Filozoflarla Birer Saat: Muhtasar Felsefe Tarihi Mustafa Rahmi Balaban

İstanbul: Gayret Kitabevi, 1947. 16 Şubat 2005'te EFSİS Özel Koleksiyonu'ndan elektronik ortama aktarılmıştır.

© http://www.felsefelik.com

M. RAHMİ BALABAN

FİLOZOFLARLA BİRER SAAT

FELSEFE TARİHİ
Buda - Eflâtun - Aristo - Rable - Mevlâna Celâleddin - Kınalıoğlu Ali Efendi - DekartPaskal - Tomas Kampanella - Lok - VolterJ. J. Ruso • Kant - Erzurumlu I. HakkıMisele - lbsen - Ogiist Kont- Niyazi t. MisrîGöte - Muğlalı İbrahim - Sen Simon - KarlaylEmerson - E. Rönan - Tolstoy - Vilyam Moris - Bergson - Nice - Vels - A. FransJon Devey, v. s.

Sahibi ve Naşiri:

GAYRET

KÎTABEVt

Ankara C«d. No. 131 - istanbul

Hakikat Yollarında ;

Filozoflarla birer saat:

Muhtasar

Felsefe Tarihi
Mustafa Rahmi Balaban

G A Y R E T K İ T AB E VI Ankara Caddesi No. 131 <~- İstanbul IŞIL MATBAASI 19 4 7

GAYRET KİTAPEVİ. ANKARA CADDESİ -İSTANBUL . Fiati 250 nefis ciltlisi 300 kuruştur. Fioıırnoy WİLYAM CEYMİS'IN FELSEFESİ Varidat İZMİR SALEPÇİOĞLU KÜTÜPHANEsindeki Arapça elyazma nüshasından tercüme Mark Orel DÜŞÜNCELER Bütün bu Eserler bu Ciltte tamamen mevcuttur.MUSTAFA RAHMt Hakikat Yollarında İmam-ı Gazali SAPIKLIKTAN KURTULUŞ liddiR Arabi FUSUS NAKŞI Tiı.

Tahsil için bu çiçekli ovalardan. Müsabaka ile İstanbul Öğretmen okuluna girerek 23 temmuz 1910 . Güzün yamaçların burca burca kekikli Yılda bir gelip toprağına yüz sürebilsem.geçirirdi. ilerledikçe sönmek söyle dursun. Mustafa Rahmi Balaban. Bu iki sevgi. Yılda bir gelip toprağına yüz sürebilsem. OBAMA Elli yıl önce ne idiysen içimde o sun Onun deniz gibi ova. 1888 de Bergama'nın Balaban köyünde doğdu. kekikli dağlardan ayrılıp uzaklara. onda. ya.Müellif Hakkında. kıblende meşelikler. Yedi yaşına kadar bu köyde güzel tabiat ve sade hayat içinde büyüdü. Köyüne hâlâ en derin duygularla bağlıdır. elli yıl sonra şöyle ifâde etmiştir. Sonra müderris Terzizade Mustafa efendiden arapça. farsça ve Altunovalı İbrahim Remzi Beyden matematik tahsil etti. Baharda bayırların menevşeli lâleli Yazlarda buğdayların altın yıldız sorguçlu.. Yaz tatillerini hep. göz erimin dağlar İkindinde gümüş çay. Köy okulunda okuduktan sonra Bergamada rüşdiye tahsilini yaptı. hiç sökülemez surette kökleşti. istanbul'a gitmek lâzımdı. köyünün ovalarında • tabiatle başbaşa . Gönlünün bu özleyişini.

onu Adana yatılı öğretmen okulunu kurmaca ve müdürlüsüne tayin etti. Cenevre Üniversitesi pedagoji ve felsefe şubelerinde tahsilini tamamladı. 1918 den itibaren Ikdam'da yaziları çıktı. O zamanın önlü psikoloji profesörü pek muhterem merhum Ed. İsviçre'de Almanca ve ingilizce de öğrenerek aşağıya yazdığımız eserleri Avrupanın üç dilinden dili» mîze çevirmeğe başladı. Kız öğretmen okulunda pedagoji Ki7ilçulhı Amerikan kollejlerinde Türk tarihi ve felsefe hocalığı etmiş. Buradaki başarısına mukâfaten.pedagoji laboratuarına asistan aidi. Öğretmen okuluna giderken istanbul Müftisi Fehmi Efendinin mantık ve arab edebiyatı derslerine de devam etti. Yurda dönünce Ziya Gökalp merhumun başkanlığında kurulan üç kişilik mülga Telif ve Tercüme Encümeninde (burada öteki âza muhterem Veled Çelebi idi) çalıştı. Gökalp. Kırk beş gün Üsküpte pedagoji hocalığı yaptıktan sonra Maarif Nezareti. O zamanki Maarif Nezareti. mebus olunca. Rahmi'vi Cenevreye pedagoji tahsiline volladı. Telif ve Tercümeden ayrılınca İzmir Atatürk Lisesinde felsefe. Onun en büyük emeli: Avrupa ve Amerikanın özlü eserlerini dilimize çevirmektir.— 4 — da buradan birincilikle mezun oldu. o Telif ve Tercüme Başkanlığına tayin edildi. Basın hayatına ilk. Eserlerinin çoğu bu encümende bulunduğu yularda basılmıştır. Ça- . onu Usküp Dar . psiko . Sonra İzmir kız öğretmen okulu müdürlüğüne tayin edildi. Maarif Nezaretf. Claparede onu. Kollejdeki on bir yıllık hocalığında dilimize İngilizceden bir çok eserler tercüme etti.ül -Muallimin Rüşdive (Orta öğretmen okulu) pedagoji hocalığına tayin etti. «İkdam» ın İsviçre muhabirliğini yapması ve İKDAM gazetesinin sahibi merhum Ahmet Cevdet Beyin yol göstermesile başladı. Adana öğretmen okulu müdürlüsünde üç yıl çalıştı.

Çocuk büyütmek. itıyad. Nıkomaha ahlâk. Bal çuvalı Hüseyin masalcı. buğday kahramanı. Şart. Mekteplerde sıhhat demederi Halk tekâmülü. Terbıyevî ruhiyat laooratuarı. Fihtenin hitabeleri. Eski Kılikya (Çukurova tarih ve tarih-ı tabiîsi). Tabi . Islah-ı ırk. Çocuklar evi. Pestaloji. Ege bölgesinin iş kaaramanları. Fonksiyonel terbiye (M. Deli dumrul. Çevresinde gezi ile İzmir tarihî. Avrupa medeniyetinin ahlâk kökleri. izmir agorasından eski tapınaklara. Altın çiftlik. Çocuk ve mektep. Kant'ın pedagojisi. tövbeler tövbesi. Çocukta eksiklik duygusu. Timur ve Tüzükâtı Bahtıyarname. Ruhiyata medhal. Dağ deviren. İzcilik. Efez. Portakal kahramanı Mehmet Bafralı. Çekirdeksiz kahramanı. Dağda bulunmuş çocuk. Ailede terbiye. Asrî terbiye ve maarif. Keloğlan. Ruhiyat makaleleri. Çocuklar cenneti. Avrupada yeni mektepler. Kristof Kolomb. ahlâk. Kadın-erkek. pedagoji ve felsefedir. Alfabede cümle usulü. Baliğler ruhiyatı. Basılan kitapları: Bergama tarihi (Müzeler müdürü sayın Aziz Oğanla beraber). Dökroli usulünde dersleri toplulaştırma. Fılozofi vasıtasıyla orta tedrisatta reform. Moğol tarihi. Baba Arıkan'la berabar). Şimdi basılmağa başlanan «Hakikat yollarında» serisi: Değerli maarifçimizi bütün okuyucularımıza daha iyi tanıttıracaktır. Çocuk ruhiyatı. Eskicilikten Tüccarlığa. Tabiat ve insan. Küçük Asyada ölmüş şehirler. Halk kitapları: Özdemır onbaşı. Amerikada mekâtib-i ibtidaiye ve tâliye.— 5 — lıştığı konular :Tarih. Avrupa milletleri ruhiyatı. Evvel zamanda. ırklar ruhiyatı. Çocuk ruhiyatı. Yeni psikoloji ve pedagoji. Kalmoıt Türkleri. Felsefe tarihi. Dökroli usulünde hesap vs ölçüler. Dergâh ı Mevlâna. Şehir mi.

yıllarımızı. aylarımızı. Amma şimdilik her halde yolun sonunda deliliz.Durum bugünde öyledir. kendimize en iyi hal ve hareket yollan seçme işi ile uğraşalım. bu gerçeğe götüren yolları araya gelmiştir. gürele doğru . . onların hayat ve kâinatın mahiyeti üstüne metafizik teorilerinden ziyade ahlâk veiçtimaiyat üzerine olan düşüncelerini aldım. Onun kadar ve belki ondan da önemli yapılacak iş önümüzdedir: „ kendimizi ve çevremizi her gün biraz daha iyiye. demişti. Bugün bu bir hakikatır. Ve her biri o yollarda birer nişan taşıdır. Her zaman hayat ve kâinatın mahiyet ve hakikatim arama yollarında bulabiliriz. Ondan sonra gelen ikinci hakikat şudur: " Hayat ve kâinatın mahiyetini anlayamıyoruz diye ümitsizliğe düşecek değiliz.ÖN SÖZ Sokrat. " Tarih boyunca her felsefe. En iyisi mi. hal ve hareketlerle gürlerimizi. Ferdçe ve cemiyetçe yükselmek. ( Filozoflarla birer saat) e. doğruya. Felsefeyi kuru lâf değirmeni yapmayan gerçek filozofların hepsinde bu ilinti bir iç ateşi halindedir. Felsefenin ve filozofun öz değeri bundadır: insanda tekâmüle hizmet arzusunu engin bir aşk haline getirebilme.. hayat ve kâinatın hakikat ve mahiyetini anlayamıyoruz. yirmi dört asır önce: " Bîz insanlar. Ama gerçeğe kimi daha yakın kimi daha uzak olabilir.ömrümüzü doldurmak. hızlandıracak aksiyonlarla.

yeni değerler kuru lup kökleşinceye kadar sürecektir. R. Yarınki dünyada yenilerle bu güne kadar olan değerlerin bir karması olacağına göre (Filozoflarla biier saat) bu güne kadar olan değerler üstüne düşüncelerin kısa bir plânçosudur. B. . Dünya sarsıntısı.— 7 — İkinci Cihan Harbi sonunda bütün ahlâk! ve insanî değerler yıkılmağa yüz tuttu. Yerlerine yenileri konulmağa uğraşılmaktadır.

Fakat müelliflerin çoğu şöylece kabul ederler. . vicdan gözüyle görmeğe başladı. daha sonra Moğollar ve Tibetliler işgal ettiler. Bu sefaleti. Bu mıntakada ahali. bu kabîl hayatlarda olduğu gibi. pek fakir. Bazı müellifler. bir oğlu dünyaya geldi. kuvvetli bir feodalite teessüs etti. pçk ihtiyar. Himalayalara yakın. Kendi adı Sidharta ve aile adı da Gautama'dır. bize efsane ile karışık bir halde gelmiştir. 560 480 j Hindistamn şimal-i şarkîsinde. Milâttan evvel 563 senelerine doğru. Sonra buraları Turan ırkı. Uzun asırlar süren muharebeler esnasında. muharebe ve ziraat idi. işleri. ayakta gezen öiü gibi sapsarı. böyle bir adamın geldiğinden bile şüphe etmektedirler. Bu adam evlendi. hasta bir adama rastgelince bu tesadüf onun vicdanı önüne beşerin sefaletini yaydı. Buralarda yetişen Budanın hayatı da. Kapilavaston de zengin ve asil bîr aile vardı.Buda [M. 8u esnadadır ki bu adamın hayatında pek büyük bir hâdise vukua geldi: Bir gün sarayından çıkarken. çok karışıktır: Bütanın ilk ahalisi koyu esmer renkli idi. Ö. Nepal hudutlanndayız. Prenslerin ihtişamı yanında tebaanın pek mühim ekseriyeti derin bir sefalet içinde idi.

29 yaşında olan prens. paraya hiç el süremezier.) Bu dervişler. mezhebin — aşağıda bahsedilecek — temel fikirlerinden başka beş ahlâkî vazife ile kendilerini mükellef tutarlar ki bu beş şey haramdır: Katil. daha sert bir hayat yaşarlar.g _ «Bir oğlun dünyaya geldi» diye haber verdikleri zaman. "Buda* demek «Işıklı» demektir. bilhassa Tıbete. Aynı zamanda mütalee ve derin tefekkür ve istiğrak içinde idi de. hırsızlık. Ekseriyeti teşkil eden kısım.. Prensip itibarile bunlar or- . bir iğne. Filhakika aptal kıyafetinde gazen bir kısmın hiç mal ve mülkü olamaz. Yalnız bir sarı kaftan. bir kuşak. Budajun milâttan evvel 430 senelerine doğru öldüğü anlaşılıyor. içinde bulunması muhtemel Ölmüş hayvanları yutmamak için kullanırlar. dediler. ve ancak dilendikleri şeyleri yerler. yalancılık. O andan itibaren insanlar* yeni yola davet etti ve müminleri kendi etrafına toplanmağa başladı. (Süzgeci su içerken. bir süzgeçleri olabilir.. daha sonra Çine ve Japonyaya yayıldı. bir baş piçağı. zina: Fakat daha derin takip etmek istiyenler. O zaman ona BI$ıkw geldi. sevinecek yerde : < işte bana bir zincir dahal 1 > dedi. Böyle derin düşüne düşüne nihayet kendince hayatın sırrını ve insanların takip etmesi lâzım kanunu buldu. aptalj ^kıyafetinde dağlara inzivaya çekildi. Kurduğu din. gittikçe bütün orta Asya* ya. bir avuç pirinç. servetinden vaz geçerek gece bir ata binip sarayını terketti. sarhoşluk. 2 — Budizmin yarattığı cemiyet : Budizmin iki türlü saliki vardır. Dervişler gibi köyden köye doloşmağa ve sert bir riyazet bayatı sürmeğe başladı.

hiç bir (hiyerarşi = mertebe silsilesi) tanımaz. Üçüncüsü. ibadeti verine birtakım ( batilalar) ve (şekiller lı kaim oldu.bütün diğer içtimaî rabıtalarla alâkasını keser. . Fakat bu hal. epeyice sonra kurulmuştur. ki bugün bu . ki bunlar buralara ancak — açık yerde yaşamanın imkânı olmadığı — yağmurlu mevsimlerde çekilebilirler. hangi siniftan otursa olsun kabul eder. ancak mezhebin ilk 7amanlarında böyle idi. bazı hâtıra âbidelerine hac ve saire gibi. yaş ve irfan dolayısıyle hürmet görürler. böylece. ibadet tamamen sadedir : ayda iki defa toplanarak mukaddes kitapları okumaktan ve işlediği günahları umum huzurunda' itiraftan ibarettir. (mukaddes yadikâr — reUg-ue'leri) ve mübarek makamları tebcil. Basmakalıp dualar. Görüyoruz ki budizm. buna hiç ehemmiyet vermez. Dağ başlarındaki manastırlar.izdivaç ta dahil olduğu halde . Bir de ruhban için bir (mertebe silsilesi) tesbit edilerek manastır hayatı bir usul ve kaide halini aldı. Zaman geçtikçe iki yüzden bozuldu tik devrenin sade. köylerin kıyılarında yaptıkları bahçelerde yaşarlar. budizm. siyasî ve İktisadî hayata tamamen lakayt kalınarak münhasıran dinî tedrisat ve istiğrak içinde ömür sürecek. bir derece ve mertebe sebebile degü. «Tibet> ve «Siyam» daki. Lâkin insanlara mezhebi öğretmek vazifeleri doiayısile. Bu mezhebe giren insan. En ziyade hürmet gören rahipleri. [kincisi.- 10 — manda yaşamak mecburiyetindedirler. mümkün olduğu kadar dünyadan yüz çeviren bir cemiyet yapmağa uğraşır. İradî bir fakrü zaruret îçinde yaşanılacak . bugünkü. hazır yiyici ruhban alayı meydana geldi. Köyden köve dilenerek gezen ve vazeden bir ruhban sınıfından. Bu mezhepte dikkate şayan üç mühim şey vardır: Evvelâ kast farkının hüküm sürdüğü bir memlekette.

Meselâ Buda bir gün dağda gezerken. 3 — Temel fikirler: «Benares müteakip hakikatte çekmefre Şimdi mezhebin esas tedrisatına gelelim. onu kurtarmak. bilâkis ona yardım ftmek. ıztırap Budanin mülâhaza ve tefekkürdeki başlangıç noktast. 1 — Var olan her şey. bunlar bu tarz düşünmenin şüphesiz tabiî neticeleridir. o büyük fikri takip ettikleri iddiasındadırlar._ ıı _ _ iki memlekette böyle binlerce rahip. hiç korkmamiş. yukanda gördüğümüz veçhile. Her nereye baksa feraiık gö'. Halbuki bunu yapanlar.ür. öldürmekten. vazı» na yani müessisin aradığını bulmasını verdiği ilk vaza göre mezhebin esası dört toplanmıştır. Merhamete onlar da lâyıktır. şiddetle çekinmek. Doktrini. bakınız nasıl tereddiye uğruyor. birtakım ümitsiz ah ve vah ile gidebileceğini zannetmiyelim. elem ve mahkûmdur. Dikkate şayan değil mi ? Büyük bir fikir. av arayan bir dişi kaplana rastgelmiş. Bu ızdırap hayatına yalnız insan değil böcekler de iştirak etmektedir. Fakat bunun. manastırlarla dolu şehirlerde. Yapılacak iş şudur : Her mahlûka daima merhemet etmek. esas itibarile. Buna dair binlerce efsaneleri vardır. Bunun pençesine . bedbindir. Herkangi bir mahlûku acı çektirmekten. tarihte yalnız Buda mezhebinde değil daha bir çok yerlerde görülmektedir. Mamafih bu hal. köyleri < mukaddes yadigârlar» ve «sihirli merasimler» ile aldatarak köylünün kanını emmektedirler. mablûkabn içinde bulunduğu müthiş sefalettir.

Hayatın bütün didinmelerinden ancak böyle kurtul unabilir. Nihayet Kaplana av olarak. hastalık.— 12 — geçecek zavallı hayvanları düşünmüş. Burada Budizmin. her şahsı. Ve bunların bazısının. kendi bedenini sunmağa karar^vermış. Bu suretledir ki hayattan ve hayatın şerlerinden kurtulup <Nirvana> ya kavuşulabilir. ölüm gibi şeylerle elinden çıktığım görünce daha büyük merak ve izdıraplara düşüyor. y JBu cinan şümul şerrin sebebini. Yani bizzat Budanın düşüncelerini takip ve onun hareketlerini örnek ittihaz etmelidir. arzuların nihayet balmasıle olacaktır. Böyle iğne altında yaşıyan insan. ölmezden vevel . Arzu. tamamen ken ~cfi içimizde buluyor: Arzular. Fakat. Buda. daha üst daha geniş yaşamağa itiyor. eNirvana:» «Mutlak sükûn et > in tevlid ettiği daimî bir saadet içinde yaşamak demek olan «yok olma» dır. Çünkü elde ettiği daha üst hayat şekillerine bütün kuvvetile Dağlanıyor. meselâ kaybetme. 3 — Izdırapların nihayet bulması. bizzat kendi ıztırabını da artırıyor. hiç aralıksız. hem psikolojik hem metafizik bakımlarından. Her türlü mal ve mülkten el çekerek hiç bir şey arzu etmemeğe alışmalıdır. 4 — Her şeyden el çekmek düsturunu tahakkuk ettirebilmek için (anayol) u takip etmek lâzımdır. yalnız başkalarına fenalık yapmak ile kalmıyor. kendi arzuları için kendini ölmüş saymadır. en güç noktasına parmak basmış oluyo . 2 — Elem ve izdırabın kaynağı arzularımızdır. Amma aynı za> mandafcbu kaplana ve aç bekleyen yavrularına da acımış.

<amelî ahlâk» tu. bilhassa. bu çünkü zihniyetten çok uzak gibi görünür: Havat ve arzulardan yüz çevirmek. Binaenaleyh hiç bir şey. insanı bedbahlıktan kurtarmaca matuf bir talimattır. «Başkası nemelâzım bana !> dedirtmez. Bu «ölüş» ve «istikrars'zlık» nazarivesfnl benîmslvebilmek için. Amma şurası doğrudur ki bu din. «Allah» sız bir din. Budizm hakkında. bütün harici faaliyetlerden el ''çekmek ve saadetî. bizi kendine bağlıyamamalıdır. 4 — Netice : !lk bakışta Budizm. gelip g-eçfci hadiselerle dolu ve daima derişen bir med ve cezir gibi olup hakikatte hiç bîr şey var değildir. bir nevi mahvolma demek olan Nirvananrn sükûnetinde aramak insani harekete getiren bütün âmileri toptan süpürüp atmak demektir. Fakat başkalarını »zdırap içinde bırakarak valnız nefsini kur-"1 tarroâk değildir. Böyle olmakla beraber Budizmin.— 13 — ruz. Bu ise hayata veda etmek olur. Fakat kolay değildir. dünya. Çünfü butun arzuların kaynağı. ilâblnrı înkâr etmez. ilâhlarla meşgul olmaz ve onlara 'bir rol avirmnz. ki bu cihet. Kâinatı böylefıztırap içinde görmekle bundan yal- . Budanm gözünde. salikler tarafından çok inkişaf ettirilmiştir. karşısındakini selâmete çıkarmak için çalışmak ve ona selâmet volunu öğretmektir. derler. Meselâ bedbinliği ile bile insamn^hassasiyetini uyandırarak ıstırap çekenlere karşı alâkadarlığf p arhnr. birtakım ruhî miimareseler vapıhr ki bunlar ruhu.kıvmetli ahlâk unsurlarını ihtiva" ettiği de bir hakikattir. Hakikatte Budizm. Budizmîn özü t egoizm»* karsı şiddetli ve mütemadi bîr mûcadele'acmaktır. egoizmdir. bn cihanşümul akıntı ummanı içinde bir limana bir meîcee kılavuzluk ed«*rler. Her ferdin vazifesi. Budizm.

hayatını okuma. bütün diğer doktrinler.bilhassa Mısır'a . içti- . Öne sürdüğü tedbirler ise şiddetti ihtirasları Özcüiüğ Egoizmi öldürmeğe matuftur. kitap yazma.347J Eflâtunun en dikkate şayan vasıf [arından |biri maî teşkilât idealine mühim yer ayırmasidır. uzun hayatı içinde. Şunu da söyleyelim ki. kendine hâkim olmağa. Eflâtun [M. Ö. milâttan önce 429 da Atina da zengin bir aileden dünyaya geldi. siyaset ile de çok meşgul olduu. «Akademus» parkında «Akademi» denilen mektebini tesis etti. .isr terseniz Ütibiler deyiniz . Sokrat'a talebe oldu.«ve üç kere Sicilya'ya yapmak ile geçirdi. insanı : kendini tanımağa. 1 — Hayatı : Eflâtun. 429 . Ayni zamanda birçok yüksek ruhların teşekkülüne de hizmet etmiştir. uzun seyehatler . maddî şeylere bağlanıp kalmamağa davet eder. Eflâtun. insanın bütün hayvanlar va nebatlarla ince bir kardeşliği olma neticesine varır. Eflâtun'un dünyaya geldiği devirde grek siteleiinin dolgun ve zengin bir hayatı vardır. okutma. fakat bütün mahlûkatı sevme ve acıma. Bugünün Akademi adı burdandir.gibi Budizm de harfi harfine tamamen tatbik edilmiş değildir.— 14 — nız şikâyet ve figan neticesine değil.

Perikles zamanını yenice bitirmiştir. zadekân. Bu filozofa göre sosyete: Bir zaruret dolayisüe kurulmuş olup beşerî ihtiyaçları tatmine mecburdur. Bu adam Eflâtun'un hürmetkar tilmizleri sırasına girdi. Diğer greksıteleri de hemen aynı halde idi. en ünlü günlerini. devlet adamları üzerine tesir icra etmeyi ve bu. Binaenaleyh Eflâtun siyasî nazariyelerinin tatbik mevkiine konularak kusursuz bir sosyetenin kurulabileceğini ümit edebilirdi. Fakat. Fakat sonradan hayatını felsefeye hasretmeğe başlayınca. felsefeyi fikirleri ile. bu kitabının sekizinci ve dokuzuncu fasıllarında siteyi tenkit ile karışıklıkların ve inhitatın sebeplerini gösterir. suretle. Tiranlık devirleri de geldi. 2 — Şe'nî siteyi tenkit: Eflâtun. onun bu intizarı boşa çıktı: Ne «Deniş» n e d e «Dion» böyle bir işe teşebbüs etmediler. Nihayet sandalya kavgaları. tahayyül ettiği siteyi. Site ziraat . Amma o. refahı devam ediyordu. en büyük eserlerinden biri olan «Cumhuriyet» kitabını o ümitle yazmıştır. Böyle bir devirde gelen Eflâtunun iyi bir hükümetin nasıl teşkil edileceğini ve bunun idamesini ne suretle mümkün olabileceğini tetkik etmesi çok tabidir. Gerek Tiran ile gerek bunun damadı «Dion» ile Eflâtun arasında sıkı bir dostluk bağlandı. hükümet datbsieri. Rejimi Monarşi.— 15 — Bilhassa Atina. müfrit demokrasi gibi şekil' den sekile geçiyordu. Eflâtunun daha genç yaşından itibaren siyasî faaliyeti düjünüyordu. henüz zenginliği. Sicilyaya ilk seyahatinde Eflâtunu bu Tiran büyük bir önemle kabul etti. fakat dahili ihtilâllerle sarsılmış bulunuyordu. hiç bir istikrar yoktu. Buna >Siraköze> tiranı «Deniş» ile olan münasebeti de fırsat hazırlıyordu. Bunda iş bölümü en başta gelen bir kanundur. yer yüzünde tahakkuk ettirmeği düşündü.

onu ifratlardan kurtarmak intizamı tesis etmek ile olur. sitenin hayatı normal îdi. her türlü ahlâkı çiğniyerek.alabildiğine istifade ve menfaat hırsını körüklediğinden . Servet ardından koşma ve zenginlik. Tiranivi getirir. Serveti elde edince. Bu oligarşiyi yıkar ve yerine demokrasiyi kurdurur. 3 — Ahengin veniden kurulmas» : Siteyi iyi etmek. evvelâ (adalet) tabirini kullanmakta* [dır. zenginlerin refah ve saadetinden mahrum olan veya kendilerini öyle zanneden bir çok insanların kıskançlığını uyandıtır. Bu suretle iş bölümü. Böyle insanlar. işte böylece sosyete. (oligarşık adamın hareketi böyledir." fena bir organizasvön halini aldı. Nihayet nüfusun çoğalması ve zenginlik ihtirası sosyeteyi emperyalizme ve muharebeye şevketti.fenalık da başladı. Ve bunlarda türlü türlü yeni sanatlar meydana g-etirdi. felâketlerin en büvüfrü olan vatandaşların ahlâkının nasıl bozulacağını da Eflâtun. Sos yete bu vaziyete düşünce. maddî fhazlar içine gömülürler. Fakat ihracatçılarca başladığından itibaren . Bu zenginlik meylinin insanlarda uyandıracağı ilk his kibir ve ihtirastır. yeni yeni ve gittikçe sun'! ihtiyaçlar doğurttu. Nihayet derrcVrssl de prensip ve mayası icabı. fena tanzim edilmiş. İşte Eflâtuna göre bozulmanın soyları böyledir. Bunların çoğu faydasız ve parazit sanatlardı. göz önüne getîrivor. yalnız paraya taparlar. fertlerin çoğu kuvvetlerini.Takat bu intizamı nasıl tarif etmeli? Eflâtun bu bapta. en münasebetsiz ve faydasız noktalarına kadar götürüldü.) Bu rejim şüphesiz. egoistler! Hiç bir nevi vicdan kanunu tanımazlar. Ve sosyetenin hayatı ekseriya karmakarışık ve zararlı şekle girdi. Bu adalet mefhumu <Cümhuriyet> kitabının birinci .-16 - vasıtasiyle temel ihtiyaçlarını elde etmeğe uğraştığı müd detçe. faydasız faaliyetlere sarfeder bir hale geldi.

üç unsurdan mürekkeptir. 2 — Yalnız aklı işliyen 'bir adam. 3 — Aynı zamanda hem vahşi hayvan. tacirler ki bunların vaiifesi. İrade ise bu iki atın kuvvetlerini muvazenelendİrerek arabayı. Bizim ruhumuz. maddi arzular ile aklın arasını bularak bunları ferdin hayatına yardımcı kılabilmektir. İkisi ortasında (irade) vardır ki bunun rolü. . tamamen serbest değildirler. adalet ile ahengi birbirine karıştırır. beşer ruhu ile mukayese ederek tesbit etmektedir. iyi tanzim edilmiş bîr ruha benzer. Bu fikri.— 17 - ve ikinci fasıllarında uzun uzadıya tetkik edilmiştir. der. En aşağıda 'fşlih'âlar ve maddi arzular bulunur. açlık ve susuzluk g-ibi. daima göklere çıkmak istiyor. Temelde: ameleler. «Phedre» kitabtnda ise daha mükemmel. Filhakika ona göre adalet: uzviyetin muhtelif fonksiyonları arasında muvazene ve ahenktir. Eflâtun. fakat bu sureti idare etmekte olanlar. umumun ihtiyaçlarını temin etmek ve servetler meydana getirmektir. doğru yolda götürmeğe çalışan bir arabacıdır. hem insan (olan bir arslan. Eflâtuna göre bizim ruhumuz. İyilik ve güzellik gribi fikirleri temaşa ve takip etmektir.çiftçiler. Bir teşbih ile ifade edacek olursak denebilirki bizim içimizde üç şey vardır. Mükemmel bir site de böyle birbirinden tamamen ayri üç sınıftan mürekkep olmalıdır. bilhassa. 1 — Yalnız yemeği düşünen bir vahşi hayvan. başka bir mukayese yapar ki o da yine buraya gelir. Öteki at. En yukarıda akıl vardır ki vazifesi. Fakat Eflâtun. yerin dibine'dogru çeker. kendisine iki at kogultnuş bir «arabaya benzer* Bu atlardan biri yükseklere şahlanmak. Mükemmel bir site. Çünkü servetin.

devlet adamları» nın yetiş* tirilmesi işidir. Bu son on beş sene içinde okumaktan ziyade. Otuz beş yaşma gelince yeniden on beş sene devam edrcek yoklamah stajlara tâbi olacaklar. Bütün yurt çocuklarına on se* kız yaşına kadar ayni terbiye verilecek ve bu terbiye oyun şekli altında olacaktır Cebir ve şiddet usulü ya* saktır On sekiz yaşın sonunda. ne zerrinlere verir. Ancak fikren yüksek adamlara verir. Ötekilere iki sene daha beden terbiyesi yaptırılarak askerliğe hazırlanacaklar.. devlet adamı olabilecek. Yirmi ya şmda bir seçme daha yapılarak devlet adamları namzetleri ayrılacak. «Tunç* Iar sınıfı) Ayrılacak. Memleketi idare edecek olanlarln evsaf» üzerinde. O. Eflâtunun sitesi böylece pek mükemmel bir terbiye sistemi üzerine dayanır. Filozoflar bu sınıfa «tunçlar sınıfı» diyor. daha onbeş sene orada muhtelif aralıklı sıkı imtihanlarla mükemmel bir suretde oku tulacak. idarenin dizginlerini ne soyca asillere.— 18 — idaresine ait talimatnarnaler. idaıî ı e askerî muhtelif makamlarda stajlarda bulunacaklar. hiç kimse. Nihayet «Altın sınıf» gelir ki bunlar devlet adamları ve yüksek zekâlar olup en yüksek kuvvet ve kudret bunlarln elindedir. İkinci derecede «gömüşler sınıfı» gelir ki askerler bu sitenin müdafaasile mükelleftirler. bir yoklama ite. 4 — Liderlerinin ve devlet mesi : adamlarının yet'ştiril- Bu programın en mühim kısmı hudutsuz salâhiyete malik olacak olan «Filozof . ehemmiyetle durmuş değildir. şefler tarafından yapılacaktır. Ancak elli yaş ndadır ki nazarî ve ameli her türlü kabiliyeti gösterdikten sonra bir insan. bu filozof kadar. . Bunlar.

değil derhal tstoikatına geçilecek b r program diye yazmıştır.ourda yalan ve hile dahi caizdir. Marizlerin ve sakatların ha vat hakkını kabul etmez. Çocukların terbiyesi de aileye değil devlete yükletilir.smlnrma b ra maz. Yalnız hünere ve bilgi e vetu Baiil^ «-er ki «idare ı$>. iMsın* z<fer ile iki fa 'delim Birine Eflâtunun terbıye/e. devlst adamı olabilirler. avnca bir san'attır. Kezalik bu yüksek sınıfrn çocukları müsabaka imtihanında kazanmazsa aşağı sınıflara geçer. askeri kuvvete din veya SII . Eflâtun'un sisteminde bir de (öjyenik) esası vardır. en .. — 19 — Kadınlarda. devlet adamları sınıfına g çebılirier. Hikmeti hü ûm t ic-bettMrs. E â 'IK> gö û<sal bîr ştf. Ba o s^trinm pek çok haymî kısımları ihtiva ettiğini söylem. Bir hükümet darbesi yapılarak (Filozoflar konseyi) diktatörlüğü eline alacak yanı v^zıytte intibak edemiyen ihtiyar vatandaşlar nefyolunar k. ğe lüzum yok. E lâtunun. . filozof olacağından t*b. Tatbik vaziyetine nasıl geç ieceğini dahi bildiriyordu. Fakat pek çok enteresan ve hattâ modern f deri havi olduğu da inkâr edilemez. . bilhassa devlet adamları terbıyts m r « «i büyük eh mnaiyf ttir O.îd hlovof n çok geniş bîr kültürü. Çünkü bunda cins değil ehliyet nazarı itibara alınacaktır. milleti sınıflara ayırması da sırf liyakat ve istidat sebebiledir. Bunların bu. Tunç sınıfının veya askerlerin ço cukları muayyen imtihanları verince. = sut) bu u .» Efâtun bu fikie tamamen muataif. yeni site gençlerle kurulacak. milletin idare şekli « t$i » i doğma te^dûfl rine. 5 — N -tice : E< âtAin «Cumhuriyet» kitabını yazarken bunu siyasî bir lüva ve hülya maksadile.

fertlerin ve ailelerin menfaati üstünde tutmağa daima ihtiyaç vardır. ve servetin istihsal ve tevzi işlerini bu esasa göre tanzim edebilmekte görülür.Ö 384) Bugünkü batı medeniyeti: eski yunan kültürü ile tysa dininin bir karmasıdır. akraba ve aile dostlarından Proksen onu ( Atama ) ya yanma alarak Atinaya tahsile göndermiştir. devletleri ekonomi işlerine müdaheleye sevketmiyor mu ?. Atarna Bergamayı Dikiliye bağlayan şosenin kıyısınDikiliden beş kilometre kadar içerdedir. Aristo burada otuz beş yıl kaldı. Servet ancak hakikî ihtiyaçlar ile orantılı artırılacaktır.— 20 — yüksek fikirleri kavrıyabilecek bir ehliyeti akıl ve vic danın bütün kaidelerine itaati olacaktır. Yunan kültürünün bel kemiği de Aristo dur. bazan şahsî servetlerin ifradi fızla hususî menfaatler takibi. Bu iş bugün bile.Ö.. 17 yaşında öksüz kalınca.daha ahenkli bir cemiyet yaratabilmek için cemiyet ve milletin menfaatim.. Aristo (M. Meseleleri. üzerinde Atarna şehri olan yere bugün (Ağıl kale)^ denilmektedir. Ve en . 322 • M. fazla makinacılık. Vaktiyle. Bütün bu hadiseler gösteriyor ki . Bir nizam altına alınmamış. O. fazla istihsal. Aristo.Efiâtun'un sitesinde olduğu gibi . devlet adamlarının zekâ ve dirayeti: Bütün fertleri umumî menfaate boyun ezdirtmekte. ancak bunun içindir ve bunu liderlrr tesbit edecektir. bugünün meşe* lelerinden değil mi ?. Liderin.

Aristo'ya göre insan için.siri vardır.Türlü hal ve hareket tarzları arasında iyi niyetle en doğrusu hangisi ise onu seçmek ve ifrat.uk ihtiraslarını takip etmeğe alışırsa attık onun faziletli olabilmesi pek güçtür. Fakat bir kerre gaye. Fazıhtli insan: insanlığa özel işi çok iyi yapmak ister? yarıî her türlü ifrat ve tefritten çekinir. Ahlâkî faziletin biri aklî. Cömertliğiu ifratı israf. Zıttarı (korkaklık) ile (inatçılık) tır. (lâzlm geldiği derece)(lüzumunda) itimat veya korku hissetmektir. İnsanın tabiat ve mizacının: Ahlâk ve faziletin kendisinde kolay veya güç teessüs etmesine t. faziletle beraber gelişmesindedir. Faziletli olabilmek için: istemek ve bilmek gerektir. Elimizdeki taşı bir defa atınca. Şimdi fazileti şöyle tarif edebiliriz: En doğrn bîr akıl ve ihtiyat ile ve kendimize nisbetle tam ( itidal = orta) yi takip ile iradî ve kararlı bir surette harekete daima hazır olmak.— 21 — güzel eserlerini burada yazdı. Fazıylet. akla aittir. en büyük saadeti hareket ve faaliyette bul- . istihdaf ettiği gaye. tabiat mahsulü olmayıp terbiye ve mümarese mahsulüdür. bir insan için en yüce erek: akim. İnsan. (lâzım olduğu tarzda). tefriki hasisliktir. Fazilet nedir? . bir tabiat gibi olabilir. en yüce erek. ço. saptanınca buna ulaşma vasıtalarını göstermek. Binaenaleyh bir insanın değeri. zamanında terbiye etmezsek. Çocuğu. Terbiye ve mümarese ile fazilet. diğeri iradî iki unsuru vardır. tefrite düşmeden tam " o ı t a " yi güdebilmektedir. ilk önce bir karar mahsulü değildir: istenir veya istenmez. Meselâ cesaret. kendimizdeki insanlığa özel kudreti geliştirmektedir. Atama kralı Hermiyas onu kardeşinin kızi Pityas ile evlendirdi. bir daha elde edemeyiz. Bu kudret: akıldır.

en yüksek fazilet: hlhmete en uygun faaliyettir. tahakkuk ettirilen faziletli insandır ki hakikî insanlık tadını tatar ve kendini mesut hisseder. bir içtimaî varlıktır. 7. Hayatın inişli. — Aristo : <Bunu metafizikten öğreneceğiz. tedir. sıkıntı içinde değildir. 2. Yaradılışı ve aldığı terbiye iyidir. niçin mesuttur ?. kara günlerinde dahi. Yani esas tabiatini teşkil eden bütün (üf'ule=fonksiyon) larınv sosyal muhitte işletmek sizin. politikanın bir şeklidir. 4. Faziletli insan. yokuşlu olduğunu bilir. Kendi derinliğindeki insanlığa özel özü. İnsan. mesuliyet hissini büsbütün kaybetmez. Böylece siyaset. 3. umumî saadeti en iyi temin edecek surette sevk ve idare etmelidir. Servetçe. 5. ahlâkın zarurî bir tamamlayıcısıdır. Bedenî ve ruhî melekelerinin inkişafı ahenklidir. Aristo en raes'ud adım portresini şöyle çizer : 1. kayıtsız ve şartsız devletin emri altına girmek mecburiyetindedir. iyi çocukları ve dostları vardır. terbiye ve kanun işlerini " fertlerde faziyleti • itiyat halini aldıracak şekilde düzenlemelidir. > diye Söyle açıklar : . Daha doğrusu ahlâk. işleri.— 22 — duğundan. Cemiyet ol mı yaydı (insanlığa özel mahiyetler) olamazaı. Şahsi entere ile siteninkini birleştirmelidir. fazilet ve saadeti cemiyet içinde amel ha* üne getirmeksizin tam insan olamaz. Aklı en kuvvetli bir surette işlemektedir. Bu sebeple ferd. yolunda gider. 6. Devlet. her ferdin hal ve hareket tarzını. Devlet. Tabiî ve içlimaî temayüllerini tatmin edebilmek- — Portresi böyle çizilmiş adam.

Kendi natürü ile bizatihi mesuttur. Bizim büyük filozof aynı mânayı. sonsuz bir aşkla gönül bağlanacak tek bir şey. adalette değildir.— 23 tMetafizik diyor ki . Aristo'ya göre insanın saadeti : Tanrı gibi. Zira saadet. her büyük filozofun radığı en büyük meselelerden biri budnr. Bugünkü içtimaiyat âlimleri medeniyeti « Daha yüksek bir hayat» diye tarif etmektedirler. daha şairene bir eda ile: c Can feşan ey afitâbı-ı manevi Mer cihanı küherna binutna nevi» . Bizim büyük filozoflarımızdan Mcvlâne Ceiâleddin bu mes'eie ile derin uğ)aşmış kudretli (Feylesof -Şair) dir. Saadeti (fiil) den ibarettir. hayatın gayesini tayin «etmektir. Mevlâna Celâleddin (1207-1273) Felsefeni en büyük işi. solmaz tek bir güzel yok mu? İşte her devirde. Niçin yaşıyoruz? Niçin türlü türlü şeylere gönül bağlıyoruz? Bunların hepsi gönül bağlamaya değer şeyler mi? Hepsinin üstünde. sonuna kadar.» Allah en mesuttur" Ve saadeti için haricî hiç bir şeye muhtaç değildir. Fakat öyle bir fiildir ki buna hiç yorulmaksızın devam edebilir. tek bir hakikat. hiç yorulmadan daima en iyiye doğru hal ve harekette bulunabilmededir.

Fakat yepyeni bir dünya yaratmak için böyle (Yeni hayat) yaratmağa gerçekten aşık. Türk felsefesinde büyük İşlere.— 24 — "Ey manevî güneş olan insan. İçinde aşk olmıyen insan. yepyeni daha üst. Bu asîl ve merdane aşk. kendi özcülüğünü (Egoizmini) yakıp mahvetmiş tamamen kendini vatan ve millete hizmete hasreden bir nesil yetiştirmek lâzımdır. herkesin ve bilhassa yetişmekte olan nes- . rnsan ruhça düşkündür. egoizm denilen insan ruhunun seretaniarı olur mu ?. En büyük kuvvetler. millet ve dünya yaratmak için bütün kudreti ile çalışmaktadır. «Şat baş ey aşk hoş sevdayı ma Ey tabibi cümle ilethayi ma> «Hastalıklarımızın hepsinin tabibi sensin. Bu türlü aşkı en ince ve en derin terennüm eden iki büyük Şair Filozof Yunus Emre ile Celâl dirr Yunus emre bu türlü aşk hakkında : «Hamzara kuvvet verir kaadir Çalap aşk erine> Celâl de bizi her büyük işe saldıracak yepyeni medeniyet yarattıracak âmilin aşk olduğuna inanır. pek mühim yer tutar. (Yepyeni dünya) yar ratmak aşkı az ise. Yüksek bir ülküye tam ve candan gönül bağlıyamamak insan için pek tehlikelidir. ruh üzgünlüğü. Büyük bir ülküye kendini bir kere tam verip nefsini unutan bir insanda can sıkıntısı. en derin aşklardan kaynar.. garez. Eski dünyada yeni' likler göstermek yolunda canını feda et. içimizde «Yepyeni dünya> yaratmağa derin bir aşk. ey aşk» diyor. ha' sed. diyor. derin hakikatlere aşık. daha ileri. bir vatan. büyük işler göremez. mukaddes ateş yok ise hiç bir şey yapılamaz. Gönül bağlanmağa değer tek güzel: her zaman.

«Her ki o ten ra perestet can neburt» Celâ'.. her taze gönülde hiç solmayan birer algül açtırabilmektir.» «Sen şimdi altın ister oldun. baharını gafletle geçirmiş demektir. O cidden altındır. Diğer bir borcumuz : Kendimizdeki egoizm putunu kırarak örnek olmak suretile. maneyî mertebenin en aşağısında kalmış insanların taktığı egoizmdir. "O ki gafil hut ez keşti bahar O ki danet kimetı in rüzgâr. «Her ki in ateş nedaret nist bat» «Gönlünde bu ateş olmiyan. yerlerini altın aşkı sarmağa başlıyan insanlara : «Zer taleb keşti hud evvel zer bedi. gönlündeki (Yeni hayat) mukaddes aşki sönmiye yüz tutan. yok olsun» Kalbimizde bu ateş ile namütenahi tekâmül yoluna Çıkınca. Çünkü mukaddes ateş içimizde o zaman tutuşur.. gençliğinde. Ah gençlik. Gençlik ömrün altın ve elmas devridir. Vatana en büyük bir borcumuz yeni neslin gönüllerinde bu ateşi tutuşturabiltnek ve bedence. yeni hayat kuıulamaz. rubca. gönlünde böyle bir algül açt»rmıyan insan. Lâkin maddeye. Ve mukaddes ateş içimizde hiç solmayan bir algül olur.— 25 — lin hepsinin kalbinde eski ateşgedelerin ateşi gibi yanmadıkça yeni dünya. Hâlbuki gençliğinde kendin altın idin» diyor. kaba meteryalizimdir. önümüzü kesecek bir ilk harami. Celâl'e göre. . puta tapanın juhu yoktur. kendi putudur. derin tutuşunca sonuna kadar da hiç sönmeden yanar. seciyece kuvvetli vatanperver bir gençlik teşkil edebilmektir.

— 26 - Kırılacak ve yakılacak iki put.» Mevlâna terbiyenin kuvvetine inanır : "Ger tü senk ü şehre ü mermer şevi Çün besahip. Binaenaleyh ben. İçimizdedir: Egoizm ve meteryalizm. ancak bunlar için tasavvur ve icat ettim. taşanların çoğu masiyet çamuru içinde süaünecek.. güneşin nurunu almana mâni olur. Eğoizim yolunda olanlara : "Meyli tü suyi mügaylanest ü rik Ta ki gül çini zi harı mürde rik. Tanrı cevap verdi. Benliği aş. ber zaifan rahm kün. "Senin gittiğin yol : dikenliğe ve kumluğa gider. benliğinden gaç ki yüksek hayat yaşıyasın.ü dikenlik ve kumlukta nasıl gül bulup dereceksin ?„ "Merhamete nail olmak istersen zayıflara merhamet et „ "Rahm hahi. .. "Ahiri her girye handeest Merdi ahir bin mübarek bendeest.» «Senin benliğin bir dağ gibidir ki güneş görmene. "Eğer taş... Ö. bu cihanı.. kaya mermer olsan dahi bir kâmil mürebbi elinde gevher olursun. dil resi gevher şevi.. Mevlânadan: «taşanları yarattığından dolayı Tanrıyı. Melekler itham ediyorlardı. boğmaktır. Er büyük başka bir borcumuzu da egoizmi ve materyalizmi nerede olursa olsun. fakat bazıları nur içinde yürüyecek ve onların güzellikleri size gıpta verecek.

sende allah kor* kuşu olmamasından ve küstahlıkla hareketindedir. "Ademi ra düşmeni pinhan besist Âdemü ba bazer akit kesist. mahlûkat zincirinin en üstünde olan adem oğlusun. "Çün garaz amed.. Hazer ve dikkat ile hareket eden kimsedir ki akıllıdır „ 'Her çi ber tü ayed ez zülumat ü gam An zi bi bakî ü küstahest hem. Mevlânanın doğumu Belklde 16 Rebilevvel 604 ^1207). "Başına gelen elem ve felâketler.. bazen de şeytanlar bizim kötülüğümüzden kaçarlar... "Bizim şu kara topraktan olan bedenimiz feleğin nurudur. "İnsanın gizli düşmanları çoktur. O kesif ten asumanda Öyle sür'atle «çar ki bu çalakî.. ' Garazkâr görmez. biz toprak adamlarının temizligini kıskanırlar.... olan kimse. karşisındakinin hünerini "Âhır âdem zadei ey na halef Çend pindari tü pesti ra şeref. Reşki melek amedest çalâkii ma. Alçaklığı nasıl şeref zannedersin?. Geh reşk büved firişte ez pakii ma. hüner poşide şüd. Bir de rubailerinden birini alalım : "Nuri feleKest in teni hakii ma. "Ey insan!. mübarektir. meleklerin bile gıptasını davet eder. Geh bigrîzed div zi bipakii ma. Konyada ölümü : 5 cemazilahir 672 (1273). ... İşin sonunu g-Ören insan. Bazen gök insanları.— 27 — "Her ağlamanın sonu gülmedir.....

1553 de öldüğü sanılmaktadır. . zamanının büyük İşleri üstüne diyeceğini demeğe yer bulmuştur. Eseilerinde.nin doğum tarihi sağlam bilinmiyor. soysop kütüğü. Kardinal (Balay) a başkâtiplik ettiği sıralarda onunla. çocuk luk ve açılma. savaş akıtılan. Belki bununla müellif. böylece şaka.- 28 — Rable (1494-1553) 1 — Havati v« es«rleri Rable. Fransada (Touraine) de doğmuştur. Ölümünden sonra. Bununla beraber bu iki eserinde. Şövalye romanı o!up bu kahramanın başından geçenlerdir. 1554 de (Gargantua) kitabım bastırdı. acayip inlerde gezmeler^ Hepsinde ölçüsüz bir karikatüıcülük vaıdır. ağır işler alarak Romaya bir kaç kez gitti. Şaşılacak bir doğum. Ünlü bir yazıcı idi. insanı derin düşüncelere götürür. Yazının ardını koğdu. Komik bir eser olan ve (1532) de Liyonda basılan (Pantagruel) basılmazdan önce bir çok kitapları çıkmış* ti. hele Fransa krallarile Papalık arasındaki bağlara inceden inceye bilgili idi. Kocalığı ve ölümü üstüne bilgimiz yok. Çağının hem bilginlerine hem siyasasına. 1494 de olduğu sanılıyor. onundur diye eserinin beşinci bölümü (Li'ıl Sonnante) adile basılmış ise de bu eserin onun olmadığı söylenilir. Liyon'da bir hastanede operatördü. Bu büyük fantazi ve komik eserin genel bir kurumu vardır. salt kikâyecilik merakını yerine getirmiştir.

kâğıt ve başka nesnelerden söyler. ve geleceğin hava yo!c ıluğundan bile söz açarak. jiyiro. çalama sevgisi ve hürriyet taşkın ve coşkundur.. o günlerde de bundan aşılanacağını (istifade) söyler. yöntemli yapılmasını istiyordu. Gerçekte ise kendis'. Dördüncü faslında hemen hemen tarihi materyaliz min bir şemasını çizer: "Adam oğlu. İnsanların çtktiği acıları bilmekle beraber. Amma ne Protastart. yel ve kol değirmenleri buldu. çadır. Eserinde: diriklik. Bununla beraber dinle düzeltme istiyenlerdendi. Su. ne de Katolikleri kandtramıyordu. Fakat bu düzeltmenin. daha açık söz ile dirime güvenç idi. Protestanlığı kuranlardan (Kalveni) olduğu denlü. g-iirültü çıkarmadan. bu günün önemli düşüncelerinden olan. Rable'nin temel eserinde. "Ürünü korumak için silâhlan ve çerıHği buldu „ Riyaziyat ile tıbbı ve nücumiyati. Papayı da çekiştiriyordu. Katolik kilisesinin temel inanlarından dışarı çıkmamıştır.— 29 — 2 — Tabiata srü"enme : Rable. emniyet altında uzun müddet ilintisiz tutabilmek için buldu. gene ürünü. Bunları bir yer- . maddeye bütün gücite sarılarak bundan bir çok iyi bulgu ('cat) lar alana çıkarmak.. yeldeğirmeni kanadı. onun nikbinliğini azaltamıyordu. ürün almak için toprağı sürmeği ve ekinciliği buldu. daha ilk çağda. bu. Meselâ üçüncü fecisinde (Kenevir) den ve bundan yapılan bez. herhesin anladığı Hristiyan dininin yolcusu değildi. Beşerin çalışmasını ve bulgularını saygı ile anar. ip. Onun temel düşüncesi : Tabiata güvenme. İki taraf ta ona saldırıyor ve o da butun gücile kendini kalkanlıyordu.

(Gargantua) da şöyle bir parça vardır: Kral (Pıkro şoı) bütün acunu almağı kurmuş. kendini korumak gerek. düşmanın. 3 — (Müsamaha v* Bar»8C»l>k " • Hayat sevmek. sözünü anmak ile beraber. uslu. onu bilgin. Bu sonuncu. 'şimdilik sapıtmış sevdik. doğru ve güzel bir (rub) sahibi olabiliriz. tabiatı • iş ve arama ile iyi tanımak gerektir. bilgiye. gönül ahcı. Rableye göre insan. Komşusu(Grandgusk^ nin üstüne saldırmağı düşünüyor. ertemli olmağa ö z e nir . gibi bakıyor Düşman ordusundan tutulmuş tutsak bııv zabiti.. iyi. (ruhu) vok eder. i>ı yürekli. Mürebbisınin (Gargantua) için çizdiği terbiye plânı ünlüdür: Görme ve aramaya dayanan dolgun bir ansiklopedik bilgi. insanın canını iğneliye iğneliye onu yorulmak bilmez b°r verimliliğe ulaştırmıştır: İyi yaşamak için . (Gargantua) abdaldı. hayata engel olan. Her fırkanın fanatiklerine. Rab'e eski çağın (ahlâksız) bilgisi. der. harbi istemiyor amma ne yapsın. zihin kültürü denlu oyun ve belen kültürü de var.. Çağının (Hümanist) leriJe beraber karalı savaşları» vahşet çağların dan kcinaa olduğuna inanır. hayatı boz&n ye k ran her i esneye düşmandır. Yeni zamanların aydın tor adamlatımn vazifesi dünyayı bü felâketten kurtarmaktır.— 30 — den başka yere götürmek için sanaatlar buldu. Rable. baskı taraftarlarına saldırır. güler yüzlü bir genç yaptı Okumanın gücüne coşkun manı vardı. şu öğüt ile geri yurduna gönderiyor: . Böyle gününde bik. ahlâkın kurumunda bile oüyük bir yer verir. Yani müiebbısi. Gene ürünü deniz aşın götürmek için gemiler yaptı Böylece tabiat . Ancak böylelikle. bilgili. elverirki ret biye yolu ile bunları ona vermeği bilelim.

Yunanlılar arasında. Isüenderlere. (PIMOŞOI) saraymda rahat rahat oturup yurdumu yağmayı ûüşünemesin. Biz krallıklarımızı. güzel nesneler» . korumağa ve çevirmeğe buyurukluyuz. (bir fi. iidır (Telem) de kabal klara yer yoktur. Hctıâ t > tf ğa b ie pek değer verilmemiştir. Ve kraltnizı girdiği çıkmazdan kurtarın. Aramızdaki anlaşamama.— 31 - " Bu çağ. (J. Sezarlara. komşuları olan. kette soğuk kanlılıkla çözülmeğe çalışılsın. Aniballere. düşüncesini çiziyor. konforu ve incelifti var. 4 — M»ıt!H«r iren-1*k»»t' (Telem kıt'ssı) Pıkro>ol uzttnt-. Komşularımızın yurtdaşlarıni almağa değil iptidai insanların ganimet'dediği şeyin bugünkü adı yağmacılıktır. Benimkim yağma etmek istet se o zatuan kendisininkini yok etmiş olur. ona (Telem) denilen yer veriliyor. hristiyan kardeşleri zararına acunu almağa kalkacak çağ değil. Rable.u yükseltebilir. Bu acu un yalnız t tUnndan ve iyiliklerinden mi aşı lanmak (ıstıfdde edilmek) istemlivo ? öyle ise bu incelik ve zekâ »it y. cncak güzel konuşmalardan. Eski Herküllere. o kitaba %öıe. x* Telem'lıler.j:um. muharebe olmas n. öğdül olmak üzere.ğı oluyor. Çünkü kendisininkini iyi çevirerek tır ki o.. üst geliniyor Ve buna. birbirlerine karşı silâha saulmak olursa bunun adı. ve son. kan dökmeğe değmez Eflâtun derdi KI. Bununla. Tannyi severseniz şuradan savulup gidin. Burada orta çağ şatolarının lüksü. Komşular ve eski dostlar arasında böyle yapmak yaraşır. Sizden kurtuluş akçe si istemem Atlarınızı ve silâhlarınızı da size geri versinUr.. Burası usluların ve mattuiarın oc. nasılsa. benzemeğe özenmek ine ie uyan bir iş değildir. ) di'da şen ve kahraman bir adamın çalışması ile. Spirelere.ne ve fesat çıkt) olsun.

tkircisine karşı ilişiksiz kalmalıyız. şövalyedirler.. oyundan tat alırlar. faizciler. hürriyeti (fazilet) yöneminde yürütecekleri yerde. Rabie ise. okuma yazma. musikiden. kötü hiç bir nesne giremez. çünkü ergindirler. baskı (istibdat) boyunduruğunu kırmağa yürürler. Baskı (zülüm ve istibdat) altında kalan insanlar ise. tabiî olan her nesneden insanı yüz çevirtmektir. Buraya sinsiler. Bundan ötürü hepsini. "Temel olan bl« rincidir. Burada. 5 — Net'ce : Unutmamalıdır ki Rable'nîn eseri. Prensipleri şudur : Ne istersen yap Çünkü iyi ruhla doğmuş. Kadınlar hem bilgin hem incedirler. Yalnız sevinç içinde yaşamağa yaraşanlar girebilir. Kadınlığın her zerreündî işin eri oldukları gibi (fikir) hayatları da pek yüksektirler. Bir çok doktrinler derler ki: iç olgunluğu. çocukça ve aşrı şişirilmiştir. hemen özgider (insiyakî) gidişle ertemü işlere doğru koşarlar ve fenalıktan bütün güçlerile çekinirler. Bunda fikirler yufka. Bu ütioi diyarında bu geniş hareket örnek bir hayat yaratmıştır. Daima ruhla bedeni çarpıştırırlar. komik bir eserdir. normal hayatın tatlarına üst tutulmalıdır. musiki ve beş altı dil bilmiyen insan yoktur. kahraman ruhludurlar. çalışkan bir adamın kalem sınamaları biçiminde. Erkekler. iyi insanlarla düşüp kalkan ergin kişiler. Bunların başlantıs.__ 22 den. derler. Onlar çok ertemü ve mutludurlar. iyi terbiye edilmi-. Çünkü insan. Bununla beraber (ahlâkî temayül) ler bakımından dikkate değer. gerçek diye almak doğru olmaz. Bu adama . Hayatın tatlar na pek düşkün olmamak gerektir. (memnu) nesdeye yelenii (haris) dır. okumadan. maddi hayata da yer verir.

İşte burada Rable ütopiye düşüyor' Kınalı oğlu Ali Efendi Ispartada doğmuş. der. hekimane yaşamalıdır. Eğer bir insan kötü ise o. güzel düşünce ve işler hayatını tekrar yaşatmış olursunuz. muh sinî ahlâklarına kendi tarafından da ilâveler edilmek suretile meydana getirilmiştir. Öyle amma onun ütopistliği şuradadır.— 33 — göre Avrupanın ayırt büyüklüğünü yapan şey: tabiatı arama ve tanıma ile bu tanıma sonunda. hocası. Bu yüzden denilebilir ki Rable. Eser bir mukaddeme ile şahsî. Ana fikirlerini aldım : İnsan. Erasm der ki: Ben doğruluğa akmağa (temayüle) (tabiat) derim. öküzler nasıl sapan için doğmuş ise insan da ertem ve felsefe için doğmuştur. salman (hür) olarak ertemi (fazileti) bulabilmek için. Bunda Rable. nasırı. bir ütopist değil : bir realisttir. Hakikî saadet: ilim ve imandadır. tabiatini kovalaması yeter.Ruhun. Ona salmanlığsnı geri verin. ailevî içtimaî ahlâklardan bahis üç bölümdür. Kalbimize 3 . en yüksek derecede ilme ve iyi hareketlere sahip olmasıdır. onda doğruluk. ve hicrî 979 da Edirnede ölmüştür. elde edilen yaratıcı iş) tir. (Ahlâkî alâi) eserile ünlüdür. baskı ve sinsilik (mürailik) ile bozulmuştur. İnsan. Kuşlar nasıl uçmak için. celâli.. Hikmet nedir ? . (Erasm) in izinden yürümüştür. Tabiî olan her şeyin daima iyi olduğuna inanması. Samda Semiz AH Paşaya ithafen yazdığından eserine (ahiâkî alâî) adını vermiştir. Kâtip Çelebi'nin (Keşfi zunun) da yazdığına göre bu estr...

tnsan. taş kesilmiştir. değiştirebilir mi ? . harici âlemde (asıl olan şey) in ne olduğunu kavraması ile. ruha şamil değildir. bir avcıya benzer. insan ruhu. bunların ikisi ile hayvanlar âlemine. Bu üçten hangisine isterse öyle yapmakta hürdür. Ahlâk nedir ? .Evvelâ vicdanı kötü düşünce ve niyetlerden temizlemek. hal ve hareketini. Rub. üçüncüsü ile melekler âlemine ortaktır. ruhî tekemmül ettirme yolunda bir aletten ibaret olup saadet arama yollarında bir binektir. insanda geçicidir. diyenler var. Beden. atla köpeği iyi sever ve idare ederse üçü de mes'ut olur. Bu güçlük sebebiledir ki. karakter değişmez. Fakat çok uğraşma ile bunlar da muvaffak olurlar. Murat edince insan. insan. yanında köpeği. sonra iyi niyet ye düşüncelerle doldurmak. Bunlarda güçlük vardır.Evet değiştirebilir. hal ve hareketini düzeltebilir. Bizi hekimane yaşatacak iki şey: ilim ve ahlâktır. Eğer insan. Hal ve hareket üç türlüdür : Ehli hayvanların Yırtıcı hayvanların Meleklerin ki gibi. ebedîdir. Zira at uzakta bir yeşillik veya su . fıtrî değildir. Ata binmiş. Bedenin harap oluşu. Ama eğer at. 2 — Hal ve hareketlerin iyisi ile fenasını ayırt ederek iyisini yapabilmek ile. hayvanlardaki ruhtan iki nokta ile ayrılır : 1 — (Külliler) ile. Yalnız bazı İnsanlarda karakter. Zira hiç bir karakter. karakterini. istediği yere giderse üçü de bedbaht olurlar.— 34 — şüphe sarmamasına ve ilmimizin gittikçe artmasına bütün kuvvttimizle çalışalım. Fena hal ve hareket.

ancak ruhta mevcuttur. Saadetinin anahtarı kendi elindedir. Ruh. sonra hayvan oldum. ispatlı tanımağa muvaffak olmasa bile. . köşkler halinde tecelli edecektir. Nasıl yaşamalı? 7 . Yaradılış. Ruhumuz bedenden ayrılınca sinemizde : ya yaptığimız iyiliklerin sembolü bir sevgili veya yaptığımız fenalıkların sembolü yılan ve akrepler bulacağız. İnsanın aslına. iyi hal ve hareketleri. bm i ç değerin ahengini ancak daimî bir uğraşma ile sağlayabilir.— 35 — görür gribi olur. Sonra nebat. Ama gördüğü ne ottur ne su . Cehalet ve kötü hal ve hareketler ise yılanlar ve akrepler halinde tecelli edecektir. der. insan. imanı. iktizası. insanın tabiattaki mevkii. cesaret ve iffet ahengidir. Cennet ve cehennem. (fbni Yemin) in şu sözünde hulâsa edilmiştir: Kâinata cansız olarak girdim. ancak kendisini terbiyeye uğraşmak iledir ki mes'ut olur. Bu dünyada kazandığı ilmi. Cennet budur. Oraya koşar. Asıl ve menşei. bedenden ayrılınca (Misal âlemi) ne gidecektir. ve geleceğine bir göz atalım. Bu işte ken dişine yardımcı büyük bir mürebbiye muhtaçtır.* fena hal ve hareketlere sapmak ile de en kötü uçuruma düşebilir. orada güzel bahçeler. Ama akıllı insan. Efiâtun'un (Misal âlemi) ni kabul eder. Şimdi de insanim. tabiat içindeki mevkiine. Müstakbel hayat: bunda (Kınalı oğlu). o âlemi. iki yöne de yön alabilir. inkâr etmiyerek : (belki) der.fazilet ve adalet iıe yaşamalı8 Fazilet: Zekâ. Materyalistler bu görüşü kabul etmezler. merdivenin of tasıdır: iyilik yapmak ile en yüksek noktaya yükselebileceği gibi... fnsan.

verişte hak geçirmemek. Bu (îîiümarcseler) yumuşlardır. hiddetine sahip olmadan. Bu üç şeyi elde ettikten sonra (adalet) e ulaşmağa çalışmalıdır ki şu üç şeye dikkat ile olur : 1) Tanrıya itaat. bedenî ve ruhî kuvvetlerini. böyle âdil bir adamın iradesinde olaydı.— 36 — İnsan dünyaya bir (tabi! sebep) ile gelmiştir. 2) Matematik vasıtasile zekâya bir kesinlik vermek 3) Tabiat ve Tanrı hakkında derin bilgi edinmeğe çalışmak. ikinciyi yaptniyan eşkiyadır. Her azayı. insan. unutmamağa çalışmak. Terbiye san'atı iledir ki kendisini ar mahsulü yapacaktır. 2) Şimdiye kadar elde edilen bilgileri. Ödevi. Zira böyle ekzersizler yapılmazsa ruh. . Birinciyi yapmıyan kâfirdir. Terbiye • nefsini ve neslini muhafaza ' iç güdülerini tadilden. Tabiat mahsulüdür. Bu maksatla ruha daima iyi hal ve hareketler teklifinde bulunmalıdır. fazileti idame etmek olacak bir ruh i]yeni de beden ijyeni kadar gerekli bir şeydir. cennet olurdu. her kuvveti kendilerine özel işleri yaptırmak da adalet iktizasıdır. fazilet elde etme yolunda harcamaüdır. Eğer dünya. zekâsını geliştirmeden ibarettir. 3) Ah. 1) ihtiyarlık günlerinde dahi ilme çalışmaktan vazgeçmemek. 2) Memleketin kanunlarına itaat. Üçüncüyü yapmıyan hırsızdır. zayıflar. tenbelleşir. Zekâyı geliştirecek şeyler şunlardır : 1) tyi düşünmeği öğrenmek.

çocuğu fena tesirlerden ve fena muhitlerden korumaktır. bir boş levhadır. eş olarak. birtakım kargaşalıkları muhtevidir.— 37 — 3) Şehvet ve hiddeti tahrik etmemek. onda itiyat halini almasın. Oraya ne istersek resmedebiliriz. Terbiye işinde. Çocuk. İnsan. ilerletmek için insan oğlu. Yaptığı hareketie kötülüğünü tatlı dil ile aydınlatmalı. Buna mâni olmak için iki vasıta vardır. Bunun yolu şudur: o. cemiyete muhtaçtır. fena bir harekette bulundiyse. Eğer bir cemiyette adaletsizlik varsa o zaman cemiyet hayatinin. Bilhassa şuna çok dikkat edelim ki tenbeltik. «Çocuğun vicdanı. kendisinden mümkünse daha iyi varlıklar dünyaya getirmek için evlenmelidir. Terbiyenin ilk işi. Neye böyle yaptığını soranlara : — Sabrımı artırmak ve içimden hiddeti koğmak için. en çirkin ve cadaloz bir kadın seçmişti. Öğretimine gelince. Çocuğun yanında. Fakat içtimaî hayat. fena hal ve hareketin tersini yaparak bu iyi yolda uzun müddet uğraşmak. 5) Kendi hatâlarını aramada çok dikkatli olmak. ilerleme yolundaki. hiddet ve ihtiras ile bozulabilir. ona fıtrî kabiliyeti nelere ise onu öğretme'i. 1) Doğru yola gelmek istemeyenleri hizaya getire- . her şeyi taklit eder. bilhassa dördüncüsü pek önemlidir. Bilâkis mümkün olduğu kadar sükûnellegtirmek. Bilâkis iş zevki en derin kökteşsin. iyi hal ve hareketleri öğtneli. 4) Mahrumiyetlere ve acılara dayanmak. Zira çocuk. Evlenipte böyle yapnnyan şeytanın kardeşidir. avantajları kalmaz. Fena hal ve hareketleri vermeli. Ruh: Fazla şehvet. sert bir suret te azarlamaman. Bozulunca ilâcı terbiyeye baş vurmaktır. fena olur. derdi. Büyük hekim Sokrat.

Fena hal ve hareketlerden uzak kalmaları için bunlara küçük bir öğüt yeter. . Bunlar düşünce kuvvetile iyi ve kötüyü birbirinden ayırt ederler. Bunların miktarı çoktur. Bunların miktarı ortadır. bir taraftan. 2 — Bilim sayesinde faziletli olanlar.cek kanunlar yağmak. Fakat halkı terbiye ile buna ulaşılabilir. memleketi hekimane idare etmeliler. birbirlerine sevdirmek güçtür. Cahilleri. Diğer tarafta da vatandaşlarını iyi terbiye ile onlara doğru yolu göstermelidirler. İnsanlar üçe ayrılır ı 1 — Yaradılışta faziletli olanlar ki iyi işler yapmakta hiç güçlük çekmezler. (Sevgt) dünyasında fert. Sevgi. Bunun içindir ki sosyete de sevginin hükümran olmasına çok çalışılmalıdır. Zira kanun ancak cahiller arasındaki anlaşmazlığı kaldırmak içindir. Memleketin dizginleri. 3 —. Bu sağlanınca kanunlara pek ihtiyaç bile olmaz. Bu üçüncü grupta olanların doğru yola gelmeleri için kuvvet ve şiddet kullanılması gerektir. başkasına ait olan şey için bir haksızlık yapmağa kalkmaz. Bilâkis elinde olan şeyi bile sevdiği ihsanlarla paylaşır. 1 — Yukarıda söylediğimiz seçkin insanlar. 4 — Askerler. Bu seçkin insanlar. tnsanhk. 3 — Adalet kanunlarının tatbik edilip edilmediğini kontrol ederler. adalete bin kere tercih edilir. Bunların miktarı azdır. birinci guruptan olan insaalar elinde olmalıdir. 2 — Halk terbiyecileri. ancak (sfcvg') ile yaşar. 2) Faziletli insanlar arasındaki gibi sevgiyi geliştirmek. Vatandaşlar beş gruba ayrılır.

düşünmeğe ve seyahate vermiştir. tüccar. Vatandaşlar.- 39 - S — Çiftçi. memleketi saadete ulaştırmak olmalı* dir. 1649 da tsveç Kraliçesi (Kristin)m daveti . düzensizliğe düşer ve her şey karmakarış olur. 4 — Devlet işlerini' ehline vermek ile. yeni çağ felsefesinin babasıdır. bu beş gruptan birine dahil değilse. dos doğru. Düşünce ve harekette bir olmalıdırlar. 3 — Düşmanları arasında tefrika olmasile. Şefin yegâne arzusu. Fransanm dünyaya verdiği en büyük filozoflardandır. zeki ve samimi muhabirleri olmalı ve bunlar halkın ve memleketin durumunu reise. bildirmelidirler. Eğer bunu şef unutursa memleket. Dekart [1596 -1650] Dekaıt. Bir devlet dört şeyle yaşar : 1 — Adaletle* 2 — Devlet adamlarının ve generallerin birliği ile. Muhtelif memleketlerde on yedi sene seyahat etti. Eğer bir insan. yurdun her bucağında. bu. san'atçı gibi vatandaşların ihtiyaçlarını sağhyanlar. 1629 dan itibaren de. düşünmek için daha uygun gördüğü HoUandaya çekilerek uzun yıllar orada bîr inziva hayatı içinde düşündü ve insanlığa en faydalı lı eserler verdi. milletin iyi işlerine bütün kuvvetlerile sarılmalıdırlar. Hayatı anlamak için elli üç yıllık ömrünü okumağa. Davlet reisinin. buğday tarlasında biten ve buğdaylar zararına olan fena ot gibidir.

en büyük . 10 Kasım 1619 gecesi Neubourgda düşünürken kulağına bir ses geldi: Mevcut felsefeyi ıslaha davet ediliyordu. Bir memlekette ilimsiz ve felsefesiz endüstri ve diğer meyveler elde etmeğe çalı g m ak kuru değnek üstünde birtakım meyveler bağlamağa benzer. ilimlerin hepsine matematik usulünü tatbik ile kâinatı bir makina meselesi haline soktu. Dekart'a göre insanın eti asil vazifesi: insanlara doğru yolu matematik kadar kesin ve ap aydın gösterecek bir yol arayıp bulmaktır. Kemikleri on altı yıl sonra Isveçten Parise getirildi.» Dekart'ın ilk işi bu oldu. tıp. Bir memleiekette meselâ endüstrinin gelişme derecesi. «Bütün akıl kuvvetlerimi. meyvelere ben zetilirse.yolu seçmeğe vermek. bütün insanlardamüsavidir. Dekart'a göre bu. Bu işe (Dekart). İnsanlar arasındaki fark: aklı.faziletlere olduğu kadar en büyük fenalıklara da müstaittirier. ilimler ağacın dalları.— 40 — üzerine Stokholm sarayına gitti. takip etmekliğim lâzım gelen metot ve . Dekart'a göre akıl. matematik katiyeti derecesinde olsun. Bu öyle bir (umum! matematik) ilmî olmalı idi ki bütün ilimleri kucaklasın ve hepsindeki kat'iyet. iyi metodla sevkedip etmememden gelir. Dekart. Ve 11 Şubat 1650 de orada öldü. Ona göre endüstri. Dekart. En büyük insanlar. o zamana kadar edindiği ve doğru diye kabul ettiği şeylerin hepsinden şüphe ederek bunların hepsini zihninden atmak ile başladı. 21 Mart 1596 da doğmuştu. ilim ye felsefe gelişme derecesini asla geçmez. olsa olsa (felsefe) plabifirdi. ahlâk. Yeni bir . matematiği yalnız soyutlara (mücerredlere) değil realiteye de teşmil etmek istiyordu. Felsefede ağacın köküdür.

Gençliğimde ben mantık ile matematiği çok severdim. çok fena yıkılırlar'» Fakat şu doğrudur ki ilimde herhangiblr reform olunca bunun ardından bu reiorm. ham mermerden bir (Diyana) heykeli çıkarmak kadar güç. kaçamak ve mazeretler tedarikine de yol açacağından kanunları sayıca pek az fakat çok sıkı tatbik edilen bir devlet. kendi düşüncelerimin daha mükemmel olmasını temin maksadiledir. Binae- . Bir de kanunların çokluğu. en iyi bir devlettir. Genç* liginde iyi bir tartıya vurmadan aldıkları varsa şimdi onları atacak. Bu tehlikeli bir şeydir' Zira çok insanlar. thtiiâl taraftan değildir. Dekart. der. Ve yalnız kendime ait sahadadır. Bunlardan meded umdum.— 41 arama ile ya bualardan daha iyilerini bulacak yahut eskilerinin içinde sağlamı varsa onları bir tartacak. Cemiyet müesseseleri bir kere yıkılınca. Hiç -kimsenin beni taklit etmesini istemem. cemiyet işlerinde gelenekten ağır ağır ilerlenmesini ister. Matematik da o kadar soyut (mücerret) lere dalmış ki muhayyileyi bitkin düşürmek sizin zihni terbiye edemiyecek. <Zira. «Ben daha iyilerini edinmek için bütün bilgi ve kanaatlerimi şöyle bir tarafa atıyorsam bu. Bu sebeple bunların faydalarını muhtevi ve kusurlarından azade başka bir yol aramalı idim. bir kere ötedenberi benimsedikleri ilke prensiplerden şüphe ederek ana yoldan çıkmağa başladılar mı ondan sonra daha iyi bir yola gidemiyerek bütün hayatları boyunca dalâlette kalırlar. pek çok iyi ve doğru şeyleri havi olmakla beraber içine o kadar lüzumsuz şeyler karışmış ki iyisini lüzumsuzundan ayırt edebilmek. içtimaî müesseselerle devlete de sarar. Fakat biraz derin düşününce gördüm ki: mantık.

Çevremdeki insanların en akıllıları tarafından kabul edil miş yolda yürüme: 2 — iğlerimde sebatlı ve daima faal olma. Şimdi ben bu dört prensip ile her şeyimi yeniden yapacaktım. Fakat beğenmeyjp tv yıkmak ve yenisinin plânlarını çizmek kâfi değil. «doğruya en yakın» a göre hareket etmek en uygundur. şimdi çalışırken içinde oturulabilecek bir ev lâzımdır. ormanın bir kıyısına çıkma ihtimali daha fazladır. Böylece ömrümüzü ihmal ve lmhal içinde gtçirmiyerek. Bu üç kaideyi tek başıma kapanmaktan ziyade insanlarla düşüp kalkmak ile daha mükemmel elde ede- .— 42 — naleyh mantıkin lüzumsuz kanun ve kaidelerini atarak bunlardan . 4 — Hiç bir şey unutulmadığını temin edecek surette tam tadat ve yoklama yapmak. ne de kâh bir tarafa kâh bir tarafa gitmelidir. diğer her şeyde ifrat ve tefritten çekinip itidal.tatbikinde bir kere dahi vaz geçmemek şartile .şu dördünün bana yeteceğine kani oldum: 1 — Bedihi olmıyan bir şeyi hakikat diye kabul etmemek* 2 — İnceleyeceğim bir meseleyi. Yenisini kuruncaya kadar. örf ve adaletlerine ve çocukluğumdan beri içinde büyüdüğüm dine tamamen riayet. Orman* da yolunu kaybeden bir insan ne oturmalıdır. İşte bunu temin için kendime üç kaideden ibaret bir ahlâk yolu çizdim: 1 — Vatanımın kanunlarına. Zira böyle yaparsa. en küçük parçalarina kadar ayırmak. Yalnız bir isti* kamete gitmelidir. en doğru yolu bulmak elimizde olmadığı vakit bile. 3 — Nizam-ı âlemi değiştirmeğe kalkacak yerde kendi arzularımı değiştirmeğe çalışmak. 3 — En basitten başlayıp mürekkep bilgiye doğru çıkmak.

Eski binayı yıkarken. Bunun üzerine bu müşkül meseleleri hal etmek için • tanıdıklarımdan uzak kalmak üzere Hollandsya çekilmeğe karar verdim. Şimdi bunun tam aksini tutnrak mademki ben hakikati aramağa nefsimi hasrettim. sonra yenisinin kurulmasına yarayacak olanlar hıfz edildiği gibi. * Yukarıda ahlâkta bazen <doğruya en yakın> bir fikire gerçek imiş nazarile bakılıp riayet etmek lâzımdır demiştim. o vakite kadar zihnime girmiş her şeyin rüyadan ziyade hakikate muvafık şeyler olamıyacağını kabul ettim. âlemde oynanan komedyalara oyuncu olmaktan ziyade seyirci olmağa gayret ederek seyahat ettim. Ve bu anda bütün biigl ve kanaatlerime paydos dedim. Henüz âlimler ve filozoflar arasında münakaşa edilen büyük meseleler hakkında kat'î bir bilgiye varmış değilidim. Uyanık iken malik olduğumuz fikirlerin uyurken de hiç biri bu esnada hakikî olmadığı halde. Bununla beraber arama taramaya başlıyalı dokuz seneyi geçti. Ve dokuz yıl. ben de esassız fikirlerimi attığım sırada. Fakat her şeyin böyle batıl olduğunu düşüdmek istediğim sırada bunu düşü- . Öyle ise zerre kadar şüpheli olan şeyi bile büsbütün batil imiş gibi atmak lâzım geldiği kanaati üstünde yürümeğe başladım. ayniyle zihnimize gelebileceğini anlayınca. Bu yıllarda idi ki zihnime euvelce yerleşmiş bütün hatâları köklerinden söküp atmağa başladım. Ve Hollandada sekiz sene hakikat nedir diye düşünmeğe.— 43 — ceğime kani olarak hemen seyahate çıktım. öyle müşahede ve tecrübelerde bulunmakta idim ki bunlar bilâhare daha sağlamlarını kurmağa yaradı. araştırmağa giriştim.

kendimin var olduğumu itikat etme için elimde hiç bir delil olamıyacağınt görerek bundan şunu anladım ki ben. Ve bize kemal ondan gelir. (aklî) ye vükselemiyen bazi insanlar. kâinatı mihaniki kanunlara tâbi . Yani tanrıdır. velevki tasavvur ettiğim sair şeylerin cümlesi doğru olsun. aradığım felsafenin ilk temel taşı olarak aldım. yokluktan zuhur edemediği ğibİ (nakıs) dan da zuhur edemez. Halbuki ruh ve Tanrıyı ihsaslarla anlamağa kalkışmak: Meselâ kulak ve burunun yaptlği. Beden mevcut olmasa bile o yine ne ise tamamen o olaeaktlr._ 44 — nen (ben) İm bİzzarure bir şey olmak ligi m lâzım geleceğine intikal ile. göze yaptırmağa kalkışmak olur. Kendimden de gelemez. Yani onlar bizde. Öyle ise o sezişin bana öyle bir (varlık) tarafından verilmiş olması kaltr ki o varlık benden mükemmel ve bü tün kemalâtı nefsinde cami bir varlık. Düşünmek kabiliystim olmasa. ben ne isem onunlayım. ruh ve Allah gibi maddî olmıyan zihnî suretleri kayrayamazlar. Şöyle ki şu (Ben) denilen şey yani ruh. En mükemmel bir varlık = Tanrı vardır. bedenden tamamile ayrı ve hat tâ bilinmesi andan daha kolaydır. Yoklukdan gelemez. fizikî âlemi. ses ve koku duyma isini. Dekarı. tamamen (mükemmei) olmadığımız için müphem ve muğlâktır. (Yokluk) dan gelmektedir. Tanrıdan değil. (Ben) imin büsbütün mükemmel olmadığını ve benden daha mükemmel varlığın var olduğunu seziyorum. Bu seziş bana nereden geliyor. Zira (en mükemmel). MüphemÜk ve muğlaklık. Fakat ihsasların üstüne. zat ve mahiyeti tefekkürden ibaret olup var olmak için hiç bir mahalle muhtaç ve hiç bir maddî şeye tabi bulunmıyan bir cevherim. düşünüyorum öyle ise varım = Cogito ergo sum) prensipini.

Bedenle beraber ölmez. Bunun teminine ilk önce (tıbb)ın ilerlemesinden beklemelidir. Gayrî meş.— 45 bir surette işliyor. insan ruhu nevinden Müteharrik değildir. ilim ve felsefe. Bunu böylece tedricen meydana geldiklerini kabul etmek. bu gün gördüğümüz surete gelebilir. ebedidir.'ur makina kuvvetidir. Maddî olan şeylerin heps'. mukadderi ve gayesi budur. Hayvanlar. Demek ki maddeyi yapan haizdir. . Ap ayrıdır. Makina ne iş görürse hayvanlardaki ruh ta o kadarc k muayyen ve mahdut görür. maddenin kudretinden asla meydana gelemez. İşte Dekar t felsefesine göre : kâinat. Hayvanlara öldükten sonra bir şey yok Çünkü (hayvar. Ona göre cisimleri bütün vasıflarından tecrit mümkündür. Dekart'a göre metot. insan ruhu. bir âlem yaratayım> der. bedenimizden tamamen müstakil bir tabiate maliktir. Fakat (Hayız) den tecrit mümkün değildir. bedenlerile beraber mahv olur. insan ruhu öyle değil. Bizim ruhumuz. Ve mekânı yapan maddedir. olması gerektir. (binefsihi) birer makinadır. kâinatta inşa nın mevkii. Hayvanlara gelince bunlardaki ruh. görür. «Bana madde ve hareketi veriniz. insanı tabiate hakim kılabilecek yön almalıdır. bir hamlede mükemmel olarak yapılmış olmalarından daha kolay aniaşıhr. bunun ayma halk edilmiş.î ruh). Beşeriyet öyle çalışmalıdır ki bütün as rlar boyunca insanların hepsi daima baki ve mütemadiyen öğrenir tek şahıs gibi olabilmelidir. zaman ile. Bittabi buna tek insanın ömrü kâfi değildir.

Paskal'ın yaşadığı 17 nci asırda en üst rağbette olan ilim. îlk defa havanın ağırlığım veza etmiş. Tabiatı inceleme ve tabiat ilimleri hiç rağbet görmüyordu. mayiatm muvazenesini kanunu bulmuş. hesap ihtimalini ve su cenderesini keşfetmiştir. soyut ilme idi. fizikçi ve filozoftur. Hrıstiyanlık dini hakkında apolojisi olan (düşünceler) eserini bitiremeden ölmüşlür. Dahî bir mütefekkir ve muharrirdir. Sumut ilme değil. Meselâ Jensenius : «Tabiatın sırlarını aramanın boş ve faydasız olduğuna söyliyordu. Cizivit tarikatına karşı şiddetli hücumlarda bulun» muştur. (Neuilly) köprüsü üstünde bir kaza geçirdi. Daha on iki yaşında iken (öyklit) hendesesinin isbatlaıtnı hiç kimsenin yardımı olmaksızın kendisi bulmuştur.46 — Paskal [1623 — 1662] (Blaise) Paskal) yüksek matematikçi. Fransanm (Clermont) şehrinde doğmuştur. Bu kazadan sonra dine sarılarak Jansenist tarikatın (Port • Royal) manastırına çekilerek çileye girmiş riyazet ile yaşamıştır. Dekart'ın hayretini mucip olmuştur. (Malhranş) bile: «insan. Ondan sonra önünde içine düşecekmiş gibi bir uçurum görmeğe bnşlamiştır. 16 yaşında iken mahrutlar üzerine yazdığı eser. Rağbet. bilmem hangi böcek nasılmış diye aramak için yaradılmadı > diyordu. matematik idi. 18 yaşında iken bir hesap makinesi keşfetmiştir. .

— 47 — Soyut ilim olan matematiğe rağbet : aklın gelişmesine yarar olduğuna kani olduklarından idi. Port Royal mantıki der KI : İlimler ancak aklı tekemmül ettirmek vasıtasile olarak kullanılmalıdır. Paskal, rasyonalist ve ideelist olan ve yeni ilim henüz doğmak üzere bulunan bir asırda, bugünkü modern tecrübe çiler çapında kılı kırk yaran bir âlim idi. Bunu, fizike ait keşifleri göstermektedir. Paskal, iman iğinin akıl nuhengine varılamıyacağim Katolik olan babası (Etyen) den işitmişti. Bir de (St Ange) lakaâile anılan ilahiyat doktoru Jak Forion'dan da : Din! sırların kuvvetli bir zekâ ile anlaşılabileceğini duymuştu. O, bu ikisi üstünde uzun müddet düşündü. En son, imana kalb yolu ve şahsi tecrübeler ile varılabileceğine kani oldu. Hemşiresi Jaklin diyordu ki : «Olgunlaşmamış bir insana, bir hakikati kavratmak; güneşi zamanından bir saat önce doğdurabilmek gibi, imkânsızdır. Tanrı inayeti olmaksızın, bir insana, bütün dünyanın belagat ve mantıki bir araya gelse faydasızdır. > Paskal buua İnanıyordu. (Düşünceler) ini yazmak için Paskal, kendinden önceki (Möntenyi) (Reymond de Sebonde) (Charron) (Pere Mersenne) (Pere Grasse) (H. Grotius) gibi mühim müellifleri dikkatle okumuş, notlar almış vv bunlar üs* tüne derin düşünmüştü. Şimdi ise, yazma metodu bulmağa kalmıştı. Paskai'a göre eşya üç sıradır : — Msdda, Zekâ, trade. Bilgi yolu ikidir: Zihin yolile, aşk yolile. Maddenin kâffesi; yıldızlar, yerler, krallıklar bir zerre zekâ bile etmez. Bütün zekâlar da bir araya gelse

— 48 — b!r zerre (Charite = Yarhk) etmez ve varlığı harekete getiremez. Zekânın kavram yolundan kalbin kavram yoluna geçilemez. Fakat bunlar, mantık bağı ile değil, hür bir surette birleştirilebilir. Bu nevi birleşme ise öteki bağdan daha sağlamdır. «Kalbin aklına ve yargılama yoluna aklın aklı ermez,> (Filleau de la chaise) der ki : derin inançların çoğu küçük küçük delil ve isbatlara dayanır ki bunlar teker teker iken zayıf imiştirler. Fakat bir araya gelince, bazı ahvalde, o kadar kuvvetlenirler ki reddî imkansızlaşır. Paskal'ın metodu işte bu oldu : küçük küçük şahsî tecrübeler. Fakat tepsi bi araya gelince kanaat verici ve kuvvetli. Paskal'a gör» Tanr;sız insan, zavallı ve sefildir. Hat ta intihara kadar gidebilir. Felsefe ve akıl da, insanı, Tanrıya ulaştıramaz. Tanrı inayeti gerektir. Akıl ve mantık yolu başka, iman duygusu başkadır. İkna kuvvetini haiz yegâne şey şudur; Din hiss-'nin şuurla ahenkli oluşu. Tann, imanı akhmıza muhakeme İle ve kalbimize lûtf ve inayeti ib yerleştirir*. İman, mucize ve mantık ile değlî, inayet ile olur. îman işinde, aman, akla muhtaç kalmıyalım. Tanrının kendilerine, imanı, kalb duygusile verdiği insaniar bahtiyardırlar. Yoksa iman, sadece akıl mahsulü, insan! bir şey olmak' tan ibaret kalır. Ve ebedî selâmete ulaştırma aleti olamaz.» Kalbin Tanrısı, ne (Dekart) m akıl ile bulduğu Tanrıdır. Ne Payen Filozoflarının bulduğu Tanrıdır. O öyle bir Tanrıdır ki ona malik olanların içi sevinç doludur, n a nur doludur. o itimat ve muhabbet doludur. Ona ulaşan ondan başka bir gaye aramaz. Paskal şunu öğretmiştir: Zarfları bozulsa dahi dittin

— 49 — özünün nasıl muhafaza edilmiş olduğu. Din hususunda 17 nci asırda (aklî din) başlamıştı. Ekseriya t, biiabi, yine muhafazakâr idi. 18 nci asırda aydınların çoğu dinsizdi. «Din, halk tabakasına gerek.> diyorlardı. Bu asrın büyüklarinde a (Volter) de ise Tanrıya iman pek kuvvetli idi. Jan Jak Ruso (Tabiî din - Bir Savvalı rahibin İtirafları) ile dini his sahasına çevirdi. Ve dine din adamlarından daha ziyade hizmet etti. 19 uncu asırda ise din, üç şey ile çarpışmağa başladı : 1 — Aklî tenkid ki her şeyi yıkar ve hiç bir şey kuramaz. 2) Tarihi incelemeler ki İncitin nasıl toplandığı ve sairedir. Dini sarstı. 3) Fizik ve tabii İlimlerin inkişafı karşısında mukaddes kitabın bu mevzular hakkındaki izahların tevile muhtaç oluşu. Fakat iman : ne tenkit fikrine, ne tarihî incelemelere, ne tabiiyata istinat eder. Onun istinat noktası bunlar değitdir. Buna rağmen imanın yaşamak isteme hakkı vardır. Ve şu iki şeyi isteyebilir : •* ' 1) Din hissinin ehemmiyet ve faydasını teslim etmek. 2) Akla uymiyor, diye red etmemek. Belki imanın ayrı bir bilgi vasıtası vardır. Birincisini hemen herkes kabul eder. En dinsizler bile din hissinin içtimaî hayatta nasıl bir bağ ve fren olduğunu kabulde tereddüt etmezler. Farzı -m uhal olarak din, hayal mahsulü bir şey olmuş olsa bile cemiyette bir kuvvet olduğu müddetçe reeldir. . Bu bapta Emill Boutroux şöyle der. F. 4

— 50 — «Din ve ilim, bizim elimizde kâinatın bütün hazinelerini açabileceğimiz iki anahtardır. Âlem, muhtelif realitelerden değil, (kırışimh = interferente) realitelerden mürekkeptir ki bu takdir de din ve ilim, fertden ferde ve saattan saata, - kendilerine mahsus tarzda olarak (Ebediyen beraber = Coeternelle) dir.» Vinet'e göre iman kapusunu açabilmek üzere mistik bir anahtara lüzum vardır ki buna Paskal : Kalb Vinet : Vicdan Boutroux : Yüksek Akıl Viktor Jiro : Varlık, irade, his, natür diyorlar. Kelimeden korkmiyalım. Modern din duygusu kendisinin bir az mistik olduğunu itiraftan çekinmez. Yoksa (tabiî din) veya (aklî din) olmuş olur ki Paskal bunlardan nefret eder. Ancak yeni mistisizim, eskisinden bam başkadır : Yeni mistisisım, abese inanmak ile iftihar etmez. Felsefe ve ilim, kendilerile beraber, dine de hamle yaptırdı. Artık din de : daima ilerlemekte olan fizik, akli tenkid ta^hî tenkit, ahlâk ve içtimaiyat doktorinleri karşısında, incimad etmiş ve değişmez bir şeymiş gibi dur* muyor. Aklın gözüne bir avuç kül atmağı da düşünmüyor. Bilâkis gözünü dört açmasını söylüyor. Hattâ psikolojiden kuvvet alıyor: Şimdi bir (Şuur altı) keşif edildi ki bu da, tabiatın bir realitesidir. (Ulvî âlem = Supliminal) in hadiseleri de İlmin mevzuu oldu. Yeni mistisisizmin en mühim noktası itikad ile imanı birbirinden ayırmasıdır. İman : insanı ahlâki ve dinî hareketlere meylettiren aksiyon âmilidir. Kalbi, Tanrıya bağlar. Selâmette olduğuna güvendir.

Kutup derecelerinden üç derece yukarı ve aşağı olmak ile bütün hukuk ve kanunlar alt üst olabiliyor. Hakikati tul dairesi tayin ediyor. Diğer taraftan kalbin kaşfettiği hakikatlere doğru da aşk ve şevk ild can atmak. berisinde yanlış . tasanla. Paskal. Paskal'a göre iman.— 51 — İtikad: Selâmete ulaşma hissi ile ilgisi olmiyan birtakım fikirlerdir. Zarurf bir bağ ile değil. Ne tuhaf bir adalettir ki o bir ırmak veya bir dağ ile sınır içine alınıyor. Ortaçeğ mistiği değildir. hem kalbine hem zekâsına hem ilmî hakikatlara inanıyordu. 2) Modern tenkidin din duygusunda açtığı gedikleri günün yenileşmiş alet ve vasıtaları ve şahsî tecrübeler ile tamir etmsk. . . 1654 Kasımında vukua gelen (Büyük dönme) sinden önce de. akıl ve mantık ile elde edilir. Ve Tanrı vergisidir. Isbattan ayrıdır. İnsanîdir. Bir şey Pirenelerİn ötesinde doğru. ilmin hakkını ilme veriyordu. isbata muhtaç değildir. doğru da eğri de değişiyor. Aklın hakkını akla dinfnkini dine. Paskal. alelade bir surette müterafîktir. Şu sözü pek meşhurdur : «İklimin degişmesüe. » Paskal şöyle çalıştı: 1) Bir tar utan ilmin keşfettiği hakikatlan kabul etmek. Onda bu üç kuvvet. sonra da «aynı zamanda hem âlim hem mümin» idi. . Dini. en ahenkli bir şekilde birleşik ve kaynaşık idi. Çağdaşlarınkinden bile ileridedir. İtikat ise.

Kampaneila. rafizilik ile itham olunarak Napoli ve Romada engizisyon hapishanelerine atıldı. On altıncı asrın nihayetlerinde. On dört yaştnöa ruhban mektebine girip rahipliğe hazırlanmağa başladı. Göklerde yeni güneşler patladığı yeni işaretler gördüğünü soyuyordu. 1568 de doğdu' Babasr. Sonra 1598 de hapisten çıkarılarak{Kalabra) ya döndü. Ve meslekinin mühim bir hadisesini teşkil eden (Kalabra) suikastı oldu. onu yakalayıp Nopoli (hapishanesine tıktılar. Kıymetti mutlakaiarl 9 ve 7 den ibaret olan 1600 senesi «zaman düğümü > olup baştan başa bir değişme devridir. Hapishanede altmış kadar eser ile bir çok şiirler yazdı. Bir çok defa.Tomas Kampanella [1568 — 1639] 1 — Hayatı I Kampanella. Kendinde okuma ve ilim aşkı kuvvetli idi. 1629 da affolunup evvelâ Romaya. ve prensler ile Papa büyük ahlâksızlık ve fesat içinde idi. Bir avuç as has edindi ve bunları dağa götürerek orada bir nu tuk verdi. diyordu. halk müthiş bir sefalet. İspanya kıratlığına tâbi bulunan cenubî ttalyada. sonra Parise giderek 1625 te burada yerleşti. Müebbet kalebentliğe ve dört deJa işkenceye (bir defasında elleri aikassna bağiı oiduğu halde otuz altı saat asılı bıraktılar) ama ölmedi. evvelâ vatanını. Ümitlerini nücumiyata itikadından alıyordu. Kendisinin de peygamber ve mesih olduğuna inanıyordu. Orada 67 gün yattı. Amma bundan üç gün sonra. fakir bir kunduracı idî. sonra bütün dünyayı ıslah ile her yerde adalet ve sevginin hüküm sürmesini muhayyilesine alıyor. (Rîşiiyö) de bir hima- .

Etlerinden zühımlarına bir otluk. bunun açacağını söyledi. değişken ve geri bir mahlûktur. doğumunda.» Halk tabakalarından bahsederken de şöyle der: «Halk. 21 Mart 1639 da oldu.bizimki müstesna . Ruhlarından esir kuş.cahil ve barbardır. Kanlarından içki. On dördüncü Loinin. kefen gibi beyaz çarşaflar. Hattâ başka milletlerin hepsi de . darbelere ve yüke tahammül eder.— 53 — ye bularak projesini yeniden ele almağı umdu. Titrek uzuvlarımızdan. zamanın büyüklerinin zuîmundan şöyle bahseder. matem parçaları çaldırdı. 1639 da ölümünün yaklaşmakta olduğunu sezdi. ihtilâflar ve lazyikler bundan çıkmaktadır. yeşil nebatlar ile örttü. «Bu zamanın büyükleri. bundan da Tiranı sofizm (yanlış muhakeme). günlükler tüttürdü ve yedi seyyareye alâmet yedi mum yaktırdı. Bütün tefrikalar. 2 — Cihangir İmparatorluk : Karnpanella. Izdırap ve göz yaşlarından hiddet ler İn e bir oyuncak. Bunların kökü egoizmdir. yer yüzünde altın devrini. Kemiklerinden işkence aletlerine sap. Bir sarsmada her şeyi ters getirebilecek bir çocuğu önüne geçirir. masum olduğumuz halde bile bizi itham ettirecek yalancı şahitler yapıyorlar. yıldızına baktı. „ Bir şiirinde. kuvvetlerini bilmez. dünyayı fenalıklar ile dolu görür. Efendileri ona öyle sihirli bir şarap içirir ki o . ve mürailik doğmaktadır. «Nefsine muhabbeti dolayısile insan şöyle düşünüyor: Anasır ve ecramın ne zekâsı vardır ne de muhabbet*. Ve bunlar hep bizim için hareket etmektedir. Deminiken rahipleri manastırındaki odacığını. vücudu beşerden basamak.

lâtince yazdı. bununla dünyada ilk mükemmel hayat kurulacak ve bu. güzel san'atlar ve teknik ile meşguldür. Papaya on üçüncü Lui'ye. tesadüfen oraya ufcrayan bir Ceneviz kaptana hikâye ettirir. bir tepenin üstünde olup yedi kuşak ile çevrilmiştir. projesini hayalen kurmağa özendi : «Güneş sitesi» eserini yazdı. bu maksatla olup. onu derhal yere serer ve öldürür. Bunun (kudret).. bununla hiçbir şey yapamayınca. uzun süren zindan yıllarının başında. şiirler yağdırmakta devam etti. Site. İspanya kralına. Pek kuvvetli edebi bir eser olan bu kitabım 1602 de. Birincisinin vazifesi: Siteye lâzım maddî kuvveti temin. Rişliyö'ye Padişahlara. 3 — Güneş Sitesi : (Kampanella). hayret verici sitesini. muhtıralar.— 54 gittikçe ahmaklaşır. bütün dünyaya örnek olacaktı. Hiçbir yerden cevap alamayınca. Kalabra isyanı. bütün ömrü boyunca bir (cihangir imparatorluk) hülyasını taşıdı ki bunun başında olan insan. Yer ile gök arasında olan her şey onundur. dünyada aşk ve hareketi hükümian edecek.. En ortada bir mabet vardır ki mihrabına yer ve gökü temsil eden küireler resmedilmiştir. (aşk) adlarında üç muavini vardır. (hikmet). istediği şey: Dünyayı birleştirerek İnsanları bir idare altında kardeş gibi geçindirmek idi. edebiyat. amma o bilmez. Eğer biri bunu ona haber verirse. Mektuplar. büyük bir âlim tarafından idare edilir.» İnsanları bu vahşiyane şartlardan kurtarmak için Kampanella. Kendi elile kendisini zincire vurur. Üçüncüsü aile hayatile terbiyen tanzim eder . müstesna bir bilgiye sahip. Amma 1623 de (Frank Fortta) basıldı. İkincisi fen. yine evvelki gibi. (Kampanella). Site.

müsavatçılık. demokrasi ile küçük güzide bir grup arasında bir şeydir. bütün fenalıkların kökünü Egoizm de bul duğundan buna mâni olabilecek yegâne yolu hiç bir şahsın hiç bir şeye malik olamamasında görür. Çocuklar. umumî yemekhaneler olacak. tezyini hendese şekillerinden mürekkep firesleerle. şehir meclisi tarafından tanzim edilerek herkesin işi kendisine gösterilecek. Çccuklara. umumi mutfaklar. pek te izah edilmemiştir. Güreşlilerin fikir hayatı. günde dört saat çalışmanın kâfi geleceğine kanidir. Sitenin iğlerini görüşüp kararlaştıracaklardır. yirmi yaşından yukarı vatandaşlar toplanarak. Yemekler hep bir arada yenilecek. devlete aittir. Bütün memurları da. Bu suretle (Kampanella) nın hühûmeti. insanlara. Siteye en lâzım san'atlar öğredilecek. Ayda iki kere. mutlak Komünizmdir. (Kampanella). Site hükümeti. Bunlar çıkarılınca dört saat iş yeter. O ise her türlü lüksün şiddetle aleyhindedir. Sitenin her mehallesinde umumî ambar lar. Evlerin duvarları. Çünkü Napolide sanatkârların çoğu lüks işler ile uğraşmaktadır. (Kampanella). kendileri tayin edeceklerdir. halkın teklifi ile onlar tayin ederler. Bir çok makineler ve bu arada. İş de..her devirden . aileye diğil. bu projede en son haddine kadar götürülmüştür. Güneş Sitenin bariz hattı.— 55 — Bu dört büyük devlet adamı. ev ve tarla tevzi eder ve her altı ay da bir yenilenir. 4 — Fen ve Ahlâk. haleflerini. Çocukları büyütmeği ve terbiye etmeği de site ken di üstüne alır. bunda kadınlar bir tarafa erkekler bir tarafa oturacak. der. yelkensiz ve küreksiz « hayrete şayan bîr makine ile giden gemiler icat edildiğinden bağsoiunmaktadır.

Güneş Sitesinde. 5 — Netice .. (Kampanella) nın en çok alâkadar olduğu ş:y nücumiyattır. Umumi ibadet günahlarını itiraf. Birincisile mutlak müsavata varılacağı hulyasındadır. (Güneş Sitesi). asıl realiteden uzak. Sitenin dini. Esasen (Kampanella). (Kampenelle bir çok defa. cihangir imparatorluk. manastırlarla veya hapishanede geçirdiğinden kendini hülya âlemine salıverdi. Yıldıılarm. Komünizm. Katolikliğe pek benzer. bunlar Sitenin umumî hayatı için yapılacak işler hakkında ( eşref saati) haber verecekler. hadiselere hiç dayanmadan bir meczubun romanına benzer. yüksek bir varlığa tapmağı alıyor... Dünyanın düzelmesini iki şeyde bekliyor. lopedi gibi. Bu ronesans devri insaniyetçilerin hepsinden daha ileri giderek o zamana kadar hiçkimsenfn öne sürmediği şu büyük fikirleri de ileri attı. Umum! ittifak mesele- . yıldızların hareketlerini takip ile muvazzaf müneccimler var.. bütün hayatını. mihrap önünde uzun dua gibi ki Kampanetla. Siteyi bir büyük manastır nazarile baki yor demektir. üç şefi gibi hudret ve hikmet ve merhamet sahibi.- 56 — büyük adamların resimleriie süslü. beşer hayatı üzerine tesiri olduğuna inanır. bir nevi resimli ansik'. Temel olarak: Sitenin. tkincisile de bütün dünya milletlerini tek bir kuvvet altında topllyarak insanları kardeş'yapmak hülyasındadır. Bununla beraber bütün dünyayı birleştirenic hulyasile bir proje yaptığmban hırıstiyanların teferruatından vaz gaçmiş bu'unuyor: Başka dinlerden olanlar da yadırgamasınlar dîye. rafızılik ile itham edildi. Meselâ hırıstiyanların mukaddes saydığı eşyadan ve salipten vazgeçiyor.

terbiye siyaset. Lok. yeni ilimlerle bilinmiş olan akıl ışığı altında incelendi. Altt yıl devam ettiği Westminster okulunda. Lok [1632 — 17D4] Ronessans ile tecrübeye dayanan yeni ilim zihniyeti doğduktan bir müddet sonra on yedinci yüz yılın sonralarında başlayıp on sekizinci asrın sonralarına kadar süren asra (Nur asrı) deniiirr. insani ve cemiyeti ilgilendiren bütün devlet. ahlâk ve din meseleleri. sonra. Nur asrında. terbiye üzerinde zamanın en değerli bir eserini yazdı: «Çocnkluğa zaru rî olan itaat. Bütün bunları nakle ve vahye değil. ilkönce Ingilterede. Babası. Bristol civarında dünyaya geldi. Hepsi yoğrulup bir hamur yapılmalıdır. Lok. gittikçe yerini hürriyete bırakmalıdır» esasını tavsiye eder ki babası.— 57 — sinden Asyanın büyük medeniyetlerin mevkii ve garp milletlerinin ihtiyacı vardır.u hürriyet fikirleri içinde büyüttü ve terbiyesine çok dikkat etti. Bunun kuruducu Lok'tur. sonra Fransada daha sonra Almanyada başlayan bu cereyana felsefe tarihinde (ingiliz tecrübî felsefe ekolü) adı verilir. O sıralarda ingiltere iç tarihi biraz karışık idi. akla dayama yolları arandı. Avukat olan babası parlamento tataftnda bir süvari alayının başına geçmek suretiyle İhtilâle iştirak etmişti. ozama- . onu böyle büyütmüştü. Lok 29 ağustus 1632 de.

Rahip olmağı düşündü. 4 — Çeşitli bilgiler ve bilginin hudutları. Dinin-ayin ve »aslarından ziyade. Fakat bu parti düşünce Lok. düşünceleri dar çerçiveler içine girmiyordu. Kral ve devlet adamlanla yakından teolduğu meselesini 2 — Bütün fikirlerin tecrübeden doğduğu. zekâmızın hangi meseleleri kavrıyabilir hangilerini kavrayabilir. Bu partinin en ünlü adamlarından Kont de Shafterbury'ye intisap ile o aileye sekreterlik doktorluk. Fakat din meselelerinde. orada bazı eserlerini yazdı. buradan: < Hiç kavrayamadığı konulardan lâtince tahrir mevzuları verildiğinden. 1 — Fikirlerin ve ilkelerin fikrî tenkid. Lok'u bu iki çere* yanın ikiside tatmin etmiyordu. Lok. anlar anlamaz her şeyi ezberlettiklerinden şikâyetçidir.ahlâk kısmına önem veriyordu. Bu sebeple rahip olmaktan vaz geçerek tıbba intisap etii. eski dilleri okudu. 1652 de Oksfort Üniversitesine talebe olunca burada Püritanizm ile Sukolâstik yanyana idi. Whigs partisine girdi. Doktor olduktan sonra politika ile de uğraştı. hangilerini kavrayamıyacağım aranilmaktadır. Kral (Güyom Doranj) zamanında Lok. Lok'un felesfî zekâsını uyaran. Dekart'm eserlerini mütalâası oldu. yüksek bir itibar aahîbi idi.— 58 — nm metodu olan gramer usulü ile. Eserde ahlâk meseleleri incede inceye elenerek. 3 — Dilin düşünce üzerine tesiri. mürebbillk yaptı. 1689 da tngiltereye döndü ve 1690 da felsefe tarihinde en önemli ve başarılı bir eser sayılan: Essoy on hunan understanding» eserini bastırdı. bir müddet Hölandaya sığındı. Eser dört bölümdür. .

Bu mezhebi içieden anlamak için. Kıral Gilyom. diye herkesin de öyle yapması gerekmez. Devlet adamlarına: basın hürriyeti. ömrünü evlenmeden geçirdi. Bu sebeple Lok'un eserlerinin üniversiteye sokulmasını yasak ettiler. Zaman ona hak ver di: tecrübe felsefesi aiıp yürüdü. Bunlardan bilhassa Worcester başrahibi Stillinfleet. Teslis ve saire gibi şeyler değildir. Skolâtik görüş batti. Esası.» dedi. Asthmeden uzun yıllar hastalık çekerek nihayet 1704 te öldü.— 59 — maşta idî. gençliğin okumasını Oksfort'un SkolâsJk üstatları doğru bulmuyorlardı. içtima! yardım müesseseleri kurma tavsiye ederdi. (Kuikîr) mezhebinden biriyle sıkı dostluk içinde yaşadı. ona şiddetle hücum etti. Holandada iken. Lok. buralara gidişte krala Lok'ta refakat ederdi. Lok da şiddetli cevaplar verdi. Amma kilisenin dayandığı hıristiyanhk çerçevesi içine girmiyen bu fikirleri. rahipler tarafından hoş gözle gÖTülmiyordu. . müsamaha. Bu münakaşaları skolâstik felsefenin yeni doğmakta olan tecrübe felsefesine karşı son çarpışmalarıdır. sevgidir. büyük meseleler üzerine gözlerini dört açmağı bilmiyorlar vsya dört açmıyorlar. Lok'a göre din: tabiat ve akıl kanunlarını genişletmek suretile selâmet ve saadete nasıl varılabileceğini Gösteriyor. Lok. Fakat tecrûbî felsefesine ve sevgiye dayanan dini. Din kakkındaki fikirlerini 1692 de basılan: « The Reasonabieners of christianity as deliveret in Scripturc „ eserinde anlatmıştır. mütenekkiren. yüksek tahsil gençliği tarafından da seve seve* okunuyordu. Londrada bulunan içtima yerlerine. Lok'un eserleri. giderdi. bu haberi alınca : «Bazi insanlar.

bu dünyada beşer tekâmülünün en önemli kısmı ve bütün faziletlerin fideliğidir» demişti. tecrübe mahsulüdür. Şahsî ve siyasî hürriyete derin meftuniyet. sonradan deist (*) bir harrir olan Ant Collins'e yazdığı mektupta : mu- «Hakikati. düşünceyi meydana getiremez. Ahlâkın da ancak böyle bir dine dayanması gerektir.— 60 — Eserleri okunduktan sonra (Lok) kargımızda şöyle belirir: Dostlarına karşı derin sevgili. İn • sanlarda saadete ulaşma için tabiî bir meyil vardır.» istiyorsak. hakikat olduğu için sevmek.. Kâinat bir realitedir. Ölmezden bir yıl önce. ta- .) (Non-entity cannot produce any real being. diyordu. isbat edilmiş bilgi mahsulüdür. Tanrı varlığını böylece isbattan sonra. İn anı Tanrıya bir karınca bile çeker götürür. madde olamaz. Lok'un dini. Bu na ulaştıracak kanunu ararken insan şuna varır: Gerek kendinin gerek başkalarının saadeti ancak şu eski düsturdadır : < Kendimize nasıl muamele edilmesini başkalarına karşı muamelemiz o olmalıdır. Ve bu ezelî (var olan). Zira madde. Tanrının varlığı hakkındaki fikrimiz dahi. kendi felsefesiyle bağdaşabiliyordu. fıtrî değildir.) Bu takdirde ezelî bir (var olan) var demektir. akıl vasıtasiyle (Tıbbî din) i kurmuş olduğuna inanıyordu. Lok'a göre bilgilerimiz ve fikirlerimiz. (Var olan bir kudret olmasa bu realite var olamaz. (*) Deizm: Akla dayanarak Tanrıya inanan biî din.

diyor. akıl üzerine kurulmuş olan tabiî dinin bir genişlemişidir. Lok. Lok'a göre iman. akıl ile varılmış istidlallere değil. insanların çoğu. (Tabiî din). Isa dininin ne olduğunu inceden inceye eledim. . Yalvac'ın talimlerini ve örnekliğini hayatları en güç işler arasında yuvarlanmak ile geçen insanlar bile kavrayabilirler.— 61 — Bu hareket düsturunun otoriter kıymeti olabilmek için bunun Tanrı muradı ve Tanrr iradesiyle tutulmakta bulunmuş olması gerektir. Aklın reddettiği bir şeyi. olağan üstü bir hal Ue mintarafıllah meb'us olduğunu söyliyen Yalvacın sözüne inanmağa dayanır. Türlü sebeplerle. e karşı geniş müsamahalı olmakla beraber kendi şahsî inancı. akla kalmış bir iştir. fikirler ve prensipler arasındaki tutarlık daha değerlidir. batıl fikirlere saplanıp kalmış kilise adamlarının tesirleri altında kalabilirler. herhangi bir vahiy ve ilhamdan ziyade. akıl ve muhakeme kuvvetlerini en uygun kullanmamak derecesine de düşebilirler.. Aklın gösterdiği selâmet yolunu ancak bir avuç insan bulabilir ki bunlar da kütleye müteessir olamazlar. Tanrı varlığı hakkında şu muazzam ve muhieşem tabiat. Zira. yolu aydın latabilecek kadar akıllarını geliştirmeğe ne vakit ve zamaniarı müsaittir ne de zekâ ve istidatları. insan nazarınna. vahiyli dinedir. Diğer taraftan akıl da vahiy ve ilham mahsulü olan dinin daimî kontrolcusudur. yeter burhanlar vermekte ise de vahiy yine zarurîdir.» Lok'a göre vahiy ve ilham. Mukaddes 1 itabı da derin derin didikledim: Mezhepleri ve sistemleri şöyle bir tarafa £ tarak özde kalarak. iman bize asla kabul ettiremez. işte Yalvaç aklı aydınlatmağa takviyeye ve yardıma gönderilmiştir. 1695 ilkbaharında şöyle yazıyordu: <Bu kış. Bu takdirde bir ilham ve vahiy karşısında olup olmadığına karar verme iş!. Zira'insanlar.

Toland. Tabiî dine göre. Yazıları ve dine bakışı 18 inci asrın bütün mütefekkirleri üzerinde derin tesir yapmıştır. bir demokratik ceryan da meydana getirmiştir ve bu. bir demokratik hareket uyandırmıştır. 4 — İnsan kusur ve hatalarından nadim olmalı ve bunları terketmelidir. Volter ile ikinci Frederik bunların başında gelirler. akıl ile çelişik olmasın. rahiplerin teolojisine karşi mücadele açmakla aklî bir din istiyordu. Yani her yeni bir din ceryam. 3 | Bu ibadetin en mühim kısmını vicdana müstenit ve dindarlığa merbut olan fazilet teşkil eder.— 62 — Lok .(Dinî rasyonalizm) in müessisidir. * * Din meselelerini akıl ve tecrübî felsefe menşurundan geçiren (Tabiî din) şu beş maddeye imanı tavsiye eder : 1 — En yüksek. Lok'a göre. Bu. Bu ekolden J. Lok. Burada en çok dikkati çeken bir nokta şudur ki bu dint rasyonalizmi. dalavereci rahiplerin uydurmasıdır. daima böyle olagelmiştir. bu beş şeyden başka hepsi. 5 — İyilik ve kötülük hem bu dünyada hem öteki dünyada mükâfat ve mücezatını bulur. ayni zamanda vahiye de dayanmış olsun amma bu vahiy. Ancak bu takdirde bu kanunun vaziinin Tanrı olmuş olması noktasi noksan kalır. — 2 — Buna ibadet etmelidir. . biz aklımızın tabiî nuru ile ahlâklılığa. her şeyin yaratıcısı bir varlık vardır. ahlâk kanununa yükselebiliriz.Alman filozofu Wolff İle beraber .

vahiy dinine muhasım değildirler. Netice ve mahsul itibariyle ikisini de bir görüıler. onların ağzına bir gem daha takacakları halde gemlerden birini çıkarmakla fenalık etmiş oluyorlar. Tabiî din münevveıler için. yıkıcı bir maddeciliğe ve şüpheciliğe götürenler de oldu.— 63 — 1720 de. tabiî çizmişti. . Fakat Volter'den sonra. Fakat bunlar ukalâlık etmeğe başlarlarsa o zaman herşey mahvolmuştur. dinin esaslannı ve ayin plânlarını (Tabiî din) çiler esas itibariyle.1728) dir.. Volter'in elinde böyle idi. lâyemutiyet. hürriyet..... < Tanrı bize aklı. Tanrıyı ve beşariyeti severiz. bizi hakka ulaştırmak için vermiştir. tngiltereden gelen nur felsefesi. kilise itikatları kütle içindir» diyenleri vardır. Batılalardan nefret ederiz. Zira onlar. Volter felsefesini 1726 1728 de İngilteredeki ikametinde kurmuştur. 16781751 ) şöyle diyordu. Fransaya. Tanrı olmasaydı onu icat etmek lâzım gelirdi.. Bu sebeple kütlenin bir kısmı cağil kalacaktır. Bütün tabiai' onun varlığını müjdeler. Tabiî dinin [ şu üç itikadının en hararetli bir müdafiidir: Tanrı. «tlhadi tel'in ederiz. *** ingiliz tecrübî felsefe ekolünün Fransadaki mümessili (Volter 1726. yaratılan eşyanın mahiyyetine nüfuz İçin değil. Münevverler ve liberaller. Amma bunu kütle içinde yapmamalidir. « Halkın kendisini terbiye ve tenvir etmeğe ne zamanı ve ne de ihtidan vardır. İlhada karşı şiddetle mücadele etmiştir. «Kilisenin mütenakız fikirlerini aramızda konuşabiliriz. kütlenin itaatim temin etmektedir. Muhafazarkâr (Tory) Partinin siyasi muharrirlerinden (Bolinbrok.

terbiye ile bir kat daha takviye edilmiştir. hem müsbet fikirlidir. Bu hikâyenin başında kahramanın portresini çizmiştir. İnsanların zayıf noktalarına hürmet etmeği biliyor. en ziyade. Cömert idi. hem de Rasim ve Karney ayarında tiyatro şairidir. bir iğne ile dokunuluverince fırtınalar kopar. Bunun zaten ey i olan yaradılışı.64 Volter [ 1694 . (Zerdeşt) in birinci kitabından okuyup öğrendi ki • öğ' renci.» Bu birkaç satır bile Volterin yaşadığı asrın'düşünce vasatisi gözönüne getirilince ne kadar noânahdır. Hele (Henriade) ile F. Temel fazilet: arzulara ve ihtiraslara gem vararak içimizin rahat olmasına temin etme ve itidaldir. Fontenel'Jerİn telâkkilerine sadıktır. aki telâkkisinde. Felsefî fikirlerini. Her vakit kendisinin haklı olamıyacağma kani. Nankörler bile ona minnet ve şükran hisleri beslerdi. 2746 veya 1747 de yazılmış olan (Zadig) inde görürüz. La fontenleriu. 1 — Voltere göre bakım : (Zadig) bir hikâyedir.ansanm hamra ve Vhjil çapında epik bir şairdir. ihtiraslarını tadil etmeği. onlara gem vurmağı biliyor.1778 ] Volter. Volter. Rönessans'tan beri öne sülülen Erasm'ların. . Genç ve zengin olmasına rağmen. Eski «Kaidelilerin ilimlerine ve zamanın tabiat hakkındaki bilgi ve prensiplerine vekıftı. rüzgârla dolmuş bir balondur. Belli başlı çizgilerini alalım • * (Babil) de kral (Moabdar) zamanında (Zadig) adında bir genç var.

Volter : (Nevton) un takdirkârı ve yayıcısıdir. Bizim gözümüze küçük birer kıvılcım gibi görünen bu büyük ziya küreleri karşısında hayrete düşerdi. Tabiat kanunlarını öğrenmede ise. (Orion) bur çile. (Zadig) e kendisinin ve Babilin hakikatte ne kadarcık olduğunu hatırlatrdı.— 6 5 Vaîter. Volter şiddetle ısrar ediyor ki fazilet: karşılık bek{emeksizin başkalarına faydalı olmaktan ibarettir.. fizik ve astronomiyi çok sever. Âlicenaplık. Bunları öğrenmede. göğün en parlak sabitesi olan (Siryüs) yıldızı. yalnız birtakım güzel keşifler mecmuesı değil. Tabiatın karşısında bu his içinde bulunduğu zaman. vecizeleri öne sürmekle kalmıyor. Onların hakim telâkkisi. ayni zamanda ruhu hürriyete kavuşturan. Ayni fikri teklif eden diğer müellifler: Şahsın kendi saadetini elde etme vasıtalarını arıyorlardı. Volter'in bu düşüncesi tamamen moderndir. onu kutuptaki (Sehii) sn bite s in e doğru sevk ediyordu. ötedenberi meşhur olan. (mutenanı) ye kadar yükselerek duyumlarından tecerrüt etF. Bunlara mühim iki şey daha ilâve ediyor. 2 Zadigf'in tiim I <Zadig> yolunu yıldıza bakarak tayin ediyordu. bize nasıl büyük ve asıl görünüyor. Bizim arzımız da onlardan biri. insanı batıl şeylerden kurtaran. insanlar hakkındaki düşüncesi şöyle idi: Bir küçük çamur zerresinde uğraşan böcekler. 18 inci asırda tesanüt hissi ve vazifesi kuvvetlenmişti.. Bu itibarla riyaziyat.. akla göre hareket ettiren birer etki de görür. Öyle iken arz. 5 . böylece (ferdiyetçi) idi. O zaman ruhu. ilmî kültür. birbirini parçalamağa Bu teşbih..

burada dinî bir şey olur. bir siyasî kaidedir. Bu. Gaye. 3 — Müsamaha .— 66 — mi. Biliyoruz ki Volter. His. mahiyet itibarile bizimkinden başka değildir. Fakat Zadiğin en ziyade hayretini mucip olan şeyin altını çizelim : Kâinattaki nizam ve intizam : (Paskal) da kâinattaki nizam karşısında bir nevi korkuya düşerek. Kâinatın büyüklüğünü anlamakla insan kendi kü çüklüğünü anlar. her şeyde bizim aklımızın eremiyecsği anlaşılmaz bir sır görürdü.. Her şeye. bir halde kâinatın lâyete gayyer nizamını temasa ederdi. Zadig ise bilâkis kâinatta dâhilerin bizim gözlerimiz öıüne serdiği büyük kanunların mekanizmasını görür. Fakat bu namütenahi zekâ. müsamaha için çok mücadele etti. Acaba müsamahayı nasıl anlıyordu ?. Voltere göre müsamaha şu demektir : ne olursa olsun akidelerinden dolayı bir adam hapse atilamaz. Çünkü bizim zekâmız da. Votter'in (Deizm) i : böylece bir* ilim ve akıl dinidir. der. bunun en hür taraftarıdır. Şimdi Volterin en mühim bir hususiyetine geliyoruz: Müsamaha. Volter. beşeri çarpınma ve ihtirasların üstünde daha yüksek bir âleme kavuşabilmektir. kâinatın büyüklüğü nispetile hükmeder. onun tesirlerini anlıyabiliyor. Her şey namütenahi ve yük • sek bir zekâ tarafından sevk ve idare edilmektedir. Ufku genişler. ve öldürülemez. Buraya kadarı bir kanun ev polis meselesinden ibarettir. havastan ve maddî huzuzattan tecerrüt ede-] rek. Amma o daha İleriye de giderek der ki iyi .

E. ziz balığa değil. bir Hintli. öteki balık başlı bir mabuda ibadeti daha öteki meşe öksesine ibadeti. Zadig de bunların arasındadır. kavganız manasızdır. Amma onun da sizler gibi bir (en yüksek varlık) kabul ettiğine eminim. Hintli ile Çinli de. Sonra onlara dedi ki «dostlarım. Bunlardan her biri. • Bir panayırda bir akşam yemeğinde bir Mısırlı. anlatıyor. Selte: siz bu meşeye ve öksesine değil fakat bun* îarî yaratana tapıyorsunuz.— 67 — niyet sahibi insanların hepsini (tabiî din) dediği bir müşterek itikatta toplamak mümkündür.. balığı ve denizi yaratana tapıyorsunuz değil mi ? Evet. Yunanlının ne güzel şeyler söylediğini pek iyi anlamadım.. bir Yunanlı.. (Tabiî din) de olan lar diğer dinlerin hepsine de müsamaha gözile bakacaklardır.. Çünkü hepiniz ayni fikirdesiniz. en kızgın olan (Selt)e hakkın var. Bu mesele (Zadig) kitabının «akşam yemeği) başlıklı on üçüncü faslında izah edilmiştir. ver ba na şu ökseyi dedi. bir Golü birleşiyor. Kaideli. öküzü yara» tana tapıyorsunuz değil mi ? Evet. değil mi ? dedi: Elbette.. bir Kaideli.. meselâ biri mumyalanmış ölülere ibadeti. Döğüşmek üzerelerken Zadig araya giriyor : tik evvel. Hasılı hepsinin hiddetini yatıştırdı. bir Çinli. Yunanlının fesahetini methetti.. sizler gibi birer (illet iulâ) kabul ediyorlar. . kendi mensup olduğu dinin bir tuhaf ve acayip kısmını.. Derken aralarında münakaşa kızışıyor. siz Mısırlı üstat 1 siz öküze değil o.

insanları birleştirir. Yunanlı.> dediğinden ve bunu zorla kabul ettirmeğe uğraştığından itibaren hangi din olursa olsun. İnsanlar arasına tefrika saçar. «Yalnız benim iddiam doğrudur. münakaşa edilir. çirkindir. 4 — Şerrin kalkması için beşerin çalışmasına iman Mevcudatı hakimane idare eden. Ve onları birbirlerile muharebeye katar. O nokta şudur: Kainatı tanzim ve idare eden yüksek ve hâkim bir zekâya inanma. namütenahi kudret sahibi bir varlığa inanmasile. her hangi bir dic. Amma 18 inci asırda bu telâkki. Volter de 17 inci fasıl olan (Hermit) te bu mev . Volter. — Öyle ise hepiniz ayni fikirdesiniz. Bir telâkkidir. Volterin bu telâkkisi.• — 68 — . (Tabiî din) hududunda kalınca makuldür. dedi. herşeyin (imkânın en iyi derecesinde idare edildiği» ne: şer dediğimiz şeylerin bizim anlıyamıyacağımız sebepler neticesi olduğuna ve fakat bunların prensip ' itibarile lâzım ve iyi bulunduğuna kanidir. Voltere göre. Ve bugün ne dinciler' ne de rasyonalistleri tatmin edememektedir. dinlerin hepsinde müşterek bir noktanın bulunabileceğine kanidir. tşte böylece dinlerin hepsi ayni derecepe yanlış veya ayni derecede doğrudur. geniş ve barıştırıcı bir telâkki idi. klâsik ahlâkçılar gibi. ibadetin şekli üzerinde tsrar ederse tehlikeli bir şey olur. Ortada kavga edecek hiçbir şey yok. Esasen bu mev KU asırlardanberi Eşlenmiş olup birçok eserler neşredil' misti. Ve bu v ayni zamanda. şüphesiz. Volter. tamamen öyle.

derken meleğin uçup gitmiş olduğunu gördü.. o büyük kudrete taptı ve teslim oldu. Bunu dedikten sonra. evleneceği kadın ile kendi oğlu öldüreceklerdi.. bir gün rastladığı bir münzevî ile. ve : — İnsanlar. yâ mükâfat ya tedbir ve ihtiyat.. Zadiğ. Biçare fani! Tapmaklığın lâzım şeylere karşı mırıldanmağı kes. Hasis ve fena. daha manalı bir muhakemelere. diyor. ve anlatıyor. kaatii olmazdan evvel onun bu dünyadan çekilip gitmesi daha iyidir. beşerin aklı eremiyeceğini söylüyor. fakat. — Eğer o genç yaaşasadı teyzesinin kâtibi olacaktı. hiçbir şey anlamaksızın hüküm verirler. yolculuğu çıkıyor.. Diz çöktü . ya ceza. zamanına kadar olan muhakemelere. — Demek ki böyle felâketler ve cinayetler zarurî öyle mi ? Ve bu felâketler. böyle. (Zadig). Teyzesinin pek iyi bir surette kabul ettiği bir genci suda boğuyor. Melek cevap veriyor: — Eğer faziletli olup yaşasaydı onu. daha manalı bir muhakeme nev'î Hâve eder. Anladi ki bu nevi muhakemeler boş. — Fakat. bir adama para veriyor. İyi insanların başına gelecek ha ? — Bunların hepsi ya imtihan. Görüyor ki bu adam yolda : misafirperver ve âlicenap bir adam sayıyor.. münzevî bir melek kıyafetine giriyor. (Zadig) in itirazlarına karşı münzevî bunlara. Bu masalı iyi izah edebilmek için şurasını iyice bil* mek lâzımdır ki bunun muhteviyatı ötedenberi söylene . _ 69 — zu üstüne. Zadig: — Bu genci suda boğmaktan ise onu terbiye edip faziletli yapmak daha iyi değil midir ? diye soruyor.

kritik etmek için. Ona (Ütopist) diyorlar. Jan Jak Ruso [ 1712 . mesleğe söylendiği fenalığın hikmet ve sırrı önünde eğilmek meselesi an'anevi bir vaizdir. bidrenbire bir fışkırma şeklinde meydana getirmiştir. işte Volter'in ülküsü.. bununla olacaktır. sistemini teşkil eden eserlerinin hepsinî 1746 . Volterin ilâvesi: Zadig'ln tekrar tekrar itirazı. 1 — Rusoya göre. Nutuklar. bizimkinden çok yüksek bir zekâ tarafından idare ediliyorsa Volter dört çevremizde görülen fenalıkların ehemmiyetine karşı isyan ediyor. hoşğörlük ve iyi hal ve harekettir*. Amma ona şair nazalile bakmak daha doğrudur. Eğer dünya. ölküç hayat: Ruso. romanlar. Ve bana bir (fatalite) olmak üzere kabul edemiyor.— 70 — gelen şeylereir.1778 ] Ruso her şeyden ziyade bir şairdir. fenayı faziletli yapar. Hikmet ve akı). onda reeiiteden ziyade rüya ve hayallerini daha temiz ifadeye birer vasıtadır. ve son (fakat) i dır. Ve suna inanıyor ki : insan ıslâh edilemiyecek bir şeyi [ıslah eder. 8u (fakat) ta derin bir isyan kokusu vardır. nazari kitaplar.1762 seneleri arasında. Yükselme. . insanın vazifesi (faydalı fiil ve hareket) sahibi olmaktır. Ve.

açık kalbli ve güvenle dostluk bu örnek sadeliğin temel unsurlaridır.ki bunlar büyük şehirlerde inkişaf eder. basma kaltp edebiyat ve fenden ibaret olan ve cebir inzibatı ile idare edilmekte bulunan kollejler aleyhine ateş püskürür.kurtulduğumuz gibi. kendindeki iyiliği yine böyle bir yerde asıl yaradılışındaki öz hayatın ve fazileti hürriyeti çizebilir. Rüso ona hiç ehemmiyet vermez. bildiğini sağlam bilir. Sathî bir müşahit Emiii. Seleflerine üstünlüğü buradadır. uydurma ezberlerden. müşahhas çeyler üstünde tefekkür ve mülâhaza ile elde . Bir müddet bir köyde ikameti. vakıa. ve aşırı incelmiş fena zevklerden .— 71 — Sisteminde belirgin nokta sadeliktir. Başkalarına iyilik ile muamele. özlülük derin samimiliktir.Tabiî Terbiye : Hikmet. kaidelerden. 2 . Ruso. bir terbiye romanı olan (Emil) inde işte bunu çizmiştir. bu sadelik hayatını ifadedeki canlılık. ayak değmemiş bir ormanda. Çünkü onu kendi tecrübesiie kendi hür teşebbüsü ile. 3 — Pedagojisi : Kelimelerden. oyun ile el IşıTe. yine ancak sadelik iledir ki kendimize asude ve devamlı bir saadet temin edebiliriz. Fikir itibarile. Emil. . tabiat ile temas. Sadelik ile : sun'î. bunlar yeni değildir. însan ancak böyle yerde. Ruso'ya Parisin (monden) hayatı aleyh'ne şiddetli bir hicviye yazdırmıştı. belki cahil bir köylü çccuğu zannedecektir. Ruso'nun yeniliği. insanları hu sade ve temiz hayata hazırlamaktadır. doya doya sükûnetin ve (cemiyeti hatır) m ladini tatmaktır. meşguliyetlerin ciddisini seçme. Ruso'nun aşık oiduğu hayat: gürültülerden uzak.

Birbirinden ayrılmazlar. bütün çocukluk hayatı iyilik istikamettede yürümüştür de ondan yapar. Eğer ahlâki iyilik bir insanın notura- . Adaletin ilk mükâfatı o iyiliği» yapmakta olduğumu* zu hissettirmektir. Fakat Ruso. fazilet doğacaktır. Eğer iyi bir şeyin hakikaten iyi olmasını istiyorsak kalbimizin derinliklerinden fiillerimizdeki gibi .* Bünyesi. çocukluğunun olgunluk çağma geldi. saadetini feda etmedi.» Böyle büyütülen çocuk. Bunların terbiyesinden İse. Bilâkis bunlar biribirini yar dımladı. Emil. Çağı gelince. hassasiyetini ve isabetli hüküm kabiliyetini terbiye etmektir. Eğer ecel orağı bizim ümitlerimizin çiçeğini biçerse ne hayatında ne de ölümünde ağlanacak bir sebep olmaz. Ahlâkî hayat. şuna kanidir ki böyle hareketinin sebebi. (Adalet) ile (iyilik) ikizdir.— 72 — etmiştir. Bunların hepsi hassasiyette toplanmıştır. şu yüksek hakikati. diye merak edecek bir şeyimiz yoktur. iyilik etmek öyle bir faaliyettir ki bunda kendimizi mes'ut ve bahtiyar hissederiz. Hiç bir zaman. iyiliği kendisine emreyledİğt için değil. onlar hakkındaki hükümlerimizdedir.iyi olması lâzımdır. daima iyi ve heminane hayatta olabileceğini bir kere daha hatırlayalım : Emil. tabiî bir netice ola rak. aydın kavraması yeter: "fiil ve hareketlerimizin ahlâkiyeti. tekâmül edeceğim diye. böylece takviye ve terbiye edilen temayyüllerin tezehhür ve inkişafından ibarettir. Biz ona şöyle bir acıya sebep olduk. müsait olduğu nîsbette kendi yaşına mahsus akıl ve dinayeti elde ettikçe mes'ut ve hür oldu. yainiz egoistlikier ardında koşmaz mı ? 18 yaşına kadar Emilin sade «hür ve mes* ut» olmağı öğrenileceğine bakılırsa öyle gibi zannolunur. Hürriyet ile saadetin. Bir çocuk hayatı yaşadı.

— 73 — rasına tevafuk ediyorsa o insan ne kadar iyi ise ruh ve teşekkül itibarile de o kedar sağlam ve mükemmel olur. Fakat bundaki orijinallik. Ruhların derinliklerinde fitri bir adalet ve fazilet hissi vardır. bunlar ayni şeydir demiş olmasındadır. İnsanı diğer hayvanlardan ayıran en mükemmel ifadesi vicdandır. ötedenberi varilagelmiş bir neticedir.. Ruso'nun (Kontrasosyal) i. ta biatimizin hür bir süratle inkişaf ettirilmesi ile temin edilir. Bununla gerek kendimizin. Vicdanın hükümranlığı ise. vicdanı insiyak ile birleştirmiş. bir ta- . Ben buna (vicdan) diyorum. gerek başkalarının hakkında bir hüküm veririz. yoksa fenalık yaptığımız zaman mı hoş bir intiba duyuyoruz?. . t. yoksa felâketi mi müteessir ediyor?. mükemmel devlet nazariyesini tarif eder. 3 — Mükemmel Cemiyet : Ferde ait düşüncesinden sonra şimdi de cemiyete ait düşüncesine gelelim. Bazı müelifler Ru soya itiraz ile derler ki: tarihde böyle karşılıklı riza ile bir (içtimaî mukavele) yapılmış değildir. Fakat o. Ruso'nun (Cumhuriyeti)i de hayalidir. Tabiate muti olalım. « . istikbalde veya (sadece muhayyilesinde) öyle farzetmektedir. ' ( Sauvalı bir rahibin itiraçı ) FHhahika Ruso'nun vardığı bu netice. Başkalarına bir iyilik yaptığımız zaman mı. Bizi başkalarının saadeti mi.. O zaman onun nasıl bir tatlılıkla hüküm sürdüğünü ve bundaki güzelliği sezeriz. İnsanın kalbinde ahlâkî bir şey olmamış olaydı kahramanca ve hareketler karşısında nasrl hürmet ve takdir duyardı ?. Kendi içimizi yoklıyahm. . . Bunun yapılmadığını Ruso da çok iyi bilir. Devlet nazariyesini müşahhas maddelerle tasvir edecek yerde.

insanlıktan. Ve ancak (haklı kuvvetlere) itaat olunmak mecburiyeti vardır. Kuvvet ve dehâ itibarüe insanlar müsavi olmıyB^iUrler amma hukuk ve mukavelede müsavi olmalıdırlar. Hürriyetten vazgeçmek. . Boyunduruğu sarsa bildiğinden itibaren sarsarsa daha iyi yapıyordur. Bunda temel şart . maddi bir kudret* tir. Öyle bir cemiyet şekli bulmahdtr ki bütnn (müşterek ve umumî kuvvet). Çünkü her cemiyet elbet bir disiplin ister. cebir üzerine müesses görüyoruz.— 74 — kim hukuk kiadeieri öne sürer ve cemiyetlerin buna yaklaşmasını tavsiye eder. Bu acı müşahede. Bundan ne surette bil ahlâtdilık çıkabilir ?. Bu halde şuna kani olalım ki kuvvet (hak) ki yapmaz. ne de haysiyet. insan hür doğmuştur. her şahsı ve hepsinin mal ve mülklerini koru^ malı ve müdafaa etmeli. Ülküç bir sosyete. eğer hürriyet yok ise. medeni müsavattır. Yal nız bir kubbenin kilit taşı mesabesinde olan fikrini zikredeceğiz : Vatandaşların hürriyetlerini kuruma meselesi. Bu ise şahsî hürriyetin tahdidi demektir. Ve her bir şahıs (bütün) ile birieşmiş olduğu halde gene kendisine itaat etsin ve tek başına imiş kadar da hür olsun. hürriyet ile disiplini barışık tutabilen ve hu riyete zarar vermeksizin cemiyet hayatından istifade ettirendir. Rusoya göre cemiyet içinde yaşamak insanı bazı fedakârlıklarda bulanmağı mecbur etmektedir. hukuku beşer* den ve hattâ vazifelerinden vazgeçmek demektir. Rusoya bir çok protestolar öne sürdürüyor: Bir millet ttaata mecbur kalıp ta itaat ettikçe iyi yapıyordur. Kuvvet. Pek kesafet!? olan bu eserini tahlil etmiyeceğiz. Rusoya göre. ne saadet olur. amma her yerde demir bağdadır. Zamanındaki cemiyetleri. .

Ayni hareket ve kuvvet ile hem kendini. Ve bunların kıymeti (tabiaten anî) oluşlarındadir. âlimane hareket et. Ruso. Bu heyecanlar insamn en temiz kuvvetidir. hürriyet vasıtasüe saadete nail olma.. Bundan şu netice fcikar ki insan. eğer hur değilse insan değildir. bütün manevi zenginliklerini tadar ve duyar ve başkalarına doğ' ru da taşar.adları Mehmet Tahir merhumun « Osmanlı müellifleri'nde yazıldiğı veçhile . bir kısmı arapça ve acemce. 1115 — 1186 ] Yalnız tasavvufta değil. en temiz heyecanlarını dinle. düşün. 39 eser sahibidir. . his kuvvetile sezebiliriz. Bunlardan (Marifetname) si ile (Divan) ı matbudur. Vicdanın sadasinı heyecanda duyar. Bir millet buna ne kadar ziyade intibaka uğraşırsa o kadar mükemmelledir. der. kalbin hamlesüe. akıldan ziyade. zamanının bütün ilimlerinde derin vukuf sahibi olan Erzurumlu İbrahim Hakkı . insana. Rusoya gör& ahlâk hayatının büyük kanunlarını. fnsan ancak hürriyet içindedir ki hem sevinç hem fazilet bulur.— 75 — Bu prensiplerin tam tatbik edilmesi için «bir mabutlar milleti» yani esasen mükemmel fertler lâzımdır. Erzurumlu İbrahim Hakkı [ H. hem de başkalarını sever. 4 — Netice : Rusonun doktrininin belirgin vasıfları şunlardır: Kendiliğinden ve ani olan hassasiyete itimat etme.. ilâh. (Marifetname) bir nevi ansiklopedidir.çoğu türkçe. denilecek yerde.

çocukluğu. İbrahim Hakkıya göre.[Hakka riza. ihtiyarlığı. tahsjlini Erzurumdayapmıştır. Ândan mukaddem hayvan! olmuştu. Biz burada. insanda tamamile mevcuttur: Mevsimleri. Hem madde. nsanın bedeni. Babası. kitabı cihandan bir mecmua olup kâinatın mümessilidir. Beden ve ruhile insan. gençliği. Erzurum müftüsü (Hazık Mehmet) ten öğrenmiştir. insan ömrünün devreleri temsil eder: Bahar. Nuru mahz] terkiplerinden ebced hesabile çıkan 1115 te dünyaya gelmiştir. Orada büyük tasavvuf çalardan (İsmail) in ktzile evlendi. İbrahim Hakkının yalnız (insan) hakkındaki fikirlerini alacağız. H. 1186 da yetmiş bir yağında öldü. andanmukakaddem gıdayı peder ve mader olmuştu. Tahsilim ikmalden sonra seyahate çıkarak (Siirt) köylerinden (Tellü) ye uğradı. Andan mukaddem nebatî olmuştu. Babasının adı Osmandır. . Ve bu köyde yerleşerek eserlerini yazdı. Acem' ceyi. (Hasankale) de. Kiş. İbrahim Hakkı.— 76 — İbrahim Hakkı. Andan mukaddem |eczayı anasır mümtezici hâk) idi. Ve toprak hâkten mukaddem cismi mutlak idi. âlemi asgar ve ruhu âlemi ekberdir. Sonbahar. Hadi' mi aşk. tabiatı külliye idi ve andan mukaddem cevheri mücerret idi. hem ruh âlemi. „ Böylece insan varlık zencirinin bütün halkalarını geçmiş bulunuyor. (nüshaicümiei âlem) dir. Ve andan mukaddem. Hasankaleden Erzuruma gidip yerleşmiştir. (Marifetname) müellifine göre insan. Yaz. olgunluk çağını. Menşe itibarile insanın zencir halkaları şöyledir: < Ana rahmin* den önce damarlarda kan.

fareyi. Diğer taraf tan aklı ameli. odur: Bu cihan varlığı boş buldu nihayet sende Varlığın aşka değiş eyle feragat sen de insanın (nüshai âlem) olduğu bir eda ile icmal edilmiştir: şu kıt'ada şairane Ey nüsha-i tamme-i ilâhi ki tüyi Vey ayine i cemali-i sahi ki tüyi Birun zîtü nist her çi der âlem hest Ez hud betaleb her ançi hahi ki tüyi İnsan. Şehvet. tıbbr. şehvetine galebe ettirebilirse meleklerden daha yüksektir. insanis akıl . aslanı. Hasislik. yılanı. Kuvvei mümeyyize. Gadap. Kibir.. Meleklik ile hayvanlığın halitası* dır. kurdu. Melekliğe meylederse melekten daha yüce olur. mimarlığı. insanda nihayet bulmuştur. Oburluk. Hile. Varlığın üstü. merkebi. sığırı. kaplanı. Aklını. İbrahim Hakkıya göre hayvanlar. Gaflet. karıncayı. Tama. sırf şehvetten. Tasallut.şehH vetten halkedilmişiir. gönül de âlemi melekutü temsil eder. Cemadatın misali ise insanın azalarıdır. tilkiyi. Kin. köpeği. a Melekler sıif akıldan yaratılmıştır. Adavet. her türhl iyiliklerden ve kötülüklerden mürekkep bir macundur. Haset. insanın aklı temsil eder. Aksine ise behayimden daha . tavşanı. Bu maaldeki nazmı şudur: Ademî zade Tuife macunest Kân ferişteh şirişte ez hayvan Ger bedin meyi mi küned kem zin Ver beden meyi küned bin ez an. Bütün varlık. deveyi. Eğer hayvanlığa meylederse hayvanlıktan daha aşağı düşer.— 11 Bütün hayvanları.

3 — Yedi putu kıranlar. İnsan hayatının gayesi de: Bütün fenalıklardan sıyrılarak yüksek ahlâka ve ebedî hayata ulaşmak*". Bunlar bo âieme gelmekten maksadın (Kesb-i kemal) olduğunu bilirler. Âlemin illet-i gayiesi. 2 — Havasın dört putuna (nefse. nevi beşerdir. Bunlar da bu âleme gelmekten maksat. mansaba) mail olanlar..— 78 — aşağı düşer. Asıl makamlarına yükselemezler. cinsî münasebete) tapanlar. „ İbrahim Hakkı.. hasıl olmuş değildir. «Sıfatı zememei hayvaniyeden ve keduratı muzlimei nef saniyeden sıyrılıp melek-haslet olmak. Lâkin sirette behayimden kemdir. Bunlar âleme gelmekten maksadın (kesb-i kemal) olduğunu bilmekle beraber dört puta da mey yaldırlar. uykuya. eğerçî ol surette adamdır. Bunlar hayvan sıfatlıdırlar. Zira "Meleklerden her birinin makaml mnlûmdür ki ebeden anda kalır. Asıl makamlarından daha yûks. Isanın: «Bir kimse iki kere doğmadıkça metekuti semavata giremez. Bunun birinci şartı. Zira ki hizmeti behayim. olduğunu söyler. Şehveti aklına galip gelen insan ise. (daha çok dalalettedir) ibrahim Hakkıya göre insanlar üç sınıftır: 1 — Avamın ûç putuna (yemeğe. Asıl makamlarına avdet ederler ama daha yüksek makama vasıl olamazlar. sözünü ele alarak ikinci doğumun.Ebedî hayatî < hayvan ve melek mertebelerin kateaîp insanî kâmil mertebesine vasıl olmaktır.ek makama vasıl olurlar. gönle akan beş nehrin getirdiği . çoluk çocuğa^ mala. Ve insan ise tekmili nefs ile makamı malûmundan âlâlara terrakki edebilir. taata bedeldir. Âleme gelmekten maksadın ne olduğunu anlamamışlardır. Ve haktan gaflet eden anlardan adaldtr.

Mevlânâ'nın şu beyti ile cevap verir : Ger tü senk ü sahre vü mermer şevi Ger besahib dil t esi gevher şevi " Sen. İbrahim Hakkiya göre. Böylece ibrahim Hakkı. terbiyenin kudretine inanır. nevi beşerin illeti gaiyesi de: cemadlıktan. . nevi beşer ohiuğu gibi. hayvanlıktan daha yükseklere şahlanarak "bu âleme gelmekten maksadın kesb-i kemal olduğunu bilen...* ibrahim Hakkı.— 79 — mûteaffin çamurları temizliyerek ondan sonra pek uyanık olmakdır. Kâinatın illeti gaiyesi.. " Havas-1 hamse-i zahireden derabeden gelip kalbe mümteli olan envai nükuş ve fünun ve esnafı efkâr ve zununu günagûnun kimi salih kimi fasit kimi müfsit olduğu için deruni dilde evsafı zemime cemolup temekkün edip kalmıştır. Evvelâ burayı temizleyip sonra kalbin dibinden temiz menbalar fışkırtmalıdır. Bu mümkün mü? ibrahim Hakkı. hayatın gayesi böylece. nebatlıktan. * * . mükemmel insanlardır. şu beyti ile her zerreyi bir (Turisina) halinde görür: Âlemi mîsal Turdur her zerresi pür nurdur Aşkınla can mesrurdur beyhuş olup ister lika İçi ferahtır da : Vüs'atı meşreple daima cennetteyim . taş kaya ve mermer olsan da bir terbiyecinin eline düşersen cevher olursun..Hatırım hoştur ne olsa hoş gelir nimetteyim. ahlâkan namütaenhiye doğru yükselmektir.

* ** Katreyiz âlemde lâkin dilde derya olmuşuz Cevheriz dehrin bisatı özre yekta olmuşuz Seyrimiz sahray-ı dildir gayri yerden fariğiz Kendi sahramızda seyyahız ki sahra olmuşuz Berkimizle yakmışız biz hudnemahk perdesin Gayriden pünhamz ama dilde peyda olmuşuz Biz bu bahri aşkı blka'nn mu selsel mevciyüz Gerçi zenciriz veli biz metni derya olmuşuz Kimseyi incitmek incinmek değildir şanımız Yargarı cünaley z şefkatla g-üya olmuşuz inciten nadana hem dostuz dualar eyleriz Kim kamudan blzbize mahvı temaşa olmuşuz Aşıkız misli Zeliha dilberiz Yusuf gibi Biz bizi sevmekte (Hakkı) ferdü tenha olmuşuz. Divanından iki parça alıyoium " • Hoş o demler kim sürerdi canımız canan ile Oi vatandan düşmüşüz bu gurbete nisyan ile Hayf kim dostu unutmuş kalmışız düşman ile Gelmişiz dünya değirmeninde nöbet bekleriz Dane ten'un olunca murğ. Ol görünse imdi biz kevnü mekânı neyleriz Vehki ol manayı koymuş surete meyleyleriz Gelmişiz dünya değirmeninde nöbet bekleriz Danei ten un olunca murğ canı eğleriz..— 80 Divanını.canı eğleriz Âlemi aşkı unutmuş gafilâne söyleriz. 1168 de bitirmiştir. .

yer yüzünde adalet ve sulbün hükümran olması imkânına inanır. 6 . Beşerin yükselmesine imanı olan filozofların fikirlerinin varisi akıl nurundan feyz ve kudret alici ve Fransız ihtilâlinin dikkatli ve sempatik müşahidi olan Kant. nede teşekkül etmiş devletler arasında kavga olmamak lâzımdır. bütün 18 inci asır boyunca tesir eden. Binaenaleyh. «Daimî sulh üzerine taslak> (1795) ile «Hukuk Doktrinin metafizik prensipleri» ni (1797) neşretti. Bu iki eserinden. "Bu halde v/cdan. F. bu iş başarılabilir gibi hareket etmeli ve bu maksatla buna götürülecek en uygun (Teşkilât) lar kurulmalı ve muharebelere nihayet vermelidir. daimî bir sulh. hayalden ibaret mi ? — Bunun hayal isdat edilemez. ispat ediiemeyince aksini düşünmek hakkımızdır. şunu emreder. Ve bunun ş artlarını çizer. Kant bu reydedir. 1 — Sulhcunun vazifesi • • Bir muahedeye dayanan ve iki haip arasında bir fasıla demek olan mütarekeden ayri. bazı prensipleri alalım. hayatının akşamına doğru. Hali tabiide ne sen ile ben arasında. (Konigsberg) de uzun profesörlük ve mütefekkirlik mesleğini bitirirken. Filhakika Kant'a göre herhangi bir şeyi ispat veya red edilemiyorsa bu takdirde bir ispat ve red arasında bizim için ahlâki bir hal ve hareket ve vazife olabilecek suretle bir karar vermek lâzımdır.— 81 — Kant [ 1724 — 1804 ] Etnanoel Kant.

(Umumî hukuk) a tâbi kılmak icap eder. Bu vaziyet. Bu muahede de arazi şartları ve galip ve mağlubu hatırlatacak hiç bir şey yok. Böyle bir şey tanzim edilmedikçe fertier ve devletler. . «Tabiat bütün insanları. o muahede sayılamaz. Böyle bir <münasebeti kuvvetin tesadüflerine bırakamaz.» Her biri arzdan bir parçaya mutasarrıftır. eski politikanın: «bir devlelin şerefi. Kantin (Kozmopolitik) adım verdiği bu (Hukuk). bir harp halinden başka birşey değildir. Bu adaletsizliklerin en büyüğüdür. 1 — «Hiç bir sulh muahedesi. Bu münasebeti. Bu. Fakat menşede hepsinin hakkı vardı. Meskenleri arzdır.» Bu ilk şartın gayesi: Hakikî sulh ile (zahiren bir sulh gibi görünüp te adi bir mütarekeden ibaret olan) yalancı sulhu birbirinden ayırt etmektir. eğer muharebeye yeni başlama hakkında gizli bir maddeyi muhtevi ise. Kant. muayyea şu arz çerçevesi içine sokmuştur. 2 — Ebedî ve daimî sulh muahedesi . kendi aralanndaki münasebetlerde: (hakkın en kuvvetliye ait olduğu) esasını kabul etmişler demektir ki bu hernekadar aralarında bilfiil muharebe ilân edilmemiş ise de. buna. Yani arzın hepsi.> telâkkisine nihayet vermekle olur. Bütün intikam sebeplerini kökleyip atmak lâzımdır. devletler arasında bir sulh yaptırmakla hallediyor. insanların hepsinindi. insanların birbirlerinden münasebette ve mübadelede bulunmasını müstelzimdir. Mühim maddelerini alalım. Bunu nasıl durdurmalıdır. kendi kuvvetini artırmasında' dır.— 82 Basit bir hadiseden bir muhakemeye varabiliriz. bütün insanlar için muteber adalet prensiplerine. herkes tarafından tanındığından itibaren «Daimî sulh> bir realite olacaktır.

. mübadele. evvelki döıt madde ile aynı plân üstüne konulamaz. 18 nci asrın sonlarından itibaren Kant. Kendinin daha medenî olduğunu iddia ile başka memlekete medeniyet götürmekle insaniyete hizmet etilğini söyleyen müstevlilerin. Bu madde. zehirli şeyler kullanma ve saire gibi. diğer devletin konstinosyonuna ve hükümetine müdahele edilemez. (manevî şahsiyet) olduğunda ısrar eder. hediye veya satın alma suretiyle ele geçtrilemez „ Kant. başka bir devlet tarafından veraset.. herhangi bir sebeple harp patlayıverirse bunun barışmağı güçleştirecek şekilde olmamasını istihdaf eder. Bu son madde ise.— 83 — 2 — "Küçük büyük hiç bir müstakil devlet. Bunlar güzel fikirler amma ne çere ki içinde yaşadığımız dünya. Bugünkü insanlar henüz bu rüyayı. Evvelkiler (Daimî sulh) un umumî şartlarıdır.. 4 — "Hiç bir devlet. «Ordular sulhu koruyacak yer de onu tehlikeye koyuyor. Binaenaleyh herhangi bir devleti maddi bir mal gibi telâkki etmek ahlâksız* hkfır. asla ispat edilir bir şey değildir. Milletler arasında dişe kadar silâhlanma müsabakası husule getiriyor. Düdyada (Daimî sulhun) tesis işine bununla başlamalıdır. burada bir devletin (bir şey) değil. 5 — «Harp halinde iken hiç bir devlet: sulhun iadesini ve karşılıklı emniyeti f?yrî mümkün kılacak hareketlerde bulunmalıdır.. (Silâhsızlanma) esasını öne sürüyor. filozofların hülya âlemi değil realite âlemidir. müstemlekecilerin bu iddialarım. Ve bunun bir hududu da "yok" diyor. 3 — Zaman ile daimî ordu lâğvedilmelidir. realite yapmak endişesinden çok uzak.

Kant devletin ayni zamanda (Demokratik) olmasını da İstiyor. YainızKant her ne şekilde olutsa olsun (Otokrasi) yi yani tek bir adamın harp ve sulha karar vermesini istemez. birinciler düşmanlarını bazen yerler. aralarındaki ihtilâfı halde bir nizama tâbi olacak yerde. müstakil devletler federasyonuna dayanmalıdır. Teferruata giremiyelim. kendim karar verdim. mütemadiyen kavga etseler bunlara vahşi nazariyle takılıyor. Haibuki (Otokrat) bir rejimde kral. Ve milletler de harbi kolay göze alamaz.— 84 — 3 — Sulhun şartları ve garantileri: Kant.„ . B) Ummmî hukuk. kendi fevkinde öy!e bir otorite kabul etmeğe yanaşmıyor... farklıdır. Bu iş milletler içinde böyle değil mi ? Halbuki bir devlet. tki iptidaî insan. Kant. gür sesiyle bağırdı ki : "Devletlerin üstünde bir (Otorite) tanımak ve bu (Otorite) nin adaletten ayrılan devletleri adalete sokması lâzımdır. A) Her devletin sekli (Cumhuriyet) olmalıdır. der. Kant'a göre millet bu karan verince harbin felâketlerini az hisseder. Ona göre ( Cumhuriyet ) ile ( Demokrasi ) birbirinin ayni değil. en adi sebaplerle harbe karar verebilir. Ve diplomasi buna her zaman sebepler bulabilir. İkinciler ise düşmanlarını tebaları arasına sokarlar ve bunları daha geniş istilâlarda âlet gibi kullanırlar. Bu 13 inci asırda (Birleşmiş Miletler) fikrinin kendisidir. Harbin getireceği felâketlere dayanmağa vatandaşların karar vermesini ister. Amerika kırmızı vahşileriyle Avrupa vahşileri arasındaki fark. ebedî sulh ideali için nazarî programını çizdikten sonra bunun ne gibi şartlara tahakkuk edebileceğini arıyor ve büyük prensip öne sürüyor.

ve bilhassa • hadiseleri göz önünde tutarak • fertlere. Uzun uzun düşünülmüş. Ondan mülhemdi. Nitekim bugünkü (Milletler Ce* miyeti) Kant'ın programının ayni idi. Kant'ın bu eserinde çok canlı. 4 — Netice : Kant'ın eseri bir roman değildir. Demek ki bütün bunları yaparsa. Bununla beraber şu fikrini zikredelim. komşum yapsın diyor. Hem de mutlak bir söz ve hüküm hürriyeti İster. Bunlara (Monteskiyö) ile (Ruso) dan almış ilhamları da vardır. Ve tezlerini. Bugünkü dünyada her devlet. Bu da ancak devlet adamlarına açık.. fikirlerini herkese açabilmeli. (zaman) ve (tekâmül yapacak.. diplomatların tezleriyle çarpıçtırabilmelidlr. göre.— 85 — Kant'a. hu* . sulh için bundan başka yol yok demek te doğru değildir. Umumî hatlarını çizdiğimiz bu sistem. devletler ne zaman kendi üstlerinde (hâkim ve yüksek bir adalet) müessesesi kurabilirlerse ancak o zaman medenîyiz diyebilirler. Ebedî sulhun mümkün olduğuna inanan mütefekkirler. milletter arasmaa sulhu idameye kâfî derece yarıyacak.olması umuma müsaade edilmemesi lâzım gelen sahaya herkesi müsaade etmek gibidir ki tehlikeli bir şeydir. Kant 18 inci asrırın adamı gibi düşünüyor. islerseniz ütopi deyiniz fakat realist bir ütopi. Realize edilmesi mückün bir program çizmiştir. mübhem ve kısadır. devlelter arasında muharebeyi normal görmeğe alışmış. birtakım prensiplerdir. hangi vasıtaialarla tatbik edilecek ? İptidaîlik devrinden yüksek hukuk ve adalet devrine geçit nasıl kurulacak ? Kant'ın bu noktaya dair olan fikirleri. fikirler olmakla beraber.

Bu itibarla Kant'ın eserinin bugüne göre ikmali lâzımdır. Bu görüce göredir ki: insanlar. her büyük adamın kendine . Bugün içtimaî hayatta (Kütle)nin his siyatı ve ihtirasları çok nazarı itibara alınmaktadır. sebepleri ve neticeleri başka mânalar aldı... Göte [1749 _ 1S32] Her büyük devrin. mahsus bir hayat telâkkisi vardır. ilimleri de . hukuk. bu dar hayattan ve zaman zaman her saha* sim dolaştığı beşerin ilimlerinden bıkmış usanmıştır.w . Hayatı mânâsız buluyor.. işte benim beynimi yakan sey. kendilerine bir hayat yolu çizerler. Büyük sair Göte kendi hayat görüsünü ( Faust) unda üç fasılda anlatır. bunlara ilk beşladıgım gündeki gibiyim. harbin bünyesi. Fakat dışa bakınca tantanalı isimler aldım: Doktor. teoloji.. "Felsefe. Bugün ise hadiseler değişti. allâtne ve saire.. En sonunda. tib. 1 — Hayat Faust. Ben bugün şunu biliyorum ki : biz insanlar bir şeyin künhüne vakıf olamayız.kuru ve yanlışlarla dolu görüyor. denilebilir.- 86 — kuka ve vazih fikirli zekâlara hitab ediyordu.Kâinatın esrarına vâkıf kılamadığından . Bunların hepsini hararat ve sebat ile tedkik ettim.

en yüksek. Şimdi İse. bundan sonra. Çorak teemüllerden ziyade (Bizi İten hamleler) daha kıymetlidir diyor. kinli aşklara. o yüksek hayal bulutlarından her günkü hayatın küçüklüğü içine. Bütün bu meseleleri arayıp taramaktan yorulmuş ve hepsinden eli boş dönmüş olanFaust. en gizli olan şeye ulaşmak istiyorum. Bütün beşeriyeti alakadar eden her şeyi kendi varlığımın en derin noktasında temerküz ettirmek isti* yorum. hiç bir ıstıraba kapalı değildir. Bizim olmıyacak şeyler için ağlıyoruz. Susuzluğunu.. arza düşüyor. . . ruh gibi kabarmak ve nihayet ruh gibi parça parça kırılmak isterim. şimdi yalnız ( z a rurî) olan şeyler ve prensipsiz. itminansızlık yatmaktadur. aklına her geleni yapmağa mail . Ve yeni yeni ıstıraplar uyandıran budur. oralarda gezen bir adamın ayakları altında çiğnenmiş ve ölmüş . zaman denilen uçurum İçinde boğulup gittiğinden itibaren küçük bir sahaya razı kalbimizin derinliğinde bir endişe. Ruhun kavradığı iyi ve kötü her şeyi yüreğime tıkmak. Fakat derhal. Tozlar içinde sakin bir böcek ki gıdasını aramak için dolaşırken. kendini her avantüre salıvermekle teskin edecek. . Ruhumla. Onu kanatlandıran hayal. ümitszilik içinde puyan sûkûtlere kendimi salıverdim. Fen zevkini tadıp aşmış olan yüreğim. . elimizde olan şeyler içfn de daima ağlıyoruz. Istıraplı hazlara. ümitle dolu bir halde ebediyete uzanmak istemişti.— 87 — Şimdi o fevkalbeşer bir ruha sahib olup arzın çok üstüne yükselmek ve kâinatın esrarına vakıf olmak istiyor. bütün saadet hülyaları. Ve kaybetmediğimiz. . Evvelden ( i ş ve hareket) diyordu. Şimdi (akla gelen avantür) diyor. Buna o kadar haristir ki bazen bir gurur içinde kendini kaybediyor.

Asude ormanlardaki.. Göte. Kör arzu ve kuvvetlerin hâkim olduğu bir hayat . Ah. görüyorum. 2 — Faust'un Hayat Tecrübeleri . fatihlerin yaratıldığı hayalî âlemlerin içine dalıp çıkmadan ve saîreden hep usanmıştır. ve tabiat ten istifade için de bana kuvvet verdin. yavaşça göklere doğru yükseliyor. bu âlemlerin her birine dair fikirleri öne sürmüştür. ... geçmiş zamanların gümüş gölgelerini dolaşıyor. . İçkiden. soğuk ve sert olan bu ar kadaş. Büyük şair bunların hepsinin hulâsasını (Ormanlar Mağaralar) adlı monologunda şöyle tesbit etmiştir. . facialardan.. orta zamanın efsanesinden istifade ile. O. Ratip fundalıklarda kayalar boyunca. kanunsuz.. bana bu nefis şeylerle beraber. Benim nazarımda parlak ay. benim göğsümde öyle bir vahşi ateş tutuşturdu ki beni her güzellik hayaline çekiyor. havadaki.. Bunlar tefekkürün kuraklığını biraz serinleştiriyor. insan asla mükemmel bir şeye malik olamıyacak. imparatorlar saraylarında müşavirlikten. aşktan sihirbazların binbir marifetlerinden. "Yüce Tanrı sana yalvarmca bana herşeyi verdin. Bu bağ sayesinde Faust türlü türlü sihir kuvvetlerine maliktir ki bu sayede her türlü heyecanlarını tadabilecek. Malikâne olmak üzere bana muhteşem tabiatı. avantürlere bas vurabilir. Yüce Tanrı. artık bundan sonra kendisinden vazgeçemiyeceğim bir arkadaş.— 88 — Bunlarla Faust'un istediği şudur: Prensipsiz. Göte. senin ihsan ettiğin o şeylerin hepsini benim kendi nazarımda bile hiçe indiriyor. sulardaki kardeşlerimi bana öğrettin. Gözlerim önüne canlı varlıkların uzun silsilesini yaydın. Faust ve şeytan (Mefistofeles) arasında bir sözbağı (Kontrato) yaptırır. kayıt ve tahditsiz bîr hayat. kahramanların.. yani (Akıl) da verdin ki.

hayatın sırlarına daha iyi nüfuz ediyor. Hatiralarını gözleri Önünden geçiriyor.- 89 — Böylece arzudan. : «Ömrümü bana kâfi gelecek şeylerle iktifa ederek . hayatı böyle ayni dakika içine muhabbet ve kın. Kendini zenginleştiren ve kudretlerinden tecrübe ve avantür. teessür ve nedametten ibaret oluyor. haz ve eğlenceden geçiyorum. ibaret olduğunu anlıyor. Faust'nn avantürden avantüre koşması onda iki ruhî halet yaratıyor. Faust. kudreti artıyor ve bir an geliyor ki vecd ile en yüksek saadete ulaşıyor. yüz yaşında. Bununla beraber zaptolunamaz bir irade ile Faust. ayni zamanda bir muvaffakiyetsizliktir de. nihayet öldürüyor. Ve haz içinde iken ondan bıkıp başka arzu özlûyoaum.. yeniden öne atılıyor: Beşerin hayatı binbir renkli in'ikâslardır. Ve döit çevremiz ateş denizinden ibarettir. ayni zamanda onu çürütüp bozuyor. haz ve elem. Biz yalnız meş'aleyi yıkmak istiyoruz. O zaman zekâsı. Her bir hareket ve avantürde onun kudretinin arttlğına hükmolunabllecek gibidir. Ve şöyle düşünüyor. ümit ve yeis sıkıştırarak geçiyor.. 3 — Faust'un Hakimliği : Faust'u ömrünün sonlarına doğru. Elindeki hükümdarlık kudretinin bir seraptan. böylece her zafer. Margit'i sevip dururken onu bedbahtlıklar içine atı* yor. Her zafer kendini mahvediyor. Şimdi o. En mükemmel güzellik takibinde iken ona ulaşır ulaşmaz görüyor ki ondan eser kalmamış. kızdırıyor. deli ediyor. şimal denizi kıyılarında uzanan bir krallığın sahibi buluyoruz. Ve kalan eser. derin bir eddişs içindedir. Fakat bu an yüksek vecd ve istiğrak anlalarında iken bile içine bir zehirdir akıyor.

Hazzin her defasında (daha. İlk evvel bir çok tecrübelerle olgun ve dol* gun bir hale geldi. Nihayet kör olan Faust. uzun ömrünün son dakikasında maiyetindeki adamlarını toplayıp söyle der: "Ben hikmetin en soy özü olarak şuna inamaorum. insan odur ki her gününü... kendini bu işe ve* rir. benzer leri arasında arz üzerinde kalmak. şimdi. Fakat şunu unutmıyalım ki o. İnsan. Böyle bir saadeti şlmdidan hissetmekle ben ömrümün en güiel dakikalarını yaşıyorum. bu arza dört elile sarılmalı.» Böylece Faust. Çünkü kıymetli bir adam elinde arz.— 90 — rek ve iktidarım haricinde olanlarını terkederek yaşayacak yerde. benzerlerinin üstüne çıkmış hayal eder. bu vaziyete kuvvet ve arzularının uzun süren bir disiplinden sonra varmıştır. bulunduğu sükûnet halinde.» . yalnız yorulmaz bir İş iradesi kalmıştır. yaşamağa değer hayat şudur: İnsanlara hizmet etmek ve onları hürriyete kavuşturmak. şeniyetleri iyi sezmek : Faust'u bu noktadan idealizmin zıt noktasında görür gibiyiz. Eski enerji selinden. Gençliğinin hararetini..» 'Şimdi hesap ve hikmet ile hareket ediyorum. dünyanın bir ucundan öte ucuna koşarak ve hazzı en son damlasına kadar tadarak geçirdim. Hayatım bir fırtına ve gürültü içinde geçti. daha.. Ne akılsızdır o kimse ki kendini bulutların üstüne. dilsiz bir şey değildir. tehlikeleri hiç düşünmeksizin.) dedim. Ben böyle bir faaliyeti hür bir vatan üstünde. hür bir millet bir ara* smda yaşamak suretile görerek bahtiyar olabilecek mi* yim? tşte o zaman arzdaki günlerimin izlerini artık asırlar silemez.. sonra olgunluğunun ve ihtiyarlığının hakimliğini hep bu işe verir. hikmetin esas noktasına dönüyor: Aldatıcı hayallerle beyhude harap olmamak.

— 91 — "Bu kuvveti, beden ve ruhumuzu bütün kudretleriyle kuvvetlendirelim, içinde yaşadığımız âleme intibak ettirerek herkesin istifade edeceği faydalı işe hasretmeği bilelim.,, işte Faust'un verdiği yüce ders. 5 — Netice : Göte'nin vardığı netice şudur : Arz üzerinde arza dört elile sarılarak; ne pek maziye bağlanarak, ne de fevkelâde bir istikbal umarak hali hazırı mükemmel yap mağa çalışmalıdır. Amel, mahdut, muayyen fiil ve ha» raketlerin muvaffakiyetli tesirine inanır. Bütün kuvvet* terin birleştirilmesi lüzumunda şiddetle İsrar eder. Göte'ye göre : Ancak beşeriyetin tuyeti mecmuası, hakikî tek insandır. Beser sayının her zaman muvaffakiyet ile başlanmadığını ve hayale düşmesinin ihtimali de bulunduğunu biliyor. Fakat şuna en derin inanıyor ki hiç arasız, yenilenen ve kahramanca takip edilen cehit - muvaffakiyetsizlikler ve güçlükler arasında - bizi en nihayet saadet ve selâmete ulaştıracaktır. Göte'ye göre dün ya: aslından bir kaos değildir; Kâinat (bos bir şey), çocuk bir (tekrar başlayış) değildir. Her zaman, (varsık), (yokluk) dan üstündür.

92 —

Robert Ovn
[1771 — 1858] ingiliz endüstri adamlarından olan ve 1858 de ölen O vn, yeryüzünde, çabucak, bir ülgüç bir sosyete kurmnğı tasarladı ve oldukça dikkate şayan neticeler elde etti. Sistemini, (Ahlâkî yeni dünya) eserinde anlatmıştır. (Ütopik ) lerin beşidir. 1 — Şahsı menfaat msselesi. Ovn da -Ruso, Furye vesaire gibi- cemiyetteki fenalıkların sebebini: Merkantilizmde yani şahsı menfaat ardında kokmada görür. Vakıa bütün sosyalist sistemlerin azimet noktası budur. Yalnız Ovn' merkantilizmin bilhassa bozucu ve inhilâl ettirici kuvveti, ve paraya tapmanın tevlif ettiği ahlâksızlıklar üzerinde durur. Toptan ve parekende ticarette, tecrübem vardır. Tüccarlık, ihracatçılık, nazarî ve amelî çiftçilik yaptım. Terbiye meselesinde keşiflerim ve insan seciyesini anlamada mühim tecrübelerim var. Prenslerin devlet adamlarının, filozofların, ekonomistlerin, mülkî ve askerî adamların, tüccarların, bankacıların, hepsinin fikirlerinin ne olduğunu bilirim. Bunların hepsi şunun ardından koşuyor. Kendi işini, mümkün olduğu kadar pahalıya satmak başkasının işini, mahsulünü, mümkün olduğu kadar ucuza almak. tşte bu sistem neticesidir ki, hepsi alçalıyor, yalancı oluyor, sun'î oluyor. Böyîe olan cemiyette, yeni yetişen çocuklar, hemen hemen mihaniki olarak (ezenler) ve (ezilenler) diye iki kısım oluyor. Ezilenlerin en basit

— 93 — tabiî haklarından tutun da inkişaf ve tekâmül, hürriyet ve saadet haklarına kadar hepsi ayaklan altında kalıyor. Bu suretle: (Şahsi menfaat ardından koşma), (şahsı ahlâkın inhilâli), ve nihayet (içtimaî şirazenin bozurması) birbirini hemen mukadder bir surette takip eden bir zincirin üç halkasıdır. > 2 — Muhif ve terbiyenin determinizmi. (Ovn) a göre ilâç, sosyalizmdir. Amma bünyast terbiye ve ahlâk ile örülmüş bir sosyalizm. Sistemenin temeli şudur: Ferdin fiil ve hareketleri, aldığı tesirlerin neticesidir. Şahsı mesuliyet meselesi ise bir hayalden ibarettir. Binaenaleyh; ancak muhitinde büyük bîr değişiklik yaparak tesir icra edebiliriz: Cemiyet, terbiye metodu vasıtasiîe, nasıl adam isterse öyle teşkil edebilir. „ Mesuliyet prensibi, kendinden beklenilenin aksini verdi. Bu delicesine fikiıden ve insanların buna, sanki kendi seciyelerini teşkil ediyormuş gibi bakmalarmdandir ki; cehalet, sefalet, hasislik, bütün fena ihtiraslar, cinayetler ve nihayet muharebe doğfdu. Bunu kaldırınız hepsi düzelir, hepsi sıhhate, ilme, tekâmüle, saadete doğru istikamet alır. Sosyeteye hiç bir tesir icra edemiyen şahsı mesuliyeti kaldırıp bunu cemiyete yükletiniz. Görürsünüz ki o zamak cemiyet, fert üzerinde her şey yapabilir. Ancak bu suretledir ki âdem oğlu, en yüksek mukaddeietine ulaşabilecektir." Bunun husule gelebilmesi için; ülki bir içtimaî muhit yaratacak kudretli bir iradenin müdahalesi lâzımdır. Hiç bir hayalci, hiç bir ütopist; cemiyeti selâmete çıkaracak kanunları zoria kabul ettirmekle muzaffer, muvakkat bir diktetörden vazgeçemez. SenSimon' bir zaman kendi projelerin Napolyon tarafından taibik edileceğini

— 94 — zannetmişti, Furyer projesini tatbik içi lâzım olan milyonları verecek bir zengin bekledi. Zengin bir fabrikacı olan Ovn' projelerinden birini tatbike kendi koyuldu. Fakat (sultavî • otoriter) olan bu müdahale muvakkattir. Bir kere muhit, mükemmelleştirilince; sonra artık İkan yoluna girerek (otorite) faydasız bir hal olacak. Ovn öyle zannediyor ki müstakbel sitede, faydasız hale gelmiş bir müeyyide, kaybolup gidecektir. 3 — Ovnun terbiye sistemi t Terbiye hangi temele dayanmalıdır. Şahsı ve ferdî bir ahlâki müstelzim olan adalet olmaz. Ovn'a göre muhabbet ve merhamet olmalıdır. «Merhamet kâinatı idare eden kanun olmalıdır. Bütün faziletlerin temeli: merhamettir. Bu, tamamen insanî mânada olup mistiklik ile hiç alâkası yoktur. Ovn, pek müphem bir surette (deist) tir. Kâinatı idare eden bir (illet i ulâ) kabul eder, fakat bunun (anlaşılamaz) olduğunu söyler. Ovn'un sitenin plânın tatbikinde önden istimdada lüzum yoktur, der. "Site de dünyaya gelen her fert, doğduğundan itibaren: iyi itiyatlar ve iyi seciye temin edecek bedenî zihnî, ahlâkî, ve ilmî terbiye alacak. Reel bilgisi zengin olacak. Bununla beraber çocuğun şahsiyetine hürmet edilecek; iki çocuğu birbirinin ayni yapmağa uğraşılmıyacak. Hepsi ayni tedrisatı, ayni prensipleri alacak. Ve yaşlarına, kuvvetlerine ve istidatlarına göre işgal edile çekler. Sitenin ihtiyaçlarını temin edecek İşler, fertlerin temayül ve zevklerine göre tevzi edilecek. Makina yardzlmile bu zarurî ihtiyaçları tatmin edecek işler, gittikçe azalacaktır.

yaşattı. ülküç site [rejimine nasıl geçilecek?. karşılıklı sempati ile oiacaktır. umuyordu. Sitenin malî idaresi tamamen kapitalist nizam üzere idi: yalnız Ovn. cinayetlere ve sefalete sebep olan budur. kendi fikirlerinin. Fransada tekrar dığını zannetti. hakikaten örnek bir halde. Elde ettiği ahlâkî netice. Grupman tarzı. milliyet ele alındünyayı arasında şeklinde . Fakat ana babalan her ne zaman isterlerse görebileceklerdir. ilâhî ve tabiî kanunlara dikkat etmeği itiyat etmiş olacaklarından fertlerin mücazat ve mükâfata ihtiyaçları olmıyacaktır. ve bunlar dünyaya geldiklerinden itibaren yeni hisler ve adaletler.Bütün çocukların terbiyesi. Makul sebeplere müsienit İse talak caizdir. Her iki cinste (kadın ve erkek). ayni hürriyete malik olacaktır. Her komün 20—25 bin nüfusa malik olacak. Ovn. Fakat sitesinin başından çekilince her şey çabucak yine eskisi gibi oluverdi. Ve bunun az zamanda bütün tutacağın. Sitede. kelimenin tam mânasile (iyi patron) luk ediyordu. izdivaç. cidden dikkate şayan îdi. 1848 de. ve tabiat kanunlarından çıkarılmış fikirler ile terbiye edileceklerinden (şahsî mülkiyet olmıyacaktır. yalnız burada doğaniar ikamet edilecektir. doğduklarından itibaren siteye ait olacaktır. Iskoçyada bir «Yeni La narks adında işçi sitesi kurdu ve yirmibeş seneden fazla. ilk evvel site yapıp bunu örnek göstermenin kâfi olduğuna kanidi. ihtilâflara. 4 — Sivasî teşekkül : Şahsî menfaat rejiminden. Şahsî menfaatler veya (monden mülâhazalar) tesiri altında olmıyacaktir. ayni terbiyeye ayni hukuka. Fakat teşci edilmiyecektir. Sitenin her âzası.

sayesinde bnna ulaşabileceğini iddia eder. Ovn. Ve eski hudutlar olmıyacak Dahil! hükümetlerine gelince. Bu vasıtalar. Ovn. haricî bir disipline hacet kalmaz. siteler arasındaki münasebetleri tanzim için ayrıca rmntaka meclisleri de ihdas ediyor. biner. deiler.. Bunların hepsi muhakemeli insanlar olduğundan seçme ve ihraç gibi şeylere lüzum yoktur. şüphesiz. toplanıp bütün arzı tutacak. aralarında tek bir fark vardır ki o da tecrübeleri yani yaşlandır. 60 yaşlarındaki insamardan mürekkep bir heyet tarafindan görülecek. Ruso. ilâh. Ovn bunun muhal bir şey olmadığını ve "muhit. yüzer. âzası 30 • 40 yaşlarında olan insanlardan mürekkep bir umumi mectisi tarafından görülecek ve bu. Fakat onun temel fikri: Terbiyenin mutlak kudretidir: her ferde terbiyenin en yüksek dirayet ve aklı verebileceğidir. Altmış yaşına gelince vatandaşlar meclislere resmen iştirakten muaf tutulacak. Vatandaşların hepsi: Akıl ve aldıkları terbiye itibarile müsavi addediliyor. 5 < Netice : — Ütopik sosyalizmin en ütobiği.. Komünler: Onar. ctçtimaî mukavelo sinin tatbiki için bîr «Mabutlar milleti» yani en iyi bir millet lâzım olduğunu söylüyor• du. elbet basit şeylerdir. Ovn'unkidir. müteaddit komiteleri ayrılabilecek haricî işleri ise. Bundan baş* ka bir de siteler arasındaki itilâfları halle memur hakem heyeti de düşünüyor. âzası 40. "Bu sitelerdeki insanlar.- 96 - değil. federalist şeklinde olacak. ile "terbiye. en sadesile iklifa ediyor. her sitenin dahil! işleri. ortaklığın prensiplerini iyice öğrendikten. . Böyle olunca. yani tefekkür ve fiilde muhakemeli olduktan sonra.

tabiat ile. Bu gösteriyor ki katiyet ve sebat ile çalışma.. Belgelere dayanan bir mevzu üzerinde ilerleyip giderken birdenbire : Kişinin hayvanlarla. boşuna değildir.Viktor Hûgonun (yüzyılların efsanesi) şiir halinde idi. Minelenin öz {fikirlerini) toplayan ( eseri) 1864 de basılmış olan (La Bible Çel' Humanite — insaniyet incili) dir.— 97 — "Muhit» ve "mektep. Fakat iki şeyi nnutmamahdır: 1 — Kendi tesis ettiği sitede hiç olmazsa kısmen muvaffak olmuştur. münasebetine dair ateşin şerhlere geçiverir. Ovn'un terbiye itimadı. Buda bir nevi aşıtların efsanesi amma mensurdur. ( cemiyet) ile. dirik ve gürültülü akışlarında insaniyetin hayatını ariyan ve ona yeni bir mâna veımeğe çalışan bir vasıtadır. . bir içtima! muhit üzerine iyi tesir icra ediyor. Onun elinde (tarih). birinci sinıf bir mütefekkir değildir. Sosyetenin ferde karşı olan kudreti ve mesuliyeti inkâr edilemez. Misele bunda. Bundan en iyi neticeler elde etme yollarını aramalıdır. in mutlak tesiri. . mukaddes F 7 . Misele [1738 — 1874] Tarihçi Mişeleyi burada (filozof—şair) ligi yönünden araştıracağız. mûfritanedir. geçmişi yeniden uzun sırayla taş taş üstüne koyarak kuran bir yapı değil. Ve Ovn.

. Bugünkü (Hindiyanist) ler. Bu Ramyanadır. göç ederken beraber giden kocaman köpeği. bunun en ulvî ifadesini. Tabiat aşkının alâmetlerinden biri: hayvanlara kardeşcesine bir muhabbettir. ki bu. insanların ilerilemesine çok yardım etmiştir: Asude asude yavrusunu emziren mukaddes ineği. İlk ilham izlerini görür. sevişen ve hep bir ağızdan terennüm eden. Eserdeki: dağların. şefkatin en güzel dersini görür: «Akşam. Misele kendi duygularını serper. Bir kahraman. cihanşümul bir ahlâk ülküsü teşekkülü seyrini arar. Bu muhabbeti. . Mfşele. ormanların parlak ve canlı tesvirlerini. ormanın kıyısındaki ince yoldan bu âleme bir bakalım: Sulh ve sükûn içinde en tatlı in'ikâslarla parlayan. 1 — Tabiat aşkı* Beşerin hakimliğinin ilk kaynağı: Tabiat aşkıdır. başka hiç bir şey yoktur. çok mütenevvi ve aynı zamanda tek bir âlem yani kesret içinde vahdet görürüz. ve bunların letafetinde. güneşin kızgın şuaları ganjda sönerken ve hayatın gürültüleri kesilirken. Misele kadar terennüm etmiş adam azdır. Hint şiirlerine. ve insanlarla hayvanların eski efsanelerdeki ilk yakınlıklarını ve akrabalıklarını gösterir.. ırmakların. Gittikçe derinleşen bir iyiliğin nefis şuaı (Vişnö) şiiri güzelleştirmektedir.. işte ilk intiba.edebiyatlar boyunca. buna sun'î bir şür nazarile bakıyorlarsa da Misele bu eserde baş* langiç devrenin berrak saflığını. bir avcı tarafından yaralanmıştı. muhteşem fili kahraman Ramaya yardım eden büyük maymunları metheder (Valmiki) nln şiir sanatını nasıl bulduğunu da hatırlatır:. Bu kadar tatlı ve güzel. Hindin (Ramayana) epopesinde bulur. Görelim. . heyecanla över.

yardım ve hizmet etmeği sever. çay lan akıttı. toprağa ve arza hakim oldu. Fena ve şerir devleri öldürür. 1$ örneklerini Firdevsinin şehnamesinde. amma büyük bir adaletçidir. atalete. sulhleştirdi ve medenileştirdi. İnsanlar arasında suh hakkını tesis ederek tabiatı. pek dolgun iş ile geçen Misele. . sesi a- Biz insanlar. iyi ve kahraman bir kuvvettir. Mişeleye göre Herkül. her yerde namuskârane ve sulhça hayatı yaratır. heyacanlı bir köylüdür. cansızlara ve canlılara ne kadar derin bağlanırsak hayatımız da ö nisbette zengin ve derin olur. temaşa ve istiğrakla iktifaya sevkedeceği zannedüebİIin Fakat hayatı. Apollon gibi zâ' degânhk şerefi yoktun Herkül. Halk gibi dayanıklı ve mütevazidir. temizledi. şiir bundan doğdu. O . dağları deldi. Yunan efsanesi Herkülde bulur. Herkül ile Promete arasında bu münasebet neden?. sade ruhlu. Prometeyi eski zamanın en büyük efsanesi ola- . rahavete. ikinci halik ve artist prometenin cesur işçisi. kısa yapılı. yarattı. 2 — Is askı! Bu tabiat aşkının. her gittiği yeri medenlleştirir. istikbalin genç ve canlı bir kahramanı yapan: mütevazî ve ulvî çalışkanlık rolüdür. arzı ona hazırladı.(Valmlki) buna ağlarken. işin büyüklüğü ve ehemmiyeti üstünde elbet duracaktı.. hiç bir şeyden nefret etmedi. 3 — Hürriyet : . "Onun ruhunu yaşatan.. onu ebedi gençliğin arkadaşı kılan. kahraman amele oluşudur. Herkül hiç bir şeyden yılmad'. henkli çıkmağa başladı. faikına varmaksızın. kara yağız. Mişeie. sağ kolu ve kalbi olup..

müiâhazasız hiddet olmamak ta gene beşerî tekâmül neticesidir. Hsrkül yani cesurane ve yorulmaz iş : tabiata ve felâketlere. 4 — Adalet . Titannm vermiş olduğu yüksek ders. beşerî tekâmülün nişan ve mânâsıdır. Promete. adam oğullarının hürriyetine vasıta yaptı. Protneteyis insaniyetin hakikî kurtarıcısı nazarile bakar. Mişelenln anladığı ada- . zalimlere karşı kinidir ve en son onları yere sermesidir. hakikî kanunu yani vekar ve hürriyet içinde yaşamağı ve bu yolda icap ederse en güç ve çetin acıları göze almağı temsil eder. İnsanın. Promete. tasanın realize etmek mecburiyetinde olduğu en büyük şey: Adalettir ki bu her ferdin hsr türlü hukukî temamiyeüni Unan eler. Prometeyi. mabudiarin despotluğuna karşı isyaı ctniş göîterir. Zekâsı vasıtasile hürriyete kavuşmuş ve bu sayede dünyaya halcim olmuş olan adam oklunun vazifesi: hürriyete daha ziyade ehemmiyet vermektir. Misele. hakim olarak. şiddet..en yüksek tekâmül noktasına varabilmiş! için hürriyet fikrinden ilham alması ve hür hareketi şarttır. Hayat aşkı. ihtira ve icat kabiliyetine nail oldu ve tabiate hâkiml:ğini hazırladı. Fakat bu. işte efsaneyi şerhederken. o münasebeti de anlatır. Karışıklık. işe tapma ve hürriyet ihtiras». Bununla insan. göklerden ateş alarak adam oğluna vermeslle: mabudiarin hâkimiyet vasıtasını yani nur ve irfanı. Misele. bejer hayatı için zarurî olan şartları hazırlar. kâfi değildir. her şeyi red. "Zervcire vurulmış. Hürriyet şundan ibarettir: Doğru olmıyan her kanunu.— 100 rak kabul eder.

— 101 — let; umum! ve koltektif bir şey olup umumun eseridir. Bütün beşeriyetin buna sarılması en şerefli bir iş olacaktır. Bu meseleden dolayıdır ki tarihin, orta zaman hakkındaki hükmü pek şiddetli ye acıdır. Mişeleye göre; eski Hindin, İranın, Yunanın geçirdiği büyük derslerden sonra (orta zaman), bir kölelik ve hüzün devjdlr. Dinî (Nas —Dogm ) lann ezici ağırlığı, o devirde fikri ve hayatı felce uğratmıştır. Bu (Nas) lar; ebedî zelleye yani daha çocuk hareket etmezden evvel onu fenalık ile mahkûm kılmağa inandırmak istiyorlar. Adaletin teessüsü için, haik tabakalarının bu gayri insanî naslara karşı isyan etmesi lâzımdır. "... Ufukta iki (kule—tur) gördü: Biri kilisenin, biri de derebeyinin... iki kulenin de mânalarını anlamağa başladı. Kilisenirjki her zeman dan dan dan... çalınıyordu. Derebeyininki hiç... Fakat ayni zamanda kalbinin derinliklerinden bir ses gürledi. Bu ses; diyordu: Bir gün gelecek... "Evet bir gün gelecek, adalet hâkim olacak! Bırak boş çanları; varsın onları rüzgârlar sallasın.. Bundan hiç şüphe etme.. Esasen bu bapta (şüphe) bile imana doğru atılmış mühim bir adımdır. İnan, ümit e t ! Yarınlara kalan (hakkın) hükümran olacağı gün gelecektir... O (hak) bir gün, bütün âleme naslara hükmedecektir. Bu (hüküm günü) nü» adu ihtilâldir.,, Böylece, Hügo gibi Misele için de Fransız ihtilâli, beşerî inkişafın bir senbolü, birbirinden ayrılmıyau hürriyet ve adaletin zaferidir. Hügo gibi Misele de: hürriyete kavuşan beşerin namütenahi tekâmüle nail olacağına inanır. " Hür beşeriyet, bütün büyüklüğü ile her yere git'

— 102 — •sin... ilk ataların içtikleri kaynaklardan içsin. Muazzam mesaisi ile, her sahaya uzanan iş ile, Tıtapımn ihtiyaçHarile ona çok hava, çok su, geniş gök — yok, yok, bütün gökler ! —Feza ve ziya, namütenahi ufuk, arzı mev'ud lâzım... „ 5 Ahlâki vazife t$te beşerin bütün mazisinden çıkan ve şâirin ateşli muhayyilesile istikbale doğru uzanan kanun. Her birimiz bunun tahakkukuna ne suretle ysrdım edebiliriz ? — Kalbi bu aşk ile çarpan insana ilk evvel: mücadele, yaratma, işe ve dünyaya bağlanma, iş ve dünyayı yeniden yoğurma ye yükseltme yollarında kullanmak üzere çelik ve kahramanca irade lâzımdır. Misele, açıktan açığa, (eski halita) yani hiristiyanlık ve kilise aleyhindedir. Çünkü hirasttyanhkta : insanı, işten yüz çevir* ten ve rehavet yeren bir hülya görür. İnsanı, reel hayattan uzaklaştıran enerjiyi birtakım hülyalara ve boş düşüncelere sarf ettiriyor, der. Mişeleye göre insan; yere, Herkül ve Promete gibi sarılmalıdır. Modern inşan için ruh kuvveti : tüm ile vicdanın bİrleşmesİndedir. ilim, daha doğrusu tarih İlimlerinin mecmuu iledfr ki insan, nevi beşerin temel birliğini anlıyarak, bütün beşeriyeti — hepsinin mütemadi çalışma* sı ile yükselecek — tek bir varlık gibi telâkki edebilir. Bu fikrin büyüklüğü, başka bütün ümitlere bedeldir. Başkaca dinlerin vaitlerine, insanın ihtiyacı yoktur. İnsan, taliini kendi yaratan, ve hiç durmadan adalete doğru yükselen bir varlıktır. Vicdanın istediği imam, ilim böylece rasyonel bir tarzda kurar. Mişelenin bize verdiği yüksek nasihatler, üç kelimede toplanabilir: Temizleme, temerkü?, büyüklük.

— 103 — Temizleme: Kalbten mistik boş hülyalar! atma. Temerküz: Hakikati, sağlam, dosdoğru ve mertçesine bir kuvvet ile arama. Büyüklük: Gittikçe daha asîl daha kudretli, bugünü geçmekte daha ateşli bir insaniyet yaratmağa kahramanca bir ihtiras. 6 — Netice Misele ile Hügo ve Bethoven'in fikirleri arasında sıkı bir yakınlık vardır. Bu büyük romantik şairler, ekseriya zannolunduğu gibi, sadece zamanlarının ıztiraplarmı ve fenalıklarını tasvir etmiş değildirler. Eserlerindeki ruh, destan! bir kahramanlık ile adam oğlunun büyüklüğe doğru hamlesine itimadından örülmüştür. Bazen saf, fak^t kudretli, açıl ve nikbinane bir rüya...

Niyazi-i Mısrî
Büyük mutasavvıflardan olan Niyazi, (Malatya Aşpozi) de doğarak tahsilini Mardinde, sonra Mısırda yaptı. (Mısıî) lâkabı bundandır. Mısırdan dönüşünde ( Elmalı)da (Sinan-ı Ünsml)den de feyiz aldı. Divanında (Elmalı) nın adı geçer: Dost illerinin menzili ki âlî göründü Derdle derman olan (Elmalı) göründü

— 104 — Sonra Bursada yerleşti. Fakat bazı tasavvufî sözleri üzerine (Vanî) efendinin mûzevvirtiği ile ikinci Ahmed zamanında Midilliye sürüldü. Bir müddet sonra affolunarak Istanbnla, Edirneye gitti. Müteakiben yine Konyaya sürüldü. " Ruh-i M srî mahfer-i âliye pervaz eyledi „ " Eyliye Mısrî efendi kasr ı adni câyigâh Mısralarm delâlet ettiği 1105 Hicrîde ötdü. On dört eseri vardir. Mutasavvıflar arasında (Divan)! p;k meşhurdur. Divanında Niyazi: N:reden gelip yolculuğumuzun nereye olduğuunu dünya hayetındaki vazifemizi bildirir. Biz buraya onun yalnız bunlar hakkındaki düşüncelerini alıyoruz. Geldiğimiz âlem Niyaziye göre " insan, ezelde Tanrıya nedim İdi. Rnh âleminden bu madde âlemine imtihan için indirildi : Sen nedim idin ezılde ol şah ile imtihan için gelübsin bu ile İnlemek sana yaraşır derd ile Hem gözün kan ağlıyacak çağdır. Bir şiirinde de : Ey garip bülbül diyarın kandedir Bir haber ver gülizarin kandedir Sen bu ilde kimseye yar olmadın Var senin elbette yârın kandedir Gökte uçarken seni indirdiler Çarı unsur bentlerine vurdular Nur iken adın Niyazi koydular Şol ezelliğe itiyadın kandedir.

aslımıza ulaşmaktır : Can bu ilden göçmeden cânânı bulmazsa ne güç Yârini terketmeden yârânı bulmazsa ne güç Sureti insan içi hayvan olursa kişinin Taşlar ile dövünüp insanı bulmazsa ne güç • Âdemin gönlü evinde bahri umman gizlidir. aslımızla kaynaşmaktır.— 105 Dünyadaki vazifemiz : Vazifemiz. Şol fakir olup gezenlerde hazine dopdolu Sây edip ol genz bi pâyânı bulmazsa ne güç Herkesin derdine dermanı yine derdindedır Derdinin içindeki dermanı bulmazsa ne güç. Tanrıyı s e v : Candan talep kıl yârini Vir canı bul didarını Yok eyle kendi varını Kim var ola çânân sana Çürüklerin hep sağ olur Zehrin kamu bal yağ olur Dağlar yemişli bağ oiur Cümle cihan bostan sana. Aslımıza ulaşabilmek için evvelâ kimseye düşman olma: Adavet kılma kimseyle sana nefsin yeter düşman. Tanrı tecellisi olan bütün yaratıkları sev. Ki asla senden ayrılmaz ömr ü âhır olunca tâ. Güçtür kati hakkın yolu Dergahı hem gayet ulu Sıdk ile olmansan kulu . Sonra. Bunda gelmekten murad çünkim hakkın irfanıdır Ey (Niyazi) kişi ol irfanı bulmazsa ne güç. Daima susuz gezip ummanı bulmazsa ne güç.

* * * Cennet-i irfana dahi} olananın Kande baksa gördüğü dtdar olur. Gönül duymazsa vİcdanile Allahı hakikatca Mücerret dildeki ilim veya irfanı neyierler. Cahillikten kurtulup nura kavuş » Zulmet cehli bırak sen iste nur-ı hikmeti Cennetin zevkin dilersen cümle irfanvndadır. Kimseye zulüm etme 8 " Mazluma sen kıyarsan Allah sana kıyadır. Bugünkü cennet i itfana dahil olsalar uşak Yarınki vaadolan huri veya gulmani neyierler Bugün âmâ otan yarın dahi âmâ olur elbet AçagÖr can-ı gözün kim bi basar danayı neyler. Kolluğa bel bağlar isen Şam-u seher ağlar isen Sular gibi çağlar isen Tiz bulunur umman sana Bülbül oluben ötegör Gül gibi açıl tütegör Aşk oduna can atagör Gülizar olur niran sana Yüzün ( Niyazi ) ile hâk Derdile bağrın eyle çak Kalbin sarayın eyle pâk Şayet gele Sultan sana. .— 106 — Etmez yolu asan sana. Ne hasıl şol ibadetten liya ve aceb ola anda Gider şerri gönülden hakka kim tuğyanı neyierler.

Amma bunun için gönülde ateş gerek • Her kimin kim derd ü haktan yüreğinde olsa dağ Âkibet dermna irüp cân-ı gönlü ola sağ Leyk derdi olmıyantn derdine hiç çare yok Gönlü ölmüştür anın yanından ol daim irağ Nefs odur kim cehil karagöy kaplar gönlü Ruh odur kim ilmi nuru gönlüne yakar çırağ Tutyay-ı marifetle ruşen it canın gözün Göresin cânânı her yüzden ola dağ üstü bağ Hidayete ulaşmak için Tanrıya şöyle yalvarır .— 107 — Hakikati. Derman arardim derdime derdim bana derman imiş Burhan arardım aslıma aslım bana but han imiş Sağ ve solum gözler idim dost yüzünü görsem deyu Ben taşre arardım ol can içinde can imiş ö y l e sanurdum ayruyım dost gayrıdır ben gayrıyım Benden görüp işiteni bildim ki ol cânân imiş Savmu salât ve hac ile sanma biter zahit işin lnsan-ı kâmil olmağa lâzım olan i.fan imiş. kendi ruhunun derinliklerinde ara. Lûtfunla insan eyledin vaslınla hândan eyledin Hicrinle hayran eyledin tût'eyle açıver yolum Saldın şikâre çün beni âdem olup bulam seni Bağladı dinay i denî lûtfeyle açtver yolum Şaşırdı bizi nefs-i bed eyledi her yolları sed Ey lûtfu çok senden meded lûtfeyle açıver yolum Bu can yine vuslat diler sen şah ile vahdet diler Varmağa dil nusret diler lûtfeyle açıver yolum Her kande kâmil görürüz bakıp ana yerinürüz Dönüp sana yalvarırız iûtfeyle açıver yolum .

görünüşte ayrı ise de. hakfkatte birdir • Şol daneleri gör biter eşcar olur evvel Sırrİlc içinden yine esmera gelürler Her tohumu neden aldın ise eksen anı bil Her cins yine bittiği escara gelürler Hiçbiri izinden çıkıp ahar yola gitmez. Niyazi'ye göre yollar. Her ne kim fevkalalâ tahtesserada var durur Zatı vahiddir veli göründü nice bin sıfat Zat birdir evsafına gayet yok durur Gör bu fanusu ki anın şem î oldu nur-ı zat Zahir-u batın kamusa bir fenerdir gayri yok Şem i insan oldu fanus cemi İ mütnkinat Ey Niyazı âdem oldu çün cihanın şulesi Babş-ı âdem deminden âleme ruh ül-hayat.— 108 — Niyazi her zerrede Tanrıyı görerek mesuddur : Ben cemal-i hakkı cümle şeyde zahir görmüşem Bu mürayaya aninçun bakdığımca hürremem. . Her birisi bir yol ile pazara gelürler Yollan ne var ayrı ise hep sana âşık Cümle seni ister sana didara gelürler Elbette bu bağ içine kim girse (Niyazi) Harın görüp evvel sonu galizara gelürler. * * Vech i mutlak günde yüzbin çehreden yüz gösterir Yerde gökte anı yazar cümle-i nakkaşlar.

kulak . Murşidden maksad : Sen seni bilmektir ar.cak pîre ülfetten garez Noktayı fehmeylemektir ilmü iı fandan garez Halkı bunca enbiya kim geldi davet eyledi Vahdetin sırrı bilinmektir o davetten garez Sanii gör günde yüzbin türlü sanat gösterir Kendüyi göstermek içindir p sanattan garez Hep celâlin perdesidir küfr-ü isyandan murad Bahr vücudun katresidir fazlı ıahtnetten garez Nefsini bilen erermiş bir tükenmez devlete (Fakrı fahri) dir Niyazi bii o devletten garez Gör. . n?sil olmalı ? Bir göz ki anın olmıya ibret nazarında Ol düşmanıdır sahibinin baş üzetînie . . .— 109 — ömrünün sonuna doftru duvulanacıt' Küs rahlet çaldı mevt amma henüz can bihaber Asker-i azaya lerze düştü Sultan bihaber Günde bir taşı bina ı ömrümün düştü yerr Can yatur gafil binası oldu viran bihaber Dit bekasın dost fenasın istedi mülk i tenin Bir devasız derde düştüm ah ki lokman bihaber Bir ticaret kılmadım ben nakdi ömr oldu heba Yola geldim leyk göçmüş cümle kervan bihaber Çün gel oldu yalnız girdim yola tenha garib Dide giryan sine püryan aklı hayran bihaber Azığım yok yazığım çok yolda türlü korku var Yolum alursa nola ger div ü şeytan bihaber Yol eri yolda gerektir çağ ve çıplak aç ve tok (Mısrîya ) gel dedi sana çünkü cânân bihaber.

— 110 — Kulak kt öğüt almıya her dinlediğinden Akıt ana kurşunu hemen sen deliğinden Şol el ki anın olmıya hayr u hasenatı Verilmez ana cennet ilinin deracatı Ayak ki ibadet yolunu bilmez anı kes Öğrensin anı mescit önünde kapıda as Bir dil ki hakkın zikri ile olmıya mutad Örmesin ol et paresine dil deyu ad Nefsim dime 5 ol dideki iletir seni 5 er re Nefs odur anın fıkr-u meyli ola hayre Gönül müdür o kim içi vtsvas ile dolmuş Kibr ile hased askeri her yanını almış Şol can ki fakat cismi diri tuta dime can Hayvanda da vardır o damarlarda tutulan kan Can ol ki (nefehat) dedi Kur'anda ana hak Ol nefha-i rahmaniyedir bu sırr-ı mutlak Ol ruh-u izafiye ki irdi odur insan 0 noktai kübradır olan suret i insan İnsanda dinür ana dahi âdem-u mâna Hem ruh-ı musavverdir o hem âkıl-ü dana Zira ki cihana niye geldiğini bildi Maksud olunan nautiab-ı âlâsını buldu 01 nefha imiş diri tutan cümle cihanı Ol r>efha imiş ziynet eden bağ-ı cenanı Ol nefha ile oldu imaret bu avalim Ol nefha İle doldu kamu yedi ekalim Ol nefha ile gözü açıklar görür ibret Ol nefha ile işidilür mâna i hikmet Niyazi. zamanının derin mutasavvıflarından yüce bir zat idi. .

Kanuni Suttan Süleyman zamanında yetişti. Bu zatın delâleti ile Edirne askeiî kassatm oldu. Fikrinin galebesi. Sonra ( Baj ramiye ) den Abdürrahman Karamanîye intisabetti. (mahsuli kısmet) ten almış olduğu paralan sahiplerine iade için Edirneye avdet etti. 928 de Bahkesirde doğdu.— 111 — Birgili Mehmed Efendi (Hicrî 928 — 981) Müderris Pir Ali efendi oğlu Mehmed. * * . yüksek devri. ömrünün sonuna (981 Hicrî ) kadar orada tedris ve telif İle meşgul oldu. Hattâ biraz ileri gidip olağanüstü bir taassup iltizam ederdi. Osmanlı İmparatorluğunun en. Mehmed Tahlr bey ( Osmanlı Müellifleri ) nde Birgi linin 27 eserini zikreder. Bunları korkusuz söylemekten çekinmezdi. Hayatının sonlarına doğru İstanbuia gelip Veziri azam Mehmet paşa ile mülakat ederek (umuru ibad = Devlet işleri ) hakkındaki fikirlerini anlattı. Hattâ Kuran okuma gibi dinî işlere ve ibadetlere mukabil ücret almanın haram olduğunu iltizam ederek zamanın alimleri ile şifahî ve tahrirî pek çok münakaşalarda bulundu. Balıkesirde babasından bir müddet tahsil ile tstanbuia giderek tahsilini tamamladı. vakıfların butlanını intaç edeceğinden vaktin şeyhülislâmı Ebussuud efendi münakaşaları menetti. Sonra dünyadan büsbütün el etek çekmek istemiş ise de şeyhinin İsrarı üzerine tedris ve vaizden vaz geçmiyerek Padişahın hocası Ataullah tarafından Bîrgtde tesis edilen medrese müderrisliğine tayin edildi. tnfisalinden sonra. 981 de 53 yaşında Taundan öldü.

iyidir. Sahibini. lâyık olan işe girişmekten ahkor. insanda yerleşmfş bir kuvvet ve melekedir. Tefriti (korkakhk) dır. Zira Kuranda. kâfirleri şirk ve küfürden ve müminleri m a siy yet ten men ile bunların zıddı olan hasletleri edinmeleri ernredıitnektedir. ifratı (tehevvür) dür. hâl ve hareketlerin kaynağı uçtur: 1. İfratına {Cerbeze) deıler ki bilinmesi mümkün olmayan şeyleri arama. Mümkün olmasaydı bu emir ve nehiyler abes olmak lâzım gelir. üç kuvvetin her birinde itidale memur olduğumuzu söylemişlerdir. Bu kuvvet sebebiyle ne/s anî fiil ve hareketler. . Bu emir ahlâk tebdilinin imkânına delildir. tereddüdsüz zuhur eder. . kaza ve kaderden bahsetmeğe ve tezvir davalarına bu kuvvetle yapışırlar. Ancak şa var ki tabiatler mütehâllif olmakla bazısı çabuk düzelir bazısı geç . zararlıdır. sahibinden. Aklî kuvvetin itidaline ( hikmet ] denilir. — Akiî kuvvet: itidaline riayet gerektir.— 112 — ahlâk hakkındaki düşüncelerini (TarfkaM Muhamraediyye) sinde yazmıştır. (Innaliahe ye'mürü biladl) tefsirinde müfessirler. Hadis i şerif de. Bütün ahlâkın. — Gaz3bî kuvvet : Bunun itidali (şecaat ) dir.. ahlâk tebdilinin mümkün delil: olduğuna (Hassinu ahlâkıküm ve tahalleku biahlâkillâh = ahlâkınızı güzelleştiriniz ve Tanrı ahlakıyla ahlâklanmiz) emridir. Ahlâkı tebdil mümkündür. kötüdür. Tefrft/ne sahip olan ise doğru ve fğriyî ayırt edemez. Bununla doğru ve yanlışı ayırt ederiz. Aşağıkİ satırlar o eserin tahlilidir: Ahlâk ( h u y ) . "Hattâ vahşî hayvanları bile me'nus ve serkeş atı yavaş ederler. 2. ..

2. — Şahvanî kuvvet: Nefsin mülayim tarafına hareketidir. Seldik dostların hatırlanması ile . Düşmanların kendi hakkındaki söyledikleri ile. sonra zıddı olan iyi huya müdavemet etme yoludur. Anlamağa uğraşmalıdır. doldurmaktır.— 113 — 3. tâ ki kibirden vaz geçip tevazua döne. İnsan. ruhun hastalıklarıdır. Maraz bilinmedikçe muâlece olmaz. 8 . itidali (iffet) dir. Yani meselâ kibirden kurtulmek için tevazüden aşağı olan tezellül ve temellükü bir mikdar nefsine mutad etmeli. Bu da tesir etmezse : Dördüncü mertebe ilâcı : Güç riyazetler ile nefsine cebreylemeli. Nezirler. meşru müştehiyyattan ahkor. ( Kötü huylar). Yerine getirilmesi caiz ve meşru olan arzuları yerine getirmekdir. kandi nefsini : 1. vaitlerde bulunmalı. Bu üç kuvvette makbul olan : HİKMET dir. Tefrit ise sahibini. İkinci mertebe ilâcı : Kişi kendi nefsine serzeniş edip. zıddı ilidir. 3. Zira ilâç. gizli ve aşikâr bu çirkin huyu daima levm etme yoludur. İlk mertebe ilâç. Derunî tefehhus ile. Bütün iyi ahlâklar bu üçten doğar. her şeyden önce. yeminler. zararhdir. ŞECAAT İFFET * * F. Hâl ve hareketi düzeltmenin yolu: Evvelâ kalbden kötü huyları atmak sonra onu iyi huylarla süslemek. Üçüncü mertebe ilâcı : O kötü huyun karşısındaki kötü huy ile amel etmekdir. kendisindeki kötü huyu iptida giderme.

Buyurmuştur. cevabını aldı. tsraf. Sıddık mertebesi • Menahiyi terk ile nefsini kendine ' muti kılma. Veli ve keramet sahibi olmak değildir. Allah vermişidir. Bunların dört evelkilerinden yakasını kurtaran.. Yalnız bu makama nail olanlar çokluk tasavvufun zahir amellerinde ve ibadetlerinde velilere benzemeğe uğraşarak .böyle mücahede edenler arasından olur. Şehadet mertebesi: Bütün Tanrı buyruklarım icraya kaadir olmadır. erzel-i nas olur. Kötü bid'ât. Sana Zulüm edeni affedesin. kötülüklerden kurtulmuş sayılır. Riya Kibir. Ebu Hûreyre'ye: — Ya Ebu Hüreyrej iyi huya yapış. Seni mahrum edeni sen mahrum etmezsin. Kötü huylar bağlıca yedidir : Küfür. Diğer bir hadisinde de : (İyi insanların korkaklığından.— 114 — Bir gün Hazret-! Muhammed. şehvetleri terk hususunda sağlam kalıp daima istikamet üzere olmadır. İnsanın bunda medhali yoktur. *** İbadet ve sülükten murad. Ya Resulallah ? — Senden kesilen mümini sıla edesin (Sana küseni ziyaret edesin) . Kisb ile değildir. şerirlerin cüretinden Altaha sığınırım ). Keramet ve velilik. Yoksa veli olma ve . dedi. Hazret-i Muhammed bir hadisinde: "Zaman bozulunca kavmin ulusu. O da sordu: — İyi huy nedir. Şehadet ve sıddıklar makamına vâsıl olmaktır. Hased Bahîl.

intihar etti. O adam inad etti. suyu bol. * ** Birgi. tki gün sonra açlıktan öldü. Namazı kılınmaz. şu makama gelir ki Tanrı ona muhabbet eder. dedi. Mugaylân ağacı dikip hurma vere. * # Bir kişi halvet ve riyazette idi.— 115 — keramet için riyaziyet ve halvet eden biçare mağrur döşer. Seyyit Aliye haber verdiler : — Nefsini açlık ile öldürdü.. Sana kısmet olan hasıl olur. içinden çay da geçen bir yerdir. Hadiste buyurmuştur ki " nevafil ile Tanrıya yakınlık kesbetmeğe çalışan insan. Nitekim Enbiyaya nebilik kisble değildir. Ama Birgi ta İyonya devrindenberi yaşamaktadır. Ödemiş ilçesine bağlı bir bucaktır. Seyyid Ali Havas ona: — Halvetten çık. Riyazetle veli olmağa çalışmak. İyonya devrinde adı (Dios— Tanrı şehri ) Bizans devrinde ( Kriştopolos = İsâ şehri } idi. Vilâyet-i hassa istiyorsan ona amel siz nail olunur. ( Timolos = Bozdağ ) m çamlı eteklerinde. 2) Vilâyet-i hassa: Amel ve kisbile ele girmez. Şeyhin seni otuz yıl halvette aç tutsa Veli olamazsın. Ödemiş ikiyüz yıllık bir kasabadır. çıkmadı. . Hem velilik iki turludur: 1 ) Vilâyet-! amme: Kişi buna ibadetle nail olur. dedi. 8u asla olmıyacaktır. Allah verisidir. söğüt dikip elma vere diye ümit bağ» lamaktır. kıyıları kiraz bahçeleriyle süslü.

Arapça eserinin adı ( Gülşen-i esrar ). Arapça ve Acemce.- 116 — Konya Selçuk Devleti batarken. Türkçe. Bunların en kahramanı: 1328 de izmir fatihi Gazi Umur'dur. hictî onuncu asır tasavvufculannın en de ğeriilerindendir. ] Şahidi. yerinde kurulan beğlik Devletlerden biri. üç dilde. Aydinogulları Hükümeti. Birgide Milâdî 1299 da kurulup 1403 de Osmanlılara intikal etmiştir. Muğlalı İbrahim Şahidi [ Ölümü 931 H. Muğla'da doğdu. Türkçe eserinin adı (Güişen-i vahdet). Konya mevlevihanesinde gelişti. Birgide (Aydınoğlu camii ) en güzel eserlerimizden biridir. Bu eserlerinin üçü de devrinin büyük bir ülküsünü vahdete bağlanıp "kesretten azat.. olmak yollarını gösterir: Bilmek istersen bu vahdet sırrını Bulma g istersen bu bahrin dürrîni Cehdedip bu nameyi yadedesin Canını kesretten azat edesin Nam-ı name Gülşen-i vehdetdurur Murgu cana kandı pür lezzetdurur . zamanının en felsefî mevzularını nazma çekmiş bir zattır. Acemce eserinin adi ( Gülşen-i tevhid) tir. Aydmogulları sülâlesinden Birgi tahtına yedi Hükümdar çıkmıştır.

blrbirlerile (Yar) in zülfüne karşı şöyle hitap ettirir: Ey nice zahitleri tersa kılaa Ey nice âbitieri rüsva kılan Ey nice serkeşleri ram eyliyen Taat ü zikre peşiman eyüyen Diileri sevda ile viran eden Mtırgu canı tutmak için dam eden Olmuş iken niceler ehli yakîa Kûşei meyhanede kılan mekîn Sofinin gönlün perişan eyliyen Eşkini bidillerin baran eden Sattıran teşbih ile seccadeyi Aldıran brrkuze safı badeyi Hücresin âlimlere zindan eden Terkitahsil ettirüp rindan eden Kârini terkettiren kâr ehline Arım terkettiren âr ehline: ' konuşturur (Yar) in yüzündeki azalardan böylece bahsettikten sonra : Kıble-i ehl-i safedır ruyi yar Mazhar-ı hüsn-ü hudadtr ruyi yar .— 117 — Şahidi. nist gayrü cümle ust (Yar)în yüzündeki azaları. (Gülşen-i vahdet) inde insan mistik bir bakış ile bakıp öylece marta verir: Güyya mir'ati haktır ruyi yar Aksi hüsnü haktır anda aşikâr simasına Bu nükuçile bezendi ruyi dost Ger bidani.

(Gülgen-i vahdet) inin sonunda aşkı ele alarak: der ki : Aşk Aşk Aşk Aşk imiş peyda eden bu âlemi imiş şeyda eden bu âdemi imiş tekvin edip icat eden imiş bünyad edip Sbat eden . Ve : Kande baksam ol görünür gözüme Natık oldur hem benim bu sözüme der. (Şahidi) . Ülkü olan sonsuz güzelliğe Tanrıya ulaşmak için bütün çirkin huylardan silkinmek gerektir: Cümle ahlâkı zemime ey püser Oldu zulmat-ı hicabat-ı beşer Cümlesinden bunların geçmek gerek Bade ezan vahdet meyin içmek gerek *** Mistiklerin hemen hepsi gibi (Şahidi) de (Panteist) tir. Her ki oldu aşık ol pür nurdur Kande varsa âna göre (Tur') dur. Denk—-veş durmayıp iner çıkar Görmeyip bunda hakkın didarını Ahrette görmek ister (Yar) ini (Yar) ini bu gün gören yarın görür Görmiyen bu gün kaçan yarın görür. Felsefenin en derin mevzuu (Aşk) tır. Der.— 118 der. Ve bütün bu türlü türlü varlıklar ardında onu sezmeği düşünmiyen ham insanlar hakkında : Kible kimdir bilmedi ol birader .

bir perdedir. . ( beden ) köledir... akim. Sahibi ve hâkimi akıldır.. Yoksa nefse hâkim olan akıldır: Nefsi har bendeest akleş hâkim es t Çün mutu emir nebut zalimest " Merkep gibi olan nefs. Malûm olduğu üzere mistiklere göre. emre itaat etmezse zalimdir.— 119 — Aşk imiş yine anı kılan harap Aşk imiş tebeddül ve inkılâp *** Acemce yazdığı (Gülşen-i tevhld) i ise: 6 cilt (Mesnevi ) nin her bir cildinden yüzer beyit alarak tahmis edilmek sur etile meydana gelmiştir. Şahidinin bu mesele üzerine kuvvetli beyitleri var: Akli tü perdeest pişi çeşmi can Ez tü an maşuk zan ruyest nihan "Basiret gözünün önünde. Keşf kerded ber tü esrari nihan " Ariflerle düşüp kalkarsan tabiatın gizli sırlarına vakıf olursun. Eğer nefis. kültürlü insanlarla düşüp kalkmağı tavsiye eder : Ger tü hesti hemnişini arifan.. (Btrter) olan hakikâti kavramada akıl kuvvetsizdir. Şahidi. Bun* dandir ki maşukun yüzünü göremiyorsun. hakikate ulaşma : (akıl) ile değil (hislerin tasfiyesi) ile mümkündür.. Hayır.. Aşkı hak çün badi sarsar şüd vezan İn gamami akılra berd ez meyan "Eğer sende hak aşkı bir bora gibi eserse o zaman bu akıl buiutu aradan kalkar. Bununla beraber bu demek değildir ki aklın hiç kıyın eti yok.. bize..

• ••• Bunlardan başka. der: Hane-İ dil evvelâ halvet bikün Badezan maşukra davet bikün Arapça (Gülsen-i esrar) ı da. İzmir millî kütüphanesinde bir de (Tuhîe-i Şahidi) eseri vardır ki bu mübtedilere Acemce öğretmek içindir. Ehli tenra ilm ü kudret şüd dalâl Ehli dilra ber kûşayed perübal "Ten ehlininin elinde ilim ve kudret..— 120 — Beden putuna tapanların ilim ve irfanından fayda olımyacağmı da şöyle anlatır. Sonra maşuku davet et.. Bir de (Gûlüstan şerhi) vardır. Şu beyitte de '•' Evvelâ kalbini tertemiz yap. Bir mısraı acemce. bir mısraı bunun mânasını anlatan tûrkçe olanları da vardır : Her çi bihahİ rev hah der tü Her ne dilersen var iste sende Çendi şitabi begüneh in revişet ta begüca Nice iversin yazığa bu gidişin kandeye dek. dalâlete götüren bir şey olur. Hakikaten arif ve gönül sahibi insanlarda ise kanaat olur. Mezer taşındaki yazı şudur: . (panteist) görüşlerinin tasvirleriie doludur. *** (Şahidi) nin mezarını ziyaret ettim..

on dokuzuncu asrın içtimaî ve iktisadî ıslahatçüarmdandır. Amerika istiklâl muharebelerine iştirak etti. (Pikardi) de 1760 da doğdu. 1 Hayatı: Kont Hanri Sen Simon. Ama asıl kurucusu budur. birçok ıslahatçılar yürümüştür. Genç zabitliğinde. Bunun izi üstünde. . Sen Simon [ 176a — 1825 ] Sen Simon. Şarlman torunlarından olduğunu söylerdi. sonra.— 121 — Gedayım Şahidii mevleviyim Diyarı Menteşada Muğlaviyim Bihamdillah ki merdi maneviyim Ki gavası buharı mesneviyim Şahidiye her kim eylerse dua İde mahşerde şefaat Muslafa Merhum ve mağfur ve rabbilgafur Hasben lillah Şahidi ruhiçûn fatiha Sene 931 * * * Şahidiye göre hayatın gayesi: şu binbir renk ve şekil altında dalgalanan yüce hak ve hakikati sezip ona âştk olmak ve en yüksek ahlâk ve seciyeye yükselmektir.

(Restorasiyon) devrinde bir (mektep) reisi ve muharrir idi. Papazlık. Âlimler. orta zamanınki gibi. temelden değiştiren hâdiselerin şahidi olan Sen Sfmon. Dört çevresini.— 122 — Amerikanın teessüsü. önder olacak. rahip değil. (imparatorluk) zamanında ise. 1825 de öldü. yeni bir evrensel demokrasinin doğmak üzere olduğu intibaını verdi. Ama modern devrin meşini olmak ümidi kendinde kuvvetli idi. ekmek parasına muhtaç kaldı.. ona. ahenkli yeni bir cemiyetin yepyeni unsurlarını çıkarmaktır. Bir dergi tesis ve hatıralarını neşretti. orta zamanın ideali idi. Kont) bunlar arasında idi. yaşadığı günlerin bir dönüm başı olduğuna. Franstz ihtilâli esnasında halk tarafını tutarak ateşli bir (sankülot) oldu. heyacanlı talebeleri çevirdi. âlim olacaktı. 2 Yeni güzide önderler (liderler): Dünyayı. bundan. (Augı Tiyeri) ile (Aug. katolik papazlarının idare işlerine nüfuzlu tesirleri idi. Fakat ayni zamanda millî servet üzerine mülâhaza ve tetkiklerde de bulunuyordu. böyle devirlerden biridir. intihar buhranından çabucak sıyrıldı. Burada İş. kelimenin modern mânasiyle. Amerİkadan Fransaya döndüğünde ordudan çekilip iş hayatına atıldı. 18 inci asrın sonu işte.. oldukça acaip bir ütopi şeklinde arzeden . Ona göre (uzvî devir) ler yani muvazene ve intizam devirleri olduğu gibi bir de (buhranlı devir) ler vardır ki bunda herşey parça parça tuz buz olur. Sen Simon bunu. ama bir nizam ve intizamın yeniden kurulması için. Fakat bunlar. ö y l e ümitsizlik buhranları da geçirdi ki birinde. ve bunun derin buhranlar meydana getirdiğine kanidir. intiharı bile kurmuştu. ve idarenin dizginleri onlara verilecek. (Direktua») zamanında zengindi. Orta zamanın damgası. 19 ncu asır dâhi bir nevi (güzideler) istiyordu.

(Tiyeri) ite müşterek: «Avrupanın yeniden teşkili. " Nevton konseyi. siyasî bağlar da vardır. üç kimyager. önceden anlaşılacak.— 123 — " Nevtonun mezarı önünde. 1814 ilk teşrininde.. Fertlerin birleşmesinde olduğu gibi. Bu bir nevi bu günkü (milletler cemiyeti) nazariyesi idi. Sen Simonu. sulhun kurulması ve idamesi meselesi üzerine kuvvetle çekti. tıpkı astronomik bir hadise gibi. Bunların ilk işi: Fenlerin umum! sistemini o suretle tetkikten geçirmek olacak ki meselâ bir içtimaî hadise. kadınlar da hem seçilecekler hem seçebilecekler. üç fizikçi. olacak. yahut Avrupa milletlerini millî istiklâllerini muhafaza ile beraber bir devlet idaresi altında toplamanın vasıtaları ve iûzumu» Adında bir kitap neşretti. birer (makam) bulunacak. Bu yirmi bir kişilik heyetin adı. (İmparatorluk) devri sonunun muharebeleri. Buna benzer vasıtalardır ki insanlar arasında tesanüd temin edilmelidir. üç müzisyen seçmeleri söylenecek. üç ressam. milletlerin birleşmesinde de (müşterek müesseseler] ve bir [or- .. yukarıki gibi. böyle bir milletler fedarasyonu teşkiline müteveccih idi.. üç fiziyolojist üç edebiyatçı. Sen Simon'un düşüncesi. bu dört şubeden her birinde. Temel fikirleri şunlardır: " içtimaî bağlar gibi. 3 Milletler birliği ve ilerileme : Nevton konseyi. yirmi birer kişilik heyetler bulunacak. bir kayıt açılacak ve kayıt olunanlara: «Üç riyaziyeci... «Mevton konseyi» dünyayı dört devlete ayıra»ak. bir (arsıulusal) teşekküldür*. Her (konsey) bir mabet yükseltecek ki bunların her birinde Nevton şerefine birer mihrap.

kral ve ailesi: Ticaretin kodaman* . Bizim işimiz onlara yol açmaktır. içtimaî nizamın tekâmülündedir. o u z bin insan kaybetsin bir günde. dünyayı idare edecek eller. (Teşkilâtlı iş) devrinin geleceğini söylüyordu. bir içtima! heyetin (konvansiyonler) ve itilâflarla yaşamasını istemek gibidir. angajmanlarını sağlamlaştıracak şeyler lâzımdır. birinci kitabındaki gibi tamamen mütefekkirler değilse de müstahsiller olacaktır. Atalarımız onu asla görmüş değildirler. Uzun mülâhaza ve çalışmalardan sonra Avrnpa milletlerinin müşterek menfaatleri tezi üzerinde karar kıldım. menfaatlerini müşterek kıldıracak. hareketlerini müşahhaşlandıracak. önümüzdedir. Beşerin altın devri. altın devrini. arkamızda değil. Fakat çocuklarımız. 4 Parabole: Hayatının son senelerine doğru. kuvvete bırakılmış demektir. Fakat o devreye (demir devri) demek daha doğru. Her iki tarafın da iradelerini birleştirecek.. Avrupanln birtakım muahede ve kongrelerle sulha kavuşacağını zennetmek. olur. meşhur (Parabol) u dır ki bu sebeble mahkemeye bile sevkedilmişti.— 124 - ganizasyon] lâzımdır.. Bunun kuvve-i müeyyidesi hani? yalnız ümtdden başka birşey yok: " Şairlerin muhayyilesi. Bu mevzua dair ve gürültüler koparan be yannamesi. Ancak fcununladır ki fenalıklara ve tehlikeleie karşı durabileceğine haniim. her geyin halli. Sen Simon'un faaliyeti pek feyizli idi. birgün görecektir.. Gittikçe daha aydın „olmak üzere şunu ilân ediyordu ki. Böyle olmadıkça. " Farzedelim ki Fransa bir günde. insaniyetin beşik devrine. fakat beraat etti. ilk zamanın cehalet ve kaba çağına ad vermiştir.

-politika dilile söyliyelim. ancak bu nevi istifade ile olacağına kanidir.henüz ahlâksızlık içinde yuvarlanmaktır. Sen Simon bundan istifade etmek istiyor. „ ". henüz az tekemmül etmiştir. ehliyetsiz insanlar. Ve bundan şu neticeyi çıkarır : " Bunlar bugünkü politikanın en mühim noktasını açmaktadır. Bu.. Ama çok geçmeden kolayca anlaşılacaktır ki bunun tamiri kabildir. der. iş ve tecrübe sahalarından ellişer insan ölsün. Bütün işlerde. Fransa bir günde otuz bin değil üç bin kişi kaybetsin. milletler arasındaki mevkiinden birden bire düşürür. iktidar mevkiinde böyle bir değişiklik.. 5 '— Yeni hiristiyanlık Sen Simon zamanında Frasanın Hıristiyanlık ile rabıtası henüz sağlam idi. Şimdi bir de şunu farzedelim. henüz kendilerini istibdad ve hile ile idare etmiye müsaade etmektedirler ve nev'ibeşer. Fakat ne çare ki bugün devletin temeli olan işçilere. Şimdi artık. İnsanlar. ehliyetli insanları ve işleri idareye uğraşmaktadırlar. Fakat bunlar arasında. . asilzadelerin ve ruhbanın boyunduruğundan kendisini sıyırarak. her sanat şubesinden her fenden. Fransada iktidar mevkiinde bulanup bunun imtiyazlarından istifade edenlerin büyük kıy* met ve ehemmiyeti yoktur. siyasî iktidar mevkii: Her günün maddi kuvvetlerini idare edenlerin mütemadiyen fikri kuvvet! yükseltenlerin eline verilmelidir. Bu hal gösteriyor ki içtimaî organizasyon. Bu bir umumî matem olacaktır. âlimlere lâyık oldukları kıymet ve mevki verilmemektedir. mühendislere.— 125 — lan. yüksek memurlar yüksek rütbedeki papazlar vesaire ile on binde büyük arazi sahibi öte dünyaya g-öçmüş olsun.. Böylece. Bunun için otorite ve idare dizgini.. öyle bir felâket oiur ki Fransayı. hakikaten ehli olanlara verilmelidir: " Cemiyet..

en fakir smıfm maddî ve manevî varlığının ilerlemesi için çalışmak mecburiyetindedir. müstahsil ahlâkıdır. incilin: " Başkasına meselâ şöyle. Meselâ.„ der.. cemiyetin en düşkünleriyle daima meşgul olacak. en uygun ulaşabilsin.. Filhakika bu müellifte ve hayatında acaiplik. Fakat bu gün çocukça gördüğümüz kısımlarını atınca orijinal ve hadsî görüşleri de az değildir. çalışmaya mecburdur. düsturu: " insan. 6 — Netice Sen Simon'un taiebeierf. sosyetenin muvazenesi.. rahibi gizli olan bir din. „ Bu suretle herkes. Mabedi. temel ve en mühim sayılacaktır. ilmin ve işin her işin şeyden üstün tutulması.. her türlü ilerlemenin şcniyet haline gelmesi ve en iyilerinin iktidar mevkiine g-eçebilmesi için bu politikanın takibi lâzımdır da ondan . Kasdettiği bu ahlâk.H (ümaniter) fikirlerini. Her sınıftan bütün müminlerin dikkatleri. Şimdi hiristiyanlığın formüllerini genişleterek.. siyasî iktidarın ilim ve iş adam- . ahlâk meselesi üzerine çekilecektir. Ibaded ve nas. sadece hissî bir sebebten değü. hiristiyanhk haplarının içine sarıyor... încilin en başa koyduğu " fakirlere yardım „ esasını kendi sosyalizmine temel atıyor: " bütün sosyete. ikinci derecede kalacaktır. " Ahlâk. üstadlarının doktrinim* bir din gibi göstermek istediler. Ve bu. düsturu ile değiştirmek istemişti. karma karışıklık ve fevkalbeşer iddialar vardır.— 126 — gençliğindeki gibi (Nevton konseyi) yapmıyor. Sen Simon bir yazısında. Sosyete o suretle tenkil edilmelidir ki bu büyük maksada. her şeyden evvel işin ve bilginin organizasiyonuna dair olacaktır. onlara kendi nazariyelerine uygun mâna veriyor.

ilk evvel. içtimaî. işte Sen Simon'un bağlıca fikirleri. Ogüst Kont [ 1798 —1846] Kontun hayatı ve esari hakkında birbirine zıd çok izahlar vardır. arsıulusal sağlam rabıta tesis etme. Parise tahsilini ikmale gelerek Sen Siraon ile münasebete girişti. doğdu.. üstadınınki ile beraber idi. Bunun kasdettiği pozitivizm değildir. can sikınldan. büyük mikyasta. fakirlere hakikî hayat tadı taddırma.— 127 — larına verilmesi. teşkilatı şahsî menfaat üzerine değil hakikî medeniyete müteveccih istihsal üzerine yapma. Kont'un hayatının ilk kısmı. Meşguliyeti. Uzun bir çalışma mahsulü olan bu eser. 1 — Hayatı Montpeilierde. oldukça güç uzun dimağ hastalığı içinde geçti . makale ve halk dersi şeklinde parça parça idi. "Usul hakkında nutuk. Tıp ki Dekart'ın zihniyecilik hırsını. bir ker- . Nihayet (Müsbet felsefe) eserini meydana getirdi. Avrupa sulhu meselesini sağlam bir realite haline getirme. muhtıra. kitabındaki birkaç prensip. tam bir surette. ve ona talebe oldu. ifade ede» mediği gibi. 1798 de. Bunula bereber Kont'un hayrete şayan temûlûnü tahlile çalışalım.

— Bu binayı. Ölümü 1857 dedir.— 128 — re intihara bile te ebbüs etmişti. Bu romantiklerin hepsi. bir kimya hadisesi gibi katiyetle tahkik edilebilse. Sınıf imtiyazlarını mahveden müsavat ve hürriyetin Haniyle eski sosyete. bu his buhranı altında ( Müsbet din ) sistemini kurdu ki bunu M(üsbet felsefe) eserinin (1846 • 1851 ) sonlarında izah eder. ilk evvel. Şimdi binayı yeniden yapmak lâzım. Kont'a göre Fransız ihtilâli. beşerî tekâmülü tarihte bulduklarını zannediyorlardı. 1844 de (Klotilt) ile tanışarak ona â. hangi usule dayanarak yapmalı? — Kont. 1846 da öldü. Kont. Eğer sosyetelerin hayatı. yaln:z fenne itimad ediyordu. Fransız ihtilâli sonuna varmıştı. Amma her şeyi de yıkmıştı. cemiyetin tanzimi meselesi idi. Avrupanın üç asırdanberi görmediği son ve en şedid bir ihtilâldir. Kont. Bütün bilgiler. Fakat bu. 1815 den sonra derlenip toplanmağa başlamış oian bu cemiyet : hangi itikad ve disipline dayanacağını kestiremiyordi!. teolojik halde idi. Sen Simonun (kritik devre) ve ( uzvî devre ) nazariyesini kabul ederek buna daha bir derinlik ve katiyet verdi.ık pldu. cemiyetin üstüne dayanacağı temel itikad ve fikirleri tayin ve tesbit etmek idi. temelinden yıkıldı. Bununla beraber bu fikir. hepsi halledilmiş olacaktır. yani hadiseler mabudların . Uzvî ve disiplinli bir devir olan orta zamandan sonra Lüter'in vicdan hürriyeti hakkındaki isyanile ihtilâlin ilk safhası başladı. o sırada. 2 —Sen Simon'un halefi olarak Kont Üstadı Sen Sitnon ile çalıştığı esnada Kont'un başlıca düşüncesi. bütün büyük romantikierin zihnini işgal ediyordu. Mütefekkirlerin en büyük işi. Kont da bir filozof tarihçi oldu.

kimyadan sonra. 1844 ten itibaren.sadüf etmesidir. nereye gitmek mecburiyetinde İse. hatta evvelce den görebiliriz bile . tıpkı bir ağacın büyümesi üzerine bir tesir yapamtyacağı gibi. nesillerin istikbali hakkında evvelceden . anlıyabiliriz. Bu telâkki. Umumî bir harekete karşı durmak boştur. sı için. Bir kerre bu kat'! itim halini alsa o zaman insaniyetin tarihi aydınlanacak. Fakat istikametini değiş tire meyiz. Sevgilisinin ölümünden sonra ona. hadiseler indî sebeplere atfedildi. ikincisi. içtimaiyat da bir ilim halini alacaktır.— 129 — müdahalesi ile izah ediliyordu. (Klotlt) e t. kara topraklara karışm ş Leylâsile müşteıek yazmış F.. milletlerin tarihi seyri ve ak i seti evvelceden görülebilecek .. "reüsbtt politika. Şimdi pozitif devredeyiz Pozitif bir içtimaiyat ilmi kurmak lâzım. halinde münavebe kanununa tâbi olduğudur. fizik sosyal tabirini kullanıyordu ) Astronomiden riyaziyattan fizikten. Kütle. cemiyetlerin de. yeni bir dinin (papa) sı gibidir.. oraya gidecektir. Birincisi. etti. cemiyetlerin seyir ve te-âmülünde (fatal) bir şey olduğudur. 9 . sanki sağ imiş gibi. Konta göre bir adamın idaresinin. 3 Solri tüel hükümet fikri Kont. fgte Kont. her şeyin tabiî kanunlar dahilinde vukua geldiğidir. O adamın. Sonra metafizik devre geldi. canlılar gibi "buhranlar. Biz bu hareketleri tahlil edebiliz.tıpkı husuf ve kûsufta olduğu g-ibi hüküm verilecektir. iki esaslı neticeyi müstelzimdir. mevcut olan herşeyin beş hassemiz altında olduğudur. Buna sebep. cemiyetleri değiştirebileceği meselesine pek ititnad edilemez. Bu yıl. şüphesiz ki. ve "yeniden düzelmeler.. uzun mektuplar yazmakta devem . bu kanaatte idi. onun İçin mukaddes bir ysidir. (Sen Simon.

derdi.. Amma bir merkeze bağlı bir cihangirlik istiyor. orta zamanın papalığını örnek alıyordu. ahlâk! bir anarşidir. hissî bir karma karışıklık. Eğerki Kont. tsayı daha doğrusu ilk hiristiyanhğı hiç sevmiyor. ve garbî Avrupanm ancak bu suretle yeni bir nizam altına alınabi • leceğlni soyuyordu. .. Yeni bir iman ile öyle bir idare kurmak istiyor. "Pozitivizm ilim hali. usulü dairesinde sistem haline sokulmuş bir rüya içinde yaşıyorsa. beşerin hayatını tamamen kafi temeller üstüne kmuyor.. Kont. Konta göre hiristiyaniığın iyiliği. çünkü bu hiristiyanlık. Leylâsı ile kendi arasında bir diyalogdur.— 130 — gibi "eserimiz. o zaman ne dindardı.. tarih felsefesinden çıkardığı müsbet ve izafiyeci neticelerin zıddına olarak . Spiritüel bir hükümet fikrine büyük bir mevki veriyor. Patriyicatlır. böyle hallere "mukaddes akılsızlık. Kontun istediği: papa (Hildebrund) un veya (üçüncü tnosan) m devridir. Ü. ancak kilise tarafından inzibat altına alındıktan sonra görülmeğe başlamıştır. denilen ruhanî idare tarzının hem de Protestanlığın aleyhindedir. ne hiristîyandı. İlk yazılarında görülen temayüllerinin gayri mahdut bir surette ifrata vardırılmasindan başka bir şey değildir. der. Üs* tadı Sen Simona bu noktada da sadık kalarak. Proleterya. Renan. 4 — Üv içtimaî sınıf Kont. bu esnada. Böyle bir teşekkül için de. bu.opisinin ana hattı: Sosyeteyi üç sıntfa ayırmastdır: Sakerdostlar. bunu ancak tek bir başa yani papaya malik olup bütün hirjstiyanlık âlemini Birleştirmiş olmasına borçludur. Bu sebeple hem (Bosüe) nsn " galikanizm.

— 131 . Pozitivİst rahiblerdir. Bunların heyete kabulü.insanlardan mürekkeb bir heyettir. Halefini de kendi tayin edecektir. hem muhayyilesi zengin. üstteki sınıfa geçemez. En üstte başrahip var. müemmen bir hayat sahibi olabilecektir. kilometre murabbaı başına 64 kişiyi geçmemelidir. bu adamların nasıl yetiştirileceği hakkında uzun İzahat vermiştir. hayatın bütün kanunlar. Kontta. içtimaî işi. Bir proleter. hem cismanî hem ruhanîdir. Böyle bir teşekkül. ( Hak ) yok (Vazife) var. proletaryanın mikdarını o suretle hesap etmiştir ki her biri.rSakerdostlar. Bunun hiç bir mülkü olmıyacaktir. Ve her insanı umumî menfaate uygun surette ahenkli hareket ettirir. Hem Sakerdoltar hükümeti. Kont olacak. Amma tilmizleri arasında halefinin kim olacağını bildirmedi. Bu. müsaadei mahsusa ve istisna tarikile olacaktır. Bu pozitif nizam ve devlet: Şahsî hukuk kabul etmez. Papa gibi amma bu. karşılıklı hürmet ve fedakârlıktan doğacaktır. İlk başrahip. . ferdî saadet: Boş hürriyetten ve hayalî bir müsavattan değil. egoist gayelere doğru istikamet aldirtmaz. Kont. demokrasiye ve Fransız ihtilâlinin ülküsüne tamamen aykırıdlr. Cemiyetin teknik ve ekonomik idaresini Sakerdos heyetin göstereceği veçhe dahilinde bunlar temin edecektir.nı bilen ve umum! ahengi temin eden • aynı zamanda hem âlim. Patriçiyenlere mülkiyet hakkı verir. bütün vatandaşları birleştirip kuvvetlendirecektir. içtimaî sınıf fikri kat'îdir. Patriçiyallar: " maddî kudret „ tir. Çünkü Konta göre nüfusun kesafeti hiç bir yerde. Ancak vazife hissi. Amma Kont. Bu takdirde. hiç bir suretle. Proletarya: Bunlar da hergünkü işleri yapacaklardır. idarenin dizgini bunların elinde olacak.

Bu: kat'î ve müttefikan inanılmış bir din ister. bu sebeple. herbirinin kendi menfaatinden vazgeçerek teessüs etmiş nizama gönül bağlamasına tâbidir. "İnsaniyet: Dirilerden ziyade. yedi yerine dokuzdur. yirmi sekizer günlük on üç aylı bir takvim yapmıştı. Rusonun (içtimai mukavele) sine. bütün fertlerin bir• birleriyle ahlâkî kaynaşmasına. Biliyoruz ki Kont. (zaman raman tutarlı) insanların isine benziyor. Bütün bu teferruat. tarihin büyük adamlarının adlarım verdi. hiristiyanların perest'ş ettiği gibi. formülü. Nasara azizlerine. Bu dinin Allahı. Fakat Kontun. Hakikaten büyük olan insanlar. Kontun Pozitivist dini. Kont. Yeni diride katoükliğin hürriyet aleyhtarlığı bile vardır: Kont. yeni içtimaî hayat desturlarını istifade ettirmek içindir. bizim varlığımıza hâkim olmakta devamdadırlar. derin bîr mâna kazanmaktadır. medenî din bir realite siması verdiği gibi. 15 Ağustos bayramını temsil eder. binayı çimentolar. bunlardan maksadı: sönmüş bir katolıklik şeklinden. yeni mabetlerin ve mihrapların nasıl yapılacağı hakkında bir de mimarî öne sürdü. bu suretle. Klotilt'in yazılarından dualar da yaptı. İnsaniyet: (maşerî bir varlık) olup buna ancak beşerin ilerilemesine en iyi hizmet edenler iltihak eder hiztnet etmiyenler iltihak edemez. Pozitivist din.— 132 — 5 — Pozitivist din Sistemin sağlamlığı • Şüphesiz. ölülerden mürekkebtir .. kütüphanenin . kotoiikliğin şekfllerini alır. büyük adamlara tapma tabiîdir. Mukaddesatı . Teslisi (insaniyet-yerfeza ) dir: Meryemi (Klotiit) dir. Sevgilisi (KIotüt). Bu takdirde. Bu takvimde ayların her birine. insaniyettir.

Hattâ cesaretsiz düştüğü. Muhabbet. umum için düşünmekle muvazzaf olanlar. . daha faydalıdır. içtimaî vezife. zamanlar bile oldu. İşte Kontun bayrağındaki kelimeler .— 133 - kitaplarını kendi seçiyor (İSO tene ) . Karlayl [ 1795 — 1881 ] ilk evvel profesördü. fakat çobuk usanarak tarih ve felsefe ile uğraşmağa başladı muvaffakiyet seneleri geç geldi. fakat sebat etti. Amma teferruatından. 6 — N?tice Kontun eserinin sistematik şeklini kıitik etmek pek kolaydır. her asırda yetişen birkaç büyük adamdan . intizam. . Karlayl için beşerin tarihi ve dünya. . eşkâlinden vaz geçip te temeline bakarsak. sağlam tesanüd. disiplinli bir elbirliği ve. Kontun istediği şey: Âlimane ve müeessir bir içtimaî kurum. onlara. Bunları Sakerdos heyeti azaları okuyacak . . ilerileme. bunların neticesi olan beşerî tekâmüldür. Ahlâkin temel prensiplerini. ya duvar ilânları ya resmî gazete şeklinde bildireceklerdir. diğersınıfların okumağa ihtiyaçarı yoktur. Bizim buradaki araştırmalarımız yönünden tahlil edilecek eseri 1841 de basılan «Kahramanlar ( Reşad Nuri tarafından dilimize çevrilmiştir) ve Kahramanlara Kült» dür. Okuma yerine düşünme. onlar için.

beşeriyet için. ( P a g a n i z m — Putperestlik) devrindekilerle baslar. İskandinavya paganizmi. insanları. adam oğlunun ilk büyüklüğünü orada görür: sade kuvvet. 1 — Cesaretin ilâhlaşttrllmas*: Kahramanlar galerisi. Bu şimal ( Zöys) ü : Muharipler mabudu olup fnsanlann kalbinde askerî şecaat ülküsüdür. iptidailiği devimden Edda ile başlar. ilk vahşi şiddete sevkedeceği tehlikesini görmüyor mu acaba? dersiniz. Ahlâkî ülkü de o büyük adamlara benzemektir. Grek — Roma devrinden daha evvel. Döşeğinde ölmek istemiyen sert iskandinavyalının ruhunu. Biz o devreden cesaret. Karlayl'e göre. bir ağaç gibi telâkki etmek. başka hiç bir yerde bulunma» yan şiddetli hayat duyguları vardır. acılara ve ölüme ehemmiyet'vermeme zevkini bir armağan olarak saklamalıyız. Bu eski efsanelerde. beşerin çocukluk devrine ait olup manevî hayatının IIK taslağıdır. beşeriyeti daima değişmekte görmektedir. kuvvetli köklere malik.— 134 — ibaret demektir. tabiî ve mukavim bir vahşet. en son ahlâk: değidir. Karlayl. Fakat bu faziletlerin muharebeden başka yerlerde kullanılabileceğini de bilmeliyiz. bir tarihçidir . rahat döşeğinde ölmekten nefret ettiklerinden. . Mişele'ye benzer. Bütün kâinatı. Karlayl böyle bir idealin. Bunlar diğer manevî müktesebat ile ahenkleştirilmeHdir. deniz üstünde bir gemiye yatarlar ve gemiye ateş verdirerek yaktırırlar. (Oddin) in ahlâkı. der. Karlaylın sarp ve şedid muhayyilesi ikmal eder. hem yangın içinde ölürler. canlıların uzvî vahdetine kani olmak değil midir? (Edda) dakf mabut. Bu bakımdan Kari a yi. nnutmıyalım ki Karlayl. Böylece hem batma. Valhalîamn sahibi Öddin ve yahut Votandır. Çarpışmalarda kocamış bu kahramanlar.

kendi kendileriyle. kendinden evvelkini tamamlar.— 135 — 2 Hıristiyanlık devresi: Paganizm. Isa değil Muham meddir. Kar layla göre bu asırlar. tarihin en muhteşem devridir. insanlara verebileceği hakikati verdikten sonra öldü. (Dante). Amma (araf) ta mücadele yerini ve mahiyetini değiştirdi. Edda ise paganizm devrini temsil ediyordu. Bu devrin yüksek ifadesi (Dante) nin "ilâhî komedi» sinde izah edilmiştir.Tarihte her devir. . [ Maamaf ifa peygamber tipi olarak yaptığı tahlil. Binaenaleyh ilk zaman hayatının öğrettiği mücadele prensibi. kendi içindeki fenalık temayülünü atmakla mükellef olduğunu anlıyor. Karalyl. Artık insan peşiman olmak ile. (mutlak muhabbet) üzerine ilk hiristiyanhktan ziyade orta zamanın tanzim edilmiş teokratik ve feodal hinstiyanlığına 11. Bu kısımda günakârlai. Eddanın muhariblik ülküsü ile zıddır. Pişmanlığı en iyi tasvir eden eser. ise işte bu (araf) tır. yüksek vazifesinden haberdar olarak. Oddin. J Şüphesiz bu. müminlerinden bedenî ve maddî bir şecaat ve cesaret isterdi. ona göre. (Dante)nin şiiri: Cehennemden. Bunları ayrı ayrı almak. hıristiyanhk devrini temsil eder. yerini ve şeklini değiştirecek kendi içimiz ile mücad le olacak. Karlayl. Karlayla göre bu eserin en mühim kısmı. kokden sökülüp atılacak değil. kendi hatalarile mücadele ederler. (âra*) tır. madalyanın bir tarafını görmek gibidir. yani hastalardan. Hıristiyanlık doğdu. hıristiyanlığın (muhabbet ve merhamet) ahlâkını alır. cinayetlerden cennete yani tekâmüle doğru yükseliş esile. 13 üncü asırlara mütemayildir. En yüksek ahlâkhğın zembereyi (peşimanlık hissi) dir. beşer hayatının tam bir sembolüdür. İp.

belki bir zekâ kahramanı ve prensi olmaktan ziyade dâhi şair olarak görünür. (Kepler) gibi âlimlere verilir. Karlay]. Bu devir. iğneledikleri böceklere ve nebatlara kapanmış değildir. Ve bunlar da (Galile). Karlayla göre: Modera medeniyetin başlangıcı Şekspirin zuhuriyledir. göre Şekspirin eseri. ruhların derinliklerini anlayan ve gören bir mûşadecidir. Şeksp : r. beşer tarihinin tam bir aynasıdır ki başka hiç bir eserde görülmez. en yüksek noktasına varabilmesi için on asırlik bir zaman geçmişti. Karlayla. bir hayalci değil. Dantedekinden daha ziyade hayrete düşer. fizikçiler gibi maddeye dikerek her şeyi kuru formüllere ve rakamlara bağlanmış. veya tarihî ve tabiîciler gibi. beşer hayatını görmeğe müte- . Modern medeniyet içiu de belki o kadar bir zaman lâzımdır. Onda müşahedecilik ve sanat.Karlayl. Burada tarih bile . Nesnenin hakikatini bulmağa yönelmiş müşahede ve muhakeme zihniyetidir. Orta zaman medeniyeti. Böyle kıymetli bir müşahedeci olan bu şair. eşsiz çizgilerle t es bit edilmiştir. gözlerini. ve her şeyi taayyün etmiş sayılamaz. hayatın mânasını. Ekseriya denilir ki Rönessansm başlıca icadı: (fenne müteveccih zekâ) dır. Şekspirin tarih! dramları kadar vuzuh ile tasvir edilememiştir. ise bunlardan ziyade Şekspiri alır. Bunun karş sında. orta zaman da kendini kurtaramadı.— 136 — 3 — Modem anlayış Bozulma ve ölümden. Meselâ İngilterenin orta zamanı. Rönessans devrindenberi (modern devir) dediğimiz bir devre başladı. hiç bir yerde. Fakat modern medeniyetin eskisi üzerine yeni manevî servetler koymuş olduğunu görüyoruz. henüz teşekkül devresini bitirmiş. Sebebi bu şair. kâinat üzerine gözlerini dört açıp beşeıî ihtirasları.

"Reforma. Karlayl. Bu sebeple daima şunu tekrar eder ki: Formüllerin içine kapanmış nazariyecilere. Modern devrin kahramanları. nınkiler arasından (Lüter) ile (JohnKnox) u alır. imanlı kimseler değildi.— 137 — veccihtir. Din.. reformacılardan sonra. Fennî tahlillerden daha toplu. Hayat ile "samimi „ olmakltğ. ve ( Burns ) u yani oylara müracatı tavsiye edenleri. zakâ. vicdanın sesini işittirememesidir. İnsanı yeniden disve doğru tutar. Karlayl. işte Karlaylın. böyle dolandırıcılık ve politika vasıtası oluyordu. eski ve orta zamanların temin ettiği kudretlere arka döneceklerinden korkar. ve ilme fazla güvenerek. Şekspiri tercihi bundandır. kelimesini çok kullanır. O devirde Papalar. samimiyetin mürailik üzerine galebesiledir. her zaman her yerde. bunun en açık delilidir. . ve aksiyon içinde bulunanlar tercih edilir. hakikaten yaşı/anlar. Bundan anladığı mâna nedir? Misallerle gösterir. onu böyle görür. Bunların arasından (Johnson) ( Ruso). daha manalıdır. bilhassa.. bu fesat devrinde. 4 — Samimiyet Karla yi. Karlayl bu "samimî. hayatın gelip geçici ve egoist konvansiyonlarından çekip çıkararak. bız>. hakikatte. Bu ses (kî Knox'un da böyledir): Sert ve dik. bir takıp düzme şeylere karşı baş kaldıranları alır. papazlara verdikleri para mukabilinde günahların affolunması (indüijans). (Lüter) in insanlığı. hayatın her dem taze ve sağlam noktalarına sevketmek ister. muharrirler hakkında da aynı vaziyeti alır. Karlayl nazarında reformanm mâna ve ehemmiyeti. iyi ve gür bir sestir.mız lâzımdır. çorak ve kısır bir gurura düşeceklerinden ve bunun neticesi olarak. modern devrin başlamasından itibaren insanların.

Vahşet devrinde bile (yüksek) şeyler vardı. yalan üzerine: halkın aldatilabilecaği fikrî üzerine dayanıyordu. . KarlayI. Birinci fikir bize şunu öğretir ki hiç bir devreyi küçük görmemelidir. beşerin istikbali hakkında mettçesine nikbin. Napolyonun işlerinde ve sözlerinde öyle hile ve komodiler görür ki bunlar Kromvelde yoktur. " bir bülten gibi yalan et tabiri. Rusonun eserleri (derin samimiyet) hissine bir davettir. Birincisi beşerin hayatı.— 138 — (Johnson ): Derin doğruluk taraftarıdır. safhalara ayrılmıştır. Rusoya gelince onun hakkında KarlayI. İçi dışı bir. ( Krom ve 1) : alır. 5 — Netice KarlayI şu iki fikre inanıyor. der. kuvvetli ve zengin bir ülkü lâzımdır. İkincisi. Napolyonda Kromvelden çok aşağı bir kahramanlık görür. sinirliliğine rağmen Rusoda bir (ilâhî kıvılcım) görür.büyük rol oynar. Ve en popüler şeniyetler üzerinedir. Amma zâflarına gururuuna. der. Bunu terennüm etmiştir. yüksek şahsiyetler. İkincisinden öğreneceğimiz şudur : Bize. Çünkü Napolyonun nüfuz ve kudreti. kuvvetli ve vicdanlı bir amele gibi çalışıyor. oldukça serttir. Bu safhaların her birinin evç noktaları ve kendilerine mahsus faziletleri vardır. " Onun sun'î şatafatı yok. (Burns): Köylü bir şair olup ilhamlarını isten aiır. Eserleri tabiatın çiçekleri gibidir. Napolyonun zamanında çıkmıştır. Müraî değil" der. tarih. KarlayI. sosyeteleri yoğuran ve sevkedenler ( ki bunlara kral der ) arasında.

1882 ] Emerson. ilk aldığı dinî intihalardan. (Boston) de eski bir püriten aileden dünyaya geldi: ilk evvel (pastör — rahip) olmağı düşündü. ki hiç bir vakit kiliseye tâbi değildir.. hattâ eşyayı. Amerika ve hattâ ta Hindistan ile gittikçe artan muhaberesi nüfuzunu her yere yayıyordu. .1850 arasında ki yeni lngilterede insanları. ranslariyle ve kitaplariyle ahlâkî fikirlerini yay mı ya başladı. ruhtur. sade bir dindarlık ve sağlam protestanlık ile meşbuğdu. konf. (Konkors hekimi) namı verilen Emerson.hiç olmazsa dar mânada • kaybedince. Emersonun doğduğu yer. Avrupaya seyahate çıktı. Amerikanın Endüstri ve Merkanti! medeniyete kendini vermeğe başladığını hatırlarsak onun sözleri bir kat daha önem kazanır. Ruha ve manava itimat Emersonda. 1840 . (Konkars) taki evi. 1. Oldukça uzun seyahatten sonra memleketine dönerek. eşya üzerine tesir ederek. yaratabilir bile. lâik vaizlerin ocağı gibiydi. Emerson. Fakat imanını . resmî memuriyetinden başka. fikriyat ve ahlâkiyata hasrettiği hayatını. Avrupa..— 139 Emerson [1803 . paranın ve maddi iştiha ve ihtirasların üst tutulması aleyhinde çok çalıştı. bu tezini müdafaaya çalışırken. Emerson. ateşli. Ruh. derin sükûnet içinde nihayetlendirdi. bu meslekten vazgeçti. (Spiritüalist) bir îman vardır. eşyayı değiştirebilir. para ve servet ardına ta kılmış görüyoruz. Emersona göre (asıl olan) madde değil.

2 — Sürüye Katılmama. Emerson. şairin ilhamı bize birtakım hayalât değil. başka hiç bir şeye karşı canlı değildirler. bir zenginleşmiş tüccarlar sosyetesi halinde olup Monoto-ı bir iz içinde idi. Fakat kalplerimize bunu nasıl nakş edebiliriz? Şüphesiz ki bu. Emerson. bütün diğer hakikatlerin kendisine tâbi olduğu ana bir kakikattir. olduğun gibi görün! „ diyor. Giydikleri elbiseden konuşma tarzlarına kadar hepsi komşuyu taklid ve müşabehet kanununa tâbidir. Bu itikada. hayata itimat eder. böyle bir sosyetede. Fakat Emersona göre. insanları ferdiyete davet ediyordu. Hekimin düşüncesi. der. Bu da. hiçbir haricî kuvvet. hiç bir kilise bize teklif etmeğe kalkmasın. îpsen gibi: "Evvelâ. insanlar para kazandırıcı şeyler müsabakası mustes na. mütearifeler gibi apaçık olan hakikatlardır. bunlar esas itibariyle ilham alan insanlardır. Biliyoruz ki 19 uncu asrın ortalarına doğru Amerika. Böyle bir sosyetede. der. Fenalıkların bir çoğu kendinde yerleşen maddenin. Duyum ile muttali olamayız. akıl ile de ispat edemeyiz. Bu. fennin hakikatları gibi değildir. ruh ve düşünce olduğu hakkındaki kanaatin derinlisine bağlıdır. bilhassa (ilham) a inanır.. Emerson. kâinatın sathi bir safhası olduğuna kanidi. sağlam ve şerefli realiteler ilân etmektedir. en yüksek hakikattar. insanın her şeyden evvel. ferdiyete davettir. sağlam bir iyimserlik müterafıktır. hiç muhakeme ve muakaleye muhtaç olmaksızın. . Bunun içindir ki insanlara kılavuzluk ve talim edenler arasında şairleri tercih eder. hepsi birbirinin aynidir. Şahsiyet. Bu prensiplerden nasıl bîr ferdî ahlâk ilkesi çıkacak? Emersonun yazılarında en çok tekerrür eden şey.— 143 — Em er sona göre bizim saadetimiz. amma şu şartla ki bunlar.

Bunları terkedeisek. (Konfor) boyunduruğuna girmeden. hiç korkmazsızm söylemeğe cesaret edebilsin. bir barbarlık ve intihardır. Sürünün bir yansısı. yaşamıyan insan. bu taklit bu konformizm. İnsan. ruhun ölümüdür. tnsar.__ 141 - Emersona göre. bu ferdî kültüre ait fikirlerine. mi- . kendi varlığından haberdar oluyor ve hakikaten hakikî bir fett oluyor. terbiyeye dair olan düşünceleri de bağlanabilir. Medeniyetin zahiri ve itibarî kısmının bir bağına bağlanmak. buna mukabil bir hazineye kavuşuruz : Kendini tanıma hiss% ve nefsine itimad kudreti Sürüye tâbi olmadan. geri bir insan değildir. birde şahsî düşünce ve duygusu nispetinde insandır. Halbuki İnsana düşünce istiklâli lâzımdır. bu kölelik ağırlığını ve boyunduruğunu silkmesi. Modern şekiller de ise hayat. Böyle bir hürriyet içindr. Bir insanın şahsiyeti. zindanda kalmağı veya ruhun solmasını kabul etmek demektir. bir kopyas olacak yerde insan. Taklit. zengin ve kuvvetli olduğunu keşfediyor. Her çocuğa ayni şeyi vermeğe çalışan eski terbiye ve kollejin aleyhindedir. insanı. zanolunduğundan daha ziyade. her zekâ t'pine göre türlü türlü okullar istemektedir. Filkakika Emerson. ayni zamanda monden sun'îliklere hiç ehemniyet ver meğe de alışmalıdır. bir sürüye katıyor. hakikî bir hayat sürüyorum sanmasın. kendi düşünce ve duygusHe yaşama ile insan kendisinin. İyi ve temiz bir insanm hayatta biraz da münzevi kalacağı tabiiîdir. Ta ki koşa gitmiyecek olsa dahi. Her mizaca. Sürüye girmiyen insan. Bilhassa çocağun veya gencin. yeni terbiyenin hazırlay c lanndandır. basma kalıp fikirlere ve kör göreneğe karşı aldığı zıd vaziyet'erle sağlamlasın Emersonun.

Müsavat ise. Demokrasinin temel prensipleri olan: Hürriyet. Demokrasi bir saldır. fikir hürriyeti o'ldug-unu tekrar eder. müşterek bir disipline tâbi olmayarak hür çalışması meselesi üstünde çok durmuştur. derunî hürriyet. Siyasetteki fikirleri nasıl ? İçinde yaşadığı ve o zaman dünyanın hemen yegâne cumhuriyeti olan Amerikan demokrasisi ve cumhuriyeti hakkındaki fikirleri nedir? Bu babtaki fikirleri mütehavvil ve ekseriye şiddetlidir. Buna en müsait rejim ise şüphesiz demokrasidir. Emersona göre her şeyin başı: Ahlâkın hür inkişafıdır. diğer rejimlerin hepsine tercih eder. ona tehlikeler ve aniaşümamazhklar ile dolu görünüyor. kendi zamanındaki Amerikan sosyetesinin zıddınadır. fakat şiddetli rüzgarlara maruz kalarak ekseriya devrilen bir gemidir.. aleyhinde değildir. diyor. Siyasî hürriyeti ise ekseriya. hep (faal mektep) e doğru gelen fikirlerdir..— 142 kanıkî ve haricî. Kendi zamanındaki Amerikan demokrasisine itirazı şu noktalardadır: " ö y l e bir demokrasi ki. Bu mülâhazalardan sonra Emeasonun. (söröcöJüğ) e ve (konformizm) e verilen parlak ve asîl bir isim. üstünde insanın ayaklan ıslanır ama daima yoluna devam eder. Bu. teçhizatça mükemmel. Bütün hesap sonunda ötekinden daha iyidir. Ve demokrasiyi meth için şöyle güzel bir teşbih de yapar: "Monarşi. müsavat. tesviyecilik ve fptîzalcilık gibi ifratlara sevkeder. Bunu. umumî faydası olan bir işe iştiraki redden ibaret katıyor. daraokrasi aleyhinde söyllyeceği zannolunur değil mi? — Hayır. idare edenler. 3 — Demokrasinin Tenkidi : Emersonun ahlâk prensibi. Zarurî olan yegâne hürriyetin. de T . halkm mümessiliyiz diye kendilerini hür zannediyor- . Bu fikirler.

Emersona göre hakikî hükümet: sadece zekâ. Çünkü servet ve refah temin etmek söz konusu hükümet için daima bir müdahale sistemi de mevzuubahs demektir. Hükümetin işi. aristokratik demokratik şekillerin hepsinde de hükümet. 4 Spiritfiel hükümet Emerson un en ütopik yerine g-eldik. Siyaset üzerine olan fikirleri. Bir medeniyeti kurarken evvelâ maddeyi düşünmemelidir.— 143 — lar.. çok masraflı bir çark olur. Emersona göre monarşik. Memnun olmayanlar da çok olur. Farara böyle bir hükümet teşekkül etse ve yalnız fikir ve fazilet ile uğraşsa. başka bir şey değildir. halbuki hakikatte bir kaç mübteze! fikir ve hattâ daha fenası kese doldurma yolları etrafında toplanmış insanlardır. Bununla beraber şuna da kanidir ki. Medeniyeti yapan: fikrin hamlesi. herhangi bir dereceye kadar maddî refah temini ile mükellef tutuluyor. aclalet aşkı. etrafındaki kurt devletler onu ne yapmaz ? — Emerson buna cevaben de: "her hakikî kuvvet. inan ülküdür ki ancak bunların yüksel m esil e arz üzerin- . Büyük hata işte bu noktadadır. ahlâk ve faziletin inkişafile meşgul olmalıdır. ruhtadır. O zamanki Amerikanın. malûm olan bütün sistemlerden başkadır. hürriyete götürecek yegâne yo! da hakikî demokrasidir.. sadece bayalığı yapan müsavatına bakıp der ki bu : Yüksek ülküyü aşağılatmaktan. fertlerin zekâ ve fazileti inkişafına yardım ederek daha iyi olmalarını temindir. içyüzü ahlâkî kölelik olan yalancı hürriyetine. ümit. O zaman hükümet zor döner. hakikî medeniyeti yapan madde değildir.

klâsik ( Biznesmen — tüccar ) tipinden . kendini haricî düşmanlara karşı da daha iyi müdafaa eder.— 144 — de en iyi bir varlık ve medeniyet kurulabilir. Sonra Hıristiyanlığa imanım kaybedince lâik hayata gir- . rahip olmak üzere hazırlanıyordu. cihan efkârı umutıiyesine tesir ile diğer milletleri de ayaklandırabilir. Esasen Emersonun hayaline göre böyle bir rejim kuran milletin bu yüksek hareketi. I ! ! Hani öyle dün ya. Böyle bir sosyete. âlicenap olan fertleri arasında maddî şeylerden dolayı hiç bir ihtilaf olmazdı. ey aziz mütefekkir ! i ! Em er sonun ana fikirleri bunlardır. Eğer böyle bir sosyete teşekkül edebilseydi hakîm. Okuldaki muvaffakiyeti dolayısı ile onu liâhiyat seminerine kabul ettiler. Ernest Rönan [ 1823 1892 ] Fransanın (Bretagne) bölgesinden olan (Rönan ). Amerikanın : para ve Konfor htrsınl azaltmak ve ruhta muvazene hasıl etmek istiyor. yanhz ruhun tekâmülü ile uğraşacak bir sosyete çıkarsın.. hür. O istiyor ki Amerikanın.

hayatın derin anlamını gözlerimiz önüne sermektedir. Musa ve İsa dinlerinin menşei hakkındaki eserlerile büyük ün kazandı. Tarih etütlerile. Kendinde din kafasından başka. Tarihi böyle görüşten alnacak en kuvvetli ders nedir? Tarih bize: Daima daha güzel şekillere. beşerin mukadderatına müteallik meselelerdir. F. tik büyük eseri olan 1843 de yazılıp fakat pek çok basılan «ilmin istikbali». Fakat asla ihtisası içinde kapanıp kaimad*. daha yüksek hayata. hastalıkları ve maddî. büyümesi. Böylece tarib. daha âlicenap. bilhassa lisan.. tarih vasıtasile tanımıyor muyuz? O. 10 . bize. Eserlerinde. kendilerinden ders aldığımız en yüksek takdire değer insanlara kadar hepsinde bu yükselen kuvvet. daha şuurlu. Onun zihnini en ziyade işgal eden. 1 — İlim ve hürriyet vasttasile ilerleme Rönan. Hiristiyanlık ile ilg-isini kestikten sonra kendini bütün kuvvetile fikrinin değişmesinde büyük âmil olan tarih ilimlerine verdi. zekâyı. itikatlar. Şair ve ahlâkçı kafa da vardı. mânevi ihtiyaçları olan bir canlı varlık gibi görünmektedh. bu biraz d-aha ziyade yükselme ihtiyacı. diğer ilimlerin hepsinden ziyade inkişaf ettireceğine ve bizi kaynağı hayat olabilecek hal ve hareket düsturlarına sevkedeceğine inanır. bu babtaki heyecanını göstermektedir. O. ta menşelerinden itibaren. daha zengin ve daha aydın düşünceye doğru giden bir didinme gösteiiyor "Okyanusların derinliklerinde ot gibi yaşjyan kör ve sığır deniz yıldızı hayvancıklar ndan. hayatın mânasını ve inkişafı şartlarını anlamağa uğraşır. Hattâ politika işlerine bile karışmak istedi. bir çok renkler ve şekiller altında. tarih. fikirler tarihi. daha asîl olma arzusu vardır. Beşeriyeti.— 145 — di.

ivimserlig-e dönme Rönan'ı. her gün biraz daha kendi kendini yaratmaktadır» der. Evvelâ bu tekâmül fikri. 1870 — 1871 hadiseleri ile çok sarsıldı.. Hügo gibi romantiklere yaklaştıran bu itimat. Rönan'ın temel düşüncesi şudur : "Kâinatın gayesi ruhun inkişafıdır. der. Her fert kendinde en iyi ola» şey ne ise onu. Başka insanlar için de hürriyet ister. Aramak. Bununla beraber bir müddet küsuftan sonra. üçüncü. Bugün yok. "hürriyettir. bu müstakbel Allahm lealize olabilmesi meselesi: (Gayri mahdud zaman) ve (bir çok tecrübelere ve muvaffakiyetsizliklere rağmen daima yeniden başlama) ister. 2 — Endişe. Paris yangını ve Komün'ün ezilmesile başhyan dahilî kan dökülme. kendini kurtarmıştır. Repûpliğin mütereddit. Amma oluyor.— 146 — Bunun içindir ki. hür bir surette inkişaf ettirmelidir. bütün zincirlerden. umumî tekâmül imanı gene doğdu. düşünmek ve doğru işin bize öğrettiklerini söylemek için hürriyet lâzımdır. bugünkü insanlarla hayvanlar arasındaki nispet gibi olacaktır. Fakat bu defa önemli düzeltmeler yaptr. hürriyet ister. istikbalde öyle bir nevi insan zuhur edecektir ki onun bugünkü insanlara nispeti. Medeniyetin tekâmülü için her ikisinin de varlığına kani olduğu iki millet arasındaki muharebe. Misele. Bütün varlıkların cehtile Allah. karışık ve güçlüklü başlan' gıcı Rönan'ı kararsızlığa ve endişeye düşürdü. «Böylece (Allah). . istikbalde olacak. Amma bu ceht. Hayat hamlesi : Küçük bir deliği olan camekândan çıkmağa uğraşan bir böcek gibidir. Bu inkişafın şartı da. Bunu (Felsefi diyaloglar) eserinde* görü• rüz ki bu eser 1871 de yazılıp 1875 de düzeltilip basılmıştır. Rönan.

tabiate büyük bir israfı mucip olmaktadır. yüz. devam edebilir.. beklenilmiyen sukutları. başka yerde. Muaffakiyeti vâdeden: Gayri mahdud zamandır. iyi' niyet sahibi olsun. Arzımız roahvolabilir. ancak bir kaç çiçek ve nseyva husule gelebilir. anlaşılmayan durgunluğu bizi hayrete düşüremez.. ve şimdi namütenahi uzaklıklarda bulunan fakat en son. 3 — Ahlâk Hayatta alınacak hakimane vaziyet nedir? Her düşünce ve duyguya karşı ayni zamanda hem hürmetkar . Fakat şurası kafidir kî hayat. bizimkinden başka şartlarla. fakat bu teşebbüsünü sayısız denilecek kadar çok tekrarlarsa en son muaffak olacağı şüphesizdir. Öyle ise beşer tarihinin. binlerce defa cama çarpıp düşecektir. Beşer tarihi muntazam bir yükselme çizgisi olmaktan uzaktır. o namütenahi içinde kavuşulacak olaa tekânü lü arama yolunda bütün kuvvetile çalışsın. Tek birinin zaferi için milyonlarca mahlûk feda edilmektedir. Anma şu yeter ki itimadını ve istikbâle imanını kaybetmesin. binlerce insan yetişip ölüyor: Ender olarak tek bir müstesna yetişip onların ceht ve rüyasını temsil ve tekâmü-' lün bir realite olduğunu ispat etsin. Kuvvetin böyle pek fazla miktarda kayboluşudur ki hayatın ve dünyanın kanunudur. varamıyacakhr. Bütün bu büklümlerden ye karışıklıklardan sonra ruhun muhteşem yoluna g-elinmiş olsun yeter. diye.— 147 — Bu böcek. İnsanların bir gün nereye varacağını hiç kimse anhyamaz ve mutlak suretle hiç kimse hükme. Milyonlarca (gubar-ı tal') ser* piliyor. Saniyen bu cehtin çokluğu.— yolunu kayıp veya hatâları yüzünden intihar etmesi sebebile.demez. Hattâ muhtemeldir ki tekâmülün en son ve muhteşem noktasına beşeriyet. Muntazam kütlede.

kendisine karşı set t. fedakârlığa inanmak. bir güzel tip bir hü'mete şayan nokta vardır. Bu halde. rahatı arar. Berer hayatının saadet yığınını arttırmak. sudu?: Kahraman ruhlu insanlar... Ve hakikati hür ve müstakil bir fikir ile hiç durmadan araştırabiliriz. Rönan'in "akropol üstünde duası. kuvvetüe snağrur. kafasiyle. bütün kuvveti ile kollamak* tır. muazzam ve pek müsrifane ceht ile. ölü mabutların kırmızı kefenlerine. bu suretle ifade edilebilir. O. alaca karanlıklar Sçinde yükselen bir tekâmül içindedir. o zaman diyemeyiz ki.. bu cehtlerin yalnız biri kıymetlidir de ötekiler değildir. Eğer inanırsak ki. kütle. asla bir zincir olmamalıdır. Bilâkis kütleyi mazur görür. Fakat şuna da inanırız ki samimi her düşüncele bir hakikat kıvılcımı. ekseriya zannolunduğu gibi RÖnan. itina ile sarıldıktan sonra artık onunla alâkamız yoktur. "Malik olunan iman.. Ancak bu suretledir ki samimî herşeyi. Rönan kendisi bütün hayatinca: Yorulmak bilmiyen. Bağlanmamak şartile. lâztas. Kahraman ve halîcn insan. samimî her tecrübeye baş vurmak mecburiyetindeyiz. insanın en yüksek asaletini teşkil eder.kütlenin bu ! h ilini biür. . Pek orijinal bir fikri de vardır ki. bununla beraber hor görmez. sırf kendi tecessüsünü tatmin için bir fikirden diğer fikre geçen ve hiç bir fikir üstünde duramıyan bir mütefekkir mi? — Asla. bedensel ac larına önem vermez. Fazilete. güzellik ile karş Iıyabiliz. güç ve sert bir hayata âşık oldukları ve en yüksek kıymetlere taptıkları halde. Rönan'a göre insanın büyük ödevi kâinatı ideal yüksekliğine doğru giderken.— 148 — olma hem de serbest kalmadır. Gs'üne aldığı işten derin şuurlu bir adamdır. kâinat. çelik iradeli.

iyilik. Müşterek nokta. Fransada liberal imparatorluk Komün ve Cumhuriyet eski aristokrasinin son günlerini yaşamakta olduğunu göstermektedir. . Kütle. Öte dünyaya ait ümitler zail oldukça bu fani insanları. böylece.. dereceli ahlâka razıdır. ruhan aristokrat pek az insanlara nasip olur. insanlarla iyilikten. güler yüzlülükten. hayatı tatlı ve arzu edilir bir hale sokmalıdır.. bu kadaf yüksekliğini herkesten istemez. hayatı hoş görme ve ona hizmet edip yükseltmek iradesine malik olmadır. Eğer insanların yaşamasını istiyorsak. ancak muvaffakiyetlerle değerlidir... Herkesten bunu isteyemeyiz. Kütlenin iktidar mevkiine gelmesi acaba medeniyet için bir tehlike olur mu ? İntizamsızlıklara ve bayağılıklara sebep olur mu ? diye düşünüyor. içtimaî ahlâkın en tehlikeli hatâsı: Huzuzatın toptan atılmasıdır. 4 — Rönan ve demokrasi RÖnan'a göre en önemli sosyal mesele. Halâsız ve pek mükemmel bîr fazilet. selâmete çıkmak için kütleye. hayata tahammül edilir bir şey nazarı ile baktırmağa alıştırmalıdır. Bukadar yüksek ve asil bir zekâ ve seciyeye malik olanlara ne mutlu. • . elbet onlar bulundukları noktadan inmezler. kütlenin iktidar mevkiğine gelmesidir. müsamahadan. Hayat ancak meyveleri ile. cesaret. „ Rönan. — 149 — Yoksa insanlara kefaretten. fikrî şaherserleri anlayıp yaratabilecek mi ? Yalnız maddî menfaatlere tapan bir cemiyet meydana gelirse ya. Fakat eski gol ahlâkı.. şen olmadan.. şen olma AUaha itimat kâfidir. Isanin insanları affetmek için nefsini feda etmesinden bahsetmeni eli. Yoksa kendilerine karşı isyan ederler. diyor > . mukavemetten konuşmalıdır. Gol ahlâkına göre.

Bilâkis onu himaye etmek istiyor. . Buna hacet kalmadı. (Caliban) ve ( L'Eau de Jouvece).. « Felsefî diyaloglar » eserinde. (Celiban) da (Prospero) yeniden Milân dukası olunca Calibanm idare ettiği bir halk isyanını müteakip tahtını kaybediyor. Rönan. < Bu bir katastorof mu ? — (L'Eau de Jouverce) de evet Prospero. Amma Prospero eceli ile öldü. aramalarında ve çalışmalarında serbest bırakılınca. güzelliğin ve hikmetin ne olduğunu daha iyi anladı. bifâhare inkişaf yolunda olan demokrasiyi uygun görmeğe başlıyor. Rönan bunda Şekspirin ( Bora ) eserindeki şahsiyetlerden istifade eder. Yani artık halk. Bunların mutlak ve iyilikte en üst hükümranlığı. iktidar mevkiinin. Kütle. idareyi âlimlerden mürekkep bir kurula verir. ancak itaat ve inkiyat ile mükellef alacaktır. Fakat artık ona karşı ne bir kini var ne de. yine kendilerinin yaratacakları âtimane mekanizmalarda temin edilecek. Bu tekâmül biribiri ardına çıkan iki dramında da görülür. hem silâhı hem tekniği bunlardan daha iyi kullanabilen bulunmıyacak bunlar. hiddeti. zamanında. Fakat bu bedbinane görüşten sonra. bundan korkmuş • îu. Rönan. bu defa. müstakbel sosyetede bunu önlemek için. mesuliyet hissi altında înceleşerek iyi bir devlet adamı oldu. hiç tesir etmiyor..— 150 — Dahilî sava. Eeki efendisine neler borçlu olduğunu şimdi anlıyor. Zekâsı açık. hizmetlerinde yıldırımlar olan Olimpin ( yan Allah ) lan olacaklar. Bunlar fikren o kadar yüksek olacaklar ki. m butların ve kralların olduğuna inanmıyor. Caliban. ( Ariel) in tekrar kullandığı eski feerik kıymetler.. Filhakika onu koğmuş ve yerine kendisi oturmuştu.

Con Ruskin 1819 — 1900 Ruskin. Nikbinlik. Tolstoy gibi modern şehirlerdeki iççilerin sefaletini ve 1858 — 1871 seneleri arasındaki içtimaî hadiseleri gördü. mağrur bir iradenin m ey vasidir.— İ51 — Caliban. herkesten saygı gören. 5 — Netice Rönan'ın hikmeti: lyilikçi. zengin ve meşhur olan bu muharrir de. para ile hayır müesseselerine yardım etti. Hattâ bazı cemiyetler teşekkül ederek Ruskin'in prcsiplerini yaşamağa özenenler bile görüldü. Bunlar onun kalbine şiddetli bir yumruk vurdu. tatlılık ile nikbinlikten mürekkeptir. ArleHn velinimeti oluyor. Bu tatlılık ekseriya cesur. söz ile. Halk kuvveti. Şimdi tasavvur edeceğimiz bir ahlâk prensibi yapmağa başladı. Büyük servetini bu işe sarfettİ. tecrübe ile olgunlaşarak ve hakîmleşerek ruhun mukadderatına emin bir bekçi olur.. Fakat bunların ömürleri pek kısa oldu. hayatın her safhasında ümid ve ülkü bulabilen anlayışlı ve akkitn bir nikbinliktir. Bundan sonra yazı ile. muharrirlikte ve sanat münekkitliğinde çabucak ün aldı. Bununla beraber . feleğin garip bir cilvesi olarak.

hayatm gayesidir. her şey bir mâna kazanır ve bundan insan. Ruskin. ve sevinç . güzelliğe tapma da kolaydır. hayatın en yüksek hazlarındandtr. ilhamlar alır: "Müşahededen elde edilecek derunî sevinç: Ebedî ve lâyefnadır. Hasselerimizin tevlit ettiği hazlar. • • Onun için tabiat : Büyük mürebbiye . meselâ gözünkü gruplaştırılsa ve ehenkleştiriise kıymetli tablolar meydana gelir kî bundan meserret. Eğer bunlar dağınık ve parça parça okcak yerde. Sanatın vereceği ders hakkında en iyi tahlili. 2 — Güzellik dini : Tabiatı peresttşten sonra. Kendi tabiri ile tabiat karşısında "gözleri kafasından fırlıyordu „. Fakat bir tablo veya statüyü överken. bu yoldan olan rolünü. bunu tasvirlerindeki derinlik ve kat'iyct ile yeniler. Şaheserlerde daima ahlâk! bir unsur görür. kâinatın umumî ahengınden ilâhi bir plânın varlığına intikal meselesi eski bir fikirdir. bunu göstermektedir. Bütün büyük sanat eserler?. belki. Rusodanberi.» Bu. (Yedi lâmba) daki tahlilidir. modern edebiyatta mühim bir yer tutmuş olan ( Tabiat hissi ). Çocukluğundan itibaren Ruskin tabiatın.— 152 — Amerikarîa böyle bir şehir vardır ki halâ (Ruskin) adı taşımaktadır. . Bunlar hayatın vasıtaları değil. Dikkatli bir müşahade altında. safiyet ve âîicsnabane hislerin kaynağı idi. tenkitçilik ve tarihçilikte göstermiştir. asla sadece teknikte kalmış değildir. hayret ve itminan doğar. güzelliklerine kar$ı çok hassas idi. (Görmek) düşünmeğe başlamak demektir. Ruskin. Ruskinde pek kuvvetlidir. V — Tabiat Hissi.

Yalnız şunu hatırımızda tulahm ki: Güzel eserler yaratmak veya sadece bunları anlamak İçin. bayağıdır. insanların çoğunun vaziyetleri. hürriyettir. kuru ve biraz skolâstikçesinedir. hakikatten doğar.n bir manzarası veya bir sanat esen karşısında hayran kalan bu bediiyatçı. Tabiate perestiş hissinden ayrılmaz bir halde olan yüksek san'atı anlamak. serveti atmaktır. İngiliz zihniyeti aleyhindedir: . bunu herkes için istemesi ve bu yolda uğraşmasıdır. Bu şartlar. maddî ihtiras devri. Artistin diğer üç lâmbası da : Hayat. çirkindir. Resimdeki kuvvet ve kudret. bu güzelliklerden istifade edecek gibi değildir. dağlar. Fazla süslere bürünmüş olması değildir. Bir ağacın kuvvetle serpilmesi gibi. hafıza. o demektir ki bununla ait is t. insiyakî bir surette ahlâk kanunlarına uyarak yaşamak lâzımdır. bir nizama iradî mutavaat olan hürriyet hissinin de mühim tesiri vardır. aldatıcı ve hayalî değildir. Yaşadığı devreye: makine devri. Güzellik • kuv' vetli. Bu türlü hürriyet.. kendi kudretinden daha üst bir şey realize eder. sefilânedir. bayağılaşmış proletarya devri der. İkinci lâmba: Doğruluktur. denizlerdir. 3 — İçtimaî mesele : Bu güzellik dininden yalmz bir avuç insan mı istifade edecek? — Ruskinin büyüklüğü. Yani yalancı lüksü. Sanat. Yani bir eserin vücude gelişinde hâtıra zenginliğinin ve duyuş tazeliğinin. ancak doğru kalblerin ve asîi ruhların işidir. Samimiyetle tabiattan alınmış şekiller ve manzaralardır. Güzelliğin alâmeti: tezyinattı sadelik ve sadakattir. Hakikî güzellik : ovalar.— 153 — Birinci lâmba: Fedakârlık lambasıdır. Tabiat. hakikî ve sade ahsnkten başka bir şey değildir.

fakir çocuklarını gübrelik sisleri içinde öldürmez. Tolstoyu hatırlatıyoruz. siz ya bir alet veya bir insan yapabilirsiniz. müraiyane ve şeytanetkârane senpati göstermez. Bu acı sözler. Modem sanayi. 4 — Fazla makinecillk aleyhtarlığı Ruskin'e göre deva sadeliğe. at* maz. Burada Ruskin doktrininin en ütopik noktasına parmak basıyoruz. Bu : müraî. ingiliz cemiyetine çok fenalık yapmıştır.- 154 — * Büyük bir millet. hileli iflâslar ile kasalarını doldurmalarına göz yumarken veya Cinde topların tehdidi altında za vallı halka afyon satarak insanları zehirliyen katilleri fngilterede büyük arazi satın almasına müsaade ederken fakir bir çocuğu beş altı ceviz çaldı diye zindana. haris ve cani gördüğü ingiliz sosyetesine karşı isyan bayrağını kaldırmaktır. bir satırda kesen (Polonya katliâmı) bir adama (Rus çarına) sefir göndermez. bu bapta. Büyük bir millet.birbirleriyle mücadsle ve kıtale sevketmez. Ve üstesine bir de. elifi elifine kat'iyetle ça- . Fakat ikisini birden yapamazsınız. sermayedarlara haftada altı pens daha ziyade varidat getirecek diye. İnsanlar makine gibi öyle dakikası dakikasına. «Bir insanı. bange/lerin fakir tabakayı soyanların hile ile. bu müeadelede hangi tarafın haklı olduğunu hiç düşünmiyerek . itidale ve hikmete dönmektedir. kendi çocuklarının binlerce hattâ on binlercesini pamuğun fiati üzerine bir tesir yapacak mı diye. Büyük bir millet: kızlarım erkek kardeşlerinin önünde kesen ve bütün gençlerini Beharın köy mezbehalanndaki kuzulardan daha sur'atle. Büyük bir millet.

Amma bu bulutların arkasından başka bir güneş doğacaktır . 5 — Yabani zeytin.. Ne kadar uğraşsamz. vatandaşlarına şu tavsiyede bulunuyor : " Kafi zaruret olmadıkça. Milyonlarca amelenin eseretinc derin sebep ... «Zafer tacı. hiç kimseden itina görm eksizin. meğer ki büyük eseflerin hâtırasını muhafaza etmek için ola. Ruskin. Kayaları salkım salkım çiçekleriyle.. hakikaten (icad) olmayan bir şeyi imal etmeyin. başka bir tecelli zuhur edecektir.. boz .— 155 Iışmak için yara di İmiş tır. Çünkü bu hal ile beraber onda en yüksek bulutlar kadar yüksek başka bir halde doğar. ve ölçü ve kollarından bir perkâr gibi daire çizmek beklerseniz o zaman o insanı evvelâ insanlıktan çıkarmak lâzım gelir. Yabanî zeytin. büyür. Eğer insanın elinden çıkan bir şeyin olmasını isteyince ve ona böyle makine katiyeti gibi telâkki etmekten vez geçince insan tembel ve mütereddit oluyorsa... Meyvesi de. insan. yabani zeytin gibi olmalıdır. zafer tacı : Maşfniztn ve merkantilizm sebebile mihverinden çok uzaklaşmış olan hayatın gayesini gene tam mihverine getirerek söylemek istersek hayatın ereği şudur: Sevim* li. Taklidi ve herhangibir kopyeyi asla teşci etmeyin. Bu bulutlar siyah veya patlak olabilir. bu mihaniki ve seri iş meselesidir.. Eğer insanın parmaklarından bir çarkın dişleri gibi bir i. Çiçekleri kar yağmışa benzer. Bunun da ehemmiyeti yoktur. Ruskin. gene zararı yok. büyük yeşil dallarile şenlen* dirmez. feyizlij ve hür bir sulh. makine olmaz. bunu yabanî zeytin dalı sembolünde pek güzel tasvir eder.

güzel ırmaklar. buna benzemelidir. incdeşmiş basitliğe ve az çok ilerileraîş köylülüğe. şatafatsız. Bütün insanlara da kalb ve tuhua hakikî hazinelerini yan! faziletin esasını teşkil eden beşeiî ve tabiî güzelliklerden istifadeyi tavsiye eder. eserini böyle. Güzel bir tesadüf. ona (Bayrot) da (ahlâk ve sanat mabedi) ni kurduracak parayı verdi. başkalarını sulh ve sükûnet içinde görme. arzın güzel çiçekleri. musuki île halkı. onu (Bavyera) kralına dost yaptı. musiki debâsile ünlüdür. Fakat unutmamalıdır ki o. bir rüya ile bitiriyor. budunu yükseltmek sevdasında idi. altın devre donmekdir Bununla beraber Ruskin.— 156 — yaprakları ve düğümlü düğümlü daliarı arasında ufak tefektir. En kuvvetli şairane eseri (Nibelung'in yüzüğü tetralojisi) dir. Muhteşem değildir. İşte hayat. olma. tantanasız ve tatlı bir hayat sembolüdür. Rişar Vağner [1813 — 1883] 1813 de Lsyibziğde doğan Vağner. bütün bunlar. tiyatro ile. Ülküsü. (Yabani zeytin tacı) Bu büyük artist. O. karşılıklı itimat ve aşk. varlık âleminin hududsuzluğu ve sırları bu hayatın ve dünya^ nın en büyük servetleridir. lüzumundan fazla sanayileşmenin zararlarım yük ek sesile ilân etmiştir. Kral. Açık ve temiz kalblüik. başkalarının acılarına ortak. ve üstümüzdeki lâcivert gök. Bunun . bütün güzel sanatlarla: Şiirle.

iki dev kavgaya tutuşuyorlar. Altının şeameti. malikimi. pek vâzth değildir. 1 — Altının şeamet ve melaneti: Bütün mukaddes efsanelerde olduğu gibi burada da başlangıç. Bu hazineye tek başına sahip kalınca. Ve zaten zülüm ve cinayetlere sebeb olmağa devam etmektedir. iki sebebten neşet ediyor: Mabutlarda büyük zülumkârhk. bunu daha iyi muhafaza ve müdafaa edebilmek üzere dev. Fahnerde de kaba bir egoizm doğurtmasından. . maddî ve fena muameleci kudreti temsil ediyor. Kendilerine verilen altın yüzüğün başında. yirmi seneden fazla çalışmıştır. insanı bozucudur.— 157 — musiki örgüsü için Vağner. Bununla beraber kaba saba bir tahlili yapılabilir. Fakat bu altını. daha müthiş bir dragon oluyor. yııt. bunu yazarken eski iskandinav efsanelerinden istifade ile ona istediği gibi kendi düşünce ve duygularını vermiştir.. herbangîbir yerde. Burada altın: Fena ihtiras.cı ve kaba bir hasislik. kardeş Fasoliyi öldürüyor. Ve Fahner. insanın kibir ve hırs yüzünden boşanarak dünyaya saldırdığı gûndenberi her iyi şeyi yıkan birse» amet ve mePânettir. Eser. Esas itibarile altin. Mabutlar devlere (Valhalla) yüksek meskenini inşa ettirmek istediler. Bunun ihtirasındaki ahmaklık şu sözünde pek açık ifade etnoiştii: "Uyuyorum ve zenginim. Vağner. 8u yüzük (Nibelung) Ren kızlarından çalınıp getirilmiştir.. B J eserin felsefî kıymeti hakkında çok münakaşalar yapılmıştır. kullanıyor da değil. Ahmak ve kısır bir malikiyet.. Tıpkı Viktor Hügonun (Asırların efsanesi) nde yaptJğı gibi. Ve İnşaat bedeli olmak üzere onlara (Altın yüzük) vermek istediler.

O devirde. Bizi fenalıktan. gençlik kaynağından ve iptidaî devrin hür usaresinden alan temiz ve kuvvetli bir genç. gürbüz. ancak. politika cereyanlarına filen karışmış değildir. Dağda. İhtilâlciliği. arkadaşlık hususunda. kahraman Sigfrit ile mabut Votan arasında farzolunan efsaneyi akrabalığı bir tarafa bırakalım. Şöyie ki: Mabutların Valhallasi. dünyanın içindedir. coşkun bîr yarahhşın sağiamiiklaaına. hissî bir temayülden ibaretti. Bu delikanlı: Bir atlet gibi . Eserdeki. bununla baçka şey kastetmektedir. muvaffakiyete ezelden namzet bir kahraman kurtarabilir. 1848 ihtilâline iştirak etti. renahk. bize Mime tarafından — Fafnerden altın yüzüğü zorla aldırmak maksadiy[e — bir ormanda büyütülmekte olarak takdim ediliyor: Kuvvet ve kudretini. buna mübtezel bir mükemmeliyet portresi çizmiyor. Mimeye tercih eder. bir ruh kardeşinin bulunmamasından muztariptir. yanında kendine benziyen bir insanın. aydan bile. diye nefyolunmuştur. (Dresde) de Saksonya kralının kilise baş mugannisi olan Vağner. Mime. Sigfrit. ormanlara alışkın insanlar gibi har şeye yakındır. . Sigfrit. Şunun üstüne parmağımızı iyi basalım ki şair. kaprislerine.— 158 - Bazıları derler ki Vağ-ner.O. ondan ruhan pek uzaktır*. çocukluklarına tamamen maliktir. bu işler için hiç müsamaha edilmiyordu. Ormanda da hayvanca bir istirahat içinde yaşamak istemiyor. Hakikatte ise Vağner. servet üzerine kurulmuş eski sosyeteyi. bir çocuk gib (kendiliğinden) li. Fafner de: Doymaz hırslarile dimağ ve kalbleri kararıp keselerini doldurmaktan başka bir şey düşünmeyen burjuvaziyi temsil eder. Bu itibarla Mimenin sun'i mürailiği ile taban tabana zıttır. 2 — Kurtaricı kahraman.

ruhunun açılıp kuvvetlenmesi ve engin hisler içine dalması lâzımdır. Fakat bunun*. Niçin ölmüş? Bütün insanların analarr. homurdanarak beni dinlemeğe başladı. "Ormandan çıkıp kaçmak ve buraya bir daha hiç dönmemek. Karşımda oiman türkü çağırıyor. senden daha iyi idi. uzaklarda. şimdi gülüyor. geyiklerin karacaların gözleri gibi parlak imiştir. Sen.— 159 — Sig-frit: "Senden deha iyi bir arkadaş anyacağım. Ah anam! Anamın simasını gözüm önüne nasıl getireyim? Ah getiremiyorum. oğullarını dünyaya getirmek ıztirabından ölecek mi? . Ormanda esen rüzgâr kadar hürrüm. az gizli kalmış her şeyi nasıl uyandırdığını gösterir... yalnız şimdi bu serin ormanı seviyorum. Fakat bu bile.. Bu teshir eden-güzellik karşısında. anasının hayali gözünün önünden gitmiyor. yanıma iyi bir arkadaş gelip oturur mu diye. ispinoz kuşu gibi hür. düdüğümü öttürdüm. Bunun için (tabiatle kaynaşma) şarttır.. Bu (panteistik) hayaller. sen benim babam değilsin. "Ben. günün güzelliği bana. iz t irap içinde beni dünyaya getirmiş ve hemen ölmüş. Şüphesiz ki açık renk ve parlak gözleri.. Balkandan bir ayı çıktı geldi. Vağner bunu müzikden bekler. 3 — Tabiatle kaynaşma Bu muhteşem vahşicik bize. zincire vurulmuş masumları kurtarması. yok yok bunlarınkinden de güzeldir. benimki gibi.. onda. Yüzen balıklar gibi sevinçli. (Ormanın mırıltıları) senfonisi. Benim yurdum.. ağaçların hışıltısı arasında kaybolmuş Siğfriti tasvir eder. Belki daha iyi başka birini de bulabilirdim. bir şimal Herkülü olabilmesi için: Devleri öldürmesi.. nereye istersem gidebiliirim. Ormanın ta ortalarında. Beni tutan hiç bir şey yok. istikbal için pek vâdh görünüyor. Ben hürrûm ve bunu yapabilirim.

„ Buna karşı Sigfrit şöyle diyor: "Filhakika bu.: Bu dağ gibi büyüklüğü ve çirkinliği. Mimenin teşvikile Sigfrit. Sigfril'in kalbinde doğan bu kuvvetli hislerle. kavga kızıştı. "Ormanda uz klarda her şey sallanırken.. Dragonun ini yanma sokuldu. kuşların dillerinden bile anlamağa başlıyor. Sigfrit. Ah. Fakat bunu duyan kalbim gene demir gibi. mırıldarken. Düdük sesini müteakip Dragon ininden çıkt. anamı göreydirn.— 160 — Aman ne actklı şey. bu titreme. oralardan geçen bir vahşi homurdanırken.. „ Ormanın hışıltsile. anamı göreydim. Şigfritte gayri meş'ur bir cesaret var. „ Mime. kılıcını Tam bu sırada Mime de Sigfriîi öldürerek mei'un yüzüğe tek başına sahip olmak istiyor. öten bir kuş vasıtasıle haberdar oldu. Fakat onun bu niyetinden. Haniya?. etrafında herşey hareket ederhen insanın azaları titremeğe baslar hasseleri karma karış oiur başı dönmeğe başlar.. Mimenin suikast teşebbüsünden kendini kurtarıyor. Bu pervasız cesaretin sembolü: Sigfrit'in kendi döktüğü (Nothunğ)kılıcıdır ki ilk işi Fafneri yok etmek olmuştur. her şey vız vız vızıldarken.... Bu sayededir ki sonra. Bu dehşet. " O . kalbi göğsünden dışarı fırlayacak gibi çarpar. fevkalâde birşey olur. Sigfriti korkutmak şöyle dursun onunla çocukça istihza etmeğe ve gülmeğe başladı. ormanın içinde. korkunun ne olduğunu bilmez.hayet Sigfrit Dragonun kaibine. zekâsıda bambaşka oluyor. N. onu orman içinde korkutmak istedi. . bu karma karış olma: Bsn bunları tatmak isterim. onu da bir kılıçta yere serdi. Hamle hamleye giriştiler..

mabudeyi uykusundan uyandırmış* İşte o zaman ikisinin de kalbinden bir zafer sevinci ve aşk tajm ş. Ben ancak senin için uyanacaktım! Ey Sigfrit. Votaı?. ormandan çıkıp gidiyor. Sigfrit! Uyarıcı bahtiyar kahraman! Seni ne kadar sevdiğimi eğer hileydin. ey mabutların parlak ihtişamı! Ey ebedî ırk ! Daima sevinç içinde yaşa 1 F.— 161 — 5 — Pervasız cesaret Şimdi Sigfrit. Nihayet bu. (Brnnhilde) attık mabudlardevrinfr. ey muhteşem seferlerin gayri meş'ur hazinesi ! Ben. şimdilik kahramanlık ve kurtarıcılık seciye» sini tamamen muhafaza etmektedir... ve katfolunan (Sigfrite) e yas havas! çalıyor. Brünhilde.. Filhakika o cltmdan ve hazineden nefret ediyor. seni tebessüm ederek sevmeliyim! Valhal'in parlak devrinden daha parlak devirler aç! Hoşça ka!. ve yeni bir insaniyet devrinin — hür ve cesur Sigfrit nesli devrinin — başladığını ilân ediyor. kapandığı. sevinç te bir titreme ile bitiyor. altın yüzüğe sahip. "Nur içinde yatsın seni doğuran ana: Mukaddes ve var olsun seni besleyen toprak] Yalnız senin gözlerinin beni görmeğe hakkı vard 1 . uzaklarda bir kayanın dibine varıyor. Sigfrit' "Nur içinde yatsın beni doğuran ana: Mnkaddes ve var olsun beni besliyen toprak ! Çünkü benim sevincimi gören şu gözleri gördüm!.. Bu da kendinden evvelkiler gibi ayni mel'anete düşecek mi? Va £r. Fakat Sigfrit. 11 .. Bünhilde: "Ey kahraman çccuV. ey ulvî çocuk.. kendi gururları yüzünden. Kayanın dört çevresinden tıhsımlı ateşi geçen kahraman. sinin son kısmında onu da bu akıbete düşürüyor. buraya — başka sebeblerle — kızı Brünhildeyi. ebedî uykuya daldırarak hapsetmiş. Bir kuşun sesine meftun olup onun ardından.cr. "Tetraloji.

kalemini bu adaletsizliğe karşı şiddetle kullanmağa ve yegâne selâmet yolu gördüğü kendi doktrinini yaymağa başladı. Sigfrit: Yeni hayat. Bu saat. Tolstoy [1828 —1910] Zengin bir kont.— 162 — Karanlık uçurumlardan (tnabudların kara püskülü) gölgesi yükseliyor. Bu duygudan sonra. Sigfrit'in yıldızı parlıyor. onun ruhu altındayım. Her şeyim onundur. köylü centilmen. Tabi! saf ve sadelik ile lirik ateşin zaferidir. ünlü muharrir olan Leon Tolstoy «1828 — 1910» . derin ve yüksek aşkım. insanların çoğunun mahkûm olduğu yoksulluk acısını düşünerek ve insanlarda görerek pek müteessir oldu. Fafner: Hayvan! ihtiras. zabit. hep onundur. benim için. göz yaşlarile inşa edilmiş Tiraninin timsali ve kibir abidesidir. orman bahan. Kanlarla sulanmış hazine* lerden kısır ve hayvanı zevk ve istifadedir. .ömrünün son yarısında. mütebessim ölümüm hep. 6 — Netice Pek mufassal olan Tetrolcjiden yalnız şu birkaç sembolü olsun hatırımızda tutalım: Mabudların Valhaliası: Başkalarını ezme sarhoşluğunun ifadesi. taze ve ilk enerji ile dolu.

İtiyat o kadar kuvvetlidir ki: Bize. insanların ıstıraplarını çoğalttığına kanidir. 1884 te Moskovanın fakir bir mahallesini dolaşırken vaki olmuştur. mütebeddil. boş ve egoist bir ömür sürmeği. bilhassa "fvan lllıtch'in ölümü. bu gece düşündüğü şu fi- . eserinde çoktur. amma sadece kesesini doldurmağı düşünmüş. Mazisi böyle gözünün önüne gelince ona bir sıkıntı basıyor. veya dıştan kuvvetli bir darbe iledir ki itiyadın pençesinden yakasını kurtarıp hakikî sefaletini idrak edebilir.. gözünün önünden geçiriyor: İyi ve faydalı hiçbir şey yapmadığına kani oluyor. Egoistlikten mütevellit bir cehalet neticesinde bunu şimdiye kadar öğreneme diğinden. müraî.— 163 — 1 Kendimize karşı samimiyet Tamamen temiz bir hayatın ilk çattı: Her günkü hayatın dışına ait sun'îiiklerini kabul etmekten mütevellit fenalıkları apaçuc anlamaktır. diye gezmiş. iyi ve faziletli gösterir. mühim bir burjuva olan Ivan. şerit gibi. tasan. kısır ve hattâ fena olan şeyleri normal görmek. adî bir şey.. Rusonun izinden yürüyen Tolstoy. bir kaza neticesinde başına gelen uzun veisdıraplı bir hastalıktan sonra ölmek üzeredir. Adamım. modern cemiyetlerin fenalaştığına. monoton. Zengin bir memur. Buradan dönüşte yeis ve dehşete düştü. kendi özüle büyük bir mücadele.. kendisini bu işi tasvip eder mevkide görmek ile kendini itham etli. Tolstoyu uyandıran darbe. "Bu manevî ıstırap ona. idrakinde anî şimşek çakmalar. Ölüm döşeğinde bütün mazisini. bo zulduğuna. Bütün hatâların kaynağı şudur: Boş. Tolstoyun böyle vicdan şahlanmaları. vaki olan sükûtu ile.

ve bütün hayatı boyunca bunları acı acı hatırlad'. Sabahleyin hizmetçisini. Bu isyan zamanları bunları çabucak dağıtsa da hayatının en kıymetli zamanlarıyle. Bu halde şimdi ilk vazife: Kendini ve etrafını tetkik etmek ve olmaklığımız lâzım geldiği gayet vâzih bir fikir edinmektir. kat'iyetle tasdik ettird'. Fakat onlan. sonra refikasını. Memuriyetîndeki hizmetleri. Artek tamamen anladı ki şimdiye kadar geçen hayatı.gördü. Tolstoy Çarların zuîmunun tevlit ettiği bu safsataya karşı «Nıkola Pa!kin> eserinde ateşler püskürür: .. Nadir de olsa bazen... demesiyle hepsinin de böyle demesi. mecburiyetinde içtimaî yalan nedh? olduğumuz — "İnsanlar. der. Ahlâkî rehaveti. diyordu. ve tasdik ederler. aiie hayatını tanzim!. Kendini. 2 — içtimaî valan: Behemehal kurtulmak . onlarda -sanki aynada gibi.. bir şeyi sadece ekseriyetin iyidir.— 164 — kirden geliyordu: Eğer benim bütün hayatım «olması lâzım geldiği gibi yani iyi» olmazsa benim halim ne olur? İlk evvel: Hayır. monden şeylere alâkast neye yarardı? Birden bire bunlara arkasını döndü. ona benzer şeyleri kendi zamanlarında görünce hiç ses çıkarmazlar. grup halinde olunca.. yüksek sosyeteye karşı duyduğu isyanları hatırladı. hayat böyle değildir. içinde bulunan adi vaziyet He memnun olmağı Tohtoyun eseri kadar sarsan hiç bir eser yoktur. Fakat bir an evvel düşündü ki bu bir hakikat olabilir.. kızını doktoru görünce. müthiş ve muazzam bir yalandan ibaretmiş. bunların her hareketi ve her sözü o gece kendisine zahir olan hakikati.. İnsanlar beşer tarihinin cinayetlerle dolu olduğunu gö rüıler.

bizim böbürlendiğimiz. bedenen ve ruban mahvolmaktadır.ğın formalitelerine düşmandır. cemiyet için yaşamağa sarılmaktır. despotların zulmünü normal telâkki ve kendi kendilerini aldatmakta devam ettikleri müddetçe ilimlerin ve müesseselerin ilerlemesinin hiç kıymet ve ehemmiyeti yoktur. Bu. sadece ahlâkîdir. her zaman böyle olmuştun Bizde de böyle olacaktır. Bunun için Rus kilisesi.. müstakbel nesilleri. zindanlara atılmış. Tolstoy'a göre manevî varlığımızı. . 3 — Ahlâk ne? Hastalığı böylece tesbit ettikten soma bunun devası — Deva. 4 — Din Tolstoy. böyle samimi ve sağlam ahlâk üzerine kurarak hakikî «yeniden doğma» . bunların çoluk çocukları da açlıktan ölüyorlar.. san'at ve ilim. İsanın "Sağ yanağına bir tokat vurana. fakat biz görmüyoruy. sözünün kayıtsız ve şartsız taraftandır.. onu aforozlamiştır. Tıp* ki dedelerimizin de kendi zamanlarındaki çirkinlikleri görmedikleri gibi. öyle ise asıl temel iş: Kalbimizi temizlemektir. Dört el ile içtimaî ahlâka. deiin hayrete düşürecektir. Bütün bu korkunç manzaralar. Milyonlarca adam fabrikalar esaretinde. insanlar. sol yanağınl da çevir!. Başkalarına yardım ve cömertlik ile mûterafik değilse. Hiristiyanl. birer mefsedet ve egoizm vasıtasından başka bir şey değildir.- 165 - "Ayni çirkin şeyler var. bugünkülerin canlılığı ve hissizliği karşısında. Üç yüz bin adam. Yaptığımız hatâlara karşı biz de köileştik. Bizim zamanımızda da mazinin çirkinlikleri var. Yanliz Tolstoy. 5 — Yeni hayat . Tolstoya göre.. can çekişiyor.

Hem vaktile patronu oluşundan hem de şimdi hâkim mevkiinde bulunuşundan kendini bu mesele karşısında iki kat mes'ul sayıyordu. Ve hatâsını tamir etmeği arıyor. O kadın ki cahildir. Böylece onu sefalete attı. Koğdu. bu hadiseyi tamamen tabiî bulur. hüküm giyen bu kadın evvelce ailesinin hizmetçisi idi. Ruso gibi. iki şey doğuyor: Biri beşerin adaletinin şekli. içinden atmıştır. trajik şefkatli.Bâsü badelmevt» inde bunu tasvir eder. iyiliğe karşı . Eserin kahramanı olan «Nekuldof». Normal düşütçe. Sibiryaya onunla gideceğini beyan ediyor. Zengin ve münevver olan bu kont. Kont için bu. nedamet ateşleri içine düşüyor. uzun bir tecrübe ve uğraş• ma oluyor. büyük bir şahsiyet olup. Nekuldofun kalbine. çirkindir. Mahkûm olan kadın Sibirya zindanlarına sevkedlliyor. müthiş. egoist bir içtimaî nizamı idameye sky olup vicdanı tatmin etmediği ve bunun nefrete şayan bir komedi olduğu. sathî. kendini zararlı bir kadının hizmetine hasretmek üzere hepsini terkediyor. fenalıktan daima çekinmek. Bu sırada mahkemeye her türlü fenalıkları yapmış ve nihayet katil ile itham edilmiş bir kadın geliyor. Halbuki o. içtimaî yalanlara karşı en gür bağıran. Son romanı olan «Resurrection. Diğeri. Fakat bütün bu çalışmaları neticesinde «yeni hayat» a götüren <Bâsü badelmevt» i hissettikçe temel ahlâk kanunlarım daha kuvvetle anlamağa başlıyor: Her mahlûku candan sevmek. Moskovada jürüiğe seçiliyor.— 166 — mizı temin etmek lâzımdır. zindanlarda arayıp bularak izdivaç teklif ediyor. içkiye düşkündür ve cemiyet onu. yakıcı samimiyetli. Kadını. 6 — Netice: Tolstoy.

Eserleri ahlâkîdir. Donmuş ve tembel ruhları hareket ve hararete getirmek için haykırır. Edebiyatta romantizme saliktir. nihayet hâkîk! ahlâkı bulmasını tasvir eden dramları pek kuvvetlidir. Ibsene göte cemiyetlerin yarattığı ahlâk birtakım (batıla • prejüje) lerden ve hakikatte ahlâkî bir kıymeti ol* mayıp itiyatlardan doğan hal ve hareket kaidelerinden ibarettir. ferdin böyle basma kalıp ahlâka karşı isyan ederek. Ibsen de beşer hürriyetinden pek yüksek neticeler bekler. çok fakirlik çekti. Sesi 19 uncu asrın en kuvvetli ve keskin ahiâk mayası ve samimiyete davet edicfsidir. Bunda ötedenberi gelmiş işleri yapmakla insan kendim faziletli ve iyi zanneder. ve gittikçe gereneğin içine saplanır. Norveç. İtalya Münihte dolaştı. Bu . gider. Bu nevi ahlâka düşman olan Ibsenin. miskin ve felce uğratan şeylerin tamamen zıddıdır. Ibsen [1828 — 1936] 1828 de doğan Nerveçli Ibsen. dram şiirleriyle ûn kazanmazdan evvel. 1 — Hürriyet : Büyük romantiklerden Hügo ve Misele gibi. Hürriyet deyirce anladığı şey: içtimaî konvansiyonun dar.— 167 — eşsiz ihtiraslı bir ahlâkçıdır.

bir kere de kapısında < Burad? herkes.. Yoksa insanı bozmak ve ahlâksızlık yapmak değildir. tamamen basma kalıp ve batıl fikirlerle yoğrulmuş âdi bir insan. Bir mesele hakkında nasıl düşüneceği evvelden belli. kendisini bütün arzu ve ihtiraslara kaptırmış bir egoisttir.tek başına kalmak pahasına da olsa itaat etmektir. (Per Gynt).. Bu ruhî haleti. olan mahlûkların yanına. 2 — Ferdiyetçiliğin hudutları: Ibsenin bu hürriyetçiliğine bakıp ta insanı tamamen serbest bıraktığını ve intizamsız bir hürriyet ve anarşiye teşvik ettiğini zannetmiyelim. " Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin! ? mısraını şiar edinmektir. Ibsen bu eserinde gösterir ki İnsanın . ve zannediyor ki vazifesi: bu zindandan kurtularak daha ziyade hareret ve hamle ile yaşamaktır. Evinin içinde hayat. Buna dair en güzel piyes: (Per Gynt) tir. Eserin başlıca şahsiyetleri (Helver ) ile karısı (Nora) dır. tamamen monoton. Fert için hürriyet isteyişi ferdin büyük işler meydana getirmesi içindir. ancak kendi kalbinin derinliklerin* den kendiliğinden gelen hissiyata . kendi içine kapanır! > yazılı bir tımarhaneye götürür. Ibsen.. Bu adam. Bunun için başlıca iki şart lâzımdır: Birincisi. karısının ruhunda bir is/an patlıyor. en iyi temsil eden eseri «Bebenin evi> adlı dramıdır. madd! ve dar egoizmi kırmak. tıpkı c m s z bebeklerin varlığı gibi.— 168 — bapta ve cesaret: herkesle beraber (Çarşambadır Çar samba) demlyerek. Bu vaziyet karşısında.. bir fıçı gibi.. bu eserinde bizi bir kere yer altında yaşayan ve şiarları < Yalnız kendini kayır! ..

ikinci şart şudur: Ammenin kanaatları üstüne çtk mı ş olan ferdiyetçi. bilâkis insanlıktan vazgeçerek. Hakikî ferdiyetçi. halk aşıklarına. akdye ve seciye ferdiyetçidir ki. nefsine halcim olma. nura tahammül edebilmek üzere birdenbire ve en kuvvetle tenvire çalışmak. hayvanlığa inmesi demektir. Sebebi. (Vahşi Ördek) eseri bunu temsil eder. onları tamamen kaybetmek ve ıstıraba düşürmek demektir. Yoksa bu dışarıdan herhangibir nas (döğme) veya kanun ile verilemez. halk düşmanı na* zariyle bakar.— 169 — zevke tabiî kaprislerine bi/akması. hakikate ulaşa bilir. Hsr fert ancak mufaza ve irade kuvveti iledir ki. . Bunun faydasi olmaz. " siz benim gibi yükselin! „ dememelidir. Ibsenin kahramanlarından biri olan (Brand ) . bir çok ihtilalar olacaktır. Kütlenin kabul ettiği akideleri ve düzeltmek ve ve insanları gittikçe yanlış yoldan kurtarmak istfyenlere karşı. Ibsen. henüz bir batılalardan siikinemiyen lere otoritesini kullanarak. zekâ ve iradesinin kuvvetine rağmen muvaffak olamadı. hislerde sebat ve iç sükûneti ister. Maddi ve kaba huzuzata kat'iyyen gönlü akmaz. Kütle ile yüksek şahsiyetler arasında bu noktadan. ayni dersi yenilemiştir. ruhan derlenip toplanarak iç sükûnetine kavuşmağa sevkeden (amour de soi — kendine sevgi ve saygı) arasındaki zıddiyeti Jan Jak Ruso tamamen göstermişti. Her türlü kibir gururlara sayısız can sıkıntılarına sebep olan (atnour propre — izzet-i nefis) ile. her şeyden ruh kuvveti. dolgan ve ahenkli bir insan hayatı yaşamak değil. Bazen halk. henüz daha kanatları tüylenmemiş olanları uçurmak istemişti. kütle maalesef soğuktur. Çok zarif ruhları.

Nursuz bir hayat yaşamaktan nefret ediyor: «İnsanı hür kılan da. politikanın adiliği ve darlığı tesirile yazılmıştır.— 170 — 3 — İrade kahramanı Hakikate. bütün ruhları tutuşturabilecek. Onun istediği kahramanın portresini. Bu dram. kıskançlığa kurban gitmek üzeredirler. bu zavallı sürüyü bu sefil ve acıklı vaziyette tutmak için onları itiyat ve akideleri içinde hapsetmekten başka hiçbir şey düşünmüyor. Çelik bir iradesi var. Burada harap bir köyün evleri falegierin gölgesine sıkışmıştır. Bunda alelade hayat. 1864 Slesvİg muharebesinden sonra. can ve gönüllerimizi birleştirerek temizleme işine baş vuralım. belki (Brand) eserinde görürüz. en benzer surette. kendi ulaştığı yüksek noktaya kütleyi maharetle çekmeği bilmek: fşte Ibsenin aradığı kahraman. Küçüklerde de büyüklerde de aynidir. Büyük işlere şahlanıyor. bu durgun muhitte. bir alev gibi beliriyor. Yeni gelen Pastur Brand. burada boğucu ve hüzünlü bir peyizaj ile yerini değiştirmiştir: Buzlu sisler arasında kaybolmuş bir Norveç fiyort1]'. Her şey dökülüp saçıldığı perişan olduğu halde o bütündür. Herkes için tek bir gaye vardır. geliniz bana! ruhlarımızı bîrbirne dayıyarak. egoizm tuzağına düşmemek. Burada yaşıyan fakir balıkçılar. tek başına ulaşabilmek. bunun üstüne Tanrı ne isterse yazar» . (Bebek evi) zindanı. kahramanca hare* ketlere susamış bir adam. icabında. Bîr tunç levha olmak. yaşatan da iradedir. kararsızlığı alaşağı edelim. yalanı susturalım ve genç bir arslan olan iradeyi uyandıralım. Başlarına geçmiş olan mahdut kafalı adam köy ağası. hasisliğe. en sönük renklerle tasvir edilmiştir. açlığa. Ey benim doğduğum bu derelerde güç bir hayat yaşıyan insanlar.

fakat imkânı olmıyan bir şahlanma istemesiyle kendini mahvetti: Bütün kütlenin. evvelâ kendini iyi karşılıyor. beşeriyetin daha şerefli devresi geleceğine bir (üçüncü hükümranlığa) inanır. cesur ve temiz adam yapmak istiyor. dar ve maddeci kiliseden kurtararak onları ebedi. Büyük romantik şairler gibi lbsen de. Kütle. Ha bire gayret. Fiyordun sert iklimine dayanamıyacağını doktorlar. Hasta düsen çocuğunun. tik hükümranlık. köy ağası arkalarından yetişiyor: "Koşun. Biraz daha ilerleyip yorulunca. Yalnız bunu pek mübhem tasvir etmiştir.. Fakat çürük bir niyet.. 4 — Üçüncü hükümranlık: Bununla beraber ibsenin son sözü bedbinane değildir.. Hasılı Brandın hayatı yüksek bir manevî inkilâp yapmak teşebbüslerîle dolu.. diyor. Amma sonra ıstırap ve fedakârlık devresi geliyor. lâkin sonu muvaffakiyetsizlik. Muhit. bir avalanş altında öiüp kalıyor. yüksek ahlâkî hakikatlere taptırmak (şiir Iisanıle. yol biraz güçleşir güçleşmez kütlede cesaretsizlik ve mırıldanma başlıyor. O. ölüm döşeğinde olan anasını hasisliğinden vazgeçmediği için ziyarete gitmiyor. sürüler ile balık geldi!.. dar ve miskin akidelerinden. evvelâ orun ardından gitmeğe niyetlenmiş görünüyor. Yola dizilip tepeye doğru çıkmağa başlayınca. Tek başına kalan Brand. en yüce tepelere çıkarmak) istiyor. Kütle tepeden koşa koşa iniyor. insanları. dirik.— 171 Brand. Brand düaünöyör ki ruhları uyandırmak için hal ve harekette çok sağlam olmak lâzımdır. kendisini taklit etmesini istedi.. Brand. her günkü maddî ihtiyaçlarının ardından koşmağa başlıyorlar. o vazifesinin başından ayrılıp gitmeği reddediyor ve çocuğunu kurban veriyor. kendini dinleyen insanları. mükemmel bir (adam) olmağı bildi. öyle hareket ediyor. söyliyorlar.. fatihlerin idi: Maddî ve askeiî kuvvete .

kal1 i ifadelerle tercemeye imkân yok. içleri ne ise dışları da öyle olmağı aramalılar. kimseye boyun eğmemeyi bilen. Yalnız ıstırap İse kansızlaştırır. . hîr zaman her yerde vicdanlarının iyi ve doğru dediği şeyi istemeli ve bu adalet hissine göre hareket etmeği bilmeliler.- 172 - dayanıyordu. kinci hükümranlık. ve sonra beşeriyeti düşürdü. Kalplerde ve ruhlardı derin bir İtaat itiyadı bıraktı. Çünkü. salip ağacı ise ıstırap ve fedakârlığı temsil ediyor. kuvvet. maddî realiteler mi? Yoksa sadece: Saadeti felâketlerle çarpışmakta bulan ve kendi kendine kâfi gelmeği. Tanıma ağacı. derunî hürriyet hissini tam bir surette inkişaf ettirme» liler. Ancak bu suretledir ki hakikî insaniyeti yaratabileceklerdir. Ibsenin şairane teşbihlerini. kahramanlık Burada Ibsenin kastettiği saadet. diyor. Amma memzuç olurlarsa en dolgun bir hayat yaşamış oluruz: O zaman ruh alevlenir ve enerji uyanır. mert ve ahenkli bir ruha malikiyet mi? Bunu pek iyi seçemedik.. ferdin kendi içinden gelmelidir: haricî bir iknadan değil. Onlarda işte bundan muvaffak olamadı. Bunnnla lbsen belki şunu demek istiyor: tasanın kalbinde kibir ve haz hüküm sürerse insanı bozar. Bu büyük ülküyü kim reaüze edecsk? lbsen: "Tanıma ağacı ile salip ağacının birleşmesi. Bu ikisinin birleşmesinden yalnız ferdî değil saadet ve bahtiyarlık ta doğar. Her iki nevi de tek basma hâkim olunca bizi gaflette bırakır. Bunlar hal ve hareketletile takdire değer insanlardı amma bunlar unuttular ki iradelerin kuvvetlenmesi ve ilerilemesi. Bugünün insanları. daha doğrusu bunların en iyileri. (Apotre — Havari) lerîn idi. haz ve meserreti.

I§ci şâir ve muharrirdir. fikren müstakildir. fıtıî mevhibelerin tenevvüu. Vaziyetterinde ve tiklilerinde tamamen samimîdir. Vilyam Moris ( 1834 1899 ) Vilyam Morİ5. ne hizmet edicidir. kendi kalplerine doğan vazifeye misyoner varlıklarını vakfedeceklerdir. Rahipliğe girecekti: vazgeçti. ( Rosetti) gibi şairler : ( Burn e j o v e s ) gibi ressamlarla dostluğu varch. Şairliğe döndü. hakikatte ferdiyetçi değildirler. örnek ve yüksek bir insan olmuştur.— 173 — 5 — Netice: Fransız romantikleri. Kollej ve üniversitede iyi tahsil etti. fçi ne ise dışı o OIÎ çaktır. Ibsenin kahramanı ise ne baştır. ateşli nikbinliği ile dikkate şayandır. 1 — Hayatı ve eseri 1834 te orta halli bir aileden dünyaya geldi. İçtimaî yalanlar arasında temiz ve gürbüz bir kuvvet ve (ferdî yükselme) imkânının canlı bir hücceti şeklinde yükselir. âlicenabane faliyetlf. Ve bütün insaniyeti temsil ve ona hizmet edeceklerdir. Çünkü kahramanları. ve bunun başlıca fikir- . Ülküsünü realize etmcsile. Biihassa (Ruskin) in tesiri aifrnda kaldî.

insan için en büyük bedbahtlık: sevmeği işi yapmak mecburiyetinde kalmaktır. Ostadı Ruskin gibi.. Halbuki bu hal Makinecilik ve seri hayatına girdiğinden itibaren her yerde hemen bir kaide gibi oldu. fabrika larin .. Moris. Heyecanlı ve genç ruhlu bir adamdı. sidir. 10 uncu asn işgal eden en mühim meselelerden biridir. Moris tarafındın tekrar basılan bir eser de ( Toris Mor) un " Ütopi. Şiirler ve hikâyeler yazmakla beraber resme ve yağlı boyaya da çalışıyordu. Moris te şuna kanidir k>. yapılmağa değer bir iş değildir. Bu mesele. kitabını yazdı ki bununla ütopistler sırasına girdi. < Kırmızı ev > büyük muvaffekiyet kazandı. konferans vermeğe ve halk terbiyesi için çalışmağa da vakit bulabiliyordu. Uzun. iş. 2 — içtimaî mesele ve sanat Sanat ve güzellik ahlâkının ne olduğunu (Ruskîn) de görmüştük. ihtirasla. bir kölelik ve alçaltıcı bir şey oldu. çalışkan. ve müstakil bir hayattan sonra 1899 da öldü. Burada evlerin ve resmî binaların tezyin işlerile uğraşıyordu. Basacağı kitapların tipoğrafini ve resimlerini kendi yapıyordu. dıvar resimleri. halı ressamlığı ve saire yapılıyordu. Teknik o kadar ilerledi ki işçiyi. " Sevinç ile yapılım* yan herhangibir iş. çok ün kazandı. ve ( Kelmscott) da bir matbaa ve bir de kitabçı dükkânı açtı. 1891 de „ Hiç bir yer. bundan cesaret alarak. insanların uzaklaştırıcı çirkin ve karanlık nokta* lanna attı. Bu işlerle beraber eserler de yazıyordu. Buna ilâç olmak üzere sosyalist doktrinlerin . kitabettik yapmağa özendi. Buna biraz sonra ('•kırmızı ev) denildi. Böylece. Bütüı bu işleri yanında. benimsedi. Bir kaç arkadaşı ile beraber bir (tezyini sanatlar) evi açtı. Ona en ziyade nüfuz edenlerden biri (Moris) tir.— 174 — lerini. Renkli camlar.

sulh ve saadetin kaynağı. demokratlaştırılmış olur. O zaman tngilterede bunu yapmak. Moris. muesır bir muharriri şu formülünü : " iş bu. güzelliğin az çok bir ifadesi olur. kıymetli kumaş ve saire gibi maddî lükslerin yerine. „ yok etmektedir. Fakat el sanatları yaptıkları şeyler de amelî ve kullanılan peyler olmalıdır. Bunun içindir ki meslek! ter* biyeye ve bilhassa resme çok ehemmiyet verir. hayat verici bir Hümanizmin vasıtası olacaktır. yeniden bir sevinç kaynağı yapmaktır. bü - . İnsan. sanattan istifade edebilir. Buna varabilmek için artist ite el sanatları sahihleri arasındaki duvarı kaldırmak lâzımdır. Moris'in öne sür* düğü fikir: işi. ve o iş. Böyle olduğundan itibaren sanat eserlerin müşterileri çoğalır ve eJ işlerine ve sanatlarına güzellik girer. bütün içtimaî meselelerin bununla halledilip biteceğini zannediyor değildi. hakkını almış olur. bir işi zevk duyarak yaparsa onda şahsî bir tam g ası olur. zevk ve zekâ ile yapılma ğa müsait bir yeri vardır. halk sanat.— 175 — öne sürdüğü şey: menfaatin ilgasıdır. eğlence değil. Sanat. bu suretle aristokrasiye münhasır kalmaktan kurtulur. Herkes. ve yükseltici. İçtimaî sanat. Ruskinden soma Moriste: < Sanat. inci. Bu da encak en mütevazi işin de artistik bir surette yapılması ile mümkündür. ucuzca. Altın. Sanat. > Diyor. Nihayet İngiliz sosyalist partisine girdi. işine karşı insanın duyduğu zevkten ibarettir. Ve bu sayede amele de. mahirânebir iş ile meydana gelebilecek gayet ucuz bir şey üzsrine yapılacak şekil kaim olmalıdır. Morise göre her sanatın.

hürriyetin ve genişliğin tadı tadılıyor. insanların hepsi.. Morisindir: «Tasalı insanlar arasında çabuk ihtiyarlanır. Evlerinin ve erkeklerinin işlerini kendileri görüyorlar. halk teibiyesinden ibarettir. Blâkis hürmete değer iştir. Bu realiteden. müstakbel sosyeteye aid bir ütopi lomanının bir kaç faslı gibi gösterir. hayal ve rüya âlemine kaçıyor ve o zaman bu «Hiç bir yerde. âdi bir iş değildir.. Bunlar bir filozofun mülâhazaları değil bir artistin rüyasidir. Ve o gece modem hayatın çirkinliğinden. Her şeyde ahenk ve güzellik var. bir dostu ile müstakbel sosyete hakkında konuşmuşlar. 3 — "Hiç bir yer. Bununla beraber Morisin sosyalizmi. sıhhatli ve güzeldirler^ Tem'z giyinmişlerdir. Müellifin evi de «misafirler evi» oluyor. iktisadî ve siyasî meseleler de var. baş döndürücü süratinden. Çünkü ev işi.» kitabını yazıyor. çünkü hepsi mesuddurlar. Açık gökte güneşin tatlı ve ilik bir harareti ile insanın içi neşe ile doluyor. Zarif bir surette dıralara bürünmüş kadınlar. Sonra balık istifi gibi yer altı trenine binip evine gitmiş. Bütün bu nevi eserlerde görüldüğü veçhile. ve bu terbiyede zevki yükseltmek isi.— 176 — yük bfr cesaretti. > İnsanlar. eserini Moris. genç görülüyor. takat içinde yaşanılan muhit: Sevinç. romanına eğlenceli bir mukaddeme ile girer: Bir akşam. ve hazinliğînden canı sıkılıyor. Şehirlerin içinde dumanlı fabrika bacaları yok... ziya ve güzellik muhiti olacakar. geçtikleri yerlere küçük lavanta çiçeği dalları saçıyorlar. Şu güzel tâbir. meselenin can evi elmalıdır. hâkim fikir: Müşterek hayatta ve bütün vatandaşların tam müsavatıdır. Bu da gösteriyor ki ona göre içtimaî meselenin sanat yüzünü halletmek kâfi değildir. . hararetli ve mübhem geçmiş. Bu «misafirler evi» rsde. Münakaşa. Moris.

içindedir. Böyle kendiliklerinden bir çok şeyler öğrenmiş olacaklardır. Birtakım "birleşmiş atölyeler. Bu taktirde işçilerin gayretini arttırmak için bi takım mükâfatlar ihdasına lüzum kalmıyacaktır. Çünkü o. bahçeler.. > Morisin yeni şehri.— 177 -Bundan başka «bir hanım için evini maharetli tanzim edebilmek bir zevktir. hürriyet içinde ve oyun ile terbiye edilecektir. herhangi bir iş icabt. Yeni adamın. Cinayetlerin çoğu yok olmuştur. her iş hoşuna gidecektir. Kendi kendilerine yüzmek. Çocuklar. Herkes. Evin ön tarafım tezyin bile bir sanat eseridir. çünkü ayrıca dinlenme için kâfi zamanı ve geliri vardır. hayatın kendisidir. sevimli olur. tutacağı işi tayinde serbest olacak. Ve köyler şen ve şataret içine gömülmüştür. plajlarda oynıyacaklar. Şehirlerden köye dönüş. kır larda. halkta yeniden sıhhî bir muvazene tesis etmiştir. * Morise göre şahsi mülkiyetin ilgas'. Bu suretle her iş hoşa giden bir idman olacaktır ve hiç kimse bundan çekinecek değildir. bugünkü «Septe Jarden» tipidir. ahenk ve güzellik örneği. İmal ettiği şeyleri de neşe içinde imal edeı. biraz yapıcılık ve marangozluk öğreneceklerdir. ormanlarda küçük midilli beygirler üstünden sıçramak. "işin mükâfatı. 12 . yaptığı işde görülecektir.kuvvet ve*meharetlerini göstermek için... Kezalik başka bîr grup . birleşmesi lâzımgelen işçiler birleşerek çalışmaktadırlar. ot biçmek. Rusonun (ETHI) I gibi bir terbiye eski mânada mektep yok. Gönül arzusile ve hürriyet ile olunca iş -oıta zamandaki gibi angarya değil.bir yolun tamiri ile meşguldür. Çocuklar. insanda çalışma zevkini azaltmaz.. Seciyesi ve şahsî zevki. Ceza F. grup. Evlerin içleri de temizlik. grup ormanlarda. de var ki buralarda. hakikî ihtiyaçlarını bilir ve yalnız faydalı olan şeyleri imal eder. Evler.

bunu i. Morise göre bu düşkünlüğün sebebi. tabiî bir faaliyet ve bahtiyarlık sevinci içinde bir arkadaşlık hayatı yaşamaktadır. . Çünkü o da. Mes'ut ve neşeli ve " şahsî serveti atıp saadete kavuşmuş olan bu insanlar.— 178 - kalmamış. lükse karşı mistik bir fesahat iie soz söylemekle kahniştt. bir sistem hahne koyacak kadar fikir kuvveti gösterememiştir. Fakat Mbris. bugünkü (teknik rasyonalizasyon) karşısında masal gibi kalsa bile onun şu kanaati her zaman dikkat ve hürmete şayan kalacaktır: " Eğer is. bu rüyalarını. Amma o.İle gösterdi. derin bu surette gayri ahlâkîdir. insanı boğmağa ve hayatını çirkinleştirmeğe sebep oluyorsa o iş. iş iie makine arasındaki ahenksizlik iie bir de büyük mikyasta istihsal hırsıdır. sanat üzerine olan fikirleri ilâ sosyetenin düşkünKiğü sebebi üzerine olan fikridir. O. Moristen evvel Ruskin de bu mealde fikirler öne sürmüştü. Yalnız moriste. 4 — Netice Bu mucizelerin nasıl usule geldiğini Moristen sortnıyalım. Morisin sözleri. csza fikri bile. bunların rüya olduğunu saylıyor. umumî sahada. dikkate değer şey. Feriler arasındaki musavalsızük nasıl yok olmuş İse milletler arasndaki rekabet te yok oinsu^. tahammül edilemez bir şey olmuş.

Fransada ( Şarko ) ve diğer akü hastalıkları mütehassıslarının derslerime devam ettiler. Ceymis. FiziyoIoji ve nihayet felsefe hocalığı. Felsefî ilk eseri ( The will to belive = inanmak iradesi 1897 ) idi. İngilterede kalarak nihayet ingiliz vatandaşı oldu Vilyam. Fizik ötesi demek: eşyayı en açık bir tarzda düşünebilme çalışmaları demektir. Amer ikada hiç bir filozofun elde edemediği başarı ve halk arasında ün kazandı. = Master Degri ) sini 1870 de Harvard Üniversitesinden aldı. Felsefeyi şöyle tarif eder: Eşya hakkında en iyi anlaşılabilecek bir şekilde düşünmek. I89O da yazdığı ( Psikoloji) si. ince ve renkli tahliller yapma merakı onu Felsefeye çekip götürdü. 1842 de (Ncwyork) da dünyaya geldi. Babası mistik bir filozoftu. anatomi ve fizik ötesi tahlillerle doludur. ilk önce Anotomi. 1902 de bir Psikolojik izahlar şaheseri olan (Varicties of Religions Expeiiencis = Dinî tecrübe başlıkları) nı yayınladı. genç Amerikan devletinin ruhunu pek iyi kavrayıp ona en uygun bir şekilde hitap etmeyi bildi. Ameri kaya dönerek. Ceymis (1842 — 1910) Vilyam Ceymis. Kendinden bir yaş küçük olan kardeşi ( Hanri ) ile beraber Fr an saya tahsile geldiler. . D . Ceymis'e göre. 1900 den sonra yalnız Felsefe ile uğraştı. Psikoloji olaylarını. 1872 den itibaren ölümüne kadar ( 1910 ) burada hocalık etti.— 179 — W . Hanrı. ( M .

Bu akım içinde fikirler meselâ kandaki yuvarlaklar gibi geçmektedir. Ceymis'e göre bu.bir mutâsıdır. Eski ingiliz atomcu Psikoloji. Araçsızlık. Cermen Fizik ötesinin Pedantesk terimlerini hiç sevmez. bazılarının sandığından çok daha ziyade İyi bir aynadır . aktüalite ve reaHte aşkıdır ki Ceymisl pragmatizme çekip götürmüştür. fikri : haricî ve maddî realitenin bir aynası gibi kabul etmesindendir. Felsefesini bilhassa bu son eserinde en açık anlatmıştır.koku.ki eşyayı yan yana gelmiş ayrı ayrı fikirler olmak üzere alırlar. lems ve kalıp şeklinde . Her şeyi bir döküm ve mâna içinde götür. Bu meselede işe psikoloji ile başlamış ise bu. bunu sokmamak için tıpkı bir hastalığa karşı uğraşan karan- .Fizik ve Kimyanın bir kopyasından ibarettir. Fikir ve duyguların bir devamlı akımıdır. . Düşünce bir akımdır. Hiyum'un sandığı gribi sadece ayrı fikirleri kavrayıp yansıtmakla kalmaz. . Ceymis. Fransız Ekolünün apaçıklığına vurgun olan Ceymis. (Haris) ve başkaları Hegel felsefesini Amerikaya sokmak istediklerinde. bir nisbetler sistemidir. onun karanlıklar içinde dolaşmayı sevmesinden değil.— 180 — 1907 de mejhur ( Pragmatizm ) ni 1909 da ( A Pluralîsttc Univers — Çoklu kâinat ) île ( Hakikatin mânası ) Ölümünden bir yıl sonra 1911de ( Bazî Felsefe meşeleri ) 1912 dr de ( Radikal Amprizm denemeleri ) çıktı. Akım. Bu dokum. eşyanın . Pragmatizm Ceymis'in düşüncesi ddma eşya üzerindedir. Tahlile ben de oradan başlıyacağım.

pratik hayata uygun ve başarılı olması demektir. Bu da şüphesiz ki faydasız bir şey demektir. Hakikat (iyi) nin bir türlüsü olup ondan tamamen ayrı bir sınıf değildir. Ceymis. bunu felsefenin temeli olarak almıştır. iyilik ve güzellik gibi. Yoksa herhangibir nesnenin kopyaları değildir. 1878 de ( Ch. bir tecrübenin formülleşmesi. .— 181 — na doktorları ve memurları gibi uğraktı. "Nasıl hal ve hareketimiz için uygun olan yolun adı (doğruluk) sa. Ceymis. (hakikat) de: objektif bir nisbettir. (objektif nesnel) hakikat olarak alınır. bîr fikrin menşeini arayacak y&rde." Pragmatizm. (Uygunluk). Hakikat demek. Eski fizik ötesi problemlerini bu mehenge vurmağı sınadı. geniş ve uzun vadeliliği de içine alır. Ceymis. meydana getirtip getirtmediğine bakmalıyız. aynı zamanda hakikattir de. (hakikat) in yeni bir tarifini yaptı. «demişti. Varılacak özel neticelerin önceden doğru hesaplanmasıdır. bundan ilhanı alarak. Onları bu mehenge vurunca bir kimyevî tertipten elektrik akımı geçirmek gibi bir hal oldu. Nasıl ki (hükümler) ve (zaruretler) de böyle bir nispet meselesidir. Peirce ) in „ Fikirlerimizi nasıl vâzıhlaştinrız?» başlıklı bir makalesinde: «Bir fikrin doğruluğunu anlamak için onun bir iş. Ceymis. (Spinoza). Tabiat kanunları. işte bu ilkeye sarıldı. Hayat yolunda iyi olan her şey. onun meydana getiidiği neticelere bakar. düşüncelerimiz için uygun olan şey de hakikattir. Yoksa sonu gelmez münakaşalardan başka bir şey çıkmaz. Bunlar Öyieaçık mâna kazanmışoldular ki sanki Eflâtun'un meşhur mağarasından bir öğle güneşi altıea çıktılar. ebedî ve değişmez. O Felsefeye : " Bir kuru lâf harmanı „ der.

Zira Determinizmce inanacak olursak Hint mistiklerinden farkımız olmaz. iyimser ve münisttirler. Burhanları bizi dikte eden. Determinizim'i reddetmede birinci olmak üzere ikisi karmasidir. filân ve falan felsefeyi kabul ediyorsa bu (nesnel gerçek) i elde ettiğinden değil bünye ve mizacına uygun geliyor da ondan. zarurî farz olunanlar üstünden aşarak da sona.— 182 — Pragmatizm. Skolâstik: Eşyanın mahiyeti nedir sorusunun cevabını aradı. Böyle ikisini armonize edebilecek bir fehefe var mı? Ceymis. ilkeler. Belirgin ve dağişmez nasları. kategoriler. — İnsan. zaruretlerdir. neticelere. Bu suretle o. Darvenizm: menşe nedir? (Neblöz) lere daldı. beşer hürriyetini kabul ederler. 2 — Sert ruhlular: dinsiz ve materyalisttirler. Ploralistik. İdealist. bunu kurmağa uğraşmıştır. geleceğe ve aksiyona çevirmiştir.. karanlıklarda dalıp kayboldu. sorusuna cevap aradı. Zaruretleri dikte eden burhanlar değildir. Meselâ Ceymis. karemser ve septikdirler. hadiselere kıymet ikinciden. düşüncenin yönünü. . Mizaçlar bu bapta iki türlüdür: 1 — Yumuşak ruhlular: dindarlığa mütemayildirler. İnsan. meyvelere bakar. Pragmatizm: (sonu ne?) yi aradı. Bazt meydana vermede mizaçtan mizaçlar da bu ikisinden birer parça katılarak gelmiştir. FataÜst.. iradesine sahip mî? — Elbette.

insanı iğnelesin. muhit ve zaman) a vererek ferde kıymet vermemesini. Her şey. bataklık kurutma. Halbuki bunu asıl: Gene toprak açma. bir çok mağlûbiyetler ve başarısızlıklarla dolu olmasına rağmen başarı ve zafer elde etmeği bilen insanlara. Ceymis'e göre her insanda gerek ferd. yani: Kâinata. Bu ihtiyat enerjiyi insanlar ve milletler. (Tain) in her terakkiyi: (ırk. vazifesinin ferdlere hizmet olduğunu iyi kavrasın ve yapsın. gerek cemiyet için ayrıca ihtiyat enerji daima vardır. Diğer taraftan öyle bir felsefe lâzımdır ki kâinatı bir (şema) gibi değil. öyle bir hükümet lâzımdır k(. Tanrıya iman pek mühimdir.. hattâ felsefe bile bir vasıtadır. kanal kurma. bunları vereceği telâkkisini ilham ederek. Ceytnis. her türlü dinlerdeki insanların tecrübelerini (Dinî tecrübeler) adındaki eserinde göstermiştir. Bunu ispatlamak için Ceymis.. doğru bulmaz. ferddir. manevî öte hayata inanır. fırtına ile batmış bu sahilde gömülü bir . ona göre esas. muharebelere harcamaktadırlar. daha iyi ha- Onları almalıyız. bir uçsuz bucaksız sergüzeşt sahası g-ibi alsın. Tehlikelere ve başarısızlıklara rağmen cesaretle ilerleme telâkkisini eski Yunanlılardan kalma bir anıt taş üzerindeki yazı pek güzel açıklar: «Gemisi. hayattan daha iyisini Eğer bizi bu sürmekte olduğumuzdan yata ulaştıran bîr fikir varsa.— 183 — Eğer sürmekte olduğumuz yaşatabilecek bir hayat varsa. Uyanık olma ve ahlâki hayat için. der. Ceymis. gibi (tabiatle mücadele) de harcamahdtrlar.

Şopenhavr'm (irade) sinde. Akıl ve mantıkla vanlamiyan. . ve tavsiye edilebilecek bir öğüt yok. Prağmatizm'in kökü: Kant'ın amelî aklında. ve çevirmiştir.din mücadelesinde Kant ve Bergson gibi • Materyalizmin elinden dini kurtarmağa çalışmıştır. Bunu. Bakon'un tecrübî ingiliz felsefesini bir kere daha hayatta kendisine çevirmek istemiştir. Cemis'in yaaşdıği günlerdeki Amerikan hayatını aksettirmektedir. Her şeyin değerini (geniş fayda) ile ölçen (umumî menfaat) felsefesinde.— 184 — gemici size-yelken açmağı tavsiye ediyor ı Birçok cesur gemiler . (Con Doi) der ki: Kâinatı bir (olup bitmiş) bir şey gibi değil de bir şans sahnesi gibi almak. (The Wıll to blieve — inanmak iradesi) ile vardı. Ceymis. son zamanın ilim . Zaten birkat'î hüküm var mı ki ona dayanarak biz de bir neticeye varabilelim? (8u. ölmezden biraz öce yazarak masasının üstünde bulunan şu yazısı pek iyi anlatmaktadır: Kesin bir hükt"m ve netice yok. Hoşça kaim.» Pragmatizm. İnsanın mukadderi hakkındaki bu büyük hakikate (Ceymis). Aliaha ısmarladık.biz burada batarken • Fıttinaya mukavemet etmektedirler. Denebilecek bir şans. Darvin'in: (En lâyık olan yaşayacaktır) mda. Yoksa felsefenin eski (Hakikatin ne olduğu meselesini) hal ettiğine kendide kani değildir. budur). ingiliz tecrüfcî felsefesinde Ve Amerikan hayat telkinlerinde Jdir.

Bütün felsefesini bu fikir üstüne kurar. ( Vağner ) ile ilk evvel hürmetkar bir dostluk içinde yaşadı. ve neticelerinde 1870 ten sonra verdi. maddî refaha daldıkça o.1871 Alman muzafferiyetinin. 1 — Gerileme fikri: Niceye göre avrupa gerilemektedir. vatandaşlarını yükseltmekten ziyade bozup alçalttığını söyler. Yaşadığı devir hakkında Egoizm. Bir çok insanların avamın . Müelliflerin çoğu. Vağner'i ilk evvel âdeta perestiş ediyordu. bayağılık. Sonradan Vağnerden nefret etmesi. 1870 . hakikî enerji ve kahramanane büyüklük yoksulluğu görmektedir. bir insanı kibre düşürecek . eski yunan edebiyatını derin mütalâa ve tetkikten sonra kendine mahsus bir Felsefe öne sürdü. modern devrin ileri olduğunu ve daha da ilerlemekte olduğunu söyler. onun (Bayrot) itak muvaffakiyetini. yorgun ve uyuşmuş bir milleti uyandıracak hakikî bir din prensibi görüyordu. fen ve tekniğin inkişafı diye övündüğü şeyler . Son Almanyamn da en büyük muharrirlerindendir. fenalığı şümullendirmekten başka bir şey değildir Almanya. iikrinde iseler de Niçe . bu maddî ve adi zenginliğin altında .•— 185 — Niçe (1844 — 1900) Üniversite prefösörlüğü ile işe başlıyan Niçe. inzivada. Sonraları aralarında Şiddetli kalem münakaşaları oldu. hastalıkla ve ıstıraplar içinde ve nihayet deli olmakla bitti. Nicenin hayatı. korkaklık devri» der. Felsefesi. sebebi bu büyük dâhinin sıfatında. modern Avrupa üzerine en derin bir tesir yapmıştır. asıl ilerlemenin bu olmadığını cesaretle bağırmıştır.

Niceye göre beşeriyetin büyük devresi. Felsefesinde. Zaitlere ve gerilere yardım etmek mi? — Bundan daha zararlı bir şey var mı? Zaiftere ve deklâselere yardımı emreden hiristiyanlıktan daha muzir bir şey yoktur.. 2 — Beşerin ülküsü: Bu halde gâb ilerliyen bu hayatin mânası nedii? Şimdi kendinden bazı parçalan alalım: "İyi nedir? — İnsanda. Her şeyden evvel sulh değil. En fena bozulma. gene gelecektir.— 186 — kadar tantanalı ve bunda merkantil bir zihniyet görmesindedir. maalesef. irade ve kudreti yükselten her şeydir. hırîstiyanhk ile başlamıştır. eski Yunan ile Rönesans devresi. Saadet nedir? — Bir mukavemeti yenme ve kudretin arttığını duymadır. inişli çıkışlıdır. Üstün devirler. Miskin faziletli değil fakat değerli ve yüksek kıymetli olma. Fena nedir? — Kökü zâfta olan her şey. . Lüter diriltti» der. İşte insana muhabbetimizin birinci prensibi.. böylece. «Batıyordu amtna. hıristlyanlığm meş'um ve iğiâl ettirici tesirlerini zamanımızda dahi devam ettirmektedir. fakat harp. Devrimiz en düşük devirdir. bilhassa İtalyan intibah devrpsidir.. der. fakat daha ziyade kudret sahibi olmayı arama.. Nıçe hıristiyanlığın en büyük düşmanıdır. Fakat Nicenin bir de (ebedî dönüş) nazariyesi vardır.. Ona göre demokrasi ve hürriyet gibi modern fikirler. Beşerin hayatı.. nura doğru çıkmanın yollarını gösterir. Bulunduğu halden memnun olma değil. Zaifler ve geriler mahvoisun.

hür. ikinciler hastalarıdır. Koyun kafalılık ve yumuşaklık bu dereceye çıkarılınca bu dünyada şöyle dursun.— 187 "İtalyan Rönessans'ı.. en son vardığı altın devir idi. insanı kendi kendini mahvetmeğe kadar götürdüler. Beşerin tekâmülü için insanları asiller ve köleler diye ikiye ayırır. Fakat beşeriyete bu. on asır süren orta zamanın. pek ateşli anlatır: "Gürbüzlerin. her fenalığa rağmen. "Yer yüzünün en güzel çiçekleri: kuvvetli.. sürünün bu (küçük faziletleri). Bunu. insanı asla (ebedî hayata) ulaştıramaz. doğru fikirlere hararetle sarılmak. kudıettileri. onları birtakım rüyalara sevketmek ve aldatmak demektir.. samimî. istibdada boyun eğmemek.. (mes'ut olma)haklarından . sathîlikten Ve gösterişten nefret. Bu. adam oğlunun en değerli vasıflarının kıymetini düşürdüler. 'İsaHa veya onun havarisi (Pol) da sevmediğim şudur: Küçük irsanlarm kafalarına öyle şeyler doldurulur ki sanki onların (küçük faziletlerinin) bir ehemmiyeti varmış. Fakat bu mertebeye yükselmek: pek asîl ruhlu kahramanlara. kendilerini her gün biraz daha en kvvetli ve en yüksek yapmağa uğraşan bir (güzideler zümres') dir. Hıristiyanlığın. 8u kahramanların işlerile zaif ruhluların ve kölelerin {küçük faziletlerim) mukayese etmeğe kalkmak. pek pahalıya mal oldu: Bunlar. ahır ette bile hiç bir şey beklenemez. Hıristiyanlığın yaptığı işte budur. dünyanın gürbüzleri. (fevkalbeşer) lere nasip olur. modern medeniyetin bütün müsbet şekillerini ihtiva ediyordu: tefekkür hürriyeti. kültür zaferi. şahsî hürriyet. cesaret ve kahramanlık meylinin yolunu sapıttırdılar. fenne ve beşerin fennî mazisine karşı heyecan. Birinciler.

yer yüzünde en yüksek noktai nazar bu olmalıdır. 3 — Fevkalbeşer. Burada sesinin tonu. Vakıa sertliğini. 1 — İnsandan nefret etmeden.. Fakat şunu ilâve etmek şartiyie ki bundan (ferdî cehd) mânası anlaşılsın. Amma beşeriyeti yükselten bir adamda olunca bu. neticede itiraf eder. bugünkü beşeriyetin yirine kaim olacaktır. Buna ulaşmak için. çünkü böyle olmak zarurîdir.— 188 — şüphelenmesi ne büyük ve ne meş'um bir hatâdır. 2 — İnsana pek fazla merhamet etmeden. coşkundur. der. Egoistliğe gelince: Niceye göre. Kollektif. Hastaların gürbüzleri de hasta yapmasına meydan verilmemelidir. işte ancak böylelikledir ki kendimizi —hiç olmazsa bir müddet— bizi tehdit eden iki müthiş bulaşık hastalıktan koruyabiliriz. ya bizim arkadaşımız olunuz. gittikçe yükselen bir insaniyet meydana getirecektir. bırakınız temiz hava girsin.: sert kavgacı ve egoist görünür. Kavgacılığı da doğrudur. Dostlar. Hastahaneierle timaı han eleri. öyle ise. Bu tersine dönmüş dünya kahrolsun! bu utanılacak derecede yumuşamış hisler kahrolsun. İyi arkadaş. artık filozof gibi değil. şairanedir. anonim ve teknik bir muharebe değil. bilâkis bir fazilettir: Bu seçme. Muakis kutuptan . Yahut bizden ayrılıp inzivaya çekiliniz.. evvelâ gürbüzlerin hastalardan ayrılması. medeniyet üe komşu yapmayınız. İlk bakışta bu ahlâk. Bununla Nicenin pek meşhur (fevkalbeşer) meselesine geliyoruz ki bu (üst insanlar). Liriktir. onlarla karışmaması lâzımdır. bir gerinin hastanm ve zaifin egoistliğe hakkı yoktur.

Siz bu büyük dalganın geriye çekilişi misiniz? Daha açık tabir ile (insanın üstünde bir varlık) olacak yerde hayvanlığa dönmek mi istiyorsunuz?. "Ben.. kendinden daha üst bir şey yarattı.. e s k j _ ^ k jcıyjnetlejlnita bilhassa îııristtyanlığmkinin' tamamen zîddlnidîr7~Hârfi harfine . "Siz solucandan insana kadar yükselen bir yol geçtiniz. köprü olma istidadıdır. Amma sizde solucanlıktan çok şey kaldr. Şimdi de insan. "İnsana nisbetle maymun nedir? Mukayese edilemiyecek kadar geri bir şey değil mi? (Fevkalbeşer) yanında.— 189 — bir Isa gibi olarak kendini. hıristiyanlığm aîlahı ölmüştür. Evvelden maymun idiniz... Nice diyor ki. hayvan ile (üst insan) arasındaki uçuruma Icurulmuş bir köprüdür. maymundan daha maymundur. arzda (üst insan) hükümran olacaktır. her engele üst gelmek mecburiyetinde olan bir varlıktır. "Şimdiye kadar her varlık. şimşeklerin öncüsüyöm. size (üst insanın ne olduğunu söyiiyeyim: «Üst insanın.. Asıl (iyi haber—İnci!) foeiiimkf. Bundan sonra.... "İnsan. hıristiyanlığın incili fena haber. "İnsanda büyük olan şey. bulutlardan düşen ağır bir damlayım. Bunu izhar için «arza ve toprağa sadık kalmak> lâzımdır. Fakat bu damlanın adı: (üst insan) dır. t Yan i alelade insan olmıyarak (üst insan) olmaktı?].. yıkıcı haberdir. 4 — Netice Nicenin ahlâkı. dünyayı. hıristîyanhk zehirinden kurtarmağa davetli görür. "İnsan.. bugünkü insan da öyle bir mahlûk kalır.. şöyle diye bilmelidir: ben.. der.

— 190 — ahnsrsa htrisHyanhk esasen ütopik bir şeydi. Bu müteazzim ahlâkın tehlikeli noktaları oîacsğı şüphesizdir. yalnız kuvvete tapar. Eserleri tedkik edilince görülür ki Fransm istikbal hakkında üç muhtelif görüşü vardır. Fakat hayat bunu da -hirisîlyanlığ» yaptığı gibi. Beşerin hayatı namütenahi olmayan tabiat şartlarına dayanmakta olduğundan. temel kültürünü tarihten aldı. Birincisinde hâkim olan. fanidir gelip geçicidir Nevi beşs- . onu kolayca İstikbale ait düşüncelere sevkedebilirdi. . Nicenin (üst adam) i. Maziye zevki ve vukufu. Esasen bu mevzu ile meşgul olacağı tabiî idi d e .düzeltir. Anatol Frans ( 1844 — 1924 ) Romancı Anatol Frans. Bütün mahlû'ilara müfrit bir muhabbet ve merhamet: en geriler en Önlerdir fikri. insanlığın istikbali ile hararetli meşgul olmuştur. kendi iştihalannı tatmin eden bir insan değil. fennî mülâhazalardır. . fenalığa karşı mukavemet etmemek ve saire bu dünyada olmıyacak şeylerdir. kahramanca yüksek idlere sarılan ve yepyeni bir insaniyet yaratan bir varlıktır. Çünkü Frans. O zeman enerj yi ve kahramanlığı tahrik eden bir vasıta olur. Niçeninkinde muakis kutuptan ifratlar vardır. Taiihçİ idi.

— 191 — rin ömrünü pek te geniş olmıyan bir zaman sahasında görür.. Fennî bir şeydir. kendilerini kurtarabiliiler. beiki budur. Mösyö Bergeret.. serseri bir hülya değildir. güneşin soğumasını o kadar uzak zamanlar da görüyorlar ki nevi beşer için hemen hemen namütenahi bir devre göstermektedirler). "Beyaz yol üzeıinde. Frans. Nok- . "Ce'Iie des Piyoninsn eserinin tasvir eder. Parise ayak basınca nikbin oluyor. İkincisinde hâkim olan telâkki. Renan'ın statüsü önünde Frans: «İnsaniyet. eserinde. (Septik filozofu) nunkidir.. ütoplye benzer bir şey yapar. Güneşin harareti kesildiği gün nev-i beşer de yok olacaktır. Anatol Frans'm ruh ve hayatında uyandırdığı heyecan ve nikbinliktir. ihtilâl ülkücülüğüne. Bu felsefeye göre insan. Sosyeteler ise «yıkma ve yeniden yapma» gibi bir batıl devir üstünde dönerler. şüphesiz. 2 — Usul ve istikbal hakkında tahmini Evvelâ şunu söyliyelim ki Anatol Frans'a göre ütopi. içtimaî aksiyona inanmıştı. Bunun tasviri de « Epikürün bahçesi » eserindedir. O hâdise karşısında Frans. ağır ağır. ve adalet ve hakikatin en son zarurî zaferini ilân ediyor. ( Maamafıh şunu da kaydedelim ki bugünkü fizikçiler. Bu telâkki. Ancak hakîmane hareket edenler. son fasılları bu tezi Üçüncüsü. Dreyfus meşalesinin. terakki fikrine inanmaz. fakat durmadan ve daimî bir su* rette hakimlerin rüyalarinı tahakkuk ettirmektedir. Frans'm esas fikri. bir şeyi tamamen anlıyatnamak zâfında herkese karşı müsamaha ve gâieryüziülük ile hareket etmek kaynağı bulmalıdır. Bunu «Jerom coignard'ın fikirleri» eserinde izah eder. Bunda Vılyora Moris ile Vels'den ilham almıştır. der.

bugün inhitatına şahit olduğumuz hıristiy anlığı tasavvur ve temsil edebiliriz. Çünkü istikbalde olacak şekli tayinde. Bu ezah devreye göre. birtakım derişikliklere maruz kalmıştır. Bir asırdanberi küçük sanatlar yerine büyük sanatlar sermayesi kaim oldu. geniş mikyasta rol oynıyan.— 192 — ta i azimet?. Ta menşedenberi hadiselerin akışı itibarile bir (tıtimal). Bunu-ila beraber bu çeşit "fennî. Buna bakarak. Bazı içtimaî hadiseleri müşahedemiz altsndi bulundurmak ve bunların ne gibi şartlar altında vuktîa geldiğini tarif ve tayin etmek mümkündür. . Vebadîsatm tetkiki ile çizilen münhanî üstünde devam eder. fik evvel esi?ter çalışıyordu. Bu zaviyeden bakılınca ütopi. Bilhassa Romanın (taaddüd ele) devrini. kalbimizin arzu ettiği bîr şeyi tahakkuk ettirmek için hayalimize kuvvet vermek demek değildir. sonra satın alman köleler. bir (içtimaî faraziye) dlr. sulhçu mu olacağı da ayni suretle aranılabilir. muharririn hissi bir tercihi oluyor. O mazinin mabedi ve neticesi de bize tamamen meçhul kalamaz. işin şrkli. oldukça iyi biliyor. Müstakbel beşeriyetin kavgacı mı. Şimdi bu sermaye yerine kaim olacak şekil aranılabüîr. elbette tam ayar değildir. kısmen bizce malûmdur.. Dinlerin hayat ve mematı hakkında beşerin bazı tecrübeleri var. Meselâ. mevziidir. Başka bir misal daha alalım. bugün şahsî mülkiyet şeklinde olan istihsal vasıtalarının istikbalde bırgün nasıl bir şekil alacağı da anlaşılabilir. Ortazaman derebeylerinin elinden kuvvet ve kudretin nasıl istirdat edildiğini mütalâa etmekle. Daha sonra ücretliler. nin kıymeti. yeni bir istihsal şekli daha tesbit edilebilir. "Mademki insan cemiyetlerin mazisi.

orijinal şeyler değildir. sulhçuluk. Frans. Makinelerin çıkardığı gürültü. "Hipolik. (metropolis) ler yerine. Bunlar trenler ve otolar idi. Yalnız bunun sadece istihsal vasıtalarına ait bir iştirak olduğu pek vâzih olarak görülür. Herkes. 4 — Kollekivizim. penbe evler bulunan uzun bir cadde boyunca gidiyordum Kırlarda aîev ve dumanlar saçan çelik (sirk) lar var. yüzüme vuruyordu. federalizim. kafamı patlatıyor. zarif konforlu ve oldukça münzevi evlerine çekilebilecekler. muhtelif şekillerde fakat hepsi mini mini. Anatol Frans'ın ütopik cemiyetinin prensipleri. işinden çıkınca bir "epikör. şehir ile köy arasındaki tezadın kalkmasıdır. fabrikada altı saat çalıştıktan sonra. Büyük şehirler. Girdiğim cadde. şahsî mülkiyetin tamamen ilgası üzerine kurulmuştur ve sen zannediyorsun ki kullanılan eşya ve moblelerde d ahi F. öyle bir nüfus muvazenesi yapıyor ki vatandaşlar. Hasıl ettiği rüzgâr. Eski bildiğimiz kollekivizimdir. tahayyül ettiği yeni âlemi rüyasında görüyor : Parmaklıklarının arkası yeşil yapraklı nebatlarla süslü. inzivası tadı tatabilecek. Anatol Frans'ın rüyasında bizi alâkadar eden trenler. çayırlar değil. şehirler ahalisinin dağılmasına müsait bir şekle girmiştir. Burada inekler otluyordu. Gözlerim bu tazelikler ile mest iken dümdüz ve doğru bir yoldan birtakım gölgelerin koştuğunu gördüm.— 193 — 3 — 2270 senesinde hayat Anatol Frans. Bu mintakada bir korku kanad germişti... sana diyorlar ki bizim sosyetemiz. güme güme ağaçlarla süslü ve içinden çay geçen bir çayır ile nihayetleniyor. Nakil vasıtalarındaki terakki. 13 .

Kendi içinden partilere ayrılması ve hatâları yüzünden tamamen kaybettiği s. istihsaldeki ahenksizlik ile rekabetteki delicesine hareketler. Bir lâmba veya bir koltuğun mülkiyeti değil. Bu anarşi devresi boyunca sınıflar mücadelesi de körcesine ve müthiş oldu.annolunuyordu. Frans. Bizim yıktığımız şey. Avrupa federasyon devresine girerek federal bir komite tarafından idare olunacak. kanallar. Proletarya gâh galip. adalet ve aklın icabet tirdiği yeni sosyeteye geçid nasıl olacak? Anatol Frans'a göre Avrupada bu geçid. Avrupa milletleri arasındaki hu' dutları kaldırmaktır. Fena anlaşılan ve fena tanzim edilen bu teşebbüsler. yollar ve sairedir." . madenler. intizamsız bir mücadeleye girdi. Bizim lâğvettiğimiz mülkî şahsiyet. büyük karışıklıklara ve ihtilâllere sebep olacak ve sonunda yeni nizam doğacak. Bununla beraber daima az çok kazandı. felâketler meydana getirdi. istihsali tanzim ve rekabeti kaldırmağa teşebbüsler et' tiler. uçurumlar içine yuvarlanıp gitti. toprak. karanlıklar içinde. işin meyvelerini bir şahsın veya bir grup eşhasın yemesi ihtimalidir. kendi kozuna hizmet eden şefleri attı. istihsal vasıtaları. KapitaHstler ile patronlar pek büyük gruplar teşkil ederek." Federalizmi ise. gâh mağlûp oldu.— 194 - şahsî mülkiyet yoktur. Sulh: müessir ve ahenkli bir organizasyon mahsulü olacaktır. 5 — Eski sosyeteden yenisine geçid Kapitalist eski sosyeteden. Kendi sinesinde de mücadeleler yaptı. Bu suretle harb de kalkmış olacak. Amma bu böyle değil. Yoksa etrafımızdaki kullandığımız eşyanın mülkiyetini yıkmadık. geçen asır Avrupasını şöyle tasvir eder: '"Yirminci asrın nasil iktisadî karışıklıklar doğurduğunu biliyorsun Kapitalizmin hakim olduğu son yüz sene içinde.

Vels. 5 — Netice Anatol Frans'ın ütopisi... H. orijinal bir şey olmayıp fikirleri (Popularize) etmekten ibarettir. ancak herkesin kendi işini çok iyi yapmasile olacağına kani bulunuyor. G. Bir yüksek cemiyetin*... öyle yeni bir içtimaî nizam kurmağa mecbur edecek. devam etmektedir. «Bazılar» derler ki bu 14 adam. büyük Lir deha ve müthiş bir enerji gösterecek de öyle olacak. Ve sanki fennîdir de.— 195 — Anatol Frans'a göre ihtilâl. vasati tipte adamlar olup işlerin gidişi bunları. Yani cemiyetleri yaratanın müstesna adamları olduğuna inanmıyor.. Şurası kafi ki bunlar Avrupanın bu yeni cereyanına karşı gitmiyecekler.» Bu son ibare gösteriyor ki tarih kültürü derin olan Anatol Fransr «kahraman> lara tapmıyor. Vels [ 1866 — 1947 ] İşte yirminci asrın başlarında kurulmuş bir ütopi daha. Avrupa milletlerinin çoğunda. Fakat ilk ikisi kendi muhayyilelerine dayandıkları hal. Diğer bazıları da bu 14 ler. Han Reyner. Eseri. Anatol Frans. Ona göre Avrupa milletlerinden her biri bir (rasyonalizm) devresi geçirdikten sonra nihayet uçurumun öte başında ön dört emeKçinin muvakkat diktatörlüğü ile bir federasyon ittihadı kurulacak.. kendileri dahi istemedikleri halde.1 . günün meselesi üzerinedir. üçü birden hemen ayni tarihte birer ütopi edebiyatı yaptılar.

. Filân tabiî şart ve vaziyet. iş bu muhayyel hayatı. . herhanğibîr uzak adada kurmak ta değildir. Fakat "Modern bir ütopi. 'istikbal hakkında haberler. bazen teknikten. istikbale doğru uzatınca ne netice alınacak? "Zaman istikşafı makinesi. eserine terbiyevî bir karakter verdiğini iddia etmektedir. bazen ahlâktan bahsedip. 2 — Yeni insanlık Mesele : ilerilemiş yeni bir hayatı. Vels'e göre ütopi . 1 — istikbali keşif metodu Vels. iyimser değildir. toplu ve vazıh bir noktai nazar veremediği . bugünün müesseselerini ve kendi tesisatlarımımı daha uygun ve daha tesirli bir tarzda -bulmalıyız. İstikbal hakkındaki fikirleri. Fakat bunlara da metodla.. muhakememe ile. Onda. ününü: fennî usulü mahirane kullanmasına borçludur. Bunda hayal ile felsefe birbirine karışıktır. Vels'in ütopisi. bu günkü varlığın normal ve muvazeneli bir surette inkişafıdır.. eseri. Amma bazı yerleri de müphemdir.için o kadar da dikkate şayan değildir. Bunu yalnız okuyucunun muhayyilesini kamaştırmak için değil. eserleri bundan bahseder. başlıklı yazıları.. sadece hayaien kurmak veya bu gün mevcut olan hayatın zıddını almak değildir. bir içtimaî faraziye şeklinde gösterir. değişince veya en yüksek noktasına varınca beşerin hayatı için ne gibi neticeler verir? Halihazır vaziyetini. parça parça bazen şehircilikten. Romanlarında kara bulutlarla ve felâketlerle dolu olan günler de vardır. ile "Uyuyanlar ne vakit uyanacak?. aklı selim ile varır.— 196 — de. üçüncüsü. arzımıza benzer. Vels'in sistematik eseridir.

Mahallî büyük hükümetler ve belediyeler. içtimaî rejimleri de şöyledir. Orada sosyete parçalanmış değildir. însanlar. İşte model ütopinin temel kanaatleri . Devlet. 3 — Ütopiden bir manzara Vels'in maddî teşkilâtının teferruatına girmiyerek yalnız mühimlerini zikredelim : Evlerin. Devlet tarafından istihsal olunan enerji. Gıdayı devlet veya mümessilleri istihsal edecek. Böylece devlet. . tek bir devlet olacak Toprak bu devletindir. ferd için. ovalare denizlere düşüp gene denizlere ulaşan sular gibi olacak. o muhayyel hayatın bir müsveddesidir. fertler için tesis edilmiştir. geniş şahsi teşebbüsler sahası olacak ve devlet. Bunlar işletirler. Şöyle ki her ne zaman nerede isterlerse orada hazırdırlar. Yükseklikler ve çukurlar arasıada olan bu metevassıt sahadır ki asıl yeni hayatın cevheri ve meyvesi teşekkül edecektir. dil de birdir. yarı göçebe haldedir. denizler ile bulutlar arasında. "Bütün dünyada hüküm süren. Devlet intizam ve asayişi temin edecek. Bu ırmaklar sistemi gibi. Bütün istisalâatı kontrol ve idare edecek. insanî noktai nazarımıza göre dağların ve denizin yaratılması sebebi. işleri tevzi edecek.. tecrübe etmek ve değiştirilmek başka kahplaa sokulmak için vardır. bugünkü gibi . Bu ikisi arasındaki yerlerin ikamet edilmeğe yarar bir hale getirirmek içindir. bu teşebbüslerin hür çalışmasını temin edecektir. Bütün enerji kaynaklarının sahibi hükümettir. ve tediye ettiği ücretler. denizlerden bulutlara çıkan ve bulutlardan dağlara. Dünyanın herhangibir eyaletinde yerleşmeye ihtiyaçları yoktur. Kanun. nakliyatı dernhte edecek . araziye feodalite tarzında mütesamftırlar.— 197 — Yalnız arz ve hayatımız. hürriyet için Dünya. yollara bakacak adaleti idare edecek .

asil bir saraya girer gibi. evvelden taşlarda meydana getirdiği güzellik.— 198 — hizmete muhtaç olmiyacak surette teşkili: hastalıkları ve cinayetleri gittikçe yok eden sıhhî bir siyaset. kıyıları ağaçlı bir ırmak. sınaî ve şehrî medeniyet daha mükemmel tatbik edilmiştir.. Umumi yolların sağ ve sol taraflarındaki (Platform) larda şen insanlar yürümekte. sabah aydınlığı içinde... halkın boş zamanlarını güzelleştirmek için en güzel edebî eserler meydana getiriliyor. .* Binlerce insan. fen ve felsefeye aid olgun kitaplar. küçük ağaçlarla ve statülerle süslü geniş bir meydana çıkıyor. Görüyoruz ki Vels'in ütopisi.. Caddeler.... Sonbahar aylarında. modern şehirlerde görülen bir şeydir. Burada fikir ve muakale cereyanlarının büyük mecmuaları. denize doğru akan. • . son asnn dört köşeli kutulara benziyen mimarisinden kurtulmuş. yeni başka malzemelerin tabii güzelliklerinde yaşamakta.. binlerce profesörü ve onbinlerce talebesile kudretli bir üniversite var. geniş meydana doğru gidip gelmekte. Bu yollar. Yani medeniyetin nimetlerinden herkesin istifade etmesi düşünülmüştür. Üniversitenin yanıbaşında muazzam kütüphaneler ve pek zengin müzeler var. Gotik tarzın. Büyük kemerler üstünde cam kubbeler. Buraya.. eserin en mühim parçalarından şunu zikredelim : "Merkezde.. bu kubbelerin altında mistik akşam karanlıkları güzellikleri.. gerek madedleri ve Roma münhanileri tarzında binalarla süslü. palmiyelerle. dokuzuncu fasıldır. 4 Samurayiler Eserin en dikkate şayan kısmı. giriliyor.. Ötede... Yalnız bunda fennî. gerileri ve bedbahtları terbiye edip yetiştirebilecek bir içtimaî siyaset.. Bir de.

düşünce. bu türlü idarecilere. Japoncadan alarak. iktidar mevkiini. Samurayi'ler sınıfı diyor. Vels. rejime iman etmiyenler tabii iktidar mevkiine getirilmez. ne de liberal demokrasidir. tesanüd ve enerji itibarile en yüksek bir sınıf yaratmaktır. İktidar mevkiinde ancak vatandaşla! ı ahenkli bir surette idare etmek için bulunur. hayır... . Bu muhayyel sosyete: ne bir imparatorluktur. bir nevi dindir. cehd ve teşebbüs kabiliyetlerini inkişaf ettireceklerdir.. İçtimaî hakikatleri bulabilmek ve bunları insanJara teklif edebilmek için. Filhakika gayesi buna pek yakındır. âdi insanların hırsını kabartacak surette şatafatlı tutmaz. Bu güzide sınıf. idare adamlarında şu meziyetler olmalıdır. idarenin başına öyle adanv lar getirmelidir ki bunlar ne şahsî menfaatlerini ve rahatlarını düşünsünler. Ruhan asıl ve idareye fıtraten müsteid bir zümre tarafından idare edilecektir. Çünkü bu sınıfa kabul veya bundan ihraç olunma. ilca ve heyecanlan inzibatlaştıracaklar ve vatandaşların ahlâkını. şu fikirden yürür. Gene bu idareciler. Vels. Prensibe. mesleğini kat'î surette tayin ve kabul. Vels Samurayilerle olduğu kadar herhangibir din ile mukayese ederler. ne de sadece iktidar mevkiinde bulunmak arzularını tatmin için idarenin başında bu lunsunlar. dinî tarikatlerin mümarese usullerinden istifade etmişe benziyor. Bu işde Vels. Vels'in istediği de. (prensip) i kabul veya reddetmeğe tâbidir. bu Samurayi'ler idare edecek. Fakat bu sınıf.— 199 Bu fasılda muhayyel sosyetenin mukadderatını eline alacak seçme insanlardan bahsedilmektedir. düşüncede ihtisas. Hayır. kilitlenmiş bir kast değildir. Hasbiyet. Bütün dünyayı idare edecek olan cihan devletini. sebat.. (Prensip) i= ayinsiz ve nassız felsefî bir (deizm) dir.

Onları harekete getiren kaynak: şahsiyetlerinde. Vels'e göre insan. Samurayüere: mabedleri tiyatro gibi olan şaşaalı. John Dewey 1856 Con Doi'ye göre felsefe : ilim naziresini ve dinî meseleleri ikinci plâna bırakarak. hayatın gizli ritmlerinden ayrılamıyan bir şeyi kabul ederler. dinlerin kabuklarına. "müsbettir. der. Susuzluk.. Samurayiler. arzusunun.nasıl bozulabilirse dini teşkil eden arzular huzmesi de. dini de snsuzluk gibi. ile "makul olma.. ayni zamanda hem sağlam. bunların üstündedir. .. gurur ve diğer bütün arzular kendilerini tatmin eden bir çok vasıtaların mevcud olduğu bir devirde. Vels'i tedkik edenler d e : programının tanziminde: "imkân.meneder. fantazi ve masalalıktan üst tutulmuş olduğunu söylerler.— 200 — "Bir muhayyel sosyetenin dininde temel prensip. bir romanlaştırılmış sosyolojidir. kozmogonilere. günlük kokulu. iyidir. 5 — Netice Vels. ergenon musikiii dinleri alkoldan teselli aramağı menettiği gibi. formüllere bağlanmazlar. mülâhazah ve sükûnetli tefekkürierindedir. Onlar. hem yumuşak metodu vardır.. fena ve lâkayd insanlar tarafından bozulabilir. bu modern ütopsinin: masallar âleminde bir seyahat olmadığına kanidir. beşerin yardımlaşması ve beşer hayatının tekâmülü meselelerini ikinci plâna alıp aydınlatmalıdır. hıristiyanlığın «aslı zelle» fikrini kabul etmemektir.. Vels'in dini. Samurayiler. Velş'in eseri.

terbiye işinde. Endüstrici bir memlekette. Endüstri ve demokrasi memleketi olmak istiyen bir millet. kendinden sonraki nesli daha mükemmel yetiştirmekle mümkündür. Fakat bu tecrübî ilimlerin. ) ve M. Baha Arıkan'ın tercüme ettiği " Nasıl düşünüyoruz ? „ adlı kitaplarıdır. ( Doi ) nin felsefesi : Terbiye meselesini merkez olarak alan bir felsefedir. zihnî gelişmenin bir (iş alet) i olacaktır.— 201 — Bu ancak.okul. Fakat yalnız bir iş başındaki arkadaşlıktır ki demokrat insanlar yetiştirir. bilfiil hiç iş görmiyen (serbest meslek) sahibi insanlar yetiştirme demektir ki bir Aristokraside boş vakitleri çok olan insanlara bu belki uygun bir şeydir. Bu takdirde terbiyeye: bir (olgunluğa hazırlık) gözü ile değil. bizzat iş ile vermek mecburiyetindedir. (Doi) de Spenser gibi. her nesil. Bir Demokrat ve Endüstri memleketine hiç gelmez. (Liberal terbiye) demek. gençlere kitaplar vasıtasıyla değil. edebiyattan ziyade tecrübî bilgileri tavsiye eder. ve hayatın hiç arasız aydınlanıp durması göziyle bakılacaktır. Burada disiplin ve güzelliğe de içtimaî ve iktisadî nkam için zarurî göziyle bakılacaktır. kitaplarla değil. ( Liberal terbiye ) taraftarı değildir. ötesi işlerdeki tecrübelerimizden edeceğimiz istifadeye bağlıdır. küçük çapta bir atölye ve cemaat olmak gereğindedir. Orta çağ döküntüsü Skolâstik usul ile beceriksiz ye sonradan görme insanlar yetişir. Başka bir deyim ile okul. bizzat pratik işlerle mal edilmesini ister. Bu zatın baş eserleri şunlardır: Avni Başman'ın tercüme ettiği ("Demokrasi ve terbiye. Burada her hangi bir şeyi öğrenme: pratik ve deneme ve hatâ (Trial and errorj metodiyle olacaktır. iş vasıtasiyle ruhun hiç arasız gelişmesi. çocuklarına bilgiyi. Hakikî terbiye ve kabiliyeti okulu bitirip hayata girdikten sonra elde .

söziyle bû oluş. Bergson'un (hayat hamlesi) hakkında: "bunlar mevcut olabilir. Ülûhiyet.her şeyi tahrip edici değildir. der% Yine der k i : şu kâinat kuvvetleri. Bunun içindir ki terbiye denik^ ş ey.. Ancak bunlara âdeta perestiş edercesine bir mevki vermek doğru değildir.909 — ediyoruz. bulundukları muhitteki mevki ve işlevlik (Fonksiyon) lan bakımından izah edilmeğe muhtaçtır.idealize ve rasyonalize etmeği hiç doğru bulmaz. (Doi) bir tabiatçidır. . bizim içimizdedir. Şu ( nötre ) tabiat kuvvetlerinde değildir. daha mantıkî oluyor ve sonra Darvinin "neviyierin menşei. birden bire ve mükemmel olarak kavramaktan daha kolaydır. (yalnızlık) âleminden bu iş ve hareket dünyasına insanların seyyâl ve kaypak işlerini görmek içindir.ekseriya . Onun azimet noktası. tabiatüstü sebepler bakımından değil. Dekart'm* "maddî varlıkların vücut sahasına tedricen çıkmış olduğunu kavramak. ENSTRÜMANTALtZM — ALETÇİLİK (Doi) nin tekâmül nazariyesi telâkkisindeki hususiyet şudur: Beden gibi ruh da. Şopenhavr'ın (irade) si. (Doi) de Beykın. darvenizimdir. Yese inanmaklığ mız lâzımdır... insanın yaratıp taptığı kuvvetler kadar . Zekâ. hayat mücadelesinde.) Ne eşittir ki o bununla oluşu (tekevvünî) ve deneysel (tecribî) fikirleri yani bir kavram ile incele meğe başlıyordu Eşya ve kâinat.. nazariyesi meseleyi tamamlıyor. en aşağı şekliden başlayarak tekâmül etmiş bir şeydir. mezarın kapısına kadar devam edecektir. Kâinatı: -tamamen bize taallûk ettiği noktalardan hadisatın cereyanına hâkim olamıyacak surette . Darvinin neviler hakkındaki sözü (Galile) nin: (e pur si muove — bununla beraber yer dönüyor.

Alman felsefesinde dinî işler. metafiziğe. "Felsefenin işi : haricî âleme nasıl vukuf peyda edebi- . federal aristokrasiyi temsil eden idealizm ile dinli ve müterekkî demokrasiyi aksettirmeğe (ihsascıhk) arasında hararetli mücadeleler devam etmiş ve bu mücadele hâlâ bitmemiştir. herhangi bazı hareket ve ( behavior ) larımız içindir. Spenser ve S. (bütün sahalarda natüraiistik görüş ve telâkki kabul edilmedikçe) başlamıştır denilemez. ingiliz felsefesinde de içtimaî endişeler asıl felsefî meselelerin gelişmesine engel olmuştur. Dimağ bizde. Fakat bu. ölüm demektir. Tıpkı bacak ve diş gibi o da bir alettir. Herhangibir muhitte bir uzuv veya uzviyet itki ve tepkilerle yoğuruîarak bir şekil alır. herhangibir şey karşısında bir (yeni intibak) aletidir. Modern çağ. Teolojinin bir yansısı nazariyle bakmaktadır. öte âlemi aramağa dalmıştır. Fakat bir müddet sonra. 'Platonun eserlerini okuyunca alıyorum ki felsefe. tepki çeşitlerini incelemek zorundayız. Bu sebeple biz hâlâ Ortaçağ zihniyetinden tamamen kurtulmuş değilizdir. Bütün tepkilerde esas nokta : muhiti ve tabiatı kontrol etme arzusudur. işi tam bir tertip ve düzeltme yolunda hayalî tecrübe ve temaslardır. Mili ayarındaki pozitivistler gibi. Biz şuurun (Statü) sünü değil. Fakat Sperıser'in anladığı tarzda pasif tertipten düzeltmeler değildir.— 203 — Hobs. Fikirler. iki asır boyunca : otoriter dinle. ruhun maddeye ircaı demek olmayıp ruh ile maddeyi teolojik bir telâkki ile değil biyolojik bir telâkki ile kavramah demektir. Felsefenin derdi: felsefe meseleleriyle din meselelerinin birbirine karıştırılmış olmasındadır. "Muhite tam bir intibak demek. Kâinatın künhünü bilmek için değildir. Düşünce. siyasî bir esas ve misyon ile yani âdil biv içtimaî nizamın ne olduğunu aramak kaygusiyle başlamıştır.

.haricî âlemi kontrol|altına almağı nasıl elde ebebilirizdir. Cemiyet nasıl fert lerin mahsûlü ise fert de içinde yaşadığı cemiyetin mahsulüdür. Tefekkürün ilk mütemayiz vasfı: olayları karşılıyabilmek ve onları en son noktasına kadar inceleyebilmektir. _ Felsefe : ihsasları ve bilgiyi tahlil etmek değil.— 204 — liriz ?l|olmayıp _ . bilgiyi ve arzuyu sentezleştirebilme ve ahenkleştirebilmedin (Fikir) i anlayabilmek için onu kendi hususî durumunda ne olduğunu kavrayabilmek gerektir. Bu okadar çabuk vukua gelmektedir ki bunu biyolojik bir veraset zannedenler bile vardır. müteaddit müşahede ve tecrübelerden geçirir. Yalnız hususî bir hadise ve muhitte değil herhangi bir kültür muhitinde de mevcuttur.ne gaye ve maksat uğrunda . diline ve kelimenin fikirlerine ve mânasına bağlıdır. içtimaî bir terbiye ile mühim miktarda tadil ve kontrol edilebilmektedir. ki bunların büyük insanlardan çocuklara verilmiş zihnî itiyatların içtimaî bir geçişi olması daha ziyade muhtemeldir» Umumiyetle iç güdülerin rolü hakkında ifrata düşülmektedir. Bundan başka tefekkür. Speaser bile Kant'm kategorilerinin yani tefekkür şekil ve itiyatlarının doğuşul (irsî) olduğuna kani idi. Tıpkı bunun gibi kazanç. Halbuki en kuvvetli içgüdü olan cinsî insiyak bile. teveffuk ve hakimiyet insiyakları da içtimaî tesirler . (Güçlük) karşısında insan bir faraziye kurar. Sonra bu' faraziyeyi. İçtimaî muhitin bir timsali olur. içtimaî bir mahsûldü de. içinde bulunduğu cemiyetin: âdetlerine. Çocuk. tarzlarına (oylaşma — Konvansiyon) larına. Ve bunlarla yoğurulur. Düşünmek ve muhakeme etmek mantıktaki (mukaddeme) lerle deği! (güçlük) lerle karşı karşıya gelmekle olur.

hal ve hareketin bilgi nuru ile aydınlanması demektir. Böyle bir telâkki. Eğer zekâ yok ise dünyanın bütün faziletleri insanı kurtaramaz Cehalet şuursuzluk ve köleliktir. Bununla belki hürriyetin anahtarının ne olduğunu kavrayabiliriz. karşısında bulunduğu meseîeya bilgisi nispetindedir ki hareketlerinde hürdür. Bir doktor veya mühendis. düşüncedir. insanı kendi nefsine karşı şedit ve başkalarına karşı insanî harekette bulundurur. Fakat tabiat âlemini kontrol altına alabilmekten . madde âlemine kâfi derecede hâkim olarak onu epeyce insan* ların hizmetine alabildik. tekâmül yolunda daimî bir çalışma hayatı yaşamaktır. Çevremizde gittikçe daha kuvvetli teşekkül etmekte olan endüstri hayatının sun'î muhitine. daima harekette ve didinmekte olmadır. (Nedenlik) kanununun ortadan kalkışı değildir. İLİM VE SİYASET (Doi) ye göre en önemli şey: mütemadi bir artma ve ilerlemedir. Mukadderatımızı değiştirme. îrade hürriyeti. Hasılı en sağlam güvenilebilecek şey iç güdü değil. En fena insan da: bozulmağa başlayıp da iyi olmak için az uğraşan insandır. dinamik olandır. En son gaye: mükemmeliyet değil. Vardığı sonuç ne olursa olsun mühim olan netice değil. (İyi olmak) demek itaatli ve zararsız olmak demek değildir. (Olmaz) yok.— 205 - ve terbiye ile tadile uğratılabilir. intrikah meselelerine iç güdü bizi intibak ettirebilir mi? Fizik mekanizmine hâkim olma sayesinde. İnsan tabiatinin değişme derecesine bir hudut yoktur.En iyi insan: bulunduğundan daha iyi olabilmek için daima didinmekte olandır. ancak zekâ ile olabilir. (Beceriksizlikle arkadaş olan bir iyilik^ topaldır.

Bir meseleyi en verimli hal yolu (deneme ve hatâ) metodudur. mücadele: sonunda elde bir kazanç yok. ancak içtimaî meseleleri tabiiyat ilmine dayanarak haletmekle orantılı olacaktır. Ahlâk ve felsefe. siyasiyat ve terbiyede de böyle tez ve antitez halinde birçok karşılıklı nazariyeler var: Disiplinciük — Hürriyetçilik Ferdiyetçilik — Sosyalizm Umumî kültürcülük — Faydacılık Yenicilik — Gelenekçilik gibi. ilmin ilerlemesi ve hayata tatbiki ile yükselecektir. Her mesele için kendisine göre • yoksa umumî nazariyeler değil . Tolestoy endüstri hayatının aleyhinde olabilirler. Kariyi. İçtimaî hastalıklarımızı : demokrasi. 2) Mizaçtan mütevellit kanaat yerine o meseleye mahsus metodla tahkik ve tetkik. Tecrübî metod şunu ister : 1) Umumî görüş yerine en ince noktalara kadar tahlil. Halbuki bizde siyasî felsefe henüz. Fa .. Bir mücerretten öteki mücerrede konuyoruz. metafizik durumdadır. Siyasî yeni kuruluş. ahlâk. Roskin. hal faraziyeleri bulmak gerektir. İçtimaiyat. Evvelden bir vakit. 3) Topu hakkında müphem umumî kavrayış yerine bütün küçük parçalarını iyi kavrama. ilk başlangıç noktasına dönmelidir ki bu ( hikmeti sevme ) ulup bütün iyiliklerin anasıdır.- 206 - henüz çok uzağız. Aydın değildi. endividüalizm ye saire gibi beylik. Mücadele. aristokrasi. umumî devalarla düzeltemeyiz. Amma şunu unutmamalıdır ki medeniyet. fizik sahası da böyle karşılıklı umumî nazariyelerle dolu idi.

nihayet öyle filozoflar yetişir ki bunları krallıklar tahtlarına oturtma yaraşır. işte bu içtimaî tezatlar üstünde tecrübî metotta çalışarak hangisinin doğru olduğunu bulmaktır. Platon'un : Krallar. Öteki unutuldu gitti. Felsefenin asıl işi : "însan ve kâinattaki rolünü arama ve aydınlatma. filozoflardan olmalı. Şimdi asıl (insan ve kâinattaki rolü) meselesi üstünde çalışmalıyız.. Toprak üstünde kalarak ilk önce bu toprak üstündeki hayatı aydınlatmalıdır. Veya filozoflardan kral yapmalı. demesi budur. Bu mânada anlaşılmış bir felsefe üstünde çalışma ile. 1859 da Musevi bir aileden dünyaya Pariste geldi. ahlâkî. Babası Mişey Bergson yüksek piya- . insanlar arasındaki anlaşmazlıklara hal çareleri bulmaktır.— 207 — kat tecrübî metodun ilerlemesiyle karşılıklı iki nazariyeden hangisinin doğru olduğ-u anlaşıldı ve bu doğru olanı yaşadı. Ancak bunu şöyle bir tarafa bırakabiliriz.. Diğer her şey gibi. bozukluklara. felsefe dahi kendisini (lâiklaştırmak — sekülarize) zorundadır. iktisadî. Vakıa biz bu meseleyi hal etmiş değiliz. Felsefenin rolü.. Felsefenin vazifesi: kendi zamanındaki içtimaî. Hanri (1859 1941) Hanri Bergson. Bu eski meselenin bence bugün değeri kalmamıştır.. iken o buau bırakarak (Epistemoloji — bilgi nazariyesi) denilen eski bir meseleye takılıp kalıyor.

Metafiziği küçümsüyor. Bütün bu cereyanların müşterek noktası şudur: ve bütün hadiselerin yalnız bir nevidir. 1881 den 1883 e kadar (Angers) lisesindeki hocalığı müteakip ağregasyon imtihanını kazandıktan sonra ( Klermant -Ferran) daki ( Paskal) lisesine tayin edildi. burada şekillendi.. Bilinç. . Felsefeye matematikten geldi. Almanyada Heckel in : Darvenci materyalizmi. Binaenaleyh meta fizik. Yüksek Öğretmen Okulunda iken . Bilinç — şuur bir gölge yani di mağ hareketlerinin bir neticesidir. Betlen ise evrensel mihanikiyetia ve maddî âlemin bir parçasıdır. dimek Filozof olacaksın ha. Ve asil felsefî fikirleri. » dedi. Ve yalnız bir nevi bilgi ile yani bir nevi ilmî bilgi iie çözülür. İlmin en küllisi de genel matematiktir. (Paskal) da burada geometriden felsefeye geçmişti. ona şüpheli gözle bakıyordu. Yüksek Öğretmen Okulunda felsefeyi seçince matematik hocası ona : Yüksek bir matematikçi olacak idin. Bergson. diye . O zamanki kuvvetli felsefe cereyanları şunlardı: Fransada: (Taine) in ihtibarî maddiyeciliği. O zaman pek moda olan Alman felsefesini red ile Spenser ve doktorinine: > son teferruata kadar nesleye dayandığından « bağlanıyordu. bedenin emrindedir. felsefe diye bir şey yoktur.— 208 — nist ve kompozitör. mübhem şey• lerden ve genel hükümlerden nefret eder. İngilterede: (Spencer) in tekümüliyeci lâedriciliği.sağlam bir metodu yok.. idi. Bilgi yolu ayrı bir psikoloji de yoktur. Kondorse lisesinde talebe iken hem ebediyatta hem matematikte pek kuvvetli idi. 3 ocak 1941 de sabah saat 9 da Par iste öldü. Ayrıca müstakil bir bilinç yoktur. İlim genişlemeğe ve kâinat muammasını mekanist bakışlarla çözmeğe uğraşıyordu.

hem (vahdet) vardır. istikbali. Ve bunun her anı: başka başka keyfiyetlerden ibaret yeni yeni hallerdir. keyfiyetlerden mürekkep ( çokluk ) dur. Zaman : saat kadranı ile ölçülen ve namütenahi taksim! kabil olan boş ve mücerred bir şey olmayıp (ki bu rıyazî zamandır). zamanının felsefî telâkkilerini tenkit ile başladı. her anı başka başka oluşlarla tecelli eden bir oluşlar akışıdır. Ne ise odur. Bu (an) ların her birinde (mazi) çınlar ve (istikbal) in) sesleri yansır. Bergsondan önceki filozofların kabul ettikleri za> man: mütecanis ve mesahası kabil bir şeydir. Bu takdirde (reel zaman). (Bilinç). Bergsona göre ise zaman: türlü muhtevalar ile şuur akışıdır. Bergson'dan öncekiler. Ve bilinç halleri kemiyet olmadığı için taksim ve mesaha edilemez. Ne de bir (tek cevher ) dir. Bu anlayışa göre ruh: ne atomlardan teşekkül etmiş bir ( mozayık ) dır. O daima yeni '' F. Onda hem (kesret). Ancak sezilip kavranabilir. Hakikî zamanı ancak şuurumuzda kavrayabiliriz. ne de tekâmül edebilir. işe. (şiddet ve keyfiyet) olu'p bunlar ölçülemez. Ve öyle kalacaktır. Fakat o esnada şuna kanı oldu k i : mekanizmin kâinatı. Bergsona göre bilinç (şuur) halleri (miktar ye kemiyet) değil. ne kendi kendim' yaratabilir.- 209 - Binaenaleyh irade ve hürriyet denilen şey vehimden ibarettir. 14 . Bergson. daima akış halinde olan bilinç halleridir. O. Kemiyetin çokluk olması mantıkan ve aklen (olamaz bir şey) ise de bu bir olaydır. mazi'yardımı ile kuracaklarına kani idiler. Bergsona göre ise (olacak olan şey) olmazdan önce keşfedilemez. Spenserin kâinat karşısındaki mekanist izahını derinleştirmek yollarında idi.

Derunî hayatımız. Ve ondan kaynayan ilhamları seziyoruz. Bergsona göre hayatın dinamizmi. O bize gösteriyor ki toprak altında temiz bir su bizzat kendi terütazeliğimiz var. Bir ağacı tanımak demek. Bir ırmaktır ki daima yeni yeni ve önceden görülemiyen manzaralar meydana getirerek akmaktadır. Amma bunsuz ise ilim olmaz. (mekân) ise: bir (say • rure — zaman) ki yaratıcı değildir. Zekâyı canlı ve dirik tutan odur. (Bergson) elinde değnek ile dolaşan su arayıcılar gibidir. Fayda ve menfaat kaygılarından uzaklaşıverince (derin ben) i miz canlanıyor. Pratik hayat talepleri. henüz kendisini arayan bir şiir çerçevesi halindedir. İşte (gerçek zaman) budur. bizim zekâmızın kavrayamayacağı şey lerdir. Ruhumuzun derinliklerimizden yükselen müziği duymağa çalışalım. onun kabuğunu soyup bakmak ve meyvelerini saymak mı demektir? (Reel) in gayrişahsî görünüşü üstünde. oluşlar akışındaki yenilikler. Zekâmızın yalnız cansız madde üzerinde bunu kavrayabilir. Şuur : îcatkâr bir hafızadır.— 21Ö — tecellilere gebedir. ne de meyveler olurdu. Şuur sahibi varlık için yaşamakî daima tekâmül istikametinde değişme yolunda olmaktır.Müzisyen ve şair. . ölü değiliz. Böylece (sathî ben) imiz. Eğer dallarda usare dolaşımı olmamış olaydı ağaçta ne yapraklar. bize kendi haricimizde yaşamak itiyadım veriyor. Maddeye yönelmiş ilmin göremediği nokta budur. Çünkü zekâmızın yapılışı öyledir. (derin benimiz) i saklıyor. Şiir . Ve canlılığımızı ona medyunuz. Artistik veya dinî bir heyecan en derinliklerimizden? kaynayan en güzel düşüncelerimizi aksettirir. şu veya bu derece şuurunun entim ihtizazlarını sezip ifade edendir.

bizi tinsel "Spirituel. imizi açıp göstermek ile bize insana hürmet etmeği öğretiyor. çiçeklenecek bir bahar değil. kendimizi yenileşmiş intihalarımıza. Artık bu. Burada daimî bir ( artmak ve zenginleşme ) yoktur. "Hal. Bundan kurtulmanın çaresi : kendimizi (zorlu ve sabit fikir) den kurtarıp içimizden daima doğmağa amade olan yeniliğe can atıp sarılmadır. Güçlüklerin hepsini ancak ruhî zenginlik ile yene biliriz. ruhun natürel iklimidir. Herkes kendi hayatının artisti olabilir.. Bergson "sathî ben. Sevinç... faaliyetimiz ahengine ulaştırıyor.Bir hastalıktan sonra kuvvetimiz tekrar yerine gelirken yeni intihalara gömülüyoruz. * * . Ve bu zenginlik bize. bir aksiyon ile.seziyoruz. in doğuşunu • hiç bitmiyen ebedî bir bahar gibi .— 211 — her insanın derinliklerinde yatmakta olan bir kudrettir. her şeyi hapis • te tutacak bir kıştır. lûtüf ve şükran ihtizazlarını söndürüp yok etmiyelim.. den alıp "olmağa başlayan. Bizi billur haline getirip tahdit eden halden alarak düşüncelerimizi meydana getiren cereyan içine bırakıyor. de "istikbal. ifade edilecektir.. hâtıralarımıza... Derinliklerimizden kaynayan merhamet ve inayet. bilâkis. bırakıyoruz. ile temasa getiriyor. Bu da ancak ( hayata güven ) olan yerde olur. Hayat. hasılı gönlün etrafına saçacağı iyilikler ile. Bizi "olup bitmiş. Manevî ızdıraplar ise. bizde yeniden canlanıyor. Şekillenmek istiyen şiir: "herhangi bir söz ile.. hiç durmaksızın îasılasız verilmektedir. Her şuur olan yerde bir şiir imkân ve ihtimali vardır. çevremizdeki varlıklara karşı alacağımız bir durum ile.. Ve olmalıdır. bir ( durdurma ve tevkif) teşkil ile dokumda bir (yırtılma) bir ( kopma ) hasıl olur.imiz altındaki "derin ben. Oluş duygusu.

İnsan. nr "yuca duygu. müptezel muhakeme usulünden almaz. Mütcaddid hal ve hareketlerinden daima en iyilerini seçe seçe " kendi vasıtasıyla kendisini yaratan = creati • on de soi pour soi w bir varlıktır. determinizm. O kuvvetim... Çünkü bizi büsbütün cazibes almıştır.— 212 •— Derunî hayalımız böyle daimî çiçeklenme «halinde okınca bunu bir kimya maddesi gibi tahlil ile basit unsurlarını ayırma ve sonra tertip yapmanın bir ilmî değeri varmı dır ? Böyle yapmak bile olsa olsa ancak bir (realite fantomi) elde edilmiş olur. diyorlar ki Bergson ' Şuurun bilâvasıta mûtalası „ eserinde hiç bir say• yure " dure nin kendinden öncekinin aynı olmadığını canlı zaman m riyazi zaman gibi olmadığını. şuurun özel vasfı olan "yaratıcılık.. Şuurdan «şuura bir ' kendiliğindenlik „ vardır.. Aksiyon yapıldıktan sonra der ki. onun zıddı halinde olduğunu gösterdi. mukadderatını kendi dokur. i elemanter ihtisaslardan teşkil eder.i mizin küçük bir parçası ilgilenmiş ise ö zaman gerçek hür değildir. sarıldığı nispette hürdür. Tekerleklerin şu kadar zamanda ne kadar devir yapacağı hesaplanan bir makine değildir.. için hayatını feda eden . in kendisine iştirak ettiği. insan gelişinden tanıla bilen bir varlık değildir.. Bir fiil ve hareket "ben. Onû ifadede rvızan güçlük çekeriz. Eğer onunla «ben. ı kabul etmiyorlar. Ve bizi asla ifadelendirmiyordun Hür fiil ve hareket tecessüt etmeğe şahlanan bir istektir. " Epifenomenciler. ( T a i n e ) : Ben . Fakat karar ve hareket vuku bulmazdan önce ne yapacağını asla tayin edemez. Bir kimyevi maddenin filan şartları altında şöyle olacağı nasıl kat'ı ise " şuur „ un istikbali de mazisi ile tayin edilir. bu işi neden yaptığınızı izah edebilir..

O sırada "Charcot. artist ruhludur. "Bir annenin çocuğunu kurtarmak için kendini denize atması. Ve bütün keşiflerin başlangıcı bir şiir şimşeği iledir.. onun kendinde nasıl yaşadığını anlamak ile işe başlamak gerekmez mi? Bergson deneye sadık kalarak daima "olaylar hattı — ligne de fait. Ona göre güzellik. nazariyesi hüküm sürmede idi.... iç gözü başkadır.- 213 — insanda bunun gerektiriri sebepterini başka bir insan nakıs görebilir. dimağda. yurt müdafaasında serden geçti gibi. ruhu.. insana meçhul ülkelere hâkim kılmış ise filozof da ruh âlemi üstündeki perdeyi kaldırmak ve bizi ruh ile temasa getirme ile ödevlidir. İşte birtakım füzeler ki meydana getirdikleri aydınlık çizgilerinden gemi yoluna devam edebiliyor. maddenin bir fosforlaşmasıdır diyen dogmatik bir ilmin daha ilerisinde görüyor. Fakat onun nefsini fedasındaki yüksek ifade. Hatıralar. ilmî bir şey olmaz. nı kovalar. Hakikat aşkı ile şairdir. ntn "lokalizasyon serebral. Esasen şuurun ne olduğunu anlamak için. deneye çok önem verir. cansız bir şeymiş gibi inceleme. Hayatı. Bergson. Nasıl ilim. hakikatin simasıdır. Alim metodlu. Tomurcuklanıp çiçeklenme yolunda olan iç âlemimizi kurutup çöl haline getirmiyelim. Bergson. Bergson felsefede bu aydınlatma rolündedir. Bu işi Bergson bir şiir dili ile yapmaktadır. Realiteyi daima yeni bakışlarla gözler. amma süvari yolundan emin değil. "klâs- . her türlü akıl ve muhakeme yıllarından üsttür. akıl ve muhakeme gözü başka. "Karanlık gecede dalgalar arasında bir gemi bocalamakta.. ve "Broca. **.

"ölmez „ in kendi içimizde olduğunu gösterdi. Ve aksiyon isteyince uyanmağa hazır bulunmaktadırlar. > Bu eseri ile Bergson. Hafıza hastalıklarında afete uğrayan . deki klişeler gibi gedilmekte değildir. hür olarak teemmüle ve tefekküre dalmak mukadder mi ? Gönlümüzün kurak ve hergünkü meşguliyetlerden fütura düştüğü zamanlarda. Mari) (Arnold . Bunda dimağ. hatıralar değil. sadece bir hatırlatma organıdır Hâtıralar. mucizesiz bir realite önünde rüyamızın sönüp öldüğünü hissederiz. ölümden sonra. « dedi.Pick ) gibi âlim doktorlar ilmî incelemeler sonunda bu görüşe katıldılar. mazimizin içinde . şuurun yok olacağım gösteren tek sebeb : ölümü müteakip bedenin tarumar olmasıdır. tamamen ebediyeti. pratisyen doktorlar arasında bir şaşkınlıktır başladı. Zurih Dimağ Anatomisi Enstitüsü Müdürü Monakow > ben Bergsonda bir norolojist dehâ görüyorum. bu meseleye ..— 214 — sor. Dimağ mekanizması sadece onu meydana getirmeğe yarayan kareketleri husule getirmeğe yarar. Fakat dışımızda dilsiz bir boşluk içinde monoton ve yuvarlanmada olan tabiatın ruh ile hiç bir münasebeti yok mu? Hürriyetten mahrum ve varlıkları mahveden bir kâinat içinde. ( P. meslesiyle ilgilidir. iptidaî bir ilimciliğin . (Ruhî enerji) bahsinde Bergson şöyle der. Ama eğer şuurun bedenden hemen hemen tamamen ayrı ve müstekil olduğu tebeyyüm edince O görüş ve sebebin bir (değeri kalmaz. Bazen (Varlık ) bizi alâkadar etmediği ve varlığı boş ve mânâsız gördüğümüz anlarda nasıl büyük ağırlık duyuyoruzdur. canlı bulunduğu şuur içindedir. Fakat meseleye böyle bakış . hatıraları haricileştiren vasıtalardır. 1896 da bu görüşü açıklayan Bergson'un (Madde ve hafıza ) eseri çıktığı zaman.

„ Fakat canlıları teşkil etme yolundaki ( hamle = Elan ) da [ kendiliğinden hareket „ " hür intihap meydana gelmiş bulunuyor. Yalnız insanladır ki hayat. Tekerrür etmekte olan " hal de. yine bu karamserlik içinde hürriyet aydınlığı da parlar. Şübhesiz ki ham madde " cansızdır. katılaşmış. türlü türlü canlı yarattıkları destanı. Hafıza. öte tarafta kazanılır. Tinsel feyiz ve derinliğimiz dir ki bizi engin yüksek şuur ile birleştirir.— 215 -T şuura bakması kabindedir. muhtelif eserleriyle ifadelendirmeğe çatışan bir artist gibi. Bir tarafta kaybedilen savaş. zarurettir. Kendi özünü. hayat da binlerce sayısız şekiller altında görünerek deterrninzmi. Ancak (devrin ben)i mizdir ki bize evenmsel ilhamın kapılarını »açar. cansızlığı yenme teşeb büslerindedir. kendine özel . kesmeğe. hareketleşmiş değildir. asla onun gelmemiş bir destan olup bunda zafer ve bozgunluk biribirini kova. şiiri kendi özünde tekrar yaşamak gerektir.pation ) dir. Şuur da tıpkı böyledir. lar. «Hürriyet> imkânsız sayılırken.icat ediyor. Karamserlik içinde. hıfzetmekte olduğu hayatı kendi yeniliğini tecelli ettirmek suretiyle . Derunî hayatımızdır ki bizi kâinatın genel hayatı ile birleştirir. Bu durumda biz (sathî ben) insizin düzenlediği bir şekil karşısında değ-ilmiyiz ? Her gerçek bilgi. faydalanma için soyutlaştırmağa alışkın olan zekâmız bize ancak ( statik bir taplo ) arz eder. hayat . Yalnız bir gramer yönünden inceleyince bir şiirden ne duyup anlarız?Onu kavarmak için ritmini sezmek. Madde arasına fırlatılmış olan şuurun. Irmağın üstüne "bir köprü kurar . ona bir (iştirak etme == partici. Maziyi istikbale doğru sürüklemektir . Sempatinin bir bütün cehti olan ( sezme = intuition ) dır ki realitenin en derin noktalarına daldırır. her şeyi parçalamağa. hendesedir. ama İrmağın derinliğine dalmaz.

«Her zeki varlık. Fakat daima yalnız kendi mihverinde döner. Böcekler sosyetesinde: Ferd. Fakat herbiri kendi hudutları içindedir. İnsan. Hiç sezilemez sandığımız realitede şimdi bir kurtuluş cehdi hissediyoruz. dairesini sonsuz olarak genişletmekledir. Fakat zekâda içgüdüdeki^ emniyet ve kat'iyet yoktur. "birtakım âletler yaparak maddeye karşı kor. Zekâ ise. Oda bizim gibi. cvarhk> lan harekete getirmiştir.- 216 — hareket üstüne şahlanarak . Muzaffer ^bir ilerileme olabilmek için bir (hamle . organizmin bir hücresinde. Bir taarruza karşı müşterek müdafaada. ruhunu unutarak kendini madde içinde hapsetme tehlikesine de maruz kalır. bütün ifadelerinde bunu tecelli ettirmektedir: Hayvanın içgüdü. zincirin bir halkasıdır. Harp. Kendisini koruyan mabutlara karşı ibadet eder. Gerçekleştirdiği ilhamı. Hayat. Evet. bu sosyetenin çok servdiği birşeydir. biyolojik bir âlettir. sonsuz |bir «özel — aspiration» içindedir. itiyat ve ahlâkî vecibeler tesiri altında hareket eder. İnsan sosyetesinde: Ferd. hayatın ve bizim fikir ve hareketlerimizin bağlanıp çözülmelerinden ibaret olan cihan tarihinin en büyük başarısıdır. bu muazzam hayat nefhası. kendini aşma etkisini taşımaktadır. Tabiî sosyete: Yabancıya karşı kapalıdır.gayesine doğru yaklaşmaktadır. kendi nevinde pek mükemmeldir. kâh dumanlar altında bırakıyor. birbirlerine daha sık yaklaşırlar. kendi şuurunu taşlaştırma. Tıpkı bir tek fikre yönelmiş bir şiirin birbirine bağlı mısraları gibi. Fakat bunu yaparken. kâh ayan beyan şekillendiriyor.» Her şuuriyle insan.

Spenserin mekanizmi üstüne düşünen matematikçi Bergsön. dinî mistisizmin üstünlüğünü.. diye. Mistik dinci ise: Aksiyona sarılır. Teknik. bunun insana verdiği itimat hissUe aksiyon kudretinhe görür: Eski kurun filozofu: kalır.- 217 — bolluğu) ile (kapalı) yi açarak kendi sosyetesi ötesinbütün (insanlığı) kucaklıyabiimek gerektir. . (Temaşa: Dontemplation) da Budist: Hayattan kaçarak inzivaya çekilir. Teknik. Bergson. ihtiyaçlarımızı tatmin için yapılmıştır. Ruh. Zekâ birtakım âletler yapar ki bu sayede insan. ki §hilkahn hikmeti de bu derin sevgidir. Ve biz selâmetimizi ruhda aramalıyız. bu yüksek şuur ve vicdanlarda tecelli eder. Bergson felsefesi:. Mümtaz insanlar. herşeye kadirdir. İnsanlığın tinsel mükte* sebatı. Hiçbir engel yoktur ki irade onu yenemesin. Berg-son: Kendinde tinsel yaratıcılık kudreti bulunan ferdî şuurun üstünlüğüne kanidir.. Yeri göğe yak Jaştırmağa çalışır. böcekler sosyetesinde olduğu gibi bir (âlet) halinde kalmasın. felsefeye nereden başladı nereye vardı? O da birgün geldi. ilk hayat hamlesini böyle uzatarak. İnsanın hürriyet ve kudretini kabul eden felsefedir. Paskal gibi. ruhu hizmetinde olmalıdır. geometride üç daire meselesinden daha önemli olduğunu düşündü. Ona göre tarihte bir (fatalite) yoktur. «mukadderimizin ve kâinat mânasının ne olduğu meselesinin. derin sevgi kaynağı olan Tanrıya kadar şahlanabilirler.

görünen. insanlara hizmete verir. Tanrının bir aksiyon âleti olabilmelidir. Derin bir aşk içinde kendini aksiyona. kendinde sonsuz bir hayat hamlesi sezer. Bu aşk. insan hayatının mânası şudur: «Her an kendi vasıtasiyle kendisini yaratıcı hale getirmek. Fakat bu kâfi değiidir. dış âleme çok sarıldıklarından. kalbinden. izlemesi gerekli yeni yollar göstermektir. Büyük.» Ahlâk. . iyi işlere sarılır. Uğraşa. Ve hiçbir yorgunluk duymaz. Daha üst dereceye tırmanarak insan. ilmin ilerlemiş olması. endüstirinin. ilme. derin sevgiden fışkırmaktadır. etmek değil. Ve başarır. Bu mertebeye gelen insan.» «Hakikî felsefe: Soyut fikirler üstüne tefelsüf. kendi. bir heyecandan. ahlâkın da ilerilemesini istilzam etmez. Tanrı o kalpten faydalanacak kadar temiz olmayan şeyleri atmalıdır. feragat ve fedakârlığı düşmanlara bile şamil kılma yolanda acı ıztıraplara dahi tahammül eden kişideki «yaratıcı oluşlar silsilesi» dir. şimdiki bulunduğumuz halden hiçbir zaman memnun olmamağı. bütün yaratıklara karşı olan Allahın sevgi ve aşkıdır.— 218 — Bize sevgi içinde tekrar tekrar cehdi. «Ahlâk ve dinin iki kaynağı> adlı eserindedir ki: İnsan. didine azı çoğaltmak suretiyle şahsiyetini genişletmek ve derinleştirmek ve böylece dünyaya kendi meselesinden birşey eklemektir. İnsan. daima daha üste doğru bütün kuvvetimizle şahlanmağı tavsiye eder. çok bilgili fakat ahlâkan çok geri olabilir. insanın Tanrıya aşkı değil. bundan çok daha üst olan. İnsanlar.» «Tekniğin. Bergsona göre hilkat. görünmeyen ve bütün varlığın kaynağı olan «hakikî ben» imiz ihmale uğramış bulunmaktadır. Ö zaman insan Tanrıyı kendi içinde hisseder.

insanlığın üstüne şahlanarak Tanrıya doğru yön alma felsefesidir. Irkdaşlarından ayrılmak bile istemedi. hareket ve oluşlar akışı.Bu halde. gönlüne Allah sevgi ve düşüncesi taşımak ile kalan insan değil. Ancak hakikat aşkı iledir ki yazdı ve söyledi. Bergson felsefesi: insan. Bergson. Amma hiç şikâyet etmedi. SON Tarih Boyunca Ahlâk Mustafa Rahmi Balaban'ın bu çok mühim kitabı tabedilmektedir. Yakında neşredilecektir. Bergsonun ömrü bir teemmül ve murakabe içinde geçti. «geceler gebedir* filezofudur. Hayatı ile d e buna canlı bir misal vermiştir. Bergsona göre mükemmel insan. zulme uğradı. «açık sosyete> yani bütün insanlar birbirinin kardeşidir fikrinde olduğundan AlmaRİarın Parisi işgalleri zamanında Yahudilere yaptıkları zulümler arasında oda. çilesini çekti. Tanrının insanlara sevgisi yoluna hizinete vakfedebilen insandır. . O. iradesini.

10O ... „ . . „ „ „ . lohosa. Zeki Cemal İ0O Gebelik. „ 100 Çocuk düşürmek. „ Rumca „ Marta oğlu 35 Almanca tesîli tercüme Mehmet Tahir 75 Almanca tesili mükâleme > » 7 5 Almanca . 100 Kadın rahatsızlıkları „ . resimli Dr.. „ „ „ 60 Nüfuz meselesi „ „ „ 35 Bebek beslemek. Redhouse 2000 Fransızba metod Berlitz ve tercümesi 250 12 Lisan mükâleme 50 Efali Fransavî cetveli Ekrem 35 Kendi kendine İngilizce alfebe Nüzhet Paşa 35 „ „ Almanca „ Nüzhet Paşa 35 „ „ İtalyanca „ Nüzhet Paşa 35 „ „ Rusça „ Sudi 35 . resimli „ . doğum.Gayret kütüphanesindeki kitaplardan bazıları Kuruş Türkçe sözlük " yeni harflerle büyük lügat „ 2oo Yeni Türkçe lügat M.. büyük lügat Ali Feraz 150 „ „ küçük lügat Ali Feraz 100 „ „ lügat Cemil Cahit' 20 Almanca • Türkçe küçük lügat Sadullah 50 Kamus Fransavî " Fransızcadan Türkçeye „ 500 Resimli küçük lügati fenniye 100 Türkçeden Fransızcaya Resimli Kamus Kelekyan 1200 Türkçeden İngilizceye büyük lügat J.Türkçe nahif tercümesi 100 İngilizce gremer 1 inci Halil 75 „ 2 inci Halil 150 Fen ve izdivaç. resimli Besim Ömer 75 Çocuk büyütmek.„ „ „ 75 Gebelik. Bahaettin 350 Türkçeden Fransızcaya..

H.7 Deguignes. Cahit 1500 Hüriyet Hüseyin Cahit 200 İlim ve din Hüseyin Cahit 200 Hüseyin Cahit 200 Asri demokrasiler 200 Senaiyi nefisenin menşeleri " " 60 Dekartm felsefesi • > » Samiha Cemal 400 Eflatun külliyeti 100 Hisler ve fikirler Raif Necdet 200 Azmi bey Hanım kitabı 100 Fazıl Ahmet Karikatör 200 Tevîik fikret Halukun defteri Hüseyin Daniş. 400 Rubaiyat Ömer Hayyam 150 Hayat ve kitaplar Ahmet Şuayp Abdulhak Hâmit ve mülâhazatı felsefiyesi Rıza Tevfik 500 75 Tevfik Fikret Şermin Tiryaki sözleri Cenabı Sahabettin 100 75 Demokrasi ve mesaili iktisadiye Hüseyin Cahit Nasrettin Hoca Köprülüzade Fuat 100 50 Yarım Türkler Aka Gündüz 250 Hârîstan ve gülistan Ahmet Hikmet 100 Daima hilekâr (2 cilt) Ali Reşat 100 Milliyet nazariyeleri Mehmet İzzet 250 Hendesei sanai 2 cilt >t >> Elektrik ve tatbikat sanaiyesi 2 cilt. Mesail yeni harfle Salim Hesap tefazulî 500 .Kuruş Çocuk hastalıkları Yeni harf „ „ „ „ 25Ö Çocukların istidatları Dr. resimli Salâhattin 150 Otomobil ve traktör resimli Salâhattin 150 Fen mesahaye arazi ve topografya Kömürciyan 150 Mesahaya Hendeseye Kömürciyan 200 Mihaniki Riyazi Salim 500 Demir Köprüler 300 50 Nazarî Hesap. Pol 50 Mufassal resimli tavukçuluk Cafer 250 Türklerin tarihi umumisi 1 .

Doğramacılık, Silicilik, Marangozluk Talât Resimli tarihi umumî 1-6 Refik Tarihi umumî 1-6 Murat bey Ebulfaruk tarihi 1 - 7 M Murat Mahmut Şevket Teşkilâtı kıyafeti askeriye Corci Zeydan Medeniyeti islâmiye tarihi 5 cilt S ey fi Emir Ali Musavver tarihi islâm Hüseyin Cahit İslâm tarihi 'İo cilt,, Kemal Paşa Osmanlı tarihi "3 cilt,, Tarih siyasî, asrı hazırda Avrupa 3 cilt Sinyoboş, Eski İstanbul, resimli Celâl Esat Başımıza gelenler , Arif İstibdattan Hakimiyeti MilHyeye 1-2 Ahmet Rasim Avrupa harbinden alınan psikolojisi dersler G Lebon Usul Defteri Malî 2 inci cilt î. Arapyan Malûmatı Ticariye Harnit Malûmatı iktisadiye Cavit Usul defteri Ticarî 1. Arapyan Hocasız usul defteri Serkeis Nihat „ Muhasebe II II Esnafın Hazır Hesop Tüccarîsi Kömürcüyan Usul Defteri 1 — 4 cilt • Amerikan Usul Defteri Amelî Hesap İlmî Hesap Kömürcüyan Hesap Nazarî İlmî Hendese tim! Cebir Amal Erbaa Kendi Kendi fotoğrafçılık resimli İhtisas muhaseb >erı Çapraş kaydek» Fikret Şimendıfercilik - 2N Naki bey Kimya 9 - 10 - I 3 cilt Kimya Bakalo sı » » Riyazi ve cep ' u?ası F. Sabri

50O 200O 100O 1500 İ0O 1000 250200O 1000 1500 200 300 200 150 250 150 250 150 200 200 200 300

50 50 35 250 25 30G 351 150 10O

100 100 100 100 50

Dahili ihtiraklı makinalar, Abdülkerim 250 „ Osman Hüsnü 250 Demir Teknolojisi Ağaç isleri teknolojisi 1-2 Yusuf ziya 250 Kimyayı sanayi 2 cilt Mühendis M. Azmi 200 Hesabi sanayi Salih Murat 80 Cihan muvazenesinin bozulması 2 cilt Ali Reşat 100 Türkiye nasıl doğdu ? Ömer Rıza 100 Hava Edebiyatı 100 İnsanlığın başlangıçları, resimli "yeni harf,,^.3 300 Dr. R- Verno 200 M' Sadık 100 Tâvimden yapraklar Saffet Ziya 100 Adabı Muaşeret Kadın meselesi Gregor Petrof 30 25 Okunacak mektuplar tdâl Sami Paşa Sezai 50 Mehmet Rauf 75 Cidal 30 Celâl Saher Simon Mehmet Rauf 150 Son Emel 250 Eylül «" » Son yıldız 200 Kadın kalbi Saffet Nezihi 250 Ercümend Talu 50 Sabir Efendinin gelini Viktor Hugo 500 SefiJJer 1-5 Halide Edip 200 Mevut Hüküm Osman Cemal 200 Çingeneler Dağların çocuğu 175 Günahkârlar Heluk Cemal 200 Reşat Nuri 100 Damga Sarı Odanın esrarı Gaston Loro 150 150 Gaston Loro Siyah kokulu Kadın Mesnevi şerif 1 - 6 tercüme ve şerhi Abidin Paşa 1400 Kitabı Mukaddes "büyük hacımda ciltli,, 400 150 incili şerif Mezamir 75 150 Asrî din fikirleri Seri 1 "11 kitap,, L. Lûtfi 100 Asrî Din fikirleri Seri 2 "6 kitap,, L. Lûtfi Lee Vrooman 10 Garpta dua yeni harfie

. iaşnar 250 250 100 Samiha Ayverdi 250 250 350 250 250 „ » . Krş. lu Gayret Kitabevinde satılan ı-nühim eserler : Kur'an ve islâm (Zaman zihniyetiyle) 2 Kısım Ruh Ansiklopedisi (Spiritüalizm) Ciltli Ruh Âlemi (Spiritizm. Rahmi Balaban 125 300 350 400 A..Fiatı : 350 . Afşaroğlu Dr. Ateş Ağacı Mabette Bir Gece Mesih Paşa İmamı „ Kimyayı Saadet Hazret Oftade Aziz Mahmut Hüdal K. W. Bedri Ruhselman . n » > » 200 200 300 tmam Gazali 50 50 25 . Crooks Dr.. Debi M. Fakirizm. Son Menzil „ Yusufçuk .Ciltlisi : 500 Kr.. Ankara Caddesinde 131 No. İstanbulda. 200 750 750 500 500 300 300 400 330 1000 200 300 150 100 Ciltli . Manyatizm) Ciltli Ruh Kuvveti (Spiritizme tecrübeleri) Ciltli Pratik Manyatizma ve İpnotizma Ruhlar Konuşuyor Allah Ruhlar Arasında Medyomluk Ruh ve Kâinat (Mecmua) Abdûlkadir Geylâni Muhiddini Arabî 1 den 12 Ciltli Mustafa Ertuğrul Cemil Conk Paşa L... Âkay . Cehennemlikler İnsan ve Ruh Yaşayan Ölü Ciltli İnsan ve Şeytan „ Yolcu Nereye Gidiyorsun . Ruh ve ölüm Ötesi (İslâm tasavvufu) İslâm Aslanı Hazreti Ali Kırklar Meclisi (En güzel Bektaşi Şiirleri) ! Hakikat Yollarında Tarih Boyunca Ahlâk Felsefe Tarihi (Filozoflarla birer saat) Tanrı Buyrukları ve İnsan Alemi Kıyamet ve Alâmetleri-Cennetlikler. Kuday • S. Burcuoğlu M.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful