You are on page 1of 229

Filozoflarla Birer Saat: Muhtasar Felsefe Tarihi Mustafa Rahmi Balaban

İstanbul: Gayret Kitabevi, 1947. 16 Şubat 2005'te EFSİS Özel Koleksiyonu'ndan elektronik ortama aktarılmıştır.

© http://www.felsefelik.com

M. RAHMİ BALABAN

FİLOZOFLARLA BİRER SAAT

FELSEFE TARİHİ
Buda - Eflâtun - Aristo - Rable - Mevlâna Celâleddin - Kınalıoğlu Ali Efendi - DekartPaskal - Tomas Kampanella - Lok - VolterJ. J. Ruso • Kant - Erzurumlu I. HakkıMisele - lbsen - Ogiist Kont- Niyazi t. MisrîGöte - Muğlalı İbrahim - Sen Simon - KarlaylEmerson - E. Rönan - Tolstoy - Vilyam Moris - Bergson - Nice - Vels - A. FransJon Devey, v. s.

Sahibi ve Naşiri:

GAYRET

KÎTABEVt

Ankara C«d. No. 131 - istanbul

Hakikat Yollarında ;

Filozoflarla birer saat:

Muhtasar

Felsefe Tarihi
Mustafa Rahmi Balaban

G A Y R E T K İ T AB E VI Ankara Caddesi No. 131 <~- İstanbul IŞIL MATBAASI 19 4 7

GAYRET KİTAPEVİ. ANKARA CADDESİ -İSTANBUL . Fiati 250 nefis ciltlisi 300 kuruştur. Fioıırnoy WİLYAM CEYMİS'IN FELSEFESİ Varidat İZMİR SALEPÇİOĞLU KÜTÜPHANEsindeki Arapça elyazma nüshasından tercüme Mark Orel DÜŞÜNCELER Bütün bu Eserler bu Ciltte tamamen mevcuttur.MUSTAFA RAHMt Hakikat Yollarında İmam-ı Gazali SAPIKLIKTAN KURTULUŞ liddiR Arabi FUSUS NAKŞI Tiı.

Yedi yaşına kadar bu köyde güzel tabiat ve sade hayat içinde büyüdü. Sonra müderris Terzizade Mustafa efendiden arapça. ilerledikçe sönmek söyle dursun.. Köyüne hâlâ en derin duygularla bağlıdır. onda. ya. Gönlünün bu özleyişini. Güzün yamaçların burca burca kekikli Yılda bir gelip toprağına yüz sürebilsem.geçirirdi. Yılda bir gelip toprağına yüz sürebilsem. kekikli dağlardan ayrılıp uzaklara. istanbul'a gitmek lâzımdı. OBAMA Elli yıl önce ne idiysen içimde o sun Onun deniz gibi ova. Köy okulunda okuduktan sonra Bergamada rüşdiye tahsilini yaptı. Mustafa Rahmi Balaban. Bu iki sevgi. Baharda bayırların menevşeli lâleli Yazlarda buğdayların altın yıldız sorguçlu. göz erimin dağlar İkindinde gümüş çay. köyünün ovalarında • tabiatle başbaşa . kıblende meşelikler.Müellif Hakkında. Müsabaka ile İstanbul Öğretmen okuluna girerek 23 temmuz 1910 . 1888 de Bergama'nın Balaban köyünde doğdu. hiç sökülemez surette kökleşti. elli yıl sonra şöyle ifâde etmiştir. Yaz tatillerini hep. farsça ve Altunovalı İbrahim Remzi Beyden matematik tahsil etti. Tahsil için bu çiçekli ovalardan.

İsviçre'de Almanca ve ingilizce de öğrenerek aşağıya yazdığımız eserleri Avrupanın üç dilinden dili» mîze çevirmeğe başladı. Claparede onu. O zamanki Maarif Nezareti. «İkdam» ın İsviçre muhabirliğini yapması ve İKDAM gazetesinin sahibi merhum Ahmet Cevdet Beyin yol göstermesile başladı. Basın hayatına ilk. Buradaki başarısına mukâfaten. O zamanın önlü psikoloji profesörü pek muhterem merhum Ed. 1918 den itibaren Ikdam'da yaziları çıktı. onu Adana yatılı öğretmen okulunu kurmaca ve müdürlüsüne tayin etti. Kollejdeki on bir yıllık hocalığında dilimize İngilizceden bir çok eserler tercüme etti. Yurda dönünce Ziya Gökalp merhumun başkanlığında kurulan üç kişilik mülga Telif ve Tercüme Encümeninde (burada öteki âza muhterem Veled Çelebi idi) çalıştı. Kırk beş gün Üsküpte pedagoji hocalığı yaptıktan sonra Maarif Nezareti. Kız öğretmen okulunda pedagoji Ki7ilçulhı Amerikan kollejlerinde Türk tarihi ve felsefe hocalığı etmiş. mebus olunca. Onun en büyük emeli: Avrupa ve Amerikanın özlü eserlerini dilimize çevirmektir.pedagoji laboratuarına asistan aidi. Ça- . Telif ve Tercümeden ayrılınca İzmir Atatürk Lisesinde felsefe.ül -Muallimin Rüşdive (Orta öğretmen okulu) pedagoji hocalığına tayin etti. Adana öğretmen okulu müdürlüsünde üç yıl çalıştı. Eserlerinin çoğu bu encümende bulunduğu yularda basılmıştır. Rahmi'vi Cenevreye pedagoji tahsiline volladı. Öğretmen okuluna giderken istanbul Müftisi Fehmi Efendinin mantık ve arab edebiyatı derslerine de devam etti. onu Usküp Dar . Sonra İzmir kız öğretmen okulu müdürlüğüne tayin edildi. Cenevre Üniversitesi pedagoji ve felsefe şubelerinde tahsilini tamamladı.— 4 — da buradan birincilikle mezun oldu. Gökalp. o Telif ve Tercüme Başkanlığına tayin edildi. psiko . Maarif Nezaretf.

Dergâh ı Mevlâna. Çocuk ruhiyatı. Baba Arıkan'la berabar). ırklar ruhiyatı. Bal çuvalı Hüseyin masalcı. Kant'ın pedagojisi. Amerikada mekâtib-i ibtidaiye ve tâliye. buğday kahramanı. Eskicilikten Tüccarlığa. Deli dumrul. ahlâk. Şimdi basılmağa başlanan «Hakikat yollarında» serisi: Değerli maarifçimizi bütün okuyucularımıza daha iyi tanıttıracaktır. Çekirdeksiz kahramanı. Ailede terbiye. Alfabede cümle usulü. Tabi . Çocuk büyütmek. Ege bölgesinin iş kaaramanları. Tabiat ve insan. Dağda bulunmuş çocuk. Kristof Kolomb. Kadın-erkek. Basılan kitapları: Bergama tarihi (Müzeler müdürü sayın Aziz Oğanla beraber). Ruhiyat makaleleri. Şart. Eski Kılikya (Çukurova tarih ve tarih-ı tabiîsi). Ruhiyata medhal. Çocuk ruhiyatı. Küçük Asyada ölmüş şehirler. Çocuklar evi.— 5 — lıştığı konular :Tarih. Altın çiftlik. tövbeler tövbesi. Halk kitapları: Özdemır onbaşı. Şehir mi. Dökroli usulünde hesap vs ölçüler. Portakal kahramanı Mehmet Bafralı. Avrupa milletleri ruhiyatı. Terbıyevî ruhiyat laooratuarı. Mekteplerde sıhhat demederi Halk tekâmülü. Evvel zamanda. Fılozofi vasıtasıyla orta tedrisatta reform. Efez. Felsefe tarihi. Baliğler ruhiyatı. Dağ deviren. Çocukta eksiklik duygusu. Fonksiyonel terbiye (M. Çocuk ve mektep. itıyad. Keloğlan. Avrupa medeniyetinin ahlâk kökleri. Kalmoıt Türkleri. Çevresinde gezi ile İzmir tarihî. İzcilik. Dökroli usulünde dersleri toplulaştırma. Islah-ı ırk. Asrî terbiye ve maarif. izmir agorasından eski tapınaklara. Pestaloji. Avrupada yeni mektepler. Fihtenin hitabeleri. Moğol tarihi. Yeni psikoloji ve pedagoji. Timur ve Tüzükâtı Bahtıyarname. Çocuklar cenneti. Nıkomaha ahlâk. pedagoji ve felsefedir.

Ama gerçeğe kimi daha yakın kimi daha uzak olabilir. ( Filozoflarla birer saat) e. . Ondan sonra gelen ikinci hakikat şudur: " Hayat ve kâinatın mahiyetini anlayamıyoruz diye ümitsizliğe düşecek değiliz. Bugün bu bir hakikatır. doğruya. En iyisi mi. yıllarımızı.Durum bugünde öyledir. Ferdçe ve cemiyetçe yükselmek. hal ve hareketlerle gürlerimizi. Her zaman hayat ve kâinatın mahiyet ve hakikatim arama yollarında bulabiliriz. kendimize en iyi hal ve hareket yollan seçme işi ile uğraşalım. yirmi dört asır önce: " Bîz insanlar. hızlandıracak aksiyonlarla. aylarımızı. Felsefeyi kuru lâf değirmeni yapmayan gerçek filozofların hepsinde bu ilinti bir iç ateşi halindedir. Felsefenin ve filozofun öz değeri bundadır: insanda tekâmüle hizmet arzusunu engin bir aşk haline getirebilme. Ve her biri o yollarda birer nişan taşıdır. Onun kadar ve belki ondan da önemli yapılacak iş önümüzdedir: „ kendimizi ve çevremizi her gün biraz daha iyiye.. bu gerçeğe götüren yolları araya gelmiştir. demişti. Amma şimdilik her halde yolun sonunda deliliz.ÖN SÖZ Sokrat. hayat ve kâinatın hakikat ve mahiyetini anlayamıyoruz.ömrümüzü doldurmak. " Tarih boyunca her felsefe. gürele doğru . onların hayat ve kâinatın mahiyeti üstüne metafizik teorilerinden ziyade ahlâk veiçtimaiyat üzerine olan düşüncelerini aldım.

yeni değerler kuru lup kökleşinceye kadar sürecektir. Yerlerine yenileri konulmağa uğraşılmaktadır. Dünya sarsıntısı. R.— 7 — İkinci Cihan Harbi sonunda bütün ahlâk! ve insanî değerler yıkılmağa yüz tuttu. Yarınki dünyada yenilerle bu güne kadar olan değerlerin bir karması olacağına göre (Filozoflarla biier saat) bu güne kadar olan değerler üstüne düşüncelerin kısa bir plânçosudur. . B.

Prenslerin ihtişamı yanında tebaanın pek mühim ekseriyeti derin bir sefalet içinde idi. çok karışıktır: Bütanın ilk ahalisi koyu esmer renkli idi. işleri. Bu adam evlendi. daha sonra Moğollar ve Tibetliler işgal ettiler. Milâttan evvel 563 senelerine doğru. Bu mıntakada ahali. böyle bir adamın geldiğinden bile şüphe etmektedirler. vicdan gözüyle görmeğe başladı. Sonra buraları Turan ırkı. pek fakir. Fakat müelliflerin çoğu şöylece kabul ederler. ayakta gezen öiü gibi sapsarı. Himalayalara yakın. Bazı müellifler. Uzun asırlar süren muharebeler esnasında. kuvvetli bir feodalite teessüs etti. Kendi adı Sidharta ve aile adı da Gautama'dır. bize efsane ile karışık bir halde gelmiştir. bir oğlu dünyaya geldi. 560 480 j Hindistamn şimal-i şarkîsinde.Buda [M. Kapilavaston de zengin ve asil bîr aile vardı. Ö. muharebe ve ziraat idi. Buralarda yetişen Budanın hayatı da. bu kabîl hayatlarda olduğu gibi. hasta bir adama rastgelince bu tesadüf onun vicdanı önüne beşerin sefaletini yaydı. Bu sefaleti. pçk ihtiyar. . Nepal hudutlanndayız. 8u esnadadır ki bu adamın hayatında pek büyük bir hâdise vukua geldi: Bir gün sarayından çıkarken.

Yalnız bir sarı kaftan. "Buda* demek «Işıklı» demektir. mezhebin — aşağıda bahsedilecek — temel fikirlerinden başka beş ahlâkî vazife ile kendilerini mükellef tutarlar ki bu beş şey haramdır: Katil. Ekseriyeti teşkil eden kısım. Budajun milâttan evvel 430 senelerine doğru öldüğü anlaşılıyor. içinde bulunması muhtemel Ölmüş hayvanları yutmamak için kullanırlar. daha sert bir hayat yaşarlar. bir süzgeçleri olabilir. O zaman ona BI$ıkw geldi. Aynı zamanda mütalee ve derin tefekkür ve istiğrak içinde idi de. gittikçe bütün orta Asya* ya. servetinden vaz geçerek gece bir ata binip sarayını terketti. (Süzgeci su içerken..g _ «Bir oğlun dünyaya geldi» diye haber verdikleri zaman. daha sonra Çine ve Japonyaya yayıldı. aptalj ^kıyafetinde dağlara inzivaya çekildi. Prensip itibarile bunlar or- . sarhoşluk. 29 yaşında olan prens. zina: Fakat daha derin takip etmek istiyenler. bir kuşak. 2 — Budizmin yarattığı cemiyet : Budizmin iki türlü saliki vardır. hırsızlık. paraya hiç el süremezier. sevinecek yerde : < işte bana bir zincir dahal 1 > dedi. bir iğne. bir baş piçağı. Filhakika aptal kıyafetinde gazen bir kısmın hiç mal ve mülkü olamaz. Böyle derin düşüne düşüne nihayet kendince hayatın sırrını ve insanların takip etmesi lâzım kanunu buldu.. dediler. Kurduğu din. bilhassa Tıbete. yalancılık. ve ancak dilendikleri şeyleri yerler. O andan itibaren insanlar* yeni yola davet etti ve müminleri kendi etrafına toplanmağa başladı.) Bu dervişler. Dervişler gibi köyden köye doloşmağa ve sert bir riyazet bayatı sürmeğe başladı. bir avuç pirinç.

Bir de ruhban için bir (mertebe silsilesi) tesbit edilerek manastır hayatı bir usul ve kaide halini aldı. hazır yiyici ruhban alayı meydana geldi. En ziyade hürmet gören rahipleri. hiç bir (hiyerarşi = mertebe silsilesi) tanımaz. Fakat bu hal. ibadeti verine birtakım ( batilalar) ve (şekiller lı kaim oldu. «Tibet> ve «Siyam» daki. bazı hâtıra âbidelerine hac ve saire gibi. Köyden köve dilenerek gezen ve vazeden bir ruhban sınıfından. buna hiç ehemmiyet vermez. köylerin kıyılarında yaptıkları bahçelerde yaşarlar. ki bunlar buralara ancak — açık yerde yaşamanın imkânı olmadığı — yağmurlu mevsimlerde çekilebilirler. Basmakalıp dualar. [kincisi. ancak mezhebin ilk 7amanlarında böyle idi. bir derece ve mertebe sebebile degü. ibadet tamamen sadedir : ayda iki defa toplanarak mukaddes kitapları okumaktan ve işlediği günahları umum huzurunda' itiraftan ibarettir. Lâkin insanlara mezhebi öğretmek vazifeleri doiayısile. hangi siniftan otursa olsun kabul eder.bütün diğer içtimaî rabıtalarla alâkasını keser. epeyice sonra kurulmuştur. Görüyoruz ki budizm. İradî bir fakrü zaruret îçinde yaşanılacak . Bu mezhebe giren insan. Zaman geçtikçe iki yüzden bozuldu tik devrenin sade. ki bugün bu . Dağ başlarındaki manastırlar. (mukaddes yadikâr — reUg-ue'leri) ve mübarek makamları tebcil. budizm. yaş ve irfan dolayısıyle hürmet görürler.izdivaç ta dahil olduğu halde . Bu mezhepte dikkate şayan üç mühim şey vardır: Evvelâ kast farkının hüküm sürdüğü bir memlekette. . Üçüncüsü. bugünkü. böylece.- 10 — manda yaşamak mecburiyetindedirler. mümkün olduğu kadar dünyadan yüz çeviren bir cemiyet yapmağa uğraşır. siyasî ve İktisadî hayata tamamen lakayt kalınarak münhasıran dinî tedrisat ve istiğrak içinde ömür sürecek.

vazı» na yani müessisin aradığını bulmasını verdiği ilk vaza göre mezhebin esası dört toplanmıştır. bedbindir. Bu ızdırap hayatına yalnız insan değil böcekler de iştirak etmektedir. av arayan bir dişi kaplana rastgelmiş. Dikkate şayan değil mi ? Büyük bir fikir. şiddetle çekinmek. manastırlarla dolu şehirlerde. öldürmekten. Mamafih bu hal. Herkangi bir mahlûku acı çektirmekten. Fakat bunun. 3 — Temel fikirler: «Benares müteakip hakikatte çekmefre Şimdi mezhebin esas tedrisatına gelelim. Her nereye baksa feraiık gö'. Doktrini. hiç korkmamiş. ıztırap Budanin mülâhaza ve tefekkürdeki başlangıç noktast. elem ve mahkûmdur. köyleri < mukaddes yadigârlar» ve «sihirli merasimler» ile aldatarak köylünün kanını emmektedirler._ ıı _ _ iki memlekette böyle binlerce rahip. bakınız nasıl tereddiye uğruyor. birtakım ümitsiz ah ve vah ile gidebileceğini zannetmiyelim. bilâkis ona yardım ftmek. bunlar bu tarz düşünmenin şüphesiz tabiî neticeleridir. mablûkabn içinde bulunduğu müthiş sefalettir. Halbuki bunu yapanlar. Merhamete onlar da lâyıktır. Bunun pençesine . Meselâ Buda bir gün dağda gezerken. 1 — Var olan her şey. Yapılacak iş şudur : Her mahlûka daima merhemet etmek. yukanda gördüğümüz veçhile. onu kurtarmak. Buna dair binlerce efsaneleri vardır.ür. o büyük fikri takip ettikleri iddiasındadırlar. tarihte yalnız Buda mezhebinde değil daha bir çok yerlerde görülmektedir. esas itibarile.

Fakat. Çünkü elde ettiği daha üst hayat şekillerine bütün kuvvetile Dağlanıyor. arzuların nihayet balmasıle olacaktır. Amma aynı za> mandafcbu kaplana ve aç bekleyen yavrularına da acımış. Ve bunların bazısının. daha üst daha geniş yaşamağa itiyor. Her türlü mal ve mülkten el çekerek hiç bir şey arzu etmemeğe alışmalıdır. Arzu. Yani bizzat Budanın düşüncelerini takip ve onun hareketlerini örnek ittihaz etmelidir. meselâ kaybetme. hiç aralıksız. her şahsı.— 12 — geçecek zavallı hayvanları düşünmüş. 2 — Elem ve izdırabın kaynağı arzularımızdır. Nihayet Kaplana av olarak. ölmezden vevel . 3 — Izdırapların nihayet bulması. kendi arzuları için kendini ölmüş saymadır. 4 — Her şeyden el çekmek düsturunu tahakkuk ettirebilmek için (anayol) u takip etmek lâzımdır. en güç noktasına parmak basmış oluyo . ölüm gibi şeylerle elinden çıktığım görünce daha büyük merak ve izdıraplara düşüyor. y JBu cinan şümul şerrin sebebini. hastalık. eNirvana:» «Mutlak sükûn et > in tevlid ettiği daimî bir saadet içinde yaşamak demek olan «yok olma» dır. yalnız başkalarına fenalık yapmak ile kalmıyor. Bu suretledir ki hayattan ve hayatın şerlerinden kurtulup <Nirvana> ya kavuşulabilir. kendi bedenini sunmağa karar^vermış. Böyle iğne altında yaşıyan insan. Buda. Burada Budizmin. tamamen ken ~cfi içimizde buluyor: Arzular. bizzat kendi ıztırabını da artırıyor. hem psikolojik hem metafizik bakımlarından. Hayatın bütün didinmelerinden ancak böyle kurtul unabilir.

<amelî ahlâk» tu. dünya. Amma şurası doğrudur ki bu din. birtakım ruhî miimareseler vapıhr ki bunlar ruhu. bütün harici faaliyetlerden el ''çekmek ve saadetî. egoizmdir. Kâinatı böylefıztırap içinde görmekle bundan yal- . ilâblnrı înkâr etmez. insanı bedbahlıktan kurtarmaca matuf bir talimattır. Bu ise hayata veda etmek olur. Fakat kolay değildir. derler.kıvmetli ahlâk unsurlarını ihtiva" ettiği de bir hakikattir. Budizm. 4 — Netice : !lk bakışta Budizm. Budizmîn özü t egoizm»* karsı şiddetli ve mütemadi bîr mûcadele'acmaktır. Bu «ölüş» ve «istikrars'zlık» nazarivesfnl benîmslvebilmek için. karşısındakini selâmete çıkarmak için çalışmak ve ona selâmet volunu öğretmektir. Her ferdin vazifesi. bizi kendine bağlıyamamalıdır. «Başkası nemelâzım bana !> dedirtmez. «Allah» sız bir din. gelip g-eçfci hadiselerle dolu ve daima derişen bir med ve cezir gibi olup hakikatte hiç bîr şey var değildir. ki bu cihet. Böyle olmakla beraber Budizmin. Çünfü butun arzuların kaynağı. bu çünkü zihniyetten çok uzak gibi görünür: Havat ve arzulardan yüz çevirmek. ilâhlarla meşgul olmaz ve onlara 'bir rol avirmnz. salikler tarafından çok inkişaf ettirilmiştir. Hakikatte Budizm. Binaenaleyh hiç bir şey. bilhassa. Meselâ bedbinliği ile bile insamn^hassasiyetini uyandırarak ıstırap çekenlere karşı alâkadarlığf p arhnr. bn cihanşümul akıntı ummanı içinde bir limana bir meîcee kılavuzluk ed«*rler.— 13 — ruz. Fakat başkalarını »zdırap içinde bırakarak valnız nefsini kur-"1 tarroâk değildir. bir nevi mahvolma demek olan Nirvananrn sükûnetinde aramak insani harekete getiren bütün âmileri toptan süpürüp atmak demektir. Budanm gözünde. Budizm hakkında.

«ve üç kere Sicilya'ya yapmak ile geçirdi. Eflâtun. Ayni zamanda birçok yüksek ruhların teşekkülüne de hizmet etmiştir.347J Eflâtunun en dikkate şayan vasıf [arından |biri maî teşkilât idealine mühim yer ayırmasidır. insanın bütün hayvanlar va nebatlarla ince bir kardeşliği olma neticesine varır. Ö.isr terseniz Ütibiler deyiniz . 1 — Hayatı : Eflâtun. uzun seyehatler . maddî şeylere bağlanıp kalmamağa davet eder. Sokrat'a talebe oldu. 429 . insanı : kendini tanımağa. içti- . bütün diğer doktrinler.bilhassa Mısır'a . Eflâtun'un dünyaya geldiği devirde grek siteleiinin dolgun ve zengin bir hayatı vardır. Şunu da söyleyelim ki. «Akademus» parkında «Akademi» denilen mektebini tesis etti.— 14 — nız şikâyet ve figan neticesine değil. kitap yazma. milâttan önce 429 da Atina da zengin bir aileden dünyaya geldi. Öne sürdüğü tedbirler ise şiddetti ihtirasları Özcüiüğ Egoizmi öldürmeğe matuftur. uzun hayatı içinde. okutma. Eflâtun [M. . kendine hâkim olmağa. Bugünün Akademi adı burdandir.gibi Budizm de harfi harfine tamamen tatbik edilmiş değildir. fakat bütün mahlûkatı sevme ve acıma. siyaset ile de çok meşgul olduu. hayatını okuma.

bu kitabının sekizinci ve dokuzuncu fasıllarında siteyi tenkit ile karışıklıkların ve inhitatın sebeplerini gösterir. henüz zenginliği. hiç bir istikrar yoktu. Site ziraat . Eflâtunun daha genç yaşından itibaren siyasî faaliyeti düjünüyordu. Gerek Tiran ile gerek bunun damadı «Dion» ile Eflâtun arasında sıkı bir dostluk bağlandı. felsefeyi fikirleri ile. fakat dahili ihtilâllerle sarsılmış bulunuyordu. Sicilyaya ilk seyahatinde Eflâtunu bu Tiran büyük bir önemle kabul etti. Böyle bir devirde gelen Eflâtunun iyi bir hükümetin nasıl teşkil edileceğini ve bunun idamesini ne suretle mümkün olabileceğini tetkik etmesi çok tabidir. refahı devam ediyordu. Diğer greksıteleri de hemen aynı halde idi. suretle. Rejimi Monarşi. en büyük eserlerinden biri olan «Cumhuriyet» kitabını o ümitle yazmıştır. Fakat. tahayyül ettiği siteyi. Buna >Siraköze> tiranı «Deniş» ile olan münasebeti de fırsat hazırlıyordu. Bu adam Eflâtun'un hürmetkar tilmizleri sırasına girdi. 2 — Şe'nî siteyi tenkit: Eflâtun. en ünlü günlerini. Binaenaleyh Eflâtun siyasî nazariyelerinin tatbik mevkiine konularak kusursuz bir sosyetenin kurulabileceğini ümit edebilirdi. yer yüzünde tahakkuk ettirmeği düşündü. Perikles zamanını yenice bitirmiştir. Bunda iş bölümü en başta gelen bir kanundur. müfrit demokrasi gibi şekil' den sekile geçiyordu. Tiranlık devirleri de geldi.— 15 — Bilhassa Atina. onun bu intizarı boşa çıktı: Ne «Deniş» n e d e «Dion» böyle bir işe teşebbüs etmediler. Fakat sonradan hayatını felsefeye hasretmeğe başlayınca. Bu filozofa göre sosyete: Bir zaruret dolayisüe kurulmuş olup beşerî ihtiyaçları tatmine mecburdur. devlet adamları üzerine tesir icra etmeyi ve bu. hükümet datbsieri. zadekân. Nihayet sandalya kavgaları. Amma o.

alabildiğine istifade ve menfaat hırsını körüklediğinden . sitenin hayatı normal îdi. Nihayet derrcVrssl de prensip ve mayası icabı. en münasebetsiz ve faydasız noktalarına kadar götürüldü. maddî fhazlar içine gömülürler. evvelâ (adalet) tabirini kullanmakta* [dır. egoistler! Hiç bir nevi vicdan kanunu tanımazlar. Nihayet nüfusun çoğalması ve zenginlik ihtirası sosyeteyi emperyalizme ve muharebeye şevketti. her türlü ahlâkı çiğniyerek. faydasız faaliyetlere sarfeder bir hale geldi." fena bir organizasvön halini aldı. işte böylece sosyete. Fakat ihracatçılarca başladığından itibaren . fena tanzim edilmiş. felâketlerin en büvüfrü olan vatandaşların ahlâkının nasıl bozulacağını da Eflâtun. yalnız paraya taparlar. onu ifratlardan kurtarmak intizamı tesis etmek ile olur.fenalık da başladı.) Bu rejim şüphesiz. Sos yete bu vaziyete düşünce.-16 - vasıtasiyle temel ihtiyaçlarını elde etmeğe uğraştığı müd detçe. (oligarşık adamın hareketi böyledir. Bunların çoğu faydasız ve parazit sanatlardı. yeni yeni ve gittikçe sun'! ihtiyaçlar doğurttu. Servet ardından koşma ve zenginlik. fertlerin çoğu kuvvetlerini. Böyle insanlar. zenginlerin refah ve saadetinden mahrum olan veya kendilerini öyle zanneden bir çok insanların kıskançlığını uyandıtır. Serveti elde edince. Ve sosyetenin hayatı ekseriya karmakarışık ve zararlı şekle girdi. 3 — Ahengin veniden kurulmas» : Siteyi iyi etmek. Bu zenginlik meylinin insanlarda uyandıracağı ilk his kibir ve ihtirastır. Bu adalet mefhumu <Cümhuriyet> kitabının birinci .Takat bu intizamı nasıl tarif etmeli? Eflâtun bu bapta. Bu suretle iş bölümü. göz önüne getîrivor. İşte Eflâtuna göre bozulmanın soyları böyledir. Bu oligarşiyi yıkar ve yerine demokrasiyi kurdurur. Tiranivi getirir. Ve bunlarda türlü türlü yeni sanatlar meydana g-etirdi.

beşer ruhu ile mukayese ederek tesbit etmektedir. tacirler ki bunların vaiifesi. yerin dibine'dogru çeker. Filhakika ona göre adalet: uzviyetin muhtelif fonksiyonları arasında muvazene ve ahenktir. açlık ve susuzluk g-ibi. üç unsurdan mürekkeptir. İyilik ve güzellik gribi fikirleri temaşa ve takip etmektir. Eflâtuna göre bizim ruhumuz. «Phedre» kitabtnda ise daha mükemmel. kendisine iki at kogultnuş bir «arabaya benzer* Bu atlardan biri yükseklere şahlanmak. Öteki at. daima göklere çıkmak istiyor. En yukarıda akıl vardır ki vazifesi. Mükemmel bir site de böyle birbirinden tamamen ayri üç sınıftan mürekkep olmalıdır. 3 — Aynı zamanda hem vahşi hayvan. Mükemmel bir site. adalet ile ahengi birbirine karıştırır. der. tamamen serbest değildirler. Bir teşbih ile ifade edacek olursak denebilirki bizim içimizde üç şey vardır. Bu fikri. maddi arzular ile aklın arasını bularak bunları ferdin hayatına yardımcı kılabilmektir. doğru yolda götürmeğe çalışan bir arabacıdır. başka bir mukayese yapar ki o da yine buraya gelir. bilhassa. 1 — Yalnız yemeği düşünen bir vahşi hayvan.çiftçiler. fakat bu sureti idare etmekte olanlar. Temelde: ameleler.— 17 - ve ikinci fasıllarında uzun uzadıya tetkik edilmiştir. . Çünkü servetin. En aşağıda 'fşlih'âlar ve maddi arzular bulunur. Fakat Eflâtun. Eflâtun. Bizim ruhumuz. iyi tanzim edilmiş bîr ruha benzer. İrade ise bu iki atın kuvvetlerini muvazenelendİrerek arabayı. İkisi ortasında (irade) vardır ki bunun rolü. umumun ihtiyaçlarını temin etmek ve servetler meydana getirmektir. hem insan (olan bir arslan. 2 — Yalnız aklı işliyen 'bir adam.

devlet adamları» nın yetiş* tirilmesi işidir. İkinci derecede «gömüşler sınıfı» gelir ki askerler bu sitenin müdafaasile mükelleftirler. Bu son on beş sene içinde okumaktan ziyade. 4 — Liderlerinin ve devlet mesi : adamlarının yet'ştiril- Bu programın en mühim kısmı hudutsuz salâhiyete malik olacak olan «Filozof . Filozoflar bu sınıfa «tunçlar sınıfı» diyor.. Ancak elli yaş ndadır ki nazarî ve ameli her türlü kabiliyeti gösterdikten sonra bir insan. ehemmiyetle durmuş değildir. Bunlar. Memleketi idare edecek olanlarln evsaf» üzerinde. Nihayet «Altın sınıf» gelir ki bunlar devlet adamları ve yüksek zekâlar olup en yüksek kuvvet ve kudret bunlarln elindedir. . bir yoklama ite. Eflâtunun sitesi böylece pek mükemmel bir terbiye sistemi üzerine dayanır. bu filozof kadar. Bütün yurt çocuklarına on se* kız yaşına kadar ayni terbiye verilecek ve bu terbiye oyun şekli altında olacaktır Cebir ve şiddet usulü ya* saktır On sekiz yaşın sonunda. O. devlet adamı olabilecek. Otuz beş yaşma gelince yeniden on beş sene devam edrcek yoklamah stajlara tâbi olacaklar. idaıî ı e askerî muhtelif makamlarda stajlarda bulunacaklar. şefler tarafından yapılacaktır.— 18 — idaresine ait talimatnarnaler. Yirmi ya şmda bir seçme daha yapılarak devlet adamları namzetleri ayrılacak. ne zerrinlere verir. Ancak fikren yüksek adamlara verir. idarenin dizginlerini ne soyca asillere. hiç kimse. Ötekilere iki sene daha beden terbiyesi yaptırılarak askerliğe hazırlanacaklar. «Tunç* Iar sınıfı) Ayrılacak. daha onbeş sene orada muhtelif aralıklı sıkı imtihanlarla mükemmel bir suretde oku tulacak.

Marizlerin ve sakatların ha vat hakkını kabul etmez. milletin idare şekli « t$i » i doğma te^dûfl rine. bilhassa devlet adamları terbıyts m r « «i büyük eh mnaiyf ttir O. iMsın* z<fer ile iki fa 'delim Birine Eflâtunun terbıye/e. 5 — N -tice : E< âtAin «Cumhuriyet» kitabını yazarken bunu siyasî bir lüva ve hülya maksadile. Bunların bu. — 19 — Kadınlarda. filozof olacağından t*b. Ba o s^trinm pek çok haymî kısımları ihtiva ettiğini söylem. Yalnız hünere ve bilgi e vetu Baiil^ «-er ki «idare ı$>. avnca bir san'attır. Hikmeti hü ûm t ic-bettMrs. Tatbik vaziyetine nasıl geç ieceğini dahi bildiriyordu. milleti sınıflara ayırması da sırf liyakat ve istidat sebebiledir. Tunç sınıfının veya askerlerin ço cukları muayyen imtihanları verince. askeri kuvvete din veya SII . = sut) bu u . ğe lüzum yok. E â 'IK> gö û<sal bîr ştf.smlnrma b ra maz.îd hlovof n çok geniş bîr kültürü. . E lâtunun. en . Bir hükümet darbesi yapılarak (Filozoflar konseyi) diktatörlüğü eline alacak yanı v^zıytte intibak edemiyen ihtiyar vatandaşlar nefyolunar k. değil derhal tstoikatına geçilecek b r program diye yazmıştır. Çünkü bunda cins değil ehliyet nazarı itibara alınacaktır. devlet adamları sınıfına g çebılirier. Fakat pek çok enteresan ve hattâ modern f deri havi olduğu da inkâr edilemez. Kezalik bu yüksek sınıfrn çocukları müsabaka imtihanında kazanmazsa aşağı sınıflara geçer. Eflâtun'un sisteminde bir de (öjyenik) esası vardır. .. Çocukların terbiyesi de aileye değil devlete yükletilir. yeni site gençlerle kurulacak. devlst adamı olabilirler.ourda yalan ve hile dahi caizdir.» Efâtun bu fikie tamamen muataif.

. fertlerin ve ailelerin menfaati üstünde tutmağa daima ihtiyaç vardır. Liderin.daha ahenkli bir cemiyet yaratabilmek için cemiyet ve milletin menfaatim. 17 yaşında öksüz kalınca. Aristo. devlet adamlarının zekâ ve dirayeti: Bütün fertleri umumî menfaate boyun ezdirtmekte. Vaktiyle.Ö 384) Bugünkü batı medeniyeti: eski yunan kültürü ile tysa dininin bir karmasıdır. devletleri ekonomi işlerine müdaheleye sevketmiyor mu ?.Efiâtun'un sitesinde olduğu gibi . Yunan kültürünün bel kemiği de Aristo dur. ve servetin istihsal ve tevzi işlerini bu esasa göre tanzim edebilmekte görülür. ancak bunun içindir ve bunu liderlrr tesbit edecektir. fazla makinacılık. fazla istihsal. Meseleleri. Aristo burada otuz beş yıl kaldı. Bir nizam altına alınmamış. akraba ve aile dostlarından Proksen onu ( Atama ) ya yanma alarak Atinaya tahsile göndermiştir. O. Servet ancak hakikî ihtiyaçlar ile orantılı artırılacaktır..Ö. 322 • M. bazan şahsî servetlerin ifradi fızla hususî menfaatler takibi. Ve en . üzerinde Atarna şehri olan yere bugün (Ağıl kale)^ denilmektedir. bugünün meşe* lelerinden değil mi ?. Atarna Bergamayı Dikiliye bağlayan şosenin kıyısınDikiliden beş kilometre kadar içerdedir. Aristo (M. Bu iş bugün bile. Bütün bu hadiseler gösteriyor ki .— 20 — yüksek fikirleri kavrıyabilecek bir ehliyeti akıl ve vic danın bütün kaidelerine itaati olacaktır.

Aristo'ya göre insan için. Terbiye ve mümarese ile fazilet. Çocuğu. İnsanın tabiat ve mizacının: Ahlâk ve faziletin kendisinde kolay veya güç teessüs etmesine t. en büyük saadeti hareket ve faaliyette bul- . Bu kudret: akıldır. Fazıhtli insan: insanlığa özel işi çok iyi yapmak ister? yarıî her türlü ifrat ve tefritten çekinir. saptanınca buna ulaşma vasıtalarını göstermek. (lâzlm geldiği derece)(lüzumunda) itimat veya korku hissetmektir. bir insan için en yüce erek: akim. (lâzım olduğu tarzda). en yüce erek.siri vardır. Cömertliğiu ifratı israf. bir tabiat gibi olabilir. İnsan. ilk önce bir karar mahsulü değildir: istenir veya istenmez. faziletle beraber gelişmesindedir. Meselâ cesaret. Fazıylet. Fazilet nedir? . Binaenaleyh bir insanın değeri. tabiat mahsulü olmayıp terbiye ve mümarese mahsulüdür. Şimdi fazileti şöyle tarif edebiliriz: En doğrn bîr akıl ve ihtiyat ile ve kendimize nisbetle tam ( itidal = orta) yi takip ile iradî ve kararlı bir surette harekete daima hazır olmak. tefrite düşmeden tam " o ı t a " yi güdebilmektedir. tefriki hasisliktir.Türlü hal ve hareket tarzları arasında iyi niyetle en doğrusu hangisi ise onu seçmek ve ifrat.— 21 — güzel eserlerini burada yazdı. Faziletli olabilmek için: istemek ve bilmek gerektir. diğeri iradî iki unsuru vardır. akla aittir. Zıttarı (korkaklık) ile (inatçılık) tır. Elimizdeki taşı bir defa atınca. Fakat bir kerre gaye. Ahlâkî faziletin biri aklî. ço. Atama kralı Hermiyas onu kardeşinin kızi Pityas ile evlendirdi. zamanında terbiye etmezsek. kendimizdeki insanlığa özel kudreti geliştirmektedir. bir daha elde edemeyiz.uk ihtiraslarını takip etmeğe alışırsa attık onun faziletli olabilmesi pek güçtür. istihdaf ettiği gaye.

Faziletli insan. 3. tahakkuk ettirilen faziletli insandır ki hakikî insanlık tadını tatar ve kendini mesut hisseder. Şahsi entere ile siteninkini birleştirmelidir. — Aristo : <Bunu metafizikten öğreneceğiz. 5. umumî saadeti en iyi temin edecek surette sevk ve idare etmelidir. 6. en yüksek fazilet: hlhmete en uygun faaliyettir. Servetçe. kayıtsız ve şartsız devletin emri altına girmek mecburiyetindedir. Daha doğrusu ahlâk. niçin mesuttur ?. Kendi derinliğindeki insanlığa özel özü. Aristo en raes'ud adım portresini şöyle çizer : 1. fazilet ve saadeti cemiyet içinde amel ha* üne getirmeksizin tam insan olamaz. bir içtimaî varlıktır. Yani esas tabiatini teşkil eden bütün (üf'ule=fonksiyon) larınv sosyal muhitte işletmek sizin. Devlet. her ferdin hal ve hareket tarzını. 2. Bedenî ve ruhî melekelerinin inkişafı ahenklidir. terbiye ve kanun işlerini " fertlerde faziyleti • itiyat halini aldıracak şekilde düzenlemelidir. ahlâkın zarurî bir tamamlayıcısıdır. 4. Hayatın inişli. Böylece siyaset.— 22 — duğundan. kara günlerinde dahi. İnsan. sıkıntı içinde değildir. > diye Söyle açıklar : . Aklı en kuvvetli bir surette işlemektedir. yokuşlu olduğunu bilir. mesuliyet hissini büsbütün kaybetmez. 7. iyi çocukları ve dostları vardır. Cemiyet ol mı yaydı (insanlığa özel mahiyetler) olamazaı. Bu sebeple ferd. işleri. Devlet. politikanın bir şeklidir. Yaradılışı ve aldığı terbiye iyidir. Tabiî ve içlimaî temayüllerini tatmin edebilmek- — Portresi böyle çizilmiş adam. yolunda gider. tedir.

sonsuz bir aşkla gönül bağlanacak tek bir şey. Kendi natürü ile bizatihi mesuttur.» Allah en mesuttur" Ve saadeti için haricî hiç bir şeye muhtaç değildir.— 23 tMetafizik diyor ki . her büyük filozofun radığı en büyük meselelerden biri budnr. hiç yorulmadan daima en iyiye doğru hal ve harekette bulunabilmededir. tek bir hakikat. Bizim büyük filozof aynı mânayı. Mevlâna Celâleddin (1207-1273) Felsefeni en büyük işi. Zira saadet. daha şairene bir eda ile: c Can feşan ey afitâbı-ı manevi Mer cihanı küherna binutna nevi» . Aristo'ya göre insanın saadeti : Tanrı gibi. Saadeti (fiil) den ibarettir. Fakat öyle bir fiildir ki buna hiç yorulmaksızın devam edebilir. adalette değildir. solmaz tek bir güzel yok mu? İşte her devirde. Bizim büyük filozoflarımızdan Mcvlâne Ceiâleddin bu mes'eie ile derin uğ)aşmış kudretli (Feylesof -Şair) dir. sonuna kadar. Niçin yaşıyoruz? Niçin türlü türlü şeylere gönül bağlıyoruz? Bunların hepsi gönül bağlamaya değer şeyler mi? Hepsinin üstünde. Bugünkü içtimaiyat âlimleri medeniyeti « Daha yüksek bir hayat» diye tarif etmektedirler. hayatın gayesini tayin «etmektir.

içimizde «Yepyeni dünya> yaratmağa derin bir aşk. en derin aşklardan kaynar. diyor. büyük işler göremez. garez. yepyeni daha üst. Eski dünyada yeni' likler göstermek yolunda canını feda et. daha ileri. rnsan ruhça düşkündür. En büyük kuvvetler. herkesin ve bilhassa yetişmekte olan nes- . Bu türlü aşkı en ince ve en derin terennüm eden iki büyük Şair Filozof Yunus Emre ile Celâl dirr Yunus emre bu türlü aşk hakkında : «Hamzara kuvvet verir kaadir Çalap aşk erine> Celâl de bizi her büyük işe saldıracak yepyeni medeniyet yarattıracak âmilin aşk olduğuna inanır. pek mühim yer tutar. ey aşk» diyor. Türk felsefesinde büyük İşlere. millet ve dünya yaratmak için bütün kudreti ile çalışmaktadır. Yüksek bir ülküye tam ve candan gönül bağlıyamamak insan için pek tehlikelidir. İçinde aşk olmıyen insan. Fakat yepyeni bir dünya yaratmak için böyle (Yeni hayat) yaratmağa gerçekten aşık.. ha' sed. mukaddes ateş yok ise hiç bir şey yapılamaz. bir vatan. kendi özcülüğünü (Egoizmini) yakıp mahvetmiş tamamen kendini vatan ve millete hizmete hasreden bir nesil yetiştirmek lâzımdır.— 24 — "Ey manevî güneş olan insan. derin hakikatlere aşık. egoizm denilen insan ruhunun seretaniarı olur mu ?. ruh üzgünlüğü. Bu asîl ve merdane aşk. Büyük bir ülküye kendini bir kere tam verip nefsini unutan bir insanda can sıkıntısı. «Şat baş ey aşk hoş sevdayı ma Ey tabibi cümle ilethayi ma> «Hastalıklarımızın hepsinin tabibi sensin. (Yepyeni dünya) yar ratmak aşkı az ise. Gönül bağlanmağa değer tek güzel: her zaman.

. yerlerini altın aşkı sarmağa başlıyan insanlara : «Zer taleb keşti hud evvel zer bedi. Hâlbuki gençliğinde kendin altın idin» diyor. Ah gençlik. her taze gönülde hiç solmayan birer algül açtırabilmektir. «Her ki in ateş nedaret nist bat» «Gönlünde bu ateş olmiyan. puta tapanın juhu yoktur. kendi putudur. Diğer bir borcumuz : Kendimizdeki egoizm putunu kırarak örnek olmak suretile. yeni hayat kuıulamaz. Çünkü mukaddes ateş içimizde o zaman tutuşur. Ve mukaddes ateş içimizde hiç solmayan bir algül olur. gençliğinde. gönlünde böyle bir algül açt»rmıyan insan.» «Sen şimdi altın ister oldun. seciyece kuvvetli vatanperver bir gençlik teşkil edebilmektir.— 25 — lin hepsinin kalbinde eski ateşgedelerin ateşi gibi yanmadıkça yeni dünya. Vatana en büyük bir borcumuz yeni neslin gönüllerinde bu ateşi tutuşturabiltnek ve bedence. baharını gafletle geçirmiş demektir. yok olsun» Kalbimizde bu ateş ile namütenahi tekâmül yoluna Çıkınca. gönlündeki (Yeni hayat) mukaddes aşki sönmiye yüz tutan. «Her ki o ten ra perestet can neburt» Celâ'. Celâl'e göre. önümüzü kesecek bir ilk harami. Gençlik ömrün altın ve elmas devridir. "O ki gafil hut ez keşti bahar O ki danet kimetı in rüzgâr. rubca. Lâkin maddeye. O cidden altındır. derin tutuşunca sonuna kadar da hiç sönmeden yanar.. kaba meteryalizimdir. maneyî mertebenin en aşağısında kalmış insanların taktığı egoizmdir..

ü dikenlik ve kumlukta nasıl gül bulup dereceksin ?„ "Merhamete nail olmak istersen zayıflara merhamet et „ "Rahm hahi. güneşin nurunu almana mâni olur. Er büyük başka bir borcumuzu da egoizmi ve materyalizmi nerede olursa olsun. İçimizdedir: Egoizm ve meteryalizm.. Eğoizim yolunda olanlara : "Meyli tü suyi mügaylanest ü rik Ta ki gül çini zi harı mürde rik.— 26 - Kırılacak ve yakılacak iki put.» «Senin benliğin bir dağ gibidir ki güneş görmene.. Binaenaleyh ben. . ancak bunlar için tasavvur ve icat ettim. fakat bazıları nur içinde yürüyecek ve onların güzellikleri size gıpta verecek. "Ahiri her girye handeest Merdi ahir bin mübarek bendeest. Tanrı cevap verdi. boğmaktır. "Senin gittiğin yol : dikenliğe ve kumluğa gider. taşanların çoğu masiyet çamuru içinde süaünecek.. kaya mermer olsan dahi bir kâmil mürebbi elinde gevher olursun.. "Eğer taş. Mevlânadan: «taşanları yarattığından dolayı Tanrıyı. benliğinden gaç ki yüksek hayat yaşıyasın.. Melekler itham ediyorlardı.. dil resi gevher şevi. Benliği aş. bu cihanı. Ö.» Mevlâna terbiyenin kuvvetine inanır : "Ger tü senk ü şehre ü mermer şevi Çün besahip. ber zaifan rahm kün.

mahlûkat zincirinin en üstünde olan adem oğlusun. "İnsanın gizli düşmanları çoktur.— 27 — "Her ağlamanın sonu gülmedir. Konyada ölümü : 5 cemazilahir 672 (1273).. ' Garazkâr görmez.. Bazen gök insanları.. Geh reşk büved firişte ez pakii ma... mübarektir. "Başına gelen elem ve felâketler.. "Ey insan!. Reşki melek amedest çalâkii ma. bazen de şeytanlar bizim kötülüğümüzden kaçarlar.. olan kimse. ... "Ademi ra düşmeni pinhan besist Âdemü ba bazer akit kesist. Hazer ve dikkat ile hareket eden kimsedir ki akıllıdır „ 'Her çi ber tü ayed ez zülumat ü gam An zi bi bakî ü küstahest hem.. sende allah kor* kuşu olmamasından ve küstahlıkla hareketindedir.. meleklerin bile gıptasını davet eder. "Çün garaz amed. Geh bigrîzed div zi bipakii ma. "Bizim şu kara topraktan olan bedenimiz feleğin nurudur. Alçaklığı nasıl şeref zannedersin?. hüner poşide şüd.. Mevlânanın doğumu Belklde 16 Rebilevvel 604 ^1207). İşin sonunu g-Ören insan. Bir de rubailerinden birini alalım : "Nuri feleKest in teni hakii ma. karşisındakinin hünerini "Âhır âdem zadei ey na halef Çend pindari tü pesti ra şeref.. biz toprak adamlarının temizligini kıskanırlar.. O kesif ten asumanda Öyle sür'atle «çar ki bu çalakî.

Kocalığı ve ölümü üstüne bilgimiz yok. Şaşılacak bir doğum. salt kikâyecilik merakını yerine getirmiştir. . Ölümünden sonra. Ünlü bir yazıcı idi. zamanının büyük İşleri üstüne diyeceğini demeğe yer bulmuştur. Belki bununla müellif. 1494 de olduğu sanılıyor. hele Fransa krallarile Papalık arasındaki bağlara inceden inceye bilgili idi. acayip inlerde gezmeler^ Hepsinde ölçüsüz bir karikatüıcülük vaıdır. Bu büyük fantazi ve komik eserin genel bir kurumu vardır. savaş akıtılan. Liyon'da bir hastanede operatördü. soysop kütüğü.- 28 — Rable (1494-1553) 1 — Havati v« es«rleri Rable. Çağının hem bilginlerine hem siyasasına. çocuk luk ve açılma. Kardinal (Balay) a başkâtiplik ettiği sıralarda onunla. 1554 de (Gargantua) kitabım bastırdı. onundur diye eserinin beşinci bölümü (Li'ıl Sonnante) adile basılmış ise de bu eserin onun olmadığı söylenilir. Şövalye romanı o!up bu kahramanın başından geçenlerdir. Fransada (Touraine) de doğmuştur. ağır işler alarak Romaya bir kaç kez gitti. insanı derin düşüncelere götürür. Eseilerinde.nin doğum tarihi sağlam bilinmiyor. Komik bir eser olan ve (1532) de Liyonda basılan (Pantagruel) basılmazdan önce bir çok kitapları çıkmış* ti. Bununla beraber bu iki eserinde. Yazının ardını koğdu. 1553 de öldüğü sanılmaktadır. böylece şaka.

Rable'nin temel eserinde. ve geleceğin hava yo!c ıluğundan bile söz açarak. Katolik kilisesinin temel inanlarından dışarı çıkmamıştır.— 29 — 2 — Tabiata srü"enme : Rable. gene ürünü. Meselâ üçüncü fecisinde (Kenevir) den ve bundan yapılan bez. g-iirültü çıkarmadan. ne de Katolikleri kandtramıyordu. Onun temel düşüncesi : Tabiata güvenme. onun nikbinliğini azaltamıyordu. Amma ne Protastart. yöntemli yapılmasını istiyordu. bu. herhesin anladığı Hristiyan dininin yolcusu değildi. daha açık söz ile dirime güvenç idi. çalama sevgisi ve hürriyet taşkın ve coşkundur. Fakat bu düzeltmenin. Beşerin çalışmasını ve bulgularını saygı ile anar. çadır.. daha ilk çağda. maddeye bütün gücite sarılarak bundan bir çok iyi bulgu ('cat) lar alana çıkarmak. İki taraf ta ona saldırıyor ve o da butun gücile kendini kalkanlıyordu. kâğıt ve başka nesnelerden söyler. Gerçekte ise kendis'. yel ve kol değirmenleri buldu. Papayı da çekiştiriyordu. Su.. o günlerde de bundan aşılanacağını (istifade) söyler. jiyiro. "Ürünü korumak için silâhlan ve çerıHği buldu „ Riyaziyat ile tıbbı ve nücumiyati. Dördüncü faslında hemen hemen tarihi materyaliz min bir şemasını çizer: "Adam oğlu. Bununla beraber dinle düzeltme istiyenlerdendi. Bunları bir yer- . Eserinde: diriklik. Protestanlığı kuranlardan (Kalveni) olduğu denlü. yeldeğirmeni kanadı. bu günün önemli düşüncelerinden olan. emniyet altında uzun müddet ilintisiz tutabilmek için buldu. İnsanların çtktiği acıları bilmekle beraber. ürün almak için toprağı sürmeği ve ekinciliği buldu. ip.

— 30 — den başka yere götürmek için sanaatlar buldu. Rable. gibi bakıyor Düşman ordusundan tutulmuş tutsak bııv zabiti. 3 — (Müsamaha v* Bar»8C»l>k " • Hayat sevmek. zihin kültürü denlu oyun ve belen kültürü de var. Komşusu(Grandgusk^ nin üstüne saldırmağı düşünüyor. 'şimdilik sapıtmış sevdik. ahlâkın kurumunda bile oüyük bir yer verir. (ruhu) vok eder. harbi istemiyor amma ne yapsın. baskı taraftarlarına saldırır. Bu sonuncu. kendini korumak gerek.. (Gargantua) da şöyle bir parça vardır: Kral (Pıkro şoı) bütün acunu almağı kurmuş. uslu. Rab'e eski çağın (ahlâksız) bilgisi. Mürebbisınin (Gargantua) için çizdiği terbiye plânı ünlüdür: Görme ve aramaya dayanan dolgun bir ansiklopedik bilgi. Gene ürünü deniz aşın götürmek için gemiler yaptı Böylece tabiat . Çağının (Hümanist) leriJe beraber karalı savaşları» vahşet çağların dan kcinaa olduğuna inanır. elverirki ret biye yolu ile bunları ona vermeği bilelim. hayatı boz&n ye k ran her i esneye düşmandır. Yani müiebbısi. Yeni zamanların aydın tor adamlatımn vazifesi dünyayı bü felâketten kurtarmaktır. bilgili. doğru ve güzel bir (rub) sahibi olabiliriz. (Gargantua) abdaldı. ertemli olmağa ö z e nir . Böyle gününde bik. Her fırkanın fanatiklerine. iyi. gönül ahcı. onu bilgin. güler yüzlü bir genç yaptı Okumanın gücüne coşkun manı vardı. bilgiye. Ancak böylelikle. düşmanın. der. i>ı yürekli. insanın canını iğneliye iğneliye onu yorulmak bilmez b°r verimliliğe ulaştırmıştır: İyi yaşamak için .. tabiatı • iş ve arama ile iyi tanımak gerektir. sözünü anmak ile beraber. hayata engel olan. şu öğüt ile geri yurduna gönderiyor: . Rableye göre insan.

Komşularımızın yurtdaşlarıni almağa değil iptidai insanların ganimet'dediği şeyin bugünkü adı yağmacılıktır. Isüenderlere. cncak güzel konuşmalardan.ne ve fesat çıkt) olsun. konforu ve incelifti var.j:um. Benimkim yağma etmek istet se o zatuan kendisininkini yok etmiş olur. Rable. Ve kraltnizı girdiği çıkmazdan kurtarın. Spirelere. Burası usluların ve mattuiarın oc. birbirlerine karşı silâha saulmak olursa bunun adı. komşuları olan. öğdül olmak üzere. ona (Telem) denilen yer veriliyor.u yükseltebilir. Eski Herküllere. Sizden kurtuluş akçe si istemem Atlarınızı ve silâhlarınızı da size geri versinUr.ğı oluyor. iidır (Telem) de kabal klara yer yoktur. kette soğuk kanlılıkla çözülmeğe çalışılsın. Tannyi severseniz şuradan savulup gidin. Bununla. benzemeğe özenmek ine ie uyan bir iş değildir.— 31 - " Bu çağ. düşüncesini çiziyor. güzel nesneler» . Sezarlara.. Çünkü kendisininkini iyi çevirerek tır ki o. muharebe olmas n. Bu acu un yalnız t tUnndan ve iyiliklerinden mi aşı lanmak (ıstıfdde edilmek) istemlivo ? öyle ise bu incelik ve zekâ »it y. (PIMOŞOI) saraymda rahat rahat oturup yurdumu yağmayı ûüşünemesin. 4 — M»ıt!H«r iren-1*k»»t' (Telem kıt'ssı) Pıkro>ol uzttnt-. korumağa ve çevirmeğe buyurukluyuz. Biz krallıklarımızı. Komşular ve eski dostlar arasında böyle yapmak yaraşır. ve son. ) di'da şen ve kahraman bir adamın çalışması ile. x* Telem'lıler. üst geliniyor Ve buna. kan dökmeğe değmez Eflâtun derdi KI. Burada orta çağ şatolarının lüksü. Hctıâ t > tf ğa b ie pek değer verilmemiştir. Yunanlılar arasında.. (bir fi. o kitaba %öıe. nasılsa. (J. hristiyan kardeşleri zararına acunu almağa kalkacak çağ değil. Aniballere. Aramızdaki anlaşamama.

Rabie ise. Çünkü insan. şövalyedirler. tabiî olan her nesneden insanı yüz çevirtmektir. komik bir eserdir. Baskı (zülüm ve istibdat) altında kalan insanlar ise. musiki ve beş altı dil bilmiyen insan yoktur. çocukça ve aşrı şişirilmiştir. Hayatın tatlar na pek düşkün olmamak gerektir. Yalnız sevinç içinde yaşamağa yaraşanlar girebilir. faizciler. Bunda fikirler yufka. tkircisine karşı ilişiksiz kalmalıyız. Bundan ötürü hepsini. okuma yazma. Buraya sinsiler. Bunların başlantıs. musikiden. normal hayatın tatlarına üst tutulmalıdır. Onlar çok ertemü ve mutludurlar. çalışkan bir adamın kalem sınamaları biçiminde. kötü hiç bir nesne giremez. derler. hemen özgider (insiyakî) gidişle ertemü işlere doğru koşarlar ve fenalıktan bütün güçlerile çekinirler. Kadınlar hem bilgin hem incedirler. Daima ruhla bedeni çarpıştırırlar. iyi insanlarla düşüp kalkan ergin kişiler. okumadan. Prensipleri şudur : Ne istersen yap Çünkü iyi ruhla doğmuş. Bu ütioi diyarında bu geniş hareket örnek bir hayat yaratmıştır. Burada. Erkekler. "Temel olan bl« rincidir.. hürriyeti (fazilet) yöneminde yürütecekleri yerde.__ 22 den. Bununla beraber (ahlâkî temayül) ler bakımından dikkate değer. Bir çok doktrinler derler ki: iç olgunluğu. (memnu) nesdeye yelenii (haris) dır. gerçek diye almak doğru olmaz. Bu adama . baskı (istibdat) boyunduruğunu kırmağa yürürler. 5 — Net'ce : Unutmamalıdır ki Rable'nîn eseri. oyundan tat alırlar. maddi hayata da yer verir. çünkü ergindirler. iyi terbiye edilmi-. Kadınlığın her zerreündî işin eri oldukları gibi (fikir) hayatları da pek yüksektirler. kahraman ruhludurlar.

Hakikî saadet: ilim ve imandadır. elde edilen yaratıcı iş) tir.. Erasm der ki: Ben doğruluğa akmağa (temayüle) (tabiat) derim. ailevî içtimaî ahlâklardan bahis üç bölümdür. hocası.— 33 — göre Avrupanın ayırt büyüklüğünü yapan şey: tabiatı arama ve tanıma ile bu tanıma sonunda. onda doğruluk. Bunda Rable. Öyle amma onun ütopistliği şuradadır. Eğer bir insan kötü ise o. güzel düşünce ve işler hayatını tekrar yaşatmış olursunuz. en yüksek derecede ilme ve iyi hareketlere sahip olmasıdır. Eser bir mukaddeme ile şahsî. Hikmet nedir ? . muh sinî ahlâklarına kendi tarafından da ilâveler edilmek suretile meydana getirilmiştir. İnsan. bir ütopist değil : bir realisttir.Ruhun. celâli. Bu yüzden denilebilir ki Rable. baskı ve sinsilik (mürailik) ile bozulmuştur. öküzler nasıl sapan için doğmuş ise insan da ertem ve felsefe için doğmuştur. nasırı. Kalbimize 3 . Tabiî olan her şeyin daima iyi olduğuna inanması. ve hicrî 979 da Edirnede ölmüştür. Samda Semiz AH Paşaya ithafen yazdığından eserine (ahiâkî alâî) adını vermiştir. İşte burada Rable ütopiye düşüyor' Kınalı oğlu Ali Efendi Ispartada doğmuş.. salman (hür) olarak ertemi (fazileti) bulabilmek için. (Erasm) in izinden yürümüştür. tabiatini kovalaması yeter. Ona salmanlığsnı geri verin. Ana fikirlerini aldım : İnsan. der. Kuşlar nasıl uçmak için. Kâtip Çelebi'nin (Keşfi zunun) da yazdığına göre bu estr. hekimane yaşamalıdır.. (Ahlâkî alâi) eserile ünlüdür.

ruha şamil değildir. karakterini. harici âlemde (asıl olan şey) in ne olduğunu kavraması ile. Ama eğer at. Hal ve hareket üç türlüdür : Ehli hayvanların Yırtıcı hayvanların Meleklerin ki gibi. 2 — Hal ve hareketlerin iyisi ile fenasını ayırt ederek iyisini yapabilmek ile. taş kesilmiştir. değiştirebilir mi ? . sonra iyi niyet ye düşüncelerle doldurmak. fıtrî değildir. atla köpeği iyi sever ve idare ederse üçü de mes'ut olur. istediği yere giderse üçü de bedbaht olurlar. bir avcıya benzer. Fakat çok uğraşma ile bunlar da muvaffak olurlar. Bunlarda güçlük vardır.Evet değiştirebilir. Zira hiç bir karakter. hal ve hareketini. insan. Eğer insan. Rub. hayvanlardaki ruhtan iki nokta ile ayrılır : 1 — (Külliler) ile. insan ruhu. Fena hal ve hareket. ebedîdir. hal ve hareketini düzeltebilir. tnsan. Bedenin harap oluşu. Yalnız bazı İnsanlarda karakter. Ahlâk nedir ? .— 34 — şüphe sarmamasına ve ilmimizin gittikçe artmasına bütün kuvvttimizle çalışalım. insanda geçicidir. Ata binmiş. yanında köpeği. bunların ikisi ile hayvanlar âlemine. Zira at uzakta bir yeşillik veya su . Bu üçten hangisine isterse öyle yapmakta hürdür. Murat edince insan. üçüncüsü ile melekler âlemine ortaktır. diyenler var.Evvelâ vicdanı kötü düşünce ve niyetlerden temizlemek. Beden. karakter değişmez. Bizi hekimane yaşatacak iki şey: ilim ve ahlâktır. ruhî tekemmül ettirme yolunda bir aletten ibaret olup saadet arama yollarında bir binektir. Bu güçlük sebebiledir ki.

ispatlı tanımağa muvaffak olmasa bile. insanın tabiattaki mevkii. Ruh. cesaret ve iffet ahengidir.. iktizası. imanı. Oraya koşar. bedenden ayrılınca (Misal âlemi) ne gidecektir. merdivenin of tasıdır: iyilik yapmak ile en yüksek noktaya yükselebileceği gibi.* fena hal ve hareketlere sapmak ile de en kötü uçuruma düşebilir. Cennet budur. fnsan.— 35 — görür gribi olur. Bu dünyada kazandığı ilmi. insan. Şimdi de insanim.fazilet ve adalet iıe yaşamalı8 Fazilet: Zekâ. Ama akıllı insan. Bu işte ken dişine yardımcı büyük bir mürebbiye muhtaçtır. Sonra nebat. . Yaradılış. o âlemi. Nasıl yaşamalı? 7 . tabiat içindeki mevkiine. Ruhumuz bedenden ayrılınca sinemizde : ya yaptığimız iyiliklerin sembolü bir sevgili veya yaptığımız fenalıkların sembolü yılan ve akrepler bulacağız. Cehalet ve kötü hal ve hareketler ise yılanlar ve akrepler halinde tecelli edecektir. (fbni Yemin) in şu sözünde hulâsa edilmiştir: Kâinata cansız olarak girdim.. bm i ç değerin ahengini ancak daimî bir uğraşma ile sağlayabilir. orada güzel bahçeler. ve geleceğine bir göz atalım. iki yöne de yön alabilir. Efiâtun'un (Misal âlemi) ni kabul eder. köşkler halinde tecelli edecektir. ancak kendisini terbiyeye uğraşmak iledir ki mes'ut olur. Müstakbel hayat: bunda (Kınalı oğlu). İnsanın aslına. ancak ruhta mevcuttur. Asıl ve menşei. Materyalistler bu görüşü kabul etmezler. inkâr etmiyerek : (belki) der. Cennet ve cehennem. sonra hayvan oldum. der. Saadetinin anahtarı kendi elindedir. iyi hal ve hareketleri. Ama gördüğü ne ottur ne su .

verişte hak geçirmemek. 2) Memleketin kanunlarına itaat. 2) Matematik vasıtasile zekâya bir kesinlik vermek 3) Tabiat ve Tanrı hakkında derin bilgi edinmeğe çalışmak. böyle âdil bir adamın iradesinde olaydı. Zira böyle ekzersizler yapılmazsa ruh. fazilet elde etme yolunda harcamaüdır. Birinciyi yapmıyan kâfirdir. Her azayı. 2) Şimdiye kadar elde edilen bilgileri. Bu maksatla ruha daima iyi hal ve hareketler teklifinde bulunmalıdır. tenbelleşir. Terbiye • nefsini ve neslini muhafaza ' iç güdülerini tadilden. her kuvveti kendilerine özel işleri yaptırmak da adalet iktizasıdır. 1) ihtiyarlık günlerinde dahi ilme çalışmaktan vazgeçmemek. fazileti idame etmek olacak bir ruh i]yeni de beden ijyeni kadar gerekli bir şeydir. Terbiye san'atı iledir ki kendisini ar mahsulü yapacaktır. Üçüncüyü yapmıyan hırsızdır. Zekâyı geliştirecek şeyler şunlardır : 1) tyi düşünmeği öğrenmek. 3) Ah.— 36 — İnsan dünyaya bir (tabi! sebep) ile gelmiştir. Bu (îîiümarcseler) yumuşlardır. insan. Ödevi. ikinciyi yaptniyan eşkiyadır. zayıflar. . bedenî ve ruhî kuvvetlerini. Tabiat mahsulüdür. hiddetine sahip olmadan. unutmamağa çalışmak. zekâsını geliştirmeden ibarettir. Eğer dünya. cennet olurdu. Bu üç şeyi elde ettikten sonra (adalet) e ulaşmağa çalışmalıdır ki şu üç şeye dikkat ile olur : 1) Tanrıya itaat.

Eğer bir cemiyette adaletsizlik varsa o zaman cemiyet hayatinin. eş olarak. avantajları kalmaz. 5) Kendi hatâlarını aramada çok dikkatli olmak. Zira çocuk. Öğretimine gelince. Bilhassa şuna çok dikkat edelim ki tenbeltik. her şeyi taklit eder. ilerletmek için insan oğlu. 1) Doğru yola gelmek istemeyenleri hizaya getire- . fena bir harekette bulundiyse. Yaptığı hareketie kötülüğünü tatlı dil ile aydınlatmalı. Buna mâni olmak için iki vasıta vardır. Bilâkis mümkün olduğu kadar sükûnellegtirmek. İnsan. iyi hal ve hareketleri öğtneli. fena olur. Büyük hekim Sokrat.— 37 — 3) Şehvet ve hiddeti tahrik etmemek. Fakat içtimaî hayat. Bilâkis iş zevki en derin kökteşsin. ona fıtrî kabiliyeti nelere ise onu öğretme'i. Fena hal ve hareketleri vermeli. bilhassa dördüncüsü pek önemlidir. Bozulunca ilâcı terbiyeye baş vurmaktır. cemiyete muhtaçtır. Oraya ne istersek resmedebiliriz. bir boş levhadır. «Çocuğun vicdanı. en çirkin ve cadaloz bir kadın seçmişti. ilerleme yolundaki. Bunun yolu şudur: o. fena hal ve hareketin tersini yaparak bu iyi yolda uzun müddet uğraşmak. kendisinden mümkünse daha iyi varlıklar dünyaya getirmek için evlenmelidir. derdi. Çocuğun yanında. Terbiyenin ilk işi. Çocuk. Neye böyle yaptığını soranlara : — Sabrımı artırmak ve içimden hiddeti koğmak için. birtakım kargaşalıkları muhtevidir. Evlenipte böyle yapnnyan şeytanın kardeşidir. onda itiyat halini almasın. 4) Mahrumiyetlere ve acılara dayanmak. çocuğu fena tesirlerden ve fena muhitlerden korumaktır. Ruh: Fazla şehvet. hiddet ve ihtiras ile bozulabilir. sert bir suret te azarlamaman. Terbiye işinde.

Cahilleri. Vatandaşlar beş gruba ayrılır. birinci guruptan olan insaalar elinde olmalıdir. 2 — Bilim sayesinde faziletli olanlar. Fakat halkı terbiye ile buna ulaşılabilir. Diğer tarafta da vatandaşlarını iyi terbiye ile onlara doğru yolu göstermelidirler. memleketi hekimane idare etmeliler. Zira kanun ancak cahiller arasındaki anlaşmazlığı kaldırmak içindir. adalete bin kere tercih edilir. Memleketin dizginleri. Bilâkis elinde olan şeyi bile sevdiği ihsanlarla paylaşır. . Bunların miktarı ortadır. Bunların miktarı azdır. Bunların miktarı çoktur. 2 — Halk terbiyecileri. Bu üçüncü grupta olanların doğru yola gelmeleri için kuvvet ve şiddet kullanılması gerektir. İnsanlar üçe ayrılır ı 1 — Yaradılışta faziletli olanlar ki iyi işler yapmakta hiç güçlük çekmezler. 3 —. Bu sağlanınca kanunlara pek ihtiyaç bile olmaz. birbirlerine sevdirmek güçtür. (Sevgt) dünyasında fert. Bunun içindir ki sosyete de sevginin hükümran olmasına çok çalışılmalıdır. Bu seçkin insanlar. ancak (sfcvg') ile yaşar. Bunlar düşünce kuvvetile iyi ve kötüyü birbirinden ayırt ederler. başkasına ait olan şey için bir haksızlık yapmağa kalkmaz. Fena hal ve hareketlerden uzak kalmaları için bunlara küçük bir öğüt yeter. 1 — Yukarıda söylediğimiz seçkin insanlar.cek kanunlar yağmak. bir taraftan. Sevgi. 3 — Adalet kanunlarının tatbik edilip edilmediğini kontrol ederler. tnsanhk. 4 — Askerler. 2) Faziletli insanlar arasındaki gibi sevgiyi geliştirmek.

Fransanm dünyaya verdiği en büyük filozoflardandır. düşünmeğe ve seyahate vermiştir. Şefin yegâne arzusu. 1649 da tsveç Kraliçesi (Kristin)m daveti . Muhtelif memleketlerde on yedi sene seyahat etti. düşünmek için daha uygun gördüğü HoUandaya çekilerek uzun yıllar orada bîr inziva hayatı içinde düşündü ve insanlığa en faydalı lı eserler verdi. dos doğru. Dekart [1596 -1650] Dekaıt. memleketi saadete ulaştırmak olmalı* dir. yurdun her bucağında. 3 — Düşmanları arasında tefrika olmasile. Hayatı anlamak için elli üç yıllık ömrünü okumağa. Davlet reisinin. san'atçı gibi vatandaşların ihtiyaçlarını sağhyanlar.- 39 - S — Çiftçi. zeki ve samimi muhabirleri olmalı ve bunlar halkın ve memleketin durumunu reise. Eğer bir insan. 4 — Devlet işlerini' ehline vermek ile. 1629 dan itibaren de. Vatandaşlar. Eğer bunu şef unutursa memleket. yeni çağ felsefesinin babasıdır. buğday tarlasında biten ve buğdaylar zararına olan fena ot gibidir. milletin iyi işlerine bütün kuvvetlerile sarılmalıdırlar. Bir devlet dört şeyle yaşar : 1 — Adaletle* 2 — Devlet adamlarının ve generallerin birliği ile. düzensizliğe düşer ve her şey karmakarış olur. bildirmelidirler. bu. tüccar. Düşünce ve harekette bir olmalıdırlar. bu beş gruptan birine dahil değilse.

Dekart. Bu öyle bir (umum! matematik) ilmî olmalı idi ki bütün ilimleri kucaklasın ve hepsindeki kat'iyet. tıp. Dekart'a göre akıl. olsa olsa (felsefe) plabifirdi. 10 Kasım 1619 gecesi Neubourgda düşünürken kulağına bir ses geldi: Mevcut felsefeyi ıslaha davet ediliyordu. takip etmekliğim lâzım gelen metot ve .faziletlere olduğu kadar en büyük fenalıklara da müstaittirier. Felsefede ağacın köküdür. ahlâk. ilimlerin hepsine matematik usulünü tatbik ile kâinatı bir makina meselesi haline soktu.» Dekart'ın ilk işi bu oldu. ilimler ağacın dalları. Ve 11 Şubat 1650 de orada öldü. İnsanlar arasındaki fark: aklı. meyvelere ben zetilirse. matematik katiyeti derecesinde olsun.yolu seçmeğe vermek. en büyük . Bu işe (Dekart). bütün insanlardamüsavidir. Dekart'a göre insanın eti asil vazifesi: insanlara doğru yolu matematik kadar kesin ve ap aydın gösterecek bir yol arayıp bulmaktır. matematiği yalnız soyutlara (mücerredlere) değil realiteye de teşmil etmek istiyordu. Yeni bir . Dekart'a göre bu.— 40 — üzerine Stokholm sarayına gitti. En büyük insanlar. ilim ye felsefe gelişme derecesini asla geçmez. Bir memleiekette meselâ endüstrinin gelişme derecesi. 21 Mart 1596 da doğmuştu. Ona göre endüstri. Kemikleri on altı yıl sonra Isveçten Parise getirildi. iyi metodla sevkedip etmememden gelir. o zamana kadar edindiği ve doğru diye kabul ettiği şeylerin hepsinden şüphe ederek bunların hepsini zihninden atmak ile başladı. Dekart. «Bütün akıl kuvvetlerimi. Bir memlekette ilimsiz ve felsefesiz endüstri ve diğer meyveler elde etmeğe çalı g m ak kuru değnek üstünde birtakım meyveler bağlamağa benzer.

Matematik da o kadar soyut (mücerret) lere dalmış ki muhayyileyi bitkin düşürmek sizin zihni terbiye edemiyecek. Hiç -kimsenin beni taklit etmesini istemem. der. Genç* liginde iyi bir tartıya vurmadan aldıkları varsa şimdi onları atacak. Bu tehlikeli bir şeydir' Zira çok insanlar. pek çok iyi ve doğru şeyleri havi olmakla beraber içine o kadar lüzumsuz şeyler karışmış ki iyisini lüzumsuzundan ayırt edebilmek. ham mermerden bir (Diyana) heykeli çıkarmak kadar güç. thtiiâl taraftan değildir. çok fena yıkılırlar'» Fakat şu doğrudur ki ilimde herhangiblr reform olunca bunun ardından bu reiorm. Dekart. içtimaî müesseselerle devlete de sarar. en iyi bir devlettir. Bunlardan meded umdum. cemiyet işlerinde gelenekten ağır ağır ilerlenmesini ister. kendi düşüncelerimin daha mükemmel olmasını temin maksadiledir. Cemiyet müesseseleri bir kere yıkılınca. kaçamak ve mazeretler tedarikine de yol açacağından kanunları sayıca pek az fakat çok sıkı tatbik edilen bir devlet.— 41 arama ile ya bualardan daha iyilerini bulacak yahut eskilerinin içinde sağlamı varsa onları bir tartacak. Fakat biraz derin düşününce gördüm ki: mantık. Bir de kanunların çokluğu. «Ben daha iyilerini edinmek için bütün bilgi ve kanaatlerimi şöyle bir tarafa atıyorsam bu. Bu sebeple bunların faydalarını muhtevi ve kusurlarından azade başka bir yol aramalı idim. bir kere ötedenberi benimsedikleri ilke prensiplerden şüphe ederek ana yoldan çıkmağa başladılar mı ondan sonra daha iyi bir yola gidemiyerek bütün hayatları boyunca dalâlette kalırlar. <Zira. Ve yalnız kendime ait sahadadır. Binae- . Gençliğimde ben mantık ile matematiği çok severdim.

en doğru yolu bulmak elimizde olmadığı vakit bile.şu dördünün bana yeteceğine kani oldum: 1 — Bedihi olmıyan bir şeyi hakikat diye kabul etmemek* 2 — İnceleyeceğim bir meseleyi. Böylece ömrümüzü ihmal ve lmhal içinde gtçirmiyerek. Orman* da yolunu kaybeden bir insan ne oturmalıdır. Yalnız bir isti* kamete gitmelidir. ne de kâh bir tarafa kâh bir tarafa gitmelidir. «doğruya en yakın» a göre hareket etmek en uygundur. örf ve adaletlerine ve çocukluğumdan beri içinde büyüdüğüm dine tamamen riayet. 4 — Hiç bir şey unutulmadığını temin edecek surette tam tadat ve yoklama yapmak.— 42 — naleyh mantıkin lüzumsuz kanun ve kaidelerini atarak bunlardan . Bu üç kaideyi tek başıma kapanmaktan ziyade insanlarla düşüp kalkmak ile daha mükemmel elde ede- . Zira böyle yaparsa. Çevremdeki insanların en akıllıları tarafından kabul edil miş yolda yürüme: 2 — iğlerimde sebatlı ve daima faal olma. Fakat beğenmeyjp tv yıkmak ve yenisinin plânlarını çizmek kâfi değil. 3 — Nizam-ı âlemi değiştirmeğe kalkacak yerde kendi arzularımı değiştirmeğe çalışmak. İşte bunu temin için kendime üç kaideden ibaret bir ahlâk yolu çizdim: 1 — Vatanımın kanunlarına. Yenisini kuruncaya kadar. şimdi çalışırken içinde oturulabilecek bir ev lâzımdır. ormanın bir kıyısına çıkma ihtimali daha fazladır. en küçük parçalarina kadar ayırmak. Şimdi ben bu dört prensip ile her şeyimi yeniden yapacaktım.tatbikinde bir kere dahi vaz geçmemek şartile . 3 — En basitten başlayıp mürekkep bilgiye doğru çıkmak. diğer her şeyde ifrat ve tefritten çekinip itidal.

* Yukarıda ahlâkta bazen <doğruya en yakın> bir fikire gerçek imiş nazarile bakılıp riayet etmek lâzımdır demiştim. ben de esassız fikirlerimi attığım sırada. Fakat her şeyin böyle batıl olduğunu düşüdmek istediğim sırada bunu düşü- . Bununla beraber arama taramaya başlıyalı dokuz seneyi geçti. öyle müşahede ve tecrübelerde bulunmakta idim ki bunlar bilâhare daha sağlamlarını kurmağa yaradı. o vakite kadar zihnime girmiş her şeyin rüyadan ziyade hakikate muvafık şeyler olamıyacağını kabul ettim. Uyanık iken malik olduğumuz fikirlerin uyurken de hiç biri bu esnada hakikî olmadığı halde. ayniyle zihnimize gelebileceğini anlayınca. Bunun üzerine bu müşkül meseleleri hal etmek için • tanıdıklarımdan uzak kalmak üzere Hollandsya çekilmeğe karar verdim. Ve bu anda bütün biigl ve kanaatlerime paydos dedim.— 43 — ceğime kani olarak hemen seyahate çıktım. Ve dokuz yıl. Henüz âlimler ve filozoflar arasında münakaşa edilen büyük meseleler hakkında kat'î bir bilgiye varmış değilidim. sonra yenisinin kurulmasına yarayacak olanlar hıfz edildiği gibi. Bu yıllarda idi ki zihnime euvelce yerleşmiş bütün hatâları köklerinden söküp atmağa başladım. âlemde oynanan komedyalara oyuncu olmaktan ziyade seyirci olmağa gayret ederek seyahat ettim. Şimdi bunun tam aksini tutnrak mademki ben hakikati aramağa nefsimi hasrettim. Öyle ise zerre kadar şüpheli olan şeyi bile büsbütün batil imiş gibi atmak lâzım geldiği kanaati üstünde yürümeğe başladım. Eski binayı yıkarken. Ve Hollandada sekiz sene hakikat nedir diye düşünmeğe. araştırmağa giriştim.

Yani tanrıdır. aradığım felsafenin ilk temel taşı olarak aldım. Öyle ise o sezişin bana öyle bir (varlık) tarafından verilmiş olması kaltr ki o varlık benden mükemmel ve bü tün kemalâtı nefsinde cami bir varlık. ruh ve Allah gibi maddî olmıyan zihnî suretleri kayrayamazlar. ben ne isem onunlayım. Fakat ihsasların üstüne. bedenden tamamile ayrı ve hat tâ bilinmesi andan daha kolaydır. (Ben) imin büsbütün mükemmel olmadığını ve benden daha mükemmel varlığın var olduğunu seziyorum. Kendimden de gelemez. MüphemÜk ve muğlaklık. tamamen (mükemmei) olmadığımız için müphem ve muğlâktır. Yani onlar bizde. Ve bize kemal ondan gelir. velevki tasavvur ettiğim sair şeylerin cümlesi doğru olsun. Dekarı. Düşünmek kabiliystim olmasa. Tanrıdan değil. Halbuki ruh ve Tanrıyı ihsaslarla anlamağa kalkışmak: Meselâ kulak ve burunun yaptlği. göze yaptırmağa kalkışmak olur. (aklî) ye vükselemiyen bazi insanlar. yokluktan zuhur edemediği ğibİ (nakıs) dan da zuhur edemez. kendimin var olduğumu itikat etme için elimde hiç bir delil olamıyacağınt görerek bundan şunu anladım ki ben. fizikî âlemi. kâinatı mihaniki kanunlara tâbi . Zira (en mükemmel). ses ve koku duyma isini. Yoklukdan gelemez. Bu seziş bana nereden geliyor. düşünüyorum öyle ise varım = Cogito ergo sum) prensipini. Beden mevcut olmasa bile o yine ne ise tamamen o olaeaktlr. zat ve mahiyeti tefekkürden ibaret olup var olmak için hiç bir mahalle muhtaç ve hiç bir maddî şeye tabi bulunmıyan bir cevherim. En mükemmel bir varlık = Tanrı vardır. Şöyle ki şu (Ben) denilen şey yani ruh._ 44 — nen (ben) İm bİzzarure bir şey olmak ligi m lâzım geleceğine intikal ile. (Yokluk) dan gelmektedir.

görür. insanı tabiate hakim kılabilecek yön almalıdır. olması gerektir. Bunun teminine ilk önce (tıbb)ın ilerlemesinden beklemelidir.'ur makina kuvvetidir.— 45 bir surette işliyor. mukadderi ve gayesi budur. maddenin kudretinden asla meydana gelemez. (binefsihi) birer makinadır. Dekart'a göre metot. Fakat (Hayız) den tecrit mümkün değildir. Hayvanlara gelince bunlardaki ruh. bunun ayma halk edilmiş. Beşeriyet öyle çalışmalıdır ki bütün as rlar boyunca insanların hepsi daima baki ve mütemadiyen öğrenir tek şahıs gibi olabilmelidir. kâinatta inşa nın mevkii.î ruh). Maddî olan şeylerin heps'. bu gün gördüğümüz surete gelebilir. Bunu böylece tedricen meydana geldiklerini kabul etmek. bedenlerile beraber mahv olur. . insan ruhu öyle değil. «Bana madde ve hareketi veriniz. Ve mekânı yapan maddedir. insan ruhu. Hayvanlara öldükten sonra bir şey yok Çünkü (hayvar. Ona göre cisimleri bütün vasıflarından tecrit mümkündür. Ap ayrıdır. bedenimizden tamamen müstakil bir tabiate maliktir. ebedidir. bir âlem yaratayım> der. Makina ne iş görürse hayvanlardaki ruh ta o kadarc k muayyen ve mahdut görür. Gayrî meş. İşte Dekar t felsefesine göre : kâinat. Bittabi buna tek insanın ömrü kâfi değildir. zaman ile. insan ruhu nevinden Müteharrik değildir. bir hamlede mükemmel olarak yapılmış olmalarından daha kolay aniaşıhr. Demek ki maddeyi yapan haizdir. Hayvanlar. ilim ve felsefe. Bedenle beraber ölmez. Bizim ruhumuz.

hesap ihtimalini ve su cenderesini keşfetmiştir. Cizivit tarikatına karşı şiddetli hücumlarda bulun» muştur. matematik idi. Dahî bir mütefekkir ve muharrirdir. Sumut ilme değil. mayiatm muvazenesini kanunu bulmuş. Paskal'ın yaşadığı 17 nci asırda en üst rağbette olan ilim. Ondan sonra önünde içine düşecekmiş gibi bir uçurum görmeğe bnşlamiştır. Meselâ Jensenius : «Tabiatın sırlarını aramanın boş ve faydasız olduğuna söyliyordu. (Neuilly) köprüsü üstünde bir kaza geçirdi. Daha on iki yaşında iken (öyklit) hendesesinin isbatlaıtnı hiç kimsenin yardımı olmaksızın kendisi bulmuştur. (Malhranş) bile: «insan. 16 yaşında iken mahrutlar üzerine yazdığı eser. fizikçi ve filozoftur. 18 yaşında iken bir hesap makinesi keşfetmiştir. Hrıstiyanlık dini hakkında apolojisi olan (düşünceler) eserini bitiremeden ölmüşlür. Dekart'ın hayretini mucip olmuştur. îlk defa havanın ağırlığım veza etmiş. Tabiatı inceleme ve tabiat ilimleri hiç rağbet görmüyordu.46 — Paskal [1623 — 1662] (Blaise) Paskal) yüksek matematikçi. Fransanm (Clermont) şehrinde doğmuştur. Bu kazadan sonra dine sarılarak Jansenist tarikatın (Port • Royal) manastırına çekilerek çileye girmiş riyazet ile yaşamıştır. Rağbet. soyut ilme idi. . bilmem hangi böcek nasılmış diye aramak için yaradılmadı > diyordu.

— 47 — Soyut ilim olan matematiğe rağbet : aklın gelişmesine yarar olduğuna kani olduklarından idi. Port Royal mantıki der KI : İlimler ancak aklı tekemmül ettirmek vasıtasile olarak kullanılmalıdır. Paskal, rasyonalist ve ideelist olan ve yeni ilim henüz doğmak üzere bulunan bir asırda, bugünkü modern tecrübe çiler çapında kılı kırk yaran bir âlim idi. Bunu, fizike ait keşifleri göstermektedir. Paskal, iman iğinin akıl nuhengine varılamıyacağim Katolik olan babası (Etyen) den işitmişti. Bir de (St Ange) lakaâile anılan ilahiyat doktoru Jak Forion'dan da : Din! sırların kuvvetli bir zekâ ile anlaşılabileceğini duymuştu. O, bu ikisi üstünde uzun müddet düşündü. En son, imana kalb yolu ve şahsi tecrübeler ile varılabileceğine kani oldu. Hemşiresi Jaklin diyordu ki : «Olgunlaşmamış bir insana, bir hakikati kavratmak; güneşi zamanından bir saat önce doğdurabilmek gibi, imkânsızdır. Tanrı inayeti olmaksızın, bir insana, bütün dünyanın belagat ve mantıki bir araya gelse faydasızdır. > Paskal buua İnanıyordu. (Düşünceler) ini yazmak için Paskal, kendinden önceki (Möntenyi) (Reymond de Sebonde) (Charron) (Pere Mersenne) (Pere Grasse) (H. Grotius) gibi mühim müellifleri dikkatle okumuş, notlar almış vv bunlar üs* tüne derin düşünmüştü. Şimdi ise, yazma metodu bulmağa kalmıştı. Paskai'a göre eşya üç sıradır : — Msdda, Zekâ, trade. Bilgi yolu ikidir: Zihin yolile, aşk yolile. Maddenin kâffesi; yıldızlar, yerler, krallıklar bir zerre zekâ bile etmez. Bütün zekâlar da bir araya gelse

— 48 — b!r zerre (Charite = Yarhk) etmez ve varlığı harekete getiremez. Zekânın kavram yolundan kalbin kavram yoluna geçilemez. Fakat bunlar, mantık bağı ile değil, hür bir surette birleştirilebilir. Bu nevi birleşme ise öteki bağdan daha sağlamdır. «Kalbin aklına ve yargılama yoluna aklın aklı ermez,> (Filleau de la chaise) der ki : derin inançların çoğu küçük küçük delil ve isbatlara dayanır ki bunlar teker teker iken zayıf imiştirler. Fakat bir araya gelince, bazı ahvalde, o kadar kuvvetlenirler ki reddî imkansızlaşır. Paskal'ın metodu işte bu oldu : küçük küçük şahsî tecrübeler. Fakat tepsi bi araya gelince kanaat verici ve kuvvetli. Paskal'a gör» Tanr;sız insan, zavallı ve sefildir. Hat ta intihara kadar gidebilir. Felsefe ve akıl da, insanı, Tanrıya ulaştıramaz. Tanrı inayeti gerektir. Akıl ve mantık yolu başka, iman duygusu başkadır. İkna kuvvetini haiz yegâne şey şudur; Din hiss-'nin şuurla ahenkli oluşu. Tann, imanı akhmıza muhakeme İle ve kalbimize lûtf ve inayeti ib yerleştirir*. İman, mucize ve mantık ile değlî, inayet ile olur. îman işinde, aman, akla muhtaç kalmıyalım. Tanrının kendilerine, imanı, kalb duygusile verdiği insaniar bahtiyardırlar. Yoksa iman, sadece akıl mahsulü, insan! bir şey olmak' tan ibaret kalır. Ve ebedî selâmete ulaştırma aleti olamaz.» Kalbin Tanrısı, ne (Dekart) m akıl ile bulduğu Tanrıdır. Ne Payen Filozoflarının bulduğu Tanrıdır. O öyle bir Tanrıdır ki ona malik olanların içi sevinç doludur, n a nur doludur. o itimat ve muhabbet doludur. Ona ulaşan ondan başka bir gaye aramaz. Paskal şunu öğretmiştir: Zarfları bozulsa dahi dittin

— 49 — özünün nasıl muhafaza edilmiş olduğu. Din hususunda 17 nci asırda (aklî din) başlamıştı. Ekseriya t, biiabi, yine muhafazakâr idi. 18 nci asırda aydınların çoğu dinsizdi. «Din, halk tabakasına gerek.> diyorlardı. Bu asrın büyüklarinde a (Volter) de ise Tanrıya iman pek kuvvetli idi. Jan Jak Ruso (Tabiî din - Bir Savvalı rahibin İtirafları) ile dini his sahasına çevirdi. Ve dine din adamlarından daha ziyade hizmet etti. 19 uncu asırda ise din, üç şey ile çarpışmağa başladı : 1 — Aklî tenkid ki her şeyi yıkar ve hiç bir şey kuramaz. 2) Tarihi incelemeler ki İncitin nasıl toplandığı ve sairedir. Dini sarstı. 3) Fizik ve tabii İlimlerin inkişafı karşısında mukaddes kitabın bu mevzular hakkındaki izahların tevile muhtaç oluşu. Fakat iman : ne tenkit fikrine, ne tarihî incelemelere, ne tabiiyata istinat eder. Onun istinat noktası bunlar değitdir. Buna rağmen imanın yaşamak isteme hakkı vardır. Ve şu iki şeyi isteyebilir : •* ' 1) Din hissinin ehemmiyet ve faydasını teslim etmek. 2) Akla uymiyor, diye red etmemek. Belki imanın ayrı bir bilgi vasıtası vardır. Birincisini hemen herkes kabul eder. En dinsizler bile din hissinin içtimaî hayatta nasıl bir bağ ve fren olduğunu kabulde tereddüt etmezler. Farzı -m uhal olarak din, hayal mahsulü bir şey olmuş olsa bile cemiyette bir kuvvet olduğu müddetçe reeldir. . Bu bapta Emill Boutroux şöyle der. F. 4

— 50 — «Din ve ilim, bizim elimizde kâinatın bütün hazinelerini açabileceğimiz iki anahtardır. Âlem, muhtelif realitelerden değil, (kırışimh = interferente) realitelerden mürekkeptir ki bu takdir de din ve ilim, fertden ferde ve saattan saata, - kendilerine mahsus tarzda olarak (Ebediyen beraber = Coeternelle) dir.» Vinet'e göre iman kapusunu açabilmek üzere mistik bir anahtara lüzum vardır ki buna Paskal : Kalb Vinet : Vicdan Boutroux : Yüksek Akıl Viktor Jiro : Varlık, irade, his, natür diyorlar. Kelimeden korkmiyalım. Modern din duygusu kendisinin bir az mistik olduğunu itiraftan çekinmez. Yoksa (tabiî din) veya (aklî din) olmuş olur ki Paskal bunlardan nefret eder. Ancak yeni mistisizim, eskisinden bam başkadır : Yeni mistisisım, abese inanmak ile iftihar etmez. Felsefe ve ilim, kendilerile beraber, dine de hamle yaptırdı. Artık din de : daima ilerlemekte olan fizik, akli tenkid ta^hî tenkit, ahlâk ve içtimaiyat doktorinleri karşısında, incimad etmiş ve değişmez bir şeymiş gibi dur* muyor. Aklın gözüne bir avuç kül atmağı da düşünmüyor. Bilâkis gözünü dört açmasını söylüyor. Hattâ psikolojiden kuvvet alıyor: Şimdi bir (Şuur altı) keşif edildi ki bu da, tabiatın bir realitesidir. (Ulvî âlem = Supliminal) in hadiseleri de İlmin mevzuu oldu. Yeni mistisisizmin en mühim noktası itikad ile imanı birbirinden ayırmasıdır. İman : insanı ahlâki ve dinî hareketlere meylettiren aksiyon âmilidir. Kalbi, Tanrıya bağlar. Selâmette olduğuna güvendir.

Zarurf bir bağ ile değil. tasanla. Aklın hakkını akla dinfnkini dine. Ortaçeğ mistiği değildir. . doğru da eğri de değişiyor. berisinde yanlış . Ne tuhaf bir adalettir ki o bir ırmak veya bir dağ ile sınır içine alınıyor.— 51 — İtikad: Selâmete ulaşma hissi ile ilgisi olmiyan birtakım fikirlerdir. Hakikati tul dairesi tayin ediyor. Paskal'a göre iman. ilmin hakkını ilme veriyordu. alelade bir surette müterafîktir. Onda bu üç kuvvet. Paskal. 1654 Kasımında vukua gelen (Büyük dönme) sinden önce de. en ahenkli bir şekilde birleşik ve kaynaşık idi. 2) Modern tenkidin din duygusunda açtığı gedikleri günün yenileşmiş alet ve vasıtaları ve şahsî tecrübeler ile tamir etmsk. Şu sözü pek meşhurdur : «İklimin degişmesüe. . akıl ve mantık ile elde edilir. Bir şey Pirenelerİn ötesinde doğru. » Paskal şöyle çalıştı: 1) Bir tar utan ilmin keşfettiği hakikatlan kabul etmek. isbata muhtaç değildir. Ve Tanrı vergisidir. hem kalbine hem zekâsına hem ilmî hakikatlara inanıyordu. Isbattan ayrıdır. Dini. Çağdaşlarınkinden bile ileridedir. Diğer taraftan kalbin kaşfettiği hakikatlere doğru da aşk ve şevk ild can atmak. sonra da «aynı zamanda hem âlim hem mümin» idi. Paskal. . İtikat ise. İnsanîdir. Kutup derecelerinden üç derece yukarı ve aşağı olmak ile bütün hukuk ve kanunlar alt üst olabiliyor.

Hapishanede altmış kadar eser ile bir çok şiirler yazdı. Sonra 1598 de hapisten çıkarılarak{Kalabra) ya döndü. Müebbet kalebentliğe ve dört deJa işkenceye (bir defasında elleri aikassna bağiı oiduğu halde otuz altı saat asılı bıraktılar) ama ölmedi. 1568 de doğdu' Babasr. Bir çok defa. (Rîşiiyö) de bir hima- . 1629 da affolunup evvelâ Romaya. onu yakalayıp Nopoli (hapishanesine tıktılar. sonra bütün dünyayı ıslah ile her yerde adalet ve sevginin hüküm sürmesini muhayyilesine alıyor. Kampaneila. On altıncı asrın nihayetlerinde. Kendisinin de peygamber ve mesih olduğuna inanıyordu. fakir bir kunduracı idî. Orada 67 gün yattı. diyordu. Ve meslekinin mühim bir hadisesini teşkil eden (Kalabra) suikastı oldu. halk müthiş bir sefalet.Tomas Kampanella [1568 — 1639] 1 — Hayatı I Kampanella. sonra Parise giderek 1625 te burada yerleşti. evvelâ vatanını. Kendinde okuma ve ilim aşkı kuvvetli idi. Ümitlerini nücumiyata itikadından alıyordu. İspanya kıratlığına tâbi bulunan cenubî ttalyada. rafizilik ile itham olunarak Napoli ve Romada engizisyon hapishanelerine atıldı. Göklerde yeni güneşler patladığı yeni işaretler gördüğünü soyuyordu. Amma bundan üç gün sonra. Bir avuç as has edindi ve bunları dağa götürerek orada bir nu tuk verdi. ve prensler ile Papa büyük ahlâksızlık ve fesat içinde idi. On dört yaştnöa ruhban mektebine girip rahipliğe hazırlanmağa başladı. Kıymetti mutlakaiarl 9 ve 7 den ibaret olan 1600 senesi «zaman düğümü > olup baştan başa bir değişme devridir.

» Halk tabakalarından bahsederken de şöyle der: «Halk. bundan da Tiranı sofizm (yanlış muhakeme). Bunların kökü egoizmdir. kuvvetlerini bilmez. Ve bunlar hep bizim için hareket etmektedir. Deminiken rahipleri manastırındaki odacığını. darbelere ve yüke tahammül eder. kefen gibi beyaz çarşaflar. zamanın büyüklerinin zuîmundan şöyle bahseder. 1639 da ölümünün yaklaşmakta olduğunu sezdi. masum olduğumuz halde bile bizi itham ettirecek yalancı şahitler yapıyorlar. Kanlarından içki. «Nefsine muhabbeti dolayısile insan şöyle düşünüyor: Anasır ve ecramın ne zekâsı vardır ne de muhabbet*. „ Bir şiirinde. Ruhlarından esir kuş. Izdırap ve göz yaşlarından hiddet ler İn e bir oyuncak. 21 Mart 1639 da oldu. Kemiklerinden işkence aletlerine sap. Titrek uzuvlarımızdan. yıldızına baktı. ve mürailik doğmaktadır. Bir sarsmada her şeyi ters getirebilecek bir çocuğu önüne geçirir. Etlerinden zühımlarına bir otluk. Bütün tefrikalar. bunun açacağını söyledi.bizimki müstesna . ihtilâflar ve lazyikler bundan çıkmaktadır. yeşil nebatlar ile örttü. doğumunda. değişken ve geri bir mahlûktur. yer yüzünde altın devrini. 2 — Cihangir İmparatorluk : Karnpanella. Hattâ başka milletlerin hepsi de . dünyayı fenalıklar ile dolu görür. matem parçaları çaldırdı. vücudu beşerden basamak. «Bu zamanın büyükleri.cahil ve barbardır. Efendileri ona öyle sihirli bir şarap içirir ki o .— 53 — ye bularak projesini yeniden ele almağı umdu. On dördüncü Loinin. günlükler tüttürdü ve yedi seyyareye alâmet yedi mum yaktırdı.

yine evvelki gibi. Amma 1623 de (Frank Fortta) basıldı.. Eğer biri bunu ona haber verirse. onu derhal yere serer ve öldürür. bununla dünyada ilk mükemmel hayat kurulacak ve bu. güzel san'atlar ve teknik ile meşguldür. projesini hayalen kurmağa özendi : «Güneş sitesi» eserini yazdı. Yer ile gök arasında olan her şey onundur. Bunun (kudret). Pek kuvvetli edebi bir eser olan bu kitabım 1602 de. (hikmet). bütün dünyaya örnek olacaktı. bir tepenin üstünde olup yedi kuşak ile çevrilmiştir. amma o bilmez. uzun süren zindan yıllarının başında.. İkincisi fen. dünyada aşk ve hareketi hükümian edecek. Birincisinin vazifesi: Siteye lâzım maddî kuvveti temin. Üçüncüsü aile hayatile terbiyen tanzim eder . bütün ömrü boyunca bir (cihangir imparatorluk) hülyasını taşıdı ki bunun başında olan insan. Site. Rişliyö'ye Padişahlara. lâtince yazdı. Mektuplar. Kendi elile kendisini zincire vurur. müstesna bir bilgiye sahip. (aşk) adlarında üç muavini vardır. Kalabra isyanı. (Kampanella). Site. istediği şey: Dünyayı birleştirerek İnsanları bir idare altında kardeş gibi geçindirmek idi.» İnsanları bu vahşiyane şartlardan kurtarmak için Kampanella. Hiçbir yerden cevap alamayınca. edebiyat. hayret verici sitesini. İspanya kralına. tesadüfen oraya ufcrayan bir Ceneviz kaptana hikâye ettirir. En ortada bir mabet vardır ki mihrabına yer ve gökü temsil eden küireler resmedilmiştir. Papaya on üçüncü Lui'ye.— 54 gittikçe ahmaklaşır. muhtıralar. büyük bir âlim tarafından idare edilir. bu maksatla olup. bununla hiçbir şey yapamayınca. 3 — Güneş Sitesi : (Kampanella). şiirler yağdırmakta devam etti.

Çccuklara. 4 — Fen ve Ahlâk. Bu suretle (Kampanella) nın hühûmeti. yirmi yaşından yukarı vatandaşlar toplanarak. Sitenin iğlerini görüşüp kararlaştıracaklardır.her devirden . Sitenin her mehallesinde umumî ambar lar. Bütün memurları da. devlete aittir. şehir meclisi tarafından tanzim edilerek herkesin işi kendisine gösterilecek. Çünkü Napolide sanatkârların çoğu lüks işler ile uğraşmaktadır. Ayda iki kere. Bunlar çıkarılınca dört saat iş yeter. (Kampanella). tezyini hendese şekillerinden mürekkep firesleerle. halkın teklifi ile onlar tayin ederler. umumî yemekhaneler olacak. Bir çok makineler ve bu arada. bütün fenalıkların kökünü Egoizm de bul duğundan buna mâni olabilecek yegâne yolu hiç bir şahsın hiç bir şeye malik olamamasında görür. umumi mutfaklar. demokrasi ile küçük güzide bir grup arasında bir şeydir. Yemekler hep bir arada yenilecek.— 55 — Bu dört büyük devlet adamı. ev ve tarla tevzi eder ve her altı ay da bir yenilenir. Evlerin duvarları. Güneş Sitenin bariz hattı. bunda kadınlar bir tarafa erkekler bir tarafa oturacak. O ise her türlü lüksün şiddetle aleyhindedir. müsavatçılık. yelkensiz ve küreksiz « hayrete şayan bîr makine ile giden gemiler icat edildiğinden bağsoiunmaktadır. aileye diğil. Güreşlilerin fikir hayatı. bu projede en son haddine kadar götürülmüştür. Çocuklar. der. pek te izah edilmemiştir. mutlak Komünizmdir. insanlara. (Kampanella). Siteye en lâzım san'atlar öğredilecek. haleflerini. Çocukları büyütmeği ve terbiye etmeği de site ken di üstüne alır. Site hükümeti.. kendileri tayin edeceklerdir. günde dört saat çalışmanın kâfi geleceğine kanidir. İş de.

- 56 — büyük adamların resimleriie süslü. asıl realiteden uzak. yüksek bir varlığa tapmağı alıyor. 5 — Netice . mihrap önünde uzun dua gibi ki Kampanetla.. Yıldıılarm. cihangir imparatorluk. beşer hayatı üzerine tesiri olduğuna inanır. Birincisile mutlak müsavata varılacağı hulyasındadır. hadiselere hiç dayanmadan bir meczubun romanına benzer. Dünyanın düzelmesini iki şeyde bekliyor. (Kampenelle bir çok defa. Katolikliğe pek benzer. Esasen (Kampanella).. Komünizm. üç şefi gibi hudret ve hikmet ve merhamet sahibi.. Siteyi bir büyük manastır nazarile baki yor demektir. tkincisile de bütün dünya milletlerini tek bir kuvvet altında topllyarak insanları kardeş'yapmak hülyasındadır. (Güneş Sitesi). bütün hayatını. Bu ronesans devri insaniyetçilerin hepsinden daha ileri giderek o zamana kadar hiçkimsenfn öne sürmediği şu büyük fikirleri de ileri attı.. lopedi gibi. bir nevi resimli ansik'. Temel olarak: Sitenin. yıldızların hareketlerini takip ile muvazzaf müneccimler var. bunlar Sitenin umumî hayatı için yapılacak işler hakkında ( eşref saati) haber verecekler. rafızılik ile itham edildi. Umumi ibadet günahlarını itiraf. Güneş Sitesinde. Sitenin dini. Umum! ittifak mesele- . Bununla beraber bütün dünyayı birleştirenic hulyasile bir proje yaptığmban hırıstiyanların teferruatından vaz gaçmiş bu'unuyor: Başka dinlerden olanlar da yadırgamasınlar dîye. Meselâ hırıstiyanların mukaddes saydığı eşyadan ve salipten vazgeçiyor. (Kampanella) nın en çok alâkadar olduğu ş:y nücumiyattır. manastırlarla veya hapishanede geçirdiğinden kendini hülya âlemine salıverdi.

gittikçe yerini hürriyete bırakmalıdır» esasını tavsiye eder ki babası. Babası. akla dayama yolları arandı. sonra. Avukat olan babası parlamento tataftnda bir süvari alayının başına geçmek suretiyle İhtilâle iştirak etmişti. O sıralarda ingiltere iç tarihi biraz karışık idi. insani ve cemiyeti ilgilendiren bütün devlet. Bristol civarında dünyaya geldi. Hepsi yoğrulup bir hamur yapılmalıdır. ozama- . Bunun kuruducu Lok'tur. Altt yıl devam ettiği Westminster okulunda. yeni ilimlerle bilinmiş olan akıl ışığı altında incelendi. Lok [1632 — 17D4] Ronessans ile tecrübeye dayanan yeni ilim zihniyeti doğduktan bir müddet sonra on yedinci yüz yılın sonralarında başlayıp on sekizinci asrın sonralarına kadar süren asra (Nur asrı) deniiirr. Lok 29 ağustus 1632 de.u hürriyet fikirleri içinde büyüttü ve terbiyesine çok dikkat etti. Lok. ilkönce Ingilterede. Nur asrında. terbiye üzerinde zamanın en değerli bir eserini yazdı: «Çocnkluğa zaru rî olan itaat. Bütün bunları nakle ve vahye değil. sonra Fransada daha sonra Almanyada başlayan bu cereyana felsefe tarihinde (ingiliz tecrübî felsefe ekolü) adı verilir.— 57 — sinden Asyanın büyük medeniyetlerin mevkii ve garp milletlerinin ihtiyacı vardır. terbiye siyaset. ahlâk ve din meseleleri. Lok. onu böyle büyütmüştü.

düşünceleri dar çerçiveler içine girmiyordu. Whigs partisine girdi. Fakat bu parti düşünce Lok. yüksek bir itibar aahîbi idi. Kral ve devlet adamlanla yakından teolduğu meselesini 2 — Bütün fikirlerin tecrübeden doğduğu. 1652 de Oksfort Üniversitesine talebe olunca burada Püritanizm ile Sukolâstik yanyana idi. anlar anlamaz her şeyi ezberlettiklerinden şikâyetçidir. Bu partinin en ünlü adamlarından Kont de Shafterbury'ye intisap ile o aileye sekreterlik doktorluk. 1689 da tngiltereye döndü ve 1690 da felsefe tarihinde en önemli ve başarılı bir eser sayılan: Essoy on hunan understanding» eserini bastırdı. Rahip olmağı düşündü. Eserde ahlâk meseleleri incede inceye elenerek. orada bazı eserlerini yazdı. zekâmızın hangi meseleleri kavrıyabilir hangilerini kavrayabilir. 4 — Çeşitli bilgiler ve bilginin hudutları. 3 — Dilin düşünce üzerine tesiri. buradan: < Hiç kavrayamadığı konulardan lâtince tahrir mevzuları verildiğinden. eski dilleri okudu. Fakat din meselelerinde. Bu sebeple rahip olmaktan vaz geçerek tıbba intisap etii. Doktor olduktan sonra politika ile de uğraştı.— 58 — nm metodu olan gramer usulü ile. Dinin-ayin ve »aslarından ziyade. 1 — Fikirlerin ve ilkelerin fikrî tenkid. hangilerini kavrayamıyacağım aranilmaktadır. mürebbillk yaptı.ahlâk kısmına önem veriyordu. Lok. Lok'u bu iki çere* yanın ikiside tatmin etmiyordu. Dekart'm eserlerini mütalâası oldu. bir müddet Hölandaya sığındı. Lok'un felesfî zekâsını uyaran. Kral (Güyom Doranj) zamanında Lok. Eser dört bölümdür. .

Asthmeden uzun yıllar hastalık çekerek nihayet 1704 te öldü. Lok. Kıral Gilyom. (Kuikîr) mezhebinden biriyle sıkı dostluk içinde yaşadı. Bu sebeple Lok'un eserlerinin üniversiteye sokulmasını yasak ettiler. giderdi. buralara gidişte krala Lok'ta refakat ederdi. Lok. mütenekkiren. ona şiddetle hücum etti. Teslis ve saire gibi şeyler değildir.» dedi.— 59 — maşta idî. Bu mezhebi içieden anlamak için. bu haberi alınca : «Bazi insanlar. Bu münakaşaları skolâstik felsefenin yeni doğmakta olan tecrübe felsefesine karşı son çarpışmalarıdır. büyük meseleler üzerine gözlerini dört açmağı bilmiyorlar vsya dört açmıyorlar. yüksek tahsil gençliği tarafından da seve seve* okunuyordu. Lok'a göre din: tabiat ve akıl kanunlarını genişletmek suretile selâmet ve saadete nasıl varılabileceğini Gösteriyor. Holandada iken. Bunlardan bilhassa Worcester başrahibi Stillinfleet. . ömrünü evlenmeden geçirdi. Amma kilisenin dayandığı hıristiyanhk çerçevesi içine girmiyen bu fikirleri. içtima! yardım müesseseleri kurma tavsiye ederdi. Devlet adamlarına: basın hürriyeti. sevgidir. Londrada bulunan içtima yerlerine. Fakat tecrûbî felsefesine ve sevgiye dayanan dini. Skolâtik görüş batti. Lok'un eserleri. Esası. rahipler tarafından hoş gözle gÖTülmiyordu. müsamaha. Zaman ona hak ver di: tecrübe felsefesi aiıp yürüdü. gençliğin okumasını Oksfort'un SkolâsJk üstatları doğru bulmuyorlardı. Lok da şiddetli cevaplar verdi. Din kakkındaki fikirlerini 1692 de basılan: « The Reasonabieners of christianity as deliveret in Scripturc „ eserinde anlatmıştır. diye herkesin de öyle yapması gerekmez.

hakikat olduğu için sevmek. (*) Deizm: Akla dayanarak Tanrıya inanan biî din. tecrübe mahsulüdür.— 60 — Eserleri okunduktan sonra (Lok) kargımızda şöyle belirir: Dostlarına karşı derin sevgili.. düşünceyi meydana getiremez. Bu na ulaştıracak kanunu ararken insan şuna varır: Gerek kendinin gerek başkalarının saadeti ancak şu eski düsturdadır : < Kendimize nasıl muamele edilmesini başkalarına karşı muamelemiz o olmalıdır. İn anı Tanrıya bir karınca bile çeker götürür. Ahlâkın da ancak böyle bir dine dayanması gerektir. Zira madde. ta- . madde olamaz. akıl vasıtasiyle (Tıbbî din) i kurmuş olduğuna inanıyordu. diyordu. Şahsî ve siyasî hürriyete derin meftuniyet. Lok'a göre bilgilerimiz ve fikirlerimiz. Lok'un dini. Ölmezden bir yıl önce. (Var olan bir kudret olmasa bu realite var olamaz. Tanrı varlığını böylece isbattan sonra. Kâinat bir realitedir.) Bu takdirde ezelî bir (var olan) var demektir. İn • sanlarda saadete ulaşma için tabiî bir meyil vardır.» istiyorsak. Tanrının varlığı hakkındaki fikrimiz dahi. isbat edilmiş bilgi mahsulüdür. Ve bu ezelî (var olan). sonradan deist (*) bir harrir olan Ant Collins'e yazdığı mektupta : mu- «Hakikati. bu dünyada beşer tekâmülünün en önemli kısmı ve bütün faziletlerin fideliğidir» demişti.) (Non-entity cannot produce any real being. fıtrî değildir. kendi felsefesiyle bağdaşabiliyordu.

. yolu aydın latabilecek kadar akıllarını geliştirmeğe ne vakit ve zamaniarı müsaittir ne de zekâ ve istidatları. Aklın gösterdiği selâmet yolunu ancak bir avuç insan bulabilir ki bunlar da kütleye müteessir olamazlar. yeter burhanlar vermekte ise de vahiy yine zarurîdir. insanların çoğu. (Tabiî din). Aklın reddettiği bir şeyi. olağan üstü bir hal Ue mintarafıllah meb'us olduğunu söyliyen Yalvacın sözüne inanmağa dayanır. işte Yalvaç aklı aydınlatmağa takviyeye ve yardıma gönderilmiştir. Lok'a göre iman.— 61 — Bu hareket düsturunun otoriter kıymeti olabilmek için bunun Tanrı muradı ve Tanrr iradesiyle tutulmakta bulunmuş olması gerektir. Tanrı varlığı hakkında şu muazzam ve muhieşem tabiat. Isa dininin ne olduğunu inceden inceye eledim. . Bu takdirde bir ilham ve vahiy karşısında olup olmadığına karar verme iş!. akıl ile varılmış istidlallere değil. herhangi bir vahiy ve ilhamdan ziyade. Mukaddes 1 itabı da derin derin didikledim: Mezhepleri ve sistemleri şöyle bir tarafa £ tarak özde kalarak. 1695 ilkbaharında şöyle yazıyordu: <Bu kış. fikirler ve prensipler arasındaki tutarlık daha değerlidir. Zira'insanlar. akıl üzerine kurulmuş olan tabiî dinin bir genişlemişidir. Yalvac'ın talimlerini ve örnekliğini hayatları en güç işler arasında yuvarlanmak ile geçen insanlar bile kavrayabilirler. iman bize asla kabul ettiremez. Diğer taraftan akıl da vahiy ve ilham mahsulü olan dinin daimî kontrolcusudur. vahiyli dinedir. batıl fikirlere saplanıp kalmış kilise adamlarının tesirleri altında kalabilirler. Zira. Türlü sebeplerle. diyor. akla kalmış bir iştir. e karşı geniş müsamahalı olmakla beraber kendi şahsî inancı. insan nazarınna. Lok. akıl ve muhakeme kuvvetlerini en uygun kullanmamak derecesine de düşebilirler.» Lok'a göre vahiy ve ilham.

Bu ekolden J. ayni zamanda vahiye de dayanmış olsun amma bu vahiy. 4 — İnsan kusur ve hatalarından nadim olmalı ve bunları terketmelidir. daima böyle olagelmiştir. bu beş şeyden başka hepsi. Tabiî dine göre. biz aklımızın tabiî nuru ile ahlâklılığa. bir demokratik hareket uyandırmıştır. Toland.— 62 — Lok .Alman filozofu Wolff İle beraber . 5 — İyilik ve kötülük hem bu dünyada hem öteki dünyada mükâfat ve mücezatını bulur. Lok'a göre. Yazıları ve dine bakışı 18 inci asrın bütün mütefekkirleri üzerinde derin tesir yapmıştır. ahlâk kanununa yükselebiliriz. — 2 — Buna ibadet etmelidir. dalavereci rahiplerin uydurmasıdır. Volter ile ikinci Frederik bunların başında gelirler. Yani her yeni bir din ceryam. Ancak bu takdirde bu kanunun vaziinin Tanrı olmuş olması noktasi noksan kalır. akıl ile çelişik olmasın. 3 | Bu ibadetin en mühim kısmını vicdana müstenit ve dindarlığa merbut olan fazilet teşkil eder. Lok. rahiplerin teolojisine karşi mücadele açmakla aklî bir din istiyordu.(Dinî rasyonalizm) in müessisidir. Burada en çok dikkati çeken bir nokta şudur ki bu dint rasyonalizmi. . bir demokratik ceryan da meydana getirmiştir ve bu. her şeyin yaratıcısı bir varlık vardır. Bu. * * Din meselelerini akıl ve tecrübî felsefe menşurundan geçiren (Tabiî din) şu beş maddeye imanı tavsiye eder : 1 — En yüksek.

kütlenin itaatim temin etmektedir.. Tanrıyı ve beşariyeti severiz. yaratılan eşyanın mahiyyetine nüfuz İçin değil. Batılalardan nefret ederiz. Amma bunu kütle içinde yapmamalidir. onların ağzına bir gem daha takacakları halde gemlerden birini çıkarmakla fenalık etmiş oluyorlar. < Tanrı bize aklı. Tanrı olmasaydı onu icat etmek lâzım gelirdi.. Volter felsefesini 1726 1728 de İngilteredeki ikametinde kurmuştur. hürriyet.— 63 — 1720 de. Zira onlar. tngiltereden gelen nur felsefesi. «Kilisenin mütenakız fikirlerini aramızda konuşabiliriz. *** ingiliz tecrübî felsefe ekolünün Fransadaki mümessili (Volter 1726.. Tabiî dinin [ şu üç itikadının en hararetli bir müdafiidir: Tanrı. dinin esaslannı ve ayin plânlarını (Tabiî din) çiler esas itibariyle. lâyemutiyet. Fakat bunlar ukalâlık etmeğe başlarlarsa o zaman herşey mahvolmuştur. Volter'in elinde böyle idi. Bu sebeple kütlenin bir kısmı cağil kalacaktır. İlhada karşı şiddetle mücadele etmiştir.. Tabiî din münevveıler için.1728) dir. 16781751 ) şöyle diyordu. Münevverler ve liberaller. Fransaya. kilise itikatları kütle içindir» diyenleri vardır. Bütün tabiai' onun varlığını müjdeler.. « Halkın kendisini terbiye ve tenvir etmeğe ne zamanı ve ne de ihtidan vardır. . «tlhadi tel'in ederiz. Muhafazarkâr (Tory) Partinin siyasi muharrirlerinden (Bolinbrok.. Fakat Volter'den sonra. bizi hakka ulaştırmak için vermiştir. tabiî çizmişti. vahiy dinine muhasım değildirler. yıkıcı bir maddeciliğe ve şüpheciliğe götürenler de oldu. Netice ve mahsul itibariyle ikisini de bir görüıler.

aki telâkkisinde. . Nankörler bile ona minnet ve şükran hisleri beslerdi. onlara gem vurmağı biliyor. Cömert idi. Fontenel'Jerİn telâkkilerine sadıktır. terbiye ile bir kat daha takviye edilmiştir.ansanm hamra ve Vhjil çapında epik bir şairdir. hem de Rasim ve Karney ayarında tiyatro şairidir. 1 — Voltere göre bakım : (Zadig) bir hikâyedir. Hele (Henriade) ile F. Eski «Kaidelilerin ilimlerine ve zamanın tabiat hakkındaki bilgi ve prensiplerine vekıftı. Felsefî fikirlerini. İnsanların zayıf noktalarına hürmet etmeği biliyor.» Bu birkaç satır bile Volterin yaşadığı asrın'düşünce vasatisi gözönüne getirilince ne kadar noânahdır. 2746 veya 1747 de yazılmış olan (Zadig) inde görürüz. Genç ve zengin olmasına rağmen. Belli başlı çizgilerini alalım • * (Babil) de kral (Moabdar) zamanında (Zadig) adında bir genç var. Bunun zaten ey i olan yaradılışı. ihtiraslarını tadil etmeği. (Zerdeşt) in birinci kitabından okuyup öğrendi ki • öğ' renci. Her vakit kendisinin haklı olamıyacağma kani.1778 ] Volter. hem müsbet fikirlidir. bir iğne ile dokunuluverince fırtınalar kopar.64 Volter [ 1694 . rüzgârla dolmuş bir balondur. Bu hikâyenin başında kahramanın portresini çizmiştir. en ziyade. Temel fazilet: arzulara ve ihtiraslara gem vararak içimizin rahat olmasına temin etme ve itidaldir. La fontenleriu. Volter. Rönessans'tan beri öne sülülen Erasm'ların.

ötedenberi meşhur olan. ilmî kültür. Tabiat kanunlarını öğrenmede ise. Bunlara mühim iki şey daha ilâve ediyor. Tabiatın karşısında bu his içinde bulunduğu zaman. onu kutuptaki (Sehii) sn bite s in e doğru sevk ediyordu. Öyle iken arz. Volter : (Nevton) un takdirkârı ve yayıcısıdir. Volter şiddetle ısrar ediyor ki fazilet: karşılık bek{emeksizin başkalarına faydalı olmaktan ibarettir. Bunları öğrenmede. birbirini parçalamağa Bu teşbih. Volter'in bu düşüncesi tamamen moderndir.— 6 5 Vaîter.. fizik ve astronomiyi çok sever. Ayni fikri teklif eden diğer müellifler: Şahsın kendi saadetini elde etme vasıtalarını arıyorlardı. vecizeleri öne sürmekle kalmıyor. bize nasıl büyük ve asıl görünüyor. Onların hakim telâkkisi. böylece (ferdiyetçi) idi. akla göre hareket ettiren birer etki de görür. Bu itibarla riyaziyat. Bizim gözümüze küçük birer kıvılcım gibi görünen bu büyük ziya küreleri karşısında hayrete düşerdi. (Orion) bur çile. O zaman ruhu. (mutenanı) ye kadar yükselerek duyumlarından tecerrüt etF. göğün en parlak sabitesi olan (Siryüs) yıldızı.. yalnız birtakım güzel keşifler mecmuesı değil. insanı batıl şeylerden kurtaran. ayni zamanda ruhu hürriyete kavuşturan. 18 inci asırda tesanüt hissi ve vazifesi kuvvetlenmişti. 5 . 2 Zadigf'in tiim I <Zadig> yolunu yıldıza bakarak tayin ediyordu.. Bizim arzımız da onlardan biri. insanlar hakkındaki düşüncesi şöyle idi: Bir küçük çamur zerresinde uğraşan böcekler. (Zadig) e kendisinin ve Babilin hakikatte ne kadarcık olduğunu hatırlatrdı. Âlicenaplık..

Kâinatın büyüklüğünü anlamakla insan kendi kü çüklüğünü anlar.— 66 — mi. Votter'in (Deizm) i : böylece bir* ilim ve akıl dinidir. Acaba müsamahayı nasıl anlıyordu ?. Bu. Ufku genişler. Zadig ise bilâkis kâinatta dâhilerin bizim gözlerimiz öıüne serdiği büyük kanunların mekanizmasını görür. Her şey namütenahi ve yük • sek bir zekâ tarafından sevk ve idare edilmektedir. der. Amma o daha İleriye de giderek der ki iyi . Her şeye. ve öldürülemez. Voltere göre müsamaha şu demektir : ne olursa olsun akidelerinden dolayı bir adam hapse atilamaz. her şeyde bizim aklımızın eremiyecsği anlaşılmaz bir sır görürdü. Fakat Zadiğin en ziyade hayretini mucip olan şeyin altını çizelim : Kâinattaki nizam ve intizam : (Paskal) da kâinattaki nizam karşısında bir nevi korkuya düşerek. beşeri çarpınma ve ihtirasların üstünde daha yüksek bir âleme kavuşabilmektir. 3 — Müsamaha . onun tesirlerini anlıyabiliyor. Volter. bir halde kâinatın lâyete gayyer nizamını temasa ederdi. Biliyoruz ki Volter. Çünkü bizim zekâmız da. Buraya kadarı bir kanun ev polis meselesinden ibarettir. His. burada dinî bir şey olur. Şimdi Volterin en mühim bir hususiyetine geliyoruz: Müsamaha. bir siyasî kaidedir. mahiyet itibarile bizimkinden başka değildir.. müsamaha için çok mücadele etti. bunun en hür taraftarıdır. havastan ve maddî huzuzattan tecerrüt ede-] rek. Gaye. Fakat bu namütenahi zekâ. kâinatın büyüklüğü nispetile hükmeder.

. sizler gibi birer (illet iulâ) kabul ediyorlar. Çünkü hepiniz ayni fikirdesiniz.. bir Çinli. Yunanlının fesahetini methetti. Sonra onlara dedi ki «dostlarım. ver ba na şu ökseyi dedi. kavganız manasızdır. değil mi ? dedi: Elbette.. E. Bu mesele (Zadig) kitabının «akşam yemeği) başlıklı on üçüncü faslında izah edilmiştir. kendi mensup olduğu dinin bir tuhaf ve acayip kısmını. bir Yunanlı. öküzü yara» tana tapıyorsunuz değil mi ? Evet. Hasılı hepsinin hiddetini yatıştırdı. Zadig de bunların arasındadır. (Tabiî din) de olan lar diğer dinlerin hepsine de müsamaha gözile bakacaklardır. ziz balığa değil. • Bir panayırda bir akşam yemeğinde bir Mısırlı. en kızgın olan (Selt)e hakkın var. bir Hintli. Döğüşmek üzerelerken Zadig araya giriyor : tik evvel. Bunlardan her biri. anlatıyor. siz Mısırlı üstat 1 siz öküze değil o. bir Kaideli. öteki balık başlı bir mabuda ibadeti daha öteki meşe öksesine ibadeti... Hintli ile Çinli de. Selte: siz bu meşeye ve öksesine değil fakat bun* îarî yaratana tapıyorsunuz..— 67 — niyet sahibi insanların hepsini (tabiî din) dediği bir müşterek itikatta toplamak mümkündür.. Amma onun da sizler gibi bir (en yüksek varlık) kabul ettiğine eminim. Kaideli. Yunanlının ne güzel şeyler söylediğini pek iyi anlamadım. balığı ve denizi yaratana tapıyorsunuz değil mi ? Evet. Derken aralarında münakaşa kızışıyor. meselâ biri mumyalanmış ölülere ibadeti.. . bir Golü birleşiyor.

klâsik ahlâkçılar gibi. (Tabiî din) hududunda kalınca makuldür. Bir telâkkidir. Ve bugün ne dinciler' ne de rasyonalistleri tatmin edememektedir. — Öyle ise hepiniz ayni fikirdesiniz. ibadetin şekli üzerinde tsrar ederse tehlikeli bir şey olur. Voltere göre. Ortada kavga edecek hiçbir şey yok. Ve onları birbirlerile muharebeye katar. tşte böylece dinlerin hepsi ayni derecepe yanlış veya ayni derecede doğrudur. Esasen bu mev KU asırlardanberi Eşlenmiş olup birçok eserler neşredil' misti. dinlerin hepsinde müşterek bir noktanın bulunabileceğine kanidir. Ve bu v ayni zamanda. Volter de 17 inci fasıl olan (Hermit) te bu mev . Volter. 4 — Şerrin kalkması için beşerin çalışmasına iman Mevcudatı hakimane idare eden. çirkindir. Yunanlı. «Yalnız benim iddiam doğrudur. her hangi bir dic.• — 68 — .> dediğinden ve bunu zorla kabul ettirmeğe uğraştığından itibaren hangi din olursa olsun. namütenahi kudret sahibi bir varlığa inanmasile. O nokta şudur: Kainatı tanzim ve idare eden yüksek ve hâkim bir zekâya inanma. münakaşa edilir. Volterin bu telâkkisi. insanları birleştirir. herşeyin (imkânın en iyi derecesinde idare edildiği» ne: şer dediğimiz şeylerin bizim anlıyamıyacağımız sebepler neticesi olduğuna ve fakat bunların prensip ' itibarile lâzım ve iyi bulunduğuna kanidir. şüphesiz. Amma 18 inci asırda bu telâkki. dedi. Volter. İnsanlar arasına tefrika saçar. geniş ve barıştırıcı bir telâkki idi. tamamen öyle.

— Fakat. Görüyor ki bu adam yolda : misafirperver ve âlicenap bir adam sayıyor. Anladi ki bu nevi muhakemeler boş. Teyzesinin pek iyi bir surette kabul ettiği bir genci suda boğuyor. böyle.. yolculuğu çıkıyor. diyor. daha manalı bir muhakeme nev'î Hâve eder. zamanına kadar olan muhakemelere. ve : — İnsanlar. İyi insanların başına gelecek ha ? — Bunların hepsi ya imtihan.. (Zadig) in itirazlarına karşı münzevî bunlara. hiçbir şey anlamaksızın hüküm verirler. Zadig: — Bu genci suda boğmaktan ise onu terbiye edip faziletli yapmak daha iyi değil midir ? diye soruyor. Biçare fani! Tapmaklığın lâzım şeylere karşı mırıldanmağı kes. — Eğer o genç yaaşasadı teyzesinin kâtibi olacaktı.. (Zadig). bir gün rastladığı bir münzevî ile. kaatii olmazdan evvel onun bu dünyadan çekilip gitmesi daha iyidir. Bu masalı iyi izah edebilmek için şurasını iyice bil* mek lâzımdır ki bunun muhteviyatı ötedenberi söylene . bir adama para veriyor. Bunu dedikten sonra.. Zadiğ. — Demek ki böyle felâketler ve cinayetler zarurî öyle mi ? Ve bu felâketler. münzevî bir melek kıyafetine giriyor. yâ mükâfat ya tedbir ve ihtiyat. fakat. _ 69 — zu üstüne. beşerin aklı eremiyeceğini söylüyor. ya ceza. derken meleğin uçup gitmiş olduğunu gördü. Hasis ve fena. daha manalı bir muhakemelere. evleneceği kadın ile kendi oğlu öldüreceklerdi. ve anlatıyor. o büyük kudrete taptı ve teslim oldu.. Diz çöktü . Melek cevap veriyor: — Eğer faziletli olup yaşasaydı onu.

hoşğörlük ve iyi hal ve harekettir*. bidrenbire bir fışkırma şeklinde meydana getirmiştir. 8u (fakat) ta derin bir isyan kokusu vardır. . Nutuklar. bununla olacaktır. ve son (fakat) i dır. nazari kitaplar. kritik etmek için. sistemini teşkil eden eserlerinin hepsinî 1746 . onda reeiiteden ziyade rüya ve hayallerini daha temiz ifadeye birer vasıtadır. bizimkinden çok yüksek bir zekâ tarafından idare ediliyorsa Volter dört çevremizde görülen fenalıkların ehemmiyetine karşı isyan ediyor. insanın vazifesi (faydalı fiil ve hareket) sahibi olmaktır. Yükselme. Volterin ilâvesi: Zadig'ln tekrar tekrar itirazı. ölküç hayat: Ruso. Eğer dünya.1762 seneleri arasında. Hikmet ve akı). fenayı faziletli yapar. işte Volter'in ülküsü. mesleğe söylendiği fenalığın hikmet ve sırrı önünde eğilmek meselesi an'anevi bir vaizdir. Ve suna inanıyor ki : insan ıslâh edilemiyecek bir şeyi [ıslah eder. Ona (Ütopist) diyorlar.— 70 — gelen şeylereir. Ve bana bir (fatalite) olmak üzere kabul edemiyor. romanlar. Amma ona şair nazalile bakmak daha doğrudur. 1 — Rusoya göre.1778 ] Ruso her şeyden ziyade bir şairdir. Ve. Jan Jak Ruso [ 1712 ..

Ruso'nun yeniliği. insanları hu sade ve temiz hayata hazırlamaktadır. müşahhas çeyler üstünde tefekkür ve mülâhaza ile elde . bir terbiye romanı olan (Emil) inde işte bunu çizmiştir. özlülük derin samimiliktir. Sathî bir müşahit Emiii. Bir müddet bir köyde ikameti. belki cahil bir köylü çccuğu zannedecektir. Sadelik ile : sun'î. 2 . tabiat ile temas. ve aşırı incelmiş fena zevklerden . Emil. doya doya sükûnetin ve (cemiyeti hatır) m ladini tatmaktır. Ruso'nun aşık oiduğu hayat: gürültülerden uzak. meşguliyetlerin ciddisini seçme. însan ancak böyle yerde. Rüso ona hiç ehemmiyet vermez. yine ancak sadelik iledir ki kendimize asude ve devamlı bir saadet temin edebiliriz. Seleflerine üstünlüğü buradadır. Ruso'ya Parisin (monden) hayatı aleyh'ne şiddetli bir hicviye yazdırmıştı. vakıa.kurtulduğumuz gibi.ki bunlar büyük şehirlerde inkişaf eder.Tabiî Terbiye : Hikmet. basma kaltp edebiyat ve fenden ibaret olan ve cebir inzibatı ile idare edilmekte bulunan kollejler aleyhine ateş püskürür. bunlar yeni değildir. kaidelerden. Başkalarına iyilik ile muamele. bu sadelik hayatını ifadedeki canlılık. kendindeki iyiliği yine böyle bir yerde asıl yaradılışındaki öz hayatın ve fazileti hürriyeti çizebilir. Fikir itibarile. . uydurma ezberlerden. 3 — Pedagojisi : Kelimelerden. oyun ile el IşıTe. Ruso. ayak değmemiş bir ormanda. Çünkü onu kendi tecrübesiie kendi hür teşebbüsü ile.— 71 — Sisteminde belirgin nokta sadeliktir. açık kalbli ve güvenle dostluk bu örnek sadeliğin temel unsurlaridır. bildiğini sağlam bilir.

aydın kavraması yeter: "fiil ve hareketlerimizin ahlâkiyeti. Çağı gelince. tekâmül edeceğim diye. Adaletin ilk mükâfatı o iyiliği» yapmakta olduğumu* zu hissettirmektir. (Adalet) ile (iyilik) ikizdir. onlar hakkındaki hükümlerimizdedir. Hiç bir zaman.» Böyle büyütülen çocuk. Bunların terbiyesinden İse. bütün çocukluk hayatı iyilik istikamettede yürümüştür de ondan yapar. yainiz egoistlikier ardında koşmaz mı ? 18 yaşına kadar Emilin sade «hür ve mes* ut» olmağı öğrenileceğine bakılırsa öyle gibi zannolunur. Eğer ecel orağı bizim ümitlerimizin çiçeğini biçerse ne hayatında ne de ölümünde ağlanacak bir sebep olmaz. iyilik etmek öyle bir faaliyettir ki bunda kendimizi mes'ut ve bahtiyar hissederiz. şuna kanidir ki böyle hareketinin sebebi. fazilet doğacaktır.iyi olması lâzımdır. daima iyi ve heminane hayatta olabileceğini bir kere daha hatırlayalım : Emil.* Bünyesi. Fakat Ruso. Ahlâkî hayat. tabiî bir netice ola rak. Bilâkis bunlar biribirini yar dımladı. hassasiyetini ve isabetli hüküm kabiliyetini terbiye etmektir. Eğer ahlâki iyilik bir insanın notura- . çocukluğunun olgunluk çağma geldi. iyiliği kendisine emreyledİğt için değil. Biz ona şöyle bir acıya sebep olduk. diye merak edecek bir şeyimiz yoktur. Emil. Bunların hepsi hassasiyette toplanmıştır. Eğer iyi bir şeyin hakikaten iyi olmasını istiyorsak kalbimizin derinliklerinden fiillerimizdeki gibi . müsait olduğu nîsbette kendi yaşına mahsus akıl ve dinayeti elde ettikçe mes'ut ve hür oldu. böylece takviye ve terbiye edilen temayyüllerin tezehhür ve inkişafından ibarettir. Birbirinden ayrılmazlar. Hürriyet ile saadetin.— 72 — etmiştir. Bir çocuk hayatı yaşadı. saadetini feda etmedi. şu yüksek hakikati.

Bunun yapılmadığını Ruso da çok iyi bilir. vicdanı insiyak ile birleştirmiş. . Tabiate muti olalım. Vicdanın hükümranlığı ise. Ruhların derinliklerinde fitri bir adalet ve fazilet hissi vardır. bir ta- . . İnsanı diğer hayvanlardan ayıran en mükemmel ifadesi vicdandır. ' ( Sauvalı bir rahibin itiraçı ) FHhahika Ruso'nun vardığı bu netice. . mükemmel devlet nazariyesini tarif eder. t. Devlet nazariyesini müşahhas maddelerle tasvir edecek yerde. ötedenberi varilagelmiş bir neticedir. Bazı müelifler Ru soya itiraz ile derler ki: tarihde böyle karşılıklı riza ile bir (içtimaî mukavele) yapılmış değildir. bunlar ayni şeydir demiş olmasındadır. Fakat bundaki orijinallik. « . Bizi başkalarının saadeti mi. gerek başkalarının hakkında bir hüküm veririz. Ruso'nun (Cumhuriyeti)i de hayalidir. Başkalarına bir iyilik yaptığımız zaman mı. Kendi içimizi yoklıyahm. yoksa felâketi mi müteessir ediyor?.— 73 — rasına tevafuk ediyorsa o insan ne kadar iyi ise ruh ve teşekkül itibarile de o kedar sağlam ve mükemmel olur. Ruso'nun (Kontrasosyal) i. O zaman onun nasıl bir tatlılıkla hüküm sürdüğünü ve bundaki güzelliği sezeriz. Ben buna (vicdan) diyorum.. ta biatimizin hür bir süratle inkişaf ettirilmesi ile temin edilir. istikbalde veya (sadece muhayyilesinde) öyle farzetmektedir. İnsanın kalbinde ahlâkî bir şey olmamış olaydı kahramanca ve hareketler karşısında nasrl hürmet ve takdir duyardı ?. yoksa fenalık yaptığımız zaman mı hoş bir intiba duyuyoruz?. 3 — Mükemmel Cemiyet : Ferde ait düşüncesinden sonra şimdi de cemiyete ait düşüncesine gelelim. Fakat o.. Bununla gerek kendimizin.

. hürriyet ile disiplini barışık tutabilen ve hu riyete zarar vermeksizin cemiyet hayatından istifade ettirendir. Ve ancak (haklı kuvvetlere) itaat olunmak mecburiyeti vardır. Bu ise şahsî hürriyetin tahdidi demektir. Zamanındaki cemiyetleri. Kuvvet ve dehâ itibarüe insanlar müsavi olmıyB^iUrler amma hukuk ve mukavelede müsavi olmalıdırlar. Boyunduruğu sarsa bildiğinden itibaren sarsarsa daha iyi yapıyordur. Hürriyetten vazgeçmek. maddi bir kudret* tir. Ve her bir şahıs (bütün) ile birieşmiş olduğu halde gene kendisine itaat etsin ve tek başına imiş kadar da hür olsun. amma her yerde demir bağdadır. eğer hürriyet yok ise. Pek kesafet!? olan bu eserini tahlil etmiyeceğiz. her şahsı ve hepsinin mal ve mülklerini koru^ malı ve müdafaa etmeli. hukuku beşer* den ve hattâ vazifelerinden vazgeçmek demektir. insanlıktan. Bu acı müşahede. Rusoya göre cemiyet içinde yaşamak insanı bazı fedakârlıklarda bulanmağı mecbur etmektedir. Bundan ne surette bil ahlâtdilık çıkabilir ?.— 74 — kim hukuk kiadeieri öne sürer ve cemiyetlerin buna yaklaşmasını tavsiye eder. medeni müsavattır. Ülküç bir sosyete. Rusoya bir çok protestolar öne sürdürüyor: Bir millet ttaata mecbur kalıp ta itaat ettikçe iyi yapıyordur. Rusoya göre. Öyle bir cemiyet şekli bulmahdtr ki bütnn (müşterek ve umumî kuvvet). Bu halde şuna kani olalım ki kuvvet (hak) ki yapmaz. Yal nız bir kubbenin kilit taşı mesabesinde olan fikrini zikredeceğiz : Vatandaşların hürriyetlerini kuruma meselesi. . insan hür doğmuştur. Kuvvet. ne saadet olur. Bunda temel şart . cebir üzerine müesses görüyoruz. Çünkü her cemiyet elbet bir disiplin ister. ne de haysiyet.

bütün manevi zenginliklerini tadar ve duyar ve başkalarına doğ' ru da taşar.çoğu türkçe. der. Bir millet buna ne kadar ziyade intibaka uğraşırsa o kadar mükemmelledir.adları Mehmet Tahir merhumun « Osmanlı müellifleri'nde yazıldiğı veçhile . fnsan ancak hürriyet içindedir ki hem sevinç hem fazilet bulur. Vicdanın sadasinı heyecanda duyar. âlimane hareket et. Rusoya gör& ahlâk hayatının büyük kanunlarını. his kuvvetile sezebiliriz.. Ve bunların kıymeti (tabiaten anî) oluşlarındadir. . hürriyet vasıtasüe saadete nail olma. bir kısmı arapça ve acemce. Ayni hareket ve kuvvet ile hem kendini. eğer hur değilse insan değildir. 4 — Netice : Rusonun doktrininin belirgin vasıfları şunlardır: Kendiliğinden ve ani olan hassasiyete itimat etme. insana. en temiz heyecanlarını dinle. Ruso. ilâh. Erzurumlu İbrahim Hakkı [ H. hem de başkalarını sever. denilecek yerde. kalbin hamlesüe. 39 eser sahibidir.. düşün. (Marifetname) bir nevi ansiklopedidir. Bundan şu netice fcikar ki insan. akıldan ziyade. 1115 — 1186 ] Yalnız tasavvufta değil. Bunlardan (Marifetname) si ile (Divan) ı matbudur. zamanının bütün ilimlerinde derin vukuf sahibi olan Erzurumlu İbrahim Hakkı .— 75 — Bu prensiplerin tam tatbik edilmesi için «bir mabutlar milleti» yani esasen mükemmel fertler lâzımdır. Bu heyecanlar insamn en temiz kuvvetidir.

Kiş. Acem' ceyi. Andan mukaddem nebatî olmuştu. Menşe itibarile insanın zencir halkaları şöyledir: < Ana rahmin* den önce damarlarda kan. Ve andan mukaddem.[Hakka riza. Ve bu köyde yerleşerek eserlerini yazdı. Biz burada. 1186 da yetmiş bir yağında öldü. Sonbahar. tabiatı külliye idi ve andan mukaddem cevheri mücerret idi. çocukluğu. . Ve toprak hâkten mukaddem cismi mutlak idi. ihtiyarlığı. (Hasankale) de. (Marifetname) müellifine göre insan. andanmukakaddem gıdayı peder ve mader olmuştu. Babası. gençliği. İbrahim Hakkı. Hem madde. nsanın bedeni. Nuru mahz] terkiplerinden ebced hesabile çıkan 1115 te dünyaya gelmiştir. insanda tamamile mevcuttur: Mevsimleri. Erzurum müftüsü (Hazık Mehmet) ten öğrenmiştir. tahsjlini Erzurumdayapmıştır. insan ömrünün devreleri temsil eder: Bahar. H. „ Böylece insan varlık zencirinin bütün halkalarını geçmiş bulunuyor. İbrahim Hakkıya göre. hem ruh âlemi. kitabı cihandan bir mecmua olup kâinatın mümessilidir. Tahsilim ikmalden sonra seyahate çıkarak (Siirt) köylerinden (Tellü) ye uğradı. Hasankaleden Erzuruma gidip yerleşmiştir. Yaz. Orada büyük tasavvuf çalardan (İsmail) in ktzile evlendi. (nüshaicümiei âlem) dir. Ândan mukaddem hayvan! olmuştu. İbrahim Hakkının yalnız (insan) hakkındaki fikirlerini alacağız. Babasının adı Osmandır.— 76 — İbrahim Hakkı. âlemi asgar ve ruhu âlemi ekberdir. Beden ve ruhile insan. Hadi' mi aşk. Andan mukaddem |eczayı anasır mümtezici hâk) idi. olgunluk çağını.

tavşanı. Kuvvei mümeyyize. mimarlığı. Tama. aslanı. insanis akıl . merkebi. Varlığın üstü. deveyi. sırf şehvetten.. insanın aklı temsil eder. İbrahim Hakkıya göre hayvanlar. şehvetine galebe ettirebilirse meleklerden daha yüksektir. Meleklik ile hayvanlığın halitası* dır. sığırı. Gaflet.şehH vetten halkedilmişiir. tıbbr. Bütün varlık.— 11 Bütün hayvanları. Hile. fareyi. Gadap. odur: Bu cihan varlığı boş buldu nihayet sende Varlığın aşka değiş eyle feragat sen de insanın (nüshai âlem) olduğu bir eda ile icmal edilmiştir: şu kıt'ada şairane Ey nüsha-i tamme-i ilâhi ki tüyi Vey ayine i cemali-i sahi ki tüyi Birun zîtü nist her çi der âlem hest Ez hud betaleb her ançi hahi ki tüyi İnsan. tilkiyi. Eğer hayvanlığa meylederse hayvanlıktan daha aşağı düşer. Bu maaldeki nazmı şudur: Ademî zade Tuife macunest Kân ferişteh şirişte ez hayvan Ger bedin meyi mi küned kem zin Ver beden meyi küned bin ez an. köpeği. yılanı. kurdu. Cemadatın misali ise insanın azalarıdır. Aklını. Kibir. Hasislik. a Melekler sıif akıldan yaratılmıştır. Oburluk. Kin. Tasallut. Melekliğe meylederse melekten daha yüce olur. gönül de âlemi melekutü temsil eder. Haset. kaplanı. insanda nihayet bulmuştur. Şehvet. her türhl iyiliklerden ve kötülüklerden mürekkep bir macundur. Diğer taraf tan aklı ameli. Aksine ise behayimden daha . karıncayı. Adavet.

taata bedeldir. (daha çok dalalettedir) ibrahim Hakkıya göre insanlar üç sınıftır: 1 — Avamın ûç putuna (yemeğe. Lâkin sirette behayimden kemdir. Bunlar da bu âleme gelmekten maksat. „ İbrahim Hakkı. Asıl makamlarına avdet ederler ama daha yüksek makama vasıl olamazlar. çoluk çocuğa^ mala. Bunlar hayvan sıfatlıdırlar. Isanın: «Bir kimse iki kere doğmadıkça metekuti semavata giremez. Zira "Meleklerden her birinin makaml mnlûmdür ki ebeden anda kalır. «Sıfatı zememei hayvaniyeden ve keduratı muzlimei nef saniyeden sıyrılıp melek-haslet olmak. Asıl makamlarına yükselemezler. cinsî münasebete) tapanlar. uykuya. olduğunu söyler.Ebedî hayatî < hayvan ve melek mertebelerin kateaîp insanî kâmil mertebesine vasıl olmaktır.ek makama vasıl olurlar. Bunlar âleme gelmekten maksadın (kesb-i kemal) olduğunu bilmekle beraber dört puta da mey yaldırlar. eğerçî ol surette adamdır. sözünü ele alarak ikinci doğumun. Âlemin illet-i gayiesi. nevi beşerdir. Ve insan ise tekmili nefs ile makamı malûmundan âlâlara terrakki edebilir. Bunlar bo âieme gelmekten maksadın (Kesb-i kemal) olduğunu bilirler. 3 — Yedi putu kıranlar. Ve haktan gaflet eden anlardan adaldtr. Bunun birinci şartı. Şehveti aklına galip gelen insan ise. Âleme gelmekten maksadın ne olduğunu anlamamışlardır.. İnsan hayatının gayesi de: Bütün fenalıklardan sıyrılarak yüksek ahlâka ve ebedî hayata ulaşmak*". mansaba) mail olanlar. hasıl olmuş değildir. Zira ki hizmeti behayim. gönle akan beş nehrin getirdiği .— 78 — aşağı düşer. Asıl makamlarından daha yûks.. 2 — Havasın dört putuna (nefse.

Evvelâ burayı temizleyip sonra kalbin dibinden temiz menbalar fışkırtmalıdır.Hatırım hoştur ne olsa hoş gelir nimetteyim. terbiyenin kudretine inanır. hayatın gayesi böylece. Böylece ibrahim Hakkı. hayvanlıktan daha yükseklere şahlanarak "bu âleme gelmekten maksadın kesb-i kemal olduğunu bilen.. taş kaya ve mermer olsan da bir terbiyecinin eline düşersen cevher olursun. Bu mümkün mü? ibrahim Hakkı.— 79 — mûteaffin çamurları temizliyerek ondan sonra pek uyanık olmakdır. .* ibrahim Hakkı. nevi beşer ohiuğu gibi. * * . Mevlânâ'nın şu beyti ile cevap verir : Ger tü senk ü sahre vü mermer şevi Ger besahib dil t esi gevher şevi " Sen. nebatlıktan. nevi beşerin illeti gaiyesi de: cemadlıktan. Kâinatın illeti gaiyesi. " Havas-1 hamse-i zahireden derabeden gelip kalbe mümteli olan envai nükuş ve fünun ve esnafı efkâr ve zununu günagûnun kimi salih kimi fasit kimi müfsit olduğu için deruni dilde evsafı zemime cemolup temekkün edip kalmıştır. şu beyti ile her zerreyi bir (Turisina) halinde görür: Âlemi mîsal Turdur her zerresi pür nurdur Aşkınla can mesrurdur beyhuş olup ister lika İçi ferahtır da : Vüs'atı meşreple daima cennetteyim . İbrahim Hakkiya göre. mükemmel insanlardır. ahlâkan namütaenhiye doğru yükselmektir....

. 1168 de bitirmiştir. * ** Katreyiz âlemde lâkin dilde derya olmuşuz Cevheriz dehrin bisatı özre yekta olmuşuz Seyrimiz sahray-ı dildir gayri yerden fariğiz Kendi sahramızda seyyahız ki sahra olmuşuz Berkimizle yakmışız biz hudnemahk perdesin Gayriden pünhamz ama dilde peyda olmuşuz Biz bu bahri aşkı blka'nn mu selsel mevciyüz Gerçi zenciriz veli biz metni derya olmuşuz Kimseyi incitmek incinmek değildir şanımız Yargarı cünaley z şefkatla g-üya olmuşuz inciten nadana hem dostuz dualar eyleriz Kim kamudan blzbize mahvı temaşa olmuşuz Aşıkız misli Zeliha dilberiz Yusuf gibi Biz bizi sevmekte (Hakkı) ferdü tenha olmuşuz..canı eğleriz Âlemi aşkı unutmuş gafilâne söyleriz.— 80 Divanını. Divanından iki parça alıyoium " • Hoş o demler kim sürerdi canımız canan ile Oi vatandan düşmüşüz bu gurbete nisyan ile Hayf kim dostu unutmuş kalmışız düşman ile Gelmişiz dünya değirmeninde nöbet bekleriz Dane ten'un olunca murğ. Ol görünse imdi biz kevnü mekânı neyleriz Vehki ol manayı koymuş surete meyleyleriz Gelmişiz dünya değirmeninde nöbet bekleriz Danei ten un olunca murğ canı eğleriz.

bazı prensipleri alalım. Binaenaleyh. Filhakika Kant'a göre herhangi bir şeyi ispat veya red edilemiyorsa bu takdirde bir ispat ve red arasında bizim için ahlâki bir hal ve hareket ve vazife olabilecek suretle bir karar vermek lâzımdır. 1 — Sulhcunun vazifesi • • Bir muahedeye dayanan ve iki haip arasında bir fasıla demek olan mütarekeden ayri. ispat ediiemeyince aksini düşünmek hakkımızdır. şunu emreder. daimî bir sulh. bu iş başarılabilir gibi hareket etmeli ve bu maksatla buna götürülecek en uygun (Teşkilât) lar kurulmalı ve muharebelere nihayet vermelidir. Ve bunun ş artlarını çizer. "Bu halde v/cdan. «Daimî sulh üzerine taslak> (1795) ile «Hukuk Doktrinin metafizik prensipleri» ni (1797) neşretti. 6 . bütün 18 inci asır boyunca tesir eden. (Konigsberg) de uzun profesörlük ve mütefekkirlik mesleğini bitirirken. F. Bu iki eserinden. Hali tabiide ne sen ile ben arasında.— 81 — Kant [ 1724 — 1804 ] Etnanoel Kant. yer yüzünde adalet ve sulbün hükümran olması imkânına inanır. Kant bu reydedir. nede teşekkül etmiş devletler arasında kavga olmamak lâzımdır. hayalden ibaret mi ? — Bunun hayal isdat edilemez. Beşerin yükselmesine imanı olan filozofların fikirlerinin varisi akıl nurundan feyz ve kudret alici ve Fransız ihtilâlinin dikkatli ve sempatik müşahidi olan Kant. hayatının akşamına doğru.

Bu. Bunu nasıl durdurmalıdır. Yani arzın hepsi. Meskenleri arzdır. Bu muahede de arazi şartları ve galip ve mağlubu hatırlatacak hiç bir şey yok. eğer muharebeye yeni başlama hakkında gizli bir maddeyi muhtevi ise. . Kant. kendi kuvvetini artırmasında' dır. 2 — Ebedî ve daimî sulh muahedesi . insanların hepsinindi. eski politikanın: «bir devlelin şerefi. Kantin (Kozmopolitik) adım verdiği bu (Hukuk). Mühim maddelerini alalım. Fakat menşede hepsinin hakkı vardı. bütün insanlar için muteber adalet prensiplerine. Bu münasebeti. 1 — «Hiç bir sulh muahedesi. buna. herkes tarafından tanındığından itibaren «Daimî sulh> bir realite olacaktır.» Bu ilk şartın gayesi: Hakikî sulh ile (zahiren bir sulh gibi görünüp te adi bir mütarekeden ibaret olan) yalancı sulhu birbirinden ayırt etmektir. Bu adaletsizliklerin en büyüğüdür.> telâkkisine nihayet vermekle olur. insanların birbirlerinden münasebette ve mübadelede bulunmasını müstelzimdir. Böyle bir <münasebeti kuvvetin tesadüflerine bırakamaz. o muahede sayılamaz. muayyea şu arz çerçevesi içine sokmuştur. devletler arasında bir sulh yaptırmakla hallediyor.» Her biri arzdan bir parçaya mutasarrıftır. Böyle bir şey tanzim edilmedikçe fertier ve devletler. (Umumî hukuk) a tâbi kılmak icap eder. Bu vaziyet. Bütün intikam sebeplerini kökleyip atmak lâzımdır. kendi aralanndaki münasebetlerde: (hakkın en kuvvetliye ait olduğu) esasını kabul etmişler demektir ki bu hernekadar aralarında bilfiil muharebe ilân edilmemiş ise de. bir harp halinden başka birşey değildir. «Tabiat bütün insanları.— 82 Basit bir hadiseden bir muhakemeye varabiliriz.

5 — «Harp halinde iken hiç bir devlet: sulhun iadesini ve karşılıklı emniyeti f?yrî mümkün kılacak hareketlerde bulunmalıdır. Bugünkü insanlar henüz bu rüyayı. burada bir devletin (bir şey) değil. (manevî şahsiyet) olduğunda ısrar eder. filozofların hülya âlemi değil realite âlemidir. müstemlekecilerin bu iddialarım. Kendinin daha medenî olduğunu iddia ile başka memlekete medeniyet götürmekle insaniyete hizmet etilğini söyleyen müstevlilerin. herhangi bir sebeple harp patlayıverirse bunun barışmağı güçleştirecek şekilde olmamasını istihdaf eder. evvelki döıt madde ile aynı plân üstüne konulamaz. diğer devletin konstinosyonuna ve hükümetine müdahele edilemez. Bunlar güzel fikirler amma ne çere ki içinde yaşadığımız dünya. zehirli şeyler kullanma ve saire gibi.— 83 — 2 — "Küçük büyük hiç bir müstakil devlet.. 3 — Zaman ile daimî ordu lâğvedilmelidir. (Silâhsızlanma) esasını öne sürüyor. mübadele.. . Bu madde. 18 nci asrın sonlarından itibaren Kant.. realite yapmak endişesinden çok uzak. Düdyada (Daimî sulhun) tesis işine bununla başlamalıdır. başka bir devlet tarafından veraset. Evvelkiler (Daimî sulh) un umumî şartlarıdır. «Ordular sulhu koruyacak yer de onu tehlikeye koyuyor. Milletler arasında dişe kadar silâhlanma müsabakası husule getiriyor. Bu son madde ise. Binaenaleyh herhangi bir devleti maddi bir mal gibi telâkki etmek ahlâksız* hkfır. hediye veya satın alma suretiyle ele geçtrilemez „ Kant. asla ispat edilir bir şey değildir. 4 — "Hiç bir devlet. Ve bunun bir hududu da "yok" diyor.

Bu iş milletler içinde böyle değil mi ? Halbuki bir devlet. Haibuki (Otokrat) bir rejimde kral. birinciler düşmanlarını bazen yerler.— 84 — 3 — Sulhun şartları ve garantileri: Kant. Ve milletler de harbi kolay göze alamaz. A) Her devletin sekli (Cumhuriyet) olmalıdır. Ona göre ( Cumhuriyet ) ile ( Demokrasi ) birbirinin ayni değil. kendim karar verdim. Teferruata giremiyelim. Kant devletin ayni zamanda (Demokratik) olmasını da İstiyor. Ve diplomasi buna her zaman sebepler bulabilir. mütemadiyen kavga etseler bunlara vahşi nazariyle takılıyor. YainızKant her ne şekilde olutsa olsun (Otokrasi) yi yani tek bir adamın harp ve sulha karar vermesini istemez. Harbin getireceği felâketlere dayanmağa vatandaşların karar vermesini ister. Amerika kırmızı vahşileriyle Avrupa vahşileri arasındaki fark. gür sesiyle bağırdı ki : "Devletlerin üstünde bir (Otorite) tanımak ve bu (Otorite) nin adaletten ayrılan devletleri adalete sokması lâzımdır. kendi fevkinde öy!e bir otorite kabul etmeğe yanaşmıyor. ebedî sulh ideali için nazarî programını çizdikten sonra bunun ne gibi şartlara tahakkuk edebileceğini arıyor ve büyük prensip öne sürüyor. B) Ummmî hukuk. farklıdır. der. İkinciler ise düşmanlarını tebaları arasına sokarlar ve bunları daha geniş istilâlarda âlet gibi kullanırlar. Kant. tki iptidaî insan...„ . Kant'a göre millet bu karan verince harbin felâketlerini az hisseder. Bu 13 inci asırda (Birleşmiş Miletler) fikrinin kendisidir. aralarındaki ihtilâfı halde bir nizama tâbi olacak yerde. müstakil devletler federasyonuna dayanmalıdır. en adi sebaplerle harbe karar verebilir.

diplomatların tezleriyle çarpıçtırabilmelidlr. Ve tezlerini. Kant 18 inci asrırın adamı gibi düşünüyor. Bununla beraber şu fikrini zikredelim. devlelter arasında muharebeyi normal görmeğe alışmış. Realize edilmesi mückün bir program çizmiştir. fikirler olmakla beraber. islerseniz ütopi deyiniz fakat realist bir ütopi.. Umumî hatlarını çizdiğimiz bu sistem. Bunlara (Monteskiyö) ile (Ruso) dan almış ilhamları da vardır. hu* . Hem de mutlak bir söz ve hüküm hürriyeti İster.olması umuma müsaade edilmemesi lâzım gelen sahaya herkesi müsaade etmek gibidir ki tehlikeli bir şeydir.. göre. Kant'ın bu eserinde çok canlı. ve bilhassa • hadiseleri göz önünde tutarak • fertlere. mübhem ve kısadır. Uzun uzun düşünülmüş. Ebedî sulhun mümkün olduğuna inanan mütefekkirler. komşum yapsın diyor. Bu da ancak devlet adamlarına açık. sulh için bundan başka yol yok demek te doğru değildir. Ondan mülhemdi. 4 — Netice : Kant'ın eseri bir roman değildir. (zaman) ve (tekâmül yapacak. devletler ne zaman kendi üstlerinde (hâkim ve yüksek bir adalet) müessesesi kurabilirlerse ancak o zaman medenîyiz diyebilirler. birtakım prensiplerdir.— 85 — Kant'a. fikirlerini herkese açabilmeli. Bugünkü dünyada her devlet. Demek ki bütün bunları yaparsa. milletter arasmaa sulhu idameye kâfî derece yarıyacak. Nitekim bugünkü (Milletler Ce* miyeti) Kant'ın programının ayni idi. hangi vasıtaialarla tatbik edilecek ? İptidaîlik devrinden yüksek hukuk ve adalet devrine geçit nasıl kurulacak ? Kant'ın bu noktaya dair olan fikirleri.

Hayatı mânâsız buluyor. Bunların hepsini hararat ve sebat ile tedkik ettim. allâtne ve saire.kuru ve yanlışlarla dolu görüyor. işte benim beynimi yakan sey. Büyük sair Göte kendi hayat görüsünü ( Faust) unda üç fasılda anlatır.. Bugün içtimaî hayatta (Kütle)nin his siyatı ve ihtirasları çok nazarı itibara alınmaktadır. Göte [1749 _ 1S32] Her büyük devrin.w . sebepleri ve neticeleri başka mânalar aldı. Fakat dışa bakınca tantanalı isimler aldım: Doktor..- 86 — kuka ve vazih fikirli zekâlara hitab ediyordu. Bu görüce göredir ki: insanlar. harbin bünyesi. denilebilir. En sonunda. kendilerine bir hayat yolu çizerler. tib. bu dar hayattan ve zaman zaman her saha* sim dolaştığı beşerin ilimlerinden bıkmış usanmıştır. her büyük adamın kendine . Ben bugün şunu biliyorum ki : biz insanlar bir şeyin künhüne vakıf olamayız. mahsus bir hayat telâkkisi vardır. "Felsefe. 1 — Hayat Faust.. bunlara ilk beşladıgım gündeki gibiyim. Bugün ise hadiseler değişti. ilimleri de . hukuk... Bu itibarla Kant'ın eserinin bugüne göre ikmali lâzımdır. teoloji.Kâinatın esrarına vâkıf kılamadığından .

.— 87 — Şimdi o fevkalbeşer bir ruha sahib olup arzın çok üstüne yükselmek ve kâinatın esrarına vakıf olmak istiyor. Şimdi (akla gelen avantür) diyor. ümitszilik içinde puyan sûkûtlere kendimi salıverdim. Fakat derhal. elimizde olan şeyler içfn de daima ağlıyoruz. Fen zevkini tadıp aşmış olan yüreğim. kendini her avantüre salıvermekle teskin edecek. aklına her geleni yapmağa mail . oralarda gezen bir adamın ayakları altında çiğnenmiş ve ölmüş . bundan sonra. . şimdi yalnız ( z a rurî) olan şeyler ve prensipsiz. zaman denilen uçurum İçinde boğulup gittiğinden itibaren küçük bir sahaya razı kalbimizin derinliğinde bir endişe. ruh gibi kabarmak ve nihayet ruh gibi parça parça kırılmak isterim. . . Bütün beşeriyeti alakadar eden her şeyi kendi varlığımın en derin noktasında temerküz ettirmek isti* yorum. kinli aşklara. bütün saadet hülyaları. arza düşüyor. itminansızlık yatmaktadur. hiç bir ıstıraba kapalı değildir. Susuzluğunu. o yüksek hayal bulutlarından her günkü hayatın küçüklüğü içine. Tozlar içinde sakin bir böcek ki gıdasını aramak için dolaşırken. ümitle dolu bir halde ebediyete uzanmak istemişti. Ruhun kavradığı iyi ve kötü her şeyi yüreğime tıkmak. Onu kanatlandıran hayal. . Ve yeni yeni ıstıraplar uyandıran budur. en yüksek. Evvelden ( i ş ve hareket) diyordu. Bizim olmıyacak şeyler için ağlıyoruz. en gizli olan şeye ulaşmak istiyorum. Ve kaybetmediğimiz. Çorak teemüllerden ziyade (Bizi İten hamleler) daha kıymetlidir diyor. Buna o kadar haristir ki bazen bir gurur içinde kendini kaybediyor.. Şimdi İse. Istıraplı hazlara. Bütün bu meseleleri arayıp taramaktan yorulmuş ve hepsinden eli boş dönmüş olanFaust. Ruhumla.

Ratip fundalıklarda kayalar boyunca. geçmiş zamanların gümüş gölgelerini dolaşıyor. yani (Akıl) da verdin ki.. 2 — Faust'un Hayat Tecrübeleri . sulardaki kardeşlerimi bana öğrettin. bana bu nefis şeylerle beraber. görüyorum. Büyük şair bunların hepsinin hulâsasını (Ormanlar Mağaralar) adlı monologunda şöyle tesbit etmiştir. benim göğsümde öyle bir vahşi ateş tutuşturdu ki beni her güzellik hayaline çekiyor.. . bu âlemlerin her birine dair fikirleri öne sürmüştür. kanunsuz. fatihlerin yaratıldığı hayalî âlemlerin içine dalıp çıkmadan ve saîreden hep usanmıştır. Benim nazarımda parlak ay. soğuk ve sert olan bu ar kadaş.. ve tabiat ten istifade için de bana kuvvet verdin. Gözlerim önüne canlı varlıkların uzun silsilesini yaydın. Kör arzu ve kuvvetlerin hâkim olduğu bir hayat . "Yüce Tanrı sana yalvarmca bana herşeyi verdin.— 88 — Bunlarla Faust'un istediği şudur: Prensipsiz.. Malikâne olmak üzere bana muhteşem tabiatı. Yüce Tanrı. facialardan. artık bundan sonra kendisinden vazgeçemiyeceğim bir arkadaş.. aşktan sihirbazların binbir marifetlerinden. orta zamanın efsanesinden istifade ile.. senin ihsan ettiğin o şeylerin hepsini benim kendi nazarımda bile hiçe indiriyor.. yavaşça göklere doğru yükseliyor. avantürlere bas vurabilir. Asude ormanlardaki. Bunlar tefekkürün kuraklığını biraz serinleştiriyor. kahramanların. Ah. O. Bu bağ sayesinde Faust türlü türlü sihir kuvvetlerine maliktir ki bu sayede her türlü heyecanlarını tadabilecek. . Faust ve şeytan (Mefistofeles) arasında bir sözbağı (Kontrato) yaptırır. . havadaki. insan asla mükemmel bir şeye malik olamıyacak. imparatorlar saraylarında müşavirlikten. Göte. İçkiden. kayıt ve tahditsiz bîr hayat. Göte.

Margit'i sevip dururken onu bedbahtlıklar içine atı* yor. kudreti artıyor ve bir an geliyor ki vecd ile en yüksek saadete ulaşıyor. O zaman zekâsı. Her bir hareket ve avantürde onun kudretinin arttlğına hükmolunabllecek gibidir. Fakat bu an yüksek vecd ve istiğrak anlalarında iken bile içine bir zehirdir akıyor. hayatı böyle ayni dakika içine muhabbet ve kın. Ve şöyle düşünüyor. Faust'nn avantürden avantüre koşması onda iki ruhî halet yaratıyor.- 89 — Böylece arzudan. Hatiralarını gözleri Önünden geçiriyor. Ve döit çevremiz ateş denizinden ibarettir. Faust. : «Ömrümü bana kâfi gelecek şeylerle iktifa ederek . Ve kalan eser. Şimdi o. deli ediyor.. Elindeki hükümdarlık kudretinin bir seraptan. haz ve elem. Her zafer kendini mahvediyor. Bununla beraber zaptolunamaz bir irade ile Faust. hayatın sırlarına daha iyi nüfuz ediyor. Ve haz içinde iken ondan bıkıp başka arzu özlûyoaum. ayni zamanda onu çürütüp bozuyor. kızdırıyor. şimal denizi kıyılarında uzanan bir krallığın sahibi buluyoruz. nihayet öldürüyor. Biz yalnız meş'aleyi yıkmak istiyoruz. ibaret olduğunu anlıyor. En mükemmel güzellik takibinde iken ona ulaşır ulaşmaz görüyor ki ondan eser kalmamış. Kendini zenginleştiren ve kudretlerinden tecrübe ve avantür. teessür ve nedametten ibaret oluyor. yüz yaşında. derin bir eddişs içindedir. yeniden öne atılıyor: Beşerin hayatı binbir renkli in'ikâslardır. haz ve eğlenceden geçiyorum.. böylece her zafer. ümit ve yeis sıkıştırarak geçiyor. ayni zamanda bir muvaffakiyetsizliktir de. 3 — Faust'un Hakimliği : Faust'u ömrünün sonlarına doğru.

bu vaziyete kuvvet ve arzularının uzun süren bir disiplinden sonra varmıştır. hür bir millet bir ara* smda yaşamak suretile görerek bahtiyar olabilecek mi* yim? tşte o zaman arzdaki günlerimin izlerini artık asırlar silemez. bu arza dört elile sarılmalı. yalnız yorulmaz bir İş iradesi kalmıştır. benzerlerinin üstüne çıkmış hayal eder.» 'Şimdi hesap ve hikmet ile hareket ediyorum.» . insan odur ki her gününü.» Böylece Faust.) dedim. dünyanın bir ucundan öte ucuna koşarak ve hazzı en son damlasına kadar tadarak geçirdim. bulunduğu sükûnet halinde.. Çünkü kıymetli bir adam elinde arz. dilsiz bir şey değildir. tehlikeleri hiç düşünmeksizin. uzun ömrünün son dakikasında maiyetindeki adamlarını toplayıp söyle der: "Ben hikmetin en soy özü olarak şuna inamaorum.. Eski enerji selinden. Hazzin her defasında (daha. İlk evvel bir çok tecrübelerle olgun ve dol* gun bir hale geldi. İnsan. Fakat şunu unutmıyalım ki o. Ne akılsızdır o kimse ki kendini bulutların üstüne.. Hayatım bir fırtına ve gürültü içinde geçti. Ben böyle bir faaliyeti hür bir vatan üstünde. yaşamağa değer hayat şudur: İnsanlara hizmet etmek ve onları hürriyete kavuşturmak. kendini bu işe ve* rir. şeniyetleri iyi sezmek : Faust'u bu noktadan idealizmin zıt noktasında görür gibiyiz. Nihayet kör olan Faust. daha.— 90 — rek ve iktidarım haricinde olanlarını terkederek yaşayacak yerde. Gençliğinin hararetini. benzer leri arasında arz üzerinde kalmak. hikmetin esas noktasına dönüyor: Aldatıcı hayallerle beyhude harap olmamak. Böyle bir saadeti şlmdidan hissetmekle ben ömrümün en güiel dakikalarını yaşıyorum. şimdi. sonra olgunluğunun ve ihtiyarlığının hakimliğini hep bu işe verir...

— 91 — "Bu kuvveti, beden ve ruhumuzu bütün kudretleriyle kuvvetlendirelim, içinde yaşadığımız âleme intibak ettirerek herkesin istifade edeceği faydalı işe hasretmeği bilelim.,, işte Faust'un verdiği yüce ders. 5 — Netice : Göte'nin vardığı netice şudur : Arz üzerinde arza dört elile sarılarak; ne pek maziye bağlanarak, ne de fevkelâde bir istikbal umarak hali hazırı mükemmel yap mağa çalışmalıdır. Amel, mahdut, muayyen fiil ve ha» raketlerin muvaffakiyetli tesirine inanır. Bütün kuvvet* terin birleştirilmesi lüzumunda şiddetle İsrar eder. Göte'ye göre : Ancak beşeriyetin tuyeti mecmuası, hakikî tek insandır. Beser sayının her zaman muvaffakiyet ile başlanmadığını ve hayale düşmesinin ihtimali de bulunduğunu biliyor. Fakat şuna en derin inanıyor ki hiç arasız, yenilenen ve kahramanca takip edilen cehit - muvaffakiyetsizlikler ve güçlükler arasında - bizi en nihayet saadet ve selâmete ulaştıracaktır. Göte'ye göre dün ya: aslından bir kaos değildir; Kâinat (bos bir şey), çocuk bir (tekrar başlayış) değildir. Her zaman, (varsık), (yokluk) dan üstündür.

92 —

Robert Ovn
[1771 — 1858] ingiliz endüstri adamlarından olan ve 1858 de ölen O vn, yeryüzünde, çabucak, bir ülgüç bir sosyete kurmnğı tasarladı ve oldukça dikkate şayan neticeler elde etti. Sistemini, (Ahlâkî yeni dünya) eserinde anlatmıştır. (Ütopik ) lerin beşidir. 1 — Şahsı menfaat msselesi. Ovn da -Ruso, Furye vesaire gibi- cemiyetteki fenalıkların sebebini: Merkantilizmde yani şahsı menfaat ardında kokmada görür. Vakıa bütün sosyalist sistemlerin azimet noktası budur. Yalnız Ovn' merkantilizmin bilhassa bozucu ve inhilâl ettirici kuvveti, ve paraya tapmanın tevlif ettiği ahlâksızlıklar üzerinde durur. Toptan ve parekende ticarette, tecrübem vardır. Tüccarlık, ihracatçılık, nazarî ve amelî çiftçilik yaptım. Terbiye meselesinde keşiflerim ve insan seciyesini anlamada mühim tecrübelerim var. Prenslerin devlet adamlarının, filozofların, ekonomistlerin, mülkî ve askerî adamların, tüccarların, bankacıların, hepsinin fikirlerinin ne olduğunu bilirim. Bunların hepsi şunun ardından koşuyor. Kendi işini, mümkün olduğu kadar pahalıya satmak başkasının işini, mahsulünü, mümkün olduğu kadar ucuza almak. tşte bu sistem neticesidir ki, hepsi alçalıyor, yalancı oluyor, sun'î oluyor. Böyîe olan cemiyette, yeni yetişen çocuklar, hemen hemen mihaniki olarak (ezenler) ve (ezilenler) diye iki kısım oluyor. Ezilenlerin en basit

— 93 — tabiî haklarından tutun da inkişaf ve tekâmül, hürriyet ve saadet haklarına kadar hepsi ayaklan altında kalıyor. Bu suretle: (Şahsi menfaat ardından koşma), (şahsı ahlâkın inhilâli), ve nihayet (içtimaî şirazenin bozurması) birbirini hemen mukadder bir surette takip eden bir zincirin üç halkasıdır. > 2 — Muhif ve terbiyenin determinizmi. (Ovn) a göre ilâç, sosyalizmdir. Amma bünyast terbiye ve ahlâk ile örülmüş bir sosyalizm. Sistemenin temeli şudur: Ferdin fiil ve hareketleri, aldığı tesirlerin neticesidir. Şahsı mesuliyet meselesi ise bir hayalden ibarettir. Binaenaleyh; ancak muhitinde büyük bîr değişiklik yaparak tesir icra edebiliriz: Cemiyet, terbiye metodu vasıtasiîe, nasıl adam isterse öyle teşkil edebilir. „ Mesuliyet prensibi, kendinden beklenilenin aksini verdi. Bu delicesine fikiıden ve insanların buna, sanki kendi seciyelerini teşkil ediyormuş gibi bakmalarmdandir ki; cehalet, sefalet, hasislik, bütün fena ihtiraslar, cinayetler ve nihayet muharebe doğfdu. Bunu kaldırınız hepsi düzelir, hepsi sıhhate, ilme, tekâmüle, saadete doğru istikamet alır. Sosyeteye hiç bir tesir icra edemiyen şahsı mesuliyeti kaldırıp bunu cemiyete yükletiniz. Görürsünüz ki o zamak cemiyet, fert üzerinde her şey yapabilir. Ancak bu suretledir ki âdem oğlu, en yüksek mukaddeietine ulaşabilecektir." Bunun husule gelebilmesi için; ülki bir içtimaî muhit yaratacak kudretli bir iradenin müdahalesi lâzımdır. Hiç bir hayalci, hiç bir ütopist; cemiyeti selâmete çıkaracak kanunları zoria kabul ettirmekle muzaffer, muvakkat bir diktetörden vazgeçemez. SenSimon' bir zaman kendi projelerin Napolyon tarafından taibik edileceğini

— 94 — zannetmişti, Furyer projesini tatbik içi lâzım olan milyonları verecek bir zengin bekledi. Zengin bir fabrikacı olan Ovn' projelerinden birini tatbike kendi koyuldu. Fakat (sultavî • otoriter) olan bu müdahale muvakkattir. Bir kere muhit, mükemmelleştirilince; sonra artık İkan yoluna girerek (otorite) faydasız bir hal olacak. Ovn öyle zannediyor ki müstakbel sitede, faydasız hale gelmiş bir müeyyide, kaybolup gidecektir. 3 — Ovnun terbiye sistemi t Terbiye hangi temele dayanmalıdır. Şahsı ve ferdî bir ahlâki müstelzim olan adalet olmaz. Ovn'a göre muhabbet ve merhamet olmalıdır. «Merhamet kâinatı idare eden kanun olmalıdır. Bütün faziletlerin temeli: merhamettir. Bu, tamamen insanî mânada olup mistiklik ile hiç alâkası yoktur. Ovn, pek müphem bir surette (deist) tir. Kâinatı idare eden bir (illet i ulâ) kabul eder, fakat bunun (anlaşılamaz) olduğunu söyler. Ovn'un sitenin plânın tatbikinde önden istimdada lüzum yoktur, der. "Site de dünyaya gelen her fert, doğduğundan itibaren: iyi itiyatlar ve iyi seciye temin edecek bedenî zihnî, ahlâkî, ve ilmî terbiye alacak. Reel bilgisi zengin olacak. Bununla beraber çocuğun şahsiyetine hürmet edilecek; iki çocuğu birbirinin ayni yapmağa uğraşılmıyacak. Hepsi ayni tedrisatı, ayni prensipleri alacak. Ve yaşlarına, kuvvetlerine ve istidatlarına göre işgal edile çekler. Sitenin ihtiyaçlarını temin edecek İşler, fertlerin temayül ve zevklerine göre tevzi edilecek. Makina yardzlmile bu zarurî ihtiyaçları tatmin edecek işler, gittikçe azalacaktır.

ve tabiat kanunlarından çıkarılmış fikirler ile terbiye edileceklerinden (şahsî mülkiyet olmıyacaktır. kendi fikirlerinin. 1848 de. cinayetlere ve sefalete sebep olan budur. Ovn. Elde ettiği ahlâkî netice. Sitede. Her iki cinste (kadın ve erkek). umuyordu. hakikaten örnek bir halde. Sitenin malî idaresi tamamen kapitalist nizam üzere idi: yalnız Ovn. Şahsî menfaatler veya (monden mülâhazalar) tesiri altında olmıyacaktir. ilâhî ve tabiî kanunlara dikkat etmeği itiyat etmiş olacaklarından fertlerin mücazat ve mükâfata ihtiyaçları olmıyacaktır. Her komün 20—25 bin nüfusa malik olacak. cidden dikkate şayan îdi. ve bunlar dünyaya geldiklerinden itibaren yeni hisler ve adaletler. kelimenin tam mânasile (iyi patron) luk ediyordu. Sitenin her âzası. milliyet ele alındünyayı arasında şeklinde . ayni hürriyete malik olacaktır. ülküç site [rejimine nasıl geçilecek?. Iskoçyada bir «Yeni La narks adında işçi sitesi kurdu ve yirmibeş seneden fazla. ihtilâflara. izdivaç. Fransada tekrar dığını zannetti. ayni terbiyeye ayni hukuka. Fakat sitesinin başından çekilince her şey çabucak yine eskisi gibi oluverdi. ilk evvel site yapıp bunu örnek göstermenin kâfi olduğuna kanidi. 4 — Sivasî teşekkül : Şahsî menfaat rejiminden. doğduklarından itibaren siteye ait olacaktır. Grupman tarzı.Bütün çocukların terbiyesi. Fakat ana babalan her ne zaman isterlerse görebileceklerdir. Fakat teşci edilmiyecektir. Ve bunun az zamanda bütün tutacağın. yalnız burada doğaniar ikamet edilecektir. karşılıklı sempati ile oiacaktır. Makul sebeplere müsienit İse talak caizdir. yaşattı.

aralarında tek bir fark vardır ki o da tecrübeleri yani yaşlandır. en sadesile iklifa ediyor. "Bu sitelerdeki insanlar. yüzer. haricî bir disipline hacet kalmaz. Bu vasıtalar. Ruso. Bunların hepsi muhakemeli insanlar olduğundan seçme ve ihraç gibi şeylere lüzum yoktur. yani tefekkür ve fiilde muhakemeli olduktan sonra. Fakat onun temel fikri: Terbiyenin mutlak kudretidir: her ferde terbiyenin en yüksek dirayet ve aklı verebileceğidir. Vatandaşların hepsi: Akıl ve aldıkları terbiye itibarile müsavi addediliyor. Ovn'unkidir. Ovn. . Altmış yaşına gelince vatandaşlar meclislere resmen iştirakten muaf tutulacak. müteaddit komiteleri ayrılabilecek haricî işleri ise. elbet basit şeylerdir. âzası 40. ctçtimaî mukavelo sinin tatbiki için bîr «Mabutlar milleti» yani en iyi bir millet lâzım olduğunu söylüyor• du. ilâh. Böyle olunca. federalist şeklinde olacak. biner. deiler. Ovn. âzası 30 • 40 yaşlarında olan insanlardan mürekkep bir umumi mectisi tarafından görülecek ve bu. şüphesiz. sayesinde bnna ulaşabileceğini iddia eder. 5 < Netice : — Ütopik sosyalizmin en ütobiği. Komünler: Onar. Bundan baş* ka bir de siteler arasındaki itilâfları halle memur hakem heyeti de düşünüyor. Ve eski hudutlar olmıyacak Dahil! hükümetlerine gelince.. ortaklığın prensiplerini iyice öğrendikten. toplanıp bütün arzı tutacak.- 96 - değil. ile "terbiye. 60 yaşlarındaki insamardan mürekkep bir heyet tarafindan görülecek.. Ovn bunun muhal bir şey olmadığını ve "muhit. her sitenin dahil! işleri. siteler arasındaki münasebetleri tanzim için ayrıca rmntaka meclisleri de ihdas ediyor.

. Minelenin öz {fikirlerini) toplayan ( eseri) 1864 de basılmış olan (La Bible Çel' Humanite — insaniyet incili) dir. Ovn'un terbiye itimadı. mukaddes F 7 . Misele [1738 — 1874] Tarihçi Mişeleyi burada (filozof—şair) ligi yönünden araştıracağız. mûfritanedir. Misele bunda. münasebetine dair ateşin şerhlere geçiverir. boşuna değildir. ( cemiyet) ile. in mutlak tesiri. Onun elinde (tarih). tabiat ile. birinci sinıf bir mütefekkir değildir. Fakat iki şeyi nnutmamahdır: 1 — Kendi tesis ettiği sitede hiç olmazsa kısmen muvaffak olmuştur. Buda bir nevi aşıtların efsanesi amma mensurdur. . Bu gösteriyor ki katiyet ve sebat ile çalışma. geçmişi yeniden uzun sırayla taş taş üstüne koyarak kuran bir yapı değil.— 97 — "Muhit» ve "mektep. . Sosyetenin ferde karşı olan kudreti ve mesuliyeti inkâr edilemez. Belgelere dayanan bir mevzu üzerinde ilerleyip giderken birdenbire : Kişinin hayvanlarla. dirik ve gürültülü akışlarında insaniyetin hayatını ariyan ve ona yeni bir mâna veımeğe çalışan bir vasıtadır. Ve Ovn.Viktor Hûgonun (yüzyılların efsanesi) şiir halinde idi. Bundan en iyi neticeler elde etme yollarını aramalıdır. bir içtima! muhit üzerine iyi tesir icra ediyor.

bir avcı tarafından yaralanmıştı. cihanşümul bir ahlâk ülküsü teşekkülü seyrini arar. Tabiat aşkının alâmetlerinden biri: hayvanlara kardeşcesine bir muhabbettir. Bu muhabbeti. göç ederken beraber giden kocaman köpeği. ve bunların letafetinde. bunun en ulvî ifadesini. Mfşele.. Hint şiirlerine. Misele kendi duygularını serper.edebiyatlar boyunca. muhteşem fili kahraman Ramaya yardım eden büyük maymunları metheder (Valmiki) nln şiir sanatını nasıl bulduğunu da hatırlatır:. şefkatin en güzel dersini görür: «Akşam. Bir kahraman. ve insanlarla hayvanların eski efsanelerdeki ilk yakınlıklarını ve akrabalıklarını gösterir. Eserdeki: dağların. insanların ilerilemesine çok yardım etmiştir: Asude asude yavrusunu emziren mukaddes ineği. Hindin (Ramayana) epopesinde bulur. çok mütenevvi ve aynı zamanda tek bir âlem yani kesret içinde vahdet görürüz. ormanın kıyısındaki ince yoldan bu âleme bir bakalım: Sulh ve sükûn içinde en tatlı in'ikâslarla parlayan. Bu kadar tatlı ve güzel.. ırmakların. 1 — Tabiat aşkı* Beşerin hakimliğinin ilk kaynağı: Tabiat aşkıdır. . sevişen ve hep bir ağızdan terennüm eden. Görelim. buna sun'î bir şür nazarile bakıyorlarsa da Misele bu eserde baş* langiç devrenin berrak saflığını. Bugünkü (Hindiyanist) ler. işte ilk intiba. heyecanla över. . güneşin kızgın şuaları ganjda sönerken ve hayatın gürültüleri kesilirken. ormanların parlak ve canlı tesvirlerini. Bu Ramyanadır. ki bu. . Misele kadar terennüm etmiş adam azdır. Gittikçe derinleşen bir iyiliğin nefis şuaı (Vişnö) şiiri güzelleştirmektedir. İlk ilham izlerini görür. başka hiç bir şey yoktur.

2 — Is askı! Bu tabiat aşkının. cansızlara ve canlılara ne kadar derin bağlanırsak hayatımız da ö nisbette zengin ve derin olur. sesi a- Biz insanlar. kara yağız. . O . faikına varmaksızın. kısa yapılı. hiç bir şeyden nefret etmedi. amma büyük bir adaletçidir. Prometeyi eski zamanın en büyük efsanesi ola- . istikbalin genç ve canlı bir kahramanı yapan: mütevazî ve ulvî çalışkanlık rolüdür. Apollon gibi zâ' degânhk şerefi yoktun Herkül. Herkül hiç bir şeyden yılmad'. kahraman amele oluşudur. her gittiği yeri medenlleştirir. yarattı. Herkül ile Promete arasında bu münasebet neden?. ikinci halik ve artist prometenin cesur işçisi. temaşa ve istiğrakla iktifaya sevkedeceği zannedüebİIin Fakat hayatı.. 1$ örneklerini Firdevsinin şehnamesinde. iyi ve kahraman bir kuvvettir. şiir bundan doğdu. arzı ona hazırladı. çay lan akıttı. yardım ve hizmet etmeği sever.(Valmlki) buna ağlarken. sağ kolu ve kalbi olup.. temizledi. pek dolgun iş ile geçen Misele. "Onun ruhunu yaşatan. Fena ve şerir devleri öldürür. sade ruhlu. sulhleştirdi ve medenileştirdi. onu ebedi gençliğin arkadaşı kılan. işin büyüklüğü ve ehemmiyeti üstünde elbet duracaktı. İnsanlar arasında suh hakkını tesis ederek tabiatı. henkli çıkmağa başladı. dağları deldi. her yerde namuskârane ve sulhça hayatı yaratır. heyacanlı bir köylüdür. 3 — Hürriyet : . rahavete. Yunan efsanesi Herkülde bulur. Halk gibi dayanıklı ve mütevazidir.. Mişeleye göre Herkül. Mişeie. toprağa ve arza hakim oldu. atalete.

mabudiarin despotluğuna karşı isyaı ctniş göîterir. Protneteyis insaniyetin hakikî kurtarıcısı nazarile bakar. hakikî kanunu yani vekar ve hürriyet içinde yaşamağı ve bu yolda icap ederse en güç ve çetin acıları göze almağı temsil eder.. Misele. her şeyi red. 4 — Adalet . müiâhazasız hiddet olmamak ta gene beşerî tekâmül neticesidir. Karışıklık. şiddet. bejer hayatı için zarurî olan şartları hazırlar. kâfi değildir. Hayat aşkı. Zekâsı vasıtasile hürriyete kavuşmuş ve bu sayede dünyaya halcim olmuş olan adam oklunun vazifesi: hürriyete daha ziyade ehemmiyet vermektir. Promete.en yüksek tekâmül noktasına varabilmiş! için hürriyet fikrinden ilham alması ve hür hareketi şarttır. Bununla insan. Promete. Prometeyi. Hürriyet şundan ibarettir: Doğru olmıyan her kanunu. Mişelenln anladığı ada- . göklerden ateş alarak adam oğluna vermeslle: mabudiarin hâkimiyet vasıtasını yani nur ve irfanı. "Zervcire vurulmış. Titannm vermiş olduğu yüksek ders. hakim olarak. işe tapma ve hürriyet ihtiras».— 100 rak kabul eder. o münasebeti de anlatır. Misele. zalimlere karşı kinidir ve en son onları yere sermesidir. ihtira ve icat kabiliyetine nail oldu ve tabiate hâkiml:ğini hazırladı. adam oğullarının hürriyetine vasıta yaptı. İnsanın. Fakat bu. tasanın realize etmek mecburiyetinde olduğu en büyük şey: Adalettir ki bu her ferdin hsr türlü hukukî temamiyeüni Unan eler. Hsrkül yani cesurane ve yorulmaz iş : tabiata ve felâketlere. işte efsaneyi şerhederken. beşerî tekâmülün nişan ve mânâsıdır.

— 101 — let; umum! ve koltektif bir şey olup umumun eseridir. Bütün beşeriyetin buna sarılması en şerefli bir iş olacaktır. Bu meseleden dolayıdır ki tarihin, orta zaman hakkındaki hükmü pek şiddetli ye acıdır. Mişeleye göre; eski Hindin, İranın, Yunanın geçirdiği büyük derslerden sonra (orta zaman), bir kölelik ve hüzün devjdlr. Dinî (Nas —Dogm ) lann ezici ağırlığı, o devirde fikri ve hayatı felce uğratmıştır. Bu (Nas) lar; ebedî zelleye yani daha çocuk hareket etmezden evvel onu fenalık ile mahkûm kılmağa inandırmak istiyorlar. Adaletin teessüsü için, haik tabakalarının bu gayri insanî naslara karşı isyan etmesi lâzımdır. "... Ufukta iki (kule—tur) gördü: Biri kilisenin, biri de derebeyinin... iki kulenin de mânalarını anlamağa başladı. Kilisenirjki her zeman dan dan dan... çalınıyordu. Derebeyininki hiç... Fakat ayni zamanda kalbinin derinliklerinden bir ses gürledi. Bu ses; diyordu: Bir gün gelecek... "Evet bir gün gelecek, adalet hâkim olacak! Bırak boş çanları; varsın onları rüzgârlar sallasın.. Bundan hiç şüphe etme.. Esasen bu bapta (şüphe) bile imana doğru atılmış mühim bir adımdır. İnan, ümit e t ! Yarınlara kalan (hakkın) hükümran olacağı gün gelecektir... O (hak) bir gün, bütün âleme naslara hükmedecektir. Bu (hüküm günü) nü» adu ihtilâldir.,, Böylece, Hügo gibi Misele için de Fransız ihtilâli, beşerî inkişafın bir senbolü, birbirinden ayrılmıyau hürriyet ve adaletin zaferidir. Hügo gibi Misele de: hürriyete kavuşan beşerin namütenahi tekâmüle nail olacağına inanır. " Hür beşeriyet, bütün büyüklüğü ile her yere git'

— 102 — •sin... ilk ataların içtikleri kaynaklardan içsin. Muazzam mesaisi ile, her sahaya uzanan iş ile, Tıtapımn ihtiyaçHarile ona çok hava, çok su, geniş gök — yok, yok, bütün gökler ! —Feza ve ziya, namütenahi ufuk, arzı mev'ud lâzım... „ 5 Ahlâki vazife t$te beşerin bütün mazisinden çıkan ve şâirin ateşli muhayyilesile istikbale doğru uzanan kanun. Her birimiz bunun tahakkukuna ne suretle ysrdım edebiliriz ? — Kalbi bu aşk ile çarpan insana ilk evvel: mücadele, yaratma, işe ve dünyaya bağlanma, iş ve dünyayı yeniden yoğurma ye yükseltme yollarında kullanmak üzere çelik ve kahramanca irade lâzımdır. Misele, açıktan açığa, (eski halita) yani hiristiyanlık ve kilise aleyhindedir. Çünkü hirasttyanhkta : insanı, işten yüz çevir* ten ve rehavet yeren bir hülya görür. İnsanı, reel hayattan uzaklaştıran enerjiyi birtakım hülyalara ve boş düşüncelere sarf ettiriyor, der. Mişeleye göre insan; yere, Herkül ve Promete gibi sarılmalıdır. Modern inşan için ruh kuvveti : tüm ile vicdanın bİrleşmesİndedir. ilim, daha doğrusu tarih İlimlerinin mecmuu iledfr ki insan, nevi beşerin temel birliğini anlıyarak, bütün beşeriyeti — hepsinin mütemadi çalışma* sı ile yükselecek — tek bir varlık gibi telâkki edebilir. Bu fikrin büyüklüğü, başka bütün ümitlere bedeldir. Başkaca dinlerin vaitlerine, insanın ihtiyacı yoktur. İnsan, taliini kendi yaratan, ve hiç durmadan adalete doğru yükselen bir varlıktır. Vicdanın istediği imam, ilim böylece rasyonel bir tarzda kurar. Mişelenin bize verdiği yüksek nasihatler, üç kelimede toplanabilir: Temizleme, temerkü?, büyüklük.

— 103 — Temizleme: Kalbten mistik boş hülyalar! atma. Temerküz: Hakikati, sağlam, dosdoğru ve mertçesine bir kuvvet ile arama. Büyüklük: Gittikçe daha asîl daha kudretli, bugünü geçmekte daha ateşli bir insaniyet yaratmağa kahramanca bir ihtiras. 6 — Netice Misele ile Hügo ve Bethoven'in fikirleri arasında sıkı bir yakınlık vardır. Bu büyük romantik şairler, ekseriya zannolunduğu gibi, sadece zamanlarının ıztiraplarmı ve fenalıklarını tasvir etmiş değildirler. Eserlerindeki ruh, destan! bir kahramanlık ile adam oğlunun büyüklüğe doğru hamlesine itimadından örülmüştür. Bazen saf, fak^t kudretli, açıl ve nikbinane bir rüya...

Niyazi-i Mısrî
Büyük mutasavvıflardan olan Niyazi, (Malatya Aşpozi) de doğarak tahsilini Mardinde, sonra Mısırda yaptı. (Mısıî) lâkabı bundandır. Mısırdan dönüşünde ( Elmalı)da (Sinan-ı Ünsml)den de feyiz aldı. Divanında (Elmalı) nın adı geçer: Dost illerinin menzili ki âlî göründü Derdle derman olan (Elmalı) göründü

— 104 — Sonra Bursada yerleşti. Fakat bazı tasavvufî sözleri üzerine (Vanî) efendinin mûzevvirtiği ile ikinci Ahmed zamanında Midilliye sürüldü. Bir müddet sonra affolunarak Istanbnla, Edirneye gitti. Müteakiben yine Konyaya sürüldü. " Ruh-i M srî mahfer-i âliye pervaz eyledi „ " Eyliye Mısrî efendi kasr ı adni câyigâh Mısralarm delâlet ettiği 1105 Hicrîde ötdü. On dört eseri vardir. Mutasavvıflar arasında (Divan)! p;k meşhurdur. Divanında Niyazi: N:reden gelip yolculuğumuzun nereye olduğuunu dünya hayetındaki vazifemizi bildirir. Biz buraya onun yalnız bunlar hakkındaki düşüncelerini alıyoruz. Geldiğimiz âlem Niyaziye göre " insan, ezelde Tanrıya nedim İdi. Rnh âleminden bu madde âlemine imtihan için indirildi : Sen nedim idin ezılde ol şah ile imtihan için gelübsin bu ile İnlemek sana yaraşır derd ile Hem gözün kan ağlıyacak çağdır. Bir şiirinde de : Ey garip bülbül diyarın kandedir Bir haber ver gülizarin kandedir Sen bu ilde kimseye yar olmadın Var senin elbette yârın kandedir Gökte uçarken seni indirdiler Çarı unsur bentlerine vurdular Nur iken adın Niyazi koydular Şol ezelliğe itiyadın kandedir.

Tanrı tecellisi olan bütün yaratıkları sev.— 105 Dünyadaki vazifemiz : Vazifemiz. Bunda gelmekten murad çünkim hakkın irfanıdır Ey (Niyazi) kişi ol irfanı bulmazsa ne güç. Aslımıza ulaşabilmek için evvelâ kimseye düşman olma: Adavet kılma kimseyle sana nefsin yeter düşman. Tanrıyı s e v : Candan talep kıl yârini Vir canı bul didarını Yok eyle kendi varını Kim var ola çânân sana Çürüklerin hep sağ olur Zehrin kamu bal yağ olur Dağlar yemişli bağ oiur Cümle cihan bostan sana. Şol fakir olup gezenlerde hazine dopdolu Sây edip ol genz bi pâyânı bulmazsa ne güç Herkesin derdine dermanı yine derdindedır Derdinin içindeki dermanı bulmazsa ne güç. aslımızla kaynaşmaktır. Daima susuz gezip ummanı bulmazsa ne güç. Sonra. Ki asla senden ayrılmaz ömr ü âhır olunca tâ. Güçtür kati hakkın yolu Dergahı hem gayet ulu Sıdk ile olmansan kulu . aslımıza ulaşmaktır : Can bu ilden göçmeden cânânı bulmazsa ne güç Yârini terketmeden yârânı bulmazsa ne güç Sureti insan içi hayvan olursa kişinin Taşlar ile dövünüp insanı bulmazsa ne güç • Âdemin gönlü evinde bahri umman gizlidir.

— 106 — Etmez yolu asan sana. Kimseye zulüm etme 8 " Mazluma sen kıyarsan Allah sana kıyadır. Gönül duymazsa vİcdanile Allahı hakikatca Mücerret dildeki ilim veya irfanı neyierler. Kolluğa bel bağlar isen Şam-u seher ağlar isen Sular gibi çağlar isen Tiz bulunur umman sana Bülbül oluben ötegör Gül gibi açıl tütegör Aşk oduna can atagör Gülizar olur niran sana Yüzün ( Niyazi ) ile hâk Derdile bağrın eyle çak Kalbin sarayın eyle pâk Şayet gele Sultan sana. * * * Cennet-i irfana dahi} olananın Kande baksa gördüğü dtdar olur. . Bugünkü cennet i itfana dahil olsalar uşak Yarınki vaadolan huri veya gulmani neyierler Bugün âmâ otan yarın dahi âmâ olur elbet AçagÖr can-ı gözün kim bi basar danayı neyler. Cahillikten kurtulup nura kavuş » Zulmet cehli bırak sen iste nur-ı hikmeti Cennetin zevkin dilersen cümle irfanvndadır. Ne hasıl şol ibadetten liya ve aceb ola anda Gider şerri gönülden hakka kim tuğyanı neyierler.

fan imiş. Lûtfunla insan eyledin vaslınla hândan eyledin Hicrinle hayran eyledin tût'eyle açıver yolum Saldın şikâre çün beni âdem olup bulam seni Bağladı dinay i denî lûtfeyle açtver yolum Şaşırdı bizi nefs-i bed eyledi her yolları sed Ey lûtfu çok senden meded lûtfeyle açıver yolum Bu can yine vuslat diler sen şah ile vahdet diler Varmağa dil nusret diler lûtfeyle açıver yolum Her kande kâmil görürüz bakıp ana yerinürüz Dönüp sana yalvarırız iûtfeyle açıver yolum . Amma bunun için gönülde ateş gerek • Her kimin kim derd ü haktan yüreğinde olsa dağ Âkibet dermna irüp cân-ı gönlü ola sağ Leyk derdi olmıyantn derdine hiç çare yok Gönlü ölmüştür anın yanından ol daim irağ Nefs odur kim cehil karagöy kaplar gönlü Ruh odur kim ilmi nuru gönlüne yakar çırağ Tutyay-ı marifetle ruşen it canın gözün Göresin cânânı her yüzden ola dağ üstü bağ Hidayete ulaşmak için Tanrıya şöyle yalvarır . kendi ruhunun derinliklerinde ara. Derman arardim derdime derdim bana derman imiş Burhan arardım aslıma aslım bana but han imiş Sağ ve solum gözler idim dost yüzünü görsem deyu Ben taşre arardım ol can içinde can imiş ö y l e sanurdum ayruyım dost gayrıdır ben gayrıyım Benden görüp işiteni bildim ki ol cânân imiş Savmu salât ve hac ile sanma biter zahit işin lnsan-ı kâmil olmağa lâzım olan i.— 107 — Hakikati.

— 108 — Niyazi her zerrede Tanrıyı görerek mesuddur : Ben cemal-i hakkı cümle şeyde zahir görmüşem Bu mürayaya aninçun bakdığımca hürremem. Her birisi bir yol ile pazara gelürler Yollan ne var ayrı ise hep sana âşık Cümle seni ister sana didara gelürler Elbette bu bağ içine kim girse (Niyazi) Harın görüp evvel sonu galizara gelürler. . Niyazi'ye göre yollar. Her ne kim fevkalalâ tahtesserada var durur Zatı vahiddir veli göründü nice bin sıfat Zat birdir evsafına gayet yok durur Gör bu fanusu ki anın şem î oldu nur-ı zat Zahir-u batın kamusa bir fenerdir gayri yok Şem i insan oldu fanus cemi İ mütnkinat Ey Niyazı âdem oldu çün cihanın şulesi Babş-ı âdem deminden âleme ruh ül-hayat. hakfkatte birdir • Şol daneleri gör biter eşcar olur evvel Sırrİlc içinden yine esmera gelürler Her tohumu neden aldın ise eksen anı bil Her cins yine bittiği escara gelürler Hiçbiri izinden çıkıp ahar yola gitmez. görünüşte ayrı ise de. * * Vech i mutlak günde yüzbin çehreden yüz gösterir Yerde gökte anı yazar cümle-i nakkaşlar.

. Murşidden maksad : Sen seni bilmektir ar.cak pîre ülfetten garez Noktayı fehmeylemektir ilmü iı fandan garez Halkı bunca enbiya kim geldi davet eyledi Vahdetin sırrı bilinmektir o davetten garez Sanii gör günde yüzbin türlü sanat gösterir Kendüyi göstermek içindir p sanattan garez Hep celâlin perdesidir küfr-ü isyandan murad Bahr vücudun katresidir fazlı ıahtnetten garez Nefsini bilen erermiş bir tükenmez devlete (Fakrı fahri) dir Niyazi bii o devletten garez Gör. n?sil olmalı ? Bir göz ki anın olmıya ibret nazarında Ol düşmanıdır sahibinin baş üzetînie . .— 109 — ömrünün sonuna doftru duvulanacıt' Küs rahlet çaldı mevt amma henüz can bihaber Asker-i azaya lerze düştü Sultan bihaber Günde bir taşı bina ı ömrümün düştü yerr Can yatur gafil binası oldu viran bihaber Dit bekasın dost fenasın istedi mülk i tenin Bir devasız derde düştüm ah ki lokman bihaber Bir ticaret kılmadım ben nakdi ömr oldu heba Yola geldim leyk göçmüş cümle kervan bihaber Çün gel oldu yalnız girdim yola tenha garib Dide giryan sine püryan aklı hayran bihaber Azığım yok yazığım çok yolda türlü korku var Yolum alursa nola ger div ü şeytan bihaber Yol eri yolda gerektir çağ ve çıplak aç ve tok (Mısrîya ) gel dedi sana çünkü cânân bihaber. kulak . .

. zamanının derin mutasavvıflarından yüce bir zat idi.— 110 — Kulak kt öğüt almıya her dinlediğinden Akıt ana kurşunu hemen sen deliğinden Şol el ki anın olmıya hayr u hasenatı Verilmez ana cennet ilinin deracatı Ayak ki ibadet yolunu bilmez anı kes Öğrensin anı mescit önünde kapıda as Bir dil ki hakkın zikri ile olmıya mutad Örmesin ol et paresine dil deyu ad Nefsim dime 5 ol dideki iletir seni 5 er re Nefs odur anın fıkr-u meyli ola hayre Gönül müdür o kim içi vtsvas ile dolmuş Kibr ile hased askeri her yanını almış Şol can ki fakat cismi diri tuta dime can Hayvanda da vardır o damarlarda tutulan kan Can ol ki (nefehat) dedi Kur'anda ana hak Ol nefha-i rahmaniyedir bu sırr-ı mutlak Ol ruh-u izafiye ki irdi odur insan 0 noktai kübradır olan suret i insan İnsanda dinür ana dahi âdem-u mâna Hem ruh-ı musavverdir o hem âkıl-ü dana Zira ki cihana niye geldiğini bildi Maksud olunan nautiab-ı âlâsını buldu 01 nefha imiş diri tutan cümle cihanı Ol r>efha imiş ziynet eden bağ-ı cenanı Ol nefha ile oldu imaret bu avalim Ol nefha İle doldu kamu yedi ekalim Ol nefha ile gözü açıklar görür ibret Ol nefha ile işidilür mâna i hikmet Niyazi.

vakıfların butlanını intaç edeceğinden vaktin şeyhülislâmı Ebussuud efendi münakaşaları menetti. tnfisalinden sonra. ömrünün sonuna (981 Hicrî ) kadar orada tedris ve telif İle meşgul oldu. Hayatının sonlarına doğru İstanbuia gelip Veziri azam Mehmet paşa ile mülakat ederek (umuru ibad = Devlet işleri ) hakkındaki fikirlerini anlattı. Bunları korkusuz söylemekten çekinmezdi. Sonra ( Baj ramiye ) den Abdürrahman Karamanîye intisabetti. Hattâ Kuran okuma gibi dinî işlere ve ibadetlere mukabil ücret almanın haram olduğunu iltizam ederek zamanın alimleri ile şifahî ve tahrirî pek çok münakaşalarda bulundu. Kanuni Suttan Süleyman zamanında yetişti. Sonra dünyadan büsbütün el etek çekmek istemiş ise de şeyhinin İsrarı üzerine tedris ve vaizden vaz geçmiyerek Padişahın hocası Ataullah tarafından Bîrgtde tesis edilen medrese müderrisliğine tayin edildi.— 111 — Birgili Mehmed Efendi (Hicrî 928 — 981) Müderris Pir Ali efendi oğlu Mehmed. Osmanlı İmparatorluğunun en. 981 de 53 yaşında Taundan öldü. Hattâ biraz ileri gidip olağanüstü bir taassup iltizam ederdi. yüksek devri. Fikrinin galebesi. Mehmed Tahlr bey ( Osmanlı Müellifleri ) nde Birgi linin 27 eserini zikreder. 928 de Bahkesirde doğdu. Bu zatın delâleti ile Edirne askeiî kassatm oldu. Balıkesirde babasından bir müddet tahsil ile tstanbuia giderek tahsilini tamamladı. * * . (mahsuli kısmet) ten almış olduğu paralan sahiplerine iade için Edirneye avdet etti.

Bütün ahlâkın. (Innaliahe ye'mürü biladl) tefsirinde müfessirler. iyidir. hâl ve hareketlerin kaynağı uçtur: 1. — Gaz3bî kuvvet : Bunun itidali (şecaat ) dir. Aşağıkİ satırlar o eserin tahlilidir: Ahlâk ( h u y ) . üç kuvvetin her birinde itidale memur olduğumuzu söylemişlerdir.— 112 — ahlâk hakkındaki düşüncelerini (TarfkaM Muhamraediyye) sinde yazmıştır. kaza ve kaderden bahsetmeğe ve tezvir davalarına bu kuvvetle yapışırlar. İfratına {Cerbeze) deıler ki bilinmesi mümkün olmayan şeyleri arama. kâfirleri şirk ve küfürden ve müminleri m a siy yet ten men ile bunların zıddı olan hasletleri edinmeleri ernredıitnektedir. 2. lâyık olan işe girişmekten ahkor. Aklî kuvvetin itidaline ( hikmet ] denilir. Bu kuvvet sebebiyle ne/s anî fiil ve hareketler. . — Akiî kuvvet: itidaline riayet gerektir. . insanda yerleşmfş bir kuvvet ve melekedir.. Tefrft/ne sahip olan ise doğru ve fğriyî ayırt edemez. Bununla doğru ve yanlışı ayırt ederiz. Sahibini. sahibinden. Tefriti (korkakhk) dır. ifratı (tehevvür) dür. ahlâk tebdilinin mümkün delil: olduğuna (Hassinu ahlâkıküm ve tahalleku biahlâkillâh = ahlâkınızı güzelleştiriniz ve Tanrı ahlakıyla ahlâklanmiz) emridir. "Hattâ vahşî hayvanları bile me'nus ve serkeş atı yavaş ederler. Hadis i şerif de.. Zira Kuranda. Ancak şa var ki tabiatler mütehâllif olmakla bazısı çabuk düzelir bazısı geç . tereddüdsüz zuhur eder. . Mümkün olmasaydı bu emir ve nehiyler abes olmak lâzım gelir. Bu emir ahlâk tebdilinin imkânına delildir. zararlıdır. kötüdür. Ahlâkı tebdil mümkündür.

Bu üç kuvvette makbul olan : HİKMET dir. 8 . itidali (iffet) dir. Yerine getirilmesi caiz ve meşru olan arzuları yerine getirmekdir. Maraz bilinmedikçe muâlece olmaz. sonra zıddı olan iyi huya müdavemet etme yoludur. Anlamağa uğraşmalıdır. tâ ki kibirden vaz geçip tevazua döne. Hâl ve hareketi düzeltmenin yolu: Evvelâ kalbden kötü huyları atmak sonra onu iyi huylarla süslemek. yeminler. zıddı ilidir. Üçüncü mertebe ilâcı : O kötü huyun karşısındaki kötü huy ile amel etmekdir. Bütün iyi ahlâklar bu üçten doğar. Seldik dostların hatırlanması ile . ŞECAAT İFFET * * F. Bu da tesir etmezse : Dördüncü mertebe ilâcı : Güç riyazetler ile nefsine cebreylemeli.— 113 — 3. ( Kötü huylar). vaitlerde bulunmalı. Yani meselâ kibirden kurtulmek için tevazüden aşağı olan tezellül ve temellükü bir mikdar nefsine mutad etmeli. Tefrit ise sahibini. kandi nefsini : 1. İnsan. Düşmanların kendi hakkındaki söyledikleri ile. her şeyden önce. meşru müştehiyyattan ahkor. — Şahvanî kuvvet: Nefsin mülayim tarafına hareketidir. Zira ilâç. 2. kendisindeki kötü huyu iptida giderme. İkinci mertebe ilâcı : Kişi kendi nefsine serzeniş edip. İlk mertebe ilâç. zararhdir. Derunî tefehhus ile. gizli ve aşikâr bu çirkin huyu daima levm etme yoludur. 3. ruhun hastalıklarıdır. doldurmaktır. Nezirler.

Sıddık mertebesi • Menahiyi terk ile nefsini kendine ' muti kılma. erzel-i nas olur. Sana Zulüm edeni affedesin. tsraf. Veli ve keramet sahibi olmak değildir. Hased Bahîl. Hazret-i Muhammed bir hadisinde: "Zaman bozulunca kavmin ulusu. Diğer bir hadisinde de : (İyi insanların korkaklığından. Keramet ve velilik. Kisb ile değildir. Bunların dört evelkilerinden yakasını kurtaran. Riya Kibir. O da sordu: — İyi huy nedir. Buyurmuştur. Yoksa veli olma ve . şerirlerin cüretinden Altaha sığınırım ). şehvetleri terk hususunda sağlam kalıp daima istikamet üzere olmadır. Ebu Hûreyre'ye: — Ya Ebu Hüreyrej iyi huya yapış. dedi.. Allah vermişidir. Şehadet mertebesi: Bütün Tanrı buyruklarım icraya kaadir olmadır. Yalnız bu makama nail olanlar çokluk tasavvufun zahir amellerinde ve ibadetlerinde velilere benzemeğe uğraşarak .— 114 — Bir gün Hazret-! Muhammed. İnsanın bunda medhali yoktur.böyle mücahede edenler arasından olur. *** İbadet ve sülükten murad. Kötü huylar bağlıca yedidir : Küfür. Ya Resulallah ? — Senden kesilen mümini sıla edesin (Sana küseni ziyaret edesin) . cevabını aldı. Kötü bid'ât. kötülüklerden kurtulmuş sayılır. Şehadet ve sıddıklar makamına vâsıl olmaktır. Seni mahrum edeni sen mahrum etmezsin.

Allah verisidir.. Nitekim Enbiyaya nebilik kisble değildir. Sana kısmet olan hasıl olur. Ödemiş ilçesine bağlı bir bucaktır. İyonya devrinde adı (Dios— Tanrı şehri ) Bizans devrinde ( Kriştopolos = İsâ şehri } idi. kıyıları kiraz bahçeleriyle süslü. * ** Birgi. ( Timolos = Bozdağ ) m çamlı eteklerinde. dedi. Hadiste buyurmuştur ki " nevafil ile Tanrıya yakınlık kesbetmeğe çalışan insan. çıkmadı. Vilâyet-i hassa istiyorsan ona amel siz nail olunur. * # Bir kişi halvet ve riyazette idi. Namazı kılınmaz. Şeyhin seni otuz yıl halvette aç tutsa Veli olamazsın. Seyyid Ali Havas ona: — Halvetten çık.— 115 — keramet için riyaziyet ve halvet eden biçare mağrur döşer. 2) Vilâyet-i hassa: Amel ve kisbile ele girmez. Mugaylân ağacı dikip hurma vere. Riyazetle veli olmağa çalışmak. Seyyit Aliye haber verdiler : — Nefsini açlık ile öldürdü. . tki gün sonra açlıktan öldü. intihar etti. Ama Birgi ta İyonya devrindenberi yaşamaktadır. Ödemiş ikiyüz yıllık bir kasabadır. Hem velilik iki turludur: 1 ) Vilâyet-! amme: Kişi buna ibadetle nail olur. 8u asla olmıyacaktır. O adam inad etti. söğüt dikip elma vere diye ümit bağ» lamaktır. şu makama gelir ki Tanrı ona muhabbet eder. içinden çay da geçen bir yerdir. suyu bol. dedi.

Aydinogulları Hükümeti. Türkçe eserinin adı (Güişen-i vahdet). yerinde kurulan beğlik Devletlerden biri. Türkçe. hictî onuncu asır tasavvufculannın en de ğeriilerindendir. Acemce eserinin adi ( Gülşen-i tevhid) tir. Aydmogulları sülâlesinden Birgi tahtına yedi Hükümdar çıkmıştır. Muğlalı İbrahim Şahidi [ Ölümü 931 H. Bu eserlerinin üçü de devrinin büyük bir ülküsünü vahdete bağlanıp "kesretten azat. Konya mevlevihanesinde gelişti. Birgide (Aydınoğlu camii ) en güzel eserlerimizden biridir. olmak yollarını gösterir: Bilmek istersen bu vahdet sırrını Bulma g istersen bu bahrin dürrîni Cehdedip bu nameyi yadedesin Canını kesretten azat edesin Nam-ı name Gülşen-i vehdetdurur Murgu cana kandı pür lezzetdurur . Arapça eserinin adı ( Gülşen-i esrar ).- 116 — Konya Selçuk Devleti batarken. Bunların en kahramanı: 1328 de izmir fatihi Gazi Umur'dur. Birgide Milâdî 1299 da kurulup 1403 de Osmanlılara intikal etmiştir.. üç dilde. Arapça ve Acemce. zamanının en felsefî mevzularını nazma çekmiş bir zattır. ] Şahidi. Muğla'da doğdu.

nist gayrü cümle ust (Yar)în yüzündeki azaları. (Gülşen-i vahdet) inde insan mistik bir bakış ile bakıp öylece marta verir: Güyya mir'ati haktır ruyi yar Aksi hüsnü haktır anda aşikâr simasına Bu nükuçile bezendi ruyi dost Ger bidani.— 117 — Şahidi. blrbirlerile (Yar) in zülfüne karşı şöyle hitap ettirir: Ey nice zahitleri tersa kılaa Ey nice âbitieri rüsva kılan Ey nice serkeşleri ram eyliyen Taat ü zikre peşiman eyüyen Diileri sevda ile viran eden Mtırgu canı tutmak için dam eden Olmuş iken niceler ehli yakîa Kûşei meyhanede kılan mekîn Sofinin gönlün perişan eyliyen Eşkini bidillerin baran eden Sattıran teşbih ile seccadeyi Aldıran brrkuze safı badeyi Hücresin âlimlere zindan eden Terkitahsil ettirüp rindan eden Kârini terkettiren kâr ehline Arım terkettiren âr ehline: ' konuşturur (Yar) in yüzündeki azalardan böylece bahsettikten sonra : Kıble-i ehl-i safedır ruyi yar Mazhar-ı hüsn-ü hudadtr ruyi yar .

Denk—-veş durmayıp iner çıkar Görmeyip bunda hakkın didarını Ahrette görmek ister (Yar) ini (Yar) ini bu gün gören yarın görür Görmiyen bu gün kaçan yarın görür. Ve : Kande baksam ol görünür gözüme Natık oldur hem benim bu sözüme der. Der. (Gülgen-i vahdet) inin sonunda aşkı ele alarak: der ki : Aşk Aşk Aşk Aşk imiş peyda eden bu âlemi imiş şeyda eden bu âdemi imiş tekvin edip icat eden imiş bünyad edip Sbat eden .— 118 der. Her ki oldu aşık ol pür nurdur Kande varsa âna göre (Tur') dur. (Şahidi) . Ülkü olan sonsuz güzelliğe Tanrıya ulaşmak için bütün çirkin huylardan silkinmek gerektir: Cümle ahlâkı zemime ey püser Oldu zulmat-ı hicabat-ı beşer Cümlesinden bunların geçmek gerek Bade ezan vahdet meyin içmek gerek *** Mistiklerin hemen hepsi gibi (Şahidi) de (Panteist) tir. Ve bütün bu türlü türlü varlıklar ardında onu sezmeği düşünmiyen ham insanlar hakkında : Kible kimdir bilmedi ol birader . Felsefenin en derin mevzuu (Aşk) tır.

bir perdedir. (Btrter) olan hakikâti kavramada akıl kuvvetsizdir. Şahidi. Bununla beraber bu demek değildir ki aklın hiç kıyın eti yok.. Bun* dandir ki maşukun yüzünü göremiyorsun. Hayır.. bize. Aşkı hak çün badi sarsar şüd vezan İn gamami akılra berd ez meyan "Eğer sende hak aşkı bir bora gibi eserse o zaman bu akıl buiutu aradan kalkar. Eğer nefis. Yoksa nefse hâkim olan akıldır: Nefsi har bendeest akleş hâkim es t Çün mutu emir nebut zalimest " Merkep gibi olan nefs.. akim. Keşf kerded ber tü esrari nihan " Ariflerle düşüp kalkarsan tabiatın gizli sırlarına vakıf olursun.— 119 — Aşk imiş yine anı kılan harap Aşk imiş tebeddül ve inkılâp *** Acemce yazdığı (Gülşen-i tevhld) i ise: 6 cilt (Mesnevi ) nin her bir cildinden yüzer beyit alarak tahmis edilmek sur etile meydana gelmiştir.. kültürlü insanlarla düşüp kalkmağı tavsiye eder : Ger tü hesti hemnişini arifan.. . emre itaat etmezse zalimdir. ( beden ) köledir.. Malûm olduğu üzere mistiklere göre... hakikate ulaşma : (akıl) ile değil (hislerin tasfiyesi) ile mümkündür. Sahibi ve hâkimi akıldır. Şahidinin bu mesele üzerine kuvvetli beyitleri var: Akli tü perdeest pişi çeşmi can Ez tü an maşuk zan ruyest nihan "Basiret gözünün önünde.

Şu beyitte de '•' Evvelâ kalbini tertemiz yap. Bir mısraı acemce. der: Hane-İ dil evvelâ halvet bikün Badezan maşukra davet bikün Arapça (Gülsen-i esrar) ı da. Sonra maşuku davet et.— 120 — Beden putuna tapanların ilim ve irfanından fayda olımyacağmı da şöyle anlatır... dalâlete götüren bir şey olur. Ehli tenra ilm ü kudret şüd dalâl Ehli dilra ber kûşayed perübal "Ten ehlininin elinde ilim ve kudret. *** (Şahidi) nin mezarını ziyaret ettim. İzmir millî kütüphanesinde bir de (Tuhîe-i Şahidi) eseri vardır ki bu mübtedilere Acemce öğretmek içindir. Hakikaten arif ve gönül sahibi insanlarda ise kanaat olur.. (panteist) görüşlerinin tasvirleriie doludur. Mezer taşındaki yazı şudur: . Bir de (Gûlüstan şerhi) vardır. bir mısraı bunun mânasını anlatan tûrkçe olanları da vardır : Her çi bihahİ rev hah der tü Her ne dilersen var iste sende Çendi şitabi begüneh in revişet ta begüca Nice iversin yazığa bu gidişin kandeye dek. • ••• Bunlardan başka.

Genç zabitliğinde. Bunun izi üstünde.— 121 — Gedayım Şahidii mevleviyim Diyarı Menteşada Muğlaviyim Bihamdillah ki merdi maneviyim Ki gavası buharı mesneviyim Şahidiye her kim eylerse dua İde mahşerde şefaat Muslafa Merhum ve mağfur ve rabbilgafur Hasben lillah Şahidi ruhiçûn fatiha Sene 931 * * * Şahidiye göre hayatın gayesi: şu binbir renk ve şekil altında dalgalanan yüce hak ve hakikati sezip ona âştk olmak ve en yüksek ahlâk ve seciyeye yükselmektir. Ama asıl kurucusu budur. 1 Hayatı: Kont Hanri Sen Simon. on dokuzuncu asrın içtimaî ve iktisadî ıslahatçüarmdandır. birçok ıslahatçılar yürümüştür. Amerika istiklâl muharebelerine iştirak etti. (Pikardi) de 1760 da doğdu. sonra. Şarlman torunlarından olduğunu söylerdi. Sen Simon [ 176a — 1825 ] Sen Simon. .

ahenkli yeni bir cemiyetin yepyeni unsurlarını çıkarmaktır. yeni bir evrensel demokrasinin doğmak üzere olduğu intibaını verdi. Ona göre (uzvî devir) ler yani muvazene ve intizam devirleri olduğu gibi bir de (buhranlı devir) ler vardır ki bunda herşey parça parça tuz buz olur. Âlimler. bundan. heyacanlı talebeleri çevirdi. katolik papazlarının idare işlerine nüfuzlu tesirleri idi. (Direktua») zamanında zengindi. Burada İş. orta zamanın ideali idi. Dört çevresini. 19 ncu asır dâhi bir nevi (güzideler) istiyordu. âlim olacaktı. Papazlık. ekmek parasına muhtaç kaldı. böyle devirlerden biridir. önder olacak. Kont) bunlar arasında idi. yaşadığı günlerin bir dönüm başı olduğuna. Sen Simon bunu. Fakat ayni zamanda millî servet üzerine mülâhaza ve tetkiklerde de bulunuyordu. rahip değil. Ama modern devrin meşini olmak ümidi kendinde kuvvetli idi. Orta zamanın damgası. ö y l e ümitsizlik buhranları da geçirdi ki birinde. Bir dergi tesis ve hatıralarını neşretti. ona. ve idarenin dizginleri onlara verilecek. ve bunun derin buhranlar meydana getirdiğine kanidir. (Augı Tiyeri) ile (Aug. intiharı bile kurmuştu. Fakat bunlar. oldukça acaip bir ütopi şeklinde arzeden . orta zamanınki gibi. temelden değiştiren hâdiselerin şahidi olan Sen Sfmon.. intihar buhranından çabucak sıyrıldı.— 122 — Amerikanın teessüsü. 18 inci asrın sonu işte. Amerİkadan Fransaya döndüğünde ordudan çekilip iş hayatına atıldı.. (Restorasiyon) devrinde bir (mektep) reisi ve muharrir idi. kelimenin modern mânasiyle. 1825 de öldü. ama bir nizam ve intizamın yeniden kurulması için. 2 Yeni güzide önderler (liderler): Dünyayı. (imparatorluk) zamanında ise. Franstz ihtilâli esnasında halk tarafını tutarak ateşli bir (sankülot) oldu.

(İmparatorluk) devri sonunun muharebeleri. Buna benzer vasıtalardır ki insanlar arasında tesanüd temin edilmelidir. Her (konsey) bir mabet yükseltecek ki bunların her birinde Nevton şerefine birer mihrap. böyle bir milletler fedarasyonu teşkiline müteveccih idi. üç fizikçi.— 123 — " Nevtonun mezarı önünde. milletlerin birleşmesinde de (müşterek müesseseler] ve bir [or- . Sen Simon'un düşüncesi. birer (makam) bulunacak. Sen Simonu. Bu yirmi bir kişilik heyetin adı. kadınlar da hem seçilecekler hem seçebilecekler. üç ressam. yirmi birer kişilik heyetler bulunacak. yahut Avrupa milletlerini millî istiklâllerini muhafaza ile beraber bir devlet idaresi altında toplamanın vasıtaları ve iûzumu» Adında bir kitap neşretti. «Mevton konseyi» dünyayı dört devlete ayıra»ak. üç fiziyolojist üç edebiyatçı. bu dört şubeden her birinde. Temel fikirleri şunlardır: " içtimaî bağlar gibi. Bu bir nevi bu günkü (milletler cemiyeti) nazariyesi idi. olacak. sulhun kurulması ve idamesi meselesi üzerine kuvvetle çekti. bir kayıt açılacak ve kayıt olunanlara: «Üç riyaziyeci. siyasî bağlar da vardır. Bunların ilk işi: Fenlerin umum! sistemini o suretle tetkikten geçirmek olacak ki meselâ bir içtimaî hadise. 1814 ilk teşrininde. yukarıki gibi.. " Nevton konseyi. Fertlerin birleşmesinde olduğu gibi. 3 Milletler birliği ve ilerileme : Nevton konseyi. önceden anlaşılacak. üç müzisyen seçmeleri söylenecek... üç kimyager... bir (arsıulusal) teşekküldür*. tıpkı astronomik bir hadise gibi. (Tiyeri) ite müşterek: «Avrupanın yeniden teşkili.

fakat beraat etti. olur. Fakat o devreye (demir devri) demek daha doğru. birgün görecektir. arkamızda değil. " Farzedelim ki Fransa bir günde. Atalarımız onu asla görmüş değildirler. angajmanlarını sağlamlaştıracak şeyler lâzımdır. Avrupanln birtakım muahede ve kongrelerle sulha kavuşacağını zennetmek. hareketlerini müşahhaşlandıracak. kuvvete bırakılmış demektir. kral ve ailesi: Ticaretin kodaman* . Uzun mülâhaza ve çalışmalardan sonra Avrnpa milletlerinin müşterek menfaatleri tezi üzerinde karar kıldım. Böyle olmadıkça. ilk zamanın cehalet ve kaba çağına ad vermiştir. 4 Parabole: Hayatının son senelerine doğru. Bu mevzua dair ve gürültüler koparan be yannamesi. Ancak fcununladır ki fenalıklara ve tehlikeleie karşı durabileceğine haniim. önümüzdedir. meşhur (Parabol) u dır ki bu sebeble mahkemeye bile sevkedilmişti.. Fakat çocuklarımız.. dünyayı idare edecek eller. altın devrini. insaniyetin beşik devrine. Bizim işimiz onlara yol açmaktır. birinci kitabındaki gibi tamamen mütefekkirler değilse de müstahsiller olacaktır.. Beşerin altın devri. her geyin halli. Sen Simon'un faaliyeti pek feyizli idi. bir içtima! heyetin (konvansiyonler) ve itilâflarla yaşamasını istemek gibidir.— 124 - ganizasyon] lâzımdır. Her iki tarafın da iradelerini birleştirecek. içtimaî nizamın tekâmülündedir. o u z bin insan kaybetsin bir günde. Gittikçe daha aydın „olmak üzere şunu ilân ediyordu ki. menfaatlerini müşterek kıldıracak. (Teşkilâtlı iş) devrinin geleceğini söylüyordu. Bunun kuvve-i müeyyidesi hani? yalnız ümtdden başka birşey yok: " Şairlerin muhayyilesi.

henüz ahlâksızlık içinde yuvarlanmaktır. Ve bundan şu neticeyi çıkarır : " Bunlar bugünkü politikanın en mühim noktasını açmaktadır. ancak bu nevi istifade ile olacağına kanidir. Böylece. iktidar mevkiinde böyle bir değişiklik. ehliyetli insanları ve işleri idareye uğraşmaktadırlar. Ama çok geçmeden kolayca anlaşılacaktır ki bunun tamiri kabildir. „ ". Şimdi artık. asilzadelerin ve ruhbanın boyunduruğundan kendisini sıyırarak. der. Fakat bunlar arasında. âlimlere lâyık oldukları kıymet ve mevki verilmemektedir.. henüz az tekemmül etmiştir.. siyasî iktidar mevkii: Her günün maddi kuvvetlerini idare edenlerin mütemadiyen fikri kuvvet! yükseltenlerin eline verilmelidir. Şimdi bir de şunu farzedelim. öyle bir felâket oiur ki Fransayı. Bu.. Bunun için otorite ve idare dizgini. her sanat şubesinden her fenden. ehliyetsiz insanlar. -politika dilile söyliyelim. Fransada iktidar mevkiinde bulanup bunun imtiyazlarından istifade edenlerin büyük kıy* met ve ehemmiyeti yoktur.. . Fakat ne çare ki bugün devletin temeli olan işçilere. 5 '— Yeni hiristiyanlık Sen Simon zamanında Frasanın Hıristiyanlık ile rabıtası henüz sağlam idi. Fransa bir günde otuz bin değil üç bin kişi kaybetsin. yüksek memurlar yüksek rütbedeki papazlar vesaire ile on binde büyük arazi sahibi öte dünyaya g-öçmüş olsun. Bu bir umumî matem olacaktır. Bütün işlerde. Sen Simon bundan istifade etmek istiyor. İnsanlar. iş ve tecrübe sahalarından ellişer insan ölsün. Bu hal gösteriyor ki içtimaî organizasyon. mühendislere. hakikaten ehli olanlara verilmelidir: " Cemiyet..— 125 — lan. henüz kendilerini istibdad ve hile ile idare etmiye müsaade etmektedirler ve nev'ibeşer. milletler arasındaki mevkiinden birden bire düşürür.

karma karışıklık ve fevkalbeşer iddialar vardır. Filhakika bu müellifte ve hayatında acaiplik. Kasdettiği bu ahlâk. Ve bu. rahibi gizli olan bir din. Meselâ.H (ümaniter) fikirlerini. încilin en başa koyduğu " fakirlere yardım „ esasını kendi sosyalizmine temel atıyor: " bütün sosyete. Ibaded ve nas.. her türlü ilerlemenin şcniyet haline gelmesi ve en iyilerinin iktidar mevkiine g-eçebilmesi için bu politikanın takibi lâzımdır da ondan . ilmin ve işin her işin şeyden üstün tutulması. hiristiyanhk haplarının içine sarıyor.„ der. çalışmaya mecburdur. Şimdi hiristiyanlığın formüllerini genişleterek. müstahsil ahlâkıdır.. en uygun ulaşabilsin. onlara kendi nazariyelerine uygun mâna veriyor. Mabedi. düsturu ile değiştirmek istemişti.. cemiyetin en düşkünleriyle daima meşgul olacak.. " Ahlâk. incilin: " Başkasına meselâ şöyle. „ Bu suretle herkes.. düsturu: " insan. temel ve en mühim sayılacaktır.. Her sınıftan bütün müminlerin dikkatleri. sadece hissî bir sebebten değü.— 126 — gençliğindeki gibi (Nevton konseyi) yapmıyor. Sen Simon bir yazısında. 6 — Netice Sen Simon'un taiebeierf. ikinci derecede kalacaktır. sosyetenin muvazenesi. siyasî iktidarın ilim ve iş adam- . en fakir smıfm maddî ve manevî varlığının ilerlemesi için çalışmak mecburiyetindedir. Fakat bu gün çocukça gördüğümüz kısımlarını atınca orijinal ve hadsî görüşleri de az değildir.. ahlâk meselesi üzerine çekilecektir. Sosyete o suretle tenkil edilmelidir ki bu büyük maksada. her şeyden evvel işin ve bilginin organizasiyonuna dair olacaktır. üstadlarının doktrinim* bir din gibi göstermek istediler.

1 — Hayatı Montpeilierde. Uzun bir çalışma mahsulü olan bu eser. fakirlere hakikî hayat tadı taddırma. doğdu. 1798 de. işte Sen Simon'un bağlıca fikirleri. içtimaî. makale ve halk dersi şeklinde parça parça idi.— 127 — larına verilmesi. Bunun kasdettiği pozitivizm değildir. Tıp ki Dekart'ın zihniyecilik hırsını. kitabındaki birkaç prensip. Bunula bereber Kont'un hayrete şayan temûlûnü tahlile çalışalım. Nihayet (Müsbet felsefe) eserini meydana getirdi. ve ona talebe oldu. teşkilatı şahsî menfaat üzerine değil hakikî medeniyete müteveccih istihsal üzerine yapma. üstadınınki ile beraber idi. muhtıra. Parise tahsilini ikmale gelerek Sen Siraon ile münasebete girişti. ilk evvel. tam bir surette. can sikınldan. Kont'un hayatının ilk kısmı. ifade ede» mediği gibi. bir ker- . oldukça güç uzun dimağ hastalığı içinde geçti . arsıulusal sağlam rabıta tesis etme.. "Usul hakkında nutuk. Ogüst Kont [ 1798 —1846] Kontun hayatı ve esari hakkında birbirine zıd çok izahlar vardır. Avrupa sulhu meselesini sağlam bir realite haline getirme. Meşguliyeti. büyük mikyasta.

teolojik halde idi. cemiyetin tanzimi meselesi idi. Sınıf imtiyazlarını mahveden müsavat ve hürriyetin Haniyle eski sosyete. Fakat bu. Kont da bir filozof tarihçi oldu. hepsi halledilmiş olacaktır. bu his buhranı altında ( Müsbet din ) sistemini kurdu ki bunu M(üsbet felsefe) eserinin (1846 • 1851 ) sonlarında izah eder. Uzvî ve disiplinli bir devir olan orta zamandan sonra Lüter'in vicdan hürriyeti hakkındaki isyanile ihtilâlin ilk safhası başladı. hangi usule dayanarak yapmalı? — Kont. Avrupanın üç asırdanberi görmediği son ve en şedid bir ihtilâldir. Bununla beraber bu fikir. bütün büyük romantikierin zihnini işgal ediyordu. Kont'a göre Fransız ihtilâli. yaln:z fenne itimad ediyordu. Sen Simonun (kritik devre) ve ( uzvî devre ) nazariyesini kabul ederek buna daha bir derinlik ve katiyet verdi. Ölümü 1857 dedir. beşerî tekâmülü tarihte bulduklarını zannediyorlardı. Mütefekkirlerin en büyük işi. Kont. Amma her şeyi de yıkmıştı. ilk evvel. Bütün bilgiler. — Bu binayı. Kont. 1846 da öldü. Eğer sosyetelerin hayatı. Bu romantiklerin hepsi. Şimdi binayı yeniden yapmak lâzım. cemiyetin üstüne dayanacağı temel itikad ve fikirleri tayin ve tesbit etmek idi. 2 —Sen Simon'un halefi olarak Kont Üstadı Sen Sitnon ile çalıştığı esnada Kont'un başlıca düşüncesi. Fransız ihtilâli sonuna varmıştı. 1815 den sonra derlenip toplanmağa başlamış oian bu cemiyet : hangi itikad ve disipline dayanacağını kestiremiyordi!. temelinden yıkıldı. 1844 de (Klotilt) ile tanışarak ona â. yani hadiseler mabudların .ık pldu.— 128 — re intihara bile te ebbüs etmişti. bir kimya hadisesi gibi katiyetle tahkik edilebilse. o sırada.

etti.sadüf etmesidir. kara topraklara karışm ş Leylâsile müşteıek yazmış F. Biz bu hareketleri tahlil edebiliz. oraya gidecektir. yeni bir dinin (papa) sı gibidir. bu kanaatte idi. sanki sağ imiş gibi. kimyadan sonra. Sonra metafizik devre geldi. cemiyetleri değiştirebileceği meselesine pek ititnad edilemez. hatta evvelce den görebiliriz bile . cemiyetlerin seyir ve te-âmülünde (fatal) bir şey olduğudur. iki esaslı neticeyi müstelzimdir. O adamın. hadiseler indî sebeplere atfedildi. Bu telâkki. şüphesiz ki. nereye gitmek mecburiyetinde İse. (Klotlt) e t. ikincisi. halinde münavebe kanununa tâbi olduğudur.. onun İçin mukaddes bir ysidir. (Sen Simon. Buna sebep. tıpkı bir ağacın büyümesi üzerine bir tesir yapamtyacağı gibi. fizik sosyal tabirini kullanıyordu ) Astronomiden riyaziyattan fizikten. 9 . Fakat istikametini değiş tire meyiz.tıpkı husuf ve kûsufta olduğu g-ibi hüküm verilecektir. fgte Kont. Bu yıl.. cemiyetlerin de. 3 Solri tüel hükümet fikri Kont. anlıyabiliriz. "reüsbtt politika. Konta göre bir adamın idaresinin. Sevgilisinin ölümünden sonra ona. ve "yeniden düzelmeler. nesillerin istikbali hakkında evvelceden .— 129 — müdahalesi ile izah ediliyordu. Umumî bir harekete karşı durmak boştur. her şeyin tabiî kanunlar dahilinde vukua geldiğidir. 1844 ten itibaren. mevcut olan herşeyin beş hassemiz altında olduğudur. uzun mektuplar yazmakta devem . canlılar gibi "buhranlar. Şimdi pozitif devredeyiz Pozitif bir içtimaiyat ilmi kurmak lâzım. Birincisi. içtimaiyat da bir ilim halini alacaktır.. milletlerin tarihi seyri ve ak i seti evvelceden görülebilecek .. Bir kerre bu kat'! itim halini alsa o zaman insaniyetin tarihi aydınlanacak. Kütle. sı için.

Konta göre hiristiyaniığın iyiliği. Leylâsı ile kendi arasında bir diyalogdur. o zaman ne dindardı.— 130 — gibi "eserimiz. "Pozitivizm ilim hali.. bunu ancak tek bir başa yani papaya malik olup bütün hirjstiyanlık âlemini Birleştirmiş olmasına borçludur. denilen ruhanî idare tarzının hem de Protestanlığın aleyhindedir. tsayı daha doğrusu ilk hiristiyanhğı hiç sevmiyor. ve garbî Avrupanm ancak bu suretle yeni bir nizam altına alınabi • leceğlni soyuyordu.. Spiritüel bir hükümet fikrine büyük bir mevki veriyor. çünkü bu hiristiyanlık. ne hiristîyandı. 4 — Üv içtimaî sınıf Kont. derdi.. Proleterya. beşerin hayatını tamamen kafi temeller üstüne kmuyor. Yeni bir iman ile öyle bir idare kurmak istiyor. tarih felsefesinden çıkardığı müsbet ve izafiyeci neticelerin zıddına olarak . hissî bir karma karışıklık. Ü. orta zamanın papalığını örnek alıyordu. Bu sebeple hem (Bosüe) nsn " galikanizm. ancak kilise tarafından inzibat altına alındıktan sonra görülmeğe başlamıştır. usulü dairesinde sistem haline sokulmuş bir rüya içinde yaşıyorsa. der.opisinin ana hattı: Sosyeteyi üç sıntfa ayırmastdır: Sakerdostlar. Patriyicatlır. ahlâk! bir anarşidir. böyle hallere "mukaddes akılsızlık. Kontun istediği: papa (Hildebrund) un veya (üçüncü tnosan) m devridir. bu. Kont. Eğerki Kont. Üs* tadı Sen Simona bu noktada da sadık kalarak. İlk yazılarında görülen temayüllerinin gayri mahdut bir surette ifrata vardırılmasindan başka bir şey değildir. bu esnada. .. Renan. Amma bir merkeze bağlı bir cihangirlik istiyor. Böyle bir teşekkül için de.

Patriçiyenlere mülkiyet hakkı verir. hayatın bütün kanunlar. Kont olacak. Bunların heyete kabulü. idarenin dizgini bunların elinde olacak. . Hem Sakerdoltar hükümeti.— 131 . Bu pozitif nizam ve devlet: Şahsî hukuk kabul etmez. Bunun hiç bir mülkü olmıyacaktir. Amma Kont. Pozitivİst rahiblerdir. Ve her insanı umumî menfaate uygun surette ahenkli hareket ettirir. Proletarya: Bunlar da hergünkü işleri yapacaklardır. hiç bir suretle. Bir proleter. hem muhayyilesi zengin. müemmen bir hayat sahibi olabilecektir. Kontta. karşılıklı hürmet ve fedakârlıktan doğacaktır.nı bilen ve umum! ahengi temin eden • aynı zamanda hem âlim. Halefini de kendi tayin edecektir. Papa gibi amma bu. Bu.rSakerdostlar. Bu takdirde. ferdî saadet: Boş hürriyetten ve hayalî bir müsavattan değil. egoist gayelere doğru istikamet aldirtmaz. bütün vatandaşları birleştirip kuvvetlendirecektir. Böyle bir teşekkül. ( Hak ) yok (Vazife) var. Ancak vazife hissi. Amma tilmizleri arasında halefinin kim olacağını bildirmedi. İlk başrahip. kilometre murabbaı başına 64 kişiyi geçmemelidir. demokrasiye ve Fransız ihtilâlinin ülküsüne tamamen aykırıdlr. üstteki sınıfa geçemez. En üstte başrahip var. müsaadei mahsusa ve istisna tarikile olacaktır. Çünkü Konta göre nüfusun kesafeti hiç bir yerde. Cemiyetin teknik ve ekonomik idaresini Sakerdos heyetin göstereceği veçhe dahilinde bunlar temin edecektir. hem cismanî hem ruhanîdir.insanlardan mürekkeb bir heyettir. Kont. içtimaî işi. Patriçiyallar: " maddî kudret „ tir. proletaryanın mikdarını o suretle hesap etmiştir ki her biri. içtimaî sınıf fikri kat'îdir. bu adamların nasıl yetiştirileceği hakkında uzun İzahat vermiştir.

bütün fertlerin bir• birleriyle ahlâkî kaynaşmasına. (zaman raman tutarlı) insanların isine benziyor. herbirinin kendi menfaatinden vazgeçerek teessüs etmiş nizama gönül bağlamasına tâbidir. Hakikaten büyük olan insanlar. Bütün bu teferruat. bizim varlığımıza hâkim olmakta devamdadırlar. Teslisi (insaniyet-yerfeza ) dir: Meryemi (Klotiit) dir. Bu takvimde ayların her birine. Mukaddesatı . yirmi sekizer günlük on üç aylı bir takvim yapmıştı. Yeni diride katoükliğin hürriyet aleyhtarlığı bile vardır: Kont. tarihin büyük adamlarının adlarım verdi. bu suretle. Nasara azizlerine. yedi yerine dokuzdur. Bu takdirde. Rusonun (içtimai mukavele) sine. Bu dinin Allahı.— 132 — 5 — Pozitivist din Sistemin sağlamlığı • Şüphesiz. Bu: kat'î ve müttefikan inanılmış bir din ister. bunlardan maksadı: sönmüş bir katolıklik şeklinden. Sevgilisi (KIotüt). Fakat Kontun. 15 Ağustos bayramını temsil eder. medenî din bir realite siması verdiği gibi. kotoiikliğin şekfllerini alır. insaniyettir. yeni içtimaî hayat desturlarını istifade ettirmek içindir. derin bîr mâna kazanmaktadır. İnsaniyet: (maşerî bir varlık) olup buna ancak beşerin ilerilemesine en iyi hizmet edenler iltihak eder hiztnet etmiyenler iltihak edemez. ölülerden mürekkebtir . "İnsaniyet: Dirilerden ziyade.. yeni mabetlerin ve mihrapların nasıl yapılacağı hakkında bir de mimarî öne sürdü. Pozitivist din. binayı çimentolar. büyük adamlara tapma tabiîdir. Kontun Pozitivist dini. Klotilt'in yazılarından dualar da yaptı. hiristiyanların perest'ş ettiği gibi. formülü. Biliyoruz ki Kont. kütüphanenin . bu sebeple. Kont.

. İşte Kontun bayrağındaki kelimeler . eşkâlinden vaz geçip te temeline bakarsak. ya duvar ilânları ya resmî gazete şeklinde bildireceklerdir. . fakat çobuk usanarak tarih ve felsefe ile uğraşmağa başladı muvaffakiyet seneleri geç geldi. Karlayl için beşerin tarihi ve dünya. Kontun istediği şey: Âlimane ve müeessir bir içtimaî kurum. diğersınıfların okumağa ihtiyaçarı yoktur.— 133 - kitaplarını kendi seçiyor (İSO tene ) . Ahlâkin temel prensiplerini. . . ilerileme. Bizim buradaki araştırmalarımız yönünden tahlil edilecek eseri 1841 de basılan «Kahramanlar ( Reşad Nuri tarafından dilimize çevrilmiştir) ve Kahramanlara Kült» dür. onlar için. içtimaî vezife. disiplinli bir elbirliği ve. intizam. fakat sebat etti. umum için düşünmekle muvazzaf olanlar. Muhabbet. her asırda yetişen birkaç büyük adamdan . Bunları Sakerdos heyeti azaları okuyacak . zamanlar bile oldu. 6 — N?tice Kontun eserinin sistematik şeklini kıitik etmek pek kolaydır. sağlam tesanüd. Karlayl [ 1795 — 1881 ] ilk evvel profesördü. Amma teferruatından. daha faydalıdır. bunların neticesi olan beşerî tekâmüldür. Hattâ cesaretsiz düştüğü. onlara. Okuma yerine düşünme.

Karlaylın sarp ve şedid muhayyilesi ikmal eder. . Bunlar diğer manevî müktesebat ile ahenkleştirilmeHdir. Grek — Roma devrinden daha evvel. kuvvetli köklere malik. acılara ve ölüme ehemmiyet'vermeme zevkini bir armağan olarak saklamalıyız. Bu bakımdan Kari a yi. Fakat bu faziletlerin muharebeden başka yerlerde kullanılabileceğini de bilmeliyiz. Çarpışmalarda kocamış bu kahramanlar. Valhalîamn sahibi Öddin ve yahut Votandır. ilk vahşi şiddete sevkedeceği tehlikesini görmüyor mu acaba? dersiniz. ( P a g a n i z m — Putperestlik) devrindekilerle baslar. canlıların uzvî vahdetine kani olmak değil midir? (Edda) dakf mabut. deniz üstünde bir gemiye yatarlar ve gemiye ateş verdirerek yaktırırlar. beşeriyeti daima değişmekte görmektedir. Biz o devreden cesaret. Ahlâkî ülkü de o büyük adamlara benzemektir. Karlayl. Bütün kâinatı. beşerin çocukluk devrine ait olup manevî hayatının IIK taslağıdır. bir ağaç gibi telâkki etmek. İskandinavya paganizmi. der. iptidailiği devimden Edda ile başlar. beşeriyet için. bir tarihçidir . insanları. Mişele'ye benzer. hem yangın içinde ölürler. Döşeğinde ölmek istemiyen sert iskandinavyalının ruhunu. Bu eski efsanelerde. (Oddin) in ahlâkı. tabiî ve mukavim bir vahşet. nnutmıyalım ki Karlayl. en son ahlâk: değidir. başka hiç bir yerde bulunma» yan şiddetli hayat duyguları vardır. Karlayl'e göre.— 134 — ibaret demektir. Bu şimal ( Zöys) ü : Muharipler mabudu olup fnsanlann kalbinde askerî şecaat ülküsüdür. rahat döşeğinde ölmekten nefret ettiklerinden. Böylece hem batma. Karlayl böyle bir idealin. 1 — Cesaretin ilâhlaşttrllmas*: Kahramanlar galerisi. adam oğlunun ilk büyüklüğünü orada görür: sade kuvvet.

(Dante)nin şiiri: Cehennemden. kendi kendileriyle. madalyanın bir tarafını görmek gibidir. Isa değil Muham meddir. ona göre. yerini ve şeklini değiştirecek kendi içimiz ile mücad le olacak. beşer hayatının tam bir sembolüdür.Tarihte her devir. (mutlak muhabbet) üzerine ilk hiristiyanhktan ziyade orta zamanın tanzim edilmiş teokratik ve feodal hinstiyanlığına 11. kendi içindeki fenalık temayülünü atmakla mükellef olduğunu anlıyor. Artık insan peşiman olmak ile. hıristiyanhk devrini temsil eder. Binaenaleyh ilk zaman hayatının öğrettiği mücadele prensibi. Oddin. ise işte bu (araf) tır. Bu kısımda günakârlai. Bunları ayrı ayrı almak. Eddanın muhariblik ülküsü ile zıddır. tarihin en muhteşem devridir. Pişmanlığı en iyi tasvir eden eser. hıristiyanlığın (muhabbet ve merhamet) ahlâkını alır. [ Maamaf ifa peygamber tipi olarak yaptığı tahlil. (Dante). yüksek vazifesinden haberdar olarak. Edda ise paganizm devrini temsil ediyordu. 13 üncü asırlara mütemayildir. . Karlayla göre bu eserin en mühim kısmı. Bu devrin yüksek ifadesi (Dante) nin "ilâhî komedi» sinde izah edilmiştir. Amma (araf) ta mücadele yerini ve mahiyetini değiştirdi. kokden sökülüp atılacak değil. İp. kendinden evvelkini tamamlar. insanlara verebileceği hakikati verdikten sonra öldü. kendi hatalarile mücadele ederler. (âra*) tır. cinayetlerden cennete yani tekâmüle doğru yükseliş esile. yani hastalardan.— 135 — 2 Hıristiyanlık devresi: Paganizm. En yüksek ahlâkhğın zembereyi (peşimanlık hissi) dir. Karalyl. Kar layla göre bu asırlar. J Şüphesiz bu. Karlayl. müminlerinden bedenî ve maddî bir şecaat ve cesaret isterdi. Hıristiyanlık doğdu.

eşsiz çizgilerle t es bit edilmiştir. Onda müşahedecilik ve sanat. belki bir zekâ kahramanı ve prensi olmaktan ziyade dâhi şair olarak görünür. Dantedekinden daha ziyade hayrete düşer. ruhların derinliklerini anlayan ve gören bir mûşadecidir. Karlay]. ise bunlardan ziyade Şekspiri alır. Şeksp : r. Nesnenin hakikatini bulmağa yönelmiş müşahede ve muhakeme zihniyetidir. hayatın mânasını. Burada tarih bile . Karlayla. beşer hayatını görmeğe müte- .— 136 — 3 — Modem anlayış Bozulma ve ölümden. (Kepler) gibi âlimlere verilir. gözlerini. Sebebi bu şair. Fakat modern medeniyetin eskisi üzerine yeni manevî servetler koymuş olduğunu görüyoruz.Karlayl. fizikçiler gibi maddeye dikerek her şeyi kuru formüllere ve rakamlara bağlanmış. beşer tarihinin tam bir aynasıdır ki başka hiç bir eserde görülmez. Bunun karş sında. Şekspirin tarih! dramları kadar vuzuh ile tasvir edilememiştir. kâinat üzerine gözlerini dört açıp beşeıî ihtirasları. Modern medeniyet içiu de belki o kadar bir zaman lâzımdır. ve her şeyi taayyün etmiş sayılamaz. orta zaman da kendini kurtaramadı. Meselâ İngilterenin orta zamanı. Karlayla göre: Modera medeniyetin başlangıcı Şekspirin zuhuriyledir. Ve bunlar da (Galile). Rönessans devrindenberi (modern devir) dediğimiz bir devre başladı. Bu devir. iğneledikleri böceklere ve nebatlara kapanmış değildir. hiç bir yerde. henüz teşekkül devresini bitirmiş. Orta zaman medeniyeti. Ekseriya denilir ki Rönessansm başlıca icadı: (fenne müteveccih zekâ) dır. göre Şekspirin eseri. en yüksek noktasına varabilmesi için on asırlik bir zaman geçmişti. Böyle kıymetli bir müşahedeci olan bu şair. veya tarihî ve tabiîciler gibi. bir hayalci değil.

— 137 — veccihtir. Hayat ile "samimi „ olmakltğ. eski ve orta zamanların temin ettiği kudretlere arka döneceklerinden korkar. iyi ve gür bir sestir. zakâ. muharrirler hakkında da aynı vaziyeti alır. 4 — Samimiyet Karla yi. Bundan anladığı mâna nedir? Misallerle gösterir.mız lâzımdır. Bu ses (kî Knox'un da böyledir): Sert ve dik. kelimesini çok kullanır. bir takıp düzme şeylere karşı baş kaldıranları alır. nınkiler arasından (Lüter) ile (JohnKnox) u alır. Karlayl bu "samimî. ve ilme fazla güvenerek. ve aksiyon içinde bulunanlar tercih edilir. İnsanı yeniden disve doğru tutar. Bunların arasından (Johnson) ( Ruso). "Reforma. Karlayl. Din. Bu sebeple daima şunu tekrar eder ki: Formüllerin içine kapanmış nazariyecilere. Fennî tahlillerden daha toplu. samimiyetin mürailik üzerine galebesiledir. O devirde Papalar. Karlayl nazarında reformanm mâna ve ehemmiyeti. Modern devrin kahramanları. Şekspiri tercihi bundandır. daha manalıdır. böyle dolandırıcılık ve politika vasıtası oluyordu. reformacılardan sonra. .. Karlayl. hayatın her dem taze ve sağlam noktalarına sevketmek ister. bilhassa.. bu fesat devrinde. imanlı kimseler değildi. modern devrin başlamasından itibaren insanların. onu böyle görür. her zaman her yerde. hayatın gelip geçici ve egoist konvansiyonlarından çekip çıkararak. vicdanın sesini işittirememesidir. bunun en açık delilidir. (Lüter) in insanlığı. ve ( Burns ) u yani oylara müracatı tavsiye edenleri. papazlara verdikleri para mukabilinde günahların affolunması (indüijans). çorak ve kısır bir gurura düşeceklerinden ve bunun neticesi olarak. bız>. hakikaten yaşı/anlar. hakikatte. işte Karlaylın.

Çünkü Napolyonun nüfuz ve kudreti. Eserleri tabiatın çiçekleri gibidir. tarih. Ve en popüler şeniyetler üzerinedir. Birincisi beşerin hayatı. Napolyonda Kromvelden çok aşağı bir kahramanlık görür. İçi dışı bir. sosyeteleri yoğuran ve sevkedenler ( ki bunlara kral der ) arasında. 5 — Netice KarlayI şu iki fikre inanıyor. oldukça serttir. yüksek şahsiyetler. . safhalara ayrılmıştır. Bu safhaların her birinin evç noktaları ve kendilerine mahsus faziletleri vardır. KarlayI. Rusonun eserleri (derin samimiyet) hissine bir davettir. KarlayI.büyük rol oynar. der. Rusoya gelince onun hakkında KarlayI. sinirliliğine rağmen Rusoda bir (ilâhî kıvılcım) görür. (Burns): Köylü bir şair olup ilhamlarını isten aiır. İkincisinden öğreneceğimiz şudur : Bize. kuvvetli ve vicdanlı bir amele gibi çalışıyor. Napolyonun işlerinde ve sözlerinde öyle hile ve komodiler görür ki bunlar Kromvelde yoktur. kuvvetli ve zengin bir ülkü lâzımdır. yalan üzerine: halkın aldatilabilecaği fikrî üzerine dayanıyordu.— 138 — (Johnson ): Derin doğruluk taraftarıdır. Amma zâflarına gururuuna. Birinci fikir bize şunu öğretir ki hiç bir devreyi küçük görmemelidir. " bir bülten gibi yalan et tabiri. ( Krom ve 1) : alır. Müraî değil" der. İkincisi. Bunu terennüm etmiştir. " Onun sun'î şatafatı yok. der. Vahşet devrinde bile (yüksek) şeyler vardı. Napolyonun zamanında çıkmıştır. beşerin istikbali hakkında mettçesine nikbin.

Fakat imanını . paranın ve maddi iştiha ve ihtirasların üst tutulması aleyhinde çok çalıştı. ateşli.. Avrupaya seyahate çıktı.— 139 Emerson [1803 .1882 ] Emerson. Oldukça uzun seyahatten sonra memleketine dönerek. Ruha ve manava itimat Emersonda. Avrupa. yaratabilir bile. eşyayı değiştirebilir. bu tezini müdafaaya çalışırken. ilk aldığı dinî intihalardan. Amerikanın Endüstri ve Merkanti! medeniyete kendini vermeğe başladığını hatırlarsak onun sözleri bir kat daha önem kazanır. (Spiritüalist) bir îman vardır. Emersona göre (asıl olan) madde değil. para ve servet ardına ta kılmış görüyoruz. eşya üzerine tesir ederek. ruhtur.. Ruh. lâik vaizlerin ocağı gibiydi.hiç olmazsa dar mânada • kaybedince.1850 arasında ki yeni lngilterede insanları. 1840 . derin sükûnet içinde nihayetlendirdi. Amerika ve hattâ ta Hindistan ile gittikçe artan muhaberesi nüfuzunu her yere yayıyordu. Emerson. ranslariyle ve kitaplariyle ahlâkî fikirlerini yay mı ya başladı. (Boston) de eski bir püriten aileden dünyaya geldi: ilk evvel (pastör — rahip) olmağı düşündü. . Emerson. hattâ eşyayı. ki hiç bir vakit kiliseye tâbi değildir. konf. bu meslekten vazgeçti. (Konkors hekimi) namı verilen Emerson. Emersonun doğduğu yer. fikriyat ve ahlâkiyata hasrettiği hayatını. resmî memuriyetinden başka. sade bir dindarlık ve sağlam protestanlık ile meşbuğdu. 1. (Konkars) taki evi.

bir zenginleşmiş tüccarlar sosyetesi halinde olup Monoto-ı bir iz içinde idi. Fenalıkların bir çoğu kendinde yerleşen maddenin. akıl ile de ispat edemeyiz.. Giydikleri elbiseden konuşma tarzlarına kadar hepsi komşuyu taklid ve müşabehet kanununa tâbidir. 2 — Sürüye Katılmama. hepsi birbirinin aynidir. Bu itikada. şairin ilhamı bize birtakım hayalât değil.— 143 — Em er sona göre bizim saadetimiz. Şahsiyet. Biliyoruz ki 19 uncu asrın ortalarına doğru Amerika. Bu da. başka hiç bir şeye karşı canlı değildirler. ferdiyete davettir. insanın her şeyden evvel. Hekimin düşüncesi. Bunun içindir ki insanlara kılavuzluk ve talim edenler arasında şairleri tercih eder. bunlar esas itibariyle ilham alan insanlardır. Fakat Emersona göre. Duyum ile muttali olamayız. îpsen gibi: "Evvelâ. der. Emerson. Emerson. insanlar para kazandırıcı şeyler müsabakası mustes na. bütün diğer hakikatlerin kendisine tâbi olduğu ana bir kakikattir. böyle bir sosyetede. en yüksek hakikattar. kâinatın sathi bir safhası olduğuna kanidi. fennin hakikatları gibi değildir. bilhassa (ilham) a inanır. olduğun gibi görün! „ diyor. sağlam bir iyimserlik müterafıktır. hiç bir kilise bize teklif etmeğe kalkmasın. amma şu şartla ki bunlar. mütearifeler gibi apaçık olan hakikatlardır. Fakat kalplerimize bunu nasıl nakş edebiliriz? Şüphesiz ki bu. Bu prensiplerden nasıl bîr ferdî ahlâk ilkesi çıkacak? Emersonun yazılarında en çok tekerrür eden şey. ruh ve düşünce olduğu hakkındaki kanaatin derinlisine bağlıdır. hayata itimat eder. insanları ferdiyete davet ediyordu. . der. Bu. Böyle bir sosyetede. hiçbir haricî kuvvet. sağlam ve şerefli realiteler ilân etmektedir. hiç muhakeme ve muakaleye muhtaç olmaksızın. Emerson.

insanı. buna mukabil bir hazineye kavuşuruz : Kendini tanıma hiss% ve nefsine itimad kudreti Sürüye tâbi olmadan. Bir insanın şahsiyeti. bu kölelik ağırlığını ve boyunduruğunu silkmesi. Sürünün bir yansısı. Modern şekiller de ise hayat. terbiyeye dair olan düşünceleri de bağlanabilir. Her mizaca. bu ferdî kültüre ait fikirlerine. Filkakika Emerson. ayni zamanda monden sun'îliklere hiç ehemniyet ver meğe de alışmalıdır. bir sürüye katıyor. birde şahsî düşünce ve duygusu nispetinde insandır. Bunları terkedeisek. İyi ve temiz bir insanm hayatta biraz da münzevi kalacağı tabiiîdir. geri bir insan değildir.__ 141 - Emersona göre. hakikî bir hayat sürüyorum sanmasın. ruhun ölümüdür. yaşamıyan insan. kendi varlığından haberdar oluyor ve hakikaten hakikî bir fett oluyor. (Konfor) boyunduruğuna girmeden. basma kalıp fikirlere ve kör göreneğe karşı aldığı zıd vaziyet'erle sağlamlasın Emersonun. kendi düşünce ve duygusHe yaşama ile insan kendisinin. hiç korkmazsızm söylemeğe cesaret edebilsin. her zekâ t'pine göre türlü türlü okullar istemektedir. bu taklit bu konformizm. mi- . Sürüye girmiyen insan. bir barbarlık ve intihardır. Ta ki koşa gitmiyecek olsa dahi. İnsan. Taklit. Böyle bir hürriyet içindr. zengin ve kuvvetli olduğunu keşfediyor. zanolunduğundan daha ziyade. Bilhassa çocağun veya gencin. tnsar. Her çocuğa ayni şeyi vermeğe çalışan eski terbiye ve kollejin aleyhindedir. Halbuki İnsana düşünce istiklâli lâzımdır. bir kopyas olacak yerde insan. Medeniyetin zahiri ve itibarî kısmının bir bağına bağlanmak. yeni terbiyenin hazırlay c lanndandır. zindanda kalmağı veya ruhun solmasını kabul etmek demektir.

Siyasetteki fikirleri nasıl ? İçinde yaşadığı ve o zaman dünyanın hemen yegâne cumhuriyeti olan Amerikan demokrasisi ve cumhuriyeti hakkındaki fikirleri nedir? Bu babtaki fikirleri mütehavvil ve ekseriye şiddetlidir. (söröcöJüğ) e ve (konformizm) e verilen parlak ve asîl bir isim. tesviyecilik ve fptîzalcilık gibi ifratlara sevkeder. Bu fikirler. fakat şiddetli rüzgarlara maruz kalarak ekseriya devrilen bir gemidir. Emersona göre her şeyin başı: Ahlâkın hür inkişafıdır. Buna en müsait rejim ise şüphesiz demokrasidir. de T . müsavat. kendi zamanındaki Amerikan sosyetesinin zıddınadır. derunî hürriyet. daraokrasi aleyhinde söyllyeceği zannolunur değil mi? — Hayır. Bütün hesap sonunda ötekinden daha iyidir. Demokrasinin temel prensipleri olan: Hürriyet. umumî faydası olan bir işe iştiraki redden ibaret katıyor. Demokrasi bir saldır. ona tehlikeler ve aniaşümamazhklar ile dolu görünüyor.— 142 kanıkî ve haricî. aleyhinde değildir.. diğer rejimlerin hepsine tercih eder. Siyasî hürriyeti ise ekseriya. Kendi zamanındaki Amerikan demokrasisine itirazı şu noktalardadır: " ö y l e bir demokrasi ki.. diyor. müşterek bir disipline tâbi olmayarak hür çalışması meselesi üstünde çok durmuştur. Bu mülâhazalardan sonra Emeasonun. fikir hürriyeti o'ldug-unu tekrar eder. hep (faal mektep) e doğru gelen fikirlerdir. üstünde insanın ayaklan ıslanır ama daima yoluna devam eder. Zarurî olan yegâne hürriyetin. halkm mümessiliyiz diye kendilerini hür zannediyor- . idare edenler. teçhizatça mükemmel. Müsavat ise. 3 — Demokrasinin Tenkidi : Emersonun ahlâk prensibi. Ve demokrasiyi meth için şöyle güzel bir teşbih de yapar: "Monarşi. Bu. Bunu.

hakikî medeniyeti yapan madde değildir. içyüzü ahlâkî kölelik olan yalancı hürriyetine. Hükümetin işi. çok masraflı bir çark olur. etrafındaki kurt devletler onu ne yapmaz ? — Emerson buna cevaben de: "her hakikî kuvvet. O zaman hükümet zor döner. Siyaset üzerine olan fikirleri. başka bir şey değildir.. Bununla beraber şuna da kanidir ki. Farara böyle bir hükümet teşekkül etse ve yalnız fikir ve fazilet ile uğraşsa. sadece bayalığı yapan müsavatına bakıp der ki bu : Yüksek ülküyü aşağılatmaktan. Bir medeniyeti kurarken evvelâ maddeyi düşünmemelidir. fertlerin zekâ ve fazileti inkişafına yardım ederek daha iyi olmalarını temindir. ümit. 4 Spiritfiel hükümet Emerson un en ütopik yerine g-eldik.. Emersona göre monarşik. O zamanki Amerikanın. malûm olan bütün sistemlerden başkadır. inan ülküdür ki ancak bunların yüksel m esil e arz üzerin- . hürriyete götürecek yegâne yo! da hakikî demokrasidir. Medeniyeti yapan: fikrin hamlesi. ruhtadır. aristokratik demokratik şekillerin hepsinde de hükümet. Memnun olmayanlar da çok olur. Büyük hata işte bu noktadadır. halbuki hakikatte bir kaç mübteze! fikir ve hattâ daha fenası kese doldurma yolları etrafında toplanmış insanlardır.— 143 — lar. ahlâk ve faziletin inkişafile meşgul olmalıdır. Emersona göre hakikî hükümet: sadece zekâ. Çünkü servet ve refah temin etmek söz konusu hükümet için daima bir müdahale sistemi de mevzuubahs demektir. herhangi bir dereceye kadar maddî refah temini ile mükellef tutuluyor. aclalet aşkı.

I ! ! Hani öyle dün ya. Sonra Hıristiyanlığa imanım kaybedince lâik hayata gir- . hür.. kendini haricî düşmanlara karşı da daha iyi müdafaa eder. rahip olmak üzere hazırlanıyordu.— 144 — de en iyi bir varlık ve medeniyet kurulabilir. âlicenap olan fertleri arasında maddî şeylerden dolayı hiç bir ihtilaf olmazdı. cihan efkârı umutıiyesine tesir ile diğer milletleri de ayaklandırabilir. Esasen Emersonun hayaline göre böyle bir rejim kuran milletin bu yüksek hareketi. O istiyor ki Amerikanın. ey aziz mütefekkir ! i ! Em er sonun ana fikirleri bunlardır. yanhz ruhun tekâmülü ile uğraşacak bir sosyete çıkarsın. Ernest Rönan [ 1823 1892 ] Fransanın (Bretagne) bölgesinden olan (Rönan ).klâsik ( Biznesmen — tüccar ) tipinden . Eğer böyle bir sosyete teşekkül edebilseydi hakîm. Okuldaki muvaffakiyeti dolayısı ile onu liâhiyat seminerine kabul ettiler. Böyle bir sosyete. Amerikanın : para ve Konfor htrsınl azaltmak ve ruhta muvazene hasıl etmek istiyor.

Böylece tarib. Kendinde din kafasından başka. Tarih etütlerile. daha asîl olma arzusu vardır. tik büyük eseri olan 1843 de yazılıp fakat pek çok basılan «ilmin istikbali». mânevi ihtiyaçları olan bir canlı varlık gibi görünmektedh. hayatın derin anlamını gözlerimiz önüne sermektedir. itikatlar. bu babtaki heyecanını göstermektedir. daha yüksek hayata. kendilerinden ders aldığımız en yüksek takdire değer insanlara kadar hepsinde bu yükselen kuvvet. tarih vasıtasile tanımıyor muyuz? O. diğer ilimlerin hepsinden ziyade inkişaf ettireceğine ve bizi kaynağı hayat olabilecek hal ve hareket düsturlarına sevkedeceğine inanır. 10 . O.. Hattâ politika işlerine bile karışmak istedi. bu biraz d-aha ziyade yükselme ihtiyacı. hayatın mânasını ve inkişafı şartlarını anlamağa uğraşır. Onun zihnini en ziyade işgal eden. tarih. büyümesi. Beşeriyeti. zekâyı. fikirler tarihi. daha âlicenap. F. bir çok renkler ve şekiller altında.— 145 — di. Şair ve ahlâkçı kafa da vardı. daha zengin ve daha aydın düşünceye doğru giden bir didinme gösteiiyor "Okyanusların derinliklerinde ot gibi yaşjyan kör ve sığır deniz yıldızı hayvancıklar ndan. Hiristiyanlık ile ilg-isini kestikten sonra kendini bütün kuvvetile fikrinin değişmesinde büyük âmil olan tarih ilimlerine verdi. beşerin mukadderatına müteallik meselelerdir. Musa ve İsa dinlerinin menşei hakkındaki eserlerile büyük ün kazandı. Tarihi böyle görüşten alnacak en kuvvetli ders nedir? Tarih bize: Daima daha güzel şekillere. bize. ta menşelerinden itibaren. bilhassa lisan. hastalıkları ve maddî. 1 — İlim ve hürriyet vasttasile ilerleme Rönan. daha şuurlu. Fakat asla ihtisası içinde kapanıp kaimad*. Eserlerinde.

bu müstakbel Allahm lealize olabilmesi meselesi: (Gayri mahdud zaman) ve (bir çok tecrübelere ve muvaffakiyetsizliklere rağmen daima yeniden başlama) ister. «Böylece (Allah).— 146 — Bunun içindir ki. istikbalde öyle bir nevi insan zuhur edecektir ki onun bugünkü insanlara nispeti. Evvelâ bu tekâmül fikri. Hayat hamlesi : Küçük bir deliği olan camekândan çıkmağa uğraşan bir böcek gibidir. Rönan'ın temel düşüncesi şudur : "Kâinatın gayesi ruhun inkişafıdır. Misele. her gün biraz daha kendi kendini yaratmaktadır» der. Bununla beraber bir müddet küsuftan sonra. Repûpliğin mütereddit. umumî tekâmül imanı gene doğdu. Rönan. Bugün yok. der. Bu inkişafın şartı da. Aramak. Her fert kendinde en iyi ola» şey ne ise onu. "hürriyettir. Bunu (Felsefi diyaloglar) eserinde* görü• rüz ki bu eser 1871 de yazılıp 1875 de düzeltilip basılmıştır. istikbalde olacak. 1870 — 1871 hadiseleri ile çok sarsıldı. üçüncü. . ivimserlig-e dönme Rönan'ı.. Fakat bu defa önemli düzeltmeler yaptr. hür bir surette inkişaf ettirmelidir. kendini kurtarmıştır. hürriyet ister. Medeniyetin tekâmülü için her ikisinin de varlığına kani olduğu iki millet arasındaki muharebe. Hügo gibi romantiklere yaklaştıran bu itimat. Bütün varlıkların cehtile Allah. Amma bu ceht. Paris yangını ve Komün'ün ezilmesile başhyan dahilî kan dökülme. Amma oluyor. bugünkü insanlarla hayvanlar arasındaki nispet gibi olacaktır. düşünmek ve doğru işin bize öğrettiklerini söylemek için hürriyet lâzımdır. Başka insanlar için de hürriyet ister. karışık ve güçlüklü başlan' gıcı Rönan'ı kararsızlığa ve endişeye düşürdü. 2 — Endişe. bütün zincirlerden.

devam edebilir. binlerce defa cama çarpıp düşecektir. ancak bir kaç çiçek ve nseyva husule gelebilir. o namütenahi içinde kavuşulacak olaa tekânü lü arama yolunda bütün kuvvetile çalışsın. Beşer tarihi muntazam bir yükselme çizgisi olmaktan uzaktır. başka yerde. Kuvvetin böyle pek fazla miktarda kayboluşudur ki hayatın ve dünyanın kanunudur. Milyonlarca (gubar-ı tal') ser* piliyor. Tek birinin zaferi için milyonlarca mahlûk feda edilmektedir. Bütün bu büklümlerden ye karışıklıklardan sonra ruhun muhteşem yoluna g-elinmiş olsun yeter. ve şimdi namütenahi uzaklıklarda bulunan fakat en son.— yolunu kayıp veya hatâları yüzünden intihar etmesi sebebile. Fakat şurası kafidir kî hayat. iyi' niyet sahibi olsun. Arzımız roahvolabilir. Saniyen bu cehtin çokluğu. varamıyacakhr. bizimkinden başka şartlarla. fakat bu teşebbüsünü sayısız denilecek kadar çok tekrarlarsa en son muaffak olacağı şüphesizdir. Hattâ muhtemeldir ki tekâmülün en son ve muhteşem noktasına beşeriyet.. diye. Muntazam kütlede. Anma şu yeter ki itimadını ve istikbâle imanını kaybetmesin. beklenilmiyen sukutları.demez. Öyle ise beşer tarihinin. İnsanların bir gün nereye varacağını hiç kimse anhyamaz ve mutlak suretle hiç kimse hükme. yüz. Muaffakiyeti vâdeden: Gayri mahdud zamandır. anlaşılmayan durgunluğu bizi hayrete düşüremez.. 3 — Ahlâk Hayatta alınacak hakimane vaziyet nedir? Her düşünce ve duyguya karşı ayni zamanda hem hürmetkar . binlerce insan yetişip ölüyor: Ender olarak tek bir müstesna yetişip onların ceht ve rüyasını temsil ve tekâmü-' lün bir realite olduğunu ispat etsin. tabiate büyük bir israfı mucip olmaktadır.— 147 — Bu böcek.

. O. Gs'üne aldığı işten derin şuurlu bir adamdır. "Malik olunan iman. kuvvetüe snağrur. Kahraman ve halîcn insan. o zaman diyemeyiz ki.. samimî her tecrübeye baş vurmak mecburiyetindeyiz. kütle. sırf kendi tecessüsünü tatmin için bir fikirden diğer fikre geçen ve hiç bir fikir üstünde duramıyan bir mütefekkir mi? — Asla. bu suretle ifade edilebilir. Fazilete. bu cehtlerin yalnız biri kıymetlidir de ötekiler değildir. bununla beraber hor görmez. muazzam ve pek müsrifane ceht ile..kütlenin bu ! h ilini biür. Rönan'in "akropol üstünde duası. asla bir zincir olmamalıdır. . fedakârlığa inanmak. Berer hayatının saadet yığınını arttırmak. Rönan kendisi bütün hayatinca: Yorulmak bilmiyen. çelik iradeli. Ve hakikati hür ve müstakil bir fikir ile hiç durmadan araştırabiliriz. Bağlanmamak şartile. güç ve sert bir hayata âşık oldukları ve en yüksek kıymetlere taptıkları halde. kendisine karşı set t. bütün kuvveti ile kollamak* tır.. alaca karanlıklar Sçinde yükselen bir tekâmül içindedir. ekseriya zannolunduğu gibi RÖnan. bir güzel tip bir hü'mete şayan nokta vardır. Bu halde. kâinat. rahatı arar.— 148 — olma hem de serbest kalmadır. ölü mabutların kırmızı kefenlerine. itina ile sarıldıktan sonra artık onunla alâkamız yoktur. Bilâkis kütleyi mazur görür. Fakat şuna da inanırız ki samimi her düşüncele bir hakikat kıvılcımı. bedensel ac larına önem vermez. lâztas. insanın en yüksek asaletini teşkil eder. Eğer inanırsak ki. sudu?: Kahraman ruhlu insanlar. Rönan'a göre insanın büyük ödevi kâinatı ideal yüksekliğine doğru giderken. Pek orijinal bir fikri de vardır ki. Ancak bu suretledir ki samimî herşeyi. güzellik ile karş Iıyabiliz. kafasiyle.

Isanin insanları affetmek için nefsini feda etmesinden bahsetmeni eli. Halâsız ve pek mükemmel bîr fazilet. hayata tahammül edilir bir şey nazarı ile baktırmağa alıştırmalıdır. Öte dünyaya ait ümitler zail oldukça bu fani insanları. şen olma AUaha itimat kâfidir. ruhan aristokrat pek az insanlara nasip olur. — 149 — Yoksa insanlara kefaretten. içtimaî ahlâkın en tehlikeli hatâsı: Huzuzatın toptan atılmasıdır. Eğer insanların yaşamasını istiyorsak. hayatı hoş görme ve ona hizmet edip yükseltmek iradesine malik olmadır. Gol ahlâkına göre. insanlarla iyilikten. böylece. Kütle. fikrî şaherserleri anlayıp yaratabilecek mi ? Yalnız maddî menfaatlere tapan bir cemiyet meydana gelirse ya. Herkesten bunu isteyemeyiz. cesaret. dereceli ahlâka razıdır. müsamahadan.. kütlenin iktidar mevkiğine gelmesidir. selâmete çıkmak için kütleye. hayatı tatlı ve arzu edilir bir hale sokmalıdır. Fakat eski gol ahlâkı. Bukadar yüksek ve asil bir zekâ ve seciyeye malik olanlara ne mutlu. Hayat ancak meyveleri ile. 4 — Rönan ve demokrasi RÖnan'a göre en önemli sosyal mesele. Yoksa kendilerine karşı isyan ederler. • . şen olmadan. Müşterek nokta.. Fransada liberal imparatorluk Komün ve Cumhuriyet eski aristokrasinin son günlerini yaşamakta olduğunu göstermektedir.. ancak muvaffakiyetlerle değerlidir. diyor > . iyilik. güler yüzlülükten... Kütlenin iktidar mevkiine gelmesi acaba medeniyet için bir tehlike olur mu ? İntizamsızlıklara ve bayağılıklara sebep olur mu ? diye düşünüyor. .. bu kadaf yüksekliğini herkesten istemez. mukavemetten konuşmalıdır. „ Rönan. elbet onlar bulundukları noktadan inmezler.

« Felsefî diyaloglar » eserinde. bundan korkmuş • îu. Amma Prospero eceli ile öldü. Filhakika onu koğmuş ve yerine kendisi oturmuştu. güzelliğin ve hikmetin ne olduğunu daha iyi anladı. hizmetlerinde yıldırımlar olan Olimpin ( yan Allah ) lan olacaklar. (Caliban) ve ( L'Eau de Jouvece). . Bilâkis onu himaye etmek istiyor. ancak itaat ve inkiyat ile mükellef alacaktır. zamanında. Bu tekâmül biribiri ardına çıkan iki dramında da görülür. < Bu bir katastorof mu ? — (L'Eau de Jouverce) de evet Prospero. Rönan. Eeki efendisine neler borçlu olduğunu şimdi anlıyor. yine kendilerinin yaratacakları âtimane mekanizmalarda temin edilecek. Yani artık halk.. Buna hacet kalmadı.. hem silâhı hem tekniği bunlardan daha iyi kullanabilen bulunmıyacak bunlar. mesuliyet hissi altında înceleşerek iyi bir devlet adamı oldu. Kütle. bifâhare inkişaf yolunda olan demokrasiyi uygun görmeğe başlıyor. Fakat artık ona karşı ne bir kini var ne de. m butların ve kralların olduğuna inanmıyor. (Celiban) da (Prospero) yeniden Milân dukası olunca Calibanm idare ettiği bir halk isyanını müteakip tahtını kaybediyor. hiddeti. Zekâsı açık. ( Ariel) in tekrar kullandığı eski feerik kıymetler. bu defa. iktidar mevkiinin. Caliban. müstakbel sosyetede bunu önlemek için. aramalarında ve çalışmalarında serbest bırakılınca. Fakat bu bedbinane görüşten sonra.— 150 — Dahilî sava. hiç tesir etmiyor. Rönan. Bunların mutlak ve iyilikte en üst hükümranlığı. Rönan bunda Şekspirin ( Bora ) eserindeki şahsiyetlerden istifade eder. idareyi âlimlerden mürekkep bir kurula verir. Bunlar fikren o kadar yüksek olacaklar ki..

para ile hayır müesseselerine yardım etti. Hattâ bazı cemiyetler teşekkül ederek Ruskin'in prcsiplerini yaşamağa özenenler bile görüldü. söz ile. 5 — Netice Rönan'ın hikmeti: lyilikçi. Bundan sonra yazı ile. feleğin garip bir cilvesi olarak. tatlılık ile nikbinlikten mürekkeptir. Bu tatlılık ekseriya cesur. Tolstoy gibi modern şehirlerdeki iççilerin sefaletini ve 1858 — 1871 seneleri arasındaki içtimaî hadiseleri gördü. Bunlar onun kalbine şiddetli bir yumruk vurdu. muharrirlikte ve sanat münekkitliğinde çabucak ün aldı. Halk kuvveti. Şimdi tasavvur edeceğimiz bir ahlâk prensibi yapmağa başladı. Nikbinlik. herkesten saygı gören. Con Ruskin 1819 — 1900 Ruskin. ArleHn velinimeti oluyor. tecrübe ile olgunlaşarak ve hakîmleşerek ruhun mukadderatına emin bir bekçi olur. Fakat bunların ömürleri pek kısa oldu. zengin ve meşhur olan bu muharrir de. mağrur bir iradenin m ey vasidir.. Bununla beraber . hayatın her safhasında ümid ve ülkü bulabilen anlayışlı ve akkitn bir nikbinliktir. Büyük servetini bu işe sarfettİ.— İ51 — Caliban.

Dikkatli bir müşahade altında. bunu tasvirlerindeki derinlik ve kat'iyct ile yeniler. ve sevinç . (Yedi lâmba) daki tahlilidir. hayret ve itminan doğar. Hasselerimizin tevlit ettiği hazlar. Şaheserlerde daima ahlâk! bir unsur görür. belki. güzelliklerine kar$ı çok hassas idi. (Görmek) düşünmeğe başlamak demektir. Ruskin. modern edebiyatta mühim bir yer tutmuş olan ( Tabiat hissi ). Ruskinde pek kuvvetlidir. Bütün büyük sanat eserler?. safiyet ve âîicsnabane hislerin kaynağı idi. Sanatın vereceği ders hakkında en iyi tahlili. Çocukluğundan itibaren Ruskin tabiatın. 2 — Güzellik dini : Tabiatı peresttşten sonra. Bunlar hayatın vasıtaları değil. hayatın en yüksek hazlarındandtr. bunu göstermektedir. kâinatın umumî ahengınden ilâhi bir plânın varlığına intikal meselesi eski bir fikirdir. . Eğer bunlar dağınık ve parça parça okcak yerde.» Bu. V — Tabiat Hissi. Rusodanberi. tenkitçilik ve tarihçilikte göstermiştir. Kendi tabiri ile tabiat karşısında "gözleri kafasından fırlıyordu „. Fakat bir tablo veya statüyü överken. her şey bir mâna kazanır ve bundan insan. meselâ gözünkü gruplaştırılsa ve ehenkleştiriise kıymetli tablolar meydana gelir kî bundan meserret.— 152 — Amerikarîa böyle bir şehir vardır ki halâ (Ruskin) adı taşımaktadır. hayatm gayesidir. • • Onun için tabiat : Büyük mürebbiye . ilhamlar alır: "Müşahededen elde edilecek derunî sevinç: Ebedî ve lâyefnadır. güzelliğe tapma da kolaydır. Ruskin. bu yoldan olan rolünü. asla sadece teknikte kalmış değildir.

maddî ihtiras devri. serveti atmaktır.— 153 — Birinci lâmba: Fedakârlık lambasıdır. İkinci lâmba: Doğruluktur. bir nizama iradî mutavaat olan hürriyet hissinin de mühim tesiri vardır. hakikatten doğar. denizlerdir. Tabiat. Yaşadığı devreye: makine devri. Güzelliğin alâmeti: tezyinattı sadelik ve sadakattir. Tabiate perestiş hissinden ayrılmaz bir halde olan yüksek san'atı anlamak. bunu herkes için istemesi ve bu yolda uğraşmasıdır. sefilânedir. Resimdeki kuvvet ve kudret. Hakikî güzellik : ovalar. o demektir ki bununla ait is t. Fazla süslere bürünmüş olması değildir. Yani bir eserin vücude gelişinde hâtıra zenginliğinin ve duyuş tazeliğinin. çirkindir. bu güzelliklerden istifade edecek gibi değildir. Güzellik • kuv' vetli. Samimiyetle tabiattan alınmış şekiller ve manzaralardır. insanların çoğunun vaziyetleri. hafıza. İngiliz zihniyeti aleyhindedir: . bayağıdır. kuru ve biraz skolâstikçesinedir. aldatıcı ve hayalî değildir. dağlar. Bir ağacın kuvvetle serpilmesi gibi.. hürriyettir. Sanat. bayağılaşmış proletarya devri der. kendi kudretinden daha üst bir şey realize eder. ancak doğru kalblerin ve asîi ruhların işidir. Yani yalancı lüksü. Yalnız şunu hatırımızda tulahm ki: Güzel eserler yaratmak veya sadece bunları anlamak İçin. Bu şartlar. insiyakî bir surette ahlâk kanunlarına uyarak yaşamak lâzımdır. Artistin diğer üç lâmbası da : Hayat. Bu türlü hürriyet. 3 — İçtimaî mesele : Bu güzellik dininden yalmz bir avuç insan mı istifade edecek? — Ruskinin büyüklüğü.n bir manzarası veya bir sanat esen karşısında hayran kalan bu bediiyatçı. hakikî ve sade ahsnkten başka bir şey değildir.

at* maz. fakir çocuklarını gübrelik sisleri içinde öldürmez. Modem sanayi. itidale ve hikmete dönmektedir. bu müeadelede hangi tarafın haklı olduğunu hiç düşünmiyerek . Ve üstesine bir de. Bu acı sözler. bir satırda kesen (Polonya katliâmı) bir adama (Rus çarına) sefir göndermez.birbirleriyle mücadsle ve kıtale sevketmez. Büyük bir millet. Fakat ikisini birden yapamazsınız. İnsanlar makine gibi öyle dakikası dakikasına. 4 — Fazla makinecillk aleyhtarlığı Ruskin'e göre deva sadeliğe. müraiyane ve şeytanetkârane senpati göstermez. Büyük bir millet: kızlarım erkek kardeşlerinin önünde kesen ve bütün gençlerini Beharın köy mezbehalanndaki kuzulardan daha sur'atle. «Bir insanı. bu bapta. ingiliz cemiyetine çok fenalık yapmıştır. elifi elifine kat'iyetle ça- . hileli iflâslar ile kasalarını doldurmalarına göz yumarken veya Cinde topların tehdidi altında za vallı halka afyon satarak insanları zehirliyen katilleri fngilterede büyük arazi satın almasına müsaade ederken fakir bir çocuğu beş altı ceviz çaldı diye zindana. Bu : müraî.- 154 — * Büyük bir millet. siz ya bir alet veya bir insan yapabilirsiniz. bange/lerin fakir tabakayı soyanların hile ile. Burada Ruskin doktrininin en ütopik noktasına parmak basıyoruz. haris ve cani gördüğü ingiliz sosyetesine karşı isyan bayrağını kaldırmaktır. kendi çocuklarının binlerce hattâ on binlercesini pamuğun fiati üzerine bir tesir yapacak mı diye. sermayedarlara haftada altı pens daha ziyade varidat getirecek diye. Tolstoyu hatırlatıyoruz. Büyük bir millet.

Çiçekleri kar yağmışa benzer. bunu yabanî zeytin dalı sembolünde pek güzel tasvir eder. vatandaşlarına şu tavsiyede bulunuyor : " Kafi zaruret olmadıkça.. Taklidi ve herhangibir kopyeyi asla teşci etmeyin. başka bir tecelli zuhur edecektir. Yabanî zeytin.. 5 — Yabani zeytin. gene zararı yok. boz . meğer ki büyük eseflerin hâtırasını muhafaza etmek için ola.. makine olmaz. Ne kadar uğraşsamz. «Zafer tacı.. Ruskin. Amma bu bulutların arkasından başka bir güneş doğacaktır . hakikaten (icad) olmayan bir şeyi imal etmeyin. Meyvesi de. büyük yeşil dallarile şenlen* dirmez. Bu bulutlar siyah veya patlak olabilir. zafer tacı : Maşfniztn ve merkantilizm sebebile mihverinden çok uzaklaşmış olan hayatın gayesini gene tam mihverine getirerek söylemek istersek hayatın ereği şudur: Sevim* li... hiç kimseden itina görm eksizin. insan. feyizlij ve hür bir sulh. Ruskin. Milyonlarca amelenin eseretinc derin sebep . Eğer insanın elinden çıkan bir şeyin olmasını isteyince ve ona böyle makine katiyeti gibi telâkki etmekten vez geçince insan tembel ve mütereddit oluyorsa.. Eğer insanın parmaklarından bir çarkın dişleri gibi bir i. yabani zeytin gibi olmalıdır. bu mihaniki ve seri iş meselesidir. Bunun da ehemmiyeti yoktur. büyür..— 155 Iışmak için yara di İmiş tır. Çünkü bu hal ile beraber onda en yüksek bulutlar kadar yüksek başka bir halde doğar. Kayaları salkım salkım çiçekleriyle. ve ölçü ve kollarından bir perkâr gibi daire çizmek beklerseniz o zaman o insanı evvelâ insanlıktan çıkarmak lâzım gelir.

bir rüya ile bitiriyor. arzın güzel çiçekleri. İşte hayat. (Yabani zeytin tacı) Bu büyük artist. güzel ırmaklar. altın devre donmekdir Bununla beraber Ruskin. ona (Bayrot) da (ahlâk ve sanat mabedi) ni kurduracak parayı verdi. incdeşmiş basitliğe ve az çok ilerileraîş köylülüğe.— 156 — yaprakları ve düğümlü düğümlü daliarı arasında ufak tefektir. Açık ve temiz kalblüik. bütün bunlar. O. tantanasız ve tatlı bir hayat sembolüdür. Fakat unutmamalıdır ki o. varlık âleminin hududsuzluğu ve sırları bu hayatın ve dünya^ nın en büyük servetleridir. musuki île halkı. olma. Bunun . bütün güzel sanatlarla: Şiirle. budunu yükseltmek sevdasında idi. başkalarının acılarına ortak. Güzel bir tesadüf. tiyatro ile. buna benzemelidir. En kuvvetli şairane eseri (Nibelung'in yüzüğü tetralojisi) dir. lüzumundan fazla sanayileşmenin zararlarım yük ek sesile ilân etmiştir. Rişar Vağner [1813 — 1883] 1813 de Lsyibziğde doğan Vağner. Kral. musiki debâsile ünlüdür. Muhteşem değildir. karşılıklı itimat ve aşk. onu (Bavyera) kralına dost yaptı. ve üstümüzdeki lâcivert gök. Ülküsü. şatafatsız. eserini böyle. Bütün insanlara da kalb ve tuhua hakikî hazinelerini yan! faziletin esasını teşkil eden beşeiî ve tabiî güzelliklerden istifadeyi tavsiye eder. başkalarını sulh ve sükûnet içinde görme.

iki dev kavgaya tutuşuyorlar. . B J eserin felsefî kıymeti hakkında çok münakaşalar yapılmıştır. insanı bozucudur. Ve Fahner. daha müthiş bir dragon oluyor. herbangîbir yerde. Ve zaten zülüm ve cinayetlere sebeb olmağa devam etmektedir. Bununla beraber kaba saba bir tahlili yapılabilir. Bu hazineye tek başına sahip kalınca. 8u yüzük (Nibelung) Ren kızlarından çalınıp getirilmiştir. Ve İnşaat bedeli olmak üzere onlara (Altın yüzük) vermek istediler. insanın kibir ve hırs yüzünden boşanarak dünyaya saldırdığı gûndenberi her iyi şeyi yıkan birse» amet ve mePânettir. Ahmak ve kısır bir malikiyet. iki sebebten neşet ediyor: Mabutlarda büyük zülumkârhk. Fakat bu altını. Burada altın: Fena ihtiras. maddî ve fena muameleci kudreti temsil ediyor.. bunu daha iyi muhafaza ve müdafaa edebilmek üzere dev. Vağner. yirmi seneden fazla çalışmıştır. Esas itibarile altin. Bunun ihtirasındaki ahmaklık şu sözünde pek açık ifade etnoiştii: "Uyuyorum ve zenginim. Kendilerine verilen altın yüzüğün başında.cı ve kaba bir hasislik.— 157 — musiki örgüsü için Vağner. yııt. pek vâzth değildir. kardeş Fasoliyi öldürüyor. Eser. Fahnerde de kaba bir egoizm doğurtmasından. Altının şeameti. kullanıyor da değil. Mabutlar devlere (Valhalla) yüksek meskenini inşa ettirmek istediler. 1 — Altının şeamet ve melaneti: Bütün mukaddes efsanelerde olduğu gibi burada da başlangıç.. bunu yazarken eski iskandinav efsanelerinden istifade ile ona istediği gibi kendi düşünce ve duygularını vermiştir. malikimi. Tıpkı Viktor Hügonun (Asırların efsanesi) nde yaptJğı gibi..

Mimeye tercih eder. Sigfrit. diye nefyolunmuştur. ancak. Eserdeki. (Dresde) de Saksonya kralının kilise baş mugannisi olan Vağner. Sigfrit. Bizi fenalıktan. Bu delikanlı: Bir atlet gibi . gürbüz.O. bu işler için hiç müsamaha edilmiyordu. ondan ruhan pek uzaktır*. yanında kendine benziyen bir insanın. muvaffakiyete ezelden namzet bir kahraman kurtarabilir. bununla baçka şey kastetmektedir. O devirde. buna mübtezel bir mükemmeliyet portresi çizmiyor. bize Mime tarafından — Fafnerden altın yüzüğü zorla aldırmak maksadiy[e — bir ormanda büyütülmekte olarak takdim ediliyor: Kuvvet ve kudretini. kaprislerine. Şöyie ki: Mabutların Valhallasi. gençlik kaynağından ve iptidaî devrin hür usaresinden alan temiz ve kuvvetli bir genç. İhtilâlciliği. . servet üzerine kurulmuş eski sosyeteyi. bir çocuk gib (kendiliğinden) li. politika cereyanlarına filen karışmış değildir. 2 — Kurtaricı kahraman. hissî bir temayülden ibaretti. çocukluklarına tamamen maliktir. kahraman Sigfrit ile mabut Votan arasında farzolunan efsaneyi akrabalığı bir tarafa bırakalım. ormanlara alışkın insanlar gibi har şeye yakındır. Dağda. Fafner de: Doymaz hırslarile dimağ ve kalbleri kararıp keselerini doldurmaktan başka bir şey düşünmeyen burjuvaziyi temsil eder. bir ruh kardeşinin bulunmamasından muztariptir. Bu itibarla Mimenin sun'i mürailiği ile taban tabana zıttır. dünyanın içindedir. Mime. coşkun bîr yarahhşın sağiamiiklaaına. Şunun üstüne parmağımızı iyi basalım ki şair. Ormanda da hayvanca bir istirahat içinde yaşamak istemiyor. Hakikatte ise Vağner. aydan bile. arkadaşlık hususunda.— 158 - Bazıları derler ki Vağ-ner. renahk. 1848 ihtilâline iştirak etti.

Karşımda oiman türkü çağırıyor. yalnız şimdi bu serin ormanı seviyorum. Sen. ispinoz kuşu gibi hür.. onda. Şüphesiz ki açık renk ve parlak gözleri. zincire vurulmuş masumları kurtarması. bir şimal Herkülü olabilmesi için: Devleri öldürmesi. Ormanın ta ortalarında. anasının hayali gözünün önünden gitmiyor. ruhunun açılıp kuvvetlenmesi ve engin hisler içine dalması lâzımdır. istikbal için pek vâdh görünüyor. Fakat bu bile. oğullarını dünyaya getirmek ıztirabından ölecek mi? . Ah anam! Anamın simasını gözüm önüne nasıl getireyim? Ah getiremiyorum. Bu teshir eden-güzellik karşısında. düdüğümü öttürdüm. homurdanarak beni dinlemeğe başladı. Ormanda esen rüzgâr kadar hürrüm. ağaçların hışıltısı arasında kaybolmuş Siğfriti tasvir eder... yok yok bunlarınkinden de güzeldir. Benim yurdum. benimki gibi. "Ben. Balkandan bir ayı çıktı geldi. şimdi gülüyor. "Ormandan çıkıp kaçmak ve buraya bir daha hiç dönmemek. günün güzelliği bana. Belki daha iyi başka birini de bulabilirdim. geyiklerin karacaların gözleri gibi parlak imiştir. Vağner bunu müzikden bekler. senden daha iyi idi.— 159 — Sig-frit: "Senden deha iyi bir arkadaş anyacağım. Fakat bunun*.. iz t irap içinde beni dünyaya getirmiş ve hemen ölmüş.. nereye istersem gidebiliirim. Bu (panteistik) hayaller. Ben hürrûm ve bunu yapabilirim. Niçin ölmüş? Bütün insanların analarr. Beni tutan hiç bir şey yok. uzaklarda. 3 — Tabiatle kaynaşma Bu muhteşem vahşicik bize. Bunun için (tabiatle kaynaşma) şarttır. Yüzen balıklar gibi sevinçli.. (Ormanın mırıltıları) senfonisi... sen benim babam değilsin. yanıma iyi bir arkadaş gelip oturur mu diye. az gizli kalmış her şeyi nasıl uyandırdığını gösterir.

onu da bir kılıçta yere serdi. oralardan geçen bir vahşi homurdanırken. Bu dehşet. etrafında herşey hareket ederhen insanın azaları titremeğe baslar hasseleri karma karış oiur başı dönmeğe başlar. „ Mime. anamı göreydim. Şigfritte gayri meş'ur bir cesaret var. bu karma karış olma: Bsn bunları tatmak isterim. Fakat onun bu niyetinden. Düdük sesini müteakip Dragon ininden çıkt.— 160 — Aman ne actklı şey.: Bu dağ gibi büyüklüğü ve çirkinliği. mırıldarken. "Ormanda uz klarda her şey sallanırken. Sigfriti korkutmak şöyle dursun onunla çocukça istihza etmeğe ve gülmeğe başladı.hayet Sigfrit Dragonun kaibine. fevkalâde birşey olur. Mimenin teşvikile Sigfrit. Bu pervasız cesaretin sembolü: Sigfrit'in kendi döktüğü (Nothunğ)kılıcıdır ki ilk işi Fafneri yok etmek olmuştur. „ Ormanın hışıltsile. kuşların dillerinden bile anlamağa başlıyor.. „ Buna karşı Sigfrit şöyle diyor: "Filhakika bu. kavga kızıştı. " O . N. Sigfrit... Mimenin suikast teşebbüsünden kendini kurtarıyor. Haniya?. öten bir kuş vasıtasıle haberdar oldu. Fakat bunu duyan kalbim gene demir gibi. zekâsıda bambaşka oluyor. kılıcını Tam bu sırada Mime de Sigfriîi öldürerek mei'un yüzüğe tek başına sahip olmak istiyor. Ah. Hamle hamleye giriştiler. korkunun ne olduğunu bilmez... onu orman içinde korkutmak istedi. Bu sayededir ki sonra. kalbi göğsünden dışarı fırlayacak gibi çarpar. . bu titreme. her şey vız vız vızıldarken. Sigfril'in kalbinde doğan bu kuvvetli hislerle.. anamı göreydirn. Dragonun ini yanma sokuldu.. ormanın içinde.

ve yeni bir insaniyet devrinin — hür ve cesur Sigfrit nesli devrinin — başladığını ilân ediyor. (Brnnhilde) attık mabudlardevrinfr. ebedî uykuya daldırarak hapsetmiş. ey mabutların parlak ihtişamı! Ey ebedî ırk ! Daima sevinç içinde yaşa 1 F. "Nur içinde yatsın seni doğuran ana: Mukaddes ve var olsun seni besleyen toprak] Yalnız senin gözlerinin beni görmeğe hakkı vard 1 . Filhakika o cltmdan ve hazineden nefret ediyor. Brünhilde. Bu da kendinden evvelkiler gibi ayni mel'anete düşecek mi? Va £r. Ben ancak senin için uyanacaktım! Ey Sigfrit. sevinç te bir titreme ile bitiyor. Sigfrit! Uyarıcı bahtiyar kahraman! Seni ne kadar sevdiğimi eğer hileydin. şimdilik kahramanlık ve kurtarıcılık seciye» sini tamamen muhafaza etmektedir. ey ulvî çocuk..cr. altın yüzüğe sahip. Fakat Sigfrit. kendi gururları yüzünden.— 161 — 5 — Pervasız cesaret Şimdi Sigfrit.. ey muhteşem seferlerin gayri meş'ur hazinesi ! Ben. mabudeyi uykusundan uyandırmış* İşte o zaman ikisinin de kalbinden bir zafer sevinci ve aşk tajm ş.. Nihayet bu.. Votaı?. ormandan çıkıp gidiyor. 11 . uzaklarda bir kayanın dibine varıyor.. sinin son kısmında onu da bu akıbete düşürüyor. kapandığı. Kayanın dört çevresinden tıhsımlı ateşi geçen kahraman. ve katfolunan (Sigfrite) e yas havas! çalıyor.. "Tetraloji. Bünhilde: "Ey kahraman çccuV. Bir kuşun sesine meftun olup onun ardından. Sigfrit' "Nur içinde yatsın beni doğuran ana: Mnkaddes ve var olsun beni besliyen toprak ! Çünkü benim sevincimi gören şu gözleri gördüm!. buraya — başka sebeblerle — kızı Brünhildeyi. seni tebessüm ederek sevmeliyim! Valhal'in parlak devrinden daha parlak devirler aç! Hoşça ka!.

mütebessim ölümüm hep.ömrünün son yarısında. göz yaşlarile inşa edilmiş Tiraninin timsali ve kibir abidesidir. Her şeyim onundur. derin ve yüksek aşkım. hep onundur. . Sigfrit'in yıldızı parlıyor. Tolstoy [1828 —1910] Zengin bir kont. Kanlarla sulanmış hazine* lerden kısır ve hayvanı zevk ve istifadedir. Tabi! saf ve sadelik ile lirik ateşin zaferidir. 6 — Netice Pek mufassal olan Tetrolcjiden yalnız şu birkaç sembolü olsun hatırımızda tutalım: Mabudların Valhaliası: Başkalarını ezme sarhoşluğunun ifadesi. Fafner: Hayvan! ihtiras. insanların çoğunun mahkûm olduğu yoksulluk acısını düşünerek ve insanlarda görerek pek müteessir oldu.— 162 — Karanlık uçurumlardan (tnabudların kara püskülü) gölgesi yükseliyor. orman bahan. Sigfrit: Yeni hayat. onun ruhu altındayım. kalemini bu adaletsizliğe karşı şiddetle kullanmağa ve yegâne selâmet yolu gördüğü kendi doktrinini yaymağa başladı. benim için. Bu saat. köylü centilmen. zabit. taze ve ilk enerji ile dolu. Bu duygudan sonra. ünlü muharrir olan Leon Tolstoy «1828 — 1910» .

müraî. adî bir şey.— 163 — 1 Kendimize karşı samimiyet Tamamen temiz bir hayatın ilk çattı: Her günkü hayatın dışına ait sun'îiiklerini kabul etmekten mütevellit fenalıkları apaçuc anlamaktır... veya dıştan kuvvetli bir darbe iledir ki itiyadın pençesinden yakasını kurtarıp hakikî sefaletini idrak edebilir. Tolstoyun böyle vicdan şahlanmaları. boş ve egoist bir ömür sürmeği. mühim bir burjuva olan Ivan. tasan. Rusonun izinden yürüyen Tolstoy. Buradan dönüşte yeis ve dehşete düştü. Egoistlikten mütevellit bir cehalet neticesinde bunu şimdiye kadar öğreneme diğinden. 1884 te Moskovanın fakir bir mahallesini dolaşırken vaki olmuştur. kısır ve hattâ fena olan şeyleri normal görmek. monoton. idrakinde anî şimşek çakmalar. bo zulduğuna. şerit gibi. Ölüm döşeğinde bütün mazisini. kendi özüle büyük bir mücadele. bilhassa "fvan lllıtch'in ölümü. kendisini bu işi tasvip eder mevkide görmek ile kendini itham etli. insanların ıstıraplarını çoğalttığına kanidir. Bütün hatâların kaynağı şudur: Boş.. bir kaza neticesinde başına gelen uzun veisdıraplı bir hastalıktan sonra ölmek üzeredir. Tolstoyu uyandıran darbe. vaki olan sükûtu ile. gözünün önünden geçiriyor: İyi ve faydalı hiçbir şey yapmadığına kani oluyor. mütebeddil. diye gezmiş. amma sadece kesesini doldurmağı düşünmüş. iyi ve faziletli gösterir. Adamım. Mazisi böyle gözünün önüne gelince ona bir sıkıntı basıyor. eserinde çoktur. modern cemiyetlerin fenalaştığına. bu gece düşündüğü şu fi- . "Bu manevî ıstırap ona. Zengin bir memur. İtiyat o kadar kuvvetlidir ki: Bize.

İnsanlar beşer tarihinin cinayetlerle dolu olduğunu gö rüıler. ve tasdik ederler. Ahlâkî rehaveti. ona benzer şeyleri kendi zamanlarında görünce hiç ses çıkarmazlar. grup halinde olunca. Sabahleyin hizmetçisini.. onlarda -sanki aynada gibi. kat'iyetle tasdik ettird'. aiie hayatını tanzim!. Fakat onlan. monden şeylere alâkast neye yarardı? Birden bire bunlara arkasını döndü. Tolstoy Çarların zuîmunun tevlit ettiği bu safsataya karşı «Nıkola Pa!kin> eserinde ateşler püskürür: . Kendini.. bunların her hareketi ve her sözü o gece kendisine zahir olan hakikati..gördü. der. yüksek sosyeteye karşı duyduğu isyanları hatırladı.. ve bütün hayatı boyunca bunları acı acı hatırlad'. mecburiyetinde içtimaî yalan nedh? olduğumuz — "İnsanlar. Bu halde şimdi ilk vazife: Kendini ve etrafını tetkik etmek ve olmaklığımız lâzım geldiği gayet vâzih bir fikir edinmektir. Fakat bir an evvel düşündü ki bu bir hakikat olabilir. müthiş ve muazzam bir yalandan ibaretmiş.. 2 — içtimaî valan: Behemehal kurtulmak . demesiyle hepsinin de böyle demesi. Nadir de olsa bazen. Memuriyetîndeki hizmetleri.. diyordu.— 164 — kirden geliyordu: Eğer benim bütün hayatım «olması lâzım geldiği gibi yani iyi» olmazsa benim halim ne olur? İlk evvel: Hayır. sonra refikasını.. kızını doktoru görünce. Bu isyan zamanları bunları çabucak dağıtsa da hayatının en kıymetli zamanlarıyle. Artek tamamen anladı ki şimdiye kadar geçen hayatı. içinde bulunan adi vaziyet He memnun olmağı Tohtoyun eseri kadar sarsan hiç bir eser yoktur. bir şeyi sadece ekseriyetin iyidir. hayat böyle değildir.

deiin hayrete düşürecektir.. 3 — Ahlâk ne? Hastalığı böylece tesbit ettikten soma bunun devası — Deva. böyle samimi ve sağlam ahlâk üzerine kurarak hakikî «yeniden doğma» . cemiyet için yaşamağa sarılmaktır. bizim böbürlendiğimiz.ğın formalitelerine düşmandır. Tıp* ki dedelerimizin de kendi zamanlarındaki çirkinlikleri görmedikleri gibi. 5 — Yeni hayat . sol yanağınl da çevir!. bunların çoluk çocukları da açlıktan ölüyorlar. zindanlara atılmış. Üç yüz bin adam. Bütün bu korkunç manzaralar. sözünün kayıtsız ve şartsız taraftandır. Tolstoya göre. her zaman böyle olmuştun Bizde de böyle olacaktır. bedenen ve ruban mahvolmaktadır.. birer mefsedet ve egoizm vasıtasından başka bir şey değildir. Başkalarına yardım ve cömertlik ile mûterafik değilse. Yaptığımız hatâlara karşı biz de köileştik.- 165 - "Ayni çirkin şeyler var. Milyonlarca adam fabrikalar esaretinde. fakat biz görmüyoruy. İsanın "Sağ yanağına bir tokat vurana. Bu. 4 — Din Tolstoy. onu aforozlamiştır. bugünkülerin canlılığı ve hissizliği karşısında. öyle ise asıl temel iş: Kalbimizi temizlemektir. sadece ahlâkîdir. Dört el ile içtimaî ahlâka. Yanliz Tolstoy.. can çekişiyor. insanlar. despotların zulmünü normal telâkki ve kendi kendilerini aldatmakta devam ettikleri müddetçe ilimlerin ve müesseselerin ilerlemesinin hiç kıymet ve ehemmiyeti yoktur. . müstakbel nesilleri.. san'at ve ilim. Tolstoy'a göre manevî varlığımızı. Hiristiyanl. Bizim zamanımızda da mazinin çirkinlikleri var. Bunun için Rus kilisesi.

Kont için bu.Bâsü badelmevt» inde bunu tasvir eder. sathî. büyük bir şahsiyet olup. Kadını. Normal düşütçe. içinden atmıştır. Sibiryaya onunla gideceğini beyan ediyor. içtimaî yalanlara karşı en gür bağıran. kendini zararlı bir kadının hizmetine hasretmek üzere hepsini terkediyor. iyiliğe karşı . içkiye düşkündür ve cemiyet onu. nedamet ateşleri içine düşüyor. Böylece onu sefalete attı. Zengin ve münevver olan bu kont. hüküm giyen bu kadın evvelce ailesinin hizmetçisi idi. egoist bir içtimaî nizamı idameye sky olup vicdanı tatmin etmediği ve bunun nefrete şayan bir komedi olduğu. Halbuki o. iki şey doğuyor: Biri beşerin adaletinin şekli. trajik şefkatli. zindanlarda arayıp bularak izdivaç teklif ediyor. çirkindir. Diğeri. yakıcı samimiyetli. fenalıktan daima çekinmek. 6 — Netice: Tolstoy. bu hadiseyi tamamen tabiî bulur. Ve hatâsını tamir etmeği arıyor. Nekuldofun kalbine. müthiş. Hem vaktile patronu oluşundan hem de şimdi hâkim mevkiinde bulunuşundan kendini bu mesele karşısında iki kat mes'ul sayıyordu. Ruso gibi. Koğdu. Mahkûm olan kadın Sibirya zindanlarına sevkedlliyor.— 166 — mizı temin etmek lâzımdır. Bu sırada mahkemeye her türlü fenalıkları yapmış ve nihayet katil ile itham edilmiş bir kadın geliyor. O kadın ki cahildir. Moskovada jürüiğe seçiliyor. uzun bir tecrübe ve uğraş• ma oluyor. Son romanı olan «Resurrection. Eserin kahramanı olan «Nekuldof». Fakat bütün bu çalışmaları neticesinde «yeni hayat» a götüren <Bâsü badelmevt» i hissettikçe temel ahlâk kanunlarım daha kuvvetle anlamağa başlıyor: Her mahlûku candan sevmek.

dram şiirleriyle ûn kazanmazdan evvel.— 167 — eşsiz ihtiraslı bir ahlâkçıdır. Ibsene göte cemiyetlerin yarattığı ahlâk birtakım (batıla • prejüje) lerden ve hakikatte ahlâkî bir kıymeti ol* mayıp itiyatlardan doğan hal ve hareket kaidelerinden ibarettir. çok fakirlik çekti. Ibsen [1828 — 1936] 1828 de doğan Nerveçli Ibsen. Sesi 19 uncu asrın en kuvvetli ve keskin ahiâk mayası ve samimiyete davet edicfsidir. Norveç. miskin ve felce uğratan şeylerin tamamen zıddıdır. ve gittikçe gereneğin içine saplanır. Bu . Bu nevi ahlâka düşman olan Ibsenin. ferdin böyle basma kalıp ahlâka karşı isyan ederek. Hürriyet deyirce anladığı şey: içtimaî konvansiyonun dar. Eserleri ahlâkîdir. nihayet hâkîk! ahlâkı bulmasını tasvir eden dramları pek kuvvetlidir. gider. Ibsen de beşer hürriyetinden pek yüksek neticeler bekler. 1 — Hürriyet : Büyük romantiklerden Hügo ve Misele gibi. Bunda ötedenberi gelmiş işleri yapmakla insan kendim faziletli ve iyi zanneder. İtalya Münihte dolaştı. Edebiyatta romantizme saliktir. Donmuş ve tembel ruhları hareket ve hararete getirmek için haykırır.

kendisini bütün arzu ve ihtiraslara kaptırmış bir egoisttir. tamamen monoton. Buna dair en güzel piyes: (Per Gynt) tir. Ibsen. Bunun için başlıca iki şart lâzımdır: Birincisi. Evinin içinde hayat. Eserin başlıca şahsiyetleri (Helver ) ile karısı (Nora) dır. madd! ve dar egoizmi kırmak. bir kere de kapısında < Burad? herkes. Bu ruhî haleti. 2 — Ferdiyetçiliğin hudutları: Ibsenin bu hürriyetçiliğine bakıp ta insanı tamamen serbest bıraktığını ve intizamsız bir hürriyet ve anarşiye teşvik ettiğini zannetmiyelim. " Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin! ? mısraını şiar edinmektir.. tıpkı c m s z bebeklerin varlığı gibi. bir fıçı gibi. olan mahlûkların yanına. Bu vaziyet karşısında. (Per Gynt). Yoksa insanı bozmak ve ahlâksızlık yapmak değildir. kendi içine kapanır! > yazılı bir tımarhaneye götürür. ve zannediyor ki vazifesi: bu zindandan kurtularak daha ziyade hareret ve hamle ile yaşamaktır.. ancak kendi kalbinin derinliklerin* den kendiliğinden gelen hissiyata .— 168 — bapta ve cesaret: herkesle beraber (Çarşambadır Çar samba) demlyerek. karısının ruhunda bir is/an patlıyor.. Bir mesele hakkında nasıl düşüneceği evvelden belli.. Fert için hürriyet isteyişi ferdin büyük işler meydana getirmesi içindir.tek başına kalmak pahasına da olsa itaat etmektir. tamamen basma kalıp ve batıl fikirlerle yoğrulmuş âdi bir insan. Bu adam. Ibsen bu eserinde gösterir ki İnsanın .. en iyi temsil eden eseri «Bebenin evi> adlı dramıdır.. bu eserinde bizi bir kere yer altında yaşayan ve şiarları < Yalnız kendini kayır! .

ayni dersi yenilemiştir. akdye ve seciye ferdiyetçidir ki. Bazen halk. Sebebi. hislerde sebat ve iç sükûneti ister. Çok zarif ruhları. hakikate ulaşa bilir. Hsr fert ancak mufaza ve irade kuvveti iledir ki. " siz benim gibi yükselin! „ dememelidir. onları tamamen kaybetmek ve ıstıraba düşürmek demektir. Hakikî ferdiyetçi. nefsine halcim olma. ikinci şart şudur: Ammenin kanaatları üstüne çtk mı ş olan ferdiyetçi. dolgan ve ahenkli bir insan hayatı yaşamak değil. henüz bir batılalardan siikinemiyen lere otoritesini kullanarak. Ibsenin kahramanlarından biri olan (Brand ) . (Vahşi Ördek) eseri bunu temsil eder. hayvanlığa inmesi demektir. halk aşıklarına. bir çok ihtilalar olacaktır. bilâkis insanlıktan vazgeçerek. her şeyden ruh kuvveti. ruhan derlenip toplanarak iç sükûnetine kavuşmağa sevkeden (amour de soi — kendine sevgi ve saygı) arasındaki zıddiyeti Jan Jak Ruso tamamen göstermişti. Her türlü kibir gururlara sayısız can sıkıntılarına sebep olan (atnour propre — izzet-i nefis) ile. Kütle ile yüksek şahsiyetler arasında bu noktadan. nura tahammül edebilmek üzere birdenbire ve en kuvvetle tenvire çalışmak.— 169 — zevke tabiî kaprislerine bi/akması. Ibsen. Yoksa bu dışarıdan herhangibir nas (döğme) veya kanun ile verilemez. . kütle maalesef soğuktur. Maddi ve kaba huzuzata kat'iyyen gönlü akmaz. Kütlenin kabul ettiği akideleri ve düzeltmek ve ve insanları gittikçe yanlış yoldan kurtarmak istfyenlere karşı. zekâ ve iradesinin kuvvetine rağmen muvaffak olamadı. Bunun faydasi olmaz. henüz daha kanatları tüylenmemiş olanları uçurmak istemişti. halk düşmanı na* zariyle bakar.

Bunda alelade hayat. yalanı susturalım ve genç bir arslan olan iradeyi uyandıralım. Burada harap bir köyün evleri falegierin gölgesine sıkışmıştır. Herkes için tek bir gaye vardır. Onun istediği kahramanın portresini. en sönük renklerle tasvir edilmiştir. can ve gönüllerimizi birleştirerek temizleme işine baş vuralım. Büyük işlere şahlanıyor. en benzer surette. geliniz bana! ruhlarımızı bîrbirne dayıyarak. Başlarına geçmiş olan mahdut kafalı adam köy ağası. kıskançlığa kurban gitmek üzeredirler. Burada yaşıyan fakir balıkçılar. egoizm tuzağına düşmemek. açlığa. icabında. bütün ruhları tutuşturabilecek. bir alev gibi beliriyor. Ey benim doğduğum bu derelerde güç bir hayat yaşıyan insanlar.— 170 — 3 — İrade kahramanı Hakikate. kararsızlığı alaşağı edelim. Nursuz bir hayat yaşamaktan nefret ediyor: «İnsanı hür kılan da. bunun üstüne Tanrı ne isterse yazar» . hasisliğe. 1864 Slesvİg muharebesinden sonra. Yeni gelen Pastur Brand. kahramanca hare* ketlere susamış bir adam. (Bebek evi) zindanı. politikanın adiliği ve darlığı tesirile yazılmıştır. Bîr tunç levha olmak. Bu dram. belki (Brand) eserinde görürüz. bu durgun muhitte. Her şey dökülüp saçıldığı perişan olduğu halde o bütündür. Çelik bir iradesi var. tek başına ulaşabilmek. kendi ulaştığı yüksek noktaya kütleyi maharetle çekmeği bilmek: fşte Ibsenin aradığı kahraman. yaşatan da iradedir. bu zavallı sürüyü bu sefil ve acıklı vaziyette tutmak için onları itiyat ve akideleri içinde hapsetmekten başka hiçbir şey düşünmüyor. burada boğucu ve hüzünlü bir peyizaj ile yerini değiştirmiştir: Buzlu sisler arasında kaybolmuş bir Norveç fiyort1]'. Küçüklerde de büyüklerde de aynidir.

Biraz daha ilerleyip yorulunca. Hasılı Brandın hayatı yüksek bir manevî inkilâp yapmak teşebbüslerîle dolu. Ha bire gayret. mükemmel bir (adam) olmağı bildi. dirik.. diyor.. tik hükümranlık. Tek başına kalan Brand. ölüm döşeğinde olan anasını hasisliğinden vazgeçmediği için ziyarete gitmiyor. Hasta düsen çocuğunun. cesur ve temiz adam yapmak istiyor. Fakat çürük bir niyet. lâkin sonu muvaffakiyetsizlik. kendini dinleyen insanları. söyliyorlar. beşeriyetin daha şerefli devresi geleceğine bir (üçüncü hükümranlığa) inanır. Fiyordun sert iklimine dayanamıyacağını doktorlar.. dar ve miskin akidelerinden.. insanları. Brand.. fatihlerin idi: Maddî ve askeiî kuvvete . köy ağası arkalarından yetişiyor: "Koşun.— 171 Brand. her günkü maddî ihtiyaçlarının ardından koşmağa başlıyorlar. kendisini taklit etmesini istedi. Yola dizilip tepeye doğru çıkmağa başlayınca. Kütle tepeden koşa koşa iniyor.. sürüler ile balık geldi!. Kütle. yol biraz güçleşir güçleşmez kütlede cesaretsizlik ve mırıldanma başlıyor. öyle hareket ediyor. en yüce tepelere çıkarmak) istiyor. dar ve maddeci kiliseden kurtararak onları ebedi. Amma sonra ıstırap ve fedakârlık devresi geliyor. Brand düaünöyör ki ruhları uyandırmak için hal ve harekette çok sağlam olmak lâzımdır. fakat imkânı olmıyan bir şahlanma istemesiyle kendini mahvetti: Bütün kütlenin. bir avalanş altında öiüp kalıyor. evvelâ kendini iyi karşılıyor. Muhit. evvelâ orun ardından gitmeğe niyetlenmiş görünüyor. 4 — Üçüncü hükümranlık: Bununla beraber ibsenin son sözü bedbinane değildir. Büyük romantik şairler gibi lbsen de. yüksek ahlâkî hakikatlere taptırmak (şiir Iisanıle. Yalnız bunu pek mübhem tasvir etmiştir. O.. o vazifesinin başından ayrılıp gitmeği reddediyor ve çocuğunu kurban veriyor.

mert ve ahenkli bir ruha malikiyet mi? Bunu pek iyi seçemedik. hîr zaman her yerde vicdanlarının iyi ve doğru dediği şeyi istemeli ve bu adalet hissine göre hareket etmeği bilmeliler. Bugünün insanları. kahramanlık Burada Ibsenin kastettiği saadet. Tanıma ağacı. Onlarda işte bundan muvaffak olamadı. haz ve meserreti. diyor. kinci hükümranlık. derunî hürriyet hissini tam bir surette inkişaf ettirme» liler. (Apotre — Havari) lerîn idi. Çünkü. Yalnız ıstırap İse kansızlaştırır. ferdin kendi içinden gelmelidir: haricî bir iknadan değil. içleri ne ise dışları da öyle olmağı aramalılar. maddî realiteler mi? Yoksa sadece: Saadeti felâketlerle çarpışmakta bulan ve kendi kendine kâfi gelmeği. daha doğrusu bunların en iyileri. Ibsenin şairane teşbihlerini. kal1 i ifadelerle tercemeye imkân yok. Bu büyük ülküyü kim reaüze edecsk? lbsen: "Tanıma ağacı ile salip ağacının birleşmesi. Her iki nevi de tek basma hâkim olunca bizi gaflette bırakır. Amma memzuç olurlarsa en dolgun bir hayat yaşamış oluruz: O zaman ruh alevlenir ve enerji uyanır. kuvvet. Kalplerde ve ruhlardı derin bir İtaat itiyadı bıraktı. salip ağacı ise ıstırap ve fedakârlığı temsil ediyor. .. kimseye boyun eğmemeyi bilen. Bunnnla lbsen belki şunu demek istiyor: tasanın kalbinde kibir ve haz hüküm sürerse insanı bozar. Ancak bu suretledir ki hakikî insaniyeti yaratabileceklerdir. ve sonra beşeriyeti düşürdü. Bu ikisinin birleşmesinden yalnız ferdî değil saadet ve bahtiyarlık ta doğar.- 172 - dayanıyordu. Bunlar hal ve hareketletile takdire değer insanlardı amma bunlar unuttular ki iradelerin kuvvetlenmesi ve ilerilemesi.

Vilyam Moris ( 1834 1899 ) Vilyam Morİ5. hakikatte ferdiyetçi değildirler. âlicenabane faliyetlf. ve bunun başlıca fikir- . Biihassa (Ruskin) in tesiri aifrnda kaldî. ( Rosetti) gibi şairler : ( Burn e j o v e s ) gibi ressamlarla dostluğu varch. fıtıî mevhibelerin tenevvüu. Rahipliğe girecekti: vazgeçti. Ibsenin kahramanı ise ne baştır. 1 — Hayatı ve eseri 1834 te orta halli bir aileden dünyaya geldi. I§ci şâir ve muharrirdir. ne hizmet edicidir.— 173 — 5 — Netice: Fransız romantikleri. fikren müstakildir. Vaziyetterinde ve tiklilerinde tamamen samimîdir. fçi ne ise dışı o OIÎ çaktır. Kollej ve üniversitede iyi tahsil etti. kendi kalplerine doğan vazifeye misyoner varlıklarını vakfedeceklerdir. örnek ve yüksek bir insan olmuştur. Ve bütün insaniyeti temsil ve ona hizmet edeceklerdir. Şairliğe döndü. Ülküsünü realize etmcsile. Çünkü kahramanları. ateşli nikbinliği ile dikkate şayandır. İçtimaî yalanlar arasında temiz ve gürbüz bir kuvvet ve (ferdî yükselme) imkânının canlı bir hücceti şeklinde yükselir.

Moris. fabrika larin . Moris te şuna kanidir k>. Bu mesele. Ona en ziyade nüfuz edenlerden biri (Moris) tir. Teknik o kadar ilerledi ki işçiyi. dıvar resimleri. Renkli camlar. Moris tarafındın tekrar basılan bir eser de ( Toris Mor) un " Ütopi. Halbuki bu hal Makinecilik ve seri hayatına girdiğinden itibaren her yerde hemen bir kaide gibi oldu. Basacağı kitapların tipoğrafini ve resimlerini kendi yapıyordu. Uzun. Bütüı bu işleri yanında. sidir. Bir kaç arkadaşı ile beraber bir (tezyini sanatlar) evi açtı. halı ressamlığı ve saire yapılıyordu. Burada evlerin ve resmî binaların tezyin işlerile uğraşıyordu. Bu işlerle beraber eserler de yazıyordu. 10 uncu asn işgal eden en mühim meselelerden biridir. bundan cesaret alarak. insan için en büyük bedbahtlık: sevmeği işi yapmak mecburiyetinde kalmaktır. Heyecanlı ve genç ruhlu bir adamdı.. 2 — içtimaî mesele ve sanat Sanat ve güzellik ahlâkının ne olduğunu (Ruskîn) de görmüştük. ve ( Kelmscott) da bir matbaa ve bir de kitabçı dükkânı açtı. ve müstakil bir hayattan sonra 1899 da öldü. 1891 de „ Hiç bir yer.. Buna biraz sonra ('•kırmızı ev) denildi. çok ün kazandı. bir kölelik ve alçaltıcı bir şey oldu. iş. benimsedi. kitabını yazdı ki bununla ütopistler sırasına girdi. Ostadı Ruskin gibi. Böylece. " Sevinç ile yapılım* yan herhangibir iş. ihtirasla. Şiirler ve hikâyeler yazmakla beraber resme ve yağlı boyaya da çalışıyordu. yapılmağa değer bir iş değildir. insanların uzaklaştırıcı çirkin ve karanlık nokta* lanna attı. < Kırmızı ev > büyük muvaffekiyet kazandı. çalışkan. Buna ilâç olmak üzere sosyalist doktrinlerin .— 174 — lerini. kitabettik yapmağa özendi. konferans vermeğe ve halk terbiyesi için çalışmağa da vakit bulabiliyordu.

yeniden bir sevinç kaynağı yapmaktır. ucuzca. Sanat. işine karşı insanın duyduğu zevkten ibarettir. ve o iş. İnsan. kıymetli kumaş ve saire gibi maddî lükslerin yerine. eğlence değil. bütün içtimaî meselelerin bununla halledilip biteceğini zannediyor değildi. Moris'in öne sür* düğü fikir: işi. İçtimaî sanat. hakkını almış olur. sulh ve saadetin kaynağı. Fakat el sanatları yaptıkları şeyler de amelî ve kullanılan peyler olmalıdır. Ruskinden soma Moriste: < Sanat. zevk ve zekâ ile yapılma ğa müsait bir yeri vardır. Ve bu sayede amele de. halk sanat. Böyle olduğundan itibaren sanat eserlerin müşterileri çoğalır ve eJ işlerine ve sanatlarına güzellik girer. Buna varabilmek için artist ite el sanatları sahihleri arasındaki duvarı kaldırmak lâzımdır. mahirânebir iş ile meydana gelebilecek gayet ucuz bir şey üzsrine yapılacak şekil kaim olmalıdır. bü - . Moris. ve yükseltici. sanattan istifade edebilir. > Diyor. hayat verici bir Hümanizmin vasıtası olacaktır. Bu da encak en mütevazi işin de artistik bir surette yapılması ile mümkündür. bu suretle aristokrasiye münhasır kalmaktan kurtulur. Altın. bir işi zevk duyarak yaparsa onda şahsî bir tam g ası olur. Bunun içindir ki meslek! ter* biyeye ve bilhassa resme çok ehemmiyet verir. „ yok etmektedir. Morise göre her sanatın.— 175 — öne sürdüğü şey: menfaatin ilgasıdır. güzelliğin az çok bir ifadesi olur. Nihayet İngiliz sosyalist partisine girdi. Herkes. demokratlaştırılmış olur. O zaman tngilterede bunu yapmak. inci. Sanat. muesır bir muharriri şu formülünü : " iş bu.

. romanına eğlenceli bir mukaddeme ile girer: Bir akşam. Her şeyde ahenk ve güzellik var.» kitabını yazıyor. Çünkü ev işi.. Münakaşa. Blâkis hürmete değer iştir.. ve hazinliğînden canı sıkılıyor. hayal ve rüya âlemine kaçıyor ve o zaman bu «Hiç bir yerde. müstakbel sosyeteye aid bir ütopi lomanının bir kaç faslı gibi gösterir. Ve o gece modem hayatın çirkinliğinden. çünkü hepsi mesuddurlar. Moris. Bu da gösteriyor ki ona göre içtimaî meselenin sanat yüzünü halletmek kâfi değildir. bir dostu ile müstakbel sosyete hakkında konuşmuşlar. baş döndürücü süratinden. sıhhatli ve güzeldirler^ Tem'z giyinmişlerdir. Şu güzel tâbir. meselenin can evi elmalıdır. genç görülüyor. hâkim fikir: Müşterek hayatta ve bütün vatandaşların tam müsavatıdır. Evlerinin ve erkeklerinin işlerini kendileri görüyorlar. Müellifin evi de «misafirler evi» oluyor. Bütün bu nevi eserlerde görüldüğü veçhile. Sonra balık istifi gibi yer altı trenine binip evine gitmiş. 3 — "Hiç bir yer. iktisadî ve siyasî meseleler de var. hürriyetin ve genişliğin tadı tadılıyor.. Bu realiteden.— 176 — yük bfr cesaretti. geçtikleri yerlere küçük lavanta çiçeği dalları saçıyorlar. âdi bir iş değildir. Bununla beraber Morisin sosyalizmi. takat içinde yaşanılan muhit: Sevinç. ve bu terbiyede zevki yükseltmek isi. . ziya ve güzellik muhiti olacakar. Bu «misafirler evi» rsde. hararetli ve mübhem geçmiş. > İnsanlar. halk teibiyesinden ibarettir. Morisindir: «Tasalı insanlar arasında çabuk ihtiyarlanır. Açık gökte güneşin tatlı ve ilik bir harareti ile insanın içi neşe ile doluyor. insanların hepsi. Bunlar bir filozofun mülâhazaları değil bir artistin rüyasidir. Zarif bir surette dıralara bürünmüş kadınlar. eserini Moris. Şehirlerin içinde dumanlı fabrika bacaları yok.

ahenk ve güzellik örneği. ormanlarda küçük midilli beygirler üstünden sıçramak. grup. tutacağı işi tayinde serbest olacak. Cinayetlerin çoğu yok olmuştur. Kendi kendilerine yüzmek.kuvvet ve*meharetlerini göstermek için. ot biçmek. Böyle kendiliklerinden bir çok şeyler öğrenmiş olacaklardır. grup ormanlarda. Çocuklar. Yeni adamın. * Morise göre şahsi mülkiyetin ilgas'. biraz yapıcılık ve marangozluk öğreneceklerdir. Evler. Şehirlerden köye dönüş. herhangi bir iş icabt. Evin ön tarafım tezyin bile bir sanat eseridir. insanda çalışma zevkini azaltmaz. > Morisin yeni şehri. Bu taktirde işçilerin gayretini arttırmak için bi takım mükâfatlar ihdasına lüzum kalmıyacaktır.— 177 -Bundan başka «bir hanım için evini maharetli tanzim edebilmek bir zevktir. sevimli olur. Çünkü o.. Birtakım "birleşmiş atölyeler.bir yolun tamiri ile meşguldür. hürriyet içinde ve oyun ile terbiye edilecektir. Herkes. kır larda. hakikî ihtiyaçlarını bilir ve yalnız faydalı olan şeyleri imal eder. her iş hoşuna gidecektir. Ceza F. yaptığı işde görülecektir. "işin mükâfatı. Ve köyler şen ve şataret içine gömülmüştür. birleşmesi lâzımgelen işçiler birleşerek çalışmaktadırlar.. Evlerin içleri de temizlik. Çocuklar. çünkü ayrıca dinlenme için kâfi zamanı ve geliri vardır. de var ki buralarda. İmal ettiği şeyleri de neşe içinde imal edeı. bugünkü «Septe Jarden» tipidir. Kezalik başka bîr grup . 12 . Seciyesi ve şahsî zevki. Gönül arzusile ve hürriyet ile olunca iş -oıta zamandaki gibi angarya değil. bahçeler. hayatın kendisidir.. Bu suretle her iş hoşa giden bir idman olacaktır ve hiç kimse bundan çekinecek değildir. plajlarda oynıyacaklar. halkta yeniden sıhhî bir muvazene tesis etmiştir. Rusonun (ETHI) I gibi bir terbiye eski mânada mektep yok.. içindedir.

derin bu surette gayri ahlâkîdir. bir sistem hahne koyacak kadar fikir kuvveti gösterememiştir. O. Çünkü o da. Morisin sözleri. bugünkü (teknik rasyonalizasyon) karşısında masal gibi kalsa bile onun şu kanaati her zaman dikkat ve hürmete şayan kalacaktır: " Eğer is. Feriler arasındaki musavalsızük nasıl yok olmuş İse milletler arasndaki rekabet te yok oinsu^. Morise göre bu düşkünlüğün sebebi. Amma o. csza fikri bile. Mes'ut ve neşeli ve " şahsî serveti atıp saadete kavuşmuş olan bu insanlar. iş iie makine arasındaki ahenksizlik iie bir de büyük mikyasta istihsal hırsıdır. lükse karşı mistik bir fesahat iie soz söylemekle kahniştt. bunu i. insanı boğmağa ve hayatını çirkinleştirmeğe sebep oluyorsa o iş. Yalnız moriste. 4 — Netice Bu mucizelerin nasıl usule geldiğini Moristen sortnıyalım.İle gösterdi. tabiî bir faaliyet ve bahtiyarlık sevinci içinde bir arkadaşlık hayatı yaşamaktadır.— 178 - kalmamış. Moristen evvel Ruskin de bu mealde fikirler öne sürmüştü. dikkate değer şey. umumî sahada. bunların rüya olduğunu saylıyor. tahammül edilemez bir şey olmuş. Fakat Mbris. bu rüyalarını. sanat üzerine olan fikirleri ilâ sosyetenin düşkünKiğü sebebi üzerine olan fikridir. .

ince ve renkli tahliller yapma merakı onu Felsefeye çekip götürdü. Ceymis. Hanrı. İngilterede kalarak nihayet ingiliz vatandaşı oldu Vilyam. ilk önce Anotomi. ( M . Felsefeyi şöyle tarif eder: Eşya hakkında en iyi anlaşılabilecek bir şekilde düşünmek. Fransada ( Şarko ) ve diğer akü hastalıkları mütehassıslarının derslerime devam ettiler. Ceymis'e göre. Fizik ötesi demek: eşyayı en açık bir tarzda düşünebilme çalışmaları demektir. I89O da yazdığı ( Psikoloji) si. 1842 de (Ncwyork) da dünyaya geldi. Ameri kaya dönerek. 1872 den itibaren ölümüne kadar ( 1910 ) burada hocalık etti. FiziyoIoji ve nihayet felsefe hocalığı. anatomi ve fizik ötesi tahlillerle doludur.— 179 — W . Amer ikada hiç bir filozofun elde edemediği başarı ve halk arasında ün kazandı. = Master Degri ) sini 1870 de Harvard Üniversitesinden aldı. Felsefî ilk eseri ( The will to belive = inanmak iradesi 1897 ) idi. Kendinden bir yaş küçük olan kardeşi ( Hanri ) ile beraber Fr an saya tahsile geldiler. D . 1900 den sonra yalnız Felsefe ile uğraştı. Ceymis (1842 — 1910) Vilyam Ceymis. Babası mistik bir filozoftu. . Psikoloji olaylarını. 1902 de bir Psikolojik izahlar şaheseri olan (Varicties of Religions Expeiiencis = Dinî tecrübe başlıkları) nı yayınladı. genç Amerikan devletinin ruhunu pek iyi kavrayıp ona en uygun bir şekilde hitap etmeyi bildi.

ki eşyayı yan yana gelmiş ayrı ayrı fikirler olmak üzere alırlar. onun karanlıklar içinde dolaşmayı sevmesinden değil.Fizik ve Kimyanın bir kopyasından ibarettir. Bu akım içinde fikirler meselâ kandaki yuvarlaklar gibi geçmektedir. bir nisbetler sistemidir. Tahlile ben de oradan başlıyacağım. Cermen Fizik ötesinin Pedantesk terimlerini hiç sevmez. fikri : haricî ve maddî realitenin bir aynası gibi kabul etmesindendir. Akım. bazılarının sandığından çok daha ziyade İyi bir aynadır . Fikir ve duyguların bir devamlı akımıdır. Felsefesini bilhassa bu son eserinde en açık anlatmıştır. . Hiyum'un sandığı gribi sadece ayrı fikirleri kavrayıp yansıtmakla kalmaz. Düşünce bir akımdır. Fransız Ekolünün apaçıklığına vurgun olan Ceymis. eşyanın . Araçsızlık. Pragmatizm Ceymis'in düşüncesi ddma eşya üzerindedir. Her şeyi bir döküm ve mâna içinde götür. bunu sokmamak için tıpkı bir hastalığa karşı uğraşan karan- .— 180 — 1907 de mejhur ( Pragmatizm ) ni 1909 da ( A Pluralîsttc Univers — Çoklu kâinat ) île ( Hakikatin mânası ) Ölümünden bir yıl sonra 1911de ( Bazî Felsefe meşeleri ) 1912 dr de ( Radikal Amprizm denemeleri ) çıktı.bir mutâsıdır. Bu meselede işe psikoloji ile başlamış ise bu. lems ve kalıp şeklinde . Ceymis'e göre bu. aktüalite ve reaHte aşkıdır ki Ceymisl pragmatizme çekip götürmüştür. Eski ingiliz atomcu Psikoloji. Bu dokum. . Ceymis. (Haris) ve başkaları Hegel felsefesini Amerikaya sokmak istediklerinde.koku.

(Spinoza). (objektif nesnel) hakikat olarak alınır. meydana getirtip getirtmediğine bakmalıyız. Hayat yolunda iyi olan her şey. «demişti. onun meydana getiidiği neticelere bakar. aynı zamanda hakikattir de. Tabiat kanunları. düşüncelerimiz için uygun olan şey de hakikattir. bîr fikrin menşeini arayacak y&rde. Ceymis. Peirce ) in „ Fikirlerimizi nasıl vâzıhlaştinrız?» başlıklı bir makalesinde: «Bir fikrin doğruluğunu anlamak için onun bir iş. iyilik ve güzellik gibi. Hakikat demek. Eski fizik ötesi problemlerini bu mehenge vurmağı sınadı. işte bu ilkeye sarıldı. geniş ve uzun vadeliliği de içine alır. (hakikat) in yeni bir tarifini yaptı. Ceymis. bundan ilhanı alarak. Hakikat (iyi) nin bir türlüsü olup ondan tamamen ayrı bir sınıf değildir. Yoksa herhangibir nesnenin kopyaları değildir. (Uygunluk). Ceymis. Varılacak özel neticelerin önceden doğru hesaplanmasıdır. Bunlar Öyieaçık mâna kazanmışoldular ki sanki Eflâtun'un meşhur mağarasından bir öğle güneşi altıea çıktılar.— 181 — na doktorları ve memurları gibi uğraktı. (hakikat) de: objektif bir nisbettir. Bu da şüphesiz ki faydasız bir şey demektir. ebedî ve değişmez. "Nasıl hal ve hareketimiz için uygun olan yolun adı (doğruluk) sa. pratik hayata uygun ve başarılı olması demektir. bunu felsefenin temeli olarak almıştır. bir tecrübenin formülleşmesi. . Ceymis. Onları bu mehenge vurunca bir kimyevî tertipten elektrik akımı geçirmek gibi bir hal oldu. 1878 de ( Ch. O Felsefeye : " Bir kuru lâf harmanı „ der. Nasıl ki (hükümler) ve (zaruretler) de böyle bir nispet meselesidir. Yoksa sonu gelmez münakaşalardan başka bir şey çıkmaz." Pragmatizm.

Ploralistik. — İnsan. Pragmatizm: (sonu ne?) yi aradı. Bazt meydana vermede mizaçtan mizaçlar da bu ikisinden birer parça katılarak gelmiştir. 2 — Sert ruhlular: dinsiz ve materyalisttirler. iradesine sahip mî? — Elbette. geleceğe ve aksiyona çevirmiştir. zaruretlerdir.— 182 — Pragmatizm. Böyle ikisini armonize edebilecek bir fehefe var mı? Ceymis.. İdealist. Skolâstik: Eşyanın mahiyeti nedir sorusunun cevabını aradı. Bu suretle o. meyvelere bakar.. karemser ve septikdirler. beşer hürriyetini kabul ederler. Meselâ Ceymis. Mizaçlar bu bapta iki türlüdür: 1 — Yumuşak ruhlular: dindarlığa mütemayildirler. iyimser ve münisttirler. sorusuna cevap aradı. Darvenizm: menşe nedir? (Neblöz) lere daldı. Determinizim'i reddetmede birinci olmak üzere ikisi karmasidir. zarurî farz olunanlar üstünden aşarak da sona. neticelere. hadiselere kıymet ikinciden. Burhanları bizi dikte eden. bunu kurmağa uğraşmıştır. düşüncenin yönünü. FataÜst. kategoriler. Zaruretleri dikte eden burhanlar değildir. ilkeler. Belirgin ve dağişmez nasları. . filân ve falan felsefeyi kabul ediyorsa bu (nesnel gerçek) i elde ettiğinden değil bünye ve mizacına uygun geliyor da ondan. karanlıklarda dalıp kayboldu. Zira Determinizmce inanacak olursak Hint mistiklerinden farkımız olmaz. İnsan.

Diğer taraftan öyle bir felsefe lâzımdır ki kâinatı bir (şema) gibi değil. Tehlikelere ve başarısızlıklara rağmen cesaretle ilerleme telâkkisini eski Yunanlılardan kalma bir anıt taş üzerindeki yazı pek güzel açıklar: «Gemisi. manevî öte hayata inanır.— 183 — Eğer sürmekte olduğumuz yaşatabilecek bir hayat varsa. her türlü dinlerdeki insanların tecrübelerini (Dinî tecrübeler) adındaki eserinde göstermiştir. Her şey. doğru bulmaz. bir uçsuz bucaksız sergüzeşt sahası g-ibi alsın. hattâ felsefe bile bir vasıtadır. öyle bir hükümet lâzımdır k(. Halbuki bunu asıl: Gene toprak açma. fırtına ile batmış bu sahilde gömülü bir . Tanrıya iman pek mühimdir. ferddir. (Tain) in her terakkiyi: (ırk. bunları vereceği telâkkisini ilham ederek. vazifesinin ferdlere hizmet olduğunu iyi kavrasın ve yapsın. Ceymis'e göre her insanda gerek ferd. ona göre esas. gibi (tabiatle mücadele) de harcamahdtrlar. Bu ihtiyat enerjiyi insanlar ve milletler. muharebelere harcamaktadırlar. daha iyi ha- Onları almalıyız. Ceytnis. insanı iğnelesin. Uyanık olma ve ahlâki hayat için. bir çok mağlûbiyetler ve başarısızlıklarla dolu olmasına rağmen başarı ve zafer elde etmeği bilen insanlara. Bunu ispatlamak için Ceymis.. yani: Kâinata. kanal kurma. muhit ve zaman) a vererek ferde kıymet vermemesini. hayattan daha iyisini Eğer bizi bu sürmekte olduğumuzdan yata ulaştıran bîr fikir varsa. der. gerek cemiyet için ayrıca ihtiyat enerji daima vardır.. Ceymis. bataklık kurutma.

» Pragmatizm. budur). Her şeyin değerini (geniş fayda) ile ölçen (umumî menfaat) felsefesinde. Bakon'un tecrübî ingiliz felsefesini bir kere daha hayatta kendisine çevirmek istemiştir.din mücadelesinde Kant ve Bergson gibi • Materyalizmin elinden dini kurtarmağa çalışmıştır. Zaten birkat'î hüküm var mı ki ona dayanarak biz de bir neticeye varabilelim? (8u. Yoksa felsefenin eski (Hakikatin ne olduğu meselesini) hal ettiğine kendide kani değildir.— 184 — gemici size-yelken açmağı tavsiye ediyor ı Birçok cesur gemiler . Cemis'in yaaşdıği günlerdeki Amerikan hayatını aksettirmektedir. (The Wıll to blieve — inanmak iradesi) ile vardı. Darvin'in: (En lâyık olan yaşayacaktır) mda. Bunu. . Prağmatizm'in kökü: Kant'ın amelî aklında. Hoşça kaim. Aliaha ısmarladık. ve çevirmiştir. ingiliz tecrüfcî felsefesinde Ve Amerikan hayat telkinlerinde Jdir. ve tavsiye edilebilecek bir öğüt yok. Şopenhavr'm (irade) sinde. (Con Doi) der ki: Kâinatı bir (olup bitmiş) bir şey gibi değil de bir şans sahnesi gibi almak. İnsanın mukadderi hakkındaki bu büyük hakikate (Ceymis). ölmezden biraz öce yazarak masasının üstünde bulunan şu yazısı pek iyi anlatmaktadır: Kesin bir hükt"m ve netice yok. Akıl ve mantıkla vanlamiyan.biz burada batarken • Fıttinaya mukavemet etmektedirler. Denebilecek bir şans. Ceymis. son zamanın ilim .

bu maddî ve adi zenginliğin altında . iikrinde iseler de Niçe .•— 185 — Niçe (1844 — 1900) Üniversite prefösörlüğü ile işe başlıyan Niçe.1871 Alman muzafferiyetinin. asıl ilerlemenin bu olmadığını cesaretle bağırmıştır. Müelliflerin çoğu. Felsefesi. yorgun ve uyuşmuş bir milleti uyandıracak hakikî bir din prensibi görüyordu. Bütün felsefesini bu fikir üstüne kurar. bayağılık. korkaklık devri» der. ve neticelerinde 1870 ten sonra verdi. hastalıkla ve ıstıraplar içinde ve nihayet deli olmakla bitti. fenalığı şümullendirmekten başka bir şey değildir Almanya. modern Avrupa üzerine en derin bir tesir yapmıştır. maddî refaha daldıkça o. modern devrin ileri olduğunu ve daha da ilerlemekte olduğunu söyler. eski yunan edebiyatını derin mütalâa ve tetkikten sonra kendine mahsus bir Felsefe öne sürdü. Bir çok insanların avamın . Nicenin hayatı. Son Almanyamn da en büyük muharrirlerindendir. ( Vağner ) ile ilk evvel hürmetkar bir dostluk içinde yaşadı. Sonradan Vağnerden nefret etmesi. 1 — Gerileme fikri: Niceye göre avrupa gerilemektedir. Yaşadığı devir hakkında Egoizm. sebebi bu büyük dâhinin sıfatında. hakikî enerji ve kahramanane büyüklük yoksulluğu görmektedir. Sonraları aralarında Şiddetli kalem münakaşaları oldu. 1870 . bir insanı kibre düşürecek . inzivada. fen ve tekniğin inkişafı diye övündüğü şeyler . vatandaşlarını yükseltmekten ziyade bozup alçalttığını söyler. Vağner'i ilk evvel âdeta perestiş ediyordu. onun (Bayrot) itak muvaffakiyetini.

hıristlyanlığm meş'um ve iğiâl ettirici tesirlerini zamanımızda dahi devam ettirmektedir. Saadet nedir? — Bir mukavemeti yenme ve kudretin arttığını duymadır. fakat daha ziyade kudret sahibi olmayı arama.. inişli çıkışlıdır. Nıçe hıristiyanlığın en büyük düşmanıdır. Beşerin hayatı. Zaifler ve geriler mahvoisun. Niceye göre beşeriyetin büyük devresi. İşte insana muhabbetimizin birinci prensibi. Bulunduğu halden memnun olma değil. eski Yunan ile Rönesans devresi. maalesef. irade ve kudreti yükselten her şeydir. Üstün devirler. fakat harp.. En fena bozulma. der.. Her şeyden evvel sulh değil. Fakat Nicenin bir de (ebedî dönüş) nazariyesi vardır. Fena nedir? — Kökü zâfta olan her şey. bilhassa İtalyan intibah devrpsidir. «Batıyordu amtna. Miskin faziletli değil fakat değerli ve yüksek kıymetli olma.. nura doğru çıkmanın yollarını gösterir. Devrimiz en düşük devirdir.. Lüter diriltti» der. gene gelecektir. böylece. Ona göre demokrasi ve hürriyet gibi modern fikirler. 2 — Beşerin ülküsü: Bu halde gâb ilerliyen bu hayatin mânası nedii? Şimdi kendinden bazı parçalan alalım: "İyi nedir? — İnsanda.— 186 — kadar tantanalı ve bunda merkantil bir zihniyet görmesindedir. Zaitlere ve gerilere yardım etmek mi? — Bundan daha zararlı bir şey var mı? Zaiftere ve deklâselere yardımı emreden hiristiyanlıktan daha muzir bir şey yoktur. hırîstiyanhk ile başlamıştır. . Felsefesinde..

sathîlikten Ve gösterişten nefret. adam oğlunun en değerli vasıflarının kıymetini düşürdüler.— 187 "İtalyan Rönessans'ı. (mes'ut olma)haklarından ... ahır ette bile hiç bir şey beklenemez. doğru fikirlere hararetle sarılmak. Hıristiyanlığın. Bu. samimî.. kudıettileri. dünyanın gürbüzleri. Beşerin tekâmülü için insanları asiller ve köleler diye ikiye ayırır. insanı kendi kendini mahvetmeğe kadar götürdüler. ikinciler hastalarıdır. "Yer yüzünün en güzel çiçekleri: kuvvetli. Birinciler. Fakat bu mertebeye yükselmek: pek asîl ruhlu kahramanlara. istibdada boyun eğmemek. hür. Bunu. kültür zaferi. şahsî hürriyet. Hıristiyanlığın yaptığı işte budur. cesaret ve kahramanlık meylinin yolunu sapıttırdılar.. en son vardığı altın devir idi. kendilerini her gün biraz daha en kvvetli ve en yüksek yapmağa uğraşan bir (güzideler zümres') dir. sürünün bu (küçük faziletleri). onları birtakım rüyalara sevketmek ve aldatmak demektir. 8u kahramanların işlerile zaif ruhluların ve kölelerin {küçük faziletlerim) mukayese etmeğe kalkmak. on asır süren orta zamanın. Fakat beşeriyete bu. (fevkalbeşer) lere nasip olur. modern medeniyetin bütün müsbet şekillerini ihtiva ediyordu: tefekkür hürriyeti. pek ateşli anlatır: "Gürbüzlerin. pek pahalıya mal oldu: Bunlar. 'İsaHa veya onun havarisi (Pol) da sevmediğim şudur: Küçük irsanlarm kafalarına öyle şeyler doldurulur ki sanki onların (küçük faziletlerinin) bir ehemmiyeti varmış. her fenalığa rağmen. fenne ve beşerin fennî mazisine karşı heyecan. Koyun kafalılık ve yumuşaklık bu dereceye çıkarılınca bu dünyada şöyle dursun. insanı asla (ebedî hayata) ulaştıramaz.

İlk bakışta bu ahlâk. Muakis kutuptan .. 1 — İnsandan nefret etmeden. İyi arkadaş. anonim ve teknik bir muharebe değil. Kollektif. medeniyet üe komşu yapmayınız. Vakıa sertliğini. ya bizim arkadaşımız olunuz. onlarla karışmaması lâzımdır. 2 — İnsana pek fazla merhamet etmeden. Dostlar. Fakat şunu ilâve etmek şartiyie ki bundan (ferdî cehd) mânası anlaşılsın. şairanedir. artık filozof gibi değil. Egoistliğe gelince: Niceye göre. bir gerinin hastanm ve zaifin egoistliğe hakkı yoktur. Liriktir.: sert kavgacı ve egoist görünür. öyle ise. Yahut bizden ayrılıp inzivaya çekiliniz.. çünkü böyle olmak zarurîdir. Bu tersine dönmüş dünya kahrolsun! bu utanılacak derecede yumuşamış hisler kahrolsun. yer yüzünde en yüksek noktai nazar bu olmalıdır. işte ancak böylelikledir ki kendimizi —hiç olmazsa bir müddet— bizi tehdit eden iki müthiş bulaşık hastalıktan koruyabiliriz. Burada sesinin tonu. Hastaların gürbüzleri de hasta yapmasına meydan verilmemelidir. evvelâ gürbüzlerin hastalardan ayrılması. Bununla Nicenin pek meşhur (fevkalbeşer) meselesine geliyoruz ki bu (üst insanlar). Kavgacılığı da doğrudur.— 188 — şüphelenmesi ne büyük ve ne meş'um bir hatâdır. bırakınız temiz hava girsin. Amma beşeriyeti yükselten bir adamda olunca bu. coşkundur. Hastahaneierle timaı han eleri. bugünkü beşeriyetin yirine kaim olacaktır. Buna ulaşmak için. neticede itiraf eder. bilâkis bir fazilettir: Bu seçme. gittikçe yükselen bir insaniyet meydana getirecektir. der. 3 — Fevkalbeşer.

"İnsan. "Ben.. dünyayı. şöyle diye bilmelidir: ben. her engele üst gelmek mecburiyetinde olan bir varlıktır. Nice diyor ki. "Şimdiye kadar her varlık.. hayvan ile (üst insan) arasındaki uçuruma Icurulmuş bir köprüdür. Bunu izhar için «arza ve toprağa sadık kalmak> lâzımdır.. hıristîyanhk zehirinden kurtarmağa davetli görür. köprü olma istidadıdır. "İnsan. arzda (üst insan) hükümran olacaktır. maymundan daha maymundur. e s k j _ ^ k jcıyjnetlejlnita bilhassa îııristtyanlığmkinin' tamamen zîddlnidîr7~Hârfi harfine ... Asıl (iyi haber—İnci!) foeiiimkf.. Bundan sonra. hıristiyanlığm aîlahı ölmüştür.. "İnsana nisbetle maymun nedir? Mukayese edilemiyecek kadar geri bir şey değil mi? (Fevkalbeşer) yanında. Amma sizde solucanlıktan çok şey kaldr.— 189 — bir Isa gibi olarak kendini.. "İnsanda büyük olan şey.. kendinden daha üst bir şey yarattı. yıkıcı haberdir.. "Siz solucandan insana kadar yükselen bir yol geçtiniz. Siz bu büyük dalganın geriye çekilişi misiniz? Daha açık tabir ile (insanın üstünde bir varlık) olacak yerde hayvanlığa dönmek mi istiyorsunuz?. der. Fakat bu damlanın adı: (üst insan) dır.. t Yan i alelade insan olmıyarak (üst insan) olmaktı?]. bulutlardan düşen ağır bir damlayım.. bugünkü insan da öyle bir mahlûk kalır. size (üst insanın ne olduğunu söyiiyeyim: «Üst insanın. Evvelden maymun idiniz. hıristiyanlığın incili fena haber. 4 — Netice Nicenin ahlâkı. şimşeklerin öncüsüyöm. Şimdi de insan.

Birincisinde hâkim olan. temel kültürünü tarihten aldı. Fakat hayat bunu da -hirisîlyanlığ» yaptığı gibi. fanidir gelip geçicidir Nevi beşs- .— 190 — ahnsrsa htrisHyanhk esasen ütopik bir şeydi. fennî mülâhazalardır. Beşerin hayatı namütenahi olmayan tabiat şartlarına dayanmakta olduğundan.düzeltir. kendi iştihalannı tatmin eden bir insan değil. . Taiihçİ idi. insanlığın istikbali ile hararetli meşgul olmuştur. Nicenin (üst adam) i. Maziye zevki ve vukufu. Çünkü Frans. Bütün mahlû'ilara müfrit bir muhabbet ve merhamet: en geriler en Önlerdir fikri. onu kolayca İstikbale ait düşüncelere sevkedebilirdi. kahramanca yüksek idlere sarılan ve yepyeni bir insaniyet yaratan bir varlıktır. Eserleri tedkik edilince görülür ki Fransm istikbal hakkında üç muhtelif görüşü vardır. Anatol Frans ( 1844 — 1924 ) Romancı Anatol Frans. O zeman enerj yi ve kahramanlığı tahrik eden bir vasıta olur. Esasen bu mevzu ile meşgul olacağı tabiî idi d e . Bu müteazzim ahlâkın tehlikeli noktaları oîacsğı şüphesizdir. fenalığa karşı mukavemet etmemek ve saire bu dünyada olmıyacak şeylerdir. Niçeninkinde muakis kutuptan ifratlar vardır. yalnız kuvvete tapar. .

ihtilâl ülkücülüğüne. terakki fikrine inanmaz. Parise ayak basınca nikbin oluyor.. beiki budur. Bunda Vılyora Moris ile Vels'den ilham almıştır.— 191 — rin ömrünü pek te geniş olmıyan bir zaman sahasında görür. bir şeyi tamamen anlıyatnamak zâfında herkese karşı müsamaha ve gâieryüziülük ile hareket etmek kaynağı bulmalıdır. Sosyeteler ise «yıkma ve yeniden yapma» gibi bir batıl devir üstünde dönerler. ağır ağır. "Beyaz yol üzeıinde. Bu telâkki. Bunun tasviri de « Epikürün bahçesi » eserindedir. "Ce'Iie des Piyoninsn eserinin tasvir eder. Nok- . Ancak hakîmane hareket edenler. Frans. O hâdise karşısında Frans. şüphesiz. içtimaî aksiyona inanmıştı. eserinde. Dreyfus meşalesinin. fakat durmadan ve daimî bir su* rette hakimlerin rüyalarinı tahakkuk ettirmektedir. Anatol Frans'm ruh ve hayatında uyandırdığı heyecan ve nikbinliktir. (Septik filozofu) nunkidir. Bu felsefeye göre insan. Bunu «Jerom coignard'ın fikirleri» eserinde izah eder. kendilerini kurtarabiliiler. 2 — Usul ve istikbal hakkında tahmini Evvelâ şunu söyliyelim ki Anatol Frans'a göre ütopi. Güneşin harareti kesildiği gün nev-i beşer de yok olacaktır. Renan'ın statüsü önünde Frans: «İnsaniyet. der. güneşin soğumasını o kadar uzak zamanlar da görüyorlar ki nevi beşer için hemen hemen namütenahi bir devre göstermektedirler). ( Maamafıh şunu da kaydedelim ki bugünkü fizikçiler.. serseri bir hülya değildir. ütoplye benzer bir şey yapar. ve adalet ve hakikatin en son zarurî zaferini ilân ediyor. son fasılları bu tezi Üçüncüsü.. Fennî bir şeydir. İkincisinde hâkim olan telâkki. Frans'm esas fikri. Mösyö Bergeret.

Ta menşedenberi hadiselerin akışı itibarile bir (tıtimal). Bunu-ila beraber bu çeşit "fennî. işin şrkli. Bazı içtimaî hadiseleri müşahedemiz altsndi bulundurmak ve bunların ne gibi şartlar altında vuktîa geldiğini tarif ve tayin etmek mümkündür. Meselâ. "Mademki insan cemiyetlerin mazisi. mevziidir. Müstakbel beşeriyetin kavgacı mı. elbette tam ayar değildir. O mazinin mabedi ve neticesi de bize tamamen meçhul kalamaz. Bir asırdanberi küçük sanatlar yerine büyük sanatlar sermayesi kaim oldu. bugün inhitatına şahit olduğumuz hıristiy anlığı tasavvur ve temsil edebiliriz. yeni bir istihsal şekli daha tesbit edilebilir.. Bilhassa Romanın (taaddüd ele) devrini. geniş mikyasta rol oynıyan. oldukça iyi biliyor. Bu zaviyeden bakılınca ütopi. Dinlerin hayat ve mematı hakkında beşerin bazı tecrübeleri var. kalbimizin arzu ettiği bîr şeyi tahakkuk ettirmek için hayalimize kuvvet vermek demek değildir. Bu ezah devreye göre. Çünkü istikbalde olacak şekli tayinde. Vebadîsatm tetkiki ile çizilen münhanî üstünde devam eder. fik evvel esi?ter çalışıyordu. bugün şahsî mülkiyet şeklinde olan istihsal vasıtalarının istikbalde bırgün nasıl bir şekil alacağı da anlaşılabilir. Şimdi bu sermaye yerine kaim olacak şekil aranılabüîr. Daha sonra ücretliler. sonra satın alman köleler. birtakım derişikliklere maruz kalmıştır.— 192 — ta i azimet?. . Ortazaman derebeylerinin elinden kuvvet ve kudretin nasıl istirdat edildiğini mütalâa etmekle. kısmen bizce malûmdur. nin kıymeti. Başka bir misal daha alalım. sulhçu mu olacağı da ayni suretle aranılabilir. muharririn hissi bir tercihi oluyor. bir (içtimaî faraziye) dlr. Buna bakarak.

Bunlar trenler ve otolar idi. Nakil vasıtalarındaki terakki. yüzüme vuruyordu. 13 . Anatol Frans'ın ütopik cemiyetinin prensipleri. sulhçuluk.. Burada inekler otluyordu. 4 — Kollekivizim. şehirler ahalisinin dağılmasına müsait bir şekle girmiştir. güme güme ağaçlarla süslü ve içinden çay geçen bir çayır ile nihayetleniyor. çayırlar değil. Anatol Frans'ın rüyasında bizi alâkadar eden trenler. penbe evler bulunan uzun bir cadde boyunca gidiyordum Kırlarda aîev ve dumanlar saçan çelik (sirk) lar var. inzivası tadı tatabilecek. federalizim. orijinal şeyler değildir. sana diyorlar ki bizim sosyetemiz. Hasıl ettiği rüzgâr. zarif konforlu ve oldukça münzevi evlerine çekilebilecekler. tahayyül ettiği yeni âlemi rüyasında görüyor : Parmaklıklarının arkası yeşil yapraklı nebatlarla süslü. Makinelerin çıkardığı gürültü. şehir ile köy arasındaki tezadın kalkmasıdır. Büyük şehirler. işinden çıkınca bir "epikör. muhtelif şekillerde fakat hepsi mini mini. Gözlerim bu tazelikler ile mest iken dümdüz ve doğru bir yoldan birtakım gölgelerin koştuğunu gördüm. Yalnız bunun sadece istihsal vasıtalarına ait bir iştirak olduğu pek vâzih olarak görülür. Eski bildiğimiz kollekivizimdir.— 193 — 3 — 2270 senesinde hayat Anatol Frans. Herkes.. şahsî mülkiyetin tamamen ilgası üzerine kurulmuştur ve sen zannediyorsun ki kullanılan eşya ve moblelerde d ahi F. fabrikada altı saat çalıştıktan sonra. kafamı patlatıyor. öyle bir nüfus muvazenesi yapıyor ki vatandaşlar. "Hipolik. Frans. (metropolis) ler yerine. Girdiğim cadde. Bu mintakada bir korku kanad germişti.

Bu suretle harb de kalkmış olacak. intizamsız bir mücadeleye girdi. yollar ve sairedir. toprak. istihsali tanzim ve rekabeti kaldırmağa teşebbüsler et' tiler. işin meyvelerini bir şahsın veya bir grup eşhasın yemesi ihtimalidir. Frans. istihsaldeki ahenksizlik ile rekabetteki delicesine hareketler. istihsal vasıtaları. Bizim lâğvettiğimiz mülkî şahsiyet. kanallar. Sulh: müessir ve ahenkli bir organizasyon mahsulü olacaktır. Avrupa milletleri arasındaki hu' dutları kaldırmaktır. madenler. Bizim yıktığımız şey." Federalizmi ise. Proletarya gâh galip. kendi kozuna hizmet eden şefleri attı. geçen asır Avrupasını şöyle tasvir eder: '"Yirminci asrın nasil iktisadî karışıklıklar doğurduğunu biliyorsun Kapitalizmin hakim olduğu son yüz sene içinde. gâh mağlûp oldu." . Bir lâmba veya bir koltuğun mülkiyeti değil. büyük karışıklıklara ve ihtilâllere sebep olacak ve sonunda yeni nizam doğacak. Amma bu böyle değil. Bununla beraber daima az çok kazandı. Kendi sinesinde de mücadeleler yaptı. Yoksa etrafımızdaki kullandığımız eşyanın mülkiyetini yıkmadık. Bu anarşi devresi boyunca sınıflar mücadelesi de körcesine ve müthiş oldu. Kendi içinden partilere ayrılması ve hatâları yüzünden tamamen kaybettiği s. Fena anlaşılan ve fena tanzim edilen bu teşebbüsler. uçurumlar içine yuvarlanıp gitti. KapitaHstler ile patronlar pek büyük gruplar teşkil ederek.— 194 - şahsî mülkiyet yoktur. 5 — Eski sosyeteden yenisine geçid Kapitalist eski sosyeteden. adalet ve aklın icabet tirdiği yeni sosyeteye geçid nasıl olacak? Anatol Frans'a göre Avrupada bu geçid.annolunuyordu. karanlıklar içinde. Avrupa federasyon devresine girerek federal bir komite tarafından idare olunacak. felâketler meydana getirdi.

büyük Lir deha ve müthiş bir enerji gösterecek de öyle olacak. Anatol Frans. Şurası kafi ki bunlar Avrupanın bu yeni cereyanına karşı gitmiyecekler. Vels. Ve sanki fennîdir de. devam etmektedir.. ancak herkesin kendi işini çok iyi yapmasile olacağına kani bulunuyor. G.. Fakat ilk ikisi kendi muhayyilelerine dayandıkları hal. Yani cemiyetleri yaratanın müstesna adamları olduğuna inanmıyor. Eseri. Diğer bazıları da bu 14 ler. Han Reyner..1 .. «Bazılar» derler ki bu 14 adam. günün meselesi üzerinedir.» Bu son ibare gösteriyor ki tarih kültürü derin olan Anatol Fransr «kahraman> lara tapmıyor.— 195 — Anatol Frans'a göre ihtilâl. Vels [ 1866 — 1947 ] İşte yirminci asrın başlarında kurulmuş bir ütopi daha. kendileri dahi istemedikleri halde.. H. orijinal bir şey olmayıp fikirleri (Popularize) etmekten ibarettir. üçü birden hemen ayni tarihte birer ütopi edebiyatı yaptılar.. 5 — Netice Anatol Frans'ın ütopisi. vasati tipte adamlar olup işlerin gidişi bunları. Avrupa milletlerinin çoğunda. Ona göre Avrupa milletlerinden her biri bir (rasyonalizm) devresi geçirdikten sonra nihayet uçurumun öte başında ön dört emeKçinin muvakkat diktatörlüğü ile bir federasyon ittihadı kurulacak. öyle yeni bir içtimaî nizam kurmağa mecbur edecek. Bir yüksek cemiyetin*.

Onda. muhakememe ile. . bugünün müesseselerini ve kendi tesisatlarımımı daha uygun ve daha tesirli bir tarzda -bulmalıyız. Vels'in sistematik eseridir. Fakat bunlara da metodla. arzımıza benzer. bu günkü varlığın normal ve muvazeneli bir surette inkişafıdır. değişince veya en yüksek noktasına varınca beşerin hayatı için ne gibi neticeler verir? Halihazır vaziyetini. Romanlarında kara bulutlarla ve felâketlerle dolu olan günler de vardır. bazen ahlâktan bahsedip. bir içtimaî faraziye şeklinde gösterir. 2 — Yeni insanlık Mesele : ilerilemiş yeni bir hayatı. Fakat "Modern bir ütopi. iyimser değildir. İstikbal hakkındaki fikirleri. başlıklı yazıları. parça parça bazen şehircilikten. Vels'e göre ütopi . istikbale doğru uzatınca ne netice alınacak? "Zaman istikşafı makinesi. eseri. Filân tabiî şart ve vaziyet. bazen teknikten. 'istikbal hakkında haberler.— 196 — de. toplu ve vazıh bir noktai nazar veremediği ..için o kadar da dikkate şayan değildir. eserleri bundan bahseder. Bunu yalnız okuyucunun muhayyilesini kamaştırmak için değil. ile "Uyuyanlar ne vakit uyanacak?. eserine terbiyevî bir karakter verdiğini iddia etmektedir. herhanğibîr uzak adada kurmak ta değildir. Bunda hayal ile felsefe birbirine karışıktır. sadece hayaien kurmak veya bu gün mevcut olan hayatın zıddını almak değildir. Vels'in ütopisi. üçüncüsü. ününü: fennî usulü mahirane kullanmasına borçludur... aklı selim ile varır. Amma bazı yerleri de müphemdir. iş bu muhayyel hayatı. 1 — istikbali keşif metodu Vels..

Bu ırmaklar sistemi gibi. İşte model ütopinin temel kanaatleri . Bütün enerji kaynaklarının sahibi hükümettir. fertler için tesis edilmiştir. Orada sosyete parçalanmış değildir. araziye feodalite tarzında mütesamftırlar. Yükseklikler ve çukurlar arasıada olan bu metevassıt sahadır ki asıl yeni hayatın cevheri ve meyvesi teşekkül edecektir. Gıdayı devlet veya mümessilleri istihsal edecek. içtimaî rejimleri de şöyledir. o muhayyel hayatın bir müsveddesidir. bu teşebbüslerin hür çalışmasını temin edecektir. Böylece devlet. denizlerden bulutlara çıkan ve bulutlardan dağlara. yollara bakacak adaleti idare edecek . Devlet tarafından istihsal olunan enerji.. tecrübe etmek ve değiştirilmek başka kahplaa sokulmak için vardır. Kanun. geniş şahsi teşebbüsler sahası olacak ve devlet. denizler ile bulutlar arasında. 3 — Ütopiden bir manzara Vels'in maddî teşkilâtının teferruatına girmiyerek yalnız mühimlerini zikredelim : Evlerin. yarı göçebe haldedir. Şöyle ki her ne zaman nerede isterlerse orada hazırdırlar. dil de birdir. Devlet. hürriyet için Dünya. Mahallî büyük hükümetler ve belediyeler. "Bütün dünyada hüküm süren. bugünkü gibi . Bu ikisi arasındaki yerlerin ikamet edilmeğe yarar bir hale getirirmek içindir. Bütün istisalâatı kontrol ve idare edecek. ovalare denizlere düşüp gene denizlere ulaşan sular gibi olacak. Bunlar işletirler. ferd için.— 197 — Yalnız arz ve hayatımız. însanlar. . insanî noktai nazarımıza göre dağların ve denizin yaratılması sebebi. Devlet intizam ve asayişi temin edecek. ve tediye ettiği ücretler. tek bir devlet olacak Toprak bu devletindir. Dünyanın herhangibir eyaletinde yerleşmeye ihtiyaçları yoktur. nakliyatı dernhte edecek . işleri tevzi edecek.

. sınaî ve şehrî medeniyet daha mükemmel tatbik edilmiştir. halkın boş zamanlarını güzelleştirmek için en güzel edebî eserler meydana getiriliyor... bu kubbelerin altında mistik akşam karanlıkları güzellikleri. son asnn dört köşeli kutulara benziyen mimarisinden kurtulmuş. geniş meydana doğru gidip gelmekte.. Büyük kemerler üstünde cam kubbeler. Bir de.. asil bir saraya girer gibi. Gotik tarzın.. .. sabah aydınlığı içinde. Burada fikir ve muakale cereyanlarının büyük mecmuaları. Ötede. Bu yollar. binlerce profesörü ve onbinlerce talebesile kudretli bir üniversite var. Yani medeniyetin nimetlerinden herkesin istifade etmesi düşünülmüştür. • . Umumi yolların sağ ve sol taraflarındaki (Platform) larda şen insanlar yürümekte... fen ve felsefeye aid olgun kitaplar. modern şehirlerde görülen bir şeydir. giriliyor. kıyıları ağaçlı bir ırmak.... Caddeler. evvelden taşlarda meydana getirdiği güzellik.* Binlerce insan. Sonbahar aylarında.. 4 Samurayiler Eserin en dikkate şayan kısmı. denize doğru akan. eserin en mühim parçalarından şunu zikredelim : "Merkezde. küçük ağaçlarla ve statülerle süslü geniş bir meydana çıkıyor. Üniversitenin yanıbaşında muazzam kütüphaneler ve pek zengin müzeler var. palmiyelerle.— 198 — hizmete muhtaç olmiyacak surette teşkili: hastalıkları ve cinayetleri gittikçe yok eden sıhhî bir siyaset. dokuzuncu fasıldır. Buraya. Yalnız bunda fennî. gerileri ve bedbahtları terbiye edip yetiştirebilecek bir içtimaî siyaset. gerek madedleri ve Roma münhanileri tarzında binalarla süslü.. Görüyoruz ki Vels'in ütopisi.. yeni başka malzemelerin tabii güzelliklerinde yaşamakta.

Hayır. bir nevi dindir. (prensip) i kabul veya reddetmeğe tâbidir. ilca ve heyecanlan inzibatlaştıracaklar ve vatandaşların ahlâkını. idarenin başına öyle adanv lar getirmelidir ki bunlar ne şahsî menfaatlerini ve rahatlarını düşünsünler. İçtimaî hakikatleri bulabilmek ve bunları insanJara teklif edebilmek için. idare adamlarında şu meziyetler olmalıdır. ne de sadece iktidar mevkiinde bulunmak arzularını tatmin için idarenin başında bu lunsunlar. Vels. dinî tarikatlerin mümarese usullerinden istifade etmişe benziyor. Filhakika gayesi buna pek yakındır. (Prensip) i= ayinsiz ve nassız felsefî bir (deizm) dir. âdi insanların hırsını kabartacak surette şatafatlı tutmaz. düşünce. Vels. şu fikirden yürür. Bu işde Vels. iktidar mevkiini.. Bu güzide sınıf. bu Samurayi'ler idare edecek. kilitlenmiş bir kast değildir. Bu muhayyel sosyete: ne bir imparatorluktur. Vels'in istediği de. Hasbiyet. ne de liberal demokrasidir. Vels Samurayilerle olduğu kadar herhangibir din ile mukayese ederler. bu türlü idarecilere.— 199 Bu fasılda muhayyel sosyetenin mukadderatını eline alacak seçme insanlardan bahsedilmektedir.. Fakat bu sınıf. Bütün dünyayı idare edecek olan cihan devletini. düşüncede ihtisas. mesleğini kat'î surette tayin ve kabul. Prensibe. sebat. İktidar mevkiinde ancak vatandaşla! ı ahenkli bir surette idare etmek için bulunur.. rejime iman etmiyenler tabii iktidar mevkiine getirilmez. Çünkü bu sınıfa kabul veya bundan ihraç olunma. Samurayi'ler sınıfı diyor. tesanüd ve enerji itibarile en yüksek bir sınıf yaratmaktır. Gene bu idareciler. hayır. Japoncadan alarak.. cehd ve teşebbüs kabiliyetlerini inkişaf ettireceklerdir. Ruhan asıl ve idareye fıtraten müsteid bir zümre tarafından idare edilecektir. .

hıristiyanlığın «aslı zelle» fikrini kabul etmemektir. gurur ve diğer bütün arzular kendilerini tatmin eden bir çok vasıtaların mevcud olduğu bir devirde.. Vels'in dini. Onlar. günlük kokulu.. der. Onları harekete getiren kaynak: şahsiyetlerinde. John Dewey 1856 Con Doi'ye göre felsefe : ilim naziresini ve dinî meseleleri ikinci plâna bırakarak. ile "makul olma. hem yumuşak metodu vardır. bu modern ütopsinin: masallar âleminde bir seyahat olmadığına kanidir. arzusunun. Susuzluk. bunların üstündedir. mülâhazah ve sükûnetli tefekkürierindedir. bir romanlaştırılmış sosyolojidir. ergenon musikiii dinleri alkoldan teselli aramağı menettiği gibi. "müsbettir.meneder. beşerin yardımlaşması ve beşer hayatının tekâmülü meselelerini ikinci plâna alıp aydınlatmalıdır. kozmogonilere. Samurayiler. formüllere bağlanmazlar.— 200 — "Bir muhayyel sosyetenin dininde temel prensip. iyidir.. fantazi ve masalalıktan üst tutulmuş olduğunu söylerler.nasıl bozulabilirse dini teşkil eden arzular huzmesi de. . 5 — Netice Vels. fena ve lâkayd insanlar tarafından bozulabilir. Vels'i tedkik edenler d e : programının tanziminde: "imkân. Samurayiler. hayatın gizli ritmlerinden ayrılamıyan bir şeyi kabul ederler. dini de snsuzluk gibi.. Velş'in eseri. Samurayüere: mabedleri tiyatro gibi olan şaşaalı. dinlerin kabuklarına.. Vels'e göre insan. ayni zamanda hem sağlam.

Burada disiplin ve güzelliğe de içtimaî ve iktisadî nkam için zarurî göziyle bakılacaktır. ötesi işlerdeki tecrübelerimizden edeceğimiz istifadeye bağlıdır. Fakat yalnız bir iş başındaki arkadaşlıktır ki demokrat insanlar yetiştirir. Fakat bu tecrübî ilimlerin. (Liberal terbiye) demek. bilfiil hiç iş görmiyen (serbest meslek) sahibi insanlar yetiştirme demektir ki bir Aristokraside boş vakitleri çok olan insanlara bu belki uygun bir şeydir. kendinden sonraki nesli daha mükemmel yetiştirmekle mümkündür. küçük çapta bir atölye ve cemaat olmak gereğindedir.okul. zihnî gelişmenin bir (iş alet) i olacaktır. her nesil. iş vasıtasiyle ruhun hiç arasız gelişmesi. Orta çağ döküntüsü Skolâstik usul ile beceriksiz ye sonradan görme insanlar yetişir. kitaplarla değil. Burada her hangi bir şeyi öğrenme: pratik ve deneme ve hatâ (Trial and errorj metodiyle olacaktır. edebiyattan ziyade tecrübî bilgileri tavsiye eder. çocuklarına bilgiyi. bizzat iş ile vermek mecburiyetindedir.— 201 — Bu ancak. terbiye işinde. Hakikî terbiye ve kabiliyeti okulu bitirip hayata girdikten sonra elde . Endüstrici bir memlekette. ve hayatın hiç arasız aydınlanıp durması göziyle bakılacaktır. Başka bir deyim ile okul. Bu zatın baş eserleri şunlardır: Avni Başman'ın tercüme ettiği ("Demokrasi ve terbiye. ) ve M. gençlere kitaplar vasıtasıyla değil. Endüstri ve demokrasi memleketi olmak istiyen bir millet. Baha Arıkan'ın tercüme ettiği " Nasıl düşünüyoruz ? „ adlı kitaplarıdır. ( Liberal terbiye ) taraftarı değildir. Bir Demokrat ve Endüstri memleketine hiç gelmez. bizzat pratik işlerle mal edilmesini ister. Bu takdirde terbiyeye: bir (olgunluğa hazırlık) gözü ile değil. (Doi) de Spenser gibi. ( Doi ) nin felsefesi : Terbiye meselesini merkez olarak alan bir felsefedir.

Ancak bunlara âdeta perestiş edercesine bir mevki vermek doğru değildir. (Doi) de Beykın. (Doi) bir tabiatçidır. Dekart'm* "maddî varlıkların vücut sahasına tedricen çıkmış olduğunu kavramak. Ülûhiyet. tabiatüstü sebepler bakımından değil.her şeyi tahrip edici değildir. daha mantıkî oluyor ve sonra Darvinin "neviyierin menşei.. Şu ( nötre ) tabiat kuvvetlerinde değildir.idealize ve rasyonalize etmeği hiç doğru bulmaz. . en aşağı şekliden başlayarak tekâmül etmiş bir şeydir. Bunun içindir ki terbiye denik^ ş ey.) Ne eşittir ki o bununla oluşu (tekevvünî) ve deneysel (tecribî) fikirleri yani bir kavram ile incele meğe başlıyordu Eşya ve kâinat. Onun azimet noktası. bizim içimizdedir. Kâinatı: -tamamen bize taallûk ettiği noktalardan hadisatın cereyanına hâkim olamıyacak surette . mezarın kapısına kadar devam edecektir. Bergson'un (hayat hamlesi) hakkında: "bunlar mevcut olabilir.. Zekâ. bulundukları muhitteki mevki ve işlevlik (Fonksiyon) lan bakımından izah edilmeğe muhtaçtır.. Şopenhavr'ın (irade) si. (yalnızlık) âleminden bu iş ve hareket dünyasına insanların seyyâl ve kaypak işlerini görmek içindir.909 — ediyoruz. nazariyesi meseleyi tamamlıyor. darvenizimdir. söziyle bû oluş. Darvinin neviler hakkındaki sözü (Galile) nin: (e pur si muove — bununla beraber yer dönüyor. ENSTRÜMANTALtZM — ALETÇİLİK (Doi) nin tekâmül nazariyesi telâkkisindeki hususiyet şudur: Beden gibi ruh da.ekseriya . Yese inanmaklığ mız lâzımdır.. der% Yine der k i : şu kâinat kuvvetleri. hayat mücadelesinde. insanın yaratıp taptığı kuvvetler kadar . birden bire ve mükemmel olarak kavramaktan daha kolaydır.

Dimağ bizde. Felsefenin derdi: felsefe meseleleriyle din meselelerinin birbirine karıştırılmış olmasındadır. 'Platonun eserlerini okuyunca alıyorum ki felsefe. öte âlemi aramağa dalmıştır. Bu sebeple biz hâlâ Ortaçağ zihniyetinden tamamen kurtulmuş değilizdir. Kâinatın künhünü bilmek için değildir. ruhun maddeye ircaı demek olmayıp ruh ile maddeyi teolojik bir telâkki ile değil biyolojik bir telâkki ile kavramah demektir. ölüm demektir. iki asır boyunca : otoriter dinle. Herhangibir muhitte bir uzuv veya uzviyet itki ve tepkilerle yoğuruîarak bir şekil alır. işi tam bir tertip ve düzeltme yolunda hayalî tecrübe ve temaslardır. ingiliz felsefesinde de içtimaî endişeler asıl felsefî meselelerin gelişmesine engel olmuştur. Fakat Sperıser'in anladığı tarzda pasif tertipten düzeltmeler değildir. siyasî bir esas ve misyon ile yani âdil biv içtimaî nizamın ne olduğunu aramak kaygusiyle başlamıştır. Fakat bir müddet sonra. Spenser ve S. "Felsefenin işi : haricî âleme nasıl vukuf peyda edebi- .— 203 — Hobs. herhangibir şey karşısında bir (yeni intibak) aletidir. herhangi bazı hareket ve ( behavior ) larımız içindir. (bütün sahalarda natüraiistik görüş ve telâkki kabul edilmedikçe) başlamıştır denilemez. tepki çeşitlerini incelemek zorundayız. Biz şuurun (Statü) sünü değil. Fakat bu. Teolojinin bir yansısı nazariyle bakmaktadır. Fikirler. Mili ayarındaki pozitivistler gibi. "Muhite tam bir intibak demek. Modern çağ. Alman felsefesinde dinî işler. Bütün tepkilerde esas nokta : muhiti ve tabiatı kontrol etme arzusudur. Düşünce. Tıpkı bacak ve diş gibi o da bir alettir. federal aristokrasiyi temsil eden idealizm ile dinli ve müterekkî demokrasiyi aksettirmeğe (ihsascıhk) arasında hararetli mücadeleler devam etmiş ve bu mücadele hâlâ bitmemiştir. metafiziğe.

_ Felsefe : ihsasları ve bilgiyi tahlil etmek değil. Ve bunlarla yoğurulur. diline ve kelimenin fikirlerine ve mânasına bağlıdır. içinde bulunduğu cemiyetin: âdetlerine. Sonra bu' faraziyeyi. ki bunların büyük insanlardan çocuklara verilmiş zihnî itiyatların içtimaî bir geçişi olması daha ziyade muhtemeldir» Umumiyetle iç güdülerin rolü hakkında ifrata düşülmektedir. müteaddit müşahede ve tecrübelerden geçirir. Tefekkürün ilk mütemayiz vasfı: olayları karşılıyabilmek ve onları en son noktasına kadar inceleyebilmektir. İçtimaî muhitin bir timsali olur. Çocuk. Halbuki en kuvvetli içgüdü olan cinsî insiyak bile. Tıpkı bunun gibi kazanç. içtimaî bir terbiye ile mühim miktarda tadil ve kontrol edilebilmektedir. teveffuk ve hakimiyet insiyakları da içtimaî tesirler . Speaser bile Kant'm kategorilerinin yani tefekkür şekil ve itiyatlarının doğuşul (irsî) olduğuna kani idi. Bu okadar çabuk vukua gelmektedir ki bunu biyolojik bir veraset zannedenler bile vardır. (Güçlük) karşısında insan bir faraziye kurar. Bundan başka tefekkür. bilgiyi ve arzuyu sentezleştirebilme ve ahenkleştirebilmedin (Fikir) i anlayabilmek için onu kendi hususî durumunda ne olduğunu kavrayabilmek gerektir. içtimaî bir mahsûldü de.ne gaye ve maksat uğrunda .— 204 — liriz ?l|olmayıp _ . Cemiyet nasıl fert lerin mahsûlü ise fert de içinde yaşadığı cemiyetin mahsulüdür. Düşünmek ve muhakeme etmek mantıktaki (mukaddeme) lerle deği! (güçlük) lerle karşı karşıya gelmekle olur. tarzlarına (oylaşma — Konvansiyon) larına. Yalnız hususî bir hadise ve muhitte değil herhangi bir kültür muhitinde de mevcuttur..haricî âlemi kontrol|altına almağı nasıl elde ebebilirizdir.

İLİM VE SİYASET (Doi) ye göre en önemli şey: mütemadi bir artma ve ilerlemedir. Böyle bir telâkki. daima harekette ve didinmekte olmadır.En iyi insan: bulunduğundan daha iyi olabilmek için daima didinmekte olandır. dinamik olandır. Bir doktor veya mühendis. karşısında bulunduğu meseîeya bilgisi nispetindedir ki hareketlerinde hürdür. İnsan tabiatinin değişme derecesine bir hudut yoktur. Bununla belki hürriyetin anahtarının ne olduğunu kavrayabiliriz. Vardığı sonuç ne olursa olsun mühim olan netice değil. Hasılı en sağlam güvenilebilecek şey iç güdü değil. En son gaye: mükemmeliyet değil. intrikah meselelerine iç güdü bizi intibak ettirebilir mi? Fizik mekanizmine hâkim olma sayesinde. tekâmül yolunda daimî bir çalışma hayatı yaşamaktır. insanı kendi nefsine karşı şedit ve başkalarına karşı insanî harekette bulundurur. ancak zekâ ile olabilir. (Beceriksizlikle arkadaş olan bir iyilik^ topaldır. En fena insan da: bozulmağa başlayıp da iyi olmak için az uğraşan insandır. hal ve hareketin bilgi nuru ile aydınlanması demektir. (Nedenlik) kanununun ortadan kalkışı değildir. Fakat tabiat âlemini kontrol altına alabilmekten . îrade hürriyeti.— 205 - ve terbiye ile tadile uğratılabilir. (Olmaz) yok. Mukadderatımızı değiştirme. düşüncedir. (İyi olmak) demek itaatli ve zararsız olmak demek değildir. Çevremizde gittikçe daha kuvvetli teşekkül etmekte olan endüstri hayatının sun'î muhitine. Eğer zekâ yok ise dünyanın bütün faziletleri insanı kurtaramaz Cehalet şuursuzluk ve köleliktir. madde âlemine kâfi derecede hâkim olarak onu epeyce insan* ların hizmetine alabildik.

Bir meseleyi en verimli hal yolu (deneme ve hatâ) metodudur. ilmin ilerlemesi ve hayata tatbiki ile yükselecektir. aristokrasi. fizik sahası da böyle karşılıklı umumî nazariyelerle dolu idi. Ahlâk ve felsefe. 2) Mizaçtan mütevellit kanaat yerine o meseleye mahsus metodla tahkik ve tetkik. Amma şunu unutmamalıdır ki medeniyet. Evvelden bir vakit. İçtimaî hastalıklarımızı : demokrasi. 3) Topu hakkında müphem umumî kavrayış yerine bütün küçük parçalarını iyi kavrama.- 206 - henüz çok uzağız. Tolestoy endüstri hayatının aleyhinde olabilirler. siyasiyat ve terbiyede de böyle tez ve antitez halinde birçok karşılıklı nazariyeler var: Disiplinciük — Hürriyetçilik Ferdiyetçilik — Sosyalizm Umumî kültürcülük — Faydacılık Yenicilik — Gelenekçilik gibi. Kariyi. Fa . Aydın değildi. umumî devalarla düzeltemeyiz. Her mesele için kendisine göre • yoksa umumî nazariyeler değil . hal faraziyeleri bulmak gerektir. Bir mücerretten öteki mücerrede konuyoruz. Roskin. endividüalizm ye saire gibi beylik.. İçtimaiyat. ahlâk. Tecrübî metod şunu ister : 1) Umumî görüş yerine en ince noktalara kadar tahlil. mücadele: sonunda elde bir kazanç yok. metafizik durumdadır. Siyasî yeni kuruluş. ancak içtimaî meseleleri tabiiyat ilmine dayanarak haletmekle orantılı olacaktır. Halbuki bizde siyasî felsefe henüz. Mücadele. ilk başlangıç noktasına dönmelidir ki bu ( hikmeti sevme ) ulup bütün iyiliklerin anasıdır.

Şimdi asıl (insan ve kâinattaki rolü) meselesi üstünde çalışmalıyız. ahlâkî. işte bu içtimaî tezatlar üstünde tecrübî metotta çalışarak hangisinin doğru olduğunu bulmaktır. Toprak üstünde kalarak ilk önce bu toprak üstündeki hayatı aydınlatmalıdır. iken o buau bırakarak (Epistemoloji — bilgi nazariyesi) denilen eski bir meseleye takılıp kalıyor. Bu mânada anlaşılmış bir felsefe üstünde çalışma ile. Diğer her şey gibi. felsefe dahi kendisini (lâiklaştırmak — sekülarize) zorundadır. filozoflardan olmalı. Felsefenin rolü.. Felsefenin vazifesi: kendi zamanındaki içtimaî. Bu eski meselenin bence bugün değeri kalmamıştır. 1859 da Musevi bir aileden dünyaya Pariste geldi.— 207 — kat tecrübî metodun ilerlemesiyle karşılıklı iki nazariyeden hangisinin doğru olduğ-u anlaşıldı ve bu doğru olanı yaşadı. Hanri (1859 1941) Hanri Bergson. Babası Mişey Bergson yüksek piya- . Platon'un : Krallar.. Felsefenin asıl işi : "însan ve kâinattaki rolünü arama ve aydınlatma. Veya filozoflardan kral yapmalı.. insanlar arasındaki anlaşmazlıklara hal çareleri bulmaktır. Vakıa biz bu meseleyi hal etmiş değiliz.. Öteki unutuldu gitti. Ancak bunu şöyle bir tarafa bırakabiliriz. iktisadî. bozukluklara. demesi budur. nihayet öyle filozoflar yetişir ki bunları krallıklar tahtlarına oturtma yaraşır.

Metafiziği küçümsüyor. O zamanki kuvvetli felsefe cereyanları şunlardı: Fransada: (Taine) in ihtibarî maddiyeciliği. Bütün bu cereyanların müşterek noktası şudur: ve bütün hadiselerin yalnız bir nevidir. Binaenaleyh meta fizik. Bergson.— 208 — nist ve kompozitör. Yüksek Öğretmen Okulunda iken . Bilgi yolu ayrı bir psikoloji de yoktur. dimek Filozof olacaksın ha. Ayrıca müstakil bir bilinç yoktur. O zaman pek moda olan Alman felsefesini red ile Spenser ve doktorinine: > son teferruata kadar nesleye dayandığından « bağlanıyordu. Betlen ise evrensel mihanikiyetia ve maddî âlemin bir parçasıdır.. felsefe diye bir şey yoktur. Almanyada Heckel in : Darvenci materyalizmi.sağlam bir metodu yok. Bilinç — şuur bir gölge yani di mağ hareketlerinin bir neticesidir. idi. ona şüpheli gözle bakıyordu. 3 ocak 1941 de sabah saat 9 da Par iste öldü. Ve yalnız bir nevi bilgi ile yani bir nevi ilmî bilgi iie çözülür. burada şekillendi. Kondorse lisesinde talebe iken hem ebediyatta hem matematikte pek kuvvetli idi. Yüksek Öğretmen Okulunda felsefeyi seçince matematik hocası ona : Yüksek bir matematikçi olacak idin. Bilinç. diye . Felsefeye matematikten geldi. bedenin emrindedir. (Paskal) da burada geometriden felsefeye geçmişti. 1881 den 1883 e kadar (Angers) lisesindeki hocalığı müteakip ağregasyon imtihanını kazandıktan sonra ( Klermant -Ferran) daki ( Paskal) lisesine tayin edildi. mübhem şey• lerden ve genel hükümlerden nefret eder.. » dedi. Ve asil felsefî fikirleri. İlim genişlemeğe ve kâinat muammasını mekanist bakışlarla çözmeğe uğraşıyordu. İlmin en küllisi de genel matematiktir. . İngilterede: (Spencer) in tekümüliyeci lâedriciliği.

(Bilinç). 14 . Ancak sezilip kavranabilir. Onda hem (kesret). Ne de bir (tek cevher ) dir. zamanının felsefî telâkkilerini tenkit ile başladı. Bergsondan önceki filozofların kabul ettikleri za> man: mütecanis ve mesahası kabil bir şeydir. Bergsona göre ise zaman: türlü muhtevalar ile şuur akışıdır. O. Bergson'dan öncekiler. Fakat o esnada şuna kanı oldu k i : mekanizmin kâinatı. ne kendi kendim' yaratabilir. Ve öyle kalacaktır. keyfiyetlerden mürekkep ( çokluk ) dur. işe. Ne ise odur. Bergson. Hakikî zamanı ancak şuurumuzda kavrayabiliriz. Zaman : saat kadranı ile ölçülen ve namütenahi taksim! kabil olan boş ve mücerred bir şey olmayıp (ki bu rıyazî zamandır). (şiddet ve keyfiyet) olu'p bunlar ölçülemez. her anı başka başka oluşlarla tecelli eden bir oluşlar akışıdır.- 209 - Binaenaleyh irade ve hürriyet denilen şey vehimden ibarettir. Bergsona göre bilinç (şuur) halleri (miktar ye kemiyet) değil. hem (vahdet) vardır. Spenserin kâinat karşısındaki mekanist izahını derinleştirmek yollarında idi. Ve bunun her anı: başka başka keyfiyetlerden ibaret yeni yeni hallerdir. Ve bilinç halleri kemiyet olmadığı için taksim ve mesaha edilemez. Kemiyetin çokluk olması mantıkan ve aklen (olamaz bir şey) ise de bu bir olaydır. Bu (an) ların her birinde (mazi) çınlar ve (istikbal) in) sesleri yansır. mazi'yardımı ile kuracaklarına kani idiler. istikbali. Bergsona göre ise (olacak olan şey) olmazdan önce keşfedilemez. daima akış halinde olan bilinç halleridir. Bu takdirde (reel zaman). Bu anlayışa göre ruh: ne atomlardan teşekkül etmiş bir ( mozayık ) dır. O daima yeni '' F. ne de tekâmül edebilir.

Zekâyı canlı ve dirik tutan odur. bizim zekâmızın kavrayamayacağı şey lerdir.Müzisyen ve şair. (Bergson) elinde değnek ile dolaşan su arayıcılar gibidir. ne de meyveler olurdu. Maddeye yönelmiş ilmin göremediği nokta budur. Pratik hayat talepleri. Çünkü zekâmızın yapılışı öyledir. Ve ondan kaynayan ilhamları seziyoruz. Fayda ve menfaat kaygılarından uzaklaşıverince (derin ben) i miz canlanıyor. Zekâmızın yalnız cansız madde üzerinde bunu kavrayabilir. Amma bunsuz ise ilim olmaz. Bir ağacı tanımak demek. İşte (gerçek zaman) budur. henüz kendisini arayan bir şiir çerçevesi halindedir. şu veya bu derece şuurunun entim ihtizazlarını sezip ifade edendir. Artistik veya dinî bir heyecan en derinliklerimizden? kaynayan en güzel düşüncelerimizi aksettirir. ölü değiliz. Eğer dallarda usare dolaşımı olmamış olaydı ağaçta ne yapraklar. Böylece (sathî ben) imiz. Derunî hayatımız. Ruhumuzun derinliklerimizden yükselen müziği duymağa çalışalım. Bir ırmaktır ki daima yeni yeni ve önceden görülemiyen manzaralar meydana getirerek akmaktadır. (derin benimiz) i saklıyor. onun kabuğunu soyup bakmak ve meyvelerini saymak mı demektir? (Reel) in gayrişahsî görünüşü üstünde. bize kendi haricimizde yaşamak itiyadım veriyor. Bergsona göre hayatın dinamizmi. O bize gösteriyor ki toprak altında temiz bir su bizzat kendi terütazeliğimiz var. Şuur : îcatkâr bir hafızadır. (mekân) ise: bir (say • rure — zaman) ki yaratıcı değildir.— 21Ö — tecellilere gebedir. oluşlar akışındaki yenilikler. . Şiir . Şuur sahibi varlık için yaşamakî daima tekâmül istikametinde değişme yolunda olmaktır. Ve canlılığımızı ona medyunuz.

kendimizi yenileşmiş intihalarımıza. "Hal. çiçeklenecek bir bahar değil. Ve olmalıdır. faaliyetimiz ahengine ulaştırıyor. bir ( durdurma ve tevkif) teşkil ile dokumda bir (yırtılma) bir ( kopma ) hasıl olur.Bir hastalıktan sonra kuvvetimiz tekrar yerine gelirken yeni intihalara gömülüyoruz. hâtıralarımıza. Bergson "sathî ben..imiz altındaki "derin ben.. Bizi "olup bitmiş. Bundan kurtulmanın çaresi : kendimizi (zorlu ve sabit fikir) den kurtarıp içimizden daima doğmağa amade olan yeniliğe can atıp sarılmadır. Bu da ancak ( hayata güven ) olan yerde olur.. Herkes kendi hayatının artisti olabilir. ile temasa getiriyor. Sevinç. imizi açıp göstermek ile bize insana hürmet etmeği öğretiyor. Derinliklerimizden kaynayan merhamet ve inayet. Şekillenmek istiyen şiir: "herhangi bir söz ile. ruhun natürel iklimidir.seziyoruz. Burada daimî bir ( artmak ve zenginleşme ) yoktur.. Hayat. den alıp "olmağa başlayan. bizi tinsel "Spirituel.. Oluş duygusu. hasılı gönlün etrafına saçacağı iyilikler ile. Güçlüklerin hepsini ancak ruhî zenginlik ile yene biliriz. lûtüf ve şükran ihtizazlarını söndürüp yok etmiyelim. çevremizdeki varlıklara karşı alacağımız bir durum ile. Her şuur olan yerde bir şiir imkân ve ihtimali vardır. bilâkis. her şeyi hapis • te tutacak bir kıştır. * * . Manevî ızdıraplar ise. Artık bu.. bir aksiyon ile.. in doğuşunu • hiç bitmiyen ebedî bir bahar gibi . Bizi billur haline getirip tahdit eden halden alarak düşüncelerimizi meydana getiren cereyan içine bırakıyor. bizde yeniden canlanıyor. Ve bu zenginlik bize. hiç durmaksızın îasılasız verilmektedir. bırakıyoruz.— 211 — her insanın derinliklerinde yatmakta olan bir kudrettir. ifade edilecektir.. de "istikbal..

müptezel muhakeme usulünden almaz. sarıldığı nispette hürdür. determinizm. Fakat karar ve hareket vuku bulmazdan önce ne yapacağını asla tayin edemez. Tekerleklerin şu kadar zamanda ne kadar devir yapacağı hesaplanan bir makine değildir. bu işi neden yaptığınızı izah edebilir. Şuurdan «şuura bir ' kendiliğindenlik „ vardır.— 212 •— Derunî hayalımız böyle daimî çiçeklenme «halinde okınca bunu bir kimya maddesi gibi tahlil ile basit unsurlarını ayırma ve sonra tertip yapmanın bir ilmî değeri varmı dır ? Böyle yapmak bile olsa olsa ancak bir (realite fantomi) elde edilmiş olur... i elemanter ihtisaslardan teşkil eder.. için hayatını feda eden . ı kabul etmiyorlar... Ve bizi asla ifadelendirmiyordun Hür fiil ve hareket tecessüt etmeğe şahlanan bir istektir. onun zıddı halinde olduğunu gösterdi. nr "yuca duygu. O kuvvetim. insan gelişinden tanıla bilen bir varlık değildir. Bir kimyevi maddenin filan şartları altında şöyle olacağı nasıl kat'ı ise " şuur „ un istikbali de mazisi ile tayin edilir. in kendisine iştirak ettiği. şuurun özel vasfı olan "yaratıcılık. " Epifenomenciler.. Mütcaddid hal ve hareketlerinden daima en iyilerini seçe seçe " kendi vasıtasıyla kendisini yaratan = creati • on de soi pour soi w bir varlıktır. diyorlar ki Bergson ' Şuurun bilâvasıta mûtalası „ eserinde hiç bir say• yure " dure nin kendinden öncekinin aynı olmadığını canlı zaman m riyazi zaman gibi olmadığını.i mizin küçük bir parçası ilgilenmiş ise ö zaman gerçek hür değildir. ( T a i n e ) : Ben . Çünkü bizi büsbütün cazibes almıştır.. mukadderatını kendi dokur. Onû ifadede rvızan güçlük çekeriz. İnsan. Aksiyon yapıldıktan sonra der ki. Eğer onunla «ben. Bir fiil ve hareket "ben.

Alim metodlu. cansız bir şeymiş gibi inceleme.. Fakat onun nefsini fedasındaki yüksek ifade. artist ruhludur. ve "Broca. deneye çok önem verir. İşte birtakım füzeler ki meydana getirdikleri aydınlık çizgilerinden gemi yoluna devam edebiliyor. nazariyesi hüküm sürmede idi. Hatıralar. her türlü akıl ve muhakeme yıllarından üsttür. Tomurcuklanıp çiçeklenme yolunda olan iç âlemimizi kurutup çöl haline getirmiyelim. Ve bütün keşiflerin başlangıcı bir şiir şimşeği iledir. akıl ve muhakeme gözü başka. Bergson felsefede bu aydınlatma rolündedir. "klâs- . ruhu.. ilmî bir şey olmaz. Esasen şuurun ne olduğunu anlamak için. "Karanlık gecede dalgalar arasında bir gemi bocalamakta. onun kendinde nasıl yaşadığını anlamak ile işe başlamak gerekmez mi? Bergson deneye sadık kalarak daima "olaylar hattı — ligne de fait. Hakikat aşkı ile şairdir. Bergson.- 213 — insanda bunun gerektiriri sebepterini başka bir insan nakıs görebilir. Bergson. Realiteyi daima yeni bakışlarla gözler.. "Bir annenin çocuğunu kurtarmak için kendini denize atması. iç gözü başkadır. insana meçhul ülkelere hâkim kılmış ise filozof da ruh âlemi üstündeki perdeyi kaldırmak ve bizi ruh ile temasa getirme ile ödevlidir. dimağda. Nasıl ilim. Bu işi Bergson bir şiir dili ile yapmaktadır. **. amma süvari yolundan emin değil. O sırada "Charcot. maddenin bir fosforlaşmasıdır diyen dogmatik bir ilmin daha ilerisinde görüyor. nı kovalar.. hakikatin simasıdır.. yurt müdafaasında serden geçti gibi.. ntn "lokalizasyon serebral. Ona göre güzellik. Hayatı.

"ölmez „ in kendi içimizde olduğunu gösterdi. hür olarak teemmüle ve tefekküre dalmak mukadder mi ? Gönlümüzün kurak ve hergünkü meşguliyetlerden fütura düştüğü zamanlarda. ölümden sonra. Mari) (Arnold . mazimizin içinde . > Bu eseri ile Bergson. şuurun yok olacağım gösteren tek sebeb : ölümü müteakip bedenin tarumar olmasıdır. Bazen (Varlık ) bizi alâkadar etmediği ve varlığı boş ve mânâsız gördüğümüz anlarda nasıl büyük ağırlık duyuyoruzdur. Dimağ mekanizması sadece onu meydana getirmeğe yarayan kareketleri husule getirmeğe yarar.Pick ) gibi âlim doktorlar ilmî incelemeler sonunda bu görüşe katıldılar. Fakat meseleye böyle bakış . sadece bir hatırlatma organıdır Hâtıralar. Fakat dışımızda dilsiz bir boşluk içinde monoton ve yuvarlanmada olan tabiatın ruh ile hiç bir münasebeti yok mu? Hürriyetten mahrum ve varlıkları mahveden bir kâinat içinde. Ama eğer şuurun bedenden hemen hemen tamamen ayrı ve müstekil olduğu tebeyyüm edince O görüş ve sebebin bir (değeri kalmaz. pratisyen doktorlar arasında bir şaşkınlıktır başladı. tamamen ebediyeti.— 214 — sor. meslesiyle ilgilidir. bu meseleye . « dedi. hatıralar değil. hatıraları haricileştiren vasıtalardır. Zurih Dimağ Anatomisi Enstitüsü Müdürü Monakow > ben Bergsonda bir norolojist dehâ görüyorum. mucizesiz bir realite önünde rüyamızın sönüp öldüğünü hissederiz. deki klişeler gibi gedilmekte değildir. Hafıza hastalıklarında afete uğrayan . Bunda dimağ. Ve aksiyon isteyince uyanmağa hazır bulunmaktadırlar. ( P. canlı bulunduğu şuur içindedir. iptidaî bir ilimciliğin . (Ruhî enerji) bahsinde Bergson şöyle der. 1896 da bu görüşü açıklayan Bergson'un (Madde ve hafıza ) eseri çıktığı zaman..

Yalnız insanladır ki hayat. hıfzetmekte olduğu hayatı kendi yeniliğini tecelli ettirmek suretiyle . Hafıza. öte tarafta kazanılır. lar. Madde arasına fırlatılmış olan şuurun. zarurettir. Bir tarafta kaybedilen savaş. Yalnız bir gramer yönünden inceleyince bir şiirden ne duyup anlarız?Onu kavarmak için ritmini sezmek. katılaşmış. Bu durumda biz (sathî ben) insizin düzenlediği bir şekil karşısında değ-ilmiyiz ? Her gerçek bilgi. türlü türlü canlı yarattıkları destanı. hareketleşmiş değildir. Ancak (devrin ben)i mizdir ki bize evenmsel ilhamın kapılarını »açar. cansızlığı yenme teşeb büslerindedir. hayat . şiiri kendi özünde tekrar yaşamak gerektir. «Hürriyet> imkânsız sayılırken.pation ) dir. Irmağın üstüne "bir köprü kurar . hayat da binlerce sayısız şekiller altında görünerek deterrninzmi. Derunî hayatımızdır ki bizi kâinatın genel hayatı ile birleştirir. hendesedir. faydalanma için soyutlaştırmağa alışkın olan zekâmız bize ancak ( statik bir taplo ) arz eder. Sempatinin bir bütün cehti olan ( sezme = intuition ) dır ki realitenin en derin noktalarına daldırır. Maziyi istikbale doğru sürüklemektir . Tinsel feyiz ve derinliğimiz dir ki bizi engin yüksek şuur ile birleştirir. muhtelif eserleriyle ifadelendirmeğe çatışan bir artist gibi. yine bu karamserlik içinde hürriyet aydınlığı da parlar. Karamserlik içinde. Şuur da tıpkı böyledir. asla onun gelmemiş bir destan olup bunda zafer ve bozgunluk biribirini kova.— 215 -T şuura bakması kabindedir. ona bir (iştirak etme == partici. Kendi özünü. kendine özel . „ Fakat canlıları teşkil etme yolundaki ( hamle = Elan ) da [ kendiliğinden hareket „ " hür intihap meydana gelmiş bulunuyor. Tekerrür etmekte olan " hal de. her şeyi parçalamağa. kesmeğe.icat ediyor. ama İrmağın derinliğine dalmaz. Şübhesiz ki ham madde " cansızdır.

Fakat daima yalnız kendi mihverinde döner. organizmin bir hücresinde. İnsan sosyetesinde: Ferd. bu muazzam hayat nefhası.- 216 — hareket üstüne şahlanarak . ruhunu unutarak kendini madde içinde hapsetme tehlikesine de maruz kalır. Kendisini koruyan mabutlara karşı ibadet eder.» Her şuuriyle insan. Harp. kendi nevinde pek mükemmeldir. Fakat herbiri kendi hudutları içindedir. Muzaffer ^bir ilerileme olabilmek için bir (hamle . dairesini sonsuz olarak genişletmekledir. bu sosyetenin çok servdiği birşeydir. kâh ayan beyan şekillendiriyor. Tıpkı bir tek fikre yönelmiş bir şiirin birbirine bağlı mısraları gibi. Evet. kâh dumanlar altında bırakıyor. zincirin bir halkasıdır. kendini aşma etkisini taşımaktadır. Böcekler sosyetesinde: Ferd. bütün ifadelerinde bunu tecelli ettirmektedir: Hayvanın içgüdü. kendi şuurunu taşlaştırma. Zekâ ise. Hayat. biyolojik bir âlettir. hayatın ve bizim fikir ve hareketlerimizin bağlanıp çözülmelerinden ibaret olan cihan tarihinin en büyük başarısıdır. "birtakım âletler yaparak maddeye karşı kor. Hiç sezilemez sandığımız realitede şimdi bir kurtuluş cehdi hissediyoruz. cvarhk> lan harekete getirmiştir.gayesine doğru yaklaşmaktadır. sonsuz |bir «özel — aspiration» içindedir. birbirlerine daha sık yaklaşırlar. Gerçekleştirdiği ilhamı. Fakat zekâda içgüdüdeki^ emniyet ve kat'iyet yoktur. Oda bizim gibi. Bir taarruza karşı müşterek müdafaada. Tabiî sosyete: Yabancıya karşı kapalıdır. itiyat ve ahlâkî vecibeler tesiri altında hareket eder. Fakat bunu yaparken. «Her zeki varlık. İnsan.

Teknik. Paskal gibi. derin sevgi kaynağı olan Tanrıya kadar şahlanabilirler. «mukadderimizin ve kâinat mânasının ne olduğu meselesinin. diye. Mümtaz insanlar. İnsanın hürriyet ve kudretini kabul eden felsefedir. (Temaşa: Dontemplation) da Budist: Hayattan kaçarak inzivaya çekilir. ilk hayat hamlesini böyle uzatarak. Zekâ birtakım âletler yapar ki bu sayede insan. . Berg-son: Kendinde tinsel yaratıcılık kudreti bulunan ferdî şuurun üstünlüğüne kanidir. ki §hilkahn hikmeti de bu derin sevgidir. ihtiyaçlarımızı tatmin için yapılmıştır. ruhu hizmetinde olmalıdır..- 217 — bolluğu) ile (kapalı) yi açarak kendi sosyetesi ötesinbütün (insanlığı) kucaklıyabiimek gerektir. Ve biz selâmetimizi ruhda aramalıyız. Teknik. Bergson felsefesi:. Bergson. Yeri göğe yak Jaştırmağa çalışır. felsefeye nereden başladı nereye vardı? O da birgün geldi.. herşeye kadirdir. Ona göre tarihte bir (fatalite) yoktur. dinî mistisizmin üstünlüğünü. böcekler sosyetesinde olduğu gibi bir (âlet) halinde kalmasın. bunun insana verdiği itimat hissUe aksiyon kudretinhe görür: Eski kurun filozofu: kalır. geometride üç daire meselesinden daha önemli olduğunu düşündü. Spenserin mekanizmi üstüne düşünen matematikçi Bergsön. Mistik dinci ise: Aksiyona sarılır. Ruh. Hiçbir engel yoktur ki irade onu yenemesin. bu yüksek şuur ve vicdanlarda tecelli eder. İnsanlığın tinsel mükte* sebatı.

bir heyecandan.— 218 — Bize sevgi içinde tekrar tekrar cehdi. «Ahlâk ve dinin iki kaynağı> adlı eserindedir ki: İnsan. İnsan. görünmeyen ve bütün varlığın kaynağı olan «hakikî ben» imiz ihmale uğramış bulunmaktadır. feragat ve fedakârlığı düşmanlara bile şamil kılma yolanda acı ıztıraplara dahi tahammül eden kişideki «yaratıcı oluşlar silsilesi» dir. derin sevgiden fışkırmaktadır. Fakat bu kâfi değiidir. şimdiki bulunduğumuz halden hiçbir zaman memnun olmamağı. Daha üst dereceye tırmanarak insan. Ve hiçbir yorgunluk duymaz. Bu aşk. iyi işlere sarılır. dış âleme çok sarıldıklarından. Tanrının bir aksiyon âleti olabilmelidir. kalbinden. kendi. etmek değil. Büyük. insan hayatının mânası şudur: «Her an kendi vasıtasiyle kendisini yaratıcı hale getirmek. Ve başarır. insanın Tanrıya aşkı değil. Tanrı o kalpten faydalanacak kadar temiz olmayan şeyleri atmalıdır.» Ahlâk. izlemesi gerekli yeni yollar göstermektir. Bu mertebeye gelen insan. endüstirinin.» «Tekniğin. didine azı çoğaltmak suretiyle şahsiyetini genişletmek ve derinleştirmek ve böylece dünyaya kendi meselesinden birşey eklemektir. . ilmin ilerlemiş olması. bundan çok daha üst olan. Derin bir aşk içinde kendini aksiyona. Bergsona göre hilkat.» «Hakikî felsefe: Soyut fikirler üstüne tefelsüf. Ö zaman insan Tanrıyı kendi içinde hisseder. Uğraşa. ilme. İnsanlar. çok bilgili fakat ahlâkan çok geri olabilir. insanlara hizmete verir. daima daha üste doğru bütün kuvvetimizle şahlanmağı tavsiye eder. bütün yaratıklara karşı olan Allahın sevgi ve aşkıdır. ahlâkın da ilerilemesini istilzam etmez. görünen. kendinde sonsuz bir hayat hamlesi sezer.

.Bu halde. Bergson felsefesi: insan. Tanrının insanlara sevgisi yoluna hizinete vakfedebilen insandır. Hayatı ile d e buna canlı bir misal vermiştir. Yakında neşredilecektir. Amma hiç şikâyet etmedi. çilesini çekti. iradesini. O. Bergsonun ömrü bir teemmül ve murakabe içinde geçti. SON Tarih Boyunca Ahlâk Mustafa Rahmi Balaban'ın bu çok mühim kitabı tabedilmektedir. Bergson. zulme uğradı. «geceler gebedir* filezofudur. gönlüne Allah sevgi ve düşüncesi taşımak ile kalan insan değil. insanlığın üstüne şahlanarak Tanrıya doğru yön alma felsefesidir. Bergsona göre mükemmel insan. «açık sosyete> yani bütün insanlar birbirinin kardeşidir fikrinde olduğundan AlmaRİarın Parisi işgalleri zamanında Yahudilere yaptıkları zulümler arasında oda. Irkdaşlarından ayrılmak bile istemedi. hareket ve oluşlar akışı. Ancak hakikat aşkı iledir ki yazdı ve söyledi.

„ „ „ 60 Nüfuz meselesi „ „ „ 35 Bebek beslemek..Gayret kütüphanesindeki kitaplardan bazıları Kuruş Türkçe sözlük " yeni harflerle büyük lügat „ 2oo Yeni Türkçe lügat M. büyük lügat Ali Feraz 150 „ „ küçük lügat Ali Feraz 100 „ „ lügat Cemil Cahit' 20 Almanca • Türkçe küçük lügat Sadullah 50 Kamus Fransavî " Fransızcadan Türkçeye „ 500 Resimli küçük lügati fenniye 100 Türkçeden Fransızcaya Resimli Kamus Kelekyan 1200 Türkçeden İngilizceye büyük lügat J. resimli Dr. Redhouse 2000 Fransızba metod Berlitz ve tercümesi 250 12 Lisan mükâleme 50 Efali Fransavî cetveli Ekrem 35 Kendi kendine İngilizce alfebe Nüzhet Paşa 35 „ „ Almanca „ Nüzhet Paşa 35 „ „ İtalyanca „ Nüzhet Paşa 35 „ „ Rusça „ Sudi 35 . „ „ „ . doğum.. „ Rumca „ Marta oğlu 35 Almanca tesîli tercüme Mehmet Tahir 75 Almanca tesili mükâleme > » 7 5 Almanca .. 100 Kadın rahatsızlıkları „ . . Bahaettin 350 Türkçeden Fransızcaya.. Zeki Cemal İ0O Gebelik.. 10O . lohosa.Türkçe nahif tercümesi 100 İngilizce gremer 1 inci Halil 75 „ 2 inci Halil 150 Fen ve izdivaç.„ „ „ 75 Gebelik. resimli „ . resimli Besim Ömer 75 Çocuk büyütmek. „ 100 Çocuk düşürmek. „ .

Pol 50 Mufassal resimli tavukçuluk Cafer 250 Türklerin tarihi umumisi 1 . H. 400 Rubaiyat Ömer Hayyam 150 Hayat ve kitaplar Ahmet Şuayp Abdulhak Hâmit ve mülâhazatı felsefiyesi Rıza Tevfik 500 75 Tevfik Fikret Şermin Tiryaki sözleri Cenabı Sahabettin 100 75 Demokrasi ve mesaili iktisadiye Hüseyin Cahit Nasrettin Hoca Köprülüzade Fuat 100 50 Yarım Türkler Aka Gündüz 250 Hârîstan ve gülistan Ahmet Hikmet 100 Daima hilekâr (2 cilt) Ali Reşat 100 Milliyet nazariyeleri Mehmet İzzet 250 Hendesei sanai 2 cilt >t >> Elektrik ve tatbikat sanaiyesi 2 cilt.7 Deguignes.Kuruş Çocuk hastalıkları Yeni harf „ „ „ „ 25Ö Çocukların istidatları Dr. resimli Salâhattin 150 Otomobil ve traktör resimli Salâhattin 150 Fen mesahaye arazi ve topografya Kömürciyan 150 Mesahaya Hendeseye Kömürciyan 200 Mihaniki Riyazi Salim 500 Demir Köprüler 300 50 Nazarî Hesap. Mesail yeni harfle Salim Hesap tefazulî 500 . Cahit 1500 Hüriyet Hüseyin Cahit 200 İlim ve din Hüseyin Cahit 200 Hüseyin Cahit 200 Asri demokrasiler 200 Senaiyi nefisenin menşeleri " " 60 Dekartm felsefesi • > » Samiha Cemal 400 Eflatun külliyeti 100 Hisler ve fikirler Raif Necdet 200 Azmi bey Hanım kitabı 100 Fazıl Ahmet Karikatör 200 Tevîik fikret Halukun defteri Hüseyin Daniş.

Doğramacılık, Silicilik, Marangozluk Talât Resimli tarihi umumî 1-6 Refik Tarihi umumî 1-6 Murat bey Ebulfaruk tarihi 1 - 7 M Murat Mahmut Şevket Teşkilâtı kıyafeti askeriye Corci Zeydan Medeniyeti islâmiye tarihi 5 cilt S ey fi Emir Ali Musavver tarihi islâm Hüseyin Cahit İslâm tarihi 'İo cilt,, Kemal Paşa Osmanlı tarihi "3 cilt,, Tarih siyasî, asrı hazırda Avrupa 3 cilt Sinyoboş, Eski İstanbul, resimli Celâl Esat Başımıza gelenler , Arif İstibdattan Hakimiyeti MilHyeye 1-2 Ahmet Rasim Avrupa harbinden alınan psikolojisi dersler G Lebon Usul Defteri Malî 2 inci cilt î. Arapyan Malûmatı Ticariye Harnit Malûmatı iktisadiye Cavit Usul defteri Ticarî 1. Arapyan Hocasız usul defteri Serkeis Nihat „ Muhasebe II II Esnafın Hazır Hesop Tüccarîsi Kömürcüyan Usul Defteri 1 — 4 cilt • Amerikan Usul Defteri Amelî Hesap İlmî Hesap Kömürcüyan Hesap Nazarî İlmî Hendese tim! Cebir Amal Erbaa Kendi Kendi fotoğrafçılık resimli İhtisas muhaseb >erı Çapraş kaydek» Fikret Şimendıfercilik - 2N Naki bey Kimya 9 - 10 - I 3 cilt Kimya Bakalo sı » » Riyazi ve cep ' u?ası F. Sabri

50O 200O 100O 1500 İ0O 1000 250200O 1000 1500 200 300 200 150 250 150 250 150 200 200 200 300

50 50 35 250 25 30G 351 150 10O

100 100 100 100 50

Dahili ihtiraklı makinalar, Abdülkerim 250 „ Osman Hüsnü 250 Demir Teknolojisi Ağaç isleri teknolojisi 1-2 Yusuf ziya 250 Kimyayı sanayi 2 cilt Mühendis M. Azmi 200 Hesabi sanayi Salih Murat 80 Cihan muvazenesinin bozulması 2 cilt Ali Reşat 100 Türkiye nasıl doğdu ? Ömer Rıza 100 Hava Edebiyatı 100 İnsanlığın başlangıçları, resimli "yeni harf,,^.3 300 Dr. R- Verno 200 M' Sadık 100 Tâvimden yapraklar Saffet Ziya 100 Adabı Muaşeret Kadın meselesi Gregor Petrof 30 25 Okunacak mektuplar tdâl Sami Paşa Sezai 50 Mehmet Rauf 75 Cidal 30 Celâl Saher Simon Mehmet Rauf 150 Son Emel 250 Eylül «" » Son yıldız 200 Kadın kalbi Saffet Nezihi 250 Ercümend Talu 50 Sabir Efendinin gelini Viktor Hugo 500 SefiJJer 1-5 Halide Edip 200 Mevut Hüküm Osman Cemal 200 Çingeneler Dağların çocuğu 175 Günahkârlar Heluk Cemal 200 Reşat Nuri 100 Damga Sarı Odanın esrarı Gaston Loro 150 150 Gaston Loro Siyah kokulu Kadın Mesnevi şerif 1 - 6 tercüme ve şerhi Abidin Paşa 1400 Kitabı Mukaddes "büyük hacımda ciltli,, 400 150 incili şerif Mezamir 75 150 Asrî din fikirleri Seri 1 "11 kitap,, L. Lûtfi 100 Asrî Din fikirleri Seri 2 "6 kitap,, L. Lûtfi Lee Vrooman 10 Garpta dua yeni harfie

Bedri Ruhselman . Ankara Caddesinde 131 No. Burcuoğlu M.. iaşnar 250 250 100 Samiha Ayverdi 250 250 350 250 250 „ » . Cehennemlikler İnsan ve Ruh Yaşayan Ölü Ciltli İnsan ve Şeytan „ Yolcu Nereye Gidiyorsun .. W. Rahmi Balaban 125 300 350 400 A. 200 750 750 500 500 300 300 400 330 1000 200 300 150 100 Ciltli . n » > » 200 200 300 tmam Gazali 50 50 25 .. Debi M. Afşaroğlu Dr.. Fakirizm.Ciltlisi : 500 Kr.Fiatı : 350 .. Son Menzil „ Yusufçuk . Ateş Ağacı Mabette Bir Gece Mesih Paşa İmamı „ Kimyayı Saadet Hazret Oftade Aziz Mahmut Hüdal K.. Âkay . Krş. Crooks Dr. İstanbulda. Manyatizm) Ciltli Ruh Kuvveti (Spiritizme tecrübeleri) Ciltli Pratik Manyatizma ve İpnotizma Ruhlar Konuşuyor Allah Ruhlar Arasında Medyomluk Ruh ve Kâinat (Mecmua) Abdûlkadir Geylâni Muhiddini Arabî 1 den 12 Ciltli Mustafa Ertuğrul Cemil Conk Paşa L. lu Gayret Kitabevinde satılan ı-nühim eserler : Kur'an ve islâm (Zaman zihniyetiyle) 2 Kısım Ruh Ansiklopedisi (Spiritüalizm) Ciltli Ruh Âlemi (Spiritizm. Kuday • S. Ruh ve ölüm Ötesi (İslâm tasavvufu) İslâm Aslanı Hazreti Ali Kırklar Meclisi (En güzel Bektaşi Şiirleri) ! Hakikat Yollarında Tarih Boyunca Ahlâk Felsefe Tarihi (Filozoflarla birer saat) Tanrı Buyrukları ve İnsan Alemi Kıyamet ve Alâmetleri-Cennetlikler.