P. 1
9243563 Filozoflarla Birer Saat Muhtasar Felsefe Tarihi Mustafa Rahmi Balaban

9243563 Filozoflarla Birer Saat Muhtasar Felsefe Tarihi Mustafa Rahmi Balaban

|Views: 59|Likes:
Yayınlayan: salihyolcu

More info:

Published by: salihyolcu on Mar 07, 2012
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

12/19/2012

pdf

text

original

Filozoflarla Birer Saat: Muhtasar Felsefe Tarihi Mustafa Rahmi Balaban

İstanbul: Gayret Kitabevi, 1947. 16 Şubat 2005'te EFSİS Özel Koleksiyonu'ndan elektronik ortama aktarılmıştır.

© http://www.felsefelik.com

M. RAHMİ BALABAN

FİLOZOFLARLA BİRER SAAT

FELSEFE TARİHİ
Buda - Eflâtun - Aristo - Rable - Mevlâna Celâleddin - Kınalıoğlu Ali Efendi - DekartPaskal - Tomas Kampanella - Lok - VolterJ. J. Ruso • Kant - Erzurumlu I. HakkıMisele - lbsen - Ogiist Kont- Niyazi t. MisrîGöte - Muğlalı İbrahim - Sen Simon - KarlaylEmerson - E. Rönan - Tolstoy - Vilyam Moris - Bergson - Nice - Vels - A. FransJon Devey, v. s.

Sahibi ve Naşiri:

GAYRET

KÎTABEVt

Ankara C«d. No. 131 - istanbul

Hakikat Yollarında ;

Filozoflarla birer saat:

Muhtasar

Felsefe Tarihi
Mustafa Rahmi Balaban

G A Y R E T K İ T AB E VI Ankara Caddesi No. 131 <~- İstanbul IŞIL MATBAASI 19 4 7

GAYRET KİTAPEVİ. ANKARA CADDESİ -İSTANBUL .MUSTAFA RAHMt Hakikat Yollarında İmam-ı Gazali SAPIKLIKTAN KURTULUŞ liddiR Arabi FUSUS NAKŞI Tiı. Fiati 250 nefis ciltlisi 300 kuruştur. Fioıırnoy WİLYAM CEYMİS'IN FELSEFESİ Varidat İZMİR SALEPÇİOĞLU KÜTÜPHANEsindeki Arapça elyazma nüshasından tercüme Mark Orel DÜŞÜNCELER Bütün bu Eserler bu Ciltte tamamen mevcuttur.

onda. kıblende meşelikler. Yılda bir gelip toprağına yüz sürebilsem. Tahsil için bu çiçekli ovalardan. Köyüne hâlâ en derin duygularla bağlıdır. kekikli dağlardan ayrılıp uzaklara. Güzün yamaçların burca burca kekikli Yılda bir gelip toprağına yüz sürebilsem. 1888 de Bergama'nın Balaban köyünde doğdu. Sonra müderris Terzizade Mustafa efendiden arapça. farsça ve Altunovalı İbrahim Remzi Beyden matematik tahsil etti. Köy okulunda okuduktan sonra Bergamada rüşdiye tahsilini yaptı. OBAMA Elli yıl önce ne idiysen içimde o sun Onun deniz gibi ova. Yedi yaşına kadar bu köyde güzel tabiat ve sade hayat içinde büyüdü. elli yıl sonra şöyle ifâde etmiştir. istanbul'a gitmek lâzımdı. hiç sökülemez surette kökleşti. Yaz tatillerini hep. göz erimin dağlar İkindinde gümüş çay. Müsabaka ile İstanbul Öğretmen okuluna girerek 23 temmuz 1910 . Mustafa Rahmi Balaban. ilerledikçe sönmek söyle dursun. köyünün ovalarında • tabiatle başbaşa .geçirirdi.. ya. Baharda bayırların menevşeli lâleli Yazlarda buğdayların altın yıldız sorguçlu. Gönlünün bu özleyişini.Müellif Hakkında. Bu iki sevgi.

O zamanın önlü psikoloji profesörü pek muhterem merhum Ed. Kız öğretmen okulunda pedagoji Ki7ilçulhı Amerikan kollejlerinde Türk tarihi ve felsefe hocalığı etmiş. 1918 den itibaren Ikdam'da yaziları çıktı. Gökalp. mebus olunca. psiko . Ça- . onu Usküp Dar . İsviçre'de Almanca ve ingilizce de öğrenerek aşağıya yazdığımız eserleri Avrupanın üç dilinden dili» mîze çevirmeğe başladı. Buradaki başarısına mukâfaten. «İkdam» ın İsviçre muhabirliğini yapması ve İKDAM gazetesinin sahibi merhum Ahmet Cevdet Beyin yol göstermesile başladı. Adana öğretmen okulu müdürlüsünde üç yıl çalıştı. Kırk beş gün Üsküpte pedagoji hocalığı yaptıktan sonra Maarif Nezareti. onu Adana yatılı öğretmen okulunu kurmaca ve müdürlüsüne tayin etti.ül -Muallimin Rüşdive (Orta öğretmen okulu) pedagoji hocalığına tayin etti. Cenevre Üniversitesi pedagoji ve felsefe şubelerinde tahsilini tamamladı.pedagoji laboratuarına asistan aidi. Claparede onu. Basın hayatına ilk. o Telif ve Tercüme Başkanlığına tayin edildi.— 4 — da buradan birincilikle mezun oldu. Maarif Nezaretf. Sonra İzmir kız öğretmen okulu müdürlüğüne tayin edildi. O zamanki Maarif Nezareti. Yurda dönünce Ziya Gökalp merhumun başkanlığında kurulan üç kişilik mülga Telif ve Tercüme Encümeninde (burada öteki âza muhterem Veled Çelebi idi) çalıştı. Onun en büyük emeli: Avrupa ve Amerikanın özlü eserlerini dilimize çevirmektir. Öğretmen okuluna giderken istanbul Müftisi Fehmi Efendinin mantık ve arab edebiyatı derslerine de devam etti. Rahmi'vi Cenevreye pedagoji tahsiline volladı. Telif ve Tercümeden ayrılınca İzmir Atatürk Lisesinde felsefe. Eserlerinin çoğu bu encümende bulunduğu yularda basılmıştır. Kollejdeki on bir yıllık hocalığında dilimize İngilizceden bir çok eserler tercüme etti.

Dökroli usulünde dersleri toplulaştırma. Ege bölgesinin iş kaaramanları. Asrî terbiye ve maarif. Kalmoıt Türkleri. Bal çuvalı Hüseyin masalcı. Keloğlan. Çocuklar evi. Felsefe tarihi. Timur ve Tüzükâtı Bahtıyarname. pedagoji ve felsefedir. Baliğler ruhiyatı. Ailede terbiye. Küçük Asyada ölmüş şehirler. Ruhiyata medhal. Amerikada mekâtib-i ibtidaiye ve tâliye. Terbıyevî ruhiyat laooratuarı. Çocukta eksiklik duygusu. Nıkomaha ahlâk. Efez. Tabiat ve insan. Moğol tarihi. İzcilik. Çevresinde gezi ile İzmir tarihî. Basılan kitapları: Bergama tarihi (Müzeler müdürü sayın Aziz Oğanla beraber). Kadın-erkek. tövbeler tövbesi. Altın çiftlik. Mekteplerde sıhhat demederi Halk tekâmülü. Deli dumrul. Çocuklar cenneti. Çocuk ruhiyatı. Şehir mi. Şart. Dökroli usulünde hesap vs ölçüler. Fonksiyonel terbiye (M. Avrupada yeni mektepler. Dağ deviren. Çocuk ve mektep. Tabi . Avrupa milletleri ruhiyatı. Ruhiyat makaleleri. ırklar ruhiyatı. buğday kahramanı. Çekirdeksiz kahramanı. Fılozofi vasıtasıyla orta tedrisatta reform. itıyad. Pestaloji. Baba Arıkan'la berabar).— 5 — lıştığı konular :Tarih. Kristof Kolomb. izmir agorasından eski tapınaklara. Eski Kılikya (Çukurova tarih ve tarih-ı tabiîsi). Alfabede cümle usulü. Yeni psikoloji ve pedagoji. Çocuk ruhiyatı. Dağda bulunmuş çocuk. ahlâk. Portakal kahramanı Mehmet Bafralı. Kant'ın pedagojisi. Evvel zamanda. Halk kitapları: Özdemır onbaşı. Şimdi basılmağa başlanan «Hakikat yollarında» serisi: Değerli maarifçimizi bütün okuyucularımıza daha iyi tanıttıracaktır. Fihtenin hitabeleri. Dergâh ı Mevlâna. Islah-ı ırk. Eskicilikten Tüccarlığa. Avrupa medeniyetinin ahlâk kökleri. Çocuk büyütmek.

. Felsefenin ve filozofun öz değeri bundadır: insanda tekâmüle hizmet arzusunu engin bir aşk haline getirebilme. . hal ve hareketlerle gürlerimizi. onların hayat ve kâinatın mahiyeti üstüne metafizik teorilerinden ziyade ahlâk veiçtimaiyat üzerine olan düşüncelerini aldım. En iyisi mi.Durum bugünde öyledir. ( Filozoflarla birer saat) e. Ama gerçeğe kimi daha yakın kimi daha uzak olabilir. aylarımızı. yıllarımızı. Amma şimdilik her halde yolun sonunda deliliz. " Tarih boyunca her felsefe. Felsefeyi kuru lâf değirmeni yapmayan gerçek filozofların hepsinde bu ilinti bir iç ateşi halindedir. Ve her biri o yollarda birer nişan taşıdır. Her zaman hayat ve kâinatın mahiyet ve hakikatim arama yollarında bulabiliriz. doğruya.ömrümüzü doldurmak. Ondan sonra gelen ikinci hakikat şudur: " Hayat ve kâinatın mahiyetini anlayamıyoruz diye ümitsizliğe düşecek değiliz. Ferdçe ve cemiyetçe yükselmek. kendimize en iyi hal ve hareket yollan seçme işi ile uğraşalım. hayat ve kâinatın hakikat ve mahiyetini anlayamıyoruz. hızlandıracak aksiyonlarla.ÖN SÖZ Sokrat. bu gerçeğe götüren yolları araya gelmiştir. Onun kadar ve belki ondan da önemli yapılacak iş önümüzdedir: „ kendimizi ve çevremizi her gün biraz daha iyiye. Bugün bu bir hakikatır. yirmi dört asır önce: " Bîz insanlar. gürele doğru . demişti.

. Yarınki dünyada yenilerle bu güne kadar olan değerlerin bir karması olacağına göre (Filozoflarla biier saat) bu güne kadar olan değerler üstüne düşüncelerin kısa bir plânçosudur. yeni değerler kuru lup kökleşinceye kadar sürecektir. B. R.— 7 — İkinci Cihan Harbi sonunda bütün ahlâk! ve insanî değerler yıkılmağa yüz tuttu. Dünya sarsıntısı. Yerlerine yenileri konulmağa uğraşılmaktadır.

bu kabîl hayatlarda olduğu gibi. Kendi adı Sidharta ve aile adı da Gautama'dır. Bu adam evlendi. Fakat müelliflerin çoğu şöylece kabul ederler. Ö. Prenslerin ihtişamı yanında tebaanın pek mühim ekseriyeti derin bir sefalet içinde idi. hasta bir adama rastgelince bu tesadüf onun vicdanı önüne beşerin sefaletini yaydı. Bazı müellifler. daha sonra Moğollar ve Tibetliler işgal ettiler.Buda [M. Bu mıntakada ahali. Milâttan evvel 563 senelerine doğru. böyle bir adamın geldiğinden bile şüphe etmektedirler. Uzun asırlar süren muharebeler esnasında. işleri. kuvvetli bir feodalite teessüs etti. bir oğlu dünyaya geldi. çok karışıktır: Bütanın ilk ahalisi koyu esmer renkli idi. pek fakir. Kapilavaston de zengin ve asil bîr aile vardı. bize efsane ile karışık bir halde gelmiştir. muharebe ve ziraat idi. Buralarda yetişen Budanın hayatı da. 560 480 j Hindistamn şimal-i şarkîsinde. 8u esnadadır ki bu adamın hayatında pek büyük bir hâdise vukua geldi: Bir gün sarayından çıkarken. pçk ihtiyar. . Bu sefaleti. Sonra buraları Turan ırkı. Nepal hudutlanndayız. vicdan gözüyle görmeğe başladı. ayakta gezen öiü gibi sapsarı. Himalayalara yakın.

Budajun milâttan evvel 430 senelerine doğru öldüğü anlaşılıyor. içinde bulunması muhtemel Ölmüş hayvanları yutmamak için kullanırlar. bir iğne. gittikçe bütün orta Asya* ya. mezhebin — aşağıda bahsedilecek — temel fikirlerinden başka beş ahlâkî vazife ile kendilerini mükellef tutarlar ki bu beş şey haramdır: Katil. daha sert bir hayat yaşarlar. daha sonra Çine ve Japonyaya yayıldı. Ekseriyeti teşkil eden kısım. Yalnız bir sarı kaftan. zina: Fakat daha derin takip etmek istiyenler. "Buda* demek «Işıklı» demektir. sarhoşluk. paraya hiç el süremezier.. hırsızlık. Dervişler gibi köyden köye doloşmağa ve sert bir riyazet bayatı sürmeğe başladı. O zaman ona BI$ıkw geldi.) Bu dervişler. Aynı zamanda mütalee ve derin tefekkür ve istiğrak içinde idi de. aptalj ^kıyafetinde dağlara inzivaya çekildi. O andan itibaren insanlar* yeni yola davet etti ve müminleri kendi etrafına toplanmağa başladı. Prensip itibarile bunlar or- . bir avuç pirinç.. Filhakika aptal kıyafetinde gazen bir kısmın hiç mal ve mülkü olamaz. dediler.g _ «Bir oğlun dünyaya geldi» diye haber verdikleri zaman. bilhassa Tıbete. sevinecek yerde : < işte bana bir zincir dahal 1 > dedi. servetinden vaz geçerek gece bir ata binip sarayını terketti. yalancılık. bir kuşak. (Süzgeci su içerken. Böyle derin düşüne düşüne nihayet kendince hayatın sırrını ve insanların takip etmesi lâzım kanunu buldu. 29 yaşında olan prens. bir süzgeçleri olabilir. bir baş piçağı. ve ancak dilendikleri şeyleri yerler. Kurduğu din. 2 — Budizmin yarattığı cemiyet : Budizmin iki türlü saliki vardır.

bir derece ve mertebe sebebile degü. bugünkü. İradî bir fakrü zaruret îçinde yaşanılacak .- 10 — manda yaşamak mecburiyetindedirler. [kincisi. (mukaddes yadikâr — reUg-ue'leri) ve mübarek makamları tebcil. yaş ve irfan dolayısıyle hürmet görürler. buna hiç ehemmiyet vermez. hazır yiyici ruhban alayı meydana geldi. Bu mezhepte dikkate şayan üç mühim şey vardır: Evvelâ kast farkının hüküm sürdüğü bir memlekette. hiç bir (hiyerarşi = mertebe silsilesi) tanımaz. epeyice sonra kurulmuştur. Fakat bu hal.izdivaç ta dahil olduğu halde . Dağ başlarındaki manastırlar. Zaman geçtikçe iki yüzden bozuldu tik devrenin sade. siyasî ve İktisadî hayata tamamen lakayt kalınarak münhasıran dinî tedrisat ve istiğrak içinde ömür sürecek. köylerin kıyılarında yaptıkları bahçelerde yaşarlar. ki bugün bu . mümkün olduğu kadar dünyadan yüz çeviren bir cemiyet yapmağa uğraşır. budizm. ibadeti verine birtakım ( batilalar) ve (şekiller lı kaim oldu. ki bunlar buralara ancak — açık yerde yaşamanın imkânı olmadığı — yağmurlu mevsimlerde çekilebilirler. . Üçüncüsü. Görüyoruz ki budizm. bazı hâtıra âbidelerine hac ve saire gibi. Bu mezhebe giren insan. Bir de ruhban için bir (mertebe silsilesi) tesbit edilerek manastır hayatı bir usul ve kaide halini aldı. En ziyade hürmet gören rahipleri. ancak mezhebin ilk 7amanlarında böyle idi. Basmakalıp dualar.bütün diğer içtimaî rabıtalarla alâkasını keser. hangi siniftan otursa olsun kabul eder. ibadet tamamen sadedir : ayda iki defa toplanarak mukaddes kitapları okumaktan ve işlediği günahları umum huzurunda' itiraftan ibarettir. Lâkin insanlara mezhebi öğretmek vazifeleri doiayısile. böylece. Köyden köve dilenerek gezen ve vazeden bir ruhban sınıfından. «Tibet> ve «Siyam» daki.

bunlar bu tarz düşünmenin şüphesiz tabiî neticeleridir. birtakım ümitsiz ah ve vah ile gidebileceğini zannetmiyelim. bedbindir. Buna dair binlerce efsaneleri vardır. Bunun pençesine . Mamafih bu hal. yukanda gördüğümüz veçhile. ıztırap Budanin mülâhaza ve tefekkürdeki başlangıç noktast. vazı» na yani müessisin aradığını bulmasını verdiği ilk vaza göre mezhebin esası dört toplanmıştır. şiddetle çekinmek. elem ve mahkûmdur. Fakat bunun. hiç korkmamiş._ ıı _ _ iki memlekette böyle binlerce rahip. av arayan bir dişi kaplana rastgelmiş. Herkangi bir mahlûku acı çektirmekten. mablûkabn içinde bulunduğu müthiş sefalettir. esas itibarile. tarihte yalnız Buda mezhebinde değil daha bir çok yerlerde görülmektedir. onu kurtarmak. manastırlarla dolu şehirlerde. öldürmekten. o büyük fikri takip ettikleri iddiasındadırlar. Merhamete onlar da lâyıktır. Yapılacak iş şudur : Her mahlûka daima merhemet etmek. Bu ızdırap hayatına yalnız insan değil böcekler de iştirak etmektedir. köyleri < mukaddes yadigârlar» ve «sihirli merasimler» ile aldatarak köylünün kanını emmektedirler. Doktrini. bakınız nasıl tereddiye uğruyor. Dikkate şayan değil mi ? Büyük bir fikir. 1 — Var olan her şey.ür. Her nereye baksa feraiık gö'. bilâkis ona yardım ftmek. 3 — Temel fikirler: «Benares müteakip hakikatte çekmefre Şimdi mezhebin esas tedrisatına gelelim. Meselâ Buda bir gün dağda gezerken. Halbuki bunu yapanlar.

Her türlü mal ve mülkten el çekerek hiç bir şey arzu etmemeğe alışmalıdır. Hayatın bütün didinmelerinden ancak böyle kurtul unabilir. Arzu. Çünkü elde ettiği daha üst hayat şekillerine bütün kuvvetile Dağlanıyor.— 12 — geçecek zavallı hayvanları düşünmüş. meselâ kaybetme. ölüm gibi şeylerle elinden çıktığım görünce daha büyük merak ve izdıraplara düşüyor. yalnız başkalarına fenalık yapmak ile kalmıyor. 3 — Izdırapların nihayet bulması. kendi bedenini sunmağa karar^vermış. 2 — Elem ve izdırabın kaynağı arzularımızdır. 4 — Her şeyden el çekmek düsturunu tahakkuk ettirebilmek için (anayol) u takip etmek lâzımdır. arzuların nihayet balmasıle olacaktır. hiç aralıksız. Fakat. eNirvana:» «Mutlak sükûn et > in tevlid ettiği daimî bir saadet içinde yaşamak demek olan «yok olma» dır. Bu suretledir ki hayattan ve hayatın şerlerinden kurtulup <Nirvana> ya kavuşulabilir. Amma aynı za> mandafcbu kaplana ve aç bekleyen yavrularına da acımış. Yani bizzat Budanın düşüncelerini takip ve onun hareketlerini örnek ittihaz etmelidir. hastalık. y JBu cinan şümul şerrin sebebini. Böyle iğne altında yaşıyan insan. daha üst daha geniş yaşamağa itiyor. her şahsı. bizzat kendi ıztırabını da artırıyor. tamamen ken ~cfi içimizde buluyor: Arzular. Buda. Burada Budizmin. hem psikolojik hem metafizik bakımlarından. ölmezden vevel . Ve bunların bazısının. en güç noktasına parmak basmış oluyo . Nihayet Kaplana av olarak. kendi arzuları için kendini ölmüş saymadır.

ilâblnrı înkâr etmez. insanı bedbahlıktan kurtarmaca matuf bir talimattır. ilâhlarla meşgul olmaz ve onlara 'bir rol avirmnz. bütün harici faaliyetlerden el ''çekmek ve saadetî.— 13 — ruz.kıvmetli ahlâk unsurlarını ihtiva" ettiği de bir hakikattir. bizi kendine bağlıyamamalıdır. Bu ise hayata veda etmek olur. Fakat başkalarını »zdırap içinde bırakarak valnız nefsini kur-"1 tarroâk değildir. Hakikatte Budizm. Binaenaleyh hiç bir şey. Budanm gözünde. Budizm hakkında. bir nevi mahvolma demek olan Nirvananrn sükûnetinde aramak insani harekete getiren bütün âmileri toptan süpürüp atmak demektir. bu çünkü zihniyetten çok uzak gibi görünür: Havat ve arzulardan yüz çevirmek. karşısındakini selâmete çıkarmak için çalışmak ve ona selâmet volunu öğretmektir. Kâinatı böylefıztırap içinde görmekle bundan yal- . birtakım ruhî miimareseler vapıhr ki bunlar ruhu. «Allah» sız bir din. Budizm. Meselâ bedbinliği ile bile insamn^hassasiyetini uyandırarak ıstırap çekenlere karşı alâkadarlığf p arhnr. Fakat kolay değildir. «Başkası nemelâzım bana !> dedirtmez. 4 — Netice : !lk bakışta Budizm. Bu «ölüş» ve «istikrars'zlık» nazarivesfnl benîmslvebilmek için. bn cihanşümul akıntı ummanı içinde bir limana bir meîcee kılavuzluk ed«*rler. Amma şurası doğrudur ki bu din. Çünfü butun arzuların kaynağı. ki bu cihet. gelip g-eçfci hadiselerle dolu ve daima derişen bir med ve cezir gibi olup hakikatte hiç bîr şey var değildir. bilhassa. Böyle olmakla beraber Budizmin. salikler tarafından çok inkişaf ettirilmiştir. egoizmdir. Budizmîn özü t egoizm»* karsı şiddetli ve mütemadi bîr mûcadele'acmaktır. dünya. Her ferdin vazifesi. derler. <amelî ahlâk» tu.

hayatını okuma. maddî şeylere bağlanıp kalmamağa davet eder. . Eflâtun. Öne sürdüğü tedbirler ise şiddetti ihtirasları Özcüiüğ Egoizmi öldürmeğe matuftur. içti- . Eflâtun [M. Şunu da söyleyelim ki.— 14 — nız şikâyet ve figan neticesine değil. insanın bütün hayvanlar va nebatlarla ince bir kardeşliği olma neticesine varır. bütün diğer doktrinler.isr terseniz Ütibiler deyiniz . uzun seyehatler .347J Eflâtunun en dikkate şayan vasıf [arından |biri maî teşkilât idealine mühim yer ayırmasidır. «Akademus» parkında «Akademi» denilen mektebini tesis etti. 1 — Hayatı : Eflâtun.bilhassa Mısır'a . Ö. uzun hayatı içinde. insanı : kendini tanımağa. Eflâtun'un dünyaya geldiği devirde grek siteleiinin dolgun ve zengin bir hayatı vardır. fakat bütün mahlûkatı sevme ve acıma. Bugünün Akademi adı burdandir.gibi Budizm de harfi harfine tamamen tatbik edilmiş değildir.«ve üç kere Sicilya'ya yapmak ile geçirdi. milâttan önce 429 da Atina da zengin bir aileden dünyaya geldi. kitap yazma. siyaset ile de çok meşgul olduu. 429 . okutma. Sokrat'a talebe oldu. kendine hâkim olmağa. Ayni zamanda birçok yüksek ruhların teşekkülüne de hizmet etmiştir.

Site ziraat . Perikles zamanını yenice bitirmiştir. fakat dahili ihtilâllerle sarsılmış bulunuyordu. müfrit demokrasi gibi şekil' den sekile geçiyordu. Fakat sonradan hayatını felsefeye hasretmeğe başlayınca. Nihayet sandalya kavgaları. hükümet datbsieri. Rejimi Monarşi. felsefeyi fikirleri ile. zadekân. tahayyül ettiği siteyi.— 15 — Bilhassa Atina. henüz zenginliği. 2 — Şe'nî siteyi tenkit: Eflâtun. onun bu intizarı boşa çıktı: Ne «Deniş» n e d e «Dion» böyle bir işe teşebbüs etmediler. yer yüzünde tahakkuk ettirmeği düşündü. Eflâtunun daha genç yaşından itibaren siyasî faaliyeti düjünüyordu. Fakat. Böyle bir devirde gelen Eflâtunun iyi bir hükümetin nasıl teşkil edileceğini ve bunun idamesini ne suretle mümkün olabileceğini tetkik etmesi çok tabidir. Bunda iş bölümü en başta gelen bir kanundur. Binaenaleyh Eflâtun siyasî nazariyelerinin tatbik mevkiine konularak kusursuz bir sosyetenin kurulabileceğini ümit edebilirdi. hiç bir istikrar yoktu. bu kitabının sekizinci ve dokuzuncu fasıllarında siteyi tenkit ile karışıklıkların ve inhitatın sebeplerini gösterir. Bu filozofa göre sosyete: Bir zaruret dolayisüe kurulmuş olup beşerî ihtiyaçları tatmine mecburdur. en büyük eserlerinden biri olan «Cumhuriyet» kitabını o ümitle yazmıştır. refahı devam ediyordu. Amma o. Diğer greksıteleri de hemen aynı halde idi. en ünlü günlerini. Tiranlık devirleri de geldi. Sicilyaya ilk seyahatinde Eflâtunu bu Tiran büyük bir önemle kabul etti. suretle. Bu adam Eflâtun'un hürmetkar tilmizleri sırasına girdi. Buna >Siraköze> tiranı «Deniş» ile olan münasebeti de fırsat hazırlıyordu. devlet adamları üzerine tesir icra etmeyi ve bu. Gerek Tiran ile gerek bunun damadı «Dion» ile Eflâtun arasında sıkı bir dostluk bağlandı.

işte böylece sosyete. Nihayet derrcVrssl de prensip ve mayası icabı. Serveti elde edince. göz önüne getîrivor. Bu zenginlik meylinin insanlarda uyandıracağı ilk his kibir ve ihtirastır. evvelâ (adalet) tabirini kullanmakta* [dır. felâketlerin en büvüfrü olan vatandaşların ahlâkının nasıl bozulacağını da Eflâtun.) Bu rejim şüphesiz. Bunların çoğu faydasız ve parazit sanatlardı. en münasebetsiz ve faydasız noktalarına kadar götürüldü. sitenin hayatı normal îdi. yeni yeni ve gittikçe sun'! ihtiyaçlar doğurttu. Nihayet nüfusun çoğalması ve zenginlik ihtirası sosyeteyi emperyalizme ve muharebeye şevketti. Servet ardından koşma ve zenginlik. Bu suretle iş bölümü. 3 — Ahengin veniden kurulmas» : Siteyi iyi etmek. Ve sosyetenin hayatı ekseriya karmakarışık ve zararlı şekle girdi. (oligarşık adamın hareketi böyledir. yalnız paraya taparlar.alabildiğine istifade ve menfaat hırsını körüklediğinden . Bu adalet mefhumu <Cümhuriyet> kitabının birinci . fertlerin çoğu kuvvetlerini. her türlü ahlâkı çiğniyerek.Takat bu intizamı nasıl tarif etmeli? Eflâtun bu bapta. egoistler! Hiç bir nevi vicdan kanunu tanımazlar. zenginlerin refah ve saadetinden mahrum olan veya kendilerini öyle zanneden bir çok insanların kıskançlığını uyandıtır. onu ifratlardan kurtarmak intizamı tesis etmek ile olur. Bu oligarşiyi yıkar ve yerine demokrasiyi kurdurur. Ve bunlarda türlü türlü yeni sanatlar meydana g-etirdi.-16 - vasıtasiyle temel ihtiyaçlarını elde etmeğe uğraştığı müd detçe. Fakat ihracatçılarca başladığından itibaren . Böyle insanlar. faydasız faaliyetlere sarfeder bir hale geldi. İşte Eflâtuna göre bozulmanın soyları böyledir." fena bir organizasvön halini aldı.fenalık da başladı. Sos yete bu vaziyete düşünce. maddî fhazlar içine gömülürler. Tiranivi getirir. fena tanzim edilmiş.

İyilik ve güzellik gribi fikirleri temaşa ve takip etmektir. fakat bu sureti idare etmekte olanlar. . 1 — Yalnız yemeği düşünen bir vahşi hayvan. doğru yolda götürmeğe çalışan bir arabacıdır. Fakat Eflâtun. bilhassa. İkisi ortasında (irade) vardır ki bunun rolü. maddi arzular ile aklın arasını bularak bunları ferdin hayatına yardımcı kılabilmektir. Eflâtuna göre bizim ruhumuz. Çünkü servetin. daima göklere çıkmak istiyor. üç unsurdan mürekkeptir. Filhakika ona göre adalet: uzviyetin muhtelif fonksiyonları arasında muvazene ve ahenktir. 2 — Yalnız aklı işliyen 'bir adam. iyi tanzim edilmiş bîr ruha benzer. Bir teşbih ile ifade edacek olursak denebilirki bizim içimizde üç şey vardır. adalet ile ahengi birbirine karıştırır. En aşağıda 'fşlih'âlar ve maddi arzular bulunur. 3 — Aynı zamanda hem vahşi hayvan.— 17 - ve ikinci fasıllarında uzun uzadıya tetkik edilmiştir. kendisine iki at kogultnuş bir «arabaya benzer* Bu atlardan biri yükseklere şahlanmak. Mükemmel bir site de böyle birbirinden tamamen ayri üç sınıftan mürekkep olmalıdır. Eflâtun.çiftçiler. İrade ise bu iki atın kuvvetlerini muvazenelendİrerek arabayı. umumun ihtiyaçlarını temin etmek ve servetler meydana getirmektir. tacirler ki bunların vaiifesi. Temelde: ameleler. Bizim ruhumuz. tamamen serbest değildirler. yerin dibine'dogru çeker. «Phedre» kitabtnda ise daha mükemmel. beşer ruhu ile mukayese ederek tesbit etmektedir. açlık ve susuzluk g-ibi. Öteki at. hem insan (olan bir arslan. başka bir mukayese yapar ki o da yine buraya gelir. Mükemmel bir site. Bu fikri. En yukarıda akıl vardır ki vazifesi. der.

idaıî ı e askerî muhtelif makamlarda stajlarda bulunacaklar. Bu son on beş sene içinde okumaktan ziyade. Otuz beş yaşma gelince yeniden on beş sene devam edrcek yoklamah stajlara tâbi olacaklar. Memleketi idare edecek olanlarln evsaf» üzerinde. bu filozof kadar. Ancak elli yaş ndadır ki nazarî ve ameli her türlü kabiliyeti gösterdikten sonra bir insan. Ancak fikren yüksek adamlara verir. Filozoflar bu sınıfa «tunçlar sınıfı» diyor. ehemmiyetle durmuş değildir. «Tunç* Iar sınıfı) Ayrılacak.— 18 — idaresine ait talimatnarnaler. . O. bir yoklama ite. idarenin dizginlerini ne soyca asillere.. şefler tarafından yapılacaktır. Eflâtunun sitesi böylece pek mükemmel bir terbiye sistemi üzerine dayanır. Bunlar. ne zerrinlere verir. hiç kimse. Bütün yurt çocuklarına on se* kız yaşına kadar ayni terbiye verilecek ve bu terbiye oyun şekli altında olacaktır Cebir ve şiddet usulü ya* saktır On sekiz yaşın sonunda. Yirmi ya şmda bir seçme daha yapılarak devlet adamları namzetleri ayrılacak. 4 — Liderlerinin ve devlet mesi : adamlarının yet'ştiril- Bu programın en mühim kısmı hudutsuz salâhiyete malik olacak olan «Filozof .devlet adamları» nın yetiş* tirilmesi işidir. Ötekilere iki sene daha beden terbiyesi yaptırılarak askerliğe hazırlanacaklar. İkinci derecede «gömüşler sınıfı» gelir ki askerler bu sitenin müdafaasile mükelleftirler. devlet adamı olabilecek. daha onbeş sene orada muhtelif aralıklı sıkı imtihanlarla mükemmel bir suretde oku tulacak. Nihayet «Altın sınıf» gelir ki bunlar devlet adamları ve yüksek zekâlar olup en yüksek kuvvet ve kudret bunlarln elindedir.

değil derhal tstoikatına geçilecek b r program diye yazmıştır. Marizlerin ve sakatların ha vat hakkını kabul etmez.smlnrma b ra maz. Bir hükümet darbesi yapılarak (Filozoflar konseyi) diktatörlüğü eline alacak yanı v^zıytte intibak edemiyen ihtiyar vatandaşlar nefyolunar k. milletin idare şekli « t$i » i doğma te^dûfl rine. Ba o s^trinm pek çok haymî kısımları ihtiva ettiğini söylem. en . ğe lüzum yok. Hikmeti hü ûm t ic-bettMrs. devlet adamları sınıfına g çebılirier. avnca bir san'attır. Çocukların terbiyesi de aileye değil devlete yükletilir. filozof olacağından t*b. askeri kuvvete din veya SII . Tatbik vaziyetine nasıl geç ieceğini dahi bildiriyordu. Çünkü bunda cins değil ehliyet nazarı itibara alınacaktır. Eflâtun'un sisteminde bir de (öjyenik) esası vardır. — 19 — Kadınlarda. E â 'IK> gö û<sal bîr ştf.îd hlovof n çok geniş bîr kültürü. iMsın* z<fer ile iki fa 'delim Birine Eflâtunun terbıye/e. . Tunç sınıfının veya askerlerin ço cukları muayyen imtihanları verince. bilhassa devlet adamları terbıyts m r « «i büyük eh mnaiyf ttir O. Fakat pek çok enteresan ve hattâ modern f deri havi olduğu da inkâr edilemez. 5 — N -tice : E< âtAin «Cumhuriyet» kitabını yazarken bunu siyasî bir lüva ve hülya maksadile.» Efâtun bu fikie tamamen muataif. devlst adamı olabilirler.ourda yalan ve hile dahi caizdir. Kezalik bu yüksek sınıfrn çocukları müsabaka imtihanında kazanmazsa aşağı sınıflara geçer.. yeni site gençlerle kurulacak. = sut) bu u . Bunların bu. Yalnız hünere ve bilgi e vetu Baiil^ «-er ki «idare ı$>. E lâtunun. milleti sınıflara ayırması da sırf liyakat ve istidat sebebiledir. .

Ve en . fertlerin ve ailelerin menfaati üstünde tutmağa daima ihtiyaç vardır. 322 • M. ve servetin istihsal ve tevzi işlerini bu esasa göre tanzim edebilmekte görülür. Liderin.— 20 — yüksek fikirleri kavrıyabilecek bir ehliyeti akıl ve vic danın bütün kaidelerine itaati olacaktır. Meseleleri. ancak bunun içindir ve bunu liderlrr tesbit edecektir. Aristo. Aristo (M. Yunan kültürünün bel kemiği de Aristo dur. Bu iş bugün bile. akraba ve aile dostlarından Proksen onu ( Atama ) ya yanma alarak Atinaya tahsile göndermiştir. bazan şahsî servetlerin ifradi fızla hususî menfaatler takibi. 17 yaşında öksüz kalınca. Atarna Bergamayı Dikiliye bağlayan şosenin kıyısınDikiliden beş kilometre kadar içerdedir.daha ahenkli bir cemiyet yaratabilmek için cemiyet ve milletin menfaatim. üzerinde Atarna şehri olan yere bugün (Ağıl kale)^ denilmektedir. Servet ancak hakikî ihtiyaçlar ile orantılı artırılacaktır.Ö. devletleri ekonomi işlerine müdaheleye sevketmiyor mu ?. Bir nizam altına alınmamış. bugünün meşe* lelerinden değil mi ?. Aristo burada otuz beş yıl kaldı..Ö 384) Bugünkü batı medeniyeti: eski yunan kültürü ile tysa dininin bir karmasıdır. fazla makinacılık. fazla istihsal.Efiâtun'un sitesinde olduğu gibi . Bütün bu hadiseler gösteriyor ki . Vaktiyle. devlet adamlarının zekâ ve dirayeti: Bütün fertleri umumî menfaate boyun ezdirtmekte.. O.

tabiat mahsulü olmayıp terbiye ve mümarese mahsulüdür. akla aittir. Meselâ cesaret. Fakat bir kerre gaye. Zıttarı (korkaklık) ile (inatçılık) tır. bir tabiat gibi olabilir. tefrite düşmeden tam " o ı t a " yi güdebilmektedir. bir daha elde edemeyiz. (lâzlm geldiği derece)(lüzumunda) itimat veya korku hissetmektir. bir insan için en yüce erek: akim. Aristo'ya göre insan için. Terbiye ve mümarese ile fazilet. İnsan. ço. tefriki hasisliktir. diğeri iradî iki unsuru vardır. ilk önce bir karar mahsulü değildir: istenir veya istenmez. Faziletli olabilmek için: istemek ve bilmek gerektir.uk ihtiraslarını takip etmeğe alışırsa attık onun faziletli olabilmesi pek güçtür. Bu kudret: akıldır. Şimdi fazileti şöyle tarif edebiliriz: En doğrn bîr akıl ve ihtiyat ile ve kendimize nisbetle tam ( itidal = orta) yi takip ile iradî ve kararlı bir surette harekete daima hazır olmak. istihdaf ettiği gaye. Cömertliğiu ifratı israf. saptanınca buna ulaşma vasıtalarını göstermek. en yüce erek.siri vardır. İnsanın tabiat ve mizacının: Ahlâk ve faziletin kendisinde kolay veya güç teessüs etmesine t. Çocuğu.— 21 — güzel eserlerini burada yazdı. (lâzım olduğu tarzda). faziletle beraber gelişmesindedir.Türlü hal ve hareket tarzları arasında iyi niyetle en doğrusu hangisi ise onu seçmek ve ifrat. Fazilet nedir? . Ahlâkî faziletin biri aklî. Binaenaleyh bir insanın değeri. zamanında terbiye etmezsek. Elimizdeki taşı bir defa atınca. Fazıylet. Fazıhtli insan: insanlığa özel işi çok iyi yapmak ister? yarıî her türlü ifrat ve tefritten çekinir. Atama kralı Hermiyas onu kardeşinin kızi Pityas ile evlendirdi. en büyük saadeti hareket ve faaliyette bul- . kendimizdeki insanlığa özel kudreti geliştirmektedir.

Yaradılışı ve aldığı terbiye iyidir. terbiye ve kanun işlerini " fertlerde faziyleti • itiyat halini aldıracak şekilde düzenlemelidir. Devlet. Bedenî ve ruhî melekelerinin inkişafı ahenklidir. umumî saadeti en iyi temin edecek surette sevk ve idare etmelidir. Tabiî ve içlimaî temayüllerini tatmin edebilmek- — Portresi böyle çizilmiş adam. bir içtimaî varlıktır. Daha doğrusu ahlâk. Faziletli insan. Böylece siyaset. niçin mesuttur ?. her ferdin hal ve hareket tarzını. yokuşlu olduğunu bilir. sıkıntı içinde değildir. tahakkuk ettirilen faziletli insandır ki hakikî insanlık tadını tatar ve kendini mesut hisseder. 5. yolunda gider. Aristo en raes'ud adım portresini şöyle çizer : 1. fazilet ve saadeti cemiyet içinde amel ha* üne getirmeksizin tam insan olamaz. kara günlerinde dahi. 2. mesuliyet hissini büsbütün kaybetmez. > diye Söyle açıklar : . 4. Bu sebeple ferd. 3. Aklı en kuvvetli bir surette işlemektedir. 6. Şahsi entere ile siteninkini birleştirmelidir. İnsan. Cemiyet ol mı yaydı (insanlığa özel mahiyetler) olamazaı. 7. iyi çocukları ve dostları vardır. Servetçe. işleri. Devlet. Kendi derinliğindeki insanlığa özel özü. ahlâkın zarurî bir tamamlayıcısıdır. tedir. Yani esas tabiatini teşkil eden bütün (üf'ule=fonksiyon) larınv sosyal muhitte işletmek sizin. politikanın bir şeklidir. — Aristo : <Bunu metafizikten öğreneceğiz. en yüksek fazilet: hlhmete en uygun faaliyettir. Hayatın inişli. kayıtsız ve şartsız devletin emri altına girmek mecburiyetindedir.— 22 — duğundan.

Bizim büyük filozof aynı mânayı. hiç yorulmadan daima en iyiye doğru hal ve harekette bulunabilmededir. tek bir hakikat. Kendi natürü ile bizatihi mesuttur. daha şairene bir eda ile: c Can feşan ey afitâbı-ı manevi Mer cihanı küherna binutna nevi» .— 23 tMetafizik diyor ki . Zira saadet. solmaz tek bir güzel yok mu? İşte her devirde. her büyük filozofun radığı en büyük meselelerden biri budnr. adalette değildir.» Allah en mesuttur" Ve saadeti için haricî hiç bir şeye muhtaç değildir. Aristo'ya göre insanın saadeti : Tanrı gibi. Niçin yaşıyoruz? Niçin türlü türlü şeylere gönül bağlıyoruz? Bunların hepsi gönül bağlamaya değer şeyler mi? Hepsinin üstünde. hayatın gayesini tayin «etmektir. sonsuz bir aşkla gönül bağlanacak tek bir şey. Fakat öyle bir fiildir ki buna hiç yorulmaksızın devam edebilir. Bugünkü içtimaiyat âlimleri medeniyeti « Daha yüksek bir hayat» diye tarif etmektedirler. Saadeti (fiil) den ibarettir. Bizim büyük filozoflarımızdan Mcvlâne Ceiâleddin bu mes'eie ile derin uğ)aşmış kudretli (Feylesof -Şair) dir. Mevlâna Celâleddin (1207-1273) Felsefeni en büyük işi. sonuna kadar.

«Şat baş ey aşk hoş sevdayı ma Ey tabibi cümle ilethayi ma> «Hastalıklarımızın hepsinin tabibi sensin. Yüksek bir ülküye tam ve candan gönül bağlıyamamak insan için pek tehlikelidir. ha' sed. yepyeni daha üst. Gönül bağlanmağa değer tek güzel: her zaman. garez. Büyük bir ülküye kendini bir kere tam verip nefsini unutan bir insanda can sıkıntısı. derin hakikatlere aşık. içimizde «Yepyeni dünya> yaratmağa derin bir aşk. büyük işler göremez. pek mühim yer tutar. diyor. En büyük kuvvetler. bir vatan. Fakat yepyeni bir dünya yaratmak için böyle (Yeni hayat) yaratmağa gerçekten aşık. İçinde aşk olmıyen insan. ey aşk» diyor. herkesin ve bilhassa yetişmekte olan nes- . daha ileri. egoizm denilen insan ruhunun seretaniarı olur mu ?.. millet ve dünya yaratmak için bütün kudreti ile çalışmaktadır. Eski dünyada yeni' likler göstermek yolunda canını feda et. en derin aşklardan kaynar. Türk felsefesinde büyük İşlere. (Yepyeni dünya) yar ratmak aşkı az ise. kendi özcülüğünü (Egoizmini) yakıp mahvetmiş tamamen kendini vatan ve millete hizmete hasreden bir nesil yetiştirmek lâzımdır. Bu türlü aşkı en ince ve en derin terennüm eden iki büyük Şair Filozof Yunus Emre ile Celâl dirr Yunus emre bu türlü aşk hakkında : «Hamzara kuvvet verir kaadir Çalap aşk erine> Celâl de bizi her büyük işe saldıracak yepyeni medeniyet yarattıracak âmilin aşk olduğuna inanır. rnsan ruhça düşkündür. mukaddes ateş yok ise hiç bir şey yapılamaz. Bu asîl ve merdane aşk. ruh üzgünlüğü.— 24 — "Ey manevî güneş olan insan.

Ah gençlik. önümüzü kesecek bir ilk harami. baharını gafletle geçirmiş demektir. maneyî mertebenin en aşağısında kalmış insanların taktığı egoizmdir. rubca. Diğer bir borcumuz : Kendimizdeki egoizm putunu kırarak örnek olmak suretile. Vatana en büyük bir borcumuz yeni neslin gönüllerinde bu ateşi tutuşturabiltnek ve bedence. «Her ki in ateş nedaret nist bat» «Gönlünde bu ateş olmiyan. Lâkin maddeye. O cidden altındır. Ve mukaddes ateş içimizde hiç solmayan bir algül olur. Gençlik ömrün altın ve elmas devridir. puta tapanın juhu yoktur. her taze gönülde hiç solmayan birer algül açtırabilmektir. Hâlbuki gençliğinde kendin altın idin» diyor. gönlündeki (Yeni hayat) mukaddes aşki sönmiye yüz tutan. derin tutuşunca sonuna kadar da hiç sönmeden yanar. yerlerini altın aşkı sarmağa başlıyan insanlara : «Zer taleb keşti hud evvel zer bedi. yok olsun» Kalbimizde bu ateş ile namütenahi tekâmül yoluna Çıkınca. Çünkü mukaddes ateş içimizde o zaman tutuşur. seciyece kuvvetli vatanperver bir gençlik teşkil edebilmektir.. yeni hayat kuıulamaz. "O ki gafil hut ez keşti bahar O ki danet kimetı in rüzgâr. gençliğinde. . kaba meteryalizimdir. gönlünde böyle bir algül açt»rmıyan insan.— 25 — lin hepsinin kalbinde eski ateşgedelerin ateşi gibi yanmadıkça yeni dünya.. kendi putudur. «Her ki o ten ra perestet can neburt» Celâ'.» «Sen şimdi altın ister oldun. Celâl'e göre.

» «Senin benliğin bir dağ gibidir ki güneş görmene. Mevlânadan: «taşanları yarattığından dolayı Tanrıyı.. taşanların çoğu masiyet çamuru içinde süaünecek. Benliği aş. Melekler itham ediyorlardı. "Eğer taş. Binaenaleyh ben. "Senin gittiğin yol : dikenliğe ve kumluğa gider. Er büyük başka bir borcumuzu da egoizmi ve materyalizmi nerede olursa olsun. güneşin nurunu almana mâni olur. benliğinden gaç ki yüksek hayat yaşıyasın. kaya mermer olsan dahi bir kâmil mürebbi elinde gevher olursun. dil resi gevher şevi. ber zaifan rahm kün. ancak bunlar için tasavvur ve icat ettim. Ö.. Tanrı cevap verdi.ü dikenlik ve kumlukta nasıl gül bulup dereceksin ?„ "Merhamete nail olmak istersen zayıflara merhamet et „ "Rahm hahi. "Ahiri her girye handeest Merdi ahir bin mübarek bendeest. fakat bazıları nur içinde yürüyecek ve onların güzellikleri size gıpta verecek.. boğmaktır. bu cihanı.» Mevlâna terbiyenin kuvvetine inanır : "Ger tü senk ü şehre ü mermer şevi Çün besahip. Eğoizim yolunda olanlara : "Meyli tü suyi mügaylanest ü rik Ta ki gül çini zi harı mürde rik.— 26 - Kırılacak ve yakılacak iki put. İçimizdedir: Egoizm ve meteryalizm... ..

biz toprak adamlarının temizligini kıskanırlar.. mübarektir. Bir de rubailerinden birini alalım : "Nuri feleKest in teni hakii ma... Geh bigrîzed div zi bipakii ma.... olan kimse. "Başına gelen elem ve felâketler. Alçaklığı nasıl şeref zannedersin?.— 27 — "Her ağlamanın sonu gülmedir. Geh reşk büved firişte ez pakii ma.. Hazer ve dikkat ile hareket eden kimsedir ki akıllıdır „ 'Her çi ber tü ayed ez zülumat ü gam An zi bi bakî ü küstahest hem. Konyada ölümü : 5 cemazilahir 672 (1273). sende allah kor* kuşu olmamasından ve küstahlıkla hareketindedir... "İnsanın gizli düşmanları çoktur. "Ademi ra düşmeni pinhan besist Âdemü ba bazer akit kesist. "Ey insan!.. karşisındakinin hünerini "Âhır âdem zadei ey na halef Çend pindari tü pesti ra şeref.. hüner poşide şüd. Mevlânanın doğumu Belklde 16 Rebilevvel 604 ^1207). mahlûkat zincirinin en üstünde olan adem oğlusun... bazen de şeytanlar bizim kötülüğümüzden kaçarlar. ' Garazkâr görmez. "Bizim şu kara topraktan olan bedenimiz feleğin nurudur.. Reşki melek amedest çalâkii ma. İşin sonunu g-Ören insan. "Çün garaz amed. . Bazen gök insanları. meleklerin bile gıptasını davet eder. O kesif ten asumanda Öyle sür'atle «çar ki bu çalakî.

Fransada (Touraine) de doğmuştur. Belki bununla müellif. çocuk luk ve açılma. Eseilerinde. Bu büyük fantazi ve komik eserin genel bir kurumu vardır. Kocalığı ve ölümü üstüne bilgimiz yok. Bununla beraber bu iki eserinde. 1554 de (Gargantua) kitabım bastırdı. onundur diye eserinin beşinci bölümü (Li'ıl Sonnante) adile basılmış ise de bu eserin onun olmadığı söylenilir. Şaşılacak bir doğum. böylece şaka. .- 28 — Rable (1494-1553) 1 — Havati v« es«rleri Rable. Şövalye romanı o!up bu kahramanın başından geçenlerdir. insanı derin düşüncelere götürür. zamanının büyük İşleri üstüne diyeceğini demeğe yer bulmuştur. Çağının hem bilginlerine hem siyasasına.nin doğum tarihi sağlam bilinmiyor. Komik bir eser olan ve (1532) de Liyonda basılan (Pantagruel) basılmazdan önce bir çok kitapları çıkmış* ti. savaş akıtılan. Ölümünden sonra. Kardinal (Balay) a başkâtiplik ettiği sıralarda onunla. Ünlü bir yazıcı idi. hele Fransa krallarile Papalık arasındaki bağlara inceden inceye bilgili idi. ağır işler alarak Romaya bir kaç kez gitti. Liyon'da bir hastanede operatördü. 1494 de olduğu sanılıyor. 1553 de öldüğü sanılmaktadır. salt kikâyecilik merakını yerine getirmiştir. soysop kütüğü. Yazının ardını koğdu. acayip inlerde gezmeler^ Hepsinde ölçüsüz bir karikatüıcülük vaıdır.

Katolik kilisesinin temel inanlarından dışarı çıkmamıştır. bu. Papayı da çekiştiriyordu. İnsanların çtktiği acıları bilmekle beraber. Dördüncü faslında hemen hemen tarihi materyaliz min bir şemasını çizer: "Adam oğlu. Eserinde: diriklik. yel ve kol değirmenleri buldu. ip. çalama sevgisi ve hürriyet taşkın ve coşkundur. g-iirültü çıkarmadan. Rable'nin temel eserinde. gene ürünü. onun nikbinliğini azaltamıyordu. herhesin anladığı Hristiyan dininin yolcusu değildi. Su. ürün almak için toprağı sürmeği ve ekinciliği buldu.— 29 — 2 — Tabiata srü"enme : Rable.. İki taraf ta ona saldırıyor ve o da butun gücile kendini kalkanlıyordu. emniyet altında uzun müddet ilintisiz tutabilmek için buldu. Meselâ üçüncü fecisinde (Kenevir) den ve bundan yapılan bez. daha ilk çağda. Amma ne Protastart. "Ürünü korumak için silâhlan ve çerıHği buldu „ Riyaziyat ile tıbbı ve nücumiyati. Bunları bir yer- . ve geleceğin hava yo!c ıluğundan bile söz açarak. Bununla beraber dinle düzeltme istiyenlerdendi. kâğıt ve başka nesnelerden söyler. ne de Katolikleri kandtramıyordu.. o günlerde de bundan aşılanacağını (istifade) söyler. bu günün önemli düşüncelerinden olan. daha açık söz ile dirime güvenç idi. Protestanlığı kuranlardan (Kalveni) olduğu denlü. maddeye bütün gücite sarılarak bundan bir çok iyi bulgu ('cat) lar alana çıkarmak. yeldeğirmeni kanadı. Onun temel düşüncesi : Tabiata güvenme. çadır. Gerçekte ise kendis'. Beşerin çalışmasını ve bulgularını saygı ile anar. Fakat bu düzeltmenin. yöntemli yapılmasını istiyordu. jiyiro.

