Filozoflarla Birer Saat: Muhtasar Felsefe Tarihi Mustafa Rahmi Balaban

İstanbul: Gayret Kitabevi, 1947. 16 Şubat 2005'te EFSİS Özel Koleksiyonu'ndan elektronik ortama aktarılmıştır.

© http://www.felsefelik.com

M. RAHMİ BALABAN

FİLOZOFLARLA BİRER SAAT

FELSEFE TARİHİ
Buda - Eflâtun - Aristo - Rable - Mevlâna Celâleddin - Kınalıoğlu Ali Efendi - DekartPaskal - Tomas Kampanella - Lok - VolterJ. J. Ruso • Kant - Erzurumlu I. HakkıMisele - lbsen - Ogiist Kont- Niyazi t. MisrîGöte - Muğlalı İbrahim - Sen Simon - KarlaylEmerson - E. Rönan - Tolstoy - Vilyam Moris - Bergson - Nice - Vels - A. FransJon Devey, v. s.

Sahibi ve Naşiri:

GAYRET

KÎTABEVt

Ankara C«d. No. 131 - istanbul

Hakikat Yollarında ;

Filozoflarla birer saat:

Muhtasar

Felsefe Tarihi
Mustafa Rahmi Balaban

G A Y R E T K İ T AB E VI Ankara Caddesi No. 131 <~- İstanbul IŞIL MATBAASI 19 4 7

ANKARA CADDESİ -İSTANBUL . Fiati 250 nefis ciltlisi 300 kuruştur.MUSTAFA RAHMt Hakikat Yollarında İmam-ı Gazali SAPIKLIKTAN KURTULUŞ liddiR Arabi FUSUS NAKŞI Tiı. GAYRET KİTAPEVİ. Fioıırnoy WİLYAM CEYMİS'IN FELSEFESİ Varidat İZMİR SALEPÇİOĞLU KÜTÜPHANEsindeki Arapça elyazma nüshasından tercüme Mark Orel DÜŞÜNCELER Bütün bu Eserler bu Ciltte tamamen mevcuttur.

istanbul'a gitmek lâzımdı. Köy okulunda okuduktan sonra Bergamada rüşdiye tahsilini yaptı. 1888 de Bergama'nın Balaban köyünde doğdu. Mustafa Rahmi Balaban. köyünün ovalarında • tabiatle başbaşa . ilerledikçe sönmek söyle dursun. farsça ve Altunovalı İbrahim Remzi Beyden matematik tahsil etti. Müsabaka ile İstanbul Öğretmen okuluna girerek 23 temmuz 1910 . kıblende meşelikler. Bu iki sevgi. kekikli dağlardan ayrılıp uzaklara. onda. elli yıl sonra şöyle ifâde etmiştir. Gönlünün bu özleyişini. OBAMA Elli yıl önce ne idiysen içimde o sun Onun deniz gibi ova.geçirirdi. Yaz tatillerini hep. Sonra müderris Terzizade Mustafa efendiden arapça. hiç sökülemez surette kökleşti. Baharda bayırların menevşeli lâleli Yazlarda buğdayların altın yıldız sorguçlu. göz erimin dağlar İkindinde gümüş çay. Yedi yaşına kadar bu köyde güzel tabiat ve sade hayat içinde büyüdü. Yılda bir gelip toprağına yüz sürebilsem.. ya. Güzün yamaçların burca burca kekikli Yılda bir gelip toprağına yüz sürebilsem. Tahsil için bu çiçekli ovalardan. Köyüne hâlâ en derin duygularla bağlıdır.Müellif Hakkında.

Telif ve Tercümeden ayrılınca İzmir Atatürk Lisesinde felsefe. onu Usküp Dar . Ça- . Maarif Nezaretf. Adana öğretmen okulu müdürlüsünde üç yıl çalıştı. Rahmi'vi Cenevreye pedagoji tahsiline volladı. 1918 den itibaren Ikdam'da yaziları çıktı. O zamanın önlü psikoloji profesörü pek muhterem merhum Ed. Öğretmen okuluna giderken istanbul Müftisi Fehmi Efendinin mantık ve arab edebiyatı derslerine de devam etti.— 4 — da buradan birincilikle mezun oldu. «İkdam» ın İsviçre muhabirliğini yapması ve İKDAM gazetesinin sahibi merhum Ahmet Cevdet Beyin yol göstermesile başladı. Sonra İzmir kız öğretmen okulu müdürlüğüne tayin edildi. Claparede onu. Gökalp. İsviçre'de Almanca ve ingilizce de öğrenerek aşağıya yazdığımız eserleri Avrupanın üç dilinden dili» mîze çevirmeğe başladı. Cenevre Üniversitesi pedagoji ve felsefe şubelerinde tahsilini tamamladı. Kollejdeki on bir yıllık hocalığında dilimize İngilizceden bir çok eserler tercüme etti. Kırk beş gün Üsküpte pedagoji hocalığı yaptıktan sonra Maarif Nezareti.pedagoji laboratuarına asistan aidi. mebus olunca.ül -Muallimin Rüşdive (Orta öğretmen okulu) pedagoji hocalığına tayin etti. O zamanki Maarif Nezareti. Buradaki başarısına mukâfaten. Basın hayatına ilk. Onun en büyük emeli: Avrupa ve Amerikanın özlü eserlerini dilimize çevirmektir. onu Adana yatılı öğretmen okulunu kurmaca ve müdürlüsüne tayin etti. Kız öğretmen okulunda pedagoji Ki7ilçulhı Amerikan kollejlerinde Türk tarihi ve felsefe hocalığı etmiş. Eserlerinin çoğu bu encümende bulunduğu yularda basılmıştır. psiko . o Telif ve Tercüme Başkanlığına tayin edildi. Yurda dönünce Ziya Gökalp merhumun başkanlığında kurulan üç kişilik mülga Telif ve Tercüme Encümeninde (burada öteki âza muhterem Veled Çelebi idi) çalıştı.

Dağda bulunmuş çocuk. Ruhiyat makaleleri. Deli dumrul. Çekirdeksiz kahramanı. Çocuk ruhiyatı. Dergâh ı Mevlâna. Kalmoıt Türkleri. Efez. buğday kahramanı. Pestaloji. Mekteplerde sıhhat demederi Halk tekâmülü. Ailede terbiye. Nıkomaha ahlâk. Dağ deviren. ahlâk. Avrupa milletleri ruhiyatı. Baliğler ruhiyatı. Avrupada yeni mektepler. Basılan kitapları: Bergama tarihi (Müzeler müdürü sayın Aziz Oğanla beraber). Eskicilikten Tüccarlığa. Ruhiyata medhal. Kant'ın pedagojisi. Fihtenin hitabeleri. Ege bölgesinin iş kaaramanları. Kadın-erkek. Şehir mi. izmir agorasından eski tapınaklara. Altın çiftlik. Amerikada mekâtib-i ibtidaiye ve tâliye. Fılozofi vasıtasıyla orta tedrisatta reform. Çevresinde gezi ile İzmir tarihî. Keloğlan. İzcilik. Islah-ı ırk. itıyad. Çocukta eksiklik duygusu. pedagoji ve felsefedir. Kristof Kolomb. Çocuklar evi. Dökroli usulünde dersleri toplulaştırma. Avrupa medeniyetinin ahlâk kökleri. Felsefe tarihi. Çocuk ve mektep. ırklar ruhiyatı. Tabiat ve insan. Moğol tarihi. Şart. Dökroli usulünde hesap vs ölçüler. Portakal kahramanı Mehmet Bafralı. Evvel zamanda. Timur ve Tüzükâtı Bahtıyarname. Çocuk ruhiyatı. Baba Arıkan'la berabar). Şimdi basılmağa başlanan «Hakikat yollarında» serisi: Değerli maarifçimizi bütün okuyucularımıza daha iyi tanıttıracaktır. Bal çuvalı Hüseyin masalcı. Fonksiyonel terbiye (M.— 5 — lıştığı konular :Tarih. Asrî terbiye ve maarif. Tabi . Yeni psikoloji ve pedagoji. Alfabede cümle usulü. tövbeler tövbesi. Eski Kılikya (Çukurova tarih ve tarih-ı tabiîsi). Çocuk büyütmek. Terbıyevî ruhiyat laooratuarı. Halk kitapları: Özdemır onbaşı. Çocuklar cenneti. Küçük Asyada ölmüş şehirler.

yıllarımızı. demişti. ( Filozoflarla birer saat) e. " Tarih boyunca her felsefe.ÖN SÖZ Sokrat. Felsefeyi kuru lâf değirmeni yapmayan gerçek filozofların hepsinde bu ilinti bir iç ateşi halindedir. Ama gerçeğe kimi daha yakın kimi daha uzak olabilir. doğruya. kendimize en iyi hal ve hareket yollan seçme işi ile uğraşalım. hayat ve kâinatın hakikat ve mahiyetini anlayamıyoruz. Bugün bu bir hakikatır. aylarımızı. Ondan sonra gelen ikinci hakikat şudur: " Hayat ve kâinatın mahiyetini anlayamıyoruz diye ümitsizliğe düşecek değiliz. Ve her biri o yollarda birer nişan taşıdır. En iyisi mi.. hızlandıracak aksiyonlarla. Ferdçe ve cemiyetçe yükselmek. Amma şimdilik her halde yolun sonunda deliliz. onların hayat ve kâinatın mahiyeti üstüne metafizik teorilerinden ziyade ahlâk veiçtimaiyat üzerine olan düşüncelerini aldım. yirmi dört asır önce: " Bîz insanlar. Onun kadar ve belki ondan da önemli yapılacak iş önümüzdedir: „ kendimizi ve çevremizi her gün biraz daha iyiye. Her zaman hayat ve kâinatın mahiyet ve hakikatim arama yollarında bulabiliriz. bu gerçeğe götüren yolları araya gelmiştir. Felsefenin ve filozofun öz değeri bundadır: insanda tekâmüle hizmet arzusunu engin bir aşk haline getirebilme. gürele doğru . hal ve hareketlerle gürlerimizi.Durum bugünde öyledir. .ömrümüzü doldurmak.

Dünya sarsıntısı. . B. R. Yerlerine yenileri konulmağa uğraşılmaktadır.— 7 — İkinci Cihan Harbi sonunda bütün ahlâk! ve insanî değerler yıkılmağa yüz tuttu. yeni değerler kuru lup kökleşinceye kadar sürecektir. Yarınki dünyada yenilerle bu güne kadar olan değerlerin bir karması olacağına göre (Filozoflarla biier saat) bu güne kadar olan değerler üstüne düşüncelerin kısa bir plânçosudur.

pçk ihtiyar. Bu sefaleti. Himalayalara yakın. Ö. Prenslerin ihtişamı yanında tebaanın pek mühim ekseriyeti derin bir sefalet içinde idi. ayakta gezen öiü gibi sapsarı. bize efsane ile karışık bir halde gelmiştir. . Nepal hudutlanndayız. bir oğlu dünyaya geldi. Kendi adı Sidharta ve aile adı da Gautama'dır. pek fakir. Uzun asırlar süren muharebeler esnasında. kuvvetli bir feodalite teessüs etti. Kapilavaston de zengin ve asil bîr aile vardı. bu kabîl hayatlarda olduğu gibi. 8u esnadadır ki bu adamın hayatında pek büyük bir hâdise vukua geldi: Bir gün sarayından çıkarken. daha sonra Moğollar ve Tibetliler işgal ettiler. Buralarda yetişen Budanın hayatı da. işleri.Buda [M. hasta bir adama rastgelince bu tesadüf onun vicdanı önüne beşerin sefaletini yaydı. böyle bir adamın geldiğinden bile şüphe etmektedirler. 560 480 j Hindistamn şimal-i şarkîsinde. Bazı müellifler. çok karışıktır: Bütanın ilk ahalisi koyu esmer renkli idi. vicdan gözüyle görmeğe başladı. Sonra buraları Turan ırkı. Fakat müelliflerin çoğu şöylece kabul ederler. Milâttan evvel 563 senelerine doğru. Bu mıntakada ahali. Bu adam evlendi. muharebe ve ziraat idi.

) Bu dervişler. yalancılık. Aynı zamanda mütalee ve derin tefekkür ve istiğrak içinde idi de. Kurduğu din.. servetinden vaz geçerek gece bir ata binip sarayını terketti. hırsızlık. zina: Fakat daha derin takip etmek istiyenler. bir baş piçağı. bir kuşak. aptalj ^kıyafetinde dağlara inzivaya çekildi. 29 yaşında olan prens. paraya hiç el süremezier. Budajun milâttan evvel 430 senelerine doğru öldüğü anlaşılıyor. bir süzgeçleri olabilir. 2 — Budizmin yarattığı cemiyet : Budizmin iki türlü saliki vardır. O zaman ona BI$ıkw geldi. gittikçe bütün orta Asya* ya. sevinecek yerde : < işte bana bir zincir dahal 1 > dedi. Dervişler gibi köyden köye doloşmağa ve sert bir riyazet bayatı sürmeğe başladı. Prensip itibarile bunlar or- . "Buda* demek «Işıklı» demektir. (Süzgeci su içerken. bir avuç pirinç. içinde bulunması muhtemel Ölmüş hayvanları yutmamak için kullanırlar. mezhebin — aşağıda bahsedilecek — temel fikirlerinden başka beş ahlâkî vazife ile kendilerini mükellef tutarlar ki bu beş şey haramdır: Katil.. sarhoşluk. Filhakika aptal kıyafetinde gazen bir kısmın hiç mal ve mülkü olamaz. bilhassa Tıbete. Ekseriyeti teşkil eden kısım. bir iğne. ve ancak dilendikleri şeyleri yerler.g _ «Bir oğlun dünyaya geldi» diye haber verdikleri zaman. daha sonra Çine ve Japonyaya yayıldı. daha sert bir hayat yaşarlar. dediler. Yalnız bir sarı kaftan. O andan itibaren insanlar* yeni yola davet etti ve müminleri kendi etrafına toplanmağa başladı. Böyle derin düşüne düşüne nihayet kendince hayatın sırrını ve insanların takip etmesi lâzım kanunu buldu.

siyasî ve İktisadî hayata tamamen lakayt kalınarak münhasıran dinî tedrisat ve istiğrak içinde ömür sürecek. Üçüncüsü. Köyden köve dilenerek gezen ve vazeden bir ruhban sınıfından. Görüyoruz ki budizm. böylece. yaş ve irfan dolayısıyle hürmet görürler. mümkün olduğu kadar dünyadan yüz çeviren bir cemiyet yapmağa uğraşır. Bu mezhebe giren insan. . Lâkin insanlara mezhebi öğretmek vazifeleri doiayısile. «Tibet> ve «Siyam» daki. hazır yiyici ruhban alayı meydana geldi. Dağ başlarındaki manastırlar. köylerin kıyılarında yaptıkları bahçelerde yaşarlar. ki bunlar buralara ancak — açık yerde yaşamanın imkânı olmadığı — yağmurlu mevsimlerde çekilebilirler. epeyice sonra kurulmuştur. ibadeti verine birtakım ( batilalar) ve (şekiller lı kaim oldu. bugünkü. budizm. [kincisi. buna hiç ehemmiyet vermez. (mukaddes yadikâr — reUg-ue'leri) ve mübarek makamları tebcil.izdivaç ta dahil olduğu halde . hiç bir (hiyerarşi = mertebe silsilesi) tanımaz. Basmakalıp dualar. hangi siniftan otursa olsun kabul eder. bir derece ve mertebe sebebile degü. İradî bir fakrü zaruret îçinde yaşanılacak .- 10 — manda yaşamak mecburiyetindedirler. ibadet tamamen sadedir : ayda iki defa toplanarak mukaddes kitapları okumaktan ve işlediği günahları umum huzurunda' itiraftan ibarettir. ancak mezhebin ilk 7amanlarında böyle idi. ki bugün bu .bütün diğer içtimaî rabıtalarla alâkasını keser. Bir de ruhban için bir (mertebe silsilesi) tesbit edilerek manastır hayatı bir usul ve kaide halini aldı. En ziyade hürmet gören rahipleri. bazı hâtıra âbidelerine hac ve saire gibi. Fakat bu hal. Zaman geçtikçe iki yüzden bozuldu tik devrenin sade. Bu mezhepte dikkate şayan üç mühim şey vardır: Evvelâ kast farkının hüküm sürdüğü bir memlekette.

Bu ızdırap hayatına yalnız insan değil böcekler de iştirak etmektedir. Merhamete onlar da lâyıktır. bunlar bu tarz düşünmenin şüphesiz tabiî neticeleridir. Halbuki bunu yapanlar. tarihte yalnız Buda mezhebinde değil daha bir çok yerlerde görülmektedir. mablûkabn içinde bulunduğu müthiş sefalettir. o büyük fikri takip ettikleri iddiasındadırlar. köyleri < mukaddes yadigârlar» ve «sihirli merasimler» ile aldatarak köylünün kanını emmektedirler. Doktrini. şiddetle çekinmek. bedbindir. av arayan bir dişi kaplana rastgelmiş. Herkangi bir mahlûku acı çektirmekten.ür. 3 — Temel fikirler: «Benares müteakip hakikatte çekmefre Şimdi mezhebin esas tedrisatına gelelim. hiç korkmamiş. vazı» na yani müessisin aradığını bulmasını verdiği ilk vaza göre mezhebin esası dört toplanmıştır. elem ve mahkûmdur. Her nereye baksa feraiık gö'. onu kurtarmak. bakınız nasıl tereddiye uğruyor. 1 — Var olan her şey. Dikkate şayan değil mi ? Büyük bir fikir. Meselâ Buda bir gün dağda gezerken. ıztırap Budanin mülâhaza ve tefekkürdeki başlangıç noktast. Mamafih bu hal. Buna dair binlerce efsaneleri vardır._ ıı _ _ iki memlekette böyle binlerce rahip. esas itibarile. Yapılacak iş şudur : Her mahlûka daima merhemet etmek. yukanda gördüğümüz veçhile. manastırlarla dolu şehirlerde. birtakım ümitsiz ah ve vah ile gidebileceğini zannetmiyelim. bilâkis ona yardım ftmek. Bunun pençesine . Fakat bunun. öldürmekten.

ölüm gibi şeylerle elinden çıktığım görünce daha büyük merak ve izdıraplara düşüyor. Çünkü elde ettiği daha üst hayat şekillerine bütün kuvvetile Dağlanıyor. ölmezden vevel . hem psikolojik hem metafizik bakımlarından. hastalık. arzuların nihayet balmasıle olacaktır. Yani bizzat Budanın düşüncelerini takip ve onun hareketlerini örnek ittihaz etmelidir. en güç noktasına parmak basmış oluyo . her şahsı. eNirvana:» «Mutlak sükûn et > in tevlid ettiği daimî bir saadet içinde yaşamak demek olan «yok olma» dır.— 12 — geçecek zavallı hayvanları düşünmüş. Hayatın bütün didinmelerinden ancak böyle kurtul unabilir. Buda. bizzat kendi ıztırabını da artırıyor. Böyle iğne altında yaşıyan insan. tamamen ken ~cfi içimizde buluyor: Arzular. kendi bedenini sunmağa karar^vermış. meselâ kaybetme. Bu suretledir ki hayattan ve hayatın şerlerinden kurtulup <Nirvana> ya kavuşulabilir. daha üst daha geniş yaşamağa itiyor. Her türlü mal ve mülkten el çekerek hiç bir şey arzu etmemeğe alışmalıdır. 2 — Elem ve izdırabın kaynağı arzularımızdır. 4 — Her şeyden el çekmek düsturunu tahakkuk ettirebilmek için (anayol) u takip etmek lâzımdır. Fakat. Ve bunların bazısının. y JBu cinan şümul şerrin sebebini. Nihayet Kaplana av olarak. kendi arzuları için kendini ölmüş saymadır. hiç aralıksız. Amma aynı za> mandafcbu kaplana ve aç bekleyen yavrularına da acımış. yalnız başkalarına fenalık yapmak ile kalmıyor. 3 — Izdırapların nihayet bulması. Arzu. Burada Budizmin.

Meselâ bedbinliği ile bile insamn^hassasiyetini uyandırarak ıstırap çekenlere karşı alâkadarlığf p arhnr. Budizm. karşısındakini selâmete çıkarmak için çalışmak ve ona selâmet volunu öğretmektir. dünya. bn cihanşümul akıntı ummanı içinde bir limana bir meîcee kılavuzluk ed«*rler. bütün harici faaliyetlerden el ''çekmek ve saadetî. ki bu cihet. Budizmîn özü t egoizm»* karsı şiddetli ve mütemadi bîr mûcadele'acmaktır. Fakat kolay değildir. salikler tarafından çok inkişaf ettirilmiştir. «Allah» sız bir din. gelip g-eçfci hadiselerle dolu ve daima derişen bir med ve cezir gibi olup hakikatte hiç bîr şey var değildir. bir nevi mahvolma demek olan Nirvananrn sükûnetinde aramak insani harekete getiren bütün âmileri toptan süpürüp atmak demektir.— 13 — ruz. insanı bedbahlıktan kurtarmaca matuf bir talimattır. «Başkası nemelâzım bana !> dedirtmez. derler. ilâblnrı înkâr etmez. bu çünkü zihniyetten çok uzak gibi görünür: Havat ve arzulardan yüz çevirmek. Hakikatte Budizm.kıvmetli ahlâk unsurlarını ihtiva" ettiği de bir hakikattir. Böyle olmakla beraber Budizmin. birtakım ruhî miimareseler vapıhr ki bunlar ruhu. 4 — Netice : !lk bakışta Budizm. <amelî ahlâk» tu. Fakat başkalarını »zdırap içinde bırakarak valnız nefsini kur-"1 tarroâk değildir. Budanm gözünde. ilâhlarla meşgul olmaz ve onlara 'bir rol avirmnz. Bu «ölüş» ve «istikrars'zlık» nazarivesfnl benîmslvebilmek için. bizi kendine bağlıyamamalıdır. Bu ise hayata veda etmek olur. Kâinatı böylefıztırap içinde görmekle bundan yal- . Çünfü butun arzuların kaynağı. Budizm hakkında. Amma şurası doğrudur ki bu din. bilhassa. Binaenaleyh hiç bir şey. egoizmdir. Her ferdin vazifesi.

Bugünün Akademi adı burdandir.— 14 — nız şikâyet ve figan neticesine değil. bütün diğer doktrinler. uzun seyehatler . . milâttan önce 429 da Atina da zengin bir aileden dünyaya geldi. «Akademus» parkında «Akademi» denilen mektebini tesis etti. insanı : kendini tanımağa. uzun hayatı içinde. 429 . Öne sürdüğü tedbirler ise şiddetti ihtirasları Özcüiüğ Egoizmi öldürmeğe matuftur. Ö.347J Eflâtunun en dikkate şayan vasıf [arından |biri maî teşkilât idealine mühim yer ayırmasidır. içti