Filozoflarla Birer Saat: Muhtasar Felsefe Tarihi Mustafa Rahmi Balaban

İstanbul: Gayret Kitabevi, 1947. 16 Şubat 2005'te EFSİS Özel Koleksiyonu'ndan elektronik ortama aktarılmıştır.

© http://www.felsefelik.com

M. RAHMİ BALABAN

FİLOZOFLARLA BİRER SAAT

FELSEFE TARİHİ
Buda - Eflâtun - Aristo - Rable - Mevlâna Celâleddin - Kınalıoğlu Ali Efendi - DekartPaskal - Tomas Kampanella - Lok - VolterJ. J. Ruso • Kant - Erzurumlu I. HakkıMisele - lbsen - Ogiist Kont- Niyazi t. MisrîGöte - Muğlalı İbrahim - Sen Simon - KarlaylEmerson - E. Rönan - Tolstoy - Vilyam Moris - Bergson - Nice - Vels - A. FransJon Devey, v. s.

Sahibi ve Naşiri:

GAYRET

KÎTABEVt

Ankara C«d. No. 131 - istanbul

Hakikat Yollarında ;

Filozoflarla birer saat:

Muhtasar

Felsefe Tarihi
Mustafa Rahmi Balaban

G A Y R E T K İ T AB E VI Ankara Caddesi No. 131 <~- İstanbul IŞIL MATBAASI 19 4 7

Fiati 250 nefis ciltlisi 300 kuruştur. Fioıırnoy WİLYAM CEYMİS'IN FELSEFESİ Varidat İZMİR SALEPÇİOĞLU KÜTÜPHANEsindeki Arapça elyazma nüshasından tercüme Mark Orel DÜŞÜNCELER Bütün bu Eserler bu Ciltte tamamen mevcuttur. ANKARA CADDESİ -İSTANBUL . GAYRET KİTAPEVİ.MUSTAFA RAHMt Hakikat Yollarında İmam-ı Gazali SAPIKLIKTAN KURTULUŞ liddiR Arabi FUSUS NAKŞI Tiı.

elli yıl sonra şöyle ifâde etmiştir. Köy okulunda okuduktan sonra Bergamada rüşdiye tahsilini yaptı. farsça ve Altunovalı İbrahim Remzi Beyden matematik tahsil etti. ilerledikçe sönmek söyle dursun. köyünün ovalarında • tabiatle başbaşa . Müsabaka ile İstanbul Öğretmen okuluna girerek 23 temmuz 1910 .. Yılda bir gelip toprağına yüz sürebilsem. Güzün yamaçların burca burca kekikli Yılda bir gelip toprağına yüz sürebilsem. Bu iki sevgi. hiç sökülemez surette kökleşti. Baharda bayırların menevşeli lâleli Yazlarda buğdayların altın yıldız sorguçlu. onda. ya. Mustafa Rahmi Balaban. göz erimin dağlar İkindinde gümüş çay. Tahsil için bu çiçekli ovalardan. Sonra müderris Terzizade Mustafa efendiden arapça. kekikli dağlardan ayrılıp uzaklara. Köyüne hâlâ en derin duygularla bağlıdır.Müellif Hakkında. istanbul'a gitmek lâzımdı. Yedi yaşına kadar bu köyde güzel tabiat ve sade hayat içinde büyüdü. Gönlünün bu özleyişini.geçirirdi. OBAMA Elli yıl önce ne idiysen içimde o sun Onun deniz gibi ova. Yaz tatillerini hep. kıblende meşelikler. 1888 de Bergama'nın Balaban köyünde doğdu.

«İkdam» ın İsviçre muhabirliğini yapması ve İKDAM gazetesinin sahibi merhum Ahmet Cevdet Beyin yol göstermesile başladı. Kız öğretmen okulunda pedagoji Ki7ilçulhı Amerikan kollejlerinde Türk tarihi ve felsefe hocalığı etmiş. Gökalp. Adana öğretmen okulu müdürlüsünde üç yıl çalıştı. Basın hayatına ilk. onu Usküp Dar .ül -Muallimin Rüşdive (Orta öğretmen okulu) pedagoji hocalığına tayin etti. Claparede onu. Yurda dönünce Ziya Gökalp merhumun başkanlığında kurulan üç kişilik mülga Telif ve Tercüme Encümeninde (burada öteki âza muhterem Veled Çelebi idi) çalıştı. Buradaki başarısına mukâfaten. Ça- . 1918 den itibaren Ikdam'da yaziları çıktı. Kırk beş gün Üsküpte pedagoji hocalığı yaptıktan sonra Maarif Nezareti. O zamanın önlü psikoloji profesörü pek muhterem merhum Ed. Sonra İzmir kız öğretmen okulu müdürlüğüne tayin edildi. Maarif Nezaretf. o Telif ve Tercüme Başkanlığına tayin edildi. İsviçre'de Almanca ve ingilizce de öğrenerek aşağıya yazdığımız eserleri Avrupanın üç dilinden dili» mîze çevirmeğe başladı. mebus olunca. Öğretmen okuluna giderken istanbul Müftisi Fehmi Efendinin mantık ve arab edebiyatı derslerine de devam etti. onu Adana yatılı öğretmen okulunu kurmaca ve müdürlüsüne tayin etti. psiko .pedagoji laboratuarına asistan aidi. Onun en büyük emeli: Avrupa ve Amerikanın özlü eserlerini dilimize çevirmektir.— 4 — da buradan birincilikle mezun oldu. O zamanki Maarif Nezareti. Rahmi'vi Cenevreye pedagoji tahsiline volladı. Telif ve Tercümeden ayrılınca İzmir Atatürk Lisesinde felsefe. Eserlerinin çoğu bu encümende bulunduğu yularda basılmıştır. Cenevre Üniversitesi pedagoji ve felsefe şubelerinde tahsilini tamamladı. Kollejdeki on bir yıllık hocalığında dilimize İngilizceden bir çok eserler tercüme etti.

Avrupa medeniyetinin ahlâk kökleri. Kant'ın pedagojisi. buğday kahramanı. Asrî terbiye ve maarif. Eski Kılikya (Çukurova tarih ve tarih-ı tabiîsi). Fihtenin hitabeleri. Kalmoıt Türkleri. Tabi . Şart. Keloğlan. Şehir mi. Dergâh ı Mevlâna. Çocuklar evi. İzcilik. Moğol tarihi. Bal çuvalı Hüseyin masalcı. Kristof Kolomb. Fonksiyonel terbiye (M. Çocuklar cenneti. Avrupa milletleri ruhiyatı. Çekirdeksiz kahramanı. Efez. Amerikada mekâtib-i ibtidaiye ve tâliye.— 5 — lıştığı konular :Tarih. Altın çiftlik. Halk kitapları: Özdemır onbaşı. Nıkomaha ahlâk. Baliğler ruhiyatı. Kadın-erkek. Çocuk ruhiyatı. izmir agorasından eski tapınaklara. Dökroli usulünde dersleri toplulaştırma. Çocuk ve mektep. Avrupada yeni mektepler. Deli dumrul. tövbeler tövbesi. Islah-ı ırk. itıyad. Fılozofi vasıtasıyla orta tedrisatta reform. Çocuk büyütmek. Ruhiyata medhal. Baba Arıkan'la berabar). Dağda bulunmuş çocuk. Felsefe tarihi. Evvel zamanda. Portakal kahramanı Mehmet Bafralı. Çocukta eksiklik duygusu. Ruhiyat makaleleri. Basılan kitapları: Bergama tarihi (Müzeler müdürü sayın Aziz Oğanla beraber). Şimdi basılmağa başlanan «Hakikat yollarında» serisi: Değerli maarifçimizi bütün okuyucularımıza daha iyi tanıttıracaktır. Ailede terbiye. Tabiat ve insan. Alfabede cümle usulü. Çocuk ruhiyatı. ahlâk. ırklar ruhiyatı. Dökroli usulünde hesap vs ölçüler. Terbıyevî ruhiyat laooratuarı. Mekteplerde sıhhat demederi Halk tekâmülü. Timur ve Tüzükâtı Bahtıyarname. Ege bölgesinin iş kaaramanları. Küçük Asyada ölmüş şehirler. Pestaloji. Yeni psikoloji ve pedagoji. Çevresinde gezi ile İzmir tarihî. Dağ deviren. Eskicilikten Tüccarlığa. pedagoji ve felsefedir.

Ama gerçeğe kimi daha yakın kimi daha uzak olabilir. Bugün bu bir hakikatır. En iyisi mi. gürele doğru . Ondan sonra gelen ikinci hakikat şudur: " Hayat ve kâinatın mahiyetini anlayamıyoruz diye ümitsizliğe düşecek değiliz. Her zaman hayat ve kâinatın mahiyet ve hakikatim arama yollarında bulabiliriz. Ve her biri o yollarda birer nişan taşıdır. yıllarımızı. hızlandıracak aksiyonlarla. Amma şimdilik her halde yolun sonunda deliliz. Onun kadar ve belki ondan da önemli yapılacak iş önümüzdedir: „ kendimizi ve çevremizi her gün biraz daha iyiye. doğruya. yirmi dört asır önce: " Bîz insanlar.ömrümüzü doldurmak. aylarımızı.ÖN SÖZ Sokrat. demişti. ( Filozoflarla birer saat) e. kendimize en iyi hal ve hareket yollan seçme işi ile uğraşalım.. " Tarih boyunca her felsefe. Ferdçe ve cemiyetçe yükselmek. . bu gerçeğe götüren yolları araya gelmiştir. onların hayat ve kâinatın mahiyeti üstüne metafizik teorilerinden ziyade ahlâk veiçtimaiyat üzerine olan düşüncelerini aldım. hayat ve kâinatın hakikat ve mahiyetini anlayamıyoruz. Felsefeyi kuru lâf değirmeni yapmayan gerçek filozofların hepsinde bu ilinti bir iç ateşi halindedir. hal ve hareketlerle gürlerimizi. Felsefenin ve filozofun öz değeri bundadır: insanda tekâmüle hizmet arzusunu engin bir aşk haline getirebilme.Durum bugünde öyledir.

Yerlerine yenileri konulmağa uğraşılmaktadır. . R. Yarınki dünyada yenilerle bu güne kadar olan değerlerin bir karması olacağına göre (Filozoflarla biier saat) bu güne kadar olan değerler üstüne düşüncelerin kısa bir plânçosudur.— 7 — İkinci Cihan Harbi sonunda bütün ahlâk! ve insanî değerler yıkılmağa yüz tuttu. yeni değerler kuru lup kökleşinceye kadar sürecektir. Dünya sarsıntısı. B.

Fakat müelliflerin çoğu şöylece kabul ederler. Uzun asırlar süren muharebeler esnasında. Bu sefaleti. Ö. Kapilavaston de zengin ve asil bîr aile vardı. vicdan gözüyle görmeğe başladı. hasta bir adama rastgelince bu tesadüf onun vicdanı önüne beşerin sefaletini yaydı. kuvvetli bir feodalite teessüs etti. Nepal hudutlanndayız. Prenslerin ihtişamı yanında tebaanın pek mühim ekseriyeti derin bir sefalet içinde idi. Sonra buraları Turan ırkı. muharebe ve ziraat idi. böyle bir adamın geldiğinden bile şüphe etmektedirler. çok karışıktır: Bütanın ilk ahalisi koyu esmer renkli idi. bize efsane ile karışık bir halde gelmiştir. Bu mıntakada ahali. Kendi adı Sidharta ve aile adı da Gautama'dır. 8u esnadadır ki bu adamın hayatında pek büyük bir hâdise vukua geldi: Bir gün sarayından çıkarken. Bu adam evlendi. Bazı müellifler. ayakta gezen öiü gibi sapsarı.Buda [M. 560 480 j Hindistamn şimal-i şarkîsinde. pek fakir. pçk ihtiyar. Buralarda yetişen Budanın hayatı da. bir oğlu dünyaya geldi. bu kabîl hayatlarda olduğu gibi. Himalayalara yakın. . Milâttan evvel 563 senelerine doğru. işleri. daha sonra Moğollar ve Tibetliler işgal ettiler.

hırsızlık. zina: Fakat daha derin takip etmek istiyenler. Aynı zamanda mütalee ve derin tefekkür ve istiğrak içinde idi de. sarhoşluk. içinde bulunması muhtemel Ölmüş hayvanları yutmamak için kullanırlar. sevinecek yerde : < işte bana bir zincir dahal 1 > dedi.g _ «Bir oğlun dünyaya geldi» diye haber verdikleri zaman. yalancılık.. Böyle derin düşüne düşüne nihayet kendince hayatın sırrını ve insanların takip etmesi lâzım kanunu buldu. 2 — Budizmin yarattığı cemiyet : Budizmin iki türlü saliki vardır. (Süzgeci su içerken. gittikçe bütün orta Asya* ya. mezhebin — aşağıda bahsedilecek — temel fikirlerinden başka beş ahlâkî vazife ile kendilerini mükellef tutarlar ki bu beş şey haramdır: Katil. bir iğne. bir baş piçağı. 29 yaşında olan prens. Yalnız bir sarı kaftan. bilhassa Tıbete. daha sonra Çine ve Japonyaya yayıldı. paraya hiç el süremezier. Prensip itibarile bunlar or- . bir süzgeçleri olabilir. ve ancak dilendikleri şeyleri yerler. Dervişler gibi köyden köye doloşmağa ve sert bir riyazet bayatı sürmeğe başladı. servetinden vaz geçerek gece bir ata binip sarayını terketti. Kurduğu din. Filhakika aptal kıyafetinde gazen bir kısmın hiç mal ve mülkü olamaz. daha sert bir hayat yaşarlar. O andan itibaren insanlar* yeni yola davet etti ve müminleri kendi etrafına toplanmağa başladı. Budajun milâttan evvel 430 senelerine doğru öldüğü anlaşılıyor.. bir kuşak. aptalj ^kıyafetinde dağlara inzivaya çekildi. Ekseriyeti teşkil eden kısım. bir avuç pirinç.) Bu dervişler. dediler. "Buda* demek «Işıklı» demektir. O zaman ona BI$ıkw geldi.

böylece. siyasî ve İktisadî hayata tamamen lakayt kalınarak münhasıran dinî tedrisat ve istiğrak içinde ömür sürecek. Bu mezhebe giren insan. Dağ başlarındaki manastırlar. ki bugün bu . «Tibet> ve «Siyam» daki. bazı hâtıra âbidelerine hac ve saire gibi. mümkün olduğu kadar dünyadan yüz çeviren bir cemiyet yapmağa uğraşır. Üçüncüsü. köylerin kıyılarında yaptıkları bahçelerde yaşarlar. Bu mezhepte dikkate şayan üç mühim şey vardır: Evvelâ kast farkının hüküm sürdüğü bir memlekette. (mukaddes yadikâr — reUg-ue'leri) ve mübarek makamları tebcil. hiç bir (hiyerarşi = mertebe silsilesi) tanımaz. İradî bir fakrü zaruret îçinde yaşanılacak . yaş ve irfan dolayısıyle hürmet görürler. [kincisi. Köyden köve dilenerek gezen ve vazeden bir ruhban sınıfından. ki bunlar buralara ancak — açık yerde yaşamanın imkânı olmadığı — yağmurlu mevsimlerde çekilebilirler. ibadet tamamen sadedir : ayda iki defa toplanarak mukaddes kitapları okumaktan ve işlediği günahları umum huzurunda' itiraftan ibarettir.- 10 — manda yaşamak mecburiyetindedirler. bir derece ve mertebe sebebile degü. buna hiç ehemmiyet vermez. En ziyade hürmet gören rahipleri. Basmakalıp dualar. . Görüyoruz ki budizm. ancak mezhebin ilk 7amanlarında böyle idi. Bir de ruhban için bir (mertebe silsilesi) tesbit edilerek manastır hayatı bir usul ve kaide halini aldı. Lâkin insanlara mezhebi öğretmek vazifeleri doiayısile. hazır yiyici ruhban alayı meydana geldi. bugünkü. Fakat bu hal. hangi siniftan otursa olsun kabul eder.izdivaç ta dahil olduğu halde . ibadeti verine birtakım ( batilalar) ve (şekiller lı kaim oldu. epeyice sonra kurulmuştur. Zaman geçtikçe iki yüzden bozuldu tik devrenin sade. budizm.bütün diğer içtimaî rabıtalarla alâkasını keser.

ür. birtakım ümitsiz ah ve vah ile gidebileceğini zannetmiyelim. onu kurtarmak. 1 — Var olan her şey. Yapılacak iş şudur : Her mahlûka daima merhemet etmek. Mamafih bu hal. Buna dair binlerce efsaneleri vardır. ıztırap Budanin mülâhaza ve tefekkürdeki başlangıç noktast. öldürmekten. Herkangi bir mahlûku acı çektirmekten. Dikkate şayan değil mi ? Büyük bir fikir. bakınız nasıl tereddiye uğruyor. o büyük fikri takip ettikleri iddiasındadırlar. Merhamete onlar da lâyıktır. Bunun pençesine . av arayan bir dişi kaplana rastgelmiş. tarihte yalnız Buda mezhebinde değil daha bir çok yerlerde görülmektedir. yukanda gördüğümüz veçhile. şiddetle çekinmek. 3 — Temel fikirler: «Benares müteakip hakikatte çekmefre Şimdi mezhebin esas tedrisatına gelelim. Bu ızdırap hayatına yalnız insan değil böcekler de iştirak etmektedir. mablûkabn içinde bulunduğu müthiş sefalettir._ ıı _ _ iki memlekette böyle binlerce rahip. Fakat bunun. Halbuki bunu yapanlar. Meselâ Buda bir gün dağda gezerken. Her nereye baksa feraiık gö'. bilâkis ona yardım ftmek. bedbindir. köyleri < mukaddes yadigârlar» ve «sihirli merasimler» ile aldatarak köylünün kanını emmektedirler. esas itibarile. Doktrini. hiç korkmamiş. elem ve mahkûmdur. manastırlarla dolu şehirlerde. vazı» na yani müessisin aradığını bulmasını verdiği ilk vaza göre mezhebin esası dört toplanmıştır. bunlar bu tarz düşünmenin şüphesiz tabiî neticeleridir.

hem psikolojik hem metafizik bakımlarından. Yani bizzat Budanın düşüncelerini takip ve onun hareketlerini örnek ittihaz etmelidir. Her türlü mal ve mülkten el çekerek hiç bir şey arzu etmemeğe alışmalıdır. hiç aralıksız. Böyle iğne altında yaşıyan insan. kendi arzuları için kendini ölmüş saymadır. Buda. meselâ kaybetme. 4 — Her şeyden el çekmek düsturunu tahakkuk ettirebilmek için (anayol) u takip etmek lâzımdır. yalnız başkalarına fenalık yapmak ile kalmıyor. Burada Budizmin. bizzat kendi ıztırabını da artırıyor. Çünkü elde ettiği daha üst hayat şekillerine bütün kuvvetile Dağlanıyor.— 12 — geçecek zavallı hayvanları düşünmüş. her şahsı. arzuların nihayet balmasıle olacaktır. Bu suretledir ki hayattan ve hayatın şerlerinden kurtulup <Nirvana> ya kavuşulabilir. ölüm gibi şeylerle elinden çıktığım görünce daha büyük merak ve izdıraplara düşüyor. ölmezden vevel . en güç noktasına parmak basmış oluyo . eNirvana:» «Mutlak sükûn et > in tevlid ettiği daimî bir saadet içinde yaşamak demek olan «yok olma» dır. Ve bunların bazısının. hastalık. 2 — Elem ve izdırabın kaynağı arzularımızdır. Amma aynı za> mandafcbu kaplana ve aç bekleyen yavrularına da acımış. Hayatın bütün didinmelerinden ancak böyle kurtul unabilir. Nihayet Kaplana av olarak. tamamen ken ~cfi içimizde buluyor: Arzular. kendi bedenini sunmağa karar^vermış. Arzu. y JBu cinan şümul şerrin sebebini. 3 — Izdırapların nihayet bulması. Fakat. daha üst daha geniş yaşamağa itiyor.

«Başkası nemelâzım bana !> dedirtmez. Hakikatte Budizm. bir nevi mahvolma demek olan Nirvananrn sükûnetinde aramak insani harekete getiren bütün âmileri toptan süpürüp atmak demektir. <amelî ahlâk» tu. Böyle olmakla beraber Budizmin. ilâblnrı înkâr etmez. dünya. «Allah» sız bir din. Bu ise hayata veda etmek olur. 4 — Netice : !lk bakışta Budizm.— 13 — ruz. gelip g-eçfci hadiselerle dolu ve daima derişen bir med ve cezir gibi olup hakikatte hiç bîr şey var değildir. Amma şurası doğrudur ki bu din. bn cihanşümul akıntı ummanı içinde bir limana bir meîcee kılavuzluk ed«*rler. ki bu cihet. salikler tarafından çok inkişaf ettirilmiştir. Budizm. insanı bedbahlıktan kurtarmaca matuf bir talimattır. birtakım ruhî miimareseler vapıhr ki bunlar ruhu. Budanm gözünde. Çünfü butun arzuların kaynağı. Binaenaleyh hiç bir şey. bizi kendine bağlıyamamalıdır. bütün harici faaliyetlerden el ''çekmek ve saadetî. Her ferdin vazifesi. Budizm hakkında. Budizmîn özü t egoizm»* karsı şiddetli ve mütemadi bîr mûcadele'acmaktır. Fakat başkalarını »zdırap içinde bırakarak valnız nefsini kur-"1 tarroâk değildir. Bu «ölüş» ve «istikrars'zlık» nazarivesfnl benîmslvebilmek için. ilâhlarla meşgul olmaz ve onlara 'bir rol avirmnz.kıvmetli ahlâk unsurlarını ihtiva" ettiği de bir hakikattir. bilhassa. Fakat kolay değildir. derler. egoizmdir. Meselâ bedbinliği ile bile insamn^hassasiyetini uyandırarak ıstırap çekenlere karşı alâkadarlığf p arhnr. bu çünkü zihniyetten çok uzak gibi görünür: Havat ve arzulardan yüz çevirmek. Kâinatı böylefıztırap içinde görmekle bundan yal- . karşısındakini selâmete çıkarmak için çalışmak ve ona selâmet volunu öğretmektir.

— 14 — nız şikâyet ve figan neticesine değil. uzun seyehatler . Sokrat'a talebe oldu. Öne sürdüğü tedbirler ise şiddetti ihtirasları Özcüiüğ Egoizmi öldürmeğe matuftur. 429 . Ayni zamanda birçok yüksek ruhların teşekkülüne de hizmet etmiştir. «Akademus» parkında «Akademi» denilen mektebini tesis etti. uzun hayatı içinde. Eflâtun'un dünyaya geldiği devirde grek siteleiinin dolgun ve zengin bir hayatı vardır. Şunu da söyleyelim ki. maddî şeylere bağlanıp kalmamağa davet eder. içti- . Bugünün Akademi adı burdandir. insanı : kendini tanımağa. 1 — Hayatı : Eflâtun. Eflâtun. Eflâtun [M.347J Eflâtunun en dikkate şayan vasıf [arından |biri maî teşkilât idealine mühim yer ayırmasidır. milâttan önce 429 da Atina da zengin bir aileden dünyaya geldi. Ö. okutma.isr terseniz Ütibiler deyiniz . bütün diğer doktrinler. fakat bütün mahlûkatı sevme ve acıma.«ve üç kere Sicilya'ya yapmak ile geçirdi. kitap yazma. . siyaset ile de çok meşgul olduu.gibi Budizm de harfi harfine tamamen tatbik edilmiş değildir. hayatını okuma.bilhassa Mısır'a . kendine hâkim olmağa. insanın bütün hayvanlar va nebatlarla ince bir kardeşliği olma neticesine varır.

Nihayet sandalya kavgaları. Diğer greksıteleri de hemen aynı halde idi. Eflâtunun daha genç yaşından itibaren siyasî faaliyeti düjünüyordu. Site ziraat . Amma o. zadekân. Bu filozofa göre sosyete: Bir zaruret dolayisüe kurulmuş olup beşerî ihtiyaçları tatmine mecburdur. Perikles zamanını yenice bitirmiştir. onun bu intizarı boşa çıktı: Ne «Deniş» n e d e «Dion» böyle bir işe teşebbüs etmediler. Fakat sonradan hayatını felsefeye hasretmeğe başlayınca.— 15 — Bilhassa Atina. refahı devam ediyordu. Bu adam Eflâtun'un hürmetkar tilmizleri sırasına girdi. yer yüzünde tahakkuk ettirmeği düşündü. Gerek Tiran ile gerek bunun damadı «Dion» ile Eflâtun arasında sıkı bir dostluk bağlandı. devlet adamları üzerine tesir icra etmeyi ve bu. hiç bir istikrar yoktu. Buna >Siraköze> tiranı «Deniş» ile olan münasebeti de fırsat hazırlıyordu. Bunda iş bölümü en başta gelen bir kanundur. Rejimi Monarşi. Binaenaleyh Eflâtun siyasî nazariyelerinin tatbik mevkiine konularak kusursuz bir sosyetenin kurulabileceğini ümit edebilirdi. henüz zenginliği. en ünlü günlerini. felsefeyi fikirleri ile. Fakat. Böyle bir devirde gelen Eflâtunun iyi bir hükümetin nasıl teşkil edileceğini ve bunun idamesini ne suretle mümkün olabileceğini tetkik etmesi çok tabidir. suretle. fakat dahili ihtilâllerle sarsılmış bulunuyordu. Tiranlık devirleri de geldi. Sicilyaya ilk seyahatinde Eflâtunu bu Tiran büyük bir önemle kabul etti. hükümet datbsieri. 2 — Şe'nî siteyi tenkit: Eflâtun. bu kitabının sekizinci ve dokuzuncu fasıllarında siteyi tenkit ile karışıklıkların ve inhitatın sebeplerini gösterir. tahayyül ettiği siteyi. en büyük eserlerinden biri olan «Cumhuriyet» kitabını o ümitle yazmıştır. müfrit demokrasi gibi şekil' den sekile geçiyordu.

Bu zenginlik meylinin insanlarda uyandıracağı ilk his kibir ve ihtirastır.-16 - vasıtasiyle temel ihtiyaçlarını elde etmeğe uğraştığı müd detçe. fena tanzim edilmiş. sitenin hayatı normal îdi. göz önüne getîrivor. Bu adalet mefhumu <Cümhuriyet> kitabının birinci . Nihayet derrcVrssl de prensip ve mayası icabı. Nihayet nüfusun çoğalması ve zenginlik ihtirası sosyeteyi emperyalizme ve muharebeye şevketti. yalnız paraya taparlar. yeni yeni ve gittikçe sun'! ihtiyaçlar doğurttu. 3 — Ahengin veniden kurulmas» : Siteyi iyi etmek.alabildiğine istifade ve menfaat hırsını körüklediğinden ." fena bir organizasvön halini aldı. her türlü ahlâkı çiğniyerek. Bunların çoğu faydasız ve parazit sanatlardı. İşte Eflâtuna göre bozulmanın soyları böyledir. Servet ardından koşma ve zenginlik. Tiranivi getirir. Ve sosyetenin hayatı ekseriya karmakarışık ve zararlı şekle girdi. (oligarşık adamın hareketi böyledir. Bu oligarşiyi yıkar ve yerine demokrasiyi kurdurur. Böyle insanlar. işte böylece sosyete. zenginlerin refah ve saadetinden mahrum olan veya kendilerini öyle zanneden bir çok insanların kıskançlığını uyandıtır. fertlerin çoğu kuvvetlerini. evvelâ (adalet) tabirini kullanmakta* [dır.Takat bu intizamı nasıl tarif etmeli? Eflâtun bu bapta. onu ifratlardan kurtarmak intizamı tesis etmek ile olur. maddî fhazlar içine gömülürler. faydasız faaliyetlere sarfeder bir hale geldi. Sos yete bu vaziyete düşünce. felâketlerin en büvüfrü olan vatandaşların ahlâkının nasıl bozulacağını da Eflâtun.) Bu rejim şüphesiz.fenalık da başladı. Ve bunlarda türlü türlü yeni sanatlar meydana g-etirdi. Serveti elde edince. egoistler! Hiç bir nevi vicdan kanunu tanımazlar. Fakat ihracatçılarca başladığından itibaren . en münasebetsiz ve faydasız noktalarına kadar götürüldü. Bu suretle iş bölümü.

bilhassa. Temelde: ameleler.— 17 - ve ikinci fasıllarında uzun uzadıya tetkik edilmiştir. Mükemmel bir site de böyle birbirinden tamamen ayri üç sınıftan mürekkep olmalıdır. Eflâtun. En aşağıda 'fşlih'âlar ve maddi arzular bulunur. En yukarıda akıl vardır ki vazifesi. Çünkü servetin. beşer ruhu ile mukayese ederek tesbit etmektedir. doğru yolda götürmeğe çalışan bir arabacıdır. İrade ise bu iki atın kuvvetlerini muvazenelendİrerek arabayı. İyilik ve güzellik gribi fikirleri temaşa ve takip etmektir. fakat bu sureti idare etmekte olanlar. Bir teşbih ile ifade edacek olursak denebilirki bizim içimizde üç şey vardır. Eflâtuna göre bizim ruhumuz. Bu fikri. Mükemmel bir site. başka bir mukayese yapar ki o da yine buraya gelir. tamamen serbest değildirler. hem insan (olan bir arslan. 2 — Yalnız aklı işliyen 'bir adam. Fakat Eflâtun. umumun ihtiyaçlarını temin etmek ve servetler meydana getirmektir. . Bizim ruhumuz. «Phedre» kitabtnda ise daha mükemmel. 1 — Yalnız yemeği düşünen bir vahşi hayvan. daima göklere çıkmak istiyor. tacirler ki bunların vaiifesi. açlık ve susuzluk g-ibi. Filhakika ona göre adalet: uzviyetin muhtelif fonksiyonları arasında muvazene ve ahenktir. üç unsurdan mürekkeptir. Öteki at. 3 — Aynı zamanda hem vahşi hayvan. iyi tanzim edilmiş bîr ruha benzer. kendisine iki at kogultnuş bir «arabaya benzer* Bu atlardan biri yükseklere şahlanmak.çiftçiler. yerin dibine'dogru çeker. maddi arzular ile aklın arasını bularak bunları ferdin hayatına yardımcı kılabilmektir. der. adalet ile ahengi birbirine karıştırır. İkisi ortasında (irade) vardır ki bunun rolü.

Ancak elli yaş ndadır ki nazarî ve ameli her türlü kabiliyeti gösterdikten sonra bir insan. şefler tarafından yapılacaktır.. Memleketi idare edecek olanlarln evsaf» üzerinde. Bu son on beş sene içinde okumaktan ziyade. Ancak fikren yüksek adamlara verir. ehemmiyetle durmuş değildir. Filozoflar bu sınıfa «tunçlar sınıfı» diyor. İkinci derecede «gömüşler sınıfı» gelir ki askerler bu sitenin müdafaasile mükelleftirler. Yirmi ya şmda bir seçme daha yapılarak devlet adamları namzetleri ayrılacak. devlet adamı olabilecek. idarenin dizginlerini ne soyca asillere. Bunlar. hiç kimse. O. 4 — Liderlerinin ve devlet mesi : adamlarının yet'ştiril- Bu programın en mühim kısmı hudutsuz salâhiyete malik olacak olan «Filozof . daha onbeş sene orada muhtelif aralıklı sıkı imtihanlarla mükemmel bir suretde oku tulacak. «Tunç* Iar sınıfı) Ayrılacak.— 18 — idaresine ait talimatnarnaler. ne zerrinlere verir. Otuz beş yaşma gelince yeniden on beş sene devam edrcek yoklamah stajlara tâbi olacaklar. Eflâtunun sitesi böylece pek mükemmel bir terbiye sistemi üzerine dayanır. bir yoklama ite. Ötekilere iki sene daha beden terbiyesi yaptırılarak askerliğe hazırlanacaklar. Nihayet «Altın sınıf» gelir ki bunlar devlet adamları ve yüksek zekâlar olup en yüksek kuvvet ve kudret bunlarln elindedir. idaıî ı e askerî muhtelif makamlarda stajlarda bulunacaklar.devlet adamları» nın yetiş* tirilmesi işidir. . bu filozof kadar. Bütün yurt çocuklarına on se* kız yaşına kadar ayni terbiye verilecek ve bu terbiye oyun şekli altında olacaktır Cebir ve şiddet usulü ya* saktır On sekiz yaşın sonunda.

— 19 — Kadınlarda. Fakat pek çok enteresan ve hattâ modern f deri havi olduğu da inkâr edilemez.îd hlovof n çok geniş bîr kültürü. milletin idare şekli « t$i » i doğma te^dûfl rine. avnca bir san'attır.smlnrma b ra maz. ğe lüzum yok. yeni site gençlerle kurulacak.. filozof olacağından t*b.ourda yalan ve hile dahi caizdir. . iMsın* z<fer ile iki fa 'delim Birine Eflâtunun terbıye/e.» Efâtun bu fikie tamamen muataif. Eflâtun'un sisteminde bir de (öjyenik) esası vardır. Yalnız hünere ve bilgi e vetu Baiil^ «-er ki «idare ı$>. devlet adamları sınıfına g çebılirier. Bir hükümet darbesi yapılarak (Filozoflar konseyi) diktatörlüğü eline alacak yanı v^zıytte intibak edemiyen ihtiyar vatandaşlar nefyolunar k. Marizlerin ve sakatların ha vat hakkını kabul etmez. Bunların bu. = sut) bu u . milleti sınıflara ayırması da sırf liyakat ve istidat sebebiledir. bilhassa devlet adamları terbıyts m r « «i büyük eh mnaiyf ttir O. 5 — N -tice : E< âtAin «Cumhuriyet» kitabını yazarken bunu siyasî bir lüva ve hülya maksadile. . Tatbik vaziyetine nasıl geç ieceğini dahi bildiriyordu. Kezalik bu yüksek sınıfrn çocukları müsabaka imtihanında kazanmazsa aşağı sınıflara geçer. E â 'IK> gö û<sal bîr ştf. Çünkü bunda cins değil ehliyet nazarı itibara alınacaktır. Tunç sınıfının veya askerlerin ço cukları muayyen imtihanları verince. Çocukların terbiyesi de aileye değil devlete yükletilir. devlst adamı olabilirler. askeri kuvvete din veya SII . Ba o s^trinm pek çok haymî kısımları ihtiva ettiğini söylem. Hikmeti hü ûm t ic-bettMrs. E lâtunun. değil derhal tstoikatına geçilecek b r program diye yazmıştır. en .

üzerinde Atarna şehri olan yere bugün (Ağıl kale)^ denilmektedir. 322 • M. Ve en . bugünün meşe* lelerinden değil mi ?. Aristo burada otuz beş yıl kaldı. Aristo (M. 17 yaşında öksüz kalınca. fertlerin ve ailelerin menfaati üstünde tutmağa daima ihtiyaç vardır. Vaktiyle. Aristo.Ö 384) Bugünkü batı medeniyeti: eski yunan kültürü ile tysa dininin bir karmasıdır.daha ahenkli bir cemiyet yaratabilmek için cemiyet ve milletin menfaatim. fazla makinacılık. devletleri ekonomi işlerine müdaheleye sevketmiyor mu ?. ancak bunun içindir ve bunu liderlrr tesbit edecektir. bazan şahsî servetlerin ifradi fızla hususî menfaatler takibi. Yunan kültürünün bel kemiği de Aristo dur. Bir nizam altına alınmamış. Bütün bu hadiseler gösteriyor ki . Atarna Bergamayı Dikiliye bağlayan şosenin kıyısınDikiliden beş kilometre kadar içerdedir.Efiâtun'un sitesinde olduğu gibi .. devlet adamlarının zekâ ve dirayeti: Bütün fertleri umumî menfaate boyun ezdirtmekte.Ö. fazla istihsal.. Meseleleri. Liderin. akraba ve aile dostlarından Proksen onu ( Atama ) ya yanma alarak Atinaya tahsile göndermiştir. ve servetin istihsal ve tevzi işlerini bu esasa göre tanzim edebilmekte görülür.— 20 — yüksek fikirleri kavrıyabilecek bir ehliyeti akıl ve vic danın bütün kaidelerine itaati olacaktır. O. Servet ancak hakikî ihtiyaçlar ile orantılı artırılacaktır. Bu iş bugün bile.

Terbiye ve mümarese ile fazilet. tabiat mahsulü olmayıp terbiye ve mümarese mahsulüdür.— 21 — güzel eserlerini burada yazdı. saptanınca buna ulaşma vasıtalarını göstermek. tefrite düşmeden tam " o ı t a " yi güdebilmektedir. (lâzım olduğu tarzda). Çocuğu. Binaenaleyh bir insanın değeri. İnsan. faziletle beraber gelişmesindedir. Elimizdeki taşı bir defa atınca. bir insan için en yüce erek: akim. Şimdi fazileti şöyle tarif edebiliriz: En doğrn bîr akıl ve ihtiyat ile ve kendimize nisbetle tam ( itidal = orta) yi takip ile iradî ve kararlı bir surette harekete daima hazır olmak. Bu kudret: akıldır. Cömertliğiu ifratı israf. (lâzlm geldiği derece)(lüzumunda) itimat veya korku hissetmektir. Ahlâkî faziletin biri aklî. Zıttarı (korkaklık) ile (inatçılık) tır. ço.uk ihtiraslarını takip etmeğe alışırsa attık onun faziletli olabilmesi pek güçtür. Fazıhtli insan: insanlığa özel işi çok iyi yapmak ister? yarıî her türlü ifrat ve tefritten çekinir. Fazilet nedir? . Fakat bir kerre gaye. Meselâ cesaret. İnsanın tabiat ve mizacının: Ahlâk ve faziletin kendisinde kolay veya güç teessüs etmesine t. tefriki hasisliktir. bir tabiat gibi olabilir. Fazıylet. Aristo'ya göre insan için. Atama kralı Hermiyas onu kardeşinin kızi Pityas ile evlendirdi. ilk önce bir karar mahsulü değildir: istenir veya istenmez.siri vardır. diğeri iradî iki unsuru vardır. en büyük saadeti hareket ve faaliyette bul- . en yüce erek. istihdaf ettiği gaye. akla aittir.Türlü hal ve hareket tarzları arasında iyi niyetle en doğrusu hangisi ise onu seçmek ve ifrat. zamanında terbiye etmezsek. Faziletli olabilmek için: istemek ve bilmek gerektir. bir daha elde edemeyiz. kendimizdeki insanlığa özel kudreti geliştirmektedir.

mesuliyet hissini büsbütün kaybetmez. Faziletli insan. > diye Söyle açıklar : . ahlâkın zarurî bir tamamlayıcısıdır. Yaradılışı ve aldığı terbiye iyidir. tedir. Cemiyet ol mı yaydı (insanlığa özel mahiyetler) olamazaı. 4. Aklı en kuvvetli bir surette işlemektedir. niçin mesuttur ?. Bu sebeple ferd. 6. fazilet ve saadeti cemiyet içinde amel ha* üne getirmeksizin tam insan olamaz. politikanın bir şeklidir. kara günlerinde dahi. Böylece siyaset. Hayatın inişli. tahakkuk ettirilen faziletli insandır ki hakikî insanlık tadını tatar ve kendini mesut hisseder. terbiye ve kanun işlerini " fertlerde faziyleti • itiyat halini aldıracak şekilde düzenlemelidir. 5. işleri. 2. Daha doğrusu ahlâk. Yani esas tabiatini teşkil eden bütün (üf'ule=fonksiyon) larınv sosyal muhitte işletmek sizin. en yüksek fazilet: hlhmete en uygun faaliyettir. Kendi derinliğindeki insanlığa özel özü. yokuşlu olduğunu bilir. Devlet. Bedenî ve ruhî melekelerinin inkişafı ahenklidir. kayıtsız ve şartsız devletin emri altına girmek mecburiyetindedir. sıkıntı içinde değildir. 7. — Aristo : <Bunu metafizikten öğreneceğiz. umumî saadeti en iyi temin edecek surette sevk ve idare etmelidir. Şahsi entere ile siteninkini birleştirmelidir. her ferdin hal ve hareket tarzını. Aristo en raes'ud adım portresini şöyle çizer : 1. Servetçe. yolunda gider. iyi çocukları ve dostları vardır.— 22 — duğundan. Tabiî ve içlimaî temayüllerini tatmin edebilmek- — Portresi böyle çizilmiş adam. İnsan. Devlet. bir içtimaî varlıktır. 3.

Aristo'ya göre insanın saadeti : Tanrı gibi. her büyük filozofun radığı en büyük meselelerden biri budnr. Fakat öyle bir fiildir ki buna hiç yorulmaksızın devam edebilir. Bizim büyük filozoflarımızdan Mcvlâne Ceiâleddin bu mes'eie ile derin uğ)aşmış kudretli (Feylesof -Şair) dir. hayatın gayesini tayin «etmektir. hiç yorulmadan daima en iyiye doğru hal ve harekette bulunabilmededir. Bugünkü içtimaiyat âlimleri medeniyeti « Daha yüksek bir hayat» diye tarif etmektedirler. Mevlâna Celâleddin (1207-1273) Felsefeni en büyük işi.» Allah en mesuttur" Ve saadeti için haricî hiç bir şeye muhtaç değildir. Kendi natürü ile bizatihi mesuttur. sonsuz bir aşkla gönül bağlanacak tek bir şey. Saadeti (fiil) den ibarettir. Niçin yaşıyoruz? Niçin türlü türlü şeylere gönül bağlıyoruz? Bunların hepsi gönül bağlamaya değer şeyler mi? Hepsinin üstünde.— 23 tMetafizik diyor ki . sonuna kadar. Bizim büyük filozof aynı mânayı. daha şairene bir eda ile: c Can feşan ey afitâbı-ı manevi Mer cihanı küherna binutna nevi» . solmaz tek bir güzel yok mu? İşte her devirde. adalette değildir. Zira saadet. tek bir hakikat.

bir vatan. rnsan ruhça düşkündür. Büyük bir ülküye kendini bir kere tam verip nefsini unutan bir insanda can sıkıntısı. (Yepyeni dünya) yar ratmak aşkı az ise. Bu asîl ve merdane aşk. garez. Yüksek bir ülküye tam ve candan gönül bağlıyamamak insan için pek tehlikelidir. diyor. yepyeni daha üst. pek mühim yer tutar.. En büyük kuvvetler. büyük işler göremez. ey aşk» diyor. en derin aşklardan kaynar. millet ve dünya yaratmak için bütün kudreti ile çalışmaktadır. egoizm denilen insan ruhunun seretaniarı olur mu ?. mukaddes ateş yok ise hiç bir şey yapılamaz. Gönül bağlanmağa değer tek güzel: her zaman. İçinde aşk olmıyen insan. Eski dünyada yeni' likler göstermek yolunda canını feda et. daha ileri. Bu türlü aşkı en ince ve en derin terennüm eden iki büyük Şair Filozof Yunus Emre ile Celâl dirr Yunus emre bu türlü aşk hakkında : «Hamzara kuvvet verir kaadir Çalap aşk erine> Celâl de bizi her büyük işe saldıracak yepyeni medeniyet yarattıracak âmilin aşk olduğuna inanır. herkesin ve bilhassa yetişmekte olan nes- . ruh üzgünlüğü. ha' sed. derin hakikatlere aşık. içimizde «Yepyeni dünya> yaratmağa derin bir aşk. «Şat baş ey aşk hoş sevdayı ma Ey tabibi cümle ilethayi ma> «Hastalıklarımızın hepsinin tabibi sensin.— 24 — "Ey manevî güneş olan insan. Türk felsefesinde büyük İşlere. Fakat yepyeni bir dünya yaratmak için böyle (Yeni hayat) yaratmağa gerçekten aşık. kendi özcülüğünü (Egoizmini) yakıp mahvetmiş tamamen kendini vatan ve millete hizmete hasreden bir nesil yetiştirmek lâzımdır.

gönlündeki (Yeni hayat) mukaddes aşki sönmiye yüz tutan. Ah gençlik. seciyece kuvvetli vatanperver bir gençlik teşkil edebilmektir. «Her ki in ateş nedaret nist bat» «Gönlünde bu ateş olmiyan. derin tutuşunca sonuna kadar da hiç sönmeden yanar. Ve mukaddes ateş içimizde hiç solmayan bir algül olur. yok olsun» Kalbimizde bu ateş ile namütenahi tekâmül yoluna Çıkınca. yeni hayat kuıulamaz. gönlünde böyle bir algül açt»rmıyan insan. kaba meteryalizimdir. "O ki gafil hut ez keşti bahar O ki danet kimetı in rüzgâr. rubca. Celâl'e göre.» «Sen şimdi altın ister oldun. «Her ki o ten ra perestet can neburt» Celâ'. Çünkü mukaddes ateş içimizde o zaman tutuşur. baharını gafletle geçirmiş demektir. O cidden altındır. her taze gönülde hiç solmayan birer algül açtırabilmektir. Vatana en büyük bir borcumuz yeni neslin gönüllerinde bu ateşi tutuşturabiltnek ve bedence. kendi putudur.. gençliğinde. maneyî mertebenin en aşağısında kalmış insanların taktığı egoizmdir. Lâkin maddeye.— 25 — lin hepsinin kalbinde eski ateşgedelerin ateşi gibi yanmadıkça yeni dünya. yerlerini altın aşkı sarmağa başlıyan insanlara : «Zer taleb keşti hud evvel zer bedi. Gençlik ömrün altın ve elmas devridir. . önümüzü kesecek bir ilk harami. Hâlbuki gençliğinde kendin altın idin» diyor. Diğer bir borcumuz : Kendimizdeki egoizm putunu kırarak örnek olmak suretile.. puta tapanın juhu yoktur.

. "Eğer taş. Ö. benliğinden gaç ki yüksek hayat yaşıyasın. Melekler itham ediyorlardı. güneşin nurunu almana mâni olur. . Eğoizim yolunda olanlara : "Meyli tü suyi mügaylanest ü rik Ta ki gül çini zi harı mürde rik. Mevlânadan: «taşanları yarattığından dolayı Tanrıyı. Tanrı cevap verdi.. "Ahiri her girye handeest Merdi ahir bin mübarek bendeest. ancak bunlar için tasavvur ve icat ettim.. taşanların çoğu masiyet çamuru içinde süaünecek. Benliği aş.— 26 - Kırılacak ve yakılacak iki put. dil resi gevher şevi.. "Senin gittiğin yol : dikenliğe ve kumluğa gider. İçimizdedir: Egoizm ve meteryalizm. fakat bazıları nur içinde yürüyecek ve onların güzellikleri size gıpta verecek.» Mevlâna terbiyenin kuvvetine inanır : "Ger tü senk ü şehre ü mermer şevi Çün besahip.ü dikenlik ve kumlukta nasıl gül bulup dereceksin ?„ "Merhamete nail olmak istersen zayıflara merhamet et „ "Rahm hahi. ber zaifan rahm kün. kaya mermer olsan dahi bir kâmil mürebbi elinde gevher olursun. Er büyük başka bir borcumuzu da egoizmi ve materyalizmi nerede olursa olsun. boğmaktır. Binaenaleyh ben.» «Senin benliğin bir dağ gibidir ki güneş görmene.. bu cihanı..

— 27 — "Her ağlamanın sonu gülmedir. Konyada ölümü : 5 cemazilahir 672 (1273). .. "Ey insan!. ' Garazkâr görmez. bazen de şeytanlar bizim kötülüğümüzden kaçarlar. Hazer ve dikkat ile hareket eden kimsedir ki akıllıdır „ 'Her çi ber tü ayed ez zülumat ü gam An zi bi bakî ü küstahest hem.. meleklerin bile gıptasını davet eder... "Başına gelen elem ve felâketler. Reşki melek amedest çalâkii ma. Bir de rubailerinden birini alalım : "Nuri feleKest in teni hakii ma. "İnsanın gizli düşmanları çoktur. Alçaklığı nasıl şeref zannedersin?. Geh reşk büved firişte ez pakii ma.. sende allah kor* kuşu olmamasından ve küstahlıkla hareketindedir. mübarektir.... Geh bigrîzed div zi bipakii ma. Mevlânanın doğumu Belklde 16 Rebilevvel 604 ^1207). "Çün garaz amed. İşin sonunu g-Ören insan... "Bizim şu kara topraktan olan bedenimiz feleğin nurudur.. karşisındakinin hünerini "Âhır âdem zadei ey na halef Çend pindari tü pesti ra şeref. O kesif ten asumanda Öyle sür'atle «çar ki bu çalakî... biz toprak adamlarının temizligini kıskanırlar. mahlûkat zincirinin en üstünde olan adem oğlusun. Bazen gök insanları. hüner poşide şüd.. "Ademi ra düşmeni pinhan besist Âdemü ba bazer akit kesist. olan kimse.

. Şövalye romanı o!up bu kahramanın başından geçenlerdir. Şaşılacak bir doğum. Çağının hem bilginlerine hem siyasasına. Komik bir eser olan ve (1532) de Liyonda basılan (Pantagruel) basılmazdan önce bir çok kitapları çıkmış* ti. soysop kütüğü. 1554 de (Gargantua) kitabım bastırdı. insanı derin düşüncelere götürür. zamanının büyük İşleri üstüne diyeceğini demeğe yer bulmuştur. böylece şaka. 1553 de öldüğü sanılmaktadır. salt kikâyecilik merakını yerine getirmiştir. Bu büyük fantazi ve komik eserin genel bir kurumu vardır. savaş akıtılan. hele Fransa krallarile Papalık arasındaki bağlara inceden inceye bilgili idi. onundur diye eserinin beşinci bölümü (Li'ıl Sonnante) adile basılmış ise de bu eserin onun olmadığı söylenilir. Yazının ardını koğdu. Kardinal (Balay) a başkâtiplik ettiği sıralarda onunla. Bununla beraber bu iki eserinde. Kocalığı ve ölümü üstüne bilgimiz yok. Ölümünden sonra. acayip inlerde gezmeler^ Hepsinde ölçüsüz bir karikatüıcülük vaıdır. Belki bununla müellif. Fransada (Touraine) de doğmuştur. Ünlü bir yazıcı idi. 1494 de olduğu sanılıyor. Liyon'da bir hastanede operatördü.- 28 — Rable (1494-1553) 1 — Havati v« es«rleri Rable. ağır işler alarak Romaya bir kaç kez gitti. Eseilerinde. çocuk luk ve açılma.nin doğum tarihi sağlam bilinmiyor.

Su. İnsanların çtktiği acıları bilmekle beraber. daha ilk çağda. jiyiro.. ne de Katolikleri kandtramıyordu. ürün almak için toprağı sürmeği ve ekinciliği buldu. yöntemli yapılmasını istiyordu. Amma ne Protastart. ip. Rable'nin temel eserinde. Bununla beraber dinle düzeltme istiyenlerdendi. gene ürünü. kâğıt ve başka nesnelerden söyler. Gerçekte ise kendis'. yeldeğirmeni kanadı. bu günün önemli düşüncelerinden olan. emniyet altında uzun müddet ilintisiz tutabilmek için buldu. çalama sevgisi ve hürriyet taşkın ve coşkundur. ve geleceğin hava yo!c ıluğundan bile söz açarak. Protestanlığı kuranlardan (Kalveni) olduğu denlü. Fakat bu düzeltmenin.— 29 — 2 — Tabiata srü"enme : Rable. maddeye bütün gücite sarılarak bundan bir çok iyi bulgu ('cat) lar alana çıkarmak. Dördüncü faslında hemen hemen tarihi materyaliz min bir şemasını çizer: "Adam oğlu. o günlerde de bundan aşılanacağını (istifade) söyler. İki taraf ta ona saldırıyor ve o da butun gücile kendini kalkanlıyordu. yel ve kol değirmenleri buldu. Papayı da çekiştiriyordu.. Meselâ üçüncü fecisinde (Kenevir) den ve bundan yapılan bez. onun nikbinliğini azaltamıyordu. Onun temel düşüncesi : Tabiata güvenme. "Ürünü korumak için silâhlan ve çerıHği buldu „ Riyaziyat ile tıbbı ve nücumiyati. g-iirültü çıkarmadan. herhesin anladığı Hristiyan dininin yolcusu değildi. daha açık söz ile dirime güvenç idi. Eserinde: diriklik. Beşerin çalışmasını ve bulgularını saygı ile anar. bu. çadır. Katolik kilisesinin temel inanlarından dışarı çıkmamıştır. Bunları bir yer- .

bilgili. i>ı yürekli. der. zihin kültürü denlu oyun ve belen kültürü de var. gibi bakıyor Düşman ordusundan tutulmuş tutsak bııv zabiti. (Gargantua) da şöyle bir parça vardır: Kral (Pıkro şoı) bütün acunu almağı kurmuş. Yani müiebbısi. Böyle gününde bik. baskı taraftarlarına saldırır. insanın canını iğneliye iğneliye onu yorulmak bilmez b°r verimliliğe ulaştırmıştır: İyi yaşamak için . Mürebbisınin (Gargantua) için çizdiği terbiye plânı ünlüdür: Görme ve aramaya dayanan dolgun bir ansiklopedik bilgi. Çağının (Hümanist) leriJe beraber karalı savaşları» vahşet çağların dan kcinaa olduğuna inanır. Rableye göre insan. Gene ürünü deniz aşın götürmek için gemiler yaptı Böylece tabiat . hayata engel olan. (ruhu) vok eder. Rab'e eski çağın (ahlâksız) bilgisi. Bu sonuncu. Ancak böylelikle. güler yüzlü bir genç yaptı Okumanın gücüne coşkun manı vardı. gönül ahcı. elverirki ret biye yolu ile bunları ona vermeği bilelim. ahlâkın kurumunda bile oüyük bir yer verir. doğru ve güzel bir (rub) sahibi olabiliriz. Yeni zamanların aydın tor adamlatımn vazifesi dünyayı bü felâketten kurtarmaktır. uslu.. tabiatı • iş ve arama ile iyi tanımak gerektir..— 30 — den başka yere götürmek için sanaatlar buldu. iyi. düşmanın. hayatı boz&n ye k ran her i esneye düşmandır. Komşusu(Grandgusk^ nin üstüne saldırmağı düşünüyor. sözünü anmak ile beraber. 3 — (Müsamaha v* Bar»8C»l>k " • Hayat sevmek. onu bilgin. Her fırkanın fanatiklerine. Rable. şu öğüt ile geri yurduna gönderiyor: . ertemli olmağa ö z e nir . 'şimdilik sapıtmış sevdik. bilgiye. (Gargantua) abdaldı. harbi istemiyor amma ne yapsın. kendini korumak gerek.

Bu acu un yalnız t tUnndan ve iyiliklerinden mi aşı lanmak (ıstıfdde edilmek) istemlivo ? öyle ise bu incelik ve zekâ »it y. iidır (Telem) de kabal klara yer yoktur. Hctıâ t > tf ğa b ie pek değer verilmemiştir. Komşular ve eski dostlar arasında böyle yapmak yaraşır. Çünkü kendisininkini iyi çevirerek tır ki o. üst geliniyor Ve buna. Sizden kurtuluş akçe si istemem Atlarınızı ve silâhlarınızı da size geri versinUr. korumağa ve çevirmeğe buyurukluyuz. o kitaba %öıe. x* Telem'lıler. birbirlerine karşı silâha saulmak olursa bunun adı. öğdül olmak üzere. Biz krallıklarımızı. Eski Herküllere. Ve kraltnizı girdiği çıkmazdan kurtarın. 4 — M»ıt!H«r iren-1*k»»t' (Telem kıt'ssı) Pıkro>ol uzttnt-. Isüenderlere. (bir fi. kette soğuk kanlılıkla çözülmeğe çalışılsın. Spirelere. ve son. muharebe olmas n. kan dökmeğe değmez Eflâtun derdi KI..— 31 - " Bu çağ. Burası usluların ve mattuiarın oc.ne ve fesat çıkt) olsun. Yunanlılar arasında. Sezarlara. ) di'da şen ve kahraman bir adamın çalışması ile.j:um. Burada orta çağ şatolarının lüksü. Komşularımızın yurtdaşlarıni almağa değil iptidai insanların ganimet'dediği şeyin bugünkü adı yağmacılıktır. (J. cncak güzel konuşmalardan. düşüncesini çiziyor. Aramızdaki anlaşamama.. (PIMOŞOI) saraymda rahat rahat oturup yurdumu yağmayı ûüşünemesin. Bununla. komşuları olan. Benimkim yağma etmek istet se o zatuan kendisininkini yok etmiş olur. konforu ve incelifti var. ona (Telem) denilen yer veriliyor.u yükseltebilir. nasılsa. Rable. hristiyan kardeşleri zararına acunu almağa kalkacak çağ değil. Aniballere. güzel nesneler» . benzemeğe özenmek ine ie uyan bir iş değildir. Tannyi severseniz şuradan savulup gidin.ğı oluyor.

hürriyeti (fazilet) yöneminde yürütecekleri yerde. kötü hiç bir nesne giremez. Bir çok doktrinler derler ki: iç olgunluğu. derler. çünkü ergindirler. Buraya sinsiler. Baskı (zülüm ve istibdat) altında kalan insanlar ise. (memnu) nesdeye yelenii (haris) dır. Bununla beraber (ahlâkî temayül) ler bakımından dikkate değer. musiki ve beş altı dil bilmiyen insan yoktur. Bunların başlantıs. Kadınlığın her zerreündî işin eri oldukları gibi (fikir) hayatları da pek yüksektirler. Erkekler. tkircisine karşı ilişiksiz kalmalıyız. Bundan ötürü hepsini. tabiî olan her nesneden insanı yüz çevirtmektir. Prensipleri şudur : Ne istersen yap Çünkü iyi ruhla doğmuş.__ 22 den. Hayatın tatlar na pek düşkün olmamak gerektir. musikiden. Daima ruhla bedeni çarpıştırırlar. Yalnız sevinç içinde yaşamağa yaraşanlar girebilir. maddi hayata da yer verir. Çünkü insan. Bu ütioi diyarında bu geniş hareket örnek bir hayat yaratmıştır. iyi insanlarla düşüp kalkan ergin kişiler. Bunda fikirler yufka. Kadınlar hem bilgin hem incedirler. Burada. okuma yazma. baskı (istibdat) boyunduruğunu kırmağa yürürler. hemen özgider (insiyakî) gidişle ertemü işlere doğru koşarlar ve fenalıktan bütün güçlerile çekinirler. 5 — Net'ce : Unutmamalıdır ki Rable'nîn eseri. Onlar çok ertemü ve mutludurlar. okumadan. kahraman ruhludurlar. şövalyedirler. iyi terbiye edilmi-. gerçek diye almak doğru olmaz. komik bir eserdir. normal hayatın tatlarına üst tutulmalıdır. çocukça ve aşrı şişirilmiştir. çalışkan bir adamın kalem sınamaları biçiminde. oyundan tat alırlar. "Temel olan bl« rincidir. faizciler. Bu adama .. Rabie ise.

onda doğruluk. hocası. Eğer bir insan kötü ise o. (Ahlâkî alâi) eserile ünlüdür.. hekimane yaşamalıdır. salman (hür) olarak ertemi (fazileti) bulabilmek için. celâli. Erasm der ki: Ben doğruluğa akmağa (temayüle) (tabiat) derim. Ona salmanlığsnı geri verin. ailevî içtimaî ahlâklardan bahis üç bölümdür. Bu yüzden denilebilir ki Rable. tabiatini kovalaması yeter. Eser bir mukaddeme ile şahsî. İşte burada Rable ütopiye düşüyor' Kınalı oğlu Ali Efendi Ispartada doğmuş. elde edilen yaratıcı iş) tir..— 33 — göre Avrupanın ayırt büyüklüğünü yapan şey: tabiatı arama ve tanıma ile bu tanıma sonunda.Ruhun. en yüksek derecede ilme ve iyi hareketlere sahip olmasıdır. baskı ve sinsilik (mürailik) ile bozulmuştur. Kalbimize 3 . Tabiî olan her şeyin daima iyi olduğuna inanması.. Kâtip Çelebi'nin (Keşfi zunun) da yazdığına göre bu estr. bir ütopist değil : bir realisttir. Samda Semiz AH Paşaya ithafen yazdığından eserine (ahiâkî alâî) adını vermiştir. Öyle amma onun ütopistliği şuradadır. güzel düşünce ve işler hayatını tekrar yaşatmış olursunuz. Kuşlar nasıl uçmak için. der. İnsan. Bunda Rable. muh sinî ahlâklarına kendi tarafından da ilâveler edilmek suretile meydana getirilmiştir. Hikmet nedir ? . öküzler nasıl sapan için doğmuş ise insan da ertem ve felsefe için doğmuştur. ve hicrî 979 da Edirnede ölmüştür. nasırı. Ana fikirlerini aldım : İnsan. Hakikî saadet: ilim ve imandadır. (Erasm) in izinden yürümüştür.

Ama eğer at. atla köpeği iyi sever ve idare ederse üçü de mes'ut olur. 2 — Hal ve hareketlerin iyisi ile fenasını ayırt ederek iyisini yapabilmek ile. insan ruhu. üçüncüsü ile melekler âlemine ortaktır. bir avcıya benzer. Zira at uzakta bir yeşillik veya su . Beden. fıtrî değildir. hal ve hareketini düzeltebilir. insanda geçicidir. Bunlarda güçlük vardır. Ahlâk nedir ? . Yalnız bazı İnsanlarda karakter. Eğer insan. karakterini. ruha şamil değildir. Bu üçten hangisine isterse öyle yapmakta hürdür. yanında köpeği. istediği yere giderse üçü de bedbaht olurlar. Bedenin harap oluşu.Evvelâ vicdanı kötü düşünce ve niyetlerden temizlemek. taş kesilmiştir. hal ve hareketini. ruhî tekemmül ettirme yolunda bir aletten ibaret olup saadet arama yollarında bir binektir. ebedîdir. karakter değişmez. tnsan. Rub. Zira hiç bir karakter. Fena hal ve hareket. değiştirebilir mi ? .Evet değiştirebilir.— 34 — şüphe sarmamasına ve ilmimizin gittikçe artmasına bütün kuvvttimizle çalışalım. sonra iyi niyet ye düşüncelerle doldurmak. Murat edince insan. hayvanlardaki ruhtan iki nokta ile ayrılır : 1 — (Külliler) ile. Hal ve hareket üç türlüdür : Ehli hayvanların Yırtıcı hayvanların Meleklerin ki gibi. Fakat çok uğraşma ile bunlar da muvaffak olurlar. Ata binmiş. Bu güçlük sebebiledir ki. insan. Bizi hekimane yaşatacak iki şey: ilim ve ahlâktır. diyenler var. bunların ikisi ile hayvanlar âlemine. harici âlemde (asıl olan şey) in ne olduğunu kavraması ile.

Bu dünyada kazandığı ilmi. imanı. Nasıl yaşamalı? 7 . Efiâtun'un (Misal âlemi) ni kabul eder. sonra hayvan oldum. ve geleceğine bir göz atalım. ancak ruhta mevcuttur. Ruh. Materyalistler bu görüşü kabul etmezler. Ama gördüğü ne ottur ne su . iyi hal ve hareketleri. Cennet budur.fazilet ve adalet iıe yaşamalı8 Fazilet: Zekâ. Cennet ve cehennem. Ruhumuz bedenden ayrılınca sinemizde : ya yaptığimız iyiliklerin sembolü bir sevgili veya yaptığımız fenalıkların sembolü yılan ve akrepler bulacağız. . fnsan. Müstakbel hayat: bunda (Kınalı oğlu). Sonra nebat. (fbni Yemin) in şu sözünde hulâsa edilmiştir: Kâinata cansız olarak girdim. köşkler halinde tecelli edecektir. der. insanın tabiattaki mevkii. Şimdi de insanim. orada güzel bahçeler.. Cehalet ve kötü hal ve hareketler ise yılanlar ve akrepler halinde tecelli edecektir. merdivenin of tasıdır: iyilik yapmak ile en yüksek noktaya yükselebileceği gibi. o âlemi. bedenden ayrılınca (Misal âlemi) ne gidecektir. insan. Bu işte ken dişine yardımcı büyük bir mürebbiye muhtaçtır. tabiat içindeki mevkiine. Asıl ve menşei. iktizası. Ama akıllı insan.* fena hal ve hareketlere sapmak ile de en kötü uçuruma düşebilir. ancak kendisini terbiyeye uğraşmak iledir ki mes'ut olur. inkâr etmiyerek : (belki) der. Yaradılış.. İnsanın aslına. bm i ç değerin ahengini ancak daimî bir uğraşma ile sağlayabilir. Oraya koşar. ispatlı tanımağa muvaffak olmasa bile.— 35 — görür gribi olur. Saadetinin anahtarı kendi elindedir. iki yöne de yön alabilir. cesaret ve iffet ahengidir.

Terbiye • nefsini ve neslini muhafaza ' iç güdülerini tadilden. bedenî ve ruhî kuvvetlerini. her kuvveti kendilerine özel işleri yaptırmak da adalet iktizasıdır. Ödevi. zekâsını geliştirmeden ibarettir. 1) ihtiyarlık günlerinde dahi ilme çalışmaktan vazgeçmemek. Her azayı. 2) Matematik vasıtasile zekâya bir kesinlik vermek 3) Tabiat ve Tanrı hakkında derin bilgi edinmeğe çalışmak. Birinciyi yapmıyan kâfirdir. fazilet elde etme yolunda harcamaüdır. Zira böyle ekzersizler yapılmazsa ruh. Bu üç şeyi elde ettikten sonra (adalet) e ulaşmağa çalışmalıdır ki şu üç şeye dikkat ile olur : 1) Tanrıya itaat. Üçüncüyü yapmıyan hırsızdır. zayıflar. 3) Ah. Bu (îîiümarcseler) yumuşlardır. böyle âdil bir adamın iradesinde olaydı.— 36 — İnsan dünyaya bir (tabi! sebep) ile gelmiştir. hiddetine sahip olmadan. cennet olurdu. ikinciyi yaptniyan eşkiyadır. tenbelleşir. 2) Memleketin kanunlarına itaat. insan. Eğer dünya. verişte hak geçirmemek. Zekâyı geliştirecek şeyler şunlardır : 1) tyi düşünmeği öğrenmek. 2) Şimdiye kadar elde edilen bilgileri. unutmamağa çalışmak. fazileti idame etmek olacak bir ruh i]yeni de beden ijyeni kadar gerekli bir şeydir. Terbiye san'atı iledir ki kendisini ar mahsulü yapacaktır. . Bu maksatla ruha daima iyi hal ve hareketler teklifinde bulunmalıdır. Tabiat mahsulüdür.

4) Mahrumiyetlere ve acılara dayanmak. Büyük hekim Sokrat. Terbiyenin ilk işi.— 37 — 3) Şehvet ve hiddeti tahrik etmemek. eş olarak. Fakat içtimaî hayat. Yaptığı hareketie kötülüğünü tatlı dil ile aydınlatmalı. cemiyete muhtaçtır. onda itiyat halini almasın. Evlenipte böyle yapnnyan şeytanın kardeşidir. sert bir suret te azarlamaman. iyi hal ve hareketleri öğtneli. Öğretimine gelince. hiddet ve ihtiras ile bozulabilir. Bozulunca ilâcı terbiyeye baş vurmaktır. avantajları kalmaz. Neye böyle yaptığını soranlara : — Sabrımı artırmak ve içimden hiddeti koğmak için. Bilâkis mümkün olduğu kadar sükûnellegtirmek. ilerleme yolundaki. İnsan. bir boş levhadır. fena bir harekette bulundiyse. Terbiye işinde. birtakım kargaşalıkları muhtevidir. kendisinden mümkünse daha iyi varlıklar dünyaya getirmek için evlenmelidir. Zira çocuk. Eğer bir cemiyette adaletsizlik varsa o zaman cemiyet hayatinin. çocuğu fena tesirlerden ve fena muhitlerden korumaktır. Oraya ne istersek resmedebiliriz. Fena hal ve hareketleri vermeli. Bunun yolu şudur: o. ilerletmek için insan oğlu. derdi. 1) Doğru yola gelmek istemeyenleri hizaya getire- . Bilâkis iş zevki en derin kökteşsin. fena olur. Çocuk. fena hal ve hareketin tersini yaparak bu iyi yolda uzun müddet uğraşmak. «Çocuğun vicdanı. Ruh: Fazla şehvet. 5) Kendi hatâlarını aramada çok dikkatli olmak. Buna mâni olmak için iki vasıta vardır. bilhassa dördüncüsü pek önemlidir. en çirkin ve cadaloz bir kadın seçmişti. Bilhassa şuna çok dikkat edelim ki tenbeltik. ona fıtrî kabiliyeti nelere ise onu öğretme'i. Çocuğun yanında. her şeyi taklit eder.

Bunlar düşünce kuvvetile iyi ve kötüyü birbirinden ayırt ederler. Sevgi. . başkasına ait olan şey için bir haksızlık yapmağa kalkmaz. memleketi hekimane idare etmeliler. 2 — Halk terbiyecileri. 1 — Yukarıda söylediğimiz seçkin insanlar. Bunun içindir ki sosyete de sevginin hükümran olmasına çok çalışılmalıdır. bir taraftan. Memleketin dizginleri. Fena hal ve hareketlerden uzak kalmaları için bunlara küçük bir öğüt yeter. Bu üçüncü grupta olanların doğru yola gelmeleri için kuvvet ve şiddet kullanılması gerektir.cek kanunlar yağmak. (Sevgt) dünyasında fert. İnsanlar üçe ayrılır ı 1 — Yaradılışta faziletli olanlar ki iyi işler yapmakta hiç güçlük çekmezler. adalete bin kere tercih edilir. Bunların miktarı azdır. 2 — Bilim sayesinde faziletli olanlar. birinci guruptan olan insaalar elinde olmalıdir. Bilâkis elinde olan şeyi bile sevdiği ihsanlarla paylaşır. Cahilleri. birbirlerine sevdirmek güçtür. Bunların miktarı ortadır. tnsanhk. ancak (sfcvg') ile yaşar. Fakat halkı terbiye ile buna ulaşılabilir. Bunların miktarı çoktur. 3 —. Zira kanun ancak cahiller arasındaki anlaşmazlığı kaldırmak içindir. 3 — Adalet kanunlarının tatbik edilip edilmediğini kontrol ederler. 4 — Askerler. Vatandaşlar beş gruba ayrılır. 2) Faziletli insanlar arasındaki gibi sevgiyi geliştirmek. Bu seçkin insanlar. Diğer tarafta da vatandaşlarını iyi terbiye ile onlara doğru yolu göstermelidirler. Bu sağlanınca kanunlara pek ihtiyaç bile olmaz.

Davlet reisinin. Hayatı anlamak için elli üç yıllık ömrünü okumağa. Düşünce ve harekette bir olmalıdırlar. dos doğru. san'atçı gibi vatandaşların ihtiyaçlarını sağhyanlar.- 39 - S — Çiftçi. bu. Dekart [1596 -1650] Dekaıt. tüccar. düşünmek için daha uygun gördüğü HoUandaya çekilerek uzun yıllar orada bîr inziva hayatı içinde düşündü ve insanlığa en faydalı lı eserler verdi. zeki ve samimi muhabirleri olmalı ve bunlar halkın ve memleketin durumunu reise. 3 — Düşmanları arasında tefrika olmasile. buğday tarlasında biten ve buğdaylar zararına olan fena ot gibidir. Eğer bunu şef unutursa memleket. 1629 dan itibaren de. 4 — Devlet işlerini' ehline vermek ile. düzensizliğe düşer ve her şey karmakarış olur. Bir devlet dört şeyle yaşar : 1 — Adaletle* 2 — Devlet adamlarının ve generallerin birliği ile. yurdun her bucağında. memleketi saadete ulaştırmak olmalı* dir. Muhtelif memleketlerde on yedi sene seyahat etti. Fransanm dünyaya verdiği en büyük filozoflardandır. 1649 da tsveç Kraliçesi (Kristin)m daveti . Eğer bir insan. bildirmelidirler. yeni çağ felsefesinin babasıdır. Şefin yegâne arzusu. düşünmeğe ve seyahate vermiştir. milletin iyi işlerine bütün kuvvetlerile sarılmalıdırlar. Vatandaşlar. bu beş gruptan birine dahil değilse.

matematik katiyeti derecesinde olsun. Dekart. Bu öyle bir (umum! matematik) ilmî olmalı idi ki bütün ilimleri kucaklasın ve hepsindeki kat'iyet. Dekart'a göre insanın eti asil vazifesi: insanlara doğru yolu matematik kadar kesin ve ap aydın gösterecek bir yol arayıp bulmaktır.— 40 — üzerine Stokholm sarayına gitti. ilim ye felsefe gelişme derecesini asla geçmez. En büyük insanlar. Bir memlekette ilimsiz ve felsefesiz endüstri ve diğer meyveler elde etmeğe çalı g m ak kuru değnek üstünde birtakım meyveler bağlamağa benzer. Ona göre endüstri. Yeni bir . iyi metodla sevkedip etmememden gelir. Dekart'a göre bu. ilimler ağacın dalları. en büyük . Felsefede ağacın köküdür. bütün insanlardamüsavidir. matematiği yalnız soyutlara (mücerredlere) değil realiteye de teşmil etmek istiyordu. Dekart. Ve 11 Şubat 1650 de orada öldü. meyvelere ben zetilirse.» Dekart'ın ilk işi bu oldu. Dekart'a göre akıl. 21 Mart 1596 da doğmuştu.faziletlere olduğu kadar en büyük fenalıklara da müstaittirier. Bu işe (Dekart). Bir memleiekette meselâ endüstrinin gelişme derecesi. olsa olsa (felsefe) plabifirdi. 10 Kasım 1619 gecesi Neubourgda düşünürken kulağına bir ses geldi: Mevcut felsefeyi ıslaha davet ediliyordu. takip etmekliğim lâzım gelen metot ve .yolu seçmeğe vermek. ahlâk. Kemikleri on altı yıl sonra Isveçten Parise getirildi. İnsanlar arasındaki fark: aklı. «Bütün akıl kuvvetlerimi. tıp. o zamana kadar edindiği ve doğru diye kabul ettiği şeylerin hepsinden şüphe ederek bunların hepsini zihninden atmak ile başladı. ilimlerin hepsine matematik usulünü tatbik ile kâinatı bir makina meselesi haline soktu.

«Ben daha iyilerini edinmek için bütün bilgi ve kanaatlerimi şöyle bir tarafa atıyorsam bu. Bir de kanunların çokluğu. bir kere ötedenberi benimsedikleri ilke prensiplerden şüphe ederek ana yoldan çıkmağa başladılar mı ondan sonra daha iyi bir yola gidemiyerek bütün hayatları boyunca dalâlette kalırlar. der. ham mermerden bir (Diyana) heykeli çıkarmak kadar güç. thtiiâl taraftan değildir. Hiç -kimsenin beni taklit etmesini istemem. Matematik da o kadar soyut (mücerret) lere dalmış ki muhayyileyi bitkin düşürmek sizin zihni terbiye edemiyecek. Bu tehlikeli bir şeydir' Zira çok insanlar. kendi düşüncelerimin daha mükemmel olmasını temin maksadiledir. Fakat biraz derin düşününce gördüm ki: mantık. Bunlardan meded umdum. Cemiyet müesseseleri bir kere yıkılınca. Genç* liginde iyi bir tartıya vurmadan aldıkları varsa şimdi onları atacak. Binae- . çok fena yıkılırlar'» Fakat şu doğrudur ki ilimde herhangiblr reform olunca bunun ardından bu reiorm. içtimaî müesseselerle devlete de sarar. Gençliğimde ben mantık ile matematiği çok severdim. cemiyet işlerinde gelenekten ağır ağır ilerlenmesini ister. <Zira. kaçamak ve mazeretler tedarikine de yol açacağından kanunları sayıca pek az fakat çok sıkı tatbik edilen bir devlet. Bu sebeple bunların faydalarını muhtevi ve kusurlarından azade başka bir yol aramalı idim. en iyi bir devlettir. Dekart.— 41 arama ile ya bualardan daha iyilerini bulacak yahut eskilerinin içinde sağlamı varsa onları bir tartacak. Ve yalnız kendime ait sahadadır. pek çok iyi ve doğru şeyleri havi olmakla beraber içine o kadar lüzumsuz şeyler karışmış ki iyisini lüzumsuzundan ayırt edebilmek.

şimdi çalışırken içinde oturulabilecek bir ev lâzımdır. Çevremdeki insanların en akıllıları tarafından kabul edil miş yolda yürüme: 2 — iğlerimde sebatlı ve daima faal olma. en küçük parçalarina kadar ayırmak. İşte bunu temin için kendime üç kaideden ibaret bir ahlâk yolu çizdim: 1 — Vatanımın kanunlarına. «doğruya en yakın» a göre hareket etmek en uygundur. Bu üç kaideyi tek başıma kapanmaktan ziyade insanlarla düşüp kalkmak ile daha mükemmel elde ede- .tatbikinde bir kere dahi vaz geçmemek şartile . Yalnız bir isti* kamete gitmelidir. 4 — Hiç bir şey unutulmadığını temin edecek surette tam tadat ve yoklama yapmak. örf ve adaletlerine ve çocukluğumdan beri içinde büyüdüğüm dine tamamen riayet. Fakat beğenmeyjp tv yıkmak ve yenisinin plânlarını çizmek kâfi değil. ormanın bir kıyısına çıkma ihtimali daha fazladır.şu dördünün bana yeteceğine kani oldum: 1 — Bedihi olmıyan bir şeyi hakikat diye kabul etmemek* 2 — İnceleyeceğim bir meseleyi. Şimdi ben bu dört prensip ile her şeyimi yeniden yapacaktım. Böylece ömrümüzü ihmal ve lmhal içinde gtçirmiyerek. 3 — Nizam-ı âlemi değiştirmeğe kalkacak yerde kendi arzularımı değiştirmeğe çalışmak. diğer her şeyde ifrat ve tefritten çekinip itidal. en doğru yolu bulmak elimizde olmadığı vakit bile. Yenisini kuruncaya kadar. Orman* da yolunu kaybeden bir insan ne oturmalıdır. Zira böyle yaparsa.— 42 — naleyh mantıkin lüzumsuz kanun ve kaidelerini atarak bunlardan . ne de kâh bir tarafa kâh bir tarafa gitmelidir. 3 — En basitten başlayıp mürekkep bilgiye doğru çıkmak.

— 43 — ceğime kani olarak hemen seyahate çıktım. o vakite kadar zihnime girmiş her şeyin rüyadan ziyade hakikate muvafık şeyler olamıyacağını kabul ettim. Uyanık iken malik olduğumuz fikirlerin uyurken de hiç biri bu esnada hakikî olmadığı halde. araştırmağa giriştim. Şimdi bunun tam aksini tutnrak mademki ben hakikati aramağa nefsimi hasrettim. âlemde oynanan komedyalara oyuncu olmaktan ziyade seyirci olmağa gayret ederek seyahat ettim. Ve Hollandada sekiz sene hakikat nedir diye düşünmeğe. Bunun üzerine bu müşkül meseleleri hal etmek için • tanıdıklarımdan uzak kalmak üzere Hollandsya çekilmeğe karar verdim. Henüz âlimler ve filozoflar arasında münakaşa edilen büyük meseleler hakkında kat'î bir bilgiye varmış değilidim. ben de esassız fikirlerimi attığım sırada. Fakat her şeyin böyle batıl olduğunu düşüdmek istediğim sırada bunu düşü- . Bununla beraber arama taramaya başlıyalı dokuz seneyi geçti. * Yukarıda ahlâkta bazen <doğruya en yakın> bir fikire gerçek imiş nazarile bakılıp riayet etmek lâzımdır demiştim. Eski binayı yıkarken. Bu yıllarda idi ki zihnime euvelce yerleşmiş bütün hatâları köklerinden söküp atmağa başladım. ayniyle zihnimize gelebileceğini anlayınca. Ve bu anda bütün biigl ve kanaatlerime paydos dedim. Ve dokuz yıl. öyle müşahede ve tecrübelerde bulunmakta idim ki bunlar bilâhare daha sağlamlarını kurmağa yaradı. Öyle ise zerre kadar şüpheli olan şeyi bile büsbütün batil imiş gibi atmak lâzım geldiği kanaati üstünde yürümeğe başladım. sonra yenisinin kurulmasına yarayacak olanlar hıfz edildiği gibi.

fizikî âlemi. Dekarı. Düşünmek kabiliystim olmasa. Kendimden de gelemez. ben ne isem onunlayım. Zira (en mükemmel). Fakat ihsasların üstüne. Beden mevcut olmasa bile o yine ne ise tamamen o olaeaktlr. velevki tasavvur ettiğim sair şeylerin cümlesi doğru olsun. tamamen (mükemmei) olmadığımız için müphem ve muğlâktır. (Yokluk) dan gelmektedir. Öyle ise o sezişin bana öyle bir (varlık) tarafından verilmiş olması kaltr ki o varlık benden mükemmel ve bü tün kemalâtı nefsinde cami bir varlık. bedenden tamamile ayrı ve hat tâ bilinmesi andan daha kolaydır. Şöyle ki şu (Ben) denilen şey yani ruh. kâinatı mihaniki kanunlara tâbi . kendimin var olduğumu itikat etme için elimde hiç bir delil olamıyacağınt görerek bundan şunu anladım ki ben. Ve bize kemal ondan gelir. Tanrıdan değil. (aklî) ye vükselemiyen bazi insanlar. Yani onlar bizde. aradığım felsafenin ilk temel taşı olarak aldım. göze yaptırmağa kalkışmak olur. Halbuki ruh ve Tanrıyı ihsaslarla anlamağa kalkışmak: Meselâ kulak ve burunun yaptlği. ses ve koku duyma isini. yokluktan zuhur edemediği ğibİ (nakıs) dan da zuhur edemez. ruh ve Allah gibi maddî olmıyan zihnî suretleri kayrayamazlar. MüphemÜk ve muğlaklık. düşünüyorum öyle ise varım = Cogito ergo sum) prensipini. En mükemmel bir varlık = Tanrı vardır. (Ben) imin büsbütün mükemmel olmadığını ve benden daha mükemmel varlığın var olduğunu seziyorum. Yani tanrıdır. Yoklukdan gelemez._ 44 — nen (ben) İm bİzzarure bir şey olmak ligi m lâzım geleceğine intikal ile. zat ve mahiyeti tefekkürden ibaret olup var olmak için hiç bir mahalle muhtaç ve hiç bir maddî şeye tabi bulunmıyan bir cevherim. Bu seziş bana nereden geliyor.

'ur makina kuvvetidir. bu gün gördüğümüz surete gelebilir. Bedenle beraber ölmez. zaman ile. insanı tabiate hakim kılabilecek yön almalıdır. Demek ki maddeyi yapan haizdir. mukadderi ve gayesi budur. Bunun teminine ilk önce (tıbb)ın ilerlemesinden beklemelidir. Ve mekânı yapan maddedir. İşte Dekar t felsefesine göre : kâinat. (binefsihi) birer makinadır. Hayvanlara gelince bunlardaki ruh. . Ap ayrıdır.— 45 bir surette işliyor. insan ruhu. Ona göre cisimleri bütün vasıflarından tecrit mümkündür. Hayvanlara öldükten sonra bir şey yok Çünkü (hayvar. ebedidir. Beşeriyet öyle çalışmalıdır ki bütün as rlar boyunca insanların hepsi daima baki ve mütemadiyen öğrenir tek şahıs gibi olabilmelidir. insan ruhu nevinden Müteharrik değildir. maddenin kudretinden asla meydana gelemez. Maddî olan şeylerin heps'. bedenimizden tamamen müstakil bir tabiate maliktir. bedenlerile beraber mahv olur. Bittabi buna tek insanın ömrü kâfi değildir. ilim ve felsefe. «Bana madde ve hareketi veriniz. Makina ne iş görürse hayvanlardaki ruh ta o kadarc k muayyen ve mahdut görür. insan ruhu öyle değil. Fakat (Hayız) den tecrit mümkün değildir. bir hamlede mükemmel olarak yapılmış olmalarından daha kolay aniaşıhr. Hayvanlar. Gayrî meş. kâinatta inşa nın mevkii. bunun ayma halk edilmiş. görür. Dekart'a göre metot. olması gerektir.î ruh). bir âlem yaratayım> der. Bizim ruhumuz. Bunu böylece tedricen meydana geldiklerini kabul etmek.

mayiatm muvazenesini kanunu bulmuş. Daha on iki yaşında iken (öyklit) hendesesinin isbatlaıtnı hiç kimsenin yardımı olmaksızın kendisi bulmuştur. soyut ilme idi. Fransanm (Clermont) şehrinde doğmuştur. Dahî bir mütefekkir ve muharrirdir. Dekart'ın hayretini mucip olmuştur. Hrıstiyanlık dini hakkında apolojisi olan (düşünceler) eserini bitiremeden ölmüşlür. Meselâ Jensenius : «Tabiatın sırlarını aramanın boş ve faydasız olduğuna söyliyordu. Paskal'ın yaşadığı 17 nci asırda en üst rağbette olan ilim. Tabiatı inceleme ve tabiat ilimleri hiç rağbet görmüyordu.46 — Paskal [1623 — 1662] (Blaise) Paskal) yüksek matematikçi. îlk defa havanın ağırlığım veza etmiş. . Rağbet. hesap ihtimalini ve su cenderesini keşfetmiştir. fizikçi ve filozoftur. bilmem hangi böcek nasılmış diye aramak için yaradılmadı > diyordu. (Neuilly) köprüsü üstünde bir kaza geçirdi. Sumut ilme değil. 16 yaşında iken mahrutlar üzerine yazdığı eser. (Malhranş) bile: «insan. Bu kazadan sonra dine sarılarak Jansenist tarikatın (Port • Royal) manastırına çekilerek çileye girmiş riyazet ile yaşamıştır. matematik idi. Cizivit tarikatına karşı şiddetli hücumlarda bulun» muştur. 18 yaşında iken bir hesap makinesi keşfetmiştir. Ondan sonra önünde içine düşecekmiş gibi bir uçurum görmeğe bnşlamiştır.

— 47 — Soyut ilim olan matematiğe rağbet : aklın gelişmesine yarar olduğuna kani olduklarından idi. Port Royal mantıki der KI : İlimler ancak aklı tekemmül ettirmek vasıtasile olarak kullanılmalıdır. Paskal, rasyonalist ve ideelist olan ve yeni ilim henüz doğmak üzere bulunan bir asırda, bugünkü modern tecrübe çiler çapında kılı kırk yaran bir âlim idi. Bunu, fizike ait keşifleri göstermektedir. Paskal, iman iğinin akıl nuhengine varılamıyacağim Katolik olan babası (Etyen) den işitmişti. Bir de (St Ange) lakaâile anılan ilahiyat doktoru Jak Forion'dan da : Din! sırların kuvvetli bir zekâ ile anlaşılabileceğini duymuştu. O, bu ikisi üstünde uzun müddet düşündü. En son, imana kalb yolu ve şahsi tecrübeler ile varılabileceğine kani oldu. Hemşiresi Jaklin diyordu ki : «Olgunlaşmamış bir insana, bir hakikati kavratmak; güneşi zamanından bir saat önce doğdurabilmek gibi, imkânsızdır. Tanrı inayeti olmaksızın, bir insana, bütün dünyanın belagat ve mantıki bir araya gelse faydasızdır. > Paskal buua İnanıyordu. (Düşünceler) ini yazmak için Paskal, kendinden önceki (Möntenyi) (Reymond de Sebonde) (Charron) (Pere Mersenne) (Pere Grasse) (H. Grotius) gibi mühim müellifleri dikkatle okumuş, notlar almış vv bunlar üs* tüne derin düşünmüştü. Şimdi ise, yazma metodu bulmağa kalmıştı. Paskai'a göre eşya üç sıradır : — Msdda, Zekâ, trade. Bilgi yolu ikidir: Zihin yolile, aşk yolile. Maddenin kâffesi; yıldızlar, yerler, krallıklar bir zerre zekâ bile etmez. Bütün zekâlar da bir araya gelse

— 48 — b!r zerre (Charite = Yarhk) etmez ve varlığı harekete getiremez. Zekânın kavram yolundan kalbin kavram yoluna geçilemez. Fakat bunlar, mantık bağı ile değil, hür bir surette birleştirilebilir. Bu nevi birleşme ise öteki bağdan daha sağlamdır. «Kalbin aklına ve yargılama yoluna aklın aklı ermez,> (Filleau de la chaise) der ki : derin inançların çoğu küçük küçük delil ve isbatlara dayanır ki bunlar teker teker iken zayıf imiştirler. Fakat bir araya gelince, bazı ahvalde, o kadar kuvvetlenirler ki reddî imkansızlaşır. Paskal'ın metodu işte bu oldu : küçük küçük şahsî tecrübeler. Fakat tepsi bi araya gelince kanaat verici ve kuvvetli. Paskal'a gör» Tanr;sız insan, zavallı ve sefildir. Hat ta intihara kadar gidebilir. Felsefe ve akıl da, insanı, Tanrıya ulaştıramaz. Tanrı inayeti gerektir. Akıl ve mantık yolu başka, iman duygusu başkadır. İkna kuvvetini haiz yegâne şey şudur; Din hiss-'nin şuurla ahenkli oluşu. Tann, imanı akhmıza muhakeme İle ve kalbimize lûtf ve inayeti ib yerleştirir*. İman, mucize ve mantık ile değlî, inayet ile olur. îman işinde, aman, akla muhtaç kalmıyalım. Tanrının kendilerine, imanı, kalb duygusile verdiği insaniar bahtiyardırlar. Yoksa iman, sadece akıl mahsulü, insan! bir şey olmak' tan ibaret kalır. Ve ebedî selâmete ulaştırma aleti olamaz.» Kalbin Tanrısı, ne (Dekart) m akıl ile bulduğu Tanrıdır. Ne Payen Filozoflarının bulduğu Tanrıdır. O öyle bir Tanrıdır ki ona malik olanların içi sevinç doludur, n a nur doludur. o itimat ve muhabbet doludur. Ona ulaşan ondan başka bir gaye aramaz. Paskal şunu öğretmiştir: Zarfları bozulsa dahi dittin

— 49 — özünün nasıl muhafaza edilmiş olduğu. Din hususunda 17 nci asırda (aklî din) başlamıştı. Ekseriya t, biiabi, yine muhafazakâr idi. 18 nci asırda aydınların çoğu dinsizdi. «Din, halk tabakasına gerek.> diyorlardı. Bu asrın büyüklarinde a (Volter) de ise Tanrıya iman pek kuvvetli idi. Jan Jak Ruso (Tabiî din - Bir Savvalı rahibin İtirafları) ile dini his sahasına çevirdi. Ve dine din adamlarından daha ziyade hizmet etti. 19 uncu asırda ise din, üç şey ile çarpışmağa başladı : 1 — Aklî tenkid ki her şeyi yıkar ve hiç bir şey kuramaz. 2) Tarihi incelemeler ki İncitin nasıl toplandığı ve sairedir. Dini sarstı. 3) Fizik ve tabii İlimlerin inkişafı karşısında mukaddes kitabın bu mevzular hakkındaki izahların tevile muhtaç oluşu. Fakat iman : ne tenkit fikrine, ne tarihî incelemelere, ne tabiiyata istinat eder. Onun istinat noktası bunlar değitdir. Buna rağmen imanın yaşamak isteme hakkı vardır. Ve şu iki şeyi isteyebilir : •* ' 1) Din hissinin ehemmiyet ve faydasını teslim etmek. 2) Akla uymiyor, diye red etmemek. Belki imanın ayrı bir bilgi vasıtası vardır. Birincisini hemen herkes kabul eder. En dinsizler bile din hissinin içtimaî hayatta nasıl bir bağ ve fren olduğunu kabulde tereddüt etmezler. Farzı -m uhal olarak din, hayal mahsulü bir şey olmuş olsa bile cemiyette bir kuvvet olduğu müddetçe reeldir. . Bu bapta Emill Boutroux şöyle der. F. 4

— 50 — «Din ve ilim, bizim elimizde kâinatın bütün hazinelerini açabileceğimiz iki anahtardır. Âlem, muhtelif realitelerden değil, (kırışimh = interferente) realitelerden mürekkeptir ki bu takdir de din ve ilim, fertden ferde ve saattan saata, - kendilerine mahsus tarzda olarak (Ebediyen beraber = Coeternelle) dir.» Vinet'e göre iman kapusunu açabilmek üzere mistik bir anahtara lüzum vardır ki buna Paskal : Kalb Vinet : Vicdan Boutroux : Yüksek Akıl Viktor Jiro : Varlık, irade, his, natür diyorlar. Kelimeden korkmiyalım. Modern din duygusu kendisinin bir az mistik olduğunu itiraftan çekinmez. Yoksa (tabiî din) veya (aklî din) olmuş olur ki Paskal bunlardan nefret eder. Ancak yeni mistisizim, eskisinden bam başkadır : Yeni mistisisım, abese inanmak ile iftihar etmez. Felsefe ve ilim, kendilerile beraber, dine de hamle yaptırdı. Artık din de : daima ilerlemekte olan fizik, akli tenkid ta^hî tenkit, ahlâk ve içtimaiyat doktorinleri karşısında, incimad etmiş ve değişmez bir şeymiş gibi dur* muyor. Aklın gözüne bir avuç kül atmağı da düşünmüyor. Bilâkis gözünü dört açmasını söylüyor. Hattâ psikolojiden kuvvet alıyor: Şimdi bir (Şuur altı) keşif edildi ki bu da, tabiatın bir realitesidir. (Ulvî âlem = Supliminal) in hadiseleri de İlmin mevzuu oldu. Yeni mistisisizmin en mühim noktası itikad ile imanı birbirinden ayırmasıdır. İman : insanı ahlâki ve dinî hareketlere meylettiren aksiyon âmilidir. Kalbi, Tanrıya bağlar. Selâmette olduğuna güvendir.

doğru da eğri de değişiyor. Paskal. sonra da «aynı zamanda hem âlim hem mümin» idi. Hakikati tul dairesi tayin ediyor. İtikat ise. Diğer taraftan kalbin kaşfettiği hakikatlere doğru da aşk ve şevk ild can atmak. İnsanîdir. akıl ve mantık ile elde edilir. Şu sözü pek meşhurdur : «İklimin degişmesüe. . Paskal'a göre iman. 1654 Kasımında vukua gelen (Büyük dönme) sinden önce de. Aklın hakkını akla dinfnkini dine. Ve Tanrı vergisidir.— 51 — İtikad: Selâmete ulaşma hissi ile ilgisi olmiyan birtakım fikirlerdir. Isbattan ayrıdır. Çağdaşlarınkinden bile ileridedir. ilmin hakkını ilme veriyordu. Ne tuhaf bir adalettir ki o bir ırmak veya bir dağ ile sınır içine alınıyor. Onda bu üç kuvvet. Ortaçeğ mistiği değildir. 2) Modern tenkidin din duygusunda açtığı gedikleri günün yenileşmiş alet ve vasıtaları ve şahsî tecrübeler ile tamir etmsk. Zarurf bir bağ ile değil. . Dini. Kutup derecelerinden üç derece yukarı ve aşağı olmak ile bütün hukuk ve kanunlar alt üst olabiliyor. en ahenkli bir şekilde birleşik ve kaynaşık idi. alelade bir surette müterafîktir. tasanla. Bir şey Pirenelerİn ötesinde doğru. isbata muhtaç değildir. berisinde yanlış . » Paskal şöyle çalıştı: 1) Bir tar utan ilmin keşfettiği hakikatlan kabul etmek. Paskal. . hem kalbine hem zekâsına hem ilmî hakikatlara inanıyordu.

Hapishanede altmış kadar eser ile bir çok şiirler yazdı. evvelâ vatanını.Tomas Kampanella [1568 — 1639] 1 — Hayatı I Kampanella. Amma bundan üç gün sonra. 1629 da affolunup evvelâ Romaya. İspanya kıratlığına tâbi bulunan cenubî ttalyada. Kendinde okuma ve ilim aşkı kuvvetli idi. sonra Parise giderek 1625 te burada yerleşti. Kıymetti mutlakaiarl 9 ve 7 den ibaret olan 1600 senesi «zaman düğümü > olup baştan başa bir değişme devridir. fakir bir kunduracı idî. ve prensler ile Papa büyük ahlâksızlık ve fesat içinde idi. Kampaneila. Orada 67 gün yattı. Ümitlerini nücumiyata itikadından alıyordu. halk müthiş bir sefalet. Müebbet kalebentliğe ve dört deJa işkenceye (bir defasında elleri aikassna bağiı oiduğu halde otuz altı saat asılı bıraktılar) ama ölmedi. Bir çok defa. Sonra 1598 de hapisten çıkarılarak{Kalabra) ya döndü. Bir avuç as has edindi ve bunları dağa götürerek orada bir nu tuk verdi. sonra bütün dünyayı ıslah ile her yerde adalet ve sevginin hüküm sürmesini muhayyilesine alıyor. rafizilik ile itham olunarak Napoli ve Romada engizisyon hapishanelerine atıldı. (Rîşiiyö) de bir hima- . On altıncı asrın nihayetlerinde. onu yakalayıp Nopoli (hapishanesine tıktılar. On dört yaştnöa ruhban mektebine girip rahipliğe hazırlanmağa başladı. Göklerde yeni güneşler patladığı yeni işaretler gördüğünü soyuyordu. 1568 de doğdu' Babasr. Kendisinin de peygamber ve mesih olduğuna inanıyordu. diyordu. Ve meslekinin mühim bir hadisesini teşkil eden (Kalabra) suikastı oldu.

yeşil nebatlar ile örttü. değişken ve geri bir mahlûktur. Ruhlarından esir kuş. zamanın büyüklerinin zuîmundan şöyle bahseder. bundan da Tiranı sofizm (yanlış muhakeme). doğumunda. ihtilâflar ve lazyikler bundan çıkmaktadır. Hattâ başka milletlerin hepsi de . Etlerinden zühımlarına bir otluk. dünyayı fenalıklar ile dolu görür. Bütün tefrikalar. 2 — Cihangir İmparatorluk : Karnpanella.» Halk tabakalarından bahsederken de şöyle der: «Halk. Kanlarından içki. Bunların kökü egoizmdir. Deminiken rahipleri manastırındaki odacığını. 1639 da ölümünün yaklaşmakta olduğunu sezdi. yıldızına baktı. Kemiklerinden işkence aletlerine sap. bunun açacağını söyledi. On dördüncü Loinin. masum olduğumuz halde bile bizi itham ettirecek yalancı şahitler yapıyorlar. kefen gibi beyaz çarşaflar. kuvvetlerini bilmez. ve mürailik doğmaktadır. Ve bunlar hep bizim için hareket etmektedir. Izdırap ve göz yaşlarından hiddet ler İn e bir oyuncak. matem parçaları çaldırdı. Titrek uzuvlarımızdan. Efendileri ona öyle sihirli bir şarap içirir ki o . «Bu zamanın büyükleri. «Nefsine muhabbeti dolayısile insan şöyle düşünüyor: Anasır ve ecramın ne zekâsı vardır ne de muhabbet*. darbelere ve yüke tahammül eder. Bir sarsmada her şeyi ters getirebilecek bir çocuğu önüne geçirir.— 53 — ye bularak projesini yeniden ele almağı umdu. yer yüzünde altın devrini.cahil ve barbardır. vücudu beşerden basamak. günlükler tüttürdü ve yedi seyyareye alâmet yedi mum yaktırdı. 21 Mart 1639 da oldu.bizimki müstesna . „ Bir şiirinde.

edebiyat. yine evvelki gibi. onu derhal yere serer ve öldürür. Üçüncüsü aile hayatile terbiyen tanzim eder . Amma 1623 de (Frank Fortta) basıldı. İkincisi fen. Papaya on üçüncü Lui'ye.. Mektuplar. 3 — Güneş Sitesi : (Kampanella). Hiçbir yerden cevap alamayınca. bununla hiçbir şey yapamayınca. şiirler yağdırmakta devam etti. lâtince yazdı. tesadüfen oraya ufcrayan bir Ceneviz kaptana hikâye ettirir. Pek kuvvetli edebi bir eser olan bu kitabım 1602 de. Site. (aşk) adlarında üç muavini vardır. güzel san'atlar ve teknik ile meşguldür.. amma o bilmez. muhtıralar. (Kampanella). Yer ile gök arasında olan her şey onundur. hayret verici sitesini. (hikmet). istediği şey: Dünyayı birleştirerek İnsanları bir idare altında kardeş gibi geçindirmek idi. bütün dünyaya örnek olacaktı. Site.» İnsanları bu vahşiyane şartlardan kurtarmak için Kampanella. bununla dünyada ilk mükemmel hayat kurulacak ve bu. Rişliyö'ye Padişahlara. uzun süren zindan yıllarının başında. bu maksatla olup. müstesna bir bilgiye sahip. İspanya kralına. büyük bir âlim tarafından idare edilir. dünyada aşk ve hareketi hükümian edecek. Eğer biri bunu ona haber verirse. bütün ömrü boyunca bir (cihangir imparatorluk) hülyasını taşıdı ki bunun başında olan insan. bir tepenin üstünde olup yedi kuşak ile çevrilmiştir. Kendi elile kendisini zincire vurur. projesini hayalen kurmağa özendi : «Güneş sitesi» eserini yazdı.— 54 gittikçe ahmaklaşır. Bunun (kudret). Kalabra isyanı. En ortada bir mabet vardır ki mihrabına yer ve gökü temsil eden küireler resmedilmiştir. Birincisinin vazifesi: Siteye lâzım maddî kuvveti temin.

der. demokrasi ile küçük güzide bir grup arasında bir şeydir. bu projede en son haddine kadar götürülmüştür. Sitenin her mehallesinde umumî ambar lar.— 55 — Bu dört büyük devlet adamı. müsavatçılık. Bunlar çıkarılınca dört saat iş yeter. (Kampanella). şehir meclisi tarafından tanzim edilerek herkesin işi kendisine gösterilecek. Çocuklar. Siteye en lâzım san'atlar öğredilecek. pek te izah edilmemiştir. yirmi yaşından yukarı vatandaşlar toplanarak. aileye diğil. İş de. Bir çok makineler ve bu arada. Evlerin duvarları. tezyini hendese şekillerinden mürekkep firesleerle. Bütün memurları da. Çünkü Napolide sanatkârların çoğu lüks işler ile uğraşmaktadır. insanlara. 4 — Fen ve Ahlâk. (Kampanella). devlete aittir. mutlak Komünizmdir. bunda kadınlar bir tarafa erkekler bir tarafa oturacak. umumi mutfaklar. O ise her türlü lüksün şiddetle aleyhindedir. Bu suretle (Kampanella) nın hühûmeti. Site hükümeti. Güreşlilerin fikir hayatı. Çocukları büyütmeği ve terbiye etmeği de site ken di üstüne alır. ev ve tarla tevzi eder ve her altı ay da bir yenilenir. Ayda iki kere. umumî yemekhaneler olacak. haleflerini. halkın teklifi ile onlar tayin ederler. bütün fenalıkların kökünü Egoizm de bul duğundan buna mâni olabilecek yegâne yolu hiç bir şahsın hiç bir şeye malik olamamasında görür. yelkensiz ve küreksiz « hayrete şayan bîr makine ile giden gemiler icat edildiğinden bağsoiunmaktadır. Yemekler hep bir arada yenilecek. kendileri tayin edeceklerdir.her devirden . Güneş Sitenin bariz hattı. Çccuklara.. günde dört saat çalışmanın kâfi geleceğine kanidir. Sitenin iğlerini görüşüp kararlaştıracaklardır.

. Umumi ibadet günahlarını itiraf. rafızılik ile itham edildi. üç şefi gibi hudret ve hikmet ve merhamet sahibi. mihrap önünde uzun dua gibi ki Kampanetla. Meselâ hırıstiyanların mukaddes saydığı eşyadan ve salipten vazgeçiyor. lopedi gibi. Katolikliğe pek benzer. tkincisile de bütün dünya milletlerini tek bir kuvvet altında topllyarak insanları kardeş'yapmak hülyasındadır. Siteyi bir büyük manastır nazarile baki yor demektir.. Esasen (Kampanella). asıl realiteden uzak.. hadiselere hiç dayanmadan bir meczubun romanına benzer. (Güneş Sitesi). Sitenin dini. Temel olarak: Sitenin. bunlar Sitenin umumî hayatı için yapılacak işler hakkında ( eşref saati) haber verecekler. Umum! ittifak mesele- .. Komünizm. Yıldıılarm. 5 — Netice . beşer hayatı üzerine tesiri olduğuna inanır. bir nevi resimli ansik'. manastırlarla veya hapishanede geçirdiğinden kendini hülya âlemine salıverdi. Dünyanın düzelmesini iki şeyde bekliyor. bütün hayatını. (Kampanella) nın en çok alâkadar olduğu ş:y nücumiyattır. Bununla beraber bütün dünyayı birleştirenic hulyasile bir proje yaptığmban hırıstiyanların teferruatından vaz gaçmiş bu'unuyor: Başka dinlerden olanlar da yadırgamasınlar dîye. yıldızların hareketlerini takip ile muvazzaf müneccimler var. Bu ronesans devri insaniyetçilerin hepsinden daha ileri giderek o zamana kadar hiçkimsenfn öne sürmediği şu büyük fikirleri de ileri attı. yüksek bir varlığa tapmağı alıyor.- 56 — büyük adamların resimleriie süslü. (Kampenelle bir çok defa. cihangir imparatorluk. Birincisile mutlak müsavata varılacağı hulyasındadır. Güneş Sitesinde.

u hürriyet fikirleri içinde büyüttü ve terbiyesine çok dikkat etti. gittikçe yerini hürriyete bırakmalıdır» esasını tavsiye eder ki babası. Bristol civarında dünyaya geldi. yeni ilimlerle bilinmiş olan akıl ışığı altında incelendi. onu böyle büyütmüştü. sonra Fransada daha sonra Almanyada başlayan bu cereyana felsefe tarihinde (ingiliz tecrübî felsefe ekolü) adı verilir. Altt yıl devam ettiği Westminster okulunda. Bunun kuruducu Lok'tur. terbiye üzerinde zamanın en değerli bir eserini yazdı: «Çocnkluğa zaru rî olan itaat. akla dayama yolları arandı. Avukat olan babası parlamento tataftnda bir süvari alayının başına geçmek suretiyle İhtilâle iştirak etmişti.— 57 — sinden Asyanın büyük medeniyetlerin mevkii ve garp milletlerinin ihtiyacı vardır. Nur asrında. ahlâk ve din meseleleri. Babası. O sıralarda ingiltere iç tarihi biraz karışık idi. ozama- . ilkönce Ingilterede. Lok. Bütün bunları nakle ve vahye değil. Lok 29 ağustus 1632 de. insani ve cemiyeti ilgilendiren bütün devlet. terbiye siyaset. Lok. Hepsi yoğrulup bir hamur yapılmalıdır. sonra. Lok [1632 — 17D4] Ronessans ile tecrübeye dayanan yeni ilim zihniyeti doğduktan bir müddet sonra on yedinci yüz yılın sonralarında başlayıp on sekizinci asrın sonralarına kadar süren asra (Nur asrı) deniiirr.

1652 de Oksfort Üniversitesine talebe olunca burada Püritanizm ile Sukolâstik yanyana idi. 1 — Fikirlerin ve ilkelerin fikrî tenkid. Eser dört bölümdür. . Fakat din meselelerinde. 3 — Dilin düşünce üzerine tesiri. buradan: < Hiç kavrayamadığı konulardan lâtince tahrir mevzuları verildiğinden.— 58 — nm metodu olan gramer usulü ile. eski dilleri okudu. Kral (Güyom Doranj) zamanında Lok. mürebbillk yaptı. 1689 da tngiltereye döndü ve 1690 da felsefe tarihinde en önemli ve başarılı bir eser sayılan: Essoy on hunan understanding» eserini bastırdı. Lok'un felesfî zekâsını uyaran. 4 — Çeşitli bilgiler ve bilginin hudutları.ahlâk kısmına önem veriyordu. anlar anlamaz her şeyi ezberlettiklerinden şikâyetçidir. Rahip olmağı düşündü. hangilerini kavrayamıyacağım aranilmaktadır. Bu sebeple rahip olmaktan vaz geçerek tıbba intisap etii. Whigs partisine girdi. Lok'u bu iki çere* yanın ikiside tatmin etmiyordu. Lok. Eserde ahlâk meseleleri incede inceye elenerek. Bu partinin en ünlü adamlarından Kont de Shafterbury'ye intisap ile o aileye sekreterlik doktorluk. zekâmızın hangi meseleleri kavrıyabilir hangilerini kavrayabilir. Fakat bu parti düşünce Lok. düşünceleri dar çerçiveler içine girmiyordu. yüksek bir itibar aahîbi idi. orada bazı eserlerini yazdı. Dekart'm eserlerini mütalâası oldu. bir müddet Hölandaya sığındı. Kral ve devlet adamlanla yakından teolduğu meselesini 2 — Bütün fikirlerin tecrübeden doğduğu. Dinin-ayin ve »aslarından ziyade. Doktor olduktan sonra politika ile de uğraştı.

Lok da şiddetli cevaplar verdi. bu haberi alınca : «Bazi insanlar. Kıral Gilyom. sevgidir. ona şiddetle hücum etti. Lok'a göre din: tabiat ve akıl kanunlarını genişletmek suretile selâmet ve saadete nasıl varılabileceğini Gösteriyor. Bu mezhebi içieden anlamak için. Din kakkındaki fikirlerini 1692 de basılan: « The Reasonabieners of christianity as deliveret in Scripturc „ eserinde anlatmıştır. Bu münakaşaları skolâstik felsefenin yeni doğmakta olan tecrübe felsefesine karşı son çarpışmalarıdır. Lok'un eserleri. Holandada iken. (Kuikîr) mezhebinden biriyle sıkı dostluk içinde yaşadı. rahipler tarafından hoş gözle gÖTülmiyordu. Asthmeden uzun yıllar hastalık çekerek nihayet 1704 te öldü. Zaman ona hak ver di: tecrübe felsefesi aiıp yürüdü.» dedi. büyük meseleler üzerine gözlerini dört açmağı bilmiyorlar vsya dört açmıyorlar. Bu sebeple Lok'un eserlerinin üniversiteye sokulmasını yasak ettiler. Lok. giderdi. Devlet adamlarına: basın hürriyeti. ömrünü evlenmeden geçirdi. yüksek tahsil gençliği tarafından da seve seve* okunuyordu. Bunlardan bilhassa Worcester başrahibi Stillinfleet. Amma kilisenin dayandığı hıristiyanhk çerçevesi içine girmiyen bu fikirleri. Esası. gençliğin okumasını Oksfort'un SkolâsJk üstatları doğru bulmuyorlardı. buralara gidişte krala Lok'ta refakat ederdi. mütenekkiren. içtima! yardım müesseseleri kurma tavsiye ederdi. Londrada bulunan içtima yerlerine. Fakat tecrûbî felsefesine ve sevgiye dayanan dini. Skolâtik görüş batti. Lok. Teslis ve saire gibi şeyler değildir. . diye herkesin de öyle yapması gerekmez.— 59 — maşta idî. müsamaha.

(Var olan bir kudret olmasa bu realite var olamaz.» istiyorsak. bu dünyada beşer tekâmülünün en önemli kısmı ve bütün faziletlerin fideliğidir» demişti. İn • sanlarda saadete ulaşma için tabiî bir meyil vardır. Kâinat bir realitedir. Lok'a göre bilgilerimiz ve fikirlerimiz.) (Non-entity cannot produce any real being. Şahsî ve siyasî hürriyete derin meftuniyet. Tanrının varlığı hakkındaki fikrimiz dahi. madde olamaz.— 60 — Eserleri okunduktan sonra (Lok) kargımızda şöyle belirir: Dostlarına karşı derin sevgili. diyordu. kendi felsefesiyle bağdaşabiliyordu. ta- .. Bu na ulaştıracak kanunu ararken insan şuna varır: Gerek kendinin gerek başkalarının saadeti ancak şu eski düsturdadır : < Kendimize nasıl muamele edilmesini başkalarına karşı muamelemiz o olmalıdır. Ve bu ezelî (var olan). fıtrî değildir. İn anı Tanrıya bir karınca bile çeker götürür. düşünceyi meydana getiremez. Ahlâkın da ancak böyle bir dine dayanması gerektir. Ölmezden bir yıl önce. hakikat olduğu için sevmek.) Bu takdirde ezelî bir (var olan) var demektir. Lok'un dini. akıl vasıtasiyle (Tıbbî din) i kurmuş olduğuna inanıyordu. sonradan deist (*) bir harrir olan Ant Collins'e yazdığı mektupta : mu- «Hakikati. Tanrı varlığını böylece isbattan sonra. Zira madde. tecrübe mahsulüdür. (*) Deizm: Akla dayanarak Tanrıya inanan biî din. isbat edilmiş bilgi mahsulüdür.

Diğer taraftan akıl da vahiy ve ilham mahsulü olan dinin daimî kontrolcusudur. işte Yalvaç aklı aydınlatmağa takviyeye ve yardıma gönderilmiştir. fikirler ve prensipler arasındaki tutarlık daha değerlidir. Tanrı varlığı hakkında şu muazzam ve muhieşem tabiat. Aklın gösterdiği selâmet yolunu ancak bir avuç insan bulabilir ki bunlar da kütleye müteessir olamazlar. insanların çoğu. akıl ile varılmış istidlallere değil. Yalvac'ın talimlerini ve örnekliğini hayatları en güç işler arasında yuvarlanmak ile geçen insanlar bile kavrayabilirler. Mukaddes 1 itabı da derin derin didikledim: Mezhepleri ve sistemleri şöyle bir tarafa £ tarak özde kalarak. olağan üstü bir hal Ue mintarafıllah meb'us olduğunu söyliyen Yalvacın sözüne inanmağa dayanır. Aklın reddettiği bir şeyi. herhangi bir vahiy ve ilhamdan ziyade. yeter burhanlar vermekte ise de vahiy yine zarurîdir. akıl ve muhakeme kuvvetlerini en uygun kullanmamak derecesine de düşebilirler. akıl üzerine kurulmuş olan tabiî dinin bir genişlemişidir.» Lok'a göre vahiy ve ilham. vahiyli dinedir. Zira. e karşı geniş müsamahalı olmakla beraber kendi şahsî inancı. Bu takdirde bir ilham ve vahiy karşısında olup olmadığına karar verme iş!. (Tabiî din). batıl fikirlere saplanıp kalmış kilise adamlarının tesirleri altında kalabilirler. Lok'a göre iman. 1695 ilkbaharında şöyle yazıyordu: <Bu kış.— 61 — Bu hareket düsturunun otoriter kıymeti olabilmek için bunun Tanrı muradı ve Tanrr iradesiyle tutulmakta bulunmuş olması gerektir. diyor. Lok. Isa dininin ne olduğunu inceden inceye eledim. Zira'insanlar. insan nazarınna. . iman bize asla kabul ettiremez. akla kalmış bir iştir. yolu aydın latabilecek kadar akıllarını geliştirmeğe ne vakit ve zamaniarı müsaittir ne de zekâ ve istidatları.. Türlü sebeplerle.

her şeyin yaratıcısı bir varlık vardır. Toland. * * Din meselelerini akıl ve tecrübî felsefe menşurundan geçiren (Tabiî din) şu beş maddeye imanı tavsiye eder : 1 — En yüksek. daima böyle olagelmiştir. Volter ile ikinci Frederik bunların başında gelirler. ahlâk kanununa yükselebiliriz. Burada en çok dikkati çeken bir nokta şudur ki bu dint rasyonalizmi. rahiplerin teolojisine karşi mücadele açmakla aklî bir din istiyordu. Bu. Yani her yeni bir din ceryam. biz aklımızın tabiî nuru ile ahlâklılığa. dalavereci rahiplerin uydurmasıdır.— 62 — Lok . 4 — İnsan kusur ve hatalarından nadim olmalı ve bunları terketmelidir. bir demokratik hareket uyandırmıştır. — 2 — Buna ibadet etmelidir. 5 — İyilik ve kötülük hem bu dünyada hem öteki dünyada mükâfat ve mücezatını bulur. Lok. bu beş şeyden başka hepsi. Yazıları ve dine bakışı 18 inci asrın bütün mütefekkirleri üzerinde derin tesir yapmıştır. . Bu ekolden J.Alman filozofu Wolff İle beraber . bir demokratik ceryan da meydana getirmiştir ve bu.(Dinî rasyonalizm) in müessisidir. Lok'a göre. Tabiî dine göre. ayni zamanda vahiye de dayanmış olsun amma bu vahiy. akıl ile çelişik olmasın. 3 | Bu ibadetin en mühim kısmını vicdana müstenit ve dindarlığa merbut olan fazilet teşkil eder. Ancak bu takdirde bu kanunun vaziinin Tanrı olmuş olması noktasi noksan kalır.

Volter'in elinde böyle idi. < Tanrı bize aklı. hürriyet. Volter felsefesini 1726 1728 de İngilteredeki ikametinde kurmuştur. « Halkın kendisini terbiye ve tenvir etmeğe ne zamanı ve ne de ihtidan vardır..1728) dir. Amma bunu kütle içinde yapmamalidir.. «Kilisenin mütenakız fikirlerini aramızda konuşabiliriz. tngiltereden gelen nur felsefesi. .— 63 — 1720 de. yıkıcı bir maddeciliğe ve şüpheciliğe götürenler de oldu. «tlhadi tel'in ederiz.. Muhafazarkâr (Tory) Partinin siyasi muharrirlerinden (Bolinbrok. Tabiî dinin [ şu üç itikadının en hararetli bir müdafiidir: Tanrı. Fransaya. lâyemutiyet. kilise itikatları kütle içindir» diyenleri vardır. Münevverler ve liberaller. yaratılan eşyanın mahiyyetine nüfuz İçin değil. Tanrı olmasaydı onu icat etmek lâzım gelirdi. Bu sebeple kütlenin bir kısmı cağil kalacaktır. dinin esaslannı ve ayin plânlarını (Tabiî din) çiler esas itibariyle.. Fakat Volter'den sonra. kütlenin itaatim temin etmektedir. 16781751 ) şöyle diyordu. Zira onlar. onların ağzına bir gem daha takacakları halde gemlerden birini çıkarmakla fenalık etmiş oluyorlar. tabiî çizmişti. Bütün tabiai' onun varlığını müjdeler. Tanrıyı ve beşariyeti severiz. bizi hakka ulaştırmak için vermiştir. Batılalardan nefret ederiz. vahiy dinine muhasım değildirler.. *** ingiliz tecrübî felsefe ekolünün Fransadaki mümessili (Volter 1726. Fakat bunlar ukalâlık etmeğe başlarlarsa o zaman herşey mahvolmuştur.. İlhada karşı şiddetle mücadele etmiştir. Tabiî din münevveıler için. Netice ve mahsul itibariyle ikisini de bir görüıler.

Felsefî fikirlerini. Hele (Henriade) ile F.» Bu birkaç satır bile Volterin yaşadığı asrın'düşünce vasatisi gözönüne getirilince ne kadar noânahdır. Cömert idi. ihtiraslarını tadil etmeği.ansanm hamra ve Vhjil çapında epik bir şairdir. Bu hikâyenin başında kahramanın portresini çizmiştir. hem de Rasim ve Karney ayarında tiyatro şairidir. Genç ve zengin olmasına rağmen. Volter. en ziyade. . 2746 veya 1747 de yazılmış olan (Zadig) inde görürüz. Belli başlı çizgilerini alalım • * (Babil) de kral (Moabdar) zamanında (Zadig) adında bir genç var. 1 — Voltere göre bakım : (Zadig) bir hikâyedir. aki telâkkisinde. bir iğne ile dokunuluverince fırtınalar kopar. Bunun zaten ey i olan yaradılışı. hem müsbet fikirlidir. rüzgârla dolmuş bir balondur. İnsanların zayıf noktalarına hürmet etmeği biliyor. (Zerdeşt) in birinci kitabından okuyup öğrendi ki • öğ' renci. Eski «Kaidelilerin ilimlerine ve zamanın tabiat hakkındaki bilgi ve prensiplerine vekıftı. Temel fazilet: arzulara ve ihtiraslara gem vararak içimizin rahat olmasına temin etme ve itidaldir. Fontenel'Jerİn telâkkilerine sadıktır. Her vakit kendisinin haklı olamıyacağma kani. terbiye ile bir kat daha takviye edilmiştir. Nankörler bile ona minnet ve şükran hisleri beslerdi.64 Volter [ 1694 . Rönessans'tan beri öne sülülen Erasm'ların.1778 ] Volter. La fontenleriu. onlara gem vurmağı biliyor.

Bizim gözümüze küçük birer kıvılcım gibi görünen bu büyük ziya küreleri karşısında hayrete düşerdi. ötedenberi meşhur olan. insanlar hakkındaki düşüncesi şöyle idi: Bir küçük çamur zerresinde uğraşan böcekler. Öyle iken arz. ilmî kültür. insanı batıl şeylerden kurtaran.. Âlicenaplık. Volter'in bu düşüncesi tamamen moderndir. Bizim arzımız da onlardan biri. akla göre hareket ettiren birer etki de görür. böylece (ferdiyetçi) idi. Bunları öğrenmede. Volter şiddetle ısrar ediyor ki fazilet: karşılık bek{emeksizin başkalarına faydalı olmaktan ibarettir. (mutenanı) ye kadar yükselerek duyumlarından tecerrüt etF. Bunlara mühim iki şey daha ilâve ediyor.— 6 5 Vaîter. Volter : (Nevton) un takdirkârı ve yayıcısıdir. göğün en parlak sabitesi olan (Siryüs) yıldızı. ayni zamanda ruhu hürriyete kavuşturan. Bu itibarla riyaziyat. 18 inci asırda tesanüt hissi ve vazifesi kuvvetlenmişti. birbirini parçalamağa Bu teşbih. 5 . Tabiat kanunlarını öğrenmede ise. vecizeleri öne sürmekle kalmıyor.. (Orion) bur çile. O zaman ruhu. onu kutuptaki (Sehii) sn bite s in e doğru sevk ediyordu. fizik ve astronomiyi çok sever. bize nasıl büyük ve asıl görünüyor. Ayni fikri teklif eden diğer müellifler: Şahsın kendi saadetini elde etme vasıtalarını arıyorlardı. 2 Zadigf'in tiim I <Zadig> yolunu yıldıza bakarak tayin ediyordu.. Tabiatın karşısında bu his içinde bulunduğu zaman.. Onların hakim telâkkisi. (Zadig) e kendisinin ve Babilin hakikatte ne kadarcık olduğunu hatırlatrdı. yalnız birtakım güzel keşifler mecmuesı değil.

3 — Müsamaha . Fakat bu namütenahi zekâ. havastan ve maddî huzuzattan tecerrüt ede-] rek. ve öldürülemez. onun tesirlerini anlıyabiliyor. Volter. Voltere göre müsamaha şu demektir : ne olursa olsun akidelerinden dolayı bir adam hapse atilamaz. müsamaha için çok mücadele etti. Her şeye. mahiyet itibarile bizimkinden başka değildir. Zadig ise bilâkis kâinatta dâhilerin bizim gözlerimiz öıüne serdiği büyük kanunların mekanizmasını görür. burada dinî bir şey olur. bir halde kâinatın lâyete gayyer nizamını temasa ederdi.— 66 — mi. Acaba müsamahayı nasıl anlıyordu ?. kâinatın büyüklüğü nispetile hükmeder. Buraya kadarı bir kanun ev polis meselesinden ibarettir. bir siyasî kaidedir.. Her şey namütenahi ve yük • sek bir zekâ tarafından sevk ve idare edilmektedir. der. Kâinatın büyüklüğünü anlamakla insan kendi kü çüklüğünü anlar. Votter'in (Deizm) i : böylece bir* ilim ve akıl dinidir. Şimdi Volterin en mühim bir hususiyetine geliyoruz: Müsamaha. Gaye. Biliyoruz ki Volter. beşeri çarpınma ve ihtirasların üstünde daha yüksek bir âleme kavuşabilmektir. Ufku genişler. her şeyde bizim aklımızın eremiyecsği anlaşılmaz bir sır görürdü. Çünkü bizim zekâmız da. Bu. Fakat Zadiğin en ziyade hayretini mucip olan şeyin altını çizelim : Kâinattaki nizam ve intizam : (Paskal) da kâinattaki nizam karşısında bir nevi korkuya düşerek. His. Amma o daha İleriye de giderek der ki iyi . bunun en hür taraftarıdır.

bir Çinli.. Çünkü hepiniz ayni fikirdesiniz. (Tabiî din) de olan lar diğer dinlerin hepsine de müsamaha gözile bakacaklardır. bir Yunanlı. Derken aralarında münakaşa kızışıyor. E.. değil mi ? dedi: Elbette. . ver ba na şu ökseyi dedi. • Bir panayırda bir akşam yemeğinde bir Mısırlı. bir Hintli. Kaideli. öteki balık başlı bir mabuda ibadeti daha öteki meşe öksesine ibadeti. Hasılı hepsinin hiddetini yatıştırdı.. balığı ve denizi yaratana tapıyorsunuz değil mi ? Evet.. kendi mensup olduğu dinin bir tuhaf ve acayip kısmını. Yunanlının ne güzel şeyler söylediğini pek iyi anlamadım. kavganız manasızdır. Bu mesele (Zadig) kitabının «akşam yemeği) başlıklı on üçüncü faslında izah edilmiştir.. ziz balığa değil. Sonra onlara dedi ki «dostlarım. meselâ biri mumyalanmış ölülere ibadeti. Zadig de bunların arasındadır. öküzü yara» tana tapıyorsunuz değil mi ? Evet. anlatıyor. Yunanlının fesahetini methetti. siz Mısırlı üstat 1 siz öküze değil o. Hintli ile Çinli de. Döğüşmek üzerelerken Zadig araya giriyor : tik evvel..— 67 — niyet sahibi insanların hepsini (tabiî din) dediği bir müşterek itikatta toplamak mümkündür. Selte: siz bu meşeye ve öksesine değil fakat bun* îarî yaratana tapıyorsunuz.. bir Kaideli. en kızgın olan (Selt)e hakkın var.. bir Golü birleşiyor. Bunlardan her biri. sizler gibi birer (illet iulâ) kabul ediyorlar. Amma onun da sizler gibi bir (en yüksek varlık) kabul ettiğine eminim.

münakaşa edilir. ibadetin şekli üzerinde tsrar ederse tehlikeli bir şey olur. namütenahi kudret sahibi bir varlığa inanmasile. Yunanlı. Volter. İnsanlar arasına tefrika saçar. Ortada kavga edecek hiçbir şey yok. tşte böylece dinlerin hepsi ayni derecepe yanlış veya ayni derecede doğrudur. herşeyin (imkânın en iyi derecesinde idare edildiği» ne: şer dediğimiz şeylerin bizim anlıyamıyacağımız sebepler neticesi olduğuna ve fakat bunların prensip ' itibarile lâzım ve iyi bulunduğuna kanidir. insanları birleştirir. Volterin bu telâkkisi. Amma 18 inci asırda bu telâkki. çirkindir. tamamen öyle. Ve bugün ne dinciler' ne de rasyonalistleri tatmin edememektedir. Volter. O nokta şudur: Kainatı tanzim ve idare eden yüksek ve hâkim bir zekâya inanma. «Yalnız benim iddiam doğrudur. (Tabiî din) hududunda kalınca makuldür. Esasen bu mev KU asırlardanberi Eşlenmiş olup birçok eserler neşredil' misti. klâsik ahlâkçılar gibi. Bir telâkkidir. dedi. — Öyle ise hepiniz ayni fikirdesiniz.> dediğinden ve bunu zorla kabul ettirmeğe uğraştığından itibaren hangi din olursa olsun. Volter de 17 inci fasıl olan (Hermit) te bu mev .• — 68 — . Ve bu v ayni zamanda. her hangi bir dic. Voltere göre. şüphesiz. geniş ve barıştırıcı bir telâkki idi. 4 — Şerrin kalkması için beşerin çalışmasına iman Mevcudatı hakimane idare eden. Ve onları birbirlerile muharebeye katar. dinlerin hepsinde müşterek bir noktanın bulunabileceğine kanidir.

Melek cevap veriyor: — Eğer faziletli olup yaşasaydı onu. kaatii olmazdan evvel onun bu dünyadan çekilip gitmesi daha iyidir. diyor. bir adama para veriyor. — Eğer o genç yaaşasadı teyzesinin kâtibi olacaktı. Bu masalı iyi izah edebilmek için şurasını iyice bil* mek lâzımdır ki bunun muhteviyatı ötedenberi söylene . münzevî bir melek kıyafetine giriyor. böyle. (Zadig). hiçbir şey anlamaksızın hüküm verirler. Hasis ve fena. yolculuğu çıkıyor. zamanına kadar olan muhakemelere. daha manalı bir muhakeme nev'î Hâve eder. Anladi ki bu nevi muhakemeler boş.. fakat.. Bunu dedikten sonra. daha manalı bir muhakemelere. ve : — İnsanlar. yâ mükâfat ya tedbir ve ihtiyat.. beşerin aklı eremiyeceğini söylüyor. o büyük kudrete taptı ve teslim oldu. ya ceza.. — Fakat. ve anlatıyor. bir gün rastladığı bir münzevî ile. — Demek ki böyle felâketler ve cinayetler zarurî öyle mi ? Ve bu felâketler. İyi insanların başına gelecek ha ? — Bunların hepsi ya imtihan. Teyzesinin pek iyi bir surette kabul ettiği bir genci suda boğuyor. Zadiğ. (Zadig) in itirazlarına karşı münzevî bunlara.. derken meleğin uçup gitmiş olduğunu gördü. evleneceği kadın ile kendi oğlu öldüreceklerdi. Biçare fani! Tapmaklığın lâzım şeylere karşı mırıldanmağı kes. _ 69 — zu üstüne. Diz çöktü . Görüyor ki bu adam yolda : misafirperver ve âlicenap bir adam sayıyor. Zadig: — Bu genci suda boğmaktan ise onu terbiye edip faziletli yapmak daha iyi değil midir ? diye soruyor.

romanlar. . Eğer dünya. 1 — Rusoya göre. Hikmet ve akı). 8u (fakat) ta derin bir isyan kokusu vardır. Jan Jak Ruso [ 1712 . Ve. mesleğe söylendiği fenalığın hikmet ve sırrı önünde eğilmek meselesi an'anevi bir vaizdir. insanın vazifesi (faydalı fiil ve hareket) sahibi olmaktır. Ve bana bir (fatalite) olmak üzere kabul edemiyor. Yükselme. işte Volter'in ülküsü. Ve suna inanıyor ki : insan ıslâh edilemiyecek bir şeyi [ıslah eder.. bununla olacaktır. bidrenbire bir fışkırma şeklinde meydana getirmiştir. ölküç hayat: Ruso. kritik etmek için. Amma ona şair nazalile bakmak daha doğrudur.1778 ] Ruso her şeyden ziyade bir şairdir.— 70 — gelen şeylereir.1762 seneleri arasında. Nutuklar. bizimkinden çok yüksek bir zekâ tarafından idare ediliyorsa Volter dört çevremizde görülen fenalıkların ehemmiyetine karşı isyan ediyor. Ona (Ütopist) diyorlar. hoşğörlük ve iyi hal ve harekettir*. ve son (fakat) i dır. fenayı faziletli yapar. Volterin ilâvesi: Zadig'ln tekrar tekrar itirazı. sistemini teşkil eden eserlerinin hepsinî 1746 . onda reeiiteden ziyade rüya ve hayallerini daha temiz ifadeye birer vasıtadır. nazari kitaplar.

Ruso'nun yeniliği. insanları hu sade ve temiz hayata hazırlamaktadır.kurtulduğumuz gibi. . bu sadelik hayatını ifadedeki canlılık. açık kalbli ve güvenle dostluk bu örnek sadeliğin temel unsurlaridır. Ruso. Sadelik ile : sun'î. Bir müddet bir köyde ikameti. Ruso'ya Parisin (monden) hayatı aleyh'ne şiddetli bir hicviye yazdırmıştı. doya doya sükûnetin ve (cemiyeti hatır) m ladini tatmaktır. Sathî bir müşahit Emiii. meşguliyetlerin ciddisini seçme. 3 — Pedagojisi : Kelimelerden. bunlar yeni değildir. bir terbiye romanı olan (Emil) inde işte bunu çizmiştir. özlülük derin samimiliktir. Seleflerine üstünlüğü buradadır. uydurma ezberlerden. müşahhas çeyler üstünde tefekkür ve mülâhaza ile elde . vakıa. Ruso'nun aşık oiduğu hayat: gürültülerden uzak. Çünkü onu kendi tecrübesiie kendi hür teşebbüsü ile. kaidelerden. yine ancak sadelik iledir ki kendimize asude ve devamlı bir saadet temin edebiliriz. tabiat ile temas. însan ancak böyle yerde.Tabiî Terbiye : Hikmet. basma kaltp edebiyat ve fenden ibaret olan ve cebir inzibatı ile idare edilmekte bulunan kollejler aleyhine ateş püskürür. Başkalarına iyilik ile muamele.— 71 — Sisteminde belirgin nokta sadeliktir. belki cahil bir köylü çccuğu zannedecektir. Rüso ona hiç ehemmiyet vermez. oyun ile el IşıTe. Fikir itibarile. 2 . bildiğini sağlam bilir. kendindeki iyiliği yine böyle bir yerde asıl yaradılışındaki öz hayatın ve fazileti hürriyeti çizebilir. ve aşırı incelmiş fena zevklerden .ki bunlar büyük şehirlerde inkişaf eder. ayak değmemiş bir ormanda. Emil.

Ahlâkî hayat.iyi olması lâzımdır. iyilik etmek öyle bir faaliyettir ki bunda kendimizi mes'ut ve bahtiyar hissederiz. Adaletin ilk mükâfatı o iyiliği» yapmakta olduğumu* zu hissettirmektir.» Böyle büyütülen çocuk. şuna kanidir ki böyle hareketinin sebebi. saadetini feda etmedi. müsait olduğu nîsbette kendi yaşına mahsus akıl ve dinayeti elde ettikçe mes'ut ve hür oldu. çocukluğunun olgunluk çağma geldi. Eğer iyi bir şeyin hakikaten iyi olmasını istiyorsak kalbimizin derinliklerinden fiillerimizdeki gibi . Eğer ecel orağı bizim ümitlerimizin çiçeğini biçerse ne hayatında ne de ölümünde ağlanacak bir sebep olmaz. daima iyi ve heminane hayatta olabileceğini bir kere daha hatırlayalım : Emil. yainiz egoistlikier ardında koşmaz mı ? 18 yaşına kadar Emilin sade «hür ve mes* ut» olmağı öğrenileceğine bakılırsa öyle gibi zannolunur. tabiî bir netice ola rak. fazilet doğacaktır. onlar hakkındaki hükümlerimizdedir. Bunların terbiyesinden İse. Hiç bir zaman. Fakat Ruso.* Bünyesi. Biz ona şöyle bir acıya sebep olduk. Hürriyet ile saadetin. böylece takviye ve terbiye edilen temayyüllerin tezehhür ve inkişafından ibarettir. Bunların hepsi hassasiyette toplanmıştır. tekâmül edeceğim diye. (Adalet) ile (iyilik) ikizdir. diye merak edecek bir şeyimiz yoktur. şu yüksek hakikati. Birbirinden ayrılmazlar. Bir çocuk hayatı yaşadı. Eğer ahlâki iyilik bir insanın notura- . Bilâkis bunlar biribirini yar dımladı. Çağı gelince.— 72 — etmiştir. Emil. hassasiyetini ve isabetli hüküm kabiliyetini terbiye etmektir. bütün çocukluk hayatı iyilik istikamettede yürümüştür de ondan yapar. iyiliği kendisine emreyledİğt için değil. aydın kavraması yeter: "fiil ve hareketlerimizin ahlâkiyeti.

Ben buna (vicdan) diyorum. Ruso'nun (Kontrasosyal) i. Ruhların derinliklerinde fitri bir adalet ve fazilet hissi vardır. Başkalarına bir iyilik yaptığımız zaman mı. t.. ötedenberi varilagelmiş bir neticedir. Bununla gerek kendimizin. . vicdanı insiyak ile birleştirmiş. Bizi başkalarının saadeti mi. O zaman onun nasıl bir tatlılıkla hüküm sürdüğünü ve bundaki güzelliği sezeriz. . Vicdanın hükümranlığı ise. Ruso'nun (Cumhuriyeti)i de hayalidir. 3 — Mükemmel Cemiyet : Ferde ait düşüncesinden sonra şimdi de cemiyete ait düşüncesine gelelim. mükemmel devlet nazariyesini tarif eder. ta biatimizin hür bir süratle inkişaf ettirilmesi ile temin edilir. . İnsanı diğer hayvanlardan ayıran en mükemmel ifadesi vicdandır. Fakat o.. gerek başkalarının hakkında bir hüküm veririz. « . ' ( Sauvalı bir rahibin itiraçı ) FHhahika Ruso'nun vardığı bu netice. bunlar ayni şeydir demiş olmasındadır. Fakat bundaki orijinallik. yoksa felâketi mi müteessir ediyor?.— 73 — rasına tevafuk ediyorsa o insan ne kadar iyi ise ruh ve teşekkül itibarile de o kedar sağlam ve mükemmel olur. Bazı müelifler Ru soya itiraz ile derler ki: tarihde böyle karşılıklı riza ile bir (içtimaî mukavele) yapılmış değildir. İnsanın kalbinde ahlâkî bir şey olmamış olaydı kahramanca ve hareketler karşısında nasrl hürmet ve takdir duyardı ?. istikbalde veya (sadece muhayyilesinde) öyle farzetmektedir. Bunun yapılmadığını Ruso da çok iyi bilir. Kendi içimizi yoklıyahm. yoksa fenalık yaptığımız zaman mı hoş bir intiba duyuyoruz?. Tabiate muti olalım. Devlet nazariyesini müşahhas maddelerle tasvir edecek yerde. bir ta- .

insan hür doğmuştur. Kuvvet ve dehâ itibarüe insanlar müsavi olmıyB^iUrler amma hukuk ve mukavelede müsavi olmalıdırlar. Ülküç bir sosyete. Yal nız bir kubbenin kilit taşı mesabesinde olan fikrini zikredeceğiz : Vatandaşların hürriyetlerini kuruma meselesi. Kuvvet. Rusoya göre cemiyet içinde yaşamak insanı bazı fedakârlıklarda bulanmağı mecbur etmektedir. . Bundan ne surette bil ahlâtdilık çıkabilir ?. maddi bir kudret* tir. Ve ancak (haklı kuvvetlere) itaat olunmak mecburiyeti vardır. ne de haysiyet. insanlıktan. her şahsı ve hepsinin mal ve mülklerini koru^ malı ve müdafaa etmeli. Bu halde şuna kani olalım ki kuvvet (hak) ki yapmaz. Ve her bir şahıs (bütün) ile birieşmiş olduğu halde gene kendisine itaat etsin ve tek başına imiş kadar da hür olsun.— 74 — kim hukuk kiadeieri öne sürer ve cemiyetlerin buna yaklaşmasını tavsiye eder. Zamanındaki cemiyetleri. Bu ise şahsî hürriyetin tahdidi demektir. Çünkü her cemiyet elbet bir disiplin ister. ne saadet olur. eğer hürriyet yok ise. Pek kesafet!? olan bu eserini tahlil etmiyeceğiz. Bu acı müşahede. Öyle bir cemiyet şekli bulmahdtr ki bütnn (müşterek ve umumî kuvvet). . hürriyet ile disiplini barışık tutabilen ve hu riyete zarar vermeksizin cemiyet hayatından istifade ettirendir. Rusoya göre. Bunda temel şart . Boyunduruğu sarsa bildiğinden itibaren sarsarsa daha iyi yapıyordur. hukuku beşer* den ve hattâ vazifelerinden vazgeçmek demektir. Rusoya bir çok protestolar öne sürdürüyor: Bir millet ttaata mecbur kalıp ta itaat ettikçe iyi yapıyordur. medeni müsavattır. amma her yerde demir bağdadır. Hürriyetten vazgeçmek. cebir üzerine müesses görüyoruz.

(Marifetname) bir nevi ansiklopedidir. âlimane hareket et. Bu heyecanlar insamn en temiz kuvvetidir. Erzurumlu İbrahim Hakkı [ H. Bir millet buna ne kadar ziyade intibaka uğraşırsa o kadar mükemmelledir. en temiz heyecanlarını dinle. der. Vicdanın sadasinı heyecanda duyar. hürriyet vasıtasüe saadete nail olma. Bundan şu netice fcikar ki insan. insana. akıldan ziyade. Ruso. Rusoya gör& ahlâk hayatının büyük kanunlarını.— 75 — Bu prensiplerin tam tatbik edilmesi için «bir mabutlar milleti» yani esasen mükemmel fertler lâzımdır. Ve bunların kıymeti (tabiaten anî) oluşlarındadir. hem de başkalarını sever. eğer hur değilse insan değildir. denilecek yerde..adları Mehmet Tahir merhumun « Osmanlı müellifleri'nde yazıldiğı veçhile .. zamanının bütün ilimlerinde derin vukuf sahibi olan Erzurumlu İbrahim Hakkı . . ilâh. Bunlardan (Marifetname) si ile (Divan) ı matbudur. his kuvvetile sezebiliriz. 4 — Netice : Rusonun doktrininin belirgin vasıfları şunlardır: Kendiliğinden ve ani olan hassasiyete itimat etme. kalbin hamlesüe. bir kısmı arapça ve acemce. Ayni hareket ve kuvvet ile hem kendini. bütün manevi zenginliklerini tadar ve duyar ve başkalarına doğ' ru da taşar. 39 eser sahibidir.çoğu türkçe. fnsan ancak hürriyet içindedir ki hem sevinç hem fazilet bulur. düşün. 1115 — 1186 ] Yalnız tasavvufta değil.

kitabı cihandan bir mecmua olup kâinatın mümessilidir. Hadi' mi aşk. Babası. insanda tamamile mevcuttur: Mevsimleri. âlemi asgar ve ruhu âlemi ekberdir. Menşe itibarile insanın zencir halkaları şöyledir: < Ana rahmin* den önce damarlarda kan. Erzurum müftüsü (Hazık Mehmet) ten öğrenmiştir. (Marifetname) müellifine göre insan.[Hakka riza. tahsjlini Erzurumdayapmıştır. hem ruh âlemi. gençliği. Ve toprak hâkten mukaddem cismi mutlak idi. (nüshaicümiei âlem) dir. nsanın bedeni. Hasankaleden Erzuruma gidip yerleşmiştir. 1186 da yetmiş bir yağında öldü. tabiatı külliye idi ve andan mukaddem cevheri mücerret idi. Orada büyük tasavvuf çalardan (İsmail) in ktzile evlendi. Kiş. andanmukakaddem gıdayı peder ve mader olmuştu. Ve andan mukaddem. Beden ve ruhile insan. Ve bu köyde yerleşerek eserlerini yazdı. „ Böylece insan varlık zencirinin bütün halkalarını geçmiş bulunuyor. Nuru mahz] terkiplerinden ebced hesabile çıkan 1115 te dünyaya gelmiştir. Andan mukaddem |eczayı anasır mümtezici hâk) idi. İbrahim Hakkıya göre.— 76 — İbrahim Hakkı. Tahsilim ikmalden sonra seyahate çıkarak (Siirt) köylerinden (Tellü) ye uğradı. olgunluk çağını. ihtiyarlığı. İbrahim Hakkı. H. İbrahim Hakkının yalnız (insan) hakkındaki fikirlerini alacağız. Babasının adı Osmandır. çocukluğu. Sonbahar. Ândan mukaddem hayvan! olmuştu. Andan mukaddem nebatî olmuştu. Acem' ceyi. (Hasankale) de. insan ömrünün devreleri temsil eder: Bahar. Hem madde. Yaz. . Biz burada.

odur: Bu cihan varlığı boş buldu nihayet sende Varlığın aşka değiş eyle feragat sen de insanın (nüshai âlem) olduğu bir eda ile icmal edilmiştir: şu kıt'ada şairane Ey nüsha-i tamme-i ilâhi ki tüyi Vey ayine i cemali-i sahi ki tüyi Birun zîtü nist her çi der âlem hest Ez hud betaleb her ançi hahi ki tüyi İnsan. gönül de âlemi melekutü temsil eder. insanis akıl . deveyi. Diğer taraf tan aklı ameli. Varlığın üstü. şehvetine galebe ettirebilirse meleklerden daha yüksektir. Adavet. a Melekler sıif akıldan yaratılmıştır. sığırı. Cemadatın misali ise insanın azalarıdır. mimarlığı. Gadap. Tasallut. karıncayı. Gaflet. insanda nihayet bulmuştur. aslanı. Kuvvei mümeyyize. Şehvet. Tama. Kibir. Eğer hayvanlığa meylederse hayvanlıktan daha aşağı düşer. Bu maaldeki nazmı şudur: Ademî zade Tuife macunest Kân ferişteh şirişte ez hayvan Ger bedin meyi mi küned kem zin Ver beden meyi küned bin ez an. Kin. merkebi. köpeği. yılanı. Hile. sırf şehvetten.şehH vetten halkedilmişiir. Hasislik. Oburluk.. Meleklik ile hayvanlığın halitası* dır. Bütün varlık. Haset. kurdu. tilkiyi. tavşanı. her türhl iyiliklerden ve kötülüklerden mürekkep bir macundur. kaplanı.— 11 Bütün hayvanları. insanın aklı temsil eder. Melekliğe meylederse melekten daha yüce olur. İbrahim Hakkıya göre hayvanlar. Aksine ise behayimden daha . fareyi. Aklını. tıbbr.

. 3 — Yedi putu kıranlar. Zira "Meleklerden her birinin makaml mnlûmdür ki ebeden anda kalır. Âleme gelmekten maksadın ne olduğunu anlamamışlardır. Zira ki hizmeti behayim. nevi beşerdir. Lâkin sirette behayimden kemdir. (daha çok dalalettedir) ibrahim Hakkıya göre insanlar üç sınıftır: 1 — Avamın ûç putuna (yemeğe. mansaba) mail olanlar. taata bedeldir. Ve insan ise tekmili nefs ile makamı malûmundan âlâlara terrakki edebilir. 2 — Havasın dört putuna (nefse. Asıl makamlarından daha yûks. «Sıfatı zememei hayvaniyeden ve keduratı muzlimei nef saniyeden sıyrılıp melek-haslet olmak.ek makama vasıl olurlar. Bunlar âleme gelmekten maksadın (kesb-i kemal) olduğunu bilmekle beraber dört puta da mey yaldırlar.Ebedî hayatî < hayvan ve melek mertebelerin kateaîp insanî kâmil mertebesine vasıl olmaktır. Bunlar hayvan sıfatlıdırlar. olduğunu söyler. sözünü ele alarak ikinci doğumun.. Bunlar bo âieme gelmekten maksadın (Kesb-i kemal) olduğunu bilirler. „ İbrahim Hakkı. Isanın: «Bir kimse iki kere doğmadıkça metekuti semavata giremez. çoluk çocuğa^ mala. İnsan hayatının gayesi de: Bütün fenalıklardan sıyrılarak yüksek ahlâka ve ebedî hayata ulaşmak*".— 78 — aşağı düşer. uykuya. Asıl makamlarına avdet ederler ama daha yüksek makama vasıl olamazlar. hasıl olmuş değildir. eğerçî ol surette adamdır. Ve haktan gaflet eden anlardan adaldtr. Âlemin illet-i gayiesi. Şehveti aklına galip gelen insan ise. Asıl makamlarına yükselemezler. cinsî münasebete) tapanlar. Bunun birinci şartı. gönle akan beş nehrin getirdiği . Bunlar da bu âleme gelmekten maksat.

ahlâkan namütaenhiye doğru yükselmektir. nevi beşer ohiuğu gibi. hayvanlıktan daha yükseklere şahlanarak "bu âleme gelmekten maksadın kesb-i kemal olduğunu bilen. Bu mümkün mü? ibrahim Hakkı. nevi beşerin illeti gaiyesi de: cemadlıktan. Evvelâ burayı temizleyip sonra kalbin dibinden temiz menbalar fışkırtmalıdır. " Havas-1 hamse-i zahireden derabeden gelip kalbe mümteli olan envai nükuş ve fünun ve esnafı efkâr ve zununu günagûnun kimi salih kimi fasit kimi müfsit olduğu için deruni dilde evsafı zemime cemolup temekkün edip kalmıştır. nebatlıktan.. * * . Mevlânâ'nın şu beyti ile cevap verir : Ger tü senk ü sahre vü mermer şevi Ger besahib dil t esi gevher şevi " Sen.— 79 — mûteaffin çamurları temizliyerek ondan sonra pek uyanık olmakdır. terbiyenin kudretine inanır. Kâinatın illeti gaiyesi.... mükemmel insanlardır.* ibrahim Hakkı. Böylece ibrahim Hakkı. .Hatırım hoştur ne olsa hoş gelir nimetteyim. İbrahim Hakkiya göre. taş kaya ve mermer olsan da bir terbiyecinin eline düşersen cevher olursun. şu beyti ile her zerreyi bir (Turisina) halinde görür: Âlemi mîsal Turdur her zerresi pür nurdur Aşkınla can mesrurdur beyhuş olup ister lika İçi ferahtır da : Vüs'atı meşreple daima cennetteyim . hayatın gayesi böylece.

canı eğleriz Âlemi aşkı unutmuş gafilâne söyleriz. Divanından iki parça alıyoium " • Hoş o demler kim sürerdi canımız canan ile Oi vatandan düşmüşüz bu gurbete nisyan ile Hayf kim dostu unutmuş kalmışız düşman ile Gelmişiz dünya değirmeninde nöbet bekleriz Dane ten'un olunca murğ. . 1168 de bitirmiştir. Ol görünse imdi biz kevnü mekânı neyleriz Vehki ol manayı koymuş surete meyleyleriz Gelmişiz dünya değirmeninde nöbet bekleriz Danei ten un olunca murğ canı eğleriz. * ** Katreyiz âlemde lâkin dilde derya olmuşuz Cevheriz dehrin bisatı özre yekta olmuşuz Seyrimiz sahray-ı dildir gayri yerden fariğiz Kendi sahramızda seyyahız ki sahra olmuşuz Berkimizle yakmışız biz hudnemahk perdesin Gayriden pünhamz ama dilde peyda olmuşuz Biz bu bahri aşkı blka'nn mu selsel mevciyüz Gerçi zenciriz veli biz metni derya olmuşuz Kimseyi incitmek incinmek değildir şanımız Yargarı cünaley z şefkatla g-üya olmuşuz inciten nadana hem dostuz dualar eyleriz Kim kamudan blzbize mahvı temaşa olmuşuz Aşıkız misli Zeliha dilberiz Yusuf gibi Biz bizi sevmekte (Hakkı) ferdü tenha olmuşuz.— 80 Divanını..

Binaenaleyh. Bu iki eserinden. «Daimî sulh üzerine taslak> (1795) ile «Hukuk Doktrinin metafizik prensipleri» ni (1797) neşretti. "Bu halde v/cdan. hayalden ibaret mi ? — Bunun hayal isdat edilemez. şunu emreder. Kant bu reydedir. daimî bir sulh. yer yüzünde adalet ve sulbün hükümran olması imkânına inanır. ispat ediiemeyince aksini düşünmek hakkımızdır. hayatının akşamına doğru.— 81 — Kant [ 1724 — 1804 ] Etnanoel Kant. Ve bunun ş artlarını çizer. F. bütün 18 inci asır boyunca tesir eden. (Konigsberg) de uzun profesörlük ve mütefekkirlik mesleğini bitirirken. bu iş başarılabilir gibi hareket etmeli ve bu maksatla buna götürülecek en uygun (Teşkilât) lar kurulmalı ve muharebelere nihayet vermelidir. nede teşekkül etmiş devletler arasında kavga olmamak lâzımdır. 6 . Beşerin yükselmesine imanı olan filozofların fikirlerinin varisi akıl nurundan feyz ve kudret alici ve Fransız ihtilâlinin dikkatli ve sempatik müşahidi olan Kant. Filhakika Kant'a göre herhangi bir şeyi ispat veya red edilemiyorsa bu takdirde bir ispat ve red arasında bizim için ahlâki bir hal ve hareket ve vazife olabilecek suretle bir karar vermek lâzımdır. Hali tabiide ne sen ile ben arasında. bazı prensipleri alalım. 1 — Sulhcunun vazifesi • • Bir muahedeye dayanan ve iki haip arasında bir fasıla demek olan mütarekeden ayri.

Mühim maddelerini alalım. Bu. 2 — Ebedî ve daimî sulh muahedesi . o muahede sayılamaz. bütün insanlar için muteber adalet prensiplerine. bir harp halinden başka birşey değildir. kendi aralanndaki münasebetlerde: (hakkın en kuvvetliye ait olduğu) esasını kabul etmişler demektir ki bu hernekadar aralarında bilfiil muharebe ilân edilmemiş ise de. Bütün intikam sebeplerini kökleyip atmak lâzımdır. buna. 1 — «Hiç bir sulh muahedesi.» Bu ilk şartın gayesi: Hakikî sulh ile (zahiren bir sulh gibi görünüp te adi bir mütarekeden ibaret olan) yalancı sulhu birbirinden ayırt etmektir. insanların hepsinindi. eski politikanın: «bir devlelin şerefi. devletler arasında bir sulh yaptırmakla hallediyor. . Bu adaletsizliklerin en büyüğüdür.— 82 Basit bir hadiseden bir muhakemeye varabiliriz. insanların birbirlerinden münasebette ve mübadelede bulunmasını müstelzimdir. Yani arzın hepsi. Bu münasebeti.» Her biri arzdan bir parçaya mutasarrıftır. (Umumî hukuk) a tâbi kılmak icap eder. Kant. kendi kuvvetini artırmasında' dır. Bunu nasıl durdurmalıdır. Böyle bir <münasebeti kuvvetin tesadüflerine bırakamaz. eğer muharebeye yeni başlama hakkında gizli bir maddeyi muhtevi ise. Kantin (Kozmopolitik) adım verdiği bu (Hukuk). herkes tarafından tanındığından itibaren «Daimî sulh> bir realite olacaktır.> telâkkisine nihayet vermekle olur. Fakat menşede hepsinin hakkı vardı. «Tabiat bütün insanları. muayyea şu arz çerçevesi içine sokmuştur. Bu muahede de arazi şartları ve galip ve mağlubu hatırlatacak hiç bir şey yok. Meskenleri arzdır. Bu vaziyet. Böyle bir şey tanzim edilmedikçe fertier ve devletler.

Bunlar güzel fikirler amma ne çere ki içinde yaşadığımız dünya. hediye veya satın alma suretiyle ele geçtrilemez „ Kant. burada bir devletin (bir şey) değil. Düdyada (Daimî sulhun) tesis işine bununla başlamalıdır. evvelki döıt madde ile aynı plân üstüne konulamaz. asla ispat edilir bir şey değildir. 3 — Zaman ile daimî ordu lâğvedilmelidir. Bu madde.. 18 nci asrın sonlarından itibaren Kant. zehirli şeyler kullanma ve saire gibi. başka bir devlet tarafından veraset. Milletler arasında dişe kadar silâhlanma müsabakası husule getiriyor. realite yapmak endişesinden çok uzak. Kendinin daha medenî olduğunu iddia ile başka memlekete medeniyet götürmekle insaniyete hizmet etilğini söyleyen müstevlilerin.— 83 — 2 — "Küçük büyük hiç bir müstakil devlet. (manevî şahsiyet) olduğunda ısrar eder. diğer devletin konstinosyonuna ve hükümetine müdahele edilemez.. Ve bunun bir hududu da "yok" diyor. filozofların hülya âlemi değil realite âlemidir. mübadele. 4 — "Hiç bir devlet. (Silâhsızlanma) esasını öne sürüyor. herhangi bir sebeple harp patlayıverirse bunun barışmağı güçleştirecek şekilde olmamasını istihdaf eder.. Binaenaleyh herhangi bir devleti maddi bir mal gibi telâkki etmek ahlâksız* hkfır. Bugünkü insanlar henüz bu rüyayı. 5 — «Harp halinde iken hiç bir devlet: sulhun iadesini ve karşılıklı emniyeti f?yrî mümkün kılacak hareketlerde bulunmalıdır. . Bu son madde ise. Evvelkiler (Daimî sulh) un umumî şartlarıdır. «Ordular sulhu koruyacak yer de onu tehlikeye koyuyor. müstemlekecilerin bu iddialarım.

Haibuki (Otokrat) bir rejimde kral. Teferruata giremiyelim. farklıdır. Bu 13 inci asırda (Birleşmiş Miletler) fikrinin kendisidir. Kant devletin ayni zamanda (Demokratik) olmasını da İstiyor. Kant'a göre millet bu karan verince harbin felâketlerini az hisseder. en adi sebaplerle harbe karar verebilir. kendi fevkinde öy!e bir otorite kabul etmeğe yanaşmıyor.. B) Ummmî hukuk. kendim karar verdim. İkinciler ise düşmanlarını tebaları arasına sokarlar ve bunları daha geniş istilâlarda âlet gibi kullanırlar. aralarındaki ihtilâfı halde bir nizama tâbi olacak yerde. müstakil devletler federasyonuna dayanmalıdır. Kant. Bu iş milletler içinde böyle değil mi ? Halbuki bir devlet. Ve milletler de harbi kolay göze alamaz.— 84 — 3 — Sulhun şartları ve garantileri: Kant. der. Ona göre ( Cumhuriyet ) ile ( Demokrasi ) birbirinin ayni değil. mütemadiyen kavga etseler bunlara vahşi nazariyle takılıyor. Amerika kırmızı vahşileriyle Avrupa vahşileri arasındaki fark. tki iptidaî insan. ebedî sulh ideali için nazarî programını çizdikten sonra bunun ne gibi şartlara tahakkuk edebileceğini arıyor ve büyük prensip öne sürüyor.„ . A) Her devletin sekli (Cumhuriyet) olmalıdır. gür sesiyle bağırdı ki : "Devletlerin üstünde bir (Otorite) tanımak ve bu (Otorite) nin adaletten ayrılan devletleri adalete sokması lâzımdır.. Ve diplomasi buna her zaman sebepler bulabilir. YainızKant her ne şekilde olutsa olsun (Otokrasi) yi yani tek bir adamın harp ve sulha karar vermesini istemez. Harbin getireceği felâketlere dayanmağa vatandaşların karar vermesini ister. birinciler düşmanlarını bazen yerler.

Kant 18 inci asrırın adamı gibi düşünüyor.olması umuma müsaade edilmemesi lâzım gelen sahaya herkesi müsaade etmek gibidir ki tehlikeli bir şeydir.— 85 — Kant'a. Hem de mutlak bir söz ve hüküm hürriyeti İster. birtakım prensiplerdir. Umumî hatlarını çizdiğimiz bu sistem. fikirler olmakla beraber. Bunlara (Monteskiyö) ile (Ruso) dan almış ilhamları da vardır. Realize edilmesi mückün bir program çizmiştir. Uzun uzun düşünülmüş. Nitekim bugünkü (Milletler Ce* miyeti) Kant'ın programının ayni idi. devletler ne zaman kendi üstlerinde (hâkim ve yüksek bir adalet) müessesesi kurabilirlerse ancak o zaman medenîyiz diyebilirler. Ondan mülhemdi. diplomatların tezleriyle çarpıçtırabilmelidlr. komşum yapsın diyor. milletter arasmaa sulhu idameye kâfî derece yarıyacak. Bu da ancak devlet adamlarına açık. göre. devlelter arasında muharebeyi normal görmeğe alışmış. fikirlerini herkese açabilmeli. Ebedî sulhun mümkün olduğuna inanan mütefekkirler. islerseniz ütopi deyiniz fakat realist bir ütopi.. 4 — Netice : Kant'ın eseri bir roman değildir. (zaman) ve (tekâmül yapacak. ve bilhassa • hadiseleri göz önünde tutarak • fertlere. Kant'ın bu eserinde çok canlı. sulh için bundan başka yol yok demek te doğru değildir. Demek ki bütün bunları yaparsa. mübhem ve kısadır. hu* . Ve tezlerini. hangi vasıtaialarla tatbik edilecek ? İptidaîlik devrinden yüksek hukuk ve adalet devrine geçit nasıl kurulacak ? Kant'ın bu noktaya dair olan fikirleri. Bununla beraber şu fikrini zikredelim. Bugünkü dünyada her devlet..

1 — Hayat Faust.. Bu itibarla Kant'ın eserinin bugüne göre ikmali lâzımdır. tib. Hayatı mânâsız buluyor.. allâtne ve saire. Göte [1749 _ 1S32] Her büyük devrin. harbin bünyesi. sebepleri ve neticeleri başka mânalar aldı. En sonunda. "Felsefe. Ben bugün şunu biliyorum ki : biz insanlar bir şeyin künhüne vakıf olamayız.. işte benim beynimi yakan sey. bu dar hayattan ve zaman zaman her saha* sim dolaştığı beşerin ilimlerinden bıkmış usanmıştır. Büyük sair Göte kendi hayat görüsünü ( Faust) unda üç fasılda anlatır.. denilebilir. kendilerine bir hayat yolu çizerler. Bunların hepsini hararat ve sebat ile tedkik ettim. Bugün içtimaî hayatta (Kütle)nin his siyatı ve ihtirasları çok nazarı itibara alınmaktadır. Bugün ise hadiseler değişti. bunlara ilk beşladıgım gündeki gibiyim.kuru ve yanlışlarla dolu görüyor. Bu görüce göredir ki: insanlar. ilimleri de .Kâinatın esrarına vâkıf kılamadığından . teoloji. her büyük adamın kendine .. Fakat dışa bakınca tantanalı isimler aldım: Doktor. mahsus bir hayat telâkkisi vardır.- 86 — kuka ve vazih fikirli zekâlara hitab ediyordu.w . hukuk.

Ve yeni yeni ıstıraplar uyandıran budur. Buna o kadar haristir ki bazen bir gurur içinde kendini kaybediyor. en gizli olan şeye ulaşmak istiyorum. Ruhun kavradığı iyi ve kötü her şeyi yüreğime tıkmak. . . kendini her avantüre salıvermekle teskin edecek. Bütün bu meseleleri arayıp taramaktan yorulmuş ve hepsinden eli boş dönmüş olanFaust. .. Şimdi İse. Tozlar içinde sakin bir böcek ki gıdasını aramak için dolaşırken. ümitle dolu bir halde ebediyete uzanmak istemişti. bütün saadet hülyaları. oralarda gezen bir adamın ayakları altında çiğnenmiş ve ölmüş . . aklına her geleni yapmağa mail . şimdi yalnız ( z a rurî) olan şeyler ve prensipsiz. ümitszilik içinde puyan sûkûtlere kendimi salıverdim. Çorak teemüllerden ziyade (Bizi İten hamleler) daha kıymetlidir diyor.— 87 — Şimdi o fevkalbeşer bir ruha sahib olup arzın çok üstüne yükselmek ve kâinatın esrarına vakıf olmak istiyor. o yüksek hayal bulutlarından her günkü hayatın küçüklüğü içine. hiç bir ıstıraba kapalı değildir. . Evvelden ( i ş ve hareket) diyordu. ruh gibi kabarmak ve nihayet ruh gibi parça parça kırılmak isterim. Şimdi (akla gelen avantür) diyor. bundan sonra. Susuzluğunu. elimizde olan şeyler içfn de daima ağlıyoruz. Bütün beşeriyeti alakadar eden her şeyi kendi varlığımın en derin noktasında temerküz ettirmek isti* yorum. kinli aşklara. Fakat derhal. Ve kaybetmediğimiz. Onu kanatlandıran hayal. itminansızlık yatmaktadur. Ruhumla. zaman denilen uçurum İçinde boğulup gittiğinden itibaren küçük bir sahaya razı kalbimizin derinliğinde bir endişe. en yüksek. Istıraplı hazlara. Bizim olmıyacak şeyler için ağlıyoruz. Fen zevkini tadıp aşmış olan yüreğim. arza düşüyor.

kanunsuz. soğuk ve sert olan bu ar kadaş. bu âlemlerin her birine dair fikirleri öne sürmüştür. Asude ormanlardaki. orta zamanın efsanesinden istifade ile. O. Yüce Tanrı. Büyük şair bunların hepsinin hulâsasını (Ormanlar Mağaralar) adlı monologunda şöyle tesbit etmiştir. Bu bağ sayesinde Faust türlü türlü sihir kuvvetlerine maliktir ki bu sayede her türlü heyecanlarını tadabilecek. kayıt ve tahditsiz bîr hayat. sulardaki kardeşlerimi bana öğrettin. aşktan sihirbazların binbir marifetlerinden. ve tabiat ten istifade için de bana kuvvet verdin.. geçmiş zamanların gümüş gölgelerini dolaşıyor.. facialardan. Malikâne olmak üzere bana muhteşem tabiatı.. bana bu nefis şeylerle beraber. Faust ve şeytan (Mefistofeles) arasında bir sözbağı (Kontrato) yaptırır. Ah. Benim nazarımda parlak ay. . yavaşça göklere doğru yükseliyor. 2 — Faust'un Hayat Tecrübeleri .— 88 — Bunlarla Faust'un istediği şudur: Prensipsiz.. Göte. "Yüce Tanrı sana yalvarmca bana herşeyi verdin. Gözlerim önüne canlı varlıkların uzun silsilesini yaydın. Bunlar tefekkürün kuraklığını biraz serinleştiriyor. . kahramanların. havadaki. benim göğsümde öyle bir vahşi ateş tutuşturdu ki beni her güzellik hayaline çekiyor. insan asla mükemmel bir şeye malik olamıyacak. Ratip fundalıklarda kayalar boyunca.. . fatihlerin yaratıldığı hayalî âlemlerin içine dalıp çıkmadan ve saîreden hep usanmıştır. avantürlere bas vurabilir. görüyorum.. yani (Akıl) da verdin ki. Kör arzu ve kuvvetlerin hâkim olduğu bir hayat . İçkiden. Göte.. senin ihsan ettiğin o şeylerin hepsini benim kendi nazarımda bile hiçe indiriyor. imparatorlar saraylarında müşavirlikten. artık bundan sonra kendisinden vazgeçemiyeceğim bir arkadaş.

yeniden öne atılıyor: Beşerin hayatı binbir renkli in'ikâslardır. şimal denizi kıyılarında uzanan bir krallığın sahibi buluyoruz. 3 — Faust'un Hakimliği : Faust'u ömrünün sonlarına doğru. Her zafer kendini mahvediyor. Ve şöyle düşünüyor. Margit'i sevip dururken onu bedbahtlıklar içine atı* yor. haz ve eğlenceden geçiyorum. Bununla beraber zaptolunamaz bir irade ile Faust. O zaman zekâsı. : «Ömrümü bana kâfi gelecek şeylerle iktifa ederek . ibaret olduğunu anlıyor. Şimdi o. hayatın sırlarına daha iyi nüfuz ediyor. hayatı böyle ayni dakika içine muhabbet ve kın. derin bir eddişs içindedir. teessür ve nedametten ibaret oluyor. Fakat bu an yüksek vecd ve istiğrak anlalarında iken bile içine bir zehirdir akıyor. Ve döit çevremiz ateş denizinden ibarettir. kızdırıyor. kudreti artıyor ve bir an geliyor ki vecd ile en yüksek saadete ulaşıyor. Ve kalan eser. Her bir hareket ve avantürde onun kudretinin arttlğına hükmolunabllecek gibidir.- 89 — Böylece arzudan. böylece her zafer. Faust. yüz yaşında. ayni zamanda onu çürütüp bozuyor. haz ve elem. Biz yalnız meş'aleyi yıkmak istiyoruz.. Elindeki hükümdarlık kudretinin bir seraptan. ümit ve yeis sıkıştırarak geçiyor. Hatiralarını gözleri Önünden geçiriyor. ayni zamanda bir muvaffakiyetsizliktir de.. En mükemmel güzellik takibinde iken ona ulaşır ulaşmaz görüyor ki ondan eser kalmamış. Faust'nn avantürden avantüre koşması onda iki ruhî halet yaratıyor. Kendini zenginleştiren ve kudretlerinden tecrübe ve avantür. deli ediyor. Ve haz içinde iken ondan bıkıp başka arzu özlûyoaum. nihayet öldürüyor.

yalnız yorulmaz bir İş iradesi kalmıştır.— 90 — rek ve iktidarım haricinde olanlarını terkederek yaşayacak yerde. kendini bu işe ve* rir. yaşamağa değer hayat şudur: İnsanlara hizmet etmek ve onları hürriyete kavuşturmak. hikmetin esas noktasına dönüyor: Aldatıcı hayallerle beyhude harap olmamak. Ben böyle bir faaliyeti hür bir vatan üstünde. Çünkü kıymetli bir adam elinde arz. Gençliğinin hararetini. Ne akılsızdır o kimse ki kendini bulutların üstüne. şeniyetleri iyi sezmek : Faust'u bu noktadan idealizmin zıt noktasında görür gibiyiz. Nihayet kör olan Faust. bu arza dört elile sarılmalı. dünyanın bir ucundan öte ucuna koşarak ve hazzı en son damlasına kadar tadarak geçirdim. benzerlerinin üstüne çıkmış hayal eder. Eski enerji selinden. tehlikeleri hiç düşünmeksizin. Hayatım bir fırtına ve gürültü içinde geçti...» 'Şimdi hesap ve hikmet ile hareket ediyorum. Böyle bir saadeti şlmdidan hissetmekle ben ömrümün en güiel dakikalarını yaşıyorum. benzer leri arasında arz üzerinde kalmak. Fakat şunu unutmıyalım ki o.. dilsiz bir şey değildir. bu vaziyete kuvvet ve arzularının uzun süren bir disiplinden sonra varmıştır.) dedim. Hazzin her defasında (daha. insan odur ki her gününü. İlk evvel bir çok tecrübelerle olgun ve dol* gun bir hale geldi. şimdi.. hür bir millet bir ara* smda yaşamak suretile görerek bahtiyar olabilecek mi* yim? tşte o zaman arzdaki günlerimin izlerini artık asırlar silemez. İnsan..» . bulunduğu sükûnet halinde. daha.» Böylece Faust. sonra olgunluğunun ve ihtiyarlığının hakimliğini hep bu işe verir. uzun ömrünün son dakikasında maiyetindeki adamlarını toplayıp söyle der: "Ben hikmetin en soy özü olarak şuna inamaorum.

— 91 — "Bu kuvveti, beden ve ruhumuzu bütün kudretleriyle kuvvetlendirelim, içinde yaşadığımız âleme intibak ettirerek herkesin istifade edeceği faydalı işe hasretmeği bilelim.,, işte Faust'un verdiği yüce ders. 5 — Netice : Göte'nin vardığı netice şudur : Arz üzerinde arza dört elile sarılarak; ne pek maziye bağlanarak, ne de fevkelâde bir istikbal umarak hali hazırı mükemmel yap mağa çalışmalıdır. Amel, mahdut, muayyen fiil ve ha» raketlerin muvaffakiyetli tesirine inanır. Bütün kuvvet* terin birleştirilmesi lüzumunda şiddetle İsrar eder. Göte'ye göre : Ancak beşeriyetin tuyeti mecmuası, hakikî tek insandır. Beser sayının her zaman muvaffakiyet ile başlanmadığını ve hayale düşmesinin ihtimali de bulunduğunu biliyor. Fakat şuna en derin inanıyor ki hiç arasız, yenilenen ve kahramanca takip edilen cehit - muvaffakiyetsizlikler ve güçlükler arasında - bizi en nihayet saadet ve selâmete ulaştıracaktır. Göte'ye göre dün ya: aslından bir kaos değildir; Kâinat (bos bir şey), çocuk bir (tekrar başlayış) değildir. Her zaman, (varsık), (yokluk) dan üstündür.

92 —

Robert Ovn
[1771 — 1858] ingiliz endüstri adamlarından olan ve 1858 de ölen O vn, yeryüzünde, çabucak, bir ülgüç bir sosyete kurmnğı tasarladı ve oldukça dikkate şayan neticeler elde etti. Sistemini, (Ahlâkî yeni dünya) eserinde anlatmıştır. (Ütopik ) lerin beşidir. 1 — Şahsı menfaat msselesi. Ovn da -Ruso, Furye vesaire gibi- cemiyetteki fenalıkların sebebini: Merkantilizmde yani şahsı menfaat ardında kokmada görür. Vakıa bütün sosyalist sistemlerin azimet noktası budur. Yalnız Ovn' merkantilizmin bilhassa bozucu ve inhilâl ettirici kuvveti, ve paraya tapmanın tevlif ettiği ahlâksızlıklar üzerinde durur. Toptan ve parekende ticarette, tecrübem vardır. Tüccarlık, ihracatçılık, nazarî ve amelî çiftçilik yaptım. Terbiye meselesinde keşiflerim ve insan seciyesini anlamada mühim tecrübelerim var. Prenslerin devlet adamlarının, filozofların, ekonomistlerin, mülkî ve askerî adamların, tüccarların, bankacıların, hepsinin fikirlerinin ne olduğunu bilirim. Bunların hepsi şunun ardından koşuyor. Kendi işini, mümkün olduğu kadar pahalıya satmak başkasının işini, mahsulünü, mümkün olduğu kadar ucuza almak. tşte bu sistem neticesidir ki, hepsi alçalıyor, yalancı oluyor, sun'î oluyor. Böyîe olan cemiyette, yeni yetişen çocuklar, hemen hemen mihaniki olarak (ezenler) ve (ezilenler) diye iki kısım oluyor. Ezilenlerin en basit

— 93 — tabiî haklarından tutun da inkişaf ve tekâmül, hürriyet ve saadet haklarına kadar hepsi ayaklan altında kalıyor. Bu suretle: (Şahsi menfaat ardından koşma), (şahsı ahlâkın inhilâli), ve nihayet (içtimaî şirazenin bozurması) birbirini hemen mukadder bir surette takip eden bir zincirin üç halkasıdır. > 2 — Muhif ve terbiyenin determinizmi. (Ovn) a göre ilâç, sosyalizmdir. Amma bünyast terbiye ve ahlâk ile örülmüş bir sosyalizm. Sistemenin temeli şudur: Ferdin fiil ve hareketleri, aldığı tesirlerin neticesidir. Şahsı mesuliyet meselesi ise bir hayalden ibarettir. Binaenaleyh; ancak muhitinde büyük bîr değişiklik yaparak tesir icra edebiliriz: Cemiyet, terbiye metodu vasıtasiîe, nasıl adam isterse öyle teşkil edebilir. „ Mesuliyet prensibi, kendinden beklenilenin aksini verdi. Bu delicesine fikiıden ve insanların buna, sanki kendi seciyelerini teşkil ediyormuş gibi bakmalarmdandir ki; cehalet, sefalet, hasislik, bütün fena ihtiraslar, cinayetler ve nihayet muharebe doğfdu. Bunu kaldırınız hepsi düzelir, hepsi sıhhate, ilme, tekâmüle, saadete doğru istikamet alır. Sosyeteye hiç bir tesir icra edemiyen şahsı mesuliyeti kaldırıp bunu cemiyete yükletiniz. Görürsünüz ki o zamak cemiyet, fert üzerinde her şey yapabilir. Ancak bu suretledir ki âdem oğlu, en yüksek mukaddeietine ulaşabilecektir." Bunun husule gelebilmesi için; ülki bir içtimaî muhit yaratacak kudretli bir iradenin müdahalesi lâzımdır. Hiç bir hayalci, hiç bir ütopist; cemiyeti selâmete çıkaracak kanunları zoria kabul ettirmekle muzaffer, muvakkat bir diktetörden vazgeçemez. SenSimon' bir zaman kendi projelerin Napolyon tarafından taibik edileceğini

— 94 — zannetmişti, Furyer projesini tatbik içi lâzım olan milyonları verecek bir zengin bekledi. Zengin bir fabrikacı olan Ovn' projelerinden birini tatbike kendi koyuldu. Fakat (sultavî • otoriter) olan bu müdahale muvakkattir. Bir kere muhit, mükemmelleştirilince; sonra artık İkan yoluna girerek (otorite) faydasız bir hal olacak. Ovn öyle zannediyor ki müstakbel sitede, faydasız hale gelmiş bir müeyyide, kaybolup gidecektir. 3 — Ovnun terbiye sistemi t Terbiye hangi temele dayanmalıdır. Şahsı ve ferdî bir ahlâki müstelzim olan adalet olmaz. Ovn'a göre muhabbet ve merhamet olmalıdır. «Merhamet kâinatı idare eden kanun olmalıdır. Bütün faziletlerin temeli: merhamettir. Bu, tamamen insanî mânada olup mistiklik ile hiç alâkası yoktur. Ovn, pek müphem bir surette (deist) tir. Kâinatı idare eden bir (illet i ulâ) kabul eder, fakat bunun (anlaşılamaz) olduğunu söyler. Ovn'un sitenin plânın tatbikinde önden istimdada lüzum yoktur, der. "Site de dünyaya gelen her fert, doğduğundan itibaren: iyi itiyatlar ve iyi seciye temin edecek bedenî zihnî, ahlâkî, ve ilmî terbiye alacak. Reel bilgisi zengin olacak. Bununla beraber çocuğun şahsiyetine hürmet edilecek; iki çocuğu birbirinin ayni yapmağa uğraşılmıyacak. Hepsi ayni tedrisatı, ayni prensipleri alacak. Ve yaşlarına, kuvvetlerine ve istidatlarına göre işgal edile çekler. Sitenin ihtiyaçlarını temin edecek İşler, fertlerin temayül ve zevklerine göre tevzi edilecek. Makina yardzlmile bu zarurî ihtiyaçları tatmin edecek işler, gittikçe azalacaktır.

kelimenin tam mânasile (iyi patron) luk ediyordu. ve tabiat kanunlarından çıkarılmış fikirler ile terbiye edileceklerinden (şahsî mülkiyet olmıyacaktır. Ve bunun az zamanda bütün tutacağın. Her komün 20—25 bin nüfusa malik olacak. Sitenin malî idaresi tamamen kapitalist nizam üzere idi: yalnız Ovn. Ovn. Iskoçyada bir «Yeni La narks adında işçi sitesi kurdu ve yirmibeş seneden fazla. Sitede. izdivaç. Grupman tarzı. ilk evvel site yapıp bunu örnek göstermenin kâfi olduğuna kanidi. Fransada tekrar dığını zannetti. Fakat teşci edilmiyecektir. Şahsî menfaatler veya (monden mülâhazalar) tesiri altında olmıyacaktir. doğduklarından itibaren siteye ait olacaktır. milliyet ele alındünyayı arasında şeklinde . yalnız burada doğaniar ikamet edilecektir. ihtilâflara. ülküç site [rejimine nasıl geçilecek?. Sitenin her âzası. ayni terbiyeye ayni hukuka. 4 — Sivasî teşekkül : Şahsî menfaat rejiminden. Her iki cinste (kadın ve erkek). cidden dikkate şayan îdi. kendi fikirlerinin. yaşattı.Bütün çocukların terbiyesi. Makul sebeplere müsienit İse talak caizdir. Fakat sitesinin başından çekilince her şey çabucak yine eskisi gibi oluverdi. cinayetlere ve sefalete sebep olan budur. ilâhî ve tabiî kanunlara dikkat etmeği itiyat etmiş olacaklarından fertlerin mücazat ve mükâfata ihtiyaçları olmıyacaktır. umuyordu. karşılıklı sempati ile oiacaktır. hakikaten örnek bir halde. ve bunlar dünyaya geldiklerinden itibaren yeni hisler ve adaletler. 1848 de. ayni hürriyete malik olacaktır. Fakat ana babalan her ne zaman isterlerse görebileceklerdir. Elde ettiği ahlâkî netice.

Ruso. 5 < Netice : — Ütopik sosyalizmin en ütobiği. ortaklığın prensiplerini iyice öğrendikten. yüzer. Ovn. Ovn bunun muhal bir şey olmadığını ve "muhit. âzası 30 • 40 yaşlarında olan insanlardan mürekkep bir umumi mectisi tarafından görülecek ve bu. Altmış yaşına gelince vatandaşlar meclislere resmen iştirakten muaf tutulacak. en sadesile iklifa ediyor. Böyle olunca. siteler arasındaki münasebetleri tanzim için ayrıca rmntaka meclisleri de ihdas ediyor. her sitenin dahil! işleri. haricî bir disipline hacet kalmaz. elbet basit şeylerdir. federalist şeklinde olacak. Bu vasıtalar. Ovn. 60 yaşlarındaki insamardan mürekkep bir heyet tarafindan görülecek. biner. Vatandaşların hepsi: Akıl ve aldıkları terbiye itibarile müsavi addediliyor. Fakat onun temel fikri: Terbiyenin mutlak kudretidir: her ferde terbiyenin en yüksek dirayet ve aklı verebileceğidir. toplanıp bütün arzı tutacak. yani tefekkür ve fiilde muhakemeli olduktan sonra. şüphesiz. Komünler: Onar. "Bu sitelerdeki insanlar. Bundan baş* ka bir de siteler arasındaki itilâfları halle memur hakem heyeti de düşünüyor.- 96 - değil. . deiler.. Bunların hepsi muhakemeli insanlar olduğundan seçme ve ihraç gibi şeylere lüzum yoktur.. ctçtimaî mukavelo sinin tatbiki için bîr «Mabutlar milleti» yani en iyi bir millet lâzım olduğunu söylüyor• du. sayesinde bnna ulaşabileceğini iddia eder. Ve eski hudutlar olmıyacak Dahil! hükümetlerine gelince. aralarında tek bir fark vardır ki o da tecrübeleri yani yaşlandır. ilâh. müteaddit komiteleri ayrılabilecek haricî işleri ise. âzası 40. ile "terbiye. Ovn'unkidir.

Viktor Hûgonun (yüzyılların efsanesi) şiir halinde idi. Buda bir nevi aşıtların efsanesi amma mensurdur. Sosyetenin ferde karşı olan kudreti ve mesuliyeti inkâr edilemez. Minelenin öz {fikirlerini) toplayan ( eseri) 1864 de basılmış olan (La Bible Çel' Humanite — insaniyet incili) dir. birinci sinıf bir mütefekkir değildir. . Ve Ovn. Bu gösteriyor ki katiyet ve sebat ile çalışma. Misele [1738 — 1874] Tarihçi Mişeleyi burada (filozof—şair) ligi yönünden araştıracağız. Fakat iki şeyi nnutmamahdır: 1 — Kendi tesis ettiği sitede hiç olmazsa kısmen muvaffak olmuştur.. ( cemiyet) ile. bir içtima! muhit üzerine iyi tesir icra ediyor. Ovn'un terbiye itimadı. Misele bunda. mûfritanedir. Bundan en iyi neticeler elde etme yollarını aramalıdır. . münasebetine dair ateşin şerhlere geçiverir. boşuna değildir. geçmişi yeniden uzun sırayla taş taş üstüne koyarak kuran bir yapı değil. in mutlak tesiri. Onun elinde (tarih). tabiat ile. mukaddes F 7 .— 97 — "Muhit» ve "mektep. Belgelere dayanan bir mevzu üzerinde ilerleyip giderken birdenbire : Kişinin hayvanlarla. dirik ve gürültülü akışlarında insaniyetin hayatını ariyan ve ona yeni bir mâna veımeğe çalışan bir vasıtadır.

Misele kendi duygularını serper. Görelim. Eserdeki: dağların. 1 — Tabiat aşkı* Beşerin hakimliğinin ilk kaynağı: Tabiat aşkıdır.. . ve insanlarla hayvanların eski efsanelerdeki ilk yakınlıklarını ve akrabalıklarını gösterir. cihanşümul bir ahlâk ülküsü teşekkülü seyrini arar. Bu muhabbeti. bir avcı tarafından yaralanmıştı. göç ederken beraber giden kocaman köpeği. Gittikçe derinleşen bir iyiliğin nefis şuaı (Vişnö) şiiri güzelleştirmektedir. ki bu. Misele kadar terennüm etmiş adam azdır. buna sun'î bir şür nazarile bakıyorlarsa da Misele bu eserde baş* langiç devrenin berrak saflığını. şefkatin en güzel dersini görür: «Akşam. güneşin kızgın şuaları ganjda sönerken ve hayatın gürültüleri kesilirken. Tabiat aşkının alâmetlerinden biri: hayvanlara kardeşcesine bir muhabbettir. insanların ilerilemesine çok yardım etmiştir: Asude asude yavrusunu emziren mukaddes ineği.. Mfşele.edebiyatlar boyunca. başka hiç bir şey yoktur. ve bunların letafetinde. ormanların parlak ve canlı tesvirlerini. heyecanla över. sevişen ve hep bir ağızdan terennüm eden. çok mütenevvi ve aynı zamanda tek bir âlem yani kesret içinde vahdet görürüz. ormanın kıyısındaki ince yoldan bu âleme bir bakalım: Sulh ve sükûn içinde en tatlı in'ikâslarla parlayan. Bir kahraman. . İlk ilham izlerini görür. ırmakların. Bugünkü (Hindiyanist) ler. Hint şiirlerine. bunun en ulvî ifadesini. işte ilk intiba. . Hindin (Ramayana) epopesinde bulur. Bu Ramyanadır. muhteşem fili kahraman Ramaya yardım eden büyük maymunları metheder (Valmiki) nln şiir sanatını nasıl bulduğunu da hatırlatır:. Bu kadar tatlı ve güzel.

kısa yapılı. işin büyüklüğü ve ehemmiyeti üstünde elbet duracaktı. rahavete. toprağa ve arza hakim oldu. her gittiği yeri medenlleştirir. henkli çıkmağa başladı. faikına varmaksızın. Mişeie.(Valmlki) buna ağlarken. her yerde namuskârane ve sulhça hayatı yaratır. Apollon gibi zâ' degânhk şerefi yoktun Herkül. iyi ve kahraman bir kuvvettir. çay lan akıttı. dağları deldi. yarattı. İnsanlar arasında suh hakkını tesis ederek tabiatı. . sesi a- Biz insanlar.. Fena ve şerir devleri öldürür. temizledi. amma büyük bir adaletçidir. onu ebedi gençliğin arkadaşı kılan. atalete. sağ kolu ve kalbi olup. şiir bundan doğdu. kara yağız. temaşa ve istiğrakla iktifaya sevkedeceği zannedüebİIin Fakat hayatı. istikbalin genç ve canlı bir kahramanı yapan: mütevazî ve ulvî çalışkanlık rolüdür. heyacanlı bir köylüdür. kahraman amele oluşudur. 3 — Hürriyet : . pek dolgun iş ile geçen Misele. Mişeleye göre Herkül. Herkül hiç bir şeyden yılmad'. yardım ve hizmet etmeği sever. sulhleştirdi ve medenileştirdi. Herkül ile Promete arasında bu münasebet neden?. sade ruhlu.. ikinci halik ve artist prometenin cesur işçisi. 2 — Is askı! Bu tabiat aşkının. Halk gibi dayanıklı ve mütevazidir.. hiç bir şeyden nefret etmedi. O . Prometeyi eski zamanın en büyük efsanesi ola- . cansızlara ve canlılara ne kadar derin bağlanırsak hayatımız da ö nisbette zengin ve derin olur. 1$ örneklerini Firdevsinin şehnamesinde. Yunan efsanesi Herkülde bulur. "Onun ruhunu yaşatan. arzı ona hazırladı.

müiâhazasız hiddet olmamak ta gene beşerî tekâmül neticesidir. Prometeyi.— 100 rak kabul eder. o münasebeti de anlatır. Titannm vermiş olduğu yüksek ders. hakim olarak. ihtira ve icat kabiliyetine nail oldu ve tabiate hâkiml:ğini hazırladı. Karışıklık. beşerî tekâmülün nişan ve mânâsıdır. 4 — Adalet . Mişelenln anladığı ada- .en yüksek tekâmül noktasına varabilmiş! için hürriyet fikrinden ilham alması ve hür hareketi şarttır. Promete. Zekâsı vasıtasile hürriyete kavuşmuş ve bu sayede dünyaya halcim olmuş olan adam oklunun vazifesi: hürriyete daha ziyade ehemmiyet vermektir. şiddet. kâfi değildir. İnsanın. işte efsaneyi şerhederken. Hürriyet şundan ibarettir: Doğru olmıyan her kanunu. mabudiarin despotluğuna karşı isyaı ctniş göîterir. Bununla insan. Hsrkül yani cesurane ve yorulmaz iş : tabiata ve felâketlere. Fakat bu. Protneteyis insaniyetin hakikî kurtarıcısı nazarile bakar. Misele. tasanın realize etmek mecburiyetinde olduğu en büyük şey: Adalettir ki bu her ferdin hsr türlü hukukî temamiyeüni Unan eler. bejer hayatı için zarurî olan şartları hazırlar. her şeyi red. hakikî kanunu yani vekar ve hürriyet içinde yaşamağı ve bu yolda icap ederse en güç ve çetin acıları göze almağı temsil eder.. "Zervcire vurulmış. göklerden ateş alarak adam oğluna vermeslle: mabudiarin hâkimiyet vasıtasını yani nur ve irfanı. adam oğullarının hürriyetine vasıta yaptı. işe tapma ve hürriyet ihtiras». Promete. Hayat aşkı. zalimlere karşı kinidir ve en son onları yere sermesidir. Misele.

— 101 — let; umum! ve koltektif bir şey olup umumun eseridir. Bütün beşeriyetin buna sarılması en şerefli bir iş olacaktır. Bu meseleden dolayıdır ki tarihin, orta zaman hakkındaki hükmü pek şiddetli ye acıdır. Mişeleye göre; eski Hindin, İranın, Yunanın geçirdiği büyük derslerden sonra (orta zaman), bir kölelik ve hüzün devjdlr. Dinî (Nas —Dogm ) lann ezici ağırlığı, o devirde fikri ve hayatı felce uğratmıştır. Bu (Nas) lar; ebedî zelleye yani daha çocuk hareket etmezden evvel onu fenalık ile mahkûm kılmağa inandırmak istiyorlar. Adaletin teessüsü için, haik tabakalarının bu gayri insanî naslara karşı isyan etmesi lâzımdır. "... Ufukta iki (kule—tur) gördü: Biri kilisenin, biri de derebeyinin... iki kulenin de mânalarını anlamağa başladı. Kilisenirjki her zeman dan dan dan... çalınıyordu. Derebeyininki hiç... Fakat ayni zamanda kalbinin derinliklerinden bir ses gürledi. Bu ses; diyordu: Bir gün gelecek... "Evet bir gün gelecek, adalet hâkim olacak! Bırak boş çanları; varsın onları rüzgârlar sallasın.. Bundan hiç şüphe etme.. Esasen bu bapta (şüphe) bile imana doğru atılmış mühim bir adımdır. İnan, ümit e t ! Yarınlara kalan (hakkın) hükümran olacağı gün gelecektir... O (hak) bir gün, bütün âleme naslara hükmedecektir. Bu (hüküm günü) nü» adu ihtilâldir.,, Böylece, Hügo gibi Misele için de Fransız ihtilâli, beşerî inkişafın bir senbolü, birbirinden ayrılmıyau hürriyet ve adaletin zaferidir. Hügo gibi Misele de: hürriyete kavuşan beşerin namütenahi tekâmüle nail olacağına inanır. " Hür beşeriyet, bütün büyüklüğü ile her yere git'

— 102 — •sin... ilk ataların içtikleri kaynaklardan içsin. Muazzam mesaisi ile, her sahaya uzanan iş ile, Tıtapımn ihtiyaçHarile ona çok hava, çok su, geniş gök — yok, yok, bütün gökler ! —Feza ve ziya, namütenahi ufuk, arzı mev'ud lâzım... „ 5 Ahlâki vazife t$te beşerin bütün mazisinden çıkan ve şâirin ateşli muhayyilesile istikbale doğru uzanan kanun. Her birimiz bunun tahakkukuna ne suretle ysrdım edebiliriz ? — Kalbi bu aşk ile çarpan insana ilk evvel: mücadele, yaratma, işe ve dünyaya bağlanma, iş ve dünyayı yeniden yoğurma ye yükseltme yollarında kullanmak üzere çelik ve kahramanca irade lâzımdır. Misele, açıktan açığa, (eski halita) yani hiristiyanlık ve kilise aleyhindedir. Çünkü hirasttyanhkta : insanı, işten yüz çevir* ten ve rehavet yeren bir hülya görür. İnsanı, reel hayattan uzaklaştıran enerjiyi birtakım hülyalara ve boş düşüncelere sarf ettiriyor, der. Mişeleye göre insan; yere, Herkül ve Promete gibi sarılmalıdır. Modern inşan için ruh kuvveti : tüm ile vicdanın bİrleşmesİndedir. ilim, daha doğrusu tarih İlimlerinin mecmuu iledfr ki insan, nevi beşerin temel birliğini anlıyarak, bütün beşeriyeti — hepsinin mütemadi çalışma* sı ile yükselecek — tek bir varlık gibi telâkki edebilir. Bu fikrin büyüklüğü, başka bütün ümitlere bedeldir. Başkaca dinlerin vaitlerine, insanın ihtiyacı yoktur. İnsan, taliini kendi yaratan, ve hiç durmadan adalete doğru yükselen bir varlıktır. Vicdanın istediği imam, ilim böylece rasyonel bir tarzda kurar. Mişelenin bize verdiği yüksek nasihatler, üç kelimede toplanabilir: Temizleme, temerkü?, büyüklük.

— 103 — Temizleme: Kalbten mistik boş hülyalar! atma. Temerküz: Hakikati, sağlam, dosdoğru ve mertçesine bir kuvvet ile arama. Büyüklük: Gittikçe daha asîl daha kudretli, bugünü geçmekte daha ateşli bir insaniyet yaratmağa kahramanca bir ihtiras. 6 — Netice Misele ile Hügo ve Bethoven'in fikirleri arasında sıkı bir yakınlık vardır. Bu büyük romantik şairler, ekseriya zannolunduğu gibi, sadece zamanlarının ıztiraplarmı ve fenalıklarını tasvir etmiş değildirler. Eserlerindeki ruh, destan! bir kahramanlık ile adam oğlunun büyüklüğe doğru hamlesine itimadından örülmüştür. Bazen saf, fak^t kudretli, açıl ve nikbinane bir rüya...

Niyazi-i Mısrî
Büyük mutasavvıflardan olan Niyazi, (Malatya Aşpozi) de doğarak tahsilini Mardinde, sonra Mısırda yaptı. (Mısıî) lâkabı bundandır. Mısırdan dönüşünde ( Elmalı)da (Sinan-ı Ünsml)den de feyiz aldı. Divanında (Elmalı) nın adı geçer: Dost illerinin menzili ki âlî göründü Derdle derman olan (Elmalı) göründü

— 104 — Sonra Bursada yerleşti. Fakat bazı tasavvufî sözleri üzerine (Vanî) efendinin mûzevvirtiği ile ikinci Ahmed zamanında Midilliye sürüldü. Bir müddet sonra affolunarak Istanbnla, Edirneye gitti. Müteakiben yine Konyaya sürüldü. " Ruh-i M srî mahfer-i âliye pervaz eyledi „ " Eyliye Mısrî efendi kasr ı adni câyigâh Mısralarm delâlet ettiği 1105 Hicrîde ötdü. On dört eseri vardir. Mutasavvıflar arasında (Divan)! p;k meşhurdur. Divanında Niyazi: N:reden gelip yolculuğumuzun nereye olduğuunu dünya hayetındaki vazifemizi bildirir. Biz buraya onun yalnız bunlar hakkındaki düşüncelerini alıyoruz. Geldiğimiz âlem Niyaziye göre " insan, ezelde Tanrıya nedim İdi. Rnh âleminden bu madde âlemine imtihan için indirildi : Sen nedim idin ezılde ol şah ile imtihan için gelübsin bu ile İnlemek sana yaraşır derd ile Hem gözün kan ağlıyacak çağdır. Bir şiirinde de : Ey garip bülbül diyarın kandedir Bir haber ver gülizarin kandedir Sen bu ilde kimseye yar olmadın Var senin elbette yârın kandedir Gökte uçarken seni indirdiler Çarı unsur bentlerine vurdular Nur iken adın Niyazi koydular Şol ezelliğe itiyadın kandedir.

Tanrıyı s e v : Candan talep kıl yârini Vir canı bul didarını Yok eyle kendi varını Kim var ola çânân sana Çürüklerin hep sağ olur Zehrin kamu bal yağ olur Dağlar yemişli bağ oiur Cümle cihan bostan sana.— 105 Dünyadaki vazifemiz : Vazifemiz. aslımızla kaynaşmaktır. Aslımıza ulaşabilmek için evvelâ kimseye düşman olma: Adavet kılma kimseyle sana nefsin yeter düşman. Sonra. Daima susuz gezip ummanı bulmazsa ne güç. Tanrı tecellisi olan bütün yaratıkları sev. Şol fakir olup gezenlerde hazine dopdolu Sây edip ol genz bi pâyânı bulmazsa ne güç Herkesin derdine dermanı yine derdindedır Derdinin içindeki dermanı bulmazsa ne güç. Bunda gelmekten murad çünkim hakkın irfanıdır Ey (Niyazi) kişi ol irfanı bulmazsa ne güç. aslımıza ulaşmaktır : Can bu ilden göçmeden cânânı bulmazsa ne güç Yârini terketmeden yârânı bulmazsa ne güç Sureti insan içi hayvan olursa kişinin Taşlar ile dövünüp insanı bulmazsa ne güç • Âdemin gönlü evinde bahri umman gizlidir. Güçtür kati hakkın yolu Dergahı hem gayet ulu Sıdk ile olmansan kulu . Ki asla senden ayrılmaz ömr ü âhır olunca tâ.

Gönül duymazsa vİcdanile Allahı hakikatca Mücerret dildeki ilim veya irfanı neyierler. Bugünkü cennet i itfana dahil olsalar uşak Yarınki vaadolan huri veya gulmani neyierler Bugün âmâ otan yarın dahi âmâ olur elbet AçagÖr can-ı gözün kim bi basar danayı neyler. Kimseye zulüm etme 8 " Mazluma sen kıyarsan Allah sana kıyadır. * * * Cennet-i irfana dahi} olananın Kande baksa gördüğü dtdar olur. . Ne hasıl şol ibadetten liya ve aceb ola anda Gider şerri gönülden hakka kim tuğyanı neyierler.— 106 — Etmez yolu asan sana. Cahillikten kurtulup nura kavuş » Zulmet cehli bırak sen iste nur-ı hikmeti Cennetin zevkin dilersen cümle irfanvndadır. Kolluğa bel bağlar isen Şam-u seher ağlar isen Sular gibi çağlar isen Tiz bulunur umman sana Bülbül oluben ötegör Gül gibi açıl tütegör Aşk oduna can atagör Gülizar olur niran sana Yüzün ( Niyazi ) ile hâk Derdile bağrın eyle çak Kalbin sarayın eyle pâk Şayet gele Sultan sana.

Lûtfunla insan eyledin vaslınla hândan eyledin Hicrinle hayran eyledin tût'eyle açıver yolum Saldın şikâre çün beni âdem olup bulam seni Bağladı dinay i denî lûtfeyle açtver yolum Şaşırdı bizi nefs-i bed eyledi her yolları sed Ey lûtfu çok senden meded lûtfeyle açıver yolum Bu can yine vuslat diler sen şah ile vahdet diler Varmağa dil nusret diler lûtfeyle açıver yolum Her kande kâmil görürüz bakıp ana yerinürüz Dönüp sana yalvarırız iûtfeyle açıver yolum .fan imiş. kendi ruhunun derinliklerinde ara.— 107 — Hakikati. Amma bunun için gönülde ateş gerek • Her kimin kim derd ü haktan yüreğinde olsa dağ Âkibet dermna irüp cân-ı gönlü ola sağ Leyk derdi olmıyantn derdine hiç çare yok Gönlü ölmüştür anın yanından ol daim irağ Nefs odur kim cehil karagöy kaplar gönlü Ruh odur kim ilmi nuru gönlüne yakar çırağ Tutyay-ı marifetle ruşen it canın gözün Göresin cânânı her yüzden ola dağ üstü bağ Hidayete ulaşmak için Tanrıya şöyle yalvarır . Derman arardim derdime derdim bana derman imiş Burhan arardım aslıma aslım bana but han imiş Sağ ve solum gözler idim dost yüzünü görsem deyu Ben taşre arardım ol can içinde can imiş ö y l e sanurdum ayruyım dost gayrıdır ben gayrıyım Benden görüp işiteni bildim ki ol cânân imiş Savmu salât ve hac ile sanma biter zahit işin lnsan-ı kâmil olmağa lâzım olan i.

Niyazi'ye göre yollar. görünüşte ayrı ise de. Her birisi bir yol ile pazara gelürler Yollan ne var ayrı ise hep sana âşık Cümle seni ister sana didara gelürler Elbette bu bağ içine kim girse (Niyazi) Harın görüp evvel sonu galizara gelürler. Her ne kim fevkalalâ tahtesserada var durur Zatı vahiddir veli göründü nice bin sıfat Zat birdir evsafına gayet yok durur Gör bu fanusu ki anın şem î oldu nur-ı zat Zahir-u batın kamusa bir fenerdir gayri yok Şem i insan oldu fanus cemi İ mütnkinat Ey Niyazı âdem oldu çün cihanın şulesi Babş-ı âdem deminden âleme ruh ül-hayat. hakfkatte birdir • Şol daneleri gör biter eşcar olur evvel Sırrİlc içinden yine esmera gelürler Her tohumu neden aldın ise eksen anı bil Her cins yine bittiği escara gelürler Hiçbiri izinden çıkıp ahar yola gitmez. . * * Vech i mutlak günde yüzbin çehreden yüz gösterir Yerde gökte anı yazar cümle-i nakkaşlar.— 108 — Niyazi her zerrede Tanrıyı görerek mesuddur : Ben cemal-i hakkı cümle şeyde zahir görmüşem Bu mürayaya aninçun bakdığımca hürremem.

cak pîre ülfetten garez Noktayı fehmeylemektir ilmü iı fandan garez Halkı bunca enbiya kim geldi davet eyledi Vahdetin sırrı bilinmektir o davetten garez Sanii gör günde yüzbin türlü sanat gösterir Kendüyi göstermek içindir p sanattan garez Hep celâlin perdesidir küfr-ü isyandan murad Bahr vücudun katresidir fazlı ıahtnetten garez Nefsini bilen erermiş bir tükenmez devlete (Fakrı fahri) dir Niyazi bii o devletten garez Gör. . kulak . Murşidden maksad : Sen seni bilmektir ar. n?sil olmalı ? Bir göz ki anın olmıya ibret nazarında Ol düşmanıdır sahibinin baş üzetînie . .— 109 — ömrünün sonuna doftru duvulanacıt' Küs rahlet çaldı mevt amma henüz can bihaber Asker-i azaya lerze düştü Sultan bihaber Günde bir taşı bina ı ömrümün düştü yerr Can yatur gafil binası oldu viran bihaber Dit bekasın dost fenasın istedi mülk i tenin Bir devasız derde düştüm ah ki lokman bihaber Bir ticaret kılmadım ben nakdi ömr oldu heba Yola geldim leyk göçmüş cümle kervan bihaber Çün gel oldu yalnız girdim yola tenha garib Dide giryan sine püryan aklı hayran bihaber Azığım yok yazığım çok yolda türlü korku var Yolum alursa nola ger div ü şeytan bihaber Yol eri yolda gerektir çağ ve çıplak aç ve tok (Mısrîya ) gel dedi sana çünkü cânân bihaber. .

zamanının derin mutasavvıflarından yüce bir zat idi.— 110 — Kulak kt öğüt almıya her dinlediğinden Akıt ana kurşunu hemen sen deliğinden Şol el ki anın olmıya hayr u hasenatı Verilmez ana cennet ilinin deracatı Ayak ki ibadet yolunu bilmez anı kes Öğrensin anı mescit önünde kapıda as Bir dil ki hakkın zikri ile olmıya mutad Örmesin ol et paresine dil deyu ad Nefsim dime 5 ol dideki iletir seni 5 er re Nefs odur anın fıkr-u meyli ola hayre Gönül müdür o kim içi vtsvas ile dolmuş Kibr ile hased askeri her yanını almış Şol can ki fakat cismi diri tuta dime can Hayvanda da vardır o damarlarda tutulan kan Can ol ki (nefehat) dedi Kur'anda ana hak Ol nefha-i rahmaniyedir bu sırr-ı mutlak Ol ruh-u izafiye ki irdi odur insan 0 noktai kübradır olan suret i insan İnsanda dinür ana dahi âdem-u mâna Hem ruh-ı musavverdir o hem âkıl-ü dana Zira ki cihana niye geldiğini bildi Maksud olunan nautiab-ı âlâsını buldu 01 nefha imiş diri tutan cümle cihanı Ol r>efha imiş ziynet eden bağ-ı cenanı Ol nefha ile oldu imaret bu avalim Ol nefha İle doldu kamu yedi ekalim Ol nefha ile gözü açıklar görür ibret Ol nefha ile işidilür mâna i hikmet Niyazi. .

Osmanlı İmparatorluğunun en. (mahsuli kısmet) ten almış olduğu paralan sahiplerine iade için Edirneye avdet etti. yüksek devri. vakıfların butlanını intaç edeceğinden vaktin şeyhülislâmı Ebussuud efendi münakaşaları menetti. 928 de Bahkesirde doğdu. Kanuni Suttan Süleyman zamanında yetişti. Hattâ biraz ileri gidip olağanüstü bir taassup iltizam ederdi. Sonra dünyadan büsbütün el etek çekmek istemiş ise de şeyhinin İsrarı üzerine tedris ve vaizden vaz geçmiyerek Padişahın hocası Ataullah tarafından Bîrgtde tesis edilen medrese müderrisliğine tayin edildi. 981 de 53 yaşında Taundan öldü. Sonra ( Baj ramiye ) den Abdürrahman Karamanîye intisabetti. Bunları korkusuz söylemekten çekinmezdi. Mehmed Tahlr bey ( Osmanlı Müellifleri ) nde Birgi linin 27 eserini zikreder. Fikrinin galebesi. Hayatının sonlarına doğru İstanbuia gelip Veziri azam Mehmet paşa ile mülakat ederek (umuru ibad = Devlet işleri ) hakkındaki fikirlerini anlattı. Hattâ Kuran okuma gibi dinî işlere ve ibadetlere mukabil ücret almanın haram olduğunu iltizam ederek zamanın alimleri ile şifahî ve tahrirî pek çok münakaşalarda bulundu. * * .— 111 — Birgili Mehmed Efendi (Hicrî 928 — 981) Müderris Pir Ali efendi oğlu Mehmed. ömrünün sonuna (981 Hicrî ) kadar orada tedris ve telif İle meşgul oldu. Balıkesirde babasından bir müddet tahsil ile tstanbuia giderek tahsilini tamamladı. tnfisalinden sonra. Bu zatın delâleti ile Edirne askeiî kassatm oldu.

kâfirleri şirk ve küfürden ve müminleri m a siy yet ten men ile bunların zıddı olan hasletleri edinmeleri ernredıitnektedir. . Bütün ahlâkın. Tefriti (korkakhk) dır. — Gaz3bî kuvvet : Bunun itidali (şecaat ) dir. (Innaliahe ye'mürü biladl) tefsirinde müfessirler. insanda yerleşmfş bir kuvvet ve melekedir. kötüdür. hâl ve hareketlerin kaynağı uçtur: 1. lâyık olan işe girişmekten ahkor. ifratı (tehevvür) dür. Ancak şa var ki tabiatler mütehâllif olmakla bazısı çabuk düzelir bazısı geç . Bununla doğru ve yanlışı ayırt ederiz.— 112 — ahlâk hakkındaki düşüncelerini (TarfkaM Muhamraediyye) sinde yazmıştır. . Mümkün olmasaydı bu emir ve nehiyler abes olmak lâzım gelir. Bu kuvvet sebebiyle ne/s anî fiil ve hareketler. Hadis i şerif de. zararlıdır. Bu emir ahlâk tebdilinin imkânına delildir. tereddüdsüz zuhur eder. Tefrft/ne sahip olan ise doğru ve fğriyî ayırt edemez. iyidir.. Zira Kuranda. üç kuvvetin her birinde itidale memur olduğumuzu söylemişlerdir. ahlâk tebdilinin mümkün delil: olduğuna (Hassinu ahlâkıküm ve tahalleku biahlâkillâh = ahlâkınızı güzelleştiriniz ve Tanrı ahlakıyla ahlâklanmiz) emridir. Aklî kuvvetin itidaline ( hikmet ] denilir. Aşağıkİ satırlar o eserin tahlilidir: Ahlâk ( h u y ) . 2. Sahibini. "Hattâ vahşî hayvanları bile me'nus ve serkeş atı yavaş ederler. — Akiî kuvvet: itidaline riayet gerektir. Ahlâkı tebdil mümkündür.. sahibinden. . kaza ve kaderden bahsetmeğe ve tezvir davalarına bu kuvvetle yapışırlar. İfratına {Cerbeze) deıler ki bilinmesi mümkün olmayan şeyleri arama.

Anlamağa uğraşmalıdır. Bu üç kuvvette makbul olan : HİKMET dir. 8 . 2. zıddı ilidir. Düşmanların kendi hakkındaki söyledikleri ile. Hâl ve hareketi düzeltmenin yolu: Evvelâ kalbden kötü huyları atmak sonra onu iyi huylarla süslemek. İnsan. vaitlerde bulunmalı. ( Kötü huylar).— 113 — 3. kendisindeki kötü huyu iptida giderme. tâ ki kibirden vaz geçip tevazua döne. zararhdir. itidali (iffet) dir. yeminler. — Şahvanî kuvvet: Nefsin mülayim tarafına hareketidir. sonra zıddı olan iyi huya müdavemet etme yoludur. her şeyden önce. ŞECAAT İFFET * * F. Üçüncü mertebe ilâcı : O kötü huyun karşısındaki kötü huy ile amel etmekdir. İlk mertebe ilâç. meşru müştehiyyattan ahkor. Seldik dostların hatırlanması ile . doldurmaktır. Yerine getirilmesi caiz ve meşru olan arzuları yerine getirmekdir. Zira ilâç. Nezirler. Derunî tefehhus ile. Tefrit ise sahibini. Maraz bilinmedikçe muâlece olmaz. kandi nefsini : 1. Bu da tesir etmezse : Dördüncü mertebe ilâcı : Güç riyazetler ile nefsine cebreylemeli. 3. gizli ve aşikâr bu çirkin huyu daima levm etme yoludur. ruhun hastalıklarıdır. Bütün iyi ahlâklar bu üçten doğar. Yani meselâ kibirden kurtulmek için tevazüden aşağı olan tezellül ve temellükü bir mikdar nefsine mutad etmeli. İkinci mertebe ilâcı : Kişi kendi nefsine serzeniş edip.

Hased Bahîl. İnsanın bunda medhali yoktur. Buyurmuştur. Hazret-i Muhammed bir hadisinde: "Zaman bozulunca kavmin ulusu. şerirlerin cüretinden Altaha sığınırım ). dedi. kötülüklerden kurtulmuş sayılır. cevabını aldı. Riya Kibir. Sana Zulüm edeni affedesin. Keramet ve velilik. Şehadet ve sıddıklar makamına vâsıl olmaktır. tsraf. Kötü huylar bağlıca yedidir : Küfür. Kisb ile değildir. Allah vermişidir. Yoksa veli olma ve . *** İbadet ve sülükten murad. şehvetleri terk hususunda sağlam kalıp daima istikamet üzere olmadır.böyle mücahede edenler arasından olur.— 114 — Bir gün Hazret-! Muhammed. Kötü bid'ât. Veli ve keramet sahibi olmak değildir. erzel-i nas olur. Diğer bir hadisinde de : (İyi insanların korkaklığından.. O da sordu: — İyi huy nedir. Yalnız bu makama nail olanlar çokluk tasavvufun zahir amellerinde ve ibadetlerinde velilere benzemeğe uğraşarak . Ebu Hûreyre'ye: — Ya Ebu Hüreyrej iyi huya yapış. Sıddık mertebesi • Menahiyi terk ile nefsini kendine ' muti kılma. Ya Resulallah ? — Senden kesilen mümini sıla edesin (Sana küseni ziyaret edesin) . Seni mahrum edeni sen mahrum etmezsin. Bunların dört evelkilerinden yakasını kurtaran. Şehadet mertebesi: Bütün Tanrı buyruklarım icraya kaadir olmadır.

Şeyhin seni otuz yıl halvette aç tutsa Veli olamazsın.. Ödemiş ikiyüz yıllık bir kasabadır. * ** Birgi. Sana kısmet olan hasıl olur. Nitekim Enbiyaya nebilik kisble değildir. ( Timolos = Bozdağ ) m çamlı eteklerinde.— 115 — keramet için riyaziyet ve halvet eden biçare mağrur döşer. dedi. Hem velilik iki turludur: 1 ) Vilâyet-! amme: Kişi buna ibadetle nail olur. içinden çay da geçen bir yerdir. O adam inad etti. Hadiste buyurmuştur ki " nevafil ile Tanrıya yakınlık kesbetmeğe çalışan insan. şu makama gelir ki Tanrı ona muhabbet eder. 8u asla olmıyacaktır. İyonya devrinde adı (Dios— Tanrı şehri ) Bizans devrinde ( Kriştopolos = İsâ şehri } idi. . Namazı kılınmaz. Allah verisidir. Vilâyet-i hassa istiyorsan ona amel siz nail olunur. suyu bol. Seyyit Aliye haber verdiler : — Nefsini açlık ile öldürdü. kıyıları kiraz bahçeleriyle süslü. Mugaylân ağacı dikip hurma vere. tki gün sonra açlıktan öldü. Riyazetle veli olmağa çalışmak. 2) Vilâyet-i hassa: Amel ve kisbile ele girmez. söğüt dikip elma vere diye ümit bağ» lamaktır. dedi. Ödemiş ilçesine bağlı bir bucaktır. Ama Birgi ta İyonya devrindenberi yaşamaktadır. çıkmadı. * # Bir kişi halvet ve riyazette idi. Seyyid Ali Havas ona: — Halvetten çık. intihar etti.

Arapça ve Acemce. Muğlalı İbrahim Şahidi [ Ölümü 931 H. Türkçe eserinin adı (Güişen-i vahdet). yerinde kurulan beğlik Devletlerden biri. Türkçe.. ] Şahidi. olmak yollarını gösterir: Bilmek istersen bu vahdet sırrını Bulma g istersen bu bahrin dürrîni Cehdedip bu nameyi yadedesin Canını kesretten azat edesin Nam-ı name Gülşen-i vehdetdurur Murgu cana kandı pür lezzetdurur . Konya mevlevihanesinde gelişti. Aydmogulları sülâlesinden Birgi tahtına yedi Hükümdar çıkmıştır.- 116 — Konya Selçuk Devleti batarken. üç dilde. zamanının en felsefî mevzularını nazma çekmiş bir zattır. Aydinogulları Hükümeti. Birgide (Aydınoğlu camii ) en güzel eserlerimizden biridir. Bu eserlerinin üçü de devrinin büyük bir ülküsünü vahdete bağlanıp "kesretten azat. Acemce eserinin adi ( Gülşen-i tevhid) tir. Bunların en kahramanı: 1328 de izmir fatihi Gazi Umur'dur. hictî onuncu asır tasavvufculannın en de ğeriilerindendir. Muğla'da doğdu. Birgide Milâdî 1299 da kurulup 1403 de Osmanlılara intikal etmiştir. Arapça eserinin adı ( Gülşen-i esrar ).

nist gayrü cümle ust (Yar)în yüzündeki azaları. (Gülşen-i vahdet) inde insan mistik bir bakış ile bakıp öylece marta verir: Güyya mir'ati haktır ruyi yar Aksi hüsnü haktır anda aşikâr simasına Bu nükuçile bezendi ruyi dost Ger bidani. blrbirlerile (Yar) in zülfüne karşı şöyle hitap ettirir: Ey nice zahitleri tersa kılaa Ey nice âbitieri rüsva kılan Ey nice serkeşleri ram eyliyen Taat ü zikre peşiman eyüyen Diileri sevda ile viran eden Mtırgu canı tutmak için dam eden Olmuş iken niceler ehli yakîa Kûşei meyhanede kılan mekîn Sofinin gönlün perişan eyliyen Eşkini bidillerin baran eden Sattıran teşbih ile seccadeyi Aldıran brrkuze safı badeyi Hücresin âlimlere zindan eden Terkitahsil ettirüp rindan eden Kârini terkettiren kâr ehline Arım terkettiren âr ehline: ' konuşturur (Yar) in yüzündeki azalardan böylece bahsettikten sonra : Kıble-i ehl-i safedır ruyi yar Mazhar-ı hüsn-ü hudadtr ruyi yar .— 117 — Şahidi.

Her ki oldu aşık ol pür nurdur Kande varsa âna göre (Tur') dur. Denk—-veş durmayıp iner çıkar Görmeyip bunda hakkın didarını Ahrette görmek ister (Yar) ini (Yar) ini bu gün gören yarın görür Görmiyen bu gün kaçan yarın görür. Ülkü olan sonsuz güzelliğe Tanrıya ulaşmak için bütün çirkin huylardan silkinmek gerektir: Cümle ahlâkı zemime ey püser Oldu zulmat-ı hicabat-ı beşer Cümlesinden bunların geçmek gerek Bade ezan vahdet meyin içmek gerek *** Mistiklerin hemen hepsi gibi (Şahidi) de (Panteist) tir. Felsefenin en derin mevzuu (Aşk) tır. Ve : Kande baksam ol görünür gözüme Natık oldur hem benim bu sözüme der. Ve bütün bu türlü türlü varlıklar ardında onu sezmeği düşünmiyen ham insanlar hakkında : Kible kimdir bilmedi ol birader . (Şahidi) . (Gülgen-i vahdet) inin sonunda aşkı ele alarak: der ki : Aşk Aşk Aşk Aşk imiş peyda eden bu âlemi imiş şeyda eden bu âdemi imiş tekvin edip icat eden imiş bünyad edip Sbat eden . Der.— 118 der.

( beden ) köledir.. Bununla beraber bu demek değildir ki aklın hiç kıyın eti yok. Eğer nefis.. bize. Şahidinin bu mesele üzerine kuvvetli beyitleri var: Akli tü perdeest pişi çeşmi can Ez tü an maşuk zan ruyest nihan "Basiret gözünün önünde.— 119 — Aşk imiş yine anı kılan harap Aşk imiş tebeddül ve inkılâp *** Acemce yazdığı (Gülşen-i tevhld) i ise: 6 cilt (Mesnevi ) nin her bir cildinden yüzer beyit alarak tahmis edilmek sur etile meydana gelmiştir. Malûm olduğu üzere mistiklere göre... emre itaat etmezse zalimdir.. akim. Bun* dandir ki maşukun yüzünü göremiyorsun. Keşf kerded ber tü esrari nihan " Ariflerle düşüp kalkarsan tabiatın gizli sırlarına vakıf olursun. Yoksa nefse hâkim olan akıldır: Nefsi har bendeest akleş hâkim es t Çün mutu emir nebut zalimest " Merkep gibi olan nefs. Hayır. (Btrter) olan hakikâti kavramada akıl kuvvetsizdir. Sahibi ve hâkimi akıldır... .. Şahidi. hakikate ulaşma : (akıl) ile değil (hislerin tasfiyesi) ile mümkündür. Aşkı hak çün badi sarsar şüd vezan İn gamami akılra berd ez meyan "Eğer sende hak aşkı bir bora gibi eserse o zaman bu akıl buiutu aradan kalkar. bir perdedir. kültürlü insanlarla düşüp kalkmağı tavsiye eder : Ger tü hesti hemnişini arifan.

— 120 — Beden putuna tapanların ilim ve irfanından fayda olımyacağmı da şöyle anlatır. dalâlete götüren bir şey olur. (panteist) görüşlerinin tasvirleriie doludur. Ehli tenra ilm ü kudret şüd dalâl Ehli dilra ber kûşayed perübal "Ten ehlininin elinde ilim ve kudret. der: Hane-İ dil evvelâ halvet bikün Badezan maşukra davet bikün Arapça (Gülsen-i esrar) ı da. İzmir millî kütüphanesinde bir de (Tuhîe-i Şahidi) eseri vardır ki bu mübtedilere Acemce öğretmek içindir. bir mısraı bunun mânasını anlatan tûrkçe olanları da vardır : Her çi bihahİ rev hah der tü Her ne dilersen var iste sende Çendi şitabi begüneh in revişet ta begüca Nice iversin yazığa bu gidişin kandeye dek.. • ••• Bunlardan başka. Bir de (Gûlüstan şerhi) vardır. Bir mısraı acemce.. Sonra maşuku davet et. Şu beyitte de '•' Evvelâ kalbini tertemiz yap. Mezer taşındaki yazı şudur: . *** (Şahidi) nin mezarını ziyaret ettim. Hakikaten arif ve gönül sahibi insanlarda ise kanaat olur..

Genç zabitliğinde. sonra. Amerika istiklâl muharebelerine iştirak etti. Bunun izi üstünde.— 121 — Gedayım Şahidii mevleviyim Diyarı Menteşada Muğlaviyim Bihamdillah ki merdi maneviyim Ki gavası buharı mesneviyim Şahidiye her kim eylerse dua İde mahşerde şefaat Muslafa Merhum ve mağfur ve rabbilgafur Hasben lillah Şahidi ruhiçûn fatiha Sene 931 * * * Şahidiye göre hayatın gayesi: şu binbir renk ve şekil altında dalgalanan yüce hak ve hakikati sezip ona âştk olmak ve en yüksek ahlâk ve seciyeye yükselmektir. on dokuzuncu asrın içtimaî ve iktisadî ıslahatçüarmdandır. Şarlman torunlarından olduğunu söylerdi. (Pikardi) de 1760 da doğdu. . 1 Hayatı: Kont Hanri Sen Simon. birçok ıslahatçılar yürümüştür. Ama asıl kurucusu budur. Sen Simon [ 176a — 1825 ] Sen Simon.

heyacanlı talebeleri çevirdi. 19 ncu asır dâhi bir nevi (güzideler) istiyordu. Amerİkadan Fransaya döndüğünde ordudan çekilip iş hayatına atıldı. yaşadığı günlerin bir dönüm başı olduğuna. (Direktua») zamanında zengindi. Bir dergi tesis ve hatıralarını neşretti.— 122 — Amerikanın teessüsü. temelden değiştiren hâdiselerin şahidi olan Sen Sfmon. ve bunun derin buhranlar meydana getirdiğine kanidir. Franstz ihtilâli esnasında halk tarafını tutarak ateşli bir (sankülot) oldu. intiharı bile kurmuştu. ahenkli yeni bir cemiyetin yepyeni unsurlarını çıkarmaktır. 2 Yeni güzide önderler (liderler): Dünyayı. (imparatorluk) zamanında ise. kelimenin modern mânasiyle. rahip değil. Sen Simon bunu. Ona göre (uzvî devir) ler yani muvazene ve intizam devirleri olduğu gibi bir de (buhranlı devir) ler vardır ki bunda herşey parça parça tuz buz olur. (Restorasiyon) devrinde bir (mektep) reisi ve muharrir idi. 18 inci asrın sonu işte. Kont) bunlar arasında idi. önder olacak. 1825 de öldü. ö y l e ümitsizlik buhranları da geçirdi ki birinde. orta zamanın ideali idi. yeni bir evrensel demokrasinin doğmak üzere olduğu intibaını verdi. Papazlık. Fakat ayni zamanda millî servet üzerine mülâhaza ve tetkiklerde de bulunuyordu. böyle devirlerden biridir. katolik papazlarının idare işlerine nüfuzlu tesirleri idi. ona. Ama modern devrin meşini olmak ümidi kendinde kuvvetli idi. Orta zamanın damgası. Fakat bunlar. ama bir nizam ve intizamın yeniden kurulması için.. intihar buhranından çabucak sıyrıldı. (Augı Tiyeri) ile (Aug. Dört çevresini. Burada İş. ve idarenin dizginleri onlara verilecek.. orta zamanınki gibi. bundan. âlim olacaktı. Âlimler. oldukça acaip bir ütopi şeklinde arzeden . ekmek parasına muhtaç kaldı.

. Sen Simonu. (Tiyeri) ite müşterek: «Avrupanın yeniden teşkili. 3 Milletler birliği ve ilerileme : Nevton konseyi. Bu bir nevi bu günkü (milletler cemiyeti) nazariyesi idi.— 123 — " Nevtonun mezarı önünde. (İmparatorluk) devri sonunun muharebeleri. üç ressam.. yukarıki gibi. yahut Avrupa milletlerini millî istiklâllerini muhafaza ile beraber bir devlet idaresi altında toplamanın vasıtaları ve iûzumu» Adında bir kitap neşretti. Bu yirmi bir kişilik heyetin adı. olacak. bir (arsıulusal) teşekküldür*. tıpkı astronomik bir hadise gibi. birer (makam) bulunacak. yirmi birer kişilik heyetler bulunacak. milletlerin birleşmesinde de (müşterek müesseseler] ve bir [or- . üç fiziyolojist üç edebiyatçı. kadınlar da hem seçilecekler hem seçebilecekler. üç kimyager. üç müzisyen seçmeleri söylenecek.. bir kayıt açılacak ve kayıt olunanlara: «Üç riyaziyeci.. Bunların ilk işi: Fenlerin umum! sistemini o suretle tetkikten geçirmek olacak ki meselâ bir içtimaî hadise. bu dört şubeden her birinde. Sen Simon'un düşüncesi. sulhun kurulması ve idamesi meselesi üzerine kuvvetle çekti. önceden anlaşılacak. 1814 ilk teşrininde. siyasî bağlar da vardır. Her (konsey) bir mabet yükseltecek ki bunların her birinde Nevton şerefine birer mihrap. Buna benzer vasıtalardır ki insanlar arasında tesanüd temin edilmelidir. Fertlerin birleşmesinde olduğu gibi.. «Mevton konseyi» dünyayı dört devlete ayıra»ak. üç fizikçi. Temel fikirleri şunlardır: " içtimaî bağlar gibi. böyle bir milletler fedarasyonu teşkiline müteveccih idi. " Nevton konseyi.

Avrupanln birtakım muahede ve kongrelerle sulha kavuşacağını zennetmek. ilk zamanın cehalet ve kaba çağına ad vermiştir. birgün görecektir. altın devrini. Fakat çocuklarımız. Böyle olmadıkça. Atalarımız onu asla görmüş değildirler. Bizim işimiz onlara yol açmaktır. o u z bin insan kaybetsin bir günde. kuvvete bırakılmış demektir. hareketlerini müşahhaşlandıracak. meşhur (Parabol) u dır ki bu sebeble mahkemeye bile sevkedilmişti.— 124 - ganizasyon] lâzımdır. Bu mevzua dair ve gürültüler koparan be yannamesi. bir içtima! heyetin (konvansiyonler) ve itilâflarla yaşamasını istemek gibidir. Bunun kuvve-i müeyyidesi hani? yalnız ümtdden başka birşey yok: " Şairlerin muhayyilesi. menfaatlerini müşterek kıldıracak. " Farzedelim ki Fransa bir günde. Gittikçe daha aydın „olmak üzere şunu ilân ediyordu ki. Sen Simon'un faaliyeti pek feyizli idi. önümüzdedir. Fakat o devreye (demir devri) demek daha doğru. fakat beraat etti. kral ve ailesi: Ticaretin kodaman* . içtimaî nizamın tekâmülündedir.. birinci kitabındaki gibi tamamen mütefekkirler değilse de müstahsiller olacaktır. 4 Parabole: Hayatının son senelerine doğru.. arkamızda değil. Beşerin altın devri. angajmanlarını sağlamlaştıracak şeyler lâzımdır. her geyin halli. (Teşkilâtlı iş) devrinin geleceğini söylüyordu. Her iki tarafın da iradelerini birleştirecek. Uzun mülâhaza ve çalışmalardan sonra Avrnpa milletlerinin müşterek menfaatleri tezi üzerinde karar kıldım.. dünyayı idare edecek eller. Ancak fcununladır ki fenalıklara ve tehlikeleie karşı durabileceğine haniim. insaniyetin beşik devrine. olur.

iş ve tecrübe sahalarından ellişer insan ölsün. Ve bundan şu neticeyi çıkarır : " Bunlar bugünkü politikanın en mühim noktasını açmaktadır. Bu bir umumî matem olacaktır. Fransa bir günde otuz bin değil üç bin kişi kaybetsin..henüz ahlâksızlık içinde yuvarlanmaktır. Bütün işlerde. -politika dilile söyliyelim. İnsanlar. henüz az tekemmül etmiştir. hakikaten ehli olanlara verilmelidir: " Cemiyet. Fakat bunlar arasında.. . ancak bu nevi istifade ile olacağına kanidir. 5 '— Yeni hiristiyanlık Sen Simon zamanında Frasanın Hıristiyanlık ile rabıtası henüz sağlam idi. asilzadelerin ve ruhbanın boyunduruğundan kendisini sıyırarak. yüksek memurlar yüksek rütbedeki papazlar vesaire ile on binde büyük arazi sahibi öte dünyaya g-öçmüş olsun. ehliyetsiz insanlar.. Bunun için otorite ve idare dizgini.— 125 — lan.. Böylece. „ ".. her sanat şubesinden her fenden. Şimdi artık. der. milletler arasındaki mevkiinden birden bire düşürür. Sen Simon bundan istifade etmek istiyor. Bu. ehliyetli insanları ve işleri idareye uğraşmaktadırlar. Fakat ne çare ki bugün devletin temeli olan işçilere. mühendislere. âlimlere lâyık oldukları kıymet ve mevki verilmemektedir. iktidar mevkiinde böyle bir değişiklik. siyasî iktidar mevkii: Her günün maddi kuvvetlerini idare edenlerin mütemadiyen fikri kuvvet! yükseltenlerin eline verilmelidir. Bu hal gösteriyor ki içtimaî organizasyon. Ama çok geçmeden kolayca anlaşılacaktır ki bunun tamiri kabildir. öyle bir felâket oiur ki Fransayı. Fransada iktidar mevkiinde bulanup bunun imtiyazlarından istifade edenlerin büyük kıy* met ve ehemmiyeti yoktur. Şimdi bir de şunu farzedelim. henüz kendilerini istibdad ve hile ile idare etmiye müsaade etmektedirler ve nev'ibeşer.

" Ahlâk. siyasî iktidarın ilim ve iş adam- . ahlâk meselesi üzerine çekilecektir.. sadece hissî bir sebebten değü. düsturu: " insan. temel ve en mühim sayılacaktır. düsturu ile değiştirmek istemişti. Filhakika bu müellifte ve hayatında acaiplik. Mabedi.. en fakir smıfm maddî ve manevî varlığının ilerlemesi için çalışmak mecburiyetindedir.„ der. Sosyete o suretle tenkil edilmelidir ki bu büyük maksada. ilmin ve işin her işin şeyden üstün tutulması. en uygun ulaşabilsin. Her sınıftan bütün müminlerin dikkatleri. müstahsil ahlâkıdır. sosyetenin muvazenesi. Fakat bu gün çocukça gördüğümüz kısımlarını atınca orijinal ve hadsî görüşleri de az değildir. încilin en başa koyduğu " fakirlere yardım „ esasını kendi sosyalizmine temel atıyor: " bütün sosyete. her türlü ilerlemenin şcniyet haline gelmesi ve en iyilerinin iktidar mevkiine g-eçebilmesi için bu politikanın takibi lâzımdır da ondan . Ibaded ve nas. her şeyden evvel işin ve bilginin organizasiyonuna dair olacaktır. üstadlarının doktrinim* bir din gibi göstermek istediler..— 126 — gençliğindeki gibi (Nevton konseyi) yapmıyor. ikinci derecede kalacaktır. onlara kendi nazariyelerine uygun mâna veriyor. hiristiyanhk haplarının içine sarıyor. Sen Simon bir yazısında. karma karışıklık ve fevkalbeşer iddialar vardır. Meselâ. cemiyetin en düşkünleriyle daima meşgul olacak. incilin: " Başkasına meselâ şöyle. Şimdi hiristiyanlığın formüllerini genişleterek. rahibi gizli olan bir din... „ Bu suretle herkes.H (ümaniter) fikirlerini. çalışmaya mecburdur. Kasdettiği bu ahlâk.. Ve bu.. 6 — Netice Sen Simon'un taiebeierf.

1 — Hayatı Montpeilierde. doğdu.— 127 — larına verilmesi. bir ker- . tam bir surette. işte Sen Simon'un bağlıca fikirleri. "Usul hakkında nutuk. içtimaî. ilk evvel. Nihayet (Müsbet felsefe) eserini meydana getirdi. Tıp ki Dekart'ın zihniyecilik hırsını. teşkilatı şahsî menfaat üzerine değil hakikî medeniyete müteveccih istihsal üzerine yapma. makale ve halk dersi şeklinde parça parça idi. üstadınınki ile beraber idi. ifade ede» mediği gibi. can sikınldan. Ogüst Kont [ 1798 —1846] Kontun hayatı ve esari hakkında birbirine zıd çok izahlar vardır. 1798 de. arsıulusal sağlam rabıta tesis etme. fakirlere hakikî hayat tadı taddırma. Avrupa sulhu meselesini sağlam bir realite haline getirme. Kont'un hayatının ilk kısmı. muhtıra. Parise tahsilini ikmale gelerek Sen Siraon ile münasebete girişti. kitabındaki birkaç prensip. Uzun bir çalışma mahsulü olan bu eser. büyük mikyasta. ve ona talebe oldu. Meşguliyeti.. Bunula bereber Kont'un hayrete şayan temûlûnü tahlile çalışalım. Bunun kasdettiği pozitivizm değildir. oldukça güç uzun dimağ hastalığı içinde geçti .

1844 de (Klotilt) ile tanışarak ona â. Sınıf imtiyazlarını mahveden müsavat ve hürriyetin Haniyle eski sosyete. Sen Simonun (kritik devre) ve ( uzvî devre ) nazariyesini kabul ederek buna daha bir derinlik ve katiyet verdi. yani hadiseler mabudların .— 128 — re intihara bile te ebbüs etmişti. Bütün bilgiler. hangi usule dayanarak yapmalı? — Kont. 2 —Sen Simon'un halefi olarak Kont Üstadı Sen Sitnon ile çalıştığı esnada Kont'un başlıca düşüncesi. Bu romantiklerin hepsi. ilk evvel. cemiyetin üstüne dayanacağı temel itikad ve fikirleri tayin ve tesbit etmek idi. Uzvî ve disiplinli bir devir olan orta zamandan sonra Lüter'in vicdan hürriyeti hakkındaki isyanile ihtilâlin ilk safhası başladı. bir kimya hadisesi gibi katiyetle tahkik edilebilse. hepsi halledilmiş olacaktır. Eğer sosyetelerin hayatı. Amma her şeyi de yıkmıştı. Şimdi binayı yeniden yapmak lâzım. Kont. Avrupanın üç asırdanberi görmediği son ve en şedid bir ihtilâldir. Kont'a göre Fransız ihtilâli.ık pldu. Bununla beraber bu fikir. Fakat bu. Kont. yaln:z fenne itimad ediyordu. bütün büyük romantikierin zihnini işgal ediyordu. Mütefekkirlerin en büyük işi. — Bu binayı. Ölümü 1857 dedir. temelinden yıkıldı. teolojik halde idi. Kont da bir filozof tarihçi oldu. 1846 da öldü. o sırada. Fransız ihtilâli sonuna varmıştı. bu his buhranı altında ( Müsbet din ) sistemini kurdu ki bunu M(üsbet felsefe) eserinin (1846 • 1851 ) sonlarında izah eder. cemiyetin tanzimi meselesi idi. beşerî tekâmülü tarihte bulduklarını zannediyorlardı. 1815 den sonra derlenip toplanmağa başlamış oian bu cemiyet : hangi itikad ve disipline dayanacağını kestiremiyordi!.

Bir kerre bu kat'! itim halini alsa o zaman insaniyetin tarihi aydınlanacak. canlılar gibi "buhranlar. Fakat istikametini değiş tire meyiz.sadüf etmesidir. Bu telâkki. fgte Kont. Sonra metafizik devre geldi. ve "yeniden düzelmeler. nesillerin istikbali hakkında evvelceden . hadiseler indî sebeplere atfedildi. sı için. halinde münavebe kanununa tâbi olduğudur. anlıyabiliriz. Bu yıl. (Sen Simon. uzun mektuplar yazmakta devem . cemiyetlerin seyir ve te-âmülünde (fatal) bir şey olduğudur. onun İçin mukaddes bir ysidir. iki esaslı neticeyi müstelzimdir. etti. içtimaiyat da bir ilim halini alacaktır. "reüsbtt politika. 9 . oraya gidecektir.. 1844 ten itibaren. Kütle. yeni bir dinin (papa) sı gibidir. Buna sebep. mevcut olan herşeyin beş hassemiz altında olduğudur. (Klotlt) e t. hatta evvelce den görebiliriz bile . kara topraklara karışm ş Leylâsile müşteıek yazmış F. Konta göre bir adamın idaresinin. O adamın. bu kanaatte idi. cemiyetleri değiştirebileceği meselesine pek ititnad edilemez. cemiyetlerin de. her şeyin tabiî kanunlar dahilinde vukua geldiğidir...— 129 — müdahalesi ile izah ediliyordu. kimyadan sonra. Birincisi. sanki sağ imiş gibi. şüphesiz ki. Şimdi pozitif devredeyiz Pozitif bir içtimaiyat ilmi kurmak lâzım. milletlerin tarihi seyri ve ak i seti evvelceden görülebilecek . Sevgilisinin ölümünden sonra ona. fizik sosyal tabirini kullanıyordu ) Astronomiden riyaziyattan fizikten.tıpkı husuf ve kûsufta olduğu g-ibi hüküm verilecektir.. Biz bu hareketleri tahlil edebiliz. Umumî bir harekete karşı durmak boştur. ikincisi. 3 Solri tüel hükümet fikri Kont. nereye gitmek mecburiyetinde İse. tıpkı bir ağacın büyümesi üzerine bir tesir yapamtyacağı gibi.

Kont. denilen ruhanî idare tarzının hem de Protestanlığın aleyhindedir. Amma bir merkeze bağlı bir cihangirlik istiyor.. Ü... tarih felsefesinden çıkardığı müsbet ve izafiyeci neticelerin zıddına olarak . ne hiristîyandı. Patriyicatlır.opisinin ana hattı: Sosyeteyi üç sıntfa ayırmastdır: Sakerdostlar. . böyle hallere "mukaddes akılsızlık. derdi. bu esnada. Üs* tadı Sen Simona bu noktada da sadık kalarak.— 130 — gibi "eserimiz. ahlâk! bir anarşidir. Konta göre hiristiyaniığın iyiliği. Eğerki Kont. bu. tsayı daha doğrusu ilk hiristiyanhğı hiç sevmiyor. Bu sebeple hem (Bosüe) nsn " galikanizm. İlk yazılarında görülen temayüllerinin gayri mahdut bir surette ifrata vardırılmasindan başka bir şey değildir. Kontun istediği: papa (Hildebrund) un veya (üçüncü tnosan) m devridir. 4 — Üv içtimaî sınıf Kont. Leylâsı ile kendi arasında bir diyalogdur. beşerin hayatını tamamen kafi temeller üstüne kmuyor. o zaman ne dindardı. Renan.. usulü dairesinde sistem haline sokulmuş bir rüya içinde yaşıyorsa. der. Spiritüel bir hükümet fikrine büyük bir mevki veriyor. Yeni bir iman ile öyle bir idare kurmak istiyor. çünkü bu hiristiyanlık. Böyle bir teşekkül için de. hissî bir karma karışıklık. ve garbî Avrupanm ancak bu suretle yeni bir nizam altına alınabi • leceğlni soyuyordu. Proleterya. ancak kilise tarafından inzibat altına alındıktan sonra görülmeğe başlamıştır. orta zamanın papalığını örnek alıyordu. "Pozitivizm ilim hali. bunu ancak tek bir başa yani papaya malik olup bütün hirjstiyanlık âlemini Birleştirmiş olmasına borçludur.

Bu takdirde. Amma tilmizleri arasında halefinin kim olacağını bildirmedi. Patriçiyallar: " maddî kudret „ tir. içtimaî sınıf fikri kat'îdir. proletaryanın mikdarını o suretle hesap etmiştir ki her biri. Halefini de kendi tayin edecektir. Bir proleter. Pozitivİst rahiblerdir. Bunun hiç bir mülkü olmıyacaktir. demokrasiye ve Fransız ihtilâlinin ülküsüne tamamen aykırıdlr. idarenin dizgini bunların elinde olacak. bu adamların nasıl yetiştirileceği hakkında uzun İzahat vermiştir. Papa gibi amma bu. Hem Sakerdoltar hükümeti. üstteki sınıfa geçemez.— 131 .insanlardan mürekkeb bir heyettir. müemmen bir hayat sahibi olabilecektir. kilometre murabbaı başına 64 kişiyi geçmemelidir. Kont. hem muhayyilesi zengin. bütün vatandaşları birleştirip kuvvetlendirecektir. Amma Kont. Kontta. Çünkü Konta göre nüfusun kesafeti hiç bir yerde.nı bilen ve umum! ahengi temin eden • aynı zamanda hem âlim. Ve her insanı umumî menfaate uygun surette ahenkli hareket ettirir. İlk başrahip. Patriçiyenlere mülkiyet hakkı verir. hem cismanî hem ruhanîdir. müsaadei mahsusa ve istisna tarikile olacaktır. ferdî saadet: Boş hürriyetten ve hayalî bir müsavattan değil. Bu pozitif nizam ve devlet: Şahsî hukuk kabul etmez. ( Hak ) yok (Vazife) var. Proletarya: Bunlar da hergünkü işleri yapacaklardır. egoist gayelere doğru istikamet aldirtmaz. Ancak vazife hissi. içtimaî işi. Cemiyetin teknik ve ekonomik idaresini Sakerdos heyetin göstereceği veçhe dahilinde bunlar temin edecektir. hayatın bütün kanunlar. . Böyle bir teşekkül. En üstte başrahip var. hiç bir suretle. Kont olacak. karşılıklı hürmet ve fedakârlıktan doğacaktır. Bunların heyete kabulü. Bu.rSakerdostlar.

Fakat Kontun. Kontun Pozitivist dini. insaniyettir. ölülerden mürekkebtir . tarihin büyük adamlarının adlarım verdi. Hakikaten büyük olan insanlar. Kont. herbirinin kendi menfaatinden vazgeçerek teessüs etmiş nizama gönül bağlamasına tâbidir. büyük adamlara tapma tabiîdir.. formülü. Bu dinin Allahı. Yeni diride katoükliğin hürriyet aleyhtarlığı bile vardır: Kont. bizim varlığımıza hâkim olmakta devamdadırlar.— 132 — 5 — Pozitivist din Sistemin sağlamlığı • Şüphesiz. Teslisi (insaniyet-yerfeza ) dir: Meryemi (Klotiit) dir. bu sebeple. bu suretle. yeni içtimaî hayat desturlarını istifade ettirmek içindir. Nasara azizlerine. hiristiyanların perest'ş ettiği gibi. Bu: kat'î ve müttefikan inanılmış bir din ister. kotoiikliğin şekfllerini alır. Bütün bu teferruat. yirmi sekizer günlük on üç aylı bir takvim yapmıştı. medenî din bir realite siması verdiği gibi. "İnsaniyet: Dirilerden ziyade. bunlardan maksadı: sönmüş bir katolıklik şeklinden. İnsaniyet: (maşerî bir varlık) olup buna ancak beşerin ilerilemesine en iyi hizmet edenler iltihak eder hiztnet etmiyenler iltihak edemez. kütüphanenin . Bu takdirde. (zaman raman tutarlı) insanların isine benziyor. 15 Ağustos bayramını temsil eder. Sevgilisi (KIotüt). yedi yerine dokuzdur. Mukaddesatı . derin bîr mâna kazanmaktadır. Biliyoruz ki Kont. Pozitivist din. binayı çimentolar. Rusonun (içtimai mukavele) sine. bütün fertlerin bir• birleriyle ahlâkî kaynaşmasına. yeni mabetlerin ve mihrapların nasıl yapılacağı hakkında bir de mimarî öne sürdü. Klotilt'in yazılarından dualar da yaptı. Bu takvimde ayların her birine.

daha faydalıdır. Bizim buradaki araştırmalarımız yönünden tahlil edilecek eseri 1841 de basılan «Kahramanlar ( Reşad Nuri tarafından dilimize çevrilmiştir) ve Kahramanlara Kült» dür. içtimaî vezife. İşte Kontun bayrağındaki kelimeler . ilerileme. onlar için. intizam. her asırda yetişen birkaç büyük adamdan . fakat sebat etti.— 133 - kitaplarını kendi seçiyor (İSO tene ) . 6 — N?tice Kontun eserinin sistematik şeklini kıitik etmek pek kolaydır. Muhabbet. . Amma teferruatından. Hattâ cesaretsiz düştüğü. fakat çobuk usanarak tarih ve felsefe ile uğraşmağa başladı muvaffakiyet seneleri geç geldi. onlara. Karlayl için beşerin tarihi ve dünya. ya duvar ilânları ya resmî gazete şeklinde bildireceklerdir. Ahlâkin temel prensiplerini. . diğersınıfların okumağa ihtiyaçarı yoktur. umum için düşünmekle muvazzaf olanlar. zamanlar bile oldu. Karlayl [ 1795 — 1881 ] ilk evvel profesördü. sağlam tesanüd. eşkâlinden vaz geçip te temeline bakarsak. Okuma yerine düşünme. . disiplinli bir elbirliği ve. Bunları Sakerdos heyeti azaları okuyacak . Kontun istediği şey: Âlimane ve müeessir bir içtimaî kurum. . bunların neticesi olan beşerî tekâmüldür.

kuvvetli köklere malik. rahat döşeğinde ölmekten nefret ettiklerinden. ( P a g a n i z m — Putperestlik) devrindekilerle baslar. Biz o devreden cesaret. Döşeğinde ölmek istemiyen sert iskandinavyalının ruhunu. insanları. Ahlâkî ülkü de o büyük adamlara benzemektir. canlıların uzvî vahdetine kani olmak değil midir? (Edda) dakf mabut. Bu eski efsanelerde. iptidailiği devimden Edda ile başlar. Mişele'ye benzer. Karlaylın sarp ve şedid muhayyilesi ikmal eder. Valhalîamn sahibi Öddin ve yahut Votandır. Karlayl'e göre. Karlayl böyle bir idealin. bir tarihçidir . beşerin çocukluk devrine ait olup manevî hayatının IIK taslağıdır. deniz üstünde bir gemiye yatarlar ve gemiye ateş verdirerek yaktırırlar. Böylece hem batma. Bütün kâinatı. beşeriyet için. Fakat bu faziletlerin muharebeden başka yerlerde kullanılabileceğini de bilmeliyiz. ilk vahşi şiddete sevkedeceği tehlikesini görmüyor mu acaba? dersiniz. adam oğlunun ilk büyüklüğünü orada görür: sade kuvvet. 1 — Cesaretin ilâhlaşttrllmas*: Kahramanlar galerisi. (Oddin) in ahlâkı.— 134 — ibaret demektir. beşeriyeti daima değişmekte görmektedir. der. hem yangın içinde ölürler. Bu bakımdan Kari a yi. . Bunlar diğer manevî müktesebat ile ahenkleştirilmeHdir. Grek — Roma devrinden daha evvel. Karlayl. nnutmıyalım ki Karlayl. en son ahlâk: değidir. acılara ve ölüme ehemmiyet'vermeme zevkini bir armağan olarak saklamalıyız. başka hiç bir yerde bulunma» yan şiddetli hayat duyguları vardır. Çarpışmalarda kocamış bu kahramanlar. İskandinavya paganizmi. Bu şimal ( Zöys) ü : Muharipler mabudu olup fnsanlann kalbinde askerî şecaat ülküsüdür. tabiî ve mukavim bir vahşet. bir ağaç gibi telâkki etmek.

yerini ve şeklini değiştirecek kendi içimiz ile mücad le olacak.Tarihte her devir. Karlayl. Amma (araf) ta mücadele yerini ve mahiyetini değiştirdi. ona göre. kendinden evvelkini tamamlar. Eddanın muhariblik ülküsü ile zıddır. (mutlak muhabbet) üzerine ilk hiristiyanhktan ziyade orta zamanın tanzim edilmiş teokratik ve feodal hinstiyanlığına 11. beşer hayatının tam bir sembolüdür. (Dante). cinayetlerden cennete yani tekâmüle doğru yükseliş esile. madalyanın bir tarafını görmek gibidir. Edda ise paganizm devrini temsil ediyordu. yani hastalardan. Binaenaleyh ilk zaman hayatının öğrettiği mücadele prensibi. kendi kendileriyle. Pişmanlığı en iyi tasvir eden eser. hıristiyanlığın (muhabbet ve merhamet) ahlâkını alır. yüksek vazifesinden haberdar olarak. . Bu devrin yüksek ifadesi (Dante) nin "ilâhî komedi» sinde izah edilmiştir. (Dante)nin şiiri: Cehennemden. hıristiyanhk devrini temsil eder. [ Maamaf ifa peygamber tipi olarak yaptığı tahlil. tarihin en muhteşem devridir. 13 üncü asırlara mütemayildir. Bunları ayrı ayrı almak. Bu kısımda günakârlai. En yüksek ahlâkhğın zembereyi (peşimanlık hissi) dir. Isa değil Muham meddir. Karalyl. Artık insan peşiman olmak ile. Oddin. kendi hatalarile mücadele ederler. Hıristiyanlık doğdu.— 135 — 2 Hıristiyanlık devresi: Paganizm. Karlayla göre bu eserin en mühim kısmı. ise işte bu (araf) tır. J Şüphesiz bu. kendi içindeki fenalık temayülünü atmakla mükellef olduğunu anlıyor. Kar layla göre bu asırlar. insanlara verebileceği hakikati verdikten sonra öldü. İp. kokden sökülüp atılacak değil. müminlerinden bedenî ve maddî bir şecaat ve cesaret isterdi. (âra*) tır.

beşer tarihinin tam bir aynasıdır ki başka hiç bir eserde görülmez. fizikçiler gibi maddeye dikerek her şeyi kuru formüllere ve rakamlara bağlanmış. Rönessans devrindenberi (modern devir) dediğimiz bir devre başladı. henüz teşekkül devresini bitirmiş.Karlayl. Ve bunlar da (Galile). göre Şekspirin eseri. Bunun karş sında. belki bir zekâ kahramanı ve prensi olmaktan ziyade dâhi şair olarak görünür. Karlayla göre: Modera medeniyetin başlangıcı Şekspirin zuhuriyledir. veya tarihî ve tabiîciler gibi. Meselâ İngilterenin orta zamanı. beşer hayatını görmeğe müte- . kâinat üzerine gözlerini dört açıp beşeıî ihtirasları. hayatın mânasını. iğneledikleri böceklere ve nebatlara kapanmış değildir. en yüksek noktasına varabilmesi için on asırlik bir zaman geçmişti.— 136 — 3 — Modem anlayış Bozulma ve ölümden. ise bunlardan ziyade Şekspiri alır. Fakat modern medeniyetin eskisi üzerine yeni manevî servetler koymuş olduğunu görüyoruz. Ekseriya denilir ki Rönessansm başlıca icadı: (fenne müteveccih zekâ) dır. Nesnenin hakikatini bulmağa yönelmiş müşahede ve muhakeme zihniyetidir. orta zaman da kendini kurtaramadı. gözlerini. ve her şeyi taayyün etmiş sayılamaz. hiç bir yerde. Onda müşahedecilik ve sanat. Sebebi bu şair. eşsiz çizgilerle t es bit edilmiştir. (Kepler) gibi âlimlere verilir. ruhların derinliklerini anlayan ve gören bir mûşadecidir. Orta zaman medeniyeti. bir hayalci değil. Burada tarih bile . Şeksp : r. Böyle kıymetli bir müşahedeci olan bu şair. Bu devir. Karlayla. Şekspirin tarih! dramları kadar vuzuh ile tasvir edilememiştir. Dantedekinden daha ziyade hayrete düşer. Modern medeniyet içiu de belki o kadar bir zaman lâzımdır. Karlay].

çorak ve kısır bir gurura düşeceklerinden ve bunun neticesi olarak. bu fesat devrinde. bilhassa. Fennî tahlillerden daha toplu. papazlara verdikleri para mukabilinde günahların affolunması (indüijans). bir takıp düzme şeylere karşı baş kaldıranları alır.. ve ( Burns ) u yani oylara müracatı tavsiye edenleri. böyle dolandırıcılık ve politika vasıtası oluyordu. hakikatte. işte Karlaylın. O devirde Papalar. bız>. samimiyetin mürailik üzerine galebesiledir.. (Lüter) in insanlığı. . Karlayl. eski ve orta zamanların temin ettiği kudretlere arka döneceklerinden korkar. muharrirler hakkında da aynı vaziyeti alır. İnsanı yeniden disve doğru tutar. reformacılardan sonra. nınkiler arasından (Lüter) ile (JohnKnox) u alır. Karlayl. onu böyle görür. imanlı kimseler değildi. hayatın her dem taze ve sağlam noktalarına sevketmek ister. 4 — Samimiyet Karla yi. ve aksiyon içinde bulunanlar tercih edilir. Şekspiri tercihi bundandır. iyi ve gür bir sestir. Bu ses (kî Knox'un da böyledir): Sert ve dik.mız lâzımdır. Karlayl bu "samimî. hayatın gelip geçici ve egoist konvansiyonlarından çekip çıkararak. "Reforma. modern devrin başlamasından itibaren insanların. vicdanın sesini işittirememesidir. Modern devrin kahramanları. bunun en açık delilidir. her zaman her yerde. daha manalıdır. Bundan anladığı mâna nedir? Misallerle gösterir. Bunların arasından (Johnson) ( Ruso).— 137 — veccihtir. Din. Karlayl nazarında reformanm mâna ve ehemmiyeti. Hayat ile "samimi „ olmakltğ. kelimesini çok kullanır. zakâ. Bu sebeple daima şunu tekrar eder ki: Formüllerin içine kapanmış nazariyecilere. hakikaten yaşı/anlar. ve ilme fazla güvenerek.

kuvvetli ve vicdanlı bir amele gibi çalışıyor. Eserleri tabiatın çiçekleri gibidir. Bu safhaların her birinin evç noktaları ve kendilerine mahsus faziletleri vardır. kuvvetli ve zengin bir ülkü lâzımdır. Ve en popüler şeniyetler üzerinedir. 5 — Netice KarlayI şu iki fikre inanıyor. ( Krom ve 1) : alır. safhalara ayrılmıştır. yalan üzerine: halkın aldatilabilecaği fikrî üzerine dayanıyordu. İkincisi. Napolyonun zamanında çıkmıştır. Napolyonun işlerinde ve sözlerinde öyle hile ve komodiler görür ki bunlar Kromvelde yoktur. der. Napolyonda Kromvelden çok aşağı bir kahramanlık görür. " Onun sun'î şatafatı yok. Amma zâflarına gururuuna. tarih. sinirliliğine rağmen Rusoda bir (ilâhî kıvılcım) görür. Rusonun eserleri (derin samimiyet) hissine bir davettir.büyük rol oynar. sosyeteleri yoğuran ve sevkedenler ( ki bunlara kral der ) arasında. der. Birincisi beşerin hayatı. KarlayI. oldukça serttir. Bunu terennüm etmiştir. yüksek şahsiyetler. İkincisinden öğreneceğimiz şudur : Bize. Birinci fikir bize şunu öğretir ki hiç bir devreyi küçük görmemelidir.— 138 — (Johnson ): Derin doğruluk taraftarıdır. beşerin istikbali hakkında mettçesine nikbin. Rusoya gelince onun hakkında KarlayI. (Burns): Köylü bir şair olup ilhamlarını isten aiır. Müraî değil" der. " bir bülten gibi yalan et tabiri. . Vahşet devrinde bile (yüksek) şeyler vardı. Çünkü Napolyonun nüfuz ve kudreti. İçi dışı bir. KarlayI.

Emersona göre (asıl olan) madde değil. Ruha ve manava itimat Emersonda. Emerson. (Konkars) taki evi. ki hiç bir vakit kiliseye tâbi değildir. fikriyat ve ahlâkiyata hasrettiği hayatını. para ve servet ardına ta kılmış görüyoruz.1850 arasında ki yeni lngilterede insanları. Ruh. ilk aldığı dinî intihalardan.1882 ] Emerson. 1840 . Avrupaya seyahate çıktı. yaratabilir bile. Amerikanın Endüstri ve Merkanti! medeniyete kendini vermeğe başladığını hatırlarsak onun sözleri bir kat daha önem kazanır. konf. Emersonun doğduğu yer. Fakat imanını . sade bir dindarlık ve sağlam protestanlık ile meşbuğdu. eşya üzerine tesir ederek. derin sükûnet içinde nihayetlendirdi..— 139 Emerson [1803 . ranslariyle ve kitaplariyle ahlâkî fikirlerini yay mı ya başladı.. Avrupa. hattâ eşyayı. Emerson. lâik vaizlerin ocağı gibiydi. bu tezini müdafaaya çalışırken. ruhtur. Amerika ve hattâ ta Hindistan ile gittikçe artan muhaberesi nüfuzunu her yere yayıyordu. . ateşli. (Spiritüalist) bir îman vardır. eşyayı değiştirebilir. 1. (Konkors hekimi) namı verilen Emerson. resmî memuriyetinden başka. bu meslekten vazgeçti. Oldukça uzun seyahatten sonra memleketine dönerek. (Boston) de eski bir püriten aileden dünyaya geldi: ilk evvel (pastör — rahip) olmağı düşündü.hiç olmazsa dar mânada • kaybedince. paranın ve maddi iştiha ve ihtirasların üst tutulması aleyhinde çok çalıştı.

amma şu şartla ki bunlar. Şahsiyet. Emerson. hiçbir haricî kuvvet. fennin hakikatları gibi değildir. Biliyoruz ki 19 uncu asrın ortalarına doğru Amerika. Giydikleri elbiseden konuşma tarzlarına kadar hepsi komşuyu taklid ve müşabehet kanununa tâbidir.. insanları ferdiyete davet ediyordu. Bunun içindir ki insanlara kılavuzluk ve talim edenler arasında şairleri tercih eder. bunlar esas itibariyle ilham alan insanlardır. der. hiç bir kilise bize teklif etmeğe kalkmasın. bütün diğer hakikatlerin kendisine tâbi olduğu ana bir kakikattir. der. . bilhassa (ilham) a inanır. sağlam ve şerefli realiteler ilân etmektedir. îpsen gibi: "Evvelâ. mütearifeler gibi apaçık olan hakikatlardır. hayata itimat eder. Bu. Hekimin düşüncesi. başka hiç bir şeye karşı canlı değildirler. Fakat kalplerimize bunu nasıl nakş edebiliriz? Şüphesiz ki bu. en yüksek hakikattar. Bu itikada.— 143 — Em er sona göre bizim saadetimiz. şairin ilhamı bize birtakım hayalât değil. insanın her şeyden evvel. 2 — Sürüye Katılmama. Bu da. Bu prensiplerden nasıl bîr ferdî ahlâk ilkesi çıkacak? Emersonun yazılarında en çok tekerrür eden şey. sağlam bir iyimserlik müterafıktır. böyle bir sosyetede. hiç muhakeme ve muakaleye muhtaç olmaksızın. Fakat Emersona göre. ferdiyete davettir. akıl ile de ispat edemeyiz. Böyle bir sosyetede. Duyum ile muttali olamayız. bir zenginleşmiş tüccarlar sosyetesi halinde olup Monoto-ı bir iz içinde idi. hepsi birbirinin aynidir. insanlar para kazandırıcı şeyler müsabakası mustes na. Emerson. Fenalıkların bir çoğu kendinde yerleşen maddenin. kâinatın sathi bir safhası olduğuna kanidi. olduğun gibi görün! „ diyor. ruh ve düşünce olduğu hakkındaki kanaatin derinlisine bağlıdır. Emerson.

geri bir insan değildir. birde şahsî düşünce ve duygusu nispetinde insandır. her zekâ t'pine göre türlü türlü okullar istemektedir. mi- . ruhun ölümüdür. Ta ki koşa gitmiyecek olsa dahi. bu kölelik ağırlığını ve boyunduruğunu silkmesi. bir kopyas olacak yerde insan. bir barbarlık ve intihardır. İyi ve temiz bir insanm hayatta biraz da münzevi kalacağı tabiiîdir. zanolunduğundan daha ziyade. (Konfor) boyunduruğuna girmeden. Bir insanın şahsiyeti. Sürüye girmiyen insan. Sürünün bir yansısı. Filkakika Emerson. kendi düşünce ve duygusHe yaşama ile insan kendisinin. Halbuki İnsana düşünce istiklâli lâzımdır. Böyle bir hürriyet içindr. yeni terbiyenin hazırlay c lanndandır. bir sürüye katıyor. tnsar. zindanda kalmağı veya ruhun solmasını kabul etmek demektir. bu ferdî kültüre ait fikirlerine. bu taklit bu konformizm. ayni zamanda monden sun'îliklere hiç ehemniyet ver meğe de alışmalıdır. basma kalıp fikirlere ve kör göreneğe karşı aldığı zıd vaziyet'erle sağlamlasın Emersonun. zengin ve kuvvetli olduğunu keşfediyor. Her mizaca.__ 141 - Emersona göre. terbiyeye dair olan düşünceleri de bağlanabilir. Taklit. İnsan. Her çocuğa ayni şeyi vermeğe çalışan eski terbiye ve kollejin aleyhindedir. hiç korkmazsızm söylemeğe cesaret edebilsin. Bilhassa çocağun veya gencin. yaşamıyan insan. Modern şekiller de ise hayat. Medeniyetin zahiri ve itibarî kısmının bir bağına bağlanmak. insanı. kendi varlığından haberdar oluyor ve hakikaten hakikî bir fett oluyor. hakikî bir hayat sürüyorum sanmasın. Bunları terkedeisek. buna mukabil bir hazineye kavuşuruz : Kendini tanıma hiss% ve nefsine itimad kudreti Sürüye tâbi olmadan.

(söröcöJüğ) e ve (konformizm) e verilen parlak ve asîl bir isim.— 142 kanıkî ve haricî. daraokrasi aleyhinde söyllyeceği zannolunur değil mi? — Hayır. 3 — Demokrasinin Tenkidi : Emersonun ahlâk prensibi. umumî faydası olan bir işe iştiraki redden ibaret katıyor. müsavat. Bunu. üstünde insanın ayaklan ıslanır ama daima yoluna devam eder.. kendi zamanındaki Amerikan sosyetesinin zıddınadır. Buna en müsait rejim ise şüphesiz demokrasidir. derunî hürriyet. müşterek bir disipline tâbi olmayarak hür çalışması meselesi üstünde çok durmuştur. diyor. ona tehlikeler ve aniaşümamazhklar ile dolu görünüyor. Siyasetteki fikirleri nasıl ? İçinde yaşadığı ve o zaman dünyanın hemen yegâne cumhuriyeti olan Amerikan demokrasisi ve cumhuriyeti hakkındaki fikirleri nedir? Bu babtaki fikirleri mütehavvil ve ekseriye şiddetlidir. hep (faal mektep) e doğru gelen fikirlerdir. Bu. fikir hürriyeti o'ldug-unu tekrar eder. Emersona göre her şeyin başı: Ahlâkın hür inkişafıdır. idare edenler. Müsavat ise. teçhizatça mükemmel.. Demokrasi bir saldır. fakat şiddetli rüzgarlara maruz kalarak ekseriya devrilen bir gemidir. Zarurî olan yegâne hürriyetin. aleyhinde değildir. Ve demokrasiyi meth için şöyle güzel bir teşbih de yapar: "Monarşi. tesviyecilik ve fptîzalcilık gibi ifratlara sevkeder. halkm mümessiliyiz diye kendilerini hür zannediyor- . de T . Bu fikirler. diğer rejimlerin hepsine tercih eder. Bu mülâhazalardan sonra Emeasonun. Demokrasinin temel prensipleri olan: Hürriyet. Kendi zamanındaki Amerikan demokrasisine itirazı şu noktalardadır: " ö y l e bir demokrasi ki. Bütün hesap sonunda ötekinden daha iyidir. Siyasî hürriyeti ise ekseriya.

hakikî medeniyeti yapan madde değildir. O zaman hükümet zor döner. Çünkü servet ve refah temin etmek söz konusu hükümet için daima bir müdahale sistemi de mevzuubahs demektir. Medeniyeti yapan: fikrin hamlesi. Emersona göre monarşik. Memnun olmayanlar da çok olur. Emersona göre hakikî hükümet: sadece zekâ.. Büyük hata işte bu noktadadır. ümit. Hükümetin işi. çok masraflı bir çark olur. fertlerin zekâ ve fazileti inkişafına yardım ederek daha iyi olmalarını temindir. halbuki hakikatte bir kaç mübteze! fikir ve hattâ daha fenası kese doldurma yolları etrafında toplanmış insanlardır. inan ülküdür ki ancak bunların yüksel m esil e arz üzerin- . sadece bayalığı yapan müsavatına bakıp der ki bu : Yüksek ülküyü aşağılatmaktan. etrafındaki kurt devletler onu ne yapmaz ? — Emerson buna cevaben de: "her hakikî kuvvet. başka bir şey değildir. malûm olan bütün sistemlerden başkadır. herhangi bir dereceye kadar maddî refah temini ile mükellef tutuluyor. ahlâk ve faziletin inkişafile meşgul olmalıdır. içyüzü ahlâkî kölelik olan yalancı hürriyetine. aclalet aşkı. 4 Spiritfiel hükümet Emerson un en ütopik yerine g-eldik. hürriyete götürecek yegâne yo! da hakikî demokrasidir.— 143 — lar. Siyaset üzerine olan fikirleri. aristokratik demokratik şekillerin hepsinde de hükümet.. Farara böyle bir hükümet teşekkül etse ve yalnız fikir ve fazilet ile uğraşsa. O zamanki Amerikanın. Bununla beraber şuna da kanidir ki. Bir medeniyeti kurarken evvelâ maddeyi düşünmemelidir. ruhtadır.

hür. Esasen Emersonun hayaline göre böyle bir rejim kuran milletin bu yüksek hareketi. Ernest Rönan [ 1823 1892 ] Fransanın (Bretagne) bölgesinden olan (Rönan ). Sonra Hıristiyanlığa imanım kaybedince lâik hayata gir- . rahip olmak üzere hazırlanıyordu. Okuldaki muvaffakiyeti dolayısı ile onu liâhiyat seminerine kabul ettiler.— 144 — de en iyi bir varlık ve medeniyet kurulabilir. ey aziz mütefekkir ! i ! Em er sonun ana fikirleri bunlardır. Eğer böyle bir sosyete teşekkül edebilseydi hakîm. I ! ! Hani öyle dün ya. Amerikanın : para ve Konfor htrsınl azaltmak ve ruhta muvazene hasıl etmek istiyor. O istiyor ki Amerikanın. cihan efkârı umutıiyesine tesir ile diğer milletleri de ayaklandırabilir. Böyle bir sosyete. kendini haricî düşmanlara karşı da daha iyi müdafaa eder.. âlicenap olan fertleri arasında maddî şeylerden dolayı hiç bir ihtilaf olmazdı. yanhz ruhun tekâmülü ile uğraşacak bir sosyete çıkarsın.klâsik ( Biznesmen — tüccar ) tipinden .

Beşeriyeti. mânevi ihtiyaçları olan bir canlı varlık gibi görünmektedh.. hayatın mânasını ve inkişafı şartlarını anlamağa uğraşır. Fakat asla ihtisası içinde kapanıp kaimad*. Tarihi böyle görüşten alnacak en kuvvetli ders nedir? Tarih bize: Daima daha güzel şekillere. bir çok renkler ve şekiller altında. 1 — İlim ve hürriyet vasttasile ilerleme Rönan. zekâyı. daha âlicenap. diğer ilimlerin hepsinden ziyade inkişaf ettireceğine ve bizi kaynağı hayat olabilecek hal ve hareket düsturlarına sevkedeceğine inanır. F. bilhassa lisan. Hiristiyanlık ile ilg-isini kestikten sonra kendini bütün kuvvetile fikrinin değişmesinde büyük âmil olan tarih ilimlerine verdi. itikatlar. daha asîl olma arzusu vardır. Böylece tarib. bu babtaki heyecanını göstermektedir.— 145 — di. tik büyük eseri olan 1843 de yazılıp fakat pek çok basılan «ilmin istikbali». ta menşelerinden itibaren. Hattâ politika işlerine bile karışmak istedi. Onun zihnini en ziyade işgal eden. tarih vasıtasile tanımıyor muyuz? O. hayatın derin anlamını gözlerimiz önüne sermektedir. büyümesi. Musa ve İsa dinlerinin menşei hakkındaki eserlerile büyük ün kazandı. tarih. beşerin mukadderatına müteallik meselelerdir. daha şuurlu. daha yüksek hayata. 10 . kendilerinden ders aldığımız en yüksek takdire değer insanlara kadar hepsinde bu yükselen kuvvet. O. hastalıkları ve maddî. Kendinde din kafasından başka. bu biraz d-aha ziyade yükselme ihtiyacı. Şair ve ahlâkçı kafa da vardı. Tarih etütlerile. fikirler tarihi. daha zengin ve daha aydın düşünceye doğru giden bir didinme gösteiiyor "Okyanusların derinliklerinde ot gibi yaşjyan kör ve sığır deniz yıldızı hayvancıklar ndan. bize. Eserlerinde.

Rönan. ivimserlig-e dönme Rönan'ı. düşünmek ve doğru işin bize öğrettiklerini söylemek için hürriyet lâzımdır. 1870 — 1871 hadiseleri ile çok sarsıldı. Rönan'ın temel düşüncesi şudur : "Kâinatın gayesi ruhun inkişafıdır. bütün zincirlerden. istikbalde olacak. Bütün varlıkların cehtile Allah. üçüncü. Bugün yok. Misele. Aramak. Bu inkişafın şartı da. Hayat hamlesi : Küçük bir deliği olan camekândan çıkmağa uğraşan bir böcek gibidir. umumî tekâmül imanı gene doğdu. bugünkü insanlarla hayvanlar arasındaki nispet gibi olacaktır. Repûpliğin mütereddit. istikbalde öyle bir nevi insan zuhur edecektir ki onun bugünkü insanlara nispeti. bu müstakbel Allahm lealize olabilmesi meselesi: (Gayri mahdud zaman) ve (bir çok tecrübelere ve muvaffakiyetsizliklere rağmen daima yeniden başlama) ister. Evvelâ bu tekâmül fikri. «Böylece (Allah). Her fert kendinde en iyi ola» şey ne ise onu. Medeniyetin tekâmülü için her ikisinin de varlığına kani olduğu iki millet arasındaki muharebe. 2 — Endişe. Hügo gibi romantiklere yaklaştıran bu itimat. Paris yangını ve Komün'ün ezilmesile başhyan dahilî kan dökülme. hür bir surette inkişaf ettirmelidir. Amma bu ceht. hürriyet ister. Fakat bu defa önemli düzeltmeler yaptr. der. Amma oluyor.. "hürriyettir. kendini kurtarmıştır. karışık ve güçlüklü başlan' gıcı Rönan'ı kararsızlığa ve endişeye düşürdü.— 146 — Bunun içindir ki. Bununla beraber bir müddet küsuftan sonra. . her gün biraz daha kendi kendini yaratmaktadır» der. Başka insanlar için de hürriyet ister. Bunu (Felsefi diyaloglar) eserinde* görü• rüz ki bu eser 1871 de yazılıp 1875 de düzeltilip basılmıştır.

varamıyacakhr. 3 — Ahlâk Hayatta alınacak hakimane vaziyet nedir? Her düşünce ve duyguya karşı ayni zamanda hem hürmetkar . anlaşılmayan durgunluğu bizi hayrete düşüremez. Muaffakiyeti vâdeden: Gayri mahdud zamandır. Hattâ muhtemeldir ki tekâmülün en son ve muhteşem noktasına beşeriyet. Kuvvetin böyle pek fazla miktarda kayboluşudur ki hayatın ve dünyanın kanunudur. binlerce insan yetişip ölüyor: Ender olarak tek bir müstesna yetişip onların ceht ve rüyasını temsil ve tekâmü-' lün bir realite olduğunu ispat etsin. o namütenahi içinde kavuşulacak olaa tekânü lü arama yolunda bütün kuvvetile çalışsın. Tek birinin zaferi için milyonlarca mahlûk feda edilmektedir. Beşer tarihi muntazam bir yükselme çizgisi olmaktan uzaktır. Bütün bu büklümlerden ye karışıklıklardan sonra ruhun muhteşem yoluna g-elinmiş olsun yeter. tabiate büyük bir israfı mucip olmaktadır. Öyle ise beşer tarihinin. iyi' niyet sahibi olsun.— 147 — Bu böcek.. beklenilmiyen sukutları. diye. Anma şu yeter ki itimadını ve istikbâle imanını kaybetmesin. ve şimdi namütenahi uzaklıklarda bulunan fakat en son. İnsanların bir gün nereye varacağını hiç kimse anhyamaz ve mutlak suretle hiç kimse hükme. fakat bu teşebbüsünü sayısız denilecek kadar çok tekrarlarsa en son muaffak olacağı şüphesizdir.. Milyonlarca (gubar-ı tal') ser* piliyor. binlerce defa cama çarpıp düşecektir. Fakat şurası kafidir kî hayat. bizimkinden başka şartlarla. Muntazam kütlede. ancak bir kaç çiçek ve nseyva husule gelebilir. Saniyen bu cehtin çokluğu.— yolunu kayıp veya hatâları yüzünden intihar etmesi sebebile. Arzımız roahvolabilir. yüz. başka yerde. devam edebilir.demez.

sırf kendi tecessüsünü tatmin için bir fikirden diğer fikre geçen ve hiç bir fikir üstünde duramıyan bir mütefekkir mi? — Asla. ekseriya zannolunduğu gibi RÖnan. lâztas. ölü mabutların kırmızı kefenlerine.. bütün kuvveti ile kollamak* tır. asla bir zincir olmamalıdır.— 148 — olma hem de serbest kalmadır. kendisine karşı set t. kâinat. Bilâkis kütleyi mazur görür. itina ile sarıldıktan sonra artık onunla alâkamız yoktur. Eğer inanırsak ki. . fedakârlığa inanmak. samimî her tecrübeye baş vurmak mecburiyetindeyiz. Ancak bu suretledir ki samimî herşeyi. Rönan'in "akropol üstünde duası.kütlenin bu ! h ilini biür. Pek orijinal bir fikri de vardır ki. insanın en yüksek asaletini teşkil eder. güzellik ile karş Iıyabiliz. O. kütle. Gs'üne aldığı işten derin şuurlu bir adamdır. güç ve sert bir hayata âşık oldukları ve en yüksek kıymetlere taptıkları halde. o zaman diyemeyiz ki. alaca karanlıklar Sçinde yükselen bir tekâmül içindedir. bununla beraber hor görmez. çelik iradeli.. Ve hakikati hür ve müstakil bir fikir ile hiç durmadan araştırabiliriz. Kahraman ve halîcn insan. rahatı arar. Fazilete. sudu?: Kahraman ruhlu insanlar. "Malik olunan iman.. Bağlanmamak şartile. Berer hayatının saadet yığınını arttırmak.. bedensel ac larına önem vermez. kafasiyle. muazzam ve pek müsrifane ceht ile. Rönan kendisi bütün hayatinca: Yorulmak bilmiyen. Fakat şuna da inanırız ki samimi her düşüncele bir hakikat kıvılcımı. bu suretle ifade edilebilir. Bu halde. Rönan'a göre insanın büyük ödevi kâinatı ideal yüksekliğine doğru giderken. bir güzel tip bir hü'mete şayan nokta vardır. bu cehtlerin yalnız biri kıymetlidir de ötekiler değildir. kuvvetüe snağrur.

fikrî şaherserleri anlayıp yaratabilecek mi ? Yalnız maddî menfaatlere tapan bir cemiyet meydana gelirse ya. Müşterek nokta. Eğer insanların yaşamasını istiyorsak. Fakat eski gol ahlâkı. Öte dünyaya ait ümitler zail oldukça bu fani insanları. kütlenin iktidar mevkiğine gelmesidir.. böylece. . müsamahadan. diyor > . hayata tahammül edilir bir şey nazarı ile baktırmağa alıştırmalıdır. Fransada liberal imparatorluk Komün ve Cumhuriyet eski aristokrasinin son günlerini yaşamakta olduğunu göstermektedir. mukavemetten konuşmalıdır. hayatı hoş görme ve ona hizmet edip yükseltmek iradesine malik olmadır. bu kadaf yüksekliğini herkesten istemez. dereceli ahlâka razıdır. şen olmadan.. Herkesten bunu isteyemeyiz. ancak muvaffakiyetlerle değerlidir. • . Kütlenin iktidar mevkiine gelmesi acaba medeniyet için bir tehlike olur mu ? İntizamsızlıklara ve bayağılıklara sebep olur mu ? diye düşünüyor. Hayat ancak meyveleri ile. selâmete çıkmak için kütleye. güler yüzlülükten. 4 — Rönan ve demokrasi RÖnan'a göre en önemli sosyal mesele. Isanin insanları affetmek için nefsini feda etmesinden bahsetmeni eli. Bukadar yüksek ve asil bir zekâ ve seciyeye malik olanlara ne mutlu. iyilik. „ Rönan. Gol ahlâkına göre. ruhan aristokrat pek az insanlara nasip olur. Halâsız ve pek mükemmel bîr fazilet. içtimaî ahlâkın en tehlikeli hatâsı: Huzuzatın toptan atılmasıdır. şen olma AUaha itimat kâfidir. insanlarla iyilikten. hayatı tatlı ve arzu edilir bir hale sokmalıdır... — 149 — Yoksa insanlara kefaretten. Yoksa kendilerine karşı isyan ederler.. elbet onlar bulundukları noktadan inmezler. Kütle.. cesaret.

Rönan. hiddeti. bifâhare inkişaf yolunda olan demokrasiyi uygun görmeğe başlıyor. Zekâsı açık. hiç tesir etmiyor. güzelliğin ve hikmetin ne olduğunu daha iyi anladı. Buna hacet kalmadı. ( Ariel) in tekrar kullandığı eski feerik kıymetler. aramalarında ve çalışmalarında serbest bırakılınca. hizmetlerinde yıldırımlar olan Olimpin ( yan Allah ) lan olacaklar.. Fakat artık ona karşı ne bir kini var ne de. m butların ve kralların olduğuna inanmıyor. Bunlar fikren o kadar yüksek olacaklar ki. hem silâhı hem tekniği bunlardan daha iyi kullanabilen bulunmıyacak bunlar. iktidar mevkiinin. Bunların mutlak ve iyilikte en üst hükümranlığı. Filhakika onu koğmuş ve yerine kendisi oturmuştu. Eeki efendisine neler borçlu olduğunu şimdi anlıyor.. (Caliban) ve ( L'Eau de Jouvece). Rönan bunda Şekspirin ( Bora ) eserindeki şahsiyetlerden istifade eder. yine kendilerinin yaratacakları âtimane mekanizmalarda temin edilecek. bundan korkmuş • îu.. Bilâkis onu himaye etmek istiyor. Amma Prospero eceli ile öldü. Fakat bu bedbinane görüşten sonra. Kütle. . müstakbel sosyetede bunu önlemek için. « Felsefî diyaloglar » eserinde. Yani artık halk. Bu tekâmül biribiri ardına çıkan iki dramında da görülür. bu defa. Rönan. mesuliyet hissi altında înceleşerek iyi bir devlet adamı oldu.— 150 — Dahilî sava. < Bu bir katastorof mu ? — (L'Eau de Jouverce) de evet Prospero. idareyi âlimlerden mürekkep bir kurula verir. (Celiban) da (Prospero) yeniden Milân dukası olunca Calibanm idare ettiği bir halk isyanını müteakip tahtını kaybediyor. ancak itaat ve inkiyat ile mükellef alacaktır. Caliban. zamanında.

mağrur bir iradenin m ey vasidir. tecrübe ile olgunlaşarak ve hakîmleşerek ruhun mukadderatına emin bir bekçi olur. Bu tatlılık ekseriya cesur. feleğin garip bir cilvesi olarak. 5 — Netice Rönan'ın hikmeti: lyilikçi.— İ51 — Caliban. Halk kuvveti. herkesten saygı gören. Bundan sonra yazı ile. Bunlar onun kalbine şiddetli bir yumruk vurdu. muharrirlikte ve sanat münekkitliğinde çabucak ün aldı. ArleHn velinimeti oluyor. Nikbinlik. para ile hayır müesseselerine yardım etti. zengin ve meşhur olan bu muharrir de. Con Ruskin 1819 — 1900 Ruskin. tatlılık ile nikbinlikten mürekkeptir. hayatın her safhasında ümid ve ülkü bulabilen anlayışlı ve akkitn bir nikbinliktir. Şimdi tasavvur edeceğimiz bir ahlâk prensibi yapmağa başladı. Hattâ bazı cemiyetler teşekkül ederek Ruskin'in prcsiplerini yaşamağa özenenler bile görüldü. Büyük servetini bu işe sarfettİ. Fakat bunların ömürleri pek kısa oldu. Tolstoy gibi modern şehirlerdeki iççilerin sefaletini ve 1858 — 1871 seneleri arasındaki içtimaî hadiseleri gördü.. söz ile. Bununla beraber .

hayatın en yüksek hazlarındandtr. kâinatın umumî ahengınden ilâhi bir plânın varlığına intikal meselesi eski bir fikirdir. Kendi tabiri ile tabiat karşısında "gözleri kafasından fırlıyordu „. Sanatın vereceği ders hakkında en iyi tahlili. Eğer bunlar dağınık ve parça parça okcak yerde. Şaheserlerde daima ahlâk! bir unsur görür. Bunlar hayatın vasıtaları değil. Fakat bir tablo veya statüyü överken. hayatm gayesidir. belki. Hasselerimizin tevlit ettiği hazlar. güzelliklerine kar$ı çok hassas idi. safiyet ve âîicsnabane hislerin kaynağı idi. Ruskin. V — Tabiat Hissi. Rusodanberi. 2 — Güzellik dini : Tabiatı peresttşten sonra. asla sadece teknikte kalmış değildir. Çocukluğundan itibaren Ruskin tabiatın. ilhamlar alır: "Müşahededen elde edilecek derunî sevinç: Ebedî ve lâyefnadır. (Yedi lâmba) daki tahlilidir. hayret ve itminan doğar. meselâ gözünkü gruplaştırılsa ve ehenkleştiriise kıymetli tablolar meydana gelir kî bundan meserret. ve sevinç .— 152 — Amerikarîa böyle bir şehir vardır ki halâ (Ruskin) adı taşımaktadır. Bütün büyük sanat eserler?. Ruskin.» Bu. Dikkatli bir müşahade altında. her şey bir mâna kazanır ve bundan insan. tenkitçilik ve tarihçilikte göstermiştir. bunu göstermektedir. . (Görmek) düşünmeğe başlamak demektir. Ruskinde pek kuvvetlidir. modern edebiyatta mühim bir yer tutmuş olan ( Tabiat hissi ). bu yoldan olan rolünü. bunu tasvirlerindeki derinlik ve kat'iyct ile yeniler. • • Onun için tabiat : Büyük mürebbiye . güzelliğe tapma da kolaydır.

Bu şartlar. Artistin diğer üç lâmbası da : Hayat. Yani yalancı lüksü. Yalnız şunu hatırımızda tulahm ki: Güzel eserler yaratmak veya sadece bunları anlamak İçin. bayağılaşmış proletarya devri der.n bir manzarası veya bir sanat esen karşısında hayran kalan bu bediiyatçı. ancak doğru kalblerin ve asîi ruhların işidir. maddî ihtiras devri. Hakikî güzellik : ovalar. denizlerdir. Tabiate perestiş hissinden ayrılmaz bir halde olan yüksek san'atı anlamak. bayağıdır. sefilânedir. hafıza. hürriyettir. insanların çoğunun vaziyetleri. kuru ve biraz skolâstikçesinedir. Samimiyetle tabiattan alınmış şekiller ve manzaralardır. Bu türlü hürriyet. kendi kudretinden daha üst bir şey realize eder. aldatıcı ve hayalî değildir. hakikî ve sade ahsnkten başka bir şey değildir. İkinci lâmba: Doğruluktur. Güzelliğin alâmeti: tezyinattı sadelik ve sadakattir. Bir ağacın kuvvetle serpilmesi gibi. Fazla süslere bürünmüş olması değildir. Yaşadığı devreye: makine devri. hakikatten doğar. İngiliz zihniyeti aleyhindedir: .. dağlar.— 153 — Birinci lâmba: Fedakârlık lambasıdır. Resimdeki kuvvet ve kudret. çirkindir. bunu herkes için istemesi ve bu yolda uğraşmasıdır. Yani bir eserin vücude gelişinde hâtıra zenginliğinin ve duyuş tazeliğinin. bu güzelliklerden istifade edecek gibi değildir. 3 — İçtimaî mesele : Bu güzellik dininden yalmz bir avuç insan mı istifade edecek? — Ruskinin büyüklüğü. Güzellik • kuv' vetli. bir nizama iradî mutavaat olan hürriyet hissinin de mühim tesiri vardır. Sanat. insiyakî bir surette ahlâk kanunlarına uyarak yaşamak lâzımdır. serveti atmaktır. o demektir ki bununla ait is t. Tabiat.

itidale ve hikmete dönmektedir. kendi çocuklarının binlerce hattâ on binlercesini pamuğun fiati üzerine bir tesir yapacak mı diye. 4 — Fazla makinecillk aleyhtarlığı Ruskin'e göre deva sadeliğe. Modem sanayi. bange/lerin fakir tabakayı soyanların hile ile.- 154 — * Büyük bir millet.birbirleriyle mücadsle ve kıtale sevketmez. fakir çocuklarını gübrelik sisleri içinde öldürmez. ingiliz cemiyetine çok fenalık yapmıştır. siz ya bir alet veya bir insan yapabilirsiniz. bu müeadelede hangi tarafın haklı olduğunu hiç düşünmiyerek . Bu : müraî. Büyük bir millet: kızlarım erkek kardeşlerinin önünde kesen ve bütün gençlerini Beharın köy mezbehalanndaki kuzulardan daha sur'atle. Fakat ikisini birden yapamazsınız. haris ve cani gördüğü ingiliz sosyetesine karşı isyan bayrağını kaldırmaktır. «Bir insanı. bir satırda kesen (Polonya katliâmı) bir adama (Rus çarına) sefir göndermez. elifi elifine kat'iyetle ça- . Ve üstesine bir de. İnsanlar makine gibi öyle dakikası dakikasına. müraiyane ve şeytanetkârane senpati göstermez. hileli iflâslar ile kasalarını doldurmalarına göz yumarken veya Cinde topların tehdidi altında za vallı halka afyon satarak insanları zehirliyen katilleri fngilterede büyük arazi satın almasına müsaade ederken fakir bir çocuğu beş altı ceviz çaldı diye zindana. at* maz. bu bapta. sermayedarlara haftada altı pens daha ziyade varidat getirecek diye. Büyük bir millet. Bu acı sözler. Tolstoyu hatırlatıyoruz. Burada Ruskin doktrininin en ütopik noktasına parmak basıyoruz. Büyük bir millet.

Çiçekleri kar yağmışa benzer. Milyonlarca amelenin eseretinc derin sebep .. makine olmaz. ve ölçü ve kollarından bir perkâr gibi daire çizmek beklerseniz o zaman o insanı evvelâ insanlıktan çıkarmak lâzım gelir. Eğer insanın elinden çıkan bir şeyin olmasını isteyince ve ona böyle makine katiyeti gibi telâkki etmekten vez geçince insan tembel ve mütereddit oluyorsa. insan.. vatandaşlarına şu tavsiyede bulunuyor : " Kafi zaruret olmadıkça. bunu yabanî zeytin dalı sembolünde pek güzel tasvir eder.— 155 Iışmak için yara di İmiş tır. Ruskin.. büyür.. feyizlij ve hür bir sulh.. Amma bu bulutların arkasından başka bir güneş doğacaktır . Ruskin. Çünkü bu hal ile beraber onda en yüksek bulutlar kadar yüksek başka bir halde doğar. Bu bulutlar siyah veya patlak olabilir. Eğer insanın parmaklarından bir çarkın dişleri gibi bir i. başka bir tecelli zuhur edecektir. bu mihaniki ve seri iş meselesidir. yabani zeytin gibi olmalıdır. Kayaları salkım salkım çiçekleriyle. hiç kimseden itina görm eksizin.. zafer tacı : Maşfniztn ve merkantilizm sebebile mihverinden çok uzaklaşmış olan hayatın gayesini gene tam mihverine getirerek söylemek istersek hayatın ereği şudur: Sevim* li. Ne kadar uğraşsamz. gene zararı yok. büyük yeşil dallarile şenlen* dirmez. meğer ki büyük eseflerin hâtırasını muhafaza etmek için ola. boz . 5 — Yabani zeytin. Yabanî zeytin. «Zafer tacı. Meyvesi de.. Taklidi ve herhangibir kopyeyi asla teşci etmeyin. Bunun da ehemmiyeti yoktur.. hakikaten (icad) olmayan bir şeyi imal etmeyin.

ona (Bayrot) da (ahlâk ve sanat mabedi) ni kurduracak parayı verdi. Fakat unutmamalıdır ki o. onu (Bavyera) kralına dost yaptı. lüzumundan fazla sanayileşmenin zararlarım yük ek sesile ilân etmiştir. Bunun . karşılıklı itimat ve aşk. eserini böyle. olma. musuki île halkı. varlık âleminin hududsuzluğu ve sırları bu hayatın ve dünya^ nın en büyük servetleridir. En kuvvetli şairane eseri (Nibelung'in yüzüğü tetralojisi) dir. Açık ve temiz kalblüik.— 156 — yaprakları ve düğümlü düğümlü daliarı arasında ufak tefektir. tiyatro ile. buna benzemelidir. Güzel bir tesadüf. bütün bunlar. Rişar Vağner [1813 — 1883] 1813 de Lsyibziğde doğan Vağner. başkalarını sulh ve sükûnet içinde görme. musiki debâsile ünlüdür. tantanasız ve tatlı bir hayat sembolüdür. başkalarının acılarına ortak. şatafatsız. (Yabani zeytin tacı) Bu büyük artist. güzel ırmaklar. budunu yükseltmek sevdasında idi. bütün güzel sanatlarla: Şiirle. Muhteşem değildir. İşte hayat. arzın güzel çiçekleri. incdeşmiş basitliğe ve az çok ilerileraîş köylülüğe. bir rüya ile bitiriyor. ve üstümüzdeki lâcivert gök. Ülküsü. altın devre donmekdir Bununla beraber Ruskin. Kral. O. Bütün insanlara da kalb ve tuhua hakikî hazinelerini yan! faziletin esasını teşkil eden beşeiî ve tabiî güzelliklerden istifadeyi tavsiye eder.

herbangîbir yerde. Bununla beraber kaba saba bir tahlili yapılabilir. Ahmak ve kısır bir malikiyet. Tıpkı Viktor Hügonun (Asırların efsanesi) nde yaptJğı gibi. 8u yüzük (Nibelung) Ren kızlarından çalınıp getirilmiştir. iki sebebten neşet ediyor: Mabutlarda büyük zülumkârhk. daha müthiş bir dragon oluyor.— 157 — musiki örgüsü için Vağner. yirmi seneden fazla çalışmıştır. Fakat bu altını. iki dev kavgaya tutuşuyorlar. Bunun ihtirasındaki ahmaklık şu sözünde pek açık ifade etnoiştii: "Uyuyorum ve zenginim. . maddî ve fena muameleci kudreti temsil ediyor. Kendilerine verilen altın yüzüğün başında. Burada altın: Fena ihtiras. Ve Fahner. Ve İnşaat bedeli olmak üzere onlara (Altın yüzük) vermek istediler. Vağner. Esas itibarile altin. bunu daha iyi muhafaza ve müdafaa edebilmek üzere dev... Mabutlar devlere (Valhalla) yüksek meskenini inşa ettirmek istediler. 1 — Altının şeamet ve melaneti: Bütün mukaddes efsanelerde olduğu gibi burada da başlangıç. pek vâzth değildir. B J eserin felsefî kıymeti hakkında çok münakaşalar yapılmıştır. kardeş Fasoliyi öldürüyor.. kullanıyor da değil. Fahnerde de kaba bir egoizm doğurtmasından. yııt. malikimi. Altının şeameti. insanın kibir ve hırs yüzünden boşanarak dünyaya saldırdığı gûndenberi her iyi şeyi yıkan birse» amet ve mePânettir. insanı bozucudur. Eser. Bu hazineye tek başına sahip kalınca. Ve zaten zülüm ve cinayetlere sebeb olmağa devam etmektedir. bunu yazarken eski iskandinav efsanelerinden istifade ile ona istediği gibi kendi düşünce ve duygularını vermiştir.cı ve kaba bir hasislik.

bununla baçka şey kastetmektedir. hissî bir temayülden ibaretti. ormanlara alışkın insanlar gibi har şeye yakındır. Bizi fenalıktan. Sigfrit. ancak. Ormanda da hayvanca bir istirahat içinde yaşamak istemiyor. çocukluklarına tamamen maliktir. Fafner de: Doymaz hırslarile dimağ ve kalbleri kararıp keselerini doldurmaktan başka bir şey düşünmeyen burjuvaziyi temsil eder. Bu itibarla Mimenin sun'i mürailiği ile taban tabana zıttır. kahraman Sigfrit ile mabut Votan arasında farzolunan efsaneyi akrabalığı bir tarafa bırakalım. aydan bile. yanında kendine benziyen bir insanın. İhtilâlciliği. . renahk. muvaffakiyete ezelden namzet bir kahraman kurtarabilir.O. arkadaşlık hususunda. bir çocuk gib (kendiliğinden) li. servet üzerine kurulmuş eski sosyeteyi. bize Mime tarafından — Fafnerden altın yüzüğü zorla aldırmak maksadiy[e — bir ormanda büyütülmekte olarak takdim ediliyor: Kuvvet ve kudretini. Mimeye tercih eder. ondan ruhan pek uzaktır*. 1848 ihtilâline iştirak etti. coşkun bîr yarahhşın sağiamiiklaaına. Hakikatte ise Vağner. Şunun üstüne parmağımızı iyi basalım ki şair. gürbüz. O devirde. Şöyie ki: Mabutların Valhallasi.— 158 - Bazıları derler ki Vağ-ner. 2 — Kurtaricı kahraman. Eserdeki. (Dresde) de Saksonya kralının kilise baş mugannisi olan Vağner. buna mübtezel bir mükemmeliyet portresi çizmiyor. dünyanın içindedir. diye nefyolunmuştur. bu işler için hiç müsamaha edilmiyordu. kaprislerine. gençlik kaynağından ve iptidaî devrin hür usaresinden alan temiz ve kuvvetli bir genç. politika cereyanlarına filen karışmış değildir. Bu delikanlı: Bir atlet gibi . Sigfrit. Mime. bir ruh kardeşinin bulunmamasından muztariptir. Dağda.

Şüphesiz ki açık renk ve parlak gözleri. Bu teshir eden-güzellik karşısında. nereye istersem gidebiliirim. homurdanarak beni dinlemeğe başladı... ispinoz kuşu gibi hür. sen benim babam değilsin.. Fakat bunun*. düdüğümü öttürdüm.. Ben hürrûm ve bunu yapabilirim. Balkandan bir ayı çıktı geldi. şimdi gülüyor. bir şimal Herkülü olabilmesi için: Devleri öldürmesi. yok yok bunlarınkinden de güzeldir. (Ormanın mırıltıları) senfonisi.. "Ben. ağaçların hışıltısı arasında kaybolmuş Siğfriti tasvir eder. Sen. az gizli kalmış her şeyi nasıl uyandırdığını gösterir. Vağner bunu müzikden bekler. yalnız şimdi bu serin ormanı seviyorum. günün güzelliği bana.— 159 — Sig-frit: "Senden deha iyi bir arkadaş anyacağım. geyiklerin karacaların gözleri gibi parlak imiştir. Bu (panteistik) hayaller. onda. "Ormandan çıkıp kaçmak ve buraya bir daha hiç dönmemek.. iz t irap içinde beni dünyaya getirmiş ve hemen ölmüş. Benim yurdum. Karşımda oiman türkü çağırıyor. uzaklarda. ruhunun açılıp kuvvetlenmesi ve engin hisler içine dalması lâzımdır. senden daha iyi idi. Ormanın ta ortalarında. Ormanda esen rüzgâr kadar hürrüm. Ah anam! Anamın simasını gözüm önüne nasıl getireyim? Ah getiremiyorum.. benimki gibi.. istikbal için pek vâdh görünüyor. Fakat bu bile. Niçin ölmüş? Bütün insanların analarr. yanıma iyi bir arkadaş gelip oturur mu diye. 3 — Tabiatle kaynaşma Bu muhteşem vahşicik bize. Beni tutan hiç bir şey yok. Yüzen balıklar gibi sevinçli. Belki daha iyi başka birini de bulabilirdim. Bunun için (tabiatle kaynaşma) şarttır. oğullarını dünyaya getirmek ıztirabından ölecek mi? . anasının hayali gözünün önünden gitmiyor. zincire vurulmuş masumları kurtarması.

korkunun ne olduğunu bilmez. Bu pervasız cesaretin sembolü: Sigfrit'in kendi döktüğü (Nothunğ)kılıcıdır ki ilk işi Fafneri yok etmek olmuştur. kavga kızıştı. anamı göreydirn... bu karma karış olma: Bsn bunları tatmak isterim. anamı göreydim. Fakat onun bu niyetinden. onu orman içinde korkutmak istedi. Mimenin teşvikile Sigfrit. Şigfritte gayri meş'ur bir cesaret var.. " O . Hamle hamleye giriştiler. „ Ormanın hışıltsile.. Düdük sesini müteakip Dragon ininden çıkt. Haniya?. Dragonun ini yanma sokuldu. Bu sayededir ki sonra.... . Bu dehşet. kuşların dillerinden bile anlamağa başlıyor. zekâsıda bambaşka oluyor. N. kalbi göğsünden dışarı fırlayacak gibi çarpar. Ah. „ Mime. fevkalâde birşey olur. Sigfriti korkutmak şöyle dursun onunla çocukça istihza etmeğe ve gülmeğe başladı. öten bir kuş vasıtasıle haberdar oldu. Sigfrit. etrafında herşey hareket ederhen insanın azaları titremeğe baslar hasseleri karma karış oiur başı dönmeğe başlar. Sigfril'in kalbinde doğan bu kuvvetli hislerle. „ Buna karşı Sigfrit şöyle diyor: "Filhakika bu. her şey vız vız vızıldarken. onu da bir kılıçta yere serdi. "Ormanda uz klarda her şey sallanırken. ormanın içinde. bu titreme.— 160 — Aman ne actklı şey. mırıldarken. Fakat bunu duyan kalbim gene demir gibi. kılıcını Tam bu sırada Mime de Sigfriîi öldürerek mei'un yüzüğe tek başına sahip olmak istiyor.hayet Sigfrit Dragonun kaibine. Mimenin suikast teşebbüsünden kendini kurtarıyor.: Bu dağ gibi büyüklüğü ve çirkinliği. oralardan geçen bir vahşi homurdanırken.

Sigfrit' "Nur içinde yatsın beni doğuran ana: Mnkaddes ve var olsun beni besliyen toprak ! Çünkü benim sevincimi gören şu gözleri gördüm!. (Brnnhilde) attık mabudlardevrinfr. Fakat Sigfrit. Brünhilde. uzaklarda bir kayanın dibine varıyor. altın yüzüğe sahip... ve yeni bir insaniyet devrinin — hür ve cesur Sigfrit nesli devrinin — başladığını ilân ediyor. seni tebessüm ederek sevmeliyim! Valhal'in parlak devrinden daha parlak devirler aç! Hoşça ka!. şimdilik kahramanlık ve kurtarıcılık seciye» sini tamamen muhafaza etmektedir. buraya — başka sebeblerle — kızı Brünhildeyi. Votaı?. "Tetraloji.— 161 — 5 — Pervasız cesaret Şimdi Sigfrit. ve katfolunan (Sigfrite) e yas havas! çalıyor.. ebedî uykuya daldırarak hapsetmiş. Filhakika o cltmdan ve hazineden nefret ediyor. Nihayet bu. ey mabutların parlak ihtişamı! Ey ebedî ırk ! Daima sevinç içinde yaşa 1 F.. ormandan çıkıp gidiyor. Kayanın dört çevresinden tıhsımlı ateşi geçen kahraman. kendi gururları yüzünden. mabudeyi uykusundan uyandırmış* İşte o zaman ikisinin de kalbinden bir zafer sevinci ve aşk tajm ş. "Nur içinde yatsın seni doğuran ana: Mukaddes ve var olsun seni besleyen toprak] Yalnız senin gözlerinin beni görmeğe hakkı vard 1 .. Sigfrit! Uyarıcı bahtiyar kahraman! Seni ne kadar sevdiğimi eğer hileydin. sinin son kısmında onu da bu akıbete düşürüyor. 11 . ey muhteşem seferlerin gayri meş'ur hazinesi ! Ben. Ben ancak senin için uyanacaktım! Ey Sigfrit. ey ulvî çocuk.cr. Bünhilde: "Ey kahraman çccuV.. Bu da kendinden evvelkiler gibi ayni mel'anete düşecek mi? Va £r. sevinç te bir titreme ile bitiyor. Bir kuşun sesine meftun olup onun ardından. kapandığı.

kalemini bu adaletsizliğe karşı şiddetle kullanmağa ve yegâne selâmet yolu gördüğü kendi doktrinini yaymağa başladı. Bu duygudan sonra. insanların çoğunun mahkûm olduğu yoksulluk acısını düşünerek ve insanlarda görerek pek müteessir oldu.ömrünün son yarısında. hep onundur. Her şeyim onundur. Tolstoy [1828 —1910] Zengin bir kont. mütebessim ölümüm hep.— 162 — Karanlık uçurumlardan (tnabudların kara püskülü) gölgesi yükseliyor. Sigfrit: Yeni hayat. Fafner: Hayvan! ihtiras. Bu saat. taze ve ilk enerji ile dolu. benim için. ünlü muharrir olan Leon Tolstoy «1828 — 1910» . 6 — Netice Pek mufassal olan Tetrolcjiden yalnız şu birkaç sembolü olsun hatırımızda tutalım: Mabudların Valhaliası: Başkalarını ezme sarhoşluğunun ifadesi. orman bahan. derin ve yüksek aşkım. Kanlarla sulanmış hazine* lerden kısır ve hayvanı zevk ve istifadedir. Sigfrit'in yıldızı parlıyor. onun ruhu altındayım. zabit. köylü centilmen. Tabi! saf ve sadelik ile lirik ateşin zaferidir. göz yaşlarile inşa edilmiş Tiraninin timsali ve kibir abidesidir. .

bo zulduğuna. müraî. Adamım. Tolstoyun böyle vicdan şahlanmaları... "Bu manevî ıstırap ona. Zengin bir memur. diye gezmiş.. Rusonun izinden yürüyen Tolstoy. amma sadece kesesini doldurmağı düşünmüş. şerit gibi. Bütün hatâların kaynağı şudur: Boş.— 163 — 1 Kendimize karşı samimiyet Tamamen temiz bir hayatın ilk çattı: Her günkü hayatın dışına ait sun'îiiklerini kabul etmekten mütevellit fenalıkları apaçuc anlamaktır. bu gece düşündüğü şu fi- . gözünün önünden geçiriyor: İyi ve faydalı hiçbir şey yapmadığına kani oluyor. iyi ve faziletli gösterir. Egoistlikten mütevellit bir cehalet neticesinde bunu şimdiye kadar öğreneme diğinden. 1884 te Moskovanın fakir bir mahallesini dolaşırken vaki olmuştur. tasan. mühim bir burjuva olan Ivan. monoton. kendi özüle büyük bir mücadele. boş ve egoist bir ömür sürmeği. veya dıştan kuvvetli bir darbe iledir ki itiyadın pençesinden yakasını kurtarıp hakikî sefaletini idrak edebilir. bilhassa "fvan lllıtch'in ölümü. Ölüm döşeğinde bütün mazisini. modern cemiyetlerin fenalaştığına. kendisini bu işi tasvip eder mevkide görmek ile kendini itham etli. vaki olan sükûtu ile. kısır ve hattâ fena olan şeyleri normal görmek. İtiyat o kadar kuvvetlidir ki: Bize. insanların ıstıraplarını çoğalttığına kanidir. mütebeddil. Buradan dönüşte yeis ve dehşete düştü. idrakinde anî şimşek çakmalar. adî bir şey. eserinde çoktur. bir kaza neticesinde başına gelen uzun veisdıraplı bir hastalıktan sonra ölmek üzeredir. Mazisi böyle gözünün önüne gelince ona bir sıkıntı basıyor. Tolstoyu uyandıran darbe.

kızını doktoru görünce. içinde bulunan adi vaziyet He memnun olmağı Tohtoyun eseri kadar sarsan hiç bir eser yoktur. grup halinde olunca... Fakat onlan. onlarda -sanki aynada gibi. Tolstoy Çarların zuîmunun tevlit ettiği bu safsataya karşı «Nıkola Pa!kin> eserinde ateşler püskürür: . kat'iyetle tasdik ettird'.. mecburiyetinde içtimaî yalan nedh? olduğumuz — "İnsanlar. diyordu. yüksek sosyeteye karşı duyduğu isyanları hatırladı. sonra refikasını. bir şeyi sadece ekseriyetin iyidir. 2 — içtimaî valan: Behemehal kurtulmak . hayat böyle değildir. demesiyle hepsinin de böyle demesi. aiie hayatını tanzim!. Memuriyetîndeki hizmetleri. Sabahleyin hizmetçisini. İnsanlar beşer tarihinin cinayetlerle dolu olduğunu gö rüıler. Nadir de olsa bazen. Bu isyan zamanları bunları çabucak dağıtsa da hayatının en kıymetli zamanlarıyle. Bu halde şimdi ilk vazife: Kendini ve etrafını tetkik etmek ve olmaklığımız lâzım geldiği gayet vâzih bir fikir edinmektir. bunların her hareketi ve her sözü o gece kendisine zahir olan hakikati..— 164 — kirden geliyordu: Eğer benim bütün hayatım «olması lâzım geldiği gibi yani iyi» olmazsa benim halim ne olur? İlk evvel: Hayır. ve bütün hayatı boyunca bunları acı acı hatırlad'. ona benzer şeyleri kendi zamanlarında görünce hiç ses çıkarmazlar. ve tasdik ederler. müthiş ve muazzam bir yalandan ibaretmiş. Artek tamamen anladı ki şimdiye kadar geçen hayatı..gördü... der. monden şeylere alâkast neye yarardı? Birden bire bunlara arkasını döndü. Fakat bir an evvel düşündü ki bu bir hakikat olabilir. Kendini. Ahlâkî rehaveti.

böyle samimi ve sağlam ahlâk üzerine kurarak hakikî «yeniden doğma» . Bütün bu korkunç manzaralar.. cemiyet için yaşamağa sarılmaktır. Dört el ile içtimaî ahlâka. fakat biz görmüyoruy. deiin hayrete düşürecektir. her zaman böyle olmuştun Bizde de böyle olacaktır. sözünün kayıtsız ve şartsız taraftandır..ğın formalitelerine düşmandır. müstakbel nesilleri. . Bunun için Rus kilisesi. öyle ise asıl temel iş: Kalbimizi temizlemektir. sadece ahlâkîdir. Başkalarına yardım ve cömertlik ile mûterafik değilse. sol yanağınl da çevir!. san'at ve ilim. bunların çoluk çocukları da açlıktan ölüyorlar. onu aforozlamiştır. birer mefsedet ve egoizm vasıtasından başka bir şey değildir. Tolstoya göre. Bu. bedenen ve ruban mahvolmaktadır. Tıp* ki dedelerimizin de kendi zamanlarındaki çirkinlikleri görmedikleri gibi. despotların zulmünü normal telâkki ve kendi kendilerini aldatmakta devam ettikleri müddetçe ilimlerin ve müesseselerin ilerlemesinin hiç kıymet ve ehemmiyeti yoktur. Yanliz Tolstoy. Tolstoy'a göre manevî varlığımızı. bugünkülerin canlılığı ve hissizliği karşısında. Milyonlarca adam fabrikalar esaretinde. can çekişiyor. bizim böbürlendiğimiz.. Bizim zamanımızda da mazinin çirkinlikleri var. Hiristiyanl. 3 — Ahlâk ne? Hastalığı böylece tesbit ettikten soma bunun devası — Deva. 5 — Yeni hayat . insanlar. İsanın "Sağ yanağına bir tokat vurana..- 165 - "Ayni çirkin şeyler var. zindanlara atılmış. 4 — Din Tolstoy. Üç yüz bin adam. Yaptığımız hatâlara karşı biz de köileştik.

Kadını. büyük bir şahsiyet olup. müthiş.Bâsü badelmevt» inde bunu tasvir eder. fenalıktan daima çekinmek. Böylece onu sefalete attı. iyiliğe karşı . Mahkûm olan kadın Sibirya zindanlarına sevkedlliyor. Koğdu. içkiye düşkündür ve cemiyet onu. Son romanı olan «Resurrection. Nekuldofun kalbine. Normal düşütçe. Zengin ve münevver olan bu kont. bu hadiseyi tamamen tabiî bulur. Sibiryaya onunla gideceğini beyan ediyor. nedamet ateşleri içine düşüyor. Eserin kahramanı olan «Nekuldof». O kadın ki cahildir. kendini zararlı bir kadının hizmetine hasretmek üzere hepsini terkediyor. trajik şefkatli. Halbuki o. zindanlarda arayıp bularak izdivaç teklif ediyor. içtimaî yalanlara karşı en gür bağıran. Bu sırada mahkemeye her türlü fenalıkları yapmış ve nihayet katil ile itham edilmiş bir kadın geliyor. Hem vaktile patronu oluşundan hem de şimdi hâkim mevkiinde bulunuşundan kendini bu mesele karşısında iki kat mes'ul sayıyordu. egoist bir içtimaî nizamı idameye sky olup vicdanı tatmin etmediği ve bunun nefrete şayan bir komedi olduğu. yakıcı samimiyetli. Fakat bütün bu çalışmaları neticesinde «yeni hayat» a götüren <Bâsü badelmevt» i hissettikçe temel ahlâk kanunlarım daha kuvvetle anlamağa başlıyor: Her mahlûku candan sevmek. hüküm giyen bu kadın evvelce ailesinin hizmetçisi idi. iki şey doğuyor: Biri beşerin adaletinin şekli.— 166 — mizı temin etmek lâzımdır. 6 — Netice: Tolstoy. sathî. çirkindir. Diğeri. Kont için bu. içinden atmıştır. Ruso gibi. Ve hatâsını tamir etmeği arıyor. Moskovada jürüiğe seçiliyor. uzun bir tecrübe ve uğraş• ma oluyor.

Bunda ötedenberi gelmiş işleri yapmakla insan kendim faziletli ve iyi zanneder. İtalya Münihte dolaştı. gider. ferdin böyle basma kalıp ahlâka karşı isyan ederek. Hürriyet deyirce anladığı şey: içtimaî konvansiyonun dar. 1 — Hürriyet : Büyük romantiklerden Hügo ve Misele gibi. çok fakirlik çekti. miskin ve felce uğratan şeylerin tamamen zıddıdır. Edebiyatta romantizme saliktir. Donmuş ve tembel ruhları hareket ve hararete getirmek için haykırır. ve gittikçe gereneğin içine saplanır. dram şiirleriyle ûn kazanmazdan evvel.— 167 — eşsiz ihtiraslı bir ahlâkçıdır. Eserleri ahlâkîdir. Sesi 19 uncu asrın en kuvvetli ve keskin ahiâk mayası ve samimiyete davet edicfsidir. nihayet hâkîk! ahlâkı bulmasını tasvir eden dramları pek kuvvetlidir. Ibsen [1828 — 1936] 1828 de doğan Nerveçli Ibsen. Ibsen de beşer hürriyetinden pek yüksek neticeler bekler. Bu . Norveç. Ibsene göte cemiyetlerin yarattığı ahlâk birtakım (batıla • prejüje) lerden ve hakikatte ahlâkî bir kıymeti ol* mayıp itiyatlardan doğan hal ve hareket kaidelerinden ibarettir. Bu nevi ahlâka düşman olan Ibsenin.

Bunun için başlıca iki şart lâzımdır: Birincisi. en iyi temsil eden eseri «Bebenin evi> adlı dramıdır. Evinin içinde hayat. bir kere de kapısında < Burad? herkes. tamamen basma kalıp ve batıl fikirlerle yoğrulmuş âdi bir insan. (Per Gynt). tamamen monoton. ve zannediyor ki vazifesi: bu zindandan kurtularak daha ziyade hareret ve hamle ile yaşamaktır. Eserin başlıca şahsiyetleri (Helver ) ile karısı (Nora) dır.. Bu vaziyet karşısında. tıpkı c m s z bebeklerin varlığı gibi. 2 — Ferdiyetçiliğin hudutları: Ibsenin bu hürriyetçiliğine bakıp ta insanı tamamen serbest bıraktığını ve intizamsız bir hürriyet ve anarşiye teşvik ettiğini zannetmiyelim. karısının ruhunda bir is/an patlıyor. Bir mesele hakkında nasıl düşüneceği evvelden belli. Bu adam. kendi içine kapanır! > yazılı bir tımarhaneye götürür. Bu ruhî haleti. madd! ve dar egoizmi kırmak. olan mahlûkların yanına. Fert için hürriyet isteyişi ferdin büyük işler meydana getirmesi içindir.tek başına kalmak pahasına da olsa itaat etmektir. Yoksa insanı bozmak ve ahlâksızlık yapmak değildir.— 168 — bapta ve cesaret: herkesle beraber (Çarşambadır Çar samba) demlyerek.. ancak kendi kalbinin derinliklerin* den kendiliğinden gelen hissiyata .. Ibsen. bu eserinde bizi bir kere yer altında yaşayan ve şiarları < Yalnız kendini kayır! .. kendisini bütün arzu ve ihtiraslara kaptırmış bir egoisttir.. Ibsen bu eserinde gösterir ki İnsanın . Buna dair en güzel piyes: (Per Gynt) tir. bir fıçı gibi. " Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin! ? mısraını şiar edinmektir..

hakikate ulaşa bilir. halk düşmanı na* zariyle bakar. Sebebi. Ibsenin kahramanlarından biri olan (Brand ) . (Vahşi Ördek) eseri bunu temsil eder. Her türlü kibir gururlara sayısız can sıkıntılarına sebep olan (atnour propre — izzet-i nefis) ile.— 169 — zevke tabiî kaprislerine bi/akması. Bunun faydasi olmaz. Bazen halk. henüz bir batılalardan siikinemiyen lere otoritesini kullanarak. ruhan derlenip toplanarak iç sükûnetine kavuşmağa sevkeden (amour de soi — kendine sevgi ve saygı) arasındaki zıddiyeti Jan Jak Ruso tamamen göstermişti. Maddi ve kaba huzuzata kat'iyyen gönlü akmaz. akdye ve seciye ferdiyetçidir ki. Ibsen. ayni dersi yenilemiştir. . Kütle ile yüksek şahsiyetler arasında bu noktadan. her şeyden ruh kuvveti. Hakikî ferdiyetçi. henüz daha kanatları tüylenmemiş olanları uçurmak istemişti. bilâkis insanlıktan vazgeçerek. halk aşıklarına. nefsine halcim olma. hislerde sebat ve iç sükûneti ister. ikinci şart şudur: Ammenin kanaatları üstüne çtk mı ş olan ferdiyetçi. hayvanlığa inmesi demektir. Yoksa bu dışarıdan herhangibir nas (döğme) veya kanun ile verilemez. dolgan ve ahenkli bir insan hayatı yaşamak değil. zekâ ve iradesinin kuvvetine rağmen muvaffak olamadı. Kütlenin kabul ettiği akideleri ve düzeltmek ve ve insanları gittikçe yanlış yoldan kurtarmak istfyenlere karşı. " siz benim gibi yükselin! „ dememelidir. kütle maalesef soğuktur. Hsr fert ancak mufaza ve irade kuvveti iledir ki. bir çok ihtilalar olacaktır. nura tahammül edebilmek üzere birdenbire ve en kuvvetle tenvire çalışmak. Çok zarif ruhları. onları tamamen kaybetmek ve ıstıraba düşürmek demektir.

Bîr tunç levha olmak. egoizm tuzağına düşmemek. bu durgun muhitte. Çelik bir iradesi var. Bunda alelade hayat. Herkes için tek bir gaye vardır. en benzer surette. can ve gönüllerimizi birleştirerek temizleme işine baş vuralım. icabında. geliniz bana! ruhlarımızı bîrbirne dayıyarak. Burada yaşıyan fakir balıkçılar. bütün ruhları tutuşturabilecek. Ey benim doğduğum bu derelerde güç bir hayat yaşıyan insanlar. bu zavallı sürüyü bu sefil ve acıklı vaziyette tutmak için onları itiyat ve akideleri içinde hapsetmekten başka hiçbir şey düşünmüyor. bunun üstüne Tanrı ne isterse yazar» . bir alev gibi beliriyor. tek başına ulaşabilmek. Yeni gelen Pastur Brand. belki (Brand) eserinde görürüz. burada boğucu ve hüzünlü bir peyizaj ile yerini değiştirmiştir: Buzlu sisler arasında kaybolmuş bir Norveç fiyort1]'. Onun istediği kahramanın portresini. en sönük renklerle tasvir edilmiştir. kararsızlığı alaşağı edelim. Büyük işlere şahlanıyor. Nursuz bir hayat yaşamaktan nefret ediyor: «İnsanı hür kılan da. Her şey dökülüp saçıldığı perişan olduğu halde o bütündür. Başlarına geçmiş olan mahdut kafalı adam köy ağası. yalanı susturalım ve genç bir arslan olan iradeyi uyandıralım. Bu dram. (Bebek evi) zindanı. kendi ulaştığı yüksek noktaya kütleyi maharetle çekmeği bilmek: fşte Ibsenin aradığı kahraman. Burada harap bir köyün evleri falegierin gölgesine sıkışmıştır. Küçüklerde de büyüklerde de aynidir. yaşatan da iradedir. kıskançlığa kurban gitmek üzeredirler. 1864 Slesvİg muharebesinden sonra. açlığa.— 170 — 3 — İrade kahramanı Hakikate. hasisliğe. kahramanca hare* ketlere susamış bir adam. politikanın adiliği ve darlığı tesirile yazılmıştır.

Brand.. her günkü maddî ihtiyaçlarının ardından koşmağa başlıyorlar. beşeriyetin daha şerefli devresi geleceğine bir (üçüncü hükümranlığa) inanır. Kütle. öyle hareket ediyor.. kendini dinleyen insanları. cesur ve temiz adam yapmak istiyor. lâkin sonu muvaffakiyetsizlik. bir avalanş altında öiüp kalıyor. fatihlerin idi: Maddî ve askeiî kuvvete .— 171 Brand. insanları. söyliyorlar. tik hükümranlık.. Kütle tepeden koşa koşa iniyor. yol biraz güçleşir güçleşmez kütlede cesaretsizlik ve mırıldanma başlıyor. Hasılı Brandın hayatı yüksek bir manevî inkilâp yapmak teşebbüslerîle dolu. O. Büyük romantik şairler gibi lbsen de. mükemmel bir (adam) olmağı bildi.. o vazifesinin başından ayrılıp gitmeği reddediyor ve çocuğunu kurban veriyor. en yüce tepelere çıkarmak) istiyor.. Amma sonra ıstırap ve fedakârlık devresi geliyor. kendisini taklit etmesini istedi. evvelâ orun ardından gitmeğe niyetlenmiş görünüyor. Yalnız bunu pek mübhem tasvir etmiştir. Biraz daha ilerleyip yorulunca. ölüm döşeğinde olan anasını hasisliğinden vazgeçmediği için ziyarete gitmiyor.. dar ve miskin akidelerinden. Hasta düsen çocuğunun. Tek başına kalan Brand. Brand düaünöyör ki ruhları uyandırmak için hal ve harekette çok sağlam olmak lâzımdır. evvelâ kendini iyi karşılıyor. yüksek ahlâkî hakikatlere taptırmak (şiir Iisanıle. Yola dizilip tepeye doğru çıkmağa başlayınca. Fiyordun sert iklimine dayanamıyacağını doktorlar. dirik. Fakat çürük bir niyet. sürüler ile balık geldi!.. diyor. köy ağası arkalarından yetişiyor: "Koşun. fakat imkânı olmıyan bir şahlanma istemesiyle kendini mahvetti: Bütün kütlenin. Muhit. 4 — Üçüncü hükümranlık: Bununla beraber ibsenin son sözü bedbinane değildir. Ha bire gayret. dar ve maddeci kiliseden kurtararak onları ebedi.

diyor. daha doğrusu bunların en iyileri. kinci hükümranlık. maddî realiteler mi? Yoksa sadece: Saadeti felâketlerle çarpışmakta bulan ve kendi kendine kâfi gelmeği. Ancak bu suretledir ki hakikî insaniyeti yaratabileceklerdir..- 172 - dayanıyordu. ve sonra beşeriyeti düşürdü. kimseye boyun eğmemeyi bilen. Amma memzuç olurlarsa en dolgun bir hayat yaşamış oluruz: O zaman ruh alevlenir ve enerji uyanır. Çünkü. ferdin kendi içinden gelmelidir: haricî bir iknadan değil. (Apotre — Havari) lerîn idi. Yalnız ıstırap İse kansızlaştırır. derunî hürriyet hissini tam bir surette inkişaf ettirme» liler. haz ve meserreti. Bunlar hal ve hareketletile takdire değer insanlardı amma bunlar unuttular ki iradelerin kuvvetlenmesi ve ilerilemesi. kuvvet. mert ve ahenkli bir ruha malikiyet mi? Bunu pek iyi seçemedik. salip ağacı ise ıstırap ve fedakârlığı temsil ediyor. Bu büyük ülküyü kim reaüze edecsk? lbsen: "Tanıma ağacı ile salip ağacının birleşmesi. Ibsenin şairane teşbihlerini. içleri ne ise dışları da öyle olmağı aramalılar. Tanıma ağacı. Her iki nevi de tek basma hâkim olunca bizi gaflette bırakır. Bugünün insanları. Bunnnla lbsen belki şunu demek istiyor: tasanın kalbinde kibir ve haz hüküm sürerse insanı bozar. hîr zaman her yerde vicdanlarının iyi ve doğru dediği şeyi istemeli ve bu adalet hissine göre hareket etmeği bilmeliler. Kalplerde ve ruhlardı derin bir İtaat itiyadı bıraktı. Onlarda işte bundan muvaffak olamadı. Bu ikisinin birleşmesinden yalnız ferdî değil saadet ve bahtiyarlık ta doğar. . kahramanlık Burada Ibsenin kastettiği saadet. kal1 i ifadelerle tercemeye imkân yok.

Ibsenin kahramanı ise ne baştır. ve bunun başlıca fikir- . kendi kalplerine doğan vazifeye misyoner varlıklarını vakfedeceklerdir. Vilyam Moris ( 1834 1899 ) Vilyam Morİ5. I§ci şâir ve muharrirdir. Ve bütün insaniyeti temsil ve ona hizmet edeceklerdir. ateşli nikbinliği ile dikkate şayandır. hakikatte ferdiyetçi değildirler. Ülküsünü realize etmcsile. İçtimaî yalanlar arasında temiz ve gürbüz bir kuvvet ve (ferdî yükselme) imkânının canlı bir hücceti şeklinde yükselir. Vaziyetterinde ve tiklilerinde tamamen samimîdir. fçi ne ise dışı o OIÎ çaktır. âlicenabane faliyetlf. fıtıî mevhibelerin tenevvüu. 1 — Hayatı ve eseri 1834 te orta halli bir aileden dünyaya geldi. ne hizmet edicidir. ( Rosetti) gibi şairler : ( Burn e j o v e s ) gibi ressamlarla dostluğu varch. Şairliğe döndü. fikren müstakildir. Kollej ve üniversitede iyi tahsil etti.— 173 — 5 — Netice: Fransız romantikleri. Biihassa (Ruskin) in tesiri aifrnda kaldî. örnek ve yüksek bir insan olmuştur. Rahipliğe girecekti: vazgeçti. Çünkü kahramanları.

Şiirler ve hikâyeler yazmakla beraber resme ve yağlı boyaya da çalışıyordu. Ostadı Ruskin gibi. Bu mesele. bundan cesaret alarak. ihtirasla. Moris tarafındın tekrar basılan bir eser de ( Toris Mor) un " Ütopi. Bir kaç arkadaşı ile beraber bir (tezyini sanatlar) evi açtı. Uzun. çok ün kazandı. Buna biraz sonra ('•kırmızı ev) denildi. 1891 de „ Hiç bir yer. Böylece. fabrika larin . " Sevinç ile yapılım* yan herhangibir iş. benimsedi. çalışkan. Moris. yapılmağa değer bir iş değildir. konferans vermeğe ve halk terbiyesi için çalışmağa da vakit bulabiliyordu. < Kırmızı ev > büyük muvaffekiyet kazandı. Burada evlerin ve resmî binaların tezyin işlerile uğraşıyordu. Buna ilâç olmak üzere sosyalist doktrinlerin . Bu işlerle beraber eserler de yazıyordu. Halbuki bu hal Makinecilik ve seri hayatına girdiğinden itibaren her yerde hemen bir kaide gibi oldu. iş. Renkli camlar. Heyecanlı ve genç ruhlu bir adamdı. insan için en büyük bedbahtlık: sevmeği işi yapmak mecburiyetinde kalmaktır. bir kölelik ve alçaltıcı bir şey oldu..— 174 — lerini. sidir. kitabettik yapmağa özendi.. Teknik o kadar ilerledi ki işçiyi. 10 uncu asn işgal eden en mühim meselelerden biridir. insanların uzaklaştırıcı çirkin ve karanlık nokta* lanna attı. Basacağı kitapların tipoğrafini ve resimlerini kendi yapıyordu. Bütüı bu işleri yanında. halı ressamlığı ve saire yapılıyordu. 2 — içtimaî mesele ve sanat Sanat ve güzellik ahlâkının ne olduğunu (Ruskîn) de görmüştük. ve müstakil bir hayattan sonra 1899 da öldü. kitabını yazdı ki bununla ütopistler sırasına girdi. Moris te şuna kanidir k>. dıvar resimleri. Ona en ziyade nüfuz edenlerden biri (Moris) tir. ve ( Kelmscott) da bir matbaa ve bir de kitabçı dükkânı açtı.

yeniden bir sevinç kaynağı yapmaktır. bir işi zevk duyarak yaparsa onda şahsî bir tam g ası olur. O zaman tngilterede bunu yapmak. sulh ve saadetin kaynağı. Moris'in öne sür* düğü fikir: işi. bütün içtimaî meselelerin bununla halledilip biteceğini zannediyor değildi. işine karşı insanın duyduğu zevkten ibarettir. ve o iş.— 175 — öne sürdüğü şey: menfaatin ilgasıdır. kıymetli kumaş ve saire gibi maddî lükslerin yerine. Ruskinden soma Moriste: < Sanat. „ yok etmektedir. halk sanat. İçtimaî sanat. Bunun içindir ki meslek! ter* biyeye ve bilhassa resme çok ehemmiyet verir. Morise göre her sanatın. Buna varabilmek için artist ite el sanatları sahihleri arasındaki duvarı kaldırmak lâzımdır. muesır bir muharriri şu formülünü : " iş bu. Moris. Fakat el sanatları yaptıkları şeyler de amelî ve kullanılan peyler olmalıdır. Nihayet İngiliz sosyalist partisine girdi. zevk ve zekâ ile yapılma ğa müsait bir yeri vardır. Altın. hayat verici bir Hümanizmin vasıtası olacaktır. eğlence değil. İnsan. bü - . hakkını almış olur. mahirânebir iş ile meydana gelebilecek gayet ucuz bir şey üzsrine yapılacak şekil kaim olmalıdır. bu suretle aristokrasiye münhasır kalmaktan kurtulur. Sanat. > Diyor. ve yükseltici. güzelliğin az çok bir ifadesi olur. Böyle olduğundan itibaren sanat eserlerin müşterileri çoğalır ve eJ işlerine ve sanatlarına güzellik girer. Sanat. Ve bu sayede amele de. Bu da encak en mütevazi işin de artistik bir surette yapılması ile mümkündür. ucuzca. Herkes. inci. sanattan istifade edebilir. demokratlaştırılmış olur.

Bunlar bir filozofun mülâhazaları değil bir artistin rüyasidir. eserini Moris.. Açık gökte güneşin tatlı ve ilik bir harareti ile insanın içi neşe ile doluyor. hürriyetin ve genişliğin tadı tadılıyor. Şehirlerin içinde dumanlı fabrika bacaları yok. hayal ve rüya âlemine kaçıyor ve o zaman bu «Hiç bir yerde. Münakaşa. insanların hepsi. genç görülüyor. Ve o gece modem hayatın çirkinliğinden. Zarif bir surette dıralara bürünmüş kadınlar. ziya ve güzellik muhiti olacakar. romanına eğlenceli bir mukaddeme ile girer: Bir akşam. Moris. Çünkü ev işi. Bütün bu nevi eserlerde görüldüğü veçhile.. ve hazinliğînden canı sıkılıyor.. Her şeyde ahenk ve güzellik var. baş döndürücü süratinden. sıhhatli ve güzeldirler^ Tem'z giyinmişlerdir. Morisindir: «Tasalı insanlar arasında çabuk ihtiyarlanır. Blâkis hürmete değer iştir. âdi bir iş değildir. hararetli ve mübhem geçmiş.. halk teibiyesinden ibarettir. takat içinde yaşanılan muhit: Sevinç. Evlerinin ve erkeklerinin işlerini kendileri görüyorlar. . Sonra balık istifi gibi yer altı trenine binip evine gitmiş.» kitabını yazıyor. iktisadî ve siyasî meseleler de var. müstakbel sosyeteye aid bir ütopi lomanının bir kaç faslı gibi gösterir. Müellifin evi de «misafirler evi» oluyor. Bu realiteden. ve bu terbiyede zevki yükseltmek isi. Bu da gösteriyor ki ona göre içtimaî meselenin sanat yüzünü halletmek kâfi değildir. hâkim fikir: Müşterek hayatta ve bütün vatandaşların tam müsavatıdır. 3 — "Hiç bir yer. çünkü hepsi mesuddurlar. meselenin can evi elmalıdır. geçtikleri yerlere küçük lavanta çiçeği dalları saçıyorlar. Bu «misafirler evi» rsde. Bununla beraber Morisin sosyalizmi. Şu güzel tâbir. > İnsanlar. bir dostu ile müstakbel sosyete hakkında konuşmuşlar.— 176 — yük bfr cesaretti.

hayatın kendisidir.. tutacağı işi tayinde serbest olacak. halkta yeniden sıhhî bir muvazene tesis etmiştir. Bu suretle her iş hoşa giden bir idman olacaktır ve hiç kimse bundan çekinecek değildir. Cinayetlerin çoğu yok olmuştur. her iş hoşuna gidecektir. Evlerin içleri de temizlik. bugünkü «Septe Jarden» tipidir. ot biçmek. > Morisin yeni şehri. Evler. Çocuklar.— 177 -Bundan başka «bir hanım için evini maharetli tanzim edebilmek bir zevktir.. çünkü ayrıca dinlenme için kâfi zamanı ve geliri vardır. içindedir. Evin ön tarafım tezyin bile bir sanat eseridir. Yeni adamın. Şehirlerden köye dönüş. biraz yapıcılık ve marangozluk öğreneceklerdir. Kezalik başka bîr grup . hürriyet içinde ve oyun ile terbiye edilecektir. İmal ettiği şeyleri de neşe içinde imal edeı. Bu taktirde işçilerin gayretini arttırmak için bi takım mükâfatlar ihdasına lüzum kalmıyacaktır. Böyle kendiliklerinden bir çok şeyler öğrenmiş olacaklardır. ormanlarda küçük midilli beygirler üstünden sıçramak. grup ormanlarda. Rusonun (ETHI) I gibi bir terbiye eski mânada mektep yok. Birtakım "birleşmiş atölyeler. herhangi bir iş icabt.. sevimli olur. Ceza F. Kendi kendilerine yüzmek. Çünkü o. Çocuklar.kuvvet ve*meharetlerini göstermek için. Herkes. birleşmesi lâzımgelen işçiler birleşerek çalışmaktadırlar. bahçeler.bir yolun tamiri ile meşguldür.. "işin mükâfatı. Seciyesi ve şahsî zevki. hakikî ihtiyaçlarını bilir ve yalnız faydalı olan şeyleri imal eder. * Morise göre şahsi mülkiyetin ilgas'. Ve köyler şen ve şataret içine gömülmüştür. yaptığı işde görülecektir. grup. kır larda. de var ki buralarda. insanda çalışma zevkini azaltmaz. ahenk ve güzellik örneği. plajlarda oynıyacaklar. Gönül arzusile ve hürriyet ile olunca iş -oıta zamandaki gibi angarya değil. 12 .

— 178 - kalmamış.İle gösterdi. Morise göre bu düşkünlüğün sebebi. Amma o. tahammül edilemez bir şey olmuş. bir sistem hahne koyacak kadar fikir kuvveti gösterememiştir. bunu i. tabiî bir faaliyet ve bahtiyarlık sevinci içinde bir arkadaşlık hayatı yaşamaktadır. insanı boğmağa ve hayatını çirkinleştirmeğe sebep oluyorsa o iş. lükse karşı mistik bir fesahat iie soz söylemekle kahniştt. Morisin sözleri. bugünkü (teknik rasyonalizasyon) karşısında masal gibi kalsa bile onun şu kanaati her zaman dikkat ve hürmete şayan kalacaktır: " Eğer is. umumî sahada. Mes'ut ve neşeli ve " şahsî serveti atıp saadete kavuşmuş olan bu insanlar. O. Yalnız moriste. sanat üzerine olan fikirleri ilâ sosyetenin düşkünKiğü sebebi üzerine olan fikridir. . Fakat Mbris. Feriler arasındaki musavalsızük nasıl yok olmuş İse milletler arasndaki rekabet te yok oinsu^. 4 — Netice Bu mucizelerin nasıl usule geldiğini Moristen sortnıyalım. iş iie makine arasındaki ahenksizlik iie bir de büyük mikyasta istihsal hırsıdır. csza fikri bile. bunların rüya olduğunu saylıyor. dikkate değer şey. derin bu surette gayri ahlâkîdir. Çünkü o da. Moristen evvel Ruskin de bu mealde fikirler öne sürmüştü. bu rüyalarını.

. Fizik ötesi demek: eşyayı en açık bir tarzda düşünebilme çalışmaları demektir. 1900 den sonra yalnız Felsefe ile uğraştı. Babası mistik bir filozoftu. İngilterede kalarak nihayet ingiliz vatandaşı oldu Vilyam. Ameri kaya dönerek. Ceymis (1842 — 1910) Vilyam Ceymis. Kendinden bir yaş küçük olan kardeşi ( Hanri ) ile beraber Fr an saya tahsile geldiler. Felsefî ilk eseri ( The will to belive = inanmak iradesi 1897 ) idi. Ceymis. = Master Degri ) sini 1870 de Harvard Üniversitesinden aldı. Hanrı. ince ve renkli tahliller yapma merakı onu Felsefeye çekip götürdü. FiziyoIoji ve nihayet felsefe hocalığı. genç Amerikan devletinin ruhunu pek iyi kavrayıp ona en uygun bir şekilde hitap etmeyi bildi. D . ilk önce Anotomi. 1902 de bir Psikolojik izahlar şaheseri olan (Varicties of Religions Expeiiencis = Dinî tecrübe başlıkları) nı yayınladı. 1872 den itibaren ölümüne kadar ( 1910 ) burada hocalık etti. Felsefeyi şöyle tarif eder: Eşya hakkında en iyi anlaşılabilecek bir şekilde düşünmek.— 179 — W . ( M . Psikoloji olaylarını. anatomi ve fizik ötesi tahlillerle doludur. Amer ikada hiç bir filozofun elde edemediği başarı ve halk arasında ün kazandı. Fransada ( Şarko ) ve diğer akü hastalıkları mütehassıslarının derslerime devam ettiler. 1842 de (Ncwyork) da dünyaya geldi. Ceymis'e göre. I89O da yazdığı ( Psikoloji) si.

. Fransız Ekolünün apaçıklığına vurgun olan Ceymis. bunu sokmamak için tıpkı bir hastalığa karşı uğraşan karan- .— 180 — 1907 de mejhur ( Pragmatizm ) ni 1909 da ( A Pluralîsttc Univers — Çoklu kâinat ) île ( Hakikatin mânası ) Ölümünden bir yıl sonra 1911de ( Bazî Felsefe meşeleri ) 1912 dr de ( Radikal Amprizm denemeleri ) çıktı. Bu akım içinde fikirler meselâ kandaki yuvarlaklar gibi geçmektedir.bir mutâsıdır. .koku. Eski ingiliz atomcu Psikoloji. onun karanlıklar içinde dolaşmayı sevmesinden değil.ki eşyayı yan yana gelmiş ayrı ayrı fikirler olmak üzere alırlar. Hiyum'un sandığı gribi sadece ayrı fikirleri kavrayıp yansıtmakla kalmaz. Araçsızlık. bir nisbetler sistemidir. fikri : haricî ve maddî realitenin bir aynası gibi kabul etmesindendir. Ceymis'e göre bu. Ceymis. Bu dokum. lems ve kalıp şeklinde . Fikir ve duyguların bir devamlı akımıdır. Akım. Felsefesini bilhassa bu son eserinde en açık anlatmıştır. Her şeyi bir döküm ve mâna içinde götür. Düşünce bir akımdır. aktüalite ve reaHte aşkıdır ki Ceymisl pragmatizme çekip götürmüştür. Tahlile ben de oradan başlıyacağım. Pragmatizm Ceymis'in düşüncesi ddma eşya üzerindedir. Bu meselede işe psikoloji ile başlamış ise bu. bazılarının sandığından çok daha ziyade İyi bir aynadır . eşyanın .Fizik ve Kimyanın bir kopyasından ibarettir. (Haris) ve başkaları Hegel felsefesini Amerikaya sokmak istediklerinde. Cermen Fizik ötesinin Pedantesk terimlerini hiç sevmez.

O Felsefeye : " Bir kuru lâf harmanı „ der. Hayat yolunda iyi olan her şey. pratik hayata uygun ve başarılı olması demektir. "Nasıl hal ve hareketimiz için uygun olan yolun adı (doğruluk) sa. Ceymis. Ceymis." Pragmatizm. (Uygunluk). geniş ve uzun vadeliliği de içine alır. Hakikat demek. Yoksa sonu gelmez münakaşalardan başka bir şey çıkmaz. Yoksa herhangibir nesnenin kopyaları değildir. ebedî ve değişmez. (hakikat) de: objektif bir nisbettir. bir tecrübenin formülleşmesi. (hakikat) in yeni bir tarifini yaptı. iyilik ve güzellik gibi. . Bunlar Öyieaçık mâna kazanmışoldular ki sanki Eflâtun'un meşhur mağarasından bir öğle güneşi altıea çıktılar. 1878 de ( Ch. «demişti. Peirce ) in „ Fikirlerimizi nasıl vâzıhlaştinrız?» başlıklı bir makalesinde: «Bir fikrin doğruluğunu anlamak için onun bir iş. Eski fizik ötesi problemlerini bu mehenge vurmağı sınadı. işte bu ilkeye sarıldı. Onları bu mehenge vurunca bir kimyevî tertipten elektrik akımı geçirmek gibi bir hal oldu. Nasıl ki (hükümler) ve (zaruretler) de böyle bir nispet meselesidir. bîr fikrin menşeini arayacak y&rde.— 181 — na doktorları ve memurları gibi uğraktı. Bu da şüphesiz ki faydasız bir şey demektir. Ceymis. bundan ilhanı alarak. düşüncelerimiz için uygun olan şey de hakikattir. Varılacak özel neticelerin önceden doğru hesaplanmasıdır. (Spinoza). Hakikat (iyi) nin bir türlüsü olup ondan tamamen ayrı bir sınıf değildir. (objektif nesnel) hakikat olarak alınır. Ceymis. Tabiat kanunları. aynı zamanda hakikattir de. onun meydana getiidiği neticelere bakar. bunu felsefenin temeli olarak almıştır. meydana getirtip getirtmediğine bakmalıyız.

. beşer hürriyetini kabul ederler. neticelere. meyvelere bakar. iradesine sahip mî? — Elbette. karemser ve septikdirler. Mizaçlar bu bapta iki türlüdür: 1 — Yumuşak ruhlular: dindarlığa mütemayildirler. Meselâ Ceymis. Zira Determinizmce inanacak olursak Hint mistiklerinden farkımız olmaz. hadiselere kıymet ikinciden. İnsan. zaruretlerdir. Darvenizm: menşe nedir? (Neblöz) lere daldı. Pragmatizm: (sonu ne?) yi aradı. Böyle ikisini armonize edebilecek bir fehefe var mı? Ceymis. Skolâstik: Eşyanın mahiyeti nedir sorusunun cevabını aradı. düşüncenin yönünü. 2 — Sert ruhlular: dinsiz ve materyalisttirler. iyimser ve münisttirler. bunu kurmağa uğraşmıştır. sorusuna cevap aradı. FataÜst..— 182 — Pragmatizm. Bazt meydana vermede mizaçtan mizaçlar da bu ikisinden birer parça katılarak gelmiştir. kategoriler. İdealist. Ploralistik. karanlıklarda dalıp kayboldu. geleceğe ve aksiyona çevirmiştir. Determinizim'i reddetmede birinci olmak üzere ikisi karmasidir. Bu suretle o. filân ve falan felsefeyi kabul ediyorsa bu (nesnel gerçek) i elde ettiğinden değil bünye ve mizacına uygun geliyor da ondan. Belirgin ve dağişmez nasları. Zaruretleri dikte eden burhanlar değildir. ilkeler. — İnsan. zarurî farz olunanlar üstünden aşarak da sona.. Burhanları bizi dikte eden.

Bunu ispatlamak için Ceymis. hayattan daha iyisini Eğer bizi bu sürmekte olduğumuzdan yata ulaştıran bîr fikir varsa. Halbuki bunu asıl: Gene toprak açma. vazifesinin ferdlere hizmet olduğunu iyi kavrasın ve yapsın. hattâ felsefe bile bir vasıtadır.. daha iyi ha- Onları almalıyız. bunları vereceği telâkkisini ilham ederek. kanal kurma. Ceymis'e göre her insanda gerek ferd. doğru bulmaz. bir uçsuz bucaksız sergüzeşt sahası g-ibi alsın. der. Uyanık olma ve ahlâki hayat için. manevî öte hayata inanır. muharebelere harcamaktadırlar. Tanrıya iman pek mühimdir. öyle bir hükümet lâzımdır k(. Tehlikelere ve başarısızlıklara rağmen cesaretle ilerleme telâkkisini eski Yunanlılardan kalma bir anıt taş üzerindeki yazı pek güzel açıklar: «Gemisi. gibi (tabiatle mücadele) de harcamahdtrlar. Her şey. her türlü dinlerdeki insanların tecrübelerini (Dinî tecrübeler) adındaki eserinde göstermiştir. Bu ihtiyat enerjiyi insanlar ve milletler. Ceymis. fırtına ile batmış bu sahilde gömülü bir . Diğer taraftan öyle bir felsefe lâzımdır ki kâinatı bir (şema) gibi değil. muhit ve zaman) a vererek ferde kıymet vermemesini.— 183 — Eğer sürmekte olduğumuz yaşatabilecek bir hayat varsa. insanı iğnelesin. bir çok mağlûbiyetler ve başarısızlıklarla dolu olmasına rağmen başarı ve zafer elde etmeği bilen insanlara. ferddir. ona göre esas. bataklık kurutma. Ceytnis. yani: Kâinata. gerek cemiyet için ayrıca ihtiyat enerji daima vardır. (Tain) in her terakkiyi: (ırk..

— 184 — gemici size-yelken açmağı tavsiye ediyor ı Birçok cesur gemiler . Her şeyin değerini (geniş fayda) ile ölçen (umumî menfaat) felsefesinde. Aliaha ısmarladık. İnsanın mukadderi hakkındaki bu büyük hakikate (Ceymis). ingiliz tecrüfcî felsefesinde Ve Amerikan hayat telkinlerinde Jdir. Prağmatizm'in kökü: Kant'ın amelî aklında. Yoksa felsefenin eski (Hakikatin ne olduğu meselesini) hal ettiğine kendide kani değildir. Cemis'in yaaşdıği günlerdeki Amerikan hayatını aksettirmektedir. ve tavsiye edilebilecek bir öğüt yok. son zamanın ilim . budur).biz burada batarken • Fıttinaya mukavemet etmektedirler. (Con Doi) der ki: Kâinatı bir (olup bitmiş) bir şey gibi değil de bir şans sahnesi gibi almak. .» Pragmatizm. (The Wıll to blieve — inanmak iradesi) ile vardı. Hoşça kaim. ve çevirmiştir. Akıl ve mantıkla vanlamiyan. Denebilecek bir şans. ölmezden biraz öce yazarak masasının üstünde bulunan şu yazısı pek iyi anlatmaktadır: Kesin bir hükt"m ve netice yok. Zaten birkat'î hüküm var mı ki ona dayanarak biz de bir neticeye varabilelim? (8u. Bakon'un tecrübî ingiliz felsefesini bir kere daha hayatta kendisine çevirmek istemiştir. Bunu. Şopenhavr'm (irade) sinde. Ceymis. Darvin'in: (En lâyık olan yaşayacaktır) mda.din mücadelesinde Kant ve Bergson gibi • Materyalizmin elinden dini kurtarmağa çalışmıştır.

Bütün felsefesini bu fikir üstüne kurar. 1 — Gerileme fikri: Niceye göre avrupa gerilemektedir. Müelliflerin çoğu. inzivada. Son Almanyamn da en büyük muharrirlerindendir. hakikî enerji ve kahramanane büyüklük yoksulluğu görmektedir. sebebi bu büyük dâhinin sıfatında. bir insanı kibre düşürecek . Bir çok insanların avamın . iikrinde iseler de Niçe . Sonraları aralarında Şiddetli kalem münakaşaları oldu. Sonradan Vağnerden nefret etmesi.•— 185 — Niçe (1844 — 1900) Üniversite prefösörlüğü ile işe başlıyan Niçe. Felsefesi. bayağılık. vatandaşlarını yükseltmekten ziyade bozup alçalttığını söyler.1871 Alman muzafferiyetinin. maddî refaha daldıkça o. Vağner'i ilk evvel âdeta perestiş ediyordu. Nicenin hayatı. yorgun ve uyuşmuş bir milleti uyandıracak hakikî bir din prensibi görüyordu. modern devrin ileri olduğunu ve daha da ilerlemekte olduğunu söyler. modern Avrupa üzerine en derin bir tesir yapmıştır. ( Vağner ) ile ilk evvel hürmetkar bir dostluk içinde yaşadı. eski yunan edebiyatını derin mütalâa ve tetkikten sonra kendine mahsus bir Felsefe öne sürdü. fen ve tekniğin inkişafı diye övündüğü şeyler . bu maddî ve adi zenginliğin altında . onun (Bayrot) itak muvaffakiyetini. asıl ilerlemenin bu olmadığını cesaretle bağırmıştır. ve neticelerinde 1870 ten sonra verdi. 1870 . korkaklık devri» der. Yaşadığı devir hakkında Egoizm. fenalığı şümullendirmekten başka bir şey değildir Almanya. hastalıkla ve ıstıraplar içinde ve nihayet deli olmakla bitti.

Felsefesinde... Bulunduğu halden memnun olma değil. Devrimiz en düşük devirdir. maalesef. En fena bozulma. Niceye göre beşeriyetin büyük devresi. Saadet nedir? — Bir mukavemeti yenme ve kudretin arttığını duymadır. bilhassa İtalyan intibah devrpsidir. Zaitlere ve gerilere yardım etmek mi? — Bundan daha zararlı bir şey var mı? Zaiftere ve deklâselere yardımı emreden hiristiyanlıktan daha muzir bir şey yoktur. hıristlyanlığm meş'um ve iğiâl ettirici tesirlerini zamanımızda dahi devam ettirmektedir. «Batıyordu amtna. inişli çıkışlıdır. 2 — Beşerin ülküsü: Bu halde gâb ilerliyen bu hayatin mânası nedii? Şimdi kendinden bazı parçalan alalım: "İyi nedir? — İnsanda. eski Yunan ile Rönesans devresi. Lüter diriltti» der. hırîstiyanhk ile başlamıştır. Fakat Nicenin bir de (ebedî dönüş) nazariyesi vardır.. Fena nedir? — Kökü zâfta olan her şey. . nura doğru çıkmanın yollarını gösterir. Nıçe hıristiyanlığın en büyük düşmanıdır. gene gelecektir. Beşerin hayatı. Ona göre demokrasi ve hürriyet gibi modern fikirler. fakat daha ziyade kudret sahibi olmayı arama. İşte insana muhabbetimizin birinci prensibi. Miskin faziletli değil fakat değerli ve yüksek kıymetli olma.. fakat harp.— 186 — kadar tantanalı ve bunda merkantil bir zihniyet görmesindedir.. Her şeyden evvel sulh değil. irade ve kudreti yükselten her şeydir. Üstün devirler. der. böylece. Zaifler ve geriler mahvoisun..

kültür zaferi. (fevkalbeşer) lere nasip olur. doğru fikirlere hararetle sarılmak. her fenalığa rağmen. modern medeniyetin bütün müsbet şekillerini ihtiva ediyordu: tefekkür hürriyeti. cesaret ve kahramanlık meylinin yolunu sapıttırdılar. onları birtakım rüyalara sevketmek ve aldatmak demektir. sürünün bu (küçük faziletleri).. on asır süren orta zamanın.— 187 "İtalyan Rönessans'ı. hür. ikinciler hastalarıdır. Beşerin tekâmülü için insanları asiller ve köleler diye ikiye ayırır. fenne ve beşerin fennî mazisine karşı heyecan. pek pahalıya mal oldu: Bunlar. Hıristiyanlığın. Fakat beşeriyete bu. sathîlikten Ve gösterişten nefret. Birinciler. Koyun kafalılık ve yumuşaklık bu dereceye çıkarılınca bu dünyada şöyle dursun. Hıristiyanlığın yaptığı işte budur. kendilerini her gün biraz daha en kvvetli ve en yüksek yapmağa uğraşan bir (güzideler zümres') dir. Bunu.. istibdada boyun eğmemek. (mes'ut olma)haklarından . 'İsaHa veya onun havarisi (Pol) da sevmediğim şudur: Küçük irsanlarm kafalarına öyle şeyler doldurulur ki sanki onların (küçük faziletlerinin) bir ehemmiyeti varmış. adam oğlunun en değerli vasıflarının kıymetini düşürdüler. pek ateşli anlatır: "Gürbüzlerin. kudıettileri. samimî. şahsî hürriyet. dünyanın gürbüzleri. 8u kahramanların işlerile zaif ruhluların ve kölelerin {küçük faziletlerim) mukayese etmeğe kalkmak. Fakat bu mertebeye yükselmek: pek asîl ruhlu kahramanlara. en son vardığı altın devir idi.. insanı asla (ebedî hayata) ulaştıramaz.. ahır ette bile hiç bir şey beklenemez. Bu. insanı kendi kendini mahvetmeğe kadar götürdüler. "Yer yüzünün en güzel çiçekleri: kuvvetli.

Yahut bizden ayrılıp inzivaya çekiliniz. 1 — İnsandan nefret etmeden. der.. gittikçe yükselen bir insaniyet meydana getirecektir. Muakis kutuptan . Kavgacılığı da doğrudur. işte ancak böylelikledir ki kendimizi —hiç olmazsa bir müddet— bizi tehdit eden iki müthiş bulaşık hastalıktan koruyabiliriz. neticede itiraf eder. bırakınız temiz hava girsin. Vakıa sertliğini. çünkü böyle olmak zarurîdir. bilâkis bir fazilettir: Bu seçme. Dostlar. öyle ise. evvelâ gürbüzlerin hastalardan ayrılması. Bu tersine dönmüş dünya kahrolsun! bu utanılacak derecede yumuşamış hisler kahrolsun. İyi arkadaş. Kollektif. Hastaların gürbüzleri de hasta yapmasına meydan verilmemelidir. Amma beşeriyeti yükselten bir adamda olunca bu.— 188 — şüphelenmesi ne büyük ve ne meş'um bir hatâdır. şairanedir. yer yüzünde en yüksek noktai nazar bu olmalıdır. Egoistliğe gelince: Niceye göre. bugünkü beşeriyetin yirine kaim olacaktır.. onlarla karışmaması lâzımdır. İlk bakışta bu ahlâk. 2 — İnsana pek fazla merhamet etmeden. Burada sesinin tonu. 3 — Fevkalbeşer. coşkundur. anonim ve teknik bir muharebe değil. Hastahaneierle timaı han eleri. bir gerinin hastanm ve zaifin egoistliğe hakkı yoktur. Liriktir. medeniyet üe komşu yapmayınız. Bununla Nicenin pek meşhur (fevkalbeşer) meselesine geliyoruz ki bu (üst insanlar).: sert kavgacı ve egoist görünür. Buna ulaşmak için. Fakat şunu ilâve etmek şartiyie ki bundan (ferdî cehd) mânası anlaşılsın. artık filozof gibi değil. ya bizim arkadaşımız olunuz.

Nice diyor ki.. şöyle diye bilmelidir: ben. yıkıcı haberdir. Bunu izhar için «arza ve toprağa sadık kalmak> lâzımdır. "İnsan. Bundan sonra. her engele üst gelmek mecburiyetinde olan bir varlıktır. t Yan i alelade insan olmıyarak (üst insan) olmaktı?]. hıristiyanlığm aîlahı ölmüştür. "Ben. arzda (üst insan) hükümran olacaktır.. 4 — Netice Nicenin ahlâkı. "İnsanda büyük olan şey. köprü olma istidadıdır. hayvan ile (üst insan) arasındaki uçuruma Icurulmuş bir köprüdür. bulutlardan düşen ağır bir damlayım. "İnsan. "İnsana nisbetle maymun nedir? Mukayese edilemiyecek kadar geri bir şey değil mi? (Fevkalbeşer) yanında. Asıl (iyi haber—İnci!) foeiiimkf. size (üst insanın ne olduğunu söyiiyeyim: «Üst insanın. dünyayı. e s k j _ ^ k jcıyjnetlejlnita bilhassa îııristtyanlığmkinin' tamamen zîddlnidîr7~Hârfi harfine . Fakat bu damlanın adı: (üst insan) dır. şimşeklerin öncüsüyöm. hıristiyanlığın incili fena haber... der. kendinden daha üst bir şey yarattı...— 189 — bir Isa gibi olarak kendini. Siz bu büyük dalganın geriye çekilişi misiniz? Daha açık tabir ile (insanın üstünde bir varlık) olacak yerde hayvanlığa dönmek mi istiyorsunuz?.. maymundan daha maymundur. "Şimdiye kadar her varlık... hıristîyanhk zehirinden kurtarmağa davetli görür.. bugünkü insan da öyle bir mahlûk kalır... Amma sizde solucanlıktan çok şey kaldr. Şimdi de insan. "Siz solucandan insana kadar yükselen bir yol geçtiniz. Evvelden maymun idiniz.

Bu müteazzim ahlâkın tehlikeli noktaları oîacsğı şüphesizdir. Anatol Frans ( 1844 — 1924 ) Romancı Anatol Frans. Taiihçİ idi. onu kolayca İstikbale ait düşüncelere sevkedebilirdi. Birincisinde hâkim olan. . . Bütün mahlû'ilara müfrit bir muhabbet ve merhamet: en geriler en Önlerdir fikri. Nicenin (üst adam) i. temel kültürünü tarihten aldı. kendi iştihalannı tatmin eden bir insan değil. fennî mülâhazalardır. Maziye zevki ve vukufu. fanidir gelip geçicidir Nevi beşs- . Eserleri tedkik edilince görülür ki Fransm istikbal hakkında üç muhtelif görüşü vardır.düzeltir. fenalığa karşı mukavemet etmemek ve saire bu dünyada olmıyacak şeylerdir. O zeman enerj yi ve kahramanlığı tahrik eden bir vasıta olur. Beşerin hayatı namütenahi olmayan tabiat şartlarına dayanmakta olduğundan. Esasen bu mevzu ile meşgul olacağı tabiî idi d e .— 190 — ahnsrsa htrisHyanhk esasen ütopik bir şeydi. Çünkü Frans. yalnız kuvvete tapar. insanlığın istikbali ile hararetli meşgul olmuştur. Fakat hayat bunu da -hirisîlyanlığ» yaptığı gibi. kahramanca yüksek idlere sarılan ve yepyeni bir insaniyet yaratan bir varlıktır. Niçeninkinde muakis kutuptan ifratlar vardır.

Renan'ın statüsü önünde Frans: «İnsaniyet. ihtilâl ülkücülüğüne. eserinde.. şüphesiz. "Beyaz yol üzeıinde. Frans. Dreyfus meşalesinin. "Ce'Iie des Piyoninsn eserinin tasvir eder. Bunun tasviri de « Epikürün bahçesi » eserindedir. 2 — Usul ve istikbal hakkında tahmini Evvelâ şunu söyliyelim ki Anatol Frans'a göre ütopi. fakat durmadan ve daimî bir su* rette hakimlerin rüyalarinı tahakkuk ettirmektedir. Bu telâkki. Sosyeteler ise «yıkma ve yeniden yapma» gibi bir batıl devir üstünde dönerler. içtimaî aksiyona inanmıştı. der. kendilerini kurtarabiliiler..— 191 — rin ömrünü pek te geniş olmıyan bir zaman sahasında görür. Bunda Vılyora Moris ile Vels'den ilham almıştır. güneşin soğumasını o kadar uzak zamanlar da görüyorlar ki nevi beşer için hemen hemen namütenahi bir devre göstermektedirler). ( Maamafıh şunu da kaydedelim ki bugünkü fizikçiler. Bunu «Jerom coignard'ın fikirleri» eserinde izah eder. bir şeyi tamamen anlıyatnamak zâfında herkese karşı müsamaha ve gâieryüziülük ile hareket etmek kaynağı bulmalıdır. ve adalet ve hakikatin en son zarurî zaferini ilân ediyor. Frans'm esas fikri. Anatol Frans'm ruh ve hayatında uyandırdığı heyecan ve nikbinliktir. Parise ayak basınca nikbin oluyor. ütoplye benzer bir şey yapar. İkincisinde hâkim olan telâkki. ağır ağır. beiki budur. Bu felsefeye göre insan. Nok- . Güneşin harareti kesildiği gün nev-i beşer de yok olacaktır.. terakki fikrine inanmaz. Ancak hakîmane hareket edenler. Fennî bir şeydir. son fasılları bu tezi Üçüncüsü. serseri bir hülya değildir. (Septik filozofu) nunkidir. Mösyö Bergeret. O hâdise karşısında Frans.

Bu ezah devreye göre.— 192 — ta i azimet?. Bilhassa Romanın (taaddüd ele) devrini. nin kıymeti. mevziidir. muharririn hissi bir tercihi oluyor. yeni bir istihsal şekli daha tesbit edilebilir. Buna bakarak. Daha sonra ücretliler. kalbimizin arzu ettiği bîr şeyi tahakkuk ettirmek için hayalimize kuvvet vermek demek değildir. geniş mikyasta rol oynıyan. Ta menşedenberi hadiselerin akışı itibarile bir (tıtimal). "Mademki insan cemiyetlerin mazisi. sonra satın alman köleler. bugün şahsî mülkiyet şeklinde olan istihsal vasıtalarının istikbalde bırgün nasıl bir şekil alacağı da anlaşılabilir. Bir asırdanberi küçük sanatlar yerine büyük sanatlar sermayesi kaim oldu. fik evvel esi?ter çalışıyordu. elbette tam ayar değildir. Başka bir misal daha alalım. sulhçu mu olacağı da ayni suretle aranılabilir.. birtakım derişikliklere maruz kalmıştır. bugün inhitatına şahit olduğumuz hıristiy anlığı tasavvur ve temsil edebiliriz. Şimdi bu sermaye yerine kaim olacak şekil aranılabüîr. O mazinin mabedi ve neticesi de bize tamamen meçhul kalamaz. Meselâ. Bu zaviyeden bakılınca ütopi. bir (içtimaî faraziye) dlr. Bazı içtimaî hadiseleri müşahedemiz altsndi bulundurmak ve bunların ne gibi şartlar altında vuktîa geldiğini tarif ve tayin etmek mümkündür. Ortazaman derebeylerinin elinden kuvvet ve kudretin nasıl istirdat edildiğini mütalâa etmekle. kısmen bizce malûmdur. Çünkü istikbalde olacak şekli tayinde. . Vebadîsatm tetkiki ile çizilen münhanî üstünde devam eder. Bunu-ila beraber bu çeşit "fennî. Müstakbel beşeriyetin kavgacı mı. Dinlerin hayat ve mematı hakkında beşerin bazı tecrübeleri var. oldukça iyi biliyor. işin şrkli.

Hasıl ettiği rüzgâr. orijinal şeyler değildir. (metropolis) ler yerine. çayırlar değil. Nakil vasıtalarındaki terakki. şehirler ahalisinin dağılmasına müsait bir şekle girmiştir. Bu mintakada bir korku kanad germişti. işinden çıkınca bir "epikör. penbe evler bulunan uzun bir cadde boyunca gidiyordum Kırlarda aîev ve dumanlar saçan çelik (sirk) lar var. Gözlerim bu tazelikler ile mest iken dümdüz ve doğru bir yoldan birtakım gölgelerin koştuğunu gördüm. Burada inekler otluyordu. Yalnız bunun sadece istihsal vasıtalarına ait bir iştirak olduğu pek vâzih olarak görülür. 13 .— 193 — 3 — 2270 senesinde hayat Anatol Frans. şehir ile köy arasındaki tezadın kalkmasıdır. Eski bildiğimiz kollekivizimdir. Büyük şehirler. zarif konforlu ve oldukça münzevi evlerine çekilebilecekler. 4 — Kollekivizim. yüzüme vuruyordu. sulhçuluk. güme güme ağaçlarla süslü ve içinden çay geçen bir çayır ile nihayetleniyor. Herkes. fabrikada altı saat çalıştıktan sonra. inzivası tadı tatabilecek. Anatol Frans'ın ütopik cemiyetinin prensipleri. muhtelif şekillerde fakat hepsi mini mini. şahsî mülkiyetin tamamen ilgası üzerine kurulmuştur ve sen zannediyorsun ki kullanılan eşya ve moblelerde d ahi F. tahayyül ettiği yeni âlemi rüyasında görüyor : Parmaklıklarının arkası yeşil yapraklı nebatlarla süslü. Frans... Bunlar trenler ve otolar idi. öyle bir nüfus muvazenesi yapıyor ki vatandaşlar. sana diyorlar ki bizim sosyetemiz. "Hipolik. Girdiğim cadde. Anatol Frans'ın rüyasında bizi alâkadar eden trenler. kafamı patlatıyor. federalizim. Makinelerin çıkardığı gürültü.

adalet ve aklın icabet tirdiği yeni sosyeteye geçid nasıl olacak? Anatol Frans'a göre Avrupada bu geçid. Frans. büyük karışıklıklara ve ihtilâllere sebep olacak ve sonunda yeni nizam doğacak. Bizim yıktığımız şey. istihsali tanzim ve rekabeti kaldırmağa teşebbüsler et' tiler. Kendi içinden partilere ayrılması ve hatâları yüzünden tamamen kaybettiği s. kanallar. yollar ve sairedir. istihsaldeki ahenksizlik ile rekabetteki delicesine hareketler." . kendi kozuna hizmet eden şefleri attı. geçen asır Avrupasını şöyle tasvir eder: '"Yirminci asrın nasil iktisadî karışıklıklar doğurduğunu biliyorsun Kapitalizmin hakim olduğu son yüz sene içinde. Bu anarşi devresi boyunca sınıflar mücadelesi de körcesine ve müthiş oldu. Bizim lâğvettiğimiz mülkî şahsiyet." Federalizmi ise. işin meyvelerini bir şahsın veya bir grup eşhasın yemesi ihtimalidir. felâketler meydana getirdi. toprak. Avrupa milletleri arasındaki hu' dutları kaldırmaktır. uçurumlar içine yuvarlanıp gitti. madenler. Proletarya gâh galip. 5 — Eski sosyeteden yenisine geçid Kapitalist eski sosyeteden. Sulh: müessir ve ahenkli bir organizasyon mahsulü olacaktır. Yoksa etrafımızdaki kullandığımız eşyanın mülkiyetini yıkmadık. Fena anlaşılan ve fena tanzim edilen bu teşebbüsler. Avrupa federasyon devresine girerek federal bir komite tarafından idare olunacak. gâh mağlûp oldu. KapitaHstler ile patronlar pek büyük gruplar teşkil ederek. Bir lâmba veya bir koltuğun mülkiyeti değil. Bu suretle harb de kalkmış olacak.annolunuyordu. istihsal vasıtaları. intizamsız bir mücadeleye girdi. Bununla beraber daima az çok kazandı.— 194 - şahsî mülkiyet yoktur. Kendi sinesinde de mücadeleler yaptı. Amma bu böyle değil. karanlıklar içinde.

. öyle yeni bir içtimaî nizam kurmağa mecbur edecek. üçü birden hemen ayni tarihte birer ütopi edebiyatı yaptılar. devam etmektedir.1 . H. Vels [ 1866 — 1947 ] İşte yirminci asrın başlarında kurulmuş bir ütopi daha. Han Reyner... Eseri. ancak herkesin kendi işini çok iyi yapmasile olacağına kani bulunuyor. 5 — Netice Anatol Frans'ın ütopisi. büyük Lir deha ve müthiş bir enerji gösterecek de öyle olacak.. Ona göre Avrupa milletlerinden her biri bir (rasyonalizm) devresi geçirdikten sonra nihayet uçurumun öte başında ön dört emeKçinin muvakkat diktatörlüğü ile bir federasyon ittihadı kurulacak. Diğer bazıları da bu 14 ler. orijinal bir şey olmayıp fikirleri (Popularize) etmekten ibarettir.. Avrupa milletlerinin çoğunda. Bir yüksek cemiyetin*. Anatol Frans. vasati tipte adamlar olup işlerin gidişi bunları. Ve sanki fennîdir de. G..» Bu son ibare gösteriyor ki tarih kültürü derin olan Anatol Fransr «kahraman> lara tapmıyor. Şurası kafi ki bunlar Avrupanın bu yeni cereyanına karşı gitmiyecekler. kendileri dahi istemedikleri halde.— 195 — Anatol Frans'a göre ihtilâl. günün meselesi üzerinedir. Vels. Fakat ilk ikisi kendi muhayyilelerine dayandıkları hal. «Bazılar» derler ki bu 14 adam. Yani cemiyetleri yaratanın müstesna adamları olduğuna inanmıyor.

sadece hayaien kurmak veya bu gün mevcut olan hayatın zıddını almak değildir. bugünün müesseselerini ve kendi tesisatlarımımı daha uygun ve daha tesirli bir tarzda -bulmalıyız. Amma bazı yerleri de müphemdir. Bunu yalnız okuyucunun muhayyilesini kamaştırmak için değil. bir içtimaî faraziye şeklinde gösterir. bazen teknikten. Vels'in sistematik eseridir. Fakat bunlara da metodla. parça parça bazen şehircilikten. ile "Uyuyanlar ne vakit uyanacak?. Romanlarında kara bulutlarla ve felâketlerle dolu olan günler de vardır. muhakememe ile. değişince veya en yüksek noktasına varınca beşerin hayatı için ne gibi neticeler verir? Halihazır vaziyetini. toplu ve vazıh bir noktai nazar veremediği . Vels'in ütopisi. . başlıklı yazıları. eserleri bundan bahseder. Onda. Filân tabiî şart ve vaziyet. aklı selim ile varır. arzımıza benzer. 'istikbal hakkında haberler. 1 — istikbali keşif metodu Vels. herhanğibîr uzak adada kurmak ta değildir.— 196 — de. ününü: fennî usulü mahirane kullanmasına borçludur. Fakat "Modern bir ütopi.için o kadar da dikkate şayan değildir. istikbale doğru uzatınca ne netice alınacak? "Zaman istikşafı makinesi. üçüncüsü. eseri. iyimser değildir.. Bunda hayal ile felsefe birbirine karışıktır. İstikbal hakkındaki fikirleri. 2 — Yeni insanlık Mesele : ilerilemiş yeni bir hayatı... Vels'e göre ütopi . bu günkü varlığın normal ve muvazeneli bir surette inkişafıdır. eserine terbiyevî bir karakter verdiğini iddia etmektedir.. bazen ahlâktan bahsedip. iş bu muhayyel hayatı.

. Bütün istisalâatı kontrol ve idare edecek. dil de birdir. geniş şahsi teşebbüsler sahası olacak ve devlet. Mahallî büyük hükümetler ve belediyeler. însanlar. Orada sosyete parçalanmış değildir. tek bir devlet olacak Toprak bu devletindir. hürriyet için Dünya. o muhayyel hayatın bir müsveddesidir. İşte model ütopinin temel kanaatleri .— 197 — Yalnız arz ve hayatımız. Yükseklikler ve çukurlar arasıada olan bu metevassıt sahadır ki asıl yeni hayatın cevheri ve meyvesi teşekkül edecektir. Bunlar işletirler. işleri tevzi edecek. Devlet intizam ve asayişi temin edecek. bugünkü gibi . Devlet tarafından istihsal olunan enerji. araziye feodalite tarzında mütesamftırlar. ve tediye ettiği ücretler. ovalare denizlere düşüp gene denizlere ulaşan sular gibi olacak. denizlerden bulutlara çıkan ve bulutlardan dağlara. Şöyle ki her ne zaman nerede isterlerse orada hazırdırlar. insanî noktai nazarımıza göre dağların ve denizin yaratılması sebebi. bu teşebbüslerin hür çalışmasını temin edecektir. nakliyatı dernhte edecek . ferd için. Bütün enerji kaynaklarının sahibi hükümettir. yarı göçebe haldedir. Böylece devlet. fertler için tesis edilmiştir. denizler ile bulutlar arasında. 3 — Ütopiden bir manzara Vels'in maddî teşkilâtının teferruatına girmiyerek yalnız mühimlerini zikredelim : Evlerin. Devlet. içtimaî rejimleri de şöyledir. Gıdayı devlet veya mümessilleri istihsal edecek. Bu ırmaklar sistemi gibi. "Bütün dünyada hüküm süren. yollara bakacak adaleti idare edecek . Bu ikisi arasındaki yerlerin ikamet edilmeğe yarar bir hale getirirmek içindir. Kanun. tecrübe etmek ve değiştirilmek başka kahplaa sokulmak için vardır. . Dünyanın herhangibir eyaletinde yerleşmeye ihtiyaçları yoktur.

modern şehirlerde görülen bir şeydir. bu kubbelerin altında mistik akşam karanlıkları güzellikleri. Gotik tarzın.— 198 — hizmete muhtaç olmiyacak surette teşkili: hastalıkları ve cinayetleri gittikçe yok eden sıhhî bir siyaset. yeni başka malzemelerin tabii güzelliklerinde yaşamakta. Sonbahar aylarında. • . giriliyor.. Burada fikir ve muakale cereyanlarının büyük mecmuaları. dokuzuncu fasıldır. evvelden taşlarda meydana getirdiği güzellik.. gerileri ve bedbahtları terbiye edip yetiştirebilecek bir içtimaî siyaset. halkın boş zamanlarını güzelleştirmek için en güzel edebî eserler meydana getiriliyor. Bir de. 4 Samurayiler Eserin en dikkate şayan kısmı. eserin en mühim parçalarından şunu zikredelim : "Merkezde. Yani medeniyetin nimetlerinden herkesin istifade etmesi düşünülmüştür... Yalnız bunda fennî.* Binlerce insan. . gerek madedleri ve Roma münhanileri tarzında binalarla süslü. denize doğru akan.. Bu yollar. kıyıları ağaçlı bir ırmak. Üniversitenin yanıbaşında muazzam kütüphaneler ve pek zengin müzeler var. geniş meydana doğru gidip gelmekte. küçük ağaçlarla ve statülerle süslü geniş bir meydana çıkıyor. Caddeler.. sınaî ve şehrî medeniyet daha mükemmel tatbik edilmiştir. binlerce profesörü ve onbinlerce talebesile kudretli bir üniversite var.. asil bir saraya girer gibi. Umumi yolların sağ ve sol taraflarındaki (Platform) larda şen insanlar yürümekte. sabah aydınlığı içinde.... Görüyoruz ki Vels'in ütopisi.. fen ve felsefeye aid olgun kitaplar. palmiyelerle. Buraya. Büyük kemerler üstünde cam kubbeler. son asnn dört köşeli kutulara benziyen mimarisinden kurtulmuş.... Ötede..

hayır.. bu türlü idarecilere. Bu muhayyel sosyete: ne bir imparatorluktur. mesleğini kat'î surette tayin ve kabul.. Bu güzide sınıf. Vels. âdi insanların hırsını kabartacak surette şatafatlı tutmaz. cehd ve teşebbüs kabiliyetlerini inkişaf ettireceklerdir. düşüncede ihtisas. rejime iman etmiyenler tabii iktidar mevkiine getirilmez. Hayır. iktidar mevkiini. Vels'in istediği de. Hasbiyet. Bu işde Vels. idarenin başına öyle adanv lar getirmelidir ki bunlar ne şahsî menfaatlerini ve rahatlarını düşünsünler. dinî tarikatlerin mümarese usullerinden istifade etmişe benziyor. ne de sadece iktidar mevkiinde bulunmak arzularını tatmin için idarenin başında bu lunsunlar. bir nevi dindir. sebat. Samurayi'ler sınıfı diyor. kilitlenmiş bir kast değildir.. Bütün dünyayı idare edecek olan cihan devletini. ilca ve heyecanlan inzibatlaştıracaklar ve vatandaşların ahlâkını. tesanüd ve enerji itibarile en yüksek bir sınıf yaratmaktır. Fakat bu sınıf. (prensip) i kabul veya reddetmeğe tâbidir. İktidar mevkiinde ancak vatandaşla! ı ahenkli bir surette idare etmek için bulunur. Vels Samurayilerle olduğu kadar herhangibir din ile mukayese ederler. Filhakika gayesi buna pek yakındır. Gene bu idareciler. . Vels. idare adamlarında şu meziyetler olmalıdır. Prensibe. (Prensip) i= ayinsiz ve nassız felsefî bir (deizm) dir. İçtimaî hakikatleri bulabilmek ve bunları insanJara teklif edebilmek için. Çünkü bu sınıfa kabul veya bundan ihraç olunma. bu Samurayi'ler idare edecek.— 199 Bu fasılda muhayyel sosyetenin mukadderatını eline alacak seçme insanlardan bahsedilmektedir.. şu fikirden yürür. Ruhan asıl ve idareye fıtraten müsteid bir zümre tarafından idare edilecektir. düşünce. Japoncadan alarak. ne de liberal demokrasidir.

Susuzluk. fantazi ve masalalıktan üst tutulmuş olduğunu söylerler. hem yumuşak metodu vardır. .nasıl bozulabilirse dini teşkil eden arzular huzmesi de. dinlerin kabuklarına. gurur ve diğer bütün arzular kendilerini tatmin eden bir çok vasıtaların mevcud olduğu bir devirde. arzusunun.. beşerin yardımlaşması ve beşer hayatının tekâmülü meselelerini ikinci plâna alıp aydınlatmalıdır. ergenon musikiii dinleri alkoldan teselli aramağı menettiği gibi. bir romanlaştırılmış sosyolojidir.. Vels'i tedkik edenler d e : programının tanziminde: "imkân. Samurayiler. günlük kokulu. bu modern ütopsinin: masallar âleminde bir seyahat olmadığına kanidir. Vels'e göre insan. ile "makul olma. Samurayüere: mabedleri tiyatro gibi olan şaşaalı.meneder. Velş'in eseri. fena ve lâkayd insanlar tarafından bozulabilir. der. kozmogonilere. 5 — Netice Vels. bunların üstündedir. hayatın gizli ritmlerinden ayrılamıyan bir şeyi kabul ederler. Onlar. Onları harekete getiren kaynak: şahsiyetlerinde. "müsbettir. Samurayiler. dini de snsuzluk gibi. formüllere bağlanmazlar. mülâhazah ve sükûnetli tefekkürierindedir..— 200 — "Bir muhayyel sosyetenin dininde temel prensip... John Dewey 1856 Con Doi'ye göre felsefe : ilim naziresini ve dinî meseleleri ikinci plâna bırakarak. Vels'in dini. hıristiyanlığın «aslı zelle» fikrini kabul etmemektir. ayni zamanda hem sağlam. iyidir.

zihnî gelişmenin bir (iş alet) i olacaktır. terbiye işinde. ( Liberal terbiye ) taraftarı değildir. Bu zatın baş eserleri şunlardır: Avni Başman'ın tercüme ettiği ("Demokrasi ve terbiye. Bu takdirde terbiyeye: bir (olgunluğa hazırlık) gözü ile değil. ( Doi ) nin felsefesi : Terbiye meselesini merkez olarak alan bir felsefedir. ve hayatın hiç arasız aydınlanıp durması göziyle bakılacaktır. Bir Demokrat ve Endüstri memleketine hiç gelmez. küçük çapta bir atölye ve cemaat olmak gereğindedir. (Liberal terbiye) demek. (Doi) de Spenser gibi. kitaplarla değil. her nesil. Orta çağ döküntüsü Skolâstik usul ile beceriksiz ye sonradan görme insanlar yetişir. Endüstrici bir memlekette. Endüstri ve demokrasi memleketi olmak istiyen bir millet. kendinden sonraki nesli daha mükemmel yetiştirmekle mümkündür. ) ve M. Baha Arıkan'ın tercüme ettiği " Nasıl düşünüyoruz ? „ adlı kitaplarıdır. çocuklarına bilgiyi. Başka bir deyim ile okul. Fakat yalnız bir iş başındaki arkadaşlıktır ki demokrat insanlar yetiştirir. Hakikî terbiye ve kabiliyeti okulu bitirip hayata girdikten sonra elde . Burada disiplin ve güzelliğe de içtimaî ve iktisadî nkam için zarurî göziyle bakılacaktır.okul. bizzat pratik işlerle mal edilmesini ister. Fakat bu tecrübî ilimlerin. Burada her hangi bir şeyi öğrenme: pratik ve deneme ve hatâ (Trial and errorj metodiyle olacaktır. gençlere kitaplar vasıtasıyla değil. ötesi işlerdeki tecrübelerimizden edeceğimiz istifadeye bağlıdır. edebiyattan ziyade tecrübî bilgileri tavsiye eder. bilfiil hiç iş görmiyen (serbest meslek) sahibi insanlar yetiştirme demektir ki bir Aristokraside boş vakitleri çok olan insanlara bu belki uygun bir şeydir. iş vasıtasiyle ruhun hiç arasız gelişmesi. bizzat iş ile vermek mecburiyetindedir.— 201 — Bu ancak.

her şeyi tahrip edici değildir. Bergson'un (hayat hamlesi) hakkında: "bunlar mevcut olabilir. .) Ne eşittir ki o bununla oluşu (tekevvünî) ve deneysel (tecribî) fikirleri yani bir kavram ile incele meğe başlıyordu Eşya ve kâinat. der% Yine der k i : şu kâinat kuvvetleri. en aşağı şekliden başlayarak tekâmül etmiş bir şeydir..idealize ve rasyonalize etmeği hiç doğru bulmaz.ekseriya . Ülûhiyet. Ancak bunlara âdeta perestiş edercesine bir mevki vermek doğru değildir. (yalnızlık) âleminden bu iş ve hareket dünyasına insanların seyyâl ve kaypak işlerini görmek içindir. Şopenhavr'ın (irade) si. Yese inanmaklığ mız lâzımdır.. söziyle bû oluş. Darvinin neviler hakkındaki sözü (Galile) nin: (e pur si muove — bununla beraber yer dönüyor. Dekart'm* "maddî varlıkların vücut sahasına tedricen çıkmış olduğunu kavramak. mezarın kapısına kadar devam edecektir.909 — ediyoruz. insanın yaratıp taptığı kuvvetler kadar . Şu ( nötre ) tabiat kuvvetlerinde değildir. (Doi) bir tabiatçidır. (Doi) de Beykın.. ENSTRÜMANTALtZM — ALETÇİLİK (Doi) nin tekâmül nazariyesi telâkkisindeki hususiyet şudur: Beden gibi ruh da. bulundukları muhitteki mevki ve işlevlik (Fonksiyon) lan bakımından izah edilmeğe muhtaçtır. Zekâ. daha mantıkî oluyor ve sonra Darvinin "neviyierin menşei.. Kâinatı: -tamamen bize taallûk ettiği noktalardan hadisatın cereyanına hâkim olamıyacak surette . tabiatüstü sebepler bakımından değil. birden bire ve mükemmel olarak kavramaktan daha kolaydır. Bunun içindir ki terbiye denik^ ş ey. nazariyesi meseleyi tamamlıyor. bizim içimizdedir. Onun azimet noktası. hayat mücadelesinde. darvenizimdir.

Dimağ bizde. Tıpkı bacak ve diş gibi o da bir alettir. Alman felsefesinde dinî işler. Fakat Sperıser'in anladığı tarzda pasif tertipten düzeltmeler değildir. öte âlemi aramağa dalmıştır. tepki çeşitlerini incelemek zorundayız. iki asır boyunca : otoriter dinle. Biz şuurun (Statü) sünü değil.— 203 — Hobs. Fakat bir müddet sonra. Herhangibir muhitte bir uzuv veya uzviyet itki ve tepkilerle yoğuruîarak bir şekil alır. Bütün tepkilerde esas nokta : muhiti ve tabiatı kontrol etme arzusudur. ruhun maddeye ircaı demek olmayıp ruh ile maddeyi teolojik bir telâkki ile değil biyolojik bir telâkki ile kavramah demektir. ölüm demektir. Bu sebeple biz hâlâ Ortaçağ zihniyetinden tamamen kurtulmuş değilizdir. metafiziğe. ingiliz felsefesinde de içtimaî endişeler asıl felsefî meselelerin gelişmesine engel olmuştur. siyasî bir esas ve misyon ile yani âdil biv içtimaî nizamın ne olduğunu aramak kaygusiyle başlamıştır. Kâinatın künhünü bilmek için değildir. 'Platonun eserlerini okuyunca alıyorum ki felsefe. Düşünce. Spenser ve S. federal aristokrasiyi temsil eden idealizm ile dinli ve müterekkî demokrasiyi aksettirmeğe (ihsascıhk) arasında hararetli mücadeleler devam etmiş ve bu mücadele hâlâ bitmemiştir. Teolojinin bir yansısı nazariyle bakmaktadır. Felsefenin derdi: felsefe meseleleriyle din meselelerinin birbirine karıştırılmış olmasındadır. (bütün sahalarda natüraiistik görüş ve telâkki kabul edilmedikçe) başlamıştır denilemez. Mili ayarındaki pozitivistler gibi. "Muhite tam bir intibak demek. "Felsefenin işi : haricî âleme nasıl vukuf peyda edebi- . Fikirler. Fakat bu. Modern çağ. işi tam bir tertip ve düzeltme yolunda hayalî tecrübe ve temaslardır. herhangi bazı hareket ve ( behavior ) larımız içindir. herhangibir şey karşısında bir (yeni intibak) aletidir.

içtimaî bir terbiye ile mühim miktarda tadil ve kontrol edilebilmektedir. _ Felsefe : ihsasları ve bilgiyi tahlil etmek değil.. İçtimaî muhitin bir timsali olur. Tefekkürün ilk mütemayiz vasfı: olayları karşılıyabilmek ve onları en son noktasına kadar inceleyebilmektir. içtimaî bir mahsûldü de. diline ve kelimenin fikirlerine ve mânasına bağlıdır. (Güçlük) karşısında insan bir faraziye kurar. Cemiyet nasıl fert lerin mahsûlü ise fert de içinde yaşadığı cemiyetin mahsulüdür. bilgiyi ve arzuyu sentezleştirebilme ve ahenkleştirebilmedin (Fikir) i anlayabilmek için onu kendi hususî durumunda ne olduğunu kavrayabilmek gerektir. Ve bunlarla yoğurulur.ne gaye ve maksat uğrunda . Halbuki en kuvvetli içgüdü olan cinsî insiyak bile. Sonra bu' faraziyeyi. Tıpkı bunun gibi kazanç. ki bunların büyük insanlardan çocuklara verilmiş zihnî itiyatların içtimaî bir geçişi olması daha ziyade muhtemeldir» Umumiyetle iç güdülerin rolü hakkında ifrata düşülmektedir. içinde bulunduğu cemiyetin: âdetlerine. Düşünmek ve muhakeme etmek mantıktaki (mukaddeme) lerle deği! (güçlük) lerle karşı karşıya gelmekle olur. Bundan başka tefekkür. Bu okadar çabuk vukua gelmektedir ki bunu biyolojik bir veraset zannedenler bile vardır. Yalnız hususî bir hadise ve muhitte değil herhangi bir kültür muhitinde de mevcuttur. teveffuk ve hakimiyet insiyakları da içtimaî tesirler . müteaddit müşahede ve tecrübelerden geçirir.— 204 — liriz ?l|olmayıp _ . tarzlarına (oylaşma — Konvansiyon) larına. Speaser bile Kant'm kategorilerinin yani tefekkür şekil ve itiyatlarının doğuşul (irsî) olduğuna kani idi.haricî âlemi kontrol|altına almağı nasıl elde ebebilirizdir. Çocuk.

hal ve hareketin bilgi nuru ile aydınlanması demektir. ancak zekâ ile olabilir. îrade hürriyeti. Mukadderatımızı değiştirme. Böyle bir telâkki. (Beceriksizlikle arkadaş olan bir iyilik^ topaldır. Hasılı en sağlam güvenilebilecek şey iç güdü değil. En fena insan da: bozulmağa başlayıp da iyi olmak için az uğraşan insandır. (İyi olmak) demek itaatli ve zararsız olmak demek değildir.En iyi insan: bulunduğundan daha iyi olabilmek için daima didinmekte olandır. (Nedenlik) kanununun ortadan kalkışı değildir. daima harekette ve didinmekte olmadır. İLİM VE SİYASET (Doi) ye göre en önemli şey: mütemadi bir artma ve ilerlemedir. Vardığı sonuç ne olursa olsun mühim olan netice değil. madde âlemine kâfi derecede hâkim olarak onu epeyce insan* ların hizmetine alabildik. Bununla belki hürriyetin anahtarının ne olduğunu kavrayabiliriz. dinamik olandır. İnsan tabiatinin değişme derecesine bir hudut yoktur. Eğer zekâ yok ise dünyanın bütün faziletleri insanı kurtaramaz Cehalet şuursuzluk ve köleliktir. Fakat tabiat âlemini kontrol altına alabilmekten . karşısında bulunduğu meseîeya bilgisi nispetindedir ki hareketlerinde hürdür. Bir doktor veya mühendis. intrikah meselelerine iç güdü bizi intibak ettirebilir mi? Fizik mekanizmine hâkim olma sayesinde.— 205 - ve terbiye ile tadile uğratılabilir. düşüncedir. (Olmaz) yok. tekâmül yolunda daimî bir çalışma hayatı yaşamaktır. Çevremizde gittikçe daha kuvvetli teşekkül etmekte olan endüstri hayatının sun'î muhitine. En son gaye: mükemmeliyet değil. insanı kendi nefsine karşı şedit ve başkalarına karşı insanî harekette bulundurur.

Halbuki bizde siyasî felsefe henüz. Roskin. mücadele: sonunda elde bir kazanç yok. ilk başlangıç noktasına dönmelidir ki bu ( hikmeti sevme ) ulup bütün iyiliklerin anasıdır. İçtimaiyat. ilmin ilerlemesi ve hayata tatbiki ile yükselecektir. metafizik durumdadır. Bir meseleyi en verimli hal yolu (deneme ve hatâ) metodudur. fizik sahası da böyle karşılıklı umumî nazariyelerle dolu idi.. İçtimaî hastalıklarımızı : demokrasi. hal faraziyeleri bulmak gerektir. Her mesele için kendisine göre • yoksa umumî nazariyeler değil . ancak içtimaî meseleleri tabiiyat ilmine dayanarak haletmekle orantılı olacaktır. Evvelden bir vakit. 2) Mizaçtan mütevellit kanaat yerine o meseleye mahsus metodla tahkik ve tetkik. Bir mücerretten öteki mücerrede konuyoruz. Mücadele. Siyasî yeni kuruluş. Ahlâk ve felsefe. aristokrasi. Fa . umumî devalarla düzeltemeyiz. endividüalizm ye saire gibi beylik. Kariyi. 3) Topu hakkında müphem umumî kavrayış yerine bütün küçük parçalarını iyi kavrama. Tolestoy endüstri hayatının aleyhinde olabilirler. ahlâk. Amma şunu unutmamalıdır ki medeniyet.- 206 - henüz çok uzağız. Tecrübî metod şunu ister : 1) Umumî görüş yerine en ince noktalara kadar tahlil. siyasiyat ve terbiyede de böyle tez ve antitez halinde birçok karşılıklı nazariyeler var: Disiplinciük — Hürriyetçilik Ferdiyetçilik — Sosyalizm Umumî kültürcülük — Faydacılık Yenicilik — Gelenekçilik gibi. Aydın değildi.

demesi budur. iken o buau bırakarak (Epistemoloji — bilgi nazariyesi) denilen eski bir meseleye takılıp kalıyor. Hanri (1859 1941) Hanri Bergson. felsefe dahi kendisini (lâiklaştırmak — sekülarize) zorundadır.. Ancak bunu şöyle bir tarafa bırakabiliriz... Toprak üstünde kalarak ilk önce bu toprak üstündeki hayatı aydınlatmalıdır. Platon'un : Krallar. Babası Mişey Bergson yüksek piya- . Felsefenin asıl işi : "însan ve kâinattaki rolünü arama ve aydınlatma. Veya filozoflardan kral yapmalı. 1859 da Musevi bir aileden dünyaya Pariste geldi. insanlar arasındaki anlaşmazlıklara hal çareleri bulmaktır. bozukluklara. Felsefenin rolü. nihayet öyle filozoflar yetişir ki bunları krallıklar tahtlarına oturtma yaraşır. işte bu içtimaî tezatlar üstünde tecrübî metotta çalışarak hangisinin doğru olduğunu bulmaktır.— 207 — kat tecrübî metodun ilerlemesiyle karşılıklı iki nazariyeden hangisinin doğru olduğ-u anlaşıldı ve bu doğru olanı yaşadı. Felsefenin vazifesi: kendi zamanındaki içtimaî. Bu mânada anlaşılmış bir felsefe üstünde çalışma ile. iktisadî. ahlâkî. Öteki unutuldu gitti. Şimdi asıl (insan ve kâinattaki rolü) meselesi üstünde çalışmalıyız. filozoflardan olmalı.. Vakıa biz bu meseleyi hal etmiş değiliz. Bu eski meselenin bence bugün değeri kalmamıştır. Diğer her şey gibi.

Kondorse lisesinde talebe iken hem ebediyatta hem matematikte pek kuvvetli idi. Bilgi yolu ayrı bir psikoloji de yoktur. Felsefeye matematikten geldi.Metafiziği küçümsüyor. Binaenaleyh meta fizik. O zaman pek moda olan Alman felsefesini red ile Spenser ve doktorinine: > son teferruata kadar nesleye dayandığından « bağlanıyordu. İlmin en küllisi de genel matematiktir. Bütün bu cereyanların müşterek noktası şudur: ve bütün hadiselerin yalnız bir nevidir. 3 ocak 1941 de sabah saat 9 da Par iste öldü. idi. dimek Filozof olacaksın ha.sağlam bir metodu yok.. Yüksek Öğretmen Okulunda iken . Ve yalnız bir nevi bilgi ile yani bir nevi ilmî bilgi iie çözülür. ona şüpheli gözle bakıyordu. O zamanki kuvvetli felsefe cereyanları şunlardı: Fransada: (Taine) in ihtibarî maddiyeciliği. bedenin emrindedir. Bilinç. Almanyada Heckel in : Darvenci materyalizmi. İlim genişlemeğe ve kâinat muammasını mekanist bakışlarla çözmeğe uğraşıyordu. » dedi. (Paskal) da burada geometriden felsefeye geçmişti. Bergson. 1881 den 1883 e kadar (Angers) lisesindeki hocalığı müteakip ağregasyon imtihanını kazandıktan sonra ( Klermant -Ferran) daki ( Paskal) lisesine tayin edildi. . İngilterede: (Spencer) in tekümüliyeci lâedriciliği. Bilinç — şuur bir gölge yani di mağ hareketlerinin bir neticesidir. Ayrıca müstakil bir bilinç yoktur. Betlen ise evrensel mihanikiyetia ve maddî âlemin bir parçasıdır. Yüksek Öğretmen Okulunda felsefeyi seçince matematik hocası ona : Yüksek bir matematikçi olacak idin.. diye . Ve asil felsefî fikirleri. felsefe diye bir şey yoktur. mübhem şey• lerden ve genel hükümlerden nefret eder. burada şekillendi.— 208 — nist ve kompozitör.

O. mazi'yardımı ile kuracaklarına kani idiler. istikbali. ne de tekâmül edebilir.- 209 - Binaenaleyh irade ve hürriyet denilen şey vehimden ibarettir. Ancak sezilip kavranabilir. her anı başka başka oluşlarla tecelli eden bir oluşlar akışıdır. (Bilinç). Spenserin kâinat karşısındaki mekanist izahını derinleştirmek yollarında idi. Zaman : saat kadranı ile ölçülen ve namütenahi taksim! kabil olan boş ve mücerred bir şey olmayıp (ki bu rıyazî zamandır). hem (vahdet) vardır. daima akış halinde olan bilinç halleridir. ne kendi kendim' yaratabilir. Bergsona göre ise (olacak olan şey) olmazdan önce keşfedilemez. Ne ise odur. Bu (an) ların her birinde (mazi) çınlar ve (istikbal) in) sesleri yansır. (şiddet ve keyfiyet) olu'p bunlar ölçülemez. Bu anlayışa göre ruh: ne atomlardan teşekkül etmiş bir ( mozayık ) dır. Bu takdirde (reel zaman). Kemiyetin çokluk olması mantıkan ve aklen (olamaz bir şey) ise de bu bir olaydır. keyfiyetlerden mürekkep ( çokluk ) dur. Fakat o esnada şuna kanı oldu k i : mekanizmin kâinatı. O daima yeni '' F. 14 . Ne de bir (tek cevher ) dir. Bergsondan önceki filozofların kabul ettikleri za> man: mütecanis ve mesahası kabil bir şeydir. Bergson. zamanının felsefî telâkkilerini tenkit ile başladı. Hakikî zamanı ancak şuurumuzda kavrayabiliriz. Onda hem (kesret). işe. Ve bunun her anı: başka başka keyfiyetlerden ibaret yeni yeni hallerdir. Bergson'dan öncekiler. Bergsona göre ise zaman: türlü muhtevalar ile şuur akışıdır. Ve öyle kalacaktır. Ve bilinç halleri kemiyet olmadığı için taksim ve mesaha edilemez. Bergsona göre bilinç (şuur) halleri (miktar ye kemiyet) değil.

Bir ırmaktır ki daima yeni yeni ve önceden görülemiyen manzaralar meydana getirerek akmaktadır. Maddeye yönelmiş ilmin göremediği nokta budur. Artistik veya dinî bir heyecan en derinliklerimizden? kaynayan en güzel düşüncelerimizi aksettirir. şu veya bu derece şuurunun entim ihtizazlarını sezip ifade edendir. oluşlar akışındaki yenilikler. Zekâmızın yalnız cansız madde üzerinde bunu kavrayabilir. Şiir . . Bir ağacı tanımak demek. İşte (gerçek zaman) budur. henüz kendisini arayan bir şiir çerçevesi halindedir. Ve canlılığımızı ona medyunuz. Bergsona göre hayatın dinamizmi. (derin benimiz) i saklıyor. bize kendi haricimizde yaşamak itiyadım veriyor. Böylece (sathî ben) imiz. Ve ondan kaynayan ilhamları seziyoruz. Eğer dallarda usare dolaşımı olmamış olaydı ağaçta ne yapraklar. bizim zekâmızın kavrayamayacağı şey lerdir. Ruhumuzun derinliklerimizden yükselen müziği duymağa çalışalım.Müzisyen ve şair. onun kabuğunu soyup bakmak ve meyvelerini saymak mı demektir? (Reel) in gayrişahsî görünüşü üstünde. Şuur sahibi varlık için yaşamakî daima tekâmül istikametinde değişme yolunda olmaktır. Zekâyı canlı ve dirik tutan odur. ölü değiliz. Pratik hayat talepleri. ne de meyveler olurdu. Fayda ve menfaat kaygılarından uzaklaşıverince (derin ben) i miz canlanıyor. (mekân) ise: bir (say • rure — zaman) ki yaratıcı değildir. Amma bunsuz ise ilim olmaz. O bize gösteriyor ki toprak altında temiz bir su bizzat kendi terütazeliğimiz var.— 21Ö — tecellilere gebedir. Çünkü zekâmızın yapılışı öyledir. Şuur : îcatkâr bir hafızadır. (Bergson) elinde değnek ile dolaşan su arayıcılar gibidir. Derunî hayatımız.

Bergson "sathî ben. Bundan kurtulmanın çaresi : kendimizi (zorlu ve sabit fikir) den kurtarıp içimizden daima doğmağa amade olan yeniliğe can atıp sarılmadır.. kendimizi yenileşmiş intihalarımıza. Artık bu. Hayat. * * .. çevremizdeki varlıklara karşı alacağımız bir durum ile. de "istikbal. Güçlüklerin hepsini ancak ruhî zenginlik ile yene biliriz.Bir hastalıktan sonra kuvvetimiz tekrar yerine gelirken yeni intihalara gömülüyoruz. Şekillenmek istiyen şiir: "herhangi bir söz ile. her şeyi hapis • te tutacak bir kıştır. Herkes kendi hayatının artisti olabilir. Manevî ızdıraplar ise. faaliyetimiz ahengine ulaştırıyor. bilâkis. Derinliklerimizden kaynayan merhamet ve inayet. ruhun natürel iklimidir. Bizi billur haline getirip tahdit eden halden alarak düşüncelerimizi meydana getiren cereyan içine bırakıyor. hiç durmaksızın îasılasız verilmektedir.. Ve olmalıdır.imiz altındaki "derin ben.seziyoruz. in doğuşunu • hiç bitmiyen ebedî bir bahar gibi . Sevinç. bizi tinsel "Spirituel. Bizi "olup bitmiş. Oluş duygusu. ile temasa getiriyor. bir aksiyon ile... lûtüf ve şükran ihtizazlarını söndürüp yok etmiyelim. Her şuur olan yerde bir şiir imkân ve ihtimali vardır. bizde yeniden canlanıyor. hasılı gönlün etrafına saçacağı iyilikler ile. çiçeklenecek bir bahar değil.. bir ( durdurma ve tevkif) teşkil ile dokumda bir (yırtılma) bir ( kopma ) hasıl olur. Ve bu zenginlik bize. imizi açıp göstermek ile bize insana hürmet etmeği öğretiyor. Burada daimî bir ( artmak ve zenginleşme ) yoktur.. ifade edilecektir. hâtıralarımıza. bırakıyoruz. "Hal.— 211 — her insanın derinliklerinde yatmakta olan bir kudrettir... Bu da ancak ( hayata güven ) olan yerde olur. den alıp "olmağa başlayan.

diyorlar ki Bergson ' Şuurun bilâvasıta mûtalası „ eserinde hiç bir say• yure " dure nin kendinden öncekinin aynı olmadığını canlı zaman m riyazi zaman gibi olmadığını. nr "yuca duygu.. Fakat karar ve hareket vuku bulmazdan önce ne yapacağını asla tayin edemez. onun zıddı halinde olduğunu gösterdi. şuurun özel vasfı olan "yaratıcılık.. Bir kimyevi maddenin filan şartları altında şöyle olacağı nasıl kat'ı ise " şuur „ un istikbali de mazisi ile tayin edilir. i elemanter ihtisaslardan teşkil eder. Mütcaddid hal ve hareketlerinden daima en iyilerini seçe seçe " kendi vasıtasıyla kendisini yaratan = creati • on de soi pour soi w bir varlıktır. Aksiyon yapıldıktan sonra der ki.. müptezel muhakeme usulünden almaz. Şuurdan «şuura bir ' kendiliğindenlik „ vardır. mukadderatını kendi dokur. İnsan. bu işi neden yaptığınızı izah edebilir. Tekerleklerin şu kadar zamanda ne kadar devir yapacağı hesaplanan bir makine değildir. determinizm.— 212 •— Derunî hayalımız böyle daimî çiçeklenme «halinde okınca bunu bir kimya maddesi gibi tahlil ile basit unsurlarını ayırma ve sonra tertip yapmanın bir ilmî değeri varmı dır ? Böyle yapmak bile olsa olsa ancak bir (realite fantomi) elde edilmiş olur. Çünkü bizi büsbütün cazibes almıştır. in kendisine iştirak ettiği. Onû ifadede rvızan güçlük çekeriz. " Epifenomenciler. Bir fiil ve hareket "ben. sarıldığı nispette hürdür. O kuvvetim. Eğer onunla «ben. ( T a i n e ) : Ben . Ve bizi asla ifadelendirmiyordun Hür fiil ve hareket tecessüt etmeğe şahlanan bir istektir. insan gelişinden tanıla bilen bir varlık değildir...i mizin küçük bir parçası ilgilenmiş ise ö zaman gerçek hür değildir. için hayatını feda eden ... ı kabul etmiyorlar.

. İşte birtakım füzeler ki meydana getirdikleri aydınlık çizgilerinden gemi yoluna devam edebiliyor.. iç gözü başkadır. onun kendinde nasıl yaşadığını anlamak ile işe başlamak gerekmez mi? Bergson deneye sadık kalarak daima "olaylar hattı — ligne de fait. **.. yurt müdafaasında serden geçti gibi. nı kovalar. ntn "lokalizasyon serebral.. ruhu. Bu işi Bergson bir şiir dili ile yapmaktadır. dimağda. Ve bütün keşiflerin başlangıcı bir şiir şimşeği iledir. ve "Broca. Nasıl ilim. Hatıralar. Alim metodlu. hakikatin simasıdır. ilmî bir şey olmaz. maddenin bir fosforlaşmasıdır diyen dogmatik bir ilmin daha ilerisinde görüyor. "Bir annenin çocuğunu kurtarmak için kendini denize atması. Tomurcuklanıp çiçeklenme yolunda olan iç âlemimizi kurutup çöl haline getirmiyelim. Realiteyi daima yeni bakışlarla gözler. insana meçhul ülkelere hâkim kılmış ise filozof da ruh âlemi üstündeki perdeyi kaldırmak ve bizi ruh ile temasa getirme ile ödevlidir. nazariyesi hüküm sürmede idi. Bergson felsefede bu aydınlatma rolündedir. Bergson. deneye çok önem verir... Hakikat aşkı ile şairdir. Ona göre güzellik. akıl ve muhakeme gözü başka. cansız bir şeymiş gibi inceleme. Bergson. Hayatı. artist ruhludur.- 213 — insanda bunun gerektiriri sebepterini başka bir insan nakıs görebilir. Fakat onun nefsini fedasındaki yüksek ifade. "klâs- . Esasen şuurun ne olduğunu anlamak için. amma süvari yolundan emin değil. her türlü akıl ve muhakeme yıllarından üsttür. "Karanlık gecede dalgalar arasında bir gemi bocalamakta. O sırada "Charcot.

Dimağ mekanizması sadece onu meydana getirmeğe yarayan kareketleri husule getirmeğe yarar. tamamen ebediyeti. Hafıza hastalıklarında afete uğrayan . Fakat meseleye böyle bakış . 1896 da bu görüşü açıklayan Bergson'un (Madde ve hafıza ) eseri çıktığı zaman. « dedi. Mari) (Arnold . hatıraları haricileştiren vasıtalardır. sadece bir hatırlatma organıdır Hâtıralar. (Ruhî enerji) bahsinde Bergson şöyle der. mucizesiz bir realite önünde rüyamızın sönüp öldüğünü hissederiz. canlı bulunduğu şuur içindedir.Pick ) gibi âlim doktorlar ilmî incelemeler sonunda bu görüşe katıldılar. Ama eğer şuurun bedenden hemen hemen tamamen ayrı ve müstekil olduğu tebeyyüm edince O görüş ve sebebin bir (değeri kalmaz. hür olarak teemmüle ve tefekküre dalmak mukadder mi ? Gönlümüzün kurak ve hergünkü meşguliyetlerden fütura düştüğü zamanlarda. deki klişeler gibi gedilmekte değildir. bu meseleye . ( P.. şuurun yok olacağım gösteren tek sebeb : ölümü müteakip bedenin tarumar olmasıdır. "ölmez „ in kendi içimizde olduğunu gösterdi. mazimizin içinde . Bazen (Varlık ) bizi alâkadar etmediği ve varlığı boş ve mânâsız gördüğümüz anlarda nasıl büyük ağırlık duyuyoruzdur.— 214 — sor. Zurih Dimağ Anatomisi Enstitüsü Müdürü Monakow > ben Bergsonda bir norolojist dehâ görüyorum. hatıralar değil. iptidaî bir ilimciliğin . meslesiyle ilgilidir. ölümden sonra. Bunda dimağ. > Bu eseri ile Bergson. pratisyen doktorlar arasında bir şaşkınlıktır başladı. Ve aksiyon isteyince uyanmağa hazır bulunmaktadırlar. Fakat dışımızda dilsiz bir boşluk içinde monoton ve yuvarlanmada olan tabiatın ruh ile hiç bir münasebeti yok mu? Hürriyetten mahrum ve varlıkları mahveden bir kâinat içinde.

Irmağın üstüne "bir köprü kurar . şiiri kendi özünde tekrar yaşamak gerektir. Şuur da tıpkı böyledir.icat ediyor. «Hürriyet> imkânsız sayılırken. ona bir (iştirak etme == partici. Derunî hayatımızdır ki bizi kâinatın genel hayatı ile birleştirir.— 215 -T şuura bakması kabindedir. muhtelif eserleriyle ifadelendirmeğe çatışan bir artist gibi. Maziyi istikbale doğru sürüklemektir . hayat . Kendi özünü. Şübhesiz ki ham madde " cansızdır. hareketleşmiş değildir. türlü türlü canlı yarattıkları destanı. asla onun gelmemiş bir destan olup bunda zafer ve bozgunluk biribirini kova. hayat da binlerce sayısız şekiller altında görünerek deterrninzmi. hendesedir. Hafıza. Madde arasına fırlatılmış olan şuurun. Bir tarafta kaybedilen savaş. „ Fakat canlıları teşkil etme yolundaki ( hamle = Elan ) da [ kendiliğinden hareket „ " hür intihap meydana gelmiş bulunuyor.pation ) dir. katılaşmış. ama İrmağın derinliğine dalmaz. Yalnız insanladır ki hayat. Bu durumda biz (sathî ben) insizin düzenlediği bir şekil karşısında değ-ilmiyiz ? Her gerçek bilgi. yine bu karamserlik içinde hürriyet aydınlığı da parlar. cansızlığı yenme teşeb büslerindedir. Tekerrür etmekte olan " hal de. kesmeğe. zarurettir. lar. Yalnız bir gramer yönünden inceleyince bir şiirden ne duyup anlarız?Onu kavarmak için ritmini sezmek. her şeyi parçalamağa. Ancak (devrin ben)i mizdir ki bize evenmsel ilhamın kapılarını »açar. Sempatinin bir bütün cehti olan ( sezme = intuition ) dır ki realitenin en derin noktalarına daldırır. kendine özel . hıfzetmekte olduğu hayatı kendi yeniliğini tecelli ettirmek suretiyle . Karamserlik içinde. öte tarafta kazanılır. faydalanma için soyutlaştırmağa alışkın olan zekâmız bize ancak ( statik bir taplo ) arz eder. Tinsel feyiz ve derinliğimiz dir ki bizi engin yüksek şuur ile birleştirir.

Zekâ ise. İnsan. Fakat daima yalnız kendi mihverinde döner. Hayat. dairesini sonsuz olarak genişletmekledir. kâh ayan beyan şekillendiriyor. Gerçekleştirdiği ilhamı. Evet. itiyat ve ahlâkî vecibeler tesiri altında hareket eder. Tıpkı bir tek fikre yönelmiş bir şiirin birbirine bağlı mısraları gibi. Böcekler sosyetesinde: Ferd. kendi şuurunu taşlaştırma. Bir taarruza karşı müşterek müdafaada. İnsan sosyetesinde: Ferd. hayatın ve bizim fikir ve hareketlerimizin bağlanıp çözülmelerinden ibaret olan cihan tarihinin en büyük başarısıdır. kendini aşma etkisini taşımaktadır. Muzaffer ^bir ilerileme olabilmek için bir (hamle . biyolojik bir âlettir. "birtakım âletler yaparak maddeye karşı kor. zincirin bir halkasıdır. kendi nevinde pek mükemmeldir. bu sosyetenin çok servdiği birşeydir. bu muazzam hayat nefhası. Oda bizim gibi. organizmin bir hücresinde. Tabiî sosyete: Yabancıya karşı kapalıdır. «Her zeki varlık.- 216 — hareket üstüne şahlanarak . Fakat zekâda içgüdüdeki^ emniyet ve kat'iyet yoktur. birbirlerine daha sık yaklaşırlar. kâh dumanlar altında bırakıyor. cvarhk> lan harekete getirmiştir. sonsuz |bir «özel — aspiration» içindedir.gayesine doğru yaklaşmaktadır. Fakat herbiri kendi hudutları içindedir. bütün ifadelerinde bunu tecelli ettirmektedir: Hayvanın içgüdü. ruhunu unutarak kendini madde içinde hapsetme tehlikesine de maruz kalır. Kendisini koruyan mabutlara karşı ibadet eder.» Her şuuriyle insan. Harp. Fakat bunu yaparken. Hiç sezilemez sandığımız realitede şimdi bir kurtuluş cehdi hissediyoruz.

Paskal gibi. Bergson felsefesi:. ki §hilkahn hikmeti de bu derin sevgidir. diye. ruhu hizmetinde olmalıdır. ihtiyaçlarımızı tatmin için yapılmıştır. Mistik dinci ise: Aksiyona sarılır.. Yeri göğe yak Jaştırmağa çalışır. Berg-son: Kendinde tinsel yaratıcılık kudreti bulunan ferdî şuurun üstünlüğüne kanidir. Ve biz selâmetimizi ruhda aramalıyız. Mümtaz insanlar. bunun insana verdiği itimat hissUe aksiyon kudretinhe görür: Eski kurun filozofu: kalır. Bergson. (Temaşa: Dontemplation) da Budist: Hayattan kaçarak inzivaya çekilir. «mukadderimizin ve kâinat mânasının ne olduğu meselesinin. geometride üç daire meselesinden daha önemli olduğunu düşündü. İnsanlığın tinsel mükte* sebatı. derin sevgi kaynağı olan Tanrıya kadar şahlanabilirler. Hiçbir engel yoktur ki irade onu yenemesin. Spenserin mekanizmi üstüne düşünen matematikçi Bergsön. Ruh. bu yüksek şuur ve vicdanlarda tecelli eder.- 217 — bolluğu) ile (kapalı) yi açarak kendi sosyetesi ötesinbütün (insanlığı) kucaklıyabiimek gerektir. Zekâ birtakım âletler yapar ki bu sayede insan. İnsanın hürriyet ve kudretini kabul eden felsefedir. Teknik. .. Ona göre tarihte bir (fatalite) yoktur. Teknik. ilk hayat hamlesini böyle uzatarak. herşeye kadirdir. böcekler sosyetesinde olduğu gibi bir (âlet) halinde kalmasın. dinî mistisizmin üstünlüğünü. felsefeye nereden başladı nereye vardı? O da birgün geldi.

iyi işlere sarılır. etmek değil. Fakat bu kâfi değiidir. Daha üst dereceye tırmanarak insan. . İnsanlar. daima daha üste doğru bütün kuvvetimizle şahlanmağı tavsiye eder. Büyük. bundan çok daha üst olan. izlemesi gerekli yeni yollar göstermektir. kendinde sonsuz bir hayat hamlesi sezer. didine azı çoğaltmak suretiyle şahsiyetini genişletmek ve derinleştirmek ve böylece dünyaya kendi meselesinden birşey eklemektir. görünmeyen ve bütün varlığın kaynağı olan «hakikî ben» imiz ihmale uğramış bulunmaktadır. görünen. bütün yaratıklara karşı olan Allahın sevgi ve aşkıdır. İnsan. şimdiki bulunduğumuz halden hiçbir zaman memnun olmamağı. kalbinden. Derin bir aşk içinde kendini aksiyona. Tanrı o kalpten faydalanacak kadar temiz olmayan şeyleri atmalıdır. Ve hiçbir yorgunluk duymaz. insanın Tanrıya aşkı değil.» Ahlâk.— 218 — Bize sevgi içinde tekrar tekrar cehdi. Bergsona göre hilkat. derin sevgiden fışkırmaktadır. çok bilgili fakat ahlâkan çok geri olabilir. Ö zaman insan Tanrıyı kendi içinde hisseder. endüstirinin. insan hayatının mânası şudur: «Her an kendi vasıtasiyle kendisini yaratıcı hale getirmek.» «Tekniğin. feragat ve fedakârlığı düşmanlara bile şamil kılma yolanda acı ıztıraplara dahi tahammül eden kişideki «yaratıcı oluşlar silsilesi» dir. kendi. Ve başarır. «Ahlâk ve dinin iki kaynağı> adlı eserindedir ki: İnsan. ilmin ilerlemiş olması.» «Hakikî felsefe: Soyut fikirler üstüne tefelsüf. insanlara hizmete verir. Tanrının bir aksiyon âleti olabilmelidir. Bu mertebeye gelen insan. Uğraşa. ilme. dış âleme çok sarıldıklarından. Bu aşk. bir heyecandan. ahlâkın da ilerilemesini istilzam etmez.

Bu halde. SON Tarih Boyunca Ahlâk Mustafa Rahmi Balaban'ın bu çok mühim kitabı tabedilmektedir. Bergsonun ömrü bir teemmül ve murakabe içinde geçti. «geceler gebedir* filezofudur. Irkdaşlarından ayrılmak bile istemedi. Hayatı ile d e buna canlı bir misal vermiştir. . gönlüne Allah sevgi ve düşüncesi taşımak ile kalan insan değil. çilesini çekti. Bergsona göre mükemmel insan. «açık sosyete> yani bütün insanlar birbirinin kardeşidir fikrinde olduğundan AlmaRİarın Parisi işgalleri zamanında Yahudilere yaptıkları zulümler arasında oda. Bergson felsefesi: insan. hareket ve oluşlar akışı. Amma hiç şikâyet etmedi. insanlığın üstüne şahlanarak Tanrıya doğru yön alma felsefesidir. Bergson. Tanrının insanlara sevgisi yoluna hizinete vakfedebilen insandır. Ancak hakikat aşkı iledir ki yazdı ve söyledi. iradesini. Yakında neşredilecektir. O. zulme uğradı.

„ Rumca „ Marta oğlu 35 Almanca tesîli tercüme Mehmet Tahir 75 Almanca tesili mükâleme > » 7 5 Almanca . resimli Besim Ömer 75 Çocuk büyütmek.. resimli „ . „ „ „ . Bahaettin 350 Türkçeden Fransızcaya. resimli Dr. „ 100 Çocuk düşürmek. lohosa. büyük lügat Ali Feraz 150 „ „ küçük lügat Ali Feraz 100 „ „ lügat Cemil Cahit' 20 Almanca • Türkçe küçük lügat Sadullah 50 Kamus Fransavî " Fransızcadan Türkçeye „ 500 Resimli küçük lügati fenniye 100 Türkçeden Fransızcaya Resimli Kamus Kelekyan 1200 Türkçeden İngilizceye büyük lügat J.Türkçe nahif tercümesi 100 İngilizce gremer 1 inci Halil 75 „ 2 inci Halil 150 Fen ve izdivaç. „ .„ „ „ 75 Gebelik.. 100 Kadın rahatsızlıkları „ . 10O .. Zeki Cemal İ0O Gebelik.. doğum.. . „ „ „ 60 Nüfuz meselesi „ „ „ 35 Bebek beslemek.Gayret kütüphanesindeki kitaplardan bazıları Kuruş Türkçe sözlük " yeni harflerle büyük lügat „ 2oo Yeni Türkçe lügat M. Redhouse 2000 Fransızba metod Berlitz ve tercümesi 250 12 Lisan mükâleme 50 Efali Fransavî cetveli Ekrem 35 Kendi kendine İngilizce alfebe Nüzhet Paşa 35 „ „ Almanca „ Nüzhet Paşa 35 „ „ İtalyanca „ Nüzhet Paşa 35 „ „ Rusça „ Sudi 35 .

Pol 50 Mufassal resimli tavukçuluk Cafer 250 Türklerin tarihi umumisi 1 . Cahit 1500 Hüriyet Hüseyin Cahit 200 İlim ve din Hüseyin Cahit 200 Hüseyin Cahit 200 Asri demokrasiler 200 Senaiyi nefisenin menşeleri " " 60 Dekartm felsefesi • > » Samiha Cemal 400 Eflatun külliyeti 100 Hisler ve fikirler Raif Necdet 200 Azmi bey Hanım kitabı 100 Fazıl Ahmet Karikatör 200 Tevîik fikret Halukun defteri Hüseyin Daniş. resimli Salâhattin 150 Otomobil ve traktör resimli Salâhattin 150 Fen mesahaye arazi ve topografya Kömürciyan 150 Mesahaya Hendeseye Kömürciyan 200 Mihaniki Riyazi Salim 500 Demir Köprüler 300 50 Nazarî Hesap. 400 Rubaiyat Ömer Hayyam 150 Hayat ve kitaplar Ahmet Şuayp Abdulhak Hâmit ve mülâhazatı felsefiyesi Rıza Tevfik 500 75 Tevfik Fikret Şermin Tiryaki sözleri Cenabı Sahabettin 100 75 Demokrasi ve mesaili iktisadiye Hüseyin Cahit Nasrettin Hoca Köprülüzade Fuat 100 50 Yarım Türkler Aka Gündüz 250 Hârîstan ve gülistan Ahmet Hikmet 100 Daima hilekâr (2 cilt) Ali Reşat 100 Milliyet nazariyeleri Mehmet İzzet 250 Hendesei sanai 2 cilt >t >> Elektrik ve tatbikat sanaiyesi 2 cilt.7 Deguignes.Kuruş Çocuk hastalıkları Yeni harf „ „ „ „ 25Ö Çocukların istidatları Dr. Mesail yeni harfle Salim Hesap tefazulî 500 . H.

Doğramacılık, Silicilik, Marangozluk Talât Resimli tarihi umumî 1-6 Refik Tarihi umumî 1-6 Murat bey Ebulfaruk tarihi 1 - 7 M Murat Mahmut Şevket Teşkilâtı kıyafeti askeriye Corci Zeydan Medeniyeti islâmiye tarihi 5 cilt S ey fi Emir Ali Musavver tarihi islâm Hüseyin Cahit İslâm tarihi 'İo cilt,, Kemal Paşa Osmanlı tarihi "3 cilt,, Tarih siyasî, asrı hazırda Avrupa 3 cilt Sinyoboş, Eski İstanbul, resimli Celâl Esat Başımıza gelenler , Arif İstibdattan Hakimiyeti MilHyeye 1-2 Ahmet Rasim Avrupa harbinden alınan psikolojisi dersler G Lebon Usul Defteri Malî 2 inci cilt î. Arapyan Malûmatı Ticariye Harnit Malûmatı iktisadiye Cavit Usul defteri Ticarî 1. Arapyan Hocasız usul defteri Serkeis Nihat „ Muhasebe II II Esnafın Hazır Hesop Tüccarîsi Kömürcüyan Usul Defteri 1 — 4 cilt • Amerikan Usul Defteri Amelî Hesap İlmî Hesap Kömürcüyan Hesap Nazarî İlmî Hendese tim! Cebir Amal Erbaa Kendi Kendi fotoğrafçılık resimli İhtisas muhaseb >erı Çapraş kaydek» Fikret Şimendıfercilik - 2N Naki bey Kimya 9 - 10 - I 3 cilt Kimya Bakalo sı » » Riyazi ve cep ' u?ası F. Sabri

50O 200O 100O 1500 İ0O 1000 250200O 1000 1500 200 300 200 150 250 150 250 150 200 200 200 300

50 50 35 250 25 30G 351 150 10O

100 100 100 100 50

Dahili ihtiraklı makinalar, Abdülkerim 250 „ Osman Hüsnü 250 Demir Teknolojisi Ağaç isleri teknolojisi 1-2 Yusuf ziya 250 Kimyayı sanayi 2 cilt Mühendis M. Azmi 200 Hesabi sanayi Salih Murat 80 Cihan muvazenesinin bozulması 2 cilt Ali Reşat 100 Türkiye nasıl doğdu ? Ömer Rıza 100 Hava Edebiyatı 100 İnsanlığın başlangıçları, resimli "yeni harf,,^.3 300 Dr. R- Verno 200 M' Sadık 100 Tâvimden yapraklar Saffet Ziya 100 Adabı Muaşeret Kadın meselesi Gregor Petrof 30 25 Okunacak mektuplar tdâl Sami Paşa Sezai 50 Mehmet Rauf 75 Cidal 30 Celâl Saher Simon Mehmet Rauf 150 Son Emel 250 Eylül «" » Son yıldız 200 Kadın kalbi Saffet Nezihi 250 Ercümend Talu 50 Sabir Efendinin gelini Viktor Hugo 500 SefiJJer 1-5 Halide Edip 200 Mevut Hüküm Osman Cemal 200 Çingeneler Dağların çocuğu 175 Günahkârlar Heluk Cemal 200 Reşat Nuri 100 Damga Sarı Odanın esrarı Gaston Loro 150 150 Gaston Loro Siyah kokulu Kadın Mesnevi şerif 1 - 6 tercüme ve şerhi Abidin Paşa 1400 Kitabı Mukaddes "büyük hacımda ciltli,, 400 150 incili şerif Mezamir 75 150 Asrî din fikirleri Seri 1 "11 kitap,, L. Lûtfi 100 Asrî Din fikirleri Seri 2 "6 kitap,, L. Lûtfi Lee Vrooman 10 Garpta dua yeni harfie

n » > » 200 200 300 tmam Gazali 50 50 25 . Afşaroğlu Dr. Bedri Ruhselman . iaşnar 250 250 100 Samiha Ayverdi 250 250 350 250 250 „ » . Burcuoğlu M. Cehennemlikler İnsan ve Ruh Yaşayan Ölü Ciltli İnsan ve Şeytan „ Yolcu Nereye Gidiyorsun . Kuday • S. Krş. 200 750 750 500 500 300 300 400 330 1000 200 300 150 100 Ciltli . lu Gayret Kitabevinde satılan ı-nühim eserler : Kur'an ve islâm (Zaman zihniyetiyle) 2 Kısım Ruh Ansiklopedisi (Spiritüalizm) Ciltli Ruh Âlemi (Spiritizm. Crooks Dr... Ankara Caddesinde 131 No. Manyatizm) Ciltli Ruh Kuvveti (Spiritizme tecrübeleri) Ciltli Pratik Manyatizma ve İpnotizma Ruhlar Konuşuyor Allah Ruhlar Arasında Medyomluk Ruh ve Kâinat (Mecmua) Abdûlkadir Geylâni Muhiddini Arabî 1 den 12 Ciltli Mustafa Ertuğrul Cemil Conk Paşa L. Rahmi Balaban 125 300 350 400 A.Ciltlisi : 500 Kr. Âkay . Ateş Ağacı Mabette Bir Gece Mesih Paşa İmamı „ Kimyayı Saadet Hazret Oftade Aziz Mahmut Hüdal K.. Ruh ve ölüm Ötesi (İslâm tasavvufu) İslâm Aslanı Hazreti Ali Kırklar Meclisi (En güzel Bektaşi Şiirleri) ! Hakikat Yollarında Tarih Boyunca Ahlâk Felsefe Tarihi (Filozoflarla birer saat) Tanrı Buyrukları ve İnsan Alemi Kıyamet ve Alâmetleri-Cennetlikler. W.Fiatı : 350 . İstanbulda. Debi M. Son Menzil „ Yusufçuk ... Fakirizm..

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful