P. 1
Tarihte Usul - Zeki Velidi Togan

Tarihte Usul - Zeki Velidi Togan

5.0

|Views: 531|Likes:
Yayınlayan: Tarık Türk

More info:

Published by: Tarık Türk on Mar 29, 2012
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

09/18/2013

pdf

text

original

Ord. Prof. Dr. A.

Zeki Velidi Togan

TARİHTE USUL

( 3 üncü Baskı )

İ S T A N B U L 1981

t

ENDERUN YAYINLARI

9

ENDERUN KİTABEVİ
Beyazsaray Kitapçılar Çarşısı No. 46 Beyazıt - İstanbul : 22 40 51

Tel.

V

Basıldığı Yer . AKSİSEDA MATBAASI <§> : 27 21 99 İstanbul

I

Ged. P«4. %,. Fuad Köprülü'ye
tüek iLmlnl UıfuLe fzavuytuemak ualun.da.ki tne<salteclnin takdie ni^ane^i- atacak-ithaf. aLunıttUtfiı tu-e

İçindekiler Ö N S Ö Z XI - XXXI
I TARİHİN MEVZUU VE SAHASI : 1-27 1 «Tarih» ve «Tarihte usul» mefhumları, 1-5 2 «Nedennasılcı tarih» ve vazifeleri, 6-19 3 Tarihin başka ilimlerle münasebeti, 19-23:
Kronoloji, 20. Meskukât, 20. Arkeoloji, 21. Coğrafya, 22. Etnografya, 22. Antropoloji, 22. Lisaniyat, 23. iktisadiyat ve İçtimaiyat, 23.

4 Te'lif tarzına ve mevaddın taksimatına göre tarihin nevileri, 23-27 II METOD BİLGİSİ 28-135: 1 Tarih metodunun tarifi, tekâmülü ve taksimatı, 28-35 2 Kaynaklar bilgisi, 36-75:
1 — Müşahedeler ve hatıralar, 36-38. 2 — Haberler, 38-61 : a) Şifahi haberler, 38. aa) Tarihî şiirler, 39, ab) Destanlar, 39. Seyyar hikâyelar, 40. mit'ler, 42. Tarihî destanlar, 43-48 ac) Menkibeler, 48. ad) Hikâyeler ve anekdotlar, 50. ae) Fık-alar, 51. af) Tarihî darbımeseller, 51. b) Yazılı haberler, 52-60 : ba) Kitabeler, 52. bb) Şecereler, 53. be) Vakanuvisler, 54. bf) Haltercümeleri, 57. bg) Otobiogıafi ve hatıralar, 59. bh) Seyahatnameler, 59. bi) Gazeteler ve diğer vakitli matbuat, 60. e) Resimli haberler

VI
60-61. 3 — Kaynaklar ve kalıntılar, 61-69: a) İnsan vücudunun kalıntıları, 62. b) Bu gün kullanılan diller ve coğrafî isimler, 62-64. c) Adat ve örfler, 64. d) Eski binalar, 64. e) İlmî mesai mahsulleri, yazma eserler, 64-67. Hukukî vesikalar, f ı k ı h kitapları, 67. g) Edebî eserler, 68-69. 4 — Heykeller ve resimler

69-70. 5 — Kaynakların muhafaza olunduğu yerler ve onlardan istifade yolu. 70-72. 6— Kaynakları bildiren eserler, 72-75.

3 tntikad (Kritik), 75-101: A DIŞ İNTİKAD, 76-96 :
1 — Kaynağın doğruluğunu tayin, 76-82 : a) Adî sahtekârlıklar, 76. b) Hatır için yapılan sahtekârlıklar, 72. c) {yi niyetle yapılan sahtekârlıklar, 79. 2 — Eserin yazıldığı zamanın tayini, 83. 3

— Malûm olmayan müellifin tayini, 83-86.4 —Kaynakların tahlili, 86-89. 5 — Tenkidi! metin neşri, 89-96.

B İÇ İNTİKAD, 95101
1 — Kaynakların ve haberlerin iç intikadl, 97-100. 2 .— Tarihçinin hâkim mevkiinde oiınası icahı, 100. 3 — Menbalarln ifadelerindeki tezadlar, ÎJ0İ.

4

Yorumlama (Interpretation), 101-106 : 5 Terkip (Synthese), 106-135: A
UMUMÎ HÜKÜMLER, 106-121

1 — Sebeb ve sebeplenme bağlılıkları; ruhî âmiller, 167. 3 — Fizikî âmiller, 109. 3 — Medenî âmiller, 110. 4 — Kaynağın eksikleri, 111 a) Uydurus-combination, 111. b) Tamir reparation, 112. 5 —Tarafsızlık, 113-119 6— GenelIeştlirme--generalisation, 119. 7 — Materyali zaman ve mekân mevzularına göre tanzim, 120-121.

B
HADİSELERİN ESER ŞEKLİNE İFRAĞI (TASVİR), 121-135

1 — Esire isim vermek. 122 2 — Tasnif olunacak eserlerin şekil ve mahiyeti t a) Monografiler, 122. b) El kitapları, 122. c) Giriş-egsai, 122 d) Konferanslar, 123 e) Büyük tetkikat 123. f) Popüler eserler, 123. g) Tetkik toplamları, 123 h) Tenkidî makaleler, 123. i) İlmî eserler, 123. 3 — Eserin yapılış şekli, metin, haşiyeler, ekler bölümler, bab, fasıl, plân ve haritalar, 133-155 Yabancı Dildeki metinlerin edisyonu, 125. 4 — Esere harita ve resimler koymak usulü, 126. 5 — İsimler fihristi, 126-127 6 — Bibliografi, 127.

VII
7 — Tahlil ve terkipte sıra, 128 ıntikad 129. 8 — Hazırlık ve vesait, 129-131. Kitap mübadelesi, 133 Bilginlerin karşılıklı yardımı, 133 Şarklılarda ilim bir sır, 134.

III TARİH FELSEFESİ, 135-174 1 Teokratik tarih telâkkisi, 137-139. 2 Materyalist tarih telakkisi,137-139. 3 Pozitivist tarih telâkkisi, 139-140. 4 idealist tarih telâkkisi, 140-141. 5 Empressionist tarih telâkkisi, 141-142. 6 Hümaniteci tarih telâkkisi, 145-174 7 islâm Şarkında tarih telâkkileri, 142-145.
Arap ve Yunan tarihçileri, 145. El-Bîrûnî'nin tar'h anlayışı, 147-154 İbn Miske-veyhin tarih telakisi, 154 İbn Sacîd al-Magribî ve Reşideddin'io tarih anlayışları 155. Tae al-din al-Subkî'nin tarihe ait fikirleri, 156. İbn Haldunun tarih felsefesi, 157-165. Şeyh Ahmed al-Maqqârî'nin tarihe ait fikirleri, 166 Şemsettin Muhammed Saxavinin fikirleri 166. Muhyeddin Kafiyecî'nin fikirleri 167 Ahmed Vefik'in Paşanın fikirleri 169 Geleobevizade Ahmed Tevfik'in f ik ir le r i, 169. Müşir Süleyman Paşanın fikirleri, 170-172 Köprülüzade Fuad'ın usule aid eseri, 173. Akçuroflu Yusuf'un eseri, 172. Taha Hüseyin, 173. Reşid Yasimî'nin tarih usulüne dair eseri, 173-174.

EKLER Ek No. 1 TÜRK TARİHİNE AİT KAYNAKLAR 176-261: 1 Kaynaklan gösteren eserler, 176-179

VIII 2 16. asırdan önceki umumî Türk tarihine ait eserler. ı79-202
Çin kaynakları 179-182* Eski Türk kaynakları, 182. Yunan Lâtin ve Bizans kaynaklan, 183. Eski Türk destanları, 183 Islâmi kaynaklar t Türk- tarihi için istifâde edilecek umumî islâm tarihi kaynakları 184. Ayrı sülâlelerin ve devirlerin t a r i h l e r i , 209 Selçuklulara ait kaynaklar 124. Horezmşahlar tarihinin kaynakları 191. Şehir ve vilâyetler, vezirler, içtimaî hayat tarihleri ve hikâye tarzı eserler, 191- Moğollar devrinin kaynakları 194 Temür ve oğulları devri tarihinin kaynaklan, 197 Moğollar devrinde şehirler tarihine ve iktisadî hayata ait eserler, 201.

3 Batı Türkleri tarihinin kaynaklan 202-217
Mısır ve Suriye Türkleri tarihine dair eserler, 202. Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti tarihine dair kaynaklar 206. Azerbaycan ve Şirvan ve Doğu Anadolu tarine dair kaynaklar-212. İranda yaşıyan Türklerin tarihi Safevîler, 214. Nadirşah Afşarın tarihine dair eserler, 215. Kaçarlar tarihine ait eserler, 216.

4 Doğu Türkleri tarihine ait kaynaklar 218-226
Buhara da Özbek hanları için, 21S. Hokand hanları tarihine ait kaynaklar, 221 Ho-rezm, Altın Orda, Kazak, Başkurt, Kazan ve Kırım tarihlerine ait kaynaklar, 224.

5 Hindistanda Hükümranlık eden Türk Sülâleleri tarihine ait Kaynaklar. 226-229:
Tugluklar devri, 226. Baburlular devri için, 227-229.

6 Moğolca Kaynaklar, 229. 7 Süryanî, Ermeni ve Gürcü Kaynakları, 230-231 8 Rus ve Avrupa Kaynaklan, 231-236 9 Hal tercümesine ait eserlerden Türk tarihiyle ilgili olanları, 236243
Şair tezkireleri, 239. Hattat ve ressamlar, 241. Türklerde musiki tarihi, 242. Muhtelif ilim sahalarının tarihine dair eserler, 242. Osmanlı devlet adamları tarihi, 243.

IX 10 Tarihî coğrafyaya ait eserlerden Türk tarihiyle ilgili olanları. İslâm tarihi plânları. 287 Şarka ve İslâm Alemine ait bibliografi kitapları. 307. Kültür tarihleri plânları. Şarkı öğreten yüksek mekteplerin neşriyatı. 4 Tasnif ve telif plânları. Siyasî ve medenî hayat k a r ı ş ı k olarak yazılan vatan tarihleri. 281. 291-299. 272. İslâm ve Türk âlemine âit mecmualar ve seriler. 338-343 Kısaltmalar. 263-290 Muhtelif milletlerin Şarkı tetkik maksadiyle kurdukları cemiyetlerin mecmuaları. 302. 321-337 Mevad Fihristi. Şarka tahsis edilen vakıfların ve hususi teşebbüslerin serileri. 279. 312-320 İsimler Fihristi. 261-262. 311. 300-312. işaretler ve ilmî eserlerin tabı tekniği. EK No. 286. imlâ. Beynelmilel müsteşrik kongreleri. 288. 285. 275 Şarkiyatın ayrı branşlarına ait neşriyat. 11 xQ Türk tarihiyle ilgili olan seyahat kitapları. 2 Şark. Hıristiyanlar ve İslamlar tarafından münakaşa ınaksadiyle yapılan neşriyat. ilâve ve tashihler. 263. EK No. 5 Transkripsiyon. Haltercümeleri plânları. Muhtelif â l i m l e r i n ilmî mesailerini takdiren neşrolunan manueller. EK No. 334-350 . 308. EK No. Tarihin ayrı bahislerine ve devirlerine tahsiı edilen monografiler. 243-246. 3 Tarihle ilgili ayrı ilimlerin metodolojisine dair eserler. 246-261. 271. 305. Ayrı Şark mıntıkalarının tetkikini gaye edinen ilim cemiyetleri. 240 Ulum Akademileri neşriyatında Şarka ait yazılar. İngiliz ve Rus Coğrafya cemiyetlerinin neşriyatı. 283. Şarkiyatın ayrı ayrı sahalarına a it mecmualarından Türkleri ilg ile n d ir e n le r i. 12 Türk tarihi üzerindeki çalışmalarda gereken el kitapları.

Al-Islam (i W-j 7c . d. İstanbul. Ayin. Garb f i k i r sistemini kavrama yollarını gösteren kılavuzların başında geldiğini sırası gelince (bk. Tarih tetkiki usulünün son asırlar zarfında geçirdiği tekâmülün tarihine hiç temas etmedim. ) Türklerden A h m e t M i d h a t E f e n d i . b. 1313/1887 . İranda S e y y i d A h m e d K i s r e v î T a b r i z î. bilhassa c. Reşid Yâsimî de. vol. XII. J. Tarihte usul bizde Tanzimattan önce İbn Haldunvarî düşüncelerden ibaretti (bk. Gooch tarafından neşredilen eseri ') tavsiye etmekle i k t i f a ederim. p. Abdullah Cevdet ve muarızları . t s. Araplardan M u h a m m a d Farı d V a c d î. G o o c h . Lord E. P.7m. Kahire 1905. Tahran. Üç forma basıldıktan sonra bu iş hayatımda zuhur eden bazı hediseler yüzünden geri kaldı ve ancak şimdi kitabı tam bir şekilde talebelerime ve diğer okuyucu zümresine sunmak fırsatına nail oldum. Biz bu kitapta tarih metodolojisinin. 181 de zikri geçen eserinde. The Growth of historical science. tarih felsefesi ancak derslerin sonuna eklenmiştir. b« t s. be önsözde Garb zihniyetinin mahiyeti ve onun Şarkla münasebeti hakkında bir kaç söz söylemek faydadan hali değildir. P. 1311-12/1933. Cambridge Modern History. Cromer. Draper. II. Bu mesele ile uğraşacaklar için Cambridge Üniversitesi umumî tarih serilerinde Prof. 816-850. G. 19-20 ) anlattık. tarih ve edebiyat tarihi başta olmak üzere.yahut münakaşalarda bulunurken en çok Ernst Renan. s. 483-561 . 2 cüz . onu böyle anlamıştır. W. 2 . hümaniter ilimlere tatbik etmenin usulü olarak ele alınmıştır. Bu dersler tarihte usulün tatbikatına hasredilmiş. 1929.ÖNSÖZ İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde 1929-1932 senelerinde okuttuğum ve 1939 da bir daha tedrisine başladığım "Tarihte Usul" derslerimi 1941 de taba başlamıştık. Reinhardt Dozy gibilerin eserleriyle uğraşırlardı 2) . iranlı Prof. 181-182) aha sonra ise o. s. son zamanlarda ') G. Muasır İslâm düşünceleri ve yazarları Garb-Şark Garp medeniyetinin özel medeniyetlerinin mahiyetine dair mütâlealar dervMtflan meselesi meyan eder . Mesele böyle olunca. (Akçaroğlu Yusuf ve Köprülü Fuad'ın eserleriyle) Avrupanın tenkidi fikrini. Nizac-i ilm ü dîn.

111-148. kaderden çok kendine ve akla güvenerek tabiatı insana tabi kılma isteğini hâkim kılan bir akti-vite âlemidir. Son zamanlarda bu mevzu daha geniş bir ufuktan tetkik edilmeğe bağlanmıştır. 481-499. Mukadderat-i tarihiye. 3-5 te ve Türk İnkılabına bakışlar nam eseri. Bizde meselâ Celal Nuri. Visages de l'lslam. Dini. 1948. Şarkı bu manâ ile anlayan ve seven garbli şair Goethe'nin "Garp-Şark divanı" ve şarklı şair Sir Muhammed ikbal'in "Şark-Garp divanı" (Li-'llah-i 'l-maşriq va İ-magrib) Garb-Şark fikir ve zihniyetlerini şiirlerinde canlandırmışlardır. Arnold Toynbee ve VCill Ourant gibilerin eserlerini hedef edinirler '). London. Paul Valery. 1938. . lsviçrede Bâl Üniversitesinde profesör (aslen Alman) Kari Jasperr "Tarihin menşei ve hedefi" unvaniyle geçen sene neşrettiği eserinde "Garb" olarak Avrupa ile birlikte Akdeniz havzasını almış ve Müslüman şarkın dini olan islamiyeti de menşe bakımından bu "Garb Çerçevesi" mahsûllerinden biri olarak göstermiştir. şuursuz. akide ve menfaatler çarpmasını kendisi için fikir hayatının kaynağı yapan. 1946. p. H a ş i m N â b i d . esrarlı. eski Yunandan gelen devamlı araştırma. kadere inanmış. Şark ise huzur ve feragetten haz duyan murakabeci. Hilmi Ziya Ülken. V a l e r y ve H. bilhassa Avrupa medeniyetinin ahlâki cihetinin tekâmülünde müessir âmil sıfatiyle hristiyanlığa çok yer verilmişlerdir. P e y a m i S a f a . Kayserling. 1313/1915. Calcutta. M a s s i s gibileri okuyanlara bu dini o zevat tarafından tebarüz ettirilen hususiyetlerinin Avrupa içtimaî ve iktisadî şartları altında sonradan kasbettijiai isbat eden â l i m l e r i n (meselâ K. Redemption (Erlösung) fikri de Avrupa kültür inkişafında son şeklini almıştır ve hristiyanlığa has delildir. 1934. Oswald Speng-Jer. yine o : Essays. Türkiye için necat ve itila yolları.XII ise Henri Massis. İstanbul. son derece dindar. !) Hind Ulamlarından I C h u d a b a k h s h . Garb-Şark medeniyet- H'nd Ulamlarından i q b a 1 A 1 i s h a h. Contributions to the history of Islamic Civilisation. sayı. d. İndian and Islamic. tabiatı kendi haline bırakmış. Garb mütefekkirlerinden bu mevzu üzerine yazanların çoğu. bu tariflere göre Garb. İstanbul. 1318/1915 . 2 ) Avrupa medeniyetine son şeklini veren başlıca âmil sıfatiyle hıristiyanlığa çok mühim yer ayıran koyu katolik P. İslâm and Eurape. istanbul. Millet ve Tarih Şuuru İstanbul. Kültür haftası mecmuasında 1936. K a u t s k y 'nin) eserlerini okumayı tavsiye ederim. yaşanılan hayata geçici nazarile bakan ve halihazıra ancak. bir tâli âmil sıfatiyle bahis dışı bırakırsak 2). s. Tarih-i tedenniyat-i Osmaniye. İ0O5. Caııses de decadance de la civilisation musulmane. London. London. Gustave le Bon. mazi ile ilgili olduğu ölçüde kıymet verebilen. passif bir âlemdir. 11-16 î Rusya Türklerinden Haydar B a m a t . 1912. 1933 ve ayni zat : The truth about Islamic decline. s.

çöller ve vahalar. En kat'î mânasiyle benliğine sahib ve onda var olurken.tabiatten ve insan topluluğundan ayrılmak.*. Çin ve Hindistanın kapalı kara ülkelerine nazaran Garb. Ortaçağın sonundan itibaren modern a k ı l c ı l ı k Şarka nazaran büsbütün ayrı veçhe kazanıyor. bir tarafta vahşi insan. muvakaat bir zaman için olsa dahi. diğer tarafta evliya. İktisadî teşebbüste de her hatva için sahih hesaplama yer alıyor. hülâsa ettiğimiz şu dokuz maddede toplamıştır : 1) Coğrafî bakımdan bile Garb büyük bir fark ve hususiyet ar-zeder . 5) Garbli için dünya kendi realitesi içinde daima kaçınılmaz şeydir. sanki insanın kendisi mebde' ve halik imiş gibi mahz benlik olarak tamamen kendi üzerine kurulabileceğini sandığı şey'ın kendisine bağışlanmış olduğunu duydu ve gördü. Hukukî devlette her türlü cemiyet münasebetlerinin hukukî neticelerini önceden tayin imkânı tebellür ediyor. 2) Garb siyasî hürriyet idesini tanır. Ancak Garb böyle bölünme yerine dünyaya şekil ve düzen vermek . Yunanistanda doğmuş olan bu hürriyet. Çin ve Hindistan bu siyasî mânadaki hürriyeti bilmezler. XIII Ieri arasındaki farka ait fikirlerini. 4) Şahsî benlik ve varlığın şuurlu derunîliği (die bevvusste Inner-lichkeit persönlichen Selbsteins) Yahudi peygamberlerinde. külde daimi bir noksanlık arzederken. Romalı devlet adamlarında her zaman için muteber bir mutlakiyet kazanıyor. Akdeniz iklimi ve Şimalî Alplar mınta-kası tarzında zengin bir tenevvü göstermekte. 3) Hiç bir engel önünde duraklamıyan akılcıhk (Rationalitaet). cüzde nihaî neticeleri istihdaf ve böylece sonsuz bir yolu takib ediyor. fakat (medenî) bi rl i k göze çarpmaktadır. dünyanın başka hiç bir yerinde meydana gelmemiştir. herkesin her zaman idrak etmesi lâzım gelen mantıkî tefekkür ve tec-rübî gerçeklik zaruretine kendini açık bulunduruyor. Garbli insan en yüksek hürriyet içinde hürriyetin Hiçlikteki hududunu anlamıştır. Böylece -Sofistlerdenberi. sonsuz boşluğa girmek mümkün olmuştur. Yunan akılcılığı Şarka nazaran neticeye daha uygun hareketle riyaziyeyi kuruyor ve surî mantığı tekemmül ettiriyor. yarım adalar. yanlış bir tesbit neticesinde. öbür yanda dünyadan vazgeçmiş mistisizm . Tenkidî usulden mülhem ilmî araştırma. Yunan fi-losoflarında. onda sahillerin nisbeten uzun bulunmasına uygun olarak halklar ve diller çeşitliği. Diğer büyük kültürler gibi Garp te insanlıktaki bölünmeyi (Spaltung) müdriktir : bir yanda vahşet içinde yaşama.

Hâkimiyet iddiaları biri diğeriyle çatışınca. islamiyet de dahil olmak üzere. aciz şartları içinde. Garbdeki uçsuz bucaksız dinamizmin muharrik kuvvetleri. 7) imdi hürriyetine ve sonsuz seyyaliyetine karşı Garb. bu iddianın aynı zamanda kütübü mukaddese ve din mezheplerinde husule gelen itizallerle. garbli insan dünya dışında değil onun içinde yaqîn\ bulur. Garbde hayat ne bir kast sistemi. Fakat bu umumi nihaî müesseseler ve tasavvurlar halinde dogmatik bir selâbette donup kalmaz. Garb istisnaya yer verir. ide'Ier sayesinde hakikiliği kuvvetlendirmeye teşebbüs eder. Böylece zahiren tesadüfi görünen vaziyetler içinde. umumiyi yaran "istisnalar" dan doğarlar. iktidarlara karşı kendilerini korumaktan tamamen âciz bir vaziyette meydana geldi. kütübü mukaddese dinlerinde akidenin kaklığı hususunda inhisar iddiası ' nı (Ausschliesslichkeitsanspruch der Glaubensvvahrheit) inkişaf ettirmiştir. bunda izah ve tefsirle künhüne varılamıyan bir akamet (Scheitern) mündemiçtir. Bu iddianın küllîliği tarih boyunca devam eden bir prensip olarak yalnız Garbde çıkmıştır. ezcümle Yahudilerin peygamberleri tarafından getirilen din. keza devlet ve kilise tezadiyle tehdid edilmiş olmasıdır. izlandalıların şimal kültürü ve zihniyeti de. ne de kosmik bir nizam (kader mefhumu) içinde te-kallüs eder. Garb erişilmiyecek. daimî tecessüs ve arama hareketini vücuda getirdi. hakikati bir ideal âleminde temaşa ile iktifa etmeyip. işte Garbin daimî huzursuzluğu. Garb hiç bir mânada müstakir (stabil) olmaz. Bir tek hâkimiyetin tees- . gerçekleştirmeğe. (Hakikate ulaşmak gayreti ile akamet onun içinde trajediler yaratıyor ve bu) t r a j i k l i k . yalnız taassubu doğurmakla kalmadı. Bu yoldan dünya hakikiliğini tecrübe il e tanımak öyle bir tarzda mümkün olmuştur ki. bir tekâmülde itminan hâsıl edememesi buradan ileri gelir. Garb eşine raslanılmıyacak bir vuzuh ve katiyetle. 6) Bütün kültürler gibi Garb de bir "umumi" nin "şekil" lerini (Gestalten) gerçekleştirir. fakat insanlar için erişme hedefini teşkil eden zirveler yaratır. imkânsız görünen imkânlar doğdular. ayni zamanda hakikilik ve şuur oluyor. Şöyle ki yalnız Garb trajediyi bilir. dünyayı tanzim vazifesini müdriktir. Fakat daha sonra ehemmiyet kazanan husus. Garb dünya hakikiliğinin mânasını hisseder . memnuniyetsizliği. devletin müdahalesine (engel olmak istemesine) rağmen ve dünyanın bir hücra köşesinde yükseldi.XIV (Weltgestaltung) için yükseliş yolunu bizzat bulmaya. böyle bir iddianın kudreti sayesinde insanların gücü artmakla beraber.

iç mihncclelerde cephelerin sartılmii'm temin eder. s.XV süs edemeyişi. Bizanstan Çine kadar bütün Şark imparatorluklarında görülen yeknesaklık. tarihsizlik ve kararsızlık. Zürich. bu da Garbin yüksek f i k i r kudretini.89. diğer taraftan akide h a k l i ğ ı . 1949. Bu gerginlikler neticesinde Garbde mücadelede ftut'iyel zihniyeti (Ent-schiedenheit) doğmuştur ki. Garbde kimse bunu istemez ve isteyemez. berrak şuur . sonsuz teemmül. evet ya hayır cevabı ister. tecrübe genişliğini meydana getirdi. müşahhas tarihî gerginliklerde tezahür e t m i ş t i r. 8) Bir taraftan sonsuz "umumiliği". — 17. şahsiyet ide'si. Kısaca şöyle ifade edilebilir : Garbde hürriyet. Avrupa milletlerinin içtimaî bünyesinde husule gelen bu «mücadele katiyeti» nin. tevettürsüzlük (Spannungslo-sigkeit) karşısında Garb bu bakımdan fark aızeder. Burada kendini gösteren açıkkalplilik. Meselâ hristiyanlık ile kültür. ki insanlar arasındaki münasebet ve i rt i bat ı n tam mânası ve asıl makuliyetin ufku parıldıyarak belirir. kategorilerin enginliği. Hiç b i r tarafta mutlak ve sabit mekân yoktur. Vom Ursprung and Ziel der Geschicthe. bu da her işte vuzuh.ıım her muhitin kendine münhasır olması iddialarını i ç i n e alan Garbde f i k i r ve hayat sahasındaki gerginliğin son badeline çıkması t ab i i d i r . Bnrada 8. ilahiyat ile felsefe arasındaki gerginliklerde bu hal görülmektedir. romen milletler ile germen m i l l e t l e r . devletle kil i s eni n mutlak hâkimiyet için amansız mücadelesi daimî ve siyaset gerginliği (Spannung) yarattı . Şarkta varlığa hâkim olan istibdat şekli. 9) Gerginlikler âlemi olan Garb Yahudi peygamberlerinden ve Yunan filozoflarından. maddede anlatılan «fikir ve hayat mücadelelerinde cephe sarahati ve kat'iyet? hususuna içtimaî tarihçilerin. asır simalarına kadar zengin bir karakter tenevvü'ü müstakil karakteıli şahsiyetler (eigenstaendige Persönlichkeiten) vücuda getirmiş ve hiç bir zaman son künhe vasıl olamıyan bir kendini tanıma (ma'rifet-ü'n-nefs) kudreti doğurmuştur. 88 . Bu mücadelede katiyet. keşiflerini. bilhassa feodalalk teşkilâtında. ruh ve fikrin kader zihniyeti içinde donması '). içtimaî ve siyasî büyük ihtilallerde (meselâ Fransa ihtilallerinde) görülen <cep- ') Kari J a r g p e r s . . cephe vuzuhsuzluğu. sınıf menfaatleri çarpışmasında. imparatorluk ile mi l l et l er. büyijk Hristiyanları da içine alarak 16. ka-tol ikl ik ile protestanlık. aynı zamanda prensip açı kl ı ğı nı . devlet ile kilise. derûnîlik sayesindedir. yorulmak bilmiyen a ra ş t ı r ı c ı l ı ğ ı n ı .

Schaeder (alman) in "Şark ve ° ' . Kongresinde söylediği aç'lış nutku. fikirleri türlü türlü kanaatleri biri birine çarpıştırıyor. hiç sükûn bulamıyan bir ruhtur. Die Orientforschung und das abendlandische Geschichtsbild (Die V/elt als Geschiehte. Prof. Bir de bu zatın Alman müsteşrıklannın 8. O cihana hakim ve medeniyetin yaratıcısı olduğuna kani olduğu için araştırmaları ve matbuatiyle dünyayı bir dakika inkitaa uğramıyan bir murakabe altında bulunduruyor. H. H. Roma cemiyet hayatı ve hukuku olan bu zihniyet ve ruh Garb âleminde akideleri. O bütün tahâvüllerinde ilmin muhtelif sahalarına ait nazariyeleri daima tashis etmiş. bunda hayat buluyor. Brunschvicg '»in fikri (fransız) ile zikri geçen K. Yaratma kudretine inanç onun baş vasfıdır. s.nin Şark tarihinde görülmediğine dair mütâlealannı eklemek icabederdi. yenisini koymuştur. Zürich. ehemmiyetini muhafaza etmektedir. Fakat bu geniş mevzu bir eserin önsözünde bahis konusu olamaz. L'Esprit europeenne. Bu zevat tarafından serdedilen mütâleaların özü şudur : Avrupa zihniyeti Yunan riyazi ve tabiî ilimlerinin vaz ettikleri usullerle ve Xenophon'un akidelere dair tenkidi yazıları ile başlayan. Kaynağı Yunan zekâsı. Leon B r un s c h-V i c h. Jaspers (alman) in. bugün cihanşümul mahiyet alan medeniyeti. ı J 1» Avrupa z ih n i y e t in e G arp-Ş ark m edenî mblz mevzuu üzerinde verdikleri konferanslarda1) ünasebetine dair dört â li. şerayit husule gelince mücadelelerin Şarkta da cephe serahati kesbettiğini gösteren hâdiseler dikilmekte ise de.. yaratıyor ve her yeni yarattığı ile evvelkini tamamlıyor.ve 1947 de muasır felsefecilerden L. S c h a e d e r i n konferansı ise Der Orient und Wir. . Garb her şeyi vasıtasız anlamaktan hoşlanır. O. en acı tenkidlere göğüs geriyor. bunda akla dayanır ve bu yolla keşifler peşinde koşar. . J a s p e r a. . 377-396) da ayni mevzua tahsis edilmiştir. hedeflerini bilerek. uzun asırlar durakladıktan sonra. II. çürüklerini atmış. Schaeder Garbin gittikçe «-makineleşme ve zâhîrileşme» si (Mechanisi*) Sir D e n i s o n R o s s bu konferansını İkinci Türk Tarih Kongresinden dönüsünde Bonn Üniversitesinde vermişti. H. karşılarına son senelerde (Barthold'den başlayıp) Rus â l i m l e r i n i n Şark içtimaî ve iktisadî hayatı tarihine ait tetkiklerinde meydana çıkardıkları farklar. . Sechs Vortrâge des Deutschen Orientvereins. Garb ruhu. Berlin 1935 de çıkmıştır. Röne-sansla yenilenen bir zihniyettir. H. 1936. H. ve Yal.-ıiz 1935 te müsteşriklerden Sir Denison Ross (ingiliz) ile H. Bu mütâlealar.XVI he sarahati. . Vom europaeischen Geist. 2 ) K. Paris İ9İ7. 1947 . "Avrupa zihniyeti" namı altında neşrettikleri eserlerinde 2) söylenen fikirleri ilâveten zikretmeliyim. onlar sayesinde canlanıyor.

The Situation in Asia. d. Garb ve Şarkın yükseliş ve alçalış sebeplerini inceliyen Ortaasya tetkikcisi F. Kat'î tesiri münakaşa götürmez bir şekilde sabit olan coğrafî faktör meselesine bir de Avrupanm doğudan gelen tazyikler neticesinde garbî kısmında daha sık nüfus kesafeti hasıl olmakla denizlere açılmayı. Deniz yolları bakımından çok müsaid olan Avrupa ve Amerika bugüne kadar kara muvasele sahası olan Asyada kendi elleriyle asrî kara nakil yollarını. XXX-III. elverişli olmak bakımından. Grandeur et decadance de l'Asie. bu günkü hayatına ve mesaisine kıymet biçmek daimi Garbin elinde kalacaktır. Bu ise Asyanın çehresini bir iki nesilde kat'î surette değiştirecektir3). Boston. . onun yaşadığı ülkelerin haritalarını çizmek. 2) F. bilhassa hava ulaştırmasını inkişaf ettirmektedirler. p. bilhassa. Grenard'in Asyada Maleziya ile Japonyanın coğrafî vaziyetlerinin de. bu sayede keşif yollarına girmeyi icabettiren vaziyetini de ilâve etmek yerinde olur. onun şümulü ve kudreti hakkında garblilerin fazla gurur ifade eden sözleri bunlardır. a. fakat onun bütün teşebbüslerine istikâmet vermek. Lâtin alfabesini kabul eylemeleri şarkıların yalnız teknik değil. SüdJenthsche Monatschefte. 3 ) Owon L a t t i m o r e . 181—238. 1936. işte Garb medeniyetinin mahiyeti. şarkılardan münferid bazı şahsiyetlerin bunları kısmen yahut tam olarak benimsemesi bu vaziyeti değiştiremez». G r e n a r d. Sir Denison Ross 1935 ikinci Türk tarih kongresinden ve 1929 da Önasyada yaptığı seyahatinden aldığı intibalarıni anlattıktan sonra Garbin fikir sahasında faikiyetinin artık ebedileşmiş olduğunu ileri sürmüş ve demiştir : «Şark bizden teknik ve metod öğreniyor. maneviyat sahasında dahi Batınm rehberliği altında kalmalarını sağlıyacaktır. 1949. Fakat buna. Avrupa zihniyeti ve metodu Avrupalıların patentidir . bunun birgün bütün Garbi Şarka karşı birleşmeye sevk edeceğini zannediyor '). 230-238. 552. Paris 1939. onun tarihine. Avrupanınkına benzediğine dair haklı sözlerini 2) hemen eklemek gerekir. Bir vakitler güya Türk kavimlerinin baş ırkî vasfı imiş gibi gösterilen mutlakıyet ve istibdat bugün eski Türk ve Iskitlerde mevcut olan çifte kırallık ve aşiretler arası muvazene nazariyelerinin tevazzuhu netiBu tariflerin sakat tarafları !) Bemerkangen zam modernen İslam. s.158.XVII erung und Veraeusserlichung) karşısında Şarkın maneviyat sahasında ön safa (Vorrang der seelischen und geistigen Kulturen) geçmesi ihtimalini varid görüyorsa da.

1946.■. s. Arab al fabesinin m ükem eliyetine dair söylediği nutkunu nakletm m iştir. t h o I d 'in ve diğerlerinin yazıları da gösterilm iştir. Z. 190-91. „ . o cümleden Jacques Pirenne'in *) Avrupa fikrî faikiyetini lonie'liler mektebinden. s. Lâtin alfabesi. bu da Garbde hasıl olan «yaratma zihniyeti» (esprit de creation) ile Şarkta hasıl olan «aşağılık ruhu> (sen-tement d'inferiorite) den ibarettir. „• keşfinin sağladığı Avrupa iktisadî ve siyasî faiki-yetinin mahsulüdür.. F i r e n n e. s. . «aşağılık ruhu» Garbin Şarka faikiyeti her halde böyle üç bin se. Zikri geçenlerden başka bir çok umumî tarihçilerin.-. . Denison Ross'un dediği gibi fîkrî esaret amacı değil. 4-6) yayınladığı hatıra tında m ezkur 1929 da Londrada «Şarkî Hind c Cem iyeti» (The East India Association)nde Hind N üslüm anlarlndan E 1 m e T a t i f i ism inde bir zatın H indistan M üslüm anları ve Hinduler için U dilinde tatbik edilm üzere bir Lâtin rdu ek alfabesi teklif ederek ver diği konferansta söz alan Sir D enison Ross'un Lâtin alfabesinin noksanlarına. es. Son beş asrın torlusu demek olan bu hususiyeti pek çok Avrupalılar kendilerinin ve Şarklıların ırkî hu- i ) Bak. orada m acar âlim G A 1 f ö I d y-nin B a r i . bu sahada Avrupa ile aynı seviyeye gelme vasıtasıdır 2). a. G r e n a r d. Grenard'in bu f i k r i n yalanlığını. I.XVIII cesinde çürümüştür '). s ) J. . 277-98. nelık bir mesele degu. 271-65 . projelerini K Fuad'a ve Riza Şaha kabul ettirem ral ediğini The Atitaic Reviezv'nia ayni sene Tem uz nüshasında neşrettiği m m akalesinde (Impressiorts from the Near and M iddle East) anlatm ıştı. . Les (Jrands Courants de VH istoire Ü niverselle. Bunu pek yakın istikbal gösterecektir. İbn t adlan. Rönesansa kadar Yunan ilim ananesinin Bizansta ve islâm Âleminde. Thales ve Pythagor'Iardan muasır Avrupaya kadar uzanıp gelen bir faik zihniyet silsilesi gibi göstermelerine karşı zikri geçen F. . V. . yoksa çok i siyasî olan bu ingiliz m üsteşriki daha 1926 da bize Lâtin alfabesini kabul zım ında Türkiye m hüküm etini ikna etm eyi teklif ettiği zam dahi 1935 te Bonn Ü an niversitesinde söylediği fikirlerde olduğu halde bir oyun m yapm ? B u ıştı unu anlayam adık. N.a D. . .o • sadece deniz yolları o # ■■ . D enison Ross'un bu söz leri seyahatları neticesinde hasıl ettiği fikir değiştirrnedenm ibaretti . Şam Bağdad ve Tahrana seyahat yapm fakat . ış. bundan hiç haberi olmıyan Avrupaya nisbetle çok daha üstün olduğuna dair haklı mütâlealarını*) zikretmeliyim. T o g. b. İranlı âlim lerden Atârid Tebriz Edebiyat Fakültesi neşriyatında (Neşriye-i Dâniskedei EdebiySt-i Tebriz 1949. p. 4) F. « Yaratma z i h n i y e t i » ve . t. 1944. 200-204. bana ve ihtim Fuad al K öprülü'ye yazdığı m ektuplarla «illa Lâtini alınız» diye ısrar etm ve 1929 da bu al iş fabe lehine propaganda yapm m ak aksadiyle Kahire. II. bilakis. Neuchâtel. 343-44 te anlattığımız gibi. 2 ) Sir Denison Ross 1<J26 da Barthold Istanbulda iken ona..Garbin faikiyet âmilleri olarak zikrolunan hususiyetlerin çoğu ancak son beş asrın ve büyük keşiflerin doğurduğu ruhî bir halete irca edilmelidir.

tarihî devirlerde Orta . Urianxaskig kray i sm i le Rug-Soviet CoJ-rafya Cemiyeti tarafından 1926 . Arap ve Rus camialarına katıldıktan sonra-yani başkaları tarafından açılmış olan yol üzerindekültür yaratma hususunda birinci s ı n ı f şahsiyetler vermişizdir. *) F. Müslüman Türk aydınları arasında ayni veya buna benzer fikirlerin Türk milletinde iç güvenin husule gelmesine mâni olduğu. Rimski Korsakov. Zikri geçen F. Hind. ayni eser.ve Doğuasyada görülen tekmil kültür hareketlerini beyaz Aryanîlere nisbet etmekte sonsuz uydurmalar yoluna giren aslen İsveçli rus âlimi G. Grunı Grjimaylo'da 2) had derecesini bulmuştur. s. Godu-nov. Petetsb. E. Bu aryanı ırk üstünlüğü psikozu Türk ve Moğol milletlerinin tarihi ile en geniş mikyasta meşgul olan. de certaineı differences essentieiles dana le cnrnctcre et l ' e s p r i t des deux groupea des peuplea. Grenard dahi «Iâyıkiyle düşünülecek olursa bu faikıyetin bir ırkî psikoloji meselesi olduğu görülecektir. Rusyada gördüğüm çok okumuş münevverlerden eskiden tenassur etmiş Tatar mirzaları neslinden gelen esbak Duma azası Kniaz Kuguşev (Koğuş oğlu) kendisini Türk sayardı ve derdi : «Biz Türk ve Moğollar kendi başımıza medeniyet yaratmadık ve yaratamayız . Geçen asrın rus <Garpçiler>i ve rus filozofu Çaada-yev de böyle düşünürlerdi 3). o Aryanîlerin bizde bu-lunmıyan bazı ırkî meziyetleriyle karışınca mucizeler yaratmış. Ciddi âlimlerce reddedilmesine rağmen Avrupalılarda çok yayılmış olan bu üstün ırkın faikıyeti ile diğerlerinin değersizliği f i k r i edebiyat vasıtasiyle. 2 ) Bu zatın Zapadnaya Mangalıya. . G r e n a r d .XIX susiyetleri olarak almışlardır.İ929 da üç c i l d olarak neşrolunan büyük eserini kasdediyorum. il s' ag-it ci'une quas-tioa de psychologie. ki Garbdeki milletler gurubu ile Şarktakilerinin karakter ve ruhunda mühim farklar şeklinde tezahür etmiştir-' ') demiştir. Muhtelif memleketlerdeki Türk aydınlarında bu f i k i r bir ruhî hastalık şeklini almıştır. V e s e l o v s k i y . Bizde büyük bir teşkilâtçılık var. 3 ) Al. Avrupanın siyâsî yahut manevî nüfuzu altında bulunan şark milletlerinin aydınlarına da aşılanmıştır. Çaadayev gibi harikalar yetişmiştir demişti. Zapadnoye vliyaniye v novoy literatüre. bu fikrin mukadderatımız bakımından geriletici tesirlerinin küçük mikyasta olsa dahi ilmî içtihadların sanksiyonunu yapacak ve millî bünye içinde inkişaf edecek otoriter i l im merkezinin doğmasına ve ilim ananesi husule gelmemesine sebep olduğu aşikârdır. Kııtuzov. 198-199 : Tout bien posei. 1916. ' fakat Çin.

. 230 v. . Prof. «aşağı ırklar» üzerinde hâkimiyetin « Garbin ırkî meziyetlerinin mantıkî bir neticesi > olduğuna dair büyük Ayrupa mütefekkirleri tarafından söylenen fikirleri hükümsüz bırakacaktır. The Siluation in Asia. Uzun zaman iktidarda bulunmak ferdlerde.«> .. H. .. Fakat şimdi müstemleke ve yarı müstemleke ülkeler kendi mücadeleleri neticesinde kurtuldukları gibi. LaÜimore.. H. d.Altaylılardan olduklarını hatırlatmak kâfi gelir. . zamanın zarureti olarak bugün Amerikada ileri sürülmektedir '). onları kurtarmak da. ki bunun için « Rönesans» tan önce bilgiyi Araplardan aldıkları zaman Avrupalıların kendilerinde asla böyle bir meziyet görmediklerini. istiklâl kazanan müstemlekelerdeki yeni hızlı inkişaflar. bunun yerine müstemleke ve Asya kavimleri ile eşit demokratik münasebetler kurmak fikrini getirmiştir. ki bu hal Asyalılara Avrupanın siyasî ve medenî tasallutundan ebediyen kurtulma yolunu sağladı. . a.1 1 • gibi tekerledikleri ° Bir çok garblı tarihçilerin bîr riyazî hakikatmış 1 . Dünyanın «şeyhi ve mürşidi» kesilen Garb. Zaten güya Alman ırkçılığına karşı savaşan Anglo-Sakson âleminde görülen «hakikî Garb» ırk meziyetlerine derin inanç. bir gün bu «kerametler» ine karşı bir nefret hissi duyurabilir. asyâ'î bir unsur telâkki ettikleri Sovyet Rus-luğunun. butlanı o kadar vazihtir. O vakit yukarıda 9 madde ile sayılan büyük medenî meziyetlerin mümtaz ırk'ın malı olmayıp medenî beşeriyetin Avrııpada inkişaf ettirdiği müşterek malı olduğu ve yaşı-yan medeniyete intisab eden her camianın bu meziyetleri benimsemi-yeceği ve ona yenilikler ilâve edeceği dünyaca kabul olunacaktır. Scheder'in dediği gibi. kendi faikiyetlerini korumak ve küstah Asyalıları te'dib eylemek için ırk esasında birleşmelerini değil. *) O.. geriliğin ve pasifliğin timsali olarak bahsuttikleri Hindlilerle İranlıların aryanı ırktan oldukları halde bugün Avrupa medenî hayatında şerefli mevki alan Finler'le Istonlarm ve Macarların Ural . ırkî birliklerini tamamiyle unutarak biribirine düşmeleri levhasını arzzetti. . kendileri ile «temas neticesinde muhakkak medenîleşeceği ve yola gireceğine» dair akıbeti cihan mikyasında elim yanlış kanaatler doğurmuş ve bu yüzden öbür zamanki »Yunan mucizesi» gibi «Garb mucizesi» fikrini de iflâs ettirmiş. Son cihan harbi de Avrupalıların.1 1 1..XX «Üstün ırk» nazerivesiJ .. kendi üfürükleri tesirine fazla inanmasının ağırlıklarını çekince. ^ . asırlarca süren hakimiyette cemiyetlerde kendilerine «keramet» atfetmelerine sebep oluyor. nın butlanı _ . bu ustun Garb ırkı fikrinin 110 .

. . riyazi ve felsefî anlayış..). Medeniyet yarattığı devirlerde İslâm Alemi. İslâm Âleminin eski Yunandau ayrı düşmesi onun tereddi zamanında.y>¥tf> lç». « K u l t u r » ve «medeniyet» * Avrupa milletlerinin millî kültürleri olduğu gibi şarklı milletlerin gerek kendi aralarında. ve ahlâk hususlarında farkların kalması tabiidir.. «ilimde itinâ ve dikkatin her şeyi en yüksek derecesine çıkarmak» hususunda ancak o devrin Yunanlılarında hâkim olduğunu 3 belirtmiştir ).İ-' fr £y* <f^" â" 'f* ıW Jur^l V*l> Mj . Bursa Kurşunlu Cami yazması.. ...J* i_-#L c>Ji^t yjUı j>_y »jt^yv *-*Ul J c^U*^ f^-JL« oijUb &'j ***' j . dini medeniyatle birleştirme çağında husule gelmiştir. Garb medeniyetinin itilâ ve en parlak devri olarak Yunanlıların hristiyanlığı kabulden evvelki devrini almış. Arkadaşımız olan alman filozofu K. JC*.. Roma ve Mısır ile birlikte tek bir «Ahl-ıı'l-ınağrib».. El .XXI . .. coğrafî. bu sahalarda çaiış- hakkında hl - . . ^.—..-İ^.... Yunan medeniyetine ayrı ve mümtaz bir mevki verirken hristiyanhğa pek büyük rol ayıran Henri Massis ve Paul Valery gibilerin aksine olarak. dirhem. Fikrimce bir ') Horezm d i l i n d e «gram» kelimesi geçen sene Ortaanadoluda seyahatimiz esnasında Konyada Yusufaga Dütüphanesinde keşfettiğim Horezm d i l î n a ait lügat kitabında bulunmaktadır.) Bk. .. El-Birûnî de eserlerinde İslâm Âlemini medeniyeti bakımından Yunan. i l i m ve sanat. s. .. 6b : . ^3 b» JL'LlC c>*>ll c>.. Jaspers gibi.. Kur'an vasıtasiyle <Çifteboynuzlu» yu.Bîrûnî. . halta Hicret esası yayılmadan önce takvimi bile yunanlı (Selivk takvimi olan.. □ ı r u n ı nın f i k i r l e r i ma metodu ve tekniği bütün dünya milletleri için ayni olmak yoluna girmiştir. fakat medeniyet.ly ^. miskal.£• . «T .... mede- garbli milletlerle onların arasında örf. . Kıymet ve ölçü mefhumları eski Sümer ölçülerinin Yunanlılarda aldığı şekillerden (dinar.. niyetlen n . 3 s . Hind ve Çini tek bir «Ahl-u'l-maşriq> olarak anmakta ve bu iki âlem arasındcki karakter farklarını belirtmektedir r). bir peygamber derecesine yükselterek takdis eden İslâm Âlemi başka türlü telakki olunamazdı._-»! Jc i. din farkları .J . Yunan medeniyetini devam ettiren «Garb Alemi» nin bir kısmı telakki olunuyordu. yani Makedonyalı Alexdander'i. gerekse .. vr. adat. Yunan . Kitâb al-şaydana. ElBirûnî. Horezmlilerde iîna liram ') v. estar.« «l"-c*IU <Jlü J _.>*j \fS)#t <jy~\ Jl V*^1 V/j -^r11 «i ^L-U J-** j>'r-)* j_^i)l«j* (&} x ~i^j^.

V ti . eserine bu bakımından tam bir garbli eser şeklini verebilmişse. 'u' W b •**■** . Bir Male-ziyahnın. münderecatını işlemekte. Meselâ bir Türk. 145 te anlattığımız gibi.gün «garbli» ve <şarkin medeniyet farkı kalmıyacak. dünya ilmine yeni bir şey ilâve ederek b i r ilmî eser vücude getirmiş. Bu fikir pek yakın bir zamanda Şark Âleminin yegâne rehber şiar haline yükselecektir. j* Fatih Kütüphanesi yazması. metod ve teknik bakımından pürüzsüz kılmakta hiç bir garblinin yardımını görmediği halde. Japonya Ameri-kaya nisbetle garbi i. J*\ U1* Togan. Muasır Avrupada «akribie» diye C»-ul> ıS^ x-ai j . e-llj j.jJr. ■ . Birıuıi'n Picture of the \Vorld... Ji. '. 135 ( = Z..J.Wl j*1 ---. Müterakki camia medeniyet yaratmanın kaidelerini kendisi vazeder. Fakat hemen kaydetmeliyim. Diğer bir mikyas ta dikkat 'tir.. . Ü* «4p J> ^-yi) -*H!İJ (J^JlUi .»t'-*. Tahdid nihâyai-i '1-amâkin. Mesai birliği i l e. yahut bir Moğolun kültür itibariyle bir Almandan yahut bir Amerikalıdan farkı Avrupa ve Amerika milletlerinin kendi aralarındaki kültür farkları derecesine inecektir. ._.. t. ilmi şahıslara ait bir «sın bilen şarklı işi. üstadlara ve ilim arkadaşlarına lüzumunda yapılması gereken müracaatlerden kaçınmak demek değildir. . vücuda getirilen eserler orijinal buluşları. s.. . J-Ul o^ U •)»(*• ÛÇ--U\ U i1 J_—)l» . Jj~tll J*l Ltj * .il . . s. b. ~ ıı ı u u metı yaradış zihniyeti ve aşağılık ruhu olduğuna J göre. bunu yapamıyan camia ölüdür. o Türk Garb medeniyetini tam olarak benimsemiş demektir. Millî camialara ayrılan Garbin medeniyet itibariyle bir kül.. nımsernenın mikyasları Bugün Garble Şark arasındaki farkın başlıca alâ. Şarkta asrî yaratma zihniyetinin mi yarı ne olacağı bes bellidir . Fakat bu yine ârizî kalacaktır. yine m i l l î camialara ayrılan Şarkın da medeniyeti ayrı diğer bir kül teşkil edeceklerini zannetmem. (J.. jl^Ji "*t}fi .b . 161 : üLi-l «-» I . Son beş asır zarfında Avrupa ile Asya arasında yer alan «yaradıcılık» ve «aşağılık» zihniyeti farkları bundan sonra da epey zaman devam edebilir. Garb medeniyetini be1 . .. Fransa İspanyaya göre şarklı ocaktır. 62-54): ^y~l\ s. ki bu «müstakil iş>.« Jt \ju JJ* . müstakilleri vücuda getirilen eser. tasnif ve telif usulü ve ilmî teknik teçhizatı bakımından yine müstakil olabilir.

XXIII yunancadan gelen bir kelime ile ifade olunan bu husus belki Avrupalılara eski Yunan ve Romadan miras kalmış bir hususiyettir. . Fakat bu hususiyet Cinde olduğu gibi. bilhassa teknik ilimler sahasında. . daima Garbın gerisinde kalacaklardır. Dikkat ırkî hususiyet değil. . her halde Rum harfleri ile «yazıp tesbit» ettiğini anlatmaktadır 2). El-Bîrûnî Yunanlılarda bulunan bu dikkat hususun Islâmlarda bulunmadığından şikâyet etmekte. IV. *30\ ) El-Bîrûnî'nin Saydana'smd& ki bu kayıt hu kitabrn 340 sayfası haşiyesinde. ki yazıları tashih etmek ve aslı ile karşılaştırmak hususunda bize hâkim olan dikkatsizlik yüzünden böyle yazma eserlerin varlığı ile yokluğu müsavi oluyor. eski Horeznılilerde ve onlarla komşu olarak yaşıyan Sırderya ve Hore/.meros ve EI-Bîrûnî). El-Birunî'nin Türkistanda oturduğu halde yunanca öğrenm olduğu Ho-m iş erus'un arapçaya ve süryaniceye tercüm edilm iş olan eserlerinden bizzat yaptığı e em tercüm eleri ile de sabittir . d. islâm milletleri aldırış etmezler. L. r. s. O . M —205. p. Her halde Garb sistemini benimsemenin başlıca mikyasları şimdi zikrettiğimiz eser «yaratmada istiklâli ve «. 193»). Paulus ve Oreibasios'un eserlerinin arapçaya tercümelerinde zikredilen yunanca isimleri nakletmek kâfi gelirdi. di Kr a ç l c o v s k y .m Türklerinde de görülmektedir '). Galenos. fakat biz o tercümelere inanamıyoruz ve onların yazma nüshalarında değişmeler yapılıp yapılmadığından emin olamıyoruz. hatta böyle kitapların içinde mündereç malûmatı bilip bilmemenin ehemmiyeti bile kaimiydi'. Bu yüzden bu yunanca isimlerin aslı ne olduğunu Yunanlılardan soruşturup tesbit etmek icabediyor> diyerek kendisinin o zaman Horezme yahut Gazne-ye gelen bir Rum 'dan soruşturup «asıl şeklini onun kendi dilinde». OrUnfalUtedtag (ZI)CM. Bıılletin de l'Academie des Sciences de Russie. 1945. i'tiyad ve terbiye neticesidir.naklonulm uştur. Bizim kütüphanelerimizdeki eski yazma eserleri «dikkat» bakımından ayrıca tetkik etmek. fakat dikkatsizliğe alışmış olan kavimlerde taammümü zaman ve ihtimam ister . şim I. t. «şöyle. bk.dikkat» hususudur. dikkat ve itinanın ehemmiyeti hususunu takdirde geç kalır ve bunu yani nesillere hususi terbiye ile aşılamak çaresine girişmezlerse. hatta dikkatsizliği «bu bizim kavmin umumî eksikliğidir» diye vasıflandırdıktan sonra. Eğer bizde bu âfet olmasa idi. dikkatin hangi memleketlerde görüldüğünü tesbit etmek islâm milletlerinin kültür tarihini öğrenirken ayrıca ehemmiyet verilecek bir noktadır. Dioskurides. XC. G er-i Al-birani om (Ho. zihniyeti ve dikkatle ikmal edilen orinal eserler vücuda getirecek derecede ve geniş mikyasta benimseme i) 2 Der VII. Acaba biz yaratma zihniyetini böyle müstakillen Dem okrasi ve yaratm a J t .

1863 ten sonraki çar Rusyasında olduğu gibi.XXIV işinde nasıl ve ne zaman muvaffak oiabiliriz ? Herhalde içtihad yollarının kapalı kalmasında başlıca âmil olan askerî idare sisteminden demokrasiye geçmek bu işi kolaylaştıracaktır. Bu üç mevzuu ayrıca izah edelim. bir ciddî hastalık olduğunu ve bunun ') «Türk destanlarının tasnifi» d. . milletin tam bir şuurlu hareketi. Üstün ırk nazariyesinin butlanına daha evvelki yazılarımda işaret etmiştim '). Daima asker kalacağına inandığım Türk milleti bir defa devleti dinden ayırmıştı. 1939. yaratma zihniyetini bnimsemenin yolları ve çareleri tespit edilmelidir. onun terakkiyatına artık hiç bir engel kalmamıştır. içtimaî bünyemizi değiştirecek ilimde teşebbüs ve ictihad yoluna girmeyi temin edecektir. kan dökülmeden. Herkesten önce inandırılması icabeden sahte garb-çilerin gözlerini açmak için bilhassa son cihan harbi esnasında Alman üstün ırkı nazariyesine karşı İngiltere ve Amerikada yapılan neşriyattan geniş mikyasta istifade edilebilir. s. Yücel. aşağılık ruhunun. Şu satırlar yazıldığı sırada Türkiyenin tarihinde en büyük bir inkilâp. 2 — Yaratmanın metodunu öğrenmeyi bir millî vazife yapmak . a. öyle ise bu zihniyeti kendimizde ihya etm«nin üç şartı etmenin yolu fikrimce üçtür : 1 — Üstün ırk nazariyesinin butlanını ilme dayanarak telkin etmek . idarede demokrasi sistemine. Yaratma zihniyeti ve dikkat lehine. Giriş. ilmî hayatta da tatbik imkânı hasıl olmakla iş bitmiyor. şimdi de devlet idaresini demokrat ve sivil yapacaktır. Atsız mecmua 1931. 27-8. aşağılık ruhu ve dikkatsizlik aleyhine mücadelede metodlu terbiye ve öğrenme hususuna gelince. Mademki yaratma ve aşağılık bir ırkî hususiyet Yaratma zihniyetini elde değildir. «Goethe'nin Şarkı duyuşa» d. yalnız Tanrı onu dış düşmandan korusun. seçimli şehir ve vilâyet idarelerine geçmek. N. Bu yolla aryânî olmıyan ırkların yaradış istidadı meselesi de aydınlatılmış olur. Türk Jileti şuur ve iradesine kavuştu ve artık bundan ayrılmıyacaktır. 405. Türkiyede de hayırlı neticeler verecek. 3 — İlmî faaliyetin kendisini bu ruhî arızaları gidermekte faydalı olacak bir şekilde plânlı yapmak. 275. 1. Fakat serbest iradeyi siyasî. 2. N. ârizî olmakla beraber. municipium'a. 55. 8 . içtimaî hayatta olduğu gibi. bunda her şeyden evvel kendimizin şarklı olduğumuzu. 2. fakat emsali bu memlekette belki hiç görül-miyen temkinli heyecan içinde gerçekleşmiştir.

üstadlığa doğru iler-liyen yeni yeni şahsiyetlerimiz çıkar. Yeni istanbul. s. 12.XXV plânlı. p. Dr. a. sistematik tedaviye muhtaç olduğunu kabul etmeliyiz. Aşağılık zihniyeti. 1942. başka ilimler ve hayatın başka sahaları için de aynı olduğunu kabul etmek icabeder. 543-551 ve Revün des etüde» islamiçues. Paris 1935. Gregor'yev ve P. 22. gemi inşası ilmini tahsil için bu kadar Türkü Avrupaya gönderdik. «Yaratma zihniyeti» nin benimsenmusine «göçebeGöçebe ve medenî Türk. III. O halde aşağılık ruhundan kurtulup yaratma zihniyetine geçme umumî bir meseledir ve bunu benimsemenin usulü bütün ilimler ve hayat sahaları için şâmil ve bize has bir ilim olarak işlenmeli ve bütün yüksek mektep talebelerine okutulmalı ve bu iş bir millî seferberlik şeklini almalıdır. Saveliyev'den başlayıp. yahut «Gemilerimiz yürüyor. Bk. imâr plânları yoluyla şehircilik te memleketimize girdi. Bilâbenimsenmesi şartlan kis rus âlimlerinin.1948. lâyıkiyle ihtisas kes-betmiş adamlarımız var. 1) 2) 3) 4) . Z. V. Bu iki zat için bk.10. 1958. V. GarbŞark farkını ezelî bir keyfiyet diye bilmek ve Garb zihniyetini benimseme yollarını bulamamak gibi hallerle beslenmektedir. 141-142. Çünkü «mimarlarımız var. Ve ancak o vakit biz bu hastalığın müzminleşmesinin önünü alabiliriz.Ük» an'aneleri mani olduğuna dair edebiyatımızlerde yaratma yollarının da 3) ve Garbde yazılanların kıymeti yoktur. Biz kendimizi Garb zihniyetini benimsemek azminde olan bir şarklı millet olarak kabul edersek. Halil F i k r e t . 256-260. İstanbul III. O halde bu aşağılık ruhunu ve metodu benimseyişin yalnız hümaniter ilimlerde ve tarih sahasında değil. Hayat mecmuası. geldiler. T o g a n. N. o vakit şeklin kabulü ile zihniyeti benimseme meselesinin kendi kendiliğinden halledilivereceğine dair hülyalardan da kurtulmuş oluruz. fakat niçin bu uyanışın neticelerini alamıyor u z ? » 1 ) . göçebe Türk ve Moğollarda bu zihniyetin Ortaasyanın medenî Türklerine nisbeten daha kolay benimsendiği daha geçen asır ortasında Kırgızlar arasından çıkan âlim Çokan Velihan ile Buriatlar arasında zuhur eden âlim Gürcü Banzarov gibi harikaların 4) mevcudiyeti ve bunları takip eden diğer bazı parlak si- Cumhuriyet. müteaddid defa kendi tecrübeleri sıfatiyle tesbit ettikleri gibi. fakat gemilerimizi neden kendimiz yapmaktan çekiniyoruz ? » 2) gibi sualler bütün diğer sahalar için de soruluyor. Türkili tarihi.1.1950.

şimdi o göçebelikte. 2 . p.id usulünü benimsemeyip bu şekilde tetkik etmek yoluna girerlerse. şimdi bu mevzu yeniden işlenerek İş mecmuası 1950.000. ingilizce okuyan Hindli Müslümanlara okutmak maksadiyle. ilgiliz-ceye tercüme ederek neşretmiştir. 1. 131. 249-27"ı) de Considerations sur la collaboration scienlifique entre VOrient Islamiaue et l'Europe nam yazımda izah etmiştim . Orta ve Onasya medenî şehirli Türklerinde Garb zihniyetini benimsemek ise çok vakit güçlük arzeder.. N. ) Dil Kultar der Gegenwat. bu terbiyeyi alamıyan çevrelerde göçebelikten asrî ziraate geçmek işinin tamamiyle akim kaldığı geçen asırda "Kazak-Kırğız ve Başkurtlar arasında yapılan tecrübelerle sabit olmuştur. yayla çıkışları müstesna. Göçebeleri asrî ziraat hayatına geçirmekte metodik çalışma sayesinde hiç beklenmedik müsbet neticeler verdiği halde. Cengiz oğullarından Seydalioğlu Tilev ve Cantüreoğlu Seyidhan isminde iki sultanın Rus mekteplerinde tahsilden sonra ziraati halkın ruhiyatına uygun bir şekilde ve onların itimadını kazanarak telkin eylemeleri neticesinde Kustanay vilâyeti KazakKırgızlarında ve Küçükoğlu Küçükov nam Başkurt subayının ') Meselâ Altay Türklerinden Prof. 107-8 de bir daha neşredilmiştir. 3 ) Bu meseleyi ben Revııe des Etudes Islamiçues mecmuasında (III. Bu gibi sahalarda Garb yaratma zihniyeti (dinî kültürün kuvvetli tesiri altında kaldıklarından) en çok dinî ilimler ve fikriyat sahalarında çalışma metodunu benimseme yoluyla yerleşebildiği görülmektedir. Goldziher'in almanca eserlerini. Çünkü bunlar göçebeler gibi körpe deği l .XXVI malar ') ile sabit olmuştur. hemen hemen kalmadı. s. O halde biz sırf terbiye bakımından dinî sahalarda Garb tenkidi usullerini öğreten «metodik» leri işlemek mecburiyetindeyiz 3). muasır medenî milletler arasında mühim mevki almış ve kendi fikrî hayatlarında yüksek seviyeye çıkmış olacaraklardır» demiştir :). Bunlara bu yabancı zihniyeti benimsetebilmek için kafalarını o eski medeniyetlerin tortularından temizlemek. kafaları asırlarca taşımış oldukları medeniyetlerin teressübatı ile çok vakit dolmuş bulunuyor. Goldzihe-kendisi dahi «200. yahut o eski tortulan yenisini kabule müsaid bir hale getirmek lâzım geliyor.000 Müslüman kendi dinlerini Garbin tarihî ten'. Bunu çok i yi takdir eden Hindli Müslüman aydını Khudabakhsh meşhur İslâm tetkikçisi I.1-31. N. Katanov ve Moğollardan Jamsaranov San-j i v e y vesaire. Arap ve iranlılarda da hal böyledir. Yalnız göçebelerin hayat şartları icabı. aralarından yetişen Garb zihniyetli âlimler kendi muhitlerinde bir kültür çevresi yaralamıyorlardı.

metod ve i l i m tekniği bakımından yeknesaklığın teminine çalışılmalıdır. Bunun için bu neşeiyuH her şevden evvel beynelmilel ilim çevrelerinin tenkidine maruz tutma'yi ğözönünde bulundurmalıyız. Türk üniversitelerinin neşriyatla uğraşan tekmil şubelerinde ve enstitülerinde kuvvetli tercümanlar kadrosu bulundurmak. u o i i n ı ruı LMjaıvaıı "un jthTfıÖc.vuıyu ı . ferdi teşebbüslere engel olmak demek olmamalı. 3. TaKal uüyı'c milletin güvenini kazanan bilgin rehberlerin metodlu telkinlerinden mahrum kalan yerlerde ayni uruğlara mensup çevreler asrî ziraat hayatına alışamamış ve sefalet içinde yuvarlanıp gitmişlerdir. Bu işi liberaz zihniyetle kendi haline bırakmak asla caiz olmaz. Memleketimizde siyasî idare bir gün belki merkeziyetsizlik esasına kurula-labilir. öğrenmişlerin ilmî faaliyeti için de muhakkak plânlılık ve biri diğerini tamamlayıcılık temin edilmelidir. zayıf yahut kuvvetli olsun. itt Lilr-îr ve hfi&Ul 'lüvenine dayanarak çalışma- . bu gibi müesseselerin dirayetli . sıf süratli ve plânlı olmayı temin etmek'maksadiyle ve ilim tekniği bakımından yapılmalı ve devlet bütçesinden idare olunan i l im müesseselerinde tatbik edilmelidir. Bu halin Anadöludaki emsalini de memleketin her tarafında ziraat mühendisliği işinde bulunanlardan öğrenmek fırsatına nail oldum... İlim sahasında yaradış ile «Con Ahmetlik» 1er arasındaki farkı da ancak bu metodik telkinlerle anlatmak mümkün olacaktır. fakat böyle olsa dahi ilmî sahadaki faaliyeti sıkı merkeziyette tabi kılmak zarureti görülecektir. mühim eserlerin tam olarak Garb dillerine tercümesini mecburî kılmak icabeder. Çünkü biz çok geri kalmışız. beynelmilel sahaya çıkarmayı mümkün kılmak.. Garbli aryanı ırkının üstünlüğü fikrini kafamızTürk i l m i n i medeniyet dan çıkardığımızı. Bu ise içtihada karışmak. ı. Bütün bunlar Garbin yaradış zihniyetini aşılamak yolundaki mesaiyi biz Türklerde geniş bir mikyasta ve motodlıı b i r şekilde umumî millî bir iş olarak ele alıp yapmak icabettiğini göstermektedir. Bunun için tekmil neşriyatın sonuna eserlerin Garbin üç ilim dilinden birinde hülâsasını (resume) vermek. 'ıjcuunscıııııış. Terbiye ve öğrenme için olduğu gibi.XXVII . Yani devlet hesabına yapılan neşriyat muhakkak tek bir merkezden idare olunmalı. az yahut çok. hatta bunu yüksek i l i m müesseselerimiz için mecburî tutmak bugün için bir zarurettir. fakat tatbikat sahasına ğeçmeyinde böyle bir inanç neye yarar ? jlmî faaliyetimizi. bu kâbustan kurtulduğumuzu âl em i n e arz etmenin kendimizin yaratma istidadımıza inandığımızı farmübremli£i zedelim ..

ve ârizî olmakla beraber. Medeniyet yaratan Garbin fârik vasıfları sıfatiyle söylenenler. ki bu sayede herkes kendi sahasında medeniyet âleminde yapılanlarla aşinalık peyda etmeyi zarurî görsün. ona hedefini gösterecektir. 362. genç ilim unsurumuzu da işe tergip ve teşvik edecek. O £S£UP . emir vermekten mağrur tipl ) BIc. Çünkü ilmi hayatla içtihad kaynağı tenkiddir ve ancak beynelmilel sahada insanların müşahedesine arzedilen mesaînin milletler hayatında kıymeti vardır. tekmil cihanın gözönünde. İlmî ve medenî faaliyetimizi. Üniversitelerde herkes eserini. dünyaya göstermek için yapmalıdır. hatta şerait müsait olunca geçilecek bir örnek diye tanırız. Tojjan. bu asla inkâr edilemez. fakat o üstad bizi ancak açık mesai ile açık mücadele ve yarışta kendisini geçmek azmiyle çalıştığımızı görünce takdir edecektir. emir almaktan sarhoş. Bu hususiyetler bizim için de medeniyet yaratan bir millet olabilmek için ülkü mahiyetini haizdir ve bu yüzden biz usule dair olan bu kitabın basında öteki dokuz maddeyi saydık. O halde her müellif eserini. onun takdir ve tenkidine maruz kılarak ilerletmek bizim için biç bir gün geciktirmeden başlanması gereken en aktüel bir meseledir. .Dmvnp *> N«W Avyır»«W*W rittn ■Mmırttın macunca ıtvuıuHraaı Lu o derece mühimdir. Garb başta olmak üzere. Bu mesaiyi dış ve iç için toplu ve gösterişli yapmak her cihetten faydalı olacak. V. Biz bunu yaparsak 20-25 senede ilim yapanlar kafilesine katılmış oluruz. Çünkü İslâm Aleminin «şuğör» mıntakalanndaki askerî muhitler.XXVIII ? adammm ne5dyatl e I'rin h £ Î î ^ k3dar mÜhİ. Bu işi ne kadar masraflı olsa dahi yapmak mecburiyetindeyiz. s. silsile-i merâtip ananesini. bir ırk hususiyeti olmamak. Biz kendi kabuğumuz içinde kapalı halde ne kadar faaliyet göstersek dahi faydası azdır. Biz mesaiyi plânla yapmak ve onu günü gününe dünyaya bildirerek onu «râic» bir halde bulundurmak hususunda daima seferber olmalıyız. yaradışın Garbe has olduğuna ve bizim istidatsızlığımıza dair kanaat-lar da kendiliğinden kalkar. Z.İSe. yine bugün Garbin özel vasıflarıdır. büyük âlim Seyyid şerif Cürcânî'nin dediği veçhile «keşret-i örfoü '). Biz yaradıcılık ziyniyetini benimsemek davasında bulunurken Garbi erişilecek. Dağınık ve köşelerde yatıp kalacak mesai bizim gibi geri kalan bir millet için ziyandır. Umumî Türk Tarihine giriş. Biz Türkler 9 dan hoşlandığımız için Jaspers'in dokuzuncu maddesi üzerinde düşünmek bize eyi gelecektir. beslemiş. Yani o yine bizim üstadımızdır. âleme ne söylemesi reva olduğunu bilerek ve düşünerek yazacaktır.

Zikri geçen Çokan Velihan ile Altay Türklerinden yetişen turkolog Prof. kendi kavminin vaziyeti ve Rus hükümeti ona bu emellerini kuvveden file çıkarmaya yol vermedi. t.XXIX leri yaratmış. hastalanarak daha gençken 26. fikir sahasında müstakil karakterlerin ve kategori enginliğinin meydana gelmesine mâni olmuştur. İşte bu yüzdendir. Şair Muhammed İkbal hakikî garbçiliği bulamıyanlara hitaben demişse. Katanov Tür tarih ve lisaniyatına. Tarihte Türklerden bir çok ilim adamları yetişmiş.ilim dili olmadığından kendisine yabancı olan ve kullanışta müşkülât çektiği arab ve fars dillerinde yazmak mecburiyetinde kaldığını.11. Ben de eski vatanımda kalmış olsaydım. öğrendikleri ilmî usul ve metodla Rusların ilmi için çalışmış oldular. Büyük âlim ElBîrûnî kendi ana dili -her halde türkçe. Açık kalple iş birliği yapamıyacak insanlar ilim muhiti yaratamazlar ve onların çevresinde ilimde «âriflen zuhur edemez.1914 te bu dünyadan ayrıldı. 342'de. Ve o bu yüzden. Aşağılık ruhunun ilim ile uğra-raşanların her vakit karşılarına çıkacak en feci tezahürü de budur. üzüntüden.çalıştık. ana dili ilmî mevzuları yazmağa müsaid olmadığı için eserlerinin o dilde yazacak olursa bunnn yalak üzerine çıkan bir deve kabilinden garib görüleceğini söylemiştir. fakat ancak Alişir Nevayı*. Ka-zakKırgızlardan Almaatalı Barlıbek Sırtlanoğlu da Petersburg Üniver-sitesitesinin Şark Fakültesini mükemmel bir ilmî eserle ikmal etmiş ve ilmî metod hususunda öğrendik . ben de b. ki en çok zavahirin metod'undan bahseden bu eserin «Önsöz» ünü «Garb zihniyeti» ve «ma'zs i mevzuuna tahsis ettim. Biz zikri geçen 9 madde ve emsalini etraflıca öğrenmek mecburiyetindeyiz. N. hakikatte <Netâyic-ü '1-vuku'âb karşısında yüz karası olan eserlerden tiksindiğimi belirttim. Fakat bu nazariyeler ancak tatbikat sa-ratmaniD zevkli devri hasına geçerse kıymet kesbederler. öğren- . miralay Ebubekir Divayoğlu Türklerin etnografyasına dair neşrettikleri kıymetli eserlerini munhasiren rus dilinde yazdılar.s. Bu eserde bir çok nazarî meseleleri izah etmeye Türk dilinde ilim ya.ve bildiklerini kendi ana dilinde tatbik ederek millî kültür yaratmak istemişti. Ali ve Cevdet Paşa gibi parmakla sayılabilir zevat bildiklerini kendi ana dillerinde doya doya yazıp millî kültür yaratabilmişlerdir. görünüşte garbli. Kâtip Çelebi. İki gün evveline kadar devam edip gelen vesayet zaman/arında ilmî rütbelerde bulunanların ancak ktndı seviyelerinden aşağı olanlara karşı feragat göstermek ve kıskançlık içtimaî belâlarımızın başında geliyordu.

144. Bereket versin. 114. matbuatta izhar edegeldîkleri büyük dilekler i n i n kuvveden file çıktığını görürsem daha çok mesud olurum. Türk milletinin siyasî ve medenî sahalarda vesayet devresini tarihe k a r ı ş t ı r ı p iradesini istediği gibi işletme yoluna girmesi her kes gibi bana da lam bir ferah ve daha çok çok çalışma hevesi vermaktedir.9. fakat ilmî eserlerimi rusça neşrediyordum.6 ve 5.5. bir de riyazi ve t a b i î il iml erle b i r l i k t e hümaniler i l i m l e r üzerinde çalışacak ve bünyemize uygun Türk Ulûm Akademisi kurnak hususunda 8.1950 Bayezit . Bu memleketin i r f a n işlerinde kendimize h a l e f l e r y e t i ş t i r m e k üzere çalışmak benim için en büyük saadet olacaktır. senelerden-beri. bunun başka çaresi yoktu. Gerçi ora türkçesince bazı popüler eser ve derslikler neşretmiştim. tarih ve lisaniyat ilimleri ancak milshet ilimlerle birlikle ve muhtelif ilim mensuplarının yardımiyle işlendikleri zaman lâyık oldukları kiymeti kazanırlar ve metod ancak o şeraitte t a m olarak tatbik edilebilir. nihayet bizim yolun heveslilerine ve talebelerime yol göstermek rnaksadiyle topladığım bu nazarî fikirlerimi ve "kaynakları da bir türkçe usul kitabı şeklinde Türk aydınlarına sunabildim.1925 te Maarif Vekili Hamdullah Suphi Beye takdim et t i ğim lâyihanın. 282 ve 310 da tesisi yollarını gösterd i ğ i m ilmî e n s t i t ü kütüphanelerini t eş ki l de faydalı olabilsem. Bu k i t a p t a b. ki Türk dili devlet dili olan ve asırlardanberi bu şekilde inkişaf edegelen Türkiyeye gelerek çalışmağa muvaffak oldum. t. 13-14. Öğrendiklerimi tarihî eserler şeklinde.XXX diklerimle milletime faydalı olamamak bakımından Çokan ile Barıl-bek'e benziyecektim. 321 de anlattığım gibi. aynı f i k r i taşıyan diğer bir çok Türk aydınlarının. Zeki Velidi Togan 16. s. A. 316-319. Çünkü bu kitapta s. muhtelif vesilelerle.

Berlin. Wien. Almanlardan bu mevzu ile Önce L e i b n i t z . Buna mukabil Almanlar ve Ruslar gibi medenî inkişafları yeni olan ve bunu diğerlerinden öğrenmek ihtiyacında kalan milletler bu mesele ile daha çok meşgul olmuşlardır. Leipzig l889. C. 1924. J. 1936 da Istanbulda intişar etmiştir). A l f r e d Feder Lehrbuch der geschichtlichen Methode. Auflage. M o r d t m a n n harbiumumide istanbul Darülfünununda tarihte usul mevzuuna dair okutdugu derslere esas ittihaz etmiştir). Bu kıt'aya mensup milletlerden Fransızlar ve ingilizler kendilerini Avrupa medeniyetinin hakiki banisi telâkki ettiklerinden bu medeniyeti ve bunun tarihini öğrenmenin usulü hakkında fazla düşünmemişlerdir. 1905. S e i g n o b o s . Avrupada tarih ilmi usulüne dair olmak üzere neşredilen eserler çoktur. 5. L a n g l o i s et Ch. Lehrbuch der historischen Methode. 3 . (Bu eseri prof. III. Bernheimin zikredilen iki eserinden birincisi . W. Introduclion aux eludes historigues. Bu eser müellifin Viyana Üniversitesinde okuttuğu derslerinden ibrrettir. V. 4. E r n e s t B e r n h e i m . Einführung in das Studium der Geschichte. Paris. Regens-burg. (üçüncü basımı).\ I TARİHÎN MEVZUU VE SAHASI ı "Tarih" ve «Tarihte usul» Mefhumları 1. Ayni müellif: Einfülırung in die Gechichtswissenschaft (GöschenSammlung. 270). Bauer. 2. H e g e l ve F i c h t e gibi mütefekkirler alâkadar olmuşlardır Son zamanlarda buna dair elkitapları yazan müelliflerden şunların eserlerini zikredelim: 1 . 1926 (Bu eser Ş ü k r ü A k k a y a tarafından bazı yerleri ihtisar edilmek üzere türkçeye çevrilmiş ve «Tarih ilmine giriş» unvaniyle. 1921.

F1 i n g. Hâdiselerin seyrinden. introduction to fıistorical method. The zariting of history. Bilhassa metodun kendisine. Kur'ande asatır al-avvalîri) şeklinde geçmiştir. 6. tütünün. Tarih. ki yunancadan lâtinceye geçen "historia'' kelimesi de Araplara asfürâ (ve cemi ile asâfır. Tarihin insanın hayatının tasviri olmak bakımından daha sağlam ve mufassal tarifi biraz sonra verilecektir. ben ise başlıca Bernheimi göz önünde bulundurarak. New-Haven. Böylece biz tabiî hâdiselerin tarihini. "Tarihte usul" ise bu tarif ettiğimiz tarih mevzunnun nasıl tetkik edilerek işlenmesi icabettiğini gösteren ilimdir. 3. bom-bo'nun. Zikredilen müelliflerin eserlerinde daha ziyade mevzuun nazarî cihetine ehemmiyet verilmiştir. M. yazış tarzlarına nazaran başlıca dört nev'e ayrılır : 1) R i v a y e t c i yahut n a k 1 î (== histoire referente) yazışı. Tarih. ve eşyanın mazi ve halinden bahseden her yazı ve her hikâye tarihtir. meselâ altının. 1923. Fakat burada bizim için tarih daha ziyade insaniyetin veyahut milletlerin tarihidir. yahut ş e ' n î tarih (=histoire paragmatique) yazışı. mevaddan. 2. "Tarih" kelimesi ibranicede "ay" manasına gelen "yarex" ke limesinden gelmedir.—2- esas ittihaz edilerek ve fransız tarihine tatbikan yazılmıştır. beşeriyetin içtimaî ve siyasî bünyeler teşkil ederek terakki ve tekâmül eylemesinde fertler ve cemaatler tarafından işlenen fiil ve ortaya atılan fikirleri ve bunların neticesi olarak zuhur etmiş olan vakaları tefkik eder. Bu itibarla "tarih" içtimaî bünyenin âzası olmak itibariyle insanlığın fiil ve fikirlerinin inkişafını takip eden bilgidir. meselâ elma ağacının. muhtelif ağaç envaının. Nasıl. hatta madde. . ipek kumaşın. F. çalışma usullerine ve bunların teknik cihetlerine ait malûmat vermeğe çalışacağım. Hatta Yunanca "Istoria" kelimesi dahi aslında "araştırma" demektir. buğdayın. demirin. 2) ö ğ r e t i c i . tarih felsefesi meselelerini ve diğer nazariyatı kitabın sonunda kısaca anlatmakla iktifa edeceğim. bir ilmin. taşlardan meselâ mermerin tarihini bahis mevzuu edebiliyoruz. Bu eser de Galip Ataç tarafından «Tarih tetkiklerine giriş» unvaniyle 1937 de türkçe olarak neşredilmiştir. Tarih bu vakaların maddî ve manevî sebeblerini ve sebeb-ler ile vakalar arasındaki münasebetleri araştırıp tayin eder.

Öğretici maslahatçı. keza Türklerin pek mâruf olan ensab şecereleri bu cümleye dahildir. beşer hayatındaki tekâmül safhalarını ve bilhassa onları doğuran sebepleri . yani hadiselere karşı her vakit «neden ve nasıl böyle oldu?» sualini vaz ederek araştırıcı. ö. Bu şekil her millete tarih inşasının en eski şeklidir. 4) İ ç t i m a i tarih yazışı. diğer tabirle felsefî esasta yazılan tarih eserleri ise tarihî vakayii öğrenerek faideli bir netice çıkarmak gayesini takip eden eserlerdir. (= histoire genetique) yazışı ve nihayet. Sonra müverrihlerden P o l y b i o s (M. Eski Yunanlılardan Thukydides (M. Toktamış. 210 — 127) Milâddan önce 264 —144 yıllarının tarihine ait eserinde ve Roma tarihçilerinden T a c i t u s bu yolu takip etmiş. Rlvayetçi tarih. genetıque. doğrudan doğruya rivayet yahut hikâye eden eserlerden ibarettir. 1469-1527) dir. Cenubî Arnavutlukta. İslâm âleminde yazılan hal tercümeleri. keza tarihî distanlar. Nogaylarda Ediğe. Bu usulde tarih yazanlar bilhassa tarihte ayrı şahsiyetlerin hayatını tavsife fazla ehemmiyet verirler ve onların bariz karakterlerinden ekseriya boyalı tablolar çıkararek bahseder ve sini takip eden eserlerdir. ö. ekseri islâm kronikleri.—3 3) N e d e n n a s ı l c ı . vakayii felsefî veya diğer bir bakımdan tetkikle ve sistemleştirmekle uğraşmıyan. Meselâ H e r o d o t tarihi. Bu usulde eser yazanlardan biri de M a k y a v e l (M a c h i a v e 1 1 i. Nedennasılcı. 460—400) bu usulün vaz'ı addolunuyor. evliya menkıbeleri ve siyer kitapları da bu gayeye hizmet ederler. 17^5-188) de bu yolu takip ederek cihan taihinde bilhassa şahısların rolüne fazla ehemmiyet varmiştir. esbab ve sebeblen-mişler arasındaki münasebetler mevzuu bahs değildir. arapça karşılığı ile de «tekevvünî>. Bu usulde tarih yazanlar bilhassa tarihte ayrı şahsiyetlerin hayatını tavsife fazla ehemmiyet verirler ve onların bariz karakterlerinden ekseJİya boyalı tablolar çıkararak bahseder ve bununla seciye ve ahlâk terbiyesine hizmet etmek isterler.A ş î r gibi müelliflerin eserleri. Yunanlılarda P l u t a r k o s ise meşhur adamların tercümei hallerini yazarken bu usulü esas ittihaz etmiştir. Makedonyada Tepedelenli Ali Paşa hakkındaki destan. Ve burada vakaların bir sistem esasında tetkiki. Urak ve Ma-may destanları. meselâ Iliada ve Odissea da kısmen bu zümreye girer. Daha sonra İngiliz tarihçisi Kar l e y i ( C a r i y l e . meselâ T a b a r î ve İ b n a l . yahut tekevvün? tarih. usule göre yazılan tarih ise tarihî vakıaları.

Kant ile Xenop-hon'u. bizim tarihte usul derslerimizde başlıca bahis mevzuu edeceğiz tarih yazış tarzı budur. Onlar için tarihi naklî tarzda yazmak lâzım geliyor. Bunlara karşı hakikî ilmî tarih eserlerini genetik tarzda yazmak makbul olmuş ve o nisbette tarihçinin vazifesi cidden ağırlaşmıştır. Çünkü insanların mukadderatını o "eski usul" münte-siplerinin tatbik ettikleri tarzda anlatmak ihtiyacı hâlâ baki olduğu gibi bu mukadderatın dikkate şayan noktalarını olduğu gibi hikâye ettirerek bundan estetik terbiye almak isteyen insanlar da vardır. tarihte medeniyetlerin kalkınma ve inhilâlerin muayyen devrelerde cereyan ettiğine inandığından bütün beşeriyet tarihinde büyük muhaceretlerin takriben her 300 yılda bir devre teşkil ederek husule geldiklerini ileri sürmüş ve Miiâddan önce 2025 yılından Miiâddan sonraa 2175 yılına kadar olan zamanı 300 yıllık devrelere ayırmıştır. tarihte vekayin esbabını tahlille uğraşmamıştır. 4. Marksist ve materyalist tarihçiler. Keza beşer tarihinde ayrı hadiseleri büyüterek ve mefahir şeklinde tasvir ederek hatırlarda kalmasını kolaylaştırmayı isteyenler de az değildir. Babür ve Ekber'le Davud ve Süleymanı bir arada zikretmiş ayni zamanda kendisi. Tarihte bu gibi hususî tetkik tetebbu yolunun icadını düşünenler az değildir. meselâ İslâm âleminin büyük tarihçisi Tabarî. Temür ile Annibl'ı. tarihî hâdiselerin arkasında gizlenmiş tarihî kanunları tebarüz ettirmek cihetine önem verir. kendine has bir usulü takip etmiştir. Bu dört nevi tarih yazış tarzından ilk ikisi de modadan kalkmış değildir. enfüsî ve hissî cihetlerini kenarda bırakan başka bir şeklinden ibarettir. iktisad tarihçilerinden Kari L a m p r e c h t ve muasır feylosof O s w a 1 d S p e n g l e r bu yolu tutmuşlardır. Muhammed Peygamber ile Büyük Petro'yu. Bu gibi müelliflerin yazılan bittabi indî olur. Tabarî bütün tarihî hâdiselere ait okuduğu. Muasır İngiliz tarihçisi A r n o l d T o y n b e e de/î Study of History isimli büyük cihan tarihinde tarihte daha ziyade müşterek tipler arayan. Bu yüzden o. Eski zamanın vak'anüvisleri. işittiği ve gördüğünü fazla indiyat ilâve . Bu usûl <öğretici usübün._ 4— araştırarak tavsif etmeyi gaye edinir ki. Bilâkis zamanımızda dahi bu tarzlarda yazılan eserlere tesadüf olunur. Biz ise burada başlıca tarih yazış sistemi olarak zikri geçen dört sistemi ele aldık. İçtimaî tarih yazış usulü. aralarında müşterek hususiyetler bakımından Machiavelli ile tarihçi lbn Haldun'u.

Sonra devrin icraat ve İslâhatı hakkında ve kendinin Avrupa seyahati dolayısile Avrupada neler yazılmışsa onları öğrenmeliyiz. Bütün bunları karşılaştırır ve tahlil ederiz. Meselâ Sultan Abdülaziz devrini öğrenmek istersek. Bugün tarihçi olan zat tarihî bir şahsiyete ait t e t k i k a t t a bulunurken onun dost ve düşmanları. Maamafih Nedennasılcı usul ile Öğretici (Pragmatik usulü birleştirerek yazanlar da vardır '). bu Sultanın zamanından elbiseler. Gerek Thukydides ve gerek Polybios tarihte başlıca müessir sebeb ve âmil olarak insanların devlet idare sistemlerinin değişmesini kabul etmişlerdir. silâhlar. Asur ve B abil i l er hakkında da ancak pek az şey biliniyordu. arabalar. modern medeniyetin hâmili olan milletlerin dillerinde yazıldığından bunların bütün araştırmalarını okumak lâzım geliyor. O da vak'aların sebep ve sebeblenme bağlantlTarına ehemmet verir. Polybios'a göre lerdler gibi devletler de . tablolar. tesbit etmişlerdir. ve evler. Zamanımızda ise vaziyet bambaşkadadır. Kartacalılar savaşında da en müessir âmil devlet idare sistemi farklıdır. Romada Senato vardır. Bir asır evvel kimse bu kavimlerin tarihinden haberdar değildi. Hükümdarların şahsî hayatlarına ve o zamanki şehir hayatına gelince. ecnebilerin çıkardıkları resimler ve yazdıkları tavsifler kalmıştır. muhtelif cephelerden yazılan kayıtları tetkik etmek mecburiyetindedir. Polybios ise sebepleri incelenmekte daha ileri gider. resimler. Polybios Kartacalıların muvaf-fakiyetsizliğinin sebebini bu domoraside görüyor. Thukydides Peioponnes harplarının sebebini Atina ve Sparta devlet hayatı şartlarının değişik durumunda görüyor ve bu hayat şar-larlndaki değişiklik onca.5 — etmeden eserine almıştır. yemek takımları. varsa kendisi tarafından yazılan yazıları. Meselâ Sumer-leri ve Hititleri ele alalım. Şimdi ise komşu m i l l et l e ri n o kavimlere ait kayıtlarından ma'ada onların kendi kitabeleri okunmuş ve halen okunmakta olduğu gibi şehirleri maddî medeniyet eserleri de bulunn-mvştur. Yalnız bu zevat fazla dindar ve ancak kendi muhitlerini bilen kısa görüşlü adamlar olduklarından vekayii tevsik etmeden. ve ancak bu şartlar altında Abdülaziz devri tarihini. Thukydides arkeolojik materyaldan igtiîade etmesini de bilmiştir. !) Pragmatik tarih yalınız «öğretici» değildir.—. Yeni zaman tarihimiz için de boylerdir. tarihte âmil olmak itibariyle bütün insan camiaları için umumî esastır. Eski Mısırlılar. anlayabildikleri gibi. gazeteleleri ve matbuatı tetkik etmeliyiz. 11-13 üncü asırda Cermenlerin ve Rusların manastırlarda çalışan rahiplerinin kayıtlan da öyledir. bunlardan da sorabiliriz. Bütün bunlara ait tetkikler. yataklar.' evvelâ o zamanki vaka-nüvislerin kayıtlarını. o zamanı gören adamlar bile henüz yaşamaktadırlar. Kartacada ise idare demokrasiye geçiyordu. Ona göre. yahut o devre ait bir hâdiseyi aydınlatmak imkânına ereriz. Yani me-vad çoğaldıkça tarihi Nedennasılcı (genetik) usulde tetkik zarurî oluyor. saraylar.

Nedenasılcı (genetik) usuliyle yazılan tarihtir demiştik. Tarihi bu tarzda yazabilmek eski zamanlarda çolc müşkildi. tarihi.-eski tarihçilerden ve bugünkülerden bazıları tarihî vakalara ait haberleri olduğu gibi nakletmekle iktifa ederler. Din meseleleri de büyük bir zümreyi çok yakından alâkadar etmiştir. Eski önasya milletlerinin maddî medeniyet eserleri üzerinde geniş tetkikat yapılmıştır. fakat bu usûller tarihî devirlerin tetkik usûllerinden epeyi farklı olduğundan ve ayrı bir mevzu teşkil ettiğinden bunlara burada temas etmiyoruz. Bu derslerde «Tarih» derken. bu haberlerin tenkidi ile uğraşamazlar. ki pragmatik düşünüş de aslında hâdiselerin sebeplerini aramakla başlamıştır. Eflatun (Rlaton) için olduğu gibi Polybios için de beşer hayatında monarşizm. ancak şahısların rolüne fazla ehemmiyet vermişler ve tarihe öğretici kıymet atfetmişlerdir. billhassa yazılı kaynaklara ve kalıntılara dayanarak öğretilmekte olan «tarihî devirlerdin tarihini kastediyoruz.2 "Nedennasılcı tarih» ve vazifeleri 5. üIûM motivlerle izahlardan kurtararak «iş» ve «realite» «sebep sebeplenme» yolu ile izah etmeyi esas edinmişleadir. Tarihin herhangi bir devrini veya dünyanın herhangi noktasında yaşayan bir milletin tarihini tetkik ederken şimdi «paleografi» yani eski yazıların okunuşu. Bundan anlaşılıyor. «arkeoloji» yani eski maddî eserler. ancak «kalıntılar» bıraktığı zamandan önceki devirlerin tarihi ayrı meselelerdir. Bugün ise tarih yalnız bu noktalardan değil. Beşeriyetin mebdeini ve tarihin de tarihten önceki devirlerini öğretmenin ayrı usûlleri vardır. Bu usulü ilk icad eden! r. diğer bakımdan da öğrenilir. yalnız râvî olarak kalırlar. Zamanımızba ise Mısır hiyeroglifleri. aristokratizm ve demok-ratizm tedricî tekemmülü safhalarıdır. Fakat tarih yazmanın asıl müşkül ciheti vak'aların izah ve tahlilidir. Yine demiştik ki. efsanelerden. Eski müverrihler meselâ geçm.ş zamanların tarihini yazarken Herodot tarihinden malûmat nakletmekle iktifa ederlerdi. Bu yüzden «Ne-dennasılcılık». . Zaten «pragma» sözü «iş» demektir. zamanımızda ise bu nevi mesaiyi kolaylaştıran birçok vesait vardır. binalar ve harabelerin ihtiyarlaşır ve münkariz olur. genetik usulün hususiyeti olarak tanınmıştır. zamanımızdaki ilmî tarih. Bunu nasıl anhyacağız ? . Önasya çivi yazıları okunmuştur. daha ziyade imsanın siyasî hayatîyle alâkadar olmuşlardır. Eski tarihçiler. Romanın başına da böyle bir hal gelecektir. Beşeriyetin bundan önce bir hayvan gibi yaşayıp geçirdiği mebdei malûm olmıyan devir ve yazı sanatını bildiği halde.

Tarih mefhumunu ve tarihçinin vazifelerini önceden iyi bilmemiz lâzımdır. onu anlarsak Monud'u da anlarız. insanların zaman ve mekân çerçevesinde husule getirdikleri tekâmül hâdiselerini. bu üç dilde yapılan neşriyytta şu veya bu şekilde muhakkak temas edilmiştir. ses yani plâk arşivleri vücude getirilmiştir. Çünkü beşer tarihinin tetkik edilecek bütün sahaları bu üç dilde yapılan ilmî neşriyatta tamamile incelenmiş değilse de. fransızca ve almancayı bilmesi zaruridir. B e r n h. Bunun için bu ilmin yukarıda verdiğimiz kısa tarifini biraz daha tevsi edelim : Tarih ilmini esaslı ve şümullü bir surette tarif etmek kolay bir iş değildir. bu ma'şerî hayatta mevzuu bahis ayrı hallerdeki rol ve ehemmiyetleri tayin ve tesbit edilen psiko-fizik âmillerin teşkil ettiği illî bağlılıklar çerçevesinde. «lingvistik» yani lisaniyat gibi ilimlerin yardımıyle elde mevcut bütün mevaddı incelemek. zaptetmek bazı hâdiseleri tamamile filme almak gibi tekâmüllerden geniş mikyasta istifade edilmektedir. Fakat bütün bu vesikalardan ve ham mevaddan istifade edebilmek için tarih usulünü ve lisanları bilmek başlıca şartlardandır. Bundan dolayı kültür merkezlerinde yalnız evrak değil. tarihin. Zamanımızda tarihî hâdiselerin tesbiti işinde ise fotoğraflar. Tarihin tarifi : 6.e i m i n tarifi daha şümullüdür. . vesikaların faksimilelerini çıkarmak nutuk ve muhavereleri stenografla. Fakat E. G. yani ingilizce. M o n o d: "Beşer faaliyet ve tasavvurlarının taakkub. inkişaf ve bağlılık nisbeti bakımından tecellilerin heyeti mecmuası" dır diye tarif ediyor. bu zamana kadar medenî insanın hatırına gelen ve bu güne kadar keşfolunan bahislerine ve mevzularına son üç asır zarfında. Bernheime göre : "Tarih ilmi. onun ilim sahasına akseden cihetlerini öğrenerek tetkik etmek için tarihçinin ana dilinden ve mevzuu bahis olan maddenin yazıldığı lisandan başka başlıca üç Avrupa dilini. muhtelif milletler arasındaki geçmişte vaki olmuş karşılıklı dil ve edebiyat tesirlerini tetkik eylemek mecburiyetindeyiz.tetkiki. bunların ma'şerî (içtiaî) bir vücudun ferdleri ve toplu lukları sıfatiyle yaptıkları f i i l l e r i n d e . Tarihin her hangi sahasında çalışılırsa çalışılsın bu mevzuu.

. Bu «faailiyet» e bir camianın şuurlu uzuvları olan fertlerinin bütün filleri dahil olur. bunların yalnız zamana göre sıralanmasının kâfi gelmediğini. bir oymak. in dem sie diese vom Standpunkt ihrer Wirkung auf die Folgezeit öder in Rûcksicht auf ihre typischen Eingenscbaften ausvvShlt und ihr Hauptaugenmerk auf solche Verânderungen richtet. sovveit es sich um Verânderungen handelt. tarifi vardır. B e r n h e i m bir de şu şekilde yazlyur : Geschicte ist die Wis-genschaft. yahut devletlerin tarihi telâkki edenler Avrupa'da da eksik değildir. meselâ E. yahut içtimaî bir bünye olması itibariyle faaliyeti> derken insanların teşkil ettikleri her nevi zümre. yanlış olarak. der die Erscheinünjren des Lebens zu beschreiben und nachfühlend zu erklaren sucbt. vvelche die Tatsachen der râumlich-zeitlicn Entvvicklung der Menschen in ihren Betatigungen als Gemein«chaftswe-gen im pgycho-physischen auf jevveilige Gemeinschaftsvverte bezogenen Kausalzusammen-hang erforscht und derstellt. meselâ bir devlet. A. Çünkü bu kitap başından sonuna kadar hep bu tarifi ve ona yaptığımız ekleri izah eder. Bazıları tarihi sadece maziden bahseden ilimdir demekle iktifa ederler: meselâ H e n r i Berr La synhese en histoire Paris. F r e e m a d n. . Tarihi. The Methodes of historical Stadı/ (1881) : History is past politics and ploitics are present history. insanın «ma'şerî bir vücut. Ayni tarifi E. hâdiselerin tetkikinde. I : I'histoire est l'etude des faits humains du passe. die in der Zeit und im Raurn unweiderholbar sind. S e e b e r g . Hülâsa tarihin. bir kabile. 1911._8— tecelli eylemeleri itibariyle tetkik ve tasvir eder. biyoloji yahut fizyoloji mevzuu olacak hayvanı hareket ve fiilieri buraya dahil değildi. welche die zeitlich und râumlich bestimmten Tatasachen der £ntwicklung der Menschen in ihren (singularen. «Zaman ve mekân çerçevelerinde husule getirdikleri tekâmül hâdiseleri* derken. ancak siyasî hâdiselerin. aynı zamanda içinde vaki oldukları mekânın da zaman ile beraber ve ikisini bir «kül» olarak almak lâzım ') Die Geschictsvvissenschaf t is die Wissenschaft. R. W i 1 h e m B a u e r ise Bernheim'in ve diğer bir çok tarihçilerin tariflerini de naklederken kendisi şöyle tarif etmiştir : Geschichte ist die Wissenschaft. Fakat insanların uzvî bir mahlûk olmaları itibarile yaptıkları işler. onu görüş tarzının sayısı kadar. wie typischen und kollektiven) Betatigungen als soziale Wesen im Zusammenhange psychologiech-physicher Kausalitât erforscht und darstellt. Bunu izah edelim. p. Evvelâ tetkik mevzuu olan şey hep hâdiseler (faits) dir. t i r aile gibi gruplar halinde ibraz ettiği faaliyetini anlıyoruz. 7. die das Verhaltniı des Menschen zu den verschiedenen gesellschaftlichen Gesamtheiten mit sich bringt. Vom Sinn der W elt gesphichte (1 13) : Das Geschichtliche Leben ist das Staatlicbe Leben. ')• ilk nazarda anlaşılmaz görülen uzun cümleli bu tarif muasır medenî milletlerin yüksek mekteplerinde talebeye anlatılan umumî bir tariftir. Prof. Bk.

<tekâmül> yahut «tehâvül» diyoruz. mer'alar ariyan bir hayvan sürüsü!) Bu kelimeyi "müaebbebiyet" yerinde kullanıyorum. terakki ve inkişaf etmesi hususunu değil. birinin diğerini doğurarak husule getirmesi keyfiyetini ifade ediyoruz ki. almanca : Kausalzusammenhang) diye. «Ma'şerî (içtimaî) hayatta mevzubahis ayrı hallerdeki rol ve ehemmiyetleri tayin ve tesbit edilen psiko-fizik âmillerin teşkil ettiği illî bağlılıklar çerçevesinde tecelli eden hâdiseler» dedik. İnsanların fiilleri. türkçe : Ragıb Hulusi merhuma göre «evilme») demekle. . Meselâ Osmanlı devletinin kurucusu olan Osman Bey zamanında Uçta cereyan eden hâdiseler üzerinde o zamanki dervişlerin tesirin bir âmil olarak zikrederiz. buna göre terakki ve inkişaf manâsındaki tekâmülün zıddı olan tedenni safhalarını arzeden hâdiselerin husulüne de. biz o mesele ile meşgul olmuyoruz. burada yalnız Söğüt beylerinin 1290-1300 yılları arasında sevk ve idare ettikleri hâdiselerde onların tesiri itibariyle ihraz ettikleri kıymet bahis mevzuudur. Bunlar birçok «tekâmüller» olduklarından «tekâmüller sı rası » (Entvvick-lungreihe) teşkil ederler. diğer tabirle «sebep ve sebeplenmiş ') bağlılığı» (faransızca : consensus causal. Tarihe ait bir eser vücude getirdiğimiz vakit hâdiseler arasında bizce lüzumlu olanlarını intihap ederken ancak zikrettiğimiz bu cihete bakıyoruz. yalnız fizikî cihetten mütalea edilmez. ancak «içtimaî hayattaki ayrı halleri bahis mevzuu*. Burada (tekâmül. -r £ 11 i bağlılıklar». Çünkü biz tarihte. bahis mevzuu olan hâdiselerin üzerinde müessir olan âmillerin ehemmiyetini. insanların asıl kendi iradelerinin. yahut tesir altında kalmaları itibariyle tayin ve takdir ediyoruz. diğer tabiat hâdiseleri gibi.-9geldiğini anlatmak istiyoruz. (fransızca : evolution. 8. fiilin husulünün sebepleri ile o fiil. almanca : Entvvicklung. yani t e t k i k mevzuu ederken bu âmillerin o haller üzerindeki. Fakat bu dervişlerin hareketi yahut dervişlik hareketi bizatihi kıymetli bir hareket midir değil midir. bir şeyin. kelimenin maruf manâsiyle. fikirlerinin ve ruhî haletlerinin andığımız tekâmül faaliyetlerindeki rolü de ayni derecede mühimdir. biri diğerine müessir olarak vücut bulmaları itibariyle. hâdiselerden birinin diğerine tesiri. yani sebeplenmiş (yahut mü-sebbeb) arasındaki münasebti kasdediyoruz. rol ve ehemmiyetlerini. yani bahis mevzuu hâdiselerin cereyanında yahut neticelerinde müessir olmaları. Bunu «terkip* (synthese) bahsinde de bahis mevzuu edeceğiz. bu âmillerin her vakit haiz oldukları hakikî kıymetleri itibariyle tayin ve takdir etmiyoruz. Meselâ tarihte milletlerin fütuhatı ve muhaceretleri.

zelzele. bununla beraber o cereyanların Temürün kendisine karşılıklı te'sirlerini etraflıca öğrenmeliyiz. Bütün hâdiseler umumî heyetleri itibarile bir "kül" teşkil ederler. dinî hissiyat ve saire de müessir olur. Burada Barlas kabilesi başında enerjik bir şahsiyetin reis olması ve bunun da o zaman memleketi idare eden Emir Kazgan ailesile karabeti cihetleri 1373 senesi hâdisesinin mühim esasını teşkil etmiştir.10 gibi. kuraklık. açlık. nehirlerin mecralarını değiştirmesi gibi tabiî amillerin tesiri altında vaki olursa da bu gibi hadiselerde ayni zamanda ruhî ve manevî amiller. şimalî Türkistanda budizm ve hıristiyanlık ile islâmiyet arasındaki cenubî Türkistnda da şeyh ve han olan Kazan Han Halil'in temsil ettiği Türk tasavvufu ile Termiz seyitlerinin temsil ettiği Iran tasavvufu arasındaki mücadeleleri. bunları teşkil edeu bütün ferdlerin hareketleri de böyledir. cihangirlik emelleri. Fakat biz o zamanlar "hanlar"ın nüfuzunun azalıp "kabile reisleri" yani "beyler" nüfuzunun artması hâdisesini keza şimalî ve cenubî Türkistan arasındaki medenî. diğerlerini ancak talî hâdiseler telâkki ediyoruz. Ayni zamanda Temürün ve refiklerinin bu gibi cereyan ve hareketlerden nasıl istifade ve o ceryanlara nasıl tesir edebildiklerini. dinî ve fikrî mücadeleleri de bahis mevzuu olarak alıyoruz. Horasan. yiyecek aramak neticesi. dolayısile bunu da Temür tarihinin esas mevzularından biri olarak alabiliriz. Yalnız cemiyetlerin değil. Çağatay oğulları ile Ögeday oğullan arasındaki mücadelede meydana çıkan diktatör nevinden kabile reisleri ile bunlar arasındaki münasebetleri öğrenmemiz lâzımdır. yahut sadece tabii hâdiselerin. ihtiras. buralardaki dinî ve fikrî cereyanları. meselâ iklim değişmesinin. İşte bu "ruhî ve tabiî" diğer tabirle "psiko-fizik" amillerin birbiri üzerindeki tesirleri "illî bağlılıklar"ı teşkil etmektedir. meselâ kendi iradeleri. Bunun gibi meselâ 14 üncü asır başlarında küçük bir kabile reisi olan Osman ve Orhan beyler tarafından Bursada yeni bir muslüman .m e k â n çerçevesinde husule gelen t e k â m ü l h â d i s e l e r i " arasından bazılarını esas hâdise.. 9. Şarkitürkistan ve Altınordada cereyan eden hâdiselerde müessir olan siyasî ve iktisadî şartları. Meselâ Temür'ün kendisini 1372 senesinde Belh'te bir kabile reisliğinden Ortaasyanın büvük hükümdarı olarak ilân edebilmesi hâdisesinin nasıl husule geldiğini tetkik ederken bu hâdiseden evvel 14 üncü asrın ortalarında-Maverünnehirde. ecdaddan kalan göç ve istilâ ananeleri. Hakikatte ise böyle sebep ve müsebbep sıfatiyle biribirine bağlanan hâdiseler biri diğerine müessir olmak ve hepsi bir "kül"ün "cüz"leri ^utanmak itibariyle ayni kıymeti haiz bulunurlar. Afganistan. " Z a m a n .

İlhanı devletinin dahilî vaziyetini ve onun uçlardaki siyasetini. işte Osmanlı devletinin teşekkülünde bütün bu noktalar biri diğeriyle sebep ve müsebbep olarak girift bir şekilde bağlanmıştır. O da Hind ve Amerika deniz yollarının avrupalılar tarafından keşfolunarak Ortaasyadan geçen eski kara yolunun ehemmiyetten düşmesidir. îlhanilerle Bizans ve Cenevizlilerin deniz ve kara yollarile te'sis ettikleri iktisadî ve ticarî münasebetleri.11 Türk devleti kurulması keyfiyetini öğrenirken evvelâ bunların mensup bulundukları Kayı kabilesinin nasıl bir kabile olduğunu ve bunun orta Sakarya "Uç" kabileleri arasındaki mevkiini. bunların îlhanilerle ve Bizanslılarla münasebetlerini. Meselâ 16 inci asırdan başlayarak Ortaasyanın ufak hanlıklara bölünmesinde başlıca âmil ticaretin sukutu ve mahaallî ziraat hayatının inkişaf eylemesi olmnştur. onun şümullülüğünü. ki o ayni zaman da şarkta Kaanlığın Cinden çekilmesini.. Ayni şekilde 14 üncü asrın son nısfından garpte . Bunun üzerine Osman ve Orhan'ın ve maiyyetleri erkânından nüfuz sahibi olan zevatın şahsî karekterlerini öğrenmek lâzım gelir. Gazan Han zamanında Moğol emirlerinden Sülemişin isyanını. garpta llhâniler devletinin sukutunu ve Ortaasyada yeni bir devletin tessüsünü mucip olmuştur. Temür devletinin zuhurunda yekdiğerine tesir eden yukarıda mezkûr hâdiseler arasındaki illî münasebetlerden başka belki onların hepsi üzerinde âmil olan ve onlara toptan tesir eden diğer bir umumî âmil var dır. Mısır memlükleri ve Altınorda. buna reğmen tenkilini. Keyhatu Han zamanında "Uç"da vaki olan isyanları ve onların tenkilini. Fakat ticaretin sukutu ve ticaret yerine ancak mahallî ehemmiyeti haiz bir ziraatın inkişafı diğer bir büyük ve umumî sebebin neticesidir. bunların Rumeli tarafına geçerek yerleşmelerini. Mısır memlükleri ve llhâniler münasebatını. Bizans imparatorluğunun dahilî vaziyetini. Altınorda'ya mensup Ak-Tatarların. Uç beylerinin bir taraftan Bizansla diğer taraftan Moğollarla ve Memlûklerle olan münasebetlerini ve bütün bu gibi şeraiti etraflıca öğrenmek icap eder. Biz bu gibi âmilleri aramalıyız. buralardaki dervişlerin rolünü. Balkanlarda oynadıkları rolü. Altınordanın Bizans ve Mısır memlükleri. Bizans ile llhâniler arasındaki siyasî ve medenî münasebetleri. bilhassa "Uç" Türkleri arasındaki içtimaî teş^ kilâtı. bilhassa Bizans'ın Bithinia ve Paf-Iagonya hudutlarındaki kuvvetinin o mıntıkalardaki Türk kuvvetleri karşısındaki halini. "ahilik ve gazilik" gibi müesseselerin ve Uçdaki Türk şeyhlerinin. Mısır memlükleri ve Uç ümerası. o zaman Anadoluda hâkim Moğol ümerası arasında olup geçen hâdiseleri. Rumelideki reisleri Nogay'ın hayatında ve vefatından sonra. nihayet Anadolu Türkleri.

Anadolu ve Rumeli etrafında toplamaya başlaması nı n da şüphe yok. işte bu tarihî hadisedeki tekâmülün «genel» cihetidir. bir kül teşkil eden dağınık âmillerin o münferit birleşme anlarında tesirleri itibariyle kıvmeti şeklinde tayin edilir. B i z a n s l a olan mücadele ve müzakereler. onların nasıl bir "umumî kül" teşkil edebilmiş olduklarını öğrenmek ve ayrı hâdiselerin veyahut onların heyeti mecmuasının kıymetini illî bağlantı çerçevesinde tayin etmek demektir'). ayrı d e v i r l e r i n tarihi de kendi başlarına birer «kül» teşkil ederler . Yani hâdiselerin kıymeti bunların ayrı ayrı vakitlerde "rabıtalarla bağlanan ahenktar bir yığın" teşkil eylemelerine göre takdir edilir. neden-nasılcı usule göre t a r i h yazmak demek. «Genel sebep» (allgemenie Ursache) ise Şarlamanın ihtirası. Frankların taze ve iptidaî bir kavim glfatiyl kudreti ve diğer ruhî ve f i z i k î uusurlar. Hâdiselerin kıymeti meselâ felsefe sistemleriyle isbat olunan yahut isbatı yolunda çalışılan "ebedî kıymetler" s ı fat i yl e değil. Meselâ Şarlmanın k ı r a l l ı ğ ı nasıl ele geçirdiği meselesinde bu meselenin toptan münasebette bulunduğu hâdiseler bir «kül» (Ganz) dür. Tarihin t e t k i k mevzuu olan bu "tekâmül" meselâ yukarıkiler gibi bir devletin yahut m i l l e t i n hayatı. batıda Osmanlı devletinin teşekkülleri birer "tekâmül"dürler. B i r hadis* (Tatgache) diğer hadise il iki katlı «illî bağlılık» ta bulunuyor.. Tekrar ediyorum. birisinin hal tercümeli. işte bu "hâdise"lerle "tekâmüll"lerin bağlanışını. biz buna ileride "terkip" bahsinde de temas edeceğiz.12 Türk kuvvetlerinin Çanakkale ve Karadeniz boğazları ve Gelibolu merkez olmak üzere. umumî t a r i h bakımından beşeriyetin tekmil hayatı bir «kül» d ü r . 10. Langobardların millî ruhunun iklim ve medeniyet tesiriyle zayıflaması. in der aie ıtehen'in kausale Beziehung zu getzen» diye «kül» (Ganz) ile « g e n e l .„ı birçok hâdiseler sırasının cereyanında. Başlıca B e r n h e i m ' a dayanan ve zamanımızdaki tarihçilerin çoğunca kabul edilen bu tarifin zayıf bir noktasına işaret etmek ') B e r n h e i m : «Die Tatsachen im Zusammenhange der Entwiclungen zu erfaggen haben wir die Einzeldaten mit dem Ganzen und mit dem Allgemeinen der Entvvicklung. İslâm âleminin o zamanki cihan siyâsi hayatındaki kahir t es ir i. cihangirliği. dini taassub ve aşkı. Bu ayrı hâdiselerin bir "bir tekâmül'deki rolünü ve ehemmiyetini tayinde muhtelif tarzda olur. din ta ri h i . ayrı m i l l i l e r i n tarihi. veyahut küçük bir zaman parçasıuın yahut bir şahsiyetin inkişafı da olabilir. Frank memletindeki ve İtalyadaki hâdiseler.(Allgemein) ı ayıarrak anlatıyor. Şimdi Türk tarihindeki iki büyük vakıa ile i l iş i ği olmak üzere saydığımız hâdiselerin her biri veyahut onların umumî heyeti karşısında bu iki vakıa yani doğuda Temür. Biz her ayrı hâdisenin kıymetini diğer hâdisenin veyai. . ve bu hâdiseler cereyanının neticelenmesine iş tirak etmiş olması i t i b a r i y l e takdir edebiliriz. bütün bunlar yine bir «birbirine bağlı olan hâdiselerin teşkil ettiği ayrı bir kül» (besoederer Ganz von zusammeobaogen Tatsachen) dür». ki umumî sebepleri vardır.

bunların şuursuz iptidaî hallerinde. s. şekli ve cinsi ile beşerî tarihin ancak ayrı insan camia l a r ı n nesli. Her halde beşer tarihini tabii tekâmülleri itibariyle öğrenmenin inkişaf etmesi tabiat tarihi ile beşer tarihi arasını gittikçe yaklaştırmaktadır '). Bu mülâhazalarla ben B e r h e i m 'in tarih ilmi tarifini şu şekilde tadil ediyorum : "Tarih ilmi insanların zaman ve mekân çerçevesinde husule getirdikleri tekâmül hâdiselerini. Metodologiya istoriyi. B a u e r. Arada fark şudur ki. şekli ve cinsi ile. *) Beşerî ve tabiî tarih mefhumleri. L a p p o . yine ayni insan tarafından öğrenilebilecek olan tedricî inkişaf sahalarını ve bu camiaların kendi aralarında gittikçe yaklaşma safhalarını arzeder. 2—4 .D a n i 1 e v s k y. d. Eğer beşer hayatı bu hususta diğer hayvanların hayatından farklı olmasa idi tarihçiye ayrı camiaların hayatında durmağa lüzum kalmazdı. htoriya Izuçenya Vostoka. Almanlardan S a v i g n y ve N i e b u h 1 e r gibiler illî bağlılıklarda ruhî. cemiyet ruhu gibi hususlarda çok ehemmiyet vermişler. içtimaî ruh. tabiat esirleri yahut maşeri bir vücudun fertleri ve toplulukları sıfatiyle yaptıkları fiillerinde tecelli eylemeleri itibariyle. Bilâkis "umumî cihan tarihî" insan neslinin mazisini öğretir. "beşerî tarih" ise daha ziyade maşerî hayatın tezahürleriyle meşgul olur. Bu tarih tarifinde anlatılan "ruhî âmiller" de ayrıca izah edilmesi icab eden bir hususiyyettir. s.. Tabiî t a r i h i n insanların nesli. ve maşeri hayatında mevzuu bahis ayrı hallerde rol ve ehemmiyetleri tayin ve tesbit edilen psiko fizik âmillerin teşkil ettiği illî bağlılıklar çerçevesinde tetkik tasvir eder. Bunlar "tabiî tarilı"e a i t t i r diye tarihçi bu meseleleri bir tarafa atamaz. Halbuki tarih yalız insanların maşeri bir vücudun şuurlu uzuvları sıfatiyle yaptıklarını tasvirle kalmaz bilâkis onun hayatının anotomik ve fizyolojik bakımından inkişafları hususuna da temas eder. W. yalnız beşer tarihî şuurlu bir ma'şeri hayatın tarihi olmak itibariyle maksadına tabiî ilimlerden ayrı bir yoldan yürür Ayrı insan camialarının hayatı.13 ~ isterim. insan ı r k l a r ı n ı n menşe'i ve bu ı r k l a r ı n karışmaları ve onların inkirazı meseleleriyle de meşgul olur. keza t a r i h i n «ilim» olup olmaması meseleleri-ne temas sden eser ve makalelerin bibliografisi iç in bk. S. 18 21. 12—14 ve W. B a r t h o 1 d. . F e d e r. halk ruhu (Volkesgeist). beşerî tarihin aneak ayrı insan camialarının hayatı ile meşgul olduğu hakkındaki f i k i r l e r ise doğru değildir. Bu tarifte tarih yalnız maşeri bir vücudun tekâmülü olarak gösterilmiştir. s. "tabiî tarih" daha ziyade beşer tekâmülünün fizikî hususlariyle. 1925." 11. A. A. Bulletin de l'Academie des Sciences de Russie 1918.

Bir ma'deniyatçı dağ billurlarını bir araya getirerek bunların şekillerini tesbit ve buna istinaden tabiat kanunlarının birini keşfeder . Marks (Cari. bunların ve milletlerin ruhî karakterlerinin iktisadî ve tabiî âmiller kadar müessir olduklarını inkâr etmek veya onları talî şeyler saymak tâ bir tarafgirlik ve mahdudiyet eseridir. Hakikatte ise beşer tarihini tabiat tarihini tabiat tarihinden uzaklaştırmak hiç doğru değildir. tabiî ilimlerin yanında onlarla hem'ayar bir ilim saymaktan çekinirler. Bunlara göre "cemiyet ruhu" ve "halk ruhu" birer "mith" den ibarettir. M o m m s e n ve D r o y s e n ) ve Fransızlardan da bu tip tarihçiler (Ta in e ve Mi c h e l e t) bu yolu tutmuşlardır. 12. aralarında antropoloji bakımından hiç bir bağlılık olmı-yan ve müşterek ırsî karakterleri de bulunmıyan insan gurubları" olduğu fikrinde bulunduklarından. Menşeleri Yahudi olan ve insan camiaları arasında "millî fikir" lerin yayılmasını Yahudilerin umumi menfaati bakımından zararlı gören tarihçiler bu "ruhî âmiller"i bililtizam inkâr ettikleri gibi. tarihte ise âmiller o kadar çeşit ve illî münasebetler o kadar karışıktır. Fransız tarihçileri L a n g l o i s ve S e i g n o b o s "tarih cemiyetlerinin. tarihî hâdiseleri sırf ruhî âmillerle izah etmek yanlışdır. Fikrimce hakikat şudur ki. Bu mu'dil şartlar içinde ilmî surette çalışma yollarını idrak edemiyen birçok zevat tarihi. Tarihçi ya'nız fizikî hâdiselerin tesirini tesbit ile iktifa etmeyip ruhî âmilleri ve onlar arasındaki mu'dil illî (causal) bağlılıkları araştırmak mecburiyetinde olduğundan vazifesi ağırdır. G u s t a v 1 e B o n da Almanların "kolektiv ruh (kollektiv Geist) ına "l'unite mentale des foules" ismi vererek buna ilmî bağlılıklarda ayrı bir yer ayırmıştır. ki burada kanunlar çıkarmak tecrübeleri ekseriya muvaffakiyetsiz kalıyor. Sosyal Demokrat fırkasına mensup bir çok büyük âlimler de milliyet fikrini mçteryalistliğe aykırı telâkki etmekte ve bu ruhî cihetleri "superstructure" sırasına idhal eylemektedirler.— 14 umumiyetle Almanların idealist H e g e 1 mektebine mensup tarihçileri ( R a n k e . Beşer tarihi ile . hattâ "Fransız millî ruhu" nu inkâr ettikleri gibi Alman ve sair milletlere mensup âlimlerin tarihte müessir âmiller sıfatiyle kabul ettikleri "millî ruhu" da katiyyen red ve inkâr etmiş ve bunları " eski teolojinin layık kıyafete bürünmüş yeni şekli" diye alayla tavsif etmek istemişlerdir. Marx) in iktisadiyat esasında tarih tetkiki için kaideler vazetmek tecrübeleri bu cümledendir. Meselâ Bökl (Buckle) ün istatistik esnasında. Alman tarih metodçularından hümanist H e r m a n L o t z e ve B e r n he i m tarih anlayışını hümanizm gibi daha geniş ve şümullü esaslara dayıyorlar.

yahut bir Türk. Tarih tetkikatı. nihayet hayâl ve vehim mahsulü olur kalır. ilmî kıymeti herkesçe kabul edilecek bir eser vücuda getirmiş olabilir. bu zatın doğum yılını. ileride daha mufassal surette anlatacağım gibi. tarih. Dürüst bir tarihçi meselâ hiçbir senteze girişmeden sadece metinleri ve vesikaları tenkidi surette tetkik ederek veyahut meselâ arşiv-lerdeki işlenmemiş materyalleri işleyip tarihin ayrı bahislerini izah ederek bir tarihî eser yazarsa. her yapılan tetkikat neticesinde bahis mevzuu olan me- . kendisiyle meşgul olan zevatın temayüllerine pek fazla maruz kalabilen bir ilimdir. ayrı hâdiseler arasındaki münasebetlerin tayininde ve senteze indiyat karışması ile ilimlikten çıkıp edebiyata dönebilir. bir hristiyan Rum da bunu kendi «dinî ve millî fikirler» bakımından mütalâa ederek son derece kötü ve menfur bir iş olarak gösterebilir. çalışma şartlarının mudiliği ve metodlu çalışmanın kıymet ve ehemmiyyeti anlaşılarak yapılırsa ilmî kıymeti öteki ilimlerden meselâ tabiat sahasındaki mesaiden hiç eksik olmaz. Fakat bilhassa ayrı hâdiseleri tetkikfe uğraşan insanın kendi muhitine ve şahsına taalluku ol-mıyan hâdiseleri tesbitte indiyattan kenarda kalabilmesi pek mümkündür. bu nevi tarih. fakat vakaların illî bağlanışlarını tesbit eylemek suretile vücude getirilen bir tarihî sentez. kattiyen indiyat karıştırmadan. tam bir tarafsızlık ve gerçekseverlikle tam ilmî olarak tesbit edebilir. tarihçinin şahsî lemayyüllerine maruz kalarak yapılmış olursa. hatta diyelim bir afrikalı tarihçi 12 inci asırda Ortaasya'da Cengiz devletinin nasıl kurulduğunu. bu ilmin daha inkişaf etmediği devirlerdeki mahsulleri tesiri altında kalmak ve bu ilimde metodun ehemmiyetini takdir edememek neticesinde büyütülmüştür. Yani bu gibi yollarla hâdiselerin kıymetini takdirde alınacak tarafgirliklerle tarihe her nevi yanlışlıklar sokulabilir ve hâdiselerin izahında uydurma ve yalan şeyler dahi yer tutabilir. Meselâ istanbul'un Türkler tarafından fethi hâdisesini biz «milli gayeler> namına fazla «güzelleştire» bileceğimiz gibi. bir ilim eseri olmaktan ziyade eski alchimitslerin tabiiyata ve fiziğe dair yazdıkları eserlere benzeyebilir. yukarıda da anlattığım gibi. İleride «terkip> (synthese historique) bahsinde de göreceğimiz gibi tarihçinin işi çok müşkül ve tehlikelidir. Tarih bir ilim sıfatiyle ciddî ve usullü tetkik yoluna girdikten sonra. Napol-yon'un son hayatını ve şartlarını. Fakat meselâ bir avrupalı. yahut cinli. Cüz'î bir dikkatsizlik neticesi bu yoldaki mesaî ilmî olmaktan çıkar. bir hindli. ilim olmakla beraber. Herhalde tarih. ondan.— 15 tabiat tarihi arasındaki fark.

yani Türkler tarih usulünü inceliyor ve onu Üniversitelerinde tedris ediyorlar. . fütuhat ve ölüm tarihleri bir riyazî hakikat kadar müsbet tarihî hakikatlerdir. Şu dersin baş tarafını dün. İnsaniyetin geçmişini tesbit eylemek ne kadar müşkül olursa olsun. Meselâ Th. s. Bazı ilimler için doğru görülebilen bu şüphecilik tarih için varid değildir. Çünkü tarihin mevzuu olan "İnsanın faaliyeti" bizim her gün geçirdiğimiz ve görüp duyduğumuz hayatın kendisidir. yani intikad tarihinin neden ibaret olduğu meselelerile uğraşmıyan zevattan işitilir. Bu gibi sözler diğer ilimlerin. Keza biz 1914-1918 yılları arasında vaki olan cihan harbinin umumî hatlarını da herhangi bir riyazî mesele kadar kat'iyetle tesbit edebiliyoruz. yerine göre bu meselelerin hallinin ne derecede kabil olduğunu tesbit etmeyi taleb etmek mümkün olmuştur. 113. üncü asırda yaşayıp Ön-ve Ortaasyada fütuhat yaptığı. Bununla beraber eski çağlardan beri yaşayıp gelen maruf bir "şüpheci" (sceptique) bakış vardır. Sonra anlaşıldı ki bu zat bütün ilim meselelerine ancak kendi ihtisas zaviyesinden bakabiliyormuş. o da cevabında "tarih ve filoloji ilim değil ki" dedi. 106. inci asır başında hazreti Muhammedin yaşadığı. Bundan nasıl şüphe edilir. 96. meselâ riyazî ve tabiî ilimlerin mütehassıslarından. Meselâ daha birkaç yıl önce Viyana Ulûm Akedemisinin riyaziyatçı olan kâtibinin. tarihî bir hâdisedir. ve ortaçağlarda olduğu gibi. L e s s i n g daha 1922 yılında intişar eden eserinde (Geshicte als Sinngtbung des Sinnlosen. bu meseleleri lâyıkiyle kavramak istidadında olmadığı cihetle ulu orta atıp tuttuğu görülür. bu gibi eserleri okuyanlar arasında bu eksikliği bütün tarihe teşmil ederek tarih ilminde müsbet hiçbir şey olmadığını ileri surenle. kalanını bugün yazdım ve bunu bugün beraber okuyoruz. 133) "tarih ilminde katiyetle bilinen hiç bir şey" demiştir. 129. Fakat eseri dikkatle okunursa bu zatın tarihî hadiseleri ilmî intikad esasında öğrenmenin künhüne ermediği. Rusya'dan gelen eserlerin ancak fenne ait olanlarını tanzim edip tarihe ait olanlarını sâdece tavan arasında i s t i f ettirdiğini görünce sebebini sormuştum. Meselâ Iskenderin Milâddan önce IV. 7._ j6 - seleleri muhakkak müsbet yahut menfî olarak halletmeyi değil. kat'iyetle bilinen şeylere bilinmiyenleri karmakarışık bir şekilde sıralanmış olduğundan ve karışık meselelerin halli ile usulsüzce uğraşıldığından. ki buna göre insanın hiç bir bilgisi kat'î olamaz. bir çok ayrı hâdiseler ve hâdise silsileleri kat'iyetle aydınlatılmıştır. Bu. Asrımızda yazılan bazı tarih kitaplarında dahi tetkik usulüne vakıf olunmadan yazılıp. tarihin ilim olduğunu inkâr edip duranlar bulunur. Nopoleon'un doğumu. İsterse insanların fikri hayatında mühim rol oynıyan Buda ve İsa gibi şahsiyetlerin hayatı.

olarak tatbik edildiği halde neticelerin ekseriyetle müsbet olmadığını ve bu tetkikler neticesinde kafiyen sabit gibi telâkki olunan olayların bazen aksi çıktığını söylemesi üzerine alman âlimi Kr. Vakıaları tesbit yolunda kullanılan usul ve vasıtalarda sakatlıklar olabilir. Zeki ve geniş görüşlü bir âlim olmakla beraber biraz da septik olan fransız müverrihi S e i g n o b o s' un tarihî kaynakların tetkikinde muasır tenkid usulü tam. bilâkis ihatası müşkil. München 1928. fakat nihayet maksatlarına nail oldular. Bütün başka ilimlerde de bilinen şeyler bilinmeyenlerine nisbetle cüzî olduğundan o ilimlerin inkişafı yolunda. Fakat hâdiselerin iyi bilinenleriyle iyi bilinmiyen-lerini yekdiğerinden ayırıp göstermek hususunun usullerine riayet etmek icab eder. O zaman tarihin kat'iyetle tesbit ettiği bilgilerin yanı başında iyi bilinmiyen hâdiselere ait mütalealar bulunmasında tarihî bir meselenin tetkikine tahsis edilen bir eserin ilmî kıymetine hiç zarar gelmez. çünkü. Yalnız bir tetkikin neticesi yanlış olmuşsa onu açıkça kabul ederek doğrusunu bulmak yolunda tekrar çalışılmalıdır''') demiştir. Filhakika tarih ilmi insaniyetin geçmiş hayatından kat'iyetle bildiğimiz hâdiselerin tavsifine münhasır kalmıyor. Bunları tesbit edebilmesi veyahut tesbiti uğrunda uğraşması itibariyle tarih tam manasizle bir ilimdir. E r s l e v Hittorische Technik. 2 Tarihte Usul . Tarihin gayesi işte bu gerçeği bulmaktır. bunun ne zararı var. sayıları artan insanlar çalışırlar. F. fakat asıl tetkik mevzuu olan hadise gerçektir. 13. E r s l e v "tenkidî tetkiklerin neticelerinin çok defa zayıf olması yalnız tarih için değil diğer ilimler için de varid olan bir keyfiyettir. 96. Hattâ vâki olmadığı tetkikat neticesinde tesbit olunan^ hâdisenin vâki olmadığı da bir gerçektir.. Ayrı tarihî hâdiselerin doğruluğunu tesbit etmek ve hâdiseler hakkındaki tezadlı hüküm ve takdirler. hepimiz bunu anlıyarak burada toplanmışız ve çalışıJ ) Kr. Hakikaten bu böyledir. hattâ uydurmalar ve sahtekârlıklar arasından nihayet hakikati bulup çıkarmak da öyledir.M - veyahut Sultan Abdülaziz'in nasıl ölmüş olduğu meseleleri meçhul kalsın. meşkûk ve mudil meselelerle de uğraşarak insaniyetin mazisine ait bilgilerimizin açıklıklarını doldurmak istiyor. Atomu muvaffakiyetle bombardıman edip parçalayıncaya kadar fizik âlimleri asırlardanberi netice itibariyle boş olan ne kadar mesai sarfettiler. indiyat. s. asırlar geçtikçe. Tarihin faidesi nedir? Bu mesele ile fazla uğraşmağa lüzum yoktur.

- 18 yoruz. Her halde bir insan muhitinin tarihini öğrenmek, insanın kendisini ve mensup olduğu camiayı öğrenmesi ve bunu anlaması demektir. Tarih bize muasır hayatı geçmiş hayatın tekâmülü olarak yakından anlatır, hattâ istikbâl hakkında düşünmeleri de mümkün kılar. Bundan başka umumî tarih, ileride bahsedeceğimiz veçhile içtimaiyat ve iktisat tarihi gibi hususî ilimlerin meydana gelmesine sebep olduğu gibi, tabiî ilimlerin bazı mu'dil meselelerini de halletmeğe yardım etmiştir. Meselâ Amuderya nehrinin tarihî devirlerde Hazer Denizine munsap olup olmadığı ve özboy yatağının eski devirlerin denizlerinden mi yahut Amu-deryanın mecra değiştirmesi hâdiselerinden mi kalmış olduğu meselelerini geçen asırda jeologlar ne kadar tetkik etmişlerse de haledeme-mişlerdi. Nihayet bu asır zarfında tarihçiler bu mecranın mazisine ait tarihî kayıtlar bularak Arauderyanın milâd öncesi devirlerde olduğu gibi, milâdî 13-15 inci asırlarda da Hazer Denizine munsab olmuş olduğunu isbat ettiler. (Bak: islâm Ansiklopedisi, türkçe neşri, "Amuderya maddesi). İlim olmak ve bilhassa insaniyete kendisinin mazisini öğreten bir ilim olmak itibariyle tarihin faidesi aşikârdır. Bir insan kendi hayatının sonlarına doğru nasıl bir kıymet teşkil ediyorsa tekmil beşeriyetin tarihinden elde edilmiş tecrübelerden istifade eden insaniyet de böyledir Tarih ancak ilmî haysiyetli şerefli bir ilmdir. Bu itibarla fevkalâde hassas. Bunun için de o vakaları zorlamayı sevmez. Ayrı şahıslar tarihi zorlar, onu tahrif eder yahut vak'aları tarafgirâne bir surette izah edebilir; fakat bir devletin, bir hükümet ve bir milletin ilmî müesseseleri bu yola girerse tarih tetkiki felce uğratılmış olur. Tarih ilminin kıymet ve mahiyetini anlayan, onu rasyonel ve me-todik bir surette vesaik üzerinde işleyip bu yolda kendi mesaisini diğer milletlere de tanıtabilen milletler reşid ve olgun milletlerdir. Tarih tetkikinde kemale ermek milletlerin ve cemiyetlerin kemalini ölçmekte mi'yar olmuştur. Cahil cemiyetlerce tarih hiçtir. Bu yüzdendir ki bizim eski din ulemasının çok geri kalanları tarihi hiçe saymışlardır. Onlarca tarih ilim değildir. Ve bu sebeple tarih medreselere girmemiştir. Fakat medeniyet ilerledikçe daha fazla anlaşılır olmuştur. Tarih öğrenmek, insanların gündelik hayatında bile mühim yer almalıdır. Cihan devletleri arasında demokrasi sistemine sadık kalanların 1939-45 yıllarında cereyan eden ikinci büyük Cihan Harbi sonunda beşer tarihinin seyrini kendilerince matlup olmıyan bir şekilde değiştirecek mahiyette büyük çapta hatalar yaptıklarım bahis mevzuu eden muasır

~ 19 mütefekkirler, bu devletlere rakib olan Rusya'nın hadiseleri günü gününe takip ederek bunu Rus milletine günü gününe öğrettiği halde, demokrasi âleminde tarih o cümleden Rus tarihi tedrisini ilk cihan harbi sonlarına kadar getirerek orada bırakmanın ve cihan hâdiselerini muntazam ve sistematik bir surette ve demokratik prensiplere göre günü gününe takibe alıştırılmamış olan efkârı umumiyeye seçimler yolu ile müracaat ederek cihan hâdiselerini halletmeği düşünmenin büyük bir hata olduğunu söylemişlerdir. Hakikaten tarihi yaşadığımız güne kadar getirerek öğrenmemek büyük bir hatadır. Tarihi asla öğrenmeyip onu ihmal etmek ise cehalet ve hamakatin en bariz tecellisi demek olur. 3 Tarihin başka ilimlerle münasebeti 14. Hiç bir ilim mücerret bir halde inkişaf edemez. Tarih ilmi de birçok ilimlerle muvazi olarak ve onların yardımiyle vücude gel miştir. Bunlardan arkeoloji tarihin eşidir, bu ikisi birbirlerinden ayrıla mazlar. Tarih hümaniter ilimlerden biri olduğundan bilhassa bu saha ya ait ilimlerle, meselâ umumî sosyoloji, sosyal psikoloji ile ve bun larla ilgili hukuk, iktisat v<s. gibi bir çok ilimlerle fazla alâkadar olur. Mamafih antropoloji, antropogeografi gibi tabiî ilimlerle ve coğrafya ile pek sıkı surette merbuttur. Tarih ile coğrafyanın birleşmesinden bir "tarihî coğrafya" doğduğu gibi, felsefe ile münasebetinden de "tarih felsefesi" doğmuştur. Daha başka bir çok ilimler de tarih için yardımcı ilimler den sayılırlar. Meselâ: paleografi (eski yazılar ilmi), arşiv işlerinin kollan olan geneoloji (şecere ve ensab), diplomatik (vesaik ilmi), sphragistique yahut sigillographie (mühürler ilmi), numismatik (mes kukât ilmi), heraldik (armalar ilmi), kronoloji (takvim ilmi), etnografya (kavimler ilmi) ve filoloji (diller ve metinler ilmi) böyledir. Bu muhte lif ilimler sahasında çalışan mütehassısların mesaisi sayesinde Mısır hiyeroglifleri, Önasya çivi yazıları, Sanskrit yazısı ve bunun envai, Sogd ve Manihaî yazılan, eski Göktürk yazısı vesaire okunmuş ve bu yazılarla yazılmış vesaikteki malûmat herkesin istifadesine konulmuştur. Bizde de eski kûfî, divan ve siyakat v.s. yazılariyle yazılan vesikalar ancak islâm yazı mütehassısları tarafından okunabilir. Diplomatik, vesikaları okumak ve anlamak, mühürleri, armaları, şecereleri tetkik etmek ayrı bir ihtisas meselesidir. Bütün bu gibi ihtisaslar için Avrupa milletlerinde ayrı cemiyetler vücuda getirilmiş olup ayrı mecmualar çıkarılmaktadır. I

- 20 -

15. Kronoloji, bilhaasa astronomi mütehasısları. tarafından veya hut onların yardımiyle işlenen bir ilimdir. Meselâ bizim tarihî menbalarımızda kullanılmış hicrî tarihten maada Türklerin 12 senelik hayvan takvimi, Iranda hicrî şemsî, Türkiyede hicrîrumî veya malî takvim, Çin takvim usulü, ve Uygur takvimi görülür. Bunları birbirleriyle mukaye se eden cedvelleri elde bulundurmak yahut hesap ile halledebilmek icabeder. Bu itibarla her tarihçinin elinde bulundurması zaruri eser: W ü s t e n f e l d Mahler, Vergleichungstabellen der mohammedanischen and christichen Zeitrechnungen. Leipzig 1926 dır, ki Faik R e ş i d Bey tarafından Tarih Kurumu Yayınlarında türkçe neşredilmiştir. Diğer takvimler için mühim eser: G i n s e 1, Hundbuch der mathematischen und technischen Chronologie, I-I1I Leipzig 1906 dır. Bizim Türk tarihi için 12 senelik takvimin Milâd-ı Isa bidayetinden zamanımıza kadar gelen bir cedvelini neşretmek lâzımdır. Bunun için meselâ 12 senelik takvimin başı olan "sıçan yılı" nın tetabuk ettiği seneleri gös termek kafidir. Bu nevi cetveli umumî Türk tarihine ait eserlerimizin sonuna ilâve etmeliyiz. Bundan başka tarihçilerin Metroloji, yani olcu lar ilmine ait eserlerden de istifade etmeleri icabeder. Meselâ hangi zamanda dirhem, mıskal, okka, ratl, men müd, kantar ve astar, fersah, çakırım, senk ve ağaç ne ederdi tayin edebilmemiz lâzımdır. Çünkü bunların kıymetleri muhtelif devirlerde değişir. Bu hususta da bazı eserler vardır. M. S a u v a i r Materiaux pour servir â /' histoire de la numismatiçue et de la metrologie ınusulmanes Paris 1882 (Journal Asiatique de basılmıştır.), fakat eskidir ve ölçülerin muhtelif zaman larda değiştiğini pek takdir edememiştit. Meselâ İslâm tarihinde "dir hem" ve "miskaP'ın değişmesinden haberdar olmayıp Napolyon Mısıra geldiği vakit Mısır'da câri olan ölçüleri İslâm tarihinin eski devirlerine ve diğer İslâm ülkelerine teşmil ettiğinden büyük hatalara düşmüştür. Bu nevi ölçüleri ait bazı kısa malûmat Encylokedie de V İslam'e da ve R. K l i m p e r t ' i n zikri gelecek eserinde bulunmaktadır. Dilimizde bu mevzua ait ciddî bir eser maalesef yoktur. 16. Meskukât evvelce hükümdar lakablarını, hükümet, sene ve mahallerini öğrenmek için menba sayılırdı. Şimdi ise daha ziyade üzerindeki resimler ve yazılar ile hâkim unsurun san'atını, güzel san'at zevkini, keza darp mahalli olan ülkenin iktisadî hayatını, malî vaziye tini öğrenmek için sağlam menbalar olduğu anlaşılmıştır. Sikkelerde ilâhlar, mukaddes hayvanlar armalar tersim edilir. Gümüş ve altın para ayarlarının nasıl değiştiğini, memleketin malî vaziyetinde geçirilen parlak devirleri, yahut buhran devirlerini gösterir. Sonra bu paralar o zamanki metroloji, ölçü hususlarını öğrenmek için de menba oluyor.

- 21 Onun için şimdi meskukât hakkında, cesameti, ağırlığı ve ayarı hakkında malûmat verilir. Türk tarihine menba olabilecek meskukât için : S c h r ö t t e r. Wörterbuch der Münzkunde. (Berlin 1930) da umumî malûmat vardır. Meskukât hakkında yine metroloji ile bereber, bk. R i c h a r d K l i m p e r t , Lexicon der Münzen, Masse, und Geuıichte der Lânder. Berlin. 1896. Ayrıca islâm ve Türk meskukatına ait bibliyografik malûmat mezkûr Schrötter'in meskukât ve metroloji ait kayıtların Türk tarihi meselelerini izah için nasıl istifade edilebileceğinin misali Moğollar devrinde Anadolunun iktisadî vaziyeti (lürk Hukuk ve İktisat Tarihi Mecmuası, I. İstanbul. 1930) isimli makalemde verilmiştir. Arkeoloji tarihin eşidir, dedik. Tarih tetkiki filhakika en ziyade arkeoloji tetkikatına istinat ettiği zaman sağlam oluyor. Meselâ önasya ve Mısır tarihleri eskiden Tevrattaki efsanevî, müphem nakillerden, Herodot ve sair eski yunan müelliflerinin eserlerinden öğrenilirdi. Zamanımızda ise bunların tarihi başlıca hafriyat neticelerinde meydana çıkarılan şehirler, orada bulunan yazma eserler, ve maddî medeniyet eserleri ve saire ile canlı olarak tesbit ve izah edilmektedir. Naklî tarih malûmatı bu arkeoloji asarı yanında bazen ancak talî derece yer tutabilir. Arkeoloji ile çok sıkı olarak bağlanan ilim de Sanat tarihi'dir. San'at tarihi bazen bütün arkeoloji işlerine karışır. Resimler, minyatürler ile beraber elbise kumaş zinetleri, keramikler, binalar şehir yapma usulleri, dolayısile hattâ korganlar, hüyükler bile yapılış tarzları itibariyle san'at tarihine idhal ediyorlar. Bizim Türk tarihi için bilhassa Ortaasyada ve Anadoluda arkeoloji ve Anadoluda arkeoloji ve san'at tarihi mütehassısları tarafından yapılan tetkikatın neticeleri mühimdir.
Bunlardan Ortaasya için kısa malûmat : Er n e ı t V t l d t c h m i d t Gandhara-Katscha-Turfan Leipzig. 1925 A. lo Coq. Bilderatlas zar fCunst-und Kultur gechicte. Berlin, 1925. Sir Aurel S t e i n . On Anciet Central Asian Tracks. London. 1933, Anadolu için M. G a S r i e l'in neşriyatı : A 1 b e r t G a b r i e l Monamentt Taret d'Anatolie. I. (Kayseri ve Niğde şehir vilâyetleri asarı). Paris, 1931, II (Amasya, Tokat; Sivas şehirleri ve vilâyetleri), Paris 1934. Bu eserde Türk asarının güzel resimleri ile beraber evvelki şekillerini gösteren ■ rekonatruksıyon» lan da vardır. Amerikalı R i f s t a I 'i ıı ve bizim İ s m a i l H a k k ı U z u n ç a r ş ı l ı o g l u , Mübarek Galip, A b d u r r a h i m Ş e r i f , H a l i l E t h e m ve M e h m e t B e h ç e t gibi şehir tarihçilerinin ayrı şehirlerin kitabelerine ve asarı atikasına ait türkçe neşriyatı, keza Millî Bakanlığı neşri olan Güzel San'atlar serisi ki şimdiye kadar üç cildi çıkmıştır. Umumî olarak Türk ve Moğol minyatürcülüğü ve san'at eserleri hakkında toplu malûmat : A r t h u r Pop e, A. Surveg of Persian Art. Oxford, 1939. adlı altı büyük ciltlik eserinde bulunmaktadır. Mmumiyetle islâm san'at eserleri için S i r T h o m a s A r a o l d , Painting in islam. Oxf ord 1930. E r n e s t Diez, Die Kunts der Islamischen Völker Leiptig. 1929.

— 22 -

17. Coğrafya'nın tarihe yardımcı bir ilim olması izaha muhtaç değildir. Coğrafyaya dayanmıyan tarih kitabı tarih değil roman sayılmak icabeder. Tarihçiler için bilhassa t a r i h î c o ğ r a f y a ve t a r i h î
a t l a s l a r mühimdir. İslâm ülkelerinin tarihî coğrafyasına ait olmak üzere islâm Ansiklopedisi; G. 1 e S t r a n g e , The Lands of the Eastern Caliphate- London. 1905 ; W. B a r t h o l d'un ''Moğol istilâsına kadar Türkistan" adlı eserinin (ki İngilizce tercümesi. Turkestan down to the Moğol invasion, İ928 de İntişar etmiştir) baş tarafındaki Maveaünnehir tarihî coğrafyası, yine ayni müellifin son zamanda farsça olarak da neşredilmiş olan "İran tarihî coğrafyası" (rusçası [storiko geografçeski obzer Irana, Petersburg 1903) zikredilmelidir. Anadolu için W. R a m s e y ' i n The Historical geography of Asia Minör adlı eseri mühimdir. Suriye, Mısır, Arabistan ve Hind taraflarının tarihî coğrafyalarına ait eserler de vardır. Kadîm yunan ve lâtin eserlerine göre cihan coğrafyası için A. F o r b i g e r'in iki citlik büyük eseri Handbuch der alien Geographie ve P a v v l y W i s s o w a Real-Encyclopaedie der Klassischen Altertamsmissenschaft müracaat edilecek başlıca eserlerdir Tarihî atlaslardan P. V i d a 1 la B 1 a n c h e, Atlas general Paris. 1909 ve almanca G. D r o y s e n, Allgcmeiner historischer Han-datlas, 1889 ve H. K i e p e r t Atlas Antigus, 12. Auf 1. 1912 K. v o n S p r u n e r , Handatlas fiir die Ceschiehte des Mittelalters and der neueren Zeit, 1893. Keza Şarkî ve şimalî Ortaasya tarihi için A l b e r t H e r r m a n , Hittorical and Commercial Atlas of China. Cambridge, 1935. mühimdir.

Etnografya ve Antropoloji' n i n de tarih için yardımı çok büyüktür. Tarihin karanlık safhaları ekseriya etnografik mevad sayesinde aydınlatılabilir.
Türk kavimleri etnografya ve etnolojisine ait başlıca eserler: W. R a d 1 I o f, G. P o t a n i n ve A n u c h i n gibi rus âlimleri tarafından neşredilmiştir. Bilhassa R a d o 1 f f 'un Aus Sibirien adlı eseri mühimdir. Türk kavimlerinin etnografya ve antropolojisne ait tetkikatı ihtiva eden mecmualardan ise Rus Ulûm Akademisinin Einog-rafî ve Antropoloji Müzesinin Sbronik'i Rus Coğrafya Cemiyetinin etnografya şubesinin, keza bu cemiyetin Kafkas, Orenburg, Türkistan, garbî ve şarkî Sibirya şubelerinin Zapitki'leri, ve etnografyaya tahsis edilen jivavaya Siarina ve Etnografiçeskoye Oboz-renye adındaki mscmualar mühimdir. Bir de Macarların millî etnografya mecmunsı (Etnographya-Nepelet. 50 cild kadar çıkmıştır) ve Macar Etnografya müzesi mecmuası [Nepraizi Ertesitö. 50 cild kadar çıkmıştır) Türk ve Turan kavimleri tarihine ait pek çok malûmatı havi bulunur. Tüıkçe de ise M e h m e t Halit B a y r ı 'nın idaresinde dokuz senedenberi muntazaman neşronulmakta olan »Halk bilgisi Haberleri» ve P e r t e v B o r a t a v, Ali Rıza Yalgın ve A b d ü l k a d i r İnan'm etnografya ve folklara ait neşriyatı mühimd ir. Bu

etnografi tetkikat sayesinde Orta ve Önasyadaki Türk kavimlerinin örf âdâtının ve umiyette dahilî kültürünün vahdeti gittikçe daha güzel izah edilmektedir. Meselâ Korkut, Bamsı Böyrek, Köroğlu destanlarının her yerde müşterek motifleri, keza maddî medeniyet sahasında kadın-kız elbiselerinde ve ev eşyasında görülen zinetler, yayla evlerinde, hayvan beslemede, defin ve düğünlerdeki âdetlerin vahdeti görülmektedir.

- 23 -

Lisaniyata gelince, lingvistık tetkikatın kavimler arasındaki lisan sahasındaki karşılıklı tesirleri, keza bir kavmin lisanında medeniyetin muhtelif sahalarına ait olmak üzere muhtelif milletlerin dilinden alınan kelimeler üzerindeki tetebbuatın milletler tarihinin karanlık noktalarını ve bilhassa tarih öncesi devirleri izah için mühim olduğunu kaydedelim. Bizim Türk ve Turan kavimleri için bu bakımdan ehemmiyetli tetkikat Macar, Fin ve Rus âlimleri tarafından yapılmaktadır. Bunlardan :W i c h m a n n , Pasonen, R a m s t e d t , Râ sa ne n, V1adimi r t s e v, M u n k a c s i , G o m b o c z , Pop p.e, A ş in a r i n, Y e g o r p o v , K o r s c h , M i l y o r a n s k y , M i k l o s e h i t s c h gibi lisaniyatçıların Türk kavimleriyle Fin, Rus ve Slav kavimleri arasında lisan sahasındaki karşılıklı tesirlere ait tetkikatı mühimdir. Bir tarihçinin, okuma dili olmak itibarile, her ne ihtisas için olursa olsun öğrenmek mecburiyetinde olduğu ingillizce, almanca ve fransız-cadan maada ayrı ihtisasların, devir ve sahaların ve tetebbua menba olacak metinleri tetkiki içini lâzım gelen lisanları da bilmesi zarurîdir. Bütün bunlara ilâve olarak tarihin kendisinden doğmuş olan iktisadiyat ve İçtimaiyat'ın tarih ilmiyle [çalışanların kaçınılmaz yardımcıları olduğunu zikretmek icabeder. İktisat sistemlerinden haberi olmıyan tarihçi tarihî hâdiselerde çevresinde döndüren mihveri, hâdiselerde müessir olan asıl ve hakikî âmilleri takdiren aciz kalır, içtimaiyattan haberi olmıyan tarihçi de hayatını öğrenmekle meşgul olduğu cemiyetlerin, bünye tiplerini ve arızalarını anlıyamaz ve anlatamaz . Bu sahalarda tarih talebeleri içine tavsiye edile -cek türkçe eserler : Prof. G a t a n P i r o u Umumî iktisada giriş (fransızcadan Turhan Feyzioğlu tarafından çevrilmiştir), istanbul 1945, Prof. G. K e s s l e r , İçtimaiyata Başlangıç (almancadan çeviren Ziyaeddin Fahri Fmdıkoğlu), istanbul, 1938 dir. 4

Telif tarzına ve mevadın taksimine göre tarihin nevileri
18. Tarihî eserler, esas kayneklardan vasıtalı veya vasıtasız istifade edilerek yazılışlarına göre b i r i n c i el, i k i n c i el, ve ü ç ü n c ü e 1 den yazılmış eserler diye nevilere ayrılır. "Birinci el,, den diye, vukuatı henüz tarih kitaplarına geçmiyen ilk kaynaklardan alarak izah eden, yahut kitaplara geçse de nâtemam yahut iyi istifade edilmeyen kaynakları doğru okuyarak ve anlayarak

- 24 ' —

yazılan tetkiklere, mongrafilere denir, "tkinci el„ den yazılmış eser de ilk kaynaklarla bizzat meşgul olmayıp veyahut ancak az miktarda meşgul olup, malûmatın ekserisini yahut hepsini birinci elden yazılan monografilerden almakla iktifa eden ve yalnız onları esas edinerek telifatta bulunan zevatın eserlerine denir. "Üçüncü el„ den yazılan eserler,, ise bu ikinci elden yazılan eserlerden ve kısmen de monografilerden alınarak yazılan ve hiç bir kısmı tetebbu eseri olroıyan kom-pilasyon (telfik) Iara denir. Bu itibarla meselâ: De G e u i g n e s 'nin Hun, Türk ve Moğollar tarihi, D ' O h s s o n 'un Moğollar tarihi, De G r o o t 'un Hunlar tarihi, B a r t o 1 d 'un Moğollar istilâsı zamanına kadar Türkistan, Uluğ Bek ve zamanı, J. v. H a in m e r P u r g s t a h 1 'in Osmanlı tarihi, Köprülü Fuadın "İlk mutasavvıfları,, Kadı R ı z a e d d i n ' i n "Asar,, U z u n ç a r - ş ı l ı o ğ l u İ s m a i l H a k k ı 'nın muhtelif kitabelere ait neşriyatı, birinci elden yazılmış eserlerdir. H. H o v v o r t h 'un Moğol tarihi, R. G r o u s s e t 'nin L'empir des steppes kitabı, K ö p r ü l ü F u a d ' ı n "Türkiye tarihi,, Şe m-ş e d d i n G ü n a l t a y ' ı n "Mufassal Türk tarihi,, ikinci elden yazılmış eserlerdir. Diğer türkçe tarihi eserler, meselâ: A h m e t R a s i m tarihi, Tarih-i Ebülfâruk ve saire üçüncü elden yazılmış eserlerdir. Hiç bir yabancı dil bilmeyen zevat diğer milletlerin âlimleri tarafından dokunulmıyan bakir mevzular üzerinde birinci el eser yazabilir: fakat Avrupalı âlimlerin de bildikleri, onların da temas edip üzerinde tetkikatta bulundukları mevzular üzerinde birinci el eser yazmak için üç Avrupa ilim lisanını bilmek, bazan bunlardan başka bir de mesele hangi kaynaklara istinaden tetkik ediliyorsa o kaynağın yazıldığı lisanı bilmek zarurî olur. Mesela kaynak yunanca ise onu, arapça veyahut farsça ise bu iki lisanı, Orhun kitabelerinden istifade etmek için bu yazılan bizzat okuyup anlayabilmek lâzımdır. Yâni R a d o l f f v e T h o m s e n ' i n tetkikatı ile iktifa ederek orhun yazıtları hakkında birinci elden eser vücude getirmek kabil değildir; keza eski Mısır ve Asur tarihlerine ait birinci elden eser yazmak için hiyeroglifleri ve çivi yazılarını bizzat okuyabilmek lâzımdır, ikinci elden yazan ise, asıl menbaların doğru okuyup, anlaşılıp anlaşılmadığı keyfiyetinden mes'ul olmadıkları için, o menbaların lisanını bilmek mecburiyetinde değildirler. Onlar için monografilerin yazıldığı Avrupa dillerini bilmek kâfidir. Üçüncü el ile yazanlar ise yalnız türkçe bildikleri halde iyi bir eser yazabilirler, çünkü bunlar mevcut monografileri ve tetkikleri gözden geçirmekle de mükellef değildirler. 19. Burada bir de tarihin taksimatı meselesine temas edelim. Tarihin elde mevcut menbalardan öğrenilmiyen devirleti " t a r i h t e n

- 25 -

ö n c e k i d e v i r , , sayılır. Tarihten önceki devirlerin tarihi (prehistoire) anthropoloji ile pek sıkı bağlıdır. İnsanların o zamanlarda kullandıkları aletler yer altı tabakalarının derinliğinde ancak taştan yontularak yapılan, biraz daha yukarı tabakalarda cilalı taşlardan yapılan daha sonraki tabakalarda bakır, tunç ve demirden yapılan âletler olduğuna göre tarihten önceki devir de Milâddan önce 30—25 bin sene kadar bir zamanı istiab etmek üzere devirlere ayrılabilir. Yazılı vesikalar ise Önasyada'da Millâddan önce 4 üncü binde bulunduğundan beşeriyetin bu tarihî devri dünyanın bu kısmında zamanımızdan hemen hemen 6000 yıl önce başlamış demektir. Bu tarihî devrin devirlere taksimi ise tarihten önceki devirler için olduğu gibi sırf âletlerin yapıldığı maddelere göre değil, insanların başlıca fikir hayatında ve siyasî hayatlarında geçirdikleri hâdiselere göre yapılmak icap etmiştir. Evvelâ tarihi "Umumî Tarih,, ve "Hususî Tarih,, diye ikiye taksim etmek âdettir. Umumî tarih'i devirlere taksim ya tekmil tarihin asırlar sırasını muayyen devirlere taksim etmek, yahut da tarihi ayrı coğrafî mıntakalara taksim edere"k o mıntakaların mazisini devirlere ayırmak esasında olur. Meselâ Helmolt'un cihan tarihi coğrafî mıntakalara taksim olunmuştur. 20. Eski zaman tarihçileri tekmil tarihî hayatı kronolojik bir sıra ile yazarlardı, bu ise bütün insanlığın hayatı bir tek hayat olduğu telâkkisine dayanıyordu. Bu hususta Yahudilerin taksimatı bir çok milletlere numune olmuştur. Meselâ islâm tarihinden alınarak bizde de yerleşen şu taslak : Enbiya tarihi, sonra Sâsâniler ve Romalılar, Mu-hammed Peygamber, Dört Halife, Emevîler, Abbasîler, ve Osmanlılar, bu eski Yahudi sisteminin bakiyesidir. Yahudi sistemi Milâddan 5508 sene evvel vaki olduğu zannolunaa hilkati âlemden başlardı. Bunu hristiyan uleması almış ve umumî tarihi o esasa göre devirlere taksim etmişlerdir. Bunu bilhassa Kayseriydi Eusebius (milâdî 4 üncü asırda) idhal etmiştir. Burada eski Yahudi peygamberleri tarihi ve Yahudi tarihi, Asur, Yunan ve Iran tarihlerini tayin için esas oluyor. Bu bizim bazı kısas-ı enbiya kitaplarımızda (meselâ Cevdet Paşada) ve bazan umumî tarihe ait kitaplarımızda görülür. Yani bunda Yahudi tarihi öteki kavimlerin tarihile muvazi öğrenilir. Hıristiyan ulemasından St. A u g u s t i n u s (öl. 430) buna daha muntazam bir şekil vermişti. Buna göre beşeriyet tarihi altı devre inkisam eder: 1) Ademden Nuha kadar. 2) Nuhdan İbrahime, 3) tbrahimden Davuda kadar. 4) Davuddan Beni Israilin esaretine kadar. 5) Bu esaretten Milâdı Isaya kadar. 6) Isadan kıyamete kadar. Umumî tarihi zamanımızda olduğu gibi, Garbî Roma imparatorlu-

Beni Israilin. Sonraki ciltte her-ayrı milletin meselâ Firenklerin. Bizim Türk tarihine ait moğollar zamanında Resi-d e d d i n i n idaresi altında vücuda getirilen Cami üt-tavârih ile sonra Hafız Abru kalemile tasnif olunan cihan tarihi Zübdet üt-tavârih de Oncken'in usulüne benziyor.. buna rağmen insanlar yine öteki taksimatta kalıyorlar. çünkü o nihayet bir çerçevedir. onların hükümranlık seneleri ve diğer hâdiseler tam bir vakanüvis kayitleri şeklinde yazılmıştır. . Bu taksim taksim için ancak Avrupa tarihi esas ittihaz olunmuştur. 1789 yılında Fransa i ht i l âl i ni n başlamasından zamanımıza kadar geçen devri Yakın tarih* diye dördüncü bir devir olarak ayırmak âdet olmuştur. Yalnız bu iki eserde Türk ve Moğol tarihi cihan tarihinin esası olarak alınmış ve küllivatın esas ciltlerini teşkil etmiştir. 1927-1992. ö. Bu seneden s~nra hükümdarlar listesi. Amerika ve Afrikadaki büyük medeniyetlerin tarihi cihan tarihi çerçevesine girdikten sonra bu taksimatın gayri ilmî olduğu anlaşılmış. Umumiyetle Mısırlılarda tarihî yazılar M. Mamafih umumî tarihi müstakil bahislere ayırmak usuiü de vardır. Asya. Meselâ Amerika milletleri için Uarihî devir» pek yenidir . 2500 yılları ile başlanıyor. Çinlilerin. Paris. ö" 3200 yıllarında yaşayan Mens zamanından başlayıp oldukça muntazam tarihî malûmat veriyorlar. halbuki Mısır hiyeroglifleri M.26 ğunun 476 da sukutuna (veyahut Büyük Konstantin zamanına 306-337) kadar Eski çağ lslanbulun Türkler tarafından 1453 de fethine (yahut Amerikanın 1492 de keşfine) kadar Orta çağ. Papaların. Histoire de la Civilhatlon. kadim İrânilerin. bilâkis muhtelif ülkeler için ayrı ayrı esaslar bulmak icabediyor. Hindilerin. yine sırf Avrupa hâdiseleri esas ittihaz edilmek üzere. başka taksimat yapılması lüzumu daima söylenmiş ve bir çok başka projeler de ortaya atılmıştır. Bu gibi çağlardan başka bir de. Meselâ O n c k e n 'in idaresi altında çıkan almanca Allgemeine Geshichte in Einzeldarstellungen nam büyük külliyat tarihte malûm ve büyük hâdiselere ait müstakil monografilerden ibaret olmak üzere tertip edilmiştir. bundan sonrası Yeni çağ olarak üçe taksim. Almanyada Halle Üniversitesi profesörü C h r i s t o p h C e l l a r i u s tarafından yapılmıştır ki. müslüman halife') Wi11 D u r a n t. ') Demek Mısır'da tarihî devir Milâddan önceki üçüncü binin ortasında başlıyor. 1644-1707 senelerinde yaşamıştır. onun isti'mal olunmasından tarihilmine büyük bir zarar gelmemektedir. «Tarihî devinlere «tarihten önceki devirleri > biri birinden ayırmak ta dünyanın muhtelif mıntıkaları için tek bir esas üzerine yapılamıyor.

Napoleon seferleri. M a q r i z î 'nin Mısır topografi ve tarihi. ilimlerin ayrı şubelerinin ve sairenin tarihidir. Rövendi'nin Selçûkîler tarihi.27 lerinin.. dinler t a r i h i . Sû v üt i 'nin Tabaqât al-luğaviyln . Muhtelif milletlerin yahut gurubunun hayatı biri diğerinden farklı olduğundan hususî tarihlerin deAİrlere ayrılması keza ayrı müesseselerin ve maddeler tarihinin devirlere taksimi başka başkadır. ve sairenin tarihleri müstakil bahisler şeklinde yazılmışlardır. Ehlisalip muharebeleri. medeniyet tarihi kilise tarihi. .. a I . muhtelif ilim sahalarına mensup ulemanın tarihi ve hal tercümeleri gibi mevzulara büyük büyük eser tahsis edilmiştir. Ibn Qutlubüğ3*nin Tabaçât hanefiya '. Hulâsa tarihî hâdiseler büyük bir nehir gibi mütemadiyen aktığı ve bunda muayyen hâdiseler siklinin başlangıcı telâkki edileck «en mühim hâdişeler> pek çeşitli ve onlara tarihçilerin nazarı da muhtelif olduğu için insan tarihinin ve milletler tarihinin devirlere taksimi itibarî olarak kalıyor. Harhalde devirlere taksimden esas maksad elde mevcud mevadın öğrenilmesini kolaylaştıran itibarî taslaklara ayırmaktır ve bizi bu maksada götürecek yollar muhteliftir. güzel sanatlar tarihi. Meselâ N a r ş a x î 'nin Buhara tarihi. Fransız inkılâbı tarihi.Q ı f \ i 'nin Târîx at-hukamS ıbn Q u t a y b*a 'nin al-Şicr val-şa'arâ sı. keza islâm devri Türk tarihini de 16 inci asırdan önceki mütemadi yükseliş ve bundan sonraki mütemadi alçalış devirleri. bir de 20. Sâmânîler. ilimler tarihi. yahut. İran ve Türk edebiyatında edipler ve şairlere tahsis edilen Tezkiret üş-şuarâlar. ayrı müslüman sülâlelerinin. Hafız Abu Nulaym'\a Axbâr-ı Isfahan.M u h i b b i ' nin onbirinci asır ricali tercümli hallerine tahsis edilen eserleri bu cümledendir. tarihi. yani bütün Türk tarihini dörde ayırmamız mantıkî olur. H i 1 5 1 a l . Bu hususî tarihler de bariz hususiyetler arzeden kısımlarına göre devirlere ayrılmaktadır. Gaznevî. Halbuki tarihimizin devirlere taksimini başka esaslara dayandırmak ta mümkündür. vezirlerin valiler ve kadıların tarihi. Selçûkîler. 21. Ibn Ebî U ş a y b i c a nin Tabagât alatibbâ. Yaqût'un Irşad al-arlb ilâ maarifat-il-adıb .tarihi. Bu gibi bu cümledendir. inci asrın başından itibaren yeniden yükseliş devri olmak üzere üçe. Osmanlı . Meselâ bizim Umumî Türk tarihini tarihi inkişaf safhalarımızın bariz bir surette ayrıldığı İslâm'dan önce ve islâmiyetten sonraki Türk Tarihi diye.Ş a b î 'nin vezirler tarihi.tarihi. Bizim islâm âleminde de ayrı şehirlerin. Hususî Tarih'e gelince bu ayrı ayrı milletlerin tarihi. Ş S f a d i 'nin al-Vâfi bi'lvafiyât \ *A s q a 1 â n i ' nin sekizinci asr-ı hicrî ricali.K i n d i 'nin Târfx-u vulât va Quzat-ı Mısır. a 1 . Bu gibi hususî tarihler dünyanın her tarafında ve her milletde vardır. bu cümleden M u h a m m e d c A v f i ' nin Lııbâb al-bâb. Reşideddinin eserinde ayrı milletlerin tarihi bu milletlere mensup zevat tarafından kaleme alınmıştır. a 1 . meselâ Alman. tbn tAdim"\a Halep tarihi. da insan tarihinin ayrı ayrı bahislerine tahsis edilen tarihler. Ibn X a 1 1 i k â n 'in Vafiyöt-al acyân '. sülâlelerin. felsefe.

Fakat tarih ilmindeki bilgilerin istihsal vasıta ve yollarının kıymeti. Metod (Methode) demek. her hangi bir ilmin iştigal mevzuu olan maddelerden çıkarılması istenilen neticeleri ve bilgileri elde etmenin vasıtaları ve yolları demektir. Tarih ilminin inkişafı ile muvazi olarak onun metod cihetleri de işlenmiştir. "Nedennasılcı tarih usulü" takarrür ettikten sonra tetkik merakı insaniyetin tarihî hayatının tekmil safhalarına yayılmıştır. İnsan kendi tarihini artık. Tarih metodunun tatbiki insaniyetin ve ayrı milletlerin fikrî inkişaflarında kazandığı ehemmiyet itibarile mikroskob. bilâkis menbalık işini görecek olan her şeyi bir araya toplamak ve . Tıp. ilim ve fikir hayatındaki terakkilerin. insanlarda görüş ufkunun genişlemesinin bir mikyası olarak inkişaf etmiştir. İlimlerin inkişa-file muvazi olarak yeni metodlar husule gelirse bu yeni metodlar da yeni yeni ilim sahaları açarlar. fiziyoloji ve biyoloji ilimleri için mikroskobun ve röntgenin astronomi için yeni teleskoplar keşfinin ve bunların kullanma usullerindeki tekâmülün bu ilimlerin inkişafındaki ehemmiyeti pek aşikârdır. teleskop ve röntgenin tatbikiyle kıyas kabul etmiyecek derecede büyük olmuştur. İlimlerin inkişafı ile muvazi olarak metodları da inkişaf etmiştir.II METOD BİLGİSt ı Tarih metodunun t ari fi . Her ilmin inkişaf ederek yeni yeni sahaları aydınlatması bu yeni sahalara ait bilgilerin istihsal vasıtalarının da yenileşmesi ile muvazi olarak husuΣ gelmiştir. Bununla beraber tarih metodu. Tekâmülü ve Taksimatı 22. Ancak kendisinin içtimaî hayatını teşkil eden bütün faaliyetleri arasındaki münasebetleri ve bunların pek çeşitli olan sebeplerini göz önünde tutabildikten sonradır ki insaniyet mazisinin nasıl olup bitmiş olduğu meselesine karşı toptan alâka göstermiş ve onu anlıyabilmiştir. eskiden olduğu gibi tarihçilerin yazdıkları kroniklerden öğrenmekle iktifa etmeyip. meselâ fiziyolojideki mikroskobun kıymeti gibi göze çarpacak mahiyette değildir.

nakillerini doğru olup olmadığını şayed müellif asıl kaynaktaki bir malûmatı naklederken onu değiştirmiş veya tahrif etmişse. hadiselere ait haberleri kaynakların kaynaklarından öğrenmek birinci şart sayılıyor. 23. yani müellif eserinin nüshasında nasıl yazmış olduğunu kat'iyyetle tesbit etmek için elde ne kadar mevad varsa. Böyle çalışmakla yavaş yavaş tarih intikadının yolları keşfedilmiştir. Nedennasılcı usulle çalışanlar.. bundan sonra görülen tasnif ise terkip'tir. o tarihçilerin nakillerini bu asıl nüshalarla karşılaştırarak. Tarih intikadının tatbiki tarih ilmini temelinden değiştirmiştir. Eski tarihçilerin eser yazarken istinat ettikleri rivayetlere ait vesikalar arşivlerde. yahut kullandıkları diğer menba'ların yazmaları kütüphanelerde mevcut ise. Çünkü bu in-tikad usullerinin keşfinden sonra eski tarihçilerin şahadetleri karşısında herkesin şu sualleri sorması âdet olmuştur : Acaba bu tarihçi bu malûmatı nereden almıştır ? Eğer bu malûmat orijinal bir malûmat ise bahis mevzuu olan hâdiseyi aydınlatmak için kıymeti haiz midir ? Sonra acaba müverrih yazılarında bitaraf mıdır ? İtimada şayan mıdır ? Eğer müverrih bu malûmatı eski kaynaklardan almışsa bunlar ne gibi . bu kıymetleri tayin eylemenin yollarını da keşfetmişlerdir. Zamanımızda ise tarihî bir meseleye ait bir ilmî eser veya makale yazmak için mevzu-la ilgisi olan tekmil menba'ları görmek. bu tahrifin şeklini tesbit ederler. onlardan tam olarak istifade ederler. Metod bahsi umumiyetle tahlil (analyse) ve terkip (synthese) diye iki kısma ayrılır.29 - " tarihi o esastan öğrenerek ihata eylemek yoluna girmiş ve dolayısile Kaynaklar Bilgisi husule gelmiştir. sehiv. Tarihî eserin tasnifine kadar görülen bütün ihzari işler tahlil. eskiden olduğu gibi. onların kıymet itibarile yekdiğerine nisbetini ta'yin etmek. bu çeşit kaynakların bir tarihî hâdiseyi aydınlatmak işindeki kıymet ve ehemmiyetlerinin başka başka olduğunu idrak ederken. her yazma menba'ın muhtelif nüshalarını karşılaştirarak doğrusunu. yanlış okuyuş ilâve ve sahtekârlık eserlerden temizlemektedir. Eskiden tarih müdekkikleri ellerinde ne gibi menba' ve malûmat varsa onunla iktifa ederek çalışırlardı. Zamanımızın âlimleri yazılı menba'lardan istifade ederken. vakaları tesbit etmek için lâzım gelen materyalin kıymetini mümkün olduğu kadar mükemmel ve etraflı bir surette tayin etmek ve materyali. muhtelif rivayet ve nakil safhalarından geçerken bizzarure kabul ettiği tağyir ve tebdil. Şimdi kaynak bilgisini'nin sahası da gittikçe genişlemektedir. ele geçen herhangi bir yazma nüshayı esas ittihaz etmekle iktifa etmezler. Bu Tarih İntikadının gayesi.

D r o y s e n . R a n k e ' n i n Alman tarih vesikaları külliyatını.3U - kıymeti haiz imişler ? Bütün tarihi kayıtlar karşısında bu sualleri soran muasır tarihçi. G. ve diğerleri. bu Frank hükümdarından hiç olmazsa birisinin bile tarihte mevcut olmadığı. Halbuki tarihî tenkid usulü tatbik edilerek Hüber'in istifade ettiği kaynaklar menba' sıfatile değerleri bakımından tetkik edildikten sonra. Zamanımızda vesikalara ve bakiyelere artık gelişi güzel inanılmaz. Bu intikad usulleri ve vesaiti. bilhassa G e o r g w a i t 2. bu meseleleri izah ederek tarihî hadiselere ait hakikî tarihî rivayetlerle o hâdiselere ait efsaneleri. yüzlerce cilt teşkil eden bu alman tarihi vesikaları külliyatını neşir yolunda bir asırdan fazla bir zaman zarfında hayatlarını tamamile ona vakfederek çalışırken. J o h a n n e s H ü b e r isimli alman müverrihinin 1708 senesinde bastırılıp bu as:r zarfında çok ilmî bir eser olarak telâkki edilen ve daimî müracaat kitabı sıfatile kullanılan <en-sab cetvelû (Genealogische TabeUen) nam eserinde Frank hükümdarı Chlocvvig'in ecdadı sıfatile Sikambre sülâlesi diye bir sülâle azaları sayılmıştır. tarih ilmi inkişaf ettikçe tebellür etmiştir. doğru veya uydurma olmaları. G u s t a v . Bu tenkid usulü sayesinee Avrupada tarih telâkkisinde ne gibi büyük tahavvül-ler ve inkılâplar husule gelmiş olduğunu anlamak için 18 inci asırda tenkitsiz çıkan eserlerle zamanımızda tarihe ait herhangi ilmî neşriyatı karşılaştırmak kâfi gelir. keza tarihte hiç vaki olmayan mevhum uydurma hadiselere ait haber ve rivayetleri yekdiğerinden katiyetle ayırır. yani Monumenta Germaniae Historica yi neşreden arkadaşları ve talebeleri. Aynı hâdiseye ait muhtelif müşahitlerin verdiği şahadetler karşı karşıya konulur ve kıymetleri itibariyle takdir edilir. W. İ. ka'sden yahut kasıdsız tahriflere maruz kalmaları ihtimali noktasından inceden inceye tetkik olunur. Bunlar Garbî Frank ve Şarkî Frank memleketlerini idare etmiş imiş.. Bu nev'i tarih intikadını son asırlarda ilk defa olarak a|man âlimlerinden B. von R a n k e ' Roma ve Cermen kavimleri tarihine ait eserinin 1824 senesinde basılan ilk cildinde izah etmişlerdir.1813 senelerinde intişar eden Roma tarihine ait eserinin mukaddemesinde ve meşhur müverrih L. S y b e l . N i e b u h r 1811 . onların halefleri ve talebeleri. H. G ie s e b e r i c h t . hepsi tarihçilerin hayal eserleri olduğu veyahut bazı alimlerin «ilmî istintaçlarının mahsulü olduğu tahakkuk etmiş ve bu sahte sülâle tarihi 19 uncu asrın en . üniversitelerde dersler verirken vesikalar ve metinler tenkidinde yeni yeni usuller bulmuşlar ve tarih intikadı meselesini etraflıca işlemişlerdir. Burada cem'an 60 kadar hükümdar sayılıp her birinin ne kadar sene ve hangi seneden hangi seneye kadar hükümet sürdükleri de kat'î rakamlarla gösterilmiştir. bunlar.

13 üncü asır sonlarında «Uç> beylerinden Moğollara lâbi bir kabile reisi sıfatile çalışan Osman Gaziyi. Ancak tarihin ilim olarak kıymeti daha taayyün etmediği devirlerde söylenebilecek bu sözlerin emsali bizim İslâm Âleminde de ta orta çağlardanberi mükerre-ren söylenmiş ve bu ilme istihfafla bakılmıştır.. Tarihî intikadın hümaniter ilimler sahasında en mühim bir kazanç sıfatile ortaya atılıp hayat hakkı kazandığı ve parlak istikbali anlaşıldığı bir zamanda yaşıyoruz Intikad usulile yapılan tarih tetkiklerinin insaniyetin mâzisindeki karanlık safhaları açıp göstereceğine iman artmıştır. bu zatın güya 50 göbek ecdadını gösteren listeler. daha 17 inci asrın sonlarında ve 18 inci asrın başlarında idrak edilmiştir. Tarihe efsane nazarile bakmak bazan âlimlik iddiasında bulunan şahsiyetler tarafından söylense bile bu sözler bu gibi zevatın. umumiyetle tarihe karşı bir itimatsızlık ve şüpheci (sceptique) bakış doğurmuştu. hakikî tarihî kayıtları efsanelerden ve uydurma rivayetlerden ayırmanın yolları daha idrak olunmuş olmadığından.fakat itimada şayan kaynakları sahtelerinden. Avrupanın daha 19 uncu asrın bidayetinde keşfederek benimsemiş olduğu bu tarihî inti-kad usullerinden bizim ne kadar uzak kaldığımızı öğrenmek için de. bir çok kaynakların ve bakiyelerin sahte çıkması Fransada. sahte kaldıklara tesadüf etmek artık tarih tetkikcilerini bu . insatiyetin fikrî inkişaf sahalarını anlamamak itibarile tam cehaletini. Bunun gibi Mahmud Gaznevî'yi Sâsânîlere çıkaran şecere (meselâ : «Tarih-i Firişteh» de) ve Selçûkîleri Afrasyaba çıkaran şecere ve saire de bu cümledendir Eskiden tarih diye telâkki olunan eserlerin çoğunun uydurma malûmatla dolu olduğu. f i k i r sahasındaki mahdudiyetini gösterir. 17 inci asrın son yarısında yaşayan bir fransız âlimi (de Fontenelle) zamanındaki münevverlerin tarihe bakışlarını «Tarih herkesin bildiği efsaneden başka bir şey değildir». kadim Türk hükümdarları neslinden gelmiş bir hanedana mensup göstermek maksadile t erti p edilen şecereler. hükümeti güya Selçûkîlerden miras almış gibi gösteren sahte kayıtların bizde halâ tamamile tetkik ve tahlil edilmiş ve aydınlatılmış olmadığına işaret etmek kâfi gelir. bu mpvhum hükümdarların hükümdarlığı senelerine ait Mahmut Bayatî'nin eserinde verilen uydurma malûmat ve bu beğleri. Bugün eski tarihçiler veya antikacılar tarafından yapılan sahtekârlıklar veya umumiyetle itimada şayan olmıyan tarihî kayıtlara.31 ehemmiyetsiz t a r i h kitaplarından bile atılmıştır. (l'histoire n'est qu'une fâble convenue) diye hülâsa etmiş ve bu söz vecize gibi o zamanki Fransız edebiyatı vasıtasile diğer Avrupa milletleri arasında da yayılmıştır.

Keza elektriğin bünyesi de böyledir. yanlışlıkları meydana çıkarırlarsa. Mamafih bu meselelerin mu'dil olduğunu tesbit edebilmek yine kimya fizik ilimleri için bir gerileme değil bir ilerleme telâkki olunur ve aydınlatılmaları yolundaki tetkikata daha fazla gayretle devam edilir . hakikî ilim için mühim bir kazançtır. bununla ilme en büyük bir hizmet görmüş olmaları iti-rile sevinirler. Henüz aydınlatılmış bulunan sahalar sahalar daha pek cüz'idir. yeniden tetkik etti. doğruyu yalandan ayırabilirlerse. P e l l i o t ve W. Bu mesele geçen asrın ortasında Golüb o v s k y namında bir Rus âlimi tarafından tetkik edilirken pek sade bir mesele gibi görülmüştü. Alman âlimi M a r q u a r t bu meseleyi Avrup ve islâm menba'lan üzerinde. Muhakak vaki olmuş olduğu hafriyatlar sayesinde kat'iyetle anlaşılan bir çok tarihî hâdiseler hakkında tarihlerin hiç bir kelime kaydetmemiş olduğunu görüyoruz. Marquart'ın eserini tenkit eden P. Tenkitsiz tarih yazan müellifler tarafından pek sade ve ana hatları malûm gibi gösterilen bazı hâdiselerin hakikatte pek mu'dil ve halli muşkil meseleleri teşkil ettiği anlaşılıyor. Tarihte de böyledir. Fakat insaniyetin tarihî hayatındaki faaliyetleri o kadar mu'dil ve giriftdir. zamanın tetkikcileri bilâkis bu gibi sahtekârlıkları. Bunların eski tarihî menşeleri aydınlatılamadı.— 32 - ilme karşı şüpheciliğe düşürmez . Bu itibarla onlar hastalığı teşhis ederek ne olduğunu tayin edebilmekten haz duyan tabibe benzerler. Tarihî vak'aiara ait pek çok kayıtların doğrusunu yalanından ayırmak tecrübeleri bugün bile muvaffakiyetsiz kalıyor. Meselâ bizim Türk tarihinde cenubî Rusyada 11-12 inci asırlarda hüküm süren Kumanlar. Çin kaynaklarını da tamamen göz önünde bulundurarak. B a r t h o 1 d da meseleyi halledemediler. Meselâ isa Peygamberin doğumu bugün bütün cihanın tarih mebdei olduğu ve kendisi yüz milyonlarca insan tarafından en iyi bilinen bir tarihî şahıs gibi telâkki olunduğu halde. Meselâ ziyanın bünyesi önce pek sâde bir mesele zan olunuyordu. şimdi tetkikat ilerledikçe bu meselenin mu'dil olduğu anlaşılmış ve atomun keşfinden sonra da bu mu'dillik dal budaklan-mıştır. Bununla ancak bu Kumanlar meselesinin çok karışık olduğu anlaşıldı. ki bunların pek çoğu daha aydınlatılamıyor. Ve 1914 senesinde bu meseleye tahsis edilen büyük bir eser neşretti. bazan bu gibi mu'dil meseleleri halletmek yolunda çalışırken tamamile başka meseleler aydınlatılmış oluyor. Polovitz ve Kıpçaklar meselesi vardır. Bu gibi hususlar diğer ilimlerde de vardır. Fakat Marquarfın bu . son tetkikat bunun tarihî hayatını hatta onun tarihî bir şahsiyet olup olmaması keyfiyetini bile şüphe altına almıştır. Fakat böyle vazıhan malûm telakki olunan hâdiselerin bilâkis pek mu'dil ve karanlık olduğunu tarihi intikad yolu ile isbat edebilmekte.

bizimkinden tamamen ayrı muhitlere hitap ederken. onların muhitini anlayabilmektir. muhtelif camialara mensup insanların ruhî cihetlerinin tezahürlerini. anlıyabiliyoruz. hissiyatını bile kendi ruhiyatımız ve sezişlerimize göre anlamak. 24. muhtelif dillerde çeşit çeşit ifade tarzları ile. 1946. Mısırlıların kitabeleri. ihatası müşkül ve mu'dil olursa olsun. Asûrîlerin. t ar i h usulü mütehassısları da muhtelif zamanların ve muhtelif eserlerini anlıyabilmek için kendi sahalarına tatbik etmişlerdir. W. Çinli Konfiçus'un fikirleri.. Orta çağda yaşıyan bir arap. İnsanlığın hayatında ihatası müşkil meselelerin biri de tarihte gelip geçen insanların. mamafih buna ait tetkiklar bilhassa Doğu Türkistanda bulunan vesikalar meyanında <Saka-Xoten.33 tetkikatı Türk tarihine ait bugüne kadar yazılmış yegâne ciddî bir eserdir. 3 W. Bu kavmin tarihi halâ aydınlatılamadı.ul . onları bugünkü lisanımızla anlatabilmemiz icab-eder. Orta-asyada yaşayan Toxar kavminin menşe'i meselesi de böyledir. V. bir emîrin namına kaside yazarsa baş tarafında bir mahbubeye yazılabilecek tarzda bir uzun muhabbet 1) Bale Z. Mamafih insanların düşünüş ve anlayış tarzları. Tarihte U. H e n i b g 'in incelemeleri. Biz bugün muhtelif zamanlarda. ideomlarla yazılmış olsalar bile. Bunu. vesikaları* denilen vesikaların tetkiki sayesinde Türk tarihine ait bir çok mu'dil meseleler aydınlatılacak bir şekil aldı '. mi l l et l eri n ve şahısların ruhiyatını onların hissiyatını ve fi ki rl er i n i . Hindli Buda'nın nazariyeleri. milletlerin ve şahısların düşünüş ve anlayış tarzları arasında bir müşabehet vardır. ayrı ayrı dillerde. Yalnız t a r i h t e olup geçmiş zamanlar için değil muasır insanların. ayrı harfler ve ifade tarzları ile yazılmış iseler de biz bunları bugün anlıyabiliyoruz. 406-407 de H. idrak ve ihata etmek müşküldür. Bu tetkikat sayesinde Türk tarihinin diğer bir çok meseleleri aydınlanmıştır. dilek ve isteklerini. Meselâ Sumerlerin. milletlerin ve hattâ şahısların ruhiyatını. T o g a n. onların neden neş'et ettikleri keyfiyetini tetkik etmişler ve bu müşkilâtı bertaraf etmenin bir yolunu bulmuşlardır. s. bütün insanların.l. ruhî hususiyetleri ne kadar muhtelif. arabî Kur'an. Umumi Türk Tarihine Giriş. Zamanımızın psikoloji âlimleri bu müşabeheti göz önünde tutarak aradaki farkları ciddiyetle öğrenmişler. 8aiIey ve F. onlar arasındaki müşterek ve umumî esasları da nazarı itibara alarak öğrenmemiz. Aristotelin felsefeleri. Yalnız bizim de muhtelif zamanlardaki muhtelif muhitlerin düşünüş ve anlayış tarzlarının farklarını.

bütün tâ-vîlerin şahsiyetleri. bugünkü zihziyetlere uygun bir surette ve dürüst bir şekilde bugünkü lisanla anlatabilmeliyiz. bir kıyas imkânını veriyorlar. Yalnız eski zaman değil. şâir ile o emir arasında bir muaşaka olduğunu zannetmemeliyiz.__ 34 - mukaddimesi yazardı. bunlar bize bir analoji. F l i n g gibi âlimlerin Avrupa tarihi hayatına tatbik ve onların itiyatlarına ve üslûplarına göre. K a u t a k y . ondan ha* duyuyorsunuz. L a n g l o i s . eskiden olup geçmiş muhitlere mensup adamların fikir ve ifade tarzlarını dahi anlıyabiliyoruz. ne gibi tesirler altında kaldıkları hususuna pek ziyade ehemmiyet vermişler ve bunu hadîs ulemâsının hal tercümeleri (ricâl-u hadîs) kitaplarında o zaman bakımından hayret edilecek bir şekilde dikkatle kay- . Allaha takarrub maksadiyle yazdıkları şiirlerini güya bir sarhoş gibi. Iııterpretation (yanut Hermeneutique) diyoruz. insaniyetin pek muhtelif olan düşünüş ve ifade farkları ile beraber onları birleştiren umumî ruhî prosse-ler vardır. müellifin şahsiyetini. Biz buna bakarak. karalcterleri. hissiyat ve ifade tarzlarını anlıyarak onların sözlerini tarif etmeden. Bu gibi bize yabancı olan cemiyetlerin ruhiyat. eskiden olduğu gibi. B a u e r . Eskiden her tarihçi kendisinden evvelki bir müellifin eserini yalnız harfi harfine nakil ve tefsir etmekle kendi vazifesini ifa etmiş zannederdi. ondan misaller alarak anlaşılır bir surette kendi dilimizde yazdıktan sonra ise siz bunu anlamakla kalmıyor. Düşünüş ve ifadelerde olduğu gibi umumen zamanlar ve medeniyetler arasındaki büyük farklar da ancak nedennasılcı usulle tarih yazış tarzının inkişafı neticesinde yakından anlaşılmıştır. İşte bu muhtelif zamanlarda muhtelif muhitlere mensup insanların düşünüş ve ifade tarzlarını anlıyabilmek usulü tarih metodunun ikinci mühim bahsini teşkil ediyor ki. hangi muhite mensup oldukları. Hayatında ağzına bir defa olsun rakı almıyan bir çok mutasavvufların fikirlerini. Bu onların âdetleridir. Bu vasıta ile biz muasır insanları olduğu gibi. ilk İslâm asırlarında müslü-man âlimleri peygamberden naklolunan hadîsleri toplarken. zamanımızda dahi' meselâ şu tarihte usul ve tarih felsefesi derslerini bile B e r n h e i m . biz buna Tefsir. fikrî inkılâp zamanlarından misaller getirerek yazdıklarını harfiyen tercüme etmiş olsaydım. karakterini. hamr ve şaraba ve bardağa hitablarile ifade ederler. keza diğer eserlerinin karakterlerini ve kıymetlerini etraflıca öğrenmeğe ehemmiyet verirler. Zamanımızda ise eserinden menba' sıfatiyle istifade adilecek olan müellifin mensup olduğu muhitini. bir çoğunuz anlıyamazdınız: bunları kendi hayatımıza tatbik edip. o muhitin kültür seviyesini. B u x a r i n . 25. onların hayatlarından.

burada «dahili ruhî (individual psikoloji ve sosyal-psikoloji. onun i çi n zamanımızın pek çok münevverleri bile onların telkinatı tesirinde kalmakta devam ediyorlar. onlara ayrı millî medeniyetlerin ve zamanların mahsulü nazarile bakarak. Bunu Bern-h e i m «Auffassung des Zuzummenhanges». hüviyeti ve muhiti meselesine öyle bir sistem halinde ehemmiyet vermemişlerdir. hangi te'sirler altında kaldıkları hususları daha hiç tetkik olunmamıştır. O zaman daha Ortaçağın ne olduğu anlaşılmamıştır. Avrupada ise nedennasılcı tarih tetkiki usulü yerleşince. Bunların her birini ayrı ayrı izah edeceğiz. ki biz de «münasebetler tayini» diyebiliriz. [psychologie col-lective] ile alâkadar) âmiller» ile «haricî (fizik) âmiller» ve sebepler arasındaki münasebetler izah edilir. Fakat tarih tetkikinin bu incelikleri daha taammün etmiş değildir. ma'şerî ruhiyat. Bununla beraber vesikaları. tetkik ederler. Interpretation'dan sonra asıl terkip (synthese historique) geliyor. Eski tarihçiler eski zaman âdâtını ve müessesslerini kendi zamanlarındaki âdât ve müesseselerin tıpkısı gibi telâkki ederlerdi. fakat İslâm âlimleri tarih ulemâsının şahsiyeti. o eski tarz telâkkiler de kalktı. Burada tarihçiye tabiî ilimler. Bu yoldaki mesaî bilhassa 18 inci asrın sonunda insaniyetin medeniyet tarihini yazmak tecrübelerile başladı. bu da tefsirinterpretation için bir yardımcı vasıta olmuştur. Bu zamanlar bilhassa Fransız ve Alman mütefekkirleri muhtelif zamanlarda hüküm süren tefekkür ve düşünüş tarzlarını ma'nen o zamanlara intikal ederek öğrenmeğe başladılar.. Daha 18 inci asırdaki Voltaire ve Jean-Jacques Rousseau gibi -ideiste» lerin orta çağı görüşleri böyle idi. L a n g 1 o i s da fransız'ca olarak «conception» tabirleriyle ifade eylemektedirler. Bizdi i l k Osmanlı tarihlerini yazan zevatın muhit ve alâkaları. tarih felsefesi ile içtimaiyat yol gösteriyor. . Avrupanm genç ve bu asır müverrihleri bu hususlara çok ehemmiyet vermişler ve vermemektedirler. Ch. Hele Osmanlı devri müelliflerinde bu hususa hiç dikkat edilmemiştir. Bilhassa Hegel ve August Comtes'un eserleri bu hu-husta müessir olmuş ve fikirleri açmıştır. Herhangi bir zamanı anlamak için müverrihin o zamanın medenî seviyesini. onlar tarihçilerin ancak bir kısmı tarafından tatbik edilmektedir. içtimaî ahlâklarını etraflıca öğrenmiş olması lüzumu anlaşıldı.35 detmişlerdir. Bu ise tarihe sosyol-psiko-loji'yi karıştırmak demektir. Burada hadiselerin sebep ve müsebbeb sıfatile biri diğerine bağlılığı (üne de causalite) nı tayin etmek başta gelmektedir. İşte tarih metodunun umumî hatları bunlardır.

(apriori hüküm. fakat her müşahede edenin hadiseleri anlayışı. Bu gibi muhake- . 1 . insanların faaliyetinin seyrine ait malûmatımızın ancak cüz'î bir parçası kendi müşahedeler'imize dayanabiliyor. bu parça da kendi zamanımıza ve muhitimize ait vakalardan ibaret oluyor . Tarihin kaynaklan mütenevvi olduğu gibi bahis mevzuumuz olan metod'un onlara tatbiki keyfiyeti de türlüdür. Tarihe ait bilgileri veren maddelere m e n b a' yahut kaynak diyoruz. tarih için mühim vesikalar bırakmış olurlar. Meselâ orta çağlarda. ki bunlar haber değil. hatta dah 18 inci asırda bile Av-rupada büyücü kadınların muhakemeleri (Hexenprozesse) olmuştur. bazan müşahidlerin ifadelerine bakarak hâdisenin hakikatini tesbit etmek müşkül.— 36 2 Kaynaklar Bilgisi 26. istidadına ve medenî seviyesine göre türlü türlü olduğundan. Bunun için menba-ların bu gibi nevilerini ayrı ayrı izah' etmeh. bizzat mazide yaşıyan insanların yaptıkları eserler. telkin tesirinde kalmak (suggestion) gibi hususların rolü büyük oluyor. yahut kendi yaptıklarına ait hâtıralarını doğru olarak yazanlar. O halde biz yalnız geçmiş zamanlan değil. kendi zamanımızın vakalarının çoğunu bile başkalarının rivayet'lerinden yazılarından. Müşahedeler ve Hâtıralar Başkalarının yaptıklarını bizzat görerek onları doğru tesbit edenler. onların çıkardıkları resimlerden öğrenmek mecburiyetinde kalıyoruz. inşa ettikleri binalar vesairedir. Jan Dark (Jean d'Arc) da bu cümleye idhal edildi. müşahidlerin bu hâdiselere ait hükümleri de ekseriya türlü olup biri diğerine uymaz. prejuge. Bazan bütün bir camianın yahut bir kaç asır böyle «önden kestirme» ve telkinler tesirinde kaldığı vaki oluyor. Bu hususta bilhassa işlerin aslı hakkında tahkik filan yapmadan peşin hüküm vermek. Üçüncü bir menba da maziden bize miras kalan kalıntılardır. hatta imkânsız oluyor. Tarihe. fotoğrafa alanlar. kendi gözümüzle gördüğümüz ve başımızdan geçirdiğimiz vakaların teferruatını bile çoğunca unutuyor ve onlara ait malûmatı başkalarından almak mecburiyetinde kalıyoruz. almanca tabirle : Voreingenommenheit). ancak ondan sonra me-tod ve intikad meselelerinin teferruatına geçmek lâzım gelmektedir.

Keza meselâ Büyük Reşid ve Fuad Paşalar devrine. Çokan Sultan Kaşgar hayatının bütün teferruatını eserlerinde büyük bir ihtimamla aksettirmişlerdir. Bir kaç sene sonra Buharayı ziyaret eden genç Rus müsteşriki K h a n i k o v 'un ve Kaşgarı ziyaret eden Kırgız-Kazak sultanı Ç o k a n V e l i k h a n ' ı n müşahedeleri ile Mir lzctullah'ınkinden daha etraflı ve daha dikkatlidir. buna bütün millet inanıyordu. Keza orta çağda mucize ve kerametler ve cinlere inanmak da böyle umumî idi. yahut bir medenî milletin tesiri olarak kabul edilmelidir. Her müellifin zamanında o devrin hadiselerini müşahit sıfatiyle tavsif eden eski tarz yerli tarihçiler ise. o zamanki Türk münevverlerine ve onların arasındaki f i k i r cereyanlarına dair bizim kendi müşahitlerimizin yazıları ile o zamanki Alman konsolosu A. Böyle umumun akide ve telâkkilerine göre tamamiyle uydurma *müşahede>lerde bulunmak zamanımızda da oluyor : Meselâ ben küçüklüğümde kendi memleketimde Tura Tav dağı üzerinde bulunan gölde bir ejderha bulunduğuna dair olan habere eski akidelerin tesiriyle kanmıştım ki. bu eser bizim şark milletlerinde bir çok asırdanberi hiç görülmiyen bir manzara teşkil ediyor. bu seyyahın kendisi gibi bulgar hükümdarının ve bütün Bulgarların bunu beraber müşahede ettiklerine dair bir kayıt bulunuyor. milletlerin medenî seviyelerine ve modaya bağlı kalıyor. Eğer müşahedelerinde her vakit eksiklik gösteren bir muhitte bu hususta dikkatli olan bir şahsiyet zuhur ederse. Müşahede de dikkat her zaman şahısların ve camiaların medenî seviyeleri yüksekliğinin delili olmuştur. halkiâlem çok korktular mealinde şeha-detlere eski vakanüvislerin eserlerinde sık sık rast geliniyor.37 melerde şahidler de hakimler de yanlış peşin hükümde bulunuyorlar. fecrişimalîde cinlerin takım takım olarak harb et t i kl eri ni . ötekilerin mühim hadiseler sıfatiyle kaydettiği vakaların bir çoğunu hiç zikir bile etmemişlerdir. ki dikkat itibariyle. Yani müşahedeler umumiyetle zamanın f i k i r cereyanlarına. aşağı olan insanların müşahedeleri her vakit bir taraflı ve eksiktir.. bu muhakkak bir tekâmül eseri. Bunun gibi filan senede filan gölde ejderha zuhur etti. bir yıl Temmuz ayında gölün yanında ot biçmek ve toplamakla meşgul olan köylülere bu ejderhanın taarruz ettiğini o senenin en büyük hadisesi olarak öğrenmiş ve ona inanmıştım. 19 uncu asrın ilk rub'unda Ortaasyada seyahat eden Hindli Mir İ z z e t u l l a h ' ı n hatıraları vardır. zira öte-kilerce mühim görülen bir çok teferruat bunların nazarında ehemmiyetsizdir. Medenî seviyeler. M o r d t m a n n 'in yazıları (Stanbul und das moderne . İbn-Fadlan'ın seyahatnamesinde. Menşei Türk olduğunu iş itti ğim Khanikov Buhara. çünkü bu zat ingiliz medeniyetini az çok öğrenmiş birisi idi.

Bu şifahî rivayetlerin nevileri kabilinden olmak üzere bir de . olup geçen hadiseler hakkında. araya fazla şîriyet karıştırılmış olanlarına «destan» (almanca olarak «Sage») diyoruz. zamanın maruf bir devlet adamına benziyen bir sesle bir nutuk söyleyip fonografa alabilir. onun umumî hatıraları şeklini almış haberler yahut sözler ise. i n t i k a d bu farkların neden husule gelmekte olduğunu gösterir ve tarihçiyi de bu şahitlerin fevkinde bulunan bir hakem derecesine yükseltir.. Zamanımızda müşahedelerin tesbit vasıtaları sifatiyle fotoğraf. Müşahedelerin sahiplerinden bize nakil şekilleri. Tarihçinin işte bu müşahede farklarını. Meselâ birisi. Intikad usullerini bilirsek bize. a) ŞİFAHÎ HABERLER Kendisinin yahut başkalarının başından geçenleri manzum veya mensur hikâyeler tarzında nakledenlerin rivayetleri tarihlere menba olan «haber» lerin en eski şeklidir. yine Avrupalı ve Türkiyeli müşahitlerin arasındaki büyük fark vazih olarak görülür. Bu modern usullerle hadiseler ve ifadeler doğru tesbit edilir. \ Haberler (Traditions) 27. Eğer bu şifahî haberler. . yahut ona benziyen birisini karşısına koyarak flim çevirebilir. Bu yoldaki sahtekârlıkları kontrol eylemek için de usuller vardır. biz buna «simâ'i haberler» (bruits) yahut doğu türkçesinde «uzun kulak haberleri» diyoruz. bu hadiseleri gören yahut görmiyen birisinin sözlerinin bir çok meçhul adamlar ağzından tekrar edilerek aldığı şayialar mahiyetinde olurlarsa. Bu nevi menbalar ancak gelecek nesiller için • mühim olacaktır. Bütün bunlara biz «haber» diyoruz. stenografi. olup geçen hadiseler hakkında başta kimin tarafından söylendiği çoğunca belli olmayıp bir halk ve camia malı. fonograf. dil ile (şifahi) veya yazı ile (tahriri) veya resim ile olur. Mamafih bunda da sahtekârlıklar olabilir. 2 .. Leipzig. 1877) mukayese edilirse. onların neden ileri gelmekte olduğu keyfiyetini iyi bilmesi lâzımdır. film ve sesli film mühim yer tutmaktadır. bunların tarihî hadiselere çok sadık kalıp manzum olanlarına «tarihî şiirler».— 38 Türkertum. Eğer şifahî haberler. hadiselere ait müşahitlerin verdiği malûmat arasındaki farklar bu müşahedelerin kendileri kadar mühimdir.

Kırgız. hükümdarın sözlerinin manzum olarak ezberletildiği söyleniyor Muhtelif hadiselere ait bu gibi manzum vesikalardan zamanımıza kadar bazı parçalar vasıl olmuştur. ilâhlaşmış padişahların hikâyeleri şeklini arzediyorlar. destan sayılır. 29. Bu nevi tarihî şiir ve kasidelerden bazıları vakıalara ait tarihî bir malûmat nakletmekten ziyade edebî maksatla vücude getirilmiş bulunuyorlar î bu nevi şiirler bittabi tarihî vesika addolunamazlar. « t a r i h î esasa müstenid atalar sözü» ve «fıkralar» da şifahî rivayetler halk içinde yaşar. yahut yunancadan arapçaya geçen tabirle «astüra» (esatir) diyebiliriz. aa) Hadiselere ait tarihî şiirler için islâmiyetten evvelki ve islâınî ilk asırlardaki Araplarda muayyen hadiseler ve muharebeler ve şahıslar hakkında isimleri malûm yahut meçhul şâirler tarafından söylenen şiirler ve kasideleri misal olarak gösterebiliriz. Langobardların tarihçisi Paulus Diabonus. bu şahısların ulûhî hususiyet almaları neticesinde. mevhum hâdiseler ve şahsiyetlere ai t oluyorlar. Kazak ve Nogaylar içinde bu usul son zamanlara kadar şayi'di. . Gregor von Toars (450 — 495 m. Türk ve Moğollarea da destanı mahiyette olmayıp hadiseleri halkın hatırında yaşatacak şekilde şairler tarafından söylenen şiirler mevcut idi. tavsiflerinde tarihî hususiyetleri silinmiş oluyor. biz de bunlara «myth». (ölm. Bu myth'lerin bazıları tarihî şahsiyetlere ait oldukları halde.39 mankibe» (leğende) ve <hikâye ve letâif» (anecdote). meşhur Cermen hükümdarlarına ait halk arasında yaşayan ve şiir şeklinde naklolunan rivayetlerden istifade etmişlerdir. hakikatte tarihî olmıyan. 3) Diğer bir kısmı da bu iki destan nevinin halitası mahiyesinde oluyor. Reşideddin'in Moğol tarihi'nde Cengiz'den önce ve hatta onun zamanında komşu ülkelere gönderilen elçilere. meselâ eski Yunan ilâhlarına ait hikâyeler. 2) Diğer bir kısmı tarihî vâkıları tasvir eder. yahut <myth» tesmiye olunarak. bazıları da tamamiyle muhayyel ilâhlara ait oldukları halde.). 800 m. bunların 1) bir kısmı tarihî esaslara dayanır gibi görünmekle beraber. Manzum olmakla beraber vakıaları güzel ve dürüst tesbit eden şifahî rivayetler ve fıkralar ise her halde mühim menbalardır. ağızdan ağıza naklolunduğundan bunları ilk defa tedvin eden zâtın ismi unutulmuş olduğundan.. hattâ 11 asırda Friedrich Barbarossa'nın tarihini yazan zat. 28. ab) Destaular'a gelince. ötekilerden ayrılırlar. Meselâ Yunan myth'lerini de kadîm yunan âlimi Euhemnros bu şekilde ilâhlaştırılmış kırallar zannetmiştir. meselâ onların ilk müverrihlerinden. <mythos>. Eski Cermenlerde de bu nevi tarihî şiirler pek şayi idi. yalnız bu rivayetler. Birinci nevi destanlar.).

Getchichte . 59-63. Fakat bu hikayelerdeki şahsiyetlerin çoğu hiç de tarihî değillerdir.ve Ortaasya'nın muhtelif yerlerinde gösterilen Aşhâb-i Kehf mağaralarına. Bir de muhtelif acayip şeyler. Meselâ Q a y-r a h a n . Bunlar bize b i r tarihî menba olamıyor. Aşhâb-i Kehf ve Aşhâb alRaqim mağaralarını bulup öğrenmek için Anadolu' ya ve Sallâm al-Tarcümân'ı da Ya'cûc ve Me'cûc şeddini bulup tavsif etmek için Hazarların memleketine ve Türkistan'a îzam etmişti. 58-61. daha Sasanîler devrinde iran'a geçerek onr larda <Hezâr Efsâne» ismiyle maruf olan ve sonra arapçaya tercüme ve 960 senesi hududunda Arapların tarihî şahıslarının isimleriyle karıştırılarak yeniden tasnif edilmiş olan «Bin bir gece» masallarından çoğu artık seyyar hikâyeler olmuşlardır '. Meselâ Hindlilerin. bazıları güya tarihî vakıa imiş gibi tarihlere de girmiştir. Q a r a lı a n isimlerinde ilâhlaşmış hükümdarlara ait hikâyeler söylenir. Filhakika bu destanlar arasında ilâhlaştı-rılmış oldukları muhakkak olan tarihî şahsiyetler vardır. Meselâ 1246 da Moğolistana seyahat etmiş olan Plan Karpini (Plano 1) Bu «Bin bir gece» nin tarihi ve menje'i hakkında der arabisehen Literatür II . mağaralar. Missverstandenes und Misseverstandliches aus der Geschicte 1891) ve W. W i d m a n n (Geschichtel.— 40 Bizim Türk destanlarından Altay Türklerinde iyi muhafaza olunan şaman destanları böyledir. I. W. Avrupada da güya tarihî bakiyelermiş gibi telâkki olunan şeylere ait. eski duvarlar. Samı kavimlerle Yunan ve Romalılara a i t bir bir çok hikâyeler de git gide seyyar hikâyeler şeklini almıştır. 30. Orta çağlarda gerek Şark'ta ve gerekse Garp'ta bu gibi hikâyeleri tarihî addederlerdi. Meselâ Bağdad halifesi al-Vâsıq bi-'Llah. H e r S-1 e t (Der Tr3ppenwitz der Weltaeschishte 1925) tafsilen bahis mevzuu etmişlerdir. Bunlardan bizim Türk tarihine geçenleri de vardır. Suppl. Hindlileri «Pançatantra> hikâyeleri de o cümledendir. Bunlar Haçlı seferleri zamanında Avrupa'ya geçmiş. (W. «Ya'cûc ve Ma'cûc Şeddi» ile «Demirkapn Iara ait hikâyeler gibi. Meselâ Ön . II. ki bir milletin diğerlerine geçerek umumlaşmış-lardır. yahut bir bina şeklinde olan kayalar hakkında uydurulmuş hikâyeler oluyor. C B r o c k e l m a n n . adam. bu nevî hikâyeleri bilhassa S. Bunlara karşı pek dikkatli davranmak icap eder. cilt. Bununla beraber Seyyar hikâyeler ve «seyyar destanlar* (Wandersagen vardır. Proben der Volksliteratur der türkischen Stâmme. R a d l o f f . bk. Bu nevi destanlardan bir çoğunu W. Musa el-Xorezmî'yi. II). Radloff neş-retmiştir. zamanının müneccimi olan Muhammed b.

41 — de Carpini). Cengiz Hanın köpekbaşlı şimal kavimlerine karşı seferinden bahsediyor. H e r o d o t bu nevi köpekbaşlı insanları (Cynocephal) şimalî Afri-kada yaşıyan insanlar olarak tasvir eder. 149-151. işte bir sığır derisi kadar toprak dediğim budur demiş. b i r sığır derisini incecik bir ip şeklinde kesmiş ve bu incecik kayışın ihata edebildiği kadar toprağı göstererek. Retersbursr. . Bu ise. Manşür isminde bir prensin Karahan-lardan Satuk Buğra Hanın amcası olan Oğulcak Kadir Hanın başkentinde. CC-CCX1X.. V. XIII. tarih için menba olmıyacağı gibi. tarihî eserlere sokulmuş olan seyyar hikâyeleri de hakiki tarih için yabancı unsur diye tanımak lâzımdır. eski Türk Oğuz destanlarından alınmıştır. J ) BIc. 1017. Hikâyeye nazaran Sâmânî Nasr. Sbornik Muzeya Antropolağiiji-i Etnoprafiyi. Destanların. s. masal şeklinde olanları. Belleten. Amazonlara ( arapça kaynaklarda : Mamlakat al-nisa ) ve gilem kulaklı insanlara (farisî menbalarda : Kilimgoşan) ait rivayetler de bu kabildendir. Han da bunu böyle kabul etmişmiş. yani Kaşgarda mülteci sıfatiyle bulunduğunu ve Handan Artuç kasabasında bir sığır derisi kadar toprak istediğinde Hanın bu isteği hemen kabul e t t i ğ i n i anlatır. yani tarihî olmıyanları. Nasr böyle hile ile elde ettiği toprağa Türk ülkesinde ilk İslâm camiini . J) BIc. bina etmiş ve ilk İslâm camiini kurmuş imiş. 2) BIc. Ktisiya bunları şimdiki Belûcistan taraflarında yaşamış gibi a n l a t ı r '). Köpekbaşlı adalılara ait efsane 6. s. Böyie bir kavme dair rivayetler diğer Yunanlı yazarlar tarafından da zikredilmiştir. Leiden İÖİ3. Bu mutifin Başkurtlara geçen bir şekli Rus muharriri Leon T o l s t o y'ın <(lyas> ismindeki hikâyesinde güzel bir surette anlatılmıştır. Yani Çengizin böyle bir ülkeye sefeıine a i t rivayet. Die Binensammlung des Reichsmussum fiir Volk»-kunde in Leiden. Hanın rizasını elde ettikten sonra. ancak Türklerde yaşayan köpekbaşlılar efsanesi Çengizin tarihine sokulmuştur. J. 189-150. Cengiz Han Baykal Gölü şimalinde bulunan ülkelere sefer filan icra etmiş değildir. On üçüncü asırda yaşıyan türk âlimi Cemâl Qarşî Orta-asya Türklerinin islâmiyeli kabul eylemeleri tarihine ait naklettiği bir hikâyede Sâmânîlerden Naşr b. asır Çin kaynaklarında da zikredilir 2). Ortaasyada Hunla-nn şimalinde yaşayan bir millet sı fat i yl e daha milâdî 6 inci asır ortasında süryanice İskender romanında da zikredilen köpekhaşlı insanlara ait kıssaların Çengizin efsanevî tarihine geçmiş bir şeklinden ibarettir. Bu sığır derisi hikâyesi «Dydonap hikâyesi» ismiyle eski Yunanlılarda da malûm olan ve muhtelif kavimlerde görülen maruf bir seyyar motifdir 9). M a r q u a r t .

») Bk. 51-52 Volga-Manç Ergenesi için bk: B e r e z i n. ha6iyeler. Daha önce milâdî 630 senesinde Türkistan yoluyla Hindistan. Mitteilungun der Wiener Geograph. Bozkurt efsanesi ve annesiz doğan ced motifleri ehemmiyeti haizdir. I. 278. Ye'cüc ve Me'cüc kavmi ve şeddi Göktürklerin ve Çengizin ecdadına ait rivayetlerde zikredilir. B a z a r o v. Halbuki efsanenin Araplar tarafından mahsus adam gönderilerek lokalize edildiği yer ile nehrinin şimalindeki Talkı geçidi (tarihlerdeki Temirkapu) ve onun şimalişark dır 2). Herhalde Türklerin fütuhat sahalarında bu nevi «Temirkapı» 1ar gösterildiği gibi 3) tarihin derinliklerinde. nşr. s. meselâ en eski süryanice İskender romanlarından dahi Ye'cüc ve Me'cüc bir Hun. I tercüme. 3 ve 135. 3 ) E. d. Romanın müessisleri olan Romuluş ve Remus'un bir dişi kurdu emerek büyümüş olduklarına dair efsanenin Etrüsk'lerden geldiğine ve bunla-ia da Avrupanın şarkın!) Bk. s. Y. d. III (140). Fakat bunlardan istifade ederken usule sadık kalmak ve son derecede ihtiyatlı olmak ilk şarttır. 196-198 . bilhassa Önasya tarihine ait meseleleri izah için geniş mikyasta istifade edilmiştir. s. Myth'ler den tarihe ai t meseleleri. 8. Terek tarafındaki «sed» için bk. Völkerschaften des Chazarenreiches im neunten Jahr-hundert. 1. Ural dağlarını Kafkasya dağlarına bağlamak üzere Sarısın (şimdi Stalingrad) şehri yanından geçip Manıç'a doğru uzanan sırtlar da "Ergene'' ismini taşımaktadır. Biblioteka Vostoçnıx Istorikov. Z. Eisernes Tor. g. GeselUchaft. B e r e n z i n . Reşideddin. Reşideddin. O b u r h u m m e r . C. 1919. Dişi hayvanı emerek büyüyen çocuk-cedd efsanesine gelince. t. IV ve B e r e z i n. T o g a n. Orhon Göktürk yayazıtlarında da bu geçit «Temir Kapug> ismile zikredilmiştir. Yani bu efsane Türklerle önasya kavimleri arasındaki münasebetin kıdemi meselesi tetkik olunurken bir delil olarak istifade edilebilir. KÖrösi Csomı Archivum. yani Türk kavmi olarak tasnif olunduğundan bff motifin Yahudi mankibelerinde görülen şeklinin Odaasyadan Önasyaya pek eski zamanlarda geçen bir Türk kavminden öğrenilerek sokulmuş olduğu ileri sürülebilir. 272-273. T o jf a n. Bundan başka Baykal gölü tarafında da Ergenekon olarak gösterilen yer vardır '). V. ha-şiyeleı. . Ibn Fadlans Reisebericht.. Türk kavimlerinin ön-tarihteki yayılmaları ile bağlı bazı davaları isbat yolunda bunlardan istifade edilebilir. prilojenye (ilâve) N. Ergenekon denilen bu sed Araplara Kafkasya derbendinde ve Terek nehrinin şimalinda gösterildiği gibi. Bizim Türk tarihi için bunlardan meselâ Ye'cü Me' cüc şeddi. Z. giden âlim Çin seyyahı Hiyüyün Çang'a Göktürklerin ecdadının hudud sınırı olarak Amuderya şimalindeki Termiz Demirkapı'sını göstermişlerdi .— 42 31.

Tarihî destanlar ise tarihî hâdiselere ve şahsiyetlere ait halk şairleri tarafından söylenip halk arasında yaşıyan ve bu hâdiseleri canlandıran rivayetlerdir. bizim de Oğuz destanlarımız. Bunlar bazan bir uzan veya muhtelif uzanlar tarafından söylendikten ve halk arasınna şayi olduktan sonra bir yahut bir kaç şair tarafından toplanarak tasnif olunuyor ve muntazam bir tarih şeklini alıyorlar. H. Bunun gibi Önasyada. Daqiqi.. P o t a n i n şimal kıtalarında iyi görülen yıldızlar ile bağlıyarak. Şa'âlibî. Bazı kavimler kendi mazilerini münhasıran hikâyeler. kalan tarafı faraziyelerden ibarettir. 3) B a r t h o 1 d. Erke. Temür. Iranîlerin islâmiyetten önceki zamanlarda yazılmış muntazam tarihleri olmayıp. Fakat bir kısrağı yahut bir köpeği emerek büyüyen Palias ile Nelee nam i k i z Homerus'ta. 32. olacağını iddia etmiş ve bunu Türk ve Moğollarda ve Uygur-lardaki ışıkdan doğan çocuk-cedd efsanesinin Batıdaki »n'ikâsı diye izah etmiştir 2).43 dan gelmiş olacağına ait yazılar bakarak. Hamza al-Şâri'ye ait destanlar. Almanların Hunlarla temasları devrine ait Niebelungen destanları bu cümledendir. I-II. Abû-Manşür Balhi. Stuttjart. Daqiqi ve Firdevsî gi') A. yani eski Yunanlarda olduğu gibi. 2 ) G. İranlıların. bizde bu Elrüsk efsanesinin Türk ve Moğol Bozkurt (Börte açına) efsanesinden alınmış olduğu fikri kolaylıkla ileri sürülüyor. 89. d. Ebumuslim Horasânî. F r e d a K r e t s c h m a r . Kült sına neba v Severney Aziyi. bir kurdu yahut bir ayıyı emerek büyüyen Wal-gora ve Wyrwidab ismindeki i ki z çocuk hikâyesi de Slav kavimlerinde bulunmaktadır '). yahut bilâkis Batıdan Doğuya mı gitmiş olduğuna hükmetmek mümkün olmuyor. Bu nevi mankibelerin ön tarih için emin bir delil olabilecek ciheti eski kavimler arasındaki kültür ve akide rabıtalarını göstermeleridir. bilhassa Isa Peygamberin velâdeti efsanesinde görülen kocasız gebe kalan annenin kudsiyet kesbeden çocuğu hakkındaki efsane motifi'ni Rus âlimlerinden G. Cengiz. Handesstammvnter und Kerberos. Ediğe Mirza. Zopiski Vostoçnago otdelenya Rasskago Arxeologiçeskago Obşçestva (Icualtrra ile : ZVORAO). masallar ve destanlar şeklinde hatırlamaktan hoşlanırlar. Paris . bu efsanenin menşe yeri Sibiry?. 1915. Fakat bu zatın buna benzer nazariyeleri ciddi itirazlara çarpmıştır 3). Iranîler de tarihî mahiyette destanlar söylerler. Meselâ Hindliler kendi tarihlerinden ancak masallar naklederler. P o t a n i n. s. 172-174. 1930. K r a p p e. Bu halde motifin Doğudan Batıya mı. Omsk. XXI. . Mythologie Univrrselle . 1938—Belleten V 5941 s. 0150-2. Asadi Tusi gibi rivayetcileri tarafından toplanmış olan destanları. Tokta-mış Han. Firdevsî.

Altınorda hanlarına ait Horezml-i ö t e m i ş Hacı 'nın tarihi (Tarih-i Dost Sultan) ve ilk Osmanlı rivayetleri bu cümledendir. Meselâ Çen-gize ve ecdadına ait «gizli tarih>. dört oğlu ve on kam» (On ok. mübalağadan u z a k l ı k tâ Orhun yazıtlarından beri müşahede edilen bir keyfiyettir. Fakat daha eski batınların zamanında vaki olan hadiseler hakkındaki hatıralar karışı'. Maamafih bu rivayetlerin tarihî hayatı aksettirdikleri aşikârdır. *Tün-ga Alp» (Efrasyab). Muahharan yazılan bu nevi « h a l k tarihlerimden meselâ Tonyukuk ve Bükü Hana ait parçalar ve bazı Turfan vesikaları uygur yazısiyle. Nisbeten iyi muhafaza edileni Oğuz destanıdır. Burada bir kaç sülâleye mensup hükümdarlar karıştırılmış . kısa ve çok realistçe ve doğru malûmat vermektedirler. hep yarı destan mahiyetini îıaiz olmuştur. Bunda 24 kadar padişah zikrolunuyor. «Türk. Türk deetanlarında realiteye yakınlık. yahut tavşan yılında filân hadise oldu demek kabilinden kısa ve muciz kronikler şeklinde kaydetmişlerdir. istifade ederek tarihin vesikalarla izah edilmi-yen boşluklarını doldurmak mümkün ve caizdir. Bir çok kavimler için . Rak (Uğrak). Türk tarihinin en eski devirlerine ait rivayetler doğrudan doğruya destan olarak yazılmıştır. tam bir sülâlenin hükümdarlık devri tek bir padişahın ömrü gibi tasvir olunan noktalar da olabi-bilir. Hatta usulü ile istifade olunursa vesikalar bulunmıyan devirler için menba işini de görürler Destan rivayetlerinin elbette ancak vesikalara uygun ve onlarla herhangi bir il işi kli ği olanları itimada şayandır. Bunlar Moğollarda da mevcut olmuş. Bu nevi yarı destan mahiyetindeki tarihler 3-4 batında cereyan eden hâdiselere ait muciz.. Kimme-rilerin Ortaasyada bazı Türk kavimleri.44 - bi şairlerin naklettiği rivayetler kabilinden. mahivet alıyor. yani garbı Göktürk) rivayetleri bize ancak bazı parçalarından malûmdur. bunlar vakıaları "mücel" dediğimiz oniki senelik takvim esasında koyun yılında. Hasarlar. Mongal un niuca Topça an (cince olarak : Yüan-çaobi-şi). Orhun yazıtlarında da yazıt müellifinin hatır-lıyabildiği devirlere ait kayıtlar bu tarzda mücel'le tesbit edilmiştir. destanlar söyliyerek geçindikleri anlaşılıyor. Çiğil ve Haklarla birlikte yaşadıkları zamanı anlatan Hanname bize ancak 17 inci asırda Buharalı bir Özbek tarafından efsanelerle karışık yazılması bir şekilde vasıl olmuştur. «Hannamo. Bu gibi destanlardan tarihî meselelerin izahı yolunda çok ihtiyatlı olmak şartiyle. 33. ki bunlardan «Şu destanı>. Türk kavimlerine gelince. İslâm devrinde da arap harfleriyle yazılmışlardır. Tarihî rivayetlerde ve tarihî destanlarda realiteye yakınlık nisbeti muhtelif kavimlerde çok farklı olarak görülür.

meselâ Buğra Gerey ve Adil Gerey sultanların macerelanda ait tarihî menbalarımızda. Dikkat edilecek nokta bütün bu nevi destanların itimada şayan olan ve olmıyan cihetleri hakkında muhtelif milletlerin destanlarından istifade eden zevatın kaydettikleri «müşterek» hususiyetlerdir. Meselâ Temü-re karşı Doğutürkistanı müdafaa eden Kamaereddin Duğlat'ın Altay dağlarına sığındığı yerde ölmüş olması. Destanlardan istifade de bu destanlarda naklolunan ve tamamiyle tarihî olduğunda şüphe olmıyan bir çok mühim teferruat bi zim vakanüvislerin eserlerinde bulunmamaktadır.~ 45 destanların bu gibi noktaları tesbit edilmiştir. Osmanlı ve Kırım münasebetlerine ait bir çok tafsilât ancak destanlardan alınabilir. Anadoluda Karamanoğulları hayatına. Eski (antik) t a ri h mütehassısı slan Prof. Bizde de Temür ile Toktamış ve Ediğe ve Doğutürkistan diktatörü Kamereddin Duğlat gibi şahsiyetlerin hayatlarına. M o m m s e n de kendisinin eski Roma tarihine ait meşhur eserinin bir çok boşluklarını destanlardan bol bol aldığı malûmatla doldurulmuştur. Kırım Tatarları. Osmanlı ve Safevî vakanüvislerinde verilen malûmat muhakkak ki. Kazak ve Kırgızlar arasında. Çünkü bu destanlarda bahis mevzuu edilen ve tamamiyle tarihî olduğunda şüphe olmıyan bir çok mühîm teferruat bizim yazılı tarih kaynaklarımızda bulunmamaktadır. Safevî Iranla Kırım münasebetlerinin bir çok teferruatı . Nöldeke. Keza Osmanlı. Nogaylar. keza 1709 da Deli Petra ile Demirbaş Şarl arasında Pol-tava'da vâki olan savaşlardan az önce Osmanlı devletinden yardım almak ümidiyle Dağıstan'da Terek kalesini alıp Deli Petro'ya karşı yapılan büyük savası Batı Sibirya'dan kalkıp gelen iki Çengizli şehzadesinin İdare ettiği tarihlerimizde kayıtlı değildir : Bunları biz ancak Mangıt Nogay destanlarından öğreniyoruz. yazma vesikalara dayanarak reel bir t a r i h i n tavsifi olarak kabul etmişlerdir. çivi. Safevî ve Kırım münasebetlerine dair. Geiger. «Adil Sultan"a dair söylenen ve kısmen basılmış olan destanlardan ikmal edilebilir. Marquart ve Chrestensen İran tarihine ait eserlerini daha ziyade tran destanlarından alarak yazmışlar ve bu destanlarda tarihsiz olarak anlatılan bir çok uzun yahut kısa kıssaları başka bazı maddî medeniyet eserlerine. yahut pehlevî yazılı vesikaların şahadeti olduğu gibi tıpkı tran rivayetleri gibi destanı mahiyette olan. fakat İranlıların t es iri altında uydurulmuş olmadığı usulü dairesinde yapılan tahkikattan anlaşılan Arap rivayetlerinin şahadetinden ibarettir. yahut Fatih'in zamanında As-tarhan hanlarının başveziri olan Mangıt Temürbeğ'in haç seferi yaptığı ve Istanbulu ziyareti. Meselâ . Bunları teyid edici kayıt Yunan ve Lâtin müelliflerinin yazıları. Meselâ iraniyatçılardan Schlegel.

309-330). Macar. keza eski İşkillerin menşei meselesine ait mütalealarımda (s.tealoh. K. Meselâ ben İbn Fadlana ait eserimde Oğuz ve saire Türk destanlarını. 460 senelerinde ayrılmışlardır. 115-133. için menba olabiliyorlar.. Zapiski Vostoçnago OidtUnya /?... Ezcümle Uzunköprü'de keşfolunan bir Çağatayca Oğuz destanında «.Destanda Edil havzasında beş ve Horasanda Uygur kabilesinin bulunduğuna Agaçerilerin de bu beş Uygur (Beş ogur) heyetine dahil olduklarına dair bu küçük teferruatı uydurmakta destanı söyliyen eski "akın" ve "uzan"lardatı kimsenin alâkadar olmadığına emin olabildiğimiz gibi. şarkî ve şimalişarkî Avrupanın İskit olmıyan ve "Saklab" ismi umumisi ile tesmiye olunan kavimleri hakkında Türk rivayetlerini (s. Başkurt. İranın ve Ortaasyanın eski coğrafyasına ait !) Bk. 148) mühim bir tarihi meselesinin halline yardım etmiştir. istifade etmişimdir. Ve bu kayıt arkoloji tetkikatı ile teyid edilmiştir1). yani "Aga-çeriler ile birlikte Halaç. . Karluk ve Kıpçak'lar hakkında onlar Beş Uygur idiler" denilen cümle (s. XIX. Marquart iran ve Türk kavimlerinin eski tarihine. Mişer ve Bulgar kelimelerinin menşeleri meselesiyle ilgisi görülen bahislerde (s. 147-148). s. Meselâ Ebumislim Horasanî destanında eski Merv şehrinde vaki olan hâdiseler anlatılıyor. Karıklı.46 destanlarda asırlar geçtiği halde hiç değişmediği bazı arkayik isim ve tabirlerin muhafazasından kolay anlaşılan noktalar bulunur. Burada teferruat kabilinden getirilen bir kayıt bu şehrin eski topografisine ait bazı meselelerin halline medar olabilecek kadar mühim görülmüştür. destanları söyliyen milletler bir kaç defa din değiştirdikleri halde bu hadiselerden müteessir olmamıştır. Bu gibi destanlar bahis mevzuu olan esasî hâdiselerden ziyade kaynaklarda istitardî mahiyette temas olunan teferruatın aydınlatılma. 243-244). Agaçerilerin bu beş Uygur heyetine dahil olup olmadığı hususunun bu destanı bu şekilde söyliyen Türk kabilelerinden hiç birinin kabul ettiği din ve akidelere aykırı olmadığını de farkedebiliriz. Bazı teferruatlı destanların hamili olan kavimlerin kabul ettiği dinjerin an'aneleri ile açık tezad teşkil etmediğinden. Malûm olduğu üzere Agaçeriler Edil (Volga) sahasından M. 34. el. Obfçeıtvd. B a r t a o l d . yahut onlara dair hatıraların daha taze olduğu eski bir zamanda (ihtimal Garbi Hunlar devrinee) söylenmiş bir rivayetten alınmış olduğunu göstermek itibariyle de bir kıymet kesbeder. eski Oğuzlara ve Masagitlere (s.. Oğuz destanının bu küçük kaydı bu destanın Edil sahasında Beş ogurların yaşadıkları. Ittoriyi Merva Ar. XXXI).beşi Uygur erdi Ağaç er bile».

e 1 i n . hem de metod ve intikadın ne olduğunu tamamiyle kavramış bir âlim olduğunu gösterir ve ancak bu gibi zevatın elinde sert bir intikade tabi tutularak istifade edilen destanlar çok kıymettar ') Bk. devrine ve Danişmend Gazi'ye ait gibi telâkki olunan Danişmend Name destanının Danişmend Gazi ile ilgisi yoktur. 2) Blc.. ki tarihi meseleleri aydınlatmak yolunda destanlardan usule muvafık olarak istifade edebilmek çok müşkül bir iştir ve bunu usuliyle yapabilen tarihçi hem tarihin ilim olarak ne demek olduğunu anlamış.Mükrimin Halil'e göre destanda Danişmend adlandırılan zat Arapların Malatya emiri olan ve savaşta şehid düşen Emir Ömer bn Ubayd Allah al-Sa-lamî olsa gerektir. Bu cihetten biz bu teferruatı 8. Türk fütuhatı. keza tarihî şahsiyetlere ait olarak söylendikleri haide. Itlâm Ansiklopedisi I 344-361. Bonn. bu teferruatın daha muahhar zamanlarda. . 1936. Fakat destanlara muhtelif zamanlarda yapılan ilâvelerin asıl destanın bahis mevzuu ettiği zamana ait malûmattan farkı. Destan Malatya tarafından iş gören ve orada şehid düşen bir gazininin hayatını anlatır. Mısır Memlûklerinden Sultan Baybars ismiyle bağlanan destan (Sırat Malik al-Zâhir Baybars) da hakikî tarihten çok bu zatla ilgisi olmıyan eski Arap motifleri ile doldurulmuş bir eserdir2). Meselâ Ebumuslim destanının Osmanlı rivayetlerinde bu zat bir Osmanlı padişahı ve Kırım Hanı ile birlikte Rus seferine işti rak etti ri lmi şti r. «Battal» majalesi. Danişmend Gazi ise Malatya emiri olmamış ve küffarla tavaşta ölmemiştir. Prof. Zar Sırat Malik az-Zahir Batbars. Tarihte kaynak olmak bakımından tarihihî yahut uydurma tarihî destanlara dair bu anlattıklarıma ek olarak burada tam ciddiyetle kaydetmek icabader. III-V1I. meselâ Sâmâ-niler yahut Karahanlar ve Horezemşahlar zamanında cereyan eden bir hadiseye ait olması mümkündür. Mukaddeme s. Anadoludaki İslam yahut Türk fütuhatı devirlerine ait olmak üzere söylenen destanlardan Battal Gazi Destanı'tim kahramanı malûm') ise de.47 - bir çok mudil meseleleri İran destanındaki kayıtlarla izah etmiştir. Bu yüzden bu destan tarihî meseleleri izahta kullanılamaz. H e l m u t W * D . fakat bu destanın farsça nüshalarının bazılarınde Ebumuslimin Mâverâünnehir'in şimalinde Türk hanları ile savaşına ait hikâye vardır. Maruf tarihî şahsiyetlere atfedilen uydurma destanların emsali Avrupa'da da çoktur. bunun uydurma olduğu tarih bilen herkese malûmdur. bunun uydurma olduğu bazen ancak zorla tesbit edilebiliyor. inci asır ortasında Arap-Türk münasebeti tarihine alamayız. Cüneyid Name'nln tarihî bir şahsa ait olduğu malûm değildir.

Binaenaleyh kâfi derecede usule ve intikad yollarına vakıf olmadıkları halde t a r i h ile meşgul olanlara. Buharada Hoca Nakişbend Behaeddin. manastırları. çünkü o zaman daha ellerde bulunan Psudokallestin'lerden alınmıştır. Hazreti Ali hakkında tstanbulda Eyyub-ü Ensarî hakkında. Balh'te cAkâşe. Herat'ta Hoca Abdullah. Iskenderin kendi tarihi için de ehemmiyeti haizdir. Arap ve Türk kavimlerinin eleğinden geçmiş oldukların dan bunlara bu kavimlerden her birinin destanların hususiyetleri geç miştir. tarihî davaları isbat zımnında destanların yardımına müracaat etmemeyi tavsiye etmek pek yerinde ve hayırha-hane bir tavsiye olur. ac) Mankibe efsane (leğende) lerden. Bu destanların islamî şekli tek bir kavmiin millî mahsulü olmayıp Iran. ki metni ve ingilizce tercümesi matbudur.. Hattâ ilk Arap tarihçisi V a h a b b n M u n a b b i h tarafından Arapların Himyer devleti tarihe uydurularak iskender'i "ZuM-Oarnayn" (Çifte Boynuzlu) ismi altında bir Arap kahramanı gösterilerek yazılan rivayet te kısmen böyledir. söylenen mankibeler meşhurdur. Bu rivayetlerin esas kaynağı Pseudokallistin deni len ve Iskenderin tarihçisi Kallistine isnadla uydurulan Yunan destanı ve rivayetidir. Efsanevî mahiyetteki hikâyelerle tarihî hâdiseleri karıştıran yahut aslen tarihî olduğu halde zamanla bir ebedî janr mahiyetini alan rivayetleri halit a sıfatiyle üçüncü nevi olarak gösterdik Makedonyalı Iskendere ait romanları bu cümledendir. onların mezarları ile de ilgili olarak. ncı asırların mahsulü olmak itibariyle değil. nci asırlarda hüküm süren Merovving kıratları devrine ait hıristiyan azizlerin menkibeleri <German tarihi abideleri (Monumenta Germaniae Historica) kül- . Fakat son raki Iskendernameler ancak yazıldıkları devrin fikirlerini eski kalıba sokan edebi mahsullerden ibarettir. Semerkandde Quşşhem bn Abbas (Şahizinde).48 menba şeklini alabiliyorlar. 36. 35. yalnız 5-6. Bunu için meselâ N i z a m î 'nin yahut N e v a y ı 'nin Iskendernameleri ancak bu ş ai rl erin kendi zamanlarının mahsulü olmak itibariyle mühimdir. Konyada Celâleddin-i Rumî. Ensarî hakkında. Bu rivayetlerinin 6 inci asra ait Süryânîler tarafından işlenen redaksiyonu. bilhassa hıristiyan aziz leri. Hıristiyan âleminde bu gibi mankibeler Açta sanctorum (azizlere ait vesikalar) unvanı al tında toplanarak neşredilmişlerdir. islâm evliyaları ve şeyihleri hakkında söylenenlerini bahis mevzuu ediyoruz. İskender tarihî şahsiyet ol makla beraber ona ait roman ve destanlara pek çok masal unsuru karışmıştır. Bu şeraite malik olmayan bir tarihçi destanlara baş vurursa başa çıkamaz ve bütün işini berbad ede. Bunlardan meselâ 5-8.

1888 de "Leğende" maddesinde) ve H. Meselâ Ortaasya Türk evliyasından 16 ncı asırda yaşıyan Mahtumi Aczam mankibesinde şeyhin Maveraün-nehirde Cizak ile Sırderya arasında hiç su bulumıyan çölde gösterdiği keramet söylenir. yukarıda zikrettiğimiz destanlar gibi. Hoca Behaeddin Nakişbendi'nin nüshaları kütüphanelerimizde Tarihte Usul c F. D e l a h a y e (Les legendes hagiographiçues. Bundan kat'inazar bu menkibeler bu nevi azizlerin ve şeyihlerin muayyen memleketlerin ahalisinin efkârı üzerindeki tesirlerini gösteren vesikalardır. intikad esaslarına tabi tutularak. 1906) tarafından etraflıca anlatılmıştır. güya Sırderyadan kanallar çıkarılarak İska ve iskân edilmiş olduğu hakkında bazı mühendislerce matbuatta yazılan fikirlerin yanlış olduğunu öğreniyoruz. Bizde ise bu gibi mankibelerin tarih menbaı sıfatiyle kıymeti daha lâyıkiyle anlaşılmadığı için toplanmamışlar. onların kerametlerine ait hikâyelerde tarihî hâdiselere temas ediliyor. Azizlerin ve şeyihlerin hayatlarına ait teferruatta. Sektion. Bundan biz bugün "Mirza Çölü" ismi ile maruf olan bu çölün şeyhin yaşadığı 16 inci asırda. Menkibeler de. Aizze mankibeleri bize çoğunca yazılı olarak gelmiştir. Bunların nevileri ve onlardan tarih için istifade imkânları V. Demek bu gibi menkibeler memleketlerin imar ve iskân tarihlerini öğrenmek için de faydalı oluyorlar. Teil 42. yani taptıkları azizler. tarihî tetkikat için mühim menba olabilirler. Bu mühendisler bu Mirza Çölünün baştan başa iskânı kabil ve vaktile iskân edilmiş bir saha olduğunu iddia ediyorlardı. Paris. istifade edilirler. evliya ve maşaihe ait uydurmaları bilhassa hangi merkezlerde döndüğü tesbit edilebiliyor. i . Yalnız bu değil 1931-32 kışında Temür tarihine ait derslerimde «Temürün zuhurunu hazırlıyan fikir cereyanları» meselesini izah ederken A b d u r r a h m a n Câmî nin tasavvuf şeyihleri hal tercümelerine ait Nefehât al-uns nam kitabını ona H ü-seyn a l K â s ı f î ve Alisir N e v a y î gibiler tarafından yapılan zeyilleri ve kütüphanelerimizde Hoca Nakişbend ve halifelerine ait mankibe kitaplarının yazmalarını mahaz sıfatiyle göstermiş ve onlardan malûmat nakletmiş olmam dolayısiyle mebuslardan birisi beni «muzır kitapları mehaz sıfatiyle kullanıyor» diye merhum Atatürke jurnal etmişti._ 49 liyatının ayrı bir şubesi sıfatiyle Scriptorum rerum Merovingicarum un-vaniyle müteaedit cildler halinde neşredilmiştir. bu tesbit edildikten sonra uydurmalar sahasının dışında kalan haberler. S c h u l t z e (Allgemeine Enziklopâdie der Wissenschoften und Kunst von Ersch und Gruber'a 2. Bu nevi menkibeleri yazanların zayıf cihetleri. Fakat bunların çoğa şifahî rivayetlere dayandığından biz de bunları «Şifahî rivayetler» sırasına koyduk.

onlar da bizim tarihimiz için kıymettar menba olurlar*. Menbaları gösterilmiyen hikâyelerimden bir çoğunun da nereden alındığı eser üzerinde tetkikatta bulunan Hindistanlı Muhammed N i z a m e d d i n tarafından tesbit edilmiştir'). açlık seneleri geldiğinden. 37. (Emir Hüseyin ile Emir Bayan Sul-duz'un tarihlerde tafsilât verilmiyen muharebelerine ve bunların nerelerde cereyan ettiğine) ve memleketin o zamanki iktisadî hayatına ait malûmat elde ediniyoruz. ad) Hikâyeler ve anekdotlar muhtelif şahısların ve devirlerin karateristik cihetlerini tebarüz ettirmek maksadiyle söylenirler. Biz bunu yaparsak bu men-kibelerden istifadenin usulünü tesbit edersek. muhtelif devirlere £İt Türk latifeleri onun ismi etrafında toplanmak âdet olmuştur . fslâm ülkelerinde «muhâzarâb kitaplarının *) M u h a m m a d . . Bu yüzdenbîz yazma telifleri de burada şifahi rivayetler meyanında bahis mevzuu ediyoruz. Introduction to the Jami'ul-hikâyat of Auft. vaktiyle manastırın müessisi olan bir azizden. binaenaleyh bu latifeler tarih için mehaz olmaz. o günlerin ekmek fiyatından. N i z a m e d d i n . Bu nevi anekdot (muhâzara) kitaplarından bazıları. ve "cadlî'* denilen Horezm dirhemlerinin kıymetinden istitradî olarak haber verilmektedir. Çünkü bunlar şifahi lâtifeierle bağlıdırlar. Bir hıristiyan rahibinin. Bunlardan biz o devrin siyâsî hayatına. Bu müellif naklettiği hikâyelerin hangi menbadan alındığını da bazan göstermiştir. İslâm Şarkında bu nevi anekdot kitaplarına «muhâzarât» kitapları denir. London. 1929. A b ş î h î 'nin türkçeye ve fransızcaya da tercüme olunan al-Musfafraf fi külli faninin mastazraf kitabı gibi tarihî hikâye mecmualarına da anekdot denilmektedir. islâm eserlerinden meselâ Muhammed A v f î 'nin Cavâmf ülhikâyât va lavâmf ür-rivâyât kitabı. muharebe ve entrikalardan bahsedildiği gibi. Biz Hoca Nasreddin latifelerini biliriz. üstazları hakkında verdikleri malûmatın ne gibi noktalarında fazla zaiflik göstermekte olduklarını tetkik ederek aydınlatmalıyız. Ancak edebî mahsuller meyanında yer tutarlar «Anekdot> tabiri Avrupalıların ıstılahında yalnız latifelere değil. bizde kendi şeyihlerimizin müridleri ve halifeleri. meselâ şimdi zikri geçen Muhammad Avfî'nin eseri hakikî tarihî rivayetleri cami bulunmaktadır.50 bulunan menkibelerinin birinde o zamanki Çağatay emirleri arasındaki mücadele. Bu zat tarihî şahsiyet olduğu takdirde bile bir umumî mankibevî şahsiyet şeklini almış. onun kerametlerinden bahsederken bilhassa hangi noktalarda samimî olarak yanılmakta olduğu ve kerametleri nerelerde aradığı avrupalı tarih münekkitleri tarafından tesbit edilmişse. kısa tarihî hikâyelere de itlak olunur..

Bunlara bazı Avrupa dillerinde <kanatlı sözler» de denir. Bunların coğrafî kısımlarının diğer İslâm coğrafî eserlerinden farkı. evliyalar. L a d e n d o r f (Historisches Schalgzuörterbuch. 2) eyi ahlâk 3) kötü ahlâk 4) acayibi âlem ve hayvanlar diye dörde taksim etmiş. B u c h m a n n (Geflügelıvorle. farslardan cUbayd Zâkâni. 1918) taraflarından toplanmıştır. af) Tarihî darbımeseller diye şahıslar ve vakıalara nisbetle söylenen atasözlerimizde de bazan tarihî şahısların veya kavimlerin . Q a z v i n i A s t e r a b â d i tarafından 1614 (1023 hicrî) da telif olunan ve büyük bir cild olarak 1910 da Tahranda basılan farsî Târix-i Buhagra nam anekdot mecmuası ise başta 1) eyi ve kötü ahlâk.— 51 tertip ve tanzimi için'kabul edilmiş ve az çok farklı sistemi de olmuştur. musikişinaslar. itimada şayaniık bakımından çok farklı eserlerden malûmat toplanmıştır. müneccimler. halifeler. şairler. hükümdarlar. Avrupada maruf tarihî fıkraları ezcümle D. Umumiyetle bu nevi fıkralardan da tarihî eserlerde ancak ihtiyat kaydi ile istifade edilebilir. Yani anekdot mecmuaları olmakla beraber bu nevi arabî ve farsî muhâzarât kitapları bazen pek kıymetli tarih menbaı işini görmektedirler. nebatat ve hayvanat hakkında muhtelif asırlarda yazılmış. ae) Fıkralar diye muhtelif meşhur şahıslardan naklolunan ve ağızdan ağıza söylenip gelen hikmetli sözlere denir. sonra da öteki eserde olduğu gibi fasıllara taksim olunmuştur. sadakat. tedbir. kadılar kâtipler. 1906) ve G. Her iki kitabın acayibi âlem ve tabiat kısımlarında coğrafya. dağlar ve şehirlere ait malûmat ile beraber ma'adin. nehirler. birinci kısım peygamberler. Bizde bu gibi tarihî fıkralar maalesef toplanmamıştır. Bunlarda latifeler gibi ekseriya uydurulmuş veya tarihî olanları da çoktur. denizler. 38. misafirperverlik ve saire ahlâk ve muaşeret mevzulanna ayrılmış ve hikâyeler de bu fasıllara göre tanzim edilmiştir. Türklerden Nevayı ve Bennayi gibilere nisbet edilenlerini zikredebilirim. vezirler. 3) acayibi âlem diye üç büyük kısma. gibi fasılalara. İslâm edebiyatında bu nevi fıkralar bilhassa AbONuvâs ve Mütnebbi. ikinci kısmı çalışkanlık. verilen malûmatı hikâye tarzında sıralanmış olmasıdır. Arapça eserlerden M u f a z z a l b i n Salma h'nin Ğâgat al-'arab fi mc^ânii mâ yacricala alsinati 'l-Q5mma fi amşâlihim va muhâvarâtihim min kalümi 'l-carab (Istanbulda Elcevaip matbaasında basılmıştır) nam eseri maruftur. muhabbet. Meselâ cAvfî zikri geçen Çavâmi11 ül-hikâyât kitabını 1) insanların sınıfları ve onların arasındaki münasebetler. 2) insanlar ve sınıflar arasında münasebetler.

Ahmed Yeseviye ve Türkmenlerden Mahtum K. Roma ve Bizans devri kitabeleri. kitabelere. yazılı haberler de istinsah edenler yahut nakiller tarafından ekseriya tahrife uğrıyorlar. Altınorda devrinden Çirençe Çeçene nisbet edilen sözler. takviriıler ve hal tercümelerine itlak olunur. b) YAZILI HABERLER 39. Yazılı haberler tabiri önce şifahî olup sonradan yazılmış değil. son kazak hanlarından Barak ve Bobı Hanlara. Türk ülkelerindeki islâmi . M a h m u d K a ş g a r î de (1. Babil ve Iran çivi çivi yazılı abideleri. meselâ Kütahyadaki Germiyanoğlu Yakub Beyin büyük türk-çe vakfiyesi. pek mümkündür. inci asra kadar yaşamış. ki ilmî eserlerde lâtince olarak Monumentum Ancyranum ismiyle zikredilir.M a n ş ü r c A b d a l M a l i k al. Mısır ve Istanbulda basılmıştır. yazılı haberlerin değişme safhalarının kontrolü. ilâvelere maruz kaldığı gib. Şifahî haberler ağızdan ağıza naklolunurken değiştirmelere.Şacâlibi tarafından Ahâsin 't-kalim ve Ahsanu mü samFtu unvanları altında toplanan sözler bu darbımesel ve fıkralar zümresine girer ki. vakanuvislerin eserlerine. Sümer Asur.. Istanbuldaki Okmeydanı ve çeşme kitabeleri zikredilmelidir. asıl menbalar elde olduğu takdirde. Maamafih şifahî haberlerin ağızdan ağıza naklolunurken maruz kaldığı değişiklikleri kontrol etmek her vakit kabil olmadığı halde. sonra başka Türk kabilelerine karışıp ortadan kaybolmuş olan Bansgan kabilesinin karakterini göstermektedir.52 isimleriyle ilgili olarak söylenenleri vardır. islâm milletlerine mensup tarihî şahsiyetlere nisbet edilen hikmetli sözler ve tarihî darbimeseller c A b u . daha bidayette yazılı olarak nakledilen haberlere. Yazılı rivayetler bize ya aslî şekli ile yahut aslından bilvasıta nakledilmek suretiyle vasıl olurlar. D i e h 1 tarafından Res gestate divi Augusti ismiyle 1918 de 3 üncü defa neşrolunan eserde bittafsil anlatılmıştır. Biz burada yazılı haberlerin muhtelif nevilerini sırasiyle bahis mevzu edeceğiz: ba) Kitabeler'den burada bilhassa eski Mısır hieroglifleri. Romalıların kitabelerinden imparator Augustos'un kendi hatıralarını muhtevi Ankara kitabesi mühimdir. 366—67) kuş yuvazi sagıskan.ulu'ya nisbet edilen darbimesel kabilinden sözler vardır. Bunun münderecesi E. budun yuvazı bansgan meseli o cümledendir ki. şecerelere. Nogaylardan Ediğe'ye. İslâm kitabelerinden Mısırda ve önasyada bulunanları Mısırdaki Fransız arkeoloji enstitüsü tarafından yavaş yavaş neşrolunmaktadır. bizim Türk asarından Orhun yazıtları ve islâm devrindeki kitabeler. Issıkgöl civarında 11.

Cermen kavimlerinin zadeganı arasında da ensabın zaptına ve şecerelerin tertibine ehemmiyet verilmiştir. bazan da demir. fakat Eskişehirde-ki Alaeddin camiindeki Câce Beye ait arapça kitabe burada daha 1262 senesinnen önce. 35 — 39. Orhun yazıtlarının. Arkeoloji ve Etnografia Dergisi. Nil sahası ve Önasya tarihi hakkında önce Yunan menbalarının verdiği malûmatlara dayanarak kurulmuş olan bir çok faraziyelerin yanlışlıklarını meydana çıkarmış ve bu tarihin karanlık safhalarını aydınlatmıştır. ) Türk Tarih. A b d u r r a h m a n Ş e r i f Beyin Ahlat ve Erzurum kitabelerini. X. yahut çinilere. ki bazı yerleri uygur harfleriyle yazılan ') Byzantion mecmuası. Bruxelles. O cümleden İsmail Hakkı Bey ile.rin şecerelerini tertip ederlerdi. Sivas. Maamafih şecere tutmak usulü daha ziyade Şark kavimlerinin âdetidir. merhum T e v h i d Beyin makalelerini zikredebiliriz. moğolca ve süryanice kitabelerin Ortaasyanın mudil tarihini aydınlatmakta aynı ehemmiyeti haiz olmuştur. şeyhülislâmların listesi tutulmuştur. uygurca. yani Selçuklular devrinde yalnız bir değil 18 cami bulunduğunu katiyetle isbat etmiştir 2). bb) Şecereler (geneoJogie) eski Yunanlılar Olympia'da galip gelenlerin listelerini. Karasi ve diğer şehirlerdeki kitabeleri. Horezmşahların Ürgenç'teki bir kitabesi kurşuna yazılmıştır.. Kitabeler tarihî menbaların en esasî kısımlarını teşkil ederler. çivi yazılı kitabeler. Romada da konsülların hükümet senelerini sonra da papaların papalık senelerini gösteren listeleri bulundurmuşlardır. Çengizin ecdadının ve ahfadının 1300 senesine kadar ki şeceresinin R e ş i d e d d i n ' i n idaresinde tertip edilen nüshası Şacbi Penc-gâne ismi ile maruf olmuştur. ayni İsmail H a k k ı Beyin Kütahya. burasının ancak Osmanlılar devrinde bir şehir şeklini aldığı ileri sürülmüştü1). II. Halil E d h e m B e y i n Kayserideki.53 — kitabelerden ancak pek az kısmı toplanmıştır. ki K â t i p Ç e l e b i 'nin Takvim üt-teva-rih'ine eklenmiştir. 43. 263. Van B e r c h e m ile Halil E d h e m'in Amid (Diyaribekir) kitabelerini tasvir ederek neşrettikleri eserleri. 2 . İslâm devri kitabelerimiz de aynı dereeede kıymettardır. Kitabeler ekseriya taşlara. keza Atina zadeganı Archonotle. p. bakır ve tonuça yazılır. M e h m e t B e h ç e t Beyin Kastamonu. Bizde Osmanlı devrinde mülkiye memurlarının. Bunlardan bilhassa Moğol devrine ait ensap çok mazbuttur. Mısır hieroglifleri. vezirlerin. Daha 1936 senesinde yazılan bir ilmî eserde Bizans menbaalarının kayıtlarına dayanarak Eskişehirin Selçuklular devrinde mevcut olmadığı.

çok cahil insanlar olduklarından verdikleri malûmat arasında kültür hayatını tenvir edecek kayıtlar pek azdır. Bununla beraber takvimler ve hıristiyan milletlerde paskalya* günlerini gösteren fihristler. Türkiyede pek bol olan bu nevi ensap defterlerinin cem ve zaptına daha itina edilmemiştir.54 yegâne nüshası Topkapı Sarayında (N. Mısırlıların kayıtlarından yukarıda bahsettik. fakat 10 uncu asrın hâdiselerine ait bazı mühim kayıtları da ihtiva etmektedirler. selef ve haleflerinin uygur harfleri ile yazılmış şeceresi vardır. Vakanuvisler her şeyi sene besene. Catalogue of the Persian manuscripts. Bunlardan "Gotha Cemiyeti" nin neşriyatı başta gelmektedir. Bu şecerelerde bazen ufak çocuklar. Bu esere Temürlüler devrinde Muciz al-ansâb ismi verilerek 1426 (h. bir kaç sene süren" vakalar ekseriya muhtelif sene ve ayların kayıtlarında zikredilmektedir. Koman ve Peçenek gibi kavimlerin tarihlerini ve Rus-yada Moğol hakimiveti devrini en çok Rus vakayinamelerinden öğreniyoruz. 41. Bunları Kazaklardan Şahkerim ve kazan-lı Ahund Kurbanali neşretmişlerdir. manastırların tesis tarihleri. Yine Herald Cemiyeti tarafından neşredilmekte olan Deutsches Geschlechtsbuch şimdiye kadar 56 cild çıkmıştır. çocukken ölenler bile kaydedilmiş ve çocukların anneleri ve bunların hangi kabileden geldikleri de zikredilmiştir. fond Persan. 830) senesine kadar getirilmiş. Meselâ biz Hazarlar Edil Bulgarları. ki nüshaları Paris Millî Kütüphanesinde (anc. onları muhafaza eden ve neşriyatta bulunan genealogie cemiyetleri vardır. sanra Hüseyin Baykara zamanınde bir daha ilâveler yapılmıştır. s. 2152) Temürün. "Gotha Saray takvim neşriyatı" ismini taşıyan bu dergi 1764 denberi her sene çıkıyor. N. Asur kırallarını da vaka-nuvisleri olmuş. onlarda yaşıyan rahiplerin vakayinameleri mebzul bulunmaktadır. Fa- . be) Vakanuvisler 'in eserleri. Almanyada şecereleri toplıyan. hatta ay be ay tesbit etmişler. 67) ve Londrada British Museum'da (R i e u. Bunlardan bizim Türk tarihi için bilhassa Rus ve Leh vakayinameleri (letopisi) bilhassa 11 nci asırda yazılmaya başlamış. Bunlardan kıral AssurbanipaFın toglalar üzerine yazılmış olan vakayinamesi 1856 da Ninive'de yapılan harfiyatta bulunmuştur. meselâ Leh ve Macar rahiplerine göre. Fakat Rus rahipleri.— . ki Alangua ve Temür ve Şahruh dahil olmak üzere bir çoklarının resimleri de verilmiştir. 2937) bulunmaktadır. annal ve kronik'ler milletlerin medeniyetçe biraz daha yükseldiği devirlerde yazılmağa başlamıştır. Bir de Topkapı Sarayında Baysungur Mirza'nin hat ve resim albümünde (hazne kısmı N. Kazak urugları arasında yaşıyan Cengiz oğulları bütün son asırlarda kendi ensap ve şecerelerini itina ile zapt etmişlerdir. 183) bulunmaktadır.

azledilmek. islâm vakanuvislerinin kayıtları.55 kat İslâm kaynaklarındaki haberleri bilhassa kronoloji bakımından ve arap harfleriyle yazılan ve okunamıyan isimlerin Rus vakanuvisleri mühimdir. Fakat bu Rus ve Leh vakanuvislerinin kayıtları ancak Do-ğuavrupa'da yaşıyan Türk kavimlerinin tarihine aittir. Bunların listesi de bu kitabın sonunda ekli olacaktır. Buharada ise farsça yazılmıştır. Şumûlü ve bilhassa kültür tarihi bakımından kıymeti. Aslında Mirza Isa-meddin Karavulbegiye ait bulunup emir tarafından müsadere edilen bu eser Ruslar 1920 de Buharanı işgal edip Erk'i bombardıman ettiklerinde telef olmuştur. Bu kitaplar Avrupalı müsteşrikler tarafından tenkidi mütün usulüyle (Îbn Miskeveyh ise bir de faksimile olarak) tab edilmişlerdir. Vakayinameler vakanuvislerin bizzat kendi zamanlarına ait kayıtlarını ihtiva etmeleri nisbetinde kıymettar oluyorlar. Bunlardan başka îbn a l . Bu uygurca vakayinamelerden bir nüshasının isimleri kısmen uygurca yazılan farisî tercümesi «Tarihi Yasa» ismiyle 1920 ye kadar Buharada hühûmet sarayında (Erk'te) bulunmuştur. Moğol devrinde bilhassa ilhanlar ve Te-mürlüler devrinde hükümdarların has vakanuvisleri bulundurulmuş.A ş i r tarihi vardır. Bir de I b n a 1 . Bunlardan bilhassa T a b a r i maruftur. ya başka memuriyetlere tayin edilmek. Sibt Îbn a l . dikkatlilik itibariyle Çin vakanuvislerinin kayıtları çok yüksek mevki tutar. Osmanlı devrinde saraya mensup vakanuvisler üç asrın vakayiini muntazam olarak tesbit etmişlerdir. Mısırlılardan M a q r i z i.K a ş ı r . bunlar uygur bahşıları. bilhassa cenubigarp Türklerinin tarihi bakımından çok mühimdir. veya âni olarak vefat etmek yüzünden eserlerini bir kitap şekline sokamamış- . bunların eksiği has isimlerin kaydinde uğradıkları müşkülâttır. Îbn Ayaş. Maveraünnehirde Hive ve Hokand Hanlıkları zamanında da bir çok vakayinameler de türkçe. Osmanlı vakayinameleri bize Türk tarihini türkçe yapılan eserlerden öğrenmek imkânını veren ilk mufassal türkçe tarih kaynaklarıdır. ki bunlar hakkında bu kitabın sonunda menbalar listesinde malûmat verilecektir. Bu eserler bize farsça redaksiyonlarında vasıl olan İlhanlar ve Temürlüler ve Safeviler devri vakayinamelerinden farklı olarak türkçe olarak gelmiştir. Îbn a l . sonra bunlar tanzim edilerek «Târihi Hânî» şeklinde yazılmışlardır.. Onun devamı olan Şi-lat al-ğarlb ve îbn M i s k a v a y h kronikleri önemlidir. Osmanlı vakayinamelerinin listesi bu derslerin sonuna ilâve edilecektir.C a v z ı Z e h e b i .C a v z i . î b n T a n g r i b e r d i gibilerin mufassal kronikleri ve Ayntaplı B e d r e d d i n 'Ayni 'nin büyük kroniği vardır. Vakanuvislerin bazısı. yani kâtipleri olup vakaları uygurca kaydetmişler.

islâm Ansiklopedisi. Vilâyetlerde halk kütleleri arasında cereyan eden hâdiseler eksik aksettirilmiştir. Bütün bunlar bizde saray. Zamanımızda ise tarihleri kronoloji sırasiyle yazmayıp mevzulara göre tertip ediyorlar. (Bk. Hıristiyan kilise ve manastırlarında tutulan takvimler gibi islâm milletleri. Tür-kiyenin cihan harbinden sonraki hayatı için böyle bir kalendar'ı Prof. hükümdar. 42. Doğu Avrupa hıristiyan milletlerine mensup rahiplerin manastırlarda tuttukları vakayinamelerde umumî siyasî hâdiseler kaydedilmiş bulunmakla beraber bunlar en çok manastır hayatına dinî hayata ait teferruatı ihtiva ederler. risale manzum yazılan yazılmış ve zikri geçen Erzincanlı Müstencidi Mevlevi'nin takvimi gibi takvim tutan zevat olmuştur. Maamafih bizde de ayrı tavaifi mulûke tahsis edilen eserler mahallî müellifler tarafından mahallî hâdiselere ait eser. ki kütüp-hanelerimizde#mevcuttur. kolay hatırlıyabilmek için bir kaç senelik cihan vakayiini gün begün tesbit edip yazan eserler neşrederler.56 lar. Tabii ki vakayinamelerin bu gibileri bazen pek noksanlı oluyor. Maamafih mektep talebelerine tarihi sene ve vakayi sırasiyle ezberlemeyi kolaylaştırmak için "tarihi cedvellcri'' tertip etmek âdeti olduğu gfibi. ki N i y a z î Aksu tarafından türkçe-ye çevrilerek fakültemiz neşriyat. 390). sırasında bastırılmıştır. bilhassa Osmanlılar da takvim tutmuşlardır. J â s c h k e telif etmiştir. Osmanlı vekanüvisleri saray mensupları olduklarından bilhassa saray ve paytaht hayatını. ve paytaht hayatını aksettiren resmî vekanüvislerin .. Bunlardan Konya Müzesi kütüphanesinde 2120 numarada bulunan Mecmtfat ürresail' de M ü s t e n c i d ül-Mev-1 e v î 'nin 15 nci asrın başında Emir Tahraten'in zamanında Erzincan taraflarında cereyan eden hâdiseleri gayet kısa olmak risalesi sayesinde Temürün Doğu Anadoludaki icraatına ait bazı mühim teferruatı tesbit etmek mümkün olmuştur. Maamafih halk kütleleri içinde yaşıyan rahipler halk tabakaları arasında cereyan eden hâdiseleri de kaydetmişlerdir. O cümleden Londra-da çıkan News Chronicl gazetesinin böyle takvimleri malûmdur. II. bilhassa gazeteciler. yakın zamanlarıe hâdiselerini.'bunların kayıtlarını halefleri tanz imetmişlerdir. Meselâ Osmanlı vakanuvislerinden Vasıf Efendi tarihinin bir kısmı Enverî'nin müsveddelerinden alınmıştır. Biz de memleketin muhtelif taraflarında hıristiyan manastırlarına benzer tekkeler olmuşsa da onlarda vakayinameler tutmak âdeti olmamış ve tekkeler hıristiyan rahip kadrosunun yerini tutan ve onlara benzer hayat şartlarında kadroya mâlik olmadıklarından onlarda muntazam vekanüvislikle meşgul olunmamıştır. harpleri. bir saray mensubunun öğrenebileceği siyasî hâdiseleri kaydetmişlerdir.

Q i ft î 'nin eseri olan Târix alhukumâ. İslâm uleması..B a k i r Taqi-a 1 . ( Abd a l . Bu nevi hal tercümeleri medeniyet tarihi üzerindeki tetkiklerde müracaat edilecek ilk mercilerdir.57 vilâyetler ve halk kütleleri hayatını aksettirmek hususundaki eksiklerini telâfi etmek için faydalı kaynaklardır. hattatlar gibi sanatkârların hal tercümeleri için de ayrı eserler vücude getirilmiştir. c A b d . fakihler yani dinî hukukçular için: hanefîlerden 1 b n Q u t 1 u b ğ â 'nin Tac al-tarâcim fi tabaqât al-hanafiya. İngiliz ve . A b d u 1 h a y a l .H a r a v i 'nin. mutasavvıflar için A b ü Nu'ayra a l .H a r a v i 'nin Taböqât alsüfiya. kadılar ve valiler için a l K i n d î ' n i n Tarix-i vulât va quzât-i Mişr kitabı.d i n 'in. bilhassa hadis ilminin tesiri ile ilerletilmiştir. türkçeden de Şaq5qu nu'mâniye tercümesini ve zeynili zikredelim. Hal tercümeleri önce mezar taşlan yazılarına veya vakanüvislerin her ayrı sene hâdiseleri sırasında o sene vefat edenlere ait verdikleri malûmata münhasır kaliyordu. musikişinaslar. Yaqöt Hamavi'nin İrşâd al-arib nam eserini. meşhur şahsiyetleri için toplu bir tercüme-i hal lügati da Fransız. İran şairleri için M u h a m m a d cAvfî 'nin Lubâb ülalbâb ve D e v l e t ş a h Sa-m a r q a n d î'nin Tezkira-i şucarâ kitapları.A l l a h b i n M u h a m m e d a l .Ş a f a d î 'nin Al. Hal tercümeleri yazmak bilhassa Çin tarihçilerinde mutaddır. I b n X a 1 1 i k â n 'in Vafiyât al-acyân'mı. O cümleden Sam câni'nin Ansâb kitabını.A z d î a I -N i s â b 0 r i 'nin Tabaqât al-şüfîyın F a r i d e d d i n ' A t t â r ' m Tazkira-i Avliyâ.S u b u k î 'nin Tabaqat alşâffiya nam eserleri. Avrupada hal tercümesi ansiklopedileri.v a h h â b a l . al-luğavıyın va 'l-nuhâl nam eserleri. Bunlar bilhassa fikrî hayatın inkişaf tarihini öğrenmek için çok mühimdir. şafii-lerden de Abü 'Âmir a l . arab şairleri için İbn Q u t a y b B 'nin Kitöb al-şicr va'l-şucâra. A b ü . siyasîleri. A y b e k a l . bf) Hal tercümeleri. türkçe Hadikat ül-viizera. yahut külliyatları olduğu gibi İslâm Aleminde de müteaddit şahsın hal tercümelerini bir araya toplayıp «vefiyat» yahut «rical» kitapları vücude getirmek âdeti.Ş â b i'nin Tânx al-vuzarâ. filozoflar için A 1 .Vâfi bi-'l-vafiyât nam eserini. Bundan başka İslâm milletlerinde ressamlar. X a 1 i 1 bn. Türk şairleri için de sayıları -çok olan Tezkirei şuarâ kitapları zikredilmelidir.L u k n a v î 'nin Al-Favaid al' bahiya fi tarâcim al-hânafiya. İslâmlar ayrı ihtisaslara ait olarak da hal tercümesi kitapları vücude getirmişlerdir. Ezcümle vezirlere ait eserlerden C a h ş i y â r î 'nin ve Hilâl a 1 . 43. tabipler için İbn U ş a y b i ' a telifi olan Tabaqat al-atibbâ. ki sülâle anrca/'larına ilâve edilirler. M i r x o n d'un farsça vüzera tarihi.

Asıl menba'lardan öğrenilecek mevzulara ve şahısların tercüme-i haline ait malûmatı mehaz göstermeden yazılan umumî ansiklopedilerden nakletmek bir ilmî eser için caiz olmaz. Ansiklopedilerden de meselâ eski Yunan ve Roma ilimleri ve medeniyeti tarihine tahsis edilen ve beynelmilel meşhur büyük âlimler tarafından neşredilen P a u l y .58 — Alman dillerinde yayınlanan İslâm Ansiklopedisi (Encyclopedie de l'Is-lam) dır. T e r c ü m e . Böyle kamuslarda çoğunca mehaz zikredilmediğinden meselâ. müridleri ve talebeleri tarafından yazılan eserler kısmen matbu olup elde mevcut olduğu halde bir ilmî eserde bu zattan bahsederken.i ahval ve t e k i r e kitaplarından da ancak orjinal-te'lif mahiyetinde olanlarının rnenba' sıfatı ile kıymeti vardır. Diğer milletlerden meselâ İngiliz meşhurlarının tercüme-i halleri için L. ki dört büyük cilt ve bir ilâve cilt olarak Leyden de intişar etmiş ve türkçesi de fakültemiz tarafından ilâvelerle neşredilmektedir. Fakat bir şahsın tercüme-i haline ait malûmat asıl menba'larda görülmediği halde bunlar umumî tercüme-i hal kamuslarında zikredilirse. E b e r t'in Kabîettarih Bilgiler Ansiklopedisi gibi tetkik mahiyetinde mehazlar gösterilerek yazılan ilmî ansiklopedilerden elbette ilmî eser olarak istifade edilir. Paris 1843 — 1865. Meselâ. G. Celâleddin Rumî hakkında kendi oğlu. M i c h a u d. bu ilk menba'lardan istifade etmeyip. Dic-tionnaire general de biographîe et d'Hisloire Almanya için Allgemenie deutsch Biographîe.W i s s o w a Ansiklopedisi ve zikri geçen İslâm Ansiklopedisi. Nouvelle biograp-hte universal ancienne et moderne. 1875 . Şemşed-din Sâmî'den bu nevi malûmat nakledilecek olursa «Kamus ül-acalâm sahibi bu zat hakkında filân malûmatı veriyorsa da nereden aldığını zikretmiyor» diye zikredilmelidir (Kamus ül-aclâm'da meselâ bize ma- . B a c h o l e t . Bizde umumiyetle tarihe ait ilmî olarak yahut imlî olmak iddiası ile yazılan eserlerde Kamus ül-aclâm ve la Grande Encyclopedie gibi umumî kamuslar mehazlar sırasında zikrediliyor. S t e p h e n and S. Dictinnary of national biografy. Ş e m s e d-d i n S a m î Be y'in Kamus ül-aclâm kitabından malûmat nakletmek ve onu mehaz olarak göstermek caiz olmaz. L e e . 1885 Fransız meşhurları için C h . Roma ve saireden başlayıp zamanımıza kadar geçen devirlerde yaşayan eşhasın umumî biografisi için kullanışlı ve toplu eser olarak C h a r l e s Dez orby 'nin lügati daha mufassal bir eser sıfatiyle L. birde büyük milletlerin büyük umumî kamus. bundan elbette istifade edilir. D e z o b r y etTh. eski Yunan. ansiklopedileri gösterilmek icabeder.. ki doğru değildir. 65 cilt.

o cümleden birisini Bismark'ın prens Bülovv'un. Bizim Türk tarihi için bilhassa 10. Geçen asırda Fransada büyük Fransız ihtilâli zamanında ve ondan evvelki istibdad devrinde başlarından geçenleri yazan hatıracı-lar zuhur etmiştir. Murad II devrinde Türkiyeyi ziyaret eden B e r t r a n d o n . Paris 1918-1914 de bir araya getirilmiştir. Moğollar devrinde seyyahat eden P l a n o C a r p i n i . Asırda İngiliz A. Seza r'ın hatıraları malûmdur. Eski çağlarda böyle eserler nadir yazılırdı. ki karakter itibarile Roma İmparatoru Sezar'ın hatıratına benzer. Seyyâhatnameler bizim tarihimiz için kaynak olmak itibariyle ayrı bir ehemmiyeti haizdirler. Bizanslılardan İmparator K a n t a k u z e n o s'ın eseri böyle hatıra şeklinde kaleme alınmıştır. Cathay and the zuay thither yani «Hatay ve ona giden yol» namile topladığı cihetlerde. bilhassa harb~î umumîden sonra ekseri devlet adamlarının çıkardıkları hatıralar şayan-ı dikkattir. asırda yapılan ilâve ve uydurmalarla karışık olarak bize vasıl olmuş. bg) Otobiyografi ve hatıralar. gene G a b r i e l F e r r a n d . 45. Relâtios de voyages et textes geographiçues arabes. persans et turks relatifs a VExtreme-orient du XIIle au XVIIIe siecles. Bizim Türklerde bu neviden olmak üzere Temûr'ün gençliğine ait hatırasından bir parça (Malfuzât-i Temurı) 17. Otobiyografi. asırda seyyahat I bn F a d 1 â n 'in. R u b r u k . İlmî eserlerde böyle umumî kamusların hatalarını gösterip gitmek te iyi bir işdir.— 59 lûm tezkerelerde gÖrülmiyen bazı şairler hakkında malûmat vardır). Sonra onun torunlarından B a b u r Mirz a'nın gayet enteresan hatıraları (Baburname) vardır. M a r c o Polo 'nun ve I b n B a t u t a 'nın Temür devrindeki seyyahlardan İspanyalı C 1 a v i j o 'nuu seyyâhatnâmeleri mühimdir. Sonra büyük devlet adamları hatıralarını yazmışlar. 44. J e n k i n s o n 'nun Rusya tariki ile Ortaasya'ya seyyahatı. Osmanlı rical-i devletinden Said Paşanın Hatıratı ve Atatürk'ün büyük Nutk'u mühim eserlerdir. bh) Seyjyâhatnâmeler. Bunların bir çoğuna İngilizler meşhur seyyahları Hyklut (Hayıkliyut) namına tesis edilen cemiyetin Hyklut society series unvanı ile yüzlerce cilt teşkil eden seriler halinde neşretmişlerdir. bir zatın kendisi taralından yazılan tercüme-i hali ve hatıralar (memoire) bilhassa zamanımızda moda olan eserlerdir. Bu gibi seyyâhatnâmelerin şarkî Asyaya aid olanları H e n r i Y u 1 e Marco Polo'nun seyyâhatnâmesinin ilmî neşrine ilâve ettiği notlarında. 16. Ayrı devirleri tarihini öğrenmek için seyyâhatnameler pek mühim menba'dırlar. Çünkü yabancı seyyahlar daima bizim dikkat etmediğimiz hususları görmüşlerdir.

fırka mücadeleleri ni gösteren kaldıklardır. Şah Abbas zamanında iran'a giden ingilizlerin iki birader Shierly'nin. Bu kitabın son kısmında tarih kaynaklarımızla birlikte Türk ve Türkiye tarihî için ehemmiyetli seyyahatnâmelerin listesi de verilecektir. Zamanımızda meselâ bazı büyük devlet adamlarının ancak resimlerden veyahut filimlerden ibaret tarih leri vardır. ki bunları bilhassa gençliğin istifadesine korlar. filimleri murad ediyoruz. c) RESİMLİ HABERLER ve HARİTALAR 47. sonra alman Olearius (1635-1639) un ve Fransız mücevheratçı Tavernier. Bununla beraber bizim muhtelif müs'üman ülkelerinden Hicaz'a gelen hacıların menâsik kitapları da bazân çok mühim ma'lûmatları ihtiva ediyorlar. İran ve Hind'in ve Ortaasya'nın tarihini aydınlatmak kabil değildir. Nadir Şah zamanında iran'da bulunan Avrupalıların hâtıraları. Hiç bir vakit vakıalar ancak bir gazete yüzünden öğrenilemez. seyyahatnâmeleri bu ülkeler hakkında yerli müverrihlerin verdiği malûmatı pek çok noktalarda itmam etmektedir.60 de la B r o c q u i e r e. Ezcümle kayd-ı ihtiyatla istifade edilmesi icab eden arab E b u Du-1 a f ve türk E v l i y a Ç e l e b i seyyahatnâmeleri vardır. Bu itibarla gazeteler zamanındaki muhtelif fikirleri.. . b. 46. Gazeteler ve mecmua lar ve umumen vakitli matbuat zamanımızın vak'anüvisleridir. Bunlar da tarihin mühim menbalarından sayılırlar. Maamafih usulü dairesinde tetkik edilirse Ebu Dulaf seyyahatnâmesinden 10. fotoğrafları. <Resimli haberlen derken ressamların ve heykeltıraşların kendi zamanlarındaki hâdiselerde rol oynıyan şahısları tasvir ederek yapıp bıraktıkları eserleri. 17-19. Bunlar bilhassa zamanımızda büyük ehemmiyet kesbetmişlerdir. Maamafih zamanımızda tarih yazmak için ilk müracaat edilecek başlıca menba bunlardır. Süleyman Kanunî zamanında Türkiyede bulunan Avusturyalı B o ı b e k 'in eserleri. Charden. ısır Türkiye ve onun nüfuzu altında bulunan ülkeler hakkında çok kıy» etdar malûmat elde edilebilir. asır başlangıcında Ortaasya Türkleri tarihi için istifade edileceği gibi. Evliya Çelebi seyyahatnâmesinden de 17. Raphael du Mans'ın iran'a seyyahatnâmeleri. asır Avrupalıların seyyâhatnâme ve diğer tetkikatını göz önünde bulundurmadan yalnız yerli müverrihlere dayanarak bu asırlardaki Türkiye.) Gazeteler ve mevkut matbuat. Fakat bunlarda haberler umumiyetle ^ün ve saatinde ve hiç tetkik edilmeden yazılır. Bunun gibi bizim kendi seyyahlarımızın yazıları da mühimdir.

Demek oluyor ki Çinlilerin şimal komşuları olan Hiung-nu'lara batı kaynakları Hun ismini vermektedirler. 1922) neşretmiştir.7"u. 1916. The Mongol Atlas of Cbina and Kuang. bize vasıl olan vasikalandır. Bunlar 1) W a 11 e r F u c h s. Bu harita İslam haritaları ile beraber Çinlilerin en eski kosmogonilerini ve eski Türklerin cihanda hâkimiyet telâkkilerini aksettirmiştir. . 3 "Kaldıklar" yahut "Kalıntıları" 48. islâm alimlerinin de iştirakiyle Asya ve Avrupada Cengiz Oğulları hakimiyeti altında bulunan ülkelerin haritası tertip edilmiştir. ki başta E. O sırada İslâm haritalarını.61 Bununla beraber eski kitaplardaki haritalar da böyle mühim resimli haberlerden sayılmak icab eder. ki bunları Prof. Stokholm. A l b e r s H e r r m a n n meşhur seyyah Sven Hedin'in seyahat raporlarında (Southe-in Tibet. bu devre ait diğer haritalarla birlikte Pekindeki Katolik Üniversitesi tarafından da yayınlanmıştır1) Tarihî meseleleri aydınlatmakta haritaların oynadığı mühim role bir misâl olarak doğu Hunları yani Hiung-nularla Batı Hunlarının menşe birliğini ve ayniyetini isbat için baş vurulan şu ma'lûmatı arz edelim : O r o s i u s haritasında Seres yakınında. Bu gibi haritalar hakkında umumî malûmat veren eser sıfatı ile H. Z o n d e r v a n Allgemeine Kartenkunde. Bu gibi haritaları Almanlardan K o n r a d Miller.J e r o m o s haritasında da Çin'in (Seresoppidum = ) üstünde Huniscite adını görmekteyiz. B r e t s c h n e i d e r ve Albert Hermann tarafından neşredilmişken. Mappae Mondi ism-i umumîsi altında neşretmektedir. Bunlardan meselâ Pt ol om ey us'un haritası ve 14. Pekin. VIII. yani Çin civarında Chuni adına tesadüf etmekteyiz.Yü. Bir de Moğol (Yüan) hanları hakimiyeti devrinde 1332 senesinde. İ d r i s î ve sairenin haritalarını. aşıra ait Katalonia tüccarlarının haritası (Carta Catalana) mütelea edilirse muhtelif zamanlarda yapılan haritaların tarih için ne kadar mühim menba olduğu görülür. Ben bunu 1939 da «Kopuz» mecmuasında (sayı: 5) izah etmiştim. 1901 mühimdir.. "Kaldıklar" yahut arabca olarak "baqiyye"ler (almanca Über-reste) eskiden olup geçen hayatın. Mahmud Kaşgan'nin eserine ekli olan harita da onun kitabının metninde bulunmıyan bir çok malûmatı ihtiva etmek itibarile bir tarih kaynağıdır. Bizim Türk tarihi için eski Çin haritaları da mühimdir. Daha sonra S e n t . hatta M a h m u d K a ş g â r î'nin haritasını neşretmiştir. Bizim için meselâ islamlardan İbn Havqal'in haritaları çok mühimdir.

eski Mısır mumyaları. Meselâ kablelmiâd 1360 senelerinde yaşı-yan Mısır k'^alı Tutankamon'un çok mükemmel muhafaza olunan mumyası önce ancak tarihlerden öğrenilen bu kiralın kendisini bütün saray ihtişam ve debdebesiyle bizim önümüze getirmiş oluyoruz. sikkelere bakarak da. fakat onlar bize tarihten bir kalıntı olarak miras kalmışlardır. tarih için de mühimdir. kafa tasları. yer tabakaları arasında kalan iptidaî insanın iskeleleri ve onların yanında bulunan eserler. 49. Keza Lubnor gölünün yanında eski Lulan şehri harabelerinde bulunan âsâr. Meselâ bir ev ikemetgâh olarak.— 62 — şahsî tesirlere maruz kalmıyarak tarihin kendisinden miras bırakılan eserlerdir. Bizim yukarıda zikrettiğimiz bütün tarihî yazma ve şifahî haberlerde geçen zamanlardaki fikrî hayatın âbidelerî. havadise ait haberleri onlar söylemiyorlar. Kaldıklar ekseriya dilsizdirler. b) Bugün konuşulan diller de insanın tekâmülü tarihinin eseri olmak itibariyle bir kaldıktır. Dillerin mukayeseli tetkiki milletler . Kaldıklar kendi başlarına çok bitaraf (objectiv) ma'lumat veren menba'lar iseler de. yahut bir köprü nehirden geçmek için vücuda getirilmişlerdir. muharebenin zamanını takriben ta'yin edebiliriz. Meselâ garbî Almanyada Teutoburgerwald ormanlarında hiç bir şehir izi olmıyan yerlerde altından bir çok eski Roma silahları ve sikkeleri bulunmuştur. Bundan biz burada bir vakit Komalılârla Cermenler arasında muharebe vaki olduğunu ve Romalıların mağlub edilerek silahlarını bırakıp gitmiş olduklarını istihraç ve. bu malûmatı biz onlardan istihraç ediyoruz. bize naklettikleri haberler itibariyle tarihî menba'lar iseler de o zamanın tarih tasnifinin. Kaldıklar umumiyetle tarihte bir eser bırakmak gibi bir kasıt takip etmeden vücuda getirilen eserlerdir. Meselâ Osmanlı vakanü-visleri de. Bununla beraber bir de bize tarihî eser bırakmak maksadiyle miras bırakılan eserler vardır. Biz bu kaldıkların böyle maksat takip etmeden yapılıp bize miras kalanlarına "geçmiş hayatın kırıntıları" (survivant. biz onlara «heykeller> diyoruz. Bu gibi kaldıklar antropoloji için olduğu gibi. o zamanki düşünüş tarzının kaldıklarıdır. o zamanın kültür âbideleri olmak itibariyle <kaldık> dırlar. «Geçmiş hayatın kırıntılar» olan bu kaldıklar da türlüdür. Bunlardan şu nevileri zikredelim: a) İnsan vücudunun kaldıkları. yahut o zamanki edebî dilin. bilhassa mezarlardan elbiseleri ile beraber bulunan mumyalı vücutlar da burasının Milâddan evvelki hayatını gözümüzün önüne getirerek canlandırmaktadır. Uberbleibsel) diye biliriz. Tarihî meselelere. onları izah eylemek ciheti çoğunca pek tarafgirâne (subjectiv) oluyor.

bu isimlerin Erkân-ı harp haritalarına dere olun-mamlş olduğunu görünce 1940 yazında bu yaylalarda yürürken bir daha soruşturdum. Bu sayede Anadoluya gelen Türk kabilerini onların dil ve lehçelerini tesbit etmek mümkün olur. hatta step yerlerinde hudud gösterilmesi zor. her küçücük tepesine..63 ve kavimler arasındaki karşılıklı medenî tesirlerin tarihinin öğrenmek için mühimdir. Keza meselâ muasır lisaniyat âlimlerinin Fin ve Uğur zümresi kavimlerinin dillerinde mevcut türkçe ve iranca kelimelere ait tetkikatı Şarkî Avrupanın tarihten önceki zamanlarda hangi kavimlerle meskûn olduğunu ve bunlar arasında medenî tesirlerin nasıl husule geldiğini. Sırf müşabehete aldanarak meselâ «Sart> ve «Bayburt» kelimelerinin Türkis-tandaki "Şart" ve «Bavurt> kelimelerile birleştirmek olmaz. kayaların isimleri eski Türk kabile ve şahsiyetleri isimlerine bağlıdır ve muhtelif şivelerin izlerini 1) Bak. . T o g a o . H e h n. B. Z. a. Bunlardan gayet mühimmi Bonn üniversitesinde Rhein nehri sahasındaki coğrafî isimler üzerinde uğraşan enstitüdür. küçük arazi parçalarına bile isim vermiştir. 1911). Fakat Erkân-ı harb haritasına bu isimlerin ancak bir kısmı girmiştir ve yayla hayatı ortadan kalktıkça bu isimler unutuluyor. Avrupa milletleri. Bunun Anadoluda böyle olduğunu ben 1931 senesinde Bolu vilâyetindeki seyyahatimde gördüm. devlet idaresi. V. coğrafî isimler de tarihin uzun devirlerinde teressüb eden bakiyyelerdir. sotuie in dus übrige Europa. tbn Fadlan's Reisebericht. dere ve taşların. bilhassa Almanlar bu isimlere (Ortsna'me) çok ehemmiyet verirler. 180-182. Kulturpflanzen and Tiere in ihrem Übergange von Asien nack Griechenland und Italien. çeşmesine. ziraat. Anadolu için böyle tetkik tarih için en mühim kaynak olur. biri diğerine benzer. sanayi ve demircilik ıstılahlarını kimden aldıkları hususunu aydınlatmıştır. Elbette bunun da usulü vardır. bu defa bu isimleri yeni neslin bilmediğini öğrendim. ') Diğer taraftan eski dil leri n kaldıkları sıfatiyle. Halbuki küçücük tepe. hangi kavimler meselâ hayvan besleme. Meselâ ben 1926 da Uludağ'ın muhtelif yerlerine ait isimleri ihtiyarlardan yazıp almıştım . bunları toplıyan ilmî cemiyetler vardır. Fakat bu madde Türk tarihi bakımından çok ehemmiyetlidir Çünkü Türk milleti dünyanın her tarafında nerede olursa olsun oturduğu yerin her köşesine. Meselâ Avrupa dillerinde ziraat mahsullerine ait kelimelerin tetkiki bunların Avrupaya Asyadan gelmiş olduğunu tam kat'iyet-le göstermiştir (bak. yani bir ismin Türkler gelmeden evvelki bir ismin türkleştirilmiş şekli olup olmamasına ehemmiyet vermek ister.

Berlin Etnografya müzesinde Turfan asarı. hurafât ve akideler hakkında bakınız: T h e A c h e l i s . san'at mahsulleri ve el yaz* ma eserleri de. ev esbabı ve zinetleri. ibadethaneler ve onlara taalûk eden eşya ve resimler. elbiseler. Anadotudaki Türk kabilelerini keza burada eskiden yaşıyan kavimlerin bakiyyelerini öğrenmek için bizim Erkân-ı harb haritası yahut Dahiliye Vekâletinin neşr ettiği "Köylerimiz" gibi fihristler çok mühim menba'lardır. manastır. tuğlalar. hayat tarzları Şarkî Avrupadaki eski Skit'lerin tarihini aydınlatıyor. 51e) Bununla beraber tarihin muhtelif devirlerinde vücude getirilen ilmî mesainin muhsullcri. 50. II. Bu sayede eski tarihî devirler canlı olarak göz önümüze geliyor. Coğrafî isimler sayesinde Almanyada ve Belçikada eski Hunların ve Alanların oturdukları yerleri tesbit etmek tecrübeleri yapılıyor. Bunlar ve coğrafî isimler sayesinde Alman-yanın hangi tarafında eskiden hangi Cermen kabileleri oturduğu takriben olsa bile tesbit edilmektedir. Meselâ 11. caddeler. Anadoluda Türklere ait yer isimleri. sapanlar. kilise. H. Die Entzvicklung der modernen Ethnographie. demir ve çelik parçaları. Eski medeniyetler kitaplardan ziyade şimdi bu nevi kaldıklardan öğrenilir. vücude getirildikleri zamanların kaldıkları sayılırlar. Adat. ziraat alâtı. d. bulunmuş. asırda Gazne'de tasnif . Londra British Muzeyumunda Mısır ve önasya asarı oeski tarihî devirlerde bu ülkelerdeki hayatı canlandırıyorlar. Meselâ Ortaasya'da yaşıyan Türk ve Moğol kavimlerinin bugün yaşıyan adat. Bütün bunlar kaldık sıfatiyle tarihin menbalandırlar. d) Eski binalar. eski Roma. silâhlar ve başka her şey bulunuyor. cami. münderecatlarından kat'ı nazar. eVler. s. 1889. Şehirler. Bunlardan istifade ederek Küçükasya'ya gelen Türk kabilelerini öğrenmek tecrü-leri yapılmaktadır (bak. Berlin müzesinde Bergama müzesi.64 taşır. N i h a l ve A h m e d Naci. şehir duvarları. tekke (hanekah) bakiyeleri hepsi tarih için mühim menbalardır. hurafat ve akideleri. Ortaasyadaki coğrafî isimler eski Türk ve Moğol lehçeleri bakımından daha hiç öğrenilmemiştir. tuvalet takımları. Keza lehçe tetkikatı da mühimdir. Arkeoloji tetkikatı son zamanlarda bilhassa çok mühim eserler meydana çıkarmıştır. Türk ülkelerinin coğrafî isimleri dokunulmamış bir halde duruyor. 243260). hamam. Türkiyat Mecmuası. Şimdi tekmil Avrupada eski Romalılar devrine ait asar aranılmış. merasim ve örfî kanunları. c) Muhtelif kavimlerde bugün mevcut âdâ t ve örfler de eski zaman tarihlerini aydınlatmak için çok mühim menba oluyor.hudud duvarları (lemes) ve kal'aları hepsi tesbit olunmuştur.. kanal yolları.

Eğer kitap o zaman talebeler elinde çok okunmuş. 13. kitapdaki boyalar ve yıldızlar o zamanki Herat^ boyalarının bakiyyesidir. asrın eserleridir. asırda nes i h. Bu eser münderecatı itibariyle o zaman Meraga'da inkişaf eden riyazî ilimlerin bir abidesidir.t a'li k ile yazılan resimli eser olmak itibariyle bu asırdaki Herat'da yaşatılan hüsn-i hat ve ressamlık nümunesidir. 5 .. asırda te'lif olunan Iştaxrl coğrafyası (Küâb al-masâlik ve'l-mamâlik) nın 13. Cami üt-tevarih'te 16. 15. asırda Buhara'da yapılmış olsun. meseleler hal edilmiş ise 13. yani 15. 16. farsca tercüme olmak itibariyle 13. asırdaki cihanın coğrafyası ise.65 olunan Firdevsi Şehname's'mın 14 asırda Tebrizde llhânilerin ressamları tarafından tersim edilerek yazılan mükemmel minyatürlü nüshalarını. Bu eser münderecat itibari ile 10. Burada riyaziyat sahasına ait bazı yenilikler de bulunuyorsa ehemmiyeti daha fazla olur. asır sonlarında llhanîler devrinde Meraga'da yazılan bir hesap ve hendese kitabının 15. asrın. o zamanki kıymetleri ve o zamanın ölçü miskal. dirhem. yahut Ilhâniler tarafından 14. bunun kabı da 16. sistemleri gösterilmiş ise. asırda kopya edilirken ne derecede dikkat ve it i na gösterebildiğini ve orijinal haritalar bu zaman nasıl tasnif edildiğini betirten vesikalardı. minyatürleri itibariyle Firdevsî'nin eseri 14. asırda yapılan farsça tercümenin 15. Keza kitabın kâğıdı da o zamanki Herat'daki kâğıtçılık san'atının. bazılarının da Azerbeycandan getirilmiş olduğu anlaşılabilir. asırda Tarihte Usul F. haritalar ve resimlerle tezyin edilmiş güzel bir nüshası elimize geçmiş olsun. Bu itibarla bu kitap bize bu mevzulara dair malumat naklediyor. Haritaları ise kısmen eski arapça aslının kopyası ve kısmen orijinal olursa yine eski haritalar bu zamanda. küsur ve faizlere ait misaller o zamanın para ve ölçü. ratıl ve men ve sairelerine öğrenmek için bir menbadır. aralarına çok izahlar yazılmış. asrın başında tertip ettirilen Cami üt-te-vârifı'in 16 asırda Hind Moğolları memleketinde vücuda getirilen minyatürlü nüshasını alalım. Yahut meselâ milâdî 10. asırda Buhara'da yapılan kap ise yine islâm ve şark san'atının mühim bir şubesini teşkil eden kitap teclidi işinin bu asırdaki bir numunesi ve işlenen keymııth (şagren) deriler de o zamanki dericiliğin birer nü-munesidirler. Keza meselâ. Bu eserde hesabın dört ameline. asırdaki farscanın b i r bakiyyesidir. asırda nesih-ta'lik hattı ile Herat'da yazılan. asırda Konyada yazılan bir nüshası da bu şehrin kültür tarihi bakımından bir kaldıkdır. Bununla beraber bazı boyaların Çin malı olduğu. Eser Konya'da yazılmış olmakla yazılışı ve kâğıdı itibariyle o asırdaki Konya'nın san'at eseri nümunesidir.

asırda Altunorda ve Sırderya şehirlerinde arabî ve farisî dillerin çok iyi öğrenildiğini. Elimizdeki nüshalar ise yazılışları. asırda Horezmde yaşıyan kültürü öğrenmek için meııba'dır. 14. V. hangi şehirlerde yazılmış olmaları. s. asırdan sonra ölmüş olan eski Horezm dilinden bir çok numuneler vardır. Mufassal. d. Münderecatından kat'ı nazar edilirse. Diğer taraftan bunlar Zemaxşeri'nin ilmini ve fikirlerini gösteren. Bu eserler münderecat itibariyle ma'lûmdurlar. Bu itibarla bu eser münkariz olmuş bir eski kültürün ve bir lisanın hazinesidir. Zeitschrift der Deutschen Morgenlândischen Gesellschaft.a n Über die Sprache and Kaltur der alten Chmarezmier. *) Bk. İstanbul kütüphanelerinde meşhur Horezm türk âlimi Zemaxşeri'nin nahv ve sarfa ait Unmûzac. Altın-orda'da ve ona tabi olan Sırderya havzası şehirlerinde yazılan bu nüshanın gayet dikkatle. 13. ne gibi kâğıda ne gibi hallerde yazılmış olmaları itiba-barile yazıldıkları şehir ve vilâyetin mahsulüdürler. Bu itibarla bu nüshalar 14. kaldıklarıdır. te'lif olunan eserlerin okunduğu ilmin isko-lastiğe boğulmadan filhakika ilim olarak tahsil edildiği ve burada diğer Şark memleketlerinde pek görülmeyen dikkat (Akribie) hüküm sürdüğünü gösteren çok kıymetdar abidelerdir '). kimler tarafından ve nasıl istifade edilmiş. Kitabın içerisinde yerli ziraat hayatına ve iktisadî hayata. Bu eser içindekiler itibariyle bir hanefî fıkıh kitabı olmakla beraber burada mezkûr. asırda Horezmde arab dili ve edebiyatı ne derece kuvvetle intişar etmiş ve Kur'an o memlekette nasıl okunmuş olduğunu gösteren eserlerdir. arapça ve farsça ibareleri çok doğru olarak. aynı zamanda onun yaşadığı 11. 28*-29*. meselâ Qun-ya kitabının.66 — Meraga'da yaşayan bir riyaziyeci tarafından yazılan bir kitabın iki asır sonra Konya'da ders kitabı olarak kullanılmış olduğu yani Mera-ga'daki riyaziyat âlimlerinin Anadoludaki tesirini gösteren bir bakiy-yedir. medreselerde bilhassa Horezm'de. 13. arab dilini ve Kur'anı öğretiyorlar. Bu kitaplar bu itibarla birer bakiyye. halkın örf ve âdâtına ait bir çok notlar vardır. Z. . Eser bu itibarla 13.. Bunlar istanbul kütüphanelerinde epey vardır. T o g. asırda Horzemde telif olunan bir fıkıh kitabının. Bununla beraber bunlar Horzemden neş'et eden bu büyük mu'tezıle âliminin eserleri hangi memleketlerde ve vilâyetlerde çok beğenilerek okunduğunu gösteren şahidlerdir. Muqaddimat al-adab ve al-Föi'iq nam eserlerinin ve tefsire ait Keşşaf kitabının nüshaları pek çok bulunur. XO 1936. yazılmışlardır. asırda Altunordanın Sırderya havzası şehirlerinden birinde yazılan nüshasını alalım.

IV. kanunlar. 14. 52. makbuzlar. f) Kaldıklar sıfatiyle bir de hukukî vesikalar. fıkıhdan Hidâye ve Muxtasar al-viqaga ve cAqöid Nasafı nüshaları da bakiyye olmak itibariyle Türk ülkeleri tarihi.67 — Bunu anlıyamıyan bazı maarif memurları kütüphanelerindeki "Mufassal". bu eserlerin tarih kaynağı olmak itibarile kıymetleri takdir edilemediğinde. defterler. tefsir ve hadise ait kitapların mükerrer nüshaları. Meselâ Bursa'da Orhan camiinde bu gibi arabiyyata. hatta bunlardan bir al-Mafassai nüshasının 817 hicrî. ticaret muamelesi kâğıdları. dolaplardan alınmış ve uzaklaştırılmışlardır. tabiiyyat ve ilahiyata ait alMıftabar nam kitabın h.B a ğ d â . Biz bütün bu nevi eserlerin hangi memleketlerde yazılan nüshaları hangi zamanlarda ve hangi yollarla Türkiyeye gelmiş olmalarını tst-kik ederek. medeniyetin Te-mürden sonra. Abü'I-Barakât'ın eserinin mükemmel bir nüshası olmasından ve münderecatından kat'ı nazar. «Keşşaf» nüshalarını mükerrerdir. çünkü bunlar Türk ülkelerinde en çok okunan kitablar imiş. Türk ve İslâm ülkelerinin bilhassa hangilerinden eserler celb ettiğini ve bu ilimleri' öğrendiğini öğrenebiliyoruz. mektep kayıdları. fıkıh kitapları. Bu ise Temürün aşağı Volga şehirlerini tahrip eylemeninin geçici bir hal olduğunu. onların parçaları sıfatı ile bize kalmışlar- . yazma nüshalarına ne lüzum var diye bir tarafa atmışlardır. noter kâğıtları. mantık. Bunlardan hiç biri tarihe menba' olmak maksadı ile vücuda getirilmiş değillerdir.d i 'nin hikmet. üncü asrı milâdî'de Canibek Han zamanında Horzemden Kırım'a. Onlar eski zaman hayatının numuneleri. Temurkutluk Han ve Ediğe Mirza zamanında yaşadığını gösteren mühim bir vesika idi. talebelere ait ta'Iimat gibi şeyler sayılmalıdır. için mühimdirler. Ben 1926 senesinde bunlardan bir kaç mühim nüsha görmüşdüm. pasaportlar. Bizim Es'ad Efendi kütüphanesinde No : 1941 da Selçu-kiler zamanıneaki hükemâdan A b ü ' l B a r a k â t a l . 1930. Bu sene (1941) Bursaya gittiğimde o nüshaları bulamadım. mahkeme sicilleri. yani 1414 milâdî'de Edil havzasındaki Ökek şehrinde istinsah olunduğunu görmüş ve kaydetmiştim. Türkiyenin ilim ve medeniyet sahasında hangi asırda bilhassa hangi memleketlerde daha sıkı temaslarda bulunduğunu. Bu nüsha. Bunun gibi meselâ İ s m a i l C e v h e r i 'nin lugata ait Şıhslı kitabının.kadar uzanan Altunorda memleketinde buradaki Türklerin yüksek felsefe ile iştigallerini gösteren bir âbidedir.. 32). bu kitaplar zaten mükerrer tab edilmişlerdir. oradan Kırım'a giderken Uç Kargu nam yerde istinsah ve mukabele edilen bir nüshası vardır (bak: İlahiyat Fakültesi Mecmuası. 742-44 senelerinde Horzemde Cürcaniye yanında Hatuniye hangahında ve kısmen Altunorda'nun Saray şehrinde. s.

F a r r u x i S i İstan i. Meselâ zekât. N â s ı r . g) Diğer taraftan pek büyük ehemmiyetle mehaz ittihaz edilecek bakiyyeler de edebî eserler dir. S e l m a n S â v e c i . İhtimal bu mükâtebe münderecat itibarile çok tarafgirâne ve tarihî mes'eleleri aydınlatmak hususunda ise pek az yarayacak bir şekildedir . 53.ı X u s r e v . Kaldık sıfatı ile olar da tarihin çok mühim menbalandır. Fıkıh kitaplarının mehazlık cihetine yukarıda (§. Hoca Hafız. islâm Aleminde de F a r a z d a q . hükümdar ve valileri. bunlar Horezm ve Soğd kavimlerinin ve Ortaasya Türklerinin islâmiyetten evvelki örf ve âdetlerinin bakiyyelerini tebarüz ettirmektedir. S u l t a n V e l e d . örf ve âdetleri. Meselâ Kadı Burhaneddin gazeliyatında mah-buplarının güzel kaşım ve simasını. Bunların bilhassa mahallî hâdiseleri tebarüz ettirerek fetva şeklinde yazılanları çok mühimdir. kanunları.68 — dır. Bu gibi vesikaların tarihe menba' olmak itibarile istifadesini ve etraflıca tetkik edilmek usullerini C h a r l e s S e i g n o b o s (la Methode histori-que appliqu. 1909) iyi göstermiştir. Fergana. Meselâ Horzem. Şe y h Sacdî.. bakiyyedir. ve bu itibarla çok mühim bir vesikadır. Bir siyasî diplomat mükâtebesi münderecat itibarile yazılı bir menba'dır. zamanlarına at muhtelif ıstılahları. c U n s u r î . ticaret an'anelerini tesbit etmek mümkün olduğu gibi. Alman fikir tarihi için Göethe'nin şiirleri büyük bir devir için kıymetdar menba' ise. K a d ı Burhaneddin. A l i ş i r N e v a y î . Bunlar zamanının edebî zevkinin bakkiyesi sıfatı ile menba' iseler. Fatih zamanında K a b u 1 î ve sairelerin şiir divanları o nisbette mühim menba'lardır. fakat aynı mükâtebs o zamanki diplomasının vaziyetini ve mu-hakemelerdeki tarafgirlerin ve taassubun numunesi olmak itibarile bir kaldık. Şairlerin muhtelif şahıslara hiciv ve medh makamında ve hükümdarların fütuhatları ve seferleri dolayısiyle yazdıkları şiirler şöyle dursun. diğer bir çok baplardan içtimaî hayatını öğrenmek mümkün olur. M a s c u d S a c d S a l m a n . metrolojisini. gazeliyat ve saireyi de asla ihmal edemeyiz. M e v l â n a Celâ-l e d d i n Rumî. Mü t e n e b b i . mahallî beğleri. M u c i z z i . elbise ve kıyafetlerini tavsif edi- . sarraflık (Kitâb el-şarf) ve ticaret (Kitâb elbay*) fasıllarında verilen malûmatın yardımiyle muhtelif ülkelerin ölçülerini. Buhara ve Balh taraflarında yazılan fıkıh eserlerinden haram şeyler (Kitâb al-Muharramât) ve mekruh şeyler (Kitâb al-karâhigya) bahislerinde İslâm şeriatına uymıyan bir çok yerli âdetler sayılıyor. onların arasındaki münasebetleri tebarüz ettirmeleri itibariye yine o kadar ehemmiyeti haiz kıymetdar kaynaklardır. Semerkand.ee aux sciences sociales. ziraat ve ıska ve saireye ait baplardan bu kitapların yazıldığı üzkelin iktisadî hayatını. 51) temas etmiştim.

Bunun gibi ben de meselâ 1933 de Edil havzasında Suvar şehri harabelerindeki kazılarda bulunan buğdağı 10. meskukat ve madalyonlardır. 4 Heykeller ve Resimler 55. şivelerinden kelime ve sözler naklediyorsa bu şiirler o zamanki Sivas. kıyafet ve karakterlerini öğrenmek için mühim vesikalardır. Antik âlemde ve Avrupada hey kel geniş bir kaynak sahası ise de. Tarih menbaı olmak itibariyle kaldıklar çok geniş sahaları alır. Mucizzi. asırda buralarda bulunan Arab elçi hey'eti kâtibi İbn Fadlan'ın buradaki ziraat kültürüne ait verdiği malûmatı te'yit zımnında istifade etmişimdir (ibn Fadlans Reisebericht. 54. 1921) nam eserinde bu nevi mevadı kültür tarihinin kaynağı olarak ele almış ve orta Av rupa tarihinin esas kaynaklarından olan Capitulare de villls'i izahda meselâ 8. buraya nüfuz etmiş olduğunu ve hatıraların bu şair zamanında yaşadığını göstermiş olur. Hatta tabiat mahsulleri de bu cümleye girer. Şayet bu şiirde mahbubu-nun «Semerkand (yani Semerkand üslubunda yapılmış) kapusu» zikrediyorsa bununla 14-15. Celâled-din Rumî. asırda Almanya'da ve cenubî Fransa'da sebze kültürünü gösteren kaldıklardan istifade etmiştir. Bunlar dan başlıcaları monument ve kitabeler ve mezar taşları. fakat keykel ve zamanının âbide leri olmak itibarile "kaldık" dırlar. Kayseri mıntakalarındaki Türk ahalisinin tip.. Eğer bunlarda Bağdad Hatun ile Dimaşk Hatun büyük aşk kahramanları sıfatı ile zikr ediliyor ve ibiyalize ediliyorsa bunun son llhânî hükümdarı Ebu-Sacid'in devri ve saray hayatının ve saray maceralarının Anadolunun göbeğine kadar derin intiba'lar bırakmış.69 yor. asırlarda Horasan ve Azerbaycanda ve doğu Anadoluda görülen ve bir nüshası Bursa Yeşil Türbesinde bulunan oyma kapılar tipinin menşei anlatılmış olur. ot ve ağaçların Avrupaya ne zaman gelip nasıl yetiştirildiği mes'elesi bir bakımdan nebatat ilmine ait bir mes'eledir. fakat iktisat ta rihi âlimlerinden A l f o n s D o p s c h «Karolingler devrinde iktisadî inkişaf» (Die Kulturentwicklung der Karolingerzeit. Meselâ bir çok seb ze. 61). bizim Türk ve Şark tarihinde an- . Heykeller alâkadarlar için hatıra olarak yapılıyorlar. mezar bina ları. Kitâbelerdeki yazılar mündereceleri itibarile «haberler» kısmına aittirler. Alişir Nevayı gibi şairlerin edebî eserleri tarihimiz için kıymetleri ancak uzun zaman tetkik ve incelemeler neticesinde aydın-lanılanıbilecek geniş kaynaklardır.

yukarıda zikrettiğimiz «Resimli haberler» den ayrı. sonra Müller. Avrupa tertibatının bizim Şarklılar için hemen kavramağa elverişli olmadığı ve bir kitap lâzım olursa mutlaka bir ecnebiye müracaat ettikleri görülür. Almanca olarak O. Avrupa kütüphanelerinden istifade eylemenin yollarına ait malûmatı A d n a n Ö t ü k e n'in Bibliyotek bilgisi ve bibliyograji nam eserinde bulursunuz. Meselâ sadece Hammer yahut Müller demekle müellif ve eserle- . Moller. Moeller. Müzeler için böyle bir türkçe eser daha mevcut değildir. Smid. Usule göre aranmak lüzumu bilhassa mecmualarda intişar eden makaleler hakkında variddır. Schmid. Bu kütüphanelerden lâyıkıyle istifade edebilmek Avrupalılar için kolay olduğu halde. Sırası gelirse ona ve umumiyetle sanat eserlerinden istifadenin usulüne. Demek her halde htr hangi bir risale veya kitabın müstakil olarak mı veyahut mecmualarda makale sıfatiyle mi neşr olunduğunu öğrenmek ve büyük kütüphanelerde istifade edilecek eserlerin listesini tertip ederken müelliflerin isimlerini.. Bibliyografiden. Schmith. Fakat bu eserlerden onların muhafaza olundukları yerlerinde istifade edebilmenin de usulleri vardır. onların insiyallerini dikkatla kaydetmek lâzımdır. 5 Kaynakların muhafaza olunduğu yerler ve onlardan istifadenin yolu 56. Tarihimizin eski Uygur. Temürlü ve Osmanlı devirlerini canlı olarak aydınlatan bu kaynaklardan istifadenin ayrı bir usulü vardır. Merhum Rıza Nur bey'in çalışırlarında. Meyer. Burada bunlardan. kütüphanelerden istifade eyleme usullerinden habersiz olan birisi meselâ Paris ve Berlin ve Viyana millî kütüphanelerine gelirse istediği kitapları bulamadan çok vakit kaybeder. ayrı bir ders tahsis ederiz. Yazılı kaynaklar daha ziyade kütüphanelerde ve arşivlerde. Hammer gibi isimler pek çok olduğundan onların insiyalleri kaydedilmezse ve doğru kayd edilmezse bulmak pek zor olur. sırf kaldık sıfatiyle kıymeti haiz olanlarını kasd ediyoruz. Museumskunde 1924 tavsiye olunabilir. Müler. bakiyeler ise bilhassa müzelerde muhafaza olunur. Möl-ler. Miller. H o m b e r g e r . Schmidt. Meselâ Shmidt.70 cak Budizm'in Hind kültürünün ve hıristiyanlığın intişar ettiği ülkelerde ehemmiyeti haiz bulunmaktadır. Paris Millî Kütüphanesinde mevcut pek çok eserleri sırf bu kütüphanelerden istifade usulünü benimsemediğinden yok zan ettiğini gördüm. Fakat resim ve minyatürler Türk tarihinin en kıymetli kaynaklarından birini teşkil ederler.

bilhassa Alınanlarda. bunların her ikisine göre kayd edilmişlerdir. bunların muh- . Hammer. Müller diye üç insiyalle yazılırlar. Müelliflerin isimleri alfabe sırası ile fiş kataloglarından bulunmazsa kitap münderecat ve ilılisas üzerine yasılan Fachkataoğiielardan aranır ve acaba bu eser mecmualardan. diğer senelerdeki ciltler in 4° ve in 8Ö . Meselâ bizim istanbul üniversitesinin neşriyatının Avrupanın büyük bir şehrinin kütüphanesine mnhakkak gönderildiğin biliyorsunuz ve bunlardan bir seriyi muhakkak görmek istiyorsunuz.K. bazılarında in 8° . Sonra bazı eserler muhtelif defa basılır ve bir tab'ı diğerine uymaz. Bazı kütüphanelerde bu külliyat Gibb ismi altında yani serie'ye. T. Bu halde hacimleri muhtelif olan mecmuaları ararken muhtelif senelerde çıkan ciltlerinin hacimlerini de kayd etmek ve ona göre aramak icab ediyor. hatta in 16° intişar etmiş ise. ciltler ayni Signatur altında hacımlarına göre muhtelif dolaplara dağıtılmıştır. Alüller. bir umumî signatur konulmuş. cesametine göre kütüphanenin kendilerine münasip dolaplarında yerleştirilmek üzere dağıtılırlar. Bunların kaydı da muhtelif kaidelere tabi'dir. Meselâ siz P t o l e m e u s veya S t r a b o n coğrafyalarını veya Celâle d din Rum î'nin Masnevi sini veya M a r c o P o l o seyyahatnâmesini Cari M a r x'ın Kapital'ini hatta 1 e B e a u'nun Bizans tarihini arasanız. onlar da kütüphanenin tamamiyle başka yerlerinde yerleştirilmiş bulunuyorlar. Mecmualar. kütüphanenin bir yerinde. Yani ayni eser formalarına. vesaik külliyatı müellife. Bazı kütüphanelerde kitaplar ekseriya ancak külliyat ve seriler ve mecmualara göre kayd edilirler..K.B. Hammer.71 ri bulunmaz.S. mutlaka A. toplayana ve naşire göre yazılmayıp umumî unvanına göre kayd edilirler. akademilerin ve ilmî cemiyetlerin serilerinden birinde çıkmış değil mi diye bakmalı. Bunlardan bazıları in 4° .W. fakat İstanbul Üniversitesi Yayınları unvanını taşıyan bu seri ya istanbul diye / harfında yahut Yayınlar a göre Y harfında. Çünkü bir çok kütüphanelerin kataloglarında ayrı sene ve ciltlerin hacmî gösterilmemiş. W. Sonra mecmualar bazı senelerde büyük hacimde in folio olarak intişar etmişse bu hacimdeki ciltler. bundan İbn Miskavayh faksimilesi ise in 16° hacmında olarak basılmıştır. Bizim Türk ve islâm tarihi için meselâ Gibb Memorial Series külliyatı mühimdir. bazan kütüphanelerde. ve bunlar bazan böyle dağıtılır. yahut bu yayına dahil bazı eserlerde bu seri isminin Avrupa dillerince tercümesi yazılmış olduğundan kitapların bu unvan tercümelerine ve makalelere göre başka harfler sırasında yazılmış olduğunu görürsünüz. Külliyat ve mecmualarda yazan müelliflere göre kataloglar tertip etmek bilhassa Almanya'da ilerletilmiştir. ba-zan F. bazılarında ise bu seriye eserleri idhal edilen müelliflere göre.

1913—14. Bibliographie de Vhistoire de France. Repertoire des sources his-toriques du moyen âge.. H. 1901 de verilmiştir. B r o c k e l m a n n . cild). Umumiyetle tarihe ve tarih meselelerine ait eserlerin dolgun fihristi Chr. 1925—1937. Geschichte der is-lamischen Völker und Statd. 2. cilt. Manuel. Eğer siz bir yerde bu eserlerden nakledilen parça gördünüz de onu asılları ile mukabele etmek istiyorsanız. Quellenkunde zur Welt geschichte. o gördüğünüz eserin sahibi bu kitapları hangi neşirlerinden istifade etmiş olduklarını muhakkak kaydetmelisiniz. G r O s s. 2 cilt. ingiltere için : C h. E. H e r r e . yoksa bulamazsınız veyahut buluncaya kadar pek çok vakit sarf etmiş olursunuz. Ayrı devirlerden eski zamanlar için: W. Handbuch der mittelalterlichen und neueren Geschichte). 1888 . 6 Kaynakları Bildiren Eserler 57. S t r e h l und W. Geschicte des Altertums. 1911. Quellenkunde der deutschen Geschichte. Almanya için : D a h 1 m a n n . Grundriss der alten Geschichte und Quellenkunde. R i t t e r . Bu çağın bütün ayrı sahasının tarihi ve kaynaklan için bk. 1939 da gösterilmiştir. M o n o d. işte kütüphanelerden kolay istifade edebilmenin bu gibi karışık şartlan vardır. 77je Cambridge Ancient History (1924-1934. E d u a r d M e y e r . ortaçağlarin ayrı sahalarının kaynaklan için The Cambridge Mediaeval History (9 cild). Die Enttvicklung der Geschichtsıvissenschaft an den führenden Werken betrachtet. L a n g l o i s . The sources and literatüre of English history (1485 senesine kadar). Orta asırlar için : U l y s s e C h e v a l i e r . islâm memleketleri ve milletleri tarihi için Avrupa dillerinde çıkan başlıca eserler -C. bu çağın ayrı sahaları ve meseleleri hakkında müracaatı için : The Cambridge Modern History (1017-1927.. L a n g l o i s Manuel de bibliohraphie historique.W a İ t Z. 1919. 1905—1907. 5 cilt.72 — telif tabılarının hacimlerinin ayrı olduğunu gföz önünde bulundurmanız ve öyle aramanız icap eder. W. ikinci kısmı. en son tabı Gotha. Geschische der neueren Historigraphie (d. Yeni çağlar için : C h r . Umumî cihan tarihine ait eserler ve menbalar için bk. F u e t e r. 1915. 13. 10 cilt). Sol t an. Ayrı memleketlerden Fransa için : G. Türkiye için Os- .

Bu eserin neşrine 1819 senesinde bir tarihçiler heyeti tarafından başlanmış. l'Empire des Steppes de gösterilmiştir.. ki Alman tarih tetkikinin ilmî merkezi işini görüyor. resmi mura-sele yazıları) aynı cesamette 9 cild. 1934'ün sonun da verilmiştir. Histoire de l'Empire Ottoman 1914 Paris. Burası şimdi bir asırdan fazla bir zamandır. II.73 — manii menbaları : B u r s a l ı T a h i r Bey. Nova series ismiyle (in 8° yahut in octav. fakat başlıca eserler benim Umumi Türk tarihine giriş kitabımda. Geschiche der osmanischen Geschichtssch-reiber und Statd und ihre verice. Scriptores rerum Cermaniccrum. B a b i n g e r. 2) Leges (yani eski Cermen kanunları) in 4° 13 cild çıkmış. yani listen büküldüğünde 8 sahife çıkan orta. yine ayrı seriler halinde in 4° neşrediliyorlar. talebeler için Seriptores rerum Germanicurum in usum scholarum ve «Monu- . İtaliyan ve saire tarihçilerinin eserlerini ihtiva eden cildler. cild. yani kâğıdın listesi bükülerek 4 sahife teşkil eden cesamette) şimdiye kadar 13 cild çıkmıştır. bizce «ve-zirî» formalarda 9 cild). Kaynak toplamlarına gelince. Bidayetteki pilâna göre «Monu-menta> Almanların milâdî 500 — 1500 seneleri arasında eski ve orta asırlardaki tarihlerine ait vesaiki ihtiva edecekti. 714-727 de ve C o l o n e l L a m o u c h e . 5) Antiquiatates (yani her nevi eski eserler) ayni cesamette 9 cild. 4) Epistolae (yani mektuplar. 1946 ve R. ki in folio (yani listenin büyük şeklinde) 30 cilt çıkmıştır. Türkiye tarihine ait Avrupalılar tarafında yazılan eserlerin listesi D e 1 a Jon-q u i e r e. Histoire de la Turquie. Bu <Scriptores» kısmı Almanlara ait Roma tarihçilerinin. en eski alman müelliflerinin tarihi eserleri unvaniyle (in 4° 13 cild) . Külliyat beş büyük şubeye ayrılmış : 1) Scriptores (<orta-aIman> müverrihlerinin yazıları). yani Ortaçağda lâtince yazan alman şairlerinin eserleri ismiyle (5 cild). Poetarum Latinarum medii aevii. 3. Bunlardan başka Auctores Antiqu-issimi. bu hususta ön safta Almanya gelmektedir. (Kısaltma ile GOG). G r o u s s e t . Bu Cemiyet Archiv (1876 senesinden sonra Neues Archiv) der Gesellsc-hafi für ditere deutsche Geschichtskunde ismile bir mecmua da neşrediyor. F.Umumî Türk tarihi için okunacak eserlerin bir biblioğrafisi yapılmamıştır. Osmanlı müellifleri. fakat eser bugüne kadar ortaçağlardan ancak 13. git gide bunun neşrinin idaresi «Alman Eski Tarih Bilgisi Derneği» isminde bir daimî ilmî cemiyet şeklini almıştır. cü asrın sonuna kadar gelen vesikaları neşredebilmiştir. in 4° (yahut in quarla. 58. 3) Diplomata (fermanlar ve siyasî vesikalar) in 4" 5 cild çıkmış. Alman tarihine ait menbaları ve vesikaları toplıyan külliyatın başlıcası yukarıda da zikri geçen Monumenta Germanie Histo-rica'dır. I.

Bugün bu külliyat in 4° cesamette yüzden fazla cild teşkil etmektedir. Arap dilinde yazılmış tarihî eserler C.— 74 — menta> nın yine bilhassa talebelere tahsis edilen almanca tercümesi Geschichtsschreiber der deutschen Vorzeit isimlerile ve saire ayrı serileri vardır. hattabunların tenkidi mütûn usuliyle neşrine esaslı ve ciddî bir surette girişilmiş olmak şöyle dursun. İslâm milletlerinin bilhassa Türklerin tarihî vesikaları külliyat halinde toplamış. B r o c k e l m a n n ' ı n Geschichte der arabischen Literatür (kısaltma . Avrupada bir de kilise arşivleri büyük milletlerde yüzlerce cild otarak neşredilmiştir. Aktı istoriçeskiye. fakat Rus kaynaklarında bizim tarihimize taallûk eden malûmat müstesna bir surette zengindir. Akty yuridiçeskiye. bunun gibi biz de kendi milletimizden ortaçağda eserlerini ve şiirlerini arapça yahut farsça yazan türk müellif ve şairlerinin eserlerini millî külliyatımız içine alabiliriz. çarların ferman ve muharebeleri külliyatı (in Folio yüzden fazla cild). Görüyorsunuz. tarihî vesikalar. 59. Turan kavimlerinden Avrupa medeniyetine daha önce iltihak etmiş. in 4° 382 cild çıkmıştır. Sobraniye gosudarstvennix gramot. hıris-tiyan Arap eserleri de arapça intişar etmiştir. Yunan ve Lâtin müellifleri eserlerini ihtiva etmek üzere. evvelâ bunların bir fihristi dahi neşredilmiş değildir. hukukî vesikalar . yani eski âsâr dairelerinin vesikaları unvaniyle in 4° müteaddid vesika külliyatı neşretmişlerdir. Fransada bu nevi vesaik neşrine daha evvel 1735 de başlanmıştır ki Collection de iocument inedit sur ihistoire de France ismini taşıyan bu külliyattan şimdiye kadar 100 den fazla cild intişar etmiştir. onu bihakkın benimsemiş olan Macarlar da Alman menabi neşr sistemini alarak Monumenta Hungariae Historica. O cümleden M i g n e tarafından neşrine başlanan Patrt>logie curcus completus. Bu seride süryanî müelliflerin eserleri süryânice neşredildiği gibi. Bununla beraber Fransada Şark kilise erkânı külliyatı Pat-rologie Orientalis unvaniyle pek çok cildler olarak neşredilmektedirler. ki bunlarda İslâm ve Türk tarihine a i t de mühim malûmat bulunuyor. Ruslar da kendi vaka uivislerinin eserlerin Sobranye russkix letepisey yani Rus vakanüvisleri toplamı ismiyle (in folio ve in fjuarta 14 cild). Alman eski asarında bizim tarihimize (mesela Hunlara ve Avarlara) taallûk eden malûmat bulunur . Bizim Türk tarihinin eski ve orta çağlara ait çağlara ait vesikalarını neşretmek için de «Monumenta> neşri sistemi çok güzel olurdu. Akty arxogra-fiçeskix ekspeditziyi. yani Macar tarihi asarı ismiyle geçen asırdan beri tarihî eserlerini neşrettiler. ki vaktiyle eserlerini ve şiirlerini lâtince yazan Almanlar da bu gün yaşıyan Alman medeniyetinin selefleri sayılıyorlar.

İntikad iki türlü olur: a) bir kaynağın hâdiselere ait ifadelerinin bir şahadet sıfatile kabule şayan olup olmadığını tetkik etmek. ki buna dış intikad (critique externe) yahut. 3 İntikad (Kritik) 60. a bio-bibliographical surveg çok mühimdirler (bu son son eserin neşri daha tamam olmamıştır). önümüzde bulunan bir kaynağın bir hâdise hakkındaki şahadetinin ve bundan çıkarılan neticenin hakikate mutabık olup olmadığı meselesini incelemektir. Intikadın2) vazifesi. Ben de bu kitabın sonuna eklenen Şarkiyata ai t bibliografya bahsinde gerek İslâm ve gerekse Türk tarihine dair basma ve yazma ilk kaynakların başlıcalarının listesini. A. «kaynklar intikadı> (critiqe des sources) deriz. Farsçada tarih edebiyatı için de E. ) Paranın ayarını ve değerini denemek manasına jjelen tanqit ve irıtiçât kelimeleri arasında fark pek bulunmuyorsa da tenkid'i daha ziyade recension k a a ş ı l ı ğ ı olarak kullandığımızdan kritik karşılığı olarak da iniikad'ı aldık. keza Şarka ait yazmaların fihristlerinin ve şarkiyata ait mecmuaların listesini vereceğim. 2 . S t o r e y tarafından 1927 senesinden beri cüz cüz neşredilmekte olan İran edebiyatı bibli-ografisi. B r o w n e 'in 1925—30 senelerinde neşrettiği dört cildlik İran edebiyatı tarihi. yazma eserlerin de hangi kütüphanelerinde hangi numara altında muhafaza edilmekte olduklarını bir bir göstermişlerdir. Bütün bu eserler tarihe ait eserlerin matbu olanlarının nerede ve hangi senelerde basılmış olduklarını. Şimdi de tarihte usulün asıl mayası olan ve onun bel kemiğini teşkil eden meseleye geldik. Persian Literatüre. Osmanlı tarihleri için Babinger'm eserini yukarıda zikretmiştik.— 75 — ile GAL) ismiyle 1898 ve 1902 senelerinde iki cild olarak l) ve şimdi de 1937 senesindenberi üç büyük cild olmak üzere neşretmekte olduğu «ilâve» leri (Supplementbânde) de her devrînki ayrı yerde olmak üzere sayılmıştır. şümulünde bir az farklı olmak üzere. Literarg History of Persia (kısaltma ile LHP) nam eseri ve bilhassa fars edebiyatı için zikri geçen Brokelmann'ın eseri tipinde C. b) kaynak ifadelerinin hâdiseye ait şahadet sıfatile karşılaştırarak ve kontrol ederek kıymetlerini biçmek ve ispat kudretlerini tesbit etmek ki buna iç İntikad (critique interne). yahut az farklı tabirle «vakıaların intikadı» (critique des faits) ') Bu ilk cildler de şimdi ihtimamla tekrar basılmıştır.

Yine geçen asırda Anadolu'da Harput'ta Romalıların imparator Neron zamanında Ermenistan'a yaptıkları seferlerden bahseden bir kitabe bulunmuştu. London 1905.— 76 — deriz. müşterisi çok olduğundan bilhassa iranlı antikacıların yazma eserlerin arasına sahte minyatürler yaptırarak sattı!* arı vaki olmuştur. Shapiro bunu satmak için iki milyon ingiliz lirası istiyordu. M u n r o . Avrupa-da heykellerde ve resimlerde pek çok ol^ . Fakat eserin sahteliği meydana çıktı. R. zaman ve mevzulara göre tanzim edilebilirler. Bununla bütün Hristiyan Alemi heyecana geldi. Bunun da sahte olduğu tahakkuk etti. İngilizler bunu belki de istenen fiyat üzerinde alacaklardı. Talmud'a inanmıyan bu Kırım Yahudilerinin mensup olduk- . Bu satıştan elde ettiği kârla kanaat etmiyen bu maceracı sahtekâr bu sefer yeni ve daha büyük bir sahtekârlık yaptı. Times gazetesi okuyucularına bu Tevrat hakkında her gün heyacanlı haberler veriyordu. Yalnız minyatürlü yazma eserler Avrupada fazla takdir edilip. Ayrıca sık sık vesika ve hatta kitap sahtekârlıklarına da rastlanmaktadır. A Dış tntikad Dış İntikad (critique externe) bir kaç cepheden yapılır: 1) önümüzde bulunan kaynak sahte midir? sahte de değilse de hatalarla dolu değil midir? Kaynakların sahteliği türlü türlü olur: a) Adî sahtekârlık. istanbul'da yaşıyan bir antikacı o zamanki Roma generallerinden Corbulo'ya ait olduğnu iddia ettiği bir kılıç yaptırıp üzerine bahsettiğimiz kitabeyi hakkettirdi. Archeology and false antiquities. Sahtekâr yahudinin bütün ümit ve plânlan da bu suretle suya düştü. Zira bu Tevrat dünyada malûm Tevrat nüshalarının en eskisi oluyordu. İslâm Aleminde san'atın bu şekilleri inkişaf etmemiş olduğundan bu nevi sahtekârlık da pek yoktur. Bu şekil sahtekârlığa bilhassa kaldıklarda raslanır. Yemen'e giderek orada eski Yahudi hattatlık eserlerine benzeterek eskitilmiş deriler üzerine bir Tevrat yazdı. Yine geçen asırda Kırım'da Karayim yahudi âlimlerinden Fir-k o v i ç. Kaynaklar ve ifadelet i ancak böyle bir iç ve dış intikada tabi tutulduktan sonra mekân. Buna dair bir kaç misal verelim : Geçen asırda Kudüs'te S h a p i r o adında bir musevî bir çok beyaz çanak ve çömlek yapmış ve bunları Filistin'in en eski âsân sıfatiyle Londrada British Museum'a satmıştı. yani bir eserin benzeri yapılarak aslı yerine sürülmesi. Maksadı bunu Avrupa müzelerine yüksek fiyatla satmaktı. Avrupada bu kaldık sahtekârlıklarına ait hususî eserler vardır.

. sonradan eserlerinin sahteliği meydana çıktı. müsaadesiz bir yere gitmek için sahte pasaport uydurmak vs. hem de eski Tü-ik hanedanından göstermek için araya Oğuz Han'ı da karıştırırlar. V a h ş i y a h adlı bir alşimist arab âlimi bir çok sahte eserler yazarak eski Babil medeniyetinin yüksekliğini isbat etmek istedi. Demek oluyor. saniyen mezhep taassubu yüzünden yani kendi mezhebini nazarlarda yükseltmek için. Avrupa âleminde bir çok kimseler kendilerini zadegan sınıfına nisbet ettirmek maksadile pek çok vesikalar uydurmuşlardır. Önceleri ilim âlemini oldukça inandırabildi . Bunlardan ma'dâ bir mülkü ele geçirmek için yalan tapu kaydı.Câmî bu teklifi gayet mahirane bir surette reddederek ona şu şiiri yazıp gönderdi : Anrâ ke buvad nür-i Nabî dar basara Hâcat na buvad ba tül-i carz-ı şacara Anrâ ke Zi rux na tâbad in nür basara Şacara na dihad bi gayr-i la^nat şamara Yani : Alnında Peygamberin nuru olanlar şecerelerin uzun ve geniş olmasına muhtaç değillerdir .77 — lan mezhebin diğer yahudi mezheplerine nisbetle daha eski ve daha hakikî olduğunu ve bu Karayimlerin oralarda Milâddan evvelki zamanlardan beri yaşadıklarını ispat maksadile bir çok Karayim kabir taşlan uydurdu. asır sonunda Hüseyin Baykara zamanında Herat'ta vezir olan Nizamülmülk kendisini Evlâdı Nebi'den göstermek için sahte bir şecere tertip ettirdi ve bunu ulema ve şeyhülislâma tasdik ederek mühürlerini bastılar. Ayrıca bir çok âlimler kendilerini çok âlim ve pek mühim menbalara malik göstermek için sahte vesikalar uydururlar veyahut hiç görmedikleri vesika ve kaynakları görmüş gibi nakl ederler. Sırderya havzasında tertip olunan böyle bir şecere istanbul'da Halis Efendi kütüphanesinde bulunuyor. XV. Meselâ hicrî üçüncü asırda yaşıyan M u h a m m e d b. salisen kendilerini şahıslara neseb itibarile yüksek göstermek için. Bu gibi sahte şecerelerin bir çoğunda seyyid ve hâceler kendilerini hem Peygamber evlâdından. bu cümledendir. Bunu keşfedip okuyan Avrupalılar bu- . ki vesikalar bir çok maksadlarla uyduruluyor : evvelâ para kazanmak için. Şarkı kadimde eskiden kullanılmış yazılar ile yazılar uydurdu. yüzünden böyle nur damlamıyanlara ise şecere lanetten başka semere vermez. Nizamülmülk Mevlâna c Abd ur-rahman Câmî'den de bu şecereyi tasdik etmesini rica etti. CA 1 i b.

Q 3 r i) meşgul olduğu gibi. v. asırda Bağdadda Halife hizmetindeki Türk askeri adedinin çoğalması bazı Arabları endişeye düşürdüğü gibi. Almanca olan bu eseri bu yüzden Hindistan müslümanlanndan X u d â b a x ş ingilizceye terceme etmişse de. Bu cümleden coğrafyacı M u q a d-d a s i 'de Peygamberden "Benim ümmetimi Deylemlilerin tagallübünden Horasan'dan gelen bir acem (yani Arab olmıyan biri) kurtaracaktır. s. sayı. 1912. Mevzuu bahis sahte hadisler arasında zamanın gidişini iyi sezen siyasîler tarafından uydurulanları da olmuştur. 148-149. I. 4 ) Ahsan al-taqüsim. 61. 63-69. Bu zatın hadisleri tenkid usulüne ait Mohammedanische Ştudien adlı eseri umumiyetle islâmiyeti intikadî bir surette öğrenmek işinde şaheser. 3 ) Bk Tarihi Osmani Encümeni Mecmuası. Bu cümleden olarak meselâ Feridun Bey Münşeatı'nda.— 78 - na aldandılar. M ü k r i m i n H a l i l Y ı n a n ç bu vesikaların nerelerden alındığını isbat ederek göstermiştir 3). Mir Islama. W. Leiden tabı. . İslâm dünyasında sahtekârlıkların en çoğu mezhep ve fikir cereyanlarını Peygambere dayanarak yaşatmak maksadiyle «mevzu hadisler» uydurmak şeklinde tecelli etmiştir. 219-220. Onun ismi de benimki gibi Muhammed olacaktır" diye bir hadis nakledilir4). Bunun gibi Hz. bazıları arasında Türklere dayanarak düşmanlarından intikam almak ümidini uyandırmıştır. *) Bk. türkçemize maalesef hâlâ çevrilmemiştir. Bunun gibi İstanbul'u Türklerin fethedeceğine dair hadisler de uydurulmuştur. [Meselâ 10. ki bunların sahteliğinden J. B r o c k e l m a o n . Az sonra bütün bu eserlerin sahte olduğu görüldü. 1918. ı. Bununla İslâm âlimleri (meselâ CA I i a 1 . Ilm-i usûl-i târih. M o r d t m a n Usuli tarih kitabında bahsetmişti 2). b) Bazı sahtekârlıklar da hükümdarlara ve yüksek mevki sahiplerine yaranmak ve dalkavukluk etmek için yapılır. II. c. I. M o r d t m a n n . C. 2) J. Avrupa âlimleri ve bunlardan bilhassa I g n a z G o l d z i h e r uğraşmıştır. XI-XIV. Eski yazılara ait eserini (Savq al-mustahdm fi marifat alaqlâm) 1810 senesinde J. 242-243 . 4836) Bk. H a m m e r İngilizce olarak ilim âlemine tebliğ etmiş ve Nabatîlerde ziraat (al-Falâhat al-Naba(iyya) adlı eserini de Rusya'da C h w o 1 s o n neşretmişti '). 81. Ali'ye ve diğer İslam büyüklerine nisbet edilen pek çok rivayetler vardır. Supplementdband. Sonra Prof.bir numune telâkki edilmektedir. Bunu muaharen Deylemlileri inkıraza uğratan Muhammed Tuğrul Beyi önden haber veren bir hadis olarak tefsir etmişlerdir5). 430-431. s. B art hol d d. /stanbul. Osmanlı devletinin teşekkülü devrine ait sahte vesikalar zikredilebilir. Geschicte. H. der arabischen Liiteratur.

Meselâ Almanlar 10. ki sahtekâr değildirler. Fakat sonradan bunların doğru olduğu tahakkuk ediyor.79 62. Amasya vilâyeti ve Orta Anadolu tarihi için kıymetli malûmatı da ihtiva eden bu eser uydurmalar yüzünden toptan bîr uydurma şaibesi altında kalacaktır.. Bu eserde Selçukluların ve Osmanlıların menşeine ai t yazdıkları. sonra Tebrizli olan bu Ahmed Lâkuşî'yi Selçuk emirlerindeu Alakuş Bey'in oğlu yapması biri diğeri üzerine yapılan uydurmalardan ibarettir. Husameddin Efendi'nin kitabındaki bu gibi uydurmalar sahte bir tarih uydurmak maksadiyle değil. fakat mukayesede hayallerini farla işletmeğe alışmışlardır ve bu yolla netice itibariyle sahtekârların yaptıklarını yaparlar. Aydıncık Noyanlar) sırf tarihî isimlerin arap harfleri ile yazılıştaki benzeyişlerinden çıkarılan uydurma şahsiyetlerdir. Sonradan bunların hakikî oldukları tahakkuk etti. asrın ortalarına kadar . Maamafih tarihî kaynaklarda sahteliğin tesbiti hususunda pek ihtiyatlı olmak icap ediyor. —12. İşbuga Noyan. Çok defa doğru olan hakikî kaynaklar sahte zannediliyor. Şimdi bunların 10. Amasya ve Semire merkez olmak üzere. Bunun gibi Cengiz'in hayatına ve bu cihangirin ecdadına ait Yuan-Çao-Bi-şi (Mangol un Niuca Topça?an) tarihinde mevcut olan rivayetler hep sonradan uydurulmuş şeyler olarak biliniyordu. Anadoluda yaşadıklarım söylediği ve faaliyetlerine dair bazı teferruat bile naklettiği bir çok «noyan» 1ar (Samuk Noyan. Mucîreddin Emir-şah (Horezmî) ve saireyi Baba tlyas neslinden gösteren şecereler sırf hayal mahsulüdür. asırdaki Alman hükümdarlarından Büyük Otto ve Friedrich Barbarossa hakkında yazılan destanî mahiyetteki kaynakları geçen asır bidayetinde tamamiyle sahte zannetmişlerdi. keza Selçuklular ve İlhanlılar devri eşhasının şecere ve ensabına ait yazdıkları sırf hayalî mukayese mahsulüdür.. Yahudi ve Arab rivayetlerinde geçen isimlerle birleştirmeleri. hatta sahtelikleri katiyetle ispat edilmiş olarak maruf oluyor. Bunun misallerinden biri de Amasyalı H u s a m e d d i n E f e n d i'nin Amasya Tarihi''ne ait eserinin Anadolunun eski tarihine ait kısımlarıdır. Hele Husameddin Efendinin Anadolu Türk beyleri Baltu ve Bal-tuk Beyler sadece Moğol emiri Baltu bn Teneci'den uydurulmuştur. Kazancık Noyan. c) Bazı şahıslar vardır. Oğuz urug isimlerini önasya tarihinde. Ezcümle Selçuklu vezirlerinden Şemseddin Muhammed Tuğra'?. İlhanlar devrinde. Güya Amasya Darüşşifasındaki kitabede okuduğunu söylediği muhayyel «Emir-i Anadol Ahmed» iharesindeki Ahmed'i Ahmed Lâkuşî ile birleştirmesi ve aslen Kazvinli. sadece kaynakları kendi hayal ve temayüllerine göre okuyup tefsir ettikten sonra bunların üzerine yeni uydurma silsileleri kurmaktan ibarettir.

yahut o kaynağın müellifince malûm olmamış. B a u e r'in (s. üslûp.60 çıkan kısmının doğru oldağu tahakkuk ediyor. Bunu bilhassa Rus arkeologlarından S p i z y n ve Almanlardan M a r q u a r t kat'iyetle iddia etmişlerdi. Halbuki eserin Meşhed'de bulunan asıl nüshasının neşredilmesiyle bu iddiaların tamamiyle yanlış olduğu tahakkuk etti. 198. Doğru eserlerin sahte olduğunu iddia etmek hatasına düşmemek için. hakikî ve "asıl"' olduğu muhakkak olan diğer kaynak ve kaldıklarla şu dört esasa göre karşılaştırılarak tesbit olunabilir: 1) Tetkik olunacak veya hakikiliğinden şüphe edilen kaynak. 256. s. d i 1. t e r k i p ve t a s n i f cihetinden . T o g a n. Şimdi ise mektubun her iki nüshasının tamamiyle orijinal olduğu.eğer heykelse yapılışı bakımından aynı zamanlarda ve aynı yerlerde yazılan yahut yapılan veyahut aynı sahaya aid fakat hakikî olduğu şüphesiz olan diğer eserlere tevafuk ediyor mu? 2) Kaynağın münderecatı hakikî olduğu şüphesiz olan diğer kaynağın münderecatına tevafuk ediyor mu? Bununla beraber eser bu noktadan tetkik olunurken yanlışlığa düşmemek ve hatalı hükümler vermemek için doğruluğu daha tesbit edilmiyen bu kaynaktaki malûmatın hakikiliği malûm olan kaynakta belki de bırakılmış. V. Yine bunun gibi Hazar hakanlarından Yusuf'un 960 senelerine aid İspanya Yahudisi Xaşday bn Şaprüt'a yazdığı bir mektup vardır. Kaynak ve kaldıkların asıl yahut sahte olması keyfiyeti. 240) eserlerinin dikkatle okunması tavsiye olunur. tedkikatın neticesi bu eserin sahte olduğu kanaatini vermişti. Bu mes'ele için bilhassa Jul F i c k e r'in (Beitrâge zur Urkundenleh-re. s. Völkerschaften des Chazarenreiç-hes. 1877) ve W. en son olarak da 1934 de Ruslardan Kokovtsev tarafından tenkidi neşri yapılmıştır. bir eserin asıl veya sahte olduğunu tahkik ve tedkik etmenin usulüne tamamiyle uygun hareket etmekten başka çare yoktur. . Bilhassa Kırım yarımadasına aid tafsilâtı havi olan mufassal bir şeklinin sahteliği kat'iyetle iddia ediliyordu. 10. yine o. hatta Xaşday bn Şapröt'ın kendisinin Kafkasya (yani Hazarlar memleketi hududunda) bulunduğu tahakkuk etmiştir ')• 63. 50. asırda Türkler arasına seyahat eden 1 b n F a d 1 a n'ın seyahatnamesi daha 1924 senesine kadar tamamiyle sahte. yahut onca ehemmiyetsiz görülerek zikre') Z. y a z ı. belki Savsan isminde bir arap elçisinin yazmasından alınarak sonradan uydurulmuş addolunuyordu. tbn Fadlan.. 1870 senelerinden itibaren bu mektup müteaddit defalar tetkik edilmiş.

üzerindeki kitabe muhteviyatının böyle bir silâhla alâkası olmaması. Yani bu neviden eserler için yapılacak tetkikat bu çerçeve içinde yürütülmelidir. Yukarıda bahsettiğimiz F i r k o v i ç de sahte eserlerini orijinal göstermek için bütün çarelere tevessül ettiği halde dil hususunda bunu yapamamış. istinsah hataları.Şib al-maqdür adlı eserlerinden yalnız şahıs adlarının değiştirilmesi suretile alınmış oldukları. Bunlar umumiyetle hakikiliği şüpheli olan eserlerin tetkikine medar olacak şeylerdir. Tarihte Usul 5 F. hakikî olduğu muhakkak olan kaynaklarda. bahis konusu olan zamandaki hayata. F e r i d u n Bey M ü n ş e a t'ındaki eski Osmanlılara aid vesikaları doğrudan doğruya M u h a m m e d bn M u a y y a d a 1 . değiştirerek mevzuu bahis olan zamana uydurulmuş yerler yok mu? Yahut meselâ mevcut olmadığı tarihçe muhakkak olan şehir ve yer isimleri yok mu. milâdı Isa zamanlarına a i d olarak ortaya attığı eserlerine bugünkü Kırım Türk şivesinde kelimeler sokmuştur. Halbuki o zamanlar oralarda Türkler mevcut olsalar dahi bunların şivelerinin Bulgar ve Hazarların ecdadının dili olan Lir türkçesi olması iktiza ederdi '). örf ve âdetlere. 3) Bu kaynağın yazı. XXX.. . silâhlar üzerine yazı yazmak âdetinin Şarkta mevcut olması ve Romalılarda böyle bir âdetin ademi mevcudiyeti gibi hususlarda sabit olmuştur. Mukaddime. yazıda anachro-nism. s.Ta-vassııl ilâ cattarassul ve 1 b n CA r a b ş â h'ın A(c<. bu eserlerle karşılaştırmak usuliyle. önce malûm olan eserlerden alınmış çalınmış yahut ona ilâveler yaparak. Zikri geçen Corbulo'ya aidiyeti iddia olunan kılıcın sahteliği de. *) Ibn Fadlan. 4) Kaynağın içinde yahut üzerinde sunîlik ve uydurmahk eserleri.B a ğ d â d i'nin At . kolayca tesbit edilmiştir. kılıcın şekil ve yapılış itibariyle o zamanın kılıçlarına hiç uymaması. harf şekillerinin yeniliği. doğru olarak tavsif edilmemiş olması mümkün olduğu da unutulmamalıdır. dil.81 - dilmemiş veya "hakikî" dediğimiz bu kaynaktaki malûmatın içine her hangi bir yanlışlığın karışmış olacağı gibi hususlar da hatırda tutulmalıdır. o zamanın tarihçe malûm olan hâdiselerine aykırı şeyler yokmu? Yahut meselâ eserin sahteliğini örtmek için alınmış olan mübalâğalı ihtiyat tedbirleri yok mu? Bu zikredilen dört maddedeki suallerle ifade olunan hususları tetkik mevzuu olan her eserde aramak lâzım gelmez. üslûp gibi şeklî cihetleri ve münde-recah bu kaynağın neş'et ettiği iddia yahut zannolunan muhitin karakterine ve medenî tekâmül seviyesine tevafuk ediyor mu? Bununla beraber burada da o muhitin karakter ve seviyesinin.

Neue Jahrbücher für das Klassisch Altertum. ona ilâveler yapıyorlar. Bazı sahtekârlar sahte eserlerine temel olarak hakikî bir eseri ele alıyor. G e r c k e. ki Baburluların elinde Temür tarafından imlâ ettirilen bir küçük eser yahut sahifeler bulunmuştur. Konya civarında yaşıyan birisi tarafından uydurulması mümkün olmıyan bazı teferruat vardır. Bunun gibi Temür'e nisbet edilen bir Maljüzat ve Tiizükkât vardır. ancak Orhon kitabelerinin keşfinden sonra meşhur olan Orhun nehri bile vardır. Abt. Bu gibi sahte eserlerin tetkiki hususunda istifade edilecek eserlerin birisi de şudur: A. Fakat mühim olan cihet Türkiye'de ancak 20. . gerek arabca gerekse farscasının gayet bozuk olmasından. Arabcası Tazkirat alc ibar adında olup Aksaray'Iı birisi tarafından güya 756 (1355) de yani Orhan Gazi zamanında yazılmış imiş. Bunların birisi arabca. o da bunu tevsi ederek Hitit ve sair kavimlere aid muasır malûmatı da ilâve ederek esere fazla kıymet vermek istemiştir. Şüphe altına alınan bir eserin sahte yahut doğru olduğu hakkında doğru hüküm verebilmek için bittabi o eserin aid olduğu iddia edilen zamana ve hâdiselere aid tekmil menbaları ihata etmek ilk şarttır. VII. Onun için eserlerin sahteliğini isbat etmek müşkülleşmiştir. diğerleri farscadır. Bunlar gösteriyor. uydurulmuştur. Zamanımızda ise sahtekârlık usullerinde çok ileri gidilmiştir. asırda Avrupalı âlimlerin tetkikatile aşinalık peyda edildikten sonra malûm olan şeylerin Aksaray'Iı âlime daha Orhan Gazi zamanında malûm olmuş gibi gösterilmiş olmasıdır. 1. Meselâ 1941 de Konya'da eski Osmanlı tarihine aid bazı eserler meydana çıkarılmıştır. Bunu da Abü Tâlib tevsi ederek Temür'ün autobiyografyası yahut Temür'ün kanun ve nizamları adile maruf olan sahte eserleri vücuda getirmiştir.82 — Geçen asırda sahte eserlerin tesbiti nisbeten kolaydı. ki sahtekâr müellifin eline böyle bi eser geçmiş. Die Analyse als Grundlage der höheren Kritik (d.. Bd. Bu eserlerin sahteliği. bunları meydana çıkaran şahsın daha evvel yapılmış sahte eserlerle ilgisi görünmesinden. Maamafih bu Tazkirat al-cibar de eski Osmanlılar zamanına aid. Bunlardan anlaşılıyor. 1901). Bunlar imparator Cihanşah zamanında Abü Tâlib al Husayni adında Horasan'lı bir tacik tarafından. Fakat bununla beraber her iki eserde de Temür'e aid tarihî haberler olduğunda hiç şüphe olmıyan ve teferruata aid kayıtlar vardır. yani sahtekâr zat'ın her iki dili de az bildiği halde kendisini bu dillerde yazmak yolunda zorladığı görülmesinden ve yazılarının birbirine benzeyişinden anlaşılıyor. Burada müellif Anadolu'daki Hititlerden bahsettiği gibi.

Bazı eserlerde hiçbir tarihî kayıt bulunmaz.V7UU hah^pHiİpn hir hadise veya zaman hakkında bilgimizin bugünkü seviyesini esas tutarak bu bilgiye uymıyan her eserin sahte olduğunu hemen iddia edivermek bir cehalet eseridir. Burada 470 senesi gibi yukarıdan aşağıya gelen son seneyi lâtince olarak terminus post quem.. Bundan bu te'lifin 470-510 seneleri arasında Şiraz'da yaşıyan bir müellifin eseri olduğu tesbit edilmiş olur. üs- . Ortaçağda islâm Aleminde istinsah tarihini yazmak âdeti mevcut olmuşsa da "Qad farağa min ta'Iifihi fulân. Sonra hicrî 510 senesinde cereyan eden bir hâdise dolayısiyle bu hâdisenin benzerini aynı vilâyette 470 senesinde görmüş olduğunu söylemiş olsun. Çünkü bu gibi tabiî hadiselerin tarihte vukuu zamanlarını tesbit etmiş ayrı ve hususî eserler vardır. yahut da yan lış kayıt bulunuyor. Bazı eserlerin üzerinde buna dair hiç bir kayıt bulunmuyor. Bu gibi hallerde eserin hangi zaman ve mekâna ve ne gibi hâdiselere aid olduğu ancak bu mevzua ait diğer eserler vs. 3) Müellifi malûm olmıyan bir eserin müellifi.. Fakat müellif ne zaman ve nerede cereyan etmiş olduğu diğer kaynaklardan malûm olan bir hâdiseyi kendi zamanında vukua gelen bir olay olarak zikretmiş olur. Müelllif kendisinin cenubî iran'da Şi-raz şehrinde bulunduğuna dair istitradî bir kayıt yapmış olsun. 64. Meselâ müellifi. Bir çok eserlerde bu tarihîeme ebced he sabı ile söz arasında. Bunda eserin lisanının üslûp itibariyle hangi vilâyetlere ve hangi zamana ait olduğu hususu tesbit edilmiye çalışılır. Bu halde eserin t el i f zamanını ve mekânını tesbit etmek ehemmiyet kesbeder. Meselâ: T h. 510 senesi gibi aşağıdan yukarıya giden son seneyi terminus ante quem tesmiye etmek âdettir. Yahut müellif güneş tutulması. dil. varsa kayıtlarla mukayese etmek suretile tesbit edilebilir. 65. O p -p o 1 z e r. Bununla da müellifin yaşadığı zaman tayin edilebilir." şeklinde te'lif senesini tasrih ederek "feragat tarihi" (colophon) yaz mak âdeti nadir görülüyor. Bir çok yazmalar bize baş ve son tarafları eksik olarak intikal etmiştir. Kanon der Finsternisse. 2) Dış intikad mes'elesinde dikkat edilmesi icabeden ikinci bir cihet de bir kaynağın müellifi malûm olduğu halde ne zaman ve nerede yazılmış olduğunu kat'iyetle tesbit etmek hususudur. eserin ait ol duğu devirde yazan müelliflerin birisine aid olup olmıyacağı.-83 M. ya bir mısrada veya bir beyitte bildirilir. Bu mes'elenin halli resim ve heykeller için daha müşkül oluyor. 1887. te'lif zamanı ve yeri malûm olmıyan bir eser alalım. büyük zelzele gibi tabiî hâdiselere aid bir kayıt verir. Yani meselâ filânca gün güneş tutulmuştu der. Bu gibi bir kayıt da eserin te'lif zamanının tayin ve tesbitinde medar olabilir.

o gurupa mensup müelliflerden b i r i ni n eseri olduğu tayin edilmiş olur. Halbuki diğer kaynaklarda o senede Diyarbekir'de kimin kadı olarak bulunduğu.»» tarihinde) «Han ile birlikte Kaşgar'dan Bedahşan seferine çıkmış ve kendisinin han'dan ayrılarak kışın Bedahşan'da Qalca-i Zafer'de kalmış olduğunu ve eseri vakit geçirmek için orada riazmen te'lif ettiğini» söylemiştir. Bununla da eserin müellifi tesbit edilmiş bulunur. Halbuki Haydar Mirza Duglat'ın Tari/t-i Rest di'sinde ve diğer eserlerde 939 senesinde böyle bir sefer icra eden han'ın Kaşğar han'ı Saîd Han olduğu. d. 1948. S. N. Ein uııbekanntes Werk von Haydar Mirza Dughlat. Yalnız müellif kendisinin 939 senesinde (ebced hesabile «o-c. Üzerinde müellifi yazılmamıştır. Tabiî aynı zamanda yaşı-yan müelliflerin üslûp ve yazıda müşterek hususiyetleri olabilir. halbuki bahis konusu hâdisenin cereyanı sırasında zikredilen mansıb ve vazifede kimin bulunduğu diğer kaynaklar vasıtasile bize intikal etmiş bulunabilir. V. V I I I . «Ben o sırada Diyarbekir'de kadı idim» yahut « f i l â n padişah tarafından filân padişaha elçi olarak gönderilmiştim» veya "bu sefer ordu kumandanı idim" gibi kayıtlar verir.-ırile <-> müelliflerden birinin üslûp ve muhakeme tarzına ve karakterine benzemesi gibi şeylerle takriben tayin edilebilir. Diğer bir parlak misal Bedi-u'z-zaman Faruzanfcr'in ai-Zaeir li '"l'Şİgâr can mıfaraiat-i V-kibar nam eserin Mahmud Zamaxşari'ye ait olduğunun muhtelif delillerle ispatıdır 2). O halde eserin o zamanda. Bu da müe l l i f i n o zat olması ihtimalini ortaya atar. Bulletin of tht School of Oriental Studi**.Bazaıı bir eserin el yazısı. 1937 p. 6*2?. 1 ) Bak. Bunlar da hesaba katılmalıdır. 1924 senesinde ben Berlin'de Alman Devlet Kütüphanesinde çagatayca. filân padişahın filân padişaha kimi elçi olarak gönderdiği veya bahis konusu seferde kimin kumandan bulunduğu kaydedilmiş bulunur. Meselâ müellif. ı Z . Bir «Han» zikrediliyorsa da onun da ismi tasrih edilmemiştir. 2) Ne5riy3t-ı Danişkada-i Adabiyat-ı Tabriz. 6S5-81). hattı diğer eserlerinden malûm olan bir müellifin eli ile yazılmış olur. Bazan ismi meçhul müellif bize diğer kaynaklar yolu ile malûm olan hâdiselere iştirakinden veya bu gibi malûm hâdiseler esnasında bir mausıb ve vazife işgal etmiş olduğundan b i l i s t i t r a d bahsetmiş olur. manzum Cihannumö adlı bir romanı tedkik etmiştim. maiyyetinde veziri Haydar Mirza Duglat'ın bulunduğu ve bu Mirza'nın da han memleketine çekildiğinde kış aylarını Qal ca-i Zafer'de geçirdiği mezkûr olduğundan *Cihannuma» kitabı müellififinin de aynı Haydar Mirza Duglat olduğu tahakkuk etti '). T ogan. Bu suretle de müellifin kim olduğu meydana çıkmış olur. 8-9. .-.-M lÛp Ve hâdiseleri tetkik ve muhakeme taryı iHb.

kitabın ismi de değiştirilerek yazılmıştır.\ — 85 - Bazan da eserlerin üzerine müellif olarak hataen başka birisi yazılabilir. O arapça bir eser yazmamıştır. Bizim kütüphalerimizde bazan telfiq (compilation) sıfatile vücuda getirilen eserlerin üzerine müellif ismi yazılmayan ciidlerine tesadüf ederek orijinal eser keşfettiğimizi zannettiğimiz de az vaki olmuyor. A h m e d a 1 . Bizim İstanbul kütüphanelerinin fihristlerinde ise müstensih veya müstemlik adlarının müellif ismi olarak kaydolunduğu belki de yüzlerce eser vardır. ki bu şerh Mısır 'da basılmış olan M a n i n i şerhinden ibarettir. Bu nüshadan Prof. asra aid bir eser bulunuyor.d i n ' in bu büyük eserini onunla müştereken yazmış olması ihtimali de varid ise de. Zira CA 1 i ş i r 'in eserlerinin listesi malûmdur. ve Topkapı Sarayında daha iki nüshası vardır. Mal^m tarihî eserlerle mukayese edilince anlaşılıyor. Bunun gibi İbn al-Aşir . yani eser M u h a m m e d b. Halbuki bu eser Raşid ed-din et-Tabib'inin eseridir.B u x â r i ismi yazılmıştır. sadece bir müstensih isminin müellif adı olarak kitaba geçirilmiş olması da mümkündür. Bunun gibi Topkapı sarayında farsca Tevârix-i Alem kitabı vardır. ki bu eser İbn Misk vayh'-in matbu Tacarib al-Umam'inin bir cildi imiş. ki bu nüsha da Paris'te Millî Kütüphanede mahfuzdur. Müellifi tasrih edilmiyen eserler içinde bilhassa müellifin mütekel-lim siygasında yazdığı sözlerini ve zihredilen vakıalara muasır olup olmadığını gösteren kayıtlan bulmak mühimdir. Üzerine kitabın müellifi olarak M u h a m m e d b. Meselâ istanbul Kütüphanelerinin bazılarında c U t b i ' nin Gazneli Muhmud'un tarihine âit Târix-i Yemini sinin arapça bir şerhi CA 1 i ş i r N e v â y i 'nin eseri olarak gösterilmiştir. Hatta bunlar da bazan yalnız müellifin değil. Bu elbette yanlıştır. Tetkikten sonra anlaşıldı. Buna da aynı Topkapı Saray nüshası üzerindeki kayıt geçirilmiştir. İhtimal eser A l i ş i r N e v â y i 'nin kütüphanesi için yazılan bir nüshadan istinsah edilmiş ve onun eserin müellifi olduğu müstensih tarafından zannedilerek öyle kaydedilmiştir.B u x â r i 'nin eseri olarak kaydedilmiştir. Müellifi malûm olmamakla beraber her halde o devrin tarihi ve yazısı da öyle. Bu cümleden olarak Hafi s A b r ü'nun Zubdat at-tavârih B av sun gurV sinin Fatih kütüphanesindeki nüshası M f r x ö n d 'in Ravzat us-şafâ adlı eseri olarak kaydedilmiştir. Ch. Ahmed Buxâri ' nin R a ş i d e d . hele Tarih-i Yemini gibi bir kitaba şerh yazmak asla onun meşgul olacağı bir iş değildir. Bu Muhammed b. Meselâ hicrî 4. A h m e d a l . S c h e f e r için diğer bir nüsha istinsah edilmiştir. Bunlar sayesinde müellif meydana çıkmasa bile hangi devrin adamı olduğu tesbit edilmiş olur.

talebelerin yazılı vazifelerini kendileri mi yapmış. Yani bir kaç müellifin birbirlerinin eserlerinden istifade etmedikleri halde hepsinin de aynı kaynaktan alarak müstakil eserler vücude getirdiklerinin misali çoktur. Çünkü Raşid ed-din'de &*> (=taş) diye yazılan l ) M. diğeri de anlamıyarak. Edebî istiklâlin bu devirde ehemmiyeti yoktu. Fakat bu bağlılık onlardan birinin diğerinden alınmış olduğunu kestirmek için kâfi değildir. bu sonuncusu elbette kopyadır. 4) Dış intikadın diğer bir mevzuu bir eserin orijinal mi yoksa başka bir kaynaktan mı alınmış olduğunu tayin etmektir' Bu da bahis mevzuu eserin verdiği malûmatın diğer kaynakların malûmatiyle mukabele edilmesi usuliyle yapılabilir. Meselâ bizde bir çok Kısası Enbiya kitapları vardır. Bunun için kaynaklar tahlili (analyse des sources) usulleri işlenmiştir. bunlar herhalde birbirine bağlıdırlar. Bu usulü her muallim. Şekil ve üslûb itibariyle birbirine bağlı olan eserler arasındaki münasebet türlü türlü olabilir : 1) Bir eser diğerinden sadece kopya edilmiş. kelime ve isimleri yanlış okuyarak yazmış ise. III.— 86 — ve İbn al-Kaşir gibi müelliflerin compilatif eserleri de orijinal birer eser gibi görünürlerse de. Bahis mevzuu eserlerden biri bir meseleyi anlıyarak yazmış. Meselâ Reşid ed-din'de Cengiz Han'a aid. H a r t m a n n . 66. 37. yoksa başkalarından mı istinsah etmiş olduklarını tesbit ederken tatbik eder. Halbuki bu hikâyeyi Oğuz destanından nakletmiş olduğu zannedilen Y a z ı c ı Z a d e c A l i 'nin buna dair sözlerini Râşid ed-din'in Câmf ut-tavârîA'indeki ibareleriyle mukabele ederken bilakis Yazıcı Zade'nin Cengiz'e aid rivayeti Raşid ed'din'den kopya etmiş olduğu anlaşılmıştır. . Der islamische Orient. Böyle bir hüküm bilhassa ortaçağ eserleri için doğru olmaz. Çünkü o zamanın müellifleri bir-birlerin tasnif şekillerini ve hatta ûslûblannı kolayca benimsemişlerdir. Tarihî vesikaların bu yönden tedkikatında riayet edilmesi icab eden esas şudur : Eğer iki veya daha çok kaynak aynı hâdiseleri aynı veyahut birbirine benzer bir şekil ve üslûbda yazmışlarsa. 2) veya bu eserler müşterek bir kaynaktan istifade etmiş olurlar. Eserlerin birbirinden kopya olup olmadığım tayin için "karşılaştırma usulü" (methode comparative) tatbik olunur. Bunların pek çoğu B a lc a m i 'nin Taban tercemesinden alınmıştır. hükümdar ağzından naklolunan hikâye ve <bilik»Ierin Oğuz destanından alınmış olduğu söyleniyor ve buna bir hikâye misal olarak gösteriliyordu '). bunların eski zamanlara dair bahisleri sadece daha eski eserlerden derlenmiş malûmat topluluklarından başka bir şey değildir. diğeri de bu sonuncudan istinsah edilmiş.

87 — okunmuş ve "suya düşen taş" demek olan cümle <suya düşen köpek> diye gülüne bir şekilde tercüme edilmiştir.ii. ondan yanlış ve ilaveli nakiller yapan ibn Ayaş'a aittir. coğrafyaya aid Nasq al-azhar adlı eserinde.. diğer tarafdan B nin de diğer hususlar!) B a r t h o 1 d. yanılıyor ve bu suretle yakalanıyor. T o g a n.B i r ü n i 'den tarihî malûmat nakletmiştir. 191. Mir Islama I. Ortaasya Türk tarihi hakkında dersler. Bazen de bilâkis müstensih asıl menbaı tashihe. Bazan bir eserin aslı daha muhtasar oluyor. Bundan da anlaşılır.B i r 0 n i 'nin Tahdid nihâyât al-amâkin adlı eserinde bu hususa aid münderic bulunan malûmat çok kısadır ve gayet doğrudur. Eğer bunlardan A ve B ile işaret edilen ikisinin C ile işaret edilen üçüncüsü ile mukabelesi esnasında meselâ A nın bazı hususlarda C ye pek benzediği. Umum Türk Tarihine giriş. s. bu eserlerin birbirinden farklı olan noktalarını tetkik etmeliyiz. Meselâ Mısır'lı l b n A y â" s. s. Ibn Ayâs ise Al-Biruni'den aldığını tasrih ettiği bu malûmata bazı şeyler ilâve etmiş ve bozmuştur. kelime Yazıcı Zade tarafından yanlış olarak . 99. Bunlar da ancak karşılaştırma usuliyle tesbit edilebilmektedir. Akdeniz ile Kızıl Denizi birleştirme tecrübelerine aid bahiste A 1 . . V. Halbuki aslında bu hatalar al-Birüni'ye değil. 440. Bunu okuyan bir kimse al-Birüni gibi büyük bir müdekkikin eserinde bu kadar fahiş hatalar bulunduğuna hayret eder. Bu arapça kaynağın yazma nüshasında bulunan hadi d (demir) sözünün (şâhib al-qavs al-hadid) şadid (sert) diye yanlış yazılmış ve farseaya bu yüzden saxt diye tercüme edilmiş olduğu kat'î olarak anlaşılmaktadır 2). Zira bu farsea eser bu malûmatı diğer bir arapça eserden almıştır. ki bu hikâye için asla va-rid değildir ')• Yine meselâ Selçuk'un babası Dukak 'in lâkabı olan Demiryahg kelimesini saxt keman (sert yay) diyerek tercüme eden farsea eserin esas menba olduğunu zannetmek hatadır. izaha ve ona ilâveler yapmağa kalkışıyor. 2) Z.( = köpek ) olarak Bazen de başka bir müellifden nakleden bir müellif asıl kaynaktaki sözleri kendi bildiğine göre kısaltıyor ve bu yüzden hikâyenin tadını kaçırıyor ve mânâsını bozuyor. Bunun emsali pek çoktur. Birbirine bağlı olan ve benziyen eserlerden hangisinin hangisinden alınmış olduğunu tesbit etmek için bunları birbiriyle mukabele-ederken. Fakat A 1 . ki bir mevzuu diğerlerine nazaran daha tafsilâtlı olarak anlatan eserlerin muhakkak surette asıl olduklarını zannetmemelidir. 67.

i a l H a m a v i . Eğer A eseri B ve C ye çok benziyor. Arapca bir eseri nakillerden toplayıp ikmal etmenin usul ve tekniğini öğrenmek i ç i n bu kitabın arapca metin kısmı bir örnek teeşkil eder. kendi asırlarına uydurmuş olurlarsa hu eserin aslî şeklini tesbit etmek kabil olmaz. Diğer bazıları meselâ bir farsea eserden naklederken arapçayı farseaya çevirerek naklederler.ann istifade etmiş oldukları asıl menba ortadan kaybolmuş bulunuyor. Bazan müşterek bir kaynaktan ntifade suretile vücude getirilen elde mevcut olduğu halde. yani C den alınmış ve A ile B den birisinin de diğerinden nakledilmiş olduğu sabit olur. Fakat bunlardan nakiller pek çoktur. yahut çok müşkil olur. Bu eser mukayese usuliyle menbalar öğrenmek ve metinler ihya etmek tekniğini öğrenmek bakımından. Meselâ milâdî 840 senelerinde Bizans ve Karadeniz taraflarına seyahat eden Muslirn alC a r m i adında bir . yahut onu değiştirmiş. bûiı'. Meselâ Paul S c h e f e r . lbn Fadlân seyahatnamesinin Meşhed nushasındaki eksikleri de Y â q ü t .B o i c h o r s t 12. Şayet A ve B il e işaret olunan eserlerin C ile işaret olunan eserlerden farklı olan noktaları hemen aynı ise. o zaman onlardan ancak birisinin (yani ya A yahut B nin) o üçüncü eserden.Q u a z v i n i . Kaybolan bir menbadan muhtelif asırlarda yaşıyan müellifler istifade etmiş ise de. Bütün bunları bir araya toplayıp o kayıp olan eserin fragment-lerinden o eseri kısmen olsun dahi ihya etmek mümkün oluyor. l>u kayıp menba meselâ arapça ise bundan istifade edenlerin t/azıları ondan arapça cümleler naklederler.— 88 da C ye pek fazla benzediği tezahür edecek olursa. Z a k a r i y â a l . yani bunların usul ve tekniğini öğrenmek için çok mühimdir. Ah-m e d T ü s i gibi müelliflerin nakillerinden tamamlanarak tarafımdan neşredilmiştir. bunlardan her biri bu menbaın malûmatına bir şey ilâve etmiş. o vakit bu ilk iki eserin. fakat bu B ve C birbirlerine benzemiyorlarsa o halde A ile işaret olunan eser muhakkak surette B ve C nin her ikisinden alınarak telif olunan bir compilation-dur. Arapcadan da meselâ A l .M a d â y i n i'nin tarihi ve C a y h â n i'nin coğrafyası kaybolmuşlardır. Şayet bir kaç kaynak şekil ve mündericat i t i bari l e birbirine yakın iseler bunları üçer üçer veya ikişer ikişer birbi ril e karşılaştırmak s uret il e hangisinin hangisine mehaz olduğu meselesinin yukarıda göstermiş olduğumuz usulle tesbit edilmesi mümkündür. Bunlar bir araya getirilerek her iki eserin şekli aslîsini. yani A ve B nin C den rnüstakülen kopya edildikleri anlaşılmış olur. kısmen de olsa. ihya etmek mümkündür. asra ait olup da kaybolan Annales Pater brannenses adlı bir tarihî kaynağı diğer menbalardaki nakillerdeki bulunan fragmentleri bir araya getirerek ihya etmiş ve 1870 de neşretmiştir.

68. İbn Havqal ve saireyi bir araya getirerek neşretmek bu esasa göre yapılabilirdi. aslî şeklini (archetypus) ihya ederek tabederler. asırda Hazarlar memleketine tabi Kavimler » ismindeki almanca eserimde (s. Zamanımızda. Bunlardan meselâ El-Bîrûnî'nin. alNuvayri'nin Zahabi'nin ve Kâtib Çelebi'nin İstanbul kütüphanelerinde bulunan ve kendi ellerile yazılmış eserleri. ki eldeki nüsha müellifin kendisi tarafından yazılmış nüsha ise. meselâ Iştaxri. sonra onlardan da daha muahhar olan başka müelliflere geçmiş malûmat ve kayıdlar bulunursa. nüshaları muhtelif olanların mukabelesini yapmaktır. o vakit bunu kendisinden istinsah edilmiş bulunan diğer nüshalarla karşılaştırılmağa lüzum kalmaz. Eğer bir kaynağı asıl nüshası bulunmadığından dolayı. bunun gibi cAbd ur-razzâq Samarqandi'nin Matla C ü s . usuliyle tetkik etmek neticesinde bu nakillerin şeceresini tes-bit kabil oluyor. cildidir. Arab coğrafya külliyatını. Bunun misali V. Benim 1940 da Budapeşte'de basılan «11. M i n o r s k y'nin Hudüd al-cAlam kitabının ingilizce tercemesine aid haşiyelerinde bulunuyor (Bk. 436) Birbirinden alındıklan halde b i r i ni n diğerinden i s t i f a d e nisbetleri karışık olan menbaların karışık olan birer asıl kaynağa münasebetlerini tayin etmek üzere mukayese usuliyle metin neşr etmenin en mükemmel numunesi Monumenta Germaniae Historica serisinin 1841 de çıkan VI. 5) Dış intikadın diğer bir ciheti de bir menbaın asıl metnini ihya etmek. 74-75) yalnız bir mesele hususunda bunun tecrübesi yapılmıştır. ki buna rezeusion veya edition critique denilir. s. mutlaka dünyada mevcud nüshalarının en mühimlerini karşılaştırarak. Maamafih bunlardan toplayıp faraziyelere dayanan b i r ıeconstruction yapmak mümkündür. ondan alınan derivee şekiller ise küçük harflerle kenarda. Burada menbaın asıl nüshası bir az iri harflerle kitabın ortasında. biz de tenkldli metin neşri diyelim. C a y h â n i . Tabiîdir. Meselâ Hudüd al-*Âlâm kitabının müellifi böyle yapmıştır. 420. Bir müelliften alınarak diğer m ü e l l i f l e r i n eserlerine. Bazıları bu eserden istifade e t t i k l e r i halde ismini zikretmemişler.S a c d a y n adlı eserinin Edirne Selimiye kütüphanesindeki nüshası zikredilebilir. kitapdan harfiyyen alınmayıp mealen alınanlar ise espase edilerek yine ayrı basılmışlardır. ve 1 b n R u s t a h gibi müellifler istifade etmişler. 268. Fakat bu şekilde nakillerden istifade edip metin ihya etmek ancak farazi mahiyette olur. 428.. aslından istinsah edilen nüshalara göre neş- . Fakat bunu daha kimse yapmadı. metinleri ele geçen herhangi bir nüshaya göre değil. 212.89 zatın kaybolan eserinden 1 b n X u r d â d b i h. Mas' ü-d f.

Meselâ Mirxond'un Rav-zat us-şafâ adlı eserinin nüshalarında Şahruh ve Baysungur Mirza hakkındaki bahisde «Şahruh Herat'a döndü. (rezension) b) Yazmalar noksanlı olduğu takdirde boşlukları farazî olarak doldurulur (emendation). nüshalardan hangisinin hangisinden istinsah edilmiş olduğunu.. "Şecere" den maksad. müellifin yazdığı asıl nüshayı en iyi aksettirmiş olmak itibarile en iyisini ve en ziyada dikkatle yazılmış olanını tesbit etmek icap eder. asra aid eski bir nüshasının hatalarla dolu olduğu. Meselâ 10. Bu zahmetli bir iştir. Bunun için de yazmaların şeceresini tesbit etmek ve kendilerini bu esasta bir tasnife tabi tutmak icab eder. Eserin tercümesi varsa. asırda istinsah edilen nüshasının daha sahih olduğu vakidir. Onun için elde mevcut nüshalar arasından en eskisini değil. hangi nüshanın hangi grupa mensup olduğunu tesbit etmektir. epeyce müşküldür. yapılan bu tamir ve doldurma (yahut yamama) işinde bundan da istifade edilir. nüshalar ayrı guruplar teşkil ediyorlarsa. bu ancak bahsettiğimiz karşılaştırma (colla-tion) usulüyle yapılır. Bunun usul ve tekniğini ayrıca öğrenmek icab eder. asırda telif olunan bir eserin 11. Yalnız mevcut nüshaların en iyilerini almak kâfi gelir. buna mukabil bu eserin daha mükemmel ve eski bir nüshasından dikkatli bir adam tarafından 17. Eğer bir eserin yazma nüshaları pek çok ise bunların hepsini bir araya getirmeğe lüzum yoktur. gayrı ilmîdir. Bâğ-i Zâğân'a indi. Tenkidli metin neşrinin başlıca esasları şunlardır: Evvelâ metnin mevcut nüshalarından biri esas olarak alınır. Elde mevcut nüshalar bidayette menşeilerine göre tasnif edilirler. Bunun için mütehassısların yanında tecrübe görmek lâzımdır. orijinal nüsha ikame edilir. Nüshaların şecerelerini vücude getirmenin iki safhası vardır: a) Eserin rivayetleri yahut muhtelif rivayetlerinden (redaction) alınan nakilleri (citate) bulunup tenkit gözünden geçirilir. Bu usul.90 retmek icab ediyorsa. Sadece bunu esas edinmek de asla caiz değildir. Diğer nüshalara göre yapılan tashihler ve nüsha farkları öteki nüsha üzerine yapılır. Mirza Baysungur da Mazendran'dan dönüb geldi» mânâsında olan : . sade görünmesine rağmen. Fakat bu zahmete katlanmadan nüshaları gelişi güzel sıralıyarak edition yapmak manasızdır. Bunun için şu hususlar araştırılır: acaba nüshalardan birisi diğerinden alınmış değil-mi dir? ve o aslında müellifin orijinal nüshasına münasebeti nedir? Bu hususlar yazma nüshalarda mevcut eksiklerin ve muayyen hataların tekerrürü keyfiyetinden kolayca anlaşılır. Bir kaynağın mevcut yazmalarından en eski nüshasını arayıp bulmak kâfi gelmez.

kalan nüshalardan bir kısmının Ba. 808 ve Fatih kütüphanesi N. Meselâ Cami'1 üt-Tavârix-i Ğa-zöni'n'm K. Müellifin bu eseri iki redaction'da yazdığı bu eserin tam nüshadan Falın Sultân Muhammed b. diğeri de Pa ile işaret ettiğim Paris suppl. Bunun birisi Ka ile işaret ettiğim Kabil şehir kütüphanesi nüshası. 22 nüshadan kalan on nüshası da bu ikinci. Revan Köşkü N. 316 nüshasıdır. sekizinin de Pa dan istinsah edilmiş olduğu ve Pa dan alınan nüshaları da nüsha hataları ile mukayese ede ede 12 nüshadan tarafımdan Ta ve Fa diye işaretlenen ikisinin Topkapı sarayı. Pa nüshası da müellifin son tam nüshasıdır. diğer bir kısmının da Wa dan istinsah edilmiş oldukları sabit oldu. Bunun gibi ben Muhammad cAvfi'-nin Cavamf ül-hiköyat eserinin ve Mascüdi'nin Murüc alzahab adlı !) Macâlis ün-na/a'ı's'in Fasrî Sultan Muhammed ve Hakîm Şah-i Qazvînı tarafından yapılan farsca tercemeleri 1945 de Talıran'da Prof. No. Wa nüshaları alındı ve bunlara da Pa esas tutuldu. yahut üçüncü asıllardan çıkarılmış ehemmiyetsiz nüshalar olduğu anlaşldığından onları bu mukayese işine celbetmeğe lüzum görülmedi. . Bazan birbirinden farklı olan ikinci orijinaller birinci orijinalden mu-arref olmaz da müellif kendi eserini iki yahu} üç rivayette (redaction) yazmış olur ve yazmalar bu rivayetlerin şu veya bu nüshasından alınmış yahut alınmışlardan alınmış olur. Bu cihetten kitabın mukayesesi için Ka. J a h n neşrinde ve G i e s e'nin Anonim Osmanlı Tarihi neşrinde bunlar gösterilmiştir. Fakat eseri bunlardan ancak 5 ile tam olarak. Bunlardan 2 nüshanın Alişîr'in kendi nüshasına dayanan iki rivayet (redaction) olduğu görüldü. Şöylece elimde mukayese ettiğim 12 nüshadan dördünün Ka dan. Sonra bu ilâvelerimi Pa nüshasına göre tashih ettim. Emiri al-Haravi tarafından yapılan ve Lefa'ifnâme ismi verilen farisî tercemesinden (La) anlaşıldı ') çağatayca aslının Ka daki eksiklerini ben bu La nüshasından çağatay-caya çevirerek ikmal etmiştim. La. Pa. Bunlardan Ka nüshası müellifin il k defa yazdığı şekil olup bunda bir çok şairlerin tercümei halleri eksiktir. 4056 nüshaları Ka nın aslından Jc ve Wa nüshalarının da Pa dan alınan nüshalar olduğu. CA 1 i A ş g a r Hikmet tarafından neşredilmiştir.— 91 sözü elde mevcut 9 nüshanın 4 ünde Jjjr' j^j £V j» «-VJ *^* ji j'j-^'j^ cis Jt jU'j JLJ jl j4 >^-JI< Ij-Mj *J*J* şeklinde yazılmışsa bu nüshalardan her dördünün de çok yanlışlı olan bir nüshadan istinsah edilmiş oldukları. şüphe götürmiyen üç delil ile kafi olarak sabit olmuş olur. Turc. Ta. Ben kendim Alişîr Nevâyî'nin Macâlis ün-Nafâ^is adlı eserinin 22 kadar nüshasını gördüm. diğer 7 nüshasile de kısmen karşılaştırarak 12 nüsha ile mukayese ettim.

275) esas edineceğiz. Bu nüsha 855 Zilhiccesinde yazılmıştır.Hindbtan tabıları bir tarafa bırakılıp ilmî usulle yeniden neşri cihetine gidilecek olursa. Sonra Esad Efendi kütüphanesinin 2370 No. fa= Paris nüshalarından a nüshası. Yukarıda zikri geçen eserlerden Mirxond'un Ravzat us-şafâ'-sının nüshaları Avrupa ve Asya'da mevcut kütüphanelerin çoğunda bulunur. Fakat alâmetlerin bir mânâya delâlet elecek şekilde olmaları daha münasiptir. Eğer biz bu eser İstanbul'da yeniden neşretmek istersek bunların en iyisi ve en eskisi olan Kara Çelebi Hüsameddin Efendi nüshasını (No. C gibi hurufat sırasile vermek de mümkündür. lu nüshasını alırız.d i n Y a z d i 'nin Zafarname's'ı-ni ele alalım. Sonra üçüncü nüsha olarak Fatih kütüphanesinde 4425 No. Yazma nüshaları pek çoktur. Bu gibi işlerde nüshalara harfli birer alâmet verilir. ' 'alnız fihristlerde kayıtlı nüshalar yüzü aşkındır.92 — eserinin Türklere aid kısımlarını bu iki eserin müteaddid nüshaları ile karşılaştırdım. Meselâ deminki misalde benim Macâlis ünnafâ'is nüshaları için intihab ettiğim işaretlerde Ka-= Kabil'de bulunan nüshalardan a nüshası. Bunun Kalkutta'da iki cilt olarak tab olunan nüshası basılırken 6 yazma nüsha esas tutulmuştur. Bu alâmetleri sadece A. Bu bakımdan bu neşir asla bu eserin edition critique'i sayılamaz. Muhakkak ki bazı nüshaları aynı asıldan gelmektedir.. Bu nüsha müellifin hali hayatında 17 Safer 840 da Eberqüh'da yazılmıştır. Gösterilen nüsha farkları da ehemmiyetsizdir. lu nüs- . Ta= Topkapı saray kütüphanesindeki nüshalardan a nüshası. Buna E alâmetini verelim. La= Latâ'ifnâme nüshalarından a nüshası. Bu cihetten zahiren ilmî bir neşir gibi görünen bu tabı pek hatalıdır. Fakat bu yazmaların şeceresi tesbit olunmamış. Eğer bu eserin itimada kafiyen şayan olmıyan. (i9. Cavâmi' üi-hikâyât nüshaları için bu zikrettiğime benzer bir şecere tertib ettim. Bir de burada Ş a r a f e d . gelişi güzel altı nüsha ele alınmıştır. Nasıl ki B a r t h o 1 d 'de Uluğ bey ve zamanı adlı eserinin rusca neşrinin sonuna Ravzat us-şafâ'dan farsca olarak naklettiği bir faslın mukayesesi için bu eserin matbu nüshasından maada Petersburg Asya Müzesindeki 3 ve Petersburg Üniversitesi Kütüphanesindeki 3 nüshayı karşılaştırmakla yetinmiştir. Aa= İstanbul'da Ayasofya nüshası demektir. bunda yüzü aşkın bütün nüshaların mukabelesinden vaz geçip şecere ile ehemmiyeti tesbit olunan 5-10 nüshasının karşılaştırılması kâfî gelecektir. Wa=* Viyana nüshalarından a nüshası demektir. B. Halbuki matbu nüshaları da vardır. Bu nüshaya Q alâmeti verelim.

Çünkü onların da müteaddit nüshaları vardır. ki buna da upparat denir. Şayed Temür t a r i h i n i n uygurca aslı bulunursa Şaraf ed-din Yazdi'nin 2afer-name'sinin neşrinde bu uygurca nüsha muhakkak ki en mühim esaslardan biri olarak mukabele edilmelidir. Buna da Th alâmetini veririz. Dördüncü olarak Topkapı Sarayı Hazine No. Q3 _ hayı alırız ki 17 Ramazan 871 de ikmal edilmiştir. Hafi? Abrü'ya HA. Şimdi bunlardan Niâm ed-din Sami'ye NŞ. yahut: Q : . Nihayet Kalkutta'da basılan matbu nüsha kalır. ki buna da Mt.y^» yazılmış. Buna da Fa alâmetini verelim (çünkü Fatihde daha iki nüshası vardır). Demek oluyor ki Şaraf ed-din Yazdi'nin eserinin istanbul'da yapılacak ilmî neşri 6 nüshasına ve diğer üç esere bakılarak ve o n l a r l a karşılaştırılarak vücuda getirilebiledektir. alâmetini veririz. Musevî'ye de Ms işaretlerini koyarız. fakat bu nüshaların şeceresini yapmış değilim. Bu eserlerin de hangi kütüphanelerde mevcut hangi nüshalarından i s t i f a d e edildiği de alâmetlerle beli rt ili r.. ki 857 senesinde yazılmış hareketli bir nüshadır. Bu cihetten bu eserlerden biri diğerini ikmal etmektedir. Buna da Tr alâmetini veririz. Çünkü bu eserler Temür t a r i h i nin uygurca aslından istifade edilerek yazılmış ve her biri has isitnle-rile arab hurufatı ile transkribe ederken başka şekilde okuyarak yazmıştır. Nüshadaki farkları gösterirken meselâ bir «ji'i»s özü Q nüshasında «. 1328 nüshayı alırız. Bunlar da N i z â m e d .d i n Sami 'nin Zaferrıame si H a f i ? A b r ü 'nun Zubdat üt-tavârix Bagsungurî'si ve M u s e v î 'nin Asalı üt-tevâri x'id\r. yani matbu nüsha. Mukayese edilen nüshanın aşağısına nüsha farklarını göstermek ve mülâhazaları yazmak için yer bırakılır. lu nüshayı alırız. İhtimal şecere tesbit edilirsa zikri geçen beş nüshadan başka b i r i s i n i n esas tutulmaya daha lâyık olduğu meydana çıkar. Burada yalnız yazıdaki dikkat. ki 884 de yazılmıştır. Bu üç eserden ve Hindistan kısmı için de G i y a ş e d . Beşinci olarak Topkapı Sarayı Revan Köşkü 1522 No.-. tamamlık ve kıdem cihetine bakarak Q nüshası esas tutulmuştur. diğer nüshalarda ise farklı yazılmış ise ismin bu yazılışım Q nüshası esas alındığından ayrıca göstermek icab etmez. Ben Zafernâme'nin İstanbul kütüphanelerinde mevcut bütün yazma nüshalarını gördüm. Şaraf ed-din Yazdi'nin Zafernamesi bu beş nüshası ile ve ihtimal başka nüshalarla mukabele edilerek yeniden neşredilecek olursa bu neşirde yalnız Şaraf ed-din Yazdi eserinin nüshalarını karşılaştırmak kâfi gelmiyeceğini de ilâve edeyim. Çünkü aynı mevzu üzerinde yazılmış diğer muvazi eserler de vardır.d i n CA 1 i 'nin 'lârix-i ğazavât-i Hindistan adlı eserinden bilhassa ismi hasların tes-bitinde muhakkak istifade edilmelidir.

bilhassa Mısır'dan uzak memleketlerde yazılan nüshalarda farklar varsa böyle farkları göstermekten vaz geçilir. Eğer bir kelimenin eserin başka bir yerinde meselâ s. metne bu doğru şekil alınıp aşağıda : Th : öyle. denilir. Q : jV\t E: $> ) diye işaret edilir. Meselâ metindeki ^"}tj kelimesinin mukabilindeki haşiyede : Partem primum non habet LUK sözü yazılmış bulunsun. sine punctes bulunuyorsa. bugün dahi mevcuttur" diye izahat verilir. bunun manası asrf nüshada buranın boş ve açık kaldığıdır. Haşiyede Locana in cod. Fa : >" i diye yazılır. yalnız **!»' yazılmış demektir. o zaman metinde bugünkü ismine göre yani naşirin bildiği gibi yazılır ve ap-parat'da nüsha farkları gösterilir. Eğer bir kelime metinde noktalı olarak yazılmış da haşiyesinde cod.lardan istifade edebilmek için bu gibi birkaç kelime ve işareti öğrenmek gerektir. Yani lâtince olan appara'. E: jt»'l. jjj bulunmuyor. Biz ise bu gibi metinlerin neşirlerinde sadece türkçe yazarız. Eğer tekmil nüshalarda yanlış yazılmış ise. infra 261 diye yazar.— 94 öyle. Arabca olarak da J-Vl j Uf yazılır. Bir kısım müsteşrikler de haşiyeleri arabca yazarlar. 12 ve eğer daha sonraki sahifelerden birinde. «asıl nüshada öyledin diyecek yerde sic cod. varsa. haşiyede "Q : öyle. Evvelce metin neşrederken apparat'ta işaretleri ve kısaltmaları. bu kelimenin asıl nüshada noktasız olduğu anlaşılmalıdır. Eğer naşir kendisinin muhtemel gördüğü bu şekli apparat'da veriyorsa fortasse. 12 de geçmiş şekline bakılmasını işaret etmek istiyorsa cf. fakat bu isim j^dır. Bunun manası kitabın yazma nüshalarından L. Meselâ M. Yani arapça bir metin bile neşretsek yine ya . Yani meselâ j)"J mukabilindeki haşiyede U om yazılmışsa bu U nüshasında yalnız f} kelimesi bulunuyor demektir. eğer «anlaşılan böyle» demek ■ istiyorsa videtur yazar. Haşiyeleri lâtince olanlarda yazma asıl nüsha cod= yani codex diye işaret edilir. Eğer bugün bile mevcut olan bu nehrin ismi Q da yanlış olarak jVI yazılmışsa ve yalnız Th da doğru ise. yani. hatta mülahazaları lâtince olarak yazmak makbuldü. Tabarî ve saire metinlerinin apparatları lâtincedir. Son zamanlarda Şarka ait metin neşriyatında naşirler haşiyelerini kendi ana dillerinde yazar oldular. E : jV\ . Fakat pek meşhur ve maruf olan isimlerin (meselâ Nil nehrinin) yazılışında nüshalarda. meselâ s. supra p. 261 daki bir şekli ile karşılaştırılmasını tavsiye ediyorsa cf. U ve K da bu kelimenin ilk nısfı. de G o e j e tarafından neşredilen Arab coğrafya külliyatı. Yahut kelime Q işaretli nüshadaki jt1 ise ve metne o şekli alınırsa. Th : j\>\. Benim lbn Fadlan ve EI-Bîrûnî'ye ait neşirlerim de arabcadır.

Kitabın aslında bunlar farkedilir. yalnız Yâqüt'da bulnnup da asıl nüshada bulunmıyan ve Yâqüt'a göre ikmal edilen yerler *[ ] işaretleri arasında yazılmıştır.. 70. yahut da lâtin alfabesile türkçe yazarız. Arapça metinler neş rinde haşiyeleri gösteren işaretler bazı âlimlerin neşriyatında. Qazvini'den alınanlar [ : q]. Yâqüt al-Hamavi'den alınan sözler [ : y]. Fakat bu alâmetlerin arapça metinde lâtin harflerile yazılması daha ziyade göze çarpar ve iltibastan korur ma hiyette olduğundan ben bu son şekli tercih ederim. Fotoğraf bazı boyalı. Bütün büyük kütüphanelerde eserlerin fotokopilerini almakla mükellef fotoğrafçılar vardır. arap harfleri ile yapılmıştır. Çünkü insan her istinsahda bir hata yapabilir. asıl nüshada ve Yâqüt'da müşterek olan yerler < > işaretleri ara sında. Meselâ İbni Fadlân kitabının nüshası tek dir. Yani elde mukabele edilecek diğer nüshalar bulunmaz. fotokopide ise farkedilmez. Bunlar şu şekilde işaretlerle yapıl mıştır : Tarafımdan yapılan ilâveler ( ) işaretleri arasında. renkli yazıları. Tarihimize aid mühim metinler neşreden İranlı âlim Mirza Muhammed Qazvinî de böyle yapıyor.95 arapça. noksanlıdır . Bu tek nüsha da noksan olur da diğer kitaplardaKİ bazı nakillerle (citate) ikmal edilmek icabederse bunun için ayrı alâmetler uydurulabilir. Bu nüshaların fotokopilerini getirmekle maksad hasıl olur. F e d e r s. Metinler neşrinde kullanılan bu işaretlerin diğer nevileri A. Zaten herhangi bir şehirde mevcut nüshaları mukayese ederken bile fotoğraflarını elde bulundurmak ve bütün matbaa tashihlerini her defasında o fotoğraflara bakarak yapmak en emin ve sağlam yoldur. hattâ bazı mülâhazalar yazmış olabilirler. . Yalnız fotoğraflarda da bazan eksikler olur. Nüshaları muhtelif memleketlerin muhtelif kütüphanelerinde dağınık olan bir kaynağın nüshalarının mukabelesini yapmak için zamanımızda bütün o memleketlere gitmeğe lüzum yoktur. ince ve zaif çizgili yerleri kaçırır. Bunun gibi bazan sahifenin arka tarafından mürekkeple çıkan noktalar da fotoğrafı alınan sahife-lerdeki kelimelere aid gibi görünür. asra aid bir yazma eseri muahhar asırlarda okuyan kari'ler başka mürekkeple bazı işaretler. meselâ Mısır'da ve Tahran'da çıkan eserlerde. Bunun için asıl nüshaların fotokopilerini daima yanında bulundurmak metin neşrinde en emin ve ilmî yoldur. Bu gibi iştibah yerlerinde yazma eserin aslına müracaat etmekten başka çare yoktur. Bazı yerlerde noksanlar kari ne ile tarafımdan ikmal edilmiştir. Bir de meselâ 11. tabı esnasında da hatalar sadir olabilir. Bazan metin an cak tek bir nüsha üzerinde neşredilir. bir çok yerleri Yâqüt al-Hamavi ve bazı yerleri Zekeriyâ Qazvînî'ye göre ikmal edilmiştir. 192-193 de gösterilmiştir.

Halbuki metinlerin tarafımdan mukabelesi (İhn Fadlân. W.ktur. s. Textkrltik und Editionstechnik.H\jVL) yani <Arşa şehri Hazarlarla Büyük Bulgar'ın arasında bulunuyor» demektir. *o' ş eki ll eri n. 10. Bizim Türk tarihine ait arabî ve farisî kaynaklarda da bu nevi uydurmalar pek ço. Fakat ismi İ»V . 214. Fakat metinleri mukabele e t t i k t e n sonra bu zahmetlerin hepsinin beyhude olduğu anlaşılmıştır. 320) bu cümlenin sadece İ^j jU. «Şükrullah. İhtimal bu doğrudur. Editionstechnik.yazılan bir diğer şehir hakkında geçen asrın başlarında alman alimi C h. 1927 tavsiye edilecek başl ıca eserlerdir.n eserlerinde şarkî Avrupa'da hakimiyeti ellerine alan İsveçli Rus'larsn idare ettiği şehirlerden bahsediyor. W i t k o w s k i. 1909. Einfuhrung. Bu son eserde s. Avfi ve Şaraf al-za-man Marvazi'de Türk kavimler» diye i k i bahis ilâve edilecektir.B a u e r. Bu Artab'mda şimdiki Rusyada olmaktan çok iskandinavya'da. ^V'./ fr 96 Umumiyetle metinler neşri için en mükemmel teknik Almanların Monomenta Gerrraniae Historıca serisine tatbik edilmiştir. 210-226. as ır coğrafyacılarından 1 s t a x r'nin ve Ibn H a v q a !'.?-1 o-'ul> yani «Hazer ve Bulgar ve Peçenklerin elbise ile kıyafetlerine gelince? demekten ibaret olduğunu. Vakıa kaynaklarımızda Rusların üç şehrindtn değilde üç gru/m'ndan bahseden kayıtlar vardır. Ben bu derslerin tekniğe tahsis edilen ikinci kısmında ki (ayrı bir cüd teşkil edecektir) metin collation'unun bir örneğini vereceğim. Daha bk. Buna bakarak bu şehirlerden ismi *}~f şeklinde yazılan birisinin Kiyev olduğunu tes-bit ediyorlar. İsveç'te bulunduğu anlaşılıyor. y a l n ı z crMî kelimesi nüshaların birinde o-^J1 şeklinde yazılınız olduğundan bunun ı>L« fjt e çevrilmiş olduğunu göstermiştir. yani bu cümlede 1»\>I isminde bir şehrin asla bahis mevzu olmadığını. . Bu editon tekniğinin nazariyatı için O t t o S t a e h 1 i n. G. Burada yalnız metinler k a r ş ı l a ş t ı r ı l ı p bir menbaın asıl şekli tes-bit edilmeden i s t i f a d e etmek asla caiz olmadığını göstermek üzere bir küçük misal vermek isterim. 220-225 de bu mevzua aid biblioğrafi verilmiştir. Bu şehir cenubî Rusyanm muhtelif yerlerinde aranmıştır. Bazı slâv âlimleri bu şehrin yerini kafi olarak tesbit etmek zahmetine katlanmışlardır. s. 71. F r a e h a den başlayıp herkes b i r f i k i r ileri sürmüştür. fakat bu üç sınıftan birinin ismi l*jl şeklinde değil >J»j\ şeklinde yazılmıştır. Buna bariz örnekler vermek maksadile bir k i t a b ı n ikinci cildine 'Mas'üdi'ye göre Türk kabileleri?. s j. Burada bu şehirlerin arasındaki mesafeler ve onların Bulgar'ların memleketinden kaç günlük mesafede bulundukları da kaydedilmiştir. Burada l*j' şehri hakkındaki cümle jj*-1 Oy\> V)\ fjaM.

Dünyada birçok eserler yazıp şöhret kazanan ve sonra eserlerindeki haberlerin yalan olduğu tahakkuk eden birçok âlimlerde görülmüştür."' .. Haberlere gelince. Bu işi yapmakta olan tarihçi adetâ bir hâkim vaziyetine geçer. alâka sahalarını. Buna istinaden üstat Sinan'ın mimarisindeki karakteristik hususiyetler hakkında hükümlerimi veririz. Evvelâ müellifin şahsiyetini.97 B tç İntikad 72. iç intikad da birkaç cepheden ele alınarak yapılır: 1) İç intikad kaynakların karakterlerine göre. Eğer müellifin mufassal tercüme-i hali malûm değilse bu malûmatı onun eserlerini tetkik ederek onlardan çıkarmağa çalışılır. onlar hakkında biz çok etraflı düşünmek mecburiyetindeyiz. medenî seviyesini. onun hayatını. Bununla yalnız bizim bu köprü hakkındaki hükümsüz değil. Fakat köprü bir devrin mimarisinin abidesi olmakta devam eder. Tarihçi de muhtelif menba'ların ifadelerini aynı şekilde tetkik eder ve hükmünü verir. Çünkü onlar eski hayatın birer parçalarıdırlar. Yani bu kaldıklar ancak bu cihetten. Böyle bir müellifin foyası bir defa meydana çıktımı. sonra anlaşılır ki bu köprü daha muahhar bir mimarın eseri imiş. mezhep ve partiye mensub olduğunu. Biz bir köprü görüyoruz ve bunu Mimar Sinan köprüsü diye tanırız. Herhalde müellif olan şahsiyetin hâdiseler hakkında bitaraf ve sadık haber verilecek kabiliyette bir adam olup olmadığını tesbit etmek zarurîdir. Kaldıklar sahte değillerse her vakit itimada şayandırlar. yâni bu kaynağın meselâ bir haber mi. bir menba'ın zahirî mahiyetini ta'yin ettikten sonra onun içine girerek. bu onun diğer eserlerini de şüphe altına almak için kâfi bir sebep olur. kontrol edilmek icabeder. hangi din. yâni onlar hakkında bizim vereceğimiz hüküm cihetinden. İslâm âleminde râvilerden M u q â t i \ T. Hâkim mahkemede dâva edilen işin hakikatini tesbit etmek için muhtelif şahitlerin ifadelerini karşılaştırarak kontroldan geçirdikten sonra kararını verir. resim mi yahut bir kaldık olmasına nazaran türlü türlü olur. Sinan'ın mimarisinin karakteristik vasıfları hakkında verdiğimiz hükümler de kıymet ten düşer. İç intikad. Yalnız onlar hakkında bizim hükmümüz tarafgirâne yahut yanlış olabilir.rihte Usul F . onun mesaî tarzını ve şahit olmak itibarile haberlerinin itimada şayan olup olmadığını tesbit etmemiz icab eder. itimada şayan olup olmadığım ve şehadeti-nin kıymetini ta'yin etmek demektir.

Cihannüma sında. asrın ilk yarısında Türkler artık müslümandı.baldan. yâni 13. Böyle bir müellifin kitabını okuyanlar da 0 müellifin bizzat kendi zamanına aid olmak üzere topladığı malûmat gibi kaydederler. . bu cihetten Yâqüt'un Türkler hakkında böyle mütâlâada bulunması garib görülmüştür. Meselâ Y â q ü t a l . IV. asır müellifi olan Hamdullah Kazvînî'nin ese rindeki malûmatı. Barthold. keza bazı seyyahlar görmedikleri yerler hakkında da bizzat görmüş ve bilmiş gibi malûmat nakletmekden hoşlanırlar. şayet bahis mevzuu olan bu hadiseler hakkında başka birlerinden malûmat naklediyorsa. 150P gatır 4. Türk tarihine ait konfranslar. 40. asır müellifi olan Muqaddasî'den almışdır 2). Bi zanslılarla birlikte İslâm memleketlerine karşı tecavüzlerde bulunarak zarar iras eden gayri müslim bir kavim olarak bahsedilmiştir 1). sonra diğer bir âlimin zamanında başka bir isim altın da Hazer Denizine munsap olmuş.H a m a v î ' d e Türklerden. onların kim olduğunu. Sonra anlaşıldı ki. Meşhur kezzaplardan (yalancılardan) biridir. öyle Bizanslılarla birleşerek İslâm memleketlerine tecavüzde bulunan kuvvetli Türk zümreleri yoktu. E v1 i y a Ç e l e b i Seyyahatname'sinde hiç görmediği bazı kavimler ve onların dili hakkında 14. )Y5qütal-Hamavî. islâm müelliflerinde fena bir i'tiyad vardır. fakat kimden aldıklarını söylemezler. Ekseriya malûmatlarını nereden aldıklarını kaydetmezler. Sonra müellifin haber verdiği malûmatın muasırı olup olmadığını yani o hadiseleri kendisinin görüb görmediğini. *) M u q a d d a s i. Maccam al . Der islâm. Bununla beraber Yedinci İklimde de bu. Yâqüt bu kaydı 10. satır 9. tagâsım. kendisi görmüş ve işitmiş şeyler gibi nakleder. Ahsan ald. Kâtib Çelebi'nin kendi devrinde ise tekrar Aral gölüne munsap olmuştur. İslâm memleketlerinde coğrafyaya ait yazılan eserle rin çoğu böyle muhtelif asırlarda yazılan eserlerin compilation'undan ibarettir. Şöyle meselâ o Amuderya nehri hakkında muh telif müellif malûmatını Aral Gölüne yahut Hazer Denizine munsab olan birkaç nehir hakkında verilen malûmat gibi nakletmiştir. yani onların da itimada şayan olup olmadığını tesbit etmek icabeder. XIX. aynı müellif. Sonra coğrafyaya ait eserler ya zan bazı âlimler. nereden aldığını zikretmeden. K ât i b Ç e l e b i de.— 98 bin S ü l e y m a n vardır. s. Muhtelif devirlerde yazılan eserlerden malûmat naklederler. 489. 8. O bazan top ladığı malûmatı tasnife bile hacet görmeden muhtelif âlimler tarafın dan verilen malûmatı muhtelif coğrafî mevkilere ait verilen malûmat olarak kaydetmiştir. bu yola sapmıştır. Halbuki bu nehir bir müellifin yazdığı zamanda bir isim altında Aral Gölüne munsap olmuş. Hal buki Yâqüt'un yaşadığı devirde.

Yahut hakikî sebebini kendisi bilse dahi muhiti o katlin hakikî sebebini yazmağa müsait değildi. asırdaki bir tarihçi Safevî Şah Tahmasp ile . Yazıların sansurdan geçmesi eski zamanlarda da olağan bir işti.onun bahsettiği hadiselerin hakikî mahiyetini anlıyabilecek seviyede değildir. Çin ve Hind taraflarında seyahat etmiş gösteriyor. asırda yaşıyan Ceyhânî ve İbn Xurdâdbih'in ve kendisine muasır bazı diğer zavatın verdiği malûmat ile bir araya karıştırıb sun'î bir tasnife tâbi tutmuş. işte bu gibi ağır mudil meselelere ancak iç intikad usulü ile yaklaşılabilir. PtolemeyüVde zikredilen isimlerdeki şehirler güya kendi zamanında dahi payidar olduğunu kendinden evvelki arab coğrafyacılarından ve kendisine muasır bir Ortaasyalı Kimak hakanı oğlu Canah. yahut müteassıb bir müslüman hıristiyanlar hakkında bitaraf hüküm veremez. Meselâ bir hükümdar bir hekimi ve filesofu öldürür'. o da meseleyi o muhite göre izah etmiştir. müellif de verdiği malûmatını o muhite uydurmak mecburiyetini görmüştür.l d r i s î ' d e görmediği yerleri görmüş gibi göstermek ve eski müelliflerin malûmatını kendi zamanına aitmiş gibi göstermek hastalığına müptelâdır. Bu zat kendisini Anadoluyu gezmiş gibi gösterir. fakat Çin seyahati muhakkak. (Cânâx bin Xâqân al-Kimâkî) dan öğrenmiş gibi bir intiba' husule getirmek istemiştir. Keza hükümdarlara yakın olan müelliflerin çoğu hükümdarların tesiri altında bulunurlar. Bir cahil tarihçi bu hekimin katlinin hakikî sebeblerini anlıya-cak iktidarda olmadığından bunun bir cinayet neticesinde öldürülmüş olduğunu söyler. Sonra bu zat Altıncı ve Yedinci İklimde Türklerin ve efsanevî Ye'cüc ve Me'cuclerin memleketine ait gayet mufassal malûmat vermiştir. Bütün bu eski kaynakların müellifi üzerinde kendi zamanlarının ve muhitlerinin tesiri olacağı ve bunların da ne gibi tesirler olacağı iyice öğrenilmelidir. İhtimal müellifin mensub olduğu muhit. kendisini Türk illerinde. Kendisi herhalde Hind'de bulunmuştur. 16. Fakat malûmatı da milâd-ı İsa'dan 2. asırda yaşıyan Ptolemeyus'un eserinden alınan malûmatı 9. \>v»\Km vt Katan laıal\aınida ü.99 lunmuş gibi görünmek için kendisini eski Altınorda başkenti Oİan Saray. Bunun gibi Araplardan bir seyyah Abu D u 1 a f vardır.a seya\ld\ yapmış gibi gösteriyor. halbuki Anadolu hakkında verdiği malûmat ancak Avrupa kaynaklarından alınmışdır. Bunun başka müelliflerin eserlerinde gördüğü malûmatı kendi eserine gelişi güzel nakletmiş olması muhtemeldir.. Islâmın büyük coğrafyacılarından Ş a r î f a l . kendisinin bu ülkeyi gördüğüne delâlet eden inanılır kaydı yoktur. müslümanlar hakkında. ki yalandır. Koyu müteassıb bir hıristiyan.

2) Bir eserin kıymetine ait hükmü verirken tarihçi kendisini filhakika bir hâkim gibi telâkki etmelidir. Bu mesele ileride yorumlama (Interpretation) bahsında da annatılacaktır. hangi muhitte ve hangi şeraitte yazılmış olmaları bakımından. orta çağ Avrupasındaki müşahede ettiğimiz garip zihniyetleri bugünkü görüşlere göre sadece takbih edemeyiz. onların karakteri. Bu incelemelerde h a b e r dediğimiz kaynaklara şa-hidlerin ifadesi nazariyle baktığımız gibi. varsa onların nereden geldiği hususunu tâyine ehemmiyet verilecek. başka bir vesika bulunub aksi isbat olununcaya kadar. k a l d ı k dediğimiz kaynaklara da mahkemede hâkimin elinde bulunan maddeler (meselâ bir katilin muhakemesinde tabanca. çünkü onu her tüccar billir. Mademki bunu nakzeden diğer bir ifade ortada yoktur ve kaynağın sıhhati de şüpheyi mucib değildir. ancak şahid sıfatı ile dinlenen bu kaynakların ifadeleri karıştırılarak ölçüldükten sonra hüküm verilecekdir. asırda yapılan mahkeme kararını bugünkü hukuk noktasından tetkik edemediğimiz gibi. Biz 13. Bazan bütün maddeler ve şahidlerin ifadeleri olduğu halde dâva da hakikati isbat etmek mümkün olmadığı gi. Bu cihetten o sırf iktisadî amillerin te'siri altında husule gelen hadiseleri de başkaca izahıdır. Eski bir kaynağın kıymetini biçerken onu ancak zamanımızdeki görüşler esasında da değil. İslâm büyük tarihçilerinden M a s' cü d i' ye göre iktisadî meselelerin tarihte yeri yoktur. kanlı elbise ve maktulün cesedi) nazari-le bakmak yakışır. Safevî ordusuna beyaz gömlekler giyerek gelen erenlerin katılmış olduğunu söylemeği zamanının ruhuna daha uygun bulur ve vakıaları öyle anlatır. 73. tarih meselelerinde de öyle vaziyetlerle karşılaşılır. keza zamanımızda bir kaynağın nasıl yazıldığı hususuna göre değil. tetabuk etmeleri ve kaldıkların da tevafuku vaki ise elbette hüküm de kat'î olur.— 100 — Özbek hanı Ubeydullah Han arasında Horasanda vaki olan muharebelerde oklarla mücehhez olan Özbekler üzerinde Tahmasp'ın ordusunun toplarla mücehhez olduğunun tesirini ve ehemmiyetini lâyıkile takdir edemez. Maamafih bizim tarihteki hükümlerimiz ekseriya tek bir kaynağın ifadesine istinad ediyor. . o halde o hüküm de.bi. Yâni kaynakların ifadeleri. ayrı ayrı tetkik edildikten sonra kaynakların ifadelerindeki tezadlar. kat'î olur. Kaynakların ifadeleri birbirinden tam müstakil oldukları halde. o zaman isyanları tenkil ederken ehaliye ve zihinlere tesir maksadı ile Iranda ve Avrupada tatbik edilen kelle minareler yapmak adeti. o müellifin zamanına kadar giderek o zamanın medenî seviyesi i'tiyad ve ihtiyaçları gözönünde tutmak ve ona göre hüküm vermek icabeder. şayan-ı i'timad olub olmamaları.

Tezadlar karşısında bir mesele hakkında hüküm verimemiş ise. ki bunlar o hadiseden habersizdirler. yahut onlar onu ehemmiyetsiz saydılar da zikretmediler. bu hadise hakkında muasır kaynaklar da haber verilmemiş olması o muahhar kaynaktaki haberin i'timada şayan olmadığına delil ve hüccet telâkki edilebilir. Dr. ki menba'ın ifadelerinde tezat olmakla bun dan her ikisinin de kıymetsiz olduğu istidlal olunamaz. Eğer mütezad ifadeler arasında hangisini tercih etmek için bir mesned bulamıyorsak. mahiyetini açmak mefhumunu ifade için bu doğu türkçe terkibi pek muvafık gelirdi. Onun için. sırasını. Demek o iki kaynağın her ikiside bu mes'ele hakkında tarafgirâne hü küm vermişlerdir. başka ifadelerde bulunur fakat diğer kat'î delillerile hakkatin öteki ifadelerin anlattığının tam aksi olduğunu gösterir. 3) Menba'larm ifadelerindeki tezatlar üzerinde çalış manın da bir usulü vardır. Şekib Beyin dediğine uyarak. . onların ifadelerinin mahiyetini lüzumu olan heryerde muhakkak anlatmalı ve okuyucularını haberdar etmelidir. sadece «yorumlama» dedim. bu husus ilmî tarihî eserde muhakkak tasrih edilmelidir. Tire etraf. mesele tam o tetkik edildiği yerinde kalmalı dırlar. yahut tarafgirlik yüzünden kasden zikretmediler. Bazı bir hadiseler hakkında iki kaynak başka. Olabilir. Tezadlar hal edilmezse. Bilhassa bir devirde vâki olan hadiseler hakkında daha muahhar zamanda yazılan bir kaynakta biraz mankibevî tarzda haber verilmesine. W a 11 e r W r i g h t' in Sarı Mehmet Paşanın Na$â'ih ül-vüzerâsımn ingilizce tercüme. Fakat diğer kaynakların müelliflerinin habersiz olmamaları icabeden büyük hadiseler hakkında sükût ediyorlarsa o «tek kaynağ* in verdiği haber şüphe altına alınır. Birşey'in etrafını. Bu nevi ifade ler başka başka nokta-i nazarları aksettirmiş olabilir. mahiyet mânasına gelir. 4 Yorumlama (İnterpretation) 75. haşiye ve izahları bu itibarla iyi bir numune teşkil eder. !) Ben bu ınterpretation kelimesini doğu türkcesine. 74. jön sıra. Tezadları zorla bertaraf etmeğe çalışmak cinayetdir.— 101 Eğer aynı zamanda aynı muhitte yazılan diğer kaynaklar bizim «yegâne menbaımız> tarafından rivayet edilen hadise hakkında hiçbir şey yazmıyorlarsa onların sükûtunu hüccet (argumentum ex silentio) yapmakta pek ileri gidilmemelidir. Fakat batı türkçesinin selikasine uymazsa garib olur. tercüme etse idim tire yön yorumu derdim. hükmümüz de ona göre gayr-i kat'î olur. Umumiyetle müverrih menbaları nasıl kullanıldığını. menba'ların şahadetlerini aralarında mevcut yakın yahut uzak bağlantıları bakımından izah etmek demektir '). meselâ Kazak şivesine göre. Yorumlama (yahut tefsir).

dünya görüşleri. bir sikkeden o zamanın sikke usulü ile beraber o zamanın din. o zamanın mimarisini. Çünkü biz burada başka yardımcı ilimlere arkeolojiye. Menba'ların dili yalnız kelime itibarile değil ifade keyfiyetinin tarihi itibarile de tetkik edilmek icabediyor. hülâsa her vesikanın kendi söylediğinden başka daha neler söyleyebileceği cihetleri de itibar nazarına alınmaktadır. umumiyetle vesikaların her devirde ayrı hususiyetlere malik olduğu. o zamanki şehir plânını. kaldıklara da tatbik olunur. bugün bir şey ifade ediyorsa bu vesikanın yazıldığı devirde başka mâna ifade etmiş olabilir. Yukarıda bir misal almışdık. o zamana hulul ederek. bazan de mudil oluyor. ifade i'tiyatları ve kültürü bakımından tedkik edilerek yorumlanır. Tetkikte yorumlama usulü yalnız yazılmış haberler değil. Menba'ların zamanımız için yabancı görülen ifadeleri bahis mevzuu olan âdetler. diplomatik gibi ilimlerin yardımlarına müracaat etmiş bulunacağız. Bazı usta tarihçiler bu işde mahir bir artist gibi hareket ederler. Meselâ bir heykel ve resimden onun ait olduğu zamanın sanatı hakkında fikir edinmek. Bundan orada bir zamanlar Romalılar ile Cermenler arasında bir harb vâki olduğunu ve Romalıların mağlub olduklarını ve sikkelerinde bu hadisenin zamanını istihraç ediyorsak bu istihraç artık bir yorumlamadır. şimdi ise eserin hangi şeraitta vücuda geldiği. Bu hususta bize filoloji. Almanyada Teuto-burgervvald ormanlarında eski Romalılar devrine ait birçok silâhlar ve sikkeler ve sair mevad toplu olarak bulunmuştur. 76. bunun formalitelerini öğrenmek ötekisine nisbeten daha mudildir. yahut meselâ 10. yazmaların. söz bakımından tahliline en çok itina gösterilirdi. müellifin ne gibi muhite mensub olduğu. asrın mahkeme defterlerinden o zamanın sicil tutmak tekniğini ve muhakeme usulünü öğrenmek kolaydır. idiomlar. Yorumlama bazan kolay. yahut bir hükümdarın fermanlarından onun divanındaki iş yürütme usullerini. kitapların ve vesikaların yorumlanması müteaddit cebheden yapılmak icabediyor. nümizmatike. Umumiyetle haberlerin yorumlanması kaldıkların yorumlanmasına nisbeten daha mudildir. Bize herhangi bir mesele ve hâdise . Kitabın baş kısmında da üzerinde durarak anlattığımız bu «yorumlama» zamanımızda ilmî mukayese usullerile epey ilerletildi ve tarih ilminde derinleşme ve genişlemenin yollarını gösterdi. izah edilir.— 102 — Evvelce menba'lardaki ifadelerin yalnız kelime. akide ve sanat hususlarını öğrenmek.hakkında malûmat veren kaynakların. Kavimlerin dilleri ve kabilelerin şiveleri. diğer eserlerinin karakteri. Bir menba'ın verdiği malûmat müellifinin dili. yar- . fakat bir şehrin harabelerini tetkik ederken.

«misk-i Tâtârî» Doğu-türkistandan gelen bir yıparı (miski) ifade ederdi. Kırım. Hıristiyan Almanların 1122 senesinde Worms'da akdettikleri bir muahedeleri (konkordat) vardır. Bu muahedenameyi anlamak için buna hazırlık olarak yapılan müzakereleri. Keza zamanın irfan seviyesini. Bunlar ancak güzellik ve hoş kokuyu ifade ederler. dünyaya bakışlarını bilmek lâzımdır. fikir ve dinlerini. 11. Burada bir yanlışlık yoktur. Bu günkü İran edebiyatında bile bazan «but-i yağma» (Yağma putu). Yani babasının ismini söyle-miyerek yalnız gülerek ölmüş olduğuna dair bir müsteâr tâbir kullanarak ona karşı bir hürmet hissi ifade edilmiştir. onun karakterini ve diğer eserlerinin karakterini bilmek lâzımdır. «Kımız zarfının düğüne doğru göç etmesi» zamanımızda bir şey ifade etmez. 77.. fırkaların çekişmelerini öğrenmek lâzımdır. Demek tarihçi olan zat aynı zamanda biraz filolog olmalı. «misk-ı tâtârî» (yani Tatar miski) gibi tâbirlere rastgelinir. Kütahya'daki Germiyan oğlu Yakub Bey'in kitabesinde babası «Güldü Babam» tesmiye olunmuşdur. <mâh-ı çigil» (Çigil ayı). kendisini uzak yerlerde yapılan düğünlere. yahut lüzumunda filologların yardımına müracaat etmesini bilmelidir. Keza vesikalardaki ayrı isti- . millî içtima ve şenliklere sabalar dolu kımızı göc olarak gönderecek derecede zengin yapan vatana karşı sonsuz minnetdarlığını ona mer-butiyetini ifade ediyordu. Demek tarihçi bir vesikayı dil itibarile tetkik ederken ifadelerin muhtelif ve zamanımızdakinden farklı olması keyfiyetini bilmelidir. münakaşaları. Babası o zamanın şâmânî tabu'lara göre. "Saba" içine kımız konulan ve deriden mamul bir zarf. Rus. Bunun gibi Küçük Kaynarca muahedenamesi de yalnız kendisi ele alınırsa. fakat bu cümle Toktamış'ın zamanında söylenirken servet ve sehavati. Sonra müellifin zamanını. "toy" düğün. ondan hakikî tarihî mânayı çıkarabilmek için bu muahedeleyi hazırlıyan bütün vekâyi. Aynı hâdise hakkında diğer bir muasır adam yazmışsa elde mevcut menba'ın verdiği malûmat bununla da karşılaşdırılmalı ve bunun yardımı ile öteki menba izah olunmalıdır. Güldü Babam tesmiye olunmuştur. Halbuki babasının adı Süleyman'dır. ifade etmesi icap eden mânayı tam olarak ifade edemez. Türk. Bu gibi ifadeler Dede-Korkut kıssalarında ve Aşıkpaşazade ve Dostsultan tarihlerinde de çoktur. Eflak ve Buğdan münasebetleri öğrenilmiş olmalıdır.103 dım eder. muhitini. Toktamış han'ın Edil havzasını tavsif ederek söylediği sözünde sabam toyga koçken yurt tâbiri vardır. asırda «but-i yağma» ile «mâh-ı çigil» Tiyanşan dağlarında yaşıyan Yağma ve Çigil kabilelerine mensub güzelleri.

78. ki asla bizim bugün bildiğimiz farsça ve yahut arapça ile izah edilebilir kelimeler değildir. Halbuki. «dinar». Zamanımızda "bey". Bu tercümelerde metin açıklaması usûlleri kafiyen gözönünde bulundurul-mamıştır. Halbuki bu kelimelerin muhtelif Türk ülkelerinde. asır önasya Türkmenlerinde ise yabgu (cafga) yalnız köy kâhyası mânasını ifade ederdi. hükm-ü inçü.000 dinar» diye yazılmıştır. mütavaccihât. Hazarlarda "bek" hükümdar. Meselâ Aksarayî' de câvâmil. ixracât. Umumiyetle tercüme edilebilecek derecede anlanmiyan bir metinin neşrine asla girişilmemelidir. çifte. çift. tavfir-i xöşşa. biz de olduğu gibi. devleti bizzat idare eden azasının unvanı idi. vazcı qanûn vesair tâcbirler. Avrupalı müsteşrikler arasında da biraz farsça yahut arapça bilenler kendileri hakkında «tercüme edecek kadar bilmiyorsam da. Bazan bu ale- . Yahut muhtelif kıymetleri ifade ederler. niyabat. havale. Bunların istikâkî mânaları vazıh isede o zamanki iktisadî ve içtimaî hayatta kesbettikleri teamül mânaları başka idi. «Yatgu». Muahharan meselâ 14. Altın yahut gümüş külçe para demek olan (yastığa benzediği için kendisine türkçe) yastuq (ve farsça tercümesile) baliş ta'birleri de muhtelif zamanlarda muhtelif kıymetleri ifade etmişlerdir.— 104 lâhlar da muhtelif. Bugün 50 kuruş gümüş para mukabili olan iran «kran» ı üzerine «10. «yastuq> kelimeleri de. hâkim. tavfir-i câ~mme. vucüh-i xaş rasanıdan. Hun-ların. "Han" ise Tunga Alp (Afrasyab) neslinden gelen sülalenin. muhtelif asırlarda ve Safevîler-den önce Iranda ifade ettiği mâna bambaşka idi. halbuki Karahanlılar da bu kelime hükümdardan sonra ikinci derecede gelen vezirin lâkabı idi. muqarrar-i tavâ-mil. hakanın nâibı demek idi. Metni tam anlamadan yapılan tercümelerin misali de Mehmet Tevfik'in G ü v e y n î tarihi ve Nuri Gençosmanoğlu'nun Aksarayî tarihi tercümeleridir.zamanda muhtelif mâna alırlar. Iranda "han" tâbirleri az çok münevver insana karşı sadece hürmeti ifade ederler. tasarruf. Halbuki «dinar» bir^zamanlarda altın lira demek idi. Halbuki «dinar» diye yazılmıştır. qaf. parayı ifade etmekle beraber bu paralar muhtelif asırlarda ve asırların ayrı bölgelerinde kıymet i ti— barile farklı olmuşlardır. Bunun gibi «akça». «dirhem». «baliş». zevç. llhanîler devrinde ise takriben 75 kuruşa muadil büyükçe gümüş para demekdi. Biz de bunun misali Mevlânâ ve Sultan Veled ve Aksaray! eserleri metinlerinin neşirleridir. metni karşı--laştırıb neşredecek (editon critique yapacak) kadar biliyorum» iddia-sile metinler neşrine girişirler. marsüm. Oğuzların hükümdarının lâkabı idi. çift ^avâmil. Eski Usun'larda hükümdar lakabı olan "bay" unvanı da "bek" unvanının başka bir teleffuzundan ibaret olmuş görünüyor. c aded.

Farsça için ise ancak Horn ve Q u a t r e m e r e gibi müsteşriklerin eserle rinde notlarda verilen izahat gibi dağınık tefsirler varsa da. Ziya G ö k a l p da D u r k h e i m ile Moo s'un l'Annee Sosio-logique mecmuasında iptidaî kavimlerin teşkilâtına ait yazdıkları nazariyelerini Türk kavimlerinin içtimaî hayatını ve tarihini izah için tat!) P. 329-362. Zeitschrift der Deatschen Mârgen-laendischen Geselhchaft. Die Schaetze der Fatimiden d. Sonraki tetkiklerle anlaşıldı. Bu cihetten tarihçiye bu gibi me tinleri okuyup anlamak için aynı eserde bu ıstılahların müteaddid yer lerde hangi münasebetle kullanıldığına. şayet o zamanın diğer eserle rinde kullanılmışlarsa. Bu gibi neticeleri bütün va sıtalara müracaat ederek tam açıklamanın küçük fakat güzel numune leri sıfatı ile Prof. bunları mukayese ederek cümle ve kelimelerin açıklanmasını kendi iç tihadı ile yapmakdan başka çare yoktur. ve bir de islâm kaynaklarında Çin porselenlerine dair kayıtların 2) tetkikine ait iki eseri gösterilebilir. s. K a h 1 e'nin Mısır Fatimilerinin hazinesine ait haberlerin '). . Islamische Qaellen zam chineeischen Parsellen..105 lâde farsça tâbirle o zamanın büyük iktisadî müessesesi ve sistemi ifade edilmiştir. K a h 1 e. LXXXLVI1I. LXXXIX 1935. ) P. > 79. ki bu öyle ta'mim ve teşmil edilecek bir keyfiyet değilmiş. Meselâ eski zamanın ve bugünün iptidaî kavimleri mukayese edilir. Bunu mark-sistler de almışlardı. fakat bu mukayeselerden netice çıkarmakta fazla ileri gidilmemelidir. aynı mecmua. K a h 1 e. Arapça kaynaklarda tesadüf olunan bu nevi istilâhların ifade etdiği mâna R. fakat her parçası ayrı ihtisas istiyen mese leler hakkında mevcut ilmî edebiyattan maada bu mes'eleleri bileri mütehassısların yardımına müracaat ederek metin açıklama işi için de bir numune teşkil eder. 2 c. Her iki eser tarihî kaynaklarda mevzuc bahis. herkesin kullanabileceği bir el kitabı yoktur.H. s. ne gibi mâna ifade etdiğine dikkat etmekten. 1—45. Mukayese usulü (m6thode comparative) kaynakların açıklanmasında da geniş mikyasta tatbik edilir. P. Meselâ. 1943. Umumiyetle herhangi mukayesede görülen tetabuk ve tevafuklardan umumî kaide çıkarmakta asla acele edilmemelidir. 1881) kısmen izah edilmiştir. D o z y'nin arabca lügat kitabında (Supplement aux Dictionnaires Arabes. le M o r g a n 1877 de çıkan Ancient Socîety kitabında müşterek nikâhı umumiyetle insanların inkişaf safhalarında geçirmeleri mecburî olan muayyen kültür seviyesinin hususiyetlerinden biri olarak göstermişti.

Birçok tarihçiler metinleri tenkidi usulde neşrederler. hiç olmazsa beşeriyetin inkişafının büyük hatlarını öğrenebilir. İstanbul.d. Tabiî ilimler arasında sentez yapanlar birçok faraziyeler kurmak mecburiyetinde kalıyorlarsa. s. Fakat bu ancak tarihin «kara işi> dir. 385 v. 5 Terkip (Synthese) A Umumî Hükümler 80. tabi oldukları kanunlar da çoğunca muayyen olduğundan tetkikleri kavrayışı kolay muayyen yollardan yürür. onun inkişafında müessir olan kanunları tesbit eder. makineler icadedi-lir. Herhalde mukayese usulü yorumlama (ınterpre-tation) işinde ancak büyük ihtiyatla tatbik edilmesi icabeden bir usuldür. 1918. İnsan hayatını tanzim eden.d.— 106 bik edivermişdir ')• Halbuki burada görülen tevafukların bir çoğu sırf tesadüfi mahiyettedir. Türk medeniyeti tarihi. 1341. bu yolda öğrenilen hâdiseleri bir araya getirerek. beşer tarihi sahasında sentez yapanlar daha fazla faraziyeler kurmak mecburiyetinde kalıyorlar. Tenkidi usulde neşrolunan vesikaların tarih müzelerinde tanzim edilen kaldıkların tabiat mürverinde usule göre sıralanmış maden ve nebatat kolleksiyonlanndan farkı yoktur. . ve yahut kaldıkları usule göre pv alayıp tarih müzelerine korlar ve bununla ilme büyük hizmet etmiş olurlar. Intikad yolile çalışarak tarihî hâdiselere ait elde edilen neticeler her vakit mühimdir. Beşer hayatında da. 1. maddî olduğu gibi ruhî de olduğundan dayanılacak vesikaların mevsükiyetini ve isbat kudretinin tesbit hususu da müşkül olduğundan tetkikleri ve tayin edilmeleri çok müşküldür. 112 v. Tabiî ilimlerin mevzuu olan hâdiseler ekseriyet itibariyle devamlı. beşeriyet tarihinin mütehassısı da yazma menbaların ve kaldıkların sıhhat ve mevsükiyet derecesini (autenticite). onun inkişafını temin eden kanunlar ve şartlar ise. s. aralarında sebeb ve sebeblenme bağlılıklarını (Kausalzusammenhang) bulup bu sayede beşerin cemiyet hayatını idare eden. meselâ Avrupa milletlerinin ya*) Mellî Tetebbüler Mecmuası. hâdiselerin mahiyetini belirtmekteki kudretini ve katiyetini (certitude) tayin ettikten sonra. Nasıl ki tabiat ilmi mütehassısları maden yahut nebatL.r ve diğer madenlerin biri diğerine olan münasebetlerini ve temaslarını öğrenmek neticesinde tabiat kanunlarını keşfederler ve bununla bu ilmin sentezini yaparlar. bundan tabiatın esrarını aydınlatan keşifler yapılır.

noksanlı. Cen- . yani içtimaî ruhiyatı iyi bilmek lâzımdır.107 kın zamanlardaki tarihi gibi. Muham-med Peygamberi yahut Cengizi anlayabilmek için onları doğuran Roma. herşey muhtelif muvakkat ve gayri muvakkat matbuatta yazılıp tesbit edilmiş. ancak bu gibi dâhileri doğuran ve ortaya atan muhitin tarihi olarak yazılırsa. 1) Vakaların birbirine münasebetlerini biri sebeb diğeri sebeblenmiş olmak itibariyle tayin etmek ve onları bu cihetten kavrıyabilmek tarihçinin esas işidir. Tarihçi beşeriyetin mazisine ait terkibi mahiyette eser vücuda setirebilmek için 1) hâdiselerin sebeb ve müsebbib olmak itibariyle münasebetlerini tayin ederken beşer hayatı üzerinde müessir olan ruhî. istediği takdirde ve usule göre hareket ederek. fakat usulü dairesinde. Dahî tanınan tarihî şahsiyetlerin hayatını aydınlatmak maksadiyle kaleme alınan eserler. 5) Olayların tanzim. Nasıl ki incelemeler neticesinde içtimaî ve iktisadî hayat kanunları demek olan içtimaiyat ve iktisadî siyasî ilimleri vücuda getirmiştir. Meselâ biz Sezan.. milletlerin ruhiyatını. Sezar. Tarihçi hâdiselerin zuhur ve inkişafında müessir olan âmillerden hangileri daha fazla müessir olmuştur. 2) tabiî ve 3) medenî âmilleri kavrayabilmeli . Fakat orta çağlar ve eski zamanlar için. tasnif ve tenvirinde tarafsız olabilmeli. ikmal etmesini de bilmelidir. bazı devirler için mefkud olduğundan o zamanlardaki hayata. vesikalar az. isterse. bazı kaideler tesbit etmek mümkün olmaktadır. bunu tesbit etmeli. iktisadî hayat için istatistik malûmatı toplanmış olan devri tetkik ederek. fakat her tarihçi herhangi bir hâdiseyi öğrenir ve tesbit ederken en müşkül meselelerin sentezini yapıyor gibi hareket etmek mecburiyetindedir. bilhassa iktisadî hayata ait yapılan terkipler çok meşkûk ve müphem kalmaktadır. Türk ve Mogul camialarını. bazı ilmî kaideler şekline ifrağ etmeyi ve genelleştirmeyi de bilmelidir. emellerini öğrenmeliyiz. Geçmiş zamanlar da cereyan eden hâdiseleri bu hâdiselerde rol oynıyan şahısları ve camiaları anlayabilmek için umumiyetle insan ruhiyatını ve daha ziyade cemiyetlerin. hayat bakışlarını. 81. tarihî incelemelerin çoğunda vakayiin doğru tes-biti gaye edinir. Muhammed. sonra 4) vesikaların tamiri kabil olan eksikliklerini. kat'î terkipler yapmak. Gerçi tarihî tetkiklerin hepsinde sentez yoluna girilmez. 6) Nihayet böyle bir eser vücuda getirmekte olan tarihçi vesikaların tetkikiyle elde edilen neticeleri. Arap. zamanımızda ilmî sayılır. bu camialar efradının ruhiyatını. karşılıklı kontrolü mümkün kılan vesikalar çoğalmış. Biz bu hususları burada bir bir izah edeceğiz.

Bu o zama : bir hükümdarı hal'etmek için en mühim sebeb teşkil ediyordu. Keza meselâ zamanımızda erkekler için erkek sevgisi en menfur bir âdet telâkki olunur. W u n d tarafından 1905 ten beri 10 büyük cild olarak çıkarılan Völkerpsycho-logie külliyatını. 11. Halbuki eski Yunanlılarda. 14-19 uncu asır iran'da bütün edebiyat bu ruhta yazılmış. Yukarıda «yorumlama> bahsinde de kaydettiğimiz gibi. Bu kabilden hâdiseler ciddî âlimlerin. içtimaî ruhiyat zamanımızda tarih öğrenmesinde esas olan bilgilerden sayılmaktadır. Kimse şimdi erkeğin erkeğe karşı gayri tabiî sevgisini tebarüz ettiren hat u gubâr'dan bahseden gazeller yazıp bunları münevver insan kütleleri arasında okuyamaz. hükümdarların huzurunda. buna tahsis edilen cemiyetlerin ve ayrı mecmuaların bulunduğunu hatırlatmak kâfi gelir. Napolyon kendi <zamanlarının çocuğu>. August Comte'un tabiriyle. camiaların ruhiyatı da biribirine uymaz ve bu ferdlerden herbirinin muhtelif zamanlardaki ruhiyatı da biribirine uymaz. gazete ve mecmualarda ya-yınlıyamaz. Yalnız W. Fatih. hattâ aklı başında iki emirin bir erkeği sevdikleri yüzünden harp yaptıkları vaki olmuştur. 12-16 inci asır İran'da bu âdet yalnız meşru değil makbuldü. Çürkü tekebbür (superbia) mücessem bir mahluk gibi telâkki olunan Şeytan ile ittifak akdetmek sayılıyordu. inci asırda papa Yedinci Gregor kral Dördüncü Henri'yi sadece tekebbür yüzünden haPetmişti. biz bunları ruhî âmiller sıfatiyle öğrenmek mecburiyetindeyiz. Bu mealde söylenen şiirleri necib insanlar kendi meclislerinde okutarak bazan külliyetli «sıla » vererek mükâfatlandınrlardı. Ayni kavimlerin ve camiaların psikolojisi muhtelif devirlerde türlü olduğu ve kıymetlerin daima değiştiği itibar nazarına alınmazsa. Fakat ferdlerin ruhiyatı gibi milletlerin.— 108 giz. 7-12 inci asırlarda bir müslüman hükümdar zina ile itham edilirse halk nazarında itibarını kaybederdi. Bu ise* bir hükümdar için en büyük bir kabahatti. Orta çağ Avrupa ruhiyatının si- . beşeriyetin tarihi anlaşılmaz. hattâ kibar kadınların ziyafetlerinde pek tabiî iş gibi konuşma mevzuu olurdu. Halk ve cemiyetler ruhiyatı. Halbuki bir zamanlar bazı camialarda o en büyük suçlardan sayılıyordu. Misâl olarak bazı ahlâkî noktaları alalım : Bunlardan meselâ tekebbür zamanımızda makbul bir karakter değildir. fakat büyük bir kabahat y: bir suç da sayılmaz. kendi <milieu» lerinin yetiştirdiği şahsiyetler olarak öğrenilmelidirler. Zamanımızda ise Vabhâbi mezhebi gibi ortodoks bir mezhebin Mekke ve Medine de oturan şefleri için dahi alenen metres tutmanın ayıp sayılmadığını söylüyorlar.

mahkeme sicilleri. külhan beyler mi. yüksek sosyetenin hayatını. Irkların karakteri. bu muhitlerin ne gibi hâdiseler ve kahramanlar doğurduğu incelenmelidir. Bunda elbette insanın kendi yaradılışının ve yaradılış farklarının tesiri vardır. Padişahların. Biz de ise talebeye tavsiye edilecek bir eser mevcut olmadığından bu hususta birkaç kelime söylemek mecburiyetindeyiz. dağdakiler de bağdakilere hâkim olmuştur. diğeri zayıf. siyasî değişiklikleri mucib olmuştur. fizik âmillerden yukarıda (§7) bahsetmiştik. medrese talebeleri mi. Bazı camialar kabalıktan hoşlanır. yahut . diğerleri ise nâzik olup kabalıktan kaçar. 2) Bir insanın hayatı üzerinde müessir olan tabii. kuvvetli olmazsa dahi. bunların ırsî hususiyetlerindeki farklar da tarihte akseder. esnaf cemiyetleri mi var. geçinen ahalinin her vakit ya bozkır yahut dağ kavimlerinin tecavüzüne maruz kalarak. umumî siyasî hayatı öğrenmek için vaka-nüvisler ne kadar mühim ise. bunlarla mücadele eden polis teşkilâtını hepsini öğrenmeli ve bunların heyeti mecmuasının bir camia hayatını. Biz bu muhitin ruhiyatını ve o ruhiyatın neler yarattığını öğrenmeliyiz. Bunun gibi büyük açlıklar. Bu meselelere ırk biolojisi ve siyasî entojoji meşgul olur. 82.109 yasî hayattaki tesiri ve onların zamanımızın" ruhiyatiyle mukayesesi için de ayrıca E. Bunun değişmesi bütün oradaki hayat sahasının başka yere naklini. Bunun gibi tabiî hâdiseler insanların hayatına tesir ediyor. kuvvetiyle nisbeten daha mukavemetli olarak yaradılmış. Bozkır (step) kavimlerinin yaradılışındaki bazı hususiyetleri onları bazan ovalardakiler üzerinde hâkim kılmış. Bunun bariz misalini biz Mâverâünnehir'de Sırderya ve Amuderya havzalarında zi-raatle. meyhaneler mi. polis zabıt cerideleri umumiyetle milletin içtimaî hayatını ve ahalinin aşağı tabakalarının hayatını tasvir eden yazılar. edebî eserler aynı ehemmiyeti haizdirler. onun münderecatını nasıl teşkil ettiği. şiirler. Tarihin ancak vakanüvislerden ve diğer yazılı vesikalardan tam olarak öğrenileceğini zannederek bütün himmeti o tarafa hasretmek büyük bir dalâlettir. İnsanların biri kuvvetli.. Bizde de tarih tetkikatında bu yola girmek artık bir zaruret haline gelmiştir. Âlimler mi var. onların idaresi altına girmiş olmasında görüyoruz. B e r n h e i m. hırsızlar mı. Yalnız iyi fikirleri değil. Mittelalterliche Zeitanschaungen in ihrem Finfluss auf Politik und Geschichtsschreibung 1918 e işaret edelim. diğer biri. yahut bir uruğun tarihi bir muhitin tarihi olarak öğrenilmelidir. Türk tarihinde de bir şehrin. Bunun için de Amuderya nehrinin mecrasının değişmesini misal almıştık. fikirlerin ve içtimaî zuhuratın" fena taraflarını da öğrenmeliyiz.

büyük denizyollarının keşfi insanın işidir. sanayi. devlet ve cemiyet içinde. spor. İnsanın tarihî hayatiyle onun bu hayatta tevlid edip vücuda getirdiği kültür arasında münasebet. onların tesirleri altında bocalıyor. yüz milyonlarca insan onun önünde titriyor.16. Radyo da daha 25 sene önce ancak tak- .— 110 — Çin'de daima tekerrür eden büyük feyezanlar. denizcilik. milletler ve sınıflar olmak sıfatiyle bu ma'şerî hayata tesir ediyor. Bu meseleler ile jeoloji ve beşerî coğrafya meşgul olur. ma'şerî bir varlık olmak sıfatiyle. Şimdi o bütün dünya milletlerinin mukadderatını başka tarafa çeviren müdhiş bir harp silâhına dönmüştür. Bu da Avrupa'da büyük inkişaflara yol açtı. bu insanlar asırlarca süregelen fakr. Tarihçinin vazifesi hâdisatı sebeb ve müsebbeb olmak itibariyle tetkik ederken bu tabiî âmilleri de ayni ruhî âmiller kadar dikkatle öğrenmektir. Tiyanşan dağları üstünden Uzakdoğu'ya giden büyük kara ticaret yolu vardı : bu ticaret yolu üzerinde yüzlerde şehir ve kasabalar payidar olmuştu. onu yaratıyor. teessüs ve teşekkül ettikten sonra. Şöylece insan. Japonya'daki zelzeleler bazı ülkelerde iklimin yavaşça değişmesi bütün hayatı altüst etmiştir. bütün bunlar insanın tarihî hayatının mahsulleridir. havacılık. teknik. bu münasebetler neticesinde o mes'uddur. yahut istiraplar çeken bir bedhahtır. bütün bu ticaret yolu üzerinde yaş'ıyan insanların hayatı berbad şekil aldı. Fakat onlar. halbuki insan diğer bakımdan tamamiyle kendi hayat mahsullerinin esiridir. Yukarıda (§ 7) de işaret ettiğimiz bu hususlara biz medenî âmiller diyoruz. sefalet ve cehalete yuvarlandılar. sebep ve müsebbib olmak itibariyle. R a t z e 1 'in Anthropogeogrcıphie öder Grundzüge der Anzvendung der Erdkunde auf die Geschichte 1920. ferd-ler. din devlet ve onun idare şekilleri. Bu bir merak işi gibi başladı. kapitalizm. Yarın o bütün dünya iktisadiyatında esas âmili olacaktır. Zamanımızdaki havacılıkta insan mesaisinin mahsulüdür. 83. İnsanın en eski zamanlarda buz devirlerindeki hayatını biz ancak büyük tabii değişmeler bakımından tetkik edebiliyoruz. terbiye. Fakat bu inkişaflar eski dünyanın bazı diğer kısımlarında felâketlerin mebdei oldu : önasya'dan ve Doğu Avrupa'dan Hazer Denizinin güney ve kuzeyinden. kendileri da âmil oluyorlar. 15 . 3) İlim. yalnız haricî âmillerin mahsulü değildir. kültür yaratıyor. bunlar o ticaret sayesinde yaşıyorlardı. Bu meseleler hakkında F r . Batı ile Doğunun ticareti karayollarından denizyollarına geçince. san'at. karşılıklıdır. siyaset yapıyor. inci asırda. onun muhtelif tezahüratı. küçük ve büyük guruplar. nam eseri güzel malûmat vermektedir.

Tarihçi ancak menbalardaki malûmata isti-nad eder ve onların arasındaki sebep ve sebeblenme münasebetlerini tayin eyler. 4). iktisadî materiyalizm taraftarlarından birçoklarının yaptığı gibi. Meseleyi bu şekilde mütaleâ eden âlim de H e r m a n n L o t z e 'dir. şimdi bahis mevzuu olan «münasebetler kavrayışı» bakımından inceler. yahut ele geçen vesikaları birbirleriyle bağlanamıyan parçalar (fragments) halinde bulmak gibi hallerde görülür. Bu eksiklikleri doldurmak için tevessül edilecek bazı çareler de vardır. sebeplerin neticesi olan olaylar elde olduğu halde. sebebini bulamamak. Fakat insanın vücuda getirdiği diğer medenî mahsuller de eski zamanlarda insanın hayatı üzerinde o kadar müessir idi. ki bunları ileride bahsedeceğimiz Mikrokosmus adlı büyük eserinde tahlil etmiştir84. Yani gelişi güzel fantazisini işletemez.111 ma kulaklıklar vasıtasiyle şarkı dinleme âleti. Fakat o bu işi yaparken çok vakit eksikliklerle kaşılaşır. Yahut orta çağlarda Almanya'da bir hükümdarın 6 Şubatta . Biz buna «uydurma» dan farklı olmak üzere «uyduruş» dedik. bunları daha kitap şekline sokmadan evvel. Herhalde tarihî. Tarihte âmil olmak sıfatiyle kültür ve beşer hayatı heyeti umumiyesiyle mütaleâ edilmelidir. a) Tarihî malûmatın eksik tarafını diğer delillere dayanarak burası şöyle olsa gerektir diye farazî birer parça uydurup doldurmak yolu vardır. onları az sonra anlatacağım zaman ve mekâna. Medenî âmiller bugün bu kadar bariz misalleriyle insanın hayatındaki tesirini gösterir. yahut İngiliz Buckle 'in yaptığı gibi. Daryal geçidi yoluyle gelmiş olduğunu ciddî olarak ileri sürmek ve bu geçid mınta-kasının o zaman Osmanlılara tâbi olduğunu bile farzetmek yerinde olur. herşeyde ilmin hâkim olduğunu ileri sürmek tek taraflı hükümlerdir. Uyduruş yalnız şu kadar olabilir: Meselâ.. ki combination'un karşılığı olsun. tarihe ait malzemeyi dış ve iç intikad kaideleri bakımından tetkik ettikten sonra. Bu husus. Bunlardan birine «uyduruş» (combination) diğerine «tamîr» (reproduction) ismi verdiğimiz iki ameliyeyi zikredelim. ordu mensuplarından bir beğin. şimdi o kıtalardan kıtalara müdhiş infilâk âletleri yürüten bir kuvvet oldu. süratle iki günde Tiflisden geldiği ve haber getirdiği kaydedilmişse. Özdemiroğlu Osman Paşa'nın Çeçenler ülkesinden geçtiği vakit. âdeta oynncak gibi bir-şeydi. Tarihçi. mevzu ve sahalara ve diğer esaslara göre tasnif ve tertip eder. bu beğin Şamahı-Derbend yoluyle değil. sırf istihsal münasebetleri ile izah etmek. Tarihçi böyle bir «uyduruş» yaparken şair ve edipler kadar serbest hareket edemez.

Bu gibiler W. Bu nevi ta'mîr. tamir etmek mümkündür.) lj~ı Jl JŞJJS cümlesinde parantez içindeki <*lk* cii. Türk tarihi ile uğraşanlardan bilhassa J. Karışık mu'dil meseleler daima hads (intuition) ile hükmetmeğe müsaiddir. yahut meselâ menbada güveler tarafından yenmiş kelimelerin ne olabileceğini tasavvur ederek. işini bitirdikten sonra. Yalnız aslın nereye kadar geldiğini ve tamirin nereden başladığını pek vazıh olarak göstermek icabeder. B a n g ve A. bir başka nüshanın yardımına müracaat edilemiyor. Oğuz ve Başkurtlar memleketi üzerinden orta Edil'deki Bulgarlara geldiği eserinde mufassalen anlatılmıştır. bu seyahatnameyi okuyup farsça bir eserinde ondan nakillerde bulunanA h m e d T ü s î 'nin ı&\ f^ \jj j»-jJ jj cümlesi bulunduğundan ta'mîr ederek <*U^ cJ*i. Yıkılmış bir binanın enkazından onun tam şeklini reconstruc-tion ile meydana koymak ne kadar kabilse. 6 eksik malûmat. Ta'mîr'in bir hâdise parçasını yamamak şeklinde olanı için de yine İbn Fadlan'dan bir misal verebiliriz. kenarları yırtılmış yahut yanmış bir vesikanın asıl şeklini sağlam kalan kısmına istinaden karine ile ikame etmek de. Horezm. Meselâ İbn F a d 1 a n seyahatnamesinde (s. 9 Şubetta Nürnberg'de bulunduğuna ait kayıt bulunursa hükümdarın bu iki şehir arasındaki mesafeyi en kısa bir yoldan ve acele olarak katettiğine hüküm etmek ve hükümdarın bu mesafeyi üç gün zarfında hangi yolu takibederek katetmiş olduğunu tahmin etmek mümkün oluyor. Fakat sefaret heyetinin. büyük bir hâdisenin eksik parçalarını ta'mîr etmek şeklinde de olabilir. Bu müellifin Bağdad'dan. Bağdad'a döndüğü bu seyahatnamenin tam nüshasını görüp okumuş olan Yâqüt al-Hamavî ve Ahmed Tusi tarafından haber veriliyorsa da. bu eserin bize kadar gelmiş olan yegâne Meşhed nüshasında bu sefaretin Bulgar'dan Bag- . Ve bu ta'mîr keyfiyetini ben metine ve tercümeye yapılan haşiyelerimde kaydettim. Horasan. Onun bazı faraziyeleri sonradan tahakkuk etmiştir. Yalnız eksik parçalardan öğrenilen bir hâdiseyi.112 — Wurzburg'da..diye yazabiliyoruz. Buhara. bir cümle içindeki bir kelimelenin ta'mî-ri şeklinde olacağı gibi. Von G a b a i n tarafından neşredilen uygurca vesikalarda da yapılmıştır. M. Jbd-. o kadar mümkündür. Bu cümleyi biz. yani onlarda faraziye (hypothese) lere yer vardır. b) Bu nevi boşlukları bazan sadece ta'mîr (reproduction) lerle doldurmak mümkün oluyor. 33) l/-^ <-\j) (<*Uix. yahut hal tercümesini tenvir ederken. M a r q u a r t 'ta bunlar görülür.nın yeri kitabın asıl yazma nüshasında bozulmuştur. Bu da tek nüsha olduğundan. elde delil varsa ona göre.

ve Horezm valisinin kendilerine bu bozkırlarda seyahati temin eden bir muhafız kıt'a vermiş olduğudur. Daha başka bir delil de bu sefaret heyetinin Edil Bulgalarına gelirken kendi erkânından bazılarını Horezmde bırakmış olduğu. Avrupada'da eski Yunan ve Lâtin kaynakları üzerinde çalışanlar bu gibi ta'mîrleri yapmışlardır. sefaret heyeti Hazarların başkenti olan Etil ve^Kafkasya yolundan dönemezdi. orada Artahuşmiten adlı yerde para muamelelerini tamamlaması icabettiği. Diğer bir delil Hazarlar hakkında yazılan parçanın bu ülkeyi bizzat görüp ziyaret eden birisinin yazısı olmayıp. hislerinin. kendisinin ve sefaret heyetinin Hazarlar ülkesine gitmemiş olduğunu ve geldikleri yolla. bilhassa hâdisatın kıymetini takdir ederken. İşte bu da bir hâdiseye ait vesikanın eksik kısmini elde mevcut delillerin yardı-mıyle yamamanın bir misalidir. 5) Bir tarihî eserin tasnif ve terkibinin ilmî olması ancak tarafsızlık ile temin edilebilir. 85. O malzeme kalaTarihite Usul F 8 - . Fakat bu nevi uyduruş ve ta'mîrler ancak usulü dairesinde ve uyduruş-ta'mîr keyfiyetinin de tasrihi şar-tiyle yapılabilir.922 senesinde Edil Bul-garlarını ziyaret eden Abbasî elçiliğinin Horezm ve Oğuzlar yoluyle geldiği gibij aynı yoldan dönmüş olduğunu söyliyebiliriz. Fakat bu da ancak müşkülâtla elde edilecek bir meziyettir. dönmüş olduklarını farz ve tahmin edebiliyoruz. Üstelik o vekayiin kâffesini ihata etmek iktidarında değildir. Diğer taraftan Bağdad halifesinin Hazar hakanına tabi olan Edil Bulgar kralına elçi göndermesi Hazar hakanına karşı düşmanca bir hareket olduğundan. Bazan kendisini bu bağlılıktan kurtarmak onun ihtiyarında değildir. Bu muhafız kıt'anın yolda sefaret heyetini ve tüccarları Başkurtları taarruzundan koruduğu da kaydedildiğinden heyetin bu muhafız kıt'anın himayesinde Horezm yoluyle dönmüş olacağı kat'î olarak iddia edilebilir. yani Oğuzlar ülkesi ve Horezm yoluyle. Tarihçi de insan cemiyetlerinden herhangi birine itiyaden merbuttur. itiyatlarının ve muhitinin esiridir. Bulgara gelen Ruslara (Variaglara) ait haberler sırasında yazılmış olmasıdır. Bu cihetten o. Bu cihetten biz 921 .— 113 — dada dönüşüne ait kısmı bulunmamakta ve seyahatname Hazarlar'a ait bu malûmatını Edil Bulvarlarına ait verdiği malûmat sırasında yazmış olduğundan. Çünkü Oğuzların ordu kumandanı (subaşı) Bağdad halifesinin kendisine yazdığı mektuba cevabını sefaretin Bulgardan dönüşünde yazıp takdim edeceğini söylemişti. Hattâ Oğuzların «tarhan rütbesinde) bir beyi bu Araplara karşı plânlar kurduğu vakit kendilerini Hazar hakanına teslim etmeyi düşündüğünü de Ibn Fadlan yazmıştır.

hâdiseleri sebeb ve müsebbeb olmak bakımından tetkik edecek ve müessir olan âmillerin ehemmiyetini tayin edecektir. islâm mezhepleri arasında şî'a mezhebine mensup tarihçilerin islâm tarihine dair yazdıkları eserlerin hemen hepsi tarihi kendi mezheplerine uydurarak değiştiren bir koyu taassup ruhunu taşır (misal olarak Mu-h a m m e d Taqi Xan S i p ı h r ' i n 14 cildlik Nâsix ut-taoârîx ki- . kendi camiasının dostu yahut düşmanı olan diğer camiaların kayatına ve fikirlerine ait hükümler verecektir . ayrı tarihî hâdiselere ait monografilerini gözönünde bulundurmak mecburiyetindedir. insanların tarafsızlığının nisbî (relativ) olduğu meydana çıkar. Bunu biz yukarıda (§ 12. ağaçlar. zamanımızda umumiyetle dünyadaki hayat mücadelelerine dair biribirine zıd görüşlerin mübareze sahası yapılmıştır. Bütün bunlar nazarı itibara alınırsa. itiyatlarının. her zamanın. Türlü his ve temayüllere malik bir insan camiasına mensup olan tarihçi. başkaları onu aidata ve yanlışlığa sevkedebilirler. kültür ve mezhep hususiyetleri bazan onların bütün tarihî eserlerine koyu bir tarafgirlik şekli verir. bu gibi muhtelif cereyanlara mensup olan diğer müelliflerin eserlerini. Milletlerin kültür seviyeleri.ve «en mühim» lerini ele alacak. 25) da zikretmiştik. yahut mensup değilse bile. Meselâ hristiyanlıktan önceki Cerman tarihine dair kaynaklar bütün sair milletleri değersiz telâkki eden dar bir millî mahdudiyet ruhunu taşımaktadır.— 114 balığı içinden bir kısmını alıp bir eser yazarken hâdiselerin ancak «tipiks. Müslümanlıktan önceki Türk ve Moğol tarihine dair millî eserler de böyledir. Meselâ Mangolun niuça Topça'an Cengiz'in mensup olduğu ve ona tabi Moğol ve Türk zümrelerinden başka bütün kavimleri hiçe sayarak zikreder. diğerlerini ikinci ve üçüncü derecede mühin ve az <tipik> diye kenara atacaktır. Mahmud Kaşgarî'de <Tat ve Tavgaç» lara dair naklolunan ata sözleri ve şiir parçaları da bu ruhu taşır. Böylece. Halbuki tarih. bilgi ve ihata seviyesinin esiri olmaktadır. «Ebebî hakikatler» denilen şeyler de her cemiyetin. ya bunlardan birine mensuptur. Tarihçi. taşlar değildir: onun mevzuu canlı ve muhtelif temayüllere ve hislere malik insan kütleleridir. hattâ bir cemiyet içindeki muhtelif gurupların ve şahısların telâkkilerine göre başka başka şekiller alıyor. İşte bu «tipik» ve «en mühim» leri ayırırken ekseriya hislerinin. ayni derecede türlü his ve temayüllere tâbi kalan diğer insan kütlelerinin. Zaten insanın hâdiselere kıymet biçmek hususunda daima işine yarayacak sabit ve müstakar bir mi'yan yoktur. Tarihin mevzuu tabiî ilimlerin mevzuları gibi otlar. kendi hesabına tarafsız olsa dahi.

Meselâ 1819. eski İran medeniyeti orijinal bir medeniyet ise de. bir hatip ve devlet adamı olmak itibariyle Cicero'yu çok acı ve sert tenkitlere maruz bırakmıştır. 1893) her yerde August Comte'un tarih görüşünün tahakkukunu görmek istediğinden ve J. asırlarda eski Yunan tarihinin parlaklığı hep hümanisttik zaviyesinden tasvir edildiğinden. Bazan bu mevzu zamanımızda dahi bu şekilde yazılır. Fransız müverrihi H. İran medenî ve edebî hayatının ancak islâm devrinde. İslâmiyetten önceki Iran ilim ve irfanına. Meselâ B. yahut böyle bir askerî kuvvete mâlik devletlere dayanmak şartiyle yaşadıklarına inandığından pek çok hükümlerinde tarafgirdirler. Keza islâmiyetten önceki İran tarihi de İran milleti tarihinin en parlak bir altın devri olarak tasvir olunurdu. Zamanımızda hâkim fikir cereyanlarının beslediği tarafgirlik te İslâm âleminde şî'î tarihçilerinkinden eksik değildir. Meselâ Almanyada hâkim olan ırk nazariyesi bazı Alman âlimlerini Şark ve Türk tarihine ait neşrettikleri eserlerde de kendisini göstermektedir. Tarihte intikad ve usul hususunu ilerleten muasır büyük tarihçilerin eserleri dahi bazan garip şahsî his ve temayüller yüzünden aksamaktadır. Kavmî ve dinî taassuptan sıyrılarak usule uygun surette vücuda getirilen ilmî eserler de ba-zan uzun zamanlar hüküm süren ümî dalâletlerin tesiri altında kalmaktadır. tarihî eserleri ihtiva eden zengin kütüphanelere dair yazılanların bir efsaneden ibaret olduğu. fakat makedonyalı Büyük İskender'e karşı her yerde açıkça anlattığı derin antipati yüzünden tarafgirânedir. N i e b u h r 'un tarih telakkisi kartacalı Hanibal ile romalı Cicero'ya karşı derin sempati. onların Osmanlılara karşı Batı devletleri ile birleşmek tec- . kusurlarını değer gibi gösterecek derecede sevdiği için. devletlerin ancak büyük askerî kuvvete mâlik olmak. 1884). yani bir Rum kızından doğmuş olduğundan. bütün Safevî sülalesi «damarlarında Aryanî kanı akan bir sülale» telâkki olduğu gibi. parladığı ve memleketin iktisaden ve nüfusça inkişafının da islâmî devirlerde husule geldiği ancak son zamanlarda anlaşılmaya başlıyan hakikatlerdendir. G. T h e d o r M o m m s e n ise Sezar'ı. G. Bu fikirde olan âlimler <tebaa Skitler» den ayrı olan eski «hükümdar Skitler» i bunların sanatini ve antropolojisini sırf <aryanîcilik> bakımından muhakeme etmekte diğer Avrupa milletlerine mensup âlimlere nisbeten daha büyük ısrar göstermektedirler. Prusyalıların inandığı gibi. gerçek tarihte olduğundan çok mübalâğalı bir şekilde yazılırdı. zikredebiliriz). ki 1900 de basılmıştır. Sefevîlerden Şah İsmail'in annesi Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın nikâhındaı bulunan Trabzon imparatoru kızından. D r o y s e n (öl. Ta i ne (öl.— 115 tabını.

keza Ermeni milletine mensup müellifler arasında bunun misali çok görülmektedir.). asır Türk tarihini alt üst etmekte. 159 . yine Almanlar gibi. bunlar tarihte «sınıf mücadelesi> ve «iktisadî tezad» eserlerini Şark ve Türk tarihine de tatbiken tesbit ederken. ve 19.yeniseyskix Ti-urkov (Trudy Instituta vostokovedenya. bütün kitabeleri marksizm esaslarına uydurmak gayretiyle. asırda yaşıyan bir alman protestan âlimi A r c h i b a 1 d B o w a r papalığın tarihi hakkında bitaraf bir eser yazmak gayretiyle «Papalığın bitaraf tarihi» adlı eserini yazmıştır. Bunun gibi A. fakat bu bitaraflık ancak kendi zamanına göre*) A. B e r n ş t a m m ismindeki diğer rus müsteşriki «Orhon Yeni-sey Türklerinin içtimaî ve iktisadî teşkilâtı» ismiyle 1946 da neşrettiği eserinde. keza J o s e p h S a n d a l g i a n isminde bir ermeni papasının 1917 de Roma'da neşrettiği <vesaika müstenid eski Ermenistan tarihi» (Histoire documentaire de VArmenie. fakat koyu katolik taassubüyle yazılmış olan yazılar. 7. uncu asır Avrupasında. elinde kâfi miktarda vesika olmadığından. ne de rumluk ile ilgisi olmıyan bir dervişti.162 de sınıf mücadelelerinin şekilleri ve teşkilâtı bahisleri. asrın ilk yarısında vaki olan Hoca Ishak Kefertüşî'nin isyanını bu zamanki hayatın merkezî hâdisesi olarak ele almış ve. en garip uydurmalara tevessül etmekten çekinmezler. Marksist tarihçilere gelince. B e r n ş t a m m .— 116rübeleri bu noktadan izah olunur. 18. Sotsialno . tarih yazısında tarafgirlikten kurtulmak büyük bir mesele olmuştur.-9. bundan 8—9 asır önce Anadoluda olup biten hâdiseleri sınıf mücadeleleri bakımından öğrenirken. Meselâ 18. Viyanada Cezvitler tarafından neşrolunmakta olan büyük Antropos mecmuasında ilim kisvesine bürünerek çıkan. sırf hayal mahsulü olan uydurmalara karışıp gitmiştir i ). Milliyet. t. Halbuki Hoca Ishak ne komünistlik. din ve mezhep taassubu bağlılıkları ile beraber bir tarihçi için ne derece bitaraf olmak mümkün olduğu tesbit edilmiş. 86. Rum Selçukluları tarihine dair 1941 de mühim bir eser neşreden marksist rus müsteşriki G o r d l e v s k i . ırkçılık yoluna saparak. . ma-lûum hadiselere ait herkesin bildiği kayıtlara başka mana vermiş ve 13. bu Hoca İshak'ı damarında eski Eflatun'un kanı akan bir Rum mühtedisi göstermiştir. yahut bir milletin şoveni olduğu halde bunu ustalıkla gizliyen âlimler de her millette çoktur. bilhassa s. ve 130. Elbette müellif bitaraf olmak niyetinde idi. iki cildlidir) bu cümledendir.ekonumiçeskiy Strog orxono . Bir mezhebin son derecede mütaasıp inanıcısı. XLV. fakat bunun tatbiki kolay olmamıştır. Cezvit tarikatine. 106 -136. Leningrad 1946.

fakat Papalığın tarihini yazarken hem Petrus'un missionuna hem de Papalığın İsa'ya halife olduğuna inanmanın Avrupa'da ve Hıristiyanlık Aleminde ne gibi müs-bet tesirleri olduğunu ve bu inancın birçok hareketleri yaratan âmil olduğunu. Eseri yazan bu zat protestandır ve bir Almandır. onun beynelmilel nüfuz ve kudretini itiraf ediyor ve bunları yazarken kendisinin Alman milliyetçiliğinden ve protestanlık gayretinden fedakârlık ediyor.. keza Şah Tahmasb'ın Osmanlılara karşı Avrupa'daki Osmanlı düşmanları ile ve Ruslarla birleşerek hareket etmesini dahi. Şah İsmail Safevi'nin mezhep telkinatını bir şî'î gibi öğrenecek-olursa. şî'î mezhebi bu ülkenin devlet dini şeklini aldı. yoksa bu eser o kadar taassupla yazılmıştır. iran'da Safevî şeyhlerinin gaytetile. Filhakika tarihçi kendisini namuslu bir hâkim telâkki etmekte sebat gösterirse ve karşısına çıkan davacıların ve maznunların bir müs-lüman. inci asırda. Fakat sırf şahsî subjektiv kanaatlere göre yazılan eserlerle bunun arasında fark yerle gök arası kadardır. 16. bir sünnî yahut şî'î. Bu bitaraflık elbette nisbîdir. önasya. Bu yüzden Müslüman Türk Alemi. bir hıristiyan.Avrnpa için olduğu gibi Şark için de bu kaide kabili taibiktir. Safevi devletinin menafii bakımından da tetkik edebilirse. onda sempati ve ruhî temayülleri epeyce dizginlemiş olur . üçe ayrıldı. Bir Alman milliyetçisi olan protestan âlim papayı filvaki Aziz Petrus vasıtasiyle Hazreti İsa'ya yerdö halife olan bir şahsiyet diye tanımıyor. Eğer bir Türkiyeli tarihçi Safavilerin tarihini Osmanlı nokta-i nazarından. bitaraflık elde edilmiş demektir. Büyük müverrih L e o p o l d von R a n k e 'nin «Roma Papalığının 16 ncı ve 17 nci asırdaki tarihi» adiyle yazmış olduğu eseri ise hakikî bir tarafsız tarih numunesi sayılabilir. fakat eser her okuyana müellifin protestan olmak ihtimalini tamamiyle unutturuyor. bir materyalist ve saire gibi ve din fikir cereyanlarına mensup şahıslar olacağını göz önünde bulundurmak icabetti-ğini müdrik ise. arada uzun süren ve mezhep ihtilâfına dayanan savaşlar oldu. elbette tarafgirâne olur. onu bilâkis milliyetçiliğin ve protestanlığın düşmanı biliyor. bir idealist felsefeci. Fakat türkiyeli yahut bir türkistanlı Türk Safevîler tarihini yazarken kendisini o muhite mensup gibi telakki ederek. Aynı şekilde . Keza bir iranlı şî'î . ki «Papalığın bitaraf tarihi? ismi kendi kendisini alay etmek maksadiyle verilmiş gibi görünüyor.117 dir.bir şî'î iranlının yazdığı Safevî tarihi de tarafgiranedir. yahut bir türkistanlı Türk oradaki Özbek hükümdarlarının nokta-i nazarından yazacak olurlarsa-. İran ve Ortaasya olmak üzere. Türkiye tarafından olduğu kadar. bir katolik yahut protestan.

kendi dar mezhebi düşüncelerinden uzakta tutacaktır. Yani. hakikî hâkim mevkiinde görecek. Ben Türk tarihi ile. fakat bir hâkim adalet namına hareket ettiği gibi. yahut Türk-Rus münasebatı tarihini tarafsızca öğrenmesi. Bence vekayii tarafsızca öğrenmek tarihçinin mukaddes vazifesidir. asır önce cereyan eden hâdiselerin takdirinde din ve mezhep çerçevesinden çıkamayan bir sünnî müslüman. Fakat bundan 13. Tarihte namına kosıuopolitik yolu- . Emevîler ve Alevîler tarihini bîrtarafane yazmak isterse kendisini ilim ehli olmak sı-fatiyle. Bu cihetten tarih tetkikinde kendilerini ancak. «bitaraf> kelimesi herhalde nisbî olmakla beraber.. 1932 senesinde Ankarada toplanan İlk Türk Tarih Kongresinde müdafaa ettiğim tez bu idi. Abbasîler zamanından başlayıp şayi olan mânasiyle bir sünnî. bir müverrih de hakikat namına kendisini zaptedecek ve Osmanlı tarafından haksızlık varsa ve vesikalar onu vazihan gösteriyorsa. O cihetten bu tarihi her hangi makaddes emellere hizmet fikriyle tahrif etmem kendimi aldatmak demek olacağı gibi. Elbette onun kalbinde yinede kendi ecdadının vatan ve onun müdafaası hakkındaki fikir ve işlerine sempatisi kalacaktır. tekmil insaniyeti öğrenmek için meşgul oluyorum. Safevîler tarihi hakkında. ilk islâm devrinde Peygamber evlâdı ve akrabası ile Emevîler ve sonra Emevîlerle Abbasîler arasındaki mücadeleler hakkında biz bugün Türkiyede tam bir bitaraflık yapabiliriz. Bence hakikat ve hakikî tarih Türk milletinin de işine gelir. vaktim müsait olduğu kadar. diğer milletlerin de işine gelir. hislerini ve sempatilerini vazifelerine tâbi kılabilen insanlara karşı en samimî bağlılık duyarım. kendi millî fikirlerine karşı fedakârlık etmesi dcmekfir. ilim namına. yine tarafsızlığı ifade etmiş olur. Kendi milletini seven bir türk müverrihinin Saf evi tarihini. Bir milliyetçi Türkün. ancak mensup olduğum muhiti ve. ancak mensup olduğum muhiti onunla temaslarda bulunarak birlikte yaşıyan muhitleri öğremek-için bir vasıtadır.118 — Osmanlı tarihini o şekilde bitarafane öğrenebilir. bence tarih gaye değil. milletler arası müsabakada geri kalan milletime millî bir ruh vererek onu sahili selâmete çıkarmak işinde yardım etmek gibi maksadlarla. 87. onları açıkça ortaya koymaktan çekinmiyecektir. yahut tarih ilmini sadece sevdiğimden değil. müslümanın Alevîler ve Emevîler hakkında ilmî usullere göre eser yazarken akide ve sempatilerinde fedakârlıklarda bulunursa. Burada ben bu meseleye dair kendi nokta-i nazarımı da anlatıp geçmeği lüzumlu buluyorum. olur. eserlerimi bana karşı bir güven duyarak okuyan insanları da aldatmak demek. Millî meselelerde olduğu gibi. dinî meselelerde de iş böyledir.

Feodalite. Avrupa ve cihan tarihi bakımından çok muvaffakiyetli genelleştirmeler yapan âlimlerden L. 88. 1905 . muhtelif memleketlerde ekseriya ayni olan içtimaî şartlar altında vücuda gelmiştir. olması şarttır. Ve bu kanaat ona genelleştirme (generalisation) yapmak fırsatını veriyor. Tarihçinin umumî kaideler çıkarmakta muvaffak olmak için evvelâ teferruat üzerinde dikkatle çalışmış. fakat en çok bu feodalizmi yaşatan şartların. Ciddî tahlile dayanmıyan genelleştirmeler daima esassızdır. Evet tarihçi de bu mesele ile meşgul olur. Tarih tetkikinde tarafsızlık meselelerini en iyi izah eden eserler bence şunlardır : A. Geschichtliche Wertmasstabe in der Geschichtsphilosophie und im Volksbeıvusstsein. B e c h e r. ihtiyat kaydiyle. V o n R a n k e ile Edvard M e y e r zikre değer. Bu kanaat bazan aldatıcı olduğu gibi. Kendisini idare edebilen ilim ehilleri böyle yollara sapmanın lüzumu yoktur. Buna müracaat etmeden dünya feodalizm tarihi hususunda genelleştirmeler yapanlar daima yanılmışlardır. Çin'de ve Japonya'da ne gibi değişik şekillerde tecelli ettiği gibi hususları öğrenmek mecburiyetindedir. yapmacılık ve samimiyetsizlik doğmaktadır.119 na sapmağı ve millî bağlan inkâr etmeyi tavsiye edenlerin çoğu gayri samimî insanlardır. tarihçi bu genelleştirme işinde başka sebeplerden de yanlış yollara sapabilir. Maamafih usulünü bilerek yapılan. içtimaiyata ait bir tetkik yapılmış olur. 1921. çünkü bu gibi extremitelerden dünyada çok vakit ilimde sun'îlik. meselâ Bizans imparatorluğunda ve diğer Avrupa memleketlerinde. fakat şartların müşterek hususiyetlerini tesbit etmek tarihçinin vazifesi ve tarihin gayesi değildir. Bu şartların birbirine benzeyenleri tesbit edilirse. G r o t e n f e l t .. hakikat ile faraziyenin nerede başlanıp nerede bittiğini kendisi bildiği gibi okuyucularına da bildiren büyük tarihçilerin genelleştirmeleri ilimde geniş görüş ufukları açılmasına sebeb oluyor. 6) Tarihî eserlerin tasnif ve terkibinde hâdiseleri sebeb ve sebeblenme silsileleri sıfatiyle tetkik ederken tarihçi usule göre incelediği teferruattan beşerin yahut ayrı beşer camialarının hayatı hakkında umumî kaideler elde ettiği kanaatine varıyor. Çünkü birçok müşabehetler tesadüfidir. Meselâ umumî cihan tarihinde bilhassa ortaçağlarda feodal teşkilâtı mühim yer tutar. Tarihteki bu gibi içtimaî ve iktisadî hâdiseleri tetkik ederken yine mukayese usulüne müracaat etmek zarurîdir. E. Avrupa âlimlerinin Şark . Geistsmissenschaften und Naturıvissenschaften. Hindistan'da.

bir kenarı ile bize malûm olan hâdiselerden meçhulleri istihraç (method deductive) tarihte büyük keşiflere sebebiyet vermiştir. 1900 yılında çıkan ilk cildinde ise o zaman daha neşredilmemiş yazmalardan alınmış kayıtlar tenkid-i mütün usulüyle bir araya getirilmiştir. Yani tarihî menbalardan istihraç edebildiğimiz vukuatı zuhurlarının zaman (devir. yapılan bir tetkikte W. tarihte de geniş tetkikata yol açmaktadır.120 tarihiyle meşgul olanlarından bu gibi ğenelleştirmeleriyle tanınmış olanlar B a r o n V i k t o r R o s e n. H. fakat intikad melekesine (esprit critique) malik olan ve teferruatını ciddiyetle öğrenen büyük dahîlerin genelleştirmeleri.) baş tarafında bu^ esere esas olan bütün menba-lar gözden geçirilmiştir. Eğer menbalarda hâdiseler sayılırken seneler gösterilmemişse. asır ve senelerini) ve mekânını (memleket. ülke ve kıtaları) tesbit ederek ona göre tanzim etmek tarihinin esas işidir. gösterdiği kaynakları ile ve bu birinci cildde neşrettiği metinlerle karşılaştırarak okuyanlar sentez bahsinde görülen nazariyatın tatbikata nasıl geçirildiğini de göreceklerdir. Bugün H.. 7) Terkibin bahislerinden biri de intikad eleğinden geçirilmek suretiyle elde edilen malûmatı ve materiyeli zaman ve mekân ve mevzulara göre tanzim etmekdir. Hâdisenin ne zaman cereyan ettiğine dair sarih bir kayıt yoksa. 89. beşer hayatında da böyle hükümler vermek mümkündür. Ancak bir ucu. Elbette bunda yanlışlıklar olur. B a r t h o d 'un <Moğol istilâsı ânında Türkistam adlı klasik eseridir. muasır usullere dayanarak. Bu da öteki hadi- . Barthold bu eserde birçok genelleştirmeler de yapmıştır ve bu genelleştirmeler Barthold'da daima ihtiyatla ve usule uygun olarak yapılmıştır. Türk tarihine ait tahlil ve terkip hususunda. bunu açık olarak söylemeli ve müellifin yaşadığı zamanı tayin bahsinde (§ 64) kısmen zikredilen vasıtalarla tayine çalışılmalıdır. onun en erken ve en geç hangi devirlerde cereyan ettiği tahmin olunur. T o y n b e e eserlerinde ve nutuklarında böyle genelleştirmeler yapmaktadırlar. Bu eserin tetkik ve terkipten ibaret olan ikinci cildinin (ki 1901 de rusça neşrolunan bu cild 1928 yılında ingilizce de çıkmıştır. Bir insanın bütün ef alini tahlil etmeden o insanın karakteri hakkında hüküm vermek mümkün olduğu gibi. S c h a e d e r ve Arn. Barthod'un bu eserini. W. Bazan tarihi kayıdh olmıyan bir hâdisenin tarihi malûm olan diğer bir hâdiseye herhangi bir münasebeti istitradan zikredilmiş olur. K a r i B e c k e r. fizik ve tabiî ilimlerde olduğu gibi. B a r t-h o 1 d idi.

Şayet elinize geçen ve incelenen. Balkanlar. kültür hayatına. İleride «tasnif plânları» na tahsis edilen «Ek No. Ayn zaman ve mekânlarda zuhur eden hâdiseleri ihtisas mevzularına göre taksim etmek icabeder. Seneleri tesbit olunan vekayie ait materyelin tertip ve tasnifinde de vakaların muhtelif zamanda aynı yerde ve aynı zamanda muhtelif yerlerde zuhur etmesi imkânı da nazarı itibara alınmalı ve bunlar s i n k r o n i k m u r a k a b e usulüne tâbi tutulmalıdır. Meselâ Fatih Sultan Mehmed devrine ait muhtelif vesaik elinize geçti. memleketlere ve sülâlelere göre taksim edip sıralamak icap edecektir. B Hâdiselerin Eser Şekline İfrağı (Tasvir) 90. Böylece bu hükümdarın gençliği.121 senin tarihini tayin etmekte işe yarar. yahut meşhur bir tarihî şahsiyetle ilgisi bulunduğunu gösteren bir ipucu bulunur. muhtelif «mantıkî çerçeveler» şeklini arzeder. Bu materyelin terkibini yapmak için evvelâ onları istifadesi kabil bir sıraya koyacaksınız. yani sebeb ve münasebetler tesbit edilmek üzere tarafsızca kıymet biçip onun zaman. fakat daha tanzim olunmıyan malzeme bütün islâm ülkeleri ve kavimleri tarihinin muhtelif devirlerine ait ise. yahut Fatih zamanında Batı Anadolu. Kırım ve Şarkî Anadolu. İzmir ve Konya gibi şehirlerdeki ve Kırım'daki iktisadî ve içtimaî hayata. Karaman Beğlinin. veliahdlığı ve saltanatı zamanları demek olan 1432-1479 yılları arasında geçen zamana ve bir de İstanbul'un fethi. Intikad usullerine göre incelenen tarihî malzemeye şimdi burada zikri geçen esaslarda. Bunları tetkik ettiniz. ayrı devirlerde ayrı vilâyetlerde ki İstanbul. edebiyat ve san'-ata göre taksim edilir.. Fakat geniş sahalara taalluk eden materyalin tasnifinde zaman ve mekân çerçevesi kâfi gelmez. Meselâ Fatih zamanına ait materyali. Meselâ vesikalarda bu hâdisenin bir hükümdarın hükümet sürdüğü zamanda cereyan ettiğini. Trabzon'un fethi. bunları da devirlere senelere. Bu mevzular muhtelif tarihçilerin kendilerine göre tesbit ettikleri. zaman ve mekân çerçevesine göre taksimden başka. mekân ve mevzulara göre tasnifi ve tarihçinin kafasında yahut kâğıt üzerinde sentez'i yapıldıktan sonra bu materyal ilmî eser şekline sokulur ve bununla tasvir . 4» te ben materyali mevzulara göre taksimin numunelerini de vereceğim. o zamanda Orta Anadolu. Şarkî Anadolu'nun ve Kırım'ın ilhakı. Sırbistanın fethi. Fatih zamanında İstanbul diye mekâna göre taksim edeceksiniz.

Roger B. Benim Umumi l BIc. o. b) Genişçe mevzuların bütün bahisleri hakında müracaat edilecek el kltabı(Handbuch. 1916' g.rin şekli ve mahiyeti gelir. (1927 basımı) F o n c k . Monografiler ekseriya bir veya iki cild kadar olur2). ki üniversite mezunlarının doktora tezleri. B a u e r. Terkibi yapılan materyale eser şeklini vnrmek onu müellifin hitap ettiği muhitte anlaşılır bir şekle koymak hususu garplı metodcular tarafından uzun uzadıya izah edilmiştir. yine ona göre isim verir. Geschlchte des Alter-tums. Mer-r i m a n ' m yazdığı «Kanunî Süleyma»ın tercümei hali) ise. 315-57): fakat bizim için bu incelikler fuzulidir. W" B a u e r. doçent olacakların liyakat (habilitation) tezleri bu cümleye girer. ') 1) Tarihin birçok sahalarını öğrenen tarihçi. 777 . çok vakit küçük eserler olur. T i e t z e Die Methode der Kunstgeschicte. bunlara göre bir isim verir. 166-178.. onun hacmini ve şekli ni tayin eder Eğer eser tekmil cihan tarihine yahut bir milletin. bazan büyük. 329-336. Bu gibi eserlerde bütün bahisleri de menbalar gösterilerek müellifin her tesbiti ve her iddiası mehazlara müracaatla kontrol edilebilir şekle konulur. Meaelâ: B e r n h e i m Lehrbach' . tavaiye edilecek kıymettedir. aşmamak âdettir. 1 (1906) a. . bildiği mevzulardan biri üzerinde bir eser vücuda getirmek isterken. Sentez ve tasvirin nazarî ve amelî meseleleri için bir de H. 2) Bundan sonra tasnif olunacak es '. handbook) yahut maktep ve üniversitelerde tedris kitabı: olur. evvelâ bu mevzua ait yazılmış olan esere muayyen bir isim verir. Paul. Müteaddid cildli ve ansiklopedi mahiyetinde «el kitab> larına da tesadüf edilir. ilmî eserler a) müstakil ve dar mevzular üzerinde geniş ve etraflı tetkik mahiyetinde monografi (yahut~ almanca olarak Abhandlung) olur. a. Wissenschafliches Arbeiten. Bunlar da ekseriya birer cildlik. 2 ) Almanlar kendi ıstılahları olan «Abhandlung» ile «Monografia» yi ayırd ederek iki muhtelif ilmî eseri belirtmek için kullanılırlar (bk. Einfürung. 145-157. ve eser mevzuun hangi bahislerini ihtiva edeceğini tasarlar. Gurundriss der hermanischen Philologie. I. bir devletin tarihini bahis mevzu edecek ise.— 122 ameliyesile tamamlanır. s. ki her mevzuun ancak başını ve mebdeini gösterir. Beiiraege zar Methodik und Praxis des akademischen Studiums. Böyle «el kitabı» da bir yahut iki cildi. 76-110. Bu unvan kitabın mündereeatının umumî ismi şeklinde olmalıdır.798: H. W. 1913. Eser bir tercümesi (meselâ hindistanh âlim M u h a m m e d N i z a m e d d i n i n yazdığı «Gazneli Sultan Mahmud> yahut Amerikalı Prof. teferruatını anlatmaz. 91. essai) mahiyetinde yazılan eserler. c) Geniş mevzulara giriş (methal. ki mehaz gösterilmemiş fakat bibliografi verilmiş olur. 460-480 E d u a r d M e y o r .

g) Muhtelif mevzulara ait tetkiklerin toplamaları meselâ G u t s c h m i e d K l e i n e Sch r i f t e n ve h) İlmî eserlere ait tenkıdî makaleler. talebelere hitap ederek yazılan eserlerdir. K a r a m a z i n ' i n Rusya tarihi. e) Geniş mevzular üzerinde büyük tetkikat. ancak tipik ve mühim olanlarını alıp hâdiselerin mahiyetini ve gidişini anlamaktır. Bununla eserin ilmîliğine asla zarar gelmez. Bunlarda fikir ve mütaleaların dayandığı menbalar gösterilmez.— 123 - Türk tarihine Giriş kitabım gibi d) konferanslar tarzında yazılan ilmî eserler.P u r g t a h ı l'ın Osmanlı Devleti Tarihi. Bir tarihsanatkârane tasvirin peşinden koşamaz ve eserin kıymeti ilmiyesine ehemmiyet vermeyip sadece ifade san'at cihetine daha fazla ehemmiyet vererek yazılan tarihî eserler roman şeklini alır. onda münderiç malûmat muhakkak tenasüp (disposition) esasına göre tanzim edilmelidir. materyalin taksimine ve görünüşlü olmasına. R a m b a u d e t E. i) Mecmualarda neşrolunacak ilmî makaleler. ehemmin mühimden ayrılmasına kitabın okunmasını ağırlaştıracak teferruattan kaçınılmasına ehemmi- . Bilhassa Fransızlarda böyle alimler çıkmıştır. yahut tekmil kitabın sonlarında (bazan başlarında) az yahut mufassal bibliografiler verilir. yani üslubunu o şeklide işliyen dâhi müverrihler de vardır. J o s e p h v o n H a m m e r . I. işte yapılacak eserin bu şekillerden hangisine uyacağı ve cesametini. Dil ve üslubu da hitab ettiği muhit tarafından kolay anlaşılacak. E. Geniş ve muhtelif mevzuları ihtivaeden ve muhtelif devirlere ait olan bir eserin şekli. 2) Eserin ismi ve şekli tesbit olunduktan sonra. f) Tahsil görmüş geniş münevver tabakası tarafından okunmak üzere yazılan ilmî popüler eserler. onun yapılış şekli tasarlanır. küçük büyük (bazan onlarca cild tutan) umumî tarih. ki bütün menbalar gösterilerek yazılan ilmî tarihlerdir. ki konferans salonlarında dinleyicilere. Monografi mahiyetinde yazılan ilmî eserler. Go 1 d-z i h e rin İslama ait konferansları bu cümledendir. hattâ bir şiir gibi yazan. yahut cildlerin. M e y e r'in Eski çağlar tarihi (Geschichte des Altertums) gibi. sa-hife adedi tesbit edilir 92. Fakat ilmî esas-lara'dayanan bir tarîh eseri kolay okunur bir tarzda. Hadiselerin tasvirinde gaye bütün vak'aları almak değil. yalnız bahislerin. mahiyeti ve cesameti ne olursa olsun. L a v i s s e ve onlardan kısaltılmış tercüme olan A h m e d R e f i k Tarih umumî'leri gibi. ve eserler. hatta lezzetle okunacak bir şekilde olmalıdır. Bunlarda malûmat hitab ederken anlayışlı ve toplu olarak serdedilmiş ve bibliograflar derslerin sonuna ilâve edilmiş olabilir. A. B a r t h o 1 d'un Ortrasya Türk tarihine ait konferanslar'ı. cild. yahut memleket vatan ve millet tarihi ve biografıleridir.

ayrı puntoların büyük (majüskül) ve küçük (miniskül) şekillerinden. Xenophon ve Tacitus gibi klasik âlimlerin asırlardanberi fasıl ve paragrafları takarrür etmiş olan ve muhtelif tabılarında aynı fasıl ve paragraf (Kur'anda sure ve âyet) taksimatını muhafaza eden eserlerinden yapılan nakiller sâdece parantez içinde (X. Münderacatı çok mütenevvi ve bahisleri müstakil olan bunların birinin diğerinden âyır-dedilmesi faydalı görülen eserlerde ise (meselâ bu «Tarihto Usul kitabımız gibi eserlerde) metinde sıra ile anlatılan bahisler § işareti ile. mevad ve hâdiseleri izahederler ve bunlar teferruat. 7 Ş 4) gibi şekillerle metinde gösterilir. göstermelidir. Eserin asıl metni (text) bölüm (capitel). Mehazlardan meselâ Kur'an. üzerinde ayrıca durulacak bir mevzudur. Metinde işte bu plânda sayılan hususların dışına çıkan ve mevzu ile ilgisi uzak olan yahut bu ilgi teferruattan olan. siyah yahut açık şekillefinden. Etud mahiyetinde olan eserler metin. ve biz bunun için kitabın sonuna ayrı bir bahis ilâve ettik. büyük ve küçük punto fark larmdan. dış yapılışının mükemmeliyetine ehemmiyet verilmiş olmasiyle de ölçülür' Bu cihetten ilmî eserlerinin «tasnif plânları». Anhang) gibi kısımlara ayrılır. yahut sadece büyük puntolu rakamlarla paragraflar'a ayrılır. kalın kalın ve ince. yahut ona itnâb şeklini verecek şeyler okuyucuyu yoracak ve yanlışlıklara sevkedecek teferuat bulunmamalıdır. Tevrat ve İncil. aynı puntonun. bab ve fasıllara taksimi gösteren plân ve fihrist kitabın asıl Metninde nelerin bahis mevzu olduğunu açık bir sekile1. ona taalluk eden notlar demek olan haşiyeler metin ve haşiyelerden çıkarılan uzun ilmî meseleler ve uzun ilmî izahları ihtiva eden ekler (excurse appendix. teferruatı üzerindeki çalışmaların inceliğine olduğu kadar. Bir ilmî eserin içindekiler itibariyle kıymet. asıl metninde neler ve haşiyeleriude neler yazılması Umumiyetle ilmî eserlerin tasnifiyle meşgul olanlar yazdıkları kl~ bın icabettiğini ayırıp bilmelidirler. 15). (V. Bölüm.124 yet verilir. Haşiyeler metni. bab ve fasıl'-ların. fakat diğer . Herodot tarihi' Stra-bon ve Ptolemeus coğrafyaları. bab ve fasıllara taksimden başka bahislerin biri diğerine bağlılık nisbetini göstermek üzere.. yahut ayrı bahislere taksim edilip kolay anlaşılacak bir hale getirilir. Metin kısmında ancak mevzuun kendisi yazılır. meselâ 10 numara ile belirten puntonun. yahut mehaz göstererek dâvayı teşvik eden şehadetlerdan ibaret olur. yahut metinde mezkûr isim. onların büyük ve küçük harflerden istifade edilerek biri diğerinden şeklen ayrılan rakamlaryahut harflerle işaret edilen ayrı bahislere ayrılır. Münderecati zengin ve müteaddid ayrı bahisleri içine alan eserlerin metinleri bölüm.

Böyle . «Kısatma ve işaretler» 1. Benim tbni Fadlan kitabım ve M a r q u r a r t ı n ermeni müellifi Musa Xorenakfnin coğrafyasından İrana ait kısmını nakil ve tercüme ederek İranşahr ismiyle neşrettiği eserinde bu yol tutulmuştur. Bunun için kitabın bölümlerine ayrı numaralar verilip bir bölüm içinde gelen haşiyeler bölüm sonuna kadar sıra numarası ile gösterilir ve kitabın sonundaki haşiyeler de bu bölümler ve sıra numaraları ile tertip edilir. yabancı dildeki metne ait haşiyeler bu metnin! tercüme ve izaha ait haşiyeler de tercümenin altındaki appartlarda veriliri metnin tahlilinden çıkan bahisler de ek olmak itibariyle tercümenin sonuna alınır. Benim «Umumî Türk Tari-rihine Giriş> kitabımda böyle yapılmıştır. 93.. Şayet kitabın metni yabancı dildeki bir metnin edisyonu'ndan ve onun tenkitli ve izahlı tercümesinden ibaret ise. 3 ve ilah. Tarihi coğrafya ve seyahat kitapları>. 45 ve 85 de gösterilen mahazlar s. böyle eserlerin metinleri kolay okunur. 4) Tarihi ilmî eserler harita ve resimlerle istifadeye daha elverişli bir şekle konulur. ilmî eserlerin «dış yapılış sekilileri. muayyen coğrafi saha yahut sahalar bahis mevzuu olan tarihi eserler için muhakkak zarurîdir.125 mahazlar satır altı «aparatlarda gösterilir. rakamlarla işaret edilen «Ek» 1er şeklinde sıralanmış olacaktır. İlmî kamuslar (meselâ Pauly Wissowa Kamusu ve İslâm Ansiklopedisi gibi) de haşiyeleri sadece metinde vermek âdeti cari olmuştur. Metnin altında verilmesi icabeden haşiyeler uzun olduğu ve bunların ayrı ek (appendix) şeklinde ayrılması da istenilmedtği takdirde bu nevi haşiyelerle kitabın umumi manzarasını bozmamak. 8 ve 12 deki izahlar metne alınırsa fikirleri teferruata karıştıracak mahiyette olduğundan haşiyelere alınmıştır. 1. Bu nevi haşiyelerin istifadesi müşkül oluyorsa da. Meselâ bu eserde s.âlimler eserlerindeki bütün re-ference'ları metinde yaparlar. tasnif şekillerinin türlülüğüne göre türlü oluyor. «Şarkiyata ait mecmua ve saireler» «Tasnif plânları». Mamafih bazı. «Tarih ilminin ayrı şubelerinin metodları». Harita. haşiye ve ek farkları yapmıya hiç lüum olnuyor. Şimdi bu «Tarihte Usul» kitabımızda da metne sokulması mevzuu dağıtacak ve karıştıracak olan uzun bahisler kitabın sonsna «Türk tarihine dair menbalar». 5-6. okunuşunu ağırlaştirmamak için bütün sayfa aşağısı notlar kitabın sonuna nakledilir. İlmî eserlerin yapılış şekline ait bir mesele de kısaltmalar ve işaretler kullanmakta zabt-u rabtın temindir Bu mesele kitabın sonuna ayrı bir «ek» te anltılmıştır. Keza metnin okunmasına yahut izahına ait küçük haşiyeler de bu apparatlarda verilir.Şöyle ki bazı tasnif şekillerinde metin.

— 126 — haritalar kitabın sonuna mufassal bir şekilde ilâve edildiği halde. tahlilî analitik de olur. Temür'ün tarihinde Kıpçak. Arkeoloji ve san'at meselelerini bahis mevzuu eden eserlerde bu resimler kitabın sonuna levhalar ve ekler şeklinde de ilâve edilir O vakit kitabın metninde bu resimlerin bulunduğu levhaların numaraları ve bu levhalardaki resim (figür) sıra numaraları ile gösterilir. Resimler. Kanunî'de Trablusgarb hep sahife içinde 6X4 ve emsali büyüklüklerde küçük krokiler ilâve edilirse bu eser çok anlayışlı bir şekil alır. Uygurlarda Doğu Tiyanşan. Meselâ Rostovtsev'in «Bosforos'ta İranlılar ve Greklen kitabının almanca tabı böyled/r. hattâ eserde isimleri geçen müelliflerin isimleri için ayrı ayrı fihristler yapmak âdeti vardır. Fakat birçok tetkik mevzuları resimle ifade edilemiyecek şeylerden ibarettir. Fakat en iyisi bütün bunları bir arada toplamaktır. Türk tarihine ait eserlerden meselâ Hunlar faslında Şimalî Çin ve Doğu Avrupa. Batı Türkistan ve güney Rusya. her şahıstan veya hâdiseden de başlıca hangi sahifelerde bizzat hangilerinin de bilistidat anlatılmış olduğu kalın ve ince puntolu rakamlarla gösterilmiştir. Keza resimli popüler umumî tarihlere ve vatan tarihlerine de konulur. garib kelime ve is-tilâhla. Yani her şahsın yahtda maddenin ne münasebetle zikredildiği fihriste kısaca anlatılır. veya her maddenin ne münasebetle zikredilği kaydedilmiş olduğu gibi. Böyle tahlilî fihristler bilhassa ingiltere'de dikkatle işlenir. kavim ve kabile isimleri. san'at tarihi eserlerine muhakkak ilâve edilir. Çengiz'm tarihinde Şimalî Çin. İngilizler çok zaman böyle yaparlar. daha ziyade ilmî~seyahat raporlarına. Bunda coğrafî isimler. kitabın metnine de küçük küçük. buna muhakkak isimler fihristi koymak lâzımdır. Göktürkler kısmında Orhun sahası. haritalar şeklinde sokulabilir. 5) Tarihi eserler. şahıs isimleri. (Fihristler sırf isimlerden ibaret olduğu gibi. Bunlardan bizim için numune olabilacek olan birisi d e H e n r y Jul e'ün The Book of Sır Marco Polo'sının (üçüncü neşri 1929 da çıkmıştır) ikinci cildi sonundaki fihristir. Fatih'te Mora ve Sırbistan ve Otlıkbeli. numune olmağa lâyıktır. mevad isimleri. Türk tarihi ile ilgili eserlerden meselâ Amerikalı Owen L a t t i m o r e'ün 1940 da çıkan tnner Asian Frontiers of China kitabının muhtelif yerlerine konulan krokiler. Benim kitaplarımdan «Bugünkü Türkistan ve Yakın Tarihbnin 1947'de çıkan ikinci tab- . Muayyen mevzular üzerinde tetkik mahiyetinde olup bahis mevzu olan maddeleri bu resimlerle göstermek zarureti olmıyan monografilere de resimler konulmaz. 94. Burada her isim. Hind ve Ankara seferleri. meselâ 100 sahifeyi geçerse. Ya-vuzda'da Çaldıran ve Mısır.

127 — inin fihristi de kısmen böyledir. Müteaddid yerlerde zikredilecek me'hazları her zikredildiği yerde tam ünvaniyie zikretmek kitapta fazla yer ve müellifin de fazla vaktini işgal edeceğinden. bu üç iş safhasının. Böyle kısaltmalar unvanlardaki esas kelimelerin baş harflerinden ibaret olmak üzere araları noktalarla ayrılmayan büyük (majüskül) harflerle gösterilir. tarihe ait eserler vücuda getirilirken biri diğerini takibetmek üzere tedricen geçirilmesi icab-eden bir basamak intibaını verebilir. fransızca vesaire eserler diye lisanlara göre ayırarak gösterenler vardır. Böyle bir sıralama. bunlardan islifadeyi kolaylaştıran kısaltmaların alfabe sırasiyle sayımı 9 ve 16 sahife tutar. kolaylaştırmanın yolları vardır. 96 7) Sentez bahislerinin sonunda tahlil ve terkipde sıra meselesine de temas etmek yerinde olur. S. ayrı bir cilde yahut son cildin sonuna koymak daha iyidir. Bu usulü kabul eden eserlerde kitabın asil metninde ve haşiyelerinde mehazlar asla tam ünvaniyie naklolunmayıp ancak kısaltmalariyle gösterilir. Menbalar çok ve muhtelif dillerde ise. 95. Fakat bunu tedvin etmek meseleyi iyi kavrayabilmekle ilgilidir.) Eserde istifade olunan me'hazlar ve diğer kitapları gösteren bibliografi veriliyorsa.' Tasnifde çok mehaz kullanılan eserler için bu usul çok iyidir. Bu lüzumsuzdur. Fakat eserler dillere ve ihtisaslara ayrılarak gösterilecek olursa dahi. Yani 1) tarih tetkiki müm- . Meselâ A. bunun da usulleri vardır. Muasır Mısırlılar fihristleri ayrı cildlere dağıtmakla bu fihristerden istifadeyi güçleştiriyorlar. Tarihî eserler için mevad fihristi çok zarurîdir. Bizim Türk tarihine ait eserlerden profesör B e r t h o l d S p u l e r ' i n Moğollar devrinde Iran ile Altın Orda da Bibliografi böyle gösterilmiştir.. Metod bilgisini «kaynaklar bil-gisi>. 1938 de böyledir). Atiya The crusade in the later Middle Ages. Böyle madde fihristinin ayrı yapılması daha makbuldür. Bu da zikri geçen bütün eserlere birer numara koymak ve bütün menbalar için işaretleri koymak ve kısaltmalar için ayrı bir index yapmaktır. kısaltma işaretleriyle nakletmek âdet olmuştur. Bunlar da kitapların ihtisaslara ayrılmış ve numaralanmış fihristi 40 ve 55 sahife. Meselâ Journal de la Societe Finoougrienne yerine JSFOU. bundan istifadeyi. Fihristler her cild için değil. Wiener Zeitschrift fiir Kunde des Morgenlandes yerine WZKM. «intikad» ve «terkib» diye üçe ayırarak bahis mevzuu ettik. bunları arapça eserler. Keza eserleri mensup oldukları hususî zümrelere göre ayırmak ta biblografiyi dağılır. İşte bu indexde gösterilen numaralara bakarak mufassal biblio-grafyadaki eserler bulunur.

Fakat bu nevi «tedricilik> (con-sequence) ancak bir eserin telifi işinin son neticelere geldiği zaman tatbik olunur. etnografi. ki aynı meseleleri ilk kaynaklardan öğrenirken. keza bir kaynağın diğeri üzerindeki tesirini tetkik eder ve bunları bir sisteme koymağa çalışır: 2) sonra haberlerden hâdiselere geçer. antropoloji. meskukât. Bütün bu tahlil ve terkib şartlarını cibillî bir iş olarak benimsemesi. ondan ancak bu üç safhada riayet edilmesi zarurî olan şeraite bihakkın riayet ederek eser vücuda getirmesi taleb olunur. Yoksa bir tarihçi. ve sonra terkib yapması talep olunmaz. terkib ile meşgul olurken tarihî intikad usulünü tesbit etmek ihtiyacı hâsıl olmuştur. sonra tahlil. 3) Bu tetkikin tam mâ-nasiyle esaslı olması ve neticelerin gerçekten esaslandırılmış olması için tarihçi elindeki kaynakların mümkün olduğu kadar çok ve etraflı olması için kaynakların içine dalıyor Bununla yukarıdaki taslağa göre herşeyden önce işlenmesi icabeden «kaynaklan toplama> işi sonraya gelmiş oluyor. Çok zaman tarihçi öteki üç «tedricî sıramın aksini yapıyor: 1) O tarihe ait müstakil bir ilmî eseri yazmaya başlamadan önce. yahut her ikisi aynı zamanda husule gelmiş olur. bu hâdisenin hakikaten vâki olmuş olduğunu işhat eyleyen bir vesika şeklini alır. Diğer taraftan onun bu eserini ne gibi takdim ve tehirle vücuda getirdiğinin ehemmiyeti yoktur. 2) Tarihçi bu işe giriştikten sonradır.— 128 — ün olduğu kadar zengin malzemeye dayandırılır. Bazan bir hâdisenin kendisinden evvel ve sonra zuhur eden hâdiselerle sebeb ve müsebbeb olmak sıfatiyle bağlılığı. ve bunları da aynı şekil de tetkik ederek sisteme koyar: 3) nihayet hâdiseleri zaman ve mekân çerçevesine ve mevzu ve ihtisasa göre sıralayıp aralarındaki sebeb ve sebeblendirme bağlılıklarını tesbit eder. Zaten tarih metodolojisi kendisi de bu esas dahilinde vücuda gelmiş olup. Sonra arkoloji. bazı farkların şayanı itimad olmadığı gözüne ilişiyor. filoloji gibi ilimlere müracaatla kaynak sahasını genişletmek yoluna gidilmiştir Yani tarihçiden tarih metodolojisinde alınmış olan sıraya harfiyen ve sıra ile önce kaynakları toplaması. hâdiselerin zuhur ve teakubu ile tedrici inkişafı hakkında bir f i ki r ediniyor ve tetkik mevzuu da çoğunca bu yolla taayyün etmiş bulunuyor. bir eser . kendisinden evvelki âlimlerin eserlerine dayanarak. onların itimada şayan olup olmadığı cihetini. Yani böylece «terkib» de yapılacak iş «tahlilce tekaddüm etmiş. yani intikad melekesi (esprit cri-tique) denilen hususiyete mâlik olmasıdır. müverrih onları toplar. bu ise tahlil ile terkibin aynı zamanda yapılması demektir. ve dolayısiyle ancak şimdi bütün malzemeyi tenkidi surette tahlil ediyor.

tabiî ve medenî âmillerin tesbiti hususuna bihakkın riayet ettim mi diye düşünüp başını yoracak olursa o tarihçi metod işini daha benimseyememiş demektir ')• Şür söylemek istidadı olmıyan birisi. eksikleri varsa ikmal etmek. Tarihî kavrayış istidadına mâlik olmıyanlar da ne kadar tarih metodiyîe uğraşırlarsa uğraşsınlar ve ona harfiyen riayet etmeğe çalışsınlar. Hazırlıksız ve eksiz vesaitle girişirse mesâisinin beyhude olacağını söyleyerek kendisine bu gibi mesâide takibi j) Blc. kaldıkların ve diğer malzeme ve vasıtaların mevcudiyetini kasdediyoruz. tstoriya izaçenga vosoka. Leningrad. aceba ruhî. bu eserin Orta . şayet böyle eserler ortada yoksa bunu tesbit ederek. mevzuu ilk defa ve yahut yeni malzemelere göre tetkik etmekle vücuda gelirİyi fransızca. s. 20-21 Tarihte Usul F. B s r t h o 1 d. Bunları göz önünde bulundurmadan başlanan işler akîm kalacak yahut yalan keşif davalariyle nihayete erecektîr: Hazırlık derken.— 129 vücuda getirirken. bunu işlemek için gereken hazırlık ve vesaitin mevcudiyetini nazarı itibara almanın lüzumuna işaret etmek isterim. aruzu nekadar dikkatle öğrenirse öğrensin şâir olamaz. bu işim acaba dış veyahut iç intikadının falan veya filân kaidelerine uydumu. Çünkü bir ilmî eser ancak o mevzua ait yazılmış ve basılmış eserler varsa. metod görmüş olmak kastedilir. mevzuların tetkiki için gereken ilmî neşriyatın. Bilâkis büyük bir şairin eseri aruz için numune ve misal olduğu gibi. yine asla ilmî bir eser vücuda getiremezler. 9 . Maamafih bütün bu dediklerimiz daha çalışma merhalesinde olan tarihçilerin tarih metodolojisinin gösterdiği yoldan bir dakika olsun ayrılmalarına iddiacılık yoluna girmelerine müsamaha nazariyle bakmak gibi telakki olunmalıdır.ve Şimalî Asya'ya ait kısımları-ni tetkik etmiş ve Türklerin tarihine dair büyük keşifler yapmış olduğu iddiasında bulunmuştu. 97.8) Terkib bahsinin sonunda ilmî bir mevzuu ele alırken. nümüne olmaktadır. esprit critique'e mâlik olup tarih tetkiki işlerinde bilfiil çalışma ile meleke hâsıl eden ve bunda kendiliğinden kaideler çıkarıp metod sahasında yeni buluşlar yapan büyük âlimlerin eserleri. W. ingilizce ve arapça bilen ve tarihle meşgul olan bilgi sahibi bir subay mütekaidi bundan 9—10 yıl önce meşhur Arap coğrafyacısı Idrîsî (Şarif al -ldrisi)nin eserlerinin Köprülü Kütüphanesi nüshası üzerinde çalışarak. 1925. onları dikkatle okuyup gözden geçirmek. ihtisas sahasının üstadları önünde mektep görmüş. üstadlarîa beraber çalışmış. vesaitin mevcudiyeti derken de.

Arapça bir kitabı okuyup doğrudan doğruya Rus erkânı harp ve Alman Kiepert haritasına bakarak bir iş yapılmaz. müteessir oldu ve «alelade bir müsteşrik Topkapı Sarayı'na gidiyor da Piri Reis'in haritasında Amerika keşfine dair kıymetli şeyler buluyor. inci asırda yaşıyan idrîsî Karluk.ve Şimali Asya'nın mufassal Rus erkânı harp haritasını. 11. 1896. Anadolu için de K i e p e r t haritasını ele alarak işe başlamış ve güya Idrisî'de zikrolunan bütün coğrafî isimleri bu haritalar üzerinde tesbit etmiş. M z ı k gibi âlimler tarafından tesbit edilmiştir ')• Vatandaşımız ise. -nin aynen Ptolemeus'dan aldığı sabit olan i'frlJU = OTTopoxoppa ve U-U-l = L U_l = Ixv9ıa'yı Kazakistan'da ancak son Rus idaresi devrinde zuhur eden Tokraunsk veSpassk isimleriyle birleştirmişti.Diğer taraftan İdrîsî. Roma. Oğuz ve Başkurtların ülkelerinde sa1). Stuttgart 1939 ■. Türkistan'da olduğu gibi. Kimâk. idrîsî. bunlardan haberdar olmadığından. M a r q u a r t ve H. Çünkü bu hususta müracaat edilecek eserler.1 7 de kısmen gösterilmiştir. 43-44 . ldrisî'nin eserindeki tül ve arz derecelerinin şimdikilerine nisbeti. Anadolu'da da tesbit etmeğe muvaffak olmuş olduğunu zannetmiştir. Bu nevi tetkikatta bulurken. M. Deutschland und teine Nach-barlaender idrîsî. A. N a l l i n o . yukarıda (§ 73 de) kısa olarak izah ettiğim veçhile Ptolemeus'a ve onun arapça tercümelerine bağlıdır. muahhar zamanlardaki marşrutlara tevakkufu tesbit edilir. Başkurtlara. p. eğer varsa. Zira İdrîsî bu malûmatın çoğunu kendisinden evvelki eserlerden almıştır. meselâ İdrisî'den evvelki ve sonraki islâm coğrafya ve tarihî eserleri elde bulunmalıdır. eski coğrafya kitaplarındaki marşrutların. bir de Orta .130 zarurî olan usule dair fikirlerimi anlattığım zaman. Al-Kuvıarizmi e il suo rifacimento della geographia di Tolomeo. Bu da italyan riyaziyecisi Nallino.Honigmana Buna ait edebiyat W. coğrafî ve tarihî malûmata mâlik olmak ve bu sahada çalışma usullerini bilmek şarttır. Bk. Bizim vatandaş hazırlıksızdı.. yine C. benim yaptığım neden ilmî olmaz?> dedi Bu zat ldrısi'nin Köprülü Kütüphanesindeki aslını. Idrisî'de Oğuzlara. Çünkü bir tarih ve tarihî coğrafya mektebi görmüş ve bunların usullerini benimsemiş değildi. eski coğrafî eserlerde görülen coğrafî isimlerin arada geçen asırlar zarfında ayniyetini muhafaza ederek gelmiş olmaları. Karluk ve Kimâklara nis-bet edilen şehir. 8 . hemen "vesait" meselesi ortaya çıkar. Herşeyden evvel. Bu husus Ortaasya için de böyledir. nehir isimlerini. alman müsteşriki J. Hoenerbach. bu coğrafî isimlerin tarihî eserlerde izi olup olmaması.

) Şehabeddin M e r c â nî M uqaddimat-u Vafiyat-ı al-aslâf. bunların bazıları tamamiyle şimdiki çöl mıntıkasına tesadüf etmektedir. İtalya. J 2 ) Festschaift für D. Mzık'ın ve Conrad Miller'-in neşriyatını elde bulundurmak lâzımdır.131 nayi ve ticareti inkişaf etmiş zengin şehirlerden bahsediyorlarsa da. Tuu-1 i o ve Hoenerbach gibilerin neşriyatını gözden geçirmiş olmak lazımdır.. . hatta müsteşrik kongrelerinden birinde bu mealde rapor okunmuş. Kazan. Bu cihetten Idrîsî'nin Endülüs. s. 80 kişilik bir Arap heyetinin gemilere binerek Endülüsten Atlantik denizine açıldıklarına ve meçhul insanların yaşadığı adaları keşfettiklerine dair haberine ve aynı mealde diğer kaynaklardaki bazı kayıtlara dayanarak. Edil (Volga) ve Tuna Bulgarları gibi. ChzuoUon. Magrib. Filvaki aynı Idrîsî'nin 1041 (hicrî 433) yılında.o'i <•* yahut jıkJ\3 jUdlj JUlj jUVb İjû yahut ^Uı jLJ!_. s. o cümleden (1883 de) kazanlı Şehabeddin Mercânî tarafından ileri sürülmüştür2). Baltık. Jl^^l . coğrafya tül ve arzına bakılırsa. N ö l d e k e . v. Bunun gibi Mısır'da A h m e t Z e k i Paşa ve Tahran'da S a-' î d N a f î s î gibi alimlerin bir çok eserleri de hazırlıksız ve vesaitsiz yapılmıştır. Idrîsî'nin menbalardan istifade de pervasızca hareket etmesi onun sözlerine bakarak hemen hüküm çıkarmanın doğru olmadığını meydana koymuştur. Arapların Amerika'yı Ispanyalılardan tam dört buçuk asır evvel keşfettiklerine dair mütalaalar son asrın diğer İslâm müellifleri. S c h i a p p a r e l l i . 1883. 337 - 338. Bizzat onun Oğuz ülkelerine ait malûmatı Barthold tarafından ') kısa olarak hülâsa edilmiştir. Berlin 1899. 226-241. fakat muvaffak olamamıştır. Ahmet Zeki Paşa Arapların Amerika'yı Kolumbus'dan daha evvel keşfettiklerine dair yazılar neşretmiş. Almanya ve Finlandiya ülkelerine ait kısımlarını neşir ve tahlil eden D e G o e j e Dozy. Balkan. Diğer taraftan sanayi ve ticaretin inkişafını ifade eden tabirler ( ijÇ. Bütün bunları tesbite medar olacak eserler istanbul kütüphanelerinde yoktur.^W ) Idrîsî'nin Almanya ve Skandinavya taraflarına dair verdiği malûmatta da tekrarlandığında klişe intibaını vererek şüpheyi mucib olmuştur. T o m a s c h e k . Ural Başkurtları ile Tuna Macarları Arap kaynaklarında birbiriyle karıştırıldığından bu kavimlere nisbet edilen şehirlerin hangi ülkelere ait olduğunu kabul etmekte de ihtiyat lâzım geliyor. Idrîsî'nin haritaları Ptolemeus'un ve arap müelliflerinin haritalariyle karşılaştıran H.f ç»1jl*j Jj^j Cj-».j>.

. bundan 20. . V' Asronomie et le CalendrUr chez Us anciens Turcs. Kıymetli riyaziyecimiz Prof. 2 P r o f. Ustad bu gibi takvimleri tetkikte medar olacak mühim menbaları istanbul'da elinde bulundursa idi. Hazırlıksız ve aimanyanın küçük bir şehrinde vesait kifayetsizliği içinde çalışan bu 1) Encylopedie de Vislam. Yani vesaitsiz çalışmanın akameti yalnız Şarka ait bir iş değildir. islâm kaynaklarına müracaat ederek. Bizde. nesillerce intişar ederek muhtelif ilim sahalarında devirler açmış olan hususî ilmî mecmuaların ve külliyatın bulunmamasıdır. Meselâ bundan beş sene önce Almanya'da R. Bu mevzuu İslâm Ansiklopedisinde bahis mevzuu eden H e n r i B a s s e t b u mevzuu sadece "expedition legendaire des aventuriers" diye vasıflandırmakla iktifa etmiştir '). Fa t i n Gökmende İkinci Tarih Kongresinde "Eski Türklerde heyet ve takvim" mevzuu üzerinde çok enteresan bir konferans vermiş. fakat hazırlıksız ve vesaitsiz yapılan iş Samanîler zamanındaki kültür hayatı tarihine hiç bir yenilik ilâve etmemiş. Türkler gibi Çinlilerde de kullanılan bir takvimin şimal garbı Cinde yaşıyan Türkler tarafından. Çünkü çok muahhar zamanda yapılmış riyazi hesaplar doğruluğunu çok eski zamanlara aksettirecek inceliklerle yapılabilir.khalidât maddesine ek. böyle büyük tarihi dâvayı sırf riyazi hesaplara dayanarak ileri süremezdi. işlenmiş olduğunu riyazi delillerle ısbata çalışmış. böyle bir deniz seferi yahut seferleri yapılmışsa. faraziyeleri akim kalmıştır. F a t i n G ö k m e n . Bu gibi şerait içinde. yine orada. o Kanarya adalarının ötesine gitmemişrir. II. 932 Gazair al. Vesaiti. 42-44. 29 Bk. yapılan bütün bu nevi <keşifler> hazırlıksızlığın ve vasıtasızlığın neticesidir. istanbul 1937 p. kütüphaneleri. III.132 Fakat Endülüs'ten Lisbon (Uşbüne)'dan. fakat bu meselede "tarih unsurunu asla itibar nazarına almadığını" fransızca olarak neşrolunan bu raporunda açıkça söylemiştir 2). müzeleri her ihtiyaca kâfi gelecek de-cede zengin olan mesûd şehirler Garpta da parmakla sayılacak kadar azdır. 98. H e n n i g isminde bir müdekkik Doğu Avrupa ve Şimalî Asya'ya ait seyahatnameleri ve diğer tarihî vesikaları bir arada toplayıp Terra Inco-gnita unvanı altında iki cildlik büyük bir eser neşretti. Sacid Nasîfîde Narşaxi ve Rüdaki hakkında çok geniş tetkikatta bulunmuş.000 yıl önce. Bizde ise en büyük eksiğimiz Avrupa'da ilmin terakkiyatı yolunda önderlik eden ulûm akademilerinin ve diğer ilmî cemiyetlerin mevkut ve gayrı mevkut mecmua ve serilerinin. vesaitsiz hir memleket yahut şehirde çalışanların eserleri Avrupa'da da muvaffakiyetsiz-liğe uğramağa mahkûmdur.

"kışın eksikleri not ederek yazın Avrupa kütüphanelerine gidip o eksikleri telâfi etmek usulü de vardır. kendisine bu harita gösterildiği vakit. sonra yazın Avrupa'da ikmal edilmiştir. . Şimdi burada zikri geçen P i r i R e i s'in hatırasının keşfi ve bunun ilim alemine tanıtılması da buna bir misal teşkil eder. Vesaiti tedarik etmek için Avrupa kütüphaneleri arasında gayet ucuz. bizde bu iş daha yapılamıyor. 239 . Maamafih harpten önce lstanbuldaki Alman ve Fransız Arkeoloji En-sititüleri Avrupanın müteaddit kitap haznelerinden kitap getirmekte bize vasıta oluyorlardı. O bunda Kolumbusun 1498 senesinde tertip ettiği haritanın bir kısmının bulunduğunu hemen anladı. M a j o r ' u n Kolumbusun mektuplarına dair eserlerini hemen buldu. Bundan başka istanbul ve Ankara'da mu'di lilmî mevzular üzerinde çalışan profesörler için. Yani eser kışın İstanbul'da yazılmış. P. memleketler arasında da bu iare usulü tatbik edilmektedir. ora üniversite kütüphanelerinde Yeni Dünya keşfi tarihine ve o zamanki haritalara ait İtalyan alimi C e s a r d e Lolli s'in Romada basılan büyük eserini.133 zatın emekleri çoğunca fantazi mahsulü olduğu için tam bir akamete uğradı '). ingiliz alimi H. fakat tam emniyet altında yapılan kitap mübadelesi usûlü yerleşmiştir. Bundan başka Garp kütüphane ve müzelerinden ucuz fiatla fotokopiler getirtmek te mümkündür. ı. Yalnız bir şehirden ikincisine değil. Meselâ ben Türkiye'de yazdığım bir çok eserlerimi böyle yazmışımdır. BilhassaŞarkta meselâ Al-Kindl. Ispanyalı L a s C a-s a s'in İspanya tarihine dair vesikalar külliyatının 62 . El-Bîrûnî Ab-ucl-Barakâı al-Bağdâdi gibi eserleri muhtelif ilim sahalarında dal budak salan âlimlerin eserleri üzerindeki çalışmalar böyle mütehassısların yardımını kaçınmaz kılmaktadır. Fakat zikri geçen ldrîsî meselesi gibi mu'dil mevzular üzerindeki çalışmalar çok vakit bu usullerle de halledilemiyor. (c. Bu haritayı keşfederek ilim alemine tanıtan Prof.. 1929 Ekim ayında Topkapı Sarayında.66 ncı cildini teşkil eden ve Madrid'de intişar eden eserini. XXII. Sonra o haritanın fotoğraf nüshalarını Bonn Üniversitesine getirtip çalışırken. K a h 1 e. eksik kalmış. Fakat mesele bu !) Bu zatın ayni tipteki diğer yazısı da Der islam mecmuasında çıkmıştır. Bizim kütüphanelerimiz henüz beynelmilel itimadı kazanmamış olduğundan.265). fransız V i g n a n d ' ı n Tos-canelli ve Kolumbus haritasına ait eserlerini. böyle mesâi muhtelif ilim ehillerinin yardımım temin etmeyi icap ettiriyor. önünde ne gibi bir eserin bulunduğunu farkedecek kadar hazırlığı vardı.

Prof. Kahle. basit gerçekte mu'dil mevzular üzerinde meşgul olup. K r e t s c h m e r . bu mevzu üzerinde Leyden'de Müsteşrikler Kongresinde. Bunlar da Viyana'da Prof. Fakat bunlardan evvel hazırlığımız ve vesaitimizin müsait ) P. eserinde şükranla yad ederek. De La R o n c i e r e gibi güzide âlimlerle muhabereye girişerek meseleyi tam olarak aydınlatabildi. dünyanın dört köşesindeki âlimlerin samimî ve kalpten yardımlarını da temin ederek eserler yazabilecek 5-10 âlim yetişirse o vakit ilim sahasında artık ayağa kalktık. E. İşte Kolumbus'un üçüncü seferinden sonra 1498 de tertip edilen haritasının Avrupada mevcut nüshalarında Koîumbusun fikrini aksettiren bu mühim parça bulunmuyordu. K. Piri Reis'in haritası gibi ilk görünüşte. N2. Bu teteb-bular neticesinde anlaşıldı. ilim yapan diğer milletlerin seviyesine yükseldik demek olacaktır. O b e r h u m m e r . I I I . Acaba vesaitimiz eksiktir diye mu'dil tarihî mevzular üzerinde çalışmıyacakmıyız? Elbette şimdi burada anlattığım usul dahilinde çalışmalıyız. P. Şimdiki Haiti adasını o. Aligarh Maslem Universitg Journal. Kahle bu tetkikat neticesini 1933 te almanca ve 1935 te ingilice yayınlayıp ') Topkapı Sarayında yapılan keşfi ilim âlemine tanıttı. vesaiti de bulup. başkalarına müracat edip yardım istemek te kendi cehaletini ifşa etmek gibi telâkki edildiğinden bizde herkes kendi başına çalışıp hemen bir keşif yapmak iddiasına düşer. Prof. Şarklılarda ilim işi bir sır. Berlin Üniversitesinde Amerika keşfi tarihi ile meşgul Prof. ki Piri Reis haritasında Orta Amerikada Küba ve Küçük Antil adalariyle Venezüella sahilinde küçük Tirinidad adası yanında karaya indiğini gösteren parça muhafaza olunmuştur.134 kadar bol vesaitle de halledilemedi. aynı müellif. Nunn. KoluTibus buralara geldiği vakit Marco Polo'da okuduğu Japonya ile Katay'ı. Meseleyi muhtelif alim ve mütehassısların yardımı ile tesbit ve hallettikten sonra. Kahle dünyanın dört bucağında muhtelif ilim merkezlerinde Amerika keşfi ve Kolumbus mevzuları üzerinde çalışan büyük otoriklerin yardımına müracaat etti. 1935. Elbette P. Pariste Amerika ve Afrika keşfiyat tarihi mütehassısı Prof. yani Çini bulduğunu zannetmişti.ödedi. l . E. Oberhummer de Viyana Ulûm Akademisinde bu harita hakkında maruzatta bulundular ve P. kendisine bu işte yardım eden âlimlerin haklarını da. The lost Columbus Map of 1498 ditcovired in a Turkish Map of the World of 1512 d. Amerikada aynı mevzuun mütehassısı Berkley profesörü G. vol. Marco Polo'daki Zipango.. Kahle. Die verschollene Colarfbas-Karle von1498. Kahle. Bizde Idrîsî'nin coğrafyası ve haritaları. 99. Berlin 1933. yani Japonya zannetmişti.

hatta bazı alimlerin tekmil eserlerinin külliyatı toplu olarak ancak bizde bulunmaktadır. a'râz farklarıyle. Fakat hayat onlara bağlı değildir.135 olduğu mevzuları tercihan ele alabiliriz. Tarih beşeriyetin bir tercümeihali ve ruhiyatı gibidir. Arap ve Iran edebiyatına. Bir taraftan ihtiyacımıza tetabuk eden ve yahut bilâkis onlara aykırı gelen haricî ahval ve şerait. Meselâ tarihimizde Osmanlı devrinin bütün safahatı ve Ortasya Türk tarihinin tekmil islâmî devirleri İstanbul'da pek mükemmel olarak işlenebilir. yine ayni istikamette başkaları tarafından idame ettirilmiş bulunacaktı. İnsan bizzarure kendisinin sebeb-i vücudunu düşünür..Tarihi tabiînin gayesi nasıl arzın ve onu teşkil eden her şeyin maddî hayatını öğrenmek ise. Kendi hayatımızı ve bugünkü vaziyeti muhakemede bile fikirler muhteliftir. insaniyetin iç müessir kuvvetleri insanların mukadderatında kat'î olarak müessir olmuştur. meselâ zelzeleler. Kendi hayatımızı tetkik ederken görüyoruz. Osmanlı tarihi ve İslâm tarihi için ise. beşerî tarihin gayesi de. Muahhar devirlerinin tarihine dair Hazine-i Evrak (Arşiv) vesikaları üzerinde çalışmalar da böyledir. ki mukadderatımız üzerinde esâs itibariyle. Hattâ bir çok mevzular ancak ve yahut en iyi bir surette burada yapılabilir. feyezanlar. bizzat müellifleri tarafından yazılan yazma nüshaları. İşte bu sebeple çeşit çeşit tarih felsefesi doğmuştur. harpler ve vebalar. Camialarda da bu hal vakidir. İslâm tarihine. Ben 1939 yılı umumî Türk tarihi derslerine başlama derslerimde bunların Türkiye dışı Türk tarihine ait mevzulardan 260 kadarını doktora ve mezuniyet tezleri olarak ele alınacak ve Iştanbulda işlenebilecek mevzular olmak üzere saymış listesini vermiştim. Maruf erlerin (kahramanların) ve dehâların da tesiri vardır. beşeriyetin maddî ve manevî hayatını öğrenmektir. O halde tarih için de öyle olmak icap eder. iklim değişmesi gibi tabiî hâdiseler ile beraber ferdî yahut maşeri seciye. bu mevzular saymakla tükenmez. Bunlar tarih . diğer taraftan da şahsî ve maşerî seciyemiz. III TARİH FELSEFESİ 100. Bu gibi erler olmasa dahi tarihin gidişi bazı. Umumî şerait. Böyle mevzular ancak bizde yapılır. Birçok islâm âlimlerinin eserlerinin. iki şey müessir olmaktadır. fıkh ve hadis tarihine âit en mühim mevzular da memleketimizdeki kütüphanelerde muaffakiyetle işlenebilir.

îste bütün insaniyetin tarihi ancak bu bakımdan tetkik edilir. Birçok katolik ve cezvit âlimleri. 2) materyalist telâkki. bunu üstüörtülü surette anlatırlar. Maamafih fikirlerini açık söyliyen ve bütün beşeriyet tarihini ilahî ve şeytanî idelerin mücadelesi tarzında tasvir eden hıristiyan müverrihler de çoktur. 4) idealist tarih telâkkisi. fakat Ortaçağ hristiyan âleminde olduğu gibi. Pater W. Kitabın ismine bakılırsa. Bunlara göre insaniyetin tarihî hayatının münderecatı ve kıymeti hayatın bir ilâhî hükümranlığın esas kanunlarına tevafuk edip etmemesine göre taayyün eder. Tarih metoduna ait faydalı eseri dolayısiyle bu derslerde ismi çok geçen Profesör A l f r e d F e d e r bunların mutedilidir. Devlet ya Al-lahın. 1 TEOKRATİK TARİH TELÂKKİSİ 101. eser bir sosyalist tarafından yazılmış telâkki edilebilir. Onlar 1) teokratik ve dualist tarih telâkkisi. S c h m i d t "Allah fikrinin menşsi. Meselâ Viyana-lı Prof. 5) ekspressionist ve 6) nihayet hümaniteci tarih telâkkisi.. Bir memleket ehalisi. 3) positivist tarih telâkkisi. fakat bunu cezvit papaslarının postnişini sırf katolik hrisitiyanlığını muasır bir kıyafete bürünerek. esasen bu fikri taşıdıkları halde. Z i y a e d d i n F a h r i F ı n d ı k o ğ 1 u 1946 yılında çıkan Metodoloji ve 1947 de çıkan İçtimaiyat ve Hilmi Ziya Olken içtimaî doktrinler nam kitaplarında toplanmış bulunmaktadırlar. Bizim İslâm tarih edebiyatında da din hâkim mevkii işgal eder. tarihini kaim bir cild olarak yazmıştır. telkin etmek mak-sadiyle yazmıştır. bir hıristiyan mütefekkire göre de hıristiyan dininin mukarreratına uygun bir ilâhî hayat bahis mevzuu olabilir. ancak din ehillerinin emrine tâbi olarak hareket eden mütedeyyin devlet adamları tarafından idare olunursa.— 136 — öğrenmesinde de in'ikâs eder. mesut olur. ve bu da bir şeytanî hükümranlığa tâbi olur. Biz burada da Tarih felsefesi nazariyelerinden ancak maruf olan bir kaçını alıyoruz. Muhtelif tarih felsefesi nazariyelerini Prof. Diğer dinlere mensup olanların hayatı ise şeytan tarafından i-dare olunur. Onun için de tarih muhtelif feylosoflann nazariyatı tatbikte esas ittihaz edilmiş ve edilmektedir. Büyük bir âlim olan bu zatın bütün tarihî tetkikleri bu ruhtadır. yahut da şeytanın idaresini icra ve tatbik eden bir teşkilât ve vasıta telâkki olunduğundan bu nevi tarih telâkkisi teokratik ve dualist tesmiye edilir. islamcı mütefekkire göre ancak islâm dininin mukarreratına tevafuk eden. hayatta şeytana o kadar .

Bu yüzden dualizm islâm müverrihleri için varid değildir. ya D a r v i n'in hayvanların ve insanların menşei ve hayat için mücadeleleri nazariyesini esas edinerek. İşte insanın tarihî hayatı da bu istihsal müna- . Bütün İslâm tarihi edebiyatını teokratik esasda yazılmış gibi telâkki etmek yanlış. Teokratik felsefe en çok . Bunlara göre istihsal münasebetleri yalnız insaniyetin ve milletlerin iktisadî hayatı nıtayin etmekle kalmayıp. ancak bu maddi tabiat kanunların insan cemiyetinin tekâmülünde müessir olmaları keyfiyetini doğru öğrenebilirse ilmî olabilir. muayyen tarih felsefesinin temeli şeklini almamıştır. medeniyetleri ve onlar arasında. Bu telâkkinin mümessilleri. Yalnız bütün hâdiseleri sırf dinî esaslarla izah etmek umumîdir. tarih ilmi. Tarihteki her türlü fütuhat ve beynelmilel münasebetler bununla izah edilir. MATERİYALİST TARÎH TELÂKKİSİ 102. ve yahut K a r i M a r x'ın ileri sürdüğü iktisadî âmillerin tesirini tesbit ederler. dualist tabirini onlara teşmil etmek büsbütün yanlıştır. ve dinî-ujücadeleleri doğuruyor. Fikrî ve içtimaî hayattaki tekâmüllerde ancak bu müessirdir. islam müverrihleri için. fikrî. Bu nazariyenin taraftarlarına göre. daha ziyade. Bilâkis cihan mihanikî bir surette cereyan eden maddî tabiat kanunlarına tâbidir. Onlar için din. yani tarihî materiyalizm anlaşılır. siyaset ve içtimaî sınıfları. onların hayat ihtiyaçları nasıl vücuda geliyor? Tabiat mahsulleri nasıl oluyorda bir gün hususî mülk maddesi oluyor? İnsanlar mesaî mahsullerini nasıl taksim ederler? İşte bu esaslar üzerinde insanlar arasında doğan münaseebtlere istihsal münasebetleri (relations de la produetion) denir. Buna göre-insaniyetin tekmil hayatında iktisadî istihsal münasebetleri esas âmildir. yalnız ayrı camialar ve azaları arasında değil. muhtelif camialar da sınıf mücadeleleri vardır. L e n i n'e göre. keza sınıflar arasındaki medenî. insanlar kendi tasarruflarında bulunan tabiat mahsullerini teknik vesaitin yardımı ile nasıl ve ne derecede kıymetlendirebiliyorlar. Maamafih Al-Birunî Ibn M i s k a v a y h Şems İçi ve Ibn Haldun gibi âlimler için din asla esas faktör âmil değildir.137 mühim mevki ayrılmıyor. ?. dünyayı idare eden kuvvet ilâhî ve tabiat üstü değildir. kendilerine has tefekkü rve i'tikad şekillerini. cemiyetler ve devletler tarihinde tabiî biolojik âmillerin tesirlerini tesbit etmek isterler. hukuk.Avrupalıların bilhassa katoliklerin tuttuğu bir felsefedir. Materiyalizm derken zamanımızda bilhassa bu son nazariye. din bir mi'yar.. maneviyattan ibarettir.

. Bu sahada en mühim eser. Materyalistiçeskoye panimanye istoriyi Moskova 1929. tarihî meteryalizmi marksist sosyalizmin esası diye tanıdıklarından. bazan yalnız iktisadi değil. diğer taraftan tarihi kendi nazariyelerini ilmen esaslandırmak ve onun ilmî propagandasını yapmak için en müsait ve en mühim saha olarak bildiklerinden. Bunu Marx istihsal münasebetlerini bir üs (bazis) olarak tanıyor. tabiî ve içtimaî şerait altında husule gelen hâdiseleri dahi ancak iktisadî esaslara göre izah etmeğe çalışırlaı. l . Daha Fr. Hz. 1923. A. çünkü iktisadî esasları inkâr edenlere karşı cevaplarımız güya istihsal münasebetleri dışında başka hiçbir âmil olmadığını iddia ve bu nevi âmillerin tesirini inkâr ediyormuşuz gibi intiba bırakmıştır. ki iki büyük cildden iba) Bale. Peygamber ile Cengiz Han ancak burjuva aristokrat tabakasının. B o I ş ak o v. İktisâdi materiyalistler. Vvedenye e iznçenye istoriyi. onların muhalifleri olan Müseyleme ile Camuka Çeçen fukara sınıfının menfaatlerini temsil etmişler. hukukî. Materyalistlere göre tarihteki büyük şahsiyetler ve ideler istihsal münasebetlerinin mucidi değil. bir istihsal münasebetleri neticesi olarak. İnsanlar arasındaki muhtelif mücadele ve münakaşaları ancak sınıf mücadele ve münakaşaları şeklinde anlarlar. 8. başka âr„ 'İleri de büsbütün inkâr etmezler. l) Fakat iktisadî âmiller ve istihsal münasebetleri bazis (temfel) tanındığı için marksistler tarafıdan yazılan tarihî eserler de diğer âmiller tamamen gölgede kalmaktadır. onun mahsûlüdür. Yoksa siyasî. fakat idenin de. ve B u x a r i n. Engel s «genç» (yani kendilerine nisbetle genç) marksistlerin bu hususta mübalâğa ettiklerini kaydetmiş ve «bunda ben ve kısmen de Marx mss'ulüz. Onlara göre. bir üst yapı sıfatiyle tesirini inkâr etmiyor. felsefi ve edebî inkişaflar iktisadî âmillere dayanıyorsa da birer üst yapı olmak sıfatiyle kendileri de o iktisadî bazis (temel) üzerine tesir icra ediyorlar ve bu tesirler karşılıklıdır» demiştir. Marksist materiyalistler. M.138 — sebetleri neticesinde husule gelen içtimaî bünyeler ve sınıflar arasındaki mücadelelerin tarihi demektir. 75 v. K. Matariyalist telâkkinin büyük üstadları bi'tün hadisatı istihsal münasebetleri ile izah etmekle beraber. d. tarih tetkiklerinde. K a u t s k y ' n i n Ma-terialistische Auffassung der Geschichte si dir. Moskova. islâm dini ile İslâm Devleti de Moğol İmparatorluğu da sırf sınıflar arasındaki mücadele neticesinde. kendi tarih telâkkilerini yaymak hususuna diğer doktorinlerin mümmesillerine nisbeten daha çok ehemmiyet verirler. zuhur etmişlerdir. 250-258.

ancak vekayiinin zuhurunun sebeplerini ve âmillerini tetkik ederek. Rus komünistlerinin ideologlarından B u x a r i n bu eseri hulâsa ve Rus tecrübelerine ai t mütaleaları ilâve ederek Muteriyalist-içeskoge ponimaniye Istoriyi (Tarihin meteryalist telâkkisi) adlı eserini yazmıştır. romanlar cümlesinden sayılmak icabeder. Auguste Comte insanların fikri tekâmülünde gördüğü üç tedricî tabaka esasını tarih telâkkisinde de tatbik ediyor: 1) İnsanlar tarihi hayatların tezahürlerini tabiat üstü hâkim ruhî kuvvetler ile izah ediyorlar. ki mükerreren neşredilmiş ve Kazan türkçesine ve bazı diğer şivelere de tam yahut hulasaten tercüme. yahut bir ülke sekenesinin medeniyet tarihinde geçirdiği devirlerin mahiyeti (almanca Kulturzeitalter). 3) Ferdlerin faaliyeti. Tarihte pozitivizm. Bu telâkki A u g u s t Corate'm 1839 çıkan Cours de philosophie positive adlı eserinden mülhem olarak ettirilmiştir. diğer insan kütlelerinin ve milletlerin geçirdiği medenî hayatın ancak inkişaf şeraiti ile umumî ve geniş mikyasta. Ve ehemmiyeti itibariyle M a r x ' ı n Das Capital kitabı ile bir seviyede gelir. 3 POZtTİVÎST TARİH TELÂKKİSİ yolunu yılında inkişaf tesirini 103. Bu nazariye de tarihte tabiat üstü (metafizik) amillerin tanımıyor. umumî vaziyetlere ve umumî şeraite bağlıdır ve onlardan doğar. umumiyetle insan medeniyetindeki tekâmül safhaları sosyal psikolojik şeraite göre taayyün eder. fakat onun meteryalizm ile alakası yoktur. Buna göre : 1) Herhangi bir insan kütlesinin. 4) Tarih. tarih tetkikinde içtimaî ve tabiî ilimler takip etmekten doğmuştur.. onları kesim olarak anlamak (Kausalerkenntnis) sayesinde «iliım olabilir.139rettir. idelerin ve substansların te- . 162-231). 2) Herhangi bir insan kütlesinin. bir ülke sekenesinin medeniyet tarihinde geçirdiği devirler. 2) Bundan sonraki tekâmül safhalarında hayat tezahürlerini metafizik şerait. Buxarin. diğer nazariyelerin taraftarları ile kendi aralarında Şark milletleri tarihine de temas etmiştir. Şahsiyetlere fazla rol atfederek yazılan tarihler ilmî olmayıp san'at eserleri. üst yapı bahsinde (1929 senesi neşri s.edilerek yayınlanmıştır. mukayese edilmek (Mas-senbeobachtung) yoluyla tayin edilebilir.

Bu telâkki materyalizmin tam zıddıdır.. insanlar. ki A r i s t o . bilhassa Cermenler. Şark kavimleri hürriyetin kıymetini anlamıyorlar. insaniyetin tarihi. 1839 yılında August Comte'un kitabı çıktığı zaman. Bu ide hürriyetten mahrum olan iptidai hayatın kendiliğinden tekâmül etmesi (Selbstentvvicklung) yoluyle husule gelir. ki bunu E f l a t u n . Herhalde bu yol Avrupanın bilhassa liberal burjuva muhitinde makbul en ilmî yollardan biridir. hürriyetlerini temin edebilmek için. işte beşer hayatını idare eden esas âmiller de bu gibi idelerdir. geniş mukayese usulü ile. tayin etmek yoluna girdiler. B a r t h ' m Die Philosophie der Geschicte als Sozialogif. ilk defa olmak üzere. Schilling. Sonra bu fikri İngiliz mütefekkirleri B u c k l e ingiliz medeniyeti tarihi kitabında August Camte'den alarak ve Almanlardan Kari Larap-r e c h t 1891 yılında çıkardığı eserinde müstakilen (yani August Com-te'dan almış olmıyarak) inkişaf ettirdiler. Bu cihetten marksist tarih felsefesinin en çok mücadele ettiği felsefe de bu idealist tarih telâkkisi olmuştur. Hegel ve Scho-p e n h a u e r'ın felsefeleri bu nevidendir. yani kendi şahsi hürriyetini kendi istekleriyle tahdid ederler. sonra F i c h t e ve şair S c h i 1 1 e r tarafından ileri sürülmüş bir nazariye ve telâkkidir. Bu nazariye bilhassa P. fakat onu ancak hıristiyan Avrupalılar. böyle düşünülüyordu. ancak ide esasında tekâmül eden milletlerin tarihinden ibarettir. tarihî hayat hareketleri haricinde kalan kütlelerden ibarettir. Buna göre.140 siriyle izah ediyorlar. inde mufassalan izah edilmiştir. İde ilâhî ruhun mahsulüdür. Objektivlere göre madde (materyal). 3) Nihayet insanlar hâdiselerin tabiî sebeblerini. ideden ibarettir. Bu bir idedir. onların sosyal psikolojik şartlarım tesbit ederek ve aralarındaki münasebetleri. Bu telakkiye göre. Umumîyetle madde ruhun elinde kullanılan bir aletten ibarettir. kendi şahsi hürriyetlerininin mühim kısmını devlete verir. K a n t ve F i c h t e izah etmişler. 4 İDEALİST TARİH TEÎ \KKİSİ 104. Hegel'in fikrince. 1915. Bunu eski yunanlılar ve Romalılar kısmen anlamışlar. yahut objektiv olur. daimî olarak yaşıyan hareket ise. ancak ide vasıtasiyle hakikat olabilir. Afrika ve eski Amerika'daki insanlar ise. İdealizm nazariyesi K a n t'ın 17 "4 yılında çıkan Ideen zu einer allgemeinen Geschichte in zueltbürgerlicher Hinsicht nam makale-siyle başlanmış. Za- . hakikaten idrâk etmişlerdir. Bu ide ya sübjektif olur.

yaşıyan fakat kat'î şeklini alamı-yan insan hayatı demek olan «tarih> hakkında ise. Esasen modern sanattaki ekspressionizmden mülhem olarak. Tarihin karanlığında kaybolup giden meçhul medeniyet devirlerini anlamak için ise. ona dayanılarak. Artık vücut bulan ve kat'î şeklini almış olan <tabiat>. cihanın vüs'atını ve hudutsuzluğunu duyarak bu hudutsuz sahayı dolduramamak hasreti içinde yanıyor. O s v v a l d S p e n g l e r'in . vakanüvislerden öğrenilmekten ziyade. Onun için de o. ihtiyarlıyor ve ölüyorlar. ilmî esaslara göre tetkik edilmeli.141 manımızda da meteryalizm Rusya'nın ve idealizm de Almanya'ma devl. Daha inkişaf devrini yaşayıp bitmiyen ve hakikî siması henüz açıkça bilinmiyen medeniyetler (meselâ şimdiki Avrupa medeniyeti) hakkında. artık katî bir şekil almış olan tâbiiyattan ayrıdır. Medeniyetler yekdiğeri arasında ancak tesadüfen rabıta bularak. mânası ve neticeleri hakkında ancak takriben bazı fikirler ve mütalealar söylemek mümkündür. ancak henüz vücut bulmak üzere olup hâlâ cereyan ve inkişaf halinde bulunan. şiir söylemek ica-beder. ancak muhayyeleye göre tamir (reconstruction) usulleri tatbik edilebilir. onun takâmül sür'ati. Frobenius'a göre.etçebenımsemiş oldukları felsefe olmuştur. Tarihin mevzuu. onun münderecati. Şarklıdaki '"minare duygusu" ile Garplıdaki "cihan duygusu" biri diğerine mukabil olarak tarihte görünüyorlar. insaniyet tarihinde rol oynıyan ayrı insan kütleleri ve camialar hakkında da vesikalardan ziyade kendi-intibalarına dayanarak hüküm veriyorlar. Şarklı. insanın hayatı sıçrayışlardan ve tesadüflerden ibarettir. Bu f i k i r Leo F r o b e n i u s ve Osvvald S p e n g l e r tarafından ileri sürülmüştür. Meselâ tarihte oynadıkları rollar itibariyle Şarklı ile Garplinin duyuş farkları hakkında garip mütalealar dermeyan ediyorlar. mahdut sahada. intutionla hads'le sezilir ve ciddî tarih kitaplarından ziyade destanlardan anlaşılır. ansızın meydana çıkıyor. muhitle temasdan korkmuş bir halde yukarıya doğru siv-rilmiştir. 5 EKSPRESSÎOiNtST TARÎH TELÂKKtSt 105. L e o Frobenius'un fikirleri Paideuma.. Umrisse einer Kultur-und Seelenlehre 1911. inkişaf ettirilen bu fikir sistemine göre. Garpli ise. onların yerine yenileri doğuyor. bir minare şeklin detasavvur edilir ki darlaşmakta olan gök kubbesi altında. Bu nazariyenin taraftarları. insan hayatının cereyan halini idrâk eylemek için bir vasıtadır. Bir asır sonra garb medeniyeti de batacaktır. tarih.

fiilleri telakki olunmalı ve onlarda tek bir insan medeniyeti. edebiyatta ve sanatta bir metod şeklini verebilmişlerdir. Spengler gibi A. ayrı ülkelerin tarihi. ferdler. azametini gösterir ve. fakat büyük medeniyetlerin kuruluşunda nomadlara teşkilâtçı ve itici rol atfettiği gibi. Kültürler. efkârı. hülaseten şudur: İnsan tabîat üzerinde hâkim olmak için yaratılmıştır. o müşterek büyük ide bütün diğer idelere üstün olur. medeniyetlerin yükseliş ve çöküşünde bir devridaim hâdisesi görmekte.kosmuş. o nisbette. Fertlerin. 6 HÜMANÎTECİ TARİH TELÂKKİSİ. unvaniyle 1788 yılında çıkardığı eserinde ileri sürülmüş sonra ayni fikri Her-mann L o t z e 1856 yılında çıkan Mikro. doğuş ve çöküş devridaîmisinin iztirapları şeraitinde dahî. fertle cemiyetin biolojik bünye birliğine inanmakta. tabiat ile karşı karşıya bulunan da kül halinde olan bu insaniyettir. Herder ve Lotze. Binaenaleyh beşeriyetin hayatı. Aynı nazariyelerin bir benzerini derin inançlı bir hıristiyan sı-fatiyle ileri süren ingiliz âlimi A r n o l d T o y n b e e'nin fikirleri ise ismi yukarda (s. buna tarih ilminde. milletler ve ırkların üzerinde hâkim olan bir insaniyet vardır. Toynbee daha olgun olmadığını zannettiği tarihin alıştığı t ert i p şekillerini tanı mamakta. tarih felsefesi nazariyelerinin fevkinde bir nazariye haline getir- . 106. tek bir kül olarak aldığı beşer tarihî mukayeselerine Sark kavimleri tarihini geniş mikyasta celbetmekte ve beşer medeniyetinin._ 142 fikirleri de 1918-1922 de çıkan i k i cildlik Der Untergang des Abend-landes. bunlar üzerinde şuurlu tek bir fail hakim bulunmaktadır: insan. deruni ve ruhî amillerin tesiriyle ilerlemekte olduğuna inanmaktadır. Bu telâkki Kant ile aynı zamanda yaşamış olan L e o Her-d e r'in Ideen zur Philosophie der Geschichte der Menschen. Bu iki hümanitecinin görüşleri. ayrı camiaların isteklerinin çok mütenevvi olması ancak bu idenin büyüklüğünü. milletlerin. ayrı kavim ve devletlerin tarihi olarak öğrenildiği halde. ne kadar muhtelif olursa olsun. Ideen zur Naturges-chichte und Geschichte der Menschheit ismindeki eserinde daha etraflıca izah etmiştir. idesi aranmalıdır. Lotze bu nazariyeyi sade bir hümanite nazariyesi olmaktan çıkararak. bunlar ancak tek insanın harekâtı. Umrisse tiner Morphologie der Welt geschichte adlı eserinde izah edilmiştir. arada az çok fark olmak üzere. 4) de geçen A Stııdy of History s inde (1932—1946) uzun uzadıya anlatılmıştır. O. arap İbn Haldun'un düşündüğü gibi.

fakat kesin nazariyelerin ve sivrilmiş felsefe sistemlerinin hiçbirisinin tesirinde kalmayıp hâdisat karşısında bitaraf kalmak isteyen tarihçiler için kabule şayan olan geniş ve ihatalı tarih telâkkisi budur. Beşer tarihinde. kimyevî ve biyolojik nevilerden çeşitli ve devamlı aksülamel-lerle yaşattıkları karşılıklı muazzam tesirler sisteminin husule gelme şeklinden ibarettir. umumî insaniyetin tabiî ve medenî âmillere muvazi tesir eden iç müessir kuvvetleri'nin tesiriyle izah ediliyor. Tarihin heyeti umumiyesini bir takım umumî düsturlar içine almak tecrübeleri ekseriya tarihî hakikatleri izaha mani olmuştur. Burada. insanın içinden gelen saikler de. onu misallerle anlatmak yersiz olacaktır. B c r nh e i m 1880 de neşrettiği Geschichtsforschung Geschichtspilosophie nam eserinde Lotza'nin fikirlerini tahlil etmekte ve onları heyeti umumiyesi itibariyle kabul etmektedir. beşeriyetin hayatında. tarihî vak'alar üzerinde içten ve müsta-killen müessirdirler. yine her vakit mevcud bulunan medenî münasebetlerle birlikte inkişaf ettiğini ileri süren nazariyedir. . kısmen bile olsa tesbit edilebilir: 1) Evvelâ iktisadın. O diyor ki. Tabiatın ve medeniyeti yaşatan cemiyetin hariçten yaptığı tesirler gibi.. varlıkların iç müessir kuvvetleri (innerliche Wirkungsimpulse der Wesen)nin fizikî. tarihteki rolünü tesbiti nisbeten kolay en büyük âmil olduğu muhakkaktır. Muayyen ticaret usullerinin de büyük rolleri görülüyor.metodolojisi mutahassıslarının en büyüklerinin benimsediği bir fikirdir ') 107. tabiat kanunlarının makanizması. fakat harice çıkarmamak şeklinde görülen merkan') Prof. yalnız kendisini ihata eden tabiatla değil. Bu f i k i r tarih .143 mistir. bu meselenin teferruatına girerek. hangi unsurların daha ziyade devamlı tesir icra eylemekte olduğu. biri diğerine mütemadiyen değişen karşılıklı tesirlerde bulunurken. iktisadî âmillerle izah olunamıyan pek çok hâdiseler. ihracatı artırıp ithalatı azaltmak. kavimler hayatının mütenevvi olan tezahürlerinde bilumum insanların bir umumî ideale doğru yürümekte olduğu görülüyor Hümanitecilik" Rönesansm umdesi olan "hümanizm". Meselâ 17. yahut beşeriyete aşılanmak istenen cihanşümul ahlâk ve f i k i r sistemi olan "hümanizm" demek değildir. "Tarihte hümanitecilik" insanın temayülleri. Bana göre. Maa-mafih tarih felsefesi tetkikatı sayesinde. Bu fikri taşıyan hümaniteci tarihçi tek taraflı olan idealist yahut materyalist tarihçilerden daha geniş f i k i r ve esaslara dayanmaktadır. memlekete altın ve gümüş getirmek. inci asırda ticareti devletleştirmek ve hazineleri çoğaltmak.

tekmil Avrupa'da tesiri malûmdur. ideler de iktisadî menfaatleri. makine ve teknik. Umumiyetle vekayii öğrenirken zikri geçen mekteplerden hiç biri2 *) Blc. esas olmuş olduğu ve oranın hayatı üzerinde büyük bir tesir icra etmiş bulunduğu görülüyor ')• Bunun gibi. Keza meselâ devlet teşkilâtında bir kaç usulün bulunduğu de bunların medenî tekâmül üzerinde tesirleri de malûmdur.144 tilizmin. bu malûmdur. Zamanımızda endüstri. V. daha doğrusu eski Soğdlann ve Horezmlilerin ticaretinde. Toplu olarak bakılırsa iktisadiyata ide karışıyor. yukarıda (§ 8183) münasebetler kavrayışı ve kültür âmilleri bahsinde de izah edilebilirdi. yalnız ingiltere'de değil. beşeriyetin hayatını alt üst etmektedir. T o y a n Bugünkü Türkistan ve Yakın tarihi ikinci tabı a. matbuat sinema ve radyoların. Zamanımızda mücadele halinde bulunan ideolojiler. yahut göçebe hayatı. yahut şehir hayatı ne gibi tesirler yapmıştı. konfederasyon gibi usulleri tanırız. («Harizm» maddesi) 256. feodalite. Bunlardan her birinin arkasında (yukarıda § 104 de işaret ettiğimiz) siyasî ve iktisadî menfaatler gizlenmektedir. Keza esaret. 2) Diğer taraftan kültür sahasında elde edilen bazı kaideler de şimdi beşeriyet tarihine ait tetkiklerde umde olabiliyor. ) Z. Aynı merkantilizmin 10-11.. kölelik ve hürriyet nevilerinin beşer hayatına tesir şekilleri sabit olduğundan. Biz de buna burada temas edelim. türkçe Isl&m Ansiklopedisi. yalnız müessir âmillerin mahsulü değil. inci asırda Buhara ve Hive'nin. Meselâ monarşizm. hattâ Iranda . bilhassa son iki cihan harbinden öğrenmek mümkündür. ihtirasları gizliyen bir maske rolünü oynuyorlar. 121. inci asrın başında deniz ticaretinin inkişafı ve bunun efkâr ve zihinler üzerindeki tesiri bir çok kavimlerin tarihinde mühim değişiklikler yaratmıştır.Sünnîliğin yerine şi'îliğin hâkim vaziyete geçmesinin bunun tesiri ile husule geldiği malûmdur 2). İçtimaî hayat ve kültür muhakkak ki. federasyon. bunlar da birer kaide şeklini almışlardır. aynı zamanda kendisi de müessir olan bir âmildir. aristokratik cumhuriyet ve demokratik cumhuriyet. Meselâ insan hayatında avcı hayatı. asrî vesaiti nakliye. Bu mesele. Tarihte müessir olan büyük âmiller nedir? Bu sualin cevabını. havacılığın ve propagandanın beşer hayatı üzerindeki tesirleri muhakkaktır. V. kara ticaretine bağlı bulunan İslâm memlekelerinin medeniyetçe sukutunun. . 16. cumhuriyet. Mamafih hayat üzerine müessir olmak manasiyle bu gibi âmiller beşer hayatının tenevvüü karşısında pek mahdut kalıyor.

O da Allahı "istediğini yapan'' (faccâl-un li-mâ yaşa') bir padişah (melik) olarak tanıyor ve kadere inanıyorsa da. Şahsen ben tarihî hâdiselerde en çok tabiî ve iktisadî âmillerin ve bizzat beşer hayatının kendisinin müessir olduğuna kanî bulunuyorum ve bununla beraber ruhî âmilleri de müstakil müessir âmil olarak tanıyorum. Tarihte Usul . 10 . her şey Allanın iradesiyle vücuda geliyorsa da. Allanın iradesi hususunu tarihe "sebep ve sebeplenme" bağlılıkları kanunu ile barıştıran bir formül bulmuştur. yukarıda anlattığımız gibi Pragmatik tarih usûlü idi. Yunanlılardan T h u k y d i d e s ile P o l y b i o s tarihte felsefî bir yol tesbit eden ilk âlimlerdir. Çünkü islâmiyetin hâkim mezheplerine göre. Romalılar devrinde tarih. Allah her şeyi muayyen bir kanuna göre yapmak âdetini icad etmiştir. onun kendi iradesinin neti cesi ise de. Bu. 65-85 de dercedilmijtip. Hıristiyanlık ve İslâm devirlerinde ise. bazı hususlarda. takip etmiştir. her devir ve her ayrı vaka hakkında bunlardan bir veya bir kaçının müessir âmiller sıfatiyle gösterdiği hususiyetleri düşünerek çalışılmalıdır. Bunlara nazaran tarihî vekayiin sebebi malûmdur: Allah ve kader. yalnız T a c i t u s öteki Thukydides'ın yolunu. Allah o âdeti kolay kolay terk etmiyor. tarih sahasında tam bir irtica hüküm sürmüş. r e d e r tarafından yazılıp Lehrbuch der Geschictlichen Methode'aindt: s. bu hususlarda tam bir şekilde bitaraf. 108. Mamafih islâm teolojisi hırıstiyan teolojisinden biraz farklı idi. bulunarak hâdiselerin hangilerinde ne gibi âmillerin müessir bulunduğunu hiç bir kablî fikire tâbi kalmayıp tesbit etmeğe çalışmakdır.Garpta tarih telakkisinin ve metod bilgisinin mükemmel tarihleri olduğu ') gibi.145 ne kapılmamalı. Kur'an'ın kendi1) Garpta metod bilgisinin eski çağlarda zamanımıza lcadarlci tarihinin güzel bir hulasası Geschichte der historisehea Methodenlehre unvaniyle A. Tarih tetkikinde en iyi yol. ona sanat nazariyle bakılmış ilmî tarih sistemini işlemek hususuna ehemmiyet verilmemiş. Bunların yolu. şarkta tarih telakkisinin de tarihi vardır. 7 İSLÂM ŞARKINDA TARİH TELÂKKİLER!.. edebî zevklere tabî tutulmuş. Bizansta da tarih ilminde teoloji hâkim olmuştur. F. Bu usûl kendilerinden sonra da yaşatılmıştır. dinî teokratik nazarlar galib gelmiştir.

Gerçi Islâmlarda bizzat tarih yazmakta muayyen sistem takip eden âlimler de zuhur etmiştir. Araplar fütuhatlar vasıtasiyle. Polybios ve Tacitus'un eserleri tslâm-larca tamamiyle meçhnl kalmıştır. Az sonra. muhtelif "futûh" kitapları telifine. eserlerini Arap dilinde yazmışlar ve müslüman Araplar da bunları okumuşlardır. tabiatçılara olduğu gibi. Morg.— 146 — sinde (XLVIII. ilmin bir şubesi olan tarih felsefesiyle alâkadar olmadılar. Yani rivayetçi tarih tasnifi yoluna girdiler. bilhassa tıp felsefe. İslâmlar. İslamlar. d. I. meselâ Thukydides. tarih değil. 60—87. diğer bir çok ilimde. herhalde Jslâmiyetten önceki Arap ve Fars rivayetleri tesiri altında tekemmül etmiştir. Fakat tarih sahasında tarih felsefesini aksettiren eski Yunan ve Roma eserlerinden hiç birisi arapçaya tercüme edilmemiş. Bu gibi âyetlerden dolayı bâzı islâm mezhepleri Allaha kendi vazettiği kanuna bağlı. Islâmiyetin bu talimi. Cet. Fakat bu da isbat edilmiş değildir. F ü c k. sizden önce de böyle olmuştur ve Allahın yolu hiç değişmez" deniliyor. Zar Ûberlieferangsgechichie von Buchari't Traditionssammlung. Makedonyalı Filip'den sonraki Yunan ve Roma tarihi için Ptolemeus'un kronolojisinden Bizans-lardan ve Süryanilerden bazı malûmatlar elde etmişler. . yani vakanüvişliğe başladılar. Allahın böyle kendi iradesini meşrutiyetçi bir hükümdar gibi. Yalnız Peygamberden rivayet edilen hadislerin mevsukiye-tini tesbit maksadiyle "uşül-i hadîs. 23) "Bu Allahın yoludur. Buna rağmen. ') Hadis rivayeti tenkidinde kabul olunan usul T a b a r î gibi âlimlerin tarih rivayet sistemi üzerinde müessir olmuştur. ilmi vücuda getirilmiş ve bu sayede Araplarda rivayetleri tenkid ananesi yerleşmiştir. kanuna tabi kılmasını idealist Alman filosofu H e g e l'in insan cemiyetinin kendi hürriyetini tahdit ederek refah temin ettiğine dair felsefesine benzer bir şekilde izah etmişlerdir. fakat onlar da bu nazariyelerini işlememişler ve Osmanlılar devrinde Ibn Haldun'un ') Bk. coğrafya ve hey'etde yunanca eserleri tercüme ederek onlara Hindlilerden ve saireden öğrendiklerini eklemişler ve kendi tecrübelerine dayanarak bu ilimlerde terakkiler elde etmişlerdir. rivayet ve epos idi. hatta onun esiri nazariyle bakmışlardır. ihtimal tarihî eserlerin dış şekli hususuna da antik tarihçilerin yarattıkları ananenin (Süryanîler ve Bizanslılar vasıtasiyle) zaifde olsa tesiri olmuştur. yani sebeb ve müsebbep bağlılığı kanunlarını ara mak hususunda geniş imkânlar açmıştır. fakat Müslümanların tarih telâkkisi. tarihçilere de "Allahın sünneti" ni. Bunlar ise. XCII 1938) «. Bazı islâm mütefekkirleri de.. Yunan edebiyatiyle daha yakından tanışmış olan Süryanî âlimlerinden bazıları. Zeitschrift der Deutsch. riyaziyat.

Ona göre.— 147 — tesiri müstesna. arzın hayatı gibi. 2). ElBîrûnî'ye göre tarihî hadiseler muhtelif dinlere mensup eşhasın bakışlarının fevkine çıkabilen muhakeme usulüyle yapılabilir. her halde böyle bir eseri bize kadar gelmemiştir. lisaniyat ilimlerini.« jlJıi)! j ı>»»l)lM l^U» ^»lr oL-li. musiki. şiir ve edebiyatı vücuda getirmiştir. El-Bîrûnî tarih felsefesine dair fikirlerini müstakil bir eser şeklinde toplamamış. "Muhtelif ilimler insanın hayatî ihtiyaçlarından doğmuştur. Bu zat tarihî meseleleri aydınlatmak yolunda arkeoloji. İnsanların diğer ihtiyaçları tıp. etnografya (Macri-fat al-umam). 1050 lerde). beşeriyetin de mebdei takdir edilmeyen tarih öncesi hayatı vardır.j l(—£■ Dijer ilimlerin zuhu- . tarih ve heyet ilimleri olduğu halde.~*"^' 4X Jl «4* «i&* ^ iLoUıU lt±L\ Ji'j itli" j b_l *.jkkjil^ J. eczacılığa ait Al-Şaydana ve coğrafî tetkikler metoduna ait yazdığı Tahdid nihaydt alamâkin nam üç eserinin mukaddimelerinde istitraden söylenmiş şeylerdir. Jj-»>. bu cihetten insanın hayatında en zarurî ve en tabiî olan ilimler coğrafya.J. Arzın hayatı Kütübü MukadJ ) Şaydana 7a _. bir anane ve bir mektep vücuda getirmemişlerdir.i. 3a: . âdât ve dillerine taassupla bakarlar. 109. İktisadî meşeler riyazî ve tabiî ilimlere dayanır. meselâ Yunanlıların. fakat tarihî meseleleri ancak dinî ve kavmî hislerin tesirinden azade ve bitaraf olarak yazmanın lüzumundan bahsetmiş ve Hind medeniyeti tarihini bu esas dahilinde yazmıştır. mineralojiye ai t A l-Cama hır fi 'l-cevâhir."Vl Uj <~«1V1 i^îll l»A^I ^VcJ^jU '•"A.. Gerçi kendisi "din ile devleti i k i z telâkki etmiştir '). Lr jlj». Keza tarihe hurâfî fikirlerin karışmasına karşı şiddetli sözler yazmıştır. Bu gibi münferit tezahürlerden biri de Ebü-Reyhân El-Bi-rûnî'dir (Ölüm.\j (J-»Vîj o^-UjJ-lj . İnsanın iktisadî hayatı ftabiî muamele* usulünden sonra *vaz'î muamele» usulünü doğurmuştur. Onun tarih talâkkisini ve felsefesini belirten yazıları Hind medeniyeti tarifine dair yazdığı Kitâb mâ li 'lhind kitabında. Al-Aşar al-bâqiya sinde. hattâ jeoloji ve iktisadiyata ehemmiyet vermiştir.'.JaUtl. vr. Fakat İslâm âlimleri yabancı milletlerin. Umumiyetle ilimler yekdiğerine sıkı bir şekilde merbuttur ve bu ilimler karşısında muhtelif milletlerin vaziyeti de aynıdır. El-Bîrûnî'ye göre. ^^-u:il ^->jj J^'/ i#" & "^i-^S ^ » f 2) Tahlıd. 6a 4^S* W*' -1» f^\ »>*4» J**' ^*J • i-l—«j ^-~ Jl •"****' J* ^İ—**. mantık.Vr. bunlara itiraz ederler.

Bu mukaddime 1928 de tabına başlanan El Bîru-nj'nin Asarı nam eserimde s. fakat kendisini çeviren düşmanlarının çokluğu. Kren/tovv. tabiata hâkim olmak ve kendi hayatını korumak zarureti yüzünden içtimaî ve iktisadî kanunlar vazederek kendisini bunların çerçevesine sokmak ve bu kanunlara tâbi kalarak seadetinin temini için uğraşmak mecburiyetinde kalmıştır. arz üzerindeki tabiî tahavvüller neticesinde sıcak yerler soğuk olmuş. arz tabakalarında husule gelen değişiklikleri tetkikle öğrenilir. 167 ve KÜSb m&li'l-Hind. 124. vr. 29—43 de intişar etmişti. eski mamurelerin harabelerini tetkik ederek tesbit ediyoruz').. 2 ) Aynı eser. Her iki kitaptaki uzun mütaleâlannın özü şudur: "İnsan birbirlerine aykırı unsurların halitası olduğu için ancak bir kaahir kuvvet karşısında topluluğunu muhafaza edebilir. O yine dağılmak için çırpı-nır. hararet tesiriyle muhtelif şekiller almış olduklarını. medeniyet. sonra soğumuş bulunduklarını tesbit ederek toprak üzerindeki hayatın değişiklikleri yarlarda ve uçurumlarda müşahede ettiğimiz fosilleri öğrenerek. Biz bu tabakaları taşların ve toprakların şeklindeki farkları tetkik ederken. harf inkılâbı zamanında bu formalar Devlet Matbaasında imha edildi. 2 ) Aynı eser. insanlar arasındaki içtimî bağlılıkların nasıl husule geldiğini anlatıyor. sanat ve hirfetlerin. İnsan tab'en anarşıya mütemail ise de. O. insanın kültür hayatındaki inkılâpları da. j-ş-^:' <UJJX ^--illjl jj^>_ J^^y 0:4li xx. arabî metni. El-Bîrûnî Horezm'in eski kültür tarihine de. 13a—13b. bu nehrin eski mecrasında müşahede ettiği eserler ve nehrin doğusundaki eski Horezm (Sağ Horezm) harabelerinden istidlal ederek anlatmıştır 2). Yani El-Bîrûnî jeoloji ile arkeolojiden tarih hadiselerini izah etmek için istifade etmiştir. insanlar da buna göre yerlerini değiştirmişler ve muhaceretler meydana gelmiştir3). yahut bilâkis soğuk yerler sıcak olmuş.148 dese ile değil. Ona göre. vr. Al-Cavâhir ile Tahdıd'in mukaddimelerinde. ') Al-Cevâhir. Amuderya nehri mecrasında vaki olan tabiî değişikliklerin arz tabakalarında hasıl olduğunu. El-Bîrûnî'ye göre. Hb— 16b. 14a — 14b.) Llt *j")*? >-**J 4i* ı_»'j ••• iJf* • oi-JI . *!• Lul^t <-*_) ^j)l ^Jı (J^. daima maruz kaldırunu sebeplerini de böyle izah etmiştir. 1) TakJîd. Müslüman avamın inandığı Kaf Dağı hurafesi Hindlilerin ve Soğdlula-ların semada asılı olduğuna inandıkları efsanevî dağ kıssasından mülhem olarak yerleşmiştir *). s. nşr. ilk önce bunların eritilmiş bir maden halinde. vr.

Fakat istihsal maddelerini kendi aralarında müsavi surette taksim etmekle mesele halledilmemiştir.149 ğı belâlar karşısında tek hasına müdafaa edememesi onu diğer hemcinsleri ile birlikte medenî olarak yaşamağa mecbur etmiştir. fakat bunda işlerine yarayacak bir hususiyet görmediklerinden altın dinarları tüccarlara iade etmişlerdir. bunlar da yerlilere eşya karşılığı olarak dinar vermişler. Çünkü altın ve gümüş insanın karnını doyurmadığı gibi. Para sistemine geçmekte de böyle oldu: İnsanlar arasında derecesi yüksek ve aşağı ve zayıf zümreler zuhur etti. işte bunları yerin göbeğine ezelden beri gömülü kaldıkları yerlerden çıkararak muameleye koydular. Zaten böyle define (kenz) yapmak doğmuş çocuğu geri ana rahmine koy- . başkasının zararından korumak işinde de faydasızdır. paslanmadan şeklini muhafaza eden gümüş ve altın olmuştur. Bu da bir taraftan fakirlik ve rehinle geçinmek. diğer taraftan saltanat ve dehqanat (yani derebeylik) doğurmuştur. ihtiyaç saatleri de uymamış. muameleden alıkoyanları azabı elîm ile tehdit etmiştir. işte hayatımla kasem ederim: Medenî insanları birbirine yardıma sevkeden hakiki hayat nizamının esası bu tabiî muame-Ie'dir. nâdir bulunan. Amel müsavi olmadığı gibi. onun başına gelecek belâyı defetmek. O diğerleri tarafından ezilmemek için başkaları ile birlikte hir-fet ve sanayi'i inkişaf ettirmeye başlamıştır. Madenî paralar esasına göre kurulan hayat ise vaz'î muamele hayatıdır. para ihtikarına düşkünlük ve kazanç hırsı doğurmuştur. Fakat her haklının hakkı karşısına haksızlık tarafının batıl işleri dikilir. Hayat bununla tanzim edildi. evlâda. Deniz ticareti ile meşgul olanların gemisini rüzgâr deniz ticaret yollarından uzak bir adaya götürmüş. lükse. Fakat Allah altın ve gümüşün define sıfatiyle gizlenmesini takbih etmiş. insanların başında olanlar siyaset şartlarını buna uydurmak bu zümreler arasında bir tesviye çaresi bularak Allahın kendilerine tevdi ettiği vazifeyi ifa etmek mecburiyetinde kaldılar. Bu da görünüşte parlak. Çünkü iş karşılığı olarak aldığı mübadele maddesi onun ihtiyaçlarını tatmin etmemiştir. bunları insanlar arasında tedavülden. Hirfetkarların mahsulleri her istenilen zaman mübadele edilemeyip boş kaldığı için kendi aralarında her vakit kıymeti haiz olan bir mübadele vasıtası icad etmek mecburiyetinde kalmışlardır.. Bu vaz'î muamele hayatı insanlar arasında kadına.. Allah onu şehir ve köylerde de muhtelif parti ve hiziplerin karşısına çıkarmıştır. Paranın kıymeti ancak sun'î bir şeydir. Onlar da bunu ellerine alarak tadını ve kokusunu tecrübe etmişler. Allah san ve beyaz madenler vasıtasiyle hayat işlerini tanzim edince insanlar arasında para toplamak hırsı arttı.

. I_^*J l^» |j-t» j)l L<r'jL.l:^l.Jc LrU jL-^i M ji^f Lr'M LL..^ . jJVij -J^-V * J^J KM ^I^İ-UA» J <:-• j'V l L. etil j\yH\ÜJ* «*t jl-""' Jt J> >lojtj >^l. ^ U^^i: —. ajj jarl r-b>-l l-lflj . Altın ve gümüş.Z)\ tj'i. ! ) 1 ) Al-Cevahir._>lklljlr 1 ^ ^ *ic ^UliL» L «jf ^. 4*j*«.. \jtt\ J{J3 ^ı/S'ı .Vlj 1 A_^Uİ\ c-til US .-^'J *"*•»— ^ulf J^»-** »>>Sf»j Jt*lv-j jlllj İ._ij «J/j »ii-li l_jL j <^« c»L tSİj ^* Jl iULlI^» ı^j»J l-Uj <j J.îj »l__ill< İ^AJ..ll Iji^Hıl L-t-JÜ. „•"«—Jl» u'j^'J «*ta JJJIİ ^)j«-.. nşr. .1 J* j-JU"^.j ır'_. L. y^l JC_İİ j tf>l Jl İU-'j ^ L u j.-> .ıyui:i:-.* ^^-^-ı Jü^tj ^Uı >"S'ia. K r e n 1c o w. l<—'»' V V »^ .. ( >^.i"M lc 4.U J^ ^C ( jl_. ^U)liy . L_.«jJij >_^Ji j^^-Ç j-Jij jl*» jypı o' «î*j .JLT jiVi j^c-i Vj JÜ»j .I» «îlj^ <«. M' *^* #J j **J (*" /*' j» ^VİJJ <--_>yı i*uı uij j^kı cni^'. cU J ^Lı'VI 'Â*j _ «_jj»«l)l_j „«_il)l J»l ^-» <♦—! y.U«-:-.— 15ü - mak gibi gayri tabiî bir iştir.!• lf. i^ ır J\ i-ryı t*X_^' yi UM «iU *»L»^ rr ^î tr_ v^v_jij ^l:)lc«l j ^ibjl jJi JjUJt N 4>:-)l> cn«lli_. maden ocaklarından çıktıktan sonra biçilmiş ekin ve kesilmiş hayvan gibidir. «.»Jllj <-ü)İJ j-û »" . o)li «•IJtYl jrf *• j>.U^ Jl L-i.tA.i)IJ ) *'l»«^— jU^ .>' JljU l4llj...r l^jl vyıll JL.l j Ui.c ı# luı a». ^»j J^—î.ıij j^Laicit.--^-i.V L_^_.^İI^J » t IJS»İ\ cjti\ »L--HJ î>-?fc ^UI^ujL-Jj 5Ll\ ^tp ur^U' ^Jrr> u J.y* U ..i— L». *iz't. *-iU Jl oleLJij «J^il iŞ*l oljljVlj f).ü-_Vj .«3* iJ5U Jl rrJ l________________i tfj&j J>>-1.. hak ve hukukları tesviye işlerinde kullanılarak tedavülde bulunmalıdır.ijy r^ <ftt.I üLJIj BÛUJi VI >ıi" V lrlj JI^VljLjli j^Vl.J^-J ^j S'jjj ..tj U*j . ki onları yemekten başka çare yoktur Altın ve gümüş te muhakkak ticaret.*Jlj 0*JI. L..ı_.JV ^ >i £?*£$ £f)^% J'. 9-10 : rli.»^} .

muğlak mevzuların anlaşılır bir şekil aldığını kendi keşifleri sayesinde ilmin tekâmül ettiğinb söylemiştir.—ı)l> î!jLt« ^c l|—»b ljf_ ^ Jl j. f>>i* »_^i-»J»zll» Al-Cat/a/ıı'r'in mukaddimesini aloıancaya tercüme ederek neşreden T a q i a d . -ı^l «ol-**! jy} *• frljjl «u^j i.^-» js^llr-tj-lj »>i J-^îj ^sH J*—-! pr* "**1j o'ij' "^j ^JİS'jl l^—i Jt /J_jl. U »xı/j . Fakat o medeniyetlerin inkişafında bizzat insanın kendisinin ve onun tarafından yaradılan hayatın da âmil olduğuna inandığından muasır hümanitecilere. El . . £j_j V <»-yjU pUı'V'j "JJ-^I ^jjjl'S'IjU L^L* ^ L_. 3a . İÇ)44. s. büyük bir idealist olması itibarile de muasır idealistlere takaddüm eden bir mütefekkirdir..^Ul LU oN l ^ *^J ^ cd:î y»j *LL ». Grafenhaninchen. 2) + iU'l _. 6-7) kitabın metninin bu parçasını Tchlid'den nakleltiğimiz parça ile karşılaştırmadığı için cüm-nin para sistemi yerleşmeden önceki hirfet ehli hayatına ait olduğunu iyice tebarüz etti-rememiştir. 2) TahtiJ. \)) ) Lc A^İJİ^İ OLÎ-VIXJ LS-^İJ -J^-J JtU U* dll-Lf j El-B î r û n î Tahîîd kitabında da vr. vr.Bîrûnî medeniyetin mütemadi bir surette durmadan inkişafına inanmış ve kendisinden evvel yaşıyan coğrafyacı C ey h âni'-nin zamanında ilmin Yunanlı P t o l e m e ü s zamanına nisbeten ilerlemiş olduğunu bildiğini gibi.lj Jl^Vl Ijl.i-I Ijl *_». 21b : jd M\Tl ) JİSUİ %-j JJİiJt Lr .d i n alil i U I i (Die Einleitang zu al-Birûnî's Steinbach.5U <. kendi zamanında ilm-ü-irfanın Ceyhan! zama-nındakine nisbeten bir daha ilerlemiş olduğuna kani olmuştur. O kendi mesaisiyle önce Ptolemeüs devrinde «dağınık olan fikirlerin toplu bir sistem haline getirildiğini.3b aynı fikirleri başka ibarelerle anlatmıştır : 1U1 j i£f 1^)1 t Jx±\ oîi V£fŞ le^Ja.151 Tabiî ve iktisadî âmillere bu kadar yer ayıran El-Bîrûnî muasır pozitivist ve materyalistlerin mübeşşiri sayılabilir. t+^l jte.jLJNı $f jl -u> .A."V ^j-ISLJI U-â» ^c *j «i^^T »JU Js JI^UJLIJ j»ıju) IJUÛ <_i» J*l A^ J-ÜM^ IJ.

herşeyden önce mukayeseyi ele alıyor. Vl JÜ.\.j] jiül jj> f jb»V»j S^-it**. Tenkid usulünde. El-Bîrûnî._j>ı 3) Tahdid. Medeniyet işte insanın bu gibi zayıflara karşı kendini koruması. Kabile ve zümrelerin başında bulunarak hükümdarlığa yükselen şahsiyetler kendilerini asîl bir menşe'den gelmiş göstermek için tarihleri kendi isteklerine göre uydurur ve uydurturlar 4 ). »." îjlr J.Lİ\ jl ^kM ^ilUj* t. <b. O beşer hayatında ahlâkî vazı'ların tesirine inanıyor. Eyi ahlâkın başında mürüvvet ve fütüvvet (yiğitlik) gelmektedir.0^ t»U- <) Al-Cavahîr. 24-25 .U\ <—İACJ j^X. vr. iradesini tahdid etmesi ile kaimdir. Onca insan tab'an anarşıya fesada ve pisliğe mütemayildir. Hakikatlar üzerine din ve mezhep taassubu neticesinde çöken karanlıkları aydınlatma yollarını Kitâb mâ İil-Hind'inde göstermiştir. g.'<«* :J JiUl jj» L-'l . J «öL___•) J^. gabiler ise şehvetlerinin ve hislerinin esiridir 2). fedakârlık.— 152 El-Bîrûnî gerçekten büyük bir idealisttir. İnsan kendisi için beğenmediği birşeyi başkaları için de be-ğenmemelidir '). birini diğeri aleyhinde şahid yapmaktadır 3). Bunlar da sülâle teşkil ederler. Onca muhtelif kabilelerden ibaret olan insanları arada imtiyaz eden bir kabile. El-Bîrûnî bu gibi iddiaları tenkid süzgecinden geçirmektedir. <S»İli.. K r e n k o w. 12 : 0 c Ji\} İjUl i-l-iJIj^Vl. müşküllere şuurla katlanmak suretile saadete ermektedir. Ona göre muhtelif menbalardan alınan malûmatın doğrusunu yalanından ayırdetmekte en iyi yol herhangi malûmata hemen inanmayıp onları ihtiyat kaydile karşılamak ve ifadeler arasındaki tezadlardan istifade ederek. iç ve dış temizliği.:* r-jÜ-L* J^cr j^A^* J^r*^ ^ j-^^i ^ifedlj SjlfLHje. nşr.. Vj «J» JA. bu kabilenin de mümtaz şahsiyetleri idare eder. 11 b : JbJuSjjM» UJUL ^ J 0« ÎUüdlj I4CL. El-Bîrûni'in siyasî düşünceleri Aristo'nunki ile bir gibi görünüyor._ V J»Ul . o kendi kendini sıkıya almak.\ Uf* V?) 2) Bk. mürüvvet. yine orada a. *) Al Cavahtr. Akil ve mütekâmil bir insan ancak ebedî kıymetlerden ve maneviyattan haz duyar.1^M-V1*I ç. 17 : lj^\ jl-Uj :>yll l4J»î X.

. EI-Bîrûnî'nin aynı hâdise hakkında söylenen rivayet1) Al-Aşâr al-bâ~qiya can al-qurün al xâ~liya E. ki «Tarihte de hakikati meydana çıkarmanın yolu akılla istidlal (al-istidlâl bi 'lmacqülât) ve görüp hissedilen şeylerle mukayesedir. s.i-T judys *.V*4» jLj ^ Ljil» J^-JL LjJl Jl.JCİİ l::d *. massora'ları : Zülkarneyn meselesinde bunun Makedonyalı Filip'in oğlu İskender.jtflNt-ı. Ye'cûc u Me'cûc rivayetlerinin bir efsane olduğunu. ta'assup. tdMi .\j Lg. Kafkasya Derbendinin bununla ilgisi olmadığı bunun şimalinde yaşayan Bulgar ve Suvar Türklerinin o taraflarda böyle bir kavim ve sed'den eser bulunmadığına dair şehadetleriyle sabit olduğunu bir hakiki rasyonalist sıfatiyle anlatmıştır. tek bir milletin tarihini dahi (bu şekilde tenkidi usulle) tahkika ve ihataya kâfi gelmediği için biz ancak hadiselerin kendimize en yakın ve belli olanlarını ele almamız ve bunları da (selâhiyet sahibi ve itimada lâyık) erbabından sorup kontrol etmemiz. Gerçi bu yol ağır bir yoldur. ve bu işde gözleri hakikati görmekten meneden ihtiyatlardan.. 4—5 : J . çünkü haberler ve rivayetler uydurma (abâtil) ile karışık olduğu gibi.. Fakat tarihin ilk devirlerine ait malûmat çok vakit milletlerin dinî rivayetlerinden başka bir şeye dayanmayınca iş çatallaşıyor.tr" c____i) ^ijUNlj jL^Vl JAJ-İJ J J j«li»4İ Jı _. Mamafih hakikate ermek için yegâne yol benim gösterdiğim yol (yani akıl. 13-41) tarihî hayatın mebdei hakkında muhtelif milletlerin dinî rivayetlerini ve kronolojilerin başlangıcı meselelerini incelerken. olduğu gizlenemeyecek kadar vazıh (azhar min an tuxâ) olduğunu. Al-Aşar al-bâqiga sinde (s.ar-j >^i *b«VİJb. 4 İi-Ul <_jjl> ^J İÂ+A ^Jl jı_jU\j . mukayese ve tarafsız tenkid yolu) dur. Bu gibi karışık hallerde rivayetleri ve fikirleri mukayese etmek.*Vi <y> . El-Bîrûnî diyor.\j <-\Jl> »JUdVj <£jj\ J l^ jls'L. S a c h a u tabı. Bu yüzden ve bir insanın ömrü tekmil milletlerin değil. şovenlik.153 — El-Bîrûnî. Tevrat ve incil'in ibranî. egoizm gibi körletici şeylerden kendini temizlemek (korumak) i lk şarttır. hisse kapılmak. bunların bir çoğu tabiî ahvale uygun ve imkân dahilinde görüldüğünden bunlar arasından gerçeği yalandan ayırabilmek müşkül oluyor. J İbi. yunanî ve Süryânî metin farklarını. Kur'anın bir coğrafi mevki'e bağlamadığını. bundan geri kalanını yüzüstü yatmış halde bırakmamız icabetmektedir> ').'Mk~ a*l^ı_ iljl Jflij*il <Sj£ ^ £j. JK) ^..Li.JUİ f li^A 0t .

Eğer lbn Miskeveyh tarihte usul meselesine dair bir eser yazmış olsaydı El-Bîrûnî'nin ve kendinin devrinde hâkim olan fikirleri büyük bir selâhiyetle aksettirmiş olacaktı. Koyu Iran milliyetçisi olduğu için Âli Buveyhin tarihteki rolünü büyütmüş ise de. Oxford. 145—158. . S. II. Abü-Naşr bn lraq ve saire ile ilim arkadaşlığı eden Abu cAIı Abınad İbn Miskavaylı (öl. 1029) dir. VII. asrın ruhiyatı.riyU j-iJI lâ* Je LjL ^Vl JK" Ijlj .ı bj£ uıfu o^jj Ly 0* L*i--/j ^Vi* Jf. D. Aslen Reyli bir İ r a n l ı olan lbn Miskeveyh 906 — 979 (hicrî 295—369) seneleri tarihine ait yazdığı büyük eserini kendisinin tarihe bakışını aksettiren «Milletlerin tecrübeleri ve himmetlerin biri diğerini takip etmesi» (Tacarib al-umam va tcföqub al-himam) ismini vermiş ve kitabında rasyonalist tenkid c 'krini hâkim kılmıştır.. 2 ) Balletin de l'Academie dts ScUncs de Petersburg. esatir ve hurafelerin düşmanı olduğundan (ona göre Peygamberlerin sözlerinin çoğu remzdir yahut sadece hayal mahsulüdür) hadiselerin izahında dinî hislerin tesirinde kalmamış. S. 110. 539—546.iVij _.VL» ««i jl\ JIU L« dus j* 4^L j. jl LU ^.Kraçkovski'nin 2) Araplarda Zaki Mubarak'in 3) ve ü .154 — yetlere karışan uydurma ve tahriflerin zuhur sebeplerini anlatırken bunun ruhî taraflarını göstermesi de o zaman için çok dikkate şayan bir keyfiyettir. al-Naşr al-fanni.. I. milletlerin inkişaf ve inkırazlarının sebepleri gibi meselelere içten gelen bir ilgi ile temas etmiş. yahut yazsa da bize kadar gelmemiştir. Margoliouth olsa gerektir. tecrübe ve mukayeseye müstenid tenkidî usulü tutmuştur. aynı zamanda edip. lbn Sına.& l44rJ ji UjL. filosof riyaziyeci ve maliyeci olan lbn Miskeveyh eserlerinde devlet idaresi. 1920 mukaddimesi. sırası gelince bunları aydınlatmağa çalışmıştır. ^J"İ\ -ü-î. {fit s-c üjk V ifii <»y_-. Margoliouth'un '). islâm aleminin büyük âlim ve mütefekkirlerinden İbn al-cAmîd'in talebesi. Fikirleri hakkında. İs lâm Ansiklopedisinde «İba Miskavvaih» maddesini yazan zat da bu Prof. 1) The Eclips of the Abbatid Caliphate. D. . vol. tarihinin naşiri olan ingiliz müsteşki Prof. Meselenin nazariyatı hakkında ayrı bir eser bırakmadığı halde yazdığı eserlerini tertipte sıkı ve şuurlu bir metoda tâbi kalmış olduğunu gördüğümüz alimlerden biri de El-Bîrûnî'nin muasırı olup epey bir zaman Horezmde kalarak bu zatla. 8) Zaki Mu bar ak. s. Maalesef böyle bir eser yazmamış. 1916.

2 sayı 11. Supplementband. Gazan Hanın tarihinde görüldüğü gibi. 1929. cihan tarihine istikamet veren âmiller Cengiz ve Gazan Han gibi yüksek şahsiyetler ile iktisaddır. 1274 yılında vefat eden tbni SacId al-Mağribî al-Andalusî yorulmaz bir seyyah ve araştırıcı bir âlim idi. B r o c l c e l m a n n . s. Reşîdeddin Tabib. 3 ) Encyclopedie de Piulâm. bunları tarih usulü bakımından da tahlil eden etraflı bir tetkik daha çıkmamıştır 2). bize bunun yalnız fihristi vasıl olmuştur. sayı 10. 582'—84. Geschichte der arabischen Literatür. 1318) tarih yazarken muayyen bir sistem kullanmıştır. 111. Supplem. burada.A. Tarih telâkkilerini nazariyata istinat ettiren islâm âlimleri-rinin başında İbn Haldun gelmektedir. posta teşkilâtı. yazmayı kendisi için bir şeref saymış ve ilhanlı devletinin evrak hazinesinden istifade etmesine müsaade edildiğinden dolayı iftihar etmiştir. tıbba ait çinceden tercüme edilen ve yegâne nüshası Ayasofya kütüphanesinde bulunan Tân-suq nâme adlı eserinin Gaip ve Şark kültür münasebetlerine ait yazdığı uzun mukaddimesinde anlaşılmaktadır. iktisadî hayat ile imar siyaseti meselelerini aydınlatan vesikaları kalmıştır. Coğrafyaya ait eserini okumuşumdur. s. Reşideddin'e göre.vo l. O. 257-8 . ziraat hayatı.-155 bizde İzmirli İsmail Hakkı merhumun ') yazılarından başka. feodal teşkilâtı. O Hülâgü Hanı da ziyaret etmişti. »■ 59 — 80 İbn ) İbn Maskavayh'e ait edebiyat için bk. R. Reşîdeddin zamanının ziraat. Cihan tarihi yazmakta ve hükümdarların sülâle !) ilahiyat Fakültesi Mecmuası. p. Tâc aidin al-Subki ve Heratlı Mirxond'dur. İlhanlılar memleketinin iktisadî. ölçüler. 3) ilhanlı Gazan ve Olcaytu Hanların veziri olan Reşided-dln Tabib (öl. 17—33: Mislcavayh'in dine nazarları. Fakat bize vasıl olan Münşeat'-ında. resmî vesikalardan nakiller yaparak gözönünde canlandırmıştır.M a ğ r i b î . ordu. idare ve kültür meselelerine ait bol malûmat vermiş. vergiler. Reşîdeddin. tarihi ilk kaynaklardan alarak. C. I. Moğol ve Uygur tarih yazma an'aneleri esas olmuştur. Gibb zikretmektedir. Ondan evvel veyahut az sonra geldiği halde ondan müstakil kalan ve müstakil fikirler söyleyen tarihçiler Endülüslü İbn Sacîd A l .. Bu sistem Uzak Doğu'dan gelen Çin. Kendisine tarih felsefe ve lisaniyat bahislerinde İlhanlı sarayında ki Çinli âlimlerinin müessir olduğunu. malî teşkilât meselelerini. eserlerinde kendisinin tarih telâkkisine ait bazı fikirlerini tebarüz ettirmiş olduğunu ingiliz müsteşriki H.78. imar ve iskân hayatına ait olmak üzere Âşâr u ihya isminde ayrı bir büyük eser yazmış ise de.

33. (yani müverrih bizim "yorumlama. 73-75 de bulunyor. cild 1. Nakillerin sahibi şayanı itimad adamı olup muayene ve müşahede ettiği hâdiseleri. Büyük âlim olan babası Taqi al-din al-Subkî'nin de fikri olduğunu tasrih ettiği bu mütalealarına göre. tarihçilerden bir çoğunun bazı insanları medh. Tarihçi. (yani bunların zuhurunda âmil olan sebepleri vazıh kavramak) ve ilimden başka bir de «istihzan (ihata ve terkib) kudretine mâlik olmalıdır. ") Son temürlüler devrinin büyük müverrihi olan Mirxond (öl. diğerlerini zem ederek. 2 ) TabaqSt al-Şâfi'ya tu' al-Kubrâ.. Şafiî fakihlerinden Tac al-dîn Abü Nâşr cAbd al-Vahhâb ibn Taqi aldin al-Subkİ (öl.. 2) Sübkî'nin *medlûlât-ı elfaz'ı mcarifet» hususuna itina gösterdiği eserinin başka yerlerinde de tebarüz ettirilmiştir. (interpretation) dediğimiz hususu iyi bilmeli) dir. Çünkü bazı müellifler. Mısır . 4) Haber ve rivayeti kimden naklederse o râvînin ismini muhakkak zikretmelidir. taassup ile. 1. tahkik ve tetkik ettiği vak'aları mazbut bir şekilde rivayet etmiş olmalıdır. 2) Başkalarından sözler naklederken harfiyen nakletmeli. rivayetyetlerin ancak mânasını alıp bunları kend' beğendiği ibarelerle yazmamahdır. kendilerinde hâdiseleri esbabına bilerek kavramak istidadı ve ilim mevcut olduğu halde. 3 ) Bk. aynı zamanda. 3) Başkasından rivayetler naklederken bunun doğru ve yalanlığını müzakere ederek (yani intikada tâbi tutarak} almalıdır. hayatı ve eserleri adli eserimde tafsilat ile anlatılmıştır. Tarihî hâdiseleri vazih anlamak "hüsnü tasavvur. Sübkî'nin sözlerini kendisi için umde olarak almış ve bu «Medlûlât-i elfazın ma'rifeti» mefhumu üzerinde durmuştur. M ü n e c c i m b a ş ı Câmf-üd -:'düvel kitabının mukaddimesine.. N e d i m tercüme3İ Sahâyif ül ahbar. . yazdıkları eserler kıymetten mahrumdur. şafiî fakihlerinin hal tercümelerine ait yazdığı eserlerine "tarihçiler için kaide. İlân al-tavbîx. 1498) !) Resideddin'in tarih yazma sistemi benim daha basılmamış olan Reşideddin. 1) Bitaraf ve sözünde sadık olmalıdır. diye bir fasıl yazmıştır.. bildiği şeyleri tasnif ettiği vakit istihzar kudreti gösteremezler. 1370). i olmalı.Sax5vî. doğru ve yalanını farketmeden hertürlü rivaye inanarak. Müverrihin "medlûlât-ı elfaz marifet.— 156 — şecerelerini tertip etmekte kendisine has usuller icad etmiştir '). Sübkî'nin dijer eserlerinden da ha geniş nakiller S.

salâbet sahibi olmalı.II denilmiştir. tarih görüşlerini 10 maddede hülâseten anlatmıştır. tağyir ve tebdilden kat'î olarak sakınmalıdır. Bir müddet Mısırda kadılık etmiş ve 1406 da Kahire'de vefat etmiştir. tâ ki onun kitabını okuyacak nesiller vebale uğramasın.157 da.a:i| ^1.$-» *$J>\-t* ıj Jl iWy ) ve hadiste de «Dünyada mesut insan başkalarının başından geçen işlerden ibret alan kimsedir > „^. hareket etmeli. bunu bilerek. Ravzat uş-şafa's\nm mukaddimesinde. Bir eser yazarken rivayetlerin doğrusu ile yalanını ayırdetmek şarttır. ki bunun hülâsası da şudur: Bir insan sırf kendi müşahedelerine dayanarak tarih yazamaz. Nasıl ki Kur'an «onları Allah doğru yola sevk etmişti.demiş ve onları bu suretle kötülemiştir. sen de onların doğru yoluna uymalısın> ( . Dağdağalı hayatı ona milletlerin mukadderatını geniş mikyasta öğrenmek imkânını vermiştir...ı Jiat. Tarihin faydası. nasıl ki Kur'ân da böyle tahrifkâr insanlar hakkında «sözleri yerinden değiştirerek tahrif ederler» <. kıyamet gününe kadar. adil ve ihsan tarafı olduğu gibi çirkin (kabîh). ki eserini havas gibi avam da anlayıp istifade etsin. ellerde kalır ve herkes ondan istifade eder. Tarihe bilhassa devlet adamları muhtaçtır».^\y> jc J£3'j>_/. Mirxond. Müverrih medh ve zeme girişmemeli ve hüküm vermekte çok ihtiyatlı olmalı. nev'i beşerin başından geçen halleri toptan müşahede ederek. Müverrih.. Tarihî eser bizzarure başkalarının rivayetlerine dayanacaktır. Müverrih sözünde doğru (şâdiq al-qavl) olmalıdır.». Bu itibarla tarih yazmak son derecede mes'u-liyetli bir iştir. Tarih felsefesini ve usulünü müstakil bir mevzu olarak ele alıp inceleyen yegâne islâm âlimT Abd al-rahmân Muhammad İbn Xaldün (Ibn Haldun) dır. dini dünyaya değiştirmeyen. ki 1332 de Tunus'ta doğmuş Endülüs'te Gır-nata'da büyük devlet memuriyetlerinde bulunmuş. hayat için yol bulmaktır. bir mesele hakkında muhakkak hüküm vermek lâzım geliyorsa itidali muhafaza etmelidir. Tarihin tedvin ve tasnifinde beş şart vardır: Herşeyi olduğu gibi yazmak. bir müddet Kastelya kralı Pcdro'nun nezdinde Beni Merrin tarafından sefirlik etmiştir. Böyle yaparsa müverrihin eseri. JU. bu hususu üç madde ile anlattıktan sonra. Tarihçinin ibaare ve üslûbu sâde ve anlaşılması kolay olmalı. Tekellüfattan kaçınmalı. herşeyin fazilet. hayrat. 112. tarihi yanlış bir şekilde yazmak vatana ve devlete ihanet etmek olacaktır. O ilk kaynaklardan alarak ve şahsî müşahede- . rezîl tarafları da vardır. Bunlar asla gizlenmemelidir.y.

uncu asırda bura yoluyla Edil ve Türkistan Türkleri üzerinde de tesir icra etmiştir. O kâinattaki h â d i s e l e r i n zuhurunun i l l e t ve m e bd]e'leıini inceler. sonra K â t i p Ç e l e b i . bilhassa Berber'ler tarihî yazmış. asıl eserinde bir rivayetçi olmaktan ayrılmamışsa da. Sonra. 1895) türkçeye tercüme etmiş ve bu eserin fransızcaya tercümesinden az evvel. Bu son müverrih. ^ı di o_^j JU«tftj fî\ 4. lbn Haldun'u kendisi için tarih teiâkkisinde bir pir ve şeyh bilmiştir. Jl JİJj JjWj >i d#i Jj «Wj (k^O* A*- ı^^J H*J* Ü* •**. 8-4 : —fj JLJI.__!! c»_^. (Eserin fransızca tsrcümesi 1862-68 yılları arasında intişar etmiştir. mukaddimesinde serdettiği felsefi ve içtimai bahislerde vekayiin sebeb ve müsebbib sıfatiyie bağlılıklarını arayan ve tarihte intikad yolunu takibeden bir âlimdir.) ibn Haldun. bu fikirleri eski Yunanlılardan almış değildir. uncu asır ortasında C e v d e t Paşa (öl. 18. üç cild olarak neşredilmiştir. Çünkü tarih. sonra onu tevsi ederek ona bir büyük ve umumî islâm tarihi şeklini vermiştir. ondan kalan bir kısmını da 19. bir mufassal Şimalî Afrika. JLiVlj Jyil a . Ona göre < t a r i h ilmi milletlerin ve kavimlerin. J\> jıJrj âut • . hakikî.. z a h i r i görünüşünde.. bu yüzden tarih. felsefenin temdidin '). lbn Haldun'un tarih felselesinin temelini anlatan bu cümleler. AI-cİbar yahut cUnvan alHbar ismindeki yedi cilt tutan bu eserine yazdığı bir cildlik mukaddimesinde lbn Haldun tarih felsefesiyle ve içtimaiyat meseleleriyle meşgul olmuş ve bu eser diğer islâm ülkelerinde fazla bir akis uyandırmadığı halde. muahharren onun fikirlerini benimseyip eserlerinde tarih felsefesine ait mütelealar yazan Osmanlı müellifi N a i') } c Unvân al-cibar f{ divân al-mubtadâ va 'lxabar cild. 16. 1. inci asırda Şeyhülislâm P i r i z a d e M u h a m m e d S a h i b E f e n d i (öl. inci asırdan başlayıp Türkiye'de büyük bir rağbet görmüş ve 19. h â d i s e l e r i n vuku k e f i y e t i n i n s e b e b l e r i n i derinliklerde arar.\£ j}l j^\ö. üzerinde çalışarak. o insan için tefekkür ve tahkik meydanı olmuştur. daha sonra N a i m a kullanmışlar.Jj^l j)j5\j* J'. Bu eseri ilkönce T a ş k ö p r ü z a d e .^fc j s* il . 1858-1862 seneleri arasında. s. eski zamanlara ve devletlere ait haberlerin naklinde ibaret gibi isede. inkişafında rekabet ettikleri bir sahadır. Tarih yazısında intikada dayanan pragmatik bir yol tutmuş olan İbn Halnûn. b a t i n î cephesiyle.— 158 — lerini esas edinerek.^J—Nj 1 JjkZi JLcVlj li_. ^jUl^i j\ J* x_yy . 1749). Fikirleri kendi içtihad ve müşahedelerinin mahsûlüdür.

s. Muqaddimat Vafiyât al-aslâf. Z i y a e d d i n F a h r i .II 8 J.Jlj (AVt^» jLi-VlJc <JU.1892) tarafından iktibas edilmiştir. kendi tarihinde bunları kısaltarak almış. s. Cevdet Paşa (öl. 3 ) Blc. tbn Haldun. 4) 18-19. Ş i h a b e d d i n M e r c a n ı .-di~ı <i* jiLi ıy>s •OJJ) ı^ı.e d d i n M e r c a n î (öl. ! ) Naima'nın sözlerinin Ibn Haldun'un ibareleriyle mukayegi için blc. mütalea ettiğini kaydetmiştir. ) y> il J-U. 1881. I. aal\ j oji-i'j PjUfı j.a x b â r . J. tf-L-l^ gfcjK^Ü/* £» <J^f yt il jLi/* <XL\j J-^lj &&s . ') Şehabeddin Mercanı ise Vafiyât al-aslâf ve tahiyât al-axlâf adlı arapça eserinin büyük bir cild halinde basılan mukaddimesinde 2) ve Mustafâd al-axbâr adlı eserinde ilk cüdinde 3) ^kendisinin tarih telakkisini tebarüz ittiren sözlerinde Ibn Haldun'un sözlerini. asır Türkiye'sinde. Müstefâd ül-ahbVr fi ahvali Kazan ve Bulgar. bunları biraz daha aydınlatan ibareler ilâve ederek. 1895) da kendisinin fikri inkişafında Fransız müverrihleri Michelet ve Taine ile Araplardan Ibn Teymiye ile Ibn Haldun'un müessir oluğu yazmıştır 5). Kazan.} OLVH ) -Şihabeddin Mercânî. s.__. v. s. 265: J* <M Jj . H a m-mer "arap Montesquieu'su„ tesmiye ettiği Ibn Haldun'un mukaddimesi hakkında Pirizadenin türkçe tercümesine dayanarak 1822 yılında Journal Asiatiçue mecmuasında yazdığı 12 sayfalık küçük makalesinde Ibn Haldun mukaddimesinin o zamanki Osmanlı ilim ve devlet adamları arasında ideoloji yaratan bir eser sıfatiyle çok okunduğunu zikretmiştir. <) Journal Asistique. Ibn Haldun'un nazariyelerini teyid eden bir hâdise olarak. 1716) ile Kazanlı âl im Ş i h a b . s._>_V iyklfe J ( £. *JÛ\ . yani kaynakların tenkidi ki bu yolla hak bâtıldan ve doğru da yalandan ayırdedilmiş ve haberlerin hakikate uygunluğu tesbit ve te'kid edilmiş olsun. Kazan 1883.— 159 — m a (öl.J_. almıştır.. 279.jB1 J. Sâtic Bey müverrih Abdurrahman Şerefin «Ankara vakası» nı (Temür-Bayazit savaşını) bile. Bilhassa Devlet nazariyeleri bakımından bir otorite sayılan Ibn Haldun tarihinde usul meselesinde bilhassa şu iki esası kaydetmiştir : 1) T a m h ı ş a l . 50 : «Bu fenn-i tarix cemi ümem ve qabâil ahyalini şâmil * ve efnân-i ulûm ve ebhas-i funûn ve matârif emsali mütenâvil * gerçi b:haseb-i zahir şebîh-i efsâne ve qlg-saxân-î der nazari qâsir * lâkin der haqîqat her lâfzında mündemiç bir nükte-i bahir * zahiri axbâr-i ayyâm ve düvel * va batını tahqîq ve tedqiq-i acmâl ve ahvâl-i üvel " O'ilel-i ka'inât ve mebadi daqîqlndan muxbir * ve keyfiyât-i vaqâyi* ve esbâb-i amîqını muzhir 2 Bal huva asil-un f i'1-hikmat-i ğarîq va cadır-un bi an yu'adda min umm-i Tutum--i va xaliq. Naima. 6) Z i y a e d d i n F a h r i. . 10. 30. 1822. Ibn Haldun 1940..

"4i^''iiy>i /"A^J^"1' ) İbn Haldun'un bu hususlara ait fikirlerini bu âlime ait en mufassal ve en güzel bir eser vermiş olan S B { ic Bey a l . S) Ayni estr 1. bu hususta akıl ile şeriatin çarpıştığı noktalara da temas etmiştir. 95.clbar'ln muhtelif yerlerinden bu ta'iiPe ait misaller nakletmiştri. aynı zamanda ideoloji ve din tesânüdü şeklinde gösterir. Tarihte yalan ve tahliflerin. Devletler kuran milletlerin enerji kaynağı. ki bu yolla bu hâdiselerin zuhur keyfiyeti. üncü asır âlemi için hayrete şayan bir dikkat ve itina ile izah etmiştir.v a q â y i c . rivayetlerin doğruluğunu tesbit etmenin yollarını ve bizzat kendisinin vaz'ettiği «beşeri içtimac> yahut «ilm alcumrân> in yardımiyle intikad mevzuu olan hâdiseleriu geçmiş zamanlar için mümkün olup olmadığını akılla tayin etme usulünü anlamış. fakat akıl mizanının meriyetini mahdud bulan İbn Haldun 2) taclîl al-vaq-âyi£ hususunu mufassalolarak işlememiştir ve malesef izahetmemiştir 3) İbn Haldun'un tarih felsefesi. Sat ic Bey İL 65-72. Mamafih S a t i c B e y al. Fakat devlet. 1) bir merkezden Sâtic Bey 1. cAsabiyet. 158. Ona göre. cevvaliyet ve aktivitelerini. I. . müverrih sayılmaz. Akdenizin bütün sahillerinin tarihî mukadderatını müşahede altına alabilmesi. muhafaza eden göçebeler tarafından kuruluyor. tir ki ibn Haldun bunu "asabiyet.a tâbi olduğunu ve bu işlerde başlıca coğrafî ve iktisadî âmillerin ve hayat tarzının müessir olduğunu uzun uzadıya anlatmıştır.. yaşama ve zava-linin değişmez bir "tarihî kanun.îU'j l*»"'/ «-^-'j ^ri->. O dünyada medeniyetlerin ve devletlerin zuhur. islâm devrinde Araplar da olduğu gibi. olayların biri diğerini tackîb ederek kovalamaları tebarüz ettirilmiş olsun !). zamanına göre. 2 B 1 ) Fransız ve Alman müşteriklerinin esprit de corps ve Gsmeînsinn diya eksik tercüme ettikleri bu kelimeyi Sati{ Bey ^/U^-Vl *_A"63l ve solidarite tociale diye anlatmak . sahtekârlıkların. daha evvel ve sonra da müteaddid gayri müslim kavimlere de i'tilâ ve hâkimiyet elde etmeyi temin etmiştir5).: l^. kelimesi ile ifade eder. büyük devletler. İbn Haldun'a göre. s. hattâ İran ve Türk ülkelerinin mazisini öğrenmesi *) ona eski Yunanlılara nisbeten daha geniş içtimaî nazariyeler kurmak imkânını vermiştir. d.. Bu iki hususta ihmal gösterenler. medeniyetle teması az olduğu için safiyetlerini. yani hâdiseler arasında illi (sebeb ve müsebbeb bakımından) münasebetlerin tesbiti. Ihn Haldun bu iki mevzudan birincisini 14. çok geniş alınmıştır.H a ş r i toplamıştır. Beyrut 1943. Ona göre bu "caşabiyet„ kendisini en çok kavmî tesanûd. Bk. neden zuhur etiğini misallerle gösterdiği gibi.— 160 2) Tac 1 î 1 a l . 222-236. v. Al-Dirötat lan Muqad-dimat-i ibn Xa al-dün. *) Bk. kavimlerin bünyesinde mündemiç "dinamik kuvvet.

Fertler gibi cemiyetler de muhakkak ölecektir. *) İbn Haldun'a ait başlıca Avrupa tetkikleri G. 11 . sükûnet ve imâr devirleri. B r o c k e l m a n n . De Sacy İbn Haldun'un mukaddimesini öğrenmişlerse de ancak bu mütefekkirin fikirlerini Piriazde tercümesi vasıtasiyle yakından öğrenen J.161 idaresi müşkül bir şekilde genişlemesi ve 2) cengâverlik ruhu ile fatih kavimlerin temas ettiği medeniyet arasındaki tezad neticesinde zayıflıyor. von Hammer zikri geçen makalesini 1822 de neşrinden ve nihayet mukaddimenin Fransız müsteşriklerinden Quatremere tarafından metninin. İbn Haldun. 193. 285-306). inci asrın sonunda D' H e r b e l o t ve 19 un başında S. Ceschicte der arabisehen Literatür. 176. II. r_*)H~J» ^JJJOIJ yine orada.'.. 5) nihayet israf merhalesidir. 18. İbn Haldun'a göre. devletlerin türeyip batması bir bioloji hadisesidir. İbn Haldun'un Avrupa'da zuhur eden birçok felsefî ve içtimaî fikir ve nazariyelerin mübeşşiri olduğunu meydana çıkarmıştır. 242-245. 342-4 da sayılmıştır. cemiyetlerin iatemiş ve nihayet T a i n e'in «moment» nazariycsiyle birleştirmiştir (1. tarihî tekâmül nazariyesi esasında tarih felsefesi kurmuş. 2) onu takip eden istipdat. 4) medenî teba'anın ahlâk ve seciyesine uyarak sulh ve müsalemet yoluna girmek ve gevşemek devri. Fakat ibn Haldun harplarda «'asabiyetleri müteaddit olanlar»a «tek casabiyet'e mâlik olan!ar»ın galip geldiğini (Muçaddima. Ve 3) feodal teşkilâtın memleketi tedricen parçalaması. İbn Haldun'un eserlerinden habersiz oldukları halde. Bu proses hiçbir kuvvetle değiştirilmez1). i) y*Uui3tflS <. nihayet 6) hâkim zümrenin israfa alışıp daha fazla vergi tarh ederek tebaayı ayaklandırması gibi haller neticesinde zevale uğrayor. yaşaması ve zevali "tavr. De Slane tarafından (1862-68 de) fransızca tercümesinin yayınlanmasından sonra tanınmış . 4) hâkim sülâlenin kendi kavminden yüz çevirerek devşirme asker teşkiline ve ona dayanmağa başlaması. 18. inci asırda başlıyarak Aurupa'da İbn Haldûn'ünküne benzer nazariyeler doğmuştur.J»_jlVM IVM IjJ sljJljt {Muqadqima : s. eserlerinin.aynı zamanda hamillerine heyecan vermek manasryle müsbet ideolojilerle beslenen kütlelerin dinamik kuvveti diye anlamak gerekir. 203) söylediğinden ve saire yerlerinden onun «casabiyet»ini yine en çok kavmî ve millî birlik hissi (almanca: Gemeingeist eines Volkes). 5) hâkim zümrenin medeniyete kapılması neticesinde askerî ruhun sönmesi.. ki 1) ilk zafer devri. Suplementband II. 3) onu takip eden huzur. s. 176). ilerliyen tetkiki 2) ise. bilhassa zamanımızda. (atvâr) tabiri ile ifâde ettiği bir merhalede husule gelir. Devletin zuhuru. En mühimleri Tarihte Usul F. Beyrut tabî. asayiş.

Kâmil Ajad. Ibn Haldun devletlerin teşekkülündeki dinamik kuvveti ve çelik iradeyi başlıca âmil sayması itibariyle italyan M a c h i a v e 11 i'den evvel bu hususları düşünmüş bir içtimaiyatçıdır. Paris 1932 ve ' A b d u l l a h £A n n 5 n Faltafat Ibn Xald5n va taröşuhu al-fikrt 1933 nam eserler çıkmıştır.1940) . ferdlerin uzviyeti ile cemiyet ve devletlerin uzviyet birliğini ve medeniyetlerin zuhur. Ibn Haldun eserlerinde milletlerin ruh ve seciye meselesine de çok yer ayırmıştır. Philoe-hist. sayı No. Bizde en iyi eserler : Fınd ı k o ğ l u Z i y a e d d i n F a h r i . Ibn Haldun felsefesi. F i n-d ı k o ğ 1 u İş mecmuası 1910. •i) Aynı eser I. *) S a \ ic B e y 1. 171—192. Stuttgart 1930 -1932 senesinde velâdettinin 600 üncü seneyi devriyesi dolayısiyle B o u d h o a l d . 193—205. Ibn Haldun İstanbul. Prof.Und Ğesellschaftsphilesokphie Ibn Chaldans. 148-170. Die öeschichts . ve H i l m i Z i y a O l k e n . . Bu hususta o İtalyan feylosofu V i c o (1667-1744) ve muasır Alman feylosofu expressionist O s w a l d S p e n g l e r v e ingiliz A r n o 1 d T o y n b e e'lerin mübeşşiri olmuştur ') İbn Haldun cemiyetlerin inkişafında iktisadî âmillerin başlıca müessir olduğunu ileri sürmekle muasır materyalist nazariyelerin de bazı hususlarda mübeşşiri olmuştur. XCII (1877). F. İstanbul (İş Mecmuası. arapça nesri FaUdfat Ibn Xaldûn al içtima(iya. Ibn Haldun'un devlet ve siyasete ve milletlerin mukadderatına ait fikirleri. Von K r e m e r. Paris 1918. inci asrın Fransız müfekkiriMontesquieu' nun selefi2). 8 ) Aynı eser I. T a h a H ü s e y i n . Tarihçi N a i m â da Ibn Haldun'un <atvar> nazariyesi ile muayyen bir biyoloji kanununun cemiyet ve devletler bünyesinde hâkim olduğunu ileri sürmesinin mânasını lâyıkiyle anlayamayıp bu nazariyeyi bir hakikat gibi ele almış. İbn Haldûn-'a ait en mufassal tetkikat Satic Bey al-Haşrî'nin 1943-44 senelerinde iki cild olarak Beyrutta neşrettiği ve zikri geçen A'-Darâsa ean Makçaddi-mat-i Ibn Xaldün nam eseridir. Sitzangsber. La philosophie Sociale d'lbn Khaldoun. ona inanmış ve ihtiyar Osmanlı devletinin bazı sun'î ameliyat sayesinde bir müddet yaşatılaşuülardır : A. La philosophi» sociale d'lbn Khaldan. sosyoloji ilmini kurmuş. çözülme devrindeki Osmanlı ricalinin efkârı üzerinde büyük tesir icra etmiş ve fert ile devleti aynı derecede fâni tanıyan ve bunu «kaçınılmaz ve mukadden gösteren nazariyeleri bizde bedbinliğin yerleşmesine sebep olmuştur. 21 de Ibn Haldun'an hakak felsefesine dair bir makale neşretmiştir. neş'et ve zevallerinde değişmez cycle'-lerin biri diğerini takip eylemesi hakkındaki nazariyesini ortaya koymuştur.Wiener Akademie der Wi*senchaften. M. 1940. Ibn Khaldun and Seine Kalturgeschicta der islami schtn Reiche d. d. Classe.. Kahire İ926: Dr. 22 : 1938 .162 — muayyeniyeti. bu hususta 18. ayni F l n d ı k o ğ 1 u Z. fakat bu makalelerin mehaz gösteren kısmı daha çıkmamıştır) . 581-640. Ibn Haldun milletlerin hayatında coğrafî âmillerin tesirini de uzun uzadıya anlatmıştır. 21. bu hususta A u g u s t Comte'-un (1798-1857) selefi olmuştur 3). 14-19.

... A. A.-«* 8) Maqaddima. Ibn Haldun'un nazariyatının burada ehemmiyetle üzerinde durmak istediğim orijinal tarafı: 1) tarihte intikad ve cilliyet yolunu tutmuş ve bunda iktisadî ve coğrafî âmillere yer ayırmış olması. s. The islamic background of Ibn Khaldans philotpphical theory...163 bileceğini ileri sürmüştür. s.11 JJi|l f f : blc. VB. £jkJI Vj J jC ) Blc. *) Tarihi Naimû. s. ^jUjl* »JiJI^ j^T İT J. Garb ve Şarkta medenî yükselişlerin temâdî edeceği kanaati sarsılmamıştır.jUl Jil. G i b b.! y^ül JAIJ . 101—102 de anlatmıştır. S 5\ i c Bey. R. A.inci asır Avrupa tarihinde devletlerin ve medeniyetin mütemadi inkişafı Ibn Haldun'un devlet uzviyeti nazariyesinin yanlışlığını açıkça göstermiş ve. G i b b tarafından yapılan son neşriyatı 2) da büyük mütefekkirin fikir ve nazariyelerinin orijinalliği hakkında varılan fikirleri değiştirmemiştir. insanı «bittabıc medenî> ve «içtimaî hayatı zarurî» gördüğü halde. 192 JjfJİJUi dJUlj^l ^is^j Lc^Vl . hayatı içtimaiye dinle kaimdir ve şeriat-sız siyaset olmaz> fikrinde olanların fikirlerini reddetmiş 4) ve ayrı iki müessese sıfatiyle... . Keza Ibn Haldun'un nazariyelerinin islâm çerçevesi içinde kaldığına dair İngiliz müsteşriki H. 121 : <ic > rU*i/l^ı\t jJL» ^Jlj^j. j... Son 4-5.. 23-31.. Bulletin of the School of Oritntal Studies. 2) enerji kaynakları tabiî halinde bulunan unsur sıfatıyla göçebe unsura devletlerin ve medeniyetlerin teşekkülünde mühim rol atfetmesidir.. İstanbul 1947..J . R. ').ljJS" *ij*> II. 1.. s.. 170.. 190 ._J|£İ)İJ*.»?») .. s ) H. son Cihan harplerini müteakib Almanya'da Os-vvald S p e n g l e r ve Ingilterede A r n o l d T o y n b e e gibi medeniyet cycle'leri nazariyesini kuvvetle ileri sürenlerin türemesine rağmen. «saltanat» ile «hilâfet» in vazifelerini anlatmıştır 5). dünyayı dinden ayırmayı bilmiş ve böyle düşünen bir müverrih « yüksek iman> inin en iyi tarifini yapmış 3).Judl^A W*. içtimaiyat.U-IJiir jl» .L-5JI i^9 j..I JA ^jjljlr^l jU'^V £j\ 4 1-İA. Ibn Haldun dindar bir müslüman olduğu halde... devlet idaresinde teokratizmi reddetmiş olması. 41 Naima'nın yanılmasını Z i y e A d i n F a h r i . devletin dinle kaim olmadığı fikrini ileri sürerek. 113. ") Maqaddimm. -u.5J lr'1 £_jb)l £Ü?j1 jl ^-Ul jtsut _.£ rLML^.. 461 : JA\ jj. Maçaddima..

Dr. Avrupa fikrini gerçekten benimsemiş olan diğer bir kısım münevverlerin bunu iyi karşılamış olduğunu da 1931 senesi kışında Atatürkten. 1920. hajiye 2 de zikredilen eserlerinden başka onun 1948 do Amsterdam'da inikad eden Beynelmilel Felsefe kongresine okududu ğu küçük bir raporu da vardır (Les theories de la connaissance et de l'histooire chez Ibn Khaldoun d. Şimal müverrihi Zeki Velidi ve Ibn Haldun. a. devlet işlerinde Ibn Haldun gibi. bu makale Türkiyenin bazı islamcı münevverleri arasında kötü akisler uyandırmış ve aleyhimde bazı neşriyat yapılmış 2) ise de. Siirt Meb'usu Mahmuddan ve Dr. Muqaddima. 242.. S â t ı c B e v c. s. Fındıkoğlu Ziyaeddin Fahri'nin de "Na-ima Cevdet Paşa ve saire Ibn Haldun'un nazariyelerini münevver şarklılar sıfatiyle ele almışlarsa da. 221). sayı 53-55. Procedings of the Xth International Congres of Philosophg.. Ibn Haldun. göçebe unsura yer verip. O zaman daha <hilâfet» ve saltanat» aynı şahsiyet elinde toplamış olduğundan. C e v d e t .. diye karşılamış olduğunu onun Ibn Haldun'a ait 1922 de yazıp 1940 da intişar eden eserinden öğrendim s). Ted-ritat-ı Ibtidaiye Mecmuası. bunların medenî tebaalar araJ JJÜl Jd\ ^lau Jc ÜÜI J* )*> ı^-L-H «üUljl» . s. 254- . Amsterdam. 733 .164 Ibn Haldun'un bu fikirlerini ben 1914 de Bilgi Mecmuasında «ibn Haldun'un nazarında İslâm hükümetlerinin istikbali» ünvaniyle neşrettiğim makalede izahetmiş ve Türkler için hilâfet ve teokratizm fikrinden ayrılarak. 7. 164. N.«U'^.Jt>UjH ile jt-JI jj IU—II £j\J\ yi sarih olarak ayırmaktadır (s. 1914. d.J U J>. düşünmenin daha hayırlı olacağını kaydedip islâmiyeti teokratizm esasında islâh ve tamir etmek isteyen Musa Carullah ve Müftü Muhammed Abdu gibilerin mütalea-larını tenkid etmiştim1). Ibn Haldun'un din ve dünya. 1940. I. 48-51. s. *) Bk. *) Ibn Haldun cihan tarihinde. 256. 1) Bilgi Mecmuan. Prof. Tevfik Rüştü Arastan öğrendim. imamet ve saltanat nazariyeleri için bk. büyük devletlerin ve medeniyetlerin teşekküllerinde. M u a l l i m M. *) Zi y aedd in F a h r i 'nin yukarda s" 161. Şimdi bizde Ibn Haldun'un fikirlerini Garb kavrayışfyle inceleyenlerin başında yine mumaileyh Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu gelmektedir. Zeki Velidi bunu Garbin felsefesi ve içtimaî cereyanlariyle yakından tanışmak neticesinde şayanı dikkat bir surette izah etmiştir. II. 3) Z i y a e d d i n F a h r i . s.743. Ibn Haldun J.

V. 11 1124. S c h m i d t . 1631) nin şerhetmiş olduğunu Kâ-tib Çelebi zikretmişse de 6) bu eserin bize kadar gelip gelmediği ben1. diğeri kuzeyinde bulunarak komşu kavimler üzerine bilmünavebe tegal-lüp etmişlerdir. Fakat herşer zevale mahkûmdur. Şam'da Te-mür'le görüştüğünü anlatırken. Şimdi bu hâkimiyetin böyle Türklere geçiş prosesi Temür'ün devrinde en yüksek kemâl noktasını bulmuştur. O. dünyada hakimiyetin göçebe Araplardan sonra göçebe Türklere geçmiş olduğunu kaydetmiş ve demiştir: Dünyada iki millet hâkim olmak üzere yaradılmıştır: biri Araplar. u'ı djiiıji. yeni Maarif Vekâleti tabı 1.— 165 — sında yaşayıp milliyetlerini kaybettikleri hakkındaki fikirleri de zamanımızda aynı göçebeleri medeniyetler kuran. İbn Haldun'a göre «Temür devri beşer tarihinin inkişafının en yüksek noktasıdır. Bu iki milletin biri Macmûrenin güneyinde. 336-343) bu mütefekkire dair mütalaalarım yazmıştır. Umumî Türk tarihine giriş. jj£ ır"jLT J»J <-J~JI djC. diğeri Türkler. Babil ve İran hükümdarları. milletleri birbirine katan ve sonunda medenî tebaalar arasında eriyip kaybolan faal unsur diye tanıyan W. s. A. 769-771) Hilmi Ziya Ülken de Fındıkoglu ile birlikte İbn Haldun'un hayatına ve fikirlerine ait bir eser neşretmiş. Study of History. Bir gün gelecek. Dünya yaradılalıdanberi böyle bir devlet kurulmamıştır. K o p p e r s 1 ) ve Arnold Toytjbee'ltr'm ileri sürmekte oldukları fikirlerin aynıdır. III. 114. Türklerde caşabiyet ruhu ise daha Afrasyab ile Kisrâ'nın muhaberelerine dair rivayetlerde bile görülmektedir. dünyada hiçbir millet Türklere müsavi gelmemektedir •)• Araplar caşabiyetten ziyade dinî fikir etrafında toplanmışlardı. 282. İbn Haldun'un. T o g a n. M e n g e n . bu faikiyet Türklerin elinden de kaçacaktır. W. . ) Kaşf-u'l-ü-Zanûn. İbn Haldun'un Muqaddima'sini Magrib ülkesinden Şeyh Ah-med al-Mağribi al-Maqqari (öl. ve bu dinin etrafında toplanabildikleri müddetçe dünyada hâkim kaldılar. ve İskender bu büyük Türk cihangirine nisbetle gölgede kalır.iWijj. Hicri 4. Zira devlet. T o y n b e e . 395-154 3) 6 . p. ') Z. casabiyet hususunda ise.7-22. Sonra hâkimiyet yavaş yavaş Türklere geçti. diğer eserlerinde de (islâm düşünceleri. onun birçok esas fikirlerini benimsemiş bir âlimdir2). Toynbee zaten İbn Haldun'u yakından öğrenmiş. 'asabiye ruhu üzerine kurulur ve onun ehemmiyeti de bu millî c aşabiyetin kuvveti nisbetinde olur 3). 384 9) A. üncü asrın sonuna kadar Araplar hâkim idi. nüshaları Ayasofya ve Esad Efendi kütüphanelerinde bulunan seyahatnamesinde.

Her halde lbn Haldun son 4 asır zarfında en çok Türkler arasında takdir görmüş o-lan bir mütefekkirdir. Yoksa lbd Haldun'un muhlis talebesi olan Maqrizî'nin kültür tarihine ehemmiyet verdiği malûm ise de. s. 1499) tarih ilmini inkâr edenlere cevap olarak yazdığı Al-Iclâ~n bi 'l-lavbîx liman zamma 'l-lâ~rix nam eserinde (1344 Mısır tabı.— 166 — ce malûm değildir. Tarih ilmi ve onun ehemmiyeti hakkında yukarıda Mirxond'-dan naklettiklerimize benzer mütalealar bir çok büyük islâm müelliflerinin tarihe ait eserlerinin mukaddimelerinde görülmektedir. bu eserin türkçe tercümesi ise tam olduğu gibi. lbn Haldun'un Arap âleminde ihmal edildiği keyfiyetini kıymettar eserinin mukaddimesinde yana yakıla anlatmış. Muqaddimeye şerh yazdığından haberim yoktur. Bunlardan meselâ Mascüdî. uncu asrın başında yaşıyan H ü s e y i n AlSâcâtî isminde bir zat da lbn Haldun'u tanımış ve fikirlerini Marşad-u l-tasânjf ilâ macrifat-i'l al-t'âllf adlı eserinde aksettirmiştir. tedbir al-manzil. lbn al-Asir. «Mu-qaddime» nin 1858 de basılan Bulak tabında ayni senede Paris'te Qu-atremere tarafından neşrolunan nüshasında münderiç 11 faslın (cem'an 60 sahifesinin) eksik olduğunu ve bu eksiklik bu eserin müteakip tabılarında tekrarlandığını ve bütün bu tabıların lbn Haldun'un fikirlerinin katiyen anlaşılmadığını gösteren hatalarla dolu olduğunu. Ahmet Cevdet Raşa'nın kıymettar not ve ilaveleriyle birlikte basıldığını kaydetmiştir. lbn Haldun. Hattâ evvelce bir Osmanlı sıfatiyle Istanbulda Darülmuallimin müdürü olan muasır arap mütefekkiri Satıc Bey. Zâfir al-Azdl. 115. lbn al-Cavzi. Osmanlı mütercimlerimden ve sarihlerinden (Ahmet Cevdet Paşa'dan) ve zikri geçen Kazanlı Şahabeddin Mercanî'den başka Buhara'da 19. clmâd Işfahanî. Ali bn. Zahabî.Tibrul u'l-masbük kitabının mukaddimesinde ve bu Al-lIlâ~n risalesinde tarihten siyaset. içtimaiyat ve ahlâk ilimleri doğduğunu (ihtimal lbn Haldunun tesiriyle). Araplar lbn Haldun'u peit geç takdir etmişlerdir. Ayni Saxâvi kendisinin Al. tarihin harp ve fütuhat kıssalarına münhasır kalmayıp insan camialarının fikir hayatı tarihini (şarh magâhib al-nâs) şamil olması gerektiğini anlatmış ve tarihte intikad meselesini izah etmek üzere bazı mi») Z i y a e d d i o F a h r i . Sibf lbn al-Cazvî ve Maqrizi gibilerinin bu mealdeki sözlerini Şams al-dîn Mu^ammad al-Saxâvî (öl. Mısır'da lbn Haldun'un nazariyesini Maqrizî'nin şerh etmiş ve ilerletmiş olduğuna dair söylenen bazı fikirler ') bu âlimin al-Maqqarî yazılan ismini Maqrizî'nin ismiyle karıştırmaktan ileri gelmiş olsa gerektir. 11-43) toplamıştır. 26 .

Nüshaları Ayasofyada ve Mısırda bulunan ve Saxâvi'nin Al-I'lân'mda (s. imzalar arasında daha Hayber vakasında müslüman olmı-yan Muaviye'nin ve bu vak'adan önce vefat etmiş bulunan Sa'd bn Ma'âz'in bulunduğu gösterilerek. vr. Bizden evvelkilerin bu ilmi tedvin etmemiş olmaları bir misal teşkil etmez. 'Ayni. s. kültür. Onların zamanında bu ilim. zamanımızda da olduğu kadar bol ve zengin havadis ve vekayile karşılaşmamış ve bu kadar mudil bir şekil almamıştı. meselede mütehassıs sıfatiyle müracaat edilen büyük tarihçi Xatîb al-Bağdâdî tarafından. B r o c k e 1 m a n n'da Geschichte der aröbischen Literatür. 10—11) Halife Al-Qâ'im bi-am-r-i 'İlah zamanında. şehadetnamenin sahte olduğunun ispat edilmiş olduğunu zikretmiştir. inci asrın Mısır ve Suriyesi Maqrizî. "Tarih bir ilimdir. Bunlardan Suyutî'nin üstazi olan Bergamalı Muljyeddin Muljanı-mad al-Kâfiyecî 1463 te Memluklardan Barsbay için telif ettiği Al-Muxtaşar al-mufîd fi cilm-i'rtârîx nam risalesinde tam manasiyle «tarihte usul ilmini tedvin etmek meselesini ortaya koymuştur.4 — 167 — saller getirmiştir. yalan olduğu sabit olduğunu anlatmıştır. 13a—14b)1) Kafiyeci tarihte usulün tedvini lüzumundan 'şu şekilde bahsetmektedir. Brockelmann Ka-fiyeci'nin eserinin Ayasofya nüshalarından başka bir de Kahire nüshasını zikretmiştir.1) zikredilmiştir. Mükrimin Halil Yınanca mütefekkirim. Bunun usulünü tedvin etmek ica-beder. 140 . Her iki esere dikkatimi çektiji için Prof. . Umumiyetle 15. Supplemaodband. II. İbn Hacar. 1055 tarihinde Bağdadda Yahudilerin başvezir Abü alQasim cAli'ye maruzatta bulunarak Hazreti Muhammedin Hay-bcr harbi günlerinde cizyeyi kendilerinden iskat eyleyip bir berat verdiğini anlattıklarını ve bunu teyid etmek üzere bir çok sahabe tarafından imzalanıp tasdik edilen bir şahadetname arzettiklerini. bu imamın daha Memun Horasanda yaşadığı senelerde vefat etmiş ve aralarında görüşme vaki olmamış olduğunu ispat eden vesikalara aykırı olduğu için. 32. Tarih !) SSıavî ile Kafiyeci'nin bu iki risalesi C. II. Diğer bir misal olarak ta Mücammar bn Şabib isminde birisinin imam Şafi'înin Halife Memun'un yanında şarap içtiğine dair rivayetinin de. 36) da kendisinden nakiller yapılan bu eserinde (Ayasofya nüshası No. Hakkı batıldan ayırmayı güçleştiren uydurmacılık ve sahtekârlık ta o zamanlarda bu kadar ilerlemiş değildi. 115. Suyütî ve Şaxâvî gibi büyük tarihçiler vermiş. fikir ve iktisad tarihi gibi mevzulara ait eserler ve İbn Haldun mukaddimesi gibi bir eser meydana gelerek tarihin tenevvuu anlaşılmış olduğundan bunun bir ilim olduğuna ve usulünün işlenmesi icap ettiğine dair fikirler doğmuştur. 3402. bu devirde bir çok büyük tarihî eserler meydana gelmiş. Ezcümle {Al-Hün.

Böyle şerif bir ilim üzerinde çalışırken gelişi güzel iş kılmak. Fakat bu lügat âlimi olan Muhyeddin Kafiyeci bu işin ehemmiyet ve lüzumunu anlamışsa da..-168ilminin ehemmiyeti tarife muhtaç değildir. asıl tedvin işinde muvaffak olmamış... tarih intikadınm yine hadîs intikadından.I4-» \a~£ j Ji—. işi tamamiyle şeriate bağlamış. *m\ g?3 LJ». dışında bir "siyaset.. 2) zabıt. usulü fıkh. . fakat bu hususta hadîs tenkidi usulünü tarihe tatbik edebilen en iyi müslümanın en iyi bir tarihçi olacağını söylemekten ileri gidememişlerdir.15j r*-~ef C% j*-' 5t ■ J*1"! t« <—i») I4-» (&-—* H-* 10* &iy\ j_)C" jW| \j!» I4I VLCj ÎJUJ %\'j»s UH-'/li JJl li* j^5Çi »j-lil J. i) l^ Jl irLLl a~i jL-j) U* J Ur ijjSJA -fcjflj ^jl^Ll Uj . tarihi.. olarak "hadîs rivayetlerinde olduğu gibi 1) akıl. 48) ve üstazı İbn Hacar gibi o da Ibu Haldun'u şeriatçilik ve sünnîlik bakımından cerh etmeğe ve küçültmeğe kalkışmıştır.>. te-mayile teokratik bir zihniyetle öğrendiği islâmiyetin. 4) adalet umdelerine riayet şarttır. Fıkıh. b^j £uH Oy~? •>«•* -iı-». ').. bilhassa hadis rivayetlerinin esaslarına bağlamış ve "müverrih için muvaffakiyet yolu. nahiv ve beyân için böyle usuller ve kaideler tesbit edilmiş ise tarih için de böyle kaide ve usul tesbit edilmelidir. Ve ihata kudreti itibariyle de İbn Haldun'un çok gerisinde kalmışlardır.tfi' .UT iae. geceleyin yaş ve kurusunu ayırmadan odun toplıyan adam gibi yalan yanlış haberleri toplamak bu ilme yakışmaz. j/uıij 3jJİ\ uu j» j*. kaidesini koymuştur. En çok bir muhaddis olan Şams ad-dîn Muhammad Saxâvî de zikri geçen risalesinde şimdi naklettiğim güzel fikirleri söylemiş ise de. 3) müslü-manlık. bazı sivil aşhasm "şeriat. Hayat Çeşmesi 'Uc bn cUnk.. bir kıstas lâzımdır. gerekse Saxâvi tarih ilmi için bir usul tedvin etmenin lüzumunu duymuş. Ve şe'nî tarih ile meşgul olacak yerde Kaf dağı.. Hulasa gerek Kafiyeci. umdesi çıkarmalarına karşı isyan etmiş (s. "carh ve tacdil„ den ilerletmemiş.iiı öisJVy. İşte ben mizan ve micyar işini görecek usulleri bu eserde tesbit edeceğim. Zulkarneyn meseleleri gibi islâm apokrifleri içine dalarak kaybolmuştur. Doğruyu yalandan ayıran bir mizan.

Zamanımızda elde edilen bu muvaffakiyetler ihmal edilmeğe gelmez. Seignobos. Avrupa manâsiyle tarihte usulü ve tarih felsefesini aksettiren eserler sıfatiyle bazılarını yukarıda (s. İlk meşrutiyet hareketleri ile bağlı olarak tarih tenkidi fikirlerinin yayılması Ahmet Vefik Paşa'nın 17 Şubat 1863 ') Darülfünun açıldığı vakit tarih felsefesine dair verdiği 44 sayfa olarak aynı sene Hik-met-i tarih ismiyle neşrolunan dersinde ve Sultan Hamidin kâtibi Ge-Ienbevizade Ahmet Tevfik Beyin bu sultan namına tarihte usul mevzuu üzerine Hamidet-ü'l-usul namiyle 1878 de yayınladığı 43 sayfalık küçük bir risalesinde kendisini gösterdi. dedikleri arkeoloji'yi ve gazeteleri tarih menbaı o-larak kaydetmişlerdir. Zülkarneyn. Hikmeti tarihten haberdar olanlar akıl mizanına müracaat ettiklerinden efsane ve safsataya aldanmaktan kurtulurlar ve her devrin fikir cereyanlarında tenkidi nazarla nüfuz edebilirler. Ona göre (s. II. 2629) "Tarih ilmi. Her iki müellif yazma menbalardan başka bir de "cantika. İsta nbul. 1-2) zikrettiğimiz tercümekr (Bernheim. 1940. Türk yılı.— 169 — 116. 1279. bk. kırık küp içinde Konyada felsefe tedris ettiğine dair efsanelerin mevzuu olan Eflatunun hakiki mahiyetini eserlerin1 ) 27 Şaban. geçmiş hadiselerin sebep ve hikmeti zuhurunu. Cihanın bir köşesinde zuhur eden ve fikir hayatında çığır açan büyük şahsiyetler dünyanın diğer kısımlarında akisler uyandırır. Gustave le Bon'dan tercümeler) den başka bazı orijinal eserler de yayınlanmıştır. Türkiye Maarif Tarihi. milletlerin yükselişinin. Monod. Bunu bilenler„Tevrat'-taki 'Amâlika ile Amerikayı. Ahmet Vefik Paşa tarih öncesi için arz üzerinde vaki inkılâplardan istidlal edileceğini anlatmıştır. 2) istanbulini eski tarihine ait rivayetlerde gelen bu isinin tarihi aslı bence meç huldür. onun Peygamber olmayıp üluhiyet dâvasına kalkışan birisi olduğunu tesbit etmek. inişinin ve inkırazının sebeplerini aydınlatarak istikbali düşünmeye yol açtığından bütün ilimlerin en büyüğü ve en faydalısıdır. 103 yine bk: O s m a u E r g i n . yahut aynı fikirler ve cereyanlar onun tesirinden başka muvazi olarak zuhur eder. sihir ve simya hezeyanlarile Eflatun ve Ib-ni Sina felsefesini karıştırmazlar. . 458.. yani eşyâ-i 'atika. s. Arapça gibi fransızcayı da iyi bilen bu iki zat eserlerinde lbn Haldun'dan başka Fransızların tarih felsefesine ve usulüne dair neşrettikleri eserlerden de istifade etmişlerdir. Dinî kitaplardan öğrenilen Süleyman Peygamberin Istanbulu üçüncü banisi Yangu lbn Madyan'ın 2) muasırı olduğunu. s. büyük İskender ise. geçmiş hadiselerin neden ve nasıl zuhuru meseleleri üzerinde durarak kıyas ve tatbikla muhakeme ederler. 1928.

ve medâri fen dahi budun. Maamafih o Amerika keşfinin. 1. Zülkameyn'in Himyerli Şacb olması muhtemel değildir. 3) tarihi tabicî olmak üzere üçe taksim olu!) Ahmet Vefik Paganın fikir »utemi için bk. O lbn Haldun'un «afvâr> ve «göçebelerin casabiyeti> nazariyesini kabul ettiği gibi tarihî kaynakların tenkidinde esas olarak ta bu mütefekkirin «istidlal nazariyesini» genişletmekte iktifa etmiştir. cÛc bn cUnk kıssaları yalandan. Polybios ve Tacitus ve fransız Voltaire. Ona göre tarih 1) siyasî ve medenî tarih. *) Tercümeihal için bk. Türk gılı. Montesquieu. Her hâdisenin sebebi tesbit edilmeli. O yunanlı Tukydides. Herhalde Osmanlı ilim adamları 19. Belleten XII (Ankara 1948). s. . ı. 207 —221. ve Gibbons gibilerden haberdardır. Tarih siyasî vukaat ve esâmi zaptına münhasır değildir. Sianbul and das moderne Turkentam. o bunların Mısır hiyerogliflerini okuyabildiklerine inanmıyor. M o r d m a n n).— 170 — den öğrenmek ne mutlu. vukuati azimenin hakikî ince manâlarını meydana vuran ve akıl ayarına dayanan bir fendir. s. Ona göre «Usulü tarihte hezâkat müsab-bebat ile esbabı olduğu gibi irfan ve idrak demektir. D. O ı m a n 11 (-~A. «Zülkarneyn» (iki boynuzlu) tabiri Makedonyalı Iskenderin resimlerinde ve sikkelerinde görülen iki boynuzlu şapkanın hâmili olan zattan başka bir şey olmamalıdır. fakat «Tarihî AIem> inde mehazlar listesinin başında zikrettiği C l a u d e F r a n ç o î s Dannon'un Cours d'etudes historiçues''inin ilk cildinden (1842) istifade istifade ettiği gibi. Fakat Gelenbevînin müslümanlığı bu hakikati kabul etmeye müsaid değildir. bu yüzden «Usulü tarihin bir ilim olarak talim ve tedrisi muktazı» dır. cefr ve melhamede hurafattan ibarettir.. 133-188) fransızca eserlerden ve bunların başında ismini burada tasrih etmediği. Müşir Süleyman Paşa'da (1836 -1892)J) 1871 de Harbiye Mektebi talebeleri için ders kitabı olarak neşrettiği Mebânii-inşâ kitabında (cild. 167. bu sayede dünya artık tek bir mahalle şeklini almıştır. çünkü Himyerîlerin bu kralı Arabistan dışarısına çıkmamıştır. Ahmet Vefik Paşa kendi zamanında makbul olan rasyonalist tarih telâkkisini benimsememiş görünüyor ') Gelenbevizade üzerinde islâmî an'anelerin tesiri kuvvetlidir. Eski insanların boylarının uzunluğu. lttanbul 1828. kendi içtihadlariyle de bulduğu bazı fikirleri 6 sa-hifede hülâsa etmiştir.. tkuvve'i buhariye ve sey-yâle-i barkiye» keşiflerinin ehemmiyetlerini tebarüz ettiriyor. o milletlerin kaynaşmalarını. 319 — 322. asrın üçüncü çeyreğin de tarihte usul hakkında düşünmüşlerdir. 1877. <firenk ülemasn onunca başka bir âlemdir. 2) ulum ve edebiyat tarihi.

Siyasî Hususî t a r i h ise. Ayrı d e v l e t l e r i n ve m i l l e t l e r i n t a r i h i Araplar'da İbn al-Aşîr tarihi. Ona göre. onların ahlâk ve kaidelerini (yani devletlerin iktisadî vaziyetini) devletlerde ve milletlerde husule gelen büyük inkılâpları. bunları hakikî vaziyetiyle karşılaştıracak kadar iyi bilmek ve öğrenmek mecburiyetindedir. Müverrih ihtilâl ve inkilâpları bahis mevzuu ederken bunun esbabı zuhurunu.. ile "sergüzeşt. İlim ve e d e b i y a t t a r i h i . bahseder. bu gibi hususî tarihlerin menbaları kütükler ve tezkerelerdir. ingiltere'de Lingar'ın tarihi gibi eserlerdir. muhtelif ilimlerin ve sanatın. Ulûm ve edebiyat tarihçisi her bir müellifin mümare-se-i ilmiyesini temyiz ve onları diğer âlimlerin eserleriyle mukayese ve muhakeme edecek ve onların iktidar derecelerini ve ilim tarihindeki mevkiini tayin edecektir. keza güzel yazıların zuhur ve inkişaflarından. Son çağın da. Haçlı seferleri. keza tedenni ve inhitatından. ve ona taalluku olan diğer meselelerle birlikte.. Onların fuzuli taraflarını müverrih kendisi tesbit edecektir. Bir C i h a n t a r i h i yazan tarihçi. inkiraz etmişlerse yahut büyümüşlerse. Romalılar'da Titus Li-vius ve Tacitus. Böyle eserleri yazarken müverrih bu milletlerin mebdei zuhurundan başlayıp terakki etmelerini ve büyümelerini. Türkiye'de Hayrullah Efendi tarihi. güvenilir bir hale koyacak. Bunları yazanlardan fazla tetkik ve taharriyat beklenmeme-melidir. Fransa büyük ihtilâli Sultan Selim'in yahut Kanunî Süleyman'ın hayalı. izah etmelidir. Süleyman Paşa tercümei hallerin nasıl yazılacağını. onların muhtelif çağlarda yaptıkları tesirlerden. eline kalemini almadan önce. İkinci Mahmud'un tanzimatından sonraki devri asrı hazır tarihi olarak dördüncü bir kısım sayılır. devletlerin vekayiini ve bu hadiselerin doğurduğu neticeleri ve eserleri tesbit ve cemc edip onları hakikat-i maddiyelerine ittılac kesbederek. Diğerlerinin ilmî eserlerini ve edebiyatı ten-kid edebilmek için zekâ ve vüsat-i fikir sahibi ve rastgû olmak şarttır. o devirlerde o memleketlerdeki ahlâk.— 171 tarih de 1) cihan tarihi 2) ayrı devletlerin ve milletlerin tarihi ve 3) hususi tarih olmak üzere tekrar üçe ayrılır. bütün bunların hakikî sebeplerini tahkik ederek hâdiseleri adım adım takip etmesi lâzımdır. Afganistan'ın tarihi. din ve fikir cereyanları tebarüz ettirilecek ve fikir hayatındaki inkişaflar neticesinde kıymetini kaybeden . ilmî eserler bitarafâne tetkik edilerek onların yazıldığı devirler. i birbirinden ayırmak icab ettiğini anlatmıştır. nur. ilmî bir "ter-cümei hal. Kata-rina'nın ve Napolyon'un tarihi gibi mevzulara ait eserlerdir. tereddüd ve tevessülünden.

hayvanat. Vico'dan "İlk felsefe tarihi âlimi. unvaniyle "Hayat. Emin Ali Beyin de onu mütemmimen Tarihte usul unvaniyle aynı mecmuada neşrettikleri makaleleri. Ankara . nın ilk sayısında Türk edebiyatı tarihinde usul isminde 52 sa-hifelik bir eser neşretti. tabii hâdi-' selerin derinliklerine inecek kudrette bulunmak lâzımdır. merhum Ahmet Refik Bey'in "Tarih ve Müverrihler. Fakat. benim usul gösteren bazı tenkidi makalelerimiz. 51-52) saydığı eserleri. sıfatiyle bahis ederken.69.1938) Türk basınında tarihte usûle ait ayrı çalışmalar serisini teşkil ederRusya Türkleri arasındaki yayınlardan Akçuraoğlu Yusuf'un Langlois ve Seignobos'un "Tarih tetkikine methal. Tarih ilminin bu kısmında müverrih daha fazla dehâ ve iktidar sahibi olmak.. 52). kürrei arzin neşvü nüması. 2 cüz. 1913 de Koprülüzade Fuad İstanbul'da münteşir "Bilgi mecmuası. sayı 60-63. Süleyman Paşanın 6 sayfalık olmakla beraber meseleyi tam olarak kavradığını gösteren nıûciz yazısının neşrinden tam 42 yıl geçtikten sonra. No. mecmuasında (1928. 117. maâdin ve saireden bahis eder.68. Kadı Burhaneddin'i İslâm Ansiklopedisinde müsteşriklerin makalelerinden öğrenmiş olmakla beraber.71. Türk Edebiyatı tarihine ait başlıca kaynakları saymış ve bunların intikad yoluyle tetkik edilmesi icap ettiğini de söylemiştir. T a r i h i t a b i î ecram-i semaviye.. jeoloji.. unvanıyla aynı mecmuada (1928. Köprülü Fuad ile.. inden mülhem olarak .. Ziya G ö k a 1 p'ın Tarih ve İçtimaiyat unvaniyle Yeni Mecmuamda. (1918 N.. umumiyetle tarih tetkikine dair fransızca in !şar eden ve isimlerini makalesinde (s. Köprülü bu eserini yalnız edebiyat tarihi değil. Dr. Berr ye Monod'un ve sairenin eser ve makalelerini okuyarak kaleme almıştır.Bourdeau. bu fikrin Şarktaki mübeşşiri sıfatiy-le İbn Haldun'dan bahis etmemiş ve umumiyetle eserinde İbn Haldun'un ismini hiç zikretmemiştir. bilhasse Langlois ve Seignobos başta ölmek üzere. H. H. 80) çıkan makaleleri.172 — eserlerden de bahsedilecektir. Nasıl İslâm âleminde Kadı Mîr (yani Aşır al-din A b h a r ı ' n i n Kitab al-hikmasine şarh yazan Qadı Mîr al-Maybadî) gibilerin felsefeye ait eserleri bir asır evveline kadar muteber iken şimdi felsefe sahasındaki terakki ve inkişaflar neticesinde Kadı Mîr'in eseri nazar ve itibardan düşmüştür. Köprülü Fuat Alişir Nevayi'nin tam külliyatının istanbul kütüphanelerinde mevcut olduğunu o zaman daha öğrenmemiş.73) ve Ali Canib Bey'in "Türk Tarihi için çalışmalar. Şükrü Akkaya'nın tarihte usulün ayrı meselelerine dair çıkan yazıları (Tarih ilminin tarihi..

1938. inin Necip Asım Bey tarafından tercüme ve ikmal edilerek "Türk Tarihi. Kahire Üniversitesi Profesörü Hamza Tahir Bey'in verdiği malûmat budur. Fakat Avrupa terbiyesi gören muasır Arap ulemasından. Bk. bu defa Tahran Üniversite Profesörü Doktor Reşîd Yâsimî tarafından ÂgJn-i nigâriş-i tarix isimli (1316 h. cAnnan. Aynı zat. 0.ele almak yanlışlığında bulunmuştur. B e r t a 1 s. de neşrettiği Divan-i Mas'üd Sa'd Selmâria yazdığı mukaddimesinde. tarihte usul tamamiyle ihmal edilmiş iken. Kâmil Ayyad ve Satic Bey gibilerin İbn Haldun'un tarih felsefesine dair eserlerinde bu felsefedeki muasır cereyanlar bahis mevzuu olmuşsa da modern tarihte usul mevzuu üzerinde kitap yahut risale şeklinde müstakil bir yayın yapılmamıştır. Bunlardan Serbedarlar devrinin filosof edibi İbn Yemîn Faryûmadî'nin hayat ve eserlerine ait tetkikatı mühimdir. Leningard. bu divanda hicrî 480510 seneleri arasında Afganistan'da cereyan eden hâdiselerin tarihine dair malûmat istihraç etmekle. Taha Huseyn bir müslüman Arap olduğu halde is-lâmiyetten önceki Arap fikir ve içtimaî hayatını öğrenmek yolunda Kur'anı zamanının mahsulü olan bir tarihî vesika sıfatiyle ele almış ve mehaz olarak kullanırken bir garpli âlim gibi davranmıştır. Akçoraoğlu bu makalesinde Leon Cahun'un. E..1906 da Kazan'da verdiği bir konferans mühimdir. 144 sayfa tutan Âyîn-i !) Muasır İranın ileri gelen ediplerinden olan Reşîd Yasımı edebiyatta da eski İran edebî ananelerini garp sistemi ile ve bir metod esasında telif etmek yolunda eserler neş-retmiştir. Bunlardan Prof. Arap ilmî mecmualarında da muasir tarih kavrayışını gösteren ilmî tenkidlere tesadüf edilmektedir. . edebî eserlerden tarih için nasıl istifade edileceğini de göstermiştir ').. ş. Arap âleminde Taha Hüseyn. ismiyle neşrolunan Çengiz'e kadarki kısmını ilmî usule uygun olarak yazılan bir eser sıfatiyle . 187-8. Abdullah. inin B a y ı m b e t o v tarafından yapılan ve 1924 de Kazan'da basılan tatarca tercümesi) den maada edebiyat ve etnografya sahasında tetkikat için usul göstermek maksadiyle Özbek. ş. bilhassa bugün Kahire Camiasında çalışanlar arasında Garp metodunu lâyıkiyle kavrıyanlar bulunduğunu eserlerinden öğreniyoruz. Ayni senede Ulûm ve tarih ismiyle 16 sahifelik bir risale şeklinde neşrolunan bu eser Seig-nobos'un fikirlerini kendi tarihimize tatbik tecrübesi olmak bakımından mühimdir. Kazak ve Başkurt şivelerinde müteaddit makaleler ve broşürler intişar etmiştir.erk istoriyi persidskoy literatür. iran'da. "Asya tarihine methal. Akçoraoğlu'ndan sonra Sovyetler devrinde tarihî materyalizme dair rusçadan yapılan tercümeler (o cümleden Buxarin'in "Tarihî Materyalizm. s.) bir eser neşredilmiştir. 1318 h..

174 — n i gar iş-i t â r î x ' inde ise tarihte usulün nazariyat ve felsefesini. (meselâ Taqiza-denin 1918-20 de Berlinde neşrettiği Kava mecmuasında «Iran destanı tarihime dair makaleleri ve Abbas lqbal'in Tahranda neşretmekte olduğu Yadigâr mecmuasındaki tenkidi makaleleri bilhassa sene IV. sayı 3 te Nuviştan-i tâ~rix-i mu'dşir. fakat en çok Berg-son'a dayanarak. A b b a s l q b a l A ' ş t i y a n î de yazılarında irşâd mealinde usule dair mutalealar serdetmişlerdir.. Bundan başka ilmî usulleri tam olarak kavrıyan ve Avrupa dillerinde ilmî neşriyatta bulunan İranlılardan S e y y i d Hasan T a q i z a d e ile Prof.) . Iran tarihinden bazı misallerle. sene V. izah etmekle iktifa etmişti ve meselenin amelî cihetine yanaşmamıştır. sayı 1-2 de mavzu-li ilm-i lâ~rTx unvaniyle neşrettiği makaleleri bu cümledendir. mantıkla karışık olarak.

EKLER .

vol. 1811. C h a r l e s Rieu. Ch. 1883. London. Supplement to the Catalogue of the Persian Manuscripts in the British Museum. 1888. C h. p. in the British Museum. Iran edebiyatı eserlerine ait en güzel ve çok büyük dikkatle tertip edilen bir eserdir. 3) Batı Türk tarihine. Catalogue of Persian Mss. Supp-lement to the Catalogue of Arabic mansuscriptes in the British Museum. H e r m a n Ethe. London. Catalogue of the Tur-kish Manuscripts in the British Museum. vol.EK No. 1895. vol. 452 folio sahife. London. 11/. 4) Doğu Türk tarihine. ancak ilk kaynakların başlıcaları sayılacaktır. Otto Loth. Rieu. 1 Türk Tarihine Ait Kaynaklar 1 KAYNAKLARI GÖSTEREN ESERLER Burada Türk tarihine dair tetkikler değil. in the library of İndian Office. R i e u . Catalogue of Persian Mss. ilmî esasta yazılan bu fihristlerde kitaplar yalnız sayılmış ve kütüphanelerdeki sıra numaraları gösterilmiş değil. 7) Tarihî coğrafyaya ait kitaplar ve Seyahatnameler ve 8) Müracaat kitapları sayılacaktır. London. onlar eser hakkında tetkikat yapılmışsa onlar gösterilerek mufassal malûmat verilmiştir. in the Library of indian . Şimdi de fihristlere gaçelim: İNGİLTEREDEKI YAZMALAR için: Catalogus codicum manuscrip-torum orientalium qui in Museo Brifanico asservantur. 936. I. Bunlardan sonra sıra ile 2) Umumî Türk tarihine dair kaynaklar. Catalogue of Arabic Mss. 1879. London. Buna giriş sıfatiyle de 1) diğer İslâm milletleri tarihine ve Türk tarihine ait islâmî yazma menbaların dünya kütüphanelerinde bulunanların fihristlerini sayalım. 1881. arabî yazmaların fihristidir. 1869. 1846. 6) Haltercümesi kitapları. 11. ayrı eserler hakkında (bilhassa İngiliz kütüphanelerinin fihristlerinde) içindekiler sayılarak dünyanın başka yerlerinde nüshaları varsa. R i e u . Ch. 5) Hindistan Türkleri tarihine ait kaynaklar.

II. (1896). 1867 (654 s. Yine. (1891). 1878-92. (1899). Tur-kish. I. in the John Rylands library at Manch-ester. Gatologue codicum orıentalium Bibliotlicae Academiae Lugdino Ba-tavae. I. München. 1865 (614 s. c. (1893). 462 s. II. Industani and Pushtu Mss. P e r t s c h . W. Catalogue of the Arabic Mss. 1889. der königlichen preussischen Staatsbibliothek zu Berlin. 1875.) Alb. 686 s. 618 s... in München. 1632 sahife. A. bu da çok mükemmel bir eserdir. E.. H e r m a n Ethe and E d v v a r d S a c h a u . Manchester. of the late of Sir Albert Houtum-Schindler (Journal of the Royal Asiatic Society. 646 s. Die persischen und türkischen Hss. (1895).m a. (412 sahife). 3 cild: I. II. Tarihte Usul F. Hollandadaki yazmalar için: D o z y .. Die arabischen Hss. in the Bodlean Library. der Hof-und Staatsbibliothek in München (arabi. B r o w n e. der Her zoglichen Bibliothek zu Gotha. Brovvne. Paris 1905. Catalogue des Manuscrits persans de la Bibliotheçue Nationale. I. Oxford. 1937. 1932.). farisi ve türki yazmalar beraber). vol. K r a f t .. Verzeichnis der persischen Hss. c X.. Paris. R. (1889).. II.D e G o e j e . IV (1892). 1896. Catalogue des Manuscrits arabes de la Bibliotheque Nationale. VIII. (1897). IX. der Hofbibliothek in Wien. Almanya için : A h 1 w a r d. Die arabischen. Die arabischen Hss. 808 s. vol. 1866. E. c. F l ü g e l . (_________s ). 1374 sahife. Wien. 1903. 1865 (734 s. 1934. Berlin 188. Fransa için: De SI a n e. Verzeichnisse der arabischen Hss. 1912. P e r t s c h . 5 cild. der königlichen Orientalischen Akademie zu Wien (şimdiki Konsularakademie mektebinin yazmaları). Verzeichniss der türkischen Hss. et. 562 s. persischen und türkischen Hss. der königlichen preussischen Staatsbibliothek zu Berlin 1899 (584 sayfa). der kön. P e r t s c h . der Hof-und Staatsbibliothek in München. III. persischen und türkischen Hss. t. 1859. Oxford.H o u t s . M in g an e.. İ2 . c. Paris. III. c. 414 s. c. 628 s. Ayni müellif. 18511877 seneleri arasında altı cild olarak basılmıştır. belonging to the late E. N i c h o 1 s o n. preussischen Staatsbibliothek zu Berlin. 1866. (820 sahife). 10 büyük cild. Cambridge. W. c. t. Die persischen Hss. Oxford. 1883 — 1898. (1895). I. (334 sahife). 1182 sahife. A Catalogue of the Persian Mss.. J' Au-mer. c. VII. in the library of the University of Camb-ridge. Avusturya için G. B l o c h e t . (1887). Cambridge. Verzeichniss der orientalischen Hss. P e r t s c h . 1150 sahife. c. 1917 ). The Persian Mss. 628 s. octob. 1842. Catalogue of Persian. Die arabischen. der Her-zoglichen Bibliothek zu Gotha.Y o n g .— 177 Office. Brozvne. VI. München.).. A discriptive catalogue of the oriental Mss. V. E. c. c. 596 s.

Maarif Vekaleti tarafından tesis edilen tasnifi kûtûp komisyonuna mesaisi de yavaş yavaş çıkmağa başlamıştır. İstanbul kütüphanelerinin. O. farisî ve türkî yazmaların güzel tavsifları vardır. 1964 — 1968 Ankara. 1877. sonra Halil S erk is al-Kutub al-Matbuca al-^Arabiya ismiyle Mısırda iki büyük cildde matbu arabî eserlerin fihristini neşretmiştir. R o s e n . Meşhedde Ravda kütüphanelerinin ancak kitap müelliflerinin isimlerini muhtevi sade fihristleri tab edilmiştir. Max Krause. Rösen. Horn. İstanbul kütüphanesindeki yazmalar içinde T. Ritter. B a r o n V. 1939 senesine kadar 23 cild çıkmıştır. Les manuscrits arabes de l'Institue des Langes Oriantales du Ministere des Affaires Etrangeres. keza K. 1735 sahife. Spies.' — 178 — Bunlardan maada Almanyada Leipzig ve Hamburg. London. Türkçe matbu eserler için: Millî Kütüphanede mevcud arap harfli Türkçe kitapların muvakkot katoloğu 2 cild. ilk cildi 1908. Den i son Ross and M a v l a v i A b d u l m u q t a d i r . Avrupada ve şarkta basılan şark eserlerinin fihristini Z e n k e r 1846-61 senelerinde Bibliotheca Orientalis ismiyla iki cild olarak neşretmiş. yalnız Dorn ve Salemann'lar tarafından Rus Ulum Akademisinin «Bulletin» lerinde (1888 e kadar Melanges Asiatiques ayrı basımlarında) ayrı makaleler halinde fihristleri verilmiştir. Dorn Catalogue des manuscrits et xylographes\orientaux de la Bibliotheque Im-periale Publique de St. 1922. ve saire alman müsteşriklerinin ayrı makaleleri olduğu gibi.s t e e n tarafından tertip edilen Uppsala kütüphanesindeki arabî. 1962 yılına kadar. . Rusya'ya gelince burasının şark yazmaları itibariyle en zengin hazinesi olan Petersburg Musea Asiatique kütüphanesi için muntazam bir şark yazmaları tavsifi neşredilmiştir. mamafih Kahire Hidiv Kütüphanesinin fihristinde bazan faydalı malûmat ta ilave edilmiş bulunuyor. B a r o n V. H. 1886 (370 sahife). 968 sahife teşkil eden büyükçe eserdir) tavsiye edilebilir. «İstanbul Kütüphaneleri tarih coğrafya yazmaları katalogları» unvanı altında 11 fasikül çıkmış bulunmaktadır. 1852. Petersburg. Şark memleketlerinden ancak Hindistanda Bankipor kütüphanesinin yazmaları için çok mükemmel ve mufassal tavsif katalogları basılmıştır : E. Z e t t e r . Diğer Rus kütüphanelerinin şark yazmaları için: B. Italyada Roma ve Vatikan İspanyada Eskoryal kütüphanelerinin. Petersburg. Matbu fârrsı eserler için bunların British Museum'da mevcud bulunanlarının E d w a r d Edwards tarafından bastırılmış olan fihristleri Catalogue of the Persian printed Books in the British Museum. Tahranda Meclis. Les manuscrits persans de l'înstitut des Langes Orientales. Petersburg. Catalogue of Arabik and Persian manuscripts in the Oriental Public Librar'y at Bankıpore.

XI. China's piooner in Wes-rem Asia (Journal of the American Oriental Society. 3) J. Gesc-hichte der arabischen Literatür. 2 16. Petersburg. 1881—2. Türklere ait Çin kaynakları bu eserde de toplanmış ise de artık eskimiştir. (kısaltma ile: PL). Wylie. . 1 cild. E b e r h a r d . r=türkçe diye gösterilmiştir.— 179 — Arapça kaynaklar için başlıca rehber: C. 1888. 4 cild.B i ç u r i n . transkripsiyon ve isim kıraeti hatalarına rağmen. 1927 — 1958 London. Bu eser. Persian Literatüre. Leyden. F=far»ça. The Story of Chang-Kien. E. Documents sur les Tou-kiue (Turcs) Occi-dentaux. Histoire Generale des Huns. des Turcs. 8) Ortaçağlar için Dr. 1903. ASIRDAN ÖNCEKİ UMUMÎ TÜRK TARİHİNE AİT KAYNAKLAR (İslâmî kitapların hangi dilde olduğu parantez içinde <4=arapça. D e g u i g n e s . 1942. 1898. II cild. B r e t s c h n e i d e r . 1850—1851.) 1) Eski Türk tarihine dair Çin kaynakları'nın umumî bibliog-rafisi için W. Ankara. Notes on the Western Region. Mediaeval Resear-ches from Easiern Asiatic Sources. Die Hunnen der vorchristlichen Zeit. 1902: ilâveleri (Supplementbânde. Sobranye svedenyi o narodax obitavşix v Sredney Aziyi v devneyşiye vremena. 2) Çin kaynaklarının en eski zamanlardan 12 asra kadarkilerin toplu hulâsası H y a c i n t h ( Y a k i n f ) . Paris. 19371939. iki cild London. 1756—58. iki cild. kısaltma ile GALG). kısaltma ile: GALS) 3 cild. 7a) E. X. 1917). Farsça kaynaklar için baş rehber: C. H i r t h . ilk tabı (Grundausgabe. Berlin 1921. B r o c k e l m a n n . Petersburg. Hüseyin Cahid Bey tarafından türkçeye çevrilmiş. 4) F. London. 5) De G r o o t . 7b) Liu Mau-Tsai. 5 cild. S t o r e y. London. A. fakat Hya-cinth'de Rus harflerile yazılan isimlerin okunmasında Deguignes'den istifade edilir. XXXVII. a biobibliographical survey. 1958 Wiesbaden. Die Chinesischen Nachrichten zur geschichte der OstTiirken (T'u-küe). Appendix to The Juor-nal of Anthropological Institut vol. en zengin bir toplamadır. Weimar. C h a v a n n e s . des Mongols et des autres Tartares Occidentaux. 6). Çinin Şimal komşuları.

15) San-kuo çe. 102) tarafından ikmâl edilmiş.m a T s ' i e n tarafından M. 11) Tso-çuan. de) tarafından telif ve P a n Çao (ol. C h a v a n n e s tarafından tercüme edilerek Les Memoires historiques de Se-ma Ts'ien ismi altında 5 cild olarak 1895 -1905 te neşredilmiştir. Dubs. tercüme edilmiştir. asra ka-darki tarihine dair.. "Tsin sülâlesi tarihi. " Leang sülalesi (512-556) tarihi. m.. garb dillerine tercüme edilmemiş. 17) Song şu "İlk Song sülalesi (420.k u (öl. "orta Ts'i sülâlesi (475-502) tarihi.Y a o tarafından 488 de telif edilmiştir. Bu büyük eserin bir kısmı E.180 — Ayrı devir ve sülâlelerin tarihine dair Çin kaynaklarından umumî Türk ve Moğol tarihi için mehaz olmak üzere şu eserler başta gelmektedir: 9-10) En eski devirlere <\A kısmen tarihî ve kısmen destanî mahiyette olan Şu king ve Şe king M. hâla tercüme edilmemiştir. asır) Fa ng H i-u a n -1 i n g idaresinde m.. " Ç'en sülâlesi (557 . 12) Şe-ki "Tarihî hatıralar. yalnız E. The history ofihe Formere Han Dyn-asty. Ç'en Şeou (öl. L e g g e (18651871) C o u v r e u r (1896—1897) tarafından tercüme ve neşredilmiştir. 445). Siao T s e u h i e n ' u n telifidir...Ts'i şu. Les pays d'Occident d'apres le Heou-Han chou (T'oung pao 1907) de bazı parçalarını neşretmiştir. ö. hâla tercüme edilmemiştir. 1938. ö. 297) telifi.I .588) tarihi „ tereme edilmemiştir. m.. 9-6 asırlarda tertip edilmiştir. 14) Heou-Han şu "ikinci Han sülalesi tarihi. ö. Cinde Türkler tarafından kurulan altı sülalenin tarihi. Çinin mebdeinden M. Çin'in M. Ş e n . 1.. 18) Nan. (milâdî 3-4. Ç'en şu. miladi 92. 722 — 450 seneleri arasındaki tarihine dair eser ayni Legge (1872) ve Couvreur (1914) tarafından tercüme ve neşredilmiştir. 16) Tsin çu. P a n . ö. 19) Leang şu. hâla tercüme edilmemiştir. Hong L e a n g şe tarafından muhtelif kaynaklar20) . Fan Ye (öl. "Üç sülâlenin tarihi. Baltimore. 80 senelerinde telif ve tertib edilmiştir.478) tarihi. tercüme edilmemiştir.. C h a v a n n e s . 21) Çe-Iieou kuo kiang yu çe. S s e . 13) Ts'ien-Han şu "İlk Han sülâlesi tarihi. Yao Ki en tarafından telif ve 633 te ikmal edilmiş. ingilizcesi H. 645 te telif edilmiş. H.

Paris. 25) Kieu rang şu. C h a v a n n e s . 22) Wey şu. tercüme edilmemiştir. "Song sülalesi tarihi. 31) Song şe. "Suey sülâlesi (589-618) tarihi. 24) Suey şu.. 27) T'ang huey yao. Wey-Çeng idaresinde 629 da tertip edilmiş ve parçaları E.181 — dan alınarak yazılmış. Bu eser Song sülalesi -zamanında 1084 te S s e u ...Ts'i şu..m a K u a n g tarafından tertip ve 1119 da filosof Çu-Hi tarafından tevsi edilmiş geniş bir umumî ta rihtir ki. " Beş sülâlenin yeni tarihi „ 1072 de Negu Yang Sieu tarafından telif edilmiştir... tam tercümesi halâ yapılmamıştır.ın garbı Göktürklere ait eserinde neşredilmiştir. 26) Sin T'ang şu " Tang sülâlesinin yeni tarihi. " Beş sülâle (907-960) nin eski tarihi „ 973 te Siue Kiu Çeng tarafından telif edilmiştir. "Şimalî Ts'i sülâlesi (550-577) tarihi. tercümesi yoktur.B i ç u r i n gibilerin eserlerinde istifade edilmiş. \ . Çin annallerinin en mükemmeli olan bu iki eser C h a v a n n e s . 23) Pey . " Tang sülâlesi (618-907) nin eski tarihi. 1890. 620-36 arasında L i P a y . 30) Ts'eu-çe t'ong-kien. Tang sülâlesi devrinin idare işlerine dair vesika külliyatı. 1250 de Ye Long-Li tarafından tertip edilmiştir. 29) Sin Wurtay şe. 945 te Lieu Hiu tarafından ikmal edilmiştir. 28) Kieu Wu-tay şe.. ki Moğol prensi T'o-t'o idaresinde 1343-45 seneleri arasında tertip edilmiştir.Y a n g Sieu ve Song K'i tarafından yazılmış ve 1060 da ikmal edilmiştir.. eski sülâlelerin umumî tarihi. 950 de Wang P ' u tarafından telif olunmuştur. Hâla tercüme edilmemiş olan bu iki eserden C h a v a n n e s T'oung Pao. fransız alimi M a i l l a ' n ı n 1777-85 neşrettiği 7 cildlik umumi Çin tarihi (Histoire generale de la Chine) ne esas olmuştur. N g e u . tam tercümesi yoktur. Des M i c h e l s tarafından fransızcaya tercüme edilmiştir. Parker ve H y a c i n t h . tercüme edilmemiştir. "Şimali Wey (yahut T'opa = Tafgaç) sülalesi (386-550) t arihi. " kıtay (Leao) sülâlesi (916 — 1115) nin tarihi.Y a o tarafından kaleme alınmıştır. 32) K'i-an kuo çe. Wey Şeou tarafından 551-4 te telif olunmuş. 1916 da istihraçlar yapmıştır. ( Historie geographiaue de seize royaumes fondes en China par les Tartares.

10. H a u e r. ayni sülâlenin zikri geçen Moğol prensi T' o -1' o ida- resinde toplanan bir komisyon tarafından 1343-45 arasında tertip edilen mufassal tarihidir. Eski Türk kaynakları ndan en mühimi kitabeler ve sanat eserleri dir.— 182 — 33) Leao şe. Song Lien idaresinde bir komisyon tarabmdan 1369 da yazılmıştır.. K r a u s e tarafından almancaya tercüme edilerek neşredilmiştir. istanbul. 27-27. 40) W. 1908. Bu Çin kaynakları cince olarak matbudurlar ve Avrupa kütüphanelerinde bulunurlar. 34) Kin şe. A. F. diğeri G. Bu eserin Cengiz ve onun dört halefi.1920.B i ç u r i n tarafından hulasaten rusçaya. Cengiz Hana ait kısmı F. Yalnız Mançu dilinde yazılan Kin sülâlesi tarihlerinden biri H.1931. Uygurica. 1928. Müller. E. Chinesische Ceschichtsliteratur (Ostasiatische Zeitschrift. A. 36) Yuan şe ki şe pen mo. 1922) zikredilmelidir. Leningrad 41) F.. cild. dört kaana ait kısımları H y a c i n t h .38) Çin kaynakları hakkında umumî malumat veren eserler sı-fatiyle de E. Eski Türk Yazıtları. bir diğer Yuan tarihi. E. F r i z t h gibi sinoloğlar Çin tarihine ait eserlerini bunlardan istifade ederek yazmışlardır. Moğol hanedanının Cinde hâkimiyeti devri (1234-1369) tarihi. Tercümeleri daha yoktur. H a e n i s c h . "Yunan (yani Cengiz oğulları. 4 cild. t.1910. 1924) ve E. 4. Otto F r a n k e. R a d 1 o f f ve M a 1 o v Uigurische Sprachdenkmâler.Ş a n tarafından tertip edilmiştir. K. Berlin. Bunlar: 39) H ü s e y i n N a m ı k O r k u n . De H a r l e z tarafından 1887 de fransızca olarak (Histoire de Vempire Kin) neşredilmiştir. Kitabelerin başında Orhon ve Uygur yazıtları gelmektedir. fakat İstanbul kütüphanelerinde bu ana kaynaklar kısmen bulunuyorsa da türk tarihine dair ihtiva ettikleri zengin malumat da dilimize hiç çevrilmemiştir.Sprachen. Ming sülâlesi Ç'en P a n g . 193641. . von G a b e l e n z tarafından 1877 de Petersburgda almanca (Geschichte der grossen Liao). W. Her iki eser daha tercüme edilmemiştir. Dit 24 Reichsannalen der Chinesen ( Mitteilungen des Seminars jür orient. Daha tercüme edilmemiştir. C h a v a n n e s . "Kin (yahut Cürçit) sülâlesi (115-1234) tarihi „ ayni Moğol prensinin idaresinde ayni senelerde vücuda getirilmiştir. 37 . 35) Yunan şe.

IV. 45) A. cild. Eski Türk. 13 asırdan W. 1913 de gös terilmiştir. Diyân-ü lugât-i ' t-türk. 1940 (Oğuz Name uygur). mukaddime. V. Oğuz Han Destanı İstanbul. Câmi'üt-tevârih'mm ikinci cildinde (OĞUZ-NAME REŞİDEDDİN) 52) Oğuz Nâme'nin uygurcası.). 46) A. 1918. Byzantinische Quellen zur Laender-und Völker-kunde (515 Jh. 15 v. Berlin. 5 ciid. III. türkçe Besim At alay tercümesi ve faksimile 1940-44. Mor a v e s i l e . İstanbul. 3 cild.R a c h m a t i . 17 asırda Buharada I ma mî isminde bir Özbek tarafından farsça olarak yazılan bu eski Türk destanının yazması Prof. 1912. Bombay tabı. Mükrimin Halil Yınaç'in kütüphanesinde. Reşideddin. 4 cild Oxford 1928. 53) Göktürk . d. 2 cild. Bizans kaynaklarındaki kayıtlar için: 48) K. c. 1924. Umumî Kütüphane nüshası. 2. arapçası. 49) G. 313. Skythians and Greeks. 1929-1934. c.2 cild. Ancient Khotan. vr. 44) A. v. 1925. Berlin 1958.Hazar rivayetlerinin bibliografisi için bk. Leipzig. . I . Buddhistische Spâtan-tik in Mittelasien. c. Chotscho. Byzantino-turcica. 4975. 1926. Sanat eserleri için: 43) A. Innermost Asia. Serendia. VI. N. ve Xo n d e m i r Habîb-ü ' s-siyer. Le Coq. s. Eski Türk destanlarından: 50) Han nâme (F). llhanîler zamanında tesbit edilen eski Oğuz destanları.183 42) B a n g . Oxford.. Ş a r a f . Rachmati. 5 cüz.G a b a i n . Bang-R. İskit ve sair kavimlere ait eski Yunan ve Lâtin kaynakları nın kayıtları 47) E. s. 5 cild Oxford.III. 1907. D i e t r i c h . S tein.e dd i n Y a z d ı . 1921. S tein. Z.Zafernâme. S tein. Berlin. 381. 1928. Türkische Turfan Texte. . M i n n s . To-gan. Cambridge. (HAN NÂME) 51) Oğuz Nâme (F). Berlin 1913. V. 55) Diğer eski Türk rivayetleri ve lisanî kayıtlar için M a h m u d K a ş g a r î . Ibn Fadlans Reisebericht. 54) Eski Türk Cami i Azam rivayetleri â.

LEİDEN) Bu basımdan yapılan Mısır basımı da var. 448 — 478 seneleri bunun oğlu M u h a m m e d bn Hilâl G a r ş a l . Leiden 1883.V â z i h a l . Tabarî Leiden tabı aynen Mısırda 12 cild olarak basılmış. 360-448 Hilâl a 1-Şâbi2 tarafından. ciltlerinin yegane nüshası Topkapı sarayında N. Chronique de Ta-bari traduit sur la version persane de Balamı par M. De Goeje. ed.M a s c û d î (öl. (TABARİ. TÂRÎX). isimler fihristi de yoktur. 920). 897) Futüh al-buldan (A) Liber expugnationes regionum. Leiden. 897). 1879-1901. fransızca tercümesi. Zamanında büyük seyahatler yapmış Arabistan. (TABARÎ-BALCAMİ). 1570) vardır. LEİDEN) Bu eser hicrî 302 ye kadarki vakayii ihtiva eder. 1866 (BALA-ZURİ. Taberlnin farsça tercümesi.c A l i Muhammad a l . Eksik olan baştarafı M u h a m m a d bn Ahmad a l . Kütüphanelerimizde çok eski yazma nüshaları (ezcümle Edirnede Selimiye Camii kütüphanesinde N.B a l c a m î (öl. 932) Târîx-u'lumam va cl-mulük (A) Tabari's Annales. Paris.H a r a v î tarafından yapılan ve Hüseynin şehadetine kadar gelen farsçaya tercümesinde 1303 te Bombay'de basılmıştır. fakat De Goeje'nin haşiye ve ilâveleri tayyedilmiştir. arapça aslının ilk cildi Yezid bn Muaviye'ye kadar Gotha kütüphanesinde N. 2 cild.— 184 — İslâınî kaynaklar: Türk tarihi için istifade edilecek umumi islâm tarihi vakanuvisleri : 56) Ahmad bn Yahya al-Balâzirî.T a b a r î (öl. ed. H. 58) Ibn A c s a m a 1 -Kû f î (öl. M. 95?). fakat De Goe-je'nin haşiyeleri tayyedilmiştir. iran ve Horasandan başka Mısırda ve Hindistanda bulunmuş. ed. "serie I„ 3131 sayfa. hicrî 291-320 seneleri cArib bn S acd a 1-Q u r t u b l tarafından Şila ismiyle zeyl edilmiş ki Leiden basımına eklidir.. M. 60) A b ü . 3 seride neşredilmiş. 61) CA1 i bn H u s a y n a I . 2 cild (YAcQÜBl.Y a q ü b i (Öl. 59) M u h a m m a d bn C a r ' i r a l . 57) A h m a d bn A b i . \blA (TABARİZOTENBERG) en iyi nüshalara dayanmaktadır. "Serie' III. de bulunmaktadır.Y a c q ü b bn a l . Z o t e n b e r g f . 2561 sayfa. (öl. tarafından. hıristiyan ve yahudi âlimleriyle bizzat temasta bulunup beşer tarihine . "Serie II„ 2017 sayfa. De G o e j e Leiden. 2 ve 3. 2956. 302-360 seneleri Sabit bn S i nân.N i c m a tarafından ^Uyün-u'l-tavârix ismiye bir kitap şeklinde zeyledilmiştir. H o-u t s m a . 1592. TSrîx Ibn-i' 1-VüHı (A) Ibn Wadhih Historiae. 996) Tarcuma-i TabarT (F). Kitab al• Futüh (A). Murüc-u '-zahab va ma'adin-u 'l-cavahir (A).

u M i s k i v a y h (öl. V (295-329 seneler). son cildi isim fihristleri olmak üzere. 295 senesinden sonraki kısım. I.u 'I-Aş.u ' /. T o r n b e r g tarafından 1851-76 senelerinde Upsala ve Leyden^de.Munt a z am va mu l t a q at .) hâdiseleri ile bitiyor. Buna A b ü . Hicretin başından 369 a kadarki havadisi ihtiva eder. c. son cildi fihrist ve ilaveler olmak üzere 7 cild olarak neşredilmiştir.M u q a d d a s î . Ibn al-Athirî Chronicon quod Perfec-tissimum inscribitur unvaniyle 13 cild olarak neşredilmiş. (h.185 ve coğrafyaya dair çoğu bize kadar gelmiyen sistemi eksik bir çok eserler yazmış olan Mascüdi'nin bu eseri P a v e t . Medeniyet tarihine.d e . 585 m. Türklerin akidelerine. 6 cilddir. 1899-1916). Kitâb-u l-bad'i va'l-tarix (A).Alî A h m a d İ b n . 62) Abu. TabarPnin devamı olan kısmı 10 cild olarak 1354=1935 te Haydarabadda neşredilmiştir. H. Al-Târıx-u 'l-kâ-mil (A). c. 369-388 seneleri havadisini ihtiva eden zeyli ile Hilâl alŞâbFnin 393 e kadar oian zeyli 1916 da Amedroz ve Margoliuoth'un ingilizce tercümeleri ile birlikte The Eclipsc of the Abbasid Caliphate unvanîyle. IV (h.Ş u c â c M u h a m m a d a l R u z r â v î ' nin h. 64) cIzz-u al-dîn İ b n . Paris 1861-1877) ayrı cild halinde ve tbn-u '1Aşir'in hamişinda Mısırda da basılmıştır. Arabî metni ve fransızca tercümesi C l e m e n t H u a r t tarafından 5 cild olarak neşredilmiştir (Le Livre de la creation et de Vhis-toire.. İr (öl. 65)Camâl-u'I-dîn Abü-'l-Farac al-Cavzî(öl. (A). 31163121. örf ve âdetlerine dair verdiği malûmat bakımından mühimdir. 966 senesinde Samanîler devrinde Büst'de yazmış. Paris. (961 m. I. V. 1156 e kadarki havadisi ihtiva eder (kıymeti için bk. CBrock e l m a n n . bu tabı üzerinden 1301 (1883) ten itibaren Mısırda da bir kaç defa basılmıştır. VII olarak neşredilmiştir. (h. . N. 284-326). c. 302 ye kadarki kısmı Tabarî^den hulâsa olmak üzere yazılmış bulunan bu vakayiname C.muit azam. 63) M u t a h h a r bn T â h i r a ! . sene 37 ye kadar).u l . 628 senesi sonuna kadar gelen ve h. Baştaraflarını da ihtiva eden tam yazma nüshası Ayasofya. tarihî kısmı 350 h. Bunun başından. 1231). K i t â b . c. 1200).C o u r t e i l l e v e B a r b i e r de M e y n a r d tarafından 1861-77 de 9 cild olarak arabî metin ve fransızca tercümesi birlikte neşredilmiş Les prairies d'or. 326369) Ayasofya nüshasında faksimle olarak Caetani tarafından Gibb Memorial old series de. V ve VI cildlerin faksimilesi de 1909-1917 de Gibb Memorial Series. VI (329-369) 19141915 te Mısırda basılmıştır. 915). (A) H. 1029) Taccf-rib-ulumam va ta öqub-u l-himam. Gal. Suppl.

Köprülü. 1338/1939 da Mısırda basıldı. Zehebinin eserleri için bk.K a § î r a 1 . 3005-3016.D i m a ş q î (öl. 67) Ş a m s . N. h. S. 1048. 68) 1 s m â î 1 I b n . 499-654 senelerine ait kısımları faksimile olarak J. Paris. 689 — 699 seneleri vakayini ihtiva eder.T u r k m â n i (öl. C. 2136) vardır. 1363).Y ü n i n î (öl.C a z a r î 'nin (Cavâ-hir-u 'l-sulnk. 1348). ayrıca Kitab-u 1 bar fi axbar-ı man abar nam eseri vardır (Bayezid Umumi. Ve Ş a m s-u '1-din M u h a m m a d bn i b r a h i m a l . 69) M u h a m m a d bn Ş â k i r Ş a l âh-u'1-din a l . B r o c k e l m a n n . 1307 de. t. 2135. J e w e t t tarafından Şikago'da 1907 de neşredilmiştir. R. (A) h. 18-21 Ayasofya. 14 cild. Topkapı sarayında tam nüshası vardır) eserleri vardır. 1500) nin Vaclz-ul-kalam (i 'l-zayl-i 'ala duval-i 'l-islam. N. 282. GAL. (Bk. 1372). Köprülü. h. 3410-3412. 589) Türk tarihine dair çok kıymetli malûmatı ihtiva eden bu eserin yazma nüshaları Esad Efendi. Topkapı Sarayında ve Evkaf Müzesinde (N. 2141. Veliyeddin Ef. . Evkaf Müz. III de neşredilmişti. Kendi el yazmalarından c. Buna yazılan zeyillerden Ş a m s-u ' I . 45-6. ve J. Hulâsası. 1045. GAL. 760/m.. Keza bu müellifin. nüshası Köprülü. 1326) nin nüshaları: Feyzullah Efendi. d e S o m o g y i. B r o c k e l m a n n . 2910.d î n Y û s u f b n Q ı z o ğ l i . S.u M . 825—55. I.K u t b î (öl. 1267) Mir'St-u 'l-zamân fi tarix-i 'l-ayân (A). Tarix-i duval-i 'l-Islam (A). 400—521 senelerine ait kısmı daha önce Recueil des historiens des Croisades. d. 2922. h. 5015). Ayasofya N. 1948 de Mısırda basılmaya başlandı. Topkapı. a d b n U ş m â n b n Q a y-m â z a l Z a h a b î a l .u ' 1 . h. II. Uyün-u.d i n M u h a m m a d a l S a h â v î (öl. N. 6 cild. 1932. 11. 'm. C. 48. 700 senesine kadar gelir. N. JRAS.l-tavdrix (A). en çok İbn Kasir'den almış. II. 2449.186 — 66) Ş a m s . 147. GAL. Sib{-u lbn-i '1-Cav-zî'nin eserinden h. Brockelman. bazı nüshaları 21 cilde ayrılmış. N. 21 büyük cild. 2. 1079. h. N. C. Buna zeyl olarak Q u t b . 2072. 49.u '1-din Müsâ a l . G. N. N. Al-Bidaya va 'l-nihaya. yine bazı ilâvelerle Al-tbar fi axbar-i man'abar. 745— 900 seneleri havadisini ihtiva eder. 12.u '1-din M u h a m m. 737/m 1337 ye kadarki vakayii ve vefi-atı ihtiva eder. 6739 da 726—38 seneleri vakayii Köprülü kütüphanesinde N.u İbn-i'lC a v z î (öl. 5—8. 7 26. 1359 senesine kadarki İslâm tarihi vakayiini ihtiva eder. Yazmaları: Topkapı Sarayı. S. S ı b t . Bu eserin bir muhtasar redaksiyonunun h. N. Eser için bk. tam nüshası Topkapı sarayındadır). G. N. 740 senesine kadar gelir. s. Paris N.

P a u l B e d j a n neşri. C. h. C.l-duval (A). cildi 1934 de Bağdadda Süryanî Katolik matbaasında basılmıştır.' l . 22 sene Hülagünün yanında Meragada bulunmuş ( B r o c k e l m a n n . N.H a y b n Z a h h â k a 1 . II. Adler tarafından arabî metni ve lâtince tercümesi 5 cild olarak 1789 — 1794 Copenhag'da (Abulfedae Annales Muslimici arabi) neşredilmiştir. Köprülü. S. 591 )• 1292 senesine kadar gelen bir süryani kroniki yazmış. R e i s k e v e j . sonra hıristiyan ve Ya'kubilerin metropoliti olmuş.S â c î a l . 71) A b ü . 48. Amuca Hüseyin. Hama hükümdarı.u ' l . GAL. 48. Paris. 1485-95. 440/m. 73) Malik-u ' 1 . 10 cild. 349. Müellif ve eserleri için bk.F a r a c G r i g o r i s 1 b n . II.d î n l b n . G. Yalnız arapçası 1286 (1869—70) de Istanbulda. 1121. fakat müteaakib seneler için orijinal ve mühimdir. Şimdi Türk Tarih Kurumu tarafından neşredilmiştir. G. Malatyalı yahudi tabibi. ikinci kıs ım J. 'l-muxtaşar fi axbâ~r-i 'l-başar (A).u ' l . Al-Câmic-uLmuxtaşar fi unvan-ı 'l-lâ~rix va 'uyün-i 'l-tâ~rlx va ^uyün-i'lbaşar (A) . 595—606 senelerine ait 9. 1040 e kadar . Arapça aslının müellife yakın zamanda yapılan çok güzel ve tam nüshası Fahri Bilge Beyin hususî kütüphanesinde bulunmakta idi. S. 1331. h.u ' 1 -c İ b r î=G r e gor i u s Bar H e b r a e u s (öl. GAL.u ' 1 . 70) CAİI bn A n c a b T â c . 1890 da Beyrutte de neşredilmiş. I. Ayrı sülâlelerin ve devirlerin tarihlerinden 74) A b ü S a c I d c A b d . 1275). 44 —45). m.F i d â (öl. 4441. Makte banut zabne=Chronicon Syriacun. 656. 72) Aynı müellifin diğer eseri Târix-u muxtaşar-i. Kitâb-u.u 'I . bk. B r o c k e l m a n n GAL. 1890. S. P o c o c k e tarafından neşredilmiştir. B r o c k e l mann. Kitabın ilk kısmı F 1 e i s c h e r tarafından arapça metni ve lâtince tercümesi ile 1831 de Leipzig'de (Abulfedae Historia anti-islamici). İbn al-Asiriıı hulâsası gibidir.M u a y y a d c l m â d . (Historia orientalis autore AbulPharagion). sonra defaetle Mısırda basılmıştır. 1663 te Oxfordda lâtince tercümesiyle birlikte E. Türklere ait kısmının Ş e r e f e d d i n Y a l t k a y a tarafından yapılan türkçe tercümesi 1941 de Türk Tarih Kurumu tarafından neşredilmiştir. Zayn-u 'l-axbar (F). Fatih N.d i n I s m a c i l A b ü ' 1 .— 187 Feyzullah Ef. öteki süryani eserlerinin bazı ilâvelerle arapça hulâsasıdır. 1286 Maragada). 1258e kadarki vakayiin tarihi.X â z i n (öl. 1040 de yazılmış. Bunun m. N.G a rd î z î. N. 363.

1500 de yazılan nüshası Cambridgede (King College library.i ' 1 . s. Bar th ol d tarafından 1897 de (Otçel o poyezdke v Srednuyu Azıya. Selçuklular için: 78) cl m â d . Z.188 — Halifelerin. 1296/m. 520/m. Supplement Arab. 1865) te Ahnad al-Manîni'nin şarhi ile birlikte arabî aslı Ka-hirede iki cild olarak basılmıştır. Mşrat-u 'l-fitra va cuşrat-u 'l-fitra fi axb r-i 'Idavlai-i . 418 sayfa tutan bu eserin Türklere ait kısmı V. N.C a b b â r a l cUtbî (öl. h. the life of Mesud) Saîd Nafîsî tarafından iki cild olarak 1945 te haşiye ve fihristlerle birlikte Tahranda yeniden neşredilmiştir. 4. 1226 da Fath bn a l . 772. Horasan vakayiine ait kısmı M i r z a Mu-h a m m a d X a n Q a z v l n i tarafından 1315/1937 de Tahranda neşredilmiştir. h.l-salcuqiya (A) 1180 senesine kadarki vakayii ihtiva eden bu Selçuklular tarihi Sultan Börkyarıq zamanında yazılmış. 75) M uc m al -u ' t . 1. nüshası: Paris. M. 240) bulunmaktadır. N. (bk.t a v S r I x v a ' l . vol. 1201). 903/m. Cod. H. Ibn Fat'lans Reisebericht. VHIe serie. Selçuklu ve sair ürk hanedanları tarihinden başka eski İran ve eski Türk tarihi bakımımdan fevkalâde bir emniyeti haiz eserdir. 409 a ka-darki vakayii ihtiva eder. bilhassa Horasanın tarihi. 1126 da Selçuklu Sencer namına aslı Hemedan Esedabad'ından olup İsfahanda Selçuklular hizmetinde bulund:v anlaşılan ismi meçhul bir zat tarafından yazılmıştır. V. T o g a n. 312—6). d. 213). Nâşih al-Carbâdiqâni tarafından yapılan kısaltılmış farsça tercümesi ve onun üzerinden R e y n o 1 d e s tarafından yapılan ingilizce tercümesi (Londra. 77) AbQ '1-Fail M ü h a m m a d bn H u s a y n al-Bay-h a q î (öl.q i ş a ş (F). cim. N.B u n d â r i tarafından yazılan Zubdat-u . 1782 de yazılan diğer nüshası Oxford'da (Bodlean. Târıx-i bayhaql (F). 1077). Târ~ix-u 'l-yamınî (A). Ouseley. 751 de yazılmış diğer bir nüshası merhum Fuad Köprülü'nün hususi kütüphanesinde bulunmaktadır. 1858) daha önce neşredilmiş ve 1286 (m.1 s f a h â n I (öl. 813 te yazılan Paris nüshası üzerinden Melik-ü 'ş-şuarâ Bahar tarafından 1940 ta Tahranda neşredilmiştir. 1036). hist. 78—126). 1862 de Calcutta'da W. Gazneli Mahmud'un tarihi. 76) Abü Naşr M ü h a m m a d b n A b d . Gazneli Mahmudun oğlu Sultan Mescüd'un tarihi. Memoires de iAcademie des Sciences de Petersburg. Eserin h. — phil. M o r 1 e y tarafından neşredilmiştir Tarikh-i Bayhaki.d î n K â t i b a 1 ..u '1 . h.

1202 de Giyaseddin Keyxusrev bn Kılıç Arslan namına yazılan Büyük Selçuklular tarihi. 749 da bulunmaktadır. II. h.u 'd-din M ü n ş i . Bu eser hususunda ancak Mecelle-i Mihr.K i r m â n î . İqd-u "l-'ulâ li H-mavqif~i 3l-a'lâ (F). Collection Schefer. Pers. II olarak neşredilmiştir. British Müseum'deki yegâne nüshası üzerinden Muhammad Ipbal tarafından 1933 te Lahur'da neşredilmiş ve Necati Lugal tarafından yapılan türkçe tercümesi 1943 de Türk Tarih Kurumu tarafından yayınlanmıştır. Röhât-u 's-şudür va âyat-u 's-surür. II olarak 1899 da neşredilmiştir.'l-hairat-i 'l-'utyâ (F).H u s a y n f . 1188 de telif olunmuş küçük bir eser. Tarix-i salaciqa-i kirman (F).— 189 — 7-nuşra va nuxbat-u 7-cuşra (A). 584/m. M u h a m m a d İqbâl tarafından 1921 de Gibb Memorial new Series vol. c Ali Muhammad Âmiri Na'ini tarafından 1311/1932 da Tahranda neşredilmiştir. 80) A b ü B a k r M u h a m m a d bn c A 1 ı A l . 83) A f z a l . Ch. A. 85) A b ü . '5S3 te bulunmaktadır. 1194 te yazılmış. 590/m. h. Kerman Selçuklularının ve 705 tarihine kadar hükümranlk eden Kerman Karahıtaylarının tarihinden bahseder. Prof. Prof. N. Ateş'in türkçe tercümesi TTK' u tarafından neşredildi. Tahran. t. . nam hulâsası H o u t s m a tarafından Recueil de iextes relatifs â Vhistoiredes Seldjukides. H o u t s m a tarafından mezkûr Recueil des Seldjukides'in ilk cildi olarak 1886 da neşredilmiştir. Zeyl-i selçüqname. 81) N â ş i r .R â v a n d ı .u 'd-din A h m a d bn H â m i d a l . Ayni Kâtib Isfahani'nin Salaheddin Eyyübi zamanına ait Al-Fath-u 'l-gussl fi fath-i 'lqudsl nam eseri de Selçuklular tarihine dair çok malûmatı ihtiva etmektedir. (F) ?ahîr-u 'd-dîn al-Nişâbürî'nin nüshası daha bulunmıyan Selçuknamesine zeyldir. Kerman Selçuklularının tarih. 82) CA 1 i bn N a ş i r a l . 84) Anonim TârTx-i 5l-i salcuq (F) Paris. 79) M u h a m m a d bn İ b r a h i m . sayı 3 te malumat bulunuyor. L a n b e r g tarafından 1888 de Leyden'de neşredilmiştir. 765 te Ertene Oğulları yanında bulunan bir Selçuklu prensi namına yazılmıştır. şimdi Mirza Muhammad Han Qazvînî tarafından Tahranda (1328 — 1949) neşredilmiştir. Simt-u l-cula li. Axbâr-u 'l-davlat-i 'l-sal-cüqiya (A). F e r i d u n N a f i z Uzluk tarafından fotoğrafı ve tercümesi neşredildi. yazma nüshası British Museum Or.H â m i d bn İ b r a h i m .

Selçuknâme. II. 569-619 hâdiselerini ihtiva eder. Leipzig.) anlaşılmaktadır. h. Ayasofya N. Bu iki zatın beyanına göre bu eser Selçuklular tarihine dair mühim malûmatı ihtiva etmektedir. IV olarak meşredilmiş ve türkçeye çevrilen bir şekli de Prof. ekseri Ibn Bibi'den alınmıştır.d i n M a h m u d A q s a r a y î . F e r i d u n N a f i z U z l u k tarafından Anadolu Sel-çukî devleti tarihi ismi altında 1942 de neşredilmiştir. 79) diğer kısımları kaybolmuş sayılıyordu. bunun muhtasır şekli H o u t s m a Recueil //olarak neşredilmiştir. farsça anonim bir eser. (F) h. 2985 yazmasının (744 sayfa) faksimilesi Türk Tarih Kurumu tarafından 1949 bastırılmıştır. 88) Y a z ı c ı o ğ l u cAli. 1941). (T) türkçe. Bundan Tahranda Muhammad Han Qazvinî ve Abbas lqbal istifade etmektedirler. 130 v. 1 b n Bibi.— 190 86) H u s a y n bn M u h a m m a d a l . Bu eserde Kerman Selçuklularına ve Kara Hitaylara ait malûmatın da mühim olduğu Mirza Muhammed Han Qazvini'nin nakillerinden (Simt-u 'l-culâ Tahran tabı. C. N. 368 yazmasından malûm idise de (bk. s. 89) Tarix-i âl-i salçüq (F) Gotha farsî yaymalarından N. başlıca Râvandi ile ibn Bibi'yi esas edinmiştir. . Per-siau Literatüre. 31. 91) M u h a m m a d bn M u h a m m a d ibn a l . 90) Abu '1-Qâsim cAbd-u 'İlah bn cAlî bn Muhammad al-Qâşânî (Reşideddin'in mesâi arkadaşı). (Die Seltschukanschichte der Aksa-rayi. Al-cUraza fıcl-hikâyat-i 'l-salcüaiya (F) Kari S ü s s h e i m tarafında neşredilmiştir {Das Geschenk aus der Szldschukengeschichte.C a f a r i alM u n ş ı . 588-679 senelerine Rum Relçuklarının tarihi. 87) K a r i m . N. Bu eserin müellifinin biraderi Y a h y a bn M u h a m m a d tarafından yapılan bir muhtasar şekli H o u t s m a tarafından 1902 de Re-cueil des Seldjukides. (Aksaray!) Musamarat-ul Jl.N i z â m a l Y a z d î (öl. Al-AvSmir-u 'l-calâ~iya fi umür-i 'l-'alâ'iya. Fikret Işıltan bu eserin almanca hülasasını ve tahlilini neşretmişti.ahbâr va musayarat-u'l-axya~r (F). O s m a n T u r a n 'in sâyile Tarih Kurumu tarafından 1944 te neşrolundu. 1391 ve 1392. 723/1323 te telif olunan Rum Selçukları tarihi. A. Mirxond ve Kâtib Çelebi tarafından zikredilen ve İslâm sülâleleri tarihine ait bu eserin ancak hicrî 63/m 682 senesine kadarki kısmı Berlin.u 'd . S t o r e y. 119. Zubdad-u 't-tav5rix (yahut Tarix-i Kaşl). Şimdi ise Tahranda bulunmuştur. 1342). h. mufassal yazması Topkapı Saray.

ut-tavâ~rix (F) inin ve H â f i z A b r ü Mecmua (F) sının (meselâ Damad İbrahim Paşa. Bu eser için bk. Fatih.u '1-din M u h a m m a d bıı Ahmad a l . Naf-şatu 'lmaşdur. Tahran 1308/1929) ise de İbn Bibi faksimile tabı. s. S. türkçe olarak 1918 de Millî Tetebbuler mecmuasında basılmaya başlamıştı. İstanbul. 562- . 95) Nûr-u '1-din M u h a m m a d M ü n ş i Z i n d a r î . eksik kaldı. 1241 de ikmal edilmiş ve 1231 de son horezmşah Calalüddin'in ölümüne ka-darki vakayii anlatır. 247-250 b) Horezmşahlara ait faslı. 329. içtimaî hayata ait ve hikâye tarzı eserlerden şunlar zikre şayandır: 96) A b u . Al-Valad-u 'ş-şafiq. 1305/1928 de Tahranda taşbasma olarak neşredilmiştir. VII (1943). 391. G. 1909). Moğollardan önceki müslüman Türklerin tarihi için kaynak olacak şehirler ve vilâyetler tarihi. Sirat-ü 's-sultân caldl-i 'l-din mangubarti (yâni Mengubarsi) (A). s. Mirza Muhammad Qazvini bu Nafşatu a'I-maşdür'un da Şehab-u 'd-din Muhammad Nasavi'nin ö-eki Sireat'den bir kaç sene önce farsça olarak kaleme aldığı muhtasar bir eseri olduğunu iddia etmekte (Dar bâb-i nafşat-i 'l-maşdur. 919. Yanlışlarla dolu ve eksiktir. N e c i b Asım B e y bu eseri fransızcadan türkçeye çevirmiştir. I. O. (A) Bağdad şehrinde yaşıyan âlimlerin ve meşahirin tarihî (bk. (F) yazması. K ö p r ü l ü F u a d. ve cAtâ Malik Cuvayni' Cihanguşa'sının Horezmşahlara ait kısımları başlıca kaynaktır. vr. H o u d a s tarafından arabî metin ve fran-sızca tercümesi iki cild olarak 1891 de neşredilmiştir. 1071). N. B r o c k e l m a n n .191 Leiden.b a k r A h m a d bn A l i a 1-X a 11 b âl-B ağ da dı. Belleten.. Tarix-u bağdad. GAL. 98) Horezmşahlar tarihi için R e ş i d e d d i n Tabi b'in Cami. Bu eserin bir farsça tercümesi Mükrimin Halil Yinanç'ın hususi kütüphanesinde bulunuyor. 45H. 368) Şihab-u 'd-din al-KusavI (yani NasavI) ile Şihab-u 'd-dın al-Rindarî (Zindarî) nin iki ayrı şahıs olduğu mahsus tasrih edilmiş olduğundan bu iki zatın iki ayrı müellif ve eserlerin de iki ayrı zata ait olduğu şüpheden âri kalmaktadır.. (F) Celâleddin Horezmşahın muhtasar bir tarihidir.N a s a v î . 92) N i ğ d e 1 i Kadı A lı m e d. Horezmşah Ce-lâleddin'in Nureddin Muhammad Münşi isminde bir kâtibi olduğu malum ise de. vezirler tarihi. 1934). (öl. C. 94) Ş e h a b . (Celâlüttin Harezmşah.

C a 1 i 1 a 1-S a m a r q a n d î. par Ch.u ' 1 . 808 sırasında yapılan. 1892 Bağdadlı Vehbi.) Târix-i buxara (F).B a k r M u h a m m a d bn C a f a r a l . B r o c k e l m a n n . 1022 de bulunan yazması yüzünden 14 cild olarak 1349/1931 de Mısırda basıldı. 99) M u h a m m a d b n A b d . 1014) nin Al-Siyaq nam eserinin m. Yazması. h. 17). Abb 574 ag ve Petersburg üniversite kütüphanesinde N. 859 (C) de bulunmaktadır. 1 b n -u '1 .rA b d . muhtasar (74 varak) fakat bazı ilâveleri muhtevi farsça tercümeli Bursada İnebey (Hüseyin Çelebi) tarih kısmı. 6284 te bulunmaktadır. N. naşestviya. 566-67). Muntaxab al-siyaq fi tarix-i nlsabür (A).B a y y i' a 1 . 537/1142—3 te telif olunan bu eser bu müellifin ayni senede vefat eden üstadı Abu Hafş N a c m . 659 m. Bu eserin eksik (75 varak). Eser Buharada taşbaşma olarak basılmıştır. 48—51 de neşredilmiştir. h. 97) Abu '1-Q âsim A l î bn al H a s a n Ibn A s â k i r (öl. Paris. I. N. 1130 da daha bir yazma nüshası vardır.H a f i z . B a r t h o 1 d .u î '1 1 a h al N i s â b ö r i . 1 0 1 ) ' A b d . m. 455/m.u ' l . I.— 192 — 64). W. Abdullah bn Sayyar ismiyle bitiyor. Turkestan v epoxu mongol.G â f i r bn İ s m a i l bn M u h a m m a d a l F â r i s i a l . S. 18 de TerS-cüm-i ahvâl-i maşâyih ismi altında bulunmaktadır. Tarix-u madinât-i dimaşq. Bu kitaba meçhul birisi tarafından yapılan Zayl-u târix-i nısabur nam bir . Turkestan. 1152 de maafuz bulunan bu eser c A d u 1 1 a h bn M u h a m m a d bn H a m d ü n . bize ancak 13. 7 cild olarak 1329-51/1911-1932 de Şam'da basıldı.i '1. N.d i n U m a r bn M u h a m m a d a l . Köprülü Kütüphanesinde N. 1176). ki bazı parçalarını B a r t h o 1 d. (A) Dimaşk şehir ulemasının tarihi (bk. G. N. 9 8 ) A b ü .H â k i m A b 0 .N a s a f i ' nin telifi olan Kitab-u 'l-qand fi tarix-i samarqand nam eserinin hulâ-sasıdır. 998 de telif olunan bu eserin h. Köprülü. 1 0 0 ) A 1 . ki Pariste neşredilmiştir : Description topographique et historique de Bukha-ra. asrın ilk yarısında kısaltılan farsça şekli gelmiştir.N i-s â b ü r i (öl. 1213 te yapılan bir muhtasarıdır (bk. C. Muntaxab al-qand fi târix-i sumarqand (A). Samanî Nuh bn Nasr namına yazılmış.N a r ş a x î (öl. ed. fakat çok eski bir nüshası Paris Arab. Asıl Abü Hafş'ın eserinin farsça nüshasından parçalar Petersburg Asya Müzesinde N. Aa 574 ag-. Târlx-i nlsâbur (F). S c h e f e r . 331.

Târıx-i bayhaq (F). 105) K a m â l . 5803 ve Or.A z'r a q a 1 -F â r i q î (h. KitSb-u 'l-vuzarâ ve'l-kuttâb (A) Viyana kütüphanesindeki yegâne nüshası 1926 da H. E. 1938 de Tahranda Ahmad Behmanyar tarafından neşredilmiştir. Buna yapılan zeyillerden Qâzı ibn Ş i h n a'nin Al-Durr-u 'lmuntaxab fi târix-i ma-mâlik-i halab (A) 1909 da Beyrutta J. 942). GAL. C. Siyasat-name (F) Gh. 1262). yukarıda s. Tarix-i mayyafâriqin (A). 1330 da Bombayda basılan taşbasması da vardır. sonra h. M i n o r s k y'in Bulletin of the Scholl of Orientel Studies. p.d î n I b n . Buğyat-u 'l'talab fi tarix-i halab (A). 572/m. 25). 102) Abü'l.A b d u l l a h Muhammad bn 'Abdüs al-C ah siya" rî (öl. 1176). 104) A h m a d bn Y u s u f bn A l i bn a 1 . 1228 de yazılmış anekdot mecmuası (bk. 1.u ' l . Yazmaları: Topkapı Saray 2925 . 50 ve B a r t h o 1 d. 1092). H. nüshası British Museum. S. I. Târlx-u 'l-vuzarâ (A) H. Ş. XIII.Brockelman.193 eserin H harfiyle başlanan isimler alfabe sırasiyle tertip edilen mühim bir zeyil ismail Saib Beyin Ankarada Türk Tarih Kurumu elindeki kitapları meyanında bulunmaktadır.m. 556) 107) Abu . 1949. 445 te telif. Tarihte Usul F. 725 te ikmal olunan Tarıx-i siyistSn (F).m u l k (öl. arab. m. 332. Türk tarihine. 1169). London British Meseum Or. 6310 da bulunmaktadır (bk.Ş â b i ' (ol. Turkestan. 106) Hilâl a l . Turkes-tcn. 568-9). Mzik tarafından faksimile olarak neşredilmişken 1938 de Mısırda hurufatla yeniden yayınlanmıştır. 36). v. A m e d r o z tarafından 1904 te Leyden'de neşredilmiştir (B r o c-k e 1 m a n n.u ' 1 .H a s a n c A 1 î bn Z a y d a l . Paris. 1176 da yazılmış. 1290 (bk. 572.B a y h a q î Ibn F ı n d ı q (öl. 109) Muhammad ' " A v f i . 1 0 8 ) N i z â m -u ' 1 . Cavâmi-Cu' 1-hikSyat va lavamF-u 'r-ri-vâyât (F) m. 1310/1931 de A b d u r r a h i m X a l x a l i tarafından Tahranda musahhah bir şekilde yeniden neşredilmiştir. 1935 de Tahranda Malik-u 'ş-Şucara Bahar tarafından neşredilmiştir. S c h e f e r tarafından 1893 te neşredilmiştir. 2138. 1050). 13 . S a r k i s tarafından neşredilmiştir. m. (bk. dair geniş malûmatı muhtevi 10 cildden ibarettir. Ayasof-ya. 103) İlk defa h.. h. 3036 (üellif yazması). 27-35). Or.Adı m (ol. GAL. m. G. m. B a r t h o 1 d.

m.) 1 1 3 ) F a x r . 847—858). Risâla fi manaqib-ıl-turk (A). Z. te arabî metni ve türkçe kısa tercümesi ile neşredilmiştir (ibn Hassul'ün Türkler hakkında bir eseri. Horezmşahlar ve Hindis tan Türk sülâleleri tarihini de mufassalen tavsif etmiştir. Belleten IV. Mirza Muhammad Xan Qazvini tarafından Cibb Memorial Old series. 115. 112) Abu 'l-cAla İbn H a s s ü l (Tuğrul Bey'in veziri) Risala fi tafzi-l-i c/'atrâk calâ~ sa'ir-i V. Tabâyic-u 'l-hayavân(A).C â h i z (öl. On Mubarakshah Churi. 1940. G. Rescher da almanca neşretmiştir: Orienta-lische Miszellen istanbul. M i n o r s k y tarafından neşredilmiştir. 1206 da yazılan bu eser 1927 de S i r D e n i s o n Ross tarafından neşredilmiştir (bk.acnad (A) Şerefeddin Yaltkaya tarafından. Hilâfet ordusunun menkibeleri ve Türklerin faziletleri 1967 Ankara. tarafından 1903 te Leyden'de neşredilmiştir. Bulletin of the School of Oriental Studies. Togan. Babası Baha3-üd-din ilhanlıların veziri olup 1235/6 da Moğolistanda bulunduğu gibi yine vezir ve Hülagunun 24 senelik Bağdad vali si olan Atâ Malik de 6 defa Moğolistanda bulunmuş ve en büyük tari hî hâdiseleri görmüş yahut görenlerden öğrenerek yazmıştır. the Turks and india. (Tria apascula auctore s..z a m a n a 1-M a r v a z i. 1915. 1932. T â r i x (F). tekmil eserin Majör R a v e r t y tarafından yapılan ingilizce tercümesi 1881 de Londrada yayınlanmıştır. S t o r e y . 1912. p. van V l o t e n . V. 1937 de üç cild olarak neşredil miştir. Zonguldak. 1915. XVI de. 86-516 O. 156). Eserin farsca aslı islâm tarihine ait kısımları tayyedilerek W. II. Türkçe tercümesi R. Seşen. 869). Târ'ix-i Cihanguşâ (F). Türk ve Hinde ait kısımlarının arabî metni ve ingilizce tercümesi V. Gurîler memle ketinde bulunarak Cengizin ve oğullarının fütuhatını müşahede eden bu müellif eserini 1260 da Hindistanda yazmış. Doğu mecmuası. s. PL. London 1941) bk. ingilizce olarak: C. Johiz on the exploits of the Turks. . 1944 N. TabaqSt Naşiri (F). VI. Moğollar devri'ne ait eserler : 114) cAlâ-u 'dîn Ata M a l i k C u v a y n i (öl.194 — 110) Şar ai-u'l . 1935. de Journal Royal Asiatic Society. 1283). Eserin mufassal nüshaları için bk. T. {Sharof al-zaman Tâhir Marvazi on China. d. N a s s â u L e e s ta rafından 1864 de Calcutta'da neşredilmiş.u 'd-din m u b â r e k ş â h Güri. Har ley W a 1 k e r. Sultan Sencer zamanında 1120 ierde yazılan bu eserin Çin. 115) M i n h a c C u z e c a n î . 11 111) cAmr bn Bahr a l .

Çengizden sonra dört Kaan ve ahfadı ile Cindeki Büyük Kaanların tarihine ait kısımları yalnız farsça melin olarak E. ilk cildinde (en eski nüshası Topkapı N. Firenk ve Çin hükümdarlarının Moğolhanlarının şeceresi. ikinci cildinde (en eski resimli nüshası Topkapı. arada uygur harfleri ile moğolca izahları havidir. Bu eserin Temür oğulları. B e r e z i n tarafından 1855-1888 de farsça metin ve rusça tercümeleri ile dört cild olarak Sbornik Letopisey Reşi-deddina ismi allında ( Trudy vostoçnago otdelenya Russgako Arxeologi-çeskago Obşçestva. yegâne nüshası Topkapı Sarayı. Ul-caytu'nun cülüsüne (1307 ye) kadar. cod. Zeyl-i Câmi'-u 't-tavarlx (F). Şu^b-i pencgdne (F). Târix-i Ulcaytu. Z. Abaga bis Gayhatu 1265-95) 1941 de Prag'da. Çin. J a h n tarafından yalnız farsçası olmak üzere (Ceschichte der tlhane. 117) Ayni Reşideddîn. îsraililer. Umumî Türk tarihine Giriş. 1318). Şahruh ve Hüseyin Baykara zamanında ilâveler yapılan diğer bir şekli Mu 'iz-u 'lansab ismiyle ma-rufdur. islâm. Selçuklular.ü ' . Togan.d i n T a h r . Gazneliler. Eserin Topkapı nüshası için bk.. N. 3019 h-718 e kadarki vakayii ihtiva eder. îlhanlara ait kısmının Hulagu hana ait Q u a t r e m e r e tarafından farsça metni ve fransızca tercümesi ile birlikte Histoire des Mongols de la Perse unvaniyle 1936 da Parisde (bundan alınarak ' S e y y i d C e l â l . Gazan Han kısmının farsça metni yine K.'İlah bn Ab-î 'l-xayr at-Tabib (öl. Cengizin ölümüne kadar 1. A r en d tarafından Reşideddîn. Birinci cildin baştarafı. m. 118) Abü ' 1 . ilhanların Abaka'-dan Gazana kadarki tarihi Dr.Q â s i m cAbd-u ' İ l a h M u h a m m a d bn {Alî al-Q â ş â n i . Paris. XII ve XV) Petersburgda. Jahn tarafından History of Chazan Khan unvaniyle Gibb Momiral netu series XIV olmak üzere 1940 Londrada neşredilmiş. 270-71. K. farsça. 2475) eski ıran. nüshası. V. Frenk ve Hind kavimleri tarihi. iki büyük cildden ibaret olup. 381. 1518) Türk ve Moğolların tarihi. Horezmşahlar. 1430). 119) Lutf-u'llah Hâfî? Abrü (öl.195 — 116) Reşîd-u'd-ddm Fazl-u. V1J. Hazreti Muhammed ve Halifeler. X a n b a b a B e y a n î tarafından 1317/1933 de Tahranda neşre- . Sbornik Letopisey t. 2937. yazması: Ayasofya N. a n î tarafından 4 Gahname 1313 s. Ismailîler. 67. ye ek olarak 1945 te Tahranda). Blochet tarafından Histoire des Mongols. N. ancien fonds. llhanîler tarihi kısmı kamilen rusça olarak A. V. CâmF-u 't-tavârıx (F). K. Salgurlar. N. Yahudi. successurs de Tchinkkiz Khaghan unvaniyle Cibb Memorial old Series XVIII olarak 1912 de Leydende. t. Oğuzlar. III unvaniyle 1946 de Leningradda yayınlanmıştır. Persane.

Storey. 1330). fakat bazı ilâveler de yapmıştır. 1853 te Bombay'de taşbasma olarak neşredilmiştir. 124. Gibb. lbn Tıqtâqa devlet idaresi. Esad Efendi 2082. h. diğerleri için bk. 1387). (Tecâri-ba 'salaf için bk. Mavahib-i ilâhiya (F) Âli yazmaları: Ayasofya. S t o r e y . 120) c A b d u . Nüshaları Ayasofya N. Cuveyni'nin Cihanguşa'sına zeyl gibidir. . 125) M u 1 n . 3088. 1328 sırasında) Tacziyal-u 'l-amşar va iazciyat-u. N. Prof. //. 5 cild. 123.l-atşar== Târîxi Vaşşâf (F).Ş î r â z î V a ş ş a f . 3087. (F). halifeler ve Moğollar hakkıdda orijinal fikirler söylemiş bir müverrihtir. bk.u 'd . Tahran.196 redilmiştir . Asya müzesi N. 1949 s.u ' 1 h a z r a (öl. 135-40 da aydınlatılmıştır. yazması Leningrad. galiba yine ayni Hâfiz Abrü tarafından tertip olunan şekli Nuruosmaniye. m. 123) Safî âl-din Muhammad bn CA 1 i bn T a b â t a b â lbn T ı q t a q i . 1257-1337 senelerinde İlhanlı tarihi.u 'd-dîn A b ü . N. 122) M u h a m m ad b i n CA 1 i. . Târîx iI-faxri (A) 1301 de yazılmış. Chronique des rois mongol en Iran Paris. 1 2 1 ) F a x r .tavârıVin biraz başka bir şekilde.al Ş a b a n g â r a .u ' İ l a h al. Mecma-'u ^l-ansab. 566 İstanbul Yeni Cami. Ahlvvard ve Deren-burg tarafından h. XIV. 124 Mahmud Kütbî (önce "Gitî okunan bu ismin doğru şekli Yadigar. Memorial old series. {Hafiz-i Abru.) Törix-i Mazaf{ariya.S u l a y m a n Davfld bn Muham-mad a l B a n â k i t i ( F a x r B a n â k i t l . 1317 de Mısırda neşredilmiştir. S t o r j e y .u ' l l a h bn F a z l . 1 (1910) de (s.. Ravzat-u ül-i V-albâb fi tavarix-i Vakabir va l'-ansâb (F). 3026 . d.î . V. II. ayni zat bu eseri fransızcaya tercüme ederek neşretmişti. 1936). Benâkiti Sırderya havzasında Taşkendin cenubunda Temür devriden sonra Şahruhiye ismiyle maruf kasabadan neşet etmiştir. 122 Şair olan Benâkiti Gazan Hanın "Melik uş-şuara" sı olmuştur. Aşir Efendi. 613-755) de Hamdullah Qazvini*nin Tarbc -i Guzide'sine ek olarak basılmış fakat eksiktir.d î n Y a z d î (öl. Reşideddin tarihinin her iki cildini bir cildde hulâsa etmiş. 254. M. Halil bu eserin İlhanlılardan sonra İran'da zuhur eden mulük-i tavaife ait 760'a getirilen kısmının başka birisi tarafından zeyl-edilmiş olacağını zannediyor. 3271 de bulunmaktadır. 909 Reşideddin'in aleyhtarı olmakla beraber ismini zikretmeden eserinden istifade etmiş ve eserini Reşideddin'in oğlu Giyaseddin Muhammede ithaf etmiştir. 789 m. Zeyl-i Canıic-u 't. Tahranda basılan farsçası. öl. (F) Ali Muzafferin 1393 te ihkirazına kadarki tarihi.

129) Cemâl-u '1-din Abu. 131 S a m s .'I-Fazl bn Muhammad al -Qarşi. 2041 (838 de Şahruh nüshası) ve N. N. 2833. 4459. Istanbıılda eyi nüshaları vardır. Fatih. Yazması Leningrad Asya Müzesi N. Selçuklular. naşestviya I. Tarix Güzide (F) İslâm ve Türk tarihi. Nüshaları British Meseum. Tauer tarafından Prag'da 1932 de Necati Lugal tarafından yapılan türkçe tercümesi de 1949 de (Türk Tarih Kurumu tarafından) . manzum.B a ğ d a d î . Bağdadda 1351 m 1932 de neşredildi. E" Bro-wne tarafından Gibb Memariul old serios'te faksimile olarak (vol XIV) 1910 da neşredilmiş. 354 Temür ve oğulları devri'ne ait eserler: 132) Nizâm-u 'd . 128 Ayni müellif. Bu nüsha harekeli olmasına rağmen çok hatalı ve eksiktir. ingilizcesi 51-52 Bu eserin diğer bir nüshası tarafımdan 1913 te Fergenede Yeni Margilan şehrinde bulunmuştur. Çağatay hanları ve ulema tarihi. Or. îlhanilerin devlet teşkilâtını gös terir inşa numuneleri mecmuası. Al-Havadis-u'l-camfa va rl-tacc. 3870.u 'd-din M u h a m m a d K â ş â n î .d i n Ş a m î. Esat Efendi. Mtdhaqâ~t-u 'l-şurah (A). 130) M u h a m m a d bn H i n d u ş â h a l .u '1 . 463. İlhanlılar zamanının tarihi. B a r t h o 1 d.u ' 11 a h a 1 . Topkapı Sarayı. 2169. 1350) Zafernâme (F).r a z z â q b n al-Fuvvatî al. N. Pers. 430 a. ayrı bir cild halinde de indeksleri ve ingilizce hulâcası neşredilmiştir.rib al-nâf?a (A). 3762. 3763 Aşir Efendi 792. Viyana A. 127 H a m. Şehname-i Çen-gizi (F) Moğol hükümdarla.M u s t a f î al Q a z v i n î (öl.-197126) K a m â 1.inin manzum tarihi. İslâm Ansiklopodisi V. 187). Köprülü N. Turkestan.d .N a x ç i v â n î Dustur-u l-katib f\ ta'yin-i 'l'meratib. 1054. Mehmed Reşad kısmı.d î n CA b d a 1 a 1 . istanbul Evkaf Müzesi. 3869. 175). nuhalan Paris. îstanbulda Ayasofya. s. F. Zafernâme (F) Temürün seferlerinin tarihi. mühim kısımları B a r t h o 1 d Turkestan epoxu mongol. Müellifin 1282 de Kaşg-arda telif ettiği Şurah-uU-luğa kitabına ek olarak 1300 lerde yazdığı bir eser. 4460. 185. 75000 beyit (bk. F. Bu eser için bk. Bilhassa iktisadî tarih bakımından mühimdir. (Fatih. 2042 (808 dan Safaviler nüshası). Suppl. Şehname tazında. Yazması! Lala ismail kütüphanesi N. İslam tarihi ve Moğol tarihi. Ortaasya da Karahanlar. 128-152 de neşretmiştir.

Togay Temürün. 736 da İlhan Ebu Sad'in vefatına kadar). 830/m. Temür ve Şahruhun tarihi Nizameddin Sami'ye zeyl olmak üzere 820 (1416) senesine kadar getirilmiştir. Sonra müellifin kendi eserleri olmak üzere Kert sülâlesi tarihi. Son kısmı Nizameddin Sami'nin Zafername'si ve ona Ha-fiz Abrün'ün kendi ilâveleri (bk. Bağdad Köşkü. Moğol hanedanı. ki nejşredilmemiştir.4431 de bulunuvor. Firenkler ve Hindistan tarihi. N. 100-101. Kara-hataylar. N. ilk rub: Enbiya ve eski (Sasani).250-59 da neşredilmiştir. s. yukarıda. 919 ve Topkapı Sarayı.d İ n CA 1 i Y e z d î (öl. Muzafferiler tarihi geliyor. Kitabın Istanbuldaki yazmaları için bk. Isma'ililer. Emir Velînin ve Serbedârların târihi ve Reşideddinin CâmP-u't-tavârbc'ine zeyl. Buna Hafız Abru tarafından yazılan "zeyl"in bazı kısımları mezkûr F.u ' l l a h a l . Dördüncü rub': Temür ve oğulları h. h. cidlik "Mukaddime" kısmı vardır. 135 Ayni müellif. Horezmşahlar. Selçuklular. fakat Fatih.tavâ~rix-i) 4 "rnb"den ibaret cihan tarihidir Bu eserde Hafiz Abru Reşideddinden almakla beraber çok yerini müstakil yazmıştır. Bunlardan 4. Üçüncü rub'. Zafemâme (F) Temürün tarihi Mevlevi Muhammed llâhdât ve Asiatic Society of Ben-gal tarafından iki cild olarak 1887-8de Calcutta'da neşredilmiştir. Horezmşahlar. Beni israil.X a v â f i H a f ı z Abru (öl. Selçuklnlar. 132) ile bitiyor Mecmüca-i Hâfiz-i Abrü'nun Istanbuldaki nüshaları: Damad ibrahim Paşa N. Salguriler. bütün bunlar Reşiddedin'den alınmıştır. 1427 senesine kadar.u '1 -1 a h bn L u t l . Zafernâmenin Çağatay hanaları ve ve ilk Türk tarihine dair çok kıymettar malûmatı ihtiva eden bi. islâm halifelerinden sonraki sülâleler şu şekilde sıralanmıştır: Moğol hanları Gazneliler. Gazneliler. Petis de le Croix tarrfından 1720 de neşredilen çok eksik fransızca tercümesi de (Histoire de Timur Bec) vardır.tavârix-i bâysungurî (F. Zubdat-u . Istanbulda nüshaları Fatih N. 282 (aynı elle yazılmış nüshaları). rub Fatih N. yukarıda N. Bunun yazması Murad Molla. İslâm ve Türk sülâleleri (Şaffari Deylemi. s. Zubde'nin tekmil dört rub'unun bir arada. bazı yazmalar-lardaki ismiyle: Mecma'-u . sonrakilerinde Reşideddin tarihi esas olmak üzere vücuda getirilen cihan tarihidir. evrakı karışık bir halde. 4977 de dir. 1430) Mecmu d-i Hsfiz-i Abrû (F).— 198 — neşredildi. 134) CA b d . 133) Ş ar a f-u 'd . T a u e r tarafından Archiv orientalni IV (Prag 1932).lran tarihi! ikinci rub: Peygamber ve Mütasim zamanına kadar Halifeler tarihi. 1441 de vardır. Çin. 1454). Oğuz Han destanı. N. 4425 ve Bayezid Umumî N. 4431 deki dördüncü rub'un nüshası kenarında tashihler yapan zatın (ihtimal . Baş tarafında Tabarı'nin Bal'ami tercümesi.

N.in Tahran tabı mukaddimesinde s. 3028. Bu son nüsha 1653 Reşideddin'in Câmic-u 't-vâ rix'inin 14. Ruznâ-ğazâvSt-i Hindistan (F) Petersburg. 304. N. yazmaları: Oxford. Mucmal-i fasihi (F) Şahruh zamanında h. 139) Tac S a l m a n i. Bodlean-Eliot 2 (1440 nüshası. 3029. 1428 de telif edilmiş.. N. Eserin bu üçüncü rub'unun Şahruhun kendi kütüphanesine ait nüshası da yakında Tahranda buiunmuştur (Yadigar. RuznSme-i gazavati Hindistan. 1653 te bulunduğu ilkin 1931 de tarafımdan görülmüştür. 1-34 ve Storey. Tarix-i temüri (F). Kısa olmakla beraber hükümdar emriyle değil müstakilen yazılan bir eser olduğundan mühimdir. c 138) M u h a m m a d bn Amir F a i l .199 müellifin) eliyle yazılan kenar ve satır arası tashihleriyle Topkapı Sarayı N. Or. V e 1 i d i d. Otdelenya' XXII. diğer nüshaları için bk. Ayasofya. 86-89. Zimin tarafından neşredilmiştir. 9-10. önce "Anonymus Şah-rux" ismile tanınan bu eserin yazma nüshaları Lala İsmail Efendi N. . 137) Şihâb-u 'd-dîn M u h a m m a d M ü n ş i . 310 ve W. Z. N. 171-76) Hafiz Ebru'uun eserferi için bk. S t o r e y . 2 ve 3. 4t94 (Tarix-i 'bcayrât ismiyle) Istanbulda Hatice Tur han. 1913] senesinde ise ancak bu eserin Margilanlı tarihçi Molla Aziz tarafından okunduğu tesbit edilmiştir. 224 (Aşahh-u 't-tavarîx ismizle). m. II. W. "Zafername-i Muhammed Münşi ismini" de taşıyan bu eser tarafımdan 1917 de Margilan şehrinde buluumuştur. sayı. Eserin Taşkent kütüphanesindeki yegâne nüshası üzerinden L. 833/m. 1659 da 1. B a r t h o 1 d.u ' d • d i n CA 1 i b n Cemâl-u 'l-Islâm. İranı Taşkent. rub'lann mükemmel minyatürlü nüshası da Topkapı Sarayı Hazine kısmı. B a r t h o 1 d. s. II. a mukaddimesin. (bk. fiz Abru'nun mukaddime ve ekleri ile Hafız Abru eseri olmak üzere cîdlenmiş nüshasından ibarettir. r>81 a. 1926. 140) Ahmed bn Muhammad Fasih aI-Xavâfi. asır başında Reşideddin için yazılan minyatürlü fakat Ha-.u 'İlah al M ü s a v i . s. (F) Temürün Önasya seferlerinin tarihi.. 90—91. 1915. IV. s. 4305 de qulunuyor. Fatih. Tarıx-i'l-xayrSt (F). 136) G i y a ş . (Zikri geçen Gıya-seddin Al i'nin oğlu) Feth-i vilayöt-i şâmu arüm. 1430 da yazılmış bir umumî İslâm tarihi kendi zamanına kadar getirilmiş. Aşahahu 't-tavarıx diye kaydedilmiş). N. Britsh Museum. XXXIII). 82-83 ve Xanbâbâ Beyâni Zeyl-u Cvmf-ııt-tavârix. nüshası Leningrad Asya Müzesi. Zapiski vos-toçn.

Add 26190. c c Matla -u 's-sa'dayn va macma -u 'l-bahrayn (F). Esad Efendi. S. S t o r e y II. dili mükellef arapçadır. tam değildir. 1436 da yazılmıştır. Latince. Bu eserin hı 802-833 senelerine ait kısmı . 144) H a s a n bn Ş i h a b . bk. 431.H ü s e y n î . 1412-1414 arasında yazılmış. N. H. Bedi cuzzaman Mirza namına yazılmış Temürün vefatına kadarki vakayii ihtiva eder. Paris.. B a r t h o l d . The Shajarat vl-Atrak. nov. CamP-u'ttav5rix-i hasanı (F) 1452de Muhammed sultan Mirza bn Baysungur Mirza namına yazılmış. N. N. Târix-i ceffarî (F) 1433 te yazılmış.i ' d .-200141) M u ' î n . 1304 te ilhanlı Ebu Said Han'in doğumundan başlayıp Hüseyin Baykara zamanında 1471 e kadarki vakayii ihtiva eder Yazmaları istanbulda. 142) C a f e r bn M u h a m m a d al . Or. 4307 145) Uluğbek. Keza bk. N. 201 de bulunmaktadır.H ü s e y n î Zafemâme (F). ingilizce (Tamerlane or Timiîr the Great Amir. c c 147) Kamâl-u 'd-din Abd-u. Suplement Persan. nüshaları British Museum.d i n bn H u s e y n bn Tac-i'd-din al-Y azdî. N. S a n d ı r s . II G. 1492 de bulunan ve h. 1651 uüshası Şahruh namına yazılan ilk şekli. series. Baysungur Mirzanın vefatına kadarki vakayii muhteviyegâne nüshası Leningrad Umumî Kütüphanesinde. Ortaasya Türk tarihinde bilhassa yerli halk rivayetlerini aksettirmiş olmak itibariyle büyük bir kıymeti haizdir. 2425). Barthold bu eseri 1927'ye kadar "Anonymus iskender" ismi altında zikretmiştir. 1887 ve saire senelerde Mısırda basılmıştır. Arap-çası h. en mükemmeli Edirnede Sultan Selim camiinde. Tar\x-i arbac-i ülüş. 1306/m. 566 be. diğer nüshası için bk. Bu eserin Paris nüshası "Muntaxab al-tavârix-i Mu-inî" ismini taşımaktadır.u 'd . yegâne nüshası Fatih N. No.Tnrkestan. B r o c k e l m a n n . cildi. yegâne nüshası: Fatih. (=Şacarat-u 'l-atrâk).d î n N a t a n z i TSr'ix-i muHni (F). 8106 (bu nüshadan M i 1 e s'i n. 881/m. GAL.r-zzaq as-Samarqandî. London 1838 tercümesi yapılmıştır. 2125. 2 cildi. British Museum Or. nüshaları Temürün torunu İskender Mirza namına yazılan son şekli oiduğu görülmektedir. 4429. transl by I. 1566 ve Leningrad Asya müzesi.840/m. 56-7 146) A h m a d bn M u h a m m a d bn CA r a b ş â h al-Di maş-qi Aca'ib-u ^P-maqdür fi axbâr-i temur (A) h. 1477 de müellifin kendi eliyle yazılan nüshadır. 28-30. 86 1 4 3 ) A h m a d b n Xâ v a n d ş â h al. L o n d o n 1936) ve N a z m i z a d e tarafından yapılan türkçe tercümeleri matbudur. Fatih. Pers. 1.

II. 729/m 1329 de İlhanlılar zamanındaki vaziyete dair ilâvelerle yapı lan tercümesidir. Bundan sonraki kısmı torunu Hondemir tarafindan ilâve edilerek 1506 ya kadar getirilmiştir. 1498) Raviat. Bazı parçaları lâtinceye. XV.. Histoire des Khan Monogls du Tür kistan. anne tarafından büyük babası olan Mirhond'un eserinkine benzer bir plânla kaleme alınmış İslâm tarihidir. Persan N. Diğer iktibas ve tercüme ler için bk.u'ş-şafâ (F). 1852). 101 — 109. bir kısmı B a r b i e r de M e y n a r d tarafından Journal Asiatique'de 1860-61 (t. S t o r ey. XVI) de fransızca olarak neşredilmiştir. 148) M i r x o n d. 152 Sayfi bn M u h a m m a d bn Yacqüb al Haravi. (M. Paris. 7 cilddir. 1492 de telif olun muştur. Slorei}. (öl. Supll.. 11. Târix Name-i Herât (F). Asya Müzesi N. h. 150) Mu'in-u 'd-din M u h a m m a d a l . 151) H u s e y n bn M u h a m m a d Av i. 14 44 Leningrad. Habib-u s-siyar fi axbar-i afrâd-i 'l-başar (F).u ' d d i n X o n d e m i r (öl. 717/m 1317 sırasında yazılmış M u h a m m a d Z u b a y r a 1-S i d d i q i tarafından 1944 te Calcutta da neşredilmiştir. Tarcuma-i mâhâsin-i İsfahan (F). fransızcaya ve ingilizceye tercüme edilerek neşredilmiştir. 574 agfh. extraite du Habib essier. 698. Yazmaları: İstanbul Üniversite Kütüphanesi farsça. Paris. bk. Alişir Nevayi na mına yazılmış bir umumî thrih 1475 senesine kadarki havadisi ihtiva eder. Beheri 4 cüzden cild teşkil eden bu eser 1857 de Bombay'de iki cild olarak taşbasma ile yayınmıştır. C. 1949 da Tahranda Abbas lqbal tarafından neşredil miştir. eserler N. 786 sayfa tutan bu eser de İlhanlılar devrinde Heratm tarihi tasvir edilmiştir.l s f i z â r ı al Z a m c i Rm>zâ~t-u '1-cannSt fi avsâf-i madinat-i Herât (F). 149) G i y a s . 92—101.201 Dr. D e f r e m e r y. Selçuklu Melikşah zamanında yazılan Mahâsin-i İsfahan'ın h. Muhammad Safı tarafından 1360'1941 de Lahurda taşbasma olarak yayınlanmıştır. 1S04 te Bombey'de taşbasma ola rak yayınlanmıştır. 1527 senesine kadarki vakayii ihtiva eder. 1535. . Moğollar devrinde şehirler tarihine dair yazılan eserler. Bunun da Çağatay hanlarına ait kısmı Fransızca olarak neşre dilmiştir.

Mecmü-u'lna-nadir mîmmö cara Ifl-ava^il va ^l-avaxir.. 1428telif olunmuş ve h. 632. I. 3084 (cüz 1). Der islam XXIX Berlin 1949 s. cüz). G. 1756 (bk. 113 V. S.X a z i n a d a r i . -986. . Kitâb-u ^P-raviatayn fi axbar-i l-davlatayn (A). 3) Ayasofya. III (1949) s. 161-273. Konya Yusuf Agfa N. Konya Yusuf Aga. II. Abou Chamah. 157) 3A 1 i M u h a m m a d al Q u m i S a m s . 1655 (h.d i n M u h a m m a d bn Giy a ve Falak-u »I-M a5 âl î. I. W. (A) bk. S. Nuzhat-u l-qulüb (F).d. 1891-1901 Bu kitaba müellifin kendisi tarafından yapılan "zeyil" de Mısırda basılmıştır. s. Ein orientalisches Handelsunternehmen im 15 Jahrhundert Die JVelt des Ori-ents. 154 CA 1 â3 T a b r i z î Şahadetname (F). c 159) Muljammedbn İbrahim bn AlibnaIŞ a d d â d (öl.* _&. Yazmaları: British Museum. Bk. N. I. 831/m. 482. m. Hindistanda. ünde münderec malûmat (bk.Ş â m a h (öl. GAL. 842/1438 defternameçe' sini de ihtiva etmektedir Nüshası Ayasofya.\Le livre des deux jardins.d. 1. 1285). Broc kelman. Şah-ruhun emriyle h. 3 BATİ TÜRKLERİ TARİHİNİN KAYNAKLARİ Mısır ve Suriye Türkleri'ne daîr olanlar : 158) Ş i h â b .î d n A b ü .' l .202 — İihanlı ve Temürlüler devrinde eserler: iktisadi hayat'a ait 153 Ham d-u'l lah M u s t a v f i Q a z v i n i . Hinz. 1268). 2756 bk. 54. Türk hukuk ve iktisat tarihi mecmuası. ilk Ilhanîler ve Ehlisalip meselelerine dair çok kıymettar hatıraları muhtevi bir eser Yazmaları Gotha. Hinz d. 738 senelerinin bütçe hasapiarını ihtiva eder. Risala-i Fhlakiya (F) Ayasofya N. Arab 281 (cüz. 883 ve Al masriq.u cs-siyâq. 1 v. AV-A^la~q al-hazira fi zikr-i umara~i 'l-şâm va 'l-cezira (A) Haleb ve Suriye taraflarının tarihi coğrafyası ve eşhasa göre tarihi. 1935 cüz 2. C. 108-109). Rampur.) Türk hukuk ve iktisad tarihi mecmuası. 160) Q a r a t â y a l .c I z z i a l .d. Brockelmann. 3 v. 616-681 seneleri vekayiini muhtevi 8. C. 155) CA 1 â-u ' d . Nureddin Zengi ile Salâheddin Eyyubi zamanının tarihi Mısırda basılmış fransızcası : B a r b i e r de M e y n a r d. Revan köşkü. arab. 53). Bk. 313340. N 1564 (cüz 2). II. 21-27! islâm Ansiklopedisi. 5038 ve 5927 h. Paris. G. 156) cl m a d-i S a r â v î Cârni-u 7-/. W.

u 'lak bn Abd-i '1-2 âh ir a İ . cildleri). Yazması Köprülü. Kanz-u 'l-durar va camf-ıı 'l-gurar. 913. sayı 14. 135-141. 5. Ayasofya N. I. 150 ye göre 25 cild). 6. s. I.i 'Hah a l .) 162) Ayni müellif. II. B r o c k e l m a n n GAL. B r o c k e l m a n . s. umumî islâm tarihi. 804. 44. yine C. Paris N. 36.d j n A h m a d a l . N.f az l ' A b d . 5050 Mısırda 1930'dan beri basılıyor. Brockelmann. GAL. s. cildi Bri-tish Meseum. Kütüphanelerde de en çok müellifin oğlu Fatih-u 'd-din Muhammad ve İbn Safi tarafından yapılan muhtasar şekilleri bulunmaktadır. yâni ceman 17 cildi var.N u v a y r î (öl. Baybars (1260-77) in tarihi.B i r zâ 1 î (öl. 1. 9 cild. S. 9. 221-224. c. G. 1573-1579. N. 1233 (bk. N. 9 cild Qılavun tarihi (1279-1290). N. Altın Ordu. cildler). 1331 Durar-u cl-ticân ve gurar-u tevâ~rix-i 'l-azman.I z m i r l i İ s m a i l H a k k ı . GAL. II. 24 cild. 1925.u ' I . II. 550-51. Brockelman. III. Târix-u misr va dimaşq (A). 701. 1047 (bk. S. 168) Şihâb-u 'i-dîn İ b n F a ? î 1 . 10.B a k r b n c A bd-u'llah bu Aybekal-Davadarî (öl. 1339). GAL. ansiklopedik mahiyette bir eser. s. 33-50.S a cd î (öl 1293). 158.9 cildleri Oxford Bodlean. I. 1338 e kadarki hadiseleri ihtiva eder. 2. GAL. m. 163) M u h y ı '1-dîn Aba" ' 1 . 30 cild (bk. 12491321 arası Memluklar tarihi. 711. S. 165) Ayni müellif. 4. Al. N. Yazmaları: Damad İbrahim Paşa. 167) Ş i h â b . Ii. 43 T i e s e n -h a u s e n . Her iki eser umumî İslâm ve Memlûkler tarihinden maada bir milliyetçi Türk tarafından kaleme alınmış olmakla Türk ve Moğolların ananelerine ve rivayetlerine de ehemmiyet vererek yazılmıştır. yazması Viyana. 1332) Nihayet al-arab fi funün-i 'l-adab (A).U m a r i (öl. Yazmaları: (müellifin yazısı).l z m i r l i İ s m a i l H a k k ı . Abu '1-Sâma'nın kitabına zeyl. 8. bk.Tuhfat-ıı 'l-mulükiya fi ^lldavlat-i 'l-turkiya. 166) A b ü '1-Qâ si m a 1 . Al-Zubdat-u U-fikra fi târix-i l-hicra (A). 1325). 314-319. 231. Yazmaları . Türk Yurdu. 16<<) A b u . Topkapı Sarayı. G. C. s. T i e e e n h a u s e n . 704. 149-140. N. Sirat-u malik-i 'l-zâhir baybars (A). S. Yazmaları: 4 cild Upsala. 6. 5 cild Paris 1572. çoğu müellifin el yazısı: Köprülü-Fazıl Ahmet. (bk. Brockelmann. 10 cild.-203161) Amir Baybars al-Manşur al-Davadâr (öl. 1349). S. G. Masalik-u 'l-abşar va mamalik-u 'l-amşâr (A). 2932 (3. 173-4) Yazmaları Ayasofya. 3073-3077 (1. 44). (Saxavi Al-icl5m. 35113527.

Yazmaları: Paris. XX. 170) M u f a z z a l bn A b ı J . C. d. GAL.F a x i r î (öl. Al-Nahc-u 'l-sadid zıa'-durr-u 'l-farid fi mâ ba~ d-a tâ~nx-i ibn-i 'l. R-?röge :ur Geschichte der Mamluken . H. 1292-1309 senelerinin vakayiini ihtiva eden 7 cildini Münich. C. 12 cild. N. 590 ve T i e s e n h a u s e n l z m i r l i i s m a i l H a k k ı . 34). Altın Ordu I. II. C. GAL.204 — Ayasofya. cildleri Costi Zurayk tarafından Beyrut'ta 1938-39 senelerinde basıldı. 3415-3439. 2797.u '1 .F a z a ' i l '31. N. S. S. S. 233 ve Paris. His toire des Sultan Mamluks. Mufazzal Mısırlı bir hırıstiyandır. II. 849. N. N. 1375). G. /azması: Paris. 175-6 ve T i e s e n h a u s e n . XIV. N. arab. diğer bir Mısırlı hırıstiyan C i r c ı s ibn-u '1A m i d'in eserine "Zeyl" olarak kaleme almıştır. Köprülü. C. B r o c k e 1 m a n n. S. Altın Orya I. N. Leidcn 1913 neşretmiştir (bk. 169) Amir B a d r . 1350 lerde). 361-414. Topkapı Sarayı. S. Hatice Sultan. 141. m. N.Sultam.H a l a b ı (öl. man n II. 814. B r o c k e l m a n n . 1260-1348 seneleri vakayiini ihtiva eder. Yazmaları: Yeni Cami. B r o c k e l m a n n II. 1405) Târîxu. arab. 8-9.d î n bn H a b ı b a l . Durrat-u 'laslak fi davlat-i U-atrâk (A). 1570. Kusurlu bir eserdir. 1052. G. 49 173) Şâ r i m . 1407). bk. Yazmaları (müellif yazısı) Viyana N. 37. 50. Avruada diğer istinbatlar da yapılmıştır.'lduval va 'l-mulak(A). Nûzhat-u '1-anSm fi târıx-i 'l-islâm (A). . 35). N. Eserin Türk tarihi bakımından en mühim olan kısımları 1-3 cildlerdeki coğrafî tarihî ve iktisadî malûmattır. h. GAL. V e i j e r s ve A. 4525 Arabî metnî ile fransızca tercümesi neşredilmiştir: E B 1 o c h e t.çamid (A).d î n B e k t a ş a 1 . Z e t t e r s e e n . 1250-1375 seneleri vakayiini ihtiva eder. 172) Nâşir-u '1-dîn bn M u h a m m a d İbn-u '1-Furat (öl. N. 171) B a d r . 911-912 (müellifin el yazısı). 1597. XII. F. 9 cild.. N. bk.u 'I. islâm tarihi. 406 yazmasından alarak K. M e u r s i n g e tarafından 1840 da neşredilmiştir (C. 320-349. Topkapı Sarayı. 4680. 1349) Tâ~rix salatin-i mişır va 'l-şânı va'l-halah (A) 7 cilddir. I. Bk. 348. 1382 de tamam olmuş islâm tarihi. B r o c k e l m a n n. T a e s c h n e r tarafından 1929 da neşredilmiştir. Anadolu beyliklerine ait olan kısmı Fr.u '1-din İbrahim bn M u h a m m a d ibn-u Do q-mâq (öl. 691-709/m. Mısırda neşrine 1924 te başlanmış ise de şimdiye kadar ancak ilk cildi çıkmıştır. G. Patrologia Orientalis. 1107-1395 Seneleri vukuatını ihtiva eder. G. t. 3011. B r o c k e l . Damad İbrahim. Gotha.İsmail H a k k ı .

Aİ-Sulükfi ma'rifat-i 'l-duval-t va 'l-mulük (Â).c u ma n f i t a r i x . Bk. 1855 te J u y n b o 1 I tarafından Leyden'de cild 2 nin son kısmı ile. 791 senesine kadarki vakayii ihtiva eden cildleri intişar etmiştir. 831/1427/28 senesine kadarki vakayii ihtiva eder. kültür hayatına ve iktisadiyata ait mühim malûmat vermişlerdir.z a m a n (A) 1446 ya kadarki islâm tarihini 24 cilde toplamıştır.. 4313. Ayasofya N. 50. 1934 den başlıyarak Mısırda tam olarak neşredilmektedir. 7 cild. Al-Cavhar al-şamin fi siyar-i 'lxlafâ va 'l-salatin (A). 773-850/m. cAyni için bk. Yazmaları. Topkapı Sarayı. S. 818/m.d î n A h m a d a l . C. 1005-1009 (5 cild). 1449). 1842). G. 1451). 179) Abü ' 1 . şimdiye kadar h. 678. S. S. 49-50 175) cAbd-u 1-rahman l b n X a l d â n (öl. 3056. II. 2374-2396 (müellifin el yazısı). 2346. C. GAL II. B r o c k e l m a n n . cild 3-7 W I 11 i a m P o p p e r tarafından California'da Berkley'de 1909-1920 seneleri arasında (Abu 'l-Mahâsin . 1469) Al-Nucüm-u 'l-zâhira fi mulük-i mişr va 'l-qâ~hira (A). 51. N. Brockelmann. Misırın Islâmanlaşması devrinden başlayıp m.M a h â s i n Y û s u f bn T a g r i b e r d î (öl. 2243 lbn Doqmaq ve eserleri için bk. G.. 52-53 S. G. 1371-1446 seneleri vakayiini ihtiva eder. 178) A h m a d bn CA 1 i bn M u h a m m a d tbn H a c a r (öl. GAL. GAL. Esad Efendi 2317. 176) T a q i . H.u '1-d in M u h a m m a d b n A h m a d a-1 'Ayni (öl. GAL.' l . Esad Efendi. B r o c k e l m a n n . 'Iqd-ul . 36 . 2321. 278 Süleymaniye. 1468 synesine kadarki mufassal tarihi 7 cilddir 1-2 cildleri 1851. Fatih. h. Bunlar yukarıda. N. simdi yeniden basılıyor. G. N.40. N. 177) B a d r . Maqrîzı ve3 Aynî Kahire bele diye ve zabıta reisi olduklarından eserlerinde «dünyevî» meselelere çok yer ayırmış. 1602-1804.205 174) Ayni müellif. N. 3172. 1406). C. 12841867 de Mısırda neşredilmiştir. Paris. 68 de zikri geçen lbn. lbn Hacer için bk. U42). Veliyeddin Efendi. Köprülü N. 39 . 814. i/nvân-u '•Hbor va divünu 'l-mubtadâ va 'l-xabar (A). N. fransızca olarak iki cilde hulâsa etmişti (Histoire des Mamluks.i ahi-i 'I. al-Kassire zeyil gibidir. II. h.38. Bu eseri Q u a t r e m e r e. B r o c k e l m a n n . 67-60. Inbâ'u "l-gumr bı abnS-i 'Pumr (A). N. 830-935. 72-76. Nuruosmaniye. 2974 Paris arab N. N. 2911. II. Yazmaları Yeni Cami. 1414 e kadarki vakayii ihtiva eder. Âşir Efendi. 2912 Topkapı Bağdad Köşkü. Yazmaları: Ayasofya N.M a q r î z î (ö\.

N. N. ve 12 cildlerinin hamişinde basılmıştır.1448). N. Paris N. 872 . Annals ismi altında) neşredilmiştir. IV. B r o c k e l m a n n . (c. N. GAL. C. kısa umumî tarih olmakla be raber Osmanlı tarihine dair kayıtları da havidir. 825. P o p p e r tarafından 1932 de neşredilmiştir. Zat-u 'l-şifa fi sira-i 'l-muluk va 'lxulafa (A). Yeni Cami. Ibn al-Aşir tarihinin 1303 deki Mısır tabının 11. 1403 (müellifin el yazısı). h. Bk. Hasn-u 'l-muhazara fi axbâr-i mişri va 'l-qöhira (A) Mısırın 1497 senesine kadarki tarihi. Ravz-u 'l-maanzır fi axbâr-i 'l-avai'l va 'l-ava xir (A). 2416. c. Ağa. Paris. 340. İli. G. 351. c. V. 1505). 844-846. G. 845 -864 seneleri vekayiine ait ve Maqrizi'nin <SuIûk>'une zeyl olarak yazdığı Havadiş-u 'lduhür fi maza 'l-ayyâ~m-i va J-şuhür nam eseri ayni W. II. Köprülü N. 1524). Bad5y?-u 'l-zuhür fi vaqâ~yic-i duhür (A). 1425). 3178. Zahabiye zeylidir Yazmaları: Feyzul-lah Efendi. N. 39. 922-928 yıllar) bk. II. I. II. Ayasofya. H. Berlin. K a h 1 e ve M. 1598 — 1600. İlk 3 cildi h. 922 — 928. 277. GAL. Aynı müellifin h. S. 195-198 181) Abu '1-Valid M u h a m m a d bn M u h a m m a d Ibn-u '1-Ş i h n a (öl. 3-5 cildleri P. C.C e z a r i (öl. 141-2. N. I ' . B r o c k e l m a n n . 180 Calâl-u '1-d i n a l .u ' d . N. Ayasofya. 1311 — 22 de Mısırda basılmış (c. c. 182) Abu Bakr bn Ahmad bn Qâzi Şuhba al-Dimaşqî föl. 780 tarihine kadarki vakayii ihtiva eder. Istan-bulda Al-Nucüm al-?ahira'nın yazmaları. Kılıç Ali. 856. II. 3494-3499 da bulunmaktadır. Köprülü. 1027. 183) Abu 3I-Ba r a k a t Muhammad bn Ahmad Ibn Ayâs (öl. Yazmaları: British Museum. 810 a kadar. Istanbulda Yazmaları. Süleymaniye.921 yıllar. S. 156-158. II. B r o c k e l m a n n . 1929-1941 seneleri arasında 9 cildi Mısırda yeniden basıldı ve daha tamam olmadı.d i n M u h a m m a d a l . Abu '1-Fida'yi hülâsa etmiş ve ona ilâveler yazmıştır. 616. C.'l-islam. G. S. C. Brockelmann GAL.905 yıllar. 405 Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti tarihi'ne dair kaynaklardan başlıcaları şunlardır: 184) Ş a m s . 906 . M u st a f a tarafından Istanbulda basılmıştır. 41. 1412).S u y ü t i (öl. arab. 203. 1796-1810 Suyuti'nin diğer tarihi eserleri için bk. N. 811 — 906 c. Veliyeddin Efendi. Hamidiye N. 1181. Al-i clâ~m bitârıx-i ahi . S.-206bn Taghribard'1. bk. 9692. Ibn Tagriberdi'nin diğer eserleri için bk. III. B r o c k e l m a n n . GAL II. GAL. G.

Istanbulda 1332 (1916) ve Leipzig'de 1922 de neşredilmiştir.Tibr-u 'l-masbük fi tavârıx-i 'lmulük nam eseri bulunmaktadır. 192) N u h a m m a d N e ş r î . 106 v. Pertevpaşa N. 24. 3503. p. i!k Osmanlılar tarihine. 188) Âşıkpaşazâde. mufassal. 955. h. 4905! Al Favdih-u '-misklya. umumî coğrafya ve Anadolu coğrafyasına dair mühim malûmatı ihtiva eder. Gişe neşri (T) 1922 1555 e kadar gelir. 1470 nam eserleri vardır.— 207 — 185) Tafsil-u l-aqdlim-i 'l-sab'a (A). Muhtelif risaleler birliği olan bu son eserde 80 risale olarak Al. 186) A b d u r r a h m a n bn M u h a m m a d a l . 1477 e kadar. . ilk cildi 1949 da Türk Tarih Durumu tarafından neşredilmiştir. umumî tarih. türkçeleştirilerek N i h a l A t s ı z tarafından 1939 da Dokuz boy Türkler ve Osmanlı sultnaları tarihi ismi altında neşredilmiştir. 193) Anonim Tarih-i Âl-i 'Osman. yine Durrat-u tâc-i 'l-rasa'îl Nuruosmaniye.B i s t â m i (61. 1412) kendi tskendername sine (T) yaptığı ilfıveler ki. Atif Efendi. Tevarih-i Al-i Osman (T). 1502 ye kadar da kayıtları var. Osmanlılara a i t kısmı Nîhad Sami Banarlı tarafından Türkiyat\Mecmuası VI da neşredilmiştir. Tarih-i Osmanî Encümeni Mecmuası'mn 26 — 38 sayılarına ilâve edilerek neşredilmiştir. N. N. 1441) Naim al-sulük fi musamarat-i 'Imuluk (A). İlhanlılara ait kısmı daha neş-redilmemiştir. 194) Sinan Ç e l e b i B i h i ş t i Tarih. 189) Şukrullah. umumî tarih 6 inci cilt Osmanlı tarihi. Behcet-ü '-tevarih (F). Mükrimin Halil Yinanç'ın milkidir. ikinci Murad zamanında yazılmış küçük parça risale. 845/m. 187) Şair Ahmedî'nin (vef. Tevarih-i Al-i 'Osman (T). Kitatab-ı Cihânnumâ (T). 1481 e kadar Nüshası Brit. Museum. Der islâm. 1925 Hannover'de neşredilmiştir. Bk. XII. Ayasofya N. Osmanlı tari-1488 e kadar geliyor. Bu zatın muhtelif mevzulara ait diğer eserlerinde de dağınık olarak bazı tarihi malumat bulunmaktadır. Fr. Ebülfeth Sultan Mahmud Han (T) 1484 e kadar. 191)"Tursun Bey. 1967 ye kadar. 7869 ve Add. 1492 de telif olunmuştur. 499 ve Manisa. 1474. Benim gördüğüm Manisa Atıf Efendi ve Pertev Paşa nüshaları ancak 30 risaleyi ihtiva eder. 190) Uruc bn cÂdil. Muradi-N. Al-Tibr-u '1-masbuk bundan sonraki kısımda geldiğinden bu nüshalarda bulunmuyor. Tarihi. Add.

Nüshası Nuruosmaniye 3008. 2087. 105. 422i. 204) M u s t a f a 1 . 3099 — 3102. Azerbaycan vakaları. türkçe tercümesi yine orada N. 1025. Babinger GOG. 1341 (1925) te Istanbulda basılmıştır. yazması Es'ad efendi N. Viyana N.C e n n â b î . 220 v. 72-74. GOG I. 1280 (1864) te matbu. N. Bk. cild Mahaçnâme (T). iki cild. 86 kadar minyatürle. Yıldız kütüphanesi yazması : N. N.. N. 1000. B a b i n g e r s. fakat ediliyor. bir cild. s. 1580). No. Tarih-i Âl-i 'Osman (T) 1522 ye kadar. manzum) Özde-miroğlu Osman Paşanın şarktaki faaliyeti. Fatih N. Yazmaları: Viyana.208 195) İdris Bitlisi Heşt-i Bihişt (F). Isatnbulda nüshası Nuruosmaniye. 1506 ya kadar.mesâlik (T). 207) S o l a k z a d e Mehmed Hemdemî E f e n d i . 203 Ş e m s i Ahm>t P a ş a (öl. Farsça olup daha neşredilmemiş. N. Tac-ü'l-teva-rih (T). Solakzade Tarihi (T). 3078. Mir at-a l-edvâr va mirkat-ü'l-ahbâr (F). Hüsrev Paşa. N. Es'ad Efendi N. istanbul. 206) Ş e y h ü l i s l â m Hoca S â d e d d i n E f e n d i . 1297 (1881) de basılmış. (öl. 28-31. 345 201) M u s t a f a Ç e l e b i K o c a N i ş a n c ı Tabakât-ü'l memâlik ve derecât-ü'l. Paris. 200) M u s l i h e d d i n L â r î . Nüshaları Ali Emiri Efendi. 197 Kemal P a ş a z a d e . 199 Muhy i d d i n C e m a l î Zenbilizade (öl. 1566 ya kadar Yazma : Ayasofya. Tarih-i Nişancı (T) 1561 e kadar 1279 da Istanbulda basılmıştır. Tavarih-i ÂVOsman (T) 1553 e kadar. 205) M e h m e d Paşa A s e f î . Yazmaları: Ayasofya. Schefer N. 1149. başlangıçtan 1053 e kadar. Al-aylam-u 'l-zahir fi axbSr-i 'l-ava'il va 'lavâxir (A) ı588 e kadar. 3215. 3296. Yazmaları İstanbul. 196 ) Hadidî. 304. 2085. 1521 e kadar. 1586 ya kadar. 1550). 1590). 202) K ü ç ü k N i ş a n c ı M e h m e d Paşa. Tevarihi Âl-i ^Osman 10 cild. Hoca Sâdeddin tarihinin sadeleştirilerek bazı ilâveler yapılmasın- . Şehname-i Sultan Murad (T) 1579 kadar gelen manzum Osmanlı Tarihi. Tarih-i Âl-i Osman [T] 1549 e kadar Yazmaları: Berlin 207. Es'ad Efendi. d. 2081 bk. Tarih Kısmı. Şecaatnâme (T. N. 1555 e kadar. 1 9 8 S a d r ı a z a m L u t f i P a ş a .

1733 te İbrahim Müteferrika tarafından neşredilmişti!. N. Mirât-Cı 'l-kâinût (T). 4. Rav-zat-ül-ebrar (T) Matbu kısmı 1645 (1055 hc. 216) Şeyhülislâm Abdülaziz Karaçelebizade. 1058/m. Fezlike (T). N. Eser daha neşredilmemiştir. Mısırda İbn'1-Asîr tarihinin Bulak tabının 11-12 nci ci i dl er i n i n kenarında basılmıştır. 1521 den sonraki kısımları kendi eseridir. 2161. Esad Efendi. Tenkih-i tevarih-i mülük (T). Yazması: Ayasofya. 1599 a kadar. 211) A h m e d bn Y u s u f e 1 .) e kadar. Takvim-ü 't-tevârih (T). 1597ye kadar. iki cild 1283 te İstanbulda basılmıştır. bir cild. U . Üçüncü Murad zamanının mufassal tarihi. 1648) e kadar kısa hülâsa. 213) İ b r a h i m P e ç e v î . Tarihi Selânikî (T). 217) H a z a r f e n H ü s e y i n E f e n d i . F a t i h devrine kadar kısmı.1 28 5 te basılmıştır.) seneleri tarihi. 3047 Nuruosmaniye. Umumî t a r i h . 2363.20. 3149 — 3151.. Es'ad Efendi. 1591-1654 (1000—1065 hc. Al-Futühnt-u '1-murSdiye (A). 208) Âli E f e n d i . 1566 ya kadar. 209) M u s t a f a S e l a n i k i.) senelerin t ar i h i . 215) Aynı müellif. 3166. 1257 de Bulak'ta ve 1290 da İstanbulda iki cild olarak iki defa basılmıştır. 1646 — 1657 (1056 1068 hc. Basürnıyan k ı s ı m l a r ı m muhtevi yazmaları Nuruosmauiye 3400-3409. KünhU'l-ahltâr tü lukh-ul-efkâr (T).K a r a m â n î. Selanikî'nin h. iki cild. dan ibarettir. 214) K â t i p Ç e l e b i . Peçevî Tarihi (T).. umumî tarih ve 1672 ye kadar g-etirilen Osmanlı tarihi.) e kadarki kısmı neşredilme-miştir. 1284 de Bulakta basılmıştır. 2259 da bulunmaktadır. 1520—1639 (927— 1094 hc. 1912. 1001-1008 senelerine ai t gayrı matbu kısmı Veliyeddin Efendi N. 2İ2) M e h m e d N i ş a n c ı z a d e . nen eridi Osmanlı tarihi. Süleyman Kanunînin başlangıcından 1599 a kadar. diğer İslâm sülâleleri t a r i h i île beraber 5 cild olarak 1 27 7. 210) 1 b n Y u s u f e 1-V a i z . Axbar-u 'l-duval va öşar-ii 'lu'vâl (A). 1286 — 87 de basılmıştır. N. Yazmaları: Ayasofya N. Es'ad EfenTarihte Usul F. Prof. istanbul 1281 de basılmıştır. Cavid Baysun'un tetkikatma göre bu kısmın Kanııni'dcn sonraki zamana ait f a s ı l l a r ı Hasan Beyzade tarihinden alınmıştır. Bu eserde Roma ve Bizans tarihleri İslâm âleminde ilk defa olmak üzere Lâtin ve Bizans kaynaklarından vasıtasız istifade olunarak yazılmıştır. Atıf Efendi kütüphanesi. (h.

) seneleri vakayüni havidir. 225) Süleyman 'Izzî. Kâtip Çelebinin Fezlekesine zeyl olarak kaleme alınmıştı. Tarih-i vakayic (T). (T) 1744-1752 (1157-1165 h. 2109. 1199 da iki kısımdan mürekkep bir cild olarak basılmıştır. 2 İS) S i 1 a lı d a r Fi n di k i l l i M elıraed Agfa. 1198 de iki kısımdan mürekkep bir cild olarak basılmıştır. 223) İ s m a i l Asım E f e n d i K ü ç ü k ç e l e b i z a d e . Esad Ef. 219) A lı m et bn L ö t fil 11 a lı M ü n e c c i m b a ş ı. 2236. XXX. Osmanlı tarihi ise 1672 ye kadar getirilmiştir. 1722— 1728 (1135 — 1141 h. 1654 — 1694 senelerine ait i k i cildi basılmış.) senelerinin tarihi ve Na'îmânın devamıdır. 1660-1721 (1071-1134 hc. Yazmaları: Esad Efendi. Mahasin-ü 'l-asâr ve haka'i- . 468 ve B a b-inger GOG. 224) M u s t a f a Sami. 6 cild olarak iki defa basılmıştı. Hamidiye N. kitabın daha çok mufasal olan arapça aslı (Şaha'if-u cl-axba~r fi vaçâyl'-i 'la'şar) gayrimatbudur. Osmanlı "vakanuvis" lerinin piri sayılır. Tarih-i Râşid (T). son cildi Çelebizadenin eseri olmak üzere 3 ve 5 cild olarak 1740 ve 1865 senelerinde iki defa basılmıştır. 226) Mustafa Vâsıf Efendi. Umumî islâm t a ri hi . İki cilddir. Sîlâhdar Tarihi (T). Yazmaları! Beyazıt umumî kütüphanesinde N. 221) R â ş i d E f e n d i .— 210 di N.2103 220) M u s t a f a N a ' î m â E f e n d i . Kitabın şair Nedim tarafından yapılan türkçesi 1295 te Istanbulda 3 cild olarak basılmıştır. N. H ü s e y i n Ş a k i r ve M e h m e d S u p h i . 222) Esirî Hasan bn Şeyh Hüseyn (öl. bk. Camf -ü-düvel (yahut Sahaif-ü 'l-ahbar) (T). 2369. Macaristanda bulunmuş olan bu müellif eserine haritalar da eklemiştir. 1727) Mfyâr-ü 'd-düvel ve misbâr-ü 'lmilel (T). Tarih-i vakayı . 5019 — 5020.) se nelerinin vakayii. Tarih-i Naimâ (Revzat-ii 7hüsegn fi hulasal-i ahbâr-i 'l-hafikayn) (T).) senelerinin vakayii. 803. morgeul Ges. Tarih (T) leri 1730—1743 (1143—1156 h. 1694 — 1720 senelerine ait olup "Nusrctname" ismini taşıyan üçüncü cildi dahi i nt i ş ar etmiştir. Zdischr d.) seneleri vakiatının tarihi. 2110. 915. 228-231. 2101 . Istanbulda 1741 de basılmıştır. Yazması Veliyeddin Efendi. 1591 — 1659 (1000-1070 hc. N. Hekimoğlu Ali Paşa. Deuiseh.

1327 senelerinde 4 cild olarak iki defa basılmıştır. 12 cild olarak üç defa basılmıştır.c A b b â s Ahmad bn M u h a m m a d a 1-M a q q â r i'nin Endülüs tarihine dâir eseri Nabh-u '[-(ib min ğusn-i 7 andalus al-ratlb (A). Tarih-i Devlet-i ''aliye-i Osmaniye (T). 227) Mehmed Asım Ayıntabî. Yazması Es'ad Efendi. Netâyic-ü'lvukû ât (T) Osmanlı tarihinin tenkidi tasviri ve itimada en şayan olanlarından biridir. C.ciraaq (A). G. II. 11494 ve Ussi zafer ki t ab ı . 60. yüzüncü yıl dönümü münasebetiyle'''. 1825-1849 1241-1266 hc) senelerine ait olan kısmı 8 cild olarak basılmış. 80 A. 296-9 7. 408) ve Abbas al-cAzzâvî. 1787-1808 (1202■1223 h. başlangıçtan 1648 (1058 senesine kadar olan vakayiin tarihi 18 cüz 2 cild halinde 1292 de basılmıştır. 4 cild. ki iki defa basılmıştır. nin 1 ci cildine bakılsın. 228) Ataullah Şânizade. 233 a) Tayyarzade Ata Bey. Tarih-i cAta enderun t ar i h i d i r .) senesinin tarihi. 1774—1830 (1188 1241 h) Mustafa Vâsıf Efendi tarihini devam ettirmek üzere kaleme alınmış. 1752—1774 (1166-1188 h.) senelerinin tarihi. O n g u n s u .) senelerinin tarihi. 4 cild olarak tstanbulda matbu 229) S a h h a f l a r Ş e y h i z a d e Es'ad Efendi. 2083-2084 de bulunuyor. Tarıx-u l. Abdülaziz ve Abdülhamid II maddeleri) Tanzimat için E n g e l h a r d t tercümesi (Isianbul. Viyana N. Tarih-i Cevdet. 230) A h m e t C e v d e t P a ş a . 2 3 2 ) H a y r u l l a h E f e n d i . 1328J. 233 b) Seyyid Mustafa Nuri Paşa. B r o c k e l m a n n . (Vakâyi-'i DevUt-i aliye-i 'Osmaniye) (T). I. Cevdet Paşa'nın ilk cildinde saydığı kaynaklara bakılsın. Mısır-Bulak. M a h m u d . Lutfi Tarihi (T). Bağdad 1928-9 (3 cild) zik redilmelidir. 1808-1820 (1223-1236 he. H. 1219 da İstanbul da ve iki cild olarak 1246 da Bulak'ta basılmıştır. 231) L u t f i E f e n d i . S. Maarif Vekâletinin 1940 ta neşrettiği l'Tanzimat. kalan 7 cildi yazma halinde olup 1876 (1293 h) ye kadar gelmektedir. Tarih (T). Asım tarihi (T). GAL. 234) Diğer islâm memleketlerinde Türkiyeye ait yazılmış tarihi eserlerden en şayanı istifade olanı sıf atiyle rA b d a I . 1302 C'bk.) senelerinin tarihi iki cild olarak basılmıştır. (1729 1141 h. 1294. Osmanlı vakayinamelerinin en mufassalıdır. s.. ÖTEM. 235) Sultan Abdülaziz ve Abdülhamit II devirleri tarihi yazılma mış yahut işlenmemiş ise de (bk. 5 cild ve matbudur. Ayni müeliifin Şanizâdeye zeyli.21» kul-ehbâr (T). islâm Ansiklopedisi. Şanizade Tarihi (T). N.

1932. 1111—1130. Paris.T a h r â n ı a l . 1326. Bir de Ayın Turild mecmuası ve Resmî Gazete mühimdir. Ankarada Türk Tarih Kurumunda N. B. [326. S ü l e y m a n p a ş a z a d e Sami. 800/m. A b b â s c A z z â v i. 10 cüz: A hm e d Sâib Vakcîgi-i Sultun Abdülaziz' Mısır. 1949. 238) A. asırda Istanbulda bulunduğu Müneccimba-şı'nın ŞâhâHf-u . I. 5020. Osman Ercin. 240) Q a z i Abu B a k r a l . Mısır. 4433 bk. Mısır.. İslâm Ansiklopedisi. arab N. 1927. . Hakkı T â r i k Us. istanbul. I b n ü 1 e m i n M a l ı n ı ıı d Kemal. CCXXXVII. h. 719—807 " Ata türk" maddesi. NSmdar d. 1326: Abdiilhamidin evail-i saltanatı. 719-842). 1398 de telif olunmuştur. Azerbaycan.'A. asır). 5019. Paris kütüphanesi. p. N. 875 de telif olunmuştur. Le Recueil Transcaucasien de Mas'üd b. Derbend-Name. KitSb-u 'd-diyaribekriya (F). s. bu nakillere nazaran bu kitapta Dağıstan ve Azerbaycan tarihine ait malûmat h. 1934 (3 cild). bu devrin tarihine dair başlıca eserlerdir. Sümer tarafından neşredildi.C. translated from Turkısh version by. 217. 1328. Şirvan ve Doğu Anadolu tarihime ait kaynaklar. Bazm u razm (F). 1940.n naklettiği parçalardan anlaşılmıştır (Bayezit Umumî Kütüphanesi nüshası. Petersburg. Arapça aslının kaybolduğu zannolunan (bk. Abdulhamid-i Sami'nin devri saltanatı.2m~ Celi i e dd i n P a ş a. 1940 (2 cild). 93-142. s. istanbul. S t o r e y. Tarih-i Sullan Murad-i hârııis. İstanbul 1328. s. V. S a i d v e Kâmil P a s a 1 a'nn hatıratı. C a h e n. H i k m e t Bayur.. O s m a n N u r i. 1851. Bu devirler için "TaLvim-i Vakayı. 422—25) bu eserin yazması daha 18. Atirâi-t hakikat. 1326. 1939—45. 1928. K. 'Nutuk. gazetesi mühimdir. the History'of Derbend. I. Meclis-İ Mebusa nın ilk devre müzakere zabıtları. 236) Cumhuriyet devri için. Diğer kaynaklar islâm Ansik lopedisi. 1934. 237) Mas üd b n N â m d â r (12. Osmanlı devrinde son sadriazamlar. M i n o r s k y et C. Maarif tarihi (5 cîld. II. Türk Inkilâp tarihi.l-axbar'md& Tâ~rixu 'l-bâb va '1-abvâb'da. Kaz e m B e g. Bu eser tarafımdan taba hazırlanmıştır. Bk. Journal Asiatiçue t. PL. Süleyman Pafanın muhakemesi. h. Lugal ve F. 801— 804. 1949. Tarix-u 'l-irâq Bağdad. 468 senesine kadar gelmiştir. M u s t a f a K e m a l . N. Akkoyunlular'ın mufassal tarihidir.l ş f a h a n î . Munşa'at-u arrân (A). 239) Aziz bn A r d a ş i r A s t a r a b â d i .

.: 7-cannât (F) Tebriz . I. I. Bustân-b s-siyahal. Muhtelif İran kaynaklarında Şirvan t a r i h i n e ait ■malûmat toplanmıştır. Bu haşiyelerde başka bir çok eserlerden de Tenis nakiller bulunmaktadır. D o r n. 242b) H u s a y n a 1 . farsça rfii tni: t. 308 + 79 sayfa. Zeyn-u '1-âbidin Şirvanî ve eserleri için bk. 706 sayfa.K e r b e i a ' ı. Şirvan ve Erran'ın tarihidir. 1832 da yazılmıştır.d ı n Bitlisi Şarafnâme (F). 1315/1897. V. Rusça tercümesi 1926 da Baku'da neşredilmiştir. h. 244) Z e y n . 149-157. C h a r m o y t a r a f ı n d a n yapılan fransız-ca tercümesi ve haşiyeleri: t. U. 502 s a y f a . part 2 (1875). Journal Asiatique.H a fi z a 1 . Geschcihte Schirtbam von 1538-1820. Qarabağ n&me. 712 sayfa. publiee par V e 1 i-a m i n o f . 243b) B. cild 1. 1925. d. Hadiqat-u's-siyâhat. Petersburjr.Z e r n o f.' * edil iş ve hu devre ait bihliograîi nalüı 71 ') ora : . Azerbaycan. t. t. serie. Paris sup. Matbudur: Scheref-Nameh.u * d . Ra-<zâl-. CCVII.a b i d i n Ş i r v a n î . 80 — 88. Taliran. F. t. 1211. Petersburg. Ndnıe-i dânişvarân.-. 400 s a y f a l ı k bir eseridir. t. vol. yegâne nüshası: Fatih N. Bu m ü e l l i f ve hayati için bk.u '1 . 4431. II.u ' 11 a h bn R u z b ah âtı 1 ş ! a h a n i Tarix-i amini (F). Sank-u 'd-davla. 6. part 2 (1870). a'«r ( Tarix-i takriz) (F) Şah Abbas Sânî'nin 1053/1642 de cülûsünde başlayıp Azerbaycan vakayii. 45 de neştettîîri Azerbaycan ddçsipde : ". 852 sayfa. N.şehri ve civarı meşayih ve mezarları. . M . t.i (son Karabaf ham veziri). L868). 1860.. 459 sayfa. 246) A b b a s k u 1 i X a n B a k i x a n o v (öl. 1816). Yazması : Rag-ıp Paşa N. Yazması Ba-kude verçsesi elindedir. Kürdlerin ve bilistitrad Çark" Anadolu ile Azerbayeanın tarihi.scad lif. Giilistân-i irem. 242a) Ş a r a f X a n bn Ş a m s. p. Akkoyunlulann t ari hi . pers. 247) M İrza C e m a 1 Q a r a b a ğ. Ü . hUtnöirs de V Acadcmic des sciences d. part 1 (1873). N. II (1862). o ' man Azerba'ycan tarihi M e h m e d Emin Resüizadü' rtin tslâm-Tûtk Mu/titülmaarifi. 1596 da telif olunmuştur. Yazması: F. 243a) Mir? a V a h i d. ilk Şafeviler devrinde yazılmış.241) F a z 1 . 1. part i (Petersburg'. 1841. A. Y. 1247 m. 2273. 1305 245) Ayni müellif.

u "1-latif a l . 3317. 2 5 3 ) M i r z a H a s a n C a n â b i d i . Târlx-i şâh ismail (F). Yazması : 2202 (bk. Zeitschrifi d. Almanca hulâsası: Busching Magazin. Nusax-i cihan ârâ (F). M ı r M ü n ş i İ b r a h i m H u s a y n i a 11593e kadarki havadisin tarihi. Bk.A b d â l . 960/1553). 12 cildlik cihan tarihidir. Halle. S e d d o n . pers. 367. Elliot. Oxford. PL. Şeyh Safyeddin Erdebilı'nin manakibidir. Ges. .'c. II. Berlin 1924 de neşredilmiştir. N. 252) Amir Y a h y a bn ! A b d . Lubb-u 't-tav5r~ix (F).S t o r e y PL. 1935. Gulistsn-i tavâ~rix (F). S t o r e y PL. S t o r e y . 346. 2157. 2370. 306-8). 2394. N. Şîlsîlat ıı 'nnasab-i 'ş-safaviya (F). 't-tavarix (F). Yazması.Umumî Kütüphanesi. Raviat-u 'ş-şafaviya. N. Yazması: Petersburg. 315—328). Bk. s. 318. Yazmaları: Veliyeddin Efendi. Chronic of the earlg Şafatois. 2 5 6 ) B u d a q M ü n ş i a I . 288. 9-10 (11—12) cildlerinin yazması Nuriosmaniyede N. 254) Meçhul müellif. A. 2444. 1661 senesine kadarki vakayii ihtiva eder. pers. Al-Mavahib-u 's-saniya fi "lmanSqib-i 's-şafaviya (F).— 214 İranda yaşayan Türklerin Tarilıi'ne dair kaynaklar: Safeviler devri için : 248) Ş a y x H u s a y n bn Ş a y x . Baroda. elde 10 cildi var (Bk. 1783. Yazmaları: Ayasofya N. s. Pers. Bodlean Library. 1577 senesine kadarki havadis. 250) Hasan Bek Rumlu. 257) Calâl-u'd-din Muhammed Münşi Yazdi. Bahram Mirza namına yazılmış. 1541 e kadarki vakayii ihtiva eder. II. by C. 249) Haci B a z z â z T a v a k k u l î . N. A. Esad Efendi. Prusya devlet kütüphanesi. 2123. Deutschtn Mor-henl. 1577 ye kadarki havadisin tarihi. 3099. Esad Efendi. N. Lala İsmail Efendi.Z i h i d i . Ahsan-u. Tarix-i cabbâsi (F). 251) Q a z i A h m a d bn M u h a m m a d a T-G a f f a r ı . Cavahir-ul-axbâr (F). XVII. I. II. 1931. 5-186. S t o r e y . 255) Q g z i Ahmed bn Qumî. 837. ed. bk.Q a z v î n î (öl. Safevilerin 1495 — 1577 senelerine ait kısmı 10 (12) cildi basılmıştır. N.Q a z v i n i . text. II. 111 —113. Yazması: Viyana. vol. 118. PL.

S n fe vi l e ri ı ı mebdeinden 1629 a kadarki mufassal t arihi. London. I I . 1007'm. 301-322. 1313'1895. 1886 — 86. Safeviler devrinin mali idare mesele lerine ait eser. 1725 s. Prusya Devlet Kütüphanesi yazması. Yegâne yazma nüshası Tahranda "Yadigâr.u ' d . mecmuası kütüphanesinde bulunmaktadır. Bk. Tahran 1317 193S.R a t i. Tebriz. . 1050 1610-41 senesine kadarki vakayii i l ı t i v a eder.. PL. Buna zeyil: Y u s u f M u v a r r i x Zeyl-i tttrir-i alam dra-i 'abbasi. Nadirşah'ın tarihine ait bu büyük eserin 2. Tahran. Fol. Matla u 'ş-şams (F). or.. AV/a-vat-u 'l-aşar fi 2İkr-i 'l-Sşâr (F). A. Kitâb-i nadiri (F). A. Bıdletin da VAcademie des Sciences de Leningrad.' 1599 senesine kadarki vakayiin t ar i h i . 261) Ta:kirai-u ''l-mttlük (F). 163--274. li. II. Tahran. ve 3. 41S. 1271/1854. N.tasında yazılmıştır. İngilizce tercümesi metni ile b i r l i k t e n e ş r e d i l m i ş t i r : Tadhkifat al-mulûk. S t o r e y . Yadigâr V.258) 1. 1939. 260) M a h m u d b n H i d a y a t . edil. by V.! a y d a r b n c A 1 i H u s a y n i a 1 . Bombay.d a v 1 a (öl. W. 62-78. VII. 1919. yazmaları. PL. Yazımları için bk. Durra-i nâdiri (F). 264) Aynı müelüf. TSri. M i n o r s k y . C. p. G. 1896). Safeviler tarihine dair diğer eserler için bk. 1043 1633). 2 cüd. Star e y . Nadir Şhah. 1260/1844. Târix-i tglam iird-i abbasi. s. bk. 1913. S t o r e y . Bu eser Ali Akber Genceli tarafından türkşeye çevrilmiş olup Türk Tarih Kurumu tarafından neşredilecektir. 265) M u h a m m e d H a s a n X & n Ş a n i ' . 2 cilddir. A. N'adirşah Afşar'la tarihine'ne d a i r eserler: 262) M ü n ş i M u h a m in a d K â z ı m M ş r v a z i. diğer neşirleri. 927—930 ve L. 324-5. c i l dl e ri Leningrad Akademisi'nin Şarkiyat Enstütüsünde bulunmaktadır. Horasanın topografisine ait olmakla beraber Nadir Şah zamanına ve icraatına ait mühim ma-'. 124259) I ş k e n d e r M ti n ş i T ü r k m e n (öl. London.t-i haıjdari (F). H. PL. ingilizce ve almanca tercümeleri için bk. S t o r e y . 322-24. Târıx-i nadiri (F). C. bk. 263) M i r z a M a h d i X a n A s t e r â b a d i. 1619 senesi v e k a y i i l e b i t i y o r . A manuel uf Şufavid Administration. 3 cild.ıı 'II a h N a t a nzi. ımatı i ht i v a eder. L o c k h a r t . S t o r e y . N. Şah Tahmaspın vefatından h. B a r t h o l d . Ms. 181. 310-313. Bu eser ve zeyli için bk.

s. Ekim ayı nüshası..u ' 1 . 273) M i r z a M u h a m m a d S â d i q Nâm i. Târix-i ahmad şah-i durrani (orducadan farsçaya tercüme). Rıza Kuli Han Hidayet te Mirhond'un Ravıat-u 'safâ'sını harfiyen naklederek ona Safavî ve Kaçar tarihini eklemiştir.k a r i m K a ş m i r i . 326. N. 267) Vakâyi name-i nâdiri (T). 1880). 269) M u h a m m a d A l î X â z i n . Reşideddin eserini kendi eserine ekliyerek büyük bir cihan tarihi yazan Hafız Abru gibi. British Museum. Tâ~rlx-i zandiya (F).H a s a n b n M u h a m m a d A m i n. Nadirin Hind seferini. A. Mucmal-u 't-tarix-i bacd-a n-nadiriya (F). 322—29. m ü e l l i f i n o zamanki iran ve Iraktaki müşahedelerini ihtiva eder. II. Esad Efendi.— 716 — 266) MvâH Nâdir Şah (T).i K â ş a n î (öl. 1779 — 1794 seneleri vakayiini muhtevidir. 274) cA1 i Rizâ bn { A b d . 1929. S t o r e y .u ' 1 . PL. Tahran. Beer tarafından 1888 de Leyden'de neşredilmiştir. Nâsix-u t-tavâ~rîx (F). Nadir Şahın mektupları.k a r i m Ş i r â z î . Esad efendi. Vâqfat-i iran Indian Office kütüphanesi. 268) Maktubât-i nadiri (F). N. . Nadirin Hind seferine aittir. 1714. Bu nevi mektuplar türkçe münşeat kitaplarında da vardır. 2178. Londra. II. 124). 3550. 1871). 2436. E. 276) M i r z a Taqi X a n S i p i h r . Rax<iat-u cş-şafs-i naşiri (F). 1747—1882 seneleri vukuatı. 14 cidlik islâm tarihi (bk. Tahran . son hayatını. Or. nüshaları ve tercümeleri bk. 270) Xoca c Abd u . C. yukarda. S t o r e y . Tahran 1316. bir Türkün hatıratıdır. Tahran 1853 — 6. u hind. 1891. 272) A b ü '1 . Londra. Leyden. Kaçarların 1850 ye kadarki tarihi kitabın 9—10 ncı cildlerini teşkil ediyor. Ta~rix-i Çiti guşa (F). Armağan mec muası. Zendlîler devri vakayii. O s k a r Mann neşretmiştir. Kaçarlar devri'ne ve sonrasına ait kaynaklar: 275) R i z â q u l i X â n H i d â y a t (öl. 10 cild. Nadir Şah devletinin inhilâlini taakub eden hâdiseler için: 271) M u h a m m a d bn H a c i M u h a m m a d R ü ş a n X â n. Bayün-i vagayi'i {Iürix-i nâdir: ^-A'âdirnâmc) (F). Nadir Şah devri tarihine dijer eserler için bk.

s a l t a n a . Tahran 1874 Şahın Avrupa seyahatinin hatıratıdır. 155 v. 1324 1945. 1240 — 1267 (m.ıı ' 11 a h X a n A m i r T a h m a s b. S t o r e y . Tahran. II. o cümleden 1779 — 1882 senelerinin Kacar-tarihi. Ruznâme-i sefer-i firengistan. 1324/1945 (Aka Muhammad Handan Nasi-reddin Şahın sonuna. cildden başlıyan cildlerin sonuna Kaçar devletin devlet idare makinesini gösteren mükemmel kalenerler eklemiştir. Kaçarların 1797 — 1818 seneleri tarihini ihtiva eder 2 cilddir. 280) M u h a m m a d H a s a n X a n S a n ı -u" d -davla (öl. Zadigâr. 11. 1949. 335-6 278) Abd-'r . 277) M i r z a Ş a d i q M a r v a z i V a q a y i n i g â r .r a z z a q Beğ bn N e c e f q u 1 i Xan D u n b u l l i (öl. c. 1889 281) Aynı müellif. 720 sayfa (Muzafferiddin Şah'dan Vuşukuddevle'nin ingilizlerle mvkavele akdine kadar). d. Tahran. Nasireddin Şahın hayatı. 284) C i h a n g i r M i r z a bn Abbas M i r z a N â i b . 1896) Al-Ma'âşir va 'öşür (F). 9 cildi Kaçarlar tarihi olup 1857 senesine kadarki vakayii ihtiva eder. . 1824 . c. A.— 217 — 18S6 —7. kadar). 283) Nâdir-u'd-din Şah. PL.u s s a l t a n a . Tarıx-i şShinşâh-i alâ hairat-i riza şâh-i pehlevi. S t o r e y . PL.u ' s . 1881 — 83 Bk. Tahran. Tahran. C. S t o r e y II. gerek bu kitabın sonlarına. 1827) Ma'âşri şultâniya (F). 279) Abd-u 'İlah Mustavfi.u 'İlah M u x t â r . 285) H a b i b . kısım I.1851) senelerinin tarihi Tahran 1945 A b b a s lqbal neşri. 3 cild. 3 cild. PL. II. Tar~ix-i nav (F). 1325/1946 sayfa (Seyyid Ziyaed-din Tabata'î kabinesinin düşmesine kadar). Târix-ı bidari recin (F). 152 — 4.gerekse h. Kaçarların tarihine dair diğer kaynaklar için bk. Hf. Tahran. Tarix-i içtimai u iddri-i davra-i qö'c5ri-ıja (F).). V. 922 sayfalık. C. 728 sayfa. 1882 senesine kadar getirilen cihan tarihi. I. 1305 1926. 1947.5. Bk. 286) A b d . 154. yazma tam nüshası Kirmenşah da Muhammad Hasan Han Calelî'nin milkidir (bk. 3 Fathalişah'ın tarihi. 282) Aynı' müellif. 1814 e kadar. 332 = 48. Diğer yazmalar için bk. Storey. A. 1296 = 1324 senelerinde 7 cild olarak neşrettiği Ncime-i dânişverân kitabının 3. Tebrizde 1241/1826 da hurufatla basılmıştır. cüü 2 s. Târix-i cihânarâ (F). Tahran. c. Tarix-i mtmtazam-i naşiri (F). Tahran.

Yazması Leningrad Akademisinin Şarkiyat Enstitüsünde. 287) M as c B d K u h i s î a n i. Catalogul of the Turkish Manuscripts in the British Musaum. Badayic-a 'l-z<a qöyi~. bk. Yazması Leningrad . Zubdet-ü'l-aşar (T). H. N. Pers. S t o rey. ŞiybânT-name (F). Şaybak Hanın 9[4/1508 de Kazak hanlarına karşı seferini tavsif eder. !!. '295) Z a y n . yazması Semerkantda Viyatkîn kütüahanesinde bulunuyor. XV. S t o r e y . 294) CA b-u'11 a h bn M u h a m m a d bn cAIî Naş — r u l l â h ı . p. A. 372. bk. I). R i e u . 176 -187. Târix-i abu'h'xagir xâni (F). Özbek hanlarının tarihi. Otd. çag'atayca dünya tarihi. 590 ve Londra British Museum'da (bk. 2 9 2 ) F a z l . Mihman-mdmei buxara. M e 1 y o r a n s k y ve A. 289) Be n n a 'i Hara v i.I s f a h â n î . son kısımları Temür ve oğulları ve Özbekler tarihidir. J. 187—205. Şaybak Hanın seferlerinin tarihi. il. 908 1502-3 de yatılmış. 110. l'L. 290) M u h a m m a d Ş a 1 i h. Şaybak Hanın manzum t a r i h i .~ 2i8 — 4 DOĞU TORKLERÎ TARİHİNE AİT KAYNAKLAR Buharada Özbek hanları t a r i h i i ç i n '. B a r t-holdd. Yazması Semerkandda Viatkin kütüp hanesinde bulunuyor. m ü e l l i f i meçhul. XV.d i n Mahmud V a s i f ı. 293) Tavarîx-i gazide yahud Nusret-nâme (T). 852 de bulunmaktadır. Zapiski VosL Otd. Zap. yazmaları British museum'da (Rieu-. 103) ve Leningrad Dni-verstesi kütüphanesi farsça eserler meyanmda. N. 276) bulunmaktadır. Yazması : Nurosmaniye.u ' d . Özbek hanlarıma ceddi olan Abulhayır Hanın hayatı (14o2 1468). !. son Temürlüler ve Özbek hanları zamanında Herat ve maveraünnehirde içtimaî ye kültür hayatını anlatan büyük bir eserdir. Çata!. Şaybak Hanın man-mum tarihidir. Vost. Vambery tarafından V'ivanada (1885). yazmaları Taşkent Umumî küt" 'hanesinde ve Hiyve' le bulunuyor.u ' l l a h bn R u z b a h a n a l . bk. B e r e z i n tarafından 1849 da Kazanda neşredilmiştir (Bibliottka vostoçni. bk. S a m o y l o v i ç tarafından Petersburg-da (1908) neşredilmiştir. 3431. N. Şiybânl name (T). 291) Fath-nâme. 288) Şigbâıil-nâme (T). müellifi meçhul. C.v is'orikot'.

B a r t h o 1 d. V. 298) H a f ı z T a n ı ş B u x a r î . s. ve Trudi Otdtla Vostoka Gosud. T o % a n. Ermitaj'a II. asır Türk âleminde vücude getirilen üç büyük umumî İslâm ve Türk tarihidir. 297) A m î r c A b d . Kitabın ikinci rüknünde Çağatay hanlarına ayrılan kısımlarda Kaşgar hanlarının tarihi. 299) M a h m u d b n A m i r V a l i . 575) bulunmakta idi. 318.V. XV. Bahr-u '1-asrâr'on-dan az önce Hindistanda Ekber Şah'ın emriyle yazılan Târıx-i Elfl. Vost. Eserin ilk üç rüknü Taşkentte. 20. o cümleden coğrafya ve tabiiyata. Otd. Z. S t o r e y. Reşideddin. Z. Bahr-u 'l-asrâr fi manâqib-i 'l-axyâr (F). 296) c A b d . Zap. Yeni bir nüshası lstanbul-da Prof. s. 218 v. XXII.u ' I I a lı. Zap. Otd. 1889. 1587 de vefatına kadar Nüshaları. s-232—260).— 219 Şarkiyat Enstitüsündedir. Abdullah Han Şibanî'nin mufassal t a r i h i . yani Kaanların. E. ismail Hikmet Ertaylanın hususi kütüphanesinde bulunuyordu. Zap. az sonra Türkiyede Müneccimbaşı tarafından yazılan Şahâ'if-u 'l-axâbr biri diğerinden müstakil olarak 17. acâibi âleme ait kısmını ihtiva eden iki nüshası tarafımdan Hokandde ve Buhara'da hususi ellerde bulunmuş ve eserin tekmil cildleri böylece meydana çıkmıştır (bk. 28. C. A. II. Bk. Vost. 574 age ve saire için bk. ve İlhanların. dördüncü rüknünde de Tukaytemür oğullarından olan kazak hanlarının hayatına ait orjinal malûmat verilmiştir. K a h 1. '-Abd-u 'ilah -nâme yahut Şarafnâme-i şâhî (F). tskendar -nâme. XXII. d. o cümleden Buharadaki Astarhanlı'-ların tarihine tahsis edilmiştir. ) Eserin tasnifine 1634 te Nadir Muhammed Hanın emrile başlanmıştır. iskender Han bn iınamkuli Han namına yazılmış Maverünnehir Özbekleri tarihi 1520 ye kadarki vakayii tasvir eder. d. Persidskiya. Cürebek'-in hususi kütüphanesinde (bk. Nüshası Taşkent Umumi Kütüphanesinde-dir. Leningrad Şarkiyat Enstitüsünde N. Tdrlx-i cabd-u Hah xan (F). Vost. Uluğ Yurd. XXII. 1940. Zap. dördüncü rüknü Londrada Office kütüphanesinde (N. . arabskiyai tiurksb'ya rukopisi Tıırkestans-koy Pudliçnoy Biblioteki. 4 dördüncü rüknü Coçı oğullarından Tukaytemür Han neslinin. Vost. bilhassa Şıbanlıların. 1913 te kitabın bütün diğer aksamını. Buharada hususi elde. müellifin kendi zamanına kadar getirilmiş. 2 ikinci rüknü Çagatayların Ve Temüıiülerin: s üçüncü rüknü Coçı Han evlâdının. bk.u 'ilah M u ş f i q i. T o g a n.d. V. 374-78. Türk tarihine ait kısımları Hafız Abru'-nun «4 rubs> u karşılığı olarak -A rukn> e taksim edilen bu muazzam eserin '• ilk rüknü Cengiz Hanın. Hafız Abru ve Mirxond'un eserleri tipinde kaleme alınan cihan tarihidir. T o g a n d. Otd. Taşkent. s. bk. Z.

II. Peters-burg. »886. Yazır. 299-376 da verilmiştir. Târix-i Ra-himxanî (F) Mangıt sülalesi müessisi Rahim Hanın tahihi. bk. Astnrhanîlerden Ubeydullah Hamn (1702—1711) t a r i h i d i r . N. A. 1548. Temürün velâdetinden 1616 senesine dadar getirilen muhtasar kronolojidir. 295). Bodlean kü-tüphanesindedir.i B u x â r i.u ' d . Persan. 304) M ıı h a m m a d Y u s u f M u ı ı ş l b n X o c â B a q a B a 1-x î. Şilsilal-u 's-salatln (F). Tarix-i râaimi (F). p. (F). Yazması Buharada hususi eldedir. . Petersburg 1824 te hulâsa edilmiştir. Turix-i mutfftn xani (F). St'Manauli-nâme senelerinin mufassal tarihidir. Taşkent ve Kâ!>:! !e vardır.— 220300) A x u n d M u I 1 â Ş a r af. Yazmaları için bk. U\. Snppfament a /' Histoire generale des Hınıs. 1711 e kadarki Özbek hanları tarihi. C. Mangıt Şah Murad'ın zamanında 1776 da kaleme alınmış mufassal islâm ve Özbekler tarihidir.15-140.al an Paris (supp.şik A. Bk. PL. II. Yazmaları için bk. S töre y. XXXVIII (1888). 1. c 581 b) de bulunur. Yazmaları Taşkent ve Leningrad (Şarkiyat Enstitüsü. bk.Deulsch. Yazması Cambridge. 379. 307) Z a y n . Persans. 301) M'i'r Ş â [ l i h $ i y â h f i 3 r d î . S t o rey.u ' d-din AMam b n Nur-u ' d . Tarix-i cUnay-du ilah Xa. II. İ68Ö-r-1702 A. SîmeROV'un . PL. S t o r e y . E. mancsr. 378. S t o r e y . Tdrixi sabhanaıtli xanU Subhaııkuli Hanm zamanı (1680 — 1702) mufassal olmak üzere. Subhankuli Hanın Ballı valisi olan oğlu Mukim Han namına yazılan Özbek hanları tarihidir. Münderecalmın almanca hülâsası F. bk. Ges. yine C. 380-81.d i n M u h a m m a d Amîn K aş garı. Pek çok vefiyat ve terâcümi ahvali ihtiva eden hu eserin münderecatı B a r o n V. j o s e p h Sen-k o v s k i. R o s e n tarafından bit-tafsil sayılmıştır : Collectlon gcientifiaues. B l o c h e t . lî. A. A. Leningrad. 305) Hac i Mır M u h a m m a d S a l i m . Uannscr. fe. persans. 379—380. '. 303) M i r M u h a m m a d A m i n B u x a r î. 306) M ir M u h a m m a d V e f a K a r m i n a g i.ütüphanesfrtde bulunmaktadır. 376-8. T e u f e 1 tarafından Zdischrift d. Çengizliler t a r i h i . Taşkentte rjnüst.ıi.302) M i r M u h a rn m a d A m i n b n M i r z a Z a m a n . Morgetıl. N. Qari Rahmatuüah'ın Târıx-i kesire ismile 1913 te Taşkenüe intişar eden eserinin kenarında T5rTx-i râqimı de neşredilmiştir. Duı ır-u 'l-akabir (F).d i n R ii q i m. S t o r e y . 1722 —1759 seneleri vakayiini ihtiva eder. PL II. C.

Otçed o komandirovke v Turkestanskiy krayv. Togan. VIII. S e m e n ov. 1807 de Istanbulda Buhara emiri tarafından elçi olarak bulunduğu zaman kaleme aldığı eseridir. Mangıt emirlerinin son devirleri ve Buhara inkılâbı tarihini ihtiva eder. Badahşanın 1658 — 1809 seneleri tarihi. 310) M i r z a Sank M u h a m m a d B a d a x ş î . XV. s. Ahval-i kabil. Bundan nakiller Z. 198). Hokand Hanları tarihi'ne ait kaynaklar : 314) X o c a M u h a m m a d H e g i m x a n T ü r e bn Macşümxan. B a r . d. A. bk. B a r t h o l d . Zap. 1920 d. Qtd. Taşkent ve Fergane nüshaları için bk. bk. Togan. müellifi meçhul olan bu eser Man gıt Emir Ma'sûm devrinin (1785—1800) tarihini ihtiva eder. Zap. 218. Vost. Vost. Schefer tarafından 1871 de Pariste neşredilmiştir {Publication de l'Ecole des Langues orientales. Zap. 1805 te Peter-sburgda. Taşkent. 16. 303. 1801 de Buhara emiri Emir Haydar namına yazılmış mufassal Mangıt sülâlesi tarihidir. Togan. Tarix-i amirân-i mangitya (F).u 'd-d in Aynî. Umumî islâm ve Maverünnehir. Emir Ma'sum zamanında yazılmış çagatayca Mangıt sülâlesi tarihi. 1921. V. stolet'ya. Z. 1926. Vost. 3 1 2 ) S a d r . bk. Bu eserin çagataycası da vardı. 1865 e kadarki vakayii . Collection Scientifiaues. Z. Târix-i badaxşân (F). R o s e n. Ch. 309) Muhammad Ş a r î f b n Muhammad T a q i B u x â r î . Otd. Tac-u-tlav5rix (F). stolet'ya. 304 ve Nekotoriye danniyi po istoriyi Ferganı 18. V e l i d i . Yazması Buharada hususi eldedir. Târıx-i xânân-i buxârâ (T). 308) TdrJx-i amir ma'sûm (F). 217. XXIII. yazması Buharada hususi eldedir.k a r i m B u x a r î . bilhassa Hokand hanlığı tarihi. Vost. Otd. Leningrad. B a r t h o l d . yazması Semerkandde Vialkin kütüphanesindedir. I). Otd. 1915 te verilmiştir. Bıdletin de lAcademie des Sciences de Leningrad. Z. Taşkend. bilhassa Fergane tarihi. Yazması Buharada hususi eldedir. B a r t h o l d .ü ' 1 . Muntaxab-u 't-tavâ~rix (F). V. 313) Mir c A b d . Nekotoriye danniye po istoriyi Ferganı 18. V. d. V. Zap. d. Zap. 154. XXII. 3 1 1 ) M u l l a E d â . 1923. XV. s. buxarâ u xiva u xoqand (F). Taşkent. Mirât-u 'l-futuh (F). 251—52. XXIII. 17. Umumî islâm ve Maveraünnehir. 1843 e kadar getirilmiştir. s. 3 1 5 ) A t a b e k Q â z i A n d i c a n i . Otd.— 221 — bk. Ukazatel persidskoy literatori po istoriyi Uzbekov v Sredney Aziyi. Vost. bk.

Tavârix-i munzüma (F). s. 1885 te Kazanda basılmıştır. XXII. Mehmet Ali Han devrinin tarihidir. XXII. V e l i d i . Z. Zap. Müellifi Hokand hanlarından Mehmet Ali. Veli d i. Nüshaları için bk. Hadiçat-u '-haça'iy (F). Fergane hanlığının 1709—1872 senelerindeki tekmil tarihini tasvir eder. bk. Şirali ve Hudayar hanların zamanını şahsî müşahedeleri ve vesikalar esasında tasvir etmiştir. 310. V e 1 i d i. Z. Bu eserde Mar-gilen şehrinin ve bu şehirden neşet eden meşhur eşhasın tarihi de vardır.M u h a m m ad bn M i r z a R ü z i S ü f i A t t â r . Ukazatel persidskoy literaturı po istoriyi Uzbekov. müellifi meçhul. bk. 3 2 2 ) M i r z a cAlim b n M u l l â R a h i m T a ş k e n d I . 303—4. Otd. A. XXII. d. 273. Hokand hanhğnın 1822—1867 seneleri tarihini ihtiva eder. Z. Turheşt. S e m e n o v. Vost. 317) M i r z a cAziz bn M u h a m m a d Rizâ M a r ğ i l â n î . Otd. Otd. B a r t h o 1 d. 303-4. 31-38 de verilmiştir. c 318) M u 11 â cl v a z . Vost. XV. Vost. Otd. bk. Hokand hanlığının son senelerini . Z i m i n tarafından Protokolı zased. B a r t h o 1 d. 316) Zafernâme-i xwlayarxanî. Zap. Z. Krujka Liubit. 194-195). yazması hususi eldedir. XXII. Haydar Hanın münşilerinden olan Molla Aziz bu hanın hanlık devrindeki Fergane vakayiini başka kaynaklarda görülmiyen vesaik ve müşahedelere göre tasvir etmiştir. Yazması Taşkent Umumî kütüphanesindedir. p. Zap.Q â r î Q ü n d u z I . arxeologiyi. Zap. Vost. 1921. d. Tarix-i şahruxi (F). XXII. bk. V e l i d i. Leningrad ve Margilan nüshaları için bk. Otd. Rus istilasına kadar Hokand hanlığı tarihi. d. Zap.-222 — ihtiva eder. Vost. Münderecatına ait tafsilât L. Bar t hol d. XV. Otçet o koman-dirovke ve Turkcston 1920 (Bulletin de /''Academie des scîences de Leningrad. A. Fergane'nin 1866 senesine kadarki tarihini tasvir eden iki cildlik bir eserdir. Ta-rixi azlzi (F). Tuhfat-u 't-tavâ~rix-i xâni (F). Zap. V e 1 i d i. Vost. 320) Mullâ Muhammad Ş ı ğ â v u l . 310. 17. Yazması Mergilanda hususi eldedir. 304. Otd. Buna ilâveler için bk. Ferg-anede hususi eldedir. 3 2 3 ) Ş a v q î . 321) Mullâ N i y a z M u h a m m a d bn M u l l â c A ş u r Muhammad X o q a n d î . XVII 1913. Haydar Hanın 1845—58 seneleri arasındaki hayatını ve vakayii tasvir eder. Z. Otd. bk. Ansâb-u s-salâtin va tavâ~rix-u 'l-xavâ~qin. Vost. Zap. yazması hususi eldedir. 2723 1 9 ) M u I l â c A l i . Tarıx-i şavqi (F).

II. Maveriinnehir ve Kazak hanları tarihi için de birinci sınıf kaynaktır.--. H a r t m a n n. 331) Zeki V e l i d i Togan. Baravul. İlk cildi 462 sayfa. d. V e 1 y a m i n o v Z e r n o v. bk. bk. 320. Kaşgar tarihi ve bâ'isi hayret ahvali garibesi. M. Ukazatel persidskoy literatuarı po istoriyi Uzbekov. 273-276. Yazması hususi eldedir. Burada eserin bütün babları ve fasılları sayılmıştır. V e l i di d. E1 i a s. 1934 te başlanan son isyanlara kadar ki vakayii anlatır. VI-X. Haydar Mirza tarihinin devamı 1182 de yazılmış nüshaları hususi ellerdedir. Der islamische Orient. Hocalar ve Ya'kub Bek devri tarihi. 1940. bk. İzsltdovanya o kasiwovskix tsariax. Z. Ein Heiligenstaat im islam: das Ende der Tschaga-taiden und die Herrschaft der Chodschas.223 — tasvir eden bir eserdir. (F ve T) Kaşgarda Hocalar hâkimiyeti devrinin tarihi. 1929-1940 seneleri arasında Türkis- . C. 1905. Hindistan. A history of Mongols in Central Asid. (1864). 3 3 0 ) H o t e n l i M e h m e t E m i n B e k B u ğ r a . Tarix-i raşlJi (F ve T). Otd. Yakub Bege ait yerli ve Avrvpa kaynaklarında verilen malûmatı 90 sayfada hulâsa etmiştir. Şarkî Türkistan Tarihi. 15 ve M. 327) Mulla Musa bn M u l l â I s a S a y r a m î . Târix-i Eminiye (T). Atalık Gazi Yakub Bek. Eserin Muhammad Sadiq Kaşgarî tarafından yapılan çagatayçası da vardır. 325) M i r z a Ş â h M a h m u d Ç u r â s. s. (T) 1930 da yazılmış mezuniyet tezi. Çağatay hanlarının T. Kaşgar Hanları iarihi'r. Kitabın bazı kısımlarının ihtisari ile yapılan ingilizcesi : 7'he Tharikh-i Rasihidi of Mirza Muhammad Haydar Dughlat. translated by D e n i s o n R o s s and edited by N. Târix-i şah mahmud çurâs (F). Berlin. 140—5).e dair kaynaklar : 324) H a y d a r M i r z a D u ğ l a t . II. Tezkire-i xocagân. Otd. Zap. Yazmaları için bk. 326) M u h a m m a d Ş a d i q K â ş g a r i . PL. 314-319. 1895. 328) Muhammad Atif. Zap. Yazma olarak-lstanbulda Türkiyat Enstitüsü kütüphanesinde mahfuz bulunmaktadır. A. Veli d i. A. A. XXII. Vost. S t o r e y.K. Lon-don. Z. 464 sayfalık bir eserdir.546 senesine kadarki tarihidir. Nüshalar için Bk. Pantusov tarafından 1905 te Kazanda neşredilmiştir. S e m e n o v . İstanbul 1300. XXII. 3 2 9 ) A k d e s N i m e t . Özerg-in'de Türkçe bir nüshası vardır. Vost.

- 224 — tanın vaziyeti. (T), İstanbul, 1940. Burada Şarkî Türkistanda 1934-1937 seneleri arasında yaşayan "Şarkî Türkistan Cumhuriyeti., devri vakaii tasvir edilmiştir. 332) Garbî Türkıstanın, Buhara, Fergane, Kazakistan, Hiyve ve Türkmenistanın en son tarihi (1928 e kadar) için : Z e k i V e l i d i Togan, Bugünkü Türkistan ve yakın tarihi, 1929-1940 ta Mısırda ve 194247 Istanbulda iki defa basılmıştır. Horezm (Hiyve), Altın Orda, Kazak, Başkurt, Kazan ve Kırım tarihleri'ne dair kaynaklar : 333) Öte m iş H a C l». Tâ rîx-t dost sultan (T), 1550 senelerinde yazılmış Altın Orda hanları tarihidir, tam nüshası benim hususi kütüp-hanemdedir, bk. Z. V e l i d i , d. Zap. Vost. Otd. XXII, 310; diğer bir kısmı da Taşkent Umumî Kütüphanesinde bulunmaktadır, bk. Bart-hold, Zap. Vost. Otd. XV, 226-232. 3 3 4 ) E b ü l g a z i B a h a d ı r X â n (öl. 1664), Şecere-i türk. Çengizlilerin ve kendi zamanına kadar Horezm Özbek hanlarının tarihidir. Matbudur : B a r o n D e s m a i s o n , Histoire des Alongols et des Tat a-res, I, Petersburg, 1861 (Çağatayca metni), II, 1874 (fransızca tercümesi). Rıza Nur Bey bu fransızcasından bazı ihtisarlarla garp türkçesi-ne çevirerek neşretmiştir; Türk Şeceresi, İstanbul, 1925. Ebülgazi Hanın son senelerine ait kısmı oğlu ve halefi Öreng Han tarafından zeyl edilmiştir. 3 3 5 ) Ş i r M u h a m m e d M i r â b M ü n i s (öl. 1829), Firdevs-i iqbâl, Horezmde Özbek hanları tarihi ile Kongrat sülâlesinin teessünden 1740 senesine kadarki tarihi. Yazma nüshası: İstanbul Üniversite Kütüphanesi türkçe yazmalar, N. 82. 336) M u h a m m e d R i z a  g e h i , Riyâi-u 'd-dcvle (T), Allah Kuli Han devri (1825-1842) tarihi. 337) Ayni müellif, Zübbet-u 't-tevâ~rîx, Rahim Kuli Han devri (1842-1845) nin tarihi, 338) Ayni müellif, Câ~m?-ü cl-vaquca~t-i 's-sultâniya, (T), Mehmet Emin Han Devri (1845-55) nin tarihi; Bu üç kitabın yazması Leningrad, Şarkiyat Enstitüsü, N. F, 6.; Riyâz-u 'd-devle ve Zubdet-ü 't-tavârix de İstanbul Ünversite Kütüphanesinde türkçe yazmalar N. 82 de bulunmaktadır.

- 225 3 3 9 ) M u h a m m e d R i z â A g e h i , Gülşen-i iqbâl, Seyyid Meh-med Han devrî (1856-65) nin tarihi. Yazması; Leningrad Şarkiyat Enstitüsü, B. 1891, N. 562. 340) Ayni müellif, Şâhid-i iqbâl, 1865 te cülus eden Mehmet Rahim Hanın 1872 senesine kadarki hayatı ve icraatı. Ayni Leningrad Şarkiyat Enstitüsü yazmalarından N, C 572. 3 4 1 ) B a b a c a n M a n g ı t , Tavâ~rTx-i xorezmşâhiye (T), Horezm Kongrat emirlerinin 1864 e kadarki tarihi. Yazması : Berlin, Acc. mss. or. 1927, N. 144.

Kazak hanları, Kalkmuklar ve Kırgızlar tarihi için ayrıca:
342) S ey fi Ç e l e b i (öl. h. 990/m. 1582), Hind, Qalmuq, Kaşgar ve Qırgızlar tarihi, (T), yegâne yazması: Paris, Supplm. Turc. 1136. Neşredilmiştir. 343) Şah K e r i m , Qazaq Şeceresi, Orenburg, 1915. 344) Q u r b a n ' a l i X â 1 i d î, Tavâ~rTx-i xamsa-i şarql, Kazan, 1910. Kazak, Kalmuk ve Kaşgar tarihine dair, bir çoğu hâtırat mahiyetinde 791 sayfa tutan büyük bir eserdir. 345) 1924. M u h a m m a d c a n T ı n ı ş b a y , Qazaq tariqı (T). Almata

Altın Orda tarihi, Başkurt hır ve Kazan için:
3 4 6 ) M u r a d R e m z i (öl. 1935), Talfiq-u ,l-axbâr va talq'ih-u 7-â~sâ~r fi ahvâl-i qSzSn va bulgör va mulük-i '1-tStSr, Orenburg, 1908. İki cild (A) 1 cild 716 sayfa, 2, cild 534 sayfa. 347) Zeki V e l i d i Togan, Başkurtların tarihi. Yazması: İstanbul Üniversite kütüphanesinde bulunuyor. 3 4 8 ) S a m s u n T i p i y e v, Başkurt İnkılâbı tarihi, Ufa. 1925. 349) c A l î C a l â y ı r , Câmf-u 't-tuvârix, Reşideddin tarihinden tercüme ve ona Altın Orda hanlarına ait ekler, Berezin tarafından 1850 de Kazanda neşredilmiştir. Bu eserin yeni bir yazması hakkında bk. Ali R a h i m d. Vestnik Nauçnago obşçestva tatroyedenya, VII, Kazan 1927 s. 133—148. 3 5 0 ) Ş i h â b e d d i n M e r c a n ı (ö[. 1892), Müstefâd-ü 'l-axbâr fi tarix-i qazan va bulgar (T), iki cild, Kazan, 1885, 1900. 3 5 1 ) A b d u l l a h B a t t a l , Qazan Türkleri, İstanbul, 1925. yeni tab'ı 1966, Bilhassa 1917 senesinden sonraki hayat tasvir edilmiştir.
Tarihte U«ul F. 15

-226-Kırım için ayrıca :
352) Q a y s u n i z a d e , N i d a ' î R e m m a l Xoca, Târix-i sahib geray xan (T), Yazmaları : Paris, supplem. Turc, N. 164; Leningrad Üniversitesi şark yazmaları, N, 488. Sahib Gerey Hanın devrinin (1532-1551) tarihidir. 353) Haci A b d - u ' 1 - g a f f a r Q ı r ı m î , Umdet-ut-tavârix, 1744 te

yazılmiştır (T). Müellifin kendi eliyle yazılan nüshası Esad Efendi, N. 2331, Bundan bazı kısımları tayyedilerek N e c i b Asim Bey tarafından Istanbulda 1343/1927 neşredilmiştir.
354) S ey i d Riza, (öl. 1169/1756) Es-seb'-u 's-seyyar. (T). Yazmaları : Hamidiye, 950, Ragib Paşa, No. 1016. 1855 te Kazem Bek tarafından Kazanda neşredilmiştir. 355) K e f e l i İ b r a h i m E f e n d i , Tavâri\-i tatarxan ve t ağıştan va musquv va deşti qıpçaq ülkelerinindir (T), 1736 da yazılmıştır. 1933 de Romanyada Bazarçık'ta basılmıştır. 356) Halim G e r a y S u l t a n , Gülben-i xânân, (T) 1226/1811 de yazılmıştır. Yazması : Paris, supplem. Turc, N. 1116. Istanbulda 1287/ 1871 de ve bazı izahatın ilâvesiyle 1327/1911 de neşredilmiştir. 357) H a m d i Geray, Müstakil Altın Ordu devletinin bir ülkesi olan Kırımın tarihi. Kırım hanlığının mufassal tarihidir. Mezuniyet tezi olan bu eserin nüshası Türkiyat Enstitüsünde muhafaza edilmektedir.

Son zamanlar ve Kırıma ait bibliografya için : E t h e m F e y z i Göz ay d in. Kırım, istanbul 1948.

5
HlNDİSTANDA HÜKÜMRANLIK EDEN TÜRK SÜLÂLELER, TARİHİNE AİT KAYNAKLAR Tugluklular Devri İçin: 358) Sadr-u'd-din Muhammad bn H a s a n a l - N i z a m i , Tâc-u 'l-ma^âşir fi ahvâl-i mulük-i 'l-hind (F), Aşir Efendi, N. 601; Ayasofya N. 2847, 2848, 2991. 359 Z i y â - u ' d - d i n B a r r a n î , Târlx-i flrûzşâhl (F), 1266 da Firuz Şah devrinden 1356 senesine kadar. Calcutta, 1862 Bibliotheca İndica, N. 119).

— 227 360) Şams-i Sirâc 'Afif, Târ'ix-i firüzşahi (F), Calcutta, 1891 Bibliotheca Indica N. 119) 361) Yahya b n A h m a d b u A b d - u ' l l a h S e r h e n d i , Târıx-i mübârakşâhı (F) Hızır hanilerden Mubarekşah bn Hızır (1421 — 1434) namına yazılmıştır, Calcutta, 1931 362) H a c i M u h a m m a d b n H a c i Ali N i ' a m i , Târix-i firuzşâhl (F), yazması: Ayasofya N. 3055. Babürlüler devri için : 363) Z a h i r - u d-d in B â b u r, Bâbur-nâme, çagataycası 11 m i n s k i tarafından 1857 de Kazanda; çagataycasının faksimilesi B e v e r i d g e tarafından 1905 te Londrada; Batı türkçesine R e ş i t R a h m e t i Arat tarafından yapılan tercümesi, Türk Tarih Kurumu tarafından 1943 te Istanbulda neşredilmiştir. Erskine (1836). S i r L u k a s K i n g - ( 1 9 2 1 ) , Beveridge (1922) tarafından İngilizceye, A. P a v e t de C o u r t e i l l e (1861) tarafından fransızcaya ve A. K a i s e r (1828) tarafından alman-caya tercüme edilerek neşredilmiştir. B a y r a m Xan tarafından yapılan tercümesi çagataycasından daha evvel malum olmuş, bu da 1308/1890 Bombay'de neşredilmiştir. 3 6 4 ) G ü l b e d e n B e g - i m (Bâbürün kızı), Humâyün-name (F) türk-çe tercümesi Türk Tarih Kurumu tarafından 1945 te Istanbulda neşredilmiştir. 365) B a y e z i d Bek Târîx-i hümâyûn, Calcutta, 1898.

366) Abu ' 1 -Fazl-C A l l â m i, Âkbâr nâme (F) Ekberin hayatı 1602 ye kadar 3 cild, Calcutta, 1877, 1887 (Bibliotheca Indica N. 79) 367) A b u * l - F a z l al- ' A l l a mî, Âyin-i akbar'i (F) Ekber zamanının idare teşkilâtı. Calcutta, 1872, H. B l o c k m a n n tarafından yapılan ingilizce tercümesi, (1873. 1907) de vardır. 368) 5 A b d - u ' l - q â d i r ba M e l i k ş â h a l - B u d u v â n î , Munta-xâb-u 'tâvânx (F) 3 cild 1595 e kadar Bâburlular tarihi. Calcutta, 1862, 1868 (Bibliothe Indica, N. 97). 369) Ni?am-u 'd-dîn Ahmad bn Muhammad M u q î m H a r a v î , Tabâqât-i akbarî (F), 2 cild Calcutta, 1913, 1936. Bâburluların 1593 e kadarki tarihi. (Bibliotheca Indica, N. 223j.

- 228 — 370) Mulla A h m a d T a t t a v i , N a q i b X a n , C a f e r Bek ve A b u ' 1 - F a z l c Al lam i dan mürekkep heyet Târix-i alfi. Hicri 1000 — 1591/2 tarihi dolayısiyle Ekber Şahın emriyle yazılmış bir İslâm ve Temürlülar tarihidir. Basılmamıştır, yazması; Britisch Museum add 16. 681; bk. Storey II. 118-121. 371) H a s a n Bek bn M u h a m m a d Bek Xâki Ş i r â z î (öl. 1613). Muntaxab-u yt5vâ~rix (= Ahsan-u ,tâ~varix). 1613 senesine kadar gelen umumî İslâm tarihi, yazmaları için bk. S t o r e y PL. II. 123. 372) C i h a n g i r P a d i ş a h , Tezkire-i cihangiri (F), Cihangirin hatıratıdır. Aligar, 1864 A. B o g e r s tarafından yapılan ingilizcesi 2 cild olarak 1904, 1914 te neşredilmiştir. (Bibliotheca tndica, N. 126). 373) cutta, 1865. M u c t a m a d X a n B a x ş i , tqbâ~l-nâ~me-i cihangiri (F) Cal-

374) Xoca G a y r a t Xan, (Kâmgâr Hüseynî) Ma'âşir-i cihangiri (F), basılmıştır, bk. C. A. Storey PL. 563. 375) c A b d - u ' l - h a m î d Lahürı (öl. 1065/1655), PadişahnSme (F) imparator Şahcihanın tarihi, 1662 sayfalık büyük iki cildlik eser. Calcutta, 1867, 1868. 376) M u h a m m a d Ş a d ı q , Târix-i şahcihâni (F), neşredilmiştir, bk. Elliot, History of tndia, vol. VII. 133. 377) Muhammad S a l i h Kambü L a h u r i , ^Amal-i şâlih yahut Şahcihannâme (F), 2 cild, Calcutta, 1927 (Bibliotheca tndica, N. 214 378) M u n ş î Muhammad K â z i m bn Muhammad Amin, AlamgIr-nâme (F), imparator Alemgirin mufassal tarihi, 1160 sayfalık Calcutta, 1868,
c

379) X o c a q u l i Bek bn Q ı p c a q Xan, Tâ~rix-i qıpcaqxSnl, (F) 1712 ye kadarki vakayii anlatır. Yazmaları için bk. Storey PL II. 136. 380) Muhammad S a q i M u s t a c i d Xan, MSşir-i calamgiri (F), 2 cild Calcutta, 1870, 1871 381) Ş â h n u v â z X a n Ş a m ş â m - u ' d -davla, McPâsir-i cl-uma-râ (F), Ekber devrinden 1870 e kadar ki devrin tarihi 2 cild, Calcutta 1887, 1895. H. B e v e r i d g e tarafından yapılan ingilizcesi de vardır (1912 Bibliotheca tndica, N. 112). 382) Mullâ Abu ' 1 - q 3 s i m H i n d i ş a h F e r i ş t a h , Tâ~rix-i fe

- 229 — riştah (F) Biçapurda Adîlşahîlerden ibrahim Sani (1579-1626) a ithaf edilmiş İslam ve Hind islam sülâleri tarihi. 2 cild 1831 de Bombey'de ve 1905 te Luknau'da taşbasma ile neşredilmiştir. Afganistanda Cengiz-liler ve Hindistanda Bâburlular tarihi için de çok mühimdir, 383) M u h a m m a d H â ş i m X â f i X â n , Muntaxab-u 'l-ubsb (F), 2214 sayfa tutan muazzam eser. 3 cild olup Alemdir zamanına kadarki Bâburlulardan 3. cildinde de Dekkan hâkimlerinin tarihinden bahse der, Calcutta, 1869, 1874, 1925. 384) c U b a y d - u ' l l a h M u h a m m a d Gucu râti, Târix-i gucurat (F), Calcutta, 1910. 385) H a c i ' d - D a b i r Z a f a r - u ' 1 - v â l a h , Târix-u gucurât (A) 3 cilddir. London 1928. Hindistan Türk sülaleleri tarine dair diğer kaynaklar için bk. C. A. Storey, PL. II. s. 435 vd.

6
MOĞOLCA KAYNAKLAR 386) Mongol'un niuça topça an (Yüan-çao •pi-şi), Moğolların gizli tarihi, Almanca tercümesi: Die geheime Geschichte der Mongolen von Erich Haenisch, Leipzig, 1941. Bunun içindeki kelimelerin tahlili yine Erîch Haenisch, Wörterbuch zut mongol'un niuca tobçaan, Leipzig, 1939 Bu almancadan tercümeden Ahmet Temir tarafından yapılan tercümesi, 1948 de Türk Tarih Kurumunca neşredilmiştir. Bu eser için bk. yuka rıda s. 4444. 397) Altan topçı, Moğol vakayinamesi lama Galsan Gombayev tarafından moğolca metni ve rusça tercümesi ile Trudi Vost Otdelenya Russk: Arxolog. Obşçestva, VI, 1858 de neşredilmiştir.
388) Sanang seçen, Erdenijin topa (Kıymettar incilerin toplanması) almanca tercümesi: Geschichte der Ostmongolen und ihres Fûrstenahuses übers. v. 1. Schmidt. Petersburg, 1829. 389) S. J a m s a r a n o v , Mongolskaya letopis XVII. veka, (17-asır Moğol vekayinamesi). Leningrad 1931 (Trudi tnstituta Vostokove-denya XVI).

- 230-

7 SÜRYANİ, ERMENİ ve
GÜRCÜ KAYNAKLARI 390) Mâr M i c h e l l e S y r i e n , Chronique, ed-par J. B. Chabot Paris 1899-3924. 4 cild. Süryani metnî ve fransızca tercümesi, 1166-1199 da monofizitlerin patriği olan bu zat 1196ya kadarki vakayii toplamıştır. Daha evvelki Süryani kaynakları için bk. N. P i g u I e v s kaya Siriysaiye istoçniki po istoriyi norodov S. S. R., Lenigrad 1941. 3 9 1 ) L a s d i v e r d ' l i Arisdakes (Aresdakes Lasdivertzj), Ermeni tarihi fransızcası : Histoirs d'Armenie, comprenant la fin du royaume d*Ani et commencement des invasion des Seldjoukides traduit par E v. Pru d ' h o m e , Paris 1864 392) Urfah Mateos (Mateos Urhayetzi). 952 — 1136, Haçlı seferleri kronolojik tarihi; talebesi Grigor tarafından 1163'e kadar devam ettirilmiştir. Fransızcası: Chronique de Mathieue d'Edesse trad. par E. D u 1 a u r-ier, Paris, 1858. H r a n t A n d r e a s y a n tarafından yapılan türkçesi Türk Tarih kurumunca neşredilmiştir. 393) Ani'li Samuel (Samuel Anetzi), Vakayi takvimi. Franzcasısı: S a m u e 1 d'Ani, Table chronologique, traduit par M. B r o s s e t Petersburg 1876. 394) M a g a k i y a A b e g a (Malagia Apegha, Rahib Magaki-ya), Okçu milletin tarihi, rusçası : Istoriya monogolov inoka Magakia, perev. Patkanova, Petersburg, 1871. Brosset tarafından yapılan fransızcası Petersburg 1874. 395) G e n c e l i Z y r i a k (Giragos Kandzageçi), Ermeni tarihi fransızca E. D u l a u r i e r tercümesi (Journal Asiatique, 5. serie, t. XI, 1858, p. 197-255, 426-508) nden türkçesi Türkiyat Mecmuası II, 1928 s. 139-218. Ayrıca Brosset de fransızca olarak Petersburgda 1870 te neşretmiştir. 396) V a r d a n P a d m i ç (Vardan Vardapet), Cihan tarihi, rusçası : Vsebosçaya istoriya Vardana Velikogo, Peredov N. £ m i n ' a Moskova, 1864, Fransızcası: E. D u 1 a u r i e r, Les Mongols d'apres les historiens Armeniens. Journal Asiatique, 1860. oct- nov. Türkçeleri! Türkiyat Mecmuası, V, 1935; İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Semineri Dergisi, sayı 2, 1937 397) Aryavanklı Mixitar (Mixitar Arivanetzi). Kronolojik cedvel. Fransızcası: Historie chronologique par Makithar d'Airvanak traduit par B r o s s e t , Petersburg 1869 (d. Memoires del'Academie de Petersburg 7. serie. t. XIII. N. 5).

Temiir tarihi. Bunlardan Türk tarihi ile de ilgili olan başlıcaları şunlardır : C. VII: Voskresenskaya letopis' . Lavretyev vakayinamesi 14. 1842 de başlayıp tam bir asırdır neşrediliyor. ve Ipatyevskaya letopis. C. 1849-58 (4 cild) te toplanmıştır. Fransızcası: Felix Neve. Ipat'yev vakayinamesi 15. 400) K ' a r t ' l i s C h o v r e b a . asra kadar. Şax-matov 1916 neşri. Petersburg 1864 3 9 9 ) M e d z o p ' l u Torna (Tovma Medoptzi). Petersburg. 401) Bu eser esas olmak üzere geçen asrın ilk yarısında malûm olan bütün Gürcü kaynakları M. II: Gustinskaya letopis'. 403) Polnoye sobranye russkix letopisey.— 231 398) S t e p a n o s O r b e l y a n (Etienne Orpelian). Hrant Andreasyan tarafından yapılan türkçesi Türk Tarih Kurumu elindedir. 1292 senesine kadar gelir. asırda (Nestor ve başkaları tarafından) işlenmiştir. İlk cildi (1469 a kadarki kısmı) M. III: C. Rus vakayinamelerinin külliyatı. A. E. Expose dcs çuerres da Tamerlan et de Shah-rokh dans VAsie occidentale d'apres Thomas de Medzoph. Brosset. B r o s s e t tarafından 1849 da Peters-burgda neşredilmiştir. Fransızcası: Historie de la Siounie par Stephaneos Orbelian traduit par M. C. Gürcü tarihi I. Historie de la Georgie depuis lanli(}uitv. jusqııan XIX siecle. RUS ve diğer AVRUPA KAYNAKLARI 402) Naçalnaya letopis: Rusların «mebde vakayinamesi». Sünik (Karadağ) vilâyeti iarifıi. Paris. 12. sonra. IV—V : C. I: Troytskaya letopis' ve Lavret'yevskaya letopis'. 8 GREK. asırda Suzdal'da yazılmış ve 1305 e kadar gelir. Brosset. Üç kısımdan ibaret olan bu vakayiname 1051 de yazılmış. Vf—V'2: C. IV : ISıovgorodskaya letopis' (3 rivayeti vardır) Çetverlaya novgorodskaya letopis' Pskovskaya letopis' Semenovskaya letopis' C. asırda yazılmıştır. 1858. LÂTİN.

XXI: Stepennaya kniga C. 35. 406) Ponoye sobranye zakonov rossiyskoy Imperiyi. Rus kütüphanesi». 1685 e kadar ki vesikaları ihtiva eder. XX : L'vovskaya letopis' C. s. 195 — 197 «Polnoye sobranye russk. cild (1894) natamam kalmıştır. XXIII: Yermolovskaya letopis' Rus vakayinameleri için en iyi rehber: A. 1857 —1864 v. 1581 — 1700 seneleri vesaiki. 1265 — 1699 senelerine ait vesaiki ihtiva eder 5. 408) . 12 cild. 1789 dan başlayıp çıkmıştır. IX—XIII: Nikonovskaya letopis1 (Rus vekayinamelerinin en mufassalı. Petersburg. XIX : Kazanskaya letopis' C.— 232 - C. Kazan Kırım tarihi için fevkalâde mühim vesaiki ihtiva eder. 10 cilddir. Moskova. 405) Drevnaya rossiyskaya vivliofeka «Eski. Petersburg-. Obezrenye russkix letipismx svodov 14—16. cild. 1881 de üçüncü seri başlamıştır. A. Rusya devletinin ferman ve muahedeleri külliyatı. Rusyanın en zengin vesaik mecmuasıdır. c. 1216 —1679 seneleri arasına ait vesikalar. 2 cild. Tarihî vesikalar. 1773 — 75 senelerine N o v i k o v tarafından neşredilmiştir. ikinci seri (Vtoroye Polnoye Sobranye Zakonov) 1825 —1881 arasında 55 cild çıkmış. 1938 ve Brokhaus ansiklopedisinin rusçası. s. 1649 dan 1825 e kadar 45 cild. 404) Sobranye gosudarstvennıx gramot i dogovorov. İlk cildi 1841 de çıkmıştır. U. Buna ilâve olan Dopolnenye k Aktam Istoriçeskim. 407) Aktı istoriçeskiye. Kafkaslılar) kavimler tarihi için ilk kaynaklardandır. Rusyanın kanun. Buna ilâve olan Prodoljenye drene -rossiyskoy vivliofeki. muahede. C. bunların esbabı mucibesini ihtiva eden vesaik mecmuası. Aktı otnosiaşçiyesia do yuridiçeskago bıta drevney Rossiyi 13-18 asrın hukukî vesaiki mecmuası. Ş a x m a t o v. XV: Tverskaya letopis' C. münderecat ve Türklere ait kayıtlarının genişliği itibariyle en zengini. Bu külliyat 16— 17 asır Nogay. vekov. Kalmıklar. letop» maddesi. Petersburg 1813 —1828 de folyo olarak 5 cild çıkmıştır. T u r g e n e v neşri. Rus idaresine girmiş veya girmek üzere bulunan (Nogaylar.

arapça ve rusça vesaik neşrediliyordu. gürcüce. IX. asır tarihî ve hukukî vesikaları. Yermolov devri vesaiki C. Dopolnenye k Aktam Arxeografiçeskoy Kommissiyi. Bunda ermenice. C. . Materyali po novoy istoriyi Kavkaza. 413) Pamiatniki diplomatiçeskix snosenyi Rossiyi s Persiyey.. Kafkasya ar-şivbilimi komisyonu vesaiki. N. S e m e v s k i neşri 17 — 18. V. Rus Devlet arşiv komisyonunun vesikaları.IV. Petersburg 1871-88.p. 6 cilddir Rusyanın Kavkasyada işgal seferleri ve harplerinin mufassal tarihi. VI—1816— 1827. F. 1568— 1613 seneleri vesaiki. —1809 — 1811 Tormasov devri vesaiki C V. 416) P. III — 1806 — 9. türkçe. Petersburg-. I. M. 3 cild. Golovin devri vesaiki C. senelerine ait vesaik. Rus-yanın İranla olan siyasî ve ticarî münasebetlerine ait vesikalar. 1937. Rus Ulûm Akademisinin vesaik şubesi neşri 1249 — 1645 senelerine ait vesikala-ihtiva eder. Snoşnye Rossiyi s Kavkuzom. 1837 — 42. 1870. 1. Gudoviç devri vesâîkı C. B u t k o v . 12 cild 412) Pamiatniki diphmatiçeskix snosenyi Rossiyi sinontrannımi der-javami Petersburg 1851-1875 arasında 10 cild çıkmıştır. Çarlığının Azerbaycandaki müstemleke siyasetine ait vesaik (Ulum Akademisinin Tarih Enstitüsü neşri) Çast I. II — 1802 —1806 Tsitsianov zamanına ait vesikalar C. Koloniyalnaya politika rossiyskago tsarizma ve Azerbaycane. 4 cild Petersburg 1836 ved. 418) Materyali po istoriyo narodov SSSR. Belokurov. I— 1398-1799 senelerin vesaiki. 415) S. Leningrad. 417) N. XI 1852—54. 2 cild. 414) Aktı Kavkazskoy Arxeografiçeskoy Kommissiyi. Istoriya voyni ivladiçestva russkix na Kav-kaze. İlk cildi 1488 den başlıyor. Moskva 1896. 1334 ten 1699 a kadarki vesikalar: 5 cild. 1722—1803 senelerinin Şimalî Kafkasya tarihine ait vesaik. X. Veselovski tarafından 1890 — 93 senelerinde neşredilmiştir. Bana malûm olan 11 cildinde şu devirlerin vesaiki mündereç bulunuyor: C. 1869. VII 1827-1831 Paskevıç devri vesaiki C. 1827—1843. —1811-16 Pavluççi devri vesaiki C. Buna ilâveler. 464 sayfa. Moskova. Vorontsev devri vesaiki C. Bu eserde Azerbaycan tarihine dair diğer vesaik toplamları da gösterilmiştir. 411) Aktı Arxeografiçeskoy Kommissiyi. D u b r o v i n . Murav'yev devri vesaiki. 1837—42. VIII — 1831 —37* Baron Rosen devri vesaiki C. 410) Aktı Arxeagrafiçeskoy Ekspeclitsiyi Akdemiyi Navk.233 409) Aktı istoriçeskiye i yuridiçeskiye.

P o p o v. 4 cild. Leningrad 1938. Screbrennikov.234 -419) V. 1832. 420) S. 428) A. Grodckov. Peteresburg. ıstoriya :avoyeı. 1864. Petersburg. Petersburjr. Kazan ve Kazak hanları tarihine ait vesaik toplanmıştır. Zapiski Russk. Leningrad 1935 (Trudi i a t i t t ı d a Vostokovedeııya VII). 1873 te Rusların Horezmi istilalarının tarihine ait materyallar. G. asırda Ortaasya ile münasebetlerine ait vesaik. Burada Astarhan. 421) A. 430) V e 1 ya m in o v Z e r n o v. I. 429) A. . M. Sbornik rnateryalov dlia istoriyi zevoy-evanya Tarkestanskago Krayj. d. v. Terent'yev. Leningrad 1939. Snoşenye Rossiyi s Xivoy i Buxaroy pri Petre-Velikom. Petersburg. hsledovanya o kasimovskix tsariax. Özbekistan. Obsçest-oa.-. 1915.si Şark E n s t i t ü s ü neşri 2 c i l d . 1613 senesinden başlar. 1888! 424) Materyali po istoriyi Türkmen i Turkmeniyi Türkmenler ve Tüıkmenistana ait i s l â m i k a y n a k l a r ı n verdiği malûmat toplamı. Tacikistanve Türkmenistan Cum huriyetleri t a r i h i . Horem-de yaşayan Karakalpaklann t ari hi . Tacitskoy i Tarkmcnskoy SSR. Türkistan ülkesini işgal tarihine ait me-vaddın toplamı. Orta-asyanın Ruslar tarafından işgalinin t a r i h i . IX. Türkmenistan savaşları t a r i h i 3 cild. 427) P. Snoşenye Rossiyi s Buxoroy i A'ivoy za poslccl-niye trexsotlet'yf. Leningrad.I. Frotskiv Materyali dlia opîsayna xifinskopo poxada 1873 go-goda. 426) Materyali po istoriyi Uzbekksoky. Jukovski. 1933. d. 1853. Petersburg. Oçerk istoriyi Karakalpokov. Rus UJûm Akadimi. Rusyanın 16 — 17. Petro zamanında Rusyanın Hiyve ve Buhara ile münasebeti tarihi. 1!. Petersburg 1906. Snoşenye Rossiyi s Sredney Aziyey v 16-17 vekax. kn. 425 V. Kasım hanları tarihine a i t telkikat.anya Sredney Aziyi. Vouna v Turkmeniyi. Rusyanın son üç asırda Buhara ve Hiyve ile münasebeti tarihi. I v a n o v . Kırgız-Kazak urugları ve bozkırlarının tavsifi 3 ci l d. 422) M. Cvcgraf. haritalarla 4 cild. c. 1910 dan başlayıp 8 cild çıkmıştır. Opisanye kirgtz-kaysatskixrdi stepey. 423) N. 1881. U l î a n t S k İ . c. L e v ş i n. Taşkent.

c. Pistsovaya kniga gorada Kazanı. 1. Istoriya Orenhurgskoy gitmemi. ilk tabı. . (Rus Ulûm Akademisinin Tarih ve arkeoloji Enstütüsüuün «Trudn larından. 1774: almancası daha önce 1768 de ç ı k m ı ş t ı r . Burada Rus arşivlerindeki türkçe vesaik de a s l ı n da olduğu gibi arap harfleriyle neşredilmektedir. Opisanye sibirskago t s ar s t va i vsex proljsşcdi. 438) G. Tataristan Cumhuriyeii t a r i h i . I. T i e s en h a u s e n. ikinci tabı Orenburg. i k i n c i cildi Leningrad. Kırmızı arşiv mühimdir. F. R ı ç k o v. Orenburg vilâyetindeki Kazak. Pe-tersbug. Petersburg. Petersburg. Başkurt Kalmuk ve saire kavimlerin tarihi ülkenin tarihi coğrafyası. c. 1937 (farsça kaynaklardan toplanan malûmat farsça metin ve ruşça tercümeleri). I. Sibir hanlığının ve orada zuhur eden bütün vakayiin tavsifi. 4 3 7 ) P i ş e r . 434) Materyali pa istoriyi Başkirskoy ASR. 1762. Kazakistan Cumhuriyeti tarihine dair mayeryallar. Altın Orda tarihine ait materyallar. Petersburg. 433) P.v v nem del. 1884 (arap kaynaklarından toplanan malûmat ki İ s m a i l H a k k ı i z m i r l i tarafından türkçeye çevrilmiştir ve 1941 de Maarif Vekâleti tarafından ilk cildi neşredilmiştir).. Sbornik materyalov otnosiaşçıxsia kistoriyi Zolotoy Ordı. ıstoriya. 549—585 Sibirya ve orada yaşayan Türkler tarihine dair Rus vesaiki sayılmıştır'. Rus Ulûm Akademisinin Tarih Enstitüsü tarafından neşredilmiştir. Sibir t a ri hi . 435) Istoriya Tatarıyi v muteri\alax i dokummdax. 1. Leningrad i932. Başkurdistan Cumhuriyetinin ve Başkurtların tarihi Leningrad. 1887. 1936 dan beri 3 cild çıkmıştır. Moskova. Petersburg. Orenburg vilâyeti Kazak. :' 440) Sovyetler devri için biihassa Krasnıy Arxiv. s. 1940 a kadar 4 cild çıkmıştır. 1938 senesine kadar 87 ci l d ç ı k m ı ş t ı .235 431) Materyali po isteriyi Kazaxskoy SSR. Todugrafiya orenhurgskoy guberni ilk tabı. 1937 iki cild. Sibirskaya. 1759. 436) Materyali po isteriyi taturskoy ASSR. Tataristanın eski t a r i h i n e ait mevad toplamı ve Kazan şehrinin topografyası. Kırgız ve Başkurtların tarihi. Ve bu ci l di n haşiyelerinde. 432) P. Miller. 1750 Kitabın ikinci cildi Rus Ulûm Akademisinin Etnografya Enstitüsü tarafından 1941 de neşredilmiştir. R ı ç k o v.). 439) Bar.

1923-27 7 cild-Gibb Memorial old series. Macar. 4 cüz) inde gösterilmiştir. Budapest. Kırım (Geschcihte der Chane der Krım. 1511 sayfa. türkçe Mehmet Ata tercümesindan şimdiye kadar (1913-1947) 1676 ye kadar 11 cild çıkmıştır). 1—246 da verilen muntazam bibliografiyasında ve V. Historiae Muslumanea Turcorum de monumentis ipsorum excriptae. 7 cild) ve N. London 1638. Hamburg. İrşSd-u 'l-arıb li-mac rifat-i 'l-adıb (A). 900 sayfa. J.. Wien 1856) ve İlhanlılar tarihi (Geschihte der llchane. 1872. London-Kahire. 9 HAL TERCÜMESİNE AİT ESERLERİNDEN TÜRK TARİHİYLE İLGİLİ OLANLARI 443) Y â q ü t a l . Zinkeisen'in (Geschichte des osmanischen Reisches in Europa. Rumen ve İtalyanların Türk tarihine taalluku olan diğer kaynakları J. Bu eserde de müellifin bizzat kendisinin topladığı malûmat çoktur. Darmsdat.H a m a v i (öl. 1840-63. birde zamanına ait resimleri mühimdir. Türk tarihine taallûk yeni çağ Avrupa kaynaklarından ancak bir ikisini göstermekle iktifa ediyorum: 441) Hans L e u n c l a v i u s . Leipzig. Fransız. eserini Osmanlı menbalarından almış ise de kendi zamanına ait malûmatı kendisi toplamıştır. . 1939) ve Altın Orda tarihinde (Die Goldene Horde. Mısırda hareketli olarak 1936-38 de 20 cild olarak yeniden basıldı. Kanunî zamanında Türkiyede bulunan bu Alman. Frankfurt 1591.236 — Rus dilinde yazılan diğer vesaik Karamizm ve Solovyov'ın Rusya tarihine dair eserlerinin haşiyelerinde ve ayrıca K. l k o n n i k o v ' ı n Opıt russkoy istoriogra-fiyi. Tfıe Generale historie of the Turkes. 1840). Avrupada Alman. W. 1229). 1908 (3 cild. Bu zatın yine Annales Sultanarum Othmaniarum ilimli eseri de 1590 da neşrolunmuştur. M a r g o l i o u t h neşri. Jorga'nın (Geschichte des osmaniechen Reiches. s. 442) R i c h a r d K n o l l e s . Gotha. H a m m e r P u r g s t a h l'in 1774 e kadar gelen büyük Osmanlı tarihi (Geschichte des osmanischen Reiches. 1824-44 ne ait eserlerinde. 10 cild. Leipzig 1943) mufassalen sayılmıştır. 1908-13 cild) Osmanlı tarihinde. V. VI. B e s t u j ev-R i u m i n'in Russkaya istoriya (Rus tarihi) n i n I. B e r t h o 1 d S p u 1 e r'in İlhanlılar (Die Mongolen in İran. 1827-35. onun Altın Orda (Geschcihte der Goldenen Horde. 1891-2. Leh. ingiliz. Budapest.

(öl. Tâ~rlx-u'l-nür-i'l-saflrcan axbâri 'l-qarn-i 'l-'âşir (A). 452) c A b d .u ' l . Yazmaları için bk.Ş a f a d î . Ayân-u 'l-aşr va acvan-u 'l-naşr (A). ancak son cildleri eksik.M a h â s i n l b n T a g r i b e r d i (öl. 1469). Târlx-i 'l-nubalâ (A). 1282). G. Silk-u 'l-durar fi a'-yân-i 'l-qam-i 'l-şâni çaşar (A) .237 444) A h m a d b n l b r â h i m l b n X a l l i k â n . Lâleli. 42. 28. H. . 2962-70. 1284 Mısırda basılmıştır. Fil ip H i t t î neşri. Yazmaları: Es'ad Efendi.t m â d a l . 2345 . Nuruosmaniye. h.I d r ü s i . 449) Ibn H a c a r (öl. 1440).M u h i b b i . Haydarâbadda 1348-50 de 4 cild olarak basılmıştır. B r o c k e l m a n . Ibn Hallikâna zeyldir. 2910. asrın Who's who'su> sayılıyor. Bağdad 1934 basılmıştır.S a x â v i . Terâcüm ve havadis beraber. 1299/1882 Bulak tabı iki cilddir. N. İslâm teracümü ahval kitaplarının ana kitabıdır. 455) cAbd-u '1-hay b n a l . S. G. New York. 1374 . 4 4 8 ) Ş a m s .'e n f e 1 d 1842-71 de kendi el yazısiyle taş-basma olarak Göttingen de 13 cüz olarak bastırmış .u '1-dîn a l . Ayasofya. VafiySt-u 7 a^yan (A) F. II. Nazm-u. 1996. 1280 de 2 cild olarak ls-tanbulda intişar etmiştir.u ' 1 . 1288 de Kahirede basılmıştır. 4 cild. Al-durar-u 'l-kâmina fi acyan-i 7-mfat-i '1şSmina (A). 1927 «15. Nuruosmaniye. N.u ' I . h. 4 5 1 ) Ş a m s . 447) Abu M . R i t t e r 1931 de neşrine başlanmıştı. 1678) Şazarüt-u 'lzahab fi axbâr-i man zahab (A). 32. 2966. De Slane ingilizce tercümesi 18421871 de Paris ve Londrada 4 cild olarak. 454) M u h a m m a d b n X a l i l a l .l-. 3191-93 Ayasofya. 453) Muhammad a l .M u r â d î . Al-Zav-'u 7-lâmf li-ahl-i 'l-qarn-i 'l-tâsiQ (A). (öl. 3428-9. 4 cild.iqyân fi cfyan-i 'l-ayân (A). Ro-doslu Mehmet Efendinin türkçe tercümesi h.d i n a l . 445) Halil bn A y b e k a l . B r o c k e l m a n . Xulâşat-u 'l-aşar fî a'yân-i 'l-qarn-i 'lhâdi caşar (A). N. 20 den fazla cild. kaldı. N. Al-Vâfi bi 7-vafiyat (A).. 1383).c . Mc.Z a h a b i .q â d i r a l .H a n b a l î (öl. W ü s t. II. 4 5 0 ) C a l â l . Kahire 1303 basımı 12 cild.d i n Muhammad a l .S u y ü t î (öl. Ragib Paşa. 1505). yazması Topkapı Sarayı N. N. S. 40. 8 cild. 446) Ayni Müellif. Başka yazmaları için bk. 1350 Kahirede basılmıştır. H. Al-Man-hal-u 7şö/f va 'l-mustavfi bi 'l-vâfi (A). GAL. Terâcümüahval ve havadisler beraberdir.

N. Al-Cavâhir-u 7muzj'a fi tabaqdt-i 'l-hanafiya (A). N. B r o c k e l m a n n . 464) Abd-u 'J-hay a l . N. Leipzigf 1862. Ortaasya ve Edil uleması için: 4 6 2 ) Ş i h a b e d d i n Mercanı. 3 cilddir. B r o c k e l m a n n . S. . Mısırda basılmış. (F). s.L u k n a v î (öl.a <öl.d î n b n A b d . 458) Abd-u '1 . C. 53. 461) Tâc-u 'i-din a l . yazmaları için bk. B r o c k e l mann.S u b u k l (öl. Mısırda h. N. II. Kazan 1903 Bk. Şaqa'iq-u nu'maniya fi ulema'i 'l-davlat-i 'l-usmaniya (A). Flügel neşri. 302-3. Buna Ali bn B â l i ' n i n Al-Iqd-u 'l-manzüm ismindeki zeyli (A) İbn Hallikan hamişinde. Tac-u '1-tarScim fi \abaqat-i 'l-hanafiya (A). 433. II. Alâm-u 7axyar min fuqahcV-i mazha-i 'l-nu man-i 'l-muxtâr (A) . 1840) AUFavâ'idu 'l-bahiya fi terâcüm-i 'l-hanafiya (A). Mukaddimesi hariç basılmamışhr. Vafiyat-u 'l-aslâf va tahiyat-u 7-axlâf (A). AlTabaqat-u al-saniya fi terâcim-i 'l-hanafiya (A).— 23S — 456) A h m e d T a ş k ö p r i z a d e (Öl. türkçe Lâmicî tercümesi. 4 6 3 ) R i z a e d d i n bn F a x r e d d i n . 429. 460) T a q î ' 1 . N. 1289-1874. Nev îzade Ataullah Efendinin türkçe zeyli (Hadiqal-ii 'l-haqâ~iq fi zeyl-i 'şsaqâ~'iq) h. 1915. 1924. İstanbul. 1918. 1304. G.q a d i r a 1 . Yazmaları için bk. NafahSt-u 'l-uns. 1370). 1474). G. Brockelmann. h.u '1 . Köprülü. 1332 de Haydarabad'da basılmıştır. ve Borsada Hüseyin Çelebi. B r o c k e l m a n n . Yazmaları için bk. Bk. 1589). Mısır. 1113. S.q â d i r a l . 829. II: S. Türk tarihiyle ilgili Suf iler teracümünden: 465) Abd-u'r r a h m a n C a m i . Luknau tabı. II. Yazmaları: Süley-maniye. 1324. t ar i h kısmı. II. s. 1882 İbn Hal-l i k a n * ı n hamişinde: Mehmed Mecdi Efendi tercümesi 1852 de Istanbul-da basılmıştır. 459) Q a s i m b i Q u t l u b u g . 106. Jabaqâl-u'l-ş5fiiya al-kubra (A). 1299/m. 1601). 1333/m. 1553). 1375). 7 cildlik bir eserdir. 5 cild. 2419-2423) vardır 457) M a h m u d bin S ü l e y m a n K e f e v î (öl. 645. nüshası Kazanda Alimcan Bârudî Kütüphanesinde bulunuyor. Bundan başka Ahmet Habib Uşşakizade'nin (Es'ad Efendi. Aşar (T) 1902 den başlayıp cüz cüz basılmıştır. 1268 de Istanbulda basılmıştır.T a m î m ı (öl. 89. 2439) ve dikerlerinin zeyilleri (Veliyeddin Efendi.Q u r a ş î (öl.

d i n a 1 . 1. (öl. tarih ve coğrafya yazmaları katalogları. 467) Ali bn H u s a y n al. 273) düsha-lan vardır. 52b —162a. 640 ( E t h e . 4056 Farsça tercümesi ve zeyilleri Prof.— 239 — 466) A . 471 D e v l e t ş â h S e m e r q a n d î . Catalogue of Pers. 355) ve lndia Office N. 1940. s. Tahran. 274-315 de. Raşid Efendi. 1259/m. 1903.a ş r a f ( H a s a n N i ş â r I ) . Rcşahat an ayn-i 'l-hayat. Luknav tabı. II. 1495) Tazkira-i şu ara (F). I. Catalogue of Pers Mss. 221 (Rieu. 927. 1901. 1945). Leyden.u 'd . Or. 443-571. Mss. Minut. 1912. \ i ş ' ı r N e v a y ı (öl. İstanbul. istanbul kitaplıkları. 150S"). s. Safinat-u 'l-av-liua. Tarih Dergisi. E. 472) c A l i ş i r Nevâyi. Lubâb-u'l-albâb (F). Leningrad. Yazması. Muzakkir-i ahbâb (F). 1863 te basılmıştır.V a i z a l . Berlin yazması. Fâtih. türkçe yazmalar. bk.K â ş i f i (F). 1949.T u r k a 1 . B r o v v n e neşri. 2 cild. Çagataycası. 4056 vr. İVes5'im-u 'l-mahabba (T). 1279/m. Ne- vayi külliyatında Fatih. cAli A s ğ a r H i k m e t tarafından neşredilmiştir ( The Majalis-un-nafa'is. A. Türkçe tercümesi İstanbulda h. B o l d i r e v d. 40.u '1 h a q b i n S a y f . I. S. Hindistan meşayihi tarihidir. Yine Hindistanda 1887. 69. Lâmrî'nin Nefahat tercümesine Osmanlı meşayihi de ilâve edilmiştir. Kavinpur basımı. Kayseri. 1052/1642). 468) CA b d . Catalogue of lndia Office Library 1. Diğer Osmanlı meşayih tercümeihalleri ve menakibi için bk. Axbâ~r-u 'l-axyâr fi asrâr-i 'l-abrâr (Tezkire-i maşayix-i hind). Trudı Otdela Vostoka Gasu-darstv. B r o w n e neş ri. Mecâlis-ü 'n-nefa'is. istanbul. E. 4 7 3 ) H a s a n X o c a N a q i b . British Museum'de de N. 1843 te İstanbulda neşredilmiştir.u ' 1 . Süleyman Fehmi tarafından yapılan türkçe tercümesi de Sefinet-ü 'ş-şuarâ ismiyle h. 1914 senelerinde basılmış. or. Leningrad nüshaları için bk. (F).D i h-lavî a l B u x a r î (öl. Şairler tezkerelerinden : 470) Muhammad A v f i . Bu eserin mufassal hulâsası Ethe. (1049/1639 da yazılmış). Ermitaja. 469) Bâburlulârdan M u h a m m a d D a r â ş i k ü h . 1872. Galaxy of poets Mir Alishir Nava'i. 291-300. Bu eser Berlin ve Kabil nüshaları tarafımdan karşılaştırılarak taba hazırlanmıştır. N. . N. 1946. N. Ms. 1906. I. Leyden.

484) Taqî 'd-dîn a l . 479) B u r s a l ı T a h i r . Numune edebivât-i tâcik (?). 1918. Hindistanda yetişen Türk şairleri'ni öğrenmek için: 483) Amîn Ahmad R â z i . 1295/1878. 4 8 1 ) L u t f ' a l l Bek. Catologue of Pers. Kazan. Tatar edebiyatı tarixi. 1334/1919. (Bibliotheca Indica. el-Bul-gâri e l . 1900.u ' d . Macma^-u 'l-fuşahâ (F). 1578 de yazılmış. 1336). Tahran.B u x a r î . Qmm müellifleri (T). 3 cild (600 sayfa) ve A b d u r r a_h m a n S a cd î. 1925. Mss. 485) Gulâm cAlî Xân  z a d. Tahran. 1923. 1926 (300 sayfa). yine Ş a d r . Haft-i iql\m (F). Xazânâ-i câmira (F). 138. 270—323. Yavâqit-u 'l-âşâr min xavânln-i . 1321/1932. Baku 1925-26 (4 cild). Tuhfa-i sâml (F). N. S. I. 343 — 348). 1928.K â ş î Xulaşat-u 'l-âşâr va zubdat-u 7-afkâr (F). (2 cild).740 — Tür kist anda f arşça yazan ediplerin hal tercümeleri: 474) M ü n l r e d d î n Abu-Şe r e f H ü s e y n e l . ve Ali R a h i m . A z i z U bay dul lir. Kazan. 1854-70 te yazılmış bir eserdir. istanbul. Tahran. K ö ç e r l i . İ s m a i l H i k m e t . III. Dânişmendân-i âzerbaycân (F). Târix-i adabiyât-i Iran. Yazması Londrada India Office'de bulunuyor. Baku.. Bombay. 1299/1881. bunun 1585 te yazılmış "Hatime" si de vardır. Calcutta. 4 8 2 ) R i z â q u l i X â n H i d â y ajt. Tatar Edebiyatı tarihi (T). 425) Çağatay edebiyatı tarihi için Köprülü Fuad Çağatay Edebiyatı d. 1314/1935. Taşkent. Diğer «tezkire» ler R i i a z a d e Ş a f a q . Ateşkede-i özer (F). İranda Türk menşeli şairler için daha : 480) Sam M i r z a Ş a f v î . Yazması: Taşkend'de Devlet kütüphanesi yazmalarından N.den başlayıp basıldı. 4 cild. Tahran. 476) Kazan Türk edebiyatı için. İslâm Ansiklopedisi. F. 1762 de yazılmış. ( E t h e . Vâhid Dastgardi neşri. 478) M u h a m m a d CA 1 i T a r b i y a t . Azerbaycan ve Kırım edebiyatı tarihi için : 477) Azerbaycan Edebiyatı tarihi (T).F e r g â n î . 1002/1593 te yazılmıştır. H. Kavanpur basımı. . 1314/1935. 139-140 ta sayılmıştır.d i n cAyni.l-axyâr.

bk. 1269/1853. N. I. Osm.241 — 486) H â c i M u h a m m a d B e k T a l i b i a 1 . Xulâşât-u 'l-âfkâr (F). 772. eyi yazmaları: Kayseri. 274 varak. N. 357 — 8). 1316/1900). 978/1570) Meşair-u 'şşu arâ (T). B u r s a l ı cAşiq M e h m e d Ç e l e b i (öl.H u s a y n i . S. Osmanlı edebiyatı tarihine dair diğer kaynaklar Kö prülü Fua d. VII. Tezkire (T). Halât-l hunerverân (F) La-hur. B u r s a l ı T a h i r . 493) M i r z a z a d e M e h m e d S â l i m. 1930-1940 da 10 cüz çıkmıştır.494) Fatîn Efend. tarih kısmı. . Londra IndiaOffice'te bulunuyor (Et h e. "Türk" maddesinde ve istanbul Kitaplıkları Tarih ve Coğrafya yazmaları.T a b r i z i (öl 1805). 35. 87 kadar şairin minyatür resimleri ile. 2164 numaralı murakka'da. III. istanbul. Tezkire (T). I.(öl. Yazmaları: Kayseri. Raşid Efendi. 1156/1743). 1325/1910. N. 1314/1898. N. Yazması : Ali Emiri Efendi. TezUret-ii 'ş-şuarâ (T). 576614 de gösterilmiştir. 1132/1720 de tamam olmuş nüshadır.. 497) Dost Muhammad K i t â b d â r . Yine Ali Emiri Efendi. Raşit Efendi. Bu zat Avrupaya seyahat yapıp mufassal hatıralarını yazan ilk Türktür. 777 sayfa. Salim Tezkeresine zeyildir. 256. 1005 / 1596). istanbul. Tezkire (T). N. 307). müelliflerij II. Yazması: Topkapı Sarayı. 1936. Câtâloğue of Persion Mss. 492) E d i r n e l i S e y y i d R i z a (öl. Hattat ve ressamlar için: 486) Ah m ad a l . 1947. 503 sayfa. (bk. N. Yazması. 1314/1898. Tezkire (T). Son asır Osmanlı şairleri (T). Tarihte Usul F. 758-761. İstanbul. 490) Şafâ'I. 604. Osmanlı devri şairleri için: 487) 488) 489) c E d i r n e l i Seh i. 934. İstanbul. 16 . İstanbul. fasikül. 771. N. Risâle-i naqqâşân (F). aşağıda s. 491) B u r s a l ı H a s a n Ç e l e b i X a y a l î z a d e (öl. Xâtimetü 'l-eş'âr (T). Encyclopedie de l'Islam. İstanbul. 495) Ibn-ü '1-emin Mahmud Kemâl. Tezkire (T). türkçe yazmalar. Ali Emiri Efendi. tarih kısmı. 1082/1671). K a s t a m o n u l u L a t i f i .

Risâla dar musiçi (F). N. Menâqib-i hünerveran (T). vr. Tezkire'i xuşnuvisân (F). 1947. Tarih K. 1927. 1338. 500a) M u s t a q i m z a d e S ü l e y m a n S a c d u l l a h . Diğer eserler Abdurrauf. 1548. F i t r a t Özbek klassik musikisi ve o-nun tarixi (T). 505) H a f i z D a r v i ş . İstanbul 13061311. N. 1928.F. Türklerde musiki tarihi için: 504) Mir Muhammad E m i n B u x a r î. 4097. 1926. 503) Ğullâm Muhammad D i h l a v î . Muhtelif ilim sahaları için: 506) B u r s a l ı M. 808. 240b— 267a). N. Yazması: istanbul Üniversitesi. İstanbul. N. 1305/1889. vr. Persan. Buharada Abdurrauf Fitrat in milkidir. Türk musikisi antolojisi. A1 i. Tuhfe-i xaffâfın (T). Calcutta. 1925. 3 cild. 501) 502) M i r z a S e n g l â x . d. Yazmaları: Ali Emiri Ef. 233-239. Tezkirei xaf(atln (F). 73a—96b. Türk musikisine dair tetebbular. İstanbul. İstanbul. 1342 ve bir de Ahmet R e m z i tarafından bu esere yapılan esami indeksi. M o l l a B i k c a n (Muhammed Yusuf Divan). Taşkent. İstanbul 1943 (2 cild) den öğrenilir. 507) Mehmet S ü r e y y a Bey. S a d e d d i n Nüzhet. H a bib E f e n d i . 139-140. Yine bk. İstanbul. 135-141. 1333. 1940) Tezkiret-Ü 'l^atfatin. 1346/1928. Xorezm musiçisi tarixi (T). türkçe yazmalar. 1910.) Tebriz. 706. Xaf ve xat(atan (T). Osmanlı Türklerinde ilim (T). Es'a d E f e n d i Afrab-u '1-5 şar. Mecme'-u n-xavâs (T. Paris suppl. İstanbul. 1943 ve ayrıca Türklerde tıp ta- . Es'at Ef. Yazması : Ali Emiri kütüphanesi. millî tetebbuler macmuası I 1916: 465—493. Türklerde İlim tarihi için A b d u l h a k Adnan ( A d ı v a r ) . 499) C 500b) İ b r a h i m N e f e s z â d e (öl. tarih K. Sicilli osmanî (T) 4 cild. Osmanlı müellifleri (T). Miftâh-ü 'l-kütüb ve esâmi-i müellifin..C a l î Ç e n g i . Garb Türkleri musikisi tarihine dair kaynaklarda R a u f Yekta. 2547. J a h i r. N. Tuhfat-u 's-surür (F). 1291-1876. II.— 242 — 498) S â d ı q î K i t â b d i r . Moskova. İstanbul. İstanbul.

S. De G o e j e neşri. 840 yazmıştır). Leyden. 1889 Bibliotheca Geographorum Arabicorum (Kısaltma ile BGA). 509) İ b n ü l e m i n M a h m u t K e m a l Osmanlı devrinde son astr sadrazamları. 515) A b ü l s l j a q İ b r a h i m b n M u h a m m a d a l . Kitsb-u 7-6uWân(A). I. 514) Ibn a l . Leyden. 1888= BGA.243 - rihi için Dr. Meşhedskaya rukopis' İbn-u l-faqiha. M. 1723). De Goeje neşri. Bk. 951 senesinde yazılmış.. De G o e j e neşri. Kitsb al-masalik va 'l-mamâlik (A). M.V a z i h a l . 10 TARİHÎ COĞRAFYAYA AİT ESERLERDEN TÜRK TARİHİYLE İLGİLt OLANLARI U b a y d . Kitâb-û 'l-masalik va 'l-mamâlik (A). 1924. 891 de yazılmış. s. türkçe eserler. m. 510) 511) Qudama bn Ca'far. 920 sıralarında yazmış. 109 da bulunmaktadır. 1076. Bu kitabın mufassal nüshasının mühim bir kısmı Meşhed'de Ravza kütüphanesinde. Leyden. I. N. fa-sikül VIII. 237 — 248. Hadiqat-ü 'l-vuzerâ İstanbul. Leyden. Bulletin de la Academie des Sciences de Russie. 1948. c. De G o e j e neşri. sâdat ve saire Osmanlı devlet erleri tercümeihallerine ait eserler için bk. VII.F â r i s î a l i ş t a x r i . M. Şeyhülislâmlar. c Ahmad bn al. Türk Tababet tarihi. bunun zeyilleri. 1944-1948 de 9 cüz çıktı. V. M. Kitab-u ' l-xarâ~c (A) Ibn Hurdadbe-h'in eseri ile birlikte basılmıştır. yazması Köprülü kütüphanesi N.u 'ilah bn X u r d â d b e h (eserini c. Zeki V e 1 i d i. 1892 = 5G^4 VII. 1870 = BGA.S ü h e y l O n v e r ' i n idaresinde 1939 a kadar 15 sayı çıkan Türk tıb tarihi arşivi'nde kaynaklar gösterilmiş yahut kısmen neşredilmiştir. Osmanlı devlet adamları tarihi için ayrıca : 508) Osmanzade Tâ'ib (öl. .H a m a d â n î . d. İstanbul 1925 ve Prof. 512) 513) Abu 'Alî Ahmad bn CU m ar Ibn Rusta.F a q î h a l . cild VI. Axbâr-u 'l-buldân (A). 1892 = BGA. Al-Aclâq-u H-nafîsa (A). Osman Ş e v k i . istanbul Kitaplıkları Tarih ve coğrafya yazmaları katalogları. De Go e j e neşri. 1271 .Yacq übî. 930 senelerinde yazılmış. Leyden. 616-747.

Paris. Eserin Ferrand tarafından istifade edilmiyen İstanbul yazmaları : Köprülü Kütüphanesi. 3346 dan J. 1930). 1904). 198 (bir cildde iki nüsha). traduit par B. Nuruosmaniye. Leyden. C.H u s a y n a l . B a r t h o l d ve Rus Ulum Akademisi tarafından faksimile olarak neşredilmiştir. Petersburg. ibn Fadlans Reisebericht Leipzig.Q â s i m İ b n H a v q a l . N. C a r r a de Vaux. c.M u q a d d a s i . N.— 244 — 516) Abu ' 1 . 521) A b ü H a m i d a 1-An d a l u s î a l . 1878. Muccam-u ma^ sta^cam (A). Leyden. Tuhfat-u 7albâb va muhbat-u 'l-a'câb (A). Göttîngen. De G/>eje neşri. De G o e j e neşri. 5 1 7 ) M u h a m m a d bn Ahmad a l . mukaddime. Fran-sızcası: Le Livre de Vavertissement. 1876 — 77: 2 cild istanbul yazması: Ragıp Paşa N. tarafından neşredilmiştir. 'Acâih-i maxlüqâ~t. B r o c k e l . CCVİI). 1925 t. Büyük Selçuklularda Tuğrul bn Arslan (1173-1193) namına yazılmıştır.G ı r a n t l . Metni V. Bunun Slavlara ve Türklere ait kısımları A. 1894 — BGA VIII. 1066. M.u ' l l a h bn cAbd-i 'l^azîz a l . Bayezıt Umumi. Leyden. M i n o r s k y.) ' 523) Aynı müellif. IX. N. 1937— Gibb Me-morial nevv-series. müellifi meçhuldür. 3034. W ü s t e n f e l d neşri. Leningrad. 1939. 985 te yazılmıştır. Fazıl Ahmet kısmı. 982 de yazılmış (F). 522) c A b d . (Journal Asiatique. G. The Regions of the zuorld. London. Togan.mann. XI. III. Istanbulda Lâleli. K u n i k ve B a r o n V. 520) A h m a d Tüsi. II. K r a m e r s Opus geographicum auctore ibn Hau-kal unvanı altında yeni neşrini yapmıştır. I. 1873= BGA. Ahsan-u 7-taqâ~sim fi mcfrifat-i . Paris. h. rukopis' Tumanskoge. 956). (Izvestiya al-Bakri o rusi i sla-vianax. V. Bu eserin en eski ve en mükemmel nüshası olan Topkapı Sarayı. 1896. 372/m. translated by V. De G o e j e neşri.l-aqalîm (A). 1939. F. 1906 = BGA. 2144. Kitâb al-tan-bih va 'l-işraf (A). yeni tabı. s. Kitab-u 'ImasSlik va 'l-mamâlik (A). Leyden. N.Hudüd al-^âlam. N. ingilizce tercümesi: . 519) Hudüd arslam.B a k r î (öl. 876. M. H. (Hudüd al-calam. 976 da yazılmıştır. 476. yazmaları için bk. R o s e n. 5014. 1162 yazılmıştır. I. yazmaları jçin bk. 3127. Ayasofya. 1877. Z. Kitâb-u 'l-masâlik va 7-mamalik (A). S. ' 518) cAIı ibn a l .M a s c ü d î (öl. G a b r i e l F e r r a n d tarafından 1925 te Pariste neşredilmiştir. .

Mısır basımları da vardır.49.F i d â . 6 cild. 1836. Petersburg. Muccam-u 'l-buldân (A). Ayni A. F. 1010. 161. G.l d r i s i (Öl.Q a z v i n i (öl. De Slane. Başka yazmaları için Bk.ib-i 'l-barr-i va 'l-bahr (A) . London. F. 1229). Mısır basması h. 1912. 7. 1324/1906 . 2945. 2234. 1866—73. GAL. Ayasofya.c U m a r î (öl. 1866.k a r î m SamânI (öl. 168 da zikri geçen bu . ls-tanbulda yazması: Köprülü. 2221. 532) İbn F a z l . 1327). 529) Z a k a r i y â a l . arab. 1167). N. Paris yazmalarından (arab. faksimile tabı Gibb Memorial old Series. 481. Taqv'im-u 'l-buldân (A). Istanbulda yazması: Ayasofya. 5 2 7 ) Y â q ü t al-Ha ma vî (öl.' l . 525) Aynı müellif. W ü s t e n f e l d neşri. yalnız ilk 3 iklim. traduit par J a u-b e r t. neşre hazırlanmıştır. N. Mehre'in fransızca tercümesi» Kopenhagen. Leipzig. Nüshası: Hekimoğlu Ali Paşa. B r o c k e 1 m a n n. 1283). R e i a n u d ve S t a n i s l a s G u y a r d tarafından arapça metin. XX.— 245 — 524) Abu cAbd-i ' İ l a h Muhammad bn Muhammad al-Ş a r î f a l . N. 688.D i m a ş q î (öl.l-muştaq va ixtiraq-u '1-5fâq (A). W ü s t e n f e 1 d neşri. Nuzhat-u . S c h i e r tarafından da yalnız arabî metni letograf olarak 1846 da Dresdende yayınlanmıştır. N. 528) İbn Sacıd a l . 955 (606 sayfa). Paris. haritalarla. N. t. A. Yukarıda. 882. Paris yazmaları üzerinden eksik ve yanlışı çok fransızcası: Geographie d'ldrisi. Ravi-u 'l-furac va nuzhat-u 'l-mihac (A). yazması: Paris. 1274).l-maxlüq5t ve Âsar-u n-bilüd (A). *Ac5ib-u . cildi fihristler ve ilâveler. F. N. 1348). Göttingen. 1848 . 3502. 1874. 5 3 0 ) Ş a m s . GAL II. N. 5 3 1 ) A b ü . M e h r e n neşri (Cosmographie de Dimashqi). V — VI) Bu eser Türklerin yaşadığı iklimlere ve Horasana ait kısımları tarafındam müteaddit nüshaları ile karşılaştırılarak. Yazmaları için bk. Kitâb-u cuğrâfiyâ fi 'l-aqâ~lim-i 'l-sab'-a (A). S. 2222) ve saireden başka Istan-bulda tam nüshası Köprülü. fransızca tercüme ve geniş haşiyelerle 3 cild olarak Pariste 1848 — 1883 senelerinde neşredilmiş. 1180). 1840 (== Memoires de la Societe de Geographie.7 de Muhammad Amin al-Xanci'nin iki cildlik ilâveleri ile 10 cild teşkil etmektedir.u ' l . Masâlik-u'l-ab-şar fi mamalik-i 'l-amşâr (A). S.M a g r i b î (öl. Ch. C.d i n M u h a m m a d a l . B r o c k e l m a n n . Kitâb-u 'l-ansab (A). I. ki "küçük İdrisi" ismiyle maruftur. Nuxbat-u 'l-dahr fi <aca. 526) 'Abd-u ' 1 . 1499 yazması.i ' l l a h a l .

5 3 4 ) H a f i ? Abrü. Şuvar-u 'l-agâllm (F).. XXIV. Obşçestua.Bk. 1151. Le S t r a n g e tarafından farscası ve ingilizce tercümesi neşredilmiştir. 1919). Tahran. 1317. Taşkend'de Özbekistan Ulûm Akademisi. 290. Nuzhat-u 'lçulüb (F).257. daha diğer yazmaları için bk. XIII. Geograf. XXX). Zayl-u camvu 't-tavarix. yalnız farscası Bombay'da 1311/1893 de neşredilmiştir. 538) P r e n s V a x u ş t i. Leipzig. 1915. 2797 (17 cild). mukaddime. 11 TÜRK TARİHİYLE İLĞISl OLAN SEYAHAT KİTAPLARI 539) Yüan-çang. asırda Batı Göktürk memleketi üzerindnn Hindistana seyahat yapan büyük Çin seyyah rahibi) fransızcası: S t a n i s l a s J u l i e n . 577 (768 sayfa). (= Gibb Memorial old series.— 246 eserin ilk üç cildi coğrafyaya aittir. Kayseri. Manâzir-u 'l^avdlim (T). ilk'cildi. Cihannûma (T). 1 — 2. rusçası: Ceog-rafiya Gruziyi. tam bir nüshası. Zeki Velidi. London. 1838). G. 255 . T a e s c h n e r tarafından yalnız arapça olarak (AlUmarVs Bericht über Anatolien. ZVO. N. Yazmaları: Esad Efendi. farsi yazmalar. X a n b â b â B a y a n i. İstanbul. XXIII. 5. tabiiyâta ait kısmı. inin (bk. yalnız ingilizce olarak 1928 de (Orien-tal Translation Fund. 1350). Yazmaları: Tahran devlet kütüphanesi.u 'İlah M u s t a v f i Q a z v î n î (öl. 817/1317 de Şahruh için yazılmıştır. 1006/1597 de yazılmıştır. Anadoluya ait kısımları F. d. İki cild. N. Reşid Efendi. British Museum. N. j_l» 5 3 5 ) M a h m ü d bn V a l i . 1725. 3415 — 3449 (25 cild). Gürcüstan coğrafyası. or. Memoires sur les countries occidentales par Hiouen- . Bahr-u 'l-asrâr fi nıanâ~qib-i 'l-axyâ~r (F). 1929) neşredilmiştir. Leningrad Umumî Kütüphanesi. London. s. 1904. (7. Coğrafî kısımlarından istihraçlar Q u a t r e m e r e tarafından fransızca olarak (Notices et Extraits des manuscripts. "Şark yazmaları Entitüsü" N. Paris. 2421. 961. vıp. kn. Tiflis. 5 3 3 ) H a m d . 537) cAşıq M e h m e d Ç e l e b i . Zapiski Kavkazsk. N. Topkapı Saray. Yazmaları: Ayasofya. 5361 . 536) K a t i b Ç e l e b i . Otdela Russk. N. XXIII. yukarıda. N. N. 299).

ç u n g . und India (Bonner Orientalische Studien.D u l a f M i s ' ar ibn M u h a l h i l . Otd. Siyu-ki.ş a n g tarafından yapılan türkçe tercümesi Türkiyat Enstitüsü kütüphanesinde ve benim elimdedir. 26135 te rusça olarak neşredilmişti. VII-IX Türklere ait kısmının en yeni tercümesi: Dr. Seyahatname. Arxeol. 1857). 1945. -. İngilizce tercümesi : Travels of an alchimist. Arabi metniyle birlikte almancası Zeki V e l i d i T o g a n. (Petersburg. China. Paris. by A. tercümesi. Leipzing 1939 Abhandlun gen für die Kunde des Morgenlandes. Obşçestva. 1911 ve. ingilizcesi: Samuel Beal. 546) Plano K a r p i n i . buddhist records of the Westem World.. 1906. 1930. Rihlat-u Binyamin. London. v.— 247 — thang. 541) A b u .y e n . 52-66. Leipzig.T a t i l î . iki cilddir. Geschihte der. London 1931 (Broadvvay Travellers serisinde.z i n . mukaddime. 3). cince aslından C e l a l e d d i n W a n g . XXVI) Stut-gart. yeni tab'ı : 1967. 543) B i n y a m i n a l . Rihla. 1847. transl. Arapça E r z a H a d d a d . Selçuklular devrinde 1165-1173 de İslâm memleketlerinde seyahat eden Endülüslü Yahudi'nin seyahatnamesi. Çengize elçi sıfatiyle gelen bu iki Çinlinin hatıratı.Mongolen und Reiseberichte. Fransızcası! d. 1853. Çinli Tauest rahibi'-nin Cengiz Hanın garp seferleri esnasında Türkistanı ziyareti hatıraları. Paris 1857 ve Histoire de la vle de Hiouen-thsang. V. R i s c h. RisSla (A) Tam nüshası Meşhed Ravza kütüphanesindeki İbn al-Faqih' nüshasına ekli bulunmaktadır. Almancası : J o h a n n de Plano C a r p i n i .t i. W a 1 e y. Journal Asiatique. T o g a n ibn Fadlan.d a y a Seyahatname'leri. The life of Hiuen-siang. IX. London.g o n v e P u n . Daha önce bunların bir kısmı Men-hon'ın eseri zanniyle V a s e l y e v tarafından Trudı Vost. bu eser de tarafımdan tercüme edilerek tab'a hazırlanmıştır. IV. s. AbuDulaf's Berichte über seine Reise nach Tur-kestan. 5 4 4 ) Ç a n g . Bak Z. . 1930. Alf. Rihla (A) 921 — 22 de Türk ülkelerinde yaptığı seyahatinin hatırası. s. Uygurlara seyahat hatırası. Togan tarafından tercüme edilerek neşredilmiştir. Russk. Hiu-en-tsiaiig. XXIV. Papanın 1245-46 da Kara-kurumu ziyaret eden elçisinin hatıratı. Göktürklere ve Türkistana ait kısımları N. ibn Fadlans Reiseberciht. übersetzt von F. Bağdad.) 5 4 5 ) C i a o . 540) Ahmed İbn Fazlan. t. 542) V a n g . Garp ülkelerinde seyahat. R o h r S a u e tarafından yapılmıştır.

Kas-tilya kiralının bu elçisinin 1403-1406 da Temürü Semerkandde ziyaret etmesi tarihi ve seyahatnamesi. Yule. 1900. Ch a r i g n o n . 1913-14. 4. iki cilddir. 553) iv. by H. Yalnız arapça metni Mısır 1322/1904've sair senelerde neşredilmiştir. Le livre de Marko Polo. Sreznev-sk'ag-o. London 1875. Bunda Eski Yunan. \) 548) M a r k o Polo. Seyahatname. London 1929. iki cild. 551) Abu'A b d . S a n g u i n i t t i tarafından 1854 Pariste. 4. Yule. türkçesi Mehmet Ş e r i f Paşa tarafından 1919-25 de Istanbulda neşredilmiştir. Del Grand Tamorlan. M a 1 e y i n tarafından 1911 de rusça olarak da neşredilmiştir. R o c k h i 11. N.— 248 — 547) R u b r u k . Fransız kralının 1253 te Karakurum'da bulunan elçisinin hatıratı. Yıldırım Bayezit ve Te-mürin nezdinde bulunan bu Almanın 1396-1427 arasında Asyadaki seyahati hatıraları. 3 cild. 41. persans et turks relatifs a iExtreme-Orient du VHIe au XVIIIe siecles. son tabı. ilk tabı. 1881. J. perevod I. Paris. 456 sayfa. London. 550) İslamların Çini deniz yoluyla öğrenmeleri ve islâm seyyah ve müelliflerinin Uzak Doğu'ya dair haberleri ise şu eserde toplanmış ve tahlil edilmiştir : G a br i e 1 Fer r and Relations de voyages et iextes geographiçues. cildinde cizvit misyoneri G o e s ' i n seyahatnamesi de dercolunmuştur. 37. 33. 1928. Fransız-calarının iyisi : A. Dnevnik putişestviya ko dvoru Timura. trans. Ingilizcesi : The Journay of Wüliam of Rubruck to the eastern part of the toorld. vol. Bu eserde Abu-Du-laf'in Türklere ait haberleri de alınmıştır. Plano Karpini ile Rubruk'un seyahatnameleri A. Schi 1 tberg e r . 4 cild. Petersburg-. Kısaltılmış bir ingilizce tercümesinden Ömer Riza D o ğ r u l ' u n yaptığı türkçesi de iki cüz olarak neşredilmiştir. 549) H. 1913—16. Hakluyt Society second series. Pekin. 1271-91 de Moğollar memleketinde seyahat eden tüccardır. II. D e f r 6 m e r y ve B. Ingilizcesi : The Bondage and travels of Johann . 38. arabes. Chalay and the ancient way thither. 552) Ruy G o n z a l e s de C l a v i j o . Ing-ilizcesi : The book. London. ikinci neşri Hakluyt Society series. 1924.u ' l l a h M u h a m m a d bn Muhammad İbn B a t t a t a Rihla. by W. of ser Marko Polo. ed. 1926. En iyi neşri Rus Ulûm Akademisinin ispanyolca metni ve rusça tercümesinin neşridir : Ruy G o n z a l e d e K1 a v i x o. Arabî metin ve fransızca tercümesi C h. Arap ve Moğollar devrindeki Avrupalı seyyahların verdiği malûmat topanmış ve tahlil edilmiştir.

B . by J.q a n d i . 477-531 de Hafiz Abru ile karşılaştırılarak neşredilmiştir. 5 5 8 ) A f a n a s i N i k i t i n . Petersburg. 1948. G r e k ov idaresinde Rus Akademisi neşri. 387-426. 5 5 5 ) B e r t r a n d o n de la Br oq u i e r e'in ikinci Murad zamanındaki seyahat hatıratı : Le Voyage d' Outremer de Bertrandon de la Bro-quiere. Matla-u 's-sa dayan. Bu Venediklilerin Azak ve Astarhan yoluyla Tebrize Uzun Hasana elçilik seyahatnamesi-dir. 1500 -1510 sırasında Çini ziyaret eden Osmanlı seyyahının hatıratı. 156 sayfa. LVIÜ). Şahruhun 1419 Çine gönderdiği elçi heyeti azasından olan bu zatın hatıratıdık. 228 sayfa. Q u a t r e m e r e tarafından fransızcaya tercüme edilerek neşredilmiştir. 1473 de Kırım. 309. N. Astarhan yoluyla Tebrize Uzun Hasana giden Venedik elçisinin hatıratı : İtalyanca metni ve rusça tercümesi (Puteşestiviye Ambarosiya Kontarini). XII. farsça aslının yazması : Mustafa Aşir. N. 5 5 9 ) A l i a k b e r H ı t â y i. ayni Biblioteka inostannıx pisateley o Rossiyi. rusçası aynı Brun tarafındad Zapiski Novorossiyskago Universiteia. Bu zat bu seyahatnamenin Hafiz Abrudaki şeklini Calcutta'da Oriental College Magazine. 23 te (1940) te ayrıca neşretmiştir. Neşri Lahur.Qanunname-i Çin u Xitü (F). London. Viaggio del magnifico.— 249 - . M. s.d i n Naqqâş. . 1313/ 1897. İslâm An-siklodedisi. II. t. Schiltberger. 1879 (=Hakluyt Society old series. Leningrad. I. 308-341. Aşir Efendi.. B r u n n . 1868 de. 1892. B u c h an Te 1 f er. 1836 da çıkmıştır. 1941. İstanbul. de c. 5 5 4 ) G i y a ş . "Ali Ekber. 310. XIV. italyanca metni ve rusça tercümesi (Puteşestviye v Tany Yosefa Barbaro) Bibliotek inostrannıx pisateley o Rossiyi. 192 sayfa. d. 5 5 6 ) J o s e f B a r b a r o. P. transl. p. olarak neşredilmiştir. Paris. Şâfârnöme-i çln. t. Mir'ât-u 'l-mamâlik (T). N. 5 6 0 ) Ş e y d i Ali Reis.u d . Recueil de voyages et de documents pour servir a Vhistore de la geographie. n e şre d ilm iştir. Xojdenye za tri moria. 249. tarafından A b u-'r-a z zâq S a m a r . metnin aslı M u h a m m a d Ş a f i . // Viaggio della Tana. 5 5 7 ) A m b r o s i C o n t a r i n i . Notices et Extrits des manuserüs. with notes by Prof. maddesi. Bk. 1466-1472 senelerinde Tebrizde Uzun Hasanı ziyaretten sonra Hindistanı (Haydarabad'-ın şimaligarbindeki Beder'i) da ziyaret eden bu Rus elçisinin seyahat-namesidir.

Rerum moscoviticarum commentarii. 1549. ed. S er ed on i n. Xitay u Xulen u Kaşgar u Qalmüq u Çin MacTn (T). A n o n i m o v'un tercümesi Zapiski o Moskoviyi. Turc. Rusça tercümelerinden I. 72). Z a m ı s l o v s k i ' n i n eseri (Gerberşsteyn i yego istoriko-geografiçeskiya izvestiya o Rossiyi. 1502-8 arasında Temürlüler memleketlerinde ve Heratta bulunan Venedikli seyyahın hatıratıdır: The Itinerary ofLudovica Varthema of Bologna. 1558-59 da Moskova. N. Türk Mektupları Kanuni Süleyman zamanında Avusturya elçisi olan bu zatın 1555 te Viyanadan. Astarhan hanlıkları ve Nogaylar hakkında malûmat toplamıştır. Kitab-i tavârlx-i pâdişâhân-i vilâyet-i Hindustan. E. 1562 de Frankforttan arkadaşı Michault'a Türkiye ahvali. 1136. Peters-gurg. 990/1582). 1866) ve üzerindeki tetkiklerden E. N. supplem. Eserini 1549 da lâtince olarak kendisi neşretmiş. 1556 ve 1560 ta Istanbuldan. ed. London. Bu memleketleri XVI. asrın üçüncü rub'unda gezen Osmanlı seyyahının hatıratıdır. vol. Kitabın 15. London 1856 (=Hyklut society series. Astarhan yoluyla Horezm ve Buharaya kadar giden ingiliz tüccarının seyahat hatırası. Of the Russt Commonwealth. H. 1748 (3 cild). 1575-1591 de Rusyada bulunan Jero-me H o r y e y ' s Travels in Russia ile birlikte). 1550 de italyanca tercümesi. Paris. Dr İmar M o r g a n and C. 1949). Petersburg 1891. by. Viyana. 1884) zikredilmelidir. 5 6 3 ) C h i s e l i n B u s b e q . Yazması : Paris. 5 6 2 ) L u d o v i c o V a r t h e m a . Rusça tercümeleri mukerreren basılmıştır. 1551 ve 1556 da lâtincesinin yeni neşirleri. — 20. 1886.arkçeye çevrilmiş ve Istan-bulda neşredilmiştir. par l'abbe de Foy. M. bapları Rusyaya tabi Müslüman ve diğer gayri rus kavimlere aiddir. Türklerin hayatı hakkında yazdığı. Petersburg. C o o t e . Maksimilyan 1 'nin elçisi sıfatiyle 1516-17 ve 1526 senelerinde Moskovada bulunan bu zat o zaman daha müstakil olan Kazan. (=Hyklut Society series. by P e n z e r. London. . Flettscher 1588 de ingiltere elçisi sıfatiyle Moskovaya gelmiş ve Rus siyasî ve içtimaî hayatı hakkında itimada şayan çok kıymetli ve bitaraf malûmat bırakmıştır. ed. Buna ait tetkikat : S. 566) Giles F l e t t s c h e r . 1557 de kendisi tarafından yapılan almanca tercümesi neşrolunmuştur. Franaızca nesri : Leltres du Baron de Busbec. Türk mektupları. I. 1928. ( B u s b e c . mektuplar.— 250 — 561) S ey fi Ç e l e b i (öl. Soçenenye Fletçera kak istorıçeskiy istoç-nik. 5 6 5 ) S i g m u n d von H e r be r s t e i n . 564) Early Voyages and travels to Russsa and Persia by Anthony Jenkinson and other Englishman. Muhtasarı Hüseyin Cahid Yalçın tarafından .

Edit. 1882. G r e y Lon don. 1614. 1887. imparator Maksimiiyan H'nin elçisinin maiyetinde 1573-78 de lstanbulda bulunan bu Almanın hatıralarıdır. Anton Suerley's Trâvels to the Persian Empire. 1551 de lstanbulda bulunan bu zatın eserinde 60 tane güzel gravür vardır. Tür kiye ve Şahabbas I e ait kısımları ikinci cilddedir. by E. C h a r d i n. 570) The Traveils of Pietro della Vallein İndia. Paris. 572) J. Voyages du chevalier Chardin en Perse et aut-res lieux. B. Les six voyages en Turguie. By. Discours et histoire veritable des navigations et voyages faits dans la Turçuie. Le Voyage de M. bilhassa Iran ve Azerbaycana ait mufasaal ve şayanı itimat seyahatname bırakmıştır. Türkiyeden yazdıklarile Şah Abbas hakkında yazdıkları daha kendisinin hayatında neşre dilmiştir. 84). Frankfurt. 1892 ( = Haklyut Society Series. 573) W i 1 1. Schefer neşri. A. London. Anthony'nin ve biraderi Thomas' in seyahatnamelerile birlikte Travellers of Thomas and Anthony Sher-ley. 1940" 322 sayfa. nem discours of. 568b) John S a n d e r s o n .) Jean C h e s n e a u . Fo. 569 S t e p h a n G e r l a c h Tagebuch. ed. Şah Abbasın . en perse et aux Indes. 568a) N i c o l a s de N i c o l a y . The Traveh of J. Istanbulda Fransız sefiri bulunan bu d'Aramon Süleyman Kanuninin 1548 ikinci Iran seferinde beraberinde bulunmuştur. iki cild Bu fransız seyyahı daha önce 1636-1663 seneleri arasında Türkiye ve İranda bulunarak bu memleketleri tavsif etmiş ve Türkiyenin dahili siyaseti ve hayatına dair 1676 da basılmış olan diğer bir eser de bırakmıştır. 1586. T a v e r n i e r. LXVII" London. 1601. Safavî şahının saray mücevharatçısı vazifesinde bulunan C h a r d i n Türkiyeye. Seyahatnamenin daha mufassal şekli italyanca olup Viaggi di Pietro della Valle ismi altında iki cild olarak 1843 de basılmıştır. N. Sandarson in the Levant 15841602. Ch. 1735. 4 cilddir. 1614 te seyahata çıkan Türkiye. 571) I. P a r r y. Sir D e n i s ö n Ross tarafından neşredilmiştir. Mısır ve İranı gezen zamanına göre (bilhassa zikri geçen Varthema'ya nisbetle) münevver bir Venediklidir. Amsterdam. Bu zat 1664-1670 ve 1671-1677 senelerinde iki defa Türkiye ve Irana seyahat eden bir fransız mücev-ratçısıdır. N. Anvers. "JVorks insaid by the Hyklut Society Second Serîe.— 251 — 567. D'Aramon Paris. Sir Villiam Foster.

von W. B e r n i e r. bunu da Sir Denison Ross neşretmiştir. 10 Isranbul 1935. Amesterdam. Voyages. 575) Adam O l e a r i u s . 1671. P. Eser iki çildir. . Alman seyyahı 1684-85 te Safaviler paytahtında bulunarak bu hanedanın saray hayatına dair. Ist-nbul. 1940. Seyahahnamesinin N a h i d Sı rrı Orik tarafından yapılan türkçesinin ilk cildi Türk Tarih Kurumu tarafından neşredilmiştir (Ankara 1949). 1890. 578b) E n g e l b e r t K a e m p f e r . B a r s o v tercümesi Moskova Tarih ve Asariatika Cemiyet] tarafından 1870te. İlk defa 1598 de İrana giden bu kardeşlerden Thomas 1603 de Agriboz'da Türk ordusuna esir düşmüştür. Seyahatini Suriye. Paris. ismiyle yeni harflerle ayrı bir cüz olarak (1932 de) neşredilmiştir. Journal de voyages faits en 1671-73. Fransız sefiri Maintel ile birlikte Istanbula gelen fransız müsteşrikidir. Bu fransız seyyahı 1643 den 1696 da vefatına kadar İranda kalmış ve oranın iktisadî içtimaî ve siyasî hayatına dair gayet mühim eser bırakmıştır. 579) A n t o i n e G a l l a n d . mühim malûmat bırakmıştır. Schlesweg. Etat de la Perse en 1660. Ausführliche Beschreibung der kundba-ren Reise nach Muscov and Persian. c. Hinz. Bu zat 1627-1629 da İranda seyahat etmiştir. ed. cild 1-6 cildler. 1928-1929. En eyi neşirleri rusçalarıdır. 1314-19/1898-1902. Voyages en Persie. Azerbeycan ve İran hakkında çok mufassal eser bırakmıştır. 1831. Suriye ve Bağdad tarafları hakkında da malûmat vermiştir. 576) Evliya Çelebi (öl. Evrenzib zamanında Hind Moğolları nezdinde bulunmuş ve bu memlekette 1655-60 senelerinde vaki olan büyük hâdiseler hakkında ayrı bir eser bırakmıştır. 9. Mısır ve İran tarikiyle yaptığından Türkiye ve İran meselelerine de temas etmiştir.-252hizmetinde bulunmuştır. c. 7-8. Am Hofte des persischen Grosskönigs. 578a) F r. 1711. 1938 (yeni harflerle) İlk 6 cild! :rinde sansürün çıkardığı yerlerin bazı kısımlarını M u s t a f a N i h a d özön tarafından Evliya Çelebi Seyahatnamesi Sansürden çıkardan parçalar. L o v i a g-'in tercümesi Süvarin tarafından 1906 da haşiyelerle ve resimlerle beraber neşredilmiştir. Berlin. 1678). 1635-39 seneleri arasında Almanyada Holstein düklüğü tarafından gönderilen elçi sıfatıyle Safevî şahının nezdinde bulunmuş. Paris. c. 574) T h o m a s H e r b e r t ' i n seyahatnamesi. Seyahatname (T) 11. 577) Rafhael du Mans. İstanbul.

Yakub. İzvestiya tmperatorsk Geogr. 583) G l a d i ş e v ve M u r a v i n . Molla Nadir ve Abdurrahman Nadirek isminde üç arkadaşı ile Rusya tarafından mümessil sıfatiyle Hindistana gönderilmişler. 1708 de nihayete eren bu seyahat Fransızlar tarafından girişilen en mühim teşebbüslerden biridir. 1775. II. 2 cild. 1850' Kazak-Kırgız hanı Abulhayır Hana ve Nadir-şaha Rus mümessilleri sıfatiyle 1740-41 de Orsk'dan Hiyveye giden ve aynı yoldan dönen Rus subayları Gladişev ve Muravin'in hatıratıdır. Voyages en Turquie et en Perse avec «n rela-tion des expeditions de Tahmas-Kouli Khan. Haritaları ve resimleri çok mühimdir. 582) R. İsmail ise uzun müddet Istanbulda kal' mış. 585) John Bell. Paris. 3-4. Çine Sibirya ve Şarkî Türkistan yoluyla gittiğinden bütün bu ülkeleri eserinde tavsif eîmiştir. İran ve Şarkî Hindistan seyahati tavsif edilmiştir. Fransızca tercümesi 1806 çıkmıştır. cildinde Rusya. oradan da hacca gitmişler. Cinde ve Türkiyede bulunmuş. Petro'nun İran ve Der-bend seferinde de beraber bulunmuştur. 1725. Relation d'ın voyage de Levant jait par l'ordre du roy. Paris. 2 ciddiir. London. 1764. Bu zat Nadirşahin 1736 da Istanbula gönderdiği elçisi Abdülbaki Han'a . 5 cilddir. Buhara.. Obşçestva. sonra Rusyada hatıratını yazmıştır. C h a n d 1 e r. 584) Kazanlı İsmail Seyahatname. Travels from St. 3 cilddir. Suriye ve Filistin. Petersburg. Paris 1848. Petersburg. Andxoy ye He-rat üzerinden Evrengzib zamanında (1658-1787) Dehliyi ziyaret etmiş ler. Aslen Skoçyalı olan bu zat 1714 te Rus hizmetine istisab etmiş ve Rus mümessili sıfatiyle İranda. 1903 Bu zat. Mısır. Poyezdka iz Orska v Xivu i obratno v 1740-41 godax d. Bu zat 1700-1702 de beraberinde bir ressam olduğu halde Türkiyeyi gezmiş ve kendisi bir nebatatçı olduğundan bu hususa ait malûmatla birlikte siyaset ve kültür hayatına ait te çok kıymetli malûmat vermiştir. İlk iki cildinde Anadolu. 1717. Otd. Bu seyahatnameyi Kadı Riza-eddin bn Fahreddin neşretmiştir.253 580) P i t t o n d e T o u r n e f o r t . London. Travels in Asia Minöre. 581) C o r n e i l l e le B r u y n Voyage en Levant. Bu zat 1764-66 senelerinde Türkiye de bulunarak müşahedatını yazmıştır. Bu kitap 1776 da fransızca olarak da intişar etmiştir. to divers parts of Asia. Kazan. 586) John O t t e r . İki çildir.

Voyage de Vienna â Belgrad. 306-7. Paris. s. Paris 1780 4 cilddir. 4 çildir. and port of Persia. Lockhart. and back again through Russia.. L. Germany and Holland. İngiliz kraliçesi Elizabet tarafından] 1746 da Nadirşah'a gönderilen elçi heyetine dahil olan bu zatın hatıratıdır. Neu . 1875 neşri 4 cild. Tartary. An historical Account of the British Tradeover the Caspian Sea zuith a Journal of travels through Russia to Persia. Lockhart. s. London 1742. a. 308-310. Paris 1750 3. 310-311. teşkilât meselelerini aksettirmiştir. asırda Iranın vaziyetine dair çok geniş malumat toplamıştır. John C o o k . ki Rusya. Bk. London. Nadirşah'ı 1744 te Rest ve Lahican'da görmüş sonra 1746 dan ölümüne kadar Nadir'in yanında has tabiblik vazifesini görmüş ve 1751 de İrandan ayrılmıştır. Nadirşaha ait en kıymetli malumatı ihtiva etmektedir. Edinburg 1770. 593) N i c o l a s K l e e m a n . Bak. L. Aslen papas olduğu halde tıp da tahsil eden bu ingiliz 1741 den başlayıp İranda bulunmuş. Bk. London 1753. a. L. Bu zat kendi ticaret işleri için Nadiri ziyaret etmiştir. Nogaylar ve Dağistan yoluyla gitmiştir. Bu İngiliz taciri 1730-40 da Hindistanda Surat ve Ahmedabad'da bulunarak Nadirşah hakkında malumat toplamış Nadirşah'ın nezdinde bulunan bazı zevatın yazılarını eserine almıştir. Nadir shah. Memoires sur les derniers annes du regne de Tahmas Kouli Khan. 989 ve 10062 da mahfuz bulunmaktadır. Bk. 588) J a m e s F r a s e r . es.— 254 - katılarak İrana gelmiş ve üç sene Nadirşah'ın yanında kalmış. 587) Luis Andree de M a m y e Clairac. s. 591) Pere L o u i s B a z i n . 1724-27 senelerinde lstanbulda bulunarak 18. e. The history ot Nadir Shah. Voyages and Travels through the Rus-sian Empire. Lockhart. Histoire de Perse depuis le commencement de ce siecle. p. 307-8. 592) Baron de Tott. 1785 iki cild. fikîr hayatını. 589) Dr. Memoires sur les Turcs et les Tartares. 590) J o n a s H a n w a y. Lockhart. 1938.Türkiye hizmetinde bulunarak Kırımda da bulunan bu fransızın hatıratında Garp ve Şark medeniyetleri farklarını. Daha neşrolunmıyan hatıratı (Journal des voyages) Paris Millî kütüphanesinde N. Rusya yoluyla Nadirşah zamanında Irana giden bu İngiliz tacirinin seyahat hatıraları ve Hazar denizinde ingiliz ticareti tarihine ait kayıtlardır. L. cild.

• 5 9 9 ) Y o h a n n G e o r g ı . 1775.255 — Chatel. 5 9 7 ) S a m u e l G m e l i n . . Altenburg. 596) A. London. Lettres. Gmelin. Fransız hükümetinin emriyle 6 sene yapılan seyahatin raporudur. 1767-74 senelerinde 6 sene Rus Ulûm Akademisi namına Sibirya ve Kafkasyada seyahat yapmıştır. 5 9 4 ) E l i s a b e t h C r a v e n . İngiliz sefirinin zevcesi tarafından yazılan bu mektupların kısası R e ş a d Ekrem Koçu tarafından türkçe olarak (1946 da) neşredilmiştir : Lâle devrinde Türkiyeyi ziyaret eden Mary Montague. L e p e x i n Tagebuch der Reise m verschıededenen Provinzen Russlands. Ural. Georgi ve Lepexin Türk tarihi tetkikatında kaçınılmaz ilk kaynaklardır. Pallas. Voyages dans VEmpire Ottoman. 598) P e t e r-S i m e n P a l l a s . Paris. 1775. O l i v i e r . Beobachtungen ıvaehrend einer Reise im Russıschen Reıche. Bucak Tatarları ve Nogaylar aramda 1769. Ural. Reise in verschiedenen Provinzen des Russ. 1780. Aynı eserin rusçası da vardır (Puteşestiviye po Rossiyi). Pallas'ın fransızcası Pariste 1798. Reisches. 1771-74. 2 cilddir. 5 9 5 ) L a d y ( M a r y ) M o n t a g u e . İki cild. (Petersburg. Eserin rusçası (Puteşestviya po raznım provintsam Rossimyskoy İmperiyi) ve 1785 te Paris'te intişar eden fransızcası da (5 cild) vardır. 1767-1771 senelerinde Edil. VEgypte et la Perse. tarih ve hayatına dair kıymet biçilmez malumat toplamıştır. 1770 senelerinde kalarak hayatlarına dair çok mühim malûmat bırakmıştır. 3 büyük cilddir. 3 cild. Petersburg. 1804. Paris. 1771-76. Sibirya ve Ortasyada geniş seyahatler yapan bu nebatatçı Türk kavimlerinin etnografyası. 1811 de intişar eden iki Kırım seyahatnamesi (Tableau de la Tauride ve Socoud Voyage) de vardır. Petersburg. 1771-1780). Sibirya taraflarında yaptığı ilmî seyahatin hatıratıdır. Eser rusça da çıkmıştır. 600) I. 1805. 1789. Petersburg. Reise durch Russland. Bu ingiliz muharriri 1786 da Kırım ve lstanbul-da bulunduğunun hatıratıdır. 1768-73 senelerinde Rus Ulûm Akademisi tarafından Edil.. Türk kavimlerinin etnografisine ve hayatlarına ait topladığı malûmat çok mühim ve zengindir. Journey throııgh Crimea to Constan-tinople. 1. Rıçkov.

Perisyi i İndiyi. Mas'i-rat-i talibi fi bilad-ı afranc. Ayni müellif. 1858. Hiyve ve Hokand'da muhtelif vazifelerde. Reise durch Russland und im Caucasischen Gebirge. Roma. fransızca ve almanca neşirleri için bak. Stranstvovanye v Buxarıyı. Kive. A second journey through. Bu zat 1770-73 senelerinden cenubî Rusya. oradan da Londra yoluyla Petersburga dönmesi ile sona eren seyahat maceraları nın hatıratıdır.G ü l d e n s t a d t . Bağdad ve Basra yoluyla 1804 te Hindistana dönmüş ve yazdığı seyahatnamesi oğlu Mirza Hüseyin Han tarafından 1812 de Kal-kuttada 850 sayfalık bir eser halinde neşredilmiştir. 3 cilddir. 1799 senesinde Rechardson nam ingiliz subayı refakatinde Kap yoluyla Ingiltereye seyahat etmiş. XXII. 1811. Persia. İstanbul. 1787-1791. London 1819-23. Şarkî Anadolu Kürdistan. A. 386 da zikredilmiştir. 1793-94 senelerinde Rusya tarafından Hive'ye elçi olarak gönderilmiştir. Kırgızlar tarafıdan esir alınarak Buharaya satılan bu Rus casusunun 1774-82 senelerinde Buhara. 87-116. Kalkutta. Azerbaycan ve Iranın etnografyasına dair de çok mühim malûmatı ihtiva eder. Travels in the various countries in the East.— 256 601) Filip Y e f r e m o y . N. Vestnık Imperatorskago Obşçestva. Petersburg. etnografi. 65. 605) S i r W. Armenia and Asia Mi nore betıueen the years 1810 and 1816. Kafkasyada seyahat etmiş. Museum. M O r i e r. E d w a r d E d w a r d s. Petersburg. London 1812. Talibî'nin Frengistandan seyahati. orada beş sene kadar kaldıktan sonra Paris. especially m Persia. 604) H â c i Mehmet B e k T a l i b i (=Mirza Talib Han). Talibî'nin diğer bir eseri yukarıda. 606) J. Azerbaycan Türklerinden olup Hindistanda Lüknev ve Kalkuta'da yerleşerek orada ingilizlerin hizmetine intisab etmiş. 603) B l a n k e n n a g e l . 2 cild. Eserin ingilizce (Travels in Europe and Asia by Mirza Abu Talib Khan). p. tarihî ve bilhassa lisanî malûmat toplamıştır. bilhassa Buharada Daniyal Atalık nezdinde bulanarak oradan Iran yoluyla Hindistana gidip. Armenia and Aşia Minöre to Constantinople in the years 1808 and 1809. O u s e 1 e y. Seyahatname. A journey through Persia. 1786. 1810-12 de İranda ve Azerbaycanda seyahat edip pek çok Şark yazmaları toplamış olan o zaman genç ingiliz diplomatının hatıratıdır. 1796. s. 602) J. Catalogue of Per-sian printed books of Brıt. . London 1818. Petersburg. 1812.

1829. Persan. İstanbul 1929. Tarihte Usul F ' : 17 . II. 162-183) hülasatan neşirleri varsa da. 1*51. London. Meşhur müsteşrikin 1805-6 da Kafkasya. Petersburg. 2 cild. Voyage en Turcomanie et Khiva. 500 sayfa. 1817 de Hindistandan Acem Körfezi ve Türkiye yoluyla İngiltereye seyahati hatıratıdır. Voyage d'Orenburg a Boukhara. la Turqu-ie de VAsie Paris. 1835. 41-44 613) M. 614) M. Reise in den Kaukasus und nach Georgien. N. Bu zatın 1821-1828 senelerinde Fransız hükümeti tarafından Türkiyede yaptığı seyahatin hatıratıdır. Paris 1926. Yeni Türkistan. 1812. 1346) mahfuz bulunmaktadır: Eser hakkında bk. Z. 617) John Mac do nal d K i n n e i r . Şarkî Kafkasyanın coğrafya ve tarihine ait malûmat. Vogages rfanf'A ne Muttur. N. Halle-Berlin. Paris 1826. üç çilddir. ki öteki seyahatnamenin itmamıdır. 400 sayfa. Bu meşhur müsreşrikin 1807-8 de Kafkasyada yaptığı ilmî seyahatin tavsifidir. Murav'yev. K1 a p r o t h. Hindistan müslümanlarından İngilizlerin hizmetinde bulunan bu münevver zat 1812-1813 senele rinde Buhara. Weimar. 609) A m e d e e J a u b e r t . N 4 s. Paris 1815. Geographisch-historische Beschreibung dts ösl-lichen Kaukasus. 1819. Rus elçisi Baron Meyendorfun 1820 de Buharaya yaptığı seyahatin raporudur. Rus elçisi Muravyev'in 1819-20 de Türkmenistan yoluyla Hiy-ve'ye yaptığı seyahatin hatırasıdır. VArmenie et le Kourdiştan. V. 1814. farsça aslı Paris milli kü tüphanesinde (Suppl. İngilizceden tercümedir. A voyage up to the Persian Gulf. T o g a n d. Eserin ingilizce ve fransızca (Magazine Asiatique. X a n i k o v. Upîsanye buxarskago xanstva. Ermenistan ve İranda yaptığı seyahatinin tavsifidir. 184142 de Buharayı ziyaret eden Rus elçiliği heyetinde bulunan müsteşrik Xanikof'un hatıratı ve bu hanlığın tavsifidir. 1821.. M e y e n d o r f f . Hokand ve Kaşgarda bulunmuş ve bu hatıratını yazmış tır. Mesir-i Buxara (F).257 607) F o n t a n i e r e . 615) N. Voyage en Armenie et en Perse. Vogages en Armenie et en Orient. 1823. Afganistan ve Buharada 1832 de seyahat etmiş İngiliz diplomatıdır. 611) Aynı müellif. Rusça tercümesi de neşredilmiştir. London. 1843. 608) W i 1 1 i a m H e u d e . Paris. 6 1 6 ) A l e x a n d e r B u r n s . 610) J u 1 i u s v. 612) Mir İz ze tu 11 ah. Travds into Buklıara. Paris. 280 sayfa. 2 çilddir.

619) C h. 1822 de yaptığı seyahatin intihalarıdır. Paris 1842. 621) Ayni müellif. Paris. 624) J. Paris. Voyage dans la Cilicie et dans les n'ontagnes de Taurus. 559 da başlayıp) canlandırmıştır.) En çok tarihî coğrafya bakımından yazılan bir eserdir. İkinci cildinde Hiyve (s. C o n o 11 y. {Küçük Asya. 7 cilddir Fransız Akademisi azası olan larihci Michaud ile yoldaşı Poujoulat'nın 1830-31 senelerinde yaptıkları seyahatinin hatıratını ihtiva eden çok mufassal bir eserdir. Reise nach und in Khorasan. üç cild. Bunda da Türkmenler hakkında çok malûmat vardır. 535-567) ve Buha ra (s. London 1832. Kaçarların Türk uruğları ile münasebetleri hususunu da (s. 1821. London. Turkcy and ils Destiny. Journey to the north of India. Inkiraza yüz tutmuş olan Osmanlı devletinin mukadderatı üzerinde en etraflı tetkikatta bulunan bir tngilizdir. 1864. da çıkmıştır. overland from England through Russia. F r a s e r . Correspondance d'Orient. Bu müsteşrikin 1852-3 te Kilikya ve Toroslarda yaptığı seyahatin hatıratıdır. Travels and adventureş in the Persian provinces an the southern banks of the Caspian Sea London. P a u j o u 1 at. 623) V i c t o r L a n g l o i s . 1833-35. Paris. 620) Mac F a r l a n e . Michaud ls-tanbulun kütüphanelerinden ve Türkiyede ilmî hayattan da ehemmiyetle bahsetmiştir. 1839.— 258 — 61S) M. 1826. 1838. Weimar. Fransa hükümeti emriyle 1833-37 de yapılan tetkik seyahati neticesinde yazılan bu eser lürkçe olarak ta neşredilmiştir. İstanbul. . ge-orgiens et tartares de Caucase et dans la royaume de Perse. M i c h a u d et M. 1829 İki çildir. T e u I e. London. 1829. İngilizce aslı (Narrative of a journey into Khorasan). İran Türk leri ve Horasan Türkmenleri hakkında pek kıymetli ve çok mufassal malûmatı ihtiva etmektedir. 1924-25. T e x i e r . 622) Ch. Persia and Affghanislan. TVJO years in Constantinople. 625) Aynı müellif. R. Description de VAsie Mineure. 1826. diğerleri Suriye ve bilhassa Mısır'a aiddir. 568-625) hanlıkları hakkında elde ettiği malûmatı da ilâve et miştir. Pensees et notes critique exraits du Journal de mes uoyages dans VEmpire du Sultan et dans les provinces russes. 2 cild. 626) A. 2-3 cildleri İstanbul ve Türkiyeye.

Kazan. 6 3 4 ) D a n i l e v s k y . 6 3 0 ) Ç i r i k o v . ilk cildi Dağistan ve Azerbeycan'a. «Bir sahte Dervişin Asya-ı Vustada seyahati* ismiyle türkce 1295/1878 de neşredilmiş olan bu seyahatname. Afghanistan and Turkestan. 631) 1. III ve IV). le Beloutchistan et le Turkestan. Narrative of various journey in Balodjistan. Buna ek olarak ta ayrıca Sketches of Central asia. M a s s O n. Safâratnâme-i xorexm (F) ParisBulak. Bu zat 1849-1852 de İran ve Türkiye sınırlarını tayin eden devletler arası komisyonun azası sıfatiyle Türkiyenin şark vilayetleri. iki cilddir. Be r ezin. dans l'Afghanistan. Calcutta. İran elçisi Mirza Rizakulı Lâlabaşının 1852 de Hiyve hanı Mehmet Emin Hanın zamanında bu ülkede gördükleri anlatılmıştır. Bu İngiliz subayının 1839 da Hiyve Hanı Allahkuli'yi ziyaretini ve gördüğü bu ülkelerdeki hayatı ve Türkmenleri anlatır. 1865 Orta-asya'nın etnografyasını neşretmiştir. Petersburg. 1840. A b b o t. Azerbeycan ve Kür-düstan hakkında mufassal malûmat toplamıştır. 6 3 2 ) M i r z a R i z a q u l i L â l a b a ş ı . Türkmenlerin hayatını pek güzel anlatmıştır. 1844. Paris. 1849-1852. ihtiyatla okunacak eser olmakla beraber. 628) J. 1875 (Publications de l'Ecole des langes orientales vivantes. 1870. V). the Ethnology. 629) H. 1864. Petersburg. Tebriz-in ilk defa yapılan ilmî tavsifini ve plânını ihtiva eder. V a m b e r y . Bunun Irana ait kısmı İrana ait müteaddid eserleri olan Rus alimi (menşe itibariyle Türk) Xanikov'un ilaveleriyle 1874 de basılmıştır fakat bu kitabın son cildi çıkmamıştır. iki cilddir. Putesestviye po vostoku. İranda uzun vakit kalan bu fransız generalinin 1845-46 senelerinde Horasanda. P. Narrative of an Jaurney from Herat to Khiva and Mangyshlak.— 259 627) Ch. 1842 de Hiyveyi ziyaret eden Rus elçisinin hatıratı. 4 cilddir. bilhassa Afganistanın garbî ve şimalî kısımlarında yaptığı seyahatinin hatıratıdır. . 1875. c. 1851 {Zapiski Geografiçeskago Obşçestva. F e r r i e r . London. Voyages et aventures en Perse. London. Opisanye xivinskago xanstva. ikincisi Irana aittir. Ortaasya bilhassa Hiyve ve Türkmenistan Türklerine ait bahisleri ihmal edilemez. Bu vilâyetlerdeki Türklerin. IV fransızca tercümesidir. Putevoy Jurnal. 633) J. Travels in Central Asia.

B u r n a b y . 1295/1879. Xulaşat-u 'l-ictibâr (T). London. (Napolyona gönderilen elçinin yazıları). London.. Rusların Türkistan seferlerine gazete muhabiri olarak iştirak e-den bu zat Türkistanın o zamanki vaziyetini oldukça tarafsız olarak tasvir etmiştir.) G. C u r z o n . 64!. fakat kısaltılarak neşredilmiştir. W. London. Aus Siberien. 6 3 9 ) M a j ö r C.— 260 — 635) 1. İngiliz seyyah ve muharririnin Rus istilâsından sonra yaptığı seyahati hatıratıdır. İstanbul. 1876. 640) W. Türkistan. frontiers of Afghanistan. iki cild. M. Meşhur Lord Curzon'un Times gazetesi muhabiri sıfatiyle yaptığı seyahatinin hatıratıdır. (Büyhk Fredrike gönderilen elçinin raporudur). İstanbul. 644) Vah i d E f e n d i . A. London. 1882 2 cild. Bunlardan : 6 4 3 ) G i r i d î Ahmet R e s m î E f e n d i . İki cilddir. London. A Ride to Khiva. 1888. R a d 1 o f f. Eser Musavvar Türkistan ve seyahatnamesi unvaniyle ancak 255 sayfa kadar kısaltılarak Istanbulda 1877 de neşredilmiştir. 641) Colonel C. Türkiyenin medeni ve siyasî tarihi için garp ve şark memleketlerine gönderilen Osmanlı elçilerinin . Bu ingiliz subayının 1875 de Horasan ve şimalî garbî Afganis-tanda seyahati hatıratıdır. Y a t e . Mac G a h a n. 1879. 636) E. London. G r e g O r. İstanbul. Sefaretname-i Fransa. Compcining on the Oxus and the fail of Khiva. 6 3 8 ) M e h m e t Emin. 1282/1866. 637) Fr. Narrative of a Journey through Khorasan and on the N. W. London. Northern Afghanistan. 1892. 876 sayfa. Türkistan ve Altay Türk kabileleri ve oralardaki eski Türk âsârı tetkikinde kullanılacak esas kaynaklardandır. Rusların Hiyve seferine New York Herald Gazetesinin muhabiri olarak iştirak eden bu zatın bu hatıratı Hiyve seyahatnamesi »e tarihi ismiyle 1292/1877 de Istanbulda türkçe olarak. 1877.sefaretname" leri çok mühim kaynaktır. 1283/1867. 1885 senesinde Heratta bulunan bu İngiliz seyyahının hatıratı (430 sayfa. Leipzig. N. . Persia and the Persian Question. E. Klmrasan and Sistan. Türkiye arşivlerinde ve kütüphanelerde çok bulunan bu sefaretname-ler Türk Tarih Kurumu tarafından neşredilmiştir. Istanbuldan Asyai vustaya seyahat (T). 1875.) Ayni müellif. 1900 (430 sayfa). S c h u y l e r .

Lexikon der Münzen. 1909. 6 5 1 ) M a u r i c e D i m a n d . Oxford.Muham mad F u ' â d c Abd'u ' l'b âq i. yalnız bu fih rist Flügel neşri Kur'ana dayanmaktadır. Al-Muccam almufahras li-alfâz-i 'l-qur'ân-i 'l-karım (A). Berlin. 1316/1900. 1875. bk. Vergleichungstabellen der mohammedanischen und christlichen Zeitrcchunagen. s. 21. 1926 ve türkçesi. New York. Leipzig. 1947. Nevv York. 1874. 1939 dır. Bu büyük eserde İran ile birlikte Türk sanatına ait bütün ilmî neşriyat gösterilmiştir. İstanbul. Leipzig. 652) E. (T). Bak yukarıda. yukarıda. Wörterbuch fiir Münzkunde. 1930. Masse und Geıuichte der Ldnder. çok büyük ve pahalı ise de medeniyet tarihimizle meşgul olan herkesin daima müracaat edeceği eser de Ar t hur P o p e. Menbalarda rastlanan Kur'an ayetlerini bulmak için en iyi fihristtir. Leipzig. yukarda. (1776 da Rusyaya gönderilen elçi heyetinin gördük lerine ait yazılar). 6 4 9 ) S c h r ö t t e r .— 261 — 645) M e h m e d Emin N a h i f " ) . Mısır. 653) . istanbul. Berlin 1896. Handbuch der mathematischen und technischen Chronologie. 1946. 648) G i n s e 1. 654) Tarihî eserlerde arasıra tesadüf eden Bibelden nakillere bak mak için : Alexander Cruden. 20. Bk. Flügel. 20. Sefarelname-i Abdûlkerim Paşa. A Survey of Persian Art. 1925 neşri ve ayni zatın Türk Sanatı (T). s. Dîe Kunst der islamischen Völker. On iki hayvanlı Türk takvimi. 1364/1945. 12 TÜRK TARİHİ ÜZERİNDEKİ ÇALIŞMALARDA DAİMA ELDE BULUNDURULMALARI LÂZIM OLAN ESERLER 6 4 6 ) W ü s t e n f e l d . Diez. Handbook of Mohammedan Art. 3 cilddir. 647) Osman Turan. daha mu- .M a h l e r . A Complete Concordance to the Holy Scriptures of the Old and Nezu Testament. 6 5 0 ) R i c h a r d K l i m p e r d . İstanbul 1941. A. daha kolay olanı : G. Conçordantiae Corani. s.

655) Encyclopedie de Vlslam.Tetkik mahsûlü eserler ise benim Umumi Türk Tarihine Giriş kitâbımım mukaddimesinde ve haşiyelerinde sayılmış Ve bu kitabın ikinci cildinde daha sayılacaktır- \\ \ ■\ \. Hindistanda Türkler hakimiyeti devirleri için bir de ingilizlerin neşrettiği Hobson Jobson 1903. New York. Türkçe neşrinde Türk tarihine ait makaleler muntazaman ikmal edilmektedir. keza bu ilk kaynaklara dayanarak vücuda getirilen tetkik mahsulü eserlerden teşekkül edecektir. İşte Türk Üniversitelerinde kurulan ve kurulacak Türk Tarihi Enstitülerinin veya bu mevzuu tetkik etmek üzere kurulacak diğer ilmî müesseselerin ve cemiyetlerin kütüphaneleri burada unvanlarını saydığımız bu ilk kaynaklardan. Biri ilâve olmak üzere 5 cilddir. The Exhaustive Concordance of the Bibel. 1890.— 262 fassai Bibel fihristi : J a m e s S t r o n g . onların yazma olanlarının fotoğraf ve filimlerden. \ \' . lügati faydalıdır.

Bu İ n g i l i z mecmuaları teessüsleri sırasında kıymeti eksik yazıları da almışlardır. İslâm ve Türk âlemine ait mecmualar ve seriler (*) Bu neşriyatın başında büyük medenî milletlerin Şarkı tetkik nıaksadiyle kurdukları cemiyetlerinin mecmuaları gelir. Sonra bu mecmua 1834 ten başlayıp Journal of the Royal Asiatic Society of Grrat Britain and Irland (Şarka ait ilmî neşriyatta kısaltılması: JRAS) unvanı altında çıkmaya başlayıp. fakat 1940 de İngiliz Bibel Arkeolojisi Cemiyeti (Society of Biblical Archaeo-logy) ile birleşerek mecmua b i r as ı rl ı k çehresini biraz deği ş ti rdi . Silvester de Sacy ve saire tarafından. Böyle cemiyetler İngiltere. F. yine İngili z mecmuası gibi aylık olarak çıkarılmaya başlanıp (*) Bu liste 1943 de tertip edilmişti. 1944 e kadar her sene bir cilt! olmak üzere muntazam çıktı.EK N. dergiler yahut h r ı r p ve inkılâplar d o l a y ı s ı y l a goo senelerde mecmuaların başlarına gelen haller burada z i k r c d i l n ı e i î i i ş t i r .. Bu İngiliz Kırallık Asya Cemiyetinin bize ve tarimize epey taalluku olan Hindistanda Bengal ve Uzakdoğııda Çin ve Şimalî Çin şubeleri ve bunların neşriyatı vardır. 1842 den başlayıp her sene bir cil d olarak çıktı ve 1863 te 20 cild ile ilk seri si tamland. Abel Remusat. Patiste Fransız Asya Cemiyeti tarafından da 125 senedenberi tam ilmî bir neşir olmak üzere Journal Asiaticjuc (kısaltma ile: JA) mecmuası neşredilmektedir. ki ileri de zikredilecektir. nci ci ldi çı ktı . Saint Martin. 2 Şark. Fransa ve Almanyada geçen asrın başında tesis edildi ve bu cemiyetlerin neşriyatı da bu asrın ilk dörtte birinde başladı. . İngiliz Kırallık Asya Cemiyeti 1815 te The Journal ismi altında aylık mecmua çıkarmaya başladı. P a r g i t i r bu mecmuanın 1821-1922 senelerinde çıkan 95 senelik nüshalarının indeksini neşretmiştir. son senelerde neşrine haşlanan. 1865 ten <rtew seriesi başlanıp 1891 de 22 cild çı ktı . 1S22 ye kadar 14 cild (84 defter) ç ı k ı p 1824 te 18. Bu mecmua 1822 de müsteşriklerden Julius von Klaproth. sonra 1830-1833 te <new scries-sıfatiyle daha 12 cild ç ı k t ı .

üncü cüzü olarak intişar etmiştir. Lassan ve şair Rückert) tarafından «Zeitschrift für die Kunde des Morgenlandes» unvanı altında intşar etmiş. Mecmuanın her 10 senede çıkan 20 cildi bir ^serie» teşkil ediyor ve bu cildler için bir mufassal fifrist tertip ediliyordu. 221 nci cildin sonuna ilâve edilen fihrist «XI inci seri» nin fihristi olarak tertip edilmiştir. 1787 de çıkmaya başlıyan bu külliyat 1933 e kadar 42 cild çıkmıştır. 1828-1835 arasında M. Alman Şark Ülkeleri Cemiyeti tarafından neşredilmekte olan Ze-itschrift der Deutschen Morgenlândischen Gesellschaft (kısaltma ile: ZDMG) mecmuası 1943 senesine kadar 97 cild çıkmıştır. Şimalî Amerika Şark Cemiyeti de 1851 senesinden başlayıp her sene bir cild olmak üzere Journal of the American Oriental Society (kısaltma ile: JAOS) neşretmektedir. notlar neşretmişlerdir. asıl idare merkezi ekseriya Halle'de olmak üzere. 1938 senesine kadar 58 cild çıkmıştır.. Bu mecmua önce 1837 de Göttingen Üniversite'sindeki hindolog ve iranyatçı-lar (Gabelenz. Quatremere idaresinde «Nouveau Journal Asiatique» ismiyle çıktıysa da. Le livre du centaire ismiyle çıkan eser bu mecmua için de rehber işini görmektedir. 1836 da tekrar sadece «Journal Asiatique> ismiyle neşredilmiş oldu. her sene bir cild olmak üzere. Bu cemiyetin 100 yılı dolayısiyle 1922 de neşrolunan Soct-ete Asiatique. ki benim İbn Fadlans Reisebericht kitabım da bu Abhandlunğ'ların 24 üncü cildinin 3. intişar etmiştir. 14) ve 14 üncü asır islâm ve Türk ülkeleri coğrafyasına ait ibn Fazl-u 'İlah al-cUmarî'nin eserinden istihraçlar (c. Yine Fransada Academie des Inscription et des Belles-lettres'e mülhak bir heyeti teşkil eden müsteşrikler Paris Millî Kütüphanesindeki yazmalardan çıkarmalar yaparak Notices et extraits des manuscrits de la Bibliothique Imperiale (Naüonale) külliyatını bu kütüphanedeki şark yazmalarından istihraçlar. Buradaki tetkikat-tan M. 13) ve E. Q u a t r e m e r e ' i n Temürlüler tarihine dair Abdurrazzak Semerkandî'nin eserinden (c. 1845 te 4 nci cildi çıkmış. . B l o c h e t ' n i n yazıları mühimdir. «Zeitschrift der Deutschen Morgenlândischen Gesellschaft» ismi altında. ye gelmiş ise de.264 her sene iki cild neşredildi. bu da 1941 senesine kadar 26 cild çıkmıştır. Rödiger. 4 üncü cildden başlayıp bunu Lassan Bonn'da neşretmiş. 1922 senesinde <serie» sisteminden vaz geçerek sıra cildlerle neşredilmeye başlamış ve o sene çıkan cild 202 inci cild olarak çıkmış 1942 de 233. Bu cemiyetin bir de monografiler için tahsis edilen Abhandlungen für die Kunde des Morgenlandes mecmuası neşredilmiş. sonra 1847 den başlayıp.

Amerika. 1902 de 15. edebiyat ve filolojisine ait olanları ayrı fihristlerle ve icabeden fasıllara ayrılarak gösterilmeli. Ruslarda muntazam çalışan bir merkezi Şark cemiyeti son inkılaba kadar kurulmadı. İtalya ve Maca-ristanda çıkan bu başlıca şarkiyat mecmuaları 19 ve 20 inci asırların en güzide orientalistlerinin tetkıkatını ihtiva etmektedir. 1930 te «nova seria> ismiyle bir daha çıkmış. 1922 ye kadar 19 cild çıkıp mevkiini daha 1921 de Prof. V. Rus Ulûm Akademisinin Asya Müzesi (Musee Asia-tique) ve Petersburg Üniversitesinin Şark Fakültesi etrafında toplanan müsteşrikler bu akademinin umumî neşriyatında ve Rus Asariatika Cemiyetinin Şark Şubesi namına tesis etlikleri iki mecmuayı Rus şarkiyatçılığının merkezî organı sıfatiyle yaşattılar. Macaristan da Budapeşte Macar Ulûm Akademisinin parasiyle Macar Etnografya Cemiyetinin Şark Şubesi azaları ve Şark Ticaret Akademisinin hocaları ve saire tarafından 1900 de Kekti Szemlc (kısaltma ile KSz. ttalyan Şark Cemiyeti de ayni şekilde neşriyata başlamıştı: Bunun mecmuası olan Giornale della Societa Asiatica Italiana 1887 den başlayıp Firenze'de çıkmıştır. Nemeth Gyula tarafından en çok turkoloji bahislerine tahsis edilerek çıkarılmaya başlıyan Körösi Csoma Archivum (kısaltma ile: KCsA) memuasına terketti. Bunlardan birisi 1855 de Prof. Alman ve Avusturya müsteşriklerinden turkoloğ olanları Osmanlı tarihine tahsis ederek 1920 de Mitteilungen zur osmanischen Geschichte ismiyle bir mecmua çıkarmıya başlamışlar. ki bunların Türk ve islam tarih. ki 1887 W den 1940 a kadar 46 cild çıkmıştır. cildi çıkmış. Büchler idaresinde (son zamanlarda Prof.265 Viyana Ulûm Akademisi ve Üniversite Şark Semineri etrafında birleşmiş müsteşrikler. Avusturya. Grigoı'yev tarafından tesis olunan Trudı Vostoçnago Otdelenya . Almanya. Bidayette bilhassa Ural-Altay dillerine tahsis edilen bu mecmua Macaristanın merkezi şarkiyat mecmuası şeklini alarak muhtelif memleketlerin müsteşriklerinin iştirakini temin etti. Bu son mecmua da 1943 e kadar ancak 3 cild ve 1 cild «ilave cild> (Ergânzun-gsband) çıkmıştır. fransızca olarak Revue Orientale da denilir) mecmuası çıkarılmaya başladı. Karabaçek ve G. Christian idaresinde) Wiener Zeitschrift für die Kunde des Margenlundes (kısaltm a ile: ZKM )m ecmuasını çıkardılar.. İngiltere. sonra batmıştır. bu mecmuaların küçük notları ve celse zabıtları dahi görülmelidir. Fransa. fakat bu mecmua 1920-23 iki cild çıktıktan sonra durmuştur.

bu zatın ve Bar. Sovyetler zamanında bu nevi ciddi Rus şarkiyat tetkikatı 1924 ten başlayıp Rus Ulûm Akademisinin «Şarkiyat Enstitüsü (eski Musee Asiatique) etrafında toplanıp eski <Trudi' (yani TVORAO monografileri) serisi Trudi Instituta Vos-tokonedeııya Akademiyi Nauk SSSR (kısaltma ile: TIVAN) ismi altında devam ettirilmekte. 6. Bunlardan V. Vilyaminov Zernov'un Kasım Hanlarına ait tetkikatı (c. Bu mecmuada ayrı makalelerden başka. Eski Rus İmparatorluk Arkeoloji Cemiyeti yerine Sovyetler "Maddî medeniyet Akademisi. 22. İkinci mecmua Zapiski Vostoçnago Otdelenya Imperatorskago Russkago Ar. 41 inci cildi de Türk tarihine ait süıyanî kaynakları hakkında P i g u l e v s k a y a 'nin eseridir. Mecmuanın 10.266 Imperatorskago Russkago Arxiologiçeskago Obşçestva (kısaltma ile: TVORAO) dır. 21. Eski vZapiski» (ZVORAO) nin yerine de Zapiski Instituta Vasto-kovedenya Akademiyi Nauk SSSR (kısaltma ile: ZİVAN) çıkarıyor. 12). 39 nci cildi Rum Selçukları tarihine ait G o r d l e v s k i 'nin. 7. 16) ve benim de Türkistan asariatikasma ait makalelerim (c. 5. Tiesenhauen'in İslâm ve Türk meskukâtına ait makaleleri ve İslâm ülkeleri sanat ve arkeolojisine dair mufassal bibliografisi (c. Reşideddinin Moğollar t a r i h i n i n metin ve rusça tercüme ve haşiyeleri (c. 13. ki Türk ülkelerinin târih ve arkeolojisine ve sanat t a r i h i n e dair . ve 20. monografiler mahiyetinde. line ait eserine (15). ki 22 cild çıkmıştır. sonra W. Samoyloviç'in Ortaasya Türklerinin edebiyatına. Rosen'in Avrupa şark neşriyatına ait tenkidi yazıları intişar etmiştir. V. 12). Veselovski'nin Rus-lran ticaret tarihine dair vesikalar (c. Burada Rus müsteşriklerinin en ileri gelenle»-! tetkikat makaleleri neşret-mişlerdir. 10. 1898) çıkmıştır. B a r t h o l d tarafından idare edilmiş. tbn Mühennanın Moğol di. 9. 11. Burada bir de Bar. 17). 15). Bartholdun Türk ve İslâm tarihine ait makaleleri. Savelyev'in Altıonorda Hanları meskukâtı. Bunlardan 1941 e kadar 41 cild çıkmış. yani Rus Arkeoloji Cemiyetinin Şark Şubesi tahriratı) dır. ki müsteşriklerin ayrı tetkikatını. 3. Her yıl 1 cild çıkan bu mecmua 1925 senesine kadar 25 cild çıkmıştır.viologiçeskago Obsçestar'a (kısaltma ile: ZVORAO. 3.. cild-lerinde 1-20 cil dleri n mufassal indeksleri vardır. Jukovski ve fnostransevin İran edebiyatına ait makaleleri. R o s e n tarafından tesis edilip. Kraçkovski'nin Arap edebiyatına. makalelerini ve ilmî eserlerin tenkidini ihtiva etmektedir. Bu da 1940 a kadar 8 cild çıkmıştır. 23) i nt i ş ar etmiştir. 22 1892. ■Sobroiiik (memoires) lan neşredilmektedir. 4). (Akademiyi materyanl'noy Kul'turi) kurdular. ki 1887 de Bar. Meüoranski'nin Kültekin abidelerine (c. Karahanlar t a r i h i (c. bunun da «Izvestiya» (Btılletin). Smirnov'un Rusyada müslüman matbuatı (c..

Mannerheim Sarıuygurlara ait tetkiki (c. Burada teessüs eden ciddi ilmî cemiyet olan Fin-Ugur Cemiyeti (Societe Finno-Ougrienne) 1886 da neşrine başladığı «Journah ından 1937 ye kadar 49 cild. 30). Mcnvnres de la Societe Finno-Ougrienne (kısaltma ile: MSFO) dan da . Başkurdüstan ve Tataristan (Kazan) ülkelerinde inkılâptan sonra tesis olunan müteaddid ilmî cemiyetlerin. «Me-moire> larmdan da 75 cild neşretmiştir. Donner'in şimalî Asya Türk alfabesi (c. Bundan başka Leningrad'da Musee de 1'Ermitage'ın Şark Şubesi de çok kıymettar tetkikleri ihtiva eden Trudt Otdela Vostoka (Travaux dt Departement Orientale) çıkarmaktadır. 28) ve . Bundan maada Türkistan Asariatika muhipleri Cemiyeti de 1918 e kadar 21 cüz çıkan Protokolı Tıırkestanskago Krııjka Liobitelcy Arxio-logiyi mecmuasını neşretti. Şarka. C. Kafkasya tarih ve etnografyası için Kafkasya Maarif Müfettişliği tarafından 1881-1926 seneleri arasında 45 cild neşredilmiş olan Sbornik materyalov dlia opisanya mestnostey i plemen Kavkaza (Kafkasya ülkeleri ve kavimleri tavsifine ait materyallar mecmuası. bilhassa Ural-AItay kavimleri tarih ve lisaniyatına ait ciddi neşriyat yapan bir memleket te Finlandiya'dır. 17).tandaki Uygur-Orhun yazıtları* (yani Moyunçur kitabeleri. Kazakistan. Kazan <îzvestiya> sı gibi bu Türkistan «Po-tokol» larına ben de makalelerimle iş t i rak etmişimdir. Türkmenistan. geçen asrın ortasından beri faaliyette bulunan Kazan Üniversitesi Tarih. ve yüksek mekteplerin neşriyatım burada sayamayız. Rusyada bunlardan başka Moskova Asarıatika Cemiyeti tarafından Drevnosti Vostoçnıya (yani Şark asarıkadimesi) isminde bir mecmua neşredildiği gibi.27. c. G.-267 mühim makaleleri i ht i v a eder. Arxiologiyi i Etnografiyi pri Imperatorskom Kazanskom Universiteie. Kırımda Tavrid İlmî Arşiv Komisyonu da aynı şekilde <ha-berler» i. Ermeni ve Gürcü ilmî tarih ve arkeoloji cemiyetleri tarafından çıkarılan mecmualar mühimdir.Ş i m a l î Mogoli-. 1914 e kadar 52 nüsha çıkmış ve 1927 den başlayıp Izvestiya Tavriçeskago Obşçcsva htoriyi. 18S2 den 1929 a kadar 34 cild çıkmıştır). 23. Passonen'in Mordva dilinde Türkçeden alınma kelimeler (c. Izvestiya Tavriçeskoy Uçeno-arxivnoy Kommisiyi. ki 1930-41 de üç cildi çıkmıştır. Journal de la Societe Finno-Ougrienne (kısaltma ile: JSFO) de neşrolunan eserlerden O. 1-30 cildleri için fihristi de vardır) ve inkılâptan sonra Azerbaycan. Türklerin yaşadığı Türkistan (şimdi Özbekistan. Tacikistan). 14). Arkeoloji ve Etnografya Cemiyeti kendisinin «haberler» ini (Izvestiya Obşçestva htoriyi. Arirologiyi i Etnografiyi ismi altında çıkmaya başlamıştır. 15) Raaıstedt'in Moğol dil ine a i t t e t k i k l e r i (c.

sonraki ciltleri varsa da görmedim. A n d r e i G a w r o n s k i tarafından Krakov'da intişara başlayıp Lwow'da çıkmaya devam eden Rocznik Orhntalisticzny mecmuasıdır. coğrafya. Çekoslovak müsteşrikleri Prof. Lehistan müsteşriklerinin Şarka ait ciddî mecmuası 1914 te W 1. Her iki mecmua Czechoslovak Oriental Institute tarafından çıkartılıyor.. Tauer vesairenin Türk ve İslâm kavimleri dil ve tarihlerine dair makaleleri de intişar etmektedir. 1936 da 12 cildi çıktı. K o t v i ç . A. Bir de bu memlekette Prof. W. almanca ve ingilizcedir. E k b l o m ' u n «Rus ve Va-ring» nam eseri A. Her sene bir cildi çıkan bu mecmua en ciddi ilmî şarkiyat mecmualarından biridir. 1911-1926 arasında 25 cilt çıkmıştır. J. 1938 e kadar 8 cild çıkmıştır. H r o z n y ' nin idaresinde 1929 da Prag'da Archiv Orientalny mecmuasını neşre başladılar. Kotviç mongolist olduğundan mecmua da başlıca Ural-Altay dilleri ve mongolistik meseleleri ile meşgul olmaktadır. ilk cildi 1914-1918 de çıkmış. Prag âlimleri bu mecmua ile birlikte bir de Monographiae Archivu Orientalnino çıkarmaktadırlar ki H. H. fakat naşir slavist olduğundan Şarkî Avrupa ve Slav kavimlerine ait eserleri de araya karıştırıyor. Vambery'nin ayni Göktürk kitabelerine ait tetkikatı (c. 5) ve «Turcica> ismi altında bu mevzua ait neşrettiği yeni tetkikleri (c. F. Hollanda'da Leiden'de Danimarka ve Norveç Şark Cemiyetleri de birleşerek Açta Orientalia mecmuasını neşretmektedirler. dil ve folklor meselelerine ait tetkikler neşreder. N y b e r g ' i n idaresinde neşredilmektedir. arkeoloji. sonra mecmua her sene intişar etmiştir. ekseri fransızca. mecmua 1906 dan başlayıp Upsalada Z e t t e r s t e e n . Tarih. 37). Hronzy eski Önasya dilleri mütehassısı olduğundan tetkikatın ekserisi buna hasr ediliyorsa da. Chr is t e n s en'in eski İran'a ait. son senelerde de H. L u n d e l i ' n i n idaresinde Upsalada her sene bir cild olarak çıkan Archives d'Etudes Orientales neşredilmektedir. Naşiri olan W1. Rypka.268 Vilhelm Thomsen'in «Orhun kitabeleri» (c. Tor Andre'nin Muhammad Peygambere ait maruf eseri bu seride çıkmıştır. T a u e r 'in Türk tarihine ait metinleri burada intişar etmiştir. Macar ve Leh ilmî mecmuaları gibi Çek ilmî mecmualarında da bazı makaleler kendi dillerinde intişar ediyorsa da. Naşiri olan Prof. İsveç'te müsteşrikler Le Monde Orientale mecmuası etrafında toplanmışlardır. 1922-1944 . Ezcümle R. Duda'nın Ferhad ve Şirin hikâyelerine dair tetkiki ile F. 30) ve saire bulunur. 1935 te 29 uncu cildi çıkmıştır. Macar alimi Gombocz'in ma-carcada eski bulgarcadan alınma kelimelere ait tetkiki (c. 12).

Uygurcaya. Şark bibliografisine dair en ciddi mecmuadır ve diğer bir na-zîrı de yoktur. Anadolu şivelerine. P. 3u listeye İspanya'da Madrid'te arabiyatçı Asin P a l a c i o s tarafından son senelerde çıkarılmaya başlıyan Al-Andalus mecmuasını da sokmak icab eder.. meselâ Türkiye. Taügren'in İdrîsî'nin şimal ülkelerinden bahseden fasıllarına ait tetkikleri çıkmıştır) ve Vatikan'ın İnstitut Biblicisi profesörleri tarafından neşrolunmakta olan Orientalia mecmuası (ki 1936 dan beri 5 cild çıkmıştır. Bunlar en çok hıristiyanlığa ehemmiyet vermekle beraber ara sıra çok ciddî ilmî eserler ve tetkikler de neşrediyorlar. ki 1898 de F. büyük ehemmiyet vermekte ve ayrıca neşriyat yapmaktadırlar. Fransızlara uyan Mısır alimleri de Mısırdaki İslâm. R i eh a r d H a r t m a n n idare ediyor. Islâmiyyat ve Türkiyata ait de mühim tetkikler çıkmaktadır. O cümleden Prof. P e i s e r tarafından tesis edilmiş.Naşir olan Prof. abide ve kitabeleri neşri hususuna. son zamanlarda Prof. O. S t e n K o n o w Sanskrit ve lraniyat mütehassısı olduğu için mecmuada bu mevzua ati tetkikata fazla yer ayırıyorsa da. Bunun gibi Beyrut daki Fransız katolik misyonerleri tarafından tesis edilmiş olup son zamanlarda dünyevi mahiyet almakta olan Saint-Joseph Üniversitesi hocaları da Şarka ai t mühim neşriyatta bulunmaktadırlar. Arab tarih ve filolojisine ait tetkikatı ve türkolo-jisine ait makaleleri havidir) zikredilmelidir. Burada bir de Finlaniya Şark Cemiyeti (Societas Orientalis Fin-nica) tarafından 1925 te Helsinki'de neşrine başlanan Studio Orientalia serisini.269 — seneleri arasında 18 cild çıkmıştır. Zikredilmesi elzem olan diğer bir şarkiyat mecmuası da Şarka ait Avrupa ilmî neşriyatını. bazan Şark. tenkidi makalelerden başka baş tarafında şarkiyatın aktüel meselelerine dair ilmî makaleler de basılır. neşriyatını da t ahli l e tahsis edilmiş olan Orientalistische Literatuzeitung dır. R â s â n e n ' i n Türkiyata. Minorsky ve Kramers gibilerin makaleleri zikre değer. Bunlar tarafından neşredilen Melanges de la Faculle Orientale de t'Uıdvercite Sa- . Kahle. (ki bunda M. Fakat bilhassa ispanyada Arab devrini öğren-miye hasredilen bu mecmuadan ancak tek bir nüshasını gördüğümden mahiyeti hakkında hüküm veremem. Her ay çıkar. Şark memleketlerinden Mısırda yapılan neşriyattan bilhassa Fransızların daha Napolyon zamanında tesis etmiş oldukları Arkeoloji Ens-titüsü'nün neşriyatı Mısırlıların Arab dil ve edebiyatı cemiyetinin neşriyatı zikre şayandır.

üç ayda bir fasikül olmak üzere. Bir de bu mektebin hocaları tarafından arapça olarak 1898 denberi alMasriq mecmuası neşredilmektedir. Türkiyede islâm ve Türk tarih ve kültürüne ait ilmî mecmualardan Osmanlı Tarih Encümeni Mecmuası ile Türkiyat Enstitüsü'nün mecmuası ve Türk Tarih Kurumu'nun neşri olan Belleten zikredilmelidir. Halil Edhem Bey tarafından t e rt i p olunan bir fihristi de matbudur. Yeni harflerle de 5 cüzü çıkmış ve 1930 da lağvedilmiştir. Târihi Osmani Encümeni Mecmuası (1923 ten sonra Türk Tarih Encümeni Mecmuası olduğundan kısaltması TTEM) 1909 da teessüs eden tarih encümeni tarafından neşredildi. Lammens'in Muaviye ve oğlu Yezid'in hayatına ait büyük eserleri intişar etmiştir. Türkiyat Mecmuası 1925 te istanbul Üniversitesinin Türkiyat Enstitüsü tarafından Köprülüzade Fuad'ın idaresinde neşredilmeğe başlamış ve 1942 ye kadar 8 cild çıkmıştır. Beynelmilel Müsteşrik Kongreleri Böyle kongreler geçen asrın son yarısında toplanmıya başlanmış. Bu enstitü bir de 1930 de ayni Köp-rülüzadenin idaresinde Türk Hukuk ve tktisad tarihi Mecmuası çıkarmaya başlamıştı. iktisat ve tıp fakülteleri neşriyatında dahi orientalistik bakımından sevinçle karşılanacak eserler gün geçtikçe çoğalmaktadır.. her sene bir cild çıkarılmaktadır. bilhassa hıristiyan Araplar edebî ilmî ve tarihî olarak 1911 denberi Luğat-u'l-arab mecmuası neşretmektedirler [şimdi Bağdad'da bir Arab islam Akademisi de teessüs etmiştir]. kongreleri müteakip bunlarda okunan ra- . bundan bugüne kadar ancak iki cild neşredilmiştir. şimdiye kadar 9 cild intişar etmiştir. Belleten mecmuası 1937 de Ankarada Türk Tarih Kurumu tarafından. Bağdad'da da Araplar. arada 3-5 sene. 1906-1925 seneleri arasında çıkan 10 cildindeki tetkikat arasında H.270 int-Joseph â Beyruth. hukuk. Suriye'de de 1921 de bir Arab Ulûm Cemiyeti kurulmuş ve bunun tarafından 1921 den başlayıp Macallat-u 'l-macmcf-i 'l-Ulmf neşrolunmaktadır [Şimdi bunun 23 üncü cildi çıkmıştır]. Bununla beraber istanbul Edebiyat ve Ankara Dil-Tarih Fakültelerinin yayınları da gittikçe ilmî kıymet kesbetmekte. 1928 e kadar 96 cüz. 16 cild intişar etmiştir. bazan daha büyük fasılalarla muhtelif memleketlerin paytaht ve ilim merkezlerinde toplanarak şarkiyat i l m i n i n aktüel meselelerini müzakere etmişler.

XV.271 porlar cildler halinde neşredilmiştir. k. Atinada (1912 de) toplanmıştır. August Müller. Prusya Ulûm Akademisi'ııin Abhandlungen der Kaiserlichen Preussischen Akademie der İVissenchaften (kısaltma ile: Abh. k. W. Petersburgda (1877 de). k. Leiden'dc (1883 te). Londrada (1876 da). k. Scha- . XIX. W. Mütler. İlk cihan harbi senelerinde müsteşrikler kongresi toplanmamış. k. hatta bazan 5-6 cild halinde Travaux. Pr.) ismindeki memoire ve monografileri ile Sitzungs-berichte der Preussischen Akademie der IVissenschaften kısaltma ile: SB. Hamburgda (1902 de). H. Ak. V. Bunların başında Alman. III. Well-hausen. Almanyada Bavyera. Le Coq. k. Bütün bu kongrelerin mesai mahsulleri 2-3. Stokholmde (1889 da). k. Pr. olarak Brükselde (1938 de) toplanan kongrelerdir. başka mevzularla karışık neşriyat arasında.) ismindeki celse zabıtları ve küçük tetkikler mecmuası şarkiyata ve türkiyata ait müteaddid tetkikatı ihtiva etmektedir. Cenevrede (1894 de). Fhning gibilerin türk dil ine. XX. kongre olarak Oxfordda (1928 de). Viyatıa'da (1888'de). Florenz'de (1878 de). tekrar Pariste (1897 de). k. Trancasiions Verhandlungen ve Trudı gibi isimler altında intişar etmiştir. Ak. Goldzihcr. J. k. k. XI. XVIII k. IX. IV. Berlinde (1SS1 de). k.. Kopenhag'ta (1908 te). Pomada (1899 da). XVI. Bunlar da XVII. E. W. XII. ki şarkiyata ait çok mühim ilmî raporları i h t i v a ederler. XIII. k. Actes. ancak 24 sene sonra toplanabilmişler. F. Sachu islâmiyata. Cezayir'de (1905 te). W. VIII. Bang. Avusturya ve Rus Akademileri gelmektedir. W. Leidende (1932 de). VII. k. Ban?. Paul Horn. sogdça ve saireye ait tetkikleri burada çıkmıştır. k. Bu nevi raporlardan bizim İstanbulda ancak bazı c i l dl e r Türkiyat Enstitüsünde. H.kongre Pariste (1873 te). k. Ulûm Akademileri neşriyatında Şarka ait yazılar Şarka ait en ciddi ilmî tetkikat ayni zamanda umumî ulûm akademilerinin neşriyatında. II. Asariatika Müzesi ve Alman Arkeoloji Enstitüsü kütüphanelerinde bulunmaktadır. k. VI. k. bunlar bilhassa Prusya akademisi ve Göttiagen ilimler Cemiyeti neşriyatında çok intişar etmiştir. intişar etmiş ve etmektedir. K. Saksonya ve sair ulûm akademileri neşriyatında da Şarka a i t tetkikler neşredilmişse de. XIV. Romada (1935 de). Göttingen İümler Cemiyeti'nin Abhandlugen der Gesellshaft (şimdi Akadvmiç) ftlr div IVissenschaften tetkikat serisinde ve Göttingener Gelehrter AmAp -ı nam neşriyatlarında Nöldeke. 1. Katanov'un kitapları meyanında. W. Lüders.! Marquart. Londrada (1892 de)r X. Attı.

ayni müellifin Mes'u-dînin Slavlara ait haberlerinin tetkiki (1833). W. 133 üncü cildlerinde Küçükasyanm tarihi coğrafyası. Bunları ge^en asırda Melanges Asiatiçues unvanı altında ayrıca toplayıp cildliyorlardı. 1918 de "Ulugbek ve zamanı. Viyana Ulûm Akademisi'nin memoireları Denkscriften der Wiener Akadcmie der Wissensechaften (kısaltma ile: D. Ak. Wien.. philol. fakat 10 cild intişar ettikten sonra bu güzel usul bırakıldı.Saleman'ın Hekim Ataya (1896). Mzik ve saire müsteşriklerin tetkikleri bu Denkschriftlerde. ismi altında eski Türk tarihine ait klasik tetkikleri ve saire). Brosset'nin Ermeni ve Gürcü tarihine ait tetkikleri intişar etmiş ve son zamanlarda da Bar. W. Kara-baçek'in bazı tetkikleri (meselâ 172 nci cildde onun "Türk asariatıkasi ve İslâm sanati). Dorn'ın Hazarlara ve Kafkas kavimlerine ve Hazar Denizine ve Cenup sahiline ait Arap ve İran müelliflerinin haberlerini tetkikleri. 124.272 eder. Ulûm akademileri arasında Şarka ait tetkikatın çokluğu ile Rus (Petersburg) Ulûm Akademisi belki birinci mevkii işgal etmektedir. Bu akademinin celse zabıtlarını ve makalelerini ihtiva eden Bulletin de VAcademie des Sciences de St. Charmoy'nın Temü-rün Deştikıpçak seferlerine dair haberlerin (1863). 116.) un tetkikleri de bu "Memoire. Bulgarlara ait Arap haberleri (1830-1832). B. celse zabıtları ve makaleler Sitzııngsberichte der Wiener Akademie dar Wissen-schaften (kısaltma ile: SB. Rosen ve W.s kısımlarında basılmışlardır. lâtince). Yüzlerce cild teşkil eden ve bir kısmı ayrıca rusça olarak neşredilen Memoires de l'Academie des Sciences de St. Krause ve R. Von Kremer'in. Wien Ak. 117 cildlerinde "Şimal ve Skit ülkeleri hakkında eski haberlerin tenkidi. V. Classe. I. Sogd ülkesi tarihi ve tarihî coğrafyası.) de İslâm ve Türk âlemine dair mühim makale ve tetkikleri ihtiva etmektedir. (kısaltma ile: MASR) da Ciı.). Karabaçek. Frâhn'in Hazarlara ve Başkurtlara ait Arap haberlerinin tahlili (1822. larda çıkmıştır.) de Şarka ait intişar eden tetkikat ise daha çoktur. Bunlar hep bu Abhandlungen ve Sitzungsbericht'le-rin "histor. Orta- .. Barthold (1897 de bunun Ortaasyaya seyahatinin hesaplan.. 87 de Ortaasya tetkikatı. kısaltma ile: BASR rusça olarak "Izvestiya Akadeyi Nauk SSSR. Buüetin'in ondan sonraki yıllarda çıkan nüshalarında K. yani Balkan tarihi coğrafyası. 113 te Hâmus yarımadası. W. Petersburg şimdi Memoires de l"Academie de Sciences de URSS.. M. Tomaschek'in mühim tetkikleri bu akademinin Sitzunngsbericht'le-rinde (meselâ 121.. Petersburg (şimdi URSS. diğer birlerinin İslâm ve Çin tarihine ait yazıları burada i nt i ş ar etmiştir. Strothmann gibilerin şarkiyat ve türkiyata ait en ciddi ilmî tetkikleri intişar etmiştir.

sonra H. Chuastuanift ve saire). 212 N. 15). Saadet İshakî'nin Cura Batır destanına (N.mann tarafından Hamburgda devam ettirilmiştir. ASR) çıkmaktadır. tnostransev'in iraniyata. Şarkiyatın ayrı ayrı sahalarına ait mecmualardan Türkleri ilgilendirenleri Bunlardan islâmiyeti ve islâm Alemini bahis mevzuu edenlerinden başlıca şunları zikredelim: Der islam. bundan ancak 1936 da çıkan bir cildi manzurum olmuştur. H. [Şimdiye kadar bu mecmuadan 36 cüz intişar etmiştir. [Şimdiye kadar 28 cild çıkmıştır]. eski Os-manlıcaya (17. sonrasını göremedim. akademinin bir de yabancı âlimlerin eserlerine tahsis edilen Memoires des savants etrangers unvanlı bir serisi vardı (şimdi yoktur). şimalişarkî Bulgaristan'daki Türklere ve dillerine (N. Radloff'uü eski türkçeye ait tetkikleri (Attürkische Studien. Krakow'daki Lehistan Ulûm Akademisi'nin Memoires de la Commission Orientaliste ismiyle 1919 da başlayan neşriyatında da 'T. Shiratori'ırin Hıkların nıenşeine ve Türk kavimlerinin eski tarihine. cildi olarak ta 1851 de Kazım Bek'in yukarıda (s. B e c k e r tarafından Strassburg . 11). Kowalsky ve Zaiaszkowski gibilerin turkiyata ait değerli tetkikleri intişar etmektedir. 27) ve Hazarlara (N. R i t t e r ve R. 16). W. İrandaki Aynalı Türkleri şivesine (N. C. kısaltma ile: Cr. Kraçkovski'nin arabiyata ait müteaddit makaleleri ile Barthold'un sayısı pek çok olan tetkikatı hep bu Bulletin'lerden intişar etmiştir. bununla beraber Akademinin ayrı sessionlarında ori-entalistler grupu faaliyetlerine dair onların makalelerini muhtevi Dok-lad (Comptes rendus) çıkarılıyor. bunun V. Hirth ve Dr. 1912. S t r o t h . 36). 20) ait tetkikleri intişar etmiştir]. 5) Karayiın Türk şivesine (N. Bilhassa İslâm ilimlerinin aktüel meseleleri ile meşgul Tarihte Usul F. İS . Son zamanlarda bir de Dokladı Akademiyi Na-uk RSSS (Comptes rendus de l'Academie de URSS.asyada bulunan Manihayi yazılarına (1907. 238) zikredilen türkçe Derbend-Name ve onun ingilizce tercümesi intişar etmiştir. Samoyloviç'in turkiyata.Berliade neşrolunmak üzere 1910 da tahssis edilmiş. Vladimirtsev'in ve Poppe'nin Moğol filolojisine. ki bunda da şarkiyata ait kısa makale ve mülahazalar intişar ediyor. F. 29). 1913) ve İran fi l ol oji sine (meselâ 1914) ait kıymetli makaleleri ve Asya Müzesindeki yazmalara ait makaleler ve fi hri s tl eri . Bunlar arasında Kowalski'nin Türk aruzuna (N. Zajaczkowski'nin Karayım türk diline (N.

Horowitz ve sairenin makaleleri ile birlikte Hind müslüman alimlerinin o cümleden Hind Müslümanlarının büyük âlimi Süleyman Nadvi'nin makaleleri intişar etmiştir. Mecmua bunların elinde de bir kaç sene çıktı. fakat ilmî kıymeti yoktu. Hammer'e kadar Türklere ait Avrupa tetkika-tına (c. 12. Rusya Türklerinin meselelerine (c. Krenkov. Barthold 1917 de Musulmanski Mir (Müslüman Âlemi) isminde bir mecmua neşrine başlamıştı. burada ayrı islâm milletlerinin mukadderatına. 10. Burada (1927) benim de eski Horezm diline ait makalem basılmıştır. 1930 a kadar 4 cild çıkarak durdu. brr cüzden fazla çıkamadı. 4). hilafet meselesine (c. Bunda bilhassa Türk tarihine ait çok mühim makaleler çıkmıştı. İslamica. Berlinde 1913 te tesis olunan İslamı öğrenme cemiyeti (Gesellschaft für Islamkunde) tarafından Prof. Rusyada Barthold bu mecmuanın ve Der İslam'ın işini görmek üzere rusça olarak Mir İslama (islam Âlemi) isminde bir mecmua tesis etmişti. 2). 1942 de 24. Boğazlar meselesine (c. G. G. 23). Kampfmeier'in idaresinde çıkan mecmuadır. Leipzig Asia Maior neşriyatı tarafından 1924 te tesis ve A. 5). Fischer tarafından idare olunan ve islam ilimlerinin daha spesial meselelerine tahsis edilen mecmuadır. Müsteşriklerden F. Jâschke'nin son inkılâp zamanı Türkiyesinin siyasî takvimi (c. Die Welt des Islams.— 274 — oldu ve Becker bu mecmuada İslâm âleminin iktisadî tarihini öğrenmek hususunda çığır açan tetkikatını neşretti (bunların çoğu B e c k e r 'in mecmuai âsârı olan Islamstudien nam iki cilde de g-irmiştir). 15) ve Bartholdün Ortaasya türkleri tarihine ait konferansları da intişar etmiştir. 1937 ye kadar 10 kadar cild çıkmıştı. Pozd-neev'in eline verdi. J. tarih ve kültürüne dair neşrolunan mecmuaların en ilmîsi Hindistanda Haydera-badda burasının hükümdarı ve onun münevver maiyeti tarafından tesis olunan İslamic Culture Board cemiyetince 1927 de müslüman İngiliz Marmaduke Pictuall idaresinde neşrine başlanan ve üç ayda bir çıkan islamic Culture mecmuasıdır. 7) dair makaleler neşrolunduğu gibi. Müslümanlar tarafından İslam Âlemi mukadderatına. 1912 de ancak bir cild intişar etti. panturanizme (c. Bu mecmua Der İslam'a nazaran daha aktüel meseleleri bahis mevzuu ediyor. ncü cildi çıkmıştır. 1934 senesinin cildinde benim de «İslamiyet ve coğrafya ilmi» isminde bir tetkikim basılmıştır. . J. Rus hükümeti bunu fazla «bitaraf ve ilmî» bularak kendi siyasetini daha iyi aksettirecek olan Prof.

170 de zikredilmiştir.275 - Hristiyan Şarka ait mecmualardan Prof. bu mecmuada İslâm âlimlerinin. meselâ El-Bîrûnî'nin Hıristiyan alemi ve dini hakkındaki yazıları da tahlil edilmektedir. tarafından Şarka ait mühim vesikaları İhtiva eden Patrologia Orientalis mecmuası neşrederler. olarak daha 10 cild.'1938 e kadar 18 cild çıkmıştır. Hristiyan Şarka ait en ciddî ilmi mecmua budur. 1908 e kadar 12 cild. ki 1914 te teessüs etmiş ve neşretmekte olduğu Journal of Royal Central Asiatic Socie/y bugüne kadar 28 cild çıkmış bulunmaktadır. Orta-asyayı öğrenme cemiyetleri başında Londrada faaliyette bulunan İngiliz Kıraliık Ortaasya Cemiyeti gelmektedir. A. Bu cildlerde. Ayrı Şark ıuıntakalarımn tetkikini gaye edinen ilim cemiyetleri nden bazıları da Türk ve İslâm âleminin bu gününü ve geçmişini öğrenmekte kaçınılmıyacak derecede mühim neşriyat yapmaktadır. Ermeni ve Süryanilerin tarihi eserleri. Marr ve K r a ç k o v s k y idaresinde Xristianskiy Vostok mecmuası neşredildi. Ayni mevzua ait olmak üzere Rus Ulûm Akademisi tarafından B a r t h o l d . 1926-41 arasında ayni Baumstarkın idaresinde (üçüncü seri» olarak 14 cild. Gürcü. Papalığın neşriyatında da (o cümleden Orientalia Christiana Perio-dica'da) hristiyan Şark mevzuu mühim yer tutmaktadır. ceman 36 cild çıkmıştır. ki bunlardan birisi yukarıda s. El-Bîrûrî'nin Şark Hristiyanlarına dair kayıtları ve saire mevzularda mühim tetkikler çıkmıştır. Emevi halifesi Ömer bn Abdulazizin hayatı. 1917-22 seneleri arasında 6 cildi çıkmıştır. Birde 1902 de Hamburgda toplanan beynelmilel müsteşrikler kongresi karariyle Petersburg Ulûm Akademi- . 1911-1924 te <yeni seri. Fransada ayni mevzu üzerinde 1896 da neşrine başlanan Revue de l'Orient Chretiene 1934 e kadar 28 cild çıkmıştır. Memun zamanında yapılan İncil tercümesi. Yine Fransızlar. Baumstark tarafından Romada 1901 de tesis olunan Orients Christianus senelik mecmuası önde gelmektedir.. Ingilterede bu mevzu ait olmak üzere 1920 den başlayıp The Ch-ristian Ecst mecmuası neşredilmektedir. 203 N. Mecmuada ilmî tetkikat ile birlikte siyasete kaçanları da vardır.

W e l l e r tarafından idare olunan bu mecmua 1933 e kadar 10 cild iatişar etmiştir. 1924 e kadar 24 cild çıkmıştır. 1896 da Taş-kentte Prof. 1935 e kadar 31 cild çıkmış. Izzıestiya Komiteta dlia izuçcnya Vostoçnoy i Sredney Aziyi isminde bir mecmua da neşrediliyordu. 1912de O. B. Şimdiki hali bence meçhuldür. ilâve olarak ta Uzakdoğu sanat tarihine.Kuwey'in ve Barthold'ün Ortaasya tarihine ait eserlerinin tenkidi neşredilmiştir. Kümmel ve Cohn W i e n e r idaresinde çıkmaya başhyan bu mecmua 1922 de «ye- . bir de 1900-1910 arasında 10 cild kadar »yeni seri» diye bir muvazi seri neşredilmiştir. Bir de Saygon'da Fransız Uzakdoğu Mektebi tarafından 1901 den başlayıp neşrolunmakta olan Bulletin de VEcole Française d'Ext-reme Orient (kısaltması: BEFEO). Bu mecmua Orta-asyaya ait Yunan ve Arap klasiklerini de neşretmeyi tasarlamıştı. Pel-liot ve nihayet yalnız Pelliot tarafından neşredilmiştir. son zamanlarda Cordier ve P. bilhassa Bar t h ol d 'un yakından iştirakiyle. Bu komite tarafından. S ehle gel ile Paris Şark dilleri mektebi Sinoloji hocası H. C h a v a n n e s ile mumaileyh Cordier tarafından. yani Ortaasya ismiyle bir kalın mecmua tesis etmişti. Bunda da Pelliot ve saire fransız Uzakdoğu ve Ortaasya mütehassıslarının mühim makaleleri yayınlanmıştır. Uzakdoğuya ait neşrolunmakta olan ilmî mecmualar da Türk tarihi için istifade edilecek olan tetkikatı ihtiva eder. Bartholdun teşvikiyle ve S m i r n o v idaresinde kurulan bir Ortaasyayı öğrenmeyi sevenler derneği (krujok)'de ayni sene Vestnik Sredney Aziyi (Ortaasya muhbiri) ismiyle bir popüler-ilmî mecmua neşrine başlamış.— 276 — si yanınında bir Ortaasya ve Uzakdoğu tetkik komitesi kurulmuştu. Bu mecmua 1910dan sonra fransız müsteşriki E. ve bilhassa Pelliot tarafından Orta ve Uzakdoğu tarihine ait ilmî neşriyatın tenkidleri. o cümleden Çinli âlim Wan . C o r d i e r tarafından neşrine başlanan T'oung pao mecmuası gelmektedir. dil ve kültürüne tahsis edilerek Asia Majör mecmuası neşredilmeye başlandı. Ancak ilk cihan harbine kadar devam etti. Bunların başında Hollandada Leidende 1890 da bu şehir Üniversitesinin Sinoloji profesörü G. Almanyada yine T'o-ung pao gibi Uzakdoğu tarih. sonra buna benzer bir zümre 1911 den baş-lıyarak Şredniaya Aziya. Sonra 1924 te Leipzigde Uzakdoğu ve Ortaasya tarih. Bu çok ilmî mecmuada Türk ve Moğol tarihine ait pek çok makaleler. etnografya ve tarihî coğrafya meselelerine. S c h i n d l e r ve Fr. yalnız Arriyanos'un İskender Anabasis'ini neşrettiğini hatırlıyorum. tahsis edilerek Ostasi-atisehe Zeitschrift mecmuası çıkmaktadır.

. ki bunda da Uzakdoğu Türk ve Moğolları tarihine taalluklu makaleler oluyor. burada Japonların ve Çinlilerin elindeki ülkeler ve kavimlerle meşgul oluyorlardı. Woo and Chao. lndex to the JNCBRAS for vol. 1914 e kadar 42 cild çıkmış. 1936. s. Sovyetler devrinde Vla-divostok Şark Enstitüsünün işleri. B. P a n-t e ley ev tarafından 1927 de bir fihristi neşredilmiştir.— 277 — ni seri» sine başlamış ve Berlinde Sinoloji profesörü E. Fakat bunlardan kuvvetli ilim ehilleri olmadığından neşriyatları fazla bir ilim kıymeti kesbetmiyor. etnografya ve hukukuna dair makaleler yayınlıyorlar. Bu mecmua 1931 e kadar çıkan 63 cildinde eski Türk ve Moğol tarihine dair Çin kaynakları tercüme ve istifade olunmuş. I to vol. dil. 372-75) «Vestnik Asiyi» de münderiç makalelerin D. Bundan başka Japonların Asya Cemiyeti tarafından 1874 tenberi Yokohama'da. sonra «yeni seri» si başlamıştır. Bu mecmuadan istifade eylemek için rehber işini. onun 1924 te çıkan 55 inci cildine ilâve olarak neşrolunan ilk 54 cildinin indeksi (P. Bir de İngilizlerin Uzakdoğu'da Çin tarih ve kültürünü yakından öğrenmek maksadiyle Royal Asiatic Society'nin Çin şube'leri sıfa-tiyle 1858 de tesis attikleri müesseselerin neşriyatları zikredilmelidir. Ferguson. H â n i s c h ve saire idaresinde devam etmiştir. Türkler ve Cinde Türkler ve( islâmlar meselesi için bunlardan «Şimalî Çin Şubesi> nin organı sıfatiyle çıkarılan Journal of the China Branch ile Journal of the North China Branch of Royal Asiatic Society bilhassa mühimdir. çiniyatçı Hirth. LIV) ve mecmuanın 1931 de çıkan 63 üncü cildine ek olan 1912-1931 seneleri cildlerinin indeksi: (z. Wylie ve Parker gibilerin eski Türk tarihine dair tetkikleri bu mecmuada yayınlanmıştır. sonra da Tokyo'da neşrolunan Transactions of the Asiatic Society of Japan mecmuaları vardır. List of artikles vvhich have appeared in the JNCBRAS 1912-2931) görecektir. orada teşkil edilen yeni bir üniversite ile yine orada tesis olunan <Uzakdoğu Ulûm Akademisi» ne geçti ve bu akademinin 1932 sene neşriyatından bir makale (Tölös ve Tar-duşlara ait bir yazı) türkçe olarak da yayınlanmıştır {Ülkü VII* Ankara. Rusyanın yayılma plânlarına giren yerlerle. ekseri Rus ilmî müesseseleri gibi. Rusların Vladivostok'ta 1900 de aynı tipte kurduğu Şark Enstitüsünce çıkarılan Izvestiya Vostoçnago İnstituta (1900-1919) ve Xarbinde 1909 de tesis ettikleri Rus oryantalistleri Cemiyeti tarafından neşrolunan Vestnik Aziyi (1909-1927) mecmuaları da Moğol ve Mançuların tarih.

[Monumenta'da bizim Ankara Üniversitesi profesörü W. Bibel ve Yahudiliğe ait olanları mevzuumuzun dışında kalır. Bu mecmua 1872 denberi Honkong'da intişar etmekte. 1923 e kadar 8 cild çıkmıştır. Onasya tetkikine tahsis edilen ilmî cemiyetler'in Şarkı Kadim. XXIV. Uzakdoğu neşriyatı arasında Türk tarihi için mühim tetkikleri yayınlayan The China Reviezv mecmuası mühimdir. Bu mecmualar ilk serilerinde daha ziyade budizme. Parker'inkiler (XX. 1896. Rusların Trudı'sında ise Çengizin «Gizli tarihi» (Yüan-çao-pi-şi) ve daha diğer mühim tercümeler neşredilmiştir. H. Eski Türk tarihine taalluku olan yazılardan E. VII. 1900) mühimdir. Journal of the Royal Asiatic Society of Bengal ve Journal of the Bombay Bransh of the Royal Asiatic Society 1841 denberi her sene muntazam çıkmışlardır. XXV. Bunlarin başında ingiliz Kırallık Cemiyetinin Bengal ve Bombay şubeleri'nin neşriyatı mühimdir. sonra çıkıp çıkmadığını öğrenemedim. 1892. 1918 e kadar bu mecmua da intişar eden makalelerin indeksi F e r g u s o n tarafından neşredilmiştir. cildde Kay kabilesi hakkında Çin kayıtları mevzuu üzerine makalesi vardır]. Afganistan ve Horasan tarihine de ehemmiyet verir olmuşlardır. Bengal cemiyetinin 1905 te neşrine başladığı bir Memoire'ları da vardır ki. Cenubî Asyadan bizi bilhassa Hindistana ait ilmî mecmualar ilgilendirir. Bunların başında Pekindeki Katolik Üniversitesi tarafından neşrolunmakta olan Monumenta Serica [1935-1947 arasında 12 cild çıkmıştır] ile Pekinde Rus Misyoner Cemiyeti'nin neşrettiği Trudı Pekinskoy Duxovnoy Missiyi (1852-66) arasında 4 cild çıkmıştır) mühimdir. Eberhard'ın makaleleri de intişar etmektedir. brahman Hindistana.-278Bunlardan başka Avrupalıların Çin'de dinî ve misyonerlik teşkilâtları tarafından neşrolunan mecmuaların bazıları da bizim Türk ve İslâm âlemi için mühimdir. XXI. islâm devrine de temas eden ilmî cemiyetlerin başında gelen 1878 de kurulan Alman Filistin Cemiyeti (Deutsche Palastina Verein) nin mezkûr senede başlayıp çıkan ve bugün dahi çıkmakta devam eden Zeitschrift des Deutschen Palestina Vereines mecmuası (ki 1878-1930 seneleri ara- . Avrupa ve Amerikada intişar etmekte olan sinoloji müesseseleri neşriyatı meyanında bilhassa Frankfurt Sinoloji Enstitüsü tarafından 1927 de neşrine başlanan Sinica mecmuası çok mühimdir. sanskrit edebiyatına ehemmiyet vermişken 1902 den sonra Hindistandaki müslü-man sülâleler ve Türkler tarihine. 1899. 1919-1922 de New China Reviezu ismi ile çıkmaktadır.

Arkeolojiye ait neşriyatın başında Fransızların daha Napolyon zamanında Mısırda tesis ettikleri ve yukarıda zikrettiğim Fransız Arkeoloji Enstitüsü'rıün Memoire'ları gelmektedir. Wittek'in Menteşe oğulları tarihine. Şarkiyatın ayrı branşlarına ait neşriyat arasında bilhassa İslâm ülkelerinin Arkeoloji ve sanat tarihi meselelerine tahsis edilenleri zikredilmelidir. hiyerogliflere tahsis edilmiş idiyse de son zamanlarda Mısır ve komşu memleketler ve o cümleden Anadolu İslâm eserlerine de yer ayırmaktadır.-feld tarafından Archeologische Mitteilungen aus Iran neşredildi (1929-1938 arasında 1-9 cildleri çıkmıştır). Bu son cemiyetin 1930 da çıkan raporundan o sene Almanyanın en güzide alimlerinden mürekkep 433 azası olduğunu görüyoruz. Ayni zamanda İngilizlerle Yahudiler de Kudüs'te bir Filistin Şark Cemiyeti (The Palastine Oriental Society) kurmuşlar ve bunun tarafından da 1920 den başlayıp Journal of the Palostine Oriental Society mecmuası çıkarılmaktadır. Buna uyan Mısır âlimleri de Mısırdaki İslâm eserlerine ve kitabelerin neşrine tahsis edilen yayınlar yapmaktadırlar. İnkılâptan sonra Istanbuldaki Alman Arkeoloji Enstitüsü 1932 de Istanbulda Istanbuler Mitteilungen ve Istanbuler Forschungen serilerini neşre başladı. İstanbuldaki Fransız Arkeoloji Enstitüsü de 1933 ten başlayıp Memoires ve Etu- . 1924) zikredilmelidir. ki bu güne kadar 20 cild çıkmıştır. cildi ise İznik asarı islâmiyesine ayrılmıştır. E. Memoires publit's par les Membres de la Mission Archeo-logiaue Française au Caire 1886 dan 1936 ya kadar 31 cild çıkmıştır. B i t t e l ' i n Küçük Asya tetkikatına. 1912 ye kadar 16 cild çıkmıştı. si K. Alman Arkeoloji Enstitüsünün Irandaki mümessili Prof. Istanbulda mülga Rus Arkeolojisi Enstitüsü tarafından da Bulletin de Vlnstitut Archeologiqe Russe â Cçnstantinople mecmuası çıkarılıyordu. ki bunlardan birinci mecmuanın ikinci cildi P. Herz. Memoires publies par VInstiute Française d'Archeologie Orientale dıı Caire ismini taşıyan 1902-1938 arasında 71 kadar cilt halinde çıkmış bulunan mecmua önce daha çok bu memleketteki eski Mısır eserlerine. Bu mecmuada Türk tarihine ait çıkan yazılardan ezcümle P. İkincisinin 13. Pelliot'un eski Türk takvimine ait tetkiki (c. 5. 49.— 279 — sında 50 cild çıkmıştır) ve 1895 te teşekkül eden Alman Önasya ve Mısır Cemiyeti (Deutsche vorderasiatisch-aegyptische Geselschaft) nin 1896 dan başlayıp neşredilmekte olan Mitteilungen der Deutschen Vor-derasiatisch-Aegyptischen Gesellschajt mecmuası zikredilmelidir.

h e tarafından çıkarılmaya başlayan Orîentalisches Archiv. H e n z e ve A. Amerikada Michigan üniveasitesinin islâm sanatı semineri ve güzel sanatlar enstitüsü . Kafkasya için de Rusların Materyali po arxiologiyi Kavkaza mecmuaları vardı. Bu mecmuada Hin-distanın islâm eserlerine mühim yer ayrıldıktan başka hatta arkeoloji dışında tetkiklere de yer veilmektediir. P. Hindistan için Denlide ingilizlerin tesis ettikleri Direction of Arc-haeology of India tarafından neşredilmekte olan Memoirs of the Arc-haelogical Survey of Indiâ mühim yer tutmaktadır. G l ü c k . P e l l i o t ve M. ki 1920-1937 arasınna 18 cildi çıkan ciddi Paris mecmuası (Türk tarihine taalluklu gayet mühim yazılar ve resimleri ihtiva eder). şimdi repub-Ii ki l er i n ayrı neşriyatı varsa da bunlar hakkında kâfi malûmatım yoktur. G o d a r d . 1924 tenberi Leipzig'de neşrolunmakta olan Jahrbuch der asialisehen Kunst mecmuası ( S a r r e . Etudes'lerin çıkan cüzleri de muasır Tür. o zaman etnografyası ve kültür hayatına ait malûmatını ihtiva etmektedir). Memoircs'lardan ilk cildi İstanbul Üniversitesi kütüphanesindeki minyatürlü yazmaları tetkike tahsis edilmiştir.. S m i t h tarafından 1936 da çıkarılmaya başlamıştır). Babinger'in Osmanlı sanat tarihi menbaları hakkındaki tetkikleri enteresandır).k muharrirlerine. Bu enstitü bir de ayrı ve büyük folio eb'adında arkeoloji tetkikleri (Monuments tures d'Anatolie) neşretmektedir. Âthâr-i İran. C o h n W i e n e r ve K ü h n e l gibi mühim islâm sanat tarihçilerinin iştirakiyle E. Leipzigde 191 Oda H . Fuat Köprülünün Osmanlı devletinin menşeine ait eserini (III) ihtiva etmektedir. 11. Memlûklar ve Temür devrine ait sanat eserleri hakkında mühim makale ve tetkikleri ihtiva eder). Glück'ün İstanbul çeşmeleri. A. Annales du Service arc-heologique de l'İran (Y. İslâm. Sanat tarihine ait neşriyat'a gelince bunların C. F. Syria. S a l o m n y tarafından Dresden'de 1925 ten başlayıp neşredilen ve şimdiye kadar 8 cildi çıkan Artibus Asiae mecmuası. cild benim «Birunis Picture of the World> nam eserimi teşkil etmektedir. G r o t . Ortaasya'ya gelince buranın asariatikasına ait Rusların Taşkent'teki Türkistan asariatika cemi-yeti'nin neşriyatı olduğunu yukarıda zikrettik. Revue de'Art oriental et d'Archeologie. (1940 ta çıkan 53. Küçük Asyaınn tarihî coğrafyasına ait tetkikleri. G r o s s e tarafından neşredilir.280des Orientales unvanWı jşltında çok kıymetli tetkikler neşretmiye başlamıştır. asır cihan coğrafyasına. ilk cildinde H. Viyana Asya Sanat ve Kültür Muhipleri Derneği tarafından 1928 de neşrine başlanan Wiener Beitrâge :ur Kunst-und Kulturgeshichte Asiens mecmuası (ki 1937 ye kadar 11 cild çıkmıştır. ki şimdiye kadar üç cilt çıkmıştır. ki El-Biruni'nin.

zaten Annales de Musec Guimet daha 1880 de çıkmaya başlayıp 1909 a kadar 33 cild çıkmıştır). Sachau'nun idaresinde 1900 senesinde Batıasya ve Doğuasya şubeleri için bazan ayrı cildler olmak üzere neşredilmiş. makaleler italyancadan başka fransızca. (Şark Dilleri Semineri son zamanlarda Auslandhochschule'ye çevrilmiştir). Bunda da bu üniversite hocalarından başka diğer memleketlerin Şark bilginlerinin de yazıları çıkmakta. Jâschke ve sairenin makaleleri. G. Roma Üniversitesinin «Şark Mektebi» (Scoula Orientale) tarafından 1906 da neşredilmeğe başlamış ve 1938 e kadar 17 cild çıkmıştır. Mitleilungen des Seminars für Orienta-lische Sprachen zıı Universilet Berlin (kısaltma ile: MSOS) Berlin Üniversitesi şark dilleri semineri tarafından E. 1943 e kadar 36 cild çıkmıştır. nihayet Iran sanatine tahsis edilerek New-Yorkta İran Sanat ve Arkeolojisi Enstitüsü tarafından 1932 de ç ı k ar ı l maya başlıyan. Minovi ve Taqizade gibi İranlı alimler de buna işti rak etmektedirler. 1942 ye kadar 11 cild çıkmıştır. J.— 281 tarafından Mehmet Ağaoğlunun idaresinde 1934 te çıkarılmaya başh-yan Ars İslamica (1938 e kadar 5 cild çıkmıştır ve çok güzel resimlerle doludur). Pariste Muse Guimet tarafından 1926 da çıkarılmaya başlıyan Revue des Arts Asiatiçues (1936 ya kadar 10 cild çıkmıştır. Şarka ait ilmî neşriyat meyanında Şarkı öğreten yüksek mekteplerin neşriyatı da mühim yer tutmaktadır. Mordtmann. Londra Üniversitesinin Şark Mektebi tarafından Sir Denison Ross'ıın idaresinde 1917 de çıkmaya başlamış. Macarların Berlinde . Burada pek çoğu tedris maksadiyle yazılan eserler ile beraber orjinal ilmî tetkikler de çok çıktı. (kısaltma ile BSOS). benim de Mubarekşahi Guri ve Hayder Mirza Doglat'ın eserleri hakkında iki makalem bu mecmuada ba s ı l m ı ş t ı r. Mi-norsky ve Baily. Burada bilhassa italyanların önder müsteşriki Michael Angelo Guidi'nin arabiyata ait tetkikleri mühimdir. V. Bunlardan şunları zikredelim: Bulletin of the School of Oriental Studies. Revista degli Studi Orientali. ingilizce ve almanca da intişar etmektedir. Bugün Avrupada neşrolunmakta olan şarkiyat mecmualarının en ciddtlerindendir. Henning'in kıymettar yazıları çıkmaktadır. Bartholdun Şarka ait Rus neşriyatını tenkitleri intişar etti. bilhassa şarkî İran ve Afganistan asarına ait kıymettar resimlerle dolu Bulletin of the American Institute for Persian Art and Archealogy (bundan 1943 e kadar çıkan 7 cüzünü gördüm) kültür tarihimiz için çok istifade edilecek dergilerdir. Türkolojiye ait Martin Hartmann.

3. Ebudûle-fin Türk ellerine dair yazısının tahlili ve saire vardır. 2. Ural-altay dilleri münasebeti tarihine dair tetkikler. tarihimize taalluku olan bazı ermeni metinleri hep bu «Trudı» meyanında çıkmıştır. c. Türkiyenin ve Türk edebiyatının tarihi ismi altındaki eserleri. Jukovski'nin mühim farsı metinleri burada çıkmıştır.— 282 — tesis ettikleri Macar Enstitüsü tarafından 1920 denberi neşredilmekte olan Ungarische Jahrbücher mecmuası da zikredilmek icab eden ciddi ilmî bir dergidir. çagatayca-uygurca Micracnâme (s. Tâhir Muqaddasi'nin Kitdb-u '1-bad'i va 'l-târix'inin tam metni ve tercümesi (ki tarihimize ait en mühim menbalarındandır. Bunun gibi Moskovanın Lazarev Şark dilleri Enstitüsü tarafından «Trudı» ( Trudî Lasarevskago Instituta Vostoçnıx Yazıkov) yani «Travaux> sıda bir çok cildler teşkil etmekte. şimal ülkeleri Türkleri tarihine ve şivelerine ait Marquart'ın yazıları intişar etmiştir (c. Fakat bunlar daha ziyade talebenin ihtyaçlarını tatmin maksadiyle kaleme alınmış eserlerdir. 4). 16-18. cild 4). Pet. ki sayıları çoktur. çagayca lügati (s. 1. c. 4. ve «İran'ın tarihî coğrafyası». 6). c. Asadî Tusi'nin Gurşaspnâme'si (s. Barbier de Mey-nard. İdrîsî coğrafyasının Almanyaya ait kısmının tahlili. Krımıskinin Arabların ve edebiyatlarının tarihi. AImanyada Bonn Üniversitesi Şark Seminer'inin neşriyat serisi olan Bonner Orientalische Studien de şimdiye kadar 25 cild çıkmış. bunlar arasında Şihabeddin Sühreverdinin Münis-u 'l-cuşşâq'ı ve diğer üç risalesi. Nâşır-i Xusrev'ın seyahatnamesi (s. s. 22). c. Bunlar meyanında Abdülkerim Buuarinin seyahatnamesi (s. Bunun gibi Tü- . 7-8). 1. Petersburg Üniversitesinin Şark fakültesi'nin <tzdanya» yani Pub-lication'ları (Izdanya Fakulteta Vostoçnıx Yazıkov S. 2. Memlûk Baybars'ın destanı. Tannühi'nin Mustacâd nam eseri. Universiteta) da bir çok cildler teşkil eder. Kanunî'nin Venediklilerle akdettiği muahedenin metni. Nalivkin'in Hokand (Fergane) tarihinin fransızcası (s. bunun tercüme ve tahlili. Bunlardan başka ayrı Şark mekteplerinin gayrimevkut serileri vardır. 4. 46). 9). ki 1935 e kadar 14 cild çıkmıştır. c. Bunlardan Fransızların daha 1795 de tesis etmiş oldukları Paris Elsine-i Şarkiye mektebinin 1871 den başlayıp neşrettiği Publications de l'Ecole des langues orientales vivantes başta gelmektedir. iran'ın ve edebiyatının tarihi. c. Burada türkiyata ait çok mühim makaleler. c.'c.2. 4. 21. 2) Rizaquli Han Hidayet Lâlabaşı'nın Horezm sefaretnamesi (s. 6. 2. 2) intişar etmiş olduğunu zikretmek kâfidir. 1). ki Barthold'ün klasik eseri olan «Moğol istilâsı hengamında Türkistan> in her iki cildi. Nİzam-u '1-mülk'ün Siyasetname'si (s. Her 20 cild bir seri olmak üzere şimdiye kadar 6 seri çıkmıştır.

iki cild). keza ibn Ayaş'ın Mısırın Osmanlılar tarafından işgali tarihi. Târîx-i ferüzşâhî (N. Muntaxab-u. Hamdullah al-Qazvini'nin Nüzhet-ül-qulûb kitabının tabii-yat kısminin tercümesi. ki arada Mirxond.'t-tavarix (N. Mesnevi Celeleddin Ruminin tenkidi neşrini. müsteşrik Gibb'in vakıfları hesabına neşredilen eserler serisi. iki cild). bunlardan İslâm ve Türk ve Hind İslâmları tarihine ait olanlar şunlardır: Ayîn-i Akbarî (N. Bunlardan en meşhurları şunlardır: E. Prize Publication Fund (1938 e kadar 17 cild çıkmıştır. ާhcâlim-nâme (N. İslâm ve Türk küllür tarihi için mühim menbalardan ve metinlerden Cuveynî. Mekteplerden başka Şarka tahsis edilen vakıf (fond) larm yahut hususi teşebbüslerinin serileri vardır. Muqaddasî (N. 100.-283 — bingen. İbn Cubeyr. Wittek'in Osmanlı devletinin kuruluş tarihi ve saire vardır). Jabaqâti Naşiri ve tercümesi (N. 1905 ten başlıyan *eski serisi» 20 eser ve 40 cildden ibarettir. 154). Câmî. Hamdullah Qaz-vini. nci asırda Mesopotamya ve İran. Bu neviden diğer bir mühim seri İngiliz Asya Cemiyetinin Ben-gal Şubesi tarafından Kalkuttada 1849 danberi neşredilmekte olan Bib-liotheca Indicadır ki. 234). Amin Ahmad Râzt. 210). 215). J. 187). Barthold'un Türkistanı ve Minorsky'nin Hudud al-Alemi gibi tetkiklerini ihtiva eder. 197). Gibb memorial Publications. 181). 112). Leipzig üniversitelerinde bu neviden muhtelif seriler neşredilmektedir. Birde ingiliz Kırallık Asya Cemiyeti'nin Oriental Translation Fund (1939 a kadar 35 cild çıkmışdır. Ma'âşirü '1-umarâ (N. Hadîqat-ü Mhaqıqat (N. Ma'âşir-ü'1-umarâ (N. Tabaqât-i Akbarî (N. Farhangi Reşidi (N. Breslau. Yaqüt al-Hamavî. 22 cild çıkmıştır. 58. 191). 213). tbn Miskiveyh ve Semcânî'nin tıpkı basımları. Tabaqât-i xuşnuvlsân (N. Şarkî Türkistanda bulunan tarihî vesikaların tercümesi vardır). Meâşir-i rahîml (N. 1921 de başlıyan «yeni seri» den de 1940 a kadar 14 eser. 119). 211). 119). 184). Divan-i türkî Bayram Xân (N. Royal Asiatic Society Monographs (1938 e kadar 23 cild çıkmıştır. 3 cild). 79. Reşidedin. Çaharmakale-i cAruzî tercümesi. Hamburg. 202) Şah Tahmasp'in hatıratı (N. Tüzük-i cihangiri (N. 78. o cümleden tvanov'un tsmailî edebiyatına rehber. 67. Baburname gibi eserleri. Heft-i iqlîm (N. 137). Fârsnâme-i Hâşimî N. Takizade'nin. Gazaliyât-i Sayx-i Sacdî (N. W. Rayaz-u 's-salâtln (N. şimdiye kadar 250 kadar eser bu seride intişar etmiştir. arada Le Strange'ın 14. Akbarnâme ve tercümesi (N. üç cild). Ziyâ-u 'd-din Naxşabi (N. iki cild). Muh-yi'd-din İbn al-cArabî. 223). 97). 129. Mabâni-ü '1-luğât Mehdi Xân (N. . Zafernâme-i Yezdı (N. 189).

o cümleden Gibb'in Ortaasyada Arap fütuhatı tarihi. sonra 1855-1864 te «yeni sem ve 1865 ten başlayıp ta «üçüncü seri» olarak intişara devam etmiştir. ki 1854 e kadar 16 cild çıkmıştı. Şerefuzzeman Mervezi'nin Tabayil-ü '1-hayavân'ından i s t i l ı ra c at onun tercüme ve t a h l i l i ) zikredilmeden geçilemez. 1921-1933 arasında «üçüncü seri» olmak üzere daha 49 cild intişar etmiştir. Denison Ross'un Şarkî Türkistan şivesi numuneleri.ilmî ve siyasî mecmualar Bunlardan biri The Calcutta Revteıv dir. Mecmua Kalkutta Üniversitesi namına neşrolunmakla beraber siyasî mahiyettedir. pai»irf şrrvani'nin hayatı ve şiirleri. M a r ç a i s'in riyaseti ve L. Şarka ait olmak üzere neşrolunan popüler . İtalyanlarda da Napoli'de tesis edilen Şark Enstitüsü (Istituto superiore Ortentale) tarafından bir Annali çıkarılmaktadır. ki 1926-1938 . Fransızların Şark Cemiyeti (Societe Orieritale) de 1843 ten başlayıp bir Revue de VOrient mecmuası neşretmektedir. A. Bu son mecmua islâm alemine dair i s t at i s t i k malûmat neşretmek ve aktüel meselelere temas etmekle beraber ilmî kıymeti haizdir. CuveynI Cihanguşâ'sinden yeni bulunan bir eski nüshanın faksimilesi. Tarih-i Fahruddin Mubarekşah Gurî. Bu mecmua da ingiliz mecmuası gibi siyasi bilhassa. ki 1544 ten 1912 ye kadar 135 cild çıkmış. M a s s i g n o n ' u n sekreterliği altında tesis edilen «İslâm tetkikleri Enstitüsü* nün mecmuası olarak çıkmaya başlayan Revue des Etudes Islamiques dergisine terketti. Bu mecmua da 1938 e kadar 20 cild çıkmıştır.. ki türkçeye de tercüme edilmiştir. C h a t e l i e r Cezairdeki Fransız ilmî heyeti namına 1907 de bir Revue du Monde Müslüman tesis etmişti. müstemleke meseleleri ile meşgul olmaktadır. N. 1913-1920 de «new-series» s ı f a t i y l e daha 8 cild. Münih Şark Cemiyeti ve Alman Asya Cemiyeti tarafından 1901 de neşrine başlanan Asien mecmuası (1919 a kadar 16 cild çıkmış) da bu neviden-dir. 1926 ya kadar 64 cild çıktıktan sonra yerini 1927 de arabiyatçı Prof. Almanların «Die Welt des Islams» mecmualarına denk gelir. Forlong Fund (1942 ye kadar 22 cild çıkmıştır. Bunlara nisbeten daha çok siyasî olarak çıkan fakat şarkiyat ile meşgul olanlarca takip edilmeleri muhakkak faydalı olan mecmualar vardır: Bunlardan Londrada İngiliz yüksek siyasî şahsiyetlerinin ve müsteşriklerden Sir Denison Ross'un iştirakiyle neşredilmekte olan Asiatic Reviem ismindeki üçaylık (quarterly) mecmua başta gelmektedir. Fransızlardan M. Poliak'ın Mısır.2ö4 — Eski İran takvimi. James G. Suriye ve Filistinde feudalizm tarihi gibi eserler vardır). arada bazı ilmî makaleler bulunmakla beraber siyasî idi.

ilk senesinde çok ilmî makaleler de neşrolundu. Müslümanların noktainazarlarını ise bilhassa Hindistanlı Ahmedîler müdafaa etmektedirler. Der Nahe Osten gibi isimler altında siyasi mahiyette neşrettikleri mecmualarında bazen faydalı yazı. New York'ta çıkar. İnkılâptan sonra çıkan bu nevi Rus neşriyatının başında Moskovada "Şarkı öğrenme derneği-tarafından ve hariciye memurlarından Pavloviç'in idaresinde neşrolunan Novıy Vostok (Yeni Şark) mecmuası gelmektedirler. Bu cümleden Amerika misyonerlerince. Cholnoky Jenö'dür. Her iki mecmuada müsteşriklerin ve Rusya Islâmlarının neşrettikleri eserlere ait ve faydadan hali olmıyan tenkitler de çıkıyordu. Hıristiyan ve islamlar tarafından münakaşa ve müdafaa mevzuu olarak müslümanlık meselesi üzerine yapılan neşriyat da ihmal edilmemelidir. Bir de aynı maksatla Kazanda Prof. Babinger'in Malkoçoğulları tarihine ait yazıları o cümledendir). Pozdneev'in idaresinde bir «Mir Islama^ mecmuası çıkarıldığını zikretmiştim. Fr. Bütün bu son nevi neşriyatın ilmî mesaide ancak pek ihtiyatla istifade edilebileceğini kaydetmeliyim. Katanov'un ve Yemilyanov'un idaresinde «gayrirus milletler» in hayat ve edebiyatını t e t k i k ve hulâsa etmek maksadiyle 1912 de Inoreodçeskoye Obezrenyc mecmuası çıkarıldı. Şarkın aktüel meseleleri hakkında Sovyet noktainazarını tebarüz ettirerek yazılan. Bunlardan Khoja Kemaleddin ve Sadreddin tarafından Londrada neşredilmekte olan The Isla-mic Review ile Berlinde yine bunların arkadaşları tarafından neşredilen Moslimische Revue ve Hindistanda çıkan The Müslim Revieıu Lucknozu zikredilmelidir. Bir de Romadaki Şark Enstitüsü (İnstituto per l'Orient) tarafından muasır Şark hayatını tetkik. Arada ilmî olanları da vardır (meselâ Caferoğlu Ahmedin Azerbaycandaki sayecilere. N.'ar neşretmektedir. Macarlar da 1918 de Graf Teleki idaresinde bir yan ilmî Turan mecmuası neşrine başlamışlardı. bazan Margoliuth gibi büyük müsteşriklerin de iştiraki ile The Moslem World (islam Âlemi) mecmuası neşrolunmaktadır. 1910-1937 arasında 27 cild intişar etmiştir. 1922-1930 seneleri arasında 29 cildi çıkmıştır. . Almanların da Der nene Orient. 1940 ta <yeni sem si çıkmaya başlamıştır.. bazen çok mühim makaleler neşredilmektedir. 1944 e kadar 27 cildi çıkmıştır. Son zamanlarda naşiri Dr. Makalelerin çoğu italyancadır ve siyasîdir.285 arasında 10 cild çıkıp. bilhassa Şark matbuatından hulasalar vermek maksadiyle Ori-ento Moderno mecmuası çıkarılmaktadır. sonra Macar parlamentosundaki siyasî Turan Cemiyeti'nin nâşiriefkârı olarak bidayetteki yolundan ayrılmıştır. Ruslar tarafından çarlık zamanında Petersburgda siyasî maksatlarla Prof.

Festschrift. Kondakov semineri mecmuasında D. Baron V. Giese (1940). Commentationes in honorem. Beliayev (bunun metrolo-jiye ait makaleleri çıkmıştır). Theodor Nöldeke (1906. G. Alman.. ve Rus arkeoloji coğrafya ve antropoioji mecmualarında bize ait pek çok kıymeltar tetkikler çıkmıştır. ki 1927 de çıkmıştır) gibi makaleleri burada zikretmeden geçmiyelim. Rusların 1894 tenberi neşrettikleri Vizan-üyski Vremennik mecmuasında çıkan «Selçuknamelere göre Bizans» (c. Belçikada Brükselde 1925 tenberi neşrolunmakta olan Byzantion mecmuası. Ignaz Goldzieher (1912). Georg Jacob (1932). Rosovski (bilhassa Peçenek. Vaselovsky (1914). . Wittek ve Honigmann gibilerin Anadoluda islâm devri tarihine. 3). asırda Azerbaycana taarruzları (c.. N. antropoloji. Rusların Vizantiyslçi Vremen-nik mecmuası. W. Anniversary volum.. yine Pragda rus bizantoluğu Kondakov namına tesis edilen seminerin neşriyatı olan Seminarium Kondadovianum (Recueil d'etudes Byzantines. Bunlardan meselâ İngiliz. 25. Uz. Barthold (1927). lengüistik ve numizmatik sahalarına ait neşrolunmakta olan yahut neşrolunan mecmualarda Şark ait tetkikatı da mukakkak gözden geçirmiş olmalıdırlar.. Toll. A. 2 cild). Fransız. Festansgabe. P. Melanges. Rusların 10. Bunlardan bizim İslâm âlemi ve Türkiyat ile meşgul olanlar ezcümle şu alimler namına çıkarılan ithaf mecmualarını görmelidirler: H. Vernadski. E. meselâ umumî coğrafya. Vilhelm Thomsen (1912). P. 24). A. G. Fleischer. Brendi. Byzantion da Gregoire. İslam ve Türk Aleminin tarih ve kültür meseleleri ile ilmî esasta çalışan zevat Şarkiyata ait eser ve mecmuaları tetkik etmekle i k t i f a edemezler. Browne (1920). ki bunlara Symbolae grammatieal in honorem. Koman ve Kıpçak-ların tarihine dair). Sven He-den (1936). Tork. Radloff (1918) F. N. Kahle (1935). arkeoloji... W. Sachau (1915). Ma-nuel.. tarihimiz için çok mühim tetkikleri ihtiva etmektedir. bazan bunlar ilmî müesseselerin. etnografya. Bizantolojiye ait Almanların neşretmekte oldukları Byzantinische Zeitchrift. Fr. 1927 de çıkmaya başlamıştır).— 286 — Şarka ait malûmatı muhtevi diğer neşriyat Şarka ait neşriyattan asla ihmal edilmemesi icap eden bir kısmı da muhtelif alimlerin ilmî mesaisini takdir ederek neşrolunan ithaf cild-leri dir. Hele bu memleketlerde sinoloji ve bizantolojiye ait neşriyat tarihçilerimiz tarafından asla ihmal edilemez. Livre d'hommage â la memoire de. gibi unvanlar verilir.. Rosen (1897). ulûm akademileri bahsinde dediğimiz gibi. Miscellanea in memoriam. cemiyetlerin ve mekteplerin seneidevriyesi dolayısiyle de çıkarılır. Joseph Strzygovvski (1923). Hirth (1920) E. Selçukların 1221 de Kırımda Sudaki fethetmeleri (c. Anadolunun tarihî coğrafyasına dair yazıları.

Bunlardan Garbî Sibirya şubesinin "Zapiski. ki bunlar ve mesaileri hakkında yeter derecede malûmata mâlik bulunmamaktayız. Batısibirya.. Hograth'ın 1908 nüshalarında çıkan "Küçükasyanın şarkî kısmında eski ve yeni yollar... Orenburg. ingilizlerin The Geographical Journal ve rusların Zapiski Russakago Crogra-fiçeskago Obşçestva (ki umumî coğrafya. Rus statistik komiteleri ve coğrafya cemiyetleri tarafından idare edilen bu mesai bugün ayrı ayrı re-publiklerde açılan Sovyet Ulûm Akademisi (yani Leningrad akademisi) şubeleri yahut müstakil ulûm akademileri "Ülke öğrenme cemiyet. leri 1917 ye kadar 15 cild. İngilzler tarafında Ortaasyada taharriyatta bulunan Sir Aurel Stein gibi ve Önasyada tetkikatta bulunan Ramsary. R. Bunlardan D...287 Atinada almanca çıkmakta olan Byzanlinisch. bunun "İzvestiya. Hograthe ve J. A.. Taşkentte intişar eden Türkistan şubesinin "Izvestiya. Kiakhta.. (Obşçestvo Krayovedenya) leri ve sairenin eline geçmiş bulunmaktadır. Almanların Sâmî kavimlerin kültürüne ve dillerine tahsis ettikleri Zeitschrift für Semitistik und verzuandte Gebiete mecmuasında (ki 1922-1935 arasında 10 cild çıkmıştır) yine Önasya ülkelerinin islâm devri tarihi için mühim tetkikler intişar etmiştir.. Orenburg şubesininki 1917 ye kadar 10 cild. leri baştan başa Türk il ve uluslarına ait yazılarla doludur. İngiliz ve Rus coğrafya cemiyetlerinin neşriyatında. etnografya ve statistik gibi şubelere bölünmektedir) mecmualarında Ortaasyanın ve diğer Türk ülkelerinin coğrafya ve etnografyasına a i t çıkan makaleler tarihimizle uğraşan hiç bir âlimin ihmal etmesi caiz olmıyacak kadar mühimdir. Londradaki Kraliyet antropoloji cemiyeti tarafından neşrolunan Journal of the Royal Antropologecal Societyberinde de Türk . Doğusibirya. Kafkasya şubesinin "Zapiski. Türkistan.. Kafkasya şubelerinin "Zapiski.neugriechische Jahr-bücher mecmuasında bile uygurca Aesop hikâyesine dair bir t e t k i k intişar etmiştir. ve "Garbî-asyanın tetkik problemleri. Rus Coğrafya Cemiyeti'ne gelince onun Kafkasya. Aurel Slein'nin bu mecmuanın 1925 nüshalarında "Ortaasya tarihinde müessir âmil olmak üzere bu ülkenin coğrafyası. sı 1894-1917 arasında 25 cild çıkmıştır. D. Murno gibilerin raporları hep bu İngi l i z Coğrafya Cemiyeti Jour-nal'ında intişar etmiştir.. leri 1913 e kadar 5 cild. unvanlı yazılar.. leri 1852-1916 seneleri arasında 30 cild. lan 1918e kadar 14 cild. ismindeki yazısı ve seyahatlarına ait raporları zikredilmelidir. Semipalat. lnsilizlerin İncil Arkeolojisi Cemiyeti neşri olan Procee-dings of tlıe Socicty of Biblical Archaelogy mecmuasında. Semipalat şubesinin "Zapiski.

lerinde. Handbuch der islamischen Literatür.. Viyana antropoloji cemiyeti mecmuasında (Mitteilungen der Wientr Antropo-logischen Gesellschaftj da muhtelif Türk kavimleri antropolojisine. ve Viyana Coğrafya Cemiyetinin "Mitteilungen. J.. beynelmilel ilim tarihi mecmuası olan /sz's'de. 1938) neşrolunmuştur. islâm tarihi için yapılan yeni bir bibliografi kitabı Jean S a u v a g e t ' i n Intorduction â Vhistoire de VOrient musluman. kendisine üniversiteler dışında çalışanlar için de rehberler işini görebilecek bir şekil verilmiş. P f a n d m ü l l e r . [İngliz Royal Historical Society Mr. Han-çar. Fransızların Journal des Savants gibi umumî ilmî mecmualarında şarkiyata ait neşrolunan kıymetli tetkikatı saymak ancak bir umumî bib-liografi nin işidir. C. 1949) neşretmişse de bunu daha göremedim. Berlin. W a s 11'in Başkurtların antropolojisine ait tetkikatı (Baschkiren. 1916) neşretmiş ise de her ikisi eksiktir. Belçikada Louvain de çıkan Museon mecmuasında ve Almanların tabiî ilimler ve tıp i l m i tarihine ait mecmualarda.Bütün bu nevi dağınık neşriyattan istifade edebilmek ancak mükemmel tasnif olunan bibliografilerin yardımiyle mümkün olur. Fakat böyle bibliografiler maalesef meydana getirilmiş değildir.. Gotha da çı ki . Asyanın dört köşesindeki tarihten önceki kavimlerle Ortaasya kavimlerinin münasebetleri bir çok defa t e t k i k edilmiş olduğu ffibi. Almanlardan G. H. Radloffun Sibirya ve Ortaasya Türk kavimleri etnografyasına ait tetkikleri de Berlin etnografya (Völkerkunde) mecmuasında i nt i ş ar etmiştir. Roma. P h i 1 i p s 'in idaresinde bir «Şark tarih elkitabı» (Handbook of oriental history. bunlarla diğer milletler arasındaki kültür münasebetlerine. Alman alimleri de B. Spuler'in idaresinde bir geniş «Şarkiyat elkitabı> (Handbuch fiir Qrientalistik) 1938 de teşebbüs ettilerse de şimdiye kadar bu işi yürütemediler. leri (ki bu müze meşhur müsteşrik Radioff tarafından idare olunurdu) baştan başa Ural-Altay kavimlerine ait t e t k i k a t l a doludur. Türk tarihine az yer ayrılmış olmasına rağmen metod hususuna ehem- . daha önce İtalyan G a b r i e l i böyle bir eser (Bibliographia Musulmana. Mzik vs. Heidelberg Coğrafya Cemiyetlerinin "Zeitschrift. P f a n d m ü l l e r isminde birisi islâmiyete ve İslâm milletlerine ait Avrupa neşriyatının bibliografyasmı bir ciltte toplamak tecrübesinde bulunmuş (G. Bu eser Şark ve İslâm tarihiyle uğraşan talebeler için yazılmış ise de. Paris 1946 dır. Elements de bibliographie. Hindistan ihmal edilmiş.n "Petermans Mitteilungen. gibi âlimlerin müteaddid makaleleri.. London. dair Fück. da. Berlin. ein Btitrag zur Klâ-rung der Rassenprobleme Osteuropas.1 ~ 288 t a r i h i n e dair Çin kaynaklarının malumatı tercüme edilerek neşredilmiş. Rus Ulûm Akademisi yanında Büyük Petro namına tesis edilmiş olan Antropoloji ve Etnografya Müresi'nin "Sbornik. 1925).

Periodik ilmî neşriyata mâlik olmıyan üniversiteler hakiki ilim müessesesi olamazlar. tLeipzig) ve yeniden ikmal edilen rusça neşri de 1925 de çıkmıştır. nda neşredilmeye başlanıp ta yarı kalan eseri "Avrupa ve Rusyada Şarkı öğrenme t ari hi . İşte Türk üniversitelerinde Şarka ve İslâm Âlemine ait tetkikat-la meşgul olacak müesseseler. Gibb gibilerin iltihakiyle genişlemiş ve eser büyük 4 cild ve bir ilâve cildiyle 1938 de tamamlanmıştır. B. bir çok ilâvelerle intişar etmektedir: islam Ansiklopedisi (kısaltma ile: t A). İlmî mecmuaların ve serilerin tedarikinde geç kalmışız. A. 1913 de muhtelif ulûm akademilerinin yardımiyle Leidende müsteşrik M. bundan yapılan almanca tercümesi de 1913te intişar etmiş (W. Eser 1939 dan başlayıp türkçe olarak ta.^Houtsma. Th. Bu eser^ beynelmilel müsteşrikler kongrelerinin müsbet mahsulüdür. W. J. \T. sonra da bu neşir heyeti A. H. Arnold.. Quellen und For-schungen zur Erd-une Kulturkunde. Fransız ve Rusiar tarafından neşrolunan bu bibliografi eserleri sistematik bibliografiden çok bu milletlerin dilinde Şarka ait neşriyatı öğrenmek bakımından önemlidir. 19 . İngiliz. İtalyan. eserlere dair kısa fakat çok faydalı malûmat ilâve edilmiş olduğundan bu eser Avrupa bilhassa Fransız neşriyatı bakımından cidden tavsiye edilebilir. R.. W. Şarka ait çalışmalarda muhakkak faydalı olabilecek sistematik rehber ve bibliografya Barthold'ün vaktiyle Ragıp Hulûsî tarafından tercüme edilerek "Millî Tetebbüler Mecmuası. Fakat bu eser de Rus ilmî neşriyatının ilk genişlemekte olduğu 1890 senelerine kadar getirilebilmiştir. bunları dünyanın her köşesinde eski kitaplar ve ilmî neşriyat satan büyük kiTarihte Usul F. Wensinck. ingilizce ve almanca olarak üç dilde neşredilmeğe başlamış. Heffening. dir. Alman. R. B a r t h o l d . Türk devlet kütüphanesi ve üniversite kütüphaneleri burada zikri geçen bütün bu periodik neşriyatı ve emsalini elde etmek mecburiyetindedirler. İslam ve Türk kültür tarihine ait tetkikatta ve bibliografi aranmasında hareket noktası Encyclopedie de l'islam (kısaltma ile: El) olmalıdır. Hartmann idaresinde fransızca. d.] Ruslardan da M e j o v adında birisi Asya ve Sibirya kavimlerine ait geçen asırda çıkan Rus neşriyatının üç c i l t l i k bibliografisini neşretmiştir. Die geographischen und historischen Entdeckııngen des Orients mit be-sonderer Beriicksichtigung der russischen Arbeiten. bunun için üniversiteler ve kütüphaneler arası bir ilmî ve amelî heyet kurmak. Bunun için yegâne çare: devlet kütüphanesi ve üniversiteler için kitap tedariki işini bir devlet meselesi olarak ele almak. VIII.— 2öy — miyet verilmiş. ki ilk neşri 1911 de çıkmış.

-290tapçılar, antikvarlar ile sıkı temasta bulunarak, muhtelif memleketlere kitap işini bilen adamlar g-öndererek ve vefat eden âlimlerin miraslarına dair ilânları gözden kaçırmayıp tedarik etmek, ilmî neşriyat ile periodik neşriyatı tedarik ederek millî ilim hazineleri vücuda getirmeyi bir millî haysiyet meselesi yapmak olacaktır.

Bir t a v s i y e : Herhangi bir Avrupa (Londra, Paris, Viyana v. s.) ve Asya (İstanbul, Mısır, Calcutta v. s.) şehirlerinde Türk tarihi ve şarkiyat sahasında çalışan Türkler o şehirlerin kütüphanelerinde mevcut olup okunmaları uyg-un görülen eser ve mecmuaların kayıt numaralarını bu eserde sayıldıkları yerin kenarına yazarlarsa, bu kitabımızın sonunda müelliflerin isim fihristi de olduğundan, istifade için kolaylık olacaktır.

Ek. N. 3
Tarihin ayrı şubelerinin ve tarihle ilgili ilimlerden bazılarının metodolojisine dair eserler

Tarihle bir ilim olarak meşgul olanların, bu ilmin usulünden başka, bir de onun bazı şubelerinin ve tarihle ilgisi olan bazı başka il i m l eri n metodolojisi hakkında da bilgi sahibi olmaları icabetmektedir. Bunlardan iktisad tarihi ile içtimaiyat ve lisaniyat ilimlerinin metodları (bk. yukarıda, s. 23) başta gelmektedir. İktisat tarihi, iktisat sistemleri ve içtimaiyat ile de bağlı olduğundan, bunların çalışma metotları da birbirine bağlıdır. Biz bütün cihan tarihini bir iktisad tarihi olarak öğrenebildiğimiz gibi, tarihin herhangi bir devrini ve safhalarını öğrenirken dahi siyasî ve harsı meselelerle beraber, o devrin ve safhalarının iktisadî hayatını da bizzarura öğreniyoruz. Mesela, biz siyaset ve kültür hayatı bakımından Türkiye ve İranın 16. asırdan sonraki tedricî gerilemesini ve Rusyada bu devirden sonra vukua gelen inkılâpları öğrendiğimiz gibi, İsmail Galib Beyin Meskukat-i Osmaniye kitabının sonundaki cetvelden ve diğer tarihî kaynaklarımızdan <Osmanlı akçesi» kıymetinin Orhan Gaziden Dördüncü Mehmet zamanına; 14. asırda takriben 75 kuruş kıymetinde bir gümüş para olan İlhanlı «dinar» inin, son Kaçarlar devrinde aynı kıymeti haiz olan gümüş İran «kıran> inin üzerinde «onbin dınar> şeklinde yazılan yazıdan, <Genc-i şayigân» dan ve İran tarih kaynaklarından ve seyahatnamelerden altı asır zar/ında kıymetçe tedricen 10.000 defa aşağı inmiş olduğunu; keza Rusların «kopeyka» (yani <kepekî dinar>) ismindeki gümüş paralarının dahi 16. asırdanberi tedricen bir bakır mangır seviyesine inmiş olduğunu öğrenebiliyoruz. Bundan Irandaki tedrici dinar enflasyonunun katastrofal mahiyette olduğu, Osmanlı akçesinin kıymetini kaybetmesinin o nisbette olmamakla beraber, yine mütemadi bir surette devam ettiği görülür. Bu paraların kıymetsizlenmelerini tes-bit için, her devir için bu paraları o zamanın beynelmilel para kurları ile karşılaştırmak gerektiği gibi, her devrin dinar, akçe ve kopeykala-rının kimyevî tahlilini elde etmek icabetmektedir. Bu paraların muhtelif

— 29i — devirlerdeki kurları hakkında yerli ve yabancı kaynakların verdiği malûmatı kıymetlendirmek bir metoda tabi olduğu gibi, 16 —19. asırlarda Önasya ve Doğuavrupadaki siyasî ve iktisadî inkişafların bilançosunu yaparken zikri geçen üç devletin umûmî iktisadî vaziyeti, ticaret, sanayi ve ziraati hakkında kaynaklarda verilen malûmatla birlikte bu enflasyon keyfiyetine dair belirtilerden istifade etmek de yine ayrı me-todlata tabi bulunmakladır. 15. asırdan başlayıp, Önasya islâm kaynaklarında, bilhassa Bedreddin El-Cayni'de ayrı seneler için «ascâr», yani para kuru kayıtları, bunların bazı ecnebi paralarla mukayesesi bulunduğu gibi, Hamdullah Qazvini, cAla' Tabrizî, cAlâ'-u 'd-din Fa-lak-u '1-ma'âli, cImad Sarâvi, cAli bn Muhammad aI-Qumi gibilerin İlhanlı ve Temürlüler devr maliyesine (bk. yukarıda, s. 202 N. 153-7), keza Safevîler devri maliyesine (bk. s. 215, N. 261) ait eserleri gibi kıymetli kaynaklar kalmıştır. Bir çokları «erqâm stenografisi» demek olan «siyâq» haltı ile yazılmış olan bu vesaiki okuyup, mutad rakamlara çevirmek, malî ıstılahları, para ve kıymet nevilerini, vergi ve varidat, keza masarif tiplerini tayin eylemek, sonra bu malûmatı o zamanlarda diğer medeni ülkelerde, meselâ Avrupa memleketlerinde kıymetler, devlet bütçeleri, varidat ve masraflarına, beynelmilel ticarete ait kuyudat ile karşılaştırarak, bu eserlerin cihan tarihi mikyasında kıymetlerini tesbit etmek yine metoda tâbi bir iştir. Bunlar ilmî edebiyatta daha ancak pek az bir miktarda istifade edilerek kıymetiendi-rilebilmiştir. (bk. Z. V. Togan, Moğollar devrinde Anadolunun iktisadî vaziyeti, istanbul, 1931; yine benim İslâm Ansiklopedisi, II. c. 108 — 109 de «Azerbaycan» maddesindeki ve Umumî Türk Tarihine Giriş, I. s 294-296 da verdiğim malûmat ve W. H i n z ' i n Der İslâm, XXIX ve Die Welt des Orients, III de neşrettiği yazıları). Bizim 13 — 15. asır tarihimize, yani umumî Türk tarihine dair tetkikatımızda meselâ bu asırlarda Cinde iç ticaretin, pamuk ve demir istihsali inkişafı ile bunların Çin-Hind deniz yolları ticaretinde istifade edilmelerine dair Çin kaynaklarında mevcut malûmatı da ele almamız icabetmektedir (bk. Giriş, s. 429). 9 —10. asır arap kaynaklarında da Abbasî Halifeliğinin iktisadî vaziyetine ait mühim bazı kayıtlar münderiç bulunmaktadır, bunlarda zamanımızda bu halifeliğin iktisadî hayatini aydınlatmak yolunda istifade edilmeğe başlamıştır (Bk. Abd-u 'laziz a l D ü r î , Al-hayüt-u ' l-İqtişadiga fi 'l-qarn-i '1-şSliş-i min al-hicra, Mısır, 1947). Ayni eski Arap tarihî ve coğrafî kaynaklarında muahhar Iran menba-larında, keza Çin annallarında Asyanın muhtelif kısımlarında muhtelif devirlerde nüfus kesafeti, bunun artması ve eksilmesi meselelerini aydınlatacak kayıtlar bulunmaktadır (bk. Z. V. Togan, Uber die Be-

- 293völkerungsdichte Zentralasiens im Mittelalter, d. Festschrift fiir Alf. Dopsch, 1938, 424—33). Türk ve İsl âm alemi tarihinde feodal teşkilat ve vergiler, bunların başka memleketlerdeki feodal t e ş k i l a t ve vergilerle mukayesesi işlerinde yarıyacak kayıtlar gibi, köy hayatı, halk tabakaları, sınıflar arası mücadele meselelerini aydınlatacak malûmat ta bu İslâm tarihî eserlerinde, vakıf ve sicil vesikalarında ve f ı k ı h kitaplarında bulunmaktadır (bk. yukarıda, S. 47, 48). Bütün bu gibi kaynaklardan İslâm ve Türk ülkelerinin iktisadî ve içtimaî tarihlerini taz-makta istifade etmek ayrı usullere tabidir. Avrupalılar tarafından bu yolda yazılan bazı eserleri yukarıda (s. 23, G a t a n P i r o u , G. K e s s l e r , s. 68, S e i g n o b o s ' u n eserleri) zikretmiştim. İktisadiyat ve içtimaiyat meseleleri için Kari M e lige r, Untersuchunüen über die Methode der Sozialzuissenschaften und der politischen Okonomie insbesondere, 1883; 1. N. K en ey s, The Scope and method of political econorn;/, London, 1904; ayrıca iktisad tarihi için Max W e b e r ' i n münakaşa tarzında kaleme aldığı şaheseri: Rosc-her und Knies und die logische Probleme der historischen Nationalöko-nomie (Schmoller's Jahrbücher für Nationalökonomie, 1903-1904) ve G. B e l o v v ' u n Probleme der Wirtschaftsgeschichte, 1920, keza Alf ons D o p s c h 'in Zur Methodologie der Wirtschaftsgeschichte (d. Verfassungs-und Wirtschaftsgeschichte Mittelalters, Wien, 1928, s. 543—564) gösterilebilir. Bir ilim olan iktisad tarihinin metodlarını nazariyattan çok tatbikat sahasında öğrenmek için şu i k i büyük i kt i s a d tarihçisinin Avrupa iktisadî tarihine ait başlıca eserlerini yazarken kullandıkları usulü tetkik etmenin çok faydalı olacağını zannediyorum: W e r n e r Sora-bart, Der moderne Kapitalismus Leipzig, 1902; A. D o p s c h , Gründ-züge der europaischen Kültürentzvicklund aus der Z°.it von Caesar bis auf Kari des Grossen (2 cild), 192324. Avrupa iktisadî tarihini öğrenmenin usulünü öğreten bu eserler Şark ve İslâm kaynakları esasında Şark, İslâm ve Türk ülkelerinin iktisadî tarihini öğrenmek için asla kâfi gelmez, bu mevzuu muhakkak kendine has hususiyetleri tebarüz ettirilerek ayrıca yazılmak icabeder. Metodu ayrıca tarihcilerce de öğrenilmesi icabeden bir ilim olarak Lisaniyatı da zikretmiştik. Bizde tarihî meseleleri bu yolla izah etmek, bazan hastalıklı bir şekilde tatbik edildiği için, bunun üzerinde durmak bilhassa zarurîdir. Tarihçi, lisaniyatın yardımına müracaat etmek mecburiyetindedir. Fakat lisaniyatın usullerini bilmiyen birisi bu işi tarihe karıştırırsa muhakkak yanlış yollara sapar. Yukarıda (S 7) Türk ve Fin kavimleri arasında kültür münasebeti meselesini tayin yo-

- 294lunda Finlandiyalı âlimlerin ve Macarların bazı eserlerini zikretmiştim. Bu âlimler bu eserlerinde muayyen sistemlere ve metodlara tevessül etmişlerdir. Meselâ birçok kavimlerin dillerinde müşterek kelimeler bulunmasına bakarak, bundan bunların ırkan kardeşliğini istihraç etmek yanlış olur. Lehistanlı Celâleddin Paşa Leh ve Türk dillerinde bulunan müşterek kelimelere dayanarak, bu i ki milletin akrabalığını isbat etmek istemiştir, halbuki kendisi Osmanlıcadaki kelimelerin çoğu arapça yahut farsça olduğunun farkına varmamıştır. Bunun gibi, müderris Yusuf Ziya Bey, eski Türk ve Yunan medenî münasebetleri hakkında türkçe ve almanca olarak yayınladığı «Yunandan evvelki Türk medeniyeti) 1927 (almancası: Arier und Turanier 1942) eserinde ve İsmail Hami Danişmend «Türk ve Hind Avrupalıların menşe birliği» nam iki cildlik eserinde (1945 — 6) sırf kelime müşabehetlerine bakarak büyük iddialara girişmişlerdir. Umumiyetle Türkiye'de Türk Tarih Kurumu'un neşri olan «Türk Tarihinin Ana Hatları» adlı eser de, bu lisanî müşabehetlere bakarak, bir çok kavimlerin menşe itibariyle Türklere akrabalığı ve medeniyetlerin Türklerden alındığ1 iddia olundu. Bunlar lisaniyat metoduna aykırı harekelerdi. Yusuf Ziya Beyin iddiaları ilim âleminde istihza ile karşılandı ')• Halbuki aynı Türk Tarih Kurumu'nun neşriyatında (Belleten V, 94—95, IX, 480—8), iki tarih talebesi Suvar ve Çigil kabile isimlerinin çok eski ve çok yayılmış olduğuna dair bir Türk tarihçisinin faraziye yolunda dermeyan ettiği mütaleaları, hocaları olan bir genç Macar müsteşr i k i n i n fikirlerine uymadığını görerek, bilmedikleri almanca ile yazılmış olmasına rağmen, değersiz göstermek istediler. Bu da Avrupalılardan herhangi birinin, hatta müptedi birinin dediklerine uymıyan vatandaş içtihadlarını Con Ahmetcilik saymanın körpe Üniversite talebeleri arasında dahi yer tutmakta olduğunu gösteren menfi ve şayanı esef bir misâldir. Yani tarihî mesaide filolojinin yardımına müracaatta metoda sığınmanın zarureti anlaşılamamakta, bunların ehemmiyeti ya sadece inkâr edilmekte ve yahut bu usuller ancak Avrupalılarca anlaşılabilecek birşey telâkki edilmektedir.
!) Bk. Dr. Fr. B l e i b e r d . Wiener Zeitschrift für Kandtdes Morgenlandet 1934, s. 159: Um so harter die Enttaeuschung. Denn man mugg sçbon nach kurram Blattem er-kennen, dass hier vveder von Quellen noch von irgendeiner Methode gegprochen vverden darf. Zur Erhartung aeiner These, Arier und Turanier rassisch gleich geien, bedient sich der Verfasser vvarhaft abenteuerlicher Mittel. Die im Okıident gelaufige Vorstellung von mangelnden methodischer Unterbau orientalischer Forschung in Geschichte und Sp-rachvvissenschaft hat durch Ziyas monstrÖses Werk bedauerlichervveise eine neuerliche Bestatigung gefunden. Bk. yine R i c h a r d H a r t m a n n , d. Deutsche Literaturzeltung 1935.

- 295 Umumiyetle tarihte filolojinin yardımına müracaat, usulü veçhile yapılırsa dâvanın kuvvetlenmesine, usulsüz yapılırsa hu ilmî davaların sakatlığına saik olmaktadır. Filoloji sahası türlü temayüller icabı iııdi-yat karıştırmaya çok müsaiddir. Meselâ Doğu Avrupa Skit ve Sarmat-ları ile ve Ortaasya Hindo-Skitlerinden kalan isimler, yahut onlara ait olacağı zannolunan kelimeler hakkında ilim mensupleri içinde dahi pek çok bir diğerine zıd şeyler yazılmıştır, ki ekserisi kablî fikirlere dayanır. Meselâ Rus Slavları arasında Sarmatların mevcut olması hususunda Rus Ulûm Akademisi neşriyatında rus akademisyeni A. Sobol e vsk y Rus zadegfân ailesi ismi olan Şiremet kelimesini esas ittihaz etmiştir. (İsvestiya Otdel. Russk. Yazıka Akad. Nauk, XXVI, 1921. s. 11); halbuki bu kelime, Altın-Orda Tatarlarından ruslaşmış bir ailenin tatarca ismi olup farsça şir ile arapça ahmet kelimelerinden mürekkeptir. Skit ve Slav münasebetleriyle meşgul olan Max Vasmer'in Prusya Ulûm Akademisi neşriyatında yayınladığı tetkikatı da, bu gibi uydurmalarla doludur '). Bizini Türk tarihine gelince, bunda filolojinin yardımına bilhassa Macar âlimleri müracaat etmişlerdir. Fakat bu tetkikat ta ekseriya bugün yaşıyan türkçeye, yahut o r t a asır türkçesine ancak kısmen LİR türkçesine dayandırılmaktadır. Halbuki kableltarihî devirlerden kalan pek çok Türk kabile isimlerinin bazıları Ural-Altay dillerinin bir arada yaşadıkları devirlere ai t kelimeler olacağı anlaşılıyor. Kora diline dair G. Ramstedt2), Hindistanda Munda ve Dravid dillerine dair T. Burrow 3), Pamirde Buruşask diline dair L. R. Lorimer *) tarafından toplanan malzeme, Türklerin komşu kavimlerden bazıları ile, dil hususundaki temaslarının diğer Ural-Altay kavimleri ile müşterek bir maziye irca edilmesi icabettiğini göstermektedir, iştikak dâvaları yalnız bizde değil, diğer bir çok milletlerde dahi tarihî hakikatleri feragatle öğrenmeğe engel oluyor. Meselâ Ruslar «rus» ismini Skandinaviya Cer-menlerinin bir kısmına verilen isim olduğunu, tarihî delillerin sarahatine rağmen, kabul etmek istemezler. Macar âlimlerinden çoğu da «maçan kelimesini millî Ugor dilinden çıkarmak (maynsi aslından getirmek) hususunda diğer Macar âlimleri ile çarpışıp dururlar. Böylelikle filoloji her türlü prejüjelerin esiri olmaktan kurulamamaktadır. Umumiyetle kavimlerin menşeini tesbit yolunda Hsanî faydalanmak çok ihtiyat istiyen bir keyfiyettir. Biz meselâ 13-14 asırB. Z. V. T o g-a n Ibn Fadlan, mukaddime, s. XXIX-XXX. G. R a m 11 e d t, Studies in Korean Ethymology Helsinki, 1949 3 ) T. B u r r o w , The Dravidian Studies, d. Bulletin of the school of oriental Studies, XI, London, 1944, -328-356. *) L R. L o r i m e r , The Burushaski Language, Oslo, 1936.

delillerden

1) 2)

- 296 larda, muhtelif Türk ve Moğol kavimleri hakkında mufassal malûmat veıen ft«r;d*ddin tarihinde ve şarkî Moğol kaynaklarında zikredilen isimlere bakarak bu kavimlerin hangilerinin Türk yahut Moğol olduğunu iddia edebiliriz. Fakat Türk dili mogolcaya nisbeten çok yayılmış ve aynı zamanda edebî dil olduğundan, ana dili mogolca olan kavimler de, son zamanlardaki Ortaasya Tacikleri gibi, türkçe isimler almışlardır, Buna mukabil Cengiz nesli büyük kudret kesbettikten sonra, halis Türk olan kabileler de, bazan moğolca yahut moğol edatlı isimler almışlardır. Bir çok kavimler, din ve medeniyet tesiriyle, baştan başa yabancı bir dilden gelen isimler alıyorlar. Meselâ 1918 de yapılmış olan bir nüfus tahririnde, Başkurdistan'da bir Tatar köyünde tesbit olunan yüzlerce şahıs ismi arasında, ancak iki üç tanesinin türkçe, kalanının kamilen farsça yahut arapça olduğu görülmüştür. Bunun gibi 8-10 asır Şarkî Türkistan Türk ve Moğollarında bir çok isimlerin Hindistan menşeli olduğunu, yani budda dini tesiriyle, isimlerin aldıkları vesikalardan açıkça görülmektedir. Bunun gibi Milâd hududunda Orta-asya'da yaşayan Skit ve Hindo-Skit kavimlerinin şahıs isimleri arasında türkçe ile izah edilen lakab ve isimler mevcud olduğu halde, bunlardaki isimlerin çoğu Iran ve Hind dillerinden gelmekte, Karadeniz Skitlerinin isimlerinde de İran unsuru görülmektedir. Gerçi başka dillerden alınan isimleri, her milletin kendi şivesine uydurarak telaffuz etmesi sebebi ile husule gelen değişmeler üzerindeki incelemeler, o nevi isimlerin şekli aslîsini tesbit yolunda çalışanlara çok vakit bir ip ucu veriyor (Meselâ eski Franklardaki şahıs isimleri hususunda bu cihet dikkatle incelenmiştir). Fakat şahıs isimleri, kavimlerin menşeini tayin hususunda, her vakit itimada az şayan bir delil olarak kalmaktadır. Tarih meselelerinde filolojinin yardımına müracaat eden tarihçi için filoloji metodlarına vukuf elzemdir. Fakat filoloji metodunun bilhassa Şark ülkeleri tarihçilerini tatmin edebilecek bir eser tavsiye etmek güçtür. Umumî filoloji için A u g u s t B o e c k h ' in 1877 ve 1888 aralarında intişar eden Encyklopaedie und Methodologie der philologischen Wis-senschaft; Grundriss der indo-arischen Philologie, herg. von Bühler ve Grundriss der indogermanischen Sprachıvissenschaft herg. von B r u g-mann 1916 gibi kamusların ilk cildlerinin mukaddemeleri, bilhassa bu son eserin ilk cildinde H e r m a n n P a u l tarafından filoloji metoduna dair yazılan mufassal eserler tavsiye edilebilir. Bu meselelere ait diğer rehber kitaplara ve isimlerini zikrettiğim bu eserlere dayanarak, kendi dillerimize tatbikat filoloji metod bilgisine dair türkçe bir eser vücude getirmek Iisaniyatçılarımıza düşen bir vazifedir.

145 de gösterilmiştir. kuzey ve Ortaasya kavimleri arasındaki kültür yahut etnik münasebetleri tes-bit hususunda işe yaramaktadır. Bundan da usulü bilinmeden istifade edilemez. bunları asıl kavmî. biz Masaget'lerde olduğu gibi. Eski Skit kavimleriyle muahhar Türk ve Moğol kavimleri arasındaki münasebeti öğretmek hususunda mukayeseli etnografya çok işe yaramaktadır. Etnografya'da «tarihî etnoloji» (historische Völgerkunde) ve «medeniyet çevrelem (Kulturkreise) mektebini temsil edenlerin metodolojisi ise F. (4. Meselâ tarihimizde. Konrad Prenss'ın Lehrbuch der Volkerkunde. Bauer s. Stuttgrat 1937 ve P. 1931 dir. Buna benzer yakınlıklar kuzey Amerika'nın kadim sekenesi ile Uzakdoğu. Bilhassa Ural-Altay ve Türk kavimle-nin kendi aralarında hangi kavim ve kabilenin menşe itibariyle hangi gurup ve zümreye yakın olduklarını tayin ve bunlar arasında kültür vahdeti meseleleri tetkik bakımından etnografya esastır. Bu gibi âdetler Masagetler ve Türklerle bu kavimler arasında mevcut münasebeti. Bu hususta türkçe çok faydalı eser Orhan Münir Çağıl. kuzey Cinde Milâd-dan önce yaşıyan bazı göçebe kavimlerde de bunu görüyoruz. Heidelberg.297 Bunun gibi etnografya nın da ayrı usulü vardır. etnik hususiyetlerinden ayırabilecek ancak etnografya'nın usulüne vukufla mümkün olmaktadır. muayyen bir yaş haddine geldikleri vakit merasimle ve muayyen yemekler vererek öldürmek âdeti varmış. Bunun gibi Meksika ve Orta Amerika medeniyetini yaşatan kavimlerde görülen 12 senelik takvim ile bizdeki 12 senelik takvim arasında senenin. W. 1911 ve G u s t a v von B u l c k ' ı n Beitrâge zur Methode der Volkerkunde. 1949. Wien. 1 . E b e r h a r d "Bugünkü Avrupada etnolojinin esas cereyanları" adlı yazısında (Ankara Dil ve Tarih Fakültesi dergisi VI. 142 . Rad in'in The Methode and Theory of Ethnology. hukuk Metolojisi dersleri. eski Kırgızlarda ve diğer bazı Türk kavimlerinde ihtiyar adamları. Tarihte yardımcı ilimlerden coğrafya ve tarihî coğrafya'nın .. Etnoloji ve iktisad tarihi ile ilgili olan hukuk tarihinin de ayrı metodu vardır. Traıte d'ethnographie Paris 1950. Şubat yahut Mart ayında başlaması kadar yakın kültür münasebeti görülmektedir. Bunu Prof. belki karabeti gösterebilir. Muhtelif cereyanları izah eden metod kitabı sıfatiyle De Rosny.üncü tabı 1912 de çıkmıştır). eserleri tavsiye edilebilir. İstanbul. London 1927. Gravies'in Enzyklopâdie und Methodo-logie der Rechtszvis sen s chaj'ten'dir. G r a e b n e r ' ı n Methode der Ethnologie.15) izah etmiştir. Fakat bütün bu nevi etnik malzemede insanların içtimaî ve iktisadı havatlarının muayyen seviyesinin müşterek mahsulü olanları çok görülür. 1948 s. Bu nevi eserler arasında en iyisi K. Etnografya ve etnolojide muhtelif cereyanlar vardır. Buna dair eserler de W.

Ch. bu eserleri saydım. Max Kra-us e. demircilik. Fakat Garpta bu nevi tetkikatın usullerini öğretecek toplu bir eser yoktur. 1928) m 1880-1925 aralarında çıkmış sayısı 70 i geçen irili ufaklı eserleri. H e i d i c k e. Schoy. sanat tarihi. yol inşaatı. Bir de K a r i G a r b e r s 'in «İslâm medenî . Fransızlardan M. bu ilimler sahasında çalışmak mecburiyetinde kalındığı vakit. Oberhumme r'in Die Stellung der Geog-raphie "a den historischen Wissenschaften Wien 1904 faydalıdır. ziraat aletleri.— 298 — metodu da ayrıca öğrenilmek ister. kimya laboratuvar edevatı v. L. islâm ve Türk kültür tarihinde İslâmlarda tabiî ve riyazî ilimlerin tıp. tarihçiler tarih metod bilgisinden başka bu ilimlerin de metodlarına vâkıf olmalıdırlar demek değildir. tıp âlât ve edevatı. P. tarih dolayısiyle. coğrafya. M e y e r h o f ve P a u l K r a u s gibilerin tetkikatı sayesinde bu mesai dal budaklanmıştır. Die Methode der Kunstgeschichde 1913. fizik ve kimya ve tekniğin tarihine dair tetkikat'ta çok mühim yer tutmağa başlamıştır. ihr Wesen. L u c k e y .s. bilinmesi icap eden metodun nereden öğrenilebileceğini göstermek için. bunların muhtelif Şark ve islâm kavimlerindeki farkları tebarüz ettirilmek üzere mukayesesi tetkik mevzuu olmaktadır. Burada. Methodenlehre der Kuns-tgeschichte 1924 ile K. Bu hususta bilhassa Erlangen Üniversitesi profesörü E i î h a r d W i e d e m a n n (öl. T i e t z e . lisaniyat metodunu bilmek faydalıdır. ingiliz R. ölçüler. Bu sahada çalışmak istiyen Şarklılar için metod bilgisine büyük bir ihtiyaç vardır. Yalnız bu mevzular üzerinde yapılan neşriyatı tetkikle metodu öğrenebilir. Coğrafya metodu için H e t t n e r . 164-170 Tarihte yardımcı olan Anthro-ponimie. Almanlardan H e n r i c h Su t e r . W. spor takımları. İtalyan N a l l i n o . Toponymie metoduna ait eserler de aynı yerde gösterilmiştir. Teknik sahasındaki tetkiklerde harp tekniği. Geographie. Mısırda yaşıyan alman Yahudi'lerinden M. tabiî ve riyazî ilimler tarihçisi J u l i u s Rusk a'nın mesaisi artık bir mektep açmış bulunuyor. arkeoloji metodları ise. ihre Geschichte und ihre Methode gösterilmelidir. çocuk oyuncakları. tarihe yardımcı olan ilimlerin metod bilgisi hakkındaki eserleri göstermemiz. Tarihî coğrafya metodları hakkında kaynaklar için bk. değirmencilik. Sanat tarihi'nin metodu için R. Tarih için coğrafyadan istifadenin yollarını öğrenmek için E. Kari G a r b e r s . saat. zikredelim. Fakat. ancak l ü z u m u o l d u ğ u n d a müracaat edilecek mevzulardır. Fakat tarih ile uğraşanlar için iktisad tarihi ve içtimaiyat ile tarihî coğrafya metodlarını bilmek zarurî. S e d i l l o t . Ram s ey W r i g h t . Bauer s.

. den ayrı basım) bir methal sıf atiyle tavsiye edebilirim. 1943. 1—2. d.— 2yy çevrelerinde tabiî ve riyazi ilimlerin tarihini öğrenmenin aktüel meseleleri» unvaniyle 1943 te neşrettiği eserini (Das aktüelle Interesse am Studium der Geschichte der Mathematik und der Naturıvissenchaften im islamischen Kultarkreis. Zeitschrift für gesammte Naturıvissenchaften. H. Berlin.

Seignobos muasır bir Avrupa devletinin siyasî ve medenî tarihi ile uğraşanlara materyalleri tasnif ederken bunları 1) maddî ve fizikî hususlar. Tite Live. mekân (coğrafî saha). din. merasim. sıralamalıdır. kıyafet. I. ahlak. 5) içtimaî müesseseler ve hukuk. fezeyanları. Materyallerin tasnifinde zaman [(kronoloji). millet ve camia esaslarına göre tasnif etmek çok eskiden anlaşılmış en kolay bir yoldur. içmek. dans. evvelâ onları. Maddî ve Fizikî hususlar: insan tipleri. muayyen prensiplere isnat ederek ayırıp. yahut bir eser hazırladığı sahayı kat'î olarak tahdit etmeli. teşrifat. oyunlar. toprak. Hastalıklar. zelzele. fslâm müverrihleri de eserlerini bu esaslara göre yazmışlar. Sonra da bu altı guruba giren maddeleri şu şekilde «ıralıyor. musiki. 4 Tasnif ve te'lif plânları Yukarıda (§ 89) vesika ve malzemelerin terkip ve telifini yapmak için. çadırlar. hadise ve fiillerin nevileri demek olan <mantıkî farklara» göre' tasnif etmek âdet olduğunu anlatmıştık. Tacitus v. Fikir hayatı: dil. ve ölüm nüfus. ilimler ve nevileri. Tarihçi herhalde meşgul olduğu. edebiyat. Maddî ve hususî içtimaî hayat: yemek. iklim. nebatat.EK N. erkek yahut kadın cinsinin çokluğu. ev. doğum. bayramlar. doğum-vefat-evlenme ve düğün merasimi. dinler arsalndaki münasebetler. elbise. Romalı müverrihler gibi. harpler ve ihtilâllerle birlikte yangınları. 3) hususî ve içtimaî hayat. yazı. hububat ve hayvanlar. eğlenceler.s. guruplara ve onları da şubelere. II. veba ve doğum ucubeleri gibi şeyleri bu çerçeve içinde kaydedivermişlerdir. seyahatler. istifadelerini kabil kılan bir sıraya koyup tasnif eylemek icab ettiğini kaydetmiş ve materyallerin zaman ve mekâna göre tasnifinden başka. müsamereler ve tiyatrolar. nefîs sanatlar. sonra materyelleri mahiyetlerine göre. mezhepler. Yeni ve müşkil olan tasnif usulü ise. III. mo bilya. hadiseleri bü üç esastan başka bir de mahiyetlerine göre tasnif etmek ve sıralamaktır. . 4) iktisadî hayat. 2) fikir hayatı. 6) halk ve devlet müesseseleri diye başlıca altı büyük gurupa ayırmayı tavsiye ediyor. mesken.

şehirler. yahut bir camianın hususî tarihi ile ayrı tarih bahislerine ait olmak üzere yazılacak monografileri ele alacağız Seignobos'un Fransa kültür tarihine ait materyali tasnif hususunda teklif ettiği taslak. yahut defterler tutmak usulü vardır. yahut bir kaçına tahsis edilecektir. münakalat. bunları bir fikir ve ideye göre harman etmek suretiyle yapılacaktır. Tasnif olunmuş olan materyalleri bir araya getirerek eser telif eylemek daha güç bir iştir. hükümdar. millet ve memleketin. § 19 — 21. o Avrupa içindir. yahut bunların karışığı şeklinde olur. şose ler. Hayat şartları müsaid ve hususi evlere malik olan bir çok bildiklerim ise fiş usulünü ihtiyar etmişlerdir. kültür tarihine yahut siyasi ve kültürel tarih karışık bir tarihe tahsis edilen eserlerin telifinde de gözönünde bulundurulacaktır. Fakat ayrı millet ve memleketin hususî şeraitine göre ele alınmak şartiyle telif için de esas tutulabilir. sıhhat müesseleri. iktisadiyat ve içtimaiyat. miras usulü. istihsal ve istih lâ k teş kilâtı. son tarafına en yeni hâdiseleri almak gibi kaba zaman taslağı değil. islâm milletleri tarihi. Harbiye-adliye-dahitiye-maliye ve saire teşki lâtı. intihabat. memurlar. İçtimaî meseleler ve hukuk. Tarihî bir eser yazarken. yahut onların birine. içtimaî sınıflar. binalar. para sistemi. Biz burada ancak bir millet ve memleketin. hamamlar ve kaplıcalar' İşte. vilâyet idareleri. iç ve dış ticaret. VI. dinî müeseseler. edebiyat ve sanat tarihi. yahut medenî. İktisadî hayat: ziraat. hükümet meseleleri. Her okunan eser ve vesikadan çıkarılacak not. bunlara gö- . imar ve inşaat. bankalar. Ordu. eserin baş tarafına en eski. bu ve buna benzer bir plâna göre tasnif eder. İdare teşkilâtı. meclisler. telif plânları da türlü türlü olur. Fransa tarihi ile meşgul olan birisi. harp sanatı spor ve ona ait müessesat. kad'nın hukuku. yollar. Fakat bu taslak her millete ve ülkeye olduğu gibi tatbik edilemez. Halk ve devlet müesseseleri: siyasî nizamlar. Elbette bir eser orada zikredilen 6 sahanın hepsine. fabrikalar. bunda iş bölü mü. yahut grupların şubelerinin birine. tarihî coğrafya. polis. arkeoloji. Tarihin. Ben şahsen Türk tarihi. askerî ve harbî mü esseseler. teknik hayatı. ya siyasi. köprüler. maden işletme. umumî tarih. etnografya ve antropoloji gibi muhtelif ilim sahalariyle ilgilendiğimden bu mevzuların muhtelif meselelerine tahsih edilen yüzlerce defter tutarım. telif plânı. terbiye ve talim.-301 ~ IV. Yazılacak eser. okuduğu eserlerden ve vesikalardan çıkaracağı notlarını. Aile hayatı. hayvan besleme. hükümet ugulü. V. esnaf ve amele teşkilâtı. işte bu fişlere yahut ayrı bahislere tahsis edilen defterlere taksim edilir. meselâ. yahut bir dinî camianın tarihi. kasabalar. ticaret. Tasnif için fiş usulü. 91 de zikrettiğimiz çeşitli şekillerine göre. jandarma teşkilâtı.

2) Türk tarihinde menşeleri aydınlanmış sülaleler. inhilâl. İslâhat ve siyaseti hazıra diye beş devre ayrılan bir siyasî tarîhtir. 3) Türklerin Sasanî Iranla ve Çinlilerle temasları iranlı Sogd ticaret kolonileri Medenî Uygurlar ve manîhaî mezhebi. 1) Türk tarihi öğrenmenin şartları. ve Seignobos'un kültür tarihi tasnif plânında zikredilen öteki mevad ve benzerleri her devir için varid tasavvur edilerek. Biz burada bir millet yahut vatan. D el a J o n q u i e r e ' i n iki cild-lik Osmanlı tarihi (1914 de ikinci basımı çıkmıştır) telif plânı üzerinde çok düşünülmeden fütuhat. 4) Türkler arasında islâmiyetin intişarı. Bunlardan misal olarak İngiltere tarihi için Cambridge Üniversitesi profesörü Georgf Maçan la y Travelyan'ın bir cidlik History of England (ikinci basımı 1937 de çıkmıştır) ve Budapeşte Üniversitesi Macar tarihi profesörü F. vatan yahut camia tarihlerinden bir yahut iki cild olarak kaleme alınan «elki-tap>larının siyasî ve medenî hayat bahis mevzuu olanlarını ele alacağız. yükseliş. Bathold'un 1927 de türkçe neşredildikten sonra almanca (1935) ve fransızca (1945) olarak ta yayınlanan eseri konferans adedine göre 12 bab'a ayrılmıştır. Mahmut Kaşgarî'nin eseri. Hazar medeniyeti. Siyasî ve medenî hayat karışık olarak yazılan vatan tarihleri'nden örnek olacak eserler şimdi bütün medenî milletlerde vardır. tetkik olunacak olursa Türkiye tarihi için böyle tertibi muayyen bir fikir sistemine dayandırılmakla telif plânı numune ittihaz edilebilecek bir eserin daha meydan da olmadığı görülecektir. Ortaasya'da Karahanlılar sülâlesi Oğuzların islâmiyet! kabul etmesi. Doğu Tiyanşan'da ilk medenî Türkler. Umumî Türk tarihine dâir B a r t h o 1 d'un Ortaasya Türk tarihine dair dersleri ile benim Umumî Türk Tarihine Giriş kitabımın telif plânlarını ele alalım. tipik eserler olmak itibariyle. Göktürk Hakanlığı ve Orhun abideleri Türklerin iptidaî din ve medeniyetleri. bir vatan ve devlet tarihinin bütün devirleri. Horezmin Hazarlar ve Ruslarla münasebeti. maddî ve manevî hayatın her sahası için malûmat elde etmeğe çalışır.— 302- re. Telif plânları için yazılacak eserin mensup olduğu tipte neşredilen eserlerin plânlarını ele almak faydalı olacağından burada bu mevzu üzerinde duracağız. Milletlerin* seciyesine dinin tesiri. 5) İslâmiyetin kabulü neticsinde Türkler arasında medeniyetin intişarı. . Her iki eser. devirlere taksim olunur. E c k h a r t tarafından yazılan ve türkçesi 1949 da Türk Tarih Kurumu tarafından neşredilen Macaristan Tarihi gösterilebilir.

11) Ortaasya'da Tcmür devrini hazırlayan dinî mücadeleler ve Temür'ün kurduğu devlet- 12) Temür ve oğullar! dsvrinde Ortaasyada iktisadî ve medenî hayat. Eski gayri müslüm Türklerin içtimaî ve harsı hususiyetleri 7) Uzakdoğu kavimleri ve anların (Ç inliler in ve Karahıtayların) Ortaasya müslü-man Türkleri üzerinde tesiri. 3 — T ü r k i s t a n v e T ü r k l e r . Moğolların Frenklerle münasebetleri. Şarkî Türkistan şehirlerinin mukadderatı. bunların komşu medenî kavimlerle temaslarını ü-zerlerinde muhtelif dinleıin ve medeniyetlerin tesirini. Barthold Ortaasya ile iktifa etmeyip Doğuaavru-pa ve Önasya Türklerinin tarihini de bahis mevzuu ettiğinden kitabı Ortaasya Türkleri tarihi değil de. tasavuf ve Şafiîlikle hanefîlik arasındaki nevbetleşme.-taasya'da Moğol sülaleleri. Türkistanda Uzakdoğu kültür tesirinin son zamanlara kadar gelen izleri 8 — Rus devrinde şehir hayatı. 18. uncu asır hanlıkları. Türklerin geniş mikyasta şehir ve köy hayatına geçmeleri. Şehir hayatinin değişmişi Buda. Demek Barthold bu eserini yazarken Ortaasya Türklerinin siyasî tarihini sıralamakta. islâm devrinde medrese hanekah. 7 — Rus m u h a c e r e t h a r e k e t i . 2 — İslâm d e v r i n d e T ü r k i s t a n dillerin değişmesi. Rus şehir hayat şartlarının yerli Türkler üzerisde tesiri. 19. 9) Cengiz Han ve onun Türkistan'daki fütuhatı. Bu devrin maliyesinde gümüş buhranı. hristiyan manihaî dinlerinin yayılması. inci asır ihtilalleri. bir milletin tarihi olmuştur. 8) Türk medeniyeti tarihinde Morezmin ehemmiyeti. 4 — Moğol d e v r i . Ve plânı da şudur : 1— l a l a m d a n ö n c e k i T ü r k i s t a n Sasaoîlerin ve Çinlilerin tesirleri Sogdlı-larin Ortaasya medenî hayatındaki rolü. Cengiz evlâdı zamanında türk ve fars dillerin in ehemmiyeti. onların müesseseleri. Bu devirde şehir hayatı. Güney Rusya'da Peçenek ve kıpçaklar. 6. Türk beyleri ve türk dili. Altın-Orda10) O. . Türkiıtanda Devlet idare makinası 5 — Ö z b e k h a n l a r i . Bunlara karşı alınan mukabil tedbirler. Moğol fütuhatının cihan tarihindeki ehemmiyeti. Özbek hanları. Hokand ve Hiyva hanlıkları. Buhara. «Umumî Türk. Azerbaycan ve Anadolu Türkleri. Halbuki aynı Barthold'un bir sene sonra 1928 de neşrettiği Türkistan medenî hayatı tarihi adlı eseri bir vatan ve onun Türk ve İranlı olan sekenesinin medenî tarihidir.— 303 6) Oğuzların islâm memleketlerini istilâ eylemeleri. 9 — M e m l e k e t i d a r e s i n in a v r u p a l ı l a ş m a s ı Toprak meselesi. telif plânına esas edinmiştir. Türk kavimlerin bugünkü hali. İlk islâmî türkçe edebî eserler. — Rus devr i n d e y e r l e ş i k ve g ö ç e b e h a y a t Ahalinin bu iki zümresi arasında mektep ve medreselerin rolü. isyanlar. bu yolla bir Türk medeniyetinin meydana gelmesi hususunu tebarüz ettirmeyi. Karahanlılar ve Karahıtayların temsil ettikleri kültürler. Iran ve Türk unsurları arasındaki münasebet. bilhassa Ortaasya Tükleri tarihi» yani eser bir vatan ve onun sekenesinin tarihi değil. Horezm'de Türk edebiyatı. Pamukçuluk.

VI. Türk ta ri h i n i n eski d e v i r l e r i : 1) Türkistanın asıl sekenesi meselesi ve Türkler. 18. 4) Bu devrin mmuraî vasfı VII. Tür ki erin f ü t u h a t l a r ı ve İ n t i ş a r l a r ı 1) Türklerin fütuhat an'ane-leri. siyasî hayatları ile birlikte medeni ve iktisadî hayatlarını bahis mevzuu etmek üzere bir telif plânı tertip etmiştim. inci asrın son yarısında Azerbaycan'ın siyasî hayatı. 5) Eski devirlerde ana yurdda olup biten siyasî vakalar. 2) Garbî Sibirya'da Şibanlılar. 4) Selçuklular devrinde Azerbaycan'ın ve Anadolu'nun türkleşmesi. 3) Kazaklar ve Kalmuklar. 3) Sakaların türklüğü ve Afrasyab.ve Ö n a s y a Türk tarihinin seyri hususunun uzun seneler zarfında öğrenerek. Horasan ve Iraka geçmeleri. II. İki cild olarak kaleme alınan. 10) 14. hükümet süren sülâleler ve tanınmış şahsiyetler. 9) Coçı Ulusunun batısı ve Osmanlılar. Türkleri 11. 1) Osmanlı devleti 1579'a kadar. 1) Özbek hanları. 7) Türklerin önasya ve kuzey Af ri-kaya yayılmaları. 3) Selçukluların ve Oğuzların Azerbaycan'da ve Anadoluda yerleşmeleri. 6) İlhanlılar zamanında kültür hayatı. asra kadar Ortaasya'y'ı sonra Orta.— 304 — Ben ise Umumî Türk tarihine Giriş için. O n a s y a'd a yeni T ü r k v a t a n ı n ı n k u r u l m a s ı . 2) Selçukluların Meverâünnehir'deki hayatı. 2) Safevîler. Türk T a r i h i n i n İ s l â m ç a ğ ı n d a y ü k s e l i ş d e v r i l ) Bu devirdeki başlıca siyasî hâdiseler. 2) İslâm çağında yükseliş devrinin umumî vasfı. 8) Osmanlı devletinin teşkilâtı. 1) Selçuklular ve onların aslı. 5) Türklerin ve Turanlıların Güney . 2) Güney Türkistanın kadîm sekenesi ve onların komşuları. i n k ı l â p l a r d e v r i n d e O r t a . I. 6) Kazan hanları.ve Doğuasya taraflarına yayılmaları" 6) Türklerin ve Turanlıların Doğu .ve Ortaavrupa'ya yayılmaları. tertib edilen bir çok defalar değişmelere maruz tutulan ve nihayet . C u m h u r i y e t i n k ı l â b ı n a k a d a r ö n a s y a Osmanlılar. V. 3) Türklerin yayılma şekilleri ve bunda müessir olan âmiller 4) Türk ve Turanlıların en eski yayılmaları. VIII. IV. 11) Osmanlı devletinin kurulduğu devirde batı Türklerinin kültür hayatı. fakat ikinci cildi daha çıkmamı. Rus ve Çin i d a r e s i a l t ı n d a O r t a a s y a . 3) Kırım kanlığı ve Rusya. 5) Nogaylar ve Başkurtların Ruslarla mücadeleleri. 7) Bu devrin umumi vasfı. 2) Türk ve Moğol fütuhatının cihan tarihindeki ehemmiyeti. 4) Tück ve Turan kelimelerinin aslı ve Türk ismi taşıyan ilk kavim. Kafkasya ve Azerbaycan'da hanlıklar ve Rus istilâsı. inci asrın başına kadar önasya.ve Önasya'yı vatan edinen bir millet olması bakımından ele alarak. Avrupa ve Çin istilâsına kadar Ortaaasya. 7) Osmanlı devletinin kuruluşu. 6) Bu eski devrin umumî vasfı. 5) İlhanlı hükümdarları ve onların yerlerine geçen beylikler. IX. 4) Kâşjrar'da banlar ve hocalar. olan bu eserin plânı şudur: O — Türk kabileleri ve sayıları. III. Türk tarihinin devirlere taksimi ve o devirler hakkında okunacak eserler.

Sanayi ve fabrika hayatının başlangıcı ve inkişafı. Rus tarihinde para ve kıymet mefhumu. Şark milletleri ve Rusya gibi yarı şarklı milletlerin kültür tarihine dair yazdıkları eserler. VerTarihte Usul F. Türk ve Moğol kavimlerinin muhtelif devirlerde yayılıp taşmalarının plânlı «fütuhat» yahut plânsız «intişarlar» şeklinde inkişaf ede ede. Kredi işleri ve bankacılık. Oldukça tafsilatlı bir eser sıfatiyle Prof. Japon. Eski Slavların hayat tarzları ve meskenleri. Ticaretin 17. bunda komşu milletlerin tesirleri. Bunun coğrafî şartları. C. asırda İ k t i s a d î h a y a t . Ziraat hayatına geçmenin temposu. kültür tarihleri için yazdıkları eserlerin telif plânları Şarklılar için de örnek olmalıdır.. Çin ve Hind kültür tarihlerine tahsis edilen cildler mühimdir. 3 — D e v l e t h a y a t ı . Ortaasya'da Türk ve Aryanı kavimlerin Milâddan bir kaç asır önce başlayan medd-ü cezirleri. S e l i g m a n ' ı n idaresinde 1931 de neşre başladıkları The Cressert Historical Series'te Rus. bizim için daha elverişlidir. Kitabın metninde hiç bir meselenin derinliklerine dalmayıp onları öğrenmekte faydası olacak kaynakları haşiyelerde göstermekle iktifa edilmiş ve bu yüzden de kitaba «giriş» ismi verilmiş ve her devrin vukuatı sonunda onun umumî vasfı yazılmıştır. Böyle eserler birer cildlik popüler kültür tarihlerinden İngilizlerin Prof. M i 1 i uk o v'un ilk defa 1896 neşrettiği 4 çildik «Rus medeniyeti tarihi» (Oçerki istorigi russkoy Kulturı) 'nin telif plânı istifadeye şayandır. Garbın tenkidi tarih metodu ve onun Rus âleminde tatbikatı üzerinde çok duran ve Rus kültür tarihçileri üzerinde geniş tesir yapan bu eserin 21 sayfa tutan fihristinin hulâsası şudur : 1 — Rusyada A h a l i n i n a r t m a s ı ve o n u n d e v i r l e r i . P. Şehirli ve köylü iktisadiyatı arasında tenasüp. 20 . İç ve dış ticaret. Sarayın masrafları ve bunun muhtelif devirlerde devlet bütçesinde yeri. panayırlar. Yollar. Rus malî idare sistemleri. 2 — 15-18. bugünkü cîhan siyasî ve medenî hayatında kendilerine münasip mevkii almak yolunda geçirdikleri ve geçirmekte oldukları mücadeleler kısa olarak. örnek olmak itibariyle.305 son şeklini alan bu plânla. asırdan sonraki inkişafı. bütün bu devirlerde Türklerin muhtelif medeniyetlerle daimî temas neticesinde kendi millî medeniyetlerini kurmaları. anlatılmıştır. Mübadele ve para iktisadiyatı. Moskova kniazlığının askerî bütçesinin muhtelif devirlerde devlet maliyesinde tuttuğu yer. Garp milletlerinin. nüfus artıklığının eski dünyanın muhtelif taraflarında yerleşme tecrübelerinin nihayet Ön-asya'da yeni bir vatan kurmakla muayyen bir şekil almış olması. kara-nehir ve deniz yolları. Fakat garplı âlimlerin (meselâ B o c k l e ' i n ) Avrupa milletlerinin medenî tarihlerine dair yazdıkları eserlerden çok.

Ordu bahriye ve iktisad teşkilâtında f i k i r ceryanla-rındaki tekamü. 6 — K i l i s e ve f i k r î y a r a t ı c ı l ı k .. Rus şehir hayatının bu asırlarda gelişmeli. Rus kilisesinin ve dininin millîleşmesi. eserler. 4— S ı n ı f l a r h a y a t ı . asırlarda ıjeçırdigi değişmeler. Rusyada Türk aydınlarının bir çoğu üzerinde de müessir olan bu eserler telif plânları itibariyle. 1925) bir sosyal-demokrad sıiatiyle tahlil etmişlerdir. Milletlerin ve camiaların kültür tarihinin ayrı bir kolu olarak işlenen tefekkür tarihi parti ve mezhep tesirlerine en çok maruz kalan bir sahadır. 1912) bunu bir sosyal-psikolog olarak. Hâkim kilisenin iç gelişmeleri. Rusyada millî idealin felsefesi. muasır hayattan tecer-rüd ederek. D. sosyolog G. Garpçilik ve ekolleri. 9 — R u s y a n ı n yeni f i k i r h a y a t ı n'da tenkid unsurunun ve metodun zaferi. Fransız ve Alman idealizm ve materyalizminin Rusyada içtimaî İslâhat fikirlerini doğurması. Avrupa medeniyetinin dış ve iç hususiyetleri. Şthirlerde nüfusun artmasının geçirdiği safhalar. Devlet ahlî idare müesseselerinin ta r ih i. tarihçilerin görüş farkları. ortaçağ İslâm ve İran fikir cereyanlarını millî malımız gibi ele olarak «Türk tefekkür tarihi» yaratmağa çalışanlar için de örnek olabilirler. Kilise ve edebiyat. Ve bundan müstakil umumî fikrin doğması. onun Rus cemiyetindeki tesirleri. 3 cild 1914-16. Plexanov da «Rus içtimaî fikrinin tarihi» (Istoriya russkoy obçestivennoy misli. Vilâyetlerin idarî taksimatının geçirdiği devirler. bilhassa Tanzimattan sonraki f i k i r hayatı olarak . 3 cild. Çünkü fikrimce bizde de Türk fefekkür tarihi en çok muasır Garp fikir cereyanlarını benimsemenin ve bu yoldaki mücadelelerin tarihi şeklinde. Bu meselede "milliyetçi ve "garpçı.306 giler. Bu sınıfların iç temaslarının Rus milletinin bir millet olarak gelişmesine tesiri. Miliukov eserinin son yarısında bu mevzuu bir pozitivist olarak ele almış ise.K u I u k o v s k i «Rus aydınlığının tarihb (Istoriya russkoy intellegntsiyi. asırda geçirdiği inkişaf safhaları. Ov-s i a n i k o . Garp tenkidi f i k r i n i n içtimaî karekter kesbetmesi. onun zadegan ve şehir ahalimi ile münasebetlerinin tarihi.. İçtimaî İslâhat hareketleri. Bunda âmil olan şahsiyetler. Tiyatroda halkçılık ve milliyetçiliğin inkişâfı. Mezhepler ve dinî isyanlar. Rusyada f i k i r hareketlerinin plânlılığınl temin eden cerevanlar ve mektepler. nevileri ve muhtelif devirlerde değişmeleri. Rsdikalizm ve irtica. 7— M a a r i f ve m e k t e p Petro'dan önceki Rus mektebi. Masonluk hareketi. mecmualar ve cemiyetler. Petro ve Katerina zamanında efkârıumumiyenin iktidar ile çarpışması. Bunun Petersburg devri. Kilise ve sanat. 8 — Asrî D e v l e t in t e ş e k k ü l ü d e v r i n d e millî f i k r i n g e l i ş m e s i Rusyada fikrî takip ananesini yaratan ekoller. 5 — K i l i s e ve din. Tüccar sınıfı Köylü gınıfı. Bunun 17 —18. Garpta ve Rusyada zadegan hayatı. bunun inkişaf safhaları.ün tesirleri. edebiyat tarihçisi ve sanskritçi olan Prof. Rus zadegan hayatının 17 — 18. Muhtelif devirlerde gelir vergileri. Bizans ve Rus kilisesi. Rus milliyetçiliğinin gelişmesinde yabancıların tesiri.

Filistin . IV. 5) Emevîler. I. V. C. 3) Arabistan. bilhassa Mısır Üniversitesi profesörlerinden Ahmet Emin Beyin Avrupa görmüş bir â l i m sıfatiyle yazıp yayınladığı eserler netice itibariyle bir arap tarihi şeklini almıştır. 2) Cihan harbinden sonra Mısır. Cihanşümul İslâm devleti ve onun parçalanması: 1 İlk Abhaüler. Vatan ve milliyet çevresine girmiyen camiaların tarihi'nden İslâm tarihi bizi ötedenberi yakından ilgilendirmiş. 2 cild. 4) 19 uncu asırda Sudan. . 3) İranlılar ve Türkler (Gazttdıler ve Sel çuklular). Brockelmann elindeki bütün mataryali 1) Araplar ve Arap d e v l e t i . Mevârâi Ürdün ve Irak. hatta çok zamanlar millî tarihimizin yerini tutmuştur. ilk c i h a n h a r b i s o n u n d a İ s l â m m e m l e k etle r i n d e t e c e d d ü t : 1) Cihan harbinde Türkler. 1887). 2) Devletin en parlak devrinde Osmanlı kültürü.— 307 işlenecektir. 1) 19. 5) Haçlılar zamanında Ö»5>. Rusça tercümesi de yayınlanmış olan bu eserin plânını. 2) Cihanşümul islâm devleti ve onun parçalanması. uncu asırda Osmanlı devletinde ve Mısırda fikri hayat 3) 19 uncu ağırda Şimalî Afrika. III. 5) ilk cilıarr harbinden sonra islâm devletlerinin teceddüdü diye beş esas baba ( k a p i t e l ) ayırmış. 1885. II. i) 18 inci asrın sonuna doğru Osmanlı devletinin inhitatı. 2) Hilâfetin dağılması ve küçük sülâlelerin ortaya çıkması. 4) Suriye. burada bahis mevzuu etmiyoruz. 5) Cihan harbinden sonra İran ve Afganistan. 4) 10 uncu asırda islâm. bu müellifin İslâm camiası tarihini telâkki tarzı artık eskimiş olduğundan. Brockelmann'ın 1939 da bir cild olarak neşretiği ve fransızcaya da tercüme edilmiş olan «tslâm kavimleri ve devletleri t a r i h i » (Ceschicte der islamischen völker und Siaaten) nin plânı ele alınmağa değer. Türk camiası üzerinde müessir olan eski ve ortaçağ f i k i r cereyanlarını ihmal etmek olmaz. Muasır ilmî anlayışla şuurlu telif plânlariyla vücuda getirilen bir türkçe eser hâlâ meydanda yoktur-Araplardan. 6) Türkler ve Moğollar ve Abba»î halifeliğinin sonu. 4) İspanya'da ve Şimalî Afrika'da islâmiyet. Elbette bu. uncu asırda Mısırda Osmanlı hâkimiyeti. Böyle bir tslâm tarihini geçen asırda Göttingen Üniversitesi profesörü A u g u s t Müller <Onc-ken'in Tarihi Umumîsi»' ne dahil olmak üzere neşretmişti. 19 uncu asırda islâmiyet. 4) Dört Halife. Zamanımızın büyük Arap edebiyatı ve İslâm tarihi bilgini olan Prof. 2) Muhammed Peygamber 3) Onun t a l i m a t ı . l a l a m ı n ön k u v v e t i o l m a k i t i b a r i y 1 a O s m a n l ı l a r : 1) Osmanlı devletinin teessüsü ve onun Kanunî devrine kadarki genişlemesi. 2) 19.'"< ve Mısır'da Memlûklerin zuhuru. 3) I s l â m ı n ön kuvveti olmak i t i b a r i y l e Osmanlı devleti. Berlin. Bu asırda İran ve Afganistan. sonra da bu mevzulara ait teferruatı şu fasıl (rubrik) larda avraiamışilr. 3) Osmanlıların rakibi sıfatiyle yeni tran devleti (Safevî dev leti) nin teessüsü. A r a p l a r ve Arap d e v l e t i : 1) İslâmdan önceki Arabistan. JDer islâm im Morgen-und Abendland.

. kendisine intisab eden milletler için bir din olmaktan başka. bütün bu kavimlerin siyasî ve medenî tarihini tek bir «İslâm tarihi» altında birleştirmek âdeti cari olmuştur. M e z. Avrupa milletleri için «haçlılık» ancak iki asırlık bir zaman için bir müşterek siyasî umde olduğu halde islâmiyet müs-lüman milletler için son millî uyanışlar zamanına kadar siyasî ve fikrî hayatı tanzim eden ezelî ve edebî bir umde telâkkî olunmuş. Ve bunlardan da 1) tarihimizin ayrı devir yahut sülâlelerine tahsis edilen. Avrupa milletlerinin siyasî ve medenî tarihi bir «Hristiyanlar tarihi» ismi altında birleştirilmediği halde. fakat Şimalî Afrika'da Fransa ve İtalya müstemlekeleri olan ülkelerin tarihini kitabına almakla bu prensibe sadık kalmamış olmasıdır. kendilerini bir «müslüman milleti» saymışlardır. Cultergeschichte des Orients unter den Chalifen. islâmiyet. siyasî bir umde işini de görmüş olduğundan.308 Fakat bu plânda qer şeyden önce göze çarpan cihet bugün Rus idaresinde bulunan Ortaasya'nın ve ingiliz idaresinde bulunan Hindistan'ın «İslâm kavimleri ve devletleri tarihi» çerçevesinin dışında bırakılmış olması yani bugün mevcut İslâm devletlerini esas edinmesi. Die Renaissance des Islâms. Yoksa bir camia tarihi sıfatiyle «İslâm milletleri tarihi» bu kavimlerin ayrı milletler şeklinde geçirdikleri hayattan başka. burada bunlardan ancak bizim Türk ve islâm tarihini ilgilendirenlerini bahis mevzu edeceğiz. Bu güne kadar Arap medeniyetini ( G u s t a v e L e B o n . v.işlenmek ihtiyacm-dadır. Tarihin ayrı bahislerine ve devirlerine tahsis edilen Monografiler'e gelince. Fakat asrımızda başlıyan millî uyanış devrinde vücuda getirilen «Arap tarihi» «İran tarihi» ve «Türk tarihi» İslâm umdesine tarihte verilmekte olan rolün îzam edilmiş olduğunu göstermiştir. La Civilisdtion des Arabes. 1875-7 ve Curci Zeydan. ve arada Türkler. bu milletlerin birlikte doğurdukları müşterek medeniyeti bahis mevzuu etmelidir. 1884) yahut «islâm medeniyetini (A. 1922) bu fikri tam olarak tatbik etmediklerinden mevzu bu hudud içinde yeniden. bu yanlış telakkiyi devam ettirmiştir. birlikte geçirdikleri müşterek hayatı. 2) tarihimizin ayrı bahislerini aydınlatacak metinleri esas edinerek vücuda getirilen . Brockelmann da eserini yazarken. İran gibi bir millet islamiyet çerçevesi altında kendi mevcudiyetini asırlarca örtülü bırakmış. 1902-6) bu hakikati tam olarak idrak etmiş olmadıklarından. Krem er. diğer bir çok kavimler. Târıx-u 'l-tamaddun-i Vislâml. İslâm milletlerinin müşterek malı olan «İslâm medeniyeti» halis Arap malı olan «Arap kültürü» nden ayrılmakta ve ayrı tetkik mevzuuna teşkil etmektedir. idrak edenler de (A.

Marquart'ın Eranşahr (Berlin 1900). tahlilini ve bu metin ve tahlilden çıkan tarihî meseleleri «ekler» şeklinde sıralayıp ve indekslerle de teçhiz ederek bu mevzu için klasik bir eser vücuda getirmiştir. Baktr. Barthold 10—12 asırlarda. elbise. asırlarda cereyan eden hadiselere ait İslâm ve Bizans kaynaklarında mevcut malûmatı metodik bir surette tahlil etmiş. Türkistanda cereyan eden siyasî ve medenî değişiklikleri başta kaynaklar. Ptolemeus Cografya'sının ermeni müellifi Koronu Musa'nın eserine alınan şeklinin Mediya. 4) hükümdar. Wittek'in «Menteşeo-ğullarn B. bu nevi eserler vücada getirmek üzere çalışanlar Seigno-bos'un tasnif taslağında yazdığı kültür hayatı teferruatını kafalarında tutmak mecburiyetindedirler. 9) hukuk. 3) devlet idaresi. saray memurları ve zâdeğân. Horezm ve Skithiya ait kısımlarını ele alıp. . Sogdiyana. Benim îbn Fadlans Reisebericht ve Dr. yemek. Bu husus metinler tetkikinde dahi her vakit hatırda tutulacaktır. P. P e l l i o t ve E. 11) umumî hayat. Spuler'in İlhanlar ve Coçı oğulları tarihine tahsis ederek neşrettikleri eserler gelmektedir. sonra ülkenin tarihî coğrafyası meselelerini izah ettikten sonra. 5) hükümet teşkilâtı. Bunlarda Marquart. — 15.?) vilâyetlerin idaresi. burasının kültür hayatına dair eline geçen kayıtları dahi ihmal etmemiştir. şehir hayatı dil ve milliyet meseleleri olmak üzere kültür hayatının safhalarına göre tanzim ederek yazmıştır. tercümesini.. elde mevcut bütün vesaiki tenkidi surette gözden geçirerek. ermenicesinin edition kritiğini. 8) elçilikler. B. Zamanımızda ayrı devirlerin tarihine ve şahsiyetlerin hayatına tahsis edilen tetkikatta. P. C h a v a n n e s ' i n Une traiti manichaienne reîrouvee en chine (Paris 1913). 400 sayfada aydınlatmıştır Wittek Batıanadoludaki bir küçük Türk beyliğinde 13. W. o devirlerin kültür hayatını aydınlatmak usulden olduğu için. Iran. Spuler de İlhanların ve Altın-orda hanlarının tarihini eldeki malzemeyi her iki eserinde 1) siyasî hayat 2) dinî hayat. Metin tahlili esas edinerek yapılan tetkikat için misal olarak J.309 eserlerden ve 3) tarihî şahsiyetlerin hal tercümelerine tahsis edilen tetkikattan bazılarını zikredeceğiz. Horasan. ticaret ve sanayi. 6) vergiler ve maliye işleri. Wright'ın Ottoman Statecraft (Princeton 1935) adlı eserleri gösterilebilir. Türk tarihinin ayrı devirlerine tahsis edilen eserlerin başında B a r thold'un «Moğol istilâsı sırasında Türkistan>. 10) askerî teşkilât. ev hayatı.

8. o sıra ile tertip edilmişlerdir..310 — Pelliot-Chavannes m. Bu gibi eserlerde meselelerin mevzularını. 101 da zikri geçen Sarı Mehmet Paşanın Osmanlı devlet idaresi bilgisine dair türkçe eserinin tercüme ve tahlilinde ise. 920-22 de Türk illerin de seyahat eden bir Arabın seyahatnamesinin arapça metni 406 sayfalık eserde ancak 46 sayfa tutmakta. nevilerine göre sıralanmanın lüzumu yoktur. Pelliot bu eser için yazdığı haşiyelerinde 8. bundan çıkan meselelere ait haşiyeler 210 sayfa' eserin menşeine ve mevzua ait bir mukaddime l2 sayfa olup 26 sayfalık cince metni ve indeksleri birlikte ceman 360 sayfa tutar. Yani bu nevi metin tercüme ve tahliline ait eserlerin telif plânları sa. Böyle eserlerden islâm tarihinin büyük şahsiyetlerinden Emevî halifelerinden . asırda Şimalî Cinde ve Uygurlar Memleketinde manihaizmin intişarı zamanında yazılıp m. Wright eserine 14 sayfalık tahlilî bir indeks ilâve ettiğinden. asır Ortaasya. dedir. Bu eserde bu meseleler arapça metnin tahlili dolayısiyle ortaya çıkmış olduklarından. Wright'in yukarıda s. Türk tarihine ait monografilerden Dr. Uzakdoğu (o arada Uygurlar) hayatına ait müteaddit meseleleri izah etmiştir. Fakat bu meseleler cince metnin tahlili dolayısiyle ortaya çıkmış olduklarından yazılışlarındaki sıra da ona göre yapılmıştır. sonra eseri. sonra 104 sayfa tutan haşiyeli tenkidi tercüme. nihayet 232 sayfa tutan ve metin tahlilinden ortaya çıkmış olan meselelerin izahına tahsis edilen sekler» gelmektedir. 900'Iarda çinceye tercüme edilen ve 1908 de Tungh Uvang'da bulunan manihailiğe ait 26 say falık bir parçayı neşretmişlerdir. müellifini ve bu eserden neşet eden meselelerin ehemmiyetini izah eden 34 sayfalık bir mukaddime. Elbette ayrı meselelere ait yazılar kendi başlarına birer müstakil ilmî eser olduklarından her birinin birer ilmî makale sıfatiyle metod bakımından mükemmeliyetine itina edilecektir. Tenkidli tercümesi 81. ondan istifade etmek kolaydır. W. bilhassa «tahlilî indeks» 1er sayesinde mümkün olmaktadır. Haltercümeleri de zamanımızda bîr devrin. Mr.linde ortaya çıkan meseleler tercümenin sonunda değil mukaddime ile tercüme ile kısmı arasına sokulan bir makale'de (63 sayfa) ve tercümenin haşiyelerinde (90 sayfa) izah edilmiştir. metnin tahl. Benim İbn Fadlan kitabım da buna benzer. Bunlardan istifade de muntazam fihrist. yahut bir milletin yahut bir mefkurenin izahı için bir çerçeve olarak ele alınır. Tercüme haşiyelerinde ve eklerde dağınık materyalden istifade «tahlilî indeks» lerle kolaylaştırılmış olmak için bu indekslerin tertibinde mevzuların bütün teferruatiyle kavranmasına ve okuyucunun arama ihtiyaçlarını anlamakta cidden maharet gösterilmesine bağlıdır.

İstanbul. bilhassa el-Muktedir zamanının tavsifi için bir vesile ve bir çerveve olarak ele alınmış 400 sayfa tutan eserde hadiseler. a critical study based upon contemporay sources. Paris. 132 de Fatih Sultan Meh-medin devrine ait yazılacak eserden bahsetmiştim. Mamafih ben şahsiyetleri. 279 — 335[m. Le califate de Yazid f*. ve son zamanlarda diğer Rus alimlerinin Birinci Petroya tahsis ederek yazdıkları eserler tipinde bir eser vücuda getirilmesini arzu ederdim.— 311 — Muaviye'nin ve oğlu Yezid'in hayatına dair Henri Lammens'in iki büyük seri (Etudes sur le regne du Calife Omaiyada Mocawia ler. Meselâ onun 500 üncü senei devriyesi dolayısiyle. Kanuni'nin en çok Avrupa tarihinde oynadığı rolü aydınlatmak hususuna ehemmiyet vererek Asya meselelerini (türk-çe de bilmediği içip) ihmal etmiş iseler de. siyaset ve f i k i r cereyanlarını aydınlatmak için ele almakta viyanalı profesör H c h v. yahut S. Cambridge. USA — Cambridge. 1908. 1925) tavsiye ederdim. B a r t h o l d ' u n Temürlü-lerden Ulugbek'in hayatına ve zamanına ait eseri (Uluğbek ve zamanı Akdes Nimet tercümesi. Merriman. sa vie. İsa'nın hayatı h. . 892 — 945 seneleri arasında Bağdad halifeleri. Barthold'un Ulugbek kitabı da tekmil Temür ve Şahruh saltanatı devrindeki ilmî ve içtimaî hayatı aydınlatmak için bir vesile yapılmış. Çistiakov'm. L o c k h a r t ' ı n Nadirşahın (Nadir Shah. W. 1921) H a r o l d Bowen"ın Abbasî veziri Ali bn İsa'nın hayalına ve zamanına dair (The Life and Times of Ali İbni İsa. 1932) L. Barthold ve Lockhart'ın eserleri bahis mevzuu olan zevatın haltercümelerini zaman ve muhit çerçevesinde ve zamanın içtimaî hayatını aydınlatmak yoluyla yazmışlardır. temsil ettikleri yahut mensup oldukları muhiti. Papas olan Lammens'in eserlerinde hep siyasî ve dinî meselelerden bahsedilmiş iktisadiyat ve içtimaî mevzular ihmal edilmiş. Beyrut. BellanJın eserinde fazla popülerliğe kaçılmış. devri ve muhiti izah edilerek eser yazılacak olursa. 1907). 1938) hayatlarına ve zamanlarına ait eserleri bu nevi eserler vücuda getirmek istiyenler için numune olacak mahiyettedir. Ulug Bek bu muhitin çocuğu olarak tasvir edilmiştir. bunun bu Metternich. 1932). haritalar ilâve edilerek aydınlatılmıştır. R o g e r B. mehazları babların sonunda göstermekle i kt i f a edebilmiş. 1938) Lucien Levis Bellan'ın Safavî Şah Abbas'ın (Chah Abdas I. London. Beyrut. M e r r i m an'ın Kanunî Süleymanın (Suleman the magnifecent. Yukarda s. son histoire. S r b i k ' i n Metternich'in hayatına ait yazdığı eserini Mtternich der Staatsmann und Mensch. bu büyük Türk hükümdarının hayatı. Viyana. Harold Bowen. Haltercümesine ait Avrupada Türk ve İslâm tarihi dışında neşrolunan eserlerden bizim için numune olabilecekleri sayısızdır. Ali bn.

Şark tetkikleri. bir İranlı.Ek. imlâ.-=X. Türkler. ingilizce. bir sünnî müslüman. rus dili. ^=Ş. £=c. ötekinin garbinde. bir Türkiyeli. Cengiz Han. mirzalar. hıristiyanlık. Her yerde tam olarak tatbik edemediğimiz bu usule bazı yerlerde (meselâ s. farsça ve eski türkçede kullanılan harflerin karşılığı olarak kullandığımız işaretler şunlardır : ^=Ş. Arapça. Hıristiyan Âlemi büyük harflerle. fransızca. Türkiyat Enstitüsü. Alman üniversitelerinin enstitüleri. Mamafih ilk tabı İbrahim Horoz Basımevinde yapılan bu kitap. ç_ Ğ.=Tı i>=Z. arapça. yahut. onun şarkında. yalnız ^ yerine X ve j karşılığı olarak ta Q harfini almıştım. ^=2. sultanlar. türkçe. bir Türk.N. kitabın asıl metninde ise isimler sade olarak yazıldı (Rizakuli Han. Türkiyeliler. metin ve ibaretlerin harfiyen naklinde kullanıldı (Riza qull xân. bu yeni basımının da Devlet matbaasında bulunan transkripsiyon işaretlerinin mevcut bulunmadığı matbaalarda basılacağını gözönünde tutarak kitabı sâde harflerle yazmış. İstanbul Edebiyat Fakültesi. i)=N. . j=Q.-—H. Has isimlerle birleşerek haslık mahiyeti alan genel isimler de küçük harflerle yazıldı : profesörler. Isken- . Ebert. ikinci defa olarak Edebiyat Fakültesi matbaasında basıldı ve birçok trankripsiyon işaretleri de kullanmak imkânını bulduk. 117) ehemmiyetle raiye edilmiştir. 2— Has isimler büyük harflerle (majüsküile). Mirxond). ingiliz Ramsey. Mirhond). islâmiyet. İranlılar. 5 Transkripsiyon. J. Çin İslâmları. bir viyanah profesör. fakat sıfat yerinde kullanılan has isimler küçük harflerle yazılmıştır. halifeler küçük harflerle. b için apostirof kullanılmıştır. . j>=Z. Slav dillerindeki III ve LI karşılığı olarak ŞÇ ve i' işaretleri. fakülteler. hıristiyan müslüman karışık bir şehir. İstanbul Üniversitesi. italyan Rossi bütün bun'ar küçük harflerle yazılmıştır. fakat bir türk müverrihi. hanlar. fakat Prof. ingiliz dili. işaretler ve ilmî eserlerin tabı tekniği 1 — Bu eserin 3 forma ile kalan ilk basımının formaları ayrı matbaalar da basıldığı gribi. Burada transkripsiyon müellif ve kitap isinlerinin tesbitinde. bir iranlı şiî mütefekkir.

kelimesinin sağına konulacak yerde soluna konulmuştur. son satırın sol tarafına konulacak yerde Arap usulüne göre sağa konulmuş. Horzem'mi?. noktalı virgülü yersiz suiistimal etmek gibi eski Osmanlı edebiyatından kalma âdetlere bu eserde yer verilmediği gibi. Hatice Sultan.. 26 — Diğer taraftan bu arabî cümle Lâtin sırasına tabi tutulmamış. haşiyeleri köşeli parantezle göstermek. diğer ilmî neşriyatta da bu gibi âdetlerin kat'î olarak bırakılmasını tavsiye ederim. 34 — Memleket ismi «harzem» şeklinde yazılınca hükümdar lâkabı olan kelime de «harzimşah» değil «har-zamşah» olmak icabederdi. Bu yapılmadığından cümle içinde parantezler içine alınan ismihaslarla Zehebî'nin sözleri karışmıştır. 27 — Nokta da el^j^y. 36 — (Harzeme) sözünün sonundaki noktalı virgül yersizdir. Horezm mi' *j)\ykelimesini r i r ve * seslerini karıştıran H ile yazıp geçmek bir ilmî esere yakışırını? Belg» mi? Bilgâ'mû. 25 — Bu arabî cümlenin içindeki (aLtxJı« L$\) sözü Zehebî'ye ait olmayup bu cümleyi naklederek türkçe tercümesini yapanın ve bunu lâtin harfleriyle yazan zate aittir. Bu cihetten meselâ Zehebî tarihinden naklolunan şu 3 satırlık cümleyi sayılı âlimlerimizden birisinin yaptığı gibi (Zehebî) diyor ki : o (yani (Melihşah) (Horzeme). o halde «e» edatı parantezlerin dışında (Harzem) e şeklinde olacaktı. Anuş'mi?. O halde mutarize içinde mutarize olan bu sözü öteki parantezden ayırd etmek için ya iki çizgi yahut da köşeli parantez [ ] arasına almak icabederdi. Keza lâtin harfleriyle türkçe metinler arasına sıkıştırılan arabî hurufatlı cümleler dahi artık lâtin kaidelerine uydurulmalıdır. 35 — Mademki kereler has isim için kullanılmış. yoksa £"nuye'mi? Acaba bu cümle ve isimler Zehebi'nin yazma nüshasında nasıl yazılmıştı? Bunlar artık tabı tekniği ve imlâ dışında kalan meselelerdir.313 der Mirza. doğrusu şöyle olur : Zehebî diyor ki : !) Bu cümledeki 23 parantez yayı 23 yanlış teşkil eder. 28 — Zehebî'nin sözü burada harfiyen alındığından bunlar tırnak içine alınmalı ve 29 — cümle başındaki «O» harfi büyük yazılmail idi. Halbuki tekin'mi teğin'vai? Harzem'mi?. 31 — «Hanem şah» kelimesi has isim olmayıp lakap olduğundan bunun büyük H ile yazılması icabetmez. İşte 3 satırlık bu cümlede 36 kadar lâtinceye intibak yanlışı vardır.JO. 3 — Kere (parantez). köşeli parantez kullanmakta ve noktalamalarda eski Osmanlı usulü. (Belge Tekin) in kölesi (Enüş Tekin)i vali tayin etti ve ona (Harzimşah) lakabını verdi diye yazmak yanlıştır '). Diğerlerini de sayalım : 24—Arabî mutarize cümle sıfatiyle parantez içine alınırken J.'J nin sağındaki ) ile başlanan bu cümle kendisinin son kelimesi olan ve ismihas sıfatiyle parantez içine alınan (»LL»jjl^i) in yanına daha diğer bir parantez koymak icabederdi. yani ismihasları yahut rakamları kere içine alarak yazmak. 30 — «Melihşah» sözü has isim sıfatiyle parantez içinde alındıktan sonra bizim müellifimize ait olan «yani Melihşah» sözü de (gani (Melihşah) demek gibi b/r şekle koaulacak olsa dahi ötekilerden ayrılmış olması lâzımdı. 32 — 33 — Belgetekin ve Enüştekin sözleri bitişik yazılacak isimler olduğundan bunların «tekin»i büyük T il* ♦Tekin» şeklinde ve ayrı yazmak ta bizim müellifimizin iki yanlışıdır. Halife El-Muktedir olunca büyük harflerle yazılmıştır. o konulmamıştır. . Sultan Ahmet. Enüş'm'ı?.

«eb (yahut apostrofla «'!> ). yahut icrablan.«) J j J. Cümlelerde naklonulan arabi kelimeler arasındaki virgüller de lâtin-ce sol virgüllerle tertip edilecektir. 87 sâhib al-qavs al-hadid). G. Arapça «eliflâm tacrîf» artıklı 'I «qamerî harfler* ( l-»y-* K • CC. rjj U ve jdt kelimeleri gelmiştir cümlesi Bunun arkasından J^->. rj) » J-Îc. J ' . naşb. tnterrıationalen Orientalisten- . i . ± ' . dem 19. ^ . yukarıda s. j . şemsî harfleden sonra da sonlarındaki kelimelerin baş harfleriyle çifleşmiş şeklinde kullanırız.) şeklini alırlar.B . ben de bu usulü kabul ettim.»l. fars ve türk dilleri için ayrı usulle yazılacaktır. Şöyle ki mesela Bunun arkasından j. uzun cümleli kitap isimlerinin de ancak ilk kelimenin baş harfini büyük harfle yazmayı adet edinenler vardır. Denkschrift der D. farsça ve türkçe cümlelerde ise (İranlılar ve türkler bu qamerî ve şemsî harflerin farklarını bilmek mecburiyetinde olmadıkları için) qameri harflerden sonra «ab. al ta'rif'ini apostrofla işaret ederek (sâhb-u 'I-qavs-i '1-hadid). Ben bu kitabın «ekler» kısmında bu üç usulden ikincisini al1 Alman Şark Cemiyetinin «İslâm eserleri trankripsiyon komisyoou» 1935 te Ro-nıada inikad eden Müsteşrikler Kongresi için hazırladığı raporunda Die Transkription der arabischen Schrift.. erre. u " .— 314 — "O (Melikşah) Horezme Belgetekinin kölesi olan Enüştekin'i vali tayin etti ve ona horezmşoh lakabını verdi" (fjj'i" Je [aCxJ. j ) den sonra bunların baş harflerinin çiftleşmesi (ette. «şemsî harfler» (o . i > j . yahut icrabı göstererek. car ve tenvin) gösterilmeden al tacrif'ini olduğu gibi yazmak (bk. J .'^'^-' '"* '■** ' ' f * * ' * * ** ' ^en sonra gelince <el> olarak telâffuz olunurken.kelimeleri gelmiştir şeklinde sağ virgüllerle ve catıf vaviyle yazılınca yanlış olur. 4 — Terkipli isimler ve terkipli kitap isimleri lâtince yazılırken arap. M. ^ . !*■ . Arap cümlelerinin transkripsiyonunda icrabı (rafc. Biz de trankrip-siyon'da arapça cümlelerde «eliflâm t a r i f a r t i k l i » ni qamerî ve şemsî harflerin her biri sonunda «al» ve izafelerde «a» nın apostrofa nakli ile ile «M» şeklinde. < s ~ . Arabî has isimlerin baş harflerini büyük harflerle. esse v. matbaa müsaid ise küçük puntolarla tertip ederek (şâhib-u 'l-qavs-' '1-hadid) yazmak mümkündür '). J .. ilh.<ıj Yani burada parantez iverdi» kelımesiile »|-3j'^->:> arasında başlayacak ^Jc^il kelimesinin sağ tarafında kapanacak ve lâtin alfabesi ile tertip edilen bu cümle bu son parantez'in sağına konulan bir nokta ile bitecektir.

Çok maruf coğrafî isimleri vasıflariyle birleştirerek yazdık. bu nevi kitab isimlerini Tabakatüşsafi'igetülkübra yazmak yanlıştır. Sene sayılarında Milâddan. İran için (eski farsça ve yeni farsça olmak üzere) 2. d. kısaltma ile m. M. türkçe için (eski Osmanlıca. Hicretten. Journal Asiatique de unvanlar italikle. Leipzig-.— 315 mışımdır. bir farsça eserdeki cümle olmak üzere : Abü-^ Abdullah ibn-u Failullah et-Tarmizı şeklinde. kıstltma ile M. meselâ Onasya. diye küçük yazılmıştır. c. yahut türkçede El büyük harfle.. Bir de bir makalenin unvanını dercolunduğu mecmua unvanından ayırırken. farsça terkibine uygun olarak. Arabî ismihaslarda şahıs ismi tarif a/'i ile söyleniyorsa Al. Bu ikinci usule göre arapça ^J^'1 «$U^Î J. . mesela s. Arapça kitab isimleri de arabî eserler için Arap imlâsına uygun şekilde fabaqât-u '1-şSffiyat-i '1lcubrS şeklinde. Ig35) arapça için i'rapları çizgi ile ayırmadan 4 şekil (kitap ve müellif isimleri yine ayrı). İzmirli îsmail Hakkı ve Şerefüd-din Yaltkayanın lâtin harfli eserlerinde olduğu gibi.. 229 da Recueil Transcaucasien. . 950. keza Doğuavrupa yazarız. eski doğu ve mükellef doğu türlcçeleri. J* ^A< *' ismi bir arabî eserdeki cümle ise : Abü-cAbdi 'ilâh Bakr ibn-u Fail-i 'ilâh al. Bunu telaffuzumuza uydurup yazdığımızda dahi Tabaqâ~t-ü 'ş-şSfi"iyet-i 'l-kübra diye yazmalıyız. şeklinde. hicrî. farsça bir eserin arapça ismi olursa. AlBirüni (El-Birûnî). harfi kullandık. fakat a/'sız söyleniyorsa gress in Rom. kısaltma ile H.. «bn» şeklinde ihtisarla olunca cJzz-u 'l-dîn bn 'l-A'rac şeklinde türkçe olarak Iz~eddin Ibn-ii 'l-Erec şeklinde yazarız. bir türkçe eser olmak itibariyle de Nejehât-ü 'l-üns ve nesemât-ü 'l-quds şeklinde yazarız.Tarmiti şeklinde. fakat vasıf olunca milâdî.Takriben" manasında circa dan kısaltılmış c harfini kullandık. diye büyük harfle. arab-fars karışık mükellef Osmanlıca. «İbn» kelimesi i ht i s a r olunmazsa 7zz-n 'l-dın ibn-u 'l-Acrac şeklinde. bu mecmua unvanının sonunda gelmesi icabeden de yahut oa'yı iki unvan arasına alarak kısaltılmış d. «d.ve Onasya deriz. mükellefi âzerice olmak üzere) 5 yol gösterilmiştir. Nafahâı-i l'-uns u nasamât-i 'l-quds şeklinde.yani Milâddan sonra takriben 950 senelerde".» de düz olarak tertip edilmiştir. Fakat şimaîl Afrika'yı ayrı yazdık ve vasfı ile birleştiremedik. . Ortaasya bu ikisini bir kelime ihtisariyle Orta.Termizî şeklinde yazılacaktır. bir türkçe eserdeki cümle sıfatiyle de : Ebu-C Abdullah ibn-u Fadlullah et. kısaltma ile h. sondaki isim de büyükle Al-Kindı (El-Kindî).

bitişik ve çoğunca saitsiz yazılan yazılarının.js3 /-^i j\ <? <SİL\ **. bu fikirden kesin bir şekilde vaz geçmiş görünmektedirler '). 2) H a m z a İ s f a h a n ı (öl. Arap alfabesinin noksanları şu ibarelerle ifade etmiştir : L^JÜ 1 Ipjj.JUJ &Ü £*•*<« Ijl* J. 1U50 senelerinde) nüshası Bursada Kurşunlu camiinde .jj wilp \ çijf İAJLU^-. j^Jİ J/ .) jKj oyj\} »Uij M\) »ü\j ı—>s~ k ^ \f*if >>~° *'^-'"*" *fe-^ Jr ı^r^^^—<jl J'Jj Ji-Lr'' <^* ılr**. tbn-u 'l-1 Arabi. cArıb ibn-u Sacd al-Qurfubi gibi. asırda Hamza-i Isfahanî 2) ve 11. fakat şöhret ibn'le değilse bu kelime küçük yazılır : Yahya ibn-u Sacid al-Anfâki. /6n'le başlanan isimlerde şöhret Ibn'le ise.j)^ £_x\ ıSİİl j> ^4» y^U-Lf j !_^»^dl Çji) 'r^-^i »Ul ıj>) . bu kelime büyük yazılır ve fihristlere de lbnle geçer : Ibn-u Stnâ. Far fcan^ o xat u zabSn dar tarkiye d. 23. h. fakat Arapların biri diğerinden ancak noktalar yahut küçük dişlerle farkedi-len. S.W'İJ çX s jo^ıjljj & ıjr L« jSL* <İb. 27 : : }S~\ j* .316 al küçük : al-lsfaxn (el-lsfaxrî) şeklinde yazdık..<_!>-* J»„t* JJ Jl— c—». 360/m. yahut kılacaktır. ki yazma nüshası Mirza Muhammad Qazvininin elindedir.i U3V [fi üilj JaU)ı_. s. İbn-u Safid al-Mağribi. 1918 senesinde Tahranda Yadigâr mecmuasında «Fars dilini koruma mecburiyeti» başlıklı yazısında (N.lj +}jC JjJc o-i-İe jljl Bk. s.J l$Js" liılr l*a«ı j\ jl ^Laj.lj. Ibn-u 'l-Aşir gibi . ii^«j »5K3I oUui» J»j *. UJU JJ i Jc&tj ^-jl» ıS\j^ ^j/V ■!*». L. asırda El-Bîrûnî 3) gibi büyük İslâm mütefekkirleri tarafından söylenen hakikat er geç İran. ayrı hurufattan müteşekkil lâtince ve rumca karşısında ilim için bir âfet olduğuna dair 10. bu alfabe ile muvazi olarak. lâtin alfabesini almalarını zaruri kılmıştır. yahut onu bırakarak.. Türkiyede bu alfabenin ilim sahasında tatbikında görülen müşkülâtı müşahede ederek. 970) Al-Tanblh calâ ftudâş-' 't-taşnlf nam eserinde. 6.'I (iüij «o«ı ^ JL -Llu-l Vj \S*~ jjt ^5»ıSj*-^ <^L« ej)*> o^». yine R i z a ı a d e S « f a q . 23 Ardibehşt. 5 — Zamanımızda teknik ve reyazî ilimlerde ve tabı tekniğindeki tekâmülün lâtin alfabesine dayanmış olması arap alfabesini kullanan milletlerin. Keyhân. m.-M ii^-r^l 3 ) El-Bîrûnî (öl.1 jLo_>»- jVjj Jj' *»}* ıj\j S ıSjai- <_İJ.a». ') Muasır Iranın büyük mütefekkiri S e y y i d H a s a n i Taq zade 1928 de fargçaya Lâtini teklif ederek «Muqaddime-i taclîm-i 'umûmî» ilminde bir eser neşretmiş-ti.»C_JL.Ijy* ±Js~\ «—>" »ij «. Gerçi Iranda bu fikri bundan 20 sene önce terviç eden fikir adamları. 39) Türkiyenin tatbikatından uzun uzadıya bahsettikten sonra Lâtini farsçaya tatbik fikrinden vaz geçtiğini ve «istiğfar» ettiğini beyan etti : Âk_—I. Arap ve Müslüman Hind alemince de anlaşılacaktır. 1327 (1948).

bilhassa dinî ve edebî neşriyat alanında yaşamak hakkını kazanabilir. bunların kabul ettikleri şekli devletin himayesine almış ve onu zimamdarlar için bir izzetinefis meselesi yapmakla ona tatbikatta tekamül yollarını kapatmış olmamızdan ileri gelmiştir. işi o zaman matbuatta <keş-fiyatiyle darülfünunları şaşırtan ümmî saatçılan diye vasıflandırılan amatör «dilci> lere vermiş olmamızdan. 1932. alül» «^ JUlj OjUl JU1 üUjUil lili .-u-* S'jir* j cJ^r. Zeki Velidi Togan. bunları kullanan diğer türk lehçelerinden tecerrüt etmek bahasına etimolojiden kaçınmak ve kelime tesbitinde zaten oynak olduğu daha önce bilginler tarafından ciddiyetle tesbit olunan İstanbul Türk telâffuzuna 2) münhasıran dayanmakla dil ve imlâyı sonu gelmebuiunan Kitâb al-şaydana nam eserinde (vr. işi şarkşinas âlimleri de celbeden bir akademik merkezin eliyle muayyen senelerde plânlı olarak ve ilmî esaslara dayandırarak yürütmek hakkındaki teklifleri ') reddetmiş. Bu olmasaydı alfabemizden {j j ve sağır kâf harflerini sadece atmak. 1928.317 Çünkü Arab alfabesi. 8. Meyerhof. 14) nebatat. Die artikulationsstelle sowie der Grand der Offnung und die Spannung der Sjfrachorjjane vveisen oft einen weiten Spielraum auf. Prof.. d. lr^<—'l Û* JL-lj r W JJI 0 * dta} . * Bk. bunu bir inkilap amacı yapmış. Türk dünyatmda alfabe meseleleri. G.>-^ <J' ı^r' c-'-V> t^jl j» L^JJ ö\ <^t I-İAL_İ j£j. ancak onunla muvazi olarak. Jli-lj ^. bizde sürüp giden aksaklık. 997 : Das Schwanken in der Artikulation einzelner Laute muss auch einem Mangel an Praezision in der Aussprache.Jl ^_<: v_ijl«i! »L^il U u*_>^ ■^j"" <J'A>. meyvalar ne hububatın yunanca isimlerini Horezm-de bulunan bir Kumdan nasıl yazıp kaydettiğini söylerken Arap alfabesinin eksikler: meselesine gerçek şu cümleleri yazmıştır : . sadece bu alfabeyi kabul ederken. \fi r>f 4l Bk. der den Türken eigentümlich ist. 8a : M. zugeschieben vverden. s. d. Zeitschrift der Deutschen Morganlaendischen Geselschaft. Berlin.Ji UJMJ oUJlj JLJJIJ JJJJIJ >->. K o w a 1 s k y. şimdi Mısırda yapılan tabı tekniğine intıbak'ın tekâmül plânları tahakkuk ettiği takdirde dahi. Th. Das Vorıvort zur Drogen-kunde. 1 . 233 —62). B e r g â t r a s s e r de İstanbul münevverlerinin şivesine dair daha 1918 de neşrettiği tetkikinde bu şivenin oynaklığını uzun uzadı anlatılmıştır (Zur Phonetik des Türkischen nach gehildeter Konstantinopler Aussprache. bir vakit Rusya Türklerinde. Enzyklopadie des Islams. İstanbul. bu alfabenin umumî olarak Şarka intibak istidadının azlığından değil._} *-*)J-\}f *^* <y ~<~Şn îâ»T i-^Jl İJLCD J&) • l*jj"lj ^ii. 18. Lâtin alfabesinin ilim sahasındaki tatbikatında. 1. teknik sahada Lâtin'in yerini tutamaz. LXX1I.

islâm Ansiklopedisi tercümesinde ittırada ehemmiyet veriyorlarsa da bunun imlâ ve tekniği ancak kendisine has bir yolu takip etmektedir. islâm milletleri için istikbalde iktisadî men-fatler sağlayan ve beraberce düşünülmesi icabeden müşterek kültür mevzuları olacaktır. Çünkü hocanın. biz Türkler için. Türklerin garplılaşma namına Şarktan infiradı bir efsanedir. Sırası geldiğinden şunu da kaydetmeliyim ki. Türkiye ve Türkistan edebî d i l l e r i n i n telaffuzunu kolay öğrenmeyi sağlayacaktır. 'ı yanında bazen yüz karası teşkil eder.. ilim tekniği ve metodu hususunda müslüman Şarklıların önlerinde bulunmakla beraber onlarla birlikte tekamül etmemiz. yazı makinesi ve linotipin -ispanyolca dahil.. biz Türkler başta olmak üzere. dışı şarklı olmakla beraber hakikî tenkidi fikre mâlik Mustafa Nuri Paşa'nın "Ne-tâyic-ü 'l-vukucât. bizini tecrübelerimizden istifade edecekleri. güya muasır metoda uygun olarak aparatlarda notlarla neşriyat yapan dışı garplı".Garp dilleri için yapılanları ile birliğini temin etmek Q ve X harflerini alfabe de bulundurmak. mürettibin ve müsahhi- . 6 — Lisan ve imlâda istikrarsızlık devam ettikçe. bu iki dili Kur'an arapçası ve edebî farsça yolundan ayırarak telâffuza göre mahallî lehçelere ayrılmak yoluna sevketmiyecekleri aşikârdır. Gerçi yeni harflerle. Diğer taraftan müslüman Şark dillerinde lâtin harfleri ile yazılan eserleri Garp memleketleri matbaalarında bastırmayı imkânsız kılan I ve Ş gibi harfleri o memleketlerde mevcut şekillerle (Meselâ /' ve i ile) değiştirmek. ilmî hayatımızda istikrarsızlık devam edip gidecektir. yeni kültürümüzü geliştirmek için eski kültürümüzü çocuklarımıza daha üniversitelere gelmeden öğretmek yoluna gireceğimiz mukadderdir. daktilonun. Üniversite yayınlarından olan ilmî eserlerin dahi. fakat Lâtin alfabesi bu medeniyetin bütün milletçe geniş mikyasta benimsenip be-nimsenmediğini gösteren en doğru kıstas ve mikyastır. asistanın. fakat içi şarklı müelliflerin eserleri. Muhtelif şehirlerimizdeki kütüphanelerde islâm ve eski Türk eserlerinin lâtince yazılan yeni fihristlerinden yazmaları ararken bunların ve müelliflerin bir kaç kelimeden ibaret isimlerinin sayısız yanlışlarla tesbit edilmiş olduklarından meçhulat içine gömülmüş olduklarını görüyoruz. Çin ve Japon işaretleri kullanılmakla muvazi olarak ta pek alâ benimsenebilmektedir. ilmî teknik bakımından pürüzsüz yapılmak istenmeleri nisbetinde çıkmaza girdikleri görülüyor. Gerçi garp kültürü ve düşünüş tarzı Arap ve Sanskrit alfabeleri.318 — yen istikrarsızlığa atmak yoluna gidilmiş olmazdı. yoluna giren Lâtin alfabesi ayrı şivelerde konuşan Türklere Batıda ve Doğuda. Bizim müslüman komşularımız Arablarla iranlıların müstakbelen lârin harflerini kabul ederken.

1926 (3. Dr. Innsbruck. Avrupada bu mevzu üzerînöe. A r t h u r Weinmann. Technik des ıvissenchaftlichen Arbeitens. Bu eserde üniversitelerde mezuniyet ve doktora tezleri nasıl yazılacağı. Teubner. Die zuissenschaftlichen Arbeiten. E. hayatımıza uygun olmak şartiyle. etraflıca işlenmiş müstakil bir ilim olarak ele alınmak icâbeder. tabı). Bunlardan bazıları 5-10 defa basılmıştır. Wisssenchatliches Arbeiten. 1927(6. bilhassa Almanyada. 1935 (beşinci tabı). tabı). Halle 1923. L e o p o l d Fonck. Bu gibi eserleri ve bizim vaziyetimizi lâyikiyle tetkik edenler göreceklerdir. H e y d e. Die Herstellung von Büchern. Beitraege zur Methodik und Praxis des akademischen Studiums. A r t h u r Ungar.— 320 lâzım gelir. 1932 (4. Büyükçe eserdir her iki eser ilmî eserlerin tabı tekniğinden bahseder. ki Avrupalılar buna asırlârdanberi alışmış olduklarından onların metod rehberleri bize kâfi gelmez. tabı). onların tasnif ve telid ve basın hususları öğretilmiştir. bizde ilimler için müşterek umumî metod bilgisi gibi ilmî çalışma tekniği de. die Doktorund Assessorprüfüng. J. mükemmel eserler vücude getirilmiştir. Berlin. Berlin. . işte bazıları: Prof. Aynı müellif. Eine prak-tische Anleitung zur Anfertigurtg der haeuslichen Arbeit für der Refe-rendar. Wie ein Buch entsteht.

transkripsiyon işaretler. 1949) ve Uygur metinleri neşridir. Bu da çalışmada tutulması gereken sistemleri. ancak şuurla ve fedakârlıkla karşı konabilir.— Siy- isin imlâ ve tabı tekniği anlayışları birbirini tutmadığı gibi. buna ancak sevinmeliyiz. . bunların matbaaya verilirken manüskride gösterme usulleri. hususî kütüphanelerin teşkil ve tanzimi. tekmil Şarklıların geçirmeleri mukadder olan bu dertleri kendi bünyemizde tecrübe etmeyi bilerek i i t i z am eylememiz demek olduğundan bu tecrübelerin bize Garp metodunu Şarka tatbik etmekte şerefli bir önderlik temin edeceğini görerek kendimize daha fazla güvenebiliriz. Garp ilmî iş tekniğine intibaktaki aksaklıkları. lâtin alfabesini aldıktan ve onu eserlere hakikî ilmî şekil vermek gayretiyle tatbika başladıktan sonra. Onun sinsice yaptığı taz-yiklara. Çünkü Şarkta meselâ diğer bir çok münevver milletdaşlarımın ve şu s a t ı r l a r l a benim de anlatmağa çal ı ş t ı ğı m gibi. Fakat biz buna bakarak yılmamalıyız. transkripsiyon ve tabı tekniği tutmazlığının hüküm sürdüğünü görürsek '). kart ve fiş usulleri. kendine uydurmak hususunda çok musirdir. eserin yazılması. bu husus Garp sistemlerini benimsemekte Şarklıların geçirdiği müşkülâtın. imlâ ve tabı tekniğinde göreceklerdir. tabı ve tashih tekniği. Bizde bu mesele tamamiyle ayrı bir ilim olarak okutulmak. ilmî mecmuaların tekniği gibi mevzulardan ibarettir. Kültür itibariyle garplı olanlar ve tazyiki bilhassa dil. ki Şark onu tekrar kendi seviyesine indirmek. bunları ihmal eden ilmî eserleri de bastırmamak 1) İbret için meselâ en çok i t i n a gösterilen M'üyesiret-ül-ulûm (Türk Dil Kurumu yayını 1946) ile Neşrî Cihânnwnas\ (Türk Tarih Kurumu yayını 1949) nın transkripsiyonuna ve punto farkları kullanılmasına bakın. aynı müellifin imlâsı dahi bilhassa basımı uzun süren eserlerde değişir. bunun metodik'ini Üniversitelerimiz arasında kurulan müşterek bir heyetten tertip ettirmek. sonra buna riayet edilmeden yapılan talebe tezlerini kabul etmemek. daha bariz ve dikkati çeker bir surette açığa vurduğunu gösterdiği için. 2) Bunun bir parlak delili Muhammad Raduyânî'nin Tercüman al-ba!Sğa'si (Edebiyat Fakültesi yayını. Bilâkis meselâ Türk dil ve tarihiyle meşgul yüksek ilim müesseselerimizin neşriyatında gösterilen itinaya rağmen. 7 — "İlmî çalışmaların tekniği" Garpta bir ilim şeklini almıştır. Çünkü eski Arap yazısı arkasına gizlenen hastalık artık meydandadır tedavi edilebilir2). Garp ilim metodunu öğrenmiş olan her Şarklı bilmelidir. Lâtin alfabesini kabul etmiş olmamız. onların İslahı maksadiyle umum millete ve yüksek mektepler muhitine hitap ederek bunu bir millî dava yapan bir islâm milleti-Türkün yanında daha bulunmamaktadır.

Abü Dulaf Miscar bn Muhalhil. cAbd-u l'-haq bn Sayf-u 'd-dîn alturk alDahlavi al-Buxarı. 174. 200. 245. Abü l'Q&sim cAbd-u'llah Muhammad bn cAlî alQâsanî. Abü N'uvSa. 212. c Abd-u 'İlah X5n Amir Tahmügp. 196. 89. cAbdullah cAnn5D. Muhammad Riza. 244. 242. cAbdulq5dir bn MalikjSh al-BuduvBnî. 99. 189. cAbd-ü '1-hay bn alc 'İmâd al-Hanbalî 237. Abu Talıb Khan. 185. Abü Manşür al-BaIxî. 217. Mehmet. Abd-u 'İlah bn Muhammad bn cAlî Naşr u l l a h ı . 203. 173. 217. bk. 239. 60. 189. 178. bk. c Abd a). 211. cAbd-u 'l-karim Kaşmiri. 212. 82. 27. cAbd-u l'ğafir bn Ismâcîl bn Muhammad at-Hafiz al Fârisi. 190. 227 cAbd-u 'I-qâdir slQurajî. 211. cAbd^u '1-rahman al-Azdl al-Nîsabürî. Abdulhak Adnan. 206. cAbdurrahmSn bn Muhammad al-Bistarai.Q 5 ş a o i . Afzal-u 'd-dîn Ahmad bn Hamid al-Kir-mânî. 57. Abü l'OJsim cAbd-u'ilah bn cAlî bn Muhammad a l . 57. c Abdullah Battal bk. Abü Hafş Macm-u '1-din cUmar bn Muhammad. Th. 50. 187. 190. cAbd-u 'l-ğaffâr Hacı Qırımî. 217. Abbaskuli Han Bakixanov. 264. Abü Hamid al-Andalugi al Gıro3ti. 177. Abdurreuf Fi^rat. c Abd-u 'r-razz5q Bej bn Neeefquli Xân Dunbullî. 259. 195. 207.ir3q. AhUvard. 192. 185. Adler. 282. 226. Taymas cAbd-u 'ilah bn Muhammad Haravı. 4:3. 225. cAbd-u 'İlah Mustavfî.c abbâs Ahmad bn Muhammad alMaqqarî. J. Abü '1-Fail al-cAllamı. cAbd-u 'lmuqtadir Mavlavi. 133. Abü M-Hasan bn Muhammad Amîn. 216. 192. 53. Abu cAınir al-Haravi. 249. Bayhaqî Abü M-Fidâ'Malik-u '1 mu3ayyad cIm3d -u 'l-dîn Ism5cîl. cAbd a!-cazîz al-Duvarî. Abü TBlib Husaynî. Agaoglu. 217. cAbd-u 'l-hamld Lahüri. 67. Abü '1-Fazl Muhammad bn Husayn al-Bay-haqî. 64. 227. 165. c Abd al-Vahbab Subuki. 216. Abü Nu'aym (Hafz) al-Ufahânî. Agehî. 242. cAbd-u *r-razzâq Samarqandî. c c Abşihî. Abü Hamid bn İbrahim. 281. 213. . Adıvar. Abb5« Iqbftl A?tiy8nî. Abbot. Abdurrahman Şeref.Eserde zikirleri geçen müelliflerin İSİM CETVELİ Abbis cAzzâvî. 57. 'Abdurrahman Sacdî. 238. Abü '1-Barakat Bağdadî. [Beygu] 21. 51. 154. 247. Abü Şuc3c Muhammad al-RuzrSvî. 201. Abü Şamah Şihâb-u'd-dîn. 292. 162. 202. J. 228. Talıbî Aehelis. Abü '1-Farac CamJl al-din al-Cavzî. 57. 224. 218. 248. Abü Bak' (Qazi) al-Tahrâni al-lsfahânî. Abü Naşr bn -. 57. 228. 187. 159 Abdurrahman Şerif. 240.

209. 202. 33. 227. 185. cAlî Muhammad Amiri NaQinî. 241. Akçuraoglu. Âşıkpaşazade. cAyni. 199. Muhammad. Amir Abd-u'llah. 219. 170. Ahmed Rasim. 700. Ayıntabî Mehmed'211. 164. 198. Lasdiverdli. A. Abd allah bn cAbd-u'lcazîz. 250. 239. Th. Ali Canib. Atsız. Nikolay. 193. 239. 127. İ9İ. Ahmed (Kadı) Nigdeli. Asafî Mehmed Paşa. 204. Ahmedî. Ali Rahim 225. 172. Rejit Rahmeti (Rachmati). 289. T. Ahmed Tusî. 285. 207. 207. Augustinus. Babur Mirza Zahîr-u'd-din. Ahmad al-Husaynî. 88. Aumer. 21. Ahmed Remzi. 96. 91.K. 227. Aksarayi. 282. Arat. 64. 103. Yusuf. Arnold. 167. J. 50. 307. 27. H. c _Aşıq Mehmed Çelebi. Niyazı 56. 169. 167. Şadr-u'd-din. 214 Ahmad bn Muhammad Fasih alXavfifî. cAlî bn Zsfir al-Azdî. 212. cAlî Akbar Xit5yî. Andreasyon. Anonimov. 292. . 91. Ahmad bn Xâvandş5h al-Huseynî. Arriyanos. 75. 241. 57. Galib. Badr-u'd-dîn Muhammad bn Ahmad. Avfî. 152. 131. Balazuri. Banarlı N. c Arîb bn Sa'd al-Ou^Hbî. c AUar. 246. H. 2. Ahmad bn Yahya. Ahmad Q54i bn Mir Munşî ibrahim Husaynî al-Qumi. 281. cAlî bn Muhammad ai-Qumî. 221. cAlî Asgar Hikmet. 184. 24g. Arend. 193. 64. 23. 280. 260. 202. cAlî Calâyir. 172. 189. Atiya. 244. Ahmed Sâib. 230. Ahmad Behmenyîr. Asım. Arisdakes. 51. 86. 190 Aksu. 202.. 268. 202. 184. 240. Nihal. Ahmed Resmî Efendi Giridî. Badr-u'd-dîn (Amir) Bsktaş al-Faxiri. 183. cAynî. 225. 55. F. Anuchin. 112. al-Bak?î. Bachelet. W. c AsqaIanî. I. 292. 292. 57. Atatürk. Bailey. 242. Akkaya Şükrü. 212. 230Aristo. 216. 22. Balcamî. 172. 221. cAlâ" Tabrizî. 43. 27. 210. Abü cAlî Muhammad. 1. 189. Tor. 207: Aşmarin. cAlî Mustafa. Arnold. 193. 184. 49. CAİÎ alQârİ. 244. cAlî bn Husayn al-Va^z al-Kaşifî. Amedroz. 87. 59. B Babacan Mangıt. Andre. 205. Karîm-u 'd-dîn Mahmûd. 177. 225. H. Melik-ü'ş-şucara 188. Ahmed Refik. 214. Amîn Ahmad Razî. 104. Atabek Qaiî Andicânî. 'Alâ'-u'd-dîn Muhammad bn Giya Falak-u' l-macâlî. Babinger. Bahar. 239. 73. 172. Ferîdeddîn. 212. S. 173. 58. 172. 191. 25. c Alî bn Naşir al-Husaynî. Ahmad Nizam-u 'd-dîn bn Muhammad Muqîm Haravî. 183. 240. 24. 132. 240. 208. Ateş Ahmed. 276. 292. 189. 166. Ahmad (Abu Baltr) bn cAlî al-Xâtib alBagdadî. Ataç.— 322 — Ahmad Amîn. 207. Ahmed Zeki Paşa. Ahmed Vefik Paşa. c Alî Rıiâ bn cAbd-u"lkarîm Şirâzî. Aşîr-u'1-dîn Abharî. S. 59. Ahmad Qîîzî bn Muhammad al-Gaffârî. Asadî TSsî. 242. 193. Ahmed Naci. Atalay Besim. A. Sir Th. 195. 140. cAzîz bn Ardaşir Âstarâbâdî. 227. W.

273. 187. Beal. B. 195. 203. 225. 92. 123. Abu'lQasim. | el-BirÜnî. E. 177. Buıcarin. 294. Sinan Çelebi. 297. Brugmann. 231. Bretschneider. A. A. 22. Bilge. T. 112. 308. H. 244. Blankennagel. 230. 218. la Blanche. 192. 302. 311. de la. 245. 227. 8. 298. H. P. 218. Berev. Belieyev. 131. 169. Bismarck. 204. Bernştamm. 34. Barsov. 275. Muhammed Hâlid. | Boldırev. Büchler. 221. 34. 51. 89. 228. 252. 72. 200. 303. 155. C. A. 119. G. Banzarov. K. 195. Bulck. 286. varı. 274. 51. Buh3rî. 272. 211. Bell. 283. 185. le Bruyn. M. 316. 143. 200. 59. Becher. I Bojrers. 215. 295. 193. 24. 218. Busbecq. Binyamin al-Tatilî. Bouthould. Bourdeau. H. M. 60. Bayezid Bek. 197. 1. C. Baysun. 71. Bayrı. . 88. 188. 289. Fr. | Boichorst. 274. 247. Boeckh. C. 172. W. H. G. 222. İ. 14. Brunn. 167. A. Beer. 22. 173. Bart. 249. le Beau. 207. 53. 59. BeIow.— 323 — Ban*. Budaq Munşî aI-Qazvînî. 303. 116. 94. Bayram Xan. 61. 13. 187. 80._ 174. 233. 232. 162. 253Bellan. 238. W. 46. 8. 197. 109. 227. 209. Bernier. Barthold. 266. C. 192.iıı. C. 122. G. 275. 177. 286. 265. Bedjan. Berg-atrSsger. 42. 120. 220. Bestujev. 14. 140. 147-154. 129. 59. 201. 228. Berchem. 161. Ber. 227. Bernheim. Burrow. Baumstark. 233. Brlokurov. Boratav. 32. Bayur Hikmet. 191. Bülow. 276. Bowar. 96. 249. 98. 186. 169. 282. 275. E. Bertels. Broqniere. 87. Muhammad bn Ahmad 85. 244. 22. 138. 286. 259. Benna-'î Haravf. 247. G. 7. i Bolşakov. Gustav. Burnaby. . 183. 273. J. Bergson. 230. Buchmann. 254. 14. 199. 237. «on. 173. L. 1. P. 272. Burns. 119. 187. A. M. Bar Hebraeui. 139. 236. BaylmbetoV. Brosset. 122. G. 8. Bauer. 15. Fr. 239. Gregorius. le Bon. 13. A. E. 35. 203. C 42. A. 1 Bittel. 296. 140. E. 133. S. 205. 256. Blockmann H. E. E. 179. 257. P. 78. 216. K. 34. A. 188. 297. 74^. Basset. : Broekhaus. 40. F. 116. 280. 13. ı 202. Beveridge. | Brockelmann. W. Bayhaqî. 179. Samuel. 214. 239. 281. 12. 271. 75. Pere Louis. 227. P. Barbaro. G. 137. i al-BirzalI. Brovvne. 22. P. 307. Binişti. 224. Butkov. 293. 252. 250. 111. Becker. Baybars (Amir) al-Manşûr al-Davâdar 203. 219. 87. i Blochet. Fr. J. 78. P. 264. 173. 296. 43. 181. 212. 253. L. Bazin. 172. 311. î Bleiber. 317. 279. 181. 248. Buckle. E.

. H. 14. 283. c Cihangir Mirza bn Abbâs Mirza Nâ'ibu'sDerenburg. A. 261. j Dietrich. 108. Dezobry. Defremery. Chavanneg. i Dihlavî. 253. Camî. 68. J. Ala5-u-d-dîn 'A^a Malik. Chabot J. Comte. 283. 217. 284. 25. Charmoy. 284. 39. E. (Hfifiz). 88. ! Dieı. 27. Chandler. 182. 196. er Dede Korkut. R. Celâleddin Rumi Mevlana. 57. cAbd-u'-lIah. 104. 309. J. 180. 251. Cordier. \ Courteille. M. 242. C 212. F. 310. le Coq. 201. 161. 237. H. Cellariu». j 276. Celâleddin çung. | Darviş cAli Çengi Charignon. E. 204. 200. 179-182. Abü cAbd allah Muhammad bn c Abdus. 254. Costi Zuralc. E. G. Danişmend. Cevdet. 185. 260. 49. I Craven. ! Daqîqî. J. Camal-u'd-dîn Abû-'l-Fazl bn Muhammad aI-Qarşi. I [Çağatay] Saadet İghaki. Coolc. A. 283.248. Muallim. 213. Chevalier. M. 24. E. 294. Coote. 308. Ch. E. 259. Cahen. B. Darvin. 271. Dannon. 117. A. 3. t. Ch. Ch. MinhSc. 251. R. A. Cacfar bn Muhammad al-Huaaynî. sultana. Cariyle. 191. I Contarini. Cheıneau. 247. S. Clavıjo. i ÇangCayhanî. 159. i Curzon. Christensen. 255. Çistiakov. 162. Cbwolgon. 69Ç'en Şeou. Devletşah Şamarqandî. 21. 26. 99.. i CuzecSni. A. ! Paşa. Defremery. 158. cAmr bn Babr. C. 173. de. 181. CelSl-u'd-din al-Suyuti. D. 277. A. ç . 273. Deguignes. Chao. Desmaison. 206. Cennâbî Mustafa' 208. 228. 265. U. Çu-Hi. 247. 58. 179. ' Christian. Delehaye. 259. A. 104. 258. 72. 164. 230. A. 60. 265. i Couvreur. F. 249. 170. Cahşiyârî. A. A. 139. 248. 193. i Diabonus. P. 285. K. von. D Cevdet Paşa. 18071. 35. . 224. 248. 52. 72. 272. 166. j 194. Diehl. . Dapilevsky. Cahun. J. 311. 261. 211. M. 57. | Cholnoky. P. Çagil. j Chardin. N. 137. ! Cuvaynî. Çirikov. 78. 214. al-Câhiz. 194. 183. Calâl-u 'dîn Muhammad Munşî Yazdî. 276. 185. 242. i Chatelier. 183. 294. Caferoglu. de 50. 297. 94. Gulam Muhammad. İ03. 198. H. t Ç'en Pang-Şan. ■ Curci Zeydan. 196. cAbd-u'-r-rahman. 238. L. 43. Baron. 21. 23i).151. 57. 228. 57. 225.— 324 — C Caetani. i 49. 45. Orhan MÜDİr. G. H. 167. I Cruden. A. 250. Conolly. C. Ciao-gon. 140. Cihangir Padişah. Cacfer Bek. 197. Dahlmann.

43. bale: Platon. Ertaylan. 112. Fraehn. O. 58. W. L. 258. 169. 196. Flettsher. Durkheim.302. 140. Faıtr-u 'd-din Abii Sulaytn§n DSvüd bn Muhammad al-Banâkitî. 178. H. N. Falakî.. H. J. 233. Fındıkoglu. Gabelenz. 141. 2. 39. Elias. F. R. Droysen. 1. 31. A. Fleiacher. Kr. 274. 8. Freemann. Farazdaq.. M. Faxr-u 'd-dîn Mubarekşâh Gûrî. Elcblom. Feder. Dost Muhammad Kitabdür. Ferjfuson. 25. E. A.. 211. Engels. 177. ]. 213.. 179. 245. 240Euhemeros. Erza Haddad. 244. G Gabain. Ye. Fichte. Dost Sultan. 14. 211. W. 224. 177. Elliot. E. . W. 156. A. Feyzioflu. 1. 297. 68. Evliya Çelebi. Fliigel. 235. Dulaurier. Frizth. Ebert. Ch. 103. Erslev. 146.. 241. 178. 288. 30. A. Donner. 177. Gabriel. 69. 264. 284. Erach 49. Z. 122. 176. A. M. Ergin. P„ 259. Dorn.. Eugebius. F. de Fontenelle. von. 252. Faxrî Sultan Muhammad bn Emîrî Haravî. Dozy. Fontaniere. Ö. 180. Sahaflar Şeyhi zade.. «Alâ'-u 'd-dîn. 21. 292. Eclchart.. 268. 223. : Farlane. Fazl-u'llah bn RuzbahSn Işfahanî. M. Şirvani. Fath bn al-Bundarî. 95.. 96.. Doğrul. A. N. 278. Fişer. 228. Es'ad Efendi. 250. 80 Fischer. 240. B. 72. G. 138. Eflatun. von. E Eberhard. 183. 250. F. F. 26. 258. H. de. 320. Emin. Fling. R. 1. M. G. 272. H„ 187.. 213.325 Dimand. 230. 218.. Edvvarda. 98. 131. 180. Ferrier. 182. 56. Firdevsî.. W. Ficker. 60. 22. 91. Fang Hiuanjr-ling. 281. Fonck. N. Farruxl Sustanı. Dubrovin. E. 241. Şama-u'd-dîn Muhammad. 288. i Fraser. Enveri. O.. E. 267.. G. F Falak-u'l-macalî. 105. Durant. O. 22.. al-Dimaşqî. 136. 17. 145. M. 23. B. 105. 210. Fath-u 'd-dîn Muhammad. Dub«. 68. 251. i Fück. 248. 136. H.. A. Foster W. H. A. 248. 277.. 182. 182... Duda. Ferrand. 293. Ethe. F. 166.. Foy. Enjjelhardt. 239. Frobenju». 212. Fr. 261. . 268. P. R. 272. 278. 256. Fatîn Efendi. 203. R. 61. 261. 242 Estrî Hasan bn Şeyh Hüseyin. 219. '< Fueter. J. EbüljrSzî Bahâdır Xan. Emin Ali. 115. . 230. 162. H. 172. 65. I Fuche. Dopsch. 254. J. 194. 14. Fan. Forbiger. 23. 34. 59. T. 247. 188. A. 180. 257. ı Franke.

170. A. 197. S. 289. F. Guidi. E. Hafız Abrü. 191. 298. 214. Gelenbevizade Ahmed Tevfik Bey. Abö Sa'Id cAbd-u'l-hay bn ZanGrou. A. F. Habib-u'llah MuxtSr-uV-aaltana. Gözaydm. Hamd-u'llah Mustavfî. Gravieg. Gökmen. j de Harlez. Y. Hasan. 178. 24. Gross. Giese. Camal-u'1-islSm. 21. Grejjor. hak. 20. Georgi. i Hartmann. 236. Godard. 244 Hakim Ş5h Qazvînl. A. N. Garbers. 286. Gregor von Tours. 187. ' Harley Walker. ı Hanvvay. J. 248. Galsao. 32. 228. Y. M. 104. Oavvronskı. 82. G. H. 268. 157. 93. E. Hasan Beyzade. 179. ' Hamdi Geray 226. 270. 268. 72. 132. Grejoire. GiySş-u'd-dîn Kaqq55. Gûnaltay. 195. Geijrer. Golubbvsky. 214. Gordlevski. 94. H Gibbons. V. J. 184. 123. Bek Rumlu. Gutschmied. . 208. 243.— 326 — Cahrieli. 73. 255. Galland. 256. 182. H. 226. 123. Grotenfeldt. 223. 173. 234. 265. 78. 68. 230. Gibb. 280. 242. 229. 260. 24. 53. 202. H. 251. 289. W. 281. 284. Ginsel. 194. 184. 23. 246. 280. C. Güldenstadt. 123.. S. Grekov. Gubaydillin Aziz (Aziz UbaydulUhof lu) 240. Giyas-u'd-dın cAli bn 190. 85. I. Lutf-u'Ilah. J. j Hamza Tahir Bey. Halil Edhem. j 161. 217. Gruber. Hançar. Hsfiz (Hoca). 280. 271. Gençosman. 249. Halim Geray Sultan. 68. 23. Hsfiz Tanış Buxîrî. A. Giesebrecht. 209. M. 49. von. 246. 30. 281. R. Gombocz. 226. 91. A. Haci Bezzaz Tavakkulî. 269. 252. 251. 286. 219. N. 249. 116. Grigor'yev. Gc-es. 283. 169. de Goeje. A. 24. 254. Halil Serkis. 45. Gerlach. 242. Graebner. Cereke. 280. 1<)8. 215. Hamza İsfahânî. 159. 86. 163. 78. Ğullam Muhammad Dihlavî. 279. B. 245. Ş. 283. 227. al-Gardîzî. 199. Goldziher. 2S6. al-Hâkim Abu cAbd-u'İIah Nişaburî. 294.set. 297. T. 192. Goethe. 216. 261. Muhammad bn HilH. . Haenisch. Glück. 24. 177. R. Grodekov. 229. Gmelin. Ch. 196. K. 219. Grothe. A. E. E. R. Genceli. 266. 207. 182. Habib Efendi. E. 316. 93. Grey. 119. S. 229. Grosse. 98. 2SS. Guyard. C. 297. Gars al-nicma. E. M. 131. Qazvini. 26. 91. 249. 288. Hadîdi. 240. F. Gülbeden Beg'ira. 196. Hasan Bek bn Muhammad Bek Xâkî ŞîrSzî. K. M. 229. Gibb. G egor. 292Hummer-Purggtall. 39. de Groot. 255. J. A. Ğulam cAlî Xîn Azad. Hartmann. Gombayev. Fr. A. 170. H.

Husameddin Efendi. B. Hyklut. Hrozny. Hennig. 237. 202. Hüseyin Cahid. Abû cAbd-i'llah Muhammad bn Muhammad. 185. O. 201. Herre. 200. Houtsma. 81. 22.C a l a r i al-Munşî. 250. 140. Yalçın. 35. 271. Ibn Doqmâq. 184. Hüber. d'Herbelot. i Ibn Fazl5n. 206. Ibn-u'l-Faqih a!-Hamadânî. Ibn-u cAmîd Circis 154. Hauer. Honigmann. lbn-u'I-Bayyic al-Nisâbürî. 204. 178. 84. 171. Homberjjer. Horyey. Hezarfen Hüseyin Efendi. 243. 3. Ahmad bn Yûsuf bn cAli alFâriqî. 14. Houdas. 277. İÇ)3. 190. Şihab-u'd-din. 192. ! Ibn Cubayr. 112. 200. 289. 70. Hirth. 19'!. 281. 105. S. W. 250. Herodot. 189. 204. 191. I Ibn-u'lCavzI. E. Haydar Mirza Duğlat. Heude. 42. 182. 215. 209. 166. 124. 43. 286. Hyacinth-Biçurin (Yakinf). 166. I 206. 33. A. W. 298. 40. 211. 271. Hondemir bak Xondemir. 184. 147. O. 185. 72. 69. Kamal-u'd-din. | Ibn Acşam al-K5fî. 208. Hong. 192. 8. 59. 245. ] Hovvorth. 182. 130. J. 273. 79. von. 283. P. Horn. H. Amasyalı. 146. 223. Ibn Aybek al-Davâdarî. Horn. E. Hiyüen Çanjj. Abü Bakr bn cAbdi'ilah.Leang şe. 279. 296. Ibn cArabş5h Ahmad bn Muhammad al-Dimaşqî. Naşir-u'd-din Muhammad 204. Heffeninjf. 247. 289. Ibn cAs3kir Abü-1-Qasim cAlı bn alHasan. 1. Ahmad. J. He? el. 61. 57. 21. Hüseyn Kâşifi. 286. 210. 85. 191. 161. 268. 125. Heydc. Hasan Xoca Naqib-u'l-aşrSf (Hasan NisSrı) ' 239. 41. R. Ş?rTm-u'd-dîn Ibrabîm bn Mu-| hammad. 44. 94. Hettner. Horovvitz. Heidicke. C. 193. 59. W. 93. ISn Battuta. 193. 286. 24. 59. 95. 87. 181. Hinz. 63. Hedin. 203. 213. J. 132. 113. Husayn Sacâti. Hoca Sadettin Efendi. W. 166. Herrmann. 257. 281. c Abd-u'llah bn Muhammad bn Hamdün. Ibn FSzl-i'llahaIc Umarî. 177. Hilâl al-Şâbi. Ibn Fındıq Abii'l-Hasan fAh bn Zayd alBayhaqî. Henze. 171. ty. Th. Herbert. 61. 245. I v« İ Ibn cAdîm. 185. 69. 248. 180. 264. Hehn. F. Ibn Bibi. 30Hüseyin Şakir. 280. 209. Hitti. Hojjarth. 179. 80. Herberstein. Ibn-u'1-Furât. 252. i Husayn al-Hâfiz al-Kerbelâcî. 320. R. H. 27. H. 7. 187. 203. . Hayrullah Efendi. Hening. 142. 27. 283. Th.— 327 — Hasan bn Şihab-i'd-din bn Husayn bn Taci'd-dîn al Yazdı. 55. T. 131. Ibn Ayâs. 49. Sven. bk. L. 37. Abü'l-Barakât Muhammad bn Ahmad 55. 179. Husayn bn Muhammad a i . C. 81. IbnTu'1-Aşîr. Huart. W. 287. 252. C. 205. J. 190. Hoenerbach. Herslet. 272. Homerus. Ibn al-Azraq. Haydar bn cAlî HusaynI al-R5zî. F. 184. 88. Herzfeld. Herder. Husayn bn Muhammad al-Avî. 274.

S. 219. 172. Kant I. Ibn Şaddâd. 185. Ibn Xaldun. lsbill.X a z î n . 291. 55. 133. 155. 172. Idris Bitlisi. 266. Idrısı.99. 272. 235. 126. Kaisser. 243. Karabaçek. 281. R. P.] Ibn Sına. 205. 146. 162. iskender. 227. 22. 196. 65. Jevvett. 129. Stanislas. 234. 68. Abmed bn Yusuf. 57. 206. 173. Ibn Habîb al-Haiabî. 237. Juynboll. CUzî. Ibn Xurdâdbih. 205. Ibn-Sa^id al-Andalusi al-Magribî. 67. 206. j 243. 89. Ibn Şifi. 243. 159Ibn Tiqtaqa. 167. Ibn-u'1-Kasîr al-Dimasqî. 134. 4. inan. tzzî. 269. ImSmi. Ibn Xallikan. 194. 57. 204. E. bk. Şarîf. 238. 265. Jule. Badr-uM-dTn. 302. 195. 283. S. 257. 206. IsmScıl al-Cavharî. 252. 203. Ilminski. 210. 57. ismail Hakkı İzmirli. 273Ipat'yev. 197. Ibn Mühenna. Ibn Havqal. 48. 244. 61. Ibn Şihna. Jukovski. Karaçelebizade. 229.99. Ibn Qutayba. 203. İsmail Saib. 59. 187. 283. Ibn Hassül. . Jahn. 140. i Ibn Qazî Şuhba 8İ-Dimaşqî. Işıltan. 286. 96. M. 188. Kâmil. 204. el-Karamânî. JHschke. Imâd-u'-d-din Kâtib al-Işfah5nû 166. 89. Abû CA1I Ahmad bn cOmar 89. 202. 212. Kallistin. Ibn Yûsuf alVa'iz. A. 241. 202. 205. 286. 27. 245. Iştaxrı. H. cAli bn Ancab Tâc. de la. 212. Ayyad. 154. 154.-170. 73. Ibn Hacar. 71. 137. Kantakuzeuos. Abdulaziz Efendi 209. 244. Ibn Qutiubuğa. 208. Süleyman. Kaempfer. 292. 250. 269. Munşı Türkmen. 227. 23. 59. 155. 173. 58. 96. J Jacob. cAbd-u'l-qadir. Ibnülemin Muhammad Kemal. Ikannikov. Jenkinson. Kampfmeier G. 57. 215. 4. E. 186. 27. V. Ahmad bn CAII hn Muhammad. N. 236. 183. 142. 85. 205. 266. Idrîsî. 104. 168. 155. Abü 'l-'Ala3. Ibn Haldun.172. Muhammad bn ibrahim bn cAlî. Ivanov. . 209. 266. 137. 274. Inostantsev. c Im5d-i Saravi. 231. 209. Ibn-u's-Sâcî a l . -131. 61. A. 282. 55. A. 236. 282. cUbayd-u'l-Ilah. 236. 27. 155. Julien. Ibn Taymiyya. Jorga. P. Karamzini 123. 193. Şafî-u'd-din Muhammad bn cAli bn TibatabS. Jonquiere. Sent-Jeromos. Kadı Burhanettin. 68. K. K Kabûlî. G. A. Kadı Mir Maybadi. 57. 246. 245. 313.j u'd-din. Jamsaranov. 274. 27. G. Ibn Xaldün. 157. 193. Kâmil Paşa. 55. 61. 206. 91. Kahle. Ibn Miskavayh Abu cAlî Ahmad. cÂbd-u'l-rahmSn. 234. Abü'l-mahSsIn Yûsuf. Ibn Yamîn Faryûmadî. 237.u'l-Fu vv ıt i KemSl-u'd-dîn cAbd-u'l-razzak al-Bağdadi. 133. İsmail Galib. 237. Ibn Rustah. Ibn Tangriberdî. Kahl. 186. 190.— 328 — İbn." J. Jaubert. Fikret. 86. 142. 134. 89. 243. Ibn Uşaybica. 237.

. Koca Nişancı Mustafa Çelebi. Kraus. 231. 254. 181. 27. 178. 35. H. 133. 23. F. V. 98. 226. L«pekhin. 73. 172. 165. Lattimore. 22. Kraft. Lamifî. 272. 150. Landberg. Leunclavius. K. Kiepert H. 188. von 162. 133. de. A. A. A. 182. 20. 43. Köprülü M. 236. LeSBİnjr Th. 25. R. Kazanh İsmail. Li Pay-Yao. M Mac Gahan. 275. A/268. Kastamonulu. 210. Küçük Çelebizade İsmail Asım Efendi. H. 212. Kurat. Katanov. 34. E. 280. Leibnitz. 1. 4. S. 255. 273. E. Köçerli. 268. 317. 208. L. 138. D. Kowalsky. Ktisiya. J. Kopperg. 24. 311. 273. W. 274. F. W. F. 57. J. 223. 298. R. J. 276. 53. 80. N. 171. 190. 21. Kefeli İbrahim Efendi. Kretscbmer. 89. 293. 140. Lotze. 210. Krause. 215. 258. C. Lingar. 254. Lammens. 165. R. 269. 172. 311. 293. 43. 271. 260. Kraçkovski. M. 286. 238.— 329 — K?arflis Chovreba. Krause. 180. 34. 273. Lorimer. A. 248. 208. Lanin. S. A. F. 51. Kretschmar. Loth. 111. A. S. Kâtip Çelebi. P. 212. 181. Kazem Beg. Kokovtsev. Laoglois. O. 179. 176. 266. K. Las Casas. 154. Kiog. Krimıski. M. 130. 295. A. Legge. Liu Mau-Tsai. 134. Ksenkow. 269Korscb. Luknavî. Kinneir. A. Kramers. Colonel. Kautsky. E. 236. H. 57. 41. 239. Keneys I. 244.^P. H. Th. 211. Küçük Nişancı Mehmed Paşa. A. 280. O. cAbd-u'l-Hayy. 270. Lug«l. Kleeman. 142. 227. 72. 143. 191. 226. 255. K. Lüders. I. H. L. Klimpert. Lûtfi Paşa. Lee. 271. I. N. 189. Loviag. Kühnel. F. H. 177. 137. Kunik. Lutfcalî Bek. 14. 2ri4L a t i f i . Kondakov. al-Kindi. 197. Kemal Paşazade. 252. Lockhart. 123Lebeau. Lamouche. Lollis C. 261. 257. A. 272. Koçu R. 148. 263. 189. 158. Ladendorf. 58. Kessler G. Luckey. 152. D. Krappe. 311. Kümmel. 244. 240. 238. 282. 15. Lundell. 285. N. 208. 133Lassan. I. -Danilevsky 13. H. Knolles. 253. 208. 298. 71. J. N. Kremer. J. von 257. Lavisse. Levşin. Klaproth. Lieu Hiu. 126. Sir L. Lamprecht. Lappo. Kotviç. 240. 16. 234. 241. Konow. 1. 308. 240Lûtfi Efendi.

122. Mirz5 Hasan Canübidi. 131. O. F. 213. Mîr Muhammed Vef5 KarminSgî. 272. Mailla. 215. 167. 196. 211. 258. Mehmed Şerif Paşa. R. 130. Mamye Clairac. 166. Michaud M. Mascüd bn Namdâr.— 330 — Machiavalli. E. 181. 215. 90. 230. Maqrizî. 182. 257. S. G. Mîr cAbd-u'l-karim Bu^rârî. 230. 166. 218. 193. 223. L. Mahmud bn Süleyman Kefevî. 298. 91. Michelet. Taqî-u'l-dın Ahmad. 85. 244. 137-139-Massignon. 220. 245. Meyer. 92. Mana. Minh5c Cüzec5ni-bk. 177. 202. 155-157. 89. 27. Mîr Muhammad Salîm (Hacî) 220. 212. MirzâcAziz bn Muhammad Riz5 Marğîl5nî. Malov. B. 165. 4. Mehmed Behçet. Menger K. A. Mann. 23. E. Mehmet Emin Bek Buğra. Meyerhof M. 246. Mîr Muhammad Amîn Bunarî.183. 151. 238. Mateos. Mehmed Mecdi. 184. 305. 308. 281. C. 72. Ahmad. 25 J. Melyuransky. H. 220. 100. V. 123. Mehmed Efendi Rodoslu. 238. 61. 185. 538. Masson Ch. 95. A. 206. Mahler. 311. G F. Muhammad bn Ahmad Haravî. 284' Marco Polo. Mirza Mahdî Xan Agtarabadi. Marqua. 189. Mascüd Kuhiataııî. 293. 212. MirzâcAlîm bn Mulla Rahîm Taşkendî. G. L. 261. 219 . 236. 194. 55. Mehmed Emin Nahifi. 1K:Î. Minorsky. 237. 3. Michel (Mar) le Syrien. 183. Marr. 88. 85. 71. 252. 162. Mahmud Kâşğarî. 269. A. 254. Meynard. A . 282. P. M. Mannerheim. de. Mengen. 184. Hotenli. O. Mahmud bn (Amîr) Vali. 52. 15. Mascüdî. Migne. 194. 58.t J. Micaud. 242. 216. 45. Mehmed Tevfik. 181. 112. de la. 225. 190. 201. Mahmud Bayatı. D. 60. 201. R. 210. 11. 236. Urfalı. Mercanı. K. 89. Mehren. Majör. 282. MadSyinî. 215. 248. 248. 317. Miller. 21. 248. Mahmud hn Hidayat-u'llah Natanzî. CAİÎ bn Hugayn. 191. Mehmed Süreyya Bey. Magakiya Abega. 59. 188. 339. Cüzecanî Mins. Mahmud Celâleddin Paşa. 53. 266. 21. 159. 281. 293. 219. 200Miliukov. 131. 14. Mehmed Emin. 71. Mejov. 159. 190. 57. Mîr Şiyahgürdî 220. 204. Meursinge. Mîncond. Mirza Muhammad Xân Qazvînî. 166. 125. Mahmud Kütbi. 309. Mirza Rizaqulı Lalabaşı. 122. 46. A. 222' Mirza Cemâl Qarabağî. 214. 37. 119. al-Manînî. 261. Meyendorrf. Minovi. 230t Mehmed Ata. 104. Mingane. Maley. Miller. 222. Miles. 242. C. 285. 235. 212. 96. L. 131. 31. 80. 188. Marx. 259. 32. Deg Miehels. Mez. Margoliouth. 289. du. 257. 281. B. Marcais. Mehmed Suphi. 217. 216. 275. 23. 271. . 218. 114. A. 244. 185. 74 Miklosehitsch. Merriman. 267. 260. Mirzzâ Şâdlq Marvazî Vaqûyîcnigâr. 221. 61. Mîr clzzetullah. 205.

228. 76. J. Muhammad cA!i Tarbiyat. 201. 229. 172. 77. Muhammad Ilâhdâd Mavlavi. Muhammad Hasim Xafi Xân. Muhyi'1-din İbn alc Arabi. 69. Th. 250. 170. 105. A. Muhammad '-Alı Xazm. 245. Mucin-u'd-dîn Yazd. 223. İ97. al-Muqaddasî. Munıru'd-dın Abû Şaıaf Hu§ayn al-Bulgarî al-Bux5rî al-Faığânî. 201 al-Muhibbî Muhammad. 163. 220. Munro. Muhammad bn Mu'ayyad al-Bağdâdi 81. Mordan D. 115. Muhammad bn Xalil alMurâdi. Mirza Senjrlâı. 222. Mullâ MusS bn Mullâ clsa SayramT. 240. 105. 221. Muhammad Amin al Xanci. 221. Aryavanklı. 239. Muhammad Salih Kambü Lâhürî. 114. 216. M. Muhammad Taqi Xan Sipehr. bn 'Âbd-i'z-Zâhlr al-Sacdi. Muhammad Nizam-u'd-din. 50. Muhammad bn '"Alî al-Sabangâra'i. MU'MZZİ. M. 21.d i n Abû '1-Fail cAbd-u'llSh. 14. 221. M u h y i . Mullâ cAli-Qâri Qunduzi 222. 228. 222. W. 189. Mirzade Mehmed Salim. Muhammad bn Miisa alXorezmî. Muhammad cAvfi. 256. Muhammad İqbâl. Mullâ cİvaz-Muhemmad bn Mullâ Rüzî Şûfi c Attar. 215. 193. Mordtman J. bk. Mirza ŞSh Mahmûd Çuras. Muhammad Sâqı MustaSd X8n. 222. 23. G. Mıınşî Muhammad Kâzim bn Muhammad A" mîn. 282.— 331 — Mirza Senk Muhammad Badaxşı. 201. 220. Mullâ Abu '!-Qasim Hindişah Feriştah. Muhammad Nizameddin. 283. Mulla Muhammad ŞigSvul. Mufazzal Ab-i'l Fazâ'il. 162. 37. Muhammad Dâraşiküb. E. 203. 213. 228. 225. 237. Muhammad Yûsuf Münşi bn Xoca Baqâ alBalxî. 50. 27. Mordtmann. Morley. 223. 183. 196. 223. . 281. Muhammad cAbdû. 188. Muhammad bn Hacı Muhammad Rûşan Xan. 224. 7. 213. 167. 249. Morirr. 241. Montesqieu. Muhammad Şerif bn Muhammad Taqî BuxSri. 51. Muhammad Sadiq Kaşğarî. 190. 255. G. Mullâ Şaraf-u'd-din Aclam bn Nür-i'd-dîn Rnq:m Bux5ri. 228. 78. 78. 122.diq Hindi. Muliâ Edâ. 223. Lady Mary. 198. 228. Muhammad Şefic. Muhammad Zubayr al-Şiddiqî. 204. 240-Munkacsi. Mommsen. Mucin-u'd-Tn Muhammad al-İsfizSrî alZamcî. 225. Monod. 45. 216. 261. c Avfî. Muhammed Riza Agahi. Mul!5 Ahmad Tattavî. Munşı Muhammad Mazim Maravzî. 40. Mirza Vahîd. 122. Muhammad bn Muhammad bn al-Nizâm aİ-Yazdı. Mullâ Niyaz Muhammad bn Mullâ cAsû> Muhammad Xoqandi. 242. 164.' l . 244. 169. 170. 159. Muhammad bn cAli bn Vahşiyâh. Muhammad bn İbrahim. Muhammad bn c Abd-ı 'I-Calîl al-Samarqandi 192. 185. Muhammad bn Şâkir Şalah-u'd-din al-Kutbî 183. Muhammad cÂtif. Muhyi '1-din Muhammad Kâfiyecî. 200. Muhammad Fu'âd cAbd-u'l-B5qî. 242. 237. Muhammad-can Tlnlşbay. Moravecik. 98. Morgan H. 1. Mutahhar bn Tâhir. Mirza Taqî Xan Sipihr-i Kâşânî. Muffazial bn Salmah. Molla Bikcan. Moog. Muhammad bn HinduşBh »I-Naxçivânî. 228. Mübarek Galib. 189. Muhammad bn Ahmad. Muhammad Ş?. 72. alMuqaddasi. Montague. Mucîn-u'd-dın Natanzî. Mixit8r. 230.

C. M. Müneccimbaşı. özön. A. H. Pan-Çao. 193. NyU. Pan . Musa Carullah. 49. 257. 188. 83Orasius. 268. 130. 85. 251. \ Nöldeke. Nefegzade. 282. 224. Nizâmu'iddin Şamî. 252. 242. 307. ! Niebuhler. Otter J. 286. 239. Neşri. 219. Nizamî. Muhammad bn Ahmad. NevSyî cAlişir. 191. 192. 197. 48. Neve. R. 164. 260. 130. Munsî. 201. al-Müsavi Muhammad bn Amir Fazl-u'llSh. Mütenebbî. Pargitir. Atatürk. 206. P. 61. Osmanzade Ta'ib. Müller A. 203. Th. 252. I alNuvayri. W. Muctamad Xân Baxşî. 243. 318. 306. örik. 211. 44. Mustafa. I Novikov. de. G. Murno. Xusrav. Naqıb X?n. 232. j Nizam-u'1-mulk. ötüken. Müslim al-Carmi. Nedîm. 88. E. F. Nemeth. 182. Nâşih al-Carbâdiq§nî. 134. 252. Nazmîzade. 255. 89. Nejju Yanjj Sieu. 255. G. 253. 228. Orbelyan. İbrahim. 298.Ku. F. 180. O I Oberhummer. j Olearius. 101. 93. Nişancızade Mehmed. j Nicamî. A. A. 159. Oppolzer Th. 309. 265. 27. Haci Muhammad bn Haci cAlî. 200 Öreag Xan. 242. I Parker. Şihab-u'l-dîn Ahmad. 282.-g. i. N Naima Mustafa. A. j Nieholson. Nestor. 192. 238. 68. A. Nalivkin. 212. bk. Narşaıi. Mustafa Sami. 271. 42. 277. | Nunn. Osman Nuri. 162-164. Abu Bakr Osman Şevki. S. H. G. Mustafa Nuri Paşa. E. Nassau. Muhammad. Naşır-u'd-dîn Ovsianiko. 173. 51. 253. 182. 193. 287. N8şir-i Ouseley. 158. 97. . M. 48. 189. 208. 207. 132. 134. 30. 231. 210. H. D. 228. Nallino. M. 24. Orkun H. 256. A. 210. Murad Remzi. Mustaqimzade Süleyman Sacdullah. 231. 213. D. Nev'izade Ataullah Efendi. 194. Musa Xoreoaki (Xorenli). 131. 198. Miik. 282. J. Mn-av'yev M. 226. 807. 227. N. Panteleyev. Nikitin A. i Nicolay N. 204. Oncken. Nahid S. 156. 224. 217. 51. j Olivier. 177. 249. I Ongunsu. 181. 263. Mustafa Kemal. 210. 278. 91. 211. al-Nasavî. 272. 288. 68.181. P Palacios. Nâşir-u'd-din Şâ+ı. D'Ohsson. Muslih-u'd-dîn Lârî. W. K. 60. Muravin. Necib Asım. 69. 172. 225. 131. Muhammad bn Cacfar. 277. 26.— 332 — Muq5til bn Sulaymân. A. 125. 231. 271. 45. 180. . 70.Kulikovski. R. Pallas. 243. Müller F. 298. Niebnhr B. ötemiş Hacı. H. . W. Muşfiqi cAbd-u'llah 210. 115. von.. S. 13. 210. 271.

43.. 286. Radin. G.. 110. 242. 209. 21. 145. 3. 170. 249. Zindan. 5. Qudsmarbn Cacfar. 22. G. M. Pope. Plano de Carpini. 273. Pavloviç. ŞihSb-u'd-dio. 247. Pelliot. Rii3quli X3o Hidâyat Lalabaşı. F. 156. 255. 227. 198. 1 Ramsay. Raverty. 194. 190. W. W. Ritter. H. 130. 173Reşideddin. Ch. 151. 251. J. 9. 133.çkov. 27. Reynoldes.. 245. 195. RitSZSde Şafaq. 23. Qaratay al-cIzzi al-Xazinadârî. . Rifstal. Pigulevskaya. 240. 247. Potanin. 216.. von.. 238. Prud'home. 130. Platon. Qitfî. 40. 39. 85.. L. 169. 51.. 196.... 309. 266. G. 187. W. 161. 57. 3. W. Reinaud. 71. i Ramstedt. 248. 161. A. 23. 23. Pietro Della Valle. R. 22.. 226. Prenss. W. 285. 273. 269. Arat. Raşid Efendi. 205. Qazzînî Astrabâdi. 199. 236. E. 176. İ05. 146. 276.2l6. Pavet de Courteille. 273. 61.. 2T0. H. bk. Paujoulat. 40. W. Reiske. 186.. 188. Bk.. 224. 205. 192. 194. J. Risch. 293. 285. 237. Passonen. Qâsim bn Qutlubuğa. 258.. 159. E. 298. Ptolomeyüs. i Radloff. 213. 267. Pun-daya. Rauf Yekta. Piexanov. Reşid Yâsimî. Penzer 250. Rockhill. Plutarkos.. Majör. 117. 59. 289. 283. Qutbu'd-dîn Mûsâ al-Yünînî... 122. Piri Reis. 24. 134. Pirizade Muhammed Sahib Eferdi. 189. Resulzade Mehmet! Emin. al-RSvandî. Po'. Pauly ve Wissova. Poppe. 282. P. 195. 14. Riumin. Rızaeddin bn Fahreddin. | Ranke. Bk. 24. 267. 158. 124. Remusat.. W. A. M-. 146. O. 58. Paul. 260. 182. 243. G. Ratzel. 202. 177. I Rambaud. H. 234. 129. 240. 230. Philips. P. N. 251. Ritter. Pozdneev. 297. 310. Pirou. 288. 263. 206. A.. 70. 280. 238. Pertsch. Rohr Saue. 295. 264. P.. 246. 27. Quatremere. 305. 220. 6. K. 261. MullS Şaraf-u'd-din Râsanen. 23. I Ra?ıb Hulusi. 30.. 274.. 2S4Polybios. Riza Nur. Abu Bakr Muhammad bu cAli. 181. A. Qaysunizade Nida'î Remmal Xoca. Peiser. 185. 26. N. 288. 239. Popov. F. W. 235. 155. 297. Popper.32. 266. İbrahim. 279. 53. 123. 230.' 187. 178. 86. 247. 140. 296. Pfandmüller. 22. 22. 253. 248.iak. Rieu. 219. A. 183. 288. Pococke. 99. 274. Rescher. 116. 23. 225. Fr. 6. Qari Rahmatullah. reçev î. Pictuall. R i Rachmati.. I. von. M. 269. Rindari. 247. Râqim BuTarî. 41. 316. 21.— 333 — Parry. G. 218. 72.

214 Ronciere. J. Scad Salman. L. A. 13.. 172. E. 221. Samuel. Rosovki.— 334 — Sarı Mehmed Paşa.. Ruska. Seyyid Riia Edirneli.. Rosen V. J . 43. Seyfi Çelebi. 1. Sarre. Seeberg. Rödig-er. A. i Schopenhauer. 230. 218. Saadet İshakî.. 178. Schiltberger. 264. Schilling-. 273. E. 252. N. 140. 286. 248.. 193. 209. Sanguinetti.. M. 251. cAbd-u'l-Karîm. C. B. 281. B. 266. 225. 140. De la. Şamoyloviç... Şeydi Ali Reis. 249. bk. 165. 280. Shierly. 300.G. Seyid Rıza. Schaeder. 188. Schiaparelli. 226. | Sehlegel. Schefer. Sacdî. Sanderson J. Rosny. 184.. 173. 177. Sei^nobos. 68. Sauvaget. 59. 193. 131. J. Safavi. 216. Sherley.. 212. 85. 263. 287 Safari. Mirza Muhammad. Rüdakî. 68. Ch. 266.. Sehi. 264. E.. Seligmann. A. Th. Rostovsev. 178. al-Şafadi. 229. 220. M. Roıısseau. ! Sehrötter. Mascud. 1 Schultze. 59. . 8.. Rückert. 35.. 68. 49. 20Sâvecî. J. 288. Rypka. 241. A. 293. 126. | Schoy. 195. 251. 213.. 132. Schindler. 57. Sachau. Ğ. 1. S Schmidt. 249. 276. Sayfi bn Muhammad bn Yacqüb al Haravî. 298. 192. 272. 2S0. Ch. ! Schuyler. P. J. 245. 200. 40. H. İ0İ. 173. Salomny. 284.. Sandalgian. A. 220. 240. 194. D. 261. 271. Baron von. Şanic-u'd-davla Muhammd Hasan Xan 215. Satic Bey al-Haşrî. Sezar. 2P7. 52. Rubruk. 226. 252. I. 285. Sedillot. Selânikî. 88. M. Xalil bn Aybek.68.. 136. Sabit bin Sinan. 214. 251. 140... 251. Sherley. Salemann. j Sohmidt. Sadreddin (Ahmedîlerden). 241. Schefer. Çağatay. 272. De. 120. Şâdiqî Kitabdar. 301. 120. u'd-dîn Tahranı. Samcanî. E. 17. 27. Saint Martin. H. 302. A. 59. Seddon. Selmân. 57. Ch. 2*23. 268. 132. P. 260. 283. 271. 159-164. 250. 221. 220. R. Semevski. 60. Semenov. 241. Sanderg. 131. Şeyh. A„ 286. S. Saıkis.. 184. Edirneli. 248. 21. J. Sallâm aUTarcamân. c V. de 161. Sacy. Savijrny. 245.. C. 178. 272. 276. 286. 298. 173. 244. 14.. Sadeddin Nüzhet. 305. 266. Sacîd Nafîsî. 116. H. 263. Âni'li. 188. ' Sauvair. Serebrennikov.. 223. 201. 310. 309. Şadr-u'd-din Muhammad bn Hasan al-NiîSml. 242... J. 234. Şani'u'davla. Şa Slibî. 233. Schiller. 169. 242. 298. 166. 45.. K. Ross. Senkovski. 248. 281. 251. Seyyid CelalSndir] Nâmı.. Said Paşa. Savelyev. W. Sam Mirza.

237. 141. 159. Şahkerim. 80. 146. . 183. Smirnov. C A. De Slane. 124. 211. 214-220. 238. 311. 72. 316. K. 246. T Tabarî. Tavernier. 223. Teqi'd-dîn al-Kaşî. 54. 293. G... Strothman. 142. 273. 283. de. Sse-ma Kuang. 203. 227. 158. Şemseddin Sami. 156. 75. j Şen-Yao. 4. 180. Taine. 282. Müşir. 92. 182. Şems İci. 206. 72. Song Lien. 284. 222. von. 266. 241. 246. 137. 68. 262. 127.. 212. Sühreverdî. 183. Şihab-u'd-din. F. 166. 30. Soltan.. 166. 282.. 55. 171. 242. Solov'yev.. 225. 173-Tabir. I Şaraf-u'dîn C A1I Yazdî. 240. Spruner. 280. 93. 184. Spizyn. Sibt Ibn al-Cavzi. 96.. Strabon. Tac Salmanı. 198. 181. O. Mc. Şama-u'd-dîn Muhammad Saxâvi. 238.. Şaxmatov. Sse-ma Ts'ien. 71. 186. 286. 168. Sümer.. 251. 228. B. 58. Solakzade Mehmed Hemdemî Efendi. M. 170. Srbik. 21. U6. Şayx Husayn bn Şayx-Abdâl-Zâhidî. Şams-u'd-dîn Muhammad bn İbrahim alCazarî. 190. Song K\ 181. 231. Taqîu'd-din al-Hilalî. 237. Sir A. 298. 207. A. O. 1. J. 273. 94. 283. 252. Taymas.. Şams-i Sirac cAfıt. 248. 208.. Spuler. 241. | Şir Muhammad Mirab Munis. Siao Tseu-hien. 229. 288. 14. Spies.. Süvarin. 232. Sybel. H. 228. Sultan Veled. W.. 104... 274. 170. Şihab-u'-dîn Muhammad Münşi. 237. 212. 197. J. 198. Taqî-u'd-din Abu Bakr. Taşköprüzade Ahmed. Tauer. Süleyman Paşazade Sami. 236. Sobolevsky. 236. Stepnen. 201.. 272. Süleyman Fehmi. 190. B. Storey. 199-Taeschner. 174. Şaraf-u'z-Zaman Marvazî. 204... 179. Şanizade Ataullah. J. 22. Siue Kiu Çeng. K. Şavqi. 198. 177. Taba Hüseyin. 180. 224. A. 172. 163. J. 73. 181. Muhammad bn Carir. 213.. Süleyman Nadvî. Stein.86. 276. 3-4. 180. 269Tannûhî. 212. Tacitus. 199 200. ' 256. L. 96.■— 335 —• Shiratori. 186. 57. R. Tallgren. 60. Sombart. Smith.. 162. 225. Spengler. Suter. F. Tâc-u'-d-in Subkî. 214. Süssheim. Şaraf Xan bn Şams-u'd-dîn. H. 96. 55.. Şams-'d-dîn Muhammad Kaşânî. 3. von. Strzygovvski. 22. Taqî-u'd-dîn cAbd-u'l Qâdir al-Tamîmi. H. 300. 186. 245. 55. 268. Sreznevskiy. 239.. li)9. W. Şahnuvaz X5n Şamşam-u'd-davla. 238. 145. 178. j Şükruüah. İ24. 308. 162. 115. 295. 58. 240. 185. Taqîzade Seyyid Hasan. W. F. Süleyman Paşa. H. 156. Talibi Hacı Mnhammad Bak alTabrizî. 151. Staehlin O. 196. 197. Şemsî Ahmed Paşa 208. 194. 57. Somojryi. 161. 161. Strehl. 194.. 186. 281. Abdullah Battal. le Strange. Bursalı. Silâhdar Fındıklı Mehmed Ağa 210. O. Bitlisi. Strong.

190Uzunçarşıtıo£tu İ. 266. 59. 163. 23. ! Vahid Efendi. Zayn-u'd-dîn Mahmud. Weinmann. 223. ' Vambery. Faik Reşit.— 336 — Tayyarzade Atabey. 219. 35. F. 247. 218. Usşakizade. j Wastl. Teule. c c Us. N. 204. 1 oma. 136. Wald»chmidt. 286. 298. 199. H. 286. I Vaxuşti. 43. 145. Wangelin. V Vahab bn Munabbih. de. H. 231. von. Graf. Temûr. 41. 131. A. 292. 261. 183. V. 4. Tiesenhauscn. 234. I Vardan Padmiç. U Ubayd Zfikanî. M. Tietze. J. 37. 188. Ünver. Teufel. A. 249Temir.. G. Vasıf Efendi. 229. 142. V. Ungar. 247. Prens. 56. 234. 21.. Z. H. 207. 21. 190. 131. i Vaselyev.. V. 203. 232. 260. 194. Tomaschek. Tevhid. 247. H. 53. 293. Toynbee. Wangf-si-şangr. 268. Unat. N. A. 258. 182. 212. 254. 268-! Vang-yen-ti.. Tott. 247. 18. 276. 204. P. 84. 87. . Tüsî. 165. 144. 240. H. L. A. 257. T'o T"o. A. : Ülken. 211. fuulio. Tornberjj. H. 72. W Waitz.. N. 253. C. 68. S. 63. Ch. M. Tolstoy. 165. 24. 3. Thukydides. H. 320c Unsurî. 61. G. T. 20. 295. 229.. Uruc bn Adil. F. 30. 230. 286. 172. j Wan? P'u 181. 22. 259. 32(1 . 200. Ubayd-u'll5h Muhammad Gucurâtî. A. 210. 133. 85. 234. 223. 218. Vahid Dastgardî. A. Tietze. : al-cUtbı. 122. 235. i Vico. Turyenev. i Veselovski. 47. Celaieddin. Ch. Weber. 238. 162. 295. Travelyan. Baron de. 247. 5.. 146. Varthema. 266. 39. ^bn Naşr Muhammad dn cAbd-i-cabbâr. Vladimirtsev. 170. 53. O. 66. 2(3.. K. W. Ulianitski. Tursun Bey. U. Thomsen. 188. 273. 163. Vasifî. Voltaire.. 231. 170. Vidal.t 220.. E. 51. I Vasmer. Togan. Çok. 21. Terenfyev. L. Telfer. J. V. i Vass5f-u'l-Hazra cAbd-u'IISh bn Faz!u'llSh 'ş-Şirâzî.. İ. . 285. 164. M. A. 243.. Ulufrbek. Tipiyev S. 120. 288. 48. 258. Texier. 2S6. 224. 207. Velikhan. Turan. 225. Vlotetı G. 225. ! Veijers. 213. 272. 302. 246. Vignand. 317.222. H. A. 162. Titus-Liviuı. Vernadski G. P. j WanKuwey. M. Teleki. Z. 24. F. 189. Uzluk. Tournefort. Veliamioof -Zernof. 250. Trotsky. 194. Medzoplu. 42. 185. 300. 221. 196. Waley. 80. 243. 181. 246. Toll.. B. 171.

Zotenberg. 246. Wiedemann. cAbd-u 'r-Rahîm..55. 196. 124. 285. 125. 177. 190. 105. C. 95. 220. 245. Wylie. Y Yahya bn Abd-u 'l-La^îf (Amir) al-Qazvînî.. R. 208. Genceli.337 WeIIer. | 237. C. 194. 78. A. I 1 Yon?. 261.96. Zetterateen. C. 184. 37. H. Zayn-u'd-dîn Muhammad Amîn Kasğarî. 229. 273. F. 250. 256. WeSrsinck. 230. F. 245. 23. 204. | Zakariya Qazvînî. Zindari. 201. Wichmann. Zenker. 207.. 241. Zimin. Xanbaba. Wngrht. Şams-u 'd-dîn Muhammad bn cUsı man bn Qaym3z al-TurkmSnî. 180. M. F. Yazıcızade Ali. 244. 183. Woo. 88. Wey. 279. 22. 277. 101. c ! . 283. Wiener.. Zenbilializade Mubyiddin Cemali. R. Yaltkaya. W. Xalxâlî. 199. 236. 78. İ9İZinkeigen. Yule. Yemilyanov. 232 Widmann. Wellhausen. 58. Ymanç. . 167. 289. 98. 172. H. Yegorov. 294. Ye Loag -Li. j. ! Yacqûbî Ahmad bn Ab-i Yacqüb bn al-V5-zih. 310. Zondervan. L. 187. S" 40. 283. ! Yao Kien. . j Zahlr-u 'd-dîn al-Nisabürî. 88.. Yîgût. 57. 183. Xud5baxs. Xoea Gayret Xan (KSmjar Hüseynî). 84. 236. Zayn-u'l-cAbidîn Şirvânî. 298. Yalçın. Zaki Mubârak. j Yefremov. 213. Yusuf Muverrix. Şerafeddin. 250-! Zemakhşerî.. 179.. Wittek. Xoca Kemaledrlin. Yalgrın. 257. Wey-Çet>g. j Zajaszkowski. W. 277. 89ı 206. 276. Xoca Muhammad Hekimxân Türe bn Macgümx5n. H. 309. 276. 226. 189. W. R. Zamıslovski.. ZiyS-u 'd-dîn Barranî. 298. 108. 190. E. 4. 248.. H. X (leh) XSlidî Ahund Qurbanali. Xocaquli Bek bn Qlpcaq X5n. A. E. Şeou. 20. W. 191. 87.. K. J. Wund. Ziya Gökalp. E. P. 178. Xondemîr. 285. VPüstenfeld. 225. Z. 315. Yahya bn Muhammad. 246. 271. Witlcowai. H. Wissowa ve Pauly 22. Xaaikov (Khanikov). | Zahabî. 260. 243. Xenophon. Yahya bn Ahmad bn cAbd-u 'İlah Serhandi. 61. 228. M. 222. Nür-u'd-dîn Muhammad Munşî. 95. Zafar-u 'l-Vallah Hacı Dabîr. Yate. Wrİ£ht.. 59. 237. 227. 27. Yüan-Çanjj. 184. 309. 280. 228. 54. G. 47. Beyânı. 268.112. 179. 126. 199. 154. 181. 195. 245. Xay5lîzâde Bursalı Hasan Çelebi. Zyriak. Gıy5s-u*d-dîn. 221. N. 178. 215' | Yusuf Ziya Bey. 181. 86. 193. 66.

39. 116. 47. 124. 47. 63. Alman Arkeoloji Enstitüsü. Arab edebiyatı tarihi (Broekelmann). 145. 153. «Büyük tetkikat» tipi eserler. 88. 177. 50. 98. 278. ı Bozkurt efsanesi. 212-213. Bibliografiye dair. Anekdotlar. Alimler arasında karşılıklı yardım. 74. 127. 155. 268. Buhara Özbek hanları tarihine dair kaynak. 139. 218-221. 152. Cenubi Asva ve Hindistana ait eserler. 47. 47. Amerika Şark Cemiyeti neşriyatı. 178. 96. 46. Arab dilinde matbu eserler. (AujfUgt Comte). Altın Orda tarihi (Spuler). 270. 127. Cihannuma (Haydar Duglat). Amozonlar. Arkeoloji ve tarih. 146. Ayin-i nigâriş-i tarix (Reşid Yasimi). Th» Crusades in the later middle ages (Ati-ya). 147. Battal Gazi. Bölüm (kitaplarda). 146. Araplar ve Yunan tarihçileri. 318. 240. Cezvitler. 297. Baybars destanı. ElBîrûoî'nîn «mürüvvet» ve «futuvvet» e ait sözleri. 2. ! Birinci el eserler. 24. 105. Azerbeycan Türle Şairleri tezkereleri. 279. 133. neşriyatı. . j Coğrafî eserler. Başlıklar (kitaplarda). 264. AntropoM. 127. 78. 22. B Bab taksimatı. Ashab-i kehif.B\rûnl). Annee sosiologique. 152. ç ■ Çekoslovak Şark neşriyatı. «Beş Uygur». El-Bîrûnî'nin «tabiî muamele» ve «sun'î muamele»ye ait sözleri. ElBîrûnî'nin tarih felsefesine dair fikirleri. 271. 173. 40. 147. Beynelmilel Müsieşrik Kongreleri. j Coğrafî isimler. J Cours de phiîosophei historiçue. 123. 124. 124. 40. 23. 22. 64. ' Bibliografiya Şarka ait. alAsar-u 'l-baqiya. 160. 264. Coğrafya ve tarih. j Binbir gece. c Cace Bey camii. «Artha» şehri. «Asabiyet» manası. 116. 58> al-Camahir fi'l-cavahir(. 21. 74. 41. Aşar a ihya (Reşideddin). j Cours d'Etudes philosophiçue (Claude Françoiı Dannon). I Coğrafya metodolojisi. Azerbeycan ve Şirvan tarihin* ait eğerler.317. Almanyada Şark yazmaları.MEVAD FÎHRİSTÎ A Adat ve örfler. Allahın sünneti. 298. 288. 75. 84. Antropoloji ve tarihi. 89. 170. El-Bîıûnî'nin hurufata ait sözleri. asatir. Anoxronizm (coğrafî eserlerde). 43. | D Danişmendname. Cüneydname. Asturar. Aktl istoriçeskiye.

Destanlar. 51. 22. 122. Horezm kültürü. Haşiyeler. 169. 65. Hindistan Türk şairlerine dair tezkireler. Haritalar. 297. 263. Hindistanda Şa'k yazmaları. 45. 191Hümaniteci tarihi telâkisi. 130. der) 142. ideen zar Philosophie der Geschichte. 63. Harita ve resimler ilâvesi usulü. Fatih devri. «İkinci el» kitapları. ne ait edair eserler. 154. Finlandiya Sark neşriyatı. 124. [ . İktisadiyat ve tarih. kaynak. 157-166. 291 al-rlam bi'l-tavhix limanzam. F Farsça matbu eserlerin fihristi. 68. 320. 40. 97. 224-225. 275. 66. Fransız Şark Cemiyeti neşriyatı. Etnografya ve tarih. kaldık olmak itibariyle. Hindistan Asariatika Cemiyeti neşriyatı. 67. Hamidet-u 'l-usûl. Hristiyan Şarka ait neşriyat. 121. devrine Haltercümeleri (plânları). Heykeller ve resimler. 124. Hatımlar. Encyclopetlie de l'lslam. Diş i u t i k a d . 46. 269. 140. Ekler (kitaplarda). 42. Hamza-i Isfahânî'nin hurufata ait sözleri. t a r i h kaynağı. 61. İlmî çalışma tekniği. «Giriş» (kitaplarda). 129. 67 in iktisadî t a r i h bakımından ehemmiyetii. 310-311. 69Hikmet-i tarih. 41. 1611. 221-223. 64. Diller kalıntı olmak i t i b a r i y l e 62. 240-241. 280. 58. 64. «Fasıl» (kitabda). 124. İç intikad. Fıkralar. Horezmşahlar tarihi kaynakları. ■ Dydon» hikayeleri. 35. Hazırlık. 7ti. jcavî). Kaldık sıfatiyle.rix (SaHadîs tenkidi. 236-238. i İ tbn Haldun'un f ik ir le r i. Hazine-î evrak vesikaları. E Ebu-Müslim hikâyeleri. 122. 166. 57. 24. 66. (Her119. 108. 179. İngilrz Asya Cemiyetinin Hindistan şubesi neşriyatı. Hanname. ' 316. «Fıkıh» kitapları kaynak.mal-ta. 201-202. 44. Eski binalar (kaldık).339 — Demirkapılaı. 226-227. Eserlerin yapılış şekli. 65. Edebî eserler kaynak s ıf a ti y l e . 23.. 177. G i 140. Gazeteler. Hindistanda Baburlular devrine ait kaynkk-lar 227229. 319serler. 142. İdrisi'nin eserlerinin tetkiki. j İdealist tarih telâkkisi. 125. Hukukî vesikalar. H iktisad tarihi metodolojisi. 122. mektep görme şartı. 34. «El k ita b ı» . Ibn Miskeveyh'in f i k i r l e r i . İlmî ve fennî eserler. 178. Fihrist tertibi. Genelleştirme (hükümlerde). Holanda Şark n e şr iy a tı . 283. İlhanlı ve Temürlüler devri iktisadî Halk ruhiyatı. 135. 68. 36. Hindistanda Tugluklar t a r i h i n e dair kaynaklar. Etnografya metodolojisi. El yazma eserler. 148Horezm-Altın Orda tarihine dair yazma kaynaklar. Holandada Şark yazmaları. I İdeen zil eîner allgemeinen Geschicte (Kant). 44. Hokand hanlar tarihine dair kaynaklar. kaldık sıfatiyle. 60. 2'>b'. 124.

tntikad. Materialische Aufjassung der Geschichte (Kautski). 41. Kırım tarihine dair eserler. Kitab-u mâ li'l-hind (Bîrûnî). Köpekbaşlı insanlar. Lisaniyat metodolojisi. Kanunî Süleyman tercümeihali. 2*5. Kitabeler. isimler f ih r is t i (kitaplarda). K Kaf dağı efsanesi. 307-303. 23. L Lstin yazısı. Minyatürler. 265. 145. Meskukat. . 148. takvimler. Işıktan doğan çocuk. 285. 287. 12H. Innerasian Fronttiers of China (Lattimore). 293. Kronoloji. Mecâlis-u n-nefâis neşri. 70 Kaşgar hanları tarihine dair kaynaklar. 59. 143Kaşşaf (Zamaxşeri) yazmaları. 126. 78. 110. Menâsik-i hac kaynak. 71. İran destanı. İslâm Şarkında tarih telâkkileri. 86. «Konferans» şeklindeki eserler. Das Kapital. 170. Mikrokosmus (Lotze). muhit. teba İskitler. 240. 56.— 340 — İn g iliz Coğrafya Cemiyetinin Şarka ait neşriyat ı. Kağıd. İnsanın iç müessir kuvvetleri. ( » l a m l a r d a tabiî ilimler. Mevzu hadisler. ı bildiren eserler. 58. Moğolca kaynaklar. Kaldıklar. 305. Kaynakların tahlili. 226. türkçede ve diğer İslâm milletleri dillerinde. 128. 152. 20. «Metod»un tarifi. 263. İran edebiyatı tarihi (Brovvne ve Storey). 140. i Medenî âmiller. kalıntılar. 64. 52. 138. 133. 277. K i t a n cesametleri. İskitler . 111. . Intikad melekesi. 82. İsveç Şark neşriyatı. 43-44. 60. Misyoner cemiyetleri neşriyatı. 75. Iranda Alman Arkeoloji Enstitüsü. kaynak. 214-217. Lisaniyat ve tarih. 176. 36. 28. İngilterede Ş«rk yazmaları. kaynak. 223224. ingiliz Uzakdoğu ve Çin Cemiyeti neşriyatı. 122. 118. kitabda. Kosmopolitlik. İYİateryaliat tarih iıelükkisi. 20. edisyonu. 66. 75. 123. 65. 72. 70. «Metin» kitabda. 142. 269. 305-305. 137. 41. Kültür tarihlerinin planları. ı Kolombos haritası. Milieu. Kilimguşan. ansiklopediler. 268. M i Macaristan Şark Cemiyeti neşriyatı. 229. in g i li z Şark Cemiyeti neşriyatı. İranda yaşıyan Türklerin tarihine dair kaynaklar. italyan Şark Cemiyeti neşriyatı. Katologlardan istifade. «İslâm tarihi» ve «İslâm medeniyeti tarihi» anlayışları. 115. Lehistan şark neşriyatı. Mısır ilmî cemiyetleri neşriyatı. 278. İranda Türk Şairlerine ait tezkireler. ■ Mebâni-i inşa (Müşir Süleyman Paşa). İngiliz medeniyeti tarihi I. 265. İngiliz Kr a l lı k Ortaasya Cemiyeti.Buckle). Melfazâtt temûri. İslâm Hristiyan münakaşa mecmuaları. 132. Mısır ve Suriye Türkleri tarihine dair eserler. Kanarya adaları ötesine seyahat. 277. İskender kıssaları. «mektep kitapları» 122. 139. (Manı). Limes. Menkıbeler. 202-206. kaynak. 127. 279. v. 48. 21. 133. J Japonya Asya Cemiyeti. 48. 268. 107. 312-319. 124. 125. 298. 61Kalender. Kaynak bilgisi. Kamuslar.d. Kitab mübadelemi. 43. Mevad fihristi. 91. kaldık sıfatiyle.

201. önasya cemiyetleri n e ş r i y a t ı . Moname. 101.nta Germaniae historica 73-74. Müzelerden istifade. 271. 122. 10. 298. 194-197. Rus Uzakdoğu cemiyetleri. 124. 278-279. kaynak. ş Otobigrafi. 36. Ruhî âmiller tarihte. 75. Rus Şark Cemiyetleri neşriyatı. 157. Seyahatnameler. Monografiler. «Müçel» yılı. 116. 60. • Şark İslâm ve Ö Türk âlemine ait mecmualar ve seriler. 122.v. 141. 74. 66. hayvan isimli yıllar. hammad Nizameddin). Orhon-Yenisey Türklerinin içtima'î ve iktisadi Sobranye russkix letopisey. 108. Myth. Rus Coğrafya Cemiyetlerinin Şarka ait neşriyatı. Moğol istilâsı anında Türkistan (Bartholdl 120. 69. 108. 133. 103. Peşin hüküm. 59. 298. 65. (MuOsmanlı devletinin ilk teşekkülü mevzuu. 281-2S2. 214-215. Para sistemi. Mufassal (Zamanşari) yazmaları. 36. I Selçuk Nasihat-u 'l-vazara (Sarı Mehmed Paşa). I Oğuz destanı. Şark âdetleri. 42. 70. R Ravzat-ıı 'ş-şafa (Mirhond). teşkilâtı. 206-212. 127. in plânları. Miinşaal-i raşidi. Mu'-izz-u 'l-atısab (Şu'-b-i penegane). 120. | Safevücr tarihi kaynakları. kaynak. S «Saba» kelimesi. O «Semerkand kapıları» tabiri. I Şark sanat tarihine ait mecmualar. 40.165 Osmanlı devlet adamları tarihine ait eserler. Resimli haberler. 74. Riyazi i l i m l e r tarihi. -10. 265-266. 188-191. 43. 279-281. 44. ölçüler.341 Moğol devrinde şehirler tarihine ait kaynaklar. Sebeblenme b a ğ l ı l ı k l a r ı . 32. Plân. 243. Nadirşahın tarihine dair kaynaklar. Münşpat-i Feridun. Moğol devri târihi. Riyaziyata ait kitaplar. I Sbornik russkix On ok. Rus Ulûm Akademisi Şark neşriyatı. Münasebetler kavrayışı. Rus medeniyeti tarihi (Miliukov) 305-305. 59. gosudorstvennix gramot. 178. P Paideuma (Frobenius). 78. Popüler tarih eserleri. 149. Sİ. 111. 300-310. 272-273. 142.. Muhtetif ilim sahalarına ait eserler. Sanat tarihi metodolojisi. 11. 309. tasnif plânları. 44. Pancatantra. Moğol devrinde Iran (Spuler). 139Prusya Ulûm Akademisi Şark neşriyatı. . Pozitif tarih telâkkisi. N Sahtekârlıklar. Sultan Mahmud Gaznevi tercümeihali. Rusyada şark yazmaları. Sinkronik murakabe. 263. 300-311. 215-216. 277. Patrologia. 74. 54. 123. al-Muxtaşar al-mufid ffiilm-i 'l-tarix (Ka-fiyeci). 134. 44. 155. 74. . Osmanlı devri şairlerinin tezkireleri.d. ilmî mesaide. kaynak. 287. tarihi kaynaklan. Piri Reis haritası. 167. 241. Seyyar hikâyeler. 242. Müşahedeler. Şarkı öğrenen yüksek mekteplerin neşriyatı. 98.261. Ruhiyat ve tarih. 20. 4. Osmanlı tarihi kaynakları. A Study of hiıtory (Toynbee). 76. Monumeta Hımırariae Historica.

Telif plânlan. Teokratik tarih telâkkisi. Tahdid-u nihayât-i 'l-amâkin (Birûnî). (Yusuf Akçura). Tahlil ve t e r k i p t e sıra. 112. 236. Şecereler. 153. 44. 10. v. 24. 2-3. 35. Türklerde hattat ve ressamlara ait eserler. Tarihin tarifi. Türk edebiyatı tarihinde usul (Köprülü) 172. asra kadar.d.342 — Şarkiyatın ayn sahalarına ait mecmualar. 148.b. Türk tarihine dair Yunan ve Lâtin kaynakları. Tarihçenin hakemliği. 276. Türk tarihine dair Ermeni kaynakları. Uzakdoğuya ait mecmualar. Türk tarihine dair Rus kaynaklar. 242-\ Türk şairlerine ait tezkireler. l «Üçüncü el» kitapları. Şifahî haberle. '■ Türk tarihine dair İslâm kaynakları. 127. 300. 109. Ulûm ve tarih. Tansuçnaıne (Reşideddin). 298. oöTarihî darbımeseller. Ta'mir. 7*8. j Transkripsiyon işaretleri. Tarih ve içtimaiyat (Ziya Gökalp). kitabeler v. T TabaqSt-u 'l-fâf&ıya-ti 'l-kubrâ (Subkî). 51. Türk tarihi ile çalışanlar için umumî el ki. Tefsir. 113. 106-135. 53. 183. 183. 135 v. 9. 82.. Tarihî coğrafyaya ait eserler. 25. Tarihî ş i t ı ı e i . Türk ve dört oğlu. 156. «Tarih» kelimesinin menşeî.s. 160. 173. kaynak. Tekâmül nazariyesi.d. 230-231. 324-27. 182-183. 38. 243-246. metinleri ve vakaları. 34. Türk tarihine dair Gürcü kaynakları. i Türkiyede ilmî neşriyat. 230. Türklerin halk ruhunda tarihleri. 101-106. TacIİI-u 'l-vaqayic. j Türk tarihine dair Çin kaynakları. 54. Târix-i yasa. 162. 44. 172. Ural-altay kavimlerine ait neşriyat. Uyduruş. '. Tacârib-u 'l-umam (İbn Miıkiveyh). Tabiat mahsulleri. 179 v. 100. 101. Temür ve oğulları devri tarihi kaynakları. 44. Tarih felsefesi. Türk tarihine dair Süryanî kaynakları. Tarihin yazılış tarzlarına g5ra nevileri. 121. 111. muhtelif devirlerdeki değişik mânaları. Tarafsızlık. 239. kaynak. Türk tarihine dair Avrupa kaynakları. 312. 159. Tabii âmiller tarihte. 10:i. 197201. Tamxiş-u 'l-axbar. 231 v. combination. Temür'ün ilk devirleri. tapları. Şucb-i pencgâne. Türk medenî ve siyasî tarihi plânları. Der Untergang des Abendlandes (Spengle 142. 89. 297. 183Tazkirat-a 'l-cibnr (sahte eser). interpretation. Türk minyatürleri. Tercüme usulü. Tasnifte mantık çerçevesi. 1841S8. Türk destanları. 132. . Tenkidli metin neşri edition critique.d. Tasvir. 16. Tarihten önceki d e v i r l e r . 246-| 260. 270. 53. i U Ulûm Akademilerinin Şarka ait neşriyatlar 271-278. Tezadlardan tenkidde istifade. Tarihî coğrafya metodolojisi. kaynak.. cUnv5n-u l-cibar va divân-u 'l-mubtadi l-xabar (İbn Haldun) ve mukaddimesi. 241-242. 230. Tasnif plânları. 297. Tasnifte zaman ve mekân esası. 120. 261-262. ' Teokrathk ve İbn Haldun. 2. 125. Tabirler. Türk tarih kaynakları. Terra incognita. 121. 155. sentez. 163. 273-275. «Uzunkulak» tabiri 38. 24. Terkip. Türklerde musiki tarihine ait eserler. Tung-aalp destanı. Tavır ve atvar. 70. kaynak. 69. 154. 301. Türk tarihi ile ilgili seyahat kitapları. 55.

40. 272. 79. 54. d. 66. 92 v. 265. Viyana Şark Cemiyeti neşriyatı. Yaançao bişi. Zamalışeri'nin eserleri. .343 V Vajiyât-u 'l-asldf (Mercanı). İOİ. 174. 114. Ye'cuc ve Me'cuc. 15§. Yorumlama. Viyana Ulum Akademisi neşriyatı.12. Vakanuvisler. z Zafer nam* (Ş Yazdî).. Y Yadigâr (Mecmua).

267. JA. El. ZiVAN. 179. 276. KCsA. Yacqûbl-Târîx' 184. 265. '132. / . 263. 266. 266. 75. 271. 271. BGA. 184. P. jRAS. 263. 266. 75. 273. 272. 272. CrASR. 266. BSOS. MASR. 281. 281. 270.344 Eaerde zikri geçen KİTAP İSMİ KISALTMALARI (Rakamlar bu kısaltmaların izah edildiği yerleri gösterir) Abh. BEFEO. 265. TTEM. Tabarî-Bal'amî. JSFO. W. 267. JAOS. DWAkW. Tabarî-Leiden. SBWAkW. TVORAO. GAL. ZDMG. 243. MSOS. ZVORAO. 264. Ak. LHP. TİVAN. 264. 311. 73. 184.. BASR. WZKM. MSFO. 272. GOG. SBPrAkW.

Maddeden maksad. s. ilim ve medeniyette yaradı-cılığını tebarüz ettirmektedir. bu yüzden bu kıtada bir âmir ve memur insan tipi değil. bilakis «birbirine zıt insan tiplerimi yaratmış olduğunu. Jaspers'e göre garbli insan benliğini o kadar sarahatle anlamıştır. te K. s. maddelerinin son kısımlarının izaha muhtaç olduğuna dair vaktiyle bir arkadaşımın işaretini de. XXX da. bilhassa «şuğür> da. Burada . Hier ist ein Mass von Auf geschlosesndeter Reflexion. her ferdi ayrı kıymeti haiz olan karakter sahibi müstakil insanlar vücuda geldiğini ve garbli insanlar arasındaki bağlılığın. bu sayede onun karanlık meçhulat âleminde tereddüdsüz dalgıçlık yaptığını. Jaspers'in 4. Bu 9. ve 9. 9. hâkim tip insan çevresindeki bağlılık şeklinde olmayıp müstakil ve hür insanların açık kalplilik ve şahsi sevgi esasına dayandığını anlatmıştır. garbli insanın inkişaf neticesinde kendi benliğini tam olarak idrak ettiğini. husule gelen âmir ve memur tipi insanlar arasında. Şarkta. ki o eski Yunanlıların anthropocentrique tasavvurlarının bir gün kendisine bağışlanmış olduğunu görmüştür. maddede Jaspers Garbin bir «hakim insan tipbni değil. Garbde hiç bir insanın her şey olmadığını. XV. Garbin bir hususiyeti sıfatiyle şahsî sevgi ve hududsuz ölçüde kendini tanıma kudretinin hiç bir zaman ta-mamlanmıyan bir hareket şeklinde tezahürü (tebarüz ettirilmelidir). für die erst der volle Sinn von Kommunikion zzuischen Menschen und der Horizont eigentlicher Vernunft aufleuchtete» Yaniî «Ve nihayet ve her şeyden evvel.İ L Â V E VE TASHİHLER tönsöz>. yine ayrıca burada cevaplandırayım : 4. garbli insan camiasında her ferdin yeri olduğunu garblilerden kimsenin böyle bir «herşey> ve «bütün» olmak arzusunda olmadığını. XIII. maddenin Önsöz. bilhassa son asırların meydana getirdiği «aşağılık ruhu> nun hâkim olduğu muhitlerde ilim ve fikir sahasında «cârifler> vücuda gelmiyeceğine dair mütalealar-da bulunmamıza vesile olan parçasının aslı şudur: Und schliesslich und vor allem ist ein Moment des Abendlandes die persöuliche Liebe und die Kraft grenzloser Selbstdurcleuchtung in einer nie vollendeter Buzu-egung. von Innerli-chkeit erzuachsen.

**• <s\J* tjlauuj j^jjj <jM. en derin sevgi ve en derûnî düşünce metafizik âleme münhasır kalmıştır. ki kendilerini diğer insan camiaları arasında yükselten fikirleri nesiller boyunca çıkan kalın mecmuaları. jjjj ^ tf*«*j u'albr !►*>•!• Jl—ıj" >ft *.c » CJLJJ *jf i}i.y lyuMi < Jul *i\i-j 4JIJUI» cJtj *j**£ lc~. olmayanlarını reddeder. ve din meselelerini saatlerce. <Fütûhât-u mekkiyosi ikinci Kur'an sanılan büyük Araba ait bir hikâye: _C £j^ (*•&. Diğeri: ancak âmirler idaresinde birleşen insanların camiası. Türkleri vesayet devrinden ayıran son 14 mayıs inkılâbının ilim ve fikir sahası için ehemmiyetini idrak etmek için iki tip camiayı ayırd edebilmek şarttır: Biri : hür ve müstakil insanlar camiası. fikrî takip yoluyla camialarında kültür durmadan inkişaf eder.j0J iy Zjy* J's'J» t>-Jlj/ £'j))*^. daha evvelki asırlarda da kimse hayatla bağlı sistem halinde fikirlerle kalpten gelen sevgi ve derin teemmül yoluyla bağlanmamış ve bu nevi fikirler cemiyetlerin yaşamasında medar olamamış. ^ikij ji. hür ve müstakil ferdler kendilerini ilgilendiren hayat. açıkkalpliliğe.£■ ^"«"•jf j^ .». sonsuz bir bir düşünüş (kabiliyeti) ve derûnilik yükselmiştir ve ancak bunların sayesinde (garbli) insanlar arasında tam mânasiyle bağllık ve asıl mackûliyet ufku parıldayarak belirtmiştir■> Burada <açıkkalplilik> diye tercüme ettiğimiz «Aufgeschossenheit» sözü ile herşeyi tetkike hazır ve her makûl fikri kabule âmâde bulunmak gibi samimiyet ifade edilmek istenmiştir. ferdler arasında bağlılık.— 346 — geniş ölçüde açıkkalplilik. zamanımızda en ciddî meseleler hakkında bu tip insanlar ayak üzerinde bir kaç kelime mübadelesi ile iktifa ettiği.L»-. İşte iŞeyhi Ekber> diye tanınan. bunlara dair gazete sayfalarında üstün körü birkaç satır okuyup unuttuğu gibi. ' tf**jM j\j J^t-^İ^ «ki&J ı£İji) »Jk j \. yıllar ve nesillerce muhakeme ve tenkid eder. mütefekkirlerin nesillerce okunan külliyatları dağılmadan nesillerce devam eden cemiyetleri vasıtasiyle yaşatırlar.J>«•i-"• u/i|jl Ojllv ı^ji sfj « y-\ u _.f^st ısa ^-J . makûl olanlarını kabul._j. ««j Jijy -4^'J1 ıMü i' . fikir. günlerce. ki burada ferdler ancak yukarıya bağlı olduklarından kendi aralarında ki bağlılıkları gevşek ve sathîdir! her mesele yukarıdan halledileceği kanaati hâkim olduğundan. Ne bu hikâyeyi <Mecmuac-u 'l-latâ'if»inde nakleden U- . şahsî sevgi ve derûnîlik esaslarına dayanır.

ys lo. madde üzerinde düşünmek iyi gelecektir* dediğimin sebebi de budur.. 22. Garbin de Doğuavrupada ki tsüğür unda bu hal hemen hemen umumîdir. 3. durumunda. ys 7 . J47 •■ beyd Zâkâni Şarka ait efsaneler anlatan bir garbli seyyahtır. Vambery. 14 ys 5 . ferdler ys 11. ora mutezilelerinin eserleri. tetkik ile tasvir arasına "ve" gelecek. ') Eski Yunanlıların tskitlerde. Annibal. 7. 5. 1. 2. Türklere şefkatsizlik ve vefasızlık isnadı Acem şairlerinin Türk güzellerine nisbetle kullandıkları bir gazel ifade tarzından ibarettir. as 3 : ibarettir. s.. 4. mahallî 12 ys 8 . tesirini as 8 . Adnan Adıvar. s. nin) Türk aşiretlerinde bu camiaları teşkil eden hür şahıslar arasında devletçilik bağlarının gevşekliğine dair kayıtları. teessüsünü as 6 . as 9 . ys 19: çıkararak ys 20. illî . XXX da «biz Türklere bu 9. as 15. as 5 : mevzuunun. 1) Krşl. 21. sahifenin yukarısından "as. İlim ve Din I 1944. rağmen ys 8 . ne de biz Muhiddin Arabî gibi kalpsiz insanlar Garbde de mebzuldür diye bu hikâyenin yanından geçebiliriz. Pallas. Önsöz de s. A. . hatalı şekiller gösterilmeyip ancak doğrusu verilmiştir. Zamanımızdaki ys 8 . as 9 . Türkistan'da ıı. 2 46 "ys. fransızca as 6 . Geçici olan bu içtimaî illetlerden Türkler fikir ve şahıs hürriyetini temin eden şerayit husule gelince hiç şüphe yok pek çabuk kurtulacaklardır. şartlarındaki as 4 . içtimaî 9. as 10. neşriyatta 6. istifâde as 1 . Platon ys 19. ehemmiyet as '6 . esasında . hayatı ölü resmî kalıba sokma usulünün Ortaasya için yabancı olduğunu gösterir. Şerif Curcânî ve Ali Kuşçî gibi Önasya uleması arasında gördükleri «merasim kalabalığımdan (kesret-i örf den) t i k s i n t i ile bahsedişleri. muahhar şarklı ve garbli seyyahların (İbn Fad-lan.. sahifenin aşağısından sayılan s at ı rl ardı r. ys 14. İslâm âleminin Onasyadaki. Radlof v. parçasının . münâsebeti ıo as 18. tekamüllerin 13 ys 2 . as 5 . satırlar silinecek. keza Horezmde yetişen âlimler.. Zikredilen satırlardaki. bulunmuştur. yalnız . ys 13-14.

alar" silinecek. ys 7 . ys 18. krallarının as 14. ilmî as 19. bütün ys 8 . Clavijo'nun as 1 . ys 19. ys 7 . seviyeleri 39. prosses ys 25. ikametgâh . Encyklopedie 47.348 45. edilecek 56. Iık 61. 11. ys 1 . Buharayı ys 7 . as 6 . as 1 . ys 17. hafriyat as 6 . sürenler 46. şey ile demiştir arasına "yoktur" gelecek. monografilere 53. "isimlerin" den sonra şu ifade gelecek: "Rus telâffuzuna göre olsa dahi varyantlarını vermişlerdir. tarih ys 27. Petro ys 15. ys 22. ys 5 . Bu takvim". Hening 34. keşfederek as 9 . Roma ys 14. zamanların ys 13. arasında 44. ölçüler as 12. ys 2 . tarihî as 13. as 1 . edilecek ys 25. 27. ys 8 . hâkimiyeti ys 2 . herhalde 31. as 1-2. tunca ys 17. bu bakımdan' as 17. şimalinde as 58. ys 5 . 55. ys 14. ys 23. Moğollarca as 2 . maceralarına ys 29. destan as 8 . Mütenebbî ys 18i gibi ys 9 . tetkikle 16. sene besene tesbit eden takvimi zikre değer. 43. ys 14. ys 12. "seyyahat" den sonra "eden". insaniyetin 32. 42. muharebe ys 19. 41. İngilizce 51. hikâyeler 57. devrinde as 2 . as 4 . ölçülere as 12. etmek as 3 . as 9 . kaynaklardan 52. olan ys 18. 20. ys 15. ys 4 . Euhemeros 40. derecede as 16. neşriyatı ys 19. 23. China ys 10. ys 11. ys 7 . zihniyetlere ys 11. Dydona 59. ys 12. Barthold ys 29. yahut as 9 . vermektedirler. mahiyet ys 19. hükümet as 15. 62. devirlerin as 12. "olmak" dan sonra şu ifâde gelecek: "üzere. 24. 35. 54. "taksim" silinecek. "tabiat tarihini" silinecek 15.. 33. Kautsky ys 18. 36. Ye'cüc-Mecüc. daha 37. Şaqâiq u as 9 . "yerlerde" den sonra "yer" gelecek ys 12. ys 7 . "sai. devirleri 26.

Ch. içtimaî 24. kısaltma 6 . 159. 10. idealize 10. Abdullah 18. 173. 118. hulasası 15. Museum 8 . mu'dil ilmî 17. mukaddes 1 . meçhul 28.. 96. telâkkisinde 16. 100 . 122 . . 10. kitabın 10. Abdullah Annan 3 . 146. 109 . müteakib 14. 187. 93. 196.m . series 13. 166. müsteşriki 11. 132. 148. olarak da 9 . Müellif. 10. 114. tercümesi 6 . 198. m 112 . kaynaklar 11. Muqaddima 16. karşılaşır. rub 7 . hanları 10. bir 12. 97. 192. hayatına. öteki Siret 5 . haşiyelerinde 5 . 193. 68. bilir 21. Şam u Rûm 19. ıı. Ferg-ane 6 . öğrenmek 9 . hükümdarlarının 9 . 106. 197. âlimler 11. 154. as as as ys ys ys ys ys ys ys ys ys ys ys as ys ys as as ys ys ys as as ys as as ys as as ys ys as ys ys ys ys ys as as 4 . tercüme 12. 180. 191. lr. 188. ehemmiyeti 1 . 104. vakanüvis 21. 92. bulunmuştur. muhakkak 3 . gayretiyle 10. teminidir. zamanındaki 1 . 133. 9 . o eski 19. 75.. Pirizâde 5. -mamış 10.7. 69. Yabgu 10. mektep 17.3) 11. malûm 25. Şubatta 11. ismiyle 7 . yahutta istifâdeyi 28. cildlenmiş 10. oyuncak 19. Cüveynî 2 . ettiren 17.. 158. 67. 117 . bulunuyor. -zılmış 17. hakkında Memorial. "Tarihte" den sonra "bitaraflık" kelimesi gelecek. lüzum 126. yüzlerce 1 . 110. 24. as as as ys ys ys ys ys as as as ys ys ys ys as as as as ys ys ys ys ys ys ys ys as as as ys ys as as as ys as as 12. vermek 24. bir 11. Paşa 15. 161. Avrupa 20. ebedî 8. 124 . 125. Millî 5 . 116 . anlatılmıştır. İran 13. 101. hakikatin 8 . 74. tatbiktir 26. 1 . 71. iskelet 5 .. Ruznâme-i 17. 199. Iqbal 13. hükümlerimizi 7 . Nizâm ed-diıı 9 . 189. 64. Ebru'nun eserleri. etnoloji 10. 123. 1 . "çağlara ait" silinecek. n.349 63.

237. den sonraki cü. deki "Tarih-i" den! sonra gelecek.nılelelerl as 8 . ys 19. 293. ys 6 . 275. 257. nüs ha s ı 5 . ys 13. y s as as y 2 . 320. 204 205. as 3 . 8 ınaqciı:r camiinde tarih '1-ravzatayn fi '1davlat-i Abö. 15. 307. 5 . ys 7 ı Mohaçnâme as 9 . ys 19. Sultanları ys 27. ys 11. 203. 286. as 3 . as 14. ys 3 . 240. 221.350 ys ys as as ys as ys ys as ys. ys 12. ys 16. 245. ') 4 . y. as 9 . Hekimxan 208. 5.. 238. m 200. 7. ys 21. 304. 306. 207. Abdu'lah 'Hah Altmordu Xaldün Mısırın senesine -miskiya 25. 4. ys 2 .r 1 . 'del "EbUfeth" 235. 202. olduğu 'i13. . ys 8 . 2 7 . matery aller Cumhu riyeti İdrisi Stıbki Safavi Schefer müsteşr ikin büyük ElBîrunî Kitab-u antropo loji İngilizl erin İngilizl er Ramsay yaztarihini n Ahalî sıfatıyla tefekkür Abbasil er telif 201. ys 21.. ys 18. ys 15. as 8 . 282. 287. as 5 . 260. ys 17.

You're Reading a Free Preview

İndirme