“Efendiler! Asırlardan beri milletimizi idare eden hükümetlerin tamamı eğitim isteğini ortaya koymuĢlardır.

Ancak bu arzularına eriĢmek için doğu ve batıyı taklitten kurtulamadıklarından, sonuç, milletin cehaletten kurtulamamasına sebep olmuĢtur. Bu acı gerçek karĢısında, bizim takibe mecbur olduğumuz eğitim siyasetimizin esas çerçevesi Ģu olmalıdır; demiĢtim ki bu memleketin asıl sahibi ve toplumsal varlığımızın asıl nedeni köylüdür. ĠĢte bu köylüdür ki bugüne kadar bilgi ıĢığından yoksun bırakılmıĢtır. Bu nedenle bizim takip edeceğimiz eğitim siyasetinin temeli, evvelâ mevcut cehaleti yok etmektir.” YetiĢecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin sınırı ne olursa olsun, en evvel, her Ģeyden evvel TÜRKĠYE’NĠN BAĞIMSIZLIĞI ĠLE KENDĠ BENLĠĞĠNE VE MĠLLĠ GELENEKLERĠNE DÜġMAN OLAN BÜTÜN UNSURLARLA MÜCADELE ETMEK LÜZUMU ÖĞRETĠLMELĠDĠR.”

Fotoğraflar “http://koyenstituleri.de/uye/bin_pl/bbmain.pl” İnternet adresindeki Fotoğraf Bankası’ndan alınmıştır.

Resimlerdeki çağdaşlığı görüp, köy enstitülerinin yerine geçen imam hatiplerin nasıl eğitim verdiğini düşününce insanın tüyleri ürperiyor.
Hasan Ali Yücel’in ‘Bu bizimdir, kimseden almadık; bizden alsınlar…’ dediği Köy Enstitülerini bugün yeniden kurabilir miyiz? Hayır. Aynısını kuramayız ama daha iyisini kurarız. Çünkü bugün gerek bilgi açısından, gerek yetişkin insan açısından, gerekse teknoloji açısından 1940’lara göre çok daha ilerdeyiz. Peki, sorun ne? Sorun 1946’lardaki sorunla aynı. İktidar sorunu! İktidarın, Cumhuriyet Devriminden vazgeçmiş, teslimiyetçi anlayışlardan ve gericilikten kurtarılması gerekir.

Köy Enstitüsü projesinin devrimci bir iktidar tarafından yürütüldüğünü dikkate alırsak, başka seçeneğimiz yoktur. Karşı devrimcilerden iktidarı geri almak, Cumhuriyet Devrimi’ni sürdürmek, Toprak Devrimi’ni tamamlayarak feodalizmi tasfiye etmek, omuzlarımızdaki vazgeçilemez bir görevdir.” (Nadir Eyinnen. Konferans notlarından)

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful