Filozoflarla Birer Saat: Muhtasar Felsefe Tarihi Mustafa Rahmi Balaban

İstanbul: Gayret Kitabevi, 1947. 16 Şubat 2005'te EFSİS Özel Koleksiyonu'ndan elektronik ortama aktarılmıştır.

© http://www.felsefelik.com

M. RAHMİ BALABAN

FİLOZOFLARLA BİRER SAAT

FELSEFE TARİHİ
Buda - Eflâtun - Aristo - Rable - Mevlâna Celâleddin - Kınalıoğlu Ali Efendi - DekartPaskal - Tomas Kampanella - Lok - VolterJ. J. Ruso • Kant - Erzurumlu I. HakkıMisele - lbsen - Ogiist Kont- Niyazi t. MisrîGöte - Muğlalı İbrahim - Sen Simon - KarlaylEmerson - E. Rönan - Tolstoy - Vilyam Moris - Bergson - Nice - Vels - A. FransJon Devey, v. s.

Sahibi ve Naşiri:

GAYRET

KÎTABEVt

Ankara C«d. No. 131 - istanbul

Hakikat Yollarında ;

Filozoflarla birer saat:

Muhtasar

Felsefe Tarihi
Mustafa Rahmi Balaban

G A Y R E T K İ T AB E VI Ankara Caddesi No. 131 <~- İstanbul IŞIL MATBAASI 19 4 7

Fiati 250 nefis ciltlisi 300 kuruştur. Fioıırnoy WİLYAM CEYMİS'IN FELSEFESİ Varidat İZMİR SALEPÇİOĞLU KÜTÜPHANEsindeki Arapça elyazma nüshasından tercüme Mark Orel DÜŞÜNCELER Bütün bu Eserler bu Ciltte tamamen mevcuttur.MUSTAFA RAHMt Hakikat Yollarında İmam-ı Gazali SAPIKLIKTAN KURTULUŞ liddiR Arabi FUSUS NAKŞI Tiı. GAYRET KİTAPEVİ. ANKARA CADDESİ -İSTANBUL .

Sonra müderris Terzizade Mustafa efendiden arapça. Yaz tatillerini hep. Güzün yamaçların burca burca kekikli Yılda bir gelip toprağına yüz sürebilsem. hiç sökülemez surette kökleşti. Köyüne hâlâ en derin duygularla bağlıdır. 1888 de Bergama'nın Balaban köyünde doğdu. Yılda bir gelip toprağına yüz sürebilsem.Müellif Hakkında. farsça ve Altunovalı İbrahim Remzi Beyden matematik tahsil etti. Köy okulunda okuduktan sonra Bergamada rüşdiye tahsilini yaptı.geçirirdi. ilerledikçe sönmek söyle dursun. onda. Gönlünün bu özleyişini. OBAMA Elli yıl önce ne idiysen içimde o sun Onun deniz gibi ova. istanbul'a gitmek lâzımdı.. kekikli dağlardan ayrılıp uzaklara. kıblende meşelikler. elli yıl sonra şöyle ifâde etmiştir. köyünün ovalarında • tabiatle başbaşa . Baharda bayırların menevşeli lâleli Yazlarda buğdayların altın yıldız sorguçlu. göz erimin dağlar İkindinde gümüş çay. Tahsil için bu çiçekli ovalardan. Müsabaka ile İstanbul Öğretmen okuluna girerek 23 temmuz 1910 . Mustafa Rahmi Balaban. Bu iki sevgi. Yedi yaşına kadar bu köyde güzel tabiat ve sade hayat içinde büyüdü. ya.

o Telif ve Tercüme Başkanlığına tayin edildi. Buradaki başarısına mukâfaten. İsviçre'de Almanca ve ingilizce de öğrenerek aşağıya yazdığımız eserleri Avrupanın üç dilinden dili» mîze çevirmeğe başladı. Onun en büyük emeli: Avrupa ve Amerikanın özlü eserlerini dilimize çevirmektir. Rahmi'vi Cenevreye pedagoji tahsiline volladı. onu Usküp Dar . Cenevre Üniversitesi pedagoji ve felsefe şubelerinde tahsilini tamamladı.pedagoji laboratuarına asistan aidi. O zamanın önlü psikoloji profesörü pek muhterem merhum Ed. Claparede onu. Kız öğretmen okulunda pedagoji Ki7ilçulhı Amerikan kollejlerinde Türk tarihi ve felsefe hocalığı etmiş. Kollejdeki on bir yıllık hocalığında dilimize İngilizceden bir çok eserler tercüme etti.— 4 — da buradan birincilikle mezun oldu. Gökalp. Yurda dönünce Ziya Gökalp merhumun başkanlığında kurulan üç kişilik mülga Telif ve Tercüme Encümeninde (burada öteki âza muhterem Veled Çelebi idi) çalıştı. Öğretmen okuluna giderken istanbul Müftisi Fehmi Efendinin mantık ve arab edebiyatı derslerine de devam etti. Kırk beş gün Üsküpte pedagoji hocalığı yaptıktan sonra Maarif Nezareti.ül -Muallimin Rüşdive (Orta öğretmen okulu) pedagoji hocalığına tayin etti. psiko . «İkdam» ın İsviçre muhabirliğini yapması ve İKDAM gazetesinin sahibi merhum Ahmet Cevdet Beyin yol göstermesile başladı. 1918 den itibaren Ikdam'da yaziları çıktı. Eserlerinin çoğu bu encümende bulunduğu yularda basılmıştır. Sonra İzmir kız öğretmen okulu müdürlüğüne tayin edildi. Basın hayatına ilk. O zamanki Maarif Nezareti. Adana öğretmen okulu müdürlüsünde üç yıl çalıştı. mebus olunca. Telif ve Tercümeden ayrılınca İzmir Atatürk Lisesinde felsefe. onu Adana yatılı öğretmen okulunu kurmaca ve müdürlüsüne tayin etti. Ça- . Maarif Nezaretf.

Terbıyevî ruhiyat laooratuarı. Pestaloji. Keloğlan. tövbeler tövbesi. İzcilik. pedagoji ve felsefedir. itıyad. Yeni psikoloji ve pedagoji. Basılan kitapları: Bergama tarihi (Müzeler müdürü sayın Aziz Oğanla beraber). Nıkomaha ahlâk. Dağ deviren. buğday kahramanı. Şehir mi. Avrupa medeniyetinin ahlâk kökleri. Evvel zamanda. Fonksiyonel terbiye (M. Mekteplerde sıhhat demederi Halk tekâmülü. Çekirdeksiz kahramanı. Ruhiyata medhal. Halk kitapları: Özdemır onbaşı. Tabi . Altın çiftlik. ahlâk. Felsefe tarihi. Kalmoıt Türkleri. Fihtenin hitabeleri. Dökroli usulünde hesap vs ölçüler. Moğol tarihi. Kristof Kolomb. Amerikada mekâtib-i ibtidaiye ve tâliye.— 5 — lıştığı konular :Tarih. Timur ve Tüzükâtı Bahtıyarname. Çevresinde gezi ile İzmir tarihî. Tabiat ve insan. Fılozofi vasıtasıyla orta tedrisatta reform. Şimdi basılmağa başlanan «Hakikat yollarında» serisi: Değerli maarifçimizi bütün okuyucularımıza daha iyi tanıttıracaktır. Avrupa milletleri ruhiyatı. Şart. Dökroli usulünde dersleri toplulaştırma. Çocukta eksiklik duygusu. Islah-ı ırk. Portakal kahramanı Mehmet Bafralı. Alfabede cümle usulü. Çocuk büyütmek. Çocuklar cenneti. Kadın-erkek. Efez. Çocuk ve mektep. Baba Arıkan'la berabar). Eskicilikten Tüccarlığa. Çocuk ruhiyatı. Çocuklar evi. ırklar ruhiyatı. Dergâh ı Mevlâna. Ruhiyat makaleleri. Çocuk ruhiyatı. Eski Kılikya (Çukurova tarih ve tarih-ı tabiîsi). Asrî terbiye ve maarif. Dağda bulunmuş çocuk. Ege bölgesinin iş kaaramanları. Avrupada yeni mektepler. Küçük Asyada ölmüş şehirler. Bal çuvalı Hüseyin masalcı. Ailede terbiye. Baliğler ruhiyatı. Kant'ın pedagojisi. Deli dumrul. izmir agorasından eski tapınaklara.

bu gerçeğe götüren yolları araya gelmiştir. Ve her biri o yollarda birer nişan taşıdır. Felsefenin ve filozofun öz değeri bundadır: insanda tekâmüle hizmet arzusunu engin bir aşk haline getirebilme. hızlandıracak aksiyonlarla. hayat ve kâinatın hakikat ve mahiyetini anlayamıyoruz. En iyisi mi. Her zaman hayat ve kâinatın mahiyet ve hakikatim arama yollarında bulabiliriz. hal ve hareketlerle gürlerimizi.ömrümüzü doldurmak. . yirmi dört asır önce: " Bîz insanlar.Durum bugünde öyledir. Ondan sonra gelen ikinci hakikat şudur: " Hayat ve kâinatın mahiyetini anlayamıyoruz diye ümitsizliğe düşecek değiliz.ÖN SÖZ Sokrat. gürele doğru . kendimize en iyi hal ve hareket yollan seçme işi ile uğraşalım. aylarımızı. Bugün bu bir hakikatır. Ama gerçeğe kimi daha yakın kimi daha uzak olabilir. yıllarımızı. " Tarih boyunca her felsefe. demişti. Onun kadar ve belki ondan da önemli yapılacak iş önümüzdedir: „ kendimizi ve çevremizi her gün biraz daha iyiye. Ferdçe ve cemiyetçe yükselmek. onların hayat ve kâinatın mahiyeti üstüne metafizik teorilerinden ziyade ahlâk veiçtimaiyat üzerine olan düşüncelerini aldım. Felsefeyi kuru lâf değirmeni yapmayan gerçek filozofların hepsinde bu ilinti bir iç ateşi halindedir.. Amma şimdilik her halde yolun sonunda deliliz. doğruya. ( Filozoflarla birer saat) e.

Dünya sarsıntısı. yeni değerler kuru lup kökleşinceye kadar sürecektir.— 7 — İkinci Cihan Harbi sonunda bütün ahlâk! ve insanî değerler yıkılmağa yüz tuttu. R. . Yarınki dünyada yenilerle bu güne kadar olan değerlerin bir karması olacağına göre (Filozoflarla biier saat) bu güne kadar olan değerler üstüne düşüncelerin kısa bir plânçosudur. Yerlerine yenileri konulmağa uğraşılmaktadır. B.

Prenslerin ihtişamı yanında tebaanın pek mühim ekseriyeti derin bir sefalet içinde idi. Nepal hudutlanndayız. vicdan gözüyle görmeğe başladı. daha sonra Moğollar ve Tibetliler işgal ettiler. pek fakir. 560 480 j Hindistamn şimal-i şarkîsinde. Uzun asırlar süren muharebeler esnasında. bize efsane ile karışık bir halde gelmiştir. ayakta gezen öiü gibi sapsarı. Bazı müellifler. 8u esnadadır ki bu adamın hayatında pek büyük bir hâdise vukua geldi: Bir gün sarayından çıkarken. Ö. bir oğlu dünyaya geldi. Kapilavaston de zengin ve asil bîr aile vardı.Buda [M. kuvvetli bir feodalite teessüs etti. muharebe ve ziraat idi. bu kabîl hayatlarda olduğu gibi. Bu mıntakada ahali. Bu adam evlendi. pçk ihtiyar. çok karışıktır: Bütanın ilk ahalisi koyu esmer renkli idi. böyle bir adamın geldiğinden bile şüphe etmektedirler. Buralarda yetişen Budanın hayatı da. Bu sefaleti. işleri. Fakat müelliflerin çoğu şöylece kabul ederler. Sonra buraları Turan ırkı. . hasta bir adama rastgelince bu tesadüf onun vicdanı önüne beşerin sefaletini yaydı. Himalayalara yakın. Kendi adı Sidharta ve aile adı da Gautama'dır. Milâttan evvel 563 senelerine doğru.

bir süzgeçleri olabilir.. daha sonra Çine ve Japonyaya yayıldı. daha sert bir hayat yaşarlar. zina: Fakat daha derin takip etmek istiyenler. dediler. (Süzgeci su içerken. Dervişler gibi köyden köye doloşmağa ve sert bir riyazet bayatı sürmeğe başladı. yalancılık. bir kuşak. Filhakika aptal kıyafetinde gazen bir kısmın hiç mal ve mülkü olamaz. Böyle derin düşüne düşüne nihayet kendince hayatın sırrını ve insanların takip etmesi lâzım kanunu buldu. içinde bulunması muhtemel Ölmüş hayvanları yutmamak için kullanırlar. 2 — Budizmin yarattığı cemiyet : Budizmin iki türlü saliki vardır. bir avuç pirinç. bir iğne. servetinden vaz geçerek gece bir ata binip sarayını terketti. O zaman ona BI$ıkw geldi. aptalj ^kıyafetinde dağlara inzivaya çekildi. bir baş piçağı. Yalnız bir sarı kaftan. Kurduğu din.) Bu dervişler. mezhebin — aşağıda bahsedilecek — temel fikirlerinden başka beş ahlâkî vazife ile kendilerini mükellef tutarlar ki bu beş şey haramdır: Katil.. "Buda* demek «Işıklı» demektir. bilhassa Tıbete. Ekseriyeti teşkil eden kısım. Budajun milâttan evvel 430 senelerine doğru öldüğü anlaşılıyor. sevinecek yerde : < işte bana bir zincir dahal 1 > dedi. Aynı zamanda mütalee ve derin tefekkür ve istiğrak içinde idi de. hırsızlık. paraya hiç el süremezier.g _ «Bir oğlun dünyaya geldi» diye haber verdikleri zaman. O andan itibaren insanlar* yeni yola davet etti ve müminleri kendi etrafına toplanmağa başladı. ve ancak dilendikleri şeyleri yerler. 29 yaşında olan prens. gittikçe bütün orta Asya* ya. Prensip itibarile bunlar or- . sarhoşluk.

- 10 — manda yaşamak mecburiyetindedirler. köylerin kıyılarında yaptıkları bahçelerde yaşarlar. (mukaddes yadikâr — reUg-ue'leri) ve mübarek makamları tebcil. ibadet tamamen sadedir : ayda iki defa toplanarak mukaddes kitapları okumaktan ve işlediği günahları umum huzurunda' itiraftan ibarettir. Lâkin insanlara mezhebi öğretmek vazifeleri doiayısile. Görüyoruz ki budizm. buna hiç ehemmiyet vermez. hazır yiyici ruhban alayı meydana geldi. Köyden köve dilenerek gezen ve vazeden bir ruhban sınıfından. Zaman geçtikçe iki yüzden bozuldu tik devrenin sade. Bu mezhebe giren insan. ibadeti verine birtakım ( batilalar) ve (şekiller lı kaim oldu. En ziyade hürmet gören rahipleri. Basmakalıp dualar. Dağ başlarındaki manastırlar. Bu mezhepte dikkate şayan üç mühim şey vardır: Evvelâ kast farkının hüküm sürdüğü bir memlekette. İradî bir fakrü zaruret îçinde yaşanılacak . böylece. ancak mezhebin ilk 7amanlarında böyle idi. budizm. bir derece ve mertebe sebebile degü. ki bunlar buralara ancak — açık yerde yaşamanın imkânı olmadığı — yağmurlu mevsimlerde çekilebilirler. bugünkü. Fakat bu hal. Üçüncüsü. mümkün olduğu kadar dünyadan yüz çeviren bir cemiyet yapmağa uğraşır.izdivaç ta dahil olduğu halde . Bir de ruhban için bir (mertebe silsilesi) tesbit edilerek manastır hayatı bir usul ve kaide halini aldı.bütün diğer içtimaî rabıtalarla alâkasını keser. [kincisi. ki bugün bu . hangi siniftan otursa olsun kabul eder. hiç bir (hiyerarşi = mertebe silsilesi) tanımaz. siyasî ve İktisadî hayata tamamen lakayt kalınarak münhasıran dinî tedrisat ve istiğrak içinde ömür sürecek. bazı hâtıra âbidelerine hac ve saire gibi. «Tibet> ve «Siyam» daki. yaş ve irfan dolayısıyle hürmet görürler. . epeyice sonra kurulmuştur.

bilâkis ona yardım ftmek. 3 — Temel fikirler: «Benares müteakip hakikatte çekmefre Şimdi mezhebin esas tedrisatına gelelim. Meselâ Buda bir gün dağda gezerken. o büyük fikri takip ettikleri iddiasındadırlar. esas itibarile.ür. vazı» na yani müessisin aradığını bulmasını verdiği ilk vaza göre mezhebin esası dört toplanmıştır. Yapılacak iş şudur : Her mahlûka daima merhemet etmek. bunlar bu tarz düşünmenin şüphesiz tabiî neticeleridir. Mamafih bu hal. öldürmekten. köyleri < mukaddes yadigârlar» ve «sihirli merasimler» ile aldatarak köylünün kanını emmektedirler. birtakım ümitsiz ah ve vah ile gidebileceğini zannetmiyelim. hiç korkmamiş._ ıı _ _ iki memlekette böyle binlerce rahip. Halbuki bunu yapanlar. yukanda gördüğümüz veçhile. Merhamete onlar da lâyıktır. 1 — Var olan her şey. av arayan bir dişi kaplana rastgelmiş. bakınız nasıl tereddiye uğruyor. Dikkate şayan değil mi ? Büyük bir fikir. onu kurtarmak. Bu ızdırap hayatına yalnız insan değil böcekler de iştirak etmektedir. manastırlarla dolu şehirlerde. Doktrini. bedbindir. şiddetle çekinmek. tarihte yalnız Buda mezhebinde değil daha bir çok yerlerde görülmektedir. elem ve mahkûmdur. Bunun pençesine . mablûkabn içinde bulunduğu müthiş sefalettir. Her nereye baksa feraiık gö'. Herkangi bir mahlûku acı çektirmekten. Fakat bunun. Buna dair binlerce efsaneleri vardır. ıztırap Budanin mülâhaza ve tefekkürdeki başlangıç noktast.

eNirvana:» «Mutlak sükûn et > in tevlid ettiği daimî bir saadet içinde yaşamak demek olan «yok olma» dır. 4 — Her şeyden el çekmek düsturunu tahakkuk ettirebilmek için (anayol) u takip etmek lâzımdır. ölüm gibi şeylerle elinden çıktığım görünce daha büyük merak ve izdıraplara düşüyor. Bu suretledir ki hayattan ve hayatın şerlerinden kurtulup <Nirvana> ya kavuşulabilir. Hayatın bütün didinmelerinden ancak böyle kurtul unabilir. Ve bunların bazısının. kendi bedenini sunmağa karar^vermış. tamamen ken ~cfi içimizde buluyor: Arzular. Böyle iğne altında yaşıyan insan. 3 — Izdırapların nihayet bulması. Burada Budizmin. Nihayet Kaplana av olarak. Çünkü elde ettiği daha üst hayat şekillerine bütün kuvvetile Dağlanıyor. Yani bizzat Budanın düşüncelerini takip ve onun hareketlerini örnek ittihaz etmelidir. hem psikolojik hem metafizik bakımlarından. hastalık. 2 — Elem ve izdırabın kaynağı arzularımızdır.— 12 — geçecek zavallı hayvanları düşünmüş. meselâ kaybetme. yalnız başkalarına fenalık yapmak ile kalmıyor. bizzat kendi ıztırabını da artırıyor. en güç noktasına parmak basmış oluyo . Arzu. Buda. Amma aynı za> mandafcbu kaplana ve aç bekleyen yavrularına da acımış. hiç aralıksız. daha üst daha geniş yaşamağa itiyor. ölmezden vevel . Her türlü mal ve mülkten el çekerek hiç bir şey arzu etmemeğe alışmalıdır. her şahsı. arzuların nihayet balmasıle olacaktır. Fakat. kendi arzuları için kendini ölmüş saymadır. y JBu cinan şümul şerrin sebebini.

Çünfü butun arzuların kaynağı. insanı bedbahlıktan kurtarmaca matuf bir talimattır. Budizm. gelip g-eçfci hadiselerle dolu ve daima derişen bir med ve cezir gibi olup hakikatte hiç bîr şey var değildir. Amma şurası doğrudur ki bu din. Budizm hakkında. «Başkası nemelâzım bana !> dedirtmez. Meselâ bedbinliği ile bile insamn^hassasiyetini uyandırarak ıstırap çekenlere karşı alâkadarlığf p arhnr. Bu ise hayata veda etmek olur. Bu «ölüş» ve «istikrars'zlık» nazarivesfnl benîmslvebilmek için.kıvmetli ahlâk unsurlarını ihtiva" ettiği de bir hakikattir. dünya. Hakikatte Budizm. Her ferdin vazifesi. bizi kendine bağlıyamamalıdır. «Allah» sız bir din. karşısındakini selâmete çıkarmak için çalışmak ve ona selâmet volunu öğretmektir. bilhassa. Kâinatı böylefıztırap içinde görmekle bundan yal- . 4 — Netice : !lk bakışta Budizm. Fakat kolay değildir. bir nevi mahvolma demek olan Nirvananrn sükûnetinde aramak insani harekete getiren bütün âmileri toptan süpürüp atmak demektir. ilâblnrı înkâr etmez. Fakat başkalarını »zdırap içinde bırakarak valnız nefsini kur-"1 tarroâk değildir. bu çünkü zihniyetten çok uzak gibi görünür: Havat ve arzulardan yüz çevirmek. Böyle olmakla beraber Budizmin. Budizmîn özü t egoizm»* karsı şiddetli ve mütemadi bîr mûcadele'acmaktır. Binaenaleyh hiç bir şey. salikler tarafından çok inkişaf ettirilmiştir. <amelî ahlâk» tu.— 13 — ruz. derler. ki bu cihet. birtakım ruhî miimareseler vapıhr ki bunlar ruhu. bütün harici faaliyetlerden el ''çekmek ve saadetî. bn cihanşümul akıntı ummanı içinde bir limana bir meîcee kılavuzluk ed«*rler. Budanm gözünde. ilâhlarla meşgul olmaz ve onlara 'bir rol avirmnz. egoizmdir.

gibi Budizm de harfi harfine tamamen tatbik edilmiş değildir. uzun seyehatler . Öne sürdüğü tedbirler ise şiddetti ihtirasları Özcüiüğ Egoizmi öldürmeğe matuftur. içti- . Sokrat'a talebe oldu.isr terseniz Ütibiler deyiniz . fakat bütün mahlûkatı sevme ve acıma. Ö. Bugünün Akademi adı burdandir.— 14 — nız şikâyet ve figan neticesine değil. 429 . hayatını okuma. Ayni zamanda birçok yüksek ruhların teşekkülüne de hizmet etmiştir. Eflâtun. insanı : kendini tanımağa.347J Eflâtunun en dikkate şayan vasıf [arından |biri maî teşkilât idealine mühim yer ayırmasidır.«ve üç kere Sicilya'ya yapmak ile geçirdi. . kitap yazma. 1 — Hayatı : Eflâtun. Eflâtun'un dünyaya geldiği devirde grek siteleiinin dolgun ve zengin bir hayatı vardır. maddî şeylere bağlanıp kalmamağa davet eder. «Akademus» parkında «Akademi» denilen mektebini tesis etti. Eflâtun [M. kendine hâkim olmağa. okutma. bütün diğer doktrinler. uzun hayatı içinde. insanın bütün hayvanlar va nebatlarla ince bir kardeşliği olma neticesine varır.bilhassa Mısır'a . siyaset ile de çok meşgul olduu. Şunu da söyleyelim ki. milâttan önce 429 da Atina da zengin bir aileden dünyaya geldi.

zadekân. Amma o. Fakat sonradan hayatını felsefeye hasretmeğe başlayınca. henüz zenginliği. Fakat. en ünlü günlerini. 2 — Şe'nî siteyi tenkit: Eflâtun. fakat dahili ihtilâllerle sarsılmış bulunuyordu. devlet adamları üzerine tesir icra etmeyi ve bu.— 15 — Bilhassa Atina. felsefeyi fikirleri ile. tahayyül ettiği siteyi. yer yüzünde tahakkuk ettirmeği düşündü. Bu filozofa göre sosyete: Bir zaruret dolayisüe kurulmuş olup beşerî ihtiyaçları tatmine mecburdur. Binaenaleyh Eflâtun siyasî nazariyelerinin tatbik mevkiine konularak kusursuz bir sosyetenin kurulabileceğini ümit edebilirdi. Diğer greksıteleri de hemen aynı halde idi. Sicilyaya ilk seyahatinde Eflâtunu bu Tiran büyük bir önemle kabul etti. Bu adam Eflâtun'un hürmetkar tilmizleri sırasına girdi. Bunda iş bölümü en başta gelen bir kanundur. Nihayet sandalya kavgaları. refahı devam ediyordu. bu kitabının sekizinci ve dokuzuncu fasıllarında siteyi tenkit ile karışıklıkların ve inhitatın sebeplerini gösterir. onun bu intizarı boşa çıktı: Ne «Deniş» n e d e «Dion» böyle bir işe teşebbüs etmediler. suretle. Böyle bir devirde gelen Eflâtunun iyi bir hükümetin nasıl teşkil edileceğini ve bunun idamesini ne suretle mümkün olabileceğini tetkik etmesi çok tabidir. Tiranlık devirleri de geldi. Eflâtunun daha genç yaşından itibaren siyasî faaliyeti düjünüyordu. Perikles zamanını yenice bitirmiştir. Gerek Tiran ile gerek bunun damadı «Dion» ile Eflâtun arasında sıkı bir dostluk bağlandı. Rejimi Monarşi. Site ziraat . hiç bir istikrar yoktu. müfrit demokrasi gibi şekil' den sekile geçiyordu. en büyük eserlerinden biri olan «Cumhuriyet» kitabını o ümitle yazmıştır. hükümet datbsieri. Buna >Siraköze> tiranı «Deniş» ile olan münasebeti de fırsat hazırlıyordu.

Ve sosyetenin hayatı ekseriya karmakarışık ve zararlı şekle girdi. onu ifratlardan kurtarmak intizamı tesis etmek ile olur. Servet ardından koşma ve zenginlik. Bu oligarşiyi yıkar ve yerine demokrasiyi kurdurur. Tiranivi getirir. egoistler! Hiç bir nevi vicdan kanunu tanımazlar. sitenin hayatı normal îdi. Bu zenginlik meylinin insanlarda uyandıracağı ilk his kibir ve ihtirastır. yeni yeni ve gittikçe sun'! ihtiyaçlar doğurttu.alabildiğine istifade ve menfaat hırsını körüklediğinden . Fakat ihracatçılarca başladığından itibaren . felâketlerin en büvüfrü olan vatandaşların ahlâkının nasıl bozulacağını da Eflâtun. 3 — Ahengin veniden kurulmas» : Siteyi iyi etmek. Sos yete bu vaziyete düşünce.fenalık da başladı. evvelâ (adalet) tabirini kullanmakta* [dır. Bu suretle iş bölümü. işte böylece sosyete. Ve bunlarda türlü türlü yeni sanatlar meydana g-etirdi.Takat bu intizamı nasıl tarif etmeli? Eflâtun bu bapta. Nihayet nüfusun çoğalması ve zenginlik ihtirası sosyeteyi emperyalizme ve muharebeye şevketti. her türlü ahlâkı çiğniyerek.-16 - vasıtasiyle temel ihtiyaçlarını elde etmeğe uğraştığı müd detçe. fertlerin çoğu kuvvetlerini. zenginlerin refah ve saadetinden mahrum olan veya kendilerini öyle zanneden bir çok insanların kıskançlığını uyandıtır. Nihayet derrcVrssl de prensip ve mayası icabı. İşte Eflâtuna göre bozulmanın soyları böyledir. Bunların çoğu faydasız ve parazit sanatlardı.) Bu rejim şüphesiz. (oligarşık adamın hareketi böyledir. yalnız paraya taparlar. en münasebetsiz ve faydasız noktalarına kadar götürüldü. Serveti elde edince." fena bir organizasvön halini aldı. fena tanzim edilmiş. Böyle insanlar. göz önüne getîrivor. Bu adalet mefhumu <Cümhuriyet> kitabının birinci . maddî fhazlar içine gömülürler. faydasız faaliyetlere sarfeder bir hale geldi.

Filhakika ona göre adalet: uzviyetin muhtelif fonksiyonları arasında muvazene ve ahenktir. daima göklere çıkmak istiyor. Mükemmel bir site. İrade ise bu iki atın kuvvetlerini muvazenelendİrerek arabayı.— 17 - ve ikinci fasıllarında uzun uzadıya tetkik edilmiştir. tacirler ki bunların vaiifesi. adalet ile ahengi birbirine karıştırır. Bizim ruhumuz. .çiftçiler. İyilik ve güzellik gribi fikirleri temaşa ve takip etmektir. yerin dibine'dogru çeker. Bir teşbih ile ifade edacek olursak denebilirki bizim içimizde üç şey vardır. der. Öteki at. bilhassa. doğru yolda götürmeğe çalışan bir arabacıdır. fakat bu sureti idare etmekte olanlar. tamamen serbest değildirler. 3 — Aynı zamanda hem vahşi hayvan. Fakat Eflâtun. açlık ve susuzluk g-ibi. hem insan (olan bir arslan. iyi tanzim edilmiş bîr ruha benzer. Eflâtun. «Phedre» kitabtnda ise daha mükemmel. üç unsurdan mürekkeptir. En aşağıda 'fşlih'âlar ve maddi arzular bulunur. umumun ihtiyaçlarını temin etmek ve servetler meydana getirmektir. Bu fikri. kendisine iki at kogultnuş bir «arabaya benzer* Bu atlardan biri yükseklere şahlanmak. Temelde: ameleler. 2 — Yalnız aklı işliyen 'bir adam. maddi arzular ile aklın arasını bularak bunları ferdin hayatına yardımcı kılabilmektir. 1 — Yalnız yemeği düşünen bir vahşi hayvan. başka bir mukayese yapar ki o da yine buraya gelir. İkisi ortasında (irade) vardır ki bunun rolü. Mükemmel bir site de böyle birbirinden tamamen ayri üç sınıftan mürekkep olmalıdır. Eflâtuna göre bizim ruhumuz. beşer ruhu ile mukayese ederek tesbit etmektedir. En yukarıda akıl vardır ki vazifesi. Çünkü servetin.

Filozoflar bu sınıfa «tunçlar sınıfı» diyor. Ötekilere iki sene daha beden terbiyesi yaptırılarak askerliğe hazırlanacaklar. şefler tarafından yapılacaktır. ne zerrinlere verir. devlet adamı olabilecek. 4 — Liderlerinin ve devlet mesi : adamlarının yet'ştiril- Bu programın en mühim kısmı hudutsuz salâhiyete malik olacak olan «Filozof . bir yoklama ite. O.. Bunlar. Bütün yurt çocuklarına on se* kız yaşına kadar ayni terbiye verilecek ve bu terbiye oyun şekli altında olacaktır Cebir ve şiddet usulü ya* saktır On sekiz yaşın sonunda. idaıî ı e askerî muhtelif makamlarda stajlarda bulunacaklar. «Tunç* Iar sınıfı) Ayrılacak. daha onbeş sene orada muhtelif aralıklı sıkı imtihanlarla mükemmel bir suretde oku tulacak. Ancak elli yaş ndadır ki nazarî ve ameli her türlü kabiliyeti gösterdikten sonra bir insan.— 18 — idaresine ait talimatnarnaler. idarenin dizginlerini ne soyca asillere. Otuz beş yaşma gelince yeniden on beş sene devam edrcek yoklamah stajlara tâbi olacaklar. bu filozof kadar. İkinci derecede «gömüşler sınıfı» gelir ki askerler bu sitenin müdafaasile mükelleftirler. Bu son on beş sene içinde okumaktan ziyade. Memleketi idare edecek olanlarln evsaf» üzerinde. hiç kimse. Ancak fikren yüksek adamlara verir. ehemmiyetle durmuş değildir.devlet adamları» nın yetiş* tirilmesi işidir. Eflâtunun sitesi böylece pek mükemmel bir terbiye sistemi üzerine dayanır. Yirmi ya şmda bir seçme daha yapılarak devlet adamları namzetleri ayrılacak. Nihayet «Altın sınıf» gelir ki bunlar devlet adamları ve yüksek zekâlar olup en yüksek kuvvet ve kudret bunlarln elindedir. .

5 — N -tice : E< âtAin «Cumhuriyet» kitabını yazarken bunu siyasî bir lüva ve hülya maksadile. en .ourda yalan ve hile dahi caizdir. Çünkü bunda cins değil ehliyet nazarı itibara alınacaktır. Fakat pek çok enteresan ve hattâ modern f deri havi olduğu da inkâr edilemez. . Hikmeti hü ûm t ic-bettMrs. Ba o s^trinm pek çok haymî kısımları ihtiva ettiğini söylem. bilhassa devlet adamları terbıyts m r « «i büyük eh mnaiyf ttir O. devlet adamları sınıfına g çebılirier. devlst adamı olabilirler. Eflâtun'un sisteminde bir de (öjyenik) esası vardır. E â 'IK> gö û<sal bîr ştf.smlnrma b ra maz. = sut) bu u . Kezalik bu yüksek sınıfrn çocukları müsabaka imtihanında kazanmazsa aşağı sınıflara geçer. . — 19 — Kadınlarda. milleti sınıflara ayırması da sırf liyakat ve istidat sebebiledir. filozof olacağından t*b. milletin idare şekli « t$i » i doğma te^dûfl rine. Marizlerin ve sakatların ha vat hakkını kabul etmez. Bir hükümet darbesi yapılarak (Filozoflar konseyi) diktatörlüğü eline alacak yanı v^zıytte intibak edemiyen ihtiyar vatandaşlar nefyolunar k. Yalnız hünere ve bilgi e vetu Baiil^ «-er ki «idare ı$>. Tatbik vaziyetine nasıl geç ieceğini dahi bildiriyordu. Tunç sınıfının veya askerlerin ço cukları muayyen imtihanları verince. askeri kuvvete din veya SII . iMsın* z<fer ile iki fa 'delim Birine Eflâtunun terbıye/e.. Bunların bu. değil derhal tstoikatına geçilecek b r program diye yazmıştır. yeni site gençlerle kurulacak. avnca bir san'attır. ğe lüzum yok. E lâtunun.» Efâtun bu fikie tamamen muataif. Çocukların terbiyesi de aileye değil devlete yükletilir.îd hlovof n çok geniş bîr kültürü.

.Ö 384) Bugünkü batı medeniyeti: eski yunan kültürü ile tysa dininin bir karmasıdır.Efiâtun'un sitesinde olduğu gibi . devletleri ekonomi işlerine müdaheleye sevketmiyor mu ?. Bir nizam altına alınmamış. Servet ancak hakikî ihtiyaçlar ile orantılı artırılacaktır. 17 yaşında öksüz kalınca. Aristo burada otuz beş yıl kaldı. ve servetin istihsal ve tevzi işlerini bu esasa göre tanzim edebilmekte görülür. Liderin. bugünün meşe* lelerinden değil mi ?. bazan şahsî servetlerin ifradi fızla hususî menfaatler takibi.daha ahenkli bir cemiyet yaratabilmek için cemiyet ve milletin menfaatim. Bu iş bugün bile. Bütün bu hadiseler gösteriyor ki .Ö.. Vaktiyle. Atarna Bergamayı Dikiliye bağlayan şosenin kıyısınDikiliden beş kilometre kadar içerdedir. üzerinde Atarna şehri olan yere bugün (Ağıl kale)^ denilmektedir.— 20 — yüksek fikirleri kavrıyabilecek bir ehliyeti akıl ve vic danın bütün kaidelerine itaati olacaktır. Aristo (M. Meseleleri. Ve en . ancak bunun içindir ve bunu liderlrr tesbit edecektir. fertlerin ve ailelerin menfaati üstünde tutmağa daima ihtiyaç vardır. Aristo. akraba ve aile dostlarından Proksen onu ( Atama ) ya yanma alarak Atinaya tahsile göndermiştir. 322 • M. devlet adamlarının zekâ ve dirayeti: Bütün fertleri umumî menfaate boyun ezdirtmekte. fazla makinacılık. fazla istihsal. Yunan kültürünün bel kemiği de Aristo dur. O.

bir daha elde edemeyiz. zamanında terbiye etmezsek. ilk önce bir karar mahsulü değildir: istenir veya istenmez. Bu kudret: akıldır. faziletle beraber gelişmesindedir. ço. diğeri iradî iki unsuru vardır. en büyük saadeti hareket ve faaliyette bul- . Binaenaleyh bir insanın değeri.uk ihtiraslarını takip etmeğe alışırsa attık onun faziletli olabilmesi pek güçtür. Meselâ cesaret. Fazıhtli insan: insanlığa özel işi çok iyi yapmak ister? yarıî her türlü ifrat ve tefritten çekinir. Atama kralı Hermiyas onu kardeşinin kızi Pityas ile evlendirdi. Cömertliğiu ifratı israf. İnsanın tabiat ve mizacının: Ahlâk ve faziletin kendisinde kolay veya güç teessüs etmesine t. saptanınca buna ulaşma vasıtalarını göstermek.Türlü hal ve hareket tarzları arasında iyi niyetle en doğrusu hangisi ise onu seçmek ve ifrat. tefrite düşmeden tam " o ı t a " yi güdebilmektedir. tefriki hasisliktir. İnsan. akla aittir. istihdaf ettiği gaye.— 21 — güzel eserlerini burada yazdı. Fazilet nedir? . Terbiye ve mümarese ile fazilet.siri vardır. Aristo'ya göre insan için. Fazıylet. Faziletli olabilmek için: istemek ve bilmek gerektir. (lâzım olduğu tarzda). (lâzlm geldiği derece)(lüzumunda) itimat veya korku hissetmektir. kendimizdeki insanlığa özel kudreti geliştirmektedir. Fakat bir kerre gaye. Ahlâkî faziletin biri aklî. Zıttarı (korkaklık) ile (inatçılık) tır. Şimdi fazileti şöyle tarif edebiliriz: En doğrn bîr akıl ve ihtiyat ile ve kendimize nisbetle tam ( itidal = orta) yi takip ile iradî ve kararlı bir surette harekete daima hazır olmak. bir tabiat gibi olabilir. Çocuğu. en yüce erek. tabiat mahsulü olmayıp terbiye ve mümarese mahsulüdür. Elimizdeki taşı bir defa atınca. bir insan için en yüce erek: akim.

Kendi derinliğindeki insanlığa özel özü. sıkıntı içinde değildir. kara günlerinde dahi. İnsan. Aklı en kuvvetli bir surette işlemektedir. Devlet. işleri. Bedenî ve ruhî melekelerinin inkişafı ahenklidir. bir içtimaî varlıktır. Böylece siyaset. kayıtsız ve şartsız devletin emri altına girmek mecburiyetindedir. politikanın bir şeklidir. > diye Söyle açıklar : . Yani esas tabiatini teşkil eden bütün (üf'ule=fonksiyon) larınv sosyal muhitte işletmek sizin. 2. Şahsi entere ile siteninkini birleştirmelidir. Bu sebeple ferd. yolunda gider. 5. 6. 7. — Aristo : <Bunu metafizikten öğreneceğiz. niçin mesuttur ?. umumî saadeti en iyi temin edecek surette sevk ve idare etmelidir. Servetçe. Aristo en raes'ud adım portresini şöyle çizer : 1. 3. Faziletli insan. ahlâkın zarurî bir tamamlayıcısıdır. Daha doğrusu ahlâk. Hayatın inişli. tahakkuk ettirilen faziletli insandır ki hakikî insanlık tadını tatar ve kendini mesut hisseder. iyi çocukları ve dostları vardır. tedir. Yaradılışı ve aldığı terbiye iyidir. en yüksek fazilet: hlhmete en uygun faaliyettir.— 22 — duğundan. yokuşlu olduğunu bilir. her ferdin hal ve hareket tarzını. Devlet. 4. Tabiî ve içlimaî temayüllerini tatmin edebilmek- — Portresi böyle çizilmiş adam. Cemiyet ol mı yaydı (insanlığa özel mahiyetler) olamazaı. mesuliyet hissini büsbütün kaybetmez. terbiye ve kanun işlerini " fertlerde faziyleti • itiyat halini aldıracak şekilde düzenlemelidir. fazilet ve saadeti cemiyet içinde amel ha* üne getirmeksizin tam insan olamaz.

Bugünkü içtimaiyat âlimleri medeniyeti « Daha yüksek bir hayat» diye tarif etmektedirler. Bizim büyük filozoflarımızdan Mcvlâne Ceiâleddin bu mes'eie ile derin uğ)aşmış kudretli (Feylesof -Şair) dir. Niçin yaşıyoruz? Niçin türlü türlü şeylere gönül bağlıyoruz? Bunların hepsi gönül bağlamaya değer şeyler mi? Hepsinin üstünde. sonsuz bir aşkla gönül bağlanacak tek bir şey. Aristo'ya göre insanın saadeti : Tanrı gibi. Kendi natürü ile bizatihi mesuttur. hiç yorulmadan daima en iyiye doğru hal ve harekette bulunabilmededir. solmaz tek bir güzel yok mu? İşte her devirde. hayatın gayesini tayin «etmektir. tek bir hakikat. adalette değildir. Saadeti (fiil) den ibarettir.— 23 tMetafizik diyor ki . Fakat öyle bir fiildir ki buna hiç yorulmaksızın devam edebilir. sonuna kadar. daha şairene bir eda ile: c Can feşan ey afitâbı-ı manevi Mer cihanı küherna binutna nevi» . her büyük filozofun radığı en büyük meselelerden biri budnr. Bizim büyük filozof aynı mânayı.» Allah en mesuttur" Ve saadeti için haricî hiç bir şeye muhtaç değildir. Zira saadet. Mevlâna Celâleddin (1207-1273) Felsefeni en büyük işi.

herkesin ve bilhassa yetişmekte olan nes- . Fakat yepyeni bir dünya yaratmak için böyle (Yeni hayat) yaratmağa gerçekten aşık. «Şat baş ey aşk hoş sevdayı ma Ey tabibi cümle ilethayi ma> «Hastalıklarımızın hepsinin tabibi sensin. Gönül bağlanmağa değer tek güzel: her zaman. Yüksek bir ülküye tam ve candan gönül bağlıyamamak insan için pek tehlikelidir. mukaddes ateş yok ise hiç bir şey yapılamaz. En büyük kuvvetler. millet ve dünya yaratmak için bütün kudreti ile çalışmaktadır. ruh üzgünlüğü. derin hakikatlere aşık. büyük işler göremez. pek mühim yer tutar. Büyük bir ülküye kendini bir kere tam verip nefsini unutan bir insanda can sıkıntısı. Bu asîl ve merdane aşk. egoizm denilen insan ruhunun seretaniarı olur mu ?. en derin aşklardan kaynar. kendi özcülüğünü (Egoizmini) yakıp mahvetmiş tamamen kendini vatan ve millete hizmete hasreden bir nesil yetiştirmek lâzımdır. (Yepyeni dünya) yar ratmak aşkı az ise. rnsan ruhça düşkündür. daha ileri. diyor. garez. Türk felsefesinde büyük İşlere. bir vatan.— 24 — "Ey manevî güneş olan insan. içimizde «Yepyeni dünya> yaratmağa derin bir aşk. Eski dünyada yeni' likler göstermek yolunda canını feda et. Bu türlü aşkı en ince ve en derin terennüm eden iki büyük Şair Filozof Yunus Emre ile Celâl dirr Yunus emre bu türlü aşk hakkında : «Hamzara kuvvet verir kaadir Çalap aşk erine> Celâl de bizi her büyük işe saldıracak yepyeni medeniyet yarattıracak âmilin aşk olduğuna inanır. İçinde aşk olmıyen insan. yepyeni daha üst.. ey aşk» diyor. ha' sed.

O cidden altındır. seciyece kuvvetli vatanperver bir gençlik teşkil edebilmektir. kendi putudur. rubca. Diğer bir borcumuz : Kendimizdeki egoizm putunu kırarak örnek olmak suretile.— 25 — lin hepsinin kalbinde eski ateşgedelerin ateşi gibi yanmadıkça yeni dünya. gönlünde böyle bir algül açt»rmıyan insan. Ah gençlik. kaba meteryalizimdir. yok olsun» Kalbimizde bu ateş ile namütenahi tekâmül yoluna Çıkınca. maneyî mertebenin en aşağısında kalmış insanların taktığı egoizmdir. puta tapanın juhu yoktur. Hâlbuki gençliğinde kendin altın idin» diyor. gönlündeki (Yeni hayat) mukaddes aşki sönmiye yüz tutan. Lâkin maddeye. Celâl'e göre. Çünkü mukaddes ateş içimizde o zaman tutuşur. Vatana en büyük bir borcumuz yeni neslin gönüllerinde bu ateşi tutuşturabiltnek ve bedence. her taze gönülde hiç solmayan birer algül açtırabilmektir. «Her ki in ateş nedaret nist bat» «Gönlünde bu ateş olmiyan.» «Sen şimdi altın ister oldun. Ve mukaddes ateş içimizde hiç solmayan bir algül olur.. "O ki gafil hut ez keşti bahar O ki danet kimetı in rüzgâr. Gençlik ömrün altın ve elmas devridir. gençliğinde. önümüzü kesecek bir ilk harami. derin tutuşunca sonuna kadar da hiç sönmeden yanar. yeni hayat kuıulamaz.. baharını gafletle geçirmiş demektir. yerlerini altın aşkı sarmağa başlıyan insanlara : «Zer taleb keşti hud evvel zer bedi. . «Her ki o ten ra perestet can neburt» Celâ'.

Ö. İçimizdedir: Egoizm ve meteryalizm. . Eğoizim yolunda olanlara : "Meyli tü suyi mügaylanest ü rik Ta ki gül çini zi harı mürde rik.— 26 - Kırılacak ve yakılacak iki put. Benliği aş. ber zaifan rahm kün. "Ahiri her girye handeest Merdi ahir bin mübarek bendeest. boğmaktır.. "Senin gittiğin yol : dikenliğe ve kumluğa gider. güneşin nurunu almana mâni olur. dil resi gevher şevi.. Binaenaleyh ben. bu cihanı. Melekler itham ediyorlardı. "Eğer taş. ancak bunlar için tasavvur ve icat ettim.» «Senin benliğin bir dağ gibidir ki güneş görmene.. Mevlânadan: «taşanları yarattığından dolayı Tanrıyı. taşanların çoğu masiyet çamuru içinde süaünecek. Er büyük başka bir borcumuzu da egoizmi ve materyalizmi nerede olursa olsun.. benliğinden gaç ki yüksek hayat yaşıyasın...» Mevlâna terbiyenin kuvvetine inanır : "Ger tü senk ü şehre ü mermer şevi Çün besahip. fakat bazıları nur içinde yürüyecek ve onların güzellikleri size gıpta verecek. kaya mermer olsan dahi bir kâmil mürebbi elinde gevher olursun.ü dikenlik ve kumlukta nasıl gül bulup dereceksin ?„ "Merhamete nail olmak istersen zayıflara merhamet et „ "Rahm hahi. Tanrı cevap verdi.

mübarektir.... "İnsanın gizli düşmanları çoktur.. Reşki melek amedest çalâkii ma..— 27 — "Her ağlamanın sonu gülmedir. "Ey insan!. Geh reşk büved firişte ez pakii ma. . Mevlânanın doğumu Belklde 16 Rebilevvel 604 ^1207). Geh bigrîzed div zi bipakii ma... "Ademi ra düşmeni pinhan besist Âdemü ba bazer akit kesist. karşisındakinin hünerini "Âhır âdem zadei ey na halef Çend pindari tü pesti ra şeref. İşin sonunu g-Ören insan. mahlûkat zincirinin en üstünde olan adem oğlusun... "Başına gelen elem ve felâketler. Bazen gök insanları.. ' Garazkâr görmez. olan kimse. hüner poşide şüd. Konyada ölümü : 5 cemazilahir 672 (1273).. O kesif ten asumanda Öyle sür'atle «çar ki bu çalakî. meleklerin bile gıptasını davet eder. "Bizim şu kara topraktan olan bedenimiz feleğin nurudur. sende allah kor* kuşu olmamasından ve küstahlıkla hareketindedir. "Çün garaz amed. Hazer ve dikkat ile hareket eden kimsedir ki akıllıdır „ 'Her çi ber tü ayed ez zülumat ü gam An zi bi bakî ü küstahest hem. biz toprak adamlarının temizligini kıskanırlar... Alçaklığı nasıl şeref zannedersin?. Bir de rubailerinden birini alalım : "Nuri feleKest in teni hakii ma. bazen de şeytanlar bizim kötülüğümüzden kaçarlar..

Komik bir eser olan ve (1532) de Liyonda basılan (Pantagruel) basılmazdan önce bir çok kitapları çıkmış* ti. 1554 de (Gargantua) kitabım bastırdı. zamanının büyük İşleri üstüne diyeceğini demeğe yer bulmuştur. ağır işler alarak Romaya bir kaç kez gitti. Yazının ardını koğdu. Çağının hem bilginlerine hem siyasasına. hele Fransa krallarile Papalık arasındaki bağlara inceden inceye bilgili idi. Şaşılacak bir doğum. Ünlü bir yazıcı idi. 1494 de olduğu sanılıyor. savaş akıtılan. çocuk luk ve açılma. acayip inlerde gezmeler^ Hepsinde ölçüsüz bir karikatüıcülük vaıdır. Bununla beraber bu iki eserinde. Ölümünden sonra. salt kikâyecilik merakını yerine getirmiştir. Eseilerinde. Şövalye romanı o!up bu kahramanın başından geçenlerdir. Liyon'da bir hastanede operatördü. 1553 de öldüğü sanılmaktadır. böylece şaka. . Kocalığı ve ölümü üstüne bilgimiz yok. Belki bununla müellif. Bu büyük fantazi ve komik eserin genel bir kurumu vardır. Kardinal (Balay) a başkâtiplik ettiği sıralarda onunla. onundur diye eserinin beşinci bölümü (Li'ıl Sonnante) adile basılmış ise de bu eserin onun olmadığı söylenilir. soysop kütüğü. Fransada (Touraine) de doğmuştur.- 28 — Rable (1494-1553) 1 — Havati v« es«rleri Rable.nin doğum tarihi sağlam bilinmiyor. insanı derin düşüncelere götürür.

çadır. Su. bu günün önemli düşüncelerinden olan. Bunları bir yer- . bu. İki taraf ta ona saldırıyor ve o da butun gücile kendini kalkanlıyordu. İnsanların çtktiği acıları bilmekle beraber.— 29 — 2 — Tabiata srü"enme : Rable. ürün almak için toprağı sürmeği ve ekinciliği buldu. onun nikbinliğini azaltamıyordu. yeldeğirmeni kanadı. çalama sevgisi ve hürriyet taşkın ve coşkundur. ne de Katolikleri kandtramıyordu. Katolik kilisesinin temel inanlarından dışarı çıkmamıştır. Dördüncü faslında hemen hemen tarihi materyaliz min bir şemasını çizer: "Adam oğlu. Rable'nin temel eserinde. Beşerin çalışmasını ve bulgularını saygı ile anar. Eserinde: diriklik. "Ürünü korumak için silâhlan ve çerıHği buldu „ Riyaziyat ile tıbbı ve nücumiyati. emniyet altında uzun müddet ilintisiz tutabilmek için buldu. ip. Meselâ üçüncü fecisinde (Kenevir) den ve bundan yapılan bez. daha açık söz ile dirime güvenç idi. maddeye bütün gücite sarılarak bundan bir çok iyi bulgu ('cat) lar alana çıkarmak. Papayı da çekiştiriyordu. kâğıt ve başka nesnelerden söyler. jiyiro. Protestanlığı kuranlardan (Kalveni) olduğu denlü. g-iirültü çıkarmadan. yel ve kol değirmenleri buldu. Onun temel düşüncesi : Tabiata güvenme. ve geleceğin hava yo!c ıluğundan bile söz açarak. gene ürünü.. Fakat bu düzeltmenin. yöntemli yapılmasını istiyordu. o günlerde de bundan aşılanacağını (istifade) söyler. herhesin anladığı Hristiyan dininin yolcusu değildi. Gerçekte ise kendis'. daha ilk çağda.. Amma ne Protastart. Bununla beraber dinle düzeltme istiyenlerdendi.

Rable. 3 — (Müsamaha v* Bar»8C»l>k " • Hayat sevmek. Çağının (Hümanist) leriJe beraber karalı savaşları» vahşet çağların dan kcinaa olduğuna inanır. hayata engel olan. harbi istemiyor amma ne yapsın.— 30 — den başka yere götürmek için sanaatlar buldu. kendini korumak gerek. Her fırkanın fanatiklerine. (Gargantua) abdaldı. i>ı yürekli. güler yüzlü bir genç yaptı Okumanın gücüne coşkun manı vardı. Mürebbisınin (Gargantua) için çizdiği terbiye plânı ünlüdür: Görme ve aramaya dayanan dolgun bir ansiklopedik bilgi. Rab'e eski çağın (ahlâksız) bilgisi. Bu sonuncu. Yani müiebbısi. elverirki ret biye yolu ile bunları ona vermeği bilelim. hayatı boz&n ye k ran her i esneye düşmandır. onu bilgin.. baskı taraftarlarına saldırır. gönül ahcı. Yeni zamanların aydın tor adamlatımn vazifesi dünyayı bü felâketten kurtarmaktır. ahlâkın kurumunda bile oüyük bir yer verir. gibi bakıyor Düşman ordusundan tutulmuş tutsak bııv zabiti. der. bilgiye. şu öğüt ile geri yurduna gönderiyor: . doğru ve güzel bir (rub) sahibi olabiliriz. 'şimdilik sapıtmış sevdik. ertemli olmağa ö z e nir . uslu. tabiatı • iş ve arama ile iyi tanımak gerektir. zihin kültürü denlu oyun ve belen kültürü de var. (ruhu) vok eder. iyi. bilgili. (Gargantua) da şöyle bir parça vardır: Kral (Pıkro şoı) bütün acunu almağı kurmuş. Rableye göre insan. Gene ürünü deniz aşın götürmek için gemiler yaptı Böylece tabiat .. insanın canını iğneliye iğneliye onu yorulmak bilmez b°r verimliliğe ulaştırmıştır: İyi yaşamak için . sözünü anmak ile beraber. Ancak böylelikle. Böyle gününde bik. Komşusu(Grandgusk^ nin üstüne saldırmağı düşünüyor. düşmanın.

kette soğuk kanlılıkla çözülmeğe çalışılsın.— 31 - " Bu çağ. Bununla.u yükseltebilir. ve son.ğı oluyor.ne ve fesat çıkt) olsun. düşüncesini çiziyor. Rable. korumağa ve çevirmeğe buyurukluyuz. öğdül olmak üzere. Komşularımızın yurtdaşlarıni almağa değil iptidai insanların ganimet'dediği şeyin bugünkü adı yağmacılıktır. o kitaba %öıe. Eski Herküllere. cncak güzel konuşmalardan. nasılsa. Burada orta çağ şatolarının lüksü. Komşular ve eski dostlar arasında böyle yapmak yaraşır. Burası usluların ve mattuiarın oc. Çünkü kendisininkini iyi çevirerek tır ki o. 4 — M»ıt!H«r iren-1*k»»t' (Telem kıt'ssı) Pıkro>ol uzttnt-. birbirlerine karşı silâha saulmak olursa bunun adı. kan dökmeğe değmez Eflâtun derdi KI. güzel nesneler» . Aramızdaki anlaşamama. Benimkim yağma etmek istet se o zatuan kendisininkini yok etmiş olur. komşuları olan. Sezarlara. ona (Telem) denilen yer veriliyor. Yunanlılar arasında. muharebe olmas n.. üst geliniyor Ve buna. Ve kraltnizı girdiği çıkmazdan kurtarın. Isüenderlere. (J. benzemeğe özenmek ine ie uyan bir iş değildir. Hctıâ t > tf ğa b ie pek değer verilmemiştir. Aniballere. Spirelere. iidır (Telem) de kabal klara yer yoktur. Bu acu un yalnız t tUnndan ve iyiliklerinden mi aşı lanmak (ıstıfdde edilmek) istemlivo ? öyle ise bu incelik ve zekâ »it y. x* Telem'lıler..j:um. (bir fi. ) di'da şen ve kahraman bir adamın çalışması ile. hristiyan kardeşleri zararına acunu almağa kalkacak çağ değil. konforu ve incelifti var. Sizden kurtuluş akçe si istemem Atlarınızı ve silâhlarınızı da size geri versinUr. Biz krallıklarımızı. (PIMOŞOI) saraymda rahat rahat oturup yurdumu yağmayı ûüşünemesin. Tannyi severseniz şuradan savulup gidin.

Bunların başlantıs. çocukça ve aşrı şişirilmiştir. Baskı (zülüm ve istibdat) altında kalan insanlar ise. kötü hiç bir nesne giremez. kahraman ruhludurlar. hürriyeti (fazilet) yöneminde yürütecekleri yerde. (memnu) nesdeye yelenii (haris) dır. Bu adama . Bir çok doktrinler derler ki: iç olgunluğu. faizciler. iyi terbiye edilmi-. tkircisine karşı ilişiksiz kalmalıyız. Buraya sinsiler. 5 — Net'ce : Unutmamalıdır ki Rable'nîn eseri. Prensipleri şudur : Ne istersen yap Çünkü iyi ruhla doğmuş. Burada. maddi hayata da yer verir. Hayatın tatlar na pek düşkün olmamak gerektir. Rabie ise. normal hayatın tatlarına üst tutulmalıdır. Onlar çok ertemü ve mutludurlar. Daima ruhla bedeni çarpıştırırlar. gerçek diye almak doğru olmaz. Bu ütioi diyarında bu geniş hareket örnek bir hayat yaratmıştır. okumadan. okuma yazma.__ 22 den. çalışkan bir adamın kalem sınamaları biçiminde. komik bir eserdir. tabiî olan her nesneden insanı yüz çevirtmektir. baskı (istibdat) boyunduruğunu kırmağa yürürler. şövalyedirler. çünkü ergindirler. "Temel olan bl« rincidir. derler. Çünkü insan. Bundan ötürü hepsini. hemen özgider (insiyakî) gidişle ertemü işlere doğru koşarlar ve fenalıktan bütün güçlerile çekinirler.. Bunda fikirler yufka. Kadınlığın her zerreündî işin eri oldukları gibi (fikir) hayatları da pek yüksektirler. Bununla beraber (ahlâkî temayül) ler bakımından dikkate değer. musikiden. Kadınlar hem bilgin hem incedirler. Erkekler. oyundan tat alırlar. iyi insanlarla düşüp kalkan ergin kişiler. musiki ve beş altı dil bilmiyen insan yoktur. Yalnız sevinç içinde yaşamağa yaraşanlar girebilir.

Kalbimize 3 . hocası. elde edilen yaratıcı iş) tir. Bu yüzden denilebilir ki Rable. muh sinî ahlâklarına kendi tarafından da ilâveler edilmek suretile meydana getirilmiştir. Hikmet nedir ? . Tabiî olan her şeyin daima iyi olduğuna inanması.. öküzler nasıl sapan için doğmuş ise insan da ertem ve felsefe için doğmuştur. İnsan. celâli. İşte burada Rable ütopiye düşüyor' Kınalı oğlu Ali Efendi Ispartada doğmuş.. Eğer bir insan kötü ise o. ve hicrî 979 da Edirnede ölmüştür. en yüksek derecede ilme ve iyi hareketlere sahip olmasıdır. Erasm der ki: Ben doğruluğa akmağa (temayüle) (tabiat) derim. Samda Semiz AH Paşaya ithafen yazdığından eserine (ahiâkî alâî) adını vermiştir. hekimane yaşamalıdır. Eser bir mukaddeme ile şahsî.— 33 — göre Avrupanın ayırt büyüklüğünü yapan şey: tabiatı arama ve tanıma ile bu tanıma sonunda. (Ahlâkî alâi) eserile ünlüdür. salman (hür) olarak ertemi (fazileti) bulabilmek için. Ona salmanlığsnı geri verin. bir ütopist değil : bir realisttir.Ruhun. Bunda Rable. güzel düşünce ve işler hayatını tekrar yaşatmış olursunuz. Hakikî saadet: ilim ve imandadır. nasırı. onda doğruluk. Öyle amma onun ütopistliği şuradadır.. tabiatini kovalaması yeter. baskı ve sinsilik (mürailik) ile bozulmuştur. (Erasm) in izinden yürümüştür. Kuşlar nasıl uçmak için. Ana fikirlerini aldım : İnsan. Kâtip Çelebi'nin (Keşfi zunun) da yazdığına göre bu estr. der. ailevî içtimaî ahlâklardan bahis üç bölümdür.

Yalnız bazı İnsanlarda karakter. ruha şamil değildir. bunların ikisi ile hayvanlar âlemine. hayvanlardaki ruhtan iki nokta ile ayrılır : 1 — (Külliler) ile. Bizi hekimane yaşatacak iki şey: ilim ve ahlâktır. 2 — Hal ve hareketlerin iyisi ile fenasını ayırt ederek iyisini yapabilmek ile. sonra iyi niyet ye düşüncelerle doldurmak. üçüncüsü ile melekler âlemine ortaktır. Murat edince insan. istediği yere giderse üçü de bedbaht olurlar. diyenler var. Bu üçten hangisine isterse öyle yapmakta hürdür. Fakat çok uğraşma ile bunlar da muvaffak olurlar. Zira at uzakta bir yeşillik veya su . Bunlarda güçlük vardır. tnsan. Eğer insan. insanda geçicidir.Evvelâ vicdanı kötü düşünce ve niyetlerden temizlemek. taş kesilmiştir. Ata binmiş. yanında köpeği. Ama eğer at.Evet değiştirebilir.— 34 — şüphe sarmamasına ve ilmimizin gittikçe artmasına bütün kuvvttimizle çalışalım. değiştirebilir mi ? . Bu güçlük sebebiledir ki. Ahlâk nedir ? . karakter değişmez. bir avcıya benzer. ebedîdir. Zira hiç bir karakter. Beden. fıtrî değildir. atla köpeği iyi sever ve idare ederse üçü de mes'ut olur. insan. harici âlemde (asıl olan şey) in ne olduğunu kavraması ile. karakterini. hal ve hareketini düzeltebilir. Rub. hal ve hareketini. Fena hal ve hareket. ruhî tekemmül ettirme yolunda bir aletten ibaret olup saadet arama yollarında bir binektir. Hal ve hareket üç türlüdür : Ehli hayvanların Yırtıcı hayvanların Meleklerin ki gibi. Bedenin harap oluşu. insan ruhu.

köşkler halinde tecelli edecektir. cesaret ve iffet ahengidir. Cehalet ve kötü hal ve hareketler ise yılanlar ve akrepler halinde tecelli edecektir. Bu işte ken dişine yardımcı büyük bir mürebbiye muhtaçtır. Ama akıllı insan. fnsan. orada güzel bahçeler.. Ruhumuz bedenden ayrılınca sinemizde : ya yaptığimız iyiliklerin sembolü bir sevgili veya yaptığımız fenalıkların sembolü yılan ve akrepler bulacağız. Cennet budur. ancak kendisini terbiyeye uğraşmak iledir ki mes'ut olur. Yaradılış. imanı. Saadetinin anahtarı kendi elindedir.— 35 — görür gribi olur. .fazilet ve adalet iıe yaşamalı8 Fazilet: Zekâ. merdivenin of tasıdır: iyilik yapmak ile en yüksek noktaya yükselebileceği gibi. Cennet ve cehennem. Nasıl yaşamalı? 7 . iyi hal ve hareketleri. der. Müstakbel hayat: bunda (Kınalı oğlu). Materyalistler bu görüşü kabul etmezler. (fbni Yemin) in şu sözünde hulâsa edilmiştir: Kâinata cansız olarak girdim. insanın tabiattaki mevkii. bedenden ayrılınca (Misal âlemi) ne gidecektir. o âlemi. Asıl ve menşei. sonra hayvan oldum. Sonra nebat. İnsanın aslına. ancak ruhta mevcuttur. ve geleceğine bir göz atalım. insan. iki yöne de yön alabilir. ispatlı tanımağa muvaffak olmasa bile. Efiâtun'un (Misal âlemi) ni kabul eder. Oraya koşar. Ruh. Ama gördüğü ne ottur ne su . bm i ç değerin ahengini ancak daimî bir uğraşma ile sağlayabilir.. iktizası. inkâr etmiyerek : (belki) der. Bu dünyada kazandığı ilmi. Şimdi de insanim.* fena hal ve hareketlere sapmak ile de en kötü uçuruma düşebilir. tabiat içindeki mevkiine.

Ödevi. Zira böyle ekzersizler yapılmazsa ruh. verişte hak geçirmemek. fazilet elde etme yolunda harcamaüdır. 3) Ah. Üçüncüyü yapmıyan hırsızdır. Her azayı. cennet olurdu. unutmamağa çalışmak. Zekâyı geliştirecek şeyler şunlardır : 1) tyi düşünmeği öğrenmek. her kuvveti kendilerine özel işleri yaptırmak da adalet iktizasıdır. böyle âdil bir adamın iradesinde olaydı. 2) Memleketin kanunlarına itaat. insan. . Terbiye san'atı iledir ki kendisini ar mahsulü yapacaktır. zekâsını geliştirmeden ibarettir. Bu (îîiümarcseler) yumuşlardır. tenbelleşir. Bu üç şeyi elde ettikten sonra (adalet) e ulaşmağa çalışmalıdır ki şu üç şeye dikkat ile olur : 1) Tanrıya itaat. zayıflar. 2) Matematik vasıtasile zekâya bir kesinlik vermek 3) Tabiat ve Tanrı hakkında derin bilgi edinmeğe çalışmak. ikinciyi yaptniyan eşkiyadır. Bu maksatla ruha daima iyi hal ve hareketler teklifinde bulunmalıdır. Tabiat mahsulüdür. 1) ihtiyarlık günlerinde dahi ilme çalışmaktan vazgeçmemek.— 36 — İnsan dünyaya bir (tabi! sebep) ile gelmiştir. hiddetine sahip olmadan. bedenî ve ruhî kuvvetlerini. fazileti idame etmek olacak bir ruh i]yeni de beden ijyeni kadar gerekli bir şeydir. Terbiye • nefsini ve neslini muhafaza ' iç güdülerini tadilden. Birinciyi yapmıyan kâfirdir. 2) Şimdiye kadar elde edilen bilgileri. Eğer dünya.

Neye böyle yaptığını soranlara : — Sabrımı artırmak ve içimden hiddeti koğmak için. Bilâkis mümkün olduğu kadar sükûnellegtirmek. fena hal ve hareketin tersini yaparak bu iyi yolda uzun müddet uğraşmak. Yaptığı hareketie kötülüğünü tatlı dil ile aydınlatmalı. Bilâkis iş zevki en derin kökteşsin. Terbiye işinde. Fena hal ve hareketleri vermeli. ilerleme yolundaki. Oraya ne istersek resmedebiliriz. Çocuğun yanında. Bilhassa şuna çok dikkat edelim ki tenbeltik. bir boş levhadır. Öğretimine gelince. eş olarak. Büyük hekim Sokrat. Zira çocuk. Evlenipte böyle yapnnyan şeytanın kardeşidir. ilerletmek için insan oğlu. «Çocuğun vicdanı. avantajları kalmaz. birtakım kargaşalıkları muhtevidir. ona fıtrî kabiliyeti nelere ise onu öğretme'i. en çirkin ve cadaloz bir kadın seçmişti. Ruh: Fazla şehvet. iyi hal ve hareketleri öğtneli. Bunun yolu şudur: o. Terbiyenin ilk işi. her şeyi taklit eder. Bozulunca ilâcı terbiyeye baş vurmaktır. Buna mâni olmak için iki vasıta vardır. hiddet ve ihtiras ile bozulabilir. onda itiyat halini almasın. bilhassa dördüncüsü pek önemlidir. Çocuk. Fakat içtimaî hayat. 1) Doğru yola gelmek istemeyenleri hizaya getire- . fena bir harekette bulundiyse. sert bir suret te azarlamaman. 4) Mahrumiyetlere ve acılara dayanmak.— 37 — 3) Şehvet ve hiddeti tahrik etmemek. İnsan. derdi. Eğer bir cemiyette adaletsizlik varsa o zaman cemiyet hayatinin. çocuğu fena tesirlerden ve fena muhitlerden korumaktır. fena olur. 5) Kendi hatâlarını aramada çok dikkatli olmak. cemiyete muhtaçtır. kendisinden mümkünse daha iyi varlıklar dünyaya getirmek için evlenmelidir.

başkasına ait olan şey için bir haksızlık yapmağa kalkmaz. . Bu üçüncü grupta olanların doğru yola gelmeleri için kuvvet ve şiddet kullanılması gerektir. Bunun içindir ki sosyete de sevginin hükümran olmasına çok çalışılmalıdır.cek kanunlar yağmak. 3 — Adalet kanunlarının tatbik edilip edilmediğini kontrol ederler. Bunların miktarı azdır. adalete bin kere tercih edilir. Zira kanun ancak cahiller arasındaki anlaşmazlığı kaldırmak içindir. 2 — Bilim sayesinde faziletli olanlar. birbirlerine sevdirmek güçtür. Bilâkis elinde olan şeyi bile sevdiği ihsanlarla paylaşır. Sevgi. tnsanhk. 2 — Halk terbiyecileri. (Sevgt) dünyasında fert. Bunların miktarı ortadır. bir taraftan. Bunlar düşünce kuvvetile iyi ve kötüyü birbirinden ayırt ederler. ancak (sfcvg') ile yaşar. 3 —. Vatandaşlar beş gruba ayrılır. 2) Faziletli insanlar arasındaki gibi sevgiyi geliştirmek. birinci guruptan olan insaalar elinde olmalıdir. Fakat halkı terbiye ile buna ulaşılabilir. Memleketin dizginleri. Bunların miktarı çoktur. memleketi hekimane idare etmeliler. Fena hal ve hareketlerden uzak kalmaları için bunlara küçük bir öğüt yeter. İnsanlar üçe ayrılır ı 1 — Yaradılışta faziletli olanlar ki iyi işler yapmakta hiç güçlük çekmezler. 1 — Yukarıda söylediğimiz seçkin insanlar. Bu sağlanınca kanunlara pek ihtiyaç bile olmaz. 4 — Askerler. Cahilleri. Diğer tarafta da vatandaşlarını iyi terbiye ile onlara doğru yolu göstermelidirler. Bu seçkin insanlar.

Şefin yegâne arzusu. 3 — Düşmanları arasında tefrika olmasile. 4 — Devlet işlerini' ehline vermek ile. bu beş gruptan birine dahil değilse. buğday tarlasında biten ve buğdaylar zararına olan fena ot gibidir. Vatandaşlar. düzensizliğe düşer ve her şey karmakarış olur. milletin iyi işlerine bütün kuvvetlerile sarılmalıdırlar. Düşünce ve harekette bir olmalıdırlar. Fransanm dünyaya verdiği en büyük filozoflardandır. zeki ve samimi muhabirleri olmalı ve bunlar halkın ve memleketin durumunu reise. bildirmelidirler. san'atçı gibi vatandaşların ihtiyaçlarını sağhyanlar. Muhtelif memleketlerde on yedi sene seyahat etti. Bir devlet dört şeyle yaşar : 1 — Adaletle* 2 — Devlet adamlarının ve generallerin birliği ile.- 39 - S — Çiftçi. bu. memleketi saadete ulaştırmak olmalı* dir. tüccar. 1649 da tsveç Kraliçesi (Kristin)m daveti . yurdun her bucağında. Eğer bunu şef unutursa memleket. Davlet reisinin. Eğer bir insan. yeni çağ felsefesinin babasıdır. düşünmeğe ve seyahate vermiştir. Dekart [1596 -1650] Dekaıt. dos doğru. 1629 dan itibaren de. Hayatı anlamak için elli üç yıllık ömrünü okumağa. düşünmek için daha uygun gördüğü HoUandaya çekilerek uzun yıllar orada bîr inziva hayatı içinde düşündü ve insanlığa en faydalı lı eserler verdi.

en büyük . bütün insanlardamüsavidir. olsa olsa (felsefe) plabifirdi. Dekart. Dekart'a göre akıl. ilimlerin hepsine matematik usulünü tatbik ile kâinatı bir makina meselesi haline soktu.» Dekart'ın ilk işi bu oldu. Bir memlekette ilimsiz ve felsefesiz endüstri ve diğer meyveler elde etmeğe çalı g m ak kuru değnek üstünde birtakım meyveler bağlamağa benzer.— 40 — üzerine Stokholm sarayına gitti. En büyük insanlar. 21 Mart 1596 da doğmuştu. matematiği yalnız soyutlara (mücerredlere) değil realiteye de teşmil etmek istiyordu. «Bütün akıl kuvvetlerimi. Ve 11 Şubat 1650 de orada öldü. 10 Kasım 1619 gecesi Neubourgda düşünürken kulağına bir ses geldi: Mevcut felsefeyi ıslaha davet ediliyordu. Bir memleiekette meselâ endüstrinin gelişme derecesi. Dekart'a göre bu. ilimler ağacın dalları. tıp. o zamana kadar edindiği ve doğru diye kabul ettiği şeylerin hepsinden şüphe ederek bunların hepsini zihninden atmak ile başladı. matematik katiyeti derecesinde olsun. Dekart. iyi metodla sevkedip etmememden gelir. Bu işe (Dekart). ilim ye felsefe gelişme derecesini asla geçmez. Dekart'a göre insanın eti asil vazifesi: insanlara doğru yolu matematik kadar kesin ve ap aydın gösterecek bir yol arayıp bulmaktır. Bu öyle bir (umum! matematik) ilmî olmalı idi ki bütün ilimleri kucaklasın ve hepsindeki kat'iyet. Ona göre endüstri. Kemikleri on altı yıl sonra Isveçten Parise getirildi. meyvelere ben zetilirse. Felsefede ağacın köküdür. ahlâk. takip etmekliğim lâzım gelen metot ve .yolu seçmeğe vermek. Yeni bir . İnsanlar arasındaki fark: aklı.faziletlere olduğu kadar en büyük fenalıklara da müstaittirier.

thtiiâl taraftan değildir. kendi düşüncelerimin daha mükemmel olmasını temin maksadiledir. ham mermerden bir (Diyana) heykeli çıkarmak kadar güç. Bu sebeple bunların faydalarını muhtevi ve kusurlarından azade başka bir yol aramalı idim. <Zira. Bu tehlikeli bir şeydir' Zira çok insanlar. kaçamak ve mazeretler tedarikine de yol açacağından kanunları sayıca pek az fakat çok sıkı tatbik edilen bir devlet. cemiyet işlerinde gelenekten ağır ağır ilerlenmesini ister. Binae- . Genç* liginde iyi bir tartıya vurmadan aldıkları varsa şimdi onları atacak. çok fena yıkılırlar'» Fakat şu doğrudur ki ilimde herhangiblr reform olunca bunun ardından bu reiorm. Dekart. Cemiyet müesseseleri bir kere yıkılınca. Matematik da o kadar soyut (mücerret) lere dalmış ki muhayyileyi bitkin düşürmek sizin zihni terbiye edemiyecek. Bir de kanunların çokluğu. en iyi bir devlettir. Ve yalnız kendime ait sahadadır. Gençliğimde ben mantık ile matematiği çok severdim. bir kere ötedenberi benimsedikleri ilke prensiplerden şüphe ederek ana yoldan çıkmağa başladılar mı ondan sonra daha iyi bir yola gidemiyerek bütün hayatları boyunca dalâlette kalırlar. Fakat biraz derin düşününce gördüm ki: mantık. içtimaî müesseselerle devlete de sarar. «Ben daha iyilerini edinmek için bütün bilgi ve kanaatlerimi şöyle bir tarafa atıyorsam bu. pek çok iyi ve doğru şeyleri havi olmakla beraber içine o kadar lüzumsuz şeyler karışmış ki iyisini lüzumsuzundan ayırt edebilmek. Bunlardan meded umdum. der. Hiç -kimsenin beni taklit etmesini istemem.— 41 arama ile ya bualardan daha iyilerini bulacak yahut eskilerinin içinde sağlamı varsa onları bir tartacak.

en doğru yolu bulmak elimizde olmadığı vakit bile. Zira böyle yaparsa. Orman* da yolunu kaybeden bir insan ne oturmalıdır. Bu üç kaideyi tek başıma kapanmaktan ziyade insanlarla düşüp kalkmak ile daha mükemmel elde ede- . Fakat beğenmeyjp tv yıkmak ve yenisinin plânlarını çizmek kâfi değil. ne de kâh bir tarafa kâh bir tarafa gitmelidir. İşte bunu temin için kendime üç kaideden ibaret bir ahlâk yolu çizdim: 1 — Vatanımın kanunlarına. Yenisini kuruncaya kadar. şimdi çalışırken içinde oturulabilecek bir ev lâzımdır.tatbikinde bir kere dahi vaz geçmemek şartile . ormanın bir kıyısına çıkma ihtimali daha fazladır. «doğruya en yakın» a göre hareket etmek en uygundur.— 42 — naleyh mantıkin lüzumsuz kanun ve kaidelerini atarak bunlardan . Şimdi ben bu dört prensip ile her şeyimi yeniden yapacaktım. en küçük parçalarina kadar ayırmak. Çevremdeki insanların en akıllıları tarafından kabul edil miş yolda yürüme: 2 — iğlerimde sebatlı ve daima faal olma. diğer her şeyde ifrat ve tefritten çekinip itidal. 4 — Hiç bir şey unutulmadığını temin edecek surette tam tadat ve yoklama yapmak.şu dördünün bana yeteceğine kani oldum: 1 — Bedihi olmıyan bir şeyi hakikat diye kabul etmemek* 2 — İnceleyeceğim bir meseleyi. Böylece ömrümüzü ihmal ve lmhal içinde gtçirmiyerek. 3 — Nizam-ı âlemi değiştirmeğe kalkacak yerde kendi arzularımı değiştirmeğe çalışmak. 3 — En basitten başlayıp mürekkep bilgiye doğru çıkmak. örf ve adaletlerine ve çocukluğumdan beri içinde büyüdüğüm dine tamamen riayet. Yalnız bir isti* kamete gitmelidir.

Uyanık iken malik olduğumuz fikirlerin uyurken de hiç biri bu esnada hakikî olmadığı halde. o vakite kadar zihnime girmiş her şeyin rüyadan ziyade hakikate muvafık şeyler olamıyacağını kabul ettim. sonra yenisinin kurulmasına yarayacak olanlar hıfz edildiği gibi. Eski binayı yıkarken. âlemde oynanan komedyalara oyuncu olmaktan ziyade seyirci olmağa gayret ederek seyahat ettim. araştırmağa giriştim. öyle müşahede ve tecrübelerde bulunmakta idim ki bunlar bilâhare daha sağlamlarını kurmağa yaradı. * Yukarıda ahlâkta bazen <doğruya en yakın> bir fikire gerçek imiş nazarile bakılıp riayet etmek lâzımdır demiştim. Henüz âlimler ve filozoflar arasında münakaşa edilen büyük meseleler hakkında kat'î bir bilgiye varmış değilidim.— 43 — ceğime kani olarak hemen seyahate çıktım. Ve Hollandada sekiz sene hakikat nedir diye düşünmeğe. Şimdi bunun tam aksini tutnrak mademki ben hakikati aramağa nefsimi hasrettim. ayniyle zihnimize gelebileceğini anlayınca. Bunun üzerine bu müşkül meseleleri hal etmek için • tanıdıklarımdan uzak kalmak üzere Hollandsya çekilmeğe karar verdim. Öyle ise zerre kadar şüpheli olan şeyi bile büsbütün batil imiş gibi atmak lâzım geldiği kanaati üstünde yürümeğe başladım. ben de esassız fikirlerimi attığım sırada. Ve dokuz yıl. Bu yıllarda idi ki zihnime euvelce yerleşmiş bütün hatâları köklerinden söküp atmağa başladım. Fakat her şeyin böyle batıl olduğunu düşüdmek istediğim sırada bunu düşü- . Ve bu anda bütün biigl ve kanaatlerime paydos dedim. Bununla beraber arama taramaya başlıyalı dokuz seneyi geçti.

Yoklukdan gelemez. kendimin var olduğumu itikat etme için elimde hiç bir delil olamıyacağınt görerek bundan şunu anladım ki ben. Yani tanrıdır. Zira (en mükemmel). Şöyle ki şu (Ben) denilen şey yani ruh. Öyle ise o sezişin bana öyle bir (varlık) tarafından verilmiş olması kaltr ki o varlık benden mükemmel ve bü tün kemalâtı nefsinde cami bir varlık. (Yokluk) dan gelmektedir. zat ve mahiyeti tefekkürden ibaret olup var olmak için hiç bir mahalle muhtaç ve hiç bir maddî şeye tabi bulunmıyan bir cevherim. Kendimden de gelemez. MüphemÜk ve muğlaklık. Ve bize kemal ondan gelir. Fakat ihsasların üstüne. yokluktan zuhur edemediği ğibİ (nakıs) dan da zuhur edemez. Dekarı. Tanrıdan değil. Bu seziş bana nereden geliyor._ 44 — nen (ben) İm bİzzarure bir şey olmak ligi m lâzım geleceğine intikal ile. tamamen (mükemmei) olmadığımız için müphem ve muğlâktır. kâinatı mihaniki kanunlara tâbi . ruh ve Allah gibi maddî olmıyan zihnî suretleri kayrayamazlar. fizikî âlemi. düşünüyorum öyle ise varım = Cogito ergo sum) prensipini. Beden mevcut olmasa bile o yine ne ise tamamen o olaeaktlr. (Ben) imin büsbütün mükemmel olmadığını ve benden daha mükemmel varlığın var olduğunu seziyorum. En mükemmel bir varlık = Tanrı vardır. Yani onlar bizde. (aklî) ye vükselemiyen bazi insanlar. Düşünmek kabiliystim olmasa. bedenden tamamile ayrı ve hat tâ bilinmesi andan daha kolaydır. velevki tasavvur ettiğim sair şeylerin cümlesi doğru olsun. ben ne isem onunlayım. göze yaptırmağa kalkışmak olur. ses ve koku duyma isini. aradığım felsafenin ilk temel taşı olarak aldım. Halbuki ruh ve Tanrıyı ihsaslarla anlamağa kalkışmak: Meselâ kulak ve burunun yaptlği.

Bedenle beraber ölmez. Bizim ruhumuz. insan ruhu nevinden Müteharrik değildir. maddenin kudretinden asla meydana gelemez. ebedidir. Hayvanlara öldükten sonra bir şey yok Çünkü (hayvar. Hayvanlara gelince bunlardaki ruh. olması gerektir. Ona göre cisimleri bütün vasıflarından tecrit mümkündür. Hayvanlar.— 45 bir surette işliyor.'ur makina kuvvetidir. zaman ile. (binefsihi) birer makinadır. bu gün gördüğümüz surete gelebilir. Makina ne iş görürse hayvanlardaki ruh ta o kadarc k muayyen ve mahdut görür. mukadderi ve gayesi budur. Bittabi buna tek insanın ömrü kâfi değildir. bedenimizden tamamen müstakil bir tabiate maliktir. Gayrî meş. bir hamlede mükemmel olarak yapılmış olmalarından daha kolay aniaşıhr. Fakat (Hayız) den tecrit mümkün değildir. Bunu böylece tedricen meydana geldiklerini kabul etmek. ilim ve felsefe. insan ruhu. görür. Bunun teminine ilk önce (tıbb)ın ilerlemesinden beklemelidir. bunun ayma halk edilmiş. Ap ayrıdır. bedenlerile beraber mahv olur. Maddî olan şeylerin heps'. insan ruhu öyle değil. «Bana madde ve hareketi veriniz.î ruh). bir âlem yaratayım> der. Ve mekânı yapan maddedir. İşte Dekar t felsefesine göre : kâinat. Demek ki maddeyi yapan haizdir. Beşeriyet öyle çalışmalıdır ki bütün as rlar boyunca insanların hepsi daima baki ve mütemadiyen öğrenir tek şahıs gibi olabilmelidir. . Dekart'a göre metot. insanı tabiate hakim kılabilecek yön almalıdır. kâinatta inşa nın mevkii.

Sumut ilme değil. . Rağbet. Paskal'ın yaşadığı 17 nci asırda en üst rağbette olan ilim. (Malhranş) bile: «insan. Dekart'ın hayretini mucip olmuştur. 18 yaşında iken bir hesap makinesi keşfetmiştir. matematik idi. Cizivit tarikatına karşı şiddetli hücumlarda bulun» muştur.46 — Paskal [1623 — 1662] (Blaise) Paskal) yüksek matematikçi. Dahî bir mütefekkir ve muharrirdir. hesap ihtimalini ve su cenderesini keşfetmiştir. bilmem hangi böcek nasılmış diye aramak için yaradılmadı > diyordu. Daha on iki yaşında iken (öyklit) hendesesinin isbatlaıtnı hiç kimsenin yardımı olmaksızın kendisi bulmuştur. soyut ilme idi. Meselâ Jensenius : «Tabiatın sırlarını aramanın boş ve faydasız olduğuna söyliyordu. 16 yaşında iken mahrutlar üzerine yazdığı eser. îlk defa havanın ağırlığım veza etmiş. mayiatm muvazenesini kanunu bulmuş. Fransanm (Clermont) şehrinde doğmuştur. Tabiatı inceleme ve tabiat ilimleri hiç rağbet görmüyordu. Hrıstiyanlık dini hakkında apolojisi olan (düşünceler) eserini bitiremeden ölmüşlür. (Neuilly) köprüsü üstünde bir kaza geçirdi. Bu kazadan sonra dine sarılarak Jansenist tarikatın (Port • Royal) manastırına çekilerek çileye girmiş riyazet ile yaşamıştır. fizikçi ve filozoftur. Ondan sonra önünde içine düşecekmiş gibi bir uçurum görmeğe bnşlamiştır.

— 47 — Soyut ilim olan matematiğe rağbet : aklın gelişmesine yarar olduğuna kani olduklarından idi. Port Royal mantıki der KI : İlimler ancak aklı tekemmül ettirmek vasıtasile olarak kullanılmalıdır. Paskal, rasyonalist ve ideelist olan ve yeni ilim henüz doğmak üzere bulunan bir asırda, bugünkü modern tecrübe çiler çapında kılı kırk yaran bir âlim idi. Bunu, fizike ait keşifleri göstermektedir. Paskal, iman iğinin akıl nuhengine varılamıyacağim Katolik olan babası (Etyen) den işitmişti. Bir de (St Ange) lakaâile anılan ilahiyat doktoru Jak Forion'dan da : Din! sırların kuvvetli bir zekâ ile anlaşılabileceğini duymuştu. O, bu ikisi üstünde uzun müddet düşündü. En son, imana kalb yolu ve şahsi tecrübeler ile varılabileceğine kani oldu. Hemşiresi Jaklin diyordu ki : «Olgunlaşmamış bir insana, bir hakikati kavratmak; güneşi zamanından bir saat önce doğdurabilmek gibi, imkânsızdır. Tanrı inayeti olmaksızın, bir insana, bütün dünyanın belagat ve mantıki bir araya gelse faydasızdır. > Paskal buua İnanıyordu. (Düşünceler) ini yazmak için Paskal, kendinden önceki (Möntenyi) (Reymond de Sebonde) (Charron) (Pere Mersenne) (Pere Grasse) (H. Grotius) gibi mühim müellifleri dikkatle okumuş, notlar almış vv bunlar üs* tüne derin düşünmüştü. Şimdi ise, yazma metodu bulmağa kalmıştı. Paskai'a göre eşya üç sıradır : — Msdda, Zekâ, trade. Bilgi yolu ikidir: Zihin yolile, aşk yolile. Maddenin kâffesi; yıldızlar, yerler, krallıklar bir zerre zekâ bile etmez. Bütün zekâlar da bir araya gelse

— 48 — b!r zerre (Charite = Yarhk) etmez ve varlığı harekete getiremez. Zekânın kavram yolundan kalbin kavram yoluna geçilemez. Fakat bunlar, mantık bağı ile değil, hür bir surette birleştirilebilir. Bu nevi birleşme ise öteki bağdan daha sağlamdır. «Kalbin aklına ve yargılama yoluna aklın aklı ermez,> (Filleau de la chaise) der ki : derin inançların çoğu küçük küçük delil ve isbatlara dayanır ki bunlar teker teker iken zayıf imiştirler. Fakat bir araya gelince, bazı ahvalde, o kadar kuvvetlenirler ki reddî imkansızlaşır. Paskal'ın metodu işte bu oldu : küçük küçük şahsî tecrübeler. Fakat tepsi bi araya gelince kanaat verici ve kuvvetli. Paskal'a gör» Tanr;sız insan, zavallı ve sefildir. Hat ta intihara kadar gidebilir. Felsefe ve akıl da, insanı, Tanrıya ulaştıramaz. Tanrı inayeti gerektir. Akıl ve mantık yolu başka, iman duygusu başkadır. İkna kuvvetini haiz yegâne şey şudur; Din hiss-'nin şuurla ahenkli oluşu. Tann, imanı akhmıza muhakeme İle ve kalbimize lûtf ve inayeti ib yerleştirir*. İman, mucize ve mantık ile değlî, inayet ile olur. îman işinde, aman, akla muhtaç kalmıyalım. Tanrının kendilerine, imanı, kalb duygusile verdiği insaniar bahtiyardırlar. Yoksa iman, sadece akıl mahsulü, insan! bir şey olmak' tan ibaret kalır. Ve ebedî selâmete ulaştırma aleti olamaz.» Kalbin Tanrısı, ne (Dekart) m akıl ile bulduğu Tanrıdır. Ne Payen Filozoflarının bulduğu Tanrıdır. O öyle bir Tanrıdır ki ona malik olanların içi sevinç doludur, n a nur doludur. o itimat ve muhabbet doludur. Ona ulaşan ondan başka bir gaye aramaz. Paskal şunu öğretmiştir: Zarfları bozulsa dahi dittin

— 49 — özünün nasıl muhafaza edilmiş olduğu. Din hususunda 17 nci asırda (aklî din) başlamıştı. Ekseriya t, biiabi, yine muhafazakâr idi. 18 nci asırda aydınların çoğu dinsizdi. «Din, halk tabakasına gerek.> diyorlardı. Bu asrın büyüklarinde a (Volter) de ise Tanrıya iman pek kuvvetli idi. Jan Jak Ruso (Tabiî din - Bir Savvalı rahibin İtirafları) ile dini his sahasına çevirdi. Ve dine din adamlarından daha ziyade hizmet etti. 19 uncu asırda ise din, üç şey ile çarpışmağa başladı : 1 — Aklî tenkid ki her şeyi yıkar ve hiç bir şey kuramaz. 2) Tarihi incelemeler ki İncitin nasıl toplandığı ve sairedir. Dini sarstı. 3) Fizik ve tabii İlimlerin inkişafı karşısında mukaddes kitabın bu mevzular hakkındaki izahların tevile muhtaç oluşu. Fakat iman : ne tenkit fikrine, ne tarihî incelemelere, ne tabiiyata istinat eder. Onun istinat noktası bunlar değitdir. Buna rağmen imanın yaşamak isteme hakkı vardır. Ve şu iki şeyi isteyebilir : •* ' 1) Din hissinin ehemmiyet ve faydasını teslim etmek. 2) Akla uymiyor, diye red etmemek. Belki imanın ayrı bir bilgi vasıtası vardır. Birincisini hemen herkes kabul eder. En dinsizler bile din hissinin içtimaî hayatta nasıl bir bağ ve fren olduğunu kabulde tereddüt etmezler. Farzı -m uhal olarak din, hayal mahsulü bir şey olmuş olsa bile cemiyette bir kuvvet olduğu müddetçe reeldir. . Bu bapta Emill Boutroux şöyle der. F. 4

— 50 — «Din ve ilim, bizim elimizde kâinatın bütün hazinelerini açabileceğimiz iki anahtardır. Âlem, muhtelif realitelerden değil, (kırışimh = interferente) realitelerden mürekkeptir ki bu takdir de din ve ilim, fertden ferde ve saattan saata, - kendilerine mahsus tarzda olarak (Ebediyen beraber = Coeternelle) dir.» Vinet'e göre iman kapusunu açabilmek üzere mistik bir anahtara lüzum vardır ki buna Paskal : Kalb Vinet : Vicdan Boutroux : Yüksek Akıl Viktor Jiro : Varlık, irade, his, natür diyorlar. Kelimeden korkmiyalım. Modern din duygusu kendisinin bir az mistik olduğunu itiraftan çekinmez. Yoksa (tabiî din) veya (aklî din) olmuş olur ki Paskal bunlardan nefret eder. Ancak yeni mistisizim, eskisinden bam başkadır : Yeni mistisisım, abese inanmak ile iftihar etmez. Felsefe ve ilim, kendilerile beraber, dine de hamle yaptırdı. Artık din de : daima ilerlemekte olan fizik, akli tenkid ta^hî tenkit, ahlâk ve içtimaiyat doktorinleri karşısında, incimad etmiş ve değişmez bir şeymiş gibi dur* muyor. Aklın gözüne bir avuç kül atmağı da düşünmüyor. Bilâkis gözünü dört açmasını söylüyor. Hattâ psikolojiden kuvvet alıyor: Şimdi bir (Şuur altı) keşif edildi ki bu da, tabiatın bir realitesidir. (Ulvî âlem = Supliminal) in hadiseleri de İlmin mevzuu oldu. Yeni mistisisizmin en mühim noktası itikad ile imanı birbirinden ayırmasıdır. İman : insanı ahlâki ve dinî hareketlere meylettiren aksiyon âmilidir. Kalbi, Tanrıya bağlar. Selâmette olduğuna güvendir.

1654 Kasımında vukua gelen (Büyük dönme) sinden önce de. Ve Tanrı vergisidir. Kutup derecelerinden üç derece yukarı ve aşağı olmak ile bütün hukuk ve kanunlar alt üst olabiliyor. Dini. alelade bir surette müterafîktir. Şu sözü pek meşhurdur : «İklimin degişmesüe. Aklın hakkını akla dinfnkini dine. en ahenkli bir şekilde birleşik ve kaynaşık idi. Paskal. 2) Modern tenkidin din duygusunda açtığı gedikleri günün yenileşmiş alet ve vasıtaları ve şahsî tecrübeler ile tamir etmsk. . Hakikati tul dairesi tayin ediyor. Ortaçeğ mistiği değildir. Ne tuhaf bir adalettir ki o bir ırmak veya bir dağ ile sınır içine alınıyor. . akıl ve mantık ile elde edilir. Diğer taraftan kalbin kaşfettiği hakikatlere doğru da aşk ve şevk ild can atmak. sonra da «aynı zamanda hem âlim hem mümin» idi. Çağdaşlarınkinden bile ileridedir. Bir şey Pirenelerİn ötesinde doğru. tasanla. » Paskal şöyle çalıştı: 1) Bir tar utan ilmin keşfettiği hakikatlan kabul etmek. . Paskal'a göre iman. Onda bu üç kuvvet. İtikat ise.— 51 — İtikad: Selâmete ulaşma hissi ile ilgisi olmiyan birtakım fikirlerdir. İnsanîdir. ilmin hakkını ilme veriyordu. isbata muhtaç değildir. hem kalbine hem zekâsına hem ilmî hakikatlara inanıyordu. doğru da eğri de değişiyor. berisinde yanlış . Paskal. Isbattan ayrıdır. Zarurf bir bağ ile değil.

Kıymetti mutlakaiarl 9 ve 7 den ibaret olan 1600 senesi «zaman düğümü > olup baştan başa bir değişme devridir. rafizilik ile itham olunarak Napoli ve Romada engizisyon hapishanelerine atıldı. Sonra 1598 de hapisten çıkarılarak{Kalabra) ya döndü. 1629 da affolunup evvelâ Romaya. On altıncı asrın nihayetlerinde. fakir bir kunduracı idî. Bir çok defa. Orada 67 gün yattı. sonra bütün dünyayı ıslah ile her yerde adalet ve sevginin hüküm sürmesini muhayyilesine alıyor. Hapishanede altmış kadar eser ile bir çok şiirler yazdı.Tomas Kampanella [1568 — 1639] 1 — Hayatı I Kampanella. On dört yaştnöa ruhban mektebine girip rahipliğe hazırlanmağa başladı. Ümitlerini nücumiyata itikadından alıyordu. diyordu. Kampaneila. Kendinde okuma ve ilim aşkı kuvvetli idi. Göklerde yeni güneşler patladığı yeni işaretler gördüğünü soyuyordu. ve prensler ile Papa büyük ahlâksızlık ve fesat içinde idi. Ve meslekinin mühim bir hadisesini teşkil eden (Kalabra) suikastı oldu. Kendisinin de peygamber ve mesih olduğuna inanıyordu. (Rîşiiyö) de bir hima- . Bir avuç as has edindi ve bunları dağa götürerek orada bir nu tuk verdi. sonra Parise giderek 1625 te burada yerleşti. Amma bundan üç gün sonra. İspanya kıratlığına tâbi bulunan cenubî ttalyada. evvelâ vatanını. halk müthiş bir sefalet. onu yakalayıp Nopoli (hapishanesine tıktılar. Müebbet kalebentliğe ve dört deJa işkenceye (bir defasında elleri aikassna bağiı oiduğu halde otuz altı saat asılı bıraktılar) ama ölmedi. 1568 de doğdu' Babasr.

— 53 — ye bularak projesini yeniden ele almağı umdu. Izdırap ve göz yaşlarından hiddet ler İn e bir oyuncak. Titrek uzuvlarımızdan. Kemiklerinden işkence aletlerine sap. Hattâ başka milletlerin hepsi de . Deminiken rahipleri manastırındaki odacığını. yer yüzünde altın devrini. Etlerinden zühımlarına bir otluk. Bir sarsmada her şeyi ters getirebilecek bir çocuğu önüne geçirir. zamanın büyüklerinin zuîmundan şöyle bahseder. darbelere ve yüke tahammül eder. ve mürailik doğmaktadır. Ve bunlar hep bizim için hareket etmektedir. ihtilâflar ve lazyikler bundan çıkmaktadır. On dördüncü Loinin. «Bu zamanın büyükleri.» Halk tabakalarından bahsederken de şöyle der: «Halk. bunun açacağını söyledi. değişken ve geri bir mahlûktur. dünyayı fenalıklar ile dolu görür. Bunların kökü egoizmdir. bundan da Tiranı sofizm (yanlış muhakeme). matem parçaları çaldırdı. „ Bir şiirinde. masum olduğumuz halde bile bizi itham ettirecek yalancı şahitler yapıyorlar.cahil ve barbardır. Efendileri ona öyle sihirli bir şarap içirir ki o . kuvvetlerini bilmez. yıldızına baktı. vücudu beşerden basamak. Bütün tefrikalar. 1639 da ölümünün yaklaşmakta olduğunu sezdi. kefen gibi beyaz çarşaflar. Ruhlarından esir kuş. 21 Mart 1639 da oldu. «Nefsine muhabbeti dolayısile insan şöyle düşünüyor: Anasır ve ecramın ne zekâsı vardır ne de muhabbet*. 2 — Cihangir İmparatorluk : Karnpanella.bizimki müstesna . günlükler tüttürdü ve yedi seyyareye alâmet yedi mum yaktırdı. Kanlarından içki. yeşil nebatlar ile örttü. doğumunda.

lâtince yazdı. yine evvelki gibi. Site. Kendi elile kendisini zincire vurur. tesadüfen oraya ufcrayan bir Ceneviz kaptana hikâye ettirir. İkincisi fen. güzel san'atlar ve teknik ile meşguldür. bununla hiçbir şey yapamayınca. (aşk) adlarında üç muavini vardır. dünyada aşk ve hareketi hükümian edecek. Papaya on üçüncü Lui'ye. bir tepenin üstünde olup yedi kuşak ile çevrilmiştir.— 54 gittikçe ahmaklaşır. Üçüncüsü aile hayatile terbiyen tanzim eder .. uzun süren zindan yıllarının başında. istediği şey: Dünyayı birleştirerek İnsanları bir idare altında kardeş gibi geçindirmek idi. 3 — Güneş Sitesi : (Kampanella). (hikmet). müstesna bir bilgiye sahip. İspanya kralına. Yer ile gök arasında olan her şey onundur.. bununla dünyada ilk mükemmel hayat kurulacak ve bu. projesini hayalen kurmağa özendi : «Güneş sitesi» eserini yazdı. şiirler yağdırmakta devam etti. Hiçbir yerden cevap alamayınca. Kalabra isyanı. muhtıralar. Mektuplar. Birincisinin vazifesi: Siteye lâzım maddî kuvveti temin. Rişliyö'ye Padişahlara. bu maksatla olup. En ortada bir mabet vardır ki mihrabına yer ve gökü temsil eden küireler resmedilmiştir. Eğer biri bunu ona haber verirse. Pek kuvvetli edebi bir eser olan bu kitabım 1602 de.» İnsanları bu vahşiyane şartlardan kurtarmak için Kampanella. bütün ömrü boyunca bir (cihangir imparatorluk) hülyasını taşıdı ki bunun başında olan insan. büyük bir âlim tarafından idare edilir. onu derhal yere serer ve öldürür. hayret verici sitesini. bütün dünyaya örnek olacaktı. Site. Bunun (kudret). edebiyat. (Kampanella). amma o bilmez. Amma 1623 de (Frank Fortta) basıldı.

mutlak Komünizmdir. umumi mutfaklar. umumî yemekhaneler olacak. müsavatçılık. Sitenin her mehallesinde umumî ambar lar. der. kendileri tayin edeceklerdir.her devirden . Çocukları büyütmeği ve terbiye etmeği de site ken di üstüne alır. (Kampanella). Güreşlilerin fikir hayatı. Çünkü Napolide sanatkârların çoğu lüks işler ile uğraşmaktadır. Yemekler hep bir arada yenilecek. günde dört saat çalışmanın kâfi geleceğine kanidir. Evlerin duvarları. Güneş Sitenin bariz hattı. İş de. Ayda iki kere. Site hükümeti. insanlara. O ise her türlü lüksün şiddetle aleyhindedir. Sitenin iğlerini görüşüp kararlaştıracaklardır. bütün fenalıkların kökünü Egoizm de bul duğundan buna mâni olabilecek yegâne yolu hiç bir şahsın hiç bir şeye malik olamamasında görür. Bir çok makineler ve bu arada. demokrasi ile küçük güzide bir grup arasında bir şeydir. yirmi yaşından yukarı vatandaşlar toplanarak.— 55 — Bu dört büyük devlet adamı. (Kampanella). Bunlar çıkarılınca dört saat iş yeter. devlete aittir. haleflerini. şehir meclisi tarafından tanzim edilerek herkesin işi kendisine gösterilecek. pek te izah edilmemiştir. Siteye en lâzım san'atlar öğredilecek. bu projede en son haddine kadar götürülmüştür. bunda kadınlar bir tarafa erkekler bir tarafa oturacak. Bütün memurları da. ev ve tarla tevzi eder ve her altı ay da bir yenilenir. tezyini hendese şekillerinden mürekkep firesleerle. Çocuklar. Çccuklara. halkın teklifi ile onlar tayin ederler.. yelkensiz ve küreksiz « hayrete şayan bîr makine ile giden gemiler icat edildiğinden bağsoiunmaktadır. aileye diğil. 4 — Fen ve Ahlâk. Bu suretle (Kampanella) nın hühûmeti.

Temel olarak: Sitenin. Esasen (Kampanella). Bu ronesans devri insaniyetçilerin hepsinden daha ileri giderek o zamana kadar hiçkimsenfn öne sürmediği şu büyük fikirleri de ileri attı. Katolikliğe pek benzer. yıldızların hareketlerini takip ile muvazzaf müneccimler var. Yıldıılarm. (Kampenelle bir çok defa. Birincisile mutlak müsavata varılacağı hulyasındadır.- 56 — büyük adamların resimleriie süslü. (Kampanella) nın en çok alâkadar olduğu ş:y nücumiyattır. (Güneş Sitesi). Dünyanın düzelmesini iki şeyde bekliyor. Umumi ibadet günahlarını itiraf. üç şefi gibi hudret ve hikmet ve merhamet sahibi. bir nevi resimli ansik'.. bütün hayatını. tkincisile de bütün dünya milletlerini tek bir kuvvet altında topllyarak insanları kardeş'yapmak hülyasındadır.. manastırlarla veya hapishanede geçirdiğinden kendini hülya âlemine salıverdi. 5 — Netice .. lopedi gibi. yüksek bir varlığa tapmağı alıyor. Sitenin dini. Komünizm. Güneş Sitesinde. mihrap önünde uzun dua gibi ki Kampanetla. beşer hayatı üzerine tesiri olduğuna inanır. asıl realiteden uzak. Bununla beraber bütün dünyayı birleştirenic hulyasile bir proje yaptığmban hırıstiyanların teferruatından vaz gaçmiş bu'unuyor: Başka dinlerden olanlar da yadırgamasınlar dîye.. Meselâ hırıstiyanların mukaddes saydığı eşyadan ve salipten vazgeçiyor. Umum! ittifak mesele- . rafızılik ile itham edildi. hadiselere hiç dayanmadan bir meczubun romanına benzer. cihangir imparatorluk. bunlar Sitenin umumî hayatı için yapılacak işler hakkında ( eşref saati) haber verecekler. Siteyi bir büyük manastır nazarile baki yor demektir.

onu böyle büyütmüştü. Lok 29 ağustus 1632 de. sonra. gittikçe yerini hürriyete bırakmalıdır» esasını tavsiye eder ki babası. Lok [1632 — 17D4] Ronessans ile tecrübeye dayanan yeni ilim zihniyeti doğduktan bir müddet sonra on yedinci yüz yılın sonralarında başlayıp on sekizinci asrın sonralarına kadar süren asra (Nur asrı) deniiirr. Hepsi yoğrulup bir hamur yapılmalıdır.— 57 — sinden Asyanın büyük medeniyetlerin mevkii ve garp milletlerinin ihtiyacı vardır. Nur asrında. O sıralarda ingiltere iç tarihi biraz karışık idi.u hürriyet fikirleri içinde büyüttü ve terbiyesine çok dikkat etti. Lok. ahlâk ve din meseleleri. Altt yıl devam ettiği Westminster okulunda. ilkönce Ingilterede. ozama- . akla dayama yolları arandı. Lok. yeni ilimlerle bilinmiş olan akıl ışığı altında incelendi. Bütün bunları nakle ve vahye değil. Bristol civarında dünyaya geldi. Bunun kuruducu Lok'tur. terbiye üzerinde zamanın en değerli bir eserini yazdı: «Çocnkluğa zaru rî olan itaat. terbiye siyaset. sonra Fransada daha sonra Almanyada başlayan bu cereyana felsefe tarihinde (ingiliz tecrübî felsefe ekolü) adı verilir. Babası. Avukat olan babası parlamento tataftnda bir süvari alayının başına geçmek suretiyle İhtilâle iştirak etmişti. insani ve cemiyeti ilgilendiren bütün devlet.

yüksek bir itibar aahîbi idi. bir müddet Hölandaya sığındı. Fakat din meselelerinde.ahlâk kısmına önem veriyordu. eski dilleri okudu. düşünceleri dar çerçiveler içine girmiyordu. Bu sebeple rahip olmaktan vaz geçerek tıbba intisap etii. zekâmızın hangi meseleleri kavrıyabilir hangilerini kavrayabilir. 1689 da tngiltereye döndü ve 1690 da felsefe tarihinde en önemli ve başarılı bir eser sayılan: Essoy on hunan understanding» eserini bastırdı. Lok. Lok'u bu iki çere* yanın ikiside tatmin etmiyordu. 3 — Dilin düşünce üzerine tesiri. anlar anlamaz her şeyi ezberlettiklerinden şikâyetçidir. Doktor olduktan sonra politika ile de uğraştı.— 58 — nm metodu olan gramer usulü ile. Kral (Güyom Doranj) zamanında Lok. buradan: < Hiç kavrayamadığı konulardan lâtince tahrir mevzuları verildiğinden. orada bazı eserlerini yazdı. Eser dört bölümdür. Dekart'm eserlerini mütalâası oldu. mürebbillk yaptı. 4 — Çeşitli bilgiler ve bilginin hudutları. hangilerini kavrayamıyacağım aranilmaktadır. Eserde ahlâk meseleleri incede inceye elenerek. Fakat bu parti düşünce Lok. Lok'un felesfî zekâsını uyaran. 1 — Fikirlerin ve ilkelerin fikrî tenkid. . 1652 de Oksfort Üniversitesine talebe olunca burada Püritanizm ile Sukolâstik yanyana idi. Bu partinin en ünlü adamlarından Kont de Shafterbury'ye intisap ile o aileye sekreterlik doktorluk. Rahip olmağı düşündü. Whigs partisine girdi. Kral ve devlet adamlanla yakından teolduğu meselesini 2 — Bütün fikirlerin tecrübeden doğduğu. Dinin-ayin ve »aslarından ziyade.

(Kuikîr) mezhebinden biriyle sıkı dostluk içinde yaşadı. gençliğin okumasını Oksfort'un SkolâsJk üstatları doğru bulmuyorlardı. ömrünü evlenmeden geçirdi. Asthmeden uzun yıllar hastalık çekerek nihayet 1704 te öldü. Lok. içtima! yardım müesseseleri kurma tavsiye ederdi. mütenekkiren. Bu mezhebi içieden anlamak için. Esası. yüksek tahsil gençliği tarafından da seve seve* okunuyordu. bu haberi alınca : «Bazi insanlar. . buralara gidişte krala Lok'ta refakat ederdi. Holandada iken. Lok'a göre din: tabiat ve akıl kanunlarını genişletmek suretile selâmet ve saadete nasıl varılabileceğini Gösteriyor. Kıral Gilyom. rahipler tarafından hoş gözle gÖTülmiyordu. giderdi. Teslis ve saire gibi şeyler değildir. Amma kilisenin dayandığı hıristiyanhk çerçevesi içine girmiyen bu fikirleri. Londrada bulunan içtima yerlerine. Bu münakaşaları skolâstik felsefenin yeni doğmakta olan tecrübe felsefesine karşı son çarpışmalarıdır. Devlet adamlarına: basın hürriyeti. Skolâtik görüş batti. sevgidir. Zaman ona hak ver di: tecrübe felsefesi aiıp yürüdü. büyük meseleler üzerine gözlerini dört açmağı bilmiyorlar vsya dört açmıyorlar. Lok'un eserleri. Din kakkındaki fikirlerini 1692 de basılan: « The Reasonabieners of christianity as deliveret in Scripturc „ eserinde anlatmıştır. Bunlardan bilhassa Worcester başrahibi Stillinfleet. Bu sebeple Lok'un eserlerinin üniversiteye sokulmasını yasak ettiler. diye herkesin de öyle yapması gerekmez. Lok da şiddetli cevaplar verdi. Fakat tecrûbî felsefesine ve sevgiye dayanan dini. müsamaha. Lok. ona şiddetle hücum etti.— 59 — maşta idî.» dedi.

akıl vasıtasiyle (Tıbbî din) i kurmuş olduğuna inanıyordu. fıtrî değildir.— 60 — Eserleri okunduktan sonra (Lok) kargımızda şöyle belirir: Dostlarına karşı derin sevgili. Şahsî ve siyasî hürriyete derin meftuniyet. düşünceyi meydana getiremez. tecrübe mahsulüdür..) Bu takdirde ezelî bir (var olan) var demektir. Lok'a göre bilgilerimiz ve fikirlerimiz. (*) Deizm: Akla dayanarak Tanrıya inanan biî din. Lok'un dini. Zira madde.) (Non-entity cannot produce any real being. Ahlâkın da ancak böyle bir dine dayanması gerektir. diyordu. Bu na ulaştıracak kanunu ararken insan şuna varır: Gerek kendinin gerek başkalarının saadeti ancak şu eski düsturdadır : < Kendimize nasıl muamele edilmesini başkalarına karşı muamelemiz o olmalıdır. Tanrı varlığını böylece isbattan sonra. Ve bu ezelî (var olan). Kâinat bir realitedir. bu dünyada beşer tekâmülünün en önemli kısmı ve bütün faziletlerin fideliğidir» demişti. sonradan deist (*) bir harrir olan Ant Collins'e yazdığı mektupta : mu- «Hakikati. madde olamaz. İn • sanlarda saadete ulaşma için tabiî bir meyil vardır. hakikat olduğu için sevmek. ta- . isbat edilmiş bilgi mahsulüdür. Ölmezden bir yıl önce. kendi felsefesiyle bağdaşabiliyordu.» istiyorsak. Tanrının varlığı hakkındaki fikrimiz dahi. İn anı Tanrıya bir karınca bile çeker götürür. (Var olan bir kudret olmasa bu realite var olamaz.

Mukaddes 1 itabı da derin derin didikledim: Mezhepleri ve sistemleri şöyle bir tarafa £ tarak özde kalarak. .» Lok'a göre vahiy ve ilham. insanların çoğu. yeter burhanlar vermekte ise de vahiy yine zarurîdir. Bu takdirde bir ilham ve vahiy karşısında olup olmadığına karar verme iş!. herhangi bir vahiy ve ilhamdan ziyade. Tanrı varlığı hakkında şu muazzam ve muhieşem tabiat. akla kalmış bir iştir. Lok'a göre iman. olağan üstü bir hal Ue mintarafıllah meb'us olduğunu söyliyen Yalvacın sözüne inanmağa dayanır. (Tabiî din). diyor. Diğer taraftan akıl da vahiy ve ilham mahsulü olan dinin daimî kontrolcusudur. Yalvac'ın talimlerini ve örnekliğini hayatları en güç işler arasında yuvarlanmak ile geçen insanlar bile kavrayabilirler. Zira. Aklın gösterdiği selâmet yolunu ancak bir avuç insan bulabilir ki bunlar da kütleye müteessir olamazlar. Türlü sebeplerle. e karşı geniş müsamahalı olmakla beraber kendi şahsî inancı. akıl ve muhakeme kuvvetlerini en uygun kullanmamak derecesine de düşebilirler.. batıl fikirlere saplanıp kalmış kilise adamlarının tesirleri altında kalabilirler. Isa dininin ne olduğunu inceden inceye eledim. Zira'insanlar. yolu aydın latabilecek kadar akıllarını geliştirmeğe ne vakit ve zamaniarı müsaittir ne de zekâ ve istidatları. iman bize asla kabul ettiremez. 1695 ilkbaharında şöyle yazıyordu: <Bu kış. vahiyli dinedir. akıl üzerine kurulmuş olan tabiî dinin bir genişlemişidir. insan nazarınna. Aklın reddettiği bir şeyi. Lok. fikirler ve prensipler arasındaki tutarlık daha değerlidir. işte Yalvaç aklı aydınlatmağa takviyeye ve yardıma gönderilmiştir. akıl ile varılmış istidlallere değil.— 61 — Bu hareket düsturunun otoriter kıymeti olabilmek için bunun Tanrı muradı ve Tanrr iradesiyle tutulmakta bulunmuş olması gerektir.

Tabiî dine göre. Lok'a göre. Toland. Volter ile ikinci Frederik bunların başında gelirler. 3 | Bu ibadetin en mühim kısmını vicdana müstenit ve dindarlığa merbut olan fazilet teşkil eder. ayni zamanda vahiye de dayanmış olsun amma bu vahiy. dalavereci rahiplerin uydurmasıdır. biz aklımızın tabiî nuru ile ahlâklılığa.Alman filozofu Wolff İle beraber . . akıl ile çelişik olmasın. 5 — İyilik ve kötülük hem bu dünyada hem öteki dünyada mükâfat ve mücezatını bulur. rahiplerin teolojisine karşi mücadele açmakla aklî bir din istiyordu. her şeyin yaratıcısı bir varlık vardır. — 2 — Buna ibadet etmelidir. bir demokratik hareket uyandırmıştır. Yazıları ve dine bakışı 18 inci asrın bütün mütefekkirleri üzerinde derin tesir yapmıştır. daima böyle olagelmiştir.— 62 — Lok . Lok. ahlâk kanununa yükselebiliriz. * * Din meselelerini akıl ve tecrübî felsefe menşurundan geçiren (Tabiî din) şu beş maddeye imanı tavsiye eder : 1 — En yüksek. Bu. Burada en çok dikkati çeken bir nokta şudur ki bu dint rasyonalizmi. bu beş şeyden başka hepsi. Bu ekolden J.(Dinî rasyonalizm) in müessisidir. Ancak bu takdirde bu kanunun vaziinin Tanrı olmuş olması noktasi noksan kalır. bir demokratik ceryan da meydana getirmiştir ve bu. 4 — İnsan kusur ve hatalarından nadim olmalı ve bunları terketmelidir. Yani her yeni bir din ceryam.

Tabiî din münevveıler için. Tanrıyı ve beşariyeti severiz. Bu sebeple kütlenin bir kısmı cağil kalacaktır. < Tanrı bize aklı. Volter felsefesini 1726 1728 de İngilteredeki ikametinde kurmuştur.1728) dir. İlhada karşı şiddetle mücadele etmiştir. . *** ingiliz tecrübî felsefe ekolünün Fransadaki mümessili (Volter 1726. vahiy dinine muhasım değildirler. kütlenin itaatim temin etmektedir. Volter'in elinde böyle idi. Amma bunu kütle içinde yapmamalidir. Bütün tabiai' onun varlığını müjdeler. onların ağzına bir gem daha takacakları halde gemlerden birini çıkarmakla fenalık etmiş oluyorlar. Fransaya. «Kilisenin mütenakız fikirlerini aramızda konuşabiliriz. yıkıcı bir maddeciliğe ve şüpheciliğe götürenler de oldu.. «tlhadi tel'in ederiz... Tabiî dinin [ şu üç itikadının en hararetli bir müdafiidir: Tanrı. « Halkın kendisini terbiye ve tenvir etmeğe ne zamanı ve ne de ihtidan vardır. kilise itikatları kütle içindir» diyenleri vardır.— 63 — 1720 de. dinin esaslannı ve ayin plânlarını (Tabiî din) çiler esas itibariyle.. Fakat Volter'den sonra. yaratılan eşyanın mahiyyetine nüfuz İçin değil. Zira onlar. tngiltereden gelen nur felsefesi. Netice ve mahsul itibariyle ikisini de bir görüıler... Batılalardan nefret ederiz. 16781751 ) şöyle diyordu. hürriyet. lâyemutiyet. Tanrı olmasaydı onu icat etmek lâzım gelirdi. Münevverler ve liberaller. bizi hakka ulaştırmak için vermiştir. Fakat bunlar ukalâlık etmeğe başlarlarsa o zaman herşey mahvolmuştur. tabiî çizmişti. Muhafazarkâr (Tory) Partinin siyasi muharrirlerinden (Bolinbrok.

Belli başlı çizgilerini alalım • * (Babil) de kral (Moabdar) zamanında (Zadig) adında bir genç var. hem de Rasim ve Karney ayarında tiyatro şairidir. (Zerdeşt) in birinci kitabından okuyup öğrendi ki • öğ' renci. 1 — Voltere göre bakım : (Zadig) bir hikâyedir. en ziyade. Bunun zaten ey i olan yaradılışı. İnsanların zayıf noktalarına hürmet etmeği biliyor. Felsefî fikirlerini. terbiye ile bir kat daha takviye edilmiştir. Fontenel'Jerİn telâkkilerine sadıktır. hem müsbet fikirlidir.1778 ] Volter. 2746 veya 1747 de yazılmış olan (Zadig) inde görürüz. Bu hikâyenin başında kahramanın portresini çizmiştir. aki telâkkisinde.64 Volter [ 1694 . Temel fazilet: arzulara ve ihtiraslara gem vararak içimizin rahat olmasına temin etme ve itidaldir. rüzgârla dolmuş bir balondur. Hele (Henriade) ile F. ihtiraslarını tadil etmeği. La fontenleriu. Nankörler bile ona minnet ve şükran hisleri beslerdi. . Cömert idi. Rönessans'tan beri öne sülülen Erasm'ların.ansanm hamra ve Vhjil çapında epik bir şairdir. Her vakit kendisinin haklı olamıyacağma kani. onlara gem vurmağı biliyor. bir iğne ile dokunuluverince fırtınalar kopar. Volter. Eski «Kaidelilerin ilimlerine ve zamanın tabiat hakkındaki bilgi ve prensiplerine vekıftı.» Bu birkaç satır bile Volterin yaşadığı asrın'düşünce vasatisi gözönüne getirilince ne kadar noânahdır. Genç ve zengin olmasına rağmen.

Tabiat kanunlarını öğrenmede ise.. Âlicenaplık. 2 Zadigf'in tiim I <Zadig> yolunu yıldıza bakarak tayin ediyordu. bize nasıl büyük ve asıl görünüyor. ötedenberi meşhur olan. insanı batıl şeylerden kurtaran. vecizeleri öne sürmekle kalmıyor. (Orion) bur çile. birbirini parçalamağa Bu teşbih. Bizim arzımız da onlardan biri. (Zadig) e kendisinin ve Babilin hakikatte ne kadarcık olduğunu hatırlatrdı. akla göre hareket ettiren birer etki de görür.. yalnız birtakım güzel keşifler mecmuesı değil. Volter'in bu düşüncesi tamamen moderndir. ayni zamanda ruhu hürriyete kavuşturan. fizik ve astronomiyi çok sever. Bizim gözümüze küçük birer kıvılcım gibi görünen bu büyük ziya küreleri karşısında hayrete düşerdi. ilmî kültür. (mutenanı) ye kadar yükselerek duyumlarından tecerrüt etF. Bunları öğrenmede. Onların hakim telâkkisi. Bunlara mühim iki şey daha ilâve ediyor. Öyle iken arz. Ayni fikri teklif eden diğer müellifler: Şahsın kendi saadetini elde etme vasıtalarını arıyorlardı. insanlar hakkındaki düşüncesi şöyle idi: Bir küçük çamur zerresinde uğraşan böcekler. Bu itibarla riyaziyat. Tabiatın karşısında bu his içinde bulunduğu zaman... 18 inci asırda tesanüt hissi ve vazifesi kuvvetlenmişti. göğün en parlak sabitesi olan (Siryüs) yıldızı. Volter : (Nevton) un takdirkârı ve yayıcısıdir. 5 . O zaman ruhu. onu kutuptaki (Sehii) sn bite s in e doğru sevk ediyordu. Volter şiddetle ısrar ediyor ki fazilet: karşılık bek{emeksizin başkalarına faydalı olmaktan ibarettir. böylece (ferdiyetçi) idi.— 6 5 Vaîter.

Acaba müsamahayı nasıl anlıyordu ?. Her şey namütenahi ve yük • sek bir zekâ tarafından sevk ve idare edilmektedir. Volter. ve öldürülemez. bir siyasî kaidedir. Kâinatın büyüklüğünü anlamakla insan kendi kü çüklüğünü anlar. bunun en hür taraftarıdır. der. Votter'in (Deizm) i : böylece bir* ilim ve akıl dinidir. Gaye. kâinatın büyüklüğü nispetile hükmeder. Fakat Zadiğin en ziyade hayretini mucip olan şeyin altını çizelim : Kâinattaki nizam ve intizam : (Paskal) da kâinattaki nizam karşısında bir nevi korkuya düşerek. müsamaha için çok mücadele etti. bir halde kâinatın lâyete gayyer nizamını temasa ederdi.. Şimdi Volterin en mühim bir hususiyetine geliyoruz: Müsamaha. Zadig ise bilâkis kâinatta dâhilerin bizim gözlerimiz öıüne serdiği büyük kanunların mekanizmasını görür. her şeyde bizim aklımızın eremiyecsği anlaşılmaz bir sır görürdü. Çünkü bizim zekâmız da. beşeri çarpınma ve ihtirasların üstünde daha yüksek bir âleme kavuşabilmektir. His. Amma o daha İleriye de giderek der ki iyi . 3 — Müsamaha . Voltere göre müsamaha şu demektir : ne olursa olsun akidelerinden dolayı bir adam hapse atilamaz. onun tesirlerini anlıyabiliyor.— 66 — mi. mahiyet itibarile bizimkinden başka değildir. burada dinî bir şey olur. Bu. Ufku genişler. Biliyoruz ki Volter. havastan ve maddî huzuzattan tecerrüt ede-] rek. Fakat bu namütenahi zekâ. Her şeye. Buraya kadarı bir kanun ev polis meselesinden ibarettir.

sizler gibi birer (illet iulâ) kabul ediyorlar. Döğüşmek üzerelerken Zadig araya giriyor : tik evvel. değil mi ? dedi: Elbette. Kaideli. Hintli ile Çinli de.— 67 — niyet sahibi insanların hepsini (tabiî din) dediği bir müşterek itikatta toplamak mümkündür. Çünkü hepiniz ayni fikirdesiniz.. bir Çinli.. ver ba na şu ökseyi dedi.. ziz balığa değil.. Amma onun da sizler gibi bir (en yüksek varlık) kabul ettiğine eminim. meselâ biri mumyalanmış ölülere ibadeti. Sonra onlara dedi ki «dostlarım. Bu mesele (Zadig) kitabının «akşam yemeği) başlıklı on üçüncü faslında izah edilmiştir. bir Golü birleşiyor. bir Hintli. Bunlardan her biri. Hasılı hepsinin hiddetini yatıştırdı. öküzü yara» tana tapıyorsunuz değil mi ? Evet. (Tabiî din) de olan lar diğer dinlerin hepsine de müsamaha gözile bakacaklardır.. Zadig de bunların arasındadır. siz Mısırlı üstat 1 siz öküze değil o. . en kızgın olan (Selt)e hakkın var. bir Kaideli. kendi mensup olduğu dinin bir tuhaf ve acayip kısmını. E. öteki balık başlı bir mabuda ibadeti daha öteki meşe öksesine ibadeti. Yunanlının fesahetini methetti. anlatıyor. bir Yunanlı. kavganız manasızdır. Yunanlının ne güzel şeyler söylediğini pek iyi anlamadım. balığı ve denizi yaratana tapıyorsunuz değil mi ? Evet. Selte: siz bu meşeye ve öksesine değil fakat bun* îarî yaratana tapıyorsunuz. • Bir panayırda bir akşam yemeğinde bir Mısırlı... Derken aralarında münakaşa kızışıyor..

Yunanlı. (Tabiî din) hududunda kalınca makuldür. Ortada kavga edecek hiçbir şey yok. çirkindir. klâsik ahlâkçılar gibi. Volter. 4 — Şerrin kalkması için beşerin çalışmasına iman Mevcudatı hakimane idare eden. insanları birleştirir. Amma 18 inci asırda bu telâkki. — Öyle ise hepiniz ayni fikirdesiniz. Esasen bu mev KU asırlardanberi Eşlenmiş olup birçok eserler neşredil' misti. O nokta şudur: Kainatı tanzim ve idare eden yüksek ve hâkim bir zekâya inanma. tamamen öyle. «Yalnız benim iddiam doğrudur. herşeyin (imkânın en iyi derecesinde idare edildiği» ne: şer dediğimiz şeylerin bizim anlıyamıyacağımız sebepler neticesi olduğuna ve fakat bunların prensip ' itibarile lâzım ve iyi bulunduğuna kanidir. Bir telâkkidir. ibadetin şekli üzerinde tsrar ederse tehlikeli bir şey olur. Ve onları birbirlerile muharebeye katar. namütenahi kudret sahibi bir varlığa inanmasile. şüphesiz. tşte böylece dinlerin hepsi ayni derecepe yanlış veya ayni derecede doğrudur. Volterin bu telâkkisi. dedi. Volter.> dediğinden ve bunu zorla kabul ettirmeğe uğraştığından itibaren hangi din olursa olsun. dinlerin hepsinde müşterek bir noktanın bulunabileceğine kanidir. Ve bu v ayni zamanda. Ve bugün ne dinciler' ne de rasyonalistleri tatmin edememektedir.• — 68 — . İnsanlar arasına tefrika saçar. her hangi bir dic. Voltere göre. Volter de 17 inci fasıl olan (Hermit) te bu mev . münakaşa edilir. geniş ve barıştırıcı bir telâkki idi.

evleneceği kadın ile kendi oğlu öldüreceklerdi. beşerin aklı eremiyeceğini söylüyor.. Bunu dedikten sonra. münzevî bir melek kıyafetine giriyor.. Anladi ki bu nevi muhakemeler boş. yolculuğu çıkıyor. daha manalı bir muhakeme nev'î Hâve eder. Melek cevap veriyor: — Eğer faziletli olup yaşasaydı onu. derken meleğin uçup gitmiş olduğunu gördü.. Zadig: — Bu genci suda boğmaktan ise onu terbiye edip faziletli yapmak daha iyi değil midir ? diye soruyor. kaatii olmazdan evvel onun bu dünyadan çekilip gitmesi daha iyidir. Diz çöktü . İyi insanların başına gelecek ha ? — Bunların hepsi ya imtihan. daha manalı bir muhakemelere. Görüyor ki bu adam yolda : misafirperver ve âlicenap bir adam sayıyor. ve : — İnsanlar. ve anlatıyor. — Demek ki böyle felâketler ve cinayetler zarurî öyle mi ? Ve bu felâketler. hiçbir şey anlamaksızın hüküm verirler. bir adama para veriyor. — Fakat. (Zadig). Zadiğ. Hasis ve fena. böyle. Bu masalı iyi izah edebilmek için şurasını iyice bil* mek lâzımdır ki bunun muhteviyatı ötedenberi söylene .. — Eğer o genç yaaşasadı teyzesinin kâtibi olacaktı. _ 69 — zu üstüne. yâ mükâfat ya tedbir ve ihtiyat. diyor. Biçare fani! Tapmaklığın lâzım şeylere karşı mırıldanmağı kes. bir gün rastladığı bir münzevî ile. zamanına kadar olan muhakemelere. ya ceza. Teyzesinin pek iyi bir surette kabul ettiği bir genci suda boğuyor.. o büyük kudrete taptı ve teslim oldu. (Zadig) in itirazlarına karşı münzevî bunlara. fakat.

Eğer dünya. Ve suna inanıyor ki : insan ıslâh edilemiyecek bir şeyi [ıslah eder. işte Volter'in ülküsü. Ve. Volterin ilâvesi: Zadig'ln tekrar tekrar itirazı. sistemini teşkil eden eserlerinin hepsinî 1746 . Amma ona şair nazalile bakmak daha doğrudur.. 8u (fakat) ta derin bir isyan kokusu vardır. kritik etmek için. insanın vazifesi (faydalı fiil ve hareket) sahibi olmaktır. mesleğe söylendiği fenalığın hikmet ve sırrı önünde eğilmek meselesi an'anevi bir vaizdir. Jan Jak Ruso [ 1712 . Nutuklar. ölküç hayat: Ruso. Ve bana bir (fatalite) olmak üzere kabul edemiyor. onda reeiiteden ziyade rüya ve hayallerini daha temiz ifadeye birer vasıtadır. hoşğörlük ve iyi hal ve harekettir*.— 70 — gelen şeylereir. 1 — Rusoya göre. ve son (fakat) i dır. Yükselme.1778 ] Ruso her şeyden ziyade bir şairdir. bununla olacaktır. bidrenbire bir fışkırma şeklinde meydana getirmiştir. bizimkinden çok yüksek bir zekâ tarafından idare ediliyorsa Volter dört çevremizde görülen fenalıkların ehemmiyetine karşı isyan ediyor. fenayı faziletli yapar. . Hikmet ve akı).1762 seneleri arasında. nazari kitaplar. romanlar. Ona (Ütopist) diyorlar.

yine ancak sadelik iledir ki kendimize asude ve devamlı bir saadet temin edebiliriz. Emil. Sathî bir müşahit Emiii. Ruso. bildiğini sağlam bilir. özlülük derin samimiliktir. oyun ile el IşıTe. Ruso'nun yeniliği. uydurma ezberlerden. Fikir itibarile. Başkalarına iyilik ile muamele. ayak değmemiş bir ormanda.kurtulduğumuz gibi. 3 — Pedagojisi : Kelimelerden. Çünkü onu kendi tecrübesiie kendi hür teşebbüsü ile. Seleflerine üstünlüğü buradadır. açık kalbli ve güvenle dostluk bu örnek sadeliğin temel unsurlaridır. Ruso'nun aşık oiduğu hayat: gürültülerden uzak. insanları hu sade ve temiz hayata hazırlamaktadır.Tabiî Terbiye : Hikmet. kaidelerden. Bir müddet bir köyde ikameti. doya doya sükûnetin ve (cemiyeti hatır) m ladini tatmaktır. Sadelik ile : sun'î. ve aşırı incelmiş fena zevklerden . Ruso'ya Parisin (monden) hayatı aleyh'ne şiddetli bir hicviye yazdırmıştı. müşahhas çeyler üstünde tefekkür ve mülâhaza ile elde . meşguliyetlerin ciddisini seçme. belki cahil bir köylü çccuğu zannedecektir. Rüso ona hiç ehemmiyet vermez. kendindeki iyiliği yine böyle bir yerde asıl yaradılışındaki öz hayatın ve fazileti hürriyeti çizebilir. .— 71 — Sisteminde belirgin nokta sadeliktir. bunlar yeni değildir. vakıa. bir terbiye romanı olan (Emil) inde işte bunu çizmiştir. însan ancak böyle yerde. basma kaltp edebiyat ve fenden ibaret olan ve cebir inzibatı ile idare edilmekte bulunan kollejler aleyhine ateş püskürür. tabiat ile temas. 2 . bu sadelik hayatını ifadedeki canlılık.ki bunlar büyük şehirlerde inkişaf eder.

hassasiyetini ve isabetli hüküm kabiliyetini terbiye etmektir. tekâmül edeceğim diye. diye merak edecek bir şeyimiz yoktur. Biz ona şöyle bir acıya sebep olduk. aydın kavraması yeter: "fiil ve hareketlerimizin ahlâkiyeti. daima iyi ve heminane hayatta olabileceğini bir kere daha hatırlayalım : Emil. yainiz egoistlikier ardında koşmaz mı ? 18 yaşına kadar Emilin sade «hür ve mes* ut» olmağı öğrenileceğine bakılırsa öyle gibi zannolunur. Çağı gelince. Birbirinden ayrılmazlar. Eğer iyi bir şeyin hakikaten iyi olmasını istiyorsak kalbimizin derinliklerinden fiillerimizdeki gibi .iyi olması lâzımdır. iyiliği kendisine emreyledİğt için değil. Bir çocuk hayatı yaşadı. müsait olduğu nîsbette kendi yaşına mahsus akıl ve dinayeti elde ettikçe mes'ut ve hür oldu.» Böyle büyütülen çocuk. fazilet doğacaktır. böylece takviye ve terbiye edilen temayyüllerin tezehhür ve inkişafından ibarettir. Fakat Ruso. Bilâkis bunlar biribirini yar dımladı. onlar hakkındaki hükümlerimizdedir. (Adalet) ile (iyilik) ikizdir. Bunların hepsi hassasiyette toplanmıştır. Bunların terbiyesinden İse. Adaletin ilk mükâfatı o iyiliği» yapmakta olduğumu* zu hissettirmektir. Hürriyet ile saadetin. şuna kanidir ki böyle hareketinin sebebi. bütün çocukluk hayatı iyilik istikamettede yürümüştür de ondan yapar. Eğer ahlâki iyilik bir insanın notura- .— 72 — etmiştir. tabiî bir netice ola rak. şu yüksek hakikati. saadetini feda etmedi. çocukluğunun olgunluk çağma geldi. iyilik etmek öyle bir faaliyettir ki bunda kendimizi mes'ut ve bahtiyar hissederiz. Eğer ecel orağı bizim ümitlerimizin çiçeğini biçerse ne hayatında ne de ölümünde ağlanacak bir sebep olmaz. Ahlâkî hayat. Emil. Hiç bir zaman.* Bünyesi.

vicdanı insiyak ile birleştirmiş. Bazı müelifler Ru soya itiraz ile derler ki: tarihde böyle karşılıklı riza ile bir (içtimaî mukavele) yapılmış değildir. . Devlet nazariyesini müşahhas maddelerle tasvir edecek yerde. Ben buna (vicdan) diyorum.— 73 — rasına tevafuk ediyorsa o insan ne kadar iyi ise ruh ve teşekkül itibarile de o kedar sağlam ve mükemmel olur. İnsanı diğer hayvanlardan ayıran en mükemmel ifadesi vicdandır. Bunun yapılmadığını Ruso da çok iyi bilir. bunlar ayni şeydir demiş olmasındadır. Fakat bundaki orijinallik.. . İnsanın kalbinde ahlâkî bir şey olmamış olaydı kahramanca ve hareketler karşısında nasrl hürmet ve takdir duyardı ?. Başkalarına bir iyilik yaptığımız zaman mı. t. Kendi içimizi yoklıyahm. « . Tabiate muti olalım. . yoksa felâketi mi müteessir ediyor?. ta biatimizin hür bir süratle inkişaf ettirilmesi ile temin edilir. Ruso'nun (Cumhuriyeti)i de hayalidir. ötedenberi varilagelmiş bir neticedir. gerek başkalarının hakkında bir hüküm veririz. Ruhların derinliklerinde fitri bir adalet ve fazilet hissi vardır. mükemmel devlet nazariyesini tarif eder. 3 — Mükemmel Cemiyet : Ferde ait düşüncesinden sonra şimdi de cemiyete ait düşüncesine gelelim. Vicdanın hükümranlığı ise. Fakat o. O zaman onun nasıl bir tatlılıkla hüküm sürdüğünü ve bundaki güzelliği sezeriz. istikbalde veya (sadece muhayyilesinde) öyle farzetmektedir. Ruso'nun (Kontrasosyal) i. yoksa fenalık yaptığımız zaman mı hoş bir intiba duyuyoruz?. Bununla gerek kendimizin. bir ta- .. Bizi başkalarının saadeti mi. ' ( Sauvalı bir rahibin itiraçı ) FHhahika Ruso'nun vardığı bu netice.

medeni müsavattır. Kuvvet. . eğer hürriyet yok ise. Çünkü her cemiyet elbet bir disiplin ister. Bu ise şahsî hürriyetin tahdidi demektir. Ve her bir şahıs (bütün) ile birieşmiş olduğu halde gene kendisine itaat etsin ve tek başına imiş kadar da hür olsun.— 74 — kim hukuk kiadeieri öne sürer ve cemiyetlerin buna yaklaşmasını tavsiye eder. ne saadet olur. Öyle bir cemiyet şekli bulmahdtr ki bütnn (müşterek ve umumî kuvvet). Bundan ne surette bil ahlâtdilık çıkabilir ?. insanlıktan. Rusoya göre. cebir üzerine müesses görüyoruz. ne de haysiyet. Rusoya göre cemiyet içinde yaşamak insanı bazı fedakârlıklarda bulanmağı mecbur etmektedir. Bu halde şuna kani olalım ki kuvvet (hak) ki yapmaz. Yal nız bir kubbenin kilit taşı mesabesinde olan fikrini zikredeceğiz : Vatandaşların hürriyetlerini kuruma meselesi. . hürriyet ile disiplini barışık tutabilen ve hu riyete zarar vermeksizin cemiyet hayatından istifade ettirendir. Pek kesafet!? olan bu eserini tahlil etmiyeceğiz. maddi bir kudret* tir. Zamanındaki cemiyetleri. Bu acı müşahede. Kuvvet ve dehâ itibarüe insanlar müsavi olmıyB^iUrler amma hukuk ve mukavelede müsavi olmalıdırlar. Boyunduruğu sarsa bildiğinden itibaren sarsarsa daha iyi yapıyordur. Ve ancak (haklı kuvvetlere) itaat olunmak mecburiyeti vardır. her şahsı ve hepsinin mal ve mülklerini koru^ malı ve müdafaa etmeli. insan hür doğmuştur. Hürriyetten vazgeçmek. amma her yerde demir bağdadır. hukuku beşer* den ve hattâ vazifelerinden vazgeçmek demektir. Rusoya bir çok protestolar öne sürdürüyor: Bir millet ttaata mecbur kalıp ta itaat ettikçe iyi yapıyordur. Bunda temel şart . Ülküç bir sosyete.

Erzurumlu İbrahim Hakkı [ H. en temiz heyecanlarını dinle. his kuvvetile sezebiliriz. 39 eser sahibidir. Ayni hareket ve kuvvet ile hem kendini. . bütün manevi zenginliklerini tadar ve duyar ve başkalarına doğ' ru da taşar. kalbin hamlesüe. Bundan şu netice fcikar ki insan. der. Vicdanın sadasinı heyecanda duyar. Ve bunların kıymeti (tabiaten anî) oluşlarındadir. zamanının bütün ilimlerinde derin vukuf sahibi olan Erzurumlu İbrahim Hakkı .çoğu türkçe. akıldan ziyade. fnsan ancak hürriyet içindedir ki hem sevinç hem fazilet bulur.adları Mehmet Tahir merhumun « Osmanlı müellifleri'nde yazıldiğı veçhile . insana. hürriyet vasıtasüe saadete nail olma. Bu heyecanlar insamn en temiz kuvvetidir..— 75 — Bu prensiplerin tam tatbik edilmesi için «bir mabutlar milleti» yani esasen mükemmel fertler lâzımdır. Ruso. hem de başkalarını sever. denilecek yerde. Bunlardan (Marifetname) si ile (Divan) ı matbudur. Bir millet buna ne kadar ziyade intibaka uğraşırsa o kadar mükemmelledir.. ilâh. âlimane hareket et. (Marifetname) bir nevi ansiklopedidir. Rusoya gör& ahlâk hayatının büyük kanunlarını. bir kısmı arapça ve acemce. düşün. 4 — Netice : Rusonun doktrininin belirgin vasıfları şunlardır: Kendiliğinden ve ani olan hassasiyete itimat etme. eğer hur değilse insan değildir. 1115 — 1186 ] Yalnız tasavvufta değil.

Hasankaleden Erzuruma gidip yerleşmiştir. nsanın bedeni. Andan mukaddem nebatî olmuştu. Sonbahar. ihtiyarlığı. insan ömrünün devreleri temsil eder: Bahar. Nuru mahz] terkiplerinden ebced hesabile çıkan 1115 te dünyaya gelmiştir. Acem' ceyi. Andan mukaddem |eczayı anasır mümtezici hâk) idi. (nüshaicümiei âlem) dir. 1186 da yetmiş bir yağında öldü. âlemi asgar ve ruhu âlemi ekberdir. Tahsilim ikmalden sonra seyahate çıkarak (Siirt) köylerinden (Tellü) ye uğradı. Yaz. tabiatı külliye idi ve andan mukaddem cevheri mücerret idi. Orada büyük tasavvuf çalardan (İsmail) in ktzile evlendi. tahsjlini Erzurumdayapmıştır.[Hakka riza. andanmukakaddem gıdayı peder ve mader olmuştu. Hem madde. Ve bu köyde yerleşerek eserlerini yazdı. Erzurum müftüsü (Hazık Mehmet) ten öğrenmiştir. İbrahim Hakkının yalnız (insan) hakkındaki fikirlerini alacağız. (Marifetname) müellifine göre insan. Ândan mukaddem hayvan! olmuştu. (Hasankale) de. çocukluğu. İbrahim Hakkıya göre. Ve andan mukaddem. kitabı cihandan bir mecmua olup kâinatın mümessilidir. Babasının adı Osmandır. Ve toprak hâkten mukaddem cismi mutlak idi. Kiş. . „ Böylece insan varlık zencirinin bütün halkalarını geçmiş bulunuyor. Menşe itibarile insanın zencir halkaları şöyledir: < Ana rahmin* den önce damarlarda kan. Hadi' mi aşk. Babası.— 76 — İbrahim Hakkı. insanda tamamile mevcuttur: Mevsimleri. gençliği. H. Beden ve ruhile insan. Biz burada. İbrahim Hakkı. olgunluk çağını. hem ruh âlemi.

tıbbr. insanda nihayet bulmuştur. tilkiyi. merkebi. Eğer hayvanlığa meylederse hayvanlıktan daha aşağı düşer. Melekliğe meylederse melekten daha yüce olur. karıncayı. kaplanı. yılanı. insanın aklı temsil eder. Şehvet. fareyi.— 11 Bütün hayvanları. Aksine ise behayimden daha . Bu maaldeki nazmı şudur: Ademî zade Tuife macunest Kân ferişteh şirişte ez hayvan Ger bedin meyi mi küned kem zin Ver beden meyi küned bin ez an. Hile. Hasislik. a Melekler sıif akıldan yaratılmıştır. her türhl iyiliklerden ve kötülüklerden mürekkep bir macundur. sığırı. deveyi. insanis akıl . Kuvvei mümeyyize. kurdu. Tasallut. Oburluk. köpeği. Meleklik ile hayvanlığın halitası* dır. gönül de âlemi melekutü temsil eder.. Tama. mimarlığı. Gaflet. odur: Bu cihan varlığı boş buldu nihayet sende Varlığın aşka değiş eyle feragat sen de insanın (nüshai âlem) olduğu bir eda ile icmal edilmiştir: şu kıt'ada şairane Ey nüsha-i tamme-i ilâhi ki tüyi Vey ayine i cemali-i sahi ki tüyi Birun zîtü nist her çi der âlem hest Ez hud betaleb her ançi hahi ki tüyi İnsan. Bütün varlık. şehvetine galebe ettirebilirse meleklerden daha yüksektir. Adavet. Aklını. İbrahim Hakkıya göre hayvanlar. Kibir. aslanı. tavşanı.şehH vetten halkedilmişiir. sırf şehvetten. Cemadatın misali ise insanın azalarıdır. Haset. Kin. Diğer taraf tan aklı ameli. Gadap. Varlığın üstü.

çoluk çocuğa^ mala. Ve haktan gaflet eden anlardan adaldtr. Bunlar bo âieme gelmekten maksadın (Kesb-i kemal) olduğunu bilirler. Bunlar âleme gelmekten maksadın (kesb-i kemal) olduğunu bilmekle beraber dört puta da mey yaldırlar. (daha çok dalalettedir) ibrahim Hakkıya göre insanlar üç sınıftır: 1 — Avamın ûç putuna (yemeğe. Asıl makamlarından daha yûks. gönle akan beş nehrin getirdiği . Şehveti aklına galip gelen insan ise. Âlemin illet-i gayiesi. Âleme gelmekten maksadın ne olduğunu anlamamışlardır. Zira "Meleklerden her birinin makaml mnlûmdür ki ebeden anda kalır. Bunun birinci şartı. Isanın: «Bir kimse iki kere doğmadıkça metekuti semavata giremez.— 78 — aşağı düşer. Ve insan ise tekmili nefs ile makamı malûmundan âlâlara terrakki edebilir.ek makama vasıl olurlar. „ İbrahim Hakkı. sözünü ele alarak ikinci doğumun. taata bedeldir. eğerçî ol surette adamdır..Ebedî hayatî < hayvan ve melek mertebelerin kateaîp insanî kâmil mertebesine vasıl olmaktır. hasıl olmuş değildir.. Bunlar hayvan sıfatlıdırlar. olduğunu söyler. cinsî münasebete) tapanlar. Lâkin sirette behayimden kemdir. uykuya. nevi beşerdir. Bunlar da bu âleme gelmekten maksat. mansaba) mail olanlar. Zira ki hizmeti behayim. Asıl makamlarına avdet ederler ama daha yüksek makama vasıl olamazlar. 2 — Havasın dört putuna (nefse. «Sıfatı zememei hayvaniyeden ve keduratı muzlimei nef saniyeden sıyrılıp melek-haslet olmak. 3 — Yedi putu kıranlar. Asıl makamlarına yükselemezler. İnsan hayatının gayesi de: Bütün fenalıklardan sıyrılarak yüksek ahlâka ve ebedî hayata ulaşmak*".

Hatırım hoştur ne olsa hoş gelir nimetteyim. Kâinatın illeti gaiyesi. nebatlıktan. Bu mümkün mü? ibrahim Hakkı. terbiyenin kudretine inanır. * * . İbrahim Hakkiya göre.. Böylece ibrahim Hakkı. ahlâkan namütaenhiye doğru yükselmektir. Evvelâ burayı temizleyip sonra kalbin dibinden temiz menbalar fışkırtmalıdır. Mevlânâ'nın şu beyti ile cevap verir : Ger tü senk ü sahre vü mermer şevi Ger besahib dil t esi gevher şevi " Sen. . taş kaya ve mermer olsan da bir terbiyecinin eline düşersen cevher olursun. şu beyti ile her zerreyi bir (Turisina) halinde görür: Âlemi mîsal Turdur her zerresi pür nurdur Aşkınla can mesrurdur beyhuş olup ister lika İçi ferahtır da : Vüs'atı meşreple daima cennetteyim . mükemmel insanlardır... hayatın gayesi böylece.— 79 — mûteaffin çamurları temizliyerek ondan sonra pek uyanık olmakdır.* ibrahim Hakkı.. nevi beşer ohiuğu gibi. nevi beşerin illeti gaiyesi de: cemadlıktan. " Havas-1 hamse-i zahireden derabeden gelip kalbe mümteli olan envai nükuş ve fünun ve esnafı efkâr ve zununu günagûnun kimi salih kimi fasit kimi müfsit olduğu için deruni dilde evsafı zemime cemolup temekkün edip kalmıştır. hayvanlıktan daha yükseklere şahlanarak "bu âleme gelmekten maksadın kesb-i kemal olduğunu bilen.

1168 de bitirmiştir. . Divanından iki parça alıyoium " • Hoş o demler kim sürerdi canımız canan ile Oi vatandan düşmüşüz bu gurbete nisyan ile Hayf kim dostu unutmuş kalmışız düşman ile Gelmişiz dünya değirmeninde nöbet bekleriz Dane ten'un olunca murğ.canı eğleriz Âlemi aşkı unutmuş gafilâne söyleriz. Ol görünse imdi biz kevnü mekânı neyleriz Vehki ol manayı koymuş surete meyleyleriz Gelmişiz dünya değirmeninde nöbet bekleriz Danei ten un olunca murğ canı eğleriz.— 80 Divanını. * ** Katreyiz âlemde lâkin dilde derya olmuşuz Cevheriz dehrin bisatı özre yekta olmuşuz Seyrimiz sahray-ı dildir gayri yerden fariğiz Kendi sahramızda seyyahız ki sahra olmuşuz Berkimizle yakmışız biz hudnemahk perdesin Gayriden pünhamz ama dilde peyda olmuşuz Biz bu bahri aşkı blka'nn mu selsel mevciyüz Gerçi zenciriz veli biz metni derya olmuşuz Kimseyi incitmek incinmek değildir şanımız Yargarı cünaley z şefkatla g-üya olmuşuz inciten nadana hem dostuz dualar eyleriz Kim kamudan blzbize mahvı temaşa olmuşuz Aşıkız misli Zeliha dilberiz Yusuf gibi Biz bizi sevmekte (Hakkı) ferdü tenha olmuşuz..

6 . nede teşekkül etmiş devletler arasında kavga olmamak lâzımdır. Bu iki eserinden. (Konigsberg) de uzun profesörlük ve mütefekkirlik mesleğini bitirirken. F. "Bu halde v/cdan. daimî bir sulh. Filhakika Kant'a göre herhangi bir şeyi ispat veya red edilemiyorsa bu takdirde bir ispat ve red arasında bizim için ahlâki bir hal ve hareket ve vazife olabilecek suretle bir karar vermek lâzımdır. ispat ediiemeyince aksini düşünmek hakkımızdır. şunu emreder. hayatının akşamına doğru. Kant bu reydedir. Beşerin yükselmesine imanı olan filozofların fikirlerinin varisi akıl nurundan feyz ve kudret alici ve Fransız ihtilâlinin dikkatli ve sempatik müşahidi olan Kant. bazı prensipleri alalım. Ve bunun ş artlarını çizer. «Daimî sulh üzerine taslak> (1795) ile «Hukuk Doktrinin metafizik prensipleri» ni (1797) neşretti. yer yüzünde adalet ve sulbün hükümran olması imkânına inanır. 1 — Sulhcunun vazifesi • • Bir muahedeye dayanan ve iki haip arasında bir fasıla demek olan mütarekeden ayri. Hali tabiide ne sen ile ben arasında.— 81 — Kant [ 1724 — 1804 ] Etnanoel Kant. bütün 18 inci asır boyunca tesir eden. hayalden ibaret mi ? — Bunun hayal isdat edilemez. Binaenaleyh. bu iş başarılabilir gibi hareket etmeli ve bu maksatla buna götürülecek en uygun (Teşkilât) lar kurulmalı ve muharebelere nihayet vermelidir.

Meskenleri arzdır. 1 — «Hiç bir sulh muahedesi. (Umumî hukuk) a tâbi kılmak icap eder. Böyle bir şey tanzim edilmedikçe fertier ve devletler. insanların birbirlerinden münasebette ve mübadelede bulunmasını müstelzimdir. 2 — Ebedî ve daimî sulh muahedesi . Kantin (Kozmopolitik) adım verdiği bu (Hukuk).> telâkkisine nihayet vermekle olur. «Tabiat bütün insanları. Bu adaletsizliklerin en büyüğüdür. Bunu nasıl durdurmalıdır. Bütün intikam sebeplerini kökleyip atmak lâzımdır. bir harp halinden başka birşey değildir. Kant. Yani arzın hepsi. Bu vaziyet. . kendi kuvvetini artırmasında' dır. bütün insanlar için muteber adalet prensiplerine. Böyle bir <münasebeti kuvvetin tesadüflerine bırakamaz. Fakat menşede hepsinin hakkı vardı.— 82 Basit bir hadiseden bir muhakemeye varabiliriz.» Her biri arzdan bir parçaya mutasarrıftır. o muahede sayılamaz. devletler arasında bir sulh yaptırmakla hallediyor. buna. eğer muharebeye yeni başlama hakkında gizli bir maddeyi muhtevi ise. Mühim maddelerini alalım. herkes tarafından tanındığından itibaren «Daimî sulh> bir realite olacaktır. kendi aralanndaki münasebetlerde: (hakkın en kuvvetliye ait olduğu) esasını kabul etmişler demektir ki bu hernekadar aralarında bilfiil muharebe ilân edilmemiş ise de. Bu muahede de arazi şartları ve galip ve mağlubu hatırlatacak hiç bir şey yok. Bu. eski politikanın: «bir devlelin şerefi. insanların hepsinindi. Bu münasebeti.» Bu ilk şartın gayesi: Hakikî sulh ile (zahiren bir sulh gibi görünüp te adi bir mütarekeden ibaret olan) yalancı sulhu birbirinden ayırt etmektir. muayyea şu arz çerçevesi içine sokmuştur.

filozofların hülya âlemi değil realite âlemidir. Kendinin daha medenî olduğunu iddia ile başka memlekete medeniyet götürmekle insaniyete hizmet etilğini söyleyen müstevlilerin. Ve bunun bir hududu da "yok" diyor. asla ispat edilir bir şey değildir.— 83 — 2 — "Küçük büyük hiç bir müstakil devlet. 5 — «Harp halinde iken hiç bir devlet: sulhun iadesini ve karşılıklı emniyeti f?yrî mümkün kılacak hareketlerde bulunmalıdır. Düdyada (Daimî sulhun) tesis işine bununla başlamalıdır. zehirli şeyler kullanma ve saire gibi. «Ordular sulhu koruyacak yer de onu tehlikeye koyuyor. müstemlekecilerin bu iddialarım. (manevî şahsiyet) olduğunda ısrar eder. 18 nci asrın sonlarından itibaren Kant. . hediye veya satın alma suretiyle ele geçtrilemez „ Kant. mübadele. Bugünkü insanlar henüz bu rüyayı. Bunlar güzel fikirler amma ne çere ki içinde yaşadığımız dünya. (Silâhsızlanma) esasını öne sürüyor. Binaenaleyh herhangi bir devleti maddi bir mal gibi telâkki etmek ahlâksız* hkfır. Evvelkiler (Daimî sulh) un umumî şartlarıdır.. başka bir devlet tarafından veraset.. 3 — Zaman ile daimî ordu lâğvedilmelidir. evvelki döıt madde ile aynı plân üstüne konulamaz. Milletler arasında dişe kadar silâhlanma müsabakası husule getiriyor.. diğer devletin konstinosyonuna ve hükümetine müdahele edilemez. herhangi bir sebeple harp patlayıverirse bunun barışmağı güçleştirecek şekilde olmamasını istihdaf eder. realite yapmak endişesinden çok uzak. Bu madde. 4 — "Hiç bir devlet. burada bir devletin (bir şey) değil. Bu son madde ise.

gür sesiyle bağırdı ki : "Devletlerin üstünde bir (Otorite) tanımak ve bu (Otorite) nin adaletten ayrılan devletleri adalete sokması lâzımdır. İkinciler ise düşmanlarını tebaları arasına sokarlar ve bunları daha geniş istilâlarda âlet gibi kullanırlar. A) Her devletin sekli (Cumhuriyet) olmalıdır. Kant'a göre millet bu karan verince harbin felâketlerini az hisseder.— 84 — 3 — Sulhun şartları ve garantileri: Kant.„ . Kant devletin ayni zamanda (Demokratik) olmasını da İstiyor. Teferruata giremiyelim. farklıdır. mütemadiyen kavga etseler bunlara vahşi nazariyle takılıyor. birinciler düşmanlarını bazen yerler. YainızKant her ne şekilde olutsa olsun (Otokrasi) yi yani tek bir adamın harp ve sulha karar vermesini istemez. kendi fevkinde öy!e bir otorite kabul etmeğe yanaşmıyor. Harbin getireceği felâketlere dayanmağa vatandaşların karar vermesini ister. Bu 13 inci asırda (Birleşmiş Miletler) fikrinin kendisidir.. Ve milletler de harbi kolay göze alamaz. Ona göre ( Cumhuriyet ) ile ( Demokrasi ) birbirinin ayni değil. tki iptidaî insan. B) Ummmî hukuk. Haibuki (Otokrat) bir rejimde kral. müstakil devletler federasyonuna dayanmalıdır. Bu iş milletler içinde böyle değil mi ? Halbuki bir devlet. en adi sebaplerle harbe karar verebilir. Kant.. der. aralarındaki ihtilâfı halde bir nizama tâbi olacak yerde. Amerika kırmızı vahşileriyle Avrupa vahşileri arasındaki fark. kendim karar verdim. Ve diplomasi buna her zaman sebepler bulabilir. ebedî sulh ideali için nazarî programını çizdikten sonra bunun ne gibi şartlara tahakkuk edebileceğini arıyor ve büyük prensip öne sürüyor.

Bunlara (Monteskiyö) ile (Ruso) dan almış ilhamları da vardır. hu* . Bugünkü dünyada her devlet. fikirlerini herkese açabilmeli. (zaman) ve (tekâmül yapacak. fikirler olmakla beraber. Ondan mülhemdi. devletler ne zaman kendi üstlerinde (hâkim ve yüksek bir adalet) müessesesi kurabilirlerse ancak o zaman medenîyiz diyebilirler. Bu da ancak devlet adamlarına açık... Kant 18 inci asrırın adamı gibi düşünüyor. Bununla beraber şu fikrini zikredelim. birtakım prensiplerdir. devlelter arasında muharebeyi normal görmeğe alışmış. mübhem ve kısadır. hangi vasıtaialarla tatbik edilecek ? İptidaîlik devrinden yüksek hukuk ve adalet devrine geçit nasıl kurulacak ? Kant'ın bu noktaya dair olan fikirleri. Nitekim bugünkü (Milletler Ce* miyeti) Kant'ın programının ayni idi. islerseniz ütopi deyiniz fakat realist bir ütopi. Kant'ın bu eserinde çok canlı.olması umuma müsaade edilmemesi lâzım gelen sahaya herkesi müsaade etmek gibidir ki tehlikeli bir şeydir. göre.— 85 — Kant'a. milletter arasmaa sulhu idameye kâfî derece yarıyacak. Ve tezlerini. 4 — Netice : Kant'ın eseri bir roman değildir. Uzun uzun düşünülmüş. diplomatların tezleriyle çarpıçtırabilmelidlr. Realize edilmesi mückün bir program çizmiştir. sulh için bundan başka yol yok demek te doğru değildir. ve bilhassa • hadiseleri göz önünde tutarak • fertlere. komşum yapsın diyor. Hem de mutlak bir söz ve hüküm hürriyeti İster. Umumî hatlarını çizdiğimiz bu sistem. Demek ki bütün bunları yaparsa. Ebedî sulhun mümkün olduğuna inanan mütefekkirler.

Kâinatın esrarına vâkıf kılamadığından .. harbin bünyesi. 1 — Hayat Faust. En sonunda.. Bugün içtimaî hayatta (Kütle)nin his siyatı ve ihtirasları çok nazarı itibara alınmaktadır. işte benim beynimi yakan sey.- 86 — kuka ve vazih fikirli zekâlara hitab ediyordu.. Fakat dışa bakınca tantanalı isimler aldım: Doktor. hukuk. Büyük sair Göte kendi hayat görüsünü ( Faust) unda üç fasılda anlatır.. sebepleri ve neticeleri başka mânalar aldı. bunlara ilk beşladıgım gündeki gibiyim. denilebilir.kuru ve yanlışlarla dolu görüyor. tib. Bugün ise hadiseler değişti. bu dar hayattan ve zaman zaman her saha* sim dolaştığı beşerin ilimlerinden bıkmış usanmıştır. ilimleri de . Göte [1749 _ 1S32] Her büyük devrin. Ben bugün şunu biliyorum ki : biz insanlar bir şeyin künhüne vakıf olamayız.. her büyük adamın kendine . allâtne ve saire. Hayatı mânâsız buluyor. Bu itibarla Kant'ın eserinin bugüne göre ikmali lâzımdır. "Felsefe. mahsus bir hayat telâkkisi vardır. teoloji. Bunların hepsini hararat ve sebat ile tedkik ettim. kendilerine bir hayat yolu çizerler.w . Bu görüce göredir ki: insanlar.

şimdi yalnız ( z a rurî) olan şeyler ve prensipsiz. bütün saadet hülyaları. aklına her geleni yapmağa mail . en yüksek. kinli aşklara. Ruhun kavradığı iyi ve kötü her şeyi yüreğime tıkmak. oralarda gezen bir adamın ayakları altında çiğnenmiş ve ölmüş . Istıraplı hazlara. Tozlar içinde sakin bir böcek ki gıdasını aramak için dolaşırken. Şimdi (akla gelen avantür) diyor. Bütün beşeriyeti alakadar eden her şeyi kendi varlığımın en derin noktasında temerküz ettirmek isti* yorum.— 87 — Şimdi o fevkalbeşer bir ruha sahib olup arzın çok üstüne yükselmek ve kâinatın esrarına vakıf olmak istiyor. . Fakat derhal. . Fen zevkini tadıp aşmış olan yüreğim. ümitle dolu bir halde ebediyete uzanmak istemişti. Susuzluğunu. arza düşüyor. en gizli olan şeye ulaşmak istiyorum.. ümitszilik içinde puyan sûkûtlere kendimi salıverdim. . Ruhumla. ruh gibi kabarmak ve nihayet ruh gibi parça parça kırılmak isterim. Şimdi İse. hiç bir ıstıraba kapalı değildir. bundan sonra. . Bizim olmıyacak şeyler için ağlıyoruz. zaman denilen uçurum İçinde boğulup gittiğinden itibaren küçük bir sahaya razı kalbimizin derinliğinde bir endişe. itminansızlık yatmaktadur. kendini her avantüre salıvermekle teskin edecek. . Buna o kadar haristir ki bazen bir gurur içinde kendini kaybediyor. Onu kanatlandıran hayal. Bütün bu meseleleri arayıp taramaktan yorulmuş ve hepsinden eli boş dönmüş olanFaust. elimizde olan şeyler içfn de daima ağlıyoruz. Çorak teemüllerden ziyade (Bizi İten hamleler) daha kıymetlidir diyor. o yüksek hayal bulutlarından her günkü hayatın küçüklüğü içine. Ve kaybetmediğimiz. Evvelden ( i ş ve hareket) diyordu. Ve yeni yeni ıstıraplar uyandıran budur.

orta zamanın efsanesinden istifade ile. Yüce Tanrı. Büyük şair bunların hepsinin hulâsasını (Ormanlar Mağaralar) adlı monologunda şöyle tesbit etmiştir. facialardan. kanunsuz.. . görüyorum. "Yüce Tanrı sana yalvarmca bana herşeyi verdin. aşktan sihirbazların binbir marifetlerinden.. insan asla mükemmel bir şeye malik olamıyacak. benim göğsümde öyle bir vahşi ateş tutuşturdu ki beni her güzellik hayaline çekiyor. Malikâne olmak üzere bana muhteşem tabiatı. fatihlerin yaratıldığı hayalî âlemlerin içine dalıp çıkmadan ve saîreden hep usanmıştır.. 2 — Faust'un Hayat Tecrübeleri . Faust ve şeytan (Mefistofeles) arasında bir sözbağı (Kontrato) yaptırır.. Bu bağ sayesinde Faust türlü türlü sihir kuvvetlerine maliktir ki bu sayede her türlü heyecanlarını tadabilecek.— 88 — Bunlarla Faust'un istediği şudur: Prensipsiz. senin ihsan ettiğin o şeylerin hepsini benim kendi nazarımda bile hiçe indiriyor.. Benim nazarımda parlak ay. ve tabiat ten istifade için de bana kuvvet verdin. havadaki. Kör arzu ve kuvvetlerin hâkim olduğu bir hayat .. Asude ormanlardaki. yavaşça göklere doğru yükseliyor. O. . Bunlar tefekkürün kuraklığını biraz serinleştiriyor. avantürlere bas vurabilir. Gözlerim önüne canlı varlıkların uzun silsilesini yaydın. bana bu nefis şeylerle beraber. kahramanların. İçkiden. Ah. yani (Akıl) da verdin ki. Göte. sulardaki kardeşlerimi bana öğrettin. artık bundan sonra kendisinden vazgeçemiyeceğim bir arkadaş. Göte. . soğuk ve sert olan bu ar kadaş. bu âlemlerin her birine dair fikirleri öne sürmüştür. geçmiş zamanların gümüş gölgelerini dolaşıyor. kayıt ve tahditsiz bîr hayat. imparatorlar saraylarında müşavirlikten. Ratip fundalıklarda kayalar boyunca..

hayatı böyle ayni dakika içine muhabbet ve kın. 3 — Faust'un Hakimliği : Faust'u ömrünün sonlarına doğru. teessür ve nedametten ibaret oluyor. derin bir eddişs içindedir. ümit ve yeis sıkıştırarak geçiyor. Elindeki hükümdarlık kudretinin bir seraptan. Her zafer kendini mahvediyor. Biz yalnız meş'aleyi yıkmak istiyoruz.- 89 — Böylece arzudan. haz ve eğlenceden geçiyorum. Ve kalan eser. Hatiralarını gözleri Önünden geçiriyor. deli ediyor. : «Ömrümü bana kâfi gelecek şeylerle iktifa ederek . Her bir hareket ve avantürde onun kudretinin arttlğına hükmolunabllecek gibidir. ayni zamanda bir muvaffakiyetsizliktir de. hayatın sırlarına daha iyi nüfuz ediyor. Faust'nn avantürden avantüre koşması onda iki ruhî halet yaratıyor.. nihayet öldürüyor. Margit'i sevip dururken onu bedbahtlıklar içine atı* yor. ibaret olduğunu anlıyor. Ve döit çevremiz ateş denizinden ibarettir. En mükemmel güzellik takibinde iken ona ulaşır ulaşmaz görüyor ki ondan eser kalmamış. O zaman zekâsı. kızdırıyor. kudreti artıyor ve bir an geliyor ki vecd ile en yüksek saadete ulaşıyor. yeniden öne atılıyor: Beşerin hayatı binbir renkli in'ikâslardır. Şimdi o. haz ve elem. Fakat bu an yüksek vecd ve istiğrak anlalarında iken bile içine bir zehirdir akıyor.. şimal denizi kıyılarında uzanan bir krallığın sahibi buluyoruz. ayni zamanda onu çürütüp bozuyor. Kendini zenginleştiren ve kudretlerinden tecrübe ve avantür. yüz yaşında. Ve şöyle düşünüyor. Bununla beraber zaptolunamaz bir irade ile Faust. Faust. böylece her zafer. Ve haz içinde iken ondan bıkıp başka arzu özlûyoaum.

uzun ömrünün son dakikasında maiyetindeki adamlarını toplayıp söyle der: "Ben hikmetin en soy özü olarak şuna inamaorum.» 'Şimdi hesap ve hikmet ile hareket ediyorum.» Böylece Faust. hikmetin esas noktasına dönüyor: Aldatıcı hayallerle beyhude harap olmamak. Hazzin her defasında (daha.. daha. bulunduğu sükûnet halinde. Ben böyle bir faaliyeti hür bir vatan üstünde. kendini bu işe ve* rir. şeniyetleri iyi sezmek : Faust'u bu noktadan idealizmin zıt noktasında görür gibiyiz. bu vaziyete kuvvet ve arzularının uzun süren bir disiplinden sonra varmıştır..— 90 — rek ve iktidarım haricinde olanlarını terkederek yaşayacak yerde. sonra olgunluğunun ve ihtiyarlığının hakimliğini hep bu işe verir. dünyanın bir ucundan öte ucuna koşarak ve hazzı en son damlasına kadar tadarak geçirdim. yaşamağa değer hayat şudur: İnsanlara hizmet etmek ve onları hürriyete kavuşturmak. Hayatım bir fırtına ve gürültü içinde geçti. Fakat şunu unutmıyalım ki o.. benzer leri arasında arz üzerinde kalmak. İlk evvel bir çok tecrübelerle olgun ve dol* gun bir hale geldi.» . bu arza dört elile sarılmalı.. benzerlerinin üstüne çıkmış hayal eder. Böyle bir saadeti şlmdidan hissetmekle ben ömrümün en güiel dakikalarını yaşıyorum. Nihayet kör olan Faust. dilsiz bir şey değildir. Ne akılsızdır o kimse ki kendini bulutların üstüne.) dedim. şimdi.. hür bir millet bir ara* smda yaşamak suretile görerek bahtiyar olabilecek mi* yim? tşte o zaman arzdaki günlerimin izlerini artık asırlar silemez. Çünkü kıymetli bir adam elinde arz. tehlikeleri hiç düşünmeksizin. İnsan. Eski enerji selinden. yalnız yorulmaz bir İş iradesi kalmıştır. insan odur ki her gününü. Gençliğinin hararetini.

— 91 — "Bu kuvveti, beden ve ruhumuzu bütün kudretleriyle kuvvetlendirelim, içinde yaşadığımız âleme intibak ettirerek herkesin istifade edeceği faydalı işe hasretmeği bilelim.,, işte Faust'un verdiği yüce ders. 5 — Netice : Göte'nin vardığı netice şudur : Arz üzerinde arza dört elile sarılarak; ne pek maziye bağlanarak, ne de fevkelâde bir istikbal umarak hali hazırı mükemmel yap mağa çalışmalıdır. Amel, mahdut, muayyen fiil ve ha» raketlerin muvaffakiyetli tesirine inanır. Bütün kuvvet* terin birleştirilmesi lüzumunda şiddetle İsrar eder. Göte'ye göre : Ancak beşeriyetin tuyeti mecmuası, hakikî tek insandır. Beser sayının her zaman muvaffakiyet ile başlanmadığını ve hayale düşmesinin ihtimali de bulunduğunu biliyor. Fakat şuna en derin inanıyor ki hiç arasız, yenilenen ve kahramanca takip edilen cehit - muvaffakiyetsizlikler ve güçlükler arasında - bizi en nihayet saadet ve selâmete ulaştıracaktır. Göte'ye göre dün ya: aslından bir kaos değildir; Kâinat (bos bir şey), çocuk bir (tekrar başlayış) değildir. Her zaman, (varsık), (yokluk) dan üstündür.

92 —

Robert Ovn
[1771 — 1858] ingiliz endüstri adamlarından olan ve 1858 de ölen O vn, yeryüzünde, çabucak, bir ülgüç bir sosyete kurmnğı tasarladı ve oldukça dikkate şayan neticeler elde etti. Sistemini, (Ahlâkî yeni dünya) eserinde anlatmıştır. (Ütopik ) lerin beşidir. 1 — Şahsı menfaat msselesi. Ovn da -Ruso, Furye vesaire gibi- cemiyetteki fenalıkların sebebini: Merkantilizmde yani şahsı menfaat ardında kokmada görür. Vakıa bütün sosyalist sistemlerin azimet noktası budur. Yalnız Ovn' merkantilizmin bilhassa bozucu ve inhilâl ettirici kuvveti, ve paraya tapmanın tevlif ettiği ahlâksızlıklar üzerinde durur. Toptan ve parekende ticarette, tecrübem vardır. Tüccarlık, ihracatçılık, nazarî ve amelî çiftçilik yaptım. Terbiye meselesinde keşiflerim ve insan seciyesini anlamada mühim tecrübelerim var. Prenslerin devlet adamlarının, filozofların, ekonomistlerin, mülkî ve askerî adamların, tüccarların, bankacıların, hepsinin fikirlerinin ne olduğunu bilirim. Bunların hepsi şunun ardından koşuyor. Kendi işini, mümkün olduğu kadar pahalıya satmak başkasının işini, mahsulünü, mümkün olduğu kadar ucuza almak. tşte bu sistem neticesidir ki, hepsi alçalıyor, yalancı oluyor, sun'î oluyor. Böyîe olan cemiyette, yeni yetişen çocuklar, hemen hemen mihaniki olarak (ezenler) ve (ezilenler) diye iki kısım oluyor. Ezilenlerin en basit

— 93 — tabiî haklarından tutun da inkişaf ve tekâmül, hürriyet ve saadet haklarına kadar hepsi ayaklan altında kalıyor. Bu suretle: (Şahsi menfaat ardından koşma), (şahsı ahlâkın inhilâli), ve nihayet (içtimaî şirazenin bozurması) birbirini hemen mukadder bir surette takip eden bir zincirin üç halkasıdır. > 2 — Muhif ve terbiyenin determinizmi. (Ovn) a göre ilâç, sosyalizmdir. Amma bünyast terbiye ve ahlâk ile örülmüş bir sosyalizm. Sistemenin temeli şudur: Ferdin fiil ve hareketleri, aldığı tesirlerin neticesidir. Şahsı mesuliyet meselesi ise bir hayalden ibarettir. Binaenaleyh; ancak muhitinde büyük bîr değişiklik yaparak tesir icra edebiliriz: Cemiyet, terbiye metodu vasıtasiîe, nasıl adam isterse öyle teşkil edebilir. „ Mesuliyet prensibi, kendinden beklenilenin aksini verdi. Bu delicesine fikiıden ve insanların buna, sanki kendi seciyelerini teşkil ediyormuş gibi bakmalarmdandir ki; cehalet, sefalet, hasislik, bütün fena ihtiraslar, cinayetler ve nihayet muharebe doğfdu. Bunu kaldırınız hepsi düzelir, hepsi sıhhate, ilme, tekâmüle, saadete doğru istikamet alır. Sosyeteye hiç bir tesir icra edemiyen şahsı mesuliyeti kaldırıp bunu cemiyete yükletiniz. Görürsünüz ki o zamak cemiyet, fert üzerinde her şey yapabilir. Ancak bu suretledir ki âdem oğlu, en yüksek mukaddeietine ulaşabilecektir." Bunun husule gelebilmesi için; ülki bir içtimaî muhit yaratacak kudretli bir iradenin müdahalesi lâzımdır. Hiç bir hayalci, hiç bir ütopist; cemiyeti selâmete çıkaracak kanunları zoria kabul ettirmekle muzaffer, muvakkat bir diktetörden vazgeçemez. SenSimon' bir zaman kendi projelerin Napolyon tarafından taibik edileceğini

— 94 — zannetmişti, Furyer projesini tatbik içi lâzım olan milyonları verecek bir zengin bekledi. Zengin bir fabrikacı olan Ovn' projelerinden birini tatbike kendi koyuldu. Fakat (sultavî • otoriter) olan bu müdahale muvakkattir. Bir kere muhit, mükemmelleştirilince; sonra artık İkan yoluna girerek (otorite) faydasız bir hal olacak. Ovn öyle zannediyor ki müstakbel sitede, faydasız hale gelmiş bir müeyyide, kaybolup gidecektir. 3 — Ovnun terbiye sistemi t Terbiye hangi temele dayanmalıdır. Şahsı ve ferdî bir ahlâki müstelzim olan adalet olmaz. Ovn'a göre muhabbet ve merhamet olmalıdır. «Merhamet kâinatı idare eden kanun olmalıdır. Bütün faziletlerin temeli: merhamettir. Bu, tamamen insanî mânada olup mistiklik ile hiç alâkası yoktur. Ovn, pek müphem bir surette (deist) tir. Kâinatı idare eden bir (illet i ulâ) kabul eder, fakat bunun (anlaşılamaz) olduğunu söyler. Ovn'un sitenin plânın tatbikinde önden istimdada lüzum yoktur, der. "Site de dünyaya gelen her fert, doğduğundan itibaren: iyi itiyatlar ve iyi seciye temin edecek bedenî zihnî, ahlâkî, ve ilmî terbiye alacak. Reel bilgisi zengin olacak. Bununla beraber çocuğun şahsiyetine hürmet edilecek; iki çocuğu birbirinin ayni yapmağa uğraşılmıyacak. Hepsi ayni tedrisatı, ayni prensipleri alacak. Ve yaşlarına, kuvvetlerine ve istidatlarına göre işgal edile çekler. Sitenin ihtiyaçlarını temin edecek İşler, fertlerin temayül ve zevklerine göre tevzi edilecek. Makina yardzlmile bu zarurî ihtiyaçları tatmin edecek işler, gittikçe azalacaktır.

ilâhî ve tabiî kanunlara dikkat etmeği itiyat etmiş olacaklarından fertlerin mücazat ve mükâfata ihtiyaçları olmıyacaktır. Fakat sitesinin başından çekilince her şey çabucak yine eskisi gibi oluverdi. karşılıklı sempati ile oiacaktır. ve tabiat kanunlarından çıkarılmış fikirler ile terbiye edileceklerinden (şahsî mülkiyet olmıyacaktır. umuyordu. kendi fikirlerinin. Elde ettiği ahlâkî netice. Sitede. 4 — Sivasî teşekkül : Şahsî menfaat rejiminden. Makul sebeplere müsienit İse talak caizdir. Fakat ana babalan her ne zaman isterlerse görebileceklerdir. Her iki cinste (kadın ve erkek). yaşattı. Sitenin her âzası. Fransada tekrar dığını zannetti. ülküç site [rejimine nasıl geçilecek?. milliyet ele alındünyayı arasında şeklinde . Grupman tarzı. Iskoçyada bir «Yeni La narks adında işçi sitesi kurdu ve yirmibeş seneden fazla. cidden dikkate şayan îdi. 1848 de. ayni hürriyete malik olacaktır. doğduklarından itibaren siteye ait olacaktır. Her komün 20—25 bin nüfusa malik olacak. ihtilâflara. izdivaç. kelimenin tam mânasile (iyi patron) luk ediyordu. ilk evvel site yapıp bunu örnek göstermenin kâfi olduğuna kanidi. yalnız burada doğaniar ikamet edilecektir. Sitenin malî idaresi tamamen kapitalist nizam üzere idi: yalnız Ovn. hakikaten örnek bir halde. Ve bunun az zamanda bütün tutacağın. Şahsî menfaatler veya (monden mülâhazalar) tesiri altında olmıyacaktir. Ovn. ayni terbiyeye ayni hukuka. Fakat teşci edilmiyecektir.Bütün çocukların terbiyesi. ve bunlar dünyaya geldiklerinden itibaren yeni hisler ve adaletler. cinayetlere ve sefalete sebep olan budur.

Komünler: Onar. Ovn. Böyle olunca. ctçtimaî mukavelo sinin tatbiki için bîr «Mabutlar milleti» yani en iyi bir millet lâzım olduğunu söylüyor• du. en sadesile iklifa ediyor. ilâh. sayesinde bnna ulaşabileceğini iddia eder.. elbet basit şeylerdir. aralarında tek bir fark vardır ki o da tecrübeleri yani yaşlandır. yani tefekkür ve fiilde muhakemeli olduktan sonra. her sitenin dahil! işleri. 5 < Netice : — Ütopik sosyalizmin en ütobiği. şüphesiz. Fakat onun temel fikri: Terbiyenin mutlak kudretidir: her ferde terbiyenin en yüksek dirayet ve aklı verebileceğidir. Vatandaşların hepsi: Akıl ve aldıkları terbiye itibarile müsavi addediliyor.. . müteaddit komiteleri ayrılabilecek haricî işleri ise. siteler arasındaki münasebetleri tanzim için ayrıca rmntaka meclisleri de ihdas ediyor. âzası 30 • 40 yaşlarında olan insanlardan mürekkep bir umumi mectisi tarafından görülecek ve bu. Ve eski hudutlar olmıyacak Dahil! hükümetlerine gelince. ortaklığın prensiplerini iyice öğrendikten. Ovn'unkidir. federalist şeklinde olacak. Altmış yaşına gelince vatandaşlar meclislere resmen iştirakten muaf tutulacak. Ovn bunun muhal bir şey olmadığını ve "muhit. haricî bir disipline hacet kalmaz. deiler. Ruso. biner.- 96 - değil. "Bu sitelerdeki insanlar. Bunların hepsi muhakemeli insanlar olduğundan seçme ve ihraç gibi şeylere lüzum yoktur. 60 yaşlarındaki insamardan mürekkep bir heyet tarafindan görülecek. yüzer. ile "terbiye. âzası 40. Bu vasıtalar. toplanıp bütün arzı tutacak. Bundan baş* ka bir de siteler arasındaki itilâfları halle memur hakem heyeti de düşünüyor. Ovn.

geçmişi yeniden uzun sırayla taş taş üstüne koyarak kuran bir yapı değil. Buda bir nevi aşıtların efsanesi amma mensurdur. mukaddes F 7 . . birinci sinıf bir mütefekkir değildir. Bundan en iyi neticeler elde etme yollarını aramalıdır.— 97 — "Muhit» ve "mektep. boşuna değildir. Fakat iki şeyi nnutmamahdır: 1 — Kendi tesis ettiği sitede hiç olmazsa kısmen muvaffak olmuştur. tabiat ile. Ovn'un terbiye itimadı. Minelenin öz {fikirlerini) toplayan ( eseri) 1864 de basılmış olan (La Bible Çel' Humanite — insaniyet incili) dir. Belgelere dayanan bir mevzu üzerinde ilerleyip giderken birdenbire : Kişinin hayvanlarla. münasebetine dair ateşin şerhlere geçiverir.. . in mutlak tesiri. mûfritanedir. Misele [1738 — 1874] Tarihçi Mişeleyi burada (filozof—şair) ligi yönünden araştıracağız. Onun elinde (tarih). Ve Ovn. dirik ve gürültülü akışlarında insaniyetin hayatını ariyan ve ona yeni bir mâna veımeğe çalışan bir vasıtadır. Bu gösteriyor ki katiyet ve sebat ile çalışma. bir içtima! muhit üzerine iyi tesir icra ediyor.Viktor Hûgonun (yüzyılların efsanesi) şiir halinde idi. Sosyetenin ferde karşı olan kudreti ve mesuliyeti inkâr edilemez. ( cemiyet) ile. Misele bunda.

Misele kadar terennüm etmiş adam azdır. göç ederken beraber giden kocaman köpeği. Gittikçe derinleşen bir iyiliğin nefis şuaı (Vişnö) şiiri güzelleştirmektedir.edebiyatlar boyunca. buna sun'î bir şür nazarile bakıyorlarsa da Misele bu eserde baş* langiç devrenin berrak saflığını. Görelim. insanların ilerilemesine çok yardım etmiştir: Asude asude yavrusunu emziren mukaddes ineği. başka hiç bir şey yoktur. ve bunların letafetinde. İlk ilham izlerini görür. Bu Ramyanadır. Hint şiirlerine. bunun en ulvî ifadesini. cihanşümul bir ahlâk ülküsü teşekkülü seyrini arar. . ırmakların. ormanın kıyısındaki ince yoldan bu âleme bir bakalım: Sulh ve sükûn içinde en tatlı in'ikâslarla parlayan.. Eserdeki: dağların. şefkatin en güzel dersini görür: «Akşam. . ormanların parlak ve canlı tesvirlerini. Hindin (Ramayana) epopesinde bulur. . Misele kendi duygularını serper.. Bir kahraman. Bu kadar tatlı ve güzel. Mfşele. çok mütenevvi ve aynı zamanda tek bir âlem yani kesret içinde vahdet görürüz. Tabiat aşkının alâmetlerinden biri: hayvanlara kardeşcesine bir muhabbettir. işte ilk intiba. muhteşem fili kahraman Ramaya yardım eden büyük maymunları metheder (Valmiki) nln şiir sanatını nasıl bulduğunu da hatırlatır:. Bu muhabbeti. Bugünkü (Hindiyanist) ler. ki bu. ve insanlarla hayvanların eski efsanelerdeki ilk yakınlıklarını ve akrabalıklarını gösterir. bir avcı tarafından yaralanmıştı. heyecanla över. 1 — Tabiat aşkı* Beşerin hakimliğinin ilk kaynağı: Tabiat aşkıdır. güneşin kızgın şuaları ganjda sönerken ve hayatın gürültüleri kesilirken. sevişen ve hep bir ağızdan terennüm eden.

Prometeyi eski zamanın en büyük efsanesi ola- . temaşa ve istiğrakla iktifaya sevkedeceği zannedüebİIin Fakat hayatı. Fena ve şerir devleri öldürür. . Mişeleye göre Herkül. istikbalin genç ve canlı bir kahramanı yapan: mütevazî ve ulvî çalışkanlık rolüdür. Herkül hiç bir şeyden yılmad'. henkli çıkmağa başladı. heyacanlı bir köylüdür. sade ruhlu. işin büyüklüğü ve ehemmiyeti üstünde elbet duracaktı. yardım ve hizmet etmeği sever. onu ebedi gençliğin arkadaşı kılan. şiir bundan doğdu. cansızlara ve canlılara ne kadar derin bağlanırsak hayatımız da ö nisbette zengin ve derin olur. sağ kolu ve kalbi olup. her yerde namuskârane ve sulhça hayatı yaratır. O . "Onun ruhunu yaşatan. ikinci halik ve artist prometenin cesur işçisi. İnsanlar arasında suh hakkını tesis ederek tabiatı. sulhleştirdi ve medenileştirdi. Yunan efsanesi Herkülde bulur. Herkül ile Promete arasında bu münasebet neden?. Halk gibi dayanıklı ve mütevazidir. temizledi. 2 — Is askı! Bu tabiat aşkının. toprağa ve arza hakim oldu. iyi ve kahraman bir kuvvettir. amma büyük bir adaletçidir. rahavete... 3 — Hürriyet : .(Valmlki) buna ağlarken. 1$ örneklerini Firdevsinin şehnamesinde. pek dolgun iş ile geçen Misele. kısa yapılı. atalete. faikına varmaksızın. hiç bir şeyden nefret etmedi. yarattı. sesi a- Biz insanlar. kahraman amele oluşudur. kara yağız. dağları deldi.. çay lan akıttı. Apollon gibi zâ' degânhk şerefi yoktun Herkül. arzı ona hazırladı. Mişeie. her gittiği yeri medenlleştirir.

tasanın realize etmek mecburiyetinde olduğu en büyük şey: Adalettir ki bu her ferdin hsr türlü hukukî temamiyeüni Unan eler. Mişelenln anladığı ada- . Hürriyet şundan ibarettir: Doğru olmıyan her kanunu. Fakat bu.en yüksek tekâmül noktasına varabilmiş! için hürriyet fikrinden ilham alması ve hür hareketi şarttır. mabudiarin despotluğuna karşı isyaı ctniş göîterir. Prometeyi. adam oğullarının hürriyetine vasıta yaptı. Bununla insan. şiddet. Protneteyis insaniyetin hakikî kurtarıcısı nazarile bakar. bejer hayatı için zarurî olan şartları hazırlar. Hsrkül yani cesurane ve yorulmaz iş : tabiata ve felâketlere. kâfi değildir. Misele. İnsanın.— 100 rak kabul eder. 4 — Adalet . Karışıklık. işe tapma ve hürriyet ihtiras».. göklerden ateş alarak adam oğluna vermeslle: mabudiarin hâkimiyet vasıtasını yani nur ve irfanı. Promete. hakikî kanunu yani vekar ve hürriyet içinde yaşamağı ve bu yolda icap ederse en güç ve çetin acıları göze almağı temsil eder. her şeyi red. müiâhazasız hiddet olmamak ta gene beşerî tekâmül neticesidir. hakim olarak. Hayat aşkı. o münasebeti de anlatır. işte efsaneyi şerhederken. "Zervcire vurulmış. Titannm vermiş olduğu yüksek ders. Promete. ihtira ve icat kabiliyetine nail oldu ve tabiate hâkiml:ğini hazırladı. Misele. Zekâsı vasıtasile hürriyete kavuşmuş ve bu sayede dünyaya halcim olmuş olan adam oklunun vazifesi: hürriyete daha ziyade ehemmiyet vermektir. beşerî tekâmülün nişan ve mânâsıdır. zalimlere karşı kinidir ve en son onları yere sermesidir.

— 101 — let; umum! ve koltektif bir şey olup umumun eseridir. Bütün beşeriyetin buna sarılması en şerefli bir iş olacaktır. Bu meseleden dolayıdır ki tarihin, orta zaman hakkındaki hükmü pek şiddetli ye acıdır. Mişeleye göre; eski Hindin, İranın, Yunanın geçirdiği büyük derslerden sonra (orta zaman), bir kölelik ve hüzün devjdlr. Dinî (Nas —Dogm ) lann ezici ağırlığı, o devirde fikri ve hayatı felce uğratmıştır. Bu (Nas) lar; ebedî zelleye yani daha çocuk hareket etmezden evvel onu fenalık ile mahkûm kılmağa inandırmak istiyorlar. Adaletin teessüsü için, haik tabakalarının bu gayri insanî naslara karşı isyan etmesi lâzımdır. "... Ufukta iki (kule—tur) gördü: Biri kilisenin, biri de derebeyinin... iki kulenin de mânalarını anlamağa başladı. Kilisenirjki her zeman dan dan dan... çalınıyordu. Derebeyininki hiç... Fakat ayni zamanda kalbinin derinliklerinden bir ses gürledi. Bu ses; diyordu: Bir gün gelecek... "Evet bir gün gelecek, adalet hâkim olacak! Bırak boş çanları; varsın onları rüzgârlar sallasın.. Bundan hiç şüphe etme.. Esasen bu bapta (şüphe) bile imana doğru atılmış mühim bir adımdır. İnan, ümit e t ! Yarınlara kalan (hakkın) hükümran olacağı gün gelecektir... O (hak) bir gün, bütün âleme naslara hükmedecektir. Bu (hüküm günü) nü» adu ihtilâldir.,, Böylece, Hügo gibi Misele için de Fransız ihtilâli, beşerî inkişafın bir senbolü, birbirinden ayrılmıyau hürriyet ve adaletin zaferidir. Hügo gibi Misele de: hürriyete kavuşan beşerin namütenahi tekâmüle nail olacağına inanır. " Hür beşeriyet, bütün büyüklüğü ile her yere git'

— 102 — •sin... ilk ataların içtikleri kaynaklardan içsin. Muazzam mesaisi ile, her sahaya uzanan iş ile, Tıtapımn ihtiyaçHarile ona çok hava, çok su, geniş gök — yok, yok, bütün gökler ! —Feza ve ziya, namütenahi ufuk, arzı mev'ud lâzım... „ 5 Ahlâki vazife t$te beşerin bütün mazisinden çıkan ve şâirin ateşli muhayyilesile istikbale doğru uzanan kanun. Her birimiz bunun tahakkukuna ne suretle ysrdım edebiliriz ? — Kalbi bu aşk ile çarpan insana ilk evvel: mücadele, yaratma, işe ve dünyaya bağlanma, iş ve dünyayı yeniden yoğurma ye yükseltme yollarında kullanmak üzere çelik ve kahramanca irade lâzımdır. Misele, açıktan açığa, (eski halita) yani hiristiyanlık ve kilise aleyhindedir. Çünkü hirasttyanhkta : insanı, işten yüz çevir* ten ve rehavet yeren bir hülya görür. İnsanı, reel hayattan uzaklaştıran enerjiyi birtakım hülyalara ve boş düşüncelere sarf ettiriyor, der. Mişeleye göre insan; yere, Herkül ve Promete gibi sarılmalıdır. Modern inşan için ruh kuvveti : tüm ile vicdanın bİrleşmesİndedir. ilim, daha doğrusu tarih İlimlerinin mecmuu iledfr ki insan, nevi beşerin temel birliğini anlıyarak, bütün beşeriyeti — hepsinin mütemadi çalışma* sı ile yükselecek — tek bir varlık gibi telâkki edebilir. Bu fikrin büyüklüğü, başka bütün ümitlere bedeldir. Başkaca dinlerin vaitlerine, insanın ihtiyacı yoktur. İnsan, taliini kendi yaratan, ve hiç durmadan adalete doğru yükselen bir varlıktır. Vicdanın istediği imam, ilim böylece rasyonel bir tarzda kurar. Mişelenin bize verdiği yüksek nasihatler, üç kelimede toplanabilir: Temizleme, temerkü?, büyüklük.

— 103 — Temizleme: Kalbten mistik boş hülyalar! atma. Temerküz: Hakikati, sağlam, dosdoğru ve mertçesine bir kuvvet ile arama. Büyüklük: Gittikçe daha asîl daha kudretli, bugünü geçmekte daha ateşli bir insaniyet yaratmağa kahramanca bir ihtiras. 6 — Netice Misele ile Hügo ve Bethoven'in fikirleri arasında sıkı bir yakınlık vardır. Bu büyük romantik şairler, ekseriya zannolunduğu gibi, sadece zamanlarının ıztiraplarmı ve fenalıklarını tasvir etmiş değildirler. Eserlerindeki ruh, destan! bir kahramanlık ile adam oğlunun büyüklüğe doğru hamlesine itimadından örülmüştür. Bazen saf, fak^t kudretli, açıl ve nikbinane bir rüya...

Niyazi-i Mısrî
Büyük mutasavvıflardan olan Niyazi, (Malatya Aşpozi) de doğarak tahsilini Mardinde, sonra Mısırda yaptı. (Mısıî) lâkabı bundandır. Mısırdan dönüşünde ( Elmalı)da (Sinan-ı Ünsml)den de feyiz aldı. Divanında (Elmalı) nın adı geçer: Dost illerinin menzili ki âlî göründü Derdle derman olan (Elmalı) göründü

— 104 — Sonra Bursada yerleşti. Fakat bazı tasavvufî sözleri üzerine (Vanî) efendinin mûzevvirtiği ile ikinci Ahmed zamanında Midilliye sürüldü. Bir müddet sonra affolunarak Istanbnla, Edirneye gitti. Müteakiben yine Konyaya sürüldü. " Ruh-i M srî mahfer-i âliye pervaz eyledi „ " Eyliye Mısrî efendi kasr ı adni câyigâh Mısralarm delâlet ettiği 1105 Hicrîde ötdü. On dört eseri vardir. Mutasavvıflar arasında (Divan)! p;k meşhurdur. Divanında Niyazi: N:reden gelip yolculuğumuzun nereye olduğuunu dünya hayetındaki vazifemizi bildirir. Biz buraya onun yalnız bunlar hakkındaki düşüncelerini alıyoruz. Geldiğimiz âlem Niyaziye göre " insan, ezelde Tanrıya nedim İdi. Rnh âleminden bu madde âlemine imtihan için indirildi : Sen nedim idin ezılde ol şah ile imtihan için gelübsin bu ile İnlemek sana yaraşır derd ile Hem gözün kan ağlıyacak çağdır. Bir şiirinde de : Ey garip bülbül diyarın kandedir Bir haber ver gülizarin kandedir Sen bu ilde kimseye yar olmadın Var senin elbette yârın kandedir Gökte uçarken seni indirdiler Çarı unsur bentlerine vurdular Nur iken adın Niyazi koydular Şol ezelliğe itiyadın kandedir.

— 105 Dünyadaki vazifemiz : Vazifemiz. Şol fakir olup gezenlerde hazine dopdolu Sây edip ol genz bi pâyânı bulmazsa ne güç Herkesin derdine dermanı yine derdindedır Derdinin içindeki dermanı bulmazsa ne güç. Güçtür kati hakkın yolu Dergahı hem gayet ulu Sıdk ile olmansan kulu . Bunda gelmekten murad çünkim hakkın irfanıdır Ey (Niyazi) kişi ol irfanı bulmazsa ne güç. Sonra. Daima susuz gezip ummanı bulmazsa ne güç. Tanrıyı s e v : Candan talep kıl yârini Vir canı bul didarını Yok eyle kendi varını Kim var ola çânân sana Çürüklerin hep sağ olur Zehrin kamu bal yağ olur Dağlar yemişli bağ oiur Cümle cihan bostan sana. Aslımıza ulaşabilmek için evvelâ kimseye düşman olma: Adavet kılma kimseyle sana nefsin yeter düşman. Tanrı tecellisi olan bütün yaratıkları sev. aslımızla kaynaşmaktır. Ki asla senden ayrılmaz ömr ü âhır olunca tâ. aslımıza ulaşmaktır : Can bu ilden göçmeden cânânı bulmazsa ne güç Yârini terketmeden yârânı bulmazsa ne güç Sureti insan içi hayvan olursa kişinin Taşlar ile dövünüp insanı bulmazsa ne güç • Âdemin gönlü evinde bahri umman gizlidir.

Kolluğa bel bağlar isen Şam-u seher ağlar isen Sular gibi çağlar isen Tiz bulunur umman sana Bülbül oluben ötegör Gül gibi açıl tütegör Aşk oduna can atagör Gülizar olur niran sana Yüzün ( Niyazi ) ile hâk Derdile bağrın eyle çak Kalbin sarayın eyle pâk Şayet gele Sultan sana. Cahillikten kurtulup nura kavuş » Zulmet cehli bırak sen iste nur-ı hikmeti Cennetin zevkin dilersen cümle irfanvndadır. Bugünkü cennet i itfana dahil olsalar uşak Yarınki vaadolan huri veya gulmani neyierler Bugün âmâ otan yarın dahi âmâ olur elbet AçagÖr can-ı gözün kim bi basar danayı neyler.— 106 — Etmez yolu asan sana. . Ne hasıl şol ibadetten liya ve aceb ola anda Gider şerri gönülden hakka kim tuğyanı neyierler. Kimseye zulüm etme 8 " Mazluma sen kıyarsan Allah sana kıyadır. Gönül duymazsa vİcdanile Allahı hakikatca Mücerret dildeki ilim veya irfanı neyierler. * * * Cennet-i irfana dahi} olananın Kande baksa gördüğü dtdar olur.

Amma bunun için gönülde ateş gerek • Her kimin kim derd ü haktan yüreğinde olsa dağ Âkibet dermna irüp cân-ı gönlü ola sağ Leyk derdi olmıyantn derdine hiç çare yok Gönlü ölmüştür anın yanından ol daim irağ Nefs odur kim cehil karagöy kaplar gönlü Ruh odur kim ilmi nuru gönlüne yakar çırağ Tutyay-ı marifetle ruşen it canın gözün Göresin cânânı her yüzden ola dağ üstü bağ Hidayete ulaşmak için Tanrıya şöyle yalvarır .fan imiş. kendi ruhunun derinliklerinde ara. Derman arardim derdime derdim bana derman imiş Burhan arardım aslıma aslım bana but han imiş Sağ ve solum gözler idim dost yüzünü görsem deyu Ben taşre arardım ol can içinde can imiş ö y l e sanurdum ayruyım dost gayrıdır ben gayrıyım Benden görüp işiteni bildim ki ol cânân imiş Savmu salât ve hac ile sanma biter zahit işin lnsan-ı kâmil olmağa lâzım olan i.— 107 — Hakikati. Lûtfunla insan eyledin vaslınla hândan eyledin Hicrinle hayran eyledin tût'eyle açıver yolum Saldın şikâre çün beni âdem olup bulam seni Bağladı dinay i denî lûtfeyle açtver yolum Şaşırdı bizi nefs-i bed eyledi her yolları sed Ey lûtfu çok senden meded lûtfeyle açıver yolum Bu can yine vuslat diler sen şah ile vahdet diler Varmağa dil nusret diler lûtfeyle açıver yolum Her kande kâmil görürüz bakıp ana yerinürüz Dönüp sana yalvarırız iûtfeyle açıver yolum .

* * Vech i mutlak günde yüzbin çehreden yüz gösterir Yerde gökte anı yazar cümle-i nakkaşlar. Her birisi bir yol ile pazara gelürler Yollan ne var ayrı ise hep sana âşık Cümle seni ister sana didara gelürler Elbette bu bağ içine kim girse (Niyazi) Harın görüp evvel sonu galizara gelürler. hakfkatte birdir • Şol daneleri gör biter eşcar olur evvel Sırrİlc içinden yine esmera gelürler Her tohumu neden aldın ise eksen anı bil Her cins yine bittiği escara gelürler Hiçbiri izinden çıkıp ahar yola gitmez. Niyazi'ye göre yollar. görünüşte ayrı ise de.— 108 — Niyazi her zerrede Tanrıyı görerek mesuddur : Ben cemal-i hakkı cümle şeyde zahir görmüşem Bu mürayaya aninçun bakdığımca hürremem. Her ne kim fevkalalâ tahtesserada var durur Zatı vahiddir veli göründü nice bin sıfat Zat birdir evsafına gayet yok durur Gör bu fanusu ki anın şem î oldu nur-ı zat Zahir-u batın kamusa bir fenerdir gayri yok Şem i insan oldu fanus cemi İ mütnkinat Ey Niyazı âdem oldu çün cihanın şulesi Babş-ı âdem deminden âleme ruh ül-hayat. .

. kulak . . . Murşidden maksad : Sen seni bilmektir ar.— 109 — ömrünün sonuna doftru duvulanacıt' Küs rahlet çaldı mevt amma henüz can bihaber Asker-i azaya lerze düştü Sultan bihaber Günde bir taşı bina ı ömrümün düştü yerr Can yatur gafil binası oldu viran bihaber Dit bekasın dost fenasın istedi mülk i tenin Bir devasız derde düştüm ah ki lokman bihaber Bir ticaret kılmadım ben nakdi ömr oldu heba Yola geldim leyk göçmüş cümle kervan bihaber Çün gel oldu yalnız girdim yola tenha garib Dide giryan sine püryan aklı hayran bihaber Azığım yok yazığım çok yolda türlü korku var Yolum alursa nola ger div ü şeytan bihaber Yol eri yolda gerektir çağ ve çıplak aç ve tok (Mısrîya ) gel dedi sana çünkü cânân bihaber.cak pîre ülfetten garez Noktayı fehmeylemektir ilmü iı fandan garez Halkı bunca enbiya kim geldi davet eyledi Vahdetin sırrı bilinmektir o davetten garez Sanii gör günde yüzbin türlü sanat gösterir Kendüyi göstermek içindir p sanattan garez Hep celâlin perdesidir küfr-ü isyandan murad Bahr vücudun katresidir fazlı ıahtnetten garez Nefsini bilen erermiş bir tükenmez devlete (Fakrı fahri) dir Niyazi bii o devletten garez Gör. n?sil olmalı ? Bir göz ki anın olmıya ibret nazarında Ol düşmanıdır sahibinin baş üzetînie .

. zamanının derin mutasavvıflarından yüce bir zat idi.— 110 — Kulak kt öğüt almıya her dinlediğinden Akıt ana kurşunu hemen sen deliğinden Şol el ki anın olmıya hayr u hasenatı Verilmez ana cennet ilinin deracatı Ayak ki ibadet yolunu bilmez anı kes Öğrensin anı mescit önünde kapıda as Bir dil ki hakkın zikri ile olmıya mutad Örmesin ol et paresine dil deyu ad Nefsim dime 5 ol dideki iletir seni 5 er re Nefs odur anın fıkr-u meyli ola hayre Gönül müdür o kim içi vtsvas ile dolmuş Kibr ile hased askeri her yanını almış Şol can ki fakat cismi diri tuta dime can Hayvanda da vardır o damarlarda tutulan kan Can ol ki (nefehat) dedi Kur'anda ana hak Ol nefha-i rahmaniyedir bu sırr-ı mutlak Ol ruh-u izafiye ki irdi odur insan 0 noktai kübradır olan suret i insan İnsanda dinür ana dahi âdem-u mâna Hem ruh-ı musavverdir o hem âkıl-ü dana Zira ki cihana niye geldiğini bildi Maksud olunan nautiab-ı âlâsını buldu 01 nefha imiş diri tutan cümle cihanı Ol r>efha imiş ziynet eden bağ-ı cenanı Ol nefha ile oldu imaret bu avalim Ol nefha İle doldu kamu yedi ekalim Ol nefha ile gözü açıklar görür ibret Ol nefha ile işidilür mâna i hikmet Niyazi.

Bunları korkusuz söylemekten çekinmezdi. 981 de 53 yaşında Taundan öldü. yüksek devri. Fikrinin galebesi. Sonra dünyadan büsbütün el etek çekmek istemiş ise de şeyhinin İsrarı üzerine tedris ve vaizden vaz geçmiyerek Padişahın hocası Ataullah tarafından Bîrgtde tesis edilen medrese müderrisliğine tayin edildi. Kanuni Suttan Süleyman zamanında yetişti. Hattâ Kuran okuma gibi dinî işlere ve ibadetlere mukabil ücret almanın haram olduğunu iltizam ederek zamanın alimleri ile şifahî ve tahrirî pek çok münakaşalarda bulundu. * * . Hayatının sonlarına doğru İstanbuia gelip Veziri azam Mehmet paşa ile mülakat ederek (umuru ibad = Devlet işleri ) hakkındaki fikirlerini anlattı. 928 de Bahkesirde doğdu. tnfisalinden sonra. Osmanlı İmparatorluğunun en. Hattâ biraz ileri gidip olağanüstü bir taassup iltizam ederdi. (mahsuli kısmet) ten almış olduğu paralan sahiplerine iade için Edirneye avdet etti.— 111 — Birgili Mehmed Efendi (Hicrî 928 — 981) Müderris Pir Ali efendi oğlu Mehmed. Balıkesirde babasından bir müddet tahsil ile tstanbuia giderek tahsilini tamamladı. Mehmed Tahlr bey ( Osmanlı Müellifleri ) nde Birgi linin 27 eserini zikreder. vakıfların butlanını intaç edeceğinden vaktin şeyhülislâmı Ebussuud efendi münakaşaları menetti. Sonra ( Baj ramiye ) den Abdürrahman Karamanîye intisabetti. Bu zatın delâleti ile Edirne askeiî kassatm oldu. ömrünün sonuna (981 Hicrî ) kadar orada tedris ve telif İle meşgul oldu.

"Hattâ vahşî hayvanları bile me'nus ve serkeş atı yavaş ederler. Bütün ahlâkın. Ancak şa var ki tabiatler mütehâllif olmakla bazısı çabuk düzelir bazısı geç . kötüdür. Sahibini.. Tefrft/ne sahip olan ise doğru ve fğriyî ayırt edemez. zararlıdır. 2. İfratına {Cerbeze) deıler ki bilinmesi mümkün olmayan şeyleri arama. üç kuvvetin her birinde itidale memur olduğumuzu söylemişlerdir. Bu kuvvet sebebiyle ne/s anî fiil ve hareketler. — Gaz3bî kuvvet : Bunun itidali (şecaat ) dir. Aklî kuvvetin itidaline ( hikmet ] denilir. Hadis i şerif de. — Akiî kuvvet: itidaline riayet gerektir. Bu emir ahlâk tebdilinin imkânına delildir. Aşağıkİ satırlar o eserin tahlilidir: Ahlâk ( h u y ) . ahlâk tebdilinin mümkün delil: olduğuna (Hassinu ahlâkıküm ve tahalleku biahlâkillâh = ahlâkınızı güzelleştiriniz ve Tanrı ahlakıyla ahlâklanmiz) emridir.— 112 — ahlâk hakkındaki düşüncelerini (TarfkaM Muhamraediyye) sinde yazmıştır. ifratı (tehevvür) dür. hâl ve hareketlerin kaynağı uçtur: 1.. Tefriti (korkakhk) dır. sahibinden. tereddüdsüz zuhur eder. kaza ve kaderden bahsetmeğe ve tezvir davalarına bu kuvvetle yapışırlar. Mümkün olmasaydı bu emir ve nehiyler abes olmak lâzım gelir. Zira Kuranda. . kâfirleri şirk ve küfürden ve müminleri m a siy yet ten men ile bunların zıddı olan hasletleri edinmeleri ernredıitnektedir. . Ahlâkı tebdil mümkündür. iyidir. Bununla doğru ve yanlışı ayırt ederiz. . insanda yerleşmfş bir kuvvet ve melekedir. (Innaliahe ye'mürü biladl) tefsirinde müfessirler. lâyık olan işe girişmekten ahkor.

ŞECAAT İFFET * * F. Zira ilâç. Bu üç kuvvette makbul olan : HİKMET dir. Yani meselâ kibirden kurtulmek için tevazüden aşağı olan tezellül ve temellükü bir mikdar nefsine mutad etmeli. Seldik dostların hatırlanması ile . Bu da tesir etmezse : Dördüncü mertebe ilâcı : Güç riyazetler ile nefsine cebreylemeli. gizli ve aşikâr bu çirkin huyu daima levm etme yoludur.— 113 — 3. 3. — Şahvanî kuvvet: Nefsin mülayim tarafına hareketidir. ruhun hastalıklarıdır. sonra zıddı olan iyi huya müdavemet etme yoludur. İlk mertebe ilâç. zıddı ilidir. kandi nefsini : 1. Derunî tefehhus ile. 8 . itidali (iffet) dir. Anlamağa uğraşmalıdır. kendisindeki kötü huyu iptida giderme. İkinci mertebe ilâcı : Kişi kendi nefsine serzeniş edip. Tefrit ise sahibini. Hâl ve hareketi düzeltmenin yolu: Evvelâ kalbden kötü huyları atmak sonra onu iyi huylarla süslemek. İnsan. Nezirler. yeminler. ( Kötü huylar). Yerine getirilmesi caiz ve meşru olan arzuları yerine getirmekdir. Üçüncü mertebe ilâcı : O kötü huyun karşısındaki kötü huy ile amel etmekdir. meşru müştehiyyattan ahkor. 2. zararhdir. her şeyden önce. vaitlerde bulunmalı. Düşmanların kendi hakkındaki söyledikleri ile. doldurmaktır. tâ ki kibirden vaz geçip tevazua döne. Maraz bilinmedikçe muâlece olmaz. Bütün iyi ahlâklar bu üçten doğar.

O da sordu: — İyi huy nedir. Şehadet ve sıddıklar makamına vâsıl olmaktır. Hazret-i Muhammed bir hadisinde: "Zaman bozulunca kavmin ulusu. Bunların dört evelkilerinden yakasını kurtaran. Ya Resulallah ? — Senden kesilen mümini sıla edesin (Sana küseni ziyaret edesin) . Kisb ile değildir. Veli ve keramet sahibi olmak değildir. tsraf. Allah vermişidir. erzel-i nas olur. kötülüklerden kurtulmuş sayılır. Sana Zulüm edeni affedesin. şerirlerin cüretinden Altaha sığınırım ). Diğer bir hadisinde de : (İyi insanların korkaklığından. Kötü huylar bağlıca yedidir : Küfür.— 114 — Bir gün Hazret-! Muhammed. Riya Kibir. Yoksa veli olma ve . şehvetleri terk hususunda sağlam kalıp daima istikamet üzere olmadır.böyle mücahede edenler arasından olur. Yalnız bu makama nail olanlar çokluk tasavvufun zahir amellerinde ve ibadetlerinde velilere benzemeğe uğraşarak .. cevabını aldı. Keramet ve velilik. Kötü bid'ât. Seni mahrum edeni sen mahrum etmezsin. Hased Bahîl. Ebu Hûreyre'ye: — Ya Ebu Hüreyrej iyi huya yapış. *** İbadet ve sülükten murad. Şehadet mertebesi: Bütün Tanrı buyruklarım icraya kaadir olmadır. Buyurmuştur. Sıddık mertebesi • Menahiyi terk ile nefsini kendine ' muti kılma. dedi. İnsanın bunda medhali yoktur.

kıyıları kiraz bahçeleriyle süslü. içinden çay da geçen bir yerdir. Vilâyet-i hassa istiyorsan ona amel siz nail olunur. . Allah verisidir. Sana kısmet olan hasıl olur. 2) Vilâyet-i hassa: Amel ve kisbile ele girmez. * # Bir kişi halvet ve riyazette idi. Ödemiş ikiyüz yıllık bir kasabadır. Şeyhin seni otuz yıl halvette aç tutsa Veli olamazsın. Seyyid Ali Havas ona: — Halvetten çık. Hem velilik iki turludur: 1 ) Vilâyet-! amme: Kişi buna ibadetle nail olur.— 115 — keramet için riyaziyet ve halvet eden biçare mağrur döşer. Hadiste buyurmuştur ki " nevafil ile Tanrıya yakınlık kesbetmeğe çalışan insan. İyonya devrinde adı (Dios— Tanrı şehri ) Bizans devrinde ( Kriştopolos = İsâ şehri } idi. Mugaylân ağacı dikip hurma vere. dedi. Ama Birgi ta İyonya devrindenberi yaşamaktadır. * ** Birgi. intihar etti. O adam inad etti. söğüt dikip elma vere diye ümit bağ» lamaktır. ( Timolos = Bozdağ ) m çamlı eteklerinde.. Nitekim Enbiyaya nebilik kisble değildir. Seyyit Aliye haber verdiler : — Nefsini açlık ile öldürdü. 8u asla olmıyacaktır. dedi. çıkmadı. şu makama gelir ki Tanrı ona muhabbet eder. Namazı kılınmaz. tki gün sonra açlıktan öldü. Riyazetle veli olmağa çalışmak. suyu bol. Ödemiş ilçesine bağlı bir bucaktır.

yerinde kurulan beğlik Devletlerden biri. Acemce eserinin adi ( Gülşen-i tevhid) tir. Birgide Milâdî 1299 da kurulup 1403 de Osmanlılara intikal etmiştir. Türkçe. Muğla'da doğdu. Muğlalı İbrahim Şahidi [ Ölümü 931 H. zamanının en felsefî mevzularını nazma çekmiş bir zattır.. hictî onuncu asır tasavvufculannın en de ğeriilerindendir. üç dilde. Birgide (Aydınoğlu camii ) en güzel eserlerimizden biridir. Bu eserlerinin üçü de devrinin büyük bir ülküsünü vahdete bağlanıp "kesretten azat. Konya mevlevihanesinde gelişti. olmak yollarını gösterir: Bilmek istersen bu vahdet sırrını Bulma g istersen bu bahrin dürrîni Cehdedip bu nameyi yadedesin Canını kesretten azat edesin Nam-ı name Gülşen-i vehdetdurur Murgu cana kandı pür lezzetdurur . ] Şahidi.- 116 — Konya Selçuk Devleti batarken. Türkçe eserinin adı (Güişen-i vahdet). Aydinogulları Hükümeti. Aydmogulları sülâlesinden Birgi tahtına yedi Hükümdar çıkmıştır. Arapça ve Acemce. Bunların en kahramanı: 1328 de izmir fatihi Gazi Umur'dur. Arapça eserinin adı ( Gülşen-i esrar ).

— 117 — Şahidi. (Gülşen-i vahdet) inde insan mistik bir bakış ile bakıp öylece marta verir: Güyya mir'ati haktır ruyi yar Aksi hüsnü haktır anda aşikâr simasına Bu nükuçile bezendi ruyi dost Ger bidani. blrbirlerile (Yar) in zülfüne karşı şöyle hitap ettirir: Ey nice zahitleri tersa kılaa Ey nice âbitieri rüsva kılan Ey nice serkeşleri ram eyliyen Taat ü zikre peşiman eyüyen Diileri sevda ile viran eden Mtırgu canı tutmak için dam eden Olmuş iken niceler ehli yakîa Kûşei meyhanede kılan mekîn Sofinin gönlün perişan eyliyen Eşkini bidillerin baran eden Sattıran teşbih ile seccadeyi Aldıran brrkuze safı badeyi Hücresin âlimlere zindan eden Terkitahsil ettirüp rindan eden Kârini terkettiren kâr ehline Arım terkettiren âr ehline: ' konuşturur (Yar) in yüzündeki azalardan böylece bahsettikten sonra : Kıble-i ehl-i safedır ruyi yar Mazhar-ı hüsn-ü hudadtr ruyi yar . nist gayrü cümle ust (Yar)în yüzündeki azaları.

— 118 der. Ve : Kande baksam ol görünür gözüme Natık oldur hem benim bu sözüme der. (Şahidi) . Ülkü olan sonsuz güzelliğe Tanrıya ulaşmak için bütün çirkin huylardan silkinmek gerektir: Cümle ahlâkı zemime ey püser Oldu zulmat-ı hicabat-ı beşer Cümlesinden bunların geçmek gerek Bade ezan vahdet meyin içmek gerek *** Mistiklerin hemen hepsi gibi (Şahidi) de (Panteist) tir. (Gülgen-i vahdet) inin sonunda aşkı ele alarak: der ki : Aşk Aşk Aşk Aşk imiş peyda eden bu âlemi imiş şeyda eden bu âdemi imiş tekvin edip icat eden imiş bünyad edip Sbat eden . Der. Ve bütün bu türlü türlü varlıklar ardında onu sezmeği düşünmiyen ham insanlar hakkında : Kible kimdir bilmedi ol birader . Felsefenin en derin mevzuu (Aşk) tır. Denk—-veş durmayıp iner çıkar Görmeyip bunda hakkın didarını Ahrette görmek ister (Yar) ini (Yar) ini bu gün gören yarın görür Görmiyen bu gün kaçan yarın görür. Her ki oldu aşık ol pür nurdur Kande varsa âna göre (Tur') dur.

. Şahidi. Bun* dandir ki maşukun yüzünü göremiyorsun. Hayır. Bununla beraber bu demek değildir ki aklın hiç kıyın eti yok.. hakikate ulaşma : (akıl) ile değil (hislerin tasfiyesi) ile mümkündür. Yoksa nefse hâkim olan akıldır: Nefsi har bendeest akleş hâkim es t Çün mutu emir nebut zalimest " Merkep gibi olan nefs.— 119 — Aşk imiş yine anı kılan harap Aşk imiş tebeddül ve inkılâp *** Acemce yazdığı (Gülşen-i tevhld) i ise: 6 cilt (Mesnevi ) nin her bir cildinden yüzer beyit alarak tahmis edilmek sur etile meydana gelmiştir. (Btrter) olan hakikâti kavramada akıl kuvvetsizdir. Aşkı hak çün badi sarsar şüd vezan İn gamami akılra berd ez meyan "Eğer sende hak aşkı bir bora gibi eserse o zaman bu akıl buiutu aradan kalkar. kültürlü insanlarla düşüp kalkmağı tavsiye eder : Ger tü hesti hemnişini arifan... emre itaat etmezse zalimdir.. . Keşf kerded ber tü esrari nihan " Ariflerle düşüp kalkarsan tabiatın gizli sırlarına vakıf olursun. ( beden ) köledir. bize. Eğer nefis. Sahibi ve hâkimi akıldır. Şahidinin bu mesele üzerine kuvvetli beyitleri var: Akli tü perdeest pişi çeşmi can Ez tü an maşuk zan ruyest nihan "Basiret gözünün önünde... akim.. bir perdedir. Malûm olduğu üzere mistiklere göre.

Ehli tenra ilm ü kudret şüd dalâl Ehli dilra ber kûşayed perübal "Ten ehlininin elinde ilim ve kudret. Bir mısraı acemce.— 120 — Beden putuna tapanların ilim ve irfanından fayda olımyacağmı da şöyle anlatır.. dalâlete götüren bir şey olur.. • ••• Bunlardan başka. *** (Şahidi) nin mezarını ziyaret ettim. bir mısraı bunun mânasını anlatan tûrkçe olanları da vardır : Her çi bihahİ rev hah der tü Her ne dilersen var iste sende Çendi şitabi begüneh in revişet ta begüca Nice iversin yazığa bu gidişin kandeye dek. İzmir millî kütüphanesinde bir de (Tuhîe-i Şahidi) eseri vardır ki bu mübtedilere Acemce öğretmek içindir. Şu beyitte de '•' Evvelâ kalbini tertemiz yap. Sonra maşuku davet et. der: Hane-İ dil evvelâ halvet bikün Badezan maşukra davet bikün Arapça (Gülsen-i esrar) ı da. (panteist) görüşlerinin tasvirleriie doludur. Mezer taşındaki yazı şudur: . Bir de (Gûlüstan şerhi) vardır. Hakikaten arif ve gönül sahibi insanlarda ise kanaat olur..

— 121 — Gedayım Şahidii mevleviyim Diyarı Menteşada Muğlaviyim Bihamdillah ki merdi maneviyim Ki gavası buharı mesneviyim Şahidiye her kim eylerse dua İde mahşerde şefaat Muslafa Merhum ve mağfur ve rabbilgafur Hasben lillah Şahidi ruhiçûn fatiha Sene 931 * * * Şahidiye göre hayatın gayesi: şu binbir renk ve şekil altında dalgalanan yüce hak ve hakikati sezip ona âştk olmak ve en yüksek ahlâk ve seciyeye yükselmektir. Sen Simon [ 176a — 1825 ] Sen Simon. . Ama asıl kurucusu budur. sonra. on dokuzuncu asrın içtimaî ve iktisadî ıslahatçüarmdandır. Şarlman torunlarından olduğunu söylerdi. Genç zabitliğinde. (Pikardi) de 1760 da doğdu. Bunun izi üstünde. 1 Hayatı: Kont Hanri Sen Simon. Amerika istiklâl muharebelerine iştirak etti. birçok ıslahatçılar yürümüştür.

temelden değiştiren hâdiselerin şahidi olan Sen Sfmon. Fakat ayni zamanda millî servet üzerine mülâhaza ve tetkiklerde de bulunuyordu. (Restorasiyon) devrinde bir (mektep) reisi ve muharrir idi. (Direktua») zamanında zengindi. Ona göre (uzvî devir) ler yani muvazene ve intizam devirleri olduğu gibi bir de (buhranlı devir) ler vardır ki bunda herşey parça parça tuz buz olur.— 122 — Amerikanın teessüsü. ekmek parasına muhtaç kaldı. heyacanlı talebeleri çevirdi. (imparatorluk) zamanında ise. Bir dergi tesis ve hatıralarını neşretti. ona. 19 ncu asır dâhi bir nevi (güzideler) istiyordu. Burada İş. Âlimler. orta zamanın ideali idi. Sen Simon bunu. âlim olacaktı. katolik papazlarının idare işlerine nüfuzlu tesirleri idi. 18 inci asrın sonu işte. ve bunun derin buhranlar meydana getirdiğine kanidir. Papazlık. ö y l e ümitsizlik buhranları da geçirdi ki birinde.. bundan. ama bir nizam ve intizamın yeniden kurulması için. Ama modern devrin meşini olmak ümidi kendinde kuvvetli idi. rahip değil. Amerİkadan Fransaya döndüğünde ordudan çekilip iş hayatına atıldı. ahenkli yeni bir cemiyetin yepyeni unsurlarını çıkarmaktır. Kont) bunlar arasında idi. yeni bir evrensel demokrasinin doğmak üzere olduğu intibaını verdi. oldukça acaip bir ütopi şeklinde arzeden . intihar buhranından çabucak sıyrıldı. (Augı Tiyeri) ile (Aug. orta zamanınki gibi. Fakat bunlar. önder olacak.. intiharı bile kurmuştu. 2 Yeni güzide önderler (liderler): Dünyayı. yaşadığı günlerin bir dönüm başı olduğuna. Dört çevresini. kelimenin modern mânasiyle. Franstz ihtilâli esnasında halk tarafını tutarak ateşli bir (sankülot) oldu. 1825 de öldü. ve idarenin dizginleri onlara verilecek. böyle devirlerden biridir. Orta zamanın damgası.

üç müzisyen seçmeleri söylenecek. Buna benzer vasıtalardır ki insanlar arasında tesanüd temin edilmelidir. (İmparatorluk) devri sonunun muharebeleri. üç fiziyolojist üç edebiyatçı. yukarıki gibi. Temel fikirleri şunlardır: " içtimaî bağlar gibi. (Tiyeri) ite müşterek: «Avrupanın yeniden teşkili. tıpkı astronomik bir hadise gibi. sulhun kurulması ve idamesi meselesi üzerine kuvvetle çekti. yahut Avrupa milletlerini millî istiklâllerini muhafaza ile beraber bir devlet idaresi altında toplamanın vasıtaları ve iûzumu» Adında bir kitap neşretti. bir (arsıulusal) teşekküldür*. böyle bir milletler fedarasyonu teşkiline müteveccih idi. üç fizikçi. olacak. yirmi birer kişilik heyetler bulunacak. bu dört şubeden her birinde. kadınlar da hem seçilecekler hem seçebilecekler. önceden anlaşılacak. Bu bir nevi bu günkü (milletler cemiyeti) nazariyesi idi.. bir kayıt açılacak ve kayıt olunanlara: «Üç riyaziyeci. 1814 ilk teşrininde. birer (makam) bulunacak. «Mevton konseyi» dünyayı dört devlete ayıra»ak. üç kimyager. milletlerin birleşmesinde de (müşterek müesseseler] ve bir [or- . Sen Simonu. üç ressam.... Her (konsey) bir mabet yükseltecek ki bunların her birinde Nevton şerefine birer mihrap. " Nevton konseyi. Fertlerin birleşmesinde olduğu gibi. Bunların ilk işi: Fenlerin umum! sistemini o suretle tetkikten geçirmek olacak ki meselâ bir içtimaî hadise. Sen Simon'un düşüncesi. 3 Milletler birliği ve ilerileme : Nevton konseyi..— 123 — " Nevtonun mezarı önünde. siyasî bağlar da vardır. Bu yirmi bir kişilik heyetin adı.

Fakat o devreye (demir devri) demek daha doğru. ilk zamanın cehalet ve kaba çağına ad vermiştir. içtimaî nizamın tekâmülündedir. Bizim işimiz onlara yol açmaktır. Bu mevzua dair ve gürültüler koparan be yannamesi. altın devrini. birgün görecektir. birinci kitabındaki gibi tamamen mütefekkirler değilse de müstahsiller olacaktır. Böyle olmadıkça.. bir içtima! heyetin (konvansiyonler) ve itilâflarla yaşamasını istemek gibidir. her geyin halli. olur. Ancak fcununladır ki fenalıklara ve tehlikeleie karşı durabileceğine haniim. arkamızda değil. kuvvete bırakılmış demektir. Gittikçe daha aydın „olmak üzere şunu ilân ediyordu ki. hareketlerini müşahhaşlandıracak. kral ve ailesi: Ticaretin kodaman* . fakat beraat etti. Her iki tarafın da iradelerini birleştirecek. Uzun mülâhaza ve çalışmalardan sonra Avrnpa milletlerinin müşterek menfaatleri tezi üzerinde karar kıldım. 4 Parabole: Hayatının son senelerine doğru.. Avrupanln birtakım muahede ve kongrelerle sulha kavuşacağını zennetmek. menfaatlerini müşterek kıldıracak. önümüzdedir. Beşerin altın devri.— 124 - ganizasyon] lâzımdır. Sen Simon'un faaliyeti pek feyizli idi. " Farzedelim ki Fransa bir günde. meşhur (Parabol) u dır ki bu sebeble mahkemeye bile sevkedilmişti. Atalarımız onu asla görmüş değildirler. Fakat çocuklarımız.. o u z bin insan kaybetsin bir günde. dünyayı idare edecek eller. (Teşkilâtlı iş) devrinin geleceğini söylüyordu. angajmanlarını sağlamlaştıracak şeyler lâzımdır. insaniyetin beşik devrine. Bunun kuvve-i müeyyidesi hani? yalnız ümtdden başka birşey yok: " Şairlerin muhayyilesi.

Şimdi bir de şunu farzedelim. hakikaten ehli olanlara verilmelidir: " Cemiyet. siyasî iktidar mevkii: Her günün maddi kuvvetlerini idare edenlerin mütemadiyen fikri kuvvet! yükseltenlerin eline verilmelidir. Fransa bir günde otuz bin değil üç bin kişi kaybetsin. Bu bir umumî matem olacaktır. yüksek memurlar yüksek rütbedeki papazlar vesaire ile on binde büyük arazi sahibi öte dünyaya g-öçmüş olsun. Fakat bunlar arasında. henüz kendilerini istibdad ve hile ile idare etmiye müsaade etmektedirler ve nev'ibeşer. Ama çok geçmeden kolayca anlaşılacaktır ki bunun tamiri kabildir.. ehliyetsiz insanlar. Böylece.. öyle bir felâket oiur ki Fransayı. Fakat ne çare ki bugün devletin temeli olan işçilere. „ ".. -politika dilile söyliyelim. iş ve tecrübe sahalarından ellişer insan ölsün. 5 '— Yeni hiristiyanlık Sen Simon zamanında Frasanın Hıristiyanlık ile rabıtası henüz sağlam idi.. iktidar mevkiinde böyle bir değişiklik. henüz az tekemmül etmiştir. ancak bu nevi istifade ile olacağına kanidir. . Bu.. her sanat şubesinden her fenden. âlimlere lâyık oldukları kıymet ve mevki verilmemektedir. asilzadelerin ve ruhbanın boyunduruğundan kendisini sıyırarak. Bütün işlerde. mühendislere. Bunun için otorite ve idare dizgini.henüz ahlâksızlık içinde yuvarlanmaktır.— 125 — lan. Şimdi artık. milletler arasındaki mevkiinden birden bire düşürür. İnsanlar. Sen Simon bundan istifade etmek istiyor. Fransada iktidar mevkiinde bulanup bunun imtiyazlarından istifade edenlerin büyük kıy* met ve ehemmiyeti yoktur. Bu hal gösteriyor ki içtimaî organizasyon. ehliyetli insanları ve işleri idareye uğraşmaktadırlar. Ve bundan şu neticeyi çıkarır : " Bunlar bugünkü politikanın en mühim noktasını açmaktadır. der.

Her sınıftan bütün müminlerin dikkatleri..H (ümaniter) fikirlerini. üstadlarının doktrinim* bir din gibi göstermek istediler. incilin: " Başkasına meselâ şöyle. " Ahlâk. „ Bu suretle herkes. siyasî iktidarın ilim ve iş adam- . onlara kendi nazariyelerine uygun mâna veriyor.. temel ve en mühim sayılacaktır. sosyetenin muvazenesi. Fakat bu gün çocukça gördüğümüz kısımlarını atınca orijinal ve hadsî görüşleri de az değildir. ikinci derecede kalacaktır. Ve bu.„ der.— 126 — gençliğindeki gibi (Nevton konseyi) yapmıyor. Filhakika bu müellifte ve hayatında acaiplik. müstahsil ahlâkıdır. ilmin ve işin her işin şeyden üstün tutulması. Meselâ. sadece hissî bir sebebten değü. en fakir smıfm maddî ve manevî varlığının ilerlemesi için çalışmak mecburiyetindedir. cemiyetin en düşkünleriyle daima meşgul olacak. karma karışıklık ve fevkalbeşer iddialar vardır. încilin en başa koyduğu " fakirlere yardım „ esasını kendi sosyalizmine temel atıyor: " bütün sosyete.. çalışmaya mecburdur. Sosyete o suretle tenkil edilmelidir ki bu büyük maksada. her şeyden evvel işin ve bilginin organizasiyonuna dair olacaktır. her türlü ilerlemenin şcniyet haline gelmesi ve en iyilerinin iktidar mevkiine g-eçebilmesi için bu politikanın takibi lâzımdır da ondan . en uygun ulaşabilsin. rahibi gizli olan bir din.. Ibaded ve nas. ahlâk meselesi üzerine çekilecektir. Şimdi hiristiyanlığın formüllerini genişleterek. 6 — Netice Sen Simon'un taiebeierf.. Kasdettiği bu ahlâk. Mabedi.. düsturu ile değiştirmek istemişti.. hiristiyanhk haplarının içine sarıyor. düsturu: " insan. Sen Simon bir yazısında.

içtimaî. ve ona talebe oldu. 1 — Hayatı Montpeilierde. ilk evvel. oldukça güç uzun dimağ hastalığı içinde geçti .— 127 — larına verilmesi. fakirlere hakikî hayat tadı taddırma. tam bir surette. üstadınınki ile beraber idi. teşkilatı şahsî menfaat üzerine değil hakikî medeniyete müteveccih istihsal üzerine yapma. doğdu. bir ker- . Bunula bereber Kont'un hayrete şayan temûlûnü tahlile çalışalım. makale ve halk dersi şeklinde parça parça idi. Parise tahsilini ikmale gelerek Sen Siraon ile münasebete girişti. kitabındaki birkaç prensip. Bunun kasdettiği pozitivizm değildir. arsıulusal sağlam rabıta tesis etme. Tıp ki Dekart'ın zihniyecilik hırsını. büyük mikyasta. Meşguliyeti. muhtıra. "Usul hakkında nutuk. Uzun bir çalışma mahsulü olan bu eser. ifade ede» mediği gibi.. Kont'un hayatının ilk kısmı. Ogüst Kont [ 1798 —1846] Kontun hayatı ve esari hakkında birbirine zıd çok izahlar vardır. Avrupa sulhu meselesini sağlam bir realite haline getirme. Nihayet (Müsbet felsefe) eserini meydana getirdi. can sikınldan. işte Sen Simon'un bağlıca fikirleri. 1798 de.

bir kimya hadisesi gibi katiyetle tahkik edilebilse. Sınıf imtiyazlarını mahveden müsavat ve hürriyetin Haniyle eski sosyete. o sırada.ık pldu. Şimdi binayı yeniden yapmak lâzım. Fransız ihtilâli sonuna varmıştı. Uzvî ve disiplinli bir devir olan orta zamandan sonra Lüter'in vicdan hürriyeti hakkındaki isyanile ihtilâlin ilk safhası başladı. temelinden yıkıldı. Bu romantiklerin hepsi. cemiyetin tanzimi meselesi idi. Ölümü 1857 dedir. Kont da bir filozof tarihçi oldu. beşerî tekâmülü tarihte bulduklarını zannediyorlardı. Kont. bütün büyük romantikierin zihnini işgal ediyordu. Amma her şeyi de yıkmıştı. Avrupanın üç asırdanberi görmediği son ve en şedid bir ihtilâldir. bu his buhranı altında ( Müsbet din ) sistemini kurdu ki bunu M(üsbet felsefe) eserinin (1846 • 1851 ) sonlarında izah eder. Fakat bu. cemiyetin üstüne dayanacağı temel itikad ve fikirleri tayin ve tesbit etmek idi. Eğer sosyetelerin hayatı. ilk evvel. teolojik halde idi. — Bu binayı. Bununla beraber bu fikir. Bütün bilgiler. 2 —Sen Simon'un halefi olarak Kont Üstadı Sen Sitnon ile çalıştığı esnada Kont'un başlıca düşüncesi. yani hadiseler mabudların . hepsi halledilmiş olacaktır. hangi usule dayanarak yapmalı? — Kont. 1844 de (Klotilt) ile tanışarak ona â. Kont. yaln:z fenne itimad ediyordu. 1815 den sonra derlenip toplanmağa başlamış oian bu cemiyet : hangi itikad ve disipline dayanacağını kestiremiyordi!. Kont'a göre Fransız ihtilâli.— 128 — re intihara bile te ebbüs etmişti. Sen Simonun (kritik devre) ve ( uzvî devre ) nazariyesini kabul ederek buna daha bir derinlik ve katiyet verdi. Mütefekkirlerin en büyük işi. 1846 da öldü.

Sonra metafizik devre geldi.tıpkı husuf ve kûsufta olduğu g-ibi hüküm verilecektir. onun İçin mukaddes bir ysidir. nereye gitmek mecburiyetinde İse. Biz bu hareketleri tahlil edebiliz. içtimaiyat da bir ilim halini alacaktır. Şimdi pozitif devredeyiz Pozitif bir içtimaiyat ilmi kurmak lâzım.. anlıyabiliriz. fgte Kont. bu kanaatte idi. 1844 ten itibaren. iki esaslı neticeyi müstelzimdir. nesillerin istikbali hakkında evvelceden . 3 Solri tüel hükümet fikri Kont. mevcut olan herşeyin beş hassemiz altında olduğudur.— 129 — müdahalesi ile izah ediliyordu. oraya gidecektir. şüphesiz ki. Bu telâkki. hatta evvelce den görebiliriz bile . sı için. Bu yıl. 9 . hadiseler indî sebeplere atfedildi. yeni bir dinin (papa) sı gibidir. (Klotlt) e t.sadüf etmesidir. Sevgilisinin ölümünden sonra ona.. kimyadan sonra. canlılar gibi "buhranlar. halinde münavebe kanununa tâbi olduğudur. sanki sağ imiş gibi. etti... her şeyin tabiî kanunlar dahilinde vukua geldiğidir. Kütle. cemiyetleri değiştirebileceği meselesine pek ititnad edilemez. cemiyetlerin seyir ve te-âmülünde (fatal) bir şey olduğudur. ikincisi. tıpkı bir ağacın büyümesi üzerine bir tesir yapamtyacağı gibi. O adamın. "reüsbtt politika. milletlerin tarihi seyri ve ak i seti evvelceden görülebilecek . Konta göre bir adamın idaresinin. kara topraklara karışm ş Leylâsile müşteıek yazmış F. cemiyetlerin de. (Sen Simon. Bir kerre bu kat'! itim halini alsa o zaman insaniyetin tarihi aydınlanacak. Buna sebep. Fakat istikametini değiş tire meyiz. Umumî bir harekete karşı durmak boştur. uzun mektuplar yazmakta devem . Birincisi. fizik sosyal tabirini kullanıyordu ) Astronomiden riyaziyattan fizikten. ve "yeniden düzelmeler.

Üs* tadı Sen Simona bu noktada da sadık kalarak. "Pozitivizm ilim hali. Ü. tsayı daha doğrusu ilk hiristiyanhğı hiç sevmiyor. Proleterya. hissî bir karma karışıklık. Böyle bir teşekkül için de. ahlâk! bir anarşidir. der.— 130 — gibi "eserimiz. Yeni bir iman ile öyle bir idare kurmak istiyor. orta zamanın papalığını örnek alıyordu. denilen ruhanî idare tarzının hem de Protestanlığın aleyhindedir. bu. Bu sebeple hem (Bosüe) nsn " galikanizm. .. ancak kilise tarafından inzibat altına alındıktan sonra görülmeğe başlamıştır. bunu ancak tek bir başa yani papaya malik olup bütün hirjstiyanlık âlemini Birleştirmiş olmasına borçludur. Kontun istediği: papa (Hildebrund) un veya (üçüncü tnosan) m devridir.. beşerin hayatını tamamen kafi temeller üstüne kmuyor.. çünkü bu hiristiyanlık. Eğerki Kont. tarih felsefesinden çıkardığı müsbet ve izafiyeci neticelerin zıddına olarak . Amma bir merkeze bağlı bir cihangirlik istiyor. ve garbî Avrupanm ancak bu suretle yeni bir nizam altına alınabi • leceğlni soyuyordu. Spiritüel bir hükümet fikrine büyük bir mevki veriyor. İlk yazılarında görülen temayüllerinin gayri mahdut bir surette ifrata vardırılmasindan başka bir şey değildir. o zaman ne dindardı. Konta göre hiristiyaniığın iyiliği. Renan. usulü dairesinde sistem haline sokulmuş bir rüya içinde yaşıyorsa. Kont. Leylâsı ile kendi arasında bir diyalogdur. derdi..opisinin ana hattı: Sosyeteyi üç sıntfa ayırmastdır: Sakerdostlar. Patriyicatlır. böyle hallere "mukaddes akılsızlık. 4 — Üv içtimaî sınıf Kont. bu esnada. ne hiristîyandı.

( Hak ) yok (Vazife) var. egoist gayelere doğru istikamet aldirtmaz. demokrasiye ve Fransız ihtilâlinin ülküsüne tamamen aykırıdlr. müsaadei mahsusa ve istisna tarikile olacaktır. Patriçiyenlere mülkiyet hakkı verir. Bu. Amma Kont. Kontta. Amma tilmizleri arasında halefinin kim olacağını bildirmedi. bütün vatandaşları birleştirip kuvvetlendirecektir.— 131 . hem cismanî hem ruhanîdir. proletaryanın mikdarını o suretle hesap etmiştir ki her biri.insanlardan mürekkeb bir heyettir. karşılıklı hürmet ve fedakârlıktan doğacaktır.rSakerdostlar. Cemiyetin teknik ve ekonomik idaresini Sakerdos heyetin göstereceği veçhe dahilinde bunlar temin edecektir. Ve her insanı umumî menfaate uygun surette ahenkli hareket ettirir. kilometre murabbaı başına 64 kişiyi geçmemelidir. Bunların heyete kabulü. Ancak vazife hissi. Bir proleter. içtimaî işi. üstteki sınıfa geçemez. Patriçiyallar: " maddî kudret „ tir. Bu takdirde. müemmen bir hayat sahibi olabilecektir. En üstte başrahip var. Kont olacak. hiç bir suretle. idarenin dizgini bunların elinde olacak. Halefini de kendi tayin edecektir. Çünkü Konta göre nüfusun kesafeti hiç bir yerde. ferdî saadet: Boş hürriyetten ve hayalî bir müsavattan değil. Hem Sakerdoltar hükümeti. Pozitivİst rahiblerdir. hayatın bütün kanunlar. Papa gibi amma bu. Kont. İlk başrahip. Bunun hiç bir mülkü olmıyacaktir. Böyle bir teşekkül. .nı bilen ve umum! ahengi temin eden • aynı zamanda hem âlim. bu adamların nasıl yetiştirileceği hakkında uzun İzahat vermiştir. Bu pozitif nizam ve devlet: Şahsî hukuk kabul etmez. içtimaî sınıf fikri kat'îdir. Proletarya: Bunlar da hergünkü işleri yapacaklardır. hem muhayyilesi zengin.

Bütün bu teferruat. tarihin büyük adamlarının adlarım verdi. yirmi sekizer günlük on üç aylı bir takvim yapmıştı. Bu takdirde. insaniyettir. Hakikaten büyük olan insanlar. büyük adamlara tapma tabiîdir. bizim varlığımıza hâkim olmakta devamdadırlar.— 132 — 5 — Pozitivist din Sistemin sağlamlığı • Şüphesiz. Kontun Pozitivist dini. herbirinin kendi menfaatinden vazgeçerek teessüs etmiş nizama gönül bağlamasına tâbidir. Rusonun (içtimai mukavele) sine. yeni içtimaî hayat desturlarını istifade ettirmek içindir. Sevgilisi (KIotüt). "İnsaniyet: Dirilerden ziyade. hiristiyanların perest'ş ettiği gibi. İnsaniyet: (maşerî bir varlık) olup buna ancak beşerin ilerilemesine en iyi hizmet edenler iltihak eder hiztnet etmiyenler iltihak edemez. derin bîr mâna kazanmaktadır. bütün fertlerin bir• birleriyle ahlâkî kaynaşmasına. Nasara azizlerine. binayı çimentolar. medenî din bir realite siması verdiği gibi. yedi yerine dokuzdur. yeni mabetlerin ve mihrapların nasıl yapılacağı hakkında bir de mimarî öne sürdü. bunlardan maksadı: sönmüş bir katolıklik şeklinden. kotoiikliğin şekfllerini alır. Fakat Kontun. kütüphanenin . 15 Ağustos bayramını temsil eder. bu suretle. Klotilt'in yazılarından dualar da yaptı. Kont. (zaman raman tutarlı) insanların isine benziyor. bu sebeple. Biliyoruz ki Kont. Mukaddesatı . Bu: kat'î ve müttefikan inanılmış bir din ister. Yeni diride katoükliğin hürriyet aleyhtarlığı bile vardır: Kont. ölülerden mürekkebtir . Bu takvimde ayların her birine. Pozitivist din. formülü. Bu dinin Allahı.. Teslisi (insaniyet-yerfeza ) dir: Meryemi (Klotiit) dir.

Muhabbet. . onlara. fakat sebat etti. intizam. 6 — N?tice Kontun eserinin sistematik şeklini kıitik etmek pek kolaydır. İşte Kontun bayrağındaki kelimeler . fakat çobuk usanarak tarih ve felsefe ile uğraşmağa başladı muvaffakiyet seneleri geç geldi. Kontun istediği şey: Âlimane ve müeessir bir içtimaî kurum. disiplinli bir elbirliği ve. Okuma yerine düşünme. . Bizim buradaki araştırmalarımız yönünden tahlil edilecek eseri 1841 de basılan «Kahramanlar ( Reşad Nuri tarafından dilimize çevrilmiştir) ve Kahramanlara Kült» dür. ya duvar ilânları ya resmî gazete şeklinde bildireceklerdir. . Karlayl [ 1795 — 1881 ] ilk evvel profesördü. eşkâlinden vaz geçip te temeline bakarsak. onlar için.— 133 - kitaplarını kendi seçiyor (İSO tene ) . Ahlâkin temel prensiplerini. zamanlar bile oldu. Amma teferruatından. Karlayl için beşerin tarihi ve dünya. bunların neticesi olan beşerî tekâmüldür. umum için düşünmekle muvazzaf olanlar. Bunları Sakerdos heyeti azaları okuyacak . . daha faydalıdır. her asırda yetişen birkaç büyük adamdan . Hattâ cesaretsiz düştüğü. sağlam tesanüd. ilerileme. içtimaî vezife. diğersınıfların okumağa ihtiyaçarı yoktur.

Karlayl'e göre. Karlayl böyle bir idealin. Bunlar diğer manevî müktesebat ile ahenkleştirilmeHdir. ( P a g a n i z m — Putperestlik) devrindekilerle baslar. insanları. Fakat bu faziletlerin muharebeden başka yerlerde kullanılabileceğini de bilmeliyiz. 1 — Cesaretin ilâhlaşttrllmas*: Kahramanlar galerisi. kuvvetli köklere malik. hem yangın içinde ölürler. beşeriyet için. Çarpışmalarda kocamış bu kahramanlar. beşeriyeti daima değişmekte görmektedir. adam oğlunun ilk büyüklüğünü orada görür: sade kuvvet. Valhalîamn sahibi Öddin ve yahut Votandır. Grek — Roma devrinden daha evvel. Bu eski efsanelerde. tabiî ve mukavim bir vahşet. canlıların uzvî vahdetine kani olmak değil midir? (Edda) dakf mabut. Bu şimal ( Zöys) ü : Muharipler mabudu olup fnsanlann kalbinde askerî şecaat ülküsüdür. Karlayl.— 134 — ibaret demektir. Biz o devreden cesaret. Döşeğinde ölmek istemiyen sert iskandinavyalının ruhunu. Karlaylın sarp ve şedid muhayyilesi ikmal eder. bir ağaç gibi telâkki etmek. Bu bakımdan Kari a yi. İskandinavya paganizmi. acılara ve ölüme ehemmiyet'vermeme zevkini bir armağan olarak saklamalıyız. en son ahlâk: değidir. der. Ahlâkî ülkü de o büyük adamlara benzemektir. . Bütün kâinatı. Böylece hem batma. beşerin çocukluk devrine ait olup manevî hayatının IIK taslağıdır. bir tarihçidir . deniz üstünde bir gemiye yatarlar ve gemiye ateş verdirerek yaktırırlar. ilk vahşi şiddete sevkedeceği tehlikesini görmüyor mu acaba? dersiniz. nnutmıyalım ki Karlayl. başka hiç bir yerde bulunma» yan şiddetli hayat duyguları vardır. Mişele'ye benzer. rahat döşeğinde ölmekten nefret ettiklerinden. iptidailiği devimden Edda ile başlar. (Oddin) in ahlâkı.

Amma (araf) ta mücadele yerini ve mahiyetini değiştirdi. Kar layla göre bu asırlar. (mutlak muhabbet) üzerine ilk hiristiyanhktan ziyade orta zamanın tanzim edilmiş teokratik ve feodal hinstiyanlığına 11. Pişmanlığı en iyi tasvir eden eser. cinayetlerden cennete yani tekâmüle doğru yükseliş esile. . insanlara verebileceği hakikati verdikten sonra öldü. J Şüphesiz bu. Karlayla göre bu eserin en mühim kısmı. beşer hayatının tam bir sembolüdür. (Dante). tarihin en muhteşem devridir. Bu devrin yüksek ifadesi (Dante) nin "ilâhî komedi» sinde izah edilmiştir. Eddanın muhariblik ülküsü ile zıddır. Edda ise paganizm devrini temsil ediyordu. kendi içindeki fenalık temayülünü atmakla mükellef olduğunu anlıyor. madalyanın bir tarafını görmek gibidir. hıristiyanlığın (muhabbet ve merhamet) ahlâkını alır. Oddin. Bunları ayrı ayrı almak. kokden sökülüp atılacak değil. En yüksek ahlâkhğın zembereyi (peşimanlık hissi) dir.— 135 — 2 Hıristiyanlık devresi: Paganizm. ona göre.Tarihte her devir. Karalyl. ise işte bu (araf) tır. İp. 13 üncü asırlara mütemayildir. hıristiyanhk devrini temsil eder. Karlayl. kendinden evvelkini tamamlar. Bu kısımda günakârlai. yani hastalardan. [ Maamaf ifa peygamber tipi olarak yaptığı tahlil. Artık insan peşiman olmak ile. müminlerinden bedenî ve maddî bir şecaat ve cesaret isterdi. (Dante)nin şiiri: Cehennemden. Isa değil Muham meddir. Binaenaleyh ilk zaman hayatının öğrettiği mücadele prensibi. yüksek vazifesinden haberdar olarak. kendi hatalarile mücadele ederler. yerini ve şeklini değiştirecek kendi içimiz ile mücad le olacak. kendi kendileriyle. Hıristiyanlık doğdu. (âra*) tır.

Ve bunlar da (Galile). gözlerini. orta zaman da kendini kurtaramadı. Bu devir. göre Şekspirin eseri. eşsiz çizgilerle t es bit edilmiştir. Fakat modern medeniyetin eskisi üzerine yeni manevî servetler koymuş olduğunu görüyoruz. veya tarihî ve tabiîciler gibi. (Kepler) gibi âlimlere verilir.Karlayl. ise bunlardan ziyade Şekspiri alır. henüz teşekkül devresini bitirmiş. bir hayalci değil. iğneledikleri böceklere ve nebatlara kapanmış değildir. Böyle kıymetli bir müşahedeci olan bu şair. Ekseriya denilir ki Rönessansm başlıca icadı: (fenne müteveccih zekâ) dır. Karlay]. Burada tarih bile . Nesnenin hakikatini bulmağa yönelmiş müşahede ve muhakeme zihniyetidir. Şeksp : r. kâinat üzerine gözlerini dört açıp beşeıî ihtirasları. Karlayla. ruhların derinliklerini anlayan ve gören bir mûşadecidir. Orta zaman medeniyeti. belki bir zekâ kahramanı ve prensi olmaktan ziyade dâhi şair olarak görünür.— 136 — 3 — Modem anlayış Bozulma ve ölümden. en yüksek noktasına varabilmesi için on asırlik bir zaman geçmişti. beşer hayatını görmeğe müte- . Rönessans devrindenberi (modern devir) dediğimiz bir devre başladı. Bunun karş sında. Sebebi bu şair. fizikçiler gibi maddeye dikerek her şeyi kuru formüllere ve rakamlara bağlanmış. Şekspirin tarih! dramları kadar vuzuh ile tasvir edilememiştir. Meselâ İngilterenin orta zamanı. Onda müşahedecilik ve sanat. ve her şeyi taayyün etmiş sayılamaz. hayatın mânasını. Dantedekinden daha ziyade hayrete düşer. Modern medeniyet içiu de belki o kadar bir zaman lâzımdır. Karlayla göre: Modera medeniyetin başlangıcı Şekspirin zuhuriyledir. hiç bir yerde. beşer tarihinin tam bir aynasıdır ki başka hiç bir eserde görülmez.

Fennî tahlillerden daha toplu. Karlayl. Karlayl nazarında reformanm mâna ve ehemmiyeti. nınkiler arasından (Lüter) ile (JohnKnox) u alır. bilhassa. daha manalıdır. Karlayl bu "samimî. vicdanın sesini işittirememesidir. bunun en açık delilidir. Bunların arasından (Johnson) ( Ruso). hayatın her dem taze ve sağlam noktalarına sevketmek ister. Bu sebeple daima şunu tekrar eder ki: Formüllerin içine kapanmış nazariyecilere. hakikaten yaşı/anlar. Din. bu fesat devrinde. her zaman her yerde. işte Karlaylın. imanlı kimseler değildi. . zakâ. "Reforma.. papazlara verdikleri para mukabilinde günahların affolunması (indüijans). samimiyetin mürailik üzerine galebesiledir. O devirde Papalar. ve ilme fazla güvenerek.— 137 — veccihtir. bir takıp düzme şeylere karşı baş kaldıranları alır. bız>. çorak ve kısır bir gurura düşeceklerinden ve bunun neticesi olarak. ve aksiyon içinde bulunanlar tercih edilir. böyle dolandırıcılık ve politika vasıtası oluyordu. onu böyle görür. modern devrin başlamasından itibaren insanların. eski ve orta zamanların temin ettiği kudretlere arka döneceklerinden korkar.mız lâzımdır. (Lüter) in insanlığı. 4 — Samimiyet Karla yi. Hayat ile "samimi „ olmakltğ. iyi ve gür bir sestir. hayatın gelip geçici ve egoist konvansiyonlarından çekip çıkararak. Bu ses (kî Knox'un da böyledir): Sert ve dik. İnsanı yeniden disve doğru tutar. Modern devrin kahramanları. Bundan anladığı mâna nedir? Misallerle gösterir. Şekspiri tercihi bundandır. hakikatte. kelimesini çok kullanır. Karlayl. reformacılardan sonra. muharrirler hakkında da aynı vaziyeti alır. ve ( Burns ) u yani oylara müracatı tavsiye edenleri..

. Vahşet devrinde bile (yüksek) şeyler vardı. yalan üzerine: halkın aldatilabilecaği fikrî üzerine dayanıyordu. Birinci fikir bize şunu öğretir ki hiç bir devreyi küçük görmemelidir. Rusonun eserleri (derin samimiyet) hissine bir davettir. beşerin istikbali hakkında mettçesine nikbin. Eserleri tabiatın çiçekleri gibidir. kuvvetli ve zengin bir ülkü lâzımdır. " Onun sun'î şatafatı yok. safhalara ayrılmıştır. Napolyonda Kromvelden çok aşağı bir kahramanlık görür. ( Krom ve 1) : alır. oldukça serttir. Çünkü Napolyonun nüfuz ve kudreti. yüksek şahsiyetler. Ve en popüler şeniyetler üzerinedir.büyük rol oynar. Müraî değil" der. KarlayI. der. sinirliliğine rağmen Rusoda bir (ilâhî kıvılcım) görür. (Burns): Köylü bir şair olup ilhamlarını isten aiır. der. KarlayI. İkincisinden öğreneceğimiz şudur : Bize. İkincisi. Bunu terennüm etmiştir. İçi dışı bir. Rusoya gelince onun hakkında KarlayI.— 138 — (Johnson ): Derin doğruluk taraftarıdır. tarih. Amma zâflarına gururuuna. kuvvetli ve vicdanlı bir amele gibi çalışıyor. Birincisi beşerin hayatı. " bir bülten gibi yalan et tabiri. sosyeteleri yoğuran ve sevkedenler ( ki bunlara kral der ) arasında. Napolyonun zamanında çıkmıştır. Bu safhaların her birinin evç noktaları ve kendilerine mahsus faziletleri vardır. Napolyonun işlerinde ve sözlerinde öyle hile ve komodiler görür ki bunlar Kromvelde yoktur. 5 — Netice KarlayI şu iki fikre inanıyor.

bu tezini müdafaaya çalışırken. sade bir dindarlık ve sağlam protestanlık ile meşbuğdu. Amerika ve hattâ ta Hindistan ile gittikçe artan muhaberesi nüfuzunu her yere yayıyordu. ranslariyle ve kitaplariyle ahlâkî fikirlerini yay mı ya başladı. Avrupaya seyahate çıktı. para ve servet ardına ta kılmış görüyoruz. Emersona göre (asıl olan) madde değil. Ruha ve manava itimat Emersonda. Avrupa. bu meslekten vazgeçti. hattâ eşyayı. konf.. resmî memuriyetinden başka. paranın ve maddi iştiha ve ihtirasların üst tutulması aleyhinde çok çalıştı. (Spiritüalist) bir îman vardır. Emerson. Ruh. ateşli. Amerikanın Endüstri ve Merkanti! medeniyete kendini vermeğe başladığını hatırlarsak onun sözleri bir kat daha önem kazanır. eşyayı değiştirebilir. (Konkors hekimi) namı verilen Emerson. eşya üzerine tesir ederek. Emerson. Emersonun doğduğu yer. fikriyat ve ahlâkiyata hasrettiği hayatını.hiç olmazsa dar mânada • kaybedince.1882 ] Emerson.— 139 Emerson [1803 .1850 arasında ki yeni lngilterede insanları. ruhtur. lâik vaizlerin ocağı gibiydi. Fakat imanını . . (Boston) de eski bir püriten aileden dünyaya geldi: ilk evvel (pastör — rahip) olmağı düşündü. 1.. yaratabilir bile. derin sükûnet içinde nihayetlendirdi. 1840 . ilk aldığı dinî intihalardan. ki hiç bir vakit kiliseye tâbi değildir. (Konkars) taki evi. Oldukça uzun seyahatten sonra memleketine dönerek.

Emerson. Giydikleri elbiseden konuşma tarzlarına kadar hepsi komşuyu taklid ve müşabehet kanununa tâbidir. hiç muhakeme ve muakaleye muhtaç olmaksızın. bilhassa (ilham) a inanır. hiçbir haricî kuvvet. Fakat kalplerimize bunu nasıl nakş edebiliriz? Şüphesiz ki bu. Bu prensiplerden nasıl bîr ferdî ahlâk ilkesi çıkacak? Emersonun yazılarında en çok tekerrür eden şey. Emerson. bir zenginleşmiş tüccarlar sosyetesi halinde olup Monoto-ı bir iz içinde idi. Fenalıkların bir çoğu kendinde yerleşen maddenin. fennin hakikatları gibi değildir. Fakat Emersona göre. hepsi birbirinin aynidir. amma şu şartla ki bunlar. Duyum ile muttali olamayız. Biliyoruz ki 19 uncu asrın ortalarına doğru Amerika. insanlar para kazandırıcı şeyler müsabakası mustes na. bütün diğer hakikatlerin kendisine tâbi olduğu ana bir kakikattir. başka hiç bir şeye karşı canlı değildirler. bunlar esas itibariyle ilham alan insanlardır. der.— 143 — Em er sona göre bizim saadetimiz. ruh ve düşünce olduğu hakkındaki kanaatin derinlisine bağlıdır. insanın her şeyden evvel. Bu. sağlam bir iyimserlik müterafıktır. insanları ferdiyete davet ediyordu. 2 — Sürüye Katılmama. Bunun içindir ki insanlara kılavuzluk ve talim edenler arasında şairleri tercih eder. der. Emerson. Bu da. hiç bir kilise bize teklif etmeğe kalkmasın. şairin ilhamı bize birtakım hayalât değil. Şahsiyet. en yüksek hakikattar. böyle bir sosyetede. . sağlam ve şerefli realiteler ilân etmektedir. Hekimin düşüncesi. olduğun gibi görün! „ diyor. Bu itikada. akıl ile de ispat edemeyiz.. îpsen gibi: "Evvelâ. kâinatın sathi bir safhası olduğuna kanidi. ferdiyete davettir. Böyle bir sosyetede. mütearifeler gibi apaçık olan hakikatlardır. hayata itimat eder.

Modern şekiller de ise hayat. ayni zamanda monden sun'îliklere hiç ehemniyet ver meğe de alışmalıdır. bu taklit bu konformizm. Bilhassa çocağun veya gencin. kendi düşünce ve duygusHe yaşama ile insan kendisinin. zengin ve kuvvetli olduğunu keşfediyor. her zekâ t'pine göre türlü türlü okullar istemektedir. hakikî bir hayat sürüyorum sanmasın. buna mukabil bir hazineye kavuşuruz : Kendini tanıma hiss% ve nefsine itimad kudreti Sürüye tâbi olmadan. basma kalıp fikirlere ve kör göreneğe karşı aldığı zıd vaziyet'erle sağlamlasın Emersonun. Her çocuğa ayni şeyi vermeğe çalışan eski terbiye ve kollejin aleyhindedir. insanı. Sürünün bir yansısı. birde şahsî düşünce ve duygusu nispetinde insandır. mi- . zanolunduğundan daha ziyade. Filkakika Emerson. geri bir insan değildir. kendi varlığından haberdar oluyor ve hakikaten hakikî bir fett oluyor. Bir insanın şahsiyeti. ruhun ölümüdür. bu kölelik ağırlığını ve boyunduruğunu silkmesi. Her mizaca. Medeniyetin zahiri ve itibarî kısmının bir bağına bağlanmak. İyi ve temiz bir insanm hayatta biraz da münzevi kalacağı tabiiîdir. (Konfor) boyunduruğuna girmeden. Böyle bir hürriyet içindr. hiç korkmazsızm söylemeğe cesaret edebilsin. terbiyeye dair olan düşünceleri de bağlanabilir. yeni terbiyenin hazırlay c lanndandır. Ta ki koşa gitmiyecek olsa dahi. Sürüye girmiyen insan.__ 141 - Emersona göre. bir sürüye katıyor. Taklit. İnsan. tnsar. Halbuki İnsana düşünce istiklâli lâzımdır. zindanda kalmağı veya ruhun solmasını kabul etmek demektir. Bunları terkedeisek. bir barbarlık ve intihardır. bu ferdî kültüre ait fikirlerine. bir kopyas olacak yerde insan. yaşamıyan insan.

kendi zamanındaki Amerikan sosyetesinin zıddınadır. diyor.. Müsavat ise. müşterek bir disipline tâbi olmayarak hür çalışması meselesi üstünde çok durmuştur. Bütün hesap sonunda ötekinden daha iyidir. Bunu. Ve demokrasiyi meth için şöyle güzel bir teşbih de yapar: "Monarşi. Demokrasinin temel prensipleri olan: Hürriyet. Bu fikirler. müsavat. Zarurî olan yegâne hürriyetin. ona tehlikeler ve aniaşümamazhklar ile dolu görünüyor. aleyhinde değildir. Buna en müsait rejim ise şüphesiz demokrasidir. idare edenler. Bu. fakat şiddetli rüzgarlara maruz kalarak ekseriya devrilen bir gemidir. daraokrasi aleyhinde söyllyeceği zannolunur değil mi? — Hayır. halkm mümessiliyiz diye kendilerini hür zannediyor- .. diğer rejimlerin hepsine tercih eder. umumî faydası olan bir işe iştiraki redden ibaret katıyor. 3 — Demokrasinin Tenkidi : Emersonun ahlâk prensibi.— 142 kanıkî ve haricî. Siyasî hürriyeti ise ekseriya. Kendi zamanındaki Amerikan demokrasisine itirazı şu noktalardadır: " ö y l e bir demokrasi ki. (söröcöJüğ) e ve (konformizm) e verilen parlak ve asîl bir isim. Demokrasi bir saldır. Siyasetteki fikirleri nasıl ? İçinde yaşadığı ve o zaman dünyanın hemen yegâne cumhuriyeti olan Amerikan demokrasisi ve cumhuriyeti hakkındaki fikirleri nedir? Bu babtaki fikirleri mütehavvil ve ekseriye şiddetlidir. Bu mülâhazalardan sonra Emeasonun. hep (faal mektep) e doğru gelen fikirlerdir. fikir hürriyeti o'ldug-unu tekrar eder. derunî hürriyet. de T . tesviyecilik ve fptîzalcilık gibi ifratlara sevkeder. teçhizatça mükemmel. üstünde insanın ayaklan ıslanır ama daima yoluna devam eder. Emersona göre her şeyin başı: Ahlâkın hür inkişafıdır.

hürriyete götürecek yegâne yo! da hakikî demokrasidir. Memnun olmayanlar da çok olur. Emersona göre monarşik. inan ülküdür ki ancak bunların yüksel m esil e arz üzerin- . ruhtadır. O zamanki Amerikanın. içyüzü ahlâkî kölelik olan yalancı hürriyetine. aclalet aşkı.. herhangi bir dereceye kadar maddî refah temini ile mükellef tutuluyor. ümit. ahlâk ve faziletin inkişafile meşgul olmalıdır. Çünkü servet ve refah temin etmek söz konusu hükümet için daima bir müdahale sistemi de mevzuubahs demektir. halbuki hakikatte bir kaç mübteze! fikir ve hattâ daha fenası kese doldurma yolları etrafında toplanmış insanlardır. Farara böyle bir hükümet teşekkül etse ve yalnız fikir ve fazilet ile uğraşsa. çok masraflı bir çark olur. Hükümetin işi. aristokratik demokratik şekillerin hepsinde de hükümet.. sadece bayalığı yapan müsavatına bakıp der ki bu : Yüksek ülküyü aşağılatmaktan. etrafındaki kurt devletler onu ne yapmaz ? — Emerson buna cevaben de: "her hakikî kuvvet. Bununla beraber şuna da kanidir ki. malûm olan bütün sistemlerden başkadır. hakikî medeniyeti yapan madde değildir. Medeniyeti yapan: fikrin hamlesi. O zaman hükümet zor döner.— 143 — lar. 4 Spiritfiel hükümet Emerson un en ütopik yerine g-eldik. Emersona göre hakikî hükümet: sadece zekâ. Siyaset üzerine olan fikirleri. Büyük hata işte bu noktadadır. başka bir şey değildir. fertlerin zekâ ve fazileti inkişafına yardım ederek daha iyi olmalarını temindir. Bir medeniyeti kurarken evvelâ maddeyi düşünmemelidir.

Eğer böyle bir sosyete teşekkül edebilseydi hakîm. cihan efkârı umutıiyesine tesir ile diğer milletleri de ayaklandırabilir. O istiyor ki Amerikanın. Esasen Emersonun hayaline göre böyle bir rejim kuran milletin bu yüksek hareketi. Okuldaki muvaffakiyeti dolayısı ile onu liâhiyat seminerine kabul ettiler. âlicenap olan fertleri arasında maddî şeylerden dolayı hiç bir ihtilaf olmazdı. Böyle bir sosyete. Ernest Rönan [ 1823 1892 ] Fransanın (Bretagne) bölgesinden olan (Rönan ). Amerikanın : para ve Konfor htrsınl azaltmak ve ruhta muvazene hasıl etmek istiyor. kendini haricî düşmanlara karşı da daha iyi müdafaa eder. hür. rahip olmak üzere hazırlanıyordu. I ! ! Hani öyle dün ya.— 144 — de en iyi bir varlık ve medeniyet kurulabilir. Sonra Hıristiyanlığa imanım kaybedince lâik hayata gir- ..klâsik ( Biznesmen — tüccar ) tipinden . ey aziz mütefekkir ! i ! Em er sonun ana fikirleri bunlardır. yanhz ruhun tekâmülü ile uğraşacak bir sosyete çıkarsın.

daha şuurlu. Beşeriyeti. bir çok renkler ve şekiller altında. Kendinde din kafasından başka. Onun zihnini en ziyade işgal eden. hastalıkları ve maddî. tik büyük eseri olan 1843 de yazılıp fakat pek çok basılan «ilmin istikbali». Şair ve ahlâkçı kafa da vardı. 1 — İlim ve hürriyet vasttasile ilerleme Rönan. itikatlar. daha âlicenap. daha yüksek hayata. büyümesi.. Hattâ politika işlerine bile karışmak istedi. bilhassa lisan. ta menşelerinden itibaren. Tarihi böyle görüşten alnacak en kuvvetli ders nedir? Tarih bize: Daima daha güzel şekillere. fikirler tarihi. hayatın mânasını ve inkişafı şartlarını anlamağa uğraşır. daha zengin ve daha aydın düşünceye doğru giden bir didinme gösteiiyor "Okyanusların derinliklerinde ot gibi yaşjyan kör ve sığır deniz yıldızı hayvancıklar ndan. tarih vasıtasile tanımıyor muyuz? O. beşerin mukadderatına müteallik meselelerdir. bu biraz d-aha ziyade yükselme ihtiyacı. bu babtaki heyecanını göstermektedir. O. diğer ilimlerin hepsinden ziyade inkişaf ettireceğine ve bizi kaynağı hayat olabilecek hal ve hareket düsturlarına sevkedeceğine inanır. daha asîl olma arzusu vardır. F. Fakat asla ihtisası içinde kapanıp kaimad*. zekâyı. mânevi ihtiyaçları olan bir canlı varlık gibi görünmektedh. Musa ve İsa dinlerinin menşei hakkındaki eserlerile büyük ün kazandı. hayatın derin anlamını gözlerimiz önüne sermektedir. Hiristiyanlık ile ilg-isini kestikten sonra kendini bütün kuvvetile fikrinin değişmesinde büyük âmil olan tarih ilimlerine verdi.— 145 — di. bize. Tarih etütlerile. Eserlerinde. tarih. kendilerinden ders aldığımız en yüksek takdire değer insanlara kadar hepsinde bu yükselen kuvvet. 10 . Böylece tarib.

Bütün varlıkların cehtile Allah. Hügo gibi romantiklere yaklaştıran bu itimat. Bunu (Felsefi diyaloglar) eserinde* görü• rüz ki bu eser 1871 de yazılıp 1875 de düzeltilip basılmıştır. «Böylece (Allah). der. . Hayat hamlesi : Küçük bir deliği olan camekândan çıkmağa uğraşan bir böcek gibidir.. hür bir surette inkişaf ettirmelidir. Bugün yok. Bu inkişafın şartı da. bütün zincirlerden. Misele. Evvelâ bu tekâmül fikri. Amma bu ceht. 1870 — 1871 hadiseleri ile çok sarsıldı. Paris yangını ve Komün'ün ezilmesile başhyan dahilî kan dökülme. Başka insanlar için de hürriyet ister. bu müstakbel Allahm lealize olabilmesi meselesi: (Gayri mahdud zaman) ve (bir çok tecrübelere ve muvaffakiyetsizliklere rağmen daima yeniden başlama) ister. ivimserlig-e dönme Rönan'ı. Medeniyetin tekâmülü için her ikisinin de varlığına kani olduğu iki millet arasındaki muharebe. karışık ve güçlüklü başlan' gıcı Rönan'ı kararsızlığa ve endişeye düşürdü. Repûpliğin mütereddit. Her fert kendinde en iyi ola» şey ne ise onu. Rönan. Amma oluyor. her gün biraz daha kendi kendini yaratmaktadır» der. Bununla beraber bir müddet küsuftan sonra.— 146 — Bunun içindir ki. istikbalde öyle bir nevi insan zuhur edecektir ki onun bugünkü insanlara nispeti. kendini kurtarmıştır. Rönan'ın temel düşüncesi şudur : "Kâinatın gayesi ruhun inkişafıdır. Aramak. hürriyet ister. istikbalde olacak. Fakat bu defa önemli düzeltmeler yaptr. bugünkü insanlarla hayvanlar arasındaki nispet gibi olacaktır. üçüncü. 2 — Endişe. umumî tekâmül imanı gene doğdu. "hürriyettir. düşünmek ve doğru işin bize öğrettiklerini söylemek için hürriyet lâzımdır.

demez. anlaşılmayan durgunluğu bizi hayrete düşüremez. Milyonlarca (gubar-ı tal') ser* piliyor. diye.. Saniyen bu cehtin çokluğu. ancak bir kaç çiçek ve nseyva husule gelebilir. bizimkinden başka şartlarla. Öyle ise beşer tarihinin. ve şimdi namütenahi uzaklıklarda bulunan fakat en son.— 147 — Bu böcek. binlerce insan yetişip ölüyor: Ender olarak tek bir müstesna yetişip onların ceht ve rüyasını temsil ve tekâmü-' lün bir realite olduğunu ispat etsin. binlerce defa cama çarpıp düşecektir. fakat bu teşebbüsünü sayısız denilecek kadar çok tekrarlarsa en son muaffak olacağı şüphesizdir. Beşer tarihi muntazam bir yükselme çizgisi olmaktan uzaktır.— yolunu kayıp veya hatâları yüzünden intihar etmesi sebebile. Kuvvetin böyle pek fazla miktarda kayboluşudur ki hayatın ve dünyanın kanunudur. Muntazam kütlede. İnsanların bir gün nereye varacağını hiç kimse anhyamaz ve mutlak suretle hiç kimse hükme. iyi' niyet sahibi olsun. başka yerde. Arzımız roahvolabilir. beklenilmiyen sukutları. Fakat şurası kafidir kî hayat. tabiate büyük bir israfı mucip olmaktadır. 3 — Ahlâk Hayatta alınacak hakimane vaziyet nedir? Her düşünce ve duyguya karşı ayni zamanda hem hürmetkar . Tek birinin zaferi için milyonlarca mahlûk feda edilmektedir.. Bütün bu büklümlerden ye karışıklıklardan sonra ruhun muhteşem yoluna g-elinmiş olsun yeter. varamıyacakhr. Anma şu yeter ki itimadını ve istikbâle imanını kaybetmesin. Hattâ muhtemeldir ki tekâmülün en son ve muhteşem noktasına beşeriyet. devam edebilir. Muaffakiyeti vâdeden: Gayri mahdud zamandır. o namütenahi içinde kavuşulacak olaa tekânü lü arama yolunda bütün kuvvetile çalışsın. yüz.

— 148 — olma hem de serbest kalmadır. güç ve sert bir hayata âşık oldukları ve en yüksek kıymetlere taptıkları halde.. Berer hayatının saadet yığınını arttırmak.. kütle. . bedensel ac larına önem vermez. asla bir zincir olmamalıdır.kütlenin bu ! h ilini biür. muazzam ve pek müsrifane ceht ile. Bağlanmamak şartile. lâztas. O. itina ile sarıldıktan sonra artık onunla alâkamız yoktur. bütün kuvveti ile kollamak* tır. bir güzel tip bir hü'mete şayan nokta vardır. insanın en yüksek asaletini teşkil eder. Rönan'in "akropol üstünde duası. bu suretle ifade edilebilir. kafasiyle. Kahraman ve halîcn insan. "Malik olunan iman. bununla beraber hor görmez. Pek orijinal bir fikri de vardır ki. samimî her tecrübeye baş vurmak mecburiyetindeyiz. o zaman diyemeyiz ki. fedakârlığa inanmak.. alaca karanlıklar Sçinde yükselen bir tekâmül içindedir. Bilâkis kütleyi mazur görür. sudu?: Kahraman ruhlu insanlar. sırf kendi tecessüsünü tatmin için bir fikirden diğer fikre geçen ve hiç bir fikir üstünde duramıyan bir mütefekkir mi? — Asla. rahatı arar. Fakat şuna da inanırız ki samimi her düşüncele bir hakikat kıvılcımı.. Eğer inanırsak ki. güzellik ile karş Iıyabiliz. Rönan'a göre insanın büyük ödevi kâinatı ideal yüksekliğine doğru giderken. kuvvetüe snağrur. bu cehtlerin yalnız biri kıymetlidir de ötekiler değildir. ölü mabutların kırmızı kefenlerine. Bu halde. Ve hakikati hür ve müstakil bir fikir ile hiç durmadan araştırabiliriz. Rönan kendisi bütün hayatinca: Yorulmak bilmiyen. Ancak bu suretledir ki samimî herşeyi. ekseriya zannolunduğu gibi RÖnan. kâinat. Fazilete. Gs'üne aldığı işten derin şuurlu bir adamdır. kendisine karşı set t. çelik iradeli.

Hayat ancak meyveleri ile. Gol ahlâkına göre. hayatı tatlı ve arzu edilir bir hale sokmalıdır. müsamahadan. Kütle. Herkesten bunu isteyemeyiz.. Isanin insanları affetmek için nefsini feda etmesinden bahsetmeni eli. selâmete çıkmak için kütleye. Müşterek nokta. Öte dünyaya ait ümitler zail oldukça bu fani insanları. hayata tahammül edilir bir şey nazarı ile baktırmağa alıştırmalıdır. Fransada liberal imparatorluk Komün ve Cumhuriyet eski aristokrasinin son günlerini yaşamakta olduğunu göstermektedir. Halâsız ve pek mükemmel bîr fazilet.. 4 — Rönan ve demokrasi RÖnan'a göre en önemli sosyal mesele. içtimaî ahlâkın en tehlikeli hatâsı: Huzuzatın toptan atılmasıdır. iyilik.. dereceli ahlâka razıdır. — 149 — Yoksa insanlara kefaretten. Eğer insanların yaşamasını istiyorsak. Kütlenin iktidar mevkiine gelmesi acaba medeniyet için bir tehlike olur mu ? İntizamsızlıklara ve bayağılıklara sebep olur mu ? diye düşünüyor. cesaret. Bukadar yüksek ve asil bir zekâ ve seciyeye malik olanlara ne mutlu. bu kadaf yüksekliğini herkesten istemez.. güler yüzlülükten. diyor > . „ Rönan. insanlarla iyilikten. hayatı hoş görme ve ona hizmet edip yükseltmek iradesine malik olmadır. • . ruhan aristokrat pek az insanlara nasip olur. fikrî şaherserleri anlayıp yaratabilecek mi ? Yalnız maddî menfaatlere tapan bir cemiyet meydana gelirse ya. Fakat eski gol ahlâkı. Yoksa kendilerine karşı isyan ederler. şen olmadan. böylece. ancak muvaffakiyetlerle değerlidir. şen olma AUaha itimat kâfidir.. kütlenin iktidar mevkiğine gelmesidir. . elbet onlar bulundukları noktadan inmezler.. mukavemetten konuşmalıdır.

bu defa. Bunlar fikren o kadar yüksek olacaklar ki. Rönan bunda Şekspirin ( Bora ) eserindeki şahsiyetlerden istifade eder. Amma Prospero eceli ile öldü. Yani artık halk. hiç tesir etmiyor. Fakat bu bedbinane görüşten sonra. . Fakat artık ona karşı ne bir kini var ne de. Rönan. idareyi âlimlerden mürekkep bir kurula verir. (Caliban) ve ( L'Eau de Jouvece). < Bu bir katastorof mu ? — (L'Eau de Jouverce) de evet Prospero. (Celiban) da (Prospero) yeniden Milân dukası olunca Calibanm idare ettiği bir halk isyanını müteakip tahtını kaybediyor.. zamanında. Eeki efendisine neler borçlu olduğunu şimdi anlıyor. mesuliyet hissi altında înceleşerek iyi bir devlet adamı oldu.. hizmetlerinde yıldırımlar olan Olimpin ( yan Allah ) lan olacaklar. hem silâhı hem tekniği bunlardan daha iyi kullanabilen bulunmıyacak bunlar. bifâhare inkişaf yolunda olan demokrasiyi uygun görmeğe başlıyor.. Filhakika onu koğmuş ve yerine kendisi oturmuştu. m butların ve kralların olduğuna inanmıyor. yine kendilerinin yaratacakları âtimane mekanizmalarda temin edilecek. Bilâkis onu himaye etmek istiyor.— 150 — Dahilî sava. aramalarında ve çalışmalarında serbest bırakılınca. Zekâsı açık. ( Ariel) in tekrar kullandığı eski feerik kıymetler. hiddeti. Bu tekâmül biribiri ardına çıkan iki dramında da görülür. güzelliğin ve hikmetin ne olduğunu daha iyi anladı. Buna hacet kalmadı. iktidar mevkiinin. müstakbel sosyetede bunu önlemek için. bundan korkmuş • îu. Bunların mutlak ve iyilikte en üst hükümranlığı. ancak itaat ve inkiyat ile mükellef alacaktır. « Felsefî diyaloglar » eserinde. Caliban. Kütle. Rönan.

tatlılık ile nikbinlikten mürekkeptir. Bunlar onun kalbine şiddetli bir yumruk vurdu. Nikbinlik. herkesten saygı gören. feleğin garip bir cilvesi olarak. Con Ruskin 1819 — 1900 Ruskin. Hattâ bazı cemiyetler teşekkül ederek Ruskin'in prcsiplerini yaşamağa özenenler bile görüldü. Bu tatlılık ekseriya cesur. Tolstoy gibi modern şehirlerdeki iççilerin sefaletini ve 1858 — 1871 seneleri arasındaki içtimaî hadiseleri gördü. Şimdi tasavvur edeceğimiz bir ahlâk prensibi yapmağa başladı. Halk kuvveti. zengin ve meşhur olan bu muharrir de. ArleHn velinimeti oluyor. tecrübe ile olgunlaşarak ve hakîmleşerek ruhun mukadderatına emin bir bekçi olur. mağrur bir iradenin m ey vasidir. Fakat bunların ömürleri pek kısa oldu. Bununla beraber . Büyük servetini bu işe sarfettİ. para ile hayır müesseselerine yardım etti. 5 — Netice Rönan'ın hikmeti: lyilikçi. Bundan sonra yazı ile. hayatın her safhasında ümid ve ülkü bulabilen anlayışlı ve akkitn bir nikbinliktir. söz ile.— İ51 — Caliban. muharrirlikte ve sanat münekkitliğinde çabucak ün aldı..

Çocukluğundan itibaren Ruskin tabiatın. Şaheserlerde daima ahlâk! bir unsur görür. • • Onun için tabiat : Büyük mürebbiye . Rusodanberi.» Bu. tenkitçilik ve tarihçilikte göstermiştir. Hasselerimizin tevlit ettiği hazlar. bunu göstermektedir. ilhamlar alır: "Müşahededen elde edilecek derunî sevinç: Ebedî ve lâyefnadır.— 152 — Amerikarîa böyle bir şehir vardır ki halâ (Ruskin) adı taşımaktadır. bunu tasvirlerindeki derinlik ve kat'iyct ile yeniler. Fakat bir tablo veya statüyü överken. Ruskin. (Görmek) düşünmeğe başlamak demektir. Ruskinde pek kuvvetlidir. Eğer bunlar dağınık ve parça parça okcak yerde. güzelliğe tapma da kolaydır. safiyet ve âîicsnabane hislerin kaynağı idi. Bütün büyük sanat eserler?. meselâ gözünkü gruplaştırılsa ve ehenkleştiriise kıymetli tablolar meydana gelir kî bundan meserret. V — Tabiat Hissi. her şey bir mâna kazanır ve bundan insan. Dikkatli bir müşahade altında. belki. 2 — Güzellik dini : Tabiatı peresttşten sonra. (Yedi lâmba) daki tahlilidir. bu yoldan olan rolünü. güzelliklerine kar$ı çok hassas idi. kâinatın umumî ahengınden ilâhi bir plânın varlığına intikal meselesi eski bir fikirdir. modern edebiyatta mühim bir yer tutmuş olan ( Tabiat hissi ). ve sevinç . Bunlar hayatın vasıtaları değil. Kendi tabiri ile tabiat karşısında "gözleri kafasından fırlıyordu „. hayatın en yüksek hazlarındandtr. . Sanatın vereceği ders hakkında en iyi tahlili. hayatm gayesidir. hayret ve itminan doğar. asla sadece teknikte kalmış değildir. Ruskin.

çirkindir. hafıza.n bir manzarası veya bir sanat esen karşısında hayran kalan bu bediiyatçı. denizlerdir. İngiliz zihniyeti aleyhindedir: .. insiyakî bir surette ahlâk kanunlarına uyarak yaşamak lâzımdır. dağlar. insanların çoğunun vaziyetleri. sefilânedir. Artistin diğer üç lâmbası da : Hayat. İkinci lâmba: Doğruluktur. bir nizama iradî mutavaat olan hürriyet hissinin de mühim tesiri vardır. Güzellik • kuv' vetli. Samimiyetle tabiattan alınmış şekiller ve manzaralardır. Güzelliğin alâmeti: tezyinattı sadelik ve sadakattir. Bu şartlar. o demektir ki bununla ait is t. ancak doğru kalblerin ve asîi ruhların işidir. Tabiate perestiş hissinden ayrılmaz bir halde olan yüksek san'atı anlamak. aldatıcı ve hayalî değildir. bayağılaşmış proletarya devri der. Yani yalancı lüksü. kuru ve biraz skolâstikçesinedir. Bu türlü hürriyet. Yalnız şunu hatırımızda tulahm ki: Güzel eserler yaratmak veya sadece bunları anlamak İçin. kendi kudretinden daha üst bir şey realize eder. serveti atmaktır. Resimdeki kuvvet ve kudret. hürriyettir. Tabiat. maddî ihtiras devri. bayağıdır. Yaşadığı devreye: makine devri. Yani bir eserin vücude gelişinde hâtıra zenginliğinin ve duyuş tazeliğinin.— 153 — Birinci lâmba: Fedakârlık lambasıdır. hakikî ve sade ahsnkten başka bir şey değildir. Fazla süslere bürünmüş olması değildir. hakikatten doğar. bunu herkes için istemesi ve bu yolda uğraşmasıdır. Bir ağacın kuvvetle serpilmesi gibi. Sanat. Hakikî güzellik : ovalar. 3 — İçtimaî mesele : Bu güzellik dininden yalmz bir avuç insan mı istifade edecek? — Ruskinin büyüklüğü. bu güzelliklerden istifade edecek gibi değildir.

Büyük bir millet. Büyük bir millet: kızlarım erkek kardeşlerinin önünde kesen ve bütün gençlerini Beharın köy mezbehalanndaki kuzulardan daha sur'atle. Modem sanayi. Fakat ikisini birden yapamazsınız. İnsanlar makine gibi öyle dakikası dakikasına. bir satırda kesen (Polonya katliâmı) bir adama (Rus çarına) sefir göndermez. bange/lerin fakir tabakayı soyanların hile ile. müraiyane ve şeytanetkârane senpati göstermez. siz ya bir alet veya bir insan yapabilirsiniz. Burada Ruskin doktrininin en ütopik noktasına parmak basıyoruz. «Bir insanı. 4 — Fazla makinecillk aleyhtarlığı Ruskin'e göre deva sadeliğe. sermayedarlara haftada altı pens daha ziyade varidat getirecek diye.birbirleriyle mücadsle ve kıtale sevketmez. Tolstoyu hatırlatıyoruz. hileli iflâslar ile kasalarını doldurmalarına göz yumarken veya Cinde topların tehdidi altında za vallı halka afyon satarak insanları zehirliyen katilleri fngilterede büyük arazi satın almasına müsaade ederken fakir bir çocuğu beş altı ceviz çaldı diye zindana. bu bapta. ingiliz cemiyetine çok fenalık yapmıştır. kendi çocuklarının binlerce hattâ on binlercesini pamuğun fiati üzerine bir tesir yapacak mı diye. itidale ve hikmete dönmektedir. bu müeadelede hangi tarafın haklı olduğunu hiç düşünmiyerek . Bu acı sözler. haris ve cani gördüğü ingiliz sosyetesine karşı isyan bayrağını kaldırmaktır. Bu : müraî.- 154 — * Büyük bir millet. elifi elifine kat'iyetle ça- . fakir çocuklarını gübrelik sisleri içinde öldürmez. at* maz. Ve üstesine bir de. Büyük bir millet.

Milyonlarca amelenin eseretinc derin sebep .— 155 Iışmak için yara di İmiş tır.. yabani zeytin gibi olmalıdır. insan. hiç kimseden itina görm eksizin.. Amma bu bulutların arkasından başka bir güneş doğacaktır . Bunun da ehemmiyeti yoktur. Eğer insanın parmaklarından bir çarkın dişleri gibi bir i. gene zararı yok. başka bir tecelli zuhur edecektir. Çünkü bu hal ile beraber onda en yüksek bulutlar kadar yüksek başka bir halde doğar. Çiçekleri kar yağmışa benzer. bunu yabanî zeytin dalı sembolünde pek güzel tasvir eder. büyür. boz ... Kayaları salkım salkım çiçekleriyle. makine olmaz. vatandaşlarına şu tavsiyede bulunuyor : " Kafi zaruret olmadıkça. Ne kadar uğraşsamz. Bu bulutlar siyah veya patlak olabilir. hakikaten (icad) olmayan bir şeyi imal etmeyin. Meyvesi de. Ruskin. büyük yeşil dallarile şenlen* dirmez.. zafer tacı : Maşfniztn ve merkantilizm sebebile mihverinden çok uzaklaşmış olan hayatın gayesini gene tam mihverine getirerek söylemek istersek hayatın ereği şudur: Sevim* li. 5 — Yabani zeytin. Ruskin.. bu mihaniki ve seri iş meselesidir.. meğer ki büyük eseflerin hâtırasını muhafaza etmek için ola. ve ölçü ve kollarından bir perkâr gibi daire çizmek beklerseniz o zaman o insanı evvelâ insanlıktan çıkarmak lâzım gelir. Eğer insanın elinden çıkan bir şeyin olmasını isteyince ve ona böyle makine katiyeti gibi telâkki etmekten vez geçince insan tembel ve mütereddit oluyorsa. «Zafer tacı.. Taklidi ve herhangibir kopyeyi asla teşci etmeyin. Yabanî zeytin. feyizlij ve hür bir sulh.

(Yabani zeytin tacı) Bu büyük artist. tantanasız ve tatlı bir hayat sembolüdür. buna benzemelidir. budunu yükseltmek sevdasında idi. tiyatro ile. O. bir rüya ile bitiriyor. ve üstümüzdeki lâcivert gök. Ülküsü. eserini böyle. olma. Kral. Güzel bir tesadüf. arzın güzel çiçekleri. musiki debâsile ünlüdür. şatafatsız. Fakat unutmamalıdır ki o. Açık ve temiz kalblüik. karşılıklı itimat ve aşk. Rişar Vağner [1813 — 1883] 1813 de Lsyibziğde doğan Vağner.— 156 — yaprakları ve düğümlü düğümlü daliarı arasında ufak tefektir. başkalarının acılarına ortak. bütün bunlar. musuki île halkı. İşte hayat. ona (Bayrot) da (ahlâk ve sanat mabedi) ni kurduracak parayı verdi. altın devre donmekdir Bununla beraber Ruskin. Bütün insanlara da kalb ve tuhua hakikî hazinelerini yan! faziletin esasını teşkil eden beşeiî ve tabiî güzelliklerden istifadeyi tavsiye eder. Muhteşem değildir. Bunun . güzel ırmaklar. incdeşmiş basitliğe ve az çok ilerileraîş köylülüğe. başkalarını sulh ve sükûnet içinde görme. varlık âleminin hududsuzluğu ve sırları bu hayatın ve dünya^ nın en büyük servetleridir. onu (Bavyera) kralına dost yaptı. bütün güzel sanatlarla: Şiirle. lüzumundan fazla sanayileşmenin zararlarım yük ek sesile ilân etmiştir. En kuvvetli şairane eseri (Nibelung'in yüzüğü tetralojisi) dir.

— 157 — musiki örgüsü için Vağner. Vağner. Mabutlar devlere (Valhalla) yüksek meskenini inşa ettirmek istediler. Bu hazineye tek başına sahip kalınca. Fakat bu altını. iki dev kavgaya tutuşuyorlar. daha müthiş bir dragon oluyor. Burada altın: Fena ihtiras. yirmi seneden fazla çalışmıştır. maddî ve fena muameleci kudreti temsil ediyor. Ve zaten zülüm ve cinayetlere sebeb olmağa devam etmektedir. malikimi. Eser. kullanıyor da değil. pek vâzth değildir.. 8u yüzük (Nibelung) Ren kızlarından çalınıp getirilmiştir. Ve İnşaat bedeli olmak üzere onlara (Altın yüzük) vermek istediler. Tıpkı Viktor Hügonun (Asırların efsanesi) nde yaptJğı gibi. Fahnerde de kaba bir egoizm doğurtmasından. herbangîbir yerde. Kendilerine verilen altın yüzüğün başında. Ve Fahner. Altının şeameti. Esas itibarile altin. Bunun ihtirasındaki ahmaklık şu sözünde pek açık ifade etnoiştii: "Uyuyorum ve zenginim.. insanı bozucudur. insanın kibir ve hırs yüzünden boşanarak dünyaya saldırdığı gûndenberi her iyi şeyi yıkan birse» amet ve mePânettir. kardeş Fasoliyi öldürüyor..cı ve kaba bir hasislik. . Ahmak ve kısır bir malikiyet. iki sebebten neşet ediyor: Mabutlarda büyük zülumkârhk. 1 — Altının şeamet ve melaneti: Bütün mukaddes efsanelerde olduğu gibi burada da başlangıç. bunu yazarken eski iskandinav efsanelerinden istifade ile ona istediği gibi kendi düşünce ve duygularını vermiştir. bunu daha iyi muhafaza ve müdafaa edebilmek üzere dev. yııt. Bununla beraber kaba saba bir tahlili yapılabilir. B J eserin felsefî kıymeti hakkında çok münakaşalar yapılmıştır.

1848 ihtilâline iştirak etti. bir ruh kardeşinin bulunmamasından muztariptir.O. Bizi fenalıktan. bununla baçka şey kastetmektedir. arkadaşlık hususunda. O devirde. Hakikatte ise Vağner. bize Mime tarafından — Fafnerden altın yüzüğü zorla aldırmak maksadiy[e — bir ormanda büyütülmekte olarak takdim ediliyor: Kuvvet ve kudretini. Şöyie ki: Mabutların Valhallasi. İhtilâlciliği. gençlik kaynağından ve iptidaî devrin hür usaresinden alan temiz ve kuvvetli bir genç. 2 — Kurtaricı kahraman. Fafner de: Doymaz hırslarile dimağ ve kalbleri kararıp keselerini doldurmaktan başka bir şey düşünmeyen burjuvaziyi temsil eder. renahk. gürbüz. dünyanın içindedir. kahraman Sigfrit ile mabut Votan arasında farzolunan efsaneyi akrabalığı bir tarafa bırakalım. Şunun üstüne parmağımızı iyi basalım ki şair. Mimeye tercih eder. coşkun bîr yarahhşın sağiamiiklaaına. ormanlara alışkın insanlar gibi har şeye yakındır. kaprislerine. Ormanda da hayvanca bir istirahat içinde yaşamak istemiyor. ondan ruhan pek uzaktır*. . (Dresde) de Saksonya kralının kilise baş mugannisi olan Vağner. politika cereyanlarına filen karışmış değildir. Sigfrit. çocukluklarına tamamen maliktir. diye nefyolunmuştur. buna mübtezel bir mükemmeliyet portresi çizmiyor. Bu itibarla Mimenin sun'i mürailiği ile taban tabana zıttır. aydan bile. muvaffakiyete ezelden namzet bir kahraman kurtarabilir. Sigfrit. hissî bir temayülden ibaretti. ancak.— 158 - Bazıları derler ki Vağ-ner. bir çocuk gib (kendiliğinden) li. Dağda. Mime. Bu delikanlı: Bir atlet gibi . servet üzerine kurulmuş eski sosyeteyi. bu işler için hiç müsamaha edilmiyordu. Eserdeki. yanında kendine benziyen bir insanın.

. ispinoz kuşu gibi hür. az gizli kalmış her şeyi nasıl uyandırdığını gösterir. ağaçların hışıltısı arasında kaybolmuş Siğfriti tasvir eder.. Yüzen balıklar gibi sevinçli. homurdanarak beni dinlemeğe başladı. iz t irap içinde beni dünyaya getirmiş ve hemen ölmüş. zincire vurulmuş masumları kurtarması. Bu (panteistik) hayaller. Ormanda esen rüzgâr kadar hürrüm. şimdi gülüyor. yok yok bunlarınkinden de güzeldir.. geyiklerin karacaların gözleri gibi parlak imiştir. istikbal için pek vâdh görünüyor. Beni tutan hiç bir şey yok. Balkandan bir ayı çıktı geldi. yalnız şimdi bu serin ormanı seviyorum. onda. "Ben. yanıma iyi bir arkadaş gelip oturur mu diye. Bunun için (tabiatle kaynaşma) şarttır. Benim yurdum. bir şimal Herkülü olabilmesi için: Devleri öldürmesi.. Niçin ölmüş? Bütün insanların analarr. Şüphesiz ki açık renk ve parlak gözleri. senden daha iyi idi. Karşımda oiman türkü çağırıyor. nereye istersem gidebiliirim. (Ormanın mırıltıları) senfonisi. ruhunun açılıp kuvvetlenmesi ve engin hisler içine dalması lâzımdır. Belki daha iyi başka birini de bulabilirdim. Ah anam! Anamın simasını gözüm önüne nasıl getireyim? Ah getiremiyorum. Fakat bunun*. Sen.. Vağner bunu müzikden bekler. günün güzelliği bana.. Ben hürrûm ve bunu yapabilirim. uzaklarda. anasının hayali gözünün önünden gitmiyor. "Ormandan çıkıp kaçmak ve buraya bir daha hiç dönmemek. Ormanın ta ortalarında.— 159 — Sig-frit: "Senden deha iyi bir arkadaş anyacağım. Bu teshir eden-güzellik karşısında. oğullarını dünyaya getirmek ıztirabından ölecek mi? . sen benim babam değilsin. düdüğümü öttürdüm.. 3 — Tabiatle kaynaşma Bu muhteşem vahşicik bize.. benimki gibi. Fakat bu bile.

Hamle hamleye giriştiler. Dragonun ini yanma sokuldu. onu da bir kılıçta yere serdi. Fakat onun bu niyetinden. . "Ormanda uz klarda her şey sallanırken. mırıldarken. ormanın içinde. bu titreme... Sigfrit. kuşların dillerinden bile anlamağa başlıyor. her şey vız vız vızıldarken. zekâsıda bambaşka oluyor. „ Ormanın hışıltsile. bu karma karış olma: Bsn bunları tatmak isterim. Mimenin teşvikile Sigfrit. „ Mime.hayet Sigfrit Dragonun kaibine. Ah. „ Buna karşı Sigfrit şöyle diyor: "Filhakika bu. Bu dehşet. anamı göreydim.. Haniya?.: Bu dağ gibi büyüklüğü ve çirkinliği. öten bir kuş vasıtasıle haberdar oldu.— 160 — Aman ne actklı şey.. Sigfriti korkutmak şöyle dursun onunla çocukça istihza etmeğe ve gülmeğe başladı. Mimenin suikast teşebbüsünden kendini kurtarıyor. Bu pervasız cesaretin sembolü: Sigfrit'in kendi döktüğü (Nothunğ)kılıcıdır ki ilk işi Fafneri yok etmek olmuştur. kavga kızıştı. kılıcını Tam bu sırada Mime de Sigfriîi öldürerek mei'un yüzüğe tek başına sahip olmak istiyor. Fakat bunu duyan kalbim gene demir gibi. Sigfril'in kalbinde doğan bu kuvvetli hislerle. kalbi göğsünden dışarı fırlayacak gibi çarpar. Düdük sesini müteakip Dragon ininden çıkt. Şigfritte gayri meş'ur bir cesaret var. anamı göreydirn. etrafında herşey hareket ederhen insanın azaları titremeğe baslar hasseleri karma karış oiur başı dönmeğe başlar. korkunun ne olduğunu bilmez.. N.. oralardan geçen bir vahşi homurdanırken. Bu sayededir ki sonra. fevkalâde birşey olur. onu orman içinde korkutmak istedi. " O ..

kendi gururları yüzünden. Sigfrit! Uyarıcı bahtiyar kahraman! Seni ne kadar sevdiğimi eğer hileydin. (Brnnhilde) attık mabudlardevrinfr. ey mabutların parlak ihtişamı! Ey ebedî ırk ! Daima sevinç içinde yaşa 1 F. 11 . mabudeyi uykusundan uyandırmış* İşte o zaman ikisinin de kalbinden bir zafer sevinci ve aşk tajm ş. "Tetraloji. sevinç te bir titreme ile bitiyor. ebedî uykuya daldırarak hapsetmiş. "Nur içinde yatsın seni doğuran ana: Mukaddes ve var olsun seni besleyen toprak] Yalnız senin gözlerinin beni görmeğe hakkı vard 1 . Bu da kendinden evvelkiler gibi ayni mel'anete düşecek mi? Va £r.. Kayanın dört çevresinden tıhsımlı ateşi geçen kahraman. ey muhteşem seferlerin gayri meş'ur hazinesi ! Ben. ve yeni bir insaniyet devrinin — hür ve cesur Sigfrit nesli devrinin — başladığını ilân ediyor. ve katfolunan (Sigfrite) e yas havas! çalıyor.cr. ey ulvî çocuk. Fakat Sigfrit.. ormandan çıkıp gidiyor. Nihayet bu.. sinin son kısmında onu da bu akıbete düşürüyor. Ben ancak senin için uyanacaktım! Ey Sigfrit. şimdilik kahramanlık ve kurtarıcılık seciye» sini tamamen muhafaza etmektedir. seni tebessüm ederek sevmeliyim! Valhal'in parlak devrinden daha parlak devirler aç! Hoşça ka!.. kapandığı.— 161 — 5 — Pervasız cesaret Şimdi Sigfrit. Votaı?. Filhakika o cltmdan ve hazineden nefret ediyor. Bir kuşun sesine meftun olup onun ardından. Brünhilde. buraya — başka sebeblerle — kızı Brünhildeyi. altın yüzüğe sahip.. Sigfrit' "Nur içinde yatsın beni doğuran ana: Mnkaddes ve var olsun beni besliyen toprak ! Çünkü benim sevincimi gören şu gözleri gördüm!. Bünhilde: "Ey kahraman çccuV. uzaklarda bir kayanın dibine varıyor..

. insanların çoğunun mahkûm olduğu yoksulluk acısını düşünerek ve insanlarda görerek pek müteessir oldu. zabit.ömrünün son yarısında. onun ruhu altındayım. benim için. köylü centilmen. Sigfrit: Yeni hayat. kalemini bu adaletsizliğe karşı şiddetle kullanmağa ve yegâne selâmet yolu gördüğü kendi doktrinini yaymağa başladı. Sigfrit'in yıldızı parlıyor. Bu duygudan sonra. Tolstoy [1828 —1910] Zengin bir kont.— 162 — Karanlık uçurumlardan (tnabudların kara püskülü) gölgesi yükseliyor. göz yaşlarile inşa edilmiş Tiraninin timsali ve kibir abidesidir. Fafner: Hayvan! ihtiras. 6 — Netice Pek mufassal olan Tetrolcjiden yalnız şu birkaç sembolü olsun hatırımızda tutalım: Mabudların Valhaliası: Başkalarını ezme sarhoşluğunun ifadesi. Kanlarla sulanmış hazine* lerden kısır ve hayvanı zevk ve istifadedir. hep onundur. mütebessim ölümüm hep. Her şeyim onundur. orman bahan. ünlü muharrir olan Leon Tolstoy «1828 — 1910» . Tabi! saf ve sadelik ile lirik ateşin zaferidir. derin ve yüksek aşkım. Bu saat. taze ve ilk enerji ile dolu.

Rusonun izinden yürüyen Tolstoy. 1884 te Moskovanın fakir bir mahallesini dolaşırken vaki olmuştur. insanların ıstıraplarını çoğalttığına kanidir. modern cemiyetlerin fenalaştığına. "Bu manevî ıstırap ona. iyi ve faziletli gösterir. kendisini bu işi tasvip eder mevkide görmek ile kendini itham etli. monoton. bu gece düşündüğü şu fi- . Buradan dönüşte yeis ve dehşete düştü. Zengin bir memur. mütebeddil. diye gezmiş. bo zulduğuna. boş ve egoist bir ömür sürmeği. eserinde çoktur. Mazisi böyle gözünün önüne gelince ona bir sıkıntı basıyor. şerit gibi. vaki olan sükûtu ile. Egoistlikten mütevellit bir cehalet neticesinde bunu şimdiye kadar öğreneme diğinden. kısır ve hattâ fena olan şeyleri normal görmek. Tolstoyu uyandıran darbe.. veya dıştan kuvvetli bir darbe iledir ki itiyadın pençesinden yakasını kurtarıp hakikî sefaletini idrak edebilir. Ölüm döşeğinde bütün mazisini. idrakinde anî şimşek çakmalar. mühim bir burjuva olan Ivan. Adamım. İtiyat o kadar kuvvetlidir ki: Bize. gözünün önünden geçiriyor: İyi ve faydalı hiçbir şey yapmadığına kani oluyor. amma sadece kesesini doldurmağı düşünmüş. Bütün hatâların kaynağı şudur: Boş. adî bir şey. müraî. bir kaza neticesinde başına gelen uzun veisdıraplı bir hastalıktan sonra ölmek üzeredir. Tolstoyun böyle vicdan şahlanmaları.. kendi özüle büyük bir mücadele..— 163 — 1 Kendimize karşı samimiyet Tamamen temiz bir hayatın ilk çattı: Her günkü hayatın dışına ait sun'îiiklerini kabul etmekten mütevellit fenalıkları apaçuc anlamaktır. bilhassa "fvan lllıtch'in ölümü. tasan.

bunların her hareketi ve her sözü o gece kendisine zahir olan hakikati. yüksek sosyeteye karşı duyduğu isyanları hatırladı.. Fakat bir an evvel düşündü ki bu bir hakikat olabilir. Nadir de olsa bazen. Tolstoy Çarların zuîmunun tevlit ettiği bu safsataya karşı «Nıkola Pa!kin> eserinde ateşler püskürür: .. mecburiyetinde içtimaî yalan nedh? olduğumuz — "İnsanlar. hayat böyle değildir. onlarda -sanki aynada gibi. içinde bulunan adi vaziyet He memnun olmağı Tohtoyun eseri kadar sarsan hiç bir eser yoktur.— 164 — kirden geliyordu: Eğer benim bütün hayatım «olması lâzım geldiği gibi yani iyi» olmazsa benim halim ne olur? İlk evvel: Hayır. ve tasdik ederler. demesiyle hepsinin de böyle demesi.. Memuriyetîndeki hizmetleri.. Ahlâkî rehaveti. monden şeylere alâkast neye yarardı? Birden bire bunlara arkasını döndü.. Sabahleyin hizmetçisini. Fakat onlan. diyordu. kat'iyetle tasdik ettird'.gördü. bir şeyi sadece ekseriyetin iyidir. ve bütün hayatı boyunca bunları acı acı hatırlad'. kızını doktoru görünce. müthiş ve muazzam bir yalandan ibaretmiş. Bu isyan zamanları bunları çabucak dağıtsa da hayatının en kıymetli zamanlarıyle. aiie hayatını tanzim!. Kendini. grup halinde olunca. 2 — içtimaî valan: Behemehal kurtulmak . ona benzer şeyleri kendi zamanlarında görünce hiç ses çıkarmazlar. Bu halde şimdi ilk vazife: Kendini ve etrafını tetkik etmek ve olmaklığımız lâzım geldiği gayet vâzih bir fikir edinmektir. der. İnsanlar beşer tarihinin cinayetlerle dolu olduğunu gö rüıler. sonra refikasını... Artek tamamen anladı ki şimdiye kadar geçen hayatı.

sadece ahlâkîdir. Bizim zamanımızda da mazinin çirkinlikleri var. öyle ise asıl temel iş: Kalbimizi temizlemektir. Tıp* ki dedelerimizin de kendi zamanlarındaki çirkinlikleri görmedikleri gibi.. İsanın "Sağ yanağına bir tokat vurana. bedenen ve ruban mahvolmaktadır. Yanliz Tolstoy. Üç yüz bin adam. zindanlara atılmış. deiin hayrete düşürecektir. Bunun için Rus kilisesi. cemiyet için yaşamağa sarılmaktır. can çekişiyor. Tolstoy'a göre manevî varlığımızı. Başkalarına yardım ve cömertlik ile mûterafik değilse. her zaman böyle olmuştun Bizde de böyle olacaktır. Bu. 3 — Ahlâk ne? Hastalığı böylece tesbit ettikten soma bunun devası — Deva.. Yaptığımız hatâlara karşı biz de köileştik. fakat biz görmüyoruy. sözünün kayıtsız ve şartsız taraftandır. Tolstoya göre. bunların çoluk çocukları da açlıktan ölüyorlar. Hiristiyanl. Bütün bu korkunç manzaralar. müstakbel nesilleri. onu aforozlamiştır. 5 — Yeni hayat . despotların zulmünü normal telâkki ve kendi kendilerini aldatmakta devam ettikleri müddetçe ilimlerin ve müesseselerin ilerlemesinin hiç kıymet ve ehemmiyeti yoktur.. san'at ve ilim. . 4 — Din Tolstoy.ğın formalitelerine düşmandır. sol yanağınl da çevir!. insanlar. Dört el ile içtimaî ahlâka. bizim böbürlendiğimiz. böyle samimi ve sağlam ahlâk üzerine kurarak hakikî «yeniden doğma» . Milyonlarca adam fabrikalar esaretinde. birer mefsedet ve egoizm vasıtasından başka bir şey değildir.- 165 - "Ayni çirkin şeyler var. bugünkülerin canlılığı ve hissizliği karşısında..

içinden atmıştır. içkiye düşkündür ve cemiyet onu. iyiliğe karşı . Nekuldofun kalbine. yakıcı samimiyetli. 6 — Netice: Tolstoy. Sibiryaya onunla gideceğini beyan ediyor. Ruso gibi. fenalıktan daima çekinmek. içtimaî yalanlara karşı en gür bağıran. Son romanı olan «Resurrection. nedamet ateşleri içine düşüyor. Mahkûm olan kadın Sibirya zindanlarına sevkedlliyor. Moskovada jürüiğe seçiliyor. zindanlarda arayıp bularak izdivaç teklif ediyor. hüküm giyen bu kadın evvelce ailesinin hizmetçisi idi. Ve hatâsını tamir etmeği arıyor. Koğdu. Diğeri. büyük bir şahsiyet olup. müthiş. Zengin ve münevver olan bu kont. Kont için bu. Normal düşütçe. O kadın ki cahildir. bu hadiseyi tamamen tabiî bulur. sathî. Halbuki o.Bâsü badelmevt» inde bunu tasvir eder. Fakat bütün bu çalışmaları neticesinde «yeni hayat» a götüren <Bâsü badelmevt» i hissettikçe temel ahlâk kanunlarım daha kuvvetle anlamağa başlıyor: Her mahlûku candan sevmek. çirkindir.— 166 — mizı temin etmek lâzımdır. trajik şefkatli. kendini zararlı bir kadının hizmetine hasretmek üzere hepsini terkediyor. iki şey doğuyor: Biri beşerin adaletinin şekli. Böylece onu sefalete attı. Eserin kahramanı olan «Nekuldof». Kadını. Hem vaktile patronu oluşundan hem de şimdi hâkim mevkiinde bulunuşundan kendini bu mesele karşısında iki kat mes'ul sayıyordu. Bu sırada mahkemeye her türlü fenalıkları yapmış ve nihayet katil ile itham edilmiş bir kadın geliyor. uzun bir tecrübe ve uğraş• ma oluyor. egoist bir içtimaî nizamı idameye sky olup vicdanı tatmin etmediği ve bunun nefrete şayan bir komedi olduğu.

Hürriyet deyirce anladığı şey: içtimaî konvansiyonun dar. Norveç. Bunda ötedenberi gelmiş işleri yapmakla insan kendim faziletli ve iyi zanneder. Donmuş ve tembel ruhları hareket ve hararete getirmek için haykırır. miskin ve felce uğratan şeylerin tamamen zıddıdır. çok fakirlik çekti. Ibsen de beşer hürriyetinden pek yüksek neticeler bekler. nihayet hâkîk! ahlâkı bulmasını tasvir eden dramları pek kuvvetlidir. 1 — Hürriyet : Büyük romantiklerden Hügo ve Misele gibi.— 167 — eşsiz ihtiraslı bir ahlâkçıdır. Eserleri ahlâkîdir. dram şiirleriyle ûn kazanmazdan evvel. Bu nevi ahlâka düşman olan Ibsenin. Ibsene göte cemiyetlerin yarattığı ahlâk birtakım (batıla • prejüje) lerden ve hakikatte ahlâkî bir kıymeti ol* mayıp itiyatlardan doğan hal ve hareket kaidelerinden ibarettir. Edebiyatta romantizme saliktir. Ibsen [1828 — 1936] 1828 de doğan Nerveçli Ibsen. ve gittikçe gereneğin içine saplanır. İtalya Münihte dolaştı. ferdin böyle basma kalıp ahlâka karşı isyan ederek. Sesi 19 uncu asrın en kuvvetli ve keskin ahiâk mayası ve samimiyete davet edicfsidir. Bu . gider.

. ancak kendi kalbinin derinliklerin* den kendiliğinden gelen hissiyata . bir fıçı gibi. tıpkı c m s z bebeklerin varlığı gibi.— 168 — bapta ve cesaret: herkesle beraber (Çarşambadır Çar samba) demlyerek. 2 — Ferdiyetçiliğin hudutları: Ibsenin bu hürriyetçiliğine bakıp ta insanı tamamen serbest bıraktığını ve intizamsız bir hürriyet ve anarşiye teşvik ettiğini zannetmiyelim. " Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin! ? mısraını şiar edinmektir. olan mahlûkların yanına. Ibsen bu eserinde gösterir ki İnsanın . kendi içine kapanır! > yazılı bir tımarhaneye götürür.tek başına kalmak pahasına da olsa itaat etmektir.. Buna dair en güzel piyes: (Per Gynt) tir. karısının ruhunda bir is/an patlıyor. Eserin başlıca şahsiyetleri (Helver ) ile karısı (Nora) dır.. Bu adam. Fert için hürriyet isteyişi ferdin büyük işler meydana getirmesi içindir. bir kere de kapısında < Burad? herkes. (Per Gynt). kendisini bütün arzu ve ihtiraslara kaptırmış bir egoisttir. tamamen basma kalıp ve batıl fikirlerle yoğrulmuş âdi bir insan. Yoksa insanı bozmak ve ahlâksızlık yapmak değildir. Evinin içinde hayat... madd! ve dar egoizmi kırmak. tamamen monoton. en iyi temsil eden eseri «Bebenin evi> adlı dramıdır. Bir mesele hakkında nasıl düşüneceği evvelden belli. Bu ruhî haleti. Ibsen. ve zannediyor ki vazifesi: bu zindandan kurtularak daha ziyade hareret ve hamle ile yaşamaktır. Bu vaziyet karşısında. Bunun için başlıca iki şart lâzımdır: Birincisi.. bu eserinde bizi bir kere yer altında yaşayan ve şiarları < Yalnız kendini kayır! .

halk aşıklarına. . ruhan derlenip toplanarak iç sükûnetine kavuşmağa sevkeden (amour de soi — kendine sevgi ve saygı) arasındaki zıddiyeti Jan Jak Ruso tamamen göstermişti. (Vahşi Ördek) eseri bunu temsil eder. nura tahammül edebilmek üzere birdenbire ve en kuvvetle tenvire çalışmak. bir çok ihtilalar olacaktır. henüz bir batılalardan siikinemiyen lere otoritesini kullanarak. zekâ ve iradesinin kuvvetine rağmen muvaffak olamadı. her şeyden ruh kuvveti. hakikate ulaşa bilir. bilâkis insanlıktan vazgeçerek. dolgan ve ahenkli bir insan hayatı yaşamak değil. hayvanlığa inmesi demektir. Bazen halk. Hsr fert ancak mufaza ve irade kuvveti iledir ki. Bunun faydasi olmaz. hislerde sebat ve iç sükûneti ister. halk düşmanı na* zariyle bakar. Çok zarif ruhları. akdye ve seciye ferdiyetçidir ki.— 169 — zevke tabiî kaprislerine bi/akması. Kütle ile yüksek şahsiyetler arasında bu noktadan. ayni dersi yenilemiştir. nefsine halcim olma. Yoksa bu dışarıdan herhangibir nas (döğme) veya kanun ile verilemez. Kütlenin kabul ettiği akideleri ve düzeltmek ve ve insanları gittikçe yanlış yoldan kurtarmak istfyenlere karşı. Sebebi. Her türlü kibir gururlara sayısız can sıkıntılarına sebep olan (atnour propre — izzet-i nefis) ile. onları tamamen kaybetmek ve ıstıraba düşürmek demektir. henüz daha kanatları tüylenmemiş olanları uçurmak istemişti. Ibsenin kahramanlarından biri olan (Brand ) . Maddi ve kaba huzuzata kat'iyyen gönlü akmaz. ikinci şart şudur: Ammenin kanaatları üstüne çtk mı ş olan ferdiyetçi. kütle maalesef soğuktur. Hakikî ferdiyetçi. Ibsen. " siz benim gibi yükselin! „ dememelidir.

Herkes için tek bir gaye vardır. Başlarına geçmiş olan mahdut kafalı adam köy ağası.— 170 — 3 — İrade kahramanı Hakikate. Her şey dökülüp saçıldığı perişan olduğu halde o bütündür. bütün ruhları tutuşturabilecek. yalanı susturalım ve genç bir arslan olan iradeyi uyandıralım. Ey benim doğduğum bu derelerde güç bir hayat yaşıyan insanlar. Küçüklerde de büyüklerde de aynidir. Bîr tunç levha olmak. Bu dram. bir alev gibi beliriyor. Yeni gelen Pastur Brand. geliniz bana! ruhlarımızı bîrbirne dayıyarak. (Bebek evi) zindanı. Büyük işlere şahlanıyor. bu durgun muhitte. kahramanca hare* ketlere susamış bir adam. can ve gönüllerimizi birleştirerek temizleme işine baş vuralım. 1864 Slesvİg muharebesinden sonra. egoizm tuzağına düşmemek. politikanın adiliği ve darlığı tesirile yazılmıştır. Burada yaşıyan fakir balıkçılar. hasisliğe. bu zavallı sürüyü bu sefil ve acıklı vaziyette tutmak için onları itiyat ve akideleri içinde hapsetmekten başka hiçbir şey düşünmüyor. kendi ulaştığı yüksek noktaya kütleyi maharetle çekmeği bilmek: fşte Ibsenin aradığı kahraman. Nursuz bir hayat yaşamaktan nefret ediyor: «İnsanı hür kılan da. Onun istediği kahramanın portresini. Burada harap bir köyün evleri falegierin gölgesine sıkışmıştır. burada boğucu ve hüzünlü bir peyizaj ile yerini değiştirmiştir: Buzlu sisler arasında kaybolmuş bir Norveç fiyort1]'. kararsızlığı alaşağı edelim. Bunda alelade hayat. en sönük renklerle tasvir edilmiştir. açlığa. belki (Brand) eserinde görürüz. bunun üstüne Tanrı ne isterse yazar» . tek başına ulaşabilmek. icabında. Çelik bir iradesi var. en benzer surette. yaşatan da iradedir. kıskançlığa kurban gitmek üzeredirler.

kendini dinleyen insanları. Tek başına kalan Brand. yol biraz güçleşir güçleşmez kütlede cesaretsizlik ve mırıldanma başlıyor. dirik. fatihlerin idi: Maddî ve askeiî kuvvete . lâkin sonu muvaffakiyetsizlik.— 171 Brand. her günkü maddî ihtiyaçlarının ardından koşmağa başlıyorlar. diyor.. Yalnız bunu pek mübhem tasvir etmiştir. Kütle. Biraz daha ilerleyip yorulunca. Hasta düsen çocuğunun. Muhit. ölüm döşeğinde olan anasını hasisliğinden vazgeçmediği için ziyarete gitmiyor.. Hasılı Brandın hayatı yüksek bir manevî inkilâp yapmak teşebbüslerîle dolu. Kütle tepeden koşa koşa iniyor. sürüler ile balık geldi!. yüksek ahlâkî hakikatlere taptırmak (şiir Iisanıle. evvelâ orun ardından gitmeğe niyetlenmiş görünüyor. Ha bire gayret.. öyle hareket ediyor. beşeriyetin daha şerefli devresi geleceğine bir (üçüncü hükümranlığa) inanır. fakat imkânı olmıyan bir şahlanma istemesiyle kendini mahvetti: Bütün kütlenin. Büyük romantik şairler gibi lbsen de. bir avalanş altında öiüp kalıyor. o vazifesinin başından ayrılıp gitmeği reddediyor ve çocuğunu kurban veriyor. cesur ve temiz adam yapmak istiyor. Amma sonra ıstırap ve fedakârlık devresi geliyor. insanları. söyliyorlar.. Fakat çürük bir niyet. dar ve miskin akidelerinden. mükemmel bir (adam) olmağı bildi. dar ve maddeci kiliseden kurtararak onları ebedi. evvelâ kendini iyi karşılıyor. tik hükümranlık. Fiyordun sert iklimine dayanamıyacağını doktorlar.. kendisini taklit etmesini istedi.. Brand. 4 — Üçüncü hükümranlık: Bununla beraber ibsenin son sözü bedbinane değildir. O. Brand düaünöyör ki ruhları uyandırmak için hal ve harekette çok sağlam olmak lâzımdır. en yüce tepelere çıkarmak) istiyor. köy ağası arkalarından yetişiyor: "Koşun. Yola dizilip tepeye doğru çıkmağa başlayınca..

derunî hürriyet hissini tam bir surette inkişaf ettirme» liler. Kalplerde ve ruhlardı derin bir İtaat itiyadı bıraktı. . kal1 i ifadelerle tercemeye imkân yok. Bugünün insanları. kuvvet. maddî realiteler mi? Yoksa sadece: Saadeti felâketlerle çarpışmakta bulan ve kendi kendine kâfi gelmeği. Ibsenin şairane teşbihlerini. Ancak bu suretledir ki hakikî insaniyeti yaratabileceklerdir. içleri ne ise dışları da öyle olmağı aramalılar. salip ağacı ise ıstırap ve fedakârlığı temsil ediyor. kahramanlık Burada Ibsenin kastettiği saadet. diyor. kinci hükümranlık. hîr zaman her yerde vicdanlarının iyi ve doğru dediği şeyi istemeli ve bu adalet hissine göre hareket etmeği bilmeliler. Tanıma ağacı.- 172 - dayanıyordu.. haz ve meserreti. daha doğrusu bunların en iyileri. Bunlar hal ve hareketletile takdire değer insanlardı amma bunlar unuttular ki iradelerin kuvvetlenmesi ve ilerilemesi. ferdin kendi içinden gelmelidir: haricî bir iknadan değil. Bu büyük ülküyü kim reaüze edecsk? lbsen: "Tanıma ağacı ile salip ağacının birleşmesi. Çünkü. ve sonra beşeriyeti düşürdü. Yalnız ıstırap İse kansızlaştırır. Bu ikisinin birleşmesinden yalnız ferdî değil saadet ve bahtiyarlık ta doğar. mert ve ahenkli bir ruha malikiyet mi? Bunu pek iyi seçemedik. kimseye boyun eğmemeyi bilen. Amma memzuç olurlarsa en dolgun bir hayat yaşamış oluruz: O zaman ruh alevlenir ve enerji uyanır. Her iki nevi de tek basma hâkim olunca bizi gaflette bırakır. (Apotre — Havari) lerîn idi. Onlarda işte bundan muvaffak olamadı. Bunnnla lbsen belki şunu demek istiyor: tasanın kalbinde kibir ve haz hüküm sürerse insanı bozar.

fçi ne ise dışı o OIÎ çaktır. Rahipliğe girecekti: vazgeçti. âlicenabane faliyetlf. Ülküsünü realize etmcsile. ne hizmet edicidir. Kollej ve üniversitede iyi tahsil etti. kendi kalplerine doğan vazifeye misyoner varlıklarını vakfedeceklerdir.— 173 — 5 — Netice: Fransız romantikleri. Ibsenin kahramanı ise ne baştır. ve bunun başlıca fikir- . Çünkü kahramanları. fikren müstakildir. hakikatte ferdiyetçi değildirler. Ve bütün insaniyeti temsil ve ona hizmet edeceklerdir. Vilyam Moris ( 1834 1899 ) Vilyam Morİ5. ateşli nikbinliği ile dikkate şayandır. fıtıî mevhibelerin tenevvüu. Şairliğe döndü. Biihassa (Ruskin) in tesiri aifrnda kaldî. I§ci şâir ve muharrirdir. Vaziyetterinde ve tiklilerinde tamamen samimîdir. ( Rosetti) gibi şairler : ( Burn e j o v e s ) gibi ressamlarla dostluğu varch. örnek ve yüksek bir insan olmuştur. 1 — Hayatı ve eseri 1834 te orta halli bir aileden dünyaya geldi. İçtimaî yalanlar arasında temiz ve gürbüz bir kuvvet ve (ferdî yükselme) imkânının canlı bir hücceti şeklinde yükselir.

Böylece. Bu işlerle beraber eserler de yazıyordu. bundan cesaret alarak. Heyecanlı ve genç ruhlu bir adamdı. Renkli camlar. ve müstakil bir hayattan sonra 1899 da öldü. ihtirasla. kitabını yazdı ki bununla ütopistler sırasına girdi. Bu mesele. benimsedi. Bütüı bu işleri yanında. iş. ve ( Kelmscott) da bir matbaa ve bir de kitabçı dükkânı açtı. Halbuki bu hal Makinecilik ve seri hayatına girdiğinden itibaren her yerde hemen bir kaide gibi oldu. fabrika larin . sidir. 1891 de „ Hiç bir yer. 10 uncu asn işgal eden en mühim meselelerden biridir. çok ün kazandı.— 174 — lerini. konferans vermeğe ve halk terbiyesi için çalışmağa da vakit bulabiliyordu. Moris tarafındın tekrar basılan bir eser de ( Toris Mor) un " Ütopi. insanların uzaklaştırıcı çirkin ve karanlık nokta* lanna attı. Buna biraz sonra ('•kırmızı ev) denildi. insan için en büyük bedbahtlık: sevmeği işi yapmak mecburiyetinde kalmaktır. < Kırmızı ev > büyük muvaffekiyet kazandı. çalışkan. bir kölelik ve alçaltıcı bir şey oldu. Uzun. Moris.. Buna ilâç olmak üzere sosyalist doktrinlerin . Basacağı kitapların tipoğrafini ve resimlerini kendi yapıyordu. Şiirler ve hikâyeler yazmakla beraber resme ve yağlı boyaya da çalışıyordu. Moris te şuna kanidir k>. Ostadı Ruskin gibi. Bir kaç arkadaşı ile beraber bir (tezyini sanatlar) evi açtı. dıvar resimleri. " Sevinç ile yapılım* yan herhangibir iş.. 2 — içtimaî mesele ve sanat Sanat ve güzellik ahlâkının ne olduğunu (Ruskîn) de görmüştük. yapılmağa değer bir iş değildir. Teknik o kadar ilerledi ki işçiyi. Burada evlerin ve resmî binaların tezyin işlerile uğraşıyordu. halı ressamlığı ve saire yapılıyordu. Ona en ziyade nüfuz edenlerden biri (Moris) tir. kitabettik yapmağa özendi.

ucuzca. halk sanat. kıymetli kumaş ve saire gibi maddî lükslerin yerine. > Diyor. Bu da encak en mütevazi işin de artistik bir surette yapılması ile mümkündür. Sanat. Böyle olduğundan itibaren sanat eserlerin müşterileri çoğalır ve eJ işlerine ve sanatlarına güzellik girer. muesır bir muharriri şu formülünü : " iş bu. Ve bu sayede amele de. Bunun içindir ki meslek! ter* biyeye ve bilhassa resme çok ehemmiyet verir. eğlence değil. güzelliğin az çok bir ifadesi olur. bü - . bir işi zevk duyarak yaparsa onda şahsî bir tam g ası olur. Morise göre her sanatın. O zaman tngilterede bunu yapmak. İnsan. Herkes. Buna varabilmek için artist ite el sanatları sahihleri arasındaki duvarı kaldırmak lâzımdır. mahirânebir iş ile meydana gelebilecek gayet ucuz bir şey üzsrine yapılacak şekil kaim olmalıdır. hayat verici bir Hümanizmin vasıtası olacaktır. Nihayet İngiliz sosyalist partisine girdi. Moris'in öne sür* düğü fikir: işi. zevk ve zekâ ile yapılma ğa müsait bir yeri vardır. Sanat. İçtimaî sanat. demokratlaştırılmış olur. ve o iş. hakkını almış olur. yeniden bir sevinç kaynağı yapmaktır. Ruskinden soma Moriste: < Sanat. „ yok etmektedir. bu suretle aristokrasiye münhasır kalmaktan kurtulur. sanattan istifade edebilir. bütün içtimaî meselelerin bununla halledilip biteceğini zannediyor değildi. işine karşı insanın duyduğu zevkten ibarettir. inci. ve yükseltici. Fakat el sanatları yaptıkları şeyler de amelî ve kullanılan peyler olmalıdır. sulh ve saadetin kaynağı. Altın. Moris.— 175 — öne sürdüğü şey: menfaatin ilgasıdır.

— 176 — yük bfr cesaretti. Bunlar bir filozofun mülâhazaları değil bir artistin rüyasidir. Ve o gece modem hayatın çirkinliğinden. Morisindir: «Tasalı insanlar arasında çabuk ihtiyarlanır. hararetli ve mübhem geçmiş. bir dostu ile müstakbel sosyete hakkında konuşmuşlar. Bu «misafirler evi» rsde. Zarif bir surette dıralara bürünmüş kadınlar. iktisadî ve siyasî meseleler de var. . âdi bir iş değildir. ve bu terbiyede zevki yükseltmek isi. genç görülüyor. Şu güzel tâbir. Müellifin evi de «misafirler evi» oluyor. hayal ve rüya âlemine kaçıyor ve o zaman bu «Hiç bir yerde. Bu realiteden. takat içinde yaşanılan muhit: Sevinç. ve hazinliğînden canı sıkılıyor. baş döndürücü süratinden. Açık gökte güneşin tatlı ve ilik bir harareti ile insanın içi neşe ile doluyor. sıhhatli ve güzeldirler^ Tem'z giyinmişlerdir. halk teibiyesinden ibarettir.. Moris. Bütün bu nevi eserlerde görüldüğü veçhile. çünkü hepsi mesuddurlar. romanına eğlenceli bir mukaddeme ile girer: Bir akşam. ziya ve güzellik muhiti olacakar. hâkim fikir: Müşterek hayatta ve bütün vatandaşların tam müsavatıdır. Blâkis hürmete değer iştir.. hürriyetin ve genişliğin tadı tadılıyor. Evlerinin ve erkeklerinin işlerini kendileri görüyorlar. Bu da gösteriyor ki ona göre içtimaî meselenin sanat yüzünü halletmek kâfi değildir. > İnsanlar. meselenin can evi elmalıdır. insanların hepsi. Her şeyde ahenk ve güzellik var. Sonra balık istifi gibi yer altı trenine binip evine gitmiş. Bununla beraber Morisin sosyalizmi. geçtikleri yerlere küçük lavanta çiçeği dalları saçıyorlar. Çünkü ev işi.. müstakbel sosyeteye aid bir ütopi lomanının bir kaç faslı gibi gösterir. eserini Moris. Münakaşa.» kitabını yazıyor. 3 — "Hiç bir yer. Şehirlerin içinde dumanlı fabrika bacaları yok..

Evlerin içleri de temizlik. ot biçmek. hürriyet içinde ve oyun ile terbiye edilecektir. sevimli olur. de var ki buralarda. Böyle kendiliklerinden bir çok şeyler öğrenmiş olacaklardır. Bu taktirde işçilerin gayretini arttırmak için bi takım mükâfatlar ihdasına lüzum kalmıyacaktır.. halkta yeniden sıhhî bir muvazene tesis etmiştir. * Morise göre şahsi mülkiyetin ilgas'. birleşmesi lâzımgelen işçiler birleşerek çalışmaktadırlar. insanda çalışma zevkini azaltmaz. Evin ön tarafım tezyin bile bir sanat eseridir.bir yolun tamiri ile meşguldür. kır larda. ormanlarda küçük midilli beygirler üstünden sıçramak.kuvvet ve*meharetlerini göstermek için. biraz yapıcılık ve marangozluk öğreneceklerdir. ahenk ve güzellik örneği. hakikî ihtiyaçlarını bilir ve yalnız faydalı olan şeyleri imal eder. Şehirlerden köye dönüş.. bahçeler. Çünkü o. 12 . İmal ettiği şeyleri de neşe içinde imal edeı. grup ormanlarda.. Gönül arzusile ve hürriyet ile olunca iş -oıta zamandaki gibi angarya değil. Çocuklar. her iş hoşuna gidecektir. Kendi kendilerine yüzmek. Herkes. yaptığı işde görülecektir. içindedir. > Morisin yeni şehri. tutacağı işi tayinde serbest olacak. grup. Çocuklar. Birtakım "birleşmiş atölyeler. plajlarda oynıyacaklar. çünkü ayrıca dinlenme için kâfi zamanı ve geliri vardır. Yeni adamın. Bu suretle her iş hoşa giden bir idman olacaktır ve hiç kimse bundan çekinecek değildir. bugünkü «Septe Jarden» tipidir. Rusonun (ETHI) I gibi bir terbiye eski mânada mektep yok. Seciyesi ve şahsî zevki. Kezalik başka bîr grup . Ve köyler şen ve şataret içine gömülmüştür. herhangi bir iş icabt. Evler.— 177 -Bundan başka «bir hanım için evini maharetli tanzim edebilmek bir zevktir. Ceza F.. hayatın kendisidir. Cinayetlerin çoğu yok olmuştur. "işin mükâfatı.

4 — Netice Bu mucizelerin nasıl usule geldiğini Moristen sortnıyalım. bu rüyalarını. derin bu surette gayri ahlâkîdir. Morise göre bu düşkünlüğün sebebi. O. umumî sahada. Morisin sözleri.İle gösterdi. iş iie makine arasındaki ahenksizlik iie bir de büyük mikyasta istihsal hırsıdır. lükse karşı mistik bir fesahat iie soz söylemekle kahniştt. . Amma o. Moristen evvel Ruskin de bu mealde fikirler öne sürmüştü. bunların rüya olduğunu saylıyor. Mes'ut ve neşeli ve " şahsî serveti atıp saadete kavuşmuş olan bu insanlar. insanı boğmağa ve hayatını çirkinleştirmeğe sebep oluyorsa o iş. csza fikri bile. tabiî bir faaliyet ve bahtiyarlık sevinci içinde bir arkadaşlık hayatı yaşamaktadır. dikkate değer şey. sanat üzerine olan fikirleri ilâ sosyetenin düşkünKiğü sebebi üzerine olan fikridir. bunu i. Feriler arasındaki musavalsızük nasıl yok olmuş İse milletler arasndaki rekabet te yok oinsu^. Çünkü o da. Yalnız moriste. bugünkü (teknik rasyonalizasyon) karşısında masal gibi kalsa bile onun şu kanaati her zaman dikkat ve hürmete şayan kalacaktır: " Eğer is.— 178 - kalmamış. tahammül edilemez bir şey olmuş. Fakat Mbris. bir sistem hahne koyacak kadar fikir kuvveti gösterememiştir.

1902 de bir Psikolojik izahlar şaheseri olan (Varicties of Religions Expeiiencis = Dinî tecrübe başlıkları) nı yayınladı. Amer ikada hiç bir filozofun elde edemediği başarı ve halk arasında ün kazandı. FiziyoIoji ve nihayet felsefe hocalığı. 1842 de (Ncwyork) da dünyaya geldi. ince ve renkli tahliller yapma merakı onu Felsefeye çekip götürdü. 1900 den sonra yalnız Felsefe ile uğraştı. Kendinden bir yaş küçük olan kardeşi ( Hanri ) ile beraber Fr an saya tahsile geldiler. Felsefî ilk eseri ( The will to belive = inanmak iradesi 1897 ) idi. Ceymis. İngilterede kalarak nihayet ingiliz vatandaşı oldu Vilyam. D . Fransada ( Şarko ) ve diğer akü hastalıkları mütehassıslarının derslerime devam ettiler. ( M . Psikoloji olaylarını. ilk önce Anotomi. . Ameri kaya dönerek. Ceymis (1842 — 1910) Vilyam Ceymis. genç Amerikan devletinin ruhunu pek iyi kavrayıp ona en uygun bir şekilde hitap etmeyi bildi. = Master Degri ) sini 1870 de Harvard Üniversitesinden aldı. 1872 den itibaren ölümüne kadar ( 1910 ) burada hocalık etti. I89O da yazdığı ( Psikoloji) si. Hanrı. Fizik ötesi demek: eşyayı en açık bir tarzda düşünebilme çalışmaları demektir. Babası mistik bir filozoftu.— 179 — W . anatomi ve fizik ötesi tahlillerle doludur. Ceymis'e göre. Felsefeyi şöyle tarif eder: Eşya hakkında en iyi anlaşılabilecek bir şekilde düşünmek.

Cermen Fizik ötesinin Pedantesk terimlerini hiç sevmez. Pragmatizm Ceymis'in düşüncesi ddma eşya üzerindedir. eşyanın . Bu dokum. bazılarının sandığından çok daha ziyade İyi bir aynadır . Akım.— 180 — 1907 de mejhur ( Pragmatizm ) ni 1909 da ( A Pluralîsttc Univers — Çoklu kâinat ) île ( Hakikatin mânası ) Ölümünden bir yıl sonra 1911de ( Bazî Felsefe meşeleri ) 1912 dr de ( Radikal Amprizm denemeleri ) çıktı. Bu meselede işe psikoloji ile başlamış ise bu. . . onun karanlıklar içinde dolaşmayı sevmesinden değil. lems ve kalıp şeklinde . Eski ingiliz atomcu Psikoloji. aktüalite ve reaHte aşkıdır ki Ceymisl pragmatizme çekip götürmüştür. Hiyum'un sandığı gribi sadece ayrı fikirleri kavrayıp yansıtmakla kalmaz. fikri : haricî ve maddî realitenin bir aynası gibi kabul etmesindendir. Düşünce bir akımdır. Ceymis'e göre bu. (Haris) ve başkaları Hegel felsefesini Amerikaya sokmak istediklerinde.koku.Fizik ve Kimyanın bir kopyasından ibarettir. Bu akım içinde fikirler meselâ kandaki yuvarlaklar gibi geçmektedir. Tahlile ben de oradan başlıyacağım. Her şeyi bir döküm ve mâna içinde götür.ki eşyayı yan yana gelmiş ayrı ayrı fikirler olmak üzere alırlar. Felsefesini bilhassa bu son eserinde en açık anlatmıştır. Araçsızlık. bir nisbetler sistemidir. bunu sokmamak için tıpkı bir hastalığa karşı uğraşan karan- . Fransız Ekolünün apaçıklığına vurgun olan Ceymis.bir mutâsıdır. Ceymis. Fikir ve duyguların bir devamlı akımıdır.

pratik hayata uygun ve başarılı olması demektir. Ceymis. aynı zamanda hakikattir de. bir tecrübenin formülleşmesi. 1878 de ( Ch. Hakikat (iyi) nin bir türlüsü olup ondan tamamen ayrı bir sınıf değildir. "Nasıl hal ve hareketimiz için uygun olan yolun adı (doğruluk) sa. (objektif nesnel) hakikat olarak alınır. meydana getirtip getirtmediğine bakmalıyız. Yoksa sonu gelmez münakaşalardan başka bir şey çıkmaz. Hayat yolunda iyi olan her şey. Hakikat demek. (Uygunluk). Tabiat kanunları. «demişti. Nasıl ki (hükümler) ve (zaruretler) de böyle bir nispet meselesidir. Ceymis. Bunlar Öyieaçık mâna kazanmışoldular ki sanki Eflâtun'un meşhur mağarasından bir öğle güneşi altıea çıktılar. iyilik ve güzellik gibi. . bunu felsefenin temeli olarak almıştır. (hakikat) in yeni bir tarifini yaptı. Bu da şüphesiz ki faydasız bir şey demektir. O Felsefeye : " Bir kuru lâf harmanı „ der. işte bu ilkeye sarıldı. Onları bu mehenge vurunca bir kimyevî tertipten elektrik akımı geçirmek gibi bir hal oldu. onun meydana getiidiği neticelere bakar. düşüncelerimiz için uygun olan şey de hakikattir. Ceymis. Yoksa herhangibir nesnenin kopyaları değildir. ebedî ve değişmez. geniş ve uzun vadeliliği de içine alır." Pragmatizm. bundan ilhanı alarak. Ceymis.— 181 — na doktorları ve memurları gibi uğraktı. (Spinoza). Varılacak özel neticelerin önceden doğru hesaplanmasıdır. Eski fizik ötesi problemlerini bu mehenge vurmağı sınadı. bîr fikrin menşeini arayacak y&rde. Peirce ) in „ Fikirlerimizi nasıl vâzıhlaştinrız?» başlıklı bir makalesinde: «Bir fikrin doğruluğunu anlamak için onun bir iş. (hakikat) de: objektif bir nisbettir.

zaruretlerdir. bunu kurmağa uğraşmıştır.— 182 — Pragmatizm. ilkeler. iyimser ve münisttirler. beşer hürriyetini kabul ederler. FataÜst. zarurî farz olunanlar üstünden aşarak da sona. Determinizim'i reddetmede birinci olmak üzere ikisi karmasidir. Burhanları bizi dikte eden. Belirgin ve dağişmez nasları. sorusuna cevap aradı. Meselâ Ceymis. Zira Determinizmce inanacak olursak Hint mistiklerinden farkımız olmaz. kategoriler. meyvelere bakar. düşüncenin yönünü. Bazt meydana vermede mizaçtan mizaçlar da bu ikisinden birer parça katılarak gelmiştir. Zaruretleri dikte eden burhanlar değildir. iradesine sahip mî? — Elbette. Darvenizm: menşe nedir? (Neblöz) lere daldı. Pragmatizm: (sonu ne?) yi aradı. İdealist.. filân ve falan felsefeyi kabul ediyorsa bu (nesnel gerçek) i elde ettiğinden değil bünye ve mizacına uygun geliyor da ondan. . — İnsan. geleceğe ve aksiyona çevirmiştir. Böyle ikisini armonize edebilecek bir fehefe var mı? Ceymis. karanlıklarda dalıp kayboldu. 2 — Sert ruhlular: dinsiz ve materyalisttirler. neticelere.. Mizaçlar bu bapta iki türlüdür: 1 — Yumuşak ruhlular: dindarlığa mütemayildirler. Bu suretle o. karemser ve septikdirler. hadiselere kıymet ikinciden. Skolâstik: Eşyanın mahiyeti nedir sorusunun cevabını aradı. Ploralistik. İnsan.

gibi (tabiatle mücadele) de harcamahdtrlar. Tanrıya iman pek mühimdir. (Tain) in her terakkiyi: (ırk. kanal kurma. bir çok mağlûbiyetler ve başarısızlıklarla dolu olmasına rağmen başarı ve zafer elde etmeği bilen insanlara. gerek cemiyet için ayrıca ihtiyat enerji daima vardır. Uyanık olma ve ahlâki hayat için. der. Ceymis'e göre her insanda gerek ferd. manevî öte hayata inanır. bataklık kurutma. Bunu ispatlamak için Ceymis. bunları vereceği telâkkisini ilham ederek.— 183 — Eğer sürmekte olduğumuz yaşatabilecek bir hayat varsa.. bir uçsuz bucaksız sergüzeşt sahası g-ibi alsın. ona göre esas. Ceytnis. öyle bir hükümet lâzımdır k(.. her türlü dinlerdeki insanların tecrübelerini (Dinî tecrübeler) adındaki eserinde göstermiştir. vazifesinin ferdlere hizmet olduğunu iyi kavrasın ve yapsın. Her şey. fırtına ile batmış bu sahilde gömülü bir . Ceymis. doğru bulmaz. ferddir. hattâ felsefe bile bir vasıtadır. Tehlikelere ve başarısızlıklara rağmen cesaretle ilerleme telâkkisini eski Yunanlılardan kalma bir anıt taş üzerindeki yazı pek güzel açıklar: «Gemisi. muhit ve zaman) a vererek ferde kıymet vermemesini. Diğer taraftan öyle bir felsefe lâzımdır ki kâinatı bir (şema) gibi değil. muharebelere harcamaktadırlar. Bu ihtiyat enerjiyi insanlar ve milletler. Halbuki bunu asıl: Gene toprak açma. insanı iğnelesin. hayattan daha iyisini Eğer bizi bu sürmekte olduğumuzdan yata ulaştıran bîr fikir varsa. yani: Kâinata. daha iyi ha- Onları almalıyız.

Her şeyin değerini (geniş fayda) ile ölçen (umumî menfaat) felsefesinde. ve çevirmiştir. son zamanın ilim . Bakon'un tecrübî ingiliz felsefesini bir kere daha hayatta kendisine çevirmek istemiştir. Prağmatizm'in kökü: Kant'ın amelî aklında. Bunu. Cemis'in yaaşdıği günlerdeki Amerikan hayatını aksettirmektedir. (The Wıll to blieve — inanmak iradesi) ile vardı.din mücadelesinde Kant ve Bergson gibi • Materyalizmin elinden dini kurtarmağa çalışmıştır. budur). . Darvin'in: (En lâyık olan yaşayacaktır) mda. Şopenhavr'm (irade) sinde. Ceymis. Hoşça kaim.» Pragmatizm. ve tavsiye edilebilecek bir öğüt yok. ölmezden biraz öce yazarak masasının üstünde bulunan şu yazısı pek iyi anlatmaktadır: Kesin bir hükt"m ve netice yok. Zaten birkat'î hüküm var mı ki ona dayanarak biz de bir neticeye varabilelim? (8u.— 184 — gemici size-yelken açmağı tavsiye ediyor ı Birçok cesur gemiler .biz burada batarken • Fıttinaya mukavemet etmektedirler. Yoksa felsefenin eski (Hakikatin ne olduğu meselesini) hal ettiğine kendide kani değildir. İnsanın mukadderi hakkındaki bu büyük hakikate (Ceymis). Denebilecek bir şans. ingiliz tecrüfcî felsefesinde Ve Amerikan hayat telkinlerinde Jdir. Akıl ve mantıkla vanlamiyan. (Con Doi) der ki: Kâinatı bir (olup bitmiş) bir şey gibi değil de bir şans sahnesi gibi almak. Aliaha ısmarladık.

fenalığı şümullendirmekten başka bir şey değildir Almanya. Bir çok insanların avamın . bayağılık.1871 Alman muzafferiyetinin. bu maddî ve adi zenginliğin altında .•— 185 — Niçe (1844 — 1900) Üniversite prefösörlüğü ile işe başlıyan Niçe. ( Vağner ) ile ilk evvel hürmetkar bir dostluk içinde yaşadı. korkaklık devri» der. Yaşadığı devir hakkında Egoizm. yorgun ve uyuşmuş bir milleti uyandıracak hakikî bir din prensibi görüyordu. Bütün felsefesini bu fikir üstüne kurar. vatandaşlarını yükseltmekten ziyade bozup alçalttığını söyler. 1 — Gerileme fikri: Niceye göre avrupa gerilemektedir. Nicenin hayatı. 1870 . Vağner'i ilk evvel âdeta perestiş ediyordu. Felsefesi. modern Avrupa üzerine en derin bir tesir yapmıştır. hakikî enerji ve kahramanane büyüklük yoksulluğu görmektedir. bir insanı kibre düşürecek . eski yunan edebiyatını derin mütalâa ve tetkikten sonra kendine mahsus bir Felsefe öne sürdü. maddî refaha daldıkça o. Sonraları aralarında Şiddetli kalem münakaşaları oldu. inzivada. hastalıkla ve ıstıraplar içinde ve nihayet deli olmakla bitti. fen ve tekniğin inkişafı diye övündüğü şeyler . Müelliflerin çoğu. onun (Bayrot) itak muvaffakiyetini. ve neticelerinde 1870 ten sonra verdi. Son Almanyamn da en büyük muharrirlerindendir. Sonradan Vağnerden nefret etmesi. sebebi bu büyük dâhinin sıfatında. asıl ilerlemenin bu olmadığını cesaretle bağırmıştır. modern devrin ileri olduğunu ve daha da ilerlemekte olduğunu söyler. iikrinde iseler de Niçe .

hıristlyanlığm meş'um ve iğiâl ettirici tesirlerini zamanımızda dahi devam ettirmektedir. böylece. Felsefesinde.— 186 — kadar tantanalı ve bunda merkantil bir zihniyet görmesindedir. Devrimiz en düşük devirdir. Ona göre demokrasi ve hürriyet gibi modern fikirler. İşte insana muhabbetimizin birinci prensibi. Zaitlere ve gerilere yardım etmek mi? — Bundan daha zararlı bir şey var mı? Zaiftere ve deklâselere yardımı emreden hiristiyanlıktan daha muzir bir şey yoktur. Niceye göre beşeriyetin büyük devresi. ... Beşerin hayatı. inişli çıkışlıdır.. «Batıyordu amtna. eski Yunan ile Rönesans devresi. Nıçe hıristiyanlığın en büyük düşmanıdır. hırîstiyanhk ile başlamıştır. fakat harp. Fena nedir? — Kökü zâfta olan her şey.. nura doğru çıkmanın yollarını gösterir. Zaifler ve geriler mahvoisun. 2 — Beşerin ülküsü: Bu halde gâb ilerliyen bu hayatin mânası nedii? Şimdi kendinden bazı parçalan alalım: "İyi nedir? — İnsanda. Üstün devirler.. Bulunduğu halden memnun olma değil. fakat daha ziyade kudret sahibi olmayı arama. der. Miskin faziletli değil fakat değerli ve yüksek kıymetli olma. Her şeyden evvel sulh değil. Saadet nedir? — Bir mukavemeti yenme ve kudretin arttığını duymadır.. maalesef. En fena bozulma. gene gelecektir. bilhassa İtalyan intibah devrpsidir. Lüter diriltti» der. irade ve kudreti yükselten her şeydir. Fakat Nicenin bir de (ebedî dönüş) nazariyesi vardır.

Bu. modern medeniyetin bütün müsbet şekillerini ihtiva ediyordu: tefekkür hürriyeti. samimî. onları birtakım rüyalara sevketmek ve aldatmak demektir. 'İsaHa veya onun havarisi (Pol) da sevmediğim şudur: Küçük irsanlarm kafalarına öyle şeyler doldurulur ki sanki onların (küçük faziletlerinin) bir ehemmiyeti varmış. ahır ette bile hiç bir şey beklenemez. "Yer yüzünün en güzel çiçekleri: kuvvetli. kudıettileri. Hıristiyanlığın. adam oğlunun en değerli vasıflarının kıymetini düşürdüler. Birinciler.— 187 "İtalyan Rönessans'ı. Bunu. dünyanın gürbüzleri. sathîlikten Ve gösterişten nefret. kendilerini her gün biraz daha en kvvetli ve en yüksek yapmağa uğraşan bir (güzideler zümres') dir. Hıristiyanlığın yaptığı işte budur.. doğru fikirlere hararetle sarılmak. insanı kendi kendini mahvetmeğe kadar götürdüler. Koyun kafalılık ve yumuşaklık bu dereceye çıkarılınca bu dünyada şöyle dursun. 8u kahramanların işlerile zaif ruhluların ve kölelerin {küçük faziletlerim) mukayese etmeğe kalkmak. en son vardığı altın devir idi. istibdada boyun eğmemek.. (mes'ut olma)haklarından . her fenalığa rağmen. on asır süren orta zamanın. hür.. kültür zaferi. fenne ve beşerin fennî mazisine karşı heyecan. pek pahalıya mal oldu: Bunlar. sürünün bu (küçük faziletleri). şahsî hürriyet. Fakat bu mertebeye yükselmek: pek asîl ruhlu kahramanlara. Beşerin tekâmülü için insanları asiller ve köleler diye ikiye ayırır. ikinciler hastalarıdır. insanı asla (ebedî hayata) ulaştıramaz. Fakat beşeriyete bu. pek ateşli anlatır: "Gürbüzlerin.. (fevkalbeşer) lere nasip olur. cesaret ve kahramanlık meylinin yolunu sapıttırdılar.

Hastaların gürbüzleri de hasta yapmasına meydan verilmemelidir. Hastahaneierle timaı han eleri. ya bizim arkadaşımız olunuz. neticede itiraf eder. Yahut bizden ayrılıp inzivaya çekiliniz.. Muakis kutuptan . şairanedir. Kollektif. Dostlar.. bir gerinin hastanm ve zaifin egoistliğe hakkı yoktur. yer yüzünde en yüksek noktai nazar bu olmalıdır. İyi arkadaş. 2 — İnsana pek fazla merhamet etmeden. artık filozof gibi değil. bugünkü beşeriyetin yirine kaim olacaktır. İlk bakışta bu ahlâk. işte ancak böylelikledir ki kendimizi —hiç olmazsa bir müddet— bizi tehdit eden iki müthiş bulaşık hastalıktan koruyabiliriz.: sert kavgacı ve egoist görünür. Burada sesinin tonu. 1 — İnsandan nefret etmeden. evvelâ gürbüzlerin hastalardan ayrılması. Fakat şunu ilâve etmek şartiyie ki bundan (ferdî cehd) mânası anlaşılsın. anonim ve teknik bir muharebe değil. Bununla Nicenin pek meşhur (fevkalbeşer) meselesine geliyoruz ki bu (üst insanlar). onlarla karışmaması lâzımdır. Liriktir.— 188 — şüphelenmesi ne büyük ve ne meş'um bir hatâdır. der. öyle ise. 3 — Fevkalbeşer. gittikçe yükselen bir insaniyet meydana getirecektir. bırakınız temiz hava girsin. Vakıa sertliğini. Kavgacılığı da doğrudur. Bu tersine dönmüş dünya kahrolsun! bu utanılacak derecede yumuşamış hisler kahrolsun. Buna ulaşmak için. Egoistliğe gelince: Niceye göre. bilâkis bir fazilettir: Bu seçme. çünkü böyle olmak zarurîdir. coşkundur. Amma beşeriyeti yükselten bir adamda olunca bu. medeniyet üe komşu yapmayınız.

4 — Netice Nicenin ahlâkı. hıristîyanhk zehirinden kurtarmağa davetli görür. size (üst insanın ne olduğunu söyiiyeyim: «Üst insanın.. Bundan sonra. hıristiyanlığın incili fena haber.. t Yan i alelade insan olmıyarak (üst insan) olmaktı?]. bugünkü insan da öyle bir mahlûk kalır. yıkıcı haberdir.. hıristiyanlığm aîlahı ölmüştür. bulutlardan düşen ağır bir damlayım. arzda (üst insan) hükümran olacaktır. "İnsan. "İnsana nisbetle maymun nedir? Mukayese edilemiyecek kadar geri bir şey değil mi? (Fevkalbeşer) yanında. Bunu izhar için «arza ve toprağa sadık kalmak> lâzımdır.. "Şimdiye kadar her varlık.. der. Asıl (iyi haber—İnci!) foeiiimkf. "İnsan. şöyle diye bilmelidir: ben.. maymundan daha maymundur. dünyayı. "Ben. Fakat bu damlanın adı: (üst insan) dır. "İnsanda büyük olan şey...— 189 — bir Isa gibi olarak kendini. kendinden daha üst bir şey yarattı.. Nice diyor ki.. Şimdi de insan. "Siz solucandan insana kadar yükselen bir yol geçtiniz. her engele üst gelmek mecburiyetinde olan bir varlıktır.. Amma sizde solucanlıktan çok şey kaldr. köprü olma istidadıdır. şimşeklerin öncüsüyöm. hayvan ile (üst insan) arasındaki uçuruma Icurulmuş bir köprüdür. Siz bu büyük dalganın geriye çekilişi misiniz? Daha açık tabir ile (insanın üstünde bir varlık) olacak yerde hayvanlığa dönmek mi istiyorsunuz?.. e s k j _ ^ k jcıyjnetlejlnita bilhassa îııristtyanlığmkinin' tamamen zîddlnidîr7~Hârfi harfine . Evvelden maymun idiniz.

. temel kültürünü tarihten aldı. Birincisinde hâkim olan. insanlığın istikbali ile hararetli meşgul olmuştur. Bu müteazzim ahlâkın tehlikeli noktaları oîacsğı şüphesizdir. Fakat hayat bunu da -hirisîlyanlığ» yaptığı gibi. yalnız kuvvete tapar.düzeltir. onu kolayca İstikbale ait düşüncelere sevkedebilirdi. kendi iştihalannı tatmin eden bir insan değil. Anatol Frans ( 1844 — 1924 ) Romancı Anatol Frans. fanidir gelip geçicidir Nevi beşs- . . O zeman enerj yi ve kahramanlığı tahrik eden bir vasıta olur. Maziye zevki ve vukufu.— 190 — ahnsrsa htrisHyanhk esasen ütopik bir şeydi. Taiihçİ idi. Niçeninkinde muakis kutuptan ifratlar vardır. fenalığa karşı mukavemet etmemek ve saire bu dünyada olmıyacak şeylerdir. Nicenin (üst adam) i. Esasen bu mevzu ile meşgul olacağı tabiî idi d e . Bütün mahlû'ilara müfrit bir muhabbet ve merhamet: en geriler en Önlerdir fikri. Eserleri tedkik edilince görülür ki Fransm istikbal hakkında üç muhtelif görüşü vardır. kahramanca yüksek idlere sarılan ve yepyeni bir insaniyet yaratan bir varlıktır. Beşerin hayatı namütenahi olmayan tabiat şartlarına dayanmakta olduğundan. fennî mülâhazalardır. Çünkü Frans.

ihtilâl ülkücülüğüne. Ancak hakîmane hareket edenler. kendilerini kurtarabiliiler... der. terakki fikrine inanmaz. Güneşin harareti kesildiği gün nev-i beşer de yok olacaktır.. Frans. Bu felsefeye göre insan. serseri bir hülya değildir. Mösyö Bergeret. içtimaî aksiyona inanmıştı. (Septik filozofu) nunkidir. bir şeyi tamamen anlıyatnamak zâfında herkese karşı müsamaha ve gâieryüziülük ile hareket etmek kaynağı bulmalıdır. Bunu «Jerom coignard'ın fikirleri» eserinde izah eder. Bunun tasviri de « Epikürün bahçesi » eserindedir. son fasılları bu tezi Üçüncüsü.— 191 — rin ömrünü pek te geniş olmıyan bir zaman sahasında görür. ( Maamafıh şunu da kaydedelim ki bugünkü fizikçiler. 2 — Usul ve istikbal hakkında tahmini Evvelâ şunu söyliyelim ki Anatol Frans'a göre ütopi. Frans'm esas fikri. ütoplye benzer bir şey yapar. O hâdise karşısında Frans. eserinde. Nok- . Bunda Vılyora Moris ile Vels'den ilham almıştır. ve adalet ve hakikatin en son zarurî zaferini ilân ediyor. Sosyeteler ise «yıkma ve yeniden yapma» gibi bir batıl devir üstünde dönerler. Bu telâkki. ağır ağır. şüphesiz. güneşin soğumasını o kadar uzak zamanlar da görüyorlar ki nevi beşer için hemen hemen namütenahi bir devre göstermektedirler). "Ce'Iie des Piyoninsn eserinin tasvir eder. Parise ayak basınca nikbin oluyor. İkincisinde hâkim olan telâkki. Renan'ın statüsü önünde Frans: «İnsaniyet. Dreyfus meşalesinin. beiki budur. fakat durmadan ve daimî bir su* rette hakimlerin rüyalarinı tahakkuk ettirmektedir. Fennî bir şeydir. "Beyaz yol üzeıinde. Anatol Frans'm ruh ve hayatında uyandırdığı heyecan ve nikbinliktir.

Bir asırdanberi küçük sanatlar yerine büyük sanatlar sermayesi kaim oldu. Ortazaman derebeylerinin elinden kuvvet ve kudretin nasıl istirdat edildiğini mütalâa etmekle. Bu zaviyeden bakılınca ütopi. Meselâ. yeni bir istihsal şekli daha tesbit edilebilir. Ta menşedenberi hadiselerin akışı itibarile bir (tıtimal). . geniş mikyasta rol oynıyan. Bazı içtimaî hadiseleri müşahedemiz altsndi bulundurmak ve bunların ne gibi şartlar altında vuktîa geldiğini tarif ve tayin etmek mümkündür.. Şimdi bu sermaye yerine kaim olacak şekil aranılabüîr. bugün şahsî mülkiyet şeklinde olan istihsal vasıtalarının istikbalde bırgün nasıl bir şekil alacağı da anlaşılabilir. O mazinin mabedi ve neticesi de bize tamamen meçhul kalamaz. nin kıymeti. kısmen bizce malûmdur. muharririn hissi bir tercihi oluyor. Müstakbel beşeriyetin kavgacı mı. Vebadîsatm tetkiki ile çizilen münhanî üstünde devam eder. sonra satın alman köleler. Bu ezah devreye göre. "Mademki insan cemiyetlerin mazisi. Bunu-ila beraber bu çeşit "fennî. Bilhassa Romanın (taaddüd ele) devrini. birtakım derişikliklere maruz kalmıştır. bir (içtimaî faraziye) dlr. kalbimizin arzu ettiği bîr şeyi tahakkuk ettirmek için hayalimize kuvvet vermek demek değildir. mevziidir. Dinlerin hayat ve mematı hakkında beşerin bazı tecrübeleri var. Çünkü istikbalde olacak şekli tayinde. Daha sonra ücretliler. işin şrkli. oldukça iyi biliyor. sulhçu mu olacağı da ayni suretle aranılabilir. fik evvel esi?ter çalışıyordu. Buna bakarak.— 192 — ta i azimet?. Başka bir misal daha alalım. bugün inhitatına şahit olduğumuz hıristiy anlığı tasavvur ve temsil edebiliriz. elbette tam ayar değildir.

sana diyorlar ki bizim sosyetemiz. çayırlar değil. Frans.. federalizim. (metropolis) ler yerine. Anatol Frans'ın ütopik cemiyetinin prensipleri. işinden çıkınca bir "epikör. sulhçuluk. şehirler ahalisinin dağılmasına müsait bir şekle girmiştir.. orijinal şeyler değildir. şehir ile köy arasındaki tezadın kalkmasıdır. tahayyül ettiği yeni âlemi rüyasında görüyor : Parmaklıklarının arkası yeşil yapraklı nebatlarla süslü. Büyük şehirler. yüzüme vuruyordu. Eski bildiğimiz kollekivizimdir. öyle bir nüfus muvazenesi yapıyor ki vatandaşlar. Burada inekler otluyordu. Girdiğim cadde. Makinelerin çıkardığı gürültü. şahsî mülkiyetin tamamen ilgası üzerine kurulmuştur ve sen zannediyorsun ki kullanılan eşya ve moblelerde d ahi F.— 193 — 3 — 2270 senesinde hayat Anatol Frans. penbe evler bulunan uzun bir cadde boyunca gidiyordum Kırlarda aîev ve dumanlar saçan çelik (sirk) lar var. 4 — Kollekivizim. kafamı patlatıyor. güme güme ağaçlarla süslü ve içinden çay geçen bir çayır ile nihayetleniyor. fabrikada altı saat çalıştıktan sonra. inzivası tadı tatabilecek. muhtelif şekillerde fakat hepsi mini mini. Gözlerim bu tazelikler ile mest iken dümdüz ve doğru bir yoldan birtakım gölgelerin koştuğunu gördüm. Herkes. 13 . Hasıl ettiği rüzgâr. Yalnız bunun sadece istihsal vasıtalarına ait bir iştirak olduğu pek vâzih olarak görülür. "Hipolik. Anatol Frans'ın rüyasında bizi alâkadar eden trenler. Bunlar trenler ve otolar idi. Nakil vasıtalarındaki terakki. Bu mintakada bir korku kanad germişti. zarif konforlu ve oldukça münzevi evlerine çekilebilecekler.

kanallar. Kendi sinesinde de mücadeleler yaptı. istihsal vasıtaları. geçen asır Avrupasını şöyle tasvir eder: '"Yirminci asrın nasil iktisadî karışıklıklar doğurduğunu biliyorsun Kapitalizmin hakim olduğu son yüz sene içinde. istihsali tanzim ve rekabeti kaldırmağa teşebbüsler et' tiler. Bununla beraber daima az çok kazandı. Avrupa federasyon devresine girerek federal bir komite tarafından idare olunacak. Bizim lâğvettiğimiz mülkî şahsiyet. yollar ve sairedir. uçurumlar içine yuvarlanıp gitti. Kendi içinden partilere ayrılması ve hatâları yüzünden tamamen kaybettiği s. Sulh: müessir ve ahenkli bir organizasyon mahsulü olacaktır. işin meyvelerini bir şahsın veya bir grup eşhasın yemesi ihtimalidir. madenler." Federalizmi ise. Bizim yıktığımız şey. karanlıklar içinde. Fena anlaşılan ve fena tanzim edilen bu teşebbüsler. adalet ve aklın icabet tirdiği yeni sosyeteye geçid nasıl olacak? Anatol Frans'a göre Avrupada bu geçid.— 194 - şahsî mülkiyet yoktur. Avrupa milletleri arasındaki hu' dutları kaldırmaktır. Bu suretle harb de kalkmış olacak. Proletarya gâh galip. istihsaldeki ahenksizlik ile rekabetteki delicesine hareketler.annolunuyordu. büyük karışıklıklara ve ihtilâllere sebep olacak ve sonunda yeni nizam doğacak. gâh mağlûp oldu. KapitaHstler ile patronlar pek büyük gruplar teşkil ederek. intizamsız bir mücadeleye girdi." . felâketler meydana getirdi. Frans. kendi kozuna hizmet eden şefleri attı. Yoksa etrafımızdaki kullandığımız eşyanın mülkiyetini yıkmadık. Bir lâmba veya bir koltuğun mülkiyeti değil. 5 — Eski sosyeteden yenisine geçid Kapitalist eski sosyeteden. Amma bu böyle değil. toprak. Bu anarşi devresi boyunca sınıflar mücadelesi de körcesine ve müthiş oldu.

üçü birden hemen ayni tarihte birer ütopi edebiyatı yaptılar. Anatol Frans. Vels [ 1866 — 1947 ] İşte yirminci asrın başlarında kurulmuş bir ütopi daha..— 195 — Anatol Frans'a göre ihtilâl.. «Bazılar» derler ki bu 14 adam.» Bu son ibare gösteriyor ki tarih kültürü derin olan Anatol Fransr «kahraman> lara tapmıyor. Ve sanki fennîdir de.. Ona göre Avrupa milletlerinden her biri bir (rasyonalizm) devresi geçirdikten sonra nihayet uçurumun öte başında ön dört emeKçinin muvakkat diktatörlüğü ile bir federasyon ittihadı kurulacak.. ancak herkesin kendi işini çok iyi yapmasile olacağına kani bulunuyor. vasati tipte adamlar olup işlerin gidişi bunları. H. büyük Lir deha ve müthiş bir enerji gösterecek de öyle olacak.. Eseri.1 . devam etmektedir. Avrupa milletlerinin çoğunda. kendileri dahi istemedikleri halde. Şurası kafi ki bunlar Avrupanın bu yeni cereyanına karşı gitmiyecekler. orijinal bir şey olmayıp fikirleri (Popularize) etmekten ibarettir. günün meselesi üzerinedir. Diğer bazıları da bu 14 ler. Vels. öyle yeni bir içtimaî nizam kurmağa mecbur edecek. Bir yüksek cemiyetin*. Yani cemiyetleri yaratanın müstesna adamları olduğuna inanmıyor. Han Reyner. 5 — Netice Anatol Frans'ın ütopisi.. Fakat ilk ikisi kendi muhayyilelerine dayandıkları hal. G.

eserine terbiyevî bir karakter verdiğini iddia etmektedir. 'istikbal hakkında haberler. Vels'in sistematik eseridir. Vels'e göre ütopi . Onda.. 2 — Yeni insanlık Mesele : ilerilemiş yeni bir hayatı. Bunu yalnız okuyucunun muhayyilesini kamaştırmak için değil.. 1 — istikbali keşif metodu Vels. başlıklı yazıları. eserleri bundan bahseder.için o kadar da dikkate şayan değildir.. sadece hayaien kurmak veya bu gün mevcut olan hayatın zıddını almak değildir. Fakat bunlara da metodla. Filân tabiî şart ve vaziyet. herhanğibîr uzak adada kurmak ta değildir. toplu ve vazıh bir noktai nazar veremediği . değişince veya en yüksek noktasına varınca beşerin hayatı için ne gibi neticeler verir? Halihazır vaziyetini. bir içtimaî faraziye şeklinde gösterir. muhakememe ile. Vels'in ütopisi. iş bu muhayyel hayatı.— 196 — de. İstikbal hakkındaki fikirleri. eseri. arzımıza benzer. bazen ahlâktan bahsedip. bazen teknikten.. istikbale doğru uzatınca ne netice alınacak? "Zaman istikşafı makinesi. Amma bazı yerleri de müphemdir. bugünün müesseselerini ve kendi tesisatlarımımı daha uygun ve daha tesirli bir tarzda -bulmalıyız. üçüncüsü. . Bunda hayal ile felsefe birbirine karışıktır. Romanlarında kara bulutlarla ve felâketlerle dolu olan günler de vardır. aklı selim ile varır. ününü: fennî usulü mahirane kullanmasına borçludur. iyimser değildir. bu günkü varlığın normal ve muvazeneli bir surette inkişafıdır. Fakat "Modern bir ütopi. parça parça bazen şehircilikten. ile "Uyuyanlar ne vakit uyanacak?.

o muhayyel hayatın bir müsveddesidir. tek bir devlet olacak Toprak bu devletindir. Bütün istisalâatı kontrol ve idare edecek. fertler için tesis edilmiştir. Devlet intizam ve asayişi temin edecek. Devlet tarafından istihsal olunan enerji. yollara bakacak adaleti idare edecek . Yükseklikler ve çukurlar arasıada olan bu metevassıt sahadır ki asıl yeni hayatın cevheri ve meyvesi teşekkül edecektir. Kanun. Orada sosyete parçalanmış değildir. işleri tevzi edecek. Şöyle ki her ne zaman nerede isterlerse orada hazırdırlar. denizler ile bulutlar arasında. Mahallî büyük hükümetler ve belediyeler. Gıdayı devlet veya mümessilleri istihsal edecek. Dünyanın herhangibir eyaletinde yerleşmeye ihtiyaçları yoktur. insanî noktai nazarımıza göre dağların ve denizin yaratılması sebebi.. însanlar. dil de birdir. içtimaî rejimleri de şöyledir. Bunlar işletirler. "Bütün dünyada hüküm süren. bugünkü gibi . İşte model ütopinin temel kanaatleri . 3 — Ütopiden bir manzara Vels'in maddî teşkilâtının teferruatına girmiyerek yalnız mühimlerini zikredelim : Evlerin. . Devlet. bu teşebbüslerin hür çalışmasını temin edecektir. ovalare denizlere düşüp gene denizlere ulaşan sular gibi olacak. araziye feodalite tarzında mütesamftırlar. ve tediye ettiği ücretler. yarı göçebe haldedir.— 197 — Yalnız arz ve hayatımız. denizlerden bulutlara çıkan ve bulutlardan dağlara. ferd için. geniş şahsi teşebbüsler sahası olacak ve devlet. tecrübe etmek ve değiştirilmek başka kahplaa sokulmak için vardır. Böylece devlet. Bütün enerji kaynaklarının sahibi hükümettir. Bu ikisi arasındaki yerlerin ikamet edilmeğe yarar bir hale getirirmek içindir. hürriyet için Dünya. nakliyatı dernhte edecek . Bu ırmaklar sistemi gibi.

bu kubbelerin altında mistik akşam karanlıkları güzellikleri. geniş meydana doğru gidip gelmekte. eserin en mühim parçalarından şunu zikredelim : "Merkezde.... küçük ağaçlarla ve statülerle süslü geniş bir meydana çıkıyor. halkın boş zamanlarını güzelleştirmek için en güzel edebî eserler meydana getiriliyor. kıyıları ağaçlı bir ırmak. sabah aydınlığı içinde. Yani medeniyetin nimetlerinden herkesin istifade etmesi düşünülmüştür.. dokuzuncu fasıldır. Görüyoruz ki Vels'in ütopisi. Ötede. asil bir saraya girer gibi.. • . Buraya. Bu yollar... denize doğru akan. son asnn dört köşeli kutulara benziyen mimarisinden kurtulmuş.. fen ve felsefeye aid olgun kitaplar.. Üniversitenin yanıbaşında muazzam kütüphaneler ve pek zengin müzeler var. Burada fikir ve muakale cereyanlarının büyük mecmuaları.* Binlerce insan. Bir de. modern şehirlerde görülen bir şeydir. sınaî ve şehrî medeniyet daha mükemmel tatbik edilmiştir.. . binlerce profesörü ve onbinlerce talebesile kudretli bir üniversite var. Gotik tarzın. giriliyor. gerileri ve bedbahtları terbiye edip yetiştirebilecek bir içtimaî siyaset.. Umumi yolların sağ ve sol taraflarındaki (Platform) larda şen insanlar yürümekte.— 198 — hizmete muhtaç olmiyacak surette teşkili: hastalıkları ve cinayetleri gittikçe yok eden sıhhî bir siyaset. yeni başka malzemelerin tabii güzelliklerinde yaşamakta. 4 Samurayiler Eserin en dikkate şayan kısmı.. Caddeler.. Yalnız bunda fennî. Sonbahar aylarında. evvelden taşlarda meydana getirdiği güzellik.. Büyük kemerler üstünde cam kubbeler. palmiyelerle.. gerek madedleri ve Roma münhanileri tarzında binalarla süslü.

— 199 Bu fasılda muhayyel sosyetenin mukadderatını eline alacak seçme insanlardan bahsedilmektedir. düşünce.. mesleğini kat'î surette tayin ve kabul. İktidar mevkiinde ancak vatandaşla! ı ahenkli bir surette idare etmek için bulunur. Fakat bu sınıf. idare adamlarında şu meziyetler olmalıdır. âdi insanların hırsını kabartacak surette şatafatlı tutmaz. İçtimaî hakikatleri bulabilmek ve bunları insanJara teklif edebilmek için.. kilitlenmiş bir kast değildir. iktidar mevkiini. bu Samurayi'ler idare edecek. Hayır. Japoncadan alarak. ne de liberal demokrasidir.. Bu güzide sınıf. Bu muhayyel sosyete: ne bir imparatorluktur. sebat. Ruhan asıl ve idareye fıtraten müsteid bir zümre tarafından idare edilecektir. bu türlü idarecilere. (Prensip) i= ayinsiz ve nassız felsefî bir (deizm) dir. rejime iman etmiyenler tabii iktidar mevkiine getirilmez. şu fikirden yürür. . dinî tarikatlerin mümarese usullerinden istifade etmişe benziyor. bir nevi dindir. ne de sadece iktidar mevkiinde bulunmak arzularını tatmin için idarenin başında bu lunsunlar. Çünkü bu sınıfa kabul veya bundan ihraç olunma. Vels. Bu işde Vels. Gene bu idareciler. Vels. düşüncede ihtisas. idarenin başına öyle adanv lar getirmelidir ki bunlar ne şahsî menfaatlerini ve rahatlarını düşünsünler. Vels'in istediği de. hayır. Samurayi'ler sınıfı diyor. Prensibe. (prensip) i kabul veya reddetmeğe tâbidir. cehd ve teşebbüs kabiliyetlerini inkişaf ettireceklerdir.. tesanüd ve enerji itibarile en yüksek bir sınıf yaratmaktır. Bütün dünyayı idare edecek olan cihan devletini. Vels Samurayilerle olduğu kadar herhangibir din ile mukayese ederler. Hasbiyet. Filhakika gayesi buna pek yakındır. ilca ve heyecanlan inzibatlaştıracaklar ve vatandaşların ahlâkını.

. ayni zamanda hem sağlam.— 200 — "Bir muhayyel sosyetenin dininde temel prensip. "müsbettir. günlük kokulu. ile "makul olma. bunların üstündedir. fena ve lâkayd insanlar tarafından bozulabilir. Vels'in dini..meneder. arzusunun. 5 — Netice Vels. bu modern ütopsinin: masallar âleminde bir seyahat olmadığına kanidir. Samurayiler. der. Velş'in eseri.nasıl bozulabilirse dini teşkil eden arzular huzmesi de. bir romanlaştırılmış sosyolojidir. kozmogonilere. formüllere bağlanmazlar.. iyidir. . beşerin yardımlaşması ve beşer hayatının tekâmülü meselelerini ikinci plâna alıp aydınlatmalıdır. hem yumuşak metodu vardır. Susuzluk. fantazi ve masalalıktan üst tutulmuş olduğunu söylerler. gurur ve diğer bütün arzular kendilerini tatmin eden bir çok vasıtaların mevcud olduğu bir devirde. Samurayüere: mabedleri tiyatro gibi olan şaşaalı. ergenon musikiii dinleri alkoldan teselli aramağı menettiği gibi.. hıristiyanlığın «aslı zelle» fikrini kabul etmemektir. John Dewey 1856 Con Doi'ye göre felsefe : ilim naziresini ve dinî meseleleri ikinci plâna bırakarak. dini de snsuzluk gibi.. Vels'i tedkik edenler d e : programının tanziminde: "imkân. Samurayiler. hayatın gizli ritmlerinden ayrılamıyan bir şeyi kabul ederler. dinlerin kabuklarına. Onları harekete getiren kaynak: şahsiyetlerinde. Vels'e göre insan. mülâhazah ve sükûnetli tefekkürierindedir. Onlar.

Endüstrici bir memlekette.okul. çocuklarına bilgiyi. ( Liberal terbiye ) taraftarı değildir. bilfiil hiç iş görmiyen (serbest meslek) sahibi insanlar yetiştirme demektir ki bir Aristokraside boş vakitleri çok olan insanlara bu belki uygun bir şeydir. Hakikî terbiye ve kabiliyeti okulu bitirip hayata girdikten sonra elde . Fakat bu tecrübî ilimlerin. edebiyattan ziyade tecrübî bilgileri tavsiye eder. kitaplarla değil. Bu takdirde terbiyeye: bir (olgunluğa hazırlık) gözü ile değil. (Liberal terbiye) demek. küçük çapta bir atölye ve cemaat olmak gereğindedir.— 201 — Bu ancak. Bir Demokrat ve Endüstri memleketine hiç gelmez. ve hayatın hiç arasız aydınlanıp durması göziyle bakılacaktır. ( Doi ) nin felsefesi : Terbiye meselesini merkez olarak alan bir felsefedir. Fakat yalnız bir iş başındaki arkadaşlıktır ki demokrat insanlar yetiştirir. her nesil. (Doi) de Spenser gibi. Baha Arıkan'ın tercüme ettiği " Nasıl düşünüyoruz ? „ adlı kitaplarıdır. zihnî gelişmenin bir (iş alet) i olacaktır. kendinden sonraki nesli daha mükemmel yetiştirmekle mümkündür. ötesi işlerdeki tecrübelerimizden edeceğimiz istifadeye bağlıdır. Endüstri ve demokrasi memleketi olmak istiyen bir millet. Burada her hangi bir şeyi öğrenme: pratik ve deneme ve hatâ (Trial and errorj metodiyle olacaktır. ) ve M. gençlere kitaplar vasıtasıyla değil. Burada disiplin ve güzelliğe de içtimaî ve iktisadî nkam için zarurî göziyle bakılacaktır. bizzat iş ile vermek mecburiyetindedir. Bu zatın baş eserleri şunlardır: Avni Başman'ın tercüme ettiği ("Demokrasi ve terbiye. Başka bir deyim ile okul. bizzat pratik işlerle mal edilmesini ister. iş vasıtasiyle ruhun hiç arasız gelişmesi. Orta çağ döküntüsü Skolâstik usul ile beceriksiz ye sonradan görme insanlar yetişir. terbiye işinde.

insanın yaratıp taptığı kuvvetler kadar . Kâinatı: -tamamen bize taallûk ettiği noktalardan hadisatın cereyanına hâkim olamıyacak surette ... Bunun içindir ki terbiye denik^ ş ey. Bergson'un (hayat hamlesi) hakkında: "bunlar mevcut olabilir. en aşağı şekliden başlayarak tekâmül etmiş bir şeydir. Ancak bunlara âdeta perestiş edercesine bir mevki vermek doğru değildir. . bulundukları muhitteki mevki ve işlevlik (Fonksiyon) lan bakımından izah edilmeğe muhtaçtır. bizim içimizdedir. Onun azimet noktası. Dekart'm* "maddî varlıkların vücut sahasına tedricen çıkmış olduğunu kavramak.. mezarın kapısına kadar devam edecektir.909 — ediyoruz. Ülûhiyet. (yalnızlık) âleminden bu iş ve hareket dünyasına insanların seyyâl ve kaypak işlerini görmek içindir. Yese inanmaklığ mız lâzımdır. söziyle bû oluş. der% Yine der k i : şu kâinat kuvvetleri.) Ne eşittir ki o bununla oluşu (tekevvünî) ve deneysel (tecribî) fikirleri yani bir kavram ile incele meğe başlıyordu Eşya ve kâinat. Darvinin neviler hakkındaki sözü (Galile) nin: (e pur si muove — bununla beraber yer dönüyor..ekseriya .her şeyi tahrip edici değildir. hayat mücadelesinde. darvenizimdir. (Doi) bir tabiatçidır. Zekâ. birden bire ve mükemmel olarak kavramaktan daha kolaydır.idealize ve rasyonalize etmeği hiç doğru bulmaz. Şopenhavr'ın (irade) si. daha mantıkî oluyor ve sonra Darvinin "neviyierin menşei. (Doi) de Beykın. nazariyesi meseleyi tamamlıyor. ENSTRÜMANTALtZM — ALETÇİLİK (Doi) nin tekâmül nazariyesi telâkkisindeki hususiyet şudur: Beden gibi ruh da. tabiatüstü sebepler bakımından değil. Şu ( nötre ) tabiat kuvvetlerinde değildir.

Kâinatın künhünü bilmek için değildir. Tıpkı bacak ve diş gibi o da bir alettir. ruhun maddeye ircaı demek olmayıp ruh ile maddeyi teolojik bir telâkki ile değil biyolojik bir telâkki ile kavramah demektir. metafiziğe. siyasî bir esas ve misyon ile yani âdil biv içtimaî nizamın ne olduğunu aramak kaygusiyle başlamıştır. "Felsefenin işi : haricî âleme nasıl vukuf peyda edebi- . 'Platonun eserlerini okuyunca alıyorum ki felsefe. Düşünce. herhangi bazı hareket ve ( behavior ) larımız içindir. iki asır boyunca : otoriter dinle. Fakat Sperıser'in anladığı tarzda pasif tertipten düzeltmeler değildir. Teolojinin bir yansısı nazariyle bakmaktadır. "Muhite tam bir intibak demek. işi tam bir tertip ve düzeltme yolunda hayalî tecrübe ve temaslardır. Bu sebeple biz hâlâ Ortaçağ zihniyetinden tamamen kurtulmuş değilizdir. Modern çağ. (bütün sahalarda natüraiistik görüş ve telâkki kabul edilmedikçe) başlamıştır denilemez.— 203 — Hobs. federal aristokrasiyi temsil eden idealizm ile dinli ve müterekkî demokrasiyi aksettirmeğe (ihsascıhk) arasında hararetli mücadeleler devam etmiş ve bu mücadele hâlâ bitmemiştir. Alman felsefesinde dinî işler. Mili ayarındaki pozitivistler gibi. öte âlemi aramağa dalmıştır. Bütün tepkilerde esas nokta : muhiti ve tabiatı kontrol etme arzusudur. Dimağ bizde. herhangibir şey karşısında bir (yeni intibak) aletidir. ingiliz felsefesinde de içtimaî endişeler asıl felsefî meselelerin gelişmesine engel olmuştur. Felsefenin derdi: felsefe meseleleriyle din meselelerinin birbirine karıştırılmış olmasındadır. Fikirler. Fakat bir müddet sonra. Spenser ve S. Herhangibir muhitte bir uzuv veya uzviyet itki ve tepkilerle yoğuruîarak bir şekil alır. tepki çeşitlerini incelemek zorundayız. Biz şuurun (Statü) sünü değil. ölüm demektir. Fakat bu.

İçtimaî muhitin bir timsali olur. diline ve kelimenin fikirlerine ve mânasına bağlıdır. teveffuk ve hakimiyet insiyakları da içtimaî tesirler . Tefekkürün ilk mütemayiz vasfı: olayları karşılıyabilmek ve onları en son noktasına kadar inceleyebilmektir. Çocuk.— 204 — liriz ?l|olmayıp _ . bilgiyi ve arzuyu sentezleştirebilme ve ahenkleştirebilmedin (Fikir) i anlayabilmek için onu kendi hususî durumunda ne olduğunu kavrayabilmek gerektir. tarzlarına (oylaşma — Konvansiyon) larına. içinde bulunduğu cemiyetin: âdetlerine. Düşünmek ve muhakeme etmek mantıktaki (mukaddeme) lerle deği! (güçlük) lerle karşı karşıya gelmekle olur. Tıpkı bunun gibi kazanç. Ve bunlarla yoğurulur. Yalnız hususî bir hadise ve muhitte değil herhangi bir kültür muhitinde de mevcuttur. Sonra bu' faraziyeyi. içtimaî bir terbiye ile mühim miktarda tadil ve kontrol edilebilmektedir.ne gaye ve maksat uğrunda . Halbuki en kuvvetli içgüdü olan cinsî insiyak bile. Bu okadar çabuk vukua gelmektedir ki bunu biyolojik bir veraset zannedenler bile vardır.. içtimaî bir mahsûldü de. Speaser bile Kant'm kategorilerinin yani tefekkür şekil ve itiyatlarının doğuşul (irsî) olduğuna kani idi. Bundan başka tefekkür. (Güçlük) karşısında insan bir faraziye kurar. müteaddit müşahede ve tecrübelerden geçirir.haricî âlemi kontrol|altına almağı nasıl elde ebebilirizdir. Cemiyet nasıl fert lerin mahsûlü ise fert de içinde yaşadığı cemiyetin mahsulüdür. ki bunların büyük insanlardan çocuklara verilmiş zihnî itiyatların içtimaî bir geçişi olması daha ziyade muhtemeldir» Umumiyetle iç güdülerin rolü hakkında ifrata düşülmektedir. _ Felsefe : ihsasları ve bilgiyi tahlil etmek değil.

düşüncedir. hal ve hareketin bilgi nuru ile aydınlanması demektir. îrade hürriyeti.— 205 - ve terbiye ile tadile uğratılabilir. insanı kendi nefsine karşı şedit ve başkalarına karşı insanî harekette bulundurur. intrikah meselelerine iç güdü bizi intibak ettirebilir mi? Fizik mekanizmine hâkim olma sayesinde. En fena insan da: bozulmağa başlayıp da iyi olmak için az uğraşan insandır. (Nedenlik) kanununun ortadan kalkışı değildir. ancak zekâ ile olabilir. Böyle bir telâkki. tekâmül yolunda daimî bir çalışma hayatı yaşamaktır. Vardığı sonuç ne olursa olsun mühim olan netice değil. İnsan tabiatinin değişme derecesine bir hudut yoktur. Fakat tabiat âlemini kontrol altına alabilmekten . (Beceriksizlikle arkadaş olan bir iyilik^ topaldır. karşısında bulunduğu meseîeya bilgisi nispetindedir ki hareketlerinde hürdür. Bir doktor veya mühendis. Mukadderatımızı değiştirme. (Olmaz) yok. dinamik olandır. daima harekette ve didinmekte olmadır.En iyi insan: bulunduğundan daha iyi olabilmek için daima didinmekte olandır. Çevremizde gittikçe daha kuvvetli teşekkül etmekte olan endüstri hayatının sun'î muhitine. (İyi olmak) demek itaatli ve zararsız olmak demek değildir. madde âlemine kâfi derecede hâkim olarak onu epeyce insan* ların hizmetine alabildik. Hasılı en sağlam güvenilebilecek şey iç güdü değil. Eğer zekâ yok ise dünyanın bütün faziletleri insanı kurtaramaz Cehalet şuursuzluk ve köleliktir. En son gaye: mükemmeliyet değil. İLİM VE SİYASET (Doi) ye göre en önemli şey: mütemadi bir artma ve ilerlemedir. Bununla belki hürriyetin anahtarının ne olduğunu kavrayabiliriz.

ilk başlangıç noktasına dönmelidir ki bu ( hikmeti sevme ) ulup bütün iyiliklerin anasıdır. Tecrübî metod şunu ister : 1) Umumî görüş yerine en ince noktalara kadar tahlil. Evvelden bir vakit.- 206 - henüz çok uzağız. siyasiyat ve terbiyede de böyle tez ve antitez halinde birçok karşılıklı nazariyeler var: Disiplinciük — Hürriyetçilik Ferdiyetçilik — Sosyalizm Umumî kültürcülük — Faydacılık Yenicilik — Gelenekçilik gibi. 2) Mizaçtan mütevellit kanaat yerine o meseleye mahsus metodla tahkik ve tetkik. Roskin. Halbuki bizde siyasî felsefe henüz.. Bir meseleyi en verimli hal yolu (deneme ve hatâ) metodudur. umumî devalarla düzeltemeyiz. endividüalizm ye saire gibi beylik. İçtimaiyat. Mücadele. Aydın değildi. Tolestoy endüstri hayatının aleyhinde olabilirler. Siyasî yeni kuruluş. mücadele: sonunda elde bir kazanç yok. hal faraziyeleri bulmak gerektir. 3) Topu hakkında müphem umumî kavrayış yerine bütün küçük parçalarını iyi kavrama. ilmin ilerlemesi ve hayata tatbiki ile yükselecektir. Ahlâk ve felsefe. ahlâk. Fa . Amma şunu unutmamalıdır ki medeniyet. Her mesele için kendisine göre • yoksa umumî nazariyeler değil . fizik sahası da böyle karşılıklı umumî nazariyelerle dolu idi. İçtimaî hastalıklarımızı : demokrasi. metafizik durumdadır. aristokrasi. ancak içtimaî meseleleri tabiiyat ilmine dayanarak haletmekle orantılı olacaktır. Kariyi. Bir mücerretten öteki mücerrede konuyoruz.

. iktisadî.— 207 — kat tecrübî metodun ilerlemesiyle karşılıklı iki nazariyeden hangisinin doğru olduğ-u anlaşıldı ve bu doğru olanı yaşadı. Bu mânada anlaşılmış bir felsefe üstünde çalışma ile. iken o buau bırakarak (Epistemoloji — bilgi nazariyesi) denilen eski bir meseleye takılıp kalıyor. Bu eski meselenin bence bugün değeri kalmamıştır. Diğer her şey gibi. nihayet öyle filozoflar yetişir ki bunları krallıklar tahtlarına oturtma yaraşır. Platon'un : Krallar.. Felsefenin rolü.. 1859 da Musevi bir aileden dünyaya Pariste geldi. Veya filozoflardan kral yapmalı. Babası Mişey Bergson yüksek piya- . Felsefenin asıl işi : "însan ve kâinattaki rolünü arama ve aydınlatma. işte bu içtimaî tezatlar üstünde tecrübî metotta çalışarak hangisinin doğru olduğunu bulmaktır. Vakıa biz bu meseleyi hal etmiş değiliz. Ancak bunu şöyle bir tarafa bırakabiliriz. Hanri (1859 1941) Hanri Bergson. Toprak üstünde kalarak ilk önce bu toprak üstündeki hayatı aydınlatmalıdır. Öteki unutuldu gitti. Şimdi asıl (insan ve kâinattaki rolü) meselesi üstünde çalışmalıyız. demesi budur. felsefe dahi kendisini (lâiklaştırmak — sekülarize) zorundadır. insanlar arasındaki anlaşmazlıklara hal çareleri bulmaktır. filozoflardan olmalı.. Felsefenin vazifesi: kendi zamanındaki içtimaî. bozukluklara. ahlâkî.

mübhem şey• lerden ve genel hükümlerden nefret eder.. (Paskal) da burada geometriden felsefeye geçmişti. . O zamanki kuvvetli felsefe cereyanları şunlardı: Fransada: (Taine) in ihtibarî maddiyeciliği. O zaman pek moda olan Alman felsefesini red ile Spenser ve doktorinine: > son teferruata kadar nesleye dayandığından « bağlanıyordu. Ayrıca müstakil bir bilinç yoktur. Betlen ise evrensel mihanikiyetia ve maddî âlemin bir parçasıdır. Yüksek Öğretmen Okulunda felsefeyi seçince matematik hocası ona : Yüksek bir matematikçi olacak idin. Ve asil felsefî fikirleri. » dedi. Bergson. Felsefeye matematikten geldi. İlmin en küllisi de genel matematiktir.. İngilterede: (Spencer) in tekümüliyeci lâedriciliği. Binaenaleyh meta fizik. Bütün bu cereyanların müşterek noktası şudur: ve bütün hadiselerin yalnız bir nevidir. Bilinç — şuur bir gölge yani di mağ hareketlerinin bir neticesidir. felsefe diye bir şey yoktur. bedenin emrindedir. Ve yalnız bir nevi bilgi ile yani bir nevi ilmî bilgi iie çözülür. idi. ona şüpheli gözle bakıyordu. burada şekillendi. Bilinç. 3 ocak 1941 de sabah saat 9 da Par iste öldü.sağlam bir metodu yok. İlim genişlemeğe ve kâinat muammasını mekanist bakışlarla çözmeğe uğraşıyordu.— 208 — nist ve kompozitör. Yüksek Öğretmen Okulunda iken . Almanyada Heckel in : Darvenci materyalizmi.Metafiziği küçümsüyor. 1881 den 1883 e kadar (Angers) lisesindeki hocalığı müteakip ağregasyon imtihanını kazandıktan sonra ( Klermant -Ferran) daki ( Paskal) lisesine tayin edildi. dimek Filozof olacaksın ha. diye . Kondorse lisesinde talebe iken hem ebediyatta hem matematikte pek kuvvetli idi. Bilgi yolu ayrı bir psikoloji de yoktur.

mazi'yardımı ile kuracaklarına kani idiler. keyfiyetlerden mürekkep ( çokluk ) dur. Ve öyle kalacaktır. Bergson'dan öncekiler. 14 . Zaman : saat kadranı ile ölçülen ve namütenahi taksim! kabil olan boş ve mücerred bir şey olmayıp (ki bu rıyazî zamandır). ne kendi kendim' yaratabilir. ne de tekâmül edebilir. Bergsona göre bilinç (şuur) halleri (miktar ye kemiyet) değil. Bu takdirde (reel zaman). O daima yeni '' F. O. Bu anlayışa göre ruh: ne atomlardan teşekkül etmiş bir ( mozayık ) dır. Bergsondan önceki filozofların kabul ettikleri za> man: mütecanis ve mesahası kabil bir şeydir. her anı başka başka oluşlarla tecelli eden bir oluşlar akışıdır. Bu (an) ların her birinde (mazi) çınlar ve (istikbal) in) sesleri yansır. daima akış halinde olan bilinç halleridir. Bergsona göre ise zaman: türlü muhtevalar ile şuur akışıdır. Ancak sezilip kavranabilir. istikbali. (Bilinç). işe. Ne ise odur. Ne de bir (tek cevher ) dir. Fakat o esnada şuna kanı oldu k i : mekanizmin kâinatı. (şiddet ve keyfiyet) olu'p bunlar ölçülemez. Spenserin kâinat karşısındaki mekanist izahını derinleştirmek yollarında idi. hem (vahdet) vardır. Ve bunun her anı: başka başka keyfiyetlerden ibaret yeni yeni hallerdir.- 209 - Binaenaleyh irade ve hürriyet denilen şey vehimden ibarettir. Onda hem (kesret). Bergson. Kemiyetin çokluk olması mantıkan ve aklen (olamaz bir şey) ise de bu bir olaydır. Hakikî zamanı ancak şuurumuzda kavrayabiliriz. Bergsona göre ise (olacak olan şey) olmazdan önce keşfedilemez. Ve bilinç halleri kemiyet olmadığı için taksim ve mesaha edilemez. zamanının felsefî telâkkilerini tenkit ile başladı.

— 21Ö — tecellilere gebedir. Bergsona göre hayatın dinamizmi. Ruhumuzun derinliklerimizden yükselen müziği duymağa çalışalım. O bize gösteriyor ki toprak altında temiz bir su bizzat kendi terütazeliğimiz var. Maddeye yönelmiş ilmin göremediği nokta budur. (derin benimiz) i saklıyor. . Ve ondan kaynayan ilhamları seziyoruz. Zekâmızın yalnız cansız madde üzerinde bunu kavrayabilir. Artistik veya dinî bir heyecan en derinliklerimizden? kaynayan en güzel düşüncelerimizi aksettirir. oluşlar akışındaki yenilikler. Pratik hayat talepleri. Bir ağacı tanımak demek. bize kendi haricimizde yaşamak itiyadım veriyor. ölü değiliz. Ve canlılığımızı ona medyunuz. Böylece (sathî ben) imiz. Şuur sahibi varlık için yaşamakî daima tekâmül istikametinde değişme yolunda olmaktır. İşte (gerçek zaman) budur. henüz kendisini arayan bir şiir çerçevesi halindedir. Amma bunsuz ise ilim olmaz. (mekân) ise: bir (say • rure — zaman) ki yaratıcı değildir. Bir ırmaktır ki daima yeni yeni ve önceden görülemiyen manzaralar meydana getirerek akmaktadır. Çünkü zekâmızın yapılışı öyledir. Şiir . Derunî hayatımız. (Bergson) elinde değnek ile dolaşan su arayıcılar gibidir. ne de meyveler olurdu. Şuur : îcatkâr bir hafızadır.Müzisyen ve şair. şu veya bu derece şuurunun entim ihtizazlarını sezip ifade edendir. Eğer dallarda usare dolaşımı olmamış olaydı ağaçta ne yapraklar. Fayda ve menfaat kaygılarından uzaklaşıverince (derin ben) i miz canlanıyor. bizim zekâmızın kavrayamayacağı şey lerdir. onun kabuğunu soyup bakmak ve meyvelerini saymak mı demektir? (Reel) in gayrişahsî görünüşü üstünde. Zekâyı canlı ve dirik tutan odur.

in doğuşunu • hiç bitmiyen ebedî bir bahar gibi . çiçeklenecek bir bahar değil.imiz altındaki "derin ben. de "istikbal. Bizi billur haline getirip tahdit eden halden alarak düşüncelerimizi meydana getiren cereyan içine bırakıyor. Ve bu zenginlik bize.. "Hal.. ifade edilecektir.. Bundan kurtulmanın çaresi : kendimizi (zorlu ve sabit fikir) den kurtarıp içimizden daima doğmağa amade olan yeniliğe can atıp sarılmadır. Manevî ızdıraplar ise. Sevinç.. Bizi "olup bitmiş. bizi tinsel "Spirituel. Bergson "sathî ben. Oluş duygusu. kendimizi yenileşmiş intihalarımıza. Hayat. * * .Bir hastalıktan sonra kuvvetimiz tekrar yerine gelirken yeni intihalara gömülüyoruz. Artık bu. her şeyi hapis • te tutacak bir kıştır. den alıp "olmağa başlayan. Ve olmalıdır. faaliyetimiz ahengine ulaştırıyor. Şekillenmek istiyen şiir: "herhangi bir söz ile. lûtüf ve şükran ihtizazlarını söndürüp yok etmiyelim. Bu da ancak ( hayata güven ) olan yerde olur. ruhun natürel iklimidir. hasılı gönlün etrafına saçacağı iyilikler ile.. bizde yeniden canlanıyor. Her şuur olan yerde bir şiir imkân ve ihtimali vardır. Derinliklerimizden kaynayan merhamet ve inayet. hâtıralarımıza... Herkes kendi hayatının artisti olabilir. Güçlüklerin hepsini ancak ruhî zenginlik ile yene biliriz. bırakıyoruz.seziyoruz. çevremizdeki varlıklara karşı alacağımız bir durum ile. imizi açıp göstermek ile bize insana hürmet etmeği öğretiyor. bilâkis.. bir ( durdurma ve tevkif) teşkil ile dokumda bir (yırtılma) bir ( kopma ) hasıl olur. bir aksiyon ile. Burada daimî bir ( artmak ve zenginleşme ) yoktur. hiç durmaksızın îasılasız verilmektedir.— 211 — her insanın derinliklerinde yatmakta olan bir kudrettir. ile temasa getiriyor..

için hayatını feda eden . O kuvvetim. bu işi neden yaptığınızı izah edebilir. Tekerleklerin şu kadar zamanda ne kadar devir yapacağı hesaplanan bir makine değildir..— 212 •— Derunî hayalımız böyle daimî çiçeklenme «halinde okınca bunu bir kimya maddesi gibi tahlil ile basit unsurlarını ayırma ve sonra tertip yapmanın bir ilmî değeri varmı dır ? Böyle yapmak bile olsa olsa ancak bir (realite fantomi) elde edilmiş olur. ı kabul etmiyorlar.. i elemanter ihtisaslardan teşkil eder. Ve bizi asla ifadelendirmiyordun Hür fiil ve hareket tecessüt etmeğe şahlanan bir istektir.. şuurun özel vasfı olan "yaratıcılık. Bir fiil ve hareket "ben. diyorlar ki Bergson ' Şuurun bilâvasıta mûtalası „ eserinde hiç bir say• yure " dure nin kendinden öncekinin aynı olmadığını canlı zaman m riyazi zaman gibi olmadığını. Aksiyon yapıldıktan sonra der ki. in kendisine iştirak ettiği.. mukadderatını kendi dokur. Onû ifadede rvızan güçlük çekeriz. ( T a i n e ) : Ben . İnsan. Mütcaddid hal ve hareketlerinden daima en iyilerini seçe seçe " kendi vasıtasıyla kendisini yaratan = creati • on de soi pour soi w bir varlıktır. Çünkü bizi büsbütün cazibes almıştır. determinizm. nr "yuca duygu.. sarıldığı nispette hürdür. Fakat karar ve hareket vuku bulmazdan önce ne yapacağını asla tayin edemez. müptezel muhakeme usulünden almaz. Bir kimyevi maddenin filan şartları altında şöyle olacağı nasıl kat'ı ise " şuur „ un istikbali de mazisi ile tayin edilir. Eğer onunla «ben. insan gelişinden tanıla bilen bir varlık değildir. Şuurdan «şuura bir ' kendiliğindenlik „ vardır. onun zıddı halinde olduğunu gösterdi.i mizin küçük bir parçası ilgilenmiş ise ö zaman gerçek hür değildir... " Epifenomenciler.

ve "Broca. Bergson. "Bir annenin çocuğunu kurtarmak için kendini denize atması. **. Hayatı. insana meçhul ülkelere hâkim kılmış ise filozof da ruh âlemi üstündeki perdeyi kaldırmak ve bizi ruh ile temasa getirme ile ödevlidir. Bergson felsefede bu aydınlatma rolündedir. akıl ve muhakeme gözü başka. ntn "lokalizasyon serebral. onun kendinde nasıl yaşadığını anlamak ile işe başlamak gerekmez mi? Bergson deneye sadık kalarak daima "olaylar hattı — ligne de fait. Ona göre güzellik. nı kovalar. Esasen şuurun ne olduğunu anlamak için. amma süvari yolundan emin değil. Bergson. ilmî bir şey olmaz... yurt müdafaasında serden geçti gibi. her türlü akıl ve muhakeme yıllarından üsttür. ruhu. Fakat onun nefsini fedasındaki yüksek ifade. hakikatin simasıdır. Hatıralar. cansız bir şeymiş gibi inceleme. Alim metodlu. Realiteyi daima yeni bakışlarla gözler. dimağda. Ve bütün keşiflerin başlangıcı bir şiir şimşeği iledir. maddenin bir fosforlaşmasıdır diyen dogmatik bir ilmin daha ilerisinde görüyor. "Karanlık gecede dalgalar arasında bir gemi bocalamakta. Nasıl ilim.. Bu işi Bergson bir şiir dili ile yapmaktadır. artist ruhludur.. O sırada "Charcot. deneye çok önem verir. iç gözü başkadır. İşte birtakım füzeler ki meydana getirdikleri aydınlık çizgilerinden gemi yoluna devam edebiliyor. "klâs- .. nazariyesi hüküm sürmede idi. Tomurcuklanıp çiçeklenme yolunda olan iç âlemimizi kurutup çöl haline getirmiyelim.. Hakikat aşkı ile şairdir.- 213 — insanda bunun gerektiriri sebepterini başka bir insan nakıs görebilir.

iptidaî bir ilimciliğin .— 214 — sor. Dimağ mekanizması sadece onu meydana getirmeğe yarayan kareketleri husule getirmeğe yarar. Zurih Dimağ Anatomisi Enstitüsü Müdürü Monakow > ben Bergsonda bir norolojist dehâ görüyorum. Fakat meseleye böyle bakış . "ölmez „ in kendi içimizde olduğunu gösterdi. > Bu eseri ile Bergson. (Ruhî enerji) bahsinde Bergson şöyle der. pratisyen doktorlar arasında bir şaşkınlıktır başladı. Ve aksiyon isteyince uyanmağa hazır bulunmaktadırlar. meslesiyle ilgilidir. sadece bir hatırlatma organıdır Hâtıralar. Hafıza hastalıklarında afete uğrayan . şuurun yok olacağım gösteren tek sebeb : ölümü müteakip bedenin tarumar olmasıdır. Fakat dışımızda dilsiz bir boşluk içinde monoton ve yuvarlanmada olan tabiatın ruh ile hiç bir münasebeti yok mu? Hürriyetten mahrum ve varlıkları mahveden bir kâinat içinde. hatıralar değil. tamamen ebediyeti.Pick ) gibi âlim doktorlar ilmî incelemeler sonunda bu görüşe katıldılar. mucizesiz bir realite önünde rüyamızın sönüp öldüğünü hissederiz. bu meseleye .. Bazen (Varlık ) bizi alâkadar etmediği ve varlığı boş ve mânâsız gördüğümüz anlarda nasıl büyük ağırlık duyuyoruzdur. 1896 da bu görüşü açıklayan Bergson'un (Madde ve hafıza ) eseri çıktığı zaman. hür olarak teemmüle ve tefekküre dalmak mukadder mi ? Gönlümüzün kurak ve hergünkü meşguliyetlerden fütura düştüğü zamanlarda. hatıraları haricileştiren vasıtalardır. canlı bulunduğu şuur içindedir. mazimizin içinde . Ama eğer şuurun bedenden hemen hemen tamamen ayrı ve müstekil olduğu tebeyyüm edince O görüş ve sebebin bir (değeri kalmaz. Bunda dimağ. deki klişeler gibi gedilmekte değildir. « dedi. Mari) (Arnold . ölümden sonra. ( P.

icat ediyor. muhtelif eserleriyle ifadelendirmeğe çatışan bir artist gibi. Irmağın üstüne "bir köprü kurar . Yalnız insanladır ki hayat.— 215 -T şuura bakması kabindedir. Şuur da tıpkı böyledir. hareketleşmiş değildir. hayat da binlerce sayısız şekiller altında görünerek deterrninzmi. «Hürriyet> imkânsız sayılırken. asla onun gelmemiş bir destan olup bunda zafer ve bozgunluk biribirini kova. ona bir (iştirak etme == partici. kesmeğe. Derunî hayatımızdır ki bizi kâinatın genel hayatı ile birleştirir. „ Fakat canlıları teşkil etme yolundaki ( hamle = Elan ) da [ kendiliğinden hareket „ " hür intihap meydana gelmiş bulunuyor. lar. Bir tarafta kaybedilen savaş. türlü türlü canlı yarattıkları destanı. faydalanma için soyutlaştırmağa alışkın olan zekâmız bize ancak ( statik bir taplo ) arz eder. Karamserlik içinde. ama İrmağın derinliğine dalmaz. Şübhesiz ki ham madde " cansızdır. hendesedir. Madde arasına fırlatılmış olan şuurun. yine bu karamserlik içinde hürriyet aydınlığı da parlar. Ancak (devrin ben)i mizdir ki bize evenmsel ilhamın kapılarını »açar.pation ) dir. Yalnız bir gramer yönünden inceleyince bir şiirden ne duyup anlarız?Onu kavarmak için ritmini sezmek. Hafıza. katılaşmış. öte tarafta kazanılır. Sempatinin bir bütün cehti olan ( sezme = intuition ) dır ki realitenin en derin noktalarına daldırır. Bu durumda biz (sathî ben) insizin düzenlediği bir şekil karşısında değ-ilmiyiz ? Her gerçek bilgi. Maziyi istikbale doğru sürüklemektir . kendine özel . zarurettir. Kendi özünü. şiiri kendi özünde tekrar yaşamak gerektir. her şeyi parçalamağa. hıfzetmekte olduğu hayatı kendi yeniliğini tecelli ettirmek suretiyle . Tinsel feyiz ve derinliğimiz dir ki bizi engin yüksek şuur ile birleştirir. Tekerrür etmekte olan " hal de. cansızlığı yenme teşeb büslerindedir. hayat .

itiyat ve ahlâkî vecibeler tesiri altında hareket eder. Harp. bütün ifadelerinde bunu tecelli ettirmektedir: Hayvanın içgüdü. bu muazzam hayat nefhası. kendi nevinde pek mükemmeldir. Muzaffer ^bir ilerileme olabilmek için bir (hamle . hayatın ve bizim fikir ve hareketlerimizin bağlanıp çözülmelerinden ibaret olan cihan tarihinin en büyük başarısıdır. biyolojik bir âlettir. birbirlerine daha sık yaklaşırlar.- 216 — hareket üstüne şahlanarak . Hiç sezilemez sandığımız realitede şimdi bir kurtuluş cehdi hissediyoruz. sonsuz |bir «özel — aspiration» içindedir. "birtakım âletler yaparak maddeye karşı kor. bu sosyetenin çok servdiği birşeydir. Hayat. Fakat zekâda içgüdüdeki^ emniyet ve kat'iyet yoktur. Zekâ ise. «Her zeki varlık. Tıpkı bir tek fikre yönelmiş bir şiirin birbirine bağlı mısraları gibi. Oda bizim gibi. cvarhk> lan harekete getirmiştir.» Her şuuriyle insan. İnsan. organizmin bir hücresinde. Gerçekleştirdiği ilhamı. Kendisini koruyan mabutlara karşı ibadet eder. Evet. Tabiî sosyete: Yabancıya karşı kapalıdır.gayesine doğru yaklaşmaktadır. kâh ayan beyan şekillendiriyor. kendini aşma etkisini taşımaktadır. kâh dumanlar altında bırakıyor. Bir taarruza karşı müşterek müdafaada. zincirin bir halkasıdır. kendi şuurunu taşlaştırma. Fakat bunu yaparken. Böcekler sosyetesinde: Ferd. Fakat herbiri kendi hudutları içindedir. dairesini sonsuz olarak genişletmekledir. İnsan sosyetesinde: Ferd. ruhunu unutarak kendini madde içinde hapsetme tehlikesine de maruz kalır. Fakat daima yalnız kendi mihverinde döner.

Paskal gibi. Zekâ birtakım âletler yapar ki bu sayede insan. geometride üç daire meselesinden daha önemli olduğunu düşündü. Spenserin mekanizmi üstüne düşünen matematikçi Bergsön. Teknik. ihtiyaçlarımızı tatmin için yapılmıştır. (Temaşa: Dontemplation) da Budist: Hayattan kaçarak inzivaya çekilir. . felsefeye nereden başladı nereye vardı? O da birgün geldi. herşeye kadirdir. böcekler sosyetesinde olduğu gibi bir (âlet) halinde kalmasın.- 217 — bolluğu) ile (kapalı) yi açarak kendi sosyetesi ötesinbütün (insanlığı) kucaklıyabiimek gerektir. Ve biz selâmetimizi ruhda aramalıyız. ki §hilkahn hikmeti de bu derin sevgidir. Yeri göğe yak Jaştırmağa çalışır. Mistik dinci ise: Aksiyona sarılır. bu yüksek şuur ve vicdanlarda tecelli eder. Mümtaz insanlar. Bergson felsefesi:. Ruh. Ona göre tarihte bir (fatalite) yoktur. bunun insana verdiği itimat hissUe aksiyon kudretinhe görür: Eski kurun filozofu: kalır. derin sevgi kaynağı olan Tanrıya kadar şahlanabilirler.. Teknik. ruhu hizmetinde olmalıdır. dinî mistisizmin üstünlüğünü. İnsanın hürriyet ve kudretini kabul eden felsefedir. ilk hayat hamlesini böyle uzatarak. Bergson.. İnsanlığın tinsel mükte* sebatı. Berg-son: Kendinde tinsel yaratıcılık kudreti bulunan ferdî şuurun üstünlüğüne kanidir. Hiçbir engel yoktur ki irade onu yenemesin. «mukadderimizin ve kâinat mânasının ne olduğu meselesinin. diye.

Ve hiçbir yorgunluk duymaz. Fakat bu kâfi değiidir. Bu aşk. endüstirinin. bir heyecandan. Bergsona göre hilkat. bütün yaratıklara karşı olan Allahın sevgi ve aşkıdır. Tanrının bir aksiyon âleti olabilmelidir. kendinde sonsuz bir hayat hamlesi sezer. «Ahlâk ve dinin iki kaynağı> adlı eserindedir ki: İnsan. kendi.» Ahlâk. İnsanlar. ilme. ilmin ilerlemiş olması.» «Hakikî felsefe: Soyut fikirler üstüne tefelsüf. insanın Tanrıya aşkı değil. Uğraşa. derin sevgiden fışkırmaktadır. etmek değil. kalbinden. didine azı çoğaltmak suretiyle şahsiyetini genişletmek ve derinleştirmek ve böylece dünyaya kendi meselesinden birşey eklemektir. Daha üst dereceye tırmanarak insan. Ve başarır. Derin bir aşk içinde kendini aksiyona. feragat ve fedakârlığı düşmanlara bile şamil kılma yolanda acı ıztıraplara dahi tahammül eden kişideki «yaratıcı oluşlar silsilesi» dir. insan hayatının mânası şudur: «Her an kendi vasıtasiyle kendisini yaratıcı hale getirmek. ahlâkın da ilerilemesini istilzam etmez. Ö zaman insan Tanrıyı kendi içinde hisseder. daima daha üste doğru bütün kuvvetimizle şahlanmağı tavsiye eder. bundan çok daha üst olan. dış âleme çok sarıldıklarından.— 218 — Bize sevgi içinde tekrar tekrar cehdi. görünen. iyi işlere sarılır. insanlara hizmete verir.» «Tekniğin. Tanrı o kalpten faydalanacak kadar temiz olmayan şeyleri atmalıdır. İnsan. . Büyük. şimdiki bulunduğumuz halden hiçbir zaman memnun olmamağı. izlemesi gerekli yeni yollar göstermektir. görünmeyen ve bütün varlığın kaynağı olan «hakikî ben» imiz ihmale uğramış bulunmaktadır. çok bilgili fakat ahlâkan çok geri olabilir. Bu mertebeye gelen insan.

Hayatı ile d e buna canlı bir misal vermiştir. hareket ve oluşlar akışı. «geceler gebedir* filezofudur. Bergsona göre mükemmel insan. Ancak hakikat aşkı iledir ki yazdı ve söyledi. zulme uğradı. Irkdaşlarından ayrılmak bile istemedi. . O. iradesini. Yakında neşredilecektir. çilesini çekti. Bergson felsefesi: insan. SON Tarih Boyunca Ahlâk Mustafa Rahmi Balaban'ın bu çok mühim kitabı tabedilmektedir. Amma hiç şikâyet etmedi. Tanrının insanlara sevgisi yoluna hizinete vakfedebilen insandır. Bergson. «açık sosyete> yani bütün insanlar birbirinin kardeşidir fikrinde olduğundan AlmaRİarın Parisi işgalleri zamanında Yahudilere yaptıkları zulümler arasında oda. gönlüne Allah sevgi ve düşüncesi taşımak ile kalan insan değil. insanlığın üstüne şahlanarak Tanrıya doğru yön alma felsefesidir. Bergsonun ömrü bir teemmül ve murakabe içinde geçti.Bu halde.

100 Kadın rahatsızlıkları „ . resimli Dr. büyük lügat Ali Feraz 150 „ „ küçük lügat Ali Feraz 100 „ „ lügat Cemil Cahit' 20 Almanca • Türkçe küçük lügat Sadullah 50 Kamus Fransavî " Fransızcadan Türkçeye „ 500 Resimli küçük lügati fenniye 100 Türkçeden Fransızcaya Resimli Kamus Kelekyan 1200 Türkçeden İngilizceye büyük lügat J. resimli Besim Ömer 75 Çocuk büyütmek. resimli „ . „ „ „ . 10O . Bahaettin 350 Türkçeden Fransızcaya. „ ..... Redhouse 2000 Fransızba metod Berlitz ve tercümesi 250 12 Lisan mükâleme 50 Efali Fransavî cetveli Ekrem 35 Kendi kendine İngilizce alfebe Nüzhet Paşa 35 „ „ Almanca „ Nüzhet Paşa 35 „ „ İtalyanca „ Nüzhet Paşa 35 „ „ Rusça „ Sudi 35 . doğum.„ „ „ 75 Gebelik. Zeki Cemal İ0O Gebelik.Türkçe nahif tercümesi 100 İngilizce gremer 1 inci Halil 75 „ 2 inci Halil 150 Fen ve izdivaç. „ 100 Çocuk düşürmek.. lohosa. . „ „ „ 60 Nüfuz meselesi „ „ „ 35 Bebek beslemek. „ Rumca „ Marta oğlu 35 Almanca tesîli tercüme Mehmet Tahir 75 Almanca tesili mükâleme > » 7 5 Almanca .Gayret kütüphanesindeki kitaplardan bazıları Kuruş Türkçe sözlük " yeni harflerle büyük lügat „ 2oo Yeni Türkçe lügat M.

Pol 50 Mufassal resimli tavukçuluk Cafer 250 Türklerin tarihi umumisi 1 . H.Kuruş Çocuk hastalıkları Yeni harf „ „ „ „ 25Ö Çocukların istidatları Dr. 400 Rubaiyat Ömer Hayyam 150 Hayat ve kitaplar Ahmet Şuayp Abdulhak Hâmit ve mülâhazatı felsefiyesi Rıza Tevfik 500 75 Tevfik Fikret Şermin Tiryaki sözleri Cenabı Sahabettin 100 75 Demokrasi ve mesaili iktisadiye Hüseyin Cahit Nasrettin Hoca Köprülüzade Fuat 100 50 Yarım Türkler Aka Gündüz 250 Hârîstan ve gülistan Ahmet Hikmet 100 Daima hilekâr (2 cilt) Ali Reşat 100 Milliyet nazariyeleri Mehmet İzzet 250 Hendesei sanai 2 cilt >t >> Elektrik ve tatbikat sanaiyesi 2 cilt.7 Deguignes. Cahit 1500 Hüriyet Hüseyin Cahit 200 İlim ve din Hüseyin Cahit 200 Hüseyin Cahit 200 Asri demokrasiler 200 Senaiyi nefisenin menşeleri " " 60 Dekartm felsefesi • > » Samiha Cemal 400 Eflatun külliyeti 100 Hisler ve fikirler Raif Necdet 200 Azmi bey Hanım kitabı 100 Fazıl Ahmet Karikatör 200 Tevîik fikret Halukun defteri Hüseyin Daniş. resimli Salâhattin 150 Otomobil ve traktör resimli Salâhattin 150 Fen mesahaye arazi ve topografya Kömürciyan 150 Mesahaya Hendeseye Kömürciyan 200 Mihaniki Riyazi Salim 500 Demir Köprüler 300 50 Nazarî Hesap. Mesail yeni harfle Salim Hesap tefazulî 500 .

Doğramacılık, Silicilik, Marangozluk Talât Resimli tarihi umumî 1-6 Refik Tarihi umumî 1-6 Murat bey Ebulfaruk tarihi 1 - 7 M Murat Mahmut Şevket Teşkilâtı kıyafeti askeriye Corci Zeydan Medeniyeti islâmiye tarihi 5 cilt S ey fi Emir Ali Musavver tarihi islâm Hüseyin Cahit İslâm tarihi 'İo cilt,, Kemal Paşa Osmanlı tarihi "3 cilt,, Tarih siyasî, asrı hazırda Avrupa 3 cilt Sinyoboş, Eski İstanbul, resimli Celâl Esat Başımıza gelenler , Arif İstibdattan Hakimiyeti MilHyeye 1-2 Ahmet Rasim Avrupa harbinden alınan psikolojisi dersler G Lebon Usul Defteri Malî 2 inci cilt î. Arapyan Malûmatı Ticariye Harnit Malûmatı iktisadiye Cavit Usul defteri Ticarî 1. Arapyan Hocasız usul defteri Serkeis Nihat „ Muhasebe II II Esnafın Hazır Hesop Tüccarîsi Kömürcüyan Usul Defteri 1 — 4 cilt • Amerikan Usul Defteri Amelî Hesap İlmî Hesap Kömürcüyan Hesap Nazarî İlmî Hendese tim! Cebir Amal Erbaa Kendi Kendi fotoğrafçılık resimli İhtisas muhaseb >erı Çapraş kaydek» Fikret Şimendıfercilik - 2N Naki bey Kimya 9 - 10 - I 3 cilt Kimya Bakalo sı » » Riyazi ve cep ' u?ası F. Sabri

50O 200O 100O 1500 İ0O 1000 250200O 1000 1500 200 300 200 150 250 150 250 150 200 200 200 300

50 50 35 250 25 30G 351 150 10O

100 100 100 100 50

Dahili ihtiraklı makinalar, Abdülkerim 250 „ Osman Hüsnü 250 Demir Teknolojisi Ağaç isleri teknolojisi 1-2 Yusuf ziya 250 Kimyayı sanayi 2 cilt Mühendis M. Azmi 200 Hesabi sanayi Salih Murat 80 Cihan muvazenesinin bozulması 2 cilt Ali Reşat 100 Türkiye nasıl doğdu ? Ömer Rıza 100 Hava Edebiyatı 100 İnsanlığın başlangıçları, resimli "yeni harf,,^.3 300 Dr. R- Verno 200 M' Sadık 100 Tâvimden yapraklar Saffet Ziya 100 Adabı Muaşeret Kadın meselesi Gregor Petrof 30 25 Okunacak mektuplar tdâl Sami Paşa Sezai 50 Mehmet Rauf 75 Cidal 30 Celâl Saher Simon Mehmet Rauf 150 Son Emel 250 Eylül «" » Son yıldız 200 Kadın kalbi Saffet Nezihi 250 Ercümend Talu 50 Sabir Efendinin gelini Viktor Hugo 500 SefiJJer 1-5 Halide Edip 200 Mevut Hüküm Osman Cemal 200 Çingeneler Dağların çocuğu 175 Günahkârlar Heluk Cemal 200 Reşat Nuri 100 Damga Sarı Odanın esrarı Gaston Loro 150 150 Gaston Loro Siyah kokulu Kadın Mesnevi şerif 1 - 6 tercüme ve şerhi Abidin Paşa 1400 Kitabı Mukaddes "büyük hacımda ciltli,, 400 150 incili şerif Mezamir 75 150 Asrî din fikirleri Seri 1 "11 kitap,, L. Lûtfi 100 Asrî Din fikirleri Seri 2 "6 kitap,, L. Lûtfi Lee Vrooman 10 Garpta dua yeni harfie

Âkay . Ruh ve ölüm Ötesi (İslâm tasavvufu) İslâm Aslanı Hazreti Ali Kırklar Meclisi (En güzel Bektaşi Şiirleri) ! Hakikat Yollarında Tarih Boyunca Ahlâk Felsefe Tarihi (Filozoflarla birer saat) Tanrı Buyrukları ve İnsan Alemi Kıyamet ve Alâmetleri-Cennetlikler. lu Gayret Kitabevinde satılan ı-nühim eserler : Kur'an ve islâm (Zaman zihniyetiyle) 2 Kısım Ruh Ansiklopedisi (Spiritüalizm) Ciltli Ruh Âlemi (Spiritizm.Ciltlisi : 500 Kr. Kuday • S. İstanbulda. Fakirizm. Cehennemlikler İnsan ve Ruh Yaşayan Ölü Ciltli İnsan ve Şeytan „ Yolcu Nereye Gidiyorsun . Ateş Ağacı Mabette Bir Gece Mesih Paşa İmamı „ Kimyayı Saadet Hazret Oftade Aziz Mahmut Hüdal K.. Ankara Caddesinde 131 No. iaşnar 250 250 100 Samiha Ayverdi 250 250 350 250 250 „ » .. Rahmi Balaban 125 300 350 400 A. Manyatizm) Ciltli Ruh Kuvveti (Spiritizme tecrübeleri) Ciltli Pratik Manyatizma ve İpnotizma Ruhlar Konuşuyor Allah Ruhlar Arasında Medyomluk Ruh ve Kâinat (Mecmua) Abdûlkadir Geylâni Muhiddini Arabî 1 den 12 Ciltli Mustafa Ertuğrul Cemil Conk Paşa L. 200 750 750 500 500 300 300 400 330 1000 200 300 150 100 Ciltli .Fiatı : 350 . Debi M. W. Afşaroğlu Dr. n » > » 200 200 300 tmam Gazali 50 50 25 .. Crooks Dr. Son Menzil „ Yusufçuk . Bedri Ruhselman .. Burcuoğlu M... Krş.

Master your semester with Scribd & The New York Times

Special offer for students: Only $4.99/month.

Master your semester with Scribd & The New York Times

Cancel anytime.