Yani müiebbısi. 3 — (Müsamaha v* Bar»8C»l>k " • Hayat sevmek. baskı taraftarlarına saldırır. ahlâkın kurumunda bile oüyük bir yer verir. Gene ürünü deniz aşın götürmek için gemiler yaptı Böylece tabiat . güler yüzlü bir genç yaptı Okumanın gücüne coşkun manı vardı. Rable. sözünü anmak ile beraber.. Komşusu(Grandgusk^ nin üstüne saldırmağı düşünüyor. Yeni zamanların aydın tor adamlatımn vazifesi dünyayı bü felâketten kurtarmaktır. harbi istemiyor amma ne yapsın. Ancak böylelikle.— 30 — den başka yere götürmek için sanaatlar buldu. 'şimdilik sapıtmış sevdik. bilgili. şu öğüt ile geri yurduna gönderiyor: . tabiatı • iş ve arama ile iyi tanımak gerektir. Böyle gününde bik. Mürebbisınin (Gargantua) için çizdiği terbiye plânı ünlüdür: Görme ve aramaya dayanan dolgun bir ansiklopedik bilgi. insanın canını iğneliye iğneliye onu yorulmak bilmez b°r verimliliğe ulaştırmıştır: İyi yaşamak için . iyi. onu bilgin. ertemli olmağa ö z e nir . elverirki ret biye yolu ile bunları ona vermeği bilelim. zihin kültürü denlu oyun ve belen kültürü de var. düşmanın. kendini korumak gerek. Çağının (Hümanist) leriJe beraber karalı savaşları» vahşet çağların dan kcinaa olduğuna inanır. gönül ahcı. Her fırkanın fanatiklerine. i>ı yürekli. Rableye göre insan. der. Bu sonuncu. bilgiye. gibi bakıyor Düşman ordusundan tutulmuş tutsak bııv zabiti. (ruhu) vok eder. doğru ve güzel bir (rub) sahibi olabiliriz. hayatı boz&n ye k ran her i esneye düşmandır. hayata engel olan. (Gargantua) abdaldı.. Rab'e eski çağın (ahlâksız) bilgisi. (Gargantua) da şöyle bir parça vardır: Kral (Pıkro şoı) bütün acunu almağı kurmuş. uslu.

. Bununla. benzemeğe özenmek ine ie uyan bir iş değildir. Tannyi severseniz şuradan savulup gidin.ne ve fesat çıkt) olsun. Spirelere. öğdül olmak üzere.j:um. (bir fi.. Sizden kurtuluş akçe si istemem Atlarınızı ve silâhlarınızı da size geri versinUr. muharebe olmas n. kette soğuk kanlılıkla çözülmeğe çalışılsın. korumağa ve çevirmeğe buyurukluyuz. cncak güzel konuşmalardan.ğı oluyor. Bu acu un yalnız t tUnndan ve iyiliklerinden mi aşı lanmak (ıstıfdde edilmek) istemlivo ? öyle ise bu incelik ve zekâ »it y. Biz krallıklarımızı. o kitaba %öıe. Benimkim yağma etmek istet se o zatuan kendisininkini yok etmiş olur. Hctıâ t > tf ğa b ie pek değer verilmemiştir. Aramızdaki anlaşamama. kan dökmeğe değmez Eflâtun derdi KI. birbirlerine karşı silâha saulmak olursa bunun adı. ) di'da şen ve kahraman bir adamın çalışması ile. iidır (Telem) de kabal klara yer yoktur. Ve kraltnizı girdiği çıkmazdan kurtarın. Isüenderlere. Aniballere. (PIMOŞOI) saraymda rahat rahat oturup yurdumu yağmayı ûüşünemesin. üst geliniyor Ve buna. hristiyan kardeşleri zararına acunu almağa kalkacak çağ değil. Çünkü kendisininkini iyi çevirerek tır ki o. güzel nesneler» . ve son. ona (Telem) denilen yer veriliyor. Rable. Burada orta çağ şatolarının lüksü. (J. Komşular ve eski dostlar arasında böyle yapmak yaraşır. x* Telem'lıler. Eski Herküllere. Sezarlara.u yükseltebilir. düşüncesini çiziyor. konforu ve incelifti var.— 31 - " Bu çağ. Komşularımızın yurtdaşlarıni almağa değil iptidai insanların ganimet'dediği şeyin bugünkü adı yağmacılıktır. 4 — M»ıt!H«r iren-1*k»»t' (Telem kıt'ssı) Pıkro>ol uzttnt-. Burası usluların ve mattuiarın oc. Yunanlılar arasında. komşuları olan. nasılsa.

okumadan. 5 — Net'ce : Unutmamalıdır ki Rable'nîn eseri. iyi terbiye edilmi-. Kadınlar hem bilgin hem incedirler. Erkekler. Bunda fikirler yufka. çocukça ve aşrı şişirilmiştir. musiki ve beş altı dil bilmiyen insan yoktur. tkircisine karşı ilişiksiz kalmalıyız. Bunların başlantıs. gerçek diye almak doğru olmaz. Daima ruhla bedeni çarpıştırırlar.__ 22 den. tabiî olan her nesneden insanı yüz çevirtmektir. Bununla beraber (ahlâkî temayül) ler bakımından dikkate değer. şövalyedirler.. Buraya sinsiler. Rabie ise. maddi hayata da yer verir. "Temel olan bl« rincidir. Bu adama . faizciler. Bir çok doktrinler derler ki: iç olgunluğu. derler. kahraman ruhludurlar. çalışkan bir adamın kalem sınamaları biçiminde. komik bir eserdir. Prensipleri şudur : Ne istersen yap Çünkü iyi ruhla doğmuş. okuma yazma. kötü hiç bir nesne giremez. Hayatın tatlar na pek düşkün olmamak gerektir. musikiden. Bu ütioi diyarında bu geniş hareket örnek bir hayat yaratmıştır. normal hayatın tatlarına üst tutulmalıdır. Kadınlığın her zerreündî işin eri oldukları gibi (fikir) hayatları da pek yüksektirler. Burada. iyi insanlarla düşüp kalkan ergin kişiler. Yalnız sevinç içinde yaşamağa yaraşanlar girebilir. (memnu) nesdeye yelenii (haris) dır. çünkü ergindirler. Bundan ötürü hepsini. baskı (istibdat) boyunduruğunu kırmağa yürürler. Baskı (zülüm ve istibdat) altında kalan insanlar ise. Onlar çok ertemü ve mutludurlar. oyundan tat alırlar. hemen özgider (insiyakî) gidişle ertemü işlere doğru koşarlar ve fenalıktan bütün güçlerile çekinirler. hürriyeti (fazilet) yöneminde yürütecekleri yerde. Çünkü insan.

Samda Semiz AH Paşaya ithafen yazdığından eserine (ahiâkî alâî) adını vermiştir.. Kuşlar nasıl uçmak için. ve hicrî 979 da Edirnede ölmüştür. Bunda Rable. ailevî içtimaî ahlâklardan bahis üç bölümdür. (Erasm) in izinden yürümüştür. Hakikî saadet: ilim ve imandadır. Kâtip Çelebi'nin (Keşfi zunun) da yazdığına göre bu estr. der. salman (hür) olarak ertemi (fazileti) bulabilmek için. Bu yüzden denilebilir ki Rable.. celâli. Hikmet nedir ? . (Ahlâkî alâi) eserile ünlüdür. hekimane yaşamalıdır. onda doğruluk. bir ütopist değil : bir realisttir. İnsan.Ruhun. Kalbimize 3 . Erasm der ki: Ben doğruluğa akmağa (temayüle) (tabiat) derim.— 33 — göre Avrupanın ayırt büyüklüğünü yapan şey: tabiatı arama ve tanıma ile bu tanıma sonunda. tabiatini kovalaması yeter. Eğer bir insan kötü ise o. elde edilen yaratıcı iş) tir. muh sinî ahlâklarına kendi tarafından da ilâveler edilmek suretile meydana getirilmiştir. hocası. Tabiî olan her şeyin daima iyi olduğuna inanması. baskı ve sinsilik (mürailik) ile bozulmuştur.. güzel düşünce ve işler hayatını tekrar yaşatmış olursunuz. Eser bir mukaddeme ile şahsî. Ana fikirlerini aldım : İnsan. nasırı. en yüksek derecede ilme ve iyi hareketlere sahip olmasıdır. öküzler nasıl sapan için doğmuş ise insan da ertem ve felsefe için doğmuştur. İşte burada Rable ütopiye düşüyor' Kınalı oğlu Ali Efendi Ispartada doğmuş. Öyle amma onun ütopistliği şuradadır. Ona salmanlığsnı geri verin.

ruha şamil değildir. Zira at uzakta bir yeşillik veya su .Evet değiştirebilir. hal ve hareketini. Eğer insan. tnsan. Bu güçlük sebebiledir ki. Ama eğer at. insan ruhu. Yalnız bazı İnsanlarda karakter. yanında köpeği. hayvanlardaki ruhtan iki nokta ile ayrılır : 1 — (Külliler) ile.Evvelâ vicdanı kötü düşünce ve niyetlerden temizlemek. Ahlâk nedir ? . taş kesilmiştir. Fena hal ve hareket. istediği yere giderse üçü de bedbaht olurlar. Bunlarda güçlük vardır. karakterini. insan. harici âlemde (asıl olan şey) in ne olduğunu kavraması ile. sonra iyi niyet ye düşüncelerle doldurmak. Ata binmiş. insanda geçicidir. hal ve hareketini düzeltebilir. Bizi hekimane yaşatacak iki şey: ilim ve ahlâktır. 2 — Hal ve hareketlerin iyisi ile fenasını ayırt ederek iyisini yapabilmek ile. Bedenin harap oluşu. Zira hiç bir karakter. diyenler var. bunların ikisi ile hayvanlar âlemine. Beden. üçüncüsü ile melekler âlemine ortaktır. karakter değişmez. Hal ve hareket üç türlüdür : Ehli hayvanların Yırtıcı hayvanların Meleklerin ki gibi. fıtrî değildir. ruhî tekemmül ettirme yolunda bir aletten ibaret olup saadet arama yollarında bir binektir. Bu üçten hangisine isterse öyle yapmakta hürdür. Fakat çok uğraşma ile bunlar da muvaffak olurlar. Rub.— 34 — şüphe sarmamasına ve ilmimizin gittikçe artmasına bütün kuvvttimizle çalışalım. ebedîdir. değiştirebilir mi ? . atla köpeği iyi sever ve idare ederse üçü de mes'ut olur. Murat edince insan. bir avcıya benzer.

Ruh. iyi hal ve hareketleri. Materyalistler bu görüşü kabul etmezler. . imanı. Sonra nebat. inkâr etmiyerek : (belki) der. köşkler halinde tecelli edecektir. Bu dünyada kazandığı ilmi. İnsanın aslına. bm i ç değerin ahengini ancak daimî bir uğraşma ile sağlayabilir. Cehalet ve kötü hal ve hareketler ise yılanlar ve akrepler halinde tecelli edecektir. o âlemi. merdivenin of tasıdır: iyilik yapmak ile en yüksek noktaya yükselebileceği gibi. Ruhumuz bedenden ayrılınca sinemizde : ya yaptığimız iyiliklerin sembolü bir sevgili veya yaptığımız fenalıkların sembolü yılan ve akrepler bulacağız.* fena hal ve hareketlere sapmak ile de en kötü uçuruma düşebilir. Yaradılış. Asıl ve menşei. iki yöne de yön alabilir.— 35 — görür gribi olur. Ama gördüğü ne ottur ne su . Nasıl yaşamalı? 7 .. ancak ruhta mevcuttur. Ama akıllı insan. insanın tabiattaki mevkii. fnsan. Şimdi de insanim. bedenden ayrılınca (Misal âlemi) ne gidecektir. ispatlı tanımağa muvaffak olmasa bile.. iktizası. ve geleceğine bir göz atalım. orada güzel bahçeler. der. sonra hayvan oldum. cesaret ve iffet ahengidir. insan. Cennet budur. Cennet ve cehennem. (fbni Yemin) in şu sözünde hulâsa edilmiştir: Kâinata cansız olarak girdim. Efiâtun'un (Misal âlemi) ni kabul eder. Bu işte ken dişine yardımcı büyük bir mürebbiye muhtaçtır. Saadetinin anahtarı kendi elindedir. Müstakbel hayat: bunda (Kınalı oğlu). Oraya koşar.fazilet ve adalet iıe yaşamalı8 Fazilet: Zekâ. ancak kendisini terbiyeye uğraşmak iledir ki mes'ut olur. tabiat içindeki mevkiine.

2) Memleketin kanunlarına itaat. . Zira böyle ekzersizler yapılmazsa ruh. Eğer dünya. 3) Ah. Tabiat mahsulüdür. Bu (îîiümarcseler) yumuşlardır. Terbiye san'atı iledir ki kendisini ar mahsulü yapacaktır. Terbiye • nefsini ve neslini muhafaza ' iç güdülerini tadilden. zekâsını geliştirmeden ibarettir. verişte hak geçirmemek. Zekâyı geliştirecek şeyler şunlardır : 1) tyi düşünmeği öğrenmek. insan. zayıflar. ikinciyi yaptniyan eşkiyadır. böyle âdil bir adamın iradesinde olaydı. Bu üç şeyi elde ettikten sonra (adalet) e ulaşmağa çalışmalıdır ki şu üç şeye dikkat ile olur : 1) Tanrıya itaat. hiddetine sahip olmadan. Üçüncüyü yapmıyan hırsızdır. Ödevi. 1) ihtiyarlık günlerinde dahi ilme çalışmaktan vazgeçmemek. cennet olurdu. fazileti idame etmek olacak bir ruh i]yeni de beden ijyeni kadar gerekli bir şeydir. unutmamağa çalışmak. 2) Matematik vasıtasile zekâya bir kesinlik vermek 3) Tabiat ve Tanrı hakkında derin bilgi edinmeğe çalışmak. fazilet elde etme yolunda harcamaüdır. 2) Şimdiye kadar elde edilen bilgileri. her kuvveti kendilerine özel işleri yaptırmak da adalet iktizasıdır. tenbelleşir. Bu maksatla ruha daima iyi hal ve hareketler teklifinde bulunmalıdır. Her azayı. bedenî ve ruhî kuvvetlerini.— 36 — İnsan dünyaya bir (tabi! sebep) ile gelmiştir. Birinciyi yapmıyan kâfirdir.

Zira çocuk. Evlenipte böyle yapnnyan şeytanın kardeşidir. bir boş levhadır. Büyük hekim Sokrat. birtakım kargaşalıkları muhtevidir. avantajları kalmaz. Yaptığı hareketie kötülüğünü tatlı dil ile aydınlatmalı. fena bir harekette bulundiyse. hiddet ve ihtiras ile bozulabilir. Bunun yolu şudur: o. Terbiye işinde. bilhassa dördüncüsü pek önemlidir. Bilâkis mümkün olduğu kadar sükûnellegtirmek. çocuğu fena tesirlerden ve fena muhitlerden korumaktır. ilerleme yolundaki. fena hal ve hareketin tersini yaparak bu iyi yolda uzun müddet uğraşmak. ilerletmek için insan oğlu. 4) Mahrumiyetlere ve acılara dayanmak. Buna mâni olmak için iki vasıta vardır. her şeyi taklit eder. Terbiyenin ilk işi. Neye böyle yaptığını soranlara : — Sabrımı artırmak ve içimden hiddeti koğmak için.— 37 — 3) Şehvet ve hiddeti tahrik etmemek. cemiyete muhtaçtır. Fena hal ve hareketleri vermeli. derdi. «Çocuğun vicdanı. Öğretimine gelince. Bozulunca ilâcı terbiyeye baş vurmaktır. onda itiyat halini almasın. iyi hal ve hareketleri öğtneli. en çirkin ve cadaloz bir kadın seçmişti. Çocuk. 1) Doğru yola gelmek istemeyenleri hizaya getire- . Eğer bir cemiyette adaletsizlik varsa o zaman cemiyet hayatinin. Bilhassa şuna çok dikkat edelim ki tenbeltik. İnsan. fena olur. kendisinden mümkünse daha iyi varlıklar dünyaya getirmek için evlenmelidir. sert bir suret te azarlamaman. ona fıtrî kabiliyeti nelere ise onu öğretme'i. 5) Kendi hatâlarını aramada çok dikkatli olmak. Ruh: Fazla şehvet. Fakat içtimaî hayat. Oraya ne istersek resmedebiliriz. Bilâkis iş zevki en derin kökteşsin. Çocuğun yanında. eş olarak.

Bilâkis elinde olan şeyi bile sevdiği ihsanlarla paylaşır. bir taraftan. birbirlerine sevdirmek güçtür. birinci guruptan olan insaalar elinde olmalıdir. (Sevgt) dünyasında fert.cek kanunlar yağmak. . ancak (sfcvg') ile yaşar. Memleketin dizginleri. 2 — Halk terbiyecileri. tnsanhk. Fakat halkı terbiye ile buna ulaşılabilir. Bunların miktarı çoktur. 3 —. 4 — Askerler. 2) Faziletli insanlar arasındaki gibi sevgiyi geliştirmek. Bu seçkin insanlar. Diğer tarafta da vatandaşlarını iyi terbiye ile onlara doğru yolu göstermelidirler. 2 — Bilim sayesinde faziletli olanlar. Vatandaşlar beş gruba ayrılır. başkasına ait olan şey için bir haksızlık yapmağa kalkmaz. memleketi hekimane idare etmeliler. adalete bin kere tercih edilir. Fena hal ve hareketlerden uzak kalmaları için bunlara küçük bir öğüt yeter. İnsanlar üçe ayrılır ı 1 — Yaradılışta faziletli olanlar ki iyi işler yapmakta hiç güçlük çekmezler. Bunların miktarı azdır. Bu sağlanınca kanunlara pek ihtiyaç bile olmaz. 1 — Yukarıda söylediğimiz seçkin insanlar. 3 — Adalet kanunlarının tatbik edilip edilmediğini kontrol ederler. Bu üçüncü grupta olanların doğru yola gelmeleri için kuvvet ve şiddet kullanılması gerektir. Cahilleri. Bunun içindir ki sosyete de sevginin hükümran olmasına çok çalışılmalıdır. Bunların miktarı ortadır. Bunlar düşünce kuvvetile iyi ve kötüyü birbirinden ayırt ederler. Sevgi. Zira kanun ancak cahiller arasındaki anlaşmazlığı kaldırmak içindir.

bildirmelidirler. düzensizliğe düşer ve her şey karmakarış olur. Bir devlet dört şeyle yaşar : 1 — Adaletle* 2 — Devlet adamlarının ve generallerin birliği ile. Vatandaşlar. zeki ve samimi muhabirleri olmalı ve bunlar halkın ve memleketin durumunu reise. Eğer bunu şef unutursa memleket. Davlet reisinin.- 39 - S — Çiftçi. Düşünce ve harekette bir olmalıdırlar. 1629 dan itibaren de. Eğer bir insan. yurdun her bucağında. Dekart [1596 -1650] Dekaıt. tüccar. düşünmeğe ve seyahate vermiştir. san'atçı gibi vatandaşların ihtiyaçlarını sağhyanlar. buğday tarlasında biten ve buğdaylar zararına olan fena ot gibidir. Fransanm dünyaya verdiği en büyük filozoflardandır. düşünmek için daha uygun gördüğü HoUandaya çekilerek uzun yıllar orada bîr inziva hayatı içinde düşündü ve insanlığa en faydalı lı eserler verdi. milletin iyi işlerine bütün kuvvetlerile sarılmalıdırlar. Muhtelif memleketlerde on yedi sene seyahat etti. bu beş gruptan birine dahil değilse. Hayatı anlamak için elli üç yıllık ömrünü okumağa. yeni çağ felsefesinin babasıdır. bu. 3 — Düşmanları arasında tefrika olmasile. dos doğru. 1649 da tsveç Kraliçesi (Kristin)m daveti . memleketi saadete ulaştırmak olmalı* dir. 4 — Devlet işlerini' ehline vermek ile. Şefin yegâne arzusu.

«Bütün akıl kuvvetlerimi. ahlâk. Dekart'a göre insanın eti asil vazifesi: insanlara doğru yolu matematik kadar kesin ve ap aydın gösterecek bir yol arayıp bulmaktır. ilim ye felsefe gelişme derecesini asla geçmez. o zamana kadar edindiği ve doğru diye kabul ettiği şeylerin hepsinden şüphe ederek bunların hepsini zihninden atmak ile başladı. olsa olsa (felsefe) plabifirdi. Bu öyle bir (umum! matematik) ilmî olmalı idi ki bütün ilimleri kucaklasın ve hepsindeki kat'iyet. ilimlerin hepsine matematik usulünü tatbik ile kâinatı bir makina meselesi haline soktu. 10 Kasım 1619 gecesi Neubourgda düşünürken kulağına bir ses geldi: Mevcut felsefeyi ıslaha davet ediliyordu. Bir memleiekette meselâ endüstrinin gelişme derecesi. Dekart. Dekart'a göre bu. Ve 11 Şubat 1650 de orada öldü. Yeni bir . bütün insanlardamüsavidir. Kemikleri on altı yıl sonra Isveçten Parise getirildi.» Dekart'ın ilk işi bu oldu. tıp. meyvelere ben zetilirse. Ona göre endüstri. Dekart'a göre akıl.yolu seçmeğe vermek. Bir memlekette ilimsiz ve felsefesiz endüstri ve diğer meyveler elde etmeğe çalı g m ak kuru değnek üstünde birtakım meyveler bağlamağa benzer. İnsanlar arasındaki fark: aklı. takip etmekliğim lâzım gelen metot ve . Bu işe (Dekart). Dekart.— 40 — üzerine Stokholm sarayına gitti. En büyük insanlar. 21 Mart 1596 da doğmuştu. matematiği yalnız soyutlara (mücerredlere) değil realiteye de teşmil etmek istiyordu. matematik katiyeti derecesinde olsun. ilimler ağacın dalları. en büyük .faziletlere olduğu kadar en büyük fenalıklara da müstaittirier. Felsefede ağacın köküdür. iyi metodla sevkedip etmememden gelir.

Matematik da o kadar soyut (mücerret) lere dalmış ki muhayyileyi bitkin düşürmek sizin zihni terbiye edemiyecek. cemiyet işlerinde gelenekten ağır ağır ilerlenmesini ister. içtimaî müesseselerle devlete de sarar. Gençliğimde ben mantık ile matematiği çok severdim. Genç* liginde iyi bir tartıya vurmadan aldıkları varsa şimdi onları atacak. Ve yalnız kendime ait sahadadır. pek çok iyi ve doğru şeyleri havi olmakla beraber içine o kadar lüzumsuz şeyler karışmış ki iyisini lüzumsuzundan ayırt edebilmek. çok fena yıkılırlar'» Fakat şu doğrudur ki ilimde herhangiblr reform olunca bunun ardından bu reiorm. Hiç -kimsenin beni taklit etmesini istemem. kaçamak ve mazeretler tedarikine de yol açacağından kanunları sayıca pek az fakat çok sıkı tatbik edilen bir devlet. Fakat biraz derin düşününce gördüm ki: mantık. ham mermerden bir (Diyana) heykeli çıkarmak kadar güç. Bir de kanunların çokluğu. kendi düşüncelerimin daha mükemmel olmasını temin maksadiledir. Bu tehlikeli bir şeydir' Zira çok insanlar. thtiiâl taraftan değildir. der. Binae- . Cemiyet müesseseleri bir kere yıkılınca. bir kere ötedenberi benimsedikleri ilke prensiplerden şüphe ederek ana yoldan çıkmağa başladılar mı ondan sonra daha iyi bir yola gidemiyerek bütün hayatları boyunca dalâlette kalırlar. en iyi bir devlettir. Bunlardan meded umdum. <Zira. «Ben daha iyilerini edinmek için bütün bilgi ve kanaatlerimi şöyle bir tarafa atıyorsam bu.— 41 arama ile ya bualardan daha iyilerini bulacak yahut eskilerinin içinde sağlamı varsa onları bir tartacak. Bu sebeple bunların faydalarını muhtevi ve kusurlarından azade başka bir yol aramalı idim. Dekart.

tatbikinde bir kere dahi vaz geçmemek şartile . Çevremdeki insanların en akıllıları tarafından kabul edil miş yolda yürüme: 2 — iğlerimde sebatlı ve daima faal olma. «doğruya en yakın» a göre hareket etmek en uygundur. Yenisini kuruncaya kadar. şimdi çalışırken içinde oturulabilecek bir ev lâzımdır. Bu üç kaideyi tek başıma kapanmaktan ziyade insanlarla düşüp kalkmak ile daha mükemmel elde ede- . 4 — Hiç bir şey unutulmadığını temin edecek surette tam tadat ve yoklama yapmak. Şimdi ben bu dört prensip ile her şeyimi yeniden yapacaktım. Yalnız bir isti* kamete gitmelidir. en doğru yolu bulmak elimizde olmadığı vakit bile. 3 — Nizam-ı âlemi değiştirmeğe kalkacak yerde kendi arzularımı değiştirmeğe çalışmak. Zira böyle yaparsa. 3 — En basitten başlayıp mürekkep bilgiye doğru çıkmak. Fakat beğenmeyjp tv yıkmak ve yenisinin plânlarını çizmek kâfi değil. diğer her şeyde ifrat ve tefritten çekinip itidal.— 42 — naleyh mantıkin lüzumsuz kanun ve kaidelerini atarak bunlardan . ormanın bir kıyısına çıkma ihtimali daha fazladır. örf ve adaletlerine ve çocukluğumdan beri içinde büyüdüğüm dine tamamen riayet. İşte bunu temin için kendime üç kaideden ibaret bir ahlâk yolu çizdim: 1 — Vatanımın kanunlarına. ne de kâh bir tarafa kâh bir tarafa gitmelidir.şu dördünün bana yeteceğine kani oldum: 1 — Bedihi olmıyan bir şeyi hakikat diye kabul etmemek* 2 — İnceleyeceğim bir meseleyi. Orman* da yolunu kaybeden bir insan ne oturmalıdır. en küçük parçalarina kadar ayırmak. Böylece ömrümüzü ihmal ve lmhal içinde gtçirmiyerek.

ayniyle zihnimize gelebileceğini anlayınca. Henüz âlimler ve filozoflar arasında münakaşa edilen büyük meseleler hakkında kat'î bir bilgiye varmış değilidim. öyle müşahede ve tecrübelerde bulunmakta idim ki bunlar bilâhare daha sağlamlarını kurmağa yaradı.— 43 — ceğime kani olarak hemen seyahate çıktım. ben de esassız fikirlerimi attığım sırada. Bununla beraber arama taramaya başlıyalı dokuz seneyi geçti. araştırmağa giriştim. Ve dokuz yıl. Uyanık iken malik olduğumuz fikirlerin uyurken de hiç biri bu esnada hakikî olmadığı halde. Eski binayı yıkarken. sonra yenisinin kurulmasına yarayacak olanlar hıfz edildiği gibi. Ve Hollandada sekiz sene hakikat nedir diye düşünmeğe. Bunun üzerine bu müşkül meseleleri hal etmek için • tanıdıklarımdan uzak kalmak üzere Hollandsya çekilmeğe karar verdim. Şimdi bunun tam aksini tutnrak mademki ben hakikati aramağa nefsimi hasrettim. o vakite kadar zihnime girmiş her şeyin rüyadan ziyade hakikate muvafık şeyler olamıyacağını kabul ettim. Öyle ise zerre kadar şüpheli olan şeyi bile büsbütün batil imiş gibi atmak lâzım geldiği kanaati üstünde yürümeğe başladım. Fakat her şeyin böyle batıl olduğunu düşüdmek istediğim sırada bunu düşü- . * Yukarıda ahlâkta bazen <doğruya en yakın> bir fikire gerçek imiş nazarile bakılıp riayet etmek lâzımdır demiştim. âlemde oynanan komedyalara oyuncu olmaktan ziyade seyirci olmağa gayret ederek seyahat ettim. Ve bu anda bütün biigl ve kanaatlerime paydos dedim. Bu yıllarda idi ki zihnime euvelce yerleşmiş bütün hatâları köklerinden söküp atmağa başladım.

Öyle ise o sezişin bana öyle bir (varlık) tarafından verilmiş olması kaltr ki o varlık benden mükemmel ve bü tün kemalâtı nefsinde cami bir varlık. (aklî) ye vükselemiyen bazi insanlar. Ve bize kemal ondan gelir. fizikî âlemi. ses ve koku duyma isini. ben ne isem onunlayım. (Yokluk) dan gelmektedir. MüphemÜk ve muğlaklık. Yani onlar bizde. yokluktan zuhur edemediği ğibİ (nakıs) dan da zuhur edemez._ 44 — nen (ben) İm bİzzarure bir şey olmak ligi m lâzım geleceğine intikal ile. En mükemmel bir varlık = Tanrı vardır. Beden mevcut olmasa bile o yine ne ise tamamen o olaeaktlr. zat ve mahiyeti tefekkürden ibaret olup var olmak için hiç bir mahalle muhtaç ve hiç bir maddî şeye tabi bulunmıyan bir cevherim. kâinatı mihaniki kanunlara tâbi . Yoklukdan gelemez. kendimin var olduğumu itikat etme için elimde hiç bir delil olamıyacağınt görerek bundan şunu anladım ki ben. Zira (en mükemmel). tamamen (mükemmei) olmadığımız için müphem ve muğlâktır. bedenden tamamile ayrı ve hat tâ bilinmesi andan daha kolaydır. Dekarı. Halbuki ruh ve Tanrıyı ihsaslarla anlamağa kalkışmak: Meselâ kulak ve burunun yaptlği. düşünüyorum öyle ise varım = Cogito ergo sum) prensipini. aradığım felsafenin ilk temel taşı olarak aldım. Fakat ihsasların üstüne. Yani tanrıdır. Tanrıdan değil. Düşünmek kabiliystim olmasa. ruh ve Allah gibi maddî olmıyan zihnî suretleri kayrayamazlar. Şöyle ki şu (Ben) denilen şey yani ruh. Kendimden de gelemez. göze yaptırmağa kalkışmak olur. velevki tasavvur ettiğim sair şeylerin cümlesi doğru olsun. Bu seziş bana nereden geliyor. (Ben) imin büsbütün mükemmel olmadığını ve benden daha mükemmel varlığın var olduğunu seziyorum.

kâinatta inşa nın mevkii. Gayrî meş. bedenlerile beraber mahv olur. bir âlem yaratayım> der. Bunun teminine ilk önce (tıbb)ın ilerlemesinden beklemelidir. Ona göre cisimleri bütün vasıflarından tecrit mümkündür. Maddî olan şeylerin heps'. insan ruhu nevinden Müteharrik değildir. insanı tabiate hakim kılabilecek yön almalıdır. . Bedenle beraber ölmez. Hayvanlara öldükten sonra bir şey yok Çünkü (hayvar. ebedidir. ilim ve felsefe. bunun ayma halk edilmiş. mukadderi ve gayesi budur. Makina ne iş görürse hayvanlardaki ruh ta o kadarc k muayyen ve mahdut görür. «Bana madde ve hareketi veriniz. Bizim ruhumuz. insan ruhu. görür.'ur makina kuvvetidir. Hayvanlara gelince bunlardaki ruh. olması gerektir. insan ruhu öyle değil. bir hamlede mükemmel olarak yapılmış olmalarından daha kolay aniaşıhr. İşte Dekar t felsefesine göre : kâinat. Dekart'a göre metot. Hayvanlar. Bittabi buna tek insanın ömrü kâfi değildir.— 45 bir surette işliyor. (binefsihi) birer makinadır.î ruh). Beşeriyet öyle çalışmalıdır ki bütün as rlar boyunca insanların hepsi daima baki ve mütemadiyen öğrenir tek şahıs gibi olabilmelidir. Fakat (Hayız) den tecrit mümkün değildir. Bunu böylece tedricen meydana geldiklerini kabul etmek. zaman ile. bedenimizden tamamen müstakil bir tabiate maliktir. maddenin kudretinden asla meydana gelemez. bu gün gördüğümüz surete gelebilir. Ap ayrıdır. Demek ki maddeyi yapan haizdir. Ve mekânı yapan maddedir.

soyut ilme idi. Tabiatı inceleme ve tabiat ilimleri hiç rağbet görmüyordu. (Malhranş) bile: «insan. Fransanm (Clermont) şehrinde doğmuştur.46 — Paskal [1623 — 1662] (Blaise) Paskal) yüksek matematikçi. Meselâ Jensenius : «Tabiatın sırlarını aramanın boş ve faydasız olduğuna söyliyordu. Ondan sonra önünde içine düşecekmiş gibi bir uçurum görmeğe bnşlamiştır. Sumut ilme değil. 16 yaşında iken mahrutlar üzerine yazdığı eser. 18 yaşında iken bir hesap makinesi keşfetmiştir. (Neuilly) köprüsü üstünde bir kaza geçirdi. bilmem hangi böcek nasılmış diye aramak için yaradılmadı > diyordu. matematik idi. hesap ihtimalini ve su cenderesini keşfetmiştir. Rağbet. Dekart'ın hayretini mucip olmuştur. . Hrıstiyanlık dini hakkında apolojisi olan (düşünceler) eserini bitiremeden ölmüşlür. fizikçi ve filozoftur. Bu kazadan sonra dine sarılarak Jansenist tarikatın (Port • Royal) manastırına çekilerek çileye girmiş riyazet ile yaşamıştır. Dahî bir mütefekkir ve muharrirdir. Cizivit tarikatına karşı şiddetli hücumlarda bulun» muştur. Daha on iki yaşında iken (öyklit) hendesesinin isbatlaıtnı hiç kimsenin yardımı olmaksızın kendisi bulmuştur. mayiatm muvazenesini kanunu bulmuş. îlk defa havanın ağırlığım veza etmiş. Paskal'ın yaşadığı 17 nci asırda en üst rağbette olan ilim.

— 47 — Soyut ilim olan matematiğe rağbet : aklın gelişmesine yarar olduğuna kani olduklarından idi. Port Royal mantıki der KI : İlimler ancak aklı tekemmül ettirmek vasıtasile olarak kullanılmalıdır. Paskal, rasyonalist ve ideelist olan ve yeni ilim henüz doğmak üzere bulunan bir asırda, bugünkü modern tecrübe çiler çapında kılı kırk yaran bir âlim idi. Bunu, fizike ait keşifleri göstermektedir. Paskal, iman iğinin akıl nuhengine varılamıyacağim Katolik olan babası (Etyen) den işitmişti. Bir de (St Ange) lakaâile anılan ilahiyat doktoru Jak Forion'dan da : Din! sırların kuvvetli bir zekâ ile anlaşılabileceğini duymuştu. O, bu ikisi üstünde uzun müddet düşündü. En son, imana kalb yolu ve şahsi tecrübeler ile varılabileceğine kani oldu. Hemşiresi Jaklin diyordu ki : «Olgunlaşmamış bir insana, bir hakikati kavratmak; güneşi zamanından bir saat önce doğdurabilmek gibi, imkânsızdır. Tanrı inayeti olmaksızın, bir insana, bütün dünyanın belagat ve mantıki bir araya gelse faydasızdır. > Paskal buua İnanıyordu. (Düşünceler) ini yazmak için Paskal, kendinden önceki (Möntenyi) (Reymond de Sebonde) (Charron) (Pere Mersenne) (Pere Grasse) (H. Grotius) gibi mühim müellifleri dikkatle okumuş, notlar almış vv bunlar üs* tüne derin düşünmüştü. Şimdi ise, yazma metodu bulmağa kalmıştı. Paskai'a göre eşya üç sıradır : — Msdda, Zekâ, trade. Bilgi yolu ikidir: Zihin yolile, aşk yolile. Maddenin kâffesi; yıldızlar, yerler, krallıklar bir zerre zekâ bile etmez. Bütün zekâlar da bir araya gelse

— 48 — b!r zerre (Charite = Yarhk) etmez ve varlığı harekete getiremez. Zekânın kavram yolundan kalbin kavram yoluna geçilemez. Fakat bunlar, mantık bağı ile değil, hür bir surette birleştirilebilir. Bu nevi birleşme ise öteki bağdan daha sağlamdır. «Kalbin aklına ve yargılama yoluna aklın aklı ermez,> (Filleau de la chaise) der ki : derin inançların çoğu küçük küçük delil ve isbatlara dayanır ki bunlar teker teker iken zayıf imiştirler. Fakat bir araya gelince, bazı ahvalde, o kadar kuvvetlenirler ki reddî imkansızlaşır. Paskal'ın metodu işte bu oldu : küçük küçük şahsî tecrübeler. Fakat tepsi bi araya gelince kanaat verici ve kuvvetli. Paskal'a gör» Tanr;sız insan, zavallı ve sefildir. Hat ta intihara kadar gidebilir. Felsefe ve akıl da, insanı, Tanrıya ulaştıramaz. Tanrı inayeti gerektir. Akıl ve mantık yolu başka, iman duygusu başkadır. İkna kuvvetini haiz yegâne şey şudur; Din hiss-'nin şuurla ahenkli oluşu. Tann, imanı akhmıza muhakeme İle ve kalbimize lûtf ve inayeti ib yerleştirir*. İman, mucize ve mantık ile değlî, inayet ile olur. îman işinde, aman, akla muhtaç kalmıyalım. Tanrının kendilerine, imanı, kalb duygusile verdiği insaniar bahtiyardırlar. Yoksa iman, sadece akıl mahsulü, insan! bir şey olmak' tan ibaret kalır. Ve ebedî selâmete ulaştırma aleti olamaz.» Kalbin Tanrısı, ne (Dekart) m akıl ile bulduğu Tanrıdır. Ne Payen Filozoflarının bulduğu Tanrıdır. O öyle bir Tanrıdır ki ona malik olanların içi sevinç doludur, n a nur doludur. o itimat ve muhabbet doludur. Ona ulaşan ondan başka bir gaye aramaz. Paskal şunu öğretmiştir: Zarfları bozulsa dahi dittin

— 49 — özünün nasıl muhafaza edilmiş olduğu. Din hususunda 17 nci asırda (aklî din) başlamıştı. Ekseriya t, biiabi, yine muhafazakâr idi. 18 nci asırda aydınların çoğu dinsizdi. «Din, halk tabakasına gerek.> diyorlardı. Bu asrın büyüklarinde a (Volter) de ise Tanrıya iman pek kuvvetli idi. Jan Jak Ruso (Tabiî din - Bir Savvalı rahibin İtirafları) ile dini his sahasına çevirdi. Ve dine din adamlarından daha ziyade hizmet etti. 19 uncu asırda ise din, üç şey ile çarpışmağa başladı : 1 — Aklî tenkid ki her şeyi yıkar ve hiç bir şey kuramaz. 2) Tarihi incelemeler ki İncitin nasıl toplandığı ve sairedir. Dini sarstı. 3) Fizik ve tabii İlimlerin inkişafı karşısında mukaddes kitabın bu mevzular hakkındaki izahların tevile muhtaç oluşu. Fakat iman : ne tenkit fikrine, ne tarihî incelemelere, ne tabiiyata istinat eder. Onun istinat noktası bunlar değitdir. Buna rağmen imanın yaşamak isteme hakkı vardır. Ve şu iki şeyi isteyebilir : •* ' 1) Din hissinin ehemmiyet ve faydasını teslim etmek. 2) Akla uymiyor, diye red etmemek. Belki imanın ayrı bir bilgi vasıtası vardır. Birincisini hemen herkes kabul eder. En dinsizler bile din hissinin içtimaî hayatta nasıl bir bağ ve fren olduğunu kabulde tereddüt etmezler. Farzı -m uhal olarak din, hayal mahsulü bir şey olmuş olsa bile cemiyette bir kuvvet olduğu müddetçe reeldir. . Bu bapta Emill Boutroux şöyle der. F. 4

— 50 — «Din ve ilim, bizim elimizde kâinatın bütün hazinelerini açabileceğimiz iki anahtardır. Âlem, muhtelif realitelerden değil, (kırışimh = interferente) realitelerden mürekkeptir ki bu takdir de din ve ilim, fertden ferde ve saattan saata, - kendilerine mahsus tarzda olarak (Ebediyen beraber = Coeternelle) dir.» Vinet'e göre iman kapusunu açabilmek üzere mistik bir anahtara lüzum vardır ki buna Paskal : Kalb Vinet : Vicdan Boutroux : Yüksek Akıl Viktor Jiro : Varlık, irade, his, natür diyorlar. Kelimeden korkmiyalım. Modern din duygusu kendisinin bir az mistik olduğunu itiraftan çekinmez. Yoksa (tabiî din) veya (aklî din) olmuş olur ki Paskal bunlardan nefret eder. Ancak yeni mistisizim, eskisinden bam başkadır : Yeni mistisisım, abese inanmak ile iftihar etmez. Felsefe ve ilim, kendilerile beraber, dine de hamle yaptırdı. Artık din de : daima ilerlemekte olan fizik, akli tenkid ta^hî tenkit, ahlâk ve içtimaiyat doktorinleri karşısında, incimad etmiş ve değişmez bir şeymiş gibi dur* muyor. Aklın gözüne bir avuç kül atmağı da düşünmüyor. Bilâkis gözünü dört açmasını söylüyor. Hattâ psikolojiden kuvvet alıyor: Şimdi bir (Şuur altı) keşif edildi ki bu da, tabiatın bir realitesidir. (Ulvî âlem = Supliminal) in hadiseleri de İlmin mevzuu oldu. Yeni mistisisizmin en mühim noktası itikad ile imanı birbirinden ayırmasıdır. İman : insanı ahlâki ve dinî hareketlere meylettiren aksiyon âmilidir. Kalbi, Tanrıya bağlar. Selâmette olduğuna güvendir.

İtikat ise. Paskal'a göre iman. hem kalbine hem zekâsına hem ilmî hakikatlara inanıyordu. Şu sözü pek meşhurdur : «İklimin degişmesüe. Bir şey Pirenelerİn ötesinde doğru. Aklın hakkını akla dinfnkini dine. Onda bu üç kuvvet. ilmin hakkını ilme veriyordu. alelade bir surette müterafîktir. tasanla.— 51 — İtikad: Selâmete ulaşma hissi ile ilgisi olmiyan birtakım fikirlerdir. . İnsanîdir. doğru da eğri de değişiyor. Isbattan ayrıdır. isbata muhtaç değildir. Kutup derecelerinden üç derece yukarı ve aşağı olmak ile bütün hukuk ve kanunlar alt üst olabiliyor. Paskal. Dini. » Paskal şöyle çalıştı: 1) Bir tar utan ilmin keşfettiği hakikatlan kabul etmek. . en ahenkli bir şekilde birleşik ve kaynaşık idi. Çağdaşlarınkinden bile ileridedir. sonra da «aynı zamanda hem âlim hem mümin» idi. . Ortaçeğ mistiği değildir. Hakikati tul dairesi tayin ediyor. Paskal. Diğer taraftan kalbin kaşfettiği hakikatlere doğru da aşk ve şevk ild can atmak. akıl ve mantık ile elde edilir. 2) Modern tenkidin din duygusunda açtığı gedikleri günün yenileşmiş alet ve vasıtaları ve şahsî tecrübeler ile tamir etmsk. Ne tuhaf bir adalettir ki o bir ırmak veya bir dağ ile sınır içine alınıyor. Zarurf bir bağ ile değil. Ve Tanrı vergisidir. berisinde yanlış . 1654 Kasımında vukua gelen (Büyük dönme) sinden önce de.

Sonra 1598 de hapisten çıkarılarak{Kalabra) ya döndü. 1629 da affolunup evvelâ Romaya. On dört yaştnöa ruhban mektebine girip rahipliğe hazırlanmağa başladı. ve prensler ile Papa büyük ahlâksızlık ve fesat içinde idi. sonra bütün dünyayı ıslah ile her yerde adalet ve sevginin hüküm sürmesini muhayyilesine alıyor. Bir çok defa. Bir avuç as has edindi ve bunları dağa götürerek orada bir nu tuk verdi. Hapishanede altmış kadar eser ile bir çok şiirler yazdı. Ve meslekinin mühim bir hadisesini teşkil eden (Kalabra) suikastı oldu. Kıymetti mutlakaiarl 9 ve 7 den ibaret olan 1600 senesi «zaman düğümü > olup baştan başa bir değişme devridir. Orada 67 gün yattı. Ümitlerini nücumiyata itikadından alıyordu. 1568 de doğdu' Babasr. sonra Parise giderek 1625 te burada yerleşti. Kendisinin de peygamber ve mesih olduğuna inanıyordu. (Rîşiiyö) de bir hima- . diyordu. rafizilik ile itham olunarak Napoli ve Romada engizisyon hapishanelerine atıldı. Amma bundan üç gün sonra. Kendinde okuma ve ilim aşkı kuvvetli idi. evvelâ vatanını. Kampaneila. Göklerde yeni güneşler patladığı yeni işaretler gördüğünü soyuyordu. Müebbet kalebentliğe ve dört deJa işkenceye (bir defasında elleri aikassna bağiı oiduğu halde otuz altı saat asılı bıraktılar) ama ölmedi. onu yakalayıp Nopoli (hapishanesine tıktılar. On altıncı asrın nihayetlerinde. İspanya kıratlığına tâbi bulunan cenubî ttalyada.Tomas Kampanella [1568 — 1639] 1 — Hayatı I Kampanella. halk müthiş bir sefalet. fakir bir kunduracı idî.

ve mürailik doğmaktadır. günlükler tüttürdü ve yedi seyyareye alâmet yedi mum yaktırdı. vücudu beşerden basamak.bizimki müstesna . 21 Mart 1639 da oldu. „ Bir şiirinde. 1639 da ölümünün yaklaşmakta olduğunu sezdi. matem parçaları çaldırdı. Bir sarsmada her şeyi ters getirebilecek bir çocuğu önüne geçirir. doğumunda. bunun açacağını söyledi. Deminiken rahipleri manastırındaki odacığını. masum olduğumuz halde bile bizi itham ettirecek yalancı şahitler yapıyorlar. yıldızına baktı. Bunların kökü egoizmdir. kefen gibi beyaz çarşaflar. kuvvetlerini bilmez. Titrek uzuvlarımızdan.» Halk tabakalarından bahsederken de şöyle der: «Halk. dünyayı fenalıklar ile dolu görür. Ruhlarından esir kuş. Efendileri ona öyle sihirli bir şarap içirir ki o . «Nefsine muhabbeti dolayısile insan şöyle düşünüyor: Anasır ve ecramın ne zekâsı vardır ne de muhabbet*. Ve bunlar hep bizim için hareket etmektedir. darbelere ve yüke tahammül eder. Kemiklerinden işkence aletlerine sap. Hattâ başka milletlerin hepsi de .— 53 — ye bularak projesini yeniden ele almağı umdu.cahil ve barbardır. yer yüzünde altın devrini. 2 — Cihangir İmparatorluk : Karnpanella. Kanlarından içki. yeşil nebatlar ile örttü. bundan da Tiranı sofizm (yanlış muhakeme). «Bu zamanın büyükleri. Izdırap ve göz yaşlarından hiddet ler İn e bir oyuncak. ihtilâflar ve lazyikler bundan çıkmaktadır. Bütün tefrikalar. zamanın büyüklerinin zuîmundan şöyle bahseder. On dördüncü Loinin. değişken ve geri bir mahlûktur. Etlerinden zühımlarına bir otluk.

bütün dünyaya örnek olacaktı. Birincisinin vazifesi: Siteye lâzım maddî kuvveti temin. güzel san'atlar ve teknik ile meşguldür. amma o bilmez. bununla hiçbir şey yapamayınca.. Kendi elile kendisini zincire vurur. bir tepenin üstünde olup yedi kuşak ile çevrilmiştir. dünyada aşk ve hareketi hükümian edecek. bütün ömrü boyunca bir (cihangir imparatorluk) hülyasını taşıdı ki bunun başında olan insan. İspanya kralına. (hikmet). Kalabra isyanı.» İnsanları bu vahşiyane şartlardan kurtarmak için Kampanella. Eğer biri bunu ona haber verirse. istediği şey: Dünyayı birleştirerek İnsanları bir idare altında kardeş gibi geçindirmek idi. bu maksatla olup. Rişliyö'ye Padişahlara.— 54 gittikçe ahmaklaşır. Yer ile gök arasında olan her şey onundur. yine evvelki gibi. Pek kuvvetli edebi bir eser olan bu kitabım 1602 de. müstesna bir bilgiye sahip.. muhtıralar. büyük bir âlim tarafından idare edilir. projesini hayalen kurmağa özendi : «Güneş sitesi» eserini yazdı. Bunun (kudret). (aşk) adlarında üç muavini vardır. şiirler yağdırmakta devam etti. Site. bununla dünyada ilk mükemmel hayat kurulacak ve bu. Hiçbir yerden cevap alamayınca. hayret verici sitesini. (Kampanella). Mektuplar. 3 — Güneş Sitesi : (Kampanella). Amma 1623 de (Frank Fortta) basıldı. edebiyat. uzun süren zindan yıllarının başında. tesadüfen oraya ufcrayan bir Ceneviz kaptana hikâye ettirir. En ortada bir mabet vardır ki mihrabına yer ve gökü temsil eden küireler resmedilmiştir. lâtince yazdı. Papaya on üçüncü Lui'ye. İkincisi fen. Üçüncüsü aile hayatile terbiyen tanzim eder . Site. onu derhal yere serer ve öldürür.

Çccuklara. mutlak Komünizmdir. Sitenin her mehallesinde umumî ambar lar. yelkensiz ve küreksiz « hayrete şayan bîr makine ile giden gemiler icat edildiğinden bağsoiunmaktadır. 4 — Fen ve Ahlâk. Çocukları büyütmeği ve terbiye etmeği de site ken di üstüne alır. aileye diğil. halkın teklifi ile onlar tayin ederler. (Kampanella). umumî yemekhaneler olacak. haleflerini. Çocuklar.. Bunlar çıkarılınca dört saat iş yeter. ev ve tarla tevzi eder ve her altı ay da bir yenilenir. Güreşlilerin fikir hayatı. devlete aittir. tezyini hendese şekillerinden mürekkep firesleerle. Bu suretle (Kampanella) nın hühûmeti. umumi mutfaklar. demokrasi ile küçük güzide bir grup arasında bir şeydir. Bütün memurları da. O ise her türlü lüksün şiddetle aleyhindedir. Bir çok makineler ve bu arada.— 55 — Bu dört büyük devlet adamı.her devirden . pek te izah edilmemiştir. günde dört saat çalışmanın kâfi geleceğine kanidir. şehir meclisi tarafından tanzim edilerek herkesin işi kendisine gösterilecek. bütün fenalıkların kökünü Egoizm de bul duğundan buna mâni olabilecek yegâne yolu hiç bir şahsın hiç bir şeye malik olamamasında görür. Siteye en lâzım san'atlar öğredilecek. Evlerin duvarları. Site hükümeti. (Kampanella). Güneş Sitenin bariz hattı. Ayda iki kere. bunda kadınlar bir tarafa erkekler bir tarafa oturacak. Sitenin iğlerini görüşüp kararlaştıracaklardır. Çünkü Napolide sanatkârların çoğu lüks işler ile uğraşmaktadır. yirmi yaşından yukarı vatandaşlar toplanarak. kendileri tayin edeceklerdir. İş de. der. Yemekler hep bir arada yenilecek. insanlara. bu projede en son haddine kadar götürülmüştür. müsavatçılık.

Temel olarak: Sitenin. lopedi gibi. (Kampenelle bir çok defa.. bütün hayatını. Yıldıılarm. rafızılik ile itham edildi. mihrap önünde uzun dua gibi ki Kampanetla. tkincisile de bütün dünya milletlerini tek bir kuvvet altında topllyarak insanları kardeş'yapmak hülyasındadır. Dünyanın düzelmesini iki şeyde bekliyor. (Kampanella) nın en çok alâkadar olduğu ş:y nücumiyattır. bir nevi resimli ansik'. Meselâ hırıstiyanların mukaddes saydığı eşyadan ve salipten vazgeçiyor. Güneş Sitesinde. yıldızların hareketlerini takip ile muvazzaf müneccimler var.- 56 — büyük adamların resimleriie süslü. 5 — Netice . bunlar Sitenin umumî hayatı için yapılacak işler hakkında ( eşref saati) haber verecekler. Bu ronesans devri insaniyetçilerin hepsinden daha ileri giderek o zamana kadar hiçkimsenfn öne sürmediği şu büyük fikirleri de ileri attı. manastırlarla veya hapishanede geçirdiğinden kendini hülya âlemine salıverdi. Bununla beraber bütün dünyayı birleştirenic hulyasile bir proje yaptığmban hırıstiyanların teferruatından vaz gaçmiş bu'unuyor: Başka dinlerden olanlar da yadırgamasınlar dîye. Birincisile mutlak müsavata varılacağı hulyasındadır. hadiselere hiç dayanmadan bir meczubun romanına benzer. cihangir imparatorluk. Komünizm... Katolikliğe pek benzer. üç şefi gibi hudret ve hikmet ve merhamet sahibi. Umum! ittifak mesele- .. yüksek bir varlığa tapmağı alıyor. Sitenin dini. Siteyi bir büyük manastır nazarile baki yor demektir. Esasen (Kampanella). Umumi ibadet günahlarını itiraf. (Güneş Sitesi). beşer hayatı üzerine tesiri olduğuna inanır. asıl realiteden uzak.

— 57 — sinden Asyanın büyük medeniyetlerin mevkii ve garp milletlerinin ihtiyacı vardır. ahlâk ve din meseleleri. gittikçe yerini hürriyete bırakmalıdır» esasını tavsiye eder ki babası. Bristol civarında dünyaya geldi. Hepsi yoğrulup bir hamur yapılmalıdır.u hürriyet fikirleri içinde büyüttü ve terbiyesine çok dikkat etti. sonra Fransada daha sonra Almanyada başlayan bu cereyana felsefe tarihinde (ingiliz tecrübî felsefe ekolü) adı verilir. ilkönce Ingilterede. Bütün bunları nakle ve vahye değil. Lok [1632 — 17D4] Ronessans ile tecrübeye dayanan yeni ilim zihniyeti doğduktan bir müddet sonra on yedinci yüz yılın sonralarında başlayıp on sekizinci asrın sonralarına kadar süren asra (Nur asrı) deniiirr. onu böyle büyütmüştü. Avukat olan babası parlamento tataftnda bir süvari alayının başına geçmek suretiyle İhtilâle iştirak etmişti. terbiye üzerinde zamanın en değerli bir eserini yazdı: «Çocnkluğa zaru rî olan itaat. akla dayama yolları arandı. terbiye siyaset. Lok. Lok. O sıralarda ingiltere iç tarihi biraz karışık idi. insani ve cemiyeti ilgilendiren bütün devlet. Babası. Altt yıl devam ettiği Westminster okulunda. ozama- . Nur asrında. Lok 29 ağustus 1632 de. yeni ilimlerle bilinmiş olan akıl ışığı altında incelendi. Bunun kuruducu Lok'tur. sonra.

yüksek bir itibar aahîbi idi. Kral (Güyom Doranj) zamanında Lok. bir müddet Hölandaya sığındı. 1689 da tngiltereye döndü ve 1690 da felsefe tarihinde en önemli ve başarılı bir eser sayılan: Essoy on hunan understanding» eserini bastırdı. 1652 de Oksfort Üniversitesine talebe olunca burada Püritanizm ile Sukolâstik yanyana idi. Dekart'm eserlerini mütalâası oldu. Eser dört bölümdür. Fakat bu parti düşünce Lok. Eserde ahlâk meseleleri incede inceye elenerek. anlar anlamaz her şeyi ezberlettiklerinden şikâyetçidir. Kral ve devlet adamlanla yakından teolduğu meselesini 2 — Bütün fikirlerin tecrübeden doğduğu. Rahip olmağı düşündü. hangilerini kavrayamıyacağım aranilmaktadır. 3 — Dilin düşünce üzerine tesiri. mürebbillk yaptı. orada bazı eserlerini yazdı. 1 — Fikirlerin ve ilkelerin fikrî tenkid. Lok'u bu iki çere* yanın ikiside tatmin etmiyordu. Doktor olduktan sonra politika ile de uğraştı. Lok'un felesfî zekâsını uyaran. zekâmızın hangi meseleleri kavrıyabilir hangilerini kavrayabilir. Bu sebeple rahip olmaktan vaz geçerek tıbba intisap etii. Bu partinin en ünlü adamlarından Kont de Shafterbury'ye intisap ile o aileye sekreterlik doktorluk.— 58 — nm metodu olan gramer usulü ile. düşünceleri dar çerçiveler içine girmiyordu. 4 — Çeşitli bilgiler ve bilginin hudutları. Whigs partisine girdi. . buradan: < Hiç kavrayamadığı konulardan lâtince tahrir mevzuları verildiğinden.ahlâk kısmına önem veriyordu. eski dilleri okudu. Lok. Dinin-ayin ve »aslarından ziyade. Fakat din meselelerinde.

Lok'a göre din: tabiat ve akıl kanunlarını genişletmek suretile selâmet ve saadete nasıl varılabileceğini Gösteriyor. gençliğin okumasını Oksfort'un SkolâsJk üstatları doğru bulmuyorlardı. Teslis ve saire gibi şeyler değildir. Lok. diye herkesin de öyle yapması gerekmez. Kıral Gilyom. Zaman ona hak ver di: tecrübe felsefesi aiıp yürüdü. mütenekkiren.» dedi. bu haberi alınca : «Bazi insanlar. Esası. Amma kilisenin dayandığı hıristiyanhk çerçevesi içine girmiyen bu fikirleri. Lok'un eserleri. Lok da şiddetli cevaplar verdi. Fakat tecrûbî felsefesine ve sevgiye dayanan dini. Bunlardan bilhassa Worcester başrahibi Stillinfleet. Din kakkındaki fikirlerini 1692 de basılan: « The Reasonabieners of christianity as deliveret in Scripturc „ eserinde anlatmıştır. müsamaha. Bu sebeple Lok'un eserlerinin üniversiteye sokulmasını yasak ettiler. sevgidir. yüksek tahsil gençliği tarafından da seve seve* okunuyordu. Bu mezhebi içieden anlamak için. Skolâtik görüş batti. büyük meseleler üzerine gözlerini dört açmağı bilmiyorlar vsya dört açmıyorlar.— 59 — maşta idî. ömrünü evlenmeden geçirdi. içtima! yardım müesseseleri kurma tavsiye ederdi. Lok. Holandada iken. ona şiddetle hücum etti. Londrada bulunan içtima yerlerine. Asthmeden uzun yıllar hastalık çekerek nihayet 1704 te öldü. . (Kuikîr) mezhebinden biriyle sıkı dostluk içinde yaşadı. rahipler tarafından hoş gözle gÖTülmiyordu. Bu münakaşaları skolâstik felsefenin yeni doğmakta olan tecrübe felsefesine karşı son çarpışmalarıdır. giderdi. buralara gidişte krala Lok'ta refakat ederdi. Devlet adamlarına: basın hürriyeti.

— 60 — Eserleri okunduktan sonra (Lok) kargımızda şöyle belirir: Dostlarına karşı derin sevgili. isbat edilmiş bilgi mahsulüdür. diyordu. hakikat olduğu için sevmek. fıtrî değildir. düşünceyi meydana getiremez.. Ölmezden bir yıl önce. Ahlâkın da ancak böyle bir dine dayanması gerektir. Tanrının varlığı hakkındaki fikrimiz dahi. Ve bu ezelî (var olan). İn anı Tanrıya bir karınca bile çeker götürür. Kâinat bir realitedir. Zira madde. akıl vasıtasiyle (Tıbbî din) i kurmuş olduğuna inanıyordu. kendi felsefesiyle bağdaşabiliyordu. İn • sanlarda saadete ulaşma için tabiî bir meyil vardır. ta- . Bu na ulaştıracak kanunu ararken insan şuna varır: Gerek kendinin gerek başkalarının saadeti ancak şu eski düsturdadır : < Kendimize nasıl muamele edilmesini başkalarına karşı muamelemiz o olmalıdır.) (Non-entity cannot produce any real being. tecrübe mahsulüdür.) Bu takdirde ezelî bir (var olan) var demektir. Lok'un dini. (Var olan bir kudret olmasa bu realite var olamaz. Lok'a göre bilgilerimiz ve fikirlerimiz. madde olamaz. Şahsî ve siyasî hürriyete derin meftuniyet. Tanrı varlığını böylece isbattan sonra.» istiyorsak. sonradan deist (*) bir harrir olan Ant Collins'e yazdığı mektupta : mu- «Hakikati. (*) Deizm: Akla dayanarak Tanrıya inanan biî din. bu dünyada beşer tekâmülünün en önemli kısmı ve bütün faziletlerin fideliğidir» demişti.

Aklın gösterdiği selâmet yolunu ancak bir avuç insan bulabilir ki bunlar da kütleye müteessir olamazlar. akıl ve muhakeme kuvvetlerini en uygun kullanmamak derecesine de düşebilirler. insanların çoğu. Zira. Türlü sebeplerle. insan nazarınna. yolu aydın latabilecek kadar akıllarını geliştirmeğe ne vakit ve zamaniarı müsaittir ne de zekâ ve istidatları. fikirler ve prensipler arasındaki tutarlık daha değerlidir. diyor. olağan üstü bir hal Ue mintarafıllah meb'us olduğunu söyliyen Yalvacın sözüne inanmağa dayanır. (Tabiî din). Bu takdirde bir ilham ve vahiy karşısında olup olmadığına karar verme iş!. 1695 ilkbaharında şöyle yazıyordu: <Bu kış. Diğer taraftan akıl da vahiy ve ilham mahsulü olan dinin daimî kontrolcusudur. Zira'insanlar.» Lok'a göre vahiy ve ilham.. . Tanrı varlığı hakkında şu muazzam ve muhieşem tabiat. akla kalmış bir iştir. akıl üzerine kurulmuş olan tabiî dinin bir genişlemişidir. e karşı geniş müsamahalı olmakla beraber kendi şahsî inancı. Lok. vahiyli dinedir. batıl fikirlere saplanıp kalmış kilise adamlarının tesirleri altında kalabilirler.— 61 — Bu hareket düsturunun otoriter kıymeti olabilmek için bunun Tanrı muradı ve Tanrr iradesiyle tutulmakta bulunmuş olması gerektir. Yalvac'ın talimlerini ve örnekliğini hayatları en güç işler arasında yuvarlanmak ile geçen insanlar bile kavrayabilirler. Lok'a göre iman. akıl ile varılmış istidlallere değil. işte Yalvaç aklı aydınlatmağa takviyeye ve yardıma gönderilmiştir. Aklın reddettiği bir şeyi. Mukaddes 1 itabı da derin derin didikledim: Mezhepleri ve sistemleri şöyle bir tarafa £ tarak özde kalarak. iman bize asla kabul ettiremez. herhangi bir vahiy ve ilhamdan ziyade. yeter burhanlar vermekte ise de vahiy yine zarurîdir. Isa dininin ne olduğunu inceden inceye eledim.

dalavereci rahiplerin uydurmasıdır. . Bu. Ancak bu takdirde bu kanunun vaziinin Tanrı olmuş olması noktasi noksan kalır. ahlâk kanununa yükselebiliriz. * * Din meselelerini akıl ve tecrübî felsefe menşurundan geçiren (Tabiî din) şu beş maddeye imanı tavsiye eder : 1 — En yüksek. biz aklımızın tabiî nuru ile ahlâklılığa. 5 — İyilik ve kötülük hem bu dünyada hem öteki dünyada mükâfat ve mücezatını bulur. bir demokratik hareket uyandırmıştır. Tabiî dine göre.— 62 — Lok . Yazıları ve dine bakışı 18 inci asrın bütün mütefekkirleri üzerinde derin tesir yapmıştır. Toland. ayni zamanda vahiye de dayanmış olsun amma bu vahiy. Lok'a göre. Volter ile ikinci Frederik bunların başında gelirler. Yani her yeni bir din ceryam. 4 — İnsan kusur ve hatalarından nadim olmalı ve bunları terketmelidir. rahiplerin teolojisine karşi mücadele açmakla aklî bir din istiyordu.(Dinî rasyonalizm) in müessisidir. akıl ile çelişik olmasın. bir demokratik ceryan da meydana getirmiştir ve bu. Bu ekolden J. 3 | Bu ibadetin en mühim kısmını vicdana müstenit ve dindarlığa merbut olan fazilet teşkil eder. — 2 — Buna ibadet etmelidir. Burada en çok dikkati çeken bir nokta şudur ki bu dint rasyonalizmi. her şeyin yaratıcısı bir varlık vardır. Lok.Alman filozofu Wolff İle beraber . daima böyle olagelmiştir. bu beş şeyden başka hepsi.

. Fakat bunlar ukalâlık etmeğe başlarlarsa o zaman herşey mahvolmuştur. dinin esaslannı ve ayin plânlarını (Tabiî din) çiler esas itibariyle.— 63 — 1720 de. . onların ağzına bir gem daha takacakları halde gemlerden birini çıkarmakla fenalık etmiş oluyorlar. *** ingiliz tecrübî felsefe ekolünün Fransadaki mümessili (Volter 1726... Fakat Volter'den sonra.. « Halkın kendisini terbiye ve tenvir etmeğe ne zamanı ve ne de ihtidan vardır. Batılalardan nefret ederiz. «tlhadi tel'in ederiz..1728) dir. Zira onlar. Tanrıyı ve beşariyeti severiz. yaratılan eşyanın mahiyyetine nüfuz İçin değil. kilise itikatları kütle içindir» diyenleri vardır. lâyemutiyet. Tabiî din münevveıler için. «Kilisenin mütenakız fikirlerini aramızda konuşabiliriz. kütlenin itaatim temin etmektedir. Bütün tabiai' onun varlığını müjdeler. Volter felsefesini 1726 1728 de İngilteredeki ikametinde kurmuştur. Fransaya. < Tanrı bize aklı. Bu sebeple kütlenin bir kısmı cağil kalacaktır. Amma bunu kütle içinde yapmamalidir. Netice ve mahsul itibariyle ikisini de bir görüıler. Münevverler ve liberaller. İlhada karşı şiddetle mücadele etmiştir.. tabiî çizmişti. hürriyet. tngiltereden gelen nur felsefesi. 16781751 ) şöyle diyordu. Muhafazarkâr (Tory) Partinin siyasi muharrirlerinden (Bolinbrok. Volter'in elinde böyle idi. vahiy dinine muhasım değildirler. yıkıcı bir maddeciliğe ve şüpheciliğe götürenler de oldu. Tanrı olmasaydı onu icat etmek lâzım gelirdi. Tabiî dinin [ şu üç itikadının en hararetli bir müdafiidir: Tanrı. bizi hakka ulaştırmak için vermiştir.

Rönessans'tan beri öne sülülen Erasm'ların. Bu hikâyenin başında kahramanın portresini çizmiştir. Fontenel'Jerİn telâkkilerine sadıktır. Hele (Henriade) ile F.1778 ] Volter.» Bu birkaç satır bile Volterin yaşadığı asrın'düşünce vasatisi gözönüne getirilince ne kadar noânahdır.ansanm hamra ve Vhjil çapında epik bir şairdir. Nankörler bile ona minnet ve şükran hisleri beslerdi. bir iğne ile dokunuluverince fırtınalar kopar. Felsefî fikirlerini. Temel fazilet: arzulara ve ihtiraslara gem vararak içimizin rahat olmasına temin etme ve itidaldir. hem de Rasim ve Karney ayarında tiyatro şairidir. 2746 veya 1747 de yazılmış olan (Zadig) inde görürüz. . hem müsbet fikirlidir. terbiye ile bir kat daha takviye edilmiştir. Bunun zaten ey i olan yaradılışı.64 Volter [ 1694 . La fontenleriu. Volter. İnsanların zayıf noktalarına hürmet etmeği biliyor. en ziyade. Eski «Kaidelilerin ilimlerine ve zamanın tabiat hakkındaki bilgi ve prensiplerine vekıftı. Genç ve zengin olmasına rağmen. onlara gem vurmağı biliyor. 1 — Voltere göre bakım : (Zadig) bir hikâyedir. (Zerdeşt) in birinci kitabından okuyup öğrendi ki • öğ' renci. rüzgârla dolmuş bir balondur. aki telâkkisinde. Belli başlı çizgilerini alalım • * (Babil) de kral (Moabdar) zamanında (Zadig) adında bir genç var. Her vakit kendisinin haklı olamıyacağma kani. ihtiraslarını tadil etmeği. Cömert idi.

Bu itibarla riyaziyat. (mutenanı) ye kadar yükselerek duyumlarından tecerrüt etF. Öyle iken arz. onu kutuptaki (Sehii) sn bite s in e doğru sevk ediyordu.. Volter'in bu düşüncesi tamamen moderndir. O zaman ruhu. Tabiatın karşısında bu his içinde bulunduğu zaman. böylece (ferdiyetçi) idi. Bunlara mühim iki şey daha ilâve ediyor. Bunları öğrenmede. Volter şiddetle ısrar ediyor ki fazilet: karşılık bek{emeksizin başkalarına faydalı olmaktan ibarettir. Volter : (Nevton) un takdirkârı ve yayıcısıdir.. Ayni fikri teklif eden diğer müellifler: Şahsın kendi saadetini elde etme vasıtalarını arıyorlardı. 18 inci asırda tesanüt hissi ve vazifesi kuvvetlenmişti. bize nasıl büyük ve asıl görünüyor. akla göre hareket ettiren birer etki de görür. ayni zamanda ruhu hürriyete kavuşturan. Onların hakim telâkkisi.— 6 5 Vaîter. (Orion) bur çile. insanlar hakkındaki düşüncesi şöyle idi: Bir küçük çamur zerresinde uğraşan böcekler. birbirini parçalamağa Bu teşbih. göğün en parlak sabitesi olan (Siryüs) yıldızı.. vecizeleri öne sürmekle kalmıyor. Tabiat kanunlarını öğrenmede ise. yalnız birtakım güzel keşifler mecmuesı değil. Âlicenaplık. fizik ve astronomiyi çok sever. ilmî kültür. Bizim gözümüze küçük birer kıvılcım gibi görünen bu büyük ziya küreleri karşısında hayrete düşerdi. Bizim arzımız da onlardan biri. 2 Zadigf'in tiim I <Zadig> yolunu yıldıza bakarak tayin ediyordu.. (Zadig) e kendisinin ve Babilin hakikatte ne kadarcık olduğunu hatırlatrdı. insanı batıl şeylerden kurtaran. 5 . ötedenberi meşhur olan.

Fakat Zadiğin en ziyade hayretini mucip olan şeyin altını çizelim : Kâinattaki nizam ve intizam : (Paskal) da kâinattaki nizam karşısında bir nevi korkuya düşerek. beşeri çarpınma ve ihtirasların üstünde daha yüksek bir âleme kavuşabilmektir. Fakat bu namütenahi zekâ. Her şeye. Her şey namütenahi ve yük • sek bir zekâ tarafından sevk ve idare edilmektedir. Votter'in (Deizm) i : böylece bir* ilim ve akıl dinidir. Ufku genişler. bunun en hür taraftarıdır. mahiyet itibarile bizimkinden başka değildir. kâinatın büyüklüğü nispetile hükmeder. Volter. Kâinatın büyüklüğünü anlamakla insan kendi kü çüklüğünü anlar. müsamaha için çok mücadele etti. der.. Zadig ise bilâkis kâinatta dâhilerin bizim gözlerimiz öıüne serdiği büyük kanunların mekanizmasını görür. Biliyoruz ki Volter. her şeyde bizim aklımızın eremiyecsği anlaşılmaz bir sır görürdü. Gaye. Bu. Acaba müsamahayı nasıl anlıyordu ?. Çünkü bizim zekâmız da. burada dinî bir şey olur. bir halde kâinatın lâyete gayyer nizamını temasa ederdi. Buraya kadarı bir kanun ev polis meselesinden ibarettir. Amma o daha İleriye de giderek der ki iyi . onun tesirlerini anlıyabiliyor. havastan ve maddî huzuzattan tecerrüt ede-] rek.— 66 — mi. 3 — Müsamaha . bir siyasî kaidedir. ve öldürülemez. Şimdi Volterin en mühim bir hususiyetine geliyoruz: Müsamaha. His. Voltere göre müsamaha şu demektir : ne olursa olsun akidelerinden dolayı bir adam hapse atilamaz.

. Derken aralarında münakaşa kızışıyor. Yunanlının ne güzel şeyler söylediğini pek iyi anlamadım. Bu mesele (Zadig) kitabının «akşam yemeği) başlıklı on üçüncü faslında izah edilmiştir. ziz balığa değil. kendi mensup olduğu dinin bir tuhaf ve acayip kısmını. meselâ biri mumyalanmış ölülere ibadeti.. • Bir panayırda bir akşam yemeğinde bir Mısırlı. en kızgın olan (Selt)e hakkın var. değil mi ? dedi: Elbette. Amma onun da sizler gibi bir (en yüksek varlık) kabul ettiğine eminim... siz Mısırlı üstat 1 siz öküze değil o. sizler gibi birer (illet iulâ) kabul ediyorlar. balığı ve denizi yaratana tapıyorsunuz değil mi ? Evet. E. bir Yunanlı. öteki balık başlı bir mabuda ibadeti daha öteki meşe öksesine ibadeti. bir Kaideli. Hasılı hepsinin hiddetini yatıştırdı. Bunlardan her biri. ver ba na şu ökseyi dedi. Sonra onlara dedi ki «dostlarım. (Tabiî din) de olan lar diğer dinlerin hepsine de müsamaha gözile bakacaklardır.. kavganız manasızdır. Hintli ile Çinli de. Çünkü hepiniz ayni fikirdesiniz. bir Çinli.— 67 — niyet sahibi insanların hepsini (tabiî din) dediği bir müşterek itikatta toplamak mümkündür. bir Hintli. anlatıyor.. öküzü yara» tana tapıyorsunuz değil mi ? Evet. bir Golü birleşiyor... Kaideli. Döğüşmek üzerelerken Zadig araya giriyor : tik evvel. Yunanlının fesahetini methetti. Zadig de bunların arasındadır. Selte: siz bu meşeye ve öksesine değil fakat bun* îarî yaratana tapıyorsunuz..

tamamen öyle. münakaşa edilir. Volter de 17 inci fasıl olan (Hermit) te bu mev . Bir telâkkidir. Ve bu v ayni zamanda. Voltere göre. her hangi bir dic. namütenahi kudret sahibi bir varlığa inanmasile. O nokta şudur: Kainatı tanzim ve idare eden yüksek ve hâkim bir zekâya inanma. ibadetin şekli üzerinde tsrar ederse tehlikeli bir şey olur. herşeyin (imkânın en iyi derecesinde idare edildiği» ne: şer dediğimiz şeylerin bizim anlıyamıyacağımız sebepler neticesi olduğuna ve fakat bunların prensip ' itibarile lâzım ve iyi bulunduğuna kanidir. dedi.• — 68 — . klâsik ahlâkçılar gibi. Amma 18 inci asırda bu telâkki. şüphesiz. Volterin bu telâkkisi. «Yalnız benim iddiam doğrudur. — Öyle ise hepiniz ayni fikirdesiniz. (Tabiî din) hududunda kalınca makuldür. İnsanlar arasına tefrika saçar. Ortada kavga edecek hiçbir şey yok. 4 — Şerrin kalkması için beşerin çalışmasına iman Mevcudatı hakimane idare eden. insanları birleştirir. Ve onları birbirlerile muharebeye katar. Volter. Volter. Yunanlı.> dediğinden ve bunu zorla kabul ettirmeğe uğraştığından itibaren hangi din olursa olsun. çirkindir. Ve bugün ne dinciler' ne de rasyonalistleri tatmin edememektedir. Esasen bu mev KU asırlardanberi Eşlenmiş olup birçok eserler neşredil' misti. geniş ve barıştırıcı bir telâkki idi. tşte böylece dinlerin hepsi ayni derecepe yanlış veya ayni derecede doğrudur. dinlerin hepsinde müşterek bir noktanın bulunabileceğine kanidir.

diyor. ve anlatıyor. ya ceza. Bu masalı iyi izah edebilmek için şurasını iyice bil* mek lâzımdır ki bunun muhteviyatı ötedenberi söylene .. İyi insanların başına gelecek ha ? — Bunların hepsi ya imtihan. evleneceği kadın ile kendi oğlu öldüreceklerdi. Teyzesinin pek iyi bir surette kabul ettiği bir genci suda boğuyor. ve : — İnsanlar.. — Eğer o genç yaaşasadı teyzesinin kâtibi olacaktı. Bunu dedikten sonra. _ 69 — zu üstüne. böyle.. bir adama para veriyor. kaatii olmazdan evvel onun bu dünyadan çekilip gitmesi daha iyidir. o büyük kudrete taptı ve teslim oldu. hiçbir şey anlamaksızın hüküm verirler.. Biçare fani! Tapmaklığın lâzım şeylere karşı mırıldanmağı kes. Diz çöktü . daha manalı bir muhakeme nev'î Hâve eder. yolculuğu çıkıyor. münzevî bir melek kıyafetine giriyor. — Demek ki böyle felâketler ve cinayetler zarurî öyle mi ? Ve bu felâketler. daha manalı bir muhakemelere. Melek cevap veriyor: — Eğer faziletli olup yaşasaydı onu. — Fakat. Zadig: — Bu genci suda boğmaktan ise onu terbiye edip faziletli yapmak daha iyi değil midir ? diye soruyor. yâ mükâfat ya tedbir ve ihtiyat. Anladi ki bu nevi muhakemeler boş.. (Zadig). (Zadig) in itirazlarına karşı münzevî bunlara. zamanına kadar olan muhakemelere. derken meleğin uçup gitmiş olduğunu gördü. fakat. Hasis ve fena. bir gün rastladığı bir münzevî ile. Zadiğ. Görüyor ki bu adam yolda : misafirperver ve âlicenap bir adam sayıyor. beşerin aklı eremiyeceğini söylüyor.

1778 ] Ruso her şeyden ziyade bir şairdir. bizimkinden çok yüksek bir zekâ tarafından idare ediliyorsa Volter dört çevremizde görülen fenalıkların ehemmiyetine karşı isyan ediyor. nazari kitaplar. romanlar. Ve. bidrenbire bir fışkırma şeklinde meydana getirmiştir. 8u (fakat) ta derin bir isyan kokusu vardır. ölküç hayat: Ruso. fenayı faziletli yapar. Ve suna inanıyor ki : insan ıslâh edilemiyecek bir şeyi [ıslah eder. mesleğe söylendiği fenalığın hikmet ve sırrı önünde eğilmek meselesi an'anevi bir vaizdir. bununla olacaktır. insanın vazifesi (faydalı fiil ve hareket) sahibi olmaktır. Jan Jak Ruso [ 1712 . ve son (fakat) i dır. sistemini teşkil eden eserlerinin hepsinî 1746 . onda reeiiteden ziyade rüya ve hayallerini daha temiz ifadeye birer vasıtadır. Volterin ilâvesi: Zadig'ln tekrar tekrar itirazı.. Nutuklar. hoşğörlük ve iyi hal ve harekettir*. Eğer dünya. . Ve bana bir (fatalite) olmak üzere kabul edemiyor. Ona (Ütopist) diyorlar. Amma ona şair nazalile bakmak daha doğrudur.— 70 — gelen şeylereir. işte Volter'in ülküsü. Yükselme. 1 — Rusoya göre. kritik etmek için.1762 seneleri arasında. Hikmet ve akı).

Bir müddet bir köyde ikameti. tabiat ile temas. ve aşırı incelmiş fena zevklerden . meşguliyetlerin ciddisini seçme. bu sadelik hayatını ifadedeki canlılık. insanları hu sade ve temiz hayata hazırlamaktadır. bildiğini sağlam bilir. Emil. Sadelik ile : sun'î. yine ancak sadelik iledir ki kendimize asude ve devamlı bir saadet temin edebiliriz. müşahhas çeyler üstünde tefekkür ve mülâhaza ile elde . 2 . açık kalbli ve güvenle dostluk bu örnek sadeliğin temel unsurlaridır. basma kaltp edebiyat ve fenden ibaret olan ve cebir inzibatı ile idare edilmekte bulunan kollejler aleyhine ateş püskürür.kurtulduğumuz gibi. Çünkü onu kendi tecrübesiie kendi hür teşebbüsü ile. Ruso'nun aşık oiduğu hayat: gürültülerden uzak. Sathî bir müşahit Emiii. Seleflerine üstünlüğü buradadır. bir terbiye romanı olan (Emil) inde işte bunu çizmiştir. bunlar yeni değildir. Fikir itibarile. Ruso'nun yeniliği. 3 — Pedagojisi : Kelimelerden.Tabiî Terbiye : Hikmet. özlülük derin samimiliktir. doya doya sükûnetin ve (cemiyeti hatır) m ladini tatmaktır.ki bunlar büyük şehirlerde inkişaf eder. Rüso ona hiç ehemmiyet vermez. însan ancak böyle yerde. ayak değmemiş bir ormanda. Ruso. oyun ile el IşıTe. Ruso'ya Parisin (monden) hayatı aleyh'ne şiddetli bir hicviye yazdırmıştı. kaidelerden. Başkalarına iyilik ile muamele. belki cahil bir köylü çccuğu zannedecektir. uydurma ezberlerden. . kendindeki iyiliği yine böyle bir yerde asıl yaradılışındaki öz hayatın ve fazileti hürriyeti çizebilir. vakıa.— 71 — Sisteminde belirgin nokta sadeliktir.

Biz ona şöyle bir acıya sebep olduk. bütün çocukluk hayatı iyilik istikamettede yürümüştür de ondan yapar. Emil.iyi olması lâzımdır. hassasiyetini ve isabetli hüküm kabiliyetini terbiye etmektir. Bunların terbiyesinden İse. Çağı gelince. yainiz egoistlikier ardında koşmaz mı ? 18 yaşına kadar Emilin sade «hür ve mes* ut» olmağı öğrenileceğine bakılırsa öyle gibi zannolunur. tekâmül edeceğim diye. fazilet doğacaktır. Adaletin ilk mükâfatı o iyiliği» yapmakta olduğumu* zu hissettirmektir. Bunların hepsi hassasiyette toplanmıştır. Fakat Ruso. şuna kanidir ki böyle hareketinin sebebi. Eğer ecel orağı bizim ümitlerimizin çiçeğini biçerse ne hayatında ne de ölümünde ağlanacak bir sebep olmaz. diye merak edecek bir şeyimiz yoktur. Hürriyet ile saadetin. Ahlâkî hayat.» Böyle büyütülen çocuk. böylece takviye ve terbiye edilen temayyüllerin tezehhür ve inkişafından ibarettir. aydın kavraması yeter: "fiil ve hareketlerimizin ahlâkiyeti. şu yüksek hakikati. Bir çocuk hayatı yaşadı. iyiliği kendisine emreyledİğt için değil. (Adalet) ile (iyilik) ikizdir. Hiç bir zaman. Eğer ahlâki iyilik bir insanın notura- . çocukluğunun olgunluk çağma geldi. Birbirinden ayrılmazlar. onlar hakkındaki hükümlerimizdedir. Bilâkis bunlar biribirini yar dımladı. iyilik etmek öyle bir faaliyettir ki bunda kendimizi mes'ut ve bahtiyar hissederiz. müsait olduğu nîsbette kendi yaşına mahsus akıl ve dinayeti elde ettikçe mes'ut ve hür oldu. Eğer iyi bir şeyin hakikaten iyi olmasını istiyorsak kalbimizin derinliklerinden fiillerimizdeki gibi .— 72 — etmiştir. saadetini feda etmedi. daima iyi ve heminane hayatta olabileceğini bir kere daha hatırlayalım : Emil. tabiî bir netice ola rak.* Bünyesi.

Bazı müelifler Ru soya itiraz ile derler ki: tarihde böyle karşılıklı riza ile bir (içtimaî mukavele) yapılmış değildir. . mükemmel devlet nazariyesini tarif eder. . istikbalde veya (sadece muhayyilesinde) öyle farzetmektedir. İnsanı diğer hayvanlardan ayıran en mükemmel ifadesi vicdandır. vicdanı insiyak ile birleştirmiş. gerek başkalarının hakkında bir hüküm veririz. Fakat o. Ruhların derinliklerinde fitri bir adalet ve fazilet hissi vardır. Bunun yapılmadığını Ruso da çok iyi bilir.. Fakat bundaki orijinallik. . Ben buna (vicdan) diyorum. Bizi başkalarının saadeti mi. İnsanın kalbinde ahlâkî bir şey olmamış olaydı kahramanca ve hareketler karşısında nasrl hürmet ve takdir duyardı ?. Ruso'nun (Cumhuriyeti)i de hayalidir. Tabiate muti olalım. Kendi içimizi yoklıyahm. Bununla gerek kendimizin. bir ta- . t. Başkalarına bir iyilik yaptığımız zaman mı. « . 3 — Mükemmel Cemiyet : Ferde ait düşüncesinden sonra şimdi de cemiyete ait düşüncesine gelelim. O zaman onun nasıl bir tatlılıkla hüküm sürdüğünü ve bundaki güzelliği sezeriz. ötedenberi varilagelmiş bir neticedir. Devlet nazariyesini müşahhas maddelerle tasvir edecek yerde.— 73 — rasına tevafuk ediyorsa o insan ne kadar iyi ise ruh ve teşekkül itibarile de o kedar sağlam ve mükemmel olur. ' ( Sauvalı bir rahibin itiraçı ) FHhahika Ruso'nun vardığı bu netice.. ta biatimizin hür bir süratle inkişaf ettirilmesi ile temin edilir. bunlar ayni şeydir demiş olmasındadır. yoksa felâketi mi müteessir ediyor?. Vicdanın hükümranlığı ise. yoksa fenalık yaptığımız zaman mı hoş bir intiba duyuyoruz?. Ruso'nun (Kontrasosyal) i.

ne de haysiyet. her şahsı ve hepsinin mal ve mülklerini koru^ malı ve müdafaa etmeli. medeni müsavattır. . eğer hürriyet yok ise. Çünkü her cemiyet elbet bir disiplin ister. Bunda temel şart . Rusoya göre cemiyet içinde yaşamak insanı bazı fedakârlıklarda bulanmağı mecbur etmektedir.— 74 — kim hukuk kiadeieri öne sürer ve cemiyetlerin buna yaklaşmasını tavsiye eder. . insan hür doğmuştur. Hürriyetten vazgeçmek. Ve her bir şahıs (bütün) ile birieşmiş olduğu halde gene kendisine itaat etsin ve tek başına imiş kadar da hür olsun. Bundan ne surette bil ahlâtdilık çıkabilir ?. Pek kesafet!? olan bu eserini tahlil etmiyeceğiz. amma her yerde demir bağdadır. ne saadet olur. insanlıktan. Bu acı müşahede. Öyle bir cemiyet şekli bulmahdtr ki bütnn (müşterek ve umumî kuvvet). Kuvvet. Ve ancak (haklı kuvvetlere) itaat olunmak mecburiyeti vardır. Yal nız bir kubbenin kilit taşı mesabesinde olan fikrini zikredeceğiz : Vatandaşların hürriyetlerini kuruma meselesi. cebir üzerine müesses görüyoruz. Bu ise şahsî hürriyetin tahdidi demektir. Boyunduruğu sarsa bildiğinden itibaren sarsarsa daha iyi yapıyordur. hukuku beşer* den ve hattâ vazifelerinden vazgeçmek demektir. Rusoya göre. hürriyet ile disiplini barışık tutabilen ve hu riyete zarar vermeksizin cemiyet hayatından istifade ettirendir. Zamanındaki cemiyetleri. Rusoya bir çok protestolar öne sürdürüyor: Bir millet ttaata mecbur kalıp ta itaat ettikçe iyi yapıyordur. Ülküç bir sosyete. Bu halde şuna kani olalım ki kuvvet (hak) ki yapmaz. maddi bir kudret* tir. Kuvvet ve dehâ itibarüe insanlar müsavi olmıyB^iUrler amma hukuk ve mukavelede müsavi olmalıdırlar.

his kuvvetile sezebiliriz. hürriyet vasıtasüe saadete nail olma. bir kısmı arapça ve acemce. Ayni hareket ve kuvvet ile hem kendini.. eğer hur değilse insan değildir. Erzurumlu İbrahim Hakkı [ H. der. (Marifetname) bir nevi ansiklopedidir. Vicdanın sadasinı heyecanda duyar. Bu heyecanlar insamn en temiz kuvvetidir. 39 eser sahibidir. 4 — Netice : Rusonun doktrininin belirgin vasıfları şunlardır: Kendiliğinden ve ani olan hassasiyete itimat etme. kalbin hamlesüe. hem de başkalarını sever. en temiz heyecanlarını dinle. Ve bunların kıymeti (tabiaten anî) oluşlarındadir.çoğu türkçe. Bundan şu netice fcikar ki insan. akıldan ziyade. zamanının bütün ilimlerinde derin vukuf sahibi olan Erzurumlu İbrahim Hakkı .— 75 — Bu prensiplerin tam tatbik edilmesi için «bir mabutlar milleti» yani esasen mükemmel fertler lâzımdır. 1115 — 1186 ] Yalnız tasavvufta değil. ilâh. denilecek yerde. Bir millet buna ne kadar ziyade intibaka uğraşırsa o kadar mükemmelledir. Ruso. Rusoya gör& ahlâk hayatının büyük kanunlarını. düşün. âlimane hareket et. Bunlardan (Marifetname) si ile (Divan) ı matbudur.adları Mehmet Tahir merhumun « Osmanlı müellifleri'nde yazıldiğı veçhile . insana. .. fnsan ancak hürriyet içindedir ki hem sevinç hem fazilet bulur. bütün manevi zenginliklerini tadar ve duyar ve başkalarına doğ' ru da taşar.

Hem madde. Tahsilim ikmalden sonra seyahate çıkarak (Siirt) köylerinden (Tellü) ye uğradı. olgunluk çağını. Beden ve ruhile insan. gençliği. Ve andan mukaddem. Andan mukaddem nebatî olmuştu. âlemi asgar ve ruhu âlemi ekberdir. (Marifetname) müellifine göre insan.— 76 — İbrahim Hakkı. nsanın bedeni. Ândan mukaddem hayvan! olmuştu. İbrahim Hakkıya göre. Babasının adı Osmandır. Andan mukaddem |eczayı anasır mümtezici hâk) idi. Sonbahar. Kiş. Nuru mahz] terkiplerinden ebced hesabile çıkan 1115 te dünyaya gelmiştir. Babası. İbrahim Hakkının yalnız (insan) hakkındaki fikirlerini alacağız. çocukluğu. Acem' ceyi. hem ruh âlemi. ihtiyarlığı. insan ömrünün devreleri temsil eder: Bahar. İbrahim Hakkı. Erzurum müftüsü (Hazık Mehmet) ten öğrenmiştir. Hadi' mi aşk. Ve bu köyde yerleşerek eserlerini yazdı. (nüshaicümiei âlem) dir. (Hasankale) de. . H. 1186 da yetmiş bir yağında öldü. Ve toprak hâkten mukaddem cismi mutlak idi. kitabı cihandan bir mecmua olup kâinatın mümessilidir. andanmukakaddem gıdayı peder ve mader olmuştu.[Hakka riza. Hasankaleden Erzuruma gidip yerleşmiştir. Biz burada. tahsjlini Erzurumdayapmıştır. insanda tamamile mevcuttur: Mevsimleri. Yaz. Orada büyük tasavvuf çalardan (İsmail) in ktzile evlendi. Menşe itibarile insanın zencir halkaları şöyledir: < Ana rahmin* den önce damarlarda kan. „ Böylece insan varlık zencirinin bütün halkalarını geçmiş bulunuyor. tabiatı külliye idi ve andan mukaddem cevheri mücerret idi.

Gadap. her türhl iyiliklerden ve kötülüklerden mürekkep bir macundur. Melekliğe meylederse melekten daha yüce olur. Bütün varlık. Hasislik. Diğer taraf tan aklı ameli. Kibir. Oburluk. Gaflet. sığırı. yılanı.— 11 Bütün hayvanları. Haset. Aklını. Adavet.. gönül de âlemi melekutü temsil eder. kurdu. sırf şehvetten. şehvetine galebe ettirebilirse meleklerden daha yüksektir. İbrahim Hakkıya göre hayvanlar. Varlığın üstü. tilkiyi. Meleklik ile hayvanlığın halitası* dır. köpeği. a Melekler sıif akıldan yaratılmıştır. deveyi. mimarlığı. tavşanı. insanda nihayet bulmuştur. Cemadatın misali ise insanın azalarıdır.şehH vetten halkedilmişiir. Kuvvei mümeyyize. Aksine ise behayimden daha . Hile. odur: Bu cihan varlığı boş buldu nihayet sende Varlığın aşka değiş eyle feragat sen de insanın (nüshai âlem) olduğu bir eda ile icmal edilmiştir: şu kıt'ada şairane Ey nüsha-i tamme-i ilâhi ki tüyi Vey ayine i cemali-i sahi ki tüyi Birun zîtü nist her çi der âlem hest Ez hud betaleb her ançi hahi ki tüyi İnsan. tıbbr. Tasallut. merkebi. karıncayı. Tama. kaplanı. Kin. Bu maaldeki nazmı şudur: Ademî zade Tuife macunest Kân ferişteh şirişte ez hayvan Ger bedin meyi mi küned kem zin Ver beden meyi küned bin ez an. Şehvet. Eğer hayvanlığa meylederse hayvanlıktan daha aşağı düşer. fareyi. aslanı. insanın aklı temsil eder. insanis akıl .

cinsî münasebete) tapanlar. gönle akan beş nehrin getirdiği . eğerçî ol surette adamdır.. Bunlar âleme gelmekten maksadın (kesb-i kemal) olduğunu bilmekle beraber dört puta da mey yaldırlar. Asıl makamlarına avdet ederler ama daha yüksek makama vasıl olamazlar. taata bedeldir. Zira "Meleklerden her birinin makaml mnlûmdür ki ebeden anda kalır. „ İbrahim Hakkı. Asıl makamlarına yükselemezler. Asıl makamlarından daha yûks. «Sıfatı zememei hayvaniyeden ve keduratı muzlimei nef saniyeden sıyrılıp melek-haslet olmak. Ve insan ise tekmili nefs ile makamı malûmundan âlâlara terrakki edebilir. Lâkin sirette behayimden kemdir.. uykuya. Âleme gelmekten maksadın ne olduğunu anlamamışlardır. Âlemin illet-i gayiesi. Bunun birinci şartı. hasıl olmuş değildir. çoluk çocuğa^ mala. Bunlar da bu âleme gelmekten maksat.— 78 — aşağı düşer. (daha çok dalalettedir) ibrahim Hakkıya göre insanlar üç sınıftır: 1 — Avamın ûç putuna (yemeğe. Isanın: «Bir kimse iki kere doğmadıkça metekuti semavata giremez.Ebedî hayatî < hayvan ve melek mertebelerin kateaîp insanî kâmil mertebesine vasıl olmaktır. Bunlar hayvan sıfatlıdırlar. olduğunu söyler. Zira ki hizmeti behayim. nevi beşerdir. mansaba) mail olanlar. sözünü ele alarak ikinci doğumun. 3 — Yedi putu kıranlar. 2 — Havasın dört putuna (nefse. Şehveti aklına galip gelen insan ise. Bunlar bo âieme gelmekten maksadın (Kesb-i kemal) olduğunu bilirler.ek makama vasıl olurlar. Ve haktan gaflet eden anlardan adaldtr. İnsan hayatının gayesi de: Bütün fenalıklardan sıyrılarak yüksek ahlâka ve ebedî hayata ulaşmak*".

. " Havas-1 hamse-i zahireden derabeden gelip kalbe mümteli olan envai nükuş ve fünun ve esnafı efkâr ve zununu günagûnun kimi salih kimi fasit kimi müfsit olduğu için deruni dilde evsafı zemime cemolup temekkün edip kalmıştır. hayvanlıktan daha yükseklere şahlanarak "bu âleme gelmekten maksadın kesb-i kemal olduğunu bilen. İbrahim Hakkiya göre. ahlâkan namütaenhiye doğru yükselmektir. nevi beşerin illeti gaiyesi de: cemadlıktan..* ibrahim Hakkı.. Mevlânâ'nın şu beyti ile cevap verir : Ger tü senk ü sahre vü mermer şevi Ger besahib dil t esi gevher şevi " Sen. şu beyti ile her zerreyi bir (Turisina) halinde görür: Âlemi mîsal Turdur her zerresi pür nurdur Aşkınla can mesrurdur beyhuş olup ister lika İçi ferahtır da : Vüs'atı meşreple daima cennetteyim . terbiyenin kudretine inanır. Bu mümkün mü? ibrahim Hakkı. * * .. nevi beşer ohiuğu gibi. Böylece ibrahim Hakkı.— 79 — mûteaffin çamurları temizliyerek ondan sonra pek uyanık olmakdır. nebatlıktan. Kâinatın illeti gaiyesi. . taş kaya ve mermer olsan da bir terbiyecinin eline düşersen cevher olursun. Evvelâ burayı temizleyip sonra kalbin dibinden temiz menbalar fışkırtmalıdır. hayatın gayesi böylece.Hatırım hoştur ne olsa hoş gelir nimetteyim. mükemmel insanlardır.

1168 de bitirmiştir.canı eğleriz Âlemi aşkı unutmuş gafilâne söyleriz..— 80 Divanını. . Divanından iki parça alıyoium " • Hoş o demler kim sürerdi canımız canan ile Oi vatandan düşmüşüz bu gurbete nisyan ile Hayf kim dostu unutmuş kalmışız düşman ile Gelmişiz dünya değirmeninde nöbet bekleriz Dane ten'un olunca murğ. Ol görünse imdi biz kevnü mekânı neyleriz Vehki ol manayı koymuş surete meyleyleriz Gelmişiz dünya değirmeninde nöbet bekleriz Danei ten un olunca murğ canı eğleriz. * ** Katreyiz âlemde lâkin dilde derya olmuşuz Cevheriz dehrin bisatı özre yekta olmuşuz Seyrimiz sahray-ı dildir gayri yerden fariğiz Kendi sahramızda seyyahız ki sahra olmuşuz Berkimizle yakmışız biz hudnemahk perdesin Gayriden pünhamz ama dilde peyda olmuşuz Biz bu bahri aşkı blka'nn mu selsel mevciyüz Gerçi zenciriz veli biz metni derya olmuşuz Kimseyi incitmek incinmek değildir şanımız Yargarı cünaley z şefkatla g-üya olmuşuz inciten nadana hem dostuz dualar eyleriz Kim kamudan blzbize mahvı temaşa olmuşuz Aşıkız misli Zeliha dilberiz Yusuf gibi Biz bizi sevmekte (Hakkı) ferdü tenha olmuşuz.

Bu iki eserinden. (Konigsberg) de uzun profesörlük ve mütefekkirlik mesleğini bitirirken. şunu emreder. «Daimî sulh üzerine taslak> (1795) ile «Hukuk Doktrinin metafizik prensipleri» ni (1797) neşretti. daimî bir sulh. yer yüzünde adalet ve sulbün hükümran olması imkânına inanır. 6 . Filhakika Kant'a göre herhangi bir şeyi ispat veya red edilemiyorsa bu takdirde bir ispat ve red arasında bizim için ahlâki bir hal ve hareket ve vazife olabilecek suretle bir karar vermek lâzımdır.— 81 — Kant [ 1724 — 1804 ] Etnanoel Kant. F. hayatının akşamına doğru. Binaenaleyh. bütün 18 inci asır boyunca tesir eden. hayalden ibaret mi ? — Bunun hayal isdat edilemez. bu iş başarılabilir gibi hareket etmeli ve bu maksatla buna götürülecek en uygun (Teşkilât) lar kurulmalı ve muharebelere nihayet vermelidir. Kant bu reydedir. Hali tabiide ne sen ile ben arasında. nede teşekkül etmiş devletler arasında kavga olmamak lâzımdır. Beşerin yükselmesine imanı olan filozofların fikirlerinin varisi akıl nurundan feyz ve kudret alici ve Fransız ihtilâlinin dikkatli ve sempatik müşahidi olan Kant. ispat ediiemeyince aksini düşünmek hakkımızdır. "Bu halde v/cdan. bazı prensipleri alalım. Ve bunun ş artlarını çizer. 1 — Sulhcunun vazifesi • • Bir muahedeye dayanan ve iki haip arasında bir fasıla demek olan mütarekeden ayri.

muayyea şu arz çerçevesi içine sokmuştur. eski politikanın: «bir devlelin şerefi. . insanların hepsinindi. kendi kuvvetini artırmasında' dır. Bu vaziyet. Bu muahede de arazi şartları ve galip ve mağlubu hatırlatacak hiç bir şey yok. Kantin (Kozmopolitik) adım verdiği bu (Hukuk). kendi aralanndaki münasebetlerde: (hakkın en kuvvetliye ait olduğu) esasını kabul etmişler demektir ki bu hernekadar aralarında bilfiil muharebe ilân edilmemiş ise de.» Bu ilk şartın gayesi: Hakikî sulh ile (zahiren bir sulh gibi görünüp te adi bir mütarekeden ibaret olan) yalancı sulhu birbirinden ayırt etmektir. eğer muharebeye yeni başlama hakkında gizli bir maddeyi muhtevi ise. Yani arzın hepsi. Bu münasebeti. Böyle bir <münasebeti kuvvetin tesadüflerine bırakamaz. buna.> telâkkisine nihayet vermekle olur. devletler arasında bir sulh yaptırmakla hallediyor. Bunu nasıl durdurmalıdır. «Tabiat bütün insanları. Mühim maddelerini alalım. (Umumî hukuk) a tâbi kılmak icap eder. herkes tarafından tanındığından itibaren «Daimî sulh> bir realite olacaktır. Böyle bir şey tanzim edilmedikçe fertier ve devletler. Meskenleri arzdır. 2 — Ebedî ve daimî sulh muahedesi . bütün insanlar için muteber adalet prensiplerine.» Her biri arzdan bir parçaya mutasarrıftır.— 82 Basit bir hadiseden bir muhakemeye varabiliriz. Kant. Bu. insanların birbirlerinden münasebette ve mübadelede bulunmasını müstelzimdir. Bütün intikam sebeplerini kökleyip atmak lâzımdır. Fakat menşede hepsinin hakkı vardı. o muahede sayılamaz. 1 — «Hiç bir sulh muahedesi. bir harp halinden başka birşey değildir. Bu adaletsizliklerin en büyüğüdür.

realite yapmak endişesinden çok uzak. «Ordular sulhu koruyacak yer de onu tehlikeye koyuyor. 18 nci asrın sonlarından itibaren Kant. (Silâhsızlanma) esasını öne sürüyor. Ve bunun bir hududu da "yok" diyor. Bu son madde ise. Binaenaleyh herhangi bir devleti maddi bir mal gibi telâkki etmek ahlâksız* hkfır. . 5 — «Harp halinde iken hiç bir devlet: sulhun iadesini ve karşılıklı emniyeti f?yrî mümkün kılacak hareketlerde bulunmalıdır. (manevî şahsiyet) olduğunda ısrar eder. başka bir devlet tarafından veraset. mübadele. Bugünkü insanlar henüz bu rüyayı.. 3 — Zaman ile daimî ordu lâğvedilmelidir. zehirli şeyler kullanma ve saire gibi. burada bir devletin (bir şey) değil. filozofların hülya âlemi değil realite âlemidir. Evvelkiler (Daimî sulh) un umumî şartlarıdır. evvelki döıt madde ile aynı plân üstüne konulamaz.— 83 — 2 — "Küçük büyük hiç bir müstakil devlet. Milletler arasında dişe kadar silâhlanma müsabakası husule getiriyor. Bu madde. 4 — "Hiç bir devlet. hediye veya satın alma suretiyle ele geçtrilemez „ Kant. asla ispat edilir bir şey değildir. Kendinin daha medenî olduğunu iddia ile başka memlekete medeniyet götürmekle insaniyete hizmet etilğini söyleyen müstevlilerin... herhangi bir sebeple harp patlayıverirse bunun barışmağı güçleştirecek şekilde olmamasını istihdaf eder. müstemlekecilerin bu iddialarım. diğer devletin konstinosyonuna ve hükümetine müdahele edilemez. Düdyada (Daimî sulhun) tesis işine bununla başlamalıdır. Bunlar güzel fikirler amma ne çere ki içinde yaşadığımız dünya.

Kant'a göre millet bu karan verince harbin felâketlerini az hisseder. en adi sebaplerle harbe karar verebilir.„ . kendi fevkinde öy!e bir otorite kabul etmeğe yanaşmıyor. Kant. müstakil devletler federasyonuna dayanmalıdır. Bu 13 inci asırda (Birleşmiş Miletler) fikrinin kendisidir. A) Her devletin sekli (Cumhuriyet) olmalıdır. ebedî sulh ideali için nazarî programını çizdikten sonra bunun ne gibi şartlara tahakkuk edebileceğini arıyor ve büyük prensip öne sürüyor. gür sesiyle bağırdı ki : "Devletlerin üstünde bir (Otorite) tanımak ve bu (Otorite) nin adaletten ayrılan devletleri adalete sokması lâzımdır. İkinciler ise düşmanlarını tebaları arasına sokarlar ve bunları daha geniş istilâlarda âlet gibi kullanırlar. Harbin getireceği felâketlere dayanmağa vatandaşların karar vermesini ister. Teferruata giremiyelim. Bu iş milletler içinde böyle değil mi ? Halbuki bir devlet. Ve diplomasi buna her zaman sebepler bulabilir. aralarındaki ihtilâfı halde bir nizama tâbi olacak yerde. Ve milletler de harbi kolay göze alamaz. birinciler düşmanlarını bazen yerler. B) Ummmî hukuk. tki iptidaî insan. mütemadiyen kavga etseler bunlara vahşi nazariyle takılıyor... kendim karar verdim. farklıdır.— 84 — 3 — Sulhun şartları ve garantileri: Kant. YainızKant her ne şekilde olutsa olsun (Otokrasi) yi yani tek bir adamın harp ve sulha karar vermesini istemez. Haibuki (Otokrat) bir rejimde kral. Kant devletin ayni zamanda (Demokratik) olmasını da İstiyor. der. Ona göre ( Cumhuriyet ) ile ( Demokrasi ) birbirinin ayni değil. Amerika kırmızı vahşileriyle Avrupa vahşileri arasındaki fark.

göre. birtakım prensiplerdir. Bu da ancak devlet adamlarına açık.. Ve tezlerini. devlelter arasında muharebeyi normal görmeğe alışmış. (zaman) ve (tekâmül yapacak. Realize edilmesi mückün bir program çizmiştir. komşum yapsın diyor. devletler ne zaman kendi üstlerinde (hâkim ve yüksek bir adalet) müessesesi kurabilirlerse ancak o zaman medenîyiz diyebilirler. hangi vasıtaialarla tatbik edilecek ? İptidaîlik devrinden yüksek hukuk ve adalet devrine geçit nasıl kurulacak ? Kant'ın bu noktaya dair olan fikirleri.olması umuma müsaade edilmemesi lâzım gelen sahaya herkesi müsaade etmek gibidir ki tehlikeli bir şeydir. mübhem ve kısadır. Hem de mutlak bir söz ve hüküm hürriyeti İster. fikirlerini herkese açabilmeli.. ve bilhassa • hadiseleri göz önünde tutarak • fertlere. Bununla beraber şu fikrini zikredelim. fikirler olmakla beraber. hu* . milletter arasmaa sulhu idameye kâfî derece yarıyacak. Ondan mülhemdi. Umumî hatlarını çizdiğimiz bu sistem. Bugünkü dünyada her devlet. Uzun uzun düşünülmüş. Demek ki bütün bunları yaparsa. islerseniz ütopi deyiniz fakat realist bir ütopi. Ebedî sulhun mümkün olduğuna inanan mütefekkirler. sulh için bundan başka yol yok demek te doğru değildir. 4 — Netice : Kant'ın eseri bir roman değildir. Bunlara (Monteskiyö) ile (Ruso) dan almış ilhamları da vardır. diplomatların tezleriyle çarpıçtırabilmelidlr.— 85 — Kant'a. Nitekim bugünkü (Milletler Ce* miyeti) Kant'ın programının ayni idi. Kant 18 inci asrırın adamı gibi düşünüyor. Kant'ın bu eserinde çok canlı.

sebepleri ve neticeleri başka mânalar aldı. 1 — Hayat Faust.. denilebilir.- 86 — kuka ve vazih fikirli zekâlara hitab ediyordu. Hayatı mânâsız buluyor. Bu itibarla Kant'ın eserinin bugüne göre ikmali lâzımdır. Bugün ise hadiseler değişti.. "Felsefe. Büyük sair Göte kendi hayat görüsünü ( Faust) unda üç fasılda anlatır.kuru ve yanlışlarla dolu görüyor. işte benim beynimi yakan sey. Bu görüce göredir ki: insanlar. Fakat dışa bakınca tantanalı isimler aldım: Doktor. Ben bugün şunu biliyorum ki : biz insanlar bir şeyin künhüne vakıf olamayız.. teoloji. Bunların hepsini hararat ve sebat ile tedkik ettim. Bugün içtimaî hayatta (Kütle)nin his siyatı ve ihtirasları çok nazarı itibara alınmaktadır. Göte [1749 _ 1S32] Her büyük devrin.. bunlara ilk beşladıgım gündeki gibiyim. tib. En sonunda.w . her büyük adamın kendine .. bu dar hayattan ve zaman zaman her saha* sim dolaştığı beşerin ilimlerinden bıkmış usanmıştır. kendilerine bir hayat yolu çizerler.Kâinatın esrarına vâkıf kılamadığından . harbin bünyesi. hukuk. allâtne ve saire. mahsus bir hayat telâkkisi vardır. ilimleri de .

zaman denilen uçurum İçinde boğulup gittiğinden itibaren küçük bir sahaya razı kalbimizin derinliğinde bir endişe. Çorak teemüllerden ziyade (Bizi İten hamleler) daha kıymetlidir diyor. Evvelden ( i ş ve hareket) diyordu. Istıraplı hazlara. . Bütün bu meseleleri arayıp taramaktan yorulmuş ve hepsinden eli boş dönmüş olanFaust. Ve kaybetmediğimiz. Tozlar içinde sakin bir böcek ki gıdasını aramak için dolaşırken. ümitszilik içinde puyan sûkûtlere kendimi salıverdim. Susuzluğunu.. Şimdi İse. aklına her geleni yapmağa mail . elimizde olan şeyler içfn de daima ağlıyoruz. . itminansızlık yatmaktadur. Ve yeni yeni ıstıraplar uyandıran budur. Ruhumla. ümitle dolu bir halde ebediyete uzanmak istemişti. kinli aşklara. o yüksek hayal bulutlarından her günkü hayatın küçüklüğü içine. kendini her avantüre salıvermekle teskin edecek. . Bütün beşeriyeti alakadar eden her şeyi kendi varlığımın en derin noktasında temerküz ettirmek isti* yorum. Onu kanatlandıran hayal. bundan sonra. Şimdi (akla gelen avantür) diyor. oralarda gezen bir adamın ayakları altında çiğnenmiş ve ölmüş . Fakat derhal. arza düşüyor. bütün saadet hülyaları. Buna o kadar haristir ki bazen bir gurur içinde kendini kaybediyor. en gizli olan şeye ulaşmak istiyorum. . hiç bir ıstıraba kapalı değildir. Ruhun kavradığı iyi ve kötü her şeyi yüreğime tıkmak.— 87 — Şimdi o fevkalbeşer bir ruha sahib olup arzın çok üstüne yükselmek ve kâinatın esrarına vakıf olmak istiyor. Bizim olmıyacak şeyler için ağlıyoruz. Fen zevkini tadıp aşmış olan yüreğim. en yüksek. şimdi yalnız ( z a rurî) olan şeyler ve prensipsiz. . ruh gibi kabarmak ve nihayet ruh gibi parça parça kırılmak isterim.

Faust ve şeytan (Mefistofeles) arasında bir sözbağı (Kontrato) yaptırır. Asude ormanlardaki. aşktan sihirbazların binbir marifetlerinden.. yavaşça göklere doğru yükseliyor. bu âlemlerin her birine dair fikirleri öne sürmüştür. Bunlar tefekkürün kuraklığını biraz serinleştiriyor. yani (Akıl) da verdin ki. İçkiden.. . soğuk ve sert olan bu ar kadaş. avantürlere bas vurabilir. Göte. kahramanların.. insan asla mükemmel bir şeye malik olamıyacak. 2 — Faust'un Hayat Tecrübeleri . kayıt ve tahditsiz bîr hayat. bana bu nefis şeylerle beraber. artık bundan sonra kendisinden vazgeçemiyeceğim bir arkadaş. Ah. fatihlerin yaratıldığı hayalî âlemlerin içine dalıp çıkmadan ve saîreden hep usanmıştır. Malikâne olmak üzere bana muhteşem tabiatı.. sulardaki kardeşlerimi bana öğrettin. Kör arzu ve kuvvetlerin hâkim olduğu bir hayat . senin ihsan ettiğin o şeylerin hepsini benim kendi nazarımda bile hiçe indiriyor.— 88 — Bunlarla Faust'un istediği şudur: Prensipsiz. Bu bağ sayesinde Faust türlü türlü sihir kuvvetlerine maliktir ki bu sayede her türlü heyecanlarını tadabilecek. facialardan. Göte. . görüyorum. O.. imparatorlar saraylarında müşavirlikten. Ratip fundalıklarda kayalar boyunca. "Yüce Tanrı sana yalvarmca bana herşeyi verdin. benim göğsümde öyle bir vahşi ateş tutuşturdu ki beni her güzellik hayaline çekiyor. Gözlerim önüne canlı varlıkların uzun silsilesini yaydın. Yüce Tanrı. Büyük şair bunların hepsinin hulâsasını (Ormanlar Mağaralar) adlı monologunda şöyle tesbit etmiştir.. . kanunsuz. orta zamanın efsanesinden istifade ile. havadaki. ve tabiat ten istifade için de bana kuvvet verdin.. Benim nazarımda parlak ay. geçmiş zamanların gümüş gölgelerini dolaşıyor.

kızdırıyor. ümit ve yeis sıkıştırarak geçiyor. teessür ve nedametten ibaret oluyor.. yeniden öne atılıyor: Beşerin hayatı binbir renkli in'ikâslardır. Kendini zenginleştiren ve kudretlerinden tecrübe ve avantür. yüz yaşında. Ve döit çevremiz ateş denizinden ibarettir. 3 — Faust'un Hakimliği : Faust'u ömrünün sonlarına doğru. Faust. ibaret olduğunu anlıyor. deli ediyor. Her zafer kendini mahvediyor.- 89 — Böylece arzudan. Faust'nn avantürden avantüre koşması onda iki ruhî halet yaratıyor. derin bir eddişs içindedir. Ve haz içinde iken ondan bıkıp başka arzu özlûyoaum. kudreti artıyor ve bir an geliyor ki vecd ile en yüksek saadete ulaşıyor. : «Ömrümü bana kâfi gelecek şeylerle iktifa ederek . ayni zamanda bir muvaffakiyetsizliktir de. ayni zamanda onu çürütüp bozuyor. Margit'i sevip dururken onu bedbahtlıklar içine atı* yor. nihayet öldürüyor. O zaman zekâsı. şimal denizi kıyılarında uzanan bir krallığın sahibi buluyoruz. haz ve elem. Şimdi o. hayatın sırlarına daha iyi nüfuz ediyor. hayatı böyle ayni dakika içine muhabbet ve kın. Ve şöyle düşünüyor.. Fakat bu an yüksek vecd ve istiğrak anlalarında iken bile içine bir zehirdir akıyor. Ve kalan eser. haz ve eğlenceden geçiyorum. Biz yalnız meş'aleyi yıkmak istiyoruz. Elindeki hükümdarlık kudretinin bir seraptan. En mükemmel güzellik takibinde iken ona ulaşır ulaşmaz görüyor ki ondan eser kalmamış. Hatiralarını gözleri Önünden geçiriyor. böylece her zafer. Her bir hareket ve avantürde onun kudretinin arttlğına hükmolunabllecek gibidir. Bununla beraber zaptolunamaz bir irade ile Faust.

insan odur ki her gününü.» Böylece Faust.) dedim. bu vaziyete kuvvet ve arzularının uzun süren bir disiplinden sonra varmıştır... Eski enerji selinden. Ben böyle bir faaliyeti hür bir vatan üstünde. yalnız yorulmaz bir İş iradesi kalmıştır. kendini bu işe ve* rir.. hür bir millet bir ara* smda yaşamak suretile görerek bahtiyar olabilecek mi* yim? tşte o zaman arzdaki günlerimin izlerini artık asırlar silemez. Ne akılsızdır o kimse ki kendini bulutların üstüne. Gençliğinin hararetini. tehlikeleri hiç düşünmeksizin. bu arza dört elile sarılmalı. bulunduğu sükûnet halinde. uzun ömrünün son dakikasında maiyetindeki adamlarını toplayıp söyle der: "Ben hikmetin en soy özü olarak şuna inamaorum. benzerlerinin üstüne çıkmış hayal eder. daha. Çünkü kıymetli bir adam elinde arz.— 90 — rek ve iktidarım haricinde olanlarını terkederek yaşayacak yerde. hikmetin esas noktasına dönüyor: Aldatıcı hayallerle beyhude harap olmamak. Böyle bir saadeti şlmdidan hissetmekle ben ömrümün en güiel dakikalarını yaşıyorum. Nihayet kör olan Faust. İlk evvel bir çok tecrübelerle olgun ve dol* gun bir hale geldi.. dünyanın bir ucundan öte ucuna koşarak ve hazzı en son damlasına kadar tadarak geçirdim. Hayatım bir fırtına ve gürültü içinde geçti. Fakat şunu unutmıyalım ki o. Hazzin her defasında (daha. sonra olgunluğunun ve ihtiyarlığının hakimliğini hep bu işe verir. benzer leri arasında arz üzerinde kalmak. İnsan.» . dilsiz bir şey değildir. şimdi. yaşamağa değer hayat şudur: İnsanlara hizmet etmek ve onları hürriyete kavuşturmak..» 'Şimdi hesap ve hikmet ile hareket ediyorum. şeniyetleri iyi sezmek : Faust'u bu noktadan idealizmin zıt noktasında görür gibiyiz.

— 91 — "Bu kuvveti, beden ve ruhumuzu bütün kudretleriyle kuvvetlendirelim, içinde yaşadığımız âleme intibak ettirerek herkesin istifade edeceği faydalı işe hasretmeği bilelim.,, işte Faust'un verdiği yüce ders. 5 — Netice : Göte'nin vardığı netice şudur : Arz üzerinde arza dört elile sarılarak; ne pek maziye bağlanarak, ne de fevkelâde bir istikbal umarak hali hazırı mükemmel yap mağa çalışmalıdır. Amel, mahdut, muayyen fiil ve ha» raketlerin muvaffakiyetli tesirine inanır. Bütün kuvvet* terin birleştirilmesi lüzumunda şiddetle İsrar eder. Göte'ye göre : Ancak beşeriyetin tuyeti mecmuası, hakikî tek insandır. Beser sayının her zaman muvaffakiyet ile başlanmadığını ve hayale düşmesinin ihtimali de bulunduğunu biliyor. Fakat şuna en derin inanıyor ki hiç arasız, yenilenen ve kahramanca takip edilen cehit - muvaffakiyetsizlikler ve güçlükler arasında - bizi en nihayet saadet ve selâmete ulaştıracaktır. Göte'ye göre dün ya: aslından bir kaos değildir; Kâinat (bos bir şey), çocuk bir (tekrar başlayış) değildir. Her zaman, (varsık), (yokluk) dan üstündür.

92 —

Robert Ovn
[1771 — 1858] ingiliz endüstri adamlarından olan ve 1858 de ölen O vn, yeryüzünde, çabucak, bir ülgüç bir sosyete kurmnğı tasarladı ve oldukça dikkate şayan neticeler elde etti. Sistemini, (Ahlâkî yeni dünya) eserinde anlatmıştır. (Ütopik ) lerin beşidir. 1 — Şahsı menfaat msselesi. Ovn da -Ruso, Furye vesaire gibi- cemiyetteki fenalıkların sebebini: Merkantilizmde yani şahsı menfaat ardında kokmada görür. Vakıa bütün sosyalist sistemlerin azimet noktası budur. Yalnız Ovn' merkantilizmin bilhassa bozucu ve inhilâl ettirici kuvveti, ve paraya tapmanın tevlif ettiği ahlâksızlıklar üzerinde durur. Toptan ve parekende ticarette, tecrübem vardır. Tüccarlık, ihracatçılık, nazarî ve amelî çiftçilik yaptım. Terbiye meselesinde keşiflerim ve insan seciyesini anlamada mühim tecrübelerim var. Prenslerin devlet adamlarının, filozofların, ekonomistlerin, mülkî ve askerî adamların, tüccarların, bankacıların, hepsinin fikirlerinin ne olduğunu bilirim. Bunların hepsi şunun ardından koşuyor. Kendi işini, mümkün olduğu kadar pahalıya satmak başkasının işini, mahsulünü, mümkün olduğu kadar ucuza almak. tşte bu sistem neticesidir ki, hepsi alçalıyor, yalancı oluyor, sun'î oluyor. Böyîe olan cemiyette, yeni yetişen çocuklar, hemen hemen mihaniki olarak (ezenler) ve (ezilenler) diye iki kısım oluyor. Ezilenlerin en basit

— 93 — tabiî haklarından tutun da inkişaf ve tekâmül, hürriyet ve saadet haklarına kadar hepsi ayaklan altında kalıyor. Bu suretle: (Şahsi menfaat ardından koşma), (şahsı ahlâkın inhilâli), ve nihayet (içtimaî şirazenin bozurması) birbirini hemen mukadder bir surette takip eden bir zincirin üç halkasıdır. > 2 — Muhif ve terbiyenin determinizmi. (Ovn) a göre ilâç, sosyalizmdir. Amma bünyast terbiye ve ahlâk ile örülmüş bir sosyalizm. Sistemenin temeli şudur: Ferdin fiil ve hareketleri, aldığı tesirlerin neticesidir. Şahsı mesuliyet meselesi ise bir hayalden ibarettir. Binaenaleyh; ancak muhitinde büyük bîr değişiklik yaparak tesir icra edebiliriz: Cemiyet, terbiye metodu vasıtasiîe, nasıl adam isterse öyle teşkil edebilir. „ Mesuliyet prensibi, kendinden beklenilenin aksini verdi. Bu delicesine fikiıden ve insanların buna, sanki kendi seciyelerini teşkil ediyormuş gibi bakmalarmdandir ki; cehalet, sefalet, hasislik, bütün fena ihtiraslar, cinayetler ve nihayet muharebe doğfdu. Bunu kaldırınız hepsi düzelir, hepsi sıhhate, ilme, tekâmüle, saadete doğru istikamet alır. Sosyeteye hiç bir tesir icra edemiyen şahsı mesuliyeti kaldırıp bunu cemiyete yükletiniz. Görürsünüz ki o zamak cemiyet, fert üzerinde her şey yapabilir. Ancak bu suretledir ki âdem oğlu, en yüksek mukaddeietine ulaşabilecektir." Bunun husule gelebilmesi için; ülki bir içtimaî muhit yaratacak kudretli bir iradenin müdahalesi lâzımdır. Hiç bir hayalci, hiç bir ütopist; cemiyeti selâmete çıkaracak kanunları zoria kabul ettirmekle muzaffer, muvakkat bir diktetörden vazgeçemez. SenSimon' bir zaman kendi projelerin Napolyon tarafından taibik edileceğini

— 94 — zannetmişti, Furyer projesini tatbik içi lâzım olan milyonları verecek bir zengin bekledi. Zengin bir fabrikacı olan Ovn' projelerinden birini tatbike kendi koyuldu. Fakat (sultavî • otoriter) olan bu müdahale muvakkattir. Bir kere muhit, mükemmelleştirilince; sonra artık İkan yoluna girerek (otorite) faydasız bir hal olacak. Ovn öyle zannediyor ki müstakbel sitede, faydasız hale gelmiş bir müeyyide, kaybolup gidecektir. 3 — Ovnun terbiye sistemi t Terbiye hangi temele dayanmalıdır. Şahsı ve ferdî bir ahlâki müstelzim olan adalet olmaz. Ovn'a göre muhabbet ve merhamet olmalıdır. «Merhamet kâinatı idare eden kanun olmalıdır. Bütün faziletlerin temeli: merhamettir. Bu, tamamen insanî mânada olup mistiklik ile hiç alâkası yoktur. Ovn, pek müphem bir surette (deist) tir. Kâinatı idare eden bir (illet i ulâ) kabul eder, fakat bunun (anlaşılamaz) olduğunu söyler. Ovn'un sitenin plânın tatbikinde önden istimdada lüzum yoktur, der. "Site de dünyaya gelen her fert, doğduğundan itibaren: iyi itiyatlar ve iyi seciye temin edecek bedenî zihnî, ahlâkî, ve ilmî terbiye alacak. Reel bilgisi zengin olacak. Bununla beraber çocuğun şahsiyetine hürmet edilecek; iki çocuğu birbirinin ayni yapmağa uğraşılmıyacak. Hepsi ayni tedrisatı, ayni prensipleri alacak. Ve yaşlarına, kuvvetlerine ve istidatlarına göre işgal edile çekler. Sitenin ihtiyaçlarını temin edecek İşler, fertlerin temayül ve zevklerine göre tevzi edilecek. Makina yardzlmile bu zarurî ihtiyaçları tatmin edecek işler, gittikçe azalacaktır.

ihtilâflara. cinayetlere ve sefalete sebep olan budur. Makul sebeplere müsienit İse talak caizdir. ve bunlar dünyaya geldiklerinden itibaren yeni hisler ve adaletler. hakikaten örnek bir halde. Iskoçyada bir «Yeni La narks adında işçi sitesi kurdu ve yirmibeş seneden fazla. ilk evvel site yapıp bunu örnek göstermenin kâfi olduğuna kanidi. milliyet ele alındünyayı arasında şeklinde . Ve bunun az zamanda bütün tutacağın. karşılıklı sempati ile oiacaktır. kelimenin tam mânasile (iyi patron) luk ediyordu. Ovn. Fakat sitesinin başından çekilince her şey çabucak yine eskisi gibi oluverdi. yaşattı. ve tabiat kanunlarından çıkarılmış fikirler ile terbiye edileceklerinden (şahsî mülkiyet olmıyacaktır. Sitenin malî idaresi tamamen kapitalist nizam üzere idi: yalnız Ovn. ayni terbiyeye ayni hukuka. izdivaç. 4 — Sivasî teşekkül : Şahsî menfaat rejiminden. Fakat teşci edilmiyecektir. Her komün 20—25 bin nüfusa malik olacak. yalnız burada doğaniar ikamet edilecektir. kendi fikirlerinin. Elde ettiği ahlâkî netice. Şahsî menfaatler veya (monden mülâhazalar) tesiri altında olmıyacaktir. ilâhî ve tabiî kanunlara dikkat etmeği itiyat etmiş olacaklarından fertlerin mücazat ve mükâfata ihtiyaçları olmıyacaktır. ülküç site [rejimine nasıl geçilecek?. Sitede. 1848 de. ayni hürriyete malik olacaktır. Sitenin her âzası.Bütün çocukların terbiyesi. Fransada tekrar dığını zannetti. doğduklarından itibaren siteye ait olacaktır. Her iki cinste (kadın ve erkek). Grupman tarzı. Fakat ana babalan her ne zaman isterlerse görebileceklerdir. umuyordu. cidden dikkate şayan îdi.

deiler. ile "terbiye.. federalist şeklinde olacak. siteler arasındaki münasebetleri tanzim için ayrıca rmntaka meclisleri de ihdas ediyor.- 96 - değil. Ovn. Komünler: Onar. Bunların hepsi muhakemeli insanlar olduğundan seçme ve ihraç gibi şeylere lüzum yoktur.. 60 yaşlarındaki insamardan mürekkep bir heyet tarafindan görülecek. yüzer. Ovn. toplanıp bütün arzı tutacak. 5 < Netice : — Ütopik sosyalizmin en ütobiği. yani tefekkür ve fiilde muhakemeli olduktan sonra. sayesinde bnna ulaşabileceğini iddia eder. "Bu sitelerdeki insanlar. elbet basit şeylerdir. ilâh. Bu vasıtalar. biner. en sadesile iklifa ediyor. âzası 40. Ovn'unkidir. Fakat onun temel fikri: Terbiyenin mutlak kudretidir: her ferde terbiyenin en yüksek dirayet ve aklı verebileceğidir. Ruso. ortaklığın prensiplerini iyice öğrendikten. âzası 30 • 40 yaşlarında olan insanlardan mürekkep bir umumi mectisi tarafından görülecek ve bu. haricî bir disipline hacet kalmaz. Ovn bunun muhal bir şey olmadığını ve "muhit. Ve eski hudutlar olmıyacak Dahil! hükümetlerine gelince. Vatandaşların hepsi: Akıl ve aldıkları terbiye itibarile müsavi addediliyor. her sitenin dahil! işleri. Bundan baş* ka bir de siteler arasındaki itilâfları halle memur hakem heyeti de düşünüyor. ctçtimaî mukavelo sinin tatbiki için bîr «Mabutlar milleti» yani en iyi bir millet lâzım olduğunu söylüyor• du. şüphesiz. aralarında tek bir fark vardır ki o da tecrübeleri yani yaşlandır. müteaddit komiteleri ayrılabilecek haricî işleri ise. . Böyle olunca. Altmış yaşına gelince vatandaşlar meclislere resmen iştirakten muaf tutulacak.

. . Misele bunda. in mutlak tesiri. Fakat iki şeyi nnutmamahdır: 1 — Kendi tesis ettiği sitede hiç olmazsa kısmen muvaffak olmuştur. Onun elinde (tarih). Minelenin öz {fikirlerini) toplayan ( eseri) 1864 de basılmış olan (La Bible Çel' Humanite — insaniyet incili) dir.. Belgelere dayanan bir mevzu üzerinde ilerleyip giderken birdenbire : Kişinin hayvanlarla. tabiat ile.— 97 — "Muhit» ve "mektep. Ovn'un terbiye itimadı. ( cemiyet) ile. Buda bir nevi aşıtların efsanesi amma mensurdur. birinci sinıf bir mütefekkir değildir. Bu gösteriyor ki katiyet ve sebat ile çalışma. bir içtima! muhit üzerine iyi tesir icra ediyor. mûfritanedir. dirik ve gürültülü akışlarında insaniyetin hayatını ariyan ve ona yeni bir mâna veımeğe çalışan bir vasıtadır. Misele [1738 — 1874] Tarihçi Mişeleyi burada (filozof—şair) ligi yönünden araştıracağız. Bundan en iyi neticeler elde etme yollarını aramalıdır. münasebetine dair ateşin şerhlere geçiverir. boşuna değildir. geçmişi yeniden uzun sırayla taş taş üstüne koyarak kuran bir yapı değil. mukaddes F 7 . Sosyetenin ferde karşı olan kudreti ve mesuliyeti inkâr edilemez.Viktor Hûgonun (yüzyılların efsanesi) şiir halinde idi. Ve Ovn.

şefkatin en güzel dersini görür: «Akşam. Misele kendi duygularını serper. göç ederken beraber giden kocaman köpeği. insanların ilerilemesine çok yardım etmiştir: Asude asude yavrusunu emziren mukaddes ineği.. Bu Ramyanadır. ormanların parlak ve canlı tesvirlerini. Bu kadar tatlı ve güzel. 1 — Tabiat aşkı* Beşerin hakimliğinin ilk kaynağı: Tabiat aşkıdır. sevişen ve hep bir ağızdan terennüm eden. Bir kahraman. güneşin kızgın şuaları ganjda sönerken ve hayatın gürültüleri kesilirken. Eserdeki: dağların. bir avcı tarafından yaralanmıştı. Bugünkü (Hindiyanist) ler. İlk ilham izlerini görür. muhteşem fili kahraman Ramaya yardım eden büyük maymunları metheder (Valmiki) nln şiir sanatını nasıl bulduğunu da hatırlatır:. Tabiat aşkının alâmetlerinden biri: hayvanlara kardeşcesine bir muhabbettir. Mfşele. . cihanşümul bir ahlâk ülküsü teşekkülü seyrini arar. çok mütenevvi ve aynı zamanda tek bir âlem yani kesret içinde vahdet görürüz. . ve bunların letafetinde. ki bu. Hindin (Ramayana) epopesinde bulur.edebiyatlar boyunca. Hint şiirlerine. Misele kadar terennüm etmiş adam azdır. ırmakların. bunun en ulvî ifadesini. buna sun'î bir şür nazarile bakıyorlarsa da Misele bu eserde baş* langiç devrenin berrak saflığını. Gittikçe derinleşen bir iyiliğin nefis şuaı (Vişnö) şiiri güzelleştirmektedir.. . başka hiç bir şey yoktur. ve insanlarla hayvanların eski efsanelerdeki ilk yakınlıklarını ve akrabalıklarını gösterir. Görelim. Bu muhabbeti. heyecanla över. işte ilk intiba. ormanın kıyısındaki ince yoldan bu âleme bir bakalım: Sulh ve sükûn içinde en tatlı in'ikâslarla parlayan.

Apollon gibi zâ' degânhk şerefi yoktun Herkül. temizledi. işin büyüklüğü ve ehemmiyeti üstünde elbet duracaktı. İnsanlar arasında suh hakkını tesis ederek tabiatı. yardım ve hizmet etmeği sever. sade ruhlu. pek dolgun iş ile geçen Misele. yarattı. Herkül ile Promete arasında bu münasebet neden?. 3 — Hürriyet : . kısa yapılı. iyi ve kahraman bir kuvvettir.. arzı ona hazırladı. Yunan efsanesi Herkülde bulur.(Valmlki) buna ağlarken. kahraman amele oluşudur. her yerde namuskârane ve sulhça hayatı yaratır. "Onun ruhunu yaşatan. . hiç bir şeyden nefret etmedi. heyacanlı bir köylüdür. rahavete... Halk gibi dayanıklı ve mütevazidir. 1$ örneklerini Firdevsinin şehnamesinde. 2 — Is askı! Bu tabiat aşkının. temaşa ve istiğrakla iktifaya sevkedeceği zannedüebİIin Fakat hayatı. O . onu ebedi gençliğin arkadaşı kılan. atalete. sağ kolu ve kalbi olup. Mişeie. cansızlara ve canlılara ne kadar derin bağlanırsak hayatımız da ö nisbette zengin ve derin olur. dağları deldi. Fena ve şerir devleri öldürür. amma büyük bir adaletçidir. henkli çıkmağa başladı. kara yağız. ikinci halik ve artist prometenin cesur işçisi. faikına varmaksızın. toprağa ve arza hakim oldu. her gittiği yeri medenlleştirir. Mişeleye göre Herkül. çay lan akıttı. Prometeyi eski zamanın en büyük efsanesi ola- . şiir bundan doğdu. sulhleştirdi ve medenileştirdi. Herkül hiç bir şeyden yılmad'. istikbalin genç ve canlı bir kahramanı yapan: mütevazî ve ulvî çalışkanlık rolüdür. sesi a- Biz insanlar.

göklerden ateş alarak adam oğluna vermeslle: mabudiarin hâkimiyet vasıtasını yani nur ve irfanı. Misele. Bununla insan. "Zervcire vurulmış. Zekâsı vasıtasile hürriyete kavuşmuş ve bu sayede dünyaya halcim olmuş olan adam oklunun vazifesi: hürriyete daha ziyade ehemmiyet vermektir. zalimlere karşı kinidir ve en son onları yere sermesidir. her şeyi red. Misele. tasanın realize etmek mecburiyetinde olduğu en büyük şey: Adalettir ki bu her ferdin hsr türlü hukukî temamiyeüni Unan eler. Hsrkül yani cesurane ve yorulmaz iş : tabiata ve felâketlere. 4 — Adalet . mabudiarin despotluğuna karşı isyaı ctniş göîterir. işte efsaneyi şerhederken. şiddet. Promete.. o münasebeti de anlatır. Prometeyi. Protneteyis insaniyetin hakikî kurtarıcısı nazarile bakar. adam oğullarının hürriyetine vasıta yaptı. hakikî kanunu yani vekar ve hürriyet içinde yaşamağı ve bu yolda icap ederse en güç ve çetin acıları göze almağı temsil eder. Mişelenln anladığı ada- . beşerî tekâmülün nişan ve mânâsıdır. müiâhazasız hiddet olmamak ta gene beşerî tekâmül neticesidir. Karışıklık. Hürriyet şundan ibarettir: Doğru olmıyan her kanunu. kâfi değildir. Titannm vermiş olduğu yüksek ders. İnsanın. ihtira ve icat kabiliyetine nail oldu ve tabiate hâkiml:ğini hazırladı. Hayat aşkı. hakim olarak. bejer hayatı için zarurî olan şartları hazırlar. Promete.en yüksek tekâmül noktasına varabilmiş! için hürriyet fikrinden ilham alması ve hür hareketi şarttır.— 100 rak kabul eder. Fakat bu. işe tapma ve hürriyet ihtiras».

— 101 — let; umum! ve koltektif bir şey olup umumun eseridir. Bütün beşeriyetin buna sarılması en şerefli bir iş olacaktır. Bu meseleden dolayıdır ki tarihin, orta zaman hakkındaki hükmü pek şiddetli ye acıdır. Mişeleye göre; eski Hindin, İranın, Yunanın geçirdiği büyük derslerden sonra (orta zaman), bir kölelik ve hüzün devjdlr. Dinî (Nas —Dogm ) lann ezici ağırlığı, o devirde fikri ve hayatı felce uğratmıştır. Bu (Nas) lar; ebedî zelleye yani daha çocuk hareket etmezden evvel onu fenalık ile mahkûm kılmağa inandırmak istiyorlar. Adaletin teessüsü için, haik tabakalarının bu gayri insanî naslara karşı isyan etmesi lâzımdır. "... Ufukta iki (kule—tur) gördü: Biri kilisenin, biri de derebeyinin... iki kulenin de mânalarını anlamağa başladı. Kilisenirjki her zeman dan dan dan... çalınıyordu. Derebeyininki hiç... Fakat ayni zamanda kalbinin derinliklerinden bir ses gürledi. Bu ses; diyordu: Bir gün gelecek... "Evet bir gün gelecek, adalet hâkim olacak! Bırak boş çanları; varsın onları rüzgârlar sallasın.. Bundan hiç şüphe etme.. Esasen bu bapta (şüphe) bile imana doğru atılmış mühim bir adımdır. İnan, ümit e t ! Yarınlara kalan (hakkın) hükümran olacağı gün gelecektir... O (hak) bir gün, bütün âleme naslara hükmedecektir. Bu (hüküm günü) nü» adu ihtilâldir.,, Böylece, Hügo gibi Misele için de Fransız ihtilâli, beşerî inkişafın bir senbolü, birbirinden ayrılmıyau hürriyet ve adaletin zaferidir. Hügo gibi Misele de: hürriyete kavuşan beşerin namütenahi tekâmüle nail olacağına inanır. " Hür beşeriyet, bütün büyüklüğü ile her yere git'

— 102 — •sin... ilk ataların içtikleri kaynaklardan içsin. Muazzam mesaisi ile, her sahaya uzanan iş ile, Tıtapımn ihtiyaçHarile ona çok hava, çok su, geniş gök — yok, yok, bütün gökler ! —Feza ve ziya, namütenahi ufuk, arzı mev'ud lâzım... „ 5 Ahlâki vazife t$te beşerin bütün mazisinden çıkan ve şâirin ateşli muhayyilesile istikbale doğru uzanan kanun. Her birimiz bunun tahakkukuna ne suretle ysrdım edebiliriz ? — Kalbi bu aşk ile çarpan insana ilk evvel: mücadele, yaratma, işe ve dünyaya bağlanma, iş ve dünyayı yeniden yoğurma ye yükseltme yollarında kullanmak üzere çelik ve kahramanca irade lâzımdır. Misele, açıktan açığa, (eski halita) yani hiristiyanlık ve kilise aleyhindedir. Çünkü hirasttyanhkta : insanı, işten yüz çevir* ten ve rehavet yeren bir hülya görür. İnsanı, reel hayattan uzaklaştıran enerjiyi birtakım hülyalara ve boş düşüncelere sarf ettiriyor, der. Mişeleye göre insan; yere, Herkül ve Promete gibi sarılmalıdır. Modern inşan için ruh kuvveti : tüm ile vicdanın bİrleşmesİndedir. ilim, daha doğrusu tarih İlimlerinin mecmuu iledfr ki insan, nevi beşerin temel birliğini anlıyarak, bütün beşeriyeti — hepsinin mütemadi çalışma* sı ile yükselecek — tek bir varlık gibi telâkki edebilir. Bu fikrin büyüklüğü, başka bütün ümitlere bedeldir. Başkaca dinlerin vaitlerine, insanın ihtiyacı yoktur. İnsan, taliini kendi yaratan, ve hiç durmadan adalete doğru yükselen bir varlıktır. Vicdanın istediği imam, ilim böylece rasyonel bir tarzda kurar. Mişelenin bize verdiği yüksek nasihatler, üç kelimede toplanabilir: Temizleme, temerkü?, büyüklük.

— 103 — Temizleme: Kalbten mistik boş hülyalar! atma. Temerküz: Hakikati, sağlam, dosdoğru ve mertçesine bir kuvvet ile arama. Büyüklük: Gittikçe daha asîl daha kudretli, bugünü geçmekte daha ateşli bir insaniyet yaratmağa kahramanca bir ihtiras. 6 — Netice Misele ile Hügo ve Bethoven'in fikirleri arasında sıkı bir yakınlık vardır. Bu büyük romantik şairler, ekseriya zannolunduğu gibi, sadece zamanlarının ıztiraplarmı ve fenalıklarını tasvir etmiş değildirler. Eserlerindeki ruh, destan! bir kahramanlık ile adam oğlunun büyüklüğe doğru hamlesine itimadından örülmüştür. Bazen saf, fak^t kudretli, açıl ve nikbinane bir rüya...

Niyazi-i Mısrî
Büyük mutasavvıflardan olan Niyazi, (Malatya Aşpozi) de doğarak tahsilini Mardinde, sonra Mısırda yaptı. (Mısıî) lâkabı bundandır. Mısırdan dönüşünde ( Elmalı)da (Sinan-ı Ünsml)den de feyiz aldı. Divanında (Elmalı) nın adı geçer: Dost illerinin menzili ki âlî göründü Derdle derman olan (Elmalı) göründü

— 104 — Sonra Bursada yerleşti. Fakat bazı tasavvufî sözleri üzerine (Vanî) efendinin mûzevvirtiği ile ikinci Ahmed zamanında Midilliye sürüldü. Bir müddet sonra affolunarak Istanbnla, Edirneye gitti. Müteakiben yine Konyaya sürüldü. " Ruh-i M srî mahfer-i âliye pervaz eyledi „ " Eyliye Mısrî efendi kasr ı adni câyigâh Mısralarm delâlet ettiği 1105 Hicrîde ötdü. On dört eseri vardir. Mutasavvıflar arasında (Divan)! p;k meşhurdur. Divanında Niyazi: N:reden gelip yolculuğumuzun nereye olduğuunu dünya hayetındaki vazifemizi bildirir. Biz buraya onun yalnız bunlar hakkındaki düşüncelerini alıyoruz. Geldiğimiz âlem Niyaziye göre " insan, ezelde Tanrıya nedim İdi. Rnh âleminden bu madde âlemine imtihan için indirildi : Sen nedim idin ezılde ol şah ile imtihan için gelübsin bu ile İnlemek sana yaraşır derd ile Hem gözün kan ağlıyacak çağdır. Bir şiirinde de : Ey garip bülbül diyarın kandedir Bir haber ver gülizarin kandedir Sen bu ilde kimseye yar olmadın Var senin elbette yârın kandedir Gökte uçarken seni indirdiler Çarı unsur bentlerine vurdular Nur iken adın Niyazi koydular Şol ezelliğe itiyadın kandedir.

Sonra. Ki asla senden ayrılmaz ömr ü âhır olunca tâ. aslımıza ulaşmaktır : Can bu ilden göçmeden cânânı bulmazsa ne güç Yârini terketmeden yârânı bulmazsa ne güç Sureti insan içi hayvan olursa kişinin Taşlar ile dövünüp insanı bulmazsa ne güç • Âdemin gönlü evinde bahri umman gizlidir.— 105 Dünyadaki vazifemiz : Vazifemiz. Tanrı tecellisi olan bütün yaratıkları sev. Tanrıyı s e v : Candan talep kıl yârini Vir canı bul didarını Yok eyle kendi varını Kim var ola çânân sana Çürüklerin hep sağ olur Zehrin kamu bal yağ olur Dağlar yemişli bağ oiur Cümle cihan bostan sana. aslımızla kaynaşmaktır. Bunda gelmekten murad çünkim hakkın irfanıdır Ey (Niyazi) kişi ol irfanı bulmazsa ne güç. Şol fakir olup gezenlerde hazine dopdolu Sây edip ol genz bi pâyânı bulmazsa ne güç Herkesin derdine dermanı yine derdindedır Derdinin içindeki dermanı bulmazsa ne güç. Daima susuz gezip ummanı bulmazsa ne güç. Güçtür kati hakkın yolu Dergahı hem gayet ulu Sıdk ile olmansan kulu . Aslımıza ulaşabilmek için evvelâ kimseye düşman olma: Adavet kılma kimseyle sana nefsin yeter düşman.

Cahillikten kurtulup nura kavuş » Zulmet cehli bırak sen iste nur-ı hikmeti Cennetin zevkin dilersen cümle irfanvndadır. * * * Cennet-i irfana dahi} olananın Kande baksa gördüğü dtdar olur. Kimseye zulüm etme 8 " Mazluma sen kıyarsan Allah sana kıyadır. . Ne hasıl şol ibadetten liya ve aceb ola anda Gider şerri gönülden hakka kim tuğyanı neyierler.— 106 — Etmez yolu asan sana. Kolluğa bel bağlar isen Şam-u seher ağlar isen Sular gibi çağlar isen Tiz bulunur umman sana Bülbül oluben ötegör Gül gibi açıl tütegör Aşk oduna can atagör Gülizar olur niran sana Yüzün ( Niyazi ) ile hâk Derdile bağrın eyle çak Kalbin sarayın eyle pâk Şayet gele Sultan sana. Gönül duymazsa vİcdanile Allahı hakikatca Mücerret dildeki ilim veya irfanı neyierler. Bugünkü cennet i itfana dahil olsalar uşak Yarınki vaadolan huri veya gulmani neyierler Bugün âmâ otan yarın dahi âmâ olur elbet AçagÖr can-ı gözün kim bi basar danayı neyler.

Derman arardim derdime derdim bana derman imiş Burhan arardım aslıma aslım bana but han imiş Sağ ve solum gözler idim dost yüzünü görsem deyu Ben taşre arardım ol can içinde can imiş ö y l e sanurdum ayruyım dost gayrıdır ben gayrıyım Benden görüp işiteni bildim ki ol cânân imiş Savmu salât ve hac ile sanma biter zahit işin lnsan-ı kâmil olmağa lâzım olan i. kendi ruhunun derinliklerinde ara.— 107 — Hakikati. Lûtfunla insan eyledin vaslınla hândan eyledin Hicrinle hayran eyledin tût'eyle açıver yolum Saldın şikâre çün beni âdem olup bulam seni Bağladı dinay i denî lûtfeyle açtver yolum Şaşırdı bizi nefs-i bed eyledi her yolları sed Ey lûtfu çok senden meded lûtfeyle açıver yolum Bu can yine vuslat diler sen şah ile vahdet diler Varmağa dil nusret diler lûtfeyle açıver yolum Her kande kâmil görürüz bakıp ana yerinürüz Dönüp sana yalvarırız iûtfeyle açıver yolum .fan imiş. Amma bunun için gönülde ateş gerek • Her kimin kim derd ü haktan yüreğinde olsa dağ Âkibet dermna irüp cân-ı gönlü ola sağ Leyk derdi olmıyantn derdine hiç çare yok Gönlü ölmüştür anın yanından ol daim irağ Nefs odur kim cehil karagöy kaplar gönlü Ruh odur kim ilmi nuru gönlüne yakar çırağ Tutyay-ı marifetle ruşen it canın gözün Göresin cânânı her yüzden ola dağ üstü bağ Hidayete ulaşmak için Tanrıya şöyle yalvarır .

* * Vech i mutlak günde yüzbin çehreden yüz gösterir Yerde gökte anı yazar cümle-i nakkaşlar. görünüşte ayrı ise de. hakfkatte birdir • Şol daneleri gör biter eşcar olur evvel Sırrİlc içinden yine esmera gelürler Her tohumu neden aldın ise eksen anı bil Her cins yine bittiği escara gelürler Hiçbiri izinden çıkıp ahar yola gitmez. Her birisi bir yol ile pazara gelürler Yollan ne var ayrı ise hep sana âşık Cümle seni ister sana didara gelürler Elbette bu bağ içine kim girse (Niyazi) Harın görüp evvel sonu galizara gelürler. Her ne kim fevkalalâ tahtesserada var durur Zatı vahiddir veli göründü nice bin sıfat Zat birdir evsafına gayet yok durur Gör bu fanusu ki anın şem î oldu nur-ı zat Zahir-u batın kamusa bir fenerdir gayri yok Şem i insan oldu fanus cemi İ mütnkinat Ey Niyazı âdem oldu çün cihanın şulesi Babş-ı âdem deminden âleme ruh ül-hayat. Niyazi'ye göre yollar.— 108 — Niyazi her zerrede Tanrıyı görerek mesuddur : Ben cemal-i hakkı cümle şeyde zahir görmüşem Bu mürayaya aninçun bakdığımca hürremem. .

cak pîre ülfetten garez Noktayı fehmeylemektir ilmü iı fandan garez Halkı bunca enbiya kim geldi davet eyledi Vahdetin sırrı bilinmektir o davetten garez Sanii gör günde yüzbin türlü sanat gösterir Kendüyi göstermek içindir p sanattan garez Hep celâlin perdesidir küfr-ü isyandan murad Bahr vücudun katresidir fazlı ıahtnetten garez Nefsini bilen erermiş bir tükenmez devlete (Fakrı fahri) dir Niyazi bii o devletten garez Gör.— 109 — ömrünün sonuna doftru duvulanacıt' Küs rahlet çaldı mevt amma henüz can bihaber Asker-i azaya lerze düştü Sultan bihaber Günde bir taşı bina ı ömrümün düştü yerr Can yatur gafil binası oldu viran bihaber Dit bekasın dost fenasın istedi mülk i tenin Bir devasız derde düştüm ah ki lokman bihaber Bir ticaret kılmadım ben nakdi ömr oldu heba Yola geldim leyk göçmüş cümle kervan bihaber Çün gel oldu yalnız girdim yola tenha garib Dide giryan sine püryan aklı hayran bihaber Azığım yok yazığım çok yolda türlü korku var Yolum alursa nola ger div ü şeytan bihaber Yol eri yolda gerektir çağ ve çıplak aç ve tok (Mısrîya ) gel dedi sana çünkü cânân bihaber. Murşidden maksad : Sen seni bilmektir ar. n?sil olmalı ? Bir göz ki anın olmıya ibret nazarında Ol düşmanıdır sahibinin baş üzetînie . . . . kulak .

. zamanının derin mutasavvıflarından yüce bir zat idi.— 110 — Kulak kt öğüt almıya her dinlediğinden Akıt ana kurşunu hemen sen deliğinden Şol el ki anın olmıya hayr u hasenatı Verilmez ana cennet ilinin deracatı Ayak ki ibadet yolunu bilmez anı kes Öğrensin anı mescit önünde kapıda as Bir dil ki hakkın zikri ile olmıya mutad Örmesin ol et paresine dil deyu ad Nefsim dime 5 ol dideki iletir seni 5 er re Nefs odur anın fıkr-u meyli ola hayre Gönül müdür o kim içi vtsvas ile dolmuş Kibr ile hased askeri her yanını almış Şol can ki fakat cismi diri tuta dime can Hayvanda da vardır o damarlarda tutulan kan Can ol ki (nefehat) dedi Kur'anda ana hak Ol nefha-i rahmaniyedir bu sırr-ı mutlak Ol ruh-u izafiye ki irdi odur insan 0 noktai kübradır olan suret i insan İnsanda dinür ana dahi âdem-u mâna Hem ruh-ı musavverdir o hem âkıl-ü dana Zira ki cihana niye geldiğini bildi Maksud olunan nautiab-ı âlâsını buldu 01 nefha imiş diri tutan cümle cihanı Ol r>efha imiş ziynet eden bağ-ı cenanı Ol nefha ile oldu imaret bu avalim Ol nefha İle doldu kamu yedi ekalim Ol nefha ile gözü açıklar görür ibret Ol nefha ile işidilür mâna i hikmet Niyazi.

Hattâ biraz ileri gidip olağanüstü bir taassup iltizam ederdi. tnfisalinden sonra. Mehmed Tahlr bey ( Osmanlı Müellifleri ) nde Birgi linin 27 eserini zikreder. * * .— 111 — Birgili Mehmed Efendi (Hicrî 928 — 981) Müderris Pir Ali efendi oğlu Mehmed. vakıfların butlanını intaç edeceğinden vaktin şeyhülislâmı Ebussuud efendi münakaşaları menetti. yüksek devri. ömrünün sonuna (981 Hicrî ) kadar orada tedris ve telif İle meşgul oldu. Bu zatın delâleti ile Edirne askeiî kassatm oldu. 928 de Bahkesirde doğdu. Hattâ Kuran okuma gibi dinî işlere ve ibadetlere mukabil ücret almanın haram olduğunu iltizam ederek zamanın alimleri ile şifahî ve tahrirî pek çok münakaşalarda bulundu. Fikrinin galebesi. Osmanlı İmparatorluğunun en. Sonra ( Baj ramiye ) den Abdürrahman Karamanîye intisabetti. 981 de 53 yaşında Taundan öldü. Sonra dünyadan büsbütün el etek çekmek istemiş ise de şeyhinin İsrarı üzerine tedris ve vaizden vaz geçmiyerek Padişahın hocası Ataullah tarafından Bîrgtde tesis edilen medrese müderrisliğine tayin edildi. Bunları korkusuz söylemekten çekinmezdi. Hayatının sonlarına doğru İstanbuia gelip Veziri azam Mehmet paşa ile mülakat ederek (umuru ibad = Devlet işleri ) hakkındaki fikirlerini anlattı. Kanuni Suttan Süleyman zamanında yetişti. (mahsuli kısmet) ten almış olduğu paralan sahiplerine iade için Edirneye avdet etti. Balıkesirde babasından bir müddet tahsil ile tstanbuia giderek tahsilini tamamladı.

İfratına {Cerbeze) deıler ki bilinmesi mümkün olmayan şeyleri arama.. Tefriti (korkakhk) dır. ifratı (tehevvür) dür. . kötüdür. kâfirleri şirk ve küfürden ve müminleri m a siy yet ten men ile bunların zıddı olan hasletleri edinmeleri ernredıitnektedir. zararlıdır. Bu kuvvet sebebiyle ne/s anî fiil ve hareketler. "Hattâ vahşî hayvanları bile me'nus ve serkeş atı yavaş ederler. lâyık olan işe girişmekten ahkor.— 112 — ahlâk hakkındaki düşüncelerini (TarfkaM Muhamraediyye) sinde yazmıştır. hâl ve hareketlerin kaynağı uçtur: 1. (Innaliahe ye'mürü biladl) tefsirinde müfessirler. 2. Hadis i şerif de. Tefrft/ne sahip olan ise doğru ve fğriyî ayırt edemez. Ahlâkı tebdil mümkündür. insanda yerleşmfş bir kuvvet ve melekedir. ahlâk tebdilinin mümkün delil: olduğuna (Hassinu ahlâkıküm ve tahalleku biahlâkillâh = ahlâkınızı güzelleştiriniz ve Tanrı ahlakıyla ahlâklanmiz) emridir. . Aşağıkİ satırlar o eserin tahlilidir: Ahlâk ( h u y ) .. Bütün ahlâkın. Zira Kuranda. Sahibini. kaza ve kaderden bahsetmeğe ve tezvir davalarına bu kuvvetle yapışırlar. iyidir. Bu emir ahlâk tebdilinin imkânına delildir. Ancak şa var ki tabiatler mütehâllif olmakla bazısı çabuk düzelir bazısı geç . Bununla doğru ve yanlışı ayırt ederiz. üç kuvvetin her birinde itidale memur olduğumuzu söylemişlerdir. Aklî kuvvetin itidaline ( hikmet ] denilir. sahibinden. — Akiî kuvvet: itidaline riayet gerektir. tereddüdsüz zuhur eder. . — Gaz3bî kuvvet : Bunun itidali (şecaat ) dir. Mümkün olmasaydı bu emir ve nehiyler abes olmak lâzım gelir.

Derunî tefehhus ile. İkinci mertebe ilâcı : Kişi kendi nefsine serzeniş edip. Bu da tesir etmezse : Dördüncü mertebe ilâcı : Güç riyazetler ile nefsine cebreylemeli. yeminler. tâ ki kibirden vaz geçip tevazua döne. Üçüncü mertebe ilâcı : O kötü huyun karşısındaki kötü huy ile amel etmekdir. İlk mertebe ilâç. Düşmanların kendi hakkındaki söyledikleri ile. Anlamağa uğraşmalıdır. itidali (iffet) dir. vaitlerde bulunmalı. zıddı ilidir. meşru müştehiyyattan ahkor. kandi nefsini : 1. her şeyden önce. Zira ilâç. Bütün iyi ahlâklar bu üçten doğar. İnsan. kendisindeki kötü huyu iptida giderme. ŞECAAT İFFET * * F. Yani meselâ kibirden kurtulmek için tevazüden aşağı olan tezellül ve temellükü bir mikdar nefsine mutad etmeli. Hâl ve hareketi düzeltmenin yolu: Evvelâ kalbden kötü huyları atmak sonra onu iyi huylarla süslemek. — Şahvanî kuvvet: Nefsin mülayim tarafına hareketidir. gizli ve aşikâr bu çirkin huyu daima levm etme yoludur. Tefrit ise sahibini. ( Kötü huylar). sonra zıddı olan iyi huya müdavemet etme yoludur. 2. Nezirler. Maraz bilinmedikçe muâlece olmaz. Seldik dostların hatırlanması ile . 8 . doldurmaktır. Yerine getirilmesi caiz ve meşru olan arzuları yerine getirmekdir.— 113 — 3. Bu üç kuvvette makbul olan : HİKMET dir. 3. ruhun hastalıklarıdır. zararhdir.

. Şehadet ve sıddıklar makamına vâsıl olmaktır. *** İbadet ve sülükten murad. dedi. Hazret-i Muhammed bir hadisinde: "Zaman bozulunca kavmin ulusu. Kisb ile değildir. şehvetleri terk hususunda sağlam kalıp daima istikamet üzere olmadır. Hased Bahîl. Yoksa veli olma ve . Seni mahrum edeni sen mahrum etmezsin.— 114 — Bir gün Hazret-! Muhammed. Veli ve keramet sahibi olmak değildir. Kötü huylar bağlıca yedidir : Küfür. tsraf. İnsanın bunda medhali yoktur. Bunların dört evelkilerinden yakasını kurtaran. kötülüklerden kurtulmuş sayılır. Sana Zulüm edeni affedesin. Ebu Hûreyre'ye: — Ya Ebu Hüreyrej iyi huya yapış. Diğer bir hadisinde de : (İyi insanların korkaklığından. O da sordu: — İyi huy nedir. Ya Resulallah ? — Senden kesilen mümini sıla edesin (Sana küseni ziyaret edesin) . Sıddık mertebesi • Menahiyi terk ile nefsini kendine ' muti kılma.böyle mücahede edenler arasından olur. Buyurmuştur. Keramet ve velilik. Yalnız bu makama nail olanlar çokluk tasavvufun zahir amellerinde ve ibadetlerinde velilere benzemeğe uğraşarak . cevabını aldı. Allah vermişidir. Riya Kibir. Şehadet mertebesi: Bütün Tanrı buyruklarım icraya kaadir olmadır. Kötü bid'ât. şerirlerin cüretinden Altaha sığınırım ). erzel-i nas olur.

dedi. Mugaylân ağacı dikip hurma vere. Ama Birgi ta İyonya devrindenberi yaşamaktadır. söğüt dikip elma vere diye ümit bağ» lamaktır. Hadiste buyurmuştur ki " nevafil ile Tanrıya yakınlık kesbetmeğe çalışan insan. Hem velilik iki turludur: 1 ) Vilâyet-! amme: Kişi buna ibadetle nail olur. Sana kısmet olan hasıl olur. Seyyit Aliye haber verdiler : — Nefsini açlık ile öldürdü. kıyıları kiraz bahçeleriyle süslü. içinden çay da geçen bir yerdir. ( Timolos = Bozdağ ) m çamlı eteklerinde. suyu bol. * ** Birgi.— 115 — keramet için riyaziyet ve halvet eden biçare mağrur döşer. . Şeyhin seni otuz yıl halvette aç tutsa Veli olamazsın. Allah verisidir. Seyyid Ali Havas ona: — Halvetten çık. * # Bir kişi halvet ve riyazette idi. Ödemiş ikiyüz yıllık bir kasabadır. İyonya devrinde adı (Dios— Tanrı şehri ) Bizans devrinde ( Kriştopolos = İsâ şehri } idi. intihar etti.. tki gün sonra açlıktan öldü. şu makama gelir ki Tanrı ona muhabbet eder. çıkmadı. Riyazetle veli olmağa çalışmak. Vilâyet-i hassa istiyorsan ona amel siz nail olunur. O adam inad etti. Nitekim Enbiyaya nebilik kisble değildir. Namazı kılınmaz. 8u asla olmıyacaktır. Ödemiş ilçesine bağlı bir bucaktır. dedi. 2) Vilâyet-i hassa: Amel ve kisbile ele girmez.

yerinde kurulan beğlik Devletlerden biri. Birgide (Aydınoğlu camii ) en güzel eserlerimizden biridir. Türkçe. Türkçe eserinin adı (Güişen-i vahdet). Bunların en kahramanı: 1328 de izmir fatihi Gazi Umur'dur. ] Şahidi. Muğla'da doğdu. Arapça ve Acemce. Konya mevlevihanesinde gelişti.. hictî onuncu asır tasavvufculannın en de ğeriilerindendir. Acemce eserinin adi ( Gülşen-i tevhid) tir. Bu eserlerinin üçü de devrinin büyük bir ülküsünü vahdete bağlanıp "kesretten azat. üç dilde. Aydinogulları Hükümeti. zamanının en felsefî mevzularını nazma çekmiş bir zattır. Birgide Milâdî 1299 da kurulup 1403 de Osmanlılara intikal etmiştir. Muğlalı İbrahim Şahidi [ Ölümü 931 H. olmak yollarını gösterir: Bilmek istersen bu vahdet sırrını Bulma g istersen bu bahrin dürrîni Cehdedip bu nameyi yadedesin Canını kesretten azat edesin Nam-ı name Gülşen-i vehdetdurur Murgu cana kandı pür lezzetdurur .- 116 — Konya Selçuk Devleti batarken. Aydmogulları sülâlesinden Birgi tahtına yedi Hükümdar çıkmıştır. Arapça eserinin adı ( Gülşen-i esrar ).

blrbirlerile (Yar) in zülfüne karşı şöyle hitap ettirir: Ey nice zahitleri tersa kılaa Ey nice âbitieri rüsva kılan Ey nice serkeşleri ram eyliyen Taat ü zikre peşiman eyüyen Diileri sevda ile viran eden Mtırgu canı tutmak için dam eden Olmuş iken niceler ehli yakîa Kûşei meyhanede kılan mekîn Sofinin gönlün perişan eyliyen Eşkini bidillerin baran eden Sattıran teşbih ile seccadeyi Aldıran brrkuze safı badeyi Hücresin âlimlere zindan eden Terkitahsil ettirüp rindan eden Kârini terkettiren kâr ehline Arım terkettiren âr ehline: ' konuşturur (Yar) in yüzündeki azalardan böylece bahsettikten sonra : Kıble-i ehl-i safedır ruyi yar Mazhar-ı hüsn-ü hudadtr ruyi yar . nist gayrü cümle ust (Yar)în yüzündeki azaları.— 117 — Şahidi. (Gülşen-i vahdet) inde insan mistik bir bakış ile bakıp öylece marta verir: Güyya mir'ati haktır ruyi yar Aksi hüsnü haktır anda aşikâr simasına Bu nükuçile bezendi ruyi dost Ger bidani.

Her ki oldu aşık ol pür nurdur Kande varsa âna göre (Tur') dur. Der. Ülkü olan sonsuz güzelliğe Tanrıya ulaşmak için bütün çirkin huylardan silkinmek gerektir: Cümle ahlâkı zemime ey püser Oldu zulmat-ı hicabat-ı beşer Cümlesinden bunların geçmek gerek Bade ezan vahdet meyin içmek gerek *** Mistiklerin hemen hepsi gibi (Şahidi) de (Panteist) tir. Ve bütün bu türlü türlü varlıklar ardında onu sezmeği düşünmiyen ham insanlar hakkında : Kible kimdir bilmedi ol birader . (Gülgen-i vahdet) inin sonunda aşkı ele alarak: der ki : Aşk Aşk Aşk Aşk imiş peyda eden bu âlemi imiş şeyda eden bu âdemi imiş tekvin edip icat eden imiş bünyad edip Sbat eden .— 118 der. Denk—-veş durmayıp iner çıkar Görmeyip bunda hakkın didarını Ahrette görmek ister (Yar) ini (Yar) ini bu gün gören yarın görür Görmiyen bu gün kaçan yarın görür. Felsefenin en derin mevzuu (Aşk) tır. Ve : Kande baksam ol görünür gözüme Natık oldur hem benim bu sözüme der. (Şahidi) .

kültürlü insanlarla düşüp kalkmağı tavsiye eder : Ger tü hesti hemnişini arifan... Sahibi ve hâkimi akıldır.. akim. Şahidi.. Şahidinin bu mesele üzerine kuvvetli beyitleri var: Akli tü perdeest pişi çeşmi can Ez tü an maşuk zan ruyest nihan "Basiret gözünün önünde.— 119 — Aşk imiş yine anı kılan harap Aşk imiş tebeddül ve inkılâp *** Acemce yazdığı (Gülşen-i tevhld) i ise: 6 cilt (Mesnevi ) nin her bir cildinden yüzer beyit alarak tahmis edilmek sur etile meydana gelmiştir. (Btrter) olan hakikâti kavramada akıl kuvvetsizdir. bir perdedir. Aşkı hak çün badi sarsar şüd vezan İn gamami akılra berd ez meyan "Eğer sende hak aşkı bir bora gibi eserse o zaman bu akıl buiutu aradan kalkar. Hayır. Bununla beraber bu demek değildir ki aklın hiç kıyın eti yok. Malûm olduğu üzere mistiklere göre. bize.. Eğer nefis.. Bun* dandir ki maşukun yüzünü göremiyorsun. hakikate ulaşma : (akıl) ile değil (hislerin tasfiyesi) ile mümkündür. emre itaat etmezse zalimdir. ( beden ) köledir.. . Yoksa nefse hâkim olan akıldır: Nefsi har bendeest akleş hâkim es t Çün mutu emir nebut zalimest " Merkep gibi olan nefs.. Keşf kerded ber tü esrari nihan " Ariflerle düşüp kalkarsan tabiatın gizli sırlarına vakıf olursun.

İzmir millî kütüphanesinde bir de (Tuhîe-i Şahidi) eseri vardır ki bu mübtedilere Acemce öğretmek içindir. der: Hane-İ dil evvelâ halvet bikün Badezan maşukra davet bikün Arapça (Gülsen-i esrar) ı da.— 120 — Beden putuna tapanların ilim ve irfanından fayda olımyacağmı da şöyle anlatır. dalâlete götüren bir şey olur. *** (Şahidi) nin mezarını ziyaret ettim. bir mısraı bunun mânasını anlatan tûrkçe olanları da vardır : Her çi bihahİ rev hah der tü Her ne dilersen var iste sende Çendi şitabi begüneh in revişet ta begüca Nice iversin yazığa bu gidişin kandeye dek... (panteist) görüşlerinin tasvirleriie doludur. Şu beyitte de '•' Evvelâ kalbini tertemiz yap. Ehli tenra ilm ü kudret şüd dalâl Ehli dilra ber kûşayed perübal "Ten ehlininin elinde ilim ve kudret. Hakikaten arif ve gönül sahibi insanlarda ise kanaat olur. Mezer taşındaki yazı şudur: . Bir de (Gûlüstan şerhi) vardır.. • ••• Bunlardan başka. Bir mısraı acemce. Sonra maşuku davet et.

1 Hayatı: Kont Hanri Sen Simon. birçok ıslahatçılar yürümüştür.— 121 — Gedayım Şahidii mevleviyim Diyarı Menteşada Muğlaviyim Bihamdillah ki merdi maneviyim Ki gavası buharı mesneviyim Şahidiye her kim eylerse dua İde mahşerde şefaat Muslafa Merhum ve mağfur ve rabbilgafur Hasben lillah Şahidi ruhiçûn fatiha Sene 931 * * * Şahidiye göre hayatın gayesi: şu binbir renk ve şekil altında dalgalanan yüce hak ve hakikati sezip ona âştk olmak ve en yüksek ahlâk ve seciyeye yükselmektir. Amerika istiklâl muharebelerine iştirak etti. Bunun izi üstünde. Şarlman torunlarından olduğunu söylerdi. Sen Simon [ 176a — 1825 ] Sen Simon. Ama asıl kurucusu budur. on dokuzuncu asrın içtimaî ve iktisadî ıslahatçüarmdandır. . (Pikardi) de 1760 da doğdu. sonra. Genç zabitliğinde.

ahenkli yeni bir cemiyetin yepyeni unsurlarını çıkarmaktır. ö y l e ümitsizlik buhranları da geçirdi ki birinde. Fakat ayni zamanda millî servet üzerine mülâhaza ve tetkiklerde de bulunuyordu. bundan. Burada İş. âlim olacaktı. katolik papazlarının idare işlerine nüfuzlu tesirleri idi. oldukça acaip bir ütopi şeklinde arzeden . (Direktua») zamanında zengindi.— 122 — Amerikanın teessüsü. Bir dergi tesis ve hatıralarını neşretti. Orta zamanın damgası. heyacanlı talebeleri çevirdi. temelden değiştiren hâdiselerin şahidi olan Sen Sfmon. yeni bir evrensel demokrasinin doğmak üzere olduğu intibaını verdi. Ona göre (uzvî devir) ler yani muvazene ve intizam devirleri olduğu gibi bir de (buhranlı devir) ler vardır ki bunda herşey parça parça tuz buz olur. Amerİkadan Fransaya döndüğünde ordudan çekilip iş hayatına atıldı. 18 inci asrın sonu işte. (Augı Tiyeri) ile (Aug. Âlimler. önder olacak. ona. 1825 de öldü. ekmek parasına muhtaç kaldı. Ama modern devrin meşini olmak ümidi kendinde kuvvetli idi. Fakat bunlar.. ve bunun derin buhranlar meydana getirdiğine kanidir. 2 Yeni güzide önderler (liderler): Dünyayı. 19 ncu asır dâhi bir nevi (güzideler) istiyordu. böyle devirlerden biridir. ve idarenin dizginleri onlara verilecek. Dört çevresini. orta zamanınki gibi. Kont) bunlar arasında idi. ama bir nizam ve intizamın yeniden kurulması için. yaşadığı günlerin bir dönüm başı olduğuna. kelimenin modern mânasiyle. (Restorasiyon) devrinde bir (mektep) reisi ve muharrir idi. Sen Simon bunu. rahip değil. Papazlık. intihar buhranından çabucak sıyrıldı.. Franstz ihtilâli esnasında halk tarafını tutarak ateşli bir (sankülot) oldu. orta zamanın ideali idi. intiharı bile kurmuştu. (imparatorluk) zamanında ise.

olacak. (Tiyeri) ite müşterek: «Avrupanın yeniden teşkili. bir (arsıulusal) teşekküldür*. 1814 ilk teşrininde. Temel fikirleri şunlardır: " içtimaî bağlar gibi... kadınlar da hem seçilecekler hem seçebilecekler. 3 Milletler birliği ve ilerileme : Nevton konseyi. (İmparatorluk) devri sonunun muharebeleri. bir kayıt açılacak ve kayıt olunanlara: «Üç riyaziyeci. bu dört şubeden her birinde.. böyle bir milletler fedarasyonu teşkiline müteveccih idi. Fertlerin birleşmesinde olduğu gibi. üç kimyager. yahut Avrupa milletlerini millî istiklâllerini muhafaza ile beraber bir devlet idaresi altında toplamanın vasıtaları ve iûzumu» Adında bir kitap neşretti.— 123 — " Nevtonun mezarı önünde. «Mevton konseyi» dünyayı dört devlete ayıra»ak.. yukarıki gibi. tıpkı astronomik bir hadise gibi. Sen Simon'un düşüncesi. siyasî bağlar da vardır. Sen Simonu. " Nevton konseyi. üç ressam. önceden anlaşılacak. Her (konsey) bir mabet yükseltecek ki bunların her birinde Nevton şerefine birer mihrap. milletlerin birleşmesinde de (müşterek müesseseler] ve bir [or- . Bu yirmi bir kişilik heyetin adı. üç müzisyen seçmeleri söylenecek. Bu bir nevi bu günkü (milletler cemiyeti) nazariyesi idi. Buna benzer vasıtalardır ki insanlar arasında tesanüd temin edilmelidir. üç fiziyolojist üç edebiyatçı. yirmi birer kişilik heyetler bulunacak. Bunların ilk işi: Fenlerin umum! sistemini o suretle tetkikten geçirmek olacak ki meselâ bir içtimaî hadise.. üç fizikçi. birer (makam) bulunacak. sulhun kurulması ve idamesi meselesi üzerine kuvvetle çekti.

Beşerin altın devri. Gittikçe daha aydın „olmak üzere şunu ilân ediyordu ki. Her iki tarafın da iradelerini birleştirecek. kuvvete bırakılmış demektir. bir içtima! heyetin (konvansiyonler) ve itilâflarla yaşamasını istemek gibidir. Bunun kuvve-i müeyyidesi hani? yalnız ümtdden başka birşey yok: " Şairlerin muhayyilesi.. 4 Parabole: Hayatının son senelerine doğru. içtimaî nizamın tekâmülündedir. Sen Simon'un faaliyeti pek feyizli idi. Böyle olmadıkça. o u z bin insan kaybetsin bir günde. birinci kitabındaki gibi tamamen mütefekkirler değilse de müstahsiller olacaktır. olur.. kral ve ailesi: Ticaretin kodaman* . Bizim işimiz onlara yol açmaktır. Fakat çocuklarımız. dünyayı idare edecek eller. ilk zamanın cehalet ve kaba çağına ad vermiştir. (Teşkilâtlı iş) devrinin geleceğini söylüyordu. önümüzdedir. Atalarımız onu asla görmüş değildirler. altın devrini.. Ancak fcununladır ki fenalıklara ve tehlikeleie karşı durabileceğine haniim. Avrupanln birtakım muahede ve kongrelerle sulha kavuşacağını zennetmek. angajmanlarını sağlamlaştıracak şeyler lâzımdır. Uzun mülâhaza ve çalışmalardan sonra Avrnpa milletlerinin müşterek menfaatleri tezi üzerinde karar kıldım.— 124 - ganizasyon] lâzımdır. hareketlerini müşahhaşlandıracak. meşhur (Parabol) u dır ki bu sebeble mahkemeye bile sevkedilmişti. birgün görecektir. fakat beraat etti. " Farzedelim ki Fransa bir günde. insaniyetin beşik devrine. her geyin halli. arkamızda değil. Bu mevzua dair ve gürültüler koparan be yannamesi. menfaatlerini müşterek kıldıracak. Fakat o devreye (demir devri) demek daha doğru.

Şimdi artık. -politika dilile söyliyelim.— 125 — lan. iktidar mevkiinde böyle bir değişiklik. asilzadelerin ve ruhbanın boyunduruğundan kendisini sıyırarak. öyle bir felâket oiur ki Fransayı.... „ ". henüz az tekemmül etmiştir. siyasî iktidar mevkii: Her günün maddi kuvvetlerini idare edenlerin mütemadiyen fikri kuvvet! yükseltenlerin eline verilmelidir. hakikaten ehli olanlara verilmelidir: " Cemiyet. Ama çok geçmeden kolayca anlaşılacaktır ki bunun tamiri kabildir. Fransa bir günde otuz bin değil üç bin kişi kaybetsin. İnsanlar. der. Fakat bunlar arasında. ehliyetsiz insanlar. 5 '— Yeni hiristiyanlık Sen Simon zamanında Frasanın Hıristiyanlık ile rabıtası henüz sağlam idi. Fransada iktidar mevkiinde bulanup bunun imtiyazlarından istifade edenlerin büyük kıy* met ve ehemmiyeti yoktur. Bu hal gösteriyor ki içtimaî organizasyon. iş ve tecrübe sahalarından ellişer insan ölsün. henüz kendilerini istibdad ve hile ile idare etmiye müsaade etmektedirler ve nev'ibeşer. âlimlere lâyık oldukları kıymet ve mevki verilmemektedir. ancak bu nevi istifade ile olacağına kanidir. milletler arasındaki mevkiinden birden bire düşürür. Bu bir umumî matem olacaktır.. Sen Simon bundan istifade etmek istiyor. Bu. Bunun için otorite ve idare dizgini. ehliyetli insanları ve işleri idareye uğraşmaktadırlar. Böylece. Fakat ne çare ki bugün devletin temeli olan işçilere. . Bütün işlerde. yüksek memurlar yüksek rütbedeki papazlar vesaire ile on binde büyük arazi sahibi öte dünyaya g-öçmüş olsun. Şimdi bir de şunu farzedelim.henüz ahlâksızlık içinde yuvarlanmaktır. Ve bundan şu neticeyi çıkarır : " Bunlar bugünkü politikanın en mühim noktasını açmaktadır. her sanat şubesinden her fenden. mühendislere..

Sen Simon bir yazısında. sadece hissî bir sebebten değü. Filhakika bu müellifte ve hayatında acaiplik. ahlâk meselesi üzerine çekilecektir. ikinci derecede kalacaktır. Kasdettiği bu ahlâk. her türlü ilerlemenin şcniyet haline gelmesi ve en iyilerinin iktidar mevkiine g-eçebilmesi için bu politikanın takibi lâzımdır da ondan . çalışmaya mecburdur. her şeyden evvel işin ve bilginin organizasiyonuna dair olacaktır.H (ümaniter) fikirlerini. Sosyete o suretle tenkil edilmelidir ki bu büyük maksada. Ibaded ve nas.— 126 — gençliğindeki gibi (Nevton konseyi) yapmıyor. Şimdi hiristiyanlığın formüllerini genişleterek.. düsturu ile değiştirmek istemişti. rahibi gizli olan bir din.. Ve bu.. karma karışıklık ve fevkalbeşer iddialar vardır. üstadlarının doktrinim* bir din gibi göstermek istediler.. cemiyetin en düşkünleriyle daima meşgul olacak. " Ahlâk.„ der. onlara kendi nazariyelerine uygun mâna veriyor. siyasî iktidarın ilim ve iş adam- .. en fakir smıfm maddî ve manevî varlığının ilerlemesi için çalışmak mecburiyetindedir. temel ve en mühim sayılacaktır. hiristiyanhk haplarının içine sarıyor. încilin en başa koyduğu " fakirlere yardım „ esasını kendi sosyalizmine temel atıyor: " bütün sosyete. ilmin ve işin her işin şeyden üstün tutulması.. sosyetenin muvazenesi. Her sınıftan bütün müminlerin dikkatleri. en uygun ulaşabilsin. müstahsil ahlâkıdır. Fakat bu gün çocukça gördüğümüz kısımlarını atınca orijinal ve hadsî görüşleri de az değildir. incilin: " Başkasına meselâ şöyle. düsturu: " insan. „ Bu suretle herkes. Mabedi.. Meselâ. 6 — Netice Sen Simon'un taiebeierf.

ve ona talebe oldu. işte Sen Simon'un bağlıca fikirleri. Meşguliyeti. muhtıra.— 127 — larına verilmesi. 1798 de. teşkilatı şahsî menfaat üzerine değil hakikî medeniyete müteveccih istihsal üzerine yapma. Ogüst Kont [ 1798 —1846] Kontun hayatı ve esari hakkında birbirine zıd çok izahlar vardır. ifade ede» mediği gibi. Bunula bereber Kont'un hayrete şayan temûlûnü tahlile çalışalım.. fakirlere hakikî hayat tadı taddırma. Avrupa sulhu meselesini sağlam bir realite haline getirme. Nihayet (Müsbet felsefe) eserini meydana getirdi. Parise tahsilini ikmale gelerek Sen Siraon ile münasebete girişti. arsıulusal sağlam rabıta tesis etme. Kont'un hayatının ilk kısmı. içtimaî. Uzun bir çalışma mahsulü olan bu eser. bir ker- . üstadınınki ile beraber idi. Tıp ki Dekart'ın zihniyecilik hırsını. ilk evvel. doğdu. "Usul hakkında nutuk. oldukça güç uzun dimağ hastalığı içinde geçti . 1 — Hayatı Montpeilierde. Bunun kasdettiği pozitivizm değildir. büyük mikyasta. kitabındaki birkaç prensip. makale ve halk dersi şeklinde parça parça idi. tam bir surette. can sikınldan.

beşerî tekâmülü tarihte bulduklarını zannediyorlardı. Eğer sosyetelerin hayatı. Fakat bu. Sen Simonun (kritik devre) ve ( uzvî devre ) nazariyesini kabul ederek buna daha bir derinlik ve katiyet verdi. Şimdi binayı yeniden yapmak lâzım. Sınıf imtiyazlarını mahveden müsavat ve hürriyetin Haniyle eski sosyete. 1815 den sonra derlenip toplanmağa başlamış oian bu cemiyet : hangi itikad ve disipline dayanacağını kestiremiyordi!. Bütün bilgiler. cemiyetin üstüne dayanacağı temel itikad ve fikirleri tayin ve tesbit etmek idi. Avrupanın üç asırdanberi görmediği son ve en şedid bir ihtilâldir. Mütefekkirlerin en büyük işi. cemiyetin tanzimi meselesi idi. Ölümü 1857 dedir. — Bu binayı. bütün büyük romantikierin zihnini işgal ediyordu. Fransız ihtilâli sonuna varmıştı.— 128 — re intihara bile te ebbüs etmişti. teolojik halde idi. 1846 da öldü. Kont'a göre Fransız ihtilâli. bu his buhranı altında ( Müsbet din ) sistemini kurdu ki bunu M(üsbet felsefe) eserinin (1846 • 1851 ) sonlarında izah eder. Bu romantiklerin hepsi.ık pldu. o sırada. hangi usule dayanarak yapmalı? — Kont. temelinden yıkıldı. yani hadiseler mabudların . bir kimya hadisesi gibi katiyetle tahkik edilebilse. Uzvî ve disiplinli bir devir olan orta zamandan sonra Lüter'in vicdan hürriyeti hakkındaki isyanile ihtilâlin ilk safhası başladı. hepsi halledilmiş olacaktır. 1844 de (Klotilt) ile tanışarak ona â. Kont da bir filozof tarihçi oldu. Kont. 2 —Sen Simon'un halefi olarak Kont Üstadı Sen Sitnon ile çalıştığı esnada Kont'un başlıca düşüncesi. yaln:z fenne itimad ediyordu. Bununla beraber bu fikir. Amma her şeyi de yıkmıştı. Kont. ilk evvel.

ve "yeniden düzelmeler.sadüf etmesidir... 9 . cemiyetleri değiştirebileceği meselesine pek ititnad edilemez. "reüsbtt politika. 1844 ten itibaren. hatta evvelce den görebiliriz bile . 3 Solri tüel hükümet fikri Kont. canlılar gibi "buhranlar. nesillerin istikbali hakkında evvelceden . Buna sebep. kimyadan sonra. cemiyetlerin seyir ve te-âmülünde (fatal) bir şey olduğudur. hadiseler indî sebeplere atfedildi. tıpkı bir ağacın büyümesi üzerine bir tesir yapamtyacağı gibi. Kütle. nereye gitmek mecburiyetinde İse. mevcut olan herşeyin beş hassemiz altında olduğudur. Umumî bir harekete karşı durmak boştur. uzun mektuplar yazmakta devem .. Fakat istikametini değiş tire meyiz. yeni bir dinin (papa) sı gibidir. Şimdi pozitif devredeyiz Pozitif bir içtimaiyat ilmi kurmak lâzım. Sevgilisinin ölümünden sonra ona. Birincisi. Sonra metafizik devre geldi.tıpkı husuf ve kûsufta olduğu g-ibi hüküm verilecektir.— 129 — müdahalesi ile izah ediliyordu. O adamın. Bu telâkki. Konta göre bir adamın idaresinin. etti. Bu yıl. şüphesiz ki. cemiyetlerin de. Biz bu hareketleri tahlil edebiliz. fizik sosyal tabirini kullanıyordu ) Astronomiden riyaziyattan fizikten. sı için. anlıyabiliriz. Bir kerre bu kat'! itim halini alsa o zaman insaniyetin tarihi aydınlanacak. içtimaiyat da bir ilim halini alacaktır. fgte Kont. her şeyin tabiî kanunlar dahilinde vukua geldiğidir. ikincisi. milletlerin tarihi seyri ve ak i seti evvelceden görülebilecek . onun İçin mukaddes bir ysidir. sanki sağ imiş gibi.. oraya gidecektir. iki esaslı neticeyi müstelzimdir. halinde münavebe kanununa tâbi olduğudur. (Klotlt) e t. kara topraklara karışm ş Leylâsile müşteıek yazmış F. bu kanaatte idi. (Sen Simon.

. tarih felsefesinden çıkardığı müsbet ve izafiyeci neticelerin zıddına olarak . hissî bir karma karışıklık.opisinin ana hattı: Sosyeteyi üç sıntfa ayırmastdır: Sakerdostlar. der. Renan.. orta zamanın papalığını örnek alıyordu. beşerin hayatını tamamen kafi temeller üstüne kmuyor. ve garbî Avrupanm ancak bu suretle yeni bir nizam altına alınabi • leceğlni soyuyordu. Konta göre hiristiyaniığın iyiliği. Spiritüel bir hükümet fikrine büyük bir mevki veriyor.— 130 — gibi "eserimiz. denilen ruhanî idare tarzının hem de Protestanlığın aleyhindedir. Eğerki Kont. .. Üs* tadı Sen Simona bu noktada da sadık kalarak. Patriyicatlır. ancak kilise tarafından inzibat altına alındıktan sonra görülmeğe başlamıştır. Kontun istediği: papa (Hildebrund) un veya (üçüncü tnosan) m devridir. ahlâk! bir anarşidir. Kont. Bu sebeple hem (Bosüe) nsn " galikanizm. derdi. 4 — Üv içtimaî sınıf Kont.. Proleterya. Yeni bir iman ile öyle bir idare kurmak istiyor. "Pozitivizm ilim hali. ne hiristîyandı. Ü. Leylâsı ile kendi arasında bir diyalogdur. o zaman ne dindardı. bunu ancak tek bir başa yani papaya malik olup bütün hirjstiyanlık âlemini Birleştirmiş olmasına borçludur. çünkü bu hiristiyanlık. İlk yazılarında görülen temayüllerinin gayri mahdut bir surette ifrata vardırılmasindan başka bir şey değildir. böyle hallere "mukaddes akılsızlık. Böyle bir teşekkül için de. usulü dairesinde sistem haline sokulmuş bir rüya içinde yaşıyorsa. bu. Amma bir merkeze bağlı bir cihangirlik istiyor. tsayı daha doğrusu ilk hiristiyanhğı hiç sevmiyor. bu esnada.

Patriçiyallar: " maddî kudret „ tir. ( Hak ) yok (Vazife) var. Amma tilmizleri arasında halefinin kim olacağını bildirmedi. bu adamların nasıl yetiştirileceği hakkında uzun İzahat vermiştir.— 131 .nı bilen ve umum! ahengi temin eden • aynı zamanda hem âlim. Bunların heyete kabulü. Bir proleter. karşılıklı hürmet ve fedakârlıktan doğacaktır. içtimaî işi. Ve her insanı umumî menfaate uygun surette ahenkli hareket ettirir. İlk başrahip. Hem Sakerdoltar hükümeti. demokrasiye ve Fransız ihtilâlinin ülküsüne tamamen aykırıdlr.insanlardan mürekkeb bir heyettir. müsaadei mahsusa ve istisna tarikile olacaktır. kilometre murabbaı başına 64 kişiyi geçmemelidir. Patriçiyenlere mülkiyet hakkı verir. Ancak vazife hissi. Böyle bir teşekkül. egoist gayelere doğru istikamet aldirtmaz. hem cismanî hem ruhanîdir. üstteki sınıfa geçemez. hem muhayyilesi zengin. Kont olacak. Bu pozitif nizam ve devlet: Şahsî hukuk kabul etmez. Bu. bütün vatandaşları birleştirip kuvvetlendirecektir. Papa gibi amma bu. Cemiyetin teknik ve ekonomik idaresini Sakerdos heyetin göstereceği veçhe dahilinde bunlar temin edecektir. Çünkü Konta göre nüfusun kesafeti hiç bir yerde. Kontta. Proletarya: Bunlar da hergünkü işleri yapacaklardır. . Kont. hayatın bütün kanunlar. Pozitivİst rahiblerdir. idarenin dizgini bunların elinde olacak. Amma Kont. ferdî saadet: Boş hürriyetten ve hayalî bir müsavattan değil. proletaryanın mikdarını o suretle hesap etmiştir ki her biri. En üstte başrahip var. müemmen bir hayat sahibi olabilecektir. Halefini de kendi tayin edecektir. Bunun hiç bir mülkü olmıyacaktir. hiç bir suretle. içtimaî sınıf fikri kat'îdir. Bu takdirde.rSakerdostlar.

"İnsaniyet: Dirilerden ziyade. Hakikaten büyük olan insanlar. (zaman raman tutarlı) insanların isine benziyor. kütüphanenin . Bu takdirde. ölülerden mürekkebtir . derin bîr mâna kazanmaktadır. Bu dinin Allahı. Yeni diride katoükliğin hürriyet aleyhtarlığı bile vardır: Kont. bizim varlığımıza hâkim olmakta devamdadırlar.. Mukaddesatı . büyük adamlara tapma tabiîdir. formülü. herbirinin kendi menfaatinden vazgeçerek teessüs etmiş nizama gönül bağlamasına tâbidir. 15 Ağustos bayramını temsil eder. bu suretle. Bu: kat'î ve müttefikan inanılmış bir din ister. Bütün bu teferruat. Klotilt'in yazılarından dualar da yaptı.— 132 — 5 — Pozitivist din Sistemin sağlamlığı • Şüphesiz. Pozitivist din. tarihin büyük adamlarının adlarım verdi. Teslisi (insaniyet-yerfeza ) dir: Meryemi (Klotiit) dir. insaniyettir. Biliyoruz ki Kont. hiristiyanların perest'ş ettiği gibi. bunlardan maksadı: sönmüş bir katolıklik şeklinden. Fakat Kontun. Rusonun (içtimai mukavele) sine. binayı çimentolar. bu sebeple. yedi yerine dokuzdur. yeni mabetlerin ve mihrapların nasıl yapılacağı hakkında bir de mimarî öne sürdü. Sevgilisi (KIotüt). Kontun Pozitivist dini. medenî din bir realite siması verdiği gibi. yirmi sekizer günlük on üç aylı bir takvim yapmıştı. Bu takvimde ayların her birine. yeni içtimaî hayat desturlarını istifade ettirmek içindir. Nasara azizlerine. kotoiikliğin şekfllerini alır. bütün fertlerin bir• birleriyle ahlâkî kaynaşmasına. İnsaniyet: (maşerî bir varlık) olup buna ancak beşerin ilerilemesine en iyi hizmet edenler iltihak eder hiztnet etmiyenler iltihak edemez. Kont.

bunların neticesi olan beşerî tekâmüldür. Ahlâkin temel prensiplerini. diğersınıfların okumağa ihtiyaçarı yoktur. Muhabbet. onlar için. . İşte Kontun bayrağındaki kelimeler . Okuma yerine düşünme. fakat çobuk usanarak tarih ve felsefe ile uğraşmağa başladı muvaffakiyet seneleri geç geldi. sağlam tesanüd. daha faydalıdır. Karlayl için beşerin tarihi ve dünya. . Bizim buradaki araştırmalarımız yönünden tahlil edilecek eseri 1841 de basılan «Kahramanlar ( Reşad Nuri tarafından dilimize çevrilmiştir) ve Kahramanlara Kült» dür. her asırda yetişen birkaç büyük adamdan . onlara. 6 — N?tice Kontun eserinin sistematik şeklini kıitik etmek pek kolaydır. intizam. fakat sebat etti. ilerileme. .— 133 - kitaplarını kendi seçiyor (İSO tene ) . Karlayl [ 1795 — 1881 ] ilk evvel profesördü. Bunları Sakerdos heyeti azaları okuyacak . umum için düşünmekle muvazzaf olanlar. disiplinli bir elbirliği ve. zamanlar bile oldu. Kontun istediği şey: Âlimane ve müeessir bir içtimaî kurum. Amma teferruatından. Hattâ cesaretsiz düştüğü. . eşkâlinden vaz geçip te temeline bakarsak. ya duvar ilânları ya resmî gazete şeklinde bildireceklerdir. içtimaî vezife.

Karlaylın sarp ve şedid muhayyilesi ikmal eder. . beşerin çocukluk devrine ait olup manevî hayatının IIK taslağıdır. (Oddin) in ahlâkı. adam oğlunun ilk büyüklüğünü orada görür: sade kuvvet. insanları. Karlayl böyle bir idealin. kuvvetli köklere malik. Döşeğinde ölmek istemiyen sert iskandinavyalının ruhunu. Grek — Roma devrinden daha evvel. nnutmıyalım ki Karlayl. tabiî ve mukavim bir vahşet. Biz o devreden cesaret. Fakat bu faziletlerin muharebeden başka yerlerde kullanılabileceğini de bilmeliyiz. Karlayl. hem yangın içinde ölürler. Bütün kâinatı. iptidailiği devimden Edda ile başlar. acılara ve ölüme ehemmiyet'vermeme zevkini bir armağan olarak saklamalıyız. der. 1 — Cesaretin ilâhlaşttrllmas*: Kahramanlar galerisi. Bu eski efsanelerde. Karlayl'e göre. Mişele'ye benzer. Bu bakımdan Kari a yi. Bu şimal ( Zöys) ü : Muharipler mabudu olup fnsanlann kalbinde askerî şecaat ülküsüdür. Çarpışmalarda kocamış bu kahramanlar. canlıların uzvî vahdetine kani olmak değil midir? (Edda) dakf mabut. bir ağaç gibi telâkki etmek. deniz üstünde bir gemiye yatarlar ve gemiye ateş verdirerek yaktırırlar. beşeriyeti daima değişmekte görmektedir. beşeriyet için. bir tarihçidir . ilk vahşi şiddete sevkedeceği tehlikesini görmüyor mu acaba? dersiniz. başka hiç bir yerde bulunma» yan şiddetli hayat duyguları vardır. rahat döşeğinde ölmekten nefret ettiklerinden. en son ahlâk: değidir. ( P a g a n i z m — Putperestlik) devrindekilerle baslar. İskandinavya paganizmi. Ahlâkî ülkü de o büyük adamlara benzemektir. Valhalîamn sahibi Öddin ve yahut Votandır. Böylece hem batma.— 134 — ibaret demektir. Bunlar diğer manevî müktesebat ile ahenkleştirilmeHdir.

Bu devrin yüksek ifadesi (Dante) nin "ilâhî komedi» sinde izah edilmiştir. yüksek vazifesinden haberdar olarak. En yüksek ahlâkhğın zembereyi (peşimanlık hissi) dir. Karlayl. (Dante)nin şiiri: Cehennemden. ise işte bu (araf) tır.Tarihte her devir. beşer hayatının tam bir sembolüdür. Isa değil Muham meddir. . tarihin en muhteşem devridir. kendi içindeki fenalık temayülünü atmakla mükellef olduğunu anlıyor.— 135 — 2 Hıristiyanlık devresi: Paganizm. (Dante). yerini ve şeklini değiştirecek kendi içimiz ile mücad le olacak. kendi hatalarile mücadele ederler. Binaenaleyh ilk zaman hayatının öğrettiği mücadele prensibi. kendi kendileriyle. hıristiyanhk devrini temsil eder. Bu kısımda günakârlai. müminlerinden bedenî ve maddî bir şecaat ve cesaret isterdi. Artık insan peşiman olmak ile. Pişmanlığı en iyi tasvir eden eser. Amma (araf) ta mücadele yerini ve mahiyetini değiştirdi. İp. kokden sökülüp atılacak değil. Edda ise paganizm devrini temsil ediyordu. kendinden evvelkini tamamlar. (mutlak muhabbet) üzerine ilk hiristiyanhktan ziyade orta zamanın tanzim edilmiş teokratik ve feodal hinstiyanlığına 11. (âra*) tır. hıristiyanlığın (muhabbet ve merhamet) ahlâkını alır. Oddin. J Şüphesiz bu. Bunları ayrı ayrı almak. Hıristiyanlık doğdu. insanlara verebileceği hakikati verdikten sonra öldü. Kar layla göre bu asırlar. ona göre. [ Maamaf ifa peygamber tipi olarak yaptığı tahlil. Karlayla göre bu eserin en mühim kısmı. cinayetlerden cennete yani tekâmüle doğru yükseliş esile. Karalyl. 13 üncü asırlara mütemayildir. Eddanın muhariblik ülküsü ile zıddır. madalyanın bir tarafını görmek gibidir. yani hastalardan.

Onda müşahedecilik ve sanat. Dantedekinden daha ziyade hayrete düşer. belki bir zekâ kahramanı ve prensi olmaktan ziyade dâhi şair olarak görünür. Nesnenin hakikatini bulmağa yönelmiş müşahede ve muhakeme zihniyetidir. Meselâ İngilterenin orta zamanı.— 136 — 3 — Modem anlayış Bozulma ve ölümden. veya tarihî ve tabiîciler gibi. Ekseriya denilir ki Rönessansm başlıca icadı: (fenne müteveccih zekâ) dır. Böyle kıymetli bir müşahedeci olan bu şair. Orta zaman medeniyeti. iğneledikleri böceklere ve nebatlara kapanmış değildir. ise bunlardan ziyade Şekspiri alır. gözlerini. bir hayalci değil. hiç bir yerde. (Kepler) gibi âlimlere verilir. ve her şeyi taayyün etmiş sayılamaz. Modern medeniyet içiu de belki o kadar bir zaman lâzımdır. beşer hayatını görmeğe müte- . Ve bunlar da (Galile). henüz teşekkül devresini bitirmiş. Rönessans devrindenberi (modern devir) dediğimiz bir devre başladı. Sebebi bu şair. eşsiz çizgilerle t es bit edilmiştir. göre Şekspirin eseri. Bu devir. beşer tarihinin tam bir aynasıdır ki başka hiç bir eserde görülmez. Karlay]. ruhların derinliklerini anlayan ve gören bir mûşadecidir. Karlayla. Burada tarih bile . fizikçiler gibi maddeye dikerek her şeyi kuru formüllere ve rakamlara bağlanmış. orta zaman da kendini kurtaramadı. en yüksek noktasına varabilmesi için on asırlik bir zaman geçmişti. Bunun karş sında. Karlayla göre: Modera medeniyetin başlangıcı Şekspirin zuhuriyledir.Karlayl. kâinat üzerine gözlerini dört açıp beşeıî ihtirasları. Fakat modern medeniyetin eskisi üzerine yeni manevî servetler koymuş olduğunu görüyoruz. Şeksp : r. hayatın mânasını. Şekspirin tarih! dramları kadar vuzuh ile tasvir edilememiştir.

. hakikaten yaşı/anlar. böyle dolandırıcılık ve politika vasıtası oluyordu. "Reforma. Şekspiri tercihi bundandır. çorak ve kısır bir gurura düşeceklerinden ve bunun neticesi olarak. hakikatte.mız lâzımdır. hayatın gelip geçici ve egoist konvansiyonlarından çekip çıkararak. muharrirler hakkında da aynı vaziyeti alır. ve ilme fazla güvenerek.— 137 — veccihtir. . Karlayl. modern devrin başlamasından itibaren insanların. Karlayl bu "samimî. bilhassa. vicdanın sesini işittirememesidir. bunun en açık delilidir. Din. bız>. nınkiler arasından (Lüter) ile (JohnKnox) u alır.. Hayat ile "samimi „ olmakltğ. Modern devrin kahramanları. işte Karlaylın. O devirde Papalar. imanlı kimseler değildi. iyi ve gür bir sestir. zakâ. 4 — Samimiyet Karla yi. İnsanı yeniden disve doğru tutar. hayatın her dem taze ve sağlam noktalarına sevketmek ister. ve ( Burns ) u yani oylara müracatı tavsiye edenleri. Bundan anladığı mâna nedir? Misallerle gösterir. eski ve orta zamanların temin ettiği kudretlere arka döneceklerinden korkar. Bu sebeple daima şunu tekrar eder ki: Formüllerin içine kapanmış nazariyecilere. onu böyle görür. kelimesini çok kullanır. bu fesat devrinde. (Lüter) in insanlığı. Karlayl nazarında reformanm mâna ve ehemmiyeti. reformacılardan sonra. her zaman her yerde. papazlara verdikleri para mukabilinde günahların affolunması (indüijans). Karlayl. ve aksiyon içinde bulunanlar tercih edilir. Bu ses (kî Knox'un da böyledir): Sert ve dik. Fennî tahlillerden daha toplu. Bunların arasından (Johnson) ( Ruso). daha manalıdır. bir takıp düzme şeylere karşı baş kaldıranları alır. samimiyetin mürailik üzerine galebesiledir.

der. " Onun sun'î şatafatı yok. " bir bülten gibi yalan et tabiri. Ve en popüler şeniyetler üzerinedir. İkincisi.— 138 — (Johnson ): Derin doğruluk taraftarıdır. Rusoya gelince onun hakkında KarlayI. Bu safhaların her birinin evç noktaları ve kendilerine mahsus faziletleri vardır. ( Krom ve 1) : alır. Vahşet devrinde bile (yüksek) şeyler vardı. İkincisinden öğreneceğimiz şudur : Bize. Çünkü Napolyonun nüfuz ve kudreti. . sinirliliğine rağmen Rusoda bir (ilâhî kıvılcım) görür. Napolyonda Kromvelden çok aşağı bir kahramanlık görür. Müraî değil" der. Bunu terennüm etmiştir. beşerin istikbali hakkında mettçesine nikbin. oldukça serttir. yüksek şahsiyetler. 5 — Netice KarlayI şu iki fikre inanıyor. Napolyonun zamanında çıkmıştır. İçi dışı bir. Amma zâflarına gururuuna. der. safhalara ayrılmıştır. Birinci fikir bize şunu öğretir ki hiç bir devreyi küçük görmemelidir. tarih. (Burns): Köylü bir şair olup ilhamlarını isten aiır. Birincisi beşerin hayatı. kuvvetli ve zengin bir ülkü lâzımdır. yalan üzerine: halkın aldatilabilecaği fikrî üzerine dayanıyordu.büyük rol oynar. KarlayI. Eserleri tabiatın çiçekleri gibidir. sosyeteleri yoğuran ve sevkedenler ( ki bunlara kral der ) arasında. Napolyonun işlerinde ve sözlerinde öyle hile ve komodiler görür ki bunlar Kromvelde yoktur. KarlayI. Rusonun eserleri (derin samimiyet) hissine bir davettir. kuvvetli ve vicdanlı bir amele gibi çalışıyor.

fikriyat ve ahlâkiyata hasrettiği hayatını. bu tezini müdafaaya çalışırken. 1840 . resmî memuriyetinden başka. ki hiç bir vakit kiliseye tâbi değildir. yaratabilir bile.1882 ] Emerson. sade bir dindarlık ve sağlam protestanlık ile meşbuğdu. Avrupaya seyahate çıktı. Emersonun doğduğu yer. derin sükûnet içinde nihayetlendirdi. (Konkars) taki evi. 1.. ruhtur. Emerson. ilk aldığı dinî intihalardan.. Oldukça uzun seyahatten sonra memleketine dönerek. Avrupa. (Spiritüalist) bir îman vardır. Amerikanın Endüstri ve Merkanti! medeniyete kendini vermeğe başladığını hatırlarsak onun sözleri bir kat daha önem kazanır. Ruh.hiç olmazsa dar mânada • kaybedince. paranın ve maddi iştiha ve ihtirasların üst tutulması aleyhinde çok çalıştı. (Konkors hekimi) namı verilen Emerson. hattâ eşyayı.— 139 Emerson [1803 . Fakat imanını . ranslariyle ve kitaplariyle ahlâkî fikirlerini yay mı ya başladı. Emersona göre (asıl olan) madde değil. Emerson. lâik vaizlerin ocağı gibiydi. (Boston) de eski bir püriten aileden dünyaya geldi: ilk evvel (pastör — rahip) olmağı düşündü. para ve servet ardına ta kılmış görüyoruz. konf. eşyayı değiştirebilir. Amerika ve hattâ ta Hindistan ile gittikçe artan muhaberesi nüfuzunu her yere yayıyordu. Ruha ve manava itimat Emersonda. eşya üzerine tesir ederek. . ateşli.1850 arasında ki yeni lngilterede insanları. bu meslekten vazgeçti.

îpsen gibi: "Evvelâ. Böyle bir sosyetede. ferdiyete davettir. der. Emerson. Emerson. en yüksek hakikattar. hiç muhakeme ve muakaleye muhtaç olmaksızın. sağlam bir iyimserlik müterafıktır. olduğun gibi görün! „ diyor. insanlar para kazandırıcı şeyler müsabakası mustes na. der. insanları ferdiyete davet ediyordu.— 143 — Em er sona göre bizim saadetimiz. başka hiç bir şeye karşı canlı değildirler. sağlam ve şerefli realiteler ilân etmektedir. Bu da. Giydikleri elbiseden konuşma tarzlarına kadar hepsi komşuyu taklid ve müşabehet kanununa tâbidir. Fenalıkların bir çoğu kendinde yerleşen maddenin. hiçbir haricî kuvvet. hiç bir kilise bize teklif etmeğe kalkmasın. böyle bir sosyetede. amma şu şartla ki bunlar. bilhassa (ilham) a inanır. Emerson. bunlar esas itibariyle ilham alan insanlardır. ruh ve düşünce olduğu hakkındaki kanaatin derinlisine bağlıdır. Fakat kalplerimize bunu nasıl nakş edebiliriz? Şüphesiz ki bu. bütün diğer hakikatlerin kendisine tâbi olduğu ana bir kakikattir. bir zenginleşmiş tüccarlar sosyetesi halinde olup Monoto-ı bir iz içinde idi.. . hayata itimat eder. hepsi birbirinin aynidir. fennin hakikatları gibi değildir. Bunun içindir ki insanlara kılavuzluk ve talim edenler arasında şairleri tercih eder. Bu. Duyum ile muttali olamayız. Bu itikada. akıl ile de ispat edemeyiz. insanın her şeyden evvel. kâinatın sathi bir safhası olduğuna kanidi. Bu prensiplerden nasıl bîr ferdî ahlâk ilkesi çıkacak? Emersonun yazılarında en çok tekerrür eden şey. mütearifeler gibi apaçık olan hakikatlardır. Hekimin düşüncesi. Şahsiyet. 2 — Sürüye Katılmama. Biliyoruz ki 19 uncu asrın ortalarına doğru Amerika. Fakat Emersona göre. şairin ilhamı bize birtakım hayalât değil.

Filkakika Emerson. hiç korkmazsızm söylemeğe cesaret edebilsin. kendi varlığından haberdar oluyor ve hakikaten hakikî bir fett oluyor. bu taklit bu konformizm. her zekâ t'pine göre türlü türlü okullar istemektedir. insanı. (Konfor) boyunduruğuna girmeden. bu ferdî kültüre ait fikirlerine. Ta ki koşa gitmiyecek olsa dahi. tnsar. basma kalıp fikirlere ve kör göreneğe karşı aldığı zıd vaziyet'erle sağlamlasın Emersonun. Medeniyetin zahiri ve itibarî kısmının bir bağına bağlanmak. bir barbarlık ve intihardır. bu kölelik ağırlığını ve boyunduruğunu silkmesi. Halbuki İnsana düşünce istiklâli lâzımdır. Böyle bir hürriyet içindr. yeni terbiyenin hazırlay c lanndandır. kendi düşünce ve duygusHe yaşama ile insan kendisinin. ayni zamanda monden sun'îliklere hiç ehemniyet ver meğe de alışmalıdır. yaşamıyan insan.__ 141 - Emersona göre. Sürünün bir yansısı. zengin ve kuvvetli olduğunu keşfediyor. Bir insanın şahsiyeti. bir kopyas olacak yerde insan. İnsan. Bunları terkedeisek. İyi ve temiz bir insanm hayatta biraz da münzevi kalacağı tabiiîdir. zindanda kalmağı veya ruhun solmasını kabul etmek demektir. Taklit. buna mukabil bir hazineye kavuşuruz : Kendini tanıma hiss% ve nefsine itimad kudreti Sürüye tâbi olmadan. bir sürüye katıyor. birde şahsî düşünce ve duygusu nispetinde insandır. Her çocuğa ayni şeyi vermeğe çalışan eski terbiye ve kollejin aleyhindedir. mi- . terbiyeye dair olan düşünceleri de bağlanabilir. Sürüye girmiyen insan. ruhun ölümüdür. Her mizaca. Modern şekiller de ise hayat. geri bir insan değildir. Bilhassa çocağun veya gencin. hakikî bir hayat sürüyorum sanmasın. zanolunduğundan daha ziyade.

müsavat. aleyhinde değildir. Ve demokrasiyi meth için şöyle güzel bir teşbih de yapar: "Monarşi. Buna en müsait rejim ise şüphesiz demokrasidir. fikir hürriyeti o'ldug-unu tekrar eder. müşterek bir disipline tâbi olmayarak hür çalışması meselesi üstünde çok durmuştur. halkm mümessiliyiz diye kendilerini hür zannediyor- . Demokrasi bir saldır. Bu mülâhazalardan sonra Emeasonun. Siyasetteki fikirleri nasıl ? İçinde yaşadığı ve o zaman dünyanın hemen yegâne cumhuriyeti olan Amerikan demokrasisi ve cumhuriyeti hakkındaki fikirleri nedir? Bu babtaki fikirleri mütehavvil ve ekseriye şiddetlidir. Bu.. Zarurî olan yegâne hürriyetin. idare edenler. diyor. tesviyecilik ve fptîzalcilık gibi ifratlara sevkeder.— 142 kanıkî ve haricî. Demokrasinin temel prensipleri olan: Hürriyet. Siyasî hürriyeti ise ekseriya. Bunu. teçhizatça mükemmel. Bu fikirler. hep (faal mektep) e doğru gelen fikirlerdir. 3 — Demokrasinin Tenkidi : Emersonun ahlâk prensibi. (söröcöJüğ) e ve (konformizm) e verilen parlak ve asîl bir isim. Müsavat ise. Emersona göre her şeyin başı: Ahlâkın hür inkişafıdır. fakat şiddetli rüzgarlara maruz kalarak ekseriya devrilen bir gemidir. kendi zamanındaki Amerikan sosyetesinin zıddınadır.. de T . Bütün hesap sonunda ötekinden daha iyidir. üstünde insanın ayaklan ıslanır ama daima yoluna devam eder. umumî faydası olan bir işe iştiraki redden ibaret katıyor. ona tehlikeler ve aniaşümamazhklar ile dolu görünüyor. Kendi zamanındaki Amerikan demokrasisine itirazı şu noktalardadır: " ö y l e bir demokrasi ki. daraokrasi aleyhinde söyllyeceği zannolunur değil mi? — Hayır. derunî hürriyet. diğer rejimlerin hepsine tercih eder.

Emersona göre hakikî hükümet: sadece zekâ. malûm olan bütün sistemlerden başkadır. ruhtadır. Bir medeniyeti kurarken evvelâ maddeyi düşünmemelidir. 4 Spiritfiel hükümet Emerson un en ütopik yerine g-eldik. Memnun olmayanlar da çok olur. aclalet aşkı. Bununla beraber şuna da kanidir ki. Hükümetin işi. sadece bayalığı yapan müsavatına bakıp der ki bu : Yüksek ülküyü aşağılatmaktan. içyüzü ahlâkî kölelik olan yalancı hürriyetine.. hürriyete götürecek yegâne yo! da hakikî demokrasidir. aristokratik demokratik şekillerin hepsinde de hükümet. başka bir şey değildir. Siyaset üzerine olan fikirleri. herhangi bir dereceye kadar maddî refah temini ile mükellef tutuluyor.. halbuki hakikatte bir kaç mübteze! fikir ve hattâ daha fenası kese doldurma yolları etrafında toplanmış insanlardır. Medeniyeti yapan: fikrin hamlesi. inan ülküdür ki ancak bunların yüksel m esil e arz üzerin- . O zamanki Amerikanın. çok masraflı bir çark olur. ahlâk ve faziletin inkişafile meşgul olmalıdır. Farara böyle bir hükümet teşekkül etse ve yalnız fikir ve fazilet ile uğraşsa.— 143 — lar. hakikî medeniyeti yapan madde değildir. O zaman hükümet zor döner. Çünkü servet ve refah temin etmek söz konusu hükümet için daima bir müdahale sistemi de mevzuubahs demektir. ümit. Emersona göre monarşik. fertlerin zekâ ve fazileti inkişafına yardım ederek daha iyi olmalarını temindir. etrafındaki kurt devletler onu ne yapmaz ? — Emerson buna cevaben de: "her hakikî kuvvet. Büyük hata işte bu noktadadır.

kendini haricî düşmanlara karşı da daha iyi müdafaa eder. âlicenap olan fertleri arasında maddî şeylerden dolayı hiç bir ihtilaf olmazdı. yanhz ruhun tekâmülü ile uğraşacak bir sosyete çıkarsın.klâsik ( Biznesmen — tüccar ) tipinden . Esasen Emersonun hayaline göre böyle bir rejim kuran milletin bu yüksek hareketi.— 144 — de en iyi bir varlık ve medeniyet kurulabilir. Amerikanın : para ve Konfor htrsınl azaltmak ve ruhta muvazene hasıl etmek istiyor. O istiyor ki Amerikanın. ey aziz mütefekkir ! i ! Em er sonun ana fikirleri bunlardır. Sonra Hıristiyanlığa imanım kaybedince lâik hayata gir- .. Okuldaki muvaffakiyeti dolayısı ile onu liâhiyat seminerine kabul ettiler. Eğer böyle bir sosyete teşekkül edebilseydi hakîm. cihan efkârı umutıiyesine tesir ile diğer milletleri de ayaklandırabilir. I ! ! Hani öyle dün ya. Ernest Rönan [ 1823 1892 ] Fransanın (Bretagne) bölgesinden olan (Rönan ). Böyle bir sosyete. hür. rahip olmak üzere hazırlanıyordu.

F. Kendinde din kafasından başka. daha şuurlu. Tarihi böyle görüşten alnacak en kuvvetli ders nedir? Tarih bize: Daima daha güzel şekillere. Eserlerinde. Hiristiyanlık ile ilg-isini kestikten sonra kendini bütün kuvvetile fikrinin değişmesinde büyük âmil olan tarih ilimlerine verdi. tik büyük eseri olan 1843 de yazılıp fakat pek çok basılan «ilmin istikbali». diğer ilimlerin hepsinden ziyade inkişaf ettireceğine ve bizi kaynağı hayat olabilecek hal ve hareket düsturlarına sevkedeceğine inanır. Fakat asla ihtisası içinde kapanıp kaimad*. Şair ve ahlâkçı kafa da vardı. bilhassa lisan. 1 — İlim ve hürriyet vasttasile ilerleme Rönan. kendilerinden ders aldığımız en yüksek takdire değer insanlara kadar hepsinde bu yükselen kuvvet. itikatlar. O. bize. bu biraz d-aha ziyade yükselme ihtiyacı. 10 . Beşeriyeti. hayatın mânasını ve inkişafı şartlarını anlamağa uğraşır. Onun zihnini en ziyade işgal eden. zekâyı. hastalıkları ve maddî.. mânevi ihtiyaçları olan bir canlı varlık gibi görünmektedh. büyümesi.— 145 — di. ta menşelerinden itibaren. hayatın derin anlamını gözlerimiz önüne sermektedir. daha yüksek hayata. Hattâ politika işlerine bile karışmak istedi. bir çok renkler ve şekiller altında. daha âlicenap. Musa ve İsa dinlerinin menşei hakkındaki eserlerile büyük ün kazandı. Tarih etütlerile. beşerin mukadderatına müteallik meselelerdir. fikirler tarihi. daha asîl olma arzusu vardır. bu babtaki heyecanını göstermektedir. Böylece tarib. tarih vasıtasile tanımıyor muyuz? O. daha zengin ve daha aydın düşünceye doğru giden bir didinme gösteiiyor "Okyanusların derinliklerinde ot gibi yaşjyan kör ve sığır deniz yıldızı hayvancıklar ndan. tarih.

Başka insanlar için de hürriyet ister.. Bütün varlıkların cehtile Allah. "hürriyettir. bugünkü insanlarla hayvanlar arasındaki nispet gibi olacaktır. Hayat hamlesi : Küçük bir deliği olan camekândan çıkmağa uğraşan bir böcek gibidir. Fakat bu defa önemli düzeltmeler yaptr. bu müstakbel Allahm lealize olabilmesi meselesi: (Gayri mahdud zaman) ve (bir çok tecrübelere ve muvaffakiyetsizliklere rağmen daima yeniden başlama) ister. düşünmek ve doğru işin bize öğrettiklerini söylemek için hürriyet lâzımdır. istikbalde öyle bir nevi insan zuhur edecektir ki onun bugünkü insanlara nispeti. Misele. Paris yangını ve Komün'ün ezilmesile başhyan dahilî kan dökülme. Her fert kendinde en iyi ola» şey ne ise onu. «Böylece (Allah). Repûpliğin mütereddit. Bu inkişafın şartı da. üçüncü. Medeniyetin tekâmülü için her ikisinin de varlığına kani olduğu iki millet arasındaki muharebe. Bunu (Felsefi diyaloglar) eserinde* görü• rüz ki bu eser 1871 de yazılıp 1875 de düzeltilip basılmıştır. . Bugün yok. ivimserlig-e dönme Rönan'ı. Aramak. der. Bununla beraber bir müddet küsuftan sonra.— 146 — Bunun içindir ki. Amma bu ceht. hür bir surette inkişaf ettirmelidir. hürriyet ister. Rönan'ın temel düşüncesi şudur : "Kâinatın gayesi ruhun inkişafıdır. bütün zincirlerden. umumî tekâmül imanı gene doğdu. Rönan. her gün biraz daha kendi kendini yaratmaktadır» der. karışık ve güçlüklü başlan' gıcı Rönan'ı kararsızlığa ve endişeye düşürdü. 2 — Endişe. Evvelâ bu tekâmül fikri. Hügo gibi romantiklere yaklaştıran bu itimat. 1870 — 1871 hadiseleri ile çok sarsıldı. Amma oluyor. kendini kurtarmıştır. istikbalde olacak.

Tek birinin zaferi için milyonlarca mahlûk feda edilmektedir. Beşer tarihi muntazam bir yükselme çizgisi olmaktan uzaktır. devam edebilir. Fakat şurası kafidir kî hayat. beklenilmiyen sukutları. diye. Milyonlarca (gubar-ı tal') ser* piliyor. İnsanların bir gün nereye varacağını hiç kimse anhyamaz ve mutlak suretle hiç kimse hükme.. Saniyen bu cehtin çokluğu. yüz. binlerce defa cama çarpıp düşecektir. o namütenahi içinde kavuşulacak olaa tekânü lü arama yolunda bütün kuvvetile çalışsın. Arzımız roahvolabilir.— yolunu kayıp veya hatâları yüzünden intihar etmesi sebebile. Anma şu yeter ki itimadını ve istikbâle imanını kaybetmesin. tabiate büyük bir israfı mucip olmaktadır. iyi' niyet sahibi olsun. Bütün bu büklümlerden ye karışıklıklardan sonra ruhun muhteşem yoluna g-elinmiş olsun yeter. ancak bir kaç çiçek ve nseyva husule gelebilir. anlaşılmayan durgunluğu bizi hayrete düşüremez. fakat bu teşebbüsünü sayısız denilecek kadar çok tekrarlarsa en son muaffak olacağı şüphesizdir. ve şimdi namütenahi uzaklıklarda bulunan fakat en son. Muntazam kütlede. Muaffakiyeti vâdeden: Gayri mahdud zamandır. varamıyacakhr.demez.— 147 — Bu böcek. Öyle ise beşer tarihinin. 3 — Ahlâk Hayatta alınacak hakimane vaziyet nedir? Her düşünce ve duyguya karşı ayni zamanda hem hürmetkar .. binlerce insan yetişip ölüyor: Ender olarak tek bir müstesna yetişip onların ceht ve rüyasını temsil ve tekâmü-' lün bir realite olduğunu ispat etsin. Hattâ muhtemeldir ki tekâmülün en son ve muhteşem noktasına beşeriyet. başka yerde. bizimkinden başka şartlarla. Kuvvetin böyle pek fazla miktarda kayboluşudur ki hayatın ve dünyanın kanunudur.

Kahraman ve halîcn insan. Bağlanmamak şartile. alaca karanlıklar Sçinde yükselen bir tekâmül içindedir. Bu halde. Ve hakikati hür ve müstakil bir fikir ile hiç durmadan araştırabiliriz. güzellik ile karş Iıyabiliz. rahatı arar. fedakârlığa inanmak. Berer hayatının saadet yığınını arttırmak. Bilâkis kütleyi mazur görür. sudu?: Kahraman ruhlu insanlar.. kuvvetüe snağrur. çelik iradeli. kütle. O.. samimî her tecrübeye baş vurmak mecburiyetindeyiz.kütlenin bu ! h ilini biür. kafasiyle. Fakat şuna da inanırız ki samimi her düşüncele bir hakikat kıvılcımı. Fazilete. bütün kuvveti ile kollamak* tır. itina ile sarıldıktan sonra artık onunla alâkamız yoktur.. ölü mabutların kırmızı kefenlerine.— 148 — olma hem de serbest kalmadır. kendisine karşı set t. Eğer inanırsak ki. "Malik olunan iman. lâztas. bununla beraber hor görmez.. Rönan'in "akropol üstünde duası. Rönan'a göre insanın büyük ödevi kâinatı ideal yüksekliğine doğru giderken. sırf kendi tecessüsünü tatmin için bir fikirden diğer fikre geçen ve hiç bir fikir üstünde duramıyan bir mütefekkir mi? — Asla. bir güzel tip bir hü'mete şayan nokta vardır. bu cehtlerin yalnız biri kıymetlidir de ötekiler değildir. asla bir zincir olmamalıdır. bedensel ac larına önem vermez. muazzam ve pek müsrifane ceht ile. kâinat. Pek orijinal bir fikri de vardır ki. bu suretle ifade edilebilir. güç ve sert bir hayata âşık oldukları ve en yüksek kıymetlere taptıkları halde. insanın en yüksek asaletini teşkil eder. ekseriya zannolunduğu gibi RÖnan. Gs'üne aldığı işten derin şuurlu bir adamdır. . o zaman diyemeyiz ki. Ancak bu suretledir ki samimî herşeyi. Rönan kendisi bütün hayatinca: Yorulmak bilmiyen.

bu kadaf yüksekliğini herkesten istemez. iyilik. Öte dünyaya ait ümitler zail oldukça bu fani insanları. .. böylece. Kütle.. 4 — Rönan ve demokrasi RÖnan'a göre en önemli sosyal mesele. Müşterek nokta.. hayata tahammül edilir bir şey nazarı ile baktırmağa alıştırmalıdır. Fransada liberal imparatorluk Komün ve Cumhuriyet eski aristokrasinin son günlerini yaşamakta olduğunu göstermektedir. şen olma AUaha itimat kâfidir. — 149 — Yoksa insanlara kefaretten. Gol ahlâkına göre. Bukadar yüksek ve asil bir zekâ ve seciyeye malik olanlara ne mutlu... insanlarla iyilikten. ruhan aristokrat pek az insanlara nasip olur. Kütlenin iktidar mevkiine gelmesi acaba medeniyet için bir tehlike olur mu ? İntizamsızlıklara ve bayağılıklara sebep olur mu ? diye düşünüyor. Yoksa kendilerine karşı isyan ederler. fikrî şaherserleri anlayıp yaratabilecek mi ? Yalnız maddî menfaatlere tapan bir cemiyet meydana gelirse ya. hayatı tatlı ve arzu edilir bir hale sokmalıdır. elbet onlar bulundukları noktadan inmezler. Eğer insanların yaşamasını istiyorsak. cesaret. • . hayatı hoş görme ve ona hizmet edip yükseltmek iradesine malik olmadır. Isanin insanları affetmek için nefsini feda etmesinden bahsetmeni eli. içtimaî ahlâkın en tehlikeli hatâsı: Huzuzatın toptan atılmasıdır. dereceli ahlâka razıdır. kütlenin iktidar mevkiğine gelmesidir. selâmete çıkmak için kütleye. Fakat eski gol ahlâkı. diyor > . Hayat ancak meyveleri ile. ancak muvaffakiyetlerle değerlidir.. müsamahadan. mukavemetten konuşmalıdır. güler yüzlülükten. Herkesten bunu isteyemeyiz. „ Rönan. şen olmadan. Halâsız ve pek mükemmel bîr fazilet.

( Ariel) in tekrar kullandığı eski feerik kıymetler. idareyi âlimlerden mürekkep bir kurula verir. hem silâhı hem tekniği bunlardan daha iyi kullanabilen bulunmıyacak bunlar. Amma Prospero eceli ile öldü. Yani artık halk. Zekâsı açık. Caliban. Buna hacet kalmadı. hiç tesir etmiyor. müstakbel sosyetede bunu önlemek için. Filhakika onu koğmuş ve yerine kendisi oturmuştu. « Felsefî diyaloglar » eserinde.— 150 — Dahilî sava. hiddeti. Bu tekâmül biribiri ardına çıkan iki dramında da görülür. . yine kendilerinin yaratacakları âtimane mekanizmalarda temin edilecek. Rönan bunda Şekspirin ( Bora ) eserindeki şahsiyetlerden istifade eder. m butların ve kralların olduğuna inanmıyor. Eeki efendisine neler borçlu olduğunu şimdi anlıyor. Bunların mutlak ve iyilikte en üst hükümranlığı. Rönan. ancak itaat ve inkiyat ile mükellef alacaktır. mesuliyet hissi altında înceleşerek iyi bir devlet adamı oldu. < Bu bir katastorof mu ? — (L'Eau de Jouverce) de evet Prospero. aramalarında ve çalışmalarında serbest bırakılınca. zamanında. (Caliban) ve ( L'Eau de Jouvece). bundan korkmuş • îu. Kütle. (Celiban) da (Prospero) yeniden Milân dukası olunca Calibanm idare ettiği bir halk isyanını müteakip tahtını kaybediyor.. iktidar mevkiinin. Fakat artık ona karşı ne bir kini var ne de. hizmetlerinde yıldırımlar olan Olimpin ( yan Allah ) lan olacaklar... güzelliğin ve hikmetin ne olduğunu daha iyi anladı. Rönan. Fakat bu bedbinane görüşten sonra. bu defa. Bunlar fikren o kadar yüksek olacaklar ki. bifâhare inkişaf yolunda olan demokrasiyi uygun görmeğe başlıyor. Bilâkis onu himaye etmek istiyor.

feleğin garip bir cilvesi olarak. Büyük servetini bu işe sarfettİ. Şimdi tasavvur edeceğimiz bir ahlâk prensibi yapmağa başladı. söz ile. tatlılık ile nikbinlikten mürekkeptir. herkesten saygı gören. ArleHn velinimeti oluyor. zengin ve meşhur olan bu muharrir de. Nikbinlik.— İ51 — Caliban. tecrübe ile olgunlaşarak ve hakîmleşerek ruhun mukadderatına emin bir bekçi olur. Tolstoy gibi modern şehirlerdeki iççilerin sefaletini ve 1858 — 1871 seneleri arasındaki içtimaî hadiseleri gördü. Bununla beraber . Halk kuvveti. Hattâ bazı cemiyetler teşekkül ederek Ruskin'in prcsiplerini yaşamağa özenenler bile görüldü. hayatın her safhasında ümid ve ülkü bulabilen anlayışlı ve akkitn bir nikbinliktir. Con Ruskin 1819 — 1900 Ruskin. Bundan sonra yazı ile. muharrirlikte ve sanat münekkitliğinde çabucak ün aldı. Bunlar onun kalbine şiddetli bir yumruk vurdu.. mağrur bir iradenin m ey vasidir. para ile hayır müesseselerine yardım etti. 5 — Netice Rönan'ın hikmeti: lyilikçi. Bu tatlılık ekseriya cesur. Fakat bunların ömürleri pek kısa oldu.

kâinatın umumî ahengınden ilâhi bir plânın varlığına intikal meselesi eski bir fikirdir. (Görmek) düşünmeğe başlamak demektir. Şaheserlerde daima ahlâk! bir unsur görür. bu yoldan olan rolünü.» Bu. safiyet ve âîicsnabane hislerin kaynağı idi. . hayret ve itminan doğar. bunu göstermektedir. belki. Kendi tabiri ile tabiat karşısında "gözleri kafasından fırlıyordu „. güzelliğe tapma da kolaydır. meselâ gözünkü gruplaştırılsa ve ehenkleştiriise kıymetli tablolar meydana gelir kî bundan meserret. asla sadece teknikte kalmış değildir. Ruskinde pek kuvvetlidir. Çocukluğundan itibaren Ruskin tabiatın. 2 — Güzellik dini : Tabiatı peresttşten sonra. her şey bir mâna kazanır ve bundan insan. Dikkatli bir müşahade altında. (Yedi lâmba) daki tahlilidir. Hasselerimizin tevlit ettiği hazlar. hayatm gayesidir. V — Tabiat Hissi. ilhamlar alır: "Müşahededen elde edilecek derunî sevinç: Ebedî ve lâyefnadır. • • Onun için tabiat : Büyük mürebbiye . bunu tasvirlerindeki derinlik ve kat'iyct ile yeniler. tenkitçilik ve tarihçilikte göstermiştir. Rusodanberi. ve sevinç . Fakat bir tablo veya statüyü överken. modern edebiyatta mühim bir yer tutmuş olan ( Tabiat hissi ).— 152 — Amerikarîa böyle bir şehir vardır ki halâ (Ruskin) adı taşımaktadır. Eğer bunlar dağınık ve parça parça okcak yerde. hayatın en yüksek hazlarındandtr. Bütün büyük sanat eserler?. güzelliklerine kar$ı çok hassas idi. Ruskin. Ruskin. Bunlar hayatın vasıtaları değil. Sanatın vereceği ders hakkında en iyi tahlili.

o demektir ki bununla ait is t.. Sanat. çirkindir. bayağılaşmış proletarya devri der. Hakikî güzellik : ovalar. Yaşadığı devreye: makine devri. Tabiate perestiş hissinden ayrılmaz bir halde olan yüksek san'atı anlamak. hafıza. dağlar. bayağıdır. İngiliz zihniyeti aleyhindedir: . serveti atmaktır. kendi kudretinden daha üst bir şey realize eder. hakikî ve sade ahsnkten başka bir şey değildir. Güzellik • kuv' vetli. insanların çoğunun vaziyetleri. İkinci lâmba: Doğruluktur. Tabiat. Bir ağacın kuvvetle serpilmesi gibi.n bir manzarası veya bir sanat esen karşısında hayran kalan bu bediiyatçı. Yani yalancı lüksü. Yani bir eserin vücude gelişinde hâtıra zenginliğinin ve duyuş tazeliğinin. Resimdeki kuvvet ve kudret. aldatıcı ve hayalî değildir. Güzelliğin alâmeti: tezyinattı sadelik ve sadakattir. insiyakî bir surette ahlâk kanunlarına uyarak yaşamak lâzımdır. bir nizama iradî mutavaat olan hürriyet hissinin de mühim tesiri vardır. ancak doğru kalblerin ve asîi ruhların işidir. Bu şartlar. Bu türlü hürriyet. sefilânedir. hakikatten doğar. maddî ihtiras devri. Yalnız şunu hatırımızda tulahm ki: Güzel eserler yaratmak veya sadece bunları anlamak İçin. hürriyettir. bu güzelliklerden istifade edecek gibi değildir. kuru ve biraz skolâstikçesinedir. 3 — İçtimaî mesele : Bu güzellik dininden yalmz bir avuç insan mı istifade edecek? — Ruskinin büyüklüğü. Samimiyetle tabiattan alınmış şekiller ve manzaralardır. Fazla süslere bürünmüş olması değildir. denizlerdir.— 153 — Birinci lâmba: Fedakârlık lambasıdır. bunu herkes için istemesi ve bu yolda uğraşmasıdır. Artistin diğer üç lâmbası da : Hayat.

«Bir insanı. Büyük bir millet. Tolstoyu hatırlatıyoruz. bange/lerin fakir tabakayı soyanların hile ile. bir satırda kesen (Polonya katliâmı) bir adama (Rus çarına) sefir göndermez. itidale ve hikmete dönmektedir. sermayedarlara haftada altı pens daha ziyade varidat getirecek diye. Büyük bir millet: kızlarım erkek kardeşlerinin önünde kesen ve bütün gençlerini Beharın köy mezbehalanndaki kuzulardan daha sur'atle. Bu acı sözler. fakir çocuklarını gübrelik sisleri içinde öldürmez. müraiyane ve şeytanetkârane senpati göstermez. kendi çocuklarının binlerce hattâ on binlercesini pamuğun fiati üzerine bir tesir yapacak mı diye. 4 — Fazla makinecillk aleyhtarlığı Ruskin'e göre deva sadeliğe.birbirleriyle mücadsle ve kıtale sevketmez. Bu : müraî. elifi elifine kat'iyetle ça- . hileli iflâslar ile kasalarını doldurmalarına göz yumarken veya Cinde topların tehdidi altında za vallı halka afyon satarak insanları zehirliyen katilleri fngilterede büyük arazi satın almasına müsaade ederken fakir bir çocuğu beş altı ceviz çaldı diye zindana.- 154 — * Büyük bir millet. Ve üstesine bir de. İnsanlar makine gibi öyle dakikası dakikasına. bu bapta. Fakat ikisini birden yapamazsınız. Burada Ruskin doktrininin en ütopik noktasına parmak basıyoruz. haris ve cani gördüğü ingiliz sosyetesine karşı isyan bayrağını kaldırmaktır. siz ya bir alet veya bir insan yapabilirsiniz. bu müeadelede hangi tarafın haklı olduğunu hiç düşünmiyerek . ingiliz cemiyetine çok fenalık yapmıştır. at* maz. Büyük bir millet. Modem sanayi.

büyük yeşil dallarile şenlen* dirmez... gene zararı yok. Taklidi ve herhangibir kopyeyi asla teşci etmeyin. boz . Meyvesi de. Milyonlarca amelenin eseretinc derin sebep .. Eğer insanın elinden çıkan bir şeyin olmasını isteyince ve ona böyle makine katiyeti gibi telâkki etmekten vez geçince insan tembel ve mütereddit oluyorsa. hiç kimseden itina görm eksizin. meğer ki büyük eseflerin hâtırasını muhafaza etmek için ola. vatandaşlarına şu tavsiyede bulunuyor : " Kafi zaruret olmadıkça. zafer tacı : Maşfniztn ve merkantilizm sebebile mihverinden çok uzaklaşmış olan hayatın gayesini gene tam mihverine getirerek söylemek istersek hayatın ereği şudur: Sevim* li.— 155 Iışmak için yara di İmiş tır. bu mihaniki ve seri iş meselesidir. insan. «Zafer tacı.. Eğer insanın parmaklarından bir çarkın dişleri gibi bir i.. 5 — Yabani zeytin. hakikaten (icad) olmayan bir şeyi imal etmeyin. Bu bulutlar siyah veya patlak olabilir. bunu yabanî zeytin dalı sembolünde pek güzel tasvir eder.. Amma bu bulutların arkasından başka bir güneş doğacaktır . Çünkü bu hal ile beraber onda en yüksek bulutlar kadar yüksek başka bir halde doğar. makine olmaz. Yabanî zeytin.. Kayaları salkım salkım çiçekleriyle. feyizlij ve hür bir sulh. Ne kadar uğraşsamz. ve ölçü ve kollarından bir perkâr gibi daire çizmek beklerseniz o zaman o insanı evvelâ insanlıktan çıkarmak lâzım gelir.. Bunun da ehemmiyeti yoktur. Çiçekleri kar yağmışa benzer. büyür. yabani zeytin gibi olmalıdır. Ruskin. Ruskin. başka bir tecelli zuhur edecektir.

musiki debâsile ünlüdür. güzel ırmaklar. Bunun . Güzel bir tesadüf. En kuvvetli şairane eseri (Nibelung'in yüzüğü tetralojisi) dir. lüzumundan fazla sanayileşmenin zararlarım yük ek sesile ilân etmiştir. Muhteşem değildir. incdeşmiş basitliğe ve az çok ilerileraîş köylülüğe. karşılıklı itimat ve aşk. altın devre donmekdir Bununla beraber Ruskin. eserini böyle. Açık ve temiz kalblüik. tiyatro ile. onu (Bavyera) kralına dost yaptı. İşte hayat. olma. şatafatsız. başkalarını sulh ve sükûnet içinde görme. bir rüya ile bitiriyor.— 156 — yaprakları ve düğümlü düğümlü daliarı arasında ufak tefektir. budunu yükseltmek sevdasında idi. arzın güzel çiçekleri. musuki île halkı. bütün bunlar. ona (Bayrot) da (ahlâk ve sanat mabedi) ni kurduracak parayı verdi. Fakat unutmamalıdır ki o. başkalarının acılarına ortak. O. Ülküsü. tantanasız ve tatlı bir hayat sembolüdür. varlık âleminin hududsuzluğu ve sırları bu hayatın ve dünya^ nın en büyük servetleridir. buna benzemelidir. Kral. Rişar Vağner [1813 — 1883] 1813 de Lsyibziğde doğan Vağner. Bütün insanlara da kalb ve tuhua hakikî hazinelerini yan! faziletin esasını teşkil eden beşeiî ve tabiî güzelliklerden istifadeyi tavsiye eder. (Yabani zeytin tacı) Bu büyük artist. bütün güzel sanatlarla: Şiirle. ve üstümüzdeki lâcivert gök.

Bununla beraber kaba saba bir tahlili yapılabilir. herbangîbir yerde. Ahmak ve kısır bir malikiyet. Ve zaten zülüm ve cinayetlere sebeb olmağa devam etmektedir. Altının şeameti. kullanıyor da değil. Kendilerine verilen altın yüzüğün başında. kardeş Fasoliyi öldürüyor. Ve İnşaat bedeli olmak üzere onlara (Altın yüzük) vermek istediler. maddî ve fena muameleci kudreti temsil ediyor. Eser.cı ve kaba bir hasislik.— 157 — musiki örgüsü için Vağner. Bu hazineye tek başına sahip kalınca. Fahnerde de kaba bir egoizm doğurtmasından. insanın kibir ve hırs yüzünden boşanarak dünyaya saldırdığı gûndenberi her iyi şeyi yıkan birse» amet ve mePânettir. yııt. insanı bozucudur. B J eserin felsefî kıymeti hakkında çok münakaşalar yapılmıştır. 1 — Altının şeamet ve melaneti: Bütün mukaddes efsanelerde olduğu gibi burada da başlangıç. Vağner. iki dev kavgaya tutuşuyorlar. daha müthiş bir dragon oluyor. Ve Fahner. iki sebebten neşet ediyor: Mabutlarda büyük zülumkârhk. bunu daha iyi muhafaza ve müdafaa edebilmek üzere dev. Mabutlar devlere (Valhalla) yüksek meskenini inşa ettirmek istediler. Tıpkı Viktor Hügonun (Asırların efsanesi) nde yaptJğı gibi. Fakat bu altını... Bunun ihtirasındaki ahmaklık şu sözünde pek açık ifade etnoiştii: "Uyuyorum ve zenginim. malikimi. Esas itibarile altin. 8u yüzük (Nibelung) Ren kızlarından çalınıp getirilmiştir. bunu yazarken eski iskandinav efsanelerinden istifade ile ona istediği gibi kendi düşünce ve duygularını vermiştir. Burada altın: Fena ihtiras. . yirmi seneden fazla çalışmıştır. pek vâzth değildir..

ondan ruhan pek uzaktır*. coşkun bîr yarahhşın sağiamiiklaaına. Bu itibarla Mimenin sun'i mürailiği ile taban tabana zıttır. diye nefyolunmuştur. İhtilâlciliği. 1848 ihtilâline iştirak etti. politika cereyanlarına filen karışmış değildir. aydan bile. servet üzerine kurulmuş eski sosyeteyi. Bu delikanlı: Bir atlet gibi . bir çocuk gib (kendiliğinden) li. bir ruh kardeşinin bulunmamasından muztariptir. Şunun üstüne parmağımızı iyi basalım ki şair. çocukluklarına tamamen maliktir. gürbüz. hissî bir temayülden ibaretti. Bizi fenalıktan. renahk. Hakikatte ise Vağner. . Mime. Fafner de: Doymaz hırslarile dimağ ve kalbleri kararıp keselerini doldurmaktan başka bir şey düşünmeyen burjuvaziyi temsil eder. Sigfrit.— 158 - Bazıları derler ki Vağ-ner. muvaffakiyete ezelden namzet bir kahraman kurtarabilir. Dağda. (Dresde) de Saksonya kralının kilise baş mugannisi olan Vağner. Şöyie ki: Mabutların Valhallasi. 2 — Kurtaricı kahraman. bize Mime tarafından — Fafnerden altın yüzüğü zorla aldırmak maksadiy[e — bir ormanda büyütülmekte olarak takdim ediliyor: Kuvvet ve kudretini. kahraman Sigfrit ile mabut Votan arasında farzolunan efsaneyi akrabalığı bir tarafa bırakalım. ormanlara alışkın insanlar gibi har şeye yakındır. O devirde. Mimeye tercih eder. gençlik kaynağından ve iptidaî devrin hür usaresinden alan temiz ve kuvvetli bir genç. yanında kendine benziyen bir insanın.O. Ormanda da hayvanca bir istirahat içinde yaşamak istemiyor. Sigfrit. bu işler için hiç müsamaha edilmiyordu. arkadaşlık hususunda. kaprislerine. dünyanın içindedir. Eserdeki. buna mübtezel bir mükemmeliyet portresi çizmiyor. bununla baçka şey kastetmektedir. ancak.

Fakat bunun*. Bu (panteistik) hayaller. Sen. yok yok bunlarınkinden de güzeldir. homurdanarak beni dinlemeğe başladı. sen benim babam değilsin.. geyiklerin karacaların gözleri gibi parlak imiştir. iz t irap içinde beni dünyaya getirmiş ve hemen ölmüş.— 159 — Sig-frit: "Senden deha iyi bir arkadaş anyacağım. nereye istersem gidebiliirim. Ah anam! Anamın simasını gözüm önüne nasıl getireyim? Ah getiremiyorum. Ben hürrûm ve bunu yapabilirim. az gizli kalmış her şeyi nasıl uyandırdığını gösterir... oğullarını dünyaya getirmek ıztirabından ölecek mi? . Balkandan bir ayı çıktı geldi. Ormanda esen rüzgâr kadar hürrüm. zincire vurulmuş masumları kurtarması. Şüphesiz ki açık renk ve parlak gözleri. Ormanın ta ortalarında. senden daha iyi idi. Beni tutan hiç bir şey yok. "Ormandan çıkıp kaçmak ve buraya bir daha hiç dönmemek.. anasının hayali gözünün önünden gitmiyor. Karşımda oiman türkü çağırıyor. yalnız şimdi bu serin ormanı seviyorum. Benim yurdum. Bu teshir eden-güzellik karşısında.. Niçin ölmüş? Bütün insanların analarr. günün güzelliği bana.. bir şimal Herkülü olabilmesi için: Devleri öldürmesi.. ispinoz kuşu gibi hür. düdüğümü öttürdüm. şimdi gülüyor. "Ben. uzaklarda. istikbal için pek vâdh görünüyor. onda. ağaçların hışıltısı arasında kaybolmuş Siğfriti tasvir eder. benimki gibi. Bunun için (tabiatle kaynaşma) şarttır. 3 — Tabiatle kaynaşma Bu muhteşem vahşicik bize. Vağner bunu müzikden bekler.. Fakat bu bile. Belki daha iyi başka birini de bulabilirdim. Yüzen balıklar gibi sevinçli. ruhunun açılıp kuvvetlenmesi ve engin hisler içine dalması lâzımdır. (Ormanın mırıltıları) senfonisi. yanıma iyi bir arkadaş gelip oturur mu diye.

kuşların dillerinden bile anlamağa başlıyor. Sigfriti korkutmak şöyle dursun onunla çocukça istihza etmeğe ve gülmeğe başladı.. N. her şey vız vız vızıldarken. Düdük sesini müteakip Dragon ininden çıkt.— 160 — Aman ne actklı şey.hayet Sigfrit Dragonun kaibine. Haniya?. ormanın içinde. Ah. korkunun ne olduğunu bilmez. kalbi göğsünden dışarı fırlayacak gibi çarpar. Şigfritte gayri meş'ur bir cesaret var. bu titreme. öten bir kuş vasıtasıle haberdar oldu. Sigfrit. .. onu da bir kılıçta yere serdi. Bu sayededir ki sonra. „ Buna karşı Sigfrit şöyle diyor: "Filhakika bu. fevkalâde birşey olur. onu orman içinde korkutmak istedi. „ Ormanın hışıltsile.. Mimenin suikast teşebbüsünden kendini kurtarıyor. Hamle hamleye giriştiler. "Ormanda uz klarda her şey sallanırken. „ Mime. bu karma karış olma: Bsn bunları tatmak isterim... Bu pervasız cesaretin sembolü: Sigfrit'in kendi döktüğü (Nothunğ)kılıcıdır ki ilk işi Fafneri yok etmek olmuştur. Mimenin teşvikile Sigfrit. Bu dehşet. Fakat bunu duyan kalbim gene demir gibi. Fakat onun bu niyetinden. mırıldarken. anamı göreydim. kılıcını Tam bu sırada Mime de Sigfriîi öldürerek mei'un yüzüğe tek başına sahip olmak istiyor. " O .. Sigfril'in kalbinde doğan bu kuvvetli hislerle. kavga kızıştı. zekâsıda bambaşka oluyor.: Bu dağ gibi büyüklüğü ve çirkinliği. anamı göreydirn. etrafında herşey hareket ederhen insanın azaları titremeğe baslar hasseleri karma karış oiur başı dönmeğe başlar.. oralardan geçen bir vahşi homurdanırken. Dragonun ini yanma sokuldu.

seni tebessüm ederek sevmeliyim! Valhal'in parlak devrinden daha parlak devirler aç! Hoşça ka!. altın yüzüğe sahip. ey muhteşem seferlerin gayri meş'ur hazinesi ! Ben. şimdilik kahramanlık ve kurtarıcılık seciye» sini tamamen muhafaza etmektedir. sevinç te bir titreme ile bitiyor.cr. mabudeyi uykusundan uyandırmış* İşte o zaman ikisinin de kalbinden bir zafer sevinci ve aşk tajm ş. sinin son kısmında onu da bu akıbete düşürüyor. "Tetraloji. buraya — başka sebeblerle — kızı Brünhildeyi. Bünhilde: "Ey kahraman çccuV. "Nur içinde yatsın seni doğuran ana: Mukaddes ve var olsun seni besleyen toprak] Yalnız senin gözlerinin beni görmeğe hakkı vard 1 . ormandan çıkıp gidiyor. Sigfrit' "Nur içinde yatsın beni doğuran ana: Mnkaddes ve var olsun beni besliyen toprak ! Çünkü benim sevincimi gören şu gözleri gördüm!. Nihayet bu.— 161 — 5 — Pervasız cesaret Şimdi Sigfrit.. Bir kuşun sesine meftun olup onun ardından. ve yeni bir insaniyet devrinin — hür ve cesur Sigfrit nesli devrinin — başladığını ilân ediyor.. 11 .. Fakat Sigfrit. ey mabutların parlak ihtişamı! Ey ebedî ırk ! Daima sevinç içinde yaşa 1 F. kendi gururları yüzünden... Sigfrit! Uyarıcı bahtiyar kahraman! Seni ne kadar sevdiğimi eğer hileydin. Votaı?. ebedî uykuya daldırarak hapsetmiş. Brünhilde. uzaklarda bir kayanın dibine varıyor. Ben ancak senin için uyanacaktım! Ey Sigfrit. Bu da kendinden evvelkiler gibi ayni mel'anete düşecek mi? Va £r. ey ulvî çocuk. ve katfolunan (Sigfrite) e yas havas! çalıyor.. Filhakika o cltmdan ve hazineden nefret ediyor. (Brnnhilde) attık mabudlardevrinfr. Kayanın dört çevresinden tıhsımlı ateşi geçen kahraman. kapandığı.

Kanlarla sulanmış hazine* lerden kısır ve hayvanı zevk ve istifadedir. köylü centilmen. kalemini bu adaletsizliğe karşı şiddetle kullanmağa ve yegâne selâmet yolu gördüğü kendi doktrinini yaymağa başladı. orman bahan. Bu saat.— 162 — Karanlık uçurumlardan (tnabudların kara püskülü) gölgesi yükseliyor. onun ruhu altındayım. taze ve ilk enerji ile dolu. derin ve yüksek aşkım. Bu duygudan sonra. Sigfrit: Yeni hayat. benim için. Tolstoy [1828 —1910] Zengin bir kont. zabit. göz yaşlarile inşa edilmiş Tiraninin timsali ve kibir abidesidir. . Tabi! saf ve sadelik ile lirik ateşin zaferidir. mütebessim ölümüm hep. Fafner: Hayvan! ihtiras.ömrünün son yarısında. Sigfrit'in yıldızı parlıyor. hep onundur. ünlü muharrir olan Leon Tolstoy «1828 — 1910» . Her şeyim onundur. insanların çoğunun mahkûm olduğu yoksulluk acısını düşünerek ve insanlarda görerek pek müteessir oldu. 6 — Netice Pek mufassal olan Tetrolcjiden yalnız şu birkaç sembolü olsun hatırımızda tutalım: Mabudların Valhaliası: Başkalarını ezme sarhoşluğunun ifadesi.

— 163 — 1 Kendimize karşı samimiyet Tamamen temiz bir hayatın ilk çattı: Her günkü hayatın dışına ait sun'îiiklerini kabul etmekten mütevellit fenalıkları apaçuc anlamaktır. adî bir şey. Tolstoyu uyandıran darbe. modern cemiyetlerin fenalaştığına. bir kaza neticesinde başına gelen uzun veisdıraplı bir hastalıktan sonra ölmek üzeredir. Buradan dönüşte yeis ve dehşete düştü. gözünün önünden geçiriyor: İyi ve faydalı hiçbir şey yapmadığına kani oluyor. bo zulduğuna. Ölüm döşeğinde bütün mazisini. iyi ve faziletli gösterir. eserinde çoktur. 1884 te Moskovanın fakir bir mahallesini dolaşırken vaki olmuştur. amma sadece kesesini doldurmağı düşünmüş. Tolstoyun böyle vicdan şahlanmaları. Rusonun izinden yürüyen Tolstoy. "Bu manevî ıstırap ona.. şerit gibi. İtiyat o kadar kuvvetlidir ki: Bize. veya dıştan kuvvetli bir darbe iledir ki itiyadın pençesinden yakasını kurtarıp hakikî sefaletini idrak edebilir. tasan. bilhassa "fvan lllıtch'in ölümü. vaki olan sükûtu ile. mühim bir burjuva olan Ivan. insanların ıstıraplarını çoğalttığına kanidir. idrakinde anî şimşek çakmalar. Adamım. bu gece düşündüğü şu fi- . kendi özüle büyük bir mücadele. Bütün hatâların kaynağı şudur: Boş. Egoistlikten mütevellit bir cehalet neticesinde bunu şimdiye kadar öğreneme diğinden. boş ve egoist bir ömür sürmeği. kendisini bu işi tasvip eder mevkide görmek ile kendini itham etli.. Mazisi böyle gözünün önüne gelince ona bir sıkıntı basıyor. Zengin bir memur. mütebeddil. diye gezmiş. kısır ve hattâ fena olan şeyleri normal görmek. monoton.. müraî.

der. Artek tamamen anladı ki şimdiye kadar geçen hayatı. bunların her hareketi ve her sözü o gece kendisine zahir olan hakikati. onlarda -sanki aynada gibi. Kendini. mecburiyetinde içtimaî yalan nedh? olduğumuz — "İnsanlar. kızını doktoru görünce. Bu isyan zamanları bunları çabucak dağıtsa da hayatının en kıymetli zamanlarıyle.. yüksek sosyeteye karşı duyduğu isyanları hatırladı. Memuriyetîndeki hizmetleri. ve bütün hayatı boyunca bunları acı acı hatırlad'. Fakat bir an evvel düşündü ki bu bir hakikat olabilir. hayat böyle değildir. bir şeyi sadece ekseriyetin iyidir. Sabahleyin hizmetçisini. Tolstoy Çarların zuîmunun tevlit ettiği bu safsataya karşı «Nıkola Pa!kin> eserinde ateşler püskürür: . ve tasdik ederler. 2 — içtimaî valan: Behemehal kurtulmak . Fakat onlan. Nadir de olsa bazen. aiie hayatını tanzim!... demesiyle hepsinin de böyle demesi. sonra refikasını.— 164 — kirden geliyordu: Eğer benim bütün hayatım «olması lâzım geldiği gibi yani iyi» olmazsa benim halim ne olur? İlk evvel: Hayır. kat'iyetle tasdik ettird'. içinde bulunan adi vaziyet He memnun olmağı Tohtoyun eseri kadar sarsan hiç bir eser yoktur. ona benzer şeyleri kendi zamanlarında görünce hiç ses çıkarmazlar. grup halinde olunca.gördü. müthiş ve muazzam bir yalandan ibaretmiş.... Bu halde şimdi ilk vazife: Kendini ve etrafını tetkik etmek ve olmaklığımız lâzım geldiği gayet vâzih bir fikir edinmektir. monden şeylere alâkast neye yarardı? Birden bire bunlara arkasını döndü. Ahlâkî rehaveti. diyordu. İnsanlar beşer tarihinin cinayetlerle dolu olduğunu gö rüıler..

Bunun için Rus kilisesi. sözünün kayıtsız ve şartsız taraftandır. Dört el ile içtimaî ahlâka. can çekişiyor. 3 — Ahlâk ne? Hastalığı böylece tesbit ettikten soma bunun devası — Deva. san'at ve ilim. Bütün bu korkunç manzaralar. 4 — Din Tolstoy. . fakat biz görmüyoruy. onu aforozlamiştır. Milyonlarca adam fabrikalar esaretinde. insanlar.. cemiyet için yaşamağa sarılmaktır.. sadece ahlâkîdir. Başkalarına yardım ve cömertlik ile mûterafik değilse. 5 — Yeni hayat . bugünkülerin canlılığı ve hissizliği karşısında. Tolstoy'a göre manevî varlığımızı. zindanlara atılmış.. deiin hayrete düşürecektir. bizim böbürlendiğimiz. böyle samimi ve sağlam ahlâk üzerine kurarak hakikî «yeniden doğma» . birer mefsedet ve egoizm vasıtasından başka bir şey değildir. öyle ise asıl temel iş: Kalbimizi temizlemektir.. Hiristiyanl. Üç yüz bin adam. Bizim zamanımızda da mazinin çirkinlikleri var. Yanliz Tolstoy. sol yanağınl da çevir!. Bu. bedenen ve ruban mahvolmaktadır. İsanın "Sağ yanağına bir tokat vurana. despotların zulmünü normal telâkki ve kendi kendilerini aldatmakta devam ettikleri müddetçe ilimlerin ve müesseselerin ilerlemesinin hiç kıymet ve ehemmiyeti yoktur.ğın formalitelerine düşmandır.- 165 - "Ayni çirkin şeyler var. bunların çoluk çocukları da açlıktan ölüyorlar. Tıp* ki dedelerimizin de kendi zamanlarındaki çirkinlikleri görmedikleri gibi. Tolstoya göre. Yaptığımız hatâlara karşı biz de köileştik. müstakbel nesilleri. her zaman böyle olmuştun Bizde de böyle olacaktır.

Zengin ve münevver olan bu kont. Son romanı olan «Resurrection. müthiş. uzun bir tecrübe ve uğraş• ma oluyor. bu hadiseyi tamamen tabiî bulur.Bâsü badelmevt» inde bunu tasvir eder. 6 — Netice: Tolstoy. zindanlarda arayıp bularak izdivaç teklif ediyor. Halbuki o. içkiye düşkündür ve cemiyet onu. kendini zararlı bir kadının hizmetine hasretmek üzere hepsini terkediyor. içtimaî yalanlara karşı en gür bağıran. Kont için bu. Fakat bütün bu çalışmaları neticesinde «yeni hayat» a götüren <Bâsü badelmevt» i hissettikçe temel ahlâk kanunlarım daha kuvvetle anlamağa başlıyor: Her mahlûku candan sevmek. Koğdu. Mahkûm olan kadın Sibirya zindanlarına sevkedlliyor. Bu sırada mahkemeye her türlü fenalıkları yapmış ve nihayet katil ile itham edilmiş bir kadın geliyor. iyiliğe karşı . Böylece onu sefalete attı. fenalıktan daima çekinmek. Eserin kahramanı olan «Nekuldof». Kadını. büyük bir şahsiyet olup. Hem vaktile patronu oluşundan hem de şimdi hâkim mevkiinde bulunuşundan kendini bu mesele karşısında iki kat mes'ul sayıyordu. nedamet ateşleri içine düşüyor. hüküm giyen bu kadın evvelce ailesinin hizmetçisi idi. çirkindir. O kadın ki cahildir. egoist bir içtimaî nizamı idameye sky olup vicdanı tatmin etmediği ve bunun nefrete şayan bir komedi olduğu. Diğeri. Nekuldofun kalbine. Normal düşütçe. iki şey doğuyor: Biri beşerin adaletinin şekli. Ve hatâsını tamir etmeği arıyor. sathî.— 166 — mizı temin etmek lâzımdır. trajik şefkatli. yakıcı samimiyetli. Sibiryaya onunla gideceğini beyan ediyor. içinden atmıştır. Moskovada jürüiğe seçiliyor. Ruso gibi.

Ibsen [1828 — 1936] 1828 de doğan Nerveçli Ibsen. Norveç. 1 — Hürriyet : Büyük romantiklerden Hügo ve Misele gibi. Ibsen de beşer hürriyetinden pek yüksek neticeler bekler. çok fakirlik çekti. Bu nevi ahlâka düşman olan Ibsenin. miskin ve felce uğratan şeylerin tamamen zıddıdır. nihayet hâkîk! ahlâkı bulmasını tasvir eden dramları pek kuvvetlidir. gider. Donmuş ve tembel ruhları hareket ve hararete getirmek için haykırır. ve gittikçe gereneğin içine saplanır. dram şiirleriyle ûn kazanmazdan evvel.— 167 — eşsiz ihtiraslı bir ahlâkçıdır. Ibsene göte cemiyetlerin yarattığı ahlâk birtakım (batıla • prejüje) lerden ve hakikatte ahlâkî bir kıymeti ol* mayıp itiyatlardan doğan hal ve hareket kaidelerinden ibarettir. Edebiyatta romantizme saliktir. Bunda ötedenberi gelmiş işleri yapmakla insan kendim faziletli ve iyi zanneder. İtalya Münihte dolaştı. Hürriyet deyirce anladığı şey: içtimaî konvansiyonun dar. ferdin böyle basma kalıp ahlâka karşı isyan ederek. Sesi 19 uncu asrın en kuvvetli ve keskin ahiâk mayası ve samimiyete davet edicfsidir. Bu . Eserleri ahlâkîdir.

bir kere de kapısında < Burad? herkes.. karısının ruhunda bir is/an patlıyor.. " Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin! ? mısraını şiar edinmektir.— 168 — bapta ve cesaret: herkesle beraber (Çarşambadır Çar samba) demlyerek. Eserin başlıca şahsiyetleri (Helver ) ile karısı (Nora) dır. kendisini bütün arzu ve ihtiraslara kaptırmış bir egoisttir. Bu adam.. kendi içine kapanır! > yazılı bir tımarhaneye götürür. 2 — Ferdiyetçiliğin hudutları: Ibsenin bu hürriyetçiliğine bakıp ta insanı tamamen serbest bıraktığını ve intizamsız bir hürriyet ve anarşiye teşvik ettiğini zannetmiyelim. Bu ruhî haleti.tek başına kalmak pahasına da olsa itaat etmektir. Bunun için başlıca iki şart lâzımdır: Birincisi. olan mahlûkların yanına. Yoksa insanı bozmak ve ahlâksızlık yapmak değildir. Ibsen. Evinin içinde hayat.. ancak kendi kalbinin derinliklerin* den kendiliğinden gelen hissiyata . ve zannediyor ki vazifesi: bu zindandan kurtularak daha ziyade hareret ve hamle ile yaşamaktır. tamamen basma kalıp ve batıl fikirlerle yoğrulmuş âdi bir insan. Ibsen bu eserinde gösterir ki İnsanın . bir fıçı gibi. tıpkı c m s z bebeklerin varlığı gibi. Bir mesele hakkında nasıl düşüneceği evvelden belli. Bu vaziyet karşısında.. tamamen monoton. (Per Gynt). Buna dair en güzel piyes: (Per Gynt) tir. madd! ve dar egoizmi kırmak. bu eserinde bizi bir kere yer altında yaşayan ve şiarları < Yalnız kendini kayır! . en iyi temsil eden eseri «Bebenin evi> adlı dramıdır.. Fert için hürriyet isteyişi ferdin büyük işler meydana getirmesi içindir.

halk aşıklarına. Maddi ve kaba huzuzata kat'iyyen gönlü akmaz. hislerde sebat ve iç sükûneti ister. bir çok ihtilalar olacaktır. dolgan ve ahenkli bir insan hayatı yaşamak değil. ruhan derlenip toplanarak iç sükûnetine kavuşmağa sevkeden (amour de soi — kendine sevgi ve saygı) arasındaki zıddiyeti Jan Jak Ruso tamamen göstermişti. (Vahşi Ördek) eseri bunu temsil eder. Bunun faydasi olmaz. Her türlü kibir gururlara sayısız can sıkıntılarına sebep olan (atnour propre — izzet-i nefis) ile. ayni dersi yenilemiştir. halk düşmanı na* zariyle bakar. " siz benim gibi yükselin! „ dememelidir. hayvanlığa inmesi demektir. Hsr fert ancak mufaza ve irade kuvveti iledir ki. henüz daha kanatları tüylenmemiş olanları uçurmak istemişti. nefsine halcim olma. Hakikî ferdiyetçi. hakikate ulaşa bilir. . bilâkis insanlıktan vazgeçerek. Ibsenin kahramanlarından biri olan (Brand ) . ikinci şart şudur: Ammenin kanaatları üstüne çtk mı ş olan ferdiyetçi. Kütlenin kabul ettiği akideleri ve düzeltmek ve ve insanları gittikçe yanlış yoldan kurtarmak istfyenlere karşı. Sebebi. Kütle ile yüksek şahsiyetler arasında bu noktadan.— 169 — zevke tabiî kaprislerine bi/akması. nura tahammül edebilmek üzere birdenbire ve en kuvvetle tenvire çalışmak. Yoksa bu dışarıdan herhangibir nas (döğme) veya kanun ile verilemez. Ibsen. her şeyden ruh kuvveti. Bazen halk. kütle maalesef soğuktur. akdye ve seciye ferdiyetçidir ki. henüz bir batılalardan siikinemiyen lere otoritesini kullanarak. Çok zarif ruhları. onları tamamen kaybetmek ve ıstıraba düşürmek demektir. zekâ ve iradesinin kuvvetine rağmen muvaffak olamadı.

belki (Brand) eserinde görürüz. Bunda alelade hayat. yalanı susturalım ve genç bir arslan olan iradeyi uyandıralım. burada boğucu ve hüzünlü bir peyizaj ile yerini değiştirmiştir: Buzlu sisler arasında kaybolmuş bir Norveç fiyort1]'. tek başına ulaşabilmek. bu durgun muhitte. bunun üstüne Tanrı ne isterse yazar» . Bîr tunç levha olmak. bütün ruhları tutuşturabilecek. kıskançlığa kurban gitmek üzeredirler. kendi ulaştığı yüksek noktaya kütleyi maharetle çekmeği bilmek: fşte Ibsenin aradığı kahraman. yaşatan da iradedir. Bu dram. Yeni gelen Pastur Brand. 1864 Slesvİg muharebesinden sonra. Herkes için tek bir gaye vardır. politikanın adiliği ve darlığı tesirile yazılmıştır. geliniz bana! ruhlarımızı bîrbirne dayıyarak. bu zavallı sürüyü bu sefil ve acıklı vaziyette tutmak için onları itiyat ve akideleri içinde hapsetmekten başka hiçbir şey düşünmüyor. Nursuz bir hayat yaşamaktan nefret ediyor: «İnsanı hür kılan da. Her şey dökülüp saçıldığı perişan olduğu halde o bütündür. (Bebek evi) zindanı. Küçüklerde de büyüklerde de aynidir. Onun istediği kahramanın portresini. Ey benim doğduğum bu derelerde güç bir hayat yaşıyan insanlar. Büyük işlere şahlanıyor. en benzer surette. en sönük renklerle tasvir edilmiştir. egoizm tuzağına düşmemek. açlığa. hasisliğe. icabında. kararsızlığı alaşağı edelim. kahramanca hare* ketlere susamış bir adam. Burada harap bir köyün evleri falegierin gölgesine sıkışmıştır.— 170 — 3 — İrade kahramanı Hakikate. Çelik bir iradesi var. bir alev gibi beliriyor. can ve gönüllerimizi birleştirerek temizleme işine baş vuralım. Burada yaşıyan fakir balıkçılar. Başlarına geçmiş olan mahdut kafalı adam köy ağası.

bir avalanş altında öiüp kalıyor. dar ve miskin akidelerinden. köy ağası arkalarından yetişiyor: "Koşun. Ha bire gayret. yol biraz güçleşir güçleşmez kütlede cesaretsizlik ve mırıldanma başlıyor. Hasılı Brandın hayatı yüksek bir manevî inkilâp yapmak teşebbüslerîle dolu.. Tek başına kalan Brand.. her günkü maddî ihtiyaçlarının ardından koşmağa başlıyorlar.. evvelâ kendini iyi karşılıyor. fatihlerin idi: Maddî ve askeiî kuvvete . sürüler ile balık geldi!. dirik.. O. dar ve maddeci kiliseden kurtararak onları ebedi. en yüce tepelere çıkarmak) istiyor. ölüm döşeğinde olan anasını hasisliğinden vazgeçmediği için ziyarete gitmiyor. Yola dizilip tepeye doğru çıkmağa başlayınca. beşeriyetin daha şerefli devresi geleceğine bir (üçüncü hükümranlığa) inanır. öyle hareket ediyor. mükemmel bir (adam) olmağı bildi. Muhit. Brand. cesur ve temiz adam yapmak istiyor.. Brand düaünöyör ki ruhları uyandırmak için hal ve harekette çok sağlam olmak lâzımdır. diyor. kendini dinleyen insanları. Kütle tepeden koşa koşa iniyor. lâkin sonu muvaffakiyetsizlik. tik hükümranlık. fakat imkânı olmıyan bir şahlanma istemesiyle kendini mahvetti: Bütün kütlenin. kendisini taklit etmesini istedi. 4 — Üçüncü hükümranlık: Bununla beraber ibsenin son sözü bedbinane değildir. o vazifesinin başından ayrılıp gitmeği reddediyor ve çocuğunu kurban veriyor. evvelâ orun ardından gitmeğe niyetlenmiş görünüyor. Biraz daha ilerleyip yorulunca.. Hasta düsen çocuğunun. insanları. Büyük romantik şairler gibi lbsen de. Fakat çürük bir niyet. yüksek ahlâkî hakikatlere taptırmak (şiir Iisanıle. söyliyorlar. Kütle. Fiyordun sert iklimine dayanamıyacağını doktorlar.. Amma sonra ıstırap ve fedakârlık devresi geliyor.— 171 Brand. Yalnız bunu pek mübhem tasvir etmiştir.

Bunnnla lbsen belki şunu demek istiyor: tasanın kalbinde kibir ve haz hüküm sürerse insanı bozar. Ibsenin şairane teşbihlerini. Kalplerde ve ruhlardı derin bir İtaat itiyadı bıraktı. Bu büyük ülküyü kim reaüze edecsk? lbsen: "Tanıma ağacı ile salip ağacının birleşmesi. Bu ikisinin birleşmesinden yalnız ferdî değil saadet ve bahtiyarlık ta doğar. daha doğrusu bunların en iyileri. Bugünün insanları. kal1 i ifadelerle tercemeye imkân yok. ferdin kendi içinden gelmelidir: haricî bir iknadan değil. kuvvet. derunî hürriyet hissini tam bir surette inkişaf ettirme» liler. hîr zaman her yerde vicdanlarının iyi ve doğru dediği şeyi istemeli ve bu adalet hissine göre hareket etmeği bilmeliler. salip ağacı ise ıstırap ve fedakârlığı temsil ediyor. kahramanlık Burada Ibsenin kastettiği saadet. ve sonra beşeriyeti düşürdü. Yalnız ıstırap İse kansızlaştırır.- 172 - dayanıyordu. haz ve meserreti.. Çünkü. kimseye boyun eğmemeyi bilen. mert ve ahenkli bir ruha malikiyet mi? Bunu pek iyi seçemedik. Onlarda işte bundan muvaffak olamadı. diyor. Tanıma ağacı. Ancak bu suretledir ki hakikî insaniyeti yaratabileceklerdir. Her iki nevi de tek basma hâkim olunca bizi gaflette bırakır. (Apotre — Havari) lerîn idi. maddî realiteler mi? Yoksa sadece: Saadeti felâketlerle çarpışmakta bulan ve kendi kendine kâfi gelmeği. Amma memzuç olurlarsa en dolgun bir hayat yaşamış oluruz: O zaman ruh alevlenir ve enerji uyanır. içleri ne ise dışları da öyle olmağı aramalılar. kinci hükümranlık. . Bunlar hal ve hareketletile takdire değer insanlardı amma bunlar unuttular ki iradelerin kuvvetlenmesi ve ilerilemesi.

İçtimaî yalanlar arasında temiz ve gürbüz bir kuvvet ve (ferdî yükselme) imkânının canlı bir hücceti şeklinde yükselir. Çünkü kahramanları. fikren müstakildir. Ve bütün insaniyeti temsil ve ona hizmet edeceklerdir. Biihassa (Ruskin) in tesiri aifrnda kaldî. Rahipliğe girecekti: vazgeçti. kendi kalplerine doğan vazifeye misyoner varlıklarını vakfedeceklerdir. Şairliğe döndü. Ülküsünü realize etmcsile. 1 — Hayatı ve eseri 1834 te orta halli bir aileden dünyaya geldi. fçi ne ise dışı o OIÎ çaktır. ne hizmet edicidir. örnek ve yüksek bir insan olmuştur. Kollej ve üniversitede iyi tahsil etti. ve bunun başlıca fikir- . Vilyam Moris ( 1834 1899 ) Vilyam Morİ5.— 173 — 5 — Netice: Fransız romantikleri. Ibsenin kahramanı ise ne baştır. Vaziyetterinde ve tiklilerinde tamamen samimîdir. fıtıî mevhibelerin tenevvüu. ( Rosetti) gibi şairler : ( Burn e j o v e s ) gibi ressamlarla dostluğu varch. âlicenabane faliyetlf. hakikatte ferdiyetçi değildirler. ateşli nikbinliği ile dikkate şayandır. I§ci şâir ve muharrirdir.

insanların uzaklaştırıcı çirkin ve karanlık nokta* lanna attı. " Sevinç ile yapılım* yan herhangibir iş. Halbuki bu hal Makinecilik ve seri hayatına girdiğinden itibaren her yerde hemen bir kaide gibi oldu. 10 uncu asn işgal eden en mühim meselelerden biridir. Ostadı Ruskin gibi. Ona en ziyade nüfuz edenlerden biri (Moris) tir. iş. Moris tarafındın tekrar basılan bir eser de ( Toris Mor) un " Ütopi. 1891 de „ Hiç bir yer. Buna ilâç olmak üzere sosyalist doktrinlerin . halı ressamlığı ve saire yapılıyordu. dıvar resimleri. sidir. bundan cesaret alarak. Bir kaç arkadaşı ile beraber bir (tezyini sanatlar) evi açtı. Moris te şuna kanidir k>. konferans vermeğe ve halk terbiyesi için çalışmağa da vakit bulabiliyordu. ve müstakil bir hayattan sonra 1899 da öldü. kitabettik yapmağa özendi. benimsedi. yapılmağa değer bir iş değildir. çalışkan.— 174 — lerini. < Kırmızı ev > büyük muvaffekiyet kazandı. Bu mesele. çok ün kazandı. Buna biraz sonra ('•kırmızı ev) denildi. bir kölelik ve alçaltıcı bir şey oldu. Böylece. Renkli camlar.. 2 — içtimaî mesele ve sanat Sanat ve güzellik ahlâkının ne olduğunu (Ruskîn) de görmüştük. kitabını yazdı ki bununla ütopistler sırasına girdi. Basacağı kitapların tipoğrafini ve resimlerini kendi yapıyordu. Moris. Uzun. insan için en büyük bedbahtlık: sevmeği işi yapmak mecburiyetinde kalmaktır.. Bu işlerle beraber eserler de yazıyordu. ve ( Kelmscott) da bir matbaa ve bir de kitabçı dükkânı açtı. Bütüı bu işleri yanında. fabrika larin . ihtirasla. Şiirler ve hikâyeler yazmakla beraber resme ve yağlı boyaya da çalışıyordu. Burada evlerin ve resmî binaların tezyin işlerile uğraşıyordu. Heyecanlı ve genç ruhlu bir adamdı. Teknik o kadar ilerledi ki işçiyi.

halk sanat. ve yükseltici. bütün içtimaî meselelerin bununla halledilip biteceğini zannediyor değildi. eğlence değil. bir işi zevk duyarak yaparsa onda şahsî bir tam g ası olur. Sanat. Ruskinden soma Moriste: < Sanat.— 175 — öne sürdüğü şey: menfaatin ilgasıdır. hakkını almış olur. hayat verici bir Hümanizmin vasıtası olacaktır. Nihayet İngiliz sosyalist partisine girdi. Herkes. bu suretle aristokrasiye münhasır kalmaktan kurtulur. > Diyor. Böyle olduğundan itibaren sanat eserlerin müşterileri çoğalır ve eJ işlerine ve sanatlarına güzellik girer. işine karşı insanın duyduğu zevkten ibarettir. sanattan istifade edebilir. Fakat el sanatları yaptıkları şeyler de amelî ve kullanılan peyler olmalıdır. „ yok etmektedir. yeniden bir sevinç kaynağı yapmaktır. bü - . inci. Bu da encak en mütevazi işin de artistik bir surette yapılması ile mümkündür. muesır bir muharriri şu formülünü : " iş bu. İnsan. Moris'in öne sür* düğü fikir: işi. zevk ve zekâ ile yapılma ğa müsait bir yeri vardır. O zaman tngilterede bunu yapmak. Altın. kıymetli kumaş ve saire gibi maddî lükslerin yerine. İçtimaî sanat. sulh ve saadetin kaynağı. Morise göre her sanatın. güzelliğin az çok bir ifadesi olur. ucuzca. Ve bu sayede amele de. Moris. Bunun içindir ki meslek! ter* biyeye ve bilhassa resme çok ehemmiyet verir. Buna varabilmek için artist ite el sanatları sahihleri arasındaki duvarı kaldırmak lâzımdır. demokratlaştırılmış olur. mahirânebir iş ile meydana gelebilecek gayet ucuz bir şey üzsrine yapılacak şekil kaim olmalıdır. Sanat. ve o iş.

3 — "Hiç bir yer. Blâkis hürmete değer iştir. ve hazinliğînden canı sıkılıyor. Bu «misafirler evi» rsde. Morisindir: «Tasalı insanlar arasında çabuk ihtiyarlanır. halk teibiyesinden ibarettir. Açık gökte güneşin tatlı ve ilik bir harareti ile insanın içi neşe ile doluyor. insanların hepsi. âdi bir iş değildir. hayal ve rüya âlemine kaçıyor ve o zaman bu «Hiç bir yerde.— 176 — yük bfr cesaretti. müstakbel sosyeteye aid bir ütopi lomanının bir kaç faslı gibi gösterir. Ve o gece modem hayatın çirkinliğinden. . Müellifin evi de «misafirler evi» oluyor. eserini Moris... > İnsanlar. Bununla beraber Morisin sosyalizmi. genç görülüyor. romanına eğlenceli bir mukaddeme ile girer: Bir akşam. hürriyetin ve genişliğin tadı tadılıyor. Evlerinin ve erkeklerinin işlerini kendileri görüyorlar. Sonra balık istifi gibi yer altı trenine binip evine gitmiş.. ziya ve güzellik muhiti olacakar. Moris. Şehirlerin içinde dumanlı fabrika bacaları yok. iktisadî ve siyasî meseleler de var. hararetli ve mübhem geçmiş. Zarif bir surette dıralara bürünmüş kadınlar. Bu da gösteriyor ki ona göre içtimaî meselenin sanat yüzünü halletmek kâfi değildir. bir dostu ile müstakbel sosyete hakkında konuşmuşlar. takat içinde yaşanılan muhit: Sevinç. çünkü hepsi mesuddurlar. Bütün bu nevi eserlerde görüldüğü veçhile. Çünkü ev işi. sıhhatli ve güzeldirler^ Tem'z giyinmişlerdir.. geçtikleri yerlere küçük lavanta çiçeği dalları saçıyorlar. Bunlar bir filozofun mülâhazaları değil bir artistin rüyasidir. hâkim fikir: Müşterek hayatta ve bütün vatandaşların tam müsavatıdır. Münakaşa. Şu güzel tâbir. baş döndürücü süratinden. ve bu terbiyede zevki yükseltmek isi. Her şeyde ahenk ve güzellik var. meselenin can evi elmalıdır. Bu realiteden.» kitabını yazıyor.

ahenk ve güzellik örneği. ormanlarda küçük midilli beygirler üstünden sıçramak. plajlarda oynıyacaklar. İmal ettiği şeyleri de neşe içinde imal edeı. Böyle kendiliklerinden bir çok şeyler öğrenmiş olacaklardır.— 177 -Bundan başka «bir hanım için evini maharetli tanzim edebilmek bir zevktir. tutacağı işi tayinde serbest olacak. hürriyet içinde ve oyun ile terbiye edilecektir. Evin ön tarafım tezyin bile bir sanat eseridir. sevimli olur.. ot biçmek. her iş hoşuna gidecektir. grup ormanlarda. içindedir. Yeni adamın. Çünkü o. insanda çalışma zevkini azaltmaz.kuvvet ve*meharetlerini göstermek için. Bu taktirde işçilerin gayretini arttırmak için bi takım mükâfatlar ihdasına lüzum kalmıyacaktır.bir yolun tamiri ile meşguldür. Ceza F. Cinayetlerin çoğu yok olmuştur. bugünkü «Septe Jarden» tipidir.. > Morisin yeni şehri. birleşmesi lâzımgelen işçiler birleşerek çalışmaktadırlar. Çocuklar. Kendi kendilerine yüzmek. halkta yeniden sıhhî bir muvazene tesis etmiştir.. Seciyesi ve şahsî zevki. Herkes. de var ki buralarda. Gönül arzusile ve hürriyet ile olunca iş -oıta zamandaki gibi angarya değil. Şehirlerden köye dönüş. hakikî ihtiyaçlarını bilir ve yalnız faydalı olan şeyleri imal eder. bahçeler. kır larda. Evlerin içleri de temizlik. Çocuklar. grup.. herhangi bir iş icabt. biraz yapıcılık ve marangozluk öğreneceklerdir. hayatın kendisidir. Bu suretle her iş hoşa giden bir idman olacaktır ve hiç kimse bundan çekinecek değildir. Rusonun (ETHI) I gibi bir terbiye eski mânada mektep yok. çünkü ayrıca dinlenme için kâfi zamanı ve geliri vardır. Evler. "işin mükâfatı. Kezalik başka bîr grup . Ve köyler şen ve şataret içine gömülmüştür. * Morise göre şahsi mülkiyetin ilgas'. Birtakım "birleşmiş atölyeler. yaptığı işde görülecektir. 12 .

Fakat Mbris. tahammül edilemez bir şey olmuş. iş iie makine arasındaki ahenksizlik iie bir de büyük mikyasta istihsal hırsıdır. lükse karşı mistik bir fesahat iie soz söylemekle kahniştt. umumî sahada. Morisin sözleri. Moristen evvel Ruskin de bu mealde fikirler öne sürmüştü. O. Yalnız moriste. bunların rüya olduğunu saylıyor. csza fikri bile. sanat üzerine olan fikirleri ilâ sosyetenin düşkünKiğü sebebi üzerine olan fikridir. Feriler arasındaki musavalsızük nasıl yok olmuş İse milletler arasndaki rekabet te yok oinsu^. Amma o. bu rüyalarını. dikkate değer şey. tabiî bir faaliyet ve bahtiyarlık sevinci içinde bir arkadaşlık hayatı yaşamaktadır.— 178 - kalmamış. bugünkü (teknik rasyonalizasyon) karşısında masal gibi kalsa bile onun şu kanaati her zaman dikkat ve hürmete şayan kalacaktır: " Eğer is. bunu i. Morise göre bu düşkünlüğün sebebi. derin bu surette gayri ahlâkîdir.İle gösterdi. Çünkü o da. Mes'ut ve neşeli ve " şahsî serveti atıp saadete kavuşmuş olan bu insanlar. insanı boğmağa ve hayatını çirkinleştirmeğe sebep oluyorsa o iş. 4 — Netice Bu mucizelerin nasıl usule geldiğini Moristen sortnıyalım. bir sistem hahne koyacak kadar fikir kuvveti gösterememiştir. .

— 179 — W . . İngilterede kalarak nihayet ingiliz vatandaşı oldu Vilyam. Ameri kaya dönerek. 1902 de bir Psikolojik izahlar şaheseri olan (Varicties of Religions Expeiiencis = Dinî tecrübe başlıkları) nı yayınladı. I89O da yazdığı ( Psikoloji) si. 1872 den itibaren ölümüne kadar ( 1910 ) burada hocalık etti. = Master Degri ) sini 1870 de Harvard Üniversitesinden aldı. Ceymis'e göre. genç Amerikan devletinin ruhunu pek iyi kavrayıp ona en uygun bir şekilde hitap etmeyi bildi. Amer ikada hiç bir filozofun elde edemediği başarı ve halk arasında ün kazandı. Ceymis. Felsefeyi şöyle tarif eder: Eşya hakkında en iyi anlaşılabilecek bir şekilde düşünmek. anatomi ve fizik ötesi tahlillerle doludur. D . FiziyoIoji ve nihayet felsefe hocalığı. Fransada ( Şarko ) ve diğer akü hastalıkları mütehassıslarının derslerime devam ettiler. Fizik ötesi demek: eşyayı en açık bir tarzda düşünebilme çalışmaları demektir. Ceymis (1842 — 1910) Vilyam Ceymis. ilk önce Anotomi. Psikoloji olaylarını. Hanrı. 1842 de (Ncwyork) da dünyaya geldi. Babası mistik bir filozoftu. Felsefî ilk eseri ( The will to belive = inanmak iradesi 1897 ) idi. ince ve renkli tahliller yapma merakı onu Felsefeye çekip götürdü. Kendinden bir yaş küçük olan kardeşi ( Hanri ) ile beraber Fr an saya tahsile geldiler. 1900 den sonra yalnız Felsefe ile uğraştı. ( M .

Bu meselede işe psikoloji ile başlamış ise bu. Bu akım içinde fikirler meselâ kandaki yuvarlaklar gibi geçmektedir. Düşünce bir akımdır. Bu dokum. Ceymis'e göre bu. Tahlile ben de oradan başlıyacağım. Eski ingiliz atomcu Psikoloji. Felsefesini bilhassa bu son eserinde en açık anlatmıştır.Fizik ve Kimyanın bir kopyasından ibarettir. Ceymis.bir mutâsıdır. aktüalite ve reaHte aşkıdır ki Ceymisl pragmatizme çekip götürmüştür.ki eşyayı yan yana gelmiş ayrı ayrı fikirler olmak üzere alırlar. Fikir ve duyguların bir devamlı akımıdır. Pragmatizm Ceymis'in düşüncesi ddma eşya üzerindedir. bazılarının sandığından çok daha ziyade İyi bir aynadır . Her şeyi bir döküm ve mâna içinde götür.koku. bunu sokmamak için tıpkı bir hastalığa karşı uğraşan karan- . Fransız Ekolünün apaçıklığına vurgun olan Ceymis. lems ve kalıp şeklinde . (Haris) ve başkaları Hegel felsefesini Amerikaya sokmak istediklerinde. eşyanın . Cermen Fizik ötesinin Pedantesk terimlerini hiç sevmez. . fikri : haricî ve maddî realitenin bir aynası gibi kabul etmesindendir. Akım. . onun karanlıklar içinde dolaşmayı sevmesinden değil.— 180 — 1907 de mejhur ( Pragmatizm ) ni 1909 da ( A Pluralîsttc Univers — Çoklu kâinat ) île ( Hakikatin mânası ) Ölümünden bir yıl sonra 1911de ( Bazî Felsefe meşeleri ) 1912 dr de ( Radikal Amprizm denemeleri ) çıktı. Araçsızlık. Hiyum'un sandığı gribi sadece ayrı fikirleri kavrayıp yansıtmakla kalmaz. bir nisbetler sistemidir.

bundan ilhanı alarak. Yoksa sonu gelmez münakaşalardan başka bir şey çıkmaz. bîr fikrin menşeini arayacak y&rde. geniş ve uzun vadeliliği de içine alır. ebedî ve değişmez. Ceymis. pratik hayata uygun ve başarılı olması demektir. (hakikat) in yeni bir tarifini yaptı. "Nasıl hal ve hareketimiz için uygun olan yolun adı (doğruluk) sa. Tabiat kanunları. bunu felsefenin temeli olarak almıştır. (Spinoza). Yoksa herhangibir nesnenin kopyaları değildir. (hakikat) de: objektif bir nisbettir. «demişti. Ceymis. Varılacak özel neticelerin önceden doğru hesaplanmasıdır. aynı zamanda hakikattir de. Peirce ) in „ Fikirlerimizi nasıl vâzıhlaştinrız?» başlıklı bir makalesinde: «Bir fikrin doğruluğunu anlamak için onun bir iş. O Felsefeye : " Bir kuru lâf harmanı „ der. iyilik ve güzellik gibi. (Uygunluk).— 181 — na doktorları ve memurları gibi uğraktı." Pragmatizm. Nasıl ki (hükümler) ve (zaruretler) de böyle bir nispet meselesidir. . Eski fizik ötesi problemlerini bu mehenge vurmağı sınadı. düşüncelerimiz için uygun olan şey de hakikattir. onun meydana getiidiği neticelere bakar. (objektif nesnel) hakikat olarak alınır. Bunlar Öyieaçık mâna kazanmışoldular ki sanki Eflâtun'un meşhur mağarasından bir öğle güneşi altıea çıktılar. Hayat yolunda iyi olan her şey. bir tecrübenin formülleşmesi. Ceymis. Hakikat demek. işte bu ilkeye sarıldı. Onları bu mehenge vurunca bir kimyevî tertipten elektrik akımı geçirmek gibi bir hal oldu. meydana getirtip getirtmediğine bakmalıyız. Hakikat (iyi) nin bir türlüsü olup ondan tamamen ayrı bir sınıf değildir. Bu da şüphesiz ki faydasız bir şey demektir. 1878 de ( Ch. Ceymis.

— İnsan. Bazt meydana vermede mizaçtan mizaçlar da bu ikisinden birer parça katılarak gelmiştir. zarurî farz olunanlar üstünden aşarak da sona. Pragmatizm: (sonu ne?) yi aradı. beşer hürriyetini kabul ederler. Bu suretle o. düşüncenin yönünü. İnsan. hadiselere kıymet ikinciden. Böyle ikisini armonize edebilecek bir fehefe var mı? Ceymis. Zira Determinizmce inanacak olursak Hint mistiklerinden farkımız olmaz. İdealist. ilkeler.— 182 — Pragmatizm. sorusuna cevap aradı. 2 — Sert ruhlular: dinsiz ve materyalisttirler. Burhanları bizi dikte eden.. geleceğe ve aksiyona çevirmiştir. Darvenizm: menşe nedir? (Neblöz) lere daldı. Belirgin ve dağişmez nasları. Meselâ Ceymis. zaruretlerdir. kategoriler. karemser ve septikdirler. Skolâstik: Eşyanın mahiyeti nedir sorusunun cevabını aradı. iradesine sahip mî? — Elbette. Mizaçlar bu bapta iki türlüdür: 1 — Yumuşak ruhlular: dindarlığa mütemayildirler. meyvelere bakar.. iyimser ve münisttirler. . bunu kurmağa uğraşmıştır. Zaruretleri dikte eden burhanlar değildir. karanlıklarda dalıp kayboldu. Determinizim'i reddetmede birinci olmak üzere ikisi karmasidir. filân ve falan felsefeyi kabul ediyorsa bu (nesnel gerçek) i elde ettiğinden değil bünye ve mizacına uygun geliyor da ondan. neticelere. Ploralistik. FataÜst.

hayattan daha iyisini Eğer bizi bu sürmekte olduğumuzdan yata ulaştıran bîr fikir varsa. doğru bulmaz. vazifesinin ferdlere hizmet olduğunu iyi kavrasın ve yapsın. öyle bir hükümet lâzımdır k(. Ceytnis. bir uçsuz bucaksız sergüzeşt sahası g-ibi alsın. (Tain) in her terakkiyi: (ırk. muharebelere harcamaktadırlar. Uyanık olma ve ahlâki hayat için. Bu ihtiyat enerjiyi insanlar ve milletler. daha iyi ha- Onları almalıyız. Ceymis'e göre her insanda gerek ferd. kanal kurma. yani: Kâinata. gerek cemiyet için ayrıca ihtiyat enerji daima vardır. Ceymis. bataklık kurutma. ferddir. Her şey. insanı iğnelesin. muhit ve zaman) a vererek ferde kıymet vermemesini.— 183 — Eğer sürmekte olduğumuz yaşatabilecek bir hayat varsa. Tanrıya iman pek mühimdir. Halbuki bunu asıl: Gene toprak açma. manevî öte hayata inanır. Diğer taraftan öyle bir felsefe lâzımdır ki kâinatı bir (şema) gibi değil. ona göre esas. hattâ felsefe bile bir vasıtadır.. Tehlikelere ve başarısızlıklara rağmen cesaretle ilerleme telâkkisini eski Yunanlılardan kalma bir anıt taş üzerindeki yazı pek güzel açıklar: «Gemisi. her türlü dinlerdeki insanların tecrübelerini (Dinî tecrübeler) adındaki eserinde göstermiştir. gibi (tabiatle mücadele) de harcamahdtrlar.. bir çok mağlûbiyetler ve başarısızlıklarla dolu olmasına rağmen başarı ve zafer elde etmeği bilen insanlara. fırtına ile batmış bu sahilde gömülü bir . der. bunları vereceği telâkkisini ilham ederek. Bunu ispatlamak için Ceymis.

budur). ve tavsiye edilebilecek bir öğüt yok. Yoksa felsefenin eski (Hakikatin ne olduğu meselesini) hal ettiğine kendide kani değildir. son zamanın ilim .— 184 — gemici size-yelken açmağı tavsiye ediyor ı Birçok cesur gemiler . Her şeyin değerini (geniş fayda) ile ölçen (umumî menfaat) felsefesinde.din mücadelesinde Kant ve Bergson gibi • Materyalizmin elinden dini kurtarmağa çalışmıştır. . (The Wıll to blieve — inanmak iradesi) ile vardı. İnsanın mukadderi hakkındaki bu büyük hakikate (Ceymis). Bakon'un tecrübî ingiliz felsefesini bir kere daha hayatta kendisine çevirmek istemiştir. Bunu. Aliaha ısmarladık. (Con Doi) der ki: Kâinatı bir (olup bitmiş) bir şey gibi değil de bir şans sahnesi gibi almak. ölmezden biraz öce yazarak masasının üstünde bulunan şu yazısı pek iyi anlatmaktadır: Kesin bir hükt"m ve netice yok. Hoşça kaim. Şopenhavr'm (irade) sinde. Zaten birkat'î hüküm var mı ki ona dayanarak biz de bir neticeye varabilelim? (8u. Darvin'in: (En lâyık olan yaşayacaktır) mda. Ceymis. ve çevirmiştir. Denebilecek bir şans. Akıl ve mantıkla vanlamiyan. Prağmatizm'in kökü: Kant'ın amelî aklında. Cemis'in yaaşdıği günlerdeki Amerikan hayatını aksettirmektedir.biz burada batarken • Fıttinaya mukavemet etmektedirler. ingiliz tecrüfcî felsefesinde Ve Amerikan hayat telkinlerinde Jdir.» Pragmatizm.

hakikî enerji ve kahramanane büyüklük yoksulluğu görmektedir. 1870 .1871 Alman muzafferiyetinin. modern devrin ileri olduğunu ve daha da ilerlemekte olduğunu söyler. Son Almanyamn da en büyük muharrirlerindendir. Bir çok insanların avamın . Müelliflerin çoğu. sebebi bu büyük dâhinin sıfatında. iikrinde iseler de Niçe . korkaklık devri» der. modern Avrupa üzerine en derin bir tesir yapmıştır.•— 185 — Niçe (1844 — 1900) Üniversite prefösörlüğü ile işe başlıyan Niçe. 1 — Gerileme fikri: Niceye göre avrupa gerilemektedir. inzivada. Yaşadığı devir hakkında Egoizm. Felsefesi. yorgun ve uyuşmuş bir milleti uyandıracak hakikî bir din prensibi görüyordu. asıl ilerlemenin bu olmadığını cesaretle bağırmıştır. ve neticelerinde 1870 ten sonra verdi. ( Vağner ) ile ilk evvel hürmetkar bir dostluk içinde yaşadı. onun (Bayrot) itak muvaffakiyetini. fen ve tekniğin inkişafı diye övündüğü şeyler . Nicenin hayatı. fenalığı şümullendirmekten başka bir şey değildir Almanya. Vağner'i ilk evvel âdeta perestiş ediyordu. Sonraları aralarında Şiddetli kalem münakaşaları oldu. eski yunan edebiyatını derin mütalâa ve tetkikten sonra kendine mahsus bir Felsefe öne sürdü. bu maddî ve adi zenginliğin altında . Bütün felsefesini bu fikir üstüne kurar. maddî refaha daldıkça o. vatandaşlarını yükseltmekten ziyade bozup alçalttığını söyler. Sonradan Vağnerden nefret etmesi. hastalıkla ve ıstıraplar içinde ve nihayet deli olmakla bitti. bayağılık. bir insanı kibre düşürecek .

inişli çıkışlıdır. eski Yunan ile Rönesans devresi. Miskin faziletli değil fakat değerli ve yüksek kıymetli olma. Devrimiz en düşük devirdir.. Niceye göre beşeriyetin büyük devresi. böylece. Zaifler ve geriler mahvoisun. Fakat Nicenin bir de (ebedî dönüş) nazariyesi vardır. irade ve kudreti yükselten her şeydir. En fena bozulma. maalesef. der. Fena nedir? — Kökü zâfta olan her şey.. gene gelecektir. Lüter diriltti» der. «Batıyordu amtna. bilhassa İtalyan intibah devrpsidir. Zaitlere ve gerilere yardım etmek mi? — Bundan daha zararlı bir şey var mı? Zaiftere ve deklâselere yardımı emreden hiristiyanlıktan daha muzir bir şey yoktur. Üstün devirler.. Beşerin hayatı. . hıristlyanlığm meş'um ve iğiâl ettirici tesirlerini zamanımızda dahi devam ettirmektedir. hırîstiyanhk ile başlamıştır.. fakat harp. Her şeyden evvel sulh değil. nura doğru çıkmanın yollarını gösterir. Ona göre demokrasi ve hürriyet gibi modern fikirler. Felsefesinde. Bulunduğu halden memnun olma değil. fakat daha ziyade kudret sahibi olmayı arama. İşte insana muhabbetimizin birinci prensibi... Saadet nedir? — Bir mukavemeti yenme ve kudretin arttığını duymadır.— 186 — kadar tantanalı ve bunda merkantil bir zihniyet görmesindedir. Nıçe hıristiyanlığın en büyük düşmanıdır. 2 — Beşerin ülküsü: Bu halde gâb ilerliyen bu hayatin mânası nedii? Şimdi kendinden bazı parçalan alalım: "İyi nedir? — İnsanda.

kendilerini her gün biraz daha en kvvetli ve en yüksek yapmağa uğraşan bir (güzideler zümres') dir. Hıristiyanlığın yaptığı işte budur. dünyanın gürbüzleri.. en son vardığı altın devir idi. sürünün bu (küçük faziletleri). (mes'ut olma)haklarından ... adam oğlunun en değerli vasıflarının kıymetini düşürdüler. modern medeniyetin bütün müsbet şekillerini ihtiva ediyordu: tefekkür hürriyeti. doğru fikirlere hararetle sarılmak. fenne ve beşerin fennî mazisine karşı heyecan. Fakat bu mertebeye yükselmek: pek asîl ruhlu kahramanlara. "Yer yüzünün en güzel çiçekleri: kuvvetli. Bu. samimî. kültür zaferi. Hıristiyanlığın. 8u kahramanların işlerile zaif ruhluların ve kölelerin {küçük faziletlerim) mukayese etmeğe kalkmak. Koyun kafalılık ve yumuşaklık bu dereceye çıkarılınca bu dünyada şöyle dursun. Beşerin tekâmülü için insanları asiller ve köleler diye ikiye ayırır. şahsî hürriyet..— 187 "İtalyan Rönessans'ı. istibdada boyun eğmemek. cesaret ve kahramanlık meylinin yolunu sapıttırdılar. ahır ette bile hiç bir şey beklenemez. hür. Birinciler. insanı kendi kendini mahvetmeğe kadar götürdüler. kudıettileri. sathîlikten Ve gösterişten nefret. 'İsaHa veya onun havarisi (Pol) da sevmediğim şudur: Küçük irsanlarm kafalarına öyle şeyler doldurulur ki sanki onların (küçük faziletlerinin) bir ehemmiyeti varmış. Bunu. her fenalığa rağmen. pek ateşli anlatır: "Gürbüzlerin. on asır süren orta zamanın. onları birtakım rüyalara sevketmek ve aldatmak demektir. (fevkalbeşer) lere nasip olur. insanı asla (ebedî hayata) ulaştıramaz. pek pahalıya mal oldu: Bunlar. Fakat beşeriyete bu. ikinciler hastalarıdır.

ya bizim arkadaşımız olunuz. Buna ulaşmak için. öyle ise. neticede itiraf eder. medeniyet üe komşu yapmayınız. İlk bakışta bu ahlâk.: sert kavgacı ve egoist görünür.— 188 — şüphelenmesi ne büyük ve ne meş'um bir hatâdır. evvelâ gürbüzlerin hastalardan ayrılması. Fakat şunu ilâve etmek şartiyie ki bundan (ferdî cehd) mânası anlaşılsın. gittikçe yükselen bir insaniyet meydana getirecektir. onlarla karışmaması lâzımdır. yer yüzünde en yüksek noktai nazar bu olmalıdır. Muakis kutuptan . Vakıa sertliğini. der. Yahut bizden ayrılıp inzivaya çekiliniz.. 2 — İnsana pek fazla merhamet etmeden. Amma beşeriyeti yükselten bir adamda olunca bu. işte ancak böylelikledir ki kendimizi —hiç olmazsa bir müddet— bizi tehdit eden iki müthiş bulaşık hastalıktan koruyabiliriz. 1 — İnsandan nefret etmeden. Burada sesinin tonu. Kollektif. Bununla Nicenin pek meşhur (fevkalbeşer) meselesine geliyoruz ki bu (üst insanlar). bir gerinin hastanm ve zaifin egoistliğe hakkı yoktur. coşkundur. artık filozof gibi değil. şairanedir. bırakınız temiz hava girsin. İyi arkadaş. Kavgacılığı da doğrudur. çünkü böyle olmak zarurîdir. Hastaların gürbüzleri de hasta yapmasına meydan verilmemelidir. Hastahaneierle timaı han eleri. Bu tersine dönmüş dünya kahrolsun! bu utanılacak derecede yumuşamış hisler kahrolsun. Liriktir.. anonim ve teknik bir muharebe değil. 3 — Fevkalbeşer. bilâkis bir fazilettir: Bu seçme. bugünkü beşeriyetin yirine kaim olacaktır. Egoistliğe gelince: Niceye göre. Dostlar.

Bundan sonra. hıristîyanhk zehirinden kurtarmağa davetli görür. Evvelden maymun idiniz.. "İnsan. "İnsan. kendinden daha üst bir şey yarattı. Siz bu büyük dalganın geriye çekilişi misiniz? Daha açık tabir ile (insanın üstünde bir varlık) olacak yerde hayvanlığa dönmek mi istiyorsunuz?.. Bunu izhar için «arza ve toprağa sadık kalmak> lâzımdır. hıristiyanlığm aîlahı ölmüştür. şöyle diye bilmelidir: ben. yıkıcı haberdir.. size (üst insanın ne olduğunu söyiiyeyim: «Üst insanın. bulutlardan düşen ağır bir damlayım. köprü olma istidadıdır.. şimşeklerin öncüsüyöm.... Asıl (iyi haber—İnci!) foeiiimkf. der. Şimdi de insan. dünyayı. Fakat bu damlanın adı: (üst insan) dır... "Şimdiye kadar her varlık. bugünkü insan da öyle bir mahlûk kalır. "İnsana nisbetle maymun nedir? Mukayese edilemiyecek kadar geri bir şey değil mi? (Fevkalbeşer) yanında. hayvan ile (üst insan) arasındaki uçuruma Icurulmuş bir köprüdür. arzda (üst insan) hükümran olacaktır. Amma sizde solucanlıktan çok şey kaldr. e s k j _ ^ k jcıyjnetlejlnita bilhassa îııristtyanlığmkinin' tamamen zîddlnidîr7~Hârfi harfine .. "Siz solucandan insana kadar yükselen bir yol geçtiniz. t Yan i alelade insan olmıyarak (üst insan) olmaktı?]. Nice diyor ki.— 189 — bir Isa gibi olarak kendini.. maymundan daha maymundur. "Ben. hıristiyanlığın incili fena haber. her engele üst gelmek mecburiyetinde olan bir varlıktır. 4 — Netice Nicenin ahlâkı. "İnsanda büyük olan şey..

fanidir gelip geçicidir Nevi beşs- . . Çünkü Frans. Bütün mahlû'ilara müfrit bir muhabbet ve merhamet: en geriler en Önlerdir fikri. Beşerin hayatı namütenahi olmayan tabiat şartlarına dayanmakta olduğundan. Maziye zevki ve vukufu. onu kolayca İstikbale ait düşüncelere sevkedebilirdi. . kendi iştihalannı tatmin eden bir insan değil.— 190 — ahnsrsa htrisHyanhk esasen ütopik bir şeydi. fennî mülâhazalardır. Niçeninkinde muakis kutuptan ifratlar vardır. temel kültürünü tarihten aldı. Esasen bu mevzu ile meşgul olacağı tabiî idi d e . Eserleri tedkik edilince görülür ki Fransm istikbal hakkında üç muhtelif görüşü vardır. Bu müteazzim ahlâkın tehlikeli noktaları oîacsğı şüphesizdir. Birincisinde hâkim olan. yalnız kuvvete tapar.düzeltir. insanlığın istikbali ile hararetli meşgul olmuştur. kahramanca yüksek idlere sarılan ve yepyeni bir insaniyet yaratan bir varlıktır. Taiihçİ idi. O zeman enerj yi ve kahramanlığı tahrik eden bir vasıta olur. Anatol Frans ( 1844 — 1924 ) Romancı Anatol Frans. Fakat hayat bunu da -hirisîlyanlığ» yaptığı gibi. fenalığa karşı mukavemet etmemek ve saire bu dünyada olmıyacak şeylerdir. Nicenin (üst adam) i.

ihtilâl ülkücülüğüne. içtimaî aksiyona inanmıştı. eserinde. 2 — Usul ve istikbal hakkında tahmini Evvelâ şunu söyliyelim ki Anatol Frans'a göre ütopi. güneşin soğumasını o kadar uzak zamanlar da görüyorlar ki nevi beşer için hemen hemen namütenahi bir devre göstermektedirler). der.. son fasılları bu tezi Üçüncüsü. fakat durmadan ve daimî bir su* rette hakimlerin rüyalarinı tahakkuk ettirmektedir. ( Maamafıh şunu da kaydedelim ki bugünkü fizikçiler. Parise ayak basınca nikbin oluyor.— 191 — rin ömrünü pek te geniş olmıyan bir zaman sahasında görür. terakki fikrine inanmaz. "Ce'Iie des Piyoninsn eserinin tasvir eder. Güneşin harareti kesildiği gün nev-i beşer de yok olacaktır. beiki budur. kendilerini kurtarabiliiler. Frans'm esas fikri. Ancak hakîmane hareket edenler. serseri bir hülya değildir. İkincisinde hâkim olan telâkki. Bunu «Jerom coignard'ın fikirleri» eserinde izah eder. Bu telâkki. Anatol Frans'm ruh ve hayatında uyandırdığı heyecan ve nikbinliktir. "Beyaz yol üzeıinde.. Nok- . ve adalet ve hakikatin en son zarurî zaferini ilân ediyor. şüphesiz. Dreyfus meşalesinin. Bunda Vılyora Moris ile Vels'den ilham almıştır. O hâdise karşısında Frans.. Mösyö Bergeret. Sosyeteler ise «yıkma ve yeniden yapma» gibi bir batıl devir üstünde dönerler. ağır ağır. (Septik filozofu) nunkidir. Bu felsefeye göre insan. Fennî bir şeydir. Bunun tasviri de « Epikürün bahçesi » eserindedir. ütoplye benzer bir şey yapar. Frans. Renan'ın statüsü önünde Frans: «İnsaniyet. bir şeyi tamamen anlıyatnamak zâfında herkese karşı müsamaha ve gâieryüziülük ile hareket etmek kaynağı bulmalıdır.

işin şrkli. Bazı içtimaî hadiseleri müşahedemiz altsndi bulundurmak ve bunların ne gibi şartlar altında vuktîa geldiğini tarif ve tayin etmek mümkündür. fik evvel esi?ter çalışıyordu. Bilhassa Romanın (taaddüd ele) devrini. geniş mikyasta rol oynıyan. Bu ezah devreye göre. Ortazaman derebeylerinin elinden kuvvet ve kudretin nasıl istirdat edildiğini mütalâa etmekle. Bir asırdanberi küçük sanatlar yerine büyük sanatlar sermayesi kaim oldu.. kısmen bizce malûmdur. bugün şahsî mülkiyet şeklinde olan istihsal vasıtalarının istikbalde bırgün nasıl bir şekil alacağı da anlaşılabilir. Bunu-ila beraber bu çeşit "fennî. nin kıymeti. Bu zaviyeden bakılınca ütopi. Müstakbel beşeriyetin kavgacı mı. Vebadîsatm tetkiki ile çizilen münhanî üstünde devam eder. bir (içtimaî faraziye) dlr. sulhçu mu olacağı da ayni suretle aranılabilir. muharririn hissi bir tercihi oluyor. oldukça iyi biliyor. . Şimdi bu sermaye yerine kaim olacak şekil aranılabüîr. elbette tam ayar değildir. Başka bir misal daha alalım. Ta menşedenberi hadiselerin akışı itibarile bir (tıtimal). Çünkü istikbalde olacak şekli tayinde. bugün inhitatına şahit olduğumuz hıristiy anlığı tasavvur ve temsil edebiliriz. mevziidir. Daha sonra ücretliler. kalbimizin arzu ettiği bîr şeyi tahakkuk ettirmek için hayalimize kuvvet vermek demek değildir.— 192 — ta i azimet?. Dinlerin hayat ve mematı hakkında beşerin bazı tecrübeleri var. birtakım derişikliklere maruz kalmıştır. O mazinin mabedi ve neticesi de bize tamamen meçhul kalamaz. Meselâ. Buna bakarak. "Mademki insan cemiyetlerin mazisi. yeni bir istihsal şekli daha tesbit edilebilir. sonra satın alman köleler.

çayırlar değil. Büyük şehirler. tahayyül ettiği yeni âlemi rüyasında görüyor : Parmaklıklarının arkası yeşil yapraklı nebatlarla süslü.— 193 — 3 — 2270 senesinde hayat Anatol Frans. Nakil vasıtalarındaki terakki. Anatol Frans'ın ütopik cemiyetinin prensipleri. zarif konforlu ve oldukça münzevi evlerine çekilebilecekler. Bunlar trenler ve otolar idi. 4 — Kollekivizim. yüzüme vuruyordu. sana diyorlar ki bizim sosyetemiz. muhtelif şekillerde fakat hepsi mini mini. "Hipolik. Hasıl ettiği rüzgâr. Eski bildiğimiz kollekivizimdir. Gözlerim bu tazelikler ile mest iken dümdüz ve doğru bir yoldan birtakım gölgelerin koştuğunu gördüm. penbe evler bulunan uzun bir cadde boyunca gidiyordum Kırlarda aîev ve dumanlar saçan çelik (sirk) lar var. orijinal şeyler değildir. Bu mintakada bir korku kanad germişti. kafamı patlatıyor. öyle bir nüfus muvazenesi yapıyor ki vatandaşlar. inzivası tadı tatabilecek. şahsî mülkiyetin tamamen ilgası üzerine kurulmuştur ve sen zannediyorsun ki kullanılan eşya ve moblelerde d ahi F. Yalnız bunun sadece istihsal vasıtalarına ait bir iştirak olduğu pek vâzih olarak görülür. Makinelerin çıkardığı gürültü. 13 . federalizim. (metropolis) ler yerine. Herkes.. işinden çıkınca bir "epikör. Frans. şehir ile köy arasındaki tezadın kalkmasıdır. Girdiğim cadde. Anatol Frans'ın rüyasında bizi alâkadar eden trenler. güme güme ağaçlarla süslü ve içinden çay geçen bir çayır ile nihayetleniyor. şehirler ahalisinin dağılmasına müsait bir şekle girmiştir. sulhçuluk. fabrikada altı saat çalıştıktan sonra.. Burada inekler otluyordu.

Sulh: müessir ve ahenkli bir organizasyon mahsulü olacaktır. toprak. işin meyvelerini bir şahsın veya bir grup eşhasın yemesi ihtimalidir.annolunuyordu. istihsal vasıtaları. büyük karışıklıklara ve ihtilâllere sebep olacak ve sonunda yeni nizam doğacak. Kendi sinesinde de mücadeleler yaptı. KapitaHstler ile patronlar pek büyük gruplar teşkil ederek. gâh mağlûp oldu. uçurumlar içine yuvarlanıp gitti. kanallar. yollar ve sairedir. kendi kozuna hizmet eden şefleri attı. Bununla beraber daima az çok kazandı." . Amma bu böyle değil. adalet ve aklın icabet tirdiği yeni sosyeteye geçid nasıl olacak? Anatol Frans'a göre Avrupada bu geçid. istihsaldeki ahenksizlik ile rekabetteki delicesine hareketler. 5 — Eski sosyeteden yenisine geçid Kapitalist eski sosyeteden. Avrupa federasyon devresine girerek federal bir komite tarafından idare olunacak. istihsali tanzim ve rekabeti kaldırmağa teşebbüsler et' tiler. Yoksa etrafımızdaki kullandığımız eşyanın mülkiyetini yıkmadık. Bu suretle harb de kalkmış olacak. Avrupa milletleri arasındaki hu' dutları kaldırmaktır.— 194 - şahsî mülkiyet yoktur. Bir lâmba veya bir koltuğun mülkiyeti değil. Frans. Bu anarşi devresi boyunca sınıflar mücadelesi de körcesine ve müthiş oldu. intizamsız bir mücadeleye girdi. Kendi içinden partilere ayrılması ve hatâları yüzünden tamamen kaybettiği s. madenler. geçen asır Avrupasını şöyle tasvir eder: '"Yirminci asrın nasil iktisadî karışıklıklar doğurduğunu biliyorsun Kapitalizmin hakim olduğu son yüz sene içinde. Bizim yıktığımız şey. Fena anlaşılan ve fena tanzim edilen bu teşebbüsler. karanlıklar içinde. Bizim lâğvettiğimiz mülkî şahsiyet. felâketler meydana getirdi. Proletarya gâh galip." Federalizmi ise.

. Ona göre Avrupa milletlerinden her biri bir (rasyonalizm) devresi geçirdikten sonra nihayet uçurumun öte başında ön dört emeKçinin muvakkat diktatörlüğü ile bir federasyon ittihadı kurulacak. Şurası kafi ki bunlar Avrupanın bu yeni cereyanına karşı gitmiyecekler.. Vels. üçü birden hemen ayni tarihte birer ütopi edebiyatı yaptılar. vasati tipte adamlar olup işlerin gidişi bunları. Diğer bazıları da bu 14 ler. 5 — Netice Anatol Frans'ın ütopisi. Anatol Frans. öyle yeni bir içtimaî nizam kurmağa mecbur edecek. orijinal bir şey olmayıp fikirleri (Popularize) etmekten ibarettir.— 195 — Anatol Frans'a göre ihtilâl. Eseri. Bir yüksek cemiyetin*. Avrupa milletlerinin çoğunda. devam etmektedir.. H. Yani cemiyetleri yaratanın müstesna adamları olduğuna inanmıyor. Ve sanki fennîdir de. ancak herkesin kendi işini çok iyi yapmasile olacağına kani bulunuyor. Vels [ 1866 — 1947 ] İşte yirminci asrın başlarında kurulmuş bir ütopi daha. «Bazılar» derler ki bu 14 adam.. Han Reyner. günün meselesi üzerinedir.» Bu son ibare gösteriyor ki tarih kültürü derin olan Anatol Fransr «kahraman> lara tapmıyor..1 . Fakat ilk ikisi kendi muhayyilelerine dayandıkları hal.. kendileri dahi istemedikleri halde. büyük Lir deha ve müthiş bir enerji gösterecek de öyle olacak. G.

Filân tabiî şart ve vaziyet. Vels'in ütopisi. Amma bazı yerleri de müphemdir. istikbale doğru uzatınca ne netice alınacak? "Zaman istikşafı makinesi. İstikbal hakkındaki fikirleri. 2 — Yeni insanlık Mesele : ilerilemiş yeni bir hayatı. iyimser değildir.. iş bu muhayyel hayatı. ile "Uyuyanlar ne vakit uyanacak?. 1 — istikbali keşif metodu Vels. başlıklı yazıları. parça parça bazen şehircilikten. Vels'in sistematik eseridir. eseri. Vels'e göre ütopi . Bunu yalnız okuyucunun muhayyilesini kamaştırmak için değil. Fakat bunlara da metodla. 'istikbal hakkında haberler.. değişince veya en yüksek noktasına varınca beşerin hayatı için ne gibi neticeler verir? Halihazır vaziyetini. bir içtimaî faraziye şeklinde gösterir. . üçüncüsü. Fakat "Modern bir ütopi.için o kadar da dikkate şayan değildir.. bu günkü varlığın normal ve muvazeneli bir surette inkişafıdır. arzımıza benzer. bazen teknikten. herhanğibîr uzak adada kurmak ta değildir. Onda. Bunda hayal ile felsefe birbirine karışıktır. ününü: fennî usulü mahirane kullanmasına borçludur. bazen ahlâktan bahsedip.— 196 — de. eserleri bundan bahseder. muhakememe ile. sadece hayaien kurmak veya bu gün mevcut olan hayatın zıddını almak değildir. aklı selim ile varır. eserine terbiyevî bir karakter verdiğini iddia etmektedir. Romanlarında kara bulutlarla ve felâketlerle dolu olan günler de vardır.. bugünün müesseselerini ve kendi tesisatlarımımı daha uygun ve daha tesirli bir tarzda -bulmalıyız. toplu ve vazıh bir noktai nazar veremediği .

Mahallî büyük hükümetler ve belediyeler. ferd için. Bu ırmaklar sistemi gibi. tecrübe etmek ve değiştirilmek başka kahplaa sokulmak için vardır.. geniş şahsi teşebbüsler sahası olacak ve devlet. yollara bakacak adaleti idare edecek . Bütün istisalâatı kontrol ve idare edecek. însanlar. nakliyatı dernhte edecek . bu teşebbüslerin hür çalışmasını temin edecektir. Kanun. bugünkü gibi . Devlet intizam ve asayişi temin edecek. ovalare denizlere düşüp gene denizlere ulaşan sular gibi olacak. Devlet tarafından istihsal olunan enerji. Bunlar işletirler. yarı göçebe haldedir. içtimaî rejimleri de şöyledir. tek bir devlet olacak Toprak bu devletindir. Bütün enerji kaynaklarının sahibi hükümettir. Bu ikisi arasındaki yerlerin ikamet edilmeğe yarar bir hale getirirmek içindir.— 197 — Yalnız arz ve hayatımız. İşte model ütopinin temel kanaatleri . fertler için tesis edilmiştir. araziye feodalite tarzında mütesamftırlar. ve tediye ettiği ücretler. hürriyet için Dünya. insanî noktai nazarımıza göre dağların ve denizin yaratılması sebebi. Gıdayı devlet veya mümessilleri istihsal edecek. dil de birdir. Şöyle ki her ne zaman nerede isterlerse orada hazırdırlar. Böylece devlet. o muhayyel hayatın bir müsveddesidir. . Devlet. Yükseklikler ve çukurlar arasıada olan bu metevassıt sahadır ki asıl yeni hayatın cevheri ve meyvesi teşekkül edecektir. Orada sosyete parçalanmış değildir. "Bütün dünyada hüküm süren. denizler ile bulutlar arasında. işleri tevzi edecek. Dünyanın herhangibir eyaletinde yerleşmeye ihtiyaçları yoktur. 3 — Ütopiden bir manzara Vels'in maddî teşkilâtının teferruatına girmiyerek yalnız mühimlerini zikredelim : Evlerin. denizlerden bulutlara çıkan ve bulutlardan dağlara.

asil bir saraya girer gibi. geniş meydana doğru gidip gelmekte. Gotik tarzın. evvelden taşlarda meydana getirdiği güzellik.. Buraya. Ötede.. denize doğru akan.. Yani medeniyetin nimetlerinden herkesin istifade etmesi düşünülmüştür. son asnn dört köşeli kutulara benziyen mimarisinden kurtulmuş. yeni başka malzemelerin tabii güzelliklerinde yaşamakta. Bu yollar. giriliyor. Yalnız bunda fennî.* Binlerce insan.. fen ve felsefeye aid olgun kitaplar. palmiyelerle. modern şehirlerde görülen bir şeydir. binlerce profesörü ve onbinlerce talebesile kudretli bir üniversite var. küçük ağaçlarla ve statülerle süslü geniş bir meydana çıkıyor.— 198 — hizmete muhtaç olmiyacak surette teşkili: hastalıkları ve cinayetleri gittikçe yok eden sıhhî bir siyaset. Görüyoruz ki Vels'in ütopisi. Umumi yolların sağ ve sol taraflarındaki (Platform) larda şen insanlar yürümekte. Büyük kemerler üstünde cam kubbeler. 4 Samurayiler Eserin en dikkate şayan kısmı. Sonbahar aylarında. • ... .. Üniversitenin yanıbaşında muazzam kütüphaneler ve pek zengin müzeler var... sabah aydınlığı içinde. sınaî ve şehrî medeniyet daha mükemmel tatbik edilmiştir. bu kubbelerin altında mistik akşam karanlıkları güzellikleri.. Caddeler. kıyıları ağaçlı bir ırmak. halkın boş zamanlarını güzelleştirmek için en güzel edebî eserler meydana getiriliyor. gerek madedleri ve Roma münhanileri tarzında binalarla süslü.... Bir de.. dokuzuncu fasıldır. eserin en mühim parçalarından şunu zikredelim : "Merkezde. gerileri ve bedbahtları terbiye edip yetiştirebilecek bir içtimaî siyaset. Burada fikir ve muakale cereyanlarının büyük mecmuaları..

ne de liberal demokrasidir. İçtimaî hakikatleri bulabilmek ve bunları insanJara teklif edebilmek için. hayır. düşünce. Vels Samurayilerle olduğu kadar herhangibir din ile mukayese ederler. Samurayi'ler sınıfı diyor. rejime iman etmiyenler tabii iktidar mevkiine getirilmez. idare adamlarında şu meziyetler olmalıdır.— 199 Bu fasılda muhayyel sosyetenin mukadderatını eline alacak seçme insanlardan bahsedilmektedir. Bu işde Vels. Çünkü bu sınıfa kabul veya bundan ihraç olunma. Fakat bu sınıf.. Bütün dünyayı idare edecek olan cihan devletini. Japoncadan alarak. bir nevi dindir. idarenin başına öyle adanv lar getirmelidir ki bunlar ne şahsî menfaatlerini ve rahatlarını düşünsünler. Ruhan asıl ve idareye fıtraten müsteid bir zümre tarafından idare edilecektir. Vels'in istediği de. bu Samurayi'ler idare edecek. cehd ve teşebbüs kabiliyetlerini inkişaf ettireceklerdir.. ilca ve heyecanlan inzibatlaştıracaklar ve vatandaşların ahlâkını. ne de sadece iktidar mevkiinde bulunmak arzularını tatmin için idarenin başında bu lunsunlar. âdi insanların hırsını kabartacak surette şatafatlı tutmaz. tesanüd ve enerji itibarile en yüksek bir sınıf yaratmaktır. İktidar mevkiinde ancak vatandaşla! ı ahenkli bir surette idare etmek için bulunur. Hasbiyet. Vels. Hayır. şu fikirden yürür... mesleğini kat'î surette tayin ve kabul. (Prensip) i= ayinsiz ve nassız felsefî bir (deizm) dir. Vels. Filhakika gayesi buna pek yakındır. iktidar mevkiini. sebat. . (prensip) i kabul veya reddetmeğe tâbidir. bu türlü idarecilere. Bu güzide sınıf. Bu muhayyel sosyete: ne bir imparatorluktur. Prensibe. dinî tarikatlerin mümarese usullerinden istifade etmişe benziyor. Gene bu idareciler. kilitlenmiş bir kast değildir. düşüncede ihtisas.

. 5 — Netice Vels. günlük kokulu. iyidir. Velş'in eseri. ayni zamanda hem sağlam.meneder. bu modern ütopsinin: masallar âleminde bir seyahat olmadığına kanidir. kozmogonilere. hayatın gizli ritmlerinden ayrılamıyan bir şeyi kabul ederler. fantazi ve masalalıktan üst tutulmuş olduğunu söylerler. bunların üstündedir. Samurayüere: mabedleri tiyatro gibi olan şaşaalı. ergenon musikiii dinleri alkoldan teselli aramağı menettiği gibi. Vels'i tedkik edenler d e : programının tanziminde: "imkân. Onlar.nasıl bozulabilirse dini teşkil eden arzular huzmesi de. Onları harekete getiren kaynak: şahsiyetlerinde... Vels'in dini. mülâhazah ve sükûnetli tefekkürierindedir. Susuzluk. gurur ve diğer bütün arzular kendilerini tatmin eden bir çok vasıtaların mevcud olduğu bir devirde. Samurayiler. arzusunun. dini de snsuzluk gibi.— 200 — "Bir muhayyel sosyetenin dininde temel prensip. fena ve lâkayd insanlar tarafından bozulabilir. bir romanlaştırılmış sosyolojidir. dinlerin kabuklarına. hıristiyanlığın «aslı zelle» fikrini kabul etmemektir. ile "makul olma. Vels'e göre insan. . Samurayiler. der.. John Dewey 1856 Con Doi'ye göre felsefe : ilim naziresini ve dinî meseleleri ikinci plâna bırakarak. beşerin yardımlaşması ve beşer hayatının tekâmülü meselelerini ikinci plâna alıp aydınlatmalıdır. formüllere bağlanmazlar. hem yumuşak metodu vardır. "müsbettir..

Bu zatın baş eserleri şunlardır: Avni Başman'ın tercüme ettiği ("Demokrasi ve terbiye. Orta çağ döküntüsü Skolâstik usul ile beceriksiz ye sonradan görme insanlar yetişir. Hakikî terbiye ve kabiliyeti okulu bitirip hayata girdikten sonra elde . ötesi işlerdeki tecrübelerimizden edeceğimiz istifadeye bağlıdır. çocuklarına bilgiyi. (Doi) de Spenser gibi. ( Liberal terbiye ) taraftarı değildir. her nesil. kendinden sonraki nesli daha mükemmel yetiştirmekle mümkündür. Bir Demokrat ve Endüstri memleketine hiç gelmez. zihnî gelişmenin bir (iş alet) i olacaktır.okul. ve hayatın hiç arasız aydınlanıp durması göziyle bakılacaktır. Burada her hangi bir şeyi öğrenme: pratik ve deneme ve hatâ (Trial and errorj metodiyle olacaktır. Burada disiplin ve güzelliğe de içtimaî ve iktisadî nkam için zarurî göziyle bakılacaktır. Endüstri ve demokrasi memleketi olmak istiyen bir millet. edebiyattan ziyade tecrübî bilgileri tavsiye eder. bizzat pratik işlerle mal edilmesini ister. bizzat iş ile vermek mecburiyetindedir. Bu takdirde terbiyeye: bir (olgunluğa hazırlık) gözü ile değil. terbiye işinde.— 201 — Bu ancak. küçük çapta bir atölye ve cemaat olmak gereğindedir. Baha Arıkan'ın tercüme ettiği " Nasıl düşünüyoruz ? „ adlı kitaplarıdır. (Liberal terbiye) demek. Fakat yalnız bir iş başındaki arkadaşlıktır ki demokrat insanlar yetiştirir. ( Doi ) nin felsefesi : Terbiye meselesini merkez olarak alan bir felsefedir. Fakat bu tecrübî ilimlerin. ) ve M. gençlere kitaplar vasıtasıyla değil. bilfiil hiç iş görmiyen (serbest meslek) sahibi insanlar yetiştirme demektir ki bir Aristokraside boş vakitleri çok olan insanlara bu belki uygun bir şeydir. iş vasıtasiyle ruhun hiç arasız gelişmesi. kitaplarla değil. Başka bir deyim ile okul. Endüstrici bir memlekette.

. en aşağı şekliden başlayarak tekâmül etmiş bir şeydir. .ekseriya . (Doi) bir tabiatçidır. ENSTRÜMANTALtZM — ALETÇİLİK (Doi) nin tekâmül nazariyesi telâkkisindeki hususiyet şudur: Beden gibi ruh da. bulundukları muhitteki mevki ve işlevlik (Fonksiyon) lan bakımından izah edilmeğe muhtaçtır. Kâinatı: -tamamen bize taallûk ettiği noktalardan hadisatın cereyanına hâkim olamıyacak surette . Ancak bunlara âdeta perestiş edercesine bir mevki vermek doğru değildir.her şeyi tahrip edici değildir.909 — ediyoruz. bizim içimizdedir. Zekâ. Yese inanmaklığ mız lâzımdır. der% Yine der k i : şu kâinat kuvvetleri. Ülûhiyet. (yalnızlık) âleminden bu iş ve hareket dünyasına insanların seyyâl ve kaypak işlerini görmek içindir.. Şopenhavr'ın (irade) si. darvenizimdir.. Şu ( nötre ) tabiat kuvvetlerinde değildir. söziyle bû oluş. Bergson'un (hayat hamlesi) hakkında: "bunlar mevcut olabilir.idealize ve rasyonalize etmeği hiç doğru bulmaz. birden bire ve mükemmel olarak kavramaktan daha kolaydır. (Doi) de Beykın. insanın yaratıp taptığı kuvvetler kadar . daha mantıkî oluyor ve sonra Darvinin "neviyierin menşei. Dekart'm* "maddî varlıkların vücut sahasına tedricen çıkmış olduğunu kavramak.) Ne eşittir ki o bununla oluşu (tekevvünî) ve deneysel (tecribî) fikirleri yani bir kavram ile incele meğe başlıyordu Eşya ve kâinat. Onun azimet noktası. mezarın kapısına kadar devam edecektir. tabiatüstü sebepler bakımından değil. nazariyesi meseleyi tamamlıyor. Bunun içindir ki terbiye denik^ ş ey. hayat mücadelesinde.. Darvinin neviler hakkındaki sözü (Galile) nin: (e pur si muove — bununla beraber yer dönüyor.

Bu sebeple biz hâlâ Ortaçağ zihniyetinden tamamen kurtulmuş değilizdir. 'Platonun eserlerini okuyunca alıyorum ki felsefe. Fikirler. Modern çağ. Spenser ve S. Tıpkı bacak ve diş gibi o da bir alettir. federal aristokrasiyi temsil eden idealizm ile dinli ve müterekkî demokrasiyi aksettirmeğe (ihsascıhk) arasında hararetli mücadeleler devam etmiş ve bu mücadele hâlâ bitmemiştir. "Muhite tam bir intibak demek. Fakat Sperıser'in anladığı tarzda pasif tertipten düzeltmeler değildir. Alman felsefesinde dinî işler. Felsefenin derdi: felsefe meseleleriyle din meselelerinin birbirine karıştırılmış olmasındadır. herhangibir şey karşısında bir (yeni intibak) aletidir. işi tam bir tertip ve düzeltme yolunda hayalî tecrübe ve temaslardır. Bütün tepkilerde esas nokta : muhiti ve tabiatı kontrol etme arzusudur. "Felsefenin işi : haricî âleme nasıl vukuf peyda edebi- . iki asır boyunca : otoriter dinle. Fakat bu. Düşünce. metafiziğe. ruhun maddeye ircaı demek olmayıp ruh ile maddeyi teolojik bir telâkki ile değil biyolojik bir telâkki ile kavramah demektir. Teolojinin bir yansısı nazariyle bakmaktadır. Kâinatın künhünü bilmek için değildir. Biz şuurun (Statü) sünü değil. ölüm demektir. ingiliz felsefesinde de içtimaî endişeler asıl felsefî meselelerin gelişmesine engel olmuştur. Dimağ bizde. (bütün sahalarda natüraiistik görüş ve telâkki kabul edilmedikçe) başlamıştır denilemez. Fakat bir müddet sonra. öte âlemi aramağa dalmıştır. Mili ayarındaki pozitivistler gibi.— 203 — Hobs. tepki çeşitlerini incelemek zorundayız. herhangi bazı hareket ve ( behavior ) larımız içindir. siyasî bir esas ve misyon ile yani âdil biv içtimaî nizamın ne olduğunu aramak kaygusiyle başlamıştır. Herhangibir muhitte bir uzuv veya uzviyet itki ve tepkilerle yoğuruîarak bir şekil alır.

içinde bulunduğu cemiyetin: âdetlerine. Bu okadar çabuk vukua gelmektedir ki bunu biyolojik bir veraset zannedenler bile vardır. Speaser bile Kant'm kategorilerinin yani tefekkür şekil ve itiyatlarının doğuşul (irsî) olduğuna kani idi. Düşünmek ve muhakeme etmek mantıktaki (mukaddeme) lerle deği! (güçlük) lerle karşı karşıya gelmekle olur. müteaddit müşahede ve tecrübelerden geçirir. Sonra bu' faraziyeyi. (Güçlük) karşısında insan bir faraziye kurar. Cemiyet nasıl fert lerin mahsûlü ise fert de içinde yaşadığı cemiyetin mahsulüdür. Ve bunlarla yoğurulur. içtimaî bir terbiye ile mühim miktarda tadil ve kontrol edilebilmektedir. Halbuki en kuvvetli içgüdü olan cinsî insiyak bile.— 204 — liriz ?l|olmayıp _ . Yalnız hususî bir hadise ve muhitte değil herhangi bir kültür muhitinde de mevcuttur.ne gaye ve maksat uğrunda . Tefekkürün ilk mütemayiz vasfı: olayları karşılıyabilmek ve onları en son noktasına kadar inceleyebilmektir. tarzlarına (oylaşma — Konvansiyon) larına. diline ve kelimenin fikirlerine ve mânasına bağlıdır. bilgiyi ve arzuyu sentezleştirebilme ve ahenkleştirebilmedin (Fikir) i anlayabilmek için onu kendi hususî durumunda ne olduğunu kavrayabilmek gerektir. Tıpkı bunun gibi kazanç. Çocuk. Bundan başka tefekkür. içtimaî bir mahsûldü de. ki bunların büyük insanlardan çocuklara verilmiş zihnî itiyatların içtimaî bir geçişi olması daha ziyade muhtemeldir» Umumiyetle iç güdülerin rolü hakkında ifrata düşülmektedir. İçtimaî muhitin bir timsali olur.haricî âlemi kontrol|altına almağı nasıl elde ebebilirizdir. _ Felsefe : ihsasları ve bilgiyi tahlil etmek değil. teveffuk ve hakimiyet insiyakları da içtimaî tesirler ..

Fakat tabiat âlemini kontrol altına alabilmekten . îrade hürriyeti. Çevremizde gittikçe daha kuvvetli teşekkül etmekte olan endüstri hayatının sun'î muhitine. karşısında bulunduğu meseîeya bilgisi nispetindedir ki hareketlerinde hürdür. düşüncedir. (İyi olmak) demek itaatli ve zararsız olmak demek değildir. daima harekette ve didinmekte olmadır. Mukadderatımızı değiştirme. (Olmaz) yok. Hasılı en sağlam güvenilebilecek şey iç güdü değil. Vardığı sonuç ne olursa olsun mühim olan netice değil. (Beceriksizlikle arkadaş olan bir iyilik^ topaldır. En son gaye: mükemmeliyet değil. insanı kendi nefsine karşı şedit ve başkalarına karşı insanî harekette bulundurur. dinamik olandır. İnsan tabiatinin değişme derecesine bir hudut yoktur. madde âlemine kâfi derecede hâkim olarak onu epeyce insan* ların hizmetine alabildik. En fena insan da: bozulmağa başlayıp da iyi olmak için az uğraşan insandır. hal ve hareketin bilgi nuru ile aydınlanması demektir. (Nedenlik) kanununun ortadan kalkışı değildir. Eğer zekâ yok ise dünyanın bütün faziletleri insanı kurtaramaz Cehalet şuursuzluk ve köleliktir. Bununla belki hürriyetin anahtarının ne olduğunu kavrayabiliriz. tekâmül yolunda daimî bir çalışma hayatı yaşamaktır. Bir doktor veya mühendis. Böyle bir telâkki.En iyi insan: bulunduğundan daha iyi olabilmek için daima didinmekte olandır. İLİM VE SİYASET (Doi) ye göre en önemli şey: mütemadi bir artma ve ilerlemedir. intrikah meselelerine iç güdü bizi intibak ettirebilir mi? Fizik mekanizmine hâkim olma sayesinde. ancak zekâ ile olabilir.— 205 - ve terbiye ile tadile uğratılabilir.

Tolestoy endüstri hayatının aleyhinde olabilirler. ahlâk. umumî devalarla düzeltemeyiz. Aydın değildi. endividüalizm ye saire gibi beylik. Roskin. İçtimaiyat. hal faraziyeleri bulmak gerektir. Amma şunu unutmamalıdır ki medeniyet. Mücadele. ilk başlangıç noktasına dönmelidir ki bu ( hikmeti sevme ) ulup bütün iyiliklerin anasıdır. Bir meseleyi en verimli hal yolu (deneme ve hatâ) metodudur. siyasiyat ve terbiyede de böyle tez ve antitez halinde birçok karşılıklı nazariyeler var: Disiplinciük — Hürriyetçilik Ferdiyetçilik — Sosyalizm Umumî kültürcülük — Faydacılık Yenicilik — Gelenekçilik gibi. 3) Topu hakkında müphem umumî kavrayış yerine bütün küçük parçalarını iyi kavrama. Ahlâk ve felsefe. 2) Mizaçtan mütevellit kanaat yerine o meseleye mahsus metodla tahkik ve tetkik. aristokrasi. İçtimaî hastalıklarımızı : demokrasi. mücadele: sonunda elde bir kazanç yok. Her mesele için kendisine göre • yoksa umumî nazariyeler değil . Evvelden bir vakit.- 206 - henüz çok uzağız. Bir mücerretten öteki mücerrede konuyoruz. Tecrübî metod şunu ister : 1) Umumî görüş yerine en ince noktalara kadar tahlil. metafizik durumdadır.. Kariyi. ilmin ilerlemesi ve hayata tatbiki ile yükselecektir. Fa . fizik sahası da böyle karşılıklı umumî nazariyelerle dolu idi. Halbuki bizde siyasî felsefe henüz. ancak içtimaî meseleleri tabiiyat ilmine dayanarak haletmekle orantılı olacaktır. Siyasî yeni kuruluş.

Vakıa biz bu meseleyi hal etmiş değiliz. işte bu içtimaî tezatlar üstünde tecrübî metotta çalışarak hangisinin doğru olduğunu bulmaktır. ahlâkî.— 207 — kat tecrübî metodun ilerlemesiyle karşılıklı iki nazariyeden hangisinin doğru olduğ-u anlaşıldı ve bu doğru olanı yaşadı. nihayet öyle filozoflar yetişir ki bunları krallıklar tahtlarına oturtma yaraşır. felsefe dahi kendisini (lâiklaştırmak — sekülarize) zorundadır. Felsefenin rolü. Babası Mişey Bergson yüksek piya- . iken o buau bırakarak (Epistemoloji — bilgi nazariyesi) denilen eski bir meseleye takılıp kalıyor. Ancak bunu şöyle bir tarafa bırakabiliriz. Bu mânada anlaşılmış bir felsefe üstünde çalışma ile. 1859 da Musevi bir aileden dünyaya Pariste geldi. Hanri (1859 1941) Hanri Bergson... demesi budur. Şimdi asıl (insan ve kâinattaki rolü) meselesi üstünde çalışmalıyız.. Veya filozoflardan kral yapmalı. Felsefenin asıl işi : "însan ve kâinattaki rolünü arama ve aydınlatma. Diğer her şey gibi. Bu eski meselenin bence bugün değeri kalmamıştır. iktisadî. Felsefenin vazifesi: kendi zamanındaki içtimaî. filozoflardan olmalı. bozukluklara. Öteki unutuldu gitti. Toprak üstünde kalarak ilk önce bu toprak üstündeki hayatı aydınlatmalıdır. Platon'un : Krallar.. insanlar arasındaki anlaşmazlıklara hal çareleri bulmaktır.

burada şekillendi.. . O zaman pek moda olan Alman felsefesini red ile Spenser ve doktorinine: > son teferruata kadar nesleye dayandığından « bağlanıyordu. ona şüpheli gözle bakıyordu. Ayrıca müstakil bir bilinç yoktur. 3 ocak 1941 de sabah saat 9 da Par iste öldü. Binaenaleyh meta fizik. Betlen ise evrensel mihanikiyetia ve maddî âlemin bir parçasıdır. Almanyada Heckel in : Darvenci materyalizmi. İlim genişlemeğe ve kâinat muammasını mekanist bakışlarla çözmeğe uğraşıyordu. (Paskal) da burada geometriden felsefeye geçmişti. 1881 den 1883 e kadar (Angers) lisesindeki hocalığı müteakip ağregasyon imtihanını kazandıktan sonra ( Klermant -Ferran) daki ( Paskal) lisesine tayin edildi.sağlam bir metodu yok. Felsefeye matematikten geldi. Ve asil felsefî fikirleri. felsefe diye bir şey yoktur. Bütün bu cereyanların müşterek noktası şudur: ve bütün hadiselerin yalnız bir nevidir. idi. Kondorse lisesinde talebe iken hem ebediyatta hem matematikte pek kuvvetli idi. Yüksek Öğretmen Okulunda felsefeyi seçince matematik hocası ona : Yüksek bir matematikçi olacak idin. diye .Metafiziği küçümsüyor. dimek Filozof olacaksın ha. Ve yalnız bir nevi bilgi ile yani bir nevi ilmî bilgi iie çözülür. bedenin emrindedir. İngilterede: (Spencer) in tekümüliyeci lâedriciliği. Yüksek Öğretmen Okulunda iken .. Bilinç — şuur bir gölge yani di mağ hareketlerinin bir neticesidir. O zamanki kuvvetli felsefe cereyanları şunlardı: Fransada: (Taine) in ihtibarî maddiyeciliği. Bergson. İlmin en küllisi de genel matematiktir. Bilinç. mübhem şey• lerden ve genel hükümlerden nefret eder.— 208 — nist ve kompozitör. Bilgi yolu ayrı bir psikoloji de yoktur. » dedi.

Fakat o esnada şuna kanı oldu k i : mekanizmin kâinatı. Ve bunun her anı: başka başka keyfiyetlerden ibaret yeni yeni hallerdir. Ve bilinç halleri kemiyet olmadığı için taksim ve mesaha edilemez. Ne ise odur. ne kendi kendim' yaratabilir. (Bilinç). Ne de bir (tek cevher ) dir. Kemiyetin çokluk olması mantıkan ve aklen (olamaz bir şey) ise de bu bir olaydır. keyfiyetlerden mürekkep ( çokluk ) dur. her anı başka başka oluşlarla tecelli eden bir oluşlar akışıdır. Bu anlayışa göre ruh: ne atomlardan teşekkül etmiş bir ( mozayık ) dır. Bu takdirde (reel zaman). Bergson'dan öncekiler. O daima yeni '' F. ne de tekâmül edebilir. Onda hem (kesret). hem (vahdet) vardır. daima akış halinde olan bilinç halleridir. Bergsona göre ise (olacak olan şey) olmazdan önce keşfedilemez. Ve öyle kalacaktır. Bergsona göre bilinç (şuur) halleri (miktar ye kemiyet) değil.- 209 - Binaenaleyh irade ve hürriyet denilen şey vehimden ibarettir. mazi'yardımı ile kuracaklarına kani idiler. zamanının felsefî telâkkilerini tenkit ile başladı. işe. Bergson. Bergsona göre ise zaman: türlü muhtevalar ile şuur akışıdır. Hakikî zamanı ancak şuurumuzda kavrayabiliriz. Ancak sezilip kavranabilir. (şiddet ve keyfiyet) olu'p bunlar ölçülemez. Bu (an) ların her birinde (mazi) çınlar ve (istikbal) in) sesleri yansır. 14 . istikbali. O. Bergsondan önceki filozofların kabul ettikleri za> man: mütecanis ve mesahası kabil bir şeydir. Zaman : saat kadranı ile ölçülen ve namütenahi taksim! kabil olan boş ve mücerred bir şey olmayıp (ki bu rıyazî zamandır). Spenserin kâinat karşısındaki mekanist izahını derinleştirmek yollarında idi.

bize kendi haricimizde yaşamak itiyadım veriyor. Zekâmızın yalnız cansız madde üzerinde bunu kavrayabilir.Müzisyen ve şair. Böylece (sathî ben) imiz. O bize gösteriyor ki toprak altında temiz bir su bizzat kendi terütazeliğimiz var. Eğer dallarda usare dolaşımı olmamış olaydı ağaçta ne yapraklar. Zekâyı canlı ve dirik tutan odur. . Bergsona göre hayatın dinamizmi. Pratik hayat talepleri. Şuur sahibi varlık için yaşamakî daima tekâmül istikametinde değişme yolunda olmaktır.— 21Ö — tecellilere gebedir. Fayda ve menfaat kaygılarından uzaklaşıverince (derin ben) i miz canlanıyor. oluşlar akışındaki yenilikler. Bir ağacı tanımak demek. Ve canlılığımızı ona medyunuz. henüz kendisini arayan bir şiir çerçevesi halindedir. Derunî hayatımız. şu veya bu derece şuurunun entim ihtizazlarını sezip ifade edendir. Bir ırmaktır ki daima yeni yeni ve önceden görülemiyen manzaralar meydana getirerek akmaktadır. Ruhumuzun derinliklerimizden yükselen müziği duymağa çalışalım. ne de meyveler olurdu. bizim zekâmızın kavrayamayacağı şey lerdir. Şiir . Amma bunsuz ise ilim olmaz. onun kabuğunu soyup bakmak ve meyvelerini saymak mı demektir? (Reel) in gayrişahsî görünüşü üstünde. Artistik veya dinî bir heyecan en derinliklerimizden? kaynayan en güzel düşüncelerimizi aksettirir. (derin benimiz) i saklıyor. Şuur : îcatkâr bir hafızadır. (mekân) ise: bir (say • rure — zaman) ki yaratıcı değildir. Çünkü zekâmızın yapılışı öyledir. İşte (gerçek zaman) budur. (Bergson) elinde değnek ile dolaşan su arayıcılar gibidir. Maddeye yönelmiş ilmin göremediği nokta budur. Ve ondan kaynayan ilhamları seziyoruz. ölü değiliz.

Burada daimî bir ( artmak ve zenginleşme ) yoktur. Herkes kendi hayatının artisti olabilir.. Bergson "sathî ben. çiçeklenecek bir bahar değil. Bundan kurtulmanın çaresi : kendimizi (zorlu ve sabit fikir) den kurtarıp içimizden daima doğmağa amade olan yeniliğe can atıp sarılmadır. bırakıyoruz. Sevinç.. Her şuur olan yerde bir şiir imkân ve ihtimali vardır. imizi açıp göstermek ile bize insana hürmet etmeği öğretiyor. Oluş duygusu. * * . lûtüf ve şükran ihtizazlarını söndürüp yok etmiyelim.. ifade edilecektir. Manevî ızdıraplar ise. Bu da ancak ( hayata güven ) olan yerde olur. den alıp "olmağa başlayan.— 211 — her insanın derinliklerinde yatmakta olan bir kudrettir. bizi tinsel "Spirituel. Şekillenmek istiyen şiir: "herhangi bir söz ile. her şeyi hapis • te tutacak bir kıştır. kendimizi yenileşmiş intihalarımıza. Ve bu zenginlik bize. Ve olmalıdır. Hayat. Güçlüklerin hepsini ancak ruhî zenginlik ile yene biliriz.Bir hastalıktan sonra kuvvetimiz tekrar yerine gelirken yeni intihalara gömülüyoruz. de "istikbal.seziyoruz. faaliyetimiz ahengine ulaştırıyor. Bizi "olup bitmiş... ile temasa getiriyor. bir ( durdurma ve tevkif) teşkil ile dokumda bir (yırtılma) bir ( kopma ) hasıl olur.. in doğuşunu • hiç bitmiyen ebedî bir bahar gibi . hiç durmaksızın îasılasız verilmektedir. bir aksiyon ile. Artık bu.imiz altındaki "derin ben. hasılı gönlün etrafına saçacağı iyilikler ile. bizde yeniden canlanıyor. bilâkis. hâtıralarımıza. çevremizdeki varlıklara karşı alacağımız bir durum ile. ruhun natürel iklimidir. Derinliklerimizden kaynayan merhamet ve inayet... Bizi billur haline getirip tahdit eden halden alarak düşüncelerimizi meydana getiren cereyan içine bırakıyor. "Hal..

determinizm. ( T a i n e ) : Ben . Fakat karar ve hareket vuku bulmazdan önce ne yapacağını asla tayin edemez. Aksiyon yapıldıktan sonra der ki. Şuurdan «şuura bir ' kendiliğindenlik „ vardır. bu işi neden yaptığınızı izah edebilir... İnsan. Mütcaddid hal ve hareketlerinden daima en iyilerini seçe seçe " kendi vasıtasıyla kendisini yaratan = creati • on de soi pour soi w bir varlıktır.. diyorlar ki Bergson ' Şuurun bilâvasıta mûtalası „ eserinde hiç bir say• yure " dure nin kendinden öncekinin aynı olmadığını canlı zaman m riyazi zaman gibi olmadığını. Ve bizi asla ifadelendirmiyordun Hür fiil ve hareket tecessüt etmeğe şahlanan bir istektir. nr "yuca duygu. Tekerleklerin şu kadar zamanda ne kadar devir yapacağı hesaplanan bir makine değildir. insan gelişinden tanıla bilen bir varlık değildir. mukadderatını kendi dokur. için hayatını feda eden . i elemanter ihtisaslardan teşkil eder. ı kabul etmiyorlar.i mizin küçük bir parçası ilgilenmiş ise ö zaman gerçek hür değildir. şuurun özel vasfı olan "yaratıcılık. Çünkü bizi büsbütün cazibes almıştır.— 212 •— Derunî hayalımız böyle daimî çiçeklenme «halinde okınca bunu bir kimya maddesi gibi tahlil ile basit unsurlarını ayırma ve sonra tertip yapmanın bir ilmî değeri varmı dır ? Böyle yapmak bile olsa olsa ancak bir (realite fantomi) elde edilmiş olur. onun zıddı halinde olduğunu gösterdi. in kendisine iştirak ettiği.. O kuvvetim. sarıldığı nispette hürdür. Bir fiil ve hareket "ben.. Onû ifadede rvızan güçlük çekeriz. " Epifenomenciler... Bir kimyevi maddenin filan şartları altında şöyle olacağı nasıl kat'ı ise " şuur „ un istikbali de mazisi ile tayin edilir. müptezel muhakeme usulünden almaz. Eğer onunla «ben.

ve "Broca. Alim metodlu. her türlü akıl ve muhakeme yıllarından üsttür. ruhu. Esasen şuurun ne olduğunu anlamak için. maddenin bir fosforlaşmasıdır diyen dogmatik bir ilmin daha ilerisinde görüyor. akıl ve muhakeme gözü başka. Tomurcuklanıp çiçeklenme yolunda olan iç âlemimizi kurutup çöl haline getirmiyelim... Ve bütün keşiflerin başlangıcı bir şiir şimşeği iledir. insana meçhul ülkelere hâkim kılmış ise filozof da ruh âlemi üstündeki perdeyi kaldırmak ve bizi ruh ile temasa getirme ile ödevlidir. "Bir annenin çocuğunu kurtarmak için kendini denize atması. Ona göre güzellik. yurt müdafaasında serden geçti gibi.- 213 — insanda bunun gerektiriri sebepterini başka bir insan nakıs görebilir. "Karanlık gecede dalgalar arasında bir gemi bocalamakta. hakikatin simasıdır. Nasıl ilim. Realiteyi daima yeni bakışlarla gözler.. cansız bir şeymiş gibi inceleme. Bergson felsefede bu aydınlatma rolündedir. Hakikat aşkı ile şairdir. İşte birtakım füzeler ki meydana getirdikleri aydınlık çizgilerinden gemi yoluna devam edebiliyor.. nazariyesi hüküm sürmede idi. Bergson.. amma süvari yolundan emin değil. iç gözü başkadır. deneye çok önem verir. **. "klâs- . nı kovalar. Fakat onun nefsini fedasındaki yüksek ifade. artist ruhludur. onun kendinde nasıl yaşadığını anlamak ile işe başlamak gerekmez mi? Bergson deneye sadık kalarak daima "olaylar hattı — ligne de fait.. dimağda. ilmî bir şey olmaz. ntn "lokalizasyon serebral. Bergson. Hatıralar. O sırada "Charcot. Bu işi Bergson bir şiir dili ile yapmaktadır. Hayatı.

Fakat dışımızda dilsiz bir boşluk içinde monoton ve yuvarlanmada olan tabiatın ruh ile hiç bir münasebeti yok mu? Hürriyetten mahrum ve varlıkları mahveden bir kâinat içinde. mazimizin içinde . > Bu eseri ile Bergson. mucizesiz bir realite önünde rüyamızın sönüp öldüğünü hissederiz. Ve aksiyon isteyince uyanmağa hazır bulunmaktadırlar. « dedi. 1896 da bu görüşü açıklayan Bergson'un (Madde ve hafıza ) eseri çıktığı zaman. Zurih Dimağ Anatomisi Enstitüsü Müdürü Monakow > ben Bergsonda bir norolojist dehâ görüyorum. canlı bulunduğu şuur içindedir. Fakat meseleye böyle bakış . hatıralar değil. Mari) (Arnold . sadece bir hatırlatma organıdır Hâtıralar. tamamen ebediyeti. hür olarak teemmüle ve tefekküre dalmak mukadder mi ? Gönlümüzün kurak ve hergünkü meşguliyetlerden fütura düştüğü zamanlarda. pratisyen doktorlar arasında bir şaşkınlıktır başladı. ( P.Pick ) gibi âlim doktorlar ilmî incelemeler sonunda bu görüşe katıldılar. Bunda dimağ. hatıraları haricileştiren vasıtalardır. meslesiyle ilgilidir.. "ölmez „ in kendi içimizde olduğunu gösterdi. bu meseleye . Bazen (Varlık ) bizi alâkadar etmediği ve varlığı boş ve mânâsız gördüğümüz anlarda nasıl büyük ağırlık duyuyoruzdur. deki klişeler gibi gedilmekte değildir. iptidaî bir ilimciliğin . Ama eğer şuurun bedenden hemen hemen tamamen ayrı ve müstekil olduğu tebeyyüm edince O görüş ve sebebin bir (değeri kalmaz.— 214 — sor. Dimağ mekanizması sadece onu meydana getirmeğe yarayan kareketleri husule getirmeğe yarar. Hafıza hastalıklarında afete uğrayan . ölümden sonra. şuurun yok olacağım gösteren tek sebeb : ölümü müteakip bedenin tarumar olmasıdır. (Ruhî enerji) bahsinde Bergson şöyle der.

ona bir (iştirak etme == partici.— 215 -T şuura bakması kabindedir. öte tarafta kazanılır. ama İrmağın derinliğine dalmaz. Maziyi istikbale doğru sürüklemektir . her şeyi parçalamağa. Ancak (devrin ben)i mizdir ki bize evenmsel ilhamın kapılarını »açar. Madde arasına fırlatılmış olan şuurun. hareketleşmiş değildir.icat ediyor. «Hürriyet> imkânsız sayılırken. Bu durumda biz (sathî ben) insizin düzenlediği bir şekil karşısında değ-ilmiyiz ? Her gerçek bilgi. kesmeğe. hayat da binlerce sayısız şekiller altında görünerek deterrninzmi. hendesedir. hıfzetmekte olduğu hayatı kendi yeniliğini tecelli ettirmek suretiyle . Şübhesiz ki ham madde " cansızdır. Hafıza. muhtelif eserleriyle ifadelendirmeğe çatışan bir artist gibi. Tinsel feyiz ve derinliğimiz dir ki bizi engin yüksek şuur ile birleştirir. Bir tarafta kaybedilen savaş. Tekerrür etmekte olan " hal de. katılaşmış. türlü türlü canlı yarattıkları destanı. şiiri kendi özünde tekrar yaşamak gerektir. cansızlığı yenme teşeb büslerindedir. „ Fakat canlıları teşkil etme yolundaki ( hamle = Elan ) da [ kendiliğinden hareket „ " hür intihap meydana gelmiş bulunuyor. Irmağın üstüne "bir köprü kurar .pation ) dir. faydalanma için soyutlaştırmağa alışkın olan zekâmız bize ancak ( statik bir taplo ) arz eder. Derunî hayatımızdır ki bizi kâinatın genel hayatı ile birleştirir. kendine özel . hayat . Sempatinin bir bütün cehti olan ( sezme = intuition ) dır ki realitenin en derin noktalarına daldırır. yine bu karamserlik içinde hürriyet aydınlığı da parlar. asla onun gelmemiş bir destan olup bunda zafer ve bozgunluk biribirini kova. Şuur da tıpkı böyledir. lar. Yalnız bir gramer yönünden inceleyince bir şiirden ne duyup anlarız?Onu kavarmak için ritmini sezmek. Kendi özünü. Karamserlik içinde. zarurettir. Yalnız insanladır ki hayat.

Oda bizim gibi. Evet. Harp.- 216 — hareket üstüne şahlanarak . "birtakım âletler yaparak maddeye karşı kor. Tıpkı bir tek fikre yönelmiş bir şiirin birbirine bağlı mısraları gibi. Fakat daima yalnız kendi mihverinde döner. Gerçekleştirdiği ilhamı. dairesini sonsuz olarak genişletmekledir. Zekâ ise. Böcekler sosyetesinde: Ferd. bütün ifadelerinde bunu tecelli ettirmektedir: Hayvanın içgüdü. kâh dumanlar altında bırakıyor. İnsan sosyetesinde: Ferd. Fakat bunu yaparken. hayatın ve bizim fikir ve hareketlerimizin bağlanıp çözülmelerinden ibaret olan cihan tarihinin en büyük başarısıdır. Muzaffer ^bir ilerileme olabilmek için bir (hamle . sonsuz |bir «özel — aspiration» içindedir.gayesine doğru yaklaşmaktadır. kendi nevinde pek mükemmeldir. «Her zeki varlık. birbirlerine daha sık yaklaşırlar. Hayat. Hiç sezilemez sandığımız realitede şimdi bir kurtuluş cehdi hissediyoruz. Kendisini koruyan mabutlara karşı ibadet eder. itiyat ve ahlâkî vecibeler tesiri altında hareket eder. Bir taarruza karşı müşterek müdafaada. cvarhk> lan harekete getirmiştir.» Her şuuriyle insan. Fakat herbiri kendi hudutları içindedir. organizmin bir hücresinde. kâh ayan beyan şekillendiriyor. Fakat zekâda içgüdüdeki^ emniyet ve kat'iyet yoktur. İnsan. bu sosyetenin çok servdiği birşeydir. kendi şuurunu taşlaştırma. ruhunu unutarak kendini madde içinde hapsetme tehlikesine de maruz kalır. Tabiî sosyete: Yabancıya karşı kapalıdır. bu muazzam hayat nefhası. biyolojik bir âlettir. zincirin bir halkasıdır. kendini aşma etkisini taşımaktadır.

Bergson. (Temaşa: Dontemplation) da Budist: Hayattan kaçarak inzivaya çekilir.. Ona göre tarihte bir (fatalite) yoktur. İnsanın hürriyet ve kudretini kabul eden felsefedir.- 217 — bolluğu) ile (kapalı) yi açarak kendi sosyetesi ötesinbütün (insanlığı) kucaklıyabiimek gerektir. geometride üç daire meselesinden daha önemli olduğunu düşündü. felsefeye nereden başladı nereye vardı? O da birgün geldi. diye. Mistik dinci ise: Aksiyona sarılır. ki §hilkahn hikmeti de bu derin sevgidir. İnsanlığın tinsel mükte* sebatı. Mümtaz insanlar. Bergson felsefesi:. dinî mistisizmin üstünlüğünü. «mukadderimizin ve kâinat mânasının ne olduğu meselesinin. bu yüksek şuur ve vicdanlarda tecelli eder. ruhu hizmetinde olmalıdır. ihtiyaçlarımızı tatmin için yapılmıştır. ilk hayat hamlesini böyle uzatarak. Ruh. Paskal gibi. Yeri göğe yak Jaştırmağa çalışır. Ve biz selâmetimizi ruhda aramalıyız. Berg-son: Kendinde tinsel yaratıcılık kudreti bulunan ferdî şuurun üstünlüğüne kanidir. derin sevgi kaynağı olan Tanrıya kadar şahlanabilirler. Zekâ birtakım âletler yapar ki bu sayede insan. herşeye kadirdir. Teknik. Hiçbir engel yoktur ki irade onu yenemesin. böcekler sosyetesinde olduğu gibi bir (âlet) halinde kalmasın. . Teknik.. Spenserin mekanizmi üstüne düşünen matematikçi Bergsön. bunun insana verdiği itimat hissUe aksiyon kudretinhe görür: Eski kurun filozofu: kalır.

Tanrının bir aksiyon âleti olabilmelidir. görünmeyen ve bütün varlığın kaynağı olan «hakikî ben» imiz ihmale uğramış bulunmaktadır. dış âleme çok sarıldıklarından. didine azı çoğaltmak suretiyle şahsiyetini genişletmek ve derinleştirmek ve böylece dünyaya kendi meselesinden birşey eklemektir. Büyük. «Ahlâk ve dinin iki kaynağı> adlı eserindedir ki: İnsan. ilmin ilerlemiş olması. görünen. izlemesi gerekli yeni yollar göstermektir. İnsanlar. bundan çok daha üst olan. iyi işlere sarılır. insanın Tanrıya aşkı değil. bir heyecandan. Ö zaman insan Tanrıyı kendi içinde hisseder. Fakat bu kâfi değiidir.» «Tekniğin.» «Hakikî felsefe: Soyut fikirler üstüne tefelsüf. Bergsona göre hilkat. Ve hiçbir yorgunluk duymaz. endüstirinin. kendinde sonsuz bir hayat hamlesi sezer. Uğraşa. Ve başarır. feragat ve fedakârlığı düşmanlara bile şamil kılma yolanda acı ıztıraplara dahi tahammül eden kişideki «yaratıcı oluşlar silsilesi» dir. bütün yaratıklara karşı olan Allahın sevgi ve aşkıdır. İnsan. Tanrı o kalpten faydalanacak kadar temiz olmayan şeyleri atmalıdır.» Ahlâk. Bu mertebeye gelen insan. şimdiki bulunduğumuz halden hiçbir zaman memnun olmamağı. ilme. derin sevgiden fışkırmaktadır. çok bilgili fakat ahlâkan çok geri olabilir.— 218 — Bize sevgi içinde tekrar tekrar cehdi. etmek değil. Derin bir aşk içinde kendini aksiyona. kendi. ahlâkın da ilerilemesini istilzam etmez. daima daha üste doğru bütün kuvvetimizle şahlanmağı tavsiye eder. . insan hayatının mânası şudur: «Her an kendi vasıtasiyle kendisini yaratıcı hale getirmek. insanlara hizmete verir. Bu aşk. Daha üst dereceye tırmanarak insan. kalbinden.

Amma hiç şikâyet etmedi.Bu halde. Bergson. Hayatı ile d e buna canlı bir misal vermiştir. «açık sosyete> yani bütün insanlar birbirinin kardeşidir fikrinde olduğundan AlmaRİarın Parisi işgalleri zamanında Yahudilere yaptıkları zulümler arasında oda. SON Tarih Boyunca Ahlâk Mustafa Rahmi Balaban'ın bu çok mühim kitabı tabedilmektedir. hareket ve oluşlar akışı. Bergsonun ömrü bir teemmül ve murakabe içinde geçti. Ancak hakikat aşkı iledir ki yazdı ve söyledi. Irkdaşlarından ayrılmak bile istemedi. . Tanrının insanlara sevgisi yoluna hizinete vakfedebilen insandır. Bergsona göre mükemmel insan. O. «geceler gebedir* filezofudur. gönlüne Allah sevgi ve düşüncesi taşımak ile kalan insan değil. Bergson felsefesi: insan. zulme uğradı. insanlığın üstüne şahlanarak Tanrıya doğru yön alma felsefesidir. Yakında neşredilecektir. iradesini. çilesini çekti.

. 10O . doğum. Bahaettin 350 Türkçeden Fransızcaya.. resimli Dr. resimli „ . „ Rumca „ Marta oğlu 35 Almanca tesîli tercüme Mehmet Tahir 75 Almanca tesili mükâleme > » 7 5 Almanca .Türkçe nahif tercümesi 100 İngilizce gremer 1 inci Halil 75 „ 2 inci Halil 150 Fen ve izdivaç. „ „ „ . Redhouse 2000 Fransızba metod Berlitz ve tercümesi 250 12 Lisan mükâleme 50 Efali Fransavî cetveli Ekrem 35 Kendi kendine İngilizce alfebe Nüzhet Paşa 35 „ „ Almanca „ Nüzhet Paşa 35 „ „ İtalyanca „ Nüzhet Paşa 35 „ „ Rusça „ Sudi 35 . „ . .. büyük lügat Ali Feraz 150 „ „ küçük lügat Ali Feraz 100 „ „ lügat Cemil Cahit' 20 Almanca • Türkçe küçük lügat Sadullah 50 Kamus Fransavî " Fransızcadan Türkçeye „ 500 Resimli küçük lügati fenniye 100 Türkçeden Fransızcaya Resimli Kamus Kelekyan 1200 Türkçeden İngilizceye büyük lügat J. resimli Besim Ömer 75 Çocuk büyütmek.„ „ „ 75 Gebelik. „ „ „ 60 Nüfuz meselesi „ „ „ 35 Bebek beslemek. Zeki Cemal İ0O Gebelik. 100 Kadın rahatsızlıkları „ ..Gayret kütüphanesindeki kitaplardan bazıları Kuruş Türkçe sözlük " yeni harflerle büyük lügat „ 2oo Yeni Türkçe lügat M. lohosa.. „ 100 Çocuk düşürmek.

Pol 50 Mufassal resimli tavukçuluk Cafer 250 Türklerin tarihi umumisi 1 . resimli Salâhattin 150 Otomobil ve traktör resimli Salâhattin 150 Fen mesahaye arazi ve topografya Kömürciyan 150 Mesahaya Hendeseye Kömürciyan 200 Mihaniki Riyazi Salim 500 Demir Köprüler 300 50 Nazarî Hesap.7 Deguignes. Cahit 1500 Hüriyet Hüseyin Cahit 200 İlim ve din Hüseyin Cahit 200 Hüseyin Cahit 200 Asri demokrasiler 200 Senaiyi nefisenin menşeleri " " 60 Dekartm felsefesi • > » Samiha Cemal 400 Eflatun külliyeti 100 Hisler ve fikirler Raif Necdet 200 Azmi bey Hanım kitabı 100 Fazıl Ahmet Karikatör 200 Tevîik fikret Halukun defteri Hüseyin Daniş. Mesail yeni harfle Salim Hesap tefazulî 500 . 400 Rubaiyat Ömer Hayyam 150 Hayat ve kitaplar Ahmet Şuayp Abdulhak Hâmit ve mülâhazatı felsefiyesi Rıza Tevfik 500 75 Tevfik Fikret Şermin Tiryaki sözleri Cenabı Sahabettin 100 75 Demokrasi ve mesaili iktisadiye Hüseyin Cahit Nasrettin Hoca Köprülüzade Fuat 100 50 Yarım Türkler Aka Gündüz 250 Hârîstan ve gülistan Ahmet Hikmet 100 Daima hilekâr (2 cilt) Ali Reşat 100 Milliyet nazariyeleri Mehmet İzzet 250 Hendesei sanai 2 cilt >t >> Elektrik ve tatbikat sanaiyesi 2 cilt.Kuruş Çocuk hastalıkları Yeni harf „ „ „ „ 25Ö Çocukların istidatları Dr. H.

Doğramacılık, Silicilik, Marangozluk Talât Resimli tarihi umumî 1-6 Refik Tarihi umumî 1-6 Murat bey Ebulfaruk tarihi 1 - 7 M Murat Mahmut Şevket Teşkilâtı kıyafeti askeriye Corci Zeydan Medeniyeti islâmiye tarihi 5 cilt S ey fi Emir Ali Musavver tarihi islâm Hüseyin Cahit İslâm tarihi 'İo cilt,, Kemal Paşa Osmanlı tarihi "3 cilt,, Tarih siyasî, asrı hazırda Avrupa 3 cilt Sinyoboş, Eski İstanbul, resimli Celâl Esat Başımıza gelenler , Arif İstibdattan Hakimiyeti MilHyeye 1-2 Ahmet Rasim Avrupa harbinden alınan psikolojisi dersler G Lebon Usul Defteri Malî 2 inci cilt î. Arapyan Malûmatı Ticariye Harnit Malûmatı iktisadiye Cavit Usul defteri Ticarî 1. Arapyan Hocasız usul defteri Serkeis Nihat „ Muhasebe II II Esnafın Hazır Hesop Tüccarîsi Kömürcüyan Usul Defteri 1 — 4 cilt • Amerikan Usul Defteri Amelî Hesap İlmî Hesap Kömürcüyan Hesap Nazarî İlmî Hendese tim! Cebir Amal Erbaa Kendi Kendi fotoğrafçılık resimli İhtisas muhaseb >erı Çapraş kaydek» Fikret Şimendıfercilik - 2N Naki bey Kimya 9 - 10 - I 3 cilt Kimya Bakalo sı » » Riyazi ve cep ' u?ası F. Sabri

50O 200O 100O 1500 İ0O 1000 250200O 1000 1500 200 300 200 150 250 150 250 150 200 200 200 300

50 50 35 250 25 30G 351 150 10O

100 100 100 100 50

Dahili ihtiraklı makinalar, Abdülkerim 250 „ Osman Hüsnü 250 Demir Teknolojisi Ağaç isleri teknolojisi 1-2 Yusuf ziya 250 Kimyayı sanayi 2 cilt Mühendis M. Azmi 200 Hesabi sanayi Salih Murat 80 Cihan muvazenesinin bozulması 2 cilt Ali Reşat 100 Türkiye nasıl doğdu ? Ömer Rıza 100 Hava Edebiyatı 100 İnsanlığın başlangıçları, resimli "yeni harf,,^.3 300 Dr. R- Verno 200 M' Sadık 100 Tâvimden yapraklar Saffet Ziya 100 Adabı Muaşeret Kadın meselesi Gregor Petrof 30 25 Okunacak mektuplar tdâl Sami Paşa Sezai 50 Mehmet Rauf 75 Cidal 30 Celâl Saher Simon Mehmet Rauf 150 Son Emel 250 Eylül «" » Son yıldız 200 Kadın kalbi Saffet Nezihi 250 Ercümend Talu 50 Sabir Efendinin gelini Viktor Hugo 500 SefiJJer 1-5 Halide Edip 200 Mevut Hüküm Osman Cemal 200 Çingeneler Dağların çocuğu 175 Günahkârlar Heluk Cemal 200 Reşat Nuri 100 Damga Sarı Odanın esrarı Gaston Loro 150 150 Gaston Loro Siyah kokulu Kadın Mesnevi şerif 1 - 6 tercüme ve şerhi Abidin Paşa 1400 Kitabı Mukaddes "büyük hacımda ciltli,, 400 150 incili şerif Mezamir 75 150 Asrî din fikirleri Seri 1 "11 kitap,, L. Lûtfi 100 Asrî Din fikirleri Seri 2 "6 kitap,, L. Lûtfi Lee Vrooman 10 Garpta dua yeni harfie

lu Gayret Kitabevinde satılan ı-nühim eserler : Kur'an ve islâm (Zaman zihniyetiyle) 2 Kısım Ruh Ansiklopedisi (Spiritüalizm) Ciltli Ruh Âlemi (Spiritizm. Manyatizm) Ciltli Ruh Kuvveti (Spiritizme tecrübeleri) Ciltli Pratik Manyatizma ve İpnotizma Ruhlar Konuşuyor Allah Ruhlar Arasında Medyomluk Ruh ve Kâinat (Mecmua) Abdûlkadir Geylâni Muhiddini Arabî 1 den 12 Ciltli Mustafa Ertuğrul Cemil Conk Paşa L. Rahmi Balaban 125 300 350 400 A. Ruh ve ölüm Ötesi (İslâm tasavvufu) İslâm Aslanı Hazreti Ali Kırklar Meclisi (En güzel Bektaşi Şiirleri) ! Hakikat Yollarında Tarih Boyunca Ahlâk Felsefe Tarihi (Filozoflarla birer saat) Tanrı Buyrukları ve İnsan Alemi Kıyamet ve Alâmetleri-Cennetlikler. n » > » 200 200 300 tmam Gazali 50 50 25 . Kuday • S.Ciltlisi : 500 Kr. Fakirizm. Krş. Ankara Caddesinde 131 No. Bedri Ruhselman . Crooks Dr. Cehennemlikler İnsan ve Ruh Yaşayan Ölü Ciltli İnsan ve Şeytan „ Yolcu Nereye Gidiyorsun ... Ateş Ağacı Mabette Bir Gece Mesih Paşa İmamı „ Kimyayı Saadet Hazret Oftade Aziz Mahmut Hüdal K. Âkay . iaşnar 250 250 100 Samiha Ayverdi 250 250 350 250 250 „ » ..Fiatı : 350 . Debi M. Son Menzil „ Yusufçuk . Burcuoğlu M.. 200 750 750 500 500 300 300 400 330 1000 200 300 150 100 Ciltli . W. Afşaroğlu Dr... İstanbulda.

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->