bir böcek olabileceği gibi. Sokrat gibi ulu bir „özne‟nin ölümü. var olmayan bir gerçekliğin yaratılmasında ya da boĢ . icat. Burada olağan olmayan. her an gözlemlenen bir gerçektir. belki de en fazla bu tür icatlar. eskisinden daha az veya daha fazla.anlamların anlamlı. sonsuz bir enerji kaynağına sahiptir. o güne kadar bilinmeyen bir Ģeyi üretmek anlamına gelmektedir. bilmemiz gereken ne çok Ģeyin olduğunun farkına varıyoruz. çok tutarlı ve çok inandırıcı ise. Lise mantık kitaplarında yer alan “Ġnsanlar ölür . ondan daha fazla bir kavram. bildiğimizi sandığımız pek çok Ģeyi. Önemlidir. inanılması imkansız olan. Her açıklama. yeni bir toz bulutu gibi olay ya da olgusal gerçekliğin üzerine çökmekte. Dipnot gereksiz ama varlık. bunun tam tersi ile beslediği için. icat. daha doğrusu mantıksal örgü ne denli tutarlı olursa olsun. Amerika kıtası.o halde Sokrat da ölür” önermelerinden oluĢan kıyas. Ġki bilinen değiĢken arasında kurulan iliĢkinin sayesinde ortaya konulan bu icat. iki bilinen arasında bilinmeyeni ortaya çıkarmak için kurulacak bir iliĢki. öldürülmesidir. Prometheusvari bu tarz “kült ölümler”. Ġcat. bilimsel çalıĢmalar. tüm hakikatleri (truth) ters yüz eden özel realitelerdir. Zira keĢif. aslında yeterince bilmediğimizi anladığımız zaman. Oysa ki iliĢkiyi ortaya koyan sözel yargılar. sosyal bilim alanları için geçerlidir. Ġnsanların ölümü olağan.Sokrat bir insandır .Bilimsel Serüvenin Ġki Güzergahı: Ġcat ve KeĢif Pek çok yöntem ve epistemoloji kitabında. bir simge de olabilmektedir. KeĢif. tıpkı Sokrat‟ın da olağan bir insan olması gibi. Nitekim özellikle sosyal bilimlerde. TüketilmiĢ iliĢki. bilimsel icatların mahiyetini anlama açısından çök büyük bir önem arz etmektedir. kamuoyunun da gündeminde uzunca bir süredir yer eden genetiği değiĢtirilmiĢ organizmalarla ilgili disiplinlerde olduğu gibi. Dahası Ģayet açıklama. Genellikle aksiyomatik disiplinler için kullanılmaktadır ama artık gündelik hayatımızda kullandığımız pek çok sentetik ürünün yaratılmasında. var olan ama o güne kadar fark edilmemiĢ bir varlığın ortaya konulmasını tanımlamak için kullanılmaktadır. dahası 2+2=4 iliĢkisinde olduğu gibi. Bu yüzden icatlar anlamlıdır. Grek ve Latin menĢeili düĢünme geleneğinde. iki bilinen arasında yeni bir iliĢki kurarak. yeni bir giz perdesiyle anlaĢılması gerekeni anlaĢılmaz hale getirmektedir. kurulabilecek son iliĢki olmayacaktır. Hatta medyatik dolayımlama ile. hemen her Ģey onun üzerin ne denli bina edilmiĢ olursa olsun. anlaĢılması gerekenin üzerine bu kez bir kabus gibi çökmekte. bir olayın ya da var olduğuna inandığımız bir olgusal gerçekliğin üzerindeki tozu üflemekten ibarettir. Türkçe karĢılıkları oldukça tanımlayıcı olan iki kavramla kategorize edilmektedir. bilinmeyen. “kült bir yenilik”tir. .

maske. iletiĢim bilimi. ifĢa anlamlarına gelmektedir. Zira iletiĢim. yaĢmak. kanaatimizce elzem görünmektedir. discover bulma. ĠletiĢim Bilimi Ġçin Güzergah: Discover ve Revelation Heidegger‟in zaman ve hakikat betimlemesinden esinlenerek. kanaatimizce. ortaya çıkarma. discover ve revelation‟dır. anlama. Önümüzdeki sayılarda kanaatimizce bu konuda söylenecek pek çok „söz‟ daha olacaktır. dile getirilen bu hakikatlere bilim insanları dikkat kesilmektedir ki. Cengiz ANIK . farkına varma. gizleme. bu bağlamda iki kavram önerilmektedir: Türkçesinin. Popüler sözlüklerde cover örtü. hem tek bir kiĢinin olabildiğince dağınık ve karmakarıĢık icra ettiği bir etkinliktir hem de mutlaka en az iki varlığın bir araya gelerek uyum. revelation. Bu kaosizm. örtme.olay ya da olgusal gerçeklikten ziyade. iletiĢim disiplini için olduğu kadar. bize tahsis edilen sayfa sayısını çoktan aĢtık ve bize gösterilen hoĢgörüyü ziyadesiyle istismar ettik. bizzat UNESCO eliyle sektörün geleneksel ve yeni medya diye ayrıĢtırılması gibi. diğer pek çok disiplin açısından da. iletiĢim ve medya adı altında ayrıĢtırıldıktan sonra. muhakkak. daha büyük bir itina ile daha sonra seçilmesi gerektiğine inandığımız bu iki kavram. Özellikle iletiĢim bilimi söz konusu olduğunda söylenecek sözler daha da çoğalacaktır. ahenk kurmak zorunda olduğu… ĠletiĢim biliminin diğer hemen her disiplinden daha fazla toparlanmaya ve tümlenmeye ihtiyacı vardır ama aynı zamanda da derlenip toparlandıkça karmaĢıklaĢmaktadır. bizim için. peçe. keĢfetme. can alıcı bir nüansa da iĢaret etmektedir. açığa vurma. Ne var ki. Belki de sırf bu yüzden iletiĢim fakülteleri bilim ve teknoloji olarak iki bölüm halinde yeniden kurumlaĢmak zorundadır ve bilimle ilgili bölüm. tüm hesapları allak bullak eden gökyüzüne yükselen dumandan ya da tüm geometrik ilkelerle dalga geçercesine gökyüzünde gezinen bulutlardan daha kaotiktir. iletiĢim bilimini hem bir “logos”tan ibaret kılmakta hem de “logos” kıskacından kendisini ve baĢka pek çok disiplinin sıyrılması fırsatının yaratılması için umut vaat etmektedir. Nitekim 1986‟da. Ġcat ile keĢif arasındaki ince çizgi bu iki kavram arasında daha da incelmekle birlikte. saklama. kendine özgü bir bilimsel alan olarak yeniden derlenip toparlanmalı ve düzenlenmelidir. paravana. peçe ile örtme. veil (birĢeyi) örten ya da gizleyen Ģey. iki kavram da hemen hemen aynı anlama gelmektedir. Zira iletĢimsel etkinlik. bilim iĢinin. iflas ettiği tuzak bu Ģekilde kurulmaktadır. gizleme. Aslında popüler anlamları bile dikkate alınsa. bilim alanında da uygulamaya paralel yeniliklerin bir an evvel kurumlaĢtırılması.

Diğer yandan iletişim bilimleri ve toplumsal katkılarıyla ilgili olarak bazı soruların üzerinde yeniden odaklanmaya ihtiyaç bulunduğu anlaşılmaktadır. With an approach based on the inquisitive style of Rousseau towards sciences and arts. 2009a:20) ABSTRACT This study aims to present a philosophical and historical approach on the sources of communication sciences.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. Rousseau. 237- İLETİŞİM BİLİMİNİ ROUSSEAU’DAN OKUMAK: ‘Kötü’ Yanlarımızın Sonucu mu. Conversely. ‘İyi’ Yanlarımızın Katkısı mı? Zülfikar DAMLAPINAR “Bilim araştırmalarında ne tehlikeler. and the basic factors in the process of communication becoming a science. J. insan ve toplumsal sistemle nasıl bir ilişkisi bulunduğu ve bilim haline gelişindeki temel etkenler tartışma konusu edilmektedir. Doç. Rousseau’nun bilimler ve sanatlara dair sorgulayıcı üslubunu temel alan bir yaklaşımla iletişim biliminin. or the contributions of this process. science. It is observed that Rousseau introduced considerable estimations and approaches. İletişim biliminin doğuşu ve katkıları READING COMMUNICATION SCIENCE FROM ROUSSEAU: Is it the Result of Our ‘Bad’ Sides? or the Contribution of Our ‘Good’ Sides? “There are numerous dangers and dead-ends in scientific research. 7(2). 2009a:20) ÖZET İletişim biliminin hangi kaynaklardan doğduğu üzerine felsefi ve tarihsel bir yaklaşım denemesi sunmayı amaçlayan bu çalışma. Rousseau. Yrd. Key Words: Communication. ondan gelecek iyilikten bin kez daha zararlı nice yanlışlıklardan geçmek gerekiyor!” (Rousseau. Anahtar Kelimeler: İletişim. and mass communication and draws attention to the basic discussions on the positive or negative sides. which formed the basis of important concepts in the scientific characteristic of communication sciences. J. kişilerarası iletişim. Gerçeğe ulaşmak için. within the scope of tools. reklam. J. süreç ve yöntemler dâhilinde bir bilim alanı haline gelmesinin hangi temel dinamiklerle ilişkilendirilebileceği ve bu sürecin iyi ya da kötü yanları veya katkıları üzerine temel tartışmalara dikkat çekilmektedir. one needs to pass through many mistakes which are thousands of times more harmful than the goodness that will come from it!” (Rousseau. The study analyzes the basic dynamics which can be associated with the emergence of communication as a science. ne çıkmaz yollar vardır. the emergence and contributions of communication sciences  Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi. processes and methods of public relations. it is understood that some questions about communication sciences and their social contributions should be re-focused. J. İletişim 2003/18 . To reach the future. Rousseau’nun günümüzde iletişim biliminin bilimsel karakteristiğinde önemli yeri olan kavramlara temel teşkil edecek hatırı sayılır öngörü ve yaklaşımlara sahip olduğu görülmektedir. kitle iletişimi gibi araç. advertising. bilim. Dr. İletişimin hakla ilişkiler. aynı zamanda iletişim biliminin toplumsal katkısına dair değerlendirmelerde hangi soruların kullanılabileceğine ilişkin bir analiz niteliği de taşımaktadır. interpersonal communication. this study discusses the relationship of communication sciences with humans and social systems. and analyzes which questions can be used in assessments about the social contributions of communication sciences.

1 2 Aydınlanma hareketine. Kant ve romantik düşünürleri çok derinden etkilemiştir. Bu bakımdan Oskay (2001:8) bir iletişim bilimci olarak yazılarında insanı ve çevresiyle ilişkisini anlamaya çalıştığını belirterek eleştirilerinde Voltaire‟ci bir “tepeden bakma” yerine herkesle birlikte düşünmeye. astronomi hurafelerden.: (Kuhn. hayatı herkesle birlikte ele almaya çalışan Rousseau‟cu bir yaklaşımı her zaman tercih ettiğini vurgulamıştır.72 ve 99. aynı zamanda iletişim biliminin. geometri cimrilikten. 1712-1778 yılları arasında yaşamıştır. Rousseau‟nun bütün felsefesi bireycilikle ortaklaşa hayat. Rousseau çağdaşı düşünürler bir yana bugün dünya edebiyatında önemli bir yere sahip olan Tolstoy‟un kendisini onun öğretilisi olarak ilan ettiği (Lecercle. temel yaklaşımlarında.57. Bu dizgenin perspektifinden bakarak iletişim bilimi nasıl bir kaynaktan doğmuştur? ya da iletişim bilimlerindeki gelişmeler toplumsal gelişime katkı sağlamış mıdır? Sorularını da gündemine alan bu çalışma. içinde bulunduğumuz şartları ve sorunları “yalansız. insan doğasına ilişkin çözümlemeleri ve toplumsal sözleşme öğretisiyle ün kazanmış. modernlik düşüncesine sert eleştirileriyle tanınan ünlü Fransız düşünür. 2009a: 19). Özellikle. Ona göre insan bilgileri sanıldığı üzere iyi bir kaynaktan doğmamıştır. 2002:34-35) kaydedilmektedir. Damlapınar Jean-Jacques Rousseau‟yu1. günümüz iletişim bilimlerinin ana tartışma konularında. 1996:113-115. Rousseau‟nun günümüz iletişim bilimleri alanına yaptığı katkı anlamına gelebilecek kavram ve yaklaşımlarını vurgulamakta. Dolayısıyla. Benzer şekilde Oskay (1993) önemli bir eğitim görmemiş olmasına karşın (38). Rousseau‟yu döneminin en gelişmiş düşünürü olarak tanımlamaktadır (49). güzel konuşma sanatı yalandan. Örneğin.2 Giriş Z. dolansız anlamak isteyen hepimizin yeniden ve yeniden okuması gereken bir düşünür” diye tanımlayan Oskay (2002:7. fizik insanın kendini ilgilendirmeyen şeyleri anlama merakından ve hatta ahlâk bile insanın kendini beğenmişliğinden doğmuştur2 (Rousseau. 1997) Güz 2009. Trigg. Forti. öncelikle bilimlerin çıkış kaynağını tartışarak konuya odaklanır. Aydınlanma hareketini ve filozoflarını derinden etkilediği kabul edilen Rousseau. Bilimin doğuşu ve gelişimiyle ilgili diğer ayrıntılar ve yakın dönem tartışmaları için bkz. araç ya da süreçlerinde Rousseau‟nun hangi katkıları yapmış olabileceği. 1995:47. günümüzü yorumlamada hangi yaklaşımlarının değerlendirilebileceği üzerine bir analiz önemli görülmektedir. ikisi arasında bir ilişki kurmaya çalışmaktadır (Cevizci. toplumsal iletişim alanları ve süreçlerindeki katkısını konu edinmektedir. “Bilimlerin ve sanatların gelişmesi ahlâkın düzelmesine yardım etmiş midir?” sorusuna cevap aradığı. Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev‟inde. 1999:735736). yeni bir çağın oluşumundan önce çağımızın birçok sorununu yaşayan ve bunları değerlendirebilen yeni bir insan tipinin ilk örneği olarak konumlandırmaktadır. 198-200. atomik ve kişisel benle toplumsal ben arasındaki gerilimi hafifletmeye.9). Sayı:29 . 241 ve 269-271.

2006:59) olarak da tanımlanmasıdır. iyi yanlarımızın katkısı mı? olduğuna ilişkin soruya verilebilecek ütopyan veya distopyan4 tartışmalı tek bir cevabın izinde değil. katkısının ne olduğu konusunda ise ahlâkın bozulması olduğu (2009a:11) konusundaki 3 katı söylemine karşılık. doğruyu. Buna göre. teknoloji sayesinde bütün dünyanın birleşeceğini öne süren olumlu yaklaşımları ifade etmektedir (Vural ve Sabuncuoğlu. 2008). bu çalışma. her iki bakış açısı da birbirine karşıt kavram olarak kullanılmamaktadır (Vural ve Bakır. Örneğin Rousseau‟unun Emile‟si gibi. Yani iletişim bilimleri insanın hem kötü. iletişim. İnsanlar. fayda ve zararına alışmış olanlar onu böyle görürler” (1999b:295). alt başlığında da yer alan iletişim biliminin “Kötü yanlarımızın bir sonucu mu.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 3 Rousseau‟nun bilimler ve sanatların kaynağını iyi ve kötü yanlarımızla ilişkilendirmesine dair yaklaşımının uyarlanabileceği en uygun alanın. Distopyan bakış açısı ise insanın kötülüğüne olabilecek öngörülere ilişkin yaklaşımlara verilen bir ad olarak değerlendirilmektedir. Rousseau‟nun bilimlerin ve sanatların hangi kaynaktan doğduğuna ilişkin kestirme cevabı “kötü” yanlarımız (2009a:19). Distopya ise “ütopyaların. ikincisi tam olarak uygun bir ölçme tekniğinin bulunmaması ve üçüncüsü özü itibarıyla belirsiz 3 4 Bu tartışmanın iki asırdan çok öncesine ait olmasına karşın. yüzde 70‟i bilim üzerindeki aşırı yoğunlaşmanın insani sorunların çözümünü “ihmal”e yol açacağına inanmaktadır (Nelkin. iletişim bilimleri olduğu kabul edilebilir. Ancak. sadece onun varlığına. 2007). Oskay‟a göre (2001:228-236) ütopya. Daha açık bir ifadeyle. iletişim biliminin. yüzyılın önemli muhalif düşünürlerinden Feyerabend‟de de kendisini göstermektedir. Burada yer alan soru ya da sorunun içerdiği olgular tam da. bilgi bilimsel temellerle birlikte sanat ve estetiği içermesi ve aynı zamanda hakikati. genel kaygılarla bağlantısı olmayan bir konuma yerleştirmektedir. „iyi günler‟in ve „iyi insan‟ın geçmişte kaldığını savunanlarına” verilen addır. Moles‟in (2001: 18) belirttiği gibi özü gereği belirsiz olan olgulardır. yazıldığı çağın yaşanan hayatına karşı eleştirel bir karşı çıkıştır. kendisinden sonraki asırlarda ve günümüzde de devam ettiği gözden uzak tutulamaz. Ütopyan bakış açısı bilgi. aksine yeni soruların üretilmesi için bir tartışma zemini amaçlamaktadır. bu çalışmanın kapsamında yer alan anahtar kavramlar Moles‟in epistemolojik yaklaşımıyla değerlendirildiğinde şu üç bakımdan belirsiz olgu kategorisinde tanımlanabilir: Birincisi açık bir şekilde tanımlanıp öngörülemezlik. geçen yüzyılın sonunda Amerika Birleşik Devletleri‟nde yapılan bir araştırmada kendisini göstermektedir. Bilim konusuna ihtiyatlı yaklaşımlar 20. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . İkincisi. hem de iyi yanlarıyla doğrudan ilişkilendirebilecek kullanım biçimlerinin ayrımı tartışmalı boyutlara sahiptir. ne de var olanlar içinde en iyisidir. iki açıdan. Birincisi. 1994:113). güzeli ve ahlâkı aktarma işlevi (Karagöz. bilimi sosyal bağlamdan kopuk. Dahası. iletişim bilimi „hem insanlara sigara satmak için hem de onları sigara içmemeye ikna etmek için‟ kullanılabilmesidir (Chaffe ve Berger 2005: 43). Amerikalıların yüzde 89‟u bilimsel ilerlemeyi daha iyi bir hayat için kaçınılmaz olarak değerlendirirken. “bilimsel araştırma değerlerinin insani değerlerle doğrudan çatıştığı”na dair kanaatler. Ona göre: “Bilim ne yegâne gelenektir.

Rousseau’nun Bilim. 2008:13) kendi döneminde. Dahası. toplumsal yaşamın moral yayanlarına ilişkin değerlendirme yapmanın münhasıran kiliseye ait bir yetki veya sorumluluk olduğu ve toplumsal kuramın henüz toplumsal eleştiriler düzeyinde kaldığı bir çağdır (Oskay. 1. 1994:15-16). yüzyılda bilim kendisinden çok şey beklenen gerçek ilerlemenin yolu olarak görülüyor hatta doğanın bütün gücünün bu sayede insanlığın emrine girebileceği. Sayı:29 . iletişim biliminin doğuşu. 2001:38. Sanat Anlayışı ve Felsefesi 18. işleyişini ve etkilerini. Bu dönem aynı zamanda. takip edebileceği en elverişli yöntem. “iyi” ve “kötü” yanlar gibi özü gereği belirsiz olgular da içermektedir. Chaffe ve Berger‟in önerisinde olduğu gibi (2005:52) 5 konuya ilişkin diğer „araştırmalara yol gösterecek yeni fikirler‟ aramaktır 6. Damlapınar olmasıdır. sistematikleştirilmesi sürecinin temel amaçlardan biri olması gerektiği de vurgulanmaktadır (Gökçe. İletişim alanın bilimsel karakteristiği ve Moles‟in yaklaşımı dikkate alındığında. 1993:2). Kimilerine göre klasik liberal akımın içinde yer alan.4 Z. insanın bilimsel ilerlemelerle her türlü mutluluğa ulaşabileceği düşünülüyordu. Dijon Akademisi‟nin 5 6 Chaffe ve Berger. Yani. Columbia Üniversitesi‟nde Lazarsfeld‟in öncülük ettiği bir grubun iletişim bilimlerinde büyük kuramlar yerine „orta boy kuramlar‟ geliştirmeyi hedeflemeyi ve tekrarlanan çalışmalar yoluyla elde edilecek özgül bulguların ampirik genellemeler halinde biriktirilerek kullanılmasına dair önerisini hatırlatmaktadır. burada tartışma konusu edilen Rousseau‟nun iletişim bilimlerine temel olan kavram ve yaklaşımları ve dolayısıyla alana katkısı. kaynakları ve katkılarına ilişkin yapılacak değerlendirmeler. İletişim bilimlerinde. Dönemin siyasi sistemi ise ruhani yaptırımdan uzak. Güz 2009. 2006). epistemolojik açıdan hangisinin bilimsel olduğu/olmadığı hakkında fikir birliğine varılabilmiş değildir (Yaşın. önceden tanınan ve bilinen olay ya da olguların belli bir çerçevede düzenlenmesi. iletişim bilimcilerin bazı fizik kanunları veya evrim gibi büyük kuramların yokluğundan yakındığını belirterek. uyaran sistemlerinin üretimini. test edilebilir. 1998:6) dâhilindeki araştırmalardan elde edilen bilgilerin. net bir şekilde sınırları belirleyip tanımlama ya da sistematik bir ölçüm tekniğini kullanma şansına sahip değildir. bunlarla ilgili olayları açıklayacak genellemeler içeren. bilimler ve sanatlara bakışını. Simge. kuramlar geliştirerek anlamaya çalışan bir alan olarak tanımlanan İletişim bilimleri (McQuail. iletişim bilimcilerin böylesi bir çalışma kapsamında. kimilerine göre kolektivist düşünce sistemi dolayısıyla Marx‟ın öncüsü sayılan Rousseau (Bayka.49). ahlâkının doğmasız kurulması gerekiyordu (Hazard.

Fakat insanın doğuştan ne kadar istidadı olursa olsun yazı yazma sanatı bir çırpıda öğrenilmiyor” (1991: 146-147) yorumunu yapmıştır. eserinin doğuşuna vesile olan bu soruyu okur okumaz. Yüzyılın sonlarına kadar „bilim‟ ve „teknik‟ arasında bir bağımlılık ilişkisi kurulmamıştır. isyanlar olmasaydı tarihten de bahsedilemezdi. Ayrıntılı bilgi için bkz. antropologların önemli ilgilerinden biri bilim ve din arasındaki sınırları belirleme çalışmalarıdır. Aslında bilimlerin çıkış kaynağı günümüze kadar büyüden dine kadar birçok kaynakla ilişkilendirilmiştir. Yüzyılda “bilim [science] kelimesi. Dolayısıyla modern bilim. “gözlerimde bambaşka bir dünya canlandı ve kendim de başka bir insan oldum. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . doğuşlarındaki kötülük amaçları incelendiğinde daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Rousseau‟ya göre insanın kötü tarafları ile bilimler ve sanatlar7 arasında bir ilişki vardır. bilim ve sanat değerlerinin yükselmesi ve ahlâk değerlerinin alçalmasıyla insan arasına giren eşitsizlik belâsından değil de neden doğmuştur?” (2009a:28). birlik ve ahenk yönünden de en yoksuludur bu. 2006:335-337).” diye yazmıştır (1991:144). Dolayısıyla 7 8 Rousseau‟nun yaşadığı 18. 2002:63-74). herhangi bir düşünce alanında. modernleşmeye dolaylı katkı sağlamıştır (Habermas. Bu. zalim hükümdarlar. Örneğin.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 5 1749‟da ortaya attığı “Bilimlerin ve sanatların gelişmesi ahlâkın düzelmesine yardım etmiş midir?” ödüllü sorusuna cevap olarak yazdığı ve kendisine birinciliği kazandıran Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev (1750) adlı eserinde sarsıcı bir şekilde ortaya koymuştur. Bundan sonraki bütün eserleri bu eserinde ortaya atılan görüşlerin adeta savunması için yazılmıştır (Rousseau. (Williams. iyi niyet gibi değerlerden uzak bir bilim ve sanat anlayışının yükseldikçe ahlâkın bozulduğunu savunmuştur. İtiraflar‟ında. Yine bu eseriyle ilgili olarak “Kalemimden çıkmış olan yazıların muhakeme bakımından en zayıfı. haksızlıklar yaşanmasaydı hukuk bir işe yaramazdı. 1997a:49). 2009a:v). İlkel bazı kültürlerde büyü. düzenli ya da yöntemli bir gözlemler ya da önermeler denetimi anlatma için” kullanılmıştır. Diğer yandan 19. Bilimler ve sanatlara karşı söylemini fayda zarar perspektifinden yapılandıran Rousseau. o zamana kadar teknik gelişmenin hızlanmasına katkı sağlamamıştır. genellikle. bilim ve din arasında her zaman bir ilişki aranmıştır (Tambiah. bilim ve sanat kavramları arasında anlamlı. savaşlar. Bu yüzyılın sonlarında bilim yöntemsel ve kuramsal serimlemeyi ifade ediyordu. Bu açıdan. lüks olmasaydı sanatlar ortaya çıkmazdı. Durkheim‟e göre (2009:28) bütün bilimler ve felsefe dinden doğmuştur. Dolayısıyla Rousseau‟nun cevaplamaya çalıştığı ünlü soruda bilimler ve sanatlar kavramın yan yana kullanılmış olması söz varlığının geçirdiği böyle bir aşamayı da hatırlatmaktadır. net ve kesin bir ayrım yoktu hatta bu kavramlar birbirlerinin yerine de kullanılabiliyordu. Herkes insan olmanın temel hak ve sorumluluklarını ya da doğal ihtiyaçlarını gözetseydi önemli gibi görünen birçok düşünce değerini yitirirdi (2009a:19-20)8. hikmet. “Bütün kötülükler. Düşünür. erdem. Ancak bundan daha önce.

6 Z. insanlara hikmeti öğretecek olan bu bilginler halkın mutluluğu için çalışmakla layık oldukları en güzel mükâfatı görmüş olsunlar. Bilimler ve sanatlara karşı muhalif söylemine karşılık. Ona göre (2009a:33): “Krallar gerçek bilginlere saraylarında şerefli mevkiler versinler. Yani Rousseau‟da “geriye yönelik” bir bakış açısı söz konusu değildir (Oskay. iktidar aracı olarak kullananlar veya kendisine mistik bir yer bulmaya çalışanların olduğunu savunmak daha rasyonel bir değerlendirme olacaktır. Bir başka deyişle (Cihan. Çünkü düşünür birçok yerde gerçek bilgiden. artık doğal yaşama dönmenin mümkün olmadığını. krallar büyük işleri pek az başaracaklar ve halk yoksul. Rousseau‟nun asıl hedefinde bilim ve sanatlardan çok. kötülüklerin toplumsal hayata geçiş ve uygarlığın doğuşuyla birlikte geliştiği düşüncesinden hareketle insanın doğal yaşama dönmesiyle mevcut sorunların kendiliğinden son bulacağı düşüncesiyle özdeşleştirilse de. Rousseau‟nun bilim ve modernizm değerlendirmelerini erken eleştiri olarak yorumlayan bir çalışmada (Mollaer. mutsuz bir durumda yaşayıp gidecektir”. Damlapınar buradaki tartışma insanın doğasında yer alan iletişim içinde bulunma ihtiyacı değil. işte o zaman erdemin. 2005:63) vurgulandığı gibi onun bilimler ve sanatlara karşı söylemi. toplumsal yaşamın zorunluluk olduğunu da görmektedir (Aslan. bilgi ve hikmet diğer yanda kaldıkça. ahlâksız. Diğer yandan bilim ve sanatlarla uğraşacakların sadece “kendilerinde büyük ustaların izinde yürümek ve onlardan ileri gitmek kudretini bulan sayılı insanlar olması” gerektiğini savunmakta böylece bilimleri önemli bir yere koymaktadır. Sayı:29 . gerçek bilimden ve gerçek felsefeden bahsetmektedir9. bilginler büyük şeyleri pek az düşünecekler. Ama iktidar bir yanda. Rousseau. toplum içinde insanın yeni bir kültür varlığına dönüşmesi ile çözülebilecektir. üretimini toplumun hizmetine. 1962:22-23). Bu açıdan çabası insanı toplumun kötülüklerinden kurtaracak bir sistemler bütünü kurmaktır. bilimin ve iktidarın soylu bir yarışma hırsı ile gayrete gelerek. insanları mutlu etmek amacıyla birleşip anlaşarak neler yapabileceklerini görürüz. iletişim alanın bir bilim haline gelmesiyle ilgili olan süreçtir. Güz 2009. bunlara hükmedenler. 1993:43). 2007:335). faydasına sunamayan bilim adamları ve sanatçılar. bilimin ortaya koyduğu aydınlanma ve ilerleme mitinin „ideolojik aygıt‟ haline getirilmesine karşı bir duruştur. toplumsallaşmayla ortaya çıkan sorunlar. 9 Hatta Rousseau (2008:33 ) “Gerçeği söyleyeceğim ve gerçeğe uygun bir dille söyleyeceğim” diyerek gerçeğin ifade edilme tarzının da altını çizmektedir.

ne şairler. Gerçeğe ulaşmak için. şüphesiz veya kesin olamayacağı inancını vurgulamaktadır. eşitlik ve gönencine hizmet etmezse. Bu da bilgiyle aydınlanmış toplumsal bilinç alanının genişlemesiyle mümkündür. toplumbilimin toplum düzeninin oluşumuna yapabileceği katkılar engellenmemelidir. tartışmasız. gerçeğe ulaşmanın zorluğu.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 7 Sonuç olarak. Ona göre. bir dakikalık bir inceleme zahmetine bile değmez. bilginin değerine inanan.” Uygarlığı oluşturan öğeler arasında sadece bilim ahlâki değerleri ön plana çıkarmaktadır. Bilginin de bilimlerde olduğu gibi insan hakkında. Rousseau bilimler ve uğraştığı alanlarla ilgili olarak. bu da bize hiç öğretilmeyen bir şeydir. insanı yanlış bilince ya da sonuca götürme tehlikesi. Zaten gerçeği gerçekten ve yürekten arayan nerede? En iyi niyetlerle yola çıksak bile. ne de ben” ifadesiyle savunan Rousseau. Rousseau‟ya göre bilimler ve sanatlar. erdem. doğru ise yalnız bir türlü olur. ne çıkmaz yollar vardır. bense bir şey İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . iyinin ve güzelin ne olduğunu hiçbirimiz bilmiyoruz: Ne sofistler. ondan gelecek iyilikten bin kez daha zararlı nice yanlışlıklardan geçmek gerekiyor! Bu işte zararlı olduğumuz ortada: Çünkü yanlış sonsuz biçimlere girebilir. hikmetle ortaklaşa hareket etmediğinde bu değerlerin yok olmalarına sebep olmaktadır. insan hakkındaki bilgi” olduğu düşüncesindedir (2002:75). özellikle “İnsanların sahip oldukları bilgiler içinde en fazla yararlı ve en az ilerlemiş olanı. ne sanatçılar. Bu yaklaşım tarzı özellikle eleştirdiği sofistler ve diğerleri hakkında “Bir şey bilmedikleri halde her şeyi bildiklerini sanıyorlar. ahlâk. Bu açıdan özünde. bilgiyi yücelten Rousseau. “İnsanların eylemlerini doğru biçimde değerlendirmek için onları bütün ilişkileri içinde ele almak gerekir. bulduğumuz şeyin doğru olduğundan nasıl emin olabiliriz? Bütün bu karışık duygularımız arasında doğruyu kestirecek olan kriteryum ne olacak? İşimiz rast gidip sonunda gerçeği bulsak bile onu iyiye kullanmasını bilecek miyiz? İşte işin en güç tarafı budur. Bilimin toplumsal yaşamdaki önemi de böylece giderek yükselecektir (2006:17). bilginin. insan için bir değer olarak konumlandırılması gerektiği fikrini “Doğrunun.” (2007:56).” Bilimlerin toplumsal fayda üzerine hizmet etmesi gerekliliği fikri Rousseau‟dan bir asır sonra özellikle toplumbilimleri açısından Durkheim (18581917) tarafından da vurgulanmıştır: “Eğer toplumbilim insanların özgürlük. gerçeğin doğru yolla aranması ve elde edilen sonucun iyi niyetle kullanılmasına dikkat çekmektedir (2009a:20): “Bilim araştırmalarında ne tehlikeler. ne hatipler.

sonuçta iyi niyetle gerçeği öğrenmiş olurduk ve gerçeğin araştırılması bağlamında hatadan cahilliğe kadar giderek katedilmesi gereken bütün yolu gerçekten almış olurduk.” (Rousseau. kişilerarası iletişim. Rousseau bilgi ve ön yargı arasındaki sürece de işaret ederek. hiç biri olmamıştır. konuşma. Bu görüşünü Emile‟de. bizim aramızda yaşamak ne tatlı bir şey olurdu!” şeklindeki ümitsiz beklentisini (2009a:9) Seneca‟nın. sosyal gerçekliğe karşı duyarsız hale getirir (2002:113).8 Z. Damlapınar bilmemekle beraber hiç olmazsa bilmediğimden şüphe etmiyorum” (2009a:15)10 şeklindeki eleştirisi ile Sokrates ve Descartes felsefesini hatırlatmaktadır. 2008:73) savunmasını yapmaktadır. reklam ve halkla ilişkiler ve daha birçoğu sayılabilir. sıkıntı ve baskı. yollarından sapanları gördükçe onları uyarmakla yetiniyorum ve insanları yönlendirmeye çalışanlar olmadıkça ben de onları kendi düşüncelerimle yormak istemiyorum. Bu tartışmaların devamında toplum. Rousseau’da İletişim Düşüncesinin Temelleri Rousseau kendi çağında. yazı. Bunlar arasında özellikle dil. kamuoyu. Düşünürün iletişim bilimlerine katkıları 10 Rousseau belki de bunun için “Çağdaşlarımın rehberi olmaya niyetim yok. yaşar ve ölür. gerçek bilginlerin ayrımı yapıldığı gibi. iyi insanlar ortadan kayboldu. felsefe ve bilgi ilişkisini şöyle özetlemektedir (Rousseau. tüm alışkanlıklarımız yalnızca bağımlılık. var olan ya da edinilmiş bilgilerin bilim ya da uygarlık adı altında kutsallaştırılarak kesin inanca dönüştürülmesine karşıdır. günümüz iletişim bilimlerinin temel kavramları açısından önemli bir temel atmıştır. Ona göre (2009b:13). “Bilgin olmaksızın insan olabiliriz” (2009b:407) şeklinde açıklayan Rousseau. 2. felsefe ve gerçek ilişkisini ve felsefeden elde edilecek faydayı veciz bir şekilde tanımlamaktadır: “Biz gerçeğin saklandığı kuyunun duvarlarına asılıp ölmek için mi yaratıldık?” (2009a:20). gerçek filozofların da ayrımını yapar: “Gerçek felsefe filozof adını taşıyanların hepsinde bulunsaydı. sanki bunların hiçbirini yaratmamışlardır. “Aramızda bilginler yetişmeye başlayalı. Güz 2009. 2009a:16) yorumuyla desteklemektedir.” Bilim ve felsefeyi ayrı ayrı konumlandıran Rousseau. Uygar insan kölelik içinde doğar. 2008:73) : “Toplumun yararı için filozofların çalışmalarının dağılımını iyi yapmaları gerekir: birçok kitap ve tartışmadan sonra çürütülmüş olmaları gerekir.” Bu ilkenin aksine bir felsefe Rousseau‟ya göre insanları çevresinden soyutlar. ama. Sayı:29 . Şunu da kabul etmek gerekir ki o zaman hiçbir şey bilemezdik. filozof. “Tüm bilgilerimiz kölece önyargılara bağlılıktan ibaret.” (Rousseau. dönemin kitle iletişim teknolojisi matbaa.

onların olması gerektiği şekilde değil. yani tekniğin hangi amaçla kullanıldığına ilişkin bir sorgulama yaklaşımına sahiptir. Rousseau empati kavramını kullanmaksızın. düşünen ve kendisine benzeyen bir varlık olarak tanıdığı anda ona kendi hislerini ve düşüncelerini iletme arzusu ya da gereksinimi. empati kavramının gelişimi için önemli görülmektedir. aynı eserinin ilerleyen bölümlerinde tespitlerini şöyle açıklar: “Kendimizi başkalarının yerine koyduğumuzda her zaman kendimizi değiştirerek o yere koyarız. Onun acı çektiğine hükmettiğimiz ölçüde acı çekeriz. Konuşma duyguların. Ona göre “Bir insan başka biri tarafından hisseden. değiştiren bir araçtır. Elbette iletişim bilimlerine katkılara ilişkin yapılacak özgül bir çalışma bu konuda daha ayrıntılı verilere ulaşmayı sağlayabilecektir. dilin kelimelerini değil. Yani yazı. Rousseau‟da. böylece anlatımın yerine kesinliği koyar 11. matbaa aracılığı ile şiddetle karşı çıktığı Hobbes ve Spinoza gibi yazarların tehlikeli düşünce ve hayallerinin ölümsüzleştirildiği ve bunun insanlığın gelişimi için bir kazanım değil kayıp olduğu fikrini savunmaktadır (2009a:30-31). Düşünürün “Kendimizi acımaya nasıl yöneltiriz? Kendimizi kendi dışımıza taşıyarak. bunun araçlarını aramaya yöneltir” (2007:1). halen yapısalcı yaklaşımlar açısından devam eden önemli bir tartışma konusudur. Yazıyı konuşmadan ayıran Rousseau‟ya göre (2007:20-22) yazı dili sınırlandıran. günümüz kişilerarası iletişim alanının ana tartışmalarından empati kavramının temellerine de rastlanmaktadır. Düşünür. yaklaşımlar ve karşılaştırmalar için bkz (Ong. konusuna “düşüncelerimizi iletmenin çeşitli yolları üstüne” başlıklı bölümle tartışmaya başlar. Matbaanın icadını da değerlendiren Rousseau basım tekniğine karşı olmamasına karşın hangi eserlerin basıldığı. “düşünme biçimini” değiştirir.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 9 hiç şüphesiz. 1995) İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . yazı ise düşüncelerin anlatım aracıdır. söz konusu kavramlar ve yaklaşımlarıyla sınırlandırılamaz. iletişim bilimi üzerine yapılan hemen bütün tanımlarda ortaklaşa kullanılan “düşüncelerin paylaşımı”. Rousseau bu eserine. acı çeken varlıkla kendimizi özdeşleştirerek. Buradaki çalışma kapsamında Rousseau‟nun sembolik örnek olarak seçilmiş bazılarına yer verilmiştir. kendimizde değil onda acı çekeriz” şeklindeki analizi (2007:36). Bu. İletişim bilimlerinin kaçınılmaz olarak odağında yer alan dil konusunda Rousseau özellikle Dillerin Kökeni Üstüne Deneme adlı eseriyle önemli bir temel atmıştır. 11 Konu hakkında ayrıntılı değerlendirmeler. Onları akılla yargıladığımızı sanarken de onların önyargılarıyla kendimizinkini karşılaştırmaktan başka bir şey yapmayız” (2007:56).

inandırmadan kandırabilecek başka araçlar bulmak zorunda kalacağını. Aynı şekilde. gösteriş ve rahat yaşamla ilgili gereksinmeler. “yönetim çarkıyla” ve “yöneticilerin bozuk diliyle” sahte bir hal alacağı görüşünü savunmaktadır (2009b:699).10 Z. kuvvete ya da akla dayanmayan iktidarların zora başvurmadan halkı yönlendirebilecek. yönetim yapısının bütün aşamalarıyla halk üzerinde yaptığı etkiler bakımından incelenmediği takdirde. Bu düşünce günümüz reklam bilimi/sanatı/sektörü açısından esas tartışma konularından birini özetlemektedir. günümüz halkla ilişkilerinin temel politikalarından biri olarak kabul görmektedir. “Yönetim sadece halkın yararı için çalışırsa özgürlüğe kesinlikle zarar vermez. çünkü genel iradeyi uygulamaktan başka bir şey yapmaz ve sadece bu yönetimin iradesine boyun eğen biri kesinlikle köle olduğunu söyleyemez” şeklindeki yaklaşımı (Rousseau. Damlapınar Rousseau‟ya göre (2009a:8) insani ihtiyaçların krallığını bilimler ve sanatlar güçlendirmektedir. düşünür bir mimarın yapacağı büyük bir bina için zemin çalışması yapması gibi. ancak halka istediğini kabul ettirmek için bayağı çareler üretilmesinin geçici bağ oluşturacak bir „göz boyama‟ olacağından güçlü bağların akıl ve bilgelikle oluşturulması gerektiğini ifade etmektedir. yönetim açısından da benzer bir yaklaşımla. Yönetimin halkın yararına çalışma ilkesi bir yana Rousseau. Rousseau‟nun bu yaklaşımları halkla ilişkiler sürecine doğrudan bir atıf olarak değerlendirilmektedir. 2008:43). Düşünür Emile‟de (1762). Sayı:29 . Düşünüre göre “halka halkın diliyle” değil de kendi dilleriyle iletişim kuran „bilge kişiler‟ amaçlarına ulaşamayacaktır. İnsanın “davranış ve eylemlerini” kalıba sokan sanata karşı olduğunu vurgulayan Rousseau (2009a:9) iletişim yöntemi olarak reklam üzerine tartışmalara temel olduğu değerlendirilebilecek yaklaşımını şöyle özetlemektedir (2008:71): “Gereksinmelerimiz iki çeşittir: yaşamımızı sürdürmemiz için gerekli maddi gereksinmeler ve genellikle lüks alanına girdiği söylenebilecek zevk. Bu ikinci tür gereksinmeler uzun süren deneyimler ve alışkanlıklar sonucu bunların keyfini çıkarma alışkanlığına dönüştüğünde ve yapmamız da bu alışkanlığa göre oluşmaya başladığında gerçek gereksinmeler olur” Rousseau modern halkla ilişkiler uygulamacılarının ısrarla üzerinde durduğu bir iletişim boyutuna da temel olacak yaklaşımlar ortaya koymaktadır. Devlet-toplum veya yöneten-yönetilen ilişkisi bağlamında dile getirdiği. akla ve bilime dayanan kanun koyucunun da kanunları kaleme almadan önce halk için uygun olup olmadığının kapsamlı bir şekilde araştırılması gerektiğini belirtmektedir (1997:56-59). halkın nasıl mutlu olacağı sorusundan hareketle önce mutlu olmayanların Güz 2009. Dahası.

Rousseau‟nun siyasal süreçte genel iradenin hiçbir zaman temsil olunamayacağı. İyi/Kötü Katkılar İletişim alanının bilimsel oluşum sürecine iletişim teknolojilerindeki gelişim öncülük etmiştir (Aziz. İletişim bilimlerinin önemli inceleme konularından biri olan kamuoyu Rousseau‟nun tanıttığı kavramlardan biridir. genel oy. insanın varoluş sürecinden başlayıp toplumla. Eserlerinde. Rousseau‟nun “iç dünyasına yolculuğu”nu anlattığı kabul edilen anı ve roman arasında bir dille kaleme aldığı Yalnız Gezenin Düşleri adlı eserinde de „genel irade‟. Gerçekten de. Montaigne‟nin 1588‟de yayınlanan Denemeler‟inde kavramın çoğul kullanıldığı bilinmektedir. Çünkü bireylerin tartışmalı bir soruna dair ne düşünecekleri. gibi yakın kavramlara da sıklıkla atıf yaptığı görülmektedir. iktidarla ve bu unsurların da birbirleriyle olan iletişimi hakkında önemli analiz ve tespitlerde bulunmuştur. kamuoyu [l’opinion publique] kavramını ilk defa yazan Rousseau‟dur14. genel iradenin ya da oy‟un birey sayısıyla ölçülemeyeceği. Daha o dönemde Rousseau genel iradenin her zaman doğru olduğu ve kamu yararına yöneltildiğini ön görmektedir. 3. Bu eserinde. 1998: 293 ve 102-103). onun iletişim kavramına bakış açısını önemli bir şekilde hissettirmektedir. başkasına devir ya da teslim edilemeyeceğine dair yaklaşımları da (1997:135) bu paralelde değerlendirilmelidir. genel iradeye. 2006:10).). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . İletişim Biliminin Rousseau’cu Yorumu: Kaynaklar. halkın hiçbir zaman bozulamasa da “aldatılabileceğini” yazmıştır. Düşünürün. „genel kanı‟ gibi kavramların çoğunlukla kamuoyu karşılığı ile dilimize tercüme edildiği anlaşılmaktadır (Rousseau. hız kazanması ve alana dair belirli önemli 12 13 14 Rousseau‟nun diğer eserleri bir yana sadece Toplum Sözleşmesi. 2005:148. Aynı şekilde. nasıl düşünecekleri ve hangi kanaatlere sahip olacakları kararının devredilmesi mümkün değildir. halkın kararlarının daima isabetli olduğu sonucunun çıkarılamayacağını. Bu açıdan Toplum Sözleşmesi‟ yerine düşünürün aynı adlı eserine belki başka bir başlığı “Kamusal İletişim” olarak düşünmek yanlış olmayacaktır. kamu yararından. Buna karşın düşünür. Yani iletişimin bilimsel gelişim süreci toplumsal uygulama alanlarının genişlemesi. 2008:68-69). Düşünür Toplum Sözleşmesi‟nde (1762)12 yöneten-yönetilen ilişkisi açısından iktidar gücünün „halkın sevgisi‟nden elde edildiğinde en büyük güç olacağını ancak bunun “kararsız ve şarta bağlı” olduğunu vurgulamaktadır (1997:99).İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 11 durumunun incelenmesini önerir (Rousseau. vd. devletle. bireylerin birleşmesiyle meydana gelen bütünün dikkate alınması gerektiğine dair açıklamaları (1997:36-37) kamuoyu süreci açısından algılanmalıdır13. Ancak Rousseau‟nun eserleri üzerine içerik analizi ile yapılan bir araştırmaya göre bu kavramı 16 ayrı yerde kullandığı tespit edilmiştir (Noelle-Neumann. Habermas (1997b:182-200) da kamuoyu kavramının gelişiminde Rousseau‟nun katkıları vurgulamaktadır.

Coleman gibi bilim adamlarının kitle iletişim araçları ve ikna üzerine yaptığı araştırmalar bu bilimin kök atmaya başladığı dönem olarak gösterilmektedir (Lazar. Herzog. akademik iş hayatında arz ve talep dengesindeki sorunlu dönüşüm. yaşadığımız dün ile bugün arasındaki farklılığın temelinde özellikle televizyon ve buna bağlı teknolojilerin aranması. İletişim alanının iletişim bilimiyle kuşatılması gerektiği görüşünde birleşen özellikle Hovland. kitle kültürü gibi „sorunlar‟ın kavramsallaştırılması sonucu ortaya çıkmıştır (Mutlu. 2001:22-24). Sayı:29 . Damlapınar etkilerin ve en önemlisi belirli sorun ya da problemlerin ortaya çıkması ile olgunlaşmaya başlamıştır. 1995:21). İletişim teknolojilerindeki köklü yeniliklerin olup bitenler hakkındaki zihinsel tasavvuru değiştirebilme gücüne sahip olması. İkincisi. Berelson. iletişim biliminde akademik gelişmelerin hız kazanarak iletişim fakültelerinin yaygınlaşmasını. „haber savaşını‟ yönetmek kitleleri yönlendirmek. Klapper. Bu açıdan. kitle toplumu. Lazarsfeld. iletişim alanının her türlü entelektüel tartışmacıya açık bir yapısının bulunması. 1998:11). dergi. 2001:385-386. 20. 2001:65). Mattelart ve Mattelart. insanlığın şimdiye kadar gördüğü en büyük iki savaşta önemli bir gelişim çizgisi izlediğini ortaya koymaktadır. İletişim araştırmalarında en önemli patlamanın yaşandığı dönem İkinci Dünya Savaşıdır. kitap gibi yayınlarda önemli artış görülmesini Mutlu (1995:15-16) dört temel nedene bağlamaktadır: Birincisi. Katz.12 Z. Benzer bir yaklaşımla. Lowenthal. sansürle birlikte propaganda amacı taşıyan ve Creel adında bir „gazetecinin‟ başkanlığını yaptığı (bu sebeple Creel Komisyonu diye de anılan) Güz 2009. yüzyılın ikinci yarısından itibaren enformasyonun yerini şebekelerin aldığı iletişim çağı başlamış ve böylece “düşüncenin manipülasyonu” kurumsallaşmıştır (Barbier ve Lavenir. Birinci Dünya Savaşı‟nda gazeteciler. Üçüncüsü. halkla ilişkiler ve reklam alanında çalışanlar. yazarlar. Halkla ilişkilerin kurucusu olarak gösterilen Edward Bernays. iletişim çalışmaları ve araştırmalarına bilimsel yönelim özellikle kitle iletişim araçlarının ve dolayısıyla etkilerinin fark edilmeye başlaması. akademisyenler etkin biçimde görev almış ve medya sosyolojisini savaş sürecinde kullanılan kurumlarda öğrenmişlerdir (Mattelart. Tarihsel süreç açısından emekleme dönemleri ya da ilk adımlarını atmaya başladığı evreler incelendiğinde iletişim biliminin. ABD hükümetinin Birinci Dünya savaşı sırasında. Dördüncüsü.

İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 13 Committee on Public Information‟un üyelerinden biridir. 1957‟de. insanlık için olumsuz sonuçlar doğurabileceği gerekçesiyle yasaklanmıştır (Severin ve Tankard. manipülasyon gibi konulara doğru bir yönelim olduğu anlaşılmaktadır. Halkla ilişkilerin ilk adımları burada atılmıştır (Mattelart. Çünkü üniversitelerde yapılan iletişim bilim araştırmaları tüketime yönelik büyük şirketlerin çıkarları doğrultusunda üstelik objektiflik kisvesi altında yönlendirilmeye çalışılmıştır (Ergüden. Bu süreç aynı zamanda „güdümlü iletişim bilim araştırmaları‟na doğru da bir yönelim olarak görülmüştür. ardından matbaa sayesinde basılı araçların kullanılması sonucu insanın zaman. mekân ve dünyayı algılamasının kökten değişmesi gibi. saniyenin 3000‟de 1‟i kadar bir süre ileti gönderen bir araç sayesinde izleyicilere bilinçaltı algılama uygulanmış. kitle iletişim araçlarında ve diğer iletişim süreçlerinde etik sorunlar. çoğu iletişim bilimcinin. toplumsal iletişim/iletişimsizlik sorunları. 15 http://tez2. özellikle iletişimin „yan etkileri‟ ya da „gizli işlevleri‟ üzerinde yoğunlaşması (Chaffe ve Berger 2005:59) anlaşılabilir bir gelişme haline gelmiştir. Bilinçaltı algılama ve insanların bu yolla yönlendirilmesi ilk kez reklam alanındaki bilimsel yöntemlerin ilerlemesiyle gündeme gelmiştir. Ancak.tr/ İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . sonuçta yapılan araştırmaya göre reklamı yapılan iki ürünün satışlarında yüzde 57. Dolayısıyla. Bu durum ülkemizdeki lisansüstü çalışmalara da yansımıştır. Amerika Birleşik Devletleri‟ndeki bir sinema filminin gösterimi esnasında perdeye her beş saniyede bir. 1988-89:4-5).5 ve yüzde 18. 2001:51-52). Amerika Birleşik Devletleri‟nde önceleri „iletişim sanatları‟ bölüm ve fakülte adları daha sonra „iletişim bilimleri‟ olarak değiştirilmiştir.1‟lik artışların görüldüğü belirlenmiştir. iletişim ağlarının yaygın kullanımı da bir gün düşün(e)mememize yol açabilir mi? tarzındaki sorusu ve benzerleri daha çok sorulmaya başlamıştır.gov. 1984-2007 döneminde yapılan lisans ve lisansüstü düzeydeki tezlerin halkla ilişkiler alanına katsının kantitatif olarak incelendiği bir çalışmada (Okay ve Okay: 2008) söz konusu katkının “ihmal edilebilir” olduğu bulgulanmıştır. Diğer bir açıdan.yok. Barbier ve Lavenir‟in (2001:388) uygarlık sürecinde önce alfabenin icadı. İletişim biliminde ve teknolojilerindeki değişim paralel bir gelişmeye işaret etmiştir. Yüksek Öğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi‟nin veri tabanında15 yer alan akademik çalışmalar genel bir gözleme dayalı olarak değerlendirildiğinde. 1994: 111-113). Bu bilinçaltı reklamcılığının uygulanışı daha sonra.

1974) “İdeolojik Aygıtlar” (Althusser. Örneğin 20. 1994) Kamu Gözcüsü. 1980) Bilgilenme.1994) Rokeach 1977) Şiddetin yükselişi (Sanders. 2008) Bilgili. 1994) Kamuoyu ve Demokrasi “Zihin Yönlendirenler” (Schiller. Sayı:29 . 1993) “Beyin İğfal Şebekesi” (Mattelart. iletişim bilimleri ve teknolojilerindeki gelişmeler. 1998) “İktidar Seçkinleri” (Mills. araçlar veya süreçler ZARARLAR YARARLAR Medya ve/ya İletişim Teknolojileri Toplumsallaşma (Aziz. 1995) “Sahip Olmak” (Fromm. Fromm (1996:27) Güz 2009. Demokrasi (McQuail. 1999) “Global Köy” (McLuhan. diğer alanlarda da benzer biçim ve içerikle kendisinden sonra da devam etmiştir. 1988) “Beyin Yıkama” (Brown. Damlapınar Rousseau‟nun bilim ve sanatları sorgulama tarzı. Dünyanın bu nüfus büyüklüğü ve yapısıyla aynı kaldığını ancak iletişimin bilim ve uygulama alanlarının geçtiğimiz yüzyılın ortalarındaki gelişmişlik seviyesine döndüğü bir an bile tasavvur edilebilir mi? 16 16 Benzer bir soru ve farklı bir yaklaşım için bkz. 1982) Sosyal sistemler (De Fleur ve Ball“Öldüren Eğlence” (Postman. Yoksa İlerleme mi?] başlıklı çalışmasında uygarlığın geldiği noktayı ahlâki durum bağlamında inceleyerek olumlu ve olumsuz katkılar açısından incelemektedir (2003:213). dünyayı ve içinde bulunduğumuz toplumu yaşanılabilir kılan uygarlığın en önemli birikimlerinden biridir. 2005) “Yaratıcı strateji” (Drewniany ve Jewler. dördüncü güç Kamu yararı (McQuail. Tablo 1: İletişim Bilimlerinin Kaynağı Araç veya Süreçlerin Katkı Tipolojisi İletişim Bilimleri: Temel kavramlar. bilinçli alıcı-tüketici Haber Halkla İlişkiler Reklam Bütün bu tartışmalara karşın. İşte bu perspektiften hareketle iletişim bilimleri. 1997) ve Chomsky. 1997) “İletişim Yönetiminde Mükemmellik” (Grunig. enformasyon toplumu Propaganda ve Rıza üretimi (Herman (McQuail ve Windahl.14 Z. 2001) Gerçekliğin inşası (Tuchman. Yüzyılda Leslie Lipson Uygarlığın Ahlâki Bunalımları [ Manevi Bir Erime mi?. 1999) Katılım. araçları veya süreçlerinde yaşanan ilerlemeler sonucu şimdiye kadar literatürde ulaşılan bilgi birikimi „sembolik‟ olarak Tablo 1‟de değerlendirilmektedir. 1997) “Tüketim Toplumu” (Baudrillard. özgür.

Arthur Schopenhauer gibi düşünürler bağlamında yürütülmesi alana katkı sağlayacaktır. David Hume. İletişim bilimlerinin ilgili alanlarda bireye. gerçek bilgiyi. John Locke. kendine özgü bilimsel kanunları olan fizik. tıp dünyasından bütün hastalıkları kökten ve tümden ortadan kaldıracak bir katkı beklenemeyeceği. rehber edinmiş bir düşünür modeli olmasıdır. Adam Smith. Yani. topluma. Bütün bilim dalları için olduğu gibi iletişim bilimlerinin de kendisiyle ilişkilendirilebilecek her türlü toplumsal ya da doğal sorunu çözmesini beklemek mümkün değildir. Bu da. „olumsuz‟ ya da „kötü‟ etkileri varsa yine bunları ortadan kaldırabilecek ya da azaltabilecek tek uygarlık ürünü olmasıdır. René Descares. Jeremy Bentham. kandırmak. Voltaire. ahlâkı. sektöre. Francis Bacon. Immanuel Kant. kimi zaman da ortaya çıkan toplumsal sorunların çözümü için olumlu tutum ya da kanaat edindirme çalışmaları. Benzer çalışmaların değişik açılardan. İletişim bilimi ile elde edilen bilgilerin insanı/toplumu belirli amaçlar için manipüle etmek (psikolojik savaş. kimya ya da biyoloji gibi fen bilimleri sayesinde doğaya her koşulda tamamen hâkimiyet sağlayamayacağı gibi iletişim bilimlerinden de bireysel ve toplumsal İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . diğer bilim dallarına en önemli katkısı insanın doğasında bulunan iletişimi bilimsel alana taşıyarak. Özellikle iletişim bilimleri için vazgeçilmez prensiplerden biri olarak değerlendirilmesi gereken „toplumsallaşmada‟ başarıya. bilimsel projelerin tartışılması sürecine toplumsal katılım sağlanması bir zorunluluk olarak görülmelidir. araştırmacının iyi bir iletişimci olmasıyla mümkündür. sorgulayıcı anlayışıyla ve aykırı söylemiyle bilimleri ve sanatları bile günün şartlarında eleştirebilecek cesarette. Aziz‟in (2007:185) vurguladığı gibi bilimsel çalışmalarla üretilen bilgilerin yol gösterici ve işe yarar duruma getirilmesi. uygulama süreciyle birlikte gelişen „yan‟. Russell‟in (1997:53) da belirttiği gibi: “Bilim birbirimize zarar verme olanaklarını artırdıkça toplumsal yaşamın sürmesini olanaklı kılan da bu olacaktır”. toplumsal organizasyon amaçlı kullanılmıştır. ancak aklın eylemlere egemen olması şartıyla. erdemi. Feyerabend‟in vurguladığı gibi (1999a:12) bilimsel araştırmalar eğer halkın yaşamını etkiliyorsa. ancak bilimin yol gösterici bir yapıya kavuşturulmasıyla ulaşılabilir. yönlendirmek vb) için kullanıldığı gibi.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 15 Tartışma ve Sonuç: Sorular Rousseau‟nun iletişim bilimlerinde halen kullanmakta olduğumuz kavram ve yaklaşımların temellerini atmasından daha önemli katkısı muhalif duruşuyla. hikmeti.

Sayı:29 . araçları. kurumsal ya da örgütsel iletişim düzeyinin ve kalitesinin yükselmesini. iletişim bilimleri alanında çalışan bilim insanlarının Rousseau‟cu bir yaklaşımla. İletişim biliminin ve öğretiminin kuramsal ya da uygulama alanına katkısı nasıl artırılabilir?  İletişim bilimimin toplumsallaştırılmasında hangi aşamadayız? Toplumun ve bireyin doğrudan içinde olduğu iletişim bilimleri onlara ne kadar ev sahipliği yapabilmiştir?  İletişim bilimindeki önemli ilerlemelere karşın toplumsal. ilerlemesini sağlamış mıdır?  İletişim bilimi. toplumsal sorunlar belirginleştikçe. sınıf.16 Z. televizyona bağımlı izleyiciler ve benzeri sorunlar için iletişim bilimleri yeni bir açılım sağlayabilir mi?  İletişim. yöneten-yönetilen vb) neden hala yaşan bir sorun olarak gündemdeki yerini korumaktadır?  „Mektepliler‟in „alaylılar‟la meslektaş olduğu bir kitle iletişim ortamında/sektöründe iletişim bilimleri. çatışmalar (kuşak. toplumsal. “davranışları ve eylemleri” kalıba sokmak isteyen örgütlü iletişim kaynakları mı yararlanmıştır?  Ülkemizde iletişim bilimi belirli parametreler dâhilinde önemli bir gelişim göstermiştir. iletişim biliminin kazanımlarından faydalanmak nasıl mümkün olabilir?  Şimdiye kadar iletişim bilimlerindeki bilgi birikimiyle ortaya çıkan kuramlardan bilim insanları mı. Damlapınar iletişim sorunlarını tamamen çözecek bir katkı beklemek rasyonel bir yaklaşım kabul edilemez. Bugün yaklaşık devlet ya da vakıf üniversitelerine bağlı lisans eğitimi veren 40 civarında iletişim fakültesi ve lisansüstü eğitim veren birçok enstitü bulunmaktadır. birbirine bağlı şu sorular üzerine yeniden eğilmesine ihtiyaç olduğu değerlendirilmektedir:  İletişim bilimlerinin gelişimi bireysel. bu sorunların peşinden koşan bir alan olmaktan nasıl çıkarılabilir? İletişim alanında yaşanan sorunlar ortaya çıkmadan. deontolojik ve etik sorunların artmasına ya da azalmasına katkı sağlamış mıdır?  Kitle iletişim kurumlarının hedef kitleleriyle yaşadığı sorunlarda iletişim bilimleri nasıl bir çözüm sağlayabilir? Okursuz gazeteler. Yine de. kamusal. teknolojilerinin olumsuz etkilerini tesirsiz hale getirecek bir iletişim bilimi geliştirilebilir mi? Güz 2009.

Siyasal Fragmanlar. Chaffe. içinde. İstanbul: Paradigma. ailede. Ahmet (1999) Felsefe Sözlüğü. s. ve çev. Steven H. Hazal Deliçaylı ve Ferda Keskin (çev). Ankara: Ütopya Yayınevi. Cihan. J. J. Aysel (1982) Toplumsallaşma ve Kitlesel İletişim. Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi. Mustafa (2007) “J. Louis (1994) İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları.A. İstanbul: Boğaziçi Yayınları. s. İstanbul: Okuyanus Yayın. Kerem Eksen (çev. Kültür ve İletişim. Berger (2005) “İletişim Bilimci Ne Yapar”. Rousseau’nun İnsan Anlayışı: Doğallıktan Kültürleşmeye”. hayatta insanların sorunlarına iletişim bilimleri katkı sağlayabilmiş midir?  Bilimsel halkla ilişkiler „olumlu‟ tutum ya da kanaatlerin kazanımı. Mustafa Hazım (2008) “Rousseau Üzerine Birkaç Söz”. içinde. Bayka. Yusuf Alp ve Mahmut Özışık (çev.) İstanbul: İletişim Yayınları. bilimsel reklamcılık bilinçli. Yayınları. Aziz. Baudrillard Jean (1997) Tüketim Toplumu. s. Ekonomi Politik Üzerine Söylev.323-338. 9 (1). Ankara: Nobel Yayın Dağıtım. s.). Aziz. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. 7. Brown. rasyonel tüketim alışkanlığına dönüştürülebilmiş midir?  Başka hangi yeni sorular üretilebilir? Bu soruların bir sonu gelir mi? KAYNAKÇA Althusser. Behzat Tanç (çev.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 17 kişilerarası iletişim  Okulda.C (1994) Beyin Yıkama. İsmail Yerguz (çev. ve Charles R.42-74. Ankara: AÜ BYYO. Barbier. Kitle İletişim Kuramları. İstanbul: Say Yayınları.). Aziz. JeanJacques. (38). Aysel (2007) Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntemleri ve Teknikleri. Frédéric ve Catherine Bertho Lavenir (2001) Diderot‟dan İnternete Medya Tarihi.9-31. Aysel (2006) “Dünyada ve Türkiye’de İletişim Araştırmaları”.7-14.). Erol Mutlu (der. İstanbul: Varlık Yayınları. Necip (1962) Jean-Jacques Rousseau Hayatı Sanatı Eserleri. Rousseau. toplumda.). Aslan. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Cevizci.

) Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. Mithat Sancar (çev. Fromm Erich (1996) Sağlıklı Toplum. Feyerabend. İstanbul: İletişim Yayınları. Mustafa Tüzel (çev. Orhan (1993) İletişim ve Kitle İletişim Bilimine Giriş İnsanlararası İlişkilerin Sosyolojik Bir Analizi.). Aydın Arıtan (çev. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Augusto (1997) “Modern Bilimin Doğuşu ve Düşünce Özgürlüğü”. Durkheim. Edward S. Ergüden. Emile (2006) Toplumsal İşbölümü. New York: Pantheon Books. s. İstanbul: Cem Yayınevi. Özer Ozankaya (çev. Tanıl Bora.). ve Noam Chomsky (1988) Manufacturing Consent The Political Economy of the Mass Media. Jürgen (1997b) Kamusallığın Yapısal Dönüşümü.). Ahmet Kardam (çev. Erol Güngör (çev.). İstanbul: Arıtan Yayınevi. Bilim ve İktidar. Jerome Jewler (2008) Creative Strategy in Advertising. Durkheim. New York: Longman. Mehmet Küçük (çev. Erich (1997) Sahip Olmak ya da Olmak. 10.yok.). Paul (1994) Batı Düşüncesindeki Büyük Değişme. ve A. James E.1-15 Feyerabend. Gökçe. İzzet Er (çev. İstanbul: Ötüken Neşriyat.18 Z. içinde.). http://tez2. Hazard. Emile (2009) Dini Hayatın İlk Şekilleri.). Damlapınar De Fleur. Melvin L. Gazi Üniversitesi BYYO Dergisi. İstanbul: Payel Yayınları. İstanbul: Rota Yayınları. Ertuğrul Başer (çev. s.gov. Sayı:29 . Herman. (2005) Halkla İlişkiler ve İletişim Yönetiminde Mükemmellik. Jürgen (1997a) “İdeoloji” Olarak Teknik ve Bilim.). Paul (1999b) Yönteme Karşı. Akın (1988-89) “İletişimbilimde Niteliksel-Kural Araştırmaları”. Konya: Atlas Kitabevi. Habermas.). Grunig. ve Sandra Ball-Rokeach (1977) Theories of Mass Communication. Boston: Thomson Wadsworth. Bonnie L. Drewniany. Paul (1999a) Özgür Bir Toplumda Bilim.). Federico Mayor ve Augusto Forti (der.). Forti. Fromm. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.tr Güz 2009. Habermas. Elif Özsayar (çev. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Ankara: TÜBİTAK. 23-37. Yurdanur Salman ve Zeynep Tanrısever (çev.

). İstanbul: Scala Yayıncılık. Ankara: İmge Kitabevi. Abraham (2001) Belirsizin Bilimleri İnsan Bilimleri için Yeni bir Epistemoloji. Lipson. Rousseau’nun Felsefesi”. (1995) Bilimsel Devrimlerin Yapısı. Denis (1999) Media Performance Mass Communication and the Public Interest. Mollaer. Nilüfer Kuyaş (çev. 7. Lazar.). (4). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. Rasih Nuri İleri (çev. Fırat (2005) “Modern Bilim ve Kapitalizmin Erken bir Eleştirisi: J. Moles. (2002) “Jean-Jacques Rousseau Hayatı ve Eserleri 1712-1778”. Mattelart.49-66. Rousseau.13-38. Leslie (2003) Uygarlığın Ahlâki Bunalımları.). İstanbul: İletişim Yayınları. Merih Zıllıoğlu (çev. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.). Bahar Öcal Düzgören (çev. Yüzyılda Yeryüzü Yaşamında ve Medyada Meydana Gelecek Dönüşümler. s.). [Manevi Bir Erime mi? Yoksa İlerleme mi?]. Bilim ve İletişim”. McQuail. Konca Yumlu (çev. Mills.).). J. McQuail. Denis (1998) Mass Communication Theory An Introduction. McLuhan. Halime Yücel (çev. London: Sage Publications. Thomas S. Kaygı: Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Dergisi. İstanbul: Say Yayınları. İstanbul: Alan Yayıncılık. Cengiz Anık (çev.). Ankara: Vadi Yayınları. Kilad Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Dergisi.). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Armand (1995) Beyin İğfal Şebekesi Uluslararası Reklamcılık. Mattelart. s. Armand ve Michèle Mattelart (1998) İletişim Kuramları Tarihi. Denis ve Sven Windahl (1997) Kitle İletişim Modelleri. C. Emel Öztürk (2006) “Bilgi. Lecercle. J-L. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. İstanbul: Bilgi Yayınevi. Nuri Bilgin (çev.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 19 Karagöz. McQuail. Ünsal Oskay (çev.). Wright (1974) İktidar Seçkinleri. Judith (2001) İletişim Bilimi. İstanbul: İletişim Yayınları. Işın Gürbüz (çev.). Armand (2001) İletişimin Dünyasallaşması.27-62. Mattelart. Jale Çam Yeşiltaş (çev. içinde. Marshall (2001) Global Köy 21. Kuhn. Jean-Jacques (2002) İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Üzerine Konuşma. London: Sage Publications. s.

İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları. Murat Özkök (çev. İsmail Yerguz (çev. Ünsal (1993) XIX. Aydemir ve Ayla Okay (2008) “Undergraduate and Graduate Public Relations Education in Turkey: A Quantitative Study of Dissertations Contributions to Public Relations Field (1984-2007). Postman. Jean-Jacques (2008) Siyasal Fragmanlar. 2. Rousseau. Rasih Nuri İleri (çev. Ünsal (2001) “Yıkanmak İstemeyen Çocuklar” Olalım. Jean-Jacques (2002) İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Üzerine Konuşma. Rousseau. Yüzyıldan Günümüze Kitle İletişiminin Kültürel İşlevleri Kuramsal Bir Yaklaşım. Rousseau.).). Osman Akınhay (çev. Ankara: Dost Kitabevi.20 Mutlu. Dorothy (1994) Bilim Nasıl Satılır. İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Üzerine Konuşma. İstanbul: Der Yayınları.). İstanbul: Bordo Siyah Klasik Yayınlar.). İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. İstanbul: Say Yayınları. Okay. Sema Postalcıoğlu Banon (çev. Elisabeth (1998) Kamuoyu Suskunluk Sarmalının Keşfi. s. Ömer Albayrak (çev.).). Z. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.). İstanbul: Say Yayınları.). Oskay. İstanbul: Metis Yayınları. Jean Jacques (2005) Yalnız Gezenin Düşleri. Rousseau. Noelle-Neumann. (1995) Sözlü ve Yazılı Kültür Sözün Teknolojileşmesi.5-14. Selçuk İletişim. Ester Yanarocak (çev. (5). Ekonomi Politik Üzerine Söylev. Damlapınar Nelkin. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. Rousseau. Neil (1994) Televizyon: Öldüren Eğlence Gösteri Çağında Kamusal Söylem. Ünsal (2002) “Önsöz” Rousseau. Sayı:29 . Ankara: Ark Yayınevi. İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları. Oskay. Rousseau. Erol (1995) İletişim Sözlüğü. Jean-Jacques (2007) Dillerin Kökeni Üstüne Deneme. İstanbul: Say Yayınları. içinde. Murat Çiftkaya (çev. İstanbul: Şule Yayınları. Jean-Jacques (1997) Toplum Anlaşması. Rasih Nuri İleri (çev. Arif Orbay (çev.). Oskay. Jean-Jacques (1991) İtiraflar II. Walter J. Jean-Jacques (2002). Ong. Vedat Günyol (çev.). Güz 2009.).

Trigg. Beril Akıncı ve Uğur Bakır (2007) “Distopyan Perspektiften Bilgi İletişim Teknolojileri ve İnsanlığın Geleceği”. (5). s. 1. Williams. İstanbul: Sarmal Yayınevi. s.). (1994) İletişim Kuramları: Kökenleri. Russell.). 3. Şehnaz Tahir (çev. Rousseau. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi. (5). Sanders.). Cem (2006) “İletişim Araştırmalarının Bilgi Bilimsel Temelleri: Bilimsel Bilginin Bilinebilirliği Üzerine”. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Kibele Sanat Merkezi. Tankard. Jean-Jacques (2009b) Emile ya da Eğitim Üzerine. Kadir Yerci (çev.5-19.).). Din ve Akılcılığın Kapsamı. Wr. Selçuk İletişim. Severin. Bertrand (1997) Sorgulayan Denemeler. Ali Atıf Bir ve Serdar Sever (çev. Bilim Her Şeyi Açıklayabilir mi?. Z.). (çev. Vural. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Raymond (2006) Anahtar Sözcükler Kültür ve Toplumun Sözvarlığı. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Barry (1999) Öküz‟ün A‟sı Elektronik Çağda Yazılı Kültürün Çöküşü ve Şiddetin Yükselişi. Yaşın. Stanley Jeyeraja (2002) Büyü. Schiller. Beril Akıncı ve Ayda Sabuncuoğlu (2008). Sabahattin Eyüboğlu (çev. Cevdet Cerit (çev. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Ankara: TÜBİTAK. Ankara: Dost Kitabevi.137-148. New York: The Free Press. Ufuk Can Akın (çev. Tambiah. Gaye (1980) Making News A Study in the Construction of Reality.).İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 21 Rousseau. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.). s. “Bilgi İletişim Teknolojileri ve Ütopyan Bakış Açısı”.5-21. Yöntemleri ve Kitle İletişim Araçlarında Kullanımları. Werner J.). Savaş Kılıç. Bilim. Herbert (1993) Zihin Yönlendirenler. Jean-Jacques (2009a) Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev. Yaşar Avunç (çev. İstanbul: Pınar Yayınları. Vural. ve James W. Nermin Arık (çev. Roger (1996) Akılcılık ve Bilim. Selçuk İletişim. İstanbul: İletişim Yayınları. Tuchman. 27.

Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. finance. finansman. The need of organizations for financial funds is affected by many factors ssuch as the size of organization. In the research part. Key Words: Newspaper organizations. For this reason. endüstri koşulları gibi pek çok faktörden etkilenmektedir. G. Türkiye’de sektörü büyük ölçüde kontrol eden iki basın işletmesinin finansal tabloları yüzde yöntemi ile analiz ve rasyo analizi tekniklerinden yararlanılarak analiz edilmektedir. Ü. İşletmelerin kaynak ihtiyacı. the financial fund needs of these organizations and how they provide them are considered by examing the subjects such as the characteristics peculiar to newspaper organizations. sources of revenue and market structure in which these organizations are involved. finansal analiz Financial problems of newspaper organizations and a financial analysis practice ABSTRACT Newspaper organizations. Anahtar Kelimeler: Basın işletmeleri. İletişim Fakültesi İletişim 2003/18 . The financial statements of the two major newspaper organizations in Turkey which controls the media sector on a large scale are analyzed by using the vertical analysis and ratio analysis. the production subject and industrial organizations. cost structure. 7(2). Araştırma kısmında ise Türk basın işletmelerinde kaynak sorununun belirlenmesine yönelik bir finansal analiz çalışması yapılmaktadır. financial problems. Bu yüzden çalışmada basın işletmelerinin kendine özgü özellikleri. like every organization. a financial analysis is carried out which is aimed at the determination of the fund problem of the newspaper organizations. işletme büyüklüğü. require financial funds in order to function by gathering production factors and maintain the production at a certain profitable level. bu işletmelerin finansal kaynak ihtiyaçları ve bu ihtiyaçlarını nasıl karşıladıkları incelenmektedir. 237- BASIN İŞLETMELERİNİN FİNANSMAN SORUNLARI VE BİR FİNANSAL ANALİZ UYGULAMASI Dilek GÜRKAN ÖZET Basın işletmelerinin her işletme gibi üretim faktörlerini bir araya getirerek faaliyette bulunabilmeleri ve üretimlerini belli bir karlılık düzeyinde istikrarlı biçimde sürdürebilmeleri için finansal kaynaklara ihtiyaçları vardır. maliyet yapısı. üretim konusu. finansal sorunlar. financial analysis  Araştırma Görevlisi Doktor. gelir kaynakları ve bu işletmelerin içinde bulunduğu piyasa yapısı gibi konular ele alınarak.

basın işletmelerinin kendine özgü özellikleri. Haber verme. 2002: 21). teknolojik yenilenmeyi gerektiren pahalı yatırımlar. globalleşme ve artan rekabete paralel olarak finansman. endüstri koşulları gibi pek çok faktörden etkilenmektedir. pazarlama ve dağıtım aşamasında yaşanan zorluklar gibi nedenlerle bazı finansal sorunlarla karşılaşmaktadır. planlamak. gelir kaynakları ve bu işletmelerin içinde bulunduğu piyasa yapısı gibi konular göz önüne alınarak. BASIN İŞLETMELERİNDE FİNANSMAN Basın işletmeleri. stratejileri saptamak. yarı kamusal mal ve hizmet üreten birer işletme konumundadırlar(Dai ve Kara. bu da finansmanın konusunu oluşturur. eğitme ve eğlendirme gibi toplumsal işlevleri yerine getiren. Basın işletmeleri genellikle diğer endüstri Güz 2009. kamuoyu oluşturma. A. yatırım için gerekli fonu bulması ve bu fonları etkin bir şekilde kullanması gerekmektedir ki. 2004:1). üretim konusu. üretim faktörlerini bir araya getirerek ürününü meydana getiren basın işletmeleri için de finansman hayati bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun sağlanabilmesi için işletmelerin. Bu yüzden çalışmada. gazete üreten yazılı basın işletmeleri olup. Gürkan İşletmelerin gerek kurulabilmesi. gerekse faaliyetlerini sürdürebilmesi için parasal kaynaklara ihtiyaç duyulmaktadır. küçük veya büyük tüm işletmeler için daha fazla öneme sahip olmaktadır. Sayı:29 . uygun finansman politikalarını belirlemek. bilgi ve haber üretirken aynı zamanda sınai bir üretimin oluşmasını sağlayan. Finansman. uygulamak ve uygun bir kontrol mekanizması oluşturarak denetlemektir(Ergül. yönlendirme. bu işlevleri yerine getirirken tüm ekonomik birimler gibi. maliyet yapısı. girdi fiyatlarındaki artışlar. bu işletmelerin finansman sorunlarının tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Günümüzde her işletmede kaynakların tahsisi ve dağıtımı ile ilgili bir takım finansal sorunlar ortaya çıkabilmektedir. kar amacı güden ve yüksek teknolojiyi hedefleyen basın işletmeleri. üretken yatırımlara yönelerek girişimlerinin sonucunu almak ve işletmelerinin sürekliliğini sağlamayı amaçlamaktadır. çalışmada Türkiye’de gazete üreten basın işletmelerinin kaynak ihtiyaçları ve bu ihtiyaçlarını nasıl karşıladıkları incelenmektedir. Ülke ekonomisinde faaliyette bulunan işletmeler. Bu çalışmada konu edilen basın işletmeleri. işletme büyüklüğü. Gelişen teknoloji. Ticari bir işletme olarak ele alındığında. İşletmelerin kaynak ihtiyacı.24 Giriş D.

Gazetenin dayanıksız bir ürün olması ve stok edilememesi. Gazeteyi en kısa ömürlü ürün olarak tanımlamak mümkündür. Medyaların tüm ekonomisini bu kısa yaşam süresi koşullandırmaktadır(Desmoulins. üretim sürecinin uzman bir emek ve yoğun bir sermaye gerektirmesi. Basın işletmelerinin finansmanında ürettiği ürününün(gazete) bazı özellikleri son derece belirleyici olabilmektedir. teknoloji ve sermayeyi bir araya getirerek faaliyet göstermektedir. fotoğraf. basın işletmelerinin finansmanı da dahil olmak üzere tüm işletme fonksiyonlarına yansımaktadır. 1989: 99). Ancak bu endüstrinin ürünlerinin kendine özgü yanı. gazetenin okuyucu ve reklamveren olmak üzere iki ayrı pazara sunulmasıdır. emek. dağıtım ve tüketim aşamalarının çok kısa süre içinde gerçekleşmesi gazetenin hemen değerini kaybetmesine neden olmaktadır. ürettiği ürüne asıl değerini ve önemini kazandıran makale. vasıflı bir emeğe ihtiyaç duyulmaktadır. Basın işletmesi için fiyatlandırma. rekabet derecesi. Basın işletmelerinin üretiminde. hem karı maksimuma İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Düşünce üreten ve kamu hizmeti gören ekonomik bir birim olarak basın işletmeleri. Gazete fiyatlama stratejisi. işletmenin kendi maliyet yapısından çok ekonominin durumu. pazar payı gibi işletme dışı etkenlere bağlı olunması nedeniyle karmaşık bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır (Özkan. Basın işletmeleri genellikle kitle üretimi yapan işletmeler olup. Üretilen ürünün ayırt edici özellikleri. Basın işletmelerinin ürettiği ürünün diğer bir özelliği ise. Dolayısıyla. 1999: 93). karikatür gibi fikir ürünleri olmaktadır. tek bir ürünün iki farklı mal ve hizmet piyasasına sunulması gibi pek çok özellik basın işletmelerini diğer endüstri işletmelerinden ayırmaktadır. Kullanılan yoğun teknoloji ve nitelikli emek nedeniyle güçlü bir sermaye yapısı gereksinimi ortaya çıkmaktadır. 1993:20). gazetenin içeriğini oluşturmada eğitimli.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 25 işletmeleri ile aynı piyasa koşullarında faaliyet gösterirler. haber. Dolayısıyla basın işletmelerinin yapısına uygun olan kitle üretimi sermaye yoğun üretim teknolojisi ve otomasyon gibi gelişmiş üretim sistemleri kullanarak birbirinin aynı olan ürünler üretmek biçiminde gerçekleşmektedir (Atılgan. tüm ekonomik birimler gibi hammadde. bu üretimin özelliği üretimin devamlı olması ve aynı üründen çok miktarda üretilmesidir. Haberin üretim. Temel işlevini okuyucu için gerçekleştirmesine rağmen işletmeye sağladığı gelir açısından reklamverenler okuyuculardan daha önemli bir konumda bulunmaktadır. basın sektörüne diğer sektörlerden ayrı bir özellik kazandırmaktadır. Gazetelerin okuyucuya ve reklamverene ayrı ayrı satışa çıkarılması fiyat politikalarının da basın işletmeleri için farklı işlemesine neden olmaktadır.

26

D. Gürkan

çıkarma ya da maksimum satış hacmine ulaşma, hem de pazar payını maksimize etmelidir (Fink, 1988: 199). Günlük gazetelerin satış fiyatı genellikle birim maliyetinden daha düşük düzeyde tespit edilir. Gazetenin maliyet fiyatı ile satış fiyatı arasındaki bu dengesiz yapı gazetelerin sadece satış gelirleriyle yaşamalarını imkansız hale getirmektedir (Atılgan, 1993:234). Temelde fikri ürün olan gazete, ekonomik ürün olarak değer kazanmakta ve fikri olandan çok ekonomik olana yönelerek, zihinsel bir dönüşüme zemin hazırlamaktadır. Okuyucudan çok reklamverenin sözcülüğünü yapan gazete böylece kendi ekonomik geleceğini güvence altına almaktadır (Topçuoğlu, 1996: 219). Basın sektöründe üretilen ürün büyük altyapı yatırımları ve pahalı teknolojiyi gerektirmekte, dolayısıyla yüksek başlangıç maliyetleri söz konusu olmaktadır. Basılan kopya sayısı değişse de, basın işletmesi aynı sayıda fikir işçisini çalıştırmakta, gazetenin haber ve reklam içeriğini oluşturmakta ve gazeteyi baskıya hazır hale getirmektedir. Gazetelerin maliyetleri finansal kaynak ihtiyacında etken olmaktadır. Bu yüzden basın işletmelerinin finansal özelliklerini belirlerken basın işletmelerinin maliyet yapısı dikkate alınmalıdır. Gazetelerin maliyetleri genel olarak; hammaddelerin toplanması (bilgi, haber), bunların hazırlanması, yayınlanması ve dağıtılması aşamalarını kapsayan bir süreç sonunda belirlenir(Söylemez, 1998:46). Bu süreçte, gazetelerin oldukça yüksek “ilk kopya” maliyetleri ile karşı karşıya kalınır. Basın işletmesinin maliyetlerini entelektüel üretim maliyetleri, mal olarak gazetenin üretim maliyetleri, dağıtım ve satış çabaları maliyetleri olarak gruplandırmak mümkündür. Gazetenin tasarlanması ve idaresini sağlayan yazıişleri giderleri ve yönetim giderleri entelektüel üretim giderleri olarak ele alınmaktadır. Yazıişleri tarafından üretilen hizmetin maddi bir ürün olarak gazeteye dönüştürülmesi için bina, makine, donanım, hammadde, teknoloji ve insan gücüne ihtiyaç duyulmakta, bunlar da üretim maliyetlerini oluşturmaktadır. Diğer yandan gazetenin dağıtımından kaynaklanan maliyetler ve gazete satışını artırma amaçlı reklam ve promosyon giderleri de diğer maliyet unsurları olarak karşımıza çıkmaktadır (Gürkan, 2003:31). Basın işletmelerinin ana girdisini oluşturan kağıdın da gazetenin maliyeti açısından önemli bir yeri bulunmaktadır. Türkiye’de bir gazete yaklaşık maliyet harcamalarının %20 kadarını kağıda ayırmaktadır(Dai,2008: 273). Ülkemizde uzun

Güz 2009, Sayı:29

Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması

27

yıllar gazete kağıdı yalnız, basın işletmelerinin kağıt ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulmuş olan SEKA tarafından üretilmiştir. Günümüzde basın işletmeleri kağıt ihtiyaçlarını büyük ölçüde ithal etmektedir. Basın işletmelerinin ürettiği gazetenin dayanıksız ürün olma özelliğinden dolayı, okuyucusuna kısa sürede ulaşma gerekliliği, bu işletmelerin dağıtım organizasyonunu da önemli hale getirmektedir. Dağıtım bir gazetenin ortaya çıkış sürecinde son derece hassas ve karmaşık bir aşamayı teşkil etmekte; hızlılık, düzenlilik, yararlılık ve yayının toplu halde sevk ve idaresinin (elde kalanlar için iade dahil) son derece katı zorunlulukları ve gayet sıkı kontrol edilen maliyet koşullarındaki her türlü unsuru bağdaştırmak zorundadır (Fillion, 1992: 277). Dağıtım kanallarını doğru belirleyemeyen ve düzgün çalıştıramayan bir işletme, tüketiciye zamanında ulaşamayacağı için rekabet avantajı elde etmesi güç olacaktır (Sayılgan, 2004:66). Sağlam bir alt yapılanmaya sahip dağıtım, aynı zamanda üretim planlamasına da katkı sağlayacaktır. Çünkü dağıtım neticesinde aynı zamanda iade oranı ve beraberinde dağıtım ile ilgili masraflar da netlik kazanacaktır (Dündar, 2006:76). Basın sektörü kitlesel piyasaya yönelik bir dağıtım stratejisi gerektirdiği için bir dağıtım organizasyonu kurmak zorundadır. Ancak böyle bir organizasyonun maliyeti çok yüksektir. Bu nedenle basın sektöründeki işletmeler birlikler oluşturarak maliyetleri ortak bölüşmeyi ve en az maliyetle bu iş içinden çıkmak istemektedir (Sayılgan, 2005: 76). Dağıtım şirketlerinin gazete dağıtımlarında bıraktıkları kar marjı, birim gazetede yüzde 12,5’tur. Karın yüzde 5,5’u tali bayiye, yüzde 7 civarı başbayiye bırakılır (Dursun, 1999: 213). Maliyetleri üzerinde durulan basın işletmelerinin başlıca gelir kaynaklarını ise, ticari gelirler ve devletin basına sağladığı yardımlar olarak ele almak mümkündür. Ticari gelirler genel olarak gazete satışlarından elde edilen gelir ve ilan-reklam gelirlerinden oluşmaktadır. Bunların dışında çok büyük bir gelir kaynağı olmamakla birlikte basın işletmelerinin baskı makinelerinin kiraya verilerek atıl kapasitenin değerlendirilmesi ve hurda kağıt ve iade gazetelerin satışından elde edilen gelirler gibi diğer ticari gelirler de söz konusudur. Devletin basına sağladığı yardımlar ve kolaylıkları ise, sübvansiyonlar, resmi ilan ve reklam yardımı, yatırım teşvikleri ve diğer kolaylıklar şeklinde sıralayabiliriz. “Birçok sayıda teşvik verme yöntemi bulunmaktadır. En çok rastlanılan kaynak kullanımını destekleme primi ve fon kaynaklı kredilerdir. Kaynak kullanımını destekleme primi hibe şeklindedir ve geri ödemesi yoktur. Fon kaynaklı

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

28

D. Gürkan

krediler ise düşük faizlerle verilmektedir. 1985’ten itibaren fon kaynaklı kredilerin teşvik yöntemleri arasında ağırlıklı olarak kullanıldığı görülmektedir. Ayrıca vergi muafiyetleri, vergi indirimleri, gümrük muafiyetleri, ulaştırma-haberleşme tarifeleri, kağıt tahsisleri-tarifeleri, KDV indirimi, Talih Oyunları Yönetmeliği’nde yapılan istisnalar, Taksitli Satışlar Yönetmeliği’ndeki istisnalar da diğer teşvik yöntemleridir”(Sayılgan, 2004b: 35). Basın işletmeleri, tarihsel süreç içinde önemli gelişmeler göstererek büyük birer sınai kuruluş haline gelmişlerdir. Günümüz koşullarında sektördeki yoğun rekabet, ileri ve pahalı teknolojinin kullanımı nedeniyle artan maliyetler, en önemli hammaddesi olan kağıdın temininde ithalata olan bağımlılık, dönem dönem yaşanan ekonomik bunalımlar, bu işletmelerin ayakta kalma mücadelesinde güçlü bir finansal yapıya sahip olmalarını gerekli kılmıştır (Dai, 2008: 1). Basın sektöründe yoğun teknoloji kullanımın zorunluluğu ve bunun yüksek maliyetlerle gerçekleştirilebilmesi, başlangıç maliyetlerinin yüksek olması, ölçek ekonomisinden yararlanılması ve şirketler arası birleşmeler piyasa yapısını belirlemektedir. Türkiye’de basın sektöründe bugün karşı karşıya bulunduğumuz durum oligopolleşmenin varlığını göstermektedir. Basın sektörünü oluşturan oligopolist piyasalarda firmalar genellikle varlıklarını sürdürmek, karlarını artırmak ve piyasaya girecek olan potansiyel rakiplerini engellemek gibi amaçlara sahiptirler (Sayılgan, 2005:71). Ancak günümüzde oligopol şartları içinde çalışan firmaların sayılarının azalarak hacimlerinin çok büyümesi, açık bir tekelleşme eğilimi olarak kabul edilmektedir (Görgülü, 1991: 11). Basın sektöründe piyasaya giriş engellerinin yüksek oluşu, yatırımların sermaye yoğun olması, ölçek ekonomilerinin etkileri ve basın işletmeleri arasında yaşanan yatay ve dikey birleşmeler sektörün içinde bulunduğu yapıyı desteklemektedir. Günümüz basın işletmeleri baskı makinelerinin atıl kalmaması adına birden fazla gazete ve dergi yayınlamakta, spor, magazin, otomotiv gibi farklı alanlarda ekler çıkartmaktadır. Bu durum ölçek ekonomilerinden yararlanan büyük işletmelere avantaj sağlarken, piyasaya girmek isteyenlere de bir engel oluşturmaktadır. Yine gazetelerin gerek basım gerekse dağıtım aşamasının yüksek sabit maliyetle gerçekleşmesi sektörde dikey birleşmelere zemin hazırlamaktadır. Bu da dikey birleşmeye giden işletmelere üretim ve dağıtım süreçlerinde rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. Basın işletmeleri en az maliyetle en fazla kar dengesini kurabildikleri ölçüde başarı sağlarlar. Basın işletmelerinin finansal yapısı ve gücü rekabet avantajı

Güz 2009, Sayı:29

Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması

29

yaratacak birçok temel kriter için kaynak oluşturur. Finansal güç, işletmenin varlıkları, likiditesi, borçları, borçlarını ödeyebilme gücü, toplam borçlarının sermayesine oranı gibi daha da çoğaltılabilecek pek çok kriterin genel bir sonucunu ifade etmektedir (Sayılgan, 2004a: 66). İşletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmeleri ve gelişebilmeleri finansal durumlarına bağlı olup, bunu gerçekleştirmek için ise, fon sağlama ve bu fonları etkili ve verimli bir biçimde kullanım çabası göstermeleri gerekmektedir. Bu çabalar finansal yönetimin görevidir. İşletmelerde finansal yönetim iki temel sorunla karşılaşmaktadır: İlki; işletme hangi varlıklara ve ne kadar yatırım yapmalıdır? İkincisi ise yatırım için gerekli fonlar hangi kaynaklardan sağlanmalıdır? Bu sorulara yanıt ararken finansal yönetim firmanın pazar değerini maksimum kılacak yatırım ve finansman kararları almaya çalışır(Berk, 1995: 8). Yatırım kararları ve finansman kararları ise, işletmenin finansal amaçları ışığında belirlenir. Yatırım kararları hangi iktisadi varlığa ve ne tutarda yatırım yapılacağı ile ilgilenirken, finansman kararları bu varlık toplamı ve bileşimini elde etmek için gerekli fonların hangi kaynaklardan ve hangi süreyle sağlanacağını belirlemeye yönelik kararları içermektedir. Finansmanı; bir işletmenin kurulabilmesi, işletilebilmesi ve geliştirilebilmesi için fon ihtiyacının karşılanması olarak tanımlamak mümkündür. İşletmelerin varlığını, hemen paraya çevrilebilir ya da çevrilemez olma özelliğiyle dönen ve duran varlıklar oluşturmaktadır. İşletmenin faaliyet sürecinde paraya çevrilmeyen, işletmenin üretim gücünü ve büyüklüğünü de bir anlamda belirleyen duran varlıklar sabit sermaye olarak da adlandırılmakta olup, arazi, bina, makine gibi maddi sabit varlıkları, marka, patent hakkı gibi maddi olmayan varlıkları, iştirakleri, uzun süreli alacakları ve fonları kapsamaktadır. Dönen varlıklar ya da diğer bir deyişle işletme sermayesi ise, nakit veya işletmenin faaliyeti sırasında bir yıl içinde paraya çevrilebilir ve kullanılabilir varlıkları ifade etmektedir. Basın işletmelerinde yoğun teknoloji kullanımı sabit varlıklara yatırılan sermaye miktarını etkilediğinden, sabit varlıklara yatırılan sermayenin fazlalığı fonların atıl kalmasına neden olabilmektedir. Bu yüzden basın işletmelerinin sermaye miktarının tespiti önem kazanmaktadır. İşletmelerin finansal yapısı sahip oldukları sermaye miktarı ve sermayenin oluşma biçimini ifade etmekte olup, sermaye kaynağına göre öz sermaye ve dış kaynak sermayesi (borçlar) olarak gruplandırılır. İşletme, sahip ve ortaklarından (esas sermaye kaynakları), kendi (öz) kaynaklarından (oto finansman) ve üçüncü

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

Her faaliyet dönemi sonrası işletmelerin yayınladığı faaliyet raporlarında. işletme dışı çevrelerin işletme hakkında finansal bilgi almasını sağlayan temel bir araç niteliği taşımaktadır. üretim. Bu tablolardan. Eğer bu üç kaynaktan. Dönemsel finansal raporlar. BASIN İŞLETMELERİNİN FİNANSAL YAPISININ ANALİZİ: İşletmelerin finansal durumunu görebilmek. bu işletmelerin dönemsel finansal raporlarını incelemek yoluyla mümkün olmaktadır.2008:1). İşletme yönetimi. Kar ve risk dengesini optimal düzeyde tutmak için teknolojik olanaklar ölçüsünde. geri ödeme koşulları bakımından kolay. işletmenin varlıkları ve bunların hangi kaynaklardan sağlandığını. miktar bakımından bol. Bugünün dünya düzenini yönlendirdiği öngörülen kapitalist sistemin kurallarının geçerli olduğu bir ortamda. işletmenin mali (finansal) gücünün yerinde olduğu söylenebilir (Atılgan. Güz 2009. nihayet güvence bakımından en az masrafla para sağlanabiliyorsa. yüksek kar ve düşük maliyetle rekabet olanaklarını geliştirme arayışına girmektedir (Baytar. dış kaynaklardan (üçüncü şahıslardan) para sağlar. 1992:323-4). örgütsel değişiklikler. Basın işletmelerinde hızlı ve kaliteli yayınlar yapabilmek için yeni iletişim teknolojilerinden yararlanmak ve önemli ölçüde büyük sermayenin finans gücüyle karşılanabilen pahalı teknoloji yatırımlarına mali kaynak sağlarken işletmenin ihtiyacı olan öz ve yabancı kaynak dengesini en uygun koşullarda oluşturmak gerekir (Dai. genellikle üretimlerini liberal piyasa mekanizmasının ilke ve kurallarına bağlı olarak yapmaktadır. 2006:6). mevcut rekabete dayanmak ve işletmenin amaçlarına ulaşmak için işletmenin olanaklarına bağlı olarak değişik yatırım ve finansal kararlar alarak kimi risklere girebilmektedir. Günümüzde medya alanında çalışan işletmeler. dağıtım ve tüketim süreçlerine ilişkin karar ve stratejiler geliştiren işletme yönetimi. Bu çalışmada da basın işletmelerinin finansal durumu onların dönemsel finansal raporlarının analiziyle açıklanmaya çalışılmaktadır. Sayı:29 . yazılı basın işletmeleri de dahil olmak üzere bütün ekonomik ünitelerin finans gücü olmaksızın hayatlarını devam ettirmeleri mümkün değildir(Güneri Fırlar ve Dündar.30 D. maliyet bakımından ucuz. verimlilik. Gürkan olarak da. bu işletmelerin finansal durumunu gösteren finansal tablolar yer almaktadır. 2002:52). B. belli bir dönemde elde ettiği gelirleri ve katlandığı maliyet ve giderleri görmek mümkün olmaktadır.

Ş. Araştırmada Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş. gelir tablosu işletmenin belli bir dönemde elde ettiği tüm gelirler ile aynı dönemde katlandığı bütün maliyet ve giderleri ve bunların sonucunda işletmenin elde ettiği dönem net karını veya dönem net zararını kapsamaktadır(Tokaç.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 31 1. Bu amaca ulaşmak için bilanço ve gelir tablolarından yararlanılmaktadır. 2008 ve 2007 yılına ait bilanço ve gelir tabloları dikey analiz ve rasyo yöntemi ile analiz edilmiştir. Amaç ve Yöntem Araştırmada Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş. Finansal analiz tekniklerinden yararlanarak. yani finansal durumlarını mevcut şartlar altında incelemek. Böylece dikey analizle “bütün” içerisinde bazı kalemlerin ağırlıkları. Bilanço bir işletmenin belli bir tarihte sahip olduğu varlıklar ile bu varlıkların sağlandığı kaynakları gösterirken (Usta.’nin 2009. bu kaynakların nasıl kullanıldığına ve hangi varlıkların edinildiğine ilişkin bilgilere ulaşılmaktadır. işletmelere sağlanan fonların kaynaklarına. söz konusu işletmelerin iç ve dış kaynaklardan sağladığı fonları kullanma alanlarına göre değerlendirmek. bu işletmelerin finansal yapılarının sermaye kaynakları ve bunların aktif varlıklara dağılışı bakımından yeterli olup olmadığını ve faaliyet sonuçlarının verimliliğini saptamak amaçlanmaktadır. 2005:24).’nin finansal tablolarının analizi yapılarak.Ş. rasyo yöntemiyle ise bazı kalemler arasındaki anlamlı ilişki ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. ancak 2007 yılı verilerinin de kullanılması ile krizden önceki durumun tespit edilebileceğine karar verilmiştir. bu basın işletmelerinin finansal yapısı incelenmektedir. finansal tablolarda yer alan çeşitli kalemler arasında karşılaştırmalar. ve Doğan Gazetecilik A. Finansal analiz ya da mali analiz olarak adlandırılan analiz yöntemi. yüzdeler ve rasyolar yoluyla ilişkiler kurmak. Gerekli yerlerde finansal tablolara ilişkin açıklayıcı dipnotlardan yararlanılmıştır. Yapılan araştırma ile. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . seçilen basın işletmelerinin finansal tabloları aracılığıyla. 2005: 67). bu ilişkilerin ölçülmesini ve yorumlanmasını yapmak yoluyla gerçekleşmektedir. ile Doğan Gazetecilik A. Araştırmada 2009 ve 2008 yılı finansal tabloları veri olarak alınırken küresel ekonomik krizin basın işletmelerinin gelir ve gider kalemlerinde ve finansmanında olumsuz etkileri olabileceği düşünülmüş.

Araştırmada incelenen basın işletmelerinin holding çatısı altında faaliyet gösteren.860. ve Doğan Gazetecilik A.7’sini oluşturmuştur. araştırmaya konu olan basın işletmelerinin çıkardığı gazeteler toplam satışların %36.Ş. Sayı:29 . incelenen işletmelerin aktif büyüklüğüne(varlıklar) ve gelir-gider kalemlerine bakıldığında incelenen basın işletmelerinin sektörü temsil ettiği söylenebilir. Araştırma Evreni ve Sınırlılıklar D.’nin finansal analizinin yapılması uygun görülmüştür.08 milyon YTL. 2008 yılı verilerine göre araştırmaya konu olan basın işletmeleri toplam gazete reklam gelirlerinin yaklaşık %61’ini elde etmiştir.000 207. Ancak Basın İlan Kurumu’nun verilerine göre 2008 yılında Türkiye genelinde gazete tiraj ortalaması 5.000 632. halka açılmış olmaları ve bu nedenle finansal tablolarına ulaşılabilmesi nedeniyle Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. dolayısıyla sektördeki küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansal yapısını temsil etmemesi bir sınırlılık olarak görülebilir. Güz 2009.000 43. Tablo 1.000 227.065.Ş.000 233.000 1.32 2. ulusal çapta yayın yapan ve yüksek tirajlı gazeteleri çıkartan işletmeler olması.000 adet olarak açıklanmış.000 Reklamcılar Derneği tarafından 2008 yılında gazetelere yapılan reklam yatırımı toplamı ise 952. Bunun yanı sıra. 2008 Yılı Gazete Satışları Net Ortalama Günlük Satış Adetleri Hürriyet Milliyet Posta Radikal Fanatik Vatan TOPLAM 2008 518. Gürkan Bu çalışmada Türkiye’de gerek satış gerekse ilan gelirleri açısından pazarı büyük ölçüde kontrol etmeleri. olarak açıklanmış.

456. İzmir.20 1.00 5.20 1. ilancılık ve internet yayıncılığı alanlarında faaliyet gösteren şirketin İstanbul. Trabzon ve Almanya’da olmak üzere 7 merkezde basım tesisi bulunmaktadır.50 1.36 100 2007 253.00 0. 2008 Yılında Reklam Pastasından Bazı Gazetelerin Aldığı Pay Gazete Hürriyet Sabah Milliyet Posta Zaman Akşam Vatan Cumhuriyet Star Türkiye Yeni Şafak Radikal Reklam Geliri (Milyon TL) 386 158 84 79 50 49 39 14 12 12 10 9 Toplamdan Aldığı Pay(%) 39.000 Pay(%) 66.00 8. matbaacılık. Ankara.21 39. Ortaklık Yapısı Doğan Yayın Doğan Holding Halka arz edilen (diğer) TOPLAM 2008 305.00 4.00 5. Adana.Ş.20 28. Hürriyet Gazetecilik A.Ş.000.000 Pay(%) 60.624.Ş.000.79 100 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Bulgular ve Yorum 3. Tablo 3.000 460.515.900 421.90 3.00 16. Gazetecilik.000 130. 31 Aralık 2008 tarihi itibariyle hissedarların yapısı Tablo 3’deki gibidir.50 8.44 5.920. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.00 1.1. Antalya.484.100 167. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 33 Tablo 2.000 23. 1960 yılında kurulmuş ve Türkiye’de tescil edilmiştir. reklam.

25 98. Bağlı Ortaklıklar Bağlı ortaklıklar Hürriyet Medya Basım Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. başta Rusya olmak üzere Doğu Avrupa ülkelerinde faaliyette bulunmaktadır.Ş.V.Ş. çıkardığı günlük ve haftalık gazeteler.00 67. Hürriyet’in hisselerini büyük bir bölümü. Referans Yayın Dağıtım ve Kurye Hizmetleri A. Emlaksimum Elektronik Yayıncılık ve Ticaret A. vasıtasıyla.Ş.00 Hollanda Jersey 100. otomotiv ve insan kaynakları olmak üzere. TME Teknoloji Proje Geliştirme ve Yazılım A.Ş.30 hissesini satın almıştır. Sayı:29 .Ş. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Trade Media East Limited Ülke Türkiye Türkiye Türkiye Faaliyet Konusu Basım ve İdari Hizmetler Dergi ve Kitap Basım İnternet Yayıncılığı Dağıtım ve Kurye Hizmetleri Gazete Yayıncılığı İnternet Yayıncılığı Yazılım Hizmetleri Gazete Basım Yatırım Yatırım Şirket ya da Bağlı Ortaklıklarının Oy Hakları(%) 99.34 D.89 100.Ş. Hürriyet Invest B. Gürkan Şirket 29 Mart 2007 tarihinde Bağlı Ortaklıklarından Hollanda’da yerleşik Hürriyet Invest B.’ye (Doğan Yayın) aittir. TME başta emlak.Ş. Doğan Ofset Yayıncılık ve Matbaacılık A. Doğan Daily News Gazetecilik ve Matbaacılık A.’nin bünyesinde kurulmuş olan Doğan Yayın Holding A.Ş.99 99. Yenibiriş İnsan Kaynakları Hizmetleri Danışmanlık ve Yayıncılık A.Ş.41 100.30 Güz 2009.V.00 94. Doğan Şirketler Grubu Holding A.00 Türkiye Türkiye Türkiye Türkiye 100. Hürriyet Zweigniederlassung GmbH. Tablo 4. dergiler ve internet siteleri vasıtasıyla sektörel seri ilan yayıncılığı yapmakta olup.00 Almanya 100. Trader Media East Limited (TME) şirketinin %67.

199 2.00 20.4 69. 3.643 1.380. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.394.9 100 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .Ş.038 853.830 886.241 1. TOPLAM PASİF Kısa V.405 %2009 %2008 %2007 30.Ş. Tablo 6.2009 (Bin TL) AKTİF DÖNEN VAR.405 174.826 1.884 365.044. Şirket sermayesinin %40’ı İMKB’de dolaşımda bulunmaktadır.541 794.6 43.94 49.277 1.12 30.8 68.5 46.044.Ş.403 2.912. TME’nin hisselerinin %25.02’si GDR olarak Londra Borsası’nda işlem görmektedir. Borç Uzun V. aktif yapı içinde dönen varlıkların %31 civarında.808 591.349 2007 (Bin TL) 441.349 374.6 100 19.Ş.822.884 2008 (Bin TL) 649. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Aktif ve Pasifler 30.7 42.5 38.946 1. 2007 yılına göre dönen varlıklarda %7 oranında artış yaşanmıştır.320 783.788 1.’nin bilançoları yüzde yöntemiyle analiz edildiğinde 2008 ve 2009 yıllarında.331. İştirakler İştirakler Doğan Media Yaysat DYG İlan Ülke Almanya Türkiye Türkiye Faaliyet Konusu Yayın ve İlan (Avrupa) Dağıtım Reklam Şirket ya da Bağlı Ortaklıklarının Oy Hakları(%) 44.1. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.617 1.94 100 31.42 25.2 100 18.822. Borç ÖZSERMAYE TOPLAM 581. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 35 Tablo 5. duran varlıkların %68-69 payı olduğu görülmektedir.’nin Bilanço ve Gelir Tablolarının Dikey Analizi Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.1.00 Şirket Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) kayıtlı olup 1992 yılından itibaren şirketin hisse senetleri İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda (İMKB) işlem görmektedir.799 955.’nin bağlı ortaklıkları ve iştirakleri Tablo 4 ve Tablo 5’de verilmektedir.2 75.912. DURAN VAR.Ş.09.8 100 9.8 100 24.

Gürkan İşletmenin dönen varlıklarının dağılım yüzdeleri incelendiğinde. işletmenin faaliyet raporunda 1997-2008 yılları arasında yaptığı yatırım harcamalarının(404 milyon ABD doları) %63’ü makine.326 0 186. Maddi duran varlıklar arsa.3 1.2 2. Geçmiş yıla göre nakitin artması.450 4.3 0.693 23.874 2.1 0 9. Nakit ve nakit benzerleri şirketin eldeki ve banka hesaplarındaki hazır değerleridir.082 20.307 6.4 0.747 177. bina.308 2.232 26.3 0. şirketin nakit ve nakit benzerleri ile ticari alacaklar kalemlerinin dönen varlıklar içinde büyük bir yüzde ile yer aldığı görülmektedir.187 236.4 2.813 9.405 %2009 %2008 %2007 30.946 370.Ş.977 529.01 1.4 0. Bunlar.186 4.835 558.8 0 0.0 26. Nakit ve nakit benzerleri Finansal yatırımlar Ticari alacaklar Diğer alacaklar Stoklar Diğer dönen varlıklar DURAN VAR.645 3. İmtiyaz.2 0. Ayrıca örneğin Güz 2009.130 581. Sayı:29 .2009 (Bin TL) AKTİF DÖNEN VAR.6 13.617 137.4 100 24.1 1. 2005:256).394. patent.995 316 21.09.2 0.9 28.3 0.007 0.629 515.08 25.129 5.380.926 16.4 1. makine gibi fiziki varlık kalemleri olup.403 7.540 17.6 68.348 301 4.8 18.004 2. %15’i bina.2 100 Duran varlıkların dağılım yüzdeleri incelendiğinde maddi duran varlıklar dikkat çekmektedir.643 0 697 4.9 9.859 1. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Aktifler 30.390 8.1 12. ticari alacakların azalması işletmenin kredili satışlardan alacaklarını zamanında tahsil edebildiğini göstermektedir. herhangi bir fiziksel varlığı bulunmayan ve işletmenin belli bir şekilde yararlandığı yada yararlanmayı beklediği aktifleştirilen giderler ile belli koşullar altında hukuken himaye gören haklar ve şerefiyelerin işlendiği hesap grubudur (Tokaç.01 0.576 545.094 222.04 0.2 0.2 7.2 0.6 0 0.552 1.451 52.7 30.5 11.8 1.349 2007 (Bin TL) 441.3 0.380 12.788 0 124 6. değerlenen yat. ticari marka gibi haklar bu bilanço kalemi içinde yer almaktadır.182 1.569 19.129 6.4 0. %16’sı arsa.6 75.4 17.2 0.1 0.6 69.36 D. Yatırım amaçlı gayrimenkuller Maddi duran varlıklar Maddi olmayan duran var.9 28.331.1 100 31. lisans.3 30.0 0. %6’sının diğer yatırımlara ait olduğu belirtilmiştir.912.5 0.1 1.980 30.692 552. Şirketin maddi olmayan duran varlıklarının payı da yüksektir.187 46. Ticari alacaklar Diğer alacaklar Finansal yatırımlar Özkaynak yönt.637 236.402 1.884 2008 (Bin TL) 649.4 11. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.159 1.241 333.044.6 0.662 227.8 0.822. Şerefiye Ertelenmiş vergi varlığı Diğer duran varlıklar TOPLAM 581.939 2. Tablo 7.

196 17. Net çalışma sermayesinin pozitif olması işletmenin lehine bir durumdur.7 2.6 8.04 46.578 794. Tablo 8.9 0.Ş.531 384 886.054 19.Ş.2 1.1 12.930 801 853. Diğer uzun vadeli borçlar ÖZSERMAYE Ana ortaklığa ait özkaynaklar Ödenmiş sermaye Sermaye düzeltmesi farkları Yabancı para çevrim farkları Kardan ayrılan kısıt.27 0.2 0.142 2.058 460.938 6.541 59.BORÇ Finansal borçlar Diğer finansal borçlar Ticari borçlar Diğer borçlar Dönem karı vergi yük.057 17.199 (50.5 0.1 100 Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.320 275. özsermayenin %45 civarı olduğu görülmektedir.8 5.8 38.950) 27.7 0.4 1.03 (0.850 189 146 10.7 7.884 2008 (Bin TL) 374.744 0 45.9 43. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.7 0.517 179.6 3.198 94.2 0.3 0.643) 27.0 100 9.3 100 18.8 4.830 627.732 15.187 110.310 229.1 1.082 21.912.3 0 2. yedekler Geçmiş yıllar karları Net dönem zarar/karı Azınlık payları TOPLAM 365.9 0.757 591.2009 (Bin TL) PASİF KISA V.2 2.8 0. Dönen varlıklarla kısa vadeli borçlar karşılaştırıldığında dönen varlıkların aktif içindeki yüzdesinin(%31.1 0.5 33.126 26.296 552.199 (2. Aksi durumda işletme likidite sıkıntısına İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .349 2007 (Bin TL) 174.568 2. Genel standartlar dikkate alındığında öz sermayenin %50’nin üzerinde olması güçlü bir mali yapıyı göstermektedir.02 0.8 0.5 13.8 22.822.044.199 (18.’nin kullandığı finansal kaynakların izlendiği pasif kalemleri incelendiğinde ise.592 (38.767 12.038 605.008 0.3 11.03 30.7 30.148 16.8 23.38 1.BORÇ Finansal borçlar Diğer finansal borçlar Diğer borçlar Kıdem tazminatı karşılığı Ertelenmiş vergi yüküm.9 0.1 6.3 0.000 77.7 2.440 71 955.9 6.5 3.5 0.9) 1.115 159.2 6.826 743.9 0.8 0.9 40.024 15.6 6.243 421.931 120. Bu işletmenin net çalışma sermayesinin yeterli olduğunu göstermektedir.6 28.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 37 işletmenin yeni bir şube açması.292 185 13.717 191.1 0.2 1.745 137.160 6.4 9.003 49. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Pasifler 30.686 45.000 77.405 %2009 %2008 %2007 19.858) 22.000 77. işlerini genişletmesi ve karşılığında maddi bir değer elde edilmeyen giderlerinin aktifleştirilmesi bu hesaplarla gösterilmektedir.489 783.199 753.8 1.7 0.09. Borç karşılıkları Diğer kısa vadeli borçlar UZUN V.2 9.3 0.5) daha fazla olduğu görülmektedir.261 7.8) kısa vadeli borçların pasif içindeki payından(%18.2 1.094) 133.01 42.661 13.009 0.210 134.277 834.043 11.864 5.092 4.009 0.9 22.905 1.8 36.601 5.1 4.799 438.9 43.338 24.575 41.582 1.808 243.

5 Satış Gelirleri Satışların Maliyeti(-) Brüt Kar/Zarar Pazarlama.8 0.0 5.4 0.8) (204. 2008 ve 2009 yılında önceki yıla oranla uzun vadeli borçlarda %5 ve %8 azalma olmuştur.6) (109.09.4 2.7 26.4 3. 2009-2008-2007 Yılları Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Gelir Tablosu 2009(%) 2008(%) 30. Bunun büyük bölümü finansal borçlardan kaynaklanmaktadır. değer. 2009 yılı itibariyle bu oran %64’e kadar çıkmaktadır.8) 106.8 (69.1 1.8 7.7 40.3) (60) 998.5) 152. Gürkan düşerek kısa vadeli borçlarını zamanında ödeyememe riskine girer.9 (370.4 (595. Uzun vadeli borçlar içinde de finansal borçlar önemli bir yer almaktadır.8) 402.1 10.9 1.9) 132. Brüt satış karlılığı ise yaklaşık %40’tır.7 17.8 3.1 100 59.8 12.6) 22.2) (134.3) 77.5) 131.1 (54.9 10.0) 18.6 (531.9) (0.2 22.3 (7. Yıl sonu net kar durumuna bakıldığında işletmenin 2008 ve 2009 yılında zarar ettiği görülmektedir.0 (15.4) 32.6 (8.5 11.8) 14.8) 365.1 35.2 40.0) 110.2 (13.6 (20.2 2.8 (28.0) 4.Ş.7) (24.3 2.9 20.4 4.8) 208.3 2.9 2.4 18.2 (127.5 100 64.3 İşletmenin gelir tablosuna bakıldığında şirketin maliyetleri net satışların yaklaşık %59’unu oluşturmaktadır. İşletme yabancı kaynaklarla finansmanında daha çok uzun vadeli borçlara yer vermektedir. Güz 2009.3 14.3 103.5 2. yatırımların kar/zarardaki paylar Finansal gelirler Finansal giderler(-) Sürdürülen faaliyetler vergi öncesi kar/zarar Dönem vergi gideri(-) Ertelenmiş vergi geliri Net Kâr/Zarar 578.8 0.5 8. satış.1 2.38 D.3) 897.9 9. Sayı:29 .9) 2.9 (52. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. İşletmenin kısa vadeli borçları 2008-2009 itibariyle %8-9 civarında artmıştır.7 12.6 22. ve dağıtım giderleri(-) Genel yönetim giderleri(-) Diğer faaliyet gelirleri Diğer faaliyet giderleri(-) Faaliyet Kârı/Zararı Özkaynak yönt.6 (21.6 (118.9 0.2009 (MilyonTL) 2008 (MilyonTL) 2007 (Milyon TL) 2007(%) 100 59.9) 8.3 11.0 0. Tablo 9.5) (88.4 7.7 (24.9 (264.8 (113.6 15.

0 8.8 169.6 244.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 39 İşletmenin satış gelirleri incelendiğinde. Personel giderleri de kağıda yakın bir gider kalemi olarak karşımıza çıkmaktadır.7 12.0 21.8 10. firmanın kısa süreli borçlarını ödeme gücünü ölçmek.8 100 46.1. toplam satış gelirlerinin %66’sından fazlasını reklam gelirlerinin oluşturduğu.0 177.Ş.8 8.2 12.5 5.8 26.1 100 46.7 195. işletme sermayesinin yeterli olup olmadığını saptayabilmek için kullanılmaktadır (Akgüç.5 29. seyehat Ajans haber alma giderleri Diğer 667.6 24.5 531. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .6 11.depolama.6 1. Tablo 10.7 1.8 2007 594.0 1. 1998: 23). Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. 3. asit test oranı ve nakit oranı olmaktadır.4 595. İşletmenin likidite durumunu ölçen oranlar.3 8.3 60.4 8.8 3.2. cari oran.1 176.’nin Rasyo Analizi Şirketin son üç yıllık mali yapı ve karlılığına ilişkin oranlar Tablo 10’da yer almaktadır.8 11. Bunun %30 gibi önemli bir bölümü ise kağıt maliyetidir. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.8 76.5 107.4 100 Satışların maliyetleri incelendiğinde ise.8 221.4 109.5 30.1 9. tiraj gelirlerinin ise %11-12 civarında payı olduğu görülmektedir.4 897.5 20.8 8.Ş.2 998.3 44.4 52.8 2008(%) 66.8 7.5 1. hammadde maliyetleri toplam maliyetin %46’sını oluşturmaktadır. Likidite oranları.5 42.4 274.8 100 2007(%) 66.4 3.3 142.0 55.0 31.3 21.0 22.0 29. Satış Gelirleri ve Satış Maliyetleri(Milyon TL) 2008 Satış gelirleri Reklam gelirleri Tiraj gelirleri Diğer gelirler Satışların maliyeti Hammadde maliyetleri Kağıt Baskı ve mürekkep Diğer Personel giderleri Amortisman ve itfa payları Komisyonlar Nakliye.0 4.

Kaldıraç oranının %50’ye yakın olması işletmenin risksiz finanse edildiğini gösterir. 2009 yılında 1.Ş. Genel olarak %50’nin üzerine çıkmaması beklenen kaldıraç oranı işletmede %50.06) 18. %56 ve %53 olarak hesaplanmıştır. Cari oranın tamamlayıcısı niteliğindeki asit test oranının 1 olması genelde yeterli sayılmakta.53 iken 2008 yılında 1.13 0.98 1.53 2.91 1.59 1. Gürkan Tablo 11.01) (0.02) (0.50 0.Ş. Mali yapı oranları. İşletme varlıklarının %18’lik bölümünün kısa vadeli borçlarla finanse edilmesi olumlu bir sonuçtur.18 (0. işletmenin ne ölçüde borçla finanse edildiğini ve borçla finansmanının işletme için ne kadar yararlı olduğunu ölçmeye yarar (Ceylan.30 4. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Güz 2009. İşletme için hesaplanan satışların karlılığı ve özsermayenin karlılığı oranları 2007 yılında % 11-12 civarında olup 2008-2009 yılında zarar çıkmıştır. Kar/zarar oranları işletmenin karlılığını ve faaliyetlerinin ne kadar verimli olduğunu ortaya koymaktadır.02) 25.’de 2 olması yeterli görülen cari oran 2007 yılında 2.67 0.V.40 5. 2003: 48). nakit oranın ise 0. Sayı:29 .11 0.49 Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.18 0.09 0.79 1.30 2008 1.27 0.53 0.34 0.56 3.53 0. işletmenin kısa süreli borçlarını ödeme gücü olduğu ve işletme sermayesinin yeterli olduğu söylenebilir.19 (0.00 0.03 0.20’nin altına düşmemesi beklenmektedir.59 olarak hesaplanmıştır. Özsermayenin borçları karşılama oranı beklenenden yüksek çıkmıştır. Bu durumda üç oran beraber değerlendirildiğinde.74. Mali Rasyolar ve Kârlılık 2009 Likidite Oranları Cari oran Asit test oranı Nakit oran Mali Yapı Oranları Borç/Özsermaye K.48 2007 2.56 0.V.32 0.12 20.Borç/Toplam Borç Borç/Aktif Toplamı(Kaldıraç oranı) K.Borç/Pasif Toplamı Kar/Zarar Oranları Net kar/Net satışlar(Satışların karlılığı) Net kar/Özsermaye(Özsermaye karlılığı) Faaliyet Döngü Oranları Stok devir hızı Alacak devir hızı Toplam varlıklar devir hızı 1.40 D.74 1.38 0.38 0.31 0.

ile birleşmesinin ardından Doğan Gazetecilik A. işletmenin alacaklarını tahsil edebildiği konusunda iyi bir gösterge olmaktadır. faaliyetlerinin devamı için kapasitenin yeterli olup olmadığını ifade eder (Ergül.99 50. stokların stoklarda ne kadar kaldığı. Bağlı Ortaklıklar İştirak ve Bağlı ortaklıklar Kemer Yayıncılık ve Gazetecilik A. Milliyet Haber Ajansı (Milha) Birey Seçme ve Değerlendirme Danışmanlık Ltd.98 99.Ş.Ş.83 Türkiye Yatırım Türkiye Gazete Yayıncılığı Türkiye İnternet Yayıncılığı Almanya Türkiye Türkiye Türkiye Gazete dağıtım İlan. Radikal. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.00 99. 2003: 57).Ş. Milliyet Verlags und Handels GmbH. reklam ve pazarlama Haber ajansı İnternet hizmetleri Türkiye İnternet yayıncılığı İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .34 50.03’ken 2008 yılında 5. DYG İlan ve Reklam Hizmetleri A. Bu artış olumlu olarak değerlendirilmektedir.4’e yükselmiştir.Ş.’de stok devir hızı 20. Tablo 12.3’e düşmüştür. Toplam varlıklar devir hızı. kurulmuştur. Ancak 2009 yılı dokuz aylık verilerine göre tekrar bir düşüş söz konusu olmaktadır.3’den 25. 3.’nin temelleri. Karacan ailesi 20 Temmuz 1979’da gazeteyi Aydın Doğan’a devretmiştir. Fanatik gazetelerini çıkaran Simge Yayıncılık ve Dağıtım A.Ş. 2009 yılı 9 aylık verilere göre 0. üretimde kullanılan varlıkların.Ş.A.Ş.02 66. işletmenin aktif varlıklarının kaç katı satış yaptığını göstermektedir. 2003 yılı sonunda Milliyet’in Posta. İşletmenin toplam varlıklar devir hızı son iki yıl için 0.Ş.Ş. Doğan Gazetecilik A.96 17. Alacak devir hızındaki artış. Doğan Gazetecilik A.99 99. alacakların kalitesi. İşletmenin alacak devir hızı önceki yıl 4.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 41 Faaliyet döngü oranları işletmelerde kullanılan varlıkların performansını analiz eden oranlardır.Ş. 2009’da yine bir düşüş ortaya çıkmıştır.34 olarak hesaplanmıştır. Ülke Faaliyet Konusu İştirak payı(%) 99. Bu oranlar. Bağımsız Gazeteciler Yayıncılık A. Stok devir hızı stokların bir yıl içinde kaç kez satışlara dönüştüğünü gösterir (Ceylan.2. Milliyet İnternet Hizmetleri ve Ticaret A.5 civarında hesaplanmıştır. Kemer Yayıncılık Pazarlama San. Doğan Gazetecilik A. gazeteci Ali Naci Karacan tarafından 3 Mayıs 1950 yılında Milliyet gazetesiyle atılmış olup. Bu oran stokların 14 günde bir yenilendiğini göstermektedir. 2004: 45). Ve Tic. Alacakların ortalama tahsilat süresi 89 günden 67 güne düşmüştür.Ş.

dergi. Önceki yıla göre dönen varlıkların yüzdelerinde %36’lık düşüş yaşanmıştır.00 Doğan Gazetecilik A. haftalık.’nin temel faaliyet alanı. Duran varlıkların yüzdeleri incelendiğinde maddi olmayan duran varlıklarda %22 ve şerefiye değerlerinde %13 oranlarında artışlar görülmektedir.Ş.Ş. basın yayın alanıyla ilgili reklam işlerinin izlenmesi ve gazete. Doğan Gazetecilik A.1. Gelir tablosunda ise zarar edildiği izlenmektedir.Ş.86 0. özsermayenin %70 üzerinde olduğu görülmektedir. günlük gazetelerle.62 28.303.Ş.Ş.84 oranında paya sahip Kemer Yayıncılık ve Gazetecilik A.’nin kullandığı finansal kaynakların izlendiği pasif kalemleri incelendiğinde ise. 3. aylık ve periyodik olarak yayımlanan dergilerin hazırlanması. Genel standartlar dikkate alındığında öz sermayenin %50’nin üzerinde olması güçlü bir mali yapıyı göstermektedir. Halka Arz Diğer Toplam Sermaye (YTL) 74. Bu durum firmanın yeni iktisadi varlıklar elde etmesinin ya da zarar etmesinin sonucu olabilir.8 duran varlıkların %68. Doğan Gazetecilik A. Gürkan Grup.’nin sermayesinin %40. Dönen varlıklar içinde ticari alacaklar da %22-24 civarındaki oranla dikkat çekmektedir. kitap gibi yayınların dağıtım ve satış işleridir.2 olduğu görülmektedir.’nin bağlı ortaklıkları ve iştirakleri Tablo 12 ve Tablo 13’de yer almaktadır.Ş. Güz 2009.16’sını ve Bağımsız Gazeteciler’in sermayesinde %59. yani işletmenin para mevcudunda önemli bir azalma izlenmektedir.Ş.52 100.000 İştirak Payı (%) 70.629 548.000. Sayı:29 .2.’nin Bilanço ve Gelir Tablolarının Dikey Analizi Doğan Gazetecilik A.’nin bilançoları yüzde yöntemiyle analiz edildiğinde aktif yapı içinde 2008 yılında dönen varlıkların %31. 2009 yılında da nakit sıkıntısı artarak devam etmiştir. Vatan gazetesinin isim ve imtiyaz hakkına sahip Bağımsız Gazeteciler Yayıncılık A. Doğan Gazetecilik A. Ortaklık ve Sermaye Yapısı Ortağın Adı Soyadı ve Ünvanı Doğan Yayın Holding A.’nin sermayesini temsil eden paylarının tamamını satın almıştır. Bu değişim şirketin kasa ve kasa benzerleri kaleminde de kendini göstermekte.42 D.743 30.Ş. Tablo 13.147. Doğan Gazetecilik A.628 105.Ş.

772 279. Doğan Gazetecilik A. Pasif kalemleri içinde uzun vadeli borçların oranı %2’nin altındadır.BORÇ UZUN V.996 85.088 225.433 330.389 7. Yani işletmenin hazır değerlerindeki azalmaya rağmen kısa vadeli borçları ödeme gücü olduğu düşünülebilir.564 225.5 1. Kısa vadeli borçlar içinde en büyük değeri 2008 yılında %21.293 241.BORÇ ÖZSERMAYE TOPLAM 102.8 68. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Aktif ve Pasifler 2009(BinTL) (30.044 330.568 34.432 327.6 100 12. DURAN VAR.844 279.3 71.2 100 25.698 241. TOPLAM PASİF KISA V. İşletme yabancı kaynaklarla finansmanında daha çok kısa vadeli borçlara yer vermektedir.796 96.026 3.5 100 Dönen varlıklarla kısa vadeli borçlar karşılaştırıldığında dönen varlıkların aktif içindeki yüzdesinin kısa vadeli borçların pasif içindeki payından daha fazla olduğu görülmektedir.113 327.9 100 65. Bu işletmenin net çalışma sermayesinin yeterli olduğunu göstermektedir.3 86.996 2008(Bin TL) 105.2 1.494 235.09.521 2007(Bin TL) 182.0 2.6 72.568 %2009 %2008 %2007 31.7 100 26.2009) AKTİF DÖNEN VAR.521 84.Ş.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 43 Tablo 14. Şirketin kısa vadeli borçları 2008 yılında önceki yıla göre %13’lük bir artış göstermiştir. 2009 yılı 9 aylık verilere göre bu oran %11’e düşmüştür.3 ile ticari borçlar almaktadır.7 100 31.184 5.4 34.3 68. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .

7 0.2 68. DURAN VAR.02 0.4 0.02 0.541 96.0 23.0 100 2008 (Bin TL) 2007 %2009 %2008 %2007 (Bin TL) Güz 2009.665 84 5.Ş.947 895 60.521 182.7 34. Şerefiye Ertelenmiş vergi varlığı TOPLAM 102. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Aktifler 30. Sayı:29 .6 22.572 775 225.2 0.568 31.433 65 70 1.4 2.9 0.2 11.979 113.0 21.857 6.0 9.6 34.907 4.2 100 65.01 0.5 1.02 1.616 225.820 81.218 71.2 0.9 100 31. Gürkan Tablo 15.014 7.05 0.44 D.733 113. Doğan Gazetecilik A.3 21. Diğer alacaklar Finansal yatırımlar Yatırım amaçlı gayrimenkuller Maddi duran varlıklar Maddi olmayan duran var.850 330.569 74.9 21.250 327.6 0.288 31.644 10.3 1.773 59 135 646 31.7 1.2009 (Bin TL) AKTİF DÖNEN VAR.429 2.5 68.627 71.088 16.432 65 70 3.996 105.7 3.6 3.03 1.6 1.02 1.379 11.334 64.3 24.796 106.7 0.09. Nakit ve nakit benzerleri Ticari alacaklar Diğer alacaklar Stoklar Diğer dönen varlıklar Satış amacıyla elde tutulan duran v.564 3.02 0.857 3.9 34.584 29.661 279.4 38.4 9.782 98 5.2 1.8 4.

Borç karşılıkları Diğer kısa vadeli borçlar UZUN V.568 26.521 34. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .470 3.098 21.000 45.910 82.311 6.793 105.060 20.9 25.08 100 2008 (Bin TL) 2007 (Bin TL) %2009 %2008 %2007 İşletmenin gelir tablosuna bakıldığında şirketin maliyetleri net satışların yaklaşık %68’sini oluşturmaktadır.026 3.060 3.5 0.6 11.307 4. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Pasifler 30.9 0.07 100 25.200 16.293 5.8 0.7 1.3 21.838 906 8.698 3.2 1.620 5.1 3.6 32.293 241.9 72.8 1.183 1.0 1.838 4.494 7.1 0.910 82.0 6.860 105.439 7.455 3.6 1.2 0. yedekler Geçmiş yıllar karları Net dönem zarar/karı Azınlık payları TOPLAM 85.5 1.8 31.1 7.3 1.Ş.845 241.4 35.494 235.933) 254 327.8 13.194 3.361 2.02 1.739 (753) 252 330.9 24.910 82.267 2.9 1.3 86.928 5.8 16.456 1.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 45 Tablo 16.7 71.2009 (BinTL) PASİF KISA V.9 2.3 0.617 100.4 29.6 72.1 1.060 70 3.061 70.3 71.5 86.120 (12.000 45.07 100 12.5 1. Bir önceki yıla göre bir azalma söz konusudur.3 2.996 84.435 5.BORÇ Çalışanlara sağlanan faydalar ÖZSERMAYE Anaortaklığa ait özkaynaklar Ödenmiş sermaye Sermaye düzeltme farkları Hisse senedi ihraç primleri Yabancı para çevrim farkları Kardan ayrılan kısıt.1 1.388 31. Doğan Gazetecilik A.297) (5.4 0.3 3.000 45.115 234.045 240.0 9.BORÇ Finansal borçlar Ticari borçlar Diğer borçlar Dönem karı vergi yük.698 241.4 0.6 0.833 228 279.9 5.8 1.063 5.3 1. Net satış karına bakıldığında işletmenin zarar ettiği görülmektedir.3 0.372 36. Brüt satış karlılığı ise yaklaşık %32’dir.7 1.09.1 1. 2007 yılı ile karşılaştırıldığında maliyetlerde %6 civarında artış olduğu görülmektedir. Bunun nedeni gazete kağıdına gelen zam veya gazete sayfasının artması olabilir.0 13.

9 0.8 25.Ş.8 5. Gürkan Tablo 17.599 (96.08 1.9 3.406) 8.1 28.9 2.786) (2.483) (2.974 (66.8 2.46 D.6 7. hammadde maliyetlerinin toplam maliyetin %53’ünü oluşturduğu dikkat çekmektedir. tiraj gelirlerinin ise %37 civarında payı olduğu görülmektedir. Doğan Gazetecilik A.0 1.237) (25.055 10.755) (182.061 (174.7 0. Satışların maliyetleri incelendiğinde ise.748 (4.353 293.205) (3. 2009-2008-2007 Yılları Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Gelir Tablosu 2009 2008 (Bin TL) (Bin TL) (30.5 1.040) 11.231) 19.628) (16.780 (6.8 0.7 1.2 100 62.6 2.473) (19.2 100 67.9 0.9 27.155) (22. Sayı:29 .5 2.4 2.8 3.682) 398 8.1 3.5 3.2 7.2 32.717) 3.340 (81.0 (Bin TL) 2007 2009(%) 2008(%) 2007(%) (231.0 37. Güz 2009.4 2. satış ve dağıtım giderleri(-) Genel yönetim giderleri(-) Diğer faaliyet gelirleri Diğer faaliyet giderleri(-) Faaliyet Karı/Zararı Finansal gelirler Finansal giderler(-) Sürdürülen faaliyetler vergi öncesi kar/zarar Dönem vergi gideri(-) Ertelenmiş vergi geliri Net Kar/Zarar 100 259.809) 3.077) 109.4 0.757) (5.544) 2.835 İşletmenin satış gelirleri incelendiğinde.841 (12.314 (7.417 67. toplam satış gelirlerinin %61’ini reklam gelirlerinin oluşturduğu.815) (9.249) 11.7 3.399 (5.088) 84.516 (729) 111.574) 2.9 32.1 0.7 1.7 7.7 4.2009) Satış gelirleri Satışların maliyeti(-) Brüt Kar/Zarar Pazarlama.2 0.594) 8.441 (12.5 3.09.181 (2.120 (2.931) 341.9 2.

17 0.416.588 5.39 0.681 107.396.971 231.8 2.7 7.7 10.341 18.371 1.2.37 0. İşletmenin likidite durumunu ölçen cari oran.851 341.866.170 61.99 1.697. Tablo 19.130 293.12 0. Doğan Gazetecilik A.751.27 0.529 33.14 0.’nin Rasyo Analizi Şirketin son üç yıllık mali yapı ve karlılığına ilişkin oranlar Tablo 19’da yer almaktadır.8 11.590.521.Borç/Toplam Borç Borç/Aktif Toplamı (Kaldıraç oranı) K.7 100 52.353.02) (0.961 23.12 3.852.513 2007 2008(%) 2007(%) 178.Ş.V.26 (0.V.6 100 61.203 23.92 0.02) 32.04 38.0 36.640 17.32 0.99 1.Borç/Pasif Toplamı Kar/Zarar Oranları Net kar/Net satışlar(Satışların karlılığı) Net kar/Özsermaye(Özsermaye karlılığı) Faaliyet Döngü Oranları Stok devir hızı Alacak devir hızı Toplam varlıklar devir hızı 2009 1.972.99 4.28 0.5 100 3.206.6 10. asit test oranı ve nakit oranları hesaplandığında aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkmıştır. Mali Rasyolar Likidite Oranları Cari oran Asit test oranı Nakit oran Mali Yapı Oranları Borç/Özsermaye K.370.94 0.089.3 13.662 126.3 37.8 12.941. Satış Gelirleri ve Satış Maliyetleri 2008 Satış gelirleri Reklam gelirleri Tiraj gelirleri Diğer gelirler Satışların maliyeti Hammadde maliyetleri Haber ve fotoğraf hizmetleri Baskı giderleri Personel giderleri Amortisman ve itfa payları Diğer 209.754. Doğan Gazetecilik A.936 6.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 47 Tablo 18.770 19.37 2.3 1.992.03 0.Ş.12 0.633 31.003) 47.4 0.567 21.04 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .79 2008 1. Doğan Gazetecilik A.94 0.36 3.25 (0.250.918 182.747 97.04 0.2 100 53.002) (0.37 0.521.25 1.20 1.2.236.077.18 0.0 1.5 14.749.19 0.101 121.11 4.779 3.Ş.03 2007 5.8 10.591.

işletmenin aktif varlıklarının kaç katı satış yaptığını göstermektedir.48 D. Bu oran stokların 7 günde bir yenilendiğini göstermektedir. Araştırmada ele alınan basın işletmeleri tarafından kullanılan finansman kaynakları incelendiğinde. Sayı:29 . Finansal Analiz Sonuçlarının Genel Değerlendirilmesi Araştırmada Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.’de stok devir hızı 38. Alacakların ortalama tahsilat süresi 72 gündür. Araştırmada yer alan işletmeler büyük ölçekli işletmeler olup.99 ve 2009 yılı için 3. 2009 yılı için 0.2009 tarihi itibariyle 9 aylık) yıllarına ait muhasebe veri ve bilgilerinin özeti olarak ortaya çıkan bilançoları ve gelir tabloları çeşitli ölçü.03 civarında. Ancak 2009 yılı 9 aylık verilere göre bu oran 32. basın işletmelerinin öncelikle tüm işletmeler gibi sahip ya Güz 2009. Bu oranlar bilançoların yüzde yöntemiyle incelenmesi sırasında dikkat çeken likidite durumundaki düşüşü desteklemektedir. Mali yapı oranları incelendiğinde.36’a düşmüştür.Ş. Özsermayenin borçları karşılama oranı da %37’dir.99’a yükselmiştir. Sektörde toplam gazete satış gelirleri ve reklam-ilan gelirlerinin önemli bir bölümünü elinde tutan bu işletmelerin medya sektöründe ve diğer pek çok sektörde faaliyet gösteren işletmelerle ortaklıkları ve iştirakleri bulunmaktadır.4 civarında olup 2008-2009 yıllarında zarar çıkmıştır.’de 2 olması yeterli görülen cari oran 2007 yılında 5. Bu inceleme sonunda araştırılan basın işletmelerinin finansal durumu ve faaliyet sonuçları hakkında bilgi sahibi olunmuştur. Cari oranın tamamlayıcısı niteliğindeki asit test oranı önceki yıl 2. ile Doğan Gazetecilik A.20’nin altına düşmüştür. karşılaştırma ve oran teknikleri kullanılarak incelenmiştir.25 olarak hesaplanmıştır. kaldıraç oranının %30 civarında hesaplanmış olduğu görülmektedir.17 olarak hesaplanmıştır. 4. birer holding işletmesi olarak faaliyet göstermektedir.18 ve 1. Toplam varlıklar devir hızı.14 olarak hesaplanmıştır. İşletmenin alacak devir hızı iki yıl için 4.’nin 2007.11’den 47. İşletme için hesaplanan satışların karlılığı ve özsermayenin karlılığı oranları 2007 yılında % 0.12 iken son dönemde 1.Ş.79 olarak hesaplanmıştır.37 iken 2008 ve 2009 yıllarında 1.09. İşletmenin toplam varlıklar devir hızı iki yıl için 1. Nakit oran ise son dönemde 0. Gürkan Doğan Gazetecilik A.3-0. Doğan Gazetecilik A.Ş.Ş. 2008 ve 2009 (30. İşletmenin varlıklarının %25’lik bölümü kısa vadeli borçlarla finanse edilmektedir.

bina gibi maddi duran varlıklar ve imtiyaz. Nitekim 1994 ve İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . İşletmenin dönen varlıklarının önemli bir bölümünü ticari alacaklar oluşturmaktadır. Çalışmaya konu olan basın işletmelerinin ticari alacakları ticari borçlarından fazladır. Araştırmada basın işletmelerinin karlılık durumları ile ilgili olumsuz sonuçlar ortaya çıkmıştır. bu işletmelerin kredili satışlardan olan alacaklarını 2 ile 3 ay içinde tahsil edebildikleri ortaya çıkmıştır.’nin daha çok ticari kredi kullandığı yani kısa süreli satıcı kredilerinden yararlandığı ortaya çıkmaktadır.Ş. Her iki basın işletmesi de 2008-2009 yıllarında uzun vadeli borçlanmadan uzaklaşarak kısa vadeli borçlanmaya yönelmiştir. satışların maliyetinin yüksek seviyelerde seyrettiği ortaya çıkmaktadır. arsa. Duran varlıklar içinde en önemli payı makine. gerek personel giderleri. işletmelerin büyük ölçüde reklam gelirleriyle ayakta kaldıklarını söylemek mümkün olmaktadır. mürekkep gibi hammadde maliyetleri. ticari marka gibi haklar ile şerefiyeler gibi maddi olmayan duran varlıklar almaktadır. Basın işletmelerinin gelirleri incelendiğinde. İncelenen işletmelerde alacakların ortalama tahsilat süreleri hesaplanmış. Bu durumda. İşletmelerin likidite durumları incelendiğinde.’nin çoğunlukla banka kredisi tercih ettiği. Gerek kağıt. Ticari alacaklarının tahsil süresinin uzun olması borç ödemede sıkıntı yaratabilir. satışların maliyetlerinde yaşanan artışların ve ekonomik krizin etkisi olabileceği düşünülmektedir. kısa vadeli kaynaklar içinde Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.’nin 2008 ve 2009 yılı içinde likidite sıkıntısı yaşadığı düşünülmektedir.Ş. Uzun vadeli fon kaynakları incelendiğinde. Bunun nedeni faizlerin düşeceği yönündeki beklentiler olabilir. basın işletmelerinin genel olarak kısa vadeli yabancı kaynaklarını karşılayabildiği ve çalışma sermayesinin yeterli olduğu belirlenmiştir. her iki basın işletmesinin uzun vadeli banka kredilerine büyük oranda başvurdukları görülmektedir.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 49 da ortaklar tarafından fon sağladığı(öz sermaye). Doğan Gazetecilik A. Satıcı kredileri.Ş. Ancak Doğan Gazetecilik A. Gelir tabloları incelendiğinde. İncelen basın işletmelerinin varlık yapısında duran varlıkların dönen varlıklara oranla daha fazla yer aldığı görülmüştür. gerekse dağıtım giderleri yüksek maliyet oluşturmaktadır. İncelenen işletmelerin 2008 yılını ve 2009 yılının 9 aylık kısmını zararla kapadıkları görülmektedir. Basın işletmelerinin bilançoları incelendiğinde. bunun dışında işletme dışı kaynaklardan kısa ve uzun vadeli krediler sağlayarak finansal dengelerini kurma yoluna gittikleri görülmektedir. işletmelerin hammadde ya da malzeme alışlarını diğer işletmelerden kredili olarak satın aldığını göstermektedir.

Basın işletmelerinin kaynak ihtiyacında. İncelenen basın işletmelerinin maddi duran varlıklarının yapısı da bu durumu açıklamaktadır. büyük altyapı yatırımları ve pahalı teknolojiyi gerektirmekte. Gürkan 2001 kriz dönemlerinde de basın işletmelerinin karlılık durumlarının benzer bir yapıda olduğu tetkik edilmiştir. bu fonlar öz kaynaklardan sağlanan fonlar olup. Basın işletmeleri maliyetleri fazla olan işletmelerdir. Basın sektöründe üretilen ürün. hammadde ve genel üretim giderlerinden oluşan “satışların maliyeti” genellikle bu işletmelerin net satış gelirlerinin %60’ı civarında hesaplanmıştır. İncelenen basın işlemelerinin gelirlerinin %60’dan fazlasını reklam ve ilan gelirleri oluşturmaktadır. Basın işletmeleri kuruluş aşamasında. karlılık durumları araştırılarak bu işletmelerin faaliyetlerinin finansal bakımdan etkinliği ölçülmüştür. Anonim şirket olarak kurulan basın işletmeleri özkaynaklardan sağlanan fonlar yeterli olmadığında yeniden hisse senedi çıkararak da sermayelerini artırabilmektedir. Türkiye’de gazete tirajlarının belli bir seviyenin üzerine çıkmaması ve gazete satış fiyatlarının genellikle maliyetin altında tutulması nedeniyle basın işletmelerinin faaliyetlerini sürdürmelerinde reklam ve ilan gelirleri önemli olmaktadır. Sayı:29 . Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. ürettikleri ürünün maliyetleri belirleyici olabilmektedir. Bu oranlar basın işletmeleri için ilan ve reklamların. seçilen basın işletmelerinin 2007. borçları. yine o dönemde yaptıkları işlemler sonucunda elde ettikleri gelir ve giderleri. işletmenin özsermayesini oluşturmaktadır. finansman Güz 2009. Mali tabloları incelenen basın işletmelerinin. zaman zaman otofinansman yoluyla kendi kendilerini finanse ederek bir finansal denge kurmaya çalışmaktadır. ve Doğan Gazetecilik A.50 D. hangi finansal kaynaklardan yararlandığı. Sonuç Bu çalışmada Türkiye’deki basın işletmelerinde finansmanın ne şekilde gerçekleştiğini tespit etmek için.Ş. dolayısıyla yüksek başlangıç maliyetleri söz konusu olmaktadır. varlıkları. işletme dışı kaynaklardan kısa ve uzun vadeli krediler sağlayarak. işletmenin sahip ya da ortakları yeniden fon aktarabilmektedir.2008 ve 2009 yıllarına ait mali tabloları incelenmiştir.’nin işçilik. Özsermayenin daha sonra çeşitli nedenlerle yeterliliğini kaybetmesi ile. işletme sahip ya da ortaklarından fon sağlamakta.Ş. Günümüz ekonomik koşullarında basın işletmeleri.

İstanbul: Beta Basım Yayım. Basın sektöründe yapılan hizmetin kamusal boyutu. s. Sayı:1. bu da işletmelerin ekonomik bağımsızlığa ve finansal güce sahip olmaları ile mümkün olmaktadır. Uğur ve Kara.T. Orhan (2006) 1992-2002 Yılları Arasında Türkiye’de Basın İşletmelerinin Maliyet ve Gelir Yapısının Faaliyet Sonuçları Açısından İncelenmesi. Basın işletmeleri finansal açıdan çok karlı olmayan kurumlardır. Ancak kar oranının düşüklüğüne rağmen girişimcilerin basın işletmelerine yatırım yapmasının altında. Yapılan araştırmada çıkan önemli bir sonuç da. İstanbul: Avcıol Basım Yayın.21-25. işletmelerin atıl fonlarını finans piyasalarında değerlendirdiklerini göstermektedir. N. medyanın kamuoyunu etkileme gücü veya girişimcilerin faaliyet gösterdikleri diğer alanlarda güçlerini arttırabilmeleri gibi bazı nedenler bulunmaktadır. Tolga (2002) Basın İşletmelerinde Finansal Yönetimin Önemi. bu işletmelerin özsermayeleri ve toplam cirolarına kıyasla karlılık oranlarının çok düşük olduğudur. İstanbul: Türkmen Kitabevi. s. basın işletmelerinin sosyal işlevlerini tarafsız yerine getirebilmelerini gerektirmekte.233-237. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Öztin (1998) Finansal Yönetim. KAYNAKÇA Akgüç. Ancak. Dai. Atılgan. İstanbul: Beta Basım Yayım.317-346.Ü. İ. Ceylan. İncelenen işletmeler için faaliyet dışı gelirler de önemli bir orana sahip olmaktadır. Yayınlanmamış Doktora Tezi. İstanbul: İletişim Yayınları. Semra (1993) Basın Ekonomisi ve Promosyon. Atılgan. (1993) Medya Ekonomisi. tekelleşmeyi ve beraberinde başka sorunları getirmektedir. Desmoulins. İletişim Fakültesi Dergisi. Bursa: Ekin Kitabevi. Semra (1999) Basın İşletmeciliği. Baytar. Semra (1992) Türk Basınında Finans Problemleri. Cilt 1. İstanbul: Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Uğur (2008) Basın İşletmelerinin Finansal Yapısı. Atılgan. Sayı:3. Berk. Ali (2003) İşletmelerde Finansal Yönetim. Finansal kaynak sorunu yüzünden sektörde birkaç basın grubunun faaliyet gösterebilir duruma gelmesi. Marmara İletişim Dergisi. sektörde faaliyet gösterebilecek finansal güce sahip olan basın işletmesi sayısının artması gerekmektedir. Niyazi (1995) Finansal Yönetim. Bu yüzden basının mali baskılara karşı korunması için çeşitli önlemler alınması gerekmektedir.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 51 açısından önemini ortaya koymaktadır. Bu durum. s. Dai. Marmara İletişim Dergisi.

Sayı:29 . Görgülü.com. (1992) Dağıtım Sisteminin Seçimi:Basın için Ekonomik ve Stratejik Hedef. D.). Sayılgan. Medya Dünyası. Ergül. Yayınlanmamış Doktora Tezi. s.pdf Milliyet Gazetecilik A. N. İstanbul: Literatür Yayıncılık. Ankara: Vadi Yayınları. Tokaç. Finans Dünyası. Ankara: Detay Yayıncılık. Sayı:2002-03.pdf Özkan.milliyet. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi. Dündar.M.. Güz 2009. Ankara: Haberal Eğitim Vakfı. Fink.hurriyetkurumsal. 2008 Yıllık Faaliyet Raporu (2009) http://www. Belma ve Dündar. Güneri Fırlar. Sayılgan. (2003) Basın İşletmelerinde Kaynak Sorunu.(Der. s.Pelin (2006) Yazılı Basın İşletmelerinde Kalite.A.Tatlıpınar(Çev.52 D.).64-67. İ. İstanbul: Afa Yayınları. Charon. İstanbul:Gazeteciler Cemiyeti Yayınları. J. Alev (1998) Medya Ekonomisi ve Türkiye Örneği. Öcal (2005) İşletme Finansı ve Finansal Yönetim. Şevket (2005) Basın İşletmelerinin Ekonomisi. Nuray (2004) Herkes İçin Finans. Nur (1996) Basında Reklam ve Tüketim Olgusu. K.Ş. Güventürk (1991) Basında Ekonomik Bağımlılık. C. Conrad (1988) Strategic Newspaper Management. Fillion. P. İzmir: Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. İstanbul: Tunca Kitabevi. s. Sayılgan.67-77.Pelin (2002) Bilgi Çağında Ekonomik Revizyonların Yazılı Basın İşletmelerine Etkisi ve Reklam. s. Gürkan. Topçuoğlu. Ekim 2004. Çiler (1999) Türk Basınında Dağıtımın Tarihçesi ve Yapısı. Usta. Kasım 2004. Alemdar. Şevket (2004a) İşletmelerde Risk Yönetimi –Örnek Basın İşletmeleriFinans Dünyası.50-54. Corbondale: Southern Illinois University Pres. Şevket (2004b) Tüketim Kültürü Finansmanı ve Yazılı Basın İşletmelerinin Değişen Maliyetleri. İ. 2008 Yıllık Faaliyet Raporu (2009) http://kurumsal. O. Ankara: Nobel Yayın. İzmir: Bilgehan Baımevi.tr/pdfs/DOGAN-GAZETECILIK_08_4. Işık (1989) Basım ve Basın İşletmeciliği.Ş.com/tr/download/2008_Faaliyet_Raporu_1004 2009. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.32-36. Pazarlama Dünyası. Sayı:22. İstanbul: İletişim Yayınları. Söylemez. Gürkan Dursun. Ahmet (2005) Finansal Raporları Okuma Metotları.

7(2). medya-siyaset ilişkisinin çoğu zaman ekonomik ve siyasal çıkarlar zemininde gerçekleştiği ve bunların da haberlere yansıdığı varsayılmıştır. Anahtar Kelimeler: “medya”. bu iki güç arasında her zaman için bir etkileşimin olduğu açıkça görülecektir. Buna göre çalışmada. toplumdaki en önemli işlevlerinden birinin “bilgilendirme” olduğu yönünde bir önem atfedilmektedir. “medya ve siyaset ilişkisi” A Survey in the context of Politicians-Media Relations: The Example of Deniz Feneri ABSTRACT Nowadays.Ü. Buradan hareketle tasarlanan çalışmada.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. insanlar ve olaylar arasında bilgi alış-verişini sağlayan önemli bir toplumsal güçtür. In accordance with this. an importance is attributed to the media in that. Buna göre medya. Zaman-Yeni Şafak papers. Bu etkileşim kimi zaman çıkar birliği esasına dayanırken. Hereunder. However.İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi. This interaction is sometimes based on the common benefits. Bu bağlamda medya ve siyaset ilişkisine bakılacak olursa. Ancak medya. Başbakan Recep Tayip Erdoğan ile Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan arasında “Deniz Feneri” davası üzerinden yaşanan polemiğin. media is an important power that enables the exchange of information between the people and the events. these political actors can be involved in the activities which direct media according to their own goals. People can even keep the track of the events that don‟t occur around them via media. while media can sometimes broadcast things which affirms or negates some political actors. Key Words: „media‟ „politics‟ „media and politics relation‟   Yardımcı Doçent Doktor. and these reflect on the news. G. insanlar kendi çevreleri dışında gelişen olaylardan yine medya aracılığıyla haberdar olmaktadır. it will be clearly seen that there has always been an interaction between these two powers. while media is sending tips to the public about the opinion from the effect centres of the society. Buna göre medyaya. bir yandan toplumdaki etki merkezlerinden kamuoyuna kanaat için ip uçları iletirlerken. The analysis is realized on the basis of Hürriyet-Radikal. ZamanYeni Şafak gazeteleri üzerinden gerçekleştirilmiştir. According to this. At the end of this analysis. “siyaset”.İletişim Fakültesi İletişim 2003/18 . G. Accordingly. in the study. In this sense when looked at the relation between politics and media. In the study which is designed on this point of view. Bununla bağlantılı olarak meydanın kamuoyu oluşumunda da önemli bir rolü bulunmaktadır. enlightment is its one of the most important functions. media has an important role in forming public opinion. diğer taraftan da sahiplerinin ideolojik görüşleri ve çıkarları doğrultusunda yayın yapabilmektedir. it is seen that the assumptions of the research are testified. Öyle ki. kimi zaman amaçları doğrultusunda bazı siyasal aktörleri olumlayan ya da olumsuzlayan yayınlar yapabilirken. how the argument between Prime Minister Recep Tayip Erdoğan and the president of Doğan Holding Board Aydın Doğan about „Deniz Feneri‟ case became a„conflict‟ and „fight‟ via media is analyzed. 237- SĠYASETÇĠ-MEDYA ĠLĠġKĠLERĠ BAĞLAMINDA BĠR ĠNCELEME: “DENĠZ FENERĠ ÖRNEĞĠ” Gülcan IġIK Ülkü AyĢe Oğuzhan BÖREKCĠ ÖZET Günümüzde medya. medya üzerinden nasıl “çatışma” ve “kavga”ya dönüştüğü incelenmiştir. and it also takes place as a conflict of interest. it can also broadcast about the ideological views and benefits of their owners. kimi zaman da çıkar çatışması yönünde gerçekleşmektedir. siyasal aktörler de kendi hedefleri yönünde medyayı yönlendirici faaliyetlerde bulunabilmektedirler. it is assumed that the media-politics relation takes place mostly on the basis of the economical and political benefits.Ü. İnceleme Hürriyet-Radikal. Bu inceleme sonucunda araştırma varsayımlarının doğrulandığı görülmüştür.

kimi zaman kurumsal çıkarları ve siyasal yaklaşımları yönünde politika ve kamu gündemini belirleme eğiliminde olurken. Oğuzhan Börekci Günümüzde medya. Sayı:29 . Nitekim siyasal aktörler hedeflerini ve faaliyetlerini kamuoyuna iletebilmek için medyaya ihtiyaç duyarken. siyasal aktörlerin medya kuruluşlarına uygulayabileceği bazı yasal yaptırımlar da olabileceğinden. Güz 2009. Toplumsal hayatta bu denli etkili olan medyanın. Tüm bunlarla bağlantılı olarak medya kuruluşları. Nitekim toplumsal yaşamda gerçekliğin ne olduğu konusundaki tanımlar. içinde yer aldığı siyasal sistemden de etkilenmektedir. Bu noktada medyanın üzerinde durulması gereken en önemli özelliklerinden biri. politika gündeminin belirlenmesinde de etkili olduğu bilinen bir gerçektir. siyasal çevrelerle olan ilişkisi ise ayrı bir önem taşımakta ve söz konusu ilişkinin de birçok boyutu bulunmaktadır. kimi zaman “ekonomik beklentileri” yönünde de siyasal aktörlerle ilişki kurdukları ve bu yönde yayınlarını oluşturdukları dikkat çekmektedir. bu iki güç arasında her zaman için bir etkileşim söz konusudur. yayınlarının içeriğini oluşturabilmektedir. Diğer taraftan günümüz demokratik sistemlerinde medyadan kamuoyu adına siyasi otoriteleri denetlemesi. hem toplumsal denetimin hem de toplumsal değişmenin sağlanmasında önemli bir güç ve iktidar kaynağıdır. çoğunlukla medya aracılığıyla oluşturulmakta ve aktarılmaktadır. medya örgütleri de siyasal aktörlere haber kaynağı olarak sürekli gereksinim duymaktadırlar. Bu noktada kamu gündemini belirlemede etkili olan medyanın. Kısacası. Bu bağlamda medya ve siyasal aktörlerin karşılıklı ilişki kurma çabasında oldukları gözlenmekte ve ticari birer işletme olan medya kuruluşlarının. medyanın kamusal olayların yer aldığı bir tartışma platformu oluşturmasıdır. Bunun yanı sıra medya. mevcut siyasal sistem ve gelişen olaylar karşısında kamuoyunu bilgilendirmesi. bu kuruluşlar siyasal aktörlerle ilişkilerinin iyi olmasına da özen göstermektedirler. kamuoyunun beklentilerini ve ihtiyaçlarını gerekli çevrelere iletmesi beklenmektedir. A. siyasal aktörler de kendi çıkarları doğrultusunda medya ve kamu gündemini etkilemeyi hedefleyebilmektedirler. IĢık – Ü. Ancak. Bu etkileşim kimi zaman “çıkar birliği” esasına dayanırken. hem kamu hem de politika gündemini belirlerken.54 GĠRĠġ G. kimi zaman da “çıkar çatışması” yönünde gerçekleşmekte ve bu yönde medya. Bunların başında medyanın ve siyasal çevrelerin birbirlerine bağımlı olduğu ya da ihtiyaç duyduğu gerçeği gelmektedir.

çalışma kapsamında incelenen haberlerin içeriğinden hareketle oluşturulmuştur. “Medya Eleştirileri” başlığı altında ise. Buradan hareketle söz konusu suçlamaların niteliği ise şu şekilde belirlenmiştir: “Yolsuzluk” başlığı İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Başbakan Erdoğan‟a verdiği cevaplar aracılığıyla yönelttiği suçlamalar incelenmiştir. Doğan‟ın da bu konuda. Söz konusu inceleme. Başbakan‟ın. “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” başlığı altında ise. Buna göre çalışmada. Çalışmanın örnek olay incelemesinin ölçülür hale getirilebilmesi için.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 55 Yöntem Bu çalışmada veri derleme ve işleme tekniği olarak şöyle bir yol izlenmiştir. “Ekonomik İlişkiler”. Söz konusu inceleme için Doğan Medya Grubu‟na bağlı Hürriyet ve Radikal gazeteleri ile. Buna göre “Yolsuzluk” başlığı altında. “Ekonomik İlişkiler” başlığı altında. Doğan‟a yaptığı suçlamalar ile. Almanya‟daki Deniz Feneri Derneği‟nin de adının karıştığı “Yolsuzluk” davası üzerinden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Aydın Doğan arasında yaşanan tartışmalar ele alınmıştır. niceliksel ve niteliksel içerik analizi yöntemi uygulanarak belirlenmiştir. Söz konusu konular. Erdoğan‟ın cevap niteliğindeki açıklamalarıyla Doğan‟a yaptığı suçlamalar ele alınmıştır. Başbakan‟ın. Doğan‟ın Deniz Feneri Derneği davası üzerinden Başbakan Erdoğan‟a yönelttiği suçlamalar ile. Medyanın ekonomik ve siyasal çıkarları doğrultusunda bazı siyasal aktörleri olumlayan ya da olumsuzlayan yayınlar yapabildiği. siyasal aktörlerin de kendi hedefleri yönünde medyayı yönlendirici faaliyetlerde bulunabildiği varsayılmıştır. özellikle “Hilton Oteli” meselesi ve “CNN Türk‟e karasal yayın hakkı talebi” kapsamında. Yukarıda belirtilen dört ana konu kapsamında tarafların birbirlerine yönelttikleri suçlamaların niteliği ve bunların basında nasıl sunulduğu. Bu noktada. tarafların medyaya ilişkin değerlendirmeleri ve bu yönde birbirlerine yönelttikleri eleştirileri yer almaktadır. onlardan farklı bir yayın politikası izleyen Zaman ve Yeni Şafak gazeteleri ele alınmıştır. söz konusu tartışmaya ilişkin “Yolsuzluk”. “Medya Eleştirileri” ve “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” olmak üzere toplam dört ana konu belirlenmiştir. her iki tarafın tartışmaya ilişkin argümanlarının medyaya nasıl yansıdığı ve medyanın da bu tartışmaları ne şekilde sunduğu incelenecektir. taraflar arasındaki tartışmanın başladığı ve karşılıklı suçlamaların en yoğun yöneltildiği 2008 yılının Eylül ayını kapsamaktadır. Doğan‟ı özellikle de “CHP taraftarı” ve “Deniz Baykal‟la işbirlikçi” olmakla itham ettiği suçlamaları ele alınmıştır. yukarıda belirtilen suçlamalar çerçevesinde.

1996: 123-125 ). Olayları açıklayarak ve siyasal kararlar gibi gelişmeleri kaydederek bu noktada toplumu bilgilendiren medya. „basın özgürlüğünü kötüye kullanma‟. „işbirlikçi‟. medya ile siyasi partiler arasındaki ilişkilerin “ekonomik ilişkiler” ve “ideolojik ilişkiler” olmak üzere iki ana başlık altında ele alınabileceğini ortaya Güz 2009. Rubin‟in de vurguladığı gibi (1981: 170-180 aktaran Arslan. „iftiracı‟. siyasal gerçekliğin medya aracılığıyla inşası ve siyasal yönelimler üzerine medya etkilerinin araştırılması şeklinde özetlemektedir. A. “Medya Eleştirileri” başlığı altında. „iftiracı‟. Öyle ki medya. karşılıklı bağımlılık esasına dayanan bir ilişki söz konusudur. aynı haber her bir konu için ayrı ayrı değerlendirilmiştir. toplumda bir gözlemci olarak hareket etmesi. „basın etiği ihlali‟ ve „şantajcı‟. politikacılar ve siyasi partiler medya ile olan ilişkilerine büyük bir önem ve öncelik atfetmektedirler. „taraflı‟. Sayı:29 . „hakim/savcı‟. „yalan habercilik‟. en azından böyle davranması beklenmektedir. „çıkarcı‟. „kaçakçı‟. „işbirlikçi‟ ve „taraflı‟. 2009: 1). 2009: 3) siyasi gücü yeniden şekillendirme. Oğuzhan Börekci altında. „hoşgörüsüz‟. 2008: 189) bu boyutları kamusal iletişimin medya etkisiyle şekillenme biçimi. „sicil amiri‟. başta sosyal bilimciler olmak üzere hemen herkesin dikkatini çeken bir konudur. „istismarcı‟ ve „gündemi saptırmak‟. iktidarı denetlemek ve kamuoyunun sesi olmak şeklinde ifade edilen medyanın. „otoriter‟. Diğer bir deyişle medya ile onun siyasi ve toplumsal çevresi arasında. „şantajcı‟. „taraflı yayıncılık‟. Günümüz dünyasında medyanın bu denli güçlü olması ve politika alanında oynadığı böylesi çok önemli roller nedeniyle. 1. „polemikçi‟. „vurguncu‟ ve „seviyesiz/ahlaksız‟.56 G. Medya ve siyaset ilişkilerinin üç boyutuna dikkat çeken Meyer (2002: 9-10 aktaran Damlapınar. Bu noktada en önemli görevi. MEDYA VE SĠYASET ĠLĠġKĠSĠNE DAĠR GENEL BĠR DEĞERLENDĠRME Medya ve siyaset arasındaki ilişki. siyasi çevrelere başta ekonomik nedenler olmak üzere ham madde ihtiyacı gibi nedenlerle bağımlıyken. Diğer taraftan bu konuda yapılan bazı araştırmalar ise. „çıkarcı‟. bir haberin birden fazla konuyu içerdiği durumlarda. siyasi çevreler de görüşlerini ve düşüncelerini geniş halk kitlelerine ulaştırabilmek için medyaya bağımlıdırlar (Arslan. siyasetçinin topluma mesajlarını iletebileceği en önemli araçtır (Sağnak. yeniden organize ve kanalize etme gibi çok ciddi boyutlarda gerçekleşebileceği konusunda da bir çok sosyal bilimci hem fikirdir. IĢık – Ü. Bu nitelendirmeler üzerinden yapılan haber çözümlemelerinde. “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” başlığı altında ise. „ahlaksız‟. “Ekonomik İlişkiler” başlığı altında. „seviyesiz‟. Hatta kimi zaman medyanın siyaset üzerindeki bu etkilerinin.

pek çok medya kuruluşunun üretim. onun aynı zamanda ekonomik bir etkinlik alanı da oluşturmasıdır. teknik donanımı. gazetelerini bu yeni aktörlere satmışlardır. destekledikleri partinin rakibi siyasi partiye ya da partilere saldırarak. o parti lehine kamuoyu yaratabilmektedirler. Özellikle “iktidar elitleri” olarak da tanımlanabilecek politik gücü ellerinde bulunduran siyasi elitler. onların aleyhinde yayın yapıp karşıtı fikirleri destekleyerek de yine yandaşı oldukları partinin kamuoyundaki popülaritesini ve oy potansiyelini arttırma amacına yönelik hizmetler de yerine getirebilmektedir (Arslan. büyük şirket geçmişlerini ve işletmecilik yöntemlerini kullanarak tek gazeteden oluşan bir şirketi. Medya ile siyaset arasında kurulu olan bu ilişki. Nitekim medya sektörü.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 57 koymaktadır. siyasi çevreler de medya üzerinde belli bir etkileme gücüne sahiptir. en azından potansiyel olarak. 2009: 5). çapraz medya İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Medyanın bu özelliğinden bahsederken. iç ve dış ticaret kademelerini birleştirerek dikey bir bütünleşme içinde konumlanmaya başladığı gerçeği gelmektedir. medya üzerinde büyük bir baskı oluşturabilme ve medyayı kontrol altında tutabilme gücüne sahiptirler. bir siyasi partiye onun basın-yayın organı gibi hizmet edebilmekte. Buraya kadar bahsedilenlerin ışığında medyayı diğer toplumsal kurumlardan ayıran en önemli özelliklerden biri. medya üzerindeki bu etkileme gücünü. tüm üretim ve tüketim süreçleri ile ekonominin başka sektörlerini yönlendiren belirli bir mantık ile işlemektedir. isterlerse medyanın haber alma ve bilgi toplama özgürlüklerine sınırlamalar da getirebilmektedirler (Arslan. istihdam potansiyeli. yeni sahiplik yapısına bırakması olmuştur. 2009: 4). onun sesini kamuoyuna duyurarak. Bu gelişmelerin başında. Türkiye‟de medya sektöründeki 1980‟li yıllardan itibaren ortaya çıkan bazı önemli değişimlere yer vermek daha aydınlatıcı olacaktır. Nasıl ki medya. özünde bir ticarisanayi etkinliğidir. özellikle iktidardaki siyasi elitler ile medya arasındaki ilişkilerde daha açık gözlemlenebilmektedir. Nitekim eskinin “aileden gazeteci patronları”. siyasi çevreler üzerinde bir etkileme gücüne sahipse. En basit olarak medya. Yine aynı tür hedefler doğrultusunda medya. finans. İktidarın. geleneksel medya sahipliğinin yerini. zaman zaman farklı şekillerde kullandıklarına sıkça tanık olunmaktadır. alt yapısı. sıklıkla destek verdikleri siyasi grubun belirli konulardaki temel görüş ve fikirlerine. Yeni kuşak medya sahipleri ise. Dolayısıyla medya. “gizlilik” ya da “ulusal güvenlikle ilgili” gibi gerekçeleri de kullanarak. Hatta yasama gücünü elinde bulunduran bu siyasi elitler. Bu dönemdeki bir diğer önemli gelişme ise. partinin ideolojisi ve politikalarına uygun doğrultuda yayınlar yaparak.

2001: 140). IĢık – Ü. medyanın hükümetle olan ilişkilerinin de değişmesine yol açmıştır. yönettiği kurumdaki iktidarını mesleki birikiminden ziyade medya sahibi ile olan ilişkisi üzerinden meşrulaştırmaya başlamıştır (Tılıç. medya ve medya dışı yatırımlarındaki mali sıkıntılarını çözmede başvurduğu ve bağımlı olduğu yerlerdir. Diğer taraftan. iş dünyası ile bütünleşmiş olan medya holdinglerinin.58 G. yine iş dünyasıyla bir çok banka. Neticede medya sahipliğindeki söz konusu dönüşüm. çok farklı sektörlerde faaliyet yürüten ve asıl faaliyet alanları gazetecilik olmayan yeni medya sahipleri. kamu adına hükümetleri denetleme işlevinden çok. Şöyle ki. A. Bu noktada medya sahibinin siyasal çevrelerle olan ilişkisinin önemi ortaya çıkmaktadır. bir tüketim kültürünün gelişmesine ve kendi iş çıkarlarının gözetilmesine hizmet edecek tarzda kullanmaya başlamışlardır. medyanın mali isteklerinin karşılanmasında ve medya sahiplerinin her alandaki yatırımlarına ilişkin gerekli yasal ve bürokratik işlemlerin gerçekleştirilmesinde ise kimi zaman da kolaylık sağlanabilmektedir. kendi çıkarları doğrultusunda hükümetlerle ilişki kurabilmektedirler (Curan. Yaşanan bu yapısal dönüşüm sürecinde. 1997: Güz 2009. kendilerine ait medya kuruluşlarını büyük ölçüde kapitalist değerler sisteminin yayılmasına. 2001: 152 – 153. Dolayısıyla medya ve siyaset ilişkisi de yaşanan bu gelişmeler ışığında şekillenerek yeni bir görünüm almıştır. Oğuzhan Börekci gruplarına dönüştürmeyi başarmışlardır (Adaklı. gerek medya sahipleri gerekse de siyasal ve ekonomik iktidar çevreleriyle daha uzlaşmacı bir tavır içinde bulunmak durumunda kalmışlardır. Böyle bir ortamda gazeteciler ise. Dolayısıyla siyasal aktörler ve medya holdingleri. Bununla birlikte. siyasal aktörlerin kariyerlerine ve kararlarına yönelik destek görme arzularından dolayı. Sayı:29 . Bu şekilde medya sahiplerinin farklı sektörlerdeki yatırım ve hedefleri arttıkça. siyasal çevrelerle olan ilişkilerinde de beklentileri doğrultusunda “kaygıları” artmaktadır. 156). sanayi ve ticari kuruluş sahibi gruplarla ortaklık içerisindedirler ve medya dışında da yatırım yapmanın yollarını aramaktadırlar (Seçkin. Gelinen bu noktada Türkiye‟de artık medya grupları iş dünyasına hakim iktidar grupları ile bütünleşmiş durumda ve sürekli bir işbirliği içinde işler hale gelmiştir. Öyle ki. 1997: 360). Gazetecilik etiğinden çok ait oldukları sınıfın değerlerini savunan yönetici – elit gazeteciler ise. şirket çıkarlarını “ençoklaştırma” amacı güden medya sahipleri. siyasal aktörlerin ellerindeki ekonomik kaynak ve kurumlar. Buna göre ilk bakışta medya dışında işlerinin olmadığı izlenimini veren bazı medya holdingleri de. bu yapılanmasını doğrudan etkileyebilecek pek çok ekonomik kaynak ve karar alma gücü de hükümetin ve siyasal çevrelerin kontrolü altında bulunmaktadır. bir “iş ilişkisi” mantığıyla siyasal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirebilmek için kimi zaman ortak hareket edebilmektedirler. medya sahiplerinin.

1995: 79). medya içeriğinin kendi (medya patronunun) “çıkarları”nı yansıtması gelmektedir. Bu beklentilerin başında ise. yayın organlarında kimi zaman ticari ilişkilerinin kimi zaman ideolojik eğilimlerinin kimi zaman da her ikisinin ağır bastığı bir tutum sergileyebilmekte ve siyasal çevrelerle olan ilişkilerini bu yönde geliştirerek. medya patronunun sahip olduğu yayın organlarında yer alan haberler üzerindeki etkinliği sorunu ortaya çıkmaktadır. söz konusu ilişkiler istenilen yönde gelişmediğinde. kimi zaman da haberin hiç yayımlanmaması ya da yayımlama ve yer alma biçimini etkileyecek şekilde ortaya çıkabilmektedir (Gürkan. siyasal çevrelerle olan ilişkilerini çoğu zaman iyi tutmayı tercih etmektedirler. kimi zaman oto-sansür. muhalif medyayı susturmaya çalışabilmektedirler (İrvan. bu noktada bazı yasal uygulamalarla kısıtlayabilmektedirler. kimi zaman “gerekli gördükçe” ilan ve reklam uygulamalarındaki “yanlı” tutumlarıyla. kendilerine muhalefet eden medya holdinglerinin çeşitli ekonomik faaliyetlerini. her iki tarafın da “çıkarları” doğrultusunda kimi İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Örneğin hükümetler. yayınlarını da bu doğrultuda oluşturabilmektedirler. Başka bir ifadeyle kâr kaygısı güden bir ticari işletme olan medya sahibinin. Bu bağlamda siyasi çevrelerin de kendi “çıkarları” doğrultusunda medya kuruluşlarıyla ilişki kurduğu görülmektedir. Bütün bunların yanı sıra medya. bazı medya patronları ve siyasal aktörler arasında çeşitli gerilimler/tartışmalar yaşanabilmektedir. Kısacası siyasal çevrelerle medya arasındaki ilişkinin genel görünümüne dair böyle bir değerlendirmenin sonucunda. kendi yayın kuruluşundan da çeşitli beklentileri bulunmaktadır. Bu noktada ekonomik çıkar çevreleriyle griftleşen medya patronlarının çıkarlarının haberler üzerindeki belirleyiciliği ise. Medyadan bir takım beklentileri olan siyasal aktörler ise. Bu nedenle medya patronları. Ancak diğer taraftan hükümetler kendi ideolojik yapılarıyla örtüşen medya kuruluşlarıyla daha olumlu ve yakın ilişkiler geliştirebilmekte ve her iki tarafın da “çıkarları”na hizmet edecek politikalar izleyebilmektedir. Öyle ki medyanın sunduğu kimi konular ve kişiler. Bu tartışmalar ise medya yayınlarının içeriğini doğrudan etkileyebilmektedir. Böyle bir medya ortamında. 1997: 81). Ancak.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 59 148). Bu pozisyondaki medya kuruluşları da hükümet ve siyasal elitin amaçlarına hizmet edecek bir yayın politikası yürütebilmektedir. ayrıcalıkları belirleme ve bu anlamda siyasal aktörlerin iletişim sürecine katılımlarını sağlama bakımından da ayrı bir önem taşımaktadır. kamuoyu tarafından medyada yer alış şekillerine göre değerlendirebilmektedir. Bu nedenle medya holdingleri. Burada ise medyanın kişileri ve olayları sunuş şekli ön plana çıkmaktadır.

1 2. genellikle önceden belirlenmiş sınıflamalar (kategoriler) çerçevesinde sistematik olarak gerçekleştirilmesini sağlayan bir araştırma tekniğidir. BAġBAKAN RECEP TAYYĠP ERDOĞAN ĠLE DOĞAN MEDYA GRUBU SAHĠBĠ AYDIN DOĞAN ARASINDA YAġANAN “TARTIġMA”NIN YAZILI BASINDA SUNUMU Bu bölümde Başbakan Erdoğan ile Aydın Doğan arasında Deniz Feneri Davası üzerinden başlayan tartışmalarda tarafların birbirlerine yönelttikleri suçlamaların niteliğinin basında nasıl sunulduğu nicel ve nitel içerik analiziyle incelenmiştir. 2006). %18). %46). Bu çerçevede haberlerin içeriği incelendiğinde. Hürriyet Gazetesi’nde BaĢbakan Erdoğan Ġle Aydın Doğan Arasındaki TartıĢmanın Haberler Üzerinden Analizi Hürriyet Gazetesi‟nde çalışma kapsamında incelenen dönemde. Oğuzhan Börekci zaman “uyuşan” kimi zaman da “çatışan” bir ilişki ağı içerisinde hareket ettikleri gerçeği ortaya çıkmaktadır. İçerik çözümlemeleri nicel ve nitel olmak üzere iki ana kümeye ayrılabilir. %100).%8). sinema filmleri kısacası her türlü içerik olabilir. Nitel araştırmaların kuramsal. Güz 2009. “Medya Eleştirileri” konusunda. Sayı:29 . “işbirlikçi” (1 kez. %23).60 G. nicel araştırmaların ise istatistikî olduğu belirtilmektedir. “yalan habercilik” (2 kez. ve “ahlaksız” (3 kez. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Aydın Doğan arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin toplam 16 haber yayınlanmıştır. “taraflı” (3 kez. Geray. 2. toplumsal bilim araştırma teknikleri arasında “kitle iletişim araçlarındaki” içeriğe yönelik kullanılan bir yöntem olarak ortaya çıkmıştır. İçerik çözümlemesi. Doğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “iftiracı” (6 kez. filmleri. gazete haberleri veya yazıları olabileceği gibi televizyon haberleri. %28). Doğan‟a yöneltilen en önemli suçlamaların “Yolsuzluk” ve “Medya Eleştirileri” konusunda yapıldığı belirlenmiştir. %27). IĢık – Ü.  1 Bu bölümde italik olarak verilen ifadeler. %100). %23). “Ekonomik İlişkiler” konusunda “çıkarcı” (2 kez. Bir araştırmada her iki teknikten de yararlanılabilir (Ayrıntılı bilgi için bkz. İçerik. A. %9). “işbirlikçi” (2 kez. Bu haberlerde Doğan‟a yöneltilen suçlamaların. tamamıyla Başbakan Erdoğan‟ın kendi ifadeleriyle sunulduğu saptanmıştır. Buna göre Hürriyet‟te. “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” konusunda ise. gazetelerden aynen yapılan alıntılardır. Nicel araştırmalarla nitel araştırmaların mutlaka iki zıt uca konması gerekmez. “hakim/savcı” (3 kez.1. İçerik çözümlemesi iletişim içeriğinin. Başbakan Erdoğan tarafından. %18) ve “iftiracı” (1 kez. “kaçakçı” (3 kez. radyo programları. “basın özgürlüğünü kötüye kullanma” (2 kez.

Tayyip Erdoğan da bu alışılmış başbakanlardan biri değil. AKP. Şunu da bil. alışılmış siyasi partilerden. “Başbakan Erdoğan‟dan Önemli Açıklamalar” (14 Eylül 2008). “…Kimse AKP‟ye kalkıp da yolsuzluk çamurunu atamaz. Öyle ki. Almanya‟daki Deniz Feneri Derneği davası ile alakalı şeylerin içerisine kendi adının konulmasının arkasında. “Yolsuzluk”2 konusu kapsamında Başbakan Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen suçlamanın en çok “iftiracı” nitelendirmesi üzerinden yapıldığı görülmektedir. Nitekim Erdoğan‟ın bu konudaki şu açıklamaları dikkat çekmektedir: “…Ben şunu çok açık ve net söylüyorum.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 61 Tablo-1 (Hürriyet Gazetesi‟nde Aydın Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı). “… son zamanlarda AKP‟yi „yaralayamayan‟ ve „kirletemeyenlerin‟ AKP üzerinde „yalan yanlış iftira kampanyalarıyla bir şeyler yapma gayreti içine girdikleri…” şeklindeki sözleri yer almaktadır. ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % İftiracı 6 %46 Çıkarcı 2 %100 Suçlamaların Niteliği İşbirlikçi 1 %8 Kaçakçı 3 %23 Ahlaksız 3 %23 2 %100 13 % 100 Toplam Basın Özgürlüğünü Medya EleĢtirileri Kötüye Kullanma n 2 % %18 Siyasal Çevrelerle İşbirlikçi ĠliĢkiler n 2 % %100 Taraflı Hakim/Savcı 3 %28 3 %27 - Yalan İftiracı Habercilik 2 1 %18 %9 - 11 %100 2 %100 Buna göre. Doğan‟ın “ekonomik çıkarları”nın olduğunu ifade ettiği de görülmektedir. bundan önceki siyasi partilerden biri değil. “Okul Açılışında Medyaya Yüklendi” (9 Eylül 2008). Hürriyet‟te “Başbakan‟dan Önemli Açıklamalar” başlığıyla yer alan haberin “ Kimse AKP‟ye Yolsuzluk Çamuru Atamaz” (6 Eylül 2008) alt başlığında. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . “Dersimiz İftira Değil Dedi Yine Doğan‟a Çattı” (15 Eylül 2008). “Vurdukça Biz Güçleniyoruz” (7 Eylül 2008). Onlar Aydın Doğan ile pazarlığa oturmuş olabilirler ama Tayyip Erdoğan'ı pazarlığa oturtamadığın için bu çılgınlıkları yapıyorsun ve şu ana kadar olan bütün 2 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. yolsuzluk çamurunu atanlar kendileri o çamurun içinde boğulur ve bugüne kadar atanlar aynen bu şekilde boğulmuşlardır” (6 Eylül 2008) şeklinde konuşan Erdoğan‟ın. “Biz 70 Milyonun İktidarıyız” (13 Eylül 2008).

Bizzat bana ve belediye başkanıma bunu teklif etmiştir ve istediğini alamadığı için de bu kampanyaları sürdürmektedir” (6 Eylül 2008. Yine aynı şekilde söz konusu haberde. IĢık – Ü. yanına kalmamalı. Onlara da diyorum ki. Başbakan‟ın Doğan‟a yönelttiği “Yolsuzluk” konusundaki suçlamalarından bir diğeri ise “kağıt kaçakçılığı”dır. Örneğin. gerçekleri yazın gerçekleri. Böyle cevap mı olur? Bu yazdıklarını kimseye 3 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. “Dersimiz İftira Değil Dedi Yine Doğan‟a Çattı” (15 Eylül 2008). Doğan‟ı “basın özgürlüğünü kötüye kullandığı”. “Başbakan‟dan Önemli Açıklamalar” başlıklı haberin “Basın Özgürlüğü Yalan Yazma Hakkı Vermez” alt başlığında.62 G. olmayacak. “…SPK inceliyoruz diyor siz ne diyorsunuz? Siz buna uzuca ya da pahalıya gazete kağıdı alımı olarak bakıyor olabilirsiniz. Başbakan‟ın kendisine yapılan suçlamalara ilişkin şu açıklamaları göze çarpmaktadır: “…Recep Tayyip Erdoğan yanlış yapanın yanında olmamıştır. Özgür basını susturmak istiyormuşuz. Bana cevap vermeyi bırakın da SPK‟ya ve küçük ortaklarınıza bunun doğru olup olmadığını anlatın” şeklindeki sözleriyle Doğan‟a yönelik “kaçakçı” ithamında bulunmaktadır (“Başbakan Erdoğan‟dan Önemli Açıklamalar” 14 Eylül 2008). şimdi Hilton Oteli'nde istediği plan tadilatlarını bana ve belediye başkanıma yaptıramadığı için bu adımları atmaktadır. “Başbakan Erdoğan‟dan Önemli Açıklamalar” (14 Eylül 2008). Yanlış yapan cezasını çekmeli. “hakimsavcı rolü”nü üstlendiği ve “etik kuralları ihlal ettiği” yönündeki suçlamaları dikkat çekicidir. al sana delil diye dosyaya eklenen belge. Nitekim “SPK‟nın bu iddiaları uzun süredir incelediklerini doğruladı”ğının da altını çizen Başbakan. “…Madem yazacaksın. Açık söylüyorum. “Başbakan Yine Medyayı Suçladı” (8 Eylül 2008). Neden milleti aldatıyorsunuz? Bu mudur ikide bir arkasına saklandığınız basın özgürlüğü. Oğuzhan Börekci kampanyaların arkasında olan gerçek bu.. Ama suçlu ile masumun birbirinden ayırt edileceği yer gazete sayfaları değil.Her seferinde aynı şey. Söz konusu tartışmanın tüm boyutlarında her iki tarafın da üzerinde durduğu. Köşe yazarları patronlarını savunmakta çok mahirler. Biz 70 Milyonun İktidarıyız” (13 Eylül 2008). Hürriyet). “Okul Açılışında Medyaya Yüklendi” (9 Eylül 2008). Öyle ki Erdoğan‟ın. Sayı:29 .. Başbakan‟ın bu kez de Doğan Medya Grubu‟na bağlı gazetecileri ve köşe yazarlarını da “yalan yazmakla” suçladığı ifadeleri dikkat çekmektedir. A. daha doğrusu birbirlerini “suçladıkları” ve kendilerini “akladıkları” önemli noktalardan biri de “Medya Eleştirileri”3 konusudur. “yanlı yayıncılık yaptığı”. Bu noktada Başbakan‟ın. Siz ne hakimsiniz ne savcı…” (7 Eylül 2008). bu kadar açık söylüyorum. mahkeme. Güz 2009.

Başbakan Erdoğan‟a yönelik herhangi bir suçlama içeren haber bulunmamaktadır. “gündemi saptırmak” (2 kez. Hürriyet‟te“Siyasal Çevrelerle İlişki” konusunda. %11). %22). %62). %8). “Ekonomik İlişkiler” konusunda “şantajcı”(5 kez. “8 Yanlışa 8 Cevap” (9 Eylül 2008). Başbakan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “sicil amiri” (1 kez. Buna göre Hürriyet‟te. gazetenin gerek haberleri sunum şekliyle gerekse de konuya ilişkin tarafların açıklamalarından bağımsız olarak yayınladığı haberlerde. “Medya Eleştirileri” konusunda ise. “otoriter” (7 kez. taraflar arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin yayınlanan haberlerde. %45). Ancak. %22). Başbakan‟a yönelttiği en önemli suçlamanın “Medya Eleştirileri”4 konusu kapsamında yapıldığı anlaşılmaktadır. “seviyesiz” (1 kez. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 63 yutturamazsın” (7 Eylül 2008) sözleriyle söz konusu suçlamalarını yaptığı görülmektedir. Tablo-2 (Hürriyet Gazetesi‟nde Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı) ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Sicil Amiri 1 %11 Şantajcı 5 %62 Otoriter 7 %54 Suçlamaların Niteliği İstismarcı 4 %45 Polemikçi 3 %38 Taraflı 2 %15 Gündemi Saptırmak 2 %22 Seviyesiz 1 %8 İftiracı 2 %22 Hoşgörüsüz 1 %8 Şantajcı 2 %15 13 %100 8 %100 9 % 100 Toplam Hürriyet Gazetesi‟nde. “istismarcı” (4 kez. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a Cevap” (14 Eylül). “Aydın Doğan: Biat Etmeyiz” (7 Eylül 2008). “Ahlakım Konusunda Başbakan Sicil Amirim Değil” (6 Eylül 2008). Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların çoğunlukla Doğan‟ın ifadelerinden oluştuğu tespit edilmiştir. “hoşgörüsüz” (1 kez. “polemikçi” (3 kez. söz konusu suçlamaların pekiştirildiği görülmüştür. %38). Tablo-2‟de de görüldüğü gibi Doğan‟ın. “taraflı” (2 kez. 4 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. %15). %15). “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a Cevap” (13 Eylül 2008). %54). %8) ve “şantajcı” (2 kez. “iftiracı” (2 kez.

“Aydın Doğan: Biat Etmeyiz” (7 Eylül 2008). onları içine sindirmen lazım” (8 Eylül 2008) şeklindeki sözlerine yer verilmektedir. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a Cevap” (14 Eylül). yardımlaşmayı sağlayan kuruluşların büyük sorumlulukları var. Ben bu ülkede yaşayan 24 bin adam çalıştıran Bu konuyla ilgili haberler için bkz. “Demokrasi ve Özgür Basını İçine Sindir” (8 Eylül 2008). Yanlış yapmıyor muyuz. Örneğin. “Ekonomik İlişkiler”6 konusunda ise Doğan‟ın. Saygı duymayı bırak.64 G. 5 Güz 2009. Yani bir ülkenin başbakanının bu kadar ucuz bir polemiğe girmesi hakikaten beni son derece rahatsız ediyor. Örneğin. Ve senin de özgür basına. “…Eğer bizden biat medyası kültürü bekliyorsanız. doğrular var. Başbakan‟a “polemikçi” ve “şantajcı” nitelendirmeleri üzerinden suçlamalarını yönelttiği belirlenmiştir. “Ahlakım Konusunda Başbakan Sicil Amirim Değil” başlığıyla yer alan haberde Doğan‟ın. Bizim grubumuzda yansızlık var. Erdoğan‟a yapılan suçlamaların en çok “istismarcı” nitelendirmesi üzerinden yapıldığı belirlenmiştir. 7 Eylül 2008 tarihli haberde. Peki beni susturursan. İnsanlardaki yardım duygunsu istismar etmek. “8 Yanlışa 8 Cevap” (9 Eylül 2008). “…Çağımızda insani dayanışmayı. IĢık – Ü. beni susturmaya çalışıyorsun. Sayı:29 . Örneğin. Hilton‟la ilgili bir talebim evet var. 6 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. “Ahlakım Konusunda Başbakan Sicil Amirim Değil” (6 Eylül 2008). Doğan‟ın Hilton Oteli meselesi üzerinden yaptığı açıklamasında şu sözleri dikkat çekmektedir: “ …Bak kardeşim bu çok ucuz bir polemik. bana göre günahların en büyüğüdür…” (6 Eylül 2008) şeklindeki sözleriyle. mutlak surette özgür basın olmalı. bizim medya grubumuz biat etmez. A. “ Demokrasi ve Özgür Basını İçine Sindir” başlığıyla yer alan haberde Doğan‟ın. “Ahlakım Konusunda Başbakan Sicil Amirim Değil” (6 Eylül 2008). Benim yakama niye yapışıyorsun… Senin benim haberlerimi alıp Türkiye‟de yetkililere talimat verip onlar için tahkikat açtırman lazımken. “Demokrasi ve Özgür Basını İçine Sindir” (8 Eylül 2008). Onları da her zaman düzeltmeye amadeyiz. Başbakan‟ın Doğan Medya Grubu‟na yönelik “otoriter” bir tutum içerisinde bulunduğuna dikkat çekilmektedir. o yansız basına saygı duyman lazım. “Aydın Doğan: Biat Etmeyiz” (7 Eylül 2008). bağımsızlık var. Oğuzhan Börekci “Yolsuzluk” ve “Ekonomik İlişkiler” konularında yöneltilen suçlamaların ise eşit oranda olduğu görülmektedir. tek sesli medya bu demokrasi mi olur… eğer bu ülkede demokrasi varsa. Tayyip Bey'i de tanıyorum ve neden böyle bir ucuz polemiğe girdi tereddüt ediyorum. Başbakan‟ı bir anlamda “görevini kötüye kullanmak”la itham ettiği de anlaşılmaktadır. Buna göre “Medya Eleştirileri” konusunda. Tabii olmuştur. “8 Yanlışa 8 Cevap” (9 Eylül 2008). “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a Cevap” (13 Eylül 2008). “Yolsuzluk”5 konusunda ise.

Başbakan Erdoğan'ı anlamakta zorluk çekiyorum. Yasal olan bir şeyi vermemen de suç. Başbakan‟ın açıklamalarının yer aldığı kimi haberlerde gazetenin taraflı duruşunu gösteren ifadelerin kullanıldığı tespit edilmiştir. Yani Hilton'da ne varmış ki Başbakan Erdoğan diyor ki bana geldi. haber başlıklarında ve haberlerin sunumunda Başbakan‟ın “saldırıda bulunan”. “Gazeteciler Cemiyeti‟nden hükümete tepki” (8 Eylül 2008) ve “Başbakan yine medyayı suçladı” (8 Eylül 2008) başlıklarıyla verilen haberlerde.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 65 ve bir sürü şirketleri olan bir grup olarak her gün müracaat ettiğimiz devletle işlerimiz var. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a cevap” (13 Eylül 2008).” (7 Eylül 2008). “Basın Konseyi‟nden Başbakan‟a cevap” (8 Eylül 2008). Hürriyet Gazetesi‟nde tarafların açıklamalarından bağımsız olarak yayınlanan haberler. Gazetede konuya ilişkin dikkat çeken bir diğer önemli nokta da. Hilton'da eğer ben onlardan yasal olmayan bir şey istediysem zaten vermemeleri lazım. Zaten yasal olmayan bir şeyi vermen suç. Haberlerde kullanılan başlıklar ise. Ne demek. Yasal olan birşeyi isteyip vermiyorlarsa burada da onlar suç işliyorlar. “Okul açılışında medyaya yüklendi” (9 Eylül 2008). Ben Başbakan Erdoğan'a Hilton için gitmedim. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . haberlerin yer alış şeklidir.” Söz konusu haberde yine aynı konuyla ilgili olarak Doğan‟ın. Doğan‟ın ise “cevap veren” ve “savunan” konumunda olduğu görülmüştür. Örneğin.. “‟Dersimiz iftira değil‟ dedi yine Doğan‟a çattı” (15 Eylül 2008) başlıklarıyla yer alan haberlerde olduğu gibi. vermedim onun için yayın yapıyor.. tarafların açıklamalarının çoğunlukla birinci el kaynaktan aktarıldığıdır. Buraya kadar yapılan incelemelerde. “ „Dersimiz iftira değil‟ dedi yine Doğan‟a çattı” (15 Eylül 2008) gibi... Basit şeylerle uğraşıyor. “8 yanlışa 8 cevap” (9 Eylül 2008). Hürriyet‟te söz konusu tartışmalara ilişkin yer alan haberlerde dikkat çeken husus.. genellikle tarafların açıklamalarından oluşturulmuş olsa da. Bunun sonucu siyasi şantajdır ve polemiktir. sadece “Medya Eleştirileri” konusundadır. “Başbakan yine medyayı suçladı” (8 Eylül 2008). Ona kim ne söyledi bilmem… Ne bu şehrin belediye Başbakanı ne de bu ülkenin başbakanı ucuz şantaj yollarına gitmesin. ucuz siyasi şantaj yapıyorlar. İki. bu kez de Başbakan‟ın kendisine şantaj yaptığını iddia ettiği yönündeki şu açıklamalarına yer verilmektedir: “…İstekte bulunmak suç mu? Tabi istekte bulunacağım. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a cevap” (14 Eylül 2008). Sayın başbakan sapla samanı karıştırıyor. Örneğin. Nitekim ilk bakışta haberlerin yer alışında taraflar “eşit” miş gibi algılansa da. Ben yasal olmayan birşeyi istemem. Başbakan‟ın Doğan Medya Grubu‟na yönelik “saldırılarına” ilişkin tepkiler dile getirilmektedir. bu benden bir şey istedi. Örneğin.

tamamıyla Başbakan Erdoğan‟ın kendi ifadelerinden oluştuğu belirlenmiştir. Bu haberlerde Doğan‟a yöneltilen suçlamaların tıpkı Hürriyet‟te olduğu gibi. Buna göre. %50). A. %17) ve “kaçakçı” (1 kez. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “vurguncu” (1 kez. %50) ve “çıkarcı” (1 kez. %50). Oğuzhan Börekci 2. %25). %50) ve “taraflı” (1 kez. “Medya Eleştirileri” konusunda “basın özgürlüğünü kötüye kullanma” (1 kez.2. %66). %17) .66 G. taraflar arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin toplam 9 haber yayınlanmıştır. tıpkı Güz 2009. IĢık – Ü. Radikal Gazetesi’nde BaĢbakan Erdoğan Ġle Aydın Doğan Arasındaki TartıĢmanın Haberler Üzerinden Analizi Tablo-3 ( Radikal Gazetesi‟nde Aydın Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı. Sayı:29 . Doğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığı incelendiğinde şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “iftiracı” (4 kez. %50). “Siyasi Çevrelerle İlişki” konusunda ise “işbirlikçi” (1 kez.) ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Siyasal Çevrelerle ĠliĢkiler n % İftiracı 4 %66 Çıkarcı 1 %50 Basın Özgürlüğünü Kötüye Kullanma 1 %25 İşbirlikçi 1 %50 Suçlamaların Niteliği Ahlaksız 1 %17 Vurguncu 1 %50 Taraflı 2 %50 Taraflı 1 %50 Kaçakçı 1 %17 İftiracı 1 %25 2 %100 4 %100 6 % 100 2 %100 Toplam Radikal Gazetesi‟nde. Başbakan Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen en önemli suçlamaların. Buna göre. %25) ve “taraflı” (2 kez. “ahlaksız” (1 kez. “iftiracı” (1 kez.

“Arınç‟ın Sözleri Erdoğan‟a „Fener‟ Oldu: Suçlu Varsa Cezasını Çeker” (14 Eylül 2008). “Erdoğan‟ın Yeni Meşgalesi” (15 Eylül 2008). Her ne kadar haberde Başbakan‟ın açıklamaları birinci el kaynaktan aktarılsa da. “Köşe yazarlarına da çattı” (8 Eylül 2008) alt başlığında. Örneğin. Bu konuyla ilgili haberler için bkz. eleştirilmeyi de göze alacaksın. Olağan Kongresi‟nde konuşan Erdoğan. Yine aynı şekilde Radikal Gazetesi‟nde Başbakan Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin de Hürriyet Gazetesi‟yle büyük ölçüde benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. “Başbakan Kavgayı Sürdürdü: Doğan Grubu Yazdıkça Açıklayacağım” başlıklı haberin. Erdoğan. Bildiği bir şey varsa anlatmak yerine şantajda bulunan Erdoğan şunları söyledi…Erdoğan. önceki günkü AKP Güngören İlçe Kongresi‟nde ağır bir dille Aydın Doğan‟ı eleştirmişti. “Erdoğan yanlış adrese çattı” (7 Eylül 2008) başlıklı bir diğer haberde. Örneğin. senin gazetelerine de mahsus değildir. gazetenin konuya ilişkin şu yorumları dikkat çekmektedir: “…Deniz Feneri tarafından para gönderildiği iddialarının haber olarak verilmesine öfkelenen Erdoğan. silahşörüm yok…” sözleri dikkat çekmektedir. başlıkta yer alan ifadelerle gazetenin Başbakan‟ın aleyhine ve dolaylı olarak da Doğan‟ın lehine bir duruş sergilediği görülmektedir. Eleştirmek istiyorsan. “Arınç‟ın Sözleri Erdoğan‟a „Fener‟ Oldu: Suçlu Varsa Cezasını Çeker” (14 Eylül 2008). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Erdoğan‟a aynı gün bir açıklamayla yanıt veren Doğan ise Türk basını için çok tehlikeli bir dönemin başladığını belirerek “Şantaj yapmak başbakanlara yakışmaz demişti. Doğan‟a ve sahibi olduğu medya grubuna yönelttiği suçlamalarını ağırlıklı olarak köşe yazarları üzerinden yaptığı belirlenmiştir. AKP‟nin dünkü Bayrampaşa 3.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 67 Hürriyet‟te olduğu gibi “Medya Eleştirileri”7 ve “Yolsuzluk”8 konusu bağlamında yapıldığı belirlenmiştir. şunları söyledi”(8 Eylül 2008). Buna göre. Aydın Doğan‟a yanıt verirken öfkeli tavrını sürdürdü. “Erdoğan Yanlış Adrese Çattı” (7 Eylül 2008). gazetenin Erdoğan‟ın 7 8 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. Benim o kadar köşe yazarım. “Erdoğan‟ın Yeni Meşgalesi” (15 Eylül 2008). Senin maaşlı köşe yazarların. “Başbakan Kavgayı Sürdürdü: Doğan Grubu Yazdıkça Açıklayacağım” başlıklı haberde. yine Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan‟ı hedef aldı. silahşörlerin var. Başbakan Erdoğan‟ın “Demokrasilerde konuşma hakkı eleştirme hakkı sana da. Örneğin. Radikal‟de Başbakan Erdoğan‟ın “Medya Eleştirileri” konusunda. gazetenin söz konusu tartışmayı ağırlıklı olarak tarafların açıklamalarından bağımsız şekilde kurguladığı haberlerle ele aldığı ve Doğan lehine bir duruş sergilediği belirlenmiştir. “Erdoğan Dalgalandı da Duruldu” (21 Eylül 2008).

“fena kızdırdı” gibi doğruluğu kesin olmayan ifadelerle aktarılmaktadır. ve “hoşgörüsüz” (1 kez. Tablo. “Medya Eleştirileri” konusunda “otoriter” (6 kez. Oğuzhan Börekci açıklamalarını verirken olumsuz anlamlar içeren ifadelerle haberi kurguladığı tespit edilmiştir. %14). %33) ve “iftiracı” (1 kez. %14) ve “seviyesiz/ahlaksız” (1 kez. Güz 2009.4 (Radikal Gazetesi‟nde Başbakan Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı) ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % İstismarcı 1 %33 Şantajcı 5 %72 Otoriter 6 %86 Suçlamaların Niteliği Sicil Amiri 1 %33 Polemikçi 1 %14 Hoşgörüsüz 1 %14 İftiracı 1 %34 Seviyesiz/Ahlaksız 1 %14 - Toplam 3 % 100 7 %100 7 %100 Radikal Gazetesi‟nde. Erdoğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “istismarcı” (1 kez. A. “polemikçi” (1 kez. %33). %14). “iddia etti”. Aydın Doğan‟a yüklendi” şeklinde kurgulanan haberde. “Siyasal Çevrelerle İlişki” konusunda ise. Başbakan Erdoğan‟ın konuya ilişkin açıklamaları “yüklendi”. Buna göre. %34). %86).68 G. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “şantajcı” (5 kez. Bununla birlikte gazetenin gerek haberleri sunum şekliyle gerekse de konuya ilişkin tarafların açıklamalarından bağımsız olarak yayınladığı haberlerde. bu suçlamaların Doğan lehine pekiştirildiği görülmektedir. Nitekim “Almanya‟daki Deniz Feneri yolsuzluğu iddianamesinde adının geçtiği haberlerine çok kızan Başbakan Erdoğan. Başbakan ile Doğan arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin. Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların çoğunlukla Doğan‟ın kendi ifadelerinden oluştuğu tespit edilmiştir. %72). “sicil amiri” (1 kez. IĢık – Ü. Sayı:29 .

“Dokunulmazlık Zırhlarına Karşı Hakkımızı Arayacağız” (23 Eylül 2008). CNN-Türk ve kağıt kaçakçılığı meselesidir. “…benim açımdan bu konuşmanın asıl vahim yanı. “Erdoğan Dalgalandı da Duruldu” (21 Eylül 2008). Ama elindeki gücü de kullanıp bunu şantaj aracı Bu konuyla ilgili haberler için bkz.Doğan‟ın. Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen en önemli suçlamaların “Ekonomik İlişkiler” ve “Medya Eleştirileri” konusu bağlamında yöneltildiği görülmektedir. “Erdoğan‟ın Bu İlk Şantajı Değil” (9 Eylül 2008). bu da suçtur. „Benimle İlgili Ne Varsa Açıklasın Elde Tutması Şantaj” (8 Eylül 2008). “Dokunulmazlık Zırhlarına Karşı Hakkımızı Arayacağız” (23 Eylül 2008). Yukarıda da belirtildiği gibi.. Örneğin “Erdoğan Yanlış Adrese Çattı” başlıklı haberin “Aydın Doğan: Türk basını için tehlikeli bir dönem başladı” alt başlığında. Hoşlanmayabilir.” (7 Eylül 2008). Bu ifadelerden anlaşılacağı üzere Doğan. gazetelerde ne zaman hoşuna gitmeyen bir haber görse hemen Hilton ipine sarılıyor. başbakanlara suç işleme hakkı vermiyor. “Aydın Doğan: Türk basını için tehlikeli bir dönem başladı” ifadesinin kullanıldığı dikkat çekmektedir. Radikal‟de gerek Doğan‟ın açıklamalarında. „Benimle İlgili Ne Varsa Açıklasın Elde Tutması Şantaj” (8 Eylül 2008). Türk kanunları. Doğan‟ın.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 69 tıpkı Hürriyet‟te olduğu gibi Radikal‟de de Başbakan Erdoğan‟a yönelik herhangi bir suçlama içeren haber bulunmamaktadır. Başbakanımız eleştirilmekten hoşlanmıyor. basın özgürlüğüne yönelik ağır tehdidin artık iyice su yüzüne çıkmış olmasıdır. 10 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. “Ekonomik İlişkiler”9 konusunda Başbakan tarafından kendisine yöneltilen suçlamalar karşısında şu savunularına vurgu yapılmaktadır: “Başbakan durmadan Hilton meselesini dile getiriyor… Başbakan. gerekse gazetenin tarafların açıklamalarından bağımsız olarak yayınladığı haberlerinde. “Aydın Doğan: Saldırılar Bizi Yıldıramaz” (14 Eylül 2008). Haberlerin içeriği incelendiğinde ise. “Medya Eleştirileri”10 konusundaki suçlamaların ön plana çıkartıldığı ifade edilmişti. Söz konusu haberde. Kendisine açık açık şunu söylüyorum: Hilton konusunda yasalara aykırı bir talebim varsa. Başbakan‟ın Doğan‟a yönelttiği suçlamalar karşısında –ki bunlar Hilton. Ama vatandaş olarak haklı bir talepte bulunuyor ve bunu yerine getirmiyorsa. “Aydın Doğan: Saldırılar Bizi Yıldıramaz” (14 Eylül 2008). bunu reddetmek kamu otoritesinin görevidir.. “Erdoğan‟ın Bu İlk Şantajı Değil” (9 Eylül 2008). 9 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . “Erdoğan‟ın Yeni Meşgalesi” (15 Eylül 2008). Örneğin 7 Eylül 2008 tarihli aynı haberin alt başlığında. özellikle de Hilton meselesiyle ilgili konuda kendisine dolaylı olarak “şantaj” yapıldığını ima etmekte ve Başbakan‟ı “bir vatandaşın kanuni taleplerini engellemekle” suçlamaktadır.

IĢık – Ü. ikili arasında şimdiye kadar yaşanan olayların Aydın Doğan lehine hatırlatılmasının yapıldığı dikkat çekmektedir. Doğan‟ın devam eden açıklamasında. meseleyi “basın özgürlüğü ihlali” boyutuna taşımak ve kamuoyuna da “demokrasi” olgusu üzerinden. Demek ki baskıları daha da ağırlaşacak…” (7 Eylül 2008) şeklindeki sözleriyle. Sayı:29 . haberin Doğan lehine sonuçlandırıldığı da görülmüştür.70 G. Son olarak Radikal‟de “Erdoğan dalgalandı da duruldu”(21 Eylül 2008) başlıklı haberle. Güz 2009. Başbakan Erdoğan‟ın Almanya‟daki Deniz Feneri yolsuzluğunun basına yansımasına “hayli öfkelendi”ği de kaydedilerek. açıkça Erdoğan‟ın projelerinin “küçümsendiği” anlaşılmaktadır. Milliyet ve Radikal gazetelerinin sahibi Doğan Grubu‟nu hedef aldı…” vurgusuyla. Nitekim “…Erdoğan‟ın gündeminde „övündüğü‟ duble yol çalışması ve Marmaray Projesi ile Adalar‟daki fayton nostaljisi vardı…” şeklindeki ifadelerle devam edilen haberde. Oğuzhan Börekci haline getirme hakkı yoktur” şeklinde açıklama yaptığı ve kendisine yöneltilen suçlamaları “anayasal bir suç” olarak nitelendirdiği görülmektedir. yaşananların muhakemesini yaptırmak istediği de anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra söz konusu haberde. Dünkü konuşması bana göre Türk basın tarihinde çok tehlikeli bir dönemin başladığının en somut işaretidir. Söz konusu haberde. “…Anayasamız basın özgürlüğünü teminat altına almıştır. A. Doğan Grubu‟na bağlı gazeteler için “boykot kampanyası” başlatan Erdoğan‟ın. “…yolsuzluğu adım adım izleyen Hürriyet. Şimdiye kadar ellerinden gelen baskıyı yapıyorlardı. önceki gün katıldığı Adalar İlçe Kongresi‟nde de bu çağrıyı sürdürdüğü ve kendisine yöneltilen eleştirilere cevap verdiği belirtilmektedir.

%100 Taraflı Yayıncılık 6 14 %44 %100 4 2 %100 Basın Basın Yalan Özgürlüğünü Hakim/ Otoriter Çıkarcı Etiği Haber Kötüye Savcı İhlali Yayınlama Kullanma 1 2 1 2 1 1 %7 %14 %7 %14 %7 %7 İşbirlikçi 4 % 100 - . taraflar arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin toplam 14 haber yayınlanmıştır. %22). %7). %7). %11) ve “kaçakçı” (2 kez. “hakim/savcı” (1 kez. %100).3. Zaman Gazetesi’nde BaĢbakan Erdoğan Ġle Aydın Doğan Arasındaki TartıĢmanın Haberler Üzerinden Analizi Tablo-5 ( Zaman Gazetesi‟nde Aydın Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı). “otoriter” (2 kez. “Medya Eleştirileri” konusunda “basın özgürlüğünü kötüye kullanma” (1 kez.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 71 2.% 100 2 . “ahlaksız” (1 kez. Zaman‟ın bu suçlamaları içeren haberleri sunum şekliyle Başbakan lehine bir tutum sergilediği görülmüştür. %14). “Ekonomik İlişkiler” konusunda “vurguncu” (2 kez. “çıkarcı” (1 kez. “basın etiği ihlali” (2 kez. Doğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır:“Yolsuzluk” konusunda “iftiracı” (6 kez. %7). Ana Konular Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Siyasal Çevrelerle ĠliĢkiler n % Suçlamaların Niteliği İftiracı Ahlaksız Kaçakçı 6 1 2 %67 %11 %22 Vurguncu Toplam 9 . Buna göre Zaman‟da. “yalan haber İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . %67). %14).%100 Zaman Gazetesi‟nde. Bu haberlerde Doğan‟a yöneltilen suçlamaların tıpkı Hürriyet ve Radikal‟de olduğu gibi ağırlıklı olarak Başbakan‟ın kendi ifadelerinden oluştuğu tespit edilmekle birlikte.

%100). %44). “Başbakan‟dan Doğan‟a Mektup…” (13 Eylül 2008). “Başbakan Yine Doğan‟a Yüklendi” (14 Eylül 2008). 12 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. 11 Güz 2009. Doğan‟a yapılan suçlamaların tıpkı Hürriyet ve Radikal‟de olduğu gibi “Yolsuzluk” ve “Medya Eleştirileri” konusunda yoğunlaştığı görülmektedir. “Başbakan. Zaman Gazetesi‟nde söz konusu tartışmalara ilişkin yer alan haberlerin içeriği incelendiğinde ise. bu yayınların bir sebebinin de Hilton Oteli olduğunu savundu… Doğan Grubu'nun. iftira kampanyaları açtığını belirten Erdoğan. “Yolsuzluk”11 konusu kapsamında Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen suçlamaların en çok “iftiracı” nitelendirmesi üzerinden yapıldığı tespit edilmiştir.72 G. Yazarları da İnanmadı” (13 Eylül 2008). Başbakan‟ın Almanya‟daki Deniz Feneri Derneği‟yle ilgili “yolsuzluk” davasına adının karıştırılmasından dolayı Doğan‟a ve sahibi olduğu medya grubuna yönelik ağır suçlamalarda bulunduğu sözlerine vurgu yapılmaktadır. “Doğan‟a. “Aydın Doğan‟a Bir Hafta Süre Verdi: İftiraların Sebebini Açıklamazsan Ben Açıklarım” (8 Eylül 2008). Deniz Feneri Derneği'nden kendisine para aktarıldığı yönünde yayın yapan Doğan Grubu'na meydan okudu…” (7 Eylül 2008). Doğan Grubu‟nun CHP ile birlikte hareket ettiğini savundu… Başbakan Erdoğan. “Artık Kervanınızı İftiralarla Götüremeyeceksiniz” (9 Eylül 2008). “Medya Eleştirileri”12 konusunda ise. %7) ve “taraflı yayıncılık” (6 kez. Sayı:29 . otel için istediği plan tadilatlarını kendisine ve belediye başkanına yaptıramadığını dile getirdi… Aydın Doğan'ın bizzat kendisine ve belediye başkanına teklifte bulunduğunu vurguladı… İstediğini alamadığı için bu tür kampanyalar yaptığını ileri sürdü… Erdoğan. Aydın Doğan ve CHP‟ye Yönelik Eleştirilerine Devam Etti” (15 Eylül 2008). IĢık – Ü. A. Nitekim söz konusu haberde Başbakan‟ın konuya ilişkin ifadeleri gazete tarafında şu şekilde sunulmaktadır: “…AK Parti‟yi geriletemeyenlerin. “Erdoğan: Türkiye Barış Adası Oldu” (9 Eylül 2008). “Yayıncı Kimliğinle İmtiyaz İsteme. “Başbakan Yine Doğan‟a Yüklendi” (14 Eylül 2008). İşadamı Olarak Eşit Muamele Göreceksin” (14 Eylül 2008). Aydın Doğan‟ın barışmak için iyi niyet elçileri gönderdiğini de açıkladı…Başbakan. Örneğin “Başbakan‟dan Aydın Doğan‟a Ağır Suçlamalar” başlıklı haberin içeriğinde. Örneğin 8 Eylül 2008 tarihinde “Aydın Doğan‟a Bir Hafta Süre Verdi: İftiraların Sebebini Açıklamazsan Ben Açıklarım” başlığıyla yayınlanan haberde. Bu haberde aynı zamanda Doğan‟ın söz konusu tartışmada “haksız” ve öne sürdüğü iddialarının da “geçersiz” olduğu gösterilmeye çalışılmıştır. Buna göre. Başbakan Erdoğan‟ın şu suçlamalarına vurgu yapılmaktadır: “…Bu mudur Bu konuyla ilgili haberler için bkz. Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen suçlamaların en çok “taraflı yayıncılık” nitelendirmesi üzerinden yapıldığı görülmektedir. Oğuzhan Börekci yayınlama” (1 kez. “Başbakan‟dan Doğan‟a Mektup…” (13 Eylül 2008). “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” konusunda “işbirlikçi” (4 kez.

Doğan‟ı “taraflı yayıncılık” yapmakla ve bu anlamda da “basın özgürlüğünü kötüye kullanmakla” suçladığı görülmektedir. burada söz konusu anlamlar aracılığıyla Doğan aleyhine bir duruş sergilendiği ve bu yönde bir kamuoyu oluşturulmaya çalışıldığı gözlenmiştir. “Aydın Doğan'dan maaş alan kalemşörlere bir çift sözüm var. Nitekim patron kelimesinin çağrıştırdığı kimi olumsuz anlamlar (sömüren. Doğan‟ın sahibi olduğu medya kuruluşlarını kendi „çıkarları‟ yönünde kullandığı imasında da bulunulduğu anlaşılmaktadır. Çünkü senin maaşlı köşe yazarların var. “İşadamlığı ile Yayıncılığı Karıştırma” başlığıyla yer alan bir başka haberde de Başbakan‟ın. Milletim bunu görüyor…” (8 Eylül 2008). paralı silahşörün bol. tarafsız ve bağımsız olmak demek. Öyle tek taraflı özgürlük olmaz. Onlar patronlarını savunmakta bayağı mahirler. Benim o kadar köşe yazarım. Siz bağımsız olsaydınız patronunuz hakkında yayınlanan kağıt kaçakçılığı olayını da sorgulamanız gerekmez mi? Yoksa bu iddialar haber değeri taşımıyor mu? Hilton oteline imar talebi haber değeri taşımıyor mu?" (13 Eylül 2008) şeklindeki sözlerine yer verilerek. eleştirilmeyi de göze alacaksın.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 73 ikide bir arkasına saklandığınız basın özgürlüğü? Nasıl olsa köşe yazarlarınız bu konuda gayet iyi avukatlığınızı yapıyorlar. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . cevap hakkına ne kadar saygılı olduğunu zaten yaptığın açıklamalarla. yaptırdığın yayınlarla ortaya koyuyorsun. Eleştirmek istiyorsan. silahşörlerin var. Tablo-6 (Zaman Gazetesi‟nde Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı) Suçlamaların Niteliği İstismarcı Sicil Amiri 1 1 %33 %33 Şantajcı Polemikçi 1 1 %50 %50 Otoriter Hoşgörüsüz 3 1 %75 %25 ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Toplam İftiracı 1 %34 3 % 100 2 %100 4 %100 Zaman‟da Doğan‟a yöneltilen suçlamalara ilişkin haberlerin içeriği incelendiğinde dikkat çeken noktalardan biri de. adaletsiz gibi) hatırlanacak olursa. Doğan‟ın “medya patronu” nitelendirilmesiyle sunulmasıdır. patronunuzun çıkarlarından da bağımsız olmak demek. ezen. Bunun yanı sıra söz konusu nitelendirmeyle. Senin bu noktada maaşlı. bir bölümü hariç. silahşörüm yok. Ne kadar tahammüllü olduğunu.

%33). Buna göre haberlerin içeriği incelendiğinde. gazetelerinin de mahkemenin safahatı hakkında bilgi verdiğini söyledi… Aydın Doğan. Doğan tarafından Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen en önemli suçlamaların “Yolsuzluk” ve “Medya Eleştirileri” konusunda yapıldığı belirlenmiştir. Diğer gazetelerde olduğu gibi Zaman‟da da “Siyasal Çevrelerle İlişki” konusunda. A. Zaman‟da yer alan bu tip haberlerde dikkat çeken unsur. Doğan‟ın “Yolsuzluk”13 konusuyla ilgili olarak kendisine yöneltilen suçlamalara ilişkin açıklamaları. sahibi olduğu gazete ve televizyonların haberi. %75) ve “hoşgörüsüz” (1 kez. %33) ve “iftiracı” (1 kez.74 G. Hürriyet ve Radikal‟in aksine. Örneğin. Nitekim gazete. Başbakan Erdoğan‟a yönelik herhangi bir suçlama içeren haber bulunmamaktadır. 13 “Velev ki Başbakan‟a Gittim Ama Hilton İçin Değil” (8 Eylül 2008). “otoriter” (3 kez. %34). “istismarcı” (1 kez. IĢık – Ü. Doğan‟ın Başbakan‟ın açıklamaları karşısında daha çok “suçlu” konumunda sunulduğudur. Doğan‟ın söz konusu suçlamalarına çok kısa yer verildiği dikkat çekmektedir. “Velev ki Başbakan‟a Gittim Ama Hilton İçin Değil” (8 Eylül 2008) başlıklı haberin içeriğinde. Aydın Doğan tarafından Başbakan Erdoğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığı şu şekildedir:“Yolsuzluk” konusunda “sicil amiri” (1 kez. “Siyasetçi Değilim. %50) ve “şantajcı” (1 kez. Sayı:29 . Canlı Yayında Tartışalım” (14 Eylül 2008). olayı Alman polisi ve mahkemelerin ortaya çıkardığını. Güz 2009. gazete tarafından şu şekilde aktarılmaktadır: “…Deniz Feneri ile ilgili haberleri gazete ve televizyonlardan izlediğini iddia eden Aydın Doğan. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a atfen verdiğine dikkat çekti” (7 Eylül 2008). “Medya Eleştirileri” konusunda ise. Doğan‟ın açıklamalarını “iddia etti” ve “öne sürdü” gibi doğruluğu kesin olmayan ifadelerle sunarak bu tutumunu ortaya koymaktadır. Oğuzhan Börekci Zaman‟da. Doğan‟ın Başbakan‟a yönelik suçlamalarının hem “yersiz” hem de “haksız” olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. %50). Diğer taraftan Doğan‟ın “Medya Eleştirileri” konusunda Erdoğan‟a yönelttiği suçlamaları en çok “otoriter” nitelendirmesi üzerinden yaptığı görülmüştür. Örneğin. Haberlerin bütünlüğü göz önünde bulundurulduğunda. %25). “Ekonomik İlişkiler” konusunda “polemikçi” (1 kez.

%10) ve “kaçakçı” (2 kez.4. %50). “Medya İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . “iftiracı” (5 kez. %20). %30). %30). ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Siyasal Çevrelerle ĠliĢkiler n % İftiracı 5 %50 Çıkarcı 3 %30 Basın Özgürlüğün ü Kötüye Kullanma 2 %22 İşbirlikçi 4 %100 Suçlamaların Niteliği Ahlaksız 2 %20 Vurguncu 4 %40 Otoriter 2 %22 %50 İşbirlikçi 1 %10 İftiracı 3 %30 Hakim/Savcı 2 %22 Kaçakçı 2 %20 Taraflı Yayıncılık 3 %34 4 %100 9 %100 10 %100 Toplam 10 % 100 Yeni Şafak Gazetesi‟nde. Başbakan Erdoğan ile Aydın Doğan arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin toplam 14 haber yayınlanmıştır.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 75 2. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “iftiracı” (3 kez. “vurguncu” (4 kez. Bu haberlerde Doğan‟a yapılan suçlamaların. Bunun yanı sıra Başbakan‟ın suçlamalarını içeren haberlerin sunum şekliyle de. “işbirlikçi” (1 kez. Yeni ġafak Gazetesi’nde BaĢbakan Erdoğan Ġle Aydın Doğan Arasındaki TartıĢmanın Haberler Üzerinden Analizi Tablo-7 (Yeni Şafak Gazetesi‟nde Aydın Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı. tartışmanın Başbakan lehine sonuçlandırıldığı belirlenmiştir. çoğunlukla gazetenin kendi yorumlarından oluştuğu görülmüştür. Buna göre Yeni Şafak‟ta söz konusu tartışmaya ilişkin suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığı incelendiğinde şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “ahlaksız” (2 kez. %20). %40) ve “çıkarcı” (3 kez.

yer verildiği tespit edilmiştir. Başbakan‟ın Doğan‟a yönelttiği suçlamaların oldukça çarpıcı başlıklarla aktarıldığı görülmektedir: “Ben senin bildiğin başbakanlardan değilim” (6 Eylül 2008). Dolayısıyla önceki üç gazeteden farklı olarak Yeni Şafak‟ta. Yeni Şafak‟ta söz konusu tartışmanın daha kısa ve ana hatlarıyla özetlendiği de dikkat çekmektedir. “Sadece Bir Günde 279 Milyon YTL‟si Gitti” (9 Eylül 2008). bazı haberlerin başlıklarında bile açıkça görülmektedir: “Hilton‟da Doğan‟ın Hayal Kırıklığı” (8 Eylül 2008). Erdoğan‟ın kendisini “yanlış anladığını ileri süren” Doğan‟ın. Başbakan Erdoğan‟ın açıklamalarına cevap verdiği belirtilmektedir. Tablo7‟den de anlaşılacağı üzere Doğan‟a yöneltilen suçlamaların. Sayı:29 .“Doğan: Başbakan amirim değil” (6 Eylül 2008) ve “Doğan‟dan Rezidans ve CNN itirafı” (8 Eylül 2008) . %22). “Doğan‟dan Rezidans ve CNN itirafı” başlıklı haberde. Bu haberlerde gerek başlıklarda gerekse haberlerin içeriğinde kullanılan ifadelerle. Öyle ki. %34). Oğuzhan Börekci Eleştirileri” konusunda “basın özgürlüğünü kötüye kullanma” (2 kez. “Suçlamalarda „iftira at. %22). %22) ve “taraflı yayıncılık” (3 kez. Bunun yanı sıra Başbakan Erdoğan‟ın açıklamalarına yer verilen diğer haberlerde. Güz 2009. “Siyasal Çevrelerle İlişkiler” konusu haricinde diğer üç konuda eşit ağırlıkta olduğu belirlenmiştir. Bunun yanı sıra Yeni Şafak‟ta. “hakim/savcı” (2 kez. IĢık – Ü. Doğan‟ın “olumsuzlandığı”. Başbakan Erdoğan‟ın ise “haklılığı”nın ve “gücü” nün ön plana çıkartıldığı dikkat çekmektedir. A. Doğan‟ın kendisine yapılan suçlamaları kabul ettiği yönünde bir sonuca varıldığı da görülmektedir. Aynı haberin devamında. “Doğan‟ın 60 Milyon Dolarlık Kağıt Vurgunu” (10 Eylül 2008). Nitekim bu haberlerde Doğan‟ın “ekonomik ilişkileri” ön plana çıkartılarak. “Çamurun altında Hilton var” (7 Eylül 2008). “otoriter” (2 kez. Bu çerçevede gazetenin söz konusu tartışmaya ilişkin “taraflı” duruşu. Doğan‟ın “kendisine ait” Kanal D televizyonunda yaptığı “özel söyleşi” de. “Doğan‟ın Hedefi Bu Kez Vekiller” (23 Eylül 2008) gibi.76 G. “Petrol Ofisi‟nde Fatura Kabarık” (10 Eylül 2008). Hilton‟a rezidans için ruhsat istediği iddialarını ve CNN Türk‟e karasal yayın talebini de “programda doğruladı”ğı kaydedilmektedir. izi kalsın‟ mantığı var” (8 Eylül 2008) gibi. %100). “yolsuzluk” yaptığına ve “haksız kazanç” edindiğine dair suçlamalar yer almaktadır. “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” konusunda ise “işbirlikçi” (4 kez. Doğan‟ın açıklamalarına yalnızca iki haberde .

Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 77 Tablo -8 (Yeni Şafak Gazetesi‟nde Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı) ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Suçlamaların Niteliği İstismarcı 1 %50 Şantajcı 1 %100 Otoriter 1 %100 Sicil Amiri 1 %50 - Toplam 2 % 100 1 %100 1 %100 Yeni Şafak‟ta. Doğan‟ın açıklamalarının Başbakan‟ın açıklamalarına kıyasla oldukça kısa tutulduğu ve Doğan aleyhine bir tutum sergilendiği görülmüştür. taraflar arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin Başbakan‟a yöneltilen suçlamaların oldukça az sayıda olduğu tespit edilmiştir. Bu noktada medya. %100). SONUÇ Günümüz toplumsal yapısında siyasal sisteme etki eden faktörlerin başında gelen medyaya. Diğer gazetelerde olduğu gibi Yeni Şafak‟ta da “Siyasal Çevrelerle İlişki” konusunda Başbakan Erdoğan‟a yönelik herhangi bir suçlama içeren haber bulunmamaktadır. Buna göre suçlamaların niteliğinin niceliksel dağılımına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “sicil amiri” (1 kez. kamuoyu adına siyasi otoriteleri denetlediği. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . “Medya Eleştirileri” konusunda ise “otoriter” (1 kez. Başbakan‟a yöneltilen suçlamalara ilişkin yer alan iki haberin – “Doğan: Başbakan Amirim Değil” (6 Eylül 2008) ve “Doğan‟dan Rezidans ve CNN İtirafı” “8 Eylül 2008). “Ekonomik İlişkiler” konusunda “şantajcı” (1 kez. mevcut siyasal sistem ve olaylar karşısında kamuoyunu bilgilendirdiği ve bu anlamda da kamuoyunun beklentilerini yerine getirdiği yönünde bir önem atfedilmektedir. %50).içeriği incelendiğinde ise. Bu suçlamaların ise Zaman Gazetesi‟nde olduğu gibi tamamıyla Doğan‟ın kendi ifadelerinden oluştuğu görülmüştür. %50) ve “istismarcı” (1 kez. %100).

dolayısıyla haberlerin medya patronunun ekonomik ve kişisel çıkarları doğrultusunda oluşturulduğu tezinin de büyük ölçüde doğrulandığı görülmüştür. Bununla ilişkili olarak ise. “ahlaksız”.78 G. “otoriter” gibi nitelendirmelerle hakaret boyutuna da taşındığı belirlenmiştir. basın-iktidar ve basın-mülkiyet ilişkilerinin. Çalışmanın ilgili bölümünde de belirtildiği üzere. Nitekim medya ve siyasi çevreler arasındaki ilişkilere dair öne sürülen argümanların. karşılıklı suçlamaların “iftiracı”. tarafların Deniz Feneri Davası üzerinden başlayan tartışmalarda. Ancak kimi zaman medya ve siyaset çevrelerinin “çatışan” çıkarları nedeniyle. “yanlılık” temelinde haber içeriklerini büyük ölçüde etkilediği dikkat çekmiştir. Diğer taraftan Zaman ve Yeni Şafak gazetelerinin ise. İkinci olarak. Güz 2009. medya üzerinden bir “güç” savaşı sergiledikleri görülmüştür. A. Medya ve siyaset ilişkisine dair yapılan bu incelemede. Buna göre Doğan Medya Grubu‟nda yer alan Hürriyet ve Radikal gazetelerinin. “şantajcı”. “vurguncu”. bu çalışmanın örnek olayını teşkil eden konu üzerinden de doğrulandığı görülmüştür. Nitekim siyasal aktörler özellikle de kendilerine muhalefet eden grupları etkilemek ve bunların yaptığı eleştiriler karşısında kendilerini savunmak için çoğunlukla medyadan yararlanmaktadırlar. bu bağımlılığın olumsuz bir seyirde geliştiği de gözlenmektedir. her iki grup gazetenin de “bi taraf” yayıncılık yaptığı gerçeği ortaya çıkmıştır. Aydın Doğan lehine bir duruş sergilediği. Başbakan lehine bir duruş sergileyerek. Neticede çalışmaya örnek teşkil eden konuda. Oğuzhan Börekci siyasal aktörler açısından da ayrı bir önem taşımaktadır. karşılıklı “çıkar” ve “beklenti” üzerinden gerçekleştirilen bu ilişkiler. “çıkarcı”. söz konusu tartışmanın basında nasıl sunulduğuna bakıldığında ise. basın-iktidar ilişkilerinde iktidar yanlısı bir yayın politikası izlediği ifade edilebilir. Buna göre ilk olarak. Sayı:29 . siyasi çevrelerin ve özellikle de iktidarın ise kamuoyunu etkilemek ve dolayısıyla siyasi rantını artırmak amacıyla medyayı etkileme çabasında olduğu gerçeği büyük ölçüde doğrulanmış bulunmaktadır. söz konusu iki gücün birbirine sürekli bağımlı hale geldiğini de göstermektedir. medyanın daha çok “ekonomik” beklenti düzeyinde siyasete ve siyasi konulara müdahil olduğu ve bu yönde gündemi oluşturduğu. IĢık – Ü.

Süleyman İrvan (Der. Beybin Kejanlıoglu. Medya Kültür Siyaset.).). Zülfikar Damlapınar (Der. Demokratik Sistemde Medyanın Rolü. Geray. Ankara: Bilim Sanat Yayınları.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 79 KAYNAKÇA Adaklı. Sağnak. Ankara: Siyasal Kitabevi. Z. Medya Politikaları. Medya ve Siyaset. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Medya ve Siyasete Güvenilirlik: „Medya ve Siyasetinin Toplumsal Algılanmasına Bağlı Faktörler. Sevilay Çelenk. Arslan. A. İrvan. 104. Birikim Dergisi. D. Uluslar arası İnsan Bilimleri Dergisi. www. (1996). S. Konya: Eğitim Kitabevi Yayınları. Ankara: İmge Kitabevi.1995). 6. Seçkin. (1997). Medya – Politik İlişkisi Üzerine Sosyolojik Bir Değerlendirme. Gülseren Adaklı (Der. M. N.1993 Yılları Arasında Medya – Politikacı İlişkileri). Medyayı Anlamak. Tılıç. (2006). Birikim Dergisi. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi. Yayıncılık Alanında Mülkiyet Ve Kontrol. Damlapınar.com Curran. (2001). (2009). (1997). İstanbul: Su Yayınları. Toplumsal Araştırmalarda Nicel ve Nitel Yöntemlere Giriş. (1997). H. ISSN: 1303-5134. Gürkan. Medya Ve Demokrasi: Yeniden Değer Biçme. İstanbul: Eti Kitapları. G. (1994. 6869. G. (2001). Türkiye‟de Siyasal Tıkanma Ve Medya. Medya – Politik (1983. (2008).). J. Medya: Ekonomik Ve Politik Elit İktidar Grubu.insanbilimleri.

Özellikle seçim dönemlerinde haber medyası siyasetçilerin toplum genelinde siyasal fikirlerine ve projelerine rıza üretmeleri için ortam sağlamaktadır. Selçuk Üniversitesi. 7(2). siyaset ve medya ilişkisini ortaya koymaktadır. Politics. e-posta: kadirgolcu@selcuk. The purpose of this study is to show how Turkish press approaches political parties in context of relationship between political institute and media before 29 March 2009 Local Elections. Key Words: Media. Çalışma kapsamında ulusal çapta yayın yapan dört günlük gazetede takip edilmiş ve 15-27 Mart tarihleri arasında bu gazetelerde yayınlanan haberler eleştirel söylem analizi yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir.edu. İletişim Fakültesi.tr İletişim 2003/18 . Siyaset. 237- HABER SÖYLEMİNDE MEDYA. Çalışma seçim öncesinde yapılan siyasal haberlerin söylem yapılarını çözümleyerek. The News which was analyzed was limited according to their beings about AKP and CHP. Discourse * Arş.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. Konya. Media and Politics Relation in News Discourse: 29 March 2009 Local Elections ABSTRACT Media is the most important vehicle for political institute and politicians to transfer their ideas and opinions to society. In content of study four national daily newspapers is kept on and news which was published on these newspapers between 15-27 marches was analyzed by using critical discourse analyze. For this reason political news which was published in national press before election is analyzed. Bu çalışmanın amacı da 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesinde Türk basınının siyasal partilere nasıl yaklaştığını siyaset kurumu ve medya ilişkisi bağlamında ortaya koymaktır. Anahtar Kelimeler: Medya. Gör. Söylem.. The study puts forth the relationship between politics and media by analyzing discourse structure of political news which was published before the election. Especially. news media provides environment for politicians to product social consent for their political ideas and projects in election periods.SİYASET İLİŞKİSİ: 29 MART 2009 YEREL SEÇİMLERİ Abdulkadir GÖLCÜ* ÖZET Siyaset kurumunun ve aktörlerinin görüş ve fikirlerini topluma aktarmada medya kuşkusuz en önemli araçtır. Bu nedenle seçim öncesinde ulusal basında yayınlanan siyasal içerikli haberler incelenmektedir. İncelenen haberler iktidar partisi AKP ve ana muhalefet partisi CHP hakkında çıkan haberler olarak sınırlandırılmıştır.

Bu dönüşümler medya ve siyaset ilişkisine yeni boyutlar kazandırmıştır. yazılı basında seçim öncesinde yayınlanan siyasal içerikli haberler çözümlenmektedir. Bu süreç medya ve siyaset ilişkisinde. medya ve siyaset kurumu arasındaki ilişkiyi çözümlemede eksik yönlerin kalmasına sebep olacaktır. medya örgütlenmelerinin de siyasal pozisyonlar alarak. Yine Tuchman haber yapılırken profesyonellikten kaynaklandığı düşünülen bir takım süreçlerin. haberin toplumsal yapıda var olan gerçekliği siyaset mekanizması adına inşa etme çabası olarak değerlendirilmiştir. Tuchman (1978) haber yapılırken bir takım profesyonel örgütlenmelerin ve habercilerin devreye girdiğini ve bunun haberin çerçevesini oluşturduğunu söylemiştir. Özellikle toplumsal destek arayışında olan siyasal örgütlenmeler ve gruplar. yüzyılda üzerinde en çok tartışılan konulardan birisi olmuştur. toplumsal yapıdaki iktidar ilişkilerinin etkisi ile oluştuğunu aktarmaktadır. Gelişen teknoloji ile birlikte medyanın toplumsal yaşamı etkilemedeki gücünün artması. YÖNTEM Bu çalışmada siyaset ve medya ilişkisi 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesinde Türk basınında çıkan haberler üzerinden değerlendirilmektedir. Özellikle haber medyası siyasal aktörler ve medyanın politize edilmesi sonrasında yapısal dönüşümler yaşamıştır. Bu bağlamda haber medyası ve siyaset arasındaki karşılıklı ilişkide. Haber üretiminde kurumsallaşma ve profesyonel yapıların oluşması. medya üzerinden kendi değer yargılarını ve fikirlerini topluma aktarmak için medyanın olanaklarını kullanmışlardır. haberin ne olduğu ve haber olacak olanın ne içermesi gerektiği siyaset kurumunun beklentileri doğrultusunda yeniden tanımlanmıştır. Medyanın kitleye dönük doğası siyaset kurumunun en çok önem verdiği konu olmuş.82 GİRİŞ A. siyaset ve medya arasındaki ilişkiler ağının da karmaşık bir yapıya bürünmesine neden olmuştur. Güz 2009. belirli siyasal kimliklere bürünmelerine sebep olmuştur. Gölcü Medya ve siyaset arasında var olan karşılıklı ilişkiler ağı 21. Sayı 29 . medya ve siyaset ilişkisinde siyasal mekanizmaların daha fazla sürece dâhil olmalarına neden olmuştur. Artık haber medyası ve haber olgusunu siyasal süreçlerden soyutlanarak düşünmek. Çalışmada yöntem olarak eleştirel söylem analizi yöntemi kullanılarak. Medya artık kamuoyunu güdümleyen bir araç olmuş aynı zamanda medyadan kamuyu edilgin tüketiciler haline getiren bir aygıt olarak söz edilmeye başlanmıştır (Tokgöz. 2008: 206). medya içeriğinin siyasallaşmasına neden olurken.

KURAMSAL ÇERÇEVE 21.Haber Söyleminde Medya. Medyaya ana akım iletişim çalışmaları tarafından siyasal mekanizmaları kamu adına gözetleme görevinin verilmesi medyanın oldukça politize ve muhalif bir örgütlenme yapısına sahip olduğu bir döneme rastlamaktadır. Bunun yanı sıra İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Bunun sonucunda ana akım iletişim çalışmaları tarafından medyanın siyasal mekanizmaları denetleyen dördüncü bir güç olarak tanımlanması ve medyanın siyasal süreçlerde şeffaf oluşumları doğuracağı beklentisi oluşmuştur. Hürriyet ve Sabah gazeteleri ise merkez medyayı temsil ettikleri ve tiraj yüksekliği nedeniyle incelenecek gazeteler arasında yer almıştır. Yeni Şafak ve Cumhuriyet gazetelerinin örneklem içerisine alınmasında gazetelerin siyasal iktidar ve muhalefete karşı tavırları göz önünde bulundurulmuştur. Yeni Şafak gazetesi siyasal iktidarın işlemlerine olumlu. Sabah. Bu gelişmeler ana akım iletişim çalışmalarının medyayı toplumdaki olay ve oluşumları toplumun birey yurttaşlarına yansıtan. ekonomik. siyasal ve kültürel demokratik kuruluşların faaliyetlerini ve iş yapma tarzlarını etkilemiştir (Erdoğan. Cumhuriyet gazetesi ise olumsuz yaklaşan bir yayın politikası izlediği için örnekleme dâhil edilmiştir. Demokrasilere doğrudan katılımın imkânsızlığı medya ve siyaset arasındaki bu ilişkinin pekişmesini sağlarken. kitle iletişim araçlarının kamu adına bu görevi üstlenmeleri ile sonuçlanmıştır. medya ve siyaset mekanizmaları arasında karmaşık ilişkiler ağının kurulmasına da etki etmiştir. yüzyılda siyasal meşruiyetin yapısal dönüşümü meşruluğun kaynağının çoğulcu demokratik rejimler aracılığıyla halk üzerinden sağlanmasına neden olurken. dış dünyanın olay ve oluşumlarıyla ilgili bilgileri rasyonel davranabilen bireylere sunarak genel çıkarların oluşmasına çalışan bir örgütlenme olarak tanımlamasına neden olmuştur (Kaya. günümüzde bütün toplumsal. Aynı zamanda ana akım yaklaşım medyayı vatandaşların ve siyasal aktörlerin siyasal buluşmalarını gerçekleştirdikleri ve siyasal eylemlerin sorgulandığı tarafsız bir uzam olarak göstermeyi amaçlamıştır. 1999: 35). Cumhuriyet ve Yeni Şafak gazetelerinde yayınlanan haberler 15–27 Mart tarihleri arasında takip edilerek örneklem içerisinde incelenmiştir. 1999: 24).Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 83 Çalışmanın yapılabilmesi için Hürriyet. Siyaset ve medya arasında başlangıçta oluşan kamu adına denetim işlevi ve medyanın siyasal süreçlere yaptığı öne sürülen pozitif yönlü katkı uzun süreli olmamıştır. modern demokrasilerde vatandaşların doğrudan katılabildiği demokratik süreçlerin olmaması. Özellikle iletişim teknolojilerinin büyük ölçüde geliştirilmesiyle birlikte medyanın ideolojik yapısı.

Lippmann‟a (1945: 213-216) göre basının ve bu araçlarının bir ürünü olan haber olgusu. Bu nedenle Lipman haber ile gerçeğin birbirinden ayrılması gerektiğini öne sürmüştür. Eleştirel yaklaşımları esas alanlar iletişimin endüstrileşmesi. toplumsal güç iktidar ilişkilerinin ve sınıf tahakkümünün medya içeriğinde yeniden üretimi üzerine yoğunlaşmışlardır. iletişim çalışmalarında eleştirel görüşlerin önem kazanmaya başlamasına neden olmuştur. iletişimin siyasal ekonomisi. Sayı 29 . Ekonomi politikçiler haber medyası ve siyaset ilişkisinde kamu çıkarları yerine özel çıkarların yerleştirildiğini öne sürmüşlerdir. kültürel incelemeler. uluslar arası yönü. Eleştirel yaklaşım içerisinde yer alan ekonomi politik yaklaşım ve kültürel çalışmalar. Aynı görüşü destekleyen Murdock (1982: 107) büyük medyaya sahip olan grupların diğer sermaye grupları Güz 2009. Ekonomi politik yaklaşımda haber. Herman ve Chomsky (2006: 76) ise Rızanın İmalatı isimli yapıtlarında özel mülkiyet altındaki iletişim araçlarının kapitalistler tarafından sınıf tahakkümünün araçları olarak kullanıldığını belirtirler. medya ve siyaset arasındaki ilişkiyi tartışmalı sahiplik yapısı ve egemen dünya değerlerinin yeniden üretimi bağlamında ele alarak eleştirmişlerdir.84 A. 1997: 147). Dördüncü güç rolünün geçerliliğini yitirmesi sonrasında medya ve siyaset ilişkisinin yeni temeller üzerinde yeniden oluşturulmaya başlanması. Ana akım çalışmalar tarafından haberin gerçeklik olarak kabul edilmesi sorunsallaştırılmış ve ilk olarak haber olgusunun sorunlu bir üretim sürecinden geçerek oluşturulduğunu Walter Lippmann öne sürmüştür. Bu savı destekleyen Garnham (1990: 113) enformasyona ve bir tartışma platformu olarak medyaya erişimin bir tür güç ve mülkiyet yapısı tarafından kontrol edildiğini söylemiştir. Özellikle haber değerleri ve haber üretim süreçlerini ele alan bu yaklaşımlar. yaşanan gerçeği farklı bir şekilde kurgulayıp aktarmaktır. duymasını ve düşünmesini etkilediğini ve düzenli propaganda kampanyaları ile kamuoyunu yönlendirdiklerini öne sürmeleri üzerinden ele alınmıştır (Herman ve Chomsky: 2006: 75). geliştirilen yeni iletişim teknolojilerinin toplum üzerindeki etkileri. özünde Herman ve Chomsky‟nin toplumsal yapıdaki egemenlerin söyleminin sıradan yurttaşların neleri görmesini. Gölcü zaman içerisinde değişen koşullar ve serbest piyasa ekonomisine geçiş. 2006: 81). Özellikle mülkiyet yapısında yaşanan hızlı dönüşüm medya örgütlerinin büyük bir kısmının son otuz yıldaki ele geçirmelerin sonucunda finans ve endüstriyel sermaye alanındaki büyük şirketlere bağlanmalarıyla sonuçlanmıştır (Curran. medya örgütlenmelerinin pazar değerlerini ön plana çıkarmış ve medyaya atfedilen kamu denetçiliği görevini yerini kar güdüsüne bırakmıştır. iletişim sosyolojisi gibi çeşitli konularda çalışmalar yapmışlardır (Yaylagül.

medya metinlerinin ve özellikle haberciliğin önemi yadsınamaz (İnal.Haber Söyleminde Medya. Althusser‟in takipçisi olan İngiliz kültürel çalışmalarının önemli ismi Stuart Hall‟de bu görüşü destekleyen çalışmalar yapmıştır. Çok farklı disiplinleri içinde barındıran Kültürel çalışmaların ise Gramsci‟nin (1986) ortaya attığı Hegomanya kavramına paralel olarak haber metinlerini incelemesi ve Althusser‟in (2000) Devletin ideolojik Aygıtları çalışmasında medyanın ideolojik yeniden üretimde kritik bir rol oynadığı savını öne sürmesi. 1997: 234). haberlerin oluşturulması ve İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 1996: 93). Hall‟e göre medyanın en önemli işlevi. Böylece bu bakış açısına göre. haberlerde tekrarlanan temaların ve sorunların izleyicilerin öncelikleri haline geldiği kabul edilmiştir (Iyengar. 1998: 32). Yanlılık-nesnellik ikilisine çok farklı eleştiriler yöneltilirken bu eleştirilerin çoğunun yöntembilimsel ve epistemolojik konular üzerinde odaklandığı görülmüştür (Hackett. 2009: 26). haber üzerinde yapılan eleştirel çalışmalara yeni bir ivme kazandırmıştır. Gramsci‟nin terminolojisi ile yönetenlerin hegemonyalarını kurma sürecinde. haberlerin ve çözümlemelerin çatısını yerleşik ayrıcalıkları destekleyen bir çerçevede kurarak ve bu doğrultuda her türlü tartışmayı sınırlayarak. kitle iletişim araçlarının içerikleriyle mesajlarının taşıdığı anlamlar esas olarak içinde üretildikleri örgütün ekonomik temeliyle belirlenmektedir (Curran ve ark. Ayrıca medyanın siyasal gündemi de etkilediği ve medyanın kamunun imgelem gücü olarak siyasal gündemi etkili bir biçimde belirlediği. Chomsky‟e (1993: 23) göre medya. 1997: 77). anlamın toplumsal inşasında üstlendiği ideolojik işlevdir (İrvan. Bu noktada eleştirel çalışmalar ana akım iletişim çalışmalarının haber metinlerinde olduğunu öne sürdükleri nesnellik ve tarafsızlık vurgusunu mercek altına alarak. Medyanın bu işleyiş düzenine göre çağdaş insanlar kendi doğrudan deneyim alanlarının dışında olan olayları. birbirleriyle sıkı sıkıya kaynaşmış olan devletin ve şirketlerin çıkarlarına hizmet etmektedir.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 85 ile aralarındaki çıkar ilişkisini göz önünde bulundurarak medya ve haber içeriklerini oluşturduklarını dile getirmektedir. 1997:103). 1982: 18-19). Schiller (1993: 24) de kitle iletişim araçlarının. kendilerine medyanın yansıttığı biçimle yani medya tarafından yapılan gerçeklik tanımlamalarıyla kavrarlar ( Kaya. bu değerleri sorunsallaştırırlar. Bu ideolojik işlev medyanın durum tanımı yapma yeteneğine sahip olmasıyla açıklanmıştır (Shoemaker ve Reese. Siyasal yapıya yönelik rıza ve bu rızanın oluşum sürecinde. Bu bağlamda Herman ve Chomsky‟nin propaganda modelinin haber metinlerinde incelenmesinde ve haberin üretim sürecinde kullanılan haber süzgeçlerinin medya metinleri okunurken göz önünde bulundurulması haberlerin analizinde yararlı olacaktır.

2009: 12).86 A. her düşüncenin dilin dolayımını gerektirdiğini ve uzlaşımsal bir gerçeğin. Sayı 29 . sosyal analiz ve bütün bu analiz türlerini içine Güz 2009. Pozitivist yöntembilimin haber metinlerine uygun olmadığını öne süren eleştirel çalışmalar. mutlak bir nesnelliğin ve tarafsızlığın olanaksız olduğunu vurgular. Eleştirel söylem çözümlemesinin kullanılma amacı medya metinlerindeki seçilmiş sözcük ve sözcük öbeklerinin bireylerin yaşamı algılamalarında. toplumsal yapıdaki egemen söylemi ortaya çıkarmak için eleştirel söylem analizi yöntemini geliştirmişlerdir. metin analizi. içinde yaşadığımız dünya hakkında söylenen her sözün. Sözen‟e (1999: 81) göre haberlerin güç-iktidar sahibi yapıların söylemsel kalıplarında oluşturulması. Haber metinlerinin söylemsel yapıları incelendiğinde bu metinlerin kendilerine özgü özellikler taşıyan metinler olması ve anlamsal kalıplarının kapalı metin olma özelliği taşıması bu metinlerin çözümlenmesinde içerik çözümlemesi yönteminin terk edilmesine neden olmuştur. eleştirel kuramla gelişen ve medya metinlerinin ve haberin oluşmasında yapısal sorunların varlığını gösteren çalışmalar sonrasında etkili eleştirilere tutulmuştur. haber metinleri üzerine yapılan çalışmalarda söylem analizi yönteminin kullanılmasına neden olmuştur. Bu yöntemle açık dilsel yapılardan örtük ideolojik yapılara ulaşmak amaçlanır ( İnceoğlu ve Çomak. Medya içeriğinin toplumsal bilinçteki ideolojik yeniden üretimin sağlanmasında bu denli önemli rol oynaması. Ana akım yaklaşımın içerik çözümlemesi ile medya metinlerinde ve özellikle haberde nesnellik olgusunu desteklemek için yaptığı çalışmalar. İnal‟a (1996) göre geniş bir bakış açısı ve farklı disiplinlerden gelen kuramsal ve kavramsal çerçeveler haberi. düşüncelerinde ve değerlendirmelerinde söyleme yansıyan toplumsal ideolojilerini belirlemektir. Gölcü yayınlanması aşamasında yansız davranıldığı varsayılmasına rağmen objektif hareket etmediklerini belirtmektedir. okuyucu ve izleyicilerin aynı sözcüklerden aynı anlamları çıkardığını kabul ederek uzun yıllar nicel içerik çözümlemelerinin sorgulanmaksızın benimsediğini söyler. genelde medya içeriği özelde ise haber üzerinde farklı yöntemler kullanılarak çözümleme çalışmalarının yapılmasına neden olmuştur. pozitivist yöntembilimin nicel içerik çözümlemelerinden ve metni bağlamından yalıtarak ele alan metin analizlerinden kurtarmıştır. Ayrıca söylem analizinin içerisinde sosyolinguistik çalışma. Sumner (1979: 57) bu bağlamda akademik topluluk tarafından sözel dil içindeki göstergelerin tüm dil kullanıcıları için ortak anlamları olduğunu. Bu görüşlere paralel olarak süreci dilbilim yönüyle değerlendiren İnal (1995: 114). haber metinlerini çözümlemede haberin üretiminde etkin olan iktidar pratiklerini.

Bugün yayınlanan gazetelerin neredeyse hepsinin ilk sayfalarında görsel öğelerin öne çıktığını ve yazılı dilin kaybolduğunu söyleyen Van Dijk. Ayrıca haber söylemini ele alırken kullandığı makro ve mikro yapılarının sınırlarını çok geniş tutan Van Dijk. uluslararası haberlerin yapısı üzerine yaptığı bilinen çalışmasında tüm dünya ülkelerinin haber ajanslarına bağımlılığını ortaya koymuştur. toplumsal güç iktidar ilişkileri göz önüne alınarak yapılan analizlere iyi bir örnek teşkil etmektedir. Van Dijk‟a (2005: 319) göre söylem yoluyla toplumsal denetim uygulanmasının önemli bir koşulu söylemin denetimi ve bizzat üretimidir. savaş sonrası konsensüs politikasının çöküşü ve otoriter bir devletin büyümesi arasında iddialı bir ilişki kurmaya çalışan karmaşık bir çözümlemeyi içermektedir (Stevenson. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Haber metinleri üzerinden toplumsal yapıda var olan güç-iktidar ilişkilerini göstermeyi amaçlayan bu çalışma habere ve haberin anlamsal çerçevesine etki eden siyasal süreçleri irdelemektedir. Hall ve arkadaşları tarafından Birmingham Kültürel Çalışmalar Merkezi tarafından yapılan Krizlerin Denetimi (Policing The Crises) isimli çalışmada haberin metin analizlerinden soyutlanarak. Eleştirel söylem analizi temelinde iki farklı yöntemi içerisinde barındırmaktadır. söylemin üretilme pratikleri üzerine daha fazla yoğunlaşmaktadır. Bu yaklaşımda temel dayanak noktası. Bunlardan birincisi İngiliz Kültürel Çalışmaları‟nın önemli figürlerinden biri olan Stuart Hall‟ün oluşturduğu toplumsal analizin ortaya getirdiği söylemsel oluşumlar üzerinde yoğunlaşan sosyoloji ağırlıklı yaklaşımdır.Haber Söyleminde Medya. 1997: 268). Çalışma sonrasında İngiliz kamuoyunda haber değerlerinin politik süreçlere göre nasıl değişime uğradığı ve bu değişim sonrasında yaşanan haberin sosyal hayattaki etkisi ortaya konmuştur İkincisi ise Hollandalı dilbilimci Van Dijk‟ın haber analizlerinde kullandığı ve Van Dijk yöntemi olarak adlandırılan dilin gramerine duyarlı olarak haberi makro ve mikro yapılarında inceleyen yaklaşımdır. haber üretim sürecinde durum tanımlamalarının kimler tarafından yapıldığıdır. özellikle haber metinlerinde iktidar konumunda olanların durum tanımlarının nasıl yeniden üretildiği ve iktidarın söyleminin nasıl meşruiyet kazandığının altını çizmiştir. 2008: 67). mikro yapılarda haberi destekleyen unsurların önemine işaret etmektedir (Van Dijk.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 87 alan eleştirel bir analiz türü olması da haber metinlerinin çözümlenmesine önemli katkılar sağlamıştır. Çalışma İngiltere‟de sokak soygunculuğu (mugging) konusunda basın yoluyla yayılan ahlaki panik. Gramsci‟nin hegemonya kavramsallaştırması üzerinden hareket eden Hall (1994) yazdıklarında. Bu nedenle Van Dijk oluşturduğu söylem çözümlemesi yönteminde.

Yerel bir seçim süreci yaşanması gerekirken. Ayrıca dünya genelinde etkili olan ekonomik krizin. seçim öncesinde ülke ekonomisini durgunlaştırması da seçim öncesinde gerçekleşen ve siyasal aktörlerin seçim sürecinde üzerinde yoğun olarak duracakları gündem başlıklarından birisini oluşturmuştur. İç politikada ise Ergenekon Soruşturması ve beraberinde getirdiği önemli gözaltılar. Siyaset kurumunun merkezinde işleyen ideolojik mekanizmanın toplumsal yapılara haber içerikleri ile yayıldığı gerçeği eleştirel haber çalışmaları sonrasında kabul edilmiştir. Sayı 29 . Bu nedenle haber metinleri üzerinde söylem analizi uygulanarak yapılan eleştirel çalışmalar Foucault‟nun (2000) iktidarın söylemsel bağlar içerisinde kurulduğu ve dolaştığı fikrinden de faydalanarak.88 A. BULGULAR 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesinde Türk kamuoyu seçim sürecine yoğun bir politik gündem ile beraber girmiştir. Dış politikada yaşanan bazı gelişmeler ve özellikle Başbakanın Davos görüşmelerinde yaptığı çıkış seçim öncesinde ülke gündemini bir hayli meşgul etmiştir. Haberde siyasal vaatler ve seçim Güz 2009. hiç kuşkusuz kitle iletişim araçlarının ardında da yer alan egemen ideoloji ve başat kültürel yapıdır. HÜRRİYET GAZETESİ 15 Mart tarihinde “Baykal 3011‟de iktidara gelir” başlıkla yayınlanan haber için kullanılan fotoğrafta. siyasetçiler arasında yer alan bireysel tartışma ve münakaşalara büyük yer ayrılmıştır. yerel seçimin bir genel seçim havasıyla yürütülmesine neden olmuştur. haber söylemi içerisinde egemen iktidar olgusunun nasıl ele alındığını ve işlendiğini göstermeyi amaçlamıştır. seçim öncesi atmosferde gergin bir ortam yaratmış ve siyasal tercihler bazında ülke toplumsal yapıda bir kutuplaşmaya doğru sürüklenmiştir. Böyle bir ortamda ülkenin yerel seçim sürecine girmesi. Özellikle siyasal aktörlerin seçim kampanyalarını oluştururken birbirlerine karşı yıpratıcı ve sert politikalar izlemeleri. yerel adayların çalışmaları ve projeleri hakkında bilgilendirme yapmaları beklenirken. “Dikiz aynasında saç bakımı” alt başlığıyla haberin içerisinde aktarılmıştır. Başbakanın bir tünel açılışında makam otomobilini kendi kullanması ve dikiz aynasında saçlarını düzeltmesi. seçim sürecinde yapılan haberciliği de olumsuz yönde etkilemiştir. Bu süreç içerisinde yazılı basında yer alan haberlerin çoğunluğunda. Gölcü Hem ekonomi politik açıdan hem de kültürel çalışmalar açısından söz konusu haber söyleminin kodlanmasında rol oynayan başlıca etmen. daha çok iktidar ve muhalefet liderleri arasındaki söz düelloları haberleştirilmiştir.

Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 89 çalışmaları hakkında bilgi aktarmak yerine. haberin içeriğinde Baykal‟ın Başbakan‟ı adam gibi adam olmak gerektiği yönündeki sözleri işlenmiştir. 16 Mart tarihinde Deniz Baykal‟ın Hatay mitinginde söylediği “Adam olamayan 3011‟de de adam olamaz” sözü haber başlığı olarak doğrudan kullanırken. Baykal‟ın “Abbas yolcu”. 18 Mart tarihinde yayınlanan “Altın palan vursan eşek yine eşektir” başlıklı haberde. Başbakanın ana muhalefet lideri Deniz Baykal‟a yönelik bir sözü uzun uzun işlenmiştir. Bu haberin spotunda AKP Manisa İl Başkanlığı‟nın Manisa mitingini kalabalık göstermek için fotoğraflar üzerinde oynama yaptığı bilgisi aktarılmıştır. Haberin spotunda bu bilginin verilmesi ve İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Bu haberin içeriğinde de yerel seçim çalışmaları hakkında detaylı bilgi bulmak imkânsızdır. Ayrıca Baykal‟ın Başbakan‟ın çocuğunu Amerika‟da okuttuğunu ama vatandaşın okutamayacağını hatırlatması da haberde işlenen çatışma unsurlarından bir başkasıdır. Haber de kullanılan başlık ve haberin içeriğinde Baykal‟ın sözlerinin ara başlıklar olarak doğrudan kullanılması ve yine kırmızı-beyaz renkte bannerlarla haber söyleminin desteklenmesi söz konusudur. “Sen kendine baksana” ve “Yatağa Baykal‟la giriyor” sözleri de haberin ara başlıkları olarak doğrudan kullanılmıştır. Bu haberde de başlık Baykal‟ın sözleri arasından doğrudan alınırken. Ayrıca kullanılan bannerda kullanılan renklerin Cumhuriyet Halk Partisi‟nin renkleriyle aynı olması. Haberin içeriğinde Baykal‟ın “ağız tadıyla birbirimize küfür edemiyoruz” sözü üzerinde fazla durulmamış ve Başbakan‟ının bu söz üzerinden Baykal‟a yüklendiği. 17 Mart tarihinde “Küfürbaz derler oy vermezler” başlığıyla yayınlanan haberde kullanılan başlık daha önceki haberlerde siyasetçiler arasındaki tartışmayı hatırlatan cümlelerden doğrudan alıntılanmıştır. 20 Mart tarihinde yayınlanan bir başka haberde ise kullanılan fotoğraf ve fotoğraf üzerine yerleştirilen “Klonsuz meydan” yazısı Hürriyet gazetesinin haber söylemlerinde siyasal iktidar karşıtı bir duruşu benimsediğini göstermektedir. Baykal‟ın Niğde mitinginde Ziya paşadan okuduğu bir şiirle cevap vermesi haberleştirilmiştir. Yayınlanan bu haberde yerel seçim hakkında herhangi açıklama ya da art alan bilgisi bulmak neredeyse imkânsızdır.Haber Söyleminde Medya. haber söylemini desteklemek için yapıldığının göstergesidir. Aynı tarihte “Hiç vicdanın yok mu” başlığıyla Deniz Baykal‟ın Mardin mitinginde Başbakanın açıkladığı kriz paketlerini eleştirmesi haberleştirilmiştir. yapılan haberin ana konusunu Başbakan ve Baykal arasındaki söz düellosunda bir gün önce gerçekleşen münakaşa oluşturmuştur. Ayrıca yayınlanan bu haberde kullanılan “Baykal‟a çattı” bannerı başlığın yanı başında kullanılmış ve haberin söyleminde Deniz Baykal‟ın tartışmanın masum tarafı olarak aktarılması amaçlanmıştır. haber söyleminde işlenmiştir.

Gazete aynı haberin yanı başında CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu‟nun bir seçim gezisi haberleştirmiştir. CHP‟nin milletin desteğini aldığı yönünde haberin söyleminin kurulduğunu göstermektedir. Hürriyet gazetesi iktidar-muhalefet çatışmasına dönük haberlerin yanı sıra AKP‟nin İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayları hakkında çıkan yolsuzluk iddialarını da yoğun olarak haberleştirmiştir. Gazete ana muhalefet partisinin haberlerine alan olarak daha fazla yer ayırmış ve haberde oluşturulan iktidar karşıtı söylemi fotoğraf. haberde ara başlık olarak “İşte rüşvetin SMS‟i” başlığı kullanılmıştır. Gölcü fotoğraf üzerinde “klonsuz meydan” yazısının kullanılması. içselleştirerek okuyucuya aktarmıştır. Haberin söyleminde taraflara yolsuzluk suçlamalarıyla yer verilirken. Hürriyet gazetesi iktidar karşıtı söylemini yayınlanan birçok haberde kullandığı fotoğraflarla da desteklemek istemiştir. iktidar ve ana muhalefet liderlerinin yayınlanan haberlerinin haber söylemlerinde açıkça ortaya çıkmaktadır. Özellikle CHP mitinglerinde vatandaşlar tarafından yapılan pankartların fotoğrafları sık sık kullanılarak. Ayrıca siyasal iktidar ve kısmen ana muhalefet partisi hakkındaki yolsuzluk iddialarını gündemine taşıyan gazete. iktidar partisi hakkındaki iddialara daha fazla yer ayırmıştır. “Vatanı satan adam”. Gazete daha önceki yayınlarında yaptığı gibi bu haberde kullanılan fotoğrafın üzerine “Yolsuzluğu kurutacak” sloganını yerleştirmiştir. toplum genelinde siyasal iktidara karşı genel bir rahatsızlığın olduğu fikri haber söyleminde ön plana çıkarılmak istenmiştir. Gazete seçim öncesi izlediği yayın politikasında siyasal iktidarın ve muhalefet partilerinin liderleri arasındaki söz düellosunu haberleştirmeyi amaçlamıştır. bu sözleri tırnak işareti kullanmadan.90 A. Bu haberlerden en dikkat çekeni 26 Mart tarihinde yayınlanan “250 bin dolar Topbaş‟a verildi işin tamam” başlığıyla yayınlanan haberdir. Gazete iki tam sayfayı seçim süresince siyasi parti liderlerinin görüşleri. Haber başlıkları ve spotlarda yayın politikasına uygun olarak parti liderlerinin alaycı sözlerini haber söylemine taşıyan gazete. “Takiyeyle bağlan hayata”. “Tayyip amca bir gemicik de benim oğluma alsana”. Gazetenin genel yayın politikasının siyasal iktidara karşıt olması. adli herhangi bir süreçten bahsedilmemektedir. Sayı 29 . Haberin art alanı ile detaylı bilgi verilmezken. “Bilecik çarşı Tayyibe karşı” gibi pankartların fotoğrafları haber söylemini destekleyen fotoğraflar olarak kullanılmıştır. banner gibi Güz 2009. Bu haberde rüşvet vererek çıkar sağlamaya aracılık eden kişinin gönderdiği SMS‟de haberin konusu olurken. kısmen anakent şehirlerinin belediye başkan adayları arasında gerçekleşen atışmaları yayınlamak için ayırmıştır.

Hürriyet gazetesinde bu dönem içerisinde iki siyasal partinin de siyasal reklamları bulunmamaktadır. CHP‟nin açılımlarının gerçekçi olmadığı ve samimiyetten uzak olduğu haber söyleminin merkezinde yer almıştır. mevcut CHP‟li İzmir Büyükşehir Belediyesinin vatandaşa hak ettiği hizmeti vermediğine işaret edilmiştir. 18 Mart tarihinde “CHP‟nin karnesini açıkladı” başlığıyla yayınlanan bir başka haberde. 19 Mart tarihinde “Küfür edeceğinize iş yapsaydınız” başlığıyla yayınlanan haberde. 20 Mart tarihinde “Utandıran ziyaret” başlığıyla sürmanşetten verilen bir başka haberde ise.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 91 unsurlarla desteklemek istemiştir. Haberde bu iki çelişkili durum aktarılırken. AKP‟nin seçim süresince kullandığı “Sen Türkiye‟sin Büyük Düşün” sözü öne çıkarılarak haber söylemi olumlanmak istenmiştir. Yeni Şafak ayrıca. CHP Denizli Belediye Başkanı‟nın seçim sloganı olarak bir hadisi seçmesi haberleştirilirken. CHP lideri Deniz Baykal‟ın sözleri haberde ön plana çıkarılmış ve CHP‟nin millete hizmet etmediği söylemi haberin merkezine yerleştirilmiştir. Bu başlık ile AKP‟li belediyelerin hizmet konusunda rahat olduklarını ve vatandaşın da artık ideolojiye oy vermek yerine hizmeti tercih edeceği haber söylemine yerleştirilmiştir. Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu‟nun Karaman‟da seçim gezisi sırasında CHP seçim bürosunu ziyareti haberin konusu yapılmıştır. Başbakan‟ın bir ekmek karnesiyle “dedelerimize karneyle ekmek dağıttılar” sözü haberin spotunda doğrudan kullanılmıştır. YENİ ŞAFAK GAZETESİ 16 Mart tarihinde “Hizmet sırası İzmir‟de” balığıyla yayınlanan haberin ana konusu Başbakan‟ın İzmir mitingi olmuştur. İzmir‟in içme suyunda arsenik bulunduğu haberin spotunda ve ara başlığında vurgulanarak. Çanakkale mitinginde başbakanın yaptığı konuşmaları haberin spotunda doğrudan kullanarak içselleştirme yapmıştır. aynı haberde “Efendimize Saygısızlık” alt başlığıyla CHP Denizli İl Başkanı Ali Kavak‟ın “Atatürk gibi lider varken peygamber gibi lider bekliyorlar” sözü haberleştirilmiştir. Aynı sayfada daha küçük bir yerde “CHP‟nin yeni açılımı hadis ve maneviyat” başlığıyla yayınlanan haberde. Bakan Nimet Çubukçu‟nun kendisini sokakta görüp yolunu değiştiren İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .Haber Söyleminde Medya. AKP hükümetinin milletin hizmetkârı vurgusu haber içerisinde tekrar tekrar verilmiş ve haberin ara başlıklarında AKP‟nin yaptığı icraatlar haberleştirilmiştir. başbakanın ekmek karnesini halka gösterirken çektirdiği bir fotoğrafla desteklenmiştir. Haberin söyleminde CHP‟nin tarihinin başarısızlıklarla dolu olduğu yönünde bir görüş. Yine haber için kullanılan fotoğraflarda.

23 Mart tarihinde yayınlanan “Baykal adayını konuşturmadı” başlığıyla yayınlanan haberde. Çubukçu‟nun “benden korkmanıza gerek yok” sözü haberin spotuna taşınırken. Yapılan haberde Baykal‟ın Kılıçdaroğlu‟nun parti içindeki yükselişini engellemek istediği söylemi ele alınmış ve bu görüş Tarhan Erdem‟e doğrulatarak haber söylemi desteklenmiştir. CHP‟nin din konusunda yaptığı açılımlarının samimiyetsizliği haber söyleminde aktarılmak istenmiştir. CHP‟nin İstanbul mitinginde Baykal‟nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğulu‟na mitingde konuşma hakkı vermediği haberleştirilmiştir. Haberin ara başlığında “Kuryelikten Müdürlüğü” başlığıyla bir örgüt kuryesinin Kemal Kılıçdaroğlu tarafından SSK Kayseri Sigorta Müdürlüğü‟ne atandığı aktarılmıştır. bu olayı haberleştirmek için gazetecilerle şehre gelmesine “Trafoyu cami sanmıştı” başlığıyla yer verilmiştir. Bu sayede CHP‟lilerin toplumun bir gerçeği olan din ve dini ritüellere ne kadar yabancı oldukları ve halktan kopuk bir yaşam sürdükleri haber söyleminde ön plana çıkarılmıştır. 25 Mart tarihli Yeni Şafak gazetesinde yayınlanan “CHP bunu hep yapıyor” başlıklı haberde ise. Haberde kullanılan “Neden Konuşturulmadı?” ara başlığı ve Baykal ile Kılıçdaroğlu‟nun fotoğraflarının karşı karşıya konulması. Sayı 29 . Gölcü CHP‟lileri seçim bürolarında ziyaret ederek utandırdığı ve kullanılan başlıkla CHP‟lilerin iktidara karşı söyleyecekleri sözlerinin olmadığı yönünde bir söylem haberde aktarılmıştır. 22 Mart tarihinde yayınlanan “CHP‟nin kılıcı örgütlerin hamisi çıktı” başlıklı haberde ise. Yapılan haberde CHP yöneticilerinden Önder Sav‟ın ve Altan Öymen‟nin bazı seçim gezilerinde dini konularda yaptıkları tartışmalı konular tekrar edilerek. haberde oluşturulmak istenen söylem yan unsurlarla desteklenmiştir.92 A. eski hükümlüleri ve örgüt mensuplarını işe aldığı haberleştirilmiştir. Yeni Şafak gazetesi 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesinde siyasal iktidarla olan sıkı ilişkileri çerçevesinde genel bir yayın politikası oluşturmuş ve yayınladığı Güz 2009. “hoş geldiniz demenizi beklerdim” ifadesiyle de CHP‟lilerin nezaketsiz davrandıkları haber söyleminde aktarılmak istenmiştir. CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu‟nun SSK Genel Müdürü iken. iki siyasetçi arasında bir mücadelenin olduğunu vurgulamak için yapılmıştır. CHP‟nin yaptığı çarşaf açılımının gerçekçi olmadığı “Önce rozet sonra hakaret” spotuyla haberleştirilmiştir. Aynı haber içerisinde CHP Kırıkkale Milletvekili Halil Tiryaki‟nin üzerinde manzara resmi bulunan elektrik trafosunu cami sanarak. Haberde kullanılan Kılıçdaroğlu‟nun fotoğrafının altına yerleştirilen “ Eski hükümlüleri atadı” başlığı da büyük puntolarla verilerek.

Ayrıca AKP‟nin Büyükşehir Belediye Başkan Adayları hakkında yapılan haberlerde bu adayların çalışmaları olumlanarak aktarılırken. eylemleri ve projeleri yoğun olarak haberleştirilmiş ve yapılan haberlerde eleştirel değerlendirmeler yapılmaktan özellikle kaçınılmıştır. haberlerin yayınlandığı sayfalara başkan adaylarının siyasal reklamlarının alınması da.Haber Söyleminde Medya.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 93 haberlerde bu yayın politikasına uygun haber çerçeveleri kullanmıştır. Siyasal iktidarın seçim çalışmaları. SABAH GAZETESİ 16 Mart tarihinde “ Söyledik Mardin‟e gitti Hakkâri‟ye de uzansın” başlığıyla yayınlanan haberde. Başbakan‟ın İzmir mitinginde CHP lideri Deniz Baykal‟ı doğu illerinde de miting yapmaya davet etmesi haberleştirilmiştir. haber söyleminin nasıl oluştuğunu açıklamaktadır. 18 Mart tarihinde “Ananızı da alın. Genel olarak CHP hakkında yapılan haberlerin çoğunluğunda olumsuz eylemler ya da CHP‟li belediyeler hakkında çıkan yolsuzluk iddiaları haber söyleminde ön plana çıkarılmıştır. haber için ayrılan yerin çok küçük İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Neredeyse haberlerin hiçbirinde Başbakan‟ın seçim gezisi yaptığı bölgelerin yerel adayları ve yerel politikalar hakkında hiçbir bilgi aktarılmamıştır. CHP‟yi dar bir zümre partisi olarak kurgulamak haberin çerçevesini oluşturmuştur. Ayrıca haberde Başbakan‟ın sözleri doğrudan haberin başlığında ve spotunda kullanılarak içselleştirme yapılmıştır. ana muhalefet partisi CHP‟nin eylemlerinde eleştirel bir çerçeve kullandığı gözlemlenmiştir. Ayrıca gazete CHP‟li adaylar hakkında öne sürülen yolsuzluk iddiaların gerçekliği yönünde bir sorgulama yapmaksızın iddiaları haberleştirirken. Bu haberde Başbakan‟ın bir çiftçiye söylediği sözü hatırlatan Baykal‟ın konuşması haberin ana konusunu oluştururken. Gazete siyasal iktidarın eylemlerini haberleştirdiği sayfalarda siyasal iktidarın vermiş olduğu siyasal reklamları yayınlamaktan da çekinmemiştir. Yeni Şafak‟ta Hürriyet gazetesi gibi yaptığı haberlerde yerel seçim çalışmaları hakkında detaylı bilgi vermek yerine. sandığa gidin” başlığıyla yapılan haberde ise Deniz Baykal‟ın Niğde mitinginde söylediği söz tırnak işareti içerisinde başlığa taşınmıştır. haberlerde kullanılan ara başlıklar ve spotlarla da haber söyleminin anlam kapanması sağlanmıştır. CHP‟nin ülkenin tamamını temsil etmediği ve yurdun belirli bölgelerinde taraftarlarının olduğu haber söyleminde aktarılmıştır. Haberin söylemi Başbakan‟ın sözleri üzerine kurgulanırken. Bu haberde AKP‟nin vatanın her yerinde miting yapabildiği söylemi aktarılırken. seçim haberlerini genel seçim havasında aktarmayı tercih etmiştir. Gazetenin siyasal iktidarın eylemlerini olumlayan haberler yapmasının yanında.

25 Mart tarihinde “ Canlı yayında reklam arasında skandal” başlığıyla yayınlanan haberde. CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu‟nun katıldığı bir TV programında reklam arasında sunucu Nahit Güz 2009. Bu bağlamda haberin söyleminde CHP ve lideri Deniz Baykal‟ın ülke gerçeklerinden uzak ve ciddiyetsiz bir siyaset anlayışına sahip olduğu kurgulanmıştır. onunla şov yap” başlıklı haberde. Sayı 29 . 21 Mart tarihli Sabah gazetesinde yayınlanan “Televole‟de adamın var. Aydın Valisinin görevden alınmasını isteyen Baykal‟ın “Ben o Valileri APS ile göndereceğim” sözü haberleştirilmiştir. Baykal‟ın ülke sorunlarına verdiği önem eleştirilmiştir. meydanda bir vatandaşın taşıdığı “Sayın Başbakan‟ım 23 Nisan Çocuk Bayramı‟nda Deniz Baykal‟ı Bir Günlüğüne Başbakanlık Koltuğuna Oturtun” yazılı pankart haber söylemini desteklemek için haberleştirilmiş ve başbakanın bu pankarta güldüğü de haber içerisinde aktarılmıştır. yapılan haberlerde siyasal iktidara daha fazla yer verilmeye çalışılmıştır. Deniz Baykal‟ın Başbakan‟ı televizyon programında tartışmaya çağırması ve program yöneticisi olarak da Mehmet Ali Erbil‟in seçilmesi önerisi haberleştirilmiştir. Aynı haberin hemen altında “Malay: Baykal APS ile gidecek” başlığıyla yayınlanan haberde ise.94 A. Erbil‟in programına çağırdı” başlığıyla yayınlanan haberde ise. Aydın Valisinin cevabının başlığa taşındığı haberde. Deniz Baykal‟ın Başbakan‟ı davet ettiği TV programının içeriği üzerinden. Haberde CHP‟nin şov peşinde koştuğu ve asıl şovu milletin yapacağı yönünde Başbakan tarafından söylenen cümleler spot olarak doğrudan kullanılmıştır. Baykal‟ın beklentisinin boşuna olduğunu ve milletin ve özellikle kendi partisinin Baykal‟ı göndereceği de Valinin sözleri ile haber söyleminde ön plana çıkarılmıştır. 23 Mart tarihinde manşetten yayınlanan “Baykal edebi muhalefet” başlıklı bir diğer haberde ise. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‟ın partisinin İstanbul mitinginde CHP‟nin Baykal liderliğinde edebi muhalefet olarak kalacağını söylemesi haberin söylem çerçevesini oluşturmuştur. Bu haberde televole gibi bir magazin programına göndermeler yaparak ve haberin spotunda da bu konu işlenerek ana muhalefet partisinin şov yaptığı aktarılmak istenmiştir. 19 Martta “Erdoğan‟ı. Ayrıca aynı gün gazetede AKP‟nin siyasal reklamlarına geniş yer ayrılarak. Aynı haberin içerisinde “Baykal pankartı güldürdü” alt başlığıyla verilen haberde. Bu sayede haber söyleminde CHP liderinin siyasal konularda ciddiyetsiz bir tavır takındığı vurgulanmak istenmiştir. Haberin söyleminde Baykal‟ın önerisinin gerçekçi olmadığı ve ülke gündemindeki önemli bir olayın bir showman‟in programında tartışılacağı vurgusu kullanılan spotla ön plana çıkarılmıştır. Gölcü olması dikkat çekmektedir.

Diğer gazetelerde de yoğun olarak görülen içselleştirme. Ayrıca CHP‟nin anakent adayları olumsuz eylemleri ya da haklarında çıkan yolsuzluk iddiaları nedeniyle haberleştirilmişlerdir. haber söylemine Kılıçdaroğlu‟nun alınmak istendiğini göstermektedir. Gazete siyasal iktidarın eylemleri ve seçim çalışmalarını yoğun olarak haberleştirirken. Her iki haberde de haber kaynağı olarak tek taraflı bir yapı söz konusu olmuş ve haberde kullanılan spotlar ve İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . yapılan haberlerin AKP‟nin eylemlerini olumlayan çerçevelerde aktarılmasında önemli bir etken olmuştur. Bu da gazetenin haber söyleminin iktidar yanlısı kalıplara dönüşmesinde önemli etkenlerden birisidir. Haberin söyleminde reklam arasında konuşulanlar Kılıçdaroğlu üzerinden kurgulanırken. Sabah gazetesi seçim öncesi yaptığı haberlerde genel olarak siyasal iktidar yanlısı bir yayın politikasıyla örtüşen haber söylemleri kullanmıştır. Kılıçdaroğlu için daha büyük bir fotoğraf kullanılması. Gazete seçim öncesinde nerdeyse her gün AKP‟nin verdiği siyasal reklamları yayınlamıştır. Ankara Büyükşehir Belediyesinin yardımıyla asıldığı da belirtilmiş ve bu haberin altında “Gökçek‟e metro protestosu” başlığıyla yayınlanan başka bir haber de Ankaralıların metro vaadini tutmadığını söyledikleri belediye başkanını protesto ettikleri haberleştirilmiştir. Yapılan haberlerin çoğunda CHP lideri Baykal‟ın ilginç bir sözü ya da CHP‟li yetkililerin topluma yabancı olduklarını göstermeyi amaçlayan anekdotlar kullanılmıştır. Haberde Ankara‟nın işlek caddelerine konan bu afişlerin. Aynı haberde olayın sorumlusu sunucunun fotoğrafına küçük bir yer ayrılırken. Aynı zamanda yayınlanan haberlerin genel çerçeveleri yerel seçim çalışmaları yerine siyasal iktidar ve ana muhalefet partisi arasında geçen tartışmalar göre belirlenmiştir. art alan bilgisi vermeme gibi eksiklikler Sabah gazetesinin haber söylemlerinde de sık sık gözlemlenmiştir.Haber Söyleminde Medya. Başbakan‟ın seçim afişi olarak kullanılan Türk bayraklı rozetinin seçim yasasının ihlali olduğu haberleştirilmiştir. daha çok olumsuzluk ve ilginçlik değerleri ile ele alınarak haberleştirilmiştir. Bu bağlamda CHP haberleri ise. CUMHURİYET GAZETESİ 15 Mart tarihinde “AKP reklamlarında yasa ihlali” başlığıyla yayınlanan haberde. haberin ana unsuru olan Nihat Duru haberde detay olarak işlenmiştir.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 95 Duru‟nun AKP hakkında söylediği sözler haberleştirilmiştir. yerel seçimler bazında İstanbul ve Ankara gibi anakent adaylarının çalışmaları sadece iktidar partisi adaları için habere dönüştürülmüştür. Ayrıca gazetenin ait olduğu yayın grubunun siyasal iktidar ile iyi ilişkilerinin olması.

22 Mart tarihli “Hızla sivil diktatoryaya gidiyoruz” başlığıyla yayınlanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu söyleşisine tam sayfa yer ayrılmıştır. Obama‟nın halifesi” açıklamasını haberleştiren ve haberin başlığında doğrudan aktaran gazete. belediye yetkilisi Kadim Doğan‟ın konu hakkında yaptığı açıklama da yer almamasına rağmen. Sayı 29 . Haberin metni ve başlığı arasında bir çelişki bulunmaktadır. Bu söyleşide Kılıçdaroğlu‟nun yaptığı açıklamalar ara başlıklar ve başlıkta tırnak içine alınmadan doğrudan aktarılırken. Yapılan söyleşide kullanılan “AKP seçmene şantaj Güz 2009. Bu iddiayı destekleyen bir belge ya da fotoğraf haber söylemini desteklemek için kullanılmamıştır. Yapılan haberde haber kaynağı açıklanmazken. Gölcü başlıklarda yapılan açıklamalar doğrudan kullanılmıştır. Başbakan Erdoğan‟ın Ege gezisinin sönük geçtiği ve bazı meydanlarda siyah afişlerle karşılandığı haber konusu yapılmıştır.96 A. 19 Mart tarihinde “Bu bir seçim asfaltıdır” başlığıyla yayınlanan haberde. 17 Mart tarihinde “AKP‟de hayal kırıklığı” başlığıyla yayınlanan bir başka haberde ise. “Halk seçmeyecek” ara başlığıyla da AKP‟ye karşı toplumsal bir karşıtlığın olduğu söylemini pekiştirmek istemiştir. 20 Mart tarihinde yayınlanan ve “ „Hatırla Ankaram‟ Vizyonda” başlığını taşıyan haberde ise. Aynı sayfada Türkiye Komünist Partisi Genel Başkanı Erkan Baş‟ın “Tayyip. belediyenin hatasını kabul ettiği atılan ara başlıkla haberde yer almıştır. Başbakan‟ın Eskişehir mitingi için trenlerle insanların şehre taşınmasına rağmen. AKP‟li Altındağ Belediyesi‟nin kar yağışına rağmen oy almak için asfalt döktürdüğü gazetenin iktidar karşıtı söylemi çerçevesinde haberleştirilmiştir. Haberin söyleminde miting için yakın illerde çalışan devlet dairelerinden isim listesi toparlanarak. mitinge getirildikleri yönünde iktidar karşı bir duruş aktarılmak istenmiştir. miting meydanının boş kaldığı haberleştirilmiştir. aktarılan bilgilerde kesin cümle yapıları tercih edilmiş ve AKP mitinglerine Ege‟nin dört bir yanından insan taşınmasına rağmen kalabalık olmadığı haberin söylem çerçevesini oluşturmuştur. 16 Mart tarihine yayınlanan “Siyah afişlerle karşılandı” başlığıyla yayınlanan haberde. Yapılan haberde CD olarak da dağıtılan filmin yoğun ilgi gördüğü aktarılarak haber söyleminde vatandaşlarında Ankara belediyesinin uygulamalarından memnun olmadığı fikri aktarılmak istenmiştir. Gazete ayrıca “AKP‟li Belediyelerin Bilançosu” başlığıyla hazırladığı bir yazı dizisini beş gün boyunca yayınlamış ve AKP‟li anakent belediyelerin çalışmalarındaki aksaklıklar ve yolsuzluk iddialarını okurlarına aktarmıştır. Ankara Büyükşehir Belediyesi‟nin 2004‟den beri çözemediği sorunları konu edinen bir kısa filmin internet üzerinden izlenebildiği haberleştirilmiş. gazetenin kendi görüşlerine dönüştürülerek içselleştirilmiştir. Yapılan haberde.

Haberde CHP‟li Hakkı Süha Okay‟ın bu olay hakkındaki görüşlerine de yer verilirken. gazetenin iktidar karşıtı genel söylemini desteklemek için kullanılmıştır. “Kasımpaşa‟nın imamı kaça sattın vatanı” gibi pankartların yolsuzluk mesajları vermesi. belediye başkanı Kadir Topbaş‟ın fotoğrafı da eklenerek. 25 Mart tarihinde yayınlanan “TCDD-AKP işbirliği” başlıklı haberde. gazetenin siyasal iktidar karşı söylemini desteklemiştir. Kemal Kılıçdaroğlu‟nun iddia ettiği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi‟ni zara uğrattığı öne sürülen Serdar Kepenek‟in neden ortaya çıkmadığı ve Kadir Topbaş‟ın sorularına neden cevap vermediği haber söyleminin merkezinde yer almıştır. Baykal‟ın sözleri hem başlıkta hem de spotlarda ve ara başlıklarda doğrudan aktarılarak içselleştirilmiştir. Türk Hava Yolları‟nın daha önce reklamlarında slogan olarak Başbakan‟ın “Durmak Yok Yola Devam” sözünü kullandığı hatırlatılarak. Bu şekilde aktarılan haberler arasında bir bütünlük sağlanmış ve siyasal iktidar karşıtı olan gazete söylemi pekiştirilmiştir. Aynı tarihli gazete yayınlanan bir başka haberde ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi‟ne eleman alımında yapılan usulsüzlük “Belediyeye ihaleyle memur almışlar” başlığıyla haberleştirilmiştir. CHP‟nin İstanbul mitinginde Deniz Baykal‟ın sözleri haberin genel çerçevesini oluşturmuştur. 27 Mart tarihinde yayınlanan bir başka haberde ise “Vali‟den AKP‟ye kıyak” başlığıyla Konya Valisi‟nin bir milletvekilinin eski İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . haberde oluşturulmak istenen iktidar karşıtı söylem desteklenmiştir. gazetenin AKP hakkındaki yolsuzluk haberlerini gündeme getirmesiyle örtüşerek. Haber için kullanılan spotlarda kadrolaşmanın boyutlarının ortaya çıktığı gibi iddialar dile getirilirken. Okay‟ın “Büyük götürdüler olmalıydı” tırnak işareti kullanılmadan doğrudan kullanılmıştır. 23 Mart tarihli yayınlanan “Yolsuzluk çağ atladı” başlıklı haberde. “Erdoğan kendi istihbarat örgütünü kurdu” başlıklarıyla gazetenin haber söylemlerinde kullandığı iktidar karşıtlığını söyleşide de görmem mümkün oluyor. iman kendilerine han hamam”. “ Durmak yok soymaya devam”. Özellikle miting meydanlarında vatandaşların hazırladıkları pankartların aktarılmasıyla. “Millete din. AKP‟nin billboardlara astığı “Büyük Düşündük Hizmeti Seçtik” ilanlarının yanına TCDD tarafından asılan “Büyük Düşündük Türkiye‟nin Hızına Hız Kattık” ilanlarının iktidarı seçim öncesinde desteklemek için yapıldığı haberleştirilmiştir.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 97 yapıyor”.Haber Söyleminde Medya. kamu kurumlarının seçim dönemlerinde AKP‟yi desteklemek için kullanıldığı haber söyleminde aktarılmıştır. AKP‟ye karşı toplumsal bir hoşnutsuzluğun olduğu haberin söylemini desteklemek için kullanılmıştır. Haber için kullanılan fotoğraflar. Aynı sayfada yine bir başka yolsuzluk iddiasını içeren haber “Kepenek herhalde oldu kelebek” başlığıyla yayınlanmıştır.

iktidarın devlet kurumlarında kadrolaştığı söylemini desteklemek içinde haberler yapmıştır. Siyasetin yönetme üzerine inşa edilmiş yapısı. Cumhuriyet gazetesi seçim öncesi yaptığı haberlerde kullandığı haber söyleminde siyasal iktidarla iyi ilişkilerinin olmaması ve okur kitlesinin ideolojik beklentileri bağlamında iktidar karşıtı bir yayın politikası izlemiştir. Haber söyleminde kullanılan başlıklar ve spotlarda genel olarak olumsuz cümle yapıları olarak kurgulanmış ve olumsuz anlamlar taşımaktadır. Gölcü sekreterini özel kalem müdürlüğüne ataması haberleştirilmiştir. Bu sayede CHP‟nin muhalefet görevini yerine getirdiği ve siyasal iktidarın eylemlerini takip ederek kamuyu haberdar ettiği söylemi haberde üretilmiştir. CHP ve adayları hakkında herhangi olumsuz bir habere rastlamak söz konusu olmamış ve bu dönem içerisinde CHP‟li bazı anakent adaylarıyla tam sayfa söyleşiler yayınlanmıştır. Gazete AKP ve AKP‟li belediyelerin yolsuzluk iddialarına ilişkin birçok olayı haberleştirirken. Ayrıca gazete seçim öncesinde CHP‟nin siyasal reklamlarını sık sık yayınlanmış ve oluşturduğu haber söylemini desteklemek için kullanmıştır. Bu bağlamda medya örgütlenmelerinin. Sayı 29 . siyasal mekanizmaların ve ekonomik yapıların da dâhil olduğu karmaşık bir ilişkiler ağı ortaya çıkmaktadır. medya ve siyaset kurumu arasındaki ilişkilerin daha anlaşılır kılınması içindir. İktidarla ilgili yapılan haberlerin çoğunluğu olumsuzluk değeri üzerinden haberleştirilmiştir. gazetenin seçim döneminde yaptığı haberlerin söyleminde sert bir dil kullanmasına etki eden unsurlardan biridir. CHP hakkında çıkan haberler ise daha sade bir dille kaleme alınırken. Gazete genel olarak iktidar karşıtı sert bir duruş sergilerken. kontrol etme süreçlerine taşımakta ve siyaset-medya ilişkisini bir mücadele süreci içerisine çekmektedir. SONUÇ Bu çalışma Türkiye‟de siyaset kurumu ve medya arasındaki ilişkiler ağının yazılı basında yayınlanan haberlerin söylemine yansımalarını ortaya koymak için yapılmıştır. Çalışmanın uygulama kısmında seçim döneminde iktidar partisi ve ana muhalefet partisi hakkında yapılan haberlerin ele alınması. haberde CHP Konya Milletvekili Atilla Kart‟ın olayın takipçisi olduğu da aktarılmıştır. kullandığı haber dili ve söylemi de buna göre olmuştur. CHP‟li belediyelerin yaptığı ya da yapacağı icraatlar düzenli olarak haberleştirilmiştir. Gazetenin Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay‟ın Ergenekon Soruşturması kapsamında gözaltına alınmasının seçim öncesinde gerçekleşmesi. Güz 2009. medya ve siyaset arasındaki ilişkiyi de yönetme.98 A. Yapılan haberde AKP‟nin devlet kurumlarında kadrolaşmaya devam ettiği söylemi ön plana çıkartılırken.

Haber Söyleminde Medya- Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri

99

Çalışma sonucunda siyaset kurumu ve medya örgütlenmeleri arasında siyasal iktidara yakınlık ve uzaklık olarak tanımlayacağımız nedenlerin, medya içeriği ve özellikle haber söylemi üzerinde çok önemli bir etkiye sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca haber söyleminin kaygan bir zemin üzerinde bulunması ve haberin durum tanılaması olarak kavramsallaştırması da gazetelerin aynı haberi farklı söylem kalıplarında aktarmalarına imkân tanımıştır. İncelenen gazetelerin seçim döneminde kullandıkları haber söylemleri, gazetenin ait olduğu yayın grubunun siyasal iktidarla ilişkilerinden, okuyucu kitlesinin dünya görüşüne ve siyasal partilerden alınan reklamlara kadar çok farklı değişkenlerden etkilenmektedir. Hürriyet gazetesinin haber söyleminin oluşmasında ait olduğu Doğan Yayın Holding‟in mevcut siyasal iktidarla iyi ilişkilerinin olmaması belirleyici olmuştur. Hürriyet gibi çok farklı kesimlerden okur kitlesine sahip bir gazete için okur kitlesinin haber söylemini etkilemede çok etkili olduğu söylenemez. Ayrıca gazetenin siyasal reklamlara göre haber söylemini belirlediğini öne sürmek gerçekçi olmayacaktır. Araştırma kapsamında gazetenin takip edildiği süre içerisinde bu iki parti adına hiçbir siyasal reklam Hürriyet gazetesinde yayınlanmamıştır. Yeni Şafak gazetesinin haber söylemini etkileyen faktör ise gazetenin AKP hükümetine yakın bir yayın politikasına sahip olmasıdır. Ayrıca Yeni Şafak gazetesi bu dört gazete arasında en çok AKP reklamı yayınlayan gazete olmuştur. Kuşkusuz bu da gazetenin haber söylemini belirlemede etkili olmuştur. Sabah gazetesinin haber söyleminin belirlenmesinde gazetenin ait olduğu medya grubu ve mevcut siyasal iktidarla olan ilişkileri etkili olmuştur. Sabah gazetesinin yayınlarında kullandığı haber söyleminin belirlenmesinde AKP‟den aldığı siyasal reklamlar da önemli bir faktördür. Cumhuriyet gazetesi için haber söyleminin belirlenmesinde üstlendiği misyon ve mevcut siyasal iktidarın meşruiyetini sorunsallaştıran bir yayın politikasına sahip olması, seçim döneminde gazetenin haber söyleminin belirlenmesinde etkili olmuştur. Gazetenin CHP‟nin eylemlerini olumlayan bir haber söylemini tercih etmesinde, CHP‟nin gazeteye verdiği siyasal reklamların etkili olduğu gözlemlenmiştir. Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında yapılan haberlerin ve Kılıçdaroğlu‟nun siyasal reklamlarının karşılıklı ya da aynı sayfalarda yayınlanması bu görüşü desteklemektedir. Ayrıca Kılıçdaroğlu için yapılan haberlerde dürüstlük imajını destekleyecek unsurlar sık sık kullanılmıştır. Sonuç olarak çalışma kapsamında incelenen gazetelerin yayın politikalarının ve mülkiyetlerinin siyaset kurumuyla olan ilişkilerinin, gazetelerin yaptığı haberler ve seçim döneminde yayın politikalarını belirlemede çok önemli olduğu

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

100

A. Gölcü

gözlenmiştir. Ayrıca gazetelerin aldığı siyasal reklamların da haber söylemlerinin belirlenmesinde etkili bir faktör olduğu ve bu reklamların haberlerin söylemlerini destekleyecek bir şekilde sayfalara yerleştirildiği ortaya çıkmıştır. KAYNAKÇA Althusser, L. (2006) Yeniden Üretim Üzerine, A. Işık Ergüden-Alp Tümertekin (çev), İstanbul: İthaki Yayınları. Chomsky, N. (1993) Medya Gerçeği, Abdullah Yılmaz(çev), İstanbul: Tümzamanlar Yayıncılık. Curran, J. (1997) “Medya ve Demokrasi: Yeniden Değer Biçme” içinde: Medya Kültür Siyaset, 139-198, Süleyman İrvan (çev. ve der.), Ankara: Ark Yayınevi. Erdoğan. İ. (1999) “Dördüncü Gücün İlettiği: Amerikan Örneği” içinde: Medya Gücü ve Demokratik Kurumlar, 33-42. Korkmaz Alemdar (der:), İstanbul: Afa Yayınları. Foucault, M. (2000) Özne ve İktidar/ Seçme Yazılar 2, Osman Akınhay, Işık Ergüden (çev), İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Garnham, N. (1990) Capitalism and Communication, London: Sage Publications Gramsci, A. (1986) Hapishane Defterleri, Kenan Somer (çev), İstanbul: Onur Yayınları. Hackett, R. A. (1997) “Bir Paradigmanın Önemini Yitirişi”, Ayşe İnal (çev.). içinde: Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Yıllık, 31-72, 1997-1998. Hall, S. (1994) “İdeolojinin Yeniden Keşfi: Medya Çalışmalarında Baskı Altında Tutulanın Geri Dönüşü”, içinde: Medya, İktidar, İdeoloji, 73-122. Mehmet Küçük(çev. ve der.), Ankara: Ark Yayınevi. Herman, E. ve Chomsky, N. (2006) Rızanın İmalatı, Ender Abadoğlu (çev.), İstanbul: Aram Yayınevi. Iyengar, S. (1997) “Siyasette Erişim Yanlılığı” içinde: Medya Kültür Siyaset, 233252. Süleyman İrvan (çev. ve der), Ankara: Ark Yayınevi. İnal, A. (1996) Haberi Okumak, İstanbul: Temuçin Yayınları. İnal, A. (1995) Yazılı Basın Haberlerinde “Yapısal” Yanlılık Sorunu, Toplum ve Bilim, 67, 111–135.

Güz 2009, Sayı 29

Haber Söyleminde Medya- Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri

101

İnceoğlu, Y. ve Çomak, N. (2009) Metin Çözümlemeleri, İstanbul: Ayrıntı Yayınları. İrvan, S. (1997) Medya, Kültür, Siyaset, Ankara: Ark Yayınları Kaya, R. (2009) İktidar Yumağı, Ankara: İmge Kitabevi Yayınları. Kaya, R. (1999) “Medya, Toplum, Siyaset,” içinde: Medya Gücü ve Demokratik Kurumlar, 23-32. Korkmaz Alemdar(der.), İstanbul: Afa Yayınları. Lippmann, W. (1945) Public Opinion, New York: The Macmillan Company. Murdock, G. (1982) “Large Corporations and the Control of the Communication Industry” edt., M. Gurevitch, T. Bennet, J. Curan and J. Woollacott; Culture, Society and Media, London: Methuen. Schiller, H. (1993) Zihin Yönlendirenler, Cevdet Cerit (çev), İstanbul: Pınar Yayınları. Shoemaker, P. ve Reese, S. D. (1997) “İdeolojinin Medya İçeriği Üzerine Etkisi”, içinde: Medya Kültür Siyaset, 99-136. Süleyman İrvan (çev. ve der), Ankara: Ark Yayınevi. Sözen, E. (1999) Söylem, İstanbul: Paradigma Yayınları. Stevenson, N. (2008) Medya Kültürleri: Sosyal Teori ve Kitle İletişimi, Göze Orhon- Barış Aksoy (çev.), Ankara: Ütopya Yayınevi. Sumner, C. (1979) Reading Ideologies. Londnon: Academic Pres. Tokgöz, O. (2008) Siyasal İletişimi Anlamak, Ankara: İmge Kitabevi Yayınları. Tuchman, G. (1978) Making News: A Study in the Construction of Reality, UK: Free Pres. Van Dijk, T. A. (1997) Discourse as Structure and Process, London: Sage Publications. Van Dijk, T. A. (2005) Söylemin Yapıları ve İktidarın Yapıları” içinde: Medya, İktidar, İdeoloji, 315-376. Mehmet Küçük (çer. ve der.), Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları. Yaylagül, L. (2006) Kitle İletişim Kuramları: Egemen ve Eleştirel Yaklaşımlar, Ankara:Dipnot.

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009, 7(2), 237-

1980’LERDEN 2000’LERE TÜRK SĠNEMASINDA ÜRÜN YERLEġTĠRME UYGULAMALARINDA GÖRÜLEN NĠCEL DEĞĠġĠM
Merih TAġKAYA
ÖZET
Reklam yayınlarının izlenilirliğinin ve etkinliğinin azalması sonucunda ürün yerleştirme uygulamalarına yönelen reklamcılar ve reklam verenler için sinema filmleri yeni bir mecra haline gelmiştir. 1980 sonrasında, Türkiye’de uygulanan neo-liberal ekonomi politikalarından Türk sineması da etkilenmiştir. Sinema filmlerinde yapılan ürün yerleştirme uygulamaları, yasal bir zemine sahip olmadığı halde uygulanmaya devam etmiştir. Yapılan analizler sonucunda son yirmi yıllık süreç içinde ürün yerleştirme uygulamalarında süre, sahne ve film bazında artış olduğu bulgulanmıştır. Bu çalışmada, bu artışın değerlendirilmesi için, ürün yerleştirme uygulamalarının reklam stratejisi haline geldiği neo-liberal sürece odaklanılmıştır. Bu çalışma, Türk Sineması’nda ürün yerleştirme uygulamalarının yıllara göre gösterdiği nicel değişimi eleştirel ekonomi politik yaklaşım çerçevesinde incelemektedir. Türk filmlerinde yapılan ürün yerleştirme uygulamalarında görülen nicel değişimi belirlemek için 1987, 1997, 2007 yıllarında en çok izlenen 30 film içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Türk Sineması, Ürün Yerleştirme, Sponsorluk, Neo-liberalizm

The Quantitative Changes in Product Placement Practices in Turkish Cinema Since 1980s To 2000s ABSTRACT
In Turkey, cinema industry is influenced by the neo-liberal policies. As a result of this, cinema industry has been forced to be in a more interpreted relation with advertisement industry. Advertisement industry has been looking for a new media due to the decrease in the effect of ads in traditional media. This study aims to capture this neo-liberal process by focusing on product placement strategy since mid-1980. In order to describe quantitative change in product placement in Turkish movies with box office success are analyzed. This research shows that there is a gradual increase of product placement in terms of number of movies, scenes and time allocated from 1980’s to 2000’s. Key Words: Turkish Cinema, Product Placement, Sponsorship, Neo-liberalism

 Yardımcı Doçent Doktor, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi.

İletişim 2003/18

alıcının ikna edici iletişimin kendisine yönelmediğine. Mildred Pierce filminde Joan Crawford aracılığı ile Jack Daniels sunulmuştur (Wenner. Hollywood‟da önceleri gerçeklik algısı yaratmak amacıyla senaryonun gerektirdiği doğrultuda dekorda ve çeşitli sahnelerde ürünlerin kullanılması ile yapılırken. Bu görüşe göre. iknanın etkinliğini artırmaktadır” (Yüksel. Reklam veren Güz 2009. pırlanta üreticisi DeBeers firmasının Hollywood‟un altın çağında aşk filmleri için pırlanta takılar tedarik ettiği bilinmektedir. Ürün yerleştirmelerin bilinen en erken uygulaması 1930‟ların sinema filmlerinde görülmüştür. 2004: 104). yerleştirilen ürünlerin markalarının tanınırlığına yaptığı pozitif katkısının fark edildiği zamanlardan beri. diğer taraftan yerleştirilen ürün için aldığı ücret ya da ürün ile yapım giderlerini kısmen ya da tamamen karşılayabilmektedir. Reklam yayını için yeni mecralar olarak sinema filmlerinin kullanılması. ürün yerleştirme uygulamaları. reklam verene. Ürün yerleştirme uygulamaları. hatta onu tesadüfen duyduğuna inanması. bir sinema yıldızının markalı bir ürünü kullandığı ilk film olarak belgelenmiştir (Galician ve Bourdeau. Buna ürünün şöhret sahibi kişilerce filmlerde kullanıldığı durumlar da eklendiğinde. TaĢkaya Reklam yayınlarının izlenilirliğinin ve etkinliğinin azalması. Otomobil firmalarının gönüllü olarak araç sağlayarak film yapımını destekledikleri. 2004: 17). Bu uygulama. Ürün yerleştirme uygulamaları. ürün yerleştirme. Satın alma davranışı üzerindeki etkinliği kanıtlanmamış olmakla beraber. tüketimi yönlendirici etkisine olan inancın ve beklentinin artmasıyla giderek ürünlerin reklamlarının yapılmasına hizmet eden uygulamalara dönüşmüştür. Bu mecralar. bir görüşe göre “ikna edici iletişim söz konusu olduğunda. Şirketler her zaman. bir taraftan ürünün gerekli sahnelerde kullanılmasıyla gerçeklik algısı yaratabilmekte. ürünlere fayda sağlamak amacıyla sigara. The African Queen filminde Humphrey Bogart aracılığı ile Gordon‟s Dry Gin. kendi ürününü bir filmin kurgusal gerçekliğinde bir karakter olarak sunarak ürüne pozitif bir imaj kazandırabilmektedir. Sayı:29 . reklam kuşağında yer alan reklamlardan daha fazla ikna edici olabilmektedir. yapımcıya ve ürün yerleştirme ajansına ayrı ayrı faydalar sunmaktadır. reklamcıları ve reklam verenleri yeni mecralar aramaya sevk etmiştir. kendi markalarının bir öykünün parçası olarak ekranlarda gösterilmesine isteklidirler. Reklam veren firma. izleyicide ürünü tesadüfen gördüğü inancını yaratmakta ve söz konusu ürüne yönelik pozitif algılar geliştirme olasılığını artırmaktadır. televizyon programları. etkinin daha güçlü olması kaçınılmazdır. televizyon dizileri gibi yapımlardır. sinema filmleri.104 GiriĢ M. Film yapımcısı. alkol gibi etik açıdan hassas olan ürün sınıfları için de devam etmiştir. 1994). 1945 tarihli Mildred Pierce isimli film. reklam için ayrılmış alan ve kuşakların yayınlandığı mecralara alternatif mecralar sunmaktadır.

reklamcılık sektörünün umut bağladığı “total iletişim” ve “bütünleşik iletişim” kavramları. Bu ajanslar dışında. Yapılan ürün yerleştirme uygulamaları sonrasında satışın arttığına ilişkin ampirik bir bulgu olmasa da ürün yerleştirme uygulamalarının en azından marka bilinirliğine katkıda bulunduğu kanısı Türkiye‟de de yaygındır. 2004: 101-134 2 Mattelart “yeni reklam endüstrisi. 2004). reklamverenleri ürün yerleştirme uygulamaları için cezpetmiştir. ürün yerleştirme uygulamalarından elde ettikleri kazancı gündeme getirmeyip. son birkaç yılda. Pazarlama stratejilerini geliştirmek üzere yürütülen pek çok yönetimsel araştırmada. oldukça güçlü olduğu ifade edilmektedir. gerçeklik algısı yaratma arzusunun ürünün reklamını yapma niyetine dönüşmesi. ürün yerleştirme uygulamalarının reklam ve halkla ilişkiler karması içinde marka bilinirliği yaratmada. bir firma. filminde spotların Reese‟s Pieces isimli şekerin üzerine çevrilmesinden sonra -M&Ms firması para karşılığında ürün yerleştirme yapılmadığını iddia etmiş olsa da. Diğer türler arasında sponsorluk ve ürün yerleştirme uygulamalarının bu günkü halleri. klasik radyo ve televizyon reklamlarına benzer bir şekilde yer ayırtma ve ürün yerleştirme ile bu ürünleri ekranlara taşıyan.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 105 firmalar. Reklamcılığın etkililiği konusunda duyulan şüphe sonucunda. benzer nitelikteki bir süreç içinde Türk sinemasına da yansımıştır. 2009). su içinde başka türlerle karşılaşan bir balık gibidir” derken. 2004. yolunu hala „kaliteli kurgu‟da ararken. ürün yerleştirme uygulamalarında bir artışa neden olmuştur.T. 1982‟de Steven Spielberg‟in E. tanıtımı yapılan ürünlerin mümkün olduğunca sinema ve televizyon yapımlarının ihtiyaç duyduğu 1 Daha fazla örnek için bkz. 2004: 106). Hollywood ile eş zamanlı olmasa da. Ürün yerleştirme uygulamalarında. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Ürün yerleştirme için „toplam çözüm ajans‟ı adı altında aracı kurum olarak kendilerini konumlandıran kuruluşlar da bu uygulamaları hayata geçirmek için hazırlıklıdırlar. yüzdeler ve başarı hikayeleri.bu şekerin satışları %66 artmıştır1 (Wenner. ürün yerleştirme ile filmlerde kullanılan pek çok ürünün satış başarısı öyküsüyle doludur. Tom Cruise‟un rol aldığı Risky Business adlı filmde kullandığı Ray Ban marka gözlüklerin satışlarının bir anda fırlaması. Galician ve Bourdeau. reklamcılık sektörününün kendi içinde matrisler ürettiğini söylemektedir. Ürün yerleştirmeyle ilgili başarı hikayeleri. Bu araştırmalar. Wenner. Oysa tarih. yine Tom Cruise‟un oynadığı The Firm isimli filmde gösterilmeden önce çok fazla tanınmayan Red Stripe isimli biranın pazarının ikiye katlanması gibi örnekler çoğaltılabilir (Wenner. bu bağlamda yeni icat edilmiş olarak görülmektedir. sadece filmin yapımına destek oldukları noktasına vurgu yapmaktadır (Taşkaya. örgüt ya da kuruluş içindeki bütün iletişim aktivitelerinin en gözde olanlarının uyumuna işaret etmekte ve reklam ajansları tarafından bu yollarla “eklemlenmiş sinerjik etkiler”in açığa çıkacağı vaat edilmektedir2.

Nerdesin Firuze. Kahpe Bizans. 1980 sonrasında. reklam kuşağında reklamları izlerken sahip oldukları kalkanları. reklam. Maskeli Beşler Irak. Ürünlerin. Hababam Sınıfı Merhaba. ürün yerleştirme. ürün yerleştirme uygulamaları karşısında kuşanamamaktadırlar. Kitle iletişim araçları tarafından sunulan tüm mesajların niteliğinin (haber. Kurtlar Vadisi Irak. 2006: 253). Gürel ve Alem (2004). Güle Güle. Vizontele. Ürün yerleştirme konusunda son yıllarda Türkiye‟de yapılmış pek çok çalışma vardır. Türkiye‟de uygulanan neo-liberal ekonomi politikalarından ve bu politikaların sürekliliğine hizmet eden kuralsızlık projelerinden Türk sineması da etkilenmiştir. Kabadayı. Her Şey Çok Güzel Olacak. TaĢkaya malzemeler kapsamında. Asmalı Konak Hayat. Son Osmanlı. GORA. Ürün yerleştirme ajansları bu noktada yeni bir alt sektör olan ürün yerleştirme uygulamalarından fayda sağlayan üçüncü taraf olarak karşımıza çıkmaktadır.106 M.5 Organize İşler. Propaganda. tecimsel mesajlar taşıyan ve pek çok noktada reklamla örtüşen uygulamalara dönüşebilmektedir. yorum vb. Hababam Sınıfı 3. Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarını piyasa sürecine paralel gelişimi içinde değerlendirmek için serbest pazar uygulamalarının başlatıldığı ve reklamcılık faaliyetlerinin hız kazandığı 1980 sonrasına yönelmek gerekmektedir. Türk sinemasında ürün yerleştirme. Bazıları Türkiye‟de ürün yerleştirme uygulamalarının nitel durum tespitine yönelik olarak nicel analizlere yönelmiş ve mevcut durumu ortaya koymuştur (bkz. Sayı:29 . Sınav. Hokkabaz. Babam ve Oğlum.) mesajın başında ya da sonunda bildirilmesi zorunluluğu vardır. Bu noktada ürün yerleştirme uygulamalarında etik olmayan bir durum söz konusudur. Komser Şekspir. gerçeklik algısı yaratmak üzere filmlerde uygun sahnelere yerleştirildiği iddia edilse bile. Pekman ve Gül (2008)). filmlerin tehlikeli bir şekilde ürünler tarafından işgal edildiği eleştirileri de gündemdedir (Govani. koordineli olarak sunulmasını sağlamak için sponsorları tarafından düzenli olarak denetlenen. 2009).piyasa koşulları belirlemiştir (Taşkaya. Taşkaya. Bu çalışmalardan bazıları genel olarak ürün yerleştirme stratejilerini belirlemeye yönelik olarak literatür taraması şeklindedir (bkz. 1999‟dan aktaran Türksoy. Deliyürek Bumerang Cehennemi. uzmanlaşmış kurumların belirdiği gözlenmektedir (Baerns: 2003). Ancak bu güne kadar yapılan çalışmalar içinde 3 Bu çalışmada örneklem olarak 1980‟den 2007‟e kadar olan süre içinde yapımı gerçekleştirilmiş ve izleyici sayısı bir milyonun üzerinde olan 26 film (Eşkıya. (2006)) Bazıları Türkiye‟de ürün yerleştirme stratejileri üzerine vaka analizi olarak değerlendirilebilir (Bkz. O Şimdi Asker. 20093). Hababam Sınıfı Askerde.Vizontele Tuuba . İzleyiciler. kuralsızlık projelerinin uygulanma süreci içinde hiçbir yasal zemine sahip olmaksızın yapılagelmiş ve bu uygulamanın sınırlarını -ya da sınır tanımazlığını. 120 ve Beyaz Melek) alınmıştır Güz 2009. Türkiye‟de de ürün yerleştirme uygulamaları. neo-liberal piyasa kurallarının teşviki ile bu dönüşüme giden bir yol izlemektedir. belgesel. Diğer taraftan.

1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 107 Türkiye‟de ürün yerleştirme uygulamalarının tarihsel süreç içindeki gelişimine odaklanan ampirik bir araştırmaya rastlanmamıştır. Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarında görülen nicel ve nitel değişimleri tarihsel süreç içinde ortaya koymayı ve bu değişimlerin seyrini uygulanan ekonomi politikaları ile açıklamayı denemektedir. Amaç ve Kapsam Bu araştırmanın amacı. konulu filmlerde markalı bir ürünün otomobil gibi. Bu tür ürün yerleştirme. görme. düşsel görüntü. yerleştirilen ürünlerin sektörel dağılımları. görüş. Pratik olarak ise. sahne sayıları ve yerleştirilme süreleri üzerinden. neo-liberal süreçte Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarında görülen nitel ve nicel değişikliklerinin değerlendirilmesidir. zihinsel. Gupta ve Gould‟a (1997) göre filmlerdeki ürün yerleştirme. ürünlerin oyuncular tarafından kullanılma durumları.2009). yayıncılık ve reklamcılık jargonunda yer almaktaysa da Türkiye‟de ilgili mevzuatta ürün yerleştirme uygulamalarına dair herhangi bir düzenleyici maddeye ya da ayrı bir yönetmelik bulunmamaktadır. Bu araştırmada bu tanımlamadan yola çıkılarak sinema filmleri 4 İngilizce vision karşılığı olarak kullandığımız “vizyon” ve image karşılığı olarak kullandığımız “imaj” sözcükleri. Bu aslında reklamcılık ve halkla ilişkiler jargonunun bir terimidir (Williams. Görünüş. sözel. Ürün yerleştirme marka imajına katkıda bulunan bir uygulama olarak kabul edilmektedir. 1999: 21). “algılanan ün” anlamına geldiği görülebilir. 1986: 635-644). reklam ve tanıtım arasında melez bir nitelik taşımaktadır (Taşkaya. Gülsoy da ürün yerleştirmeyi. televizyon programlarında sunucunun markalı bir ürün -içecek şişesi gibi. Kavramsal Çerçeve Ürün yerleştirme kavramı. Türkçe‟de görü. görme ediminin düşteki görüntü gibi. kavram ve çoğunlukla imge sözcükleriyle karşılanan image. görlen vb. iki on yıllık süre içinde.) (Robins. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . reklam olduğu belirtilmeden yapılan reklam olarak tanımlamaktadır (Gülsoy 1999: 411). Bu değerlendirme. optik. nicel ve nitel analizler ile yapılmıştır.yer alması. sözcüklerle karşılanmaya çalışılan vizion. içerdikleri zengin anlamlar nedeniyle çevrilmesi sorunlu sözcüklerdir. uzak-görüş. hayal gücüyle bazen de mistik görüş gücüyle ilgili olarak kullanılmasını ifade eder. 2005:190).n. grafik imajlardan söz ederiz (ç. görüntü. filmde görünen markanın para ya da başka promosyonel bir nitelikle dönüşümünü ifade etmektedir. ticari marka imajı veya bir politikacının kendi imajı‟na ilişkin kaygısında olduğu üzere. Türk sinemasında ürün yerleştirme şekilleri. Bu çalışma.ya da ürüne ilişkin reklamın -mağaza tabelası gibi. algısal. Gartner‟a göre. fikir. imaj “bir dizi bilgilenme sonucunda ulaşılan imge”dir 4 (Gartner.taşıması gibi yollarla. bir kişi veya nesnenin görüntüsel/resimsel benzeridir. resim.

N. Kuramsal Çerçeve Pazar ekonomisi. 2004: ) 6 „Kuralsızlaştırma‟ ya da „kurallardan arındırma‟ politikalarıyla ilgili olarak kavramsal tartışmaları Murdock. filmin doğasına uygun ve planlı bir şekilde ve belli bir bedel karşılığında optik ve/veya akustik olarak. 2004: 1). sinema alanında da etkisini göstermektedir (Taşkaya. kapitalizm için yaşamsal önem arz eder.görsel ve/veya işitsel söylemler (bkz. Neo-liberalizm. Dünya konjonktüründeki yansımalarını 1970lerin ortalarından itibaren Türkiye‟de hissettiren ve 1980lerden günümüze dek süregelen neo-liberal politikalar. Shackleton. Tarihsel gelişim ve dönüşüm sürecinde üç tür liberalizmden söz edilmektedir: Klasik Liberalizm. Negrine ve Papathanassopoulos‟un görüşleri ile sunan Köker (1998: 149) devletin düzenleyici kurallarının ve bunları üreten mekanizmaların devre dışı bırakılmasını. Sosyal/Eşitlikçi Liberalizm ve Neo-Liberalizm. bazı araştırmacıların genel anlamda „özelleştirme‟ kavramıyla karşıladığını. Miller. köklerini liberalizmden almaktadır. 2000: 39). Kuralsızlaştırma projesi kapsamında içeriği askıda bırakılan medya dünyasının pek çok uygulaması arasında ürün yerleştirmeyi de saymak mümkündür. tüketim alanında talep belirlemeye yönelik tüm çabalar. Sarıyer. Sistemin işleyişinin kesintiye uğramaması için talebin sürekli yaratılması ve arttırılması gerekmektedir. Ürün yerleştirme uygulamalarının kurallarının ya da kuralsızlaştırma sürecindeki adımların piyasa aktörlerinin belirleyiciliğinde atılmasının “ticari ifade özgürlüğü”nün gereği olduğu yaklaşımı da. kamu yararını şirket yararından daha gerilerde tutarak. Sayı:29 . liberalizmin 1870‟lerden 1970‟lere kadar olan süreç içindeki (özellikle 1930-1970 dönemi arasında). 2005: 217-237. Her liberalizm türü bir diğerinin eleştirisi olmuş ve alternatifini sunmuştur (Sallan Gül. TaĢkaya içinde. Tığlı. Bunun için de piyasa aktörleri devlet müdahalesinin minimuma indirilmesini talep etmektedirler. 2004: 104) “ürün yerleştirme5” uygulamaları olarak değerlendirilmiştir.108 M. Rubsamen. 2009). özelleştirme ve kuralsızlaştırma politikaları 1980‟lerden bu yana uluslararası ve ulusal ekonomik ve politik belirleyiciler eşliğinde uygulanmaktadır (Başaran. 5 Bazı kaynaklarda “ürün yerleştirme” kavramı yerine “marka yerleştirme” kavramı kullanılmaktadır: Bkz. anlaşılır halde ve odaklanılarak sunulan markalar ya da markayı çağrıştıracak -reklam tanımına girmeyen. Neo-liberalizm çerçevesinde serbestleştirme. Neo-liberal ekonomi politikalarının sürdürülebilmesi için gerekli esneklik “kuralsızlaştırma”6 çabalarından geçmektedir. gelişiminin bir eleştirisini ve kendi alternatiflerini ortaya koymaya çalışan bir “yeni” biçimi olarak tanımlanabilir. bazılarınınsa „kurallardan arındırma‟ kavramını tercih ettiğini belirtmektedir. Güz 2009. 1995: 74 ve Wenner. Bu nedenle.

Ekonominin dışa açılmasıyla serbest piyasa ekonomisi İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . “marka imajı” ekseninde buluşur.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 109 sistemin sürekliliğine ve yeniden inşasına hizmet etmektedir. sayısız rakip arasında tercih edilme zaferine ulaştıracak uygulamalar. yaşanmaya başlanmıştır (bkz. tüketicilerin tutumları üzerinde gerçekleştirilen manipülasyonların vazgeçilmez aracı olmaktadır. Serbest piyasa koşullarında. 2006 ve Sallan Gül. tüm kamusal alanları reklam mecrası haline dönüştürmek isteyen sermaye sahiplerinin ve sinema filmlerini tecimsel kaygılarla. Türkiye‟de neo-liberal politikalar 24 Ocak 1980 istikrar paketi programlarıyla askeri iktidar tarafından benimsenmiş ve kuralsızlaştırma süreci. gerek yapım şirketleri. Neo-liberal pazar ekonomisinin gereklerinin yerine getirilmesi için uygulanan ekonomi politikalarının sonucu olan bu kural tanımaz çabaların asıl hedefi. Kazancı. 2004: 232). yasal zeminden yoksun olarak tamamen piyasa güçleri tarafından oluşturulmaktadır. gerekse aracı kurumlar olan ürün yerleştirme ajanslarının Türkiye‟deki yasal zemini sorgulanmaksızın uygulanmaya devam etmesi. Yasal mevzuatta herhangi bir düzenlemesi olmayan ürün yerleştirmenin kuralları. Sinema da diğer Kitle İletişim Araçları gibi kültür endüstrisi içinde düşünülür ve ideoloji ve bilinç inşasında kullanılır (Yaylagül. oyuncunun popülerliği üzerinden izleyiciye aktarılmaktadır. Bu sonucu ekonomik sistemin dışında bir noktada açıklamak mümkün değildir. kurallardan arındırma projesinin yansıması olarak değerlendirilmelidir. ürün yerleştirme. gerek reklamverenler. Özal hükümeti döneminde yaygın kabul görerek. Kuralsızlaştırma projelerinin uygulandığı bir örnek olan bu girişimler. Çünkü kültürel ürünler de kapitalist ekonominin koşullarına bağımlıdır ve yüksek karlılık hedeflemektedir. rekabet ortamında tüketim etkinliğini yönlendirecek „yeni anlamlar yaratma‟ işlevi. Böylece ürün/marka tarafından vaat edilen doyumlara ilişkin bilgiler. ürün yerleştirme uygulamaları ile yerine getirilmekte. satışı ve satışın hızını artırmaktır. Bunun için tüketim kültürünün etki alanını genişletmeye yönelik reklam stratejileri her geçen gün çeşitlenerek artmaktadır. Ürünlerin markalarına vurgu yapılarak. Ürün yerleştirme ile filmlerde belli sahnelerde sunulan ürünlerin Bir markayı. sinema filmlerine yerleştirilme stratejisi de bu stratejilerden birisidir. ürün ve hizmetlerin tüketim hızının artırılmasında -reklamın etkinliğinin azaldığı yönündeki endişeler nedeniyle. Kuralsızlaşma projeleri Neo-liberal ekonomi politikalarının ürünüdür. Ürün ve marka çeşitliliğindeki artış göz önünde tutulduğunda.ürün yerleştirme uygulamalarına umut bağlanmıştır. Filmlerde ürünün oyuncu tarafından kullanılırken gösterilmesinin ürünün marka imajına olumlu katkısının olduğu kabul edilmektedir. gerçek anlamda kültürel ürün olmaktan uzaklaştırılan yapımcıların ortaklaşa çabaları ile beyaz perdede filmlerin reklam mecrası haline dönüştürülmesine zemin hazırlamıştır. 2004). Ürün yerleştirme uygulamalarının.

Dışa açılma da piyasa güçlerine dayanılarak gerçekleştirilmiştir (Başkaya. kamu çıkarı kavramı yerini. 1989: 477‟den aktaran Yaylagül: 2004. Sayıltılar S1 : Türk sinemasında 1980li yıllardan 2000li yıllara kadar olan sürede ürün yerleştirme uygulamalarında. değerlendirmeler şirket karlılığının ilk ve tek hedef olduğu neo-liberal ekonomi politikaları çerçevesinde (bkz. 1980‟li yılların ortalarından itibaren kısıtlayıcı düzenlemeler medya alanında da birer birer ortadan kaldırılmaya başlamıştır. Deregulasyon sürecinde kurallar. ürün yerleştirme yapılan film ve sahne sayılarında artış görülmektedir. ekonomik ve politik ardyöresinin göz önünde tutulması gerekmektedir. ulusal ve uluslararası siyasi formasyon. İletişimi. S2 : Türk sinemasında ürün yerleştirme stratejileri içinde en fazla görülen. dağıtım. ürünlerin doğasını ve bu doğayı belirleyen süreçleri de inceleme kapsamı içinde tutmaktadır. kültürel olmaktan çıkıp ekonomik nitelikli olmuşlardır. kuralsızlaştırma sürecinin etkinliğine işaret etmektedir. Güz 2009. McChesney. Sayı:29 . ürün yerleştirme süresi. TaĢkaya benimsenmiştir. 1998: 56). mevcut güç ve iktidar yapıları içerisinde ilişkilendirilerek analiz edilmesi gerekir (Wasko. şirket çıkarlarına bırakmıştır” (Çaplı. 2002: 45–47). Ürün yerleştirme uygulamalarının. Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarının nicel ve nitel durumundaki değişikliklerin nedensel bağlar içinde açıklanabilmesi için.110 M. herhangi bir yazılı mevzuatı bulunmadığı halde devam eden uygulamalar olması. 1986: 188. bir üretim ve yeniden üretim süreci olan kapitalizmin evriminin ve bu sistem içinde iletişimin rolünün anlaşılması gerekir. Köker. serbest girişimciler lehine esnetilmeye başlamıştır. Bunun sonucunda pek çok alanda devlet müdahalesi azaltılmıştır. ayrıca bkz. Bu nedenle. Çünkü ekonomi politik yaklaşım. yerleştirilen ürün sayısı. Bu ürünleri incelerken. Bunun sonucu olarak. optik doğal yerleştirmedir ve 1980li yıllardan 2000li yıllara kadar olan sürede en belirgin artış bu tür yerleştirmede görülmektedir. iletişim sürecinin endüstrileşmesi ve bu endüstride üretilen ürünlerin üretim. mevcut toplumsal bağlamında analiz etmek için. iletişim politikalarının belirleyicileri.189). Böylece. S3 : Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarında ürünün oyuncu tarafından kullanılma durumunda 1980li yıllardan 2000li yıllara doğru artış vardır. Enformasyon/iletişim/kültür endüstrileri ile diğer endüstriler arasındaki ilişkilerin. bölüşüm ve tüketim süreçlerini incelemektedir. 2003: 7–8) eleştirel ekonomi politik yaklaşımla yapılmıştır.

marka bilinirliğini artırmak olduğu için. Bununla beraber. 1997 ve 2007 yıllarında gösterime girmiş Türk filmleri olarak belirlenen araştırma evreni içinde her bir yıl için izleyici sayısı İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . her yıl için 10 film olmak üzere toplam 30 Türk filmi. 1997 ve 2007 yıllarında gösterime giren ve en fazla seyirci sayısına sahip. Filmlerin çeşitli sahnelerinde optik ve/veya akustik olarak gerçekleştirilen marka sunumlarının ürün yerleştirme kapsamında değerlendirilebilmesi için gerekli ibare olduğu ileri sürülen “para ya da promosyonel bir nitelikteki dönüşüm”ünü somut olarak gösteren bir işaretin bulunması oldukça zordur. Örneklemde yer alan filmlere yönelik analizlerin yapılabilmesi için bu filmlerdeki ürünlerin yerleştirilme stratejileri ve yerleştirilen ürünlerin sponsor olma durumları. Bu nedenle 1997 ve 2007 yılları için de örnekleme en çok izlenen 10ar film dahil edilmiştir. kronometre yardımı ile ölçülmüş. Pazarlamacılar için ürün yerleştirmenin temel işlevi. araştırmanın yıl bazındaki örneklemini bu yıldan başlatmayı zorunlu kılmıştır. oyuncu tarafından kullanılıp kullanılmadığı gibi bilgilere ulaşabilmek için ise var-yok analizi yapılmıştır. Araştırmada örnekleme dahil edilen filmlerin 1980li yıllardan başlatılmasının nedeni. 1987 yılına ait gişe hasılatı bilgisi sadece en çok hasılata sahip 10 film için bulunmuştur. filmlerin sponsor desteği alabilmesi. 1980li yıllardan. gişe hasılatı/sayısı bilgisine ulaşılabilinen en son yılın 1987 yılı olması. Ancak Türk filmlerinde sponsor ürünler dışında pek çok ürüne yönelik ürün yerleştirme yapıldığı için söz konusu işaretin elde edilmesi bu araştırma kapsamında olanaksız hale gelmektedir. Ürün yerleştirme uygulamaları için ayrılan süre. Ürünün olay örgüsüne yerleştirilip yerleştirilmediği. Yöntem Araştırmada. Türkiye‟de ürün yerleştirme uygulamalarında görülen nicel ve nitel değişimlerin analizi için 1987. Neo-liberal ekonomi politikalarının uygulanmaya başlandığı yıllar olmasıdır. içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Bu nedenle 1987. ürün yerleştirme yapılan sahne sayıları ise film içinde değişen sahnelerin sayılması ile tespit edilmiştir.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 111 S4 : Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamaları. tahmini gişe başarısının yüksekliği ile ilişkilidir. genellikle sponsorluk ilişkileri kapsamında yapılmamaktadır. filme sponsor olan ürünlerin markaları ile film içinde görünür ve/veya duyulur halde sunulması durumunda para ya da promosyonel bir dönüşümün varlığından bahsedilebilir. Bu nedenle film içinde ürünün markasının optik ve/veya akustik olarak anlaşılır şekilde sunulduğu sahnelerde ürün yerleştirme yapıldığı kabul edilmiştir.

Mutluluk.sinematurk. Mektup. Sayı:29 . yerleştirilen ürünlerin sektörel dağılımlarının 20 yıllık periyotta gösterdiği değişim bu çalışmanın bulguları ile ortaya konmuştur.com/gise. kullanılan ürün yerleştirme stratejilerinin. 1997: Ağır Roman. Asılacak Kadın. Usta Beni Öldürsene. Bulgular Ürün yerleştirme yapılan Türk filmlerinde. Dırejan. Anayurt Oteli. Masumiyet. TaĢkaya en yüksek olan onar film araştırmanın örneklemi olarak belirlenmiştir. 1997 ve 2007 yıllarında gösterime giren toplam 30 Türk filmi araştırmanın örneklemini oluşturmuş ve analizler bu sayı üzerinden tam sayımla gerçekleştirilmiştir. Ayrılamam. 2007: Beyaz Melek. sahne sayılarının. ParsKiraz Operasyonu. Kutsal Damacana. 1988: 21). 1997 ve 2007 yıllarında gösterime giren ve en her yıl için en yüksek izleyici sayısına sahip 30 film: 1987: Su da Yanar. (Antrakt Gazetesi) örneklem olarak alınmıştır. Kabadayı. Yapılan içerik analizi sonucunda elde edilen bulgular. Kuşatma Altında Aşk. Çılgın Dershane. ürün yerleştirme ve sponsorluk ilişkilerinin. Allah Allah. Bir Erkeğin Anatomisi. 1987. Musallat.php?action=goToBoxOfficePage&type=0&year=&firma= Güz 2009. ürünün sunulduğu sürenin.112 M. Maskeli Beşler-Irak. Bu çalışmada 1987. Amerikalılar Karadeniz’de II. Hamam. Akrebin Yolculuğu (Antrakt Gazetesi 7). Asiye Nasıl Kurtulur. Hayallerim Aşkım ve Sen. araştırmanın sayıtlıları doğrultusunda üç başlık altında değerlendirilmiştir. Sefiller. Nihavent Mucize. Merhamet (Özgüç. 7 http://www. Hakkari'de Bir Mevsim. Son Osmanlı.

Akrebin Yolculuğu (1997). 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürün Yerleştirme Uygulamaları Sıklığında Görülen Değişimin Dağılımı Filmlerin Gösterim Yılları Filmde Ürün YerleĢtirme Durumu Ürün Yerleştirme Yapılan Film Sayısı Ürün Yerleştirme Yapılmayan Film Sayısı Toplam 1987 7 3 1997 6 4 2007 9 1 22 8 Toplam 10 10 10 30 Tablo 1‟e göre ürün yerleştirme yapılan film sayıları yirmi yıllık dönem içinde anlamlı bir artış sergilemektedir. Tablo 1. araştırma örnekleminde bulunan ve ürün yerleştirme yapılmadığı tespit edilen filmlerdir.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 113 Türk Sinemasında Ürün YerleĢtirme Uygulamalarının Ürün Sayısı. Akrebin Yolculuğu Euroimages tarafından desteklenmiştir. Ürün yerleştirme yapılmayan 8 film 8 içinde en yüksek dağılım 1997 yılına aittir. Son Osmanlı (2007) 9 Ağır Roman. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Mektup. Nihavent Mucize. Usta Beni Öldürsene (1997). Su da Yanar (1987). 1997 yılında gösterimde olan ve en fazla izleyici sayısına sahip filmlerin çoğunluğu Euroimages desteği alan filmlerdir9. Hakkari‟de Bir Mevsim (1987). Bu filmlerden üçü. 1987. Drejan (1997). Kuşatma Altında Aşk (1997). Türk Sineması‟nın Eurimages. Usta Beni Öldürsene. 8 Anayurt Oteli (1987). ulusal ve uluslararası film festivallerinin ödülleri ve sponsorluk anlaşmaları gibi yeni finansal kaynaklarla tanışması. Süre ve Sahne Sayısında 20 yıllık Dönem içinde görülen DeğiĢim Türk filmlerinde ürün yerleştirme yapılan film sayısına baktığımızda. Kuşatma Altında Aşk. 1990‟lı yıllardan itibaren söz konusu olmaya başlamıştır. ürün yerleştirme uygulamalarının Türk filmleri için de yüksek oranda tercih edilen uygulamalar olduğu görülebilir.

0. ortalama film sürelerine oranı Her bir film için markaların ortalama görünme süreleri (“en az ve en çok” dakika aralıkları) Yerleştirilen ürün sayısı Her bir filme yerleştirilen ürün sayısı ortalaması Ürün yerleştirme yapılan sahne sayısı 95 1997 102 2007 111 ORTALAMA 103 0.85 0.1 0.02.86 0.8 1.9 35 4 58 6 69 7 54 6 52 75 89 72 Tablo 2.02. TaĢkaya Tablo 2.4 0. Güz 2009. 1987. Her bir film içinde markaların ortalama görünme süresinde 1987 ve 1997 yılları arasında küçük bir artış söz konusu iken 2007 yılına gelindiğinde örneklemin yıl bazında başlangıcı olan 1987 yılının iki katı bir artış gösterdiği Tablo 2‟de görülmektedir.7 0. 1987–2007 yılları arasında Türk sinemasında yerleştirilen ürün sayısında ve bu yerleştirmelerin yapıldığı sahne sayısında belirgin bir artış olduğu görülebilmektedir. 1987 ve 2007 yılları arasında filmlerin ortalama uzunluğunun arttığını göstermektedir. Sayı:29 .020.114 M. markaların ortalama görünme sürelerinin ortalama film sürelerine oranları da yirmi yıllık dönem içinde artış göstermektedir.99 %007 %008 %012 %009 0. Sahne ve Sıklık Ortalamaları FĠLMLERĠN GÖSTERĠME GĠRDĠĞĠ YILLAR 1987 Her bir film için ortalama film uzunluğu (dakika) Her bir film içinde ürün yerleştirme yapılan markaların ortalama görünme süresi (dakika) Her bir film için markaların ortalama görünme sürelerinin. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürün Yerleştirme Uygulamalarının Görüldüğü Süre. Tablo 2‟ye göre. Aynı tabloda.020.

Bu durumu hem marka sayılarındaki artışa hem de ürün yerleştirme eğilimindeki artışa birlikte bağlamak yerinde olacaktır. Ürün yerleştirme. Ancak asıl söz edilmesi gereken nokta 1980li yıllardan itibaren bu artışa zemin hazırlayan neo-liberal ekonomi politikalarının ürünü olan kuralsızlaştırma projelerinin bu uygulamaların artışına olan etkisidir. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürün Yerleştirme Süre Aralığı Dağılımı Filmlerin Gösterime Girdiği Ürün YerleĢtirme Yapılan Süre Aralığı (Sn) 1-5 6-10 11-15 16-20 21-25 26-30 36-40 41-45 46-50 51-55 56-60 Toplam Yıllar 1987 29 Sahne 14 Sahne 3 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 52 Sahne Toplam 1997 47 Sahne 9 Sahne 14 Sahne 1 Sahne 2 Sahne 1 Sahne 2007 45 Sahne 19 Sahne 11 Sahne 1 Sahne 4 Sahne 4 Sahne 2 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 89 Sahne 121 Sahne 42 Sahne 28 Sahne 3 Sahne 7 Sahne 6 Sahne 1 Sahne 3 Sahne 1 Sahne 3 Sahne 1 Sahne 216 Sahne 1 Sahne 75 Sahne Türk filmlerinde yapılan ürün yerleştirme uygulamalarında ürünün markasıyla birlikte görünür/duyulur kılındığı süre aralığı dağılımına baktığımızda (Tablo 3). 1987. sıklığı azalmaktadır. en sık tercih edilen süre aralığının 1 ile 5 saniye arasında olduğunu görebiliriz. yasal olarak düzenlenmediği halde. tüketimi yönlendiriciliği konusunda reklamdan daha etkili olduğu yönündeki inanç nedeniyle kolaylıkla sinema filmlerinde uygulanmaktadır. Bir önceki tabloda ürün sayısındaki artış dikkate alınırsa. Prodüksiyon şirketlerinin de sinema İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Genel olarak ürün yerleştirme yapılan sahnelerin süre aralığı arttıkça. ancak ürün yerleştirilen sahne sayısı yıllara göre artış göstermektedir.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 115 Tablo 3. Ürün yerleştirme süre aralıklarında görülen sıklık dağılımı yıllara göre anlamlı ve sistemli bir artış göstermemekte. ürün başına düşen sahne süresinin azalması beklenen bir durumdur.

Yaratıcı yerleştirme (creative placement) Doğal (sette) yerleştirme (on-set placement) 2. Yaratıcı ve sette yerleştirme olarak iki şekilde gerçekleştirilebilen ekrana yerleştirme Güz 2009. piyasa ve karlılık anlayışının tırmandırıldığı bu ekonomik sistemde sinema filmlerini markaların kendilerini sunacakları mecralara dönüştürmesine ayrıca ortam hazırlamaktadır. Olay Örgüsüne Yerleştirme (plot placement) Ekrana yerleştirme. Sarıyer. Sayı:29 . 2004: 104). Russell‟a (1998) göre ise ürün yerleştirme uygulamaları üç farklı biçimde gerçekleştirilmektedir. üçüncüsü ise yayımlanan program veya film içinde bir billboard ya da televizyon ekranı ya da radyo aracılığı ile aktarılması (Smith 1985‟ten aktaran Wenner: 2004: 103). Russell‟ın sınıflaması aşağıdaki gibidir: 1. Türk Sinemasında Ürün YerleĢtirme Uygulamalarında Kullanılan Stratejilerin Yirmi Yıllık Periyotta Gösterdiği DeğiĢim Ürün yerleştirmenin öncelikli üç şekli şu şekilde sıralanmaktadır: Birincisi ürünün kendisinin arka-planda genellikle oyuncu tarafından kullanılırken gösterilmesi. kurgusal (yaratıcı) ortam ve doğal ortam ölçütüne bağlı olarak iki grupta incelemiştir (bkz. 2005: 220–223). Cristel A. 2005). TaĢkaya filmlerini kültürel ürün olarak görmek yerine ticari bir ürün olarak görmeleri. Senaryoya Yerleştirme (script placement) 3. Ekrana Yerleştirme (screen placement) a. logosunun ya da ürünü tanımlayacak bir niteliğin sunulması. ikincisi ürünün markasının. Gürel ve Alem. 1995: 74 ve Wenner. Ya da markanın adı anılmaksızın bir çağrışım ya da analoji yoluyla markaya atıfta bulunulması da söz konusu olabilmektedir. b.116 M. Bu noktada ekrana yerleştirme (screen placement). 2006: 22 ve Sarıyer. senaryoya yerleştirme (script placement) ve olay örgüsüne yerleştirme (plot placament) olmak üzere üç ürün yerleştirme türünün varlığından söz edilmektedir (bkz. örneğin Forest Gump adlı filmde “bilgisayar” ve “bir meyve” referansı ile izleyiciye Apple marka bilgisayarın anımsatılması hedeflenmiştir (Miller. ürün yerleştirme uygulamalarını. Murdock. ürün yerleştirmenin en saf görsel çeşidini temsil etmektedir. Bunların yanında sözel ifadelerle doğrudan marka isminin anılması da söz konusudur.

aracılığı ile optik olarak sunulması Optik Doğal YerleĢtirme: Ürünün ve/veya markasının.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 117 stratejisi kapsamında. ürünün doğal olarak bulunması muhtemel olan filmdeki sahne/lerde görsel olarak yer alması (mutfak masasının üzerinde mısır gevreğinin. zarif. kolanın. billboard. Bu araştırmada ürün yerleştirme yöntemleri. sokaktaki bir açık hava reklamı gibi ekrana yansıtılmakta ya da mutfak sahnelerinde masa üzerinde duran markalı bir makarna paketinde olduğu gibi doğal ortamında görüntülenmektedir (Taşkaya. üründen söz edilmesi muhtemel olan filmdeki sahne/lerde akustik olarak yer alması (garsonun restoranda Neskafe ya da Türk kahvesi tercihini sorması gibi ) Optik+Akustik Yaratıcı YerleĢtirme : Ürünün ve/veya markasının TV reklamı vb. Gürel ve Alem. kendi ya da ambalajı üzerinde. Russel. vs. Türkan Şoray‟ın konformist. ürünün doğal olarak bulunması muhtemel olan filmdeki İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . aracılığı ile optik ve akustik olarak sunulması Optik+Akustik Doğal YerleĢtirme : Ürünün ve/veya markasının. Saphiro ve Murdock tarafından işaret edilen yöntemlerden yola çıkılarak kategorikleştirilmiştir: Optik Yaratıcı YerleĢtirme : Ürünün ve/veya markasının ürünün kendi üzerinde değil. Nihavent Mucize adlı filmde Beyazıt Öztürk‟ün çapkın ve eğlenceli kişiliği Honda otomobil ve motosikletle. ürün ya da marka ya bir arka plan görüntüsü olarak. 2009). Senaryoya yerleştirme markanın işitsel olarak yerleştirilmesi anlamına gelmektedir. dergi. hayat dolu ve incelikli dünyası Hyatt Regency otelle bütünleştirilmiştir. Russell‟in (1998) bir diğer ürün yerleştirme türü olarak işaret ettiği olay örgüsüne ürün yerleştirmede ise. TV reklamı. ürün ya da marka. gazete. basılı materyaller. Wenner. filme konu olan olayın bir parçası olarak konumlanmakta ve öykünün yapısında ya da karakterlerin kişiliğinin inşasında önemli bir rol üstlenmektedir (Bkz.2009). kendi ya da ambalajı üzerinde. Bu bağlamda ürün yerleştirme uygulaması sözlü olarak gerçekleştirilmekte ve marka bir diyalog aracılığıyla sunulmaktadır (Taşkaya. 2006: 22). garajda arabanın gösterilmesi gibi) Akustik Yaratıcı YerleĢtirme: Ürüne ait haberin veya reklamın filmin içinde iletişim araçları aracılığı ile akustik olarak sunulması (örneğin bir gsm operatörünün reklamının radyodan duyulması) Akustik Doğal YerleĢtirme: Ürünün markasının akustik olarak.

günlük yaşamın ve popüler kültürün geniş alanlarından alınan klişelere Güz 2009. çok geçmeden. Yukarıdaki kategoriler ışığında analiz edilen filmler içinde ürünün yerleştirilme şekillerine ilişkin dağılımı gösteren tabloya (Tablo 4) baktığımızda en sık kullanılan yöntemin optik doğal yerleştirme olduğu görülmektedir. Mattelart‟a (2005) göre. TaĢkaya sahne/lerde görsel olarak yer alırken aynı zamanda bir diyalog içinde üründen söz edilmesi (Taşkaya. içselleşme kolaylaşmaktadır. Sayı:29 . ürün yerleştirme böyle doğallaştıkça. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürün Yerleştirme Stratejilerinin Dağılımı Filmlerin Gösterime Ürünün YerleĢtirilme Stratejileri Girdiği Yıllar 1987 Optik Doğal Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Optik Yaratıcı Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Akustik Doğal Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Optik + Akustik Doğal Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Optik + Akustik Yaratıcı Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Toplam 52 75 40 1997 62 2007 73 175 Toplam 12 8 9 29 2 4 6 3 2 5 1 1 89 216 Görsel yaratıcı yerleştirmede oyuncunun ürünü kullanması değil.118 M. 1987. incelenen filmler içine yerleştirilen ürünler çoğunlukla doğal ortamlarında yer almakta ve markaları görünür halde sunulmaktadır. 2009) olarak belirlenmiştir. ürün yerleştirmede de ürüne ilişkin anlamlar yaratılırken mesajların sıkıştırılması ve yoğunlaştırılması gereksinimi. Diğer reklamcılık uygulamalarında olduğu gibi. ürünün bir reklam mecrası ile filmin içinde sunumu söz konusudur. Tablo 4.

billboard gibi mecralarda reklamlarının sunulmasıyla görünür kılınmaktadır. bu araştırmada incelenen Türk filmleri içinde sadece 5 sahne için yapılmıştır bkz. Ürünlerin filmlerin içine yerleştirilmesi için kullanılan bir diğer strateji olan olay örgüsüne yerleştirme. Sınırların ve kuralların belirsiz kılındığı ve bu belirsizliğin serbesti yönünde değişmesi ya da sürekli kılınmasına yönelik çabaların reklamverenler. mont. Sıklık dağılımında ikinci sırada yer alan ürün yerleştirme şekli olan optik yaratıcı yerleştirme ile sunulan ürün markaları. Türk filmlerinde ürün yerleştirme uygulamalarında genel eğilimin ürünün olay örgüsüne yerleştirilerek sunumu olmadığı bulgulanmıştır. reklamcılar ve prodüksiyon firmaları tarafından tercih edilmesi Pazar dinamikleri gereğidir. Bu nedenle ürün yerleştirmede doğallaştırma (doğal yerleştirme ile) ve film içinde popüler kimliklere ürünün kullandırılması stratejileri ile etki gücünün artırılmasına çalışılmaktadır. basılı materyal olarak değerlendirilen giysi (t-shirt.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 119 ve benzetmelere dayanmayı geliştirmiştir. Ayrıca. gibi) üzerlerinde görülen basılı markalar da optik yaratıcı yerleştirme örneklerindedir. Dolayısıyla ürünün sunumunda dikkat çekici unsurlar diğer ürün yerleştirme şekillerinde olduğundan daha azdır. referans kişinin şöhret sahibi bir oyuncu olması nedeniyle reklam veren tarafından tercih edilmektedir. Radyo reklamı ya da sadece televizyondan duyulan bir ürün reklamının filmin içine yerleştirilmesiyle gerçekleştirilen akustik yaratıcı yerleştirme de oyuncunun ürünü kullanması. Ürün yerleştirme de sınırları ve kuralları belirsiz bir alan olarak bu nedenle tercih edilmektedir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . hatta ürünün şeklen görülmesi söz konusu değildir. Tablo 6‟ya bakıldığında da ürün yerleştirme yapılan ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı film sayısının örneklemde bulunan tüm filmlerin 2/3‟ünden fazla olduğu görülmektedir. Akustik yaratıcı ürün yerleştirmenin en seyrek rastlanan ürün yerleştirme şekli oluşu bu nedenler çerçevesinde açıklanabilir. iş elbisesi vb. Tablo 5). Ürün yerleştirmenin reklama benzememesi nedeniyle tercih edildiği bilinmektedir. Ürün yerleştirme uygulamalarında oyuncunun ürünü kullanması. Araştırmada. İzleyici reklam izlediği hissinden uzaklaştırıldığı ölçüde yakalanmaktadır. genellikle televizyon. Bu nedenle optik yaratıcı yerleştirmenin ikinci sırada yer alması beklenebilir.

Miller‟e (1995) göre olay örgüsüne yerleştirme stratejisiyle uygulanan ürün yerleştirmeler. TaĢkaya Tablo 5. 10 Eğlence endüstirisinde performans ya da sunum boyunca bir ürün üzerinde sıklıkla konuşulması. Tablo 6). bu yüzden her bir görüntünün reklam olarak algılanmamak üzere örtüldüğünü belirtmektedir. Güz 2009. tüketicinin özgür seçimi değil.120 M. 1987. tüketici kitlenin “başkalarına benzeme arzusu” tüketimi yönlendirmek amacı ile çeşitli strateji ve taktiklerle. pluglar10 olarak değerlendirilebilir. Bu araştırmada yapılan analizler sonucunda Türk filmlerindeki ürün yerleştirme uygulamalarında oyuncunun yerleştirilen ürünü kullanma sıklığının kullanmadığı durumlardan daha yüksek olduğu bulgulanmıştır (bkz. Böylece ürünün film içindeki varlığı doğallaştırılmış olmaktadır. sunulanın ürün reklamı değil. pek çok medya ürününde olduğu gibi sinema filmlerinde de kullanılmaktadır. Galbraith‟e göre. Reklam etkinliği içinde. film olarak algılanması yönünde bilinçdışı iknaya yönelik çalışmakta olduğunu. Çünkü bu durumda ürün. bir tür tanıtım. 1967). Sayı:29 . plugların. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürünün Olay Örgüsüne Yerleştirilme Durumunun Dağılımı Ürünün Olay Örgüsüne YerleĢtirilme Durumu Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 1997 73 2007 86 Toplam Ürünün Olay Örgüsüne Yerleştirilmediği Sahne Sayısı Ürünün Olay Örgüsüne Yerleştirildiği Sahne Sayısı Toplam 52 211 2 3 5 52 75 89 216 Olay örgüsüne yerleştirilen ürün. Miller. talebin doğuşunda etkili olan ve onu gerçek ihtiyaçların karşılanmasından uzaklaştıran. reklam faaliyetleridir (Galbraith. filme konu olan olayın bir parçası olarak sunulduğu için ürünün kimliği ile karakterin kimliğini bütünleştirmeye yönelik bir çalışma yapılması gerekmektedir. film içinde oyuncu gibi rol almaktadır.

oyuncunun ürünü kullanırken gösterilmediği sahne sayısındaki artış. Yıl bazında bakıldığında genel olarak yerleştirilen ürünün oyuncu tarafından kullanılma durumunda bir artış İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . sahne bazında ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı sahne sayılarının kullanmadığı sahne sayılarından daha az olduğunu Tablo 7‟de görmekteyiz. insanların kimlik duygularını. Oyuncunun ürünü kullanırken görüldüğü sahne sayısı da 1987‟den 2007‟ye doğru anlamlı bir artış göstermektedir. kullanmadığı film sayısından fazla olduğu görülürken. 1987. Kellner‟e (1992) göre tüketim fikirlerin.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 121 Tablo 6. televizyon ve reklamlardaki görüntülerin bütünsel olarak tüketilmesi anlamını içerir. Ürün sayısı arttıkça oyuncunun yerleştirilen ürünleri kullanırken gösterildiği sahne sayısının azalması beklenen bir durumdur. ileten. Ürünlerin oyuncu tarafından kullanıldığı sahne sayılarının sıklığının yer aldığı Tablo 7‟ye baktığımızda. modern tüketicinin satın alma kararını etkilemektedir. Ürün yerleştirme yapılan ürünlerin sayısı 1987‟den 2007‟ye doğru artış göstermektedir. Satın alınanlar yalnızca basit. Tüketim nesneleri. anlam içeren. tüketim kalıpları içindeki sembollerin kullanımı aracılığıyla oluşturdukları bir yöntemin parçalarıdır. örneklemde bulunan 30 filmden 21inde yerleştirilen ürün oyuncu tarafından kullanılmaktadır. doğrudan. faydacı kullanıma yönelik maddi nesneler değil. 1997 yılında görülen. aynı yıl için ürün yerleştirme yapılan film sayısındaki düşüşe bağlanabilir. Yani sembolik anlamlar. o sırada tüketicinin kim olmayı amaçladığını sergilemek amacıyla kullanacağı nesnelerdir. dağılımın yıllar itibariyle artış gösterdiğini görebiliriz. Film bazında bakıldığında ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı film sayısı. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Yerleştirilen Ürünün Aktör Tarafından Kullanılma Durumunun Dağılımı YerleĢtirilen Ürünün Oyuncu Tarafından Kullanılma Durumu 1987 Oyuncunun Ürünü Kullanırken Gösterildiği Film Sayısı Oyuncunun Ürünü Kullanırken Gösterilmediği Film Sayısı Ürün Yerleştirme Yok Toplam 3 10 7 1997 5 2007 9 21 Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar Toplam 1 1 4 10 1 10 8 30 Tablo 6‟da da görüldüğü gibi.

Yarışın arenalarından birisi de sinema filmleridir. Bu arenada. Galbraith‟in yaklaşımında yerini talep yönlendirmesine bırakmaktadır (bkz: Galbraith. 1967). Batılı tüketim toplumlarının Veblenci eleştirisinin ana direği gibi görünen özenmenin yönlendirdiği davranışla ilgili çözümlemeler. Sayı:29 . Toplam sütununda yer alan dağılımda ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı sahneler ile kullanılmadığı sahneler arasında büyük bir fark olmadığı da görülebilir. Talebin yönlendirilmesi. beğenilen bir oyuncunun kullandığı ürünü kullanmak. TaĢkaya gözlenmektedir. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Yerleştirilen Ürünün Oyuncu Tarafından Kullanıldığı Sahne Sayısı Dağılımı YerleĢtirilen Ürünün Filmde Oyuncu Tarafından Kullanılma Durumu Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 Oyuncunun Ürünü Kullanırken Gösterildiği Sahne Sayısı Oyuncunun Ürünü Kullanırken Gösterilmediği Sahne Sayısı Toplam 30 1997 44 2007 39 Toplam 113 22 31 50 103 52 75 89 216 İzleyici için. 1987. Bu nedenle yaşanan özenme duygusunun izleyiciyi tüketime yönlendirecek gücünden yararlanılmak istenmektedir. 2009). tüketicinin özgür seçimi değil. rekabet halinde olan ürünler için ayrı bir yarıştır. reklam faaliyetleridir. Tablo 7. o oyuncu ile özdeşlik kurmayı sağlarken. markanın bu süreçte edindiği varsayılan imaj. Reklam etkinliği içinde. tüketici kitlenin “başkalarına benzeme arzusu” medya ürünleri aracılığı ile çeşitli taktiklerle kullanılmaktadır (Taşkaya. talebin doğuşunda etkili olan ve onu gerçek ihtiyaçların karşılanmasından uzaklaştıran. Güz 2009. izleyicinin sahip olmadığı imaja denk düşmektedir. her bir marka kendi imajını güçlendirecek stratejilerle filmlere yerleştirilerek potansiyel alıcılarının karşısına çıkarılmaktadır.122 M. Galbraith‟e göre.

almayan filmlere oranla anlamlı bir sıklığa sahiptir. Ürün yerleştirme uygulamalarında beklenen durum. Çünkü sponsorluk uygulamaları 1990lı yıllardan itibaren Türk sinemasının gündemine girmiştir.asp İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Ürün yerleştirme yapılan 216 sahne içinde sadece 10 sahnede sponsor ürünlere yönelik 11 http://www. 1995).com/sinema-haberleri/haber_98. 2009). Tablo 9‟daki dağılım.intersinema. Tablo 8‟de görülmektedir. 2007‟de sponsor desteği azaldığı halde ürün yerleştirme yapılan sahne sayısında 1997 yılına göre arttığına işaret etmektedir. Tablo 8. 1980li yıllarda sponsor desteğinin sadece 2 film tarafından alındığı.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 123 Türk Sinemasında Sponsorluk ĠliĢkileri ile Ürün YerleĢtirme Uygulamaları Arasındaki ĠliĢkinin Yirmi Yıllık Periyotta Gösterdiği DeğiĢim Doksanlı yıllara doğru reklamverenlerin televizyon programlarının ve filmlerin sponsorluğuna ve yapımına yönelik ilgilerinin arttığı söylenmektedir (Mattelart. Türkiye‟de izleyici sayısındaki belirgin artış 1990lı yıllarda başlamıştır. Örneklemde bulunan 30 film içinde sponsor desteği almayan 16 film vardır. daha çok sponsor ürünlerin kullanılmasıdır. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Filmin Sponsor Desteği Alma Durumunun Dağılımı Filmlerde Sponsor Desteği Dağılımı Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 Sponsor Desteği Alan Film Sayısı Sponsor Desteği Almayan Film Sayısı Toplam 2 8 10 1997 8 2 10 2007 6 4 10 Toplam 16 14 30 2007‟ye gelindiğinde Türk filmlerinde sponsor desteğinin azaldığı görülmektedir. sponsorluk alan film sayısı. sponsorluk uygulamalarında da artışa neden olmuştur. İzleyici sayısında görülen artış. 1990 sonrasında Türk sinemasına Eurimages‟ın maddi katkısı önemlidir. Türkiye‟de 1987. İzleyici sayısı bir milyon üzerinde olan filmlerin örneklem olarak alındığı bir çalışmada (Taşkaya. Eurimages 1997–2000 yılları arasında Türk sinemasına 29 milyon 340 bin Fransız Frangı destek sağlamıştır11 Tabloda da görüldüğü üzere en fazla sponsor desteği alınan yıl 1997‟dir.

Sponsor ürünün sahnelenmesi sırasında oyuncu tarafından kullanılması. 1987. Tablo 9). TaĢkaya yerleştirme yapılmış.. Ancak Türkiye‟deki uygulamada giderek sponsor ürünler dışındaki ürünlerin de film içlerine yerleştirildiği. ürün yerleştirme yapılan diğer 206 sahnede yerleştirilen ürünlerin filme sponsor olmadığı bulgulanmıştır (bkz. Sponsor ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı sahne sayısı 8‟dir ve bu sahnelerde sponsor ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı süre sadece 56 sn. Güz 2009. talep yönlendirici bir uygulama olarak kabul edildiği için. EPRA toplantılarında Avrupa‟da ürün yerleştirme uygulamalarının filmlerin sanatsal bütünlüğüne verdiği zarar tartışılmaktadır.124 M. Tablo 9.dir. ürün yerleştirme uygulamaları yapılan sahne sayısı 216 ve bu sahnelerde yer alma süresi toplam 1823 sn. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Yerleştirilen Ürünün Filme Sponsor Olma Durumu YerleĢtirilen Ürünün Sponsor Olma Durumu Ürün Sponsor Değil Ürün Sponsor Toplam 52 Sahne Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 52 Sahne 1997 72 Sahne 3 Sahne 75 Sahne 2007 82 Sahne 7 Sahne 89 Sahne 206 Sahne 10 Sahne 216 Sahne Toplam Buna göre. Sayı:29 . Piyasa ilişkilerinin kar odaklı yaklaşımı çerçevesinde uygulanan ekonomi politikaları ve kuralsızlaştırma projeleri ile Türk sineması da diğer kültürel alanlarda olduğu gibi ilkelerin gelişmesine uygun bir alan olmaktan çıkarılmıştır. iken. sponsor ürünün göründüğü sahne sayısının 10. Türk filmlerinin yapımcılık pratiğinde ürün yerleştirmenin salt sponsorluk ilişkileri çerçevesinde uygulanmasına yönelik bir ilkenin gelişmediği söylenebilir. reklamveren tarafından tercih edilen bir durumdur Tüketici örgütleri de izleyiciyi reklam izlediği uyarısı yapılmaksızın reklama maruz bırakılması noktasında ürün yerleştirme uygulamalarını sorgulamaktadır. sürenin ise sadece 63 sn. olması ortaya koymaktadır (Tablo 10).

Filmler. televizyon ve müzik yıldızlarının da kendi markalarını „yayacakları‟ temel araçlar sağlar” (Klein. daima birbiriyle ilgisiz holdinglerini karşılıklı promosyon üreten ağlar şeklinde birleştirebilecekleri araçlar ararlar ve bu genellikle Hollywood‟un etkileyici kişilikleri tarafından yaratılmış bir ünlü olmaktadır. 66). “Yeni birleşmiş büyük eğlence şirketleri. dergilerde ve televizyonda karşılıklı promosyon yapabilmek için yıldızlar yaratır ve spor. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Yerleştirilen Sponsor Ürünün Göründüğü Film. Sahne ve Süre Dağılımı Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 Sponsor Ürünün Göründüğü Film Sayısı (Toplam Film Sayısı: 30) Sponsor Ürünün Göründüğü Sahne Sayısı (Toplam Sahne Sayısı: 216) Sponsor Ürünün Göründüğü Süre (Toplam Ürün Yerleştirme Süresi: 1823 Sn) Sponsor Ürünün Oyuncu Tarafından Kullanıldığı Sahne Sayısı (Sponsor Ürünün Göründüğü Toplam Sahne Sayısı: 10) Sponsor Ürünün Oyuncu Tarafından Kullanıldığı Süre (Sponsor Ürünün Göründüğü Toplam Süre: 60 Sn) 0 15 41 56 0 3 5 8 0 15 48 63 0 3 7 10 0 1997 1 2007 3 Toplam 4 Filmlere markalı ürünlerin yerleştirilmesinin Nike. Reklamlarda ünlülerin kullanılması. programların İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . film kahramanlarının belli ürünleri kullanırken gösterilmeleri. kitaplarda. Starbucks ve benzerleri gibi büyük şirketler için kaçınılmaz bir pazarlama aracı olması. Sony. Macintosh.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 125 Tablo 10. 1987. filmlerin de giderek „markalanmış medya malları‟ olarak kavramlaştırılmasına neden olmuştur. 2002: 65.

126

M. TaĢkaya

sunucularının ürün tavsiyeleri bu taktiklerin örnekleridir (bkz. Baudrillard: 1997: 243). Ürün ve hizmetin tüketimi bu taktiklerle teşvik edilmeye çalışılırken, sinema filmleri de çoğunlukla bu ürünlerce desteklenerek üretildikleri için daha ucuza mal edilmektedir. Galician ve Bourdeau‟nun, örneklemde 1977, 1987 ve 1997 yıllarına ait filmler içinde ürün yerleştirme ile en çok görünen markalar, görünme sayıları ve yerleştirildikleri film sayıları ile ilgili olarak saptadıkları veriler Tablo 11‟de görülmektedir (Galician ve Bourdeau, 2004: 22). Tablo 11. Hollywood‟da 1977, 1987 ve 1997 Yıllarında En Çok İzlenen 15er Film İçinde En Çok Görülen 10 Markanın Film ve Sahne Bazında Görünme Sıklığı Dağılımı

Marka Cola Mercedes Miller Chevy Pepsi-Cola Schlitz BMW Jack Daniels Cadillac CNN

Görünme sayısı 44 18 17 15 13 12 10 10 9 9

Film sayısı 20 9 8 10 5 3 7 4 5 4

Ürün bazında bakılacak olursa; ilk üç sırayı otomobil, cola ve bira paylaşmaktadır (Galician ve Bourdeau, 2004: 25). Tablo 12‟de görüldüğü gibi, ilk üç marka, sıralaması farklı olmak üzere, Türkiye için de aynıdır.

Güz 2009, Sayı:29

1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında…

127

Tablo 12. 1987, 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde En Çok Görülen 10 Markanın Film ve Sahne Bazında Görünme Sıklığı Dağılımı

Marka Mercedes coca-cola Efes Pilsen JB BMW Honda Marlboro Jhony Walker Renault Philips

Görünme sayısı 18 11 9 7 7 6 5 4 4 4

Film sayısı 7 8 6 4 5 2 4 2 3 2

Türk filmlerindeki marka yoğunlaşmasına baktığımızda en sık kullanılan markanın Mercedes olduğunu Tablo 12‟de görebiliriz. Coca-cola‟nın ürün yerleştirmeye konu olma sıklığı Mercedes‟in hemen ardından gelmektedir. Efes Pilsen için yapılan ürün yerleştirme uygulamaları sıklık sıralamasında üçüncü konumdadır. Ürün yerleştirme uygulamalarında görünme sıklığı en fazla olan ilk on marka içinde dört ürün tütün ve alkol; dört ürün otomobil sektörüne aittir. Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarının sektörlere göre dağılımında otomobil sektörü birinci sırayı almaktadır. Otomobilin, kiralanması veya satın alınması, film yapımcılığında yüksek gider kalemlerinden birisidir. Yapımlarda, otomobil ihtiyacı genellikle sponsorlar aracılığı ile karşılanmaktadır. Tablodaki dağılımda tütün ve alkol ürünleri ikinci sırada yer almaktadır. Reklam kısıtı olan bu sektörün yüksek sıklığa sahip olarak bulgulanması, ürün yerleştirme ve sponsorluklar aracılığı ile tanıtım yoluna gitmekte olduğunu göstermektedir. Aynı Tabloda Marlboro sigarası da ilk on içinde altıncı sırada yer almaktadır.
İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

128

M. TaĢkaya

Wenner, izleyicilerin ticari bir düzeyde reklamın çekiciliğine kapıldıkları anın bilgisini edinme hakkına sahip olup olmadıkları sorusunun yanıtının, reklamcılıktaki aldatıcı uygulamaları sınırlayan yasanın mantığına göre, kesin olarak „evet‟ olması gerektiğini söylemektedir. Tüketiciler için bir yayının kendi başına reklam olduğunun belirtilmemesi halinde, ürün yerleştirme ya da çapraz promosyon uygulamalarında olduğu gibi gri bir alan içine düşülebilir. Bu gri alan, reklam kısıtı olan ürünler için fırsat olarak değerlendirilebilmekte, bu amaçla ürün yerleştirme uygulamalarından yararlanılmaktadır. Halihazırda devam eden para ödenerek yapılan ürün yerleştirme uygulamaları, Wenner‟e göre de teknik olarak illegaldir. Ürün yerleştirme, gerçeklik algısı yaratmak üzere yapıldığına göre, ürün desteği bağış mantığı ile gerçekleştirilmelidir. Tığlı (2004: 24), sponsorluk ile ürün yerleştirme uygulamalarını birbirinden ayırırken ürün yerleştirmelerde, sponsorlukta olduğu gibi bir duyuru/ilan yapma zorunluluğu olmadığını belirtmektedir. Oysa FCC (Federal Communications Commission), bu uygulamanın bildirilmesini şart koşmaktadır. FCC‟ye göre, ürün yerleştirme karşılığında programların sonunda marka isimleri listesine bakılarak „verilen promosyonel bedelin‟ kabul edildiği görülebilir ve reklam amacı anlaşılabilir. Wenner (2004) ise FCC‟nin bu uyarısındaki tutarsızlığa işaret etmekte ve bu uygulamanın da kamu yararına bir sonuç yaratmaktan uzak olduğunu vurgulamaktadır: “FCC‟nin ödeme karşılığı yerleştirmeyi yasaklaması, bir anlamda çok daha yoğun ürün bütünleştirme stratejisini teşvik eder, çünkü gelişen bu tarz çapraz pazarlama ortaklıkları ve ürün programlama radar silahı altına düşer. Film içinde, ürün yerleştirme bildirimi düzenlenmemiştir ve sonuç olarak tutarsızdır. Ürün yerleştirmesi yapılan markalar, izleyiciler marka mesajlarını çoktan süzüp aldıktan sonra, filmin sonunda jenerikte sunulmaktadır” (128). Aslında bu durum Neo-liberal ekonomi politikalarının piyasa taraftarı kuralsızlaştırma yaklaşımlarının uzantısıdır. Neo-liberal politikalar kapsamında yapılan düzenlemelerde kamu yararı değil, Pazar dinamiklerinin kar odaklı seyrinin sürdürülmesi esas alınmaktadır. Sonuç Türkiye‟de 1980‟lerden sonra satış artırımına yönelik bir faaliyet niteliğine bürünen ürün yerleştirme uygulamalarında 2000‟li yıllarda görülen, film, sahne, süre ve ürün sayısı bazındaki artış, ekonomik ve politik arka planı ile sorgulanmalıdır. Türkiye‟de 1980lerde uygulanmaya başlayan neo-liberal ekonomi politikaları, kar odaklı üretim anlayışını kültürel ürünler için de yerleşik hale getirmiştir. Neo-liberal

Güz 2009, Sayı:29

1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında…

129

ekonomi politikalarının desteklediği serbest pazar girişimleri, kendi kurallarını piyasa odaklı hareket noktası ile dayatmaya da bu yıllarda yoğun olarak başlamıştır. Piyasa aktörleri, salt kar hedefine odaklanarak talebin artırılması için gerekli tüm yolların zorlanması için sürekli girişimlerde bulunmaktadır. Tüketimin yönlendirilmesine ilişkin girişimler, ürün yerleştirme faaliyetlerini de kapsamaktadır. Bu noktada pazar liberalleri, piyasa ekonomisine uygun politikaların oluşturulması için çoğu zaman baskı grubu olarak çalışmaktadırlar. Sinema filmlerinde ürün yerleştirme uygulamalarının yasal zeminden yoksun ve keyfi uygulamalar halinde sürdürülmesini de bu politikalar kapsamında değerlendirmek kaçınılmazdır. Bu araştırmada incelenen sinema filmlerindeki ürün yerleştirme uygulamalarında reklam kısıtı olan ürünlerden tütün ve alkol ürünlerinin sektörel dağılımda ikinci sırada yer aldığı bulgulanmıştır. Bu durum reklam kısıtının aşılması niyeti ile açıklanabilir. Bu da neo-liberal ekonomi politikalarının, kuralların esnetilmesi için sunduğu zeminlere örnek olarak verilebilir. Türkiye‟de ürün yerleştirme uygulamalarında kullanılan stratejiler, reklam yapma niyetinin gizlenmesine yönelik olarak seçilmektedir. Bu nedenle en fazla tercih edilen strateji, optik doğal yerleştirme olarak adlandırılan, ürünün doğal ortamında sunulduğu stratejidir. Ürünün oyuncu tarafından kullanılırken sunulması ise beklenen etkiyi güçlendirmeye yöneliktir. Reklamcılık uygulamalarında sıklıkla başvurulan bir yöntem olan „reklamda ünlü kullanımı‟, tüketicinin talebini yönlendirici etkiye sahiptir. Ürün yerleştirme uygulamalarındaki „talep yönlendirme niyeti‟ bu uygulamaların yoğunlaştığı stratejiler üzerinden okunabilmektedir. Bu araştırmada incelenen filmler içinde ürün yerleştirmeye konu olan ürünlerin film içinde çoğunlukla oyuncular tarafından kullanılıyorken gösterilmesi, ürün yerleştirme uygulamalarının, filmi desteklemekten çok reklam amacı taşıdığına işaret etmektedir. Piyasa güçlerinin gerek ekonomik gerekse politik arenada yönlendirici güce sahip olması nedeniyle, sinema filmlerinin markaların geçit töreni yapabileceği mecralara dönüşme tehlikesi altında olduğuna ilişkin tartışmalar da devam etmektedir (bkz. Wenner, 2004). Bu durumun Türk sineması için de geçerli olduğu, ürün yerleştirme uygulamalarındaki artış ve süregiden kuralsızlık göz önüne alındığında öngörülebilir. Türkiye‟de neo-liberal süreçte reklam ve program arasında amorf özellikler sergileyen tüm medya içeriklerindeki dönüşüm, sinema filmlerinde de gözlenmeye başlanmıştır.

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

130 KAYNAKÇA M.com/durable/1999/02/10/p11s1.ve Alem. Galbraıth. Mary-Lou Gallician. G. Sosyal Devlet Biti. The New Industrial State. (2000). (1997). NY: Best Business Boks. Trends and Ethics. Tüketim Toplumu. (1986).).(1967). J. s. 14. J.ve Bouedeau P. Yaşasın Piyasa. J. s. 101-112 Başaran. “ The Evolution of Product Placements in Hollywood Cinema: Embedding High-Involvement „Herotic‟ Brand Images. (Der.8. S.2003) Gül Sallan. ABI/INFORM Global. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. S. “Pazarlama İletişiminde Yeni ve Güncel Bir Uygulama: Ürün Yerleştirme”. S. (2004). s. T. Güz 2009. C. Reklam Terimleri ve Kavramları Sözlüğü. (Spring) içinde. “Temporal Influences on Image Change”.. Gupta. “Consumers‟ Perceptions of the Ethics an Acceptability of Product Placements in Movies” Issue and Research in Advertising. “Separating Advertising From Programme Content: The Principle And Its Relevance In Comunications Practise”.06. Journal of Promotion Management..K. Ankara: Ütopya Yayınevi. Türkiye Ekonomisinde İki Bunalım Dönemi: Devletçilikten 24 Ocak Kararlarına. 10. s: 635–644. Çaplı. Ankara : İmge Kitabevi Yayınları. s. Annals of Tourism Research. S. J. (2004). B. No: 1/2 içinde. B. S. İletişim ve Emperyalizm. E. P. (1999).7-23. Vol: 13. 15–36 Gartner. M. “Product Placement in Movies – It is Really So Bad?”. (2003). İstanbul: Adam Yayınları Gürel.1. F. Medya ve Etik. (1986). F. Handbook of Product Placement In The Mass Medıa: New Strategies in Marketing Theory. W. Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Dergisi içinde. (2002).htm ( Erişim: 10. (2004). Gülsoy. Galıcıan. Gould. İstanbul: Etik Yayınları. Boston: Houghton Mifflin Company. Henry Stewart Conferences and Publications C. Journal of Communication Management. (1999). Sayı:29 . No: 4. (1997). Başkaya. Baudrıllard. TaĢkaya Baerns. http://csmweb2.emcweb. Practise.37–50 Govani. 6. Ankara: Birlik Yayıncılık. B.

Bevarage World. Çınga. S: 11. Haziran). Inc. s. İstanbul: Bilgi Yayınları. “Popular Culture and the Construction of Postmodern Identities”. D.1: s: 339– 345.Communication in the Millenium.) içinde. (Der. C. N. G.16. “Patterns of Ownership..217–237 Antalya: Akdeniz Üniversitesi Matbaası Smith.S. J.. “Hollywood the Ad”. S. (1977). Open University McChesney.. “Towards A Framework of Product Placement: Theoretical Propositons.W (2003). Türk Filmleri Sözlüğü. March). Pİ (Pazarlama ve İletişim Kültürü Dergisi) içinde. İstanbul: Lazer Ofset Russell. Oxford: Basil Blackwell Kleın. S. S.E. Nalan Uysal. E. Dergisi. Beyin İğfal Şebekesi.10. “Türk Sinemasında Ürün Yerleştirme Stratejileri” Akdeniz İletişim Dergisi. Foster J. Çev.) Modernity and Identity. E. C. Mıller. C.N.B. s.” Advences In Consumer Research. “Küresel İletişimin Politik Ekonomisi” Kapitalizm ve Enformasyon Çağı – Küresel İletişim Devriminin Politik Ekonomisi. Vol. A. R. Wood. Ankara: Turhan Kitabevi. Bölüm). 1 (25): s. Uluslar arası Reklamcılık. “Fütüristik Ürün Yerleştirme”. (1995). vd. Gürbüz. (2008). 83-91 Taşkaya. “Product Placement in Late Turkish Cinema”.20-30. Mayıs.W.M.(1998). İstanbul: Ayrıntı Yayınları.ve Alem. Köker. 6th. 6. Ankara: Vadi Yayınları Mattelart A.5. Lash. (1992). McChesney. (1995).M. Guilford. C.357–362 Sarıyer. Murdock. M. (2005). (1998). s:7-38.B. ve Friedman. S.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 131 Gürel. J. (Nisan. C. Politikanın İletişimi İletişimin Politikası. Question of Control”. (1985. M. Kazancı. 104. B. Kamuda ve Özel Kesimde Halkla İlişkiler. R. 10.. Mass Media 95/96-Annual Editions içinde Editor: Joan Gorham. International Symposium. s: 72-80. (2002). “Televizyon Dizilerinde Marka Yerleştirme Stratejileri Üzerine Bir Araştırma” Akdeniz İ. Ankara: Epos Yayınları. (2006). (der. çev: I. ve Gül T. Çev. “Casting Product for Special Effect”. N. The Dushkin Publishing Group.F.. Kellner. (2006). No Logo. (1988). A. İstanbul: Sümbül Basımevi Pekman. Antalya (Yayımlanma Aşamasında) İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .İ. (2009). Mass Media Communication an Society (Ders Notları. Özgüç.Connecticut.

Ankara: Vadi Yayınları. Trends and Ethics. Handbook of Product Placement In The Mass Medıa: New Strategies in Marketing Theory. NY: Best Business Boks. s: 232. ve Gürata. London ve New Delhi: Sage Publications. Barbara J. C. ve Akçalı E. 2009) (Erişim: 31 http://www.com/sinema-haberleri/haber_98. Yaylagül. (der) içinde. Bir Aktör Olarak Markalar: Ürün Yerleştirme. s. TaĢkaya Tığlı. (2004). http://www. D. Türk Film Araştırmalarında Yeni Yönelimler 5.2008) Güz 2009. F.intersinema.08.: Bayraktar. (2004).sinematurk. A. L. “On The Ethics of Product Placement in Media Entertainment”. O‟Keefe ve Elen Wartella. Newbury Park. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Eğitim. İstanbul: Bağlam Yayınları Veblen. Lawrance Grossberg. İkna Edici İletişim. J. (Der. Küçükkurt. The Theory of Leisure Class. Practise. A. Dalay. İstanbul: Türkmen Kitabevi Türksoy. M. Editors: Brenda Dervin. Sinemada Anlatı ve Türler. (1994). 10. N. “1960–1970 Dönemi Türk Sinemasında Düşünce Akımları”. (2006). “What‟s So „New‟ About the „New‟ Technologies in Hollywood? An Example of the Study of Political Economy of Communications”: Rethinking Communications: Volume 2 Paradigm Exemplars (içinde). Sağlık ve Bilimsel Araştırma Çalışmaları Vakfı Yayınları No:94. Yüksel. “Sinema ve Reklamın Gizli Buluşması: Ürün Yerleştirme”. Journal of Promotion Management.asp Mayıs. Wenner.com/gise. H. s: 474485. Sayı:29 . Mary-Lou Gallician. (Ed. T.) içinde. 101-134.). NewYork: The Modern Library Wasko.132 M. No: 1/2 içinde. (2004).php?action=goToBoxOfficePage&type=0& year=&firma= (Erişim: 25. A. (1934). L. (1989).

önemini yitireceğine ilişkin önemli göstergeler vardır. toplumsal taleplerin belirlenmesi. the simple propaganda techniques were evolved into public relations. halkla ilişkilere özgü bir nüveyi çok eski çağlardan bu yana süre gelen örgüt-çevre ilişkilerinin. Key Words: Public Relations. However. organizations. economic. and rulers always need to have the support of their environments in order to be influential. we can observe the existence of core of public relations within the relationship between organizations and their environment. Halkla ilişkiler. Today and Tomorrow of Public Relations Studies ABSTRACT Public relations are systematic and planned communication strategies of organizations to obtain social support. Bilgi ve İletişim Teknolojileri An Analysis of Yesterday. kendi yaşamlarını ilgilendiren kararlara katılma iradelerini kaybetmektedirler. there are some clues to propose that public relations will not be able to fulfill these functions in the near future since people have been loosing their interests to their environments. and obedience that they need in democratic societies in which the idea of pluralism has been rooted. and their will to participate in decision-making process that will affect their life. Nevertheless. iktidar mücadelelerinin içerisinde görebilmek mümkündür. Knowledge and Communication Technologies * Doçent Doktor. Social Legitimacy. and for providing opportunities for organizations to express themselves. basit propaganda tekniklerinden halkla ilişkilere doğru evrilmiştir. örgütlerin kendilerini ifade edebilmesi gibi açılardan günümüzde önemli işlevlere sahiptir. kuruluşlar. Propaganda. 7(2). ekonomik.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. yönetme erkini elinde bulunduranlar etkili olabilmek. yakın bir gelecekte bu işlevini. G. Bu desteğin elde ediliş yöntemi ise dönemin siyasal. determining social demands. İnsanlar hızlı bir şekilde çevrelerinde olup bitenlere karşı ilgilerini. public relations have important functions for observing social changes. In contemporary age. teknolojik koşularına bağlı olarak değişmiş. The institutions. toplumsal değişimin izlenmesi. Propaganda. and technological conditions of the time period. BUGÜNÜ VE GELECEĞĠNE ĠLĠġKĠN BĠR DEĞERLENDĠRME Ayhan BĠBER* ÖZET Halkla ilişkiler. Bununla birlikte. Anahtar Kelimeler: Halkla İlişkiler. Ancak. and to obtain social legitimacy besides legal legitimacy. 237- HALKLA ĠLĠġKĠLER ÇALIġMALARININ DÜNÜ. The ways of obtaining this support have changed in accordance with the changing political. güveni.Ü. The contemporary public relations studies do not have a long history. çoğulculuk anlayışının gelişmiş olduğu demokratik toplumlarda örgütlerin gereksinim duydukları toplumsal desteği. yasal meşruiyetin yanı sıra toplumsal meşruiyet de elde edebilmek adına her zaman için çevrelerinin desteğine gereksinim duymuşlardır. trust.ĠletiĢim Fakültesi ĠletiĢim 2003/18 . Toplumsal Meşruiyet. Kurumlar. Günümüzdeki anlamda halkla ilişkiler çalışmalarının tarihsel arka planı çok eski değildir. and in power struggles since the old ages. rızayı elde etmek için gösterdikleri planlı ve sistemli iletişim çabalarıdır.

halkla iliĢkiler gibi yöntemler arasındaki farklılık ise manipülasyonunun derecesinden. sivil toplum örgütleri gibi her türlü tahakküme karĢı direnç oluĢturabilecek dinamiklerin ortaya çıkması. iktidar iliĢkileri değiĢmiĢ. Çünkü halka iliĢkiler çalıĢmaları Güz 2009. sevk ve idare edilmesine iliĢkin yöntemlerinin de değiĢtirilmesini zorunlu hale getirmiĢtir. Toplumların sosyal. Siyasal. daha sonra ise halkla iliĢkiler kapsamında değerlendirilen çalıĢmalara doğru evrildiği anlaĢılmaktadır. baskı ve Ģiddetten katı propaganda uygulamalarına. anlayıĢ veya ideolojiler günümüzde çok ince uçlu kalemlerle hat sanatçılarına özgü bir maharetle “zarifçe” iĢlenir olmuĢtur. Bu bağlamda. Hangi yöntem. daha rasyonel meĢruiyet dayanakları bulmak. tutum ve davranıĢ değiĢimi meydana getirme. ekonomik. Biber Uygarlık tarihinin belli bir döneminde insanların yerleĢik düzene geçip bir arada yaĢamaya. rıza elde etme gibi çabaların da ortaya çıktığı görülmektedir. sosyal. demokratik kazanımların artması. ikna etme.134 GiriĢ A. kitlelerin yönlendirilmesi. radikalleĢtirici ve kıĢkırtıcı bir etkiye sahip olduğu. belli konularda kamuoyu oluĢturmaya. Konu ile ilgili yapılan akademik çalıĢmalarda uzun zamandır bu farkın altı çizilmekte ve halkla iliĢkiler propagandadan daha farklı bir yere oturtulmaya çalıĢılmaktadır. baskı grupları. yönetme erkini elinde bulunduranlar. daha önceki dönemlerde zihinlere çekiç ile çakılmaya çalıĢılan düĢünce. toplumsal gereksinimleri karĢılamak için oluĢturulmuĢ toplumsal sistemler daha dünyevi. Halkla iliĢkiler. bu zorunluluğun var ettiği bir olgu olarak kabul edilmektedir. teknolojik geliĢmelere bağlı olarak üretim. amacından. ekonomik. propaganda. belli bir iktidar alanını iĢgal edenler. tüketim. her fırsatta propagandanın ne kadar kutuplaĢtırıcı. yönlendirme. ticaret yapmaya baĢlamalarına koĢut olarak. örgütsel çıkarın yanı sıra gözetilen toplumsal faydadan kaynaklanmaktadır. Tarihsel süreç içerisinde bu çabaların. tutum ve davranıĢlarının değiĢtirilmesi. teknik veya araçla olursa olsun. onay yaratma. dengeleyici ve uyumlaĢtırıcı yönü vurgulanmaktadır. Farklı bir ifadeyle. siyasal açılardan değiĢmesi. Diğer yandan. duyurmak ve kabul ettirmek zorunda kalmıĢlardır. iliĢki kurmaya. Sayı:29 . örgütlenmeye. kamuoyunu Ģekillendirmeye veya onun desteğini elde etmeye yönelik tüm çabaların içerisinde manipülatif bir yönün mutlak bir Ģekilde bulunduğunu söylemek mümkündür. etik kaygılardan ne kadar uzak olduğu buna karĢılık halkla iliĢkilerin birleĢtirici. ajitasyon.

belli bir düĢünce. Bu misyonerler çeĢitli propaganda İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Büyük Ġskender’in uygulamaları bu yöntemlere çokça verilen örneklerden birisidir. daha kapsayıcı bir ifade ile toplumsal meĢruiyetin sağlanması ve sürdürülmesi mümkün olabilmektedir. desteğine gereksinim duymuĢlar ve bu gereksinimin karĢılanmasına yönelik olarak çeĢitli yöntemler geliĢtirmiĢlerdir. günümüzdeki örgütler açısından halkla iliĢkilerin ne ifade ettiği. toplumsal faydanın. Kitleleri etkilemeye. HALKLA ĠLĠġKĠLER OLGUSUNUN TARĠHSEL GELĠġĠMĠ Halkla iliĢkiler. rızasına. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 135 sayesinde gereksinim duyulan onayın.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. hükmetme yetkisini tanrıdan aldıklarını öne süren padiĢahlar bile belli durumlarda yönetimleri altında olan insanların onayına. halkla iliĢkiler olgusunun ortaya çıkıĢında. Roma gibi çok eski uygarlıklara dayanmakla birlikte. krallar. Osmanlı PadiĢahlarının Cuma namazı öncesi halkla söyleĢtikleri. yakın gelecekte ne ifade edeceği. demokratik toplumlara özgü bir kamuoyu oluĢturma. Çok güçlü. rıza veya saygınlık elde etme yöntemi olarak kabul edilmektedir. güven. Ġskender’in iĢgal ettiği bölgelerin yöresel kıyafetlerini. tebdil-i kıyafetle halkın arasına karıĢıp onların kendisine yönelik duygu ve düĢüncelerini öğrenmeye çalıĢtıkları bilinmektedir. çok kudretli hükümdarlar. iktidar mücadelelerinin içerisinde görebilmek mümkündür. halkla iliĢkilere özgü bir nüveyi çok eski çağlardan bu yana süre gelen toplumsal iliĢkilerin. bilinen planlı. halkla iliĢkiler kapsamındaki çalıĢmalarının boyut. Hıristiyanlığın yayılmasını sağlamak amacıyla Ġnancı Yayma Meclisi anlamına gelen Congregatio de Propaganda Fide adında bir birim oluĢturarak. etik kaygıların fazla gözetilmediği propaganda niteliğinde çalıĢmalardır. Bununla birlikte. geliĢiminde rol oynayan temel dinamiklerin neler olduğu. halkın dertlerini dinledikleri. sistemli ilk propaganda çalıĢması Hıristiyanlığın yayılması ile ilgilidir ve propaganda sözcüğü de zaten "yayılması gereken" anlamına gelen propagand Latince kökünden gelmektedir. Ancak. Yukarıdaki tespitlerden hareket edilerek tasarlanan bu çalıĢmada. bu tür çalıĢmaların süreç içerisinde halka iliĢkilere doğru evrilmiĢ. hacim ve nitelik olarak nerelere varabileceği ayrıntılı bir Ģekilde ele alınıp tartıĢılacaktır. selamlaĢma biçimlerini tercih ederek kendisine yönelik bir sempati yaratma yoluna gittiğinden söz edilmektedir. bir anlamda halkla iliĢkilere nüve oluĢturmuĢ çalıĢmalar olduğunu belirtmek gerekir. güvenin. rızanın. ideoloji veya inanıĢ etrafında örgütlemeye yönelik propaganda kapsamındaki uygulamaların kökenleri Atina. Hıristiyan olmayan ülkelere misyonerler göndermiĢtir. Ancak bunlar. 30 yıl savaĢlarının devam ettiği 1622 yılında Papa XV Gregory. onay.

siyasal. 1997: 5). geniĢ bir siyasal katılıma ve güçlü bir sivil topluma olanak verecek Ģekilde inĢa edilmiĢtir. yüzyılın ikinci yarısında baĢlayan Sanayi Devrimi propaganda çalıĢmaları açısından önemli bir kırılma noktasıdır. Bu “zirve” noktası aynı zamanda siyasal propagandanın ölüm noktası anlamına da gelmektedir. Tocqueville’e (1994) göre. gururu incinmiĢ Almanya. planlı. BolĢeviklerin çalıĢmaları ile önemli mesafe almıĢ. Katılıma ve sivil örgütlenmelere olanak veren bu siyasal yapı. Hitler’le “zirve” noktasına ulaĢmıĢtır. Amerika’daki federal sistem. halkla iliĢkiler çalıĢmalarının geliĢip yaygınlaĢmasına olanak sağlayacak uygun bir zemin yaratmıĢtır. daha geniĢ kitlelere. hoĢ olmayan Ģeyler çağrıĢtırmaya baĢlamıĢtır. daha kısa sürede. iktisadi ve siyasi yönlerden hızlı bir geliĢim göstermiĢtir. daha etkili bir Ģekilde ulaĢabilmenin yöntem ve teknikleri aranmaya baĢlanmıĢtır. çalıĢma motivasyonunun sağlanması propaganda çalıĢmalarıyla gerçekleĢtirilmiĢtir. 1993: 407). 2004: 129). 1787 Anayasasıyla ulusal birliği sağlayan ve federatif bir yapıya kavuĢan Amerika. Çünkü Hitler ve ekibinin uyguladığı propaganda çalıĢmaları sayesinde I. yüzyılın sonlarına doğru belirginlik kazanmaya. Hitler’in peĢine takılarak insanlığın büyük bir trajedi yaĢamasına.136 A. Tüm bu yaĢananlardan sonra propaganda sözcüğü insanlara soğuk gelmeye. tanıtımın da. ekonomik. sosyal iliĢkilerin uluslararası boyutta yeniden düzenlenmesine neden olmuĢtur. halka iliĢkilerin kendisini propagandadan farklı bir yere oturtma çabaları 1900’lü yılların baĢında görülmeye baĢlanmıĢtır. büyük acılar çekmesine. Dünya SavaĢı’ndan yenik çıkmıĢ. Biber teknikleri kullanarak değiĢik coğrafyalarda kendi inançlarını yaymaya çalıĢmıĢlardır (Pflaum ve Pieper. bu kaynakları iĢleyerek üretimi gerçekleĢtirecek olan insan kaynağının yönlendirilmesi. 18. Propagandanın büyüsünün Hitler’le birlikte bozulmuĢ olmasına rağmen. Günümüzdeki anlamda halkla iliĢkiler çalıĢmalarına temel oluĢturan sektörel ve akademik altyapı ağırlıklı olarak Amerika BirleĢik Devletleri’nde doğup. dağıtımın da tüketimin de kitlesel olması gerekmiĢtir. görünür olmaya baĢlamıĢtır (Kazancı. Sanayi Devrimi ile kitlesel üretim gerçekleĢtirildiğinden. Sayı:29 . sistematik propaganda çalıĢmaları ise Fransız Ġhtilali ile baĢlamıĢ. Kitlesel üretimin gereği olarak gereksinim duyulan büyük hammadde kaynaklarının elde edilmesi. Bu süreçte propaganda çalıĢmaları boyut ve içerik olarak farklılık göstermeye baĢlamıĢ. geliĢmiĢ ve 19. Güz 2009. Çünkü Sanayi Devrimi ile ĠletiĢim Devrimi aynı sürecin parçaları olarak kabul edilmektedir (Briggs ve Burke. Siyasi anlamda geniĢ çaplı.

basın ile iĢ çevresini birbirine yakınlaĢtırmaya çalıĢmıĢ. Kaynaklar. aynı zamanda halkla iliĢkileri meslek olarak icra eden ilk kiĢi unvanına da sahiptir. Kongre’ye gönderilen BirleĢik Devletler’in dıĢ iliĢkileriyle ilgili bir mesajda kullanılmıĢtır (Kunczik. Serbest gazeteci olarak çalıĢan Ivy Lee. gereksinimlerini ve beklentilerini dikkate almalıdırlar. geliĢip yaygınlaĢmasına çok elveriĢli değildir. kapalı kapılar ardında gizli iĢler çevirenler. Bernays'dır. Basınla sağlıklı iliĢkiler kurulmalı. demokratik kazanımlar yeterince sağlanmamıĢ. çalıĢmalarını yürütürken kamuoyunun hassasiyetlerini. Lee. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Daha sonra Dorman Eaton adlı New York’lu bir hukukçu. Bu tür geliĢmeler esas olarak 1900’lü yılların baĢından itibaren ivme kazanmıĢtır ve bu süreçte. Toplumu ilgilendiren geliĢmelerden. Topluma karĢı yeterince açık olmayan. Yayımladığı bazı kitapçıklarla halkla iliĢkilerin özel sektördeki ilk örneklerini ve ilkelerini ortaya koymaya çalıĢan Lee. Bernays’ın çalıĢmaları önemli kilometre taĢları olarak kabul edilmektedir (Faulstich. herhangi bir örgüt ile kamuları arasındaki iliĢkinin nasıl olması gerektiği konusunda Lee Ģu açıklamaları yapmıĢtır (Ertekin. Kitle iletiĢim araçları geliĢip yaygınlaĢmamıĢ. 2002: 18). 1967: 2). basın aracılığıyla topluma verilecek bilgilerde doğruluk ve dürüstlük ilkesine kesinlikle uyulmalıdır.Pieper. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 137 Halkla iliĢkiler (Public Relations) kavramı ilk olarak dönemin Amerika BirleĢik Devletleri BaĢkanı Thomas Jefferson tarafından 1807 yılında 10. çalıĢmalarını gizlilik içinde yürüten örgütler. 1916 yılında John Rockfeller’ın danıĢmanlığını yapmaya baĢlamıĢ ve ilk halkla iliĢkiler bürosunu kurmuĢtur. bültenler hazırlayarak iĢ çevrelerinin kamuoyuna seslenebilmesine olanak tanımıĢtır. “Prensipler Bildirisi” baĢlığı altında. kendi çıkarlarını ön planda tutanlar Ģeklinde olumsuz bir imaj edinmektedirler.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. 2001: 15). Bernays'ı alanda akademik çalıĢmalar yapan ilk kiĢi olarak belirtmektedirler (Pflaum . Edward L. 1882 yılında Yale Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde mezunlara hitaben yaptığı “Hukuk Mesleğinin Halkla ĠliĢkileri ve Ödevleri” baĢlığını taĢıyan bir konuĢmayla dikkatleri bu kavrama çekmiĢtir (Orrick. Ancak dönemin koĢulları bu olgunun tam olarak anlaĢılmasına. 1995: 6): KiĢi ya da kuruluĢlar. bilgi alması sağlanmalıdır. bir gazeteci olan Ivy Lee ile konunun akademik boyutuyla ilgilenen Edward L. çoğulculuk. Halkla iliĢkilerin geliĢimine sağladığı önemli katkılar açısından üzerinde durulması gereken bir diğer kiĢi de. değiĢikliklerden toplum mutlaka haberdar edilmeli. sosyal sorumluluk anlayıĢı geliĢmemiĢtir.

1988: 26). müĢterileri ile iliĢkilerinde bu gerçeği her zaman göz önünde bulundurmak durumundadır. hedef kitleyi meydana getiren kiĢiler ya da gruplar çok yönlü irdelenmelidir. “Kamuyu Aydınlatma” ya da “Reklam Yönetimi” gibi kavramların kamuoyunda bazı olumsuz çağrıĢımlara neden olduğu Ģeklinde açıklamıĢtır. sonunda yaptığı iĢi en iyi tanımladığına inandığı “Halkla ĠliĢkiler DanıĢmanlığı” ifadesini kullanmaya baĢlamıĢtır. Bir halkla iliĢkiler uzmanı. Renkli bir kiĢiliğe sahip olan Bernays. Bu Ģekilde adlandırmasının nedenini ise kullanılmakta olan. Bernays. Sayı:29 . 1988: 26). özellikle kavramların anlamlarını çok iyi bilmek durumundadırlar. Bir ziraat mühendisi olan ve rastlantılar sonucu halkla iliĢkiler çalıĢmalarına baĢlayan Bernays. Daha sonra yayınlamaya baĢladığı “Contact” isimli dergide de halkla iliĢkiler konusunu açıklamaya çalıĢmıĢtır (Ertekin. 1976: 15). Güz 2009. Ġlk özel bürosunu 1919 yılında New York'ta açan Bernays. kendisini hedef kitlenin yerine koyarak onları daha iyi anlamaya çalıĢmalıdır. salamdan sabuna. Ġnsanların beklentileri çok fazla olduğunda. gerçekler karĢısında çok çabuk hayal kırıklığına uğramaktadırlar. masa baĢında oturarak hedef kitleyi oluĢturanları anlayabilmek mümkün değildir.138 A. yaptığı iĢi “Tanıtma ĠĢinin Yönetimi” olarak adlandırmıĢtır. 1995: 11): Halkı anlayabilmenin ilk Ģartı yüz yüze iliĢki kurmaktır. Biber 1993: 224). Alıcı konumundaki kiĢi ya da kiĢilerle etkili bir iletiĢim kurabilmek için iletilen mesajın yanlıĢ anlaĢılmaya olanak vermeyecek Ģekilde. mücevherden sigaraya kadar çok değiĢik alanlarda çalıĢmalar yürüten kuruluĢlarda danıĢmanlık yapmıĢtır (Mardin. “Basın Temsilcisi”. Bir halkla iliĢkiler uzmanı empati yeteneğine sahip olmalı. yaptığı teorik çalıĢmalar ve sektörde edindiği deneyimler sonucunda halkla iliĢkilerle ilgili bugün hala geçerliliğini koruyan Ģu tespitleri ortaya koymuĢtur (Ertekin. Bu alanda görev yapanlar. Bernays’ın 1923 yılında yayınladığı “Crystallizing Public Opinion” (Kamuoyuna Biçim Verme) isimli eseri de bu alanda yayınlanmıĢ ilk eser olma özelliğini taĢımaktadır (Mıhçıoğlu. halkla iliĢkiler konusunda üniversitelerde dersler vermiĢ ve alanın ilk uzmanı olarak kabul edilmiĢtir (Mardin. 1995: 8). Hedef kitle çok iyi tespit edilerek. sözcüklerin yerinde ve doğru kullanılmasına dikkat edilmelidir. Yaptığı iĢe uygun bir isim bulma düĢüncesini her zaman zihninde canlı tutan Bernays.

Halkla iliĢkiler demokratik rejimlerde akademik bir çalıĢma alanı olarak geçerlilik ve yaygınlık kazanmaya baĢlamıĢtır. 2004: 25– 30). kendi temel gereksinimlerini bağdaĢtırmak. 1998: 59). yaygınlık ve geçerlilik kazanmasına olanak verecek koĢullar oluĢmuĢtur. halkla iliĢkiler açısından bir kırılma noktası olarak kabul edilmektedir. sistemin bir yerinde oluĢan bozulmanın tüm alt sistemleri etkilediğini yaĢayarak öğrenmiĢlerdir. Halkla iliĢkilerin 1930–1940 yılları arasında bir meslek olarak benimsenmeye baĢlamasıyla birlikte uygulamalar daha geniĢ kesimlere yayılmaya baĢlamıĢ. Çünkü büyük firmalar. Böyle bir anlayıĢın geçerlilik kazanmaya baĢlaması. her türlü tahakküme karĢı direnç oluĢturabilecek sivil toplum örgütleri gibi yeni güç odaklarının ortaya çıkması ile birlikte. özel çıkarlarla kamu yararını ortak zeminde buluĢturmak anlayıĢı kabul görmeye baĢlamıĢtır (Peltekoğlu. ekonomik yaĢamın canlanması. sistemin istikrarına. uyumlaĢtırmak zorunda olan sosyal sistemler oldukları düĢüncesi geçerlilik kazanmaya baĢlamıĢtır (Daft. örgütlerin dıĢ çevrelerinden soyutlanamayan. iletiĢim gibi sosyal bilim dallarına bağlı olarak geliĢimini sürdüren ve eklektik bir alan görüntüsü veren halkla iliĢkilerin kendi özgün kuramını oluĢturabildiğini bugün hala söyleyebilmek mümkün değildir. durumsallık yaklaĢımı gibi örgüt çevresini daha fazla dikkate almayı gerektiren yeni yaklaĢımların ortaya çıkması. bir etkileĢim sistemi olarak sonul amacının belirlenmesinde” (Uysal. II. amaçlara göre yönetim. Örgüt ve çevresi arasındaki iliĢkinin sistem yaklaĢımından hareketle incelenmesi sonucu. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . halkla iliĢkiler olgusunun geliĢip yaygınlaĢmasında pay sahibi olan önemli etkenlerden birisi olarak kabul edilmektedir (Jarren ve Röttger. Bu aĢamada. 1986: 58) gereksinim duyulan genel çerçeveyi baĢarılı bir Ģekilde sağlamaktadır. Sosyal psikoloji. konuyla ilgili yayınların sayısındaki artıĢ sonucunda ise akademik eğitimin gerekliliği konusunda görüĢ birliği oluĢmuĢtur. halkla iliĢkilerin akademik bir çalıĢma alanı olarak geliĢmesine. Kriz nedeniyle halkla iliĢkilere duyulan gereksinim daha da artmıĢ. halkla iliĢkilerin “doğasının açıklanmasında. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 139 1929 yılında baĢlayan büyük ekonomik kriz. sosyoloji. Ayrıca bu yaklaĢım. dıĢ çevre ile kesin sınırlarla ayrılma olanağı bulunmayan ve temel amaçlarını gerçekleĢtirebilmek için çevreden gelen baskılarla. 1983: 42). sağlıklı bir Ģekilde iĢlemesine kendilerinin de katkı yapmaları gerektiğini. sistem yaklaĢımının halkla iliĢkileri kuramsal temellere oturtmak açısından uygun bir zemin sağladığı söylenebilir. Dünya SavaĢı sonrası yönetim alanında sistem yaklaĢımı.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. yönetim.

bu talepleri algılayamayan ve gereklerini yerine getirmeyen örgütler. 1983: 3). Yöneten ve yönetilen arasındaki mesafenin açılmasıyla ortaya meĢruiyet sorunu çıkmaktadır. Çünkü toplumsal taleplere kulak tıkayan. MeĢruiyet ilk bakıĢta hukukun alanına giren bir sorun gibi gözükse de. Dolayısıyla halkla iliĢkiler. Bir anlam arayıĢı olan meĢruiyet. insanın. 1998: 81) ve her sosyal sistem. meĢruiyet sorunuyla bir Ģekilde yüzleĢmek zorundadır. kararlar da daha teknik bir nitelik kazanmıĢ ve birçok önemli konuda verilen kararlarda bireyin etkisiz kaldığı. 2009: 43). tarihsel süreç içerisinde değiĢebilmektedir. karĢılanmasına veya karĢılanabilmesiyle ilgili olarak yapılan düzenlemelerin duyurulmasına yönelik çalıĢmalardır. BaĢka bir ifadeyle. bir süre sonra sosyolojik anlamda bir meĢruiyet kriziyle karĢı karĢıya kalmakta. temel ahlak değerleri. aslında hukuk alanını aĢan. iktidarın ve hareketin olduğu her yerde ve alanda öncelikle cevaplandırılması gereken bir soru. toplumların yapılarına ve özelliklerine göre farklılıklar göstermekte. toplumsal ve dinsel sınıflamalar açık ve basitken hesapta olmayan. evrensel değerler tüm zamanlar için meĢruiyetin ortak paydası olarak kabul edilmektedir (CoĢkun. yönetilenlerin hesap sorabildiği toplumların bir zorunluluğudur denilebilir (Lesly. varoluĢ gerekçelerini yitirmektedirler. Refah ve eğitim düzeyleri eskiye oranla biraz daha yükselen insanlar örgütlenerek baskı grupları oluĢturmuĢ. gücün. sosyal sorumluluk anlayıĢı kapsamında bazı taleplerde bulunmaya baĢlamıĢtır. ekonomik.140 HALKLA ĠLĠġKĠLERĠN BUGÜNÜ A. MeĢruiyet kaynakları. devletin müdahale ettiği alan geniĢlerken. Biber ModernleĢme olarak adlandırılan süreç. Çünkü iktidarlar ne tür bir niteliğe sahip olurlarsa olsunlar belli bir halk desteği olmadan yaĢayamamaktadırlar. modern. Ekonomide ve siyasette liberalizmi benimseyen ülkelerde Yirminci Yüzyılın ilk yarısında yaĢanan geliĢmeler. Ancak. iktidarın etrafındakilerin bağlılığını hak edip etmediği ya da neden hak ettiğiyle ilgili bir sorundur (Atiker. 1998: 21). çözümlenmesi gereken bir problem olarak karĢımıza çıkmaktadır. kamu vicdanı. MeĢruiyet. öngörülmeyen birçok yeni sorun ortaya çıkmıĢtır. 1998: 119) ve çağdaĢ toplumlarda çok daha belirgin ve yaygındır. karar mekanizmalarından uzaklaĢtığı gözlenmeye baĢlanmıĢtır (Uysal. politik. insan topluluklarının. Güz 2009. toplumların karmaĢık bir yapıya bürünmesine neden olmuĢ. Sayı:29 . Halkla iliĢkiler özünde halktan gelen bu taleplerin belirlenmesine. demokratik. hem devletin iĢgal ettiği alanın geniĢlemesine hem de kamu yönetiminin karmaĢıklaĢmasına neden olmuĢtur. çevresinde üretim yapan örgütlerden uygun fiyat ve kalitenin yanı sıra. hukukun ötesinde olan bir sorundur (Kapani.

politika ve stratejiler benimsemekte ve bunları uygulamaya geçirmektedirler.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. Habermas’a göre (1990: 327) kamu yararı öne sürülerek yürütülen bu tür çalıĢmaların iĢlevi. konuyla ilgili çalıĢmalar yapan Gramsci. yani hukuksal geçerlilik anlamında değil. böylece varlıklarını ve uygulamalarını meĢru kılmaktadırlar (Bobbio ve Texier. Ancak belirli aĢamalardan geçmiĢ. 2003: 32). Habermas gibi teorisyenlere önemli bir esin kaynağı olmuĢtur. 1998: 89). “sosyolojik anlamda otoriteye tabi olanlarca beslenen inanç karĢılığında kullanmıĢtır” (Kapani. farklı çıkarların temsil edildiği çoğulcu nitelik kazanmıĢ toplumlarda örgütler. Halkla iliĢkiler çalıĢmalarının iĢlevi ilk bakıĢta bir örgütün. Marksist düĢünceyi benimsemiĢ olmasına rağmen Gramsci. kendi alanlarında rekabet etmek. Sistemin meĢrulaĢtırılması ve devamının sağlanmasıyla ilgili tezlerine bakılınca. 1982: 20). bir malın veya hizmetin tanıtılıp satılmasının daha da İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . kendi çıkarlarının yanı sıra topluma ne sağladıklarını anlatmak durumundadırlar. Bu uygulamalara bağlı olarak. Bu nedenle farklı güç odaklarının oluĢtuğu. rasyonel meĢruiyet kaynaklarına gereksinim duyulmaya baĢlanmıĢtır. Gramsci’ye göre. kendi söylemlerini toplumun diğer kesimlerine de kabul ettirmekte. Gramsci’nin Weber’e yakın bir yerlerde durduğu görülmektedir. belli bir iktidar alanlarını ele geçirmek. belirledikleri amaçlara ulaĢmak. meĢruluk kavramını dar anlamda. örgütsel çıkar-toplumsal yarar dengesi fark edilir Ģekilde örgüt lehine bozulduğu anda meĢruluk krizi gündeme gelmekte ve örgütün varlık nedeni tartıĢılır olmaktadır. sistemin varlığını devam ettirmesini sağlayan gücün egemen sınıfların tinsel ve kültürel üstünlüğünden kaynaklandığını söylemektedir. varlıklarına kabul edilebilir gerekçeler bulmak. bu çalıĢmaların iĢlevi bunlarla sınırlı değildir. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 141 Tarih boyunca meĢruiyetin ilk ve temel kaynaklarından birisi de din olmuĢtur. Bu bağlamda Weber’in (1995: 311) meĢru otoritenin dayanaklarına iliĢkin yaptığı sınıflandırma sosyal bilimlerde geniĢ ilgi uyandırmıĢ. Bu bilgi akıĢı ise ancak örgüt ve çevresi arasında oluĢturulacak iletiĢim kanallarıyla mümkün olmaktadır. Örgütler. iktidar sahipleri üstyapıya ait unsurları manipule ederek. Belli bir gücün. kendilerini verimli ve etkili kılmak için çeĢitli plan. modern toplumların geldikleri noktada kabul edilebilir. örgütün etki alanında kalanlar. Ġktidara meĢruluk kazandırma sürecinde dinler önemli iĢlevler üstlenmiĢlerdir (ġaylan. o etkileĢimden ne tür bir fayda sağladıklarını net olarak bilmek istemektedirler. Weber. malın veya hizmetin tanıtılmasını sağlamak Ģeklinde algılansa da. Bu iletiĢim kanallarını oluĢturma çabaları ise özünde halkla iliĢkilerden çok farklı bir çaba değildir. altyapı-üstyapı iliĢkisine geleneksel Marksist anlayıĢtan farklı yaklaĢmakta.

hapishane. yönetilenler üzerindeki fiziki baskısını görece azaltmıĢ. Biber ötesine geçerek. ideoloji üretme ve yayma araçlarının süreç içerisinde değiĢtiğini ifade etmektedir. 1996: 132) ise halkla iliĢkiler adı altında yürütülen çalıĢmaları. Kapitalizmin geliĢim süreci içerisinde böyle bir çaba sistemin tıkanıklığını açmak. kapitalizmin toplumu kontrol altında tutabilmek için gereksinim duyduğu meĢruiyeti.142 A. Devlet. Frankfurt Okulu’nun ilk kuĢak temsilcileri (Horkheimer ve Adorno. Althusser. rıza yoluyla elde etme çabası olarak değerlendirmektedirler. Halkla iliĢkiler. Feodal toplumla. 1998: 37). 1997: 16). Althusser’e göre hiçbir sınıfın. farklı uzmanlık alanlarının kendi dilini yaratması ve kitlelerin bu dili anlayamaması sistem içerisinde kutuplaĢmaya neden olmaktadır. vatandaĢla olan iliĢkilerini evrensel hukuk kuralları çerçevesinde yürütmek zorunda kalmıĢtır. demokratik ve katılımcı bir siyasal kültürün yerleĢtiği modern toplumlarda bir sorun çözme ve olası sorunları önleme yöntemi olarak benimsenmektedir (Uysal. Farklı bir ifadeyle halkla iliĢkiler. Habermas (2001: 370) bu kutuplaĢmayı. kültürel. çağdaĢ ve demokratik örgütlenmelere temel özelliğini veren bu iki olgunun yarattığı ikilemden kaynaklanan sıkıntıyı giderecek ve tarafları birbirine yaklaĢtıracak bir iĢlev üstlenmektedir. dinsel. Böyle bir ikilem içerisinde doğru bir rota belirleyebilmek yaĢamsal önem kazanmaktadır. çoğunlukla ideoloji kullanarak Güz 2009. Bu tepkilerden dolayı devletler resmi ideolojilerini çağın koĢullarına uygun yöntem ve araçlarla benimsetme yoluna gitmektedirler. Çünkü aksi uygulamalar iç ve dıĢ tepkilere neden olmaktadır (Kazancı. siyasal. amaçlarına ulaĢmak. kapitalist toplum arasında bir karĢılaĢtırma yapan Althusser (1994). “ruhtan yoksun uzmanlık insanları ile gönülden yoksun haz insanlarının” sebebiyet verdiği kutuplaĢma Ģeklinde ifade etmektedir. taraflar arasındaki uzlaĢıyı sağlamak için gereklidir. iĢbölümünün insanı yeri kolayca doldurulabilir değersiz bir nesne haline getirmesi. bunun yanı sıra demokratik yönetim gereği olarak toplumdan onay ve destek elde etmek ikilemi ile karĢı karĢıya kalmıĢlardır. Sayı:29 . Modern toplumların belirgin özelliklerinden birisi de yönetme erkini elinde bulunduranların toplumsal sorunların çözümüne yönelik uygulamalarıdır. devletin ordu. polis gibi baskı aygıtlarıyla ideolojik aygıtlarını birbirinden ayrı tutmakta ve modern kapitalist toplumlardaki ideolojik aygıtları. sendikal ve iletiĢimsel aygıtlar Ģeklinde sıralamaktadır. Çünkü örgütlerin büyümesine rağmen yetkinin merkezileĢmesi. örgütsel etkililiği ve verimliliği sağlamak adına iĢbölümü ve uzmanlaĢmaya verdikleri önem sonucu toplumdan uzaklaĢmak. Sosyal sistemler. firma veya sektör adına siyasal kredi sağlamakta ve onlara kamusal otoriteye duyulan türden bir hürmet kazandırmaktadır.

Dolayısıyla. halkla iliĢkilerin farklı örgütsel yapılarda. Kurumsal Reklam. nitelik. saygınlık yaratmaya çalıĢtığını. günümüz toplumlarında etkinlik alanının geniĢlemesine ve daha farklı iĢlevler edinmesine sebebiyet vermiĢtir. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 143 iĢleyen. hacim ve iĢlev açısından dönüĢüme uğramasıyla birlikte bu çalıĢmaların tanımlanması. daha farklı iĢlevler edinmesi beraberinde yeni sorun ve tartıĢmaları da getirmiĢ. Ancak. itibar. belirgin bir kavramsal çerçevenin çizilebilmesi. bunun yanı sıra reklamla da kullanılan araç ve bazı teknikler dıĢında bir bağının olmadığını reklam gibi belli bir ürüne veya hizmete değil. Pazarlama. farklı etnik ve siyasal gruplar. Tüm bu geliĢmelere bağlı olarak. yeni “aygıtlar” geliĢtirmek gerekmektedir. halkla iliĢkilerde var olan kimlik krizi daha da derinleĢmeye baĢlamıĢtır. toplumun bünyesinde barındırdığı farklı anlayıĢ. halkla iliĢkiler çalıĢmalarının geliĢip. beklenti ve çıkarlara sahip farklı ekonomik. düĢünceye veya ideolojiye yönelik tutum ve davranıĢ değiĢimi yaratma amaçlı çalıĢmaların boyut. kendilerini kamusal alanda daha rahat ifade edebilme olanağı bulmuĢ. iletiĢim olanaklarının geliĢmesi ve çoğulculuk anlayıĢının geçerlilik kazanmasıyla birlikte yönetme erkini elinde bulunduranların yönetilenler üzerindeki baskısı azalmaya baĢlamıĢ. kutuplaĢma gibi sorunları gündeme getirmiĢtir. Halkla ĠliĢkiler. yeni yöntemler. yaygınlaĢmasına. hangi kavramın uygulamada tam olarak neye denk geldiğinin belirlenebilmesi bir hayli zorlaĢmıĢtır. onu üreten örgütün kendisine yönelik güven. Ancak. kamusal alanın renklenmesi. kuruluĢa. Sosyal Pazarlama gibi belli bir ürüne. örgütsel çıkarın yanı sıra toplumsal yararı da gözettiğini sürekli vurgulamak zorunda kalmıĢtır. toplumu dönüĢtürme. kamusal alan farklı ses ve taleplerin yükseldiği çok sesli bir alana dönüĢmeye baĢlamıĢtır. kuruma. 1996: 69). yani farklılıkları baĢarılı bir Ģekilde yönetilebilmek için büyük çaba harcamak. siyasal ve sosyal oluĢumları bir bütün olarak. uyum içerisinde bir arada tutulabilmek. Reklam. Yukarıda sözü edilen türden bir gereklilik. çok sesli bir hale gelmesi. parçalanma. Kendisinin propagandadan farklı bir yöntem olduğunu anlatmaya çalıĢan halkla iliĢkiler. yönlendirme açısından ideolojik aygıtlar daha iĢlevsel hale gelmiĢtir. Farklı bir ifade ile modernleĢmenin birleĢtirdiği kadar bölünme ve parçalanmalara da yol açabilecek bir süreç olduğu anlaĢılmıĢtır (Yılmaz. toplumsal yapı içerisinde ayrıĢma. Demokratik kazanımların artması. bazı durumlarda da çok hafifletilmiĢ baskıya baĢvurmaktan kaçınmayan bu aygıtların içinde veya üstünde hegemonyasını uygulamadan yönetme erkini elinde tutabilmesi ve bunu meĢru kılabilmesi mümkün değildir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü.

Tiyatro. 1997: 291). tüketim süreçlerinde yaĢananların sanayi toplumunda yaĢananlardan daha adil olmadığı. görüĢ bildirme. daha radikal bir aydınlanma Güz 2009. Ġnsanların kendi yaĢamlarını ilgilendiren toplumsal meseleleri anlama. o meselelerle ilgili alınan kararlara etki edebilme. kontrol ve talan edilen bir alana dönüĢmeye baĢlamıĢtır. neler yaĢanabileceğine iliĢkin ipuçları görülmeye baĢlanmıĢtır. eli kalem tutan insanların bir araya gelip müzakere edebilme olanağı buldukları bu kamusal mekanların siyasal süreçlere etki edebilme açısından önemli iĢlevler üstlenmiĢ oldukları anlaĢılmaktadır. Habermas’ın (1990) idealize ettiği burjuva kamusal alanı. siyasal geliĢmelere yön verebilme konusundaki arzu ve istekleri. Diğer düĢler gibi bunun da bir kabusa dönüĢmeye baĢlaması uzun sürmemiĢ. insanların kendi yaĢamlarını ilgilendiren birçok meseleden daha fazla haberdar olmak isteyeceği ve buna bağlı olarak halkla iliĢkiler çalıĢmalarının daha da yaygınlaĢıp kapsamının geniĢleyeceği ileri sürülmektedir (Sriramesh ve White. ortaya çıkan geliĢmeler bu olumlu görüĢleri doğrulamamaktadır. 2005: 638). halkla iliĢkilerin geleceğine iliĢkin bir perspektif oluĢturulmaya çalıĢıldığında. her düzeydeki yönetsel politikalara katılma. süreç içerisinde kapitalizmin iyice oburlaĢıp. Bilginin üretim. hızlı bir Ģekilde daha fazla kazanç elde etmeye çalıĢanlar tarafından yönlendirilen.144 HALKLA ĠLĠġKĠLER NEREYE GĠDĠYOR? A. 17. yüzyılın sonlarına doğru özellikle Avrupa’da oluĢmaya baĢlayan kamusal mekanlar sayesinde gerçekleĢmeye baĢlamıĢtır (Habermes. Ancak yaĢananlar. bu geliĢmelerin toplumların bilgi alma. eğlence yerleri. Sayı:29 . dünya üzerindeki geniĢ bir coğrafyayı etkileyen büyük düĢlerinden birisi olmuĢtur. Biber Halkla iliĢkiler kapsamında değerlendirilebilecek uygulamaları var eden ve çağdaĢ örgütler açısından zorunlu kılan geliĢmelere bakıldığında. Aydınlanma gibi önemli mitlerinden. genellikle olumlu sözler edilmektedir (Kazancı. 1990). Bu geliĢim çizgisine bakılarak. iktidarı sınırlandırma veya tahakküme karĢı direnç oluĢturabilme gibi arzu ve gayretleriyle koĢut bir Ģekilde ortaya çıktığı ve geliĢtiği görülmektedir. Paul Virilio’nun (2003) sözünü ettiği “Enformasyon Bombası” nın patlamasıyla “baĢarılı” bir Ģekilde tamamlanmıĢtır. üreten. Halkla iliĢkiler kapsamındaki taleplerin daha çok artacağı. Bilgi ve iletiĢim teknolojilerinin geliĢip yaygınlaĢmasının bir sonucu olarak baĢladığı kabul edilen “Bilgi Çağı” da insanlık tarihinin Sanayi Devrimi. sergi salonları gibi düĢünen. dağıtım. kahvehane. vahĢileĢmesi nedeniyle kamuoyunu aydınlatmak için serbestçe tartıĢabilen entelektüeller tarafından belirlenen bir alan olmaktan çıkmaya. Bu dönüĢüm.

Postman’ın (2004) belirttiği gibi. sağırlaĢmaya yol açmıĢ. ilgisini kaybetmekte. 2004: 16–17). Orwell tutsak bir kültür haline gelmemizden. düĢünme yetilerini kaybettirecek teknolojileri yüceltmeye baĢlayacaklardır. Orwell’ın uyarısı dıĢarıdan gelen baskıların insanları sindireceği. aldatmak. insanların düĢünme. Ġnsanlar yavaĢ yavaĢ kendi yaĢamını ilgilendiren konulara duyarsızlaĢmakta. talep etme. Yakın çevremizde. insanları avutmak. Huxley bizi sevdiğimiz Ģeylerin mahvedeceğinden korkuyordu. olaylara karĢı duyarsızlaĢmaya baĢlamıĢ. Huxley’in çizdiği tabloda ise. Kendi yaĢamının öznesi olma gayretini göstermekten kaçınan insanlar. Postman bu konudaki görüĢlerini Ģöyle sürdürmektedir: “Orwell kitapları yasaklayacak olanlardan korkuyordu. kolaylıkla farklı güç odaklarının nesnesi konumuna gelmekte ve basit manipülatif tekniklerle kolaylıkla yönlendirilmektedir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . beklenenin aksine bilgi kirliliğine. kiĢiler toplumsal meselelere. Orwell hakikatin bizden gizlenmesinden. daha bireysel. düĢünemez.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. hiçbir Ģey talep edemez hale getireceği yönündedir. daha steril. Yani. olay ve olgularla derinlemesine bir iliĢki kurmak için gereken sabrı gösterememektedir. daha fazla tükettirmek dıĢında bir iĢlev üstlenmediği anlaĢılmıĢtır (ġahin. Orwell bizi enformasyonsuz bırakacak olanlardan. Huxley pasifliğe ve egoizme sürükleyecek kadar enformasyon yağmuruna tutacak olanlardan korkuyordu. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 145 sağlaması beklenen bilginin. Huxley hakikatin umursamazlık denizinde boğulmasından korkuyordu. tahakküme karĢı direnme beceri ve isteklerini dumura uğratmak için Orwell’ın sözünü ettiği “Büyük Birader” gibi diktatörlere gerek yoktur. arkadaĢlık. akrabalık iliĢkilerine dair basit gözlemler bile Postman’ın çarpıcı bir Ģekilde dile getirdiği kaygıların büyük oranda haklılık payı içerdiğini göstermektedir. daha keyif verici bir yaĢamı tercih eder olmuĢlardır. tartıĢamaz. Huxley’in korkusu ise kitap yasaklamaya gerek duyulmayacağı. toplumsal körleĢmeye. yaygın olan inancın aksine Huxley ile Orwell’ın kehanetleri aynı sorunla ilgili değildir. oyalamak. Ġnsanlar süreç içerisinde üzerlerindeki baskıdan hoĢlanmaya. kendi gündelik yaĢamımızda yapacağımız iĢ. Huxley duygu sömürüsüne dayanan içki alemleri ve tek baĢına ipe asılı bir tenis topuyla oyalanmak gibi önemsiz Ģeylerle ömür tüketen bir kültüre dönüĢmemizden korkuyordu… …Kısacası Orwell bizi nefret ettiğimiz Ģeylerin mahvetmesinden korkarken. Postman’a göre. ĠletiĢim ve bilgi teknolojilerinde yaĢanan devasa “geliĢmeler”. çünkü kitap okumak isteyecek kimsenin kalmayacağı Ģeklindeydi. Orwell’ın “1984” adlı kitabındaki kehanetten daha çok Huxley’in “Cesur Yeni Dünya” adlı kitabındaki baĢka bir korkutucu kehanet gerçekleĢme yolundadır.

varlıklarını meĢru temellere oturtmaya çalıĢan siyasal oluĢumlar. Biber Tarihsel geliĢimine bakıldığında halkla iliĢkilerin talep edildikçe var olan. güven. teknolojik koĢullarına bağlı olarak değiĢmiĢ. Güz 2009. Toplumların geliĢme. daha kapsamlı bir Ģekilde müzakere etmeye baĢlamıĢlardır. geliĢen bir olgu olduğu görülmektedir. ilgilerini kaybettikleri yerde geliĢmesi. yönetme erkini elinde bulunduranların vicdanı olabilmesi. ilgisine. Buna bağlı olarak. ekonomik. onları atacakları olumsuz adımlardan alıkoyabilmesi mümkün değildir. güç odaklarının. halkla iliĢkiler çalıĢmalarıyla ilgili geliĢmelerin aynı hızla. Sayı:29 . demokratikleĢme. benimsenen anlayıĢlar. hassasiyetleri değiĢmiĢ. Bu bağlamda. saygınlık. yönetsel süreçlere etki edebilme gibi faktörlerden ve bunları sağlayan bilgi ve iletiĢim teknolojilerinden fazlasıyla etkilenmektedir. geliĢtirilen yöntemler tarihsel süreç içerisinde farklılıklar göstermiĢ. var olabilmek için her Ģeyin olağan kabul edildiği bir ortamda rekabet etmeye çalıĢan firmalar halkla iliĢkiler kapsamında değerlendirilen günün koĢullarına uygun. SONUÇ OLARAK Hangi amaçla oluĢturulmuĢ olursa olsun her türlü örgütlenme içinde yer aldığı toplumsal çevrenin desteğine. Dolayısıyla. insanların sayısız kaynaktan gönderilen mesaj kırıntılarının oluĢturduğu bir nehirde sürüklendiği ve bu nehir içerisinde kafasını kaldırıp etrafta neler olup bittiğini anlama merakını ve kendisini ilgilendiren kararlara katılma iradesini kaybetmeye baĢladığı göz önünde bulundurulduğunda. dönemin siyasal. kırılmaksızın. Dolayısıyla insanların toplumsal sorunlara iliĢkin duyarlılıklarını.146 A. destek elde etmek isteyen kurum ve kuruluĢlar. kendilerine yöneltilen mesajlara daha eleĢtirel bakmaya. Bu çaba çerçevesinde. çevreleriyle olan iliĢkileri. modernleĢme. aynı doğrultuda. halkla iliĢkilerin geleceği ile ilgili olumlu Ģeyler söyleyebilme olanağı kalmamaktadır. Çünkü halkla iliĢkiler çalıĢmaları. bir araya gelerek kendi yaĢamlarını etkileyen konuları daha fazla. geçerliliği olan politika ve planlar üretmek. çalıĢmalar yapmak durumunda kalmıĢlardır. olumlu bir Ģekilde süreceğini söyleme olanağı yoktur. Basit propaganda teknikleriyle kolaylıkla yönlendirilebilen kitlelerin zaman içerisinde beklentileri. biçimlenmiĢtir. teveccühüne gereksinim duyar ve bu gereksinimi karĢılamaya yönelik çaba gösterir. demokratik hakların kullanımı. demokratikleĢme çizgisi düz bir çizgi değildir ve incelendiğinde çok fazla kırılmaların yaĢandığı görülmektedir.

A. DAFT.). Tüzel (Çev. Ġstanbul: Kabalcı Yayınevi. Ankara: Sevinç Matbaası. Ġstanbul: ĠletiĢim Yayınları. Alp ve M. Jürgen (1990) Strukturwandel Suhrkampverlag.). JARREN. COġKUN. Ġ. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 147 KAYNAKÇA ALTHUSSER. Minnesota: West Publishing Co. ġener (Çev. BRIGGS. Paul. ÖzıĢık (Çev.). Michael (2002) Public Relations: Konzepte und Theorien. Der. Theodor W. Otfried ve Röttger Ulrike (2004) “Steuerung. Max ve ADORNO.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. 4. Theorien der Public Relations. München: Wilhelm Fink Werlag. Y. BOBBIO.Auflage. Jacques (1982) Gramsci ve Sivil Toplum. Ankara: Vadi Yayınları. Somer (çev. Peter (2004) Medyanın Toplumsal Tarihi. Jürgen (2001) ĠletiĢimsel Eylem Kuramı. (1983) Organization Theory and Design. Ġstanbul: Kabalcı Yayınevi. Ankara: Liberte Yayınları. Philip (1983) Lesly’s Public Relations Handbook. Erhan (1998) Modernizm ve Kitle Toplumu. (1996) Aydınlanmanın Diyalektiği. Richard L. HORKHEIMER. Wiesbaden: VS Verlag für Sozialwissenschaften. Frankfurt: HABERMAS. der Öffentlichkeit.).). New Jersey: PrenticeHall. O. Ankara: Turhan Kitabevi. Ġstanbul: ĠzdüĢüm Yayınları. M. Yücel (1995) Halkla ĠliĢkiler. ATĠKER. Ġpek ve K. KAZANCI. Louis (1994) Devletin Ġdeolojik Aygıtları. Metin (1997) Kamuda ve Özel Sektörde Halkla ĠliĢkiler. Köln: Böhlau Verlag. HABERMAS. Özügül (Çev. Werner (2001) Grundwissen Öffentlichkeitsarbeit. Münci (1998) Politika Bilimine GiriĢ. Vahap (2009) Ulus-Devletin DönüĢümü ve MeĢruluk Sorunu. KAPANĠ. Reflexierung und Interpenetration: Kernelemente einer Strukturationstheoretisch begründeten PR-Theorie”. LESLY. Ġstanbul: Bilgi Yayınevi. FAULSTICH. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .Ulrike RÖTTGER. Norberto ve TEXIER. KUNCZIK. Ankara: TODAĠE Yayınları No: 259. Asa ve BURKE. St. ERTEKĠN.

Biber MARDĠN. James B.). ġAHĠN. Neil (2004) Televizyon Öldüren Eğlence: Gösteri Çağında Kamusal Söylem. Dilber (Çev. Ankara: Ġmge Kitapevi. Sayı:29 . Ġstanbul: Dünya Yayıncılık. ve WHITE. Filiz Balta (1998) Halkla ĠliĢkiler Nedir.). Güz 2009.). Çev. MIHÇIOĞLU. K. Birkan (1986) “Halkla ĠliĢkiler: Bir Değerlendirme”. Cemal (1976) “Kamusal ĠliĢkiler Nedir?”. UYSAL. PFLAUM. Aytekin (1996) Modernden Postmoderne Siyasal ArayıĢlar. Ankara: Vadi Yayınları.Ü. Regensburg: Moderne Industrie.). Ankara: MPM Yay. BYYO Yayınları No: 10. Dieter ve PIEPER. Paul (2003) Enformasyon Bombası. ġAYLAN. O. ġahin (Çev. KüreselleĢme ve Devletin Yeni ĠĢlevi.). Halkla ĠliĢkiler (Seçme Yazılar). Özsayar. UYSAL. Birkan (1998) Siyaset Yönetim Halkla ĠliĢkiler. J. Jon (2005) “ Toplum Kültürü ve Halkla ĠliĢkiler” Halkla ĠliĢkiler ve ĠletiĢim Yönetiminde Mükemmellik. POSTMAN. BYYO Yayınları No: 1. Ġstanbul: Beta Basım Yayım. Gencay (2003) DeğiĢim. Halkla ĠliĢkiler Sempozyumu–1987. TOCQUEVILLE.). VIRILIO. SRIRAMES. Ġ. Özer Ozankaya. Ankara: Yetkin Yayınları. Onaran (Çev. Max (1995) Toplumsal ve Ekonomik Örgütlenme Kuramı. E. Ġstanbul: Ayrıntı Yayınları.Kamu KuruluĢlarında Halkla ĠliĢkiler Sorunları Semineri. Grunig (Der. Ankara: A. O. Akınhay (Çev. K. E.). Betül (1988) “Halkla ĠliĢkilerin ABD'de GeliĢimi ve Avrupa'ya GiriĢi”.148 A. Wolfgang (1993) Lexikon der Public Relations. Ġstanbul: Metis Yayınları. (1967) Halkla ĠliĢkiler Ders Notları. Fermani MaviĢ (Der. Alexis de (1994) Amerika’da Demokrasi. Ankara: A. ORRICK. (Çev. WEBER.Ü. Ankara: Ġmge Kitabevi. Ġstanbul: Rota Yayınları. YILMAZ. EskiĢehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 154. Ankara: TODAĠE Yayınları No: 287. PELTEKOĞLU. Sezal ve F. Haluk (2004) ĠletiĢimde Karavanadan Kafeteryaya.

Son kısımda ise yönetici ve lider arasındaki farklar açıklanmaya çalışılacaktır. Because mentality of classical administration is taught enough to solve the problems. is the way to carry the societies to success. lider ve yönetici. In the last part. sevgi ve saygıyla andıkları eski liderlerinin özelliklerini onlarda da görmek ve yaptıklarını yapmalarını beklemektedir. they want to see the specialities which belongs to their old leaders who they respect and love. Çünkü klasik yöneticilik anlayışının sorunların çözümünde yeterli olacağı düşünülmekte. The main subject is forgotten which is leadership. we will explain the difference which is between administrator and leader.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. liderlik nitelikleri ve lider etkililiği üzerinde durulacak. In this project we will explain leader and leadership. qualify and efficency. Leaders and Managers in Community Management ABSTRACT In today’s social living. leadership qualifies and leader efficiency and leader types. yöneticilerde liderlik vasıfları pek aranmamaktadır. people want to administrators to solve the problems. leader types. lider tipleri.  Yardımcı Doçent Doktor. Toplumları başarıya götüren unsurların temelinde liderliğin olduğu unutulmaktadır. nitelik ve etkililik. Key Words: Leader. But today it is very hard to find that old leaders. 7(2). Karadeniz Teknik Üniversitesi İletişim Fakültesi İletişim 2003/18 . Anahtar Kelimeler: Lider. 237- TOPLUMLARIN İDARESİNDE LİDERLER VE YÖNETİCİLER Erdem TAŞDEMİR ÖZET Günümüz toplumsal yaşamı içerisinde insanlar sorunların çözümünü yöneticilerinden istemekte. lider tipleri belirtilecektir. Ancak günümüzde o eski liderlere rastlamak pek mümkün görülmemektedir. Bu çalışmada lider ve liderlik kavramları açıklanarak. leader talents are not looked for. leader and administrator.

toplumu hedeflenen amaca doğru ulaşmada. yaptıklarından ve düşüncelerinden hala faydalanılmaktadır. toplumun ihtiyaç duyduğu zamanlarda ortaya çıkarak sorun çözücü görevini üstlenmişlerdir. Bazen de yaptıkları ile sadece yaşadıkları döneme değil. askeri. Liderlik bir etkileme sanatıdır. böylece onlara daha çok söz geçirebilmek için. Başarma arzusu olmayan insanların lider konumuna yükselmeleri mümkün değildir. Bu liderler tek bir alanda değil. 1992:99). Lider toplumun kendisini izlemelerini sağlamak. Liderin toplumu etkilemesi ve bu etkinin devamlılığı toplumun lidere karşı geliştirdiği ruhsal sözleşme ile mümkündür. Toplumların tarihlerine baktığımızda binlerce yıldır pek çok insan tarafından yönetildiklerini görürüz. Çünkü araştırmalar sonucunda lider niteliklerinin çoğunun doğuştan gelen özellikler olduğu ortaya çıkmıştır. İkiden fazla insanın olduğu her ortamda insanlar kendilerine bir lider seçme ihtiyacı hissederler ve böylece bazı insanlar lider olurken diğerleri toplumun üyesi olarak yaşamlarını sürdürürler. Liderler bazen yaşadıkları zaman diliminde yaptıkları ile anılır ve yeni bir lider ortaya çıktığında eski popülerliklerini kaybederler. birlikte hareket etmeye sevk ederek amaç birlikteliğini sağlamaya muvaffak olur. Lider olabilmek için pek çok özelliğe sahip olmak gerekir. Özellikle toplumsal liderlerin başarma arzusundan yoksun olmaları konumlarını kaybetmelerine neden olur. Bu durum insanların bir arada yaşamalarının sonucudur. Bu özelliklerden en önemlisi ise motivasyondur. İnsanlar sadece büyük topluluklar içerisinde değil küçük gruplar içerisinde de liderlere gereksinim duyarlar. insanlar kendilerine liderlik edecek kişiler aramışlar ve gelecekte de arayacaklardır. Dini. Ancak bu insanların çok azı hatırlanmakta. Motivasyonu sağlayan ise başarılı olma güdüsüdür. pek çok alanda topluma liderlik ederler. Bunun nedeni o insanların sadece yönetici değil aynı zamanda lider olmalarından kaynaklanmaktadır. kendine karşı geliştirdikleri ruhsal sözleşmeyi güçlendirmeye çalışır (Başaran.150 Giriş E. Taşdemir İnsanlığın var oluşundan bugüne. “Lider olunmaz lider doğulur” sözü aslında işin özüdür. Liderler içinde bulundukları duruma göre davranışlar gösterir ve bu durum onların liderlik tarzlarının ortaya çıkmasını sağlar. Güz 2009. Bu bağı güçlendiren lider. Yaptıklarının ve düşüncelerinin etkisi gelecekte de devam eder. siyasal ve sosyal liderler tarih boyunca var olmuş. Sayı:29 . geleceğe de damga vururlar. Türkiye Cumhuriyeti‟nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk bu liderlerden biridir.

Liderse belirli amaçlar çerçevesinde başka kişileri davranışa yönelten kişidir. Latince‟de geminin dümencisi manasına gelen “gubernatör” ya da “governor” da (yönetici) bu anlam netlik kazanmaktadır (Adair. Bunlardan bir kaçına yer vermek konumuz itibariyle yeterli olacaktır. Yunanca‟da karşılığı “hegemon” olup. Liderliğin temelinde başka kişileri etkileme olgusu vardır (Efil. insanların bu yolda ve yönde yaptıkları seyahatler olarak genişletmişlerdir. Anglo-sakson‟lar. Lider ve Liderlik Liderlik etmek (lead). Bu incelemelerle. Lider. Pers ve Mısır dillerinde de aynı anlamda kullanıldığı tespit edilmiştir. Liderlik. liderin yapmış olduğu şeylerle ilgili bir süreçtir. emirleri yönünde davranışta bulundukları kişi liderdir (Koçel. verilecek örneklerle konu açıklanmaya çalışılacaktır. Belirli amaç ve hedeflere yönelmiş insan gruplarının oluşturulması ve harekete geçirilmesi her insanda kolay kolay bulunmayan bir beceri ve ikna etme yeteneği gerektirmektedir. “yol” ya da “seyahat” imajına denk düşmektedir. Romalıların lider anlamına gelen “dux” kelimesinde olduğu gibi. bu kelimenin manasını. 1. bir grup insanı. bu soruların yanıtları aranmakta. kişiler arasındaki etkileşimi gerçekleştirmek için sahip olunan gücü kullanma süreci olarak ve lider de bu beceriye sahip kişi olarak tanımlanabilmektedir (Erdoğan. liderlik (leadership) ve lider (leader) kelimelerinin kökü. belirli İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . liderler ve yöneticilerin farklı yönlerinin neler olduğu ve toplumların nasıl bir idareci istediğinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. 1994:330). Toplumların idaresine ilişkin liderlik ve yöneticilik anlayışının incelendiği bu çalışmada. liderlerin ne tür kavramsal sınıflamalara tabi tutuldukları incelenmektedir. Liderlik konusunda ortaya atılan tanımlar incelendiği ve bir sentez oluşturulmaya çalışıldığı takdirde bu kavramı. Ya da bir grup insanın kendi şahsi ve grup amaçlarını başarmak üzere peşinden gittikleri. “seyahat etmek” veya “gitmek” anlamına gelen “laeden” fiilinden gelir. “yol” ya da “yön” anlamına gelen “lead” dır. 1998:5).Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 151 Lider kime denir? Liderlik nedir? Liderin nitelikleri nelerdir? Bu çalışmada. 2005:66). Liderlik olgusunda güce dayanan bir yön bulunduğu akla getirilirse. 2001:465). Liderlik ve lider ile ilgili pek çok tanım bulunmaktadır. diğer insanları belirli bir amaç yönünde davranışa geçmeye sevk eden onları etkileyen kişidir. liderlik.

Liderlik politiktir. 1998:76). Sayı:29 . Liderler. çağın gidişatını adım adım takip edebilmesi. Liderlik Nitelikleri ve Lider Etkililiği Liderlik eğitim kurslarına katılan kişilere liderlik niteliklerinin tanımı sorulduğunda. kişisel. çok yönlü etkileşimlerin varlığı ve lidere atfedilen bir takım özellikler gibi ortak noktalar içerdiği söylenebilmektedir. Bununla birlikte liderliği tanımlamanın zorluğu kabul edilerek. . Fakat gerekli olan nitelikler duruma göre büyük oranda değişiklik göstermektedir. 2000:11-12): . 2004:431). yeteneklerini ve kişiliklerini tespit ederek yöneten bir orkestra şefine benzetilmektedir.Liderlik bazı tinsel vasıfların ön plana çıktığı bir süreçtir. amaçların başarılması.Liderlik ve yöneticilik birbirinden ayrıdır. Bununla birlikte. . dünya ve memleket durumlarıyla ilgili toplumun gidişatına en doğru biçimde yön verebilmesi gerekmektedir (Aydemir. bunlara rağmen liderlik tanımlarının genel olarak. hissetme. örgütsel ve toplumsal farklılıkların.Liderlik kültüreldir. 2. kültürü okumak. açıklık ve zeka terimlerini içeren düzenli listeyi yapmaktadırlar (Georgiades ve Macdonell. . kişilerin güdülerini. bütün liderleri içine alan tek bir yetenek ve kişisel nitelik kalıbı mevcut değildir. bu dönemde liderlikle ilgili geliştirilen yaklaşımların ve elde edilen bulguların tanımları farklılaştırdığı söylenebilmekte. beş duyuyu kullanma ve hatta Güz 2009. Sonuçta. öngörü. içinde bulunulan dönemin. 1997:102). bu konuda yapılan tanımların ayrı ve ortak noktaları doğrultusunda aşağıdaki yargılara varılabilmektedir (Erçetin. Taşdemir amaçlar doğrultusunda bir araya getirme ve bu amaçları gerçekleştirmek için onları harekete geçirme yetenek ve bilgilerinin toplamı diye tanımlayabiliriz (Eren. izleme.Liderlik resmi bir konuma bağlı değildir. Bunun yanı sıra liderin öncelikle bir dünya görüşüne sahip olması. yorumlama.152 E. Lider içinde bulunduğu toplumu ya da örgütü çok iyi tanımalı ve sahip olduğu kültürü iyi özümsemelidir. bir memleket anlayışına sahip olması. . Liderin sahip olduğu kişilik nitelikleri önemsiz değildir. empati. dinleme. Deal ve Peterson‟un da dediği gibi.

Liderin dışsal nitellikleri. uzlaşmacılık. . Bu üstünlüğü kaybetmesi veya müşterek amaçlar için kullanmaması ona liderliğini de kaybettirmektedir. eleştiriye açıklık ve kendisiyle barışık olmasıdır (Colcaud. Lider. dayanıklılık.Ortak amaçlar ve izleyenlerin gücü ile ilgili daha iyi bir değerlendirme yapabilmesi.Ortak amaçlara daha fazla ilgi göstermesi ve motive olması. . kendini bilme. . kendine güvenen. onlara istediği bir şeyi yaptırabilme kudretidir. Güç. Kişilerin bu gücü meşru olarak kabul etmesi ise otoritedir.Zeka: lider diğer üyelerden daha zekidir. asosyal davranışları az olan.Daha yeterli bir durumda olması.Daha zeki olması. nezaket. 1982:61): . Bunun terside doğrudur. Liderin bu beş durumda üstün olması. kendini izleyenler tarafından onun benimsenmesini sağlamaktadır. Yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlara bakınca liderlerin kendisini izleyen kişilere göre üstünlükleri genel olarak şu şekilde sıralanabilir (Başaran.İzleyenlerle daha iyi iletişim ve ilişki içerisinde olması. Bunlar. . 1982:62). Ayrıca iyi bir liderin her koşula çabuk ayak uydurabilmesi gerekmektedir. Gerçek liderlik meşru bir konumda yer almakta yani güç ile otorite arasındaki dengeyi sağlamakta yatmaktadır (Özel. 1999:202): .Sosyal Olgunluk: lider heyecan yönünden olgun. projeksiyon (dışsal) ve içsel (gizli) nitelliklerdir. onun izleyenler üzerindeki erki o kadar yüksek olmaktadır (Başaran. kişileri denetim altında tutabilme. . Liderin kendisini izleyenlerce benimsenme derecesi ne kadar yüksek olursa. Bir başka kaynak başarılı örgüt liderinin ortak niteliklerini şu şekilde sıralamaktadır (Yalçın.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 153 gerekli olduğunda altıncı ve yedincisini de kullanma gibi çeşitli şekiller almaktadır (1994:29). öğrenme yeteneği. güven. gündem belirleyicilik. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . İçsel nitelikleri ise. sadelik ve ciddiyettir. başarıya ve yenilgiye hazırlıklı bir yapı sergilemektedir. güç ile otorite arasındaki ayrıma duyarlılık gösteren kişidir. Colcaud‟a göre iyi liderin nitelikleri ikiye ayrılabilir. 1998:60). 1999:69-71).

 İnsiyatif sahibi olmak. Duygusal olgunluk sahibi olmak.    Başkalarına güven vermek.154 E.  Uygun karar alma titizliğine sahip olmak.  Açık sözlü olmak.  Kişileri ve olayları tutarlı değerleyebilme özelliğine yeterli ölçüde sahip olmak. esnek. Buna göre bu kaynaklardan yapılacak bir sentezle liderin nitelikleri şu şekilde sıralanabilmektedir (Şimşek vd.  İş başarma yeteneğine sahip olmak. .  Açık kabul edilebilir bir amaç belirlemek.  Güzel konuşma yeteneğine sahip olmak. Sayı:29 .  İleriyi görebilmek.  İçinde bulunulan durumla eldeki kullanım potansiyeli arasında en doğru ilişkiyi kurmak. optimal bir zamana sahip.  Yönetici ve basiret sahibi olmak.  Motivasyonu sağlamak.  Kişilerarası ilişki kurma yeteneğine sahip olmak. Taşdemir .  Üyelerin katılımını sağlamak.  Amaçlara karşı sebatkâr olmak. Kendine güven duymak. dengeli ve örgütün gücüne uygun bir plan yapabilmek. 1997:251-254. Güz 2009.  Hayalperest ya da aşırı karamsar olmamak.  Üyelerin uyumunu kolaylaştırmak.  Düşüncelerini iyi bir şekilde aktarabilme kabiliyetine sahip olmak. Eren. Değişik kaynaklarda liderin değişik nitelikleri üzerinde durulmuş ve buna göre bir yaklaşım sergilenmiştir.  Analiz ve sentez yapabilme yeteneğine sahip olmak. 2001:466):  Üstün bir zekaya sahip olmak.İnsan ilişkileri: liderler işlerin yürütülmesinde insan faktörünün önemini kavradıkları için kişilerarası iyi ilişkiler kurulmasına büyük özen göstermekte ve dolayısıyla gerek yazılı gerekse sözlü iletişim ağları sağlamaktadırlar.Kalıtımsal motivasyon: daima bir başarıdan diğerine koşmakta.  Tutarlı kararlar alabilmek. Bingöl.  Denetleme yapabilmek.. dış ödüllerden ziyade bu motivasyonların etkisinde kalarak sürekli yüksek tempoda çalışmaktadır. 1998:143.  İçinde bulunulan koşullara uygun hedefler saptamak.  Kararlı olmak.  Rasyonel.

. Bütün bu unsurların dikkate alınması ve öneminin kavranarak bu doğrultuda hareket edilmesi beraberinde siyasal. Gönüllü olarak yapılan liderlik kişinin motivasyonunu artıracaktır. grubun karşı karşıya kaldığı sorunlar.Liderin yürüttüğü iş türü. . . Ancak etkililiğin en önemli unsuru liderin bu işe gönüllü olmasıdır. . olay ve görevlerin özelliği ve yapısal çerçeve tarafından belirlenen yapısal etmenlerin kesiştiği noktada liderin etkililiği ortaya çıkar (Yılmaz.Liderin yaşı ve tecrübesi.Örgütün faaliyette bulunduğu topluluk. Korkuya dayalı yönetimlerde de insanlar liderin peşinden gidilebilmekte ancak bu durum istekli gerçekleşmediğinden sonuç verimli olmamaktadır (Handy.Grup üyelerinin kişilikleri.Lider olunan grubun psikolojik ortamı.Karar alma için gereken ve izin verilen süre.Grup üyelerinin iş birliğinin istendiği seviye. Liderin sahip olduğu kişisel özelliklerinin yanı sıra ortam. bu unsurları dikkate almayan lider toplumu istediği seviyeye ulaştıramamaktadır. .Daha önce lider durumunda bulunan kişinin yaşı. Liderler insanların sevgi ve saygısına sahip olmalıdır. lideri izleyenlerin özelliği.Üyelerin kültürel beklentileri. . birbiriyle çatışan çıkarlar. 1997:319): . Yukarıda belirtilen faktörlerin yanı sıra bazı yönetim araştırmacıları liderliğin etkililiğine tesir eden unsurları şu şekilde sıralamaktadır (Hodgetts. 2001:39). Liderin topluma yapacağı etkinin derecesini o toplumun içinde bulunduğu şartlar ve sahip olduğu karakteristik özellikler belirlemekte (Kalyoncu. ekonomik ve toplumsal bütün liderlere başarı İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . . .Grubun belirli iş talepleri. 1996:8).Örgüt tarihi.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 155 Ancak tek başına bu niteliklere sahip olmak liderin etkililiği için yeterli olmamaktadır.Lider olunan grubun büyüklüğü. Bir liderin etkililiğinin olabilmesi için öncelikle belirtilen niteliklere sahip bir liderin bulunması gerekir. mevcut kaynaklar. . 1996:178). . .

Bunları lider hastalığı olarak ta tanımlayabiliriz. Lider Tipleri Tarihsel süreç içerisinde liderliğe yönelik çalışmalar yapılmış ve bu çalışmalar sonucunda liderliğe yönelik pek çok yaklaşım ortaya çıkmıştır. 1995: 149-162): Cimrilik humması Dikkat nevrozu Duygusuzluk kompleksi İtaat zorunluluğu İnkar bağımlılığı Başarısızlık korkusu İltihaplı ego Nedensiz kaygı Boş boğazlık Cesaret yetersizliği En büyüklük saplantısı Verimlilik gösterisi Izdırap sendromu Popülerlik felci Tanınma katılaşması Yırtıcılık eğilimi Kuşku paranoyası Düşünce daralması Bu unsurlara dikkat etmemek. Taşdemir sağlayacaktır.156 E. Çünkü liderin belirleyeceği yönetim tarzı onun kişilik özelliklerinden. Liderin etkililiğinin olabilmesi için liderin belli bazı niteliklerinin olması gerektiği belirtilmişti. Bu bağlamda Hun İmparatoru Atilla lider hastalıklarını şu şekilde sıralamıştır (Robers. 3. Bütün bu yaklaşımlar incelendiğinde görülmektedir ki hangi açıdan bakılırsa bakılsın sonucu etkileyen en önemli unsur liderin nasıl bir yönetim tarzı belirlediğidir. amaçlarından ve zamandan bağımsız olmayacaktır. Bunlar. Bu durumda liderin etkililiğinin azalmasına hatta yok olmasına sebep olacaktır. Sayı:29 . toplumdaki lider algılamasının dışında kalmasına yol açacaktır. Davranış Güz 2009. Liderin bu faktörlere özen göstermeksizin bazı davranışlarda bulunması ise konumlarının sarsılmasına ve başarısızlığa sebep olacaktır. liderin konumunu kaybetmesine. liderin özellikleri yaklaşımı. Bunun sonucunda da bir lider davranışı ortaya çıkacaktır. Örgüt üyelerini ya da izleyenleri etkileyen en önemli husus da liderin davranış tarzı olmaktadır. liderin davranışları yaklaşımı. Ortaya çıkan bu yaklaşımları dört temel başlık altında toplamak mümkündür. durumsallık yaklaşımı ve daha sonraki dönemde oluşan çağdaş yaklaşımlardır. ancak olması gereken bu niteliklerinin yanında olamaması gereken bazı özelliklerde bulunmaktadır.

otokratik lider.Topluma uymaya büyük bir önem verme. 3. Bunlar. 1992:69). Bu tip liderler sert mizaçlı ve baskın tiplerdir. karar verme ve tebliğ etme haklarını yerleşik teamüllerden almaktadırlar (Peters.Başkalarının cinslik suçlarına aşırı ilgi gösterme.İdare amir-memur ilişkilerine önem verme. Yine otokratik lider. Grup üyeleri arasındaki ilişkiler en aza indirilerek kişilerin birbirlerini denetlemeleri sağlanmaktadır. sahip oldukları otorite ile elde ettikleri kumanda etme. Liderin yapması gerekenler gelenekler tarafından tayin edilmekte yönetimde yer alan kişiler sınırlarını aştıklarında çeşitli engellemelerle yüz yüze gelmektedir (Ergezer. . yani yabancı ve azınlık gruplarına müsamahasız olma.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 157 tarzlarına bakıldığında da dört temel liderlik tipi ortaya çıkmaktadır. tam yetkili İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Otokratik lider saldırgan ve baskılı bir kişiliğe sahiptir. öncelikle aile ve okul hayatından devlete kadar aşırı geleneksel yapıda yetişen ve kararı büyükten bekleme alışkanlıklarına sahip olan toplumlarda insanlar hiç kuşkusuz liderlerinden tam yetkisini kullanmasını bekleyecek bu davranış biçimiyle liderlerinin bilgili olduğuna ve kendilerine güven verdiğine ve tatmin sağladıklarına inanacaklardır. demokratik ve katılımcı lider. . Otokratik liderler. tehdit ve güç kullanma vardır. Otokratik Lider Otokratik liderlikte zorlama. . tam serbesti tanıyan lider ve karizmatik liderdir.Etosantrik.1. Öyle ki.Gücü elinde tutan kişi ve gruplara dönük olma. . . .Değişmez bir kişiliğe sahip olma ve değişiklikten hoşlanmama. bu liderlik tipinde grubun amaçlarının üyeler tarafından bilinmesi gerekli görülmemekte.Tutucu ve geleneklerine bağlı görünme. hangi amaçla ve sonunda nereye ulaşılacağını bilmeksizin üyeler sadece verilen işi yapmaktadırlar (Alptekin. Korku ve tehdit unsurunu kullanarak ve karakteri ile baskıda bulunarak etkin olmaktadır. 1973:15). otoriter lider tipi üzerine yaptığı bir araştırmada bu kişilerde aşağıdaki ortak niteliklerin bulunduğunu saptamıştır (Baymur. Adorno. 1994:279): . Otokratik liderliğin ortaya koyduğu yönetim biçiminin yararları ve zararları üzerinde durmak gerekirse. 1968:40-41).

bu durum daha sağlıklı karar almaya imkan tanımaktadır. 2004: 458). Bu tip lider otokratik liderden sahip olunan yetkinin miktarı açısından değil. planlar ve politikalarla ilgili tavsiyeler bulmaya çalışmalarında görülür ki. düşünce ve Güz 2009. Otokratik lider tipi ile azınlıklara müsamahasız olma ve otoriteye itaat konusunda Nazi Almanyası‟nda yaşananlar önemli bir örnek teşkil etmektedir.2.. Demokratik ve katılımcı liderlik davranışının en önemli faydalarından biri. Diğer bir faydası ise. Demokratik ve Katılımcı Lider Liderin egemenliğinin yasalara dayandığı ve liderin yönetme ve emretme işlevlerini akılcı kararlarla yaptığı bir liderlik biçimidir. istek. moral düşüklüğü ve grup içi çatışmaların ortaya çıkmasıdır.. Adolf Hitler psikopat bir canavar olabilirdi. program ve iş görme yöntemleri üzerinde söz sahibi olmaması ve bunun sonucunda yaratıcılığın azalmasıdır (Eren. Bu nedenledir ki. grup içerisinde liderden başka hiç kimsenin amaç. 1998:140). Taşdemir olduğu zaman bağımsız hareket edebilme inanç ve güvenine sahip olabilmekte bu da lideri güdüleyici bir ödül niteliği taşımaktadır. Sayı:29 . kararlar. 3. ancak bunları tek başına yapmadığı da bir gerçekti. Bir diğeri. 1992:73). Demokratik ve katılımcı liderler grup amaçlarının belirlenmesi ve her üyenin amaç belirlemede ve amaçların başarılmasında geniş ölçüde yer almasına önem vermektedirler (Alptekin. Lider üyeler arasındaki ilişkileri teşvik etmekte ve desteklemektedir (Ergezer. Savaş sonundaki yargılamalarda pek çok Nazi subayının tamamen sağlıklı ve kişisel ilişkilerinin normal olduğu. otokratik liderlikte etkin ve hızlı karar verilerek zaman kayıpları asgari düzeye indirilmektedir. üyelerin inanç ve duygularını hiç dikkate almaması ve bunun sonucunda tatminsizlik. 1968:42). plan. Liderler cezadan çok ödül sistemine ağırlık vermektedir (Şimşek vd.158 E. Son olarak. Bu tip liderler karar verme aşamasında astlarının fikirlerinden faydalanmakta. yapılanlara katılmadığı ancak emirleri uyguladığı ortaya çıkmıştır (Atkinson vd. astlar kendi aldıkları kararların sorumluluğunu taşımaktadır. otokratik liderlik tipi ile yönetilen gruplarda yenilik ve ilerleme oldukça yavaş gerçekleşir. Pek çok fikrin bir araya gelmesi sonucunda alınan kararlar. örgüt için daha sağlıklı sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. üyelerinde lider kadar örgütü etkileyen şartlarla ilgilenip amaçlar. Bunlardan en önemlisi. Otokratik liderliğin bu yararlarının yanında bazı sakıncaları da bulunmaktadır. yetkiyi kullanma ve grubun yapı ve işleyişindeki şekli açısından farklılık göstermektedir. 1999:659).

. Bu durum bu tip liderliğin uygulandığı gruplarda. Grup üyeleri yetki alanlarına giren konularda karar almakta ve uygulamakta serbesttir. Tümüyle oto kontrol sisteminin hakim olduğu ve çok fazla kullanılmayan bir liderlik tipidir (Sabuncuoğlu ve Tüz. grup üyelerinin seçiminin çok önemli olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır. Demokratik ve katılımcı liderlik davranışının en önemli sakıncası ise önemli önemsiz tüm karar verme sürecinin yavaş işlemesi ve bunun sonucunda zaman kayıplarının yaşanmasıdır. Gelişmelere zamanında tepki verilememesi örgütün sağlıklı işlemesine engel olmakta. lider grup dışından bilgi ve kaynak sağlama doğrultusunda gruba katkıda bulunmaktadır. Bu liderlik tarzının sakıncalarından ilki.3. Tam Serbesti Tanıyan Lider Grup üyelerini tamamen serbest bırakan. örgütün yaşam süresi kısalmaktadır. 3. Lider diğer grup üyeleriyle benzer bir rol üstlenmekte. Tam serbesti tanıyan liderler genelde yetkilerini grup üyelerine bırakırlar. Çünkü liderler genelde yetkiyi tamamen bırakmaya çok fazla eğilimli değildirler. kararın alınması ve amaçların tespit edilmesini üyeler yapmakta. hatta bu amaçların birbirlerine karşı olabilmesi ve bunun sonucunda da özellikle kriz zamanlarında bu durumun grubun dağılmasına neden olmasıdır (Şimşek vd. üyelerin farklı nitelikte amaçlar geliştirebilmeleri. Acil durumlarda karar verme aşamasında bu tip liderlik tarzı başarı sağlayamamaktadır. güçten uzak duran bir liderlik tarzıdır. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Liderin buradaki fonksiyonu yönlendirme ve özendirmedir. İkinci olarak bireysel başarıların ön plana çıkarılması grup başarılarının önemli ölçüde azalmasıdır. Bu liderlik tarzının yararı. 2001: 489).Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 159 kanaatlerine önem verilen iş görenlerin motivasyonlarının olumlu bir şekilde etkilenmesi ve bundan psikolojik doyum sağlamalarıdır (Eren. 2004:460). 2004: 459). 1998:176). Son olarak tembel olan ve iş görmekten kaçan grup üyelerinin kaynakları kendileri için kullanmaları ve grubu parçalamaya yönelik çabalar içine girmeleridir (Eren. üyelerin kararlarını serbestçe alıp uygulamaları sonucunda kendilerini geliştirip problemlerine en iyi çözümü bulma konusunda motive olmalarıdır (Eren 2001:489-490). 1998:141). Diğer bir sakıncası da bazı yeniliklerin ortaya çıkması durumunda kararların etkinliğini kaybetmesi hatta grubun karar alamaz hale gelmesidir (Eren.

. Bu nedenle karizmatik liderlik.Günün şartlarından çok farklı olan. Taşdemir 3. Açıklamaya çalıştığımız bu liderlik tiplerinin uygulanabilirliliği toplumun veya grubun kültür yapısına. 1992:72). Lidere karizmatik kişiliğini atfeden insanlar bu durumu kabul etmemekte onun yanlış yapabileceğine kesinlikle inanmamaktadırlar. Karizmatik Lider Bu tip lider. hemen yerine getirilen kişidir (Sabuncuoğlu ve Tüz. .160 E. Bu durum grup üyelerinin sadakat ve itaatini sağlamaktadır (Aytürk. Daha çok doğuştan gelen ve Allah vergisi kabul edilen bir yetenekle donatılan karizmatik lider bu nedenle toplum tarafından olağan dışı olarak kabul edilmektedir. 1999:16-17). . Sayı:29 . Bu tip liderler bireyleri etkileyerek onları bir amaç doğrultusunda bir araya getirmekte ve ortak amaç için çalışmalarını sağlamakta etkindirler. performans ve iş doyumunu artırmada oldukça etkilidir.Bir dereceye kadar alışılmamış ve mevcut kurallara uymayan biçimlerde davranışlarda bulunmak. Bu tip liderler genelde toplumda ya da grupta oluşan buhranlı zamanlarda ortaya çıkan. liderlik yaptığı grup üyelerini arkasından sürükleyen. Halk ile liderin inanç. toplumun güvendiği ve kabul ettiği üstün nitelikli kişiler olarak kabul edilmektedir. Lider Güz 2009. 1992:72). 2000: 195-196): . Bu düşüncenin hakim olmasının nedeni lidere yüklenen karizmadan kaynaklanmaktadır. Liderin karizması bazen ölmüş olmasına rağmen devam etmekte. insanlar sıkışınca onun yaptıkları ve söylediklerine bakmaktadırlar.4. zaman ve mekanda oluşacak değişimlere göre farklılık gösterebilir.Statükonun değiştirilmesi yönünde çaba harcamak.Büyük oranda yetkiye ve uzman güce dayanıp güvenmek. iç ve çevresel şartlara. üyelerin kişilik yapılarına. Bu tip liderlerin yanlışları yoktur ve eğer yanlış olan bir şey varsa bunu çevresindekiler ve emri uygulayanlar yapmıştır (Ergezer. gelecekle ilgili hedefleri planlamak. beklenti ve ümitleri arasında bir paralellik ve benzerlik söz konusudur. Yanlış yapmak bir anlamda karizmanın yok olmasına ya da zayıflamasına neden olacaktır. Karizmatik liderin insanüstü bir takım nitelikleri taşıdığına inanılmaktadır. Lidere yüklenilen karizmada buradan kaynaklanmaktadır. Toplum tarafından kurtarıcı olarak algılanmaktadır (Ergezer. kararları bizzat kendisi alan ve söylemiş olduğu her söz emir olarak algılanan. 1998:175). Karizmatik liderler ile ilgili yapılan bir çalışmada şu davranış biçimlerini gösterdikleri ortaya çıkmıştır (Barutçu ve Akatay.

İnsanoğlu var oluşundan bu yana. bize şu an olduğumuzdan daha iyi ve daha mükemmel olabileceğimizi söylemekle ölümcül bir risk aldıklarını kanıtlarmışçasına hepsi öldürüldüler. Bu liderleri çoğaltmak mümkündür. hayata karşı büyük saygıyla insanlığa ilham kaynağı olan Schweitzer de artık yok. yaptıkları ve söyledikleri ile yaşadıkları döneme damgasını vurmuş liderlerdir. ülke liderlerine. Martin Luther King Jr. üçüncü sırada ise. yüzlerce ülkenin olduğu ve farklı yönetim biçimlerinin bulunduğu bir dünyada. Ancak bu tarzın başarısız olduğunu ya da etkisini kaybettiğini gördüğünde ise bunu değiştirebilir. Bu kavramlar kimi İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Özellikle günümüz şartlarında görev alan yöneticiler toplum tarafından lider olarak algılanıyorlar mı? Bu soruyu amerikan toplumu için 1987 yılında “kim iş başında” diye soran Time dergisi ulusun ihtiyacının olduğu bir anda evde kimsenin olmadığını söylüyordu. Topluluk halinde yaşayan insanlar. ter ve gözyaşı isteyen ve istediğini alan Churchill de gideli çok oluyor. gibi liderlerinse. Ama her iyi yönetici iyi bir önderdir denemez.” Bennis‟in bahsettiği isimler. İyi bir önder aynı zamanda iyi bir yönetici olabilir. eğer kendilerine bir lider belirlemezlerse o toplulukta kargaşa hakim olur. Ancak iyi bir yönetici aynı zamanda iyi bir lider olabilmelidir. Liderliğin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyan bu tespit insanların neden liderlere ihtiyaç duyduğu sorusunu akla getirmektedir. İnsanları yönetenler ya da yönetmeye talip olanların her zaman lider olması beklenemez.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 161 benimsediği tarzın kendisini başarıya götürdüğünü fark ettiğinde bu tarzı devam ettirir. 4. 2002:16-17). Liderlik önderlik etmektir. kurumsal ve grupsal liderlere ihtiyaç bulunmaktadır. açlık ve çöküntü. Önderliğin temelini önderliğe ve yönetime ilişkin kavramlar oluşturmaktadır. yönetimde ve kurumlardaki kalitesizlik ile liderlik eksikliği bulunmaktadır (Bennis. sonsuzluktaki birlik ve kainattaki uyum fikirlerini aşılayan Einstein da artık aramızda değil. Lambarane Ormanları‟ndan. Kan. Kennedyler. Milyarlarca insanın yaşadığı. korkularını yenebilmeleri için meydan okuyan FDR (Roosevelt) artık yok. Bennis‟in geçmişteki liderler ile ilgili söyledikleri ise önemlidir (2002:15-16): “Bütün bir ulusa. Gandi. her zaman bir liderliğe ihtiyaç duymuştur. Liderler ve Yöneticilerin Farklı Yönleri Michigan Üniversitesi‟nden bir bilim adamı toplum için ölümcül bulduğu on tehlikenin bir listesini yapmış ilk sıraya da nükleer savaş veya kaza tehlikesini koymuştur İkinci sırada salgın hastalık. milyonlarca kurum ve organizasyonun bulunduğu toplumsal yaşamda. birlikte yaşama ihtiyacının sonucunda. Bize.

Önder. Önderlik. 1969. Yönetici yasal erkini kullanır. 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Tablo 1: Önderlik ve önder ile yönetim ve yöneticiye ilişkin ayrılıklar Görülmektedir ki. iş görenlerin psikolojik gerçek sınırları içinde uyarlığını (compliance) sağlamaya yöneliktir. tekdüze alışılmış etkiyi gerektirir. Hersey ve Blanchard. Önderliğin sürdürülebilmesi için önderin etkililiği asıldır. ÖNDERLİK VE ÖNDER Önderlik.162 E. Yönetimin sürdürülebilmesi için başarılı olmak yeterlidir. 1982 „den Akt. 1977. Carroll ve Tosi. YÖNETİM VE YÖNETİCİ Yönetim. üst yöneticinin ve onu izlemek zorunda olan yöneticilerin yönetim biçimine göre nitelik kazanır. Sayı:29 . izleyenlerin gereksinimlerini karşılamak için yeterliklerini eyleme dönüştürür. makam sahibinin elde ettiği kayraları ve hakları kullanmasıdır. Taşdemir yönlerden birbirlerinden ayrılırlar. izleyenlere alışılmışın ötesine ve üstüne çıkan bir etkiyi içerir. izleyenlerin psikolojik gerçek sınırlarının ötesinde uyarlığını (compliance) sağlamaya yöneliktir. Önderlik. önderin onları etkilemek için kullanmasıdır. belli amaçları gerçekleştiren örgütlere özgü olduğu için daha dar bir kavramdır. Yönetim. Yönetim. Başaran. Önderlik. Güz 2009. toplumun her kesiminde rast gelindiği için geniş bir kavramdır. iş görenlere çoğunlukla. yöneticilerin aynı zamanda liderlik nitelikleri ile donanmış olmaları gerekmektedir. toplumun her zaman iyi yöneticilere ihtiyacı bulunmaktadır. Yönetim. Yönetim. Ancak günümüz hızlı değişimleri göstermektedir ki. saptanmış amaçları gerçekleştirmek için iş görenlere biçimsel görevleri yaptırmaya çalışır. Yönetici önder olmayabilir. izleyenlerin toplam etkisinden daha çoğunu onlara gösterip uyarlıklarını sağlayarak başa geçmiştir. 1992:97). Önderlik. Önderlik ve önder ile yönetim ve yöneticiye ilişkin ayrılıklar Tablo 1‟de kısaca gösterilmiştir (Filley ve House. Önder kişisel erkini kullanır. izleyenlerin olgunluk düzeylerine ve geliştirdikleri değer ve düzgülere göre nitelik kazanır. Yönetici anamalcı ya da yönetsel erkçe atanmıştır. izleyenlerin öndere verdiği erki. yönetmen olmayabilir. Önder. Yönetim. 1 Önderlik.

liderler ve liderliği de okumuş oluruz. sorunların ancak otoriter bir tarzla çözülebileceğine olan inanç güçlenmektedir. liderin olmadığı toplum ve organizasyonların sağlıklı bir yapı oluşturamadıkları ve süreklilik sağlayamadıkları görülmektedir. çarkların düzgün işleyeceği şekilde kuramayan toplumlarda iyi bir yönetici olmak insanlar tarafından yeterli görülmemektedir. Ancak gelişmesini henüz tamamlamamış. Çünkü tarihin başlangıcı. hala sistemlerini. Günümüz dünya düzeninde pek çok toplum demokratik ve katılımcı yönetim biçimini benimsemiş olduğundan bu tarz liderlik beklentisi içerisindedir. öğretileri ile kalıcı olmuşlardır. İnsanlık tarihini okuduğumuzda. askeri. insanlar için kurtarıcı olarak algılanmışlardır. belirli amaçları gerçekleştirebilmek için insanları etkileme. dünyanın gelişmiş toplumları arasında olmayan ülkeler ve insanları demokratik ve katılımcılığın yanında karizmatik lider beklentisi içerisindedir.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 163 Sonuç Yapılan bu çalışmada. çarkları düzgün işleyen sistemlerde yeterli olurken. insanlık tarihi boyunca denenen yönetim biçimleri ve liderlik tarzları içerisinde. harekete geçirmek ve başarıya ulaştırmak için İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Bu liderler kendi zamanlarında ihtiyaç duyulduğu anda ortaya çıkmış ve yaptıkları ile liderliklerini benimsetmiş. Bu noktada liderlerin önemi ortaya çıkmakta. Ancak demokratik şartlarda da insanları belirli bir amaç etrafında toplamak. Gösterdikleri yönetim biçimine göre de otokratik. Gelişmiş toplumlarda iyi bir yönetici olmak. özellikle toplumların idaresi noktasında demokratik ve katılımcı yönetim biçimi. tam serbesti tanıyan ve karizmatik liderlik tarzları göstermişlerdir. Bu liderlerin büyük bölümü yaptıkları ile tarihe yön vermiş. Tarih gözden geçirildiğinde dini. Bu çalışma sonucunda görülmektedir ki. Liderler yaşadıkları dönemdeki toplumsal yapıya ve duruma göre yönetim tarzlarını belirlemişlerdir. Bu durum toplumun zaman zaman farklı arayışlar içerisine girmesine neden olmakta. bir araya getirme ve yönlendirme sanatı olarak karşımıza çıkmakta. sahip oldukları donanımlarıyla topluma yapacakları katkı önem kazanmaktadır. demokratik ve katılımcı. siyasal ve sosyal liderlerin varlığını görürüz. hatta otoriter davranışlara müsamaha gösterilmektedir. Ancak bu durum fazla uzun sürmemekte. insanlar yönetime katılmak ve görüşlerini rahatça söylemek istemektedir. insan ve insana özgü değerlerin yaşaması için en uygun yönetim tarzıdır. liderliğin de başlangıcı olmaktadır. Çünkü sorunların çözümünün uzaması insanlarda bıkkınlığa sebep olmakta. liderlik.

57-71. İsmail (1998).T. Mehmet (1968). RL. Atkinson. Colcaud. Taşdemir iyi bir yönetici olmanın yanı sıra lider olmakta gerekir. (1994). Feriha (1994). Bir Lider Olabilmek. Nihat (1999). Ethem (1982). İstanbul: Beta Basım. Örgütsel Davranışın Yönetimi. ss. Aydemir. Aytürk. SN. Northern Cyprus: Eastern Mediterranean University Pres. Leadership and the United Nations. ________________(1992). Pelin Ozaner). Ayten (2000). Jean-Marc (1999). Trabzon: K. Bennis.Ü. Kışkırtıcı Liderlik – Inspiring Leadership. DJ. Personel Yönetimi. Selçuk Üniversitesi SBMYO Dergisi. EE. Çev: Utku Teksöz. (1999). ve Hoeksema. Eğt. Sayı:29 . İstanbul: İnkilap Kitabevi. Lider ve Demegog. “Leadership and Effective Communication”.. Dursun (1997). RC. Ankara. Esin ve Akatay. Ankara: Alteo Yayıncılık. Ankara: A.). and Peterson.Ü. Bem. Baymur. İ. Başaran. Kültür ve Liderlik. Barutçu. Efil. İnşaat ve Mimarlık Fakültesi Yayınları. KAYNAKÇA Adair. Ankara: Yargı Yayınları. Warren (2002).164 E. San Francisco: Jossey-Bass A Wiley. Genel Psikoloji. Güz 2009. Şevket Süreyya (1997). Çev: Yavuz Alogan. 4:189-201. Alptekin. Bingöl. Yönetim Sanatı Başarılı Yönetim ve Yöneticilik Teknikleri. Psikolojiye Giriş. Atkinson. İstanbul: Sistem Yayıncılık. Eğitim Fakültesi Yayını. Kent D. “Bilgi Toplumu ve Transformasyonel Liderlik”. John (2005). Yönetimde İnsan İlişkileri. Terrence E. Bursa: Vipaş İnş. Adel Safty (Eds. The Leadership Paradox: Balancing Logic and Artistry in Schools. Ankara: Arkadaş Yayınevi. İstanbul: Remzi Kitabevi. İşletmelerde Yönetim ve Organizasyon.. Smith. Deal. Toplumların sıkıntılı dönemlerinde hala geçmiş dönemlerdeki liderlerine atıfta bulunması yönetici değil ama lider eksikliğindendir. (Çev.. Tur.

Hun Atilla‟nın Zafer Sırları. İstanbul: Beta Basım. Erol (2001). İstanbul: Marifet Yayınları. Davranış Bilimlerine Giriş ve Örgütlerde Davranış. Ergezer. Robers. Süreç ve Uygulama. Peters. Kalyoncu.). Yılmaz. Bahattin (1992). Handy. Zeyyat ve TÜZ. İşletme Yöneticiliği: Yönetim ve Organizasyon Organizasyonlarda Davranış Klasik-Modern-Çağdaş ve Güncel Yaklaşımlar. Çev: Canan Çetin ve Esin Can Mutlu. Örgütsel Davranış ve Yönetim Psikolojisi. Leadership for Competitive Advantage. “Siyasal Liderlik”. Tamer (2001). Çev: Mehmet Harmancı. Akgemci. Authority Responsibility and Education. Personel Yönetimi. Bursa: Alfa Basım. Ankara: Ocak Yayınları. Wess (1995). Charles (1996). Frances Hesselbein. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . London: George Allen and Unwin. İstanbul: İz Yayıncılık. Şule (2000) Lider Sarmalında Vizyon. Özel. ss. A. İstanbul: Say Yayınları. San Francisco: Jossey-Bass. Ş. 2(9): 163-182. 3-9. Yönetim: Teori. Erdoğan. İstanbul: Beta Basım. Georgiades. İstanbul: Beta Basım. Ankara: Nobel Yayın. Nick and Macdonell. Şerif. Tahir ve Çelik. Yeni Türkiye Dergisi Türk Siyaseti Özel Sayısı. Ankara: Nobel Yayın. Şimşek. Richard (1998). İstanbul: Beta Basım.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 165 Erçetin. Hamdi (2001). Richard M. (1997). Hodgetts. Selçuk (1999). Adnan (1998). Aytekin (1996). Eren. Mustafa (1998). Yalçın. Liderlik ve Özellikleri. Koçel. Liderlere Tapınma Psikolojisi. Örgütsel Psikoloji. İşletmelerde Davranış. İlhan (1994). Liderlik Sanatı. Strategies and Practices fort he Next Era. İstanbul: Der Yayınevi. Marshall Goldsmith and Richard Beckhard (Eds. Chichester: John Wiley & Sons. İstanbul: Beta Basım. “The New Language of Organizing and Its Implications for Leaders” The Leader of the Future: New Visions. Sabuncuoglu. Melek (1998). Yönetim ve Organizasyon Çağdaş ve Küresel Yaklaşımlar. Eren. M. Erol (2004). Richard (1973).

Zaman and Radikal are researched in terms of the aforesaid fact by using the content analysis method. The strong representatives competed in the atmosphere and also put into practice the practices which are except from the traditional journalism conception and application with the ticking anxiety. içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmektedir. nitelikli bir habercilik anlayışının yerleştirilmesi açısından değerlendirilebileceği beklenmektedir. The results of research are expected to examine the professonalism of the internet journalism and evaluate to provide the eligible reporting conception. Kadın teşhirine dayalı fotoğraf galerileri. the rubbish news including sexual and erotizm are used for the internet user of all ages. Milliyet. cinsellikle yoğrulmuş ve erotizm içeren başlıklarla süslenmiş “hafif” haberler. Hürriyet. G. Anahtar Kelimeler: İnternet. 237- CĠNSELLĠK ÜZERĠNDEN “TIK TĠCARETĠ”: ĠNTERNET HABERCĠLĠĞĠ ÜZERĠNE BĠR ĠNCELEME Umur IġIK* & Konur Alp KOZ** ÖZET Çağımızın en etkin kitle iletişim ortamlarından biri olan internet. Bu çalışmada. her alanda olduğu gibi habercilik alanındaki profesyonelleri de büyük bir “rating” yarışına itmiştir.Ü.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. “Click commerce" * ** Yardımcı Doçent Doktor. Key Words: Internet. Milliyet. Araştırma sonucu ede edilen bulguların internet gazeteciliğinin profesyonelliğinin sorgulanması. 7(2). reporting. her yaştan internet kullanıcısına kolayca ulaşabilmenin anahtarı olarak kullanılmaktadır. Gazi Meslek Yüksekokulu İletişim 2003/18 . Any subjects which are not newsworthy take part in the internet pages of newspapers. the internet main pages of Hürriyet. kadın teşhiri. Geleneksel gazeteciliğin güçlü temsilcileri de bu ortamda kıyasıya bir rekabete tutuşmuşlar ve daha fazla “tıklanma” kaygısı ile geleneksel anlamdaki gazetecilik anlayış ve uygulamalarının dışında pratikleri uygulamaya koymuşlardır.Ü. The woman exposal. tık ticareti “Click commerce” based on sexuality: An Analysis on Internet Journalism ABSTRACT The internet which is the most effective communication media leads the professionals to compete in the rating. In this study. The photo galeries based on woman exposal.gazetelerin internet sayfalarında kolaylıkla yer bulmaktadır. news value. haber değeri. G. Hiçbir haber değeri taşımayan konular –gelenekselde de temsili olan. Zaman ve Radikal’in internet “ana sayfaları” söz konusu unsurlar açısından. İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi. habercilik.

her alanda olduğu gibi habercilik alanındaki profesyoneller açısından da büyük bir rekabet ortamı yaratmıştır. Güz 2009. Hürriyet.168 GiriĢ U. dünya sıralamasında ise 14. Türkiye. her yaştan internet kullanıcısına kolayca ulaşabilmenin anahtarı olarak kullanılmaktadır. Milliyet. Geleneksel gazeteciliğin güçlü temsilcileri daha fazla “tıklanma” kaygısı ile geleneksel anlamdaki gazetecilik anlayış ve uygulamalarının dışında pratikleri uygulamaya koymaktadırlar. nitelikli bir habercilik anlayışının yerleştirilmesi açısından değerlendirilebileceği beklenmektedir. Kadın teşhirine dayalı fotoğraf galerileri. Sayı:29 . Bu bağlamda. Yine araştırma sonuçlarına göre nüfusun yüzde 35. Koz Gelişmiş ülkeler dikkate alındığında internetle oldukça geç sayılabilecek bir zamanda tanışan ancak son yıllardaki -devlet destekli.5 milyon insan internet kullanıcısı durumundadır. Türkiye İstatistik Kurumu‟nun (TÜİK) yayınladığı “Hane Halkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması”na göre ise (Ocak-Mart 2008) Türkiye‟de hanelerin yüzde 24.htm.com/stats4. 2008) gözükmektedir. Araştırma sonucu ede edilen bulguların internet gazeteciliğinin profesyonelliğinin sorgulanması. çağımızın en etkin kitle iletişim ortamlarından internet.5 milyon internet kullanıcısı Avrupa nüfusu içerisindeki internet kullanıcılarının yüzde 7‟ye yakınını teşkil etmektedir. Hiçbir haber değeri taşımayan konular –gelenekselde de temsili olangazetelerin internet sayfalarında kolaylıkla yer bulmaktadır. Ülke nüfusunun yüzde 35‟i internet kullanıcısı durumundaki Türkiye‟nin 2000 ila 2008 yılları arasındaki kullanıcı sayısı artış oranı ise yüzde 1225 olarak gerçekleşmiştir (http://www. İnternetin anlam üretimine aracı kıldığı dilin. büyük olarak yerini almıştır ki. Haziran 2009). Bu çalışmada. geleneksel rakipleriyle paralellik gösterdiği unsurlar olduğu gibi kullandığı içerik ve anlamı bayağılaştırması bakımından farklılaştığı alanlar da söz konusudur.47‟si internet erişim imkânına sahiptir.internetworldstats. cinsellikle yoğrulmuş ve erotizm içeren başlıklarla süslenmiş “hafif” haberler. Zaman ve Radikal‟in internet “ana sayfaları” söz konusu unsurlar açısından. A. büyük. Avrupa‟nın ve dünyanın diğer ülkelerindeki Türkler bu rakama dahil değildir. içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmektedir. internet kullanıcı istatistiklerinde Avrupa sıralamasında Mart 2009 rakamlarıyla 7. 26.hamlelerle büyük bir kullanıcı sayısına ulaşan Türkiye‟de bugün itibarıyla 26. IĢık – K.8‟i internet kullanmaktadır ve bununla birlikte “gazete ve dergi okuma (yüzde 76)” internet kullanıcılarının en çok yaptığı iş olarak (TÜİK. Bu rakam ağın içindeki diğer Türkçe konuşan insanlar da dikkate alındığında daha büyük bir topluluğa işaret etmektedir.

1997 yılıyla birlikte Türk basını tamamıyla internete adapte olmuş ve yazılı basınımızda yer alan çok sayıda dergi ve gazete sanal ortamda okuyucularına hitap etmeye başlamıştır (Gürcan. bir yandan gelenekselde temsili olan gazeteler bir yandan da internetin sunduğu ekonomik imkânları fırsata dönüştüren çok sayıda internet gazetesi sanal ortamda yayına başlamıştır. Etkileşim (interactivity). Hürriyet gazetesi. Türkiye‟de bu konudaki ilki Zaman gazetesi gerçekleştirmiş ve 2 Aralık 1995‟te internette yayına başlamıştır. 1 Ocak 1997‟de internette okuyucularıyla buluşurken. Ulusal basında. Türkiye‟de gazetelerin internetle tanıştığı 1995 yılından itibaren. artan internet hızı. alan darlığının ortadan kalması ve çok fazla erişime imkân tanıyan bant genişliğinin sağlanması. etkileşim. resim. Deuze. İnternet ve bağlı teknolojilerde yaşanan hızlı değişim ve gelişimlerle birlikte giderek kabuk değiştiren İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . video ve fotoğraf gibi web sitesine ağır yük getiren unsurların daha az yük getirir hale getirilmesi) internet ortamında kullanılabilmesine yol açmıştır. çokluortam (multimedia) ve bağlantılı metin (hypertextuality) gibi temel karakteristik özellikler (Newhagen ve Rafaeli. video. fotoğraf. Türk basınında internete ilk giren dergi ise Temmuz 1995‟te Aktüel. fal vb. ses.) sanal ortamda gazetecilik yapılırken. harita vb. bulmaca. Sanal ortamda da gelenekselde olduğu gibi abonelik yoluyla para kazanma girişimleri kısa sürede başarısızlıkla sonuçlanmıştır.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 169 1. Pavlik. Zaman gazetesinden sonra Milliyet gazetesi 27 Kasım 1996‟da internette yayımlanmaya başlamıştır. 1999: 45-46). 2003: 211-215) internete özgü bir gazetecilik anlayışının doğmasına imkan tanımıştır. 1997: 30. merakların ve ilgilerin paylaşımını esas alan yeni toplumlar ortaya çıkarabildiğinden ve diğer herhangi bir iletişim aracı içinde imkansız olan bağlam ve yapı derinliği ile zamana bağımlılığı ortadan kaldırmasından ötürü gazetecilik anlayışında köklü değişikliklere yol açmıştır. eş zamanlılık (synchronicity). paket anahtarlama (packet-switching). Başlangıç yıllarında başta büyük gazeteler olmak üzere daha çok gazetelerinin “basılı nüshalarını” internete aktarmak yoluyla sanal ortama adapte olmaya çalışan bu yeni ortam aktörleri internete özgü bir yayın ve işletme modeli geliştirememişlerdir.Türkiye’de Ġnternet Gazeteciliği Üzerine… İnternetle birlikte ortaya çıkan sanal gazeteler. onu Sabah gazetesi takip etmiştir. 1996. Ekim 1995‟de Leman olmuştur. her türden malzemenin sunumunda sağladığı kolaylıklar. Başlangıcında yalnızca geleneksel gazetede yer alan kısıtlı unsurlarla (haber. ilerleyen yıllarda yaşanan teknolojik gelişmeler okuyucunun dikkatini çekebilecek unsurların (etkileyici görsellik.

görsel kalite gibi unsurlarla ayırt ediciliğin sağlanması gerekmektedir (Danış. 2000.koruyabilmek için bazı konular (çocuk pornografisi. İnterneti önemli bir mecra olarak gören reklam verenlerin sayısı giderek artmaktadır ve Türkiye‟de online reklam harcamalarının 2007 yılı itibarıyla 40 milyon doları bulduğu tahmin edilmektedir. Sayı:29 . Bu reklam pastasından pay alabilmek. Kazaz. içerik kalitesi. 2004. A. 2007:9). 1999. 2007. gazeteci-haber kaynağı ilişkisinden. 2006) internet ortamının. Haberin hazırlık sürecinden sunumuna dek internete özgü biçimler ortaya çıkmış ve bu gazetecilik anlayışında köklü değişimlere yol açmıştır. 2007) değerlendirilmektedir. Bu yönüyle internet bir yandan sınırsız bir özgürlük ve iletişim alanını bir yandan da kötü niyetlilerin suiistimaline açık bir ortamı simgelemektedir (Işık.170 U. Bugüne dek bu yeni ortamı teknolojik özellikleri/üstünlükleri ve gazetecilik temelinde keşfe yönelik olarak yapılan birçok çalışmada (Pavlik. uluslararası dolandırıcılık. teşhir. ziyaretçi sayısı ve profili. 2009). gözetlenmesi pek mümkün olmayan internetin zararlı etkileri ve sonuçları karşısında toplumları. Dimitrova and Neznanski. 2007. Deuze. okuyucuya ve yayıncıya sunduğu fırsatlar ile internetin geleneksel anlamdaki gazetecilik uygulama ve pratiklerinden ayrılan yönleri (Gürcan ve Bekiroğlu. başka bir deyişle reklamverenin gözüne girebilmek için bilinirlik. IĢık – K. Tirajdan gelir elde edemeyen internet ortamdaki medya organlarının en büyük gelir kaynağını ise reklamlar oluşturmaktadır. İnternet. bireyleri özellikle de gençleri ve çocukları. okuyucuya ulaşma mantığında) ve bu ortama adaptasyonunu tamamlayan gazeteler nihayetinde internette ekonomik gelir elde etmenin temel unsurunun “tıklanma sayısı” olduğunun farkına varmışlardır. gazeteciye. okuyucu-gazeteci iletişimine dek pek çok şeyi değiştirmiştir. 2007. içerik. Kısacası ne kadar çok “tıklanırsa” o kadar çok reklama ve dolayısıyla nakite kavuşma imkânı söz konusudur. terörizm. haberin sunumuna (görsel-metinsel). Aktaş. 2003. Thurman. Koz (şekil. Güz 2009. sahtecilik) üzerinde tüm dünyanın ortak çalışma yürütmesi zorunlu hale gelmiştir. Evrensel bir iletişim aracı olarak denetlenmesi.

Buna karşın yapılan araştırmalar.com.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 171 2. sunulan içeriklerin derinlemesine araştırma ihtiyacı ortadadır.tr/gundem/6753140. 21 Haziran 2007. 2005).asp. Toplumsal değerlerle çerçevesi çizilen cinsellik olgusu konusunda ne ülke eğitim kurumları ne medya ne de ebeveynler üzerlerine düşeni gerçekleştirememektedir. kimi zaman “teşhire” kimi zaman da erotizmin sınırlarını zorlayan haber(!) içeriklerine müsaade edilmesine yol açmaktadır. kadın fotoğrafları ve zararlı yayınlara karşı toplumsal bilinç oluşturmak amacıyla başlatılan “Temiz internet” kampanyası. kültürel ve dinsel değerleri koruma çabalarıyla medyada sunulan içerikler arasında rahatsız edici bir ilişki söz konusudur. Bütün bunlara rağmen bugün Türkiye‟de habercilik adına internet meydanında boy gösteren gazetelerin sunduğu içerikler tartışma konusudur. Yine benzer bir otokontrol çabası da Sabah gazetesi tarafından 27 Temmuz 2007‟de başlatılmıştır. Yayın Yönetmeni. Çalışmaya da ışık tutan bu itirafın yanı sıra mevcut internet haberciliği ortam ve şartlarının. Google aramalarında en ön sıralara çıkabilme ve reklam pastasından daha büyük bir pay kapabilmek telaşı. İnternette şiddet. Alexa sıralamasında ilklerden olabilme.Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni imzasıyla okuyucuya manşetten duyurulan haber başlığından ve spotundan oluşmaktadır. Yukarıda yer alan ve bir çeşit “itiraf” olarak kabul edilebilecek açıklamalar göz önüne alındığında medyanın kimi zaman bu rolüne ilişkin otokontrol ve kendini düzeltme çalışmaları yaptığı ancak mevcut duruma bakıldığında pek de başarılı olamadığı görülmektedir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Hürriyet. Bugün itibariyle Türkiye‟de en çok ziyaretçi sayısına 1 Fatih Çekirge.yaklaşık iki yıl önce. arkadaşlar ve medyanın cinsellik konusunda en önemli bilgi kaynağı olduğunu ortaya koymaktadır (Ercan.1 Yukarıdaki satırlar .tr Genel http://www.hurriyet. en azından ev sahibi gazete açısından olumlu sonuçlar vermiş görünmektedir. Ülkemizde toplumsal.com.TartıĢmalar/Sorunlar “Kadın teşhirinin rekabetini reddediyoruz” Artık hiçbir haber değeri olmayan çıplak kadın fotoğraflarından oluşmuş foto-galerileri kaldırıyoruz.

haberin ana kurgusunu örtülü hale getirilebilmektedir. haber içeriği birden fazla sayfalara bölünmektedir. Bu amaçla. internet yayımcılığında ana sayfanın dışındaki bölümleri tercih etmemektedir. Geleneksel yayımcılıkta. tıklanma değeri yüksek kelimeler tercih edilmektedir. Bu durum. okuyucuya nasıl ulaşıldığı ve ne tür teknolojik hileler yapıldığını görmek yerinde olacaktır. farklı içerikteki haberleri bile dublör haline getirmekte. çoğunlukla yeni sürprizlerle karşılaşır. vitrin konumundaki ana sayfanın dışında devam sayfalarını okurken. Kullanıcı. dar alanlara sıkıştırılmış haber başlıkları. 3. Temel amaç ise okuyucuyu baştan çıkaran bir söylemle.172 U. daha çok retoriktir ve ikna edici bir kurguya sahiptir. Buradan hareketle çalışmanın bu bölümünde internet sitelerinin trafik kaynaklarına bakmak. Bu yeni dil. Dikkat çekici bir haber başlığıyla sayfayı ziyaret eden kullanıcı. İnternet sitelerinde ise bu sayı teknik ölçüde “sınırsız” olarak kabul edilebilir. geleneksel haber dilinden ayrılarak kendine özgün bir dil oluşturmuştur. geleneksel yayımcılıkta. sayfa ziyaret oranlarını da artırmaktadır. dikkat çekici hale getirilirken. Haber başlıklarındaki “kurgusal oyun”. Dil oyunlarıyla örülü bu tercih. internet editörlerini geleneksel haber dilinden uzaklaştırmaktadır.alexa. Güz 2009. Kullanıcı sayısını artırmak amacıyla yapılan bu kurgusal oyunlar.Haber Sitelerinin Trafik Kaynakları ve Ġnternete Özgü Haber Tipleri Online haber yayımcılığı. Haber içeriğine yerleştirilen cezbedici (!) görsel öğeler. A.com/topsites/countries/TR). Bu sistem yüzünden kullanıcı. karakter sayılarıyla sınırlıdır. hedef kitlenin dikkatini olabildiğince çekerek sayfa ziyaretini artırmaktır. Bu durum her ne kadar avantaj olarak gözükse de aslında internet haber yayımcılığında alternatiflerin artması ve rekabetin olabildiğince sertleşmesi nedeniyle zamanla dezavantaja dönüşmüştür. ziyaretleri tetiklemektedir. tek bir haber için 2 ila 15 arasında sayfa ziyareti gerçekleştirmek zorunda bırakılmaktadır. haberin yer aldığı sayfalar sınırlı sayıdadır. Koz ulaşan ilk 30 siteye bakıldığında gelenekselde de temsili olan büyük gazetelerimizin yer aldığı görülmektedir (http://www. Milliyet ve Hürriyet gibi gazetelerimizin başını çektiği bu yeni uygulamada. Sayı:29 . IĢık – K. mümasil kılmaktadır. Haber başlıkları. İnternet yayımcılığında. benzer kelime tercihleri ve diğer yayıncı kuruluşların “copy pastları”. Ancak her nedense büyük gazetelerimiz bu amaçlarını gerçekleştirirken kullandıkları yöntemler konusunda bihaber davranmakta. bazen de “örtbas” haberler yayınlayarak “Türk okuyucusunun birinci tercihi olmanın haklı gururundan!” bahsetmektedirler.

aspx?aType=GaleriHaber&ArticleID=1110998&PAGE= 1&Date= 26.Galeri Haber Tipleri 3.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 173 haberle ilgili veya ilgisiz aynı içerikle sunulan fotoğraf galerileri ziyaret oranını ve dolayısıyla da “tıklanma sayısını” çok daha üst seviyelere taşımaktadır.1 . tek bir haberin birden fazla bölüme ayrılarak içeriğin ayrı sayfalara taşınması yöntemidir.tr/GaleriHaber.tr2 Bu uygulamanın giderek yaygınlaşması içeriğinde zayıflamasına neden olmaktadır. bu oranları daha üst seviyeye taşımaktadır.com. Bu şekilde sayfa ziyareti artırılmakta. tek bir haber için sayfayı ziyaret eden kullanıcı.06.com. 3.2009&KategoriID=19 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 26 Haziran 2009. 2 http://www.www.milliyet.1 – “Vagon” Haberler Vagon haberler. Haberin içerisine eklenen fotoğraf galerileri. haber siteleri bu tür cinsel öğeler nedeniyle kimi zaman “filtreleme programları”na takılmaktadır. kendi tercihi dışında adeta sayfa ziyaret etmeye zorlanmaktadır.milliyet. Özellikle fotoğraf galerinin tıklanma oranı yüksek olması. haberlerde kadın teşhirciliğin artmasına neden olmakta.1. okuyucunun sistemde daha fazla sürede kalması sağlanmaktadır. Böylelikle.

Ziyaretçinin dikkatini çeken bu haber tıklandığında ayrı bir sayfaya yönlendirilir ve 3 numaralı bölümde de gözüktüğü gibi günün tüm magazin haberlerinden oluşan bir derlemeyle karşılaşılır. 3 Matruşka. Rus yapımı bir oyuncak bebek türüdür. 27 Haziran 2009. “okumak istediği” habere ulaşana dek. onu açtığınızda yine başka bir bebek çıkar. Bu yeni uygulamada. Fotoğraf ve Video Galerileri Görselliğin giderek ön plana çıktığı internet haber yayımcılığı. Bazen de okuyucu. Ahşap el yapımı olan bebekler ortasından açıldığında başka bir bebek çıkar. Tek anne figürünün içerisinde iç içe yerleştirilmiş beş veya yedi bebekten oluşur (http://tr.“MatruĢka” Haberler U. okuyucuyu devama yönlendirecek cezbedici ögelerle (başlık. Güz 2009.org).wikipedia. diğer haberlere de göz atmak/tıklamak zorunda bırakılır. IĢık – K. Sayı:29 . tıklanma oranı daha yüksek olan ya da editörün diğer haberlere göre daha önemli olduğunu düşündüğü haber. internetteki çok yüksek sayfa ziyaretleri.174 3. Alman Bild‟in önünü çektiği yeni bir ekol peşindedir. Bild‟in.2. birçok ülkedeki haber sitelerinin de aynı yöntemi izlemesine neden olmuştur. haber içerik olarak zayıf olsa da büyük görsellerle desteklenmiş. ziyaret oranlarını (hem sayfada geçirilen süreyi hem de sayfa ziyaretini) çok daha üst seviyelere taşımaktadır. bulvar tipi gazetecilik anlayışının internete de hâkim olmasına neden olmuştur.2. Ziyaretçi böylelikle önem değeri en yüksek haberden başlayarak önemine göre sıralanan haber turuna sokulur. Bu yöntemde.1. Haber içerisine yerleştirilen fotoğraf ve video galerileri. fotoğraf ya da video) ana sayfaya taşınır.Hürriyet 3. Koz Sayfa ziyaretini artırabilmek amacıyla daha çok Milliyet ve Hürriyet‟in uyguladığı bir diğer yöntem ise “matruşka3” olarak adlandırdığımız haber biçimidir. A.

Fotoğraf ve video galerilerinin bir haber sitesine ne derece katkı sağladığı aşağıdaki tabloda da görülmektedir.0% fotogaleri 5. rakip site olarak adlandırdığı Hürriyet‟te ise okuyucuların yüzde 4 5 http://www.tr”. okuyucunun hem daha fazla “tıklama”sını hem de sitede “daha fazla süre” geçirmesini sağlamıştır.3% hurriyet. fotoğraf sayısı ve sayfa sayısının çarpanı kadar artırmaktadır. ikinci habere ilişkin toplam sayfa ziyareti ise 3150 olarak gerçekleşmiştir. Buradan da açıkça görüleceği gibi içeriğe eklenen galeriler. http://www. Bu haberlerin ilki “Ferhunde’nin acı intikamı” diğeri ise “Avrupa Yakası’nda hüzünlü veda” başlıklarıyla okuyucuya sunulmuştur.com. İlk haber tek bir sayfada okuyucuya sunulurken.com.5% editor 1.tr “İnternette en çok ziyaret edilenler listesinde zirvede yine milliyet.8% kelebekgaleri 0.tr/Ekonomi/HaberDetay.com. radikal. Haber sitesinin ana sayfasında yayınlanan her iki haberin 3 saatlik yayın döneminin ardından sayfa ziyaretleri incelendiğinde çok farklı oranlarla karşılaşılmıştır.3% medya 0.0% zaman.tr 100. ikinci haber 3 ayrı sayfaya bölünmüş ve içeriğe 14 fotoğraftan oluşan bir galeri eklenmiştir.com. İkinci haber.alexa.tr.com.tr S U B D O M A İ N (Alt alan adı) 32.5‟inin ana sayfada sunulan içerikleri izlediğini belirtirken. Aynı süre içerisinde ilk haberin sayfa ziyareti 300.2% turkuaz 0.0% emlak 0.com.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 175 Bu konuda 13 Haziran 2009‟da ankarahaber. sitedeki ziyaret oranını.com.9% sanaleditor 20.aspx?aType=HaberDetayArsiv&KategoriID=3&Artic leID=1103664 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Milliyet Hürriyet Radikal Zaman D O M A İ N (Alan adı) % 88.tr.1% arkadasim Tablo 1: Haber sitelerinin 19 Haziran 2009 tarihli toplam trafik kaynaklarının domain üzerindeki paylaşımı Milliyet Gazetesi internet sitesi bu konuda yaptığı haberlerde5 kendisine ulaşan okuyucunun yüzde 88.tr.com. zaman.0% radikal. Alexa verileri4 dikkate alınarak çıkarılan aşağıdaki tabloda haber sitesine ulaşan okuyucunun nerede vakit geçirdiği ya da hangi amaçla siteye ulaştığı görülmektedir. hurriyet.8% fotoanaliz 0.tr 99.5 milliyet.tr 38.1 msnyasam 1.milliyet. benzer içerikteki iki magazin haberi yayınlanmıştır.4% videogaleri 0.com.com.com adlı haber sitesinin de desteğiyle yaptığımız bir çalışmada.com/siteinfo/milliyet.3% arsiv % 4.

Kullanıcılar. Bu amaçla. A. sayfaya kodlanan anahtar kelimeler veya sistemdeki eşlemeli anahtar kelimeler sayesinde ulaşmaktadırlar. yüzde 20‟sinin fotoğraf galerilerine ve yüzde 5. IĢık – K. içerik sunumlarını subdomain‟de (galeri. Hürriyet‟in dışında Radikal ve Zaman gazeteleri de foto galeri vb. Bu da kısmi de olsa açık kaynak olarak kabul edilen Alexa ölçümlerinde. içerikleri ana domain üzerinden sunmaktadır. Çünkü arama motorlarında. Koz 32. Zira Milliyet istatistiklerde belirtilenin aksine. sistem tarafından daha önce yapılan kodlamalarla sistemli biçimde title (site başlığı). Güz 2009. foto/video galeri vb.com.3. Arama Motorları ve “Kelime” Oyunları İnternet sitelerinin “kullanıcı havuzu” olarak kabul edilebilecek arama motorlarından kendi sitesine kullanıcı/okuyucu çekebilmesi tesadüflere bırakılan bir durum değildir.3 oranında olduğunu belirtmektedir. arama motorlarında istediği veriye. arama motorlarının olası algoritmalarına göre düzenlenmektedir. ana domain olan milliyet. galeri vb.tr (milliyet.tr/galeri) üzerinde tutmaktadır. Bu kodlamalar. “Adriana Lima” konusunda Google‟da yapılan bir aramada Türk basınının önde gelen temsilcilerinin ilk sıralarda çıkması da bir tesadüf sonucu gerçekleşmemektedir. Sayı:29 . 3.com.com. Haber siteleri de birçok internet sitesi gibi bazı kelime gruplarında rakiplerine göre daha ön sıralarda çıkabilmek amacıyla bu tür optimizasyonlara başvurmaktadır.8‟inin gazetenin magazin ekinin galerilerine. keywords (anahtar kelimeler) ve description (sayfa özeti) bilgilerine yer verilmektedir. Hürriyet konusunda gerçekleri dile getirmesine rağmen kendi web sitesini ilişkin gerçekleri de göz ardı etmektedir.176 U. aramalarda giderek önemli bir hale gelen “üst sırada çıkma isteği”nin bir sonucu olarak büyük bir pazar haline gelen optimizasyon hilelerinin önüne geçilmesi amacıyla algoritmalar sürekli değiştirilmekte ya da daha karmaşık hale getirilerek birden fazla bileşen kullanılmaktadır.tr gibi) değil.milliyet. Milliyet Gazetesi. habere ilişkin her bir sayfanın başına. içeriklerin toplam kullanıcı üzerinden ziyaret edilme oranını kullanıcı bazında ölçüm dışında bırakmaktadır.8‟inin de foto analiz bölümünü takip ettiklerini ve ana sayfayı izleyenlerin yüzde 38.

haberin içeriğinde “Çamur içinde festival” başlıklı haberle karşılaşırken.tr/galeridetay. Sayfanın kaynağında sayfa başlığı (title) olarak “çamurla sevişenler” kelimeleri kullanıldığı görülmektedir. arama motorlarından “uygun olmayan içerik ve kelime oyunlarıyla” ziyaretçi çekme çabası açıkça görülmektedir. Haber başlığına tıklayan ziyaretçi.com. (1) ve (2) numaralı alanlardaki başlıklar okuyucu için (3)‟üncü başlık ise site başlığı olarak arama motorları için düzenlenmiştir. zayıf bir içerikle sunumu yapılan haberin sayfa başlığı ise (3) numaralı alanda görüldüğü gibi “Çamurla sevişenler” şeklinde oluşturulmuştur.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 177 Hürriyet gazetesinin 27 Haziran tarihli “Çamur bahane festival şahane” başlıklı haberinde (http://kelebekgaleri. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .hurriyet.aspx?cid= 20006&rid=2369) ilgili kuruluşun.

000.090 39.79 ) arama motorları oluşturmaktadır.100 17. Google‟da yer alan toplam indekslerindeki çevrimiçi aykırı kelime unsurları listelenmiştir.000 19.260 5.350 1. IĢık – K.000 Anahtar Kelime Seks Porno Fantezi Cinsellik Erotizm Toplam indeks Milliyet 55.000 Zaman 723 835 240 2.com (03-06-2009) adlı haber sitesinin.100 1.190 53 4. Sayı:29 .100 971 10. Bu da ilgili kelime gruplarında yapılan aramalarda. Bu durum.400 1.550 13. Milliyet‟in ziyaret edilme olasılığını artırmaktadır. Milliyet‟in ilgili tarihte Google‟de indekslenen toplam 13 milyon sayfası bulunmaktadır ve bunların içerisinde seks kelimesine ait 55 bin sonuç yer alırken bu oran Zaman gazetesinde sadece 723‟tür.000 Radikal 46. Hürriyet 21. A.450 6. Aşağıdaki tabloda ise çalışmaya konu edilen dört ayrı haber sitesinin.500 4. Buradan da görüleceği üzere ilgili haber sitesinin en büyük trafik kaynağını (% 78.178 U.290 4.800 4. çevrimiçi ortamda arama motorlarını önemli hale getirmektedir.650.920. reyting ölçüm ortamı olan Google Analytics raporlarında yer alan ziyaretçi kaynaklarının dağılımına ilişkin istatistiki değerler yer almaktadır.750.500 19.000 Tablo 2: 19 Haziran 2009 tarihli Google aramalarında kelime tercihleri Güz 2009. Koz Aşağıda ankarahaber.

Zaman gazetesinde cinsellik ve teşhire dayalı hiçbir bir unsura rastlanmadığı için haber sayısı bakımından istatistiki bir değerlendirme yapılmamıştır. 10 günlük sürede yer alan 103 haber.1. Araştırma kapsamında yanıtı aranan sorular şunlardır: 1. Gazetelerin ana sayfalarını. Gazetelerin ana sayfalarında sundukları fotoğrafların ilişkilendirilmesi anlamlı mıdır? haberlerle kullandıkları 5.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 179 4.6‟sını teşkil etmektedir. tarafsız ve sayısal bir analizdir (Berelson.00-21. 6 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .00 saatleri arasında günlük olarak takip edilmiştir. “Cinsellik” ve “TeĢhir” Ġçeren Haberlerin Gazetelere Göre Dağılımı ve Toplam Haber Ġçerisindeki Oranları Çalışma kapsamında yapılan incelemelerde Hürriyet gazetesinin arşive atılan ana sayfasında 1-10 Haziran tarihleri arasında toplam 525 haber başlığı 7 tespit edilmiştir. ana sayfada yer alan toplam haberlerin yüzde 19. Nicel değerlendirme kapsamında 9 değişkenden oluşan kodlama formu yardımıyla elde edilen veriler istatistikî olarak değerlendirilecektir.hurriyet. Cinsellik ve “kadın teşhiri” gereğinden fazla olarak okuyucuyu çekmek ve daha çok sayfa ziyareti sağlamak adına kullanılmakta mıdır? 2. Yöntem Bu çalışma 1-10 Haziran tarihleri arasında incelemeye konu dört gazetenin internet sitelerinde ve yalnızca ana sayfada yer almış 6 haberler ve görsel unsurlar üzerinde gerçekleştirilmiştir. Gelenekselde de temsili olan gazetelerin internet sayfalarında sundukları içerikte “cinsellik” ve “kadın teşhiri”nin boyutları hangi düzeydedir? 3. nitel ve nicel olarak değerlendirebilmek için “içerik analizi” yöntemi kullanılmıştır. Nitel değerlendirme kapsamında ise özellikle kullanılan haber başlıkları ve kullanılan haber fotoğrafları başlık ilişkisi irdelenecektir.aspx?id=2065&tarih=2009-06-01 ve takip eden günler. 1984: 18).com. http://hurarsiv. 7 Arşive atılan ana sayfadaki bütün haberleri kapsamaktadır. Milliyet ve Radikal gazetelerinin ana sayfalarına “Arşiv”den ulaşılırken. Toplam haberler arasından “teşhir” ve “cinsellik” unsuru taşıdığı tespit edilen 103 haber içerik analizine tabii tutulmuştur. Bulgular 5. İçerik analizi. İnceleme konusu gazetelerden Hürriyet. bir metindeki değişkenleri ölçmek için yapılan sistematik. Zaman gazetesi 1-10 Haziran tarihleri arasında ve saat 20.tr/goster/haberler.

3 20.3 6.8 Tablo 3: Cinsellik ve Teşhir İçeren Haberlerin Ana Sayfada Yer Alan Haberlere Oranı Güz 2009.5 21.4 15. IĢık – K.1 25.9 19.2 4.6 16.5 19. Sayı:29 .3 22.9 18.2 9.7 16.6 16.3 18.180 U.5 9.6 2.9 25 6.2 11.8 22.3 19.3 2.6 21.3 20.1 28 21.3 20.6 6. Koz Tarih 1 Haziran Gazete Hürriyet Milliyet Radikal 2 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 3 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 4 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 5 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 6 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 7 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 8 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 9 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 10 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal Hürriyet Toplamı Milliyet Toplamı Radikal Toplamı Genel Toplam Ana sayfada yer alan toplam haber baĢlığı sayısı 52 62 47 54 62 47 50 66 47 54 64 47 51 63 43 51 58 45 52 60 43 53 66 43 54 65 43 54 62 43 525 627 448 1600 Cinsellik/kadın teĢhiri içeren haber sayısı 9 12 3 10 12 1 14 14 1 14 16 3 11 14 4 11 12 1 6 13 3 10 15 9 10 9 14 4 103 133 20 253 Yüzde % 16.2 2.6 22. A.

arşivlerinde yapılan incelemede ise. Soru ve flaş-şok ifade şeklinde başlıklandırılan haberler ise (yüzde 8) daha azınlıkta kalmıştır.0 39. “Sinema”. Çalışma kapsamında ele alınan Radikal gazetesinin. “Günün Diğer Haberleri”. başlık. Bunların arasından 133 haber incelememiz açısından gerekli unsurları taşıdığı gerekçesiyle içerik analizine tabii tutulmuştur ve bu değerlendirmeye alınan toplam haberin yüzde 21.4 100.6 100. Radikal gazetesinin “teşhir” ve “cinsellik” içeren haber sayısı ise 19‟dur. cinsellik ve teşhir içerdiği tespit edilen toplam 258 haberde kullandıkları başlık açısından da değerlendirilmiştir. “Milliyet İnternet TV” gibi bölümler değerlendirmeye İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .7 7.9 92.9 52. Kullanılan BaĢlık Grameri İnceleme konusu üç gazete.8 olarak gerçekleşmiştir.2‟sine tekabül etmektedir.0 Tablo 4: Cinsellik-Teşhir İçeren Haberlerin Gazetelere Dağılımı 5. “Astroloji”. “Kültür-Sanat”.4 100.9 52. Bu ise toplam haberlerin yüzde 4.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 181 Milliyet gazetesinin ana sayfasında ise 1-10 Haziran tarihlerinde toplam 627 haber başlığı yer almaktadır8. “Mizah” “TV Rehberi”. görsel öge ve ifadeye rastlanmıştır. Frekans Hürriyet Milliyet Radikal Toplam 103 136 19 258 Yüzde Geçerli yüzde Birikimli yüzde 39.0 39.4‟ünü teşkil etmektedir. “Renkli Hayatlar”.2. on günlük sürede 448 haber unsuru değerlendirmeye alınmıştır. 8 Arşivde görüntülenen ana sayfada. Zaman gazetesi dışında incelemeye konu diğer 3 gazetede toplam 1600 haber arasından 253‟ünde cinsellik ve teşhir unsuru içeren. Haberlerin yüzde 39‟unda eksiltili-devrik cümle kullanılırken. İçerik analizine tabii tutulan toplam 258 haberin gazetelere göre dağılımı ise aşağıdaki gibidir. Bunun toplam habere oranı ise yüzde 15.7 7. yüzde 53‟e yakını düz cümle ile başlıklandırılmıştır.

3 100. devrik cümlelerden oluşan başlıklar kullanılmaktadır. IĢık – K.0 52.8).1 3. erotizm içeren ifade ve unsurların kullanımına ise 29 haberde (yüzde 11) rastlanmıştır. yalnızca görsel unsur kullanımı 11 yoluyla cinsellik ve teşhire 13 haberde. (“Evlenmeden de olur” Hürriyet. İnternette tasarım ve mizanpaj açısından yaşanan yer darlığı tam cümle kurmayı güçleştirmektedir.7 100. A. Sayı:29 . 8 Haziran) 9 Güz 2009. Haberde Cinsellik-TeĢhir Unsurunun Kullanıldığı Yer ve KullanılıĢ Biçimi Üç gazete özelinde ele alınan 258 haber üzerinde yapılan incelemede cinsellik ve teşhirin çoğunlukla görsel ögeler kullanılarak gerçekleştirildiği görülmüştür.4‟lük bir dilimde yer alan 14 haberde erkek obje ön plana çıkarılmıştır.2 47. 160 haberde görsel unsur yoluyla yapılan teşhirin (yüzde 62) yanı sıra 60 haberde de (yüde 23.3) en az iki alanda (başlık. kadın teşhirine dayalı olması. Koz Frekans Eksiltili-Devrik cümle9 Soru cümlesi Flaş-şok ifade Düz cümle Toplam 101 8 13 136 258 Yüzde 39.7 100.0 39. Haberler yoluyla cinsellik imasına 10 37 haberde rastlanırken (yüzde 14.182 U. 18 haberde ise sadece metinde (yüzde 7) teşhir-cinsellik unsurları yer almıştır.39.1 5.1 3. Bunun yanı sıra 20 haberde ise sadece başlıkta (yüzde 7. Cinsellik ve teşhir içeren haberlerin büyük çoğunluğunda (yüzde 64: 165 haber) “kadın obje”ye yer verilirken.3. yalnızca yüzde 5. görsel unsurlar ve metin) söz konusu unsurlara rastlanmaktadır.0 Geçerli yüzde Birikimli yüzde 39. Bu nedenle tam bir cümle kurulabilmesi için gereken ana unsurları (yüklem) içermeyen cümlelerle.1 42.0 Tablo 4: Haberlerde Kullanılan Başlık grameri 5. 8 Haziran) 11 Görsel unsur kullanımı: Haberle ve konusuyla ilgisi olmasa da kullanılan resmin.1 5.0 52. (“Öyle bir hastalık ki” Hürriyet. 10 Cinsellik iması: Haberde başlık ya da metinler yoluyla cinselliği çağrıştırıcı ifadeler.

(Frikik var. cinsel şiddet haberleri. Milliyet. Hürriyet.7 15.5. Buna göre haberlerin büyük bir çoğunluğu (yüzde 52: 134 haber) foto galerilere yönlendirilmiştir.) Cinsel tercih: Eşcinsellik. 5 Haziran) Cinsel suçlar: Tecavüz.4 100. konularla. Bir erkeğe dört kız düşüyor. foto galerilerinin internet haber siteleri için ne denli bir “rating kaynağı” olduğunu da ortaya koymaktadır. tecavüz türünden “cinsel suç/adli vaka” vurgusu yapan metin ve görüntüler içermektedir. Milliyet.3 8. Milliyet. 2 Haziran.2 84. 21 haber taciz.4.0 64. iç çamaşırı yok!. (Seks bağımlısıymış. Haberin Yönlendirildiği Yer ve Ana Sayfadaki Konumu İncelemede ana sayfada yer alan 258 haberin sitede hangi bölüme yönlendirildiği de sayısal olarak ortaya konulmuştur. Küçük kıza otomobilde tecavüz!. lezbiyenlik vs. 8 Haziran) Cinsel istek uyandıran ifade: Seks. 8 Haziran.4 100. (Prensin „seks kölesi‟ kurtuldu. kişilerin cinsel fantezilerini konu alan haberler.6 100. 6 Haziran. 9 Haziran. Cinsel görsellik vurgusu: Habere konu kişi ya da kişilerin fiziki görüntülerinin ön planda tutulduğu haberler.7 15. Eşcinseller bilimsel olarak incelenecek!. frikik. Radikal.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 183 5. kelimeler içeren haber başlıkları ile yapılandırılan haberler.1 7.5 92.7 80. dekolte vb. 5.3 8. (Kağıt bebekler ne kadar kazanıyor?. çıplak. taciz türünden konular. Milliyet.5 4. Milliyet. 3 Haziran) 12 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .0 Tablo 5: En sık kullanılan ya da vurgulanan cinsel ifade Üç gazete ve 258 haber üzerinde yapılan incelemede. cinsellik-teşhir içeren haberlerin büyük çoğunluğunun “cinsel görsellik vurgusu” yapan ifadelerle şekillendirildiği görülmüştür. Elde edilen veriler.1 7.5 4. Dünyanın en güçlü kadını 34 yaşında. Haberlerde “En Sık Vurgulanan” ya da “Tekrarlanan Ġfade” 12 Frekans Cinsel görsellik vurgusu Cinsel istek uyandıran ifade Cinsel tercih Cinsel suçlar Diğer Toplam 167 40 11 21 19 258 Yüzde Geçerli yüzde Birikimli yüzde 64.0 64. Haberlerin yüzde 15‟inde “cinsel istek uyandıran ifade”lere yer verilirken. Bir internet okuyucusunun daha fazla sayıda “tıklama” gerçekleştirmesi ve daha fazla süre ile sayfa ziyaretinde kalması için haberciler “foto galerileri”ni etkili bir yöntem olarak kullanılmaktadır.

eklere ya da başka bir siteye yönlendirme yapmaktadır. ana sayfada yer aldığı konum açısından da değerlendirilmeye tabii tutulmuştur. Bunun dışında haberlerin yüzde 26.1 61.3 9.7 8. İncelememize konu olan 258 haberin yüzde 8‟i (21 haber) bu yöntemlerle dizayn edilmiştir.0 Geçerli yüzde 9.2: 158 haber) göbek tabir ettiğimiz bölümden ana sayfaya dahil olmuştur.6 21.3 64. IĢık – K.8 100. yaklaşık yüzde 13‟ü video.7 38.2 100. yine yüzde 27‟si (71 haber) manşet bölgesinde vitrine çıkmıştır.1 91.2 26.6 2.1 17.9 2. İncelemeye konu 258 haberin büyük bir çoğunluğu ise (yüzde 61.9 2.1 100. İncelemede 258 haber.7‟si devam sayfalara aktarılırken.0 Frekans Manşet Sürmanşet Sağ manşet resimli Sağ manşet Manşet altı (resimli) Göbek Toplam 25 4 6 21 44 158 258 Tablo 7: Haberin sayfadaki konumu Güz 2009.0 Birikimli yüzde 9. haberlerin yüzde11‟den fazlası (29 haber) manşet ve sürmanşet olarak ana sayfaya girerken.184 U.9 100.6 2.3 8.0 Tablo 6: Haberin Yönlendirildiği Yer Son dönemlerde foto galerileri ile benzer bir işlevi yerine getiren “Vagon” ve “Matruşka” haberler de rating ve sitede geçirilen sürede belirleyici rol oynamaktadır.7 8.7 1.1 17.3 9.2 100.1 61. Koz Frekans Foto galeri Video Eklere link Başka bir siteye link Devam sayfası Vagon/Matruşka haber Toplam 134 6 25 3 69 21 258 Yüzde 51.7 1.0 65.2 26. Yüzde 9.7 1. A. Sayı:29 .0 51.3 8.1 100.9 54. Yukarıdaki frekans tablosunda da görüleceği üzere.0 Geçerli yüzde Birikimli yüzde 51.7 1.7 11.2 13.

Dünya onları bu sahnelerle tanıdı.6‟sı ülke gündeminden konulara ve yaşam/sağlık içeriğiyle donatılırken (35 haber).1 5. Unutulmuş pop starlar.2 27. yüzde 36‟sının arşiv kayıtlarındaki resimlerle sayfaya taşındığı görülmüştür.8 8.2‟si (132 haber) magazin konularını kapsarken. Hürriyet ve Radikal gazetelerinin ana sayfalarında ve devama aktarılan sayfalarda kullandığı fotoğraflarla haberin konusu arasındaki ilişkiye bakıldığında. Hürriyet.) İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .5 64.0 Geçerli yüzde Birikimli yüzde 51.8 8.0 100.0 Birikimli yüzde 58.0 Geçerli yüzde 58. Milliyet. Haberlerin küçük bir kısmı ise resim-grafik-clipart ile şekillendirilmiştir. 2 Haziran.1 5.0 Frekans Magazin Dış haber/dünya Yaşam/sağlık Yurt içi haber/gündem Derleme haber Toplam 132 70 15 20 21 258 Tablo 8: Cinsellik/teşhir içeren haberin türü Yine bir başka değerlendirme konusu da kullanılan fotoğraflarla haber ilişkisi üzerine olmuştur.2 27. Cinsellik-TeĢhir Ġçeren Haberin Türü ve Haber-Resim ĠliĢkisi Sayısal değerlendirme yapılan 258 haberin yüzde 51.yapılan haberler.1 91.4 36. 7 Haziran.0 100.5 5.4 36.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 185 5.5 5.3 84.0 Frekans Güncel Grafik/clipart Arşiv resim Toplam 151 14 93 258 Tablo 9: Haber-resim ilişkisi 13 Derleme Haber: Genelde fotoğraf kullanımı ile belirli bir konuda –güncel olmasa da. (Makyajsız gezmemesi gereken 50 ünlü isim. Haberlerin yüzde 13.8 7. Yüzde 51.2 78. yüzde 27‟si dış kaynaklı haberlerden oluşmaktadır. Milliyet. Konuyla bağlantılı fotoğrafların bir kısmı alt yazı ve spotlarla okunur kılınırken ardından gelenler yalnızca görsel unsurlarla donatılıyor.9 100. 3 Haziran.8 7.1 100. Yüzde 58. yüzde 8‟i derleme haber 13 şeklinde konumlandırılmıştır.1 100. 151 haberin güncel resimlerle yapılandırılırken.0 100.6. Milliyet.0 51.

“Bu küçük kızı tanıdınız mı?”. Koz Yapılan incelemede elde edilen nicel veriler. Geleneksel basınımızın güçlü temsilcilerinin internet ortamında sundukları bu içeriklere. Nitekim dönemin Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Çekirge. “teşhir” ve “cinselliğin” ön planda tutulduğu -magazin ağırlıklı hafif haberler. IĢık – K. yaşlı her kesimden insanın rahatça ulaşabildiği düşünüldüğünde bu içeriklerin daha sağlıklı ve okunabilir hale getirilme zorunluluğu ortadadır. “En çok paylaşılan kareler” şeklindeki masumane başlıklarla yapılan yönlendirmelerin ardında “teşhir” ve “cinsellik” unsurlarının yer aldığı görsel unsurlar peş peşe sıralanmakta ve bu yöntem daha çok “tıklanabilmenin” anahtarı olarak kullanılmaktadır.” Çalışma ile ortaya çıkan sonuç ve gözlemlerden elde ettiğimiz önemli verilerden biri de. Bir başka nokta da gazetelerin kullandıkları haber başlıkları ile fotoğrafların ilişkilendirilmesi açısından göze çarpmaktadır. “Kadın Teşhirinin Rekabetini Reddediyoruz!” başlıklı yazısında bu konuda da şöyle bir itirafta bulunmuştu: “Biliyoruz ki internet sitelerine girebilmek çok kolaydır. Bazen de tam tersine. çok daha masum bir içerik taşıyan haber içeriği arşivden ortaya çıkarılmış şuh bir fotoğrafla süslenmektedir.. Sayı:29 . çocuk. Bunun için de kaldırıyoruz. aile içi şiddet. Teşhir ve cinselliğin ön plana alındığı hiçbir haber ve görsel ögenin gözlemlenmediği Zaman gazetesi ile Radikal gazetesinin Hürriyet ve Milliyet gazetelerine oranla çok daha masum bir içerik sunduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Başka bir deyişle 10 haberden 2‟sinde teşhir ve cinsellik unsuru ön planda tutulmaktadır.incelemeye konu olan gazetelerden Hürriyet ve Milliyet‟te yoğun olarak kullanılmaktadır. Yarı pornografik ve kadın teşhirine dayanan üstelik hiçbir haber değeri olmayan fotoğraflara ne yazık ki çocuklarımız da kolayca ulaşabilmektedir. Değerlendirme ve Sonuç U. genç. internet ortamındaki aşırı rekabet ortamında özellikle çocuk ve gençlerin ruh sağlığı ve psikolojilerinin gözardı edilmekte olduğudur. töre cinayeti. A. sayfa haberleri de dikkate alındığında. “Onları bu sahnelerle tanıdınız?”.186 6.... Temel araştırma sorusu açısından ortaya çıkan gerçek ise. vahşet içeren 3. internet haber sitelerinin sunduğu içeriğin ne boyutlarda olduğu daha da anlaşılacaktır. “kadın teşhiri” ve “cinselliği” ön planda tutan haberlerin birer rating unsuru olarak genel toplam haberler arasında önemli bir boyutta kullanıldığına işaret etmektedir. Bunun yanında. Hürriyet gazetesi açısından da bu oran yüzde 20‟lere yaklaşmaktadır. İncelemeye Güz 2009. Milliyet gazetesinin genel toplam haberleri arasında bu tür haberlerin oranı yüzde 21‟e ulaşırken.

zapmedya. Hürriyet). internete özgü içerik yaratma girişimlerinin temelinde daha fazla “tık” alabilmek ve okuyucuyu daha fazla sitede tutabilmek adına. (2007) İnternet‟in Gazeteciliğe Getirdiği Yenilikler. M. Milliyet). “Bir erkeğe dört kız düşüyor” (9 Haziran. C. 61(5). M.com/data/sarperdanis_0802_onlinereklamcilik_public. M. birazcık “cinsellik” ve “teşhir” koklatılmış haberlerin ulaştığı rating rakamlarının cazibesinin ve ekonomik getirisinin geleneksel gazetecilik değerlerini hiçe sayan bir anlayışın zaferine yol açtığı sonucunu doğurmaktadır. “Konuşan fotoğraflar”. (2009) Türkiye‟de Online Reklamcılık Sunumu. New York. S. (1999). Her ne kadar çalışmamız büyük bir resmin küçük bir bölümüne ışık tutsa da. (2006) Online Journalismand the War in İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Deuze. Hürriyet). http://www. (2004) What is Multimedia Journalism?. “Üstsüz klip çekti!” (8 Haziran. Milliyet) vb. Vol(5)2. 5(1). Berelson. Selçuk İletişim. Vol:5. 5 Haziran Hürriyet. deyim yerindeyse “bel altı yöntemler” kullanılmaktadır. türünden başlıklar. Neznanski. (2003) The web and its journalisms: considering the consequences of different types of newsmedia online. Dimitrova. “Fermuarını açık unutunca” (6 Haziran. Number 2. M. pdf. pp.139-152. iç çamaşırı yok!”. Journalism and the web: An analysis of skills and standards in an online environment. pp.V. 373–390. Danış. New Media&Society. okuyucuların hemen her gün görmeye alıştığı ve giderek de yadırgamadığı haberler olarak karşımıza çıkarken.203230. “Frikik var. Milliyet) sunulan haberlerin altına yerleştirilen içerik ve görsel ögeler “teşhir”in boyutlarını ortaya koymaktadır. Ancak bu anlayışın karşısında uygulamaların ve teşhirden arındırılmış daha sağlıklı bir habercilik arayışında olanların varlığı da bilinmektedir. Gazette. “En çok paylaşılan kareler”. çok daha masum başlıklarla (“Beyaz giyerken dikkat!”. B. KAYNAKÇA Aktaş. Hürriyet). D. Journalism Studies. “Çamaşır giymeyi unutunca” (10 Haziran. [Erişim: 5 Haziran 2009] Deuze. Hafner Press. “Seks oyuncağı edinin” (10 Haziran. Deuze. (1984) Content Analysis in Communication Researh.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 187 aldığımız üç gazetenin geleneksel ortamdaki içerikleriyle internette sundukları içeriğin farklılığı da ortada iken.

188

U. IĢık – K. A. Koz

Cyberspace: A Comparison Between U.S. and International Newspapers, Journal of Computer-Mediated Communication 12 (2006) 248–263 ª 2006 International Communication Association. Ercan, H.(2005) Türkiye‟deki Gazetelerde Cinsellik, Türk HIV AIDS Dergisi, 8 (2), s.61.69. Gürcan, H.İ.(1999) Sanal Gazetecilik, Anadolu Üniversitesi Yayınları: Eskişehir. Gürcan, H.İ. ve Bekiroğlu, O. (2007) Türkiye‟de İnternet Gazeteciliği Açısından Yerel Basının Genel Görünümü ve Bölgeler Arası Bir Değerlendirme, Selçuk İletişim, 5(1), s.22-29. Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması Sonuçları (2008), Sayı:138, http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=2055, [Erişim: 26 Mayıs 2009] http://www.alexa.com/topsites/countries/TR Internet Usage in Europa (2009) http://www.internetworldstats.com/stats4.htm, [Erişim: 26 Mayıs 2009] Işık, Umur (2007) Medya Bağımlılığı Teorisi Doğrultusunda İnternet Kullanımının Etkileri ve İnternet Bağımlılığı, Yayınlanmamış Doktora Tezi, S.Ü.Sosyal Bilimler Enstitüsü: Konya. Kazaz, M.(2007) Geleneksel Habercilikten İnternet Haberciliğine Geçiş Sürecinde Spor Basını, Selçuk İletişim, 4(4): 220-229. Newhagen, J. E., & Rafaeli, S. (1996) Why communication researchers should study the Internet: A dialogue, Journal of Communication, 46, pp.4-13. Pavlik, J.V. (1997) The Future of Online Journalism: Bonanza or Black Hole?, Colombia Journalism Review, Jul/Aug 97, Vol.36, Issue 2, p.30. Pavlik, J.V. (2000) The Impact of Technology on Journalism, Journalism Studies, Vol:1, Number 2, pp.229-237. Thurman, Neil (2007) The globalization of journalism online: A transatlantic study of news websites and their international readers, Journalism, 8(3), pp.285307

Güz 2009, Sayı:29

Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009, 7(2), 237-

WHAT IS „EMPOWERING‟ AND WHO THE „USERS‟ ARE IN THE NEW MEDIA
Bora ATAMAN1
ABSTRACT
The battle on the meaning is inseparable from political ideologies. In this paper, therefore, the notion of ‘empowering for users’ as a common expression in media studies will be evaluated by focusing on various examples selected from new media applications on the scope of the liberal ‘media pluralism’ and the radical ‘media imperialism’ theories. As the flagship of the new media, the Internet is acknowledged as the perfect ‘marketplace of ideas’ in the liberal model, while critical political economists of communication delve into the complexity of cultural industries and the valorisation processes of cultural objects in the new media context. Understanding the use and the role of the media is one of the most complex issues of our time, as they are inextricably intertwined with our everyday lives. However, warning against a positivistic techno-global millenarianism in the light of the multidimensionality of our social world is a must. Key Words: New Media, Empowerment, Media Pluralism, Media Imperialism

Yeni Medyada “Kullanıcının Gücü” ÖZET
Anlam üzerine mücadele politik ideolojilerden ayrı düşünülemez. Makalemizde, bu sebeple, medya çalışmalarında yaygın bir ifade haline gelmiş ‘kullanıcının gücü’ nosyonu, liberal ‘çoğulcu medya’ ve radikal ‘medya emperyalizmi’ teorileri kapsamında, yeni medya uygulamalarından seçilen çeşitli örneklerle değerlendirilecektir. Yeni medyanın amiral gemisi Internet liberal modelde ‘fikirler pazarı’ olarak kabul edilirken, eleştirel gelenekten olan iletişimin politik ekonomistleri, yeni medyayı, kültür endüstrilerinin kompleks yapıları ve kültürel objelerin kapitalist ekonomide değer kazanma süreçleri bağlamlarında incelerler. Günlük hayatımızı bu derece sarıp sarmalaması, medyanın kullanım biçimleri ve rolünü kavramayı çağımızın en karmaşık konularından biri haline getirmiştir. Ancak toplumsal hayatımızın çok boyutluluğu ışığında, pozitivist tekno-küresel bir ‘İdeal Çağ’ beklentisine karşı uyarıda bulunmak bir gerekliliktir. Anahtar Kelimeler: Yeni Medya, Yetkilendirme/Güçlendirme, Medya Çoğulculuğu, Medya Emperyalizmi

1

Yardımcı Doçent Doktor, Doğuş Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi İletişim Bilimleri Bölümü

İletişim 2003/18

190

B. Ataman

Introduction Words find their meanings in the dialogic reality of the language, as Bakhtin manifested (1981). The mutual understanding of minds within their contradictory social contexts could only be possible through the changing, transforming and living language. Therefore, words always have different connotations alongside their given denotations in the reality of everyday life. And as Freire puts (1996), conscientização (critical consciousness) is only available to those who have the capacity to name the world through their own words. By naming the world, and in a sense decoding it, people might begin to transform their oppressive realities for a better world. Here, there are at least two concepts that are needed to be emphasised and decoded by considering Freire’s approach and Bakhtin’s proposal of primacy of context over text, such as ‘empowering’ and ‘users’. However, it should be mentioned that decoding processes and resulting outcomes are varying in the dialogic relations of heteroglossia; conflicts between ‘centripetal’ and ‘centrifugal’, ‘official’ and ‘unofficial’ discourses within the language. In this essay, the notion of ‘empowering for users’ as a common expression in media studies will be evaluated by focusing on various examples selected from new media applications on the scope of the liberal ‘media pluralism’ and the radical ‘media imperialism’ theories. Hetoroglossia, in this regard, brings out not only the different perspectives, but also the clash of antagonistic social and political forces. Therefore, the concept of the user is dispersed and stratified across theories, but nevertheless, it would be virtually impossible to locate any of them in the cyberutopia where they can freely float. In the case of „empowering for users‟: media pluralism vs. media imperialism In media and cultural studies, polemical positions can be defined according to their ideological/political positionings. Thus, it would not be absurd if one tried to locate the main bases of the conservatives, liberals and democrats within the longstanding debates about the direct or indirect effects of information and communication technologies upon our lives or their roles in it. The battle on the meaning is therefore inseparable from political ideologies. In regard to media studies and also media policy, it reflects the particular antagonism between the famous theories of market oriented ‘media pluralism’ and radical ‘media imperialism’ (McQuail, 1992; Fiske, 1989; Mouffe, 2000; McChesney, 2000; Mattelart, 2003).

Güz 2009, Sayı:29

What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media

191

The resulting academic debate is multi-sided and intertwined, even though the primary subject is the media’s ‘liberating’ role for the users. For instance, as the flagship of the new media, the Internet is acknowledged as the perfect ‘marketplace of ideas’ in the liberal model, while critical political economists of communication delve into the complexity of cultural industries ‘in order to grasp the growing process by which cultural activities became objects of valorisation by capital’ (Mattelart and Mattelart, 1999: 91). A salient part of the so-called pluralist view generally carries the American label (Hall, 1982). For instance, John Fiske (1988), as one of the prominent representatives of pluralism in media studies, accepts mainstream media, specifically television, as a generator of polysemic texts. Therefore, messages can be interpreted in different ways, since programs provide a plurality of meanings which may find their actual values in social life. Although he stresses that he does not support the idea of liberal pluralism, he insists upon the flexibility of text and says ‘To be popular, then, television must be both polysemic and flexible’ (1988: 84). In this notion of pluralism, texts are ‘open’ and readers, audiences or users are able to extract the dominant view and transform it into something dissident or simply what they like. In the example of Dallas, he asserts its openness in comparison to a restaurant menu that allows people to choose whatever they like according to their socially situated and differentiated tastes. This approach, he argues, is ‘more productive than seeing the text as a singular determinate, closing down its meanings and producing a singular dominant ideology’ (Fiske, 1989:27-30). Thus, this ‘polysemic potential’ is indeed the keyword for most of media pluralism theories. At the same time, however, this reflexive keyword is also the Achilles heel of these theories: essentially, it can be argued that, they are in fact in agreement with the argument of Ericson et al. (1987) that the media (by implication, both in news and in entertainment) is open and diverse, and ultimately with the liberal-pluralist view that all is basically right with the media, and consequently with democracy. The traditional American pluralism has been transferred to new media studies, resulting in a sort of cyber-utopianism. Negroponte (1995), who sees empowered people socialising in decentralised, globalised and harmonised digital neighbourhoods in the near future, is a good example. But Mattelart (2003: 139) points out: ‘Whom is Negroponte empowering? The individual as a free-floating unit, sovereign in a free market’. At the same time, Jenkins and Thorburn (2004) illustrate the slippery ground of this ‘cyberutopianism’ and how this can peacefully associate with consumerist values. Therefore, an Apple computer could be a

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

Global media. is seen as intrinsically effective in the circulation of liberal democratic ideas. Not surprisingly. In general. Sayı:29 . 1999: 124-125). more justice and a more balanced society. the government’s economic and political power is crucial. especially when there are government subsidies to be exploited. but they are not eager to pay for expenses. Furthermore. Terry Flew and Stephen McElhinney draw attention to the kinship between the mainstream economists and liberal communication theorists. by conferring to Newman’s work.S. ‘85 percent of research and development in the U. as McChesney (2000: 119-185) shows in the example of the commercialisation of the Internet in the US. distribution and consumption in close liaison with hardware companies like Intel. once being an open standard for running software over the Internet. Although they never wanted any public involvement. Their aspiration is for maximum profits. and empowering for citizens or users against corrupt local authorities. the main aim was eliminating democratic process of policy making. the free-market conception of society moves closely with liberal democratic ideas in which the consumer-individual is greeted as the author of their own history (Mattelart and Mattelart. decentralised and abandoned to commerce. is one example of a standard under threat from the increasing centralisation of control online. In their article. However. authorities are mostly conceptualised as corrupt and oppressive powers against consumer-individuals. the fact has been controversial. For more democracy.192 B. borderless communication and global commerce’ (2007: 289). In neo-liberal ideology. The Java language. electronics industry was Güz 2009. explains how Microsoft -arguably a major controller of the Web. in order to save the private interests of a few from popular interference. Ataman commodity but at the same time ‘a tool of liberation directed against an impersonal Orwellian bureaucracy’ (11). Boyd-Barrett (1998). in this regard. However. entertainment companies like Disney and other media delivery systems like WebTV Networks. as McChesney shows in detail. the proponents of free markets urge that all information and communication services should be deregulated. but not for the people.is a menacing indication of the controls on the standards of the Internet. this giant aims to dominate all levels of software production. Allegedly. especially when they try to interfere or regulate the so-called free market. who are keen supporters of the combination of new technologies and markets. they also believe in media globalisation since it ‘promotes opportunities for shared information. they have always been eager for public subsidy. and nearly always works in favour of corporate America. And McChesney adds.

This could also be the explanation of the historic $100 billion ‘gift’ to US media companies.What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media 193 subsidized by federal government’ (142). CNN received ‘support from Federal Communications Commission for the takeover of the largest cable TV network DirecTV’. As an effect of its advocacy for the Bush Administration’s militarist politics. is Phoenix TV’s main goal (a News Corporation joint-venture in China). notwithstanding their age. As Mark Poster (2007:135) points out. if they do not have enough amounts of shares in media conglomerates. In 2002. Since becoming a truly global corporation. regarding the dissident ‘Falun Gong’ movement which is seen as ‘a dangerous and apocalyptical cult’(Flew and McElhinney: 292). Yahoo decided to take a new step. Moreover. not for a sophisticated empowered community of citizens or netizens who might bother valuable business interests. for instance. satisfying the needs of other authorities such as the anti-democratic Chinese government. probably due to a sharp decrease in stock market prices on the eve of the new millennium. now an estimated 90 percent of all Web pages are for financial gain’. its libertarian background had apparently vanished. are not necessarily taking democratic values into account and do not pay attention to any improvement which could be empowering for users. After defending even the right to sell Nazi memorabilia in the name of global democracy. Therefore. Schuler (2000: 69) puts it clearly: ‘A decade ago commercial content was barred from the Internet. The example of CNN is noteworthy for understanding the global media attitude towards democracy. However. Mutual support between governments and news corporations are not limited to one nation or one network. the company – arguably a sign of the decentralised global democracy – became a censor on behalf of the Chinese government by agreeing to limit access to online content İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . a large number of facts have shown that commercialised and globalised media systems. Despite the fact that they were once called as one of the harbingers of global democracy. it would not be prudent to concur with official opinion in China. China’s expanding market has not only attracted News Corporation: Yahoo was one of the many pioneers of freemarket liberalism entered to this arena. Murdoch’s CNN has been illustrating such a lubricious attitude towards many subjects worldwide that it is rather unlikely to be able to keep on carrying this positive reputation. Their hunger is for cash. The current infrastructure of the electronic and digital media has significantly muffled the popular ‘electronic democracy’ idea of the mid-1990s. which originated from publicly owned electromagnetic spectrum. in return (Flew and McElhinney:292). ‘Corporations and entrepreneurs want nothing more than to glean greater profits’.

It is clear that optimists. monitor and inhibit the so-called harmful information. Therefore. Although many of them admit that technology does not have the power to cause any positive/negative change on human history by itself. Sayı:29 . 2003. the ‘tired democrat’ was to advance its position to an intelligence service supplement. audiences/users who consume electronic signals of a TV box are becoming active in a McLuhanian sense. which leads them in search of conscious individuals. Morley. 1998. In the ‘Article 10’ which belongs to a document called the Public Pledge on SelfDiscipline for the Chinese Internet Industry. In 2005. 2002). 2006: 10). his deterministic media theory transferred into new media studies. the current fashion is subsequently striving to reformulate and develop new perspectives. The most generative phrases belong to McLuhan (2001) were ‘the medium is the message’. since they should fill the data which is missing in a cold medium. To some extent. active audiences. which put him jail for ten years (Goldsmith and Wu.194 B. Dyer-Witheford. and their fascinating potential for a more democratic world. after criticising the liberal media’s pluralism and the radical media’s imperialism schools as being determinist or essentialist. But there was one more step. owing to television. In this sense. Rushkoff. 2006. Yahoo tracked down a Chinese Journalist at the request of the government. never give up believing in the positive interplay between modern technologies and the individual in the course of time. television is cold and unlike hot ones. These studies are. like newspapers or books. Yahoo accepted these assignments (Lemon. most of the theories rooted in cultural studies reiterate their determination to find the active users in the cyberspace and defend their abilities to act (Boyd-Barrett. In general. Poster. Ataman and even inspect. having been a successful censor. enables people to participate much more consciously to the determining process of meaning. who hopefully would take part in the democratisation of offline as well as online ‘public spheres’. Güz 2009. political activists and so forth. who are generally evolutionist rather then revolutionist. in which communication technology is considered as the cause of change: first in minds. Whatever the consequences of market–oriented new media applications as shown above. 2007. mainly. and the ‘global village’ in which people begin to live. as it is not highly filled with data. 2005. Rantanen. inspired by the growing use of the Internet and digital media. their commemorations of Canadian literature professor Marshall McLuhan sometimes blur that acknowledgment. and then in society. He also invented new concepts to support his deterministic arguments such as ‘hot medium’ and ‘cold medium’. 2007).

subject and object.What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media 195 Poster (2007). greets the potentials and opportunities of the new media even though his focus on radical democracy determines his framework as well as his instrumental approach. for instance. Presumably. which also ‘open the field to new spaces of politics’ (139). human and machine are each drastically transformed by practices carried out on networked computers (Poster. Hence. Dahlgren. These identities are formed around Net-based activist organisations. the accelerating force of computers and networks tends to force any story to its İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . the financial markets and consumer capitalism. through sharing information. Time and space. however. In line with Poster. But they squandered their story on a pyramid scheme (indeed. ‘to be a rebirth of old ideas in a new context’ and continues: Predictably. and benefit from its instrumentality to sustain their pre-practices. body and mind. users are encouraged to be active participants in debates as well as decisions. strengthen the political participation which is truly empowering for users. is more close to Poster than Dahlgren in his conceptualization of the Internet. Dahlgren (2007) acknowledges the significance of new technology and networked communication as he explains the characteristics of the ‘alter-globalization movement’ against the neo-liberal hegemony in the process of globalisation. Although he points out that the market and the state colonise new media. believes that such practices and gained skills enhance one’s awareness about being a citizen. were the first to commandeer successfully the renaissance. in general. Web based organizations such as Indymedia. therefore. argues that new media which elevates activities as a space may serve to create new types of subjects. the dominant narratives of our era. and solidifies loyalty to the democratic system. new media studies concerning culture should take into account the role of information machines in the process of mediating people’s symbolic practices. He announces the electronic renaissance. Their democratic structures are usually in line with one-to-one architecture of the Internet. Dahlgren. like many proponents of the networked democracy. he believes that the potential of the new media offers new spaces for counter-politics. the salient importance of these machines is the way they change people’s time and space perceptions. 2007:136). For him. Rushkoff (2003). Computer-mediated communication fundamentally shifts the registers of human experience as we have known them in modern society and even as they have been known through ages. the Net is not only a source that explicitly contributes progressive civic culture but also a milieu of newer forms of civic identities. As Poster suggests. knowledge and abilities.

while assisting to create our own narratives together. Supposedly. in this regard. He greeted this action as the power of natural self-organization of community. 2003:38-39). he gives the example of amateur footage appearing on television that shows the cruelty of white cops against a black man. Afterwards. sold it to E-bay and made $2. There are very important lessons to take from the story of Niklas Zennstrom and his software Kazaa (once the flagship of the filesharing movement). Ataman logical conclusion) and now the interactive renaissance is once again up for grabs (Rushkoff. Rushkoff dwells on people’s transformation from readers to writers. Conclusion Overall. the questions will remain: what is ‘empowering’ Güz 2009. new media applications which empower ‘potentials’ for the users are continuing to be highly controversial. provides an example to foster his argument. according to diverse media theories as well as political positionings. In fact. ‘the vast series of interconnections between the creatures allows any single one of them to serve as a ‘remote high leverage point’ influencing the whole’ (48). he says. which in turn might forge a global society opposite to the free market model of globalisation. On the other hand. which in turn leads to a fullscale urban rioting in many cities of the US. learned a lot. Enriching his own point by evidence from biology. It reduces our dependence on closed texts. media technology empowers people.6 billion (Goldsmith and Wu. Kazaa has lost its user base and withered away. the government and the market can easily come together whenever they feel significant risks. This proposed alternative global society relies on cooperation and organic interchange. Rushkoff asserts that compatible activity of the collective does not have coercive effects on the behaviour of the individual. Sayı:29 . After so many legal disputes regarding copyright laws. established Skype. 2006: 105-125). Collaborative behaviours of the developers of open code software confirm the advantages of togetherness as well as multiplicity of points of views (56-57). Since individuals do not need to take orders from a higher authority to become active. The open source movement. especially the coral reef example. This interactivity means a lot for him. it can be argued that a network-enhanced democracy is not a futuristic project. but a promise of the day. According to Rushkoff. Zennstrom. who access and discuss how to change the status quo. whatever people do.196 B. instead of rivalry and monetary exchange. however.

Holquist (ed) The dialogic imagination: four essays. (Mattelart. national and global arena. Thus. O. although they might also be identified as users. and which are the very sources of democratic life. Austin: University of Texas Press. Informational neo-Darwinism must be countered by a new conception of technological systems. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Thus. (1998). Identifying the users and interpreting their practices regarding their interplay with the new media is not an easy task. In this regard. ‘Media imperialism reformulated. 259-422. as they are inextricably intertwined with our everyday lives. this multi-dimensionality has been expressed in accordance with some different perspectives from various media scholars. pp. it should not lead us to underestimate the genuine dissidence of some net-based movements’ anti-capitalist and anti-global manners. social and technological factors. on the contrary they must be welcomed for their active participatory efforts in the local. However. Yet. 2003: 162). the arts and social innovation.’ in Electronic Empires: Global Media and Local Resistance. it would not be reasonable to disavow the positive effect of some massive demonstrations. one has to think over the following paragraph. in order to grasp the meaning of the empowerment in relation to the user. like the one in Seattle against the WTO conference in 1999. REFERENCES Bakhtin. But at the same time. In this essay. which encouraged the opposition camp to organise world forums. Understanding the use and the role of the media is one of the most complex issues of our time. political. pp. This will require reflection on the myriad interconnections among the modes of social. M. who have been exploiting all sorts of media owing to the so-called freemarket. (1981). ‘Discourse in the Novel. an answer should embrace the interconnectedness between economic.What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media 197 and who the ‘users’ are. 157-176. bringing into play the creative forces of science. Boyd-Barrett. Jerry Yang and Bill Gates. it is clear that the author of this essay is not in favour of empowering the heads of giant media corporations such as Rupert Murdoch. cultural and educational mediation through which the uses of digital technology are formed.’ in M. M. carefully. London: Arnold. Mattelart’s (2003) warning against the commonplaces of techno-global millenarianism becomes vital.

’ in L.html (accessed 10 Jan 09). McLuhan. J. Ericson. London: Sage. and M. Theories of Communication. 191-206. (2000). Wu (2006). pp. (1987). ‘Popular Television and Commercial Culture: Beyond Political Economy. A. S. N. Güz 2009. and T. (2001). Fiske. New York: Praeger. Thompson (eds. ‘Introduction. New York: Oxford University Press. Visualizing Deviance: A Study of News Organization. McQuail.) Radical Democracy and the Internet. Dyer-Witheford. London: Penguin. and S. Poor Democracy. Goldsmith. J. Dahlgren and E. R. ‘Civic Identity and Net Activism: The Frame of Radical Democracy. Understanding Media. S. Dahlgren and E. London: Routledge. Lemon. Sayı:29 . pp. 55-72. J. London: Sage.’ in L. Jenkins. London: Sage. 56-90. et al. ‘Hegemony or Multitude? Two Versions of Radical Democracy for the Net. Burns and R. pp. Mass Communication and the Public Interest.) Culture Society and the media. 1-17. Rich Media. (1989). 27-30.(1982). Hall. (2002).’ in M.) Democracy and New Media. Pedagogy of the Oppressed. Television Culture. Jenkins and D. London: Sage. Thorburn (2004). et al. Mattelart (1999). pp. The Information Society. Mattelart. New York: Palgrave Macmillan. McChesney. Massachusetts: MIT Press. P. R. Lievrouw and S.com/article/103865/yahoo_criticized_for_curtailing_free dom_online. Livingstone (eds).198 B.pcworld. The Handbook of New Media. A. London: Methuen. And D. pp. (1996). pp.W. 287-306. ‘The rediscovery of ideology: return of the repressed in media studies. New York: Palgrave Macmillan. (1988). Siapera (eds. (eds. Media Performance. Who Controls the Internet? Illusion of a Borderless World.’ in L. A. Ataman Dahlgren. New York: New Press. Toronto: University of Toronto Press. D.) Television Studies: Textual Analysis. Freire. ‘Yahoo Criticized for Curtailing Freedom Online’ at http://www. (2003). Gurevitch. McElhinney (2007). Mattelart. Thorburn (eds. Siapera (eds. P. Fiske. (2007).) Radical Democracy and the Internet. (1992). M. ‘Globalization and the Structure of New Media Industries. London: Routledge. Flew T.’ in H. (2007). H.’ in G.

London: Sage.’ in H. New York: Vintage. (2007). 9:2. London: Verso. The Communication Review. D. N. Lievrouw and S. Jenkins and D. Poster.’ in L. (2006). ‘Unanswered Questions in Audience Research’. The Media and Globalization. pp. 69-84.140 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . T. pp. C. (2000). Open Source Democracy. Rantanen. (1995). Livingstone (eds). Being Digital. (2005). ‘Culture and New Media: A Historical View. 101-121.) Democracy and New Media. ‘Reports of the Close Relationship between Democracy and the Internet May Have Been Exaggerated. The Handbook of New Media. London: Demos. (2000). D. The Democratic Paradox.What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media 199 Mouffe. London: Sage. Thorburn (eds. (2003). Massachusetts: MIT Press. D. M. Negroponte. Rushkoff. Schuler. A. 134-. Morley.

237- ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİ DERGİ VE GAZETELERİNDE SPOR VE KADIN (1928-1960) Funda ŞENOL CANTEK*-Betül YARAR** ÖZET Modern sporlar hem benliğin bedensel olarak algılanışının ve kimliğin inşasında bireyler üzerindeki etkileri açısından hem de nüfus bilgisi ve düzenlemelerine sunduğu katkı açısından modern yönetimlerin önemli araçlarından biridir. dönemin spor dergileri incelenmiştir. spor toplumsal cinsiyet normlarının en katı olduğu ve titizlikle işlediği alanlardan biridir. spor. G. Cumhuriyet elitinin beden politikalarının tek partili rejimden çok partili rejime doğru nasıl dönüştüğü bu yayınlarda spor ve kadın ilişkisi üzerine olan egemen eril söylemler sorgulanarak ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda önemli bir günlük gazete olan Hürriyet’in spor sayfaları dışında. 7(2). modern sporlar modern yönetim biçiminin ve yeni yaşam tarzlarının gelişimine paralel olarak yaygınlaşmıştır. press * ** Doçent Doktor. changes in the body politics and gender regimes of the Republican elite from the period of the single party regime to that of multi party system are tried to be find out by questioning dominant masculinist discourses on women and sport. Besides that. sport. Türkiye modernleşme tarihinde spor ve kadın ilişkisinin Erken Cumhuriyet dönemi (1928-1960) basınında nasıl kurulduğunu analiz etmektedir. Türkiye’de de modernleşmenin ilk yıllarından itibaren. Böylece. Bu çalışma. İletişim Fakültesi İletişim 2003/18 . in addition to sport pages of a very important daily newspaper called Hürriyet. moder sports have involved and diffused in parallel to the development of modern forms of government and new ways of life. basın Women and Sport in the Journals and Newspapers of the Early Republican Period (1928-1960) ABSTRACT Modern sports are important means of modern governments both for their affects on individuals in constructing their identities and corporeal sense of the self and for their contribution to the knowledge of and regulating the population in modern societies. sporu bütün bu yönleriyle irdelemek amacıyla. modernleşme. pek çok feminist araştırmacının da işaret ettiği gibi. Thus. the question how the relation between sport and women was constructed in the Journals and Newspapers in the Early Republican Period (1928-1960) in modernisation history of Turkey is investigated.Ü. as many feminist researchers put it. with the aim of exploring sport from these perspectives. In line with this. Anahtar Kelimeler: Kadın. sport is one of the fields in which gender norms operate more strictly and are tied. In this work. G. modernisation.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. Ayrıca. Key Words: Women. sport journals published in the same period are analysed. İletişim Fakültesi Doçent Doktor.Ü. From the early years of modernisation in Turkey too.

bir ideolojinin ne olduğuna. Atatürk’ün önderliğinde. Kadın bedeninin temsil ettikleri. Araştırma kapsamında incelenen. İkincisi. popüler bir gazetesi olarak Hürriyet’in spor sayfalarında kadın sporcuların nasıl temsil edildiği ve kadının sporla ilişkisinin nasıl manipüle edildiği bu çalışmanın temel sorunsalıdır. bedensel aktivitelere katılma biçimleri takip edilerek analiz edilebileceğini söyleyebiliriz. ulus devletlerin hangi ilkeler etrafında ve hangi politik argümanlarla inşa edildiklerini. Kemalizm’in modernleşme ve batılılaşma hamlesinin de kadınların kılık-kıyafetleri. hem de kamusal alanı düzenleme. 1928-1960 arasında yayınlanmış spor dergileri/gazeteleri ile döneminin çok satan. elit sporlar ve sporcular* Türkiye’nin uluslararası platformda temsil edilip tanınır hale gelmesini sağlayacaktır. Türkiye modernleşmesinin niteliği ve özgünlükleri konusunda ipuçları vermektedir. halktan “vatandaş”a dönüştürülmeye çalışılan Türk insanının boş zamanını da kapsar. Birincisi. Güz 2009. zaman içinde bunların nasıl dönüşüme uğradığını göstermesi bakımından önemlidir. Dolayısıyla spor tarihlerinin incelenmesi. Şenol Cantek – B. Türkiye’nin modernleşme serüveninde toplumsal cinsiyete ve beden politikalarına ilişkin değişen değerler ve normlar.202 F. Türkiye tarihinde beden politikaları ve sporun yeri. geçirdiği dönüşümler. boş zaman faaliyeti olarak spor veya kitle sporları. barındırdığı işaretler sebebiyle. Sporcu kadınlar. kamusal alanda bedensel pratikleri ile görünür olan bireyler olarak. * Elit Sporcu: Örgütlü spora lisanslı olarak katılan ve üstün başarı gösteren sporculara verilen addır. yine resmi söyleme göre sağlıklı. kurucu seçkinlerin hem özel. bu analiz için en uygun kategoriyi oluşturmaktadırlar. Sayı:29 . bu alanda var olma mücadelelerini ve bu mücadelenin kimlik kazanmaları sürecinde nasıl etkili olduğunu saptamaya yönelik daha geniş kapsamlı bir araştırmanın bir bölümüdür. Resmi söylem alanında. 2006-2009 yılları arasında TÜBİTAK’ın desteği ile yürütülen ve Cumhuriyet tarihi boyunca kadınların spor aktivitelerine katılımını. Bu çalışma. spor kapsamına giren tüm modern spor faaliyetlerinin iki temel anlamı bulunmaktadır. denetleme ve yeniden üretmeye yönelik politikaları. Yarar Erken Cumhuriyet Dönemi Basınında Spor ve Kadın: 1928-1960 Spor milli kimliklerin inşa edilmesinde ve ulusların modernleşme serüvenlerinde önemli bir yer tutar. Söz konusu yayınlarda kadın sporcuların nasıl sunulduğu izlenerek. Sporun elit düzeyde yapılan bir faaliyet biçimi olarak yine devletin denetiminde örgütlenmesi de bu politikanın uzantısıdır. nasıl işlediğine dair ipuçları verir. kadınların spora katılımı çerçevesinde irdelenmiştir. zinde ve estetik olarak gelişkin bireylerin yetişmesine katkıda bulunacaktır.

Buna katkısı olan öğretmen Faik Efendi basının yoğun ilgisine mahzar olmuştur. bekleneceği üzere Selim Sırrı vermiştir. Önceleri gayrimüslim öğrencilerin ilgi gösterdiği dersler. Basında yer alan haberler ayrıca. Okullar. İmparatorluğun son yıllarında beden terbiyesine yönelik ilgi çekici bir başka girişim ise Aşiret Mektepleri’nin eğitim programlarında yer alan “ayak talimi” dersleridir. Aynı dönemde. kulüpler ve lokaller aracılığıyla örgütlü hale gelen en popüler spor dalları. Telif kitapların İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . beden terbiyesiyle ilgili telif ve tercüme kitaplar yayınlanmaya başlanmıştır. 2004. zamanla Müslüman öğrencilerin de katıldığı faaliyetler haline gelmiştir. Akın. Bu tür gösteriler. yüzyılın sonunda beden terbiyesi ile ilgili faaliyetler ülkenin Doğu’suna kadar ulaşmış görünmektedir. Galatasaray Kulübü (1905). beden terbiyesi jimnastikle sınırlı tutulmuş. Doğu’daki aşiretlerin padişaha bağlılıklarını sağlamak ve sürdürmek için. yıl sonunda okuldaki çeşitli beden terbiyesi faaliyetlerinin halka açık özel gösterilerle sergilenmesidir.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 203 Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Beden Terbiyesi ve Sporun Serüveni Türkiye’de de sportif etkinlikler. Öncüleri erkekler ve varlıklı sınıflar olan modern sporlar. Darülmuallimat’ın 1900 yılında yayımlanan ders kitabında çocuk oyunları ve beden hareketlerine yer verilmesidir (Akın. Fenerbahçe Kulübü (1899) gibi. Atabeyoğlu. 1980). Tanzimat’tan sonra imparatorluk sınırları dahilinde kurulmuştur. daha ziyade Levanten nüfus tarafından ülkeye sokulmuş. Günümüzde de varlığını ve başarılarını sürdüren birçok kulüp ve okul takımı. jimnastik ise sağlıklı bir yaşamın temel koşulu olarak gösterilmiştir. Buralarda ayak talimi derslerini. bu programların yaygınlaştırılması için bir talebin ortaya çıkmasını da sağlamıştır. aşiret mensuplarının çocuklarını eğitme amacıyla 1892’de açılmıştı bu mektepler. Fişek. zamanla Müslüman ailelerin erkek çocukları arasında popüler olmuşlardır. Aşiret Mektepleri’ndeki derslerle. 2004: 51). halkın modern sporlarla tanışmasını ve bunlara ilgi göstermesini sağlaması açısından önemli bir potansiyele sahiptir. 1983. jimnastik. Galatasaray Kulübü’nün bünyesinden çıkmış olduğu Mekteb-i Sultani’nin spor alanına getirdiği yeniliklerden biri de. Selim Sırrı’ya göre bu mekteplere devam eden çocuklar ayak talimi dersleri sayesinde. birçok ülkede olduğu gibi seçkin sınıfların himayesi ve katılımıyla başlamış ve gelişmiştir. atletizm ve futboldur. Örneğin Beşiktaş Jimnastik Kulübü (1903). Zamanla jimnastik derslerinin diğer okullara da yaygınlaştığını gösteren örneklerden biri. vücut sağlıklarına özen göstermeyi öğrenecek ve disiplin altına alınacaklardır. Modernleşme ve batılılaşma hareketlerinin kaynağı olan Tanzimat dönemi. Bu kitaplarda da. 19. modern sporlarla tanışmak için de vesile olmuştur (Bkz.

devletin bu işe ne kadar önem verdiğini anlamak mümkündür (a.. 1922-36 arası Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı dönemi. 2. fiziki kültür politikasına yansımıştır. Daha ilk kurultayında CHP’ye yan-örgüt olarak bağlanmış olan kurum. TİCİ’nin faaliyette olduğu dönemde. Bu dönemin özelliği. atletizm. Genç Türkiye Cumhuriyeti ilk uluslar arası spor müsabakasına bu ittifakın faaliyette bulunduğu (1922-1936) dönemde katılmıştır. Kurumun örgütlenmesinde İsviçre Spor Federasyonu örnek alınmıştır. sporun devlet denetiminde olduğunun resmen kabul edildiğini göstermektedir. Sayı:29 . Spor yönetimi bugünkü biçimini almaya başlamıştır.e: 52). Kitlesel sporlar ve savaş sporları alanındaki zorunlu uygulamalara son verilmiştir. Atabeyoğlu 1983). Bunun ilk kurumsal göstergesi 1921’de kurulan İdman İttifakı Heyeti Muvakkatesi’dir (Bkz. 1936-38 arası Türkiye Spor Kurumu dönemi. Şenol Cantek – B. bir bölümü Türk kültürüne yabancı olan sporların Güz 2009. eskrim. Akın 2004. spor alanında futbolun İmparatorluk döneminden devralınan üstünlüğü bir ölçüde kırılmış. tenis. Dünya Savaşı’nın yarattığı gerelim.204 F. 1922’de kurulan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı (TİCİ) Kurtuluş Savaşı’nın bitimiyle birlikte tüm spor işlerini kontrol eden tek yetkili organ haline gelmiştir. Adından da anlaşılacağı gibi.g. voleybol. Bu dönemde beden terbiyesi mükellefiyeti gibi bir uygulama ile II. yelken gibi. Yeni devletin temsil edilmesi ve tanıtılmasında uluslararası spor müsabakalarının önemli rolü olacağı inancı İttifak’ın saygınlığını da arttırmıştır. Yarar yazarlarının devlet kademesinde görevli veya önde gelen mekteplerde hoca olmalarını göz önünde bulundurarak. (1983: 2180) Cumhuriyet döneminde sporun devlet denetimi ve gözetimine girdiğini söyleyebiliriz. 3. Türkiye’nin ilk kez uluslar arası spor müsabakalarına katılmasıdır. beden terbiyesi ve spor alanında geçici bir düzenlemeyi hedefleyen kuruluş İstanbul’daki spor kulüplerinin temsilcilerinden oluşmaktadır. Fişek 1983. Cumhuriyet dönemi spor yönetimini dört aşamada ele alır: 1. 4. Türkiye Cumhuriyeti’nin resmen davet edildiği ilk olimpiyat oyunu ise 1924’te Paris’te yapılandır. Cumhuriyet Döneminde Spor ve Beden Terbiyesi Fişek. 1946 sonrası Gençlik ve Spor Bakanlığı dönemi. güreş. 1939-45 arası Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü dönemi.

Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 205 saygınlığı ve onlara yapılan yatırım artmıştır. 2009: 984). İslam dininde beden. spor cumhuriyetin kurucu seçkinlerinin moral değerlerinin ve kendilik etiğinin inşası sürecine katkıda bulunan bir unsurdur. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . yüksek atlama. 63). beslenme bozukluğundan mustarip ve vücudu geliştirecek sporlardan habersiz Türk insanına örnek gösterilmektedir: Tenasüp davasını sokakta kazanalım. dans. uğraşların karşısına. yirmi senedir cüce uzatmağa. yarı çıplak vücutların izleyicinin bakışına sunulması. paytak bacaklar. Berlin bulvarını. rekabetin öne çıkması yine aynı nedenlerle yadırgatıcı bulunmuştur. Finlandiya’nın resmi tarih anlatısında büyük saygı gören fikir adamı Snelman. idealleştirilmiş. İmparatorluk döneminin askeri okullarından yetişen ve Tanzimat’la birlikte beden terbiyesi ve spor konusunda uzmanlaşan Tarcan. ön planda olmaması. Atatürk’ün “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur”. müzik v. Ecişbücüş bir sürü kadın erkek. Futbol. Ski. vandal bir spor dalı olarak görülmüştür. Roman adlı kitabında. Stokholm caddesini göz önüne getiriniz. İsveç jimnastiğini Türkiye’de. Cumhuriyet rejiminin beden terbiyesi ile medeniyet arasında kurduğu ilişkiyi özetlemekte ve bu seferberliğin zorluklarına gönderme yapmaktadır. yağdanlık gibi gerdanlar. örtülerin ardına saklanması gereken bir “ten kafesi”dir. Arzulayan/arzulanan. kızak. bedenin fiziksel zorlamalar ve kurallarla terbiye edilmesi ediminin İslam ve Anadolu kültürüyle beslenen geleneksel ahlaka ters düşmesi. Foucault’nun (2003) terimleriyle yorumlayacak olursak. halka boş vakitlerini nasıl değerlendireceklerini öğretmelerini öngörür. sağduyudan ve zarafetten uzaklaştıran. Cumhuriyet’in kurucu seçkinlerinden Falih Rıfkı Atay. bohça gibi karınlar. tüm sportif faaliyetlerin temeli olarak öne çıkmıştır. kusursuz insanlarıyla. sözünü şiar edinen kurucu seçkinler. Atay’ın atıfta bulunduğu Avrupa başkentleri. yüzme. Selim Sırrı. Modern sporların başlangıçta üst sınıfların uhdesinde olmasının temel gerekçelerinden biri. güzel ve zinde bir nesil yetiştirilmesi için seferber olmuşlardır.b.. Cumhuriyet döneminde de İsveç’e gönderilerek. okullarda ve halk arasında benimsetip yaygınlaştırma misyonunu üstlenmiştir. benzer bir batılılaşma ve modernleşme sürecinden geçen Finlandiya’da olduğu gibi Türkiye’de de kitleleri uyuşturan. Şenol Cantek. soluk yüzler… Bir de Paris sokağını. Fin halkının medenileşmesi için subayların. Tarcan’ın öncülüğünde spor aracılığıyla sağlıklı. “bir topu tekmelemeye dayanan futbol”u koyar ve bu bağımlılıktan uzaklaşılması gerektiğini savunur (Bkz. kambur yassılamağa çalışıyor (1964: s. Selim Sırrı Tarcan’ın öncülüğünde gelişen jimnastik çalışmaları. Bunun yanında. alışıldık bir şey olmamasıyla açıklanabilir.

yalnızca sosyal hayata damgasını vurmakla kalmamış. İki kadın sporcu dereceye girememelerine rağmen. Otuzlarda ortaya atılan Güneş Dil Teorisi ve Türk Tarih Tezi. Şenol Cantek – B. 21 Haziran 1948). Tenis. müminleri bu dünyanın hazlarına sürükleyebilir. mekan ve benzerinin tedarik edilmesinin önemli ölçüde harcama yapılmasını gerektirmesi de üst sınıfların ve Levantenlerin bu işte öncü olmasını beraberinde getirmiştir. Sporun ilk kez Levantenlerin ilgi alanına girmesinin sebeplerinden biri İslam dininin bedene yaklaşımı olabilir. Vivi gibi gayrimüslim kadınların adı geçmektedir örneğin (Hürriyet. Gazi Terbiye Enstitüsü’nün ilk kız öğrencileri kabul etmesinin yanı sıra. 2004). Cumhuriyet elitlerinin Türklüğe iade-i itibar çabaları doğrultusunda. isim babası olduğunun iddia edilmesinin yanında. çocuklar ve gençlerin bedensel eğitimine ağırlık verilmiştir. önemli bir deneyim yaşamışlardır. Yine bu yıllarda. eğitimli Güz 2009. eskrim bunlar arasında sayılabilir. Türklerin birçok spor dalının yaratıcısı. İkisi de eskrimcidir: Halet Çambel ve Suat Aşeni (Tarı). bazıları da tek bir spor dalının ıslahı ve geliştirilmesi için bizzat çalışmış ya da okullarda eğitmenlik yapmışlardır. kürek. 1926’da Ankara’da Gazi Eğitim Enstitüsü’nün kurulması sağlıklı nesiller yetiştirecek öğretmenlerin eğitilmesi için atılmış en önemli adımlardan biridir. Modern sporları yapabilmek için gerekli temel donanımların.206 F. Geleneğin ve dinin baskılarından bir ölçüde de olsa kurtulmak. Lilyan. teşhir edilen. Sayı:29 . Berlin’de yapılan olimpiyat oyunlarına iki Türk kadın sporcu katılır. kıyafet. güzelleştirilen beden. yüzme. Erken Cumhuriyet döneminde bazı spor branşları üst sınıftan ve/veya gayrimüslim kadınların rağbet gösterdikleri veya “seçkin spor dalları” olarak nitelendiği için alt sınıftan kadınları dışlayan branşlardır. O yıllarda Ankara’daki Gazi Terbiye Enstitüsü Alman hocaların en fazla mesai yaptıkları kurumdur. Akın. Diem’in raporunda. batıya yaklaşmak isteyen varlıklı Müslüman kesim de beden terbiyesi ve sporun aracılığından faydalanmıştır. 1948 yılında “ümit vaad eden” tenisçiler arasında Destina. Bunlardan bazıları hazırladıkları raporlarla spor ve beden terbiyesi alanında çeşitli iyileştirmeler önerirlerken. Dünya Savaşı öncesi yükselen Nazizm’in beden politikalarının Türkiye’ye uyarlanması kararlaştırılmıştır. spor alanında Türklerin yüzyıllara dayanan başarıları ve yeteneklerini öne çıkaran bir söylem ortaya atılmasına neden olmuştur. Bunun için Almanya’dan beden terbiyesi sisteminin en önemli isimleri Türkiye’ye davet edilmiştir. eğitmen. Kadın sporcular açısından en hareketli geçen yıl 1936’dır. Yarar donanan. spor kelimesinin bile ilk kez Türkler tarafından kullanıldığı savunulmuştur (Bkz. II. yani araç-gereç. Davet edilen Alman hocalar arasında en önemlilerinden biri Carl Diem’dir. Her ikisi de üst sınıftan ailelere mensup.

Gençlik ve ulusal eğitimin parçası olarak görülen spor ve beden eğitimine karşı ilgi uyandırılması amaçlandığından. eskrim ve benzerlerini içermektedir. spor alanında da faaliyet göstermiştir. Bunun için de her vatandaşın savaş sanatları konusunda temel eğitim almasını öngörmektedir. “Yurtdaşlara modern sağlık anlayışının esası olan ev ve oda jimnastiklerini öğretmek ve bunun günlük yaşayışın en lüzumlu bir aracı olduğuna herkesi inandırmak şuğbenin önemli ödevidir” ibaresi bulunmaktadır. Goltz’un yazdığı ve Millet-i Müselleha adıyla çevrilen kitap. yüzmeye teşvik edilir. Türkiye’ye gelerek yüksek eğitim görmüş ve profesörlüğe yükselmiştir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında sportif faaliyetlere etkin olarak katılan kadınların bu alanda varlık gösterebilmeleri. dağcılık. Bu programlar. artık savaşların tüm vatandaşların katılımıyla ve ülkelerin kendilerine özgü stratejileriyle kazanılabileceğini savunmaktadır. Cumhuriyet rejiminin yaygın eğitim amaçlı bir kurumu olarak.(aktaran Yeşilkaya. Bu iki örneğin de gösterdiği gibi. garplı sporlardan tenis. savunma stratejileri alanında da çalışmaktadır. o dönem için erkek sporcuların bile zor elde edebilecekleri bir fırsattan yararlanmış. İtalyan ve Alman faşist ideolojilerinin spor ve sağlam vücut konusunda duyarlık gösterdiği 1930-40’lı yıllarda halkevlerinde beden. uzun bisiklet turları. eski sporların ihyası. Spor konferansları verir. bisikletli geziler. 98-100) Millet-i Müselleha Söylemi ve Beden Terbiyesi Mükellefiyeti İmparatorluk döneminde topyekun savaş fikrinin önde gelen savunucusu Alman kökenli Colmar von der Goltz’dur. ruh ve kafa gelişmesi bir arada düşünülerek hazırlanmış programlar uygulamaya konmuştur. 1999: s. yaya. Gençler bisiklet ve motor kullanmaya. Goltz Paşa olarak anılan subay. Suat Aşeni’nin babası Ahmet Fetgeri Aşeni Beşiktaş Kulübü’nün ve TİCİ’nin kurucularındandır. yüzme. Spor şubesinin görevi jimnastik hareketlerini “kütle halinde taptamak”tır (tatbik etmek). Halkevleri örgütlenmesi. aileleri ve çevrelerinin Cumhuriyet rejimine yakın. Robert Kolej’de eğitmenlik yapan Rus Nadolsky’den eskrim dersi almışlardır. Hem Çambel hem de Aşeni. savaşsız bir dünyanın hayal olduğunu. Şube ulusal spor bayramları da düzenler. Çambel ise Almanya’da geçirdiği ilk eğitim döneminin ardından. Yurdu tanımak için gezi ve kamplar düzenlenir. CHP Halkevleri Öğreneği’nde. modernleşme düşüncesine bağlı ve refah seviyeleri yüksek olmalarının eseridir. mahalli şartlara uygun spor. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . spor şubeleri halkevlerinin en yaygın şubelerindendir. atlı. yalnızca askerlik pratiği alanında değil. Milli sporlar desteklenir.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 207 kadınlardır.

1938’de kabul edilen Beden Terbiyesi Kanunu da bu süreçte etkili olmuştur. tahkir edilecek. Yarar Goltz’un fikirleri hem İttihatçılar’a hem de Kemalistler’e ilham vermiştir. silah kullanma gibi. Beden terbiyesi mükelleflerine uygulanan çalışma programı askerliğe hazırlık veya askerlik taklidi olarak değil. Böyle olunca. ileride askeri faaliyetlerde lazım olacak esnekliği vererek.208 F. Cumhuriyet döneminin başından beri askeri bir yönelim taşıyan fiziki kültür faaliyetleri. bireysel hazların peşinde koşan kadın dönemin yaygın yakıştırmasıyla. on beş günde bir saat olarak uygulanmaya başlanmıştır. Mükellefiyetin amacı. Bu uygulamayı ülke çapında yönlendirmesi için Tümgeneral Cemil Tahir Taner görevlendirilmiştir. Üstelik “asker ocağı” sadece erkeklerin bir araya toplanabildiği bir kurumdur. dönemin Hollywood yıldızlarının. Kısa askerlik süresi içinde. Kıta Avrupa’sı ülkelerinde olduğu gibi. 2004: 140-141). “tango” diye çağrılacak. spor yapar. Evi ve aileyi ihmal ederek. 1926’dan itibaren liseler ve öğretmen okullarının son iki sınıfında. önce gençlere sonra da tüm halka temel askerlik becerilerini kazandırmaktır. gençleri ülke savunmasına hazırlayan bir uygulama olarak nitelenmektedir. farklı yaş gruplarından kadın ve erkekleri temel askerlik bilgileri konusunda eğitecek yeni bir yapılanmaya gidilmelidir. batılı kadın sporcular referans gösterilerek özendirilir. spora verdikleri önemi ve formlarını sporla koruduklarını dile getirdikleri röportajları da bu dergilerin sayfalarında yer alır. savaş sanatı ile ilgili en gerekli bilgilerin kazandırılması mümkün görünmemektedir. “Beden Terbiyesi Mükellefiyeti” adı altında yeni bir uygulama başlatılmıştır. modern değerlerin kadın bedeninde maddilik kazanmasıyla kurgulanır. sinemaya gider. Basında Kadın Sporcular Modern kadın imgesi ile spor arasında kurulan ilişki. Güz 2009. Bu kamplar izci kamplarını andırsalar da. Sokağa çıkar. sağlıklı. onlardan farklı olarak. askerlik dersleri okullarda yaygınlaşmaya başlamış ve örneğin Gazi Terbiye Enstitüsü ve Orta Muallim Mektebi’nin beden terbiyesi şubelerinin bütün sınıflarına teorik ve uygulamalı askerlik dersleri konmuştur. Ders bitiminde öğrenciler 15 günlük bir kampa gönderilmişlerdir. Dönemin spor dergilerinde modern kadınların spora katılımları. hareketli bir kadındır. bütünüyle savaşa hazırlık çalışmalarına indirgenmiştir. Yeni ve modern Türk kadını. askerlik dersleri. Şenol Cantek – B. Ancak. vücut bakımını ihmal etmez. askeri bilgilerin uygulamaya konmasına da yaramıştır (Akın. Cumhuriyet’in ilk yıllarında. ailesinin bakımından da sorumludur. 1930’ların ortalarından itibaren. Böylelikle. kilolarından kurtulmuş. Sayı:29 . bunun yanında evinin. gürbüz. Bunun yanında.

sporcu kadınların birden fazla çocuk sahibi olmaları teşvik edilmiştir. örtülerin altından dünyayı görmeye çalışan. ırkımızın eski kudreti hayatisini bulması için en kestirme yoldur. milliyetçi söylemle eklemlenerek ete kemiğe bürünürler. sağlıklı ve kamusal alanda görünür olan kadındır.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 209 eleştirilecektir. Türk Spor Dergisi’nde 1931’de yayınlanan bir yazıda. Cumhuriyet’in ideal kadını artık Satı Kadın. Çünkü bütün cihanın tasdik ettiği en büyük hakikatlerden biri de gürbüz çocuğun kuvvetli ve sağlam anneden doğduğu keyfiyetidir. benliğini ikinci plana atan kadın olamaz. sağlıklı. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . İşte size. öjenist politikalar doğrultusunda. güzel. bütün dünya bu hakikatin peşindedir. Üst üste savaşlar yaşamış bir toplumdan. yeni sporcu kadınındır! (1 İkinci Kanun 1931. Birinci Kanun 1930). ahlaklı ve disiplinli bir genç nesil yetiştirmenin bir aracı olarak (Gürsoy. Dönemin İtalyası ve Almanyası’nda uygulanan beden terbiyesi politikalarından esinlenen bu yaklaşım esas alınarak. modern giyim-kuşam tarzına sahip. 1998: 4151) spor yapmak dönemin basını aracılığıyla da telkin edilmiştir. Ve milletin vücut kabiliyetini en yüksek hadde çıkarmak için sarf ettiği spor mesaisinde kadınlara da erkekler derecesinde rol ve mevki veriyor. sağlıklı kadınlardan üreyecek sağlıklı ve gürbüz bir neslin önemine inanılmaktadır. Genç Cumhuriyet’in ideal kadını ise başı açık. Bu nesil. Ahmet. İki kadın tipinin tek benzer yönü iyi ahlaklı ve gerektiğinde fedakarlık yapabilecek. örtülerini atmış. yeni ideal kadına vasıl olmak için tabiat ve güneşi bol bol yiyip içmekte olan yeni canlı genç kızlar ki ilk yapılacak şey olarak derhal soyunuyor ve açık havada hemen bir top oyununa başlıyorlar. bedenini gizleyen. Türk Spor Dergisi’nin 1930 tarihindeki bir sayısında bunun bir örneğini görmek mümkündür: Memleket kadınlığının vücudunu sporla takviye etmesi. Bütün Avrupa. Aynı zamanda. Kadınların spora özendirilmeleri sadece estetik ölçütleri geliştirmek anlamında önemli görülmemektedir. Türk Spor Dergisi. çevik. “Yeni Kadını Spor Yaratıyor”. Sporcu kadının bedeni dolayımıyla cinsiyetçi toplumsal değerler. Anonim). arka planda kalmayı kabullenecek olmalarıdır. Onlar Kurtuluş Savaşı’nın kadın kahramanlarıdır. modern sportmen kadın tipi şöyle tasvir edilmektedir: (…) Anlaşılıyor ki yeni kadın spor yapacaktır. (“Kadınlar ve Spor”. Yeni dünya. Kara Fatma gibi. (…) Yalnız sırası gelmişken burada bir noktaya işaret edelim: (Cinsi latifliğin) kuvvetli ve sağlam olayım diye zorlu spor müsabakalarile vücudunun tenasübünü bozarak vücut teşekkülüne sakillik verilmesi doğru mudur? Fikrimizce kadın hafif sporlar yapmalıdır. yeni ve genç Türk ırkının ideal temsilcisi olacaktır.

güreş. yüzme. kadınların en fazla rağbet ettikleri sporların. Anonim. Spor dergilerinde yer alan mayolu. Her alanda olduğu Güz 2009. 1938’de açılacak olan. büyük şehirlerde. Cumhuriyet’in yeni ve seçkin kadınına işaret eder. Otuzlu yıllarda sadece deniz kenarına kurulmuş şehirlerde değil. Çünkü bunlar aynı zamanda. güzelliğini kaybedecektir. dönemin spor basınında da sürülebilir. Sayı:29 . özellikle eğitimli. dövüşen batılı kadınların yer aldığı fotoğrafların altlarına yazılan yazılarda. futbol gibi dayanıklılık ve sertlik gerektiren. hem spor yapılıp hem de sosyalleşilebilecek. orta sınıf kadınların kamusal ve özel alandaki bölünmüşlüğünün ve iki alan arasındaki gerilimlerle baş etme/edememe serüveninin de hikayesidir aynı zamanda. cinsel ilişkiye göndermeler vardır. Kadınlara uygun bulunmayan sporlar ise mukavemet koşuları. deniz kenarında giyilen kıyafetler en çok kadına yakıştırılmaktadır. özellikle de İstanbul ve İzmir’de yaşayan. Dönemin spor dergilerinde erkeklerle güreşen. futbol oynayan kadın. Kadınlar. atlamalar. zarafetini. güneşlenen neredeyse tümü yabancı kökenli kadınlar spor dergilerinin yanı sıra gündelik gazetelerin sayfalarını da işgal eder. Ankara’da. sertleşecek hatta iffetini bile yitirecektir. Atatürk Orman Çiftliği’ndeki Marmara ve Karadeniz havuzlarında yüzen. Türk Spor Dergisi. dönemin spor yazarları tarafından kadına en uygun bulunan sporlardır. saygıdeğerliğini. kürek. rekreatif amaçla spor yapmaya özendirilirlerken. neredeyse onunla cinsel ilişkiye girmekle eşdeğer görülmektedir. Yüzme ve diğer su sporları. görevlerini ihmal etmeden. boş zamanı değerlendirme ve sosyalleşme etkinlikleridir. kasları geliştiren sporlardır. seçkin bir mekan haline gelecektir. özellikle fiziksel temasın daha yoğun olduğu dövüş sporlarında. voleybol. boks. Şenol Cantek – B. Bu gerilimleri izi. Türkiye modernleşmesi. Yarar Dönemin spor dergilerine genel bir bakış. mücadeleye girmek. İstanbul’daki Moda Deniz Kulübü. bisiklet ve atletizm olduğunu göstermektedir. tenis. üst sınıftan Müslüman ve gayrimüslim kadınların favorisidir. Boks yapan. Erkeksileşecek. Su sporları. 10 Haziran 1933). Sporda Kurumsallaşma 1936 yılında Türkiye’deki spor yönetimi açısından önemli değişiklikler yaşanır. Böylelikle kurumun CHP’yle ilişkisi organik bir bağa dönüşür. eskrim. güreşen. TİCİ kendisini fesheder ve yerine Türk Spor Kurumu (TSK) kurulur. bir adım daha ileri gidip.210 F. spor basını aracılığıyla profesyonel düzeyde değilse bile. geleneksel değerlere ve eşlik/annelik vazifelerine sadık kalmaya yönlendirilmektedirler. düzgün vücutlu kadın fotoğrafları. Ayrıca. kadınlara uygun bulmadığı spor dallarını onlara yasaklamıştır (“Kadınlara Hangi Sporlar Yasak?”. Bir erkekle. bir yandan da kadınlık rollerini unutmadan.

hentbol.b. Tenis. basketbol. Bu federasyonlara 1940’da İzcilik Federasyonu da eklenecektir. takla atan. Direktörlüğün başına Tümgeneral Cemil Tahir Taner getirilir. Bu stadyum açılmadan önce.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 211 gibi spor alanında da icra organı gibi hareket eden parti. Örneğin. Beyaz. kararlılık. kolsuz bluzlarıyla koşan. İstanbul Taksim’de 1928’de yapılmıştır. top v. fotoğraflar eşliğinde sıklıkla yer aldığı yıllardır. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . güreş (boks ve halter). eşliğinde gösteriler sergileyen kız öğrencilerin popüler basında. oyun ve eğlence olarak algılanmaması. BTGD’nin kurulmasından hemen sonra mevcut federasyonlar lağvedilir. futbol. voleybol ve diğer branşlar ise tek bir federasyon şemsiyesi altında toplanır: Sportif Oyunlar Federasyonu. dans figürleri yapan genç kızları izlemek halk kitlesi için alışıldık bir pratik değildir. özellikle de gençlerin fiziksel güçlerinin ve yeteneklerinin arttırılmasının üzerinde durulması. 19 Mayıs törenlerinde akrobatik danslar. bisiklet (motosiklet). Federasyonlara kayıtlı kadın sporcu ise bulunmamaktadır. organizasyonları ve tesisleri TSK döneminde sayıca artmıştır. 1938’de Beden Terbiyesi Genel Direktörlüğü (BTGD) kurulur. 19 Mayıs Stadyumu. TSK’nın kuruluşuyla bu konuda yetkili tek organ olur. çember. Onun yerine. TİCİ’nin yerini TSK’nun alması beden terbiyesi konusunda daha fazla girişimde bulunulmasını ve verimli çalışmalar yapılmasını sağlamıştır. 19 Mayıs Stadyumu adıyla açılmıştır. ürkek neslin halefi olacaktır. 15 Aralık 1936’da Ankara’da. zamanla kışlada. atıcılık. sporun ulusal ve uluslar arası boyutta rekabet. su sporları. Spor programları. Danışma kurulu üyeleri arasında Adnan Menderes ve Burhan Felek de vardır. Otuzlu yılların ikinci yarısı ve Kırklı yıllarda. Bunlar atletizm. tüm toplumun. kısa şortları. bu sebeple de elit sporcular yetiştirmeye ve profesyonelliğe önem verilmemesine bağlanabilir. okullarda. savaş sanatına uyarlanarak ülkenin güvenliği ve bekası için kullanıma hazır hale getirilecektir. Sağlıklı nesiller yetiştirme arzusunun bu uygulamaların hedeflerinden olduğunu eklemek gerekir. derneklerde ve benzeri kurumlarda sporu beden terbiyesi ve askerlik pratikleriyle birleştiren uygulamaların hayata geçirilmesini beraberinde getirecektir. Kurucu seçkinlerin söylemlerinde sıkça yer bulan “gürbüz ve yavuz nesil” imparatorluktan devralındığı iddia edilen soluk benizli. kurdela. hareketsiz. savaş yıllarında. ilk 19 Mayıs Şenliği. ilk uluslararası standartlara uygun stadyum. Türk’ün ana vasıflarından olduğu ve potansiyel olarak her Türk gencinde bulunduğu savunulan cesaret. sportif yetenekler ve fedakarlık. Yeni federasyonlar kurulur. fiziksel dayanıklılık. Federasyonların organizasyonundaki özensizlik. dağcılık ve kış sporlarıdır.

ruhsal bir nesne gibi ele alınır. “doğru ruhsal gelişim”in sağlanması içindir ve beden “doğru karakter”in temsilcisidir. militer. Halkevlerinde genç kızlar için spor faaliyetleri. aynı zamanda makine gibi çalışan. Şenol Cantek – B. Bu anlamda spor. Spor erkekleri kahvehanelerden. Yarar Siyasal alanda ağırlaşan milliyetçi yaklaşımın. azimli. fedakar ve sporcu Türk genç kızdır. daha önce önem verilen jimnastik sporunun yerini atletizme bırakması anlamına gelmektedir. Sayı:29 . makyajsız ve sade bir tarza bürünmeleri talep edilmeye başlanır. spor alanında milliyetçi. Bu dönemde sporun ethosunun dönüştüğünü söyleyebiliriz. Makine imgesine dönüşen bedenin. idealleştirilen ya da kültleştirilen beden. Aynı dönemde Halkevlerinin Spor Şubeleri’nin faaliyetleri de önem kazanır. Milliyetçi yaklaşım çerçevesinde istenen. 1940’larda voleybol dalında okullar arası müsabakaların başlaması söz konusu olmuştur. disiplinli. Buna bağlı olarak kadınların yaptığı spor dalları arasında ilk sıralarda yerini alır atletizm. spor basınındaki bu tarzda yazıların yerini bir sessizliğe bıraktığını da belirtmeliyiz. kızları ise sinemalardan ve komşu evlere kapanmaktan kurtaracaktır. Bunun yanı sıra kız okullarında öncelikle voleybol ve yer yer basketbolun önem kazanmaya başlaması da söz konusu olmuştur. Ancak bu dalların palazlanıp örgütlü bir biçim alması özellikle özel Güz 2009. askeri nizam altında işleyişinin temsil edildiği en önemli yer jimnastik ya da idman şenlikleridir. esas olarak genç erkek bedenidir ve sadece fiziksel değil. sadece sağlıklı değil. bireysel sporların ve özellikle jimnastik ya da atletizm sporlarının kitlesel olarak yaygınlaşması veya en azından eğitim süreci içinde genç neslin yetişmesinde etkin bir yöntem olarak yaygın biçimde kullanılmasıdır. Kadınların mutlaka spor yapmaları gerektiğine dair söylemlerin etkisini kaybettiği. Spor politikaları açısından bu. Ayrıca. Özellikle 1930’ların ikinci yarısında milliyetçi söylemin Batı’da yükselen otoriter rejimlerin de etkisiyle daha şoven-militer bir tona bürünmeye başladığı da belirtilmelidir. vefakar. kır koşuları düzenlenir. genç asker-yurttaşların yetiştirilmesi içindir. Bu biraz da seçkin sınıflar arasında yaygınlaşmış olan “modern kadın” imgesine karşı geliştirilmiş bir tepki olabilir.212 F. Bu dönemde kadınlardan sadece spor yapmaları değil. 1930’ların sonları ve 1940’lar döneminde yükselen spor dalı atletizmdir. Atletizm özellikle devletin teşvik ettiği bir sportif faaliyettir. Spor Postası’nda yazan Mübeccel Hüsamettin’e göre. modernliğin yarattığı iki farklı kadınlık hali ve imgesi arasında (modern ve aktif olan karşı) “inkılap”a uygun olan sade. Spor yapmak gençliği “zehirli eğlencelerden” kurtarmanın en önemli aracı olarak tarif edilmektedir (4 Mayıs 1935). hatta yer yer ırkçı söylemlerin güçlenmesi biçimini aldığını görüyoruz. Burada fetişleştirilen. Bedensel faaliyet. Her ne kadar esas fetiş nesnesi erkek bedeni ise de bütün bu milliyetçi söylem için kadın bedeni de önemli bir temsil aracıdır.

Yani ağırlığını futbolun oluşturduğu bir içerikle hazırlanan spor sayfalarına sahip ulusal. Spor haberleri magazin dedikoduları ve Hollywood film yıldızlarının erotik sayılabilecek fotoğraflarıyla süslenmeye başlar. bugünkü halini alır. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Basın sektöründe dönemin önemli olayı. çok satan. renkli bir gazete olmak iddiasıyla yayın hayatına girer. Buna paralel olarak basında okul sporlarına ve farklı spor dallarına ayrılan yer de azalır. spor basını. Hatta. Hürriyet’in spor sayfalarında ise 1949’dan itibaren ilginç bir eğilim ortaya çıkar. Spor basınının giderek futbola odaklanıyor olması. Hürriyet Gazetesi’nin çıkmaya başlamasıdır. spor dergilerinin okuyucu kitlesi olarak erkekleri hedeflemeye başladığı izlenimini yaratmaktadır. atlet Üner Teoman da katılmıştır. Hürriyet. bu fotoğraflardaki şortlu. Futbol ağırlıklı spor dergilerinin ilk örnekleri arasında 1948-49 yıllarında çıkan Gol Spor. fotoğraf altı yazılardaki ifadelerle de cinsel arzu yaratılmaya çalışılmaktadır. 1948’de yapılan Londra Olimpiyat Oyunları’na kalabalık bir muhabir ekibi gönderen ve müsabakalarda Türkiye’nin aldığı başarılı sonuçları. gazetenin yayın politikasını magazin ve spor gibi.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 213 kulüplerde kadın voleybol ve daha sonra basketbol takımlarının oluşturulması. yerli kadın sporcuların müsabakalar sırasında çekilmiş fotoğrafları yayınlanarak. Dolayısıyla kadınların en fazla faaliyet gösterdiği okul sporlarına spor basını kapılarını yavaş yavaş kapatmaktadır. Spor gibi dergiler de bulunmaktadır. liglerin gelişmesi ve uluslararası müsabakaların başlaması sonucunda 1950’lerin sonu ve 1960’lar dönemine rastlar. Spor Aktüalite. bol görsel malzeme eşliğinde günü gününe duyuran gazete. Bunları takiben yayın hayatına giren spor dergilerinin ömürlerinin hep kısa olması da dikkat çekici bir gelişmedir. Bu olimpiyat oyunlarına ilk kez bir Türk kadını. 1940’ların sonunda mevcut spor dergilerinin pek çoğu kapanır. Bu yeni eğilim ile kadınlara dönük spor haberlerinin göreli olarak azalması arasında bir ilişki kurulabilir. atletli bedenler sergilenmekte. 1967 yılında çıkan Fotospor sayılabilir. Daha geniş bir çerçeveden yorumlayacak olursak basında giderek Cumhuriyet ideolojisinin ve modernleşmeci yaklaşımın yerini daha ticari ve eril bir bakış açısına bırakmaya başladığı yorumu getirilebilir. İlk defa bu dönemde futbol ağırlıklı dergiler çıkar. Bütün bunlar yukarda ileri sürdüğümüz iddiayı destekleyen gelişmelerdir. kitlelere cazip gelen konular üzerine yoğunlaşmaya yöneltir. Hürriyet gibi gazetelerin futbola verdiği önemle de beslenerek. Popülerlik ve yüksek tiraj arayışı. rakipleri arasından sıyrılır. Bunun dışında 1970’lere kadar doğrudan futbolu çağrıştırmayan başlıklarla çıkan Türkiye Spor Gazetesi. Tüm bunlara bağlı olarak spor yapan kadınlarla ilgili haberlerin de azalması söz konusu olmuştur. popüler gazeteler.

Ellilerin önemli bir diğer gelişmesi de. Batıda feminizmin yükselişe geçtiği bu dönemde. kadınlar sporla uğraşmaya devam etmişler ve özellikle kulüplerin desteğiyle faaliyet alanlarını genişletmişlerdir. Bu sebeplerle DP yönetimi kitleleri cezbeden sporlara özellikle önem vermiştir. Kadınların spor alanına ve uluslararası spor müsabakalarına katılımı eskisi kadar kurumsal destek görmemişse de. Öte yandan. Yarar Tek partinin içinden çıkan yeni iktidar ve sporun “halka inmesi” Ellili yılların en önemli özelliği 1945’te iktidara gelen Demokrat Parti (DP) ile birlikte tek parti idaresinden çok partili rejime geçişe sahne olmasıdır. Spor Toto’nun kurulması ve futbolda profesyonelliğin kabulü. Menderes. aynı zamanda kadının özgürleşmesinin ve haklarının peşine düşmesinin hakim eril düzeni sarsacağı endişesi ile kadına “asıl görevleri”ni. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tüm dünyada kadınların kamusal alanda (zorunluluktan da olsa) daha fazla görünür olmaları. Türkiye’de de bu gelişmeler karşısında duyulan endişe. Sayı:29 . 1950’li yıllarda DP’nin genel liberalleşme eğilimi doğrultusunda. popüler basından takip edilebilir. DP’nin lideri ve Başbakan Adnan Menderes’in popülist siyaseti. spor konusunda bilgili ve ilgilidir. 1983: s. 1950’ler dönemi kadınların örgütlü spora elit sporcu olarak katılımlarının göreli olarak arttığı bir dönemdir. Yüksek tirajlı. kadının özgürleşmesi ve eşitlik talepleri üzerine temellenen kadın hareketinin ivme kazanması. kadının her alanda olduğu gibi. yukarıda sözü edildiği gibi. kadınların fizyolojik olarak erkeklerden daha güçlü olduğunu belirten bir yazı Hürriyet’in sayfalarında yer almıştır örneğin (“Erkekler Niçin Kadınlara Gıpta Güz 2009. spor alanında da daha aktif hale gelmesini sağlamıştır. popüler bir gazete olan Hürriyet kadının özgürleşmesi konusunda erkek egemen toplumun içine düştüğü ikilemi yansıtmaktadır. kadınların spora katılımı açısından asla 1920’lerde ve 1930’ların ilk döneminde görülen özendirici ve harekete geçirici yaklaşımdan söz edilemez. Şenol Cantek – B. DP iktidarı döneminde spor devletten önemli ölçüde yardım almıştır. “halka itibarını iade etmek” gibi iddialar taşımaktadır. BTGM’nin Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmasıdır (Atabeyoğlu. Bunların başında futbol gelir. Batı’da ortaya atılan ve bilimsel kanıtlara dayandırılmaya çalışılan bir iddiaya göre. Buna karşın. spor alanında da liberal bir politika ve söyleme geri dönüş yapılmış olsa bile. “halka inmek”.214 F. geleneğin ve dinin dayattığı ahlaka sahip çıkılması gerektiğini anımsatan bir söylem de paralel olarak yükselişe geçmiştir. az çok Türkiye’de de etkisini göstermiştir. etkileri sonra da hissedilecek önemli gelişmelerdir. 1938’de kurulan BTGD’nin danışma kurulu üyesi olması sıfatıyla. Bu gelişmeler. 2194-2195). Spor Toto’dan elde edilen gelir. Türkiye’de spor tesislerinin kurulması için fırsat yaratmıştır.

amaçları/öncelikleri belirlenen. kadınların sosyal alanda ve spor yaşamında artan varlıklarına paralel bir gelişme olmakla birlikte. Nitekim. diğer yandan Batı’da bu açıdan yaşanan gelişmelerin tedirginlikle izlendiği anlaşılmaktadır. Bir yandan bu bakımından Türkiye’nin hep geride kaldığından şikayet edilirken. 6 Temmuz 1951). Batı spor alanında genel olarak örnek gösterilen ve hep gerisinde kaldığımız bir gelişmişlik çizgisini temsil etmektedir. bu ancak bir dejenerelik olur. Bu. Batı medeniyetinde kadınların toplumsal hayata ve spor alanına katılımına yaklaşım da çelişkilidir. tiraj arttırmaya yönelik yayın politikası gereği. 23 Mayıs 1951). İçinde bulunduğumuz yıllarda kadının bağımsızlığı ileri sürülmektedir. bedeni ile ilişkisinde yalnız bırakılmak istenmemektedir.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 215 Etmeli? Zayıf Cins Kuvvetli Cins Hangisi?”. 1950’li yıllarda kadınların spora katılımları ile ilgili söylem ve kadınların spor alanındaki faaliyetlerini basına yansıtan görüntüler. birkaç ay sonra aynı konuda tam tersi bir iddiayla ortaya çıkacaktır. Halbuki bu daha ziyade evlilik ve aile bağlarından sıyrılmaya çığır açan bir hezeyandır” denmektedir ( Hürriyet. Şevket Dilmaç imzalı bu metinde. Sportif faaliyetlerde başarı gösteren kadınların basına daha sık konu olması yukarıda da belirttiğimiz gibi bu söylemsel kaymanın bir uzantısı olduğu kadar. Örneğin kadınların Batı’da güreş ve futbol gibi annelik rollerine ve güzelliklerine zarar verebilecek sporlarla uğraşmaya başlamış olmalarını tedirginlikle aktaran bir yazıya 1953 yılında yine Hürriyet’te rastlanmaktadır (6 Mart. Türkiye’de ve Batı’da kadınların toplumsal hayata katılımı konusunda yaşanan gelişmeleri hem gıpta ile hem de tedirginlikle karşılayan bir “paranoyak” yaklaşım temelinde kurgulanmıştır. yani kadınların erkekleşmesi hiçbir zaman ve hiçbir veçhile tabii. yüzme. saf ve yüksek bir medeniyetin mahsulü değildir. bu tür ajitatif ve magazinel nitelikli haberler aracılığıyla. gerçekliği sorgulanamaz hale gelmiş önyargıları tersyüz edermiş gibi yaparak. “Emenasipasyon. kuralları koyulan bir ilişkidir. okuyucunun dikkatini çekmeye çalışmaktadır. Popüler gazetelerin bir örneği olarak Hürriyet. sporun örgütlülüğünün ve kadınların spora katılımlarının artmasıyla da İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Branşlar. vücudu deforme etmeyecek branşlardır. Spor yapan kadınlar için de aynı denetim ve yönlendirme mekanizması söz konusudur. Kadınların toplumsal yaşama katılımının hem övgüyle hem de tedirginlikle karşılanmasına paralel olarak. erkekler tarafından sınırları çizilen. 1953). genel olarak egemen söylemdeki bir kaymanın da varlığına işaret eder görünmektedir. tenis. Kadın sporcuların hangi branşlarda. Sportif faaliyetlerden uzaklaşılması ise nişanlılık/evlilik ve/veya çocuk sahibi olunması sebebiyle olmaktadır. Kadın. Bu ilişki. atletizm gibi “kadına yakıştığı” düşünülen. Hürriyet. ne kadar süreyle çalışılacakları erkekler tarafından tayin edilmektedir.

Yarar ilintilidir. 1950’lerde önem sırasına göre voleybol ve basketbol gibi takım sporlarının giderek canlandığını görüyoruz. modern sporların tarihi özellikle devletin toplumla kurduğu ilişkilerde yaşanan dönüşümlerin de izlerini taşır. Türkiye tarihi çerçevesinde bakıldığında. 1952 Helsinki ve 1956 Melburn olimpiyat oyunlarına gönderilecek kadın sporcu bulunamaması ilgi çekicidir. Sporda modernleşmenin en önemli göstergesi. Üner Teoman Uysal’ın 1948’deki deneyiminin ardından. Örneğin erken Cumhuriyet döneminde yetersiz sayıda ve nitelikte olan nüfusun hem tıbben hem de Güz 2009. Örneğin 1954’te voleybolda ilk kadın kulüp takımı Fenerbahçe bünyesinde kurulmuştur. Bunun sebeplerinden biri. Şenol Cantek – B. Sayı:29 . sporun halkın ve bireyin bedensel ve ruhsal eğitiminin bir parçası olarak görülmeye başlamasıdır. partinin sözde liberalliğine rağmen. modernleşme projesi kapsamında kadınların toplumsal hayatın her alanına katılmalarını teşvik eden siyasanın Demokrat Parti döneminde değerini kaybetmesi. modern sporların bu iki boyutuyla ilişkili iki dinamik temelinde geliştiği söylenebilir. iktisat. kadın sporcuların kayda değer başarılarından söz edilemez. toplumun her alanına muhafazakarlığın hakim olması da diğer bir sebep olarak görülebilir. yani halkın yeni bir düzenleme ile yönetilmesini mümkün kılan tekniklerden biridir. Sonuç Ülkemizde modern sporların ortaya çıkışı. Öte yandan spor devlet açısından toplumsal bedeni. kadın sporcuların başarı veya başarısızlıklarının bir ulusal simge olarak dillendirilmesine sebep olan bir gelişmedir. daha önceki başarısız iki denemenin hayal kırıklığı yaratması olabilir. Örneğin bu bağlamda Avrupa basınında Türk sporcu kadınların yer alması veya başarısından bahsedilmesi gurur vesilesi olmaktadır. Erken Cumhuriyet döneminde. Bu dönemde. 1957 yılında Gül Çıray ve Aycan Önel’in İngiltere Atletizm Federasyonunun kadınlar arası şampiyonasına katılması ve İngiliz basınında Gül Çıray’a yer verilmesi önemli bir haber olarak yer almaktadır basında. Bu. 1950’lerin sonlarında kadınları katıldığı spor dallarında başta atletizm ve voleybol olmak üzere giderek uluslararasılaşma söz konusudur. modern yönetim zihniyetinin gelişimi ve modernleşme süreci ile iç içe geçen bir olgudur. Spor yeni seçkinlerin kendileri ve bedenleriyle kurdukları yeni etiğin ve yaşam tarzının bir parçasıdır.216 F. tıp gibi pek çok alanda üretilen bilgi ve siyasalarla ilişki içinde ele alınır. Buna göre. Bu anlamda nüfus bilimleri. Okullar arası müsabakalarda bu spor branşları eskiye oranla daha da öne çıkmaktadır.

spor alanında da.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 217 ahlaken daha yüksek seciyede yetiştirilmesinin önemli bir aracı olarak görülür spor. sağlıklı annelerin yetişmesi için en kestirme yoldur. kişisel gelişimi için spor yapmasına İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Futbol temalı dergilerin çıkmaya başlaması ve ulusal. hem de milli vazife olarak bu alanda faaliyet göstermeye çağırılırlar. Bu iki dinamikle ilişkili olarak bakıldığında spor cinsiyetsiz bir alan gibi görülebilir. geleneksel cinsiyet rollerinden uzaklaşması adına cinsiyetsizleştirme politikalarıyla. kadınların dahil edildiği ve hatta çağırıldığı bir alandır. henüz kadınların futbol alanında bir varlık gösteremediği Türkiye’de. dünya konjonktürünün de etkisiyle. kadınların kamusal alana çıkmalarını sağlayan bir faaliyet olarak spora katılımlarının belirli şartlara bağlandığı. yeniden cinsiyetlendirme girişimleri birlikte işler. spor örgütlenmesi de partiye bağlanmış ve her vatandaşın spor yapması. zevkleri. Ellilerle değişmeye başlamıştır. Ancak daha derinlemesine incelendiğinde. 1928-1960 arası spor basını incelendiğinde. başka birçok alanda da halka rehberlik etmesi beklenen gazeteler kullanılmıştır. Hürriyet gazetesi ile başladığı iddia edilebilir. Sonuç olarak. kadın sporculara ve onların faaliyetlerine verilen yer çok azalır. Belirli sınıftan kadınların dahil olduğu veya belirli bir vatandaşlık görevi olarak yapılan bir faaliyet olarak spor. devlet idaresinin her alanında gözlenen liberalleşme eğilimi spor örgütlerinin de liberal ilkelere göre yönetilmesini beraberinde getirir. Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinden sonra. magazinel boyutu varsa basında yer alır. kadının kendi tercihleri. spor basınında magazinelleşmenin bu dönemde. Modernleşmeci erkeklerin bir milli görev olarak kadınlara biçtikleri toplumsal rol. Kırkların sonuna kadar süren bu durum. dönemin spor basını takip edilerek görülebilir. Kadınların spora teşvik edilmesi için tek parti döneminde. Yirmiler ve Otuzların modernleşmeci zihniyetinin yerini. spor basınında bu yeni anlayışın izlerini sürmek mümkündür. tıpkı yine erken dönem milliyetçi seçkinlerin kadına dair egemen söylemlerinde olduğu gibi. ulusa sağlıklı evlatlar yetiştirecek sağlıklı anneler olmaktır. Siyasal ve örgütsel yaşamdaki bu dönüşümler spor basınında da yankı bulur. Spor. egemen milliyetçi söylem içinde militer tonun ağırlık kazanması söz konusu olmuştur. Otuzların ikinci yarısında. Buna bağlı olarak. Parti ile devletin özdeşleşmiş olduğu bu dönemde. Kadın sporcular ile ilgili haberler. Kadınlar spor alanında hem yeni seçkinler olarak var olurlar. ticari mantığın almaya başladığı. yüksek tirajlı gazetelerin spor sayfalarının futbol ağırlıklı olarak hazırlanması kitle sporları aracılığıyla kitlesel bir ilgi yakalanmaya çalışıldığının da göstergesidir. beden terbiyesi politikasının bir parçası olarak zorunluluğa dönüşmüştür. Özellikle Hürriyet’in spor sayfaları incelendiğinde. Ağırlık futbola verilince.

N. Ed. İstanbul. Fişek. İstanbul. Halkevleri: İdeoloji ve Mimarlık. 1948-1960 Güz 2009. Erken Cumhuriyet’te Beden Terbiyesi ve Spor. Şenol Cantek. özellikle eril modernleşme perspektifinin toplumsal cinsiyete ilişkin normları nasıl eklemlediğine bağlı olarak değişim arzetmektedir. Funda (2009). Kurthan (1983). Cem (1983). Yiğit (2004). kadının bireyselliğini öne çıkaran. Kurthan (1980). Cilt: 8-9. “Türkiye’de Sporun Gelişimi”. Yeşilkaya. 1945-1947 Hürriyet Gazetesi. İstanbul. A. Şenol Cantek – B. Fişek. İstanbul. Spor Yönetimi. Roman. Atay. Cilt 9. zinde ve özgüvenli kadın idealinden söz edilmekte. U. Süreli Yayınlar Spor Alemi. İstanbul. güzellik”. Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı. Çev. gençlik. İstanbul. 1937-1941 ve 1948-1949 Beden Terbiyesi ve Spor. Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi. SBF Yayını. 1942-1945 Havacılık ve Spor. 1929-1934 Spor Postası.Tanyeli. Cumhuriyet Ansiklopedisi. KAYNAKÇA Akın. N.Tanrıöver.Ü. İstanbul.218 F. İletişim Yayınları. Sayı:29 . “Sağlık. Gürsoy. Ankara. İstanbul. İletişim Yayınları. Cinselliğin Tarihi. Falih Rıfkı (1964). İletişim Yayınları. annelik ve eşlik vazifelerini aksatacağı düşünülen etkinliklere. H. Bir yandan. Varlık Yayınevi. 1936 Gol Spor. Ayrıntı. Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce: Dönemler ve Zihniyetler. diğer yandan. Yarar ihtiyatla yaklaşıldığı görülmektedir. 1929 Türk Spor. İletişim Yayınları. Bu çelişkiler. (1998). Michel (2003). batılı kadın gibi zarif. “Türkiye’de Spor”. “Modernizmin Vaad Edilmiş Cennetinin Kapısında İki Ülke: Finlandiya ve Türkiye”. Gürbüz ve Yağız Evlatlar. İletişim Yayınları. Atabeyoğlu. 1934-1937 Yeni Hayat. (1999). özellikle de sportif etkinliklere katılması yerinde bulunmamaktadır. Dönemi Türkiye Foucault. Üç Kuşak Cumhuriyet. yaptığımız analizin de gösterdiği gibi.

Tartışma. Renkli grafik. 7.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. 6. adresler. Sayfa yapısı soldan 4. Özetlere Türkçe ve İngilizce anahtar kelimeler eklenmelidir. yazılarında bazı düzeltmeler yapmaları istenebilir. 11. Makalelerin 150-200 sözcük civarında İngilizce ve Türkçe özetleri de yazıyla birlikte gönderilmelidir. Dergiye gönderilen makaleler başka bir yerde yayınlanmamış veya değerlendirmeye alınmamış olmalıdır. şekil ve tablo kullanılmamalıdır. Makalelerin kaynakça ile birlikte 20 sayfayı geçmemesi tavsiye edilir. Abstract. 10. Dergiye gönderilen makaleler 2 basılı ve 1 dijital kopya olmalı ve “İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Bişkek Caddesi 81. Ana Metin. Sonuç ve Kaynakça. Giriş. 7(2). 3. Yazılı kopyalar hakeme isimsiz gönderileceği için makalenin iç sayfalarında değil. Bu bilgiler makaleye ait kapakta bulunmamalıdır. makaleye iliştirilecek kapak sayfasında yer almalıdır. sadece yazıda gönderme yapılan kaynaklara yer verilmeli ve yazar soyadına göre alfabetik sıralama izlenmelidir. Yasal ve etik her türlü sorumluluk makale yazarlarına aittir. Yazının yayımlanması konusunda son karar yayın kuruluna aittir. Hakem raporları doğrultusunda yazarlardan. Makalelerde yazı tipi “Times New Roman 12 punto” ve satır aralığı “1. Makaleye ilişkin raporlar ve makale metni makale yazarına iade edilmez. Anahtar Sözcükler. 9. Aynı yılda yapılan çalışmalar İletişim 2003/18 .Sokak No:9 06510 Emek/Ankara” adresine posta yoluyla gönderilmelidir. diğer taraflardan 3 cm boşluk bırakılmalıdır. Kaynakların Düzenlenmesi 1. Bulgular.5 satır” olmalıdır. 2. e-mail ve telefonları bulunmalıdır. Makaleyi Hakemlerden birisi yayınlanmasına ikincisi yayınlanmamasına karar verdiği takdirde makale üçüncü bir hakeme gönderilir. Gönderilen basılı kopyalarda kapak sayfası olmalı. Makalenin düzeltilmeden yayınlanmasına veya yayınlanmamasına karar verilebilir. 4. Özet. kapak sayfasında yazar ismi ya da isimleri.Bir yazarın birden çok çalışması kaynakçada yer alacaksa yayın tarihine göre eskiden yeniye doğru bir sıralama yapılmalıdır. Yöntem. Key Words.Kaynakçada. Basılı kopyalar A4 boyutunda dijital kopyalar “Word” formatında olmalıdır. Yabancı Dildeki Başlık. Çalışmalarda şu sıranın takip edilmesi uygun olacaktır: Başlık. 237- Yazı Teslim Kuralları 1. 8. 5. 2.

Kaynakça örnekleri: Tek Yazarlı Dergide Makale Varis. Sayı 2 . 34(1). (Erişim: 12 Mayıs 2005) Türkiye İstatistik Kurumu (2001) Zenginlik indeksleri. (Lazersfeld vd. http://www. (Hemdi. Kaynakça ve Alıntı Kuralları Metin içi kaynak örnekleri: (Duran. (Tas. Editörlü Kitapta Bölüm Schramm. London: Colombia University Press.org/hra. “c.htm. Beverly Hills.).. (2). Tek Yazarlı Kitap McQuail. P F.95-134.dnr. İstanbul: İletişim. M Zıllıoğlu (Çev.htm. W (1992) Haberleşme Nasıl İşler. Business Journal.. İstanbul: Derya Yayınları.11-12. Berolson. L (1971) The New Rhetoric. Notre Dame: University of Notre Dame Pres. 2003). (Vert ve Hale. 2 Mayıs 1999) Mel. İnternet Elçi. D (1987) Mass Communication Theory: An Introduction. 2001) Günay’a göre (2005). Cilt 7. Journal of Communication. Ünsal Oskay (Der. T (1984) International Flow of TV Programmes. 2005: 16).220 için “a”. Kitle Haberleşme Teorilerine Giriş.trkist. “b”. C ve Olbrechts-Tyteca. A ve Mattelart M (1995) İletişim Kuramları Tarihi. İkiden Çok Yazarlı Kitap Lazarsfeld. The Public Opinion Quarterly.). s. s. (Erişim: 1 Mart 2002) Bahar 2009. CA: Sage Pulication Inc.tr/hra. O (1991) Futbol. s. Kimy. 1944: 23). M E ve Shaw D L (1972) The Agenda-Setting Function of Mass Media. İki Yazarlı Kitap Perelman.176-187. 2005: 71). (Erişim: EBSCO Masterfile database. s. Çeviri Kitap Mattelart. B ve Gaudet. 2004. 36. H (2005) Vücudun dili olmaz.143-152. İki Yazarlı Dergide Makale McCombs.” ibareleri kullanılmalıdır ve bunlar metin içinde yapılan göndermelerde de aynı olmalıdır. http://www. H (1944) The People Choice.

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->