Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009, 7(2), 237-

Gazi Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi

Güz 2009, Sayı : 29 Autumn 2009, Number: 29

ĠletiĢim 2003/18

G. Ü. Ġ. F. Adına Sahibi Sorumlu Yazı ĠĢleri Müdürü Editör Cengiz ANIK

Rıza AYHAN M. Naci BOSTANCI Editör Yardımcıları Umur IġIK AyĢe Gül SONCU Hasan TOPBAġ Ç. Murat HAZAR Cem YAġIN
Yeditepe Üniversitesi YaĢar Üniversitesi Erciyes Üniversitesi Gazi Üniversitesi Arel Üniversitesi Gazi Üniversitesi Erciyes Üniversitesi Galatasaray Üniversitesi Yeditepe Üniversitesi Gazi Üniversitesi Atatürk Üniversitesi Ġstanbul Üniversitesi Gazi Üniversitesi Erciyes Üniversitesi Akdeniz Üniversitesi Selçuk Üniversitesi Ankara Üniversitesi Gazi Üniversitesi Gazi Üniversitesi Fırat Üniversitesi

Yayın Kurulu Zülfikar DAMLAPINAR Sirel GÖLÖNÜ DanıĢma Kurulu
Suat ANAR Ümit ATABEK Bilal ARIK Burhan AYKAÇ Aysel AZĠZ Hasan BACANLI Hamza ÇAKIR Dilruba ÇATALBAġ Yusuf DEVRAN Ġhsan ERDOĞAN Fatma GEÇĠKLĠ Suat GEZGĠN Nilgün GÜRKAN Metin IġIK Süleman ĠRVAN Ahmet KALENDER KurtuluĢ KAYALI Ersin ÖZARSLAN Serdar ULUKAN Mustafa YAĞBASAN

ISSN: 1302-146x Copyright © Gazi Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi. Tüm hakları saklıdır Yayın ve Türü: Yılda iki kez basılan hakemli, yaygın, süreli bir dergidir. Yönetim Merkezi ve Adresi: Gazi Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi, 06510 Emek, Ankara Tel: 90 312 212 6495 Fax: 0 312 212 1832 e-mail: iletisimdergisi@gazi.edu.tr Basım yeri: Gazi Üniversitesi ĠletiĢim Fakültesi Basımevi, Emek, Ankara.

TÜBĠTAK/ULAKBĠM SBVT tarafından taranmakta ve dizinlenmektedir.

İÇİNDEKİLER ZÜLFİKAR DAMLAPINAR İletişim Bilimini Rousseau‟dan Okumak: „Kötü‟ Yanlarımızın Sonucu mu. Bugünü ve Geleceğine İlişkin Bir Değerlendirme / 133 An Analysis of Yesterday. Today and Tomorrow of Public Relations Studies ERDEM TAŞDEMİR Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler / 149 Leaders and Managers in Community Management .Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri / 81 Media and Politics Relation in News Discourse: 29 March 2009 Local Elections MERİH TAŞKAYA 1980‟lerden 2000‟lere Türk Sinemasında Ürün Yerleştirme Uygulamalarında Görülen Nicel Değişim / 103 The Quantitative Changes in Product Placement Practices in Turkish Cinema Since 1980s To 2000s AYHAN BİBER Halkla İlişkiler Çalışmalarının Dünü. „İyi‟ Yanlarımızın Katkısı mı? / 1 Reading Communication Science From Rousseau: Is it the Result of Our „Bad‟ Sides? or the Contribution of Our „Good‟ Sides? DİLEK GÜRKAN Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması / 23 Financial problems of newspaper organizations and a financial analysis practice GÜLCAN IŞIK – ÜLKÜ AYŞE OĞUZHAN BÖREKÇI Siyasetçi-Medya İlişkileri Bağlamında Bir İnceleme: “Deniz Feneri Örneği” / 53 A Survey in the context of Politicians-Media Relations: The Example of Deniz Feneri ABDULKADİR GÖLCÜ Haber Söyleminde Medya.

BETÜL YARAR Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) / 201 Women and Sport in the Journals and Newspapers of the Early Republican Period (1928-1960) .UMUR IŞIK – KONUR ALP KOZ Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: İnternet Haberciliği Üzerine Bir İnceleme / 167 “Click commerce” based on sexuality: An Analysis on Internet Journalism BORA ATAMAN What is „Empowering‟ and Who The „Users‟ are in The New Media / 189 Yeni Medyada “Kullanıcının Gücü” FUNDA ŞENOL CANTEK .

kaostan tanrıça Gaia. sağaltım iĢi ile yükümlü. mevsimler. volkanları. bilim. deniz. mantığı ve iĢtigal alanı. ölümü. Bilim insanının karakteri. kehanet üstadı.bir „özne‟nin eseri olduğuna göre. izleyen satırlardaki makaleler kadar önem arz eden bir niteliğe zaman içinde kavuĢacaktır. sanattan ya da estetikten anlayan. . Demek ki olup biten her Ģeyden sorumlu bir özne bulunmaktadır ve onların bazıları bir yandan kaosu. „Özne‟ye iliĢkin en çekici tahkiyeler de hiç kuĢkusuz ki. ĠletiĢim biliminin karakteri. mantığı ve iĢtigal alanı. (2) erdemini ve (3) masumiyetini gösteren parametreler olmalıdır. Bilimsel Serüven: Kaostan Düzenliliğe Olup biten hemen her Ģey. yeraltını yöneten Tartaros ve eĢsiz güzellikteki Eros‟un var olduğu öykülenmektedir. kaçınılmaz olarak. dağlar ve denizlerle birlikte gökyüzü tanrısı Uranus‟u yaratmıĢ ve daha sonra onunla evlenmiĢtir. fırtınaları ve pek çok doğal afet ve felaketleri de yöneten öznelerdir. depremleri. akademik bir metni metodoloji karakterize etmektedir ama. bereket. Grek mitolojilerinin birinde. akademik metnin bilimselliğinin ölçütü. dağ. Bir önceki sayıda da kısmen değinildiği gibi. eninde sonunda -mutlak ya da mümkün. bilimin serüveni ile örtüĢmektedir. Metodolojik bir kalıp içermek zorunda olmadığı için akademik kariyer amacıyla kullanılmayacaktır ama. ĢimĢekler. Yani. Bu evlilikten devler ve ucube kykloplarla birlikte diğer pek çok evlat dünyaya gelmiĢtir. önce bilimin karakterine bakmak gerekmektedir. Dergi‟mizin bu sayfalarında üç konunun sorunsallaĢtırılması amaçlanmaktadır: Bilimin karakteri. „özne‟nin serüveni zorunlu olarak. mitolojik metinlerde dile getirilmektedir. bilim insanı ve hususen iletiĢim bilimi gibi konuları gündeme taĢımaya devam ediyoruz. metodolojiyi uygulayan „özne‟ ortaya koymaktadır. doğumu yaratan pek çok tanrılar ve tanrıçalar var olmuĢtur. Böylece yağmur. konu duayeni. aĢkı. savaĢ ya da avdan sorumlu. bu sayfalar. ırmak ve doğadaki tüm olaylarla atmosferi yöneten tanrı ve tanrıçaların yanı sıra. umut edilmektedir ki. çok değerli üsdatlarımızın katkılarıyla. Bununla birlikte. Bu da bilim insanının deontolojisini gündeme getirmektedir. akademik metni metodoloji değil. KuĢkusuz ki bunlar aynı zamanda.‘S U N U ġ’ KAOSTAN DÜZENLĠLĠĞE BĠLĠMSEL SERÜVEN VE ĠLETĠġĠM BĠLĠMĠ „SunuĢ‟a tahsis edilen bu sayfaların „müzakere‟ amacıyla kullanılabileceği tasarlandığı için. bilim insanının (1) tarafsızlığını. tufanları. Gaia. Demek ki. yıldırımlar. mantığı ve iĢtigal alanı.

mevsimleri. güçlüsü. öte yandan diğer bazıları da düzeni. bedenindeki tüylerden ağaç ve diğer bitkiler. Kaos. huzuru. usül ve güzergaha uygun olmamakla birlikte. karmaĢayı körüklerken. diğer yarısından yeryüzünü yaratır. Bu büyülü mitolojik öykülerden bir miktar esinlenmiĢ olsa gerek -nitekim mitoloji. düzenliliğe. anlayıĢlısı ve en iyi sihir bilenidir. Evrene istikrar ve huzur getirir. Damkina ile evlenir ve en yetenekli tanrı Marduk‟u dünyaya getirir. tüm evreni tehdit eder. sukuneti tesis etmek için çabalamaktadır. döllenmiĢ yumurtanın rahme asılması tümüyle kaotik. yumurtanın hafif kısmını göklere yükselterek Yang‟ı. Demek ki günümüzde Ģu veya bu biçimde kimi misyonlar (patolojik olanın . doğum esnasında bebeğin feryadının. Babil mitolojilerinin birinde de. Her toplum hatta topluluğun buna benzer varoluĢ hikayeleri vardır ve hemen hepsinde kaostan bir çıkıĢ serüveni öykülenmektedir. gündüzü. yani hiçbir hesap ve iĢleme. içinden doğduğu kaosu. Spermin hareketleri. nefesinden bulutlar ve rüzgar. bu türden yaradılıĢ momentleri vardır. kemiklerinden kayalar ve kıymetli madenler. Hatta mutlak bir baĢarı elde edememiĢ olsa bile ana tanrıça Gaia‟nın varoluĢ gerekçesi bile. yumurtayı bulması. güney ve kuzeydeki dağlar. tanrı ve tanrıçaların bulanık su ile sisten doğduğu belirtilmektedir. batı. istikrara ve iĢlerliğe kavuĢturulmaktadır. Tiamat ve Mumnu‟yu burnundan iple bağlayarak esir eder. tuvalet alıĢkanlığı edinmesinin ve özellikle memeden ayrılmasının. Tanrılara isyan edilmesi için herkesi tahrik edip duran Kingu‟yu öldürür. Marduk imdada yetiĢip onu öldürür. terinden yağmur ve çiğ. teleolojik bir özne marifetiyle kaosun düzenliliğe dönüĢtürülmesi iĢine bilim adının verilmesi çok eski olmasa bile. sağ gözünden ay. tüm insanlara çobanlık eder. Babil kentini inĢa ederek. mutlaka bir hikmet-i vücudu vardır. gözlerinden Dicle ile Fırat‟ı akıtır. Geceyi. pek çok teĢhis ve hatta tedavinin isim kaynağıdır-. bir yarısından gökyüzünü. Ģu veya bu biçimde tasavvur edilen bir özne tarafından belirli bir sisteme. uyumu. kendi nefesini üfleyerek onlara hayat vermiĢ ve onların bir kısmının içini ying ögeleriyle. Ea bütün tanrı ve tanrıçaların en akıllısı. Kısacası. tufanları. Her bir tanrıyı belirli bir iĢten sorumlu tutar. baĢlangıçta sadece kaostan ibarettir. saçları ve kaĢlarından gezegen ve yıldızlar. döllemesi. istikrarı. tükrüğünden bulutları yapar. kaostan düzenliliğe.karıĢıklığı. karanlık yumurtanın içindeki evren. fırtınaları. Çin mitolojisine göre. sesinden yıldırımlar ve fırtınalar. huzur ve esenliğe dönüĢtürmektir. etinden toprak. düzen ve istikrara. Bu arada esaretten kurtulan Tiamat. Bu kaostan doğan Pangu. Tanrıça Nugua bütün bu yaratıklardan hoĢlanmayınca ıslak çamurdan kendine benzeyen varlıklar yapmıĢ ama onlara kendi ejderha kuyruğunu vermemiĢ ve sadece ayak takmıĢ. Bu ikisini birbirinden ayırmak için uğraĢ verirken yorgun düĢüp ölen Pangu‟nun baĢ. Freud‟den Lacan‟a pek çok anlatıda. bir kısmının içini yang ögeleriyle doldurmuĢtur. yapılan iĢin geçmiĢi neredeyse yaĢam kadar eskilere uzanmaktadır. kanından okyanus ve ırmaklar. derisindeki asalaklardan hayvan ve balıklar teĢekkül etmiĢtir. Ea sihir gücü ile diğer tanrı ve tanrıçaları tehdit eden Apsu. sol gözünden güneĢ. onun kanından tanrılara hizmet etsinler diye insanları yaratır. su taĢkınlarını bir düzene sokar. ağır kısmını aĢağılara iterek Ying‟i var etmiĢtir. kol ve ayaklarından doğu.

Say y. öteden beri. dağınıklığı. yüklem. Söz söylemenin yolu da budur: Özne. çok çeĢitli edebi kullanımların ve söz sanatlarının tümünün meczi ve ahengi. ifade gibi anlamlara geldiği düĢünülen logos tabirini. Burada değiĢen varlık değil. söylem. her an yeni bir „oluĢ‟la karĢımıza çıkıyor * “Varlık ve Düşünme”. “Grek düĢünme tarzı”nı irdelediği bir yazısında* kaosun düzenliliğe dönüĢtürülme iĢine bilim denmesini Ģöyle açıklamaktadır. inandırıcılığını doğrudan doğruya belirleyen etkenlerdir. logos‟ta mündemiç bu anlamı kavramak için. onlara iliĢkin edindiğimiz bilgiler de bu oluĢa bağlı olarak tekemmül etmektedir. daha geçerli ve doğru bilgiler halini alabilmektedir. tutarlılığını. değiĢim yoktur. Nitekim Heidegger‟e göre. her Ģeyin zıddı ile kaim olduğunu. Hatta bilgi edinme diye bir edim ortaya koyamazdık. varlık aleminin sürekli bir değiĢim ve oluĢum geçirdiğini belirtmektedir. Dolayısıyla varlıktan (Demokritos ile sınırlandığında maddeden) yansıyan –düĢünülen.sıcak. kaotik olanın bir özne marifetiyle. bizim duyularımızdan kaynaklanan algılara iliĢkin yakıĢtırmalardır. ġayet her varlık. ona iliĢkin kesin ve doğru bilgiye asla sahip olamazdık. bu anlamda kullanmıĢlardır. „oluĢ‟uyor olsaydı. toparlama. sürekli oluĢumlar geçirerek. Ona göre Grekler. Varlıklar sürekli değiĢip yeni „oluĢ‟lar meydana getirdiği için. Heidegger. Ġstanbul: 2008. söylenen sözün etkisini. söz. karanlık . bir araya getirme. algılarımız ve ona uygun yakıĢtırmalarımız. s:241-258 . edat. Özellikle Grek matematikçileri için kavramın anlamı. Belirli bir zamanda (mekan ve konjonktürde) duyularımızın algıları bizde belirli bir hisse ve ona uygun bir yakıĢtırmaya neden olurken. farklı algılara neden olmaktadır. Varlık ile söz arasındaki ilintiyi sorgulayan bu müzakereyi kısaca Ģöyle özetleyebiliriz: Herakleitos bilindiği gibi. sözü. Soğuk . logos kavramını tam da. Grekler..bertaraf edilmesi gibi) yüklenmiĢ olan bilim yapma iĢi. karmaĢayı ortadan kaldırmaktan ibaretti. bir anlam taĢıması mümkün değildir. yani okumanın bir çeĢidi olarak kullanıyorlardı.aydınlık gibi zıtlıklar. Eğer öyle olmasaydı. GeliĢim ve ilerlemenin yegane motoru bu devinimdir. Zarf. bu anlamından ziyade. Parmenides‟e göreyse değiĢim olamaz. söylenen bir sözün “söz” olması. Martin Heidegger. Heidegger. sıfat değil sadece. söz haline getiren ile sözün bizatihi kendisi arasındaki ilintiyi anlamak gerekmektedir: Bunu anlamanın yolu ise Herakleitos ile Parmenides arasındaki müzakereyi bir kez de bu gözle irdelemektedir. nesne gibi unsurlar uyumlu bir Ģekilde bir araya getirilip bütünleĢtirilemediği takdirde. Çünkü onlara göre her türlü “düzen”in biricik yolu bir araya getirmekti. karıĢıklığı.bilgi. varlığın „oluĢ‟ları sayesinde. Tıpkı birbirinin zıddı varlıkların kamil oluĢlara vesile olduğu gibi. varlık sürekli değiĢiyor. Etkili bir söz söylemek için de bir sözü oluĢturan unsurların çok daha uyumlu bir biçimde bir araya getirilmesi gerekmektedir. yani bilgilerimizdir. farklı bir zamanda. belirli bir düzene dönüĢtürülmesi iĢleminden ibaret bir çaba olarak anlatılmıĢtır. ona iliĢkin bilgilerimiz de sürekli yenilenmektedir. Çeviren ve yayına hazırlayan Ahmet Aydoğan. aynı varlık. Heidegger‟e göre. ilgili olduğu sanılanları seçip ayırma anlamıyla. Yani varlığın kendisinde bir zıtlık.

karmaĢadan. KarĢıtların çatıĢması. yani tam da bu dağınıklıktan. düĢünülebilen varlığın her zaman olduğu gibi var oluyor olması gerekir. Heidegger‟in değerlendirmesine göre. Ayrıca bilim. söylentiler ve fehimler halinde dolaĢıp duran fikirlerin. kapsam ve sınırlarının apaçık hale getirilmesi demektir. varlık nosyonuna da. her bir insanın biliĢi. sistematik bir bütünlük arz edecek biçimde derlenip toparlanması. yakıĢtırmaya yol açan. ahengi göremediği için. ölümü ölümden ibaret görmektedir. varlığa iliĢkin düĢüncelerimizin değiĢmesi ile sınırlı olduğu yönündeki Parmenides‟ci bu görüĢe itiraz eden Herakleitos. „çünkü‟ demektedir. sadece sözden ibarettir ve esasen bilim etiketini taĢıma ayrıcalığı ve hakkını baĢka türlü olsa onun adına ayet derdik. harmoniyi. dağınıklığı. KuĢkusuz ki. Olgusal mütekabiliyeti ne denli yetkin sayılırsa sayılsın. yakıĢtırmamız dıĢında bir varlık olmalıdır. tüm bu çabalar. onunla ilgili tüm bu bilgileri derleyip. Sözleri iĢittikleri halde logos‟u kavrayamadıkları için. değiĢimin. karĢıtlıkların oluĢturduğu düzeni. kaosu ortadan kaldırmak. bireysel intizam ve insicam bu yolla tesis edilmektedir. . bütünlenmedir. Bu mantık üzerine konuĢlanan ve böyle bir iĢ ile meĢgul olmayı (bu iĢin zirvesinde Descartes ve Kant‟ın hususen bulunduğunu vurgulayarak) benimseyen bilim bu iĢi de „disiplin‟ kavramı ile tanımlamaktadır. sahici argümanlara sahip olursa olsun. Oysa varlığı iĢitmesini bilen. Oysa ki karĢıtlar. bizim ona iliĢkin düĢüncelerimizdir. O gün bu gündür bilimin mantığı bu espri üzerinde kurgulanmaktadır. tümlenme. olup bitenleri (ya da varlığın bizatihi kendisindeki değiĢimi) kavramakta aciz kalırlar. sadece bazı sözlerden ibarettir. görüĢü kendine has olduğu için. ileri geri gidip gelirler ve bu Ģekilde bir araya toplanırlar. hayatı sadece hayattan. Tanımadığına havlayan ve sadece tanıdık gelene kuyruk sallayan köpekler gibi pek çok kiĢi. Her zaman düĢünebiliyor olduğumuza göre. düzenleyen ve hizaya sokan „özne‟ler sadece hakikatin sırrına erecektir ki. beriki bunu anladığı. inandırıcı. tutarlı. sözlerini duyan ve onu anladığı için de ona kayıtsız kalmayan ve varlığın kendisine açılıp saçılmasına izin vererek. ortalıkta darmadağınık ve muğlak biçimde. tıpkı iletiĢimin bizatihi kendisi gibi. düzeni ve istikrarı tesis etmek için vardır. diğeri onu. „bir varlık‟a da sahip olamazdık. daha doğrusu. Olası ihtilaflar bu Ģekilde ortadan kaldırılmakta ve doğal. bu Ģekilde bir araya gelen bir toplanma.olsaydı. toparlayıp.bu vasfından almaktadır. ne denli güçlü. bu amaca yönelik bilgilerin bilimsel sayılmasını sağlamakla da mükelleftir. sosyal. anladığı için. Bilim. her bir kiĢi kendince bildiği. Buna göre belirli bir alanın disipline olması demek. kısacası herkesin kendince benbilirlik taslaması nedeniyle logos kavranamamaktadır. Bu kuruntu. „değiĢim içindeki varlığa kulakları tıkalı‟. bu da bilimi kuran logostur. Demek ki değiĢen varlığın kendisi değil. birbiriyle bir araya getirilmemiĢ bir yığın söylenti ve fehim(doxa)den dolayı. birisi Ģunu. Oysa ki düĢündüğümüz bir „Ģey‟ hakkında düĢünebildiğimize göre.

anlamların anlamlı. bilimsel icatların mahiyetini anlama açısından çök büyük bir önem arz etmektedir. çok tutarlı ve çok inandırıcı ise. aslında yeterince bilmediğimizi anladığımız zaman. KeĢif. o güne kadar bilinmeyen bir Ģeyi üretmek anlamına gelmektedir. bilimsel çabaların tüketilmesine delil teĢkil edebilir. anlaĢılması gerekenin üzerine bu kez bir kabus gibi çökmekte. Grek ve Latin menĢeili düĢünme geleneğinde. inanılması imkansız olan. kurulabilecek son iliĢki olmayacaktır. belki de en fazla bu tür icatlar. sosyal bilim alanları için geçerlidir. ya bir baĢkasının oraya bıraktığı toz bulutudur ya da zaman içinde birikmiĢ bir toz bulutu. . Her açıklama. Oysa ki bilim kendisini. Türkçe karĢılıkları oldukça tanımlayıcı olan iki kavramla kategorize edilmektedir.o halde Sokrat da ölür” önermelerinden oluĢan kıyas. hemen her Ģey onun üzerin ne denli bina edilmiĢ olursa olsun. Sokrat ve Mesih gibi. var olan ama o güne kadar fark edilmemiĢ bir varlığın ortaya konulmasını tanımlamak için kullanılmaktadır. öldürülmesidir. Dipnot gereksiz ama varlık. yeni bir toz bulutu gibi olay ya da olgusal gerçekliğin üzerine çökmekte. icat ile yapılabilecek en son Ģeyin yapıldığına dair ne denli güçlü bir izlenim bırakılmıĢ olursa olsun. bilimsel çalıĢmalar. Genellikle aksiyomatik disiplinler için kullanılmaktadır ama artık gündelik hayatımızda kullandığımız pek çok sentetik ürünün yaratılmasında. Lise mantık kitaplarında yer alan “Ġnsanlar ölür . Ġnsanların ölümü olağan. Amerika kıtası. tüm hakikatleri (truth) ters yüz eden özel realitelerdir. var olmayan bir gerçekliğin yaratılmasında ya da boĢ . ondan daha fazla bir kavram. icat. dahası 2+2=4 iliĢkisinde olduğu gibi. icat. hiçbir zaman. her an gözlemlenen bir gerçektir. Burada olağan olmayan. bir simge de olabilmektedir. önemli hale getirilmesinde olduğu gibi. kamuoyunun da gündeminde uzunca bir süredir yer eden genetiği değiĢtirilmiĢ organizmalarla ilgili disiplinlerde olduğu gibi.Sokrat bir insandır . olsa olsa. Önemlidir. Zira keĢif. Bu gerçeklik. sonsuz bir enerji kaynağına sahiptir. eskisinden daha az veya daha fazla. Hatta medyatik dolayımlama ile. TüketilmiĢ iliĢki. yeni bir giz perdesiyle anlaĢılması gerekeni anlaĢılmaz hale getirmektedir. daha doğrusu mantıksal örgü ne denli tutarlı olursa olsun. Prometheusvari bu tarz “kült ölümler”. “kült bir yenilik”tir. Nitekim özellikle sosyal bilimlerde. bunun tam tersi ile beslediği için. bilmemiz gereken ne çok Ģeyin olduğunun farkına varıyoruz. Bunlar icat ve keĢiftir. bilinmeyen. iki bilinen arasında yeni bir iliĢki kurarak. tıpkı Sokrat‟ın da olağan bir insan olması gibi. Sokrat gibi ulu bir „özne‟nin ölümü. Oysa ki iliĢkiyi ortaya koyan sözel yargılar. Dahası Ģayet açıklama. bir çiçek. çünkü ölen Sokrat‟tır. Ġki bilinen değiĢken arasında kurulan iliĢkinin sayesinde ortaya konulan bu icat.Bilimsel Serüvenin Ġki Güzergahı: Ġcat ve KeĢif Pek çok yöntem ve epistemoloji kitabında. bir olayın ya da var olduğuna inandığımız bir olgusal gerçekliğin üzerindeki tozu üflemekten ibarettir. bilinen iki değiĢken arasında kurulabilecek „en son iliĢki‟ (sanki bir daha asla Sokrat veya Mesih gibi öznelerin ölümü olmayacakmıĢ gibi) sayesinde ortaya konulan bir yenilikmiĢ gibi kabul gördüğü için. bir böcek olabileceği gibi. bildiğimizi sandığımız pek çok Ģeyi. hemen her alan için geçerli olabilmektedir. Ġcat. Bu yüzden icatlar anlamlıdır. iki bilinen arasında bilinmeyeni ortaya çıkarmak için kurulacak bir iliĢki.

daha büyük bir itina ile daha sonra seçilmesi gerektiğine inandığımız bu iki kavram. dile getirilen bu hakikatlere bilim insanları dikkat kesilmektedir ki. bizim için. bu bağlamda iki kavram önerilmektedir: Türkçesinin. iletiĢim bilimini hem bir “logos”tan ibaret kılmakta hem de “logos” kıskacından kendisini ve baĢka pek çok disiplinin sıyrılması fırsatının yaratılması için umut vaat etmektedir. ortaya çıkarma. gizleme. can alıcı bir nüansa da iĢaret etmektedir. bilim iĢinin. anlama. discover bulma. ifĢa anlamlarına gelmektedir. Zira iletiĢim. kanaatimizce elzem görünmektedir. iki kavram da hemen hemen aynı anlama gelmektedir. iletiĢim bilimi. Bu kaosizm. Özellikle iletiĢim bilimi söz konusu olduğunda söylenecek sözler daha da çoğalacaktır. Cengiz ANIK . peçe. yaĢmak. keĢfetme. Ġcat ile keĢif arasındaki ince çizgi bu iki kavram arasında daha da incelmekle birlikte. kendine özgü bir bilimsel alan olarak yeniden derlenip toparlanmalı ve düzenlenmelidir. peçe ile örtme. muhakkak. Belki de sırf bu yüzden iletiĢim fakülteleri bilim ve teknoloji olarak iki bölüm halinde yeniden kurumlaĢmak zorundadır ve bilimle ilgili bölüm. örtme. ahenk kurmak zorunda olduğu… ĠletiĢim biliminin diğer hemen her disiplinden daha fazla toparlanmaya ve tümlenmeye ihtiyacı vardır ama aynı zamanda da derlenip toparlandıkça karmaĢıklaĢmaktadır. Aslında popüler anlamları bile dikkate alınsa. saklama. Popüler sözlüklerde cover örtü. bizzat UNESCO eliyle sektörün geleneksel ve yeni medya diye ayrıĢtırılması gibi. Nitekim 1986‟da. açığa vurma. maske. iletiĢim ve medya adı altında ayrıĢtırıldıktan sonra. ĠletiĢim Bilimi Ġçin Güzergah: Discover ve Revelation Heidegger‟in zaman ve hakikat betimlemesinden esinlenerek. hem tek bir kiĢinin olabildiğince dağınık ve karmakarıĢık icra ettiği bir etkinliktir hem de mutlaka en az iki varlığın bir araya gelerek uyum. paravana. veil (birĢeyi) örten ya da gizleyen Ģey. farkına varma. Önümüzdeki sayılarda kanaatimizce bu konuda söylenecek pek çok „söz‟ daha olacaktır. tüm hesapları allak bullak eden gökyüzüne yükselen dumandan ya da tüm geometrik ilkelerle dalga geçercesine gökyüzünde gezinen bulutlardan daha kaotiktir. diğer pek çok disiplin açısından da. bilim alanında da uygulamaya paralel yeniliklerin bir an evvel kurumlaĢtırılması. iletiĢim disiplini için olduğu kadar. Ne var ki. discover ve revelation‟dır. kanaatimizce.olay ya da olgusal gerçeklikten ziyade. iflas ettiği tuzak bu Ģekilde kurulmaktadır. revelation. bize tahsis edilen sayfa sayısını çoktan aĢtık ve bize gösterilen hoĢgörüyü ziyadesiyle istismar ettik. gizleme. Zira iletĢimsel etkinlik.

2009a:20) ÖZET İletişim biliminin hangi kaynaklardan doğduğu üzerine felsefi ve tarihsel bir yaklaşım denemesi sunmayı amaçlayan bu çalışma. reklam. süreç ve yöntemler dâhilinde bir bilim alanı haline gelmesinin hangi temel dinamiklerle ilişkilendirilebileceği ve bu sürecin iyi ya da kötü yanları veya katkıları üzerine temel tartışmalara dikkat çekilmektedir. With an approach based on the inquisitive style of Rousseau towards sciences and arts. It is observed that Rousseau introduced considerable estimations and approaches. it is understood that some questions about communication sciences and their social contributions should be re-focused. aynı zamanda iletişim biliminin toplumsal katkısına dair değerlendirmelerde hangi soruların kullanılabileceğine ilişkin bir analiz niteliği de taşımaktadır. one needs to pass through many mistakes which are thousands of times more harmful than the goodness that will come from it!” (Rousseau. science. The study analyzes the basic dynamics which can be associated with the emergence of communication as a science. Rousseau’nun bilimler ve sanatlara dair sorgulayıcı üslubunu temel alan bir yaklaşımla iletişim biliminin. J. kişilerarası iletişim. 7(2). Diğer yandan iletişim bilimleri ve toplumsal katkılarıyla ilgili olarak bazı soruların üzerinde yeniden odaklanmaya ihtiyaç bulunduğu anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: İletişim. 2009a:20) ABSTRACT This study aims to present a philosophical and historical approach on the sources of communication sciences. the emergence and contributions of communication sciences  Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi. İletişim 2003/18 . Yrd. Doç. To reach the future. or the contributions of this process. İletişim biliminin doğuşu ve katkıları READING COMMUNICATION SCIENCE FROM ROUSSEAU: Is it the Result of Our ‘Bad’ Sides? or the Contribution of Our ‘Good’ Sides? “There are numerous dangers and dead-ends in scientific research. which formed the basis of important concepts in the scientific characteristic of communication sciences. İletişimin hakla ilişkiler. J. processes and methods of public relations. Dr. insan ve toplumsal sistemle nasıl bir ilişkisi bulunduğu ve bilim haline gelişindeki temel etkenler tartışma konusu edilmektedir. within the scope of tools. bilim. Rousseau’nun günümüzde iletişim biliminin bilimsel karakteristiğinde önemli yeri olan kavramlara temel teşkil edecek hatırı sayılır öngörü ve yaklaşımlara sahip olduğu görülmektedir. Conversely. and analyzes which questions can be used in assessments about the social contributions of communication sciences. and the basic factors in the process of communication becoming a science.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. this study discusses the relationship of communication sciences with humans and social systems. interpersonal communication. and mass communication and draws attention to the basic discussions on the positive or negative sides. ‘İyi’ Yanlarımızın Katkısı mı? Zülfikar DAMLAPINAR “Bilim araştırmalarında ne tehlikeler. 237- İLETİŞİM BİLİMİNİ ROUSSEAU’DAN OKUMAK: ‘Kötü’ Yanlarımızın Sonucu mu. ne çıkmaz yollar vardır. Key Words: Communication. Rousseau. Gerçeğe ulaşmak için. advertising. ondan gelecek iyilikten bin kez daha zararlı nice yanlışlıklardan geçmek gerekiyor!” (Rousseau. J. kitle iletişimi gibi araç. Rousseau. J.

dolansız anlamak isteyen hepimizin yeniden ve yeniden okuması gereken bir düşünür” diye tanımlayan Oskay (2002:7. Kant ve romantik düşünürleri çok derinden etkilemiştir.72 ve 99. Forti. 1997) Güz 2009. Bu bakımdan Oskay (2001:8) bir iletişim bilimci olarak yazılarında insanı ve çevresiyle ilişkisini anlamaya çalıştığını belirterek eleştirilerinde Voltaire‟ci bir “tepeden bakma” yerine herkesle birlikte düşünmeye. “Bilimlerin ve sanatların gelişmesi ahlâkın düzelmesine yardım etmiş midir?” sorusuna cevap aradığı. araç ya da süreçlerinde Rousseau‟nun hangi katkıları yapmış olabileceği. güzel konuşma sanatı yalandan.9). Benzer şekilde Oskay (1993) önemli bir eğitim görmemiş olmasına karşın (38). günümüz iletişim bilimlerinin ana tartışma konularında. astronomi hurafelerden. 2009a: 19). Aydınlanma hareketini ve filozoflarını derinden etkilediği kabul edilen Rousseau. Özellikle. 198-200. temel yaklaşımlarında. toplumsal iletişim alanları ve süreçlerindeki katkısını konu edinmektedir.57. hayatı herkesle birlikte ele almaya çalışan Rousseau‟cu bir yaklaşımı her zaman tercih ettiğini vurgulamıştır. Dolayısıyla. modernlik düşüncesine sert eleştirileriyle tanınan ünlü Fransız düşünür. Ona göre insan bilgileri sanıldığı üzere iyi bir kaynaktan doğmamıştır. ikisi arasında bir ilişki kurmaya çalışmaktadır (Cevizci. 1999:735736). 241 ve 269-271. Rousseau çağdaşı düşünürler bir yana bugün dünya edebiyatında önemli bir yere sahip olan Tolstoy‟un kendisini onun öğretilisi olarak ilan ettiği (Lecercle. Bilimin doğuşu ve gelişimiyle ilgili diğer ayrıntılar ve yakın dönem tartışmaları için bkz.2 Giriş Z. atomik ve kişisel benle toplumsal ben arasındaki gerilimi hafifletmeye. Rousseau‟yu döneminin en gelişmiş düşünürü olarak tanımlamaktadır (49). içinde bulunduğumuz şartları ve sorunları “yalansız. Sayı:29 . fizik insanın kendini ilgilendirmeyen şeyleri anlama merakından ve hatta ahlâk bile insanın kendini beğenmişliğinden doğmuştur2 (Rousseau. 2002:34-35) kaydedilmektedir. günümüzü yorumlamada hangi yaklaşımlarının değerlendirilebileceği üzerine bir analiz önemli görülmektedir. Bu dizgenin perspektifinden bakarak iletişim bilimi nasıl bir kaynaktan doğmuştur? ya da iletişim bilimlerindeki gelişmeler toplumsal gelişime katkı sağlamış mıdır? Sorularını da gündemine alan bu çalışma. aynı zamanda iletişim biliminin. 1995:47. geometri cimrilikten. Rousseau‟nun günümüz iletişim bilimleri alanına yaptığı katkı anlamına gelebilecek kavram ve yaklaşımlarını vurgulamakta. 1 2 Aydınlanma hareketine. Örneğin. 1712-1778 yılları arasında yaşamıştır. 1996:113-115. yeni bir çağın oluşumundan önce çağımızın birçok sorununu yaşayan ve bunları değerlendirebilen yeni bir insan tipinin ilk örneği olarak konumlandırmaktadır. Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev‟inde. Trigg. Damlapınar Jean-Jacques Rousseau‟yu1. insan doğasına ilişkin çözümlemeleri ve toplumsal sözleşme öğretisiyle ün kazanmış.: (Kuhn. öncelikle bilimlerin çıkış kaynağını tartışarak konuya odaklanır. Rousseau‟nun bütün felsefesi bireycilikle ortaklaşa hayat.

iletişim. geçen yüzyılın sonunda Amerika Birleşik Devletleri‟nde yapılan bir araştırmada kendisini göstermektedir. kendisinden sonraki asırlarda ve günümüzde de devam ettiği gözden uzak tutulamaz. doğruyu. Buna göre. „iyi günler‟in ve „iyi insan‟ın geçmişte kaldığını savunanlarına” verilen addır. katkısının ne olduğu konusunda ise ahlâkın bozulması olduğu (2009a:11) konusundaki 3 katı söylemine karşılık. sadece onun varlığına. 1994:113). yüzyılın önemli muhalif düşünürlerinden Feyerabend‟de de kendisini göstermektedir. yüzde 70‟i bilim üzerindeki aşırı yoğunlaşmanın insani sorunların çözümünü “ihmal”e yol açacağına inanmaktadır (Nelkin.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 3 Rousseau‟nun bilimler ve sanatların kaynağını iyi ve kötü yanlarımızla ilişkilendirmesine dair yaklaşımının uyarlanabileceği en uygun alanın. Yani iletişim bilimleri insanın hem kötü. aksine yeni soruların üretilmesi için bir tartışma zemini amaçlamaktadır. 2007). Distopya ise “ütopyaların. iyi yanlarımızın katkısı mı? olduğuna ilişkin soruya verilebilecek ütopyan veya distopyan4 tartışmalı tek bir cevabın izinde değil. Örneğin Rousseau‟unun Emile‟si gibi. alt başlığında da yer alan iletişim biliminin “Kötü yanlarımızın bir sonucu mu. bilgi bilimsel temellerle birlikte sanat ve estetiği içermesi ve aynı zamanda hakikati. teknoloji sayesinde bütün dünyanın birleşeceğini öne süren olumlu yaklaşımları ifade etmektedir (Vural ve Sabuncuoğlu. Ancak. Distopyan bakış açısı ise insanın kötülüğüne olabilecek öngörülere ilişkin yaklaşımlara verilen bir ad olarak değerlendirilmektedir. Oskay‟a göre (2001:228-236) ütopya. Rousseau‟nun bilimlerin ve sanatların hangi kaynaktan doğduğuna ilişkin kestirme cevabı “kötü” yanlarımız (2009a:19). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . bu çalışma. bilimi sosyal bağlamdan kopuk. her iki bakış açısı da birbirine karşıt kavram olarak kullanılmamaktadır (Vural ve Bakır. Birincisi. Burada yer alan soru ya da sorunun içerdiği olgular tam da. yazıldığı çağın yaşanan hayatına karşı eleştirel bir karşı çıkıştır. Dahası. İnsanlar. ne de var olanlar içinde en iyisidir. Moles‟in (2001: 18) belirttiği gibi özü gereği belirsiz olan olgulardır. 2008). bu çalışmanın kapsamında yer alan anahtar kavramlar Moles‟in epistemolojik yaklaşımıyla değerlendirildiğinde şu üç bakımdan belirsiz olgu kategorisinde tanımlanabilir: Birincisi açık bir şekilde tanımlanıp öngörülemezlik. güzeli ve ahlâkı aktarma işlevi (Karagöz. Ütopyan bakış açısı bilgi. ikincisi tam olarak uygun bir ölçme tekniğinin bulunmaması ve üçüncüsü özü itibarıyla belirsiz 3 4 Bu tartışmanın iki asırdan çok öncesine ait olmasına karşın. iki açıdan. genel kaygılarla bağlantısı olmayan bir konuma yerleştirmektedir. “bilimsel araştırma değerlerinin insani değerlerle doğrudan çatıştığı”na dair kanaatler. Ona göre: “Bilim ne yegâne gelenektir. 2006:59) olarak da tanımlanmasıdır. fayda ve zararına alışmış olanlar onu böyle görürler” (1999b:295). Bilim konusuna ihtiyatlı yaklaşımlar 20. Daha açık bir ifadeyle. iletişim bilimi „hem insanlara sigara satmak için hem de onları sigara içmemeye ikna etmek için‟ kullanılabilmesidir (Chaffe ve Berger 2005: 43). Amerikalıların yüzde 89‟u bilimsel ilerlemeyi daha iyi bir hayat için kaçınılmaz olarak değerlendirirken. iletişim biliminin. hem de iyi yanlarıyla doğrudan ilişkilendirebilecek kullanım biçimlerinin ayrımı tartışmalı boyutlara sahiptir. İkincisi. iletişim bilimleri olduğu kabul edilebilir.

İletişim alanın bilimsel karakteristiği ve Moles‟in yaklaşımı dikkate alındığında. 2001:38. iletişim bilimcilerin bazı fizik kanunları veya evrim gibi büyük kuramların yokluğundan yakındığını belirterek. burada tartışma konusu edilen Rousseau‟nun iletişim bilimlerine temel olan kavram ve yaklaşımları ve dolayısıyla alana katkısı. 2008:13) kendi döneminde. sistematikleştirilmesi sürecinin temel amaçlardan biri olması gerektiği de vurgulanmaktadır (Gökçe. “iyi” ve “kötü” yanlar gibi özü gereği belirsiz olgular da içermektedir. 2006). 1. Kimilerine göre klasik liberal akımın içinde yer alan.4 Z. takip edebileceği en elverişli yöntem. Dahası. Rousseau’nun Bilim. işleyişini ve etkilerini. önceden tanınan ve bilinen olay ya da olguların belli bir çerçevede düzenlenmesi. Dönemin siyasi sistemi ise ruhani yaptırımdan uzak. epistemolojik açıdan hangisinin bilimsel olduğu/olmadığı hakkında fikir birliğine varılabilmiş değildir (Yaşın. Yani. iletişim biliminin doğuşu. ahlâkının doğmasız kurulması gerekiyordu (Hazard. İletişim bilimlerinde. toplumsal yaşamın moral yayanlarına ilişkin değerlendirme yapmanın münhasıran kiliseye ait bir yetki veya sorumluluk olduğu ve toplumsal kuramın henüz toplumsal eleştiriler düzeyinde kaldığı bir çağdır (Oskay. 1993:2). kuramlar geliştirerek anlamaya çalışan bir alan olarak tanımlanan İletişim bilimleri (McQuail. kimilerine göre kolektivist düşünce sistemi dolayısıyla Marx‟ın öncüsü sayılan Rousseau (Bayka. bunlarla ilgili olayları açıklayacak genellemeler içeren. insanın bilimsel ilerlemelerle her türlü mutluluğa ulaşabileceği düşünülüyordu. yüzyılda bilim kendisinden çok şey beklenen gerçek ilerlemenin yolu olarak görülüyor hatta doğanın bütün gücünün bu sayede insanlığın emrine girebileceği. Sayı:29 . test edilebilir. Güz 2009. net bir şekilde sınırları belirleyip tanımlama ya da sistematik bir ölçüm tekniğini kullanma şansına sahip değildir. Chaffe ve Berger‟in önerisinde olduğu gibi (2005:52) 5 konuya ilişkin diğer „araştırmalara yol gösterecek yeni fikirler‟ aramaktır 6. 1994:15-16). bilimler ve sanatlara bakışını. kaynakları ve katkılarına ilişkin yapılacak değerlendirmeler. Sanat Anlayışı ve Felsefesi 18. iletişim bilimcilerin böylesi bir çalışma kapsamında. Simge.49). Damlapınar olmasıdır. Columbia Üniversitesi‟nde Lazarsfeld‟in öncülük ettiği bir grubun iletişim bilimlerinde büyük kuramlar yerine „orta boy kuramlar‟ geliştirmeyi hedeflemeyi ve tekrarlanan çalışmalar yoluyla elde edilecek özgül bulguların ampirik genellemeler halinde biriktirilerek kullanılmasına dair önerisini hatırlatmaktadır. uyaran sistemlerinin üretimini. Dijon Akademisi‟nin 5 6 Chaffe ve Berger. Bu dönem aynı zamanda. 1998:6) dâhilindeki araştırmalardan elde edilen bilgilerin.

isyanlar olmasaydı tarihten de bahsedilemezdi.” diye yazmıştır (1991:144). o zamana kadar teknik gelişmenin hızlanmasına katkı sağlamamıştır. Bu. bilim ve sanat değerlerinin yükselmesi ve ahlâk değerlerinin alçalmasıyla insan arasına giren eşitsizlik belâsından değil de neden doğmuştur?” (2009a:28). Aslında bilimlerin çıkış kaynağı günümüze kadar büyüden dine kadar birçok kaynakla ilişkilendirilmiştir. Yüzyılın sonlarına kadar „bilim‟ ve „teknik‟ arasında bir bağımlılık ilişkisi kurulmamıştır. Düşünür. bilim ve din arasında her zaman bir ilişki aranmıştır (Tambiah. savaşlar. Yine bu eseriyle ilgili olarak “Kalemimden çıkmış olan yazıların muhakeme bakımından en zayıfı. 1997a:49). Dolayısıyla 7 8 Rousseau‟nun yaşadığı 18. doğuşlarındaki kötülük amaçları incelendiğinde daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. erdem. herhangi bir düşünce alanında. Dolayısıyla Rousseau‟nun cevaplamaya çalıştığı ünlü soruda bilimler ve sanatlar kavramın yan yana kullanılmış olması söz varlığının geçirdiği böyle bir aşamayı da hatırlatmaktadır. 2009a:v). iyi niyet gibi değerlerden uzak bir bilim ve sanat anlayışının yükseldikçe ahlâkın bozulduğunu savunmuştur.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 5 1749‟da ortaya attığı “Bilimlerin ve sanatların gelişmesi ahlâkın düzelmesine yardım etmiş midir?” ödüllü sorusuna cevap olarak yazdığı ve kendisine birinciliği kazandıran Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev (1750) adlı eserinde sarsıcı bir şekilde ortaya koymuştur. “Bütün kötülükler. Diğer yandan 19. Ancak bundan daha önce. 2006:335-337). Bu açıdan. Dolayısıyla modern bilim. (Williams. haksızlıklar yaşanmasaydı hukuk bir işe yaramazdı. eserinin doğuşuna vesile olan bu soruyu okur okumaz. zalim hükümdarlar. Yüzyılda “bilim [science] kelimesi. birlik ve ahenk yönünden de en yoksuludur bu. Örneğin. Bundan sonraki bütün eserleri bu eserinde ortaya atılan görüşlerin adeta savunması için yazılmıştır (Rousseau. Bilimler ve sanatlara karşı söylemini fayda zarar perspektifinden yapılandıran Rousseau. genellikle. Durkheim‟e göre (2009:28) bütün bilimler ve felsefe dinden doğmuştur. hikmet. antropologların önemli ilgilerinden biri bilim ve din arasındaki sınırları belirleme çalışmalarıdır. düzenli ya da yöntemli bir gözlemler ya da önermeler denetimi anlatma için” kullanılmıştır. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . modernleşmeye dolaylı katkı sağlamıştır (Habermas. Bu yüzyılın sonlarında bilim yöntemsel ve kuramsal serimlemeyi ifade ediyordu. Herkes insan olmanın temel hak ve sorumluluklarını ya da doğal ihtiyaçlarını gözetseydi önemli gibi görünen birçok düşünce değerini yitirirdi (2009a:19-20)8. Rousseau‟ya göre insanın kötü tarafları ile bilimler ve sanatlar7 arasında bir ilişki vardır. “gözlerimde bambaşka bir dünya canlandı ve kendim de başka bir insan oldum. bilim ve sanat kavramları arasında anlamlı. Fakat insanın doğuştan ne kadar istidadı olursa olsun yazı yazma sanatı bir çırpıda öğrenilmiyor” (1991: 146-147) yorumunu yapmıştır. 2002:63-74). İtiraflar‟ında. lüks olmasaydı sanatlar ortaya çıkmazdı. Ayrıntılı bilgi için bkz. net ve kesin bir ayrım yoktu hatta bu kavramlar birbirlerinin yerine de kullanılabiliyordu. İlkel bazı kültürlerde büyü.

gerçek bilimden ve gerçek felsefeden bahsetmektedir9. Diğer yandan bilim ve sanatlarla uğraşacakların sadece “kendilerinde büyük ustaların izinde yürümek ve onlardan ileri gitmek kudretini bulan sayılı insanlar olması” gerektiğini savunmakta böylece bilimleri önemli bir yere koymaktadır. toplum içinde insanın yeni bir kültür varlığına dönüşmesi ile çözülebilecektir. mutsuz bir durumda yaşayıp gidecektir”. Ona göre (2009a:33): “Krallar gerçek bilginlere saraylarında şerefli mevkiler versinler. Bir başka deyişle (Cihan. insanları mutlu etmek amacıyla birleşip anlaşarak neler yapabileceklerini görürüz. Sayı:29 . Güz 2009. faydasına sunamayan bilim adamları ve sanatçılar. 1993:43). bilimin ortaya koyduğu aydınlanma ve ilerleme mitinin „ideolojik aygıt‟ haline getirilmesine karşı bir duruştur. Bu açıdan çabası insanı toplumun kötülüklerinden kurtaracak bir sistemler bütünü kurmaktır. bilgi ve hikmet diğer yanda kaldıkça. 1962:22-23). krallar büyük işleri pek az başaracaklar ve halk yoksul. Rousseau‟nun bilim ve modernizm değerlendirmelerini erken eleştiri olarak yorumlayan bir çalışmada (Mollaer. toplumsallaşmayla ortaya çıkan sorunlar. bilimin ve iktidarın soylu bir yarışma hırsı ile gayrete gelerek. kötülüklerin toplumsal hayata geçiş ve uygarlığın doğuşuyla birlikte geliştiği düşüncesinden hareketle insanın doğal yaşama dönmesiyle mevcut sorunların kendiliğinden son bulacağı düşüncesiyle özdeşleştirilse de. Rousseau. iletişim alanın bir bilim haline gelmesiyle ilgili olan süreçtir. ahlâksız. 2007:335). Rousseau‟nun asıl hedefinde bilim ve sanatlardan çok. bilginler büyük şeyleri pek az düşünecekler. bunlara hükmedenler. Ama iktidar bir yanda. toplumsal yaşamın zorunluluk olduğunu da görmektedir (Aslan. artık doğal yaşama dönmenin mümkün olmadığını. Çünkü düşünür birçok yerde gerçek bilgiden. iktidar aracı olarak kullananlar veya kendisine mistik bir yer bulmaya çalışanların olduğunu savunmak daha rasyonel bir değerlendirme olacaktır. işte o zaman erdemin. üretimini toplumun hizmetine. 9 Hatta Rousseau (2008:33 ) “Gerçeği söyleyeceğim ve gerçeğe uygun bir dille söyleyeceğim” diyerek gerçeğin ifade edilme tarzının da altını çizmektedir.6 Z. Bilimler ve sanatlara karşı muhalif söylemine karşılık. Damlapınar buradaki tartışma insanın doğasında yer alan iletişim içinde bulunma ihtiyacı değil. Yani Rousseau‟da “geriye yönelik” bir bakış açısı söz konusu değildir (Oskay. insanlara hikmeti öğretecek olan bu bilginler halkın mutluluğu için çalışmakla layık oldukları en güzel mükâfatı görmüş olsunlar. 2005:63) vurgulandığı gibi onun bilimler ve sanatlara karşı söylemi.

şüphesiz veya kesin olamayacağı inancını vurgulamaktadır. bir dakikalık bir inceleme zahmetine bile değmez. insanı yanlış bilince ya da sonuca götürme tehlikesi. Bu da bilgiyle aydınlanmış toplumsal bilinç alanının genişlemesiyle mümkündür. insan için bir değer olarak konumlandırılması gerektiği fikrini “Doğrunun. Bilginin de bilimlerde olduğu gibi insan hakkında. doğru ise yalnız bir türlü olur. Zaten gerçeği gerçekten ve yürekten arayan nerede? En iyi niyetlerle yola çıksak bile. hikmetle ortaklaşa hareket etmediğinde bu değerlerin yok olmalarına sebep olmaktadır. gerçeğe ulaşmanın zorluğu. ne hatipler. tartışmasız. bu da bize hiç öğretilmeyen bir şeydir. toplumbilimin toplum düzeninin oluşumuna yapabileceği katkılar engellenmemelidir. Bilimin toplumsal yaşamdaki önemi de böylece giderek yükselecektir (2006:17). Ona göre.” (2007:56). bulduğumuz şeyin doğru olduğundan nasıl emin olabiliriz? Bütün bu karışık duygularımız arasında doğruyu kestirecek olan kriteryum ne olacak? İşimiz rast gidip sonunda gerçeği bulsak bile onu iyiye kullanmasını bilecek miyiz? İşte işin en güç tarafı budur. erdem. bilginin değerine inanan. iyinin ve güzelin ne olduğunu hiçbirimiz bilmiyoruz: Ne sofistler. bilgiyi yücelten Rousseau. Rousseau bilimler ve uğraştığı alanlarla ilgili olarak. “İnsanların eylemlerini doğru biçimde değerlendirmek için onları bütün ilişkileri içinde ele almak gerekir. bilginin. Rousseau‟ya göre bilimler ve sanatlar. ne de ben” ifadesiyle savunan Rousseau. Bu yaklaşım tarzı özellikle eleştirdiği sofistler ve diğerleri hakkında “Bir şey bilmedikleri halde her şeyi bildiklerini sanıyorlar.” Uygarlığı oluşturan öğeler arasında sadece bilim ahlâki değerleri ön plana çıkarmaktadır.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 7 Sonuç olarak. ne şairler. bense bir şey İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Gerçeğe ulaşmak için. insan hakkındaki bilgi” olduğu düşüncesindedir (2002:75). eşitlik ve gönencine hizmet etmezse.” Bilimlerin toplumsal fayda üzerine hizmet etmesi gerekliliği fikri Rousseau‟dan bir asır sonra özellikle toplumbilimleri açısından Durkheim (18581917) tarafından da vurgulanmıştır: “Eğer toplumbilim insanların özgürlük. ne çıkmaz yollar vardır. özellikle “İnsanların sahip oldukları bilgiler içinde en fazla yararlı ve en az ilerlemiş olanı. ondan gelecek iyilikten bin kez daha zararlı nice yanlışlıklardan geçmek gerekiyor! Bu işte zararlı olduğumuz ortada: Çünkü yanlış sonsuz biçimlere girebilir. ahlâk. Bu açıdan özünde. ne sanatçılar. gerçeğin doğru yolla aranması ve elde edilen sonucun iyi niyetle kullanılmasına dikkat çekmektedir (2009a:20): “Bilim araştırmalarında ne tehlikeler.

iyi insanlar ortadan kayboldu. ama. yaşar ve ölür. Uygar insan kölelik içinde doğar. 2009a:16) yorumuyla desteklemektedir. 2008:73) savunmasını yapmaktadır. konuşma. günümüz iletişim bilimlerinin temel kavramları açısından önemli bir temel atmıştır. dönemin kitle iletişim teknolojisi matbaa. Rousseau bilgi ve ön yargı arasındaki sürece de işaret ederek. sıkıntı ve baskı. “Tüm bilgilerimiz kölece önyargılara bağlılıktan ibaret. Bu tartışmaların devamında toplum. 2008:73) : “Toplumun yararı için filozofların çalışmalarının dağılımını iyi yapmaları gerekir: birçok kitap ve tartışmadan sonra çürütülmüş olmaları gerekir. Düşünürün iletişim bilimlerine katkıları 10 Rousseau belki de bunun için “Çağdaşlarımın rehberi olmaya niyetim yok. sosyal gerçekliğe karşı duyarsız hale getirir (2002:113). hiç biri olmamıştır. yazı. var olan ya da edinilmiş bilgilerin bilim ya da uygarlık adı altında kutsallaştırılarak kesin inanca dönüştürülmesine karşıdır. yollarından sapanları gördükçe onları uyarmakla yetiniyorum ve insanları yönlendirmeye çalışanlar olmadıkça ben de onları kendi düşüncelerimle yormak istemiyorum. Bu görüşünü Emile‟de. Şunu da kabul etmek gerekir ki o zaman hiçbir şey bilemezdik. Rousseau’da İletişim Düşüncesinin Temelleri Rousseau kendi çağında.” (Rousseau. felsefe ve bilgi ilişkisini şöyle özetlemektedir (Rousseau. 2. gerçek filozofların da ayrımını yapar: “Gerçek felsefe filozof adını taşıyanların hepsinde bulunsaydı. kişilerarası iletişim. bizim aramızda yaşamak ne tatlı bir şey olurdu!” şeklindeki ümitsiz beklentisini (2009a:9) Seneca‟nın. “Aramızda bilginler yetişmeye başlayalı. sanki bunların hiçbirini yaratmamışlardır. Bunlar arasında özellikle dil.” Bu ilkenin aksine bir felsefe Rousseau‟ya göre insanları çevresinden soyutlar. Güz 2009. Ona göre (2009b:13). gerçek bilginlerin ayrımı yapıldığı gibi.8 Z. filozof.” (Rousseau. Damlapınar bilmemekle beraber hiç olmazsa bilmediğimden şüphe etmiyorum” (2009a:15)10 şeklindeki eleştirisi ile Sokrates ve Descartes felsefesini hatırlatmaktadır.” Bilim ve felsefeyi ayrı ayrı konumlandıran Rousseau. “Bilgin olmaksızın insan olabiliriz” (2009b:407) şeklinde açıklayan Rousseau. Sayı:29 . reklam ve halkla ilişkiler ve daha birçoğu sayılabilir. sonuçta iyi niyetle gerçeği öğrenmiş olurduk ve gerçeğin araştırılması bağlamında hatadan cahilliğe kadar giderek katedilmesi gereken bütün yolu gerçekten almış olurduk. tüm alışkanlıklarımız yalnızca bağımlılık. felsefe ve gerçek ilişkisini ve felsefeden elde edilecek faydayı veciz bir şekilde tanımlamaktadır: “Biz gerçeğin saklandığı kuyunun duvarlarına asılıp ölmek için mi yaratıldık?” (2009a:20). kamuoyu.

böylece anlatımın yerine kesinliği koyar 11. İletişim bilimlerinin kaçınılmaz olarak odağında yer alan dil konusunda Rousseau özellikle Dillerin Kökeni Üstüne Deneme adlı eseriyle önemli bir temel atmıştır. aynı eserinin ilerleyen bölümlerinde tespitlerini şöyle açıklar: “Kendimizi başkalarının yerine koyduğumuzda her zaman kendimizi değiştirerek o yere koyarız. 1995) İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . konusuna “düşüncelerimizi iletmenin çeşitli yolları üstüne” başlıklı bölümle tartışmaya başlar. değiştiren bir araçtır. halen yapısalcı yaklaşımlar açısından devam eden önemli bir tartışma konusudur. Buradaki çalışma kapsamında Rousseau‟nun sembolik örnek olarak seçilmiş bazılarına yer verilmiştir. Elbette iletişim bilimlerine katkılara ilişkin yapılacak özgül bir çalışma bu konuda daha ayrıntılı verilere ulaşmayı sağlayabilecektir. “düşünme biçimini” değiştirir. Yazıyı konuşmadan ayıran Rousseau‟ya göre (2007:20-22) yazı dili sınırlandıran. Onun acı çektiğine hükmettiğimiz ölçüde acı çekeriz. Rousseau‟da. 11 Konu hakkında ayrıntılı değerlendirmeler. kendimizde değil onda acı çekeriz” şeklindeki analizi (2007:36). iletişim bilimi üzerine yapılan hemen bütün tanımlarda ortaklaşa kullanılan “düşüncelerin paylaşımı”. Konuşma duyguların. acı çeken varlıkla kendimizi özdeşleştirerek. Bu. yazı ise düşüncelerin anlatım aracıdır. Düşünür. yani tekniğin hangi amaçla kullanıldığına ilişkin bir sorgulama yaklaşımına sahiptir. yaklaşımlar ve karşılaştırmalar için bkz (Ong. matbaa aracılığı ile şiddetle karşı çıktığı Hobbes ve Spinoza gibi yazarların tehlikeli düşünce ve hayallerinin ölümsüzleştirildiği ve bunun insanlığın gelişimi için bir kazanım değil kayıp olduğu fikrini savunmaktadır (2009a:30-31). Rousseau bu eserine. günümüz kişilerarası iletişim alanının ana tartışmalarından empati kavramının temellerine de rastlanmaktadır. empati kavramının gelişimi için önemli görülmektedir. onların olması gerektiği şekilde değil.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 9 hiç şüphesiz. Rousseau empati kavramını kullanmaksızın. Ona göre “Bir insan başka biri tarafından hisseden. bunun araçlarını aramaya yöneltir” (2007:1). Düşünürün “Kendimizi acımaya nasıl yöneltiriz? Kendimizi kendi dışımıza taşıyarak. düşünen ve kendisine benzeyen bir varlık olarak tanıdığı anda ona kendi hislerini ve düşüncelerini iletme arzusu ya da gereksinimi. Matbaanın icadını da değerlendiren Rousseau basım tekniğine karşı olmamasına karşın hangi eserlerin basıldığı. Yani yazı. Onları akılla yargıladığımızı sanarken de onların önyargılarıyla kendimizinkini karşılaştırmaktan başka bir şey yapmayız” (2007:56). dilin kelimelerini değil. söz konusu kavramlar ve yaklaşımlarıyla sınırlandırılamaz.

“Yönetim sadece halkın yararı için çalışırsa özgürlüğe kesinlikle zarar vermez. Bu düşünce günümüz reklam bilimi/sanatı/sektörü açısından esas tartışma konularından birini özetlemektedir. inandırmadan kandırabilecek başka araçlar bulmak zorunda kalacağını. halkın nasıl mutlu olacağı sorusundan hareketle önce mutlu olmayanların Güz 2009. 2008:43). düşünür bir mimarın yapacağı büyük bir bina için zemin çalışması yapması gibi. Düşünür Emile‟de (1762). kuvvete ya da akla dayanmayan iktidarların zora başvurmadan halkı yönlendirebilecek. Bu ikinci tür gereksinmeler uzun süren deneyimler ve alışkanlıklar sonucu bunların keyfini çıkarma alışkanlığına dönüştüğünde ve yapmamız da bu alışkanlığa göre oluşmaya başladığında gerçek gereksinmeler olur” Rousseau modern halkla ilişkiler uygulamacılarının ısrarla üzerinde durduğu bir iletişim boyutuna da temel olacak yaklaşımlar ortaya koymaktadır. Sayı:29 . “yönetim çarkıyla” ve “yöneticilerin bozuk diliyle” sahte bir hal alacağı görüşünü savunmaktadır (2009b:699). günümüz halkla ilişkilerinin temel politikalarından biri olarak kabul görmektedir. İnsanın “davranış ve eylemlerini” kalıba sokan sanata karşı olduğunu vurgulayan Rousseau (2009a:9) iletişim yöntemi olarak reklam üzerine tartışmalara temel olduğu değerlendirilebilecek yaklaşımını şöyle özetlemektedir (2008:71): “Gereksinmelerimiz iki çeşittir: yaşamımızı sürdürmemiz için gerekli maddi gereksinmeler ve genellikle lüks alanına girdiği söylenebilecek zevk. Aynı şekilde.10 Z. yönetim açısından da benzer bir yaklaşımla. ancak halka istediğini kabul ettirmek için bayağı çareler üretilmesinin geçici bağ oluşturacak bir „göz boyama‟ olacağından güçlü bağların akıl ve bilgelikle oluşturulması gerektiğini ifade etmektedir. Yönetimin halkın yararına çalışma ilkesi bir yana Rousseau. gösteriş ve rahat yaşamla ilgili gereksinmeler. Rousseau‟nun bu yaklaşımları halkla ilişkiler sürecine doğrudan bir atıf olarak değerlendirilmektedir. Dahası. Düşünüre göre “halka halkın diliyle” değil de kendi dilleriyle iletişim kuran „bilge kişiler‟ amaçlarına ulaşamayacaktır. çünkü genel iradeyi uygulamaktan başka bir şey yapmaz ve sadece bu yönetimin iradesine boyun eğen biri kesinlikle köle olduğunu söyleyemez” şeklindeki yaklaşımı (Rousseau. akla ve bilime dayanan kanun koyucunun da kanunları kaleme almadan önce halk için uygun olup olmadığının kapsamlı bir şekilde araştırılması gerektiğini belirtmektedir (1997:56-59). Damlapınar Rousseau‟ya göre (2009a:8) insani ihtiyaçların krallığını bilimler ve sanatlar güçlendirmektedir. Devlet-toplum veya yöneten-yönetilen ilişkisi bağlamında dile getirdiği. yönetim yapısının bütün aşamalarıyla halk üzerinde yaptığı etkiler bakımından incelenmediği takdirde.

Yani iletişimin bilimsel gelişim süreci toplumsal uygulama alanlarının genişlemesi. bireylerin birleşmesiyle meydana gelen bütünün dikkate alınması gerektiğine dair açıklamaları (1997:36-37) kamuoyu süreci açısından algılanmalıdır13. başkasına devir ya da teslim edilemeyeceğine dair yaklaşımları da (1997:135) bu paralelde değerlendirilmelidir. gibi yakın kavramlara da sıklıkla atıf yaptığı görülmektedir. Daha o dönemde Rousseau genel iradenin her zaman doğru olduğu ve kamu yararına yöneltildiğini ön görmektedir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . İyi/Kötü Katkılar İletişim alanının bilimsel oluşum sürecine iletişim teknolojilerindeki gelişim öncülük etmiştir (Aziz. iktidarla ve bu unsurların da birbirleriyle olan iletişimi hakkında önemli analiz ve tespitlerde bulunmuştur. Aynı şekilde. „genel kanı‟ gibi kavramların çoğunlukla kamuoyu karşılığı ile dilimize tercüme edildiği anlaşılmaktadır (Rousseau. onun iletişim kavramına bakış açısını önemli bir şekilde hissettirmektedir. Habermas (1997b:182-200) da kamuoyu kavramının gelişiminde Rousseau‟nun katkıları vurgulamaktadır. vd.). Gerçekten de. genel oy. 2008:68-69). halkın kararlarının daima isabetli olduğu sonucunun çıkarılamayacağını. 2006:10). Düşünür Toplum Sözleşmesi‟nde (1762)12 yöneten-yönetilen ilişkisi açısından iktidar gücünün „halkın sevgisi‟nden elde edildiğinde en büyük güç olacağını ancak bunun “kararsız ve şarta bağlı” olduğunu vurgulamaktadır (1997:99). kamuoyu [l’opinion publique] kavramını ilk defa yazan Rousseau‟dur14. Rousseau‟nun siyasal süreçte genel iradenin hiçbir zaman temsil olunamayacağı. Bu eserinde. genel iradeye. Çünkü bireylerin tartışmalı bir soruna dair ne düşünecekleri. nasıl düşünecekleri ve hangi kanaatlere sahip olacakları kararının devredilmesi mümkün değildir. Montaigne‟nin 1588‟de yayınlanan Denemeler‟inde kavramın çoğul kullanıldığı bilinmektedir. 2005:148.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 11 durumunun incelenmesini önerir (Rousseau. Düşünürün. Eserlerinde. insanın varoluş sürecinden başlayıp toplumla. kamu yararından. 1998: 293 ve 102-103). Rousseau‟nun “iç dünyasına yolculuğu”nu anlattığı kabul edilen anı ve roman arasında bir dille kaleme aldığı Yalnız Gezenin Düşleri adlı eserinde de „genel irade‟. İletişim bilimlerinin önemli inceleme konularından biri olan kamuoyu Rousseau‟nun tanıttığı kavramlardan biridir. halkın hiçbir zaman bozulamasa da “aldatılabileceğini” yazmıştır. Buna karşın düşünür. devletle. Bu açıdan Toplum Sözleşmesi‟ yerine düşünürün aynı adlı eserine belki başka bir başlığı “Kamusal İletişim” olarak düşünmek yanlış olmayacaktır. genel iradenin ya da oy‟un birey sayısıyla ölçülemeyeceği. hız kazanması ve alana dair belirli önemli 12 13 14 Rousseau‟nun diğer eserleri bir yana sadece Toplum Sözleşmesi. Ancak Rousseau‟nun eserleri üzerine içerik analizi ile yapılan bir araştırmaya göre bu kavramı 16 ayrı yerde kullandığı tespit edilmiştir (Noelle-Neumann. 3. İletişim Biliminin Rousseau’cu Yorumu: Kaynaklar.

halkla ilişkiler ve reklam alanında çalışanlar. kitle kültürü gibi „sorunlar‟ın kavramsallaştırılması sonucu ortaya çıkmıştır (Mutlu.12 Z. 2001:385-386. Mattelart ve Mattelart. İletişim alanının iletişim bilimiyle kuşatılması gerektiği görüşünde birleşen özellikle Hovland. „haber savaşını‟ yönetmek kitleleri yönlendirmek. 1998:11). Tarihsel süreç açısından emekleme dönemleri ya da ilk adımlarını atmaya başladığı evreler incelendiğinde iletişim biliminin. Berelson. Lowenthal. Sayı:29 . akademisyenler etkin biçimde görev almış ve medya sosyolojisini savaş sürecinde kullanılan kurumlarda öğrenmişlerdir (Mattelart. insanlığın şimdiye kadar gördüğü en büyük iki savaşta önemli bir gelişim çizgisi izlediğini ortaya koymaktadır. 20. 2001:65). Coleman gibi bilim adamlarının kitle iletişim araçları ve ikna üzerine yaptığı araştırmalar bu bilimin kök atmaya başladığı dönem olarak gösterilmektedir (Lazar. Lazarsfeld. ABD hükümetinin Birinci Dünya savaşı sırasında. iletişim alanının her türlü entelektüel tartışmacıya açık bir yapısının bulunması. İletişim teknolojilerindeki köklü yeniliklerin olup bitenler hakkındaki zihinsel tasavvuru değiştirebilme gücüne sahip olması. Üçüncüsü. akademik iş hayatında arz ve talep dengesindeki sorunlu dönüşüm. kitap gibi yayınlarda önemli artış görülmesini Mutlu (1995:15-16) dört temel nedene bağlamaktadır: Birincisi. İletişim araştırmalarında en önemli patlamanın yaşandığı dönem İkinci Dünya Savaşıdır. Katz. Herzog. yaşadığımız dün ile bugün arasındaki farklılığın temelinde özellikle televizyon ve buna bağlı teknolojilerin aranması. Birinci Dünya Savaşı‟nda gazeteciler. yazarlar. iletişim çalışmaları ve araştırmalarına bilimsel yönelim özellikle kitle iletişim araçlarının ve dolayısıyla etkilerinin fark edilmeye başlaması. Dördüncüsü. İkincisi. dergi. iletişim biliminde akademik gelişmelerin hız kazanarak iletişim fakültelerinin yaygınlaşmasını. 1995:21). 2001:22-24). kitle toplumu. Damlapınar etkilerin ve en önemlisi belirli sorun ya da problemlerin ortaya çıkması ile olgunlaşmaya başlamıştır. Benzer bir yaklaşımla. Bu açıdan. Halkla ilişkilerin kurucusu olarak gösterilen Edward Bernays. yüzyılın ikinci yarısından itibaren enformasyonun yerini şebekelerin aldığı iletişim çağı başlamış ve böylece “düşüncenin manipülasyonu” kurumsallaşmıştır (Barbier ve Lavenir. Klapper. sansürle birlikte propaganda amacı taşıyan ve Creel adında bir „gazetecinin‟ başkanlığını yaptığı (bu sebeple Creel Komisyonu diye de anılan) Güz 2009.

Diğer bir açıdan. mekân ve dünyayı algılamasının kökten değişmesi gibi.5 ve yüzde 18. Dolayısıyla. Bu süreç aynı zamanda „güdümlü iletişim bilim araştırmaları‟na doğru da bir yönelim olarak görülmüştür. Yüksek Öğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi‟nin veri tabanında15 yer alan akademik çalışmalar genel bir gözleme dayalı olarak değerlendirildiğinde. iletişim ağlarının yaygın kullanımı da bir gün düşün(e)mememize yol açabilir mi? tarzındaki sorusu ve benzerleri daha çok sorulmaya başlamıştır. 2001:51-52). 1994: 111-113).gov. Bu bilinçaltı reklamcılığının uygulanışı daha sonra. sonuçta yapılan araştırmaya göre reklamı yapılan iki ürünün satışlarında yüzde 57. Amerika Birleşik Devletleri‟nde önceleri „iletişim sanatları‟ bölüm ve fakülte adları daha sonra „iletişim bilimleri‟ olarak değiştirilmiştir.tr/ İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 15 http://tez2. özellikle iletişimin „yan etkileri‟ ya da „gizli işlevleri‟ üzerinde yoğunlaşması (Chaffe ve Berger 2005:59) anlaşılabilir bir gelişme haline gelmiştir. saniyenin 3000‟de 1‟i kadar bir süre ileti gönderen bir araç sayesinde izleyicilere bilinçaltı algılama uygulanmış. Halkla ilişkilerin ilk adımları burada atılmıştır (Mattelart. çoğu iletişim bilimcinin. Bilinçaltı algılama ve insanların bu yolla yönlendirilmesi ilk kez reklam alanındaki bilimsel yöntemlerin ilerlemesiyle gündeme gelmiştir. İletişim biliminde ve teknolojilerindeki değişim paralel bir gelişmeye işaret etmiştir. kitle iletişim araçlarında ve diğer iletişim süreçlerinde etik sorunlar. Çünkü üniversitelerde yapılan iletişim bilim araştırmaları tüketime yönelik büyük şirketlerin çıkarları doğrultusunda üstelik objektiflik kisvesi altında yönlendirilmeye çalışılmıştır (Ergüden. toplumsal iletişim/iletişimsizlik sorunları. 1984-2007 döneminde yapılan lisans ve lisansüstü düzeydeki tezlerin halkla ilişkiler alanına katsının kantitatif olarak incelendiği bir çalışmada (Okay ve Okay: 2008) söz konusu katkının “ihmal edilebilir” olduğu bulgulanmıştır. 1957‟de. insanlık için olumsuz sonuçlar doğurabileceği gerekçesiyle yasaklanmıştır (Severin ve Tankard. Amerika Birleşik Devletleri‟ndeki bir sinema filminin gösterimi esnasında perdeye her beş saniyede bir.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 13 Committee on Public Information‟un üyelerinden biridir. 1988-89:4-5). ardından matbaa sayesinde basılı araçların kullanılması sonucu insanın zaman. Barbier ve Lavenir‟in (2001:388) uygarlık sürecinde önce alfabenin icadı.1‟lik artışların görüldüğü belirlenmiştir.yok. Bu durum ülkemizdeki lisansüstü çalışmalara da yansımıştır. manipülasyon gibi konulara doğru bir yönelim olduğu anlaşılmaktadır. Ancak.

dördüncü güç Kamu yararı (McQuail. 1994) Kamu Gözcüsü. 1994) Kamuoyu ve Demokrasi “Zihin Yönlendirenler” (Schiller. 2005) “Yaratıcı strateji” (Drewniany ve Jewler. İşte bu perspektiften hareketle iletişim bilimleri. 1997) ve Chomsky. 1998) “İktidar Seçkinleri” (Mills. Örneğin 20. özgür. dünyayı ve içinde bulunduğumuz toplumu yaşanılabilir kılan uygarlığın en önemli birikimlerinden biridir.14 Z. bilinçli alıcı-tüketici Haber Halkla İlişkiler Reklam Bütün bu tartışmalara karşın. 1999) Katılım. 1988) “Beyin Yıkama” (Brown. Yüzyılda Leslie Lipson Uygarlığın Ahlâki Bunalımları [ Manevi Bir Erime mi?. diğer alanlarda da benzer biçim ve içerikle kendisinden sonra da devam etmiştir. 1997) “Tüketim Toplumu” (Baudrillard. Demokrasi (McQuail. 1993) “Beyin İğfal Şebekesi” (Mattelart. 1974) “İdeolojik Aygıtlar” (Althusser. 2008) Bilgili. enformasyon toplumu Propaganda ve Rıza üretimi (Herman (McQuail ve Windahl. 1982) Sosyal sistemler (De Fleur ve Ball“Öldüren Eğlence” (Postman.1994) Rokeach 1977) Şiddetin yükselişi (Sanders. 2001) Gerçekliğin inşası (Tuchman. Damlapınar Rousseau‟nun bilim ve sanatları sorgulama tarzı. 1997) “İletişim Yönetiminde Mükemmellik” (Grunig. 1995) “Sahip Olmak” (Fromm. araçlar veya süreçler ZARARLAR YARARLAR Medya ve/ya İletişim Teknolojileri Toplumsallaşma (Aziz. iletişim bilimleri ve teknolojilerindeki gelişmeler. Dünyanın bu nüfus büyüklüğü ve yapısıyla aynı kaldığını ancak iletişimin bilim ve uygulama alanlarının geçtiğimiz yüzyılın ortalarındaki gelişmişlik seviyesine döndüğü bir an bile tasavvur edilebilir mi? 16 16 Benzer bir soru ve farklı bir yaklaşım için bkz. Tablo 1: İletişim Bilimlerinin Kaynağı Araç veya Süreçlerin Katkı Tipolojisi İletişim Bilimleri: Temel kavramlar. 1980) Bilgilenme. Yoksa İlerleme mi?] başlıklı çalışmasında uygarlığın geldiği noktayı ahlâki durum bağlamında inceleyerek olumlu ve olumsuz katkılar açısından incelemektedir (2003:213). Fromm (1996:27) Güz 2009. araçları veya süreçlerinde yaşanan ilerlemeler sonucu şimdiye kadar literatürde ulaşılan bilgi birikimi „sembolik‟ olarak Tablo 1‟de değerlendirilmektedir. Sayı:29 . 1999) “Global Köy” (McLuhan.

Adam Smith. Özellikle iletişim bilimleri için vazgeçilmez prensiplerden biri olarak değerlendirilmesi gereken „toplumsallaşmada‟ başarıya. Bu da. Voltaire. İletişim bilimlerinin ilgili alanlarda bireye. sektöre. kimi zaman da ortaya çıkan toplumsal sorunların çözümü için olumlu tutum ya da kanaat edindirme çalışmaları. uygulama süreciyle birlikte gelişen „yan‟. yönlendirmek vb) için kullanıldığı gibi. erdemi. Feyerabend‟in vurguladığı gibi (1999a:12) bilimsel araştırmalar eğer halkın yaşamını etkiliyorsa. diğer bilim dallarına en önemli katkısı insanın doğasında bulunan iletişimi bilimsel alana taşıyarak. sorgulayıcı anlayışıyla ve aykırı söylemiyle bilimleri ve sanatları bile günün şartlarında eleştirebilecek cesarette. kimya ya da biyoloji gibi fen bilimleri sayesinde doğaya her koşulda tamamen hâkimiyet sağlayamayacağı gibi iletişim bilimlerinden de bireysel ve toplumsal İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Russell‟in (1997:53) da belirttiği gibi: “Bilim birbirimize zarar verme olanaklarını artırdıkça toplumsal yaşamın sürmesini olanaklı kılan da bu olacaktır”. René Descares. ancak bilimin yol gösterici bir yapıya kavuşturulmasıyla ulaşılabilir.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 15 Tartışma ve Sonuç: Sorular Rousseau‟nun iletişim bilimlerinde halen kullanmakta olduğumuz kavram ve yaklaşımların temellerini atmasından daha önemli katkısı muhalif duruşuyla. toplumsal organizasyon amaçlı kullanılmıştır. John Locke. „olumsuz‟ ya da „kötü‟ etkileri varsa yine bunları ortadan kaldırabilecek ya da azaltabilecek tek uygarlık ürünü olmasıdır. araştırmacının iyi bir iletişimci olmasıyla mümkündür. bilimsel projelerin tartışılması sürecine toplumsal katılım sağlanması bir zorunluluk olarak görülmelidir. gerçek bilgiyi. kandırmak. Aziz‟in (2007:185) vurguladığı gibi bilimsel çalışmalarla üretilen bilgilerin yol gösterici ve işe yarar duruma getirilmesi. rehber edinmiş bir düşünür modeli olmasıdır. Francis Bacon. Immanuel Kant. ahlâkı. Arthur Schopenhauer gibi düşünürler bağlamında yürütülmesi alana katkı sağlayacaktır. Bütün bilim dalları için olduğu gibi iletişim bilimlerinin de kendisiyle ilişkilendirilebilecek her türlü toplumsal ya da doğal sorunu çözmesini beklemek mümkün değildir. İletişim bilimi ile elde edilen bilgilerin insanı/toplumu belirli amaçlar için manipüle etmek (psikolojik savaş. ancak aklın eylemlere egemen olması şartıyla. Yani. tıp dünyasından bütün hastalıkları kökten ve tümden ortadan kaldıracak bir katkı beklenemeyeceği. Benzer çalışmaların değişik açılardan. David Hume. kendine özgü bilimsel kanunları olan fizik. topluma. Jeremy Bentham. hikmeti.

televizyona bağımlı izleyiciler ve benzeri sorunlar için iletişim bilimleri yeni bir açılım sağlayabilir mi?  İletişim.16 Z. Sayı:29 . toplumsal. bu sorunların peşinden koşan bir alan olmaktan nasıl çıkarılabilir? İletişim alanında yaşanan sorunlar ortaya çıkmadan. sınıf. kurumsal ya da örgütsel iletişim düzeyinin ve kalitesinin yükselmesini. çatışmalar (kuşak. toplumsal sorunlar belirginleştikçe. kamusal. birbirine bağlı şu sorular üzerine yeniden eğilmesine ihtiyaç olduğu değerlendirilmektedir:  İletişim bilimlerinin gelişimi bireysel. Yine de. Damlapınar iletişim sorunlarını tamamen çözecek bir katkı beklemek rasyonel bir yaklaşım kabul edilemez. ilerlemesini sağlamış mıdır?  İletişim bilimi. iletişim bilimleri alanında çalışan bilim insanlarının Rousseau‟cu bir yaklaşımla. teknolojilerinin olumsuz etkilerini tesirsiz hale getirecek bir iletişim bilimi geliştirilebilir mi? Güz 2009. araçları. yöneten-yönetilen vb) neden hala yaşan bir sorun olarak gündemdeki yerini korumaktadır?  „Mektepliler‟in „alaylılar‟la meslektaş olduğu bir kitle iletişim ortamında/sektöründe iletişim bilimleri. “davranışları ve eylemleri” kalıba sokmak isteyen örgütlü iletişim kaynakları mı yararlanmıştır?  Ülkemizde iletişim bilimi belirli parametreler dâhilinde önemli bir gelişim göstermiştir. İletişim biliminin ve öğretiminin kuramsal ya da uygulama alanına katkısı nasıl artırılabilir?  İletişim bilimimin toplumsallaştırılmasında hangi aşamadayız? Toplumun ve bireyin doğrudan içinde olduğu iletişim bilimleri onlara ne kadar ev sahipliği yapabilmiştir?  İletişim bilimindeki önemli ilerlemelere karşın toplumsal. Bugün yaklaşık devlet ya da vakıf üniversitelerine bağlı lisans eğitimi veren 40 civarında iletişim fakültesi ve lisansüstü eğitim veren birçok enstitü bulunmaktadır. iletişim biliminin kazanımlarından faydalanmak nasıl mümkün olabilir?  Şimdiye kadar iletişim bilimlerindeki bilgi birikimiyle ortaya çıkan kuramlardan bilim insanları mı. deontolojik ve etik sorunların artmasına ya da azalmasına katkı sağlamış mıdır?  Kitle iletişim kurumlarının hedef kitleleriyle yaşadığı sorunlarda iletişim bilimleri nasıl bir çözüm sağlayabilir? Okursuz gazeteler.

İstanbul: Ayrıntı Yayınları.) İstanbul: İletişim Yayınları.42-74. (38). Behzat Tanç (çev. ailede. rasyonel tüketim alışkanlığına dönüştürülebilmiş midir?  Başka hangi yeni sorular üretilebilir? Bu soruların bir sonu gelir mi? KAYNAKÇA Althusser. Yusuf Alp ve Mahmut Özışık (çev. Siyasal Fragmanlar. toplumda. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım. Erol Mutlu (der. J. Aziz. Mustafa (2007) “J. s. Berger (2005) “İletişim Bilimci Ne Yapar”. İstanbul: Varlık Yayınları. s.323-338. s. J. İstanbul: Boğaziçi Yayınları. Necip (1962) Jean-Jacques Rousseau Hayatı Sanatı Eserleri. Barbier. Steven H. Frédéric ve Catherine Bertho Lavenir (2001) Diderot‟dan İnternete Medya Tarihi. ve çev. Ahmet (1999) Felsefe Sözlüğü.C (1994) Beyin Yıkama. Bayka. Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi. 9 (1). bilimsel reklamcılık bilinçli. Ekonomi Politik Üzerine Söylev.7-14. JeanJacques. İstanbul: Paradigma. Cevizci.). Brown.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 17 kişilerarası iletişim  Okulda. içinde. İstanbul: Say Yayınları. Kitle İletişim Kuramları. Ankara: Ütopya Yayınevi. Aysel (1982) Toplumsallaşma ve Kitlesel İletişim. hayatta insanların sorunlarına iletişim bilimleri katkı sağlayabilmiş midir?  Bilimsel halkla ilişkiler „olumlu‟ tutum ya da kanaatlerin kazanımı. Baudrillard Jean (1997) Tüketim Toplumu.). İsmail Yerguz (çev. Louis (1994) İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları. Kültür ve İletişim. Ankara: AÜ BYYO. Kerem Eksen (çev. Hazal Deliçaylı ve Ferda Keskin (çev). Rousseau’nun İnsan Anlayışı: Doğallıktan Kültürleşmeye”. Aslan. İstanbul: Okuyanus Yayın. ve Charles R.A. 7. Cihan. Mustafa Hazım (2008) “Rousseau Üzerine Birkaç Söz”.). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .9-31. s. Aysel (2007) Sosyal Bilimlerde Araştırma Yöntemleri ve Teknikleri. Rousseau.). Aysel (2006) “Dünyada ve Türkiye’de İletişim Araştırmaları”. Aziz. Chaffe. içinde. Yayınları. Aziz.

İstanbul: Ötüken Neşriyat. New York: Pantheon Books.). Habermas. Edward S. Ankara: TÜBİTAK. Elif Özsayar (çev.1-15 Feyerabend. Boston: Thomson Wadsworth. Emile (2009) Dini Hayatın İlk Şekilleri. Durkheim. Erich (1997) Sahip Olmak ya da Olmak. s.). Forti. Aydın Arıtan (çev. içinde. Augusto (1997) “Modern Bilimin Doğuşu ve Düşünce Özgürlüğü”. http://tez2. Fromm. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Orhan (1993) İletişim ve Kitle İletişim Bilimine Giriş İnsanlararası İlişkilerin Sosyolojik Bir Analizi. Bonnie L. Fromm Erich (1996) Sağlıklı Toplum. Paul (1999b) Yönteme Karşı. ve Sandra Ball-Rokeach (1977) Theories of Mass Communication. 10. Ahmet Kardam (çev. Sayı:29 . (2005) Halkla İlişkiler ve İletişim Yönetiminde Mükemmellik.). Ertuğrul Başer (çev. Drewniany.). Paul (1999a) Özgür Bir Toplumda Bilim. Gökçe. İstanbul: Payel Yayınları. Erol Güngör (çev.).). Yurdanur Salman ve Zeynep Tanrısever (çev. Emile (2006) Toplumsal İşbölümü. Konya: Atlas Kitabevi. İstanbul: Rota Yayınları.). Tanıl Bora. James E. Özer Ozankaya (çev. Feyerabend. Paul (1994) Batı Düşüncesindeki Büyük Değişme. Akın (1988-89) “İletişimbilimde Niteliksel-Kural Araştırmaları”. Jerome Jewler (2008) Creative Strategy in Advertising. Damlapınar De Fleur. Durkheim. Hazard. Mustafa Tüzel (çev.). Melvin L.18 Z. Ergüden. New York: Longman. Herman. İstanbul: Arıtan Yayınevi. Gazi Üniversitesi BYYO Dergisi. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. ve A.). Bilim ve İktidar.yok. İstanbul: Cem Yayınevi.gov. Grunig.) Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. Habermas.tr Güz 2009. Jürgen (1997b) Kamusallığın Yapısal Dönüşümü. Mithat Sancar (çev. İzzet Er (çev. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. 23-37.). ve Noam Chomsky (1988) Manufacturing Consent The Political Economy of the Mass Media. İstanbul: İletişim Yayınları. s. Federico Mayor ve Augusto Forti (der.). Mehmet Küçük (çev. Jürgen (1997a) “İdeoloji” Olarak Teknik ve Bilim.

Armand (1995) Beyin İğfal Şebekesi Uluslararası Reklamcılık. Judith (2001) İletişim Bilimi. Rasih Nuri İleri (çev.). (4). 7. Emel Öztürk (2006) “Bilgi. Lazar. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. Işın Gürbüz (çev. Yüzyılda Yeryüzü Yaşamında ve Medyada Meydana Gelecek Dönüşümler. Merih Zıllıoğlu (çev. London: Sage Publications. İstanbul: İletişim Yayınları. Wright (1974) İktidar Seçkinleri.İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 19 Karagöz. İstanbul: Scala Yayıncılık. s. Ankara: Vadi Yayınları. Bilim ve İletişim”. İstanbul: Bilgi Yayınevi.). McQuail. J.49-66. [Manevi Bir Erime mi? Yoksa İlerleme mi?]. Mattelart.13-38. Mattelart. Ünsal Oskay (çev. Nuri Bilgin (çev. C. s. İstanbul: Alan Yayıncılık. Denis (1998) Mass Communication Theory An Introduction. Nilüfer Kuyaş (çev. Halime Yücel (çev.). J-L. Armand (2001) İletişimin Dünyasallaşması.). İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Mills. Rousseau. Lecercle. Ankara: İmge Kitabevi. Moles. Mollaer. Bahar Öcal Düzgören (çev. (2002) “Jean-Jacques Rousseau Hayatı ve Eserleri 1712-1778”. Kuhn. Armand ve Michèle Mattelart (1998) İletişim Kuramları Tarihi.).).). Mattelart. Fırat (2005) “Modern Bilim ve Kapitalizmin Erken bir Eleştirisi: J. Abraham (2001) Belirsizin Bilimleri İnsan Bilimleri için Yeni bir Epistemoloji. İstanbul: İletişim Yayınları. McLuhan. İstanbul: Say Yayınları. Lipson. Rousseau’nun Felsefesi”. Jean-Jacques (2002) İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Üzerine Konuşma. Denis ve Sven Windahl (1997) Kitle İletişim Modelleri. Cengiz Anık (çev. Leslie (2003) Uygarlığın Ahlâki Bunalımları. McQuail. içinde. s.27-62. Jale Çam Yeşiltaş (çev.). Kaygı: Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Dergisi. McQuail.).). İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Thomas S. London: Sage Publications. Konca Yumlu (çev. Kilad Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Dergisi. (1995) Bilimsel Devrimlerin Yapısı. Denis (1999) Media Performance Mass Communication and the Public Interest.). Marshall (2001) Global Köy 21. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .

Oskay. Aydemir ve Ayla Okay (2008) “Undergraduate and Graduate Public Relations Education in Turkey: A Quantitative Study of Dissertations Contributions to Public Relations Field (1984-2007). Noelle-Neumann. Walter J. Jean-Jacques (2002). 2. Rasih Nuri İleri (çev. Jean-Jacques (2007) Dillerin Kökeni Üstüne Deneme. Sayı:29 . Jean-Jacques (2002) İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Üzerine Konuşma. Osman Akınhay (çev. Vedat Günyol (çev.5-14. Rousseau. İstanbul: Say Yayınları. Rousseau.).20 Mutlu. Oskay.). Ankara: Dost Kitabevi. Arif Orbay (çev. İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Üzerine Konuşma. İstanbul: Say Yayınları.). içinde. Ekonomi Politik Üzerine Söylev. Ömer Albayrak (çev. İstanbul: Der Yayınları.). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. Rousseau.). İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Rasih Nuri İleri (çev. İstanbul: Say Yayınları. Neil (1994) Televizyon: Öldüren Eğlence Gösteri Çağında Kamusal Söylem. Rousseau. Selçuk İletişim. s. Postman. Jean-Jacques (1997) Toplum Anlaşması.).). (1995) Sözlü ve Yazılı Kültür Sözün Teknolojileşmesi. Ünsal (2001) “Yıkanmak İstemeyen Çocuklar” Olalım. Yüzyıldan Günümüze Kitle İletişiminin Kültürel İşlevleri Kuramsal Bir Yaklaşım. Güz 2009. Dorothy (1994) Bilim Nasıl Satılır.). Murat Özkök (çev. (5).). Oskay. Jean-Jacques (1991) İtiraflar II. İstanbul: Bordo Siyah Klasik Yayınlar. Murat Çiftkaya (çev. Ankara: Ark Yayınevi. Erol (1995) İletişim Sözlüğü. Ong. İstanbul: Metis Yayınları. Z. Jean Jacques (2005) Yalnız Gezenin Düşleri. Elisabeth (1998) Kamuoyu Suskunluk Sarmalının Keşfi. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. İstanbul: Şule Yayınları. Ünsal (1993) XIX. Rousseau. İsmail Yerguz (çev. Rousseau.). Sema Postalcıoğlu Banon (çev. İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları.). İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları. Jean-Jacques (2008) Siyasal Fragmanlar. Okay. Ünsal (2002) “Önsöz” Rousseau. Damlapınar Nelkin. Ester Yanarocak (çev.

Williams. “Bilgi İletişim Teknolojileri ve Ütopyan Bakış Açısı”.). Jean-Jacques (2009a) Bilimler ve Sanatlar Üstüne Söylev. İstanbul: Sarmal Yayınevi. İstanbul: Pınar Yayınları. Trigg. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Kibele Sanat Merkezi. New York: The Free Press. Kadir Yerci (çev. Vural. Werner J. Raymond (2006) Anahtar Sözcükler Kültür ve Toplumun Sözvarlığı. Selçuk İletişim. Nermin Arık (çev. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Bilim.). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .5-21.).). Gaye (1980) Making News A Study in the Construction of Reality. Bilim Her Şeyi Açıklayabilir mi?. Vural. 3.137-148.).).İletişim Bilimini Rousseau’dan Okumak: 21 Rousseau. Z. s. Ali Atıf Bir ve Serdar Sever (çev.). Selçuk İletişim. Wr. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. (5).5-19. Severin. Şehnaz Tahir (çev. Herbert (1993) Zihin Yönlendirenler. (çev. Roger (1996) Akılcılık ve Bilim. Cem (2006) “İletişim Araştırmalarının Bilgi Bilimsel Temelleri: Bilimsel Bilginin Bilinebilirliği Üzerine”. Barry (1999) Öküz‟ün A‟sı Elektronik Çağda Yazılı Kültürün Çöküşü ve Şiddetin Yükselişi.). Tuchman. Sabahattin Eyüboğlu (çev. Sanders. İstanbul: İletişim Yayınları. Cevdet Cerit (çev. Bertrand (1997) Sorgulayan Denemeler. Schiller. Ankara: TÜBİTAK. Beril Akıncı ve Uğur Bakır (2007) “Distopyan Perspektiften Bilgi İletişim Teknolojileri ve İnsanlığın Geleceği”. Ankara: Dost Kitabevi. 1. Beril Akıncı ve Ayda Sabuncuoğlu (2008).). s. Yaşar Avunç (çev. s. Stanley Jeyeraja (2002) Büyü. (5). Savaş Kılıç. Russell. Yöntemleri ve Kitle İletişim Araçlarında Kullanımları. Rousseau. (1994) İletişim Kuramları: Kökenleri. Ufuk Can Akın (çev. Jean-Jacques (2009b) Emile ya da Eğitim Üzerine. ve James W. Tankard. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi. Tambiah. 27. Din ve Akılcılığın Kapsamı. Yaşın.

Key Words: Newspaper organizations. üretim konusu. In the research part. Ü. Araştırma kısmında ise Türk basın işletmelerinde kaynak sorununun belirlenmesine yönelik bir finansal analiz çalışması yapılmaktadır. bu işletmelerin finansal kaynak ihtiyaçları ve bu ihtiyaçlarını nasıl karşıladıkları incelenmektedir. finansal sorunlar. require financial funds in order to function by gathering production factors and maintain the production at a certain profitable level. cost structure. Bu yüzden çalışmada basın işletmelerinin kendine özgü özellikleri. financial analysis  Araştırma Görevlisi Doktor. Türkiye’de sektörü büyük ölçüde kontrol eden iki basın işletmesinin finansal tabloları yüzde yöntemi ile analiz ve rasyo analizi tekniklerinden yararlanılarak analiz edilmektedir. işletme büyüklüğü. sources of revenue and market structure in which these organizations are involved. İşletmelerin kaynak ihtiyacı. 237- BASIN İŞLETMELERİNİN FİNANSMAN SORUNLARI VE BİR FİNANSAL ANALİZ UYGULAMASI Dilek GÜRKAN ÖZET Basın işletmelerinin her işletme gibi üretim faktörlerini bir araya getirerek faaliyette bulunabilmeleri ve üretimlerini belli bir karlılık düzeyinde istikrarlı biçimde sürdürebilmeleri için finansal kaynaklara ihtiyaçları vardır.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. 7(2). like every organization. the production subject and industrial organizations. maliyet yapısı. endüstri koşulları gibi pek çok faktörden etkilenmektedir. gelir kaynakları ve bu işletmelerin içinde bulunduğu piyasa yapısı gibi konular ele alınarak. For this reason. finansman. finance. a financial analysis is carried out which is aimed at the determination of the fund problem of the newspaper organizations. financial problems. İletişim Fakültesi İletişim 2003/18 . The need of organizations for financial funds is affected by many factors ssuch as the size of organization. Anahtar Kelimeler: Basın işletmeleri. The financial statements of the two major newspaper organizations in Turkey which controls the media sector on a large scale are analyzed by using the vertical analysis and ratio analysis. the financial fund needs of these organizations and how they provide them are considered by examing the subjects such as the characteristics peculiar to newspaper organizations. finansal analiz Financial problems of newspaper organizations and a financial analysis practice ABSTRACT Newspaper organizations. G.

maliyet yapısı. işletme büyüklüğü. stratejileri saptamak. Bu çalışmada konu edilen basın işletmeleri. bu işlevleri yerine getirirken tüm ekonomik birimler gibi. bilgi ve haber üretirken aynı zamanda sınai bir üretimin oluşmasını sağlayan. Finansman. A. basın işletmelerinin kendine özgü özellikleri. planlamak.24 Giriş D. Bunun sağlanabilmesi için işletmelerin. Ticari bir işletme olarak ele alındığında. kar amacı güden ve yüksek teknolojiyi hedefleyen basın işletmeleri. yönlendirme. Bu yüzden çalışmada. gerekse faaliyetlerini sürdürebilmesi için parasal kaynaklara ihtiyaç duyulmaktadır. teknolojik yenilenmeyi gerektiren pahalı yatırımlar. 2004:1). globalleşme ve artan rekabete paralel olarak finansman. çalışmada Türkiye’de gazete üreten basın işletmelerinin kaynak ihtiyaçları ve bu ihtiyaçlarını nasıl karşıladıkları incelenmektedir. üretim faktörlerini bir araya getirerek ürününü meydana getiren basın işletmeleri için de finansman hayati bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. yatırım için gerekli fonu bulması ve bu fonları etkin bir şekilde kullanması gerekmektedir ki. BASIN İŞLETMELERİNDE FİNANSMAN Basın işletmeleri. küçük veya büyük tüm işletmeler için daha fazla öneme sahip olmaktadır. 2002: 21). uygun finansman politikalarını belirlemek. bu işletmelerin finansman sorunlarının tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Ülke ekonomisinde faaliyette bulunan işletmeler. üretken yatırımlara yönelerek girişimlerinin sonucunu almak ve işletmelerinin sürekliliğini sağlamayı amaçlamaktadır. İşletmelerin kaynak ihtiyacı. kamuoyu oluşturma. Gürkan İşletmelerin gerek kurulabilmesi. bu da finansmanın konusunu oluşturur. Haber verme. yarı kamusal mal ve hizmet üreten birer işletme konumundadırlar(Dai ve Kara. Gelişen teknoloji. gazete üreten yazılı basın işletmeleri olup. üretim konusu. uygulamak ve uygun bir kontrol mekanizması oluşturarak denetlemektir(Ergül. Günümüzde her işletmede kaynakların tahsisi ve dağıtımı ile ilgili bir takım finansal sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Sayı:29 . pazarlama ve dağıtım aşamasında yaşanan zorluklar gibi nedenlerle bazı finansal sorunlarla karşılaşmaktadır. eğitme ve eğlendirme gibi toplumsal işlevleri yerine getiren. endüstri koşulları gibi pek çok faktörden etkilenmektedir. Basın işletmeleri genellikle diğer endüstri Güz 2009. girdi fiyatlarındaki artışlar. gelir kaynakları ve bu işletmelerin içinde bulunduğu piyasa yapısı gibi konular göz önüne alınarak.

basın işletmelerinin finansmanı da dahil olmak üzere tüm işletme fonksiyonlarına yansımaktadır. Kullanılan yoğun teknoloji ve nitelikli emek nedeniyle güçlü bir sermaye yapısı gereksinimi ortaya çıkmaktadır. 1993:20). rekabet derecesi. Basın işletmelerinin ürettiği ürünün diğer bir özelliği ise. Dolayısıyla basın işletmelerinin yapısına uygun olan kitle üretimi sermaye yoğun üretim teknolojisi ve otomasyon gibi gelişmiş üretim sistemleri kullanarak birbirinin aynı olan ürünler üretmek biçiminde gerçekleşmektedir (Atılgan.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 25 işletmeleri ile aynı piyasa koşullarında faaliyet gösterirler. Gazetenin dayanıksız bir ürün olması ve stok edilememesi. Dolayısıyla. Haberin üretim. işletmenin kendi maliyet yapısından çok ekonominin durumu. tüm ekonomik birimler gibi hammadde. Üretilen ürünün ayırt edici özellikleri. Basın işletmelerinin finansmanında ürettiği ürününün(gazete) bazı özellikleri son derece belirleyici olabilmektedir. Basın işletmeleri genellikle kitle üretimi yapan işletmeler olup. teknoloji ve sermayeyi bir araya getirerek faaliyet göstermektedir. gazetenin içeriğini oluşturmada eğitimli. emek. vasıflı bir emeğe ihtiyaç duyulmaktadır. Gazetelerin okuyucuya ve reklamverene ayrı ayrı satışa çıkarılması fiyat politikalarının da basın işletmeleri için farklı işlemesine neden olmaktadır. 1999: 93). 1989: 99). hem karı maksimuma İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Medyaların tüm ekonomisini bu kısa yaşam süresi koşullandırmaktadır(Desmoulins. Basın işletmesi için fiyatlandırma. bu üretimin özelliği üretimin devamlı olması ve aynı üründen çok miktarda üretilmesidir. Gazete fiyatlama stratejisi. tek bir ürünün iki farklı mal ve hizmet piyasasına sunulması gibi pek çok özellik basın işletmelerini diğer endüstri işletmelerinden ayırmaktadır. Ancak bu endüstrinin ürünlerinin kendine özgü yanı. gazetenin okuyucu ve reklamveren olmak üzere iki ayrı pazara sunulmasıdır. Gazeteyi en kısa ömürlü ürün olarak tanımlamak mümkündür. Düşünce üreten ve kamu hizmeti gören ekonomik bir birim olarak basın işletmeleri. dağıtım ve tüketim aşamalarının çok kısa süre içinde gerçekleşmesi gazetenin hemen değerini kaybetmesine neden olmaktadır. basın sektörüne diğer sektörlerden ayrı bir özellik kazandırmaktadır. fotoğraf. haber. pazar payı gibi işletme dışı etkenlere bağlı olunması nedeniyle karmaşık bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır (Özkan. ürettiği ürüne asıl değerini ve önemini kazandıran makale. üretim sürecinin uzman bir emek ve yoğun bir sermaye gerektirmesi. karikatür gibi fikir ürünleri olmaktadır. Basın işletmelerinin üretiminde. Temel işlevini okuyucu için gerçekleştirmesine rağmen işletmeye sağladığı gelir açısından reklamverenler okuyuculardan daha önemli bir konumda bulunmaktadır.

26

D. Gürkan

çıkarma ya da maksimum satış hacmine ulaşma, hem de pazar payını maksimize etmelidir (Fink, 1988: 199). Günlük gazetelerin satış fiyatı genellikle birim maliyetinden daha düşük düzeyde tespit edilir. Gazetenin maliyet fiyatı ile satış fiyatı arasındaki bu dengesiz yapı gazetelerin sadece satış gelirleriyle yaşamalarını imkansız hale getirmektedir (Atılgan, 1993:234). Temelde fikri ürün olan gazete, ekonomik ürün olarak değer kazanmakta ve fikri olandan çok ekonomik olana yönelerek, zihinsel bir dönüşüme zemin hazırlamaktadır. Okuyucudan çok reklamverenin sözcülüğünü yapan gazete böylece kendi ekonomik geleceğini güvence altına almaktadır (Topçuoğlu, 1996: 219). Basın sektöründe üretilen ürün büyük altyapı yatırımları ve pahalı teknolojiyi gerektirmekte, dolayısıyla yüksek başlangıç maliyetleri söz konusu olmaktadır. Basılan kopya sayısı değişse de, basın işletmesi aynı sayıda fikir işçisini çalıştırmakta, gazetenin haber ve reklam içeriğini oluşturmakta ve gazeteyi baskıya hazır hale getirmektedir. Gazetelerin maliyetleri finansal kaynak ihtiyacında etken olmaktadır. Bu yüzden basın işletmelerinin finansal özelliklerini belirlerken basın işletmelerinin maliyet yapısı dikkate alınmalıdır. Gazetelerin maliyetleri genel olarak; hammaddelerin toplanması (bilgi, haber), bunların hazırlanması, yayınlanması ve dağıtılması aşamalarını kapsayan bir süreç sonunda belirlenir(Söylemez, 1998:46). Bu süreçte, gazetelerin oldukça yüksek “ilk kopya” maliyetleri ile karşı karşıya kalınır. Basın işletmesinin maliyetlerini entelektüel üretim maliyetleri, mal olarak gazetenin üretim maliyetleri, dağıtım ve satış çabaları maliyetleri olarak gruplandırmak mümkündür. Gazetenin tasarlanması ve idaresini sağlayan yazıişleri giderleri ve yönetim giderleri entelektüel üretim giderleri olarak ele alınmaktadır. Yazıişleri tarafından üretilen hizmetin maddi bir ürün olarak gazeteye dönüştürülmesi için bina, makine, donanım, hammadde, teknoloji ve insan gücüne ihtiyaç duyulmakta, bunlar da üretim maliyetlerini oluşturmaktadır. Diğer yandan gazetenin dağıtımından kaynaklanan maliyetler ve gazete satışını artırma amaçlı reklam ve promosyon giderleri de diğer maliyet unsurları olarak karşımıza çıkmaktadır (Gürkan, 2003:31). Basın işletmelerinin ana girdisini oluşturan kağıdın da gazetenin maliyeti açısından önemli bir yeri bulunmaktadır. Türkiye’de bir gazete yaklaşık maliyet harcamalarının %20 kadarını kağıda ayırmaktadır(Dai,2008: 273). Ülkemizde uzun

Güz 2009, Sayı:29

Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması

27

yıllar gazete kağıdı yalnız, basın işletmelerinin kağıt ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulmuş olan SEKA tarafından üretilmiştir. Günümüzde basın işletmeleri kağıt ihtiyaçlarını büyük ölçüde ithal etmektedir. Basın işletmelerinin ürettiği gazetenin dayanıksız ürün olma özelliğinden dolayı, okuyucusuna kısa sürede ulaşma gerekliliği, bu işletmelerin dağıtım organizasyonunu da önemli hale getirmektedir. Dağıtım bir gazetenin ortaya çıkış sürecinde son derece hassas ve karmaşık bir aşamayı teşkil etmekte; hızlılık, düzenlilik, yararlılık ve yayının toplu halde sevk ve idaresinin (elde kalanlar için iade dahil) son derece katı zorunlulukları ve gayet sıkı kontrol edilen maliyet koşullarındaki her türlü unsuru bağdaştırmak zorundadır (Fillion, 1992: 277). Dağıtım kanallarını doğru belirleyemeyen ve düzgün çalıştıramayan bir işletme, tüketiciye zamanında ulaşamayacağı için rekabet avantajı elde etmesi güç olacaktır (Sayılgan, 2004:66). Sağlam bir alt yapılanmaya sahip dağıtım, aynı zamanda üretim planlamasına da katkı sağlayacaktır. Çünkü dağıtım neticesinde aynı zamanda iade oranı ve beraberinde dağıtım ile ilgili masraflar da netlik kazanacaktır (Dündar, 2006:76). Basın sektörü kitlesel piyasaya yönelik bir dağıtım stratejisi gerektirdiği için bir dağıtım organizasyonu kurmak zorundadır. Ancak böyle bir organizasyonun maliyeti çok yüksektir. Bu nedenle basın sektöründeki işletmeler birlikler oluşturarak maliyetleri ortak bölüşmeyi ve en az maliyetle bu iş içinden çıkmak istemektedir (Sayılgan, 2005: 76). Dağıtım şirketlerinin gazete dağıtımlarında bıraktıkları kar marjı, birim gazetede yüzde 12,5’tur. Karın yüzde 5,5’u tali bayiye, yüzde 7 civarı başbayiye bırakılır (Dursun, 1999: 213). Maliyetleri üzerinde durulan basın işletmelerinin başlıca gelir kaynaklarını ise, ticari gelirler ve devletin basına sağladığı yardımlar olarak ele almak mümkündür. Ticari gelirler genel olarak gazete satışlarından elde edilen gelir ve ilan-reklam gelirlerinden oluşmaktadır. Bunların dışında çok büyük bir gelir kaynağı olmamakla birlikte basın işletmelerinin baskı makinelerinin kiraya verilerek atıl kapasitenin değerlendirilmesi ve hurda kağıt ve iade gazetelerin satışından elde edilen gelirler gibi diğer ticari gelirler de söz konusudur. Devletin basına sağladığı yardımlar ve kolaylıkları ise, sübvansiyonlar, resmi ilan ve reklam yardımı, yatırım teşvikleri ve diğer kolaylıklar şeklinde sıralayabiliriz. “Birçok sayıda teşvik verme yöntemi bulunmaktadır. En çok rastlanılan kaynak kullanımını destekleme primi ve fon kaynaklı kredilerdir. Kaynak kullanımını destekleme primi hibe şeklindedir ve geri ödemesi yoktur. Fon kaynaklı

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

28

D. Gürkan

krediler ise düşük faizlerle verilmektedir. 1985’ten itibaren fon kaynaklı kredilerin teşvik yöntemleri arasında ağırlıklı olarak kullanıldığı görülmektedir. Ayrıca vergi muafiyetleri, vergi indirimleri, gümrük muafiyetleri, ulaştırma-haberleşme tarifeleri, kağıt tahsisleri-tarifeleri, KDV indirimi, Talih Oyunları Yönetmeliği’nde yapılan istisnalar, Taksitli Satışlar Yönetmeliği’ndeki istisnalar da diğer teşvik yöntemleridir”(Sayılgan, 2004b: 35). Basın işletmeleri, tarihsel süreç içinde önemli gelişmeler göstererek büyük birer sınai kuruluş haline gelmişlerdir. Günümüz koşullarında sektördeki yoğun rekabet, ileri ve pahalı teknolojinin kullanımı nedeniyle artan maliyetler, en önemli hammaddesi olan kağıdın temininde ithalata olan bağımlılık, dönem dönem yaşanan ekonomik bunalımlar, bu işletmelerin ayakta kalma mücadelesinde güçlü bir finansal yapıya sahip olmalarını gerekli kılmıştır (Dai, 2008: 1). Basın sektöründe yoğun teknoloji kullanımın zorunluluğu ve bunun yüksek maliyetlerle gerçekleştirilebilmesi, başlangıç maliyetlerinin yüksek olması, ölçek ekonomisinden yararlanılması ve şirketler arası birleşmeler piyasa yapısını belirlemektedir. Türkiye’de basın sektöründe bugün karşı karşıya bulunduğumuz durum oligopolleşmenin varlığını göstermektedir. Basın sektörünü oluşturan oligopolist piyasalarda firmalar genellikle varlıklarını sürdürmek, karlarını artırmak ve piyasaya girecek olan potansiyel rakiplerini engellemek gibi amaçlara sahiptirler (Sayılgan, 2005:71). Ancak günümüzde oligopol şartları içinde çalışan firmaların sayılarının azalarak hacimlerinin çok büyümesi, açık bir tekelleşme eğilimi olarak kabul edilmektedir (Görgülü, 1991: 11). Basın sektöründe piyasaya giriş engellerinin yüksek oluşu, yatırımların sermaye yoğun olması, ölçek ekonomilerinin etkileri ve basın işletmeleri arasında yaşanan yatay ve dikey birleşmeler sektörün içinde bulunduğu yapıyı desteklemektedir. Günümüz basın işletmeleri baskı makinelerinin atıl kalmaması adına birden fazla gazete ve dergi yayınlamakta, spor, magazin, otomotiv gibi farklı alanlarda ekler çıkartmaktadır. Bu durum ölçek ekonomilerinden yararlanan büyük işletmelere avantaj sağlarken, piyasaya girmek isteyenlere de bir engel oluşturmaktadır. Yine gazetelerin gerek basım gerekse dağıtım aşamasının yüksek sabit maliyetle gerçekleşmesi sektörde dikey birleşmelere zemin hazırlamaktadır. Bu da dikey birleşmeye giden işletmelere üretim ve dağıtım süreçlerinde rekabet üstünlüğü sağlamaktadır. Basın işletmeleri en az maliyetle en fazla kar dengesini kurabildikleri ölçüde başarı sağlarlar. Basın işletmelerinin finansal yapısı ve gücü rekabet avantajı

Güz 2009, Sayı:29

Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması

29

yaratacak birçok temel kriter için kaynak oluşturur. Finansal güç, işletmenin varlıkları, likiditesi, borçları, borçlarını ödeyebilme gücü, toplam borçlarının sermayesine oranı gibi daha da çoğaltılabilecek pek çok kriterin genel bir sonucunu ifade etmektedir (Sayılgan, 2004a: 66). İşletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmeleri ve gelişebilmeleri finansal durumlarına bağlı olup, bunu gerçekleştirmek için ise, fon sağlama ve bu fonları etkili ve verimli bir biçimde kullanım çabası göstermeleri gerekmektedir. Bu çabalar finansal yönetimin görevidir. İşletmelerde finansal yönetim iki temel sorunla karşılaşmaktadır: İlki; işletme hangi varlıklara ve ne kadar yatırım yapmalıdır? İkincisi ise yatırım için gerekli fonlar hangi kaynaklardan sağlanmalıdır? Bu sorulara yanıt ararken finansal yönetim firmanın pazar değerini maksimum kılacak yatırım ve finansman kararları almaya çalışır(Berk, 1995: 8). Yatırım kararları ve finansman kararları ise, işletmenin finansal amaçları ışığında belirlenir. Yatırım kararları hangi iktisadi varlığa ve ne tutarda yatırım yapılacağı ile ilgilenirken, finansman kararları bu varlık toplamı ve bileşimini elde etmek için gerekli fonların hangi kaynaklardan ve hangi süreyle sağlanacağını belirlemeye yönelik kararları içermektedir. Finansmanı; bir işletmenin kurulabilmesi, işletilebilmesi ve geliştirilebilmesi için fon ihtiyacının karşılanması olarak tanımlamak mümkündür. İşletmelerin varlığını, hemen paraya çevrilebilir ya da çevrilemez olma özelliğiyle dönen ve duran varlıklar oluşturmaktadır. İşletmenin faaliyet sürecinde paraya çevrilmeyen, işletmenin üretim gücünü ve büyüklüğünü de bir anlamda belirleyen duran varlıklar sabit sermaye olarak da adlandırılmakta olup, arazi, bina, makine gibi maddi sabit varlıkları, marka, patent hakkı gibi maddi olmayan varlıkları, iştirakleri, uzun süreli alacakları ve fonları kapsamaktadır. Dönen varlıklar ya da diğer bir deyişle işletme sermayesi ise, nakit veya işletmenin faaliyeti sırasında bir yıl içinde paraya çevrilebilir ve kullanılabilir varlıkları ifade etmektedir. Basın işletmelerinde yoğun teknoloji kullanımı sabit varlıklara yatırılan sermaye miktarını etkilediğinden, sabit varlıklara yatırılan sermayenin fazlalığı fonların atıl kalmasına neden olabilmektedir. Bu yüzden basın işletmelerinin sermaye miktarının tespiti önem kazanmaktadır. İşletmelerin finansal yapısı sahip oldukları sermaye miktarı ve sermayenin oluşma biçimini ifade etmekte olup, sermaye kaynağına göre öz sermaye ve dış kaynak sermayesi (borçlar) olarak gruplandırılır. İşletme, sahip ve ortaklarından (esas sermaye kaynakları), kendi (öz) kaynaklarından (oto finansman) ve üçüncü

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

Kar ve risk dengesini optimal düzeyde tutmak için teknolojik olanaklar ölçüsünde. dış kaynaklardan (üçüncü şahıslardan) para sağlar. örgütsel değişiklikler. maliyet bakımından ucuz. üretim. dağıtım ve tüketim süreçlerine ilişkin karar ve stratejiler geliştiren işletme yönetimi. Basın işletmelerinde hızlı ve kaliteli yayınlar yapabilmek için yeni iletişim teknolojilerinden yararlanmak ve önemli ölçüde büyük sermayenin finans gücüyle karşılanabilen pahalı teknoloji yatırımlarına mali kaynak sağlarken işletmenin ihtiyacı olan öz ve yabancı kaynak dengesini en uygun koşullarda oluşturmak gerekir (Dai. yazılı basın işletmeleri de dahil olmak üzere bütün ekonomik ünitelerin finans gücü olmaksızın hayatlarını devam ettirmeleri mümkün değildir(Güneri Fırlar ve Dündar. miktar bakımından bol. Bu çalışmada da basın işletmelerinin finansal durumu onların dönemsel finansal raporlarının analiziyle açıklanmaya çalışılmaktadır.2008:1). nihayet güvence bakımından en az masrafla para sağlanabiliyorsa. Dönemsel finansal raporlar. İşletme yönetimi. genellikle üretimlerini liberal piyasa mekanizmasının ilke ve kurallarına bağlı olarak yapmaktadır. Güz 2009. Her faaliyet dönemi sonrası işletmelerin yayınladığı faaliyet raporlarında. 2002:52). bu işletmelerin dönemsel finansal raporlarını incelemek yoluyla mümkün olmaktadır. 1992:323-4). işletmenin mali (finansal) gücünün yerinde olduğu söylenebilir (Atılgan. Eğer bu üç kaynaktan. Bugünün dünya düzenini yönlendirdiği öngörülen kapitalist sistemin kurallarının geçerli olduğu bir ortamda. belli bir dönemde elde ettiği gelirleri ve katlandığı maliyet ve giderleri görmek mümkün olmaktadır. B. işletme dışı çevrelerin işletme hakkında finansal bilgi almasını sağlayan temel bir araç niteliği taşımaktadır. verimlilik. yüksek kar ve düşük maliyetle rekabet olanaklarını geliştirme arayışına girmektedir (Baytar. geri ödeme koşulları bakımından kolay. mevcut rekabete dayanmak ve işletmenin amaçlarına ulaşmak için işletmenin olanaklarına bağlı olarak değişik yatırım ve finansal kararlar alarak kimi risklere girebilmektedir. Gürkan olarak da. BASIN İŞLETMELERİNİN FİNANSAL YAPISININ ANALİZİ: İşletmelerin finansal durumunu görebilmek. 2006:6). bu işletmelerin finansal durumunu gösteren finansal tablolar yer almaktadır. işletmenin varlıkları ve bunların hangi kaynaklardan sağlandığını. Günümüzde medya alanında çalışan işletmeler. Bu tablolardan. Sayı:29 .30 D.

Bilanço bir işletmenin belli bir tarihte sahip olduğu varlıklar ile bu varlıkların sağlandığı kaynakları gösterirken (Usta. bu kaynakların nasıl kullanıldığına ve hangi varlıkların edinildiğine ilişkin bilgilere ulaşılmaktadır. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . bu işletmelerin finansal yapılarının sermaye kaynakları ve bunların aktif varlıklara dağılışı bakımından yeterli olup olmadığını ve faaliyet sonuçlarının verimliliğini saptamak amaçlanmaktadır. 2005:24). Böylece dikey analizle “bütün” içerisinde bazı kalemlerin ağırlıkları. bu ilişkilerin ölçülmesini ve yorumlanmasını yapmak yoluyla gerçekleşmektedir. Amaç ve Yöntem Araştırmada Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.’nin finansal tablolarının analizi yapılarak. söz konusu işletmelerin iç ve dış kaynaklardan sağladığı fonları kullanma alanlarına göre değerlendirmek.Ş. işletmelere sağlanan fonların kaynaklarına. gelir tablosu işletmenin belli bir dönemde elde ettiği tüm gelirler ile aynı dönemde katlandığı bütün maliyet ve giderleri ve bunların sonucunda işletmenin elde ettiği dönem net karını veya dönem net zararını kapsamaktadır(Tokaç. rasyo yöntemiyle ise bazı kalemler arasındaki anlamlı ilişki ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. ancak 2007 yılı verilerinin de kullanılması ile krizden önceki durumun tespit edilebileceğine karar verilmiştir. Gerekli yerlerde finansal tablolara ilişkin açıklayıcı dipnotlardan yararlanılmıştır.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 31 1. ve Doğan Gazetecilik A. Araştırmada Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. bu basın işletmelerinin finansal yapısı incelenmektedir. finansal tablolarda yer alan çeşitli kalemler arasında karşılaştırmalar. 2008 ve 2007 yılına ait bilanço ve gelir tabloları dikey analiz ve rasyo yöntemi ile analiz edilmiştir. Yapılan araştırma ile.Ş.Ş. Finansal analiz ya da mali analiz olarak adlandırılan analiz yöntemi.’nin 2009. yüzdeler ve rasyolar yoluyla ilişkiler kurmak. Bu amaca ulaşmak için bilanço ve gelir tablolarından yararlanılmaktadır. Finansal analiz tekniklerinden yararlanarak. yani finansal durumlarını mevcut şartlar altında incelemek. seçilen basın işletmelerinin finansal tabloları aracılığıyla. ile Doğan Gazetecilik A. Araştırmada 2009 ve 2008 yılı finansal tabloları veri olarak alınırken küresel ekonomik krizin basın işletmelerinin gelir ve gider kalemlerinde ve finansmanında olumsuz etkileri olabileceği düşünülmüş. 2005: 67).Ş.

000 adet olarak açıklanmış. halka açılmış olmaları ve bu nedenle finansal tablolarına ulaşılabilmesi nedeniyle Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Araştırmada incelenen basın işletmelerinin holding çatısı altında faaliyet gösteren. Bunun yanı sıra. 2008 Yılı Gazete Satışları Net Ortalama Günlük Satış Adetleri Hürriyet Milliyet Posta Radikal Fanatik Vatan TOPLAM 2008 518.000 227. dolayısıyla sektördeki küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansal yapısını temsil etmemesi bir sınırlılık olarak görülebilir.Ş.000 1. 2008 yılı verilerine göre araştırmaya konu olan basın işletmeleri toplam gazete reklam gelirlerinin yaklaşık %61’ini elde etmiştir.000 43.000 233.000 632.32 2. Araştırma Evreni ve Sınırlılıklar D. Gürkan Bu çalışmada Türkiye’de gerek satış gerekse ilan gelirleri açısından pazarı büyük ölçüde kontrol etmeleri.000 Reklamcılar Derneği tarafından 2008 yılında gazetelere yapılan reklam yatırımı toplamı ise 952. Güz 2009. ve Doğan Gazetecilik A.7’sini oluşturmuştur. Tablo 1.Ş. ulusal çapta yayın yapan ve yüksek tirajlı gazeteleri çıkartan işletmeler olması.065. Ancak Basın İlan Kurumu’nun verilerine göre 2008 yılında Türkiye genelinde gazete tiraj ortalaması 5. olarak açıklanmış. incelenen işletmelerin aktif büyüklüğüne(varlıklar) ve gelir-gider kalemlerine bakıldığında incelenen basın işletmelerinin sektörü temsil ettiği söylenebilir.860. Sayı:29 . araştırmaya konu olan basın işletmelerinin çıkardığı gazeteler toplam satışların %36.08 milyon YTL.000 207.’nin finansal analizinin yapılması uygun görülmüştür.

50 1.000.79 100 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .Ş.Ş.20 1. matbaacılık.000 460. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Ankara.00 5. Bulgular ve Yorum 3.00 5.20 1. Antalya.20 28. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. 31 Aralık 2008 tarihi itibariyle hissedarların yapısı Tablo 3’deki gibidir.00 8.00 4. Adana. Tablo 3.50 8.000 23. ilancılık ve internet yayıncılığı alanlarında faaliyet gösteren şirketin İstanbul. Hürriyet Gazetecilik A.515. Gazetecilik.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 33 Tablo 2.920. reklam.00 0.90 3.000 Pay(%) 66.000 130. Trabzon ve Almanya’da olmak üzere 7 merkezde basım tesisi bulunmaktadır.21 39.456.484.36 100 2007 253.000 Pay(%) 60. Ortaklık Yapısı Doğan Yayın Doğan Holding Halka arz edilen (diğer) TOPLAM 2008 305.000. 2008 Yılında Reklam Pastasından Bazı Gazetelerin Aldığı Pay Gazete Hürriyet Sabah Milliyet Posta Zaman Akşam Vatan Cumhuriyet Star Türkiye Yeni Şafak Radikal Reklam Geliri (Milyon TL) 386 158 84 79 50 49 39 14 12 12 10 9 Toplamdan Aldığı Pay(%) 39.624.1.00 16.Ş.100 167. 1960 yılında kurulmuş ve Türkiye’de tescil edilmiştir.00 1.44 5.900 421. İzmir.

Sayı:29 .99 99. Trader Media East Limited (TME) şirketinin %67. Hürriyet Invest B.Ş. Doğan Daily News Gazetecilik ve Matbaacılık A. Bağlı Ortaklıklar Bağlı ortaklıklar Hürriyet Medya Basım Hizmetleri ve Ticaret A.30 Güz 2009.00 Almanya 100. Hürriyet Zweigniederlassung GmbH. vasıtasıyla. TME Teknoloji Proje Geliştirme ve Yazılım A.41 100.Ş.25 98. çıkardığı günlük ve haftalık gazeteler. Doğan Şirketler Grubu Holding A.00 67.Ş. Trade Media East Limited Ülke Türkiye Türkiye Türkiye Faaliyet Konusu Basım ve İdari Hizmetler Dergi ve Kitap Basım İnternet Yayıncılığı Dağıtım ve Kurye Hizmetleri Gazete Yayıncılığı İnternet Yayıncılığı Yazılım Hizmetleri Gazete Basım Yatırım Yatırım Şirket ya da Bağlı Ortaklıklarının Oy Hakları(%) 99.Ş.89 100. başta Rusya olmak üzere Doğu Avrupa ülkelerinde faaliyette bulunmaktadır. Doğan Ofset Yayıncılık ve Matbaacılık A. Tablo 4. Gürkan Şirket 29 Mart 2007 tarihinde Bağlı Ortaklıklarından Hollanda’da yerleşik Hürriyet Invest B.00 Türkiye Türkiye Türkiye Türkiye 100. Emlaksimum Elektronik Yayıncılık ve Ticaret A.V.’nin bünyesinde kurulmuş olan Doğan Yayın Holding A. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.00 Hollanda Jersey 100.Ş.’ye (Doğan Yayın) aittir.34 D.Ş.00 94. otomotiv ve insan kaynakları olmak üzere.Ş.V. Yenibiriş İnsan Kaynakları Hizmetleri Danışmanlık ve Yayıncılık A. Hürriyet’in hisselerini büyük bir bölümü. TME başta emlak.30 hissesini satın almıştır.Ş. dergiler ve internet siteleri vasıtasıyla sektörel seri ilan yayıncılığı yapmakta olup. Referans Yayın Dağıtım ve Kurye Hizmetleri A.Ş.Ş.

TME’nin hisselerinin %25. Şirket sermayesinin %40’ı İMKB’de dolaşımda bulunmaktadır.00 Şirket Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) kayıtlı olup 1992 yılından itibaren şirketin hisse senetleri İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda (İMKB) işlem görmektedir.044. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.02’si GDR olarak Londra Borsası’nda işlem görmektedir.044.405 174.643 1.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 35 Tablo 5.241 1.6 43.799 955.5 38.00 20.Ş.403 2.09. 3.5 46.6 100 19.541 794.808 591.Ş. 2007 yılına göre dönen varlıklarda %7 oranında artış yaşanmıştır. DURAN VAR.617 1.349 2007 (Bin TL) 441.912.8 100 24.Ş.2 75. aktif yapı içinde dönen varlıkların %31 civarında.788 1.8 100 9. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.2009 (Bin TL) AKTİF DÖNEN VAR. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Aktif ve Pasifler 30.349 374.12 30.Ş.331.826 1.405 %2009 %2008 %2007 30.4 69.320 783.380.1.7 42.830 886.2 100 18.’nin bağlı ortaklıkları ve iştirakleri Tablo 4 ve Tablo 5’de verilmektedir.277 1.42 25. Borç ÖZSERMAYE TOPLAM 581. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.1. TOPLAM PASİF Kısa V. Borç Uzun V.038 853.394. İştirakler İştirakler Doğan Media Yaysat DYG İlan Ülke Almanya Türkiye Türkiye Faaliyet Konusu Yayın ve İlan (Avrupa) Dağıtım Reklam Şirket ya da Bağlı Ortaklıklarının Oy Hakları(%) 44.884 2008 (Bin TL) 649.’nin Bilanço ve Gelir Tablolarının Dikey Analizi Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.199 2.8 68.946 1. Tablo 6.’nin bilançoları yüzde yöntemiyle analiz edildiğinde 2008 ve 2009 yıllarında.94 100 31.822.822.9 100 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .912.Ş.94 49. duran varlıkların %68-69 payı olduğu görülmektedir.884 365.

Tablo 7.552 1.36 D. Nakit ve nakit benzerleri şirketin eldeki ve banka hesaplarındaki hazır değerleridir.01 1.6 0 0.0 26. İmtiyaz.629 515.576 545. bina.5 0.6 69. Sayı:29 .693 23.822.813 9.5 11. patent. Ayrıca örneğin Güz 2009.04 0.4 0.788 0 124 6.3 1.129 5. Maddi duran varlıklar arsa.939 2.4 11.1 1.662 227. ticari alacakların azalması işletmenin kredili satışlardan alacaklarını zamanında tahsil edebildiğini göstermektedir.3 0.405 %2009 %2008 %2007 30.4 17.980 30.186 4. Bunlar. Yatırım amaçlı gayrimenkuller Maddi duran varlıklar Maddi olmayan duran var.1 0 9.617 137.349 2007 (Bin TL) 441.9 28. Şerefiye Ertelenmiş vergi varlığı Diğer duran varlıklar TOPLAM 581.159 1. makine gibi fiziki varlık kalemleri olup.8 0. değerlenen yat.643 0 697 4.1 0.082 20.540 17. 2005:256).307 6.8 1. Geçmiş yıla göre nakitin artması.09.241 333. Şirketin maddi olmayan duran varlıklarının payı da yüksektir.884 2008 (Bin TL) 649.0 0.403 7.004 2.747 177.946 370. Ticari alacaklar Diğer alacaklar Finansal yatırımlar Özkaynak yönt.380.4 100 24.2 0. işletmenin faaliyet raporunda 1997-2008 yılları arasında yaptığı yatırım harcamalarının(404 milyon ABD doları) %63’ü makine.2 0.402 1.3 30.348 301 4.835 558.569 19.08 25.232 26.9 28.Ş.2009 (Bin TL) AKTİF DÖNEN VAR.3 0.044.6 75.007 0. lisans.4 1.451 52. Nakit ve nakit benzerleri Finansal yatırımlar Ticari alacaklar Diğer alacaklar Stoklar Diğer dönen varlıklar DURAN VAR.1 1. herhangi bir fiziksel varlığı bulunmayan ve işletmenin belli bir şekilde yararlandığı yada yararlanmayı beklediği aktifleştirilen giderler ile belli koşullar altında hukuken himaye gören haklar ve şerefiyelerin işlendiği hesap grubudur (Tokaç.4 2.8 0 0. %15’i bina.7 30.01 0.2 7.129 6.6 68. ticari marka gibi haklar bu bilanço kalemi içinde yer almaktadır.6 13.2 0.874 2.1 12. Gürkan İşletmenin dönen varlıklarının dağılım yüzdeleri incelendiğinde.450 4.2 100 Duran varlıkların dağılım yüzdeleri incelendiğinde maddi duran varlıklar dikkat çekmektedir.995 316 21.390 8.692 552.2 2. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.094 222.308 2.9 9.6 0.1 100 31.394.4 0.912. %6’sının diğer yatırımlara ait olduğu belirtilmiştir.331.3 0.326 0 186.380 12. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Aktifler 30.130 581.977 529.4 0. %16’sı arsa.187 46.182 1.2 0.8 18.187 236.637 236.926 16. şirketin nakit ve nakit benzerleri ile ticari alacaklar kalemlerinin dönen varlıklar içinde büyük bir yüzde ile yer aldığı görülmektedir.859 1.645 3.2 0.3 0.

160 6.575 41.199 (50.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 37 işletmenin yeni bir şube açması.799 438.7 30. Bu işletmenin net çalışma sermayesinin yeterli olduğunu göstermektedir.2 1.320 275.1 1.009 0.2 1.717 191.5 3.038 605.142 2. Net çalışma sermayesinin pozitif olması işletmenin lehine bir durumdur.01 42.7 2.BORÇ Finansal borçlar Diğer finansal borçlar Ticari borçlar Diğer borçlar Dönem karı vergi yük.864 5.582 1.003 49.5 0.092 4.187 110.8 1.9 0.000 77.7 2.292 185 13.912.3 0.4 1.578 794.2009 (Bin TL) PASİF KISA V.8 38.210 134.058 460.1 0.938 6.8 0.199 (2.830 627.057 17.5 33.8 0.115 159.199 753.745 137.9 40.261 7.541 59.054 19.905 1.1 12.043 11.6 28.931 120.732 15.757 591.8 23.296 552.196 17. Diğer uzun vadeli borçlar ÖZSERMAYE Ana ortaklığa ait özkaynaklar Ödenmiş sermaye Sermaye düzeltmesi farkları Yabancı para çevrim farkları Kardan ayrılan kısıt.1 6.199 (18.822.024 15.198 94.’nin kullandığı finansal kaynakların izlendiği pasif kalemleri incelendiğinde ise.1 0.5 13.643) 27.094) 133.0 100 9.044.950) 27.686 45. Borç karşılıkları Diğer kısa vadeli borçlar UZUN V.2 9.310 229.930 801 853.568 2.2 6.808 243.9 6.6 3.8 5.277 834.601 5.5) daha fazla olduğu görülmektedir.082 21.38 1.661 13.858) 22.349 2007 (Bin TL) 174. Aksi durumda işletme likidite sıkıntısına İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .04 46.009 0.531 384 886.3 100 18.03 30.405 %2009 %2008 %2007 19.7 7.744 0 45.9 0.9) 1.148 16.000 77.126 26.Ş. Dönen varlıklarla kısa vadeli borçlar karşılaştırıldığında dönen varlıkların aktif içindeki yüzdesinin(%31.9 43.440 71 955.7 0.2 0.8 0.BORÇ Finansal borçlar Diğer finansal borçlar Diğer borçlar Kıdem tazminatı karşılığı Ertelenmiş vergi yüküm.517 179.3 11.1 100 Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.8) kısa vadeli borçların pasif içindeki payından(%18. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Pasifler 30.4 9.3 0. Genel standartlar dikkate alındığında öz sermayenin %50’nin üzerinde olması güçlü bir mali yapıyı göstermektedir.826 743.7 0.489 783.008 0.2 1.3 0 2.Ş.7 0.8 4.02 0.27 0.6 6.5 0.850 189 146 10.9 0.09.243 421.1 4.03 (0. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.8 22.2 2.9 22.884 2008 (Bin TL) 374.000 77. yedekler Geçmiş yıllar karları Net dönem zarar/karı Azınlık payları TOPLAM 365.767 12.592 (38.8 36.6 8. Tablo 8.9 43. özsermayenin %45 civarı olduğu görülmektedir.338 24.3 0.2 0. işlerini genişletmesi ve karşılığında maddi bir değer elde edilmeyen giderlerinin aktifleştirilmesi bu hesaplarla gösterilmektedir.9 0.

8 (69.4 7.2 2.9 (264.2 (127.4 2.3 (7.7 26.0) 110.3 11. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.8) 365.5) 131.2 (13.3) 897.3) (60) 998.9 1.0 (15.8 0.4 4.2 40.7 40.2) (134.8 0.8 7. Bunun büyük bölümü finansal borçlardan kaynaklanmaktadır.5 2. yatırımların kar/zarardaki paylar Finansal gelirler Finansal giderler(-) Sürdürülen faaliyetler vergi öncesi kar/zarar Dönem vergi gideri(-) Ertelenmiş vergi geliri Net Kâr/Zarar 578.6 15.8) (204.3 İşletmenin gelir tablosuna bakıldığında şirketin maliyetleri net satışların yaklaşık %59’unu oluşturmaktadır.3 103. 2009 yılı itibariyle bu oran %64’e kadar çıkmaktadır.6 (531.5 Satış Gelirleri Satışların Maliyeti(-) Brüt Kar/Zarar Pazarlama.7 17.9 2.5 100 64.9 (370. Brüt satış karlılığı ise yaklaşık %40’tır.5 11.5) 152. Yıl sonu net kar durumuna bakıldığında işletmenin 2008 ve 2009 yılında zarar ettiği görülmektedir.2009 (MilyonTL) 2008 (MilyonTL) 2007 (Milyon TL) 2007(%) 100 59.8 (28.8 3.7 12.8) 208. ve dağıtım giderleri(-) Genel yönetim giderleri(-) Diğer faaliyet gelirleri Diğer faaliyet giderleri(-) Faaliyet Kârı/Zararı Özkaynak yönt.1 (54.6) (109.4 (595.9) 2.9 0.9 20.3 2.6 (20.8) 14.5) (88. Uzun vadeli borçlar içinde de finansal borçlar önemli bir yer almaktadır.0 0. İşletmenin kısa vadeli borçları 2008-2009 itibariyle %8-9 civarında artmıştır.1 35.6 (8.1 100 59.0) 18.9 10.9 9.0 5.3 2.4 3.9) (0.9) 132. Güz 2009.1 10.2 22.9) 8.6 (118.6) 22.3) 77.7 (24.38 D.3 14.4) 32.09.4 18.8 12.8) 106.6 22. satış. Gürkan düşerek kısa vadeli borçlarını zamanında ödeyememe riskine girer.5 8.1 1.7) (24. Tablo 9. 2008 ve 2009 yılında önceki yıla oranla uzun vadeli borçlarda %5 ve %8 azalma olmuştur.8) 402.0) 4. Sayı:29 .9 (52.1 2. İşletme yabancı kaynaklarla finansmanında daha çok uzun vadeli borçlara yer vermektedir. 2009-2008-2007 Yılları Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Gelir Tablosu 2009(%) 2008(%) 30. değer.8 (113.Ş.4 0.6 (21.

0 22.4 595.7 12.5 29.5 5.Ş.5 30. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.8 100 2007(%) 66.4 100 Satışların maliyetleri incelendiğinde ise.0 55. seyehat Ajans haber alma giderleri Diğer 667.4 897. Satış Gelirleri ve Satış Maliyetleri(Milyon TL) 2008 Satış gelirleri Reklam gelirleri Tiraj gelirleri Diğer gelirler Satışların maliyeti Hammadde maliyetleri Kağıt Baskı ve mürekkep Diğer Personel giderleri Amortisman ve itfa payları Komisyonlar Nakliye.5 42.8 26.8 100 46.0 29.7 195.6 244.5 107.3 44.8 221.8 76.8 2007 594.8 7.8 8.6 24.3 8.0 177.8 11.0 21.0 31.7 1. 3. tiraj gelirlerinin ise %11-12 civarında payı olduğu görülmektedir.4 3. toplam satış gelirlerinin %66’sından fazlasını reklam gelirlerinin oluşturduğu. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .5 1.6 1.8 2008(%) 66. Tablo 10.0 8. Likidite oranları.4 8.8 169. işletme sermayesinin yeterli olup olmadığını saptayabilmek için kullanılmaktadır (Akgüç.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 39 İşletmenin satış gelirleri incelendiğinde. asit test oranı ve nakit oranı olmaktadır.4 52.2 12. cari oran.0 1.8 8. Bunun %30 gibi önemli bir bölümü ise kağıt maliyetidir.Ş. hammadde maliyetleri toplam maliyetin %46’sını oluşturmaktadır. İşletmenin likidite durumunu ölçen oranlar.2 998.4 109.1 100 46.depolama.5 20.6 11.1 176.8 10.0 4.3 60.1.3 21.3 142.2. Personel giderleri de kağıda yakın bir gider kalemi olarak karşımıza çıkmaktadır.8 3.1 9.’nin Rasyo Analizi Şirketin son üç yıllık mali yapı ve karlılığına ilişkin oranlar Tablo 10’da yer almaktadır. 1998: 23).5 531. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. firmanın kısa süreli borçlarını ödeme gücünü ölçmek.4 274.

V.53 iken 2008 yılında 1.38 0.19 (0.02) (0.56 3.30 4.18 0.03 0.18 (0.30 2008 1.53 2. Kar/zarar oranları işletmenin karlılığını ve faaliyetlerinin ne kadar verimli olduğunu ortaya koymaktadır.38 0.31 0.20’nin altına düşmemesi beklenmektedir.’de 2 olması yeterli görülen cari oran 2007 yılında 2. işletmenin kısa süreli borçlarını ödeme gücü olduğu ve işletme sermayesinin yeterli olduğu söylenebilir. İşletme varlıklarının %18’lik bölümünün kısa vadeli borçlarla finanse edilmesi olumlu bir sonuçtur.34 0.40 5.49 Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Mali Rasyolar ve Kârlılık 2009 Likidite Oranları Cari oran Asit test oranı Nakit oran Mali Yapı Oranları Borç/Özsermaye K. Güz 2009.Ş.50 0. İşletme için hesaplanan satışların karlılığı ve özsermayenin karlılığı oranları 2007 yılında % 11-12 civarında olup 2008-2009 yılında zarar çıkmıştır. Cari oranın tamamlayıcısı niteliğindeki asit test oranının 1 olması genelde yeterli sayılmakta.13 0.91 1.67 0.53 0.59 olarak hesaplanmıştır. Kaldıraç oranının %50’ye yakın olması işletmenin risksiz finanse edildiğini gösterir.Borç/Toplam Borç Borç/Aktif Toplamı(Kaldıraç oranı) K.00 0.02) 25.06) 18.74. işletmenin ne ölçüde borçla finanse edildiğini ve borçla finansmanının işletme için ne kadar yararlı olduğunu ölçmeye yarar (Ceylan.V. %56 ve %53 olarak hesaplanmıştır.53 0. Gürkan Tablo 11.Borç/Pasif Toplamı Kar/Zarar Oranları Net kar/Net satışlar(Satışların karlılığı) Net kar/Özsermaye(Özsermaye karlılığı) Faaliyet Döngü Oranları Stok devir hızı Alacak devir hızı Toplam varlıklar devir hızı 1. Genel olarak %50’nin üzerine çıkmaması beklenen kaldıraç oranı işletmede %50.Ş. Bu durumda üç oran beraber değerlendirildiğinde.32 0.56 0.12 20.59 1. 2003: 48). Özsermayenin borçları karşılama oranı beklenenden yüksek çıkmıştır.98 1. Mali yapı oranları. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Sayı:29 .79 1.27 0.09 0.01) (0.11 0. 2009 yılında 1. nakit oranın ise 0.40 D.48 2007 2.74 1.

İşletmenin alacak devir hızı önceki yıl 4. Stok devir hızı stokların bir yıl içinde kaç kez satışlara dönüştüğünü gösterir (Ceylan.96 17. Ülke Faaliyet Konusu İştirak payı(%) 99. Doğan Gazetecilik A.99 50.3’e düşmüştür.Ş. Alacakların ortalama tahsilat süresi 89 günden 67 güne düşmüştür. Tablo 12. işletmenin alacaklarını tahsil edebildiği konusunda iyi bir gösterge olmaktadır.’nin temelleri.02 66. Toplam varlıklar devir hızı.00 99. Ve Tic. 2009’da yine bir düşüş ortaya çıkmıştır. Kemer Yayıncılık Pazarlama San.’de stok devir hızı 20. Bu oran stokların 14 günde bir yenilendiğini göstermektedir.A. Fanatik gazetelerini çıkaran Simge Yayıncılık ve Dağıtım A. işletmenin aktif varlıklarının kaç katı satış yaptığını göstermektedir. 2009 yılı 9 aylık verilere göre 0. Doğan Gazetecilik A.Ş.3’den 25. Doğan Gazetecilik A. Bağlı Ortaklıklar İştirak ve Bağlı ortaklıklar Kemer Yayıncılık ve Gazetecilik A. Milliyet İnternet Hizmetleri ve Ticaret A. faaliyetlerinin devamı için kapasitenin yeterli olup olmadığını ifade eder (Ergül.Ş.Ş. Alacak devir hızındaki artış.5 civarında hesaplanmıştır.99 99.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 41 Faaliyet döngü oranları işletmelerde kullanılan varlıkların performansını analiz eden oranlardır. kurulmuştur. 2004: 45).83 Türkiye Yatırım Türkiye Gazete Yayıncılığı Türkiye İnternet Yayıncılığı Almanya Türkiye Türkiye Türkiye Gazete dağıtım İlan.Ş. 2003 yılı sonunda Milliyet’in Posta.Ş.Ş. Milliyet Haber Ajansı (Milha) Birey Seçme ve Değerlendirme Danışmanlık Ltd. 3. 2003: 57).2.98 99.4’e yükselmiştir. Bu artış olumlu olarak değerlendirilmektedir. Karacan ailesi 20 Temmuz 1979’da gazeteyi Aydın Doğan’a devretmiştir.Ş.Ş. Ancak 2009 yılı dokuz aylık verilerine göre tekrar bir düşüş söz konusu olmaktadır. gazeteci Ali Naci Karacan tarafından 3 Mayıs 1950 yılında Milliyet gazetesiyle atılmış olup. Milliyet Verlags und Handels GmbH. stokların stoklarda ne kadar kaldığı. İşletmenin toplam varlıklar devir hızı son iki yıl için 0. Bu oranlar.Ş.Ş. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.34 50. ile birleşmesinin ardından Doğan Gazetecilik A. Radikal. Bağımsız Gazeteciler Yayıncılık A. DYG İlan ve Reklam Hizmetleri A. reklam ve pazarlama Haber ajansı İnternet hizmetleri Türkiye İnternet yayıncılığı İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .03’ken 2008 yılında 5.34 olarak hesaplanmıştır. üretimde kullanılan varlıkların. alacakların kalitesi.

Doğan Gazetecilik A.1.42 D.8 duran varlıkların %68. Doğan Gazetecilik A. Doğan Gazetecilik A.’nin bağlı ortaklıkları ve iştirakleri Tablo 12 ve Tablo 13’de yer almaktadır. günlük gazetelerle.Ş.Ş.Ş.00 Doğan Gazetecilik A. Gelir tablosunda ise zarar edildiği izlenmektedir.’nin Bilanço ve Gelir Tablolarının Dikey Analizi Doğan Gazetecilik A.Ş. basın yayın alanıyla ilgili reklam işlerinin izlenmesi ve gazete.Ş.000. Doğan Gazetecilik A. Güz 2009. Önceki yıla göre dönen varlıkların yüzdelerinde %36’lık düşüş yaşanmıştır. Halka Arz Diğer Toplam Sermaye (YTL) 74.Ş.Ş.86 0.84 oranında paya sahip Kemer Yayıncılık ve Gazetecilik A.629 548. Bu durum firmanın yeni iktisadi varlıklar elde etmesinin ya da zarar etmesinin sonucu olabilir.303.Ş.2.16’sını ve Bağımsız Gazeteciler’in sermayesinde %59.000 İştirak Payı (%) 70. Bu değişim şirketin kasa ve kasa benzerleri kaleminde de kendini göstermekte. 3. yani işletmenin para mevcudunda önemli bir azalma izlenmektedir.’nin sermayesinin %40.’nin temel faaliyet alanı. dergi. Tablo 13.628 105.’nin bilançoları yüzde yöntemiyle analiz edildiğinde aktif yapı içinde 2008 yılında dönen varlıkların %31. Sayı:29 . Duran varlıkların yüzdeleri incelendiğinde maddi olmayan duran varlıklarda %22 ve şerefiye değerlerinde %13 oranlarında artışlar görülmektedir.Ş.147. özsermayenin %70 üzerinde olduğu görülmektedir.62 28. haftalık. Genel standartlar dikkate alındığında öz sermayenin %50’nin üzerinde olması güçlü bir mali yapıyı göstermektedir.743 30. Vatan gazetesinin isim ve imtiyaz hakkına sahip Bağımsız Gazeteciler Yayıncılık A.52 100.’nin kullandığı finansal kaynakların izlendiği pasif kalemleri incelendiğinde ise. kitap gibi yayınların dağıtım ve satış işleridir.’nin sermayesini temsil eden paylarının tamamını satın almıştır. aylık ve periyodik olarak yayımlanan dergilerin hazırlanması. Dönen varlıklar içinde ticari alacaklar da %22-24 civarındaki oranla dikkat çekmektedir. Gürkan Grup.2 olduğu görülmektedir. Ortaklık ve Sermaye Yapısı Ortağın Adı Soyadı ve Ünvanı Doğan Yayın Holding A. 2009 yılında da nakit sıkıntısı artarak devam etmiştir.

996 2008(Bin TL) 105.3 68.7 100 31.293 241. Doğan Gazetecilik A.521 84. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Aktif ve Pasifler 2009(BinTL) (30.996 85.BORÇ UZUN V.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 43 Tablo 14.389 7.6 72. Yani işletmenin hazır değerlerindeki azalmaya rağmen kısa vadeli borçları ödeme gücü olduğu düşünülebilir.3 ile ticari borçlar almaktadır. Kısa vadeli borçlar içinde en büyük değeri 2008 yılında %21.113 327. TOPLAM PASİF KISA V.521 2007(Bin TL) 182.Ş. 2009 yılı 9 aylık verilere göre bu oran %11’e düşmüştür.844 279.2009) AKTİF DÖNEN VAR.564 225.3 86.044 330.5 100 Dönen varlıklarla kısa vadeli borçlar karşılaştırıldığında dönen varlıkların aktif içindeki yüzdesinin kısa vadeli borçların pasif içindeki payından daha fazla olduğu görülmektedir.772 279.09. İşletme yabancı kaynaklarla finansmanında daha çok kısa vadeli borçlara yer vermektedir.796 96.568 %2009 %2008 %2007 31. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .184 5. Şirketin kısa vadeli borçları 2008 yılında önceki yıla göre %13’lük bir artış göstermiştir.0 2.9 100 65.8 68.7 100 26.026 3.BORÇ ÖZSERMAYE TOPLAM 102. DURAN VAR.494 235.088 225. Pasif kalemleri içinde uzun vadeli borçların oranı %2’nin altındadır.698 241.2 100 25.2 1.3 71.568 34. Bu işletmenin net çalışma sermayesinin yeterli olduğunu göstermektedir.433 330.6 100 12.5 1.432 327.4 34.

02 1.014 7.572 775 225.9 21.250 327.6 34.947 895 60.5 1.907 4.429 2.01 0.6 0.7 0.4 9.6 22.7 1.0 23.796 106.7 3.733 113.02 1.0 21.5 68.02 0.2 11.Ş.568 31.433 65 70 1. Diğer alacaklar Finansal yatırımlar Yatırım amaçlı gayrimenkuller Maddi duran varlıklar Maddi olmayan duran var. Şerefiye Ertelenmiş vergi varlığı TOPLAM 102.661 279.2 100 65.9 34.088 16.44 D.4 0.4 38.564 3.773 59 135 646 31.782 98 5. DURAN VAR.2 0.02 0.2 68.0 100 2008 (Bin TL) 2007 %2009 %2008 %2007 (Bin TL) Güz 2009.857 6.2009 (Bin TL) AKTİF DÖNEN VAR.3 24.334 64.218 71.432 65 70 3.850 330. Nakit ve nakit benzerleri Ticari alacaklar Diğer alacaklar Stoklar Diğer dönen varlıklar Satış amacıyla elde tutulan duran v.02 0.0 9.820 81.8 4.627 71.996 105.2 0.6 1. Sayı:29 .2 1.7 34.9 0.4 2.521 182.7 0.541 96.644 10.288 31.616 225.9 100 31. Doğan Gazetecilik A.665 84 5.979 113.3 21.09. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Aktifler 30.03 1.3 1.379 11.584 29.05 0. Gürkan Tablo 15.569 74.857 3.6 3.

026 3.8 13. Bunun nedeni gazete kağıdına gelen zam veya gazete sayfasının artması olabilir.5 86.3 0. 2007 yılı ile karşılaştırıldığında maliyetlerde %6 civarında artış olduğu görülmektedir.115 234.372 36.698 3. 2009-2008-2007 Bilançolarında Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Pasifler 30.8 16.045 240.BORÇ Finansal borçlar Ticari borçlar Diğer borçlar Dönem karı vergi yük. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .1 3.1 1.8 0.9 5.0 6.267 2.439 7.9 24.9 1.000 45.2009 (BinTL) PASİF KISA V.3 21.7 71.07 100 12. Net satış karına bakıldığında işletmenin zarar ettiği görülmektedir. Bir önceki yıla göre bir azalma söz konusudur.9 2.910 82.494 7.0 9.BORÇ Çalışanlara sağlanan faydalar ÖZSERMAYE Anaortaklığa ait özkaynaklar Ödenmiş sermaye Sermaye düzeltme farkları Hisse senedi ihraç primleri Yabancı para çevrim farkları Kardan ayrılan kısıt.435 5.311 6.455 3.08 100 2008 (Bin TL) 2007 (Bin TL) %2009 %2008 %2007 İşletmenin gelir tablosuna bakıldığında şirketin maliyetleri net satışların yaklaşık %68’sini oluşturmaktadır.928 5.9 0. Brüt satış karlılığı ise yaklaşık %32’dir.833 228 279.Ş.293 5.860 105.293 241.200 16.3 1.063 5.388 31. Borç karşılıkları Diğer kısa vadeli borçlar UZUN V.494 235.3 0.6 0. yedekler Geçmiş yıllar karları Net dönem zarar/karı Azınlık payları TOPLAM 85.060 20.7 1.3 86.061 70.0 13.060 3.933) 254 327.098 21.307 4.6 1.4 0.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 45 Tablo 16.617 100.9 72.4 29.000 45.698 241.1 1.568 26.1 7.470 3.5 1.838 906 8.9 25.3 1.8 31.5 0.8 1.910 82.3 3.000 45.521 34.297) (5.620 5.793 105.7 1.1 1.6 32.02 1.0 1.3 2.910 82.1 0.845 241.996 84.2 1.09.739 (753) 252 330.183 1.2 0.8 1. Doğan Gazetecilik A.194 3.4 0.5 1.4 35.838 4.07 100 25.361 2.120 (12.3 71.456 1.6 11.060 70 3.6 72.

9 2.809) 3.8 25.5 3.061 (174.473) (19.931) 341. hammadde maliyetlerinin toplam maliyetin %53’ünü oluşturduğu dikkat çekmektedir.815) (9.46 D.1 28. toplam satış gelirlerinin %61’ini reklam gelirlerinin oluşturduğu. satış ve dağıtım giderleri(-) Genel yönetim giderleri(-) Diğer faaliyet gelirleri Diğer faaliyet giderleri(-) Faaliyet Karı/Zararı Finansal gelirler Finansal giderler(-) Sürdürülen faaliyetler vergi öncesi kar/zarar Dönem vergi gideri(-) Ertelenmiş vergi geliri Net Kar/Zarar 100 259.040) 11.2009) Satış gelirleri Satışların maliyeti(-) Brüt Kar/Zarar Pazarlama.574) 2.2 0.8 5.077) 109.5 2.9 32.755) (182.599 (96.835 İşletmenin satış gelirleri incelendiğinde.9 2.2 100 62.8 0.7 7.7 0.2 32.08 1.399 (5.237) (25.483) (2.974 (66.516 (729) 111. Sayı:29 .9 0.4 0.2 100 67.Ş.417 67.594) 8.441 (12.544) 2. Gürkan Tablo 17.09. 2009-2008-2007 Yılları Yüzde Yöntemiyle Hazırlanmış Gelir Tablosu 2009 2008 (Bin TL) (Bin TL) (30. Doğan Gazetecilik A.1 0.340 (81.628) (16.682) 398 8.0 1.786) (2.353 293.717) 3.4 2.9 3.231) 19.7 1.205) (3.8 3.757) (5.314 (7.1 3. Güz 2009.6 2.7 3.780 (6.8 2.6 7.7 1.088) 84.841 (12.181 (2.9 0.055 10.0 37.5 3.5 1. Satışların maliyetleri incelendiğinde ise.2 7.249) 11.9 27.0 (Bin TL) 2007 2009(%) 2008(%) 2007(%) (231.406) 8.4 2.120 (2.7 4.155) (22.748 (4. tiraj gelirlerinin ise %37 civarında payı olduğu görülmektedir.

94 0.12 3.250.8 10.37 0.11 4. Doğan Gazetecilik A.749.529 33. Doğan Gazetecilik A.3 1.089.371 1.754.26 (0.7 100 52.6 10.170 61.077.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 47 Tablo 18.04 0.5 14.Ş.591. Satış Gelirleri ve Satış Maliyetleri 2008 Satış gelirleri Reklam gelirleri Tiraj gelirleri Diğer gelirler Satışların maliyeti Hammadde maliyetleri Haber ve fotoğraf hizmetleri Baskı giderleri Personel giderleri Amortisman ve itfa payları Diğer 209.640 17.396. Doğan Gazetecilik A.04 38.2 100 53.0 1.521.0 36.941.36 3.779 3.Ş.V.130 293.353.12 0.7 7.203 23.94 0.747 97.697.751.633 31.92 0.Ş.5 100 3.02) (0.770 19.2.18 0.V.236.341 18.04 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .3 13. asit test oranı ve nakit oranları hesaplandığında aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkmıştır.681 107.4 0.590.Borç/Pasif Toplamı Kar/Zarar Oranları Net kar/Net satışlar(Satışların karlılığı) Net kar/Özsermaye(Özsermaye karlılığı) Faaliyet Döngü Oranları Stok devir hızı Alacak devir hızı Toplam varlıklar devir hızı 2009 1.8 11.99 1.972.992.37 2.8 2.416. Mali Rasyolar Likidite Oranları Cari oran Asit test oranı Nakit oran Mali Yapı Oranları Borç/Özsermaye K.25 (0. Tablo 19.662 126.370.2.513 2007 2008(%) 2007(%) 178.14 0.17 0.003) 47.19 0.99 1.3 37.03 2007 5.961 23.101 121.’nin Rasyo Analizi Şirketin son üç yıllık mali yapı ve karlılığına ilişkin oranlar Tablo 19’da yer almaktadır.6 100 61.206.7 10.002) (0.567 21.32 0.28 0.936 6.8 12.02) 32.27 0. İşletmenin likidite durumunu ölçen cari oran.971 231.37 0.12 0.25 1.866.Borç/Toplam Borç Borç/Aktif Toplamı (Kaldıraç oranı) K.851 341.521.20 1.39 0.03 0.99 4.79 2008 1.918 182.852.588 5.

’nin 2007.2009 tarihi itibariyle 9 aylık) yıllarına ait muhasebe veri ve bilgilerinin özeti olarak ortaya çıkan bilançoları ve gelir tabloları çeşitli ölçü.4 civarında olup 2008-2009 yıllarında zarar çıkmıştır. Mali yapı oranları incelendiğinde. Araştırmada yer alan işletmeler büyük ölçekli işletmeler olup. İşletme için hesaplanan satışların karlılığı ve özsermayenin karlılığı oranları 2007 yılında % 0. Sektörde toplam gazete satış gelirleri ve reklam-ilan gelirlerinin önemli bir bölümünü elinde tutan bu işletmelerin medya sektöründe ve diğer pek çok sektörde faaliyet gösteren işletmelerle ortaklıkları ve iştirakleri bulunmaktadır. Sayı:29 .Ş.18 ve 1. 2009 yılı için 0.17 olarak hesaplanmıştır. Cari oranın tamamlayıcısı niteliğindeki asit test oranı önceki yıl 2. Toplam varlıklar devir hızı. İşletmenin toplam varlıklar devir hızı iki yıl için 1.03 civarında.Ş. birer holding işletmesi olarak faaliyet göstermektedir. Doğan Gazetecilik A.’de 2 olması yeterli görülen cari oran 2007 yılında 5.Ş.36’a düşmüştür. ile Doğan Gazetecilik A. İşletmenin alacak devir hızı iki yıl için 4. basın işletmelerinin öncelikle tüm işletmeler gibi sahip ya Güz 2009. Bu oran stokların 7 günde bir yenilendiğini göstermektedir. 2008 ve 2009 (30.Ş. Gürkan Doğan Gazetecilik A. kaldıraç oranının %30 civarında hesaplanmış olduğu görülmektedir. Nakit oran ise son dönemde 0.11’den 47. işletmenin aktif varlıklarının kaç katı satış yaptığını göstermektedir.20’nin altına düşmüştür.99 ve 2009 yılı için 3.48 D. Bu oranlar bilançoların yüzde yöntemiyle incelenmesi sırasında dikkat çeken likidite durumundaki düşüşü desteklemektedir.’de stok devir hızı 38.3-0.12 iken son dönemde 1.25 olarak hesaplanmıştır. Özsermayenin borçları karşılama oranı da %37’dir.09. Finansal Analiz Sonuçlarının Genel Değerlendirilmesi Araştırmada Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.14 olarak hesaplanmıştır.37 iken 2008 ve 2009 yıllarında 1. Araştırmada ele alınan basın işletmeleri tarafından kullanılan finansman kaynakları incelendiğinde.79 olarak hesaplanmıştır. Bu inceleme sonunda araştırılan basın işletmelerinin finansal durumu ve faaliyet sonuçları hakkında bilgi sahibi olunmuştur. 4. Ancak 2009 yılı 9 aylık verilere göre bu oran 32. karşılaştırma ve oran teknikleri kullanılarak incelenmiştir. İşletmenin varlıklarının %25’lik bölümü kısa vadeli borçlarla finanse edilmektedir.99’a yükselmiştir. Alacakların ortalama tahsilat süresi 72 gündür.

bu işletmelerin kredili satışlardan olan alacaklarını 2 ile 3 ay içinde tahsil edebildikleri ortaya çıkmıştır. işletmelerin büyük ölçüde reklam gelirleriyle ayakta kaldıklarını söylemek mümkün olmaktadır. satışların maliyetinin yüksek seviyelerde seyrettiği ortaya çıkmaktadır. Basın işletmelerinin gelirleri incelendiğinde. İncelen basın işletmelerinin varlık yapısında duran varlıkların dönen varlıklara oranla daha fazla yer aldığı görülmüştür.Ş. İşletmelerin likidite durumları incelendiğinde. Araştırmada basın işletmelerinin karlılık durumları ile ilgili olumsuz sonuçlar ortaya çıkmıştır. basın işletmelerinin genel olarak kısa vadeli yabancı kaynaklarını karşılayabildiği ve çalışma sermayesinin yeterli olduğu belirlenmiştir. arsa.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 49 da ortaklar tarafından fon sağladığı(öz sermaye). mürekkep gibi hammadde maliyetleri. Bu durumda. satışların maliyetlerinde yaşanan artışların ve ekonomik krizin etkisi olabileceği düşünülmektedir. Çalışmaya konu olan basın işletmelerinin ticari alacakları ticari borçlarından fazladır. Bunun nedeni faizlerin düşeceği yönündeki beklentiler olabilir. bina gibi maddi duran varlıklar ve imtiyaz. kısa vadeli kaynaklar içinde Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. Her iki basın işletmesi de 2008-2009 yıllarında uzun vadeli borçlanmadan uzaklaşarak kısa vadeli borçlanmaya yönelmiştir.’nin daha çok ticari kredi kullandığı yani kısa süreli satıcı kredilerinden yararlandığı ortaya çıkmaktadır. işletmelerin hammadde ya da malzeme alışlarını diğer işletmelerden kredili olarak satın aldığını göstermektedir. Nitekim 1994 ve İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .Ş. Gelir tabloları incelendiğinde. Gerek kağıt. İncelenen işletmelerin 2008 yılını ve 2009 yılının 9 aylık kısmını zararla kapadıkları görülmektedir.’nin 2008 ve 2009 yılı içinde likidite sıkıntısı yaşadığı düşünülmektedir. Duran varlıklar içinde en önemli payı makine. gerekse dağıtım giderleri yüksek maliyet oluşturmaktadır. Basın işletmelerinin bilançoları incelendiğinde. İncelenen işletmelerde alacakların ortalama tahsilat süreleri hesaplanmış.Ş. Uzun vadeli fon kaynakları incelendiğinde. gerek personel giderleri. İşletmenin dönen varlıklarının önemli bir bölümünü ticari alacaklar oluşturmaktadır. Ancak Doğan Gazetecilik A. her iki basın işletmesinin uzun vadeli banka kredilerine büyük oranda başvurdukları görülmektedir. ticari marka gibi haklar ile şerefiyeler gibi maddi olmayan duran varlıklar almaktadır.’nin çoğunlukla banka kredisi tercih ettiği. Satıcı kredileri. bunun dışında işletme dışı kaynaklardan kısa ve uzun vadeli krediler sağlayarak finansal dengelerini kurma yoluna gittikleri görülmektedir. Doğan Gazetecilik A. Ticari alacaklarının tahsil süresinin uzun olması borç ödemede sıkıntı yaratabilir.

’nin işçilik. işletme sahip ya da ortaklarından fon sağlamakta. Özsermayenin daha sonra çeşitli nedenlerle yeterliliğini kaybetmesi ile. Gürkan 2001 kriz dönemlerinde de basın işletmelerinin karlılık durumlarının benzer bir yapıda olduğu tetkik edilmiştir.2008 ve 2009 yıllarına ait mali tabloları incelenmiştir. bu fonlar öz kaynaklardan sağlanan fonlar olup. Sayı:29 . hangi finansal kaynaklardan yararlandığı. seçilen basın işletmelerinin 2007. Sonuç Bu çalışmada Türkiye’deki basın işletmelerinde finansmanın ne şekilde gerçekleştiğini tespit etmek için. Mali tabloları incelenen basın işletmelerinin. Basın işletmeleri kuruluş aşamasında. Basın sektöründe üretilen ürün. işletmenin özsermayesini oluşturmaktadır. borçları. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. işletmenin sahip ya da ortakları yeniden fon aktarabilmektedir. İncelenen basın işlemelerinin gelirlerinin %60’dan fazlasını reklam ve ilan gelirleri oluşturmaktadır. dolayısıyla yüksek başlangıç maliyetleri söz konusu olmaktadır. büyük altyapı yatırımları ve pahalı teknolojiyi gerektirmekte. Türkiye’de gazete tirajlarının belli bir seviyenin üzerine çıkmaması ve gazete satış fiyatlarının genellikle maliyetin altında tutulması nedeniyle basın işletmelerinin faaliyetlerini sürdürmelerinde reklam ve ilan gelirleri önemli olmaktadır. Günümüz ekonomik koşullarında basın işletmeleri. varlıkları.Ş. Bu oranlar basın işletmeleri için ilan ve reklamların. yine o dönemde yaptıkları işlemler sonucunda elde ettikleri gelir ve giderleri. zaman zaman otofinansman yoluyla kendi kendilerini finanse ederek bir finansal denge kurmaya çalışmaktadır.50 D. işletme dışı kaynaklardan kısa ve uzun vadeli krediler sağlayarak. karlılık durumları araştırılarak bu işletmelerin faaliyetlerinin finansal bakımdan etkinliği ölçülmüştür. Basın işletmelerinin kaynak ihtiyacında. ürettikleri ürünün maliyetleri belirleyici olabilmektedir. finansman Güz 2009. Anonim şirket olarak kurulan basın işletmeleri özkaynaklardan sağlanan fonlar yeterli olmadığında yeniden hisse senedi çıkararak da sermayelerini artırabilmektedir.Ş. ve Doğan Gazetecilik A. Basın işletmeleri maliyetleri fazla olan işletmelerdir. İncelenen basın işletmelerinin maddi duran varlıklarının yapısı da bu durumu açıklamaktadır. hammadde ve genel üretim giderlerinden oluşan “satışların maliyeti” genellikle bu işletmelerin net satış gelirlerinin %60’ı civarında hesaplanmıştır.

Atılgan. İstanbul: Beta Basım Yayım. Cilt 1. Dai. Yayınlanmamış Doktora Tezi. Ceylan. Basın işletmeleri finansal açıdan çok karlı olmayan kurumlardır. Marmara İletişim Dergisi. Dai. işletmelerin atıl fonlarını finans piyasalarında değerlendirdiklerini göstermektedir. Semra (1999) Basın İşletmeciliği. Bursa: Ekin Kitabevi. (1993) Medya Ekonomisi. Bu yüzden basının mali baskılara karşı korunması için çeşitli önlemler alınması gerekmektedir. Uğur ve Kara. KAYNAKÇA Akgüç. bu işletmelerin özsermayeleri ve toplam cirolarına kıyasla karlılık oranlarının çok düşük olduğudur. Sayı:3. basın işletmelerinin sosyal işlevlerini tarafsız yerine getirebilmelerini gerektirmekte. Atılgan. İletişim Fakültesi Dergisi. medyanın kamuoyunu etkileme gücü veya girişimcilerin faaliyet gösterdikleri diğer alanlarda güçlerini arttırabilmeleri gibi bazı nedenler bulunmaktadır. İstanbul: İletişim Yayınları. bu da işletmelerin ekonomik bağımsızlığa ve finansal güce sahip olmaları ile mümkün olmaktadır. İstanbul: Beta Basım Yayım. tekelleşmeyi ve beraberinde başka sorunları getirmektedir.Basın İşletmelerinin Finansman Sorunları ve Bir Finansal Analiz Uygulaması 51 açısından önemini ortaya koymaktadır.233-237. N. Ancak. Semra (1993) Basın Ekonomisi ve Promosyon. Sayı:1. Ali (2003) İşletmelerde Finansal Yönetim. Bu durum. Orhan (2006) 1992-2002 Yılları Arasında Türkiye’de Basın İşletmelerinin Maliyet ve Gelir Yapısının Faaliyet Sonuçları Açısından İncelenmesi. Baytar. İ.Ü. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Niyazi (1995) Finansal Yönetim. Uğur (2008) Basın İşletmelerinin Finansal Yapısı. Desmoulins. s. Tolga (2002) Basın İşletmelerinde Finansal Yönetimin Önemi. Yapılan araştırmada çıkan önemli bir sonuç da. s. İstanbul: Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. s.T. Semra (1992) Türk Basınında Finans Problemleri. İstanbul: Türkmen Kitabevi. Öztin (1998) Finansal Yönetim.21-25. sektörde faaliyet gösterebilecek finansal güce sahip olan basın işletmesi sayısının artması gerekmektedir.317-346. Marmara İletişim Dergisi. Basın sektöründe yapılan hizmetin kamusal boyutu. Atılgan. İstanbul: Avcıol Basım Yayın. Berk. İncelenen işletmeler için faaliyet dışı gelirler de önemli bir orana sahip olmaktadır. Finansal kaynak sorunu yüzünden sektörde birkaç basın grubunun faaliyet gösterebilir duruma gelmesi. Ancak kar oranının düşüklüğüne rağmen girişimcilerin basın işletmelerine yatırım yapmasının altında.

Fink. Ankara: Haberal Eğitim Vakfı.Ş. Belma ve Dündar. Usta. Güz 2009.M. Ankara: Vadi Yayınları. Şevket (2004a) İşletmelerde Risk Yönetimi –Örnek Basın İşletmeleriFinans Dünyası. Sayılgan.tr/pdfs/DOGAN-GAZETECILIK_08_4.com/tr/download/2008_Faaliyet_Raporu_1004 2009. J.50-54. Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A. N. İstanbul:Gazeteciler Cemiyeti Yayınları. Güneri Fırlar. Çiler (1999) Türk Basınında Dağıtımın Tarihçesi ve Yapısı. İstanbul: İletişim Yayınları.Ş. Söylemez. Ankara: Detay Yayıncılık. Pazarlama Dünyası. Gürkan. K. Ahmet (2005) Finansal Raporları Okuma Metotları. Şevket (2004b) Tüketim Kültürü Finansmanı ve Yazılı Basın İşletmelerinin Değişen Maliyetleri. 2008 Yıllık Faaliyet Raporu (2009) http://kurumsal.). Güventürk (1991) Basında Ekonomik Bağımlılık. İzmir: Bilgehan Baımevi. Ekim 2004. s.hurriyetkurumsal. Nur (1996) Basında Reklam ve Tüketim Olgusu. Gürkan Dursun. İstanbul: Tunca Kitabevi. Nuray (2004) Herkes İçin Finans. C.Pelin (2006) Yazılı Basın İşletmelerinde Kalite. Conrad (1988) Strategic Newspaper Management.. Sayı:2002-03.pdf Milliyet Gazetecilik A. Sayılgan. Öcal (2005) İşletme Finansı ve Finansal Yönetim. Alemdar.52 D.com. D. (1992) Dağıtım Sisteminin Seçimi:Basın için Ekonomik ve Stratejik Hedef. Charon.Tatlıpınar(Çev. Finans Dünyası. Tokaç. 2008 Yıllık Faaliyet Raporu (2009) http://www. İ. Görgülü. (2003) Basın İşletmelerinde Kaynak Sorunu. İzmir: Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.Pelin (2002) Bilgi Çağında Ekonomik Revizyonların Yazılı Basın İşletmelerine Etkisi ve Reklam. Sayılgan. s. Dündar. Alev (1998) Medya Ekonomisi ve Türkiye Örneği. Topçuoğlu.(Der. Sayı:29 .64-67.pdf Özkan. Sayı:22. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi. Medya Dünyası. İstanbul: Afa Yayınları. s. Ergül. O. Corbondale: Southern Illinois University Pres. P. Işık (1989) Basım ve Basın İşletmeciliği.67-77. Kasım 2004.A.32-36. Yayınlanmamış Doktora Tezi.milliyet. İ. Şevket (2005) Basın İşletmelerinin Ekonomisi. Fillion.). s. İstanbul: Literatür Yayıncılık. Ankara: Nobel Yayın.

Bununla bağlantılı olarak meydanın kamuoyu oluşumunda da önemli bir rolü bulunmaktadır. media is an important power that enables the exchange of information between the people and the events. it will be clearly seen that there has always been an interaction between these two powers. G. In the study which is designed on this point of view.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009.Ü. İnceleme Hürriyet-Radikal. Başbakan Recep Tayip Erdoğan ile Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan arasında “Deniz Feneri” davası üzerinden yaşanan polemiğin. Anahtar Kelimeler: “medya”. Key Words: „media‟ „politics‟ „media and politics relation‟   Yardımcı Doçent Doktor. how the argument between Prime Minister Recep Tayip Erdoğan and the president of Doğan Holding Board Aydın Doğan about „Deniz Feneri‟ case became a„conflict‟ and „fight‟ via media is analyzed. At the end of this analysis. “siyaset”. G. Buna göre medya. Buna göre çalışmada. bir yandan toplumdaki etki merkezlerinden kamuoyuna kanaat için ip uçları iletirlerken. However. insanlar kendi çevreleri dışında gelişen olaylardan yine medya aracılığıyla haberdar olmaktadır. Buna göre medyaya. enlightment is its one of the most important functions. In accordance with this. medya-siyaset ilişkisinin çoğu zaman ekonomik ve siyasal çıkarlar zemininde gerçekleştiği ve bunların da haberlere yansıdığı varsayılmıştır. and it also takes place as a conflict of interest. toplumdaki en önemli işlevlerinden birinin “bilgilendirme” olduğu yönünde bir önem atfedilmektedir. Bu bağlamda medya ve siyaset ilişkisine bakılacak olursa. diğer taraftan da sahiplerinin ideolojik görüşleri ve çıkarları doğrultusunda yayın yapabilmektedir. 237- SĠYASETÇĠ-MEDYA ĠLĠġKĠLERĠ BAĞLAMINDA BĠR ĠNCELEME: “DENĠZ FENERĠ ÖRNEĞĠ” Gülcan IġIK Ülkü AyĢe Oğuzhan BÖREKCĠ ÖZET Günümüzde medya. kimi zaman da çıkar çatışması yönünde gerçekleşmektedir. insanlar ve olaylar arasında bilgi alış-verişini sağlayan önemli bir toplumsal güçtür. “medya ve siyaset ilişkisi” A Survey in the context of Politicians-Media Relations: The Example of Deniz Feneri ABSTRACT Nowadays. In this sense when looked at the relation between politics and media. it is assumed that the media-politics relation takes place mostly on the basis of the economical and political benefits. it can also broadcast about the ideological views and benefits of their owners. these political actors can be involved in the activities which direct media according to their own goals. Buradan hareketle tasarlanan çalışmada. an importance is attributed to the media in that. This interaction is sometimes based on the common benefits. 7(2). ZamanYeni Şafak gazeteleri üzerinden gerçekleştirilmiştir.İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi. Öyle ki. Accordingly. People can even keep the track of the events that don‟t occur around them via media. bu iki güç arasında her zaman için bir etkileşimin olduğu açıkça görülecektir. medya üzerinden nasıl “çatışma” ve “kavga”ya dönüştüğü incelenmiştir. Zaman-Yeni Şafak papers. According to this. while media is sending tips to the public about the opinion from the effect centres of the society. while media can sometimes broadcast things which affirms or negates some political actors. in the study. Bu etkileşim kimi zaman çıkar birliği esasına dayanırken. kimi zaman amaçları doğrultusunda bazı siyasal aktörleri olumlayan ya da olumsuzlayan yayınlar yapabilirken. Hereunder. it is seen that the assumptions of the research are testified. and these reflect on the news. siyasal aktörler de kendi hedefleri yönünde medyayı yönlendirici faaliyetlerde bulunabilmektedirler. The analysis is realized on the basis of Hürriyet-Radikal. media has an important role in forming public opinion. Ancak medya. Bu inceleme sonucunda araştırma varsayımlarının doğrulandığı görülmüştür.İletişim Fakültesi İletişim 2003/18 .Ü.

Ancak. Tüm bunlarla bağlantılı olarak medya kuruluşları. politika gündeminin belirlenmesinde de etkili olduğu bilinen bir gerçektir. hem toplumsal denetimin hem de toplumsal değişmenin sağlanmasında önemli bir güç ve iktidar kaynağıdır. IĢık – Ü. Nitekim siyasal aktörler hedeflerini ve faaliyetlerini kamuoyuna iletebilmek için medyaya ihtiyaç duyarken.54 GĠRĠġ G. Diğer taraftan günümüz demokratik sistemlerinde medyadan kamuoyu adına siyasi otoriteleri denetlemesi. çoğunlukla medya aracılığıyla oluşturulmakta ve aktarılmaktadır. mevcut siyasal sistem ve gelişen olaylar karşısında kamuoyunu bilgilendirmesi. Sayı:29 . medyanın kamusal olayların yer aldığı bir tartışma platformu oluşturmasıdır. Bunun yanı sıra medya. Güz 2009. kamuoyunun beklentilerini ve ihtiyaçlarını gerekli çevrelere iletmesi beklenmektedir. siyasal çevrelerle olan ilişkisi ise ayrı bir önem taşımakta ve söz konusu ilişkinin de birçok boyutu bulunmaktadır. Bu etkileşim kimi zaman “çıkar birliği” esasına dayanırken. yayınlarının içeriğini oluşturabilmektedir. bu iki güç arasında her zaman için bir etkileşim söz konusudur. siyasal aktörler de kendi çıkarları doğrultusunda medya ve kamu gündemini etkilemeyi hedefleyebilmektedirler. Bu noktada medyanın üzerinde durulması gereken en önemli özelliklerinden biri. Toplumsal hayatta bu denli etkili olan medyanın. Bu bağlamda medya ve siyasal aktörlerin karşılıklı ilişki kurma çabasında oldukları gözlenmekte ve ticari birer işletme olan medya kuruluşlarının. Bu noktada kamu gündemini belirlemede etkili olan medyanın. kimi zaman “ekonomik beklentileri” yönünde de siyasal aktörlerle ilişki kurdukları ve bu yönde yayınlarını oluşturdukları dikkat çekmektedir. Oğuzhan Börekci Günümüzde medya. A. Kısacası. medya örgütleri de siyasal aktörlere haber kaynağı olarak sürekli gereksinim duymaktadırlar. Nitekim toplumsal yaşamda gerçekliğin ne olduğu konusundaki tanımlar. kimi zaman da “çıkar çatışması” yönünde gerçekleşmekte ve bu yönde medya. Bunların başında medyanın ve siyasal çevrelerin birbirlerine bağımlı olduğu ya da ihtiyaç duyduğu gerçeği gelmektedir. içinde yer aldığı siyasal sistemden de etkilenmektedir. hem kamu hem de politika gündemini belirlerken. kimi zaman kurumsal çıkarları ve siyasal yaklaşımları yönünde politika ve kamu gündemini belirleme eğiliminde olurken. bu kuruluşlar siyasal aktörlerle ilişkilerinin iyi olmasına da özen göstermektedirler. siyasal aktörlerin medya kuruluşlarına uygulayabileceği bazı yasal yaptırımlar da olabileceğinden.

“Medya Eleştirileri” başlığı altında ise. Buna göre çalışmada.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 55 Yöntem Bu çalışmada veri derleme ve işleme tekniği olarak şöyle bir yol izlenmiştir. Buna göre “Yolsuzluk” başlığı altında. Başbakan‟ın. Medyanın ekonomik ve siyasal çıkarları doğrultusunda bazı siyasal aktörleri olumlayan ya da olumsuzlayan yayınlar yapabildiği. özellikle “Hilton Oteli” meselesi ve “CNN Türk‟e karasal yayın hakkı talebi” kapsamında. “Ekonomik İlişkiler”. Söz konusu konular. Doğan‟ın Deniz Feneri Derneği davası üzerinden Başbakan Erdoğan‟a yönelttiği suçlamalar ile. Başbakan Erdoğan‟a verdiği cevaplar aracılığıyla yönelttiği suçlamalar incelenmiştir. siyasal aktörlerin de kendi hedefleri yönünde medyayı yönlendirici faaliyetlerde bulunabildiği varsayılmıştır. Başbakan‟ın. “Ekonomik İlişkiler” başlığı altında. Almanya‟daki Deniz Feneri Derneği‟nin de adının karıştığı “Yolsuzluk” davası üzerinden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Aydın Doğan arasında yaşanan tartışmalar ele alınmıştır. Doğan‟a yaptığı suçlamalar ile. “Medya Eleştirileri” ve “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” olmak üzere toplam dört ana konu belirlenmiştir. yukarıda belirtilen suçlamalar çerçevesinde. Söz konusu inceleme. Çalışmanın örnek olay incelemesinin ölçülür hale getirilebilmesi için. “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” başlığı altında ise. Doğan‟ı özellikle de “CHP taraftarı” ve “Deniz Baykal‟la işbirlikçi” olmakla itham ettiği suçlamaları ele alınmıştır. Söz konusu inceleme için Doğan Medya Grubu‟na bağlı Hürriyet ve Radikal gazeteleri ile. Bu noktada. her iki tarafın tartışmaya ilişkin argümanlarının medyaya nasıl yansıdığı ve medyanın da bu tartışmaları ne şekilde sunduğu incelenecektir. Doğan‟ın da bu konuda. tarafların medyaya ilişkin değerlendirmeleri ve bu yönde birbirlerine yönelttikleri eleştirileri yer almaktadır. onlardan farklı bir yayın politikası izleyen Zaman ve Yeni Şafak gazeteleri ele alınmıştır. niceliksel ve niteliksel içerik analizi yöntemi uygulanarak belirlenmiştir. Erdoğan‟ın cevap niteliğindeki açıklamalarıyla Doğan‟a yaptığı suçlamalar ele alınmıştır. taraflar arasındaki tartışmanın başladığı ve karşılıklı suçlamaların en yoğun yöneltildiği 2008 yılının Eylül ayını kapsamaktadır. Buradan hareketle söz konusu suçlamaların niteliği ise şu şekilde belirlenmiştir: “Yolsuzluk” başlığı İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . çalışma kapsamında incelenen haberlerin içeriğinden hareketle oluşturulmuştur. Yukarıda belirtilen dört ana konu kapsamında tarafların birbirlerine yönelttikleri suçlamaların niteliği ve bunların basında nasıl sunulduğu. söz konusu tartışmaya ilişkin “Yolsuzluk”.

“Ekonomik İlişkiler” başlığı altında. yeniden organize ve kanalize etme gibi çok ciddi boyutlarda gerçekleşebileceği konusunda da bir çok sosyal bilimci hem fikirdir. „sicil amiri‟. „çıkarcı‟. bir haberin birden fazla konuyu içerdiği durumlarda. „basın özgürlüğünü kötüye kullanma‟. „çıkarcı‟. Oğuzhan Börekci altında. siyasi çevrelere başta ekonomik nedenler olmak üzere ham madde ihtiyacı gibi nedenlerle bağımlıyken. siyasi çevreler de görüşlerini ve düşüncelerini geniş halk kitlelerine ulaştırabilmek için medyaya bağımlıdırlar (Arslan. 2009: 1). “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” başlığı altında ise. politikacılar ve siyasi partiler medya ile olan ilişkilerine büyük bir önem ve öncelik atfetmektedirler. „polemikçi‟. Olayları açıklayarak ve siyasal kararlar gibi gelişmeleri kaydederek bu noktada toplumu bilgilendiren medya. „yalan habercilik‟. „otoriter‟. 1. siyasetçinin topluma mesajlarını iletebileceği en önemli araçtır (Sağnak. Öyle ki medya. „seviyesiz‟.56 G. en azından böyle davranması beklenmektedir. Medya ve siyaset ilişkilerinin üç boyutuna dikkat çeken Meyer (2002: 9-10 aktaran Damlapınar. „işbirlikçi‟. Bu nitelendirmeler üzerinden yapılan haber çözümlemelerinde. A. „taraflı‟. Günümüz dünyasında medyanın bu denli güçlü olması ve politika alanında oynadığı böylesi çok önemli roller nedeniyle. 2009: 3) siyasi gücü yeniden şekillendirme. „şantajcı‟. toplumda bir gözlemci olarak hareket etmesi. Sayı:29 . Bu noktada en önemli görevi. IĢık – Ü. aynı haber her bir konu için ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Hatta kimi zaman medyanın siyaset üzerindeki bu etkilerinin. başta sosyal bilimciler olmak üzere hemen herkesin dikkatini çeken bir konudur. Diğer taraftan bu konuda yapılan bazı araştırmalar ise. „basın etiği ihlali‟ ve „şantajcı‟. 2008: 189) bu boyutları kamusal iletişimin medya etkisiyle şekillenme biçimi. MEDYA VE SĠYASET ĠLĠġKĠSĠNE DAĠR GENEL BĠR DEĞERLENDĠRME Medya ve siyaset arasındaki ilişki. karşılıklı bağımlılık esasına dayanan bir ilişki söz konusudur. „işbirlikçi‟ ve „taraflı‟. „taraflı yayıncılık‟. „hakim/savcı‟. “Medya Eleştirileri” başlığı altında. „kaçakçı‟. siyasal gerçekliğin medya aracılığıyla inşası ve siyasal yönelimler üzerine medya etkilerinin araştırılması şeklinde özetlemektedir. „ahlaksız‟. „iftiracı‟. 1996: 123-125 ). „hoşgörüsüz‟. Rubin‟in de vurguladığı gibi (1981: 170-180 aktaran Arslan. medya ile siyasi partiler arasındaki ilişkilerin “ekonomik ilişkiler” ve “ideolojik ilişkiler” olmak üzere iki ana başlık altında ele alınabileceğini ortaya Güz 2009. „istismarcı‟ ve „gündemi saptırmak‟. „vurguncu‟ ve „seviyesiz/ahlaksız‟. Diğer bir deyişle medya ile onun siyasi ve toplumsal çevresi arasında. „iftiracı‟. iktidarı denetlemek ve kamuoyunun sesi olmak şeklinde ifade edilen medyanın.

medya üzerinde büyük bir baskı oluşturabilme ve medyayı kontrol altında tutabilme gücüne sahiptirler. Yeni kuşak medya sahipleri ise. partinin ideolojisi ve politikalarına uygun doğrultuda yayınlar yaparak. sıklıkla destek verdikleri siyasi grubun belirli konulardaki temel görüş ve fikirlerine. özünde bir ticarisanayi etkinliğidir. çapraz medya İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . “gizlilik” ya da “ulusal güvenlikle ilgili” gibi gerekçeleri de kullanarak. İktidarın. Dolayısıyla medya. bir siyasi partiye onun basın-yayın organı gibi hizmet edebilmekte. onun sesini kamuoyuna duyurarak. 2009: 5). siyasi çevreler de medya üzerinde belli bir etkileme gücüne sahiptir. Nitekim eskinin “aileden gazeteci patronları”. destekledikleri partinin rakibi siyasi partiye ya da partilere saldırarak. onun aynı zamanda ekonomik bir etkinlik alanı da oluşturmasıdır. tüm üretim ve tüketim süreçleri ile ekonominin başka sektörlerini yönlendiren belirli bir mantık ile işlemektedir. siyasi çevreler üzerinde bir etkileme gücüne sahipse. medya üzerindeki bu etkileme gücünü. Medya ile siyaset arasında kurulu olan bu ilişki. yeni sahiplik yapısına bırakması olmuştur. o parti lehine kamuoyu yaratabilmektedirler. isterlerse medyanın haber alma ve bilgi toplama özgürlüklerine sınırlamalar da getirebilmektedirler (Arslan. finans. geleneksel medya sahipliğinin yerini. Yine aynı tür hedefler doğrultusunda medya. özellikle iktidardaki siyasi elitler ile medya arasındaki ilişkilerde daha açık gözlemlenebilmektedir.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 57 koymaktadır. 2009: 4). Nasıl ki medya. istihdam potansiyeli. Bu gelişmelerin başında. en azından potansiyel olarak. gazetelerini bu yeni aktörlere satmışlardır. Medyanın bu özelliğinden bahsederken. En basit olarak medya. Bu dönemdeki bir diğer önemli gelişme ise. teknik donanımı. alt yapısı. Özellikle “iktidar elitleri” olarak da tanımlanabilecek politik gücü ellerinde bulunduran siyasi elitler. Türkiye‟de medya sektöründeki 1980‟li yıllardan itibaren ortaya çıkan bazı önemli değişimlere yer vermek daha aydınlatıcı olacaktır. Buraya kadar bahsedilenlerin ışığında medyayı diğer toplumsal kurumlardan ayıran en önemli özelliklerden biri. Hatta yasama gücünü elinde bulunduran bu siyasi elitler. pek çok medya kuruluşunun üretim. iç ve dış ticaret kademelerini birleştirerek dikey bir bütünleşme içinde konumlanmaya başladığı gerçeği gelmektedir. büyük şirket geçmişlerini ve işletmecilik yöntemlerini kullanarak tek gazeteden oluşan bir şirketi. zaman zaman farklı şekillerde kullandıklarına sıkça tanık olunmaktadır. Nitekim medya sektörü. onların aleyhinde yayın yapıp karşıtı fikirleri destekleyerek de yine yandaşı oldukları partinin kamuoyundaki popülaritesini ve oy potansiyelini arttırma amacına yönelik hizmetler de yerine getirebilmektedir (Arslan.

siyasal aktörlerin kariyerlerine ve kararlarına yönelik destek görme arzularından dolayı. 2001: 140). 1997: 360). 1997: Güz 2009. A. kamu adına hükümetleri denetleme işlevinden çok. 2001: 152 – 153. gerek medya sahipleri gerekse de siyasal ve ekonomik iktidar çevreleriyle daha uzlaşmacı bir tavır içinde bulunmak durumunda kalmışlardır. bu yapılanmasını doğrudan etkileyebilecek pek çok ekonomik kaynak ve karar alma gücü de hükümetin ve siyasal çevrelerin kontrolü altında bulunmaktadır. Öyle ki. siyasal aktörlerin ellerindeki ekonomik kaynak ve kurumlar. bir “iş ilişkisi” mantığıyla siyasal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirebilmek için kimi zaman ortak hareket edebilmektedirler. Sayı:29 . şirket çıkarlarını “ençoklaştırma” amacı güden medya sahipleri. Dolayısıyla siyasal aktörler ve medya holdingleri. Şöyle ki. IĢık – Ü. medyanın hükümetle olan ilişkilerinin de değişmesine yol açmıştır. medya sahiplerinin.58 G. Dolayısıyla medya ve siyaset ilişkisi de yaşanan bu gelişmeler ışığında şekillenerek yeni bir görünüm almıştır. Yaşanan bu yapısal dönüşüm sürecinde. Neticede medya sahipliğindeki söz konusu dönüşüm. çok farklı sektörlerde faaliyet yürüten ve asıl faaliyet alanları gazetecilik olmayan yeni medya sahipleri. iş dünyası ile bütünleşmiş olan medya holdinglerinin. bir tüketim kültürünün gelişmesine ve kendi iş çıkarlarının gözetilmesine hizmet edecek tarzda kullanmaya başlamışlardır. yine iş dünyasıyla bir çok banka. Oğuzhan Börekci gruplarına dönüştürmeyi başarmışlardır (Adaklı. kendilerine ait medya kuruluşlarını büyük ölçüde kapitalist değerler sisteminin yayılmasına. Gelinen bu noktada Türkiye‟de artık medya grupları iş dünyasına hakim iktidar grupları ile bütünleşmiş durumda ve sürekli bir işbirliği içinde işler hale gelmiştir. medyanın mali isteklerinin karşılanmasında ve medya sahiplerinin her alandaki yatırımlarına ilişkin gerekli yasal ve bürokratik işlemlerin gerçekleştirilmesinde ise kimi zaman da kolaylık sağlanabilmektedir. Diğer taraftan. Gazetecilik etiğinden çok ait oldukları sınıfın değerlerini savunan yönetici – elit gazeteciler ise. Bununla birlikte. Buna göre ilk bakışta medya dışında işlerinin olmadığı izlenimini veren bazı medya holdingleri de. medya ve medya dışı yatırımlarındaki mali sıkıntılarını çözmede başvurduğu ve bağımlı olduğu yerlerdir. Bu şekilde medya sahiplerinin farklı sektörlerdeki yatırım ve hedefleri arttıkça. sanayi ve ticari kuruluş sahibi gruplarla ortaklık içerisindedirler ve medya dışında da yatırım yapmanın yollarını aramaktadırlar (Seçkin. Bu noktada medya sahibinin siyasal çevrelerle olan ilişkisinin önemi ortaya çıkmaktadır. yönettiği kurumdaki iktidarını mesleki birikiminden ziyade medya sahibi ile olan ilişkisi üzerinden meşrulaştırmaya başlamıştır (Tılıç. 156). siyasal çevrelerle olan ilişkilerinde de beklentileri doğrultusunda “kaygıları” artmaktadır. Böyle bir ortamda gazeteciler ise. kendi çıkarları doğrultusunda hükümetlerle ilişki kurabilmektedirler (Curan.

Bütün bunların yanı sıra medya. kimi zaman oto-sansür. 1997: 81). medya içeriğinin kendi (medya patronunun) “çıkarları”nı yansıtması gelmektedir. Bu beklentilerin başında ise. bazı medya patronları ve siyasal aktörler arasında çeşitli gerilimler/tartışmalar yaşanabilmektedir. Bu pozisyondaki medya kuruluşları da hükümet ve siyasal elitin amaçlarına hizmet edecek bir yayın politikası yürütebilmektedir. Bu nedenle medya holdingleri. yayın organlarında kimi zaman ticari ilişkilerinin kimi zaman ideolojik eğilimlerinin kimi zaman da her ikisinin ağır bastığı bir tutum sergileyebilmekte ve siyasal çevrelerle olan ilişkilerini bu yönde geliştirerek.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 59 148). her iki tarafın da “çıkarları” doğrultusunda kimi İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Ancak. medya patronunun sahip olduğu yayın organlarında yer alan haberler üzerindeki etkinliği sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle medya patronları. Bu noktada ekonomik çıkar çevreleriyle griftleşen medya patronlarının çıkarlarının haberler üzerindeki belirleyiciliği ise. kendilerine muhalefet eden medya holdinglerinin çeşitli ekonomik faaliyetlerini. kamuoyu tarafından medyada yer alış şekillerine göre değerlendirebilmektedir. kimi zaman da haberin hiç yayımlanmaması ya da yayımlama ve yer alma biçimini etkileyecek şekilde ortaya çıkabilmektedir (Gürkan. Ancak diğer taraftan hükümetler kendi ideolojik yapılarıyla örtüşen medya kuruluşlarıyla daha olumlu ve yakın ilişkiler geliştirebilmekte ve her iki tarafın da “çıkarları”na hizmet edecek politikalar izleyebilmektedir. muhalif medyayı susturmaya çalışabilmektedirler (İrvan. kimi zaman “gerekli gördükçe” ilan ve reklam uygulamalarındaki “yanlı” tutumlarıyla. Öyle ki medyanın sunduğu kimi konular ve kişiler. Başka bir ifadeyle kâr kaygısı güden bir ticari işletme olan medya sahibinin. kendi yayın kuruluşundan da çeşitli beklentileri bulunmaktadır. yayınlarını da bu doğrultuda oluşturabilmektedirler. Örneğin hükümetler. Kısacası siyasal çevrelerle medya arasındaki ilişkinin genel görünümüne dair böyle bir değerlendirmenin sonucunda. Böyle bir medya ortamında. söz konusu ilişkiler istenilen yönde gelişmediğinde. Bu tartışmalar ise medya yayınlarının içeriğini doğrudan etkileyebilmektedir. bu noktada bazı yasal uygulamalarla kısıtlayabilmektedirler. Bu bağlamda siyasi çevrelerin de kendi “çıkarları” doğrultusunda medya kuruluşlarıyla ilişki kurduğu görülmektedir. 1995: 79). Burada ise medyanın kişileri ve olayları sunuş şekli ön plana çıkmaktadır. siyasal çevrelerle olan ilişkilerini çoğu zaman iyi tutmayı tercih etmektedirler. Medyadan bir takım beklentileri olan siyasal aktörler ise. ayrıcalıkları belirleme ve bu anlamda siyasal aktörlerin iletişim sürecine katılımlarını sağlama bakımından da ayrı bir önem taşımaktadır.

%9). “kaçakçı” (3 kez. Başbakan Erdoğan tarafından. A. Bu çerçevede haberlerin içeriği incelendiğinde. Güz 2009. Doğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “iftiracı” (6 kez. 2006). gazete haberleri veya yazıları olabileceği gibi televizyon haberleri.%8). “Ekonomik İlişkiler” konusunda “çıkarcı” (2 kez. “işbirlikçi” (2 kez. Bir araştırmada her iki teknikten de yararlanılabilir (Ayrıntılı bilgi için bkz. Geray. Sayı:29 . %23). genellikle önceden belirlenmiş sınıflamalar (kategoriler) çerçevesinde sistematik olarak gerçekleştirilmesini sağlayan bir araştırma tekniğidir. İçerik çözümlemeleri nicel ve nitel olmak üzere iki ana kümeye ayrılabilir. 1 2. nicel araştırmaların ise istatistikî olduğu belirtilmektedir. “hakim/savcı” (3 kez. “yalan habercilik” (2 kez. Nicel araştırmalarla nitel araştırmaların mutlaka iki zıt uca konması gerekmez. %18). “işbirlikçi” (1 kez. İçerik çözümlemesi iletişim içeriğinin. toplumsal bilim araştırma teknikleri arasında “kitle iletişim araçlarındaki” içeriğe yönelik kullanılan bir yöntem olarak ortaya çıkmıştır. BAġBAKAN RECEP TAYYĠP ERDOĞAN ĠLE DOĞAN MEDYA GRUBU SAHĠBĠ AYDIN DOĞAN ARASINDA YAġANAN “TARTIġMA”NIN YAZILI BASINDA SUNUMU Bu bölümde Başbakan Erdoğan ile Aydın Doğan arasında Deniz Feneri Davası üzerinden başlayan tartışmalarda tarafların birbirlerine yönelttikleri suçlamaların niteliğinin basında nasıl sunulduğu nicel ve nitel içerik analiziyle incelenmiştir. %100). Hürriyet Gazetesi’nde BaĢbakan Erdoğan Ġle Aydın Doğan Arasındaki TartıĢmanın Haberler Üzerinden Analizi Hürriyet Gazetesi‟nde çalışma kapsamında incelenen dönemde. Bu haberlerde Doğan‟a yöneltilen suçlamaların. İçerik çözümlemesi. Buna göre Hürriyet‟te. İçerik. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Aydın Doğan arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin toplam 16 haber yayınlanmıştır. IĢık – Ü. “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” konusunda ise. %27). Doğan‟a yöneltilen en önemli suçlamaların “Yolsuzluk” ve “Medya Eleştirileri” konusunda yapıldığı belirlenmiştir. “taraflı” (3 kez. radyo programları. Oğuzhan Börekci zaman “uyuşan” kimi zaman da “çatışan” bir ilişki ağı içerisinde hareket ettikleri gerçeği ortaya çıkmaktadır. %23). %28). %46). “basın özgürlüğünü kötüye kullanma” (2 kez. gazetelerden aynen yapılan alıntılardır. sinema filmleri kısacası her türlü içerik olabilir.60 G. tamamıyla Başbakan Erdoğan‟ın kendi ifadeleriyle sunulduğu saptanmıştır. ve “ahlaksız” (3 kez. %18) ve “iftiracı” (1 kez. 2. filmleri. %100). “Medya Eleştirileri” konusunda.1.  1 Bu bölümde italik olarak verilen ifadeler. Nitel araştırmaların kuramsal.

“… son zamanlarda AKP‟yi „yaralayamayan‟ ve „kirletemeyenlerin‟ AKP üzerinde „yalan yanlış iftira kampanyalarıyla bir şeyler yapma gayreti içine girdikleri…” şeklindeki sözleri yer almaktadır. Doğan‟ın “ekonomik çıkarları”nın olduğunu ifade ettiği de görülmektedir. “Başbakan Erdoğan‟dan Önemli Açıklamalar” (14 Eylül 2008). yolsuzluk çamurunu atanlar kendileri o çamurun içinde boğulur ve bugüne kadar atanlar aynen bu şekilde boğulmuşlardır” (6 Eylül 2008) şeklinde konuşan Erdoğan‟ın. alışılmış siyasi partilerden. bundan önceki siyasi partilerden biri değil. Nitekim Erdoğan‟ın bu konudaki şu açıklamaları dikkat çekmektedir: “…Ben şunu çok açık ve net söylüyorum. Tayyip Erdoğan da bu alışılmış başbakanlardan biri değil. “Biz 70 Milyonun İktidarıyız” (13 Eylül 2008). “…Kimse AKP‟ye kalkıp da yolsuzluk çamurunu atamaz. “Yolsuzluk”2 konusu kapsamında Başbakan Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen suçlamanın en çok “iftiracı” nitelendirmesi üzerinden yapıldığı görülmektedir. Şunu da bil. “Vurdukça Biz Güçleniyoruz” (7 Eylül 2008). ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % İftiracı 6 %46 Çıkarcı 2 %100 Suçlamaların Niteliği İşbirlikçi 1 %8 Kaçakçı 3 %23 Ahlaksız 3 %23 2 %100 13 % 100 Toplam Basın Özgürlüğünü Medya EleĢtirileri Kötüye Kullanma n 2 % %18 Siyasal Çevrelerle İşbirlikçi ĠliĢkiler n 2 % %100 Taraflı Hakim/Savcı 3 %28 3 %27 - Yalan İftiracı Habercilik 2 1 %18 %9 - 11 %100 2 %100 Buna göre. Öyle ki. AKP.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 61 Tablo-1 (Hürriyet Gazetesi‟nde Aydın Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı). “Dersimiz İftira Değil Dedi Yine Doğan‟a Çattı” (15 Eylül 2008). Onlar Aydın Doğan ile pazarlığa oturmuş olabilirler ama Tayyip Erdoğan'ı pazarlığa oturtamadığın için bu çılgınlıkları yapıyorsun ve şu ana kadar olan bütün 2 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . “Okul Açılışında Medyaya Yüklendi” (9 Eylül 2008). Almanya‟daki Deniz Feneri Derneği davası ile alakalı şeylerin içerisine kendi adının konulmasının arkasında. Hürriyet‟te “Başbakan‟dan Önemli Açıklamalar” başlığıyla yer alan haberin “ Kimse AKP‟ye Yolsuzluk Çamuru Atamaz” (6 Eylül 2008) alt başlığında.

“Başbakan‟dan Önemli Açıklamalar” başlıklı haberin “Basın Özgürlüğü Yalan Yazma Hakkı Vermez” alt başlığında. Yine aynı şekilde söz konusu haberde.62 G. yanına kalmamalı. “yanlı yayıncılık yaptığı”. “…SPK inceliyoruz diyor siz ne diyorsunuz? Siz buna uzuca ya da pahalıya gazete kağıdı alımı olarak bakıyor olabilirsiniz. “Dersimiz İftira Değil Dedi Yine Doğan‟a Çattı” (15 Eylül 2008). olmayacak. Güz 2009. Sayı:29 . al sana delil diye dosyaya eklenen belge.Her seferinde aynı şey. Öyle ki Erdoğan‟ın. Ama suçlu ile masumun birbirinden ayırt edileceği yer gazete sayfaları değil. Biz 70 Milyonun İktidarıyız” (13 Eylül 2008). Siz ne hakimsiniz ne savcı…” (7 Eylül 2008). Başbakan‟ın Doğan‟a yönelttiği “Yolsuzluk” konusundaki suçlamalarından bir diğeri ise “kağıt kaçakçılığı”dır. “…Madem yazacaksın. Yanlış yapan cezasını çekmeli. “Okul Açılışında Medyaya Yüklendi” (9 Eylül 2008). bu kadar açık söylüyorum. Köşe yazarları patronlarını savunmakta çok mahirler. “Başbakan Erdoğan‟dan Önemli Açıklamalar” (14 Eylül 2008). Oğuzhan Börekci kampanyaların arkasında olan gerçek bu. Başbakan‟ın kendisine yapılan suçlamalara ilişkin şu açıklamaları göze çarpmaktadır: “…Recep Tayyip Erdoğan yanlış yapanın yanında olmamıştır. “hakimsavcı rolü”nü üstlendiği ve “etik kuralları ihlal ettiği” yönündeki suçlamaları dikkat çekicidir. Özgür basını susturmak istiyormuşuz. Hürriyet). Doğan‟ı “basın özgürlüğünü kötüye kullandığı”. Nitekim “SPK‟nın bu iddiaları uzun süredir incelediklerini doğruladı”ğının da altını çizen Başbakan. Açık söylüyorum. Böyle cevap mı olur? Bu yazdıklarını kimseye 3 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. “Başbakan Yine Medyayı Suçladı” (8 Eylül 2008). Bana cevap vermeyi bırakın da SPK‟ya ve küçük ortaklarınıza bunun doğru olup olmadığını anlatın” şeklindeki sözleriyle Doğan‟a yönelik “kaçakçı” ithamında bulunmaktadır (“Başbakan Erdoğan‟dan Önemli Açıklamalar” 14 Eylül 2008). IĢık – Ü. Neden milleti aldatıyorsunuz? Bu mudur ikide bir arkasına saklandığınız basın özgürlüğü. şimdi Hilton Oteli'nde istediği plan tadilatlarını bana ve belediye başkanıma yaptıramadığı için bu adımları atmaktadır.. Örneğin. Bu noktada Başbakan‟ın.. gerçekleri yazın gerçekleri. daha doğrusu birbirlerini “suçladıkları” ve kendilerini “akladıkları” önemli noktalardan biri de “Medya Eleştirileri”3 konusudur. Başbakan‟ın bu kez de Doğan Medya Grubu‟na bağlı gazetecileri ve köşe yazarlarını da “yalan yazmakla” suçladığı ifadeleri dikkat çekmektedir. A. Söz konusu tartışmanın tüm boyutlarında her iki tarafın da üzerinde durduğu. Onlara da diyorum ki. mahkeme. Bizzat bana ve belediye başkanıma bunu teklif etmiştir ve istediğini alamadığı için de bu kampanyaları sürdürmektedir” (6 Eylül 2008.

“Ekonomik İlişkiler” konusunda “şantajcı”(5 kez. “taraflı” (2 kez. Hürriyet‟te“Siyasal Çevrelerle İlişki” konusunda. Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların çoğunlukla Doğan‟ın ifadelerinden oluştuğu tespit edilmiştir. taraflar arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin yayınlanan haberlerde. %38). “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a Cevap” (14 Eylül). söz konusu suçlamaların pekiştirildiği görülmüştür. Başbakan‟a yönelttiği en önemli suçlamanın “Medya Eleştirileri”4 konusu kapsamında yapıldığı anlaşılmaktadır. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Ancak. “Aydın Doğan: Biat Etmeyiz” (7 Eylül 2008). %22). gazetenin gerek haberleri sunum şekliyle gerekse de konuya ilişkin tarafların açıklamalarından bağımsız olarak yayınladığı haberlerde. %11). “polemikçi” (3 kez. “Ahlakım Konusunda Başbakan Sicil Amirim Değil” (6 Eylül 2008). “hoşgörüsüz” (1 kez. Başbakan Erdoğan‟a yönelik herhangi bir suçlama içeren haber bulunmamaktadır. %8). Tablo-2‟de de görüldüğü gibi Doğan‟ın. “otoriter” (7 kez. %15).Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 63 yutturamazsın” (7 Eylül 2008) sözleriyle söz konusu suçlamalarını yaptığı görülmektedir. %45). Buna göre Hürriyet‟te. Tablo-2 (Hürriyet Gazetesi‟nde Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı) ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Sicil Amiri 1 %11 Şantajcı 5 %62 Otoriter 7 %54 Suçlamaların Niteliği İstismarcı 4 %45 Polemikçi 3 %38 Taraflı 2 %15 Gündemi Saptırmak 2 %22 Seviyesiz 1 %8 İftiracı 2 %22 Hoşgörüsüz 1 %8 Şantajcı 2 %15 13 %100 8 %100 9 % 100 Toplam Hürriyet Gazetesi‟nde. %8) ve “şantajcı” (2 kez. “gündemi saptırmak” (2 kez. %54). “istismarcı” (4 kez. %22). “seviyesiz” (1 kez. “iftiracı” (2 kez. “Medya Eleştirileri” konusunda ise. Başbakan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “sicil amiri” (1 kez. %62). “8 Yanlışa 8 Cevap” (9 Eylül 2008). 4 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. %15). “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a Cevap” (13 Eylül 2008).

“Ekonomik İlişkiler”6 konusunda ise Doğan‟ın. Doğan‟ın Hilton Oteli meselesi üzerinden yaptığı açıklamasında şu sözleri dikkat çekmektedir: “ …Bak kardeşim bu çok ucuz bir polemik. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a Cevap” (13 Eylül 2008). “Ahlakım Konusunda Başbakan Sicil Amirim Değil” (6 Eylül 2008). “Aydın Doğan: Biat Etmeyiz” (7 Eylül 2008). mutlak surette özgür basın olmalı. “Aydın Doğan: Biat Etmeyiz” (7 Eylül 2008). Yani bir ülkenin başbakanının bu kadar ucuz bir polemiğe girmesi hakikaten beni son derece rahatsız ediyor. Başbakan‟ın Doğan Medya Grubu‟na yönelik “otoriter” bir tutum içerisinde bulunduğuna dikkat çekilmektedir. 5 Güz 2009. 7 Eylül 2008 tarihli haberde. o yansız basına saygı duyman lazım.64 G. yardımlaşmayı sağlayan kuruluşların büyük sorumlulukları var. Yanlış yapmıyor muyuz. doğrular var. İnsanlardaki yardım duygunsu istismar etmek. Bizim grubumuzda yansızlık var. Örneğin. Benim yakama niye yapışıyorsun… Senin benim haberlerimi alıp Türkiye‟de yetkililere talimat verip onlar için tahkikat açtırman lazımken. Erdoğan‟a yapılan suçlamaların en çok “istismarcı” nitelendirmesi üzerinden yapıldığı belirlenmiştir. Başbakan‟ı bir anlamda “görevini kötüye kullanmak”la itham ettiği de anlaşılmaktadır. 6 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. Buna göre “Medya Eleştirileri” konusunda. Ben bu ülkede yaşayan 24 bin adam çalıştıran Bu konuyla ilgili haberler için bkz. “Ahlakım Konusunda Başbakan Sicil Amirim Değil” başlığıyla yer alan haberde Doğan‟ın. “…Çağımızda insani dayanışmayı. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a Cevap” (14 Eylül). bana göre günahların en büyüğüdür…” (6 Eylül 2008) şeklindeki sözleriyle. “8 Yanlışa 8 Cevap” (9 Eylül 2008). IĢık – Ü. Başbakan‟a “polemikçi” ve “şantajcı” nitelendirmeleri üzerinden suçlamalarını yönelttiği belirlenmiştir. “ Demokrasi ve Özgür Basını İçine Sindir” başlığıyla yer alan haberde Doğan‟ın. beni susturmaya çalışıyorsun. Hilton‟la ilgili bir talebim evet var. Örneğin. onları içine sindirmen lazım” (8 Eylül 2008) şeklindeki sözlerine yer verilmektedir. “Ahlakım Konusunda Başbakan Sicil Amirim Değil” (6 Eylül 2008). Saygı duymayı bırak. Peki beni susturursan. Oğuzhan Börekci “Yolsuzluk” ve “Ekonomik İlişkiler” konularında yöneltilen suçlamaların ise eşit oranda olduğu görülmektedir. bağımsızlık var. Onları da her zaman düzeltmeye amadeyiz. Tabii olmuştur. A. Örneğin. Tayyip Bey'i de tanıyorum ve neden böyle bir ucuz polemiğe girdi tereddüt ediyorum. bizim medya grubumuz biat etmez. “…Eğer bizden biat medyası kültürü bekliyorsanız. “8 Yanlışa 8 Cevap” (9 Eylül 2008). Sayı:29 . Ve senin de özgür basına. “Demokrasi ve Özgür Basını İçine Sindir” (8 Eylül 2008). tek sesli medya bu demokrasi mi olur… eğer bu ülkede demokrasi varsa. “Yolsuzluk”5 konusunda ise. “Demokrasi ve Özgür Basını İçine Sindir” (8 Eylül 2008).

bu kez de Başbakan‟ın kendisine şantaj yaptığını iddia ettiği yönündeki şu açıklamalarına yer verilmektedir: “…İstekte bulunmak suç mu? Tabi istekte bulunacağım. Basit şeylerle uğraşıyor. Gazetede konuya ilişkin dikkat çeken bir diğer önemli nokta da. “Basın Konseyi‟nden Başbakan‟a cevap” (8 Eylül 2008). Hilton'da eğer ben onlardan yasal olmayan bir şey istediysem zaten vermemeleri lazım. Yani Hilton'da ne varmış ki Başbakan Erdoğan diyor ki bana geldi. Ona kim ne söyledi bilmem… Ne bu şehrin belediye Başbakanı ne de bu ülkenin başbakanı ucuz şantaj yollarına gitmesin. Zaten yasal olmayan bir şeyi vermen suç. tarafların açıklamalarının çoğunlukla birinci el kaynaktan aktarıldığıdır. Örneğin. Başbakan‟ın Doğan Medya Grubu‟na yönelik “saldırılarına” ilişkin tepkiler dile getirilmektedir.” (7 Eylül 2008). “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a cevap” (13 Eylül 2008). “ „Dersimiz iftira değil‟ dedi yine Doğan‟a çattı” (15 Eylül 2008) gibi. bu benden bir şey istedi. Yasal olan birşeyi isteyip vermiyorlarsa burada da onlar suç işliyorlar. “‟Dersimiz iftira değil‟ dedi yine Doğan‟a çattı” (15 Eylül 2008) başlıklarıyla yer alan haberlerde olduğu gibi. genellikle tarafların açıklamalarından oluşturulmuş olsa da. Örneğin. Başbakan‟ın açıklamalarının yer aldığı kimi haberlerde gazetenin taraflı duruşunu gösteren ifadelerin kullanıldığı tespit edilmiştir..... Yasal olan bir şeyi vermemen de suç. Başbakan Erdoğan'ı anlamakta zorluk çekiyorum. Hürriyet‟te söz konusu tartışmalara ilişkin yer alan haberlerde dikkat çeken husus. “Aydın Doğan‟dan Başbakan‟a cevap” (14 Eylül 2008). Bunun sonucu siyasi şantajdır ve polemiktir. “Okul açılışında medyaya yüklendi” (9 Eylül 2008). “Gazeteciler Cemiyeti‟nden hükümete tepki” (8 Eylül 2008) ve “Başbakan yine medyayı suçladı” (8 Eylül 2008) başlıklarıyla verilen haberlerde. Hürriyet Gazetesi‟nde tarafların açıklamalarından bağımsız olarak yayınlanan haberler. vermedim onun için yayın yapıyor. Örneğin. Doğan‟ın ise “cevap veren” ve “savunan” konumunda olduğu görülmüştür. sadece “Medya Eleştirileri” konusundadır.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 65 ve bir sürü şirketleri olan bir grup olarak her gün müracaat ettiğimiz devletle işlerimiz var.” Söz konusu haberde yine aynı konuyla ilgili olarak Doğan‟ın. ucuz siyasi şantaj yapıyorlar. haberlerin yer alış şeklidir.. İki. Ben yasal olmayan birşeyi istemem. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Sayın başbakan sapla samanı karıştırıyor. Ne demek. haber başlıklarında ve haberlerin sunumunda Başbakan‟ın “saldırıda bulunan”. Nitekim ilk bakışta haberlerin yer alışında taraflar “eşit” miş gibi algılansa da. Haberlerde kullanılan başlıklar ise. “Başbakan yine medyayı suçladı” (8 Eylül 2008). Ben Başbakan Erdoğan'a Hilton için gitmedim. Buraya kadar yapılan incelemelerde. “8 yanlışa 8 cevap” (9 Eylül 2008).

Bu haberlerde Doğan‟a yöneltilen suçlamaların tıpkı Hürriyet‟te olduğu gibi. Buna göre.66 G. tıpkı Güz 2009. A.) ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Siyasal Çevrelerle ĠliĢkiler n % İftiracı 4 %66 Çıkarcı 1 %50 Basın Özgürlüğünü Kötüye Kullanma 1 %25 İşbirlikçi 1 %50 Suçlamaların Niteliği Ahlaksız 1 %17 Vurguncu 1 %50 Taraflı 2 %50 Taraflı 1 %50 Kaçakçı 1 %17 İftiracı 1 %25 2 %100 4 %100 6 % 100 2 %100 Toplam Radikal Gazetesi‟nde. “ahlaksız” (1 kez. Oğuzhan Börekci 2. %50). “Ekonomik İlişkiler” konusunda “vurguncu” (1 kez. %17) . Doğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığı incelendiğinde şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “iftiracı” (4 kez. %17) ve “kaçakçı” (1 kez. Radikal Gazetesi’nde BaĢbakan Erdoğan Ġle Aydın Doğan Arasındaki TartıĢmanın Haberler Üzerinden Analizi Tablo-3 ( Radikal Gazetesi‟nde Aydın Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı. %50). Başbakan Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen en önemli suçlamaların. %25) ve “taraflı” (2 kez. %50) ve “çıkarcı” (1 kez. %50) ve “taraflı” (1 kez.2. tamamıyla Başbakan Erdoğan‟ın kendi ifadelerinden oluştuğu belirlenmiştir. “iftiracı” (1 kez. %50). taraflar arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin toplam 9 haber yayınlanmıştır. “Medya Eleştirileri” konusunda “basın özgürlüğünü kötüye kullanma” (1 kez. IĢık – Ü. %66). “Siyasi Çevrelerle İlişki” konusunda ise “işbirlikçi” (1 kez. Buna göre. Sayı:29 . %25).

Yine aynı şekilde Radikal Gazetesi‟nde Başbakan Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin de Hürriyet Gazetesi‟yle büyük ölçüde benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. başlıkta yer alan ifadelerle gazetenin Başbakan‟ın aleyhine ve dolaylı olarak da Doğan‟ın lehine bir duruş sergilediği görülmektedir. Örneğin. silahşörlerin var. “Erdoğan‟ın Yeni Meşgalesi” (15 Eylül 2008). Erdoğan. Aydın Doğan‟a yanıt verirken öfkeli tavrını sürdürdü.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 67 Hürriyet‟te olduğu gibi “Medya Eleştirileri”7 ve “Yolsuzluk”8 konusu bağlamında yapıldığı belirlenmiştir. Örneğin. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . AKP‟nin dünkü Bayrampaşa 3. Bu konuyla ilgili haberler için bkz. gazetenin söz konusu tartışmayı ağırlıklı olarak tarafların açıklamalarından bağımsız şekilde kurguladığı haberlerle ele aldığı ve Doğan lehine bir duruş sergilediği belirlenmiştir. “Köşe yazarlarına da çattı” (8 Eylül 2008) alt başlığında. Radikal‟de Başbakan Erdoğan‟ın “Medya Eleştirileri” konusunda. Olağan Kongresi‟nde konuşan Erdoğan. Senin maaşlı köşe yazarların. “Erdoğan yanlış adrese çattı” (7 Eylül 2008) başlıklı bir diğer haberde. “Arınç‟ın Sözleri Erdoğan‟a „Fener‟ Oldu: Suçlu Varsa Cezasını Çeker” (14 Eylül 2008). Başbakan Erdoğan‟ın “Demokrasilerde konuşma hakkı eleştirme hakkı sana da. eleştirilmeyi de göze alacaksın. senin gazetelerine de mahsus değildir. önceki günkü AKP Güngören İlçe Kongresi‟nde ağır bir dille Aydın Doğan‟ı eleştirmişti. “Başbakan Kavgayı Sürdürdü: Doğan Grubu Yazdıkça Açıklayacağım” başlıklı haberde. Bildiği bir şey varsa anlatmak yerine şantajda bulunan Erdoğan şunları söyledi…Erdoğan. Her ne kadar haberde Başbakan‟ın açıklamaları birinci el kaynaktan aktarılsa da. Erdoğan‟a aynı gün bir açıklamayla yanıt veren Doğan ise Türk basını için çok tehlikeli bir dönemin başladığını belirerek “Şantaj yapmak başbakanlara yakışmaz demişti. gazetenin konuya ilişkin şu yorumları dikkat çekmektedir: “…Deniz Feneri tarafından para gönderildiği iddialarının haber olarak verilmesine öfkelenen Erdoğan. gazetenin Erdoğan‟ın 7 8 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. “Arınç‟ın Sözleri Erdoğan‟a „Fener‟ Oldu: Suçlu Varsa Cezasını Çeker” (14 Eylül 2008). Eleştirmek istiyorsan. Benim o kadar köşe yazarım. Doğan‟a ve sahibi olduğu medya grubuna yönelttiği suçlamalarını ağırlıklı olarak köşe yazarları üzerinden yaptığı belirlenmiştir. “Erdoğan Yanlış Adrese Çattı” (7 Eylül 2008). silahşörüm yok…” sözleri dikkat çekmektedir. “Erdoğan Dalgalandı da Duruldu” (21 Eylül 2008). “Erdoğan‟ın Yeni Meşgalesi” (15 Eylül 2008). Örneğin. Buna göre. “Başbakan Kavgayı Sürdürdü: Doğan Grubu Yazdıkça Açıklayacağım” başlıklı haberin. yine Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan‟ı hedef aldı. şunları söyledi”(8 Eylül 2008).

bu suçlamaların Doğan lehine pekiştirildiği görülmektedir. Aydın Doğan‟a yüklendi” şeklinde kurgulanan haberde. “fena kızdırdı” gibi doğruluğu kesin olmayan ifadelerle aktarılmaktadır. %34). “Medya Eleştirileri” konusunda “otoriter” (6 kez. %33). %33) ve “iftiracı” (1 kez. Sayı:29 . Tablo. Erdoğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “istismarcı” (1 kez. ve “hoşgörüsüz” (1 kez. “sicil amiri” (1 kez. %72). Nitekim “Almanya‟daki Deniz Feneri yolsuzluğu iddianamesinde adının geçtiği haberlerine çok kızan Başbakan Erdoğan. %86). “Siyasal Çevrelerle İlişki” konusunda ise. Başbakan ile Doğan arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin. Buna göre. “polemikçi” (1 kez. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “şantajcı” (5 kez. %14) ve “seviyesiz/ahlaksız” (1 kez. A. “iddia etti”.68 G. Güz 2009. Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların çoğunlukla Doğan‟ın kendi ifadelerinden oluştuğu tespit edilmiştir. Başbakan Erdoğan‟ın konuya ilişkin açıklamaları “yüklendi”. Bununla birlikte gazetenin gerek haberleri sunum şekliyle gerekse de konuya ilişkin tarafların açıklamalarından bağımsız olarak yayınladığı haberlerde.4 (Radikal Gazetesi‟nde Başbakan Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı) ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % İstismarcı 1 %33 Şantajcı 5 %72 Otoriter 6 %86 Suçlamaların Niteliği Sicil Amiri 1 %33 Polemikçi 1 %14 Hoşgörüsüz 1 %14 İftiracı 1 %34 Seviyesiz/Ahlaksız 1 %14 - Toplam 3 % 100 7 %100 7 %100 Radikal Gazetesi‟nde. %14). %14). IĢık – Ü. Oğuzhan Börekci açıklamalarını verirken olumsuz anlamlar içeren ifadelerle haberi kurguladığı tespit edilmiştir.

10 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. 9 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . “Aydın Doğan: Saldırılar Bizi Yıldıramaz” (14 Eylül 2008). “Erdoğan‟ın Bu İlk Şantajı Değil” (9 Eylül 2008).Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 69 tıpkı Hürriyet‟te olduğu gibi Radikal‟de de Başbakan Erdoğan‟a yönelik herhangi bir suçlama içeren haber bulunmamaktadır. “Aydın Doğan: Saldırılar Bizi Yıldıramaz” (14 Eylül 2008). “…benim açımdan bu konuşmanın asıl vahim yanı. Başbakanımız eleştirilmekten hoşlanmıyor. Ama vatandaş olarak haklı bir talepte bulunuyor ve bunu yerine getirmiyorsa. gazetelerde ne zaman hoşuna gitmeyen bir haber görse hemen Hilton ipine sarılıyor. Hoşlanmayabilir. Örneğin “Erdoğan Yanlış Adrese Çattı” başlıklı haberin “Aydın Doğan: Türk basını için tehlikeli bir dönem başladı” alt başlığında. “Dokunulmazlık Zırhlarına Karşı Hakkımızı Arayacağız” (23 Eylül 2008).Doğan‟ın. basın özgürlüğüne yönelik ağır tehdidin artık iyice su yüzüne çıkmış olmasıdır. bu da suçtur. “Dokunulmazlık Zırhlarına Karşı Hakkımızı Arayacağız” (23 Eylül 2008). Haberlerin içeriği incelendiğinde ise. Söz konusu haberde. Ama elindeki gücü de kullanıp bunu şantaj aracı Bu konuyla ilgili haberler için bkz. “Erdoğan‟ın Yeni Meşgalesi” (15 Eylül 2008). “Erdoğan‟ın Bu İlk Şantajı Değil” (9 Eylül 2008). “Ekonomik İlişkiler”9 konusunda Başbakan tarafından kendisine yöneltilen suçlamalar karşısında şu savunularına vurgu yapılmaktadır: “Başbakan durmadan Hilton meselesini dile getiriyor… Başbakan. Bu ifadelerden anlaşılacağı üzere Doğan.. “Erdoğan Dalgalandı da Duruldu” (21 Eylül 2008). Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen en önemli suçlamaların “Ekonomik İlişkiler” ve “Medya Eleştirileri” konusu bağlamında yöneltildiği görülmektedir.” (7 Eylül 2008). CNN-Türk ve kağıt kaçakçılığı meselesidir. özellikle de Hilton meselesiyle ilgili konuda kendisine dolaylı olarak “şantaj” yapıldığını ima etmekte ve Başbakan‟ı “bir vatandaşın kanuni taleplerini engellemekle” suçlamaktadır. Radikal‟de gerek Doğan‟ın açıklamalarında. Kendisine açık açık şunu söylüyorum: Hilton konusunda yasalara aykırı bir talebim varsa. başbakanlara suç işleme hakkı vermiyor. “Aydın Doğan: Türk basını için tehlikeli bir dönem başladı” ifadesinin kullanıldığı dikkat çekmektedir. “Medya Eleştirileri”10 konusundaki suçlamaların ön plana çıkartıldığı ifade edilmişti. bunu reddetmek kamu otoritesinin görevidir. gerekse gazetenin tarafların açıklamalarından bağımsız olarak yayınladığı haberlerinde. Örneğin 7 Eylül 2008 tarihli aynı haberin alt başlığında. Doğan‟ın. „Benimle İlgili Ne Varsa Açıklasın Elde Tutması Şantaj” (8 Eylül 2008). Başbakan‟ın Doğan‟a yönelttiği suçlamalar karşısında –ki bunlar Hilton. Yukarıda da belirtildiği gibi.. „Benimle İlgili Ne Varsa Açıklasın Elde Tutması Şantaj” (8 Eylül 2008). Türk kanunları.

A. Başbakan Erdoğan‟ın Almanya‟daki Deniz Feneri yolsuzluğunun basına yansımasına “hayli öfkelendi”ği de kaydedilerek. Milliyet ve Radikal gazetelerinin sahibi Doğan Grubu‟nu hedef aldı…” vurgusuyla. IĢık – Ü. Demek ki baskıları daha da ağırlaşacak…” (7 Eylül 2008) şeklindeki sözleriyle. Nitekim “…Erdoğan‟ın gündeminde „övündüğü‟ duble yol çalışması ve Marmaray Projesi ile Adalar‟daki fayton nostaljisi vardı…” şeklindeki ifadelerle devam edilen haberde. açıkça Erdoğan‟ın projelerinin “küçümsendiği” anlaşılmaktadır. Doğan‟ın devam eden açıklamasında. ikili arasında şimdiye kadar yaşanan olayların Aydın Doğan lehine hatırlatılmasının yapıldığı dikkat çekmektedir.70 G. Doğan Grubu‟na bağlı gazeteler için “boykot kampanyası” başlatan Erdoğan‟ın. Güz 2009. Söz konusu haberde. yaşananların muhakemesini yaptırmak istediği de anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra söz konusu haberde. haberin Doğan lehine sonuçlandırıldığı da görülmüştür. Oğuzhan Börekci haline getirme hakkı yoktur” şeklinde açıklama yaptığı ve kendisine yöneltilen suçlamaları “anayasal bir suç” olarak nitelendirdiği görülmektedir. Şimdiye kadar ellerinden gelen baskıyı yapıyorlardı. Sayı:29 . “…Anayasamız basın özgürlüğünü teminat altına almıştır. Son olarak Radikal‟de “Erdoğan dalgalandı da duruldu”(21 Eylül 2008) başlıklı haberle. Dünkü konuşması bana göre Türk basın tarihinde çok tehlikeli bir dönemin başladığının en somut işaretidir. meseleyi “basın özgürlüğü ihlali” boyutuna taşımak ve kamuoyuna da “demokrasi” olgusu üzerinden. önceki gün katıldığı Adalar İlçe Kongresi‟nde de bu çağrıyı sürdürdüğü ve kendisine yöneltilen eleştirilere cevap verdiği belirtilmektedir. “…yolsuzluğu adım adım izleyen Hürriyet.

“basın etiği ihlali” (2 kez. %7). %14).3. %22). Zaman Gazetesi’nde BaĢbakan Erdoğan Ġle Aydın Doğan Arasındaki TartıĢmanın Haberler Üzerinden Analizi Tablo-5 ( Zaman Gazetesi‟nde Aydın Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı). %7). Buna göre Zaman‟da.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 71 2. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “vurguncu” (2 kez. “yalan haber İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . taraflar arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin toplam 14 haber yayınlanmıştır. Zaman‟ın bu suçlamaları içeren haberleri sunum şekliyle Başbakan lehine bir tutum sergilediği görülmüştür. Ana Konular Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Siyasal Çevrelerle ĠliĢkiler n % Suçlamaların Niteliği İftiracı Ahlaksız Kaçakçı 6 1 2 %67 %11 %22 Vurguncu Toplam 9 . “Medya Eleştirileri” konusunda “basın özgürlüğünü kötüye kullanma” (1 kez.%100 Taraflı Yayıncılık 6 14 %44 %100 4 2 %100 Basın Basın Yalan Özgürlüğünü Hakim/ Otoriter Çıkarcı Etiği Haber Kötüye Savcı İhlali Yayınlama Kullanma 1 2 1 2 1 1 %7 %14 %7 %14 %7 %7 İşbirlikçi 4 % 100 - . %7). Doğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır:“Yolsuzluk” konusunda “iftiracı” (6 kez. %100). “otoriter” (2 kez.% 100 2 . Bu haberlerde Doğan‟a yöneltilen suçlamaların tıpkı Hürriyet ve Radikal‟de olduğu gibi ağırlıklı olarak Başbakan‟ın kendi ifadelerinden oluştuğu tespit edilmekle birlikte. “çıkarcı” (1 kez. %11) ve “kaçakçı” (2 kez.%100 Zaman Gazetesi‟nde. “hakim/savcı” (1 kez. %14). “ahlaksız” (1 kez. %67).

“Artık Kervanınızı İftiralarla Götüremeyeceksiniz” (9 Eylül 2008). IĢık – Ü. Örneğin “Başbakan‟dan Aydın Doğan‟a Ağır Suçlamalar” başlıklı haberin içeriğinde. Doğan‟a yapılan suçlamaların tıpkı Hürriyet ve Radikal‟de olduğu gibi “Yolsuzluk” ve “Medya Eleştirileri” konusunda yoğunlaştığı görülmektedir. Örneğin 8 Eylül 2008 tarihinde “Aydın Doğan‟a Bir Hafta Süre Verdi: İftiraların Sebebini Açıklamazsan Ben Açıklarım” başlığıyla yayınlanan haberde. Oğuzhan Börekci yayınlama” (1 kez. Doğan Grubu‟nun CHP ile birlikte hareket ettiğini savundu… Başbakan Erdoğan. otel için istediği plan tadilatlarını kendisine ve belediye başkanına yaptıramadığını dile getirdi… Aydın Doğan'ın bizzat kendisine ve belediye başkanına teklifte bulunduğunu vurguladı… İstediğini alamadığı için bu tür kampanyalar yaptığını ileri sürdü… Erdoğan. “Erdoğan: Türkiye Barış Adası Oldu” (9 Eylül 2008). Zaman Gazetesi‟nde söz konusu tartışmalara ilişkin yer alan haberlerin içeriği incelendiğinde ise. “Medya Eleştirileri”12 konusunda ise. Sayı:29 . %100). Bu haberde aynı zamanda Doğan‟ın söz konusu tartışmada “haksız” ve öne sürdüğü iddialarının da “geçersiz” olduğu gösterilmeye çalışılmıştır. A. Başbakan Erdoğan‟ın şu suçlamalarına vurgu yapılmaktadır: “…Bu mudur Bu konuyla ilgili haberler için bkz. %7) ve “taraflı yayıncılık” (6 kez. 11 Güz 2009. İşadamı Olarak Eşit Muamele Göreceksin” (14 Eylül 2008). “Başbakan Yine Doğan‟a Yüklendi” (14 Eylül 2008). Yazarları da İnanmadı” (13 Eylül 2008). Aydın Doğan ve CHP‟ye Yönelik Eleştirilerine Devam Etti” (15 Eylül 2008). “Başbakan‟dan Doğan‟a Mektup…” (13 Eylül 2008). Aydın Doğan‟ın barışmak için iyi niyet elçileri gönderdiğini de açıkladı…Başbakan.72 G. Nitekim söz konusu haberde Başbakan‟ın konuya ilişkin ifadeleri gazete tarafında şu şekilde sunulmaktadır: “…AK Parti‟yi geriletemeyenlerin. “Başbakan Yine Doğan‟a Yüklendi” (14 Eylül 2008). “Doğan‟a. %44). Başbakan‟ın Almanya‟daki Deniz Feneri Derneği‟yle ilgili “yolsuzluk” davasına adının karıştırılmasından dolayı Doğan‟a ve sahibi olduğu medya grubuna yönelik ağır suçlamalarda bulunduğu sözlerine vurgu yapılmaktadır. 12 Bu konuyla ilgili haberler için bkz. iftira kampanyaları açtığını belirten Erdoğan. “Başbakan. Deniz Feneri Derneği'nden kendisine para aktarıldığı yönünde yayın yapan Doğan Grubu'na meydan okudu…” (7 Eylül 2008). bu yayınların bir sebebinin de Hilton Oteli olduğunu savundu… Doğan Grubu'nun. “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” konusunda “işbirlikçi” (4 kez. “Başbakan‟dan Doğan‟a Mektup…” (13 Eylül 2008). Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen suçlamaların en çok “taraflı yayıncılık” nitelendirmesi üzerinden yapıldığı görülmektedir. “Yayıncı Kimliğinle İmtiyaz İsteme. “Yolsuzluk”11 konusu kapsamında Erdoğan tarafından Doğan‟a yöneltilen suçlamaların en çok “iftiracı” nitelendirmesi üzerinden yapıldığı tespit edilmiştir. Buna göre. “Aydın Doğan‟a Bir Hafta Süre Verdi: İftiraların Sebebini Açıklamazsan Ben Açıklarım” (8 Eylül 2008).

bir bölümü hariç. Tablo-6 (Zaman Gazetesi‟nde Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı) Suçlamaların Niteliği İstismarcı Sicil Amiri 1 1 %33 %33 Şantajcı Polemikçi 1 1 %50 %50 Otoriter Hoşgörüsüz 3 1 %75 %25 ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Toplam İftiracı 1 %34 3 % 100 2 %100 4 %100 Zaman‟da Doğan‟a yöneltilen suçlamalara ilişkin haberlerin içeriği incelendiğinde dikkat çeken noktalardan biri de. Benim o kadar köşe yazarım. Nitekim patron kelimesinin çağrıştırdığı kimi olumsuz anlamlar (sömüren. ezen. Ne kadar tahammüllü olduğunu. Siz bağımsız olsaydınız patronunuz hakkında yayınlanan kağıt kaçakçılığı olayını da sorgulamanız gerekmez mi? Yoksa bu iddialar haber değeri taşımıyor mu? Hilton oteline imar talebi haber değeri taşımıyor mu?" (13 Eylül 2008) şeklindeki sözlerine yer verilerek. burada söz konusu anlamlar aracılığıyla Doğan aleyhine bir duruş sergilendiği ve bu yönde bir kamuoyu oluşturulmaya çalışıldığı gözlenmiştir. “Aydın Doğan'dan maaş alan kalemşörlere bir çift sözüm var. patronunuzun çıkarlarından da bağımsız olmak demek. Eleştirmek istiyorsan.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 73 ikide bir arkasına saklandığınız basın özgürlüğü? Nasıl olsa köşe yazarlarınız bu konuda gayet iyi avukatlığınızı yapıyorlar. Doğan‟ın sahibi olduğu medya kuruluşlarını kendi „çıkarları‟ yönünde kullandığı imasında da bulunulduğu anlaşılmaktadır. eleştirilmeyi de göze alacaksın. Onlar patronlarını savunmakta bayağı mahirler. Senin bu noktada maaşlı. cevap hakkına ne kadar saygılı olduğunu zaten yaptığın açıklamalarla. silahşörlerin var. silahşörüm yok. yaptırdığın yayınlarla ortaya koyuyorsun. adaletsiz gibi) hatırlanacak olursa. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Milletim bunu görüyor…” (8 Eylül 2008). “İşadamlığı ile Yayıncılığı Karıştırma” başlığıyla yer alan bir başka haberde de Başbakan‟ın. Öyle tek taraflı özgürlük olmaz. paralı silahşörün bol. Bunun yanı sıra söz konusu nitelendirmeyle. tarafsız ve bağımsız olmak demek. Doğan‟ın “medya patronu” nitelendirilmesiyle sunulmasıdır. Çünkü senin maaşlı köşe yazarların var. Doğan‟ı “taraflı yayıncılık” yapmakla ve bu anlamda da “basın özgürlüğünü kötüye kullanmakla” suçladığı görülmektedir.

Doğan‟ın Başbakan‟a yönelik suçlamalarının hem “yersiz” hem de “haksız” olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Haberlerin bütünlüğü göz önünde bulundurulduğunda. Diğer gazetelerde olduğu gibi Zaman‟da da “Siyasal Çevrelerle İlişki” konusunda. 13 “Velev ki Başbakan‟a Gittim Ama Hilton İçin Değil” (8 Eylül 2008). Zaman‟da yer alan bu tip haberlerde dikkat çeken unsur. Hürriyet ve Radikal‟in aksine. Oğuzhan Börekci Zaman‟da. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a atfen verdiğine dikkat çekti” (7 Eylül 2008). %25). Doğan tarafından Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen en önemli suçlamaların “Yolsuzluk” ve “Medya Eleştirileri” konusunda yapıldığı belirlenmiştir. Buna göre haberlerin içeriği incelendiğinde. IĢık – Ü. Doğan‟ın söz konusu suçlamalarına çok kısa yer verildiği dikkat çekmektedir. “Medya Eleştirileri” konusunda ise. gazete tarafından şu şekilde aktarılmaktadır: “…Deniz Feneri ile ilgili haberleri gazete ve televizyonlardan izlediğini iddia eden Aydın Doğan. Sayı:29 . “Velev ki Başbakan‟a Gittim Ama Hilton İçin Değil” (8 Eylül 2008) başlıklı haberin içeriğinde. %33) ve “iftiracı” (1 kez. Aydın Doğan tarafından Başbakan Erdoğan‟a yönelik suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığı şu şekildedir:“Yolsuzluk” konusunda “sicil amiri” (1 kez.%33). gazetelerinin de mahkemenin safahatı hakkında bilgi verdiğini söyledi… Aydın Doğan. sahibi olduğu gazete ve televizyonların haberi. %75) ve “hoşgörüsüz” (1 kez. Örneğin. “otoriter” (3 kez. Doğan‟ın Başbakan‟ın açıklamaları karşısında daha çok “suçlu” konumunda sunulduğudur. Doğan‟ın “Yolsuzluk”13 konusuyla ilgili olarak kendisine yöneltilen suçlamalara ilişkin açıklamaları. A. Nitekim gazete. Canlı Yayında Tartışalım” (14 Eylül 2008). %50) ve “şantajcı” (1 kez.74 G. Güz 2009. “Siyasetçi Değilim. Başbakan Erdoğan‟a yönelik herhangi bir suçlama içeren haber bulunmamaktadır. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “polemikçi” (1 kez. %50). “istismarcı” (1 kez. Örneğin. Doğan‟ın açıklamalarını “iddia etti” ve “öne sürdü” gibi doğruluğu kesin olmayan ifadelerle sunarak bu tutumunu ortaya koymaktadır. %34). Diğer taraftan Doğan‟ın “Medya Eleştirileri” konusunda Erdoğan‟a yönelttiği suçlamaları en çok “otoriter” nitelendirmesi üzerinden yaptığı görülmüştür. olayı Alman polisi ve mahkemelerin ortaya çıkardığını.

Yeni ġafak Gazetesi’nde BaĢbakan Erdoğan Ġle Aydın Doğan Arasındaki TartıĢmanın Haberler Üzerinden Analizi Tablo-7 (Yeni Şafak Gazetesi‟nde Aydın Doğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 75 2. %30). %20). Bunun yanı sıra Başbakan‟ın suçlamalarını içeren haberlerin sunum şekliyle de. “Medya İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . %40) ve “çıkarcı” (3 kez. “vurguncu” (4 kez. %10) ve “kaçakçı” (2 kez. “iftiracı” (5 kez. %20).4. %50). “işbirlikçi” (1 kez. çoğunlukla gazetenin kendi yorumlarından oluştuğu görülmüştür. Bu haberlerde Doğan‟a yapılan suçlamaların. %30). Buna göre Yeni Şafak‟ta söz konusu tartışmaya ilişkin suçlamaların niteliğinin niceliksel ağırlığı incelendiğinde şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “ahlaksız” (2 kez. ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Siyasal Çevrelerle ĠliĢkiler n % İftiracı 5 %50 Çıkarcı 3 %30 Basın Özgürlüğün ü Kötüye Kullanma 2 %22 İşbirlikçi 4 %100 Suçlamaların Niteliği Ahlaksız 2 %20 Vurguncu 4 %40 Otoriter 2 %22 %50 İşbirlikçi 1 %10 İftiracı 3 %30 Hakim/Savcı 2 %22 Kaçakçı 2 %20 Taraflı Yayıncılık 3 %34 4 %100 9 %100 10 %100 Toplam 10 % 100 Yeni Şafak Gazetesi‟nde. Başbakan Erdoğan ile Aydın Doğan arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin toplam 14 haber yayınlanmıştır. tartışmanın Başbakan lehine sonuçlandırıldığı belirlenmiştir. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “iftiracı” (3 kez.

Erdoğan‟ın kendisini “yanlış anladığını ileri süren” Doğan‟ın. Güz 2009. “Siyasi Çevrelerle İlişkiler” konusunda ise “işbirlikçi” (4 kez. “Doğan‟dan Rezidans ve CNN itirafı” başlıklı haberde. Öyle ki. “hakim/savcı” (2 kez. Bunun yanı sıra Yeni Şafak‟ta. Dolayısıyla önceki üç gazeteden farklı olarak Yeni Şafak‟ta. IĢık – Ü. Yeni Şafak‟ta söz konusu tartışmanın daha kısa ve ana hatlarıyla özetlendiği de dikkat çekmektedir. %22). Bunun yanı sıra Başbakan Erdoğan‟ın açıklamalarına yer verilen diğer haberlerde. Bu haberlerde gerek başlıklarda gerekse haberlerin içeriğinde kullanılan ifadelerle. Doğan‟ın açıklamalarına yalnızca iki haberde . “yolsuzluk” yaptığına ve “haksız kazanç” edindiğine dair suçlamalar yer almaktadır. “Çamurun altında Hilton var” (7 Eylül 2008).“Doğan: Başbakan amirim değil” (6 Eylül 2008) ve “Doğan‟dan Rezidans ve CNN itirafı” (8 Eylül 2008) . %34). Sayı:29 . Doğan‟ın “olumsuzlandığı”. “otoriter” (2 kez.76 G. bazı haberlerin başlıklarında bile açıkça görülmektedir: “Hilton‟da Doğan‟ın Hayal Kırıklığı” (8 Eylül 2008). Bu çerçevede gazetenin söz konusu tartışmaya ilişkin “taraflı” duruşu. “Siyasal Çevrelerle İlişkiler” konusu haricinde diğer üç konuda eşit ağırlıkta olduğu belirlenmiştir. Başbakan Erdoğan‟ın ise “haklılığı”nın ve “gücü” nün ön plana çıkartıldığı dikkat çekmektedir. izi kalsın‟ mantığı var” (8 Eylül 2008) gibi. Nitekim bu haberlerde Doğan‟ın “ekonomik ilişkileri” ön plana çıkartılarak. Başbakan‟ın Doğan‟a yönelttiği suçlamaların oldukça çarpıcı başlıklarla aktarıldığı görülmektedir: “Ben senin bildiğin başbakanlardan değilim” (6 Eylül 2008). Aynı haberin devamında. Başbakan Erdoğan‟ın açıklamalarına cevap verdiği belirtilmektedir. Doğan‟ın “kendisine ait” Kanal D televizyonunda yaptığı “özel söyleşi” de. “Petrol Ofisi‟nde Fatura Kabarık” (10 Eylül 2008). %22) ve “taraflı yayıncılık” (3 kez. “Doğan‟ın Hedefi Bu Kez Vekiller” (23 Eylül 2008) gibi. %100). Doğan‟ın kendisine yapılan suçlamaları kabul ettiği yönünde bir sonuca varıldığı da görülmektedir. “Sadece Bir Günde 279 Milyon YTL‟si Gitti” (9 Eylül 2008).yer verildiği tespit edilmiştir. %22). Tablo7‟den de anlaşılacağı üzere Doğan‟a yöneltilen suçlamaların. A. “Suçlamalarda „iftira at. Oğuzhan Börekci Eleştirileri” konusunda “basın özgürlüğünü kötüye kullanma” (2 kez. Hilton‟a rezidans için ruhsat istediği iddialarını ve CNN Türk‟e karasal yayın talebini de “programda doğruladı”ğı kaydedilmektedir. “Doğan‟ın 60 Milyon Dolarlık Kağıt Vurgunu” (10 Eylül 2008).

%100). Buna göre suçlamaların niteliğinin niceliksel dağılımına bakıldığında şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: “Yolsuzluk” konusunda “sicil amiri” (1 kez. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . SONUÇ Günümüz toplumsal yapısında siyasal sisteme etki eden faktörlerin başında gelen medyaya.Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 77 Tablo -8 (Yeni Şafak Gazetesi‟nde Başbakan Erdoğan‟a yöneltilen suçlamaların niteliğinin sayısal değerlerinin haber konularına göre dağılımı) ANA KONULAR Yolsuzluk n % Ekonomik ĠliĢkiler n % Medya EleĢtirileri n % Suçlamaların Niteliği İstismarcı 1 %50 Şantajcı 1 %100 Otoriter 1 %100 Sicil Amiri 1 %50 - Toplam 2 % 100 1 %100 1 %100 Yeni Şafak‟ta. kamuoyu adına siyasi otoriteleri denetlediği. %50) ve “istismarcı” (1 kez. Bu suçlamaların ise Zaman Gazetesi‟nde olduğu gibi tamamıyla Doğan‟ın kendi ifadelerinden oluştuğu görülmüştür. Doğan‟ın açıklamalarının Başbakan‟ın açıklamalarına kıyasla oldukça kısa tutulduğu ve Doğan aleyhine bir tutum sergilendiği görülmüştür. Bu noktada medya. Başbakan‟a yöneltilen suçlamalara ilişkin yer alan iki haberin – “Doğan: Başbakan Amirim Değil” (6 Eylül 2008) ve “Doğan‟dan Rezidans ve CNN İtirafı” “8 Eylül 2008).içeriği incelendiğinde ise. mevcut siyasal sistem ve olaylar karşısında kamuoyunu bilgilendirdiği ve bu anlamda da kamuoyunun beklentilerini yerine getirdiği yönünde bir önem atfedilmektedir. %100). %50). taraflar arasında yaşanan söz konusu tartışmaya ilişkin Başbakan‟a yöneltilen suçlamaların oldukça az sayıda olduğu tespit edilmiştir. “Ekonomik İlişkiler” konusunda “şantajcı” (1 kez. “Medya Eleştirileri” konusunda ise “otoriter” (1 kez. Diğer gazetelerde olduğu gibi Yeni Şafak‟ta da “Siyasal Çevrelerle İlişki” konusunda Başbakan Erdoğan‟a yönelik herhangi bir suçlama içeren haber bulunmamaktadır.

Medya ve siyaset ilişkisine dair yapılan bu incelemede.78 G. karşılıklı “çıkar” ve “beklenti” üzerinden gerçekleştirilen bu ilişkiler. “yanlılık” temelinde haber içeriklerini büyük ölçüde etkilediği dikkat çekmiştir. Neticede çalışmaya örnek teşkil eden konuda. bu bağımlılığın olumsuz bir seyirde geliştiği de gözlenmektedir. IĢık – Ü. Bununla ilişkili olarak ise. Ancak kimi zaman medya ve siyaset çevrelerinin “çatışan” çıkarları nedeniyle. karşılıklı suçlamaların “iftiracı”. basın-iktidar ve basın-mülkiyet ilişkilerinin. Aydın Doğan lehine bir duruş sergilediği. Diğer taraftan Zaman ve Yeni Şafak gazetelerinin ise. Buna göre Doğan Medya Grubu‟nda yer alan Hürriyet ve Radikal gazetelerinin. medya üzerinden bir “güç” savaşı sergiledikleri görülmüştür. “çıkarcı”. “şantajcı”. söz konusu tartışmanın basında nasıl sunulduğuna bakıldığında ise. Nitekim medya ve siyasi çevreler arasındaki ilişkilere dair öne sürülen argümanların. Başbakan lehine bir duruş sergileyerek. Sayı:29 . “otoriter” gibi nitelendirmelerle hakaret boyutuna da taşındığı belirlenmiştir. basın-iktidar ilişkilerinde iktidar yanlısı bir yayın politikası izlediği ifade edilebilir. “vurguncu”. siyasi çevrelerin ve özellikle de iktidarın ise kamuoyunu etkilemek ve dolayısıyla siyasi rantını artırmak amacıyla medyayı etkileme çabasında olduğu gerçeği büyük ölçüde doğrulanmış bulunmaktadır. Güz 2009. her iki grup gazetenin de “bi taraf” yayıncılık yaptığı gerçeği ortaya çıkmıştır. A. Buna göre ilk olarak. Çalışmanın ilgili bölümünde de belirtildiği üzere. Nitekim siyasal aktörler özellikle de kendilerine muhalefet eden grupları etkilemek ve bunların yaptığı eleştiriler karşısında kendilerini savunmak için çoğunlukla medyadan yararlanmaktadırlar. tarafların Deniz Feneri Davası üzerinden başlayan tartışmalarda. bu çalışmanın örnek olayını teşkil eden konu üzerinden de doğrulandığı görülmüştür. söz konusu iki gücün birbirine sürekli bağımlı hale geldiğini de göstermektedir. İkinci olarak. dolayısıyla haberlerin medya patronunun ekonomik ve kişisel çıkarları doğrultusunda oluşturulduğu tezinin de büyük ölçüde doğrulandığı görülmüştür. Oğuzhan Börekci siyasal aktörler açısından da ayrı bir önem taşımaktadır. medyanın daha çok “ekonomik” beklenti düzeyinde siyasete ve siyasi konulara müdahil olduğu ve bu yönde gündemi oluşturduğu. “ahlaksız”.

(1996). İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .com Curran. (1997). Birikim Dergisi. Gürkan. Beybin Kejanlıoglu. N. Medya – Politik İlişkisi Üzerine Sosyolojik Bir Değerlendirme. Medya ve Siyasete Güvenilirlik: „Medya ve Siyasetinin Toplumsal Algılanmasına Bağlı Faktörler. (1997). Medya ve Siyaset. Medyayı Anlamak. J. Medya Kültür Siyaset. (2009).Siyasetçi Medya ĠliĢkileri Bağlamında… 79 KAYNAKÇA Adaklı. Seçkin. İstanbul: Su Yayınları. Medya Politikaları. Medya: Ekonomik Ve Politik Elit İktidar Grubu. Medya – Politik (1983. 104. Medya Ve Demokrasi: Yeniden Değer Biçme. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi. Geray. Zülfikar Damlapınar (Der. S.1995). (2006). Ankara: Bilim Sanat Yayınları. Konya: Eğitim Kitabevi Yayınları. Arslan. Damlapınar. (1997). 6869.). G.). Ankara: Siyasal Kitabevi. (1994. D. Uluslar arası İnsan Bilimleri Dergisi. Birikim Dergisi. Ankara: İmge Kitabevi. Z. Yayıncılık Alanında Mülkiyet Ve Kontrol. M. (2001). H. İrvan. Tılıç. A. İstanbul: Eti Kitapları. Demokratik Sistemde Medyanın Rolü. Süleyman İrvan (Der. Sevilay Çelenk. www. Toplumsal Araştırmalarda Nicel ve Nitel Yöntemlere Giriş. Türkiye‟de Siyasal Tıkanma Ve Medya. 6. G. (2001). Sağnak.insanbilimleri. Gülseren Adaklı (Der. ISSN: 1303-5134.).1993 Yılları Arasında Medya – Politikacı İlişkileri). (2008).

For this reason political news which was published in national press before election is analyzed. Discourse * Arş. Especially.SİYASET İLİŞKİSİ: 29 MART 2009 YEREL SEÇİMLERİ Abdulkadir GÖLCÜ* ÖZET Siyaset kurumunun ve aktörlerinin görüş ve fikirlerini topluma aktarmada medya kuşkusuz en önemli araçtır. Gör. Selçuk Üniversitesi. Media and Politics Relation in News Discourse: 29 March 2009 Local Elections ABSTRACT Media is the most important vehicle for political institute and politicians to transfer their ideas and opinions to society. Politics. Key Words: Media. The News which was analyzed was limited according to their beings about AKP and CHP. news media provides environment for politicians to product social consent for their political ideas and projects in election periods. The study puts forth the relationship between politics and media by analyzing discourse structure of political news which was published before the election. Bu nedenle seçim öncesinde ulusal basında yayınlanan siyasal içerikli haberler incelenmektedir. The purpose of this study is to show how Turkish press approaches political parties in context of relationship between political institute and media before 29 March 2009 Local Elections. Özellikle seçim dönemlerinde haber medyası siyasetçilerin toplum genelinde siyasal fikirlerine ve projelerine rıza üretmeleri için ortam sağlamaktadır. e-posta: kadirgolcu@selcuk. Söylem. Çalışma kapsamında ulusal çapta yayın yapan dört günlük gazetede takip edilmiş ve 15-27 Mart tarihleri arasında bu gazetelerde yayınlanan haberler eleştirel söylem analizi yöntemi kullanılarak çözümlenmiştir.edu. İletişim Fakültesi. 7(2).Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. İncelenen haberler iktidar partisi AKP ve ana muhalefet partisi CHP hakkında çıkan haberler olarak sınırlandırılmıştır. Çalışma seçim öncesinde yapılan siyasal haberlerin söylem yapılarını çözümleyerek. Anahtar Kelimeler: Medya. siyaset ve medya ilişkisini ortaya koymaktadır. Siyaset. 237- HABER SÖYLEMİNDE MEDYA.tr İletişim 2003/18 . In content of study four national daily newspapers is kept on and news which was published on these newspapers between 15-27 marches was analyzed by using critical discourse analyze.. Konya. Bu çalışmanın amacı da 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesinde Türk basınının siyasal partilere nasıl yaklaştığını siyaset kurumu ve medya ilişkisi bağlamında ortaya koymaktır.

Güz 2009. Sayı 29 . medya örgütlenmelerinin de siyasal pozisyonlar alarak. medya ve siyaset ilişkisinde siyasal mekanizmaların daha fazla sürece dâhil olmalarına neden olmuştur. Gelişen teknoloji ile birlikte medyanın toplumsal yaşamı etkilemedeki gücünün artması. Yine Tuchman haber yapılırken profesyonellikten kaynaklandığı düşünülen bir takım süreçlerin. toplumsal yapıdaki iktidar ilişkilerinin etkisi ile oluştuğunu aktarmaktadır. YÖNTEM Bu çalışmada siyaset ve medya ilişkisi 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesinde Türk basınında çıkan haberler üzerinden değerlendirilmektedir. siyaset ve medya arasındaki ilişkiler ağının da karmaşık bir yapıya bürünmesine neden olmuştur. Bu bağlamda haber medyası ve siyaset arasındaki karşılıklı ilişkide. Özellikle haber medyası siyasal aktörler ve medyanın politize edilmesi sonrasında yapısal dönüşümler yaşamıştır. Artık haber medyası ve haber olgusunu siyasal süreçlerden soyutlanarak düşünmek. yüzyılda üzerinde en çok tartışılan konulardan birisi olmuştur. Bu süreç medya ve siyaset ilişkisinde.82 GİRİŞ A. Haber üretiminde kurumsallaşma ve profesyonel yapıların oluşması. 2008: 206). medya içeriğinin siyasallaşmasına neden olurken. Gölcü Medya ve siyaset arasında var olan karşılıklı ilişkiler ağı 21. haberin ne olduğu ve haber olacak olanın ne içermesi gerektiği siyaset kurumunun beklentileri doğrultusunda yeniden tanımlanmıştır. Özellikle toplumsal destek arayışında olan siyasal örgütlenmeler ve gruplar. Bu dönüşümler medya ve siyaset ilişkisine yeni boyutlar kazandırmıştır. Tuchman (1978) haber yapılırken bir takım profesyonel örgütlenmelerin ve habercilerin devreye girdiğini ve bunun haberin çerçevesini oluşturduğunu söylemiştir. Çalışmada yöntem olarak eleştirel söylem analizi yöntemi kullanılarak. haberin toplumsal yapıda var olan gerçekliği siyaset mekanizması adına inşa etme çabası olarak değerlendirilmiştir. Medya artık kamuoyunu güdümleyen bir araç olmuş aynı zamanda medyadan kamuyu edilgin tüketiciler haline getiren bir aygıt olarak söz edilmeye başlanmıştır (Tokgöz. Medyanın kitleye dönük doğası siyaset kurumunun en çok önem verdiği konu olmuş. medya üzerinden kendi değer yargılarını ve fikirlerini topluma aktarmak için medyanın olanaklarını kullanmışlardır. belirli siyasal kimliklere bürünmelerine sebep olmuştur. yazılı basında seçim öncesinde yayınlanan siyasal içerikli haberler çözümlenmektedir. medya ve siyaset kurumu arasındaki ilişkiyi çözümlemede eksik yönlerin kalmasına sebep olacaktır.

ekonomik. 1999: 24). Yeni Şafak gazetesi siyasal iktidarın işlemlerine olumlu. siyasal ve kültürel demokratik kuruluşların faaliyetlerini ve iş yapma tarzlarını etkilemiştir (Erdoğan. KURAMSAL ÇERÇEVE 21. 1999: 35). medya ve siyaset mekanizmaları arasında karmaşık ilişkiler ağının kurulmasına da etki etmiştir. yüzyılda siyasal meşruiyetin yapısal dönüşümü meşruluğun kaynağının çoğulcu demokratik rejimler aracılığıyla halk üzerinden sağlanmasına neden olurken. Özellikle iletişim teknolojilerinin büyük ölçüde geliştirilmesiyle birlikte medyanın ideolojik yapısı. dış dünyanın olay ve oluşumlarıyla ilgili bilgileri rasyonel davranabilen bireylere sunarak genel çıkarların oluşmasına çalışan bir örgütlenme olarak tanımlamasına neden olmuştur (Kaya.Haber Söyleminde Medya. Demokrasilere doğrudan katılımın imkânsızlığı medya ve siyaset arasındaki bu ilişkinin pekişmesini sağlarken. Medyaya ana akım iletişim çalışmaları tarafından siyasal mekanizmaları kamu adına gözetleme görevinin verilmesi medyanın oldukça politize ve muhalif bir örgütlenme yapısına sahip olduğu bir döneme rastlamaktadır. Cumhuriyet ve Yeni Şafak gazetelerinde yayınlanan haberler 15–27 Mart tarihleri arasında takip edilerek örneklem içerisinde incelenmiştir. Sabah. Aynı zamanda ana akım yaklaşım medyayı vatandaşların ve siyasal aktörlerin siyasal buluşmalarını gerçekleştirdikleri ve siyasal eylemlerin sorgulandığı tarafsız bir uzam olarak göstermeyi amaçlamıştır. Siyaset ve medya arasında başlangıçta oluşan kamu adına denetim işlevi ve medyanın siyasal süreçlere yaptığı öne sürülen pozitif yönlü katkı uzun süreli olmamıştır. kitle iletişim araçlarının kamu adına bu görevi üstlenmeleri ile sonuçlanmıştır. Bunun yanı sıra İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 83 Çalışmanın yapılabilmesi için Hürriyet. Bunun sonucunda ana akım iletişim çalışmaları tarafından medyanın siyasal mekanizmaları denetleyen dördüncü bir güç olarak tanımlanması ve medyanın siyasal süreçlerde şeffaf oluşumları doğuracağı beklentisi oluşmuştur. modern demokrasilerde vatandaşların doğrudan katılabildiği demokratik süreçlerin olmaması. Cumhuriyet gazetesi ise olumsuz yaklaşan bir yayın politikası izlediği için örnekleme dâhil edilmiştir. Hürriyet ve Sabah gazeteleri ise merkez medyayı temsil ettikleri ve tiraj yüksekliği nedeniyle incelenecek gazeteler arasında yer almıştır. günümüzde bütün toplumsal. Yeni Şafak ve Cumhuriyet gazetelerinin örneklem içerisine alınmasında gazetelerin siyasal iktidar ve muhalefete karşı tavırları göz önünde bulundurulmuştur. Bu gelişmeler ana akım iletişim çalışmalarının medyayı toplumdaki olay ve oluşumları toplumun birey yurttaşlarına yansıtan.

Özellikle haber değerleri ve haber üretim süreçlerini ele alan bu yaklaşımlar. Ekonomi politik yaklaşımda haber. medya örgütlenmelerinin pazar değerlerini ön plana çıkarmış ve medyaya atfedilen kamu denetçiliği görevini yerini kar güdüsüne bırakmıştır. Eleştirel yaklaşımları esas alanlar iletişimin endüstrileşmesi. özünde Herman ve Chomsky‟nin toplumsal yapıdaki egemenlerin söyleminin sıradan yurttaşların neleri görmesini. Aynı görüşü destekleyen Murdock (1982: 107) büyük medyaya sahip olan grupların diğer sermaye grupları Güz 2009. Herman ve Chomsky (2006: 76) ise Rızanın İmalatı isimli yapıtlarında özel mülkiyet altındaki iletişim araçlarının kapitalistler tarafından sınıf tahakkümünün araçları olarak kullanıldığını belirtirler. Dördüncü güç rolünün geçerliliğini yitirmesi sonrasında medya ve siyaset ilişkisinin yeni temeller üzerinde yeniden oluşturulmaya başlanması. Sayı 29 . Bu nedenle Lipman haber ile gerçeğin birbirinden ayrılması gerektiğini öne sürmüştür. Ana akım çalışmalar tarafından haberin gerçeklik olarak kabul edilmesi sorunsallaştırılmış ve ilk olarak haber olgusunun sorunlu bir üretim sürecinden geçerek oluşturulduğunu Walter Lippmann öne sürmüştür. Gölcü zaman içerisinde değişen koşullar ve serbest piyasa ekonomisine geçiş. Eleştirel yaklaşım içerisinde yer alan ekonomi politik yaklaşım ve kültürel çalışmalar. iletişimin siyasal ekonomisi. duymasını ve düşünmesini etkilediğini ve düzenli propaganda kampanyaları ile kamuoyunu yönlendirdiklerini öne sürmeleri üzerinden ele alınmıştır (Herman ve Chomsky: 2006: 75). yaşanan gerçeği farklı bir şekilde kurgulayıp aktarmaktır. 1997: 147). geliştirilen yeni iletişim teknolojilerinin toplum üzerindeki etkileri. Bu savı destekleyen Garnham (1990: 113) enformasyona ve bir tartışma platformu olarak medyaya erişimin bir tür güç ve mülkiyet yapısı tarafından kontrol edildiğini söylemiştir. kültürel incelemeler. uluslar arası yönü. Lippmann‟a (1945: 213-216) göre basının ve bu araçlarının bir ürünü olan haber olgusu.84 A. medya ve siyaset arasındaki ilişkiyi tartışmalı sahiplik yapısı ve egemen dünya değerlerinin yeniden üretimi bağlamında ele alarak eleştirmişlerdir. Özellikle mülkiyet yapısında yaşanan hızlı dönüşüm medya örgütlerinin büyük bir kısmının son otuz yıldaki ele geçirmelerin sonucunda finans ve endüstriyel sermaye alanındaki büyük şirketlere bağlanmalarıyla sonuçlanmıştır (Curran. 2006: 81). toplumsal güç iktidar ilişkilerinin ve sınıf tahakkümünün medya içeriğinde yeniden üretimi üzerine yoğunlaşmışlardır. iletişim çalışmalarında eleştirel görüşlerin önem kazanmaya başlamasına neden olmuştur. Ekonomi politikçiler haber medyası ve siyaset ilişkisinde kamu çıkarları yerine özel çıkarların yerleştirildiğini öne sürmüşlerdir. iletişim sosyolojisi gibi çeşitli konularda çalışmalar yapmışlardır (Yaylagül.

Ayrıca medyanın siyasal gündemi de etkilediği ve medyanın kamunun imgelem gücü olarak siyasal gündemi etkili bir biçimde belirlediği. haberlerde tekrarlanan temaların ve sorunların izleyicilerin öncelikleri haline geldiği kabul edilmiştir (Iyengar. 2009: 26). medya metinlerinin ve özellikle haberciliğin önemi yadsınamaz (İnal. Böylece bu bakış açısına göre. Bu bağlamda Herman ve Chomsky‟nin propaganda modelinin haber metinlerinde incelenmesinde ve haberin üretim sürecinde kullanılan haber süzgeçlerinin medya metinleri okunurken göz önünde bulundurulması haberlerin analizinde yararlı olacaktır. Hall‟e göre medyanın en önemli işlevi. 1996: 93). birbirleriyle sıkı sıkıya kaynaşmış olan devletin ve şirketlerin çıkarlarına hizmet etmektedir. Chomsky‟e (1993: 23) göre medya. Siyasal yapıya yönelik rıza ve bu rızanın oluşum sürecinde. bu değerleri sorunsallaştırırlar. kendilerine medyanın yansıttığı biçimle yani medya tarafından yapılan gerçeklik tanımlamalarıyla kavrarlar ( Kaya. Medyanın bu işleyiş düzenine göre çağdaş insanlar kendi doğrudan deneyim alanlarının dışında olan olayları. 1997:103). Çok farklı disiplinleri içinde barındıran Kültürel çalışmaların ise Gramsci‟nin (1986) ortaya attığı Hegomanya kavramına paralel olarak haber metinlerini incelemesi ve Althusser‟in (2000) Devletin ideolojik Aygıtları çalışmasında medyanın ideolojik yeniden üretimde kritik bir rol oynadığı savını öne sürmesi. Althusser‟in takipçisi olan İngiliz kültürel çalışmalarının önemli ismi Stuart Hall‟de bu görüşü destekleyen çalışmalar yapmıştır. 1998: 32). Bu ideolojik işlev medyanın durum tanımı yapma yeteneğine sahip olmasıyla açıklanmıştır (Shoemaker ve Reese. haberlerin ve çözümlemelerin çatısını yerleşik ayrıcalıkları destekleyen bir çerçevede kurarak ve bu doğrultuda her türlü tartışmayı sınırlayarak. 1982: 18-19). haber üzerinde yapılan eleştirel çalışmalara yeni bir ivme kazandırmıştır. Bu noktada eleştirel çalışmalar ana akım iletişim çalışmalarının haber metinlerinde olduğunu öne sürdükleri nesnellik ve tarafsızlık vurgusunu mercek altına alarak. Schiller (1993: 24) de kitle iletişim araçlarının. anlamın toplumsal inşasında üstlendiği ideolojik işlevdir (İrvan. 1997: 234). haberlerin oluşturulması ve İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . kitle iletişim araçlarının içerikleriyle mesajlarının taşıdığı anlamlar esas olarak içinde üretildikleri örgütün ekonomik temeliyle belirlenmektedir (Curran ve ark. 1997: 77). Yanlılık-nesnellik ikilisine çok farklı eleştiriler yöneltilirken bu eleştirilerin çoğunun yöntembilimsel ve epistemolojik konular üzerinde odaklandığı görülmüştür (Hackett.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 85 ile aralarındaki çıkar ilişkisini göz önünde bulundurarak medya ve haber içeriklerini oluşturduklarını dile getirmektedir.Haber Söyleminde Medya. Gramsci‟nin terminolojisi ile yönetenlerin hegemonyalarını kurma sürecinde.

2009: 12). Bu görüşlere paralel olarak süreci dilbilim yönüyle değerlendiren İnal (1995: 114). Medya içeriğinin toplumsal bilinçteki ideolojik yeniden üretimin sağlanmasında bu denli önemli rol oynaması. mutlak bir nesnelliğin ve tarafsızlığın olanaksız olduğunu vurgular. sosyal analiz ve bütün bu analiz türlerini içine Güz 2009. Ayrıca söylem analizinin içerisinde sosyolinguistik çalışma. Haber metinlerinin söylemsel yapıları incelendiğinde bu metinlerin kendilerine özgü özellikler taşıyan metinler olması ve anlamsal kalıplarının kapalı metin olma özelliği taşıması bu metinlerin çözümlenmesinde içerik çözümlemesi yönteminin terk edilmesine neden olmuştur. okuyucu ve izleyicilerin aynı sözcüklerden aynı anlamları çıkardığını kabul ederek uzun yıllar nicel içerik çözümlemelerinin sorgulanmaksızın benimsediğini söyler. genelde medya içeriği özelde ise haber üzerinde farklı yöntemler kullanılarak çözümleme çalışmalarının yapılmasına neden olmuştur. pozitivist yöntembilimin nicel içerik çözümlemelerinden ve metni bağlamından yalıtarak ele alan metin analizlerinden kurtarmıştır. Ana akım yaklaşımın içerik çözümlemesi ile medya metinlerinde ve özellikle haberde nesnellik olgusunu desteklemek için yaptığı çalışmalar. Pozitivist yöntembilimin haber metinlerine uygun olmadığını öne süren eleştirel çalışmalar. Eleştirel söylem çözümlemesinin kullanılma amacı medya metinlerindeki seçilmiş sözcük ve sözcük öbeklerinin bireylerin yaşamı algılamalarında. içinde yaşadığımız dünya hakkında söylenen her sözün. Sayı 29 . Sözen‟e (1999: 81) göre haberlerin güç-iktidar sahibi yapıların söylemsel kalıplarında oluşturulması. her düşüncenin dilin dolayımını gerektirdiğini ve uzlaşımsal bir gerçeğin. Sumner (1979: 57) bu bağlamda akademik topluluk tarafından sözel dil içindeki göstergelerin tüm dil kullanıcıları için ortak anlamları olduğunu. toplumsal yapıdaki egemen söylemi ortaya çıkarmak için eleştirel söylem analizi yöntemini geliştirmişlerdir. Bu yöntemle açık dilsel yapılardan örtük ideolojik yapılara ulaşmak amaçlanır ( İnceoğlu ve Çomak. düşüncelerinde ve değerlendirmelerinde söyleme yansıyan toplumsal ideolojilerini belirlemektir. Gölcü yayınlanması aşamasında yansız davranıldığı varsayılmasına rağmen objektif hareket etmediklerini belirtmektedir. metin analizi. haber metinlerini çözümlemede haberin üretiminde etkin olan iktidar pratiklerini. İnal‟a (1996) göre geniş bir bakış açısı ve farklı disiplinlerden gelen kuramsal ve kavramsal çerçeveler haberi. haber metinleri üzerine yapılan çalışmalarda söylem analizi yönteminin kullanılmasına neden olmuştur.86 A. eleştirel kuramla gelişen ve medya metinlerinin ve haberin oluşmasında yapısal sorunların varlığını gösteren çalışmalar sonrasında etkili eleştirilere tutulmuştur.

haber üretim sürecinde durum tanımlamalarının kimler tarafından yapıldığıdır.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 87 alan eleştirel bir analiz türü olması da haber metinlerinin çözümlenmesine önemli katkılar sağlamıştır. Bu nedenle Van Dijk oluşturduğu söylem çözümlemesi yönteminde. Bunlardan birincisi İngiliz Kültürel Çalışmaları‟nın önemli figürlerinden biri olan Stuart Hall‟ün oluşturduğu toplumsal analizin ortaya getirdiği söylemsel oluşumlar üzerinde yoğunlaşan sosyoloji ağırlıklı yaklaşımdır. Çalışma sonrasında İngiliz kamuoyunda haber değerlerinin politik süreçlere göre nasıl değişime uğradığı ve bu değişim sonrasında yaşanan haberin sosyal hayattaki etkisi ortaya konmuştur İkincisi ise Hollandalı dilbilimci Van Dijk‟ın haber analizlerinde kullandığı ve Van Dijk yöntemi olarak adlandırılan dilin gramerine duyarlı olarak haberi makro ve mikro yapılarında inceleyen yaklaşımdır. mikro yapılarda haberi destekleyen unsurların önemine işaret etmektedir (Van Dijk. Bugün yayınlanan gazetelerin neredeyse hepsinin ilk sayfalarında görsel öğelerin öne çıktığını ve yazılı dilin kaybolduğunu söyleyen Van Dijk. Ayrıca haber söylemini ele alırken kullandığı makro ve mikro yapılarının sınırlarını çok geniş tutan Van Dijk. 1997: 268). Çalışma İngiltere‟de sokak soygunculuğu (mugging) konusunda basın yoluyla yayılan ahlaki panik. Haber metinleri üzerinden toplumsal yapıda var olan güç-iktidar ilişkilerini göstermeyi amaçlayan bu çalışma habere ve haberin anlamsal çerçevesine etki eden siyasal süreçleri irdelemektedir. özellikle haber metinlerinde iktidar konumunda olanların durum tanımlarının nasıl yeniden üretildiği ve iktidarın söyleminin nasıl meşruiyet kazandığının altını çizmiştir. söylemin üretilme pratikleri üzerine daha fazla yoğunlaşmaktadır. Eleştirel söylem analizi temelinde iki farklı yöntemi içerisinde barındırmaktadır. 2008: 67). Gramsci‟nin hegemonya kavramsallaştırması üzerinden hareket eden Hall (1994) yazdıklarında.Haber Söyleminde Medya. uluslararası haberlerin yapısı üzerine yaptığı bilinen çalışmasında tüm dünya ülkelerinin haber ajanslarına bağımlılığını ortaya koymuştur. Van Dijk‟a (2005: 319) göre söylem yoluyla toplumsal denetim uygulanmasının önemli bir koşulu söylemin denetimi ve bizzat üretimidir. savaş sonrası konsensüs politikasının çöküşü ve otoriter bir devletin büyümesi arasında iddialı bir ilişki kurmaya çalışan karmaşık bir çözümlemeyi içermektedir (Stevenson. Bu yaklaşımda temel dayanak noktası. Hall ve arkadaşları tarafından Birmingham Kültürel Çalışmalar Merkezi tarafından yapılan Krizlerin Denetimi (Policing The Crises) isimli çalışmada haberin metin analizlerinden soyutlanarak. toplumsal güç iktidar ilişkileri göz önüne alınarak yapılan analizlere iyi bir örnek teşkil etmektedir. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .

Böyle bir ortamda ülkenin yerel seçim sürecine girmesi. İç politikada ise Ergenekon Soruşturması ve beraberinde getirdiği önemli gözaltılar. Özellikle siyasal aktörlerin seçim kampanyalarını oluştururken birbirlerine karşı yıpratıcı ve sert politikalar izlemeleri. yerel seçimin bir genel seçim havasıyla yürütülmesine neden olmuştur. haber söylemi içerisinde egemen iktidar olgusunun nasıl ele alındığını ve işlendiğini göstermeyi amaçlamıştır. daha çok iktidar ve muhalefet liderleri arasındaki söz düelloları haberleştirilmiştir. Siyaset kurumunun merkezinde işleyen ideolojik mekanizmanın toplumsal yapılara haber içerikleri ile yayıldığı gerçeği eleştirel haber çalışmaları sonrasında kabul edilmiştir. seçim sürecinde yapılan haberciliği de olumsuz yönde etkilemiştir. Haberde siyasal vaatler ve seçim Güz 2009.88 A. Bu nedenle haber metinleri üzerinde söylem analizi uygulanarak yapılan eleştirel çalışmalar Foucault‟nun (2000) iktidarın söylemsel bağlar içerisinde kurulduğu ve dolaştığı fikrinden de faydalanarak. seçim öncesi atmosferde gergin bir ortam yaratmış ve siyasal tercihler bazında ülke toplumsal yapıda bir kutuplaşmaya doğru sürüklenmiştir. seçim öncesinde ülke ekonomisini durgunlaştırması da seçim öncesinde gerçekleşen ve siyasal aktörlerin seçim sürecinde üzerinde yoğun olarak duracakları gündem başlıklarından birisini oluşturmuştur. siyasetçiler arasında yer alan bireysel tartışma ve münakaşalara büyük yer ayrılmıştır. Bu süreç içerisinde yazılı basında yer alan haberlerin çoğunluğunda. Başbakanın bir tünel açılışında makam otomobilini kendi kullanması ve dikiz aynasında saçlarını düzeltmesi. HÜRRİYET GAZETESİ 15 Mart tarihinde “Baykal 3011‟de iktidara gelir” başlıkla yayınlanan haber için kullanılan fotoğrafta. Gölcü Hem ekonomi politik açıdan hem de kültürel çalışmalar açısından söz konusu haber söyleminin kodlanmasında rol oynayan başlıca etmen. Dış politikada yaşanan bazı gelişmeler ve özellikle Başbakanın Davos görüşmelerinde yaptığı çıkış seçim öncesinde ülke gündemini bir hayli meşgul etmiştir. Sayı 29 . “Dikiz aynasında saç bakımı” alt başlığıyla haberin içerisinde aktarılmıştır. Ayrıca dünya genelinde etkili olan ekonomik krizin. Yerel bir seçim süreci yaşanması gerekirken. BULGULAR 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesinde Türk kamuoyu seçim sürecine yoğun bir politik gündem ile beraber girmiştir. hiç kuşkusuz kitle iletişim araçlarının ardında da yer alan egemen ideoloji ve başat kültürel yapıdır. yerel adayların çalışmaları ve projeleri hakkında bilgilendirme yapmaları beklenirken.

Ayrıca kullanılan bannerda kullanılan renklerin Cumhuriyet Halk Partisi‟nin renkleriyle aynı olması. Bu haberin spotunda AKP Manisa İl Başkanlığı‟nın Manisa mitingini kalabalık göstermek için fotoğraflar üzerinde oynama yaptığı bilgisi aktarılmıştır. Baykal‟ın “Abbas yolcu”. haber söyleminde işlenmiştir. Başbakanın ana muhalefet lideri Deniz Baykal‟a yönelik bir sözü uzun uzun işlenmiştir. haber söylemini desteklemek için yapıldığının göstergesidir. “Sen kendine baksana” ve “Yatağa Baykal‟la giriyor” sözleri de haberin ara başlıkları olarak doğrudan kullanılmıştır. Haber de kullanılan başlık ve haberin içeriğinde Baykal‟ın sözlerinin ara başlıklar olarak doğrudan kullanılması ve yine kırmızı-beyaz renkte bannerlarla haber söyleminin desteklenmesi söz konusudur. Ayrıca yayınlanan bu haberde kullanılan “Baykal‟a çattı” bannerı başlığın yanı başında kullanılmış ve haberin söyleminde Deniz Baykal‟ın tartışmanın masum tarafı olarak aktarılması amaçlanmıştır. Baykal‟ın Niğde mitinginde Ziya paşadan okuduğu bir şiirle cevap vermesi haberleştirilmiştir. 20 Mart tarihinde yayınlanan bir başka haberde ise kullanılan fotoğraf ve fotoğraf üzerine yerleştirilen “Klonsuz meydan” yazısı Hürriyet gazetesinin haber söylemlerinde siyasal iktidar karşıtı bir duruşu benimsediğini göstermektedir.Haber Söyleminde Medya. haberin içeriğinde Baykal‟ın Başbakan‟ı adam gibi adam olmak gerektiği yönündeki sözleri işlenmiştir. Yayınlanan bu haberde yerel seçim hakkında herhangi açıklama ya da art alan bilgisi bulmak neredeyse imkânsızdır.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 89 çalışmaları hakkında bilgi aktarmak yerine. Bu haberin içeriğinde de yerel seçim çalışmaları hakkında detaylı bilgi bulmak imkânsızdır. 16 Mart tarihinde Deniz Baykal‟ın Hatay mitinginde söylediği “Adam olamayan 3011‟de de adam olamaz” sözü haber başlığı olarak doğrudan kullanırken. 17 Mart tarihinde “Küfürbaz derler oy vermezler” başlığıyla yayınlanan haberde kullanılan başlık daha önceki haberlerde siyasetçiler arasındaki tartışmayı hatırlatan cümlelerden doğrudan alıntılanmıştır. Ayrıca Baykal‟ın Başbakan‟ın çocuğunu Amerika‟da okuttuğunu ama vatandaşın okutamayacağını hatırlatması da haberde işlenen çatışma unsurlarından bir başkasıdır. Haberin spotunda bu bilginin verilmesi ve İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . yapılan haberin ana konusunu Başbakan ve Baykal arasındaki söz düellosunda bir gün önce gerçekleşen münakaşa oluşturmuştur. Haberin içeriğinde Baykal‟ın “ağız tadıyla birbirimize küfür edemiyoruz” sözü üzerinde fazla durulmamış ve Başbakan‟ının bu söz üzerinden Baykal‟a yüklendiği. Bu haberde de başlık Baykal‟ın sözleri arasından doğrudan alınırken. Aynı tarihte “Hiç vicdanın yok mu” başlığıyla Deniz Baykal‟ın Mardin mitinginde Başbakanın açıkladığı kriz paketlerini eleştirmesi haberleştirilmiştir. 18 Mart tarihinde yayınlanan “Altın palan vursan eşek yine eşektir” başlıklı haberde.

Bu haberde rüşvet vererek çıkar sağlamaya aracılık eden kişinin gönderdiği SMS‟de haberin konusu olurken. Sayı 29 . iktidar ve ana muhalefet liderlerinin yayınlanan haberlerinin haber söylemlerinde açıkça ortaya çıkmaktadır. toplum genelinde siyasal iktidara karşı genel bir rahatsızlığın olduğu fikri haber söyleminde ön plana çıkarılmak istenmiştir. Gölcü fotoğraf üzerinde “klonsuz meydan” yazısının kullanılması. iktidar partisi hakkındaki iddialara daha fazla yer ayırmıştır.90 A. Özellikle CHP mitinglerinde vatandaşlar tarafından yapılan pankartların fotoğrafları sık sık kullanılarak. “Tayyip amca bir gemicik de benim oğluma alsana”. Gazete daha önceki yayınlarında yaptığı gibi bu haberde kullanılan fotoğrafın üzerine “Yolsuzluğu kurutacak” sloganını yerleştirmiştir. Gazete ana muhalefet partisinin haberlerine alan olarak daha fazla yer ayırmış ve haberde oluşturulan iktidar karşıtı söylemi fotoğraf. haberde ara başlık olarak “İşte rüşvetin SMS‟i” başlığı kullanılmıştır. Haberin söyleminde taraflara yolsuzluk suçlamalarıyla yer verilirken. Gazete seçim öncesi izlediği yayın politikasında siyasal iktidarın ve muhalefet partilerinin liderleri arasındaki söz düellosunu haberleştirmeyi amaçlamıştır. Gazetenin genel yayın politikasının siyasal iktidara karşıt olması. Ayrıca siyasal iktidar ve kısmen ana muhalefet partisi hakkındaki yolsuzluk iddialarını gündemine taşıyan gazete. banner gibi Güz 2009. Haberin art alanı ile detaylı bilgi verilmezken. bu sözleri tırnak işareti kullanmadan. adli herhangi bir süreçten bahsedilmemektedir. CHP‟nin milletin desteğini aldığı yönünde haberin söyleminin kurulduğunu göstermektedir. içselleştirerek okuyucuya aktarmıştır. Bu haberlerden en dikkat çekeni 26 Mart tarihinde yayınlanan “250 bin dolar Topbaş‟a verildi işin tamam” başlığıyla yayınlanan haberdir. “Vatanı satan adam”. kısmen anakent şehirlerinin belediye başkan adayları arasında gerçekleşen atışmaları yayınlamak için ayırmıştır. “Takiyeyle bağlan hayata”. “Bilecik çarşı Tayyibe karşı” gibi pankartların fotoğrafları haber söylemini destekleyen fotoğraflar olarak kullanılmıştır. Hürriyet gazetesi iktidar karşıtı söylemini yayınlanan birçok haberde kullandığı fotoğraflarla da desteklemek istemiştir. Haber başlıkları ve spotlarda yayın politikasına uygun olarak parti liderlerinin alaycı sözlerini haber söylemine taşıyan gazete. Gazete aynı haberin yanı başında CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu‟nun bir seçim gezisi haberleştirmiştir. Gazete iki tam sayfayı seçim süresince siyasi parti liderlerinin görüşleri. Hürriyet gazetesi iktidar-muhalefet çatışmasına dönük haberlerin yanı sıra AKP‟nin İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayları hakkında çıkan yolsuzluk iddialarını da yoğun olarak haberleştirmiştir.

Haber Söyleminde Medya. mevcut CHP‟li İzmir Büyükşehir Belediyesinin vatandaşa hak ettiği hizmeti vermediğine işaret edilmiştir. Başbakan‟ın bir ekmek karnesiyle “dedelerimize karneyle ekmek dağıttılar” sözü haberin spotunda doğrudan kullanılmıştır. 18 Mart tarihinde “CHP‟nin karnesini açıkladı” başlığıyla yayınlanan bir başka haberde. Haberin söyleminde CHP‟nin tarihinin başarısızlıklarla dolu olduğu yönünde bir görüş. Yine haber için kullanılan fotoğraflarda. Bu başlık ile AKP‟li belediyelerin hizmet konusunda rahat olduklarını ve vatandaşın da artık ideolojiye oy vermek yerine hizmeti tercih edeceği haber söylemine yerleştirilmiştir. AKP‟nin seçim süresince kullandığı “Sen Türkiye‟sin Büyük Düşün” sözü öne çıkarılarak haber söylemi olumlanmak istenmiştir. 19 Mart tarihinde “Küfür edeceğinize iş yapsaydınız” başlığıyla yayınlanan haberde. CHP lideri Deniz Baykal‟ın sözleri haberde ön plana çıkarılmış ve CHP‟nin millete hizmet etmediği söylemi haberin merkezine yerleştirilmiştir. aynı haberde “Efendimize Saygısızlık” alt başlığıyla CHP Denizli İl Başkanı Ali Kavak‟ın “Atatürk gibi lider varken peygamber gibi lider bekliyorlar” sözü haberleştirilmiştir. Çanakkale mitinginde başbakanın yaptığı konuşmaları haberin spotunda doğrudan kullanarak içselleştirme yapmıştır. İzmir‟in içme suyunda arsenik bulunduğu haberin spotunda ve ara başlığında vurgulanarak. Yeni Şafak ayrıca. CHP Denizli Belediye Başkanı‟nın seçim sloganı olarak bir hadisi seçmesi haberleştirilirken. Bakan Nimet Çubukçu‟nun kendisini sokakta görüp yolunu değiştiren İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Haberde bu iki çelişkili durum aktarılırken. Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu‟nun Karaman‟da seçim gezisi sırasında CHP seçim bürosunu ziyareti haberin konusu yapılmıştır. CHP‟nin açılımlarının gerçekçi olmadığı ve samimiyetten uzak olduğu haber söyleminin merkezinde yer almıştır. AKP hükümetinin milletin hizmetkârı vurgusu haber içerisinde tekrar tekrar verilmiş ve haberin ara başlıklarında AKP‟nin yaptığı icraatlar haberleştirilmiştir. YENİ ŞAFAK GAZETESİ 16 Mart tarihinde “Hizmet sırası İzmir‟de” balığıyla yayınlanan haberin ana konusu Başbakan‟ın İzmir mitingi olmuştur. 20 Mart tarihinde “Utandıran ziyaret” başlığıyla sürmanşetten verilen bir başka haberde ise. başbakanın ekmek karnesini halka gösterirken çektirdiği bir fotoğrafla desteklenmiştir. Aynı sayfada daha küçük bir yerde “CHP‟nin yeni açılımı hadis ve maneviyat” başlığıyla yayınlanan haberde. Hürriyet gazetesinde bu dönem içerisinde iki siyasal partinin de siyasal reklamları bulunmamaktadır.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 91 unsurlarla desteklemek istemiştir.

23 Mart tarihinde yayınlanan “Baykal adayını konuşturmadı” başlığıyla yayınlanan haberde. 25 Mart tarihli Yeni Şafak gazetesinde yayınlanan “CHP bunu hep yapıyor” başlıklı haberde ise. 22 Mart tarihinde yayınlanan “CHP‟nin kılıcı örgütlerin hamisi çıktı” başlıklı haberde ise. CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu‟nun SSK Genel Müdürü iken. iki siyasetçi arasında bir mücadelenin olduğunu vurgulamak için yapılmıştır. haberde oluşturulmak istenen söylem yan unsurlarla desteklenmiştir. “hoş geldiniz demenizi beklerdim” ifadesiyle de CHP‟lilerin nezaketsiz davrandıkları haber söyleminde aktarılmak istenmiştir. Aynı haber içerisinde CHP Kırıkkale Milletvekili Halil Tiryaki‟nin üzerinde manzara resmi bulunan elektrik trafosunu cami sanarak.92 A. Haberde kullanılan Kılıçdaroğlu‟nun fotoğrafının altına yerleştirilen “ Eski hükümlüleri atadı” başlığı da büyük puntolarla verilerek. eski hükümlüleri ve örgüt mensuplarını işe aldığı haberleştirilmiştir. Haberin ara başlığında “Kuryelikten Müdürlüğü” başlığıyla bir örgüt kuryesinin Kemal Kılıçdaroğlu tarafından SSK Kayseri Sigorta Müdürlüğü‟ne atandığı aktarılmıştır. CHP‟nin İstanbul mitinginde Baykal‟nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğulu‟na mitingde konuşma hakkı vermediği haberleştirilmiştir. Yapılan haberde Baykal‟ın Kılıçdaroğlu‟nun parti içindeki yükselişini engellemek istediği söylemi ele alınmış ve bu görüş Tarhan Erdem‟e doğrulatarak haber söylemi desteklenmiştir. Haberde kullanılan “Neden Konuşturulmadı?” ara başlığı ve Baykal ile Kılıçdaroğlu‟nun fotoğraflarının karşı karşıya konulması. CHP‟nin din konusunda yaptığı açılımlarının samimiyetsizliği haber söyleminde aktarılmak istenmiştir. Sayı 29 . Yapılan haberde CHP yöneticilerinden Önder Sav‟ın ve Altan Öymen‟nin bazı seçim gezilerinde dini konularda yaptıkları tartışmalı konular tekrar edilerek. Çubukçu‟nun “benden korkmanıza gerek yok” sözü haberin spotuna taşınırken. bu olayı haberleştirmek için gazetecilerle şehre gelmesine “Trafoyu cami sanmıştı” başlığıyla yer verilmiştir. Bu sayede CHP‟lilerin toplumun bir gerçeği olan din ve dini ritüellere ne kadar yabancı oldukları ve halktan kopuk bir yaşam sürdükleri haber söyleminde ön plana çıkarılmıştır. CHP‟nin yaptığı çarşaf açılımının gerçekçi olmadığı “Önce rozet sonra hakaret” spotuyla haberleştirilmiştir. Gölcü CHP‟lileri seçim bürolarında ziyaret ederek utandırdığı ve kullanılan başlıkla CHP‟lilerin iktidara karşı söyleyecekleri sözlerinin olmadığı yönünde bir söylem haberde aktarılmıştır. Yeni Şafak gazetesi 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri öncesinde siyasal iktidarla olan sıkı ilişkileri çerçevesinde genel bir yayın politikası oluşturmuş ve yayınladığı Güz 2009.

Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 93 haberlerde bu yayın politikasına uygun haber çerçeveleri kullanmıştır. sandığa gidin” başlığıyla yapılan haberde ise Deniz Baykal‟ın Niğde mitinginde söylediği söz tırnak işareti içerisinde başlığa taşınmıştır. Ayrıca AKP‟nin Büyükşehir Belediye Başkan Adayları hakkında yapılan haberlerde bu adayların çalışmaları olumlanarak aktarılırken. Bu haberde AKP‟nin vatanın her yerinde miting yapabildiği söylemi aktarılırken. SABAH GAZETESİ 16 Mart tarihinde “ Söyledik Mardin‟e gitti Hakkâri‟ye de uzansın” başlığıyla yayınlanan haberde. Haberin söylemi Başbakan‟ın sözleri üzerine kurgulanırken. ana muhalefet partisi CHP‟nin eylemlerinde eleştirel bir çerçeve kullandığı gözlemlenmiştir. Gazetenin siyasal iktidarın eylemlerini olumlayan haberler yapmasının yanında. haber söyleminin nasıl oluştuğunu açıklamaktadır.Haber Söyleminde Medya. Siyasal iktidarın seçim çalışmaları. haberlerde kullanılan ara başlıklar ve spotlarla da haber söyleminin anlam kapanması sağlanmıştır. seçim haberlerini genel seçim havasında aktarmayı tercih etmiştir. CHP‟nin ülkenin tamamını temsil etmediği ve yurdun belirli bölgelerinde taraftarlarının olduğu haber söyleminde aktarılmıştır. Ayrıca haberde Başbakan‟ın sözleri doğrudan haberin başlığında ve spotunda kullanılarak içselleştirme yapılmıştır. eylemleri ve projeleri yoğun olarak haberleştirilmiş ve yapılan haberlerde eleştirel değerlendirmeler yapılmaktan özellikle kaçınılmıştır. haberlerin yayınlandığı sayfalara başkan adaylarının siyasal reklamlarının alınması da. Başbakan‟ın İzmir mitinginde CHP lideri Deniz Baykal‟ı doğu illerinde de miting yapmaya davet etmesi haberleştirilmiştir. Bu haberde Başbakan‟ın bir çiftçiye söylediği sözü hatırlatan Baykal‟ın konuşması haberin ana konusunu oluştururken. Gazete siyasal iktidarın eylemlerini haberleştirdiği sayfalarda siyasal iktidarın vermiş olduğu siyasal reklamları yayınlamaktan da çekinmemiştir. haber için ayrılan yerin çok küçük İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Ayrıca gazete CHP‟li adaylar hakkında öne sürülen yolsuzluk iddiaların gerçekliği yönünde bir sorgulama yapmaksızın iddiaları haberleştirirken. Neredeyse haberlerin hiçbirinde Başbakan‟ın seçim gezisi yaptığı bölgelerin yerel adayları ve yerel politikalar hakkında hiçbir bilgi aktarılmamıştır. Yeni Şafak‟ta Hürriyet gazetesi gibi yaptığı haberlerde yerel seçim çalışmaları hakkında detaylı bilgi vermek yerine. CHP‟yi dar bir zümre partisi olarak kurgulamak haberin çerçevesini oluşturmuştur. 18 Mart tarihinde “Ananızı da alın. Genel olarak CHP hakkında yapılan haberlerin çoğunluğunda olumsuz eylemler ya da CHP‟li belediyeler hakkında çıkan yolsuzluk iddiaları haber söyleminde ön plana çıkarılmıştır.

23 Mart tarihinde manşetten yayınlanan “Baykal edebi muhalefet” başlıklı bir diğer haberde ise.94 A. Gölcü olması dikkat çekmektedir. Ayrıca aynı gün gazetede AKP‟nin siyasal reklamlarına geniş yer ayrılarak. 19 Martta “Erdoğan‟ı. Aydın Valisinin görevden alınmasını isteyen Baykal‟ın “Ben o Valileri APS ile göndereceğim” sözü haberleştirilmiştir. 21 Mart tarihli Sabah gazetesinde yayınlanan “Televole‟de adamın var. Bu bağlamda haberin söyleminde CHP ve lideri Deniz Baykal‟ın ülke gerçeklerinden uzak ve ciddiyetsiz bir siyaset anlayışına sahip olduğu kurgulanmıştır. Aynı haberin içerisinde “Baykal pankartı güldürdü” alt başlığıyla verilen haberde. Haberde CHP‟nin şov peşinde koştuğu ve asıl şovu milletin yapacağı yönünde Başbakan tarafından söylenen cümleler spot olarak doğrudan kullanılmıştır. meydanda bir vatandaşın taşıdığı “Sayın Başbakan‟ım 23 Nisan Çocuk Bayramı‟nda Deniz Baykal‟ı Bir Günlüğüne Başbakanlık Koltuğuna Oturtun” yazılı pankart haber söylemini desteklemek için haberleştirilmiş ve başbakanın bu pankarta güldüğü de haber içerisinde aktarılmıştır. Baykal‟ın beklentisinin boşuna olduğunu ve milletin ve özellikle kendi partisinin Baykal‟ı göndereceği de Valinin sözleri ile haber söyleminde ön plana çıkarılmıştır. yapılan haberlerde siyasal iktidara daha fazla yer verilmeye çalışılmıştır. onunla şov yap” başlıklı haberde. Deniz Baykal‟ın Başbakan‟ı davet ettiği TV programının içeriği üzerinden. Haberin söyleminde Baykal‟ın önerisinin gerçekçi olmadığı ve ülke gündemindeki önemli bir olayın bir showman‟in programında tartışılacağı vurgusu kullanılan spotla ön plana çıkarılmıştır. Baykal‟ın ülke sorunlarına verdiği önem eleştirilmiştir. Aynı haberin hemen altında “Malay: Baykal APS ile gidecek” başlığıyla yayınlanan haberde ise. 25 Mart tarihinde “ Canlı yayında reklam arasında skandal” başlığıyla yayınlanan haberde. Aydın Valisinin cevabının başlığa taşındığı haberde. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‟ın partisinin İstanbul mitinginde CHP‟nin Baykal liderliğinde edebi muhalefet olarak kalacağını söylemesi haberin söylem çerçevesini oluşturmuştur. Bu haberde televole gibi bir magazin programına göndermeler yaparak ve haberin spotunda da bu konu işlenerek ana muhalefet partisinin şov yaptığı aktarılmak istenmiştir. Deniz Baykal‟ın Başbakan‟ı televizyon programında tartışmaya çağırması ve program yöneticisi olarak da Mehmet Ali Erbil‟in seçilmesi önerisi haberleştirilmiştir. Bu sayede haber söyleminde CHP liderinin siyasal konularda ciddiyetsiz bir tavır takındığı vurgulanmak istenmiştir. CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu‟nun katıldığı bir TV programında reklam arasında sunucu Nahit Güz 2009. Sayı 29 . Erbil‟in programına çağırdı” başlığıyla yayınlanan haberde ise.

Aynı zamanda yayınlanan haberlerin genel çerçeveleri yerel seçim çalışmaları yerine siyasal iktidar ve ana muhalefet partisi arasında geçen tartışmalar göre belirlenmiştir. yapılan haberlerin AKP‟nin eylemlerini olumlayan çerçevelerde aktarılmasında önemli bir etken olmuştur. Bu bağlamda CHP haberleri ise. Gazete seçim öncesinde nerdeyse her gün AKP‟nin verdiği siyasal reklamları yayınlamıştır. Bu da gazetenin haber söyleminin iktidar yanlısı kalıplara dönüşmesinde önemli etkenlerden birisidir.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 95 Duru‟nun AKP hakkında söylediği sözler haberleştirilmiştir. haber söylemine Kılıçdaroğlu‟nun alınmak istendiğini göstermektedir. Gazete siyasal iktidarın eylemleri ve seçim çalışmalarını yoğun olarak haberleştirirken. Başbakan‟ın seçim afişi olarak kullanılan Türk bayraklı rozetinin seçim yasasının ihlali olduğu haberleştirilmiştir. yerel seçimler bazında İstanbul ve Ankara gibi anakent adaylarının çalışmaları sadece iktidar partisi adaları için habere dönüştürülmüştür. Kılıçdaroğlu için daha büyük bir fotoğraf kullanılması. art alan bilgisi vermeme gibi eksiklikler Sabah gazetesinin haber söylemlerinde de sık sık gözlemlenmiştir. Aynı haberde olayın sorumlusu sunucunun fotoğrafına küçük bir yer ayrılırken. Ankara Büyükşehir Belediyesinin yardımıyla asıldığı da belirtilmiş ve bu haberin altında “Gökçek‟e metro protestosu” başlığıyla yayınlanan başka bir haber de Ankaralıların metro vaadini tutmadığını söyledikleri belediye başkanını protesto ettikleri haberleştirilmiştir. Yapılan haberlerin çoğunda CHP lideri Baykal‟ın ilginç bir sözü ya da CHP‟li yetkililerin topluma yabancı olduklarını göstermeyi amaçlayan anekdotlar kullanılmıştır. Diğer gazetelerde de yoğun olarak görülen içselleştirme. Ayrıca gazetenin ait olduğu yayın grubunun siyasal iktidar ile iyi ilişkilerinin olması. CUMHURİYET GAZETESİ 15 Mart tarihinde “AKP reklamlarında yasa ihlali” başlığıyla yayınlanan haberde. daha çok olumsuzluk ve ilginçlik değerleri ile ele alınarak haberleştirilmiştir.Haber Söyleminde Medya. haberin ana unsuru olan Nihat Duru haberde detay olarak işlenmiştir. Haberin söyleminde reklam arasında konuşulanlar Kılıçdaroğlu üzerinden kurgulanırken. Ayrıca CHP‟nin anakent adayları olumsuz eylemleri ya da haklarında çıkan yolsuzluk iddiaları nedeniyle haberleştirilmişlerdir. Haberde Ankara‟nın işlek caddelerine konan bu afişlerin. Her iki haberde de haber kaynağı olarak tek taraflı bir yapı söz konusu olmuş ve haberde kullanılan spotlar ve İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Sabah gazetesi seçim öncesi yaptığı haberlerde genel olarak siyasal iktidar yanlısı bir yayın politikasıyla örtüşen haber söylemleri kullanmıştır.

16 Mart tarihine yayınlanan “Siyah afişlerle karşılandı” başlığıyla yayınlanan haberde. 20 Mart tarihinde yayınlanan ve “ „Hatırla Ankaram‟ Vizyonda” başlığını taşıyan haberde ise. mitinge getirildikleri yönünde iktidar karşı bir duruş aktarılmak istenmiştir. Obama‟nın halifesi” açıklamasını haberleştiren ve haberin başlığında doğrudan aktaran gazete. aktarılan bilgilerde kesin cümle yapıları tercih edilmiş ve AKP mitinglerine Ege‟nin dört bir yanından insan taşınmasına rağmen kalabalık olmadığı haberin söylem çerçevesini oluşturmuştur. Sayı 29 . AKP‟li Altındağ Belediyesi‟nin kar yağışına rağmen oy almak için asfalt döktürdüğü gazetenin iktidar karşıtı söylemi çerçevesinde haberleştirilmiştir. 17 Mart tarihinde “AKP‟de hayal kırıklığı” başlığıyla yayınlanan bir başka haberde ise. belediyenin hatasını kabul ettiği atılan ara başlıkla haberde yer almıştır. belediye yetkilisi Kadim Doğan‟ın konu hakkında yaptığı açıklama da yer almamasına rağmen. Bu iddiayı destekleyen bir belge ya da fotoğraf haber söylemini desteklemek için kullanılmamıştır. 19 Mart tarihinde “Bu bir seçim asfaltıdır” başlığıyla yayınlanan haberde. Aynı sayfada Türkiye Komünist Partisi Genel Başkanı Erkan Baş‟ın “Tayyip. gazetenin kendi görüşlerine dönüştürülerek içselleştirilmiştir. Gazete ayrıca “AKP‟li Belediyelerin Bilançosu” başlığıyla hazırladığı bir yazı dizisini beş gün boyunca yayınlamış ve AKP‟li anakent belediyelerin çalışmalarındaki aksaklıklar ve yolsuzluk iddialarını okurlarına aktarmıştır. Haberin metni ve başlığı arasında bir çelişki bulunmaktadır. Yapılan söyleşide kullanılan “AKP seçmene şantaj Güz 2009. “Halk seçmeyecek” ara başlığıyla da AKP‟ye karşı toplumsal bir karşıtlığın olduğu söylemini pekiştirmek istemiştir. Yapılan haberde CD olarak da dağıtılan filmin yoğun ilgi gördüğü aktarılarak haber söyleminde vatandaşlarında Ankara belediyesinin uygulamalarından memnun olmadığı fikri aktarılmak istenmiştir. 22 Mart tarihli “Hızla sivil diktatoryaya gidiyoruz” başlığıyla yayınlanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu söyleşisine tam sayfa yer ayrılmıştır. Başbakan Erdoğan‟ın Ege gezisinin sönük geçtiği ve bazı meydanlarda siyah afişlerle karşılandığı haber konusu yapılmıştır. Başbakan‟ın Eskişehir mitingi için trenlerle insanların şehre taşınmasına rağmen. Haberin söyleminde miting için yakın illerde çalışan devlet dairelerinden isim listesi toparlanarak. Yapılan haberde.96 A. Gölcü başlıklarda yapılan açıklamalar doğrudan kullanılmıştır. Yapılan haberde haber kaynağı açıklanmazken. Ankara Büyükşehir Belediyesi‟nin 2004‟den beri çözemediği sorunları konu edinen bir kısa filmin internet üzerinden izlenebildiği haberleştirilmiş. miting meydanının boş kaldığı haberleştirilmiştir. Bu söyleşide Kılıçdaroğlu‟nun yaptığı açıklamalar ara başlıklar ve başlıkta tırnak içine alınmadan doğrudan aktarılırken.

iman kendilerine han hamam”. gazetenin AKP hakkındaki yolsuzluk haberlerini gündeme getirmesiyle örtüşerek. 23 Mart tarihli yayınlanan “Yolsuzluk çağ atladı” başlıklı haberde. gazetenin siyasal iktidar karşı söylemini desteklemiştir. Aynı tarihli gazete yayınlanan bir başka haberde ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi‟ne eleman alımında yapılan usulsüzlük “Belediyeye ihaleyle memur almışlar” başlığıyla haberleştirilmiştir.Haber Söyleminde Medya. AKP‟ye karşı toplumsal bir hoşnutsuzluğun olduğu haberin söylemini desteklemek için kullanılmıştır. 25 Mart tarihinde yayınlanan “TCDD-AKP işbirliği” başlıklı haberde. Baykal‟ın sözleri hem başlıkta hem de spotlarda ve ara başlıklarda doğrudan aktarılarak içselleştirilmiştir. 27 Mart tarihinde yayınlanan bir başka haberde ise “Vali‟den AKP‟ye kıyak” başlığıyla Konya Valisi‟nin bir milletvekilinin eski İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Okay‟ın “Büyük götürdüler olmalıydı” tırnak işareti kullanılmadan doğrudan kullanılmıştır. kamu kurumlarının seçim dönemlerinde AKP‟yi desteklemek için kullanıldığı haber söyleminde aktarılmıştır. haberde oluşturulmak istenen iktidar karşıtı söylem desteklenmiştir. Kemal Kılıçdaroğlu‟nun iddia ettiği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi‟ni zara uğrattığı öne sürülen Serdar Kepenek‟in neden ortaya çıkmadığı ve Kadir Topbaş‟ın sorularına neden cevap vermediği haber söyleminin merkezinde yer almıştır. belediye başkanı Kadir Topbaş‟ın fotoğrafı da eklenerek. “Erdoğan kendi istihbarat örgütünü kurdu” başlıklarıyla gazetenin haber söylemlerinde kullandığı iktidar karşıtlığını söyleşide de görmem mümkün oluyor. Bu şekilde aktarılan haberler arasında bir bütünlük sağlanmış ve siyasal iktidar karşıtı olan gazete söylemi pekiştirilmiştir. gazetenin iktidar karşıtı genel söylemini desteklemek için kullanılmıştır. CHP‟nin İstanbul mitinginde Deniz Baykal‟ın sözleri haberin genel çerçevesini oluşturmuştur. “Kasımpaşa‟nın imamı kaça sattın vatanı” gibi pankartların yolsuzluk mesajları vermesi. Türk Hava Yolları‟nın daha önce reklamlarında slogan olarak Başbakan‟ın “Durmak Yok Yola Devam” sözünü kullandığı hatırlatılarak. Haberde CHP‟li Hakkı Süha Okay‟ın bu olay hakkındaki görüşlerine de yer verilirken. Haber için kullanılan spotlarda kadrolaşmanın boyutlarının ortaya çıktığı gibi iddialar dile getirilirken. Aynı sayfada yine bir başka yolsuzluk iddiasını içeren haber “Kepenek herhalde oldu kelebek” başlığıyla yayınlanmıştır. AKP‟nin billboardlara astığı “Büyük Düşündük Hizmeti Seçtik” ilanlarının yanına TCDD tarafından asılan “Büyük Düşündük Türkiye‟nin Hızına Hız Kattık” ilanlarının iktidarı seçim öncesinde desteklemek için yapıldığı haberleştirilmiştir.Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri 97 yapıyor”. “Millete din. Özellikle miting meydanlarında vatandaşların hazırladıkları pankartların aktarılmasıyla. “ Durmak yok soymaya devam”. Haber için kullanılan fotoğraflar.

Güz 2009. Cumhuriyet gazetesi seçim öncesi yaptığı haberlerde kullandığı haber söyleminde siyasal iktidarla iyi ilişkilerinin olmaması ve okur kitlesinin ideolojik beklentileri bağlamında iktidar karşıtı bir yayın politikası izlemiştir. SONUÇ Bu çalışma Türkiye‟de siyaset kurumu ve medya arasındaki ilişkiler ağının yazılı basında yayınlanan haberlerin söylemine yansımalarını ortaya koymak için yapılmıştır. Bu sayede CHP‟nin muhalefet görevini yerine getirdiği ve siyasal iktidarın eylemlerini takip ederek kamuyu haberdar ettiği söylemi haberde üretilmiştir. Yapılan haberde AKP‟nin devlet kurumlarında kadrolaşmaya devam ettiği söylemi ön plana çıkartılırken. Siyasetin yönetme üzerine inşa edilmiş yapısı. siyasal mekanizmaların ve ekonomik yapıların da dâhil olduğu karmaşık bir ilişkiler ağı ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda medya örgütlenmelerinin. Gazete genel olarak iktidar karşıtı sert bir duruş sergilerken.98 A. Çalışmanın uygulama kısmında seçim döneminde iktidar partisi ve ana muhalefet partisi hakkında yapılan haberlerin ele alınması. Gazete AKP ve AKP‟li belediyelerin yolsuzluk iddialarına ilişkin birçok olayı haberleştirirken. medya ve siyaset kurumu arasındaki ilişkilerin daha anlaşılır kılınması içindir. Gölcü sekreterini özel kalem müdürlüğüne ataması haberleştirilmiştir. medya ve siyaset arasındaki ilişkiyi de yönetme. kullandığı haber dili ve söylemi de buna göre olmuştur. İktidarla ilgili yapılan haberlerin çoğunluğu olumsuzluk değeri üzerinden haberleştirilmiştir. Sayı 29 . CHP ve adayları hakkında herhangi olumsuz bir habere rastlamak söz konusu olmamış ve bu dönem içerisinde CHP‟li bazı anakent adaylarıyla tam sayfa söyleşiler yayınlanmıştır. iktidarın devlet kurumlarında kadrolaştığı söylemini desteklemek içinde haberler yapmıştır. CHP‟li belediyelerin yaptığı ya da yapacağı icraatlar düzenli olarak haberleştirilmiştir. Gazetenin Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay‟ın Ergenekon Soruşturması kapsamında gözaltına alınmasının seçim öncesinde gerçekleşmesi. kontrol etme süreçlerine taşımakta ve siyaset-medya ilişkisini bir mücadele süreci içerisine çekmektedir. haberde CHP Konya Milletvekili Atilla Kart‟ın olayın takipçisi olduğu da aktarılmıştır. Haber söyleminde kullanılan başlıklar ve spotlarda genel olarak olumsuz cümle yapıları olarak kurgulanmış ve olumsuz anlamlar taşımaktadır. Ayrıca gazete seçim öncesinde CHP‟nin siyasal reklamlarını sık sık yayınlanmış ve oluşturduğu haber söylemini desteklemek için kullanmıştır. gazetenin seçim döneminde yaptığı haberlerin söyleminde sert bir dil kullanmasına etki eden unsurlardan biridir. CHP hakkında çıkan haberler ise daha sade bir dille kaleme alınırken.

Haber Söyleminde Medya- Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri

99

Çalışma sonucunda siyaset kurumu ve medya örgütlenmeleri arasında siyasal iktidara yakınlık ve uzaklık olarak tanımlayacağımız nedenlerin, medya içeriği ve özellikle haber söylemi üzerinde çok önemli bir etkiye sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca haber söyleminin kaygan bir zemin üzerinde bulunması ve haberin durum tanılaması olarak kavramsallaştırması da gazetelerin aynı haberi farklı söylem kalıplarında aktarmalarına imkân tanımıştır. İncelenen gazetelerin seçim döneminde kullandıkları haber söylemleri, gazetenin ait olduğu yayın grubunun siyasal iktidarla ilişkilerinden, okuyucu kitlesinin dünya görüşüne ve siyasal partilerden alınan reklamlara kadar çok farklı değişkenlerden etkilenmektedir. Hürriyet gazetesinin haber söyleminin oluşmasında ait olduğu Doğan Yayın Holding‟in mevcut siyasal iktidarla iyi ilişkilerinin olmaması belirleyici olmuştur. Hürriyet gibi çok farklı kesimlerden okur kitlesine sahip bir gazete için okur kitlesinin haber söylemini etkilemede çok etkili olduğu söylenemez. Ayrıca gazetenin siyasal reklamlara göre haber söylemini belirlediğini öne sürmek gerçekçi olmayacaktır. Araştırma kapsamında gazetenin takip edildiği süre içerisinde bu iki parti adına hiçbir siyasal reklam Hürriyet gazetesinde yayınlanmamıştır. Yeni Şafak gazetesinin haber söylemini etkileyen faktör ise gazetenin AKP hükümetine yakın bir yayın politikasına sahip olmasıdır. Ayrıca Yeni Şafak gazetesi bu dört gazete arasında en çok AKP reklamı yayınlayan gazete olmuştur. Kuşkusuz bu da gazetenin haber söylemini belirlemede etkili olmuştur. Sabah gazetesinin haber söyleminin belirlenmesinde gazetenin ait olduğu medya grubu ve mevcut siyasal iktidarla olan ilişkileri etkili olmuştur. Sabah gazetesinin yayınlarında kullandığı haber söyleminin belirlenmesinde AKP‟den aldığı siyasal reklamlar da önemli bir faktördür. Cumhuriyet gazetesi için haber söyleminin belirlenmesinde üstlendiği misyon ve mevcut siyasal iktidarın meşruiyetini sorunsallaştıran bir yayın politikasına sahip olması, seçim döneminde gazetenin haber söyleminin belirlenmesinde etkili olmuştur. Gazetenin CHP‟nin eylemlerini olumlayan bir haber söylemini tercih etmesinde, CHP‟nin gazeteye verdiği siyasal reklamların etkili olduğu gözlemlenmiştir. Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında yapılan haberlerin ve Kılıçdaroğlu‟nun siyasal reklamlarının karşılıklı ya da aynı sayfalarda yayınlanması bu görüşü desteklemektedir. Ayrıca Kılıçdaroğlu için yapılan haberlerde dürüstlük imajını destekleyecek unsurlar sık sık kullanılmıştır. Sonuç olarak çalışma kapsamında incelenen gazetelerin yayın politikalarının ve mülkiyetlerinin siyaset kurumuyla olan ilişkilerinin, gazetelerin yaptığı haberler ve seçim döneminde yayın politikalarını belirlemede çok önemli olduğu

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

100

A. Gölcü

gözlenmiştir. Ayrıca gazetelerin aldığı siyasal reklamların da haber söylemlerinin belirlenmesinde etkili bir faktör olduğu ve bu reklamların haberlerin söylemlerini destekleyecek bir şekilde sayfalara yerleştirildiği ortaya çıkmıştır. KAYNAKÇA Althusser, L. (2006) Yeniden Üretim Üzerine, A. Işık Ergüden-Alp Tümertekin (çev), İstanbul: İthaki Yayınları. Chomsky, N. (1993) Medya Gerçeği, Abdullah Yılmaz(çev), İstanbul: Tümzamanlar Yayıncılık. Curran, J. (1997) “Medya ve Demokrasi: Yeniden Değer Biçme” içinde: Medya Kültür Siyaset, 139-198, Süleyman İrvan (çev. ve der.), Ankara: Ark Yayınevi. Erdoğan. İ. (1999) “Dördüncü Gücün İlettiği: Amerikan Örneği” içinde: Medya Gücü ve Demokratik Kurumlar, 33-42. Korkmaz Alemdar (der:), İstanbul: Afa Yayınları. Foucault, M. (2000) Özne ve İktidar/ Seçme Yazılar 2, Osman Akınhay, Işık Ergüden (çev), İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Garnham, N. (1990) Capitalism and Communication, London: Sage Publications Gramsci, A. (1986) Hapishane Defterleri, Kenan Somer (çev), İstanbul: Onur Yayınları. Hackett, R. A. (1997) “Bir Paradigmanın Önemini Yitirişi”, Ayşe İnal (çev.). içinde: Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Yıllık, 31-72, 1997-1998. Hall, S. (1994) “İdeolojinin Yeniden Keşfi: Medya Çalışmalarında Baskı Altında Tutulanın Geri Dönüşü”, içinde: Medya, İktidar, İdeoloji, 73-122. Mehmet Küçük(çev. ve der.), Ankara: Ark Yayınevi. Herman, E. ve Chomsky, N. (2006) Rızanın İmalatı, Ender Abadoğlu (çev.), İstanbul: Aram Yayınevi. Iyengar, S. (1997) “Siyasette Erişim Yanlılığı” içinde: Medya Kültür Siyaset, 233252. Süleyman İrvan (çev. ve der), Ankara: Ark Yayınevi. İnal, A. (1996) Haberi Okumak, İstanbul: Temuçin Yayınları. İnal, A. (1995) Yazılı Basın Haberlerinde “Yapısal” Yanlılık Sorunu, Toplum ve Bilim, 67, 111–135.

Güz 2009, Sayı 29

Haber Söyleminde Medya- Siyaset İlişkisi: 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri

101

İnceoğlu, Y. ve Çomak, N. (2009) Metin Çözümlemeleri, İstanbul: Ayrıntı Yayınları. İrvan, S. (1997) Medya, Kültür, Siyaset, Ankara: Ark Yayınları Kaya, R. (2009) İktidar Yumağı, Ankara: İmge Kitabevi Yayınları. Kaya, R. (1999) “Medya, Toplum, Siyaset,” içinde: Medya Gücü ve Demokratik Kurumlar, 23-32. Korkmaz Alemdar(der.), İstanbul: Afa Yayınları. Lippmann, W. (1945) Public Opinion, New York: The Macmillan Company. Murdock, G. (1982) “Large Corporations and the Control of the Communication Industry” edt., M. Gurevitch, T. Bennet, J. Curan and J. Woollacott; Culture, Society and Media, London: Methuen. Schiller, H. (1993) Zihin Yönlendirenler, Cevdet Cerit (çev), İstanbul: Pınar Yayınları. Shoemaker, P. ve Reese, S. D. (1997) “İdeolojinin Medya İçeriği Üzerine Etkisi”, içinde: Medya Kültür Siyaset, 99-136. Süleyman İrvan (çev. ve der), Ankara: Ark Yayınevi. Sözen, E. (1999) Söylem, İstanbul: Paradigma Yayınları. Stevenson, N. (2008) Medya Kültürleri: Sosyal Teori ve Kitle İletişimi, Göze Orhon- Barış Aksoy (çev.), Ankara: Ütopya Yayınevi. Sumner, C. (1979) Reading Ideologies. Londnon: Academic Pres. Tokgöz, O. (2008) Siyasal İletişimi Anlamak, Ankara: İmge Kitabevi Yayınları. Tuchman, G. (1978) Making News: A Study in the Construction of Reality, UK: Free Pres. Van Dijk, T. A. (1997) Discourse as Structure and Process, London: Sage Publications. Van Dijk, T. A. (2005) Söylemin Yapıları ve İktidarın Yapıları” içinde: Medya, İktidar, İdeoloji, 315-376. Mehmet Küçük (çer. ve der.), Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları. Yaylagül, L. (2006) Kitle İletişim Kuramları: Egemen ve Eleştirel Yaklaşımlar, Ankara:Dipnot.

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009, 7(2), 237-

1980’LERDEN 2000’LERE TÜRK SĠNEMASINDA ÜRÜN YERLEġTĠRME UYGULAMALARINDA GÖRÜLEN NĠCEL DEĞĠġĠM
Merih TAġKAYA
ÖZET
Reklam yayınlarının izlenilirliğinin ve etkinliğinin azalması sonucunda ürün yerleştirme uygulamalarına yönelen reklamcılar ve reklam verenler için sinema filmleri yeni bir mecra haline gelmiştir. 1980 sonrasında, Türkiye’de uygulanan neo-liberal ekonomi politikalarından Türk sineması da etkilenmiştir. Sinema filmlerinde yapılan ürün yerleştirme uygulamaları, yasal bir zemine sahip olmadığı halde uygulanmaya devam etmiştir. Yapılan analizler sonucunda son yirmi yıllık süreç içinde ürün yerleştirme uygulamalarında süre, sahne ve film bazında artış olduğu bulgulanmıştır. Bu çalışmada, bu artışın değerlendirilmesi için, ürün yerleştirme uygulamalarının reklam stratejisi haline geldiği neo-liberal sürece odaklanılmıştır. Bu çalışma, Türk Sineması’nda ürün yerleştirme uygulamalarının yıllara göre gösterdiği nicel değişimi eleştirel ekonomi politik yaklaşım çerçevesinde incelemektedir. Türk filmlerinde yapılan ürün yerleştirme uygulamalarında görülen nicel değişimi belirlemek için 1987, 1997, 2007 yıllarında en çok izlenen 30 film içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Türk Sineması, Ürün Yerleştirme, Sponsorluk, Neo-liberalizm

The Quantitative Changes in Product Placement Practices in Turkish Cinema Since 1980s To 2000s ABSTRACT
In Turkey, cinema industry is influenced by the neo-liberal policies. As a result of this, cinema industry has been forced to be in a more interpreted relation with advertisement industry. Advertisement industry has been looking for a new media due to the decrease in the effect of ads in traditional media. This study aims to capture this neo-liberal process by focusing on product placement strategy since mid-1980. In order to describe quantitative change in product placement in Turkish movies with box office success are analyzed. This research shows that there is a gradual increase of product placement in terms of number of movies, scenes and time allocated from 1980’s to 2000’s. Key Words: Turkish Cinema, Product Placement, Sponsorship, Neo-liberalism

 Yardımcı Doçent Doktor, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi.

İletişim 2003/18

2004: 17). bir taraftan ürünün gerekli sahnelerde kullanılmasıyla gerçeklik algısı yaratabilmekte. alıcının ikna edici iletişimin kendisine yönelmediğine. Ürün yerleştirme uygulamaları. The African Queen filminde Humphrey Bogart aracılığı ile Gordon‟s Dry Gin.104 GiriĢ M. Reklam veren firma. kendi markalarının bir öykünün parçası olarak ekranlarda gösterilmesine isteklidirler. televizyon programları. tüketimi yönlendirici etkisine olan inancın ve beklentinin artmasıyla giderek ürünlerin reklamlarının yapılmasına hizmet eden uygulamalara dönüşmüştür. ürün yerleştirme. bir görüşe göre “ikna edici iletişim söz konusu olduğunda. ürünlere fayda sağlamak amacıyla sigara. reklamcıları ve reklam verenleri yeni mecralar aramaya sevk etmiştir. pırlanta üreticisi DeBeers firmasının Hollywood‟un altın çağında aşk filmleri için pırlanta takılar tedarik ettiği bilinmektedir. Ürün yerleştirme uygulamaları. yerleştirilen ürünlerin markalarının tanınırlığına yaptığı pozitif katkısının fark edildiği zamanlardan beri. yapımcıya ve ürün yerleştirme ajansına ayrı ayrı faydalar sunmaktadır. ürün yerleştirme uygulamaları. kendi ürününü bir filmin kurgusal gerçekliğinde bir karakter olarak sunarak ürüne pozitif bir imaj kazandırabilmektedir. etkinin daha güçlü olması kaçınılmazdır. Bu mecralar. hatta onu tesadüfen duyduğuna inanması. Reklam yayını için yeni mecralar olarak sinema filmlerinin kullanılması. televizyon dizileri gibi yapımlardır. 2004: 104). reklam için ayrılmış alan ve kuşakların yayınlandığı mecralara alternatif mecralar sunmaktadır. Reklam veren Güz 2009. TaĢkaya Reklam yayınlarının izlenilirliğinin ve etkinliğinin azalması. Mildred Pierce filminde Joan Crawford aracılığı ile Jack Daniels sunulmuştur (Wenner. iknanın etkinliğini artırmaktadır” (Yüksel. Ürün yerleştirmelerin bilinen en erken uygulaması 1930‟ların sinema filmlerinde görülmüştür. izleyicide ürünü tesadüfen gördüğü inancını yaratmakta ve söz konusu ürüne yönelik pozitif algılar geliştirme olasılığını artırmaktadır. Satın alma davranışı üzerindeki etkinliği kanıtlanmamış olmakla beraber. Hollywood‟da önceleri gerçeklik algısı yaratmak amacıyla senaryonun gerektirdiği doğrultuda dekorda ve çeşitli sahnelerde ürünlerin kullanılması ile yapılırken. alkol gibi etik açıdan hassas olan ürün sınıfları için de devam etmiştir. Buna ürünün şöhret sahibi kişilerce filmlerde kullanıldığı durumlar da eklendiğinde. Şirketler her zaman. 1945 tarihli Mildred Pierce isimli film. Film yapımcısı. Bu görüşe göre. reklam verene. Otomobil firmalarının gönüllü olarak araç sağlayarak film yapımını destekledikleri. bir sinema yıldızının markalı bir ürünü kullandığı ilk film olarak belgelenmiştir (Galician ve Bourdeau. Sayı:29 . 1994). sinema filmleri. diğer taraftan yerleştirilen ürün için aldığı ücret ya da ürün ile yapım giderlerini kısmen ya da tamamen karşılayabilmektedir. reklam kuşağında yer alan reklamlardan daha fazla ikna edici olabilmektedir. Bu uygulama.

Yapılan ürün yerleştirme uygulamaları sonrasında satışın arttığına ilişkin ampirik bir bulgu olmasa da ürün yerleştirme uygulamalarının en azından marka bilinirliğine katkıda bulunduğu kanısı Türkiye‟de de yaygındır. bir firma. örgüt ya da kuruluş içindeki bütün iletişim aktivitelerinin en gözde olanlarının uyumuna işaret etmekte ve reklam ajansları tarafından bu yollarla “eklemlenmiş sinerjik etkiler”in açığa çıkacağı vaat edilmektedir2. yüzdeler ve başarı hikayeleri. Wenner. Ürün yerleştirmeyle ilgili başarı hikayeleri. gerçeklik algısı yaratma arzusunun ürünün reklamını yapma niyetine dönüşmesi. filminde spotların Reese‟s Pieces isimli şekerin üzerine çevrilmesinden sonra -M&Ms firması para karşılığında ürün yerleştirme yapılmadığını iddia etmiş olsa da.bu şekerin satışları %66 artmıştır1 (Wenner. yine Tom Cruise‟un oynadığı The Firm isimli filmde gösterilmeden önce çok fazla tanınmayan Red Stripe isimli biranın pazarının ikiye katlanması gibi örnekler çoğaltılabilir (Wenner. 2004: 101-134 2 Mattelart “yeni reklam endüstrisi. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Ürün yerleştirme uygulamalarında. Hollywood ile eş zamanlı olmasa da. ürün yerleştirme ile filmlerde kullanılan pek çok ürünün satış başarısı öyküsüyle doludur. 2009). Diğer türler arasında sponsorluk ve ürün yerleştirme uygulamalarının bu günkü halleri. tanıtımı yapılan ürünlerin mümkün olduğunca sinema ve televizyon yapımlarının ihtiyaç duyduğu 1 Daha fazla örnek için bkz. ürün yerleştirme uygulamalarında bir artışa neden olmuştur. oldukça güçlü olduğu ifade edilmektedir. reklamcılık sektörününün kendi içinde matrisler ürettiğini söylemektedir. son birkaç yılda. 1982‟de Steven Spielberg‟in E. Bu araştırmalar. ürün yerleştirme uygulamalarının reklam ve halkla ilişkiler karması içinde marka bilinirliği yaratmada. klasik radyo ve televizyon reklamlarına benzer bir şekilde yer ayırtma ve ürün yerleştirme ile bu ürünleri ekranlara taşıyan. Tom Cruise‟un rol aldığı Risky Business adlı filmde kullandığı Ray Ban marka gözlüklerin satışlarının bir anda fırlaması. su içinde başka türlerle karşılaşan bir balık gibidir” derken. yolunu hala „kaliteli kurgu‟da ararken. Ürün yerleştirme için „toplam çözüm ajans‟ı adı altında aracı kurum olarak kendilerini konumlandıran kuruluşlar da bu uygulamaları hayata geçirmek için hazırlıklıdırlar. sadece filmin yapımına destek oldukları noktasına vurgu yapmaktadır (Taşkaya. reklamcılık sektörünün umut bağladığı “total iletişim” ve “bütünleşik iletişim” kavramları. Bu ajanslar dışında. 2004). ürün yerleştirme uygulamalarından elde ettikleri kazancı gündeme getirmeyip. benzer nitelikteki bir süreç içinde Türk sinemasına da yansımıştır. 2004. Oysa tarih.T. 2004: 106). Galician ve Bourdeau.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 105 firmalar. Reklamcılığın etkililiği konusunda duyulan şüphe sonucunda. Pazarlama stratejilerini geliştirmek üzere yürütülen pek çok yönetimsel araştırmada. reklamverenleri ürün yerleştirme uygulamaları için cezpetmiştir. bu bağlamda yeni icat edilmiş olarak görülmektedir.

Ürün yerleştirme konusunda son yıllarda Türkiye‟de yapılmış pek çok çalışma vardır. Türkiye‟de uygulanan neo-liberal ekonomi politikalarından ve bu politikaların sürekliliğine hizmet eden kuralsızlık projelerinden Türk sineması da etkilenmiştir.Vizontele Tuuba . ürün yerleştirme uygulamaları karşısında kuşanamamaktadırlar.piyasa koşulları belirlemiştir (Taşkaya. Bu çalışmalardan bazıları genel olarak ürün yerleştirme stratejilerini belirlemeye yönelik olarak literatür taraması şeklindedir (bkz. (2006)) Bazıları Türkiye‟de ürün yerleştirme stratejileri üzerine vaka analizi olarak değerlendirilebilir (Bkz.5 Organize İşler. Babam ve Oğlum. 2006: 253). Bazıları Türkiye‟de ürün yerleştirme uygulamalarının nitel durum tespitine yönelik olarak nicel analizlere yönelmiş ve mevcut durumu ortaya koymuştur (bkz. Asmalı Konak Hayat. Propaganda. Ürün yerleştirme ajansları bu noktada yeni bir alt sektör olan ürün yerleştirme uygulamalarından fayda sağlayan üçüncü taraf olarak karşımıza çıkmaktadır. Hababam Sınıfı 3. Türkiye‟de de ürün yerleştirme uygulamaları. Komser Şekspir. Maskeli Beşler Irak. Son Osmanlı. Vizontele.106 M. Kitle iletişim araçları tarafından sunulan tüm mesajların niteliğinin (haber. Hokkabaz. filmlerin tehlikeli bir şekilde ürünler tarafından işgal edildiği eleştirileri de gündemdedir (Govani. 1980 sonrasında. Güle Güle. Türk sinemasında ürün yerleştirme. belgesel. Ürünlerin. uzmanlaşmış kurumların belirdiği gözlenmektedir (Baerns: 2003). Her Şey Çok Güzel Olacak. O Şimdi Asker. Ancak bu güne kadar yapılan çalışmalar içinde 3 Bu çalışmada örneklem olarak 1980‟den 2007‟e kadar olan süre içinde yapımı gerçekleştirilmiş ve izleyici sayısı bir milyonun üzerinde olan 26 film (Eşkıya. Pekman ve Gül (2008)). Kahpe Bizans. 20093). TaĢkaya malzemeler kapsamında. 2009). Hababam Sınıfı Merhaba. 1999‟dan aktaran Türksoy. reklam. neo-liberal piyasa kurallarının teşviki ile bu dönüşüme giden bir yol izlemektedir.) mesajın başında ya da sonunda bildirilmesi zorunluluğu vardır. Bu noktada ürün yerleştirme uygulamalarında etik olmayan bir durum söz konusudur. Hababam Sınıfı Askerde. ürün yerleştirme. Sınav. Sayı:29 . Deliyürek Bumerang Cehennemi. Nerdesin Firuze. koordineli olarak sunulmasını sağlamak için sponsorları tarafından düzenli olarak denetlenen. yorum vb. GORA. Gürel ve Alem (2004). Kurtlar Vadisi Irak. gerçeklik algısı yaratmak üzere filmlerde uygun sahnelere yerleştirildiği iddia edilse bile. reklam kuşağında reklamları izlerken sahip oldukları kalkanları. tecimsel mesajlar taşıyan ve pek çok noktada reklamla örtüşen uygulamalara dönüşebilmektedir. Kabadayı. 120 ve Beyaz Melek) alınmıştır Güz 2009. Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarını piyasa sürecine paralel gelişimi içinde değerlendirmek için serbest pazar uygulamalarının başlatıldığı ve reklamcılık faaliyetlerinin hız kazandığı 1980 sonrasına yönelmek gerekmektedir. İzleyiciler. Diğer taraftan. Taşkaya. kuralsızlık projelerinin uygulanma süreci içinde hiçbir yasal zemine sahip olmaksızın yapılagelmiş ve bu uygulamanın sınırlarını -ya da sınır tanımazlığını.

resim. Gupta ve Gould‟a (1997) göre filmlerdeki ürün yerleştirme. görme ediminin düşteki görüntü gibi. hayal gücüyle bazen de mistik görüş gücüyle ilgili olarak kullanılmasını ifade eder. görüş. Bu aslında reklamcılık ve halkla ilişkiler jargonunun bir terimidir (Williams. 1986: 635-644). iki on yıllık süre içinde. Türk sinemasında ürün yerleştirme şekilleri. sözel. sözcüklerle karşılanmaya çalışılan vizion. 2005:190). 1999: 21). Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarında görülen nicel ve nitel değişimleri tarihsel süreç içinde ortaya koymayı ve bu değişimlerin seyrini uygulanan ekonomi politikaları ile açıklamayı denemektedir. yayıncılık ve reklamcılık jargonunda yer almaktaysa da Türkiye‟de ilgili mevzuatta ürün yerleştirme uygulamalarına dair herhangi bir düzenleyici maddeye ya da ayrı bir yönetmelik bulunmamaktadır. Bu çalışma. düşsel görüntü. Bu tür ürün yerleştirme. sahne sayıları ve yerleştirilme süreleri üzerinden. ticari marka imajı veya bir politikacının kendi imajı‟na ilişkin kaygısında olduğu üzere. görme. Pratik olarak ise. Bu değerlendirme. Gartner‟a göre. fikir. “algılanan ün” anlamına geldiği görülebilir. içerdikleri zengin anlamlar nedeniyle çevrilmesi sorunlu sözcüklerdir.) (Robins. zihinsel.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 107 Türkiye‟de ürün yerleştirme uygulamalarının tarihsel süreç içindeki gelişimine odaklanan ampirik bir araştırmaya rastlanmamıştır. reklam ve tanıtım arasında melez bir nitelik taşımaktadır (Taşkaya. bir kişi veya nesnenin görüntüsel/resimsel benzeridir.taşıması gibi yollarla. neo-liberal süreçte Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarında görülen nitel ve nicel değişikliklerinin değerlendirilmesidir. algısal. nicel ve nitel analizler ile yapılmıştır.ya da ürüne ilişkin reklamın -mağaza tabelası gibi. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .2009). reklam olduğu belirtilmeden yapılan reklam olarak tanımlamaktadır (Gülsoy 1999: 411). imaj “bir dizi bilgilenme sonucunda ulaşılan imge”dir 4 (Gartner. grafik imajlardan söz ederiz (ç.yer alması. yerleştirilen ürünlerin sektörel dağılımları. filmde görünen markanın para ya da başka promosyonel bir nitelikle dönüşümünü ifade etmektedir. görüntü. Amaç ve Kapsam Bu araştırmanın amacı. konulu filmlerde markalı bir ürünün otomobil gibi. televizyon programlarında sunucunun markalı bir ürün -içecek şişesi gibi. Gülsoy da ürün yerleştirmeyi. görlen vb.n. Bu araştırmada bu tanımlamadan yola çıkılarak sinema filmleri 4 İngilizce vision karşılığı olarak kullandığımız “vizyon” ve image karşılığı olarak kullandığımız “imaj” sözcükleri. uzak-görüş. ürünlerin oyuncular tarafından kullanılma durumları. optik. Kavramsal Çerçeve Ürün yerleştirme kavramı. Görünüş. kavram ve çoğunlukla imge sözcükleriyle karşılanan image. Türkçe‟de görü. Ürün yerleştirme marka imajına katkıda bulunan bir uygulama olarak kabul edilmektedir.

görsel ve/veya işitsel söylemler (bkz. Neo-liberal ekonomi politikalarının sürdürülebilmesi için gerekli esneklik “kuralsızlaştırma”6 çabalarından geçmektedir. Miller. 2004: ) 6 „Kuralsızlaştırma‟ ya da „kurallardan arındırma‟ politikalarıyla ilgili olarak kavramsal tartışmaları Murdock. Kuramsal Çerçeve Pazar ekonomisi. bazı araştırmacıların genel anlamda „özelleştirme‟ kavramıyla karşıladığını. 1995: 74 ve Wenner. Dünya konjonktüründeki yansımalarını 1970lerin ortalarından itibaren Türkiye‟de hissettiren ve 1980lerden günümüze dek süregelen neo-liberal politikalar. 2005: 217-237. kamu yararını şirket yararından daha gerilerde tutarak. 2004: 104) “ürün yerleştirme5” uygulamaları olarak değerlendirilmiştir. N. kapitalizm için yaşamsal önem arz eder. Bu nedenle. Ürün yerleştirme uygulamalarının kurallarının ya da kuralsızlaştırma sürecindeki adımların piyasa aktörlerinin belirleyiciliğinde atılmasının “ticari ifade özgürlüğü”nün gereği olduğu yaklaşımı da. Negrine ve Papathanassopoulos‟un görüşleri ile sunan Köker (1998: 149) devletin düzenleyici kurallarının ve bunları üreten mekanizmaların devre dışı bırakılmasını. sinema alanında da etkisini göstermektedir (Taşkaya. Her liberalizm türü bir diğerinin eleştirisi olmuş ve alternatifini sunmuştur (Sallan Gül. Sarıyer. Tığlı. Neo-liberalizm çerçevesinde serbestleştirme. gelişiminin bir eleştirisini ve kendi alternatiflerini ortaya koymaya çalışan bir “yeni” biçimi olarak tanımlanabilir. Bunun için de piyasa aktörleri devlet müdahalesinin minimuma indirilmesini talep etmektedirler. 2004: 1). Kuralsızlaştırma projesi kapsamında içeriği askıda bırakılan medya dünyasının pek çok uygulaması arasında ürün yerleştirmeyi de saymak mümkündür. 5 Bazı kaynaklarda “ürün yerleştirme” kavramı yerine “marka yerleştirme” kavramı kullanılmaktadır: Bkz. köklerini liberalizmden almaktadır. Rubsamen. Sayı:29 . anlaşılır halde ve odaklanılarak sunulan markalar ya da markayı çağrıştıracak -reklam tanımına girmeyen. 2000: 39). Sosyal/Eşitlikçi Liberalizm ve Neo-Liberalizm. Sistemin işleyişinin kesintiye uğramaması için talebin sürekli yaratılması ve arttırılması gerekmektedir. özelleştirme ve kuralsızlaştırma politikaları 1980‟lerden bu yana uluslararası ve ulusal ekonomik ve politik belirleyiciler eşliğinde uygulanmaktadır (Başaran. liberalizmin 1870‟lerden 1970‟lere kadar olan süreç içindeki (özellikle 1930-1970 dönemi arasında). Tarihsel gelişim ve dönüşüm sürecinde üç tür liberalizmden söz edilmektedir: Klasik Liberalizm. tüketim alanında talep belirlemeye yönelik tüm çabalar. Neo-liberalizm. filmin doğasına uygun ve planlı bir şekilde ve belli bir bedel karşılığında optik ve/veya akustik olarak. 2009).108 M. bazılarınınsa „kurallardan arındırma‟ kavramını tercih ettiğini belirtmektedir. Güz 2009. Shackleton. TaĢkaya içinde.

yasal zeminden yoksun olarak tamamen piyasa güçleri tarafından oluşturulmaktadır. Bunun için tüketim kültürünün etki alanını genişletmeye yönelik reklam stratejileri her geçen gün çeşitlenerek artmaktadır. ürün yerleştirme. Çünkü kültürel ürünler de kapitalist ekonominin koşullarına bağımlıdır ve yüksek karlılık hedeflemektedir. gerek yapım şirketleri. ürün ve hizmetlerin tüketim hızının artırılmasında -reklamın etkinliğinin azaldığı yönündeki endişeler nedeniyle. tüketicilerin tutumları üzerinde gerçekleştirilen manipülasyonların vazgeçilmez aracı olmaktadır. yaşanmaya başlanmıştır (bkz. 2004: 232). Kazancı. Ürünlerin markalarına vurgu yapılarak. kurallardan arındırma projesinin yansıması olarak değerlendirilmelidir. Serbest piyasa koşullarında. 2006 ve Sallan Gül. sinema filmlerine yerleştirilme stratejisi de bu stratejilerden birisidir. Filmlerde ürünün oyuncu tarafından kullanılırken gösterilmesinin ürünün marka imajına olumlu katkısının olduğu kabul edilmektedir. 2004). “marka imajı” ekseninde buluşur. Özal hükümeti döneminde yaygın kabul görerek. Neo-liberal pazar ekonomisinin gereklerinin yerine getirilmesi için uygulanan ekonomi politikalarının sonucu olan bu kural tanımaz çabaların asıl hedefi. Kuralsızlaştırma projelerinin uygulandığı bir örnek olan bu girişimler. Kuralsızlaşma projeleri Neo-liberal ekonomi politikalarının ürünüdür. Ekonominin dışa açılmasıyla serbest piyasa ekonomisi İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Böylece ürün/marka tarafından vaat edilen doyumlara ilişkin bilgiler. oyuncunun popülerliği üzerinden izleyiciye aktarılmaktadır. gerçek anlamda kültürel ürün olmaktan uzaklaştırılan yapımcıların ortaklaşa çabaları ile beyaz perdede filmlerin reklam mecrası haline dönüştürülmesine zemin hazırlamıştır. Türkiye‟de neo-liberal politikalar 24 Ocak 1980 istikrar paketi programlarıyla askeri iktidar tarafından benimsenmiş ve kuralsızlaştırma süreci. gerek reklamverenler. rekabet ortamında tüketim etkinliğini yönlendirecek „yeni anlamlar yaratma‟ işlevi.ürün yerleştirme uygulamalarına umut bağlanmıştır. Sinema da diğer Kitle İletişim Araçları gibi kültür endüstrisi içinde düşünülür ve ideoloji ve bilinç inşasında kullanılır (Yaylagül. gerekse aracı kurumlar olan ürün yerleştirme ajanslarının Türkiye‟deki yasal zemini sorgulanmaksızın uygulanmaya devam etmesi. Ürün ve marka çeşitliliğindeki artış göz önünde tutulduğunda. Bu sonucu ekonomik sistemin dışında bir noktada açıklamak mümkün değildir. Ürün yerleştirme ile filmlerde belli sahnelerde sunulan ürünlerin Bir markayı. Yasal mevzuatta herhangi bir düzenlemesi olmayan ürün yerleştirmenin kuralları. sayısız rakip arasında tercih edilme zaferine ulaştıracak uygulamalar. satışı ve satışın hızını artırmaktır.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 109 sistemin sürekliliğine ve yeniden inşasına hizmet etmektedir. tüm kamusal alanları reklam mecrası haline dönüştürmek isteyen sermaye sahiplerinin ve sinema filmlerini tecimsel kaygılarla. ürün yerleştirme uygulamaları ile yerine getirilmekte. Ürün yerleştirme uygulamalarının.

mevcut toplumsal bağlamında analiz etmek için. kamu çıkarı kavramı yerini. kuralsızlaştırma sürecinin etkinliğine işaret etmektedir. Ürün yerleştirme uygulamalarının. herhangi bir yazılı mevzuatı bulunmadığı halde devam eden uygulamalar olması. Enformasyon/iletişim/kültür endüstrileri ile diğer endüstriler arasındaki ilişkilerin. 1989: 477‟den aktaran Yaylagül: 2004. 1980‟li yılların ortalarından itibaren kısıtlayıcı düzenlemeler medya alanında da birer birer ortadan kaldırılmaya başlamıştır. ayrıca bkz. Köker. S2 : Türk sinemasında ürün yerleştirme stratejileri içinde en fazla görülen. iletişim politikalarının belirleyicileri. dağıtım. iletişim sürecinin endüstrileşmesi ve bu endüstride üretilen ürünlerin üretim. Sayıltılar S1 : Türk sinemasında 1980li yıllardan 2000li yıllara kadar olan sürede ürün yerleştirme uygulamalarında. bölüşüm ve tüketim süreçlerini incelemektedir. ürün yerleştirme süresi. ekonomik ve politik ardyöresinin göz önünde tutulması gerekmektedir. Bunun sonucunda pek çok alanda devlet müdahalesi azaltılmıştır. Çünkü ekonomi politik yaklaşım. Güz 2009. İletişimi. Bu ürünleri incelerken. ürün yerleştirme yapılan film ve sahne sayılarında artış görülmektedir. Sayı:29 . TaĢkaya benimsenmiştir. Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarının nicel ve nitel durumundaki değişikliklerin nedensel bağlar içinde açıklanabilmesi için. değerlendirmeler şirket karlılığının ilk ve tek hedef olduğu neo-liberal ekonomi politikaları çerçevesinde (bkz. Böylece. kültürel olmaktan çıkıp ekonomik nitelikli olmuşlardır. S3 : Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarında ürünün oyuncu tarafından kullanılma durumunda 1980li yıllardan 2000li yıllara doğru artış vardır.110 M. mevcut güç ve iktidar yapıları içerisinde ilişkilendirilerek analiz edilmesi gerekir (Wasko. 2002: 45–47). Dışa açılma da piyasa güçlerine dayanılarak gerçekleştirilmiştir (Başkaya. 2003: 7–8) eleştirel ekonomi politik yaklaşımla yapılmıştır. serbest girişimciler lehine esnetilmeye başlamıştır. bir üretim ve yeniden üretim süreci olan kapitalizmin evriminin ve bu sistem içinde iletişimin rolünün anlaşılması gerekir. optik doğal yerleştirmedir ve 1980li yıllardan 2000li yıllara kadar olan sürede en belirgin artış bu tür yerleştirmede görülmektedir. yerleştirilen ürün sayısı. ulusal ve uluslararası siyasi formasyon. McChesney. şirket çıkarlarına bırakmıştır” (Çaplı. ürünlerin doğasını ve bu doğayı belirleyen süreçleri de inceleme kapsamı içinde tutmaktadır. 1998: 56). 1986: 188. Bu nedenle. Bunun sonucu olarak.189). Deregulasyon sürecinde kurallar.

Ürünün olay örgüsüne yerleştirilip yerleştirilmediği. kronometre yardımı ile ölçülmüş.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 111 S4 : Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamaları. Bu nedenle 1997 ve 2007 yılları için de örnekleme en çok izlenen 10ar film dahil edilmiştir. Ürün yerleştirme uygulamaları için ayrılan süre. Araştırmada örnekleme dahil edilen filmlerin 1980li yıllardan başlatılmasının nedeni. Yöntem Araştırmada. 1987 yılına ait gişe hasılatı bilgisi sadece en çok hasılata sahip 10 film için bulunmuştur. 1997 ve 2007 yıllarında gösterime girmiş Türk filmleri olarak belirlenen araştırma evreni içinde her bir yıl için izleyici sayısı İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Bu nedenle film içinde ürünün markasının optik ve/veya akustik olarak anlaşılır şekilde sunulduğu sahnelerde ürün yerleştirme yapıldığı kabul edilmiştir. Filmlerin çeşitli sahnelerinde optik ve/veya akustik olarak gerçekleştirilen marka sunumlarının ürün yerleştirme kapsamında değerlendirilebilmesi için gerekli ibare olduğu ileri sürülen “para ya da promosyonel bir nitelikteki dönüşüm”ünü somut olarak gösteren bir işaretin bulunması oldukça zordur. tahmini gişe başarısının yüksekliği ile ilişkilidir. Türkiye‟de ürün yerleştirme uygulamalarında görülen nicel ve nitel değişimlerin analizi için 1987. marka bilinirliğini artırmak olduğu için. oyuncu tarafından kullanılıp kullanılmadığı gibi bilgilere ulaşabilmek için ise var-yok analizi yapılmıştır. Neo-liberal ekonomi politikalarının uygulanmaya başlandığı yıllar olmasıdır. Pazarlamacılar için ürün yerleştirmenin temel işlevi. genellikle sponsorluk ilişkileri kapsamında yapılmamaktadır. Örneklemde yer alan filmlere yönelik analizlerin yapılabilmesi için bu filmlerdeki ürünlerin yerleştirilme stratejileri ve yerleştirilen ürünlerin sponsor olma durumları. gişe hasılatı/sayısı bilgisine ulaşılabilinen en son yılın 1987 yılı olması. araştırmanın yıl bazındaki örneklemini bu yıldan başlatmayı zorunlu kılmıştır. Ancak Türk filmlerinde sponsor ürünler dışında pek çok ürüne yönelik ürün yerleştirme yapıldığı için söz konusu işaretin elde edilmesi bu araştırma kapsamında olanaksız hale gelmektedir. Bununla beraber. her yıl için 10 film olmak üzere toplam 30 Türk filmi. içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. 1980li yıllardan. filme sponsor olan ürünlerin markaları ile film içinde görünür ve/veya duyulur halde sunulması durumunda para ya da promosyonel bir dönüşümün varlığından bahsedilebilir. filmlerin sponsor desteği alabilmesi. ürün yerleştirme yapılan sahne sayıları ise film içinde değişen sahnelerin sayılması ile tespit edilmiştir. 1997 ve 2007 yıllarında gösterime giren ve en fazla seyirci sayısına sahip. Bu nedenle 1987.

php?action=goToBoxOfficePage&type=0&year=&firma= Güz 2009. Akrebin Yolculuğu (Antrakt Gazetesi 7). Hamam. araştırmanın sayıtlıları doğrultusunda üç başlık altında değerlendirilmiştir. Sefiller. Dırejan. 2007: Beyaz Melek.112 M. Musallat. 1997 ve 2007 yıllarında gösterime giren ve en her yıl için en yüksek izleyici sayısına sahip 30 film: 1987: Su da Yanar. ürün yerleştirme ve sponsorluk ilişkilerinin. Masumiyet. Yapılan içerik analizi sonucunda elde edilen bulgular. Usta Beni Öldürsene. Sayı:29 . Ayrılamam. kullanılan ürün yerleştirme stratejilerinin.com/gise. Mektup. Hayallerim Aşkım ve Sen. Kabadayı. Kuşatma Altında Aşk. 1987. Bu çalışmada 1987. Asiye Nasıl Kurtulur. Hakkari'de Bir Mevsim. Nihavent Mucize. ürünün sunulduğu sürenin. ParsKiraz Operasyonu. TaĢkaya en yüksek olan onar film araştırmanın örneklemi olarak belirlenmiştir. Çılgın Dershane. Maskeli Beşler-Irak. Merhamet (Özgüç. Bir Erkeğin Anatomisi. Asılacak Kadın. 1997 ve 2007 yıllarında gösterime giren toplam 30 Türk filmi araştırmanın örneklemini oluşturmuş ve analizler bu sayı üzerinden tam sayımla gerçekleştirilmiştir. sahne sayılarının. Son Osmanlı. 7 http://www. Anayurt Oteli. 1988: 21). Allah Allah. Mutluluk. Kutsal Damacana.sinematurk. 1997: Ağır Roman. yerleştirilen ürünlerin sektörel dağılımlarının 20 yıllık periyotta gösterdiği değişim bu çalışmanın bulguları ile ortaya konmuştur. Bulgular Ürün yerleştirme yapılan Türk filmlerinde. (Antrakt Gazetesi) örneklem olarak alınmıştır. Amerikalılar Karadeniz’de II.

araştırma örnekleminde bulunan ve ürün yerleştirme yapılmadığı tespit edilen filmlerdir. Nihavent Mucize. Tablo 1. Son Osmanlı (2007) 9 Ağır Roman. 1997 yılında gösterimde olan ve en fazla izleyici sayısına sahip filmlerin çoğunluğu Euroimages desteği alan filmlerdir9.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 113 Türk Sinemasında Ürün YerleĢtirme Uygulamalarının Ürün Sayısı. 8 Anayurt Oteli (1987). Kuşatma Altında Aşk (1997). Süre ve Sahne Sayısında 20 yıllık Dönem içinde görülen DeğiĢim Türk filmlerinde ürün yerleştirme yapılan film sayısına baktığımızda. Türk Sineması‟nın Eurimages. Mektup. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürün Yerleştirme Uygulamaları Sıklığında Görülen Değişimin Dağılımı Filmlerin Gösterim Yılları Filmde Ürün YerleĢtirme Durumu Ürün Yerleştirme Yapılan Film Sayısı Ürün Yerleştirme Yapılmayan Film Sayısı Toplam 1987 7 3 1997 6 4 2007 9 1 22 8 Toplam 10 10 10 30 Tablo 1‟e göre ürün yerleştirme yapılan film sayıları yirmi yıllık dönem içinde anlamlı bir artış sergilemektedir. Su da Yanar (1987). Ürün yerleştirme yapılmayan 8 film 8 içinde en yüksek dağılım 1997 yılına aittir. Usta Beni Öldürsene (1997). Akrebin Yolculuğu (1997). 1990‟lı yıllardan itibaren söz konusu olmaya başlamıştır. ürün yerleştirme uygulamalarının Türk filmleri için de yüksek oranda tercih edilen uygulamalar olduğu görülebilir. Bu filmlerden üçü. ulusal ve uluslararası film festivallerinin ödülleri ve sponsorluk anlaşmaları gibi yeni finansal kaynaklarla tanışması. 1987. Usta Beni Öldürsene. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Hakkari‟de Bir Mevsim (1987). Kuşatma Altında Aşk. Akrebin Yolculuğu Euroimages tarafından desteklenmiştir. Drejan (1997).

1 0.4 0. ortalama film sürelerine oranı Her bir film için markaların ortalama görünme süreleri (“en az ve en çok” dakika aralıkları) Yerleştirilen ürün sayısı Her bir filme yerleştirilen ürün sayısı ortalaması Ürün yerleştirme yapılan sahne sayısı 95 1997 102 2007 111 ORTALAMA 103 0.7 0.8 1. Tablo 2‟ye göre.02. Sahne ve Sıklık Ortalamaları FĠLMLERĠN GÖSTERĠME GĠRDĠĞĠ YILLAR 1987 Her bir film için ortalama film uzunluğu (dakika) Her bir film içinde ürün yerleştirme yapılan markaların ortalama görünme süresi (dakika) Her bir film için markaların ortalama görünme sürelerinin. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürün Yerleştirme Uygulamalarının Görüldüğü Süre.020. 1987 ve 2007 yılları arasında filmlerin ortalama uzunluğunun arttığını göstermektedir. 1987–2007 yılları arasında Türk sinemasında yerleştirilen ürün sayısında ve bu yerleştirmelerin yapıldığı sahne sayısında belirgin bir artış olduğu görülebilmektedir.020.0. Güz 2009. Sayı:29 .9 35 4 58 6 69 7 54 6 52 75 89 72 Tablo 2. markaların ortalama görünme sürelerinin ortalama film sürelerine oranları da yirmi yıllık dönem içinde artış göstermektedir.114 M.85 0. Aynı tabloda.86 0. TaĢkaya Tablo 2.99 %007 %008 %012 %009 0. Her bir film içinde markaların ortalama görünme süresinde 1987 ve 1997 yılları arasında küçük bir artış söz konusu iken 2007 yılına gelindiğinde örneklemin yıl bazında başlangıcı olan 1987 yılının iki katı bir artış gösterdiği Tablo 2‟de görülmektedir. 1987.02.

1987. yasal olarak düzenlenmediği halde.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 115 Tablo 3. Genel olarak ürün yerleştirme yapılan sahnelerin süre aralığı arttıkça. ürün başına düşen sahne süresinin azalması beklenen bir durumdur. en sık tercih edilen süre aralığının 1 ile 5 saniye arasında olduğunu görebiliriz. Prodüksiyon şirketlerinin de sinema İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürün Yerleştirme Süre Aralığı Dağılımı Filmlerin Gösterime Girdiği Ürün YerleĢtirme Yapılan Süre Aralığı (Sn) 1-5 6-10 11-15 16-20 21-25 26-30 36-40 41-45 46-50 51-55 56-60 Toplam Yıllar 1987 29 Sahne 14 Sahne 3 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 52 Sahne Toplam 1997 47 Sahne 9 Sahne 14 Sahne 1 Sahne 2 Sahne 1 Sahne 2007 45 Sahne 19 Sahne 11 Sahne 1 Sahne 4 Sahne 4 Sahne 2 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 1 Sahne 89 Sahne 121 Sahne 42 Sahne 28 Sahne 3 Sahne 7 Sahne 6 Sahne 1 Sahne 3 Sahne 1 Sahne 3 Sahne 1 Sahne 216 Sahne 1 Sahne 75 Sahne Türk filmlerinde yapılan ürün yerleştirme uygulamalarında ürünün markasıyla birlikte görünür/duyulur kılındığı süre aralığı dağılımına baktığımızda (Tablo 3). Ürün yerleştirme. ancak ürün yerleştirilen sahne sayısı yıllara göre artış göstermektedir. Bu durumu hem marka sayılarındaki artışa hem de ürün yerleştirme eğilimindeki artışa birlikte bağlamak yerinde olacaktır. Bir önceki tabloda ürün sayısındaki artış dikkate alınırsa. Ancak asıl söz edilmesi gereken nokta 1980li yıllardan itibaren bu artışa zemin hazırlayan neo-liberal ekonomi politikalarının ürünü olan kuralsızlaştırma projelerinin bu uygulamaların artışına olan etkisidir. sıklığı azalmaktadır. Ürün yerleştirme süre aralıklarında görülen sıklık dağılımı yıllara göre anlamlı ve sistemli bir artış göstermemekte. tüketimi yönlendiriciliği konusunda reklamdan daha etkili olduğu yönündeki inanç nedeniyle kolaylıkla sinema filmlerinde uygulanmaktadır.

2005: 220–223). ürün yerleştirmenin en saf görsel çeşidini temsil etmektedir. Ekrana Yerleştirme (screen placement) a. Sarıyer. piyasa ve karlılık anlayışının tırmandırıldığı bu ekonomik sistemde sinema filmlerini markaların kendilerini sunacakları mecralara dönüştürmesine ayrıca ortam hazırlamaktadır. 2004: 104). Murdock. Cristel A. üçüncüsü ise yayımlanan program veya film içinde bir billboard ya da televizyon ekranı ya da radyo aracılığı ile aktarılması (Smith 1985‟ten aktaran Wenner: 2004: 103). Gürel ve Alem. Bu noktada ekrana yerleştirme (screen placement). 2005). Russell‟a (1998) göre ise ürün yerleştirme uygulamaları üç farklı biçimde gerçekleştirilmektedir.116 M. Olay Örgüsüne Yerleştirme (plot placement) Ekrana yerleştirme. ürün yerleştirme uygulamalarını. Bunların yanında sözel ifadelerle doğrudan marka isminin anılması da söz konusudur. Sayı:29 . örneğin Forest Gump adlı filmde “bilgisayar” ve “bir meyve” referansı ile izleyiciye Apple marka bilgisayarın anımsatılması hedeflenmiştir (Miller. Russell‟ın sınıflaması aşağıdaki gibidir: 1. Ya da markanın adı anılmaksızın bir çağrışım ya da analoji yoluyla markaya atıfta bulunulması da söz konusu olabilmektedir. Türk Sinemasında Ürün YerleĢtirme Uygulamalarında Kullanılan Stratejilerin Yirmi Yıllık Periyotta Gösterdiği DeğiĢim Ürün yerleştirmenin öncelikli üç şekli şu şekilde sıralanmaktadır: Birincisi ürünün kendisinin arka-planda genellikle oyuncu tarafından kullanılırken gösterilmesi. 1995: 74 ve Wenner. logosunun ya da ürünü tanımlayacak bir niteliğin sunulması. 2006: 22 ve Sarıyer. senaryoya yerleştirme (script placement) ve olay örgüsüne yerleştirme (plot placament) olmak üzere üç ürün yerleştirme türünün varlığından söz edilmektedir (bkz. Yaratıcı ve sette yerleştirme olarak iki şekilde gerçekleştirilebilen ekrana yerleştirme Güz 2009. TaĢkaya filmlerini kültürel ürün olarak görmek yerine ticari bir ürün olarak görmeleri. Senaryoya Yerleştirme (script placement) 3. b. Yaratıcı yerleştirme (creative placement) Doğal (sette) yerleştirme (on-set placement) 2. kurgusal (yaratıcı) ortam ve doğal ortam ölçütüne bağlı olarak iki grupta incelemiştir (bkz. ikincisi ürünün markasının.

Nihavent Mucize adlı filmde Beyazıt Öztürk‟ün çapkın ve eğlenceli kişiliği Honda otomobil ve motosikletle. üründen söz edilmesi muhtemel olan filmdeki sahne/lerde akustik olarak yer alması (garsonun restoranda Neskafe ya da Türk kahvesi tercihini sorması gibi ) Optik+Akustik Yaratıcı YerleĢtirme : Ürünün ve/veya markasının TV reklamı vb. Russel. kendi ya da ambalajı üzerinde. Wenner. gazete. Bu araştırmada ürün yerleştirme yöntemleri. garajda arabanın gösterilmesi gibi) Akustik Yaratıcı YerleĢtirme: Ürüne ait haberin veya reklamın filmin içinde iletişim araçları aracılığı ile akustik olarak sunulması (örneğin bir gsm operatörünün reklamının radyodan duyulması) Akustik Doğal YerleĢtirme: Ürünün markasının akustik olarak. ürün ya da marka. Türkan Şoray‟ın konformist. kendi ya da ambalajı üzerinde. vs. zarif. sokaktaki bir açık hava reklamı gibi ekrana yansıtılmakta ya da mutfak sahnelerinde masa üzerinde duran markalı bir makarna paketinde olduğu gibi doğal ortamında görüntülenmektedir (Taşkaya. kolanın. Saphiro ve Murdock tarafından işaret edilen yöntemlerden yola çıkılarak kategorikleştirilmiştir: Optik Yaratıcı YerleĢtirme : Ürünün ve/veya markasının ürünün kendi üzerinde değil. dergi. 2009).1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 117 stratejisi kapsamında. basılı materyaller.2009). Bu bağlamda ürün yerleştirme uygulaması sözlü olarak gerçekleştirilmekte ve marka bir diyalog aracılığıyla sunulmaktadır (Taşkaya. filme konu olan olayın bir parçası olarak konumlanmakta ve öykünün yapısında ya da karakterlerin kişiliğinin inşasında önemli bir rol üstlenmektedir (Bkz. hayat dolu ve incelikli dünyası Hyatt Regency otelle bütünleştirilmiştir. Gürel ve Alem. aracılığı ile optik ve akustik olarak sunulması Optik+Akustik Doğal YerleĢtirme : Ürünün ve/veya markasının. billboard. Senaryoya yerleştirme markanın işitsel olarak yerleştirilmesi anlamına gelmektedir. ürünün doğal olarak bulunması muhtemel olan filmdeki İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . aracılığı ile optik olarak sunulması Optik Doğal YerleĢtirme: Ürünün ve/veya markasının. 2006: 22). Russell‟in (1998) bir diğer ürün yerleştirme türü olarak işaret ettiği olay örgüsüne ürün yerleştirmede ise. ürün ya da marka ya bir arka plan görüntüsü olarak. ürünün doğal olarak bulunması muhtemel olan filmdeki sahne/lerde görsel olarak yer alması (mutfak masasının üzerinde mısır gevreğinin. TV reklamı.

Diğer reklamcılık uygulamalarında olduğu gibi. içselleşme kolaylaşmaktadır.118 M. 2009) olarak belirlenmiştir. TaĢkaya sahne/lerde görsel olarak yer alırken aynı zamanda bir diyalog içinde üründen söz edilmesi (Taşkaya. Tablo 4. günlük yaşamın ve popüler kültürün geniş alanlarından alınan klişelere Güz 2009. çok geçmeden. ürün yerleştirmede de ürüne ilişkin anlamlar yaratılırken mesajların sıkıştırılması ve yoğunlaştırılması gereksinimi. incelenen filmler içine yerleştirilen ürünler çoğunlukla doğal ortamlarında yer almakta ve markaları görünür halde sunulmaktadır. Mattelart‟a (2005) göre. Sayı:29 . ürün yerleştirme böyle doğallaştıkça. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürün Yerleştirme Stratejilerinin Dağılımı Filmlerin Gösterime Ürünün YerleĢtirilme Stratejileri Girdiği Yıllar 1987 Optik Doğal Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Optik Yaratıcı Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Akustik Doğal Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Optik + Akustik Doğal Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Optik + Akustik Yaratıcı Yerleştirme Yapılan Sahne Sayısı Toplam 52 75 40 1997 62 2007 73 175 Toplam 12 8 9 29 2 4 6 3 2 5 1 1 89 216 Görsel yaratıcı yerleştirmede oyuncunun ürünü kullanması değil. 1987. Yukarıdaki kategoriler ışığında analiz edilen filmler içinde ürünün yerleştirilme şekillerine ilişkin dağılımı gösteren tabloya (Tablo 4) baktığımızda en sık kullanılan yöntemin optik doğal yerleştirme olduğu görülmektedir. ürünün bir reklam mecrası ile filmin içinde sunumu söz konusudur.

Türk filmlerinde ürün yerleştirme uygulamalarında genel eğilimin ürünün olay örgüsüne yerleştirilerek sunumu olmadığı bulgulanmıştır. Radyo reklamı ya da sadece televizyondan duyulan bir ürün reklamının filmin içine yerleştirilmesiyle gerçekleştirilen akustik yaratıcı yerleştirme de oyuncunun ürünü kullanması. genellikle televizyon. Ürünlerin filmlerin içine yerleştirilmesi için kullanılan bir diğer strateji olan olay örgüsüne yerleştirme. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Sınırların ve kuralların belirsiz kılındığı ve bu belirsizliğin serbesti yönünde değişmesi ya da sürekli kılınmasına yönelik çabaların reklamverenler. Ürün yerleştirmenin reklama benzememesi nedeniyle tercih edildiği bilinmektedir. mont. Akustik yaratıcı ürün yerleştirmenin en seyrek rastlanan ürün yerleştirme şekli oluşu bu nedenler çerçevesinde açıklanabilir. billboard gibi mecralarda reklamlarının sunulmasıyla görünür kılınmaktadır. Ürün yerleştirme uygulamalarında oyuncunun ürünü kullanması. gibi) üzerlerinde görülen basılı markalar da optik yaratıcı yerleştirme örneklerindedir. reklamcılar ve prodüksiyon firmaları tarafından tercih edilmesi Pazar dinamikleri gereğidir. Dolayısıyla ürünün sunumunda dikkat çekici unsurlar diğer ürün yerleştirme şekillerinde olduğundan daha azdır. iş elbisesi vb. Bu nedenle ürün yerleştirmede doğallaştırma (doğal yerleştirme ile) ve film içinde popüler kimliklere ürünün kullandırılması stratejileri ile etki gücünün artırılmasına çalışılmaktadır. İzleyici reklam izlediği hissinden uzaklaştırıldığı ölçüde yakalanmaktadır. referans kişinin şöhret sahibi bir oyuncu olması nedeniyle reklam veren tarafından tercih edilmektedir. bu araştırmada incelenen Türk filmleri içinde sadece 5 sahne için yapılmıştır bkz. hatta ürünün şeklen görülmesi söz konusu değildir. Tablo 6‟ya bakıldığında da ürün yerleştirme yapılan ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı film sayısının örneklemde bulunan tüm filmlerin 2/3‟ünden fazla olduğu görülmektedir. Ayrıca. Tablo 5). Bu nedenle optik yaratıcı yerleştirmenin ikinci sırada yer alması beklenebilir. Sıklık dağılımında ikinci sırada yer alan ürün yerleştirme şekli olan optik yaratıcı yerleştirme ile sunulan ürün markaları. Araştırmada. basılı materyal olarak değerlendirilen giysi (t-shirt. Ürün yerleştirme de sınırları ve kuralları belirsiz bir alan olarak bu nedenle tercih edilmektedir.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 119 ve benzetmelere dayanmayı geliştirmiştir.

1987. Güz 2009. reklam faaliyetleridir (Galbraith. 10 Eğlence endüstirisinde performans ya da sunum boyunca bir ürün üzerinde sıklıkla konuşulması. Böylece ürünün film içindeki varlığı doğallaştırılmış olmaktadır. Çünkü bu durumda ürün. Miller‟e (1995) göre olay örgüsüne yerleştirme stratejisiyle uygulanan ürün yerleştirmeler. Tablo 6). bir tür tanıtım. pluglar10 olarak değerlendirilebilir. bu yüzden her bir görüntünün reklam olarak algılanmamak üzere örtüldüğünü belirtmektedir. Sayı:29 . film olarak algılanması yönünde bilinçdışı iknaya yönelik çalışmakta olduğunu. sunulanın ürün reklamı değil. Bu araştırmada yapılan analizler sonucunda Türk filmlerindeki ürün yerleştirme uygulamalarında oyuncunun yerleştirilen ürünü kullanma sıklığının kullanmadığı durumlardan daha yüksek olduğu bulgulanmıştır (bkz. Reklam etkinliği içinde. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Ürünün Olay Örgüsüne Yerleştirilme Durumunun Dağılımı Ürünün Olay Örgüsüne YerleĢtirilme Durumu Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 1997 73 2007 86 Toplam Ürünün Olay Örgüsüne Yerleştirilmediği Sahne Sayısı Ürünün Olay Örgüsüne Yerleştirildiği Sahne Sayısı Toplam 52 211 2 3 5 52 75 89 216 Olay örgüsüne yerleştirilen ürün. tüketici kitlenin “başkalarına benzeme arzusu” tüketimi yönlendirmek amacı ile çeşitli strateji ve taktiklerle. tüketicinin özgür seçimi değil. 1967). Miller.120 M. TaĢkaya Tablo 5. Galbraith‟e göre. pek çok medya ürününde olduğu gibi sinema filmlerinde de kullanılmaktadır. talebin doğuşunda etkili olan ve onu gerçek ihtiyaçların karşılanmasından uzaklaştıran. film içinde oyuncu gibi rol almaktadır. plugların. filme konu olan olayın bir parçası olarak sunulduğu için ürünün kimliği ile karakterin kimliğini bütünleştirmeye yönelik bir çalışma yapılması gerekmektedir.

modern tüketicinin satın alma kararını etkilemektedir. Satın alınanlar yalnızca basit. kullanmadığı film sayısından fazla olduğu görülürken. Ürün sayısı arttıkça oyuncunun yerleştirilen ürünleri kullanırken gösterildiği sahne sayısının azalması beklenen bir durumdur. doğrudan. ileten. Kellner‟e (1992) göre tüketim fikirlerin. televizyon ve reklamlardaki görüntülerin bütünsel olarak tüketilmesi anlamını içerir. anlam içeren. Yani sembolik anlamlar. 1987. o sırada tüketicinin kim olmayı amaçladığını sergilemek amacıyla kullanacağı nesnelerdir. Film bazında bakıldığında ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı film sayısı. oyuncunun ürünü kullanırken gösterilmediği sahne sayısındaki artış.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 121 Tablo 6. insanların kimlik duygularını. sahne bazında ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı sahne sayılarının kullanmadığı sahne sayılarından daha az olduğunu Tablo 7‟de görmekteyiz. Yıl bazında bakıldığında genel olarak yerleştirilen ürünün oyuncu tarafından kullanılma durumunda bir artış İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 1997 yılında görülen. Ürünlerin oyuncu tarafından kullanıldığı sahne sayılarının sıklığının yer aldığı Tablo 7‟ye baktığımızda. tüketim kalıpları içindeki sembollerin kullanımı aracılığıyla oluşturdukları bir yöntemin parçalarıdır. aynı yıl için ürün yerleştirme yapılan film sayısındaki düşüşe bağlanabilir. örneklemde bulunan 30 filmden 21inde yerleştirilen ürün oyuncu tarafından kullanılmaktadır. Ürün yerleştirme yapılan ürünlerin sayısı 1987‟den 2007‟ye doğru artış göstermektedir. Oyuncunun ürünü kullanırken görüldüğü sahne sayısı da 1987‟den 2007‟ye doğru anlamlı bir artış göstermektedir. dağılımın yıllar itibariyle artış gösterdiğini görebiliriz. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Yerleştirilen Ürünün Aktör Tarafından Kullanılma Durumunun Dağılımı YerleĢtirilen Ürünün Oyuncu Tarafından Kullanılma Durumu 1987 Oyuncunun Ürünü Kullanırken Gösterildiği Film Sayısı Oyuncunun Ürünü Kullanırken Gösterilmediği Film Sayısı Ürün Yerleştirme Yok Toplam 3 10 7 1997 5 2007 9 21 Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar Toplam 1 1 4 10 1 10 8 30 Tablo 6‟da da görüldüğü gibi. faydacı kullanıma yönelik maddi nesneler değil. Tüketim nesneleri.

TaĢkaya gözlenmektedir. Reklam etkinliği içinde. Talebin yönlendirilmesi. rekabet halinde olan ürünler için ayrı bir yarıştır. Yarışın arenalarından birisi de sinema filmleridir. Tablo 7. 2009). her bir marka kendi imajını güçlendirecek stratejilerle filmlere yerleştirilerek potansiyel alıcılarının karşısına çıkarılmaktadır. 1967). reklam faaliyetleridir. markanın bu süreçte edindiği varsayılan imaj. Bu nedenle yaşanan özenme duygusunun izleyiciyi tüketime yönlendirecek gücünden yararlanılmak istenmektedir. Galbraith‟e göre.122 M. beğenilen bir oyuncunun kullandığı ürünü kullanmak. tüketicinin özgür seçimi değil. Bu arenada. Galbraith‟in yaklaşımında yerini talep yönlendirmesine bırakmaktadır (bkz: Galbraith. Toplam sütununda yer alan dağılımda ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı sahneler ile kullanılmadığı sahneler arasında büyük bir fark olmadığı da görülebilir. talebin doğuşunda etkili olan ve onu gerçek ihtiyaçların karşılanmasından uzaklaştıran. Güz 2009. Sayı:29 . izleyicinin sahip olmadığı imaja denk düşmektedir. 1987. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Yerleştirilen Ürünün Oyuncu Tarafından Kullanıldığı Sahne Sayısı Dağılımı YerleĢtirilen Ürünün Filmde Oyuncu Tarafından Kullanılma Durumu Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 Oyuncunun Ürünü Kullanırken Gösterildiği Sahne Sayısı Oyuncunun Ürünü Kullanırken Gösterilmediği Sahne Sayısı Toplam 30 1997 44 2007 39 Toplam 113 22 31 50 103 52 75 89 216 İzleyici için. Batılı tüketim toplumlarının Veblenci eleştirisinin ana direği gibi görünen özenmenin yönlendirdiği davranışla ilgili çözümlemeler. o oyuncu ile özdeşlik kurmayı sağlarken. tüketici kitlenin “başkalarına benzeme arzusu” medya ürünleri aracılığı ile çeşitli taktiklerle kullanılmaktadır (Taşkaya.

Eurimages 1997–2000 yılları arasında Türk sinemasına 29 milyon 340 bin Fransız Frangı destek sağlamıştır11 Tabloda da görüldüğü üzere en fazla sponsor desteği alınan yıl 1997‟dir. Ürün yerleştirme uygulamalarında beklenen durum. 1980li yıllarda sponsor desteğinin sadece 2 film tarafından alındığı.intersinema. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Filmin Sponsor Desteği Alma Durumunun Dağılımı Filmlerde Sponsor Desteği Dağılımı Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 Sponsor Desteği Alan Film Sayısı Sponsor Desteği Almayan Film Sayısı Toplam 2 8 10 1997 8 2 10 2007 6 4 10 Toplam 16 14 30 2007‟ye gelindiğinde Türk filmlerinde sponsor desteğinin azaldığı görülmektedir. 2007‟de sponsor desteği azaldığı halde ürün yerleştirme yapılan sahne sayısında 1997 yılına göre arttığına işaret etmektedir. Tablo 8. Çünkü sponsorluk uygulamaları 1990lı yıllardan itibaren Türk sinemasının gündemine girmiştir. daha çok sponsor ürünlerin kullanılmasıdır. Örneklemde bulunan 30 film içinde sponsor desteği almayan 16 film vardır. İzleyici sayısında görülen artış. 2009). almayan filmlere oranla anlamlı bir sıklığa sahiptir. Tablo 9‟daki dağılım. Ürün yerleştirme yapılan 216 sahne içinde sadece 10 sahnede sponsor ürünlere yönelik 11 http://www. İzleyici sayısı bir milyon üzerinde olan filmlerin örneklem olarak alındığı bir çalışmada (Taşkaya.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 123 Türk Sinemasında Sponsorluk ĠliĢkileri ile Ürün YerleĢtirme Uygulamaları Arasındaki ĠliĢkinin Yirmi Yıllık Periyotta Gösterdiği DeğiĢim Doksanlı yıllara doğru reklamverenlerin televizyon programlarının ve filmlerin sponsorluğuna ve yapımına yönelik ilgilerinin arttığı söylenmektedir (Mattelart. sponsorluk uygulamalarında da artışa neden olmuştur. Türkiye‟de 1987. 1995).com/sinema-haberleri/haber_98. 1990 sonrasında Türk sinemasına Eurimages‟ın maddi katkısı önemlidir.asp İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . sponsorluk alan film sayısı. Tablo 8‟de görülmektedir. Türkiye‟de izleyici sayısındaki belirgin artış 1990lı yıllarda başlamıştır.

olması ortaya koymaktadır (Tablo 10).dir. sponsor ürünün göründüğü sahne sayısının 10.. Sponsor ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı sahne sayısı 8‟dir ve bu sahnelerde sponsor ürünün oyuncu tarafından kullanıldığı süre sadece 56 sn. ürün yerleştirme uygulamaları yapılan sahne sayısı 216 ve bu sahnelerde yer alma süresi toplam 1823 sn. sürenin ise sadece 63 sn. Türk filmlerinin yapımcılık pratiğinde ürün yerleştirmenin salt sponsorluk ilişkileri çerçevesinde uygulanmasına yönelik bir ilkenin gelişmediği söylenebilir. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Yerleştirilen Ürünün Filme Sponsor Olma Durumu YerleĢtirilen Ürünün Sponsor Olma Durumu Ürün Sponsor Değil Ürün Sponsor Toplam 52 Sahne Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 52 Sahne 1997 72 Sahne 3 Sahne 75 Sahne 2007 82 Sahne 7 Sahne 89 Sahne 206 Sahne 10 Sahne 216 Sahne Toplam Buna göre. Tablo 9). Tablo 9. Sponsor ürünün sahnelenmesi sırasında oyuncu tarafından kullanılması. iken. reklamveren tarafından tercih edilen bir durumdur Tüketici örgütleri de izleyiciyi reklam izlediği uyarısı yapılmaksızın reklama maruz bırakılması noktasında ürün yerleştirme uygulamalarını sorgulamaktadır. Sayı:29 . Ancak Türkiye‟deki uygulamada giderek sponsor ürünler dışındaki ürünlerin de film içlerine yerleştirildiği. ürün yerleştirme yapılan diğer 206 sahnede yerleştirilen ürünlerin filme sponsor olmadığı bulgulanmıştır (bkz.124 M. Piyasa ilişkilerinin kar odaklı yaklaşımı çerçevesinde uygulanan ekonomi politikaları ve kuralsızlaştırma projeleri ile Türk sineması da diğer kültürel alanlarda olduğu gibi ilkelerin gelişmesine uygun bir alan olmaktan çıkarılmıştır. TaĢkaya yerleştirme yapılmış. 1987. Güz 2009. talep yönlendirici bir uygulama olarak kabul edildiği için. EPRA toplantılarında Avrupa‟da ürün yerleştirme uygulamalarının filmlerin sanatsal bütünlüğüne verdiği zarar tartışılmaktadır.

kitaplarda. Filmler. filmlerin de giderek „markalanmış medya malları‟ olarak kavramlaştırılmasına neden olmuştur. televizyon ve müzik yıldızlarının da kendi markalarını „yayacakları‟ temel araçlar sağlar” (Klein. 1987. Macintosh. 2002: 65. “Yeni birleşmiş büyük eğlence şirketleri. 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde Yerleştirilen Sponsor Ürünün Göründüğü Film. film kahramanlarının belli ürünleri kullanırken gösterilmeleri. programların İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 125 Tablo 10. Sony. daima birbiriyle ilgisiz holdinglerini karşılıklı promosyon üreten ağlar şeklinde birleştirebilecekleri araçlar ararlar ve bu genellikle Hollywood‟un etkileyici kişilikleri tarafından yaratılmış bir ünlü olmaktadır. Starbucks ve benzerleri gibi büyük şirketler için kaçınılmaz bir pazarlama aracı olması. Sahne ve Süre Dağılımı Filmlerin Gösterime Girdiği Yıllar 1987 Sponsor Ürünün Göründüğü Film Sayısı (Toplam Film Sayısı: 30) Sponsor Ürünün Göründüğü Sahne Sayısı (Toplam Sahne Sayısı: 216) Sponsor Ürünün Göründüğü Süre (Toplam Ürün Yerleştirme Süresi: 1823 Sn) Sponsor Ürünün Oyuncu Tarafından Kullanıldığı Sahne Sayısı (Sponsor Ürünün Göründüğü Toplam Sahne Sayısı: 10) Sponsor Ürünün Oyuncu Tarafından Kullanıldığı Süre (Sponsor Ürünün Göründüğü Toplam Süre: 60 Sn) 0 15 41 56 0 3 5 8 0 15 48 63 0 3 7 10 0 1997 1 2007 3 Toplam 4 Filmlere markalı ürünlerin yerleştirilmesinin Nike. dergilerde ve televizyonda karşılıklı promosyon yapabilmek için yıldızlar yaratır ve spor. 66). Reklamlarda ünlülerin kullanılması.

126

M. TaĢkaya

sunucularının ürün tavsiyeleri bu taktiklerin örnekleridir (bkz. Baudrillard: 1997: 243). Ürün ve hizmetin tüketimi bu taktiklerle teşvik edilmeye çalışılırken, sinema filmleri de çoğunlukla bu ürünlerce desteklenerek üretildikleri için daha ucuza mal edilmektedir. Galician ve Bourdeau‟nun, örneklemde 1977, 1987 ve 1997 yıllarına ait filmler içinde ürün yerleştirme ile en çok görünen markalar, görünme sayıları ve yerleştirildikleri film sayıları ile ilgili olarak saptadıkları veriler Tablo 11‟de görülmektedir (Galician ve Bourdeau, 2004: 22). Tablo 11. Hollywood‟da 1977, 1987 ve 1997 Yıllarında En Çok İzlenen 15er Film İçinde En Çok Görülen 10 Markanın Film ve Sahne Bazında Görünme Sıklığı Dağılımı

Marka Cola Mercedes Miller Chevy Pepsi-Cola Schlitz BMW Jack Daniels Cadillac CNN

Görünme sayısı 44 18 17 15 13 12 10 10 9 9

Film sayısı 20 9 8 10 5 3 7 4 5 4

Ürün bazında bakılacak olursa; ilk üç sırayı otomobil, cola ve bira paylaşmaktadır (Galician ve Bourdeau, 2004: 25). Tablo 12‟de görüldüğü gibi, ilk üç marka, sıralaması farklı olmak üzere, Türkiye için de aynıdır.

Güz 2009, Sayı:29

1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında…

127

Tablo 12. 1987, 1997 ve 2007 Yıllarında En Çok İzlenen 10ar Türk Filmi İçinde En Çok Görülen 10 Markanın Film ve Sahne Bazında Görünme Sıklığı Dağılımı

Marka Mercedes coca-cola Efes Pilsen JB BMW Honda Marlboro Jhony Walker Renault Philips

Görünme sayısı 18 11 9 7 7 6 5 4 4 4

Film sayısı 7 8 6 4 5 2 4 2 3 2

Türk filmlerindeki marka yoğunlaşmasına baktığımızda en sık kullanılan markanın Mercedes olduğunu Tablo 12‟de görebiliriz. Coca-cola‟nın ürün yerleştirmeye konu olma sıklığı Mercedes‟in hemen ardından gelmektedir. Efes Pilsen için yapılan ürün yerleştirme uygulamaları sıklık sıralamasında üçüncü konumdadır. Ürün yerleştirme uygulamalarında görünme sıklığı en fazla olan ilk on marka içinde dört ürün tütün ve alkol; dört ürün otomobil sektörüne aittir. Türk sinemasında ürün yerleştirme uygulamalarının sektörlere göre dağılımında otomobil sektörü birinci sırayı almaktadır. Otomobilin, kiralanması veya satın alınması, film yapımcılığında yüksek gider kalemlerinden birisidir. Yapımlarda, otomobil ihtiyacı genellikle sponsorlar aracılığı ile karşılanmaktadır. Tablodaki dağılımda tütün ve alkol ürünleri ikinci sırada yer almaktadır. Reklam kısıtı olan bu sektörün yüksek sıklığa sahip olarak bulgulanması, ürün yerleştirme ve sponsorluklar aracılığı ile tanıtım yoluna gitmekte olduğunu göstermektedir. Aynı Tabloda Marlboro sigarası da ilk on içinde altıncı sırada yer almaktadır.
İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

128

M. TaĢkaya

Wenner, izleyicilerin ticari bir düzeyde reklamın çekiciliğine kapıldıkları anın bilgisini edinme hakkına sahip olup olmadıkları sorusunun yanıtının, reklamcılıktaki aldatıcı uygulamaları sınırlayan yasanın mantığına göre, kesin olarak „evet‟ olması gerektiğini söylemektedir. Tüketiciler için bir yayının kendi başına reklam olduğunun belirtilmemesi halinde, ürün yerleştirme ya da çapraz promosyon uygulamalarında olduğu gibi gri bir alan içine düşülebilir. Bu gri alan, reklam kısıtı olan ürünler için fırsat olarak değerlendirilebilmekte, bu amaçla ürün yerleştirme uygulamalarından yararlanılmaktadır. Halihazırda devam eden para ödenerek yapılan ürün yerleştirme uygulamaları, Wenner‟e göre de teknik olarak illegaldir. Ürün yerleştirme, gerçeklik algısı yaratmak üzere yapıldığına göre, ürün desteği bağış mantığı ile gerçekleştirilmelidir. Tığlı (2004: 24), sponsorluk ile ürün yerleştirme uygulamalarını birbirinden ayırırken ürün yerleştirmelerde, sponsorlukta olduğu gibi bir duyuru/ilan yapma zorunluluğu olmadığını belirtmektedir. Oysa FCC (Federal Communications Commission), bu uygulamanın bildirilmesini şart koşmaktadır. FCC‟ye göre, ürün yerleştirme karşılığında programların sonunda marka isimleri listesine bakılarak „verilen promosyonel bedelin‟ kabul edildiği görülebilir ve reklam amacı anlaşılabilir. Wenner (2004) ise FCC‟nin bu uyarısındaki tutarsızlığa işaret etmekte ve bu uygulamanın da kamu yararına bir sonuç yaratmaktan uzak olduğunu vurgulamaktadır: “FCC‟nin ödeme karşılığı yerleştirmeyi yasaklaması, bir anlamda çok daha yoğun ürün bütünleştirme stratejisini teşvik eder, çünkü gelişen bu tarz çapraz pazarlama ortaklıkları ve ürün programlama radar silahı altına düşer. Film içinde, ürün yerleştirme bildirimi düzenlenmemiştir ve sonuç olarak tutarsızdır. Ürün yerleştirmesi yapılan markalar, izleyiciler marka mesajlarını çoktan süzüp aldıktan sonra, filmin sonunda jenerikte sunulmaktadır” (128). Aslında bu durum Neo-liberal ekonomi politikalarının piyasa taraftarı kuralsızlaştırma yaklaşımlarının uzantısıdır. Neo-liberal politikalar kapsamında yapılan düzenlemelerde kamu yararı değil, Pazar dinamiklerinin kar odaklı seyrinin sürdürülmesi esas alınmaktadır. Sonuç Türkiye‟de 1980‟lerden sonra satış artırımına yönelik bir faaliyet niteliğine bürünen ürün yerleştirme uygulamalarında 2000‟li yıllarda görülen, film, sahne, süre ve ürün sayısı bazındaki artış, ekonomik ve politik arka planı ile sorgulanmalıdır. Türkiye‟de 1980lerde uygulanmaya başlayan neo-liberal ekonomi politikaları, kar odaklı üretim anlayışını kültürel ürünler için de yerleşik hale getirmiştir. Neo-liberal

Güz 2009, Sayı:29

1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında…

129

ekonomi politikalarının desteklediği serbest pazar girişimleri, kendi kurallarını piyasa odaklı hareket noktası ile dayatmaya da bu yıllarda yoğun olarak başlamıştır. Piyasa aktörleri, salt kar hedefine odaklanarak talebin artırılması için gerekli tüm yolların zorlanması için sürekli girişimlerde bulunmaktadır. Tüketimin yönlendirilmesine ilişkin girişimler, ürün yerleştirme faaliyetlerini de kapsamaktadır. Bu noktada pazar liberalleri, piyasa ekonomisine uygun politikaların oluşturulması için çoğu zaman baskı grubu olarak çalışmaktadırlar. Sinema filmlerinde ürün yerleştirme uygulamalarının yasal zeminden yoksun ve keyfi uygulamalar halinde sürdürülmesini de bu politikalar kapsamında değerlendirmek kaçınılmazdır. Bu araştırmada incelenen sinema filmlerindeki ürün yerleştirme uygulamalarında reklam kısıtı olan ürünlerden tütün ve alkol ürünlerinin sektörel dağılımda ikinci sırada yer aldığı bulgulanmıştır. Bu durum reklam kısıtının aşılması niyeti ile açıklanabilir. Bu da neo-liberal ekonomi politikalarının, kuralların esnetilmesi için sunduğu zeminlere örnek olarak verilebilir. Türkiye‟de ürün yerleştirme uygulamalarında kullanılan stratejiler, reklam yapma niyetinin gizlenmesine yönelik olarak seçilmektedir. Bu nedenle en fazla tercih edilen strateji, optik doğal yerleştirme olarak adlandırılan, ürünün doğal ortamında sunulduğu stratejidir. Ürünün oyuncu tarafından kullanılırken sunulması ise beklenen etkiyi güçlendirmeye yöneliktir. Reklamcılık uygulamalarında sıklıkla başvurulan bir yöntem olan „reklamda ünlü kullanımı‟, tüketicinin talebini yönlendirici etkiye sahiptir. Ürün yerleştirme uygulamalarındaki „talep yönlendirme niyeti‟ bu uygulamaların yoğunlaştığı stratejiler üzerinden okunabilmektedir. Bu araştırmada incelenen filmler içinde ürün yerleştirmeye konu olan ürünlerin film içinde çoğunlukla oyuncular tarafından kullanılıyorken gösterilmesi, ürün yerleştirme uygulamalarının, filmi desteklemekten çok reklam amacı taşıdığına işaret etmektedir. Piyasa güçlerinin gerek ekonomik gerekse politik arenada yönlendirici güce sahip olması nedeniyle, sinema filmlerinin markaların geçit töreni yapabileceği mecralara dönüşme tehlikesi altında olduğuna ilişkin tartışmalar da devam etmektedir (bkz. Wenner, 2004). Bu durumun Türk sineması için de geçerli olduğu, ürün yerleştirme uygulamalarındaki artış ve süregiden kuralsızlık göz önüne alındığında öngörülebilir. Türkiye‟de neo-liberal süreçte reklam ve program arasında amorf özellikler sergileyen tüm medya içeriklerindeki dönüşüm, sinema filmlerinde de gözlenmeye başlanmıştır.

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

130 KAYNAKÇA M. (2003). Çaplı. s. Medya ve Etik. J. 15–36 Gartner. (Spring) içinde. Henry Stewart Conferences and Publications C. (2004). Ankara: Birlik Yayıncılık. Sosyal Devlet Biti. Başkaya.. C. “Pazarlama İletişiminde Yeni ve Güncel Bir Uygulama: Ürün Yerleştirme”. Gülsoy. S. Galbraıth. Gupta. E. Boston: Houghton Mifflin Company. S. Tüketim Toplumu. Güz 2009. http://csmweb2. “Separating Advertising From Programme Content: The Principle And Its Relevance In Comunications Practise”.37–50 Govani. J. (1986). G. F. Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Dergisi içinde. J.emcweb. S. (2004). Reklam Terimleri ve Kavramları Sözlüğü. F. Türkiye Ekonomisinde İki Bunalım Dönemi: Devletçilikten 24 Ocak Kararlarına. B. İletişim ve Emperyalizm. “ The Evolution of Product Placements in Hollywood Cinema: Embedding High-Involvement „Herotic‟ Brand Images. NY: Best Business Boks. J. (1997). No: 4.1. M.2003) Gül Sallan. 101-112 Başaran.ve Bouedeau P.06. T. 10. Mary-Lou Gallician. s. Trends and Ethics. Vol: 13. S. (2000).). İstanbul: Etik Yayınları. 14. Sayı:29 . “Temporal Influences on Image Change”. s: 635–644. (1986). “Product Placement in Movies – It is Really So Bad?”. İstanbul: Adam Yayınları Gürel. TaĢkaya Baerns. Ankara: Ütopya Yayınevi. Ankara : İmge Kitabevi Yayınları.com/durable/1999/02/10/p11s1. Annals of Tourism Research. s. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Journal of Communication Management. B.(1967). (2004). W. (1999). Handbook of Product Placement In The Mass Medıa: New Strategies in Marketing Theory. ABI/INFORM Global. No: 1/2 içinde. “Consumers‟ Perceptions of the Ethics an Acceptability of Product Placements in Movies” Issue and Research in Advertising.7-23. Gould. S.ve Alem. 6.htm ( Erişim: 10. Baudrıllard. s. Journal of Promotion Management. (1997). Practise.8. (2002). B. The New Industrial State. (1999).K. Galıcıan. Yaşasın Piyasa. (Der.. P.

N. Inc. “Türk Sinemasında Ürün Yerleştirme Stratejileri” Akdeniz İletişim Dergisi. Open University McChesney. Beyin İğfal Şebekesi.” Advences In Consumer Research. Kamuda ve Özel Kesimde Halkla İlişkiler. Oxford: Basil Blackwell Kleın. International Symposium. (Nisan.N. “Popular Culture and the Construction of Postmodern Identities”. s.16. 10. “Hollywood the Ad”. Murdock.217–237 Antalya: Akdeniz Üniversitesi Matbaası Smith. (2009). C. “Product Placement in Late Turkish Cinema”. ve Friedman.S. (der. Türk Filmleri Sözlüğü. Wood. March).. (2006).20-30. S: 11.M. Mıller. vd. s:7-38. (Der. 1 (25): s. (1977). S.B. (1998). C. 83-91 Taşkaya. Vol.Communication in the Millenium. “Casting Product for Special Effect”.İ. ve Gül T. 6th. Çev. Dergisi. R. “Towards A Framework of Product Placement: Theoretical Propositons..(1998). (2008). Bölüm). çev: I. (2002).M. McChesney. (2005). S. M. M.5.B. Lash. E.10. “Fütüristik Ürün Yerleştirme”. Bevarage World. “Küresel İletişimin Politik Ekonomisi” Kapitalizm ve Enformasyon Çağı – Küresel İletişim Devriminin Politik Ekonomisi. Question of Control”..) içinde. (1995). Nalan Uysal.) Modernity and Identity. Özgüç. İstanbul: Sümbül Basımevi Pekman. İstanbul: Bilgi Yayınları. Çev. N.1980’lerden 2000’lere Türk Sinemasında… 131 Gürel.F. B. Mass Media 95/96-Annual Editions içinde Editor: Joan Gorham.W (2003). s. S. Politikanın İletişimi İletişimin Politikası. Ankara: Turhan Kitabevi. Mass Media Communication an Society (Ders Notları. (1995). Köker. Ankara: Epos Yayınları. Haziran). Mayıs.Connecticut. (1992). R. (2006). Ankara: Vadi Yayınları Mattelart A. (1988). Guilford. Pİ (Pazarlama ve İletişim Kültürü Dergisi) içinde.W. “Patterns of Ownership. Foster J. Kazancı. Gürbüz. The Dushkin Publishing Group. D. İstanbul: Lazer Ofset Russell. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. “Televizyon Dizilerinde Marka Yerleştirme Stratejileri Üzerine Bir Araştırma” Akdeniz İ. C. J. 104. 6. No Logo. A. S.E. C. Kellner. Çınga. s: 72-80. Antalya (Yayımlanma Aşamasında) İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . J. E. Uluslar arası Reklamcılık.ve Alem. (1985.. C.1: s: 339– 345.357–362 Sarıyer. G.. A.

London ve New Delhi: Sage Publications.com/gise. (1934). (1989). J. TaĢkaya Tığlı. Newbury Park. (1994). L. D.: Bayraktar. Ankara: Vadi Yayınları. C. Yaylagül. ve Akçalı E.08. No: 1/2 içinde. Barbara J.) içinde. Sinemada Anlatı ve Türler. H. (2004). Trends and Ethics. (der) içinde. İkna Edici İletişim. N. The Theory of Leisure Class. İstanbul: Türkmen Kitabevi Türksoy. ve Gürata. A.intersinema. “What‟s So „New‟ About the „New‟ Technologies in Hollywood? An Example of the Study of Political Economy of Communications”: Rethinking Communications: Volume 2 Paradigm Exemplars (içinde). F. Wenner. M. Sayı:29 . http://www. Journal of Promotion Management.2008) Güz 2009. Sağlık ve Bilimsel Araştırma Çalışmaları Vakfı Yayınları No:94. Practise. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Eğitim. (2006). A. NY: Best Business Boks. Mary-Lou Gallician.). T. Dalay. (2004).com/sinema-haberleri/haber_98. (Der. Türk Film Araştırmalarında Yeni Yönelimler 5. Lawrance Grossberg. O‟Keefe ve Elen Wartella. NewYork: The Modern Library Wasko. 10. s. “1960–1970 Dönemi Türk Sinemasında Düşünce Akımları”.php?action=goToBoxOfficePage&type=0& year=&firma= (Erişim: 25. 101-134. Bir Aktör Olarak Markalar: Ürün Yerleştirme. L. “Sinema ve Reklamın Gizli Buluşması: Ürün Yerleştirme”.asp Mayıs. s: 474485. Handbook of Product Placement In The Mass Medıa: New Strategies in Marketing Theory. Küçükkurt. s: 232.132 M. İstanbul: Bağlam Yayınları Veblen.sinematurk. Yüksel. 2009) (Erişim: 31 http://www. (Ed. Editors: Brenda Dervin. “On The Ethics of Product Placement in Media Entertainment”. A. (2004).

güveni. Halkla ilişkiler. and rulers always need to have the support of their environments in order to be influential.Ü. and in power struggles since the old ages. örgütlerin kendilerini ifade edebilmesi gibi açılardan günümüzde önemli işlevlere sahiptir. and to obtain social legitimacy besides legal legitimacy.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. and technological conditions of the time period. kuruluşlar. Propaganda. The contemporary public relations studies do not have a long history. we can observe the existence of core of public relations within the relationship between organizations and their environment. Anahtar Kelimeler: Halkla İlişkiler. Social Legitimacy. İnsanlar hızlı bir şekilde çevrelerinde olup bitenlere karşı ilgilerini. Knowledge and Communication Technologies * Doçent Doktor. trust. halkla ilişkilere özgü bir nüveyi çok eski çağlardan bu yana süre gelen örgüt-çevre ilişkilerinin. yasal meşruiyetin yanı sıra toplumsal meşruiyet de elde edebilmek adına her zaman için çevrelerinin desteğine gereksinim duymuşlardır. kendi yaşamlarını ilgilendiren kararlara katılma iradelerini kaybetmektedirler. toplumsal taleplerin belirlenmesi. G. önemini yitireceğine ilişkin önemli göstergeler vardır. economic. and obedience that they need in democratic societies in which the idea of pluralism has been rooted. iktidar mücadelelerinin içerisinde görebilmek mümkündür. Kurumlar. yönetme erkini elinde bulunduranlar etkili olabilmek. Bu desteğin elde ediliş yöntemi ise dönemin siyasal. Ancak. public relations have important functions for observing social changes. rızayı elde etmek için gösterdikleri planlı ve sistemli iletişim çabalarıdır. The institutions. Key Words: Public Relations. Nevertheless. çoğulculuk anlayışının gelişmiş olduğu demokratik toplumlarda örgütlerin gereksinim duydukları toplumsal desteği. Toplumsal Meşruiyet. the simple propaganda techniques were evolved into public relations. BUGÜNÜ VE GELECEĞĠNE ĠLĠġKĠN BĠR DEĞERLENDĠRME Ayhan BĠBER* ÖZET Halkla ilişkiler. and for providing opportunities for organizations to express themselves. However. In contemporary age. Günümüzdeki anlamda halkla ilişkiler çalışmalarının tarihsel arka planı çok eski değildir. 7(2). Propaganda. teknolojik koşularına bağlı olarak değişmiş. toplumsal değişimin izlenmesi. The ways of obtaining this support have changed in accordance with the changing political. determining social demands. Bilgi ve İletişim Teknolojileri An Analysis of Yesterday.ĠletiĢim Fakültesi ĠletiĢim 2003/18 . and their will to participate in decision-making process that will affect their life. yakın bir gelecekte bu işlevini. 237- HALKLA ĠLĠġKĠLER ÇALIġMALARININ DÜNÜ. basit propaganda tekniklerinden halkla ilişkilere doğru evrilmiştir. Today and Tomorrow of Public Relations Studies ABSTRACT Public relations are systematic and planned communication strategies of organizations to obtain social support. there are some clues to propose that public relations will not be able to fulfill these functions in the near future since people have been loosing their interests to their environments. organizations. Bununla birlikte. ekonomik.

sevk ve idare edilmesine iliĢkin yöntemlerinin de değiĢtirilmesini zorunlu hale getirmiĢtir. Sayı:29 . propaganda. duyurmak ve kabul ettirmek zorunda kalmıĢlardır. halkla iliĢkiler gibi yöntemler arasındaki farklılık ise manipülasyonunun derecesinden. teknik veya araçla olursa olsun. örgütsel çıkarın yanı sıra gözetilen toplumsal faydadan kaynaklanmaktadır. Toplumların sosyal. Siyasal. ikna etme. yönetme erkini elinde bulunduranlar. Hangi yöntem. ticaret yapmaya baĢlamalarına koĢut olarak. rıza elde etme gibi çabaların da ortaya çıktığı görülmektedir. toplumsal gereksinimleri karĢılamak için oluĢturulmuĢ toplumsal sistemler daha dünyevi. yönlendirme. etik kaygılardan ne kadar uzak olduğu buna karĢılık halkla iliĢkilerin birleĢtirici. iliĢki kurmaya. daha sonra ise halkla iliĢkiler kapsamında değerlendirilen çalıĢmalara doğru evrildiği anlaĢılmaktadır. Farklı bir ifadeyle. ekonomik. Konu ile ilgili yapılan akademik çalıĢmalarda uzun zamandır bu farkın altı çizilmekte ve halkla iliĢkiler propagandadan daha farklı bir yere oturtulmaya çalıĢılmaktadır. Biber Uygarlık tarihinin belli bir döneminde insanların yerleĢik düzene geçip bir arada yaĢamaya. belli bir iktidar alanını iĢgal edenler. kitlelerin yönlendirilmesi. belli konularda kamuoyu oluĢturmaya. siyasal açılardan değiĢmesi. amacından. tutum ve davranıĢ değiĢimi meydana getirme. sivil toplum örgütleri gibi her türlü tahakküme karĢı direnç oluĢturabilecek dinamiklerin ortaya çıkması. örgütlenmeye. daha önceki dönemlerde zihinlere çekiç ile çakılmaya çalıĢılan düĢünce. Bu bağlamda. teknolojik geliĢmelere bağlı olarak üretim. onay yaratma. tutum ve davranıĢlarının değiĢtirilmesi. kamuoyunu Ģekillendirmeye veya onun desteğini elde etmeye yönelik tüm çabaların içerisinde manipülatif bir yönün mutlak bir Ģekilde bulunduğunu söylemek mümkündür. anlayıĢ veya ideolojiler günümüzde çok ince uçlu kalemlerle hat sanatçılarına özgü bir maharetle “zarifçe” iĢlenir olmuĢtur. iktidar iliĢkileri değiĢmiĢ. baskı grupları. demokratik kazanımların artması.134 GiriĢ A. sosyal. dengeleyici ve uyumlaĢtırıcı yönü vurgulanmaktadır. bu zorunluluğun var ettiği bir olgu olarak kabul edilmektedir. Halkla iliĢkiler. tüketim. Diğer yandan. ajitasyon. daha rasyonel meĢruiyet dayanakları bulmak. her fırsatta propagandanın ne kadar kutuplaĢtırıcı. radikalleĢtirici ve kıĢkırtıcı bir etkiye sahip olduğu. Çünkü halka iliĢkiler çalıĢmaları Güz 2009. ekonomik. baskı ve Ģiddetten katı propaganda uygulamalarına. Tarihsel süreç içerisinde bu çabaların.

Bununla birlikte. hacim ve nitelik olarak nerelere varabileceği ayrıntılı bir Ģekilde ele alınıp tartıĢılacaktır. daha kapsayıcı bir ifade ile toplumsal meĢruiyetin sağlanması ve sürdürülmesi mümkün olabilmektedir. çok kudretli hükümdarlar. bu tür çalıĢmaların süreç içerisinde halka iliĢkilere doğru evrilmiĢ. selamlaĢma biçimlerini tercih ederek kendisine yönelik bir sempati yaratma yoluna gittiğinden söz edilmektedir. iktidar mücadelelerinin içerisinde görebilmek mümkündür. güven. desteğine gereksinim duymuĢlar ve bu gereksinimin karĢılanmasına yönelik olarak çeĢitli yöntemler geliĢtirmiĢlerdir. Hıristiyanlığın yayılmasını sağlamak amacıyla Ġnancı Yayma Meclisi anlamına gelen Congregatio de Propaganda Fide adında bir birim oluĢturarak. rıza veya saygınlık elde etme yöntemi olarak kabul edilmektedir. Osmanlı PadiĢahlarının Cuma namazı öncesi halkla söyleĢtikleri. sistemli ilk propaganda çalıĢması Hıristiyanlığın yayılması ile ilgilidir ve propaganda sözcüğü de zaten "yayılması gereken" anlamına gelen propagand Latince kökünden gelmektedir. güvenin. bilinen planlı. rızanın. Yukarıdaki tespitlerden hareket edilerek tasarlanan bu çalıĢmada. hükmetme yetkisini tanrıdan aldıklarını öne süren padiĢahlar bile belli durumlarda yönetimleri altında olan insanların onayına. yakın gelecekte ne ifade edeceği. toplumsal faydanın. geliĢiminde rol oynayan temel dinamiklerin neler olduğu. halkla iliĢkiler kapsamındaki çalıĢmalarının boyut. Çok güçlü. Bu misyonerler çeĢitli propaganda İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Ancak bunlar. ideoloji veya inanıĢ etrafında örgütlemeye yönelik propaganda kapsamındaki uygulamaların kökenleri Atina. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 135 sayesinde gereksinim duyulan onayın. krallar. günümüzdeki örgütler açısından halkla iliĢkilerin ne ifade ettiği. onay. Büyük Ġskender’in uygulamaları bu yöntemlere çokça verilen örneklerden birisidir. rızasına. halkla iliĢkiler olgusunun ortaya çıkıĢında. 30 yıl savaĢlarının devam ettiği 1622 yılında Papa XV Gregory. etik kaygıların fazla gözetilmediği propaganda niteliğinde çalıĢmalardır. Ancak.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. tebdil-i kıyafetle halkın arasına karıĢıp onların kendisine yönelik duygu ve düĢüncelerini öğrenmeye çalıĢtıkları bilinmektedir. Hıristiyan olmayan ülkelere misyonerler göndermiĢtir. HALKLA ĠLĠġKĠLER OLGUSUNUN TARĠHSEL GELĠġĠMĠ Halkla iliĢkiler. Kitleleri etkilemeye. belli bir düĢünce. Roma gibi çok eski uygarlıklara dayanmakla birlikte. demokratik toplumlara özgü bir kamuoyu oluĢturma. halkla iliĢkilere özgü bir nüveyi çok eski çağlardan bu yana süre gelen toplumsal iliĢkilerin. halkın dertlerini dinledikleri. Ġskender’in iĢgal ettiği bölgelerin yöresel kıyafetlerini. bir anlamda halkla iliĢkilere nüve oluĢturmuĢ çalıĢmalar olduğunu belirtmek gerekir.

Sayı:29 . geliĢmiĢ ve 19. Çünkü Sanayi Devrimi ile ĠletiĢim Devrimi aynı sürecin parçaları olarak kabul edilmektedir (Briggs ve Burke. Bu süreçte propaganda çalıĢmaları boyut ve içerik olarak farklılık göstermeye baĢlamıĢ. 1997: 5). 1993: 407). Sanayi Devrimi ile kitlesel üretim gerçekleĢtirildiğinden. geniĢ bir siyasal katılıma ve güçlü bir sivil topluma olanak verecek Ģekilde inĢa edilmiĢtir. Tüm bu yaĢananlardan sonra propaganda sözcüğü insanlara soğuk gelmeye. görünür olmaya baĢlamıĢtır (Kazancı. 1787 Anayasasıyla ulusal birliği sağlayan ve federatif bir yapıya kavuĢan Amerika. Günümüzdeki anlamda halkla iliĢkiler çalıĢmalarına temel oluĢturan sektörel ve akademik altyapı ağırlıklı olarak Amerika BirleĢik Devletleri’nde doğup. Hitler’in peĢine takılarak insanlığın büyük bir trajedi yaĢamasına. daha kısa sürede. tanıtımın da. BolĢeviklerin çalıĢmaları ile önemli mesafe almıĢ. Propagandanın büyüsünün Hitler’le birlikte bozulmuĢ olmasına rağmen. Bu “zirve” noktası aynı zamanda siyasal propagandanın ölüm noktası anlamına da gelmektedir. 2004: 129). Siyasi anlamda geniĢ çaplı. Dünya SavaĢı’ndan yenik çıkmıĢ. daha etkili bir Ģekilde ulaĢabilmenin yöntem ve teknikleri aranmaya baĢlanmıĢtır. yüzyılın ikinci yarısında baĢlayan Sanayi Devrimi propaganda çalıĢmaları açısından önemli bir kırılma noktasıdır. Amerika’daki federal sistem. gururu incinmiĢ Almanya. Katılıma ve sivil örgütlenmelere olanak veren bu siyasal yapı. planlı. halka iliĢkilerin kendisini propagandadan farklı bir yere oturtma çabaları 1900’lü yılların baĢında görülmeye baĢlanmıĢtır. Hitler’le “zirve” noktasına ulaĢmıĢtır. Tocqueville’e (1994) göre. yüzyılın sonlarına doğru belirginlik kazanmaya. ekonomik. büyük acılar çekmesine. siyasal. dağıtımın da tüketimin de kitlesel olması gerekmiĢtir. hoĢ olmayan Ģeyler çağrıĢtırmaya baĢlamıĢtır. 18. bu kaynakları iĢleyerek üretimi gerçekleĢtirecek olan insan kaynağının yönlendirilmesi. sosyal iliĢkilerin uluslararası boyutta yeniden düzenlenmesine neden olmuĢtur. Biber teknikleri kullanarak değiĢik coğrafyalarda kendi inançlarını yaymaya çalıĢmıĢlardır (Pflaum ve Pieper. halkla iliĢkiler çalıĢmalarının geliĢip yaygınlaĢmasına olanak sağlayacak uygun bir zemin yaratmıĢtır.136 A. Güz 2009. çalıĢma motivasyonunun sağlanması propaganda çalıĢmalarıyla gerçekleĢtirilmiĢtir. daha geniĢ kitlelere. iktisadi ve siyasi yönlerden hızlı bir geliĢim göstermiĢtir. Çünkü Hitler ve ekibinin uyguladığı propaganda çalıĢmaları sayesinde I. sistematik propaganda çalıĢmaları ise Fransız Ġhtilali ile baĢlamıĢ. Kitlesel üretimin gereği olarak gereksinim duyulan büyük hammadde kaynaklarının elde edilmesi.

Kitle iletiĢim araçları geliĢip yaygınlaĢmamıĢ. bilgi alması sağlanmalıdır. Yayımladığı bazı kitapçıklarla halkla iliĢkilerin özel sektördeki ilk örneklerini ve ilkelerini ortaya koymaya çalıĢan Lee. Basınla sağlıklı iliĢkiler kurulmalı. çalıĢmalarını yürütürken kamuoyunun hassasiyetlerini. 2001: 15). geliĢip yaygınlaĢmasına çok elveriĢli değildir. demokratik kazanımlar yeterince sağlanmamıĢ. Bernays’ın çalıĢmaları önemli kilometre taĢları olarak kabul edilmektedir (Faulstich. 1995: 6): KiĢi ya da kuruluĢlar. 1967: 2). Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 137 Halkla iliĢkiler (Public Relations) kavramı ilk olarak dönemin Amerika BirleĢik Devletleri BaĢkanı Thomas Jefferson tarafından 1807 yılında 10. Serbest gazeteci olarak çalıĢan Ivy Lee. Kaynaklar. basın ile iĢ çevresini birbirine yakınlaĢtırmaya çalıĢmıĢ. gereksinimlerini ve beklentilerini dikkate almalıdırlar. Toplumu ilgilendiren geliĢmelerden. çoğulculuk. kendi çıkarlarını ön planda tutanlar Ģeklinde olumsuz bir imaj edinmektedirler. Bu tür geliĢmeler esas olarak 1900’lü yılların baĢından itibaren ivme kazanmıĢtır ve bu süreçte. sosyal sorumluluk anlayıĢı geliĢmemiĢtir. Daha sonra Dorman Eaton adlı New York’lu bir hukukçu.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. Kongre’ye gönderilen BirleĢik Devletler’in dıĢ iliĢkileriyle ilgili bir mesajda kullanılmıĢtır (Kunczik. 2002: 18). basın aracılığıyla topluma verilecek bilgilerde doğruluk ve dürüstlük ilkesine kesinlikle uyulmalıdır. aynı zamanda halkla iliĢkileri meslek olarak icra eden ilk kiĢi unvanına da sahiptir. bültenler hazırlayarak iĢ çevrelerinin kamuoyuna seslenebilmesine olanak tanımıĢtır. Topluma karĢı yeterince açık olmayan. Bernays'dır. bir gazeteci olan Ivy Lee ile konunun akademik boyutuyla ilgilenen Edward L. kapalı kapılar ardında gizli iĢler çevirenler. Edward L.Pieper. herhangi bir örgüt ile kamuları arasındaki iliĢkinin nasıl olması gerektiği konusunda Lee Ģu açıklamaları yapmıĢtır (Ertekin. değiĢikliklerden toplum mutlaka haberdar edilmeli. Ancak dönemin koĢulları bu olgunun tam olarak anlaĢılmasına. “Prensipler Bildirisi” baĢlığı altında. Bernays'ı alanda akademik çalıĢmalar yapan ilk kiĢi olarak belirtmektedirler (Pflaum . Lee. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . çalıĢmalarını gizlilik içinde yürüten örgütler. 1882 yılında Yale Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde mezunlara hitaben yaptığı “Hukuk Mesleğinin Halkla ĠliĢkileri ve Ödevleri” baĢlığını taĢıyan bir konuĢmayla dikkatleri bu kavrama çekmiĢtir (Orrick. 1916 yılında John Rockfeller’ın danıĢmanlığını yapmaya baĢlamıĢ ve ilk halkla iliĢkiler bürosunu kurmuĢtur. Halkla iliĢkilerin geliĢimine sağladığı önemli katkılar açısından üzerinde durulması gereken bir diğer kiĢi de.

Sayı:29 . sözcüklerin yerinde ve doğru kullanılmasına dikkat edilmelidir. 1988: 26). Bir ziraat mühendisi olan ve rastlantılar sonucu halkla iliĢkiler çalıĢmalarına baĢlayan Bernays. Renkli bir kiĢiliğe sahip olan Bernays. mücevherden sigaraya kadar çok değiĢik alanlarda çalıĢmalar yürüten kuruluĢlarda danıĢmanlık yapmıĢtır (Mardin. gerçekler karĢısında çok çabuk hayal kırıklığına uğramaktadırlar. “Basın Temsilcisi”. Ġlk özel bürosunu 1919 yılında New York'ta açan Bernays. Alıcı konumundaki kiĢi ya da kiĢilerle etkili bir iletiĢim kurabilmek için iletilen mesajın yanlıĢ anlaĢılmaya olanak vermeyecek Ģekilde. Hedef kitle çok iyi tespit edilerek. 1976: 15). sonunda yaptığı iĢi en iyi tanımladığına inandığı “Halkla ĠliĢkiler DanıĢmanlığı” ifadesini kullanmaya baĢlamıĢtır. yaptığı teorik çalıĢmalar ve sektörde edindiği deneyimler sonucunda halkla iliĢkilerle ilgili bugün hala geçerliliğini koruyan Ģu tespitleri ortaya koymuĢtur (Ertekin. Ġnsanların beklentileri çok fazla olduğunda. Bir halkla iliĢkiler uzmanı empati yeteneğine sahip olmalı. hedef kitleyi meydana getiren kiĢiler ya da gruplar çok yönlü irdelenmelidir. Güz 2009. Daha sonra yayınlamaya baĢladığı “Contact” isimli dergide de halkla iliĢkiler konusunu açıklamaya çalıĢmıĢtır (Ertekin. Bu alanda görev yapanlar. Yaptığı iĢe uygun bir isim bulma düĢüncesini her zaman zihninde canlı tutan Bernays. Biber 1993: 224). yaptığı iĢi “Tanıtma ĠĢinin Yönetimi” olarak adlandırmıĢtır. salamdan sabuna. müĢterileri ile iliĢkilerinde bu gerçeği her zaman göz önünde bulundurmak durumundadır. masa baĢında oturarak hedef kitleyi oluĢturanları anlayabilmek mümkün değildir. 1995: 8). özellikle kavramların anlamlarını çok iyi bilmek durumundadırlar. 1988: 26). Bernays. Bu Ģekilde adlandırmasının nedenini ise kullanılmakta olan. Bir halkla iliĢkiler uzmanı. “Kamuyu Aydınlatma” ya da “Reklam Yönetimi” gibi kavramların kamuoyunda bazı olumsuz çağrıĢımlara neden olduğu Ģeklinde açıklamıĢtır.138 A. Bernays’ın 1923 yılında yayınladığı “Crystallizing Public Opinion” (Kamuoyuna Biçim Verme) isimli eseri de bu alanda yayınlanmıĢ ilk eser olma özelliğini taĢımaktadır (Mıhçıoğlu. halkla iliĢkiler konusunda üniversitelerde dersler vermiĢ ve alanın ilk uzmanı olarak kabul edilmiĢtir (Mardin. 1995: 11): Halkı anlayabilmenin ilk Ģartı yüz yüze iliĢki kurmaktır. kendisini hedef kitlenin yerine koyarak onları daha iyi anlamaya çalıĢmalıdır.

yaygınlık ve geçerlilik kazanmasına olanak verecek koĢullar oluĢmuĢtur. halkla iliĢkiler açısından bir kırılma noktası olarak kabul edilmektedir. Bu aĢamada. Örgüt ve çevresi arasındaki iliĢkinin sistem yaklaĢımından hareketle incelenmesi sonucu. sistemin istikrarına. amaçlara göre yönetim. halkla iliĢkilerin “doğasının açıklanmasında. 2004: 25– 30). kendi temel gereksinimlerini bağdaĢtırmak. halkla iliĢkilerin akademik bir çalıĢma alanı olarak geliĢmesine. sağlıklı bir Ģekilde iĢlemesine kendilerinin de katkı yapmaları gerektiğini. her türlü tahakküme karĢı direnç oluĢturabilecek sivil toplum örgütleri gibi yeni güç odaklarının ortaya çıkması ile birlikte. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 139 1929 yılında baĢlayan büyük ekonomik kriz. Böyle bir anlayıĢın geçerlilik kazanmaya baĢlaması. halkla iliĢkiler olgusunun geliĢip yaygınlaĢmasında pay sahibi olan önemli etkenlerden birisi olarak kabul edilmektedir (Jarren ve Röttger. iletiĢim gibi sosyal bilim dallarına bağlı olarak geliĢimini sürdüren ve eklektik bir alan görüntüsü veren halkla iliĢkilerin kendi özgün kuramını oluĢturabildiğini bugün hala söyleyebilmek mümkün değildir. Halkla iliĢkiler demokratik rejimlerde akademik bir çalıĢma alanı olarak geçerlilik ve yaygınlık kazanmaya baĢlamıĢtır. dıĢ çevre ile kesin sınırlarla ayrılma olanağı bulunmayan ve temel amaçlarını gerçekleĢtirebilmek için çevreden gelen baskılarla. II. Kriz nedeniyle halkla iliĢkilere duyulan gereksinim daha da artmıĢ. konuyla ilgili yayınların sayısındaki artıĢ sonucunda ise akademik eğitimin gerekliliği konusunda görüĢ birliği oluĢmuĢtur. sosyoloji. özel çıkarlarla kamu yararını ortak zeminde buluĢturmak anlayıĢı kabul görmeye baĢlamıĢtır (Peltekoğlu. Halkla iliĢkilerin 1930–1940 yılları arasında bir meslek olarak benimsenmeye baĢlamasıyla birlikte uygulamalar daha geniĢ kesimlere yayılmaya baĢlamıĢ. örgütlerin dıĢ çevrelerinden soyutlanamayan. sistem yaklaĢımının halkla iliĢkileri kuramsal temellere oturtmak açısından uygun bir zemin sağladığı söylenebilir. Ayrıca bu yaklaĢım. bir etkileĢim sistemi olarak sonul amacının belirlenmesinde” (Uysal. yönetim. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 1986: 58) gereksinim duyulan genel çerçeveyi baĢarılı bir Ģekilde sağlamaktadır. uyumlaĢtırmak zorunda olan sosyal sistemler oldukları düĢüncesi geçerlilik kazanmaya baĢlamıĢtır (Daft. 1998: 59). sistemin bir yerinde oluĢan bozulmanın tüm alt sistemleri etkilediğini yaĢayarak öğrenmiĢlerdir. Çünkü büyük firmalar. Dünya SavaĢı sonrası yönetim alanında sistem yaklaĢımı.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. durumsallık yaklaĢımı gibi örgüt çevresini daha fazla dikkate almayı gerektiren yeni yaklaĢımların ortaya çıkması. ekonomik yaĢamın canlanması. Sosyal psikoloji. 1983: 42).

Sayı:29 . toplumların karmaĢık bir yapıya bürünmesine neden olmuĢ. politik. Çünkü iktidarlar ne tür bir niteliğe sahip olurlarsa olsunlar belli bir halk desteği olmadan yaĢayamamaktadırlar. insanın. ekonomik. tarihsel süreç içerisinde değiĢebilmektedir. öngörülmeyen birçok yeni sorun ortaya çıkmıĢtır. bir süre sonra sosyolojik anlamda bir meĢruiyet kriziyle karĢı karĢıya kalmakta. çevresinde üretim yapan örgütlerden uygun fiyat ve kalitenin yanı sıra. BaĢka bir ifadeyle. MeĢruiyet kaynakları. hukukun ötesinde olan bir sorundur (Kapani. modern. karar mekanizmalarından uzaklaĢtığı gözlenmeye baĢlanmıĢtır (Uysal. evrensel değerler tüm zamanlar için meĢruiyetin ortak paydası olarak kabul edilmektedir (CoĢkun. insan topluluklarının. MeĢruiyet. Ancak. Biber ModernleĢme olarak adlandırılan süreç.140 HALKLA ĠLĠġKĠLERĠN BUGÜNÜ A. devletin müdahale ettiği alan geniĢlerken. yönetilenlerin hesap sorabildiği toplumların bir zorunluluğudur denilebilir (Lesly. temel ahlak değerleri. toplumsal ve dinsel sınıflamalar açık ve basitken hesapta olmayan. 1983: 3). Ekonomide ve siyasette liberalizmi benimseyen ülkelerde Yirminci Yüzyılın ilk yarısında yaĢanan geliĢmeler. bu talepleri algılayamayan ve gereklerini yerine getirmeyen örgütler. Refah ve eğitim düzeyleri eskiye oranla biraz daha yükselen insanlar örgütlenerek baskı grupları oluĢturmuĢ. çözümlenmesi gereken bir problem olarak karĢımıza çıkmaktadır. karĢılanmasına veya karĢılanabilmesiyle ilgili olarak yapılan düzenlemelerin duyurulmasına yönelik çalıĢmalardır. Bir anlam arayıĢı olan meĢruiyet. Dolayısıyla halkla iliĢkiler. Yöneten ve yönetilen arasındaki mesafenin açılmasıyla ortaya meĢruiyet sorunu çıkmaktadır. Güz 2009. sosyal sorumluluk anlayıĢı kapsamında bazı taleplerde bulunmaya baĢlamıĢtır. kamu vicdanı. 1998: 21). gücün. Halkla iliĢkiler özünde halktan gelen bu taleplerin belirlenmesine. Çünkü toplumsal taleplere kulak tıkayan. varoluĢ gerekçelerini yitirmektedirler. toplumların yapılarına ve özelliklerine göre farklılıklar göstermekte. 1998: 81) ve her sosyal sistem. 2009: 43). hem devletin iĢgal ettiği alanın geniĢlemesine hem de kamu yönetiminin karmaĢıklaĢmasına neden olmuĢtur. meĢruiyet sorunuyla bir Ģekilde yüzleĢmek zorundadır. 1998: 119) ve çağdaĢ toplumlarda çok daha belirgin ve yaygındır. iktidarın ve hareketin olduğu her yerde ve alanda öncelikle cevaplandırılması gereken bir soru. demokratik. iktidarın etrafındakilerin bağlılığını hak edip etmediği ya da neden hak ettiğiyle ilgili bir sorundur (Atiker. aslında hukuk alanını aĢan. MeĢruiyet ilk bakıĢta hukukun alanına giren bir sorun gibi gözükse de. kararlar da daha teknik bir nitelik kazanmıĢ ve birçok önemli konuda verilen kararlarda bireyin etkisiz kaldığı.

yani hukuksal geçerlilik anlamında değil. politika ve stratejiler benimsemekte ve bunları uygulamaya geçirmektedirler. rasyonel meĢruiyet kaynaklarına gereksinim duyulmaya baĢlanmıĢtır. Habermas’a göre (1990: 327) kamu yararı öne sürülerek yürütülen bu tür çalıĢmaların iĢlevi. örgütsel çıkar-toplumsal yarar dengesi fark edilir Ģekilde örgüt lehine bozulduğu anda meĢruluk krizi gündeme gelmekte ve örgütün varlık nedeni tartıĢılır olmaktadır. Örgütler. “sosyolojik anlamda otoriteye tabi olanlarca beslenen inanç karĢılığında kullanmıĢtır” (Kapani.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. böylece varlıklarını ve uygulamalarını meĢru kılmaktadırlar (Bobbio ve Texier. sistemin varlığını devam ettirmesini sağlayan gücün egemen sınıfların tinsel ve kültürel üstünlüğünden kaynaklandığını söylemektedir. kendilerini verimli ve etkili kılmak için çeĢitli plan. Marksist düĢünceyi benimsemiĢ olmasına rağmen Gramsci. Halkla iliĢkiler çalıĢmalarının iĢlevi ilk bakıĢta bir örgütün. meĢruluk kavramını dar anlamda. Weber. bir malın veya hizmetin tanıtılıp satılmasının daha da İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Gramsci’nin Weber’e yakın bir yerlerde durduğu görülmektedir. konuyla ilgili çalıĢmalar yapan Gramsci. belirledikleri amaçlara ulaĢmak. Bu nedenle farklı güç odaklarının oluĢtuğu. kendi çıkarlarının yanı sıra topluma ne sağladıklarını anlatmak durumundadırlar. o etkileĢimden ne tür bir fayda sağladıklarını net olarak bilmek istemektedirler. farklı çıkarların temsil edildiği çoğulcu nitelik kazanmıĢ toplumlarda örgütler. Bu uygulamalara bağlı olarak. Gramsci’ye göre. Ancak belirli aĢamalardan geçmiĢ. altyapı-üstyapı iliĢkisine geleneksel Marksist anlayıĢtan farklı yaklaĢmakta. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 141 Tarih boyunca meĢruiyetin ilk ve temel kaynaklarından birisi de din olmuĢtur. 2003: 32). malın veya hizmetin tanıtılmasını sağlamak Ģeklinde algılansa da. örgütün etki alanında kalanlar. 1982: 20). Ġktidara meĢruluk kazandırma sürecinde dinler önemli iĢlevler üstlenmiĢlerdir (ġaylan. Habermas gibi teorisyenlere önemli bir esin kaynağı olmuĢtur. varlıklarına kabul edilebilir gerekçeler bulmak. bu çalıĢmaların iĢlevi bunlarla sınırlı değildir. Belli bir gücün. Sistemin meĢrulaĢtırılması ve devamının sağlanmasıyla ilgili tezlerine bakılınca. Bu bilgi akıĢı ise ancak örgüt ve çevresi arasında oluĢturulacak iletiĢim kanallarıyla mümkün olmaktadır. kendi alanlarında rekabet etmek. iktidar sahipleri üstyapıya ait unsurları manipule ederek. kendi söylemlerini toplumun diğer kesimlerine de kabul ettirmekte. 1998: 89). belli bir iktidar alanlarını ele geçirmek. Bu bağlamda Weber’in (1995: 311) meĢru otoritenin dayanaklarına iliĢkin yaptığı sınıflandırma sosyal bilimlerde geniĢ ilgi uyandırmıĢ. Bu iletiĢim kanallarını oluĢturma çabaları ise özünde halkla iliĢkilerden çok farklı bir çaba değildir. modern toplumların geldikleri noktada kabul edilebilir.

1996: 132) ise halkla iliĢkiler adı altında yürütülen çalıĢmaları. kapitalizmin toplumu kontrol altında tutabilmek için gereksinim duyduğu meĢruiyeti. bunun yanı sıra demokratik yönetim gereği olarak toplumdan onay ve destek elde etmek ikilemi ile karĢı karĢıya kalmıĢlardır. amaçlarına ulaĢmak. vatandaĢla olan iliĢkilerini evrensel hukuk kuralları çerçevesinde yürütmek zorunda kalmıĢtır. Sosyal sistemler. Feodal toplumla. Bu tepkilerden dolayı devletler resmi ideolojilerini çağın koĢullarına uygun yöntem ve araçlarla benimsetme yoluna gitmektedirler. kültürel. firma veya sektör adına siyasal kredi sağlamakta ve onlara kamusal otoriteye duyulan türden bir hürmet kazandırmaktadır. “ruhtan yoksun uzmanlık insanları ile gönülden yoksun haz insanlarının” sebebiyet verdiği kutuplaĢma Ģeklinde ifade etmektedir. Biber ötesine geçerek. dinsel. çağdaĢ ve demokratik örgütlenmelere temel özelliğini veren bu iki olgunun yarattığı ikilemden kaynaklanan sıkıntıyı giderecek ve tarafları birbirine yaklaĢtıracak bir iĢlev üstlenmektedir. Farklı bir ifadeyle halkla iliĢkiler. ideoloji üretme ve yayma araçlarının süreç içerisinde değiĢtiğini ifade etmektedir. 1997: 16). 1998: 37). iĢbölümünün insanı yeri kolayca doldurulabilir değersiz bir nesne haline getirmesi. Çünkü aksi uygulamalar iç ve dıĢ tepkilere neden olmaktadır (Kazancı. taraflar arasındaki uzlaĢıyı sağlamak için gereklidir. Althusser. farklı uzmanlık alanlarının kendi dilini yaratması ve kitlelerin bu dili anlayamaması sistem içerisinde kutuplaĢmaya neden olmaktadır. yönetilenler üzerindeki fiziki baskısını görece azaltmıĢ.142 A. Çünkü örgütlerin büyümesine rağmen yetkinin merkezileĢmesi. kapitalist toplum arasında bir karĢılaĢtırma yapan Althusser (1994). örgütsel etkililiği ve verimliliği sağlamak adına iĢbölümü ve uzmanlaĢmaya verdikleri önem sonucu toplumdan uzaklaĢmak. siyasal. Modern toplumların belirgin özelliklerinden birisi de yönetme erkini elinde bulunduranların toplumsal sorunların çözümüne yönelik uygulamalarıdır. Devlet. sendikal ve iletiĢimsel aygıtlar Ģeklinde sıralamaktadır. polis gibi baskı aygıtlarıyla ideolojik aygıtlarını birbirinden ayrı tutmakta ve modern kapitalist toplumlardaki ideolojik aygıtları. demokratik ve katılımcı bir siyasal kültürün yerleĢtiği modern toplumlarda bir sorun çözme ve olası sorunları önleme yöntemi olarak benimsenmektedir (Uysal. Halkla iliĢkiler. Böyle bir ikilem içerisinde doğru bir rota belirleyebilmek yaĢamsal önem kazanmaktadır. Habermas (2001: 370) bu kutuplaĢmayı. Kapitalizmin geliĢim süreci içerisinde böyle bir çaba sistemin tıkanıklığını açmak. Frankfurt Okulu’nun ilk kuĢak temsilcileri (Horkheimer ve Adorno. çoğunlukla ideoloji kullanarak Güz 2009. devletin ordu. Althusser’e göre hiçbir sınıfın. hapishane. Sayı:29 . rıza yoluyla elde etme çabası olarak değerlendirmektedirler.

Sosyal Pazarlama gibi belli bir ürüne. örgütsel çıkarın yanı sıra toplumsal yararı da gözettiğini sürekli vurgulamak zorunda kalmıĢtır. siyasal ve sosyal oluĢumları bir bütün olarak. halkla iliĢkilerin farklı örgütsel yapılarda. bunun yanı sıra reklamla da kullanılan araç ve bazı teknikler dıĢında bir bağının olmadığını reklam gibi belli bir ürüne veya hizmete değil. kutuplaĢma gibi sorunları gündeme getirmiĢtir. kuruma. yani farklılıkları baĢarılı bir Ģekilde yönetilebilmek için büyük çaba harcamak. toplumsal yapı içerisinde ayrıĢma. kendilerini kamusal alanda daha rahat ifade edebilme olanağı bulmuĢ. bazı durumlarda da çok hafifletilmiĢ baskıya baĢvurmaktan kaçınmayan bu aygıtların içinde veya üstünde hegemonyasını uygulamadan yönetme erkini elinde tutabilmesi ve bunu meĢru kılabilmesi mümkün değildir. yeni yöntemler. parçalanma. halkla iliĢkilerde var olan kimlik krizi daha da derinleĢmeye baĢlamıĢtır. Tüm bu geliĢmelere bağlı olarak. Ancak. nitelik. yaygınlaĢmasına. Demokratik kazanımların artması. toplumun bünyesinde barındırdığı farklı anlayıĢ. Reklam. kamusal alanın renklenmesi. kamusal alan farklı ses ve taleplerin yükseldiği çok sesli bir alana dönüĢmeye baĢlamıĢtır. Ancak. itibar. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . iletiĢim olanaklarının geliĢmesi ve çoğulculuk anlayıĢının geçerlilik kazanmasıyla birlikte yönetme erkini elinde bulunduranların yönetilenler üzerindeki baskısı azalmaya baĢlamıĢ. farklı etnik ve siyasal gruplar. saygınlık yaratmaya çalıĢtığını. halkla iliĢkiler çalıĢmalarının geliĢip. çok sesli bir hale gelmesi. Kurumsal Reklam. Halkla ĠliĢkiler. Dolayısıyla. beklenti ve çıkarlara sahip farklı ekonomik. kuruluĢa. düĢünceye veya ideolojiye yönelik tutum ve davranıĢ değiĢimi yaratma amaçlı çalıĢmaların boyut. Yukarıda sözü edilen türden bir gereklilik. toplumu dönüĢtürme. yönlendirme açısından ideolojik aygıtlar daha iĢlevsel hale gelmiĢtir. daha farklı iĢlevler edinmesi beraberinde yeni sorun ve tartıĢmaları da getirmiĢ.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. Kendisinin propagandadan farklı bir yöntem olduğunu anlatmaya çalıĢan halkla iliĢkiler. 1996: 69). uyum içerisinde bir arada tutulabilmek. onu üreten örgütün kendisine yönelik güven. hangi kavramın uygulamada tam olarak neye denk geldiğinin belirlenebilmesi bir hayli zorlaĢmıĢtır. Farklı bir ifade ile modernleĢmenin birleĢtirdiği kadar bölünme ve parçalanmalara da yol açabilecek bir süreç olduğu anlaĢılmıĢtır (Yılmaz. belirgin bir kavramsal çerçevenin çizilebilmesi. Pazarlama. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 143 iĢleyen. hacim ve iĢlev açısından dönüĢüme uğramasıyla birlikte bu çalıĢmaların tanımlanması. günümüz toplumlarında etkinlik alanının geniĢlemesine ve daha farklı iĢlevler edinmesine sebebiyet vermiĢtir. yeni “aygıtlar” geliĢtirmek gerekmektedir.

iktidarı sınırlandırma veya tahakküme karĢı direnç oluĢturabilme gibi arzu ve gayretleriyle koĢut bir Ģekilde ortaya çıktığı ve geliĢtiği görülmektedir. Bilgi ve iletiĢim teknolojilerinin geliĢip yaygınlaĢmasının bir sonucu olarak baĢladığı kabul edilen “Bilgi Çağı” da insanlık tarihinin Sanayi Devrimi. Halkla iliĢkiler kapsamındaki taleplerin daha çok artacağı. Bilginin üretim. Tiyatro. dünya üzerindeki geniĢ bir coğrafyayı etkileyen büyük düĢlerinden birisi olmuĢtur. Diğer düĢler gibi bunun da bir kabusa dönüĢmeye baĢlaması uzun sürmemiĢ. eli kalem tutan insanların bir araya gelip müzakere edebilme olanağı buldukları bu kamusal mekanların siyasal süreçlere etki edebilme açısından önemli iĢlevler üstlenmiĢ oldukları anlaĢılmaktadır. Biber Halkla iliĢkiler kapsamında değerlendirilebilecek uygulamaları var eden ve çağdaĢ örgütler açısından zorunlu kılan geliĢmelere bakıldığında. bu geliĢmelerin toplumların bilgi alma. Sayı:29 . Ġnsanların kendi yaĢamlarını ilgilendiren toplumsal meseleleri anlama. hızlı bir Ģekilde daha fazla kazanç elde etmeye çalıĢanlar tarafından yönlendirilen. Bu geliĢim çizgisine bakılarak. daha radikal bir aydınlanma Güz 2009. halkla iliĢkilerin geleceğine iliĢkin bir perspektif oluĢturulmaya çalıĢıldığında. kontrol ve talan edilen bir alana dönüĢmeye baĢlamıĢtır. o meselelerle ilgili alınan kararlara etki edebilme. 1997: 291). 2005: 638). dağıtım. Ancak yaĢananlar. sergi salonları gibi düĢünen. Habermas’ın (1990) idealize ettiği burjuva kamusal alanı. genellikle olumlu sözler edilmektedir (Kazancı. süreç içerisinde kapitalizmin iyice oburlaĢıp. yüzyılın sonlarına doğru özellikle Avrupa’da oluĢmaya baĢlayan kamusal mekanlar sayesinde gerçekleĢmeye baĢlamıĢtır (Habermes. insanların kendi yaĢamlarını ilgilendiren birçok meseleden daha fazla haberdar olmak isteyeceği ve buna bağlı olarak halkla iliĢkiler çalıĢmalarının daha da yaygınlaĢıp kapsamının geniĢleyeceği ileri sürülmektedir (Sriramesh ve White. vahĢileĢmesi nedeniyle kamuoyunu aydınlatmak için serbestçe tartıĢabilen entelektüeller tarafından belirlenen bir alan olmaktan çıkmaya. 1990). eğlence yerleri. Paul Virilio’nun (2003) sözünü ettiği “Enformasyon Bombası” nın patlamasıyla “baĢarılı” bir Ģekilde tamamlanmıĢtır. Bu dönüĢüm.144 HALKLA ĠLĠġKĠLER NEREYE GĠDĠYOR? A. Aydınlanma gibi önemli mitlerinden. ortaya çıkan geliĢmeler bu olumlu görüĢleri doğrulamamaktadır. tüketim süreçlerinde yaĢananların sanayi toplumunda yaĢananlardan daha adil olmadığı. siyasal geliĢmelere yön verebilme konusundaki arzu ve istekleri. her düzeydeki yönetsel politikalara katılma. görüĢ bildirme. 17. üreten. kahvehane. neler yaĢanabileceğine iliĢkin ipuçları görülmeye baĢlanmıĢtır.

aldatmak. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 145 sağlaması beklenen bilginin. daha fazla tükettirmek dıĢında bir iĢlev üstlenmediği anlaĢılmıĢtır (ġahin. Postman’a göre. olay ve olgularla derinlemesine bir iliĢki kurmak için gereken sabrı gösterememektedir. toplumsal körleĢmeye. çünkü kitap okumak isteyecek kimsenin kalmayacağı Ģeklindeydi. yaygın olan inancın aksine Huxley ile Orwell’ın kehanetleri aynı sorunla ilgili değildir. Ġnsanlar süreç içerisinde üzerlerindeki baskıdan hoĢlanmaya. Orwell tutsak bir kültür haline gelmemizden. ilgisini kaybetmekte. kiĢiler toplumsal meselelere. hiçbir Ģey talep edemez hale getireceği yönündedir. olaylara karĢı duyarsızlaĢmaya baĢlamıĢ. tahakküme karĢı direnme beceri ve isteklerini dumura uğratmak için Orwell’ın sözünü ettiği “Büyük Birader” gibi diktatörlere gerek yoktur. oyalamak. Huxley hakikatin umursamazlık denizinde boğulmasından korkuyordu. Huxley duygu sömürüsüne dayanan içki alemleri ve tek baĢına ipe asılı bir tenis topuyla oyalanmak gibi önemsiz Ģeylerle ömür tüketen bir kültüre dönüĢmemizden korkuyordu… …Kısacası Orwell bizi nefret ettiğimiz Ģeylerin mahvetmesinden korkarken. Kendi yaĢamının öznesi olma gayretini göstermekten kaçınan insanlar. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Huxley pasifliğe ve egoizme sürükleyecek kadar enformasyon yağmuruna tutacak olanlardan korkuyordu. Huxley’in korkusu ise kitap yasaklamaya gerek duyulmayacağı. Orwell bizi enformasyonsuz bırakacak olanlardan. Postman bu konudaki görüĢlerini Ģöyle sürdürmektedir: “Orwell kitapları yasaklayacak olanlardan korkuyordu. Huxley bizi sevdiğimiz Ģeylerin mahvedeceğinden korkuyordu. düĢünemez. tartıĢamaz. 2004: 16–17). Orwell hakikatin bizden gizlenmesinden. beklenenin aksine bilgi kirliliğine. ĠletiĢim ve bilgi teknolojilerinde yaĢanan devasa “geliĢmeler”. Yani. Orwell’ın “1984” adlı kitabındaki kehanetten daha çok Huxley’in “Cesur Yeni Dünya” adlı kitabındaki baĢka bir korkutucu kehanet gerçekleĢme yolundadır. Ġnsanlar yavaĢ yavaĢ kendi yaĢamını ilgilendiren konulara duyarsızlaĢmakta. talep etme. Orwell’ın uyarısı dıĢarıdan gelen baskıların insanları sindireceği. kendi gündelik yaĢamımızda yapacağımız iĢ. Postman’ın (2004) belirttiği gibi.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. arkadaĢlık. daha keyif verici bir yaĢamı tercih eder olmuĢlardır. Yakın çevremizde. kolaylıkla farklı güç odaklarının nesnesi konumuna gelmekte ve basit manipülatif tekniklerle kolaylıkla yönlendirilmektedir. düĢünme yetilerini kaybettirecek teknolojileri yüceltmeye baĢlayacaklardır. Huxley’in çizdiği tabloda ise. daha bireysel. insanların düĢünme. sağırlaĢmaya yol açmıĢ. daha steril. akrabalık iliĢkilerine dair basit gözlemler bile Postman’ın çarpıcı bir Ģekilde dile getirdiği kaygıların büyük oranda haklılık payı içerdiğini göstermektedir. insanları avutmak.

Dolayısıyla insanların toplumsal sorunlara iliĢkin duyarlılıklarını. ilgilerini kaybettikleri yerde geliĢmesi. Bu çaba çerçevesinde. Çünkü halkla iliĢkiler çalıĢmaları. modernleĢme. var olabilmek için her Ģeyin olağan kabul edildiği bir ortamda rekabet etmeye çalıĢan firmalar halkla iliĢkiler kapsamında değerlendirilen günün koĢullarına uygun. Dolayısıyla. geliĢen bir olgu olduğu görülmektedir. yönetsel süreçlere etki edebilme gibi faktörlerden ve bunları sağlayan bilgi ve iletiĢim teknolojilerinden fazlasıyla etkilenmektedir. Basit propaganda teknikleriyle kolaylıkla yönlendirilebilen kitlelerin zaman içerisinde beklentileri. geçerliliği olan politika ve planlar üretmek. Toplumların geliĢme. destek elde etmek isteyen kurum ve kuruluĢlar. demokratikleĢme. güven. halkla iliĢkiler çalıĢmalarıyla ilgili geliĢmelerin aynı hızla. Güz 2009. ilgisine. kendilerine yöneltilen mesajlara daha eleĢtirel bakmaya. onları atacakları olumsuz adımlardan alıkoyabilmesi mümkün değildir. ekonomik. hassasiyetleri değiĢmiĢ. teknolojik koĢullarına bağlı olarak değiĢmiĢ. Biber Tarihsel geliĢimine bakıldığında halkla iliĢkilerin talep edildikçe var olan. Buna bağlı olarak. yönetme erkini elinde bulunduranların vicdanı olabilmesi. güç odaklarının. biçimlenmiĢtir. aynı doğrultuda. kırılmaksızın. dönemin siyasal. daha kapsamlı bir Ģekilde müzakere etmeye baĢlamıĢlardır. benimsenen anlayıĢlar. çevreleriyle olan iliĢkileri. olumlu bir Ģekilde süreceğini söyleme olanağı yoktur. teveccühüne gereksinim duyar ve bu gereksinimi karĢılamaya yönelik çaba gösterir. Sayı:29 . demokratik hakların kullanımı. varlıklarını meĢru temellere oturtmaya çalıĢan siyasal oluĢumlar. insanların sayısız kaynaktan gönderilen mesaj kırıntılarının oluĢturduğu bir nehirde sürüklendiği ve bu nehir içerisinde kafasını kaldırıp etrafta neler olup bittiğini anlama merakını ve kendisini ilgilendiren kararlara katılma iradesini kaybetmeye baĢladığı göz önünde bulundurulduğunda. saygınlık. bir araya gelerek kendi yaĢamlarını etkileyen konuları daha fazla. SONUÇ OLARAK Hangi amaçla oluĢturulmuĢ olursa olsun her türlü örgütlenme içinde yer aldığı toplumsal çevrenin desteğine. halkla iliĢkilerin geleceği ile ilgili olumlu Ģeyler söyleyebilme olanağı kalmamaktadır. çalıĢmalar yapmak durumunda kalmıĢlardır. Bu bağlamda. geliĢtirilen yöntemler tarihsel süreç içerisinde farklılıklar göstermiĢ.146 A. demokratikleĢme çizgisi düz bir çizgi değildir ve incelendiğinde çok fazla kırılmaların yaĢandığı görülmektedir.

Minnesota: West Publishing Co. Ankara: TODAĠE Yayınları No: 259.Halkla ĠliĢkiler ÇalıĢmalarının Dünü. Vahap (2009) Ulus-Devletin DönüĢümü ve MeĢruluk Sorunu. Theorien der Public Relations. Ġstanbul: Bilgi Yayınevi. Ġ. Jürgen (1990) Strukturwandel Suhrkampverlag. KAZANCI. Ġstanbul: Kabalcı Yayınevi. Somer (çev.). Michael (2002) Public Relations: Konzepte und Theorien. Münci (1998) Politika Bilimine GiriĢ. Erhan (1998) Modernizm ve Kitle Toplumu. Werner (2001) Grundwissen Öffentlichkeitsarbeit.). COġKUN. HABERMAS.).). ERTEKĠN. Peter (2004) Medyanın Toplumsal Tarihi. Ankara: Vadi Yayınları. (1983) Organization Theory and Design. BOBBIO. Ġstanbul: ĠletiĢim Yayınları. Ġpek ve K. JARREN.Ulrike RÖTTGER. Wiesbaden: VS Verlag für Sozialwissenschaften. St. Ġstanbul: Kabalcı Yayınevi. M. Norberto ve TEXIER. BRIGGS. Max ve ADORNO. München: Wilhelm Fink Werlag. Reflexierung und Interpenetration: Kernelemente einer Strukturationstheoretisch begründeten PR-Theorie”. HORKHEIMER. O. Jacques (1982) Gramsci ve Sivil Toplum. FAULSTICH. Der. ÖzıĢık (Çev. A. Louis (1994) Devletin Ġdeolojik Aygıtları. Ankara: Liberte Yayınları. Asa ve BURKE. Tüzel (Çev. LESLY. Ankara: Turhan Kitabevi. (1996) Aydınlanmanın Diyalektiği.). Ankara: Sevinç Matbaası. Paul. Jürgen (2001) ĠletiĢimsel Eylem Kuramı. Otfried ve Röttger Ulrike (2004) “Steuerung. Philip (1983) Lesly’s Public Relations Handbook. 4. ATĠKER. Alp ve M. Yücel (1995) Halkla ĠliĢkiler. der Öffentlichkeit. Metin (1997) Kamuda ve Özel Sektörde Halkla ĠliĢkiler. Köln: Böhlau Verlag. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . KAPANĠ. KUNCZIK. DAFT. Y. ġener (Çev.Auflage. New Jersey: PrenticeHall. Ġstanbul: ĠzdüĢüm Yayınları. Theodor W. Richard L. Bugünü ve Geleceğine ĠliĢkin Bir Değerlendirme 147 KAYNAKÇA ALTHUSSER. Frankfurt: HABERMAS. Özügül (Çev.

Ankara: Vadi Yayınları. Regensburg: Moderne Industrie. Ankara: TODAĠE Yayınları No: 287. Max (1995) Toplumsal ve Ekonomik Örgütlenme Kuramı. Halkla ĠliĢkiler Sempozyumu–1987. Ġstanbul: Dünya Yayıncılık. E. Çev. Jon (2005) “ Toplum Kültürü ve Halkla ĠliĢkiler” Halkla ĠliĢkiler ve ĠletiĢim Yönetiminde Mükemmellik. Güz 2009. UYSAL. Birkan (1986) “Halkla ĠliĢkiler: Bir Değerlendirme”. K. Onaran (Çev. Ġstanbul: Ayrıntı Yayınları. Dieter ve PIEPER. Ankara: MPM Yay. Birkan (1998) Siyaset Yönetim Halkla ĠliĢkiler. MIHÇIOĞLU. WEBER. Akınhay (Çev. EskiĢehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları No: 154. ġahin (Çev.). Gencay (2003) DeğiĢim.). Sayı:29 .Kamu KuruluĢlarında Halkla ĠliĢkiler Sorunları Semineri. Biber MARDĠN. E. K.).). Ankara: A. Sezal ve F. Ankara: Yetkin Yayınları. Wolfgang (1993) Lexikon der Public Relations.). BYYO Yayınları No: 10. J. Cemal (1976) “Kamusal ĠliĢkiler Nedir?”. Ġstanbul: Beta Basım Yayım. Halkla ĠliĢkiler (Seçme Yazılar). Paul (2003) Enformasyon Bombası. SRIRAMES. Filiz Balta (1998) Halkla ĠliĢkiler Nedir. (Çev. Ġstanbul: Metis Yayınları. Ġ.Ü.Ü. Dilber (Çev. Ankara: Ġmge Kitapevi. BYYO Yayınları No: 1. ġAYLAN. Fermani MaviĢ (Der. Neil (2004) Televizyon Öldüren Eğlence: Gösteri Çağında Kamusal Söylem. Aytekin (1996) Modernden Postmoderne Siyasal ArayıĢlar. TOCQUEVILLE. O. YILMAZ. VIRILIO.). James B. KüreselleĢme ve Devletin Yeni ĠĢlevi.). Ankara: A. (1967) Halkla ĠliĢkiler Ders Notları.148 A. PFLAUM. ve WHITE. Haluk (2004) ĠletiĢimde Karavanadan Kafeteryaya. Ġstanbul: Rota Yayınları. POSTMAN. Betül (1988) “Halkla ĠliĢkilerin ABD'de GeliĢimi ve Avrupa'ya GiriĢi”. O. ORRICK. UYSAL. Ankara: Ġmge Kitabevi. PELTEKOĞLU. Özsayar. Alexis de (1994) Amerika’da Demokrasi. ġAHĠN. Grunig (Der. Özer Ozankaya.

sevgi ve saygıyla andıkları eski liderlerinin özelliklerini onlarda da görmek ve yaptıklarını yapmalarını beklemektedir. In the last part.  Yardımcı Doçent Doktor. qualify and efficency. yöneticilerde liderlik vasıfları pek aranmamaktadır. we will explain the difference which is between administrator and leader. lider tipleri belirtilecektir. The main subject is forgotten which is leadership. Toplumları başarıya götüren unsurların temelinde liderliğin olduğu unutulmaktadır. Bu çalışmada lider ve liderlik kavramları açıklanarak. leader types. liderlik nitelikleri ve lider etkililiği üzerinde durulacak. leader and administrator. they want to see the specialities which belongs to their old leaders who they respect and love. Çünkü klasik yöneticilik anlayışının sorunların çözümünde yeterli olacağı düşünülmekte. Because mentality of classical administration is taught enough to solve the problems. Key Words: Leader. people want to administrators to solve the problems. leadership qualifies and leader efficiency and leader types. lider tipleri. But today it is very hard to find that old leaders. is the way to carry the societies to success. In this project we will explain leader and leadership. 237- TOPLUMLARIN İDARESİNDE LİDERLER VE YÖNETİCİLER Erdem TAŞDEMİR ÖZET Günümüz toplumsal yaşamı içerisinde insanlar sorunların çözümünü yöneticilerinden istemekte. Leaders and Managers in Community Management ABSTRACT In today’s social living. lider ve yönetici. 7(2). Ancak günümüzde o eski liderlere rastlamak pek mümkün görülmemektedir. Karadeniz Teknik Üniversitesi İletişim Fakültesi İletişim 2003/18 . Anahtar Kelimeler: Lider. nitelik ve etkililik. Son kısımda ise yönetici ve lider arasındaki farklar açıklanmaya çalışılacaktır. leader talents are not looked for.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009.

askeri. Ancak bu insanların çok azı hatırlanmakta. İnsanlar sadece büyük topluluklar içerisinde değil küçük gruplar içerisinde de liderlere gereksinim duyarlar. pek çok alanda topluma liderlik ederler. siyasal ve sosyal liderler tarih boyunca var olmuş. Taşdemir İnsanlığın var oluşundan bugüne. yaptıklarından ve düşüncelerinden hala faydalanılmaktadır. Güz 2009. Liderlik bir etkileme sanatıdır. insanlar kendilerine liderlik edecek kişiler aramışlar ve gelecekte de arayacaklardır. Bazen de yaptıkları ile sadece yaşadıkları döneme değil. toplumun ihtiyaç duyduğu zamanlarda ortaya çıkarak sorun çözücü görevini üstlenmişlerdir. toplumu hedeflenen amaca doğru ulaşmada. Bunun nedeni o insanların sadece yönetici değil aynı zamanda lider olmalarından kaynaklanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti‟nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk bu liderlerden biridir. Motivasyonu sağlayan ise başarılı olma güdüsüdür. “Lider olunmaz lider doğulur” sözü aslında işin özüdür. Lider toplumun kendisini izlemelerini sağlamak. 1992:99). Bu özelliklerden en önemlisi ise motivasyondur. Bu liderler tek bir alanda değil. Bu bağı güçlendiren lider. Lider olabilmek için pek çok özelliğe sahip olmak gerekir. Bu durum insanların bir arada yaşamalarının sonucudur. Sayı:29 . kendine karşı geliştirdikleri ruhsal sözleşmeyi güçlendirmeye çalışır (Başaran.150 Giriş E. Liderler bazen yaşadıkları zaman diliminde yaptıkları ile anılır ve yeni bir lider ortaya çıktığında eski popülerliklerini kaybederler. Özellikle toplumsal liderlerin başarma arzusundan yoksun olmaları konumlarını kaybetmelerine neden olur. geleceğe de damga vururlar. Liderler içinde bulundukları duruma göre davranışlar gösterir ve bu durum onların liderlik tarzlarının ortaya çıkmasını sağlar. İkiden fazla insanın olduğu her ortamda insanlar kendilerine bir lider seçme ihtiyacı hissederler ve böylece bazı insanlar lider olurken diğerleri toplumun üyesi olarak yaşamlarını sürdürürler. Toplumların tarihlerine baktığımızda binlerce yıldır pek çok insan tarafından yönetildiklerini görürüz. Yaptıklarının ve düşüncelerinin etkisi gelecekte de devam eder. Dini. Liderin toplumu etkilemesi ve bu etkinin devamlılığı toplumun lidere karşı geliştirdiği ruhsal sözleşme ile mümkündür. Başarma arzusu olmayan insanların lider konumuna yükselmeleri mümkün değildir. böylece onlara daha çok söz geçirebilmek için. birlikte hareket etmeye sevk ederek amaç birlikteliğini sağlamaya muvaffak olur. Çünkü araştırmalar sonucunda lider niteliklerinin çoğunun doğuştan gelen özellikler olduğu ortaya çıkmıştır.

Ya da bir grup insanın kendi şahsi ve grup amaçlarını başarmak üzere peşinden gittikleri. Bunlardan bir kaçına yer vermek konumuz itibariyle yeterli olacaktır. 1994:330). Romalıların lider anlamına gelen “dux” kelimesinde olduğu gibi. Bu incelemelerle. liderler ve yöneticilerin farklı yönlerinin neler olduğu ve toplumların nasıl bir idareci istediğinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. kişiler arasındaki etkileşimi gerçekleştirmek için sahip olunan gücü kullanma süreci olarak ve lider de bu beceriye sahip kişi olarak tanımlanabilmektedir (Erdoğan. Belirli amaç ve hedeflere yönelmiş insan gruplarının oluşturulması ve harekete geçirilmesi her insanda kolay kolay bulunmayan bir beceri ve ikna etme yeteneği gerektirmektedir. Pers ve Mısır dillerinde de aynı anlamda kullanıldığı tespit edilmiştir. insanların bu yolda ve yönde yaptıkları seyahatler olarak genişletmişlerdir. liderlerin ne tür kavramsal sınıflamalara tabi tutuldukları incelenmektedir. bu kelimenin manasını. Liderliğin temelinde başka kişileri etkileme olgusu vardır (Efil. “yol” ya da “seyahat” imajına denk düşmektedir. Liderlik konusunda ortaya atılan tanımlar incelendiği ve bir sentez oluşturulmaya çalışıldığı takdirde bu kavramı. emirleri yönünde davranışta bulundukları kişi liderdir (Koçel. bir grup insanı. belirli İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Latince‟de geminin dümencisi manasına gelen “gubernatör” ya da “governor” da (yönetici) bu anlam netlik kazanmaktadır (Adair. “yol” ya da “yön” anlamına gelen “lead” dır. Lider. “seyahat etmek” veya “gitmek” anlamına gelen “laeden” fiilinden gelir.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 151 Lider kime denir? Liderlik nedir? Liderin nitelikleri nelerdir? Bu çalışmada. Anglo-sakson‟lar. 2001:465). 1. Liderlik. Yunanca‟da karşılığı “hegemon” olup. Toplumların idaresine ilişkin liderlik ve yöneticilik anlayışının incelendiği bu çalışmada. verilecek örneklerle konu açıklanmaya çalışılacaktır. Liderlik olgusunda güce dayanan bir yön bulunduğu akla getirilirse. diğer insanları belirli bir amaç yönünde davranışa geçmeye sevk eden onları etkileyen kişidir. 2005:66). Liderse belirli amaçlar çerçevesinde başka kişileri davranışa yönelten kişidir. liderlik. bu soruların yanıtları aranmakta. liderlik (leadership) ve lider (leader) kelimelerinin kökü. Liderlik ve lider ile ilgili pek çok tanım bulunmaktadır. liderin yapmış olduğu şeylerle ilgili bir süreçtir. Lider ve Liderlik Liderlik etmek (lead). 1998:5).

. beş duyuyu kullanma ve hatta Güz 2009. kişisel. Bununla birlikte. kültürü okumak. dinleme. . Sonuçta. Fakat gerekli olan nitelikler duruma göre büyük oranda değişiklik göstermektedir. empati. Deal ve Peterson‟un da dediği gibi. Liderler. çok yönlü etkileşimlerin varlığı ve lidere atfedilen bir takım özellikler gibi ortak noktalar içerdiği söylenebilmektedir. . 2004:431).Liderlik ve yöneticilik birbirinden ayrıdır. öngörü. Liderin sahip olduğu kişilik nitelikleri önemsiz değildir. 1997:102). açıklık ve zeka terimlerini içeren düzenli listeyi yapmaktadırlar (Georgiades ve Macdonell. çağın gidişatını adım adım takip edebilmesi.152 E. Lider içinde bulunduğu toplumu ya da örgütü çok iyi tanımalı ve sahip olduğu kültürü iyi özümsemelidir. yorumlama. . Sayı:29 . içinde bulunulan dönemin. bu konuda yapılan tanımların ayrı ve ortak noktaları doğrultusunda aşağıdaki yargılara varılabilmektedir (Erçetin.Liderlik kültüreldir. 1998:76).Liderlik resmi bir konuma bağlı değildir. Liderlik Nitelikleri ve Lider Etkililiği Liderlik eğitim kurslarına katılan kişilere liderlik niteliklerinin tanımı sorulduğunda. bütün liderleri içine alan tek bir yetenek ve kişisel nitelik kalıbı mevcut değildir. Bunun yanı sıra liderin öncelikle bir dünya görüşüne sahip olması.Liderlik bazı tinsel vasıfların ön plana çıktığı bir süreçtir. izleme. 2000:11-12): . örgütsel ve toplumsal farklılıkların. bir memleket anlayışına sahip olması. Bununla birlikte liderliği tanımlamanın zorluğu kabul edilerek. kişilerin güdülerini. amaçların başarılması.Liderlik politiktir. bunlara rağmen liderlik tanımlarının genel olarak. bu dönemde liderlikle ilgili geliştirilen yaklaşımların ve elde edilen bulguların tanımları farklılaştırdığı söylenebilmekte. hissetme. Taşdemir amaçlar doğrultusunda bir araya getirme ve bu amaçları gerçekleştirmek için onları harekete geçirme yetenek ve bilgilerinin toplamı diye tanımlayabiliriz (Eren. dünya ve memleket durumlarıyla ilgili toplumun gidişatına en doğru biçimde yön verebilmesi gerekmektedir (Aydemir. yeteneklerini ve kişiliklerini tespit ederek yöneten bir orkestra şefine benzetilmektedir. 2.

.Sosyal Olgunluk: lider heyecan yönünden olgun. İçsel nitelikleri ise. Colcaud‟a göre iyi liderin nitelikleri ikiye ayrılabilir. nezaket. 1998:60). Bunun terside doğrudur. kendine güvenen. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .Ortak amaçlar ve izleyenlerin gücü ile ilgili daha iyi bir değerlendirme yapabilmesi. onun izleyenler üzerindeki erki o kadar yüksek olmaktadır (Başaran.Daha zeki olması. kişileri denetim altında tutabilme. öğrenme yeteneği. asosyal davranışları az olan. onlara istediği bir şeyi yaptırabilme kudretidir. güç ile otorite arasındaki ayrıma duyarlılık gösteren kişidir. kendini bilme. Güç. . başarıya ve yenilgiye hazırlıklı bir yapı sergilemektedir. Kişilerin bu gücü meşru olarak kabul etmesi ise otoritedir. 1999:69-71). . 1999:202): . Liderin dışsal nitellikleri. güven. gündem belirleyicilik. Bir başka kaynak başarılı örgüt liderinin ortak niteliklerini şu şekilde sıralamaktadır (Yalçın. Gerçek liderlik meşru bir konumda yer almakta yani güç ile otorite arasındaki dengeyi sağlamakta yatmaktadır (Özel. 1982:61): .Daha yeterli bir durumda olması. . projeksiyon (dışsal) ve içsel (gizli) nitelliklerdir. Yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlara bakınca liderlerin kendisini izleyen kişilere göre üstünlükleri genel olarak şu şekilde sıralanabilir (Başaran.Ortak amaçlara daha fazla ilgi göstermesi ve motive olması. sadelik ve ciddiyettir. kendini izleyenler tarafından onun benimsenmesini sağlamaktadır. 1982:62). Liderin kendisini izleyenlerce benimsenme derecesi ne kadar yüksek olursa. . Lider. Liderin bu beş durumda üstün olması. uzlaşmacılık. dayanıklılık.İzleyenlerle daha iyi iletişim ve ilişki içerisinde olması. eleştiriye açıklık ve kendisiyle barışık olmasıdır (Colcaud. Bunlar.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 153 gerekli olduğunda altıncı ve yedincisini de kullanma gibi çeşitli şekiller almaktadır (1994:29). Bu üstünlüğü kaybetmesi veya müşterek amaçlar için kullanmaması ona liderliğini de kaybettirmektedir. Ayrıca iyi bir liderin her koşula çabuk ayak uydurabilmesi gerekmektedir.Zeka: lider diğer üyelerden daha zekidir.

 Üyelerin katılımını sağlamak.    Başkalarına güven vermek. Eren.  Güzel konuşma yeteneğine sahip olmak. Duygusal olgunluk sahibi olmak. dış ödüllerden ziyade bu motivasyonların etkisinde kalarak sürekli yüksek tempoda çalışmaktadır.  Hayalperest ya da aşırı karamsar olmamak. 1997:251-254.  Düşüncelerini iyi bir şekilde aktarabilme kabiliyetine sahip olmak..  Rasyonel.  Uygun karar alma titizliğine sahip olmak. Taşdemir . esnek.  İleriyi görebilmek.İnsan ilişkileri: liderler işlerin yürütülmesinde insan faktörünün önemini kavradıkları için kişilerarası iyi ilişkiler kurulmasına büyük özen göstermekte ve dolayısıyla gerek yazılı gerekse sözlü iletişim ağları sağlamaktadırlar. 2001:466):  Üstün bir zekaya sahip olmak.  Kararlı olmak.  Motivasyonu sağlamak.  Kişileri ve olayları tutarlı değerleyebilme özelliğine yeterli ölçüde sahip olmak.  Açık sözlü olmak.Kalıtımsal motivasyon: daima bir başarıdan diğerine koşmakta. Değişik kaynaklarda liderin değişik nitelikleri üzerinde durulmuş ve buna göre bir yaklaşım sergilenmiştir.  Amaçlara karşı sebatkâr olmak. Güz 2009. dengeli ve örgütün gücüne uygun bir plan yapabilmek.  Açık kabul edilebilir bir amaç belirlemek.  Analiz ve sentez yapabilme yeteneğine sahip olmak.  İçinde bulunulan durumla eldeki kullanım potansiyeli arasında en doğru ilişkiyi kurmak. . Sayı:29 . 1998:143.  Üyelerin uyumunu kolaylaştırmak.  İnsiyatif sahibi olmak.  Yönetici ve basiret sahibi olmak.  İş başarma yeteneğine sahip olmak.  Kişilerarası ilişki kurma yeteneğine sahip olmak. Bingöl.  Tutarlı kararlar alabilmek.154 E. Buna göre bu kaynaklardan yapılacak bir sentezle liderin nitelikleri şu şekilde sıralanabilmektedir (Şimşek vd. optimal bir zamana sahip.  İçinde bulunulan koşullara uygun hedefler saptamak.  Denetleme yapabilmek. Kendine güven duymak.

Grup üyelerinin iş birliğinin istendiği seviye.Daha önce lider durumunda bulunan kişinin yaşı. 1996:8). . bu unsurları dikkate almayan lider toplumu istediği seviyeye ulaştıramamaktadır.Lider olunan grubun psikolojik ortamı.Grup üyelerinin kişilikleri. Liderin sahip olduğu kişisel özelliklerinin yanı sıra ortam. . . Liderin topluma yapacağı etkinin derecesini o toplumun içinde bulunduğu şartlar ve sahip olduğu karakteristik özellikler belirlemekte (Kalyoncu. . .Örgütün faaliyette bulunduğu topluluk. Bütün bu unsurların dikkate alınması ve öneminin kavranarak bu doğrultuda hareket edilmesi beraberinde siyasal.Örgüt tarihi. .Grubun belirli iş talepleri. 1997:319): .Üyelerin kültürel beklentileri. Korkuya dayalı yönetimlerde de insanlar liderin peşinden gidilebilmekte ancak bu durum istekli gerçekleşmediğinden sonuç verimli olmamaktadır (Handy. 1996:178). . Gönüllü olarak yapılan liderlik kişinin motivasyonunu artıracaktır. grubun karşı karşıya kaldığı sorunlar. Yukarıda belirtilen faktörlerin yanı sıra bazı yönetim araştırmacıları liderliğin etkililiğine tesir eden unsurları şu şekilde sıralamaktadır (Hodgetts. ekonomik ve toplumsal bütün liderlere başarı İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . . 2001:39).Karar alma için gereken ve izin verilen süre. lideri izleyenlerin özelliği. mevcut kaynaklar. Bir liderin etkililiğinin olabilmesi için öncelikle belirtilen niteliklere sahip bir liderin bulunması gerekir. Ancak etkililiğin en önemli unsuru liderin bu işe gönüllü olmasıdır. . .Liderin yaşı ve tecrübesi. birbiriyle çatışan çıkarlar. Liderler insanların sevgi ve saygısına sahip olmalıdır. olay ve görevlerin özelliği ve yapısal çerçeve tarafından belirlenen yapısal etmenlerin kesiştiği noktada liderin etkililiği ortaya çıkar (Yılmaz. .Lider olunan grubun büyüklüğü.Liderin yürüttüğü iş türü.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 155 Ancak tek başına bu niteliklere sahip olmak liderin etkililiği için yeterli olmamaktadır.

3. liderin konumunu kaybetmesine. durumsallık yaklaşımı ve daha sonraki dönemde oluşan çağdaş yaklaşımlardır. Bu bağlamda Hun İmparatoru Atilla lider hastalıklarını şu şekilde sıralamıştır (Robers. ancak olması gereken bu niteliklerinin yanında olamaması gereken bazı özelliklerde bulunmaktadır. Liderin etkililiğinin olabilmesi için liderin belli bazı niteliklerinin olması gerektiği belirtilmişti. Ortaya çıkan bu yaklaşımları dört temel başlık altında toplamak mümkündür. liderin özellikleri yaklaşımı. Bunun sonucunda da bir lider davranışı ortaya çıkacaktır. toplumdaki lider algılamasının dışında kalmasına yol açacaktır. Davranış Güz 2009. Bunlar. Örgüt üyelerini ya da izleyenleri etkileyen en önemli husus da liderin davranış tarzı olmaktadır. Liderin bu faktörlere özen göstermeksizin bazı davranışlarda bulunması ise konumlarının sarsılmasına ve başarısızlığa sebep olacaktır. 1995: 149-162): Cimrilik humması Dikkat nevrozu Duygusuzluk kompleksi İtaat zorunluluğu İnkar bağımlılığı Başarısızlık korkusu İltihaplı ego Nedensiz kaygı Boş boğazlık Cesaret yetersizliği En büyüklük saplantısı Verimlilik gösterisi Izdırap sendromu Popülerlik felci Tanınma katılaşması Yırtıcılık eğilimi Kuşku paranoyası Düşünce daralması Bu unsurlara dikkat etmemek. Taşdemir sağlayacaktır. amaçlarından ve zamandan bağımsız olmayacaktır. Bütün bu yaklaşımlar incelendiğinde görülmektedir ki hangi açıdan bakılırsa bakılsın sonucu etkileyen en önemli unsur liderin nasıl bir yönetim tarzı belirlediğidir. Bunları lider hastalığı olarak ta tanımlayabiliriz. Lider Tipleri Tarihsel süreç içerisinde liderliğe yönelik çalışmalar yapılmış ve bu çalışmalar sonucunda liderliğe yönelik pek çok yaklaşım ortaya çıkmıştır. Sayı:29 . liderin davranışları yaklaşımı. Bu durumda liderin etkililiğinin azalmasına hatta yok olmasına sebep olacaktır.156 E. Çünkü liderin belirleyeceği yönetim tarzı onun kişilik özelliklerinden.

Otokratik liderler. Otokratik lider saldırgan ve baskılı bir kişiliğe sahiptir.Topluma uymaya büyük bir önem verme. .Gücü elinde tutan kişi ve gruplara dönük olma.1. otoriter lider tipi üzerine yaptığı bir araştırmada bu kişilerde aşağıdaki ortak niteliklerin bulunduğunu saptamıştır (Baymur. demokratik ve katılımcı lider.İdare amir-memur ilişkilerine önem verme. karar verme ve tebliğ etme haklarını yerleşik teamüllerden almaktadırlar (Peters. bu liderlik tipinde grubun amaçlarının üyeler tarafından bilinmesi gerekli görülmemekte. Otokratik liderliğin ortaya koyduğu yönetim biçiminin yararları ve zararları üzerinde durmak gerekirse.Değişmez bir kişiliğe sahip olma ve değişiklikten hoşlanmama. Bunlar.Tutucu ve geleneklerine bağlı görünme. . Liderin yapması gerekenler gelenekler tarafından tayin edilmekte yönetimde yer alan kişiler sınırlarını aştıklarında çeşitli engellemelerle yüz yüze gelmektedir (Ergezer. 1992:69). tam serbesti tanıyan lider ve karizmatik liderdir. Otokratik Lider Otokratik liderlikte zorlama. . Adorno. tehdit ve güç kullanma vardır. 3. otokratik lider. sahip oldukları otorite ile elde ettikleri kumanda etme. Yine otokratik lider. .Etosantrik. Korku ve tehdit unsurunu kullanarak ve karakteri ile baskıda bulunarak etkin olmaktadır. . 1994:279): . Bu tip liderler sert mizaçlı ve baskın tiplerdir. . tam yetkili İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .Başkalarının cinslik suçlarına aşırı ilgi gösterme. 1973:15). 1968:40-41). Grup üyeleri arasındaki ilişkiler en aza indirilerek kişilerin birbirlerini denetlemeleri sağlanmaktadır. yani yabancı ve azınlık gruplarına müsamahasız olma.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 157 tarzlarına bakıldığında da dört temel liderlik tipi ortaya çıkmaktadır. öncelikle aile ve okul hayatından devlete kadar aşırı geleneksel yapıda yetişen ve kararı büyükten bekleme alışkanlıklarına sahip olan toplumlarda insanlar hiç kuşkusuz liderlerinden tam yetkisini kullanmasını bekleyecek bu davranış biçimiyle liderlerinin bilgili olduğuna ve kendilerine güven verdiğine ve tatmin sağladıklarına inanacaklardır. Öyle ki. hangi amaçla ve sonunda nereye ulaşılacağını bilmeksizin üyeler sadece verilen işi yapmaktadırlar (Alptekin.

Bunlardan en önemlisi. Lider üyeler arasındaki ilişkileri teşvik etmekte ve desteklemektedir (Ergezer. istek. otokratik liderlik tipi ile yönetilen gruplarda yenilik ve ilerleme oldukça yavaş gerçekleşir. Son olarak. 1992:73). Bu tip liderler karar verme aşamasında astlarının fikirlerinden faydalanmakta. planlar ve politikalarla ilgili tavsiyeler bulmaya çalışmalarında görülür ki. kararlar. düşünce ve Güz 2009. örgüt için daha sağlıklı sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. moral düşüklüğü ve grup içi çatışmaların ortaya çıkmasıdır. yetkiyi kullanma ve grubun yapı ve işleyişindeki şekli açısından farklılık göstermektedir. yapılanlara katılmadığı ancak emirleri uyguladığı ortaya çıkmıştır (Atkinson vd. Sayı:29 . Adolf Hitler psikopat bir canavar olabilirdi. grup içerisinde liderden başka hiç kimsenin amaç. Pek çok fikrin bir araya gelmesi sonucunda alınan kararlar. Demokratik ve katılımcı liderler grup amaçlarının belirlenmesi ve her üyenin amaç belirlemede ve amaçların başarılmasında geniş ölçüde yer almasına önem vermektedirler (Alptekin. Bir diğeri. üyelerinde lider kadar örgütü etkileyen şartlarla ilgilenip amaçlar. Bu tip lider otokratik liderden sahip olunan yetkinin miktarı açısından değil. 1968:42). Savaş sonundaki yargılamalarda pek çok Nazi subayının tamamen sağlıklı ve kişisel ilişkilerinin normal olduğu.158 E. Demokratik ve Katılımcı Lider Liderin egemenliğinin yasalara dayandığı ve liderin yönetme ve emretme işlevlerini akılcı kararlarla yaptığı bir liderlik biçimidir. 2004: 458). plan. 3. astlar kendi aldıkları kararların sorumluluğunu taşımaktadır. Diğer bir faydası ise. Liderler cezadan çok ödül sistemine ağırlık vermektedir (Şimşek vd. Otokratik lider tipi ile azınlıklara müsamahasız olma ve otoriteye itaat konusunda Nazi Almanyası‟nda yaşananlar önemli bir örnek teşkil etmektedir. 1999:659).. üyelerin inanç ve duygularını hiç dikkate almaması ve bunun sonucunda tatminsizlik.2. otokratik liderlikte etkin ve hızlı karar verilerek zaman kayıpları asgari düzeye indirilmektedir. Taşdemir olduğu zaman bağımsız hareket edebilme inanç ve güvenine sahip olabilmekte bu da lideri güdüleyici bir ödül niteliği taşımaktadır. Demokratik ve katılımcı liderlik davranışının en önemli faydalarından biri. Bu nedenledir ki. ancak bunları tek başına yapmadığı da bir gerçekti.. Otokratik liderliğin bu yararlarının yanında bazı sakıncaları da bulunmaktadır. 1998:140). program ve iş görme yöntemleri üzerinde söz sahibi olmaması ve bunun sonucunda yaratıcılığın azalmasıdır (Eren. bu durum daha sağlıklı karar almaya imkan tanımaktadır.

3.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 159 kanaatlerine önem verilen iş görenlerin motivasyonlarının olumlu bir şekilde etkilenmesi ve bundan psikolojik doyum sağlamalarıdır (Eren. Bu liderlik tarzının yararı. Tümüyle oto kontrol sisteminin hakim olduğu ve çok fazla kullanılmayan bir liderlik tipidir (Sabuncuoğlu ve Tüz. Liderin buradaki fonksiyonu yönlendirme ve özendirmedir.. üyelerin kararlarını serbestçe alıp uygulamaları sonucunda kendilerini geliştirip problemlerine en iyi çözümü bulma konusunda motive olmalarıdır (Eren 2001:489-490). Çünkü liderler genelde yetkiyi tamamen bırakmaya çok fazla eğilimli değildirler. 1998:176). 3. kararın alınması ve amaçların tespit edilmesini üyeler yapmakta. Son olarak tembel olan ve iş görmekten kaçan grup üyelerinin kaynakları kendileri için kullanmaları ve grubu parçalamaya yönelik çabalar içine girmeleridir (Eren. Acil durumlarda karar verme aşamasında bu tip liderlik tarzı başarı sağlayamamaktadır. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Grup üyeleri yetki alanlarına giren konularda karar almakta ve uygulamakta serbesttir. Demokratik ve katılımcı liderlik davranışının en önemli sakıncası ise önemli önemsiz tüm karar verme sürecinin yavaş işlemesi ve bunun sonucunda zaman kayıplarının yaşanmasıdır. 1998:141). 2001: 489). güçten uzak duran bir liderlik tarzıdır. İkinci olarak bireysel başarıların ön plana çıkarılması grup başarılarının önemli ölçüde azalmasıdır. lider grup dışından bilgi ve kaynak sağlama doğrultusunda gruba katkıda bulunmaktadır. Bu liderlik tarzının sakıncalarından ilki. grup üyelerinin seçiminin çok önemli olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır. örgütün yaşam süresi kısalmaktadır. 2004:460). 2004: 459). Gelişmelere zamanında tepki verilememesi örgütün sağlıklı işlemesine engel olmakta. Diğer bir sakıncası da bazı yeniliklerin ortaya çıkması durumunda kararların etkinliğini kaybetmesi hatta grubun karar alamaz hale gelmesidir (Eren. üyelerin farklı nitelikte amaçlar geliştirebilmeleri. Lider diğer grup üyeleriyle benzer bir rol üstlenmekte. Bu durum bu tip liderliğin uygulandığı gruplarda. Tam Serbesti Tanıyan Lider Grup üyelerini tamamen serbest bırakan. Tam serbesti tanıyan liderler genelde yetkilerini grup üyelerine bırakırlar. hatta bu amaçların birbirlerine karşı olabilmesi ve bunun sonucunda da özellikle kriz zamanlarında bu durumun grubun dağılmasına neden olmasıdır (Şimşek vd.

insanlar sıkışınca onun yaptıkları ve söylediklerine bakmaktadırlar. Yanlış yapmak bir anlamda karizmanın yok olmasına ya da zayıflamasına neden olacaktır.160 E. 1992:72). Toplum tarafından kurtarıcı olarak algılanmaktadır (Ergezer. hemen yerine getirilen kişidir (Sabuncuoğlu ve Tüz. .Büyük oranda yetkiye ve uzman güce dayanıp güvenmek. Bu tip liderler genelde toplumda ya da grupta oluşan buhranlı zamanlarda ortaya çıkan. Sayı:29 . Halk ile liderin inanç. Bu nedenle karizmatik liderlik. Taşdemir 3. Bu tip liderlerin yanlışları yoktur ve eğer yanlış olan bir şey varsa bunu çevresindekiler ve emri uygulayanlar yapmıştır (Ergezer. performans ve iş doyumunu artırmada oldukça etkilidir. iç ve çevresel şartlara. kararları bizzat kendisi alan ve söylemiş olduğu her söz emir olarak algılanan. 2000: 195-196): . beklenti ve ümitleri arasında bir paralellik ve benzerlik söz konusudur.Günün şartlarından çok farklı olan. 1999:16-17). 1992:72). Karizmatik liderler ile ilgili yapılan bir çalışmada şu davranış biçimlerini gösterdikleri ortaya çıkmıştır (Barutçu ve Akatay. üyelerin kişilik yapılarına. Açıklamaya çalıştığımız bu liderlik tiplerinin uygulanabilirliliği toplumun veya grubun kültür yapısına. liderlik yaptığı grup üyelerini arkasından sürükleyen. Bu düşüncenin hakim olmasının nedeni lidere yüklenen karizmadan kaynaklanmaktadır. . Lider Güz 2009. 1998:175). toplumun güvendiği ve kabul ettiği üstün nitelikli kişiler olarak kabul edilmektedir. Daha çok doğuştan gelen ve Allah vergisi kabul edilen bir yetenekle donatılan karizmatik lider bu nedenle toplum tarafından olağan dışı olarak kabul edilmektedir. Bu tip liderler bireyleri etkileyerek onları bir amaç doğrultusunda bir araya getirmekte ve ortak amaç için çalışmalarını sağlamakta etkindirler. gelecekle ilgili hedefleri planlamak. .4. zaman ve mekanda oluşacak değişimlere göre farklılık gösterebilir.Statükonun değiştirilmesi yönünde çaba harcamak.Bir dereceye kadar alışılmamış ve mevcut kurallara uymayan biçimlerde davranışlarda bulunmak. Lidere yüklenilen karizmada buradan kaynaklanmaktadır. Karizmatik liderin insanüstü bir takım nitelikleri taşıdığına inanılmaktadır. Liderin karizması bazen ölmüş olmasına rağmen devam etmekte. Bu durum grup üyelerinin sadakat ve itaatini sağlamaktadır (Aytürk. Lidere karizmatik kişiliğini atfeden insanlar bu durumu kabul etmemekte onun yanlış yapabileceğine kesinlikle inanmamaktadırlar. Karizmatik Lider Bu tip lider.

Liderlik önderlik etmektir. birlikte yaşama ihtiyacının sonucunda. Ancak iyi bir yönetici aynı zamanda iyi bir lider olabilmelidir.” Bennis‟in bahsettiği isimler. yaptıkları ve söyledikleri ile yaşadıkları döneme damgasını vurmuş liderlerdir. Liderler ve Yöneticilerin Farklı Yönleri Michigan Üniversitesi‟nden bir bilim adamı toplum için ölümcül bulduğu on tehlikenin bir listesini yapmış ilk sıraya da nükleer savaş veya kaza tehlikesini koymuştur İkinci sırada salgın hastalık. kurumsal ve grupsal liderlere ihtiyaç bulunmaktadır. açlık ve çöküntü. Bize. milyonlarca kurum ve organizasyonun bulunduğu toplumsal yaşamda. yönetimde ve kurumlardaki kalitesizlik ile liderlik eksikliği bulunmaktadır (Bennis. Topluluk halinde yaşayan insanlar. Ancak bu tarzın başarısız olduğunu ya da etkisini kaybettiğini gördüğünde ise bunu değiştirebilir. Martin Luther King Jr. Önderliğin temelini önderliğe ve yönetime ilişkin kavramlar oluşturmaktadır. Liderliğin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyan bu tespit insanların neden liderlere ihtiyaç duyduğu sorusunu akla getirmektedir. İnsanoğlu var oluşundan bu yana. korkularını yenebilmeleri için meydan okuyan FDR (Roosevelt) artık yok. eğer kendilerine bir lider belirlemezlerse o toplulukta kargaşa hakim olur. ter ve gözyaşı isteyen ve istediğini alan Churchill de gideli çok oluyor. bize şu an olduğumuzdan daha iyi ve daha mükemmel olabileceğimizi söylemekle ölümcül bir risk aldıklarını kanıtlarmışçasına hepsi öldürüldüler. İnsanları yönetenler ya da yönetmeye talip olanların her zaman lider olması beklenemez. yüzlerce ülkenin olduğu ve farklı yönetim biçimlerinin bulunduğu bir dünyada. Kennedyler. Ama her iyi yönetici iyi bir önderdir denemez. Özellikle günümüz şartlarında görev alan yöneticiler toplum tarafından lider olarak algılanıyorlar mı? Bu soruyu amerikan toplumu için 1987 yılında “kim iş başında” diye soran Time dergisi ulusun ihtiyacının olduğu bir anda evde kimsenin olmadığını söylüyordu. Gandi. 2002:16-17). üçüncü sırada ise. İyi bir önder aynı zamanda iyi bir yönetici olabilir. Milyarlarca insanın yaşadığı. ülke liderlerine.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 161 benimsediği tarzın kendisini başarıya götürdüğünü fark ettiğinde bu tarzı devam ettirir. Kan. sonsuzluktaki birlik ve kainattaki uyum fikirlerini aşılayan Einstein da artık aramızda değil. 4. Lambarane Ormanları‟ndan. Bu kavramlar kimi İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . gibi liderlerinse. her zaman bir liderliğe ihtiyaç duymuştur. Bu liderleri çoğaltmak mümkündür. hayata karşı büyük saygıyla insanlığa ilham kaynağı olan Schweitzer de artık yok. Bennis‟in geçmişteki liderler ile ilgili söyledikleri ise önemlidir (2002:15-16): “Bütün bir ulusa.

1969. toplumun her kesiminde rast gelindiği için geniş bir kavramdır. belli amaçları gerçekleştiren örgütlere özgü olduğu için daha dar bir kavramdır. Yönetim. izleyenlerin olgunluk düzeylerine ve geliştirdikleri değer ve düzgülere göre nitelik kazanır. toplumun her zaman iyi yöneticilere ihtiyacı bulunmaktadır. izleyenlerin psikolojik gerçek sınırlarının ötesinde uyarlığını (compliance) sağlamaya yöneliktir. ÖNDERLİK VE ÖNDER Önderlik. yönetmen olmayabilir. 1982 „den Akt. Yönetici anamalcı ya da yönetsel erkçe atanmıştır. izleyenlerin öndere verdiği erki. iş görenlere çoğunlukla. Önderliğin sürdürülebilmesi için önderin etkililiği asıldır. Önder. Önder kişisel erkini kullanır. Ancak günümüz hızlı değişimleri göstermektedir ki. Taşdemir yönlerden birbirlerinden ayrılırlar. izleyenlere alışılmışın ötesine ve üstüne çıkan bir etkiyi içerir.162 E. Yönetim. Önderlik ve önder ile yönetim ve yöneticiye ilişkin ayrılıklar Tablo 1‟de kısaca gösterilmiştir (Filley ve House. Güz 2009. Yönetim. YÖNETİM VE YÖNETİCİ Yönetim. izleyenlerin toplam etkisinden daha çoğunu onlara gösterip uyarlıklarını sağlayarak başa geçmiştir. saptanmış amaçları gerçekleştirmek için iş görenlere biçimsel görevleri yaptırmaya çalışır. Yönetimin sürdürülebilmesi için başarılı olmak yeterlidir. 1 Önderlik. Yönetim. Hersey ve Blanchard. Önderlik. Yönetim. tekdüze alışılmış etkiyi gerektirir. Carroll ve Tosi. 1977. 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Tablo 1: Önderlik ve önder ile yönetim ve yöneticiye ilişkin ayrılıklar Görülmektedir ki. makam sahibinin elde ettiği kayraları ve hakları kullanmasıdır. Başaran. üst yöneticinin ve onu izlemek zorunda olan yöneticilerin yönetim biçimine göre nitelik kazanır. önderin onları etkilemek için kullanmasıdır. Yönetici önder olmayabilir. Önder. iş görenlerin psikolojik gerçek sınırları içinde uyarlığını (compliance) sağlamaya yöneliktir. Önderlik. Önderlik. 1992:97). Sayı:29 . yöneticilerin aynı zamanda liderlik nitelikleri ile donanmış olmaları gerekmektedir. izleyenlerin gereksinimlerini karşılamak için yeterliklerini eyleme dönüştürür. Önderlik. Yönetici yasal erkini kullanır.

insanlık tarihi boyunca denenen yönetim biçimleri ve liderlik tarzları içerisinde. Çünkü tarihin başlangıcı. Gösterdikleri yönetim biçimine göre de otokratik. liderin olmadığı toplum ve organizasyonların sağlıklı bir yapı oluşturamadıkları ve süreklilik sağlayamadıkları görülmektedir.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 163 Sonuç Yapılan bu çalışmada. Çünkü sorunların çözümünün uzaması insanlarda bıkkınlığa sebep olmakta. sorunların ancak otoriter bir tarzla çözülebileceğine olan inanç güçlenmektedir. bir araya getirme ve yönlendirme sanatı olarak karşımıza çıkmakta. siyasal ve sosyal liderlerin varlığını görürüz. Ancak gelişmesini henüz tamamlamamış. sahip oldukları donanımlarıyla topluma yapacakları katkı önem kazanmaktadır. tam serbesti tanıyan ve karizmatik liderlik tarzları göstermişlerdir. Günümüz dünya düzeninde pek çok toplum demokratik ve katılımcı yönetim biçimini benimsemiş olduğundan bu tarz liderlik beklentisi içerisindedir. çarkların düzgün işleyeceği şekilde kuramayan toplumlarda iyi bir yönetici olmak insanlar tarafından yeterli görülmemektedir. Ancak bu durum fazla uzun sürmemekte. liderliğin de başlangıcı olmaktadır. hatta otoriter davranışlara müsamaha gösterilmektedir. insan ve insana özgü değerlerin yaşaması için en uygun yönetim tarzıdır. Ancak demokratik şartlarda da insanları belirli bir amaç etrafında toplamak. Bu noktada liderlerin önemi ortaya çıkmakta. öğretileri ile kalıcı olmuşlardır. askeri. belirli amaçları gerçekleştirebilmek için insanları etkileme. Bu çalışma sonucunda görülmektedir ki. harekete geçirmek ve başarıya ulaştırmak için İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Tarih gözden geçirildiğinde dini. insanlar için kurtarıcı olarak algılanmışlardır. Gelişmiş toplumlarda iyi bir yönetici olmak. liderlik. liderler ve liderliği de okumuş oluruz. demokratik ve katılımcı. Liderler yaşadıkları dönemdeki toplumsal yapıya ve duruma göre yönetim tarzlarını belirlemişlerdir. dünyanın gelişmiş toplumları arasında olmayan ülkeler ve insanları demokratik ve katılımcılığın yanında karizmatik lider beklentisi içerisindedir. Bu liderlerin büyük bölümü yaptıkları ile tarihe yön vermiş. İnsanlık tarihini okuduğumuzda. çarkları düzgün işleyen sistemlerde yeterli olurken. Bu liderler kendi zamanlarında ihtiyaç duyulduğu anda ortaya çıkmış ve yaptıkları ile liderliklerini benimsetmiş. hala sistemlerini. insanlar yönetime katılmak ve görüşlerini rahatça söylemek istemektedir. özellikle toplumların idaresi noktasında demokratik ve katılımcı yönetim biçimi. Bu durum toplumun zaman zaman farklı arayışlar içerisine girmesine neden olmakta.

. Bennis. İ. RL.Ü. Personel Yönetimi. Lider ve Demegog.Ü. (Çev. Aytürk. Nihat (1999). “Leadership and Effective Communication”. and Peterson. Şevket Süreyya (1997). Adel Safty (Eds. Başaran. (1999). Pelin Ozaner). ________________(1992). Ankara: Alteo Yayıncılık. İstanbul: Beta Basım. Esin ve Akatay. İnşaat ve Mimarlık Fakültesi Yayınları. Bir Lider Olabilmek.T. 4:189-201. Feriha (1994). Tur. Atkinson. Kışkırtıcı Liderlik – Inspiring Leadership. Ankara: Arkadaş Yayınevi. Ankara: Yargı Yayınları. Ethem (1982). Colcaud. Ayten (2000). (1994). Jean-Marc (1999). Çev: Yavuz Alogan.. Dursun (1997). Terrence E. Yönetim Sanatı Başarılı Yönetim ve Yöneticilik Teknikleri. Genel Psikoloji. İstanbul: Remzi Kitabevi. Psikolojiye Giriş. ss. Aydemir. Toplumların sıkıntılı dönemlerinde hala geçmiş dönemlerdeki liderlerine atıfta bulunması yönetici değil ama lider eksikliğindendir. “Bilgi Toplumu ve Transformasyonel Liderlik”. Bem. Bingöl. Yönetimde İnsan İlişkileri. Eğt. Alptekin. İstanbul: Sistem Yayıncılık. Northern Cyprus: Eastern Mediterranean University Pres. Güz 2009. Leadership and the United Nations. Trabzon: K. Ankara.164 E. Selçuk Üniversitesi SBMYO Dergisi. Bursa: Vipaş İnş.). 57-71. RC. Barutçu. İsmail (1998). Kent D. The Leadership Paradox: Balancing Logic and Artistry in Schools. ve Hoeksema. Smith. Taşdemir iyi bir yönetici olmanın yanı sıra lider olmakta gerekir. Warren (2002). Atkinson. EE. Çev: Utku Teksöz. İstanbul: İnkilap Kitabevi. Baymur. SN. İşletmelerde Yönetim ve Organizasyon. Mehmet (1968). DJ. San Francisco: Jossey-Bass A Wiley. Eğitim Fakültesi Yayını. Kültür ve Liderlik. John (2005). Efil. Örgütsel Davranışın Yönetimi. Sayı:29 . Ankara: A. KAYNAKÇA Adair. Deal..

Yönetim: Teori. Leadership for Competitive Advantage. Liderlik Sanatı. İlhan (1994). Charles (1996). 3-9. Hamdi (2001). Akgemci. İşletmelerde Davranış. Georgiades. Erol (2004). Mustafa (1998). Strategies and Practices fort he Next Era. Koçel. Aytekin (1996). Ş. Erdoğan. Bursa: Alfa Basım. Ankara: Nobel Yayın. Personel Yönetimi. Sabuncuoglu. Yönetim ve Organizasyon Çağdaş ve Küresel Yaklaşımlar. Süreç ve Uygulama. İstanbul: Marifet Yayınları. Tahir ve Çelik. Erol (2001). İstanbul: Beta Basım. Selçuk (1999). Örgütsel Davranış ve Yönetim Psikolojisi. İstanbul: Beta Basım. Chichester: John Wiley & Sons. Şule (2000) Lider Sarmalında Vizyon. San Francisco: Jossey-Bass. İşletme Yöneticiliği: Yönetim ve Organizasyon Organizasyonlarda Davranış Klasik-Modern-Çağdaş ve Güncel Yaklaşımlar. Marshall Goldsmith and Richard Beckhard (Eds. Richard (1973). Ankara: Ocak Yayınları. Ankara: Nobel Yayın. İstanbul: Say Yayınları. Adnan (1998). Şerif. İstanbul: Beta Basım. A. Wess (1995). Richard M. Melek (1998). İstanbul: Beta Basım. Şimşek. Ergezer. Davranış Bilimlerine Giriş ve Örgütlerde Davranış. (1997). Tamer (2001). Yeni Türkiye Dergisi Türk Siyaseti Özel Sayısı. ss. M. Peters. Hodgetts. 2(9): 163-182. Liderlik ve Özellikleri. Özel. “The New Language of Organizing and Its Implications for Leaders” The Leader of the Future: New Visions.). Eren. Richard (1998). Frances Hesselbein. Örgütsel Psikoloji. Çev: Mehmet Harmancı. Kalyoncu.Toplumların İdaresinde Liderler ve Yöneticiler 165 Erçetin. Hun Atilla‟nın Zafer Sırları. Nick and Macdonell. İstanbul: Beta Basım. Zeyyat ve TÜZ. İstanbul: Der Yayınevi. Authority Responsibility and Education. London: George Allen and Unwin. “Siyasal Liderlik”. Yılmaz. Bahattin (1992). Eren. Yalçın. Robers. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Liderlere Tapınma Psikolojisi. İstanbul: İz Yayıncılık. Handy. Çev: Canan Çetin ve Esin Can Mutlu.

In this study. Key Words: Internet. Gazi Meslek Yüksekokulu İletişim 2003/18 . Zaman and Radikal are researched in terms of the aforesaid fact by using the content analysis method. habercilik. Any subjects which are not newsworthy take part in the internet pages of newspapers.Ü. haber değeri. cinsellikle yoğrulmuş ve erotizm içeren başlıklarla süslenmiş “hafif” haberler. The woman exposal. Araştırma sonucu ede edilen bulguların internet gazeteciliğinin profesyonelliğinin sorgulanması. news value. 7(2). her yaştan internet kullanıcısına kolayca ulaşabilmenin anahtarı olarak kullanılmaktadır. Milliyet. Kadın teşhirine dayalı fotoğraf galerileri.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. The photo galeries based on woman exposal. Milliyet. reporting. the internet main pages of Hürriyet. Hiçbir haber değeri taşımayan konular –gelenekselde de temsili olan. “Click commerce" * ** Yardımcı Doçent Doktor.gazetelerin internet sayfalarında kolaylıkla yer bulmaktadır. Zaman ve Radikal’in internet “ana sayfaları” söz konusu unsurlar açısından. G. 237- CĠNSELLĠK ÜZERĠNDEN “TIK TĠCARETĠ”: ĠNTERNET HABERCĠLĠĞĠ ÜZERĠNE BĠR ĠNCELEME Umur IġIK* & Konur Alp KOZ** ÖZET Çağımızın en etkin kitle iletişim ortamlarından biri olan internet. Anahtar Kelimeler: İnternet. içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmektedir. The strong representatives competed in the atmosphere and also put into practice the practices which are except from the traditional journalism conception and application with the ticking anxiety. nitelikli bir habercilik anlayışının yerleştirilmesi açısından değerlendirilebileceği beklenmektedir. the rubbish news including sexual and erotizm are used for the internet user of all ages. İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi.Ü. Geleneksel gazeteciliğin güçlü temsilcileri de bu ortamda kıyasıya bir rekabete tutuşmuşlar ve daha fazla “tıklanma” kaygısı ile geleneksel anlamdaki gazetecilik anlayış ve uygulamalarının dışında pratikleri uygulamaya koymuşlardır. Hürriyet. G. tık ticareti “Click commerce” based on sexuality: An Analysis on Internet Journalism ABSTRACT The internet which is the most effective communication media leads the professionals to compete in the rating. Bu çalışmada. kadın teşhiri. The results of research are expected to examine the professonalism of the internet journalism and evaluate to provide the eligible reporting conception. her alanda olduğu gibi habercilik alanındaki profesyonelleri de büyük bir “rating” yarışına itmiştir.

Hiçbir haber değeri taşımayan konular –gelenekselde de temsili olangazetelerin internet sayfalarında kolaylıkla yer bulmaktadır. Türkiye. internet kullanıcı istatistiklerinde Avrupa sıralamasında Mart 2009 rakamlarıyla 7. Güz 2009.8‟i internet kullanmaktadır ve bununla birlikte “gazete ve dergi okuma (yüzde 76)” internet kullanıcılarının en çok yaptığı iş olarak (TÜİK. Geleneksel gazeteciliğin güçlü temsilcileri daha fazla “tıklanma” kaygısı ile geleneksel anlamdaki gazetecilik anlayış ve uygulamalarının dışında pratikleri uygulamaya koymaktadırlar.htm. 2008) gözükmektedir. Araştırma sonucu ede edilen bulguların internet gazeteciliğinin profesyonelliğinin sorgulanması. içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmektedir.5 milyon internet kullanıcısı Avrupa nüfusu içerisindeki internet kullanıcılarının yüzde 7‟ye yakınını teşkil etmektedir.hamlelerle büyük bir kullanıcı sayısına ulaşan Türkiye‟de bugün itibarıyla 26.5 milyon insan internet kullanıcısı durumundadır. Haziran 2009). Milliyet.internetworldstats. İnternetin anlam üretimine aracı kıldığı dilin. Sayı:29 . Yine araştırma sonuçlarına göre nüfusun yüzde 35. büyük. Türkiye İstatistik Kurumu‟nun (TÜİK) yayınladığı “Hane Halkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması”na göre ise (Ocak-Mart 2008) Türkiye‟de hanelerin yüzde 24. Bu çalışmada. her alanda olduğu gibi habercilik alanındaki profesyoneller açısından da büyük bir rekabet ortamı yaratmıştır. Bu rakam ağın içindeki diğer Türkçe konuşan insanlar da dikkate alındığında daha büyük bir topluluğa işaret etmektedir. büyük olarak yerini almıştır ki.47‟si internet erişim imkânına sahiptir. Koz Gelişmiş ülkeler dikkate alındığında internetle oldukça geç sayılabilecek bir zamanda tanışan ancak son yıllardaki -devlet destekli.com/stats4. cinsellikle yoğrulmuş ve erotizm içeren başlıklarla süslenmiş “hafif” haberler. çağımızın en etkin kitle iletişim ortamlarından internet. A. Ülke nüfusunun yüzde 35‟i internet kullanıcısı durumundaki Türkiye‟nin 2000 ila 2008 yılları arasındaki kullanıcı sayısı artış oranı ise yüzde 1225 olarak gerçekleşmiştir (http://www. her yaştan internet kullanıcısına kolayca ulaşabilmenin anahtarı olarak kullanılmaktadır. IĢık – K. Avrupa‟nın ve dünyanın diğer ülkelerindeki Türkler bu rakama dahil değildir. Hürriyet. geleneksel rakipleriyle paralellik gösterdiği unsurlar olduğu gibi kullandığı içerik ve anlamı bayağılaştırması bakımından farklılaştığı alanlar da söz konusudur. Kadın teşhirine dayalı fotoğraf galerileri. nitelikli bir habercilik anlayışının yerleştirilmesi açısından değerlendirilebileceği beklenmektedir. dünya sıralamasında ise 14. Bu bağlamda.168 GiriĢ U. 26. Zaman ve Radikal‟in internet “ana sayfaları” söz konusu unsurlar açısından.

1 Ocak 1997‟de internette okuyucularıyla buluşurken. Zaman gazetesinden sonra Milliyet gazetesi 27 Kasım 1996‟da internette yayımlanmaya başlamıştır. 1996. paket anahtarlama (packet-switching). bir yandan gelenekselde temsili olan gazeteler bir yandan da internetin sunduğu ekonomik imkânları fırsata dönüştüren çok sayıda internet gazetesi sanal ortamda yayına başlamıştır. Ulusal basında.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 169 1. bulmaca. fal vb. Etkileşim (interactivity). fotoğraf. Ekim 1995‟de Leman olmuştur. Türkiye‟de gazetelerin internetle tanıştığı 1995 yılından itibaren. Deuze. alan darlığının ortadan kalması ve çok fazla erişime imkân tanıyan bant genişliğinin sağlanması. etkileşim.Türkiye’de Ġnternet Gazeteciliği Üzerine… İnternetle birlikte ortaya çıkan sanal gazeteler. çokluortam (multimedia) ve bağlantılı metin (hypertextuality) gibi temel karakteristik özellikler (Newhagen ve Rafaeli. onu Sabah gazetesi takip etmiştir. Sanal ortamda da gelenekselde olduğu gibi abonelik yoluyla para kazanma girişimleri kısa sürede başarısızlıkla sonuçlanmıştır. her türden malzemenin sunumunda sağladığı kolaylıklar. 1999: 45-46). merakların ve ilgilerin paylaşımını esas alan yeni toplumlar ortaya çıkarabildiğinden ve diğer herhangi bir iletişim aracı içinde imkansız olan bağlam ve yapı derinliği ile zamana bağımlılığı ortadan kaldırmasından ötürü gazetecilik anlayışında köklü değişikliklere yol açmıştır. Türk basınında internete ilk giren dergi ise Temmuz 1995‟te Aktüel. Pavlik. ilerleyen yıllarda yaşanan teknolojik gelişmeler okuyucunun dikkatini çekebilecek unsurların (etkileyici görsellik. video. video ve fotoğraf gibi web sitesine ağır yük getiren unsurların daha az yük getirir hale getirilmesi) internet ortamında kullanılabilmesine yol açmıştır. 1997 yılıyla birlikte Türk basını tamamıyla internete adapte olmuş ve yazılı basınımızda yer alan çok sayıda dergi ve gazete sanal ortamda okuyucularına hitap etmeye başlamıştır (Gürcan. artan internet hızı. Hürriyet gazetesi. Başlangıç yıllarında başta büyük gazeteler olmak üzere daha çok gazetelerinin “basılı nüshalarını” internete aktarmak yoluyla sanal ortama adapte olmaya çalışan bu yeni ortam aktörleri internete özgü bir yayın ve işletme modeli geliştirememişlerdir. 2003: 211-215) internete özgü bir gazetecilik anlayışının doğmasına imkan tanımıştır. eş zamanlılık (synchronicity). ses. 1997: 30.) sanal ortamda gazetecilik yapılırken. İnternet ve bağlı teknolojilerde yaşanan hızlı değişim ve gelişimlerle birlikte giderek kabuk değiştiren İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . resim. harita vb. Türkiye‟de bu konudaki ilki Zaman gazetesi gerçekleştirmiş ve 2 Aralık 1995‟te internette yayına başlamıştır. Başlangıcında yalnızca geleneksel gazetede yer alan kısıtlı unsurlarla (haber.

2007:9). başka bir deyişle reklamverenin gözüne girebilmek için bilinirlik. Evrensel bir iletişim aracı olarak denetlenmesi. A. içerik kalitesi. 2007) değerlendirilmektedir. haberin sunumuna (görsel-metinsel). İnterneti önemli bir mecra olarak gören reklam verenlerin sayısı giderek artmaktadır ve Türkiye‟de online reklam harcamalarının 2007 yılı itibarıyla 40 milyon doları bulduğu tahmin edilmektedir. sahtecilik) üzerinde tüm dünyanın ortak çalışma yürütmesi zorunlu hale gelmiştir. Kısacası ne kadar çok “tıklanırsa” o kadar çok reklama ve dolayısıyla nakite kavuşma imkânı söz konusudur.koruyabilmek için bazı konular (çocuk pornografisi. gazeteci-haber kaynağı ilişkisinden. 2007. 1999. Sayı:29 . 2006) internet ortamının. IĢık – K. Koz (şekil. Bugüne dek bu yeni ortamı teknolojik özellikleri/üstünlükleri ve gazetecilik temelinde keşfe yönelik olarak yapılan birçok çalışmada (Pavlik. Bu yönüyle internet bir yandan sınırsız bir özgürlük ve iletişim alanını bir yandan da kötü niyetlilerin suiistimaline açık bir ortamı simgelemektedir (Işık. Thurman. 2009). 2000. okuyucuya ve yayıncıya sunduğu fırsatlar ile internetin geleneksel anlamdaki gazetecilik uygulama ve pratiklerinden ayrılan yönleri (Gürcan ve Bekiroğlu. gazeteciye. Aktaş. Haberin hazırlık sürecinden sunumuna dek internete özgü biçimler ortaya çıkmış ve bu gazetecilik anlayışında köklü değişimlere yol açmıştır. içerik. İnternet. 2004. görsel kalite gibi unsurlarla ayırt ediciliğin sağlanması gerekmektedir (Danış. Deuze. bireyleri özellikle de gençleri ve çocukları. Bu reklam pastasından pay alabilmek. 2003.170 U. 2007. 2007. gözetlenmesi pek mümkün olmayan internetin zararlı etkileri ve sonuçları karşısında toplumları. okuyucuya ulaşma mantığında) ve bu ortama adaptasyonunu tamamlayan gazeteler nihayetinde internette ekonomik gelir elde etmenin temel unsurunun “tıklanma sayısı” olduğunun farkına varmışlardır. okuyucu-gazeteci iletişimine dek pek çok şeyi değiştirmiştir. terörizm. Kazaz. Tirajdan gelir elde edemeyen internet ortamdaki medya organlarının en büyük gelir kaynağını ise reklamlar oluşturmaktadır. Dimitrova and Neznanski. Güz 2009. ziyaretçi sayısı ve profili. uluslararası dolandırıcılık. teşhir.

Ülkemizde toplumsal.Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni imzasıyla okuyucuya manşetten duyurulan haber başlığından ve spotundan oluşmaktadır. en azından ev sahibi gazete açısından olumlu sonuçlar vermiş görünmektedir. Yayın Yönetmeni.tr Genel http://www. 2005). İnternette şiddet. kadın fotoğrafları ve zararlı yayınlara karşı toplumsal bilinç oluşturmak amacıyla başlatılan “Temiz internet” kampanyası. Çalışmaya da ışık tutan bu itirafın yanı sıra mevcut internet haberciliği ortam ve şartlarının. arkadaşlar ve medyanın cinsellik konusunda en önemli bilgi kaynağı olduğunu ortaya koymaktadır (Ercan. Yukarıda yer alan ve bir çeşit “itiraf” olarak kabul edilebilecek açıklamalar göz önüne alındığında medyanın kimi zaman bu rolüne ilişkin otokontrol ve kendini düzeltme çalışmaları yaptığı ancak mevcut duruma bakıldığında pek de başarılı olamadığı görülmektedir. Google aramalarında en ön sıralara çıkabilme ve reklam pastasından daha büyük bir pay kapabilmek telaşı.com. Yine benzer bir otokontrol çabası da Sabah gazetesi tarafından 27 Temmuz 2007‟de başlatılmıştır. Alexa sıralamasında ilklerden olabilme.yaklaşık iki yıl önce. Toplumsal değerlerle çerçevesi çizilen cinsellik olgusu konusunda ne ülke eğitim kurumları ne medya ne de ebeveynler üzerlerine düşeni gerçekleştirememektedir. sunulan içeriklerin derinlemesine araştırma ihtiyacı ortadadır.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 171 2.1 Yukarıdaki satırlar . Bütün bunlara rağmen bugün Türkiye‟de habercilik adına internet meydanında boy gösteren gazetelerin sunduğu içerikler tartışma konusudur. Hürriyet.hurriyet. kimi zaman “teşhire” kimi zaman da erotizmin sınırlarını zorlayan haber(!) içeriklerine müsaade edilmesine yol açmaktadır. Bugün itibariyle Türkiye‟de en çok ziyaretçi sayısına 1 Fatih Çekirge.TartıĢmalar/Sorunlar “Kadın teşhirinin rekabetini reddediyoruz” Artık hiçbir haber değeri olmayan çıplak kadın fotoğraflarından oluşmuş foto-galerileri kaldırıyoruz. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . 21 Haziran 2007.tr/gundem/6753140. kültürel ve dinsel değerleri koruma çabalarıyla medyada sunulan içerikler arasında rahatsız edici bir ilişki söz konusudur.com. Buna karşın yapılan araştırmalar.asp.

geleneksel yayımcılıkta. Milliyet ve Hürriyet gibi gazetelerimizin başını çektiği bu yeni uygulamada. Ancak her nedense büyük gazetelerimiz bu amaçlarını gerçekleştirirken kullandıkları yöntemler konusunda bihaber davranmakta. karakter sayılarıyla sınırlıdır. Bu durum her ne kadar avantaj olarak gözükse de aslında internet haber yayımcılığında alternatiflerin artması ve rekabetin olabildiğince sertleşmesi nedeniyle zamanla dezavantaja dönüşmüştür. tek bir haber için 2 ila 15 arasında sayfa ziyareti gerçekleştirmek zorunda bırakılmaktadır. hedef kitlenin dikkatini olabildiğince çekerek sayfa ziyaretini artırmaktır. Bu durum. Kullanıcı. Temel amaç ise okuyucuyu baştan çıkaran bir söylemle. İnternet sitelerinde ise bu sayı teknik ölçüde “sınırsız” olarak kabul edilebilir. internet editörlerini geleneksel haber dilinden uzaklaştırmaktadır. haber içeriği birden fazla sayfalara bölünmektedir. A. benzer kelime tercihleri ve diğer yayıncı kuruluşların “copy pastları”. Haber içeriğine yerleştirilen cezbedici (!) görsel öğeler. Sayı:29 . internet yayımcılığında ana sayfanın dışındaki bölümleri tercih etmemektedir. Bu sistem yüzünden kullanıcı. dar alanlara sıkıştırılmış haber başlıkları. Koz ulaşan ilk 30 siteye bakıldığında gelenekselde de temsili olan büyük gazetelerimizin yer aldığı görülmektedir (http://www. haberin ana kurgusunu örtülü hale getirilebilmektedir.alexa. Haber başlıkları. Güz 2009. Buradan hareketle çalışmanın bu bölümünde internet sitelerinin trafik kaynaklarına bakmak. vitrin konumundaki ana sayfanın dışında devam sayfalarını okurken. tıklanma değeri yüksek kelimeler tercih edilmektedir. Bu amaçla. ziyaretleri tetiklemektedir. İnternet yayımcılığında.172 U. sayfa ziyaret oranlarını da artırmaktadır. çoğunlukla yeni sürprizlerle karşılaşır. geleneksel haber dilinden ayrılarak kendine özgün bir dil oluşturmuştur. Dil oyunlarıyla örülü bu tercih. Bu yeni dil. Haber başlıklarındaki “kurgusal oyun”. 3. Kullanıcı sayısını artırmak amacıyla yapılan bu kurgusal oyunlar. dikkat çekici hale getirilirken. okuyucuya nasıl ulaşıldığı ve ne tür teknolojik hileler yapıldığını görmek yerinde olacaktır. Geleneksel yayımcılıkta. bazen de “örtbas” haberler yayınlayarak “Türk okuyucusunun birinci tercihi olmanın haklı gururundan!” bahsetmektedirler. mümasil kılmaktadır. Dikkat çekici bir haber başlığıyla sayfayı ziyaret eden kullanıcı. haberin yer aldığı sayfalar sınırlı sayıdadır. IĢık – K. farklı içerikteki haberleri bile dublör haline getirmekte.Haber Sitelerinin Trafik Kaynakları ve Ġnternete Özgü Haber Tipleri Online haber yayımcılığı. daha çok retoriktir ve ikna edici bir kurguya sahiptir.com/topsites/countries/TR).

tr/GaleriHaber.milliyet. 2 http://www. bu oranları daha üst seviyeye taşımaktadır.tr2 Bu uygulamanın giderek yaygınlaşması içeriğinde zayıflamasına neden olmaktadır.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 173 haberle ilgili veya ilgisiz aynı içerikle sunulan fotoğraf galerileri ziyaret oranını ve dolayısıyla da “tıklanma sayısını” çok daha üst seviyelere taşımaktadır. kendi tercihi dışında adeta sayfa ziyaret etmeye zorlanmaktadır.com.Galeri Haber Tipleri 3.milliyet. haber siteleri bu tür cinsel öğeler nedeniyle kimi zaman “filtreleme programları”na takılmaktadır. okuyucunun sistemde daha fazla sürede kalması sağlanmaktadır.1. tek bir haber için sayfayı ziyaret eden kullanıcı. Haberin içerisine eklenen fotoğraf galerileri. 3. Böylelikle. 26 Haziran 2009.1 . haberlerde kadın teşhirciliğin artmasına neden olmakta. Özellikle fotoğraf galerinin tıklanma oranı yüksek olması.com.1 – “Vagon” Haberler Vagon haberler.06. Bu şekilde sayfa ziyareti artırılmakta.www. tek bir haberin birden fazla bölüme ayrılarak içeriğin ayrı sayfalara taşınması yöntemidir.aspx?aType=GaleriHaber&ArticleID=1110998&PAGE= 1&Date= 26.2009&KategoriID=19 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .

okuyucuyu devama yönlendirecek cezbedici ögelerle (başlık. ziyaret oranlarını (hem sayfada geçirilen süreyi hem de sayfa ziyaretini) çok daha üst seviyelere taşımaktadır. 3 Matruşka. birçok ülkedeki haber sitelerinin de aynı yöntemi izlemesine neden olmuştur. Koz Sayfa ziyaretini artırabilmek amacıyla daha çok Milliyet ve Hürriyet‟in uyguladığı bir diğer yöntem ise “matruşka3” olarak adlandırdığımız haber biçimidir. haber içerik olarak zayıf olsa da büyük görsellerle desteklenmiş.org). Tek anne figürünün içerisinde iç içe yerleştirilmiş beş veya yedi bebekten oluşur (http://tr. Ziyaretçinin dikkatini çeken bu haber tıklandığında ayrı bir sayfaya yönlendirilir ve 3 numaralı bölümde de gözüktüğü gibi günün tüm magazin haberlerinden oluşan bir derlemeyle karşılaşılır. fotoğraf ya da video) ana sayfaya taşınır. Güz 2009.1. Bu yöntemde. Haber içerisine yerleştirilen fotoğraf ve video galerileri. Alman Bild‟in önünü çektiği yeni bir ekol peşindedir.2. diğer haberlere de göz atmak/tıklamak zorunda bırakılır. “okumak istediği” habere ulaşana dek. IĢık – K.“MatruĢka” Haberler U.2.174 3. Fotoğraf ve Video Galerileri Görselliğin giderek ön plana çıktığı internet haber yayımcılığı.wikipedia. Ahşap el yapımı olan bebekler ortasından açıldığında başka bir bebek çıkar. Bu yeni uygulamada. 27 Haziran 2009. A. Sayı:29 . onu açtığınızda yine başka bir bebek çıkar. internetteki çok yüksek sayfa ziyaretleri. Bild‟in. Rus yapımı bir oyuncak bebek türüdür.Hürriyet 3. tıklanma oranı daha yüksek olan ya da editörün diğer haberlere göre daha önemli olduğunu düşündüğü haber. Bazen de okuyucu. Ziyaretçi böylelikle önem değeri en yüksek haberden başlayarak önemine göre sıralanan haber turuna sokulur. bulvar tipi gazetecilik anlayışının internete de hâkim olmasına neden olmuştur.

ikinci haber 3 ayrı sayfaya bölünmüş ve içeriğe 14 fotoğraftan oluşan bir galeri eklenmiştir.aspx?aType=HaberDetayArsiv&KategoriID=3&Artic leID=1103664 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . okuyucunun hem daha fazla “tıklama”sını hem de sitede “daha fazla süre” geçirmesini sağlamıştır.tr S U B D O M A İ N (Alt alan adı) 32. rakip site olarak adlandırdığı Hürriyet‟te ise okuyucuların yüzde 4 5 http://www.tr/Ekonomi/HaberDetay.tr 100.com.0% emlak 0.com.tr.tr 38.5% editor 1.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 175 Bu konuda 13 Haziran 2009‟da ankarahaber.9% sanaleditor 20.0% zaman.0% fotogaleri 5.8% kelebekgaleri 0.com. Milliyet Hürriyet Radikal Zaman D O M A İ N (Alan adı) % 88.com.com. Alexa verileri4 dikkate alınarak çıkarılan aşağıdaki tabloda haber sitesine ulaşan okuyucunun nerede vakit geçirdiği ya da hangi amaçla siteye ulaştığı görülmektedir. İlk haber tek bir sayfada okuyucuya sunulurken.com/siteinfo/milliyet.alexa.tr”.2% turkuaz 0.5‟inin ana sayfada sunulan içerikleri izlediğini belirtirken. sitedeki ziyaret oranını.1 msnyasam 1. Buradan da açıkça görüleceği gibi içeriğe eklenen galeriler. Haber sitesinin ana sayfasında yayınlanan her iki haberin 3 saatlik yayın döneminin ardından sayfa ziyaretleri incelendiğinde çok farklı oranlarla karşılaşılmıştır.com.1% arkadasim Tablo 1: Haber sitelerinin 19 Haziran 2009 tarihli toplam trafik kaynaklarının domain üzerindeki paylaşımı Milliyet Gazetesi internet sitesi bu konuda yaptığı haberlerde5 kendisine ulaşan okuyucunun yüzde 88. zaman.3% hurriyet.com.tr “İnternette en çok ziyaret edilenler listesinde zirvede yine milliyet.com.8% fotoanaliz 0.4% videogaleri 0. ikinci habere ilişkin toplam sayfa ziyareti ise 3150 olarak gerçekleşmiştir.3% arsiv % 4. Bu haberlerin ilki “Ferhunde’nin acı intikamı” diğeri ise “Avrupa Yakası’nda hüzünlü veda” başlıklarıyla okuyucuya sunulmuştur.tr 99.milliyet.tr.5 milliyet. fotoğraf sayısı ve sayfa sayısının çarpanı kadar artırmaktadır. radikal.com adlı haber sitesinin de desteğiyle yaptığımız bir çalışmada.tr. http://www.0% radikal. hurriyet.3% medya 0. benzer içerikteki iki magazin haberi yayınlanmıştır. İkinci haber. Aynı süre içerisinde ilk haberin sayfa ziyareti 300.com. Fotoğraf ve video galerilerinin bir haber sitesine ne derece katkı sağladığı aşağıdaki tabloda da görülmektedir.com.

sistem tarafından daha önce yapılan kodlamalarla sistemli biçimde title (site başlığı).tr gibi) değil. Hürriyet‟in dışında Radikal ve Zaman gazeteleri de foto galeri vb. IĢık – K. Haber siteleri de birçok internet sitesi gibi bazı kelime gruplarında rakiplerine göre daha ön sıralarda çıkabilmek amacıyla bu tür optimizasyonlara başvurmaktadır.176 U.com. içeriklerin toplam kullanıcı üzerinden ziyaret edilme oranını kullanıcı bazında ölçüm dışında bırakmaktadır. içerik sunumlarını subdomain‟de (galeri. A. Bu da kısmi de olsa açık kaynak olarak kabul edilen Alexa ölçümlerinde. Bu amaçla. Hürriyet konusunda gerçekleri dile getirmesine rağmen kendi web sitesini ilişkin gerçekleri de göz ardı etmektedir. ana domain olan milliyet.milliyet.com.3. Kullanıcılar.8‟inin gazetenin magazin ekinin galerilerine. Sayı:29 . sayfaya kodlanan anahtar kelimeler veya sistemdeki eşlemeli anahtar kelimeler sayesinde ulaşmaktadırlar. “Adriana Lima” konusunda Google‟da yapılan bir aramada Türk basınının önde gelen temsilcilerinin ilk sıralarda çıkması da bir tesadüf sonucu gerçekleşmemektedir. içerikleri ana domain üzerinden sunmaktadır. foto/video galeri vb. Milliyet Gazetesi. yüzde 20‟sinin fotoğraf galerilerine ve yüzde 5.com. keywords (anahtar kelimeler) ve description (sayfa özeti) bilgilerine yer verilmektedir. arama motorlarında istediği veriye.8‟inin de foto analiz bölümünü takip ettiklerini ve ana sayfayı izleyenlerin yüzde 38. aramalarda giderek önemli bir hale gelen “üst sırada çıkma isteği”nin bir sonucu olarak büyük bir pazar haline gelen optimizasyon hilelerinin önüne geçilmesi amacıyla algoritmalar sürekli değiştirilmekte ya da daha karmaşık hale getirilerek birden fazla bileşen kullanılmaktadır. Güz 2009. Çünkü arama motorlarında.3 oranında olduğunu belirtmektedir. habere ilişkin her bir sayfanın başına. 3.tr (milliyet. Zira Milliyet istatistiklerde belirtilenin aksine.tr/galeri) üzerinde tutmaktadır. galeri vb. arama motorlarının olası algoritmalarına göre düzenlenmektedir. Koz 32. Bu kodlamalar. Arama Motorları ve “Kelime” Oyunları İnternet sitelerinin “kullanıcı havuzu” olarak kabul edilebilecek arama motorlarından kendi sitesine kullanıcı/okuyucu çekebilmesi tesadüflere bırakılan bir durum değildir.

Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 177 Hürriyet gazetesinin 27 Haziran tarihli “Çamur bahane festival şahane” başlıklı haberinde (http://kelebekgaleri.aspx?cid= 20006&rid=2369) ilgili kuruluşun. arama motorlarından “uygun olmayan içerik ve kelime oyunlarıyla” ziyaretçi çekme çabası açıkça görülmektedir. Haber başlığına tıklayan ziyaretçi.com. (1) ve (2) numaralı alanlardaki başlıklar okuyucu için (3)‟üncü başlık ise site başlığı olarak arama motorları için düzenlenmiştir. Sayfanın kaynağında sayfa başlığı (title) olarak “çamurla sevişenler” kelimeleri kullanıldığı görülmektedir. haberin içeriğinde “Çamur içinde festival” başlıklı haberle karşılaşırken.hurriyet.tr/galeridetay. zayıf bir içerikle sunumu yapılan haberin sayfa başlığı ise (3) numaralı alanda görüldüğü gibi “Çamurla sevişenler” şeklinde oluşturulmuştur. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .

550 13. Sayı:29 .000. Buradan da görüleceği üzere ilgili haber sitesinin en büyük trafik kaynağını (% 78. Aşağıdaki tabloda ise çalışmaya konu edilen dört ayrı haber sitesinin.190 53 4.000 Anahtar Kelime Seks Porno Fantezi Cinsellik Erotizm Toplam indeks Milliyet 55.178 U.100 971 10. Google‟da yer alan toplam indekslerindeki çevrimiçi aykırı kelime unsurları listelenmiştir.000 Radikal 46. Hürriyet 21.000 Tablo 2: 19 Haziran 2009 tarihli Google aramalarında kelime tercihleri Güz 2009. IĢık – K.000 Zaman 723 835 240 2.100 17.500 4.350 1. A. Bu durum.090 39. reyting ölçüm ortamı olan Google Analytics raporlarında yer alan ziyaretçi kaynaklarının dağılımına ilişkin istatistiki değerler yer almaktadır. Bu da ilgili kelime gruplarında yapılan aramalarda.800 4. çevrimiçi ortamda arama motorlarını önemli hale getirmektedir.500 19. Koz Aşağıda ankarahaber.com (03-06-2009) adlı haber sitesinin.750. Milliyet‟in ziyaret edilme olasılığını artırmaktadır.450 6.650.79 ) arama motorları oluşturmaktadır.400 1. Milliyet‟in ilgili tarihte Google‟de indekslenen toplam 13 milyon sayfası bulunmaktadır ve bunların içerisinde seks kelimesine ait 55 bin sonuç yer alırken bu oran Zaman gazetesinde sadece 723‟tür.290 4.000 19.260 5.920.100 1.

Zaman gazetesi 1-10 Haziran tarihleri arasında ve saat 20. 1984: 18). İçerik analizi.hurriyet. Araştırma kapsamında yanıtı aranan sorular şunlardır: 1.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 179 4. tarafsız ve sayısal bir analizdir (Berelson. Cinsellik ve “kadın teşhiri” gereğinden fazla olarak okuyucuyu çekmek ve daha çok sayfa ziyareti sağlamak adına kullanılmakta mıdır? 2.00-21. 10 günlük sürede yer alan 103 haber.1.6‟sını teşkil etmektedir. “Cinsellik” ve “TeĢhir” Ġçeren Haberlerin Gazetelere Göre Dağılımı ve Toplam Haber Ġçerisindeki Oranları Çalışma kapsamında yapılan incelemelerde Hürriyet gazetesinin arşive atılan ana sayfasında 1-10 Haziran tarihleri arasında toplam 525 haber başlığı 7 tespit edilmiştir. bir metindeki değişkenleri ölçmek için yapılan sistematik. 7 Arşive atılan ana sayfadaki bütün haberleri kapsamaktadır. nitel ve nicel olarak değerlendirebilmek için “içerik analizi” yöntemi kullanılmıştır.00 saatleri arasında günlük olarak takip edilmiştir. Yöntem Bu çalışma 1-10 Haziran tarihleri arasında incelemeye konu dört gazetenin internet sitelerinde ve yalnızca ana sayfada yer almış 6 haberler ve görsel unsurlar üzerinde gerçekleştirilmiştir. Gazetelerin ana sayfalarında sundukları fotoğrafların ilişkilendirilmesi anlamlı mıdır? haberlerle kullandıkları 5. ana sayfada yer alan toplam haberlerin yüzde 19. Gelenekselde de temsili olan gazetelerin internet sayfalarında sundukları içerikte “cinsellik” ve “kadın teşhiri”nin boyutları hangi düzeydedir? 3. Nicel değerlendirme kapsamında 9 değişkenden oluşan kodlama formu yardımıyla elde edilen veriler istatistikî olarak değerlendirilecektir.com. Nitel değerlendirme kapsamında ise özellikle kullanılan haber başlıkları ve kullanılan haber fotoğrafları başlık ilişkisi irdelenecektir. 6 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . http://hurarsiv. Toplam haberler arasından “teşhir” ve “cinsellik” unsuru taşıdığı tespit edilen 103 haber içerik analizine tabii tutulmuştur. Bulgular 5. İnceleme konusu gazetelerden Hürriyet.tr/goster/haberler. Milliyet ve Radikal gazetelerinin ana sayfalarına “Arşiv”den ulaşılırken. Zaman gazetesinde cinsellik ve teşhire dayalı hiçbir bir unsura rastlanmadığı için haber sayısı bakımından istatistiki bir değerlendirme yapılmamıştır. Gazetelerin ana sayfalarını.aspx?id=2065&tarih=2009-06-01 ve takip eden günler.

9 25 6.6 6.5 19.5 21.2 11.5 9.3 18.9 19.6 16. Koz Tarih 1 Haziran Gazete Hürriyet Milliyet Radikal 2 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 3 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 4 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 5 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 6 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 7 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 8 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 9 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal 10 Haziran Hürriyet Milliyet Radikal Hürriyet Toplamı Milliyet Toplamı Radikal Toplamı Genel Toplam Ana sayfada yer alan toplam haber baĢlığı sayısı 52 62 47 54 62 47 50 66 47 54 64 47 51 63 43 51 58 45 52 60 43 53 66 43 54 65 43 54 62 43 525 627 448 1600 Cinsellik/kadın teĢhiri içeren haber sayısı 9 12 3 10 12 1 14 14 1 14 16 3 11 14 4 11 12 1 6 13 3 10 15 9 10 9 14 4 103 133 20 253 Yüzde % 16.4 15.7 16.2 4. Sayı:29 .9 18.3 20.6 16. A.180 U.2 9.3 2.6 21.1 25.8 Tablo 3: Cinsellik ve Teşhir İçeren Haberlerin Ana Sayfada Yer Alan Haberlere Oranı Güz 2009.1 28 21.3 20.6 22.6 2.3 6.3 22.3 19. IĢık – K.8 22.2 2.3 20.

Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 181 Milliyet gazetesinin ana sayfasında ise 1-10 Haziran tarihlerinde toplam 627 haber başlığı yer almaktadır8.9 92.0 39.4 100. “Kültür-Sanat”.4‟ünü teşkil etmektedir. Çalışma kapsamında ele alınan Radikal gazetesinin. Haberlerin yüzde 39‟unda eksiltili-devrik cümle kullanılırken. İçerik analizine tabii tutulan toplam 258 haberin gazetelere göre dağılımı ise aşağıdaki gibidir. görsel öge ve ifadeye rastlanmıştır. “Sinema”.6 100. “Renkli Hayatlar”. 8 Arşivde görüntülenen ana sayfada.9 52. Bu ise toplam haberlerin yüzde 4. yüzde 53‟e yakını düz cümle ile başlıklandırılmıştır.2‟sine tekabül etmektedir. “Günün Diğer Haberleri”.7 7. on günlük sürede 448 haber unsuru değerlendirmeye alınmıştır.0 39. “Astroloji”.8 olarak gerçekleşmiştir.9 52.0 Tablo 4: Cinsellik-Teşhir İçeren Haberlerin Gazetelere Dağılımı 5. Soru ve flaş-şok ifade şeklinde başlıklandırılan haberler ise (yüzde 8) daha azınlıkta kalmıştır.2. “Milliyet İnternet TV” gibi bölümler değerlendirmeye İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Zaman gazetesi dışında incelemeye konu diğer 3 gazetede toplam 1600 haber arasından 253‟ünde cinsellik ve teşhir unsuru içeren. Bunların arasından 133 haber incelememiz açısından gerekli unsurları taşıdığı gerekçesiyle içerik analizine tabii tutulmuştur ve bu değerlendirmeye alınan toplam haberin yüzde 21. Frekans Hürriyet Milliyet Radikal Toplam 103 136 19 258 Yüzde Geçerli yüzde Birikimli yüzde 39. arşivlerinde yapılan incelemede ise. Bunun toplam habere oranı ise yüzde 15. başlık.4 100.7 7. cinsellik ve teşhir içerdiği tespit edilen toplam 258 haberde kullandıkları başlık açısından da değerlendirilmiştir. “Mizah” “TV Rehberi”. Kullanılan BaĢlık Grameri İnceleme konusu üç gazete. Radikal gazetesinin “teşhir” ve “cinsellik” içeren haber sayısı ise 19‟dur.

1 5.7 100.0 52.39. Haberde Cinsellik-TeĢhir Unsurunun Kullanıldığı Yer ve KullanılıĢ Biçimi Üç gazete özelinde ele alınan 258 haber üzerinde yapılan incelemede cinsellik ve teşhirin çoğunlukla görsel ögeler kullanılarak gerçekleştirildiği görülmüştür.3 100.0 52. (“Öyle bir hastalık ki” Hürriyet. 8 Haziran) 11 Görsel unsur kullanımı: Haberle ve konusuyla ilgisi olmasa da kullanılan resmin. kadın teşhirine dayalı olması. erotizm içeren ifade ve unsurların kullanımına ise 29 haberde (yüzde 11) rastlanmıştır. İnternette tasarım ve mizanpaj açısından yaşanan yer darlığı tam cümle kurmayı güçleştirmektedir.7 100.4‟lük bir dilimde yer alan 14 haberde erkek obje ön plana çıkarılmıştır. Bu nedenle tam bir cümle kurulabilmesi için gereken ana unsurları (yüklem) içermeyen cümlelerle.3. 18 haberde ise sadece metinde (yüzde 7) teşhir-cinsellik unsurları yer almıştır. IĢık – K.182 U.1 5. yalnızca görsel unsur kullanımı 11 yoluyla cinsellik ve teşhire 13 haberde. (“Evlenmeden de olur” Hürriyet.3) en az iki alanda (başlık.0 Geçerli yüzde Birikimli yüzde 39.2 47. 10 Cinsellik iması: Haberde başlık ya da metinler yoluyla cinselliği çağrıştırıcı ifadeler.1 3.1 3. Koz Frekans Eksiltili-Devrik cümle9 Soru cümlesi Flaş-şok ifade Düz cümle Toplam 101 8 13 136 258 Yüzde 39. 8 Haziran) 9 Güz 2009. Cinsellik ve teşhir içeren haberlerin büyük çoğunluğunda (yüzde 64: 165 haber) “kadın obje”ye yer verilirken.8). devrik cümlelerden oluşan başlıklar kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra 20 haberde ise sadece başlıkta (yüzde 7. yalnızca yüzde 5. Sayı:29 .1 42. 160 haberde görsel unsur yoluyla yapılan teşhirin (yüzde 62) yanı sıra 60 haberde de (yüde 23.0 39. görsel unsurlar ve metin) söz konusu unsurlara rastlanmaktadır.0 Tablo 4: Haberlerde Kullanılan Başlık grameri 5. Haberler yoluyla cinsellik imasına 10 37 haberde rastlanırken (yüzde 14. A.

Radikal. Cinsel görsellik vurgusu: Habere konu kişi ya da kişilerin fiziki görüntülerinin ön planda tutulduğu haberler.5 92.1 7. Milliyet. Milliyet. (Frikik var.) Cinsel tercih: Eşcinsellik. cinsellik-teşhir içeren haberlerin büyük çoğunluğunun “cinsel görsellik vurgusu” yapan ifadelerle şekillendirildiği görülmüştür.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 183 5.7 15. tecavüz türünden “cinsel suç/adli vaka” vurgusu yapan metin ve görüntüler içermektedir.5 4. 2 Haziran. Dünyanın en güçlü kadını 34 yaşında. kişilerin cinsel fantezilerini konu alan haberler. Bir erkeğe dört kız düşüyor.3 8. iç çamaşırı yok!. Haberlerde “En Sık Vurgulanan” ya da “Tekrarlanan Ġfade” 12 Frekans Cinsel görsellik vurgusu Cinsel istek uyandıran ifade Cinsel tercih Cinsel suçlar Diğer Toplam 167 40 11 21 19 258 Yüzde Geçerli yüzde Birikimli yüzde 64. frikik. 6 Haziran. 5 Haziran) Cinsel suçlar: Tecavüz. Elde edilen veriler. 9 Haziran. Milliyet. kelimeler içeren haber başlıkları ile yapılandırılan haberler.0 64. lezbiyenlik vs. Haberin Yönlendirildiği Yer ve Ana Sayfadaki Konumu İncelemede ana sayfada yer alan 258 haberin sitede hangi bölüme yönlendirildiği de sayısal olarak ortaya konulmuştur. Haberlerin yüzde 15‟inde “cinsel istek uyandıran ifade”lere yer verilirken. 3 Haziran) 12 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .0 Tablo 5: En sık kullanılan ya da vurgulanan cinsel ifade Üç gazete ve 258 haber üzerinde yapılan incelemede. 8 Haziran.7 15. Milliyet. cinsel şiddet haberleri.5 4.0 64. 21 haber taciz. 5. Hürriyet.7 80. Buna göre haberlerin büyük bir çoğunluğu (yüzde 52: 134 haber) foto galerilere yönlendirilmiştir. 8 Haziran) Cinsel istek uyandıran ifade: Seks. dekolte vb.4.2 84.1 7. (Seks bağımlısıymış. taciz türünden konular.4 100. (Kağıt bebekler ne kadar kazanıyor?.4 100. Eşcinseller bilimsel olarak incelenecek!.5. çıplak. foto galerilerinin internet haber siteleri için ne denli bir “rating kaynağı” olduğunu da ortaya koymaktadır. (Prensin „seks kölesi‟ kurtuldu.6 100. Bir internet okuyucusunun daha fazla sayıda “tıklama” gerçekleştirmesi ve daha fazla süre ile sayfa ziyaretinde kalması için haberciler “foto galerileri”ni etkili bir yöntem olarak kullanılmaktadır. konularla. Küçük kıza otomobilde tecavüz!. Milliyet.3 8.

yaklaşık yüzde 13‟ü video.9 54. Sayı:29 . İncelemede 258 haber.7 1.0 Geçerli yüzde 9.7 8. İncelemeye konu 258 haberin büyük bir çoğunluğu ise (yüzde 61.2 100. Bunun dışında haberlerin yüzde 26.1 17.3 9.3 8.3 9.7 8.6 2.7 1.6 2.6 21.0 51.2: 158 haber) göbek tabir ettiğimiz bölümden ana sayfaya dahil olmuştur.0 Birikimli yüzde 9. A.0 Tablo 6: Haberin Yönlendirildiği Yer Son dönemlerde foto galerileri ile benzer bir işlevi yerine getiren “Vagon” ve “Matruşka” haberler de rating ve sitede geçirilen sürede belirleyici rol oynamaktadır.1 61.0 65.7 38.7 1.8 100.0 Geçerli yüzde Birikimli yüzde 51. Koz Frekans Foto galeri Video Eklere link Başka bir siteye link Devam sayfası Vagon/Matruşka haber Toplam 134 6 25 3 69 21 258 Yüzde 51. İncelememize konu olan 258 haberin yüzde 8‟i (21 haber) bu yöntemlerle dizayn edilmiştir. haberlerin yüzde11‟den fazlası (29 haber) manşet ve sürmanşet olarak ana sayfaya girerken.1 17. IĢık – K. Yüzde 9.7 1.184 U. Yukarıdaki frekans tablosunda da görüleceği üzere.0 Frekans Manşet Sürmanşet Sağ manşet resimli Sağ manşet Manşet altı (resimli) Göbek Toplam 25 4 6 21 44 158 258 Tablo 7: Haberin sayfadaki konumu Güz 2009.9 100.2 13.2 26.3 64.9 2.7‟si devam sayfalara aktarılırken.1 91.3 8.7 11.2 26. yine yüzde 27‟si (71 haber) manşet bölgesinde vitrine çıkmıştır.1 100. eklere ya da başka bir siteye yönlendirme yapmaktadır. ana sayfada yer aldığı konum açısından da değerlendirilmeye tabii tutulmuştur.2 100.1 100.9 2.1 61.

2 78.8 8. yüzde 8‟i derleme haber 13 şeklinde konumlandırılmıştır.1 100. 3 Haziran.4 36.0 Frekans Magazin Dış haber/dünya Yaşam/sağlık Yurt içi haber/gündem Derleme haber Toplam 132 70 15 20 21 258 Tablo 8: Cinsellik/teşhir içeren haberin türü Yine bir başka değerlendirme konusu da kullanılan fotoğraflarla haber ilişkisi üzerine olmuştur. Yüzde 58.Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 185 5.5 5.8 8. Milliyet.8 7.4 36. 7 Haziran.0 51. Cinsellik-TeĢhir Ġçeren Haberin Türü ve Haber-Resim ĠliĢkisi Sayısal değerlendirme yapılan 258 haberin yüzde 51.9 100. 151 haberin güncel resimlerle yapılandırılırken.5 5.0 100.5 64. Haberlerin küçük bir kısmı ise resim-grafik-clipart ile şekillendirilmiştir.0 100. Hürriyet.) İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi .6. Milliyet.8 7. Konuyla bağlantılı fotoğrafların bir kısmı alt yazı ve spotlarla okunur kılınırken ardından gelenler yalnızca görsel unsurlarla donatılıyor. yüzde 36‟sının arşiv kayıtlarındaki resimlerle sayfaya taşındığı görülmüştür.1 5.6‟sı ülke gündeminden konulara ve yaşam/sağlık içeriğiyle donatılırken (35 haber). Haberlerin yüzde 13. yüzde 27‟si dış kaynaklı haberlerden oluşmaktadır.0 100. (Makyajsız gezmemesi gereken 50 ünlü isim.1 100.2 27. Yüzde 51.yapılan haberler.1 5.0 Frekans Güncel Grafik/clipart Arşiv resim Toplam 151 14 93 258 Tablo 9: Haber-resim ilişkisi 13 Derleme Haber: Genelde fotoğraf kullanımı ile belirli bir konuda –güncel olmasa da.0 Geçerli yüzde Birikimli yüzde 51.3 84.0 Geçerli yüzde 58. Unutulmuş pop starlar. Hürriyet ve Radikal gazetelerinin ana sayfalarında ve devama aktarılan sayfalarda kullandığı fotoğraflarla haberin konusu arasındaki ilişkiye bakıldığında.1 91.2‟si (132 haber) magazin konularını kapsarken.0 Birikimli yüzde 58.2 27. Milliyet. 2 Haziran. Dünya onları bu sahnelerle tanıdı.

töre cinayeti. “teşhir” ve “cinselliğin” ön planda tutulduğu -magazin ağırlıklı hafif haberler. Bir başka nokta da gazetelerin kullandıkları haber başlıkları ile fotoğrafların ilişkilendirilmesi açısından göze çarpmaktadır. Teşhir ve cinselliğin ön plana alındığı hiçbir haber ve görsel ögenin gözlemlenmediği Zaman gazetesi ile Radikal gazetesinin Hürriyet ve Milliyet gazetelerine oranla çok daha masum bir içerik sunduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Başka bir deyişle 10 haberden 2‟sinde teşhir ve cinsellik unsuru ön planda tutulmaktadır. “kadın teşhiri” ve “cinselliği” ön planda tutan haberlerin birer rating unsuru olarak genel toplam haberler arasında önemli bir boyutta kullanıldığına işaret etmektedir. “En çok paylaşılan kareler” şeklindeki masumane başlıklarla yapılan yönlendirmelerin ardında “teşhir” ve “cinsellik” unsurlarının yer aldığı görsel unsurlar peş peşe sıralanmakta ve bu yöntem daha çok “tıklanabilmenin” anahtarı olarak kullanılmaktadır. yaşlı her kesimden insanın rahatça ulaşabildiği düşünüldüğünde bu içeriklerin daha sağlıklı ve okunabilir hale getirilme zorunluluğu ortadadır. Geleneksel basınımızın güçlü temsilcilerinin internet ortamında sundukları bu içeriklere. çocuk. “Onları bu sahnelerle tanıdınız?”. İncelemeye Güz 2009. IĢık – K. “Kadın Teşhirinin Rekabetini Reddediyoruz!” başlıklı yazısında bu konuda da şöyle bir itirafta bulunmuştu: “Biliyoruz ki internet sitelerine girebilmek çok kolaydır. vahşet içeren 3. Hürriyet gazetesi açısından da bu oran yüzde 20‟lere yaklaşmaktadır. internet haber sitelerinin sunduğu içeriğin ne boyutlarda olduğu daha da anlaşılacaktır. Bunun için de kaldırıyoruz. internet ortamındaki aşırı rekabet ortamında özellikle çocuk ve gençlerin ruh sağlığı ve psikolojilerinin gözardı edilmekte olduğudur. sayfa haberleri de dikkate alındığında. Koz Yapılan incelemede elde edilen nicel veriler. genç. Bazen de tam tersine. Milliyet gazetesinin genel toplam haberleri arasında bu tür haberlerin oranı yüzde 21‟e ulaşırken. Yarı pornografik ve kadın teşhirine dayanan üstelik hiçbir haber değeri olmayan fotoğraflara ne yazık ki çocuklarımız da kolayca ulaşabilmektedir.. Sayı:29 .186 6. A. Nitekim dönemin Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Çekirge. aile içi şiddet.. Değerlendirme ve Sonuç U. çok daha masum bir içerik taşıyan haber içeriği arşivden ortaya çıkarılmış şuh bir fotoğrafla süslenmektedir.incelemeye konu olan gazetelerden Hürriyet ve Milliyet‟te yoğun olarak kullanılmaktadır. “Bu küçük kızı tanıdınız mı?”.. Temel araştırma sorusu açısından ortaya çıkan gerçek ise.. Bunun yanında.” Çalışma ile ortaya çıkan sonuç ve gözlemlerden elde ettiğimiz önemli verilerden biri de.

(2004) What is Multimedia Journalism?. birazcık “cinsellik” ve “teşhir” koklatılmış haberlerin ulaştığı rating rakamlarının cazibesinin ve ekonomik getirisinin geleneksel gazetecilik değerlerini hiçe sayan bir anlayışın zaferine yol açtığı sonucunu doğurmaktadır. internete özgü içerik yaratma girişimlerinin temelinde daha fazla “tık” alabilmek ve okuyucuyu daha fazla sitede tutabilmek adına. iç çamaşırı yok!”. 61(5). C. pp. okuyucuların hemen her gün görmeye alıştığı ve giderek de yadırgamadığı haberler olarak karşımıza çıkarken.zapmedya. D. S. “Frikik var. “Üstsüz klip çekti!” (8 Haziran. “Bir erkeğe dört kız düşüyor” (9 Haziran. M. New York. Hürriyet).Cinsellik Üzerinden “Tık Ticareti”: Ġnternet Haberciliği Üzerine Bir Ġnceleme 187 aldığımız üç gazetenin geleneksel ortamdaki içerikleriyle internette sundukları içeriğin farklılığı da ortada iken. deyim yerindeyse “bel altı yöntemler” kullanılmaktadır.com/data/sarperdanis_0802_onlinereklamcilik_public. Hürriyet). Vol:5. Vol(5)2. KAYNAKÇA Aktaş. Deuze. Selçuk İletişim. (2009) Türkiye‟de Online Reklamcılık Sunumu. 5 Haziran Hürriyet. “Seks oyuncağı edinin” (10 Haziran. pp. http://www. M. Danış. 5(1). Milliyet) vb. Dimitrova.203230. (2007) İnternet‟in Gazeteciliğe Getirdiği Yenilikler. Hafner Press. Her ne kadar çalışmamız büyük bir resmin küçük bir bölümüne ışık tutsa da. Journalism and the web: An analysis of skills and standards in an online environment. [Erişim: 5 Haziran 2009] Deuze.139-152. (1999). Berelson. “Çamaşır giymeyi unutunca” (10 Haziran. M. Journalism Studies. M. B. Ancak bu anlayışın karşısında uygulamaların ve teşhirden arındırılmış daha sağlıklı bir habercilik arayışında olanların varlığı da bilinmektedir. (2006) Online Journalismand the War in İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Deuze. “Konuşan fotoğraflar”. “En çok paylaşılan kareler”. türünden başlıklar. pdf. Milliyet) sunulan haberlerin altına yerleştirilen içerik ve görsel ögeler “teşhir”in boyutlarını ortaya koymaktadır. Hürriyet). “Fermuarını açık unutunca” (6 Haziran.V. 373–390. Number 2. New Media&Society. (2003) The web and its journalisms: considering the consequences of different types of newsmedia online. (1984) Content Analysis in Communication Researh. çok daha masum başlıklarla (“Beyaz giyerken dikkat!”. Milliyet). Gazette. Neznanski.

188

U. IĢık – K. A. Koz

Cyberspace: A Comparison Between U.S. and International Newspapers, Journal of Computer-Mediated Communication 12 (2006) 248–263 ª 2006 International Communication Association. Ercan, H.(2005) Türkiye‟deki Gazetelerde Cinsellik, Türk HIV AIDS Dergisi, 8 (2), s.61.69. Gürcan, H.İ.(1999) Sanal Gazetecilik, Anadolu Üniversitesi Yayınları: Eskişehir. Gürcan, H.İ. ve Bekiroğlu, O. (2007) Türkiye‟de İnternet Gazeteciliği Açısından Yerel Basının Genel Görünümü ve Bölgeler Arası Bir Değerlendirme, Selçuk İletişim, 5(1), s.22-29. Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması Sonuçları (2008), Sayı:138, http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=2055, [Erişim: 26 Mayıs 2009] http://www.alexa.com/topsites/countries/TR Internet Usage in Europa (2009) http://www.internetworldstats.com/stats4.htm, [Erişim: 26 Mayıs 2009] Işık, Umur (2007) Medya Bağımlılığı Teorisi Doğrultusunda İnternet Kullanımının Etkileri ve İnternet Bağımlılığı, Yayınlanmamış Doktora Tezi, S.Ü.Sosyal Bilimler Enstitüsü: Konya. Kazaz, M.(2007) Geleneksel Habercilikten İnternet Haberciliğine Geçiş Sürecinde Spor Basını, Selçuk İletişim, 4(4): 220-229. Newhagen, J. E., & Rafaeli, S. (1996) Why communication researchers should study the Internet: A dialogue, Journal of Communication, 46, pp.4-13. Pavlik, J.V. (1997) The Future of Online Journalism: Bonanza or Black Hole?, Colombia Journalism Review, Jul/Aug 97, Vol.36, Issue 2, p.30. Pavlik, J.V. (2000) The Impact of Technology on Journalism, Journalism Studies, Vol:1, Number 2, pp.229-237. Thurman, Neil (2007) The globalization of journalism online: A transatlantic study of news websites and their international readers, Journalism, 8(3), pp.285307

Güz 2009, Sayı:29

Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009, 7(2), 237-

WHAT IS „EMPOWERING‟ AND WHO THE „USERS‟ ARE IN THE NEW MEDIA
Bora ATAMAN1
ABSTRACT
The battle on the meaning is inseparable from political ideologies. In this paper, therefore, the notion of ‘empowering for users’ as a common expression in media studies will be evaluated by focusing on various examples selected from new media applications on the scope of the liberal ‘media pluralism’ and the radical ‘media imperialism’ theories. As the flagship of the new media, the Internet is acknowledged as the perfect ‘marketplace of ideas’ in the liberal model, while critical political economists of communication delve into the complexity of cultural industries and the valorisation processes of cultural objects in the new media context. Understanding the use and the role of the media is one of the most complex issues of our time, as they are inextricably intertwined with our everyday lives. However, warning against a positivistic techno-global millenarianism in the light of the multidimensionality of our social world is a must. Key Words: New Media, Empowerment, Media Pluralism, Media Imperialism

Yeni Medyada “Kullanıcının Gücü” ÖZET
Anlam üzerine mücadele politik ideolojilerden ayrı düşünülemez. Makalemizde, bu sebeple, medya çalışmalarında yaygın bir ifade haline gelmiş ‘kullanıcının gücü’ nosyonu, liberal ‘çoğulcu medya’ ve radikal ‘medya emperyalizmi’ teorileri kapsamında, yeni medya uygulamalarından seçilen çeşitli örneklerle değerlendirilecektir. Yeni medyanın amiral gemisi Internet liberal modelde ‘fikirler pazarı’ olarak kabul edilirken, eleştirel gelenekten olan iletişimin politik ekonomistleri, yeni medyayı, kültür endüstrilerinin kompleks yapıları ve kültürel objelerin kapitalist ekonomide değer kazanma süreçleri bağlamlarında incelerler. Günlük hayatımızı bu derece sarıp sarmalaması, medyanın kullanım biçimleri ve rolünü kavramayı çağımızın en karmaşık konularından biri haline getirmiştir. Ancak toplumsal hayatımızın çok boyutluluğu ışığında, pozitivist tekno-küresel bir ‘İdeal Çağ’ beklentisine karşı uyarıda bulunmak bir gerekliliktir. Anahtar Kelimeler: Yeni Medya, Yetkilendirme/Güçlendirme, Medya Çoğulculuğu, Medya Emperyalizmi

1

Yardımcı Doçent Doktor, Doğuş Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi İletişim Bilimleri Bölümü

İletişim 2003/18

190

B. Ataman

Introduction Words find their meanings in the dialogic reality of the language, as Bakhtin manifested (1981). The mutual understanding of minds within their contradictory social contexts could only be possible through the changing, transforming and living language. Therefore, words always have different connotations alongside their given denotations in the reality of everyday life. And as Freire puts (1996), conscientização (critical consciousness) is only available to those who have the capacity to name the world through their own words. By naming the world, and in a sense decoding it, people might begin to transform their oppressive realities for a better world. Here, there are at least two concepts that are needed to be emphasised and decoded by considering Freire’s approach and Bakhtin’s proposal of primacy of context over text, such as ‘empowering’ and ‘users’. However, it should be mentioned that decoding processes and resulting outcomes are varying in the dialogic relations of heteroglossia; conflicts between ‘centripetal’ and ‘centrifugal’, ‘official’ and ‘unofficial’ discourses within the language. In this essay, the notion of ‘empowering for users’ as a common expression in media studies will be evaluated by focusing on various examples selected from new media applications on the scope of the liberal ‘media pluralism’ and the radical ‘media imperialism’ theories. Hetoroglossia, in this regard, brings out not only the different perspectives, but also the clash of antagonistic social and political forces. Therefore, the concept of the user is dispersed and stratified across theories, but nevertheless, it would be virtually impossible to locate any of them in the cyberutopia where they can freely float. In the case of „empowering for users‟: media pluralism vs. media imperialism In media and cultural studies, polemical positions can be defined according to their ideological/political positionings. Thus, it would not be absurd if one tried to locate the main bases of the conservatives, liberals and democrats within the longstanding debates about the direct or indirect effects of information and communication technologies upon our lives or their roles in it. The battle on the meaning is therefore inseparable from political ideologies. In regard to media studies and also media policy, it reflects the particular antagonism between the famous theories of market oriented ‘media pluralism’ and radical ‘media imperialism’ (McQuail, 1992; Fiske, 1989; Mouffe, 2000; McChesney, 2000; Mattelart, 2003).

Güz 2009, Sayı:29

What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media

191

The resulting academic debate is multi-sided and intertwined, even though the primary subject is the media’s ‘liberating’ role for the users. For instance, as the flagship of the new media, the Internet is acknowledged as the perfect ‘marketplace of ideas’ in the liberal model, while critical political economists of communication delve into the complexity of cultural industries ‘in order to grasp the growing process by which cultural activities became objects of valorisation by capital’ (Mattelart and Mattelart, 1999: 91). A salient part of the so-called pluralist view generally carries the American label (Hall, 1982). For instance, John Fiske (1988), as one of the prominent representatives of pluralism in media studies, accepts mainstream media, specifically television, as a generator of polysemic texts. Therefore, messages can be interpreted in different ways, since programs provide a plurality of meanings which may find their actual values in social life. Although he stresses that he does not support the idea of liberal pluralism, he insists upon the flexibility of text and says ‘To be popular, then, television must be both polysemic and flexible’ (1988: 84). In this notion of pluralism, texts are ‘open’ and readers, audiences or users are able to extract the dominant view and transform it into something dissident or simply what they like. In the example of Dallas, he asserts its openness in comparison to a restaurant menu that allows people to choose whatever they like according to their socially situated and differentiated tastes. This approach, he argues, is ‘more productive than seeing the text as a singular determinate, closing down its meanings and producing a singular dominant ideology’ (Fiske, 1989:27-30). Thus, this ‘polysemic potential’ is indeed the keyword for most of media pluralism theories. At the same time, however, this reflexive keyword is also the Achilles heel of these theories: essentially, it can be argued that, they are in fact in agreement with the argument of Ericson et al. (1987) that the media (by implication, both in news and in entertainment) is open and diverse, and ultimately with the liberal-pluralist view that all is basically right with the media, and consequently with democracy. The traditional American pluralism has been transferred to new media studies, resulting in a sort of cyber-utopianism. Negroponte (1995), who sees empowered people socialising in decentralised, globalised and harmonised digital neighbourhoods in the near future, is a good example. But Mattelart (2003: 139) points out: ‘Whom is Negroponte empowering? The individual as a free-floating unit, sovereign in a free market’. At the same time, Jenkins and Thorburn (2004) illustrate the slippery ground of this ‘cyberutopianism’ and how this can peacefully associate with consumerist values. Therefore, an Apple computer could be a

İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi

as McChesney shows in detail. electronics industry was Güz 2009. Not surprisingly. ‘85 percent of research and development in the U.192 B. For more democracy. in order to save the private interests of a few from popular interference. In general. However. Furthermore. Ataman commodity but at the same time ‘a tool of liberation directed against an impersonal Orwellian bureaucracy’ (11). and empowering for citizens or users against corrupt local authorities. Sayı:29 .S. Boyd-Barrett (1998). they also believe in media globalisation since it ‘promotes opportunities for shared information. Although they never wanted any public involvement. who are keen supporters of the combination of new technologies and markets. Terry Flew and Stephen McElhinney draw attention to the kinship between the mainstream economists and liberal communication theorists. more justice and a more balanced society. but they are not eager to pay for expenses. in this regard. the proponents of free markets urge that all information and communication services should be deregulated. is one example of a standard under threat from the increasing centralisation of control online. entertainment companies like Disney and other media delivery systems like WebTV Networks.is a menacing indication of the controls on the standards of the Internet. However. In neo-liberal ideology. decentralised and abandoned to commerce. the fact has been controversial. especially when they try to interfere or regulate the so-called free market. explains how Microsoft -arguably a major controller of the Web. but not for the people. as McChesney (2000: 119-185) shows in the example of the commercialisation of the Internet in the US. Global media. authorities are mostly conceptualised as corrupt and oppressive powers against consumer-individuals. And McChesney adds. the government’s economic and political power is crucial. is seen as intrinsically effective in the circulation of liberal democratic ideas. once being an open standard for running software over the Internet. and nearly always works in favour of corporate America. the main aim was eliminating democratic process of policy making. especially when there are government subsidies to be exploited. they have always been eager for public subsidy. by conferring to Newman’s work. In their article. the free-market conception of society moves closely with liberal democratic ideas in which the consumer-individual is greeted as the author of their own history (Mattelart and Mattelart. distribution and consumption in close liaison with hardware companies like Intel. Allegedly. this giant aims to dominate all levels of software production. 1999: 124-125). The Java language. Their aspiration is for maximum profits. borderless communication and global commerce’ (2007: 289).

This could also be the explanation of the historic $100 billion ‘gift’ to US media companies. Yahoo decided to take a new step. Since becoming a truly global corporation. for instance. not for a sophisticated empowered community of citizens or netizens who might bother valuable business interests. in return (Flew and McElhinney:292). a large number of facts have shown that commercialised and globalised media systems.What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media 193 subsidized by federal government’ (142). are not necessarily taking democratic values into account and do not pay attention to any improvement which could be empowering for users. Mutual support between governments and news corporations are not limited to one nation or one network. Moreover. the company – arguably a sign of the decentralised global democracy – became a censor on behalf of the Chinese government by agreeing to limit access to online content İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . The example of CNN is noteworthy for understanding the global media attitude towards democracy. regarding the dissident ‘Falun Gong’ movement which is seen as ‘a dangerous and apocalyptical cult’(Flew and McElhinney: 292). Despite the fact that they were once called as one of the harbingers of global democracy. China’s expanding market has not only attracted News Corporation: Yahoo was one of the many pioneers of freemarket liberalism entered to this arena. Schuler (2000: 69) puts it clearly: ‘A decade ago commercial content was barred from the Internet. notwithstanding their age. Their hunger is for cash. which originated from publicly owned electromagnetic spectrum. CNN received ‘support from Federal Communications Commission for the takeover of the largest cable TV network DirecTV’. Murdoch’s CNN has been illustrating such a lubricious attitude towards many subjects worldwide that it is rather unlikely to be able to keep on carrying this positive reputation. is Phoenix TV’s main goal (a News Corporation joint-venture in China). it would not be prudent to concur with official opinion in China. now an estimated 90 percent of all Web pages are for financial gain’. probably due to a sharp decrease in stock market prices on the eve of the new millennium. In 2002. However. ‘Corporations and entrepreneurs want nothing more than to glean greater profits’. its libertarian background had apparently vanished. if they do not have enough amounts of shares in media conglomerates. The current infrastructure of the electronic and digital media has significantly muffled the popular ‘electronic democracy’ idea of the mid-1990s. As an effect of its advocacy for the Bush Administration’s militarist politics. As Mark Poster (2007:135) points out. After defending even the right to sell Nazi memorabilia in the name of global democracy. Therefore. satisfying the needs of other authorities such as the anti-democratic Chinese government.

Poster. In this sense. after criticising the liberal media’s pluralism and the radical media’s imperialism schools as being determinist or essentialist. In the ‘Article 10’ which belongs to a document called the Public Pledge on SelfDiscipline for the Chinese Internet Industry. in which communication technology is considered as the cause of change: first in minds. Ataman and even inspect. Yahoo tracked down a Chinese Journalist at the request of the government. and the ‘global village’ in which people begin to live. mainly. most of the theories rooted in cultural studies reiterate their determination to find the active users in the cyberspace and defend their abilities to act (Boyd-Barrett. and their fascinating potential for a more democratic world. Yahoo accepted these assignments (Lemon. active audiences. These studies are. inspired by the growing use of the Internet and digital media. and then in society. audiences/users who consume electronic signals of a TV box are becoming active in a McLuhanian sense. 2003. Sayı:29 . having been a successful censor. 2002). Rushkoff. since they should fill the data which is missing in a cold medium. never give up believing in the positive interplay between modern technologies and the individual in the course of time. The most generative phrases belong to McLuhan (2001) were ‘the medium is the message’. which put him jail for ten years (Goldsmith and Wu. monitor and inhibit the so-called harmful information. like newspapers or books. Morley. television is cold and unlike hot ones. 1998. Dyer-Witheford. He also invented new concepts to support his deterministic arguments such as ‘hot medium’ and ‘cold medium’. their commemorations of Canadian literature professor Marshall McLuhan sometimes blur that acknowledgment. owing to television. the current fashion is subsequently striving to reformulate and develop new perspectives. Although many of them admit that technology does not have the power to cause any positive/negative change on human history by itself. Rantanen. Güz 2009. as it is not highly filled with data. enables people to participate much more consciously to the determining process of meaning. his deterministic media theory transferred into new media studies. Whatever the consequences of market–oriented new media applications as shown above.194 B. who hopefully would take part in the democratisation of offline as well as online ‘public spheres’. 2005. In 2005. Therefore. 2006. political activists and so forth. the ‘tired democrat’ was to advance its position to an intelligence service supplement. 2007). which leads them in search of conscious individuals. To some extent. But there was one more step. 2006: 10). In general. 2007. It is clear that optimists. who are generally evolutionist rather then revolutionist.

Time and space. In line with Poster. Hence. and solidifies loyalty to the democratic system. is more close to Poster than Dahlgren in his conceptualization of the Internet. Computer-mediated communication fundamentally shifts the registers of human experience as we have known them in modern society and even as they have been known through ages. As Poster suggests. in general. greets the potentials and opportunities of the new media even though his focus on radical democracy determines his framework as well as his instrumental approach. he believes that the potential of the new media offers new spaces for counter-politics. Dahlgren. like many proponents of the networked democracy. believes that such practices and gained skills enhance one’s awareness about being a citizen. 2007:136). the dominant narratives of our era. which also ‘open the field to new spaces of politics’ (139). the Net is not only a source that explicitly contributes progressive civic culture but also a milieu of newer forms of civic identities. users are encouraged to be active participants in debates as well as decisions. body and mind. argues that new media which elevates activities as a space may serve to create new types of subjects. Although he points out that the market and the state colonise new media. But they squandered their story on a pyramid scheme (indeed. human and machine are each drastically transformed by practices carried out on networked computers (Poster. were the first to commandeer successfully the renaissance. Their democratic structures are usually in line with one-to-one architecture of the Internet. the accelerating force of computers and networks tends to force any story to its İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Dahlgren (2007) acknowledges the significance of new technology and networked communication as he explains the characteristics of the ‘alter-globalization movement’ against the neo-liberal hegemony in the process of globalisation. Web based organizations such as Indymedia. however. knowledge and abilities. For him. Presumably. Rushkoff (2003). ‘to be a rebirth of old ideas in a new context’ and continues: Predictably. He announces the electronic renaissance. therefore. Dahlgren. new media studies concerning culture should take into account the role of information machines in the process of mediating people’s symbolic practices. through sharing information. These identities are formed around Net-based activist organisations.What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media 195 Poster (2007). and benefit from its instrumentality to sustain their pre-practices. the financial markets and consumer capitalism. strengthen the political participation which is truly empowering for users. for instance. subject and object. the salient importance of these machines is the way they change people’s time and space perceptions.

Supposedly. He greeted this action as the power of natural self-organization of community. he says. Conclusion Overall. Enriching his own point by evidence from biology. Zennstrom. provides an example to foster his argument. which in turn leads to a fullscale urban rioting in many cities of the US. he gives the example of amateur footage appearing on television that shows the cruelty of white cops against a black man. it can be argued that a network-enhanced democracy is not a futuristic project. Sayı:29 . Collaborative behaviours of the developers of open code software confirm the advantages of togetherness as well as multiplicity of points of views (56-57). the government and the market can easily come together whenever they feel significant risks. but a promise of the day. Kazaa has lost its user base and withered away. who access and discuss how to change the status quo. new media applications which empower ‘potentials’ for the users are continuing to be highly controversial. Rushkoff asserts that compatible activity of the collective does not have coercive effects on the behaviour of the individual.6 billion (Goldsmith and Wu. however. This proposed alternative global society relies on cooperation and organic interchange. whatever people do. the questions will remain: what is ‘empowering’ Güz 2009. Ataman logical conclusion) and now the interactive renaissance is once again up for grabs (Rushkoff. According to Rushkoff. sold it to E-bay and made $2. learned a lot. ‘the vast series of interconnections between the creatures allows any single one of them to serve as a ‘remote high leverage point’ influencing the whole’ (48). 2003:38-39). media technology empowers people. according to diverse media theories as well as political positionings. which in turn might forge a global society opposite to the free market model of globalisation. instead of rivalry and monetary exchange. while assisting to create our own narratives together.196 B. 2006: 105-125). The open source movement. On the other hand. It reduces our dependence on closed texts. in this regard. Since individuals do not need to take orders from a higher authority to become active. Afterwards. This interactivity means a lot for him. especially the coral reef example. established Skype. There are very important lessons to take from the story of Niklas Zennstrom and his software Kazaa (once the flagship of the filesharing movement). After so many legal disputes regarding copyright laws. In fact. Rushkoff dwells on people’s transformation from readers to writers.

it should not lead us to underestimate the genuine dissidence of some net-based movements’ anti-capitalist and anti-global manners.’ in Electronic Empires: Global Media and Local Resistance. 157-176. it is clear that the author of this essay is not in favour of empowering the heads of giant media corporations such as Rupert Murdoch. in order to grasp the meaning of the empowerment in relation to the user. Mattelart’s (2003) warning against the commonplaces of techno-global millenarianism becomes vital. like the one in Seattle against the WTO conference in 1999. pp. O. political. cultural and educational mediation through which the uses of digital technology are formed. Holquist (ed) The dialogic imagination: four essays. M. Yet. this multi-dimensionality has been expressed in accordance with some different perspectives from various media scholars. one has to think over the following paragraph. In this regard. the arts and social innovation. Boyd-Barrett. REFERENCES Bakhtin. and which are the very sources of democratic life. national and global arena. But at the same time. Thus.’ in M. an answer should embrace the interconnectedness between economic. London: Arnold. Informational neo-Darwinism must be countered by a new conception of technological systems. However. 2003: 162). social and technological factors. Jerry Yang and Bill Gates. it would not be reasonable to disavow the positive effect of some massive demonstrations. In this essay. Understanding the use and the role of the media is one of the most complex issues of our time. pp. on the contrary they must be welcomed for their active participatory efforts in the local. Identifying the users and interpreting their practices regarding their interplay with the new media is not an easy task. carefully. as they are inextricably intertwined with our everyday lives. who have been exploiting all sorts of media owing to the so-called freemarket. Austin: University of Texas Press. Thus. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . which encouraged the opposition camp to organise world forums. (1981). ‘Media imperialism reformulated. (1998). (Mattelart. although they might also be identified as users. ‘Discourse in the Novel. bringing into play the creative forces of science. 259-422. This will require reflection on the myriad interconnections among the modes of social. M.What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media 197 and who the ‘users’ are.

(2002). Jenkins and D. S. London: Routledge. Dahlgren and E.198 B.’ in M. J. Who Controls the Internet? Illusion of a Borderless World. Dyer-Witheford. Thorburn (eds.’ in L. Fiske. Understanding Media. McQuail. Lemon. (2000). et al.’ in L. And D. Freire. Ataman Dahlgren. pp. ‘Introduction. pp. 55-72.W. Siapera (eds.(1982). (1996). Hall. ‘Hegemony or Multitude? Two Versions of Radical Democracy for the Net. (1987).) Radical Democracy and the Internet. Wu (2006). Sayı:29 . (1989). 1-17. Fiske. P. pp.) Democracy and New Media. R. 191-206. Thompson (eds. (eds. (2003). S. 56-90. and T. J. ‘Popular Television and Commercial Culture: Beyond Political Economy. London: Routledge. Media Performance. Thorburn (2004). Mattelart. Siapera (eds.) Culture Society and the media. Visualizing Deviance: A Study of News Organization. (2001). pp. Jenkins. pp. et al. ‘Globalization and the Structure of New Media Industries. Goldsmith. Burns and R. Livingstone (eds). N. ‘The rediscovery of ideology: return of the repressed in media studies. New York: Praeger. R. McChesney. ‘Yahoo Criticized for Curtailing Freedom Online’ at http://www. A.pcworld. New York: Oxford University Press. Flew T.’ in H. McElhinney (2007).’ in L. pp. 287-306. P.) Television Studies: Textual Analysis. Mattelart. Mattelart (1999). Güz 2009. Toronto: University of Toronto Press. Dahlgren and E. (2007). A. D. The Information Society. Massachusetts: MIT Press. Poor Democracy. London: Methuen. New York: New Press. and S.) Radical Democracy and the Internet. New York: Palgrave Macmillan. Theories of Communication. London: Sage. Lievrouw and S. Mass Communication and the Public Interest. ‘Civic Identity and Net Activism: The Frame of Radical Democracy. The Handbook of New Media. London: Sage.’ in G. M. New York: Palgrave Macmillan. 27-30. Ericson. and M. McLuhan.com/article/103865/yahoo_criticized_for_curtailing_free dom_online. Rich Media. Television Culture. Pedagogy of the Oppressed. H.html (accessed 10 Jan 09). Gurevitch. (1992). (1988). J. London: Sage. (2007). A. London: Penguin. London: Sage.

Rantanen. ‘Unanswered Questions in Audience Research’. Rushkoff. The Communication Review. 9:2. T. (2007). London: Sage. ‘Reports of the Close Relationship between Democracy and the Internet May Have Been Exaggerated. Massachusetts: MIT Press. The Democratic Paradox. C. Poster. A. Jenkins and D. Morley. D. (2005). 134-.) Democracy and New Media. (1995). (2006). 101-121. Being Digital. New York: Vintage. Negroponte.140 İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . The Media and Globalization.What is „empowering‟ and who the „users‟ are in the new media 199 Mouffe. D. Livingstone (eds). London: Sage. Schuler. M. Thorburn (eds. (2000). The Handbook of New Media. 69-84. pp. (2003).’ in L. N. London: Demos. Lievrouw and S. Open Source Democracy. pp. (2000).’ in H. D. ‘Culture and New Media: A Historical View. London: Verso.

spor. İletişim Fakültesi Doçent Doktor. Besides that. sporu bütün bu yönleriyle irdelemek amacıyla. modernisation. 237- ERKEN CUMHURİYET DÖNEMİ DERGİ VE GAZETELERİNDE SPOR VE KADIN (1928-1960) Funda ŞENOL CANTEK*-Betül YARAR** ÖZET Modern sporlar hem benliğin bedensel olarak algılanışının ve kimliğin inşasında bireyler üzerindeki etkileri açısından hem de nüfus bilgisi ve düzenlemelerine sunduğu katkı açısından modern yönetimlerin önemli araçlarından biridir. sport is one of the fields in which gender norms operate more strictly and are tied.Ü. In this work. as many feminist researchers put it. Böylece. In line with this. G. basın Women and Sport in the Journals and Newspapers of the Early Republican Period (1928-1960) ABSTRACT Modern sports are important means of modern governments both for their affects on individuals in constructing their identities and corporeal sense of the self and for their contribution to the knowledge of and regulating the population in modern societies. Türkiye’de de modernleşmenin ilk yıllarından itibaren. 7(2). Ayrıca. Bu çalışma. Cumhuriyet elitinin beden politikalarının tek partili rejimden çok partili rejime doğru nasıl dönüştüğü bu yayınlarda spor ve kadın ilişkisi üzerine olan egemen eril söylemler sorgulanarak ortaya konmaya çalışılmıştır. moder sports have involved and diffused in parallel to the development of modern forms of government and new ways of life. G. Key Words: Women. pek çok feminist araştırmacının da işaret ettiği gibi. modern sporlar modern yönetim biçiminin ve yeni yaşam tarzlarının gelişimine paralel olarak yaygınlaşmıştır. Thus.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. Anahtar Kelimeler: Kadın. changes in the body politics and gender regimes of the Republican elite from the period of the single party regime to that of multi party system are tried to be find out by questioning dominant masculinist discourses on women and sport. Bu doğrultuda önemli bir günlük gazete olan Hürriyet’in spor sayfaları dışında. Türkiye modernleşme tarihinde spor ve kadın ilişkisinin Erken Cumhuriyet dönemi (1928-1960) basınında nasıl kurulduğunu analiz etmektedir. with the aim of exploring sport from these perspectives. From the early years of modernisation in Turkey too.Ü. modernleşme. in addition to sport pages of a very important daily newspaper called Hürriyet. dönemin spor dergileri incelenmiştir. press * ** Doçent Doktor. İletişim Fakültesi İletişim 2003/18 . sport. sport journals published in the same period are analysed. the question how the relation between sport and women was constructed in the Journals and Newspapers in the Early Republican Period (1928-1960) in modernisation history of Turkey is investigated. spor toplumsal cinsiyet normlarının en katı olduğu ve titizlikle işlediği alanlardan biridir.

Sporun elit düzeyde yapılan bir faaliyet biçimi olarak yine devletin denetiminde örgütlenmesi de bu politikanın uzantısıdır. spor kapsamına giren tüm modern spor faaliyetlerinin iki temel anlamı bulunmaktadır. boş zaman faaliyeti olarak spor veya kitle sporları. yine resmi söyleme göre sağlıklı. nasıl işlediğine dair ipuçları verir. hem de kamusal alanı düzenleme. kurucu seçkinlerin hem özel. Yarar Erken Cumhuriyet Dönemi Basınında Spor ve Kadın: 1928-1960 Spor milli kimliklerin inşa edilmesinde ve ulusların modernleşme serüvenlerinde önemli bir yer tutar. Resmi söylem alanında. halktan “vatandaş”a dönüştürülmeye çalışılan Türk insanının boş zamanını da kapsar. ulus devletlerin hangi ilkeler etrafında ve hangi politik argümanlarla inşa edildiklerini. Şenol Cantek – B. Kadın bedeninin temsil ettikleri. Güz 2009. Atatürk’ün önderliğinde. barındırdığı işaretler sebebiyle. Dolayısıyla spor tarihlerinin incelenmesi. Sporcu kadınlar. Türkiye tarihinde beden politikaları ve sporun yeri. İkincisi. kamusal alanda bedensel pratikleri ile görünür olan bireyler olarak. Araştırma kapsamında incelenen.202 F. Söz konusu yayınlarda kadın sporcuların nasıl sunulduğu izlenerek. Türkiye’nin modernleşme serüveninde toplumsal cinsiyete ve beden politikalarına ilişkin değişen değerler ve normlar. bir ideolojinin ne olduğuna. geçirdiği dönüşümler. bu analiz için en uygun kategoriyi oluşturmaktadırlar. Bu çalışma. zaman içinde bunların nasıl dönüşüme uğradığını göstermesi bakımından önemlidir. * Elit Sporcu: Örgütlü spora lisanslı olarak katılan ve üstün başarı gösteren sporculara verilen addır. bedensel aktivitelere katılma biçimleri takip edilerek analiz edilebileceğini söyleyebiliriz. Türkiye modernleşmesinin niteliği ve özgünlükleri konusunda ipuçları vermektedir. 1928-1960 arasında yayınlanmış spor dergileri/gazeteleri ile döneminin çok satan. kadınların spora katılımı çerçevesinde irdelenmiştir. Birincisi. popüler bir gazetesi olarak Hürriyet’in spor sayfalarında kadın sporcuların nasıl temsil edildiği ve kadının sporla ilişkisinin nasıl manipüle edildiği bu çalışmanın temel sorunsalıdır. elit sporlar ve sporcular* Türkiye’nin uluslararası platformda temsil edilip tanınır hale gelmesini sağlayacaktır. denetleme ve yeniden üretmeye yönelik politikaları. Kemalizm’in modernleşme ve batılılaşma hamlesinin de kadınların kılık-kıyafetleri. zinde ve estetik olarak gelişkin bireylerin yetişmesine katkıda bulunacaktır. bu alanda var olma mücadelelerini ve bu mücadelenin kimlik kazanmaları sürecinde nasıl etkili olduğunu saptamaya yönelik daha geniş kapsamlı bir araştırmanın bir bölümüdür. Sayı:29 . 2006-2009 yılları arasında TÜBİTAK’ın desteği ile yürütülen ve Cumhuriyet tarihi boyunca kadınların spor aktivitelerine katılımını.

Öncüleri erkekler ve varlıklı sınıflar olan modern sporlar. Modernleşme ve batılılaşma hareketlerinin kaynağı olan Tanzimat dönemi. Galatasaray Kulübü’nün bünyesinden çıkmış olduğu Mekteb-i Sultani’nin spor alanına getirdiği yeniliklerden biri de. Basında yer alan haberler ayrıca. 2004. kulüpler ve lokaller aracılığıyla örgütlü hale gelen en popüler spor dalları. jimnastik ise sağlıklı bir yaşamın temel koşulu olarak gösterilmiştir. 1980). Buralarda ayak talimi derslerini. yıl sonunda okuldaki çeşitli beden terbiyesi faaliyetlerinin halka açık özel gösterilerle sergilenmesidir. daha ziyade Levanten nüfus tarafından ülkeye sokulmuş. bu programların yaygınlaştırılması için bir talebin ortaya çıkmasını da sağlamıştır. birçok ülkede olduğu gibi seçkin sınıfların himayesi ve katılımıyla başlamış ve gelişmiştir. Aynı dönemde. Darülmuallimat’ın 1900 yılında yayımlanan ders kitabında çocuk oyunları ve beden hareketlerine yer verilmesidir (Akın. Önceleri gayrimüslim öğrencilerin ilgi gösterdiği dersler. 19. beden terbiyesiyle ilgili telif ve tercüme kitaplar yayınlanmaya başlanmıştır. Fenerbahçe Kulübü (1899) gibi. Selim Sırrı’ya göre bu mekteplere devam eden çocuklar ayak talimi dersleri sayesinde. Örneğin Beşiktaş Jimnastik Kulübü (1903). Galatasaray Kulübü (1905). zamanla Müslüman öğrencilerin de katıldığı faaliyetler haline gelmiştir. Bu kitaplarda da. 1983. 2004: 51). Bu tür gösteriler. Fişek.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 203 Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Beden Terbiyesi ve Sporun Serüveni Türkiye’de de sportif etkinlikler. Atabeyoğlu. Doğu’daki aşiretlerin padişaha bağlılıklarını sağlamak ve sürdürmek için. Günümüzde de varlığını ve başarılarını sürdüren birçok kulüp ve okul takımı. Zamanla jimnastik derslerinin diğer okullara da yaygınlaştığını gösteren örneklerden biri. İmparatorluğun son yıllarında beden terbiyesine yönelik ilgi çekici bir başka girişim ise Aşiret Mektepleri’nin eğitim programlarında yer alan “ayak talimi” dersleridir. yüzyılın sonunda beden terbiyesi ile ilgili faaliyetler ülkenin Doğu’suna kadar ulaşmış görünmektedir. Tanzimat’tan sonra imparatorluk sınırları dahilinde kurulmuştur. Telif kitapların İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . Buna katkısı olan öğretmen Faik Efendi basının yoğun ilgisine mahzar olmuştur. modern sporlarla tanışmak için de vesile olmuştur (Bkz. Okullar. atletizm ve futboldur. beden terbiyesi jimnastikle sınırlı tutulmuş. Aşiret Mektepleri’ndeki derslerle. aşiret mensuplarının çocuklarını eğitme amacıyla 1892’de açılmıştı bu mektepler. Akın. vücut sağlıklarına özen göstermeyi öğrenecek ve disiplin altına alınacaklardır. jimnastik. bekleneceği üzere Selim Sırrı vermiştir. halkın modern sporlarla tanışmasını ve bunlara ilgi göstermesini sağlaması açısından önemli bir potansiyele sahiptir. zamanla Müslüman ailelerin erkek çocukları arasında popüler olmuşlardır.

TİCİ’nin faaliyette olduğu dönemde. 1936-38 arası Türkiye Spor Kurumu dönemi. Bu dönemde beden terbiyesi mükellefiyeti gibi bir uygulama ile II. Şenol Cantek – B. fiziki kültür politikasına yansımıştır. Atabeyoğlu 1983). tenis. 3. Cumhuriyet dönemi spor yönetimini dört aşamada ele alır: 1. Sayı:29 .204 F. eskrim. Spor yönetimi bugünkü biçimini almaya başlamıştır. Daha ilk kurultayında CHP’ye yan-örgüt olarak bağlanmış olan kurum. Kitlesel sporlar ve savaş sporları alanındaki zorunlu uygulamalara son verilmiştir. 1939-45 arası Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü dönemi. Yarar yazarlarının devlet kademesinde görevli veya önde gelen mekteplerde hoca olmalarını göz önünde bulundurarak. spor alanında futbolun İmparatorluk döneminden devralınan üstünlüğü bir ölçüde kırılmış. sporun devlet denetiminde olduğunun resmen kabul edildiğini göstermektedir. bir bölümü Türk kültürüne yabancı olan sporların Güz 2009. 1922’de kurulan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı (TİCİ) Kurtuluş Savaşı’nın bitimiyle birlikte tüm spor işlerini kontrol eden tek yetkili organ haline gelmiştir. atletizm. Cumhuriyet Döneminde Spor ve Beden Terbiyesi Fişek. güreş. Bunun ilk kurumsal göstergesi 1921’de kurulan İdman İttifakı Heyeti Muvakkatesi’dir (Bkz. Dünya Savaşı’nın yarattığı gerelim. Yeni devletin temsil edilmesi ve tanıtılmasında uluslararası spor müsabakalarının önemli rolü olacağı inancı İttifak’ın saygınlığını da arttırmıştır. Adından da anlaşılacağı gibi. Türkiye Cumhuriyeti’nin resmen davet edildiği ilk olimpiyat oyunu ise 1924’te Paris’te yapılandır. 2. Türkiye’nin ilk kez uluslar arası spor müsabakalarına katılmasıdır. Fişek 1983. 4. Genç Türkiye Cumhuriyeti ilk uluslar arası spor müsabakasına bu ittifakın faaliyette bulunduğu (1922-1936) dönemde katılmıştır. voleybol. 1922-36 arası Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı dönemi. (1983: 2180) Cumhuriyet döneminde sporun devlet denetimi ve gözetimine girdiğini söyleyebiliriz. yelken gibi.e: 52). Kurumun örgütlenmesinde İsviçre Spor Federasyonu örnek alınmıştır.g.. 1946 sonrası Gençlik ve Spor Bakanlığı dönemi. Bu dönemin özelliği. devletin bu işe ne kadar önem verdiğini anlamak mümkündür (a. beden terbiyesi ve spor alanında geçici bir düzenlemeyi hedefleyen kuruluş İstanbul’daki spor kulüplerinin temsilcilerinden oluşmaktadır. Akın 2004.

63). Cumhuriyet döneminde de İsveç’e gönderilerek. idealleştirilmiş. bedenin fiziksel zorlamalar ve kurallarla terbiye edilmesi ediminin İslam ve Anadolu kültürüyle beslenen geleneksel ahlaka ters düşmesi. Şenol Cantek. tüm sportif faaliyetlerin temeli olarak öne çıkmıştır. İmparatorluk döneminin askeri okullarından yetişen ve Tanzimat’la birlikte beden terbiyesi ve spor konusunda uzmanlaşan Tarcan. yirmi senedir cüce uzatmağa. İsveç jimnastiğini Türkiye’de. kusursuz insanlarıyla. yüzme. paytak bacaklar. Fin halkının medenileşmesi için subayların. sağduyudan ve zarafetten uzaklaştıran. Bunun yanında. ön planda olmaması. sözünü şiar edinen kurucu seçkinler. yüksek atlama. Tarcan’ın öncülüğünde spor aracılığıyla sağlıklı. Futbol. Berlin bulvarını. kambur yassılamağa çalışıyor (1964: s. örtülerin ardına saklanması gereken bir “ten kafesi”dir. yarı çıplak vücutların izleyicinin bakışına sunulması. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . yağdanlık gibi gerdanlar. “bir topu tekmelemeye dayanan futbol”u koyar ve bu bağımlılıktan uzaklaşılması gerektiğini savunur (Bkz. soluk yüzler… Bir de Paris sokağını. alışıldık bir şey olmamasıyla açıklanabilir. İslam dininde beden. Stokholm caddesini göz önüne getiriniz. Selim Sırrı Tarcan’ın öncülüğünde gelişen jimnastik çalışmaları. uğraşların karşısına. Cumhuriyet’in kurucu seçkinlerinden Falih Rıfkı Atay. Selim Sırrı. bohça gibi karınlar. Modern sporların başlangıçta üst sınıfların uhdesinde olmasının temel gerekçelerinden biri. beslenme bozukluğundan mustarip ve vücudu geliştirecek sporlardan habersiz Türk insanına örnek gösterilmektedir: Tenasüp davasını sokakta kazanalım. müzik v. dans. spor cumhuriyetin kurucu seçkinlerinin moral değerlerinin ve kendilik etiğinin inşası sürecine katkıda bulunan bir unsurdur. Ecişbücüş bir sürü kadın erkek. 2009: 984).. Ski. Atay’ın atıfta bulunduğu Avrupa başkentleri. benzer bir batılılaşma ve modernleşme sürecinden geçen Finlandiya’da olduğu gibi Türkiye’de de kitleleri uyuşturan. okullarda ve halk arasında benimsetip yaygınlaştırma misyonunu üstlenmiştir. rekabetin öne çıkması yine aynı nedenlerle yadırgatıcı bulunmuştur. halka boş vakitlerini nasıl değerlendireceklerini öğretmelerini öngörür. Cumhuriyet rejiminin beden terbiyesi ile medeniyet arasında kurduğu ilişkiyi özetlemekte ve bu seferberliğin zorluklarına gönderme yapmaktadır. kızak. Arzulayan/arzulanan. Foucault’nun (2003) terimleriyle yorumlayacak olursak. Roman adlı kitabında. vandal bir spor dalı olarak görülmüştür. Atatürk’ün “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur”.b. güzel ve zinde bir nesil yetiştirilmesi için seferber olmuşlardır.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 205 saygınlığı ve onlara yapılan yatırım artmıştır. Finlandiya’nın resmi tarih anlatısında büyük saygı gören fikir adamı Snelman.

bazıları da tek bir spor dalının ıslahı ve geliştirilmesi için bizzat çalışmış ya da okullarda eğitmenlik yapmışlardır. II. 21 Haziran 1948). kürek. Gazi Terbiye Enstitüsü’nün ilk kız öğrencileri kabul etmesinin yanı sıra. müminleri bu dünyanın hazlarına sürükleyebilir. çocuklar ve gençlerin bedensel eğitimine ağırlık verilmiştir. Vivi gibi gayrimüslim kadınların adı geçmektedir örneğin (Hürriyet. Erken Cumhuriyet döneminde bazı spor branşları üst sınıftan ve/veya gayrimüslim kadınların rağbet gösterdikleri veya “seçkin spor dalları” olarak nitelendiği için alt sınıftan kadınları dışlayan branşlardır. yani araç-gereç. Yine bu yıllarda. Otuzlarda ortaya atılan Güneş Dil Teorisi ve Türk Tarih Tezi. eğitmen. Sayı:29 . isim babası olduğunun iddia edilmesinin yanında. Her ikisi de üst sınıftan ailelere mensup. O yıllarda Ankara’daki Gazi Terbiye Enstitüsü Alman hocaların en fazla mesai yaptıkları kurumdur. İki kadın sporcu dereceye girememelerine rağmen. Yarar donanan. Bunlardan bazıları hazırladıkları raporlarla spor ve beden terbiyesi alanında çeşitli iyileştirmeler önerirlerken. teşhir edilen. 2004). Berlin’de yapılan olimpiyat oyunlarına iki Türk kadın sporcu katılır. eğitimli Güz 2009. İkisi de eskrimcidir: Halet Çambel ve Suat Aşeni (Tarı). spor kelimesinin bile ilk kez Türkler tarafından kullanıldığı savunulmuştur (Bkz. 1948 yılında “ümit vaad eden” tenisçiler arasında Destina. mekan ve benzerinin tedarik edilmesinin önemli ölçüde harcama yapılmasını gerektirmesi de üst sınıfların ve Levantenlerin bu işte öncü olmasını beraberinde getirmiştir. Kadın sporcular açısından en hareketli geçen yıl 1936’dır. Sporun ilk kez Levantenlerin ilgi alanına girmesinin sebeplerinden biri İslam dininin bedene yaklaşımı olabilir. Tenis. Geleneğin ve dinin baskılarından bir ölçüde de olsa kurtulmak.206 F. eskrim bunlar arasında sayılabilir. Bunun için Almanya’dan beden terbiyesi sisteminin en önemli isimleri Türkiye’ye davet edilmiştir. yüzme. spor alanında Türklerin yüzyıllara dayanan başarıları ve yeteneklerini öne çıkaran bir söylem ortaya atılmasına neden olmuştur. Dünya Savaşı öncesi yükselen Nazizm’in beden politikalarının Türkiye’ye uyarlanması kararlaştırılmıştır. Cumhuriyet elitlerinin Türklüğe iade-i itibar çabaları doğrultusunda. Modern sporları yapabilmek için gerekli temel donanımların. önemli bir deneyim yaşamışlardır. Türklerin birçok spor dalının yaratıcısı. güzelleştirilen beden. yalnızca sosyal hayata damgasını vurmakla kalmamış. Şenol Cantek – B. 1926’da Ankara’da Gazi Eğitim Enstitüsü’nün kurulması sağlıklı nesiller yetiştirecek öğretmenlerin eğitilmesi için atılmış en önemli adımlardan biridir. kıyafet. batıya yaklaşmak isteyen varlıklı Müslüman kesim de beden terbiyesi ve sporun aracılığından faydalanmıştır. Akın. Diem’in raporunda. Lilyan. Davet edilen Alman hocalar arasında en önemlilerinden biri Carl Diem’dir.

Çambel ise Almanya’da geçirdiği ilk eğitim döneminin ardından. Halkevleri örgütlenmesi. Bunun için de her vatandaşın savaş sanatları konusunda temel eğitim almasını öngörmektedir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında sportif faaliyetlere etkin olarak katılan kadınların bu alanda varlık gösterebilmeleri. Milli sporlar desteklenir. eski sporların ihyası. artık savaşların tüm vatandaşların katılımıyla ve ülkelerin kendilerine özgü stratejileriyle kazanılabileceğini savunmaktadır. bisikletli geziler.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 207 kadınlardır. 98-100) Millet-i Müselleha Söylemi ve Beden Terbiyesi Mükellefiyeti İmparatorluk döneminde topyekun savaş fikrinin önde gelen savunucusu Alman kökenli Colmar von der Goltz’dur. 1999: s. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . uzun bisiklet turları. Spor konferansları verir. garplı sporlardan tenis. Bu iki örneğin de gösterdiği gibi. ruh ve kafa gelişmesi bir arada düşünülerek hazırlanmış programlar uygulamaya konmuştur. spor alanında da faaliyet göstermiştir. savunma stratejileri alanında da çalışmaktadır. “Yurtdaşlara modern sağlık anlayışının esası olan ev ve oda jimnastiklerini öğretmek ve bunun günlük yaşayışın en lüzumlu bir aracı olduğuna herkesi inandırmak şuğbenin önemli ödevidir” ibaresi bulunmaktadır. Türkiye’ye gelerek yüksek eğitim görmüş ve profesörlüğe yükselmiştir. mahalli şartlara uygun spor. Bu programlar. yalnızca askerlik pratiği alanında değil. Cumhuriyet rejiminin yaygın eğitim amaçlı bir kurumu olarak. Suat Aşeni’nin babası Ahmet Fetgeri Aşeni Beşiktaş Kulübü’nün ve TİCİ’nin kurucularındandır. Gençlik ve ulusal eğitimin parçası olarak görülen spor ve beden eğitimine karşı ilgi uyandırılması amaçlandığından. Hem Çambel hem de Aşeni. savaşsız bir dünyanın hayal olduğunu. Robert Kolej’de eğitmenlik yapan Rus Nadolsky’den eskrim dersi almışlardır. İtalyan ve Alman faşist ideolojilerinin spor ve sağlam vücut konusunda duyarlık gösterdiği 1930-40’lı yıllarda halkevlerinde beden. spor şubeleri halkevlerinin en yaygın şubelerindendir. modernleşme düşüncesine bağlı ve refah seviyeleri yüksek olmalarının eseridir. Goltz Paşa olarak anılan subay. Şube ulusal spor bayramları da düzenler. atlı.(aktaran Yeşilkaya. Yurdu tanımak için gezi ve kamplar düzenlenir. Spor şubesinin görevi jimnastik hareketlerini “kütle halinde taptamak”tır (tatbik etmek). aileleri ve çevrelerinin Cumhuriyet rejimine yakın. Goltz’un yazdığı ve Millet-i Müselleha adıyla çevrilen kitap. eskrim ve benzerlerini içermektedir. CHP Halkevleri Öğreneği’nde. dağcılık. yüzmeye teşvik edilir. yüzme. yaya. o dönem için erkek sporcuların bile zor elde edebilecekleri bir fırsattan yararlanmış. Gençler bisiklet ve motor kullanmaya.

modern değerlerin kadın bedeninde maddilik kazanmasıyla kurgulanır. 2004: 140-141). Mükellefiyetin amacı. Ders bitiminde öğrenciler 15 günlük bir kampa gönderilmişlerdir. Evi ve aileyi ihmal ederek. sinemaya gider. “tango” diye çağrılacak. Üstelik “asker ocağı” sadece erkeklerin bir araya toplanabildiği bir kurumdur. askeri bilgilerin uygulamaya konmasına da yaramıştır (Akın. Bunun yanında. önce gençlere sonra da tüm halka temel askerlik becerilerini kazandırmaktır. askerlik dersleri. bütünüyle savaşa hazırlık çalışmalarına indirgenmiştir. on beş günde bir saat olarak uygulanmaya başlanmıştır. Böyle olunca. Sokağa çıkar. hareketli bir kadındır. 1930’ların ortalarından itibaren. bireysel hazların peşinde koşan kadın dönemin yaygın yakıştırmasıyla. batılı kadın sporcular referans gösterilerek özendirilir. farklı yaş gruplarından kadın ve erkekleri temel askerlik bilgileri konusunda eğitecek yeni bir yapılanmaya gidilmelidir. Sayı:29 . savaş sanatı ile ilgili en gerekli bilgilerin kazandırılması mümkün görünmemektedir. Dönemin spor dergilerinde modern kadınların spora katılımları. 1926’dan itibaren liseler ve öğretmen okullarının son iki sınıfında. Ancak. Basında Kadın Sporcular Modern kadın imgesi ile spor arasında kurulan ilişki. kilolarından kurtulmuş. ailesinin bakımından da sorumludur. Güz 2009. tahkir edilecek. Şenol Cantek – B. askerlik dersleri okullarda yaygınlaşmaya başlamış ve örneğin Gazi Terbiye Enstitüsü ve Orta Muallim Mektebi’nin beden terbiyesi şubelerinin bütün sınıflarına teorik ve uygulamalı askerlik dersleri konmuştur. Bu uygulamayı ülke çapında yönlendirmesi için Tümgeneral Cemil Tahir Taner görevlendirilmiştir. 1938’de kabul edilen Beden Terbiyesi Kanunu da bu süreçte etkili olmuştur. gençleri ülke savunmasına hazırlayan bir uygulama olarak nitelenmektedir. gürbüz.208 F. Cumhuriyet döneminin başından beri askeri bir yönelim taşıyan fiziki kültür faaliyetleri. spor yapar. Böylelikle. Yeni ve modern Türk kadını. ileride askeri faaliyetlerde lazım olacak esnekliği vererek. Beden terbiyesi mükelleflerine uygulanan çalışma programı askerliğe hazırlık veya askerlik taklidi olarak değil. Kısa askerlik süresi içinde. onlardan farklı olarak. bunun yanında evinin. Kıta Avrupa’sı ülkelerinde olduğu gibi. spora verdikleri önemi ve formlarını sporla koruduklarını dile getirdikleri röportajları da bu dergilerin sayfalarında yer alır. Yarar Goltz’un fikirleri hem İttihatçılar’a hem de Kemalistler’e ilham vermiştir. vücut bakımını ihmal etmez. “Beden Terbiyesi Mükellefiyeti” adı altında yeni bir uygulama başlatılmıştır. silah kullanma gibi. Cumhuriyet’in ilk yıllarında. dönemin Hollywood yıldızlarının. sağlıklı. Bu kamplar izci kamplarını andırsalar da.

örtülerin altından dünyayı görmeye çalışan. öjenist politikalar doğrultusunda. bütün dünya bu hakikatin peşindedir. modern sportmen kadın tipi şöyle tasvir edilmektedir: (…) Anlaşılıyor ki yeni kadın spor yapacaktır. çevik. sağlıklı. Onlar Kurtuluş Savaşı’nın kadın kahramanlarıdır. İki kadın tipinin tek benzer yönü iyi ahlaklı ve gerektiğinde fedakarlık yapabilecek. sağlıklı ve kamusal alanda görünür olan kadındır. İşte size. Ahmet. benliğini ikinci plana atan kadın olamaz. Çünkü bütün cihanın tasdik ettiği en büyük hakikatlerden biri de gürbüz çocuğun kuvvetli ve sağlam anneden doğduğu keyfiyetidir. Türk Spor Dergisi. Anonim). Genç Cumhuriyet’in ideal kadını ise başı açık. (…) Yalnız sırası gelmişken burada bir noktaya işaret edelim: (Cinsi latifliğin) kuvvetli ve sağlam olayım diye zorlu spor müsabakalarile vücudunun tenasübünü bozarak vücut teşekkülüne sakillik verilmesi doğru mudur? Fikrimizce kadın hafif sporlar yapmalıdır. yeni sporcu kadınındır! (1 İkinci Kanun 1931. yeni ve genç Türk ırkının ideal temsilcisi olacaktır. sporcu kadınların birden fazla çocuk sahibi olmaları teşvik edilmiştir. arka planda kalmayı kabullenecek olmalarıdır. ırkımızın eski kudreti hayatisini bulması için en kestirme yoldur. 1998: 4151) spor yapmak dönemin basını aracılığıyla da telkin edilmiştir. ahlaklı ve disiplinli bir genç nesil yetiştirmenin bir aracı olarak (Gürsoy. Türk Spor Dergisi’nin 1930 tarihindeki bir sayısında bunun bir örneğini görmek mümkündür: Memleket kadınlığının vücudunu sporla takviye etmesi. Aynı zamanda. Ve milletin vücut kabiliyetini en yüksek hadde çıkarmak için sarf ettiği spor mesaisinde kadınlara da erkekler derecesinde rol ve mevki veriyor. Bu nesil. Birinci Kanun 1930). modern giyim-kuşam tarzına sahip. Üst üste savaşlar yaşamış bir toplumdan. sağlıklı kadınlardan üreyecek sağlıklı ve gürbüz bir neslin önemine inanılmaktadır. yeni ideal kadına vasıl olmak için tabiat ve güneşi bol bol yiyip içmekte olan yeni canlı genç kızlar ki ilk yapılacak şey olarak derhal soyunuyor ve açık havada hemen bir top oyununa başlıyorlar. Dönemin İtalyası ve Almanyası’nda uygulanan beden terbiyesi politikalarından esinlenen bu yaklaşım esas alınarak. Bütün Avrupa. “Yeni Kadını Spor Yaratıyor”. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . örtülerini atmış. Sporcu kadının bedeni dolayımıyla cinsiyetçi toplumsal değerler. Kadınların spora özendirilmeleri sadece estetik ölçütleri geliştirmek anlamında önemli görülmemektedir. milliyetçi söylemle eklemlenerek ete kemiğe bürünürler. Yeni dünya.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 209 eleştirilecektir. bedenini gizleyen. Kara Fatma gibi. (“Kadınlar ve Spor”. Türk Spor Dergisi’nde 1931’de yayınlanan bir yazıda. Cumhuriyet’in ideal kadını artık Satı Kadın. güzel.

bisiklet ve atletizm olduğunu göstermektedir. kasları geliştiren sporlardır. cinsel ilişkiye göndermeler vardır. büyük şehirlerde. yüzme. Türk Spor Dergisi. Ayrıca. güzelliğini kaybedecektir. Türkiye modernleşmesi. sertleşecek hatta iffetini bile yitirecektir. bir adım daha ileri gidip. futbol gibi dayanıklılık ve sertlik gerektiren. seçkin bir mekan haline gelecektir. Her alanda olduğu Güz 2009. Ankara’da. Kadınlar. Cumhuriyet’in yeni ve seçkin kadınına işaret eder. üst sınıftan Müslüman ve gayrimüslim kadınların favorisidir.210 F. Boks yapan. Çünkü bunlar aynı zamanda. bir yandan da kadınlık rollerini unutmadan. Erkeksileşecek. Bu gerilimleri izi. voleybol. zarafetini. TİCİ kendisini fesheder ve yerine Türk Spor Kurumu (TSK) kurulur. futbol oynayan kadın. eskrim. hem spor yapılıp hem de sosyalleşilebilecek. Şenol Cantek – B. Böylelikle kurumun CHP’yle ilişkisi organik bir bağa dönüşür. orta sınıf kadınların kamusal ve özel alandaki bölünmüşlüğünün ve iki alan arasındaki gerilimlerle baş etme/edememe serüveninin de hikayesidir aynı zamanda. güreşen. güreş. Yüzme ve diğer su sporları. kadınların en fazla rağbet ettikleri sporların. mücadeleye girmek. rekreatif amaçla spor yapmaya özendirilirlerken. kadınlara uygun bulmadığı spor dallarını onlara yasaklamıştır (“Kadınlara Hangi Sporlar Yasak?”. boş zamanı değerlendirme ve sosyalleşme etkinlikleridir. Su sporları. Atatürk Orman Çiftliği’ndeki Marmara ve Karadeniz havuzlarında yüzen. atlamalar. Spor dergilerinde yer alan mayolu. tenis. görevlerini ihmal etmeden. 1938’de açılacak olan. Kadınlara uygun bulunmayan sporlar ise mukavemet koşuları. Yarar Dönemin spor dergilerine genel bir bakış. Dönemin spor dergilerinde erkeklerle güreşen. dönemin spor yazarları tarafından kadına en uygun bulunan sporlardır. dönemin spor basınında da sürülebilir. özellikle eğitimli. Bir erkekle. saygıdeğerliğini. Sayı:29 . dövüşen batılı kadınların yer aldığı fotoğrafların altlarına yazılan yazılarda. spor basını aracılığıyla profesyonel düzeyde değilse bile. Anonim. geleneksel değerlere ve eşlik/annelik vazifelerine sadık kalmaya yönlendirilmektedirler. 10 Haziran 1933). özellikle fiziksel temasın daha yoğun olduğu dövüş sporlarında. kürek. güneşlenen neredeyse tümü yabancı kökenli kadınlar spor dergilerinin yanı sıra gündelik gazetelerin sayfalarını da işgal eder. Sporda Kurumsallaşma 1936 yılında Türkiye’deki spor yönetimi açısından önemli değişiklikler yaşanır. özellikle de İstanbul ve İzmir’de yaşayan. Otuzlu yıllarda sadece deniz kenarına kurulmuş şehirlerde değil. boks. neredeyse onunla cinsel ilişkiye girmekle eşdeğer görülmektedir. İstanbul’daki Moda Deniz Kulübü. düzgün vücutlu kadın fotoğrafları. deniz kenarında giyilen kıyafetler en çok kadına yakıştırılmaktadır.

19 Mayıs törenlerinde akrobatik danslar. Spor programları. 19 Mayıs Stadyumu. zamanla kışlada. çember. oyun ve eğlence olarak algılanmaması. Kurucu seçkinlerin söylemlerinde sıkça yer bulan “gürbüz ve yavuz nesil” imparatorluktan devralındığı iddia edilen soluk benizli. hentbol. bisiklet (motosiklet). dans figürleri yapan genç kızları izlemek halk kitlesi için alışıldık bir pratik değildir. Federasyonlara kayıtlı kadın sporcu ise bulunmamaktadır. takla atan. savaş yıllarında. derneklerde ve benzeri kurumlarda sporu beden terbiyesi ve askerlik pratikleriyle birleştiren uygulamaların hayata geçirilmesini beraberinde getirecektir.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 211 gibi spor alanında da icra organı gibi hareket eden parti. Federasyonların organizasyonundaki özensizlik. kolsuz bluzlarıyla koşan. BTGD’nin kurulmasından hemen sonra mevcut federasyonlar lağvedilir. 19 Mayıs Stadyumu adıyla açılmıştır. savaş sanatına uyarlanarak ülkenin güvenliği ve bekası için kullanıma hazır hale getirilecektir. Bu stadyum açılmadan önce. Bu federasyonlara 1940’da İzcilik Federasyonu da eklenecektir. top v. Örneğin. Tenis. Otuzlu yılların ikinci yarısı ve Kırklı yıllarda. 1938’de Beden Terbiyesi Genel Direktörlüğü (BTGD) kurulur. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . sporun ulusal ve uluslar arası boyutta rekabet. Direktörlüğün başına Tümgeneral Cemil Tahir Taner getirilir. güreş (boks ve halter). sportif yetenekler ve fedakarlık. Yeni federasyonlar kurulur. ilk uluslararası standartlara uygun stadyum. özellikle de gençlerin fiziksel güçlerinin ve yeteneklerinin arttırılmasının üzerinde durulması. hareketsiz. atıcılık. okullarda. organizasyonları ve tesisleri TSK döneminde sayıca artmıştır. basketbol. kurdela. Türk’ün ana vasıflarından olduğu ve potansiyel olarak her Türk gencinde bulunduğu savunulan cesaret. voleybol ve diğer branşlar ise tek bir federasyon şemsiyesi altında toplanır: Sportif Oyunlar Federasyonu. Beyaz. 15 Aralık 1936’da Ankara’da. Bunlar atletizm. futbol.b. İstanbul Taksim’de 1928’de yapılmıştır. Onun yerine. kararlılık. eşliğinde gösteriler sergileyen kız öğrencilerin popüler basında. TSK’nın kuruluşuyla bu konuda yetkili tek organ olur. tüm toplumun. Danışma kurulu üyeleri arasında Adnan Menderes ve Burhan Felek de vardır. kısa şortları. ürkek neslin halefi olacaktır. Sağlıklı nesiller yetiştirme arzusunun bu uygulamaların hedeflerinden olduğunu eklemek gerekir. TİCİ’nin yerini TSK’nun alması beden terbiyesi konusunda daha fazla girişimde bulunulmasını ve verimli çalışmalar yapılmasını sağlamıştır. dağcılık ve kış sporlarıdır. bu sebeple de elit sporcular yetiştirmeye ve profesyonelliğe önem verilmemesine bağlanabilir. fotoğraflar eşliğinde sıklıkla yer aldığı yıllardır. fiziksel dayanıklılık. su sporları. ilk 19 Mayıs Şenliği.

Spor Postası’nda yazan Mübeccel Hüsamettin’e göre. idealleştirilen ya da kültleştirilen beden. Bu dönemde kadınlardan sadece spor yapmaları değil. askeri nizam altında işleyişinin temsil edildiği en önemli yer jimnastik ya da idman şenlikleridir. Aynı dönemde Halkevlerinin Spor Şubeleri’nin faaliyetleri de önem kazanır. Bu biraz da seçkin sınıflar arasında yaygınlaşmış olan “modern kadın” imgesine karşı geliştirilmiş bir tepki olabilir. Burada fetişleştirilen. Sayı:29 . spor alanında milliyetçi. daha önce önem verilen jimnastik sporunun yerini atletizme bırakması anlamına gelmektedir. 1940’larda voleybol dalında okullar arası müsabakaların başlaması söz konusu olmuştur. Spor erkekleri kahvehanelerden. bireysel sporların ve özellikle jimnastik ya da atletizm sporlarının kitlesel olarak yaygınlaşması veya en azından eğitim süreci içinde genç neslin yetişmesinde etkin bir yöntem olarak yaygın biçimde kullanılmasıdır. Bu dönemde sporun ethosunun dönüştüğünü söyleyebiliriz. Bedensel faaliyet. Bu anlamda spor. vefakar. militer. Spor yapmak gençliği “zehirli eğlencelerden” kurtarmanın en önemli aracı olarak tarif edilmektedir (4 Mayıs 1935). Spor politikaları açısından bu. Milliyetçi yaklaşım çerçevesinde istenen. ruhsal bir nesne gibi ele alınır. Her ne kadar esas fetiş nesnesi erkek bedeni ise de bütün bu milliyetçi söylem için kadın bedeni de önemli bir temsil aracıdır. Ayrıca. azimli. Halkevlerinde genç kızlar için spor faaliyetleri. Yarar Siyasal alanda ağırlaşan milliyetçi yaklaşımın. Bunun yanı sıra kız okullarında öncelikle voleybol ve yer yer basketbolun önem kazanmaya başlaması da söz konusu olmuştur. 1930’ların sonları ve 1940’lar döneminde yükselen spor dalı atletizmdir. aynı zamanda makine gibi çalışan. Özellikle 1930’ların ikinci yarısında milliyetçi söylemin Batı’da yükselen otoriter rejimlerin de etkisiyle daha şoven-militer bir tona bürünmeye başladığı da belirtilmelidir. modernliğin yarattığı iki farklı kadınlık hali ve imgesi arasında (modern ve aktif olan karşı) “inkılap”a uygun olan sade. spor basınındaki bu tarzda yazıların yerini bir sessizliğe bıraktığını da belirtmeliyiz. makyajsız ve sade bir tarza bürünmeleri talep edilmeye başlanır. Makine imgesine dönüşen bedenin.212 F. fedakar ve sporcu Türk genç kızdır. esas olarak genç erkek bedenidir ve sadece fiziksel değil. hatta yer yer ırkçı söylemlerin güçlenmesi biçimini aldığını görüyoruz. sadece sağlıklı değil. Şenol Cantek – B. Kadınların mutlaka spor yapmaları gerektiğine dair söylemlerin etkisini kaybettiği. genç asker-yurttaşların yetiştirilmesi içindir. kır koşuları düzenlenir. Ancak bu dalların palazlanıp örgütlü bir biçim alması özellikle özel Güz 2009. disiplinli. kızları ise sinemalardan ve komşu evlere kapanmaktan kurtaracaktır. “doğru ruhsal gelişim”in sağlanması içindir ve beden “doğru karakter”in temsilcisidir. Buna bağlı olarak kadınların yaptığı spor dalları arasında ilk sıralarda yerini alır atletizm. Atletizm özellikle devletin teşvik ettiği bir sportif faaliyettir.

Hatta. atletli bedenler sergilenmekte. Hürriyet Gazetesi’nin çıkmaya başlamasıdır. rakipleri arasından sıyrılır. bu fotoğraflardaki şortlu. 1967 yılında çıkan Fotospor sayılabilir. Yani ağırlığını futbolun oluşturduğu bir içerikle hazırlanan spor sayfalarına sahip ulusal. Tüm bunlara bağlı olarak spor yapan kadınlarla ilgili haberlerin de azalması söz konusu olmuştur. Spor Aktüalite. Hürriyet’in spor sayfalarında ise 1949’dan itibaren ilginç bir eğilim ortaya çıkar. fotoğraf altı yazılardaki ifadelerle de cinsel arzu yaratılmaya çalışılmaktadır. Bunun dışında 1970’lere kadar doğrudan futbolu çağrıştırmayan başlıklarla çıkan Türkiye Spor Gazetesi. İlk defa bu dönemde futbol ağırlıklı dergiler çıkar. spor dergilerinin okuyucu kitlesi olarak erkekleri hedeflemeye başladığı izlenimini yaratmaktadır. Hürriyet gibi gazetelerin futbola verdiği önemle de beslenerek. Bütün bunlar yukarda ileri sürdüğümüz iddiayı destekleyen gelişmelerdir. Bunları takiben yayın hayatına giren spor dergilerinin ömürlerinin hep kısa olması da dikkat çekici bir gelişmedir. Spor gibi dergiler de bulunmaktadır. Spor basınının giderek futbola odaklanıyor olması. bol görsel malzeme eşliğinde günü gününe duyuran gazete.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 213 kulüplerde kadın voleybol ve daha sonra basketbol takımlarının oluşturulması. 1948’de yapılan Londra Olimpiyat Oyunları’na kalabalık bir muhabir ekibi gönderen ve müsabakalarda Türkiye’nin aldığı başarılı sonuçları. çok satan. bugünkü halini alır. Hürriyet. 1940’ların sonunda mevcut spor dergilerinin pek çoğu kapanır. Spor haberleri magazin dedikoduları ve Hollywood film yıldızlarının erotik sayılabilecek fotoğraflarıyla süslenmeye başlar. kitlelere cazip gelen konular üzerine yoğunlaşmaya yöneltir. spor basını. renkli bir gazete olmak iddiasıyla yayın hayatına girer. Futbol ağırlıklı spor dergilerinin ilk örnekleri arasında 1948-49 yıllarında çıkan Gol Spor. Bu olimpiyat oyunlarına ilk kez bir Türk kadını. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . atlet Üner Teoman da katılmıştır. Popülerlik ve yüksek tiraj arayışı. yerli kadın sporcuların müsabakalar sırasında çekilmiş fotoğrafları yayınlanarak. gazetenin yayın politikasını magazin ve spor gibi. popüler gazeteler. Basın sektöründe dönemin önemli olayı. liglerin gelişmesi ve uluslararası müsabakaların başlaması sonucunda 1950’lerin sonu ve 1960’lar dönemine rastlar. Buna paralel olarak basında okul sporlarına ve farklı spor dallarına ayrılan yer de azalır. Bu yeni eğilim ile kadınlara dönük spor haberlerinin göreli olarak azalması arasında bir ilişki kurulabilir. Daha geniş bir çerçeveden yorumlayacak olursak basında giderek Cumhuriyet ideolojisinin ve modernleşmeci yaklaşımın yerini daha ticari ve eril bir bakış açısına bırakmaya başladığı yorumu getirilebilir. Dolayısıyla kadınların en fazla faaliyet gösterdiği okul sporlarına spor basını kapılarını yavaş yavaş kapatmaktadır.

Spor Toto’dan elde edilen gelir. Bu gelişmeler. BTGM’nin Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanmasıdır (Atabeyoğlu. aynı zamanda kadının özgürleşmesinin ve haklarının peşine düşmesinin hakim eril düzeni sarsacağı endişesi ile kadına “asıl görevleri”ni. Öte yandan. popüler bir gazete olan Hürriyet kadının özgürleşmesi konusunda erkek egemen toplumun içine düştüğü ikilemi yansıtmaktadır. DP iktidarı döneminde spor devletten önemli ölçüde yardım almıştır. Spor Toto’nun kurulması ve futbolda profesyonelliğin kabulü. 1950’ler dönemi kadınların örgütlü spora elit sporcu olarak katılımlarının göreli olarak arttığı bir dönemdir. 2194-2195). yukarıda sözü edildiği gibi. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tüm dünyada kadınların kamusal alanda (zorunluluktan da olsa) daha fazla görünür olmaları. Kadınların spor alanına ve uluslararası spor müsabakalarına katılımı eskisi kadar kurumsal destek görmemişse de. Şenol Cantek – B. az çok Türkiye’de de etkisini göstermiştir. DP’nin lideri ve Başbakan Adnan Menderes’in popülist siyaseti. Bu sebeplerle DP yönetimi kitleleri cezbeden sporlara özellikle önem vermiştir. kadınların fizyolojik olarak erkeklerden daha güçlü olduğunu belirten bir yazı Hürriyet’in sayfalarında yer almıştır örneğin (“Erkekler Niçin Kadınlara Gıpta Güz 2009.214 F. popüler basından takip edilebilir. Bunların başında futbol gelir. geleneğin ve dinin dayattığı ahlaka sahip çıkılması gerektiğini anımsatan bir söylem de paralel olarak yükselişe geçmiştir. etkileri sonra da hissedilecek önemli gelişmelerdir. “halka itibarını iade etmek” gibi iddialar taşımaktadır. Menderes. Yüksek tirajlı. “halka inmek”. Ellilerin önemli bir diğer gelişmesi de. Sayı:29 . Batıda feminizmin yükselişe geçtiği bu dönemde. kadının özgürleşmesi ve eşitlik talepleri üzerine temellenen kadın hareketinin ivme kazanması. Türkiye’de de bu gelişmeler karşısında duyulan endişe. spor alanında da liberal bir politika ve söyleme geri dönüş yapılmış olsa bile. Buna karşın. 1938’de kurulan BTGD’nin danışma kurulu üyesi olması sıfatıyla. Yarar Tek partinin içinden çıkan yeni iktidar ve sporun “halka inmesi” Ellili yılların en önemli özelliği 1945’te iktidara gelen Demokrat Parti (DP) ile birlikte tek parti idaresinden çok partili rejime geçişe sahne olmasıdır. Türkiye’de spor tesislerinin kurulması için fırsat yaratmıştır. spor alanında da daha aktif hale gelmesini sağlamıştır. kadının her alanda olduğu gibi. Batı’da ortaya atılan ve bilimsel kanıtlara dayandırılmaya çalışılan bir iddiaya göre. kadınlar sporla uğraşmaya devam etmişler ve özellikle kulüplerin desteğiyle faaliyet alanlarını genişletmişlerdir. 1950’li yıllarda DP’nin genel liberalleşme eğilimi doğrultusunda. 1983: s. spor konusunda bilgili ve ilgilidir. kadınların spora katılımı açısından asla 1920’lerde ve 1930’ların ilk döneminde görülen özendirici ve harekete geçirici yaklaşımdan söz edilemez.

kuralları koyulan bir ilişkidir. genel olarak egemen söylemdeki bir kaymanın da varlığına işaret eder görünmektedir. Bu. Sportif faaliyetlerde başarı gösteren kadınların basına daha sık konu olması yukarıda da belirttiğimiz gibi bu söylemsel kaymanın bir uzantısı olduğu kadar. 1953). okuyucunun dikkatini çekmeye çalışmaktadır. kadınların sosyal alanda ve spor yaşamında artan varlıklarına paralel bir gelişme olmakla birlikte. Batı medeniyetinde kadınların toplumsal hayata ve spor alanına katılımına yaklaşım da çelişkilidir. saf ve yüksek bir medeniyetin mahsulü değildir. birkaç ay sonra aynı konuda tam tersi bir iddiayla ortaya çıkacaktır. bu ancak bir dejenerelik olur. Bu ilişki. amaçları/öncelikleri belirlenen. sporun örgütlülüğünün ve kadınların spora katılımlarının artmasıyla da İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . erkekler tarafından sınırları çizilen. Kadınların toplumsal yaşama katılımının hem övgüyle hem de tedirginlikle karşılanmasına paralel olarak. tiraj arttırmaya yönelik yayın politikası gereği. atletizm gibi “kadına yakıştığı” düşünülen. Şevket Dilmaç imzalı bu metinde. bedeni ile ilişkisinde yalnız bırakılmak istenmemektedir. Sportif faaliyetlerden uzaklaşılması ise nişanlılık/evlilik ve/veya çocuk sahibi olunması sebebiyle olmaktadır. diğer yandan Batı’da bu açıdan yaşanan gelişmelerin tedirginlikle izlendiği anlaşılmaktadır. Nitekim. Türkiye’de ve Batı’da kadınların toplumsal hayata katılımı konusunda yaşanan gelişmeleri hem gıpta ile hem de tedirginlikle karşılayan bir “paranoyak” yaklaşım temelinde kurgulanmıştır. Batı spor alanında genel olarak örnek gösterilen ve hep gerisinde kaldığımız bir gelişmişlik çizgisini temsil etmektedir. bu tür ajitatif ve magazinel nitelikli haberler aracılığıyla. Bir yandan bu bakımından Türkiye’nin hep geride kaldığından şikayet edilirken. Kadın. 1950’li yıllarda kadınların spora katılımları ile ilgili söylem ve kadınların spor alanındaki faaliyetlerini basına yansıtan görüntüler. ne kadar süreyle çalışılacakları erkekler tarafından tayin edilmektedir. Popüler gazetelerin bir örneği olarak Hürriyet. “Emenasipasyon. İçinde bulunduğumuz yıllarda kadının bağımsızlığı ileri sürülmektedir. yüzme. Kadın sporcuların hangi branşlarda. vücudu deforme etmeyecek branşlardır. Hürriyet.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 215 Etmeli? Zayıf Cins Kuvvetli Cins Hangisi?”. tenis. Halbuki bu daha ziyade evlilik ve aile bağlarından sıyrılmaya çığır açan bir hezeyandır” denmektedir ( Hürriyet. Branşlar. Spor yapan kadınlar için de aynı denetim ve yönlendirme mekanizması söz konusudur. yani kadınların erkekleşmesi hiçbir zaman ve hiçbir veçhile tabii. 6 Temmuz 1951). gerçekliği sorgulanamaz hale gelmiş önyargıları tersyüz edermiş gibi yaparak. Örneğin kadınların Batı’da güreş ve futbol gibi annelik rollerine ve güzelliklerine zarar verebilecek sporlarla uğraşmaya başlamış olmalarını tedirginlikle aktaran bir yazıya 1953 yılında yine Hürriyet’te rastlanmaktadır (6 Mart. 23 Mayıs 1951).

Buna göre. iktisat. Yarar ilintilidir. modern yönetim zihniyetinin gelişimi ve modernleşme süreci ile iç içe geçen bir olgudur. tıp gibi pek çok alanda üretilen bilgi ve siyasalarla ilişki içinde ele alınır. daha önceki başarısız iki denemenin hayal kırıklığı yaratması olabilir. yani halkın yeni bir düzenleme ile yönetilmesini mümkün kılan tekniklerden biridir. 1950’lerin sonlarında kadınları katıldığı spor dallarında başta atletizm ve voleybol olmak üzere giderek uluslararasılaşma söz konusudur. Sporda modernleşmenin en önemli göstergesi. Türkiye tarihi çerçevesinde bakıldığında. modernleşme projesi kapsamında kadınların toplumsal hayatın her alanına katılmalarını teşvik eden siyasanın Demokrat Parti döneminde değerini kaybetmesi.216 F. Örneğin erken Cumhuriyet döneminde yetersiz sayıda ve nitelikte olan nüfusun hem tıbben hem de Güz 2009. kadın sporcuların başarı veya başarısızlıklarının bir ulusal simge olarak dillendirilmesine sebep olan bir gelişmedir. Şenol Cantek – B. Örneğin 1954’te voleybolda ilk kadın kulüp takımı Fenerbahçe bünyesinde kurulmuştur. Bu anlamda nüfus bilimleri. Bunun sebeplerinden biri. Sayı:29 . Erken Cumhuriyet döneminde. Öte yandan spor devlet açısından toplumsal bedeni. sporun halkın ve bireyin bedensel ve ruhsal eğitiminin bir parçası olarak görülmeye başlamasıdır. 1957 yılında Gül Çıray ve Aycan Önel’in İngiltere Atletizm Federasyonunun kadınlar arası şampiyonasına katılması ve İngiliz basınında Gül Çıray’a yer verilmesi önemli bir haber olarak yer almaktadır basında. Okullar arası müsabakalarda bu spor branşları eskiye oranla daha da öne çıkmaktadır. Sonuç Ülkemizde modern sporların ortaya çıkışı. Bu dönemde. kadın sporcuların kayda değer başarılarından söz edilemez. Üner Teoman Uysal’ın 1948’deki deneyiminin ardından. partinin sözde liberalliğine rağmen. Spor yeni seçkinlerin kendileri ve bedenleriyle kurdukları yeni etiğin ve yaşam tarzının bir parçasıdır. Bu. modern sporların tarihi özellikle devletin toplumla kurduğu ilişkilerde yaşanan dönüşümlerin de izlerini taşır. modern sporların bu iki boyutuyla ilişkili iki dinamik temelinde geliştiği söylenebilir. toplumun her alanına muhafazakarlığın hakim olması da diğer bir sebep olarak görülebilir. Örneğin bu bağlamda Avrupa basınında Türk sporcu kadınların yer alması veya başarısından bahsedilmesi gurur vesilesi olmaktadır. 1952 Helsinki ve 1956 Melburn olimpiyat oyunlarına gönderilecek kadın sporcu bulunamaması ilgi çekicidir. 1950’lerde önem sırasına göre voleybol ve basketbol gibi takım sporlarının giderek canlandığını görüyoruz.

Buna bağlı olarak. henüz kadınların futbol alanında bir varlık gösteremediği Türkiye’de. dünya konjonktürünün de etkisiyle. Parti ile devletin özdeşleşmiş olduğu bu dönemde. Kadınlar spor alanında hem yeni seçkinler olarak var olurlar. beden terbiyesi politikasının bir parçası olarak zorunluluğa dönüşmüştür. Bu iki dinamikle ilişkili olarak bakıldığında spor cinsiyetsiz bir alan gibi görülebilir. Ellilerle değişmeye başlamıştır. Sonuç olarak. Kadınların spora teşvik edilmesi için tek parti döneminde. dönemin spor basını takip edilerek görülebilir. Ağırlık futbola verilince. kadının kendi tercihleri. Spor. spor basınında magazinelleşmenin bu dönemde.Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960) 217 ahlaken daha yüksek seciyede yetiştirilmesinin önemli bir aracı olarak görülür spor. kadınların kamusal alana çıkmalarını sağlayan bir faaliyet olarak spora katılımlarının belirli şartlara bağlandığı. hem de milli vazife olarak bu alanda faaliyet göstermeye çağırılırlar. Futbol temalı dergilerin çıkmaya başlaması ve ulusal. yeniden cinsiyetlendirme girişimleri birlikte işler. ticari mantığın almaya başladığı. Hürriyet gazetesi ile başladığı iddia edilebilir. Belirli sınıftan kadınların dahil olduğu veya belirli bir vatandaşlık görevi olarak yapılan bir faaliyet olarak spor. spor basınında bu yeni anlayışın izlerini sürmek mümkündür. ulusa sağlıklı evlatlar yetiştirecek sağlıklı anneler olmaktır. Otuzların ikinci yarısında. Yirmiler ve Otuzların modernleşmeci zihniyetinin yerini. Kadın sporcular ile ilgili haberler. Kırkların sonuna kadar süren bu durum. spor alanında da. spor örgütlenmesi de partiye bağlanmış ve her vatandaşın spor yapması. Siyasal ve örgütsel yaşamdaki bu dönüşümler spor basınında da yankı bulur. 1928-1960 arası spor basını incelendiğinde. Özellikle Hürriyet’in spor sayfaları incelendiğinde. magazinel boyutu varsa basında yer alır. kadın sporculara ve onların faaliyetlerine verilen yer çok azalır. Modernleşmeci erkeklerin bir milli görev olarak kadınlara biçtikleri toplumsal rol. zevkleri. tıpkı yine erken dönem milliyetçi seçkinlerin kadına dair egemen söylemlerinde olduğu gibi. Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinden sonra. başka birçok alanda da halka rehberlik etmesi beklenen gazeteler kullanılmıştır. yüksek tirajlı gazetelerin spor sayfalarının futbol ağırlıklı olarak hazırlanması kitle sporları aracılığıyla kitlesel bir ilgi yakalanmaya çalışıldığının da göstergesidir. devlet idaresinin her alanında gözlenen liberalleşme eğilimi spor örgütlerinin de liberal ilkelere göre yönetilmesini beraberinde getirir. egemen milliyetçi söylem içinde militer tonun ağırlık kazanması söz konusu olmuştur. Ancak daha derinlemesine incelendiğinde. sağlıklı annelerin yetişmesi için en kestirme yoldur. kişisel gelişimi için spor yapmasına İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi . kadınların dahil edildiği ve hatta çağırıldığı bir alandır. geleneksel cinsiyet rollerinden uzaklaşması adına cinsiyetsizleştirme politikalarıyla.

Cilt 9. Süreli Yayınlar Spor Alemi. Cilt: 8-9. Atabeyoğlu. A. Spor Yönetimi. Ed. Kurthan (1980). Gürbüz ve Yağız Evlatlar. Gürsoy.Ü. İletişim Yayınları. Üç Kuşak Cumhuriyet. N. İstanbul. N. 1942-1945 Havacılık ve Spor. batılı kadın gibi zarif. Atay. İstanbul. İstanbul. zinde ve özgüvenli kadın idealinden söz edilmekte.Tanyeli. Cem (1983). Kurthan (1983). 1937-1941 ve 1948-1949 Beden Terbiyesi ve Spor. Halkevleri: İdeoloji ve Mimarlık. İletişim Yayınları. 1929-1934 Spor Postası. Michel (2003). Erken Cumhuriyet’te Beden Terbiyesi ve Spor.218 F. Yiğit (2004). Roman. İstanbul. İstanbul. Cumhuriyet Ansiklopedisi. 1934-1937 Yeni Hayat. Sayı:29 . SBF Yayını. Bu çelişkiler. 1936 Gol Spor. “Sağlık. özellikle eril modernleşme perspektifinin toplumsal cinsiyete ilişkin normları nasıl eklemlediğine bağlı olarak değişim arzetmektedir. 1929 Türk Spor. H. İstanbul. İstanbul. Falih Rıfkı (1964). annelik ve eşlik vazifelerini aksatacağı düşünülen etkinliklere. KAYNAKÇA Akın. yaptığımız analizin de gösterdiği gibi. İletişim Yayınları. Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce: Dönemler ve Zihniyetler. (1999). Çev. Bir yandan. “Modernizmin Vaad Edilmiş Cennetinin Kapısında İki Ülke: Finlandiya ve Türkiye”. Ayrıntı. gençlik. Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı. “Türkiye’de Sporun Gelişimi”. Funda (2009). İstanbul. (1998). Yeşilkaya. Yarar ihtiyatla yaklaşıldığı görülmektedir. İletişim Yayınları.Tanrıöver. özellikle de sportif etkinliklere katılması yerinde bulunmamaktadır. Dönemi Türkiye Foucault. Şenol Cantek. Şenol Cantek – B. 1948-1960 Güz 2009. diğer yandan. kadının bireyselliğini öne çıkaran. “Türkiye’de Spor”. Cinselliğin Tarihi. Fişek. Fişek. Ankara. Varlık Yayınevi. güzellik”. 1945-1947 Hürriyet Gazetesi. U. Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi. İletişim Yayınları.

9. Kaynakların Düzenlenmesi 1. 237- Yazı Teslim Kuralları 1. 5. 4.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi Bahar 2009. Özet. Key Words. Özetlere Türkçe ve İngilizce anahtar kelimeler eklenmelidir. Makalelerde yazı tipi “Times New Roman 12 punto” ve satır aralığı “1. 6.Sokak No:9 06510 Emek/Ankara” adresine posta yoluyla gönderilmelidir. Makaleyi Hakemlerden birisi yayınlanmasına ikincisi yayınlanmamasına karar verdiği takdirde makale üçüncü bir hakeme gönderilir. 2. Dergiye gönderilen makaleler başka bir yerde yayınlanmamış veya değerlendirmeye alınmamış olmalıdır. Hakem raporları doğrultusunda yazarlardan. Yazının yayımlanması konusunda son karar yayın kuruluna aittir. Aynı yılda yapılan çalışmalar İletişim 2003/18 . Makalelerin 150-200 sözcük civarında İngilizce ve Türkçe özetleri de yazıyla birlikte gönderilmelidir. Renkli grafik. Abstract. Çalışmalarda şu sıranın takip edilmesi uygun olacaktır: Başlık. 10. Bu bilgiler makaleye ait kapakta bulunmamalıdır. Giriş. 7(2). Yöntem. diğer taraflardan 3 cm boşluk bırakılmalıdır. şekil ve tablo kullanılmamalıdır. Dergiye gönderilen makaleler 2 basılı ve 1 dijital kopya olmalı ve “İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Bişkek Caddesi 81. 7. 2. Makaleye ilişkin raporlar ve makale metni makale yazarına iade edilmez. 3. Ana Metin. Makalelerin kaynakça ile birlikte 20 sayfayı geçmemesi tavsiye edilir. 8. Basılı kopyalar A4 boyutunda dijital kopyalar “Word” formatında olmalıdır.Bir yazarın birden çok çalışması kaynakçada yer alacaksa yayın tarihine göre eskiden yeniye doğru bir sıralama yapılmalıdır. sadece yazıda gönderme yapılan kaynaklara yer verilmeli ve yazar soyadına göre alfabetik sıralama izlenmelidir. adresler. Sonuç ve Kaynakça. kapak sayfasında yazar ismi ya da isimleri. Anahtar Sözcükler.Kaynakçada. Tartışma. e-mail ve telefonları bulunmalıdır. yazılarında bazı düzeltmeler yapmaları istenebilir. Yasal ve etik her türlü sorumluluk makale yazarlarına aittir.5 satır” olmalıdır. Yazılı kopyalar hakeme isimsiz gönderileceği için makalenin iç sayfalarında değil. 11. Sayfa yapısı soldan 4. Yabancı Dildeki Başlık. Makalenin düzeltilmeden yayınlanmasına veya yayınlanmamasına karar verilebilir. makaleye iliştirilecek kapak sayfasında yer almalıdır. Bulgular. Gönderilen basılı kopyalarda kapak sayfası olmalı.

(Hemdi. Kimy. The Public Opinion Quarterly.” ibareleri kullanılmalıdır ve bunlar metin içinde yapılan göndermelerde de aynı olmalıdır.dnr.). M E ve Shaw D L (1972) The Agenda-Setting Function of Mass Media. Kitle Haberleşme Teorilerine Giriş. İki Yazarlı Dergide Makale McCombs. s. İstanbul: Derya Yayınları. (2). http://www. “b”. B ve Gaudet. 2003). 2004. London: Colombia University Press. (Tas.org/hra. (Lazersfeld vd.176-187. C ve Olbrechts-Tyteca. Cilt 7. Kaynakça örnekleri: Tek Yazarlı Dergide Makale Varis. 36. Business Journal. Notre Dame: University of Notre Dame Pres. İnternet Elçi. Berolson. (Erişim: EBSCO Masterfile database. İstanbul: İletişim. L (1971) The New Rhetoric. P F. Sayı 2 .11-12. 34(1).. (Erişim: 1 Mart 2002) Bahar 2009. s. O (1991) Futbol. H (1944) The People Choice. T (1984) International Flow of TV Programmes.220 için “a”. http://www.trkist.htm.). 2 Mayıs 1999) Mel. W (1992) Haberleşme Nasıl İşler. (Erişim: 12 Mayıs 2005) Türkiye İstatistik Kurumu (2001) Zenginlik indeksleri. CA: Sage Pulication Inc. Tek Yazarlı Kitap McQuail.htm. s.143-152. Journal of Communication. s. İki Yazarlı Kitap Perelman. 1944: 23). D (1987) Mass Communication Theory: An Introduction. 2005: 71). Kaynakça ve Alıntı Kuralları Metin içi kaynak örnekleri: (Duran..95-134. M Zıllıoğlu (Çev. Ünsal Oskay (Der. (Vert ve Hale. A ve Mattelart M (1995) İletişim Kuramları Tarihi. İkiden Çok Yazarlı Kitap Lazarsfeld. 2001) Günay’a göre (2005). 2005: 16). “c. H (2005) Vücudun dili olmaz. Beverly Hills. Editörlü Kitapta Bölüm Schramm. Çeviri Kitap Mattelart.tr/hra.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful