Filozoflarla Birer Saat: Muhtasar Felsefe Tarihi Mustafa Rahmi Balaban

İstanbul: Gayret Kitabevi, 1947. 16 Şubat 2005'te EFSİS Özel Koleksiyonu'ndan elektronik ortama aktarılmıştır.

© http://www.felsefelik.com

M. RAHMİ BALABAN

FİLOZOFLARLA BİRER SAAT

FELSEFE TARİHİ
Buda - Eflâtun - Aristo - Rable - Mevlâna Celâleddin - Kınalıoğlu Ali Efendi - DekartPaskal - Tomas Kampanella - Lok - VolterJ. J. Ruso • Kant - Erzurumlu I. HakkıMisele - lbsen - Ogiist Kont- Niyazi t. MisrîGöte - Muğlalı İbrahim - Sen Simon - KarlaylEmerson - E. Rönan - Tolstoy - Vilyam Moris - Bergson - Nice - Vels - A. FransJon Devey, v. s.

Sahibi ve Naşiri:

GAYRET

KÎTABEVt

Ankara C«d. No. 131 - istanbul

Hakikat Yollarında ;

Filozoflarla birer saat:

Muhtasar

Felsefe Tarihi
Mustafa Rahmi Balaban

G A Y R E T K İ T AB E VI Ankara Caddesi No. 131 <~- İstanbul IŞIL MATBAASI 19 4 7

ANKARA CADDESİ -İSTANBUL . Fiati 250 nefis ciltlisi 300 kuruştur. Fioıırnoy WİLYAM CEYMİS'IN FELSEFESİ Varidat İZMİR SALEPÇİOĞLU KÜTÜPHANEsindeki Arapça elyazma nüshasından tercüme Mark Orel DÜŞÜNCELER Bütün bu Eserler bu Ciltte tamamen mevcuttur. GAYRET KİTAPEVİ.MUSTAFA RAHMt Hakikat Yollarında İmam-ı Gazali SAPIKLIKTAN KURTULUŞ liddiR Arabi FUSUS NAKŞI Tiı.

ya. Baharda bayırların menevşeli lâleli Yazlarda buğdayların altın yıldız sorguçlu. Köy okulunda okuduktan sonra Bergamada rüşdiye tahsilini yaptı. Köyüne hâlâ en derin duygularla bağlıdır. Yılda bir gelip toprağına yüz sürebilsem. Tahsil için bu çiçekli ovalardan. Yedi yaşına kadar bu köyde güzel tabiat ve sade hayat içinde büyüdü. kekikli dağlardan ayrılıp uzaklara. OBAMA Elli yıl önce ne idiysen içimde o sun Onun deniz gibi ova.. Müsabaka ile İstanbul Öğretmen okuluna girerek 23 temmuz 1910 .Müellif Hakkında. istanbul'a gitmek lâzımdı. göz erimin dağlar İkindinde gümüş çay. Yaz tatillerini hep. Mustafa Rahmi Balaban. Güzün yamaçların burca burca kekikli Yılda bir gelip toprağına yüz sürebilsem. Sonra müderris Terzizade Mustafa efendiden arapça. ilerledikçe sönmek söyle dursun. Bu iki sevgi. onda. Gönlünün bu özleyişini. 1888 de Bergama'nın Balaban köyünde doğdu. farsça ve Altunovalı İbrahim Remzi Beyden matematik tahsil etti. elli yıl sonra şöyle ifâde etmiştir.geçirirdi. kıblende meşelikler. hiç sökülemez surette kökleşti. köyünün ovalarında • tabiatle başbaşa .

Maarif Nezaretf. Kırk beş gün Üsküpte pedagoji hocalığı yaptıktan sonra Maarif Nezareti. Adana öğretmen okulu müdürlüsünde üç yıl çalıştı. Rahmi'vi Cenevreye pedagoji tahsiline volladı. 1918 den itibaren Ikdam'da yaziları çıktı. Ça- . Eserlerinin çoğu bu encümende bulunduğu yularda basılmıştır. O zamanın önlü psikoloji profesörü pek muhterem merhum Ed. Yurda dönünce Ziya Gökalp merhumun başkanlığında kurulan üç kişilik mülga Telif ve Tercüme Encümeninde (burada öteki âza muhterem Veled Çelebi idi) çalıştı. onu Adana yatılı öğretmen okulunu kurmaca ve müdürlüsüne tayin etti. Öğretmen okuluna giderken istanbul Müftisi Fehmi Efendinin mantık ve arab edebiyatı derslerine de devam etti. Sonra İzmir kız öğretmen okulu müdürlüğüne tayin edildi. psiko . o Telif ve Tercüme Başkanlığına tayin edildi. Buradaki başarısına mukâfaten. Basın hayatına ilk. Kollejdeki on bir yıllık hocalığında dilimize İngilizceden bir çok eserler tercüme etti. Gökalp.— 4 — da buradan birincilikle mezun oldu. Onun en büyük emeli: Avrupa ve Amerikanın özlü eserlerini dilimize çevirmektir. «İkdam» ın İsviçre muhabirliğini yapması ve İKDAM gazetesinin sahibi merhum Ahmet Cevdet Beyin yol göstermesile başladı. onu Usküp Dar . Kız öğretmen okulunda pedagoji Ki7ilçulhı Amerikan kollejlerinde Türk tarihi ve felsefe hocalığı etmiş. Telif ve Tercümeden ayrılınca İzmir Atatürk Lisesinde felsefe.ül -Muallimin Rüşdive (Orta öğretmen okulu) pedagoji hocalığına tayin etti. mebus olunca.pedagoji laboratuarına asistan aidi. O zamanki Maarif Nezareti. İsviçre'de Almanca ve ingilizce de öğrenerek aşağıya yazdığımız eserleri Avrupanın üç dilinden dili» mîze çevirmeğe başladı. Cenevre Üniversitesi pedagoji ve felsefe şubelerinde tahsilini tamamladı. Claparede onu.

Ruhiyat makaleleri. ırklar ruhiyatı. Ege bölgesinin iş kaaramanları. Çekirdeksiz kahramanı. Portakal kahramanı Mehmet Bafralı. Felsefe tarihi. Şehir mi. Keloğlan. Asrî terbiye ve maarif. ahlâk. Mekteplerde sıhhat demederi Halk tekâmülü. Dağ deviren. Dökroli usulünde dersleri toplulaştırma. İzcilik. Altın çiftlik. Çocuk büyütmek. Terbıyevî ruhiyat laooratuarı.— 5 — lıştığı konular :Tarih. Çocuk ruhiyatı. Şart. Yeni psikoloji ve pedagoji. Pestaloji. Çocuk ve mektep. Moğol tarihi. Dergâh ı Mevlâna. Çevresinde gezi ile İzmir tarihî. Islah-ı ırk. Ruhiyata medhal. Fonksiyonel terbiye (M. Baliğler ruhiyatı. Efez. buğday kahramanı. Nıkomaha ahlâk. izmir agorasından eski tapınaklara. Baba Arıkan'la berabar). Küçük Asyada ölmüş şehirler. itıyad. Timur ve Tüzükâtı Bahtıyarname. tövbeler tövbesi. Kant'ın pedagojisi. pedagoji ve felsefedir. Kalmoıt Türkleri. Bal çuvalı Hüseyin masalcı. Alfabede cümle usulü. Avrupada yeni mektepler. Fihtenin hitabeleri. Dökroli usulünde hesap vs ölçüler. Basılan kitapları: Bergama tarihi (Müzeler müdürü sayın Aziz Oğanla beraber). Tabi . Çocuklar cenneti. Avrupa milletleri ruhiyatı. Ailede terbiye. Avrupa medeniyetinin ahlâk kökleri. Dağda bulunmuş çocuk. Çocuklar evi. Çocukta eksiklik duygusu. Kadın-erkek. Amerikada mekâtib-i ibtidaiye ve tâliye. Eskicilikten Tüccarlığa. Halk kitapları: Özdemır onbaşı. Kristof Kolomb. Evvel zamanda. Şimdi basılmağa başlanan «Hakikat yollarında» serisi: Değerli maarifçimizi bütün okuyucularımıza daha iyi tanıttıracaktır. Fılozofi vasıtasıyla orta tedrisatta reform. Deli dumrul. Tabiat ve insan. Çocuk ruhiyatı. Eski Kılikya (Çukurova tarih ve tarih-ı tabiîsi).

Ferdçe ve cemiyetçe yükselmek..ÖN SÖZ Sokrat.ömrümüzü doldurmak. Onun kadar ve belki ondan da önemli yapılacak iş önümüzdedir: „ kendimizi ve çevremizi her gün biraz daha iyiye. Ondan sonra gelen ikinci hakikat şudur: " Hayat ve kâinatın mahiyetini anlayamıyoruz diye ümitsizliğe düşecek değiliz. hayat ve kâinatın hakikat ve mahiyetini anlayamıyoruz. yıllarımızı. Ama gerçeğe kimi daha yakın kimi daha uzak olabilir. yirmi dört asır önce: " Bîz insanlar. " Tarih boyunca her felsefe. Felsefenin ve filozofun öz değeri bundadır: insanda tekâmüle hizmet arzusunu engin bir aşk haline getirebilme.Durum bugünde öyledir. onların hayat ve kâinatın mahiyeti üstüne metafizik teorilerinden ziyade ahlâk veiçtimaiyat üzerine olan düşüncelerini aldım. Her zaman hayat ve kâinatın mahiyet ve hakikatim arama yollarında bulabiliriz. aylarımızı. gürele doğru . bu gerçeğe götüren yolları araya gelmiştir. hal ve hareketlerle gürlerimizi. . Ve her biri o yollarda birer nişan taşıdır. Felsefeyi kuru lâf değirmeni yapmayan gerçek filozofların hepsinde bu ilinti bir iç ateşi halindedir. kendimize en iyi hal ve hareket yollan seçme işi ile uğraşalım. Amma şimdilik her halde yolun sonunda deliliz. hızlandıracak aksiyonlarla. Bugün bu bir hakikatır. doğruya. En iyisi mi. demişti. ( Filozoflarla birer saat) e.

Yarınki dünyada yenilerle bu güne kadar olan değerlerin bir karması olacağına göre (Filozoflarla biier saat) bu güne kadar olan değerler üstüne düşüncelerin kısa bir plânçosudur. Yerlerine yenileri konulmağa uğraşılmaktadır.— 7 — İkinci Cihan Harbi sonunda bütün ahlâk! ve insanî değerler yıkılmağa yüz tuttu. . Dünya sarsıntısı. yeni değerler kuru lup kökleşinceye kadar sürecektir. R. B.

Bu sefaleti. Himalayalara yakın. Prenslerin ihtişamı yanında tebaanın pek mühim ekseriyeti derin bir sefalet içinde idi.Buda [M. Kapilavaston de zengin ve asil bîr aile vardı. 560 480 j Hindistamn şimal-i şarkîsinde. vicdan gözüyle görmeğe başladı. Sonra buraları Turan ırkı. hasta bir adama rastgelince bu tesadüf onun vicdanı önüne beşerin sefaletini yaydı. bize efsane ile karışık bir halde gelmiştir. Bu mıntakada ahali. Buralarda yetişen Budanın hayatı da. Uzun asırlar süren muharebeler esnasında. Bazı müellifler. Bu adam evlendi. Nepal hudutlanndayız. pek fakir. böyle bir adamın geldiğinden bile şüphe etmektedirler. Fakat müelliflerin çoğu şöylece kabul ederler. . bir oğlu dünyaya geldi. Ö. bu kabîl hayatlarda olduğu gibi. kuvvetli bir feodalite teessüs etti. pçk ihtiyar. daha sonra Moğollar ve Tibetliler işgal ettiler. Milâttan evvel 563 senelerine doğru. 8u esnadadır ki bu adamın hayatında pek büyük bir hâdise vukua geldi: Bir gün sarayından çıkarken. ayakta gezen öiü gibi sapsarı. işleri. muharebe ve ziraat idi. çok karışıktır: Bütanın ilk ahalisi koyu esmer renkli idi. Kendi adı Sidharta ve aile adı da Gautama'dır.

2 — Budizmin yarattığı cemiyet : Budizmin iki türlü saliki vardır. bir kuşak. gittikçe bütün orta Asya* ya. yalancılık. O zaman ona BI$ıkw geldi. bir süzgeçleri olabilir. Budajun milâttan evvel 430 senelerine doğru öldüğü anlaşılıyor.g _ «Bir oğlun dünyaya geldi» diye haber verdikleri zaman. Dervişler gibi köyden köye doloşmağa ve sert bir riyazet bayatı sürmeğe başladı. aptalj ^kıyafetinde dağlara inzivaya çekildi. mezhebin — aşağıda bahsedilecek — temel fikirlerinden başka beş ahlâkî vazife ile kendilerini mükellef tutarlar ki bu beş şey haramdır: Katil. Kurduğu din.. servetinden vaz geçerek gece bir ata binip sarayını terketti. dediler. Filhakika aptal kıyafetinde gazen bir kısmın hiç mal ve mülkü olamaz. daha sert bir hayat yaşarlar. Ekseriyeti teşkil eden kısım. paraya hiç el süremezier. 29 yaşında olan prens. bir avuç pirinç. içinde bulunması muhtemel Ölmüş hayvanları yutmamak için kullanırlar. bilhassa Tıbete.. hırsızlık. Aynı zamanda mütalee ve derin tefekkür ve istiğrak içinde idi de.) Bu dervişler. "Buda* demek «Işıklı» demektir. ve ancak dilendikleri şeyleri yerler. O andan itibaren insanlar* yeni yola davet etti ve müminleri kendi etrafına toplanmağa başladı. Böyle derin düşüne düşüne nihayet kendince hayatın sırrını ve insanların takip etmesi lâzım kanunu buldu. bir iğne. sarhoşluk. daha sonra Çine ve Japonyaya yayıldı. bir baş piçağı. Yalnız bir sarı kaftan. (Süzgeci su içerken. zina: Fakat daha derin takip etmek istiyenler. Prensip itibarile bunlar or- . sevinecek yerde : < işte bana bir zincir dahal 1 > dedi.

- 10 — manda yaşamak mecburiyetindedirler. ki bunlar buralara ancak — açık yerde yaşamanın imkânı olmadığı — yağmurlu mevsimlerde çekilebilirler. . mümkün olduğu kadar dünyadan yüz çeviren bir cemiyet yapmağa uğraşır. hazır yiyici ruhban alayı meydana geldi. Bir de ruhban için bir (mertebe silsilesi) tesbit edilerek manastır hayatı bir usul ve kaide halini aldı. Bu mezhepte dikkate şayan üç mühim şey vardır: Evvelâ kast farkının hüküm sürdüğü bir memlekette. Görüyoruz ki budizm. Lâkin insanlara mezhebi öğretmek vazifeleri doiayısile. Basmakalıp dualar. Zaman geçtikçe iki yüzden bozuldu tik devrenin sade. hangi siniftan otursa olsun kabul eder.bütün diğer içtimaî rabıtalarla alâkasını keser. ancak mezhebin ilk 7amanlarında böyle idi. epeyice sonra kurulmuştur. böylece. buna hiç ehemmiyet vermez. Üçüncüsü. köylerin kıyılarında yaptıkları bahçelerde yaşarlar. «Tibet> ve «Siyam» daki. En ziyade hürmet gören rahipleri. yaş ve irfan dolayısıyle hürmet görürler. Dağ başlarındaki manastırlar. Bu mezhebe giren insan. ki bugün bu .izdivaç ta dahil olduğu halde . bugünkü. bir derece ve mertebe sebebile degü. (mukaddes yadikâr — reUg-ue'leri) ve mübarek makamları tebcil. Fakat bu hal. bazı hâtıra âbidelerine hac ve saire gibi. Köyden köve dilenerek gezen ve vazeden bir ruhban sınıfından. ibadeti verine birtakım ( batilalar) ve (şekiller lı kaim oldu. [kincisi. ibadet tamamen sadedir : ayda iki defa toplanarak mukaddes kitapları okumaktan ve işlediği günahları umum huzurunda' itiraftan ibarettir. siyasî ve İktisadî hayata tamamen lakayt kalınarak münhasıran dinî tedrisat ve istiğrak içinde ömür sürecek. hiç bir (hiyerarşi = mertebe silsilesi) tanımaz. İradî bir fakrü zaruret îçinde yaşanılacak . budizm.

elem ve mahkûmdur. şiddetle çekinmek. 3 — Temel fikirler: «Benares müteakip hakikatte çekmefre Şimdi mezhebin esas tedrisatına gelelim. Bu ızdırap hayatına yalnız insan değil böcekler de iştirak etmektedir. esas itibarile. av arayan bir dişi kaplana rastgelmiş._ ıı _ _ iki memlekette böyle binlerce rahip. 1 — Var olan her şey. Meselâ Buda bir gün dağda gezerken. Herkangi bir mahlûku acı çektirmekten. köyleri < mukaddes yadigârlar» ve «sihirli merasimler» ile aldatarak köylünün kanını emmektedirler. bunlar bu tarz düşünmenin şüphesiz tabiî neticeleridir. manastırlarla dolu şehirlerde. Yapılacak iş şudur : Her mahlûka daima merhemet etmek. mablûkabn içinde bulunduğu müthiş sefalettir. bilâkis ona yardım ftmek. Her nereye baksa feraiık gö'. bakınız nasıl tereddiye uğruyor. öldürmekten. Mamafih bu hal. onu kurtarmak. ıztırap Budanin mülâhaza ve tefekkürdeki başlangıç noktast. birtakım ümitsiz ah ve vah ile gidebileceğini zannetmiyelim. hiç korkmamiş. Bunun pençesine . bedbindir. tarihte yalnız Buda mezhebinde değil daha bir çok yerlerde görülmektedir.ür. Buna dair binlerce efsaneleri vardır. Merhamete onlar da lâyıktır. Fakat bunun. vazı» na yani müessisin aradığını bulmasını verdiği ilk vaza göre mezhebin esası dört toplanmıştır. Halbuki bunu yapanlar. Doktrini. yukanda gördüğümüz veçhile. Dikkate şayan değil mi ? Büyük bir fikir. o büyük fikri takip ettikleri iddiasındadırlar.

3 — Izdırapların nihayet bulması. Yani bizzat Budanın düşüncelerini takip ve onun hareketlerini örnek ittihaz etmelidir. ölüm gibi şeylerle elinden çıktığım görünce daha büyük merak ve izdıraplara düşüyor. Amma aynı za> mandafcbu kaplana ve aç bekleyen yavrularına da acımış. ölmezden vevel . hiç aralıksız. hastalık. meselâ kaybetme. hem psikolojik hem metafizik bakımlarından. Böyle iğne altında yaşıyan insan. Burada Budizmin. en güç noktasına parmak basmış oluyo . tamamen ken ~cfi içimizde buluyor: Arzular. Ve bunların bazısının. eNirvana:» «Mutlak sükûn et > in tevlid ettiği daimî bir saadet içinde yaşamak demek olan «yok olma» dır. Buda. Bu suretledir ki hayattan ve hayatın şerlerinden kurtulup <Nirvana> ya kavuşulabilir. Her türlü mal ve mülkten el çekerek hiç bir şey arzu etmemeğe alışmalıdır. y JBu cinan şümul şerrin sebebini. 4 — Her şeyden el çekmek düsturunu tahakkuk ettirebilmek için (anayol) u takip etmek lâzımdır. 2 — Elem ve izdırabın kaynağı arzularımızdır. yalnız başkalarına fenalık yapmak ile kalmıyor. her şahsı. Arzu. bizzat kendi ıztırabını da artırıyor. kendi bedenini sunmağa karar^vermış. Nihayet Kaplana av olarak. Çünkü elde ettiği daha üst hayat şekillerine bütün kuvvetile Dağlanıyor. kendi arzuları için kendini ölmüş saymadır. Hayatın bütün didinmelerinden ancak böyle kurtul unabilir. arzuların nihayet balmasıle olacaktır. Fakat. daha üst daha geniş yaşamağa itiyor.— 12 — geçecek zavallı hayvanları düşünmüş.

kıvmetli ahlâk unsurlarını ihtiva" ettiği de bir hakikattir. derler. Bu ise hayata veda etmek olur. Hakikatte Budizm. Meselâ bedbinliği ile bile insamn^hassasiyetini uyandırarak ıstırap çekenlere karşı alâkadarlığf p arhnr. Böyle olmakla beraber Budizmin. salikler tarafından çok inkişaf ettirilmiştir. Her ferdin vazifesi. Budizmîn özü t egoizm»* karsı şiddetli ve mütemadi bîr mûcadele'acmaktır. Binaenaleyh hiç bir şey. Çünfü butun arzuların kaynağı. 4 — Netice : !lk bakışta Budizm. birtakım ruhî miimareseler vapıhr ki bunlar ruhu.— 13 — ruz. Budizm hakkında. Bu «ölüş» ve «istikrars'zlık» nazarivesfnl benîmslvebilmek için. bilhassa. Budanm gözünde. dünya. bu çünkü zihniyetten çok uzak gibi görünür: Havat ve arzulardan yüz çevirmek. ilâblnrı înkâr etmez. bn cihanşümul akıntı ummanı içinde bir limana bir meîcee kılavuzluk ed«*rler. bizi kendine bağlıyamamalıdır. Fakat kolay değildir. «Başkası nemelâzım bana !> dedirtmez. Kâinatı böylefıztırap içinde görmekle bundan yal- . karşısındakini selâmete çıkarmak için çalışmak ve ona selâmet volunu öğretmektir. ki bu cihet. Amma şurası doğrudur ki bu din. Budizm. gelip g-eçfci hadiselerle dolu ve daima derişen bir med ve cezir gibi olup hakikatte hiç bîr şey var değildir. egoizmdir. bir nevi mahvolma demek olan Nirvananrn sükûnetinde aramak insani harekete getiren bütün âmileri toptan süpürüp atmak demektir. <amelî ahlâk» tu. bütün harici faaliyetlerden el ''çekmek ve saadetî. Fakat başkalarını »zdırap içinde bırakarak valnız nefsini kur-"1 tarroâk değildir. insanı bedbahlıktan kurtarmaca matuf bir talimattır. ilâhlarla meşgul olmaz ve onlara 'bir rol avirmnz. «Allah» sız bir din.

isr terseniz Ütibiler deyiniz . bütün diğer doktrinler. uzun hayatı içinde. milâttan önce 429 da Atina da zengin bir aileden dünyaya geldi. 1 — Hayatı : Eflâtun. fakat bütün mahlûkatı sevme ve acıma.«ve üç kere Sicilya'ya yapmak ile geçirdi. Eflâtun'un dünyaya geldiği devirde grek siteleiinin dolgun ve zengin bir hayatı vardır. Eflâtun. Şunu da söyleyelim ki. hayatını okuma. uzun seyehatler . «Akademus» parkında «Akademi» denilen mektebini tesis etti. maddî şeylere bağlanıp kalmamağa davet eder.347J Eflâtunun en dikkate şayan vasıf [arından |biri maî teşkilât idealine mühim yer ayırmasidır. .gibi Budizm de harfi harfine tamamen tatbik edilmiş değildir.bilhassa Mısır'a .— 14 — nız şikâyet ve figan neticesine değil. Eflâtun [M. içti- . insanın bütün hayvanlar va nebatlarla ince bir kardeşliği olma neticesine varır. Öne sürdüğü tedbirler ise şiddetti ihtirasları Özcüiüğ Egoizmi öldürmeğe matuftur. 429 . Sokrat'a talebe oldu. kendine hâkim olmağa. kitap yazma. okutma. insanı : kendini tanımağa. siyaset ile de çok meşgul olduu. Bugünün Akademi adı burdandir. Ayni zamanda birçok yüksek ruhların teşekkülüne de hizmet etmiştir. Ö.

Amma o. Nihayet sandalya kavgaları. Bunda iş bölümü en başta gelen bir kanundur. Gerek Tiran ile gerek bunun damadı «Dion» ile Eflâtun arasında sıkı bir dostluk bağlandı. suretle. hükümet datbsieri. Fakat sonradan hayatını felsefeye hasretmeğe başlayınca. en ünlü günlerini. Sicilyaya ilk seyahatinde Eflâtunu bu Tiran büyük bir önemle kabul etti. Buna >Siraköze> tiranı «Deniş» ile olan münasebeti de fırsat hazırlıyordu. fakat dahili ihtilâllerle sarsılmış bulunuyordu. Eflâtunun daha genç yaşından itibaren siyasî faaliyeti düjünüyordu. onun bu intizarı boşa çıktı: Ne «Deniş» n e d e «Dion» böyle bir işe teşebbüs etmediler. henüz zenginliği. Rejimi Monarşi. felsefeyi fikirleri ile.— 15 — Bilhassa Atina. yer yüzünde tahakkuk ettirmeği düşündü. refahı devam ediyordu. Perikles zamanını yenice bitirmiştir. Site ziraat . tahayyül ettiği siteyi. bu kitabının sekizinci ve dokuzuncu fasıllarında siteyi tenkit ile karışıklıkların ve inhitatın sebeplerini gösterir. Bu adam Eflâtun'un hürmetkar tilmizleri sırasına girdi. 2 — Şe'nî siteyi tenkit: Eflâtun. Fakat. hiç bir istikrar yoktu. Böyle bir devirde gelen Eflâtunun iyi bir hükümetin nasıl teşkil edileceğini ve bunun idamesini ne suretle mümkün olabileceğini tetkik etmesi çok tabidir. müfrit demokrasi gibi şekil' den sekile geçiyordu. en büyük eserlerinden biri olan «Cumhuriyet» kitabını o ümitle yazmıştır. Diğer greksıteleri de hemen aynı halde idi. zadekân. Tiranlık devirleri de geldi. Binaenaleyh Eflâtun siyasî nazariyelerinin tatbik mevkiine konularak kusursuz bir sosyetenin kurulabileceğini ümit edebilirdi. devlet adamları üzerine tesir icra etmeyi ve bu. Bu filozofa göre sosyete: Bir zaruret dolayisüe kurulmuş olup beşerî ihtiyaçları tatmine mecburdur.

yeni yeni ve gittikçe sun'! ihtiyaçlar doğurttu. Fakat ihracatçılarca başladığından itibaren . fena tanzim edilmiş. zenginlerin refah ve saadetinden mahrum olan veya kendilerini öyle zanneden bir çok insanların kıskançlığını uyandıtır. her türlü ahlâkı çiğniyerek.fenalık da başladı.) Bu rejim şüphesiz. işte böylece sosyete. Ve sosyetenin hayatı ekseriya karmakarışık ve zararlı şekle girdi.Takat bu intizamı nasıl tarif etmeli? Eflâtun bu bapta. egoistler! Hiç bir nevi vicdan kanunu tanımazlar. yalnız paraya taparlar.-16 - vasıtasiyle temel ihtiyaçlarını elde etmeğe uğraştığı müd detçe. göz önüne getîrivor. İşte Eflâtuna göre bozulmanın soyları böyledir. (oligarşık adamın hareketi böyledir. Bu suretle iş bölümü. Nihayet derrcVrssl de prensip ve mayası icabı. Bu zenginlik meylinin insanlarda uyandıracağı ilk his kibir ve ihtirastır. Ve bunlarda türlü türlü yeni sanatlar meydana g-etirdi. Serveti elde edince. Servet ardından koşma ve zenginlik. en münasebetsiz ve faydasız noktalarına kadar götürüldü. sitenin hayatı normal îdi. evvelâ (adalet) tabirini kullanmakta* [dır." fena bir organizasvön halini aldı. Tiranivi getirir. Bu oligarşiyi yıkar ve yerine demokrasiyi kurdurur. fertlerin çoğu kuvvetlerini. felâketlerin en büvüfrü olan vatandaşların ahlâkının nasıl bozulacağını da Eflâtun. Nihayet nüfusun çoğalması ve zenginlik ihtirası sosyeteyi emperyalizme ve muharebeye şevketti. Böyle insanlar. onu ifratlardan kurtarmak intizamı tesis etmek ile olur. faydasız faaliyetlere sarfeder bir hale geldi. Sos yete bu vaziyete düşünce. 3 — Ahengin veniden kurulmas» : Siteyi iyi etmek.alabildiğine istifade ve menfaat hırsını körüklediğinden . Bu adalet mefhumu <Cümhuriyet> kitabının birinci . Bunların çoğu faydasız ve parazit sanatlardı. maddî fhazlar içine gömülürler.

Eflâtun. der. Bir teşbih ile ifade edacek olursak denebilirki bizim içimizde üç şey vardır. İyilik ve güzellik gribi fikirleri temaşa ve takip etmektir. En aşağıda 'fşlih'âlar ve maddi arzular bulunur. Fakat Eflâtun.— 17 - ve ikinci fasıllarında uzun uzadıya tetkik edilmiştir. 3 — Aynı zamanda hem vahşi hayvan. yerin dibine'dogru çeker. adalet ile ahengi birbirine karıştırır. beşer ruhu ile mukayese ederek tesbit etmektedir. Bizim ruhumuz. daima göklere çıkmak istiyor. Çünkü servetin. . Filhakika ona göre adalet: uzviyetin muhtelif fonksiyonları arasında muvazene ve ahenktir. Mükemmel bir site. Bu fikri. kendisine iki at kogultnuş bir «arabaya benzer* Bu atlardan biri yükseklere şahlanmak. iyi tanzim edilmiş bîr ruha benzer. İrade ise bu iki atın kuvvetlerini muvazenelendİrerek arabayı. İkisi ortasında (irade) vardır ki bunun rolü. başka bir mukayese yapar ki o da yine buraya gelir. umumun ihtiyaçlarını temin etmek ve servetler meydana getirmektir. En yukarıda akıl vardır ki vazifesi. Mükemmel bir site de böyle birbirinden tamamen ayri üç sınıftan mürekkep olmalıdır. Eflâtuna göre bizim ruhumuz. maddi arzular ile aklın arasını bularak bunları ferdin hayatına yardımcı kılabilmektir. üç unsurdan mürekkeptir. hem insan (olan bir arslan. açlık ve susuzluk g-ibi. bilhassa. fakat bu sureti idare etmekte olanlar. Öteki at. tacirler ki bunların vaiifesi. 2 — Yalnız aklı işliyen 'bir adam. Temelde: ameleler. tamamen serbest değildirler. «Phedre» kitabtnda ise daha mükemmel. doğru yolda götürmeğe çalışan bir arabacıdır. 1 — Yalnız yemeği düşünen bir vahşi hayvan.çiftçiler.

idarenin dizginlerini ne soyca asillere. daha onbeş sene orada muhtelif aralıklı sıkı imtihanlarla mükemmel bir suretde oku tulacak. İkinci derecede «gömüşler sınıfı» gelir ki askerler bu sitenin müdafaasile mükelleftirler. Otuz beş yaşma gelince yeniden on beş sene devam edrcek yoklamah stajlara tâbi olacaklar. O.. Ancak fikren yüksek adamlara verir. 4 — Liderlerinin ve devlet mesi : adamlarının yet'ştiril- Bu programın en mühim kısmı hudutsuz salâhiyete malik olacak olan «Filozof . hiç kimse. ne zerrinlere verir. Eflâtunun sitesi böylece pek mükemmel bir terbiye sistemi üzerine dayanır. Bütün yurt çocuklarına on se* kız yaşına kadar ayni terbiye verilecek ve bu terbiye oyun şekli altında olacaktır Cebir ve şiddet usulü ya* saktır On sekiz yaşın sonunda. bir yoklama ite. bu filozof kadar. . ehemmiyetle durmuş değildir. Nihayet «Altın sınıf» gelir ki bunlar devlet adamları ve yüksek zekâlar olup en yüksek kuvvet ve kudret bunlarln elindedir. Ancak elli yaş ndadır ki nazarî ve ameli her türlü kabiliyeti gösterdikten sonra bir insan. idaıî ı e askerî muhtelif makamlarda stajlarda bulunacaklar. Filozoflar bu sınıfa «tunçlar sınıfı» diyor.— 18 — idaresine ait talimatnarnaler.devlet adamları» nın yetiş* tirilmesi işidir. «Tunç* Iar sınıfı) Ayrılacak. Bu son on beş sene içinde okumaktan ziyade. Ötekilere iki sene daha beden terbiyesi yaptırılarak askerliğe hazırlanacaklar. Bunlar. şefler tarafından yapılacaktır. Memleketi idare edecek olanlarln evsaf» üzerinde. devlet adamı olabilecek. Yirmi ya şmda bir seçme daha yapılarak devlet adamları namzetleri ayrılacak.

Bir hükümet darbesi yapılarak (Filozoflar konseyi) diktatörlüğü eline alacak yanı v^zıytte intibak edemiyen ihtiyar vatandaşlar nefyolunar k. devlst adamı olabilirler.smlnrma b ra maz. = sut) bu u . ğe lüzum yok. bilhassa devlet adamları terbıyts m r « «i büyük eh mnaiyf ttir O. Eflâtun'un sisteminde bir de (öjyenik) esası vardır. Çocukların terbiyesi de aileye değil devlete yükletilir. E â 'IK> gö û<sal bîr ştf. Bunların bu. yeni site gençlerle kurulacak. Tatbik vaziyetine nasıl geç ieceğini dahi bildiriyordu.ourda yalan ve hile dahi caizdir. en .» Efâtun bu fikie tamamen muataif. — 19 — Kadınlarda. milleti sınıflara ayırması da sırf liyakat ve istidat sebebiledir. . avnca bir san'attır. Çünkü bunda cins değil ehliyet nazarı itibara alınacaktır. Hikmeti hü ûm t ic-bettMrs.. Ba o s^trinm pek çok haymî kısımları ihtiva ettiğini söylem. Fakat pek çok enteresan ve hattâ modern f deri havi olduğu da inkâr edilemez. Yalnız hünere ve bilgi e vetu Baiil^ «-er ki «idare ı$>. E lâtunun.îd hlovof n çok geniş bîr kültürü. Marizlerin ve sakatların ha vat hakkını kabul etmez. iMsın* z<fer ile iki fa 'delim Birine Eflâtunun terbıye/e. Tunç sınıfının veya askerlerin ço cukları muayyen imtihanları verince. değil derhal tstoikatına geçilecek b r program diye yazmıştır. devlet adamları sınıfına g çebılirier. 5 — N -tice : E< âtAin «Cumhuriyet» kitabını yazarken bunu siyasî bir lüva ve hülya maksadile. milletin idare şekli « t$i » i doğma te^dûfl rine. Kezalik bu yüksek sınıfrn çocukları müsabaka imtihanında kazanmazsa aşağı sınıflara geçer. . askeri kuvvete din veya SII . filozof olacağından t*b.

Aristo. Bir nizam altına alınmamış.Ö 384) Bugünkü batı medeniyeti: eski yunan kültürü ile tysa dininin bir karmasıdır. üzerinde Atarna şehri olan yere bugün (Ağıl kale)^ denilmektedir. Bütün bu hadiseler gösteriyor ki .. Meseleleri. Bu iş bugün bile. fertlerin ve ailelerin menfaati üstünde tutmağa daima ihtiyaç vardır. Yunan kültürünün bel kemiği de Aristo dur. bugünün meşe* lelerinden değil mi ?. fazla istihsal. Aristo burada otuz beş yıl kaldı. Aristo (M. ancak bunun içindir ve bunu liderlrr tesbit edecektir. 322 • M.daha ahenkli bir cemiyet yaratabilmek için cemiyet ve milletin menfaatim.Ö.. devlet adamlarının zekâ ve dirayeti: Bütün fertleri umumî menfaate boyun ezdirtmekte.Efiâtun'un sitesinde olduğu gibi . Ve en . Liderin. 17 yaşında öksüz kalınca. fazla makinacılık. Vaktiyle. ve servetin istihsal ve tevzi işlerini bu esasa göre tanzim edebilmekte görülür. Servet ancak hakikî ihtiyaçlar ile orantılı artırılacaktır. Atarna Bergamayı Dikiliye bağlayan şosenin kıyısınDikiliden beş kilometre kadar içerdedir. O.— 20 — yüksek fikirleri kavrıyabilecek bir ehliyeti akıl ve vic danın bütün kaidelerine itaati olacaktır. akraba ve aile dostlarından Proksen onu ( Atama ) ya yanma alarak Atinaya tahsile göndermiştir. bazan şahsî servetlerin ifradi fızla hususî menfaatler takibi. devletleri ekonomi işlerine müdaheleye sevketmiyor mu ?.

en büyük saadeti hareket ve faaliyette bul- . bir insan için en yüce erek: akim. Fazilet nedir? .Türlü hal ve hareket tarzları arasında iyi niyetle en doğrusu hangisi ise onu seçmek ve ifrat. ço. istihdaf ettiği gaye. tefrite düşmeden tam " o ı t a " yi güdebilmektedir. en yüce erek. Aristo'ya göre insan için. (lâzlm geldiği derece)(lüzumunda) itimat veya korku hissetmektir. Fazıylet.— 21 — güzel eserlerini burada yazdı. kendimizdeki insanlığa özel kudreti geliştirmektedir.uk ihtiraslarını takip etmeğe alışırsa attık onun faziletli olabilmesi pek güçtür. Şimdi fazileti şöyle tarif edebiliriz: En doğrn bîr akıl ve ihtiyat ile ve kendimize nisbetle tam ( itidal = orta) yi takip ile iradî ve kararlı bir surette harekete daima hazır olmak. zamanında terbiye etmezsek. Fakat bir kerre gaye. Binaenaleyh bir insanın değeri. saptanınca buna ulaşma vasıtalarını göstermek. faziletle beraber gelişmesindedir. Çocuğu. Bu kudret: akıldır. ilk önce bir karar mahsulü değildir: istenir veya istenmez. Faziletli olabilmek için: istemek ve bilmek gerektir. Ahlâkî faziletin biri aklî. bir daha elde edemeyiz. İnsan. Elimizdeki taşı bir defa atınca. diğeri iradî iki unsuru vardır. Atama kralı Hermiyas onu kardeşinin kızi Pityas ile evlendirdi. tabiat mahsulü olmayıp terbiye ve mümarese mahsulüdür. (lâzım olduğu tarzda). bir tabiat gibi olabilir. Terbiye ve mümarese ile fazilet. akla aittir. Meselâ cesaret. Fazıhtli insan: insanlığa özel işi çok iyi yapmak ister? yarıî her türlü ifrat ve tefritten çekinir.siri vardır. tefriki hasisliktir. Cömertliğiu ifratı israf. İnsanın tabiat ve mizacının: Ahlâk ve faziletin kendisinde kolay veya güç teessüs etmesine t. Zıttarı (korkaklık) ile (inatçılık) tır.

Bedenî ve ruhî melekelerinin inkişafı ahenklidir. sıkıntı içinde değildir. 4. İnsan. 3. — Aristo : <Bunu metafizikten öğreneceğiz. en yüksek fazilet: hlhmete en uygun faaliyettir. Daha doğrusu ahlâk. işleri. her ferdin hal ve hareket tarzını. Faziletli insan. Bu sebeple ferd. terbiye ve kanun işlerini " fertlerde faziyleti • itiyat halini aldıracak şekilde düzenlemelidir. Aristo en raes'ud adım portresini şöyle çizer : 1. Şahsi entere ile siteninkini birleştirmelidir.— 22 — duğundan. kara günlerinde dahi. 2. politikanın bir şeklidir. Aklı en kuvvetli bir surette işlemektedir. fazilet ve saadeti cemiyet içinde amel ha* üne getirmeksizin tam insan olamaz. 6. > diye Söyle açıklar : . tahakkuk ettirilen faziletli insandır ki hakikî insanlık tadını tatar ve kendini mesut hisseder. 7. ahlâkın zarurî bir tamamlayıcısıdır. Kendi derinliğindeki insanlığa özel özü. Devlet. Devlet. tedir. mesuliyet hissini büsbütün kaybetmez. Böylece siyaset. Yani esas tabiatini teşkil eden bütün (üf'ule=fonksiyon) larınv sosyal muhitte işletmek sizin. yokuşlu olduğunu bilir. 5. Cemiyet ol mı yaydı (insanlığa özel mahiyetler) olamazaı. Hayatın inişli. Tabiî ve içlimaî temayüllerini tatmin edebilmek- — Portresi böyle çizilmiş adam. yolunda gider. umumî saadeti en iyi temin edecek surette sevk ve idare etmelidir. iyi çocukları ve dostları vardır. Yaradılışı ve aldığı terbiye iyidir. Servetçe. niçin mesuttur ?. bir içtimaî varlıktır. kayıtsız ve şartsız devletin emri altına girmek mecburiyetindedir.

Bizim büyük filozoflarımızdan Mcvlâne Ceiâleddin bu mes'eie ile derin uğ)aşmış kudretli (Feylesof -Şair) dir. Aristo'ya göre insanın saadeti : Tanrı gibi. hiç yorulmadan daima en iyiye doğru hal ve harekette bulunabilmededir. Niçin yaşıyoruz? Niçin türlü türlü şeylere gönül bağlıyoruz? Bunların hepsi gönül bağlamaya değer şeyler mi? Hepsinin üstünde. adalette değildir. Bizim büyük filozof aynı mânayı. Fakat öyle bir fiildir ki buna hiç yorulmaksızın devam edebilir. sonsuz bir aşkla gönül bağlanacak tek bir şey. daha şairene bir eda ile: c Can feşan ey afitâbı-ı manevi Mer cihanı küherna binutna nevi» . sonuna kadar. Bugünkü içtimaiyat âlimleri medeniyeti « Daha yüksek bir hayat» diye tarif etmektedirler. hayatın gayesini tayin «etmektir. Mevlâna Celâleddin (1207-1273) Felsefeni en büyük işi. solmaz tek bir güzel yok mu? İşte her devirde.» Allah en mesuttur" Ve saadeti için haricî hiç bir şeye muhtaç değildir. tek bir hakikat. Kendi natürü ile bizatihi mesuttur. her büyük filozofun radığı en büyük meselelerden biri budnr. Zira saadet.— 23 tMetafizik diyor ki . Saadeti (fiil) den ibarettir.

büyük işler göremez. İçinde aşk olmıyen insan. ey aşk» diyor. diyor. daha ileri. en derin aşklardan kaynar. ruh üzgünlüğü. içimizde «Yepyeni dünya> yaratmağa derin bir aşk.— 24 — "Ey manevî güneş olan insan. Yüksek bir ülküye tam ve candan gönül bağlıyamamak insan için pek tehlikelidir. rnsan ruhça düşkündür. pek mühim yer tutar. Eski dünyada yeni' likler göstermek yolunda canını feda et. bir vatan. millet ve dünya yaratmak için bütün kudreti ile çalışmaktadır. (Yepyeni dünya) yar ratmak aşkı az ise. Bu asîl ve merdane aşk. egoizm denilen insan ruhunun seretaniarı olur mu ?. derin hakikatlere aşık. garez. En büyük kuvvetler. mukaddes ateş yok ise hiç bir şey yapılamaz. kendi özcülüğünü (Egoizmini) yakıp mahvetmiş tamamen kendini vatan ve millete hizmete hasreden bir nesil yetiştirmek lâzımdır. herkesin ve bilhassa yetişmekte olan nes- . Bu türlü aşkı en ince ve en derin terennüm eden iki büyük Şair Filozof Yunus Emre ile Celâl dirr Yunus emre bu türlü aşk hakkında : «Hamzara kuvvet verir kaadir Çalap aşk erine> Celâl de bizi her büyük işe saldıracak yepyeni medeniyet yarattıracak âmilin aşk olduğuna inanır. yepyeni daha üst. ha' sed. Türk felsefesinde büyük İşlere. Büyük bir ülküye kendini bir kere tam verip nefsini unutan bir insanda can sıkıntısı. Fakat yepyeni bir dünya yaratmak için böyle (Yeni hayat) yaratmağa gerçekten aşık. «Şat baş ey aşk hoş sevdayı ma Ey tabibi cümle ilethayi ma> «Hastalıklarımızın hepsinin tabibi sensin. Gönül bağlanmağa değer tek güzel: her zaman..

gönlündeki (Yeni hayat) mukaddes aşki sönmiye yüz tutan.. yeni hayat kuıulamaz. her taze gönülde hiç solmayan birer algül açtırabilmektir. yerlerini altın aşkı sarmağa başlıyan insanlara : «Zer taleb keşti hud evvel zer bedi. Ve mukaddes ateş içimizde hiç solmayan bir algül olur. Hâlbuki gençliğinde kendin altın idin» diyor. rubca. Diğer bir borcumuz : Kendimizdeki egoizm putunu kırarak örnek olmak suretile. derin tutuşunca sonuna kadar da hiç sönmeden yanar. gönlünde böyle bir algül açt»rmıyan insan. "O ki gafil hut ez keşti bahar O ki danet kimetı in rüzgâr. . kendi putudur. Vatana en büyük bir borcumuz yeni neslin gönüllerinde bu ateşi tutuşturabiltnek ve bedence. puta tapanın juhu yoktur. O cidden altındır. baharını gafletle geçirmiş demektir. Lâkin maddeye. Ah gençlik. Celâl'e göre. seciyece kuvvetli vatanperver bir gençlik teşkil edebilmektir.» «Sen şimdi altın ister oldun.— 25 — lin hepsinin kalbinde eski ateşgedelerin ateşi gibi yanmadıkça yeni dünya. önümüzü kesecek bir ilk harami. kaba meteryalizimdir. Gençlik ömrün altın ve elmas devridir. gençliğinde. «Her ki o ten ra perestet can neburt» Celâ'. yok olsun» Kalbimizde bu ateş ile namütenahi tekâmül yoluna Çıkınca. maneyî mertebenin en aşağısında kalmış insanların taktığı egoizmdir. «Her ki in ateş nedaret nist bat» «Gönlünde bu ateş olmiyan. Çünkü mukaddes ateş içimizde o zaman tutuşur..

Melekler itham ediyorlardı. kaya mermer olsan dahi bir kâmil mürebbi elinde gevher olursun. Tanrı cevap verdi. bu cihanı. dil resi gevher şevi. "Senin gittiğin yol : dikenliğe ve kumluğa gider. taşanların çoğu masiyet çamuru içinde süaünecek.... benliğinden gaç ki yüksek hayat yaşıyasın. "Ahiri her girye handeest Merdi ahir bin mübarek bendeest.» «Senin benliğin bir dağ gibidir ki güneş görmene.» Mevlâna terbiyenin kuvvetine inanır : "Ger tü senk ü şehre ü mermer şevi Çün besahip.. İçimizdedir: Egoizm ve meteryalizm. Eğoizim yolunda olanlara : "Meyli tü suyi mügaylanest ü rik Ta ki gül çini zi harı mürde rik. Mevlânadan: «taşanları yarattığından dolayı Tanrıyı. güneşin nurunu almana mâni olur. fakat bazıları nur içinde yürüyecek ve onların güzellikleri size gıpta verecek.ü dikenlik ve kumlukta nasıl gül bulup dereceksin ?„ "Merhamete nail olmak istersen zayıflara merhamet et „ "Rahm hahi. Benliği aş. "Eğer taş.— 26 - Kırılacak ve yakılacak iki put.. ancak bunlar için tasavvur ve icat ettim. Ö. Binaenaleyh ben.. boğmaktır. Er büyük başka bir borcumuzu da egoizmi ve materyalizmi nerede olursa olsun. ber zaifan rahm kün. .

"Başına gelen elem ve felâketler. "Çün garaz amed.— 27 — "Her ağlamanın sonu gülmedir.. İşin sonunu g-Ören insan.. hüner poşide şüd.. Alçaklığı nasıl şeref zannedersin?.. karşisındakinin hünerini "Âhır âdem zadei ey na halef Çend pindari tü pesti ra şeref. bazen de şeytanlar bizim kötülüğümüzden kaçarlar. Mevlânanın doğumu Belklde 16 Rebilevvel 604 ^1207). sende allah kor* kuşu olmamasından ve küstahlıkla hareketindedir... Bir de rubailerinden birini alalım : "Nuri feleKest in teni hakii ma.. mahlûkat zincirinin en üstünde olan adem oğlusun. "Ey insan!..... Reşki melek amedest çalâkii ma. Hazer ve dikkat ile hareket eden kimsedir ki akıllıdır „ 'Her çi ber tü ayed ez zülumat ü gam An zi bi bakî ü küstahest hem. "Ademi ra düşmeni pinhan besist Âdemü ba bazer akit kesist. olan kimse. "İnsanın gizli düşmanları çoktur. . Geh bigrîzed div zi bipakii ma.. "Bizim şu kara topraktan olan bedenimiz feleğin nurudur. biz toprak adamlarının temizligini kıskanırlar.. Bazen gök insanları. Konyada ölümü : 5 cemazilahir 672 (1273). Geh reşk büved firişte ez pakii ma. O kesif ten asumanda Öyle sür'atle «çar ki bu çalakî. meleklerin bile gıptasını davet eder. mübarektir. ' Garazkâr görmez..

Liyon'da bir hastanede operatördü. onundur diye eserinin beşinci bölümü (Li'ıl Sonnante) adile basılmış ise de bu eserin onun olmadığı söylenilir. 1554 de (Gargantua) kitabım bastırdı. Çağının hem bilginlerine hem siyasasına. Şaşılacak bir doğum. soysop kütüğü. zamanının büyük İşleri üstüne diyeceğini demeğe yer bulmuştur. insanı derin düşüncelere götürür. Ölümünden sonra. salt kikâyecilik merakını yerine getirmiştir. 1494 de olduğu sanılıyor. Kocalığı ve ölümü üstüne bilgimiz yok.nin doğum tarihi sağlam bilinmiyor. Belki bununla müellif. ağır işler alarak Romaya bir kaç kez gitti. Eseilerinde. acayip inlerde gezmeler^ Hepsinde ölçüsüz bir karikatüıcülük vaıdır. 1553 de öldüğü sanılmaktadır. Ünlü bir yazıcı idi. çocuk luk ve açılma. Komik bir eser olan ve (1532) de Liyonda basılan (Pantagruel) basılmazdan önce bir çok kitapları çıkmış* ti. Bu büyük fantazi ve komik eserin genel bir kurumu vardır. Fransada (Touraine) de doğmuştur.- 28 — Rable (1494-1553) 1 — Havati v« es«rleri Rable. Şövalye romanı o!up bu kahramanın başından geçenlerdir. hele Fransa krallarile Papalık arasındaki bağlara inceden inceye bilgili idi. Bununla beraber bu iki eserinde. savaş akıtılan. Kardinal (Balay) a başkâtiplik ettiği sıralarda onunla. . Yazının ardını koğdu. böylece şaka.

daha ilk çağda. Bununla beraber dinle düzeltme istiyenlerdendi. Beşerin çalışmasını ve bulgularını saygı ile anar. Amma ne Protastart.. Katolik kilisesinin temel inanlarından dışarı çıkmamıştır. yöntemli yapılmasını istiyordu. "Ürünü korumak için silâhlan ve çerıHği buldu „ Riyaziyat ile tıbbı ve nücumiyati. emniyet altında uzun müddet ilintisiz tutabilmek için buldu. Bunları bir yer- . Su. Eserinde: diriklik. ne de Katolikleri kandtramıyordu. Onun temel düşüncesi : Tabiata güvenme. Fakat bu düzeltmenin. yeldeğirmeni kanadı. g-iirültü çıkarmadan.— 29 — 2 — Tabiata srü"enme : Rable. İki taraf ta ona saldırıyor ve o da butun gücile kendini kalkanlıyordu. Protestanlığı kuranlardan (Kalveni) olduğu denlü.. İnsanların çtktiği acıları bilmekle beraber. onun nikbinliğini azaltamıyordu. ve geleceğin hava yo!c ıluğundan bile söz açarak. gene ürünü. ip. kâğıt ve başka nesnelerden söyler. herhesin anladığı Hristiyan dininin yolcusu değildi. bu. Rable'nin temel eserinde. o günlerde de bundan aşılanacağını (istifade) söyler. ürün almak için toprağı sürmeği ve ekinciliği buldu. Meselâ üçüncü fecisinde (Kenevir) den ve bundan yapılan bez. çalama sevgisi ve hürriyet taşkın ve coşkundur. daha açık söz ile dirime güvenç idi. Gerçekte ise kendis'. Papayı da çekiştiriyordu. Dördüncü faslında hemen hemen tarihi materyaliz min bir şemasını çizer: "Adam oğlu. çadır. maddeye bütün gücite sarılarak bundan bir çok iyi bulgu ('cat) lar alana çıkarmak. bu günün önemli düşüncelerinden olan. jiyiro. yel ve kol değirmenleri buldu.

(Gargantua) abdaldı. Gene ürünü deniz aşın götürmek için gemiler yaptı Böylece tabiat . Yani müiebbısi. Rab'e eski çağın (ahlâksız) bilgisi. gibi bakıyor Düşman ordusundan tutulmuş tutsak bııv zabiti. kendini korumak gerek. baskı taraftarlarına saldırır. Rable. güler yüzlü bir genç yaptı Okumanın gücüne coşkun manı vardı. ertemli olmağa ö z e nir . Böyle gününde bik. elverirki ret biye yolu ile bunları ona vermeği bilelim. Bu sonuncu. iyi. uslu. 'şimdilik sapıtmış sevdik. (ruhu) vok eder. zihin kültürü denlu oyun ve belen kültürü de var. gönül ahcı. Rableye göre insan. Ancak böylelikle. Komşusu(Grandgusk^ nin üstüne saldırmağı düşünüyor. harbi istemiyor amma ne yapsın. bilgiye. sözünü anmak ile beraber. tabiatı • iş ve arama ile iyi tanımak gerektir. i>ı yürekli. hayata engel olan. insanın canını iğneliye iğneliye onu yorulmak bilmez b°r verimliliğe ulaştırmıştır: İyi yaşamak için .. (Gargantua) da şöyle bir parça vardır: Kral (Pıkro şoı) bütün acunu almağı kurmuş. der. hayatı boz&n ye k ran her i esneye düşmandır. düşmanın. onu bilgin. bilgili. Yeni zamanların aydın tor adamlatımn vazifesi dünyayı bü felâketten kurtarmaktır. Çağının (Hümanist) leriJe beraber karalı savaşları» vahşet çağların dan kcinaa olduğuna inanır..— 30 — den başka yere götürmek için sanaatlar buldu. şu öğüt ile geri yurduna gönderiyor: . 3 — (Müsamaha v* Bar»8C»l>k " • Hayat sevmek. doğru ve güzel bir (rub) sahibi olabiliriz. ahlâkın kurumunda bile oüyük bir yer verir. Mürebbisınin (Gargantua) için çizdiği terbiye plânı ünlüdür: Görme ve aramaya dayanan dolgun bir ansiklopedik bilgi. Her fırkanın fanatiklerine.

nasılsa. Burada orta çağ şatolarının lüksü. Spirelere. Burası usluların ve mattuiarın oc. Bununla. Bu acu un yalnız t tUnndan ve iyiliklerinden mi aşı lanmak (ıstıfdde edilmek) istemlivo ? öyle ise bu incelik ve zekâ »it y. kan dökmeğe değmez Eflâtun derdi KI. komşuları olan. ve son.ğı oluyor. konforu ve incelifti var. Isüenderlere. (J. (PIMOŞOI) saraymda rahat rahat oturup yurdumu yağmayı ûüşünemesin. Aniballere. güzel nesneler» .. o kitaba %öıe. x* Telem'lıler. Biz krallıklarımızı.u yükseltebilir. Eski Herküllere.j:um. Hctıâ t > tf ğa b ie pek değer verilmemiştir. ) di'da şen ve kahraman bir adamın çalışması ile. ona (Telem) denilen yer veriliyor. benzemeğe özenmek ine ie uyan bir iş değildir. öğdül olmak üzere. Yunanlılar arasında. Sizden kurtuluş akçe si istemem Atlarınızı ve silâhlarınızı da size geri versinUr.— 31 - " Bu çağ. Tannyi severseniz şuradan savulup gidin. kette soğuk kanlılıkla çözülmeğe çalışılsın. korumağa ve çevirmeğe buyurukluyuz. hristiyan kardeşleri zararına acunu almağa kalkacak çağ değil. iidır (Telem) de kabal klara yer yoktur. cncak güzel konuşmalardan.. Benimkim yağma etmek istet se o zatuan kendisininkini yok etmiş olur.ne ve fesat çıkt) olsun. düşüncesini çiziyor. Sezarlara. (bir fi. muharebe olmas n. Komşularımızın yurtdaşlarıni almağa değil iptidai insanların ganimet'dediği şeyin bugünkü adı yağmacılıktır. birbirlerine karşı silâha saulmak olursa bunun adı. Ve kraltnizı girdiği çıkmazdan kurtarın. Çünkü kendisininkini iyi çevirerek tır ki o. Aramızdaki anlaşamama. üst geliniyor Ve buna. Komşular ve eski dostlar arasında böyle yapmak yaraşır. Rable. 4 — M»ıt!H«r iren-1*k»»t' (Telem kıt'ssı) Pıkro>ol uzttnt-.

Bununla beraber (ahlâkî temayül) ler bakımından dikkate değer. derler. Bunda fikirler yufka. musiki ve beş altı dil bilmiyen insan yoktur. gerçek diye almak doğru olmaz. (memnu) nesdeye yelenii (haris) dır. tabiî olan her nesneden insanı yüz çevirtmektir. kötü hiç bir nesne giremez. musikiden. komik bir eserdir. Buraya sinsiler.__ 22 den. maddi hayata da yer verir. Bu ütioi diyarında bu geniş hareket örnek bir hayat yaratmıştır. baskı (istibdat) boyunduruğunu kırmağa yürürler. Hayatın tatlar na pek düşkün olmamak gerektir. şövalyedirler. Rabie ise. Kadınlığın her zerreündî işin eri oldukları gibi (fikir) hayatları da pek yüksektirler. Erkekler. okuma yazma. kahraman ruhludurlar. çalışkan bir adamın kalem sınamaları biçiminde.. hemen özgider (insiyakî) gidişle ertemü işlere doğru koşarlar ve fenalıktan bütün güçlerile çekinirler. Baskı (zülüm ve istibdat) altında kalan insanlar ise. Daima ruhla bedeni çarpıştırırlar. okumadan. oyundan tat alırlar. "Temel olan bl« rincidir. iyi insanlarla düşüp kalkan ergin kişiler. Prensipleri şudur : Ne istersen yap Çünkü iyi ruhla doğmuş. iyi terbiye edilmi-. hürriyeti (fazilet) yöneminde yürütecekleri yerde. Bundan ötürü hepsini. 5 — Net'ce : Unutmamalıdır ki Rable'nîn eseri. Bu adama . normal hayatın tatlarına üst tutulmalıdır. Yalnız sevinç içinde yaşamağa yaraşanlar girebilir. çocukça ve aşrı şişirilmiştir. Çünkü insan. faizciler. Bir çok doktrinler derler ki: iç olgunluğu. Kadınlar hem bilgin hem incedirler. çünkü ergindirler. Burada. tkircisine karşı ilişiksiz kalmalıyız. Onlar çok ertemü ve mutludurlar. Bunların başlantıs.

Ruhun. Öyle amma onun ütopistliği şuradadır. en yüksek derecede ilme ve iyi hareketlere sahip olmasıdır. hekimane yaşamalıdır. (Ahlâkî alâi) eserile ünlüdür. Ona salmanlığsnı geri verin.— 33 — göre Avrupanın ayırt büyüklüğünü yapan şey: tabiatı arama ve tanıma ile bu tanıma sonunda. Ana fikirlerini aldım : İnsan. (Erasm) in izinden yürümüştür.. Hikmet nedir ? . Eser bir mukaddeme ile şahsî. celâli. Kuşlar nasıl uçmak için. bir ütopist değil : bir realisttir. baskı ve sinsilik (mürailik) ile bozulmuştur. ailevî içtimaî ahlâklardan bahis üç bölümdür. Bunda Rable. Eğer bir insan kötü ise o. İşte burada Rable ütopiye düşüyor' Kınalı oğlu Ali Efendi Ispartada doğmuş. onda doğruluk.. tabiatini kovalaması yeter. Kalbimize 3 . salman (hür) olarak ertemi (fazileti) bulabilmek için. Bu yüzden denilebilir ki Rable. der. hocası. Erasm der ki: Ben doğruluğa akmağa (temayüle) (tabiat) derim. muh sinî ahlâklarına kendi tarafından da ilâveler edilmek suretile meydana getirilmiştir. Kâtip Çelebi'nin (Keşfi zunun) da yazdığına göre bu estr. nasırı. öküzler nasıl sapan için doğmuş ise insan da ertem ve felsefe için doğmuştur. elde edilen yaratıcı iş) tir. Tabiî olan her şeyin daima iyi olduğuna inanması. Samda Semiz AH Paşaya ithafen yazdığından eserine (ahiâkî alâî) adını vermiştir. güzel düşünce ve işler hayatını tekrar yaşatmış olursunuz. Hakikî saadet: ilim ve imandadır.. İnsan. ve hicrî 979 da Edirnede ölmüştür.

Hal ve hareket üç türlüdür : Ehli hayvanların Yırtıcı hayvanların Meleklerin ki gibi. insanda geçicidir. Bu üçten hangisine isterse öyle yapmakta hürdür. sonra iyi niyet ye düşüncelerle doldurmak. Murat edince insan. taş kesilmiştir. Ata binmiş. hal ve hareketini. Yalnız bazı İnsanlarda karakter. bunların ikisi ile hayvanlar âlemine. hayvanlardaki ruhtan iki nokta ile ayrılır : 1 — (Külliler) ile. 2 — Hal ve hareketlerin iyisi ile fenasını ayırt ederek iyisini yapabilmek ile. Fakat çok uğraşma ile bunlar da muvaffak olurlar. ebedîdir. fıtrî değildir. Ahlâk nedir ? . üçüncüsü ile melekler âlemine ortaktır. Bu güçlük sebebiledir ki. tnsan. ruhî tekemmül ettirme yolunda bir aletten ibaret olup saadet arama yollarında bir binektir. Zira hiç bir karakter. Bizi hekimane yaşatacak iki şey: ilim ve ahlâktır. bir avcıya benzer. Zira at uzakta bir yeşillik veya su . yanında köpeği. Rub. insan ruhu. istediği yere giderse üçü de bedbaht olurlar. insan. Bedenin harap oluşu. Ama eğer at.— 34 — şüphe sarmamasına ve ilmimizin gittikçe artmasına bütün kuvvttimizle çalışalım.Evet değiştirebilir. harici âlemde (asıl olan şey) in ne olduğunu kavraması ile. değiştirebilir mi ? . atla köpeği iyi sever ve idare ederse üçü de mes'ut olur. diyenler var. karakterini. karakter değişmez. Eğer insan. Bunlarda güçlük vardır.Evvelâ vicdanı kötü düşünce ve niyetlerden temizlemek. Beden. Fena hal ve hareket. ruha şamil değildir. hal ve hareketini düzeltebilir.

cesaret ve iffet ahengidir. iki yöne de yön alabilir. Ama akıllı insan. insanın tabiattaki mevkii. Sonra nebat. Cennet ve cehennem. ispatlı tanımağa muvaffak olmasa bile. köşkler halinde tecelli edecektir. (fbni Yemin) in şu sözünde hulâsa edilmiştir: Kâinata cansız olarak girdim. Yaradılış. Cennet budur. İnsanın aslına. bedenden ayrılınca (Misal âlemi) ne gidecektir. iyi hal ve hareketleri. fnsan. Bu dünyada kazandığı ilmi. Şimdi de insanim. merdivenin of tasıdır: iyilik yapmak ile en yüksek noktaya yükselebileceği gibi. iktizası. Materyalistler bu görüşü kabul etmezler. Ama gördüğü ne ottur ne su . Müstakbel hayat: bunda (Kınalı oğlu).fazilet ve adalet iıe yaşamalı8 Fazilet: Zekâ. Saadetinin anahtarı kendi elindedir. Ruhumuz bedenden ayrılınca sinemizde : ya yaptığimız iyiliklerin sembolü bir sevgili veya yaptığımız fenalıkların sembolü yılan ve akrepler bulacağız.. Ruh. Cehalet ve kötü hal ve hareketler ise yılanlar ve akrepler halinde tecelli edecektir. ancak ruhta mevcuttur. inkâr etmiyerek : (belki) der. insan.* fena hal ve hareketlere sapmak ile de en kötü uçuruma düşebilir. der. tabiat içindeki mevkiine. ancak kendisini terbiyeye uğraşmak iledir ki mes'ut olur. orada güzel bahçeler. . sonra hayvan oldum. Oraya koşar. imanı. Nasıl yaşamalı? 7 .— 35 — görür gribi olur. ve geleceğine bir göz atalım. bm i ç değerin ahengini ancak daimî bir uğraşma ile sağlayabilir. Asıl ve menşei. o âlemi. Bu işte ken dişine yardımcı büyük bir mürebbiye muhtaçtır. Efiâtun'un (Misal âlemi) ni kabul eder..

2) Matematik vasıtasile zekâya bir kesinlik vermek 3) Tabiat ve Tanrı hakkında derin bilgi edinmeğe çalışmak. Bu üç şeyi elde ettikten sonra (adalet) e ulaşmağa çalışmalıdır ki şu üç şeye dikkat ile olur : 1) Tanrıya itaat. Birinciyi yapmıyan kâfirdir. Zekâyı geliştirecek şeyler şunlardır : 1) tyi düşünmeği öğrenmek. 1) ihtiyarlık günlerinde dahi ilme çalışmaktan vazgeçmemek. Ödevi. zekâsını geliştirmeden ibarettir. Bu maksatla ruha daima iyi hal ve hareketler teklifinde bulunmalıdır. zayıflar. tenbelleşir. Zira böyle ekzersizler yapılmazsa ruh. Her azayı. bedenî ve ruhî kuvvetlerini. Terbiye san'atı iledir ki kendisini ar mahsulü yapacaktır. verişte hak geçirmemek. Tabiat mahsulüdür. unutmamağa çalışmak. ikinciyi yaptniyan eşkiyadır. Üçüncüyü yapmıyan hırsızdır. böyle âdil bir adamın iradesinde olaydı. hiddetine sahip olmadan. insan. Terbiye • nefsini ve neslini muhafaza ' iç güdülerini tadilden. 2) Şimdiye kadar elde edilen bilgileri.— 36 — İnsan dünyaya bir (tabi! sebep) ile gelmiştir. fazileti idame etmek olacak bir ruh i]yeni de beden ijyeni kadar gerekli bir şeydir. . Bu (îîiümarcseler) yumuşlardır. her kuvveti kendilerine özel işleri yaptırmak da adalet iktizasıdır. 2) Memleketin kanunlarına itaat. fazilet elde etme yolunda harcamaüdır. 3) Ah. cennet olurdu. Eğer dünya.

iyi hal ve hareketleri öğtneli. 5) Kendi hatâlarını aramada çok dikkatli olmak. Buna mâni olmak için iki vasıta vardır. birtakım kargaşalıkları muhtevidir. İnsan. hiddet ve ihtiras ile bozulabilir. Evlenipte böyle yapnnyan şeytanın kardeşidir. «Çocuğun vicdanı. derdi. bilhassa dördüncüsü pek önemlidir. en çirkin ve cadaloz bir kadın seçmişti. Büyük hekim Sokrat. Eğer bir cemiyette adaletsizlik varsa o zaman cemiyet hayatinin. cemiyete muhtaçtır. Çocuğun yanında. ilerletmek için insan oğlu. avantajları kalmaz. onda itiyat halini almasın. Bilhassa şuna çok dikkat edelim ki tenbeltik. Yaptığı hareketie kötülüğünü tatlı dil ile aydınlatmalı. fena hal ve hareketin tersini yaparak bu iyi yolda uzun müddet uğraşmak.— 37 — 3) Şehvet ve hiddeti tahrik etmemek. Bozulunca ilâcı terbiyeye baş vurmaktır. ilerleme yolundaki. Ruh: Fazla şehvet. fena olur. Bilâkis iş zevki en derin kökteşsin. Öğretimine gelince. 4) Mahrumiyetlere ve acılara dayanmak. Terbiye işinde. Çocuk. 1) Doğru yola gelmek istemeyenleri hizaya getire- . Bunun yolu şudur: o. Terbiyenin ilk işi. Bilâkis mümkün olduğu kadar sükûnellegtirmek. çocuğu fena tesirlerden ve fena muhitlerden korumaktır. eş olarak. Zira çocuk. Fena hal ve hareketleri vermeli. bir boş levhadır. Oraya ne istersek resmedebiliriz. kendisinden mümkünse daha iyi varlıklar dünyaya getirmek için evlenmelidir. sert bir suret te azarlamaman. Neye böyle yaptığını soranlara : — Sabrımı artırmak ve içimden hiddeti koğmak için. her şeyi taklit eder. fena bir harekette bulundiyse. Fakat içtimaî hayat. ona fıtrî kabiliyeti nelere ise onu öğretme'i.

Fena hal ve hareketlerden uzak kalmaları için bunlara küçük bir öğüt yeter.cek kanunlar yağmak. 2) Faziletli insanlar arasındaki gibi sevgiyi geliştirmek. Bilâkis elinde olan şeyi bile sevdiği ihsanlarla paylaşır. ancak (sfcvg') ile yaşar. başkasına ait olan şey için bir haksızlık yapmağa kalkmaz. birbirlerine sevdirmek güçtür. tnsanhk. Cahilleri. 4 — Askerler. Bunların miktarı ortadır. 2 — Halk terbiyecileri. Bu üçüncü grupta olanların doğru yola gelmeleri için kuvvet ve şiddet kullanılması gerektir. Memleketin dizginleri. Bunun içindir ki sosyete de sevginin hükümran olmasına çok çalışılmalıdır. Sevgi. Zira kanun ancak cahiller arasındaki anlaşmazlığı kaldırmak içindir. bir taraftan. . Fakat halkı terbiye ile buna ulaşılabilir. memleketi hekimane idare etmeliler. Bunların miktarı çoktur. 1 — Yukarıda söylediğimiz seçkin insanlar. Bunların miktarı azdır. Diğer tarafta da vatandaşlarını iyi terbiye ile onlara doğru yolu göstermelidirler. (Sevgt) dünyasında fert. 3 —. Bu sağlanınca kanunlara pek ihtiyaç bile olmaz. 3 — Adalet kanunlarının tatbik edilip edilmediğini kontrol ederler. adalete bin kere tercih edilir. Vatandaşlar beş gruba ayrılır. İnsanlar üçe ayrılır ı 1 — Yaradılışta faziletli olanlar ki iyi işler yapmakta hiç güçlük çekmezler. Bunlar düşünce kuvvetile iyi ve kötüyü birbirinden ayırt ederler. 2 — Bilim sayesinde faziletli olanlar. Bu seçkin insanlar. birinci guruptan olan insaalar elinde olmalıdir.

düşünmeğe ve seyahate vermiştir. milletin iyi işlerine bütün kuvvetlerile sarılmalıdırlar. bu. Bir devlet dört şeyle yaşar : 1 — Adaletle* 2 — Devlet adamlarının ve generallerin birliği ile. Muhtelif memleketlerde on yedi sene seyahat etti. 3 — Düşmanları arasında tefrika olmasile. san'atçı gibi vatandaşların ihtiyaçlarını sağhyanlar. zeki ve samimi muhabirleri olmalı ve bunlar halkın ve memleketin durumunu reise. Davlet reisinin. Şefin yegâne arzusu. 4 — Devlet işlerini' ehline vermek ile. 1629 dan itibaren de. yeni çağ felsefesinin babasıdır. dos doğru. düzensizliğe düşer ve her şey karmakarış olur. buğday tarlasında biten ve buğdaylar zararına olan fena ot gibidir.- 39 - S — Çiftçi. Düşünce ve harekette bir olmalıdırlar. memleketi saadete ulaştırmak olmalı* dir. bu beş gruptan birine dahil değilse. Fransanm dünyaya verdiği en büyük filozoflardandır. Eğer bunu şef unutursa memleket. düşünmek için daha uygun gördüğü HoUandaya çekilerek uzun yıllar orada bîr inziva hayatı içinde düşündü ve insanlığa en faydalı lı eserler verdi. Vatandaşlar. bildirmelidirler. Eğer bir insan. 1649 da tsveç Kraliçesi (Kristin)m daveti . tüccar. yurdun her bucağında. Dekart [1596 -1650] Dekaıt. Hayatı anlamak için elli üç yıllık ömrünü okumağa.

faziletlere olduğu kadar en büyük fenalıklara da müstaittirier. Felsefede ağacın köküdür. Bir memlekette ilimsiz ve felsefesiz endüstri ve diğer meyveler elde etmeğe çalı g m ak kuru değnek üstünde birtakım meyveler bağlamağa benzer. Bu öyle bir (umum! matematik) ilmî olmalı idi ki bütün ilimleri kucaklasın ve hepsindeki kat'iyet. Dekart. 21 Mart 1596 da doğmuştu. 10 Kasım 1619 gecesi Neubourgda düşünürken kulağına bir ses geldi: Mevcut felsefeyi ıslaha davet ediliyordu. Bir memleiekette meselâ endüstrinin gelişme derecesi. takip etmekliğim lâzım gelen metot ve . ilim ye felsefe gelişme derecesini asla geçmez. Dekart'a göre insanın eti asil vazifesi: insanlara doğru yolu matematik kadar kesin ve ap aydın gösterecek bir yol arayıp bulmaktır. iyi metodla sevkedip etmememden gelir.yolu seçmeğe vermek. bütün insanlardamüsavidir. matematiği yalnız soyutlara (mücerredlere) değil realiteye de teşmil etmek istiyordu.— 40 — üzerine Stokholm sarayına gitti.» Dekart'ın ilk işi bu oldu. matematik katiyeti derecesinde olsun. Kemikleri on altı yıl sonra Isveçten Parise getirildi. İnsanlar arasındaki fark: aklı. En büyük insanlar. Yeni bir . ilimlerin hepsine matematik usulünü tatbik ile kâinatı bir makina meselesi haline soktu. «Bütün akıl kuvvetlerimi. Ve 11 Şubat 1650 de orada öldü. tıp. Dekart'a göre akıl. ahlâk. Dekart'a göre bu. Dekart. Ona göre endüstri. Bu işe (Dekart). en büyük . meyvelere ben zetilirse. o zamana kadar edindiği ve doğru diye kabul ettiği şeylerin hepsinden şüphe ederek bunların hepsini zihninden atmak ile başladı. ilimler ağacın dalları. olsa olsa (felsefe) plabifirdi.

Ve yalnız kendime ait sahadadır. pek çok iyi ve doğru şeyleri havi olmakla beraber içine o kadar lüzumsuz şeyler karışmış ki iyisini lüzumsuzundan ayırt edebilmek. Hiç -kimsenin beni taklit etmesini istemem. içtimaî müesseselerle devlete de sarar. Cemiyet müesseseleri bir kere yıkılınca. Matematik da o kadar soyut (mücerret) lere dalmış ki muhayyileyi bitkin düşürmek sizin zihni terbiye edemiyecek. Bir de kanunların çokluğu. Bu sebeple bunların faydalarını muhtevi ve kusurlarından azade başka bir yol aramalı idim. kendi düşüncelerimin daha mükemmel olmasını temin maksadiledir. ham mermerden bir (Diyana) heykeli çıkarmak kadar güç. Bunlardan meded umdum. Fakat biraz derin düşününce gördüm ki: mantık. «Ben daha iyilerini edinmek için bütün bilgi ve kanaatlerimi şöyle bir tarafa atıyorsam bu. <Zira. Genç* liginde iyi bir tartıya vurmadan aldıkları varsa şimdi onları atacak. Gençliğimde ben mantık ile matematiği çok severdim. thtiiâl taraftan değildir. Binae- . kaçamak ve mazeretler tedarikine de yol açacağından kanunları sayıca pek az fakat çok sıkı tatbik edilen bir devlet.— 41 arama ile ya bualardan daha iyilerini bulacak yahut eskilerinin içinde sağlamı varsa onları bir tartacak. cemiyet işlerinde gelenekten ağır ağır ilerlenmesini ister. Bu tehlikeli bir şeydir' Zira çok insanlar. Dekart. çok fena yıkılırlar'» Fakat şu doğrudur ki ilimde herhangiblr reform olunca bunun ardından bu reiorm. en iyi bir devlettir. bir kere ötedenberi benimsedikleri ilke prensiplerden şüphe ederek ana yoldan çıkmağa başladılar mı ondan sonra daha iyi bir yola gidemiyerek bütün hayatları boyunca dalâlette kalırlar. der.

ormanın bir kıyısına çıkma ihtimali daha fazladır. şimdi çalışırken içinde oturulabilecek bir ev lâzımdır. Bu üç kaideyi tek başıma kapanmaktan ziyade insanlarla düşüp kalkmak ile daha mükemmel elde ede- . 4 — Hiç bir şey unutulmadığını temin edecek surette tam tadat ve yoklama yapmak.şu dördünün bana yeteceğine kani oldum: 1 — Bedihi olmıyan bir şeyi hakikat diye kabul etmemek* 2 — İnceleyeceğim bir meseleyi. ne de kâh bir tarafa kâh bir tarafa gitmelidir. Çevremdeki insanların en akıllıları tarafından kabul edil miş yolda yürüme: 2 — iğlerimde sebatlı ve daima faal olma. en küçük parçalarina kadar ayırmak. Fakat beğenmeyjp tv yıkmak ve yenisinin plânlarını çizmek kâfi değil. Zira böyle yaparsa. Yenisini kuruncaya kadar.— 42 — naleyh mantıkin lüzumsuz kanun ve kaidelerini atarak bunlardan . Yalnız bir isti* kamete gitmelidir. 3 — En basitten başlayıp mürekkep bilgiye doğru çıkmak. örf ve adaletlerine ve çocukluğumdan beri içinde büyüdüğüm dine tamamen riayet. Şimdi ben bu dört prensip ile her şeyimi yeniden yapacaktım. «doğruya en yakın» a göre hareket etmek en uygundur.tatbikinde bir kere dahi vaz geçmemek şartile . diğer her şeyde ifrat ve tefritten çekinip itidal. en doğru yolu bulmak elimizde olmadığı vakit bile. Böylece ömrümüzü ihmal ve lmhal içinde gtçirmiyerek. İşte bunu temin için kendime üç kaideden ibaret bir ahlâk yolu çizdim: 1 — Vatanımın kanunlarına. Orman* da yolunu kaybeden bir insan ne oturmalıdır. 3 — Nizam-ı âlemi değiştirmeğe kalkacak yerde kendi arzularımı değiştirmeğe çalışmak.

Henüz âlimler ve filozoflar arasında münakaşa edilen büyük meseleler hakkında kat'î bir bilgiye varmış değilidim. öyle müşahede ve tecrübelerde bulunmakta idim ki bunlar bilâhare daha sağlamlarını kurmağa yaradı. araştırmağa giriştim. * Yukarıda ahlâkta bazen <doğruya en yakın> bir fikire gerçek imiş nazarile bakılıp riayet etmek lâzımdır demiştim. sonra yenisinin kurulmasına yarayacak olanlar hıfz edildiği gibi. Bunun üzerine bu müşkül meseleleri hal etmek için • tanıdıklarımdan uzak kalmak üzere Hollandsya çekilmeğe karar verdim. Ve bu anda bütün biigl ve kanaatlerime paydos dedim. Öyle ise zerre kadar şüpheli olan şeyi bile büsbütün batil imiş gibi atmak lâzım geldiği kanaati üstünde yürümeğe başladım.— 43 — ceğime kani olarak hemen seyahate çıktım. Uyanık iken malik olduğumuz fikirlerin uyurken de hiç biri bu esnada hakikî olmadığı halde. Eski binayı yıkarken. âlemde oynanan komedyalara oyuncu olmaktan ziyade seyirci olmağa gayret ederek seyahat ettim. Ve dokuz yıl. Şimdi bunun tam aksini tutnrak mademki ben hakikati aramağa nefsimi hasrettim. Ve Hollandada sekiz sene hakikat nedir diye düşünmeğe. Fakat her şeyin böyle batıl olduğunu düşüdmek istediğim sırada bunu düşü- . o vakite kadar zihnime girmiş her şeyin rüyadan ziyade hakikate muvafık şeyler olamıyacağını kabul ettim. ayniyle zihnimize gelebileceğini anlayınca. Bununla beraber arama taramaya başlıyalı dokuz seneyi geçti. ben de esassız fikirlerimi attığım sırada. Bu yıllarda idi ki zihnime euvelce yerleşmiş bütün hatâları köklerinden söküp atmağa başladım.

Zira (en mükemmel). yokluktan zuhur edemediği ğibİ (nakıs) dan da zuhur edemez. düşünüyorum öyle ise varım = Cogito ergo sum) prensipini. Yani tanrıdır. MüphemÜk ve muğlaklık. kendimin var olduğumu itikat etme için elimde hiç bir delil olamıyacağınt görerek bundan şunu anladım ki ben. (Ben) imin büsbütün mükemmel olmadığını ve benden daha mükemmel varlığın var olduğunu seziyorum. Ve bize kemal ondan gelir. fizikî âlemi. Düşünmek kabiliystim olmasa. Bu seziş bana nereden geliyor. Yani onlar bizde. (Yokluk) dan gelmektedir. (aklî) ye vükselemiyen bazi insanlar._ 44 — nen (ben) İm bİzzarure bir şey olmak ligi m lâzım geleceğine intikal ile. velevki tasavvur ettiğim sair şeylerin cümlesi doğru olsun. göze yaptırmağa kalkışmak olur. aradığım felsafenin ilk temel taşı olarak aldım. En mükemmel bir varlık = Tanrı vardır. Yoklukdan gelemez. Beden mevcut olmasa bile o yine ne ise tamamen o olaeaktlr. Öyle ise o sezişin bana öyle bir (varlık) tarafından verilmiş olması kaltr ki o varlık benden mükemmel ve bü tün kemalâtı nefsinde cami bir varlık. ben ne isem onunlayım. Şöyle ki şu (Ben) denilen şey yani ruh. Fakat ihsasların üstüne. ses ve koku duyma isini. Dekarı. tamamen (mükemmei) olmadığımız için müphem ve muğlâktır. ruh ve Allah gibi maddî olmıyan zihnî suretleri kayrayamazlar. Tanrıdan değil. Halbuki ruh ve Tanrıyı ihsaslarla anlamağa kalkışmak: Meselâ kulak ve burunun yaptlği. zat ve mahiyeti tefekkürden ibaret olup var olmak için hiç bir mahalle muhtaç ve hiç bir maddî şeye tabi bulunmıyan bir cevherim. Kendimden de gelemez. bedenden tamamile ayrı ve hat tâ bilinmesi andan daha kolaydır. kâinatı mihaniki kanunlara tâbi .

kâinatta inşa nın mevkii. bu gün gördüğümüz surete gelebilir. «Bana madde ve hareketi veriniz.'ur makina kuvvetidir. maddenin kudretinden asla meydana gelemez. Makina ne iş görürse hayvanlardaki ruh ta o kadarc k muayyen ve mahdut görür. insanı tabiate hakim kılabilecek yön almalıdır. insan ruhu. Dekart'a göre metot. Gayrî meş. Fakat (Hayız) den tecrit mümkün değildir. (binefsihi) birer makinadır. insan ruhu öyle değil. Beşeriyet öyle çalışmalıdır ki bütün as rlar boyunca insanların hepsi daima baki ve mütemadiyen öğrenir tek şahıs gibi olabilmelidir. insan ruhu nevinden Müteharrik değildir. ilim ve felsefe. Bittabi buna tek insanın ömrü kâfi değildir. Maddî olan şeylerin heps'. bir âlem yaratayım> der. olması gerektir. ebedidir. görür. Hayvanlar. bir hamlede mükemmel olarak yapılmış olmalarından daha kolay aniaşıhr. .— 45 bir surette işliyor. zaman ile. Ve mekânı yapan maddedir. bedenimizden tamamen müstakil bir tabiate maliktir. mukadderi ve gayesi budur. Bunun teminine ilk önce (tıbb)ın ilerlemesinden beklemelidir. bedenlerile beraber mahv olur. Bizim ruhumuz. İşte Dekar t felsefesine göre : kâinat. bunun ayma halk edilmiş. Bunu böylece tedricen meydana geldiklerini kabul etmek. Demek ki maddeyi yapan haizdir. Hayvanlara öldükten sonra bir şey yok Çünkü (hayvar. Bedenle beraber ölmez. Ona göre cisimleri bütün vasıflarından tecrit mümkündür. Hayvanlara gelince bunlardaki ruh.î ruh). Ap ayrıdır.

Sumut ilme değil. Paskal'ın yaşadığı 17 nci asırda en üst rağbette olan ilim. hesap ihtimalini ve su cenderesini keşfetmiştir. Dahî bir mütefekkir ve muharrirdir. (Neuilly) köprüsü üstünde bir kaza geçirdi. bilmem hangi böcek nasılmış diye aramak için yaradılmadı > diyordu. Meselâ Jensenius : «Tabiatın sırlarını aramanın boş ve faydasız olduğuna söyliyordu. Daha on iki yaşında iken (öyklit) hendesesinin isbatlaıtnı hiç kimsenin yardımı olmaksızın kendisi bulmuştur. Dekart'ın hayretini mucip olmuştur. Tabiatı inceleme ve tabiat ilimleri hiç rağbet görmüyordu.46 — Paskal [1623 — 1662] (Blaise) Paskal) yüksek matematikçi. mayiatm muvazenesini kanunu bulmuş. Rağbet. Cizivit tarikatına karşı şiddetli hücumlarda bulun» muştur. . Bu kazadan sonra dine sarılarak Jansenist tarikatın (Port • Royal) manastırına çekilerek çileye girmiş riyazet ile yaşamıştır. soyut ilme idi. îlk defa havanın ağırlığım veza etmiş. 16 yaşında iken mahrutlar üzerine yazdığı eser. Ondan sonra önünde içine düşecekmiş gibi bir uçurum görmeğe bnşlamiştır. 18 yaşında iken bir hesap makinesi keşfetmiştir. fizikçi ve filozoftur. matematik idi. Fransanm (Clermont) şehrinde doğmuştur. (Malhranş) bile: «insan. Hrıstiyanlık dini hakkında apolojisi olan (düşünceler) eserini bitiremeden ölmüşlür.

— 47 — Soyut ilim olan matematiğe rağbet : aklın gelişmesine yarar olduğuna kani olduklarından idi. Port Royal mantıki der KI : İlimler ancak aklı tekemmül ettirmek vasıtasile olarak kullanılmalıdır. Paskal, rasyonalist ve ideelist olan ve yeni ilim henüz doğmak üzere bulunan bir asırda, bugünkü modern tecrübe çiler çapında kılı kırk yaran bir âlim idi. Bunu, fizike ait keşifleri göstermektedir. Paskal, iman iğinin akıl nuhengine varılamıyacağim Katolik olan babası (Etyen) den işitmişti. Bir de (St Ange) lakaâile anılan ilahiyat doktoru Jak Forion'dan da : Din! sırların kuvvetli bir zekâ ile anlaşılabileceğini duymuştu. O, bu ikisi üstünde uzun müddet düşündü. En son, imana kalb yolu ve şahsi tecrübeler ile varılabileceğine kani oldu. Hemşiresi Jaklin diyordu ki : «Olgunlaşmamış bir insana, bir hakikati kavratmak; güneşi zamanından bir saat önce doğdurabilmek gibi, imkânsızdır. Tanrı inayeti olmaksızın, bir insana, bütün dünyanın belagat ve mantıki bir araya gelse faydasızdır. > Paskal buua İnanıyordu. (Düşünceler) ini yazmak için Paskal, kendinden önceki (Möntenyi) (Reymond de Sebonde) (Charron) (Pere Mersenne) (Pere Grasse) (H. Grotius) gibi mühim müellifleri dikkatle okumuş, notlar almış vv bunlar üs* tüne derin düşünmüştü. Şimdi ise, yazma metodu bulmağa kalmıştı. Paskai'a göre eşya üç sıradır : — Msdda, Zekâ, trade. Bilgi yolu ikidir: Zihin yolile, aşk yolile. Maddenin kâffesi; yıldızlar, yerler, krallıklar bir zerre zekâ bile etmez. Bütün zekâlar da bir araya gelse

— 48 — b!r zerre (Charite = Yarhk) etmez ve varlığı harekete getiremez. Zekânın kavram yolundan kalbin kavram yoluna geçilemez. Fakat bunlar, mantık bağı ile değil, hür bir surette birleştirilebilir. Bu nevi birleşme ise öteki bağdan daha sağlamdır. «Kalbin aklına ve yargılama yoluna aklın aklı ermez,> (Filleau de la chaise) der ki : derin inançların çoğu küçük küçük delil ve isbatlara dayanır ki bunlar teker teker iken zayıf imiştirler. Fakat bir araya gelince, bazı ahvalde, o kadar kuvvetlenirler ki reddî imkansızlaşır. Paskal'ın metodu işte bu oldu : küçük küçük şahsî tecrübeler. Fakat tepsi bi araya gelince kanaat verici ve kuvvetli. Paskal'a gör» Tanr;sız insan, zavallı ve sefildir. Hat ta intihara kadar gidebilir. Felsefe ve akıl da, insanı, Tanrıya ulaştıramaz. Tanrı inayeti gerektir. Akıl ve mantık yolu başka, iman duygusu başkadır. İkna kuvvetini haiz yegâne şey şudur; Din hiss-'nin şuurla ahenkli oluşu. Tann, imanı akhmıza muhakeme İle ve kalbimize lûtf ve inayeti ib yerleştirir*. İman, mucize ve mantık ile değlî, inayet ile olur. îman işinde, aman, akla muhtaç kalmıyalım. Tanrının kendilerine, imanı, kalb duygusile verdiği insaniar bahtiyardırlar. Yoksa iman, sadece akıl mahsulü, insan! bir şey olmak' tan ibaret kalır. Ve ebedî selâmete ulaştırma aleti olamaz.» Kalbin Tanrısı, ne (Dekart) m akıl ile bulduğu Tanrıdır. Ne Payen Filozoflarının bulduğu Tanrıdır. O öyle bir Tanrıdır ki ona malik olanların içi sevinç doludur, n a nur doludur. o itimat ve muhabbet doludur. Ona ulaşan ondan başka bir gaye aramaz. Paskal şunu öğretmiştir: Zarfları bozulsa dahi dittin

— 49 — özünün nasıl muhafaza edilmiş olduğu. Din hususunda 17 nci asırda (aklî din) başlamıştı. Ekseriya t, biiabi, yine muhafazakâr idi. 18 nci asırda aydınların çoğu dinsizdi. «Din, halk tabakasına gerek.> diyorlardı. Bu asrın büyüklarinde a (Volter) de ise Tanrıya iman pek kuvvetli idi. Jan Jak Ruso (Tabiî din - Bir Savvalı rahibin İtirafları) ile dini his sahasına çevirdi. Ve dine din adamlarından daha ziyade hizmet etti. 19 uncu asırda ise din, üç şey ile çarpışmağa başladı : 1 — Aklî tenkid ki her şeyi yıkar ve hiç bir şey kuramaz. 2) Tarihi incelemeler ki İncitin nasıl toplandığı ve sairedir. Dini sarstı. 3) Fizik ve tabii İlimlerin inkişafı karşısında mukaddes kitabın bu mevzular hakkındaki izahların tevile muhtaç oluşu. Fakat iman : ne tenkit fikrine, ne tarihî incelemelere, ne tabiiyata istinat eder. Onun istinat noktası bunlar değitdir. Buna rağmen imanın yaşamak isteme hakkı vardır. Ve şu iki şeyi isteyebilir : •* ' 1) Din hissinin ehemmiyet ve faydasını teslim etmek. 2) Akla uymiyor, diye red etmemek. Belki imanın ayrı bir bilgi vasıtası vardır. Birincisini hemen herkes kabul eder. En dinsizler bile din hissinin içtimaî hayatta nasıl bir bağ ve fren olduğunu kabulde tereddüt etmezler. Farzı -m uhal olarak din, hayal mahsulü bir şey olmuş olsa bile cemiyette bir kuvvet olduğu müddetçe reeldir. . Bu bapta Emill Boutroux şöyle der. F. 4

— 50 — «Din ve ilim, bizim elimizde kâinatın bütün hazinelerini açabileceğimiz iki anahtardır. Âlem, muhtelif realitelerden değil, (kırışimh = interferente) realitelerden mürekkeptir ki bu takdir de din ve ilim, fertden ferde ve saattan saata, - kendilerine mahsus tarzda olarak (Ebediyen beraber = Coeternelle) dir.» Vinet'e göre iman kapusunu açabilmek üzere mistik bir anahtara lüzum vardır ki buna Paskal : Kalb Vinet : Vicdan Boutroux : Yüksek Akıl Viktor Jiro : Varlık, irade, his, natür diyorlar. Kelimeden korkmiyalım. Modern din duygusu kendisinin bir az mistik olduğunu itiraftan çekinmez. Yoksa (tabiî din) veya (aklî din) olmuş olur ki Paskal bunlardan nefret eder. Ancak yeni mistisizim, eskisinden bam başkadır : Yeni mistisisım, abese inanmak ile iftihar etmez. Felsefe ve ilim, kendilerile beraber, dine de hamle yaptırdı. Artık din de : daima ilerlemekte olan fizik, akli tenkid ta^hî tenkit, ahlâk ve içtimaiyat doktorinleri karşısında, incimad etmiş ve değişmez bir şeymiş gibi dur* muyor. Aklın gözüne bir avuç kül atmağı da düşünmüyor. Bilâkis gözünü dört açmasını söylüyor. Hattâ psikolojiden kuvvet alıyor: Şimdi bir (Şuur altı) keşif edildi ki bu da, tabiatın bir realitesidir. (Ulvî âlem = Supliminal) in hadiseleri de İlmin mevzuu oldu. Yeni mistisisizmin en mühim noktası itikad ile imanı birbirinden ayırmasıdır. İman : insanı ahlâki ve dinî hareketlere meylettiren aksiyon âmilidir. Kalbi, Tanrıya bağlar. Selâmette olduğuna güvendir.

akıl ve mantık ile elde edilir. alelade bir surette müterafîktir. Isbattan ayrıdır. Ne tuhaf bir adalettir ki o bir ırmak veya bir dağ ile sınır içine alınıyor. Bir şey Pirenelerİn ötesinde doğru. Diğer taraftan kalbin kaşfettiği hakikatlere doğru da aşk ve şevk ild can atmak. Ortaçeğ mistiği değildir. berisinde yanlış . İtikat ise. sonra da «aynı zamanda hem âlim hem mümin» idi. . isbata muhtaç değildir. Paskal. Paskal. doğru da eğri de değişiyor. hem kalbine hem zekâsına hem ilmî hakikatlara inanıyordu. Kutup derecelerinden üç derece yukarı ve aşağı olmak ile bütün hukuk ve kanunlar alt üst olabiliyor. Zarurf bir bağ ile değil. » Paskal şöyle çalıştı: 1) Bir tar utan ilmin keşfettiği hakikatlan kabul etmek. . 1654 Kasımında vukua gelen (Büyük dönme) sinden önce de. Ve Tanrı vergisidir. en ahenkli bir şekilde birleşik ve kaynaşık idi. Aklın hakkını akla dinfnkini dine. Çağdaşlarınkinden bile ileridedir. . Şu sözü pek meşhurdur : «İklimin degişmesüe. İnsanîdir. tasanla. 2) Modern tenkidin din duygusunda açtığı gedikleri günün yenileşmiş alet ve vasıtaları ve şahsî tecrübeler ile tamir etmsk. Hakikati tul dairesi tayin ediyor. ilmin hakkını ilme veriyordu. Paskal'a göre iman. Dini.— 51 — İtikad: Selâmete ulaşma hissi ile ilgisi olmiyan birtakım fikirlerdir. Onda bu üç kuvvet.

Orada 67 gün yattı.Tomas Kampanella [1568 — 1639] 1 — Hayatı I Kampanella. Kendinde okuma ve ilim aşkı kuvvetli idi. Göklerde yeni güneşler patladığı yeni işaretler gördüğünü soyuyordu. Bir çok defa. sonra bütün dünyayı ıslah ile her yerde adalet ve sevginin hüküm sürmesini muhayyilesine alıyor. 1568 de doğdu' Babasr. Kendisinin de peygamber ve mesih olduğuna inanıyordu. Hapishanede altmış kadar eser ile bir çok şiirler yazdı. ve prensler ile Papa büyük ahlâksızlık ve fesat içinde idi. diyordu. On altıncı asrın nihayetlerinde. İspanya kıratlığına tâbi bulunan cenubî ttalyada. Amma bundan üç gün sonra. Müebbet kalebentliğe ve dört deJa işkenceye (bir defasında elleri aikassna bağiı oiduğu halde otuz altı saat asılı bıraktılar) ama ölmedi. Ve meslekinin mühim bir hadisesini teşkil eden (Kalabra) suikastı oldu. Ümitlerini nücumiyata itikadından alıyordu. Sonra 1598 de hapisten çıkarılarak{Kalabra) ya döndü. Bir avuç as has edindi ve bunları dağa götürerek orada bir nu tuk verdi. onu yakalayıp Nopoli (hapishanesine tıktılar. fakir bir kunduracı idî. Kampaneila. 1629 da affolunup evvelâ Romaya. evvelâ vatanını. (Rîşiiyö) de bir hima- . rafizilik ile itham olunarak Napoli ve Romada engizisyon hapishanelerine atıldı. sonra Parise giderek 1625 te burada yerleşti. On dört yaştnöa ruhban mektebine girip rahipliğe hazırlanmağa başladı. Kıymetti mutlakaiarl 9 ve 7 den ibaret olan 1600 senesi «zaman düğümü > olup baştan başa bir değişme devridir. halk müthiş bir sefalet.

bunun açacağını söyledi. Efendileri ona öyle sihirli bir şarap içirir ki o . ihtilâflar ve lazyikler bundan çıkmaktadır. zamanın büyüklerinin zuîmundan şöyle bahseder. doğumunda. On dördüncü Loinin. «Bu zamanın büyükleri. Kanlarından içki. kuvvetlerini bilmez. Izdırap ve göz yaşlarından hiddet ler İn e bir oyuncak. yeşil nebatlar ile örttü. Bir sarsmada her şeyi ters getirebilecek bir çocuğu önüne geçirir. kefen gibi beyaz çarşaflar.— 53 — ye bularak projesini yeniden ele almağı umdu. dünyayı fenalıklar ile dolu görür. günlükler tüttürdü ve yedi seyyareye alâmet yedi mum yaktırdı. masum olduğumuz halde bile bizi itham ettirecek yalancı şahitler yapıyorlar. Etlerinden zühımlarına bir otluk.bizimki müstesna . Ve bunlar hep bizim için hareket etmektedir. ve mürailik doğmaktadır. Kemiklerinden işkence aletlerine sap. «Nefsine muhabbeti dolayısile insan şöyle düşünüyor: Anasır ve ecramın ne zekâsı vardır ne de muhabbet*. Hattâ başka milletlerin hepsi de . Bütün tefrikalar. darbelere ve yüke tahammül eder. 1639 da ölümünün yaklaşmakta olduğunu sezdi. matem parçaları çaldırdı.cahil ve barbardır. 21 Mart 1639 da oldu. değişken ve geri bir mahlûktur. 2 — Cihangir İmparatorluk : Karnpanella. „ Bir şiirinde. yıldızına baktı. yer yüzünde altın devrini. Titrek uzuvlarımızdan.» Halk tabakalarından bahsederken de şöyle der: «Halk. Bunların kökü egoizmdir. Ruhlarından esir kuş. vücudu beşerden basamak. Deminiken rahipleri manastırındaki odacığını. bundan da Tiranı sofizm (yanlış muhakeme).

hayret verici sitesini.. edebiyat. güzel san'atlar ve teknik ile meşguldür. (aşk) adlarında üç muavini vardır. Bunun (kudret). Üçüncüsü aile hayatile terbiyen tanzim eder . Hiçbir yerden cevap alamayınca. projesini hayalen kurmağa özendi : «Güneş sitesi» eserini yazdı. büyük bir âlim tarafından idare edilir. Eğer biri bunu ona haber verirse. En ortada bir mabet vardır ki mihrabına yer ve gökü temsil eden küireler resmedilmiştir. 3 — Güneş Sitesi : (Kampanella). bir tepenin üstünde olup yedi kuşak ile çevrilmiştir. İspanya kralına. muhtıralar. (Kampanella). istediği şey: Dünyayı birleştirerek İnsanları bir idare altında kardeş gibi geçindirmek idi. Papaya on üçüncü Lui'ye. tesadüfen oraya ufcrayan bir Ceneviz kaptana hikâye ettirir. Kendi elile kendisini zincire vurur. Kalabra isyanı.» İnsanları bu vahşiyane şartlardan kurtarmak için Kampanella. Site. (hikmet). bütün ömrü boyunca bir (cihangir imparatorluk) hülyasını taşıdı ki bunun başında olan insan. lâtince yazdı. bununla dünyada ilk mükemmel hayat kurulacak ve bu.— 54 gittikçe ahmaklaşır. onu derhal yere serer ve öldürür. Pek kuvvetli edebi bir eser olan bu kitabım 1602 de. İkincisi fen. Mektuplar. bütün dünyaya örnek olacaktı.. uzun süren zindan yıllarının başında. amma o bilmez. Birincisinin vazifesi: Siteye lâzım maddî kuvveti temin. müstesna bir bilgiye sahip. bu maksatla olup. Yer ile gök arasında olan her şey onundur. Rişliyö'ye Padişahlara. yine evvelki gibi. şiirler yağdırmakta devam etti. Amma 1623 de (Frank Fortta) basıldı. bununla hiçbir şey yapamayınca. Site. dünyada aşk ve hareketi hükümian edecek.

O ise her türlü lüksün şiddetle aleyhindedir. demokrasi ile küçük güzide bir grup arasında bir şeydir. Bu suretle (Kampanella) nın hühûmeti. haleflerini. Bunlar çıkarılınca dört saat iş yeter. tezyini hendese şekillerinden mürekkep firesleerle. Site hükümeti.. Çocukları büyütmeği ve terbiye etmeği de site ken di üstüne alır. ev ve tarla tevzi eder ve her altı ay da bir yenilenir. Güneş Sitenin bariz hattı. Evlerin duvarları. devlete aittir. Yemekler hep bir arada yenilecek. pek te izah edilmemiştir. Bütün memurları da. mutlak Komünizmdir. Çccuklara. müsavatçılık. İş de. Güreşlilerin fikir hayatı. Sitenin iğlerini görüşüp kararlaştıracaklardır. yelkensiz ve küreksiz « hayrete şayan bîr makine ile giden gemiler icat edildiğinden bağsoiunmaktadır. Ayda iki kere. günde dört saat çalışmanın kâfi geleceğine kanidir. 4 — Fen ve Ahlâk. halkın teklifi ile onlar tayin ederler. Sitenin her mehallesinde umumî ambar lar. umumî yemekhaneler olacak. bütün fenalıkların kökünü Egoizm de bul duğundan buna mâni olabilecek yegâne yolu hiç bir şahsın hiç bir şeye malik olamamasında görür. Çocuklar. (Kampanella). Siteye en lâzım san'atlar öğredilecek.— 55 — Bu dört büyük devlet adamı. aileye diğil. şehir meclisi tarafından tanzim edilerek herkesin işi kendisine gösterilecek.her devirden . Bir çok makineler ve bu arada. Çünkü Napolide sanatkârların çoğu lüks işler ile uğraşmaktadır. insanlara. kendileri tayin edeceklerdir. der. yirmi yaşından yukarı vatandaşlar toplanarak. (Kampanella). bu projede en son haddine kadar götürülmüştür. bunda kadınlar bir tarafa erkekler bir tarafa oturacak. umumi mutfaklar.

Siteyi bir büyük manastır nazarile baki yor demektir. Temel olarak: Sitenin... Esasen (Kampanella). mihrap önünde uzun dua gibi ki Kampanetla. Yıldıılarm. Sitenin dini. Meselâ hırıstiyanların mukaddes saydığı eşyadan ve salipten vazgeçiyor.- 56 — büyük adamların resimleriie süslü. Bununla beraber bütün dünyayı birleştirenic hulyasile bir proje yaptığmban hırıstiyanların teferruatından vaz gaçmiş bu'unuyor: Başka dinlerden olanlar da yadırgamasınlar dîye. 5 — Netice .. Umumi ibadet günahlarını itiraf. Bu ronesans devri insaniyetçilerin hepsinden daha ileri giderek o zamana kadar hiçkimsenfn öne sürmediği şu büyük fikirleri de ileri attı. bütün hayatını. Katolikliğe pek benzer. (Güneş Sitesi). Komünizm. bunlar Sitenin umumî hayatı için yapılacak işler hakkında ( eşref saati) haber verecekler. lopedi gibi. hadiselere hiç dayanmadan bir meczubun romanına benzer. cihangir imparatorluk. tkincisile de bütün dünya milletlerini tek bir kuvvet altında topllyarak insanları kardeş'yapmak hülyasındadır. yüksek bir varlığa tapmağı alıyor. üç şefi gibi hudret ve hikmet ve merhamet sahibi. asıl realiteden uzak. Birincisile mutlak müsavata varılacağı hulyasındadır. manastırlarla veya hapishanede geçirdiğinden kendini hülya âlemine salıverdi. Dünyanın düzelmesini iki şeyde bekliyor. Umum! ittifak mesele- . rafızılik ile itham edildi. (Kampanella) nın en çok alâkadar olduğu ş:y nücumiyattır. beşer hayatı üzerine tesiri olduğuna inanır. yıldızların hareketlerini takip ile muvazzaf müneccimler var. Güneş Sitesinde. (Kampenelle bir çok defa.. bir nevi resimli ansik'.

Nur asrında. Bütün bunları nakle ve vahye değil. Avukat olan babası parlamento tataftnda bir süvari alayının başına geçmek suretiyle İhtilâle iştirak etmişti. insani ve cemiyeti ilgilendiren bütün devlet. gittikçe yerini hürriyete bırakmalıdır» esasını tavsiye eder ki babası. Lok. Lok. Lok [1632 — 17D4] Ronessans ile tecrübeye dayanan yeni ilim zihniyeti doğduktan bir müddet sonra on yedinci yüz yılın sonralarında başlayıp on sekizinci asrın sonralarına kadar süren asra (Nur asrı) deniiirr. ozama- . Bristol civarında dünyaya geldi. Lok 29 ağustus 1632 de. ilkönce Ingilterede. akla dayama yolları arandı. Altt yıl devam ettiği Westminster okulunda. Hepsi yoğrulup bir hamur yapılmalıdır. onu böyle büyütmüştü. yeni ilimlerle bilinmiş olan akıl ışığı altında incelendi. O sıralarda ingiltere iç tarihi biraz karışık idi. sonra. ahlâk ve din meseleleri. Babası. terbiye üzerinde zamanın en değerli bir eserini yazdı: «Çocnkluğa zaru rî olan itaat. sonra Fransada daha sonra Almanyada başlayan bu cereyana felsefe tarihinde (ingiliz tecrübî felsefe ekolü) adı verilir.u hürriyet fikirleri içinde büyüttü ve terbiyesine çok dikkat etti. terbiye siyaset. Bunun kuruducu Lok'tur.— 57 — sinden Asyanın büyük medeniyetlerin mevkii ve garp milletlerinin ihtiyacı vardır.

anlar anlamaz her şeyi ezberlettiklerinden şikâyetçidir. Eser dört bölümdür. 1689 da tngiltereye döndü ve 1690 da felsefe tarihinde en önemli ve başarılı bir eser sayılan: Essoy on hunan understanding» eserini bastırdı. zekâmızın hangi meseleleri kavrıyabilir hangilerini kavrayabilir. Fakat bu parti düşünce Lok. 1 — Fikirlerin ve ilkelerin fikrî tenkid. Fakat din meselelerinde. bir müddet Hölandaya sığındı. Doktor olduktan sonra politika ile de uğraştı. buradan: < Hiç kavrayamadığı konulardan lâtince tahrir mevzuları verildiğinden. Dekart'm eserlerini mütalâası oldu. 3 — Dilin düşünce üzerine tesiri. Lok'un felesfî zekâsını uyaran. Bu sebeple rahip olmaktan vaz geçerek tıbba intisap etii. orada bazı eserlerini yazdı. Dinin-ayin ve »aslarından ziyade. Rahip olmağı düşündü. 1652 de Oksfort Üniversitesine talebe olunca burada Püritanizm ile Sukolâstik yanyana idi.ahlâk kısmına önem veriyordu. Lok.— 58 — nm metodu olan gramer usulü ile. Lok'u bu iki çere* yanın ikiside tatmin etmiyordu. eski dilleri okudu. Bu partinin en ünlü adamlarından Kont de Shafterbury'ye intisap ile o aileye sekreterlik doktorluk. düşünceleri dar çerçiveler içine girmiyordu. yüksek bir itibar aahîbi idi. Kral ve devlet adamlanla yakından teolduğu meselesini 2 — Bütün fikirlerin tecrübeden doğduğu. 4 — Çeşitli bilgiler ve bilginin hudutları. Eserde ahlâk meseleleri incede inceye elenerek. . hangilerini kavrayamıyacağım aranilmaktadır. Kral (Güyom Doranj) zamanında Lok. mürebbillk yaptı. Whigs partisine girdi.

Asthmeden uzun yıllar hastalık çekerek nihayet 1704 te öldü. Lok da şiddetli cevaplar verdi. rahipler tarafından hoş gözle gÖTülmiyordu. Bu mezhebi içieden anlamak için. müsamaha. Londrada bulunan içtima yerlerine. Bu sebeple Lok'un eserlerinin üniversiteye sokulmasını yasak ettiler. . Din kakkındaki fikirlerini 1692 de basılan: « The Reasonabieners of christianity as deliveret in Scripturc „ eserinde anlatmıştır. mütenekkiren.— 59 — maşta idî. Lok'un eserleri. Lok. içtima! yardım müesseseleri kurma tavsiye ederdi. Lok.» dedi. bu haberi alınca : «Bazi insanlar. ona şiddetle hücum etti. Amma kilisenin dayandığı hıristiyanhk çerçevesi içine girmiyen bu fikirleri. Lok'a göre din: tabiat ve akıl kanunlarını genişletmek suretile selâmet ve saadete nasıl varılabileceğini Gösteriyor. sevgidir. Zaman ona hak ver di: tecrübe felsefesi aiıp yürüdü. Devlet adamlarına: basın hürriyeti. Teslis ve saire gibi şeyler değildir. Holandada iken. Esası. gençliğin okumasını Oksfort'un SkolâsJk üstatları doğru bulmuyorlardı. büyük meseleler üzerine gözlerini dört açmağı bilmiyorlar vsya dört açmıyorlar. (Kuikîr) mezhebinden biriyle sıkı dostluk içinde yaşadı. ömrünü evlenmeden geçirdi. Skolâtik görüş batti. buralara gidişte krala Lok'ta refakat ederdi. diye herkesin de öyle yapması gerekmez. Bunlardan bilhassa Worcester başrahibi Stillinfleet. Fakat tecrûbî felsefesine ve sevgiye dayanan dini. giderdi. Kıral Gilyom. yüksek tahsil gençliği tarafından da seve seve* okunuyordu. Bu münakaşaları skolâstik felsefenin yeni doğmakta olan tecrübe felsefesine karşı son çarpışmalarıdır.

hakikat olduğu için sevmek. Lok'a göre bilgilerimiz ve fikirlerimiz.. sonradan deist (*) bir harrir olan Ant Collins'e yazdığı mektupta : mu- «Hakikati. fıtrî değildir. bu dünyada beşer tekâmülünün en önemli kısmı ve bütün faziletlerin fideliğidir» demişti. (Var olan bir kudret olmasa bu realite var olamaz. isbat edilmiş bilgi mahsulüdür. (*) Deizm: Akla dayanarak Tanrıya inanan biî din. Ve bu ezelî (var olan). tecrübe mahsulüdür. Ahlâkın da ancak böyle bir dine dayanması gerektir. diyordu. madde olamaz. akıl vasıtasiyle (Tıbbî din) i kurmuş olduğuna inanıyordu. Kâinat bir realitedir.) (Non-entity cannot produce any real being. Zira madde. düşünceyi meydana getiremez. İn • sanlarda saadete ulaşma için tabiî bir meyil vardır.— 60 — Eserleri okunduktan sonra (Lok) kargımızda şöyle belirir: Dostlarına karşı derin sevgili. Şahsî ve siyasî hürriyete derin meftuniyet. Lok'un dini. Ölmezden bir yıl önce. Tanrının varlığı hakkındaki fikrimiz dahi. ta- .» istiyorsak.) Bu takdirde ezelî bir (var olan) var demektir. Bu na ulaştıracak kanunu ararken insan şuna varır: Gerek kendinin gerek başkalarının saadeti ancak şu eski düsturdadır : < Kendimize nasıl muamele edilmesini başkalarına karşı muamelemiz o olmalıdır. kendi felsefesiyle bağdaşabiliyordu. Tanrı varlığını böylece isbattan sonra. İn anı Tanrıya bir karınca bile çeker götürür.

(Tabiî din). fikirler ve prensipler arasındaki tutarlık daha değerlidir. Yalvac'ın talimlerini ve örnekliğini hayatları en güç işler arasında yuvarlanmak ile geçen insanlar bile kavrayabilirler.— 61 — Bu hareket düsturunun otoriter kıymeti olabilmek için bunun Tanrı muradı ve Tanrr iradesiyle tutulmakta bulunmuş olması gerektir. 1695 ilkbaharında şöyle yazıyordu: <Bu kış. herhangi bir vahiy ve ilhamdan ziyade. Lok. Türlü sebeplerle. Aklın reddettiği bir şeyi. Tanrı varlığı hakkında şu muazzam ve muhieşem tabiat. . Bu takdirde bir ilham ve vahiy karşısında olup olmadığına karar verme iş!. akıl üzerine kurulmuş olan tabiî dinin bir genişlemişidir. Lok'a göre iman. akla kalmış bir iştir.. Diğer taraftan akıl da vahiy ve ilham mahsulü olan dinin daimî kontrolcusudur. insanların çoğu. diyor. Aklın gösterdiği selâmet yolunu ancak bir avuç insan bulabilir ki bunlar da kütleye müteessir olamazlar. Zira. batıl fikirlere saplanıp kalmış kilise adamlarının tesirleri altında kalabilirler. Isa dininin ne olduğunu inceden inceye eledim. işte Yalvaç aklı aydınlatmağa takviyeye ve yardıma gönderilmiştir. iman bize asla kabul ettiremez. insan nazarınna. yeter burhanlar vermekte ise de vahiy yine zarurîdir. olağan üstü bir hal Ue mintarafıllah meb'us olduğunu söyliyen Yalvacın sözüne inanmağa dayanır. e karşı geniş müsamahalı olmakla beraber kendi şahsî inancı.» Lok'a göre vahiy ve ilham. Zira'insanlar. akıl ve muhakeme kuvvetlerini en uygun kullanmamak derecesine de düşebilirler. akıl ile varılmış istidlallere değil. yolu aydın latabilecek kadar akıllarını geliştirmeğe ne vakit ve zamaniarı müsaittir ne de zekâ ve istidatları. Mukaddes 1 itabı da derin derin didikledim: Mezhepleri ve sistemleri şöyle bir tarafa £ tarak özde kalarak. vahiyli dinedir.

Tabiî dine göre. * * Din meselelerini akıl ve tecrübî felsefe menşurundan geçiren (Tabiî din) şu beş maddeye imanı tavsiye eder : 1 — En yüksek. Ancak bu takdirde bu kanunun vaziinin Tanrı olmuş olması noktasi noksan kalır. ahlâk kanununa yükselebiliriz. ayni zamanda vahiye de dayanmış olsun amma bu vahiy.(Dinî rasyonalizm) in müessisidir. rahiplerin teolojisine karşi mücadele açmakla aklî bir din istiyordu. Lok. bir demokratik hareket uyandırmıştır. 5 — İyilik ve kötülük hem bu dünyada hem öteki dünyada mükâfat ve mücezatını bulur. bu beş şeyden başka hepsi. dalavereci rahiplerin uydurmasıdır. her şeyin yaratıcısı bir varlık vardır. 4 — İnsan kusur ve hatalarından nadim olmalı ve bunları terketmelidir. biz aklımızın tabiî nuru ile ahlâklılığa. akıl ile çelişik olmasın. bir demokratik ceryan da meydana getirmiştir ve bu. 3 | Bu ibadetin en mühim kısmını vicdana müstenit ve dindarlığa merbut olan fazilet teşkil eder. daima böyle olagelmiştir. Volter ile ikinci Frederik bunların başında gelirler.Alman filozofu Wolff İle beraber . Yazıları ve dine bakışı 18 inci asrın bütün mütefekkirleri üzerinde derin tesir yapmıştır.— 62 — Lok . — 2 — Buna ibadet etmelidir. Lok'a göre. Toland. Bu ekolden J. . Bu. Burada en çok dikkati çeken bir nokta şudur ki bu dint rasyonalizmi. Yani her yeni bir din ceryam.

.. Fakat bunlar ukalâlık etmeğe başlarlarsa o zaman herşey mahvolmuştur. lâyemutiyet. Bütün tabiai' onun varlığını müjdeler. Fakat Volter'den sonra. bizi hakka ulaştırmak için vermiştir. Tanrıyı ve beşariyeti severiz. < Tanrı bize aklı.. tabiî çizmişti. İlhada karşı şiddetle mücadele etmiştir. yaratılan eşyanın mahiyyetine nüfuz İçin değil. kütlenin itaatim temin etmektedir. Netice ve mahsul itibariyle ikisini de bir görüıler. Volter'in elinde böyle idi.. yıkıcı bir maddeciliğe ve şüpheciliğe götürenler de oldu. Tanrı olmasaydı onu icat etmek lâzım gelirdi. vahiy dinine muhasım değildirler.— 63 — 1720 de. Zira onlar. Muhafazarkâr (Tory) Partinin siyasi muharrirlerinden (Bolinbrok. Münevverler ve liberaller. 16781751 ) şöyle diyordu. Volter felsefesini 1726 1728 de İngilteredeki ikametinde kurmuştur. Bu sebeple kütlenin bir kısmı cağil kalacaktır... tngiltereden gelen nur felsefesi. *** ingiliz tecrübî felsefe ekolünün Fransadaki mümessili (Volter 1726. onların ağzına bir gem daha takacakları halde gemlerden birini çıkarmakla fenalık etmiş oluyorlar. « Halkın kendisini terbiye ve tenvir etmeğe ne zamanı ve ne de ihtidan vardır. Tabiî dinin [ şu üç itikadının en hararetli bir müdafiidir: Tanrı. Batılalardan nefret ederiz. . «Kilisenin mütenakız fikirlerini aramızda konuşabiliriz.1728) dir. hürriyet. dinin esaslannı ve ayin plânlarını (Tabiî din) çiler esas itibariyle. Tabiî din münevveıler için. «tlhadi tel'in ederiz. kilise itikatları kütle içindir» diyenleri vardır. Amma bunu kütle içinde yapmamalidir. Fransaya.

Genç ve zengin olmasına rağmen.» Bu birkaç satır bile Volterin yaşadığı asrın'düşünce vasatisi gözönüne getirilince ne kadar noânahdır.1778 ] Volter. onlara gem vurmağı biliyor. aki telâkkisinde. . 2746 veya 1747 de yazılmış olan (Zadig) inde görürüz. İnsanların zayıf noktalarına hürmet etmeği biliyor. Felsefî fikirlerini. Eski «Kaidelilerin ilimlerine ve zamanın tabiat hakkındaki bilgi ve prensiplerine vekıftı. (Zerdeşt) in birinci kitabından okuyup öğrendi ki • öğ' renci. La fontenleriu. Belli başlı çizgilerini alalım • * (Babil) de kral (Moabdar) zamanında (Zadig) adında bir genç var. Nankörler bile ona minnet ve şükran hisleri beslerdi. Volter.64 Volter [ 1694 . Temel fazilet: arzulara ve ihtiraslara gem vararak içimizin rahat olmasına temin etme ve itidaldir. terbiye ile bir kat daha takviye edilmiştir. bir iğne ile dokunuluverince fırtınalar kopar.ansanm hamra ve Vhjil çapında epik bir şairdir. Her vakit kendisinin haklı olamıyacağma kani. hem de Rasim ve Karney ayarında tiyatro şairidir. Bunun zaten ey i olan yaradılışı. en ziyade. 1 — Voltere göre bakım : (Zadig) bir hikâyedir. hem müsbet fikirlidir. ihtiraslarını tadil etmeği. rüzgârla dolmuş bir balondur. Hele (Henriade) ile F. Rönessans'tan beri öne sülülen Erasm'ların. Fontenel'Jerİn telâkkilerine sadıktır. Bu hikâyenin başında kahramanın portresini çizmiştir. Cömert idi.

ötedenberi meşhur olan. böylece (ferdiyetçi) idi.— 6 5 Vaîter. Volter şiddetle ısrar ediyor ki fazilet: karşılık bek{emeksizin başkalarına faydalı olmaktan ibarettir. ilmî kültür. onu kutuptaki (Sehii) sn bite s in e doğru sevk ediyordu. O zaman ruhu. insanlar hakkındaki düşüncesi şöyle idi: Bir küçük çamur zerresinde uğraşan böcekler. 2 Zadigf'in tiim I <Zadig> yolunu yıldıza bakarak tayin ediyordu. 5 . Volter'in bu düşüncesi tamamen moderndir. Bizim gözümüze küçük birer kıvılcım gibi görünen bu büyük ziya küreleri karşısında hayrete düşerdi.. akla göre hareket ettiren birer etki de görür. (Zadig) e kendisinin ve Babilin hakikatte ne kadarcık olduğunu hatırlatrdı. Öyle iken arz. insanı batıl şeylerden kurtaran.. Bu itibarla riyaziyat.. Ayni fikri teklif eden diğer müellifler: Şahsın kendi saadetini elde etme vasıtalarını arıyorlardı. Tabiatın karşısında bu his içinde bulunduğu zaman. bize nasıl büyük ve asıl görünüyor. Volter : (Nevton) un takdirkârı ve yayıcısıdir. Onların hakim telâkkisi. Âlicenaplık. fizik ve astronomiyi çok sever. (Orion) bur çile. göğün en parlak sabitesi olan (Siryüs) yıldızı.. ayni zamanda ruhu hürriyete kavuşturan. Bunları öğrenmede. (mutenanı) ye kadar yükselerek duyumlarından tecerrüt etF. Tabiat kanunlarını öğrenmede ise. birbirini parçalamağa Bu teşbih. 18 inci asırda tesanüt hissi ve vazifesi kuvvetlenmişti. yalnız birtakım güzel keşifler mecmuesı değil. vecizeleri öne sürmekle kalmıyor. Bunlara mühim iki şey daha ilâve ediyor. Bizim arzımız da onlardan biri.

havastan ve maddî huzuzattan tecerrüt ede-] rek. ve öldürülemez. Amma o daha İleriye de giderek der ki iyi . burada dinî bir şey olur. Buraya kadarı bir kanun ev polis meselesinden ibarettir. müsamaha için çok mücadele etti. Biliyoruz ki Volter. Her şey namütenahi ve yük • sek bir zekâ tarafından sevk ve idare edilmektedir. Bu.— 66 — mi. Gaye.. Voltere göre müsamaha şu demektir : ne olursa olsun akidelerinden dolayı bir adam hapse atilamaz. Fakat Zadiğin en ziyade hayretini mucip olan şeyin altını çizelim : Kâinattaki nizam ve intizam : (Paskal) da kâinattaki nizam karşısında bir nevi korkuya düşerek. Acaba müsamahayı nasıl anlıyordu ?. Volter. her şeyde bizim aklımızın eremiyecsği anlaşılmaz bir sır görürdü. Ufku genişler. bir halde kâinatın lâyete gayyer nizamını temasa ederdi. Her şeye. 3 — Müsamaha . onun tesirlerini anlıyabiliyor. der. Votter'in (Deizm) i : böylece bir* ilim ve akıl dinidir. bir siyasî kaidedir. Fakat bu namütenahi zekâ. Şimdi Volterin en mühim bir hususiyetine geliyoruz: Müsamaha. bunun en hür taraftarıdır. beşeri çarpınma ve ihtirasların üstünde daha yüksek bir âleme kavuşabilmektir. Çünkü bizim zekâmız da. mahiyet itibarile bizimkinden başka değildir. kâinatın büyüklüğü nispetile hükmeder. His. Zadig ise bilâkis kâinatta dâhilerin bizim gözlerimiz öıüne serdiği büyük kanunların mekanizmasını görür. Kâinatın büyüklüğünü anlamakla insan kendi kü çüklüğünü anlar.

• Bir panayırda bir akşam yemeğinde bir Mısırlı. (Tabiî din) de olan lar diğer dinlerin hepsine de müsamaha gözile bakacaklardır. ziz balığa değil. siz Mısırlı üstat 1 siz öküze değil o. Amma onun da sizler gibi bir (en yüksek varlık) kabul ettiğine eminim. sizler gibi birer (illet iulâ) kabul ediyorlar. değil mi ? dedi: Elbette.. bir Golü birleşiyor. Hasılı hepsinin hiddetini yatıştırdı. kavganız manasızdır. öküzü yara» tana tapıyorsunuz değil mi ? Evet. Hintli ile Çinli de. balığı ve denizi yaratana tapıyorsunuz değil mi ? Evet. meselâ biri mumyalanmış ölülere ibadeti.. bir Kaideli. Yunanlının ne güzel şeyler söylediğini pek iyi anlamadım. ver ba na şu ökseyi dedi. öteki balık başlı bir mabuda ibadeti daha öteki meşe öksesine ibadeti. en kızgın olan (Selt)e hakkın var. E. Yunanlının fesahetini methetti. Bu mesele (Zadig) kitabının «akşam yemeği) başlıklı on üçüncü faslında izah edilmiştir. . Derken aralarında münakaşa kızışıyor. Selte: siz bu meşeye ve öksesine değil fakat bun* îarî yaratana tapıyorsunuz.. Kaideli. Sonra onlara dedi ki «dostlarım.— 67 — niyet sahibi insanların hepsini (tabiî din) dediği bir müşterek itikatta toplamak mümkündür. bir Çinli. Çünkü hepiniz ayni fikirdesiniz. anlatıyor. bir Hintli. bir Yunanlı. Zadig de bunların arasındadır.. kendi mensup olduğu dinin bir tuhaf ve acayip kısmını.. Döğüşmek üzerelerken Zadig araya giriyor : tik evvel. Bunlardan her biri....

• — 68 — . herşeyin (imkânın en iyi derecesinde idare edildiği» ne: şer dediğimiz şeylerin bizim anlıyamıyacağımız sebepler neticesi olduğuna ve fakat bunların prensip ' itibarile lâzım ve iyi bulunduğuna kanidir. çirkindir. Ve bu v ayni zamanda. geniş ve barıştırıcı bir telâkki idi. «Yalnız benim iddiam doğrudur. Ve onları birbirlerile muharebeye katar. tşte böylece dinlerin hepsi ayni derecepe yanlış veya ayni derecede doğrudur. ibadetin şekli üzerinde tsrar ederse tehlikeli bir şey olur. Volter. O nokta şudur: Kainatı tanzim ve idare eden yüksek ve hâkim bir zekâya inanma. Ortada kavga edecek hiçbir şey yok. tamamen öyle. Ve bugün ne dinciler' ne de rasyonalistleri tatmin edememektedir. Volterin bu telâkkisi. İnsanlar arasına tefrika saçar.> dediğinden ve bunu zorla kabul ettirmeğe uğraştığından itibaren hangi din olursa olsun. Voltere göre. Amma 18 inci asırda bu telâkki. insanları birleştirir. klâsik ahlâkçılar gibi. 4 — Şerrin kalkması için beşerin çalışmasına iman Mevcudatı hakimane idare eden. münakaşa edilir. şüphesiz. her hangi bir dic. Volter. Bir telâkkidir. Yunanlı. namütenahi kudret sahibi bir varlığa inanmasile. — Öyle ise hepiniz ayni fikirdesiniz. dinlerin hepsinde müşterek bir noktanın bulunabileceğine kanidir. dedi. Volter de 17 inci fasıl olan (Hermit) te bu mev . (Tabiî din) hududunda kalınca makuldür. Esasen bu mev KU asırlardanberi Eşlenmiş olup birçok eserler neşredil' misti.

Diz çöktü . Biçare fani! Tapmaklığın lâzım şeylere karşı mırıldanmağı kes... Hasis ve fena. Zadiğ. derken meleğin uçup gitmiş olduğunu gördü. münzevî bir melek kıyafetine giriyor. ya ceza.. daha manalı bir muhakemelere. evleneceği kadın ile kendi oğlu öldüreceklerdi. Bu masalı iyi izah edebilmek için şurasını iyice bil* mek lâzımdır ki bunun muhteviyatı ötedenberi söylene . bir gün rastladığı bir münzevî ile. daha manalı bir muhakeme nev'î Hâve eder. bir adama para veriyor.. kaatii olmazdan evvel onun bu dünyadan çekilip gitmesi daha iyidir. — Demek ki böyle felâketler ve cinayetler zarurî öyle mi ? Ve bu felâketler. Görüyor ki bu adam yolda : misafirperver ve âlicenap bir adam sayıyor. (Zadig). Zadig: — Bu genci suda boğmaktan ise onu terbiye edip faziletli yapmak daha iyi değil midir ? diye soruyor. Teyzesinin pek iyi bir surette kabul ettiği bir genci suda boğuyor. (Zadig) in itirazlarına karşı münzevî bunlara. — Eğer o genç yaaşasadı teyzesinin kâtibi olacaktı. diyor. İyi insanların başına gelecek ha ? — Bunların hepsi ya imtihan. ve anlatıyor. yâ mükâfat ya tedbir ve ihtiyat. zamanına kadar olan muhakemelere. hiçbir şey anlamaksızın hüküm verirler. — Fakat. yolculuğu çıkıyor.. beşerin aklı eremiyeceğini söylüyor. _ 69 — zu üstüne. Melek cevap veriyor: — Eğer faziletli olup yaşasaydı onu. ve : — İnsanlar. o büyük kudrete taptı ve teslim oldu. Anladi ki bu nevi muhakemeler boş. Bunu dedikten sonra. fakat. böyle.

ve son (fakat) i dır. fenayı faziletli yapar. hoşğörlük ve iyi hal ve harekettir*. Eğer dünya. mesleğe söylendiği fenalığın hikmet ve sırrı önünde eğilmek meselesi an'anevi bir vaizdir. sistemini teşkil eden eserlerinin hepsinî 1746 . onda reeiiteden ziyade rüya ve hayallerini daha temiz ifadeye birer vasıtadır. bidrenbire bir fışkırma şeklinde meydana getirmiştir. Ve.1778 ] Ruso her şeyden ziyade bir şairdir. Yükselme. işte Volter'in ülküsü. ölküç hayat: Ruso. Amma ona şair nazalile bakmak daha doğrudur. 1 — Rusoya göre. kritik etmek için. Hikmet ve akı). insanın vazifesi (faydalı fiil ve hareket) sahibi olmaktır. Jan Jak Ruso [ 1712 . romanlar. Ve suna inanıyor ki : insan ıslâh edilemiyecek bir şeyi [ıslah eder.. bununla olacaktır. Ve bana bir (fatalite) olmak üzere kabul edemiyor.1762 seneleri arasında. . 8u (fakat) ta derin bir isyan kokusu vardır.— 70 — gelen şeylereir. Nutuklar. bizimkinden çok yüksek bir zekâ tarafından idare ediliyorsa Volter dört çevremizde görülen fenalıkların ehemmiyetine karşı isyan ediyor. Volterin ilâvesi: Zadig'ln tekrar tekrar itirazı. Ona (Ütopist) diyorlar. nazari kitaplar.

Ruso'nun aşık oiduğu hayat: gürültülerden uzak. doya doya sükûnetin ve (cemiyeti hatır) m ladini tatmaktır. Fikir itibarile. Rüso ona hiç ehemmiyet vermez. vakıa. . yine ancak sadelik iledir ki kendimize asude ve devamlı bir saadet temin edebiliriz. însan ancak böyle yerde. Ruso'ya Parisin (monden) hayatı aleyh'ne şiddetli bir hicviye yazdırmıştı. belki cahil bir köylü çccuğu zannedecektir.ki bunlar büyük şehirlerde inkişaf eder. bu sadelik hayatını ifadedeki canlılık. uydurma ezberlerden. Sathî bir müşahit Emiii. Seleflerine üstünlüğü buradadır. bunlar yeni değildir. müşahhas çeyler üstünde tefekkür ve mülâhaza ile elde . basma kaltp edebiyat ve fenden ibaret olan ve cebir inzibatı ile idare edilmekte bulunan kollejler aleyhine ateş püskürür. meşguliyetlerin ciddisini seçme. insanları hu sade ve temiz hayata hazırlamaktadır. Bir müddet bir köyde ikameti. kaidelerden. bildiğini sağlam bilir. ayak değmemiş bir ormanda. 2 .kurtulduğumuz gibi. Başkalarına iyilik ile muamele. özlülük derin samimiliktir. Emil. Sadelik ile : sun'î.Tabiî Terbiye : Hikmet. açık kalbli ve güvenle dostluk bu örnek sadeliğin temel unsurlaridır. Ruso.— 71 — Sisteminde belirgin nokta sadeliktir. Çünkü onu kendi tecrübesiie kendi hür teşebbüsü ile. ve aşırı incelmiş fena zevklerden . tabiat ile temas. Ruso'nun yeniliği. bir terbiye romanı olan (Emil) inde işte bunu çizmiştir. kendindeki iyiliği yine böyle bir yerde asıl yaradılışındaki öz hayatın ve fazileti hürriyeti çizebilir. 3 — Pedagojisi : Kelimelerden. oyun ile el IşıTe.

Hürriyet ile saadetin. şu yüksek hakikati. tekâmül edeceğim diye. yainiz egoistlikier ardında koşmaz mı ? 18 yaşına kadar Emilin sade «hür ve mes* ut» olmağı öğrenileceğine bakılırsa öyle gibi zannolunur. Eğer ahlâki iyilik bir insanın notura- . diye merak edecek bir şeyimiz yoktur. Bir çocuk hayatı yaşadı. Fakat Ruso. Birbirinden ayrılmazlar.iyi olması lâzımdır. Eğer iyi bir şeyin hakikaten iyi olmasını istiyorsak kalbimizin derinliklerinden fiillerimizdeki gibi . Ahlâkî hayat.— 72 — etmiştir. Hiç bir zaman. Bilâkis bunlar biribirini yar dımladı. tabiî bir netice ola rak. şuna kanidir ki böyle hareketinin sebebi. (Adalet) ile (iyilik) ikizdir.» Böyle büyütülen çocuk. aydın kavraması yeter: "fiil ve hareketlerimizin ahlâkiyeti. daima iyi ve heminane hayatta olabileceğini bir kere daha hatırlayalım : Emil. Bunların terbiyesinden İse. Çağı gelince. böylece takviye ve terbiye edilen temayyüllerin tezehhür ve inkişafından ibarettir. iyiliği kendisine emreyledİğt için değil.* Bünyesi. hassasiyetini ve isabetli hüküm kabiliyetini terbiye etmektir. Eğer ecel orağı bizim ümitlerimizin çiçeğini biçerse ne hayatında ne de ölümünde ağlanacak bir sebep olmaz. fazilet doğacaktır. Emil. çocukluğunun olgunluk çağma geldi. Bunların hepsi hassasiyette toplanmıştır. bütün çocukluk hayatı iyilik istikamettede yürümüştür de ondan yapar. Adaletin ilk mükâfatı o iyiliği» yapmakta olduğumu* zu hissettirmektir. Biz ona şöyle bir acıya sebep olduk. iyilik etmek öyle bir faaliyettir ki bunda kendimizi mes'ut ve bahtiyar hissederiz. saadetini feda etmedi. onlar hakkındaki hükümlerimizdedir. müsait olduğu nîsbette kendi yaşına mahsus akıl ve dinayeti elde ettikçe mes'ut ve hür oldu.

Başkalarına bir iyilik yaptığımız zaman mı. Bazı müelifler Ru soya itiraz ile derler ki: tarihde böyle karşılıklı riza ile bir (içtimaî mukavele) yapılmış değildir. Ben buna (vicdan) diyorum. Vicdanın hükümranlığı ise. « . ' ( Sauvalı bir rahibin itiraçı ) FHhahika Ruso'nun vardığı bu netice. Fakat bundaki orijinallik. Bunun yapılmadığını Ruso da çok iyi bilir. istikbalde veya (sadece muhayyilesinde) öyle farzetmektedir. ta biatimizin hür bir süratle inkişaf ettirilmesi ile temin edilir. ötedenberi varilagelmiş bir neticedir. Ruso'nun (Kontrasosyal) i. Bizi başkalarının saadeti mi. bunlar ayni şeydir demiş olmasındadır. Bununla gerek kendimizin.— 73 — rasına tevafuk ediyorsa o insan ne kadar iyi ise ruh ve teşekkül itibarile de o kedar sağlam ve mükemmel olur. 3 — Mükemmel Cemiyet : Ferde ait düşüncesinden sonra şimdi de cemiyete ait düşüncesine gelelim. mükemmel devlet nazariyesini tarif eder. yoksa felâketi mi müteessir ediyor?. Kendi içimizi yoklıyahm. Ruso'nun (Cumhuriyeti)i de hayalidir. bir ta- .. . O zaman onun nasıl bir tatlılıkla hüküm sürdüğünü ve bundaki güzelliği sezeriz. İnsanı diğer hayvanlardan ayıran en mükemmel ifadesi vicdandır. vicdanı insiyak ile birleştirmiş.. . İnsanın kalbinde ahlâkî bir şey olmamış olaydı kahramanca ve hareketler karşısında nasrl hürmet ve takdir duyardı ?. Fakat o. t. Tabiate muti olalım. yoksa fenalık yaptığımız zaman mı hoş bir intiba duyuyoruz?. Ruhların derinliklerinde fitri bir adalet ve fazilet hissi vardır. gerek başkalarının hakkında bir hüküm veririz. Devlet nazariyesini müşahhas maddelerle tasvir edecek yerde. .

ne saadet olur. . hürriyet ile disiplini barışık tutabilen ve hu riyete zarar vermeksizin cemiyet hayatından istifade ettirendir. Bu halde şuna kani olalım ki kuvvet (hak) ki yapmaz. Kuvvet. Hürriyetten vazgeçmek. . maddi bir kudret* tir. Ve ancak (haklı kuvvetlere) itaat olunmak mecburiyeti vardır. hukuku beşer* den ve hattâ vazifelerinden vazgeçmek demektir. amma her yerde demir bağdadır. Bunda temel şart . Boyunduruğu sarsa bildiğinden itibaren sarsarsa daha iyi yapıyordur. Rusoya göre. Rusoya göre cemiyet içinde yaşamak insanı bazı fedakârlıklarda bulanmağı mecbur etmektedir. Rusoya bir çok protestolar öne sürdürüyor: Bir millet ttaata mecbur kalıp ta itaat ettikçe iyi yapıyordur. Kuvvet ve dehâ itibarüe insanlar müsavi olmıyB^iUrler amma hukuk ve mukavelede müsavi olmalıdırlar. Bu acı müşahede. cebir üzerine müesses görüyoruz. Pek kesafet!? olan bu eserini tahlil etmiyeceğiz. Ülküç bir sosyete. medeni müsavattır. Bundan ne surette bil ahlâtdilık çıkabilir ?. Zamanındaki cemiyetleri. ne de haysiyet. Ve her bir şahıs (bütün) ile birieşmiş olduğu halde gene kendisine itaat etsin ve tek başına imiş kadar da hür olsun. Yal nız bir kubbenin kilit taşı mesabesinde olan fikrini zikredeceğiz : Vatandaşların hürriyetlerini kuruma meselesi. insanlıktan. Çünkü her cemiyet elbet bir disiplin ister. Bu ise şahsî hürriyetin tahdidi demektir.— 74 — kim hukuk kiadeieri öne sürer ve cemiyetlerin buna yaklaşmasını tavsiye eder. her şahsı ve hepsinin mal ve mülklerini koru^ malı ve müdafaa etmeli. insan hür doğmuştur. Öyle bir cemiyet şekli bulmahdtr ki bütnn (müşterek ve umumî kuvvet). eğer hürriyet yok ise.

4 — Netice : Rusonun doktrininin belirgin vasıfları şunlardır: Kendiliğinden ve ani olan hassasiyete itimat etme. denilecek yerde. der. 1115 — 1186 ] Yalnız tasavvufta değil. Ve bunların kıymeti (tabiaten anî) oluşlarındadir. Bir millet buna ne kadar ziyade intibaka uğraşırsa o kadar mükemmelledir. eğer hur değilse insan değildir. Bundan şu netice fcikar ki insan. âlimane hareket et. Ruso. hem de başkalarını sever. 39 eser sahibidir. Bunlardan (Marifetname) si ile (Divan) ı matbudur. Vicdanın sadasinı heyecanda duyar.adları Mehmet Tahir merhumun « Osmanlı müellifleri'nde yazıldiğı veçhile .— 75 — Bu prensiplerin tam tatbik edilmesi için «bir mabutlar milleti» yani esasen mükemmel fertler lâzımdır. insana. ilâh. hürriyet vasıtasüe saadete nail olma. (Marifetname) bir nevi ansiklopedidir. kalbin hamlesüe. . bir kısmı arapça ve acemce. zamanının bütün ilimlerinde derin vukuf sahibi olan Erzurumlu İbrahim Hakkı .. düşün. en temiz heyecanlarını dinle.çoğu türkçe. akıldan ziyade. bütün manevi zenginliklerini tadar ve duyar ve başkalarına doğ' ru da taşar. Bu heyecanlar insamn en temiz kuvvetidir. his kuvvetile sezebiliriz.. Ayni hareket ve kuvvet ile hem kendini. Rusoya gör& ahlâk hayatının büyük kanunlarını. fnsan ancak hürriyet içindedir ki hem sevinç hem fazilet bulur. Erzurumlu İbrahim Hakkı [ H.

Hadi' mi aşk. insanda tamamile mevcuttur: Mevsimleri. Menşe itibarile insanın zencir halkaları şöyledir: < Ana rahmin* den önce damarlarda kan. Andan mukaddem nebatî olmuştu. Tahsilim ikmalden sonra seyahate çıkarak (Siirt) köylerinden (Tellü) ye uğradı. Hem madde. Erzurum müftüsü (Hazık Mehmet) ten öğrenmiştir. âlemi asgar ve ruhu âlemi ekberdir. kitabı cihandan bir mecmua olup kâinatın mümessilidir. 1186 da yetmiş bir yağında öldü. H.— 76 — İbrahim Hakkı. tahsjlini Erzurumdayapmıştır. Ve toprak hâkten mukaddem cismi mutlak idi. çocukluğu. Kiş. insan ömrünün devreleri temsil eder: Bahar. hem ruh âlemi. (Hasankale) de. Orada büyük tasavvuf çalardan (İsmail) in ktzile evlendi. olgunluk çağını. Nuru mahz] terkiplerinden ebced hesabile çıkan 1115 te dünyaya gelmiştir. Ândan mukaddem hayvan! olmuştu. „ Böylece insan varlık zencirinin bütün halkalarını geçmiş bulunuyor. İbrahim Hakkıya göre.[Hakka riza. İbrahim Hakkının yalnız (insan) hakkındaki fikirlerini alacağız. Ve andan mukaddem. (Marifetname) müellifine göre insan. Sonbahar. Acem' ceyi. İbrahim Hakkı. Beden ve ruhile insan. (nüshaicümiei âlem) dir. gençliği. Biz burada. tabiatı külliye idi ve andan mukaddem cevheri mücerret idi. Babası. Hasankaleden Erzuruma gidip yerleşmiştir. Babasının adı Osmandır. . ihtiyarlığı. nsanın bedeni. Yaz. Ve bu köyde yerleşerek eserlerini yazdı. andanmukakaddem gıdayı peder ve mader olmuştu. Andan mukaddem |eczayı anasır mümtezici hâk) idi.

Eğer hayvanlığa meylederse hayvanlıktan daha aşağı düşer. Haset. tıbbr. insanis akıl . deveyi. a Melekler sıif akıldan yaratılmıştır. Şehvet. sığırı. Oburluk. tavşanı. Gaflet. Aksine ise behayimden daha . Hasislik. kurdu. gönül de âlemi melekutü temsil eder. insanın aklı temsil eder. Kuvvei mümeyyize. Bütün varlık. Varlığın üstü. Gadap. tilkiyi. Adavet. Tasallut. Aklını.şehH vetten halkedilmişiir. Hile. karıncayı. Bu maaldeki nazmı şudur: Ademî zade Tuife macunest Kân ferişteh şirişte ez hayvan Ger bedin meyi mi küned kem zin Ver beden meyi küned bin ez an. mimarlığı. İbrahim Hakkıya göre hayvanlar. kaplanı. her türhl iyiliklerden ve kötülüklerden mürekkep bir macundur. Kibir. Meleklik ile hayvanlığın halitası* dır. sırf şehvetten. Cemadatın misali ise insanın azalarıdır. merkebi.. insanda nihayet bulmuştur. Diğer taraf tan aklı ameli. köpeği. odur: Bu cihan varlığı boş buldu nihayet sende Varlığın aşka değiş eyle feragat sen de insanın (nüshai âlem) olduğu bir eda ile icmal edilmiştir: şu kıt'ada şairane Ey nüsha-i tamme-i ilâhi ki tüyi Vey ayine i cemali-i sahi ki tüyi Birun zîtü nist her çi der âlem hest Ez hud betaleb her ançi hahi ki tüyi İnsan. yılanı. Kin. Tama. Melekliğe meylederse melekten daha yüce olur. fareyi.— 11 Bütün hayvanları. şehvetine galebe ettirebilirse meleklerden daha yüksektir. aslanı.

Ve haktan gaflet eden anlardan adaldtr. (daha çok dalalettedir) ibrahim Hakkıya göre insanlar üç sınıftır: 1 — Avamın ûç putuna (yemeğe.ek makama vasıl olurlar. Bunlar hayvan sıfatlıdırlar. Bunlar âleme gelmekten maksadın (kesb-i kemal) olduğunu bilmekle beraber dört puta da mey yaldırlar. çoluk çocuğa^ mala. Lâkin sirette behayimden kemdir. İnsan hayatının gayesi de: Bütün fenalıklardan sıyrılarak yüksek ahlâka ve ebedî hayata ulaşmak*".Ebedî hayatî < hayvan ve melek mertebelerin kateaîp insanî kâmil mertebesine vasıl olmaktır. «Sıfatı zememei hayvaniyeden ve keduratı muzlimei nef saniyeden sıyrılıp melek-haslet olmak. Âleme gelmekten maksadın ne olduğunu anlamamışlardır. nevi beşerdir. 2 — Havasın dört putuna (nefse. Bunun birinci şartı. uykuya.— 78 — aşağı düşer.. mansaba) mail olanlar. Asıl makamlarına yükselemezler. „ İbrahim Hakkı. Bunlar bo âieme gelmekten maksadın (Kesb-i kemal) olduğunu bilirler. 3 — Yedi putu kıranlar. gönle akan beş nehrin getirdiği . Asıl makamlarına avdet ederler ama daha yüksek makama vasıl olamazlar. hasıl olmuş değildir. Zira "Meleklerden her birinin makaml mnlûmdür ki ebeden anda kalır. taata bedeldir.. sözünü ele alarak ikinci doğumun. Şehveti aklına galip gelen insan ise. eğerçî ol surette adamdır. Zira ki hizmeti behayim. olduğunu söyler. Isanın: «Bir kimse iki kere doğmadıkça metekuti semavata giremez. cinsî münasebete) tapanlar. Ve insan ise tekmili nefs ile makamı malûmundan âlâlara terrakki edebilir. Âlemin illet-i gayiesi. Asıl makamlarından daha yûks. Bunlar da bu âleme gelmekten maksat.

. Bu mümkün mü? ibrahim Hakkı.Hatırım hoştur ne olsa hoş gelir nimetteyim. Mevlânâ'nın şu beyti ile cevap verir : Ger tü senk ü sahre vü mermer şevi Ger besahib dil t esi gevher şevi " Sen. ahlâkan namütaenhiye doğru yükselmektir. * * .* ibrahim Hakkı. mükemmel insanlardır. terbiyenin kudretine inanır. Evvelâ burayı temizleyip sonra kalbin dibinden temiz menbalar fışkırtmalıdır. taş kaya ve mermer olsan da bir terbiyecinin eline düşersen cevher olursun. şu beyti ile her zerreyi bir (Turisina) halinde görür: Âlemi mîsal Turdur her zerresi pür nurdur Aşkınla can mesrurdur beyhuş olup ister lika İçi ferahtır da : Vüs'atı meşreple daima cennetteyim . İbrahim Hakkiya göre. Kâinatın illeti gaiyesi.. " Havas-1 hamse-i zahireden derabeden gelip kalbe mümteli olan envai nükuş ve fünun ve esnafı efkâr ve zununu günagûnun kimi salih kimi fasit kimi müfsit olduğu için deruni dilde evsafı zemime cemolup temekkün edip kalmıştır... nebatlıktan.— 79 — mûteaffin çamurları temizliyerek ondan sonra pek uyanık olmakdır. nevi beşerin illeti gaiyesi de: cemadlıktan. nevi beşer ohiuğu gibi. hayatın gayesi böylece. hayvanlıktan daha yükseklere şahlanarak "bu âleme gelmekten maksadın kesb-i kemal olduğunu bilen. . Böylece ibrahim Hakkı.

.. Divanından iki parça alıyoium " • Hoş o demler kim sürerdi canımız canan ile Oi vatandan düşmüşüz bu gurbete nisyan ile Hayf kim dostu unutmuş kalmışız düşman ile Gelmişiz dünya değirmeninde nöbet bekleriz Dane ten'un olunca murğ. Ol görünse imdi biz kevnü mekânı neyleriz Vehki ol manayı koymuş surete meyleyleriz Gelmişiz dünya değirmeninde nöbet bekleriz Danei ten un olunca murğ canı eğleriz.— 80 Divanını. 1168 de bitirmiştir. * ** Katreyiz âlemde lâkin dilde derya olmuşuz Cevheriz dehrin bisatı özre yekta olmuşuz Seyrimiz sahray-ı dildir gayri yerden fariğiz Kendi sahramızda seyyahız ki sahra olmuşuz Berkimizle yakmışız biz hudnemahk perdesin Gayriden pünhamz ama dilde peyda olmuşuz Biz bu bahri aşkı blka'nn mu selsel mevciyüz Gerçi zenciriz veli biz metni derya olmuşuz Kimseyi incitmek incinmek değildir şanımız Yargarı cünaley z şefkatla g-üya olmuşuz inciten nadana hem dostuz dualar eyleriz Kim kamudan blzbize mahvı temaşa olmuşuz Aşıkız misli Zeliha dilberiz Yusuf gibi Biz bizi sevmekte (Hakkı) ferdü tenha olmuşuz.canı eğleriz Âlemi aşkı unutmuş gafilâne söyleriz.

Kant bu reydedir. 6 . F. hayatının akşamına doğru. nede teşekkül etmiş devletler arasında kavga olmamak lâzımdır. Binaenaleyh.— 81 — Kant [ 1724 — 1804 ] Etnanoel Kant. daimî bir sulh. bazı prensipleri alalım. Ve bunun ş artlarını çizer. ispat ediiemeyince aksini düşünmek hakkımızdır. 1 — Sulhcunun vazifesi • • Bir muahedeye dayanan ve iki haip arasında bir fasıla demek olan mütarekeden ayri. bütün 18 inci asır boyunca tesir eden. hayalden ibaret mi ? — Bunun hayal isdat edilemez. Filhakika Kant'a göre herhangi bir şeyi ispat veya red edilemiyorsa bu takdirde bir ispat ve red arasında bizim için ahlâki bir hal ve hareket ve vazife olabilecek suretle bir karar vermek lâzımdır. Beşerin yükselmesine imanı olan filozofların fikirlerinin varisi akıl nurundan feyz ve kudret alici ve Fransız ihtilâlinin dikkatli ve sempatik müşahidi olan Kant. bu iş başarılabilir gibi hareket etmeli ve bu maksatla buna götürülecek en uygun (Teşkilât) lar kurulmalı ve muharebelere nihayet vermelidir. şunu emreder. (Konigsberg) de uzun profesörlük ve mütefekkirlik mesleğini bitirirken. Bu iki eserinden. «Daimî sulh üzerine taslak> (1795) ile «Hukuk Doktrinin metafizik prensipleri» ni (1797) neşretti. yer yüzünde adalet ve sulbün hükümran olması imkânına inanır. "Bu halde v/cdan. Hali tabiide ne sen ile ben arasında.

bütün insanlar için muteber adalet prensiplerine. .> telâkkisine nihayet vermekle olur. 1 — «Hiç bir sulh muahedesi.» Bu ilk şartın gayesi: Hakikî sulh ile (zahiren bir sulh gibi görünüp te adi bir mütarekeden ibaret olan) yalancı sulhu birbirinden ayırt etmektir. muayyea şu arz çerçevesi içine sokmuştur. bir harp halinden başka birşey değildir. insanların birbirlerinden münasebette ve mübadelede bulunmasını müstelzimdir. Bu. Bu vaziyet.» Her biri arzdan bir parçaya mutasarrıftır.— 82 Basit bir hadiseden bir muhakemeye varabiliriz. Bu adaletsizliklerin en büyüğüdür. kendi aralanndaki münasebetlerde: (hakkın en kuvvetliye ait olduğu) esasını kabul etmişler demektir ki bu hernekadar aralarında bilfiil muharebe ilân edilmemiş ise de. 2 — Ebedî ve daimî sulh muahedesi . (Umumî hukuk) a tâbi kılmak icap eder. herkes tarafından tanındığından itibaren «Daimî sulh> bir realite olacaktır. Fakat menşede hepsinin hakkı vardı. Mühim maddelerini alalım. Bütün intikam sebeplerini kökleyip atmak lâzımdır. Yani arzın hepsi. eğer muharebeye yeni başlama hakkında gizli bir maddeyi muhtevi ise. kendi kuvvetini artırmasında' dır. Kantin (Kozmopolitik) adım verdiği bu (Hukuk). Bu muahede de arazi şartları ve galip ve mağlubu hatırlatacak hiç bir şey yok. Böyle bir <münasebeti kuvvetin tesadüflerine bırakamaz. devletler arasında bir sulh yaptırmakla hallediyor. eski politikanın: «bir devlelin şerefi. Bunu nasıl durdurmalıdır. «Tabiat bütün insanları. insanların hepsinindi. Kant. Böyle bir şey tanzim edilmedikçe fertier ve devletler. Meskenleri arzdır. o muahede sayılamaz. Bu münasebeti. buna.

asla ispat edilir bir şey değildir. «Ordular sulhu koruyacak yer de onu tehlikeye koyuyor. (manevî şahsiyet) olduğunda ısrar eder. (Silâhsızlanma) esasını öne sürüyor.. başka bir devlet tarafından veraset.— 83 — 2 — "Küçük büyük hiç bir müstakil devlet. 5 — «Harp halinde iken hiç bir devlet: sulhun iadesini ve karşılıklı emniyeti f?yrî mümkün kılacak hareketlerde bulunmalıdır. filozofların hülya âlemi değil realite âlemidir. Bu son madde ise. Kendinin daha medenî olduğunu iddia ile başka memlekete medeniyet götürmekle insaniyete hizmet etilğini söyleyen müstevlilerin. müstemlekecilerin bu iddialarım. Bugünkü insanlar henüz bu rüyayı. Evvelkiler (Daimî sulh) un umumî şartlarıdır. evvelki döıt madde ile aynı plân üstüne konulamaz. 4 — "Hiç bir devlet. realite yapmak endişesinden çok uzak. Düdyada (Daimî sulhun) tesis işine bununla başlamalıdır.. hediye veya satın alma suretiyle ele geçtrilemez „ Kant. Bunlar güzel fikirler amma ne çere ki içinde yaşadığımız dünya. Milletler arasında dişe kadar silâhlanma müsabakası husule getiriyor. Ve bunun bir hududu da "yok" diyor. Bu madde. herhangi bir sebeple harp patlayıverirse bunun barışmağı güçleştirecek şekilde olmamasını istihdaf eder. zehirli şeyler kullanma ve saire gibi. 3 — Zaman ile daimî ordu lâğvedilmelidir. 18 nci asrın sonlarından itibaren Kant.. diğer devletin konstinosyonuna ve hükümetine müdahele edilemez. mübadele. burada bir devletin (bir şey) değil. . Binaenaleyh herhangi bir devleti maddi bir mal gibi telâkki etmek ahlâksız* hkfır.

kendi fevkinde öy!e bir otorite kabul etmeğe yanaşmıyor. birinciler düşmanlarını bazen yerler.„ . ebedî sulh ideali için nazarî programını çizdikten sonra bunun ne gibi şartlara tahakkuk edebileceğini arıyor ve büyük prensip öne sürüyor. en adi sebaplerle harbe karar verebilir. aralarındaki ihtilâfı halde bir nizama tâbi olacak yerde. Harbin getireceği felâketlere dayanmağa vatandaşların karar vermesini ister. Kant.. A) Her devletin sekli (Cumhuriyet) olmalıdır. Kant devletin ayni zamanda (Demokratik) olmasını da İstiyor. gür sesiyle bağırdı ki : "Devletlerin üstünde bir (Otorite) tanımak ve bu (Otorite) nin adaletten ayrılan devletleri adalete sokması lâzımdır. farklıdır. Bu 13 inci asırda (Birleşmiş Miletler) fikrinin kendisidir. tki iptidaî insan. Amerika kırmızı vahşileriyle Avrupa vahşileri arasındaki fark. YainızKant her ne şekilde olutsa olsun (Otokrasi) yi yani tek bir adamın harp ve sulha karar vermesini istemez. B) Ummmî hukuk. Teferruata giremiyelim. Ona göre ( Cumhuriyet ) ile ( Demokrasi ) birbirinin ayni değil. Kant'a göre millet bu karan verince harbin felâketlerini az hisseder. İkinciler ise düşmanlarını tebaları arasına sokarlar ve bunları daha geniş istilâlarda âlet gibi kullanırlar. kendim karar verdim. Haibuki (Otokrat) bir rejimde kral. der. mütemadiyen kavga etseler bunlara vahşi nazariyle takılıyor. Ve milletler de harbi kolay göze alamaz. Bu iş milletler içinde böyle değil mi ? Halbuki bir devlet.. Ve diplomasi buna her zaman sebepler bulabilir.— 84 — 3 — Sulhun şartları ve garantileri: Kant. müstakil devletler federasyonuna dayanmalıdır.

komşum yapsın diyor. Bu da ancak devlet adamlarına açık. Kant 18 inci asrırın adamı gibi düşünüyor. Nitekim bugünkü (Milletler Ce* miyeti) Kant'ın programının ayni idi. hangi vasıtaialarla tatbik edilecek ? İptidaîlik devrinden yüksek hukuk ve adalet devrine geçit nasıl kurulacak ? Kant'ın bu noktaya dair olan fikirleri. Uzun uzun düşünülmüş. fikirlerini herkese açabilmeli. Umumî hatlarını çizdiğimiz bu sistem. Ebedî sulhun mümkün olduğuna inanan mütefekkirler. Bunlara (Monteskiyö) ile (Ruso) dan almış ilhamları da vardır. birtakım prensiplerdir. devletler ne zaman kendi üstlerinde (hâkim ve yüksek bir adalet) müessesesi kurabilirlerse ancak o zaman medenîyiz diyebilirler. milletter arasmaa sulhu idameye kâfî derece yarıyacak. Bununla beraber şu fikrini zikredelim. Bugünkü dünyada her devlet. Ve tezlerini. sulh için bundan başka yol yok demek te doğru değildir. göre.olması umuma müsaade edilmemesi lâzım gelen sahaya herkesi müsaade etmek gibidir ki tehlikeli bir şeydir. fikirler olmakla beraber.. devlelter arasında muharebeyi normal görmeğe alışmış. islerseniz ütopi deyiniz fakat realist bir ütopi..— 85 — Kant'a. Hem de mutlak bir söz ve hüküm hürriyeti İster. Ondan mülhemdi. diplomatların tezleriyle çarpıçtırabilmelidlr. Realize edilmesi mückün bir program çizmiştir. 4 — Netice : Kant'ın eseri bir roman değildir. ve bilhassa • hadiseleri göz önünde tutarak • fertlere. Demek ki bütün bunları yaparsa. mübhem ve kısadır. hu* . (zaman) ve (tekâmül yapacak. Kant'ın bu eserinde çok canlı.

sebepleri ve neticeleri başka mânalar aldı.w .Kâinatın esrarına vâkıf kılamadığından . Fakat dışa bakınca tantanalı isimler aldım: Doktor.. kendilerine bir hayat yolu çizerler. bunlara ilk beşladıgım gündeki gibiyim.- 86 — kuka ve vazih fikirli zekâlara hitab ediyordu.kuru ve yanlışlarla dolu görüyor. Büyük sair Göte kendi hayat görüsünü ( Faust) unda üç fasılda anlatır.. allâtne ve saire. hukuk. mahsus bir hayat telâkkisi vardır. harbin bünyesi. Ben bugün şunu biliyorum ki : biz insanlar bir şeyin künhüne vakıf olamayız. her büyük adamın kendine . Bunların hepsini hararat ve sebat ile tedkik ettim.. Bugün içtimaî hayatta (Kütle)nin his siyatı ve ihtirasları çok nazarı itibara alınmaktadır.. teoloji. 1 — Hayat Faust. "Felsefe. bu dar hayattan ve zaman zaman her saha* sim dolaştığı beşerin ilimlerinden bıkmış usanmıştır. denilebilir. Bu görüce göredir ki: insanlar. tib. işte benim beynimi yakan sey. ilimleri de . En sonunda.. Bu itibarla Kant'ın eserinin bugüne göre ikmali lâzımdır. Bugün ise hadiseler değişti. Göte [1749 _ 1S32] Her büyük devrin. Hayatı mânâsız buluyor.

elimizde olan şeyler içfn de daima ağlıyoruz. Ruhumla. Evvelden ( i ş ve hareket) diyordu. Susuzluğunu. Fakat derhal. en gizli olan şeye ulaşmak istiyorum. Onu kanatlandıran hayal. ümitle dolu bir halde ebediyete uzanmak istemişti. en yüksek.— 87 — Şimdi o fevkalbeşer bir ruha sahib olup arzın çok üstüne yükselmek ve kâinatın esrarına vakıf olmak istiyor. oralarda gezen bir adamın ayakları altında çiğnenmiş ve ölmüş . . o yüksek hayal bulutlarından her günkü hayatın küçüklüğü içine. Tozlar içinde sakin bir böcek ki gıdasını aramak için dolaşırken. Buna o kadar haristir ki bazen bir gurur içinde kendini kaybediyor. . hiç bir ıstıraba kapalı değildir. zaman denilen uçurum İçinde boğulup gittiğinden itibaren küçük bir sahaya razı kalbimizin derinliğinde bir endişe. itminansızlık yatmaktadur. Ruhun kavradığı iyi ve kötü her şeyi yüreğime tıkmak. .. bütün saadet hülyaları. aklına her geleni yapmağa mail . . ruh gibi kabarmak ve nihayet ruh gibi parça parça kırılmak isterim. Ve yeni yeni ıstıraplar uyandıran budur. bundan sonra. kinli aşklara. Şimdi İse. arza düşüyor. Ve kaybetmediğimiz. Bütün beşeriyeti alakadar eden her şeyi kendi varlığımın en derin noktasında temerküz ettirmek isti* yorum. . Çorak teemüllerden ziyade (Bizi İten hamleler) daha kıymetlidir diyor. ümitszilik içinde puyan sûkûtlere kendimi salıverdim. kendini her avantüre salıvermekle teskin edecek. Şimdi (akla gelen avantür) diyor. Bütün bu meseleleri arayıp taramaktan yorulmuş ve hepsinden eli boş dönmüş olanFaust. Fen zevkini tadıp aşmış olan yüreğim. Istıraplı hazlara. Bizim olmıyacak şeyler için ağlıyoruz. şimdi yalnız ( z a rurî) olan şeyler ve prensipsiz.

kahramanların. benim göğsümde öyle bir vahşi ateş tutuşturdu ki beni her güzellik hayaline çekiyor... Bunlar tefekkürün kuraklığını biraz serinleştiriyor. ve tabiat ten istifade için de bana kuvvet verdin. yani (Akıl) da verdin ki. Gözlerim önüne canlı varlıkların uzun silsilesini yaydın. . "Yüce Tanrı sana yalvarmca bana herşeyi verdin. . artık bundan sonra kendisinden vazgeçemiyeceğim bir arkadaş. görüyorum. havadaki. sulardaki kardeşlerimi bana öğrettin. bu âlemlerin her birine dair fikirleri öne sürmüştür... yavaşça göklere doğru yükseliyor. Yüce Tanrı. Faust ve şeytan (Mefistofeles) arasında bir sözbağı (Kontrato) yaptırır. aşktan sihirbazların binbir marifetlerinden... Malikâne olmak üzere bana muhteşem tabiatı. avantürlere bas vurabilir.— 88 — Bunlarla Faust'un istediği şudur: Prensipsiz. soğuk ve sert olan bu ar kadaş.. facialardan. Göte. bana bu nefis şeylerle beraber. İçkiden. imparatorlar saraylarında müşavirlikten. kayıt ve tahditsiz bîr hayat. Asude ormanlardaki. insan asla mükemmel bir şeye malik olamıyacak. Göte. Ratip fundalıklarda kayalar boyunca. Büyük şair bunların hepsinin hulâsasını (Ormanlar Mağaralar) adlı monologunda şöyle tesbit etmiştir. . senin ihsan ettiğin o şeylerin hepsini benim kendi nazarımda bile hiçe indiriyor. orta zamanın efsanesinden istifade ile. fatihlerin yaratıldığı hayalî âlemlerin içine dalıp çıkmadan ve saîreden hep usanmıştır. O. geçmiş zamanların gümüş gölgelerini dolaşıyor. kanunsuz. Kör arzu ve kuvvetlerin hâkim olduğu bir hayat . 2 — Faust'un Hayat Tecrübeleri . Benim nazarımda parlak ay. Bu bağ sayesinde Faust türlü türlü sihir kuvvetlerine maliktir ki bu sayede her türlü heyecanlarını tadabilecek. Ah.

- 89 — Böylece arzudan. şimal denizi kıyılarında uzanan bir krallığın sahibi buluyoruz. yüz yaşında. ayni zamanda onu çürütüp bozuyor. Ve şöyle düşünüyor. Faust. kızdırıyor. Her bir hareket ve avantürde onun kudretinin arttlğına hükmolunabllecek gibidir. Her zafer kendini mahvediyor. Biz yalnız meş'aleyi yıkmak istiyoruz. haz ve eğlenceden geçiyorum. Kendini zenginleştiren ve kudretlerinden tecrübe ve avantür. Faust'nn avantürden avantüre koşması onda iki ruhî halet yaratıyor. ayni zamanda bir muvaffakiyetsizliktir de. kudreti artıyor ve bir an geliyor ki vecd ile en yüksek saadete ulaşıyor. yeniden öne atılıyor: Beşerin hayatı binbir renkli in'ikâslardır. Hatiralarını gözleri Önünden geçiriyor. O zaman zekâsı.. Margit'i sevip dururken onu bedbahtlıklar içine atı* yor. 3 — Faust'un Hakimliği : Faust'u ömrünün sonlarına doğru. böylece her zafer. hayatın sırlarına daha iyi nüfuz ediyor. hayatı böyle ayni dakika içine muhabbet ve kın. Elindeki hükümdarlık kudretinin bir seraptan. teessür ve nedametten ibaret oluyor. Ve haz içinde iken ondan bıkıp başka arzu özlûyoaum. nihayet öldürüyor. ibaret olduğunu anlıyor. Bununla beraber zaptolunamaz bir irade ile Faust. deli ediyor. : «Ömrümü bana kâfi gelecek şeylerle iktifa ederek . Ve kalan eser. haz ve elem. derin bir eddişs içindedir. En mükemmel güzellik takibinde iken ona ulaşır ulaşmaz görüyor ki ondan eser kalmamış. Fakat bu an yüksek vecd ve istiğrak anlalarında iken bile içine bir zehirdir akıyor. Şimdi o.. Ve döit çevremiz ateş denizinden ibarettir. ümit ve yeis sıkıştırarak geçiyor.

bu vaziyete kuvvet ve arzularının uzun süren bir disiplinden sonra varmıştır. Nihayet kör olan Faust.» . yaşamağa değer hayat şudur: İnsanlara hizmet etmek ve onları hürriyete kavuşturmak. insan odur ki her gününü. uzun ömrünün son dakikasında maiyetindeki adamlarını toplayıp söyle der: "Ben hikmetin en soy özü olarak şuna inamaorum. benzerlerinin üstüne çıkmış hayal eder. İlk evvel bir çok tecrübelerle olgun ve dol* gun bir hale geldi.. Ben böyle bir faaliyeti hür bir vatan üstünde. hikmetin esas noktasına dönüyor: Aldatıcı hayallerle beyhude harap olmamak. şimdi. kendini bu işe ve* rir.. Hazzin her defasında (daha. daha. Çünkü kıymetli bir adam elinde arz. hür bir millet bir ara* smda yaşamak suretile görerek bahtiyar olabilecek mi* yim? tşte o zaman arzdaki günlerimin izlerini artık asırlar silemez. dilsiz bir şey değildir.» 'Şimdi hesap ve hikmet ile hareket ediyorum..) dedim.» Böylece Faust. Hayatım bir fırtına ve gürültü içinde geçti. İnsan.. Böyle bir saadeti şlmdidan hissetmekle ben ömrümün en güiel dakikalarını yaşıyorum. Eski enerji selinden. Gençliğinin hararetini. şeniyetleri iyi sezmek : Faust'u bu noktadan idealizmin zıt noktasında görür gibiyiz. dünyanın bir ucundan öte ucuna koşarak ve hazzı en son damlasına kadar tadarak geçirdim. Ne akılsızdır o kimse ki kendini bulutların üstüne. sonra olgunluğunun ve ihtiyarlığının hakimliğini hep bu işe verir. tehlikeleri hiç düşünmeksizin. bulunduğu sükûnet halinde. Fakat şunu unutmıyalım ki o. benzer leri arasında arz üzerinde kalmak. yalnız yorulmaz bir İş iradesi kalmıştır. bu arza dört elile sarılmalı..— 90 — rek ve iktidarım haricinde olanlarını terkederek yaşayacak yerde.

— 91 — "Bu kuvveti, beden ve ruhumuzu bütün kudretleriyle kuvvetlendirelim, içinde yaşadığımız âleme intibak ettirerek herkesin istifade edeceği faydalı işe hasretmeği bilelim.,, işte Faust'un verdiği yüce ders. 5 — Netice : Göte'nin vardığı netice şudur : Arz üzerinde arza dört elile sarılarak; ne pek maziye bağlanarak, ne de fevkelâde bir istikbal umarak hali hazırı mükemmel yap mağa çalışmalıdır. Amel, mahdut, muayyen fiil ve ha» raketlerin muvaffakiyetli tesirine inanır. Bütün kuvvet* terin birleştirilmesi lüzumunda şiddetle İsrar eder. Göte'ye göre : Ancak beşeriyetin tuyeti mecmuası, hakikî tek insandır. Beser sayının her zaman muvaffakiyet ile başlanmadığını ve hayale düşmesinin ihtimali de bulunduğunu biliyor. Fakat şuna en derin inanıyor ki hiç arasız, yenilenen ve kahramanca takip edilen cehit - muvaffakiyetsizlikler ve güçlükler arasında - bizi en nihayet saadet ve selâmete ulaştıracaktır. Göte'ye göre dün ya: aslından bir kaos değildir; Kâinat (bos bir şey), çocuk bir (tekrar başlayış) değildir. Her zaman, (varsık), (yokluk) dan üstündür.

92 —

Robert Ovn
[1771 — 1858] ingiliz endüstri adamlarından olan ve 1858 de ölen O vn, yeryüzünde, çabucak, bir ülgüç bir sosyete kurmnğı tasarladı ve oldukça dikkate şayan neticeler elde etti. Sistemini, (Ahlâkî yeni dünya) eserinde anlatmıştır. (Ütopik ) lerin beşidir. 1 — Şahsı menfaat msselesi. Ovn da -Ruso, Furye vesaire gibi- cemiyetteki fenalıkların sebebini: Merkantilizmde yani şahsı menfaat ardında kokmada görür. Vakıa bütün sosyalist sistemlerin azimet noktası budur. Yalnız Ovn' merkantilizmin bilhassa bozucu ve inhilâl ettirici kuvveti, ve paraya tapmanın tevlif ettiği ahlâksızlıklar üzerinde durur. Toptan ve parekende ticarette, tecrübem vardır. Tüccarlık, ihracatçılık, nazarî ve amelî çiftçilik yaptım. Terbiye meselesinde keşiflerim ve insan seciyesini anlamada mühim tecrübelerim var. Prenslerin devlet adamlarının, filozofların, ekonomistlerin, mülkî ve askerî adamların, tüccarların, bankacıların, hepsinin fikirlerinin ne olduğunu bilirim. Bunların hepsi şunun ardından koşuyor. Kendi işini, mümkün olduğu kadar pahalıya satmak başkasının işini, mahsulünü, mümkün olduğu kadar ucuza almak. tşte bu sistem neticesidir ki, hepsi alçalıyor, yalancı oluyor, sun'î oluyor. Böyîe olan cemiyette, yeni yetişen çocuklar, hemen hemen mihaniki olarak (ezenler) ve (ezilenler) diye iki kısım oluyor. Ezilenlerin en basit

— 93 — tabiî haklarından tutun da inkişaf ve tekâmül, hürriyet ve saadet haklarına kadar hepsi ayaklan altında kalıyor. Bu suretle: (Şahsi menfaat ardından koşma), (şahsı ahlâkın inhilâli), ve nihayet (içtimaî şirazenin bozurması) birbirini hemen mukadder bir surette takip eden bir zincirin üç halkasıdır. > 2 — Muhif ve terbiyenin determinizmi. (Ovn) a göre ilâç, sosyalizmdir. Amma bünyast terbiye ve ahlâk ile örülmüş bir sosyalizm. Sistemenin temeli şudur: Ferdin fiil ve hareketleri, aldığı tesirlerin neticesidir. Şahsı mesuliyet meselesi ise bir hayalden ibarettir. Binaenaleyh; ancak muhitinde büyük bîr değişiklik yaparak tesir icra edebiliriz: Cemiyet, terbiye metodu vasıtasiîe, nasıl adam isterse öyle teşkil edebilir. „ Mesuliyet prensibi, kendinden beklenilenin aksini verdi. Bu delicesine fikiıden ve insanların buna, sanki kendi seciyelerini teşkil ediyormuş gibi bakmalarmdandir ki; cehalet, sefalet, hasislik, bütün fena ihtiraslar, cinayetler ve nihayet muharebe doğfdu. Bunu kaldırınız hepsi düzelir, hepsi sıhhate, ilme, tekâmüle, saadete doğru istikamet alır. Sosyeteye hiç bir tesir icra edemiyen şahsı mesuliyeti kaldırıp bunu cemiyete yükletiniz. Görürsünüz ki o zamak cemiyet, fert üzerinde her şey yapabilir. Ancak bu suretledir ki âdem oğlu, en yüksek mukaddeietine ulaşabilecektir." Bunun husule gelebilmesi için; ülki bir içtimaî muhit yaratacak kudretli bir iradenin müdahalesi lâzımdır. Hiç bir hayalci, hiç bir ütopist; cemiyeti selâmete çıkaracak kanunları zoria kabul ettirmekle muzaffer, muvakkat bir diktetörden vazgeçemez. SenSimon' bir zaman kendi projelerin Napolyon tarafından taibik edileceğini

— 94 — zannetmişti, Furyer projesini tatbik içi lâzım olan milyonları verecek bir zengin bekledi. Zengin bir fabrikacı olan Ovn' projelerinden birini tatbike kendi koyuldu. Fakat (sultavî • otoriter) olan bu müdahale muvakkattir. Bir kere muhit, mükemmelleştirilince; sonra artık İkan yoluna girerek (otorite) faydasız bir hal olacak. Ovn öyle zannediyor ki müstakbel sitede, faydasız hale gelmiş bir müeyyide, kaybolup gidecektir. 3 — Ovnun terbiye sistemi t Terbiye hangi temele dayanmalıdır. Şahsı ve ferdî bir ahlâki müstelzim olan adalet olmaz. Ovn'a göre muhabbet ve merhamet olmalıdır. «Merhamet kâinatı idare eden kanun olmalıdır. Bütün faziletlerin temeli: merhamettir. Bu, tamamen insanî mânada olup mistiklik ile hiç alâkası yoktur. Ovn, pek müphem bir surette (deist) tir. Kâinatı idare eden bir (illet i ulâ) kabul eder, fakat bunun (anlaşılamaz) olduğunu söyler. Ovn'un sitenin plânın tatbikinde önden istimdada lüzum yoktur, der. "Site de dünyaya gelen her fert, doğduğundan itibaren: iyi itiyatlar ve iyi seciye temin edecek bedenî zihnî, ahlâkî, ve ilmî terbiye alacak. Reel bilgisi zengin olacak. Bununla beraber çocuğun şahsiyetine hürmet edilecek; iki çocuğu birbirinin ayni yapmağa uğraşılmıyacak. Hepsi ayni tedrisatı, ayni prensipleri alacak. Ve yaşlarına, kuvvetlerine ve istidatlarına göre işgal edile çekler. Sitenin ihtiyaçlarını temin edecek İşler, fertlerin temayül ve zevklerine göre tevzi edilecek. Makina yardzlmile bu zarurî ihtiyaçları tatmin edecek işler, gittikçe azalacaktır.

doğduklarından itibaren siteye ait olacaktır. Her komün 20—25 bin nüfusa malik olacak. Sitenin malî idaresi tamamen kapitalist nizam üzere idi: yalnız Ovn. hakikaten örnek bir halde. yalnız burada doğaniar ikamet edilecektir. ve tabiat kanunlarından çıkarılmış fikirler ile terbiye edileceklerinden (şahsî mülkiyet olmıyacaktır. cidden dikkate şayan îdi. Şahsî menfaatler veya (monden mülâhazalar) tesiri altında olmıyacaktir. ayni hürriyete malik olacaktır. Fakat teşci edilmiyecektir. kelimenin tam mânasile (iyi patron) luk ediyordu. ve bunlar dünyaya geldiklerinden itibaren yeni hisler ve adaletler. milliyet ele alındünyayı arasında şeklinde . 1848 de. Ve bunun az zamanda bütün tutacağın. karşılıklı sempati ile oiacaktır. ilk evvel site yapıp bunu örnek göstermenin kâfi olduğuna kanidi. Elde ettiği ahlâkî netice.Bütün çocukların terbiyesi. Sitenin her âzası. ayni terbiyeye ayni hukuka. Fakat ana babalan her ne zaman isterlerse görebileceklerdir. ülküç site [rejimine nasıl geçilecek?. cinayetlere ve sefalete sebep olan budur. yaşattı. Fakat sitesinin başından çekilince her şey çabucak yine eskisi gibi oluverdi. Sitede. ihtilâflara. izdivaç. umuyordu. Ovn. Iskoçyada bir «Yeni La narks adında işçi sitesi kurdu ve yirmibeş seneden fazla. Fransada tekrar dığını zannetti. kendi fikirlerinin. ilâhî ve tabiî kanunlara dikkat etmeği itiyat etmiş olacaklarından fertlerin mücazat ve mükâfata ihtiyaçları olmıyacaktır. Grupman tarzı. 4 — Sivasî teşekkül : Şahsî menfaat rejiminden. Makul sebeplere müsienit İse talak caizdir. Her iki cinste (kadın ve erkek).

Bunların hepsi muhakemeli insanlar olduğundan seçme ve ihraç gibi şeylere lüzum yoktur. Bu vasıtalar. her sitenin dahil! işleri. Ve eski hudutlar olmıyacak Dahil! hükümetlerine gelince. Ovn'unkidir. Ovn bunun muhal bir şey olmadığını ve "muhit. Vatandaşların hepsi: Akıl ve aldıkları terbiye itibarile müsavi addediliyor.- 96 - değil. ile "terbiye. en sadesile iklifa ediyor.. toplanıp bütün arzı tutacak. sayesinde bnna ulaşabileceğini iddia eder. ilâh. elbet basit şeylerdir. siteler arasındaki münasebetleri tanzim için ayrıca rmntaka meclisleri de ihdas ediyor. Bundan baş* ka bir de siteler arasındaki itilâfları halle memur hakem heyeti de düşünüyor. 60 yaşlarındaki insamardan mürekkep bir heyet tarafindan görülecek. federalist şeklinde olacak. ctçtimaî mukavelo sinin tatbiki için bîr «Mabutlar milleti» yani en iyi bir millet lâzım olduğunu söylüyor• du. aralarında tek bir fark vardır ki o da tecrübeleri yani yaşlandır. Böyle olunca. Ovn. âzası 40. ortaklığın prensiplerini iyice öğrendikten. haricî bir disipline hacet kalmaz.. yani tefekkür ve fiilde muhakemeli olduktan sonra. . biner. Fakat onun temel fikri: Terbiyenin mutlak kudretidir: her ferde terbiyenin en yüksek dirayet ve aklı verebileceğidir. şüphesiz. yüzer. Ovn. deiler. müteaddit komiteleri ayrılabilecek haricî işleri ise. Ruso. "Bu sitelerdeki insanlar. âzası 30 • 40 yaşlarında olan insanlardan mürekkep bir umumi mectisi tarafından görülecek ve bu. Komünler: Onar. 5 < Netice : — Ütopik sosyalizmin en ütobiği. Altmış yaşına gelince vatandaşlar meclislere resmen iştirakten muaf tutulacak.

— 97 — "Muhit» ve "mektep. Belgelere dayanan bir mevzu üzerinde ilerleyip giderken birdenbire : Kişinin hayvanlarla. Bu gösteriyor ki katiyet ve sebat ile çalışma. bir içtima! muhit üzerine iyi tesir icra ediyor. . münasebetine dair ateşin şerhlere geçiverir. Fakat iki şeyi nnutmamahdır: 1 — Kendi tesis ettiği sitede hiç olmazsa kısmen muvaffak olmuştur.Viktor Hûgonun (yüzyılların efsanesi) şiir halinde idi. Ve Ovn. . geçmişi yeniden uzun sırayla taş taş üstüne koyarak kuran bir yapı değil. boşuna değildir. dirik ve gürültülü akışlarında insaniyetin hayatını ariyan ve ona yeni bir mâna veımeğe çalışan bir vasıtadır. mukaddes F 7 . Minelenin öz {fikirlerini) toplayan ( eseri) 1864 de basılmış olan (La Bible Çel' Humanite — insaniyet incili) dir. Onun elinde (tarih). ( cemiyet) ile. tabiat ile. Misele bunda. mûfritanedir. Buda bir nevi aşıtların efsanesi amma mensurdur. in mutlak tesiri. Ovn'un terbiye itimadı. birinci sinıf bir mütefekkir değildir. Misele [1738 — 1874] Tarihçi Mişeleyi burada (filozof—şair) ligi yönünden araştıracağız.. Bundan en iyi neticeler elde etme yollarını aramalıdır. Sosyetenin ferde karşı olan kudreti ve mesuliyeti inkâr edilemez.

sevişen ve hep bir ağızdan terennüm eden. Görelim. işte ilk intiba. Hindin (Ramayana) epopesinde bulur. başka hiç bir şey yoktur. Misele kadar terennüm etmiş adam azdır. göç ederken beraber giden kocaman köpeği. cihanşümul bir ahlâk ülküsü teşekkülü seyrini arar.. bir avcı tarafından yaralanmıştı. Bu kadar tatlı ve güzel. İlk ilham izlerini görür. heyecanla över. . şefkatin en güzel dersini görür: «Akşam. ki bu. ormanın kıyısındaki ince yoldan bu âleme bir bakalım: Sulh ve sükûn içinde en tatlı in'ikâslarla parlayan. ve bunların letafetinde. Eserdeki: dağların. çok mütenevvi ve aynı zamanda tek bir âlem yani kesret içinde vahdet görürüz. ve insanlarla hayvanların eski efsanelerdeki ilk yakınlıklarını ve akrabalıklarını gösterir. Misele kendi duygularını serper. . muhteşem fili kahraman Ramaya yardım eden büyük maymunları metheder (Valmiki) nln şiir sanatını nasıl bulduğunu da hatırlatır:. 1 — Tabiat aşkı* Beşerin hakimliğinin ilk kaynağı: Tabiat aşkıdır. Bugünkü (Hindiyanist) ler. . Gittikçe derinleşen bir iyiliğin nefis şuaı (Vişnö) şiiri güzelleştirmektedir. ırmakların.. ormanların parlak ve canlı tesvirlerini. bunun en ulvî ifadesini. Bu Ramyanadır. güneşin kızgın şuaları ganjda sönerken ve hayatın gürültüleri kesilirken. buna sun'î bir şür nazarile bakıyorlarsa da Misele bu eserde baş* langiç devrenin berrak saflığını. insanların ilerilemesine çok yardım etmiştir: Asude asude yavrusunu emziren mukaddes ineği.edebiyatlar boyunca. Bu muhabbeti. Hint şiirlerine. Mfşele. Bir kahraman. Tabiat aşkının alâmetlerinden biri: hayvanlara kardeşcesine bir muhabbettir.

temaşa ve istiğrakla iktifaya sevkedeceği zannedüebİIin Fakat hayatı. 2 — Is askı! Bu tabiat aşkının. . şiir bundan doğdu. her yerde namuskârane ve sulhça hayatı yaratır. Yunan efsanesi Herkülde bulur. işin büyüklüğü ve ehemmiyeti üstünde elbet duracaktı. ikinci halik ve artist prometenin cesur işçisi. sağ kolu ve kalbi olup. Halk gibi dayanıklı ve mütevazidir... henkli çıkmağa başladı. amma büyük bir adaletçidir. çay lan akıttı. cansızlara ve canlılara ne kadar derin bağlanırsak hayatımız da ö nisbette zengin ve derin olur. atalete. temizledi.. istikbalin genç ve canlı bir kahramanı yapan: mütevazî ve ulvî çalışkanlık rolüdür. İnsanlar arasında suh hakkını tesis ederek tabiatı. 1$ örneklerini Firdevsinin şehnamesinde. sulhleştirdi ve medenileştirdi. kara yağız. arzı ona hazırladı. heyacanlı bir köylüdür. rahavete. pek dolgun iş ile geçen Misele. toprağa ve arza hakim oldu. Prometeyi eski zamanın en büyük efsanesi ola- . onu ebedi gençliğin arkadaşı kılan. yardım ve hizmet etmeği sever. Apollon gibi zâ' degânhk şerefi yoktun Herkül. kahraman amele oluşudur. Herkül ile Promete arasında bu münasebet neden?. Mişeie. Mişeleye göre Herkül. sade ruhlu. O . dağları deldi.(Valmlki) buna ağlarken. faikına varmaksızın. Herkül hiç bir şeyden yılmad'. her gittiği yeri medenlleştirir. Fena ve şerir devleri öldürür. sesi a- Biz insanlar. "Onun ruhunu yaşatan. iyi ve kahraman bir kuvvettir. hiç bir şeyden nefret etmedi. yarattı. 3 — Hürriyet : . kısa yapılı.

Misele.. İnsanın. işe tapma ve hürriyet ihtiras». tasanın realize etmek mecburiyetinde olduğu en büyük şey: Adalettir ki bu her ferdin hsr türlü hukukî temamiyeüni Unan eler. Fakat bu. Bununla insan. Mişelenln anladığı ada- .— 100 rak kabul eder. Protneteyis insaniyetin hakikî kurtarıcısı nazarile bakar. Promete. Prometeyi. müiâhazasız hiddet olmamak ta gene beşerî tekâmül neticesidir. 4 — Adalet . Titannm vermiş olduğu yüksek ders. Misele. hakikî kanunu yani vekar ve hürriyet içinde yaşamağı ve bu yolda icap ederse en güç ve çetin acıları göze almağı temsil eder. zalimlere karşı kinidir ve en son onları yere sermesidir. Hürriyet şundan ibarettir: Doğru olmıyan her kanunu. ihtira ve icat kabiliyetine nail oldu ve tabiate hâkiml:ğini hazırladı. Hayat aşkı. göklerden ateş alarak adam oğluna vermeslle: mabudiarin hâkimiyet vasıtasını yani nur ve irfanı. Karışıklık. kâfi değildir. Hsrkül yani cesurane ve yorulmaz iş : tabiata ve felâketlere. şiddet. beşerî tekâmülün nişan ve mânâsıdır. Promete. "Zervcire vurulmış. hakim olarak. her şeyi red. mabudiarin despotluğuna karşı isyaı ctniş göîterir. bejer hayatı için zarurî olan şartları hazırlar.en yüksek tekâmül noktasına varabilmiş! için hürriyet fikrinden ilham alması ve hür hareketi şarttır. adam oğullarının hürriyetine vasıta yaptı. o münasebeti de anlatır. işte efsaneyi şerhederken. Zekâsı vasıtasile hürriyete kavuşmuş ve bu sayede dünyaya halcim olmuş olan adam oklunun vazifesi: hürriyete daha ziyade ehemmiyet vermektir.

— 101 — let; umum! ve koltektif bir şey olup umumun eseridir. Bütün beşeriyetin buna sarılması en şerefli bir iş olacaktır. Bu meseleden dolayıdır ki tarihin, orta zaman hakkındaki hükmü pek şiddetli ye acıdır. Mişeleye göre; eski Hindin, İranın, Yunanın geçirdiği büyük derslerden sonra (orta zaman), bir kölelik ve hüzün devjdlr. Dinî (Nas —Dogm ) lann ezici ağırlığı, o devirde fikri ve hayatı felce uğratmıştır. Bu (Nas) lar; ebedî zelleye yani daha çocuk hareket etmezden evvel onu fenalık ile mahkûm kılmağa inandırmak istiyorlar. Adaletin teessüsü için, haik tabakalarının bu gayri insanî naslara karşı isyan etmesi lâzımdır. "... Ufukta iki (kule—tur) gördü: Biri kilisenin, biri de derebeyinin... iki kulenin de mânalarını anlamağa başladı. Kilisenirjki her zeman dan dan dan... çalınıyordu. Derebeyininki hiç... Fakat ayni zamanda kalbinin derinliklerinden bir ses gürledi. Bu ses; diyordu: Bir gün gelecek... "Evet bir gün gelecek, adalet hâkim olacak! Bırak boş çanları; varsın onları rüzgârlar sallasın.. Bundan hiç şüphe etme.. Esasen bu bapta (şüphe) bile imana doğru atılmış mühim bir adımdır. İnan, ümit e t ! Yarınlara kalan (hakkın) hükümran olacağı gün gelecektir... O (hak) bir gün, bütün âleme naslara hükmedecektir. Bu (hüküm günü) nü» adu ihtilâldir.,, Böylece, Hügo gibi Misele için de Fransız ihtilâli, beşerî inkişafın bir senbolü, birbirinden ayrılmıyau hürriyet ve adaletin zaferidir. Hügo gibi Misele de: hürriyete kavuşan beşerin namütenahi tekâmüle nail olacağına inanır. " Hür beşeriyet, bütün büyüklüğü ile her yere git'

— 102 — •sin... ilk ataların içtikleri kaynaklardan içsin. Muazzam mesaisi ile, her sahaya uzanan iş ile, Tıtapımn ihtiyaçHarile ona çok hava, çok su, geniş gök — yok, yok, bütün gökler ! —Feza ve ziya, namütenahi ufuk, arzı mev'ud lâzım... „ 5 Ahlâki vazife t$te beşerin bütün mazisinden çıkan ve şâirin ateşli muhayyilesile istikbale doğru uzanan kanun. Her birimiz bunun tahakkukuna ne suretle ysrdım edebiliriz ? — Kalbi bu aşk ile çarpan insana ilk evvel: mücadele, yaratma, işe ve dünyaya bağlanma, iş ve dünyayı yeniden yoğurma ye yükseltme yollarında kullanmak üzere çelik ve kahramanca irade lâzımdır. Misele, açıktan açığa, (eski halita) yani hiristiyanlık ve kilise aleyhindedir. Çünkü hirasttyanhkta : insanı, işten yüz çevir* ten ve rehavet yeren bir hülya görür. İnsanı, reel hayattan uzaklaştıran enerjiyi birtakım hülyalara ve boş düşüncelere sarf ettiriyor, der. Mişeleye göre insan; yere, Herkül ve Promete gibi sarılmalıdır. Modern inşan için ruh kuvveti : tüm ile vicdanın bİrleşmesİndedir. ilim, daha doğrusu tarih İlimlerinin mecmuu iledfr ki insan, nevi beşerin temel birliğini anlıyarak, bütün beşeriyeti — hepsinin mütemadi çalışma* sı ile yükselecek — tek bir varlık gibi telâkki edebilir. Bu fikrin büyüklüğü, başka bütün ümitlere bedeldir. Başkaca dinlerin vaitlerine, insanın ihtiyacı yoktur. İnsan, taliini kendi yaratan, ve hiç durmadan adalete doğru yükselen bir varlıktır. Vicdanın istediği imam, ilim böylece rasyonel bir tarzda kurar. Mişelenin bize verdiği yüksek nasihatler, üç kelimede toplanabilir: Temizleme, temerkü?, büyüklük.

— 103 — Temizleme: Kalbten mistik boş hülyalar! atma. Temerküz: Hakikati, sağlam, dosdoğru ve mertçesine bir kuvvet ile arama. Büyüklük: Gittikçe daha asîl daha kudretli, bugünü geçmekte daha ateşli bir insaniyet yaratmağa kahramanca bir ihtiras. 6 — Netice Misele ile Hügo ve Bethoven'in fikirleri arasında sıkı bir yakınlık vardır. Bu büyük romantik şairler, ekseriya zannolunduğu gibi, sadece zamanlarının ıztiraplarmı ve fenalıklarını tasvir etmiş değildirler. Eserlerindeki ruh, destan! bir kahramanlık ile adam oğlunun büyüklüğe doğru hamlesine itimadından örülmüştür. Bazen saf, fak^t kudretli, açıl ve nikbinane bir rüya...

Niyazi-i Mısrî
Büyük mutasavvıflardan olan Niyazi, (Malatya Aşpozi) de doğarak tahsilini Mardinde, sonra Mısırda yaptı. (Mısıî) lâkabı bundandır. Mısırdan dönüşünde ( Elmalı)da (Sinan-ı Ünsml)den de feyiz aldı. Divanında (Elmalı) nın adı geçer: Dost illerinin menzili ki âlî göründü Derdle derman olan (Elmalı) göründü

— 104 — Sonra Bursada yerleşti. Fakat bazı tasavvufî sözleri üzerine (Vanî) efendinin mûzevvirtiği ile ikinci Ahmed zamanında Midilliye sürüldü. Bir müddet sonra affolunarak Istanbnla, Edirneye gitti. Müteakiben yine Konyaya sürüldü. " Ruh-i M srî mahfer-i âliye pervaz eyledi „ " Eyliye Mısrî efendi kasr ı adni câyigâh Mısralarm delâlet ettiği 1105 Hicrîde ötdü. On dört eseri vardir. Mutasavvıflar arasında (Divan)! p;k meşhurdur. Divanında Niyazi: N:reden gelip yolculuğumuzun nereye olduğuunu dünya hayetındaki vazifemizi bildirir. Biz buraya onun yalnız bunlar hakkındaki düşüncelerini alıyoruz. Geldiğimiz âlem Niyaziye göre " insan, ezelde Tanrıya nedim İdi. Rnh âleminden bu madde âlemine imtihan için indirildi : Sen nedim idin ezılde ol şah ile imtihan için gelübsin bu ile İnlemek sana yaraşır derd ile Hem gözün kan ağlıyacak çağdır. Bir şiirinde de : Ey garip bülbül diyarın kandedir Bir haber ver gülizarin kandedir Sen bu ilde kimseye yar olmadın Var senin elbette yârın kandedir Gökte uçarken seni indirdiler Çarı unsur bentlerine vurdular Nur iken adın Niyazi koydular Şol ezelliğe itiyadın kandedir.

Bunda gelmekten murad çünkim hakkın irfanıdır Ey (Niyazi) kişi ol irfanı bulmazsa ne güç.— 105 Dünyadaki vazifemiz : Vazifemiz. Güçtür kati hakkın yolu Dergahı hem gayet ulu Sıdk ile olmansan kulu . aslımıza ulaşmaktır : Can bu ilden göçmeden cânânı bulmazsa ne güç Yârini terketmeden yârânı bulmazsa ne güç Sureti insan içi hayvan olursa kişinin Taşlar ile dövünüp insanı bulmazsa ne güç • Âdemin gönlü evinde bahri umman gizlidir. Daima susuz gezip ummanı bulmazsa ne güç. Şol fakir olup gezenlerde hazine dopdolu Sây edip ol genz bi pâyânı bulmazsa ne güç Herkesin derdine dermanı yine derdindedır Derdinin içindeki dermanı bulmazsa ne güç. Tanrıyı s e v : Candan talep kıl yârini Vir canı bul didarını Yok eyle kendi varını Kim var ola çânân sana Çürüklerin hep sağ olur Zehrin kamu bal yağ olur Dağlar yemişli bağ oiur Cümle cihan bostan sana. Sonra. Tanrı tecellisi olan bütün yaratıkları sev. Aslımıza ulaşabilmek için evvelâ kimseye düşman olma: Adavet kılma kimseyle sana nefsin yeter düşman. Ki asla senden ayrılmaz ömr ü âhır olunca tâ. aslımızla kaynaşmaktır.

Bugünkü cennet i itfana dahil olsalar uşak Yarınki vaadolan huri veya gulmani neyierler Bugün âmâ otan yarın dahi âmâ olur elbet AçagÖr can-ı gözün kim bi basar danayı neyler. Gönül duymazsa vİcdanile Allahı hakikatca Mücerret dildeki ilim veya irfanı neyierler.— 106 — Etmez yolu asan sana. Ne hasıl şol ibadetten liya ve aceb ola anda Gider şerri gönülden hakka kim tuğyanı neyierler. . Cahillikten kurtulup nura kavuş » Zulmet cehli bırak sen iste nur-ı hikmeti Cennetin zevkin dilersen cümle irfanvndadır. * * * Cennet-i irfana dahi} olananın Kande baksa gördüğü dtdar olur. Kimseye zulüm etme 8 " Mazluma sen kıyarsan Allah sana kıyadır. Kolluğa bel bağlar isen Şam-u seher ağlar isen Sular gibi çağlar isen Tiz bulunur umman sana Bülbül oluben ötegör Gül gibi açıl tütegör Aşk oduna can atagör Gülizar olur niran sana Yüzün ( Niyazi ) ile hâk Derdile bağrın eyle çak Kalbin sarayın eyle pâk Şayet gele Sultan sana.

kendi ruhunun derinliklerinde ara. Derman arardim derdime derdim bana derman imiş Burhan arardım aslıma aslım bana but han imiş Sağ ve solum gözler idim dost yüzünü görsem deyu Ben taşre arardım ol can içinde can imiş ö y l e sanurdum ayruyım dost gayrıdır ben gayrıyım Benden görüp işiteni bildim ki ol cânân imiş Savmu salât ve hac ile sanma biter zahit işin lnsan-ı kâmil olmağa lâzım olan i.— 107 — Hakikati.fan imiş. Amma bunun için gönülde ateş gerek • Her kimin kim derd ü haktan yüreğinde olsa dağ Âkibet dermna irüp cân-ı gönlü ola sağ Leyk derdi olmıyantn derdine hiç çare yok Gönlü ölmüştür anın yanından ol daim irağ Nefs odur kim cehil karagöy kaplar gönlü Ruh odur kim ilmi nuru gönlüne yakar çırağ Tutyay-ı marifetle ruşen it canın gözün Göresin cânânı her yüzden ola dağ üstü bağ Hidayete ulaşmak için Tanrıya şöyle yalvarır . Lûtfunla insan eyledin vaslınla hândan eyledin Hicrinle hayran eyledin tût'eyle açıver yolum Saldın şikâre çün beni âdem olup bulam seni Bağladı dinay i denî lûtfeyle açtver yolum Şaşırdı bizi nefs-i bed eyledi her yolları sed Ey lûtfu çok senden meded lûtfeyle açıver yolum Bu can yine vuslat diler sen şah ile vahdet diler Varmağa dil nusret diler lûtfeyle açıver yolum Her kande kâmil görürüz bakıp ana yerinürüz Dönüp sana yalvarırız iûtfeyle açıver yolum .

hakfkatte birdir • Şol daneleri gör biter eşcar olur evvel Sırrİlc içinden yine esmera gelürler Her tohumu neden aldın ise eksen anı bil Her cins yine bittiği escara gelürler Hiçbiri izinden çıkıp ahar yola gitmez. Her ne kim fevkalalâ tahtesserada var durur Zatı vahiddir veli göründü nice bin sıfat Zat birdir evsafına gayet yok durur Gör bu fanusu ki anın şem î oldu nur-ı zat Zahir-u batın kamusa bir fenerdir gayri yok Şem i insan oldu fanus cemi İ mütnkinat Ey Niyazı âdem oldu çün cihanın şulesi Babş-ı âdem deminden âleme ruh ül-hayat. Niyazi'ye göre yollar. .— 108 — Niyazi her zerrede Tanrıyı görerek mesuddur : Ben cemal-i hakkı cümle şeyde zahir görmüşem Bu mürayaya aninçun bakdığımca hürremem. Her birisi bir yol ile pazara gelürler Yollan ne var ayrı ise hep sana âşık Cümle seni ister sana didara gelürler Elbette bu bağ içine kim girse (Niyazi) Harın görüp evvel sonu galizara gelürler. * * Vech i mutlak günde yüzbin çehreden yüz gösterir Yerde gökte anı yazar cümle-i nakkaşlar. görünüşte ayrı ise de.

. n?sil olmalı ? Bir göz ki anın olmıya ibret nazarında Ol düşmanıdır sahibinin baş üzetînie . . kulak .cak pîre ülfetten garez Noktayı fehmeylemektir ilmü iı fandan garez Halkı bunca enbiya kim geldi davet eyledi Vahdetin sırrı bilinmektir o davetten garez Sanii gör günde yüzbin türlü sanat gösterir Kendüyi göstermek içindir p sanattan garez Hep celâlin perdesidir küfr-ü isyandan murad Bahr vücudun katresidir fazlı ıahtnetten garez Nefsini bilen erermiş bir tükenmez devlete (Fakrı fahri) dir Niyazi bii o devletten garez Gör. Murşidden maksad : Sen seni bilmektir ar. .— 109 — ömrünün sonuna doftru duvulanacıt' Küs rahlet çaldı mevt amma henüz can bihaber Asker-i azaya lerze düştü Sultan bihaber Günde bir taşı bina ı ömrümün düştü yerr Can yatur gafil binası oldu viran bihaber Dit bekasın dost fenasın istedi mülk i tenin Bir devasız derde düştüm ah ki lokman bihaber Bir ticaret kılmadım ben nakdi ömr oldu heba Yola geldim leyk göçmüş cümle kervan bihaber Çün gel oldu yalnız girdim yola tenha garib Dide giryan sine püryan aklı hayran bihaber Azığım yok yazığım çok yolda türlü korku var Yolum alursa nola ger div ü şeytan bihaber Yol eri yolda gerektir çağ ve çıplak aç ve tok (Mısrîya ) gel dedi sana çünkü cânân bihaber.

— 110 — Kulak kt öğüt almıya her dinlediğinden Akıt ana kurşunu hemen sen deliğinden Şol el ki anın olmıya hayr u hasenatı Verilmez ana cennet ilinin deracatı Ayak ki ibadet yolunu bilmez anı kes Öğrensin anı mescit önünde kapıda as Bir dil ki hakkın zikri ile olmıya mutad Örmesin ol et paresine dil deyu ad Nefsim dime 5 ol dideki iletir seni 5 er re Nefs odur anın fıkr-u meyli ola hayre Gönül müdür o kim içi vtsvas ile dolmuş Kibr ile hased askeri her yanını almış Şol can ki fakat cismi diri tuta dime can Hayvanda da vardır o damarlarda tutulan kan Can ol ki (nefehat) dedi Kur'anda ana hak Ol nefha-i rahmaniyedir bu sırr-ı mutlak Ol ruh-u izafiye ki irdi odur insan 0 noktai kübradır olan suret i insan İnsanda dinür ana dahi âdem-u mâna Hem ruh-ı musavverdir o hem âkıl-ü dana Zira ki cihana niye geldiğini bildi Maksud olunan nautiab-ı âlâsını buldu 01 nefha imiş diri tutan cümle cihanı Ol r>efha imiş ziynet eden bağ-ı cenanı Ol nefha ile oldu imaret bu avalim Ol nefha İle doldu kamu yedi ekalim Ol nefha ile gözü açıklar görür ibret Ol nefha ile işidilür mâna i hikmet Niyazi. zamanının derin mutasavvıflarından yüce bir zat idi. .

981 de 53 yaşında Taundan öldü. vakıfların butlanını intaç edeceğinden vaktin şeyhülislâmı Ebussuud efendi münakaşaları menetti. tnfisalinden sonra. (mahsuli kısmet) ten almış olduğu paralan sahiplerine iade için Edirneye avdet etti. ömrünün sonuna (981 Hicrî ) kadar orada tedris ve telif İle meşgul oldu. Hattâ Kuran okuma gibi dinî işlere ve ibadetlere mukabil ücret almanın haram olduğunu iltizam ederek zamanın alimleri ile şifahî ve tahrirî pek çok münakaşalarda bulundu. Kanuni Suttan Süleyman zamanında yetişti. Mehmed Tahlr bey ( Osmanlı Müellifleri ) nde Birgi linin 27 eserini zikreder. Hattâ biraz ileri gidip olağanüstü bir taassup iltizam ederdi. yüksek devri. Osmanlı İmparatorluğunun en. * * . Fikrinin galebesi. Sonra dünyadan büsbütün el etek çekmek istemiş ise de şeyhinin İsrarı üzerine tedris ve vaizden vaz geçmiyerek Padişahın hocası Ataullah tarafından Bîrgtde tesis edilen medrese müderrisliğine tayin edildi. Sonra ( Baj ramiye ) den Abdürrahman Karamanîye intisabetti. Balıkesirde babasından bir müddet tahsil ile tstanbuia giderek tahsilini tamamladı. Bunları korkusuz söylemekten çekinmezdi.— 111 — Birgili Mehmed Efendi (Hicrî 928 — 981) Müderris Pir Ali efendi oğlu Mehmed. Hayatının sonlarına doğru İstanbuia gelip Veziri azam Mehmet paşa ile mülakat ederek (umuru ibad = Devlet işleri ) hakkındaki fikirlerini anlattı. 928 de Bahkesirde doğdu. Bu zatın delâleti ile Edirne askeiî kassatm oldu.

"Hattâ vahşî hayvanları bile me'nus ve serkeş atı yavaş ederler. — Gaz3bî kuvvet : Bunun itidali (şecaat ) dir. . . insanda yerleşmfş bir kuvvet ve melekedir. ahlâk tebdilinin mümkün delil: olduğuna (Hassinu ahlâkıküm ve tahalleku biahlâkillâh = ahlâkınızı güzelleştiriniz ve Tanrı ahlakıyla ahlâklanmiz) emridir. sahibinden.. kötüdür. Sahibini.— 112 — ahlâk hakkındaki düşüncelerini (TarfkaM Muhamraediyye) sinde yazmıştır.. Bu kuvvet sebebiyle ne/s anî fiil ve hareketler. (Innaliahe ye'mürü biladl) tefsirinde müfessirler. iyidir. Bu emir ahlâk tebdilinin imkânına delildir. kâfirleri şirk ve küfürden ve müminleri m a siy yet ten men ile bunların zıddı olan hasletleri edinmeleri ernredıitnektedir. Bununla doğru ve yanlışı ayırt ederiz. İfratına {Cerbeze) deıler ki bilinmesi mümkün olmayan şeyleri arama. 2. kaza ve kaderden bahsetmeğe ve tezvir davalarına bu kuvvetle yapışırlar. zararlıdır. Tefriti (korkakhk) dır. Aşağıkİ satırlar o eserin tahlilidir: Ahlâk ( h u y ) . üç kuvvetin her birinde itidale memur olduğumuzu söylemişlerdir. lâyık olan işe girişmekten ahkor. Zira Kuranda. hâl ve hareketlerin kaynağı uçtur: 1. Ancak şa var ki tabiatler mütehâllif olmakla bazısı çabuk düzelir bazısı geç . Aklî kuvvetin itidaline ( hikmet ] denilir. — Akiî kuvvet: itidaline riayet gerektir. Mümkün olmasaydı bu emir ve nehiyler abes olmak lâzım gelir. ifratı (tehevvür) dür. . Tefrft/ne sahip olan ise doğru ve fğriyî ayırt edemez. Bütün ahlâkın. Hadis i şerif de. tereddüdsüz zuhur eder. Ahlâkı tebdil mümkündür.

itidali (iffet) dir. Nezirler. Bu üç kuvvette makbul olan : HİKMET dir. Üçüncü mertebe ilâcı : O kötü huyun karşısındaki kötü huy ile amel etmekdir. 2. meşru müştehiyyattan ahkor. gizli ve aşikâr bu çirkin huyu daima levm etme yoludur. Anlamağa uğraşmalıdır. 8 . Düşmanların kendi hakkındaki söyledikleri ile. doldurmaktır. Yerine getirilmesi caiz ve meşru olan arzuları yerine getirmekdir. yeminler. İkinci mertebe ilâcı : Kişi kendi nefsine serzeniş edip. zıddı ilidir. İlk mertebe ilâç. Bu da tesir etmezse : Dördüncü mertebe ilâcı : Güç riyazetler ile nefsine cebreylemeli. tâ ki kibirden vaz geçip tevazua döne. Bütün iyi ahlâklar bu üçten doğar. 3. ruhun hastalıklarıdır. — Şahvanî kuvvet: Nefsin mülayim tarafına hareketidir. Yani meselâ kibirden kurtulmek için tevazüden aşağı olan tezellül ve temellükü bir mikdar nefsine mutad etmeli. ( Kötü huylar). zararhdir. Maraz bilinmedikçe muâlece olmaz. Hâl ve hareketi düzeltmenin yolu: Evvelâ kalbden kötü huyları atmak sonra onu iyi huylarla süslemek. İnsan. Seldik dostların hatırlanması ile . kandi nefsini : 1. Zira ilâç. her şeyden önce. kendisindeki kötü huyu iptida giderme. sonra zıddı olan iyi huya müdavemet etme yoludur. vaitlerde bulunmalı. Derunî tefehhus ile. Tefrit ise sahibini. ŞECAAT İFFET * * F.— 113 — 3.

Riya Kibir. Şehadet mertebesi: Bütün Tanrı buyruklarım icraya kaadir olmadır. Yoksa veli olma ve . Kötü bid'ât. Seni mahrum edeni sen mahrum etmezsin. Bunların dört evelkilerinden yakasını kurtaran. *** İbadet ve sülükten murad.böyle mücahede edenler arasından olur. Hased Bahîl. İnsanın bunda medhali yoktur. Yalnız bu makama nail olanlar çokluk tasavvufun zahir amellerinde ve ibadetlerinde velilere benzemeğe uğraşarak .— 114 — Bir gün Hazret-! Muhammed. Keramet ve velilik. Buyurmuştur. Sıddık mertebesi • Menahiyi terk ile nefsini kendine ' muti kılma. şerirlerin cüretinden Altaha sığınırım ). Diğer bir hadisinde de : (İyi insanların korkaklığından. dedi. kötülüklerden kurtulmuş sayılır. O da sordu: — İyi huy nedir.. Ya Resulallah ? — Senden kesilen mümini sıla edesin (Sana küseni ziyaret edesin) . Sana Zulüm edeni affedesin. Kötü huylar bağlıca yedidir : Küfür. şehvetleri terk hususunda sağlam kalıp daima istikamet üzere olmadır. tsraf. Veli ve keramet sahibi olmak değildir. erzel-i nas olur. cevabını aldı. Kisb ile değildir. Allah vermişidir. Şehadet ve sıddıklar makamına vâsıl olmaktır. Hazret-i Muhammed bir hadisinde: "Zaman bozulunca kavmin ulusu. Ebu Hûreyre'ye: — Ya Ebu Hüreyrej iyi huya yapış.

intihar etti. Allah verisidir. Mugaylân ağacı dikip hurma vere. Riyazetle veli olmağa çalışmak. Sana kısmet olan hasıl olur. Hadiste buyurmuştur ki " nevafil ile Tanrıya yakınlık kesbetmeğe çalışan insan. tki gün sonra açlıktan öldü. İyonya devrinde adı (Dios— Tanrı şehri ) Bizans devrinde ( Kriştopolos = İsâ şehri } idi. Seyyid Ali Havas ona: — Halvetten çık. dedi. dedi. Şeyhin seni otuz yıl halvette aç tutsa Veli olamazsın. içinden çay da geçen bir yerdir. Ama Birgi ta İyonya devrindenberi yaşamaktadır. Ödemiş ilçesine bağlı bir bucaktır. suyu bol.— 115 — keramet için riyaziyet ve halvet eden biçare mağrur döşer.. * # Bir kişi halvet ve riyazette idi. ( Timolos = Bozdağ ) m çamlı eteklerinde. şu makama gelir ki Tanrı ona muhabbet eder. 2) Vilâyet-i hassa: Amel ve kisbile ele girmez. Seyyit Aliye haber verdiler : — Nefsini açlık ile öldürdü. 8u asla olmıyacaktır. Ödemiş ikiyüz yıllık bir kasabadır. O adam inad etti. Namazı kılınmaz. çıkmadı. söğüt dikip elma vere diye ümit bağ» lamaktır. Vilâyet-i hassa istiyorsan ona amel siz nail olunur. Nitekim Enbiyaya nebilik kisble değildir. * ** Birgi. kıyıları kiraz bahçeleriyle süslü. . Hem velilik iki turludur: 1 ) Vilâyet-! amme: Kişi buna ibadetle nail olur.

Konya mevlevihanesinde gelişti. Bunların en kahramanı: 1328 de izmir fatihi Gazi Umur'dur. Aydmogulları sülâlesinden Birgi tahtına yedi Hükümdar çıkmıştır. üç dilde. Muğlalı İbrahim Şahidi [ Ölümü 931 H. olmak yollarını gösterir: Bilmek istersen bu vahdet sırrını Bulma g istersen bu bahrin dürrîni Cehdedip bu nameyi yadedesin Canını kesretten azat edesin Nam-ı name Gülşen-i vehdetdurur Murgu cana kandı pür lezzetdurur . hictî onuncu asır tasavvufculannın en de ğeriilerindendir. Birgide Milâdî 1299 da kurulup 1403 de Osmanlılara intikal etmiştir. Bu eserlerinin üçü de devrinin büyük bir ülküsünü vahdete bağlanıp "kesretten azat. Aydinogulları Hükümeti.- 116 — Konya Selçuk Devleti batarken. Acemce eserinin adi ( Gülşen-i tevhid) tir. Arapça ve Acemce. zamanının en felsefî mevzularını nazma çekmiş bir zattır. yerinde kurulan beğlik Devletlerden biri. Türkçe. Muğla'da doğdu. Türkçe eserinin adı (Güişen-i vahdet).. ] Şahidi. Birgide (Aydınoğlu camii ) en güzel eserlerimizden biridir. Arapça eserinin adı ( Gülşen-i esrar ).

— 117 — Şahidi. blrbirlerile (Yar) in zülfüne karşı şöyle hitap ettirir: Ey nice zahitleri tersa kılaa Ey nice âbitieri rüsva kılan Ey nice serkeşleri ram eyliyen Taat ü zikre peşiman eyüyen Diileri sevda ile viran eden Mtırgu canı tutmak için dam eden Olmuş iken niceler ehli yakîa Kûşei meyhanede kılan mekîn Sofinin gönlün perişan eyliyen Eşkini bidillerin baran eden Sattıran teşbih ile seccadeyi Aldıran brrkuze safı badeyi Hücresin âlimlere zindan eden Terkitahsil ettirüp rindan eden Kârini terkettiren kâr ehline Arım terkettiren âr ehline: ' konuşturur (Yar) in yüzündeki azalardan böylece bahsettikten sonra : Kıble-i ehl-i safedır ruyi yar Mazhar-ı hüsn-ü hudadtr ruyi yar . nist gayrü cümle ust (Yar)în yüzündeki azaları. (Gülşen-i vahdet) inde insan mistik bir bakış ile bakıp öylece marta verir: Güyya mir'ati haktır ruyi yar Aksi hüsnü haktır anda aşikâr simasına Bu nükuçile bezendi ruyi dost Ger bidani.

Denk—-veş durmayıp iner çıkar Görmeyip bunda hakkın didarını Ahrette görmek ister (Yar) ini (Yar) ini bu gün gören yarın görür Görmiyen bu gün kaçan yarın görür. Her ki oldu aşık ol pür nurdur Kande varsa âna göre (Tur') dur. Ve : Kande baksam ol görünür gözüme Natık oldur hem benim bu sözüme der. Ülkü olan sonsuz güzelliğe Tanrıya ulaşmak için bütün çirkin huylardan silkinmek gerektir: Cümle ahlâkı zemime ey püser Oldu zulmat-ı hicabat-ı beşer Cümlesinden bunların geçmek gerek Bade ezan vahdet meyin içmek gerek *** Mistiklerin hemen hepsi gibi (Şahidi) de (Panteist) tir. (Şahidi) . Ve bütün bu türlü türlü varlıklar ardında onu sezmeği düşünmiyen ham insanlar hakkında : Kible kimdir bilmedi ol birader . Der.— 118 der. Felsefenin en derin mevzuu (Aşk) tır. (Gülgen-i vahdet) inin sonunda aşkı ele alarak: der ki : Aşk Aşk Aşk Aşk imiş peyda eden bu âlemi imiş şeyda eden bu âdemi imiş tekvin edip icat eden imiş bünyad edip Sbat eden .

kültürlü insanlarla düşüp kalkmağı tavsiye eder : Ger tü hesti hemnişini arifan. (Btrter) olan hakikâti kavramada akıl kuvvetsizdir. Malûm olduğu üzere mistiklere göre. bir perdedir. hakikate ulaşma : (akıl) ile değil (hislerin tasfiyesi) ile mümkündür. Sahibi ve hâkimi akıldır.. Aşkı hak çün badi sarsar şüd vezan İn gamami akılra berd ez meyan "Eğer sende hak aşkı bir bora gibi eserse o zaman bu akıl buiutu aradan kalkar.. Şahidinin bu mesele üzerine kuvvetli beyitleri var: Akli tü perdeest pişi çeşmi can Ez tü an maşuk zan ruyest nihan "Basiret gözünün önünde. Bununla beraber bu demek değildir ki aklın hiç kıyın eti yok. Şahidi. Keşf kerded ber tü esrari nihan " Ariflerle düşüp kalkarsan tabiatın gizli sırlarına vakıf olursun. bize.. Yoksa nefse hâkim olan akıldır: Nefsi har bendeest akleş hâkim es t Çün mutu emir nebut zalimest " Merkep gibi olan nefs. Eğer nefis. ..— 119 — Aşk imiş yine anı kılan harap Aşk imiş tebeddül ve inkılâp *** Acemce yazdığı (Gülşen-i tevhld) i ise: 6 cilt (Mesnevi ) nin her bir cildinden yüzer beyit alarak tahmis edilmek sur etile meydana gelmiştir. ( beden ) köledir.... emre itaat etmezse zalimdir. Hayır. akim. Bun* dandir ki maşukun yüzünü göremiyorsun..

(panteist) görüşlerinin tasvirleriie doludur. der: Hane-İ dil evvelâ halvet bikün Badezan maşukra davet bikün Arapça (Gülsen-i esrar) ı da. *** (Şahidi) nin mezarını ziyaret ettim.. Hakikaten arif ve gönül sahibi insanlarda ise kanaat olur. Bir mısraı acemce. Ehli tenra ilm ü kudret şüd dalâl Ehli dilra ber kûşayed perübal "Ten ehlininin elinde ilim ve kudret. İzmir millî kütüphanesinde bir de (Tuhîe-i Şahidi) eseri vardır ki bu mübtedilere Acemce öğretmek içindir. • ••• Bunlardan başka. Şu beyitte de '•' Evvelâ kalbini tertemiz yap. dalâlete götüren bir şey olur.— 120 — Beden putuna tapanların ilim ve irfanından fayda olımyacağmı da şöyle anlatır. Mezer taşındaki yazı şudur: .. Sonra maşuku davet et. Bir de (Gûlüstan şerhi) vardır.. bir mısraı bunun mânasını anlatan tûrkçe olanları da vardır : Her çi bihahİ rev hah der tü Her ne dilersen var iste sende Çendi şitabi begüneh in revişet ta begüca Nice iversin yazığa bu gidişin kandeye dek.

sonra. birçok ıslahatçılar yürümüştür. Şarlman torunlarından olduğunu söylerdi. 1 Hayatı: Kont Hanri Sen Simon. Amerika istiklâl muharebelerine iştirak etti. Sen Simon [ 176a — 1825 ] Sen Simon.— 121 — Gedayım Şahidii mevleviyim Diyarı Menteşada Muğlaviyim Bihamdillah ki merdi maneviyim Ki gavası buharı mesneviyim Şahidiye her kim eylerse dua İde mahşerde şefaat Muslafa Merhum ve mağfur ve rabbilgafur Hasben lillah Şahidi ruhiçûn fatiha Sene 931 * * * Şahidiye göre hayatın gayesi: şu binbir renk ve şekil altında dalgalanan yüce hak ve hakikati sezip ona âştk olmak ve en yüksek ahlâk ve seciyeye yükselmektir. Genç zabitliğinde. (Pikardi) de 1760 da doğdu. Ama asıl kurucusu budur. . Bunun izi üstünde. on dokuzuncu asrın içtimaî ve iktisadî ıslahatçüarmdandır.

Fakat ayni zamanda millî servet üzerine mülâhaza ve tetkiklerde de bulunuyordu. (Restorasiyon) devrinde bir (mektep) reisi ve muharrir idi. temelden değiştiren hâdiselerin şahidi olan Sen Sfmon. Âlimler. Kont) bunlar arasında idi.. 18 inci asrın sonu işte. oldukça acaip bir ütopi şeklinde arzeden . orta zamanın ideali idi. Sen Simon bunu. ama bir nizam ve intizamın yeniden kurulması için. Dört çevresini. böyle devirlerden biridir. katolik papazlarının idare işlerine nüfuzlu tesirleri idi. Orta zamanın damgası. ahenkli yeni bir cemiyetin yepyeni unsurlarını çıkarmaktır.. Burada İş. intihar buhranından çabucak sıyrıldı. intiharı bile kurmuştu. Papazlık. ö y l e ümitsizlik buhranları da geçirdi ki birinde. ve bunun derin buhranlar meydana getirdiğine kanidir. Ama modern devrin meşini olmak ümidi kendinde kuvvetli idi. kelimenin modern mânasiyle. Amerİkadan Fransaya döndüğünde ordudan çekilip iş hayatına atıldı. Franstz ihtilâli esnasında halk tarafını tutarak ateşli bir (sankülot) oldu. rahip değil. Ona göre (uzvî devir) ler yani muvazene ve intizam devirleri olduğu gibi bir de (buhranlı devir) ler vardır ki bunda herşey parça parça tuz buz olur. Fakat bunlar. ekmek parasına muhtaç kaldı. ve idarenin dizginleri onlara verilecek. yeni bir evrensel demokrasinin doğmak üzere olduğu intibaını verdi. ona. 19 ncu asır dâhi bir nevi (güzideler) istiyordu. yaşadığı günlerin bir dönüm başı olduğuna. bundan. Bir dergi tesis ve hatıralarını neşretti. (imparatorluk) zamanında ise. 1825 de öldü. heyacanlı talebeleri çevirdi. orta zamanınki gibi. 2 Yeni güzide önderler (liderler): Dünyayı. (Augı Tiyeri) ile (Aug. (Direktua») zamanında zengindi.— 122 — Amerikanın teessüsü. önder olacak. âlim olacaktı.

3 Milletler birliği ve ilerileme : Nevton konseyi. yirmi birer kişilik heyetler bulunacak.. Temel fikirleri şunlardır: " içtimaî bağlar gibi. üç fizikçi. Bu bir nevi bu günkü (milletler cemiyeti) nazariyesi idi. önceden anlaşılacak.. yahut Avrupa milletlerini millî istiklâllerini muhafaza ile beraber bir devlet idaresi altında toplamanın vasıtaları ve iûzumu» Adında bir kitap neşretti. (Tiyeri) ite müşterek: «Avrupanın yeniden teşkili. sulhun kurulması ve idamesi meselesi üzerine kuvvetle çekti. birer (makam) bulunacak. milletlerin birleşmesinde de (müşterek müesseseler] ve bir [or- . bu dört şubeden her birinde. " Nevton konseyi. Sen Simon'un düşüncesi. üç müzisyen seçmeleri söylenecek. böyle bir milletler fedarasyonu teşkiline müteveccih idi. üç kimyager. kadınlar da hem seçilecekler hem seçebilecekler. Fertlerin birleşmesinde olduğu gibi.— 123 — " Nevtonun mezarı önünde. yukarıki gibi. üç fiziyolojist üç edebiyatçı. olacak.. Sen Simonu. bir kayıt açılacak ve kayıt olunanlara: «Üç riyaziyeci. 1814 ilk teşrininde. üç ressam.. siyasî bağlar da vardır. Buna benzer vasıtalardır ki insanlar arasında tesanüd temin edilmelidir. Bu yirmi bir kişilik heyetin adı. Bunların ilk işi: Fenlerin umum! sistemini o suretle tetkikten geçirmek olacak ki meselâ bir içtimaî hadise. bir (arsıulusal) teşekküldür*. (İmparatorluk) devri sonunun muharebeleri. «Mevton konseyi» dünyayı dört devlete ayıra»ak. tıpkı astronomik bir hadise gibi.. Her (konsey) bir mabet yükseltecek ki bunların her birinde Nevton şerefine birer mihrap.

. önümüzdedir. Beşerin altın devri. Bunun kuvve-i müeyyidesi hani? yalnız ümtdden başka birşey yok: " Şairlerin muhayyilesi. o u z bin insan kaybetsin bir günde. altın devrini. Uzun mülâhaza ve çalışmalardan sonra Avrnpa milletlerinin müşterek menfaatleri tezi üzerinde karar kıldım.. arkamızda değil. ilk zamanın cehalet ve kaba çağına ad vermiştir. birinci kitabındaki gibi tamamen mütefekkirler değilse de müstahsiller olacaktır. insaniyetin beşik devrine. kuvvete bırakılmış demektir. (Teşkilâtlı iş) devrinin geleceğini söylüyordu. Bu mevzua dair ve gürültüler koparan be yannamesi. Fakat o devreye (demir devri) demek daha doğru. dünyayı idare edecek eller. Fakat çocuklarımız. Atalarımız onu asla görmüş değildirler. Ancak fcununladır ki fenalıklara ve tehlikeleie karşı durabileceğine haniim. angajmanlarını sağlamlaştıracak şeyler lâzımdır. içtimaî nizamın tekâmülündedir.— 124 - ganizasyon] lâzımdır. birgün görecektir. bir içtima! heyetin (konvansiyonler) ve itilâflarla yaşamasını istemek gibidir. Bizim işimiz onlara yol açmaktır. Sen Simon'un faaliyeti pek feyizli idi. fakat beraat etti. Böyle olmadıkça. kral ve ailesi: Ticaretin kodaman* . her geyin halli. Gittikçe daha aydın „olmak üzere şunu ilân ediyordu ki. " Farzedelim ki Fransa bir günde. meşhur (Parabol) u dır ki bu sebeble mahkemeye bile sevkedilmişti. Avrupanln birtakım muahede ve kongrelerle sulha kavuşacağını zennetmek. Her iki tarafın da iradelerini birleştirecek. olur. menfaatlerini müşterek kıldıracak.. hareketlerini müşahhaşlandıracak. 4 Parabole: Hayatının son senelerine doğru.

der. „ ". Fakat bunlar arasında. Fransa bir günde otuz bin değil üç bin kişi kaybetsin.. âlimlere lâyık oldukları kıymet ve mevki verilmemektedir. milletler arasındaki mevkiinden birden bire düşürür. hakikaten ehli olanlara verilmelidir: " Cemiyet. Fakat ne çare ki bugün devletin temeli olan işçilere. Bunun için otorite ve idare dizgini. Bütün işlerde. ancak bu nevi istifade ile olacağına kanidir. henüz kendilerini istibdad ve hile ile idare etmiye müsaade etmektedirler ve nev'ibeşer.. öyle bir felâket oiur ki Fransayı. Bu bir umumî matem olacaktır.— 125 — lan. ehliyetli insanları ve işleri idareye uğraşmaktadırlar. Böylece. iş ve tecrübe sahalarından ellişer insan ölsün. iktidar mevkiinde böyle bir değişiklik. siyasî iktidar mevkii: Her günün maddi kuvvetlerini idare edenlerin mütemadiyen fikri kuvvet! yükseltenlerin eline verilmelidir. ehliyetsiz insanlar. .henüz ahlâksızlık içinde yuvarlanmaktır.. Şimdi bir de şunu farzedelim. Fransada iktidar mevkiinde bulanup bunun imtiyazlarından istifade edenlerin büyük kıy* met ve ehemmiyeti yoktur. Ve bundan şu neticeyi çıkarır : " Bunlar bugünkü politikanın en mühim noktasını açmaktadır.. Bu hal gösteriyor ki içtimaî organizasyon. henüz az tekemmül etmiştir. Bu. Sen Simon bundan istifade etmek istiyor.. her sanat şubesinden her fenden. yüksek memurlar yüksek rütbedeki papazlar vesaire ile on binde büyük arazi sahibi öte dünyaya g-öçmüş olsun. 5 '— Yeni hiristiyanlık Sen Simon zamanında Frasanın Hıristiyanlık ile rabıtası henüz sağlam idi. Şimdi artık. Ama çok geçmeden kolayca anlaşılacaktır ki bunun tamiri kabildir. İnsanlar. -politika dilile söyliyelim. mühendislere. asilzadelerin ve ruhbanın boyunduruğundan kendisini sıyırarak.

karma karışıklık ve fevkalbeşer iddialar vardır. düsturu ile değiştirmek istemişti. üstadlarının doktrinim* bir din gibi göstermek istediler. siyasî iktidarın ilim ve iş adam- . Sen Simon bir yazısında.— 126 — gençliğindeki gibi (Nevton konseyi) yapmıyor.. Meselâ..H (ümaniter) fikirlerini. en fakir smıfm maddî ve manevî varlığının ilerlemesi için çalışmak mecburiyetindedir. încilin en başa koyduğu " fakirlere yardım „ esasını kendi sosyalizmine temel atıyor: " bütün sosyete. her türlü ilerlemenin şcniyet haline gelmesi ve en iyilerinin iktidar mevkiine g-eçebilmesi için bu politikanın takibi lâzımdır da ondan . her şeyden evvel işin ve bilginin organizasiyonuna dair olacaktır.. „ Bu suretle herkes. temel ve en mühim sayılacaktır.. cemiyetin en düşkünleriyle daima meşgul olacak. rahibi gizli olan bir din. ilmin ve işin her işin şeyden üstün tutulması. düsturu: " insan.. " Ahlâk. Mabedi.„ der. çalışmaya mecburdur. Ve bu. 6 — Netice Sen Simon'un taiebeierf. sosyetenin muvazenesi. ahlâk meselesi üzerine çekilecektir. sadece hissî bir sebebten değü.. Şimdi hiristiyanlığın formüllerini genişleterek.. Her sınıftan bütün müminlerin dikkatleri. müstahsil ahlâkıdır. Fakat bu gün çocukça gördüğümüz kısımlarını atınca orijinal ve hadsî görüşleri de az değildir. en uygun ulaşabilsin. Sosyete o suretle tenkil edilmelidir ki bu büyük maksada. Ibaded ve nas. hiristiyanhk haplarının içine sarıyor. Filhakika bu müellifte ve hayatında acaiplik. onlara kendi nazariyelerine uygun mâna veriyor. incilin: " Başkasına meselâ şöyle. ikinci derecede kalacaktır. Kasdettiği bu ahlâk.

Nihayet (Müsbet felsefe) eserini meydana getirdi. ilk evvel.. oldukça güç uzun dimağ hastalığı içinde geçti . teşkilatı şahsî menfaat üzerine değil hakikî medeniyete müteveccih istihsal üzerine yapma. ve ona talebe oldu. 1798 de.— 127 — larına verilmesi. Avrupa sulhu meselesini sağlam bir realite haline getirme. can sikınldan. arsıulusal sağlam rabıta tesis etme. Tıp ki Dekart'ın zihniyecilik hırsını. ifade ede» mediği gibi. 1 — Hayatı Montpeilierde. kitabındaki birkaç prensip. bir ker- . üstadınınki ile beraber idi. makale ve halk dersi şeklinde parça parça idi. Meşguliyeti. Parise tahsilini ikmale gelerek Sen Siraon ile münasebete girişti. doğdu. muhtıra. büyük mikyasta. Kont'un hayatının ilk kısmı. Bunun kasdettiği pozitivizm değildir. Bunula bereber Kont'un hayrete şayan temûlûnü tahlile çalışalım. "Usul hakkında nutuk. tam bir surette. Ogüst Kont [ 1798 —1846] Kontun hayatı ve esari hakkında birbirine zıd çok izahlar vardır. fakirlere hakikî hayat tadı taddırma. işte Sen Simon'un bağlıca fikirleri. Uzun bir çalışma mahsulü olan bu eser. içtimaî.

Amma her şeyi de yıkmıştı. Ölümü 1857 dedir. hepsi halledilmiş olacaktır. cemiyetin tanzimi meselesi idi. bütün büyük romantikierin zihnini işgal ediyordu.ık pldu. 1844 de (Klotilt) ile tanışarak ona â.— 128 — re intihara bile te ebbüs etmişti. Bu romantiklerin hepsi. 1815 den sonra derlenip toplanmağa başlamış oian bu cemiyet : hangi itikad ve disipline dayanacağını kestiremiyordi!. Bütün bilgiler. Şimdi binayı yeniden yapmak lâzım. Kont da bir filozof tarihçi oldu. Uzvî ve disiplinli bir devir olan orta zamandan sonra Lüter'in vicdan hürriyeti hakkındaki isyanile ihtilâlin ilk safhası başladı. Sen Simonun (kritik devre) ve ( uzvî devre ) nazariyesini kabul ederek buna daha bir derinlik ve katiyet verdi. ilk evvel. 1846 da öldü. Bununla beraber bu fikir. Sınıf imtiyazlarını mahveden müsavat ve hürriyetin Haniyle eski sosyete. Fakat bu. Avrupanın üç asırdanberi görmediği son ve en şedid bir ihtilâldir. beşerî tekâmülü tarihte bulduklarını zannediyorlardı. yaln:z fenne itimad ediyordu. o sırada. Kont. temelinden yıkıldı. cemiyetin üstüne dayanacağı temel itikad ve fikirleri tayin ve tesbit etmek idi. Kont'a göre Fransız ihtilâli. bu his buhranı altında ( Müsbet din ) sistemini kurdu ki bunu M(üsbet felsefe) eserinin (1846 • 1851 ) sonlarında izah eder. — Bu binayı. hangi usule dayanarak yapmalı? — Kont. bir kimya hadisesi gibi katiyetle tahkik edilebilse. Kont. yani hadiseler mabudların . 2 —Sen Simon'un halefi olarak Kont Üstadı Sen Sitnon ile çalıştığı esnada Kont'un başlıca düşüncesi. Mütefekkirlerin en büyük işi. Fransız ihtilâli sonuna varmıştı. Eğer sosyetelerin hayatı. teolojik halde idi.

Sonra metafizik devre geldi. fgte Kont. cemiyetlerin de.sadüf etmesidir.. kimyadan sonra. Umumî bir harekete karşı durmak boştur.— 129 — müdahalesi ile izah ediliyordu.. yeni bir dinin (papa) sı gibidir. sı için. hadiseler indî sebeplere atfedildi. uzun mektuplar yazmakta devem . ve "yeniden düzelmeler. 1844 ten itibaren. nereye gitmek mecburiyetinde İse. Buna sebep. iki esaslı neticeyi müstelzimdir. hatta evvelce den görebiliriz bile . Bu telâkki. Biz bu hareketleri tahlil edebiliz. kara topraklara karışm ş Leylâsile müşteıek yazmış F. Kütle. canlılar gibi "buhranlar. 9 . onun İçin mukaddes bir ysidir. oraya gidecektir. Bir kerre bu kat'! itim halini alsa o zaman insaniyetin tarihi aydınlanacak. milletlerin tarihi seyri ve ak i seti evvelceden görülebilecek . Konta göre bir adamın idaresinin. mevcut olan herşeyin beş hassemiz altında olduğudur. sanki sağ imiş gibi.. her şeyin tabiî kanunlar dahilinde vukua geldiğidir. anlıyabiliriz. Şimdi pozitif devredeyiz Pozitif bir içtimaiyat ilmi kurmak lâzım. bu kanaatte idi. halinde münavebe kanununa tâbi olduğudur. Birincisi. fizik sosyal tabirini kullanıyordu ) Astronomiden riyaziyattan fizikten. (Sen Simon. O adamın. şüphesiz ki. tıpkı bir ağacın büyümesi üzerine bir tesir yapamtyacağı gibi. cemiyetlerin seyir ve te-âmülünde (fatal) bir şey olduğudur.tıpkı husuf ve kûsufta olduğu g-ibi hüküm verilecektir. "reüsbtt politika. içtimaiyat da bir ilim halini alacaktır. nesillerin istikbali hakkında evvelceden . Bu yıl. Sevgilisinin ölümünden sonra ona. ikincisi. etti. 3 Solri tüel hükümet fikri Kont.. (Klotlt) e t. cemiyetleri değiştirebileceği meselesine pek ititnad edilemez. Fakat istikametini değiş tire meyiz.

derdi.opisinin ana hattı: Sosyeteyi üç sıntfa ayırmastdır: Sakerdostlar. Bu sebeple hem (Bosüe) nsn " galikanizm. tarih felsefesinden çıkardığı müsbet ve izafiyeci neticelerin zıddına olarak .— 130 — gibi "eserimiz. hissî bir karma karışıklık. bunu ancak tek bir başa yani papaya malik olup bütün hirjstiyanlık âlemini Birleştirmiş olmasına borçludur. Ü. 4 — Üv içtimaî sınıf Kont. Kontun istediği: papa (Hildebrund) un veya (üçüncü tnosan) m devridir. Üs* tadı Sen Simona bu noktada da sadık kalarak. o zaman ne dindardı. Proleterya. Patriyicatlır. çünkü bu hiristiyanlık. tsayı daha doğrusu ilk hiristiyanhğı hiç sevmiyor. bu.. denilen ruhanî idare tarzının hem de Protestanlığın aleyhindedir. Konta göre hiristiyaniığın iyiliği.. Amma bir merkeze bağlı bir cihangirlik istiyor.. . böyle hallere "mukaddes akılsızlık. Spiritüel bir hükümet fikrine büyük bir mevki veriyor. "Pozitivizm ilim hali. Leylâsı ile kendi arasında bir diyalogdur. orta zamanın papalığını örnek alıyordu. ahlâk! bir anarşidir. ve garbî Avrupanm ancak bu suretle yeni bir nizam altına alınabi • leceğlni soyuyordu. Renan.. usulü dairesinde sistem haline sokulmuş bir rüya içinde yaşıyorsa. bu esnada. Yeni bir iman ile öyle bir idare kurmak istiyor. beşerin hayatını tamamen kafi temeller üstüne kmuyor. İlk yazılarında görülen temayüllerinin gayri mahdut bir surette ifrata vardırılmasindan başka bir şey değildir. Kont. der. ancak kilise tarafından inzibat altına alındıktan sonra görülmeğe başlamıştır. ne hiristîyandı. Eğerki Kont. Böyle bir teşekkül için de.

demokrasiye ve Fransız ihtilâlinin ülküsüne tamamen aykırıdlr. Papa gibi amma bu. Hem Sakerdoltar hükümeti. Cemiyetin teknik ve ekonomik idaresini Sakerdos heyetin göstereceği veçhe dahilinde bunlar temin edecektir. kilometre murabbaı başına 64 kişiyi geçmemelidir. Ve her insanı umumî menfaate uygun surette ahenkli hareket ettirir. Bu takdirde. Bu pozitif nizam ve devlet: Şahsî hukuk kabul etmez. bütün vatandaşları birleştirip kuvvetlendirecektir. hem cismanî hem ruhanîdir. içtimaî sınıf fikri kat'îdir. müsaadei mahsusa ve istisna tarikile olacaktır. Bu. Patriçiyallar: " maddî kudret „ tir. üstteki sınıfa geçemez.insanlardan mürekkeb bir heyettir. Kontta. müemmen bir hayat sahibi olabilecektir. Patriçiyenlere mülkiyet hakkı verir. Kont. Proletarya: Bunlar da hergünkü işleri yapacaklardır. ferdî saadet: Boş hürriyetten ve hayalî bir müsavattan değil. hiç bir suretle. Halefini de kendi tayin edecektir. Bunların heyete kabulü. karşılıklı hürmet ve fedakârlıktan doğacaktır. Böyle bir teşekkül. bu adamların nasıl yetiştirileceği hakkında uzun İzahat vermiştir.rSakerdostlar. Kont olacak. Bir proleter. Amma Kont. İlk başrahip. En üstte başrahip var. idarenin dizgini bunların elinde olacak. .nı bilen ve umum! ahengi temin eden • aynı zamanda hem âlim. proletaryanın mikdarını o suretle hesap etmiştir ki her biri. Amma tilmizleri arasında halefinin kim olacağını bildirmedi. egoist gayelere doğru istikamet aldirtmaz. içtimaî işi. ( Hak ) yok (Vazife) var. Pozitivİst rahiblerdir. hem muhayyilesi zengin. hayatın bütün kanunlar. Çünkü Konta göre nüfusun kesafeti hiç bir yerde.— 131 . Ancak vazife hissi. Bunun hiç bir mülkü olmıyacaktir.

tarihin büyük adamlarının adlarım verdi. bu suretle.. Bu dinin Allahı. İnsaniyet: (maşerî bir varlık) olup buna ancak beşerin ilerilemesine en iyi hizmet edenler iltihak eder hiztnet etmiyenler iltihak edemez. Mukaddesatı . "İnsaniyet: Dirilerden ziyade. Yeni diride katoükliğin hürriyet aleyhtarlığı bile vardır: Kont. kütüphanenin . Rusonun (içtimai mukavele) sine. ölülerden mürekkebtir . Kont. Hakikaten büyük olan insanlar.— 132 — 5 — Pozitivist din Sistemin sağlamlığı • Şüphesiz. Pozitivist din. formülü. yeni içtimaî hayat desturlarını istifade ettirmek içindir. Klotilt'in yazılarından dualar da yaptı. Bütün bu teferruat. Bu takdirde. yirmi sekizer günlük on üç aylı bir takvim yapmıştı. bütün fertlerin bir• birleriyle ahlâkî kaynaşmasına. Biliyoruz ki Kont. derin bîr mâna kazanmaktadır. (zaman raman tutarlı) insanların isine benziyor. Bu: kat'î ve müttefikan inanılmış bir din ister. insaniyettir. bu sebeple. kotoiikliğin şekfllerini alır. Bu takvimde ayların her birine. hiristiyanların perest'ş ettiği gibi. medenî din bir realite siması verdiği gibi. binayı çimentolar. Teslisi (insaniyet-yerfeza ) dir: Meryemi (Klotiit) dir. yedi yerine dokuzdur. büyük adamlara tapma tabiîdir. yeni mabetlerin ve mihrapların nasıl yapılacağı hakkında bir de mimarî öne sürdü. Nasara azizlerine. Sevgilisi (KIotüt). herbirinin kendi menfaatinden vazgeçerek teessüs etmiş nizama gönül bağlamasına tâbidir. Fakat Kontun. 15 Ağustos bayramını temsil eder. bizim varlığımıza hâkim olmakta devamdadırlar. bunlardan maksadı: sönmüş bir katolıklik şeklinden. Kontun Pozitivist dini.

Ahlâkin temel prensiplerini. sağlam tesanüd. İşte Kontun bayrağındaki kelimeler . Okuma yerine düşünme. Hattâ cesaretsiz düştüğü. diğersınıfların okumağa ihtiyaçarı yoktur. Karlayl [ 1795 — 1881 ] ilk evvel profesördü. disiplinli bir elbirliği ve. intizam. umum için düşünmekle muvazzaf olanlar. daha faydalıdır. içtimaî vezife. 6 — N?tice Kontun eserinin sistematik şeklini kıitik etmek pek kolaydır. eşkâlinden vaz geçip te temeline bakarsak. . . her asırda yetişen birkaç büyük adamdan . onlara. zamanlar bile oldu. ilerileme.— 133 - kitaplarını kendi seçiyor (İSO tene ) . onlar için. . fakat sebat etti. Muhabbet. ya duvar ilânları ya resmî gazete şeklinde bildireceklerdir. Amma teferruatından. Bizim buradaki araştırmalarımız yönünden tahlil edilecek eseri 1841 de basılan «Kahramanlar ( Reşad Nuri tarafından dilimize çevrilmiştir) ve Kahramanlara Kült» dür. Bunları Sakerdos heyeti azaları okuyacak . Karlayl için beşerin tarihi ve dünya. bunların neticesi olan beşerî tekâmüldür. . fakat çobuk usanarak tarih ve felsefe ile uğraşmağa başladı muvaffakiyet seneleri geç geldi. Kontun istediği şey: Âlimane ve müeessir bir içtimaî kurum.

Bu bakımdan Kari a yi. Ahlâkî ülkü de o büyük adamlara benzemektir. Böylece hem batma. Grek — Roma devrinden daha evvel. Karlayl böyle bir idealin. beşeriyeti daima değişmekte görmektedir. beşeriyet için. Karlaylın sarp ve şedid muhayyilesi ikmal eder. der. ( P a g a n i z m — Putperestlik) devrindekilerle baslar. nnutmıyalım ki Karlayl. Fakat bu faziletlerin muharebeden başka yerlerde kullanılabileceğini de bilmeliyiz. Bu şimal ( Zöys) ü : Muharipler mabudu olup fnsanlann kalbinde askerî şecaat ülküsüdür. Bu eski efsanelerde. İskandinavya paganizmi. Mişele'ye benzer. . bir ağaç gibi telâkki etmek. Valhalîamn sahibi Öddin ve yahut Votandır. adam oğlunun ilk büyüklüğünü orada görür: sade kuvvet. kuvvetli köklere malik. Çarpışmalarda kocamış bu kahramanlar. deniz üstünde bir gemiye yatarlar ve gemiye ateş verdirerek yaktırırlar. Karlayl. başka hiç bir yerde bulunma» yan şiddetli hayat duyguları vardır. ilk vahşi şiddete sevkedeceği tehlikesini görmüyor mu acaba? dersiniz. rahat döşeğinde ölmekten nefret ettiklerinden. acılara ve ölüme ehemmiyet'vermeme zevkini bir armağan olarak saklamalıyız. bir tarihçidir . hem yangın içinde ölürler. iptidailiği devimden Edda ile başlar. canlıların uzvî vahdetine kani olmak değil midir? (Edda) dakf mabut. (Oddin) in ahlâkı. Bunlar diğer manevî müktesebat ile ahenkleştirilmeHdir. insanları. en son ahlâk: değidir. 1 — Cesaretin ilâhlaşttrllmas*: Kahramanlar galerisi. tabiî ve mukavim bir vahşet.— 134 — ibaret demektir. Bütün kâinatı. Döşeğinde ölmek istemiyen sert iskandinavyalının ruhunu. Karlayl'e göre. Biz o devreden cesaret. beşerin çocukluk devrine ait olup manevî hayatının IIK taslağıdır.

Hıristiyanlık doğdu. J Şüphesiz bu. ona göre. Pişmanlığı en iyi tasvir eden eser. . Karalyl. İp. beşer hayatının tam bir sembolüdür. 13 üncü asırlara mütemayildir. kokden sökülüp atılacak değil. (âra*) tır. Eddanın muhariblik ülküsü ile zıddır. cinayetlerden cennete yani tekâmüle doğru yükseliş esile. Bunları ayrı ayrı almak. Kar layla göre bu asırlar. (mutlak muhabbet) üzerine ilk hiristiyanhktan ziyade orta zamanın tanzim edilmiş teokratik ve feodal hinstiyanlığına 11. Bu devrin yüksek ifadesi (Dante) nin "ilâhî komedi» sinde izah edilmiştir. (Dante)nin şiiri: Cehennemden. müminlerinden bedenî ve maddî bir şecaat ve cesaret isterdi. hıristiyanhk devrini temsil eder. kendi kendileriyle. Oddin. ise işte bu (araf) tır. [ Maamaf ifa peygamber tipi olarak yaptığı tahlil. insanlara verebileceği hakikati verdikten sonra öldü. (Dante). kendinden evvelkini tamamlar. madalyanın bir tarafını görmek gibidir. Bu kısımda günakârlai. kendi hatalarile mücadele ederler. yüksek vazifesinden haberdar olarak. hıristiyanlığın (muhabbet ve merhamet) ahlâkını alır. yerini ve şeklini değiştirecek kendi içimiz ile mücad le olacak. Artık insan peşiman olmak ile.— 135 — 2 Hıristiyanlık devresi: Paganizm. Binaenaleyh ilk zaman hayatının öğrettiği mücadele prensibi. yani hastalardan. kendi içindeki fenalık temayülünü atmakla mükellef olduğunu anlıyor.Tarihte her devir. En yüksek ahlâkhğın zembereyi (peşimanlık hissi) dir. Karlayl. Edda ise paganizm devrini temsil ediyordu. Amma (araf) ta mücadele yerini ve mahiyetini değiştirdi. Isa değil Muham meddir. tarihin en muhteşem devridir. Karlayla göre bu eserin en mühim kısmı.

Böyle kıymetli bir müşahedeci olan bu şair. ve her şeyi taayyün etmiş sayılamaz. ise bunlardan ziyade Şekspiri alır. Bu devir. belki bir zekâ kahramanı ve prensi olmaktan ziyade dâhi şair olarak görünür. göre Şekspirin eseri. Şeksp : r. ruhların derinliklerini anlayan ve gören bir mûşadecidir. iğneledikleri böceklere ve nebatlara kapanmış değildir. eşsiz çizgilerle t es bit edilmiştir. Ekseriya denilir ki Rönessansm başlıca icadı: (fenne müteveccih zekâ) dır. Ve bunlar da (Galile). Karlayla. (Kepler) gibi âlimlere verilir. veya tarihî ve tabiîciler gibi. fizikçiler gibi maddeye dikerek her şeyi kuru formüllere ve rakamlara bağlanmış. henüz teşekkül devresini bitirmiş. Burada tarih bile . en yüksek noktasına varabilmesi için on asırlik bir zaman geçmişti. Fakat modern medeniyetin eskisi üzerine yeni manevî servetler koymuş olduğunu görüyoruz. kâinat üzerine gözlerini dört açıp beşeıî ihtirasları. Karlayla göre: Modera medeniyetin başlangıcı Şekspirin zuhuriyledir. gözlerini. hayatın mânasını. beşer tarihinin tam bir aynasıdır ki başka hiç bir eserde görülmez.— 136 — 3 — Modem anlayış Bozulma ve ölümden. Karlay]. orta zaman da kendini kurtaramadı. Nesnenin hakikatini bulmağa yönelmiş müşahede ve muhakeme zihniyetidir. Dantedekinden daha ziyade hayrete düşer. Meselâ İngilterenin orta zamanı. Onda müşahedecilik ve sanat. Rönessans devrindenberi (modern devir) dediğimiz bir devre başladı. hiç bir yerde.Karlayl. beşer hayatını görmeğe müte- . Şekspirin tarih! dramları kadar vuzuh ile tasvir edilememiştir. Modern medeniyet içiu de belki o kadar bir zaman lâzımdır. bir hayalci değil. Bunun karş sında. Orta zaman medeniyeti. Sebebi bu şair.

imanlı kimseler değildi. bilhassa. İnsanı yeniden disve doğru tutar. Bundan anladığı mâna nedir? Misallerle gösterir. Bu sebeple daima şunu tekrar eder ki: Formüllerin içine kapanmış nazariyecilere. hakikatte. iyi ve gür bir sestir. bunun en açık delilidir. Hayat ile "samimi „ olmakltğ.— 137 — veccihtir. muharrirler hakkında da aynı vaziyeti alır. Karlayl nazarında reformanm mâna ve ehemmiyeti. işte Karlaylın. kelimesini çok kullanır. çorak ve kısır bir gurura düşeceklerinden ve bunun neticesi olarak. Şekspiri tercihi bundandır. (Lüter) in insanlığı. ve ( Burns ) u yani oylara müracatı tavsiye edenleri. daha manalıdır. Din. hakikaten yaşı/anlar. ve aksiyon içinde bulunanlar tercih edilir. böyle dolandırıcılık ve politika vasıtası oluyordu. bir takıp düzme şeylere karşı baş kaldıranları alır. Bu ses (kî Knox'un da böyledir): Sert ve dik. 4 — Samimiyet Karla yi. onu böyle görür. . hayatın gelip geçici ve egoist konvansiyonlarından çekip çıkararak.. "Reforma. hayatın her dem taze ve sağlam noktalarına sevketmek ister. papazlara verdikleri para mukabilinde günahların affolunması (indüijans). bız>. Karlayl. vicdanın sesini işittirememesidir. Karlayl bu "samimî. Fennî tahlillerden daha toplu. Modern devrin kahramanları.mız lâzımdır. samimiyetin mürailik üzerine galebesiledir. O devirde Papalar. Karlayl. modern devrin başlamasından itibaren insanların. ve ilme fazla güvenerek. Bunların arasından (Johnson) ( Ruso). nınkiler arasından (Lüter) ile (JohnKnox) u alır. her zaman her yerde. reformacılardan sonra.. eski ve orta zamanların temin ettiği kudretlere arka döneceklerinden korkar. bu fesat devrinde. zakâ.

Amma zâflarına gururuuna. safhalara ayrılmıştır. Bunu terennüm etmiştir. Rusoya gelince onun hakkında KarlayI.— 138 — (Johnson ): Derin doğruluk taraftarıdır. 5 — Netice KarlayI şu iki fikre inanıyor. Vahşet devrinde bile (yüksek) şeyler vardı. " bir bülten gibi yalan et tabiri. Bu safhaların her birinin evç noktaları ve kendilerine mahsus faziletleri vardır. KarlayI. tarih. KarlayI. kuvvetli ve vicdanlı bir amele gibi çalışıyor. Çünkü Napolyonun nüfuz ve kudreti. Napolyonun zamanında çıkmıştır. ( Krom ve 1) : alır. İkincisi.büyük rol oynar. Müraî değil" der. İçi dışı bir. oldukça serttir. sosyeteleri yoğuran ve sevkedenler ( ki bunlara kral der ) arasında. yüksek şahsiyetler. Rusonun eserleri (derin samimiyet) hissine bir davettir. Birincisi beşerin hayatı. beşerin istikbali hakkında mettçesine nikbin. yalan üzerine: halkın aldatilabilecaği fikrî üzerine dayanıyordu. Eserleri tabiatın çiçekleri gibidir. Birinci fikir bize şunu öğretir ki hiç bir devreyi küçük görmemelidir. " Onun sun'î şatafatı yok. Napolyonun işlerinde ve sözlerinde öyle hile ve komodiler görür ki bunlar Kromvelde yoktur. . (Burns): Köylü bir şair olup ilhamlarını isten aiır. Ve en popüler şeniyetler üzerinedir. sinirliliğine rağmen Rusoda bir (ilâhî kıvılcım) görür. der. kuvvetli ve zengin bir ülkü lâzımdır. Napolyonda Kromvelden çok aşağı bir kahramanlık görür. der. İkincisinden öğreneceğimiz şudur : Bize.

(Konkars) taki evi. Emerson. yaratabilir bile. Avrupa. para ve servet ardına ta kılmış görüyoruz. (Boston) de eski bir püriten aileden dünyaya geldi: ilk evvel (pastör — rahip) olmağı düşündü. Amerikanın Endüstri ve Merkanti! medeniyete kendini vermeğe başladığını hatırlarsak onun sözleri bir kat daha önem kazanır. ateşli.1882 ] Emerson. fikriyat ve ahlâkiyata hasrettiği hayatını. hattâ eşyayı. (Konkors hekimi) namı verilen Emerson. bu meslekten vazgeçti.. konf. Ruh. ruhtur. paranın ve maddi iştiha ve ihtirasların üst tutulması aleyhinde çok çalıştı. Fakat imanını . ilk aldığı dinî intihalardan. 1840 . Emerson. eşya üzerine tesir ederek. sade bir dindarlık ve sağlam protestanlık ile meşbuğdu. 1. (Spiritüalist) bir îman vardır. lâik vaizlerin ocağı gibiydi. derin sükûnet içinde nihayetlendirdi.— 139 Emerson [1803 . bu tezini müdafaaya çalışırken. Ruha ve manava itimat Emersonda. ki hiç bir vakit kiliseye tâbi değildir. eşyayı değiştirebilir. resmî memuriyetinden başka.hiç olmazsa dar mânada • kaybedince. Oldukça uzun seyahatten sonra memleketine dönerek. Avrupaya seyahate çıktı. Amerika ve hattâ ta Hindistan ile gittikçe artan muhaberesi nüfuzunu her yere yayıyordu..1850 arasında ki yeni lngilterede insanları. ranslariyle ve kitaplariyle ahlâkî fikirlerini yay mı ya başladı. . Emersona göre (asıl olan) madde değil. Emersonun doğduğu yer.

Fenalıkların bir çoğu kendinde yerleşen maddenin. Hekimin düşüncesi. akıl ile de ispat edemeyiz. insanları ferdiyete davet ediyordu. ferdiyete davettir. . Biliyoruz ki 19 uncu asrın ortalarına doğru Amerika. mütearifeler gibi apaçık olan hakikatlardır. şairin ilhamı bize birtakım hayalât değil. sağlam ve şerefli realiteler ilân etmektedir. hiçbir haricî kuvvet.. böyle bir sosyetede. Bu itikada. Böyle bir sosyetede. Bu. Giydikleri elbiseden konuşma tarzlarına kadar hepsi komşuyu taklid ve müşabehet kanununa tâbidir. Şahsiyet. Fakat kalplerimize bunu nasıl nakş edebiliriz? Şüphesiz ki bu. Emerson. Fakat Emersona göre. insanın her şeyden evvel. olduğun gibi görün! „ diyor. en yüksek hakikattar. Duyum ile muttali olamayız. Bunun içindir ki insanlara kılavuzluk ve talim edenler arasında şairleri tercih eder. bunlar esas itibariyle ilham alan insanlardır. Bu prensiplerden nasıl bîr ferdî ahlâk ilkesi çıkacak? Emersonun yazılarında en çok tekerrür eden şey. Emerson. Bu da. hepsi birbirinin aynidir. hiç bir kilise bize teklif etmeğe kalkmasın. sağlam bir iyimserlik müterafıktır. insanlar para kazandırıcı şeyler müsabakası mustes na. fennin hakikatları gibi değildir. amma şu şartla ki bunlar. bir zenginleşmiş tüccarlar sosyetesi halinde olup Monoto-ı bir iz içinde idi. 2 — Sürüye Katılmama. hiç muhakeme ve muakaleye muhtaç olmaksızın. Emerson. ruh ve düşünce olduğu hakkındaki kanaatin derinlisine bağlıdır. başka hiç bir şeye karşı canlı değildirler. kâinatın sathi bir safhası olduğuna kanidi. bilhassa (ilham) a inanır. bütün diğer hakikatlerin kendisine tâbi olduğu ana bir kakikattir.— 143 — Em er sona göre bizim saadetimiz. hayata itimat eder. îpsen gibi: "Evvelâ. der. der.

Her mizaca. İnsan. bir sürüye katıyor. zengin ve kuvvetli olduğunu keşfediyor. hiç korkmazsızm söylemeğe cesaret edebilsin. Taklit. kendi düşünce ve duygusHe yaşama ile insan kendisinin. Bilhassa çocağun veya gencin. basma kalıp fikirlere ve kör göreneğe karşı aldığı zıd vaziyet'erle sağlamlasın Emersonun. mi- . zindanda kalmağı veya ruhun solmasını kabul etmek demektir. terbiyeye dair olan düşünceleri de bağlanabilir. geri bir insan değildir. Her çocuğa ayni şeyi vermeğe çalışan eski terbiye ve kollejin aleyhindedir. bu kölelik ağırlığını ve boyunduruğunu silkmesi. ayni zamanda monden sun'îliklere hiç ehemniyet ver meğe de alışmalıdır. Halbuki İnsana düşünce istiklâli lâzımdır. ruhun ölümüdür. Medeniyetin zahiri ve itibarî kısmının bir bağına bağlanmak. her zekâ t'pine göre türlü türlü okullar istemektedir. Modern şekiller de ise hayat. bir kopyas olacak yerde insan. Sürünün bir yansısı. yeni terbiyenin hazırlay c lanndandır. tnsar. hakikî bir hayat sürüyorum sanmasın. bu ferdî kültüre ait fikirlerine. bir barbarlık ve intihardır. yaşamıyan insan. (Konfor) boyunduruğuna girmeden. insanı. zanolunduğundan daha ziyade. kendi varlığından haberdar oluyor ve hakikaten hakikî bir fett oluyor. birde şahsî düşünce ve duygusu nispetinde insandır. Böyle bir hürriyet içindr. Ta ki koşa gitmiyecek olsa dahi.__ 141 - Emersona göre. Sürüye girmiyen insan. buna mukabil bir hazineye kavuşuruz : Kendini tanıma hiss% ve nefsine itimad kudreti Sürüye tâbi olmadan. İyi ve temiz bir insanm hayatta biraz da münzevi kalacağı tabiiîdir. bu taklit bu konformizm. Bir insanın şahsiyeti. Filkakika Emerson. Bunları terkedeisek.

diyor. diğer rejimlerin hepsine tercih eder. derunî hürriyet. hep (faal mektep) e doğru gelen fikirlerdir. Zarurî olan yegâne hürriyetin. umumî faydası olan bir işe iştiraki redden ibaret katıyor. Müsavat ise. Bu mülâhazalardan sonra Emeasonun. de T . halkm mümessiliyiz diye kendilerini hür zannediyor- . üstünde insanın ayaklan ıslanır ama daima yoluna devam eder. Emersona göre her şeyin başı: Ahlâkın hür inkişafıdır. müsavat.— 142 kanıkî ve haricî. Demokrasinin temel prensipleri olan: Hürriyet. (söröcöJüğ) e ve (konformizm) e verilen parlak ve asîl bir isim. Ve demokrasiyi meth için şöyle güzel bir teşbih de yapar: "Monarşi. ona tehlikeler ve aniaşümamazhklar ile dolu görünüyor. Bu. tesviyecilik ve fptîzalcilık gibi ifratlara sevkeder. teçhizatça mükemmel. Siyasî hürriyeti ise ekseriya. aleyhinde değildir. fikir hürriyeti o'ldug-unu tekrar eder. daraokrasi aleyhinde söyllyeceği zannolunur değil mi? — Hayır.. Bütün hesap sonunda ötekinden daha iyidir. müşterek bir disipline tâbi olmayarak hür çalışması meselesi üstünde çok durmuştur. 3 — Demokrasinin Tenkidi : Emersonun ahlâk prensibi. fakat şiddetli rüzgarlara maruz kalarak ekseriya devrilen bir gemidir. Bunu. Demokrasi bir saldır. Kendi zamanındaki Amerikan demokrasisine itirazı şu noktalardadır: " ö y l e bir demokrasi ki. kendi zamanındaki Amerikan sosyetesinin zıddınadır. Buna en müsait rejim ise şüphesiz demokrasidir. Siyasetteki fikirleri nasıl ? İçinde yaşadığı ve o zaman dünyanın hemen yegâne cumhuriyeti olan Amerikan demokrasisi ve cumhuriyeti hakkındaki fikirleri nedir? Bu babtaki fikirleri mütehavvil ve ekseriye şiddetlidir. Bu fikirler. idare edenler..

Hükümetin işi. ruhtadır. hürriyete götürecek yegâne yo! da hakikî demokrasidir. içyüzü ahlâkî kölelik olan yalancı hürriyetine. Büyük hata işte bu noktadadır. Emersona göre monarşik. fertlerin zekâ ve fazileti inkişafına yardım ederek daha iyi olmalarını temindir..— 143 — lar. aclalet aşkı. sadece bayalığı yapan müsavatına bakıp der ki bu : Yüksek ülküyü aşağılatmaktan. Memnun olmayanlar da çok olur. Farara böyle bir hükümet teşekkül etse ve yalnız fikir ve fazilet ile uğraşsa. halbuki hakikatte bir kaç mübteze! fikir ve hattâ daha fenası kese doldurma yolları etrafında toplanmış insanlardır. hakikî medeniyeti yapan madde değildir. O zamanki Amerikanın. herhangi bir dereceye kadar maddî refah temini ile mükellef tutuluyor. Bununla beraber şuna da kanidir ki. ümit. 4 Spiritfiel hükümet Emerson un en ütopik yerine g-eldik. aristokratik demokratik şekillerin hepsinde de hükümet. inan ülküdür ki ancak bunların yüksel m esil e arz üzerin- . başka bir şey değildir.. ahlâk ve faziletin inkişafile meşgul olmalıdır. Medeniyeti yapan: fikrin hamlesi. Çünkü servet ve refah temin etmek söz konusu hükümet için daima bir müdahale sistemi de mevzuubahs demektir. etrafındaki kurt devletler onu ne yapmaz ? — Emerson buna cevaben de: "her hakikî kuvvet. malûm olan bütün sistemlerden başkadır. çok masraflı bir çark olur. Siyaset üzerine olan fikirleri. O zaman hükümet zor döner. Emersona göre hakikî hükümet: sadece zekâ. Bir medeniyeti kurarken evvelâ maddeyi düşünmemelidir.

Okuldaki muvaffakiyeti dolayısı ile onu liâhiyat seminerine kabul ettiler.— 144 — de en iyi bir varlık ve medeniyet kurulabilir.. yanhz ruhun tekâmülü ile uğraşacak bir sosyete çıkarsın. Sonra Hıristiyanlığa imanım kaybedince lâik hayata gir- . cihan efkârı umutıiyesine tesir ile diğer milletleri de ayaklandırabilir. Böyle bir sosyete. Amerikanın : para ve Konfor htrsınl azaltmak ve ruhta muvazene hasıl etmek istiyor. rahip olmak üzere hazırlanıyordu. Ernest Rönan [ 1823 1892 ] Fransanın (Bretagne) bölgesinden olan (Rönan ). kendini haricî düşmanlara karşı da daha iyi müdafaa eder. O istiyor ki Amerikanın. hür. Esasen Emersonun hayaline göre böyle bir rejim kuran milletin bu yüksek hareketi.klâsik ( Biznesmen — tüccar ) tipinden . ey aziz mütefekkir ! i ! Em er sonun ana fikirleri bunlardır. I ! ! Hani öyle dün ya. âlicenap olan fertleri arasında maddî şeylerden dolayı hiç bir ihtilaf olmazdı. Eğer böyle bir sosyete teşekkül edebilseydi hakîm.

fikirler tarihi. 1 — İlim ve hürriyet vasttasile ilerleme Rönan. daha asîl olma arzusu vardır. O. hastalıkları ve maddî. bu biraz d-aha ziyade yükselme ihtiyacı. itikatlar. zekâyı. Fakat asla ihtisası içinde kapanıp kaimad*. bize. diğer ilimlerin hepsinden ziyade inkişaf ettireceğine ve bizi kaynağı hayat olabilecek hal ve hareket düsturlarına sevkedeceğine inanır. daha zengin ve daha aydın düşünceye doğru giden bir didinme gösteiiyor "Okyanusların derinliklerinde ot gibi yaşjyan kör ve sığır deniz yıldızı hayvancıklar ndan. Tarihi böyle görüşten alnacak en kuvvetli ders nedir? Tarih bize: Daima daha güzel şekillere. bir çok renkler ve şekiller altında. tik büyük eseri olan 1843 de yazılıp fakat pek çok basılan «ilmin istikbali». daha yüksek hayata. tarih. bilhassa lisan. 10 . Hattâ politika işlerine bile karışmak istedi. Kendinde din kafasından başka. daha âlicenap. hayatın derin anlamını gözlerimiz önüne sermektedir. F. daha şuurlu. mânevi ihtiyaçları olan bir canlı varlık gibi görünmektedh. beşerin mukadderatına müteallik meselelerdir. Şair ve ahlâkçı kafa da vardı. Beşeriyeti. Hiristiyanlık ile ilg-isini kestikten sonra kendini bütün kuvvetile fikrinin değişmesinde büyük âmil olan tarih ilimlerine verdi. Onun zihnini en ziyade işgal eden. bu babtaki heyecanını göstermektedir. Musa ve İsa dinlerinin menşei hakkındaki eserlerile büyük ün kazandı.. Tarih etütlerile. büyümesi. ta menşelerinden itibaren. Eserlerinde. hayatın mânasını ve inkişafı şartlarını anlamağa uğraşır.— 145 — di. tarih vasıtasile tanımıyor muyuz? O. kendilerinden ders aldığımız en yüksek takdire değer insanlara kadar hepsinde bu yükselen kuvvet. Böylece tarib.

Amma oluyor. Fakat bu defa önemli düzeltmeler yaptr. 2 — Endişe. "hürriyettir. Bütün varlıkların cehtile Allah. Evvelâ bu tekâmül fikri. 1870 — 1871 hadiseleri ile çok sarsıldı. umumî tekâmül imanı gene doğdu. Amma bu ceht. bu müstakbel Allahm lealize olabilmesi meselesi: (Gayri mahdud zaman) ve (bir çok tecrübelere ve muvaffakiyetsizliklere rağmen daima yeniden başlama) ister. hürriyet ister. Misele. hür bir surette inkişaf ettirmelidir. . Repûpliğin mütereddit. Hügo gibi romantiklere yaklaştıran bu itimat.. Rönan'ın temel düşüncesi şudur : "Kâinatın gayesi ruhun inkişafıdır. karışık ve güçlüklü başlan' gıcı Rönan'ı kararsızlığa ve endişeye düşürdü. Medeniyetin tekâmülü için her ikisinin de varlığına kani olduğu iki millet arasındaki muharebe. bütün zincirlerden. Aramak. ivimserlig-e dönme Rönan'ı. «Böylece (Allah). Paris yangını ve Komün'ün ezilmesile başhyan dahilî kan dökülme. kendini kurtarmıştır. Bu inkişafın şartı da. Rönan. istikbalde öyle bir nevi insan zuhur edecektir ki onun bugünkü insanlara nispeti. Başka insanlar için de hürriyet ister. her gün biraz daha kendi kendini yaratmaktadır» der. istikbalde olacak. Her fert kendinde en iyi ola» şey ne ise onu. düşünmek ve doğru işin bize öğrettiklerini söylemek için hürriyet lâzımdır. Bununla beraber bir müddet küsuftan sonra. üçüncü. bugünkü insanlarla hayvanlar arasındaki nispet gibi olacaktır. Hayat hamlesi : Küçük bir deliği olan camekândan çıkmağa uğraşan bir böcek gibidir. Bunu (Felsefi diyaloglar) eserinde* görü• rüz ki bu eser 1871 de yazılıp 1875 de düzeltilip basılmıştır.— 146 — Bunun içindir ki. Bugün yok. der.

Öyle ise beşer tarihinin. Bütün bu büklümlerden ye karışıklıklardan sonra ruhun muhteşem yoluna g-elinmiş olsun yeter. Beşer tarihi muntazam bir yükselme çizgisi olmaktan uzaktır.— 147 — Bu böcek. Muntazam kütlede.— yolunu kayıp veya hatâları yüzünden intihar etmesi sebebile. başka yerde. o namütenahi içinde kavuşulacak olaa tekânü lü arama yolunda bütün kuvvetile çalışsın. Saniyen bu cehtin çokluğu. Milyonlarca (gubar-ı tal') ser* piliyor. beklenilmiyen sukutları. Arzımız roahvolabilir. iyi' niyet sahibi olsun. Hattâ muhtemeldir ki tekâmülün en son ve muhteşem noktasına beşeriyet. Tek birinin zaferi için milyonlarca mahlûk feda edilmektedir. yüz. tabiate büyük bir israfı mucip olmaktadır. 3 — Ahlâk Hayatta alınacak hakimane vaziyet nedir? Her düşünce ve duyguya karşı ayni zamanda hem hürmetkar . Kuvvetin böyle pek fazla miktarda kayboluşudur ki hayatın ve dünyanın kanunudur. ancak bir kaç çiçek ve nseyva husule gelebilir. Fakat şurası kafidir kî hayat. anlaşılmayan durgunluğu bizi hayrete düşüremez. İnsanların bir gün nereye varacağını hiç kimse anhyamaz ve mutlak suretle hiç kimse hükme. ve şimdi namütenahi uzaklıklarda bulunan fakat en son. bizimkinden başka şartlarla. Anma şu yeter ki itimadını ve istikbâle imanını kaybetmesin.. binlerce defa cama çarpıp düşecektir.. varamıyacakhr.demez. Muaffakiyeti vâdeden: Gayri mahdud zamandır. binlerce insan yetişip ölüyor: Ender olarak tek bir müstesna yetişip onların ceht ve rüyasını temsil ve tekâmü-' lün bir realite olduğunu ispat etsin. fakat bu teşebbüsünü sayısız denilecek kadar çok tekrarlarsa en son muaffak olacağı şüphesizdir. devam edebilir. diye.

sudu?: Kahraman ruhlu insanlar. kendisine karşı set t.. kütle. muazzam ve pek müsrifane ceht ile.. Ve hakikati hür ve müstakil bir fikir ile hiç durmadan araştırabiliriz. . güç ve sert bir hayata âşık oldukları ve en yüksek kıymetlere taptıkları halde. o zaman diyemeyiz ki. Rönan'in "akropol üstünde duası. fedakârlığa inanmak.. Rönan kendisi bütün hayatinca: Yorulmak bilmiyen. Eğer inanırsak ki. bedensel ac larına önem vermez. Pek orijinal bir fikri de vardır ki. kâinat. Gs'üne aldığı işten derin şuurlu bir adamdır. Rönan'a göre insanın büyük ödevi kâinatı ideal yüksekliğine doğru giderken.. bir güzel tip bir hü'mete şayan nokta vardır. insanın en yüksek asaletini teşkil eder. Bu halde.kütlenin bu ! h ilini biür. O. kuvvetüe snağrur. rahatı arar. ölü mabutların kırmızı kefenlerine. Berer hayatının saadet yığınını arttırmak. itina ile sarıldıktan sonra artık onunla alâkamız yoktur. Ancak bu suretledir ki samimî herşeyi. alaca karanlıklar Sçinde yükselen bir tekâmül içindedir. bu cehtlerin yalnız biri kıymetlidir de ötekiler değildir. bununla beraber hor görmez. güzellik ile karş Iıyabiliz.— 148 — olma hem de serbest kalmadır. asla bir zincir olmamalıdır. bütün kuvveti ile kollamak* tır. Fazilete. Bilâkis kütleyi mazur görür. çelik iradeli. "Malik olunan iman. Bağlanmamak şartile. lâztas. Fakat şuna da inanırız ki samimi her düşüncele bir hakikat kıvılcımı. sırf kendi tecessüsünü tatmin için bir fikirden diğer fikre geçen ve hiç bir fikir üstünde duramıyan bir mütefekkir mi? — Asla. kafasiyle. ekseriya zannolunduğu gibi RÖnan. samimî her tecrübeye baş vurmak mecburiyetindeyiz. Kahraman ve halîcn insan. bu suretle ifade edilebilir.

Eğer insanların yaşamasını istiyorsak. insanlarla iyilikten. bu kadaf yüksekliğini herkesten istemez. şen olma AUaha itimat kâfidir. diyor > . Isanin insanları affetmek için nefsini feda etmesinden bahsetmeni eli. . Kütlenin iktidar mevkiine gelmesi acaba medeniyet için bir tehlike olur mu ? İntizamsızlıklara ve bayağılıklara sebep olur mu ? diye düşünüyor. müsamahadan. içtimaî ahlâkın en tehlikeli hatâsı: Huzuzatın toptan atılmasıdır. dereceli ahlâka razıdır. Fakat eski gol ahlâkı. fikrî şaherserleri anlayıp yaratabilecek mi ? Yalnız maddî menfaatlere tapan bir cemiyet meydana gelirse ya.. elbet onlar bulundukları noktadan inmezler. böylece. Halâsız ve pek mükemmel bîr fazilet. Kütle. 4 — Rönan ve demokrasi RÖnan'a göre en önemli sosyal mesele. şen olmadan.. hayatı hoş görme ve ona hizmet edip yükseltmek iradesine malik olmadır. Gol ahlâkına göre. cesaret. — 149 — Yoksa insanlara kefaretten. Hayat ancak meyveleri ile. kütlenin iktidar mevkiğine gelmesidir.. mukavemetten konuşmalıdır. Yoksa kendilerine karşı isyan ederler. Müşterek nokta. Fransada liberal imparatorluk Komün ve Cumhuriyet eski aristokrasinin son günlerini yaşamakta olduğunu göstermektedir.. güler yüzlülükten. „ Rönan. iyilik... ruhan aristokrat pek az insanlara nasip olur. selâmete çıkmak için kütleye. Herkesten bunu isteyemeyiz. hayatı tatlı ve arzu edilir bir hale sokmalıdır. hayata tahammül edilir bir şey nazarı ile baktırmağa alıştırmalıdır. ancak muvaffakiyetlerle değerlidir. Öte dünyaya ait ümitler zail oldukça bu fani insanları. Bukadar yüksek ve asil bir zekâ ve seciyeye malik olanlara ne mutlu. • .

. . hiç tesir etmiyor. Amma Prospero eceli ile öldü. ancak itaat ve inkiyat ile mükellef alacaktır. Bunlar fikren o kadar yüksek olacaklar ki. Eeki efendisine neler borçlu olduğunu şimdi anlıyor. Caliban. bifâhare inkişaf yolunda olan demokrasiyi uygun görmeğe başlıyor.— 150 — Dahilî sava. yine kendilerinin yaratacakları âtimane mekanizmalarda temin edilecek. < Bu bir katastorof mu ? — (L'Eau de Jouverce) de evet Prospero. bu defa. ( Ariel) in tekrar kullandığı eski feerik kıymetler. (Caliban) ve ( L'Eau de Jouvece). Rönan. güzelliğin ve hikmetin ne olduğunu daha iyi anladı. m butların ve kralların olduğuna inanmıyor.. Buna hacet kalmadı. hizmetlerinde yıldırımlar olan Olimpin ( yan Allah ) lan olacaklar. Rönan bunda Şekspirin ( Bora ) eserindeki şahsiyetlerden istifade eder. Zekâsı açık. iktidar mevkiinin. Kütle. Fakat bu bedbinane görüşten sonra. (Celiban) da (Prospero) yeniden Milân dukası olunca Calibanm idare ettiği bir halk isyanını müteakip tahtını kaybediyor. hem silâhı hem tekniği bunlardan daha iyi kullanabilen bulunmıyacak bunlar.. « Felsefî diyaloglar » eserinde. Yani artık halk. zamanında. Bu tekâmül biribiri ardına çıkan iki dramında da görülür. hiddeti. bundan korkmuş • îu. mesuliyet hissi altında înceleşerek iyi bir devlet adamı oldu. müstakbel sosyetede bunu önlemek için. aramalarında ve çalışmalarında serbest bırakılınca. idareyi âlimlerden mürekkep bir kurula verir. Bilâkis onu himaye etmek istiyor. Filhakika onu koğmuş ve yerine kendisi oturmuştu. Fakat artık ona karşı ne bir kini var ne de. Bunların mutlak ve iyilikte en üst hükümranlığı. Rönan.

Tolstoy gibi modern şehirlerdeki iççilerin sefaletini ve 1858 — 1871 seneleri arasındaki içtimaî hadiseleri gördü. Şimdi tasavvur edeceğimiz bir ahlâk prensibi yapmağa başladı. ArleHn velinimeti oluyor. Nikbinlik. feleğin garip bir cilvesi olarak. tecrübe ile olgunlaşarak ve hakîmleşerek ruhun mukadderatına emin bir bekçi olur. para ile hayır müesseselerine yardım etti. Halk kuvveti. Hattâ bazı cemiyetler teşekkül ederek Ruskin'in prcsiplerini yaşamağa özenenler bile görüldü. Bunlar onun kalbine şiddetli bir yumruk vurdu. mağrur bir iradenin m ey vasidir. hayatın her safhasında ümid ve ülkü bulabilen anlayışlı ve akkitn bir nikbinliktir. zengin ve meşhur olan bu muharrir de. Bu tatlılık ekseriya cesur.— İ51 — Caliban. tatlılık ile nikbinlikten mürekkeptir.. muharrirlikte ve sanat münekkitliğinde çabucak ün aldı. herkesten saygı gören. Bundan sonra yazı ile. Bununla beraber . Fakat bunların ömürleri pek kısa oldu. söz ile. 5 — Netice Rönan'ın hikmeti: lyilikçi. Büyük servetini bu işe sarfettİ. Con Ruskin 1819 — 1900 Ruskin.

hayatın en yüksek hazlarındandtr. asla sadece teknikte kalmış değildir. 2 — Güzellik dini : Tabiatı peresttşten sonra. bunu tasvirlerindeki derinlik ve kat'iyct ile yeniler. Dikkatli bir müşahade altında. safiyet ve âîicsnabane hislerin kaynağı idi. Ruskin. Hasselerimizin tevlit ettiği hazlar. Çocukluğundan itibaren Ruskin tabiatın. modern edebiyatta mühim bir yer tutmuş olan ( Tabiat hissi ). V — Tabiat Hissi. Ruskin. Eğer bunlar dağınık ve parça parça okcak yerde. Sanatın vereceği ders hakkında en iyi tahlili. güzelliklerine kar$ı çok hassas idi. hayret ve itminan doğar. Fakat bir tablo veya statüyü överken. bu yoldan olan rolünü. • • Onun için tabiat : Büyük mürebbiye .» Bu. meselâ gözünkü gruplaştırılsa ve ehenkleştiriise kıymetli tablolar meydana gelir kî bundan meserret. her şey bir mâna kazanır ve bundan insan. Ruskinde pek kuvvetlidir. belki. ve sevinç . . (Görmek) düşünmeğe başlamak demektir. tenkitçilik ve tarihçilikte göstermiştir. güzelliğe tapma da kolaydır. Şaheserlerde daima ahlâk! bir unsur görür. Bütün büyük sanat eserler?. hayatm gayesidir. Rusodanberi. bunu göstermektedir. (Yedi lâmba) daki tahlilidir.— 152 — Amerikarîa böyle bir şehir vardır ki halâ (Ruskin) adı taşımaktadır. Kendi tabiri ile tabiat karşısında "gözleri kafasından fırlıyordu „. kâinatın umumî ahengınden ilâhi bir plânın varlığına intikal meselesi eski bir fikirdir. Bunlar hayatın vasıtaları değil. ilhamlar alır: "Müşahededen elde edilecek derunî sevinç: Ebedî ve lâyefnadır.

Artistin diğer üç lâmbası da : Hayat. hafıza. dağlar. sefilânedir. denizlerdir. o demektir ki bununla ait is t. Fazla süslere bürünmüş olması değildir. bir nizama iradî mutavaat olan hürriyet hissinin de mühim tesiri vardır. İkinci lâmba: Doğruluktur. Bu şartlar. bayağıdır. insanların çoğunun vaziyetleri. 3 — İçtimaî mesele : Bu güzellik dininden yalmz bir avuç insan mı istifade edecek? — Ruskinin büyüklüğü. bu güzelliklerden istifade edecek gibi değildir. hürriyettir. bayağılaşmış proletarya devri der. aldatıcı ve hayalî değildir. Yalnız şunu hatırımızda tulahm ki: Güzel eserler yaratmak veya sadece bunları anlamak İçin. bunu herkes için istemesi ve bu yolda uğraşmasıdır. Hakikî güzellik : ovalar. Sanat. Güzellik • kuv' vetli. çirkindir. Tabiate perestiş hissinden ayrılmaz bir halde olan yüksek san'atı anlamak. maddî ihtiras devri.n bir manzarası veya bir sanat esen karşısında hayran kalan bu bediiyatçı. insiyakî bir surette ahlâk kanunlarına uyarak yaşamak lâzımdır. Yaşadığı devreye: makine devri. hakikî ve sade ahsnkten başka bir şey değildir. Yani bir eserin vücude gelişinde hâtıra zenginliğinin ve duyuş tazeliğinin. kuru ve biraz skolâstikçesinedir. Güzelliğin alâmeti: tezyinattı sadelik ve sadakattir. İngiliz zihniyeti aleyhindedir: .— 153 — Birinci lâmba: Fedakârlık lambasıdır. serveti atmaktır. Resimdeki kuvvet ve kudret. Yani yalancı lüksü. Bir ağacın kuvvetle serpilmesi gibi. kendi kudretinden daha üst bir şey realize eder.. Samimiyetle tabiattan alınmış şekiller ve manzaralardır. Bu türlü hürriyet. ancak doğru kalblerin ve asîi ruhların işidir. hakikatten doğar. Tabiat.

Tolstoyu hatırlatıyoruz. at* maz. Ve üstesine bir de. ingiliz cemiyetine çok fenalık yapmıştır. bir satırda kesen (Polonya katliâmı) bir adama (Rus çarına) sefir göndermez. 4 — Fazla makinecillk aleyhtarlığı Ruskin'e göre deva sadeliğe. Modem sanayi. Büyük bir millet. siz ya bir alet veya bir insan yapabilirsiniz. İnsanlar makine gibi öyle dakikası dakikasına. Büyük bir millet: kızlarım erkek kardeşlerinin önünde kesen ve bütün gençlerini Beharın köy mezbehalanndaki kuzulardan daha sur'atle.- 154 — * Büyük bir millet. hileli iflâslar ile kasalarını doldurmalarına göz yumarken veya Cinde topların tehdidi altında za vallı halka afyon satarak insanları zehirliyen katilleri fngilterede büyük arazi satın almasına müsaade ederken fakir bir çocuğu beş altı ceviz çaldı diye zindana. «Bir insanı. bu bapta. Büyük bir millet. fakir çocuklarını gübrelik sisleri içinde öldürmez. müraiyane ve şeytanetkârane senpati göstermez. Bu acı sözler. elifi elifine kat'iyetle ça- . sermayedarlara haftada altı pens daha ziyade varidat getirecek diye. Burada Ruskin doktrininin en ütopik noktasına parmak basıyoruz. kendi çocuklarının binlerce hattâ on binlercesini pamuğun fiati üzerine bir tesir yapacak mı diye. haris ve cani gördüğü ingiliz sosyetesine karşı isyan bayrağını kaldırmaktır.birbirleriyle mücadsle ve kıtale sevketmez. bange/lerin fakir tabakayı soyanların hile ile. itidale ve hikmete dönmektedir. bu müeadelede hangi tarafın haklı olduğunu hiç düşünmiyerek . Bu : müraî. Fakat ikisini birden yapamazsınız.

Kayaları salkım salkım çiçekleriyle. büyür. vatandaşlarına şu tavsiyede bulunuyor : " Kafi zaruret olmadıkça. yabani zeytin gibi olmalıdır.. gene zararı yok. meğer ki büyük eseflerin hâtırasını muhafaza etmek için ola.. hiç kimseden itina görm eksizin. feyizlij ve hür bir sulh. 5 — Yabani zeytin. Bu bulutlar siyah veya patlak olabilir. ve ölçü ve kollarından bir perkâr gibi daire çizmek beklerseniz o zaman o insanı evvelâ insanlıktan çıkarmak lâzım gelir. makine olmaz.. Eğer insanın elinden çıkan bir şeyin olmasını isteyince ve ona böyle makine katiyeti gibi telâkki etmekten vez geçince insan tembel ve mütereddit oluyorsa. Yabanî zeytin..— 155 Iışmak için yara di İmiş tır. Çünkü bu hal ile beraber onda en yüksek bulutlar kadar yüksek başka bir halde doğar. bunu yabanî zeytin dalı sembolünde pek güzel tasvir eder. bu mihaniki ve seri iş meselesidir. başka bir tecelli zuhur edecektir. Eğer insanın parmaklarından bir çarkın dişleri gibi bir i.. zafer tacı : Maşfniztn ve merkantilizm sebebile mihverinden çok uzaklaşmış olan hayatın gayesini gene tam mihverine getirerek söylemek istersek hayatın ereği şudur: Sevim* li. Bunun da ehemmiyeti yoktur. Taklidi ve herhangibir kopyeyi asla teşci etmeyin. Çiçekleri kar yağmışa benzer.. Meyvesi de. Ne kadar uğraşsamz. hakikaten (icad) olmayan bir şeyi imal etmeyin. Milyonlarca amelenin eseretinc derin sebep . büyük yeşil dallarile şenlen* dirmez. Amma bu bulutların arkasından başka bir güneş doğacaktır .. Ruskin. Ruskin.. insan. boz . «Zafer tacı.

lüzumundan fazla sanayileşmenin zararlarım yük ek sesile ilân etmiştir. arzın güzel çiçekleri. Güzel bir tesadüf. olma. altın devre donmekdir Bununla beraber Ruskin. O. bütün bunlar. tiyatro ile. buna benzemelidir. şatafatsız. Fakat unutmamalıdır ki o. Açık ve temiz kalblüik. başkalarının acılarına ortak. varlık âleminin hududsuzluğu ve sırları bu hayatın ve dünya^ nın en büyük servetleridir. Bütün insanlara da kalb ve tuhua hakikî hazinelerini yan! faziletin esasını teşkil eden beşeiî ve tabiî güzelliklerden istifadeyi tavsiye eder. onu (Bavyera) kralına dost yaptı. güzel ırmaklar.— 156 — yaprakları ve düğümlü düğümlü daliarı arasında ufak tefektir. Rişar Vağner [1813 — 1883] 1813 de Lsyibziğde doğan Vağner. bir rüya ile bitiriyor. başkalarını sulh ve sükûnet içinde görme. ve üstümüzdeki lâcivert gök. eserini böyle. Muhteşem değildir. tantanasız ve tatlı bir hayat sembolüdür. Kral. İşte hayat. Ülküsü. En kuvvetli şairane eseri (Nibelung'in yüzüğü tetralojisi) dir. musuki île halkı. incdeşmiş basitliğe ve az çok ilerileraîş köylülüğe. budunu yükseltmek sevdasında idi. Bunun . musiki debâsile ünlüdür. bütün güzel sanatlarla: Şiirle. ona (Bayrot) da (ahlâk ve sanat mabedi) ni kurduracak parayı verdi. (Yabani zeytin tacı) Bu büyük artist. karşılıklı itimat ve aşk.

. Mabutlar devlere (Valhalla) yüksek meskenini inşa ettirmek istediler. Burada altın: Fena ihtiras. 8u yüzük (Nibelung) Ren kızlarından çalınıp getirilmiştir. Kendilerine verilen altın yüzüğün başında. daha müthiş bir dragon oluyor.. yııt. Tıpkı Viktor Hügonun (Asırların efsanesi) nde yaptJğı gibi. 1 — Altının şeamet ve melaneti: Bütün mukaddes efsanelerde olduğu gibi burada da başlangıç. Eser. Fahnerde de kaba bir egoizm doğurtmasından. yirmi seneden fazla çalışmıştır.. Vağner. Fakat bu altını. kardeş Fasoliyi öldürüyor. Bu hazineye tek başına sahip kalınca. bunu yazarken eski iskandinav efsanelerinden istifade ile ona istediği gibi kendi düşünce ve duygularını vermiştir. Ahmak ve kısır bir malikiyet. Ve Fahner. Esas itibarile altin. Bununla beraber kaba saba bir tahlili yapılabilir. malikimi. Bunun ihtirasındaki ahmaklık şu sözünde pek açık ifade etnoiştii: "Uyuyorum ve zenginim. iki sebebten neşet ediyor: Mabutlarda büyük zülumkârhk. insanı bozucudur.cı ve kaba bir hasislik. maddî ve fena muameleci kudreti temsil ediyor. . Ve İnşaat bedeli olmak üzere onlara (Altın yüzük) vermek istediler. bunu daha iyi muhafaza ve müdafaa edebilmek üzere dev. herbangîbir yerde. kullanıyor da değil. pek vâzth değildir. Altının şeameti.— 157 — musiki örgüsü için Vağner. insanın kibir ve hırs yüzünden boşanarak dünyaya saldırdığı gûndenberi her iyi şeyi yıkan birse» amet ve mePânettir. iki dev kavgaya tutuşuyorlar. Ve zaten zülüm ve cinayetlere sebeb olmağa devam etmektedir. B J eserin felsefî kıymeti hakkında çok münakaşalar yapılmıştır.

ancak. Şöyie ki: Mabutların Valhallasi. Şunun üstüne parmağımızı iyi basalım ki şair. O devirde. ormanlara alışkın insanlar gibi har şeye yakındır. arkadaşlık hususunda. ondan ruhan pek uzaktır*. gürbüz. bu işler için hiç müsamaha edilmiyordu. Sigfrit. coşkun bîr yarahhşın sağiamiiklaaına. Bu itibarla Mimenin sun'i mürailiği ile taban tabana zıttır. muvaffakiyete ezelden namzet bir kahraman kurtarabilir. Eserdeki. (Dresde) de Saksonya kralının kilise baş mugannisi olan Vağner. hissî bir temayülden ibaretti. renahk.— 158 - Bazıları derler ki Vağ-ner. bize Mime tarafından — Fafnerden altın yüzüğü zorla aldırmak maksadiy[e — bir ormanda büyütülmekte olarak takdim ediliyor: Kuvvet ve kudretini. Dağda. İhtilâlciliği. yanında kendine benziyen bir insanın. dünyanın içindedir. Hakikatte ise Vağner. bir çocuk gib (kendiliğinden) li. Sigfrit. servet üzerine kurulmuş eski sosyeteyi. Bu delikanlı: Bir atlet gibi . gençlik kaynağından ve iptidaî devrin hür usaresinden alan temiz ve kuvvetli bir genç. politika cereyanlarına filen karışmış değildir. . bununla baçka şey kastetmektedir. çocukluklarına tamamen maliktir. Mimeye tercih eder. Fafner de: Doymaz hırslarile dimağ ve kalbleri kararıp keselerini doldurmaktan başka bir şey düşünmeyen burjuvaziyi temsil eder. Ormanda da hayvanca bir istirahat içinde yaşamak istemiyor. diye nefyolunmuştur. buna mübtezel bir mükemmeliyet portresi çizmiyor. Mime. Bizi fenalıktan. kaprislerine. bir ruh kardeşinin bulunmamasından muztariptir. kahraman Sigfrit ile mabut Votan arasında farzolunan efsaneyi akrabalığı bir tarafa bırakalım.O. 1848 ihtilâline iştirak etti. aydan bile. 2 — Kurtaricı kahraman.

. bir şimal Herkülü olabilmesi için: Devleri öldürmesi. benimki gibi. Bu teshir eden-güzellik karşısında. Belki daha iyi başka birini de bulabilirdim. ispinoz kuşu gibi hür. uzaklarda. yok yok bunlarınkinden de güzeldir. istikbal için pek vâdh görünüyor. Niçin ölmüş? Bütün insanların analarr. Karşımda oiman türkü çağırıyor. ruhunun açılıp kuvvetlenmesi ve engin hisler içine dalması lâzımdır.. onda. Bunun için (tabiatle kaynaşma) şarttır. Ormanda esen rüzgâr kadar hürrüm.. (Ormanın mırıltıları) senfonisi. zincire vurulmuş masumları kurtarması. şimdi gülüyor. Ah anam! Anamın simasını gözüm önüne nasıl getireyim? Ah getiremiyorum. günün güzelliği bana. Yüzen balıklar gibi sevinçli. homurdanarak beni dinlemeğe başladı.. oğullarını dünyaya getirmek ıztirabından ölecek mi? . anasının hayali gözünün önünden gitmiyor. iz t irap içinde beni dünyaya getirmiş ve hemen ölmüş. nereye istersem gidebiliirim. düdüğümü öttürdüm.. ağaçların hışıltısı arasında kaybolmuş Siğfriti tasvir eder. yanıma iyi bir arkadaş gelip oturur mu diye... 3 — Tabiatle kaynaşma Bu muhteşem vahşicik bize. geyiklerin karacaların gözleri gibi parlak imiştir. Bu (panteistik) hayaller. "Ormandan çıkıp kaçmak ve buraya bir daha hiç dönmemek. Balkandan bir ayı çıktı geldi. Sen. Fakat bunun*. yalnız şimdi bu serin ormanı seviyorum. Benim yurdum. "Ben.. Beni tutan hiç bir şey yok.— 159 — Sig-frit: "Senden deha iyi bir arkadaş anyacağım. Ormanın ta ortalarında. senden daha iyi idi. sen benim babam değilsin. Ben hürrûm ve bunu yapabilirim. Vağner bunu müzikden bekler. az gizli kalmış her şeyi nasıl uyandırdığını gösterir. Şüphesiz ki açık renk ve parlak gözleri. Fakat bu bile.

„ Buna karşı Sigfrit şöyle diyor: "Filhakika bu.— 160 — Aman ne actklı şey. Sigfrit. öten bir kuş vasıtasıle haberdar oldu.. kavga kızıştı. Mimenin suikast teşebbüsünden kendini kurtarıyor. Ah. anamı göreydim. Fakat bunu duyan kalbim gene demir gibi..: Bu dağ gibi büyüklüğü ve çirkinliği. bu titreme. Bu sayededir ki sonra. Mimenin teşvikile Sigfrit. mırıldarken. kuşların dillerinden bile anlamağa başlıyor. anamı göreydirn. Fakat onun bu niyetinden. her şey vız vız vızıldarken. Düdük sesini müteakip Dragon ininden çıkt.. Hamle hamleye giriştiler.. N. . korkunun ne olduğunu bilmez. Sigfriti korkutmak şöyle dursun onunla çocukça istihza etmeğe ve gülmeğe başladı. kalbi göğsünden dışarı fırlayacak gibi çarpar. zekâsıda bambaşka oluyor. onu da bir kılıçta yere serdi.. etrafında herşey hareket ederhen insanın azaları titremeğe baslar hasseleri karma karış oiur başı dönmeğe başlar. kılıcını Tam bu sırada Mime de Sigfriîi öldürerek mei'un yüzüğe tek başına sahip olmak istiyor. Dragonun ini yanma sokuldu.hayet Sigfrit Dragonun kaibine. onu orman içinde korkutmak istedi. "Ormanda uz klarda her şey sallanırken. Sigfril'in kalbinde doğan bu kuvvetli hislerle.. „ Mime. ormanın içinde. Haniya?. " O . bu karma karış olma: Bsn bunları tatmak isterim. fevkalâde birşey olur. Bu dehşet. oralardan geçen bir vahşi homurdanırken. „ Ormanın hışıltsile. Şigfritte gayri meş'ur bir cesaret var.. Bu pervasız cesaretin sembolü: Sigfrit'in kendi döktüğü (Nothunğ)kılıcıdır ki ilk işi Fafneri yok etmek olmuştur.

cr. ve katfolunan (Sigfrite) e yas havas! çalıyor. ebedî uykuya daldırarak hapsetmiş. mabudeyi uykusundan uyandırmış* İşte o zaman ikisinin de kalbinden bir zafer sevinci ve aşk tajm ş. ormandan çıkıp gidiyor.— 161 — 5 — Pervasız cesaret Şimdi Sigfrit.. Filhakika o cltmdan ve hazineden nefret ediyor. Kayanın dört çevresinden tıhsımlı ateşi geçen kahraman. ve yeni bir insaniyet devrinin — hür ve cesur Sigfrit nesli devrinin — başladığını ilân ediyor. Bu da kendinden evvelkiler gibi ayni mel'anete düşecek mi? Va £r. Nihayet bu. Bir kuşun sesine meftun olup onun ardından. Votaı?. şimdilik kahramanlık ve kurtarıcılık seciye» sini tamamen muhafaza etmektedir. Sigfrit! Uyarıcı bahtiyar kahraman! Seni ne kadar sevdiğimi eğer hileydin. kendi gururları yüzünden. Ben ancak senin için uyanacaktım! Ey Sigfrit. Bünhilde: "Ey kahraman çccuV. ey mabutların parlak ihtişamı! Ey ebedî ırk ! Daima sevinç içinde yaşa 1 F.. "Tetraloji. altın yüzüğe sahip. (Brnnhilde) attık mabudlardevrinfr. Fakat Sigfrit. sinin son kısmında onu da bu akıbete düşürüyor... buraya — başka sebeblerle — kızı Brünhildeyi. kapandığı. ey ulvî çocuk.. Brünhilde. 11 . "Nur içinde yatsın seni doğuran ana: Mukaddes ve var olsun seni besleyen toprak] Yalnız senin gözlerinin beni görmeğe hakkı vard 1 .. Sigfrit' "Nur içinde yatsın beni doğuran ana: Mnkaddes ve var olsun beni besliyen toprak ! Çünkü benim sevincimi gören şu gözleri gördüm!. sevinç te bir titreme ile bitiyor. seni tebessüm ederek sevmeliyim! Valhal'in parlak devrinden daha parlak devirler aç! Hoşça ka!. ey muhteşem seferlerin gayri meş'ur hazinesi ! Ben. uzaklarda bir kayanın dibine varıyor.

— 162 — Karanlık uçurumlardan (tnabudların kara püskülü) gölgesi yükseliyor. Tabi! saf ve sadelik ile lirik ateşin zaferidir. orman bahan. Her şeyim onundur. 6 — Netice Pek mufassal olan Tetrolcjiden yalnız şu birkaç sembolü olsun hatırımızda tutalım: Mabudların Valhaliası: Başkalarını ezme sarhoşluğunun ifadesi. Fafner: Hayvan! ihtiras. . mütebessim ölümüm hep. derin ve yüksek aşkım. benim için. Sigfrit'in yıldızı parlıyor. taze ve ilk enerji ile dolu. Bu duygudan sonra. ünlü muharrir olan Leon Tolstoy «1828 — 1910» . insanların çoğunun mahkûm olduğu yoksulluk acısını düşünerek ve insanlarda görerek pek müteessir oldu. Tolstoy [1828 —1910] Zengin bir kont. Kanlarla sulanmış hazine* lerden kısır ve hayvanı zevk ve istifadedir. göz yaşlarile inşa edilmiş Tiraninin timsali ve kibir abidesidir. hep onundur. Sigfrit: Yeni hayat.ömrünün son yarısında. köylü centilmen. kalemini bu adaletsizliğe karşı şiddetle kullanmağa ve yegâne selâmet yolu gördüğü kendi doktrinini yaymağa başladı. Bu saat. onun ruhu altındayım. zabit.

Tolstoyun böyle vicdan şahlanmaları. bilhassa "fvan lllıtch'in ölümü. eserinde çoktur. İtiyat o kadar kuvvetlidir ki: Bize. Bütün hatâların kaynağı şudur: Boş. diye gezmiş. tasan. adî bir şey. bir kaza neticesinde başına gelen uzun veisdıraplı bir hastalıktan sonra ölmek üzeredir. insanların ıstıraplarını çoğalttığına kanidir. bu gece düşündüğü şu fi- . Ölüm döşeğinde bütün mazisini.. Buradan dönüşte yeis ve dehşete düştü. mütebeddil. vaki olan sükûtu ile. müraî. Mazisi böyle gözünün önüne gelince ona bir sıkıntı basıyor. Tolstoyu uyandıran darbe. mühim bir burjuva olan Ivan. Rusonun izinden yürüyen Tolstoy.. veya dıştan kuvvetli bir darbe iledir ki itiyadın pençesinden yakasını kurtarıp hakikî sefaletini idrak edebilir.— 163 — 1 Kendimize karşı samimiyet Tamamen temiz bir hayatın ilk çattı: Her günkü hayatın dışına ait sun'îiiklerini kabul etmekten mütevellit fenalıkları apaçuc anlamaktır. bo zulduğuna. Egoistlikten mütevellit bir cehalet neticesinde bunu şimdiye kadar öğreneme diğinden. 1884 te Moskovanın fakir bir mahallesini dolaşırken vaki olmuştur. boş ve egoist bir ömür sürmeği. Zengin bir memur. idrakinde anî şimşek çakmalar. monoton. modern cemiyetlerin fenalaştığına. kısır ve hattâ fena olan şeyleri normal görmek. Adamım. kendisini bu işi tasvip eder mevkide görmek ile kendini itham etli. gözünün önünden geçiriyor: İyi ve faydalı hiçbir şey yapmadığına kani oluyor. kendi özüle büyük bir mücadele.. amma sadece kesesini doldurmağı düşünmüş. şerit gibi. "Bu manevî ıstırap ona. iyi ve faziletli gösterir.

Tolstoy Çarların zuîmunun tevlit ettiği bu safsataya karşı «Nıkola Pa!kin> eserinde ateşler püskürür: . aiie hayatını tanzim!.— 164 — kirden geliyordu: Eğer benim bütün hayatım «olması lâzım geldiği gibi yani iyi» olmazsa benim halim ne olur? İlk evvel: Hayır.. kat'iyetle tasdik ettird'. ve bütün hayatı boyunca bunları acı acı hatırlad'. bunların her hareketi ve her sözü o gece kendisine zahir olan hakikati. Bu isyan zamanları bunları çabucak dağıtsa da hayatının en kıymetli zamanlarıyle. Nadir de olsa bazen.gördü. Artek tamamen anladı ki şimdiye kadar geçen hayatı. Ahlâkî rehaveti. 2 — içtimaî valan: Behemehal kurtulmak . Sabahleyin hizmetçisini... yüksek sosyeteye karşı duyduğu isyanları hatırladı. hayat böyle değildir.. grup halinde olunca. içinde bulunan adi vaziyet He memnun olmağı Tohtoyun eseri kadar sarsan hiç bir eser yoktur. sonra refikasını. ve tasdik ederler. Memuriyetîndeki hizmetleri. mecburiyetinde içtimaî yalan nedh? olduğumuz — "İnsanlar. İnsanlar beşer tarihinin cinayetlerle dolu olduğunu gö rüıler. bir şeyi sadece ekseriyetin iyidir.. der. Kendini. demesiyle hepsinin de böyle demesi. Fakat onlan. onlarda -sanki aynada gibi.. monden şeylere alâkast neye yarardı? Birden bire bunlara arkasını döndü. kızını doktoru görünce. müthiş ve muazzam bir yalandan ibaretmiş. Bu halde şimdi ilk vazife: Kendini ve etrafını tetkik etmek ve olmaklığımız lâzım geldiği gayet vâzih bir fikir edinmektir. diyordu. Fakat bir an evvel düşündü ki bu bir hakikat olabilir.. ona benzer şeyleri kendi zamanlarında görünce hiç ses çıkarmazlar.

bedenen ve ruban mahvolmaktadır. 3 — Ahlâk ne? Hastalığı böylece tesbit ettikten soma bunun devası — Deva.. Dört el ile içtimaî ahlâka. Milyonlarca adam fabrikalar esaretinde. insanlar. despotların zulmünü normal telâkki ve kendi kendilerini aldatmakta devam ettikleri müddetçe ilimlerin ve müesseselerin ilerlemesinin hiç kıymet ve ehemmiyeti yoktur. bunların çoluk çocukları da açlıktan ölüyorlar. 5 — Yeni hayat . birer mefsedet ve egoizm vasıtasından başka bir şey değildir. Üç yüz bin adam. Tolstoy'a göre manevî varlığımızı. onu aforozlamiştır. can çekişiyor. böyle samimi ve sağlam ahlâk üzerine kurarak hakikî «yeniden doğma» . deiin hayrete düşürecektir. Tıp* ki dedelerimizin de kendi zamanlarındaki çirkinlikleri görmedikleri gibi. 4 — Din Tolstoy. Tolstoya göre.. zindanlara atılmış. san'at ve ilim. müstakbel nesilleri.. her zaman böyle olmuştun Bizde de böyle olacaktır. Bütün bu korkunç manzaralar. fakat biz görmüyoruy. bizim böbürlendiğimiz. Yanliz Tolstoy.- 165 - "Ayni çirkin şeyler var. sol yanağınl da çevir!. Bu. İsanın "Sağ yanağına bir tokat vurana. öyle ise asıl temel iş: Kalbimizi temizlemektir. Hiristiyanl. sadece ahlâkîdir. sözünün kayıtsız ve şartsız taraftandır.. Başkalarına yardım ve cömertlik ile mûterafik değilse. cemiyet için yaşamağa sarılmaktır. bugünkülerin canlılığı ve hissizliği karşısında. . Bunun için Rus kilisesi. Bizim zamanımızda da mazinin çirkinlikleri var. Yaptığımız hatâlara karşı biz de köileştik.ğın formalitelerine düşmandır.

Mahkûm olan kadın Sibirya zindanlarına sevkedlliyor. Eserin kahramanı olan «Nekuldof». Moskovada jürüiğe seçiliyor.Bâsü badelmevt» inde bunu tasvir eder. trajik şefkatli. içkiye düşkündür ve cemiyet onu. uzun bir tecrübe ve uğraş• ma oluyor. kendini zararlı bir kadının hizmetine hasretmek üzere hepsini terkediyor. Bu sırada mahkemeye her türlü fenalıkları yapmış ve nihayet katil ile itham edilmiş bir kadın geliyor. çirkindir. Halbuki o. Normal düşütçe. müthiş. sathî. Kont için bu. egoist bir içtimaî nizamı idameye sky olup vicdanı tatmin etmediği ve bunun nefrete şayan bir komedi olduğu. içtimaî yalanlara karşı en gür bağıran. bu hadiseyi tamamen tabiî bulur. Sibiryaya onunla gideceğini beyan ediyor. yakıcı samimiyetli. Nekuldofun kalbine. Zengin ve münevver olan bu kont. iyiliğe karşı . Koğdu. büyük bir şahsiyet olup. Son romanı olan «Resurrection. Fakat bütün bu çalışmaları neticesinde «yeni hayat» a götüren <Bâsü badelmevt» i hissettikçe temel ahlâk kanunlarım daha kuvvetle anlamağa başlıyor: Her mahlûku candan sevmek. hüküm giyen bu kadın evvelce ailesinin hizmetçisi idi. Ve hatâsını tamir etmeği arıyor. nedamet ateşleri içine düşüyor. Böylece onu sefalete attı. zindanlarda arayıp bularak izdivaç teklif ediyor. Hem vaktile patronu oluşundan hem de şimdi hâkim mevkiinde bulunuşundan kendini bu mesele karşısında iki kat mes'ul sayıyordu. Ruso gibi.— 166 — mizı temin etmek lâzımdır. 6 — Netice: Tolstoy. içinden atmıştır. iki şey doğuyor: Biri beşerin adaletinin şekli. fenalıktan daima çekinmek. Kadını. Diğeri. O kadın ki cahildir.

Ibsene göte cemiyetlerin yarattığı ahlâk birtakım (batıla • prejüje) lerden ve hakikatte ahlâkî bir kıymeti ol* mayıp itiyatlardan doğan hal ve hareket kaidelerinden ibarettir. Eserleri ahlâkîdir. Bu . 1 — Hürriyet : Büyük romantiklerden Hügo ve Misele gibi. ve gittikçe gereneğin içine saplanır. Edebiyatta romantizme saliktir. miskin ve felce uğratan şeylerin tamamen zıddıdır. Bunda ötedenberi gelmiş işleri yapmakla insan kendim faziletli ve iyi zanneder. Bu nevi ahlâka düşman olan Ibsenin. Ibsen [1828 — 1936] 1828 de doğan Nerveçli Ibsen. Ibsen de beşer hürriyetinden pek yüksek neticeler bekler. Donmuş ve tembel ruhları hareket ve hararete getirmek için haykırır. çok fakirlik çekti. İtalya Münihte dolaştı. ferdin böyle basma kalıp ahlâka karşı isyan ederek.— 167 — eşsiz ihtiraslı bir ahlâkçıdır. Hürriyet deyirce anladığı şey: içtimaî konvansiyonun dar. dram şiirleriyle ûn kazanmazdan evvel. nihayet hâkîk! ahlâkı bulmasını tasvir eden dramları pek kuvvetlidir. Sesi 19 uncu asrın en kuvvetli ve keskin ahiâk mayası ve samimiyete davet edicfsidir. Norveç. gider.

. Bir mesele hakkında nasıl düşüneceği evvelden belli.— 168 — bapta ve cesaret: herkesle beraber (Çarşambadır Çar samba) demlyerek. Buna dair en güzel piyes: (Per Gynt) tir. en iyi temsil eden eseri «Bebenin evi> adlı dramıdır. Bu vaziyet karşısında. bir kere de kapısında < Burad? herkes... tıpkı c m s z bebeklerin varlığı gibi.. bir fıçı gibi. olan mahlûkların yanına. bu eserinde bizi bir kere yer altında yaşayan ve şiarları < Yalnız kendini kayır! . tamamen monoton. Bunun için başlıca iki şart lâzımdır: Birincisi. 2 — Ferdiyetçiliğin hudutları: Ibsenin bu hürriyetçiliğine bakıp ta insanı tamamen serbest bıraktığını ve intizamsız bir hürriyet ve anarşiye teşvik ettiğini zannetmiyelim. (Per Gynt). karısının ruhunda bir is/an patlıyor.tek başına kalmak pahasına da olsa itaat etmektir. Evinin içinde hayat. Bu ruhî haleti.. Bu adam. Yoksa insanı bozmak ve ahlâksızlık yapmak değildir. Ibsen. " Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin! ? mısraını şiar edinmektir. Fert için hürriyet isteyişi ferdin büyük işler meydana getirmesi içindir. tamamen basma kalıp ve batıl fikirlerle yoğrulmuş âdi bir insan. ve zannediyor ki vazifesi: bu zindandan kurtularak daha ziyade hareret ve hamle ile yaşamaktır. Eserin başlıca şahsiyetleri (Helver ) ile karısı (Nora) dır. ancak kendi kalbinin derinliklerin* den kendiliğinden gelen hissiyata .. kendi içine kapanır! > yazılı bir tımarhaneye götürür. kendisini bütün arzu ve ihtiraslara kaptırmış bir egoisttir. Ibsen bu eserinde gösterir ki İnsanın . madd! ve dar egoizmi kırmak.

henüz bir batılalardan siikinemiyen lere otoritesini kullanarak. ruhan derlenip toplanarak iç sükûnetine kavuşmağa sevkeden (amour de soi — kendine sevgi ve saygı) arasındaki zıddiyeti Jan Jak Ruso tamamen göstermişti. hakikate ulaşa bilir. Kütle ile yüksek şahsiyetler arasında bu noktadan. Maddi ve kaba huzuzata kat'iyyen gönlü akmaz. akdye ve seciye ferdiyetçidir ki. Hakikî ferdiyetçi. Ibsen. zekâ ve iradesinin kuvvetine rağmen muvaffak olamadı. dolgan ve ahenkli bir insan hayatı yaşamak değil. bir çok ihtilalar olacaktır. Yoksa bu dışarıdan herhangibir nas (döğme) veya kanun ile verilemez. Çok zarif ruhları. Kütlenin kabul ettiği akideleri ve düzeltmek ve ve insanları gittikçe yanlış yoldan kurtarmak istfyenlere karşı.— 169 — zevke tabiî kaprislerine bi/akması. henüz daha kanatları tüylenmemiş olanları uçurmak istemişti. (Vahşi Ördek) eseri bunu temsil eder. nura tahammül edebilmek üzere birdenbire ve en kuvvetle tenvire çalışmak. her şeyden ruh kuvveti. hislerde sebat ve iç sükûneti ister. onları tamamen kaybetmek ve ıstıraba düşürmek demektir. Her türlü kibir gururlara sayısız can sıkıntılarına sebep olan (atnour propre — izzet-i nefis) ile. hayvanlığa inmesi demektir. Ibsenin kahramanlarından biri olan (Brand ) . bilâkis insanlıktan vazgeçerek. Bunun faydasi olmaz. kütle maalesef soğuktur. Bazen halk. nefsine halcim olma. halk aşıklarına. Sebebi. . " siz benim gibi yükselin! „ dememelidir. ayni dersi yenilemiştir. Hsr fert ancak mufaza ve irade kuvveti iledir ki. halk düşmanı na* zariyle bakar. ikinci şart şudur: Ammenin kanaatları üstüne çtk mı ş olan ferdiyetçi.

kendi ulaştığı yüksek noktaya kütleyi maharetle çekmeği bilmek: fşte Ibsenin aradığı kahraman. 1864 Slesvİg muharebesinden sonra. açlığa. geliniz bana! ruhlarımızı bîrbirne dayıyarak. belki (Brand) eserinde görürüz. Her şey dökülüp saçıldığı perişan olduğu halde o bütündür. yalanı susturalım ve genç bir arslan olan iradeyi uyandıralım. bir alev gibi beliriyor. Herkes için tek bir gaye vardır. bu durgun muhitte. Bunda alelade hayat. tek başına ulaşabilmek. Bîr tunç levha olmak. kararsızlığı alaşağı edelim. Burada harap bir köyün evleri falegierin gölgesine sıkışmıştır. egoizm tuzağına düşmemek. yaşatan da iradedir. bütün ruhları tutuşturabilecek. burada boğucu ve hüzünlü bir peyizaj ile yerini değiştirmiştir: Buzlu sisler arasında kaybolmuş bir Norveç fiyort1]'. Onun istediği kahramanın portresini. en sönük renklerle tasvir edilmiştir. en benzer surette. Büyük işlere şahlanıyor. can ve gönüllerimizi birleştirerek temizleme işine baş vuralım. bunun üstüne Tanrı ne isterse yazar» . icabında. hasisliğe. Bu dram. (Bebek evi) zindanı. Küçüklerde de büyüklerde de aynidir. politikanın adiliği ve darlığı tesirile yazılmıştır. bu zavallı sürüyü bu sefil ve acıklı vaziyette tutmak için onları itiyat ve akideleri içinde hapsetmekten başka hiçbir şey düşünmüyor. kıskançlığa kurban gitmek üzeredirler. Çelik bir iradesi var. Başlarına geçmiş olan mahdut kafalı adam köy ağası. Yeni gelen Pastur Brand. Ey benim doğduğum bu derelerde güç bir hayat yaşıyan insanlar.— 170 — 3 — İrade kahramanı Hakikate. Nursuz bir hayat yaşamaktan nefret ediyor: «İnsanı hür kılan da. kahramanca hare* ketlere susamış bir adam. Burada yaşıyan fakir balıkçılar.

Yalnız bunu pek mübhem tasvir etmiştir. cesur ve temiz adam yapmak istiyor. mükemmel bir (adam) olmağı bildi. Kütle. 4 — Üçüncü hükümranlık: Bununla beraber ibsenin son sözü bedbinane değildir.. lâkin sonu muvaffakiyetsizlik. ölüm döşeğinde olan anasını hasisliğinden vazgeçmediği için ziyarete gitmiyor. öyle hareket ediyor. bir avalanş altında öiüp kalıyor. Hasta düsen çocuğunun.. evvelâ orun ardından gitmeğe niyetlenmiş görünüyor. Muhit. diyor.. en yüce tepelere çıkarmak) istiyor.. her günkü maddî ihtiyaçlarının ardından koşmağa başlıyorlar.. Fakat çürük bir niyet. Brand düaünöyör ki ruhları uyandırmak için hal ve harekette çok sağlam olmak lâzımdır. o vazifesinin başından ayrılıp gitmeği reddediyor ve çocuğunu kurban veriyor. dirik. Fiyordun sert iklimine dayanamıyacağını doktorlar. Büyük romantik şairler gibi lbsen de. Amma sonra ıstırap ve fedakârlık devresi geliyor. tik hükümranlık. fakat imkânı olmıyan bir şahlanma istemesiyle kendini mahvetti: Bütün kütlenin. dar ve miskin akidelerinden. evvelâ kendini iyi karşılıyor. Ha bire gayret. O. Tek başına kalan Brand. Hasılı Brandın hayatı yüksek bir manevî inkilâp yapmak teşebbüslerîle dolu. Biraz daha ilerleyip yorulunca. Brand.. kendini dinleyen insanları. söyliyorlar. köy ağası arkalarından yetişiyor: "Koşun. sürüler ile balık geldi!. dar ve maddeci kiliseden kurtararak onları ebedi. kendisini taklit etmesini istedi. Kütle tepeden koşa koşa iniyor. Yola dizilip tepeye doğru çıkmağa başlayınca.— 171 Brand. insanları. beşeriyetin daha şerefli devresi geleceğine bir (üçüncü hükümranlığa) inanır. fatihlerin idi: Maddî ve askeiî kuvvete . yüksek ahlâkî hakikatlere taptırmak (şiir Iisanıle. yol biraz güçleşir güçleşmez kütlede cesaretsizlik ve mırıldanma başlıyor..

Bunnnla lbsen belki şunu demek istiyor: tasanın kalbinde kibir ve haz hüküm sürerse insanı bozar. içleri ne ise dışları da öyle olmağı aramalılar. kimseye boyun eğmemeyi bilen. diyor. mert ve ahenkli bir ruha malikiyet mi? Bunu pek iyi seçemedik. Ibsenin şairane teşbihlerini.- 172 - dayanıyordu. Amma memzuç olurlarsa en dolgun bir hayat yaşamış oluruz: O zaman ruh alevlenir ve enerji uyanır.. hîr zaman her yerde vicdanlarının iyi ve doğru dediği şeyi istemeli ve bu adalet hissine göre hareket etmeği bilmeliler. . daha doğrusu bunların en iyileri. salip ağacı ise ıstırap ve fedakârlığı temsil ediyor. Bunlar hal ve hareketletile takdire değer insanlardı amma bunlar unuttular ki iradelerin kuvvetlenmesi ve ilerilemesi. ferdin kendi içinden gelmelidir: haricî bir iknadan değil. haz ve meserreti. Onlarda işte bundan muvaffak olamadı. Kalplerde ve ruhlardı derin bir İtaat itiyadı bıraktı. Bugünün insanları. derunî hürriyet hissini tam bir surette inkişaf ettirme» liler. kuvvet. Her iki nevi de tek basma hâkim olunca bizi gaflette bırakır. kal1 i ifadelerle tercemeye imkân yok. Çünkü. Ancak bu suretledir ki hakikî insaniyeti yaratabileceklerdir. kahramanlık Burada Ibsenin kastettiği saadet. ve sonra beşeriyeti düşürdü. Bu büyük ülküyü kim reaüze edecsk? lbsen: "Tanıma ağacı ile salip ağacının birleşmesi. (Apotre — Havari) lerîn idi. Yalnız ıstırap İse kansızlaştırır. maddî realiteler mi? Yoksa sadece: Saadeti felâketlerle çarpışmakta bulan ve kendi kendine kâfi gelmeği. Tanıma ağacı. kinci hükümranlık. Bu ikisinin birleşmesinden yalnız ferdî değil saadet ve bahtiyarlık ta doğar.

Ülküsünü realize etmcsile. ve bunun başlıca fikir- . Şairliğe döndü. örnek ve yüksek bir insan olmuştur. İçtimaî yalanlar arasında temiz ve gürbüz bir kuvvet ve (ferdî yükselme) imkânının canlı bir hücceti şeklinde yükselir. Çünkü kahramanları. Biihassa (Ruskin) in tesiri aifrnda kaldî. Ve bütün insaniyeti temsil ve ona hizmet edeceklerdir. Rahipliğe girecekti: vazgeçti. ( Rosetti) gibi şairler : ( Burn e j o v e s ) gibi ressamlarla dostluğu varch. Ibsenin kahramanı ise ne baştır. kendi kalplerine doğan vazifeye misyoner varlıklarını vakfedeceklerdir. fçi ne ise dışı o OIÎ çaktır. âlicenabane faliyetlf. I§ci şâir ve muharrirdir.— 173 — 5 — Netice: Fransız romantikleri. Vilyam Moris ( 1834 1899 ) Vilyam Morİ5. fikren müstakildir. ateşli nikbinliği ile dikkate şayandır. 1 — Hayatı ve eseri 1834 te orta halli bir aileden dünyaya geldi. hakikatte ferdiyetçi değildirler. Kollej ve üniversitede iyi tahsil etti. Vaziyetterinde ve tiklilerinde tamamen samimîdir. ne hizmet edicidir. fıtıî mevhibelerin tenevvüu.

ve müstakil bir hayattan sonra 1899 da öldü. Moris tarafındın tekrar basılan bir eser de ( Toris Mor) un " Ütopi. bundan cesaret alarak. 2 — içtimaî mesele ve sanat Sanat ve güzellik ahlâkının ne olduğunu (Ruskîn) de görmüştük. kitabını yazdı ki bununla ütopistler sırasına girdi.. Bütüı bu işleri yanında. Burada evlerin ve resmî binaların tezyin işlerile uğraşıyordu. iş. Moris. Heyecanlı ve genç ruhlu bir adamdı. Böylece. ihtirasla. Şiirler ve hikâyeler yazmakla beraber resme ve yağlı boyaya da çalışıyordu. Renkli camlar. konferans vermeğe ve halk terbiyesi için çalışmağa da vakit bulabiliyordu. fabrika larin . yapılmağa değer bir iş değildir. Ostadı Ruskin gibi. Basacağı kitapların tipoğrafini ve resimlerini kendi yapıyordu. 10 uncu asn işgal eden en mühim meselelerden biridir. Moris te şuna kanidir k>. Teknik o kadar ilerledi ki işçiyi. benimsedi. çok ün kazandı. insanların uzaklaştırıcı çirkin ve karanlık nokta* lanna attı. çalışkan. ve ( Kelmscott) da bir matbaa ve bir de kitabçı dükkânı açtı. Uzun. < Kırmızı ev > büyük muvaffekiyet kazandı. sidir. dıvar resimleri. Halbuki bu hal Makinecilik ve seri hayatına girdiğinden itibaren her yerde hemen bir kaide gibi oldu. Buna ilâç olmak üzere sosyalist doktrinlerin . kitabettik yapmağa özendi. Bu mesele. Ona en ziyade nüfuz edenlerden biri (Moris) tir.. bir kölelik ve alçaltıcı bir şey oldu.— 174 — lerini. Bu işlerle beraber eserler de yazıyordu. 1891 de „ Hiç bir yer. Bir kaç arkadaşı ile beraber bir (tezyini sanatlar) evi açtı. insan için en büyük bedbahtlık: sevmeği işi yapmak mecburiyetinde kalmaktır. Buna biraz sonra ('•kırmızı ev) denildi. halı ressamlığı ve saire yapılıyordu. " Sevinç ile yapılım* yan herhangibir iş.

— 175 — öne sürdüğü şey: menfaatin ilgasıdır. işine karşı insanın duyduğu zevkten ibarettir. yeniden bir sevinç kaynağı yapmaktır. > Diyor. O zaman tngilterede bunu yapmak. Nihayet İngiliz sosyalist partisine girdi. güzelliğin az çok bir ifadesi olur. bü - . Ve bu sayede amele de. Sanat. Böyle olduğundan itibaren sanat eserlerin müşterileri çoğalır ve eJ işlerine ve sanatlarına güzellik girer. Buna varabilmek için artist ite el sanatları sahihleri arasındaki duvarı kaldırmak lâzımdır. demokratlaştırılmış olur. İnsan. „ yok etmektedir. sanattan istifade edebilir. eğlence değil. sulh ve saadetin kaynağı. Bunun içindir ki meslek! ter* biyeye ve bilhassa resme çok ehemmiyet verir. zevk ve zekâ ile yapılma ğa müsait bir yeri vardır. Ruskinden soma Moriste: < Sanat. Moris. bir işi zevk duyarak yaparsa onda şahsî bir tam g ası olur. Herkes. muesır bir muharriri şu formülünü : " iş bu. Fakat el sanatları yaptıkları şeyler de amelî ve kullanılan peyler olmalıdır. İçtimaî sanat. Morise göre her sanatın. kıymetli kumaş ve saire gibi maddî lükslerin yerine. Altın. Sanat. ve o iş. halk sanat. bütün içtimaî meselelerin bununla halledilip biteceğini zannediyor değildi. mahirânebir iş ile meydana gelebilecek gayet ucuz bir şey üzsrine yapılacak şekil kaim olmalıdır. bu suretle aristokrasiye münhasır kalmaktan kurtulur. inci. ucuzca. Bu da encak en mütevazi işin de artistik bir surette yapılması ile mümkündür. Moris'in öne sür* düğü fikir: işi. hakkını almış olur. ve yükseltici. hayat verici bir Hümanizmin vasıtası olacaktır.

takat içinde yaşanılan muhit: Sevinç. bir dostu ile müstakbel sosyete hakkında konuşmuşlar. genç görülüyor. ziya ve güzellik muhiti olacakar.. meselenin can evi elmalıdır. müstakbel sosyeteye aid bir ütopi lomanının bir kaç faslı gibi gösterir. Bununla beraber Morisin sosyalizmi. Morisindir: «Tasalı insanlar arasında çabuk ihtiyarlanır. Bu «misafirler evi» rsde. ve hazinliğînden canı sıkılıyor. Bütün bu nevi eserlerde görüldüğü veçhile. Müellifin evi de «misafirler evi» oluyor. > İnsanlar. Münakaşa. çünkü hepsi mesuddurlar.— 176 — yük bfr cesaretti. hürriyetin ve genişliğin tadı tadılıyor. Şehirlerin içinde dumanlı fabrika bacaları yok. eserini Moris. Ve o gece modem hayatın çirkinliğinden. ve bu terbiyede zevki yükseltmek isi. Moris.» kitabını yazıyor. Zarif bir surette dıralara bürünmüş kadınlar. Blâkis hürmete değer iştir. sıhhatli ve güzeldirler^ Tem'z giyinmişlerdir. Bu da gösteriyor ki ona göre içtimaî meselenin sanat yüzünü halletmek kâfi değildir.. . Çünkü ev işi. Açık gökte güneşin tatlı ve ilik bir harareti ile insanın içi neşe ile doluyor. iktisadî ve siyasî meseleler de var. hâkim fikir: Müşterek hayatta ve bütün vatandaşların tam müsavatıdır. hararetli ve mübhem geçmiş. romanına eğlenceli bir mukaddeme ile girer: Bir akşam. âdi bir iş değildir. hayal ve rüya âlemine kaçıyor ve o zaman bu «Hiç bir yerde. Sonra balık istifi gibi yer altı trenine binip evine gitmiş. insanların hepsi. baş döndürücü süratinden. Evlerinin ve erkeklerinin işlerini kendileri görüyorlar. Bunlar bir filozofun mülâhazaları değil bir artistin rüyasidir. halk teibiyesinden ibarettir. Her şeyde ahenk ve güzellik var.. 3 — "Hiç bir yer. Bu realiteden. Şu güzel tâbir.. geçtikleri yerlere küçük lavanta çiçeği dalları saçıyorlar.

yaptığı işde görülecektir. Bu taktirde işçilerin gayretini arttırmak için bi takım mükâfatlar ihdasına lüzum kalmıyacaktır. Gönül arzusile ve hürriyet ile olunca iş -oıta zamandaki gibi angarya değil. Yeni adamın. de var ki buralarda. Çünkü o. Herkes. Birtakım "birleşmiş atölyeler..kuvvet ve*meharetlerini göstermek için... 12 . * Morise göre şahsi mülkiyetin ilgas'. bugünkü «Septe Jarden» tipidir. Kendi kendilerine yüzmek. Evin ön tarafım tezyin bile bir sanat eseridir. insanda çalışma zevkini azaltmaz.— 177 -Bundan başka «bir hanım için evini maharetli tanzim edebilmek bir zevktir. çünkü ayrıca dinlenme için kâfi zamanı ve geliri vardır. hürriyet içinde ve oyun ile terbiye edilecektir. Cinayetlerin çoğu yok olmuştur. bahçeler. grup ormanlarda. sevimli olur. Böyle kendiliklerinden bir çok şeyler öğrenmiş olacaklardır. ahenk ve güzellik örneği. hakikî ihtiyaçlarını bilir ve yalnız faydalı olan şeyleri imal eder. her iş hoşuna gidecektir. ormanlarda küçük midilli beygirler üstünden sıçramak. Evlerin içleri de temizlik. birleşmesi lâzımgelen işçiler birleşerek çalışmaktadırlar.bir yolun tamiri ile meşguldür. Evler. tutacağı işi tayinde serbest olacak. Ceza F. İmal ettiği şeyleri de neşe içinde imal edeı. Seciyesi ve şahsî zevki. herhangi bir iş icabt. Şehirlerden köye dönüş. > Morisin yeni şehri. plajlarda oynıyacaklar. Bu suretle her iş hoşa giden bir idman olacaktır ve hiç kimse bundan çekinecek değildir. hayatın kendisidir. ot biçmek. Rusonun (ETHI) I gibi bir terbiye eski mânada mektep yok. halkta yeniden sıhhî bir muvazene tesis etmiştir. grup. içindedir. Çocuklar. Çocuklar. biraz yapıcılık ve marangozluk öğreneceklerdir. Ve köyler şen ve şataret içine gömülmüştür. Kezalik başka bîr grup .. kır larda. "işin mükâfatı.

tabiî bir faaliyet ve bahtiyarlık sevinci içinde bir arkadaşlık hayatı yaşamaktadır. derin bu surette gayri ahlâkîdir. Morisin sözleri. 4 — Netice Bu mucizelerin nasıl usule geldiğini Moristen sortnıyalım. Yalnız moriste. bugünkü (teknik rasyonalizasyon) karşısında masal gibi kalsa bile onun şu kanaati her zaman dikkat ve hürmete şayan kalacaktır: " Eğer is. bir sistem hahne koyacak kadar fikir kuvveti gösterememiştir. csza fikri bile. lükse karşı mistik bir fesahat iie soz söylemekle kahniştt.— 178 - kalmamış. bunların rüya olduğunu saylıyor. Mes'ut ve neşeli ve " şahsî serveti atıp saadete kavuşmuş olan bu insanlar. insanı boğmağa ve hayatını çirkinleştirmeğe sebep oluyorsa o iş. dikkate değer şey. umumî sahada. iş iie makine arasındaki ahenksizlik iie bir de büyük mikyasta istihsal hırsıdır. . O. Amma o. Feriler arasındaki musavalsızük nasıl yok olmuş İse milletler arasndaki rekabet te yok oinsu^. bunu i. Çünkü o da. bu rüyalarını. Moristen evvel Ruskin de bu mealde fikirler öne sürmüştü. Morise göre bu düşkünlüğün sebebi. sanat üzerine olan fikirleri ilâ sosyetenin düşkünKiğü sebebi üzerine olan fikridir. tahammül edilemez bir şey olmuş.İle gösterdi. Fakat Mbris.

1842 de (Ncwyork) da dünyaya geldi. I89O da yazdığı ( Psikoloji) si. ilk önce Anotomi. Fransada ( Şarko ) ve diğer akü hastalıkları mütehassıslarının derslerime devam ettiler. ( M . 1900 den sonra yalnız Felsefe ile uğraştı. D . = Master Degri ) sini 1870 de Harvard Üniversitesinden aldı. Babası mistik bir filozoftu. anatomi ve fizik ötesi tahlillerle doludur. Psikoloji olaylarını. ince ve renkli tahliller yapma merakı onu Felsefeye çekip götürdü. Felsefî ilk eseri ( The will to belive = inanmak iradesi 1897 ) idi. genç Amerikan devletinin ruhunu pek iyi kavrayıp ona en uygun bir şekilde hitap etmeyi bildi. Ceymis'e göre. Fizik ötesi demek: eşyayı en açık bir tarzda düşünebilme çalışmaları demektir. Ceymis. İngilterede kalarak nihayet ingiliz vatandaşı oldu Vilyam. 1872 den itibaren ölümüne kadar ( 1910 ) burada hocalık etti. Felsefeyi şöyle tarif eder: Eşya hakkında en iyi anlaşılabilecek bir şekilde düşünmek. Kendinden bir yaş küçük olan kardeşi ( Hanri ) ile beraber Fr an saya tahsile geldiler.— 179 — W . Hanrı. Amer ikada hiç bir filozofun elde edemediği başarı ve halk arasında ün kazandı. . Ceymis (1842 — 1910) Vilyam Ceymis. 1902 de bir Psikolojik izahlar şaheseri olan (Varicties of Religions Expeiiencis = Dinî tecrübe başlıkları) nı yayınladı. Ameri kaya dönerek. FiziyoIoji ve nihayet felsefe hocalığı.

onun karanlıklar içinde dolaşmayı sevmesinden değil. Tahlile ben de oradan başlıyacağım. fikri : haricî ve maddî realitenin bir aynası gibi kabul etmesindendir. Cermen Fizik ötesinin Pedantesk terimlerini hiç sevmez. bazılarının sandığından çok daha ziyade İyi bir aynadır . Düşünce bir akımdır. eşyanın . Bu dokum.bir mutâsıdır.Fizik ve Kimyanın bir kopyasından ibarettir.koku. Fransız Ekolünün apaçıklığına vurgun olan Ceymis. bunu sokmamak için tıpkı bir hastalığa karşı uğraşan karan- . Araçsızlık. aktüalite ve reaHte aşkıdır ki Ceymisl pragmatizme çekip götürmüştür. Bu meselede işe psikoloji ile başlamış ise bu.— 180 — 1907 de mejhur ( Pragmatizm ) ni 1909 da ( A Pluralîsttc Univers — Çoklu kâinat ) île ( Hakikatin mânası ) Ölümünden bir yıl sonra 1911de ( Bazî Felsefe meşeleri ) 1912 dr de ( Radikal Amprizm denemeleri ) çıktı. Her şeyi bir döküm ve mâna içinde götür. . (Haris) ve başkaları Hegel felsefesini Amerikaya sokmak istediklerinde.ki eşyayı yan yana gelmiş ayrı ayrı fikirler olmak üzere alırlar. Felsefesini bilhassa bu son eserinde en açık anlatmıştır. bir nisbetler sistemidir. Ceymis'e göre bu. Fikir ve duyguların bir devamlı akımıdır. Eski ingiliz atomcu Psikoloji. Hiyum'un sandığı gribi sadece ayrı fikirleri kavrayıp yansıtmakla kalmaz. Ceymis. lems ve kalıp şeklinde . Pragmatizm Ceymis'in düşüncesi ddma eşya üzerindedir. Bu akım içinde fikirler meselâ kandaki yuvarlaklar gibi geçmektedir. . Akım.

Hakikat demek. Eski fizik ötesi problemlerini bu mehenge vurmağı sınadı. pratik hayata uygun ve başarılı olması demektir. Ceymis. O Felsefeye : " Bir kuru lâf harmanı „ der. (Uygunluk). Nasıl ki (hükümler) ve (zaruretler) de böyle bir nispet meselesidir. geniş ve uzun vadeliliği de içine alır. Onları bu mehenge vurunca bir kimyevî tertipten elektrik akımı geçirmek gibi bir hal oldu. Bunlar Öyieaçık mâna kazanmışoldular ki sanki Eflâtun'un meşhur mağarasından bir öğle güneşi altıea çıktılar. «demişti. "Nasıl hal ve hareketimiz için uygun olan yolun adı (doğruluk) sa. (hakikat) de: objektif bir nisbettir.— 181 — na doktorları ve memurları gibi uğraktı. Peirce ) in „ Fikirlerimizi nasıl vâzıhlaştinrız?» başlıklı bir makalesinde: «Bir fikrin doğruluğunu anlamak için onun bir iş. (Spinoza). düşüncelerimiz için uygun olan şey de hakikattir. (hakikat) in yeni bir tarifini yaptı. Ceymis. aynı zamanda hakikattir de. Varılacak özel neticelerin önceden doğru hesaplanmasıdır. Hayat yolunda iyi olan her şey. Hakikat (iyi) nin bir türlüsü olup ondan tamamen ayrı bir sınıf değildir. Ceymis. ebedî ve değişmez. . Yoksa sonu gelmez münakaşalardan başka bir şey çıkmaz." Pragmatizm. meydana getirtip getirtmediğine bakmalıyız. (objektif nesnel) hakikat olarak alınır. Tabiat kanunları. bunu felsefenin temeli olarak almıştır. iyilik ve güzellik gibi. Bu da şüphesiz ki faydasız bir şey demektir. bir tecrübenin formülleşmesi. bundan ilhanı alarak. bîr fikrin menşeini arayacak y&rde. 1878 de ( Ch. Ceymis. Yoksa herhangibir nesnenin kopyaları değildir. onun meydana getiidiği neticelere bakar. işte bu ilkeye sarıldı.

FataÜst. Burhanları bizi dikte eden. ilkeler. Zira Determinizmce inanacak olursak Hint mistiklerinden farkımız olmaz. — İnsan. Böyle ikisini armonize edebilecek bir fehefe var mı? Ceymis. düşüncenin yönünü. zarurî farz olunanlar üstünden aşarak da sona. . Determinizim'i reddetmede birinci olmak üzere ikisi karmasidir. Meselâ Ceymis. kategoriler. iradesine sahip mî? — Elbette. bunu kurmağa uğraşmıştır. karanlıklarda dalıp kayboldu.— 182 — Pragmatizm. Darvenizm: menşe nedir? (Neblöz) lere daldı. Skolâstik: Eşyanın mahiyeti nedir sorusunun cevabını aradı. meyvelere bakar.. hadiselere kıymet ikinciden. geleceğe ve aksiyona çevirmiştir. Belirgin ve dağişmez nasları. İnsan. Pragmatizm: (sonu ne?) yi aradı. beşer hürriyetini kabul ederler. Ploralistik. iyimser ve münisttirler. Mizaçlar bu bapta iki türlüdür: 1 — Yumuşak ruhlular: dindarlığa mütemayildirler. zaruretlerdir. 2 — Sert ruhlular: dinsiz ve materyalisttirler. filân ve falan felsefeyi kabul ediyorsa bu (nesnel gerçek) i elde ettiğinden değil bünye ve mizacına uygun geliyor da ondan. Bazt meydana vermede mizaçtan mizaçlar da bu ikisinden birer parça katılarak gelmiştir. neticelere. karemser ve septikdirler. sorusuna cevap aradı.. İdealist. Zaruretleri dikte eden burhanlar değildir. Bu suretle o.

gibi (tabiatle mücadele) de harcamahdtrlar. Uyanık olma ve ahlâki hayat için.. ona göre esas. yani: Kâinata. Tanrıya iman pek mühimdir. Bunu ispatlamak için Ceymis. Diğer taraftan öyle bir felsefe lâzımdır ki kâinatı bir (şema) gibi değil. doğru bulmaz. Her şey. ferddir. vazifesinin ferdlere hizmet olduğunu iyi kavrasın ve yapsın.. öyle bir hükümet lâzımdır k(. insanı iğnelesin. muharebelere harcamaktadırlar. her türlü dinlerdeki insanların tecrübelerini (Dinî tecrübeler) adındaki eserinde göstermiştir. manevî öte hayata inanır. der. (Tain) in her terakkiyi: (ırk. hattâ felsefe bile bir vasıtadır.— 183 — Eğer sürmekte olduğumuz yaşatabilecek bir hayat varsa. gerek cemiyet için ayrıca ihtiyat enerji daima vardır. bataklık kurutma. Bu ihtiyat enerjiyi insanlar ve milletler. fırtına ile batmış bu sahilde gömülü bir . muhit ve zaman) a vererek ferde kıymet vermemesini. Ceymis'e göre her insanda gerek ferd. bir çok mağlûbiyetler ve başarısızlıklarla dolu olmasına rağmen başarı ve zafer elde etmeği bilen insanlara. hayattan daha iyisini Eğer bizi bu sürmekte olduğumuzdan yata ulaştıran bîr fikir varsa. bunları vereceği telâkkisini ilham ederek. bir uçsuz bucaksız sergüzeşt sahası g-ibi alsın. Ceymis. Ceytnis. Tehlikelere ve başarısızlıklara rağmen cesaretle ilerleme telâkkisini eski Yunanlılardan kalma bir anıt taş üzerindeki yazı pek güzel açıklar: «Gemisi. kanal kurma. daha iyi ha- Onları almalıyız. Halbuki bunu asıl: Gene toprak açma.

Prağmatizm'in kökü: Kant'ın amelî aklında.din mücadelesinde Kant ve Bergson gibi • Materyalizmin elinden dini kurtarmağa çalışmıştır. Zaten birkat'î hüküm var mı ki ona dayanarak biz de bir neticeye varabilelim? (8u. (The Wıll to blieve — inanmak iradesi) ile vardı. Hoşça kaim. ingiliz tecrüfcî felsefesinde Ve Amerikan hayat telkinlerinde Jdir. Darvin'in: (En lâyık olan yaşayacaktır) mda. Bakon'un tecrübî ingiliz felsefesini bir kere daha hayatta kendisine çevirmek istemiştir. . Her şeyin değerini (geniş fayda) ile ölçen (umumî menfaat) felsefesinde. Yoksa felsefenin eski (Hakikatin ne olduğu meselesini) hal ettiğine kendide kani değildir. Bunu.» Pragmatizm. Ceymis. Şopenhavr'm (irade) sinde. İnsanın mukadderi hakkındaki bu büyük hakikate (Ceymis).— 184 — gemici size-yelken açmağı tavsiye ediyor ı Birçok cesur gemiler . Aliaha ısmarladık. (Con Doi) der ki: Kâinatı bir (olup bitmiş) bir şey gibi değil de bir şans sahnesi gibi almak. ve çevirmiştir. Cemis'in yaaşdıği günlerdeki Amerikan hayatını aksettirmektedir. Denebilecek bir şans. budur). ölmezden biraz öce yazarak masasının üstünde bulunan şu yazısı pek iyi anlatmaktadır: Kesin bir hükt"m ve netice yok. ve tavsiye edilebilecek bir öğüt yok. Akıl ve mantıkla vanlamiyan. son zamanın ilim .biz burada batarken • Fıttinaya mukavemet etmektedirler.

onun (Bayrot) itak muvaffakiyetini. Sonradan Vağnerden nefret etmesi. Vağner'i ilk evvel âdeta perestiş ediyordu. modern devrin ileri olduğunu ve daha da ilerlemekte olduğunu söyler. asıl ilerlemenin bu olmadığını cesaretle bağırmıştır. bu maddî ve adi zenginliğin altında .•— 185 — Niçe (1844 — 1900) Üniversite prefösörlüğü ile işe başlıyan Niçe. Son Almanyamn da en büyük muharrirlerindendir. Bütün felsefesini bu fikir üstüne kurar. bayağılık. ( Vağner ) ile ilk evvel hürmetkar bir dostluk içinde yaşadı. fen ve tekniğin inkişafı diye övündüğü şeyler . 1 — Gerileme fikri: Niceye göre avrupa gerilemektedir. Bir çok insanların avamın . yorgun ve uyuşmuş bir milleti uyandıracak hakikî bir din prensibi görüyordu. sebebi bu büyük dâhinin sıfatında. korkaklık devri» der. fenalığı şümullendirmekten başka bir şey değildir Almanya. ve neticelerinde 1870 ten sonra verdi. modern Avrupa üzerine en derin bir tesir yapmıştır. hakikî enerji ve kahramanane büyüklük yoksulluğu görmektedir. Felsefesi. Sonraları aralarında Şiddetli kalem münakaşaları oldu. bir insanı kibre düşürecek . eski yunan edebiyatını derin mütalâa ve tetkikten sonra kendine mahsus bir Felsefe öne sürdü. 1870 . vatandaşlarını yükseltmekten ziyade bozup alçalttığını söyler. iikrinde iseler de Niçe . maddî refaha daldıkça o. Yaşadığı devir hakkında Egoizm. Müelliflerin çoğu.1871 Alman muzafferiyetinin. inzivada. hastalıkla ve ıstıraplar içinde ve nihayet deli olmakla bitti. Nicenin hayatı.

. nura doğru çıkmanın yollarını gösterir. eski Yunan ile Rönesans devresi. inişli çıkışlıdır. hırîstiyanhk ile başlamıştır. Devrimiz en düşük devirdir. «Batıyordu amtna.. Fena nedir? — Kökü zâfta olan her şey. böylece. Zaitlere ve gerilere yardım etmek mi? — Bundan daha zararlı bir şey var mı? Zaiftere ve deklâselere yardımı emreden hiristiyanlıktan daha muzir bir şey yoktur. En fena bozulma. . bilhassa İtalyan intibah devrpsidir. Felsefesinde. Lüter diriltti» der. Zaifler ve geriler mahvoisun. fakat harp. irade ve kudreti yükselten her şeydir. Saadet nedir? — Bir mukavemeti yenme ve kudretin arttığını duymadır. Üstün devirler.. Nıçe hıristiyanlığın en büyük düşmanıdır. gene gelecektir. Beşerin hayatı.. hıristlyanlığm meş'um ve iğiâl ettirici tesirlerini zamanımızda dahi devam ettirmektedir. Miskin faziletli değil fakat değerli ve yüksek kıymetli olma. 2 — Beşerin ülküsü: Bu halde gâb ilerliyen bu hayatin mânası nedii? Şimdi kendinden bazı parçalan alalım: "İyi nedir? — İnsanda. Ona göre demokrasi ve hürriyet gibi modern fikirler.. maalesef. Niceye göre beşeriyetin büyük devresi. İşte insana muhabbetimizin birinci prensibi. der. Her şeyden evvel sulh değil. fakat daha ziyade kudret sahibi olmayı arama. Fakat Nicenin bir de (ebedî dönüş) nazariyesi vardır.— 186 — kadar tantanalı ve bunda merkantil bir zihniyet görmesindedir.. Bulunduğu halden memnun olma değil.

Hıristiyanlığın. Bu. dünyanın gürbüzleri. Fakat beşeriyete bu. sathîlikten Ve gösterişten nefret. pek pahalıya mal oldu: Bunlar. (fevkalbeşer) lere nasip olur. 8u kahramanların işlerile zaif ruhluların ve kölelerin {küçük faziletlerim) mukayese etmeğe kalkmak.. kültür zaferi. kendilerini her gün biraz daha en kvvetli ve en yüksek yapmağa uğraşan bir (güzideler zümres') dir. doğru fikirlere hararetle sarılmak. insanı asla (ebedî hayata) ulaştıramaz. Birinciler. adam oğlunun en değerli vasıflarının kıymetini düşürdüler. sürünün bu (küçük faziletleri). 'İsaHa veya onun havarisi (Pol) da sevmediğim şudur: Küçük irsanlarm kafalarına öyle şeyler doldurulur ki sanki onların (küçük faziletlerinin) bir ehemmiyeti varmış. istibdada boyun eğmemek. Beşerin tekâmülü için insanları asiller ve köleler diye ikiye ayırır. modern medeniyetin bütün müsbet şekillerini ihtiva ediyordu: tefekkür hürriyeti. cesaret ve kahramanlık meylinin yolunu sapıttırdılar. on asır süren orta zamanın. Koyun kafalılık ve yumuşaklık bu dereceye çıkarılınca bu dünyada şöyle dursun. şahsî hürriyet. her fenalığa rağmen. ahır ette bile hiç bir şey beklenemez. Fakat bu mertebeye yükselmek: pek asîl ruhlu kahramanlara. en son vardığı altın devir idi. hür.— 187 "İtalyan Rönessans'ı.. kudıettileri.. onları birtakım rüyalara sevketmek ve aldatmak demektir. fenne ve beşerin fennî mazisine karşı heyecan. pek ateşli anlatır: "Gürbüzlerin. Bunu. samimî. Hıristiyanlığın yaptığı işte budur. "Yer yüzünün en güzel çiçekleri: kuvvetli. (mes'ut olma)haklarından .. insanı kendi kendini mahvetmeğe kadar götürdüler. ikinciler hastalarıdır.

İlk bakışta bu ahlâk. Burada sesinin tonu. Muakis kutuptan . Bununla Nicenin pek meşhur (fevkalbeşer) meselesine geliyoruz ki bu (üst insanlar).. der. İyi arkadaş. 2 — İnsana pek fazla merhamet etmeden. bilâkis bir fazilettir: Bu seçme. bugünkü beşeriyetin yirine kaim olacaktır. işte ancak böylelikledir ki kendimizi —hiç olmazsa bir müddet— bizi tehdit eden iki müthiş bulaşık hastalıktan koruyabiliriz. Dostlar. onlarla karışmaması lâzımdır.— 188 — şüphelenmesi ne büyük ve ne meş'um bir hatâdır. artık filozof gibi değil. yer yüzünde en yüksek noktai nazar bu olmalıdır. evvelâ gürbüzlerin hastalardan ayrılması. 1 — İnsandan nefret etmeden.: sert kavgacı ve egoist görünür. bir gerinin hastanm ve zaifin egoistliğe hakkı yoktur. Yahut bizden ayrılıp inzivaya çekiliniz. 3 — Fevkalbeşer. coşkundur. Kavgacılığı da doğrudur. Bu tersine dönmüş dünya kahrolsun! bu utanılacak derecede yumuşamış hisler kahrolsun. Hastaların gürbüzleri de hasta yapmasına meydan verilmemelidir. Vakıa sertliğini. Amma beşeriyeti yükselten bir adamda olunca bu. Kollektif. gittikçe yükselen bir insaniyet meydana getirecektir. Hastahaneierle timaı han eleri. anonim ve teknik bir muharebe değil. medeniyet üe komşu yapmayınız. neticede itiraf eder. Fakat şunu ilâve etmek şartiyie ki bundan (ferdî cehd) mânası anlaşılsın. Buna ulaşmak için. bırakınız temiz hava girsin. Liriktir. çünkü böyle olmak zarurîdir.. şairanedir. Egoistliğe gelince: Niceye göre. öyle ise. ya bizim arkadaşımız olunuz.

her engele üst gelmek mecburiyetinde olan bir varlıktır. Bundan sonra. kendinden daha üst bir şey yarattı. yıkıcı haberdir.. Fakat bu damlanın adı: (üst insan) dır. hayvan ile (üst insan) arasındaki uçuruma Icurulmuş bir köprüdür.. e s k j _ ^ k jcıyjnetlejlnita bilhassa îııristtyanlığmkinin' tamamen zîddlnidîr7~Hârfi harfine . hıristiyanlığm aîlahı ölmüştür. hıristiyanlığın incili fena haber.. "Ben. Şimdi de insan. maymundan daha maymundur. Nice diyor ki. "Şimdiye kadar her varlık... Evvelden maymun idiniz. şimşeklerin öncüsüyöm. arzda (üst insan) hükümran olacaktır. 4 — Netice Nicenin ahlâkı.. dünyayı. Bunu izhar için «arza ve toprağa sadık kalmak> lâzımdır.. Asıl (iyi haber—İnci!) foeiiimkf. "İnsan. t Yan i alelade insan olmıyarak (üst insan) olmaktı?]. "İnsan.. Siz bu büyük dalganın geriye çekilişi misiniz? Daha açık tabir ile (insanın üstünde bir varlık) olacak yerde hayvanlığa dönmek mi istiyorsunuz?.. şöyle diye bilmelidir: ben. der. hıristîyanhk zehirinden kurtarmağa davetli görür. "İnsanda büyük olan şey. "İnsana nisbetle maymun nedir? Mukayese edilemiyecek kadar geri bir şey değil mi? (Fevkalbeşer) yanında. bugünkü insan da öyle bir mahlûk kalır.— 189 — bir Isa gibi olarak kendini.. Amma sizde solucanlıktan çok şey kaldr. bulutlardan düşen ağır bir damlayım. "Siz solucandan insana kadar yükselen bir yol geçtiniz. köprü olma istidadıdır. size (üst insanın ne olduğunu söyiiyeyim: «Üst insanın...

Anatol Frans ( 1844 — 1924 ) Romancı Anatol Frans. temel kültürünü tarihten aldı. onu kolayca İstikbale ait düşüncelere sevkedebilirdi. Fakat hayat bunu da -hirisîlyanlığ» yaptığı gibi. kendi iştihalannı tatmin eden bir insan değil. Nicenin (üst adam) i. Birincisinde hâkim olan. Beşerin hayatı namütenahi olmayan tabiat şartlarına dayanmakta olduğundan. fenalığa karşı mukavemet etmemek ve saire bu dünyada olmıyacak şeylerdir.düzeltir. Bu müteazzim ahlâkın tehlikeli noktaları oîacsğı şüphesizdir. . O zeman enerj yi ve kahramanlığı tahrik eden bir vasıta olur. Çünkü Frans. Maziye zevki ve vukufu. fennî mülâhazalardır. fanidir gelip geçicidir Nevi beşs- . Esasen bu mevzu ile meşgul olacağı tabiî idi d e . Bütün mahlû'ilara müfrit bir muhabbet ve merhamet: en geriler en Önlerdir fikri. Taiihçİ idi.— 190 — ahnsrsa htrisHyanhk esasen ütopik bir şeydi. Niçeninkinde muakis kutuptan ifratlar vardır. . yalnız kuvvete tapar. insanlığın istikbali ile hararetli meşgul olmuştur. Eserleri tedkik edilince görülür ki Fransm istikbal hakkında üç muhtelif görüşü vardır. kahramanca yüksek idlere sarılan ve yepyeni bir insaniyet yaratan bir varlıktır.

Dreyfus meşalesinin. ütoplye benzer bir şey yapar. Bu telâkki. ihtilâl ülkücülüğüne. Frans'm esas fikri. ağır ağır. 2 — Usul ve istikbal hakkında tahmini Evvelâ şunu söyliyelim ki Anatol Frans'a göre ütopi. Bunda Vılyora Moris ile Vels'den ilham almıştır. fakat durmadan ve daimî bir su* rette hakimlerin rüyalarinı tahakkuk ettirmektedir. İkincisinde hâkim olan telâkki. ve adalet ve hakikatin en son zarurî zaferini ilân ediyor.— 191 — rin ömrünü pek te geniş olmıyan bir zaman sahasında görür. şüphesiz. içtimaî aksiyona inanmıştı. "Beyaz yol üzeıinde. eserinde. (Septik filozofu) nunkidir.. terakki fikrine inanmaz. der. Bu felsefeye göre insan. Fennî bir şeydir. Anatol Frans'm ruh ve hayatında uyandırdığı heyecan ve nikbinliktir. Bunu «Jerom coignard'ın fikirleri» eserinde izah eder. bir şeyi tamamen anlıyatnamak zâfında herkese karşı müsamaha ve gâieryüziülük ile hareket etmek kaynağı bulmalıdır. Ancak hakîmane hareket edenler. Mösyö Bergeret. serseri bir hülya değildir. Nok- . Frans.. güneşin soğumasını o kadar uzak zamanlar da görüyorlar ki nevi beşer için hemen hemen namütenahi bir devre göstermektedirler). Renan'ın statüsü önünde Frans: «İnsaniyet. Bunun tasviri de « Epikürün bahçesi » eserindedir. Parise ayak basınca nikbin oluyor.. "Ce'Iie des Piyoninsn eserinin tasvir eder. son fasılları bu tezi Üçüncüsü. Güneşin harareti kesildiği gün nev-i beşer de yok olacaktır. ( Maamafıh şunu da kaydedelim ki bugünkü fizikçiler. beiki budur. O hâdise karşısında Frans. kendilerini kurtarabiliiler. Sosyeteler ise «yıkma ve yeniden yapma» gibi bir batıl devir üstünde dönerler.

mevziidir. Başka bir misal daha alalım. Bir asırdanberi küçük sanatlar yerine büyük sanatlar sermayesi kaim oldu. "Mademki insan cemiyetlerin mazisi. sulhçu mu olacağı da ayni suretle aranılabilir. . oldukça iyi biliyor. muharririn hissi bir tercihi oluyor. nin kıymeti. sonra satın alman köleler. fik evvel esi?ter çalışıyordu. Bazı içtimaî hadiseleri müşahedemiz altsndi bulundurmak ve bunların ne gibi şartlar altında vuktîa geldiğini tarif ve tayin etmek mümkündür.. Şimdi bu sermaye yerine kaim olacak şekil aranılabüîr. birtakım derişikliklere maruz kalmıştır. Çünkü istikbalde olacak şekli tayinde. bugün şahsî mülkiyet şeklinde olan istihsal vasıtalarının istikbalde bırgün nasıl bir şekil alacağı da anlaşılabilir. bugün inhitatına şahit olduğumuz hıristiy anlığı tasavvur ve temsil edebiliriz. kısmen bizce malûmdur. geniş mikyasta rol oynıyan. Daha sonra ücretliler. Bu ezah devreye göre.— 192 — ta i azimet?. kalbimizin arzu ettiği bîr şeyi tahakkuk ettirmek için hayalimize kuvvet vermek demek değildir. Dinlerin hayat ve mematı hakkında beşerin bazı tecrübeleri var. Bunu-ila beraber bu çeşit "fennî. Ta menşedenberi hadiselerin akışı itibarile bir (tıtimal). elbette tam ayar değildir. işin şrkli. O mazinin mabedi ve neticesi de bize tamamen meçhul kalamaz. Müstakbel beşeriyetin kavgacı mı. Bu zaviyeden bakılınca ütopi. bir (içtimaî faraziye) dlr. Bilhassa Romanın (taaddüd ele) devrini. Vebadîsatm tetkiki ile çizilen münhanî üstünde devam eder. Ortazaman derebeylerinin elinden kuvvet ve kudretin nasıl istirdat edildiğini mütalâa etmekle. Buna bakarak. Meselâ. yeni bir istihsal şekli daha tesbit edilebilir.

şehir ile köy arasındaki tezadın kalkmasıdır. Anatol Frans'ın ütopik cemiyetinin prensipleri. şahsî mülkiyetin tamamen ilgası üzerine kurulmuştur ve sen zannediyorsun ki kullanılan eşya ve moblelerde d ahi F. Bunlar trenler ve otolar idi. zarif konforlu ve oldukça münzevi evlerine çekilebilecekler.. öyle bir nüfus muvazenesi yapıyor ki vatandaşlar. kafamı patlatıyor. güme güme ağaçlarla süslü ve içinden çay geçen bir çayır ile nihayetleniyor. Frans. Girdiğim cadde.— 193 — 3 — 2270 senesinde hayat Anatol Frans. orijinal şeyler değildir. Eski bildiğimiz kollekivizimdir. Anatol Frans'ın rüyasında bizi alâkadar eden trenler. Hasıl ettiği rüzgâr. Büyük şehirler. işinden çıkınca bir "epikör. tahayyül ettiği yeni âlemi rüyasında görüyor : Parmaklıklarının arkası yeşil yapraklı nebatlarla süslü. 13 . Makinelerin çıkardığı gürültü. penbe evler bulunan uzun bir cadde boyunca gidiyordum Kırlarda aîev ve dumanlar saçan çelik (sirk) lar var. şehirler ahalisinin dağılmasına müsait bir şekle girmiştir. inzivası tadı tatabilecek. 4 — Kollekivizim. Burada inekler otluyordu. Herkes. sana diyorlar ki bizim sosyetemiz. Bu mintakada bir korku kanad germişti. muhtelif şekillerde fakat hepsi mini mini. (metropolis) ler yerine. Yalnız bunun sadece istihsal vasıtalarına ait bir iştirak olduğu pek vâzih olarak görülür. çayırlar değil. Gözlerim bu tazelikler ile mest iken dümdüz ve doğru bir yoldan birtakım gölgelerin koştuğunu gördüm. federalizim. fabrikada altı saat çalıştıktan sonra. sulhçuluk.. Nakil vasıtalarındaki terakki. "Hipolik. yüzüme vuruyordu.

" Federalizmi ise. Bir lâmba veya bir koltuğun mülkiyeti değil. istihsaldeki ahenksizlik ile rekabetteki delicesine hareketler. kanallar.— 194 - şahsî mülkiyet yoktur. gâh mağlûp oldu. Bu suretle harb de kalkmış olacak. Amma bu böyle değil.annolunuyordu. adalet ve aklın icabet tirdiği yeni sosyeteye geçid nasıl olacak? Anatol Frans'a göre Avrupada bu geçid. Bu anarşi devresi boyunca sınıflar mücadelesi de körcesine ve müthiş oldu. Kendi sinesinde de mücadeleler yaptı. Yoksa etrafımızdaki kullandığımız eşyanın mülkiyetini yıkmadık. büyük karışıklıklara ve ihtilâllere sebep olacak ve sonunda yeni nizam doğacak. işin meyvelerini bir şahsın veya bir grup eşhasın yemesi ihtimalidir. karanlıklar içinde. toprak. intizamsız bir mücadeleye girdi. Avrupa milletleri arasındaki hu' dutları kaldırmaktır. madenler. Proletarya gâh galip. Sulh: müessir ve ahenkli bir organizasyon mahsulü olacaktır. Frans. yollar ve sairedir. Bununla beraber daima az çok kazandı. kendi kozuna hizmet eden şefleri attı. Avrupa federasyon devresine girerek federal bir komite tarafından idare olunacak. felâketler meydana getirdi. Bizim lâğvettiğimiz mülkî şahsiyet. istihsal vasıtaları. 5 — Eski sosyeteden yenisine geçid Kapitalist eski sosyeteden. uçurumlar içine yuvarlanıp gitti. Bizim yıktığımız şey. Fena anlaşılan ve fena tanzim edilen bu teşebbüsler. Kendi içinden partilere ayrılması ve hatâları yüzünden tamamen kaybettiği s. KapitaHstler ile patronlar pek büyük gruplar teşkil ederek. geçen asır Avrupasını şöyle tasvir eder: '"Yirminci asrın nasil iktisadî karışıklıklar doğurduğunu biliyorsun Kapitalizmin hakim olduğu son yüz sene içinde. istihsali tanzim ve rekabeti kaldırmağa teşebbüsler et' tiler." .

5 — Netice Anatol Frans'ın ütopisi. Vels [ 1866 — 1947 ] İşte yirminci asrın başlarında kurulmuş bir ütopi daha. Avrupa milletlerinin çoğunda. G. «Bazılar» derler ki bu 14 adam. Han Reyner. Eseri. Ona göre Avrupa milletlerinden her biri bir (rasyonalizm) devresi geçirdikten sonra nihayet uçurumun öte başında ön dört emeKçinin muvakkat diktatörlüğü ile bir federasyon ittihadı kurulacak.....— 195 — Anatol Frans'a göre ihtilâl. Bir yüksek cemiyetin*. kendileri dahi istemedikleri halde. Şurası kafi ki bunlar Avrupanın bu yeni cereyanına karşı gitmiyecekler. Yani cemiyetleri yaratanın müstesna adamları olduğuna inanmıyor. Diğer bazıları da bu 14 ler.1 . H. üçü birden hemen ayni tarihte birer ütopi edebiyatı yaptılar. günün meselesi üzerinedir. ancak herkesin kendi işini çok iyi yapmasile olacağına kani bulunuyor. Fakat ilk ikisi kendi muhayyilelerine dayandıkları hal. orijinal bir şey olmayıp fikirleri (Popularize) etmekten ibarettir. Vels. vasati tipte adamlar olup işlerin gidişi bunları. büyük Lir deha ve müthiş bir enerji gösterecek de öyle olacak..» Bu son ibare gösteriyor ki tarih kültürü derin olan Anatol Fransr «kahraman> lara tapmıyor. Ve sanki fennîdir de. devam etmektedir.. öyle yeni bir içtimaî nizam kurmağa mecbur edecek. Anatol Frans.

eseri. Fakat "Modern bir ütopi. Filân tabiî şart ve vaziyet. eserine terbiyevî bir karakter verdiğini iddia etmektedir. 1 — istikbali keşif metodu Vels. eserleri bundan bahseder.— 196 — de. aklı selim ile varır. muhakememe ile. Bunda hayal ile felsefe birbirine karışıktır.için o kadar da dikkate şayan değildir. herhanğibîr uzak adada kurmak ta değildir. Amma bazı yerleri de müphemdir. arzımıza benzer. . ile "Uyuyanlar ne vakit uyanacak?. iyimser değildir. üçüncüsü. parça parça bazen şehircilikten. bazen ahlâktan bahsedip. değişince veya en yüksek noktasına varınca beşerin hayatı için ne gibi neticeler verir? Halihazır vaziyetini. ününü: fennî usulü mahirane kullanmasına borçludur... iş bu muhayyel hayatı. bir içtimaî faraziye şeklinde gösterir. bu günkü varlığın normal ve muvazeneli bir surette inkişafıdır. toplu ve vazıh bir noktai nazar veremediği . Bunu yalnız okuyucunun muhayyilesini kamaştırmak için değil. bazen teknikten. Romanlarında kara bulutlarla ve felâketlerle dolu olan günler de vardır. Vels'e göre ütopi . Vels'in sistematik eseridir. istikbale doğru uzatınca ne netice alınacak? "Zaman istikşafı makinesi. 'istikbal hakkında haberler. başlıklı yazıları. Onda.. Fakat bunlara da metodla. İstikbal hakkındaki fikirleri. sadece hayaien kurmak veya bu gün mevcut olan hayatın zıddını almak değildir.. Vels'in ütopisi. 2 — Yeni insanlık Mesele : ilerilemiş yeni bir hayatı. bugünün müesseselerini ve kendi tesisatlarımımı daha uygun ve daha tesirli bir tarzda -bulmalıyız.

geniş şahsi teşebbüsler sahası olacak ve devlet. . Bütün istisalâatı kontrol ve idare edecek. dil de birdir. Devlet intizam ve asayişi temin edecek. İşte model ütopinin temel kanaatleri . ve tediye ettiği ücretler. 3 — Ütopiden bir manzara Vels'in maddî teşkilâtının teferruatına girmiyerek yalnız mühimlerini zikredelim : Evlerin. Bu ırmaklar sistemi gibi.. bu teşebbüslerin hür çalışmasını temin edecektir. Devlet. Bunlar işletirler. Dünyanın herhangibir eyaletinde yerleşmeye ihtiyaçları yoktur. ovalare denizlere düşüp gene denizlere ulaşan sular gibi olacak. hürriyet için Dünya. Bu ikisi arasındaki yerlerin ikamet edilmeğe yarar bir hale getirirmek içindir. işleri tevzi edecek. nakliyatı dernhte edecek . Gıdayı devlet veya mümessilleri istihsal edecek. araziye feodalite tarzında mütesamftırlar. Mahallî büyük hükümetler ve belediyeler. Yükseklikler ve çukurlar arasıada olan bu metevassıt sahadır ki asıl yeni hayatın cevheri ve meyvesi teşekkül edecektir.— 197 — Yalnız arz ve hayatımız. fertler için tesis edilmiştir. yollara bakacak adaleti idare edecek . Kanun. "Bütün dünyada hüküm süren. Devlet tarafından istihsal olunan enerji. tek bir devlet olacak Toprak bu devletindir. insanî noktai nazarımıza göre dağların ve denizin yaratılması sebebi. yarı göçebe haldedir. Orada sosyete parçalanmış değildir. însanlar. ferd için. o muhayyel hayatın bir müsveddesidir. denizler ile bulutlar arasında. denizlerden bulutlara çıkan ve bulutlardan dağlara. Bütün enerji kaynaklarının sahibi hükümettir. içtimaî rejimleri de şöyledir. bugünkü gibi . tecrübe etmek ve değiştirilmek başka kahplaa sokulmak için vardır. Şöyle ki her ne zaman nerede isterlerse orada hazırdırlar. Böylece devlet.

son asnn dört köşeli kutulara benziyen mimarisinden kurtulmuş. Üniversitenin yanıbaşında muazzam kütüphaneler ve pek zengin müzeler var. Sonbahar aylarında. Burada fikir ve muakale cereyanlarının büyük mecmuaları. binlerce profesörü ve onbinlerce talebesile kudretli bir üniversite var.* Binlerce insan. dokuzuncu fasıldır.. halkın boş zamanlarını güzelleştirmek için en güzel edebî eserler meydana getiriliyor. kıyıları ağaçlı bir ırmak. fen ve felsefeye aid olgun kitaplar. • .. bu kubbelerin altında mistik akşam karanlıkları güzellikleri. Ötede. Görüyoruz ki Vels'in ütopisi.. asil bir saraya girer gibi. Umumi yolların sağ ve sol taraflarındaki (Platform) larda şen insanlar yürümekte. eserin en mühim parçalarından şunu zikredelim : "Merkezde. denize doğru akan... sabah aydınlığı içinde. palmiyelerle.... 4 Samurayiler Eserin en dikkate şayan kısmı. Bu yollar. evvelden taşlarda meydana getirdiği güzellik... geniş meydana doğru gidip gelmekte. Gotik tarzın.... Caddeler.. . küçük ağaçlarla ve statülerle süslü geniş bir meydana çıkıyor. yeni başka malzemelerin tabii güzelliklerinde yaşamakta.— 198 — hizmete muhtaç olmiyacak surette teşkili: hastalıkları ve cinayetleri gittikçe yok eden sıhhî bir siyaset. gerileri ve bedbahtları terbiye edip yetiştirebilecek bir içtimaî siyaset.. giriliyor. gerek madedleri ve Roma münhanileri tarzında binalarla süslü. Büyük kemerler üstünde cam kubbeler. modern şehirlerde görülen bir şeydir. Buraya. Yalnız bunda fennî. Bir de. Yani medeniyetin nimetlerinden herkesin istifade etmesi düşünülmüştür. sınaî ve şehrî medeniyet daha mükemmel tatbik edilmiştir.

Vels Samurayilerle olduğu kadar herhangibir din ile mukayese ederler. idarenin başına öyle adanv lar getirmelidir ki bunlar ne şahsî menfaatlerini ve rahatlarını düşünsünler. kilitlenmiş bir kast değildir. bu türlü idarecilere. ilca ve heyecanlan inzibatlaştıracaklar ve vatandaşların ahlâkını. hayır. ne de sadece iktidar mevkiinde bulunmak arzularını tatmin için idarenin başında bu lunsunlar. ne de liberal demokrasidir. Prensibe. Samurayi'ler sınıfı diyor. tesanüd ve enerji itibarile en yüksek bir sınıf yaratmaktır. cehd ve teşebbüs kabiliyetlerini inkişaf ettireceklerdir. şu fikirden yürür.. idare adamlarında şu meziyetler olmalıdır. Fakat bu sınıf. Japoncadan alarak. . düşünce. sebat.. (Prensip) i= ayinsiz ve nassız felsefî bir (deizm) dir. Hasbiyet.. İktidar mevkiinde ancak vatandaşla! ı ahenkli bir surette idare etmek için bulunur. düşüncede ihtisas. dinî tarikatlerin mümarese usullerinden istifade etmişe benziyor. Hayır.— 199 Bu fasılda muhayyel sosyetenin mukadderatını eline alacak seçme insanlardan bahsedilmektedir. Bu muhayyel sosyete: ne bir imparatorluktur. âdi insanların hırsını kabartacak surette şatafatlı tutmaz. rejime iman etmiyenler tabii iktidar mevkiine getirilmez. Vels. Filhakika gayesi buna pek yakındır. iktidar mevkiini. Bütün dünyayı idare edecek olan cihan devletini. Ruhan asıl ve idareye fıtraten müsteid bir zümre tarafından idare edilecektir. Bu güzide sınıf. bu Samurayi'ler idare edecek. Gene bu idareciler. Çünkü bu sınıfa kabul veya bundan ihraç olunma. İçtimaî hakikatleri bulabilmek ve bunları insanJara teklif edebilmek için. Bu işde Vels. Vels. Vels'in istediği de.. mesleğini kat'î surette tayin ve kabul. bir nevi dindir. (prensip) i kabul veya reddetmeğe tâbidir.

formüllere bağlanmazlar. fena ve lâkayd insanlar tarafından bozulabilir. 5 — Netice Vels. Susuzluk. Onları harekete getiren kaynak: şahsiyetlerinde.meneder. . hem yumuşak metodu vardır. Velş'in eseri. kozmogonilere. günlük kokulu. dinlerin kabuklarına. hayatın gizli ritmlerinden ayrılamıyan bir şeyi kabul ederler. Vels'i tedkik edenler d e : programının tanziminde: "imkân. dini de snsuzluk gibi. John Dewey 1856 Con Doi'ye göre felsefe : ilim naziresini ve dinî meseleleri ikinci plâna bırakarak.— 200 — "Bir muhayyel sosyetenin dininde temel prensip. Vels'e göre insan. bu modern ütopsinin: masallar âleminde bir seyahat olmadığına kanidir. ergenon musikiii dinleri alkoldan teselli aramağı menettiği gibi. Onlar. bir romanlaştırılmış sosyolojidir. bunların üstündedir. "müsbettir. ayni zamanda hem sağlam. hıristiyanlığın «aslı zelle» fikrini kabul etmemektir. beşerin yardımlaşması ve beşer hayatının tekâmülü meselelerini ikinci plâna alıp aydınlatmalıdır. der..nasıl bozulabilirse dini teşkil eden arzular huzmesi de... ile "makul olma. arzusunun. Vels'in dini. mülâhazah ve sükûnetli tefekkürierindedir. gurur ve diğer bütün arzular kendilerini tatmin eden bir çok vasıtaların mevcud olduğu bir devirde. iyidir. Samurayiler. Samurayüere: mabedleri tiyatro gibi olan şaşaalı.. fantazi ve masalalıktan üst tutulmuş olduğunu söylerler. Samurayiler..

Endüstrici bir memlekette.— 201 — Bu ancak.okul. bilfiil hiç iş görmiyen (serbest meslek) sahibi insanlar yetiştirme demektir ki bir Aristokraside boş vakitleri çok olan insanlara bu belki uygun bir şeydir. Fakat bu tecrübî ilimlerin. ve hayatın hiç arasız aydınlanıp durması göziyle bakılacaktır. bizzat pratik işlerle mal edilmesini ister. gençlere kitaplar vasıtasıyla değil. (Liberal terbiye) demek. Burada her hangi bir şeyi öğrenme: pratik ve deneme ve hatâ (Trial and errorj metodiyle olacaktır. Bu takdirde terbiyeye: bir (olgunluğa hazırlık) gözü ile değil. edebiyattan ziyade tecrübî bilgileri tavsiye eder. ( Doi ) nin felsefesi : Terbiye meselesini merkez olarak alan bir felsefedir. Hakikî terbiye ve kabiliyeti okulu bitirip hayata girdikten sonra elde . bizzat iş ile vermek mecburiyetindedir. Baha Arıkan'ın tercüme ettiği " Nasıl düşünüyoruz ? „ adlı kitaplarıdır. zihnî gelişmenin bir (iş alet) i olacaktır. ( Liberal terbiye ) taraftarı değildir. kitaplarla değil. her nesil. Endüstri ve demokrasi memleketi olmak istiyen bir millet. Başka bir deyim ile okul. ötesi işlerdeki tecrübelerimizden edeceğimiz istifadeye bağlıdır. Burada disiplin ve güzelliğe de içtimaî ve iktisadî nkam için zarurî göziyle bakılacaktır. ) ve M. iş vasıtasiyle ruhun hiç arasız gelişmesi. küçük çapta bir atölye ve cemaat olmak gereğindedir. Orta çağ döküntüsü Skolâstik usul ile beceriksiz ye sonradan görme insanlar yetişir. Fakat yalnız bir iş başındaki arkadaşlıktır ki demokrat insanlar yetiştirir. kendinden sonraki nesli daha mükemmel yetiştirmekle mümkündür. Bu zatın baş eserleri şunlardır: Avni Başman'ın tercüme ettiği ("Demokrasi ve terbiye. terbiye işinde. (Doi) de Spenser gibi. Bir Demokrat ve Endüstri memleketine hiç gelmez. çocuklarına bilgiyi.

ekseriya .909 — ediyoruz. Yese inanmaklığ mız lâzımdır. Bergson'un (hayat hamlesi) hakkında: "bunlar mevcut olabilir. Bunun içindir ki terbiye denik^ ş ey. Şu ( nötre ) tabiat kuvvetlerinde değildir.. tabiatüstü sebepler bakımından değil. Ancak bunlara âdeta perestiş edercesine bir mevki vermek doğru değildir. birden bire ve mükemmel olarak kavramaktan daha kolaydır. hayat mücadelesinde. en aşağı şekliden başlayarak tekâmül etmiş bir şeydir.) Ne eşittir ki o bununla oluşu (tekevvünî) ve deneysel (tecribî) fikirleri yani bir kavram ile incele meğe başlıyordu Eşya ve kâinat. (Doi) bir tabiatçidır.idealize ve rasyonalize etmeği hiç doğru bulmaz. bizim içimizdedir.her şeyi tahrip edici değildir.. Dekart'm* "maddî varlıkların vücut sahasına tedricen çıkmış olduğunu kavramak. Onun azimet noktası. bulundukları muhitteki mevki ve işlevlik (Fonksiyon) lan bakımından izah edilmeğe muhtaçtır. insanın yaratıp taptığı kuvvetler kadar . (Doi) de Beykın. der% Yine der k i : şu kâinat kuvvetleri. mezarın kapısına kadar devam edecektir. Kâinatı: -tamamen bize taallûk ettiği noktalardan hadisatın cereyanına hâkim olamıyacak surette . ENSTRÜMANTALtZM — ALETÇİLİK (Doi) nin tekâmül nazariyesi telâkkisindeki hususiyet şudur: Beden gibi ruh da. nazariyesi meseleyi tamamlıyor. Ülûhiyet. . Zekâ. darvenizimdir. daha mantıkî oluyor ve sonra Darvinin "neviyierin menşei. söziyle bû oluş. (yalnızlık) âleminden bu iş ve hareket dünyasına insanların seyyâl ve kaypak işlerini görmek içindir.. Darvinin neviler hakkındaki sözü (Galile) nin: (e pur si muove — bununla beraber yer dönüyor. Şopenhavr'ın (irade) si..

siyasî bir esas ve misyon ile yani âdil biv içtimaî nizamın ne olduğunu aramak kaygusiyle başlamıştır. Biz şuurun (Statü) sünü değil. (bütün sahalarda natüraiistik görüş ve telâkki kabul edilmedikçe) başlamıştır denilemez. Teolojinin bir yansısı nazariyle bakmaktadır. Fakat Sperıser'in anladığı tarzda pasif tertipten düzeltmeler değildir. Fikirler. işi tam bir tertip ve düzeltme yolunda hayalî tecrübe ve temaslardır. "Felsefenin işi : haricî âleme nasıl vukuf peyda edebi- . Kâinatın künhünü bilmek için değildir. ölüm demektir. Modern çağ. federal aristokrasiyi temsil eden idealizm ile dinli ve müterekkî demokrasiyi aksettirmeğe (ihsascıhk) arasında hararetli mücadeleler devam etmiş ve bu mücadele hâlâ bitmemiştir. herhangibir şey karşısında bir (yeni intibak) aletidir. herhangi bazı hareket ve ( behavior ) larımız içindir. Fakat bu. Mili ayarındaki pozitivistler gibi.— 203 — Hobs. Fakat bir müddet sonra. "Muhite tam bir intibak demek. ingiliz felsefesinde de içtimaî endişeler asıl felsefî meselelerin gelişmesine engel olmuştur. iki asır boyunca : otoriter dinle. tepki çeşitlerini incelemek zorundayız. Bu sebeple biz hâlâ Ortaçağ zihniyetinden tamamen kurtulmuş değilizdir. Spenser ve S. Tıpkı bacak ve diş gibi o da bir alettir. ruhun maddeye ircaı demek olmayıp ruh ile maddeyi teolojik bir telâkki ile değil biyolojik bir telâkki ile kavramah demektir. Alman felsefesinde dinî işler. öte âlemi aramağa dalmıştır. Dimağ bizde. Herhangibir muhitte bir uzuv veya uzviyet itki ve tepkilerle yoğuruîarak bir şekil alır. 'Platonun eserlerini okuyunca alıyorum ki felsefe. Düşünce. Felsefenin derdi: felsefe meseleleriyle din meselelerinin birbirine karıştırılmış olmasındadır. metafiziğe. Bütün tepkilerde esas nokta : muhiti ve tabiatı kontrol etme arzusudur.

ki bunların büyük insanlardan çocuklara verilmiş zihnî itiyatların içtimaî bir geçişi olması daha ziyade muhtemeldir» Umumiyetle iç güdülerin rolü hakkında ifrata düşülmektedir. içtimaî bir terbiye ile mühim miktarda tadil ve kontrol edilebilmektedir. içtimaî bir mahsûldü de. Yalnız hususî bir hadise ve muhitte değil herhangi bir kültür muhitinde de mevcuttur. bilgiyi ve arzuyu sentezleştirebilme ve ahenkleştirebilmedin (Fikir) i anlayabilmek için onu kendi hususî durumunda ne olduğunu kavrayabilmek gerektir. (Güçlük) karşısında insan bir faraziye kurar. Halbuki en kuvvetli içgüdü olan cinsî insiyak bile. teveffuk ve hakimiyet insiyakları da içtimaî tesirler . diline ve kelimenin fikirlerine ve mânasına bağlıdır. tarzlarına (oylaşma — Konvansiyon) larına. müteaddit müşahede ve tecrübelerden geçirir. _ Felsefe : ihsasları ve bilgiyi tahlil etmek değil. Cemiyet nasıl fert lerin mahsûlü ise fert de içinde yaşadığı cemiyetin mahsulüdür. Bundan başka tefekkür. Düşünmek ve muhakeme etmek mantıktaki (mukaddeme) lerle deği! (güçlük) lerle karşı karşıya gelmekle olur. Ve bunlarla yoğurulur. Çocuk.ne gaye ve maksat uğrunda . Bu okadar çabuk vukua gelmektedir ki bunu biyolojik bir veraset zannedenler bile vardır. Sonra bu' faraziyeyi. içinde bulunduğu cemiyetin: âdetlerine.haricî âlemi kontrol|altına almağı nasıl elde ebebilirizdir. Speaser bile Kant'm kategorilerinin yani tefekkür şekil ve itiyatlarının doğuşul (irsî) olduğuna kani idi. Tefekkürün ilk mütemayiz vasfı: olayları karşılıyabilmek ve onları en son noktasına kadar inceleyebilmektir. İçtimaî muhitin bir timsali olur.— 204 — liriz ?l|olmayıp _ .. Tıpkı bunun gibi kazanç.

(Olmaz) yok. intrikah meselelerine iç güdü bizi intibak ettirebilir mi? Fizik mekanizmine hâkim olma sayesinde. Mukadderatımızı değiştirme.— 205 - ve terbiye ile tadile uğratılabilir. hal ve hareketin bilgi nuru ile aydınlanması demektir. Bununla belki hürriyetin anahtarının ne olduğunu kavrayabiliriz. daima harekette ve didinmekte olmadır. (Beceriksizlikle arkadaş olan bir iyilik^ topaldır. dinamik olandır.En iyi insan: bulunduğundan daha iyi olabilmek için daima didinmekte olandır. tekâmül yolunda daimî bir çalışma hayatı yaşamaktır. Fakat tabiat âlemini kontrol altına alabilmekten . Hasılı en sağlam güvenilebilecek şey iç güdü değil. düşüncedir. En son gaye: mükemmeliyet değil. Çevremizde gittikçe daha kuvvetli teşekkül etmekte olan endüstri hayatının sun'î muhitine. (İyi olmak) demek itaatli ve zararsız olmak demek değildir. insanı kendi nefsine karşı şedit ve başkalarına karşı insanî harekette bulundurur. Böyle bir telâkki. İLİM VE SİYASET (Doi) ye göre en önemli şey: mütemadi bir artma ve ilerlemedir. îrade hürriyeti. (Nedenlik) kanununun ortadan kalkışı değildir. Eğer zekâ yok ise dünyanın bütün faziletleri insanı kurtaramaz Cehalet şuursuzluk ve köleliktir. Bir doktor veya mühendis. ancak zekâ ile olabilir. İnsan tabiatinin değişme derecesine bir hudut yoktur. karşısında bulunduğu meseîeya bilgisi nispetindedir ki hareketlerinde hürdür. Vardığı sonuç ne olursa olsun mühim olan netice değil. madde âlemine kâfi derecede hâkim olarak onu epeyce insan* ların hizmetine alabildik. En fena insan da: bozulmağa başlayıp da iyi olmak için az uğraşan insandır.

Halbuki bizde siyasî felsefe henüz. Fa . İçtimaî hastalıklarımızı : demokrasi. mücadele: sonunda elde bir kazanç yok. Ahlâk ve felsefe. ancak içtimaî meseleleri tabiiyat ilmine dayanarak haletmekle orantılı olacaktır. 2) Mizaçtan mütevellit kanaat yerine o meseleye mahsus metodla tahkik ve tetkik. Roskin. fizik sahası da böyle karşılıklı umumî nazariyelerle dolu idi. endividüalizm ye saire gibi beylik. ilmin ilerlemesi ve hayata tatbiki ile yükselecektir. Tecrübî metod şunu ister : 1) Umumî görüş yerine en ince noktalara kadar tahlil. Amma şunu unutmamalıdır ki medeniyet. ahlâk. Tolestoy endüstri hayatının aleyhinde olabilirler. umumî devalarla düzeltemeyiz. 3) Topu hakkında müphem umumî kavrayış yerine bütün küçük parçalarını iyi kavrama. Kariyi.- 206 - henüz çok uzağız. Aydın değildi. İçtimaiyat. hal faraziyeleri bulmak gerektir.. Evvelden bir vakit. Bir meseleyi en verimli hal yolu (deneme ve hatâ) metodudur. Siyasî yeni kuruluş. metafizik durumdadır. aristokrasi. Bir mücerretten öteki mücerrede konuyoruz. siyasiyat ve terbiyede de böyle tez ve antitez halinde birçok karşılıklı nazariyeler var: Disiplinciük — Hürriyetçilik Ferdiyetçilik — Sosyalizm Umumî kültürcülük — Faydacılık Yenicilik — Gelenekçilik gibi. ilk başlangıç noktasına dönmelidir ki bu ( hikmeti sevme ) ulup bütün iyiliklerin anasıdır. Her mesele için kendisine göre • yoksa umumî nazariyeler değil . Mücadele.

Öteki unutuldu gitti. felsefe dahi kendisini (lâiklaştırmak — sekülarize) zorundadır. demesi budur. Vakıa biz bu meseleyi hal etmiş değiliz. Hanri (1859 1941) Hanri Bergson. Veya filozoflardan kral yapmalı. Diğer her şey gibi. Platon'un : Krallar. bozukluklara. işte bu içtimaî tezatlar üstünde tecrübî metotta çalışarak hangisinin doğru olduğunu bulmaktır.. Şimdi asıl (insan ve kâinattaki rolü) meselesi üstünde çalışmalıyız.. 1859 da Musevi bir aileden dünyaya Pariste geldi. Bu mânada anlaşılmış bir felsefe üstünde çalışma ile. insanlar arasındaki anlaşmazlıklara hal çareleri bulmaktır. iken o buau bırakarak (Epistemoloji — bilgi nazariyesi) denilen eski bir meseleye takılıp kalıyor. nihayet öyle filozoflar yetişir ki bunları krallıklar tahtlarına oturtma yaraşır. ahlâkî. iktisadî.. Ancak bunu şöyle bir tarafa bırakabiliriz.. Babası Mişey Bergson yüksek piya- . filozoflardan olmalı.— 207 — kat tecrübî metodun ilerlemesiyle karşılıklı iki nazariyeden hangisinin doğru olduğ-u anlaşıldı ve bu doğru olanı yaşadı. Toprak üstünde kalarak ilk önce bu toprak üstündeki hayatı aydınlatmalıdır. Felsefenin vazifesi: kendi zamanındaki içtimaî. Felsefenin rolü. Bu eski meselenin bence bugün değeri kalmamıştır. Felsefenin asıl işi : "însan ve kâinattaki rolünü arama ve aydınlatma.

Ayrıca müstakil bir bilinç yoktur. Yüksek Öğretmen Okulunda iken . İlim genişlemeğe ve kâinat muammasını mekanist bakışlarla çözmeğe uğraşıyordu. Bergson. . İngilterede: (Spencer) in tekümüliyeci lâedriciliği. Bilinç. ona şüpheli gözle bakıyordu. Bütün bu cereyanların müşterek noktası şudur: ve bütün hadiselerin yalnız bir nevidir. diye ..sağlam bir metodu yok.— 208 — nist ve kompozitör. İlmin en küllisi de genel matematiktir. Betlen ise evrensel mihanikiyetia ve maddî âlemin bir parçasıdır. Bilinç — şuur bir gölge yani di mağ hareketlerinin bir neticesidir. Yüksek Öğretmen Okulunda felsefeyi seçince matematik hocası ona : Yüksek bir matematikçi olacak idin. Felsefeye matematikten geldi. Kondorse lisesinde talebe iken hem ebediyatta hem matematikte pek kuvvetli idi. dimek Filozof olacaksın ha. Bilgi yolu ayrı bir psikoloji de yoktur. mübhem şey• lerden ve genel hükümlerden nefret eder. Ve yalnız bir nevi bilgi ile yani bir nevi ilmî bilgi iie çözülür. Almanyada Heckel in : Darvenci materyalizmi. idi.Metafiziği küçümsüyor. 1881 den 1883 e kadar (Angers) lisesindeki hocalığı müteakip ağregasyon imtihanını kazandıktan sonra ( Klermant -Ferran) daki ( Paskal) lisesine tayin edildi. felsefe diye bir şey yoktur. burada şekillendi. 3 ocak 1941 de sabah saat 9 da Par iste öldü. bedenin emrindedir. Ve asil felsefî fikirleri. O zamanki kuvvetli felsefe cereyanları şunlardı: Fransada: (Taine) in ihtibarî maddiyeciliği. (Paskal) da burada geometriden felsefeye geçmişti. Binaenaleyh meta fizik.. O zaman pek moda olan Alman felsefesini red ile Spenser ve doktorinine: > son teferruata kadar nesleye dayandığından « bağlanıyordu. » dedi.

Bergson. zamanının felsefî telâkkilerini tenkit ile başladı. Ve bilinç halleri kemiyet olmadığı için taksim ve mesaha edilemez. Spenserin kâinat karşısındaki mekanist izahını derinleştirmek yollarında idi. Bergsondan önceki filozofların kabul ettikleri za> man: mütecanis ve mesahası kabil bir şeydir. 14 . (Bilinç). (şiddet ve keyfiyet) olu'p bunlar ölçülemez. Bergsona göre ise zaman: türlü muhtevalar ile şuur akışıdır. Ve öyle kalacaktır. Bergsona göre bilinç (şuur) halleri (miktar ye kemiyet) değil. Bu anlayışa göre ruh: ne atomlardan teşekkül etmiş bir ( mozayık ) dır. Ne de bir (tek cevher ) dir. mazi'yardımı ile kuracaklarına kani idiler. O. daima akış halinde olan bilinç halleridir. ne de tekâmül edebilir. Bu takdirde (reel zaman). Ve bunun her anı: başka başka keyfiyetlerden ibaret yeni yeni hallerdir. Bergsona göre ise (olacak olan şey) olmazdan önce keşfedilemez. Onda hem (kesret). Hakikî zamanı ancak şuurumuzda kavrayabiliriz. her anı başka başka oluşlarla tecelli eden bir oluşlar akışıdır.- 209 - Binaenaleyh irade ve hürriyet denilen şey vehimden ibarettir. Bergson'dan öncekiler. ne kendi kendim' yaratabilir. Zaman : saat kadranı ile ölçülen ve namütenahi taksim! kabil olan boş ve mücerred bir şey olmayıp (ki bu rıyazî zamandır). Kemiyetin çokluk olması mantıkan ve aklen (olamaz bir şey) ise de bu bir olaydır. keyfiyetlerden mürekkep ( çokluk ) dur. istikbali. işe. Fakat o esnada şuna kanı oldu k i : mekanizmin kâinatı. Bu (an) ların her birinde (mazi) çınlar ve (istikbal) in) sesleri yansır. Ancak sezilip kavranabilir. hem (vahdet) vardır. O daima yeni '' F. Ne ise odur.

Fayda ve menfaat kaygılarından uzaklaşıverince (derin ben) i miz canlanıyor. onun kabuğunu soyup bakmak ve meyvelerini saymak mı demektir? (Reel) in gayrişahsî görünüşü üstünde. ölü değiliz. Ruhumuzun derinliklerimizden yükselen müziği duymağa çalışalım. Maddeye yönelmiş ilmin göremediği nokta budur. Çünkü zekâmızın yapılışı öyledir. Böylece (sathî ben) imiz. Şuur : îcatkâr bir hafızadır. Şiir . O bize gösteriyor ki toprak altında temiz bir su bizzat kendi terütazeliğimiz var. Ve canlılığımızı ona medyunuz. bizim zekâmızın kavrayamayacağı şey lerdir. Derunî hayatımız.Müzisyen ve şair. Şuur sahibi varlık için yaşamakî daima tekâmül istikametinde değişme yolunda olmaktır. henüz kendisini arayan bir şiir çerçevesi halindedir. (derin benimiz) i saklıyor. bize kendi haricimizde yaşamak itiyadım veriyor. Amma bunsuz ise ilim olmaz. İşte (gerçek zaman) budur. Zekâyı canlı ve dirik tutan odur. Bir ırmaktır ki daima yeni yeni ve önceden görülemiyen manzaralar meydana getirerek akmaktadır. Ve ondan kaynayan ilhamları seziyoruz. . Artistik veya dinî bir heyecan en derinliklerimizden? kaynayan en güzel düşüncelerimizi aksettirir. şu veya bu derece şuurunun entim ihtizazlarını sezip ifade edendir. (Bergson) elinde değnek ile dolaşan su arayıcılar gibidir. Eğer dallarda usare dolaşımı olmamış olaydı ağaçta ne yapraklar. ne de meyveler olurdu. Bergsona göre hayatın dinamizmi. Zekâmızın yalnız cansız madde üzerinde bunu kavrayabilir. Pratik hayat talepleri. oluşlar akışındaki yenilikler. (mekân) ise: bir (say • rure — zaman) ki yaratıcı değildir. Bir ağacı tanımak demek.— 21Ö — tecellilere gebedir.

* * .. Şekillenmek istiyen şiir: "herhangi bir söz ile.. Artık bu. Ve bu zenginlik bize. de "istikbal. imizi açıp göstermek ile bize insana hürmet etmeği öğretiyor. den alıp "olmağa başlayan. bizde yeniden canlanıyor. ruhun natürel iklimidir.Bir hastalıktan sonra kuvvetimiz tekrar yerine gelirken yeni intihalara gömülüyoruz..seziyoruz. Bundan kurtulmanın çaresi : kendimizi (zorlu ve sabit fikir) den kurtarıp içimizden daima doğmağa amade olan yeniliğe can atıp sarılmadır. lûtüf ve şükran ihtizazlarını söndürüp yok etmiyelim. hâtıralarımıza. in doğuşunu • hiç bitmiyen ebedî bir bahar gibi . Bizi billur haline getirip tahdit eden halden alarak düşüncelerimizi meydana getiren cereyan içine bırakıyor. Hayat. Bu da ancak ( hayata güven ) olan yerde olur. Sevinç.. çiçeklenecek bir bahar değil. "Hal.. ifade edilecektir. Derinliklerimizden kaynayan merhamet ve inayet. Burada daimî bir ( artmak ve zenginleşme ) yoktur. Bizi "olup bitmiş.. Oluş duygusu. Bergson "sathî ben. kendimizi yenileşmiş intihalarımıza.imiz altındaki "derin ben.. hiç durmaksızın îasılasız verilmektedir.— 211 — her insanın derinliklerinde yatmakta olan bir kudrettir.. bir aksiyon ile. Herkes kendi hayatının artisti olabilir. bırakıyoruz. Güçlüklerin hepsini ancak ruhî zenginlik ile yene biliriz. ile temasa getiriyor. bizi tinsel "Spirituel. Manevî ızdıraplar ise. Ve olmalıdır. hasılı gönlün etrafına saçacağı iyilikler ile. çevremizdeki varlıklara karşı alacağımız bir durum ile. bir ( durdurma ve tevkif) teşkil ile dokumda bir (yırtılma) bir ( kopma ) hasıl olur. faaliyetimiz ahengine ulaştırıyor. her şeyi hapis • te tutacak bir kıştır.. Her şuur olan yerde bir şiir imkân ve ihtimali vardır. bilâkis.

. Fakat karar ve hareket vuku bulmazdan önce ne yapacağını asla tayin edemez. Mütcaddid hal ve hareketlerinden daima en iyilerini seçe seçe " kendi vasıtasıyla kendisini yaratan = creati • on de soi pour soi w bir varlıktır.. Çünkü bizi büsbütün cazibes almıştır. Ve bizi asla ifadelendirmiyordun Hür fiil ve hareket tecessüt etmeğe şahlanan bir istektir. nr "yuca duygu.i mizin küçük bir parçası ilgilenmiş ise ö zaman gerçek hür değildir. i elemanter ihtisaslardan teşkil eder.. in kendisine iştirak ettiği. ( T a i n e ) : Ben . müptezel muhakeme usulünden almaz. Onû ifadede rvızan güçlük çekeriz. Tekerleklerin şu kadar zamanda ne kadar devir yapacağı hesaplanan bir makine değildir. onun zıddı halinde olduğunu gösterdi. Şuurdan «şuura bir ' kendiliğindenlik „ vardır. O kuvvetim. insan gelişinden tanıla bilen bir varlık değildir. diyorlar ki Bergson ' Şuurun bilâvasıta mûtalası „ eserinde hiç bir say• yure " dure nin kendinden öncekinin aynı olmadığını canlı zaman m riyazi zaman gibi olmadığını. ı kabul etmiyorlar... bu işi neden yaptığınızı izah edebilir. Eğer onunla «ben. " Epifenomenciler. mukadderatını kendi dokur. Bir kimyevi maddenin filan şartları altında şöyle olacağı nasıl kat'ı ise " şuur „ un istikbali de mazisi ile tayin edilir. Aksiyon yapıldıktan sonra der ki.— 212 •— Derunî hayalımız böyle daimî çiçeklenme «halinde okınca bunu bir kimya maddesi gibi tahlil ile basit unsurlarını ayırma ve sonra tertip yapmanın bir ilmî değeri varmı dır ? Böyle yapmak bile olsa olsa ancak bir (realite fantomi) elde edilmiş olur... sarıldığı nispette hürdür. İnsan. Bir fiil ve hareket "ben. determinizm. şuurun özel vasfı olan "yaratıcılık. için hayatını feda eden .

nı kovalar. yurt müdafaasında serden geçti gibi. deneye çok önem verir.. ruhu. akıl ve muhakeme gözü başka. Hatıralar.- 213 — insanda bunun gerektiriri sebepterini başka bir insan nakıs görebilir. Fakat onun nefsini fedasındaki yüksek ifade.. amma süvari yolundan emin değil. ilmî bir şey olmaz. Hayatı. iç gözü başkadır. O sırada "Charcot. Alim metodlu. Bergson. ntn "lokalizasyon serebral. Bergson. Hakikat aşkı ile şairdir. insana meçhul ülkelere hâkim kılmış ise filozof da ruh âlemi üstündeki perdeyi kaldırmak ve bizi ruh ile temasa getirme ile ödevlidir. Ona göre güzellik. Ve bütün keşiflerin başlangıcı bir şiir şimşeği iledir.. ve "Broca.. Bergson felsefede bu aydınlatma rolündedir. nazariyesi hüküm sürmede idi. her türlü akıl ve muhakeme yıllarından üsttür. maddenin bir fosforlaşmasıdır diyen dogmatik bir ilmin daha ilerisinde görüyor. Realiteyi daima yeni bakışlarla gözler. Nasıl ilim. Bu işi Bergson bir şiir dili ile yapmaktadır. cansız bir şeymiş gibi inceleme. onun kendinde nasıl yaşadığını anlamak ile işe başlamak gerekmez mi? Bergson deneye sadık kalarak daima "olaylar hattı — ligne de fait. **. İşte birtakım füzeler ki meydana getirdikleri aydınlık çizgilerinden gemi yoluna devam edebiliyor. dimağda. "Karanlık gecede dalgalar arasında bir gemi bocalamakta.. hakikatin simasıdır. "klâs- . artist ruhludur. Esasen şuurun ne olduğunu anlamak için. Tomurcuklanıp çiçeklenme yolunda olan iç âlemimizi kurutup çöl haline getirmiyelim. "Bir annenin çocuğunu kurtarmak için kendini denize atması..

hür olarak teemmüle ve tefekküre dalmak mukadder mi ? Gönlümüzün kurak ve hergünkü meşguliyetlerden fütura düştüğü zamanlarda. pratisyen doktorlar arasında bir şaşkınlıktır başladı. Mari) (Arnold .Pick ) gibi âlim doktorlar ilmî incelemeler sonunda bu görüşe katıldılar. mucizesiz bir realite önünde rüyamızın sönüp öldüğünü hissederiz. ( P. bu meseleye . deki klişeler gibi gedilmekte değildir. mazimizin içinde . canlı bulunduğu şuur içindedir. > Bu eseri ile Bergson. Dimağ mekanizması sadece onu meydana getirmeğe yarayan kareketleri husule getirmeğe yarar. (Ruhî enerji) bahsinde Bergson şöyle der. 1896 da bu görüşü açıklayan Bergson'un (Madde ve hafıza ) eseri çıktığı zaman. Ve aksiyon isteyince uyanmağa hazır bulunmaktadırlar. hatıralar değil. iptidaî bir ilimciliğin . Bazen (Varlık ) bizi alâkadar etmediği ve varlığı boş ve mânâsız gördüğümüz anlarda nasıl büyük ağırlık duyuyoruzdur. tamamen ebediyeti. sadece bir hatırlatma organıdır Hâtıralar. meslesiyle ilgilidir. « dedi. ölümden sonra. Hafıza hastalıklarında afete uğrayan . Fakat dışımızda dilsiz bir boşluk içinde monoton ve yuvarlanmada olan tabiatın ruh ile hiç bir münasebeti yok mu? Hürriyetten mahrum ve varlıkları mahveden bir kâinat içinde. şuurun yok olacağım gösteren tek sebeb : ölümü müteakip bedenin tarumar olmasıdır. Fakat meseleye böyle bakış . Ama eğer şuurun bedenden hemen hemen tamamen ayrı ve müstekil olduğu tebeyyüm edince O görüş ve sebebin bir (değeri kalmaz.. Bunda dimağ.— 214 — sor. "ölmez „ in kendi içimizde olduğunu gösterdi. hatıraları haricileştiren vasıtalardır. Zurih Dimağ Anatomisi Enstitüsü Müdürü Monakow > ben Bergsonda bir norolojist dehâ görüyorum.

türlü türlü canlı yarattıkları destanı. hareketleşmiş değildir. faydalanma için soyutlaştırmağa alışkın olan zekâmız bize ancak ( statik bir taplo ) arz eder. cansızlığı yenme teşeb büslerindedir. katılaşmış. asla onun gelmemiş bir destan olup bunda zafer ve bozgunluk biribirini kova. şiiri kendi özünde tekrar yaşamak gerektir. „ Fakat canlıları teşkil etme yolundaki ( hamle = Elan ) da [ kendiliğinden hareket „ " hür intihap meydana gelmiş bulunuyor. muhtelif eserleriyle ifadelendirmeğe çatışan bir artist gibi. Tinsel feyiz ve derinliğimiz dir ki bizi engin yüksek şuur ile birleştirir. hendesedir. Şuur da tıpkı böyledir. yine bu karamserlik içinde hürriyet aydınlığı da parlar.icat ediyor. Bir tarafta kaybedilen savaş. her şeyi parçalamağa. zarurettir. Sempatinin bir bütün cehti olan ( sezme = intuition ) dır ki realitenin en derin noktalarına daldırır. Karamserlik içinde. kendine özel . Bu durumda biz (sathî ben) insizin düzenlediği bir şekil karşısında değ-ilmiyiz ? Her gerçek bilgi.— 215 -T şuura bakması kabindedir. Hafıza. Madde arasına fırlatılmış olan şuurun. kesmeğe. ona bir (iştirak etme == partici. Yalnız insanladır ki hayat. Kendi özünü.pation ) dir. «Hürriyet> imkânsız sayılırken. Maziyi istikbale doğru sürüklemektir . hayat da binlerce sayısız şekiller altında görünerek deterrninzmi. lar. Derunî hayatımızdır ki bizi kâinatın genel hayatı ile birleştirir. Şübhesiz ki ham madde " cansızdır. hıfzetmekte olduğu hayatı kendi yeniliğini tecelli ettirmek suretiyle . ama İrmağın derinliğine dalmaz. hayat . Yalnız bir gramer yönünden inceleyince bir şiirden ne duyup anlarız?Onu kavarmak için ritmini sezmek. öte tarafta kazanılır. Tekerrür etmekte olan " hal de. Irmağın üstüne "bir köprü kurar . Ancak (devrin ben)i mizdir ki bize evenmsel ilhamın kapılarını »açar.

sonsuz |bir «özel — aspiration» içindedir. kendi nevinde pek mükemmeldir. Bir taarruza karşı müşterek müdafaada. Muzaffer ^bir ilerileme olabilmek için bir (hamle . kâh ayan beyan şekillendiriyor. birbirlerine daha sık yaklaşırlar. Fakat bunu yaparken. Fakat herbiri kendi hudutları içindedir. Fakat zekâda içgüdüdeki^ emniyet ve kat'iyet yoktur. kendi şuurunu taşlaştırma.gayesine doğru yaklaşmaktadır. organizmin bir hücresinde. kendini aşma etkisini taşımaktadır. bütün ifadelerinde bunu tecelli ettirmektedir: Hayvanın içgüdü. biyolojik bir âlettir. Harp. «Her zeki varlık. "birtakım âletler yaparak maddeye karşı kor. Gerçekleştirdiği ilhamı.- 216 — hareket üstüne şahlanarak . ruhunu unutarak kendini madde içinde hapsetme tehlikesine de maruz kalır. dairesini sonsuz olarak genişletmekledir. İnsan sosyetesinde: Ferd. Hiç sezilemez sandığımız realitede şimdi bir kurtuluş cehdi hissediyoruz. itiyat ve ahlâkî vecibeler tesiri altında hareket eder. Fakat daima yalnız kendi mihverinde döner. Zekâ ise. Böcekler sosyetesinde: Ferd. Tıpkı bir tek fikre yönelmiş bir şiirin birbirine bağlı mısraları gibi. İnsan. zincirin bir halkasıdır. cvarhk> lan harekete getirmiştir. bu muazzam hayat nefhası. Oda bizim gibi. Evet. Kendisini koruyan mabutlara karşı ibadet eder.» Her şuuriyle insan. kâh dumanlar altında bırakıyor. Hayat. Tabiî sosyete: Yabancıya karşı kapalıdır. bu sosyetenin çok servdiği birşeydir. hayatın ve bizim fikir ve hareketlerimizin bağlanıp çözülmelerinden ibaret olan cihan tarihinin en büyük başarısıdır.

herşeye kadirdir. . dinî mistisizmin üstünlüğünü. İnsanlığın tinsel mükte* sebatı. Teknik. derin sevgi kaynağı olan Tanrıya kadar şahlanabilirler. geometride üç daire meselesinden daha önemli olduğunu düşündü. ruhu hizmetinde olmalıdır. bu yüksek şuur ve vicdanlarda tecelli eder.. Bergson. bunun insana verdiği itimat hissUe aksiyon kudretinhe görür: Eski kurun filozofu: kalır. Teknik. Ve biz selâmetimizi ruhda aramalıyız. «mukadderimizin ve kâinat mânasının ne olduğu meselesinin. Ona göre tarihte bir (fatalite) yoktur. Zekâ birtakım âletler yapar ki bu sayede insan. Bergson felsefesi:. Yeri göğe yak Jaştırmağa çalışır. ilk hayat hamlesini böyle uzatarak. Spenserin mekanizmi üstüne düşünen matematikçi Bergsön. ihtiyaçlarımızı tatmin için yapılmıştır. böcekler sosyetesinde olduğu gibi bir (âlet) halinde kalmasın. diye. (Temaşa: Dontemplation) da Budist: Hayattan kaçarak inzivaya çekilir.. Ruh. Mistik dinci ise: Aksiyona sarılır. Paskal gibi. Hiçbir engel yoktur ki irade onu yenemesin. Berg-son: Kendinde tinsel yaratıcılık kudreti bulunan ferdî şuurun üstünlüğüne kanidir. ki §hilkahn hikmeti de bu derin sevgidir. Mümtaz insanlar. İnsanın hürriyet ve kudretini kabul eden felsefedir.- 217 — bolluğu) ile (kapalı) yi açarak kendi sosyetesi ötesinbütün (insanlığı) kucaklıyabiimek gerektir. felsefeye nereden başladı nereye vardı? O da birgün geldi.

İnsanlar. Uğraşa.» «Hakikî felsefe: Soyut fikirler üstüne tefelsüf. bütün yaratıklara karşı olan Allahın sevgi ve aşkıdır. insan hayatının mânası şudur: «Her an kendi vasıtasiyle kendisini yaratıcı hale getirmek. Bu mertebeye gelen insan. insanlara hizmete verir. ilmin ilerlemiş olması. Tanrı o kalpten faydalanacak kadar temiz olmayan şeyleri atmalıdır. iyi işlere sarılır. ilme. izlemesi gerekli yeni yollar göstermektir. Derin bir aşk içinde kendini aksiyona. didine azı çoğaltmak suretiyle şahsiyetini genişletmek ve derinleştirmek ve böylece dünyaya kendi meselesinden birşey eklemektir. görünen. insanın Tanrıya aşkı değil. İnsan.» «Tekniğin. Bu aşk.— 218 — Bize sevgi içinde tekrar tekrar cehdi. Daha üst dereceye tırmanarak insan. etmek değil. daima daha üste doğru bütün kuvvetimizle şahlanmağı tavsiye eder. . Ve başarır. endüstirinin.» Ahlâk. feragat ve fedakârlığı düşmanlara bile şamil kılma yolanda acı ıztıraplara dahi tahammül eden kişideki «yaratıcı oluşlar silsilesi» dir. bir heyecandan. ahlâkın da ilerilemesini istilzam etmez. «Ahlâk ve dinin iki kaynağı> adlı eserindedir ki: İnsan. Tanrının bir aksiyon âleti olabilmelidir. Ve hiçbir yorgunluk duymaz. Bergsona göre hilkat. dış âleme çok sarıldıklarından. Ö zaman insan Tanrıyı kendi içinde hisseder. görünmeyen ve bütün varlığın kaynağı olan «hakikî ben» imiz ihmale uğramış bulunmaktadır. Büyük. çok bilgili fakat ahlâkan çok geri olabilir. kendinde sonsuz bir hayat hamlesi sezer. Fakat bu kâfi değiidir. kalbinden. şimdiki bulunduğumuz halden hiçbir zaman memnun olmamağı. derin sevgiden fışkırmaktadır. kendi. bundan çok daha üst olan.

gönlüne Allah sevgi ve düşüncesi taşımak ile kalan insan değil. çilesini çekti. . «geceler gebedir* filezofudur. Irkdaşlarından ayrılmak bile istemedi. Bergson felsefesi: insan. «açık sosyete> yani bütün insanlar birbirinin kardeşidir fikrinde olduğundan AlmaRİarın Parisi işgalleri zamanında Yahudilere yaptıkları zulümler arasında oda. iradesini. Hayatı ile d e buna canlı bir misal vermiştir. Yakında neşredilecektir. Bergsonun ömrü bir teemmül ve murakabe içinde geçti. zulme uğradı. Bergsona göre mükemmel insan. Ancak hakikat aşkı iledir ki yazdı ve söyledi.Bu halde. insanlığın üstüne şahlanarak Tanrıya doğru yön alma felsefesidir. O. SON Tarih Boyunca Ahlâk Mustafa Rahmi Balaban'ın bu çok mühim kitabı tabedilmektedir. Tanrının insanlara sevgisi yoluna hizinete vakfedebilen insandır. Amma hiç şikâyet etmedi. hareket ve oluşlar akışı. Bergson.

büyük lügat Ali Feraz 150 „ „ küçük lügat Ali Feraz 100 „ „ lügat Cemil Cahit' 20 Almanca • Türkçe küçük lügat Sadullah 50 Kamus Fransavî " Fransızcadan Türkçeye „ 500 Resimli küçük lügati fenniye 100 Türkçeden Fransızcaya Resimli Kamus Kelekyan 1200 Türkçeden İngilizceye büyük lügat J.Türkçe nahif tercümesi 100 İngilizce gremer 1 inci Halil 75 „ 2 inci Halil 150 Fen ve izdivaç. „ „ „ .. Zeki Cemal İ0O Gebelik.Gayret kütüphanesindeki kitaplardan bazıları Kuruş Türkçe sözlük " yeni harflerle büyük lügat „ 2oo Yeni Türkçe lügat M. „ . „ 100 Çocuk düşürmek... resimli „ . resimli Dr. Bahaettin 350 Türkçeden Fransızcaya. resimli Besim Ömer 75 Çocuk büyütmek. „ „ „ 60 Nüfuz meselesi „ „ „ 35 Bebek beslemek.. 100 Kadın rahatsızlıkları „ .. 10O . lohosa. . „ Rumca „ Marta oğlu 35 Almanca tesîli tercüme Mehmet Tahir 75 Almanca tesili mükâleme > » 7 5 Almanca . Redhouse 2000 Fransızba metod Berlitz ve tercümesi 250 12 Lisan mükâleme 50 Efali Fransavî cetveli Ekrem 35 Kendi kendine İngilizce alfebe Nüzhet Paşa 35 „ „ Almanca „ Nüzhet Paşa 35 „ „ İtalyanca „ Nüzhet Paşa 35 „ „ Rusça „ Sudi 35 . doğum.„ „ „ 75 Gebelik.

Cahit 1500 Hüriyet Hüseyin Cahit 200 İlim ve din Hüseyin Cahit 200 Hüseyin Cahit 200 Asri demokrasiler 200 Senaiyi nefisenin menşeleri " " 60 Dekartm felsefesi • > » Samiha Cemal 400 Eflatun külliyeti 100 Hisler ve fikirler Raif Necdet 200 Azmi bey Hanım kitabı 100 Fazıl Ahmet Karikatör 200 Tevîik fikret Halukun defteri Hüseyin Daniş. 400 Rubaiyat Ömer Hayyam 150 Hayat ve kitaplar Ahmet Şuayp Abdulhak Hâmit ve mülâhazatı felsefiyesi Rıza Tevfik 500 75 Tevfik Fikret Şermin Tiryaki sözleri Cenabı Sahabettin 100 75 Demokrasi ve mesaili iktisadiye Hüseyin Cahit Nasrettin Hoca Köprülüzade Fuat 100 50 Yarım Türkler Aka Gündüz 250 Hârîstan ve gülistan Ahmet Hikmet 100 Daima hilekâr (2 cilt) Ali Reşat 100 Milliyet nazariyeleri Mehmet İzzet 250 Hendesei sanai 2 cilt >t >> Elektrik ve tatbikat sanaiyesi 2 cilt. resimli Salâhattin 150 Otomobil ve traktör resimli Salâhattin 150 Fen mesahaye arazi ve topografya Kömürciyan 150 Mesahaya Hendeseye Kömürciyan 200 Mihaniki Riyazi Salim 500 Demir Köprüler 300 50 Nazarî Hesap.Kuruş Çocuk hastalıkları Yeni harf „ „ „ „ 25Ö Çocukların istidatları Dr. H. Mesail yeni harfle Salim Hesap tefazulî 500 . Pol 50 Mufassal resimli tavukçuluk Cafer 250 Türklerin tarihi umumisi 1 .7 Deguignes.

Doğramacılık, Silicilik, Marangozluk Talât Resimli tarihi umumî 1-6 Refik Tarihi umumî 1-6 Murat bey Ebulfaruk tarihi 1 - 7 M Murat Mahmut Şevket Teşkilâtı kıyafeti askeriye Corci Zeydan Medeniyeti islâmiye tarihi 5 cilt S ey fi Emir Ali Musavver tarihi islâm Hüseyin Cahit İslâm tarihi 'İo cilt,, Kemal Paşa Osmanlı tarihi "3 cilt,, Tarih siyasî, asrı hazırda Avrupa 3 cilt Sinyoboş, Eski İstanbul, resimli Celâl Esat Başımıza gelenler , Arif İstibdattan Hakimiyeti MilHyeye 1-2 Ahmet Rasim Avrupa harbinden alınan psikolojisi dersler G Lebon Usul Defteri Malî 2 inci cilt î. Arapyan Malûmatı Ticariye Harnit Malûmatı iktisadiye Cavit Usul defteri Ticarî 1. Arapyan Hocasız usul defteri Serkeis Nihat „ Muhasebe II II Esnafın Hazır Hesop Tüccarîsi Kömürcüyan Usul Defteri 1 — 4 cilt • Amerikan Usul Defteri Amelî Hesap İlmî Hesap Kömürcüyan Hesap Nazarî İlmî Hendese tim! Cebir Amal Erbaa Kendi Kendi fotoğrafçılık resimli İhtisas muhaseb >erı Çapraş kaydek» Fikret Şimendıfercilik - 2N Naki bey Kimya 9 - 10 - I 3 cilt Kimya Bakalo sı » » Riyazi ve cep ' u?ası F. Sabri

50O 200O 100O 1500 İ0O 1000 250200O 1000 1500 200 300 200 150 250 150 250 150 200 200 200 300

50 50 35 250 25 30G 351 150 10O

100 100 100 100 50

Dahili ihtiraklı makinalar, Abdülkerim 250 „ Osman Hüsnü 250 Demir Teknolojisi Ağaç isleri teknolojisi 1-2 Yusuf ziya 250 Kimyayı sanayi 2 cilt Mühendis M. Azmi 200 Hesabi sanayi Salih Murat 80 Cihan muvazenesinin bozulması 2 cilt Ali Reşat 100 Türkiye nasıl doğdu ? Ömer Rıza 100 Hava Edebiyatı 100 İnsanlığın başlangıçları, resimli "yeni harf,,^.3 300 Dr. R- Verno 200 M' Sadık 100 Tâvimden yapraklar Saffet Ziya 100 Adabı Muaşeret Kadın meselesi Gregor Petrof 30 25 Okunacak mektuplar tdâl Sami Paşa Sezai 50 Mehmet Rauf 75 Cidal 30 Celâl Saher Simon Mehmet Rauf 150 Son Emel 250 Eylül «" » Son yıldız 200 Kadın kalbi Saffet Nezihi 250 Ercümend Talu 50 Sabir Efendinin gelini Viktor Hugo 500 SefiJJer 1-5 Halide Edip 200 Mevut Hüküm Osman Cemal 200 Çingeneler Dağların çocuğu 175 Günahkârlar Heluk Cemal 200 Reşat Nuri 100 Damga Sarı Odanın esrarı Gaston Loro 150 150 Gaston Loro Siyah kokulu Kadın Mesnevi şerif 1 - 6 tercüme ve şerhi Abidin Paşa 1400 Kitabı Mukaddes "büyük hacımda ciltli,, 400 150 incili şerif Mezamir 75 150 Asrî din fikirleri Seri 1 "11 kitap,, L. Lûtfi 100 Asrî Din fikirleri Seri 2 "6 kitap,, L. Lûtfi Lee Vrooman 10 Garpta dua yeni harfie

Burcuoğlu M. Kuday • S... Son Menzil „ Yusufçuk . Ankara Caddesinde 131 No. 200 750 750 500 500 300 300 400 330 1000 200 300 150 100 Ciltli .... Manyatizm) Ciltli Ruh Kuvveti (Spiritizme tecrübeleri) Ciltli Pratik Manyatizma ve İpnotizma Ruhlar Konuşuyor Allah Ruhlar Arasında Medyomluk Ruh ve Kâinat (Mecmua) Abdûlkadir Geylâni Muhiddini Arabî 1 den 12 Ciltli Mustafa Ertuğrul Cemil Conk Paşa L. Ateş Ağacı Mabette Bir Gece Mesih Paşa İmamı „ Kimyayı Saadet Hazret Oftade Aziz Mahmut Hüdal K. iaşnar 250 250 100 Samiha Ayverdi 250 250 350 250 250 „ » . Âkay .. n » > » 200 200 300 tmam Gazali 50 50 25 . Bedri Ruhselman . Ruh ve ölüm Ötesi (İslâm tasavvufu) İslâm Aslanı Hazreti Ali Kırklar Meclisi (En güzel Bektaşi Şiirleri) ! Hakikat Yollarında Tarih Boyunca Ahlâk Felsefe Tarihi (Filozoflarla birer saat) Tanrı Buyrukları ve İnsan Alemi Kıyamet ve Alâmetleri-Cennetlikler. İstanbulda. Rahmi Balaban 125 300 350 400 A. Afşaroğlu Dr. Cehennemlikler İnsan ve Ruh Yaşayan Ölü Ciltli İnsan ve Şeytan „ Yolcu Nereye Gidiyorsun .Fiatı : 350 . W.Ciltlisi : 500 Kr. Fakirizm. Debi M. Krş. lu Gayret Kitabevinde satılan ı-nühim eserler : Kur'an ve islâm (Zaman zihniyetiyle) 2 Kısım Ruh Ansiklopedisi (Spiritüalizm) Ciltli Ruh Âlemi (Spiritizm. Crooks Dr.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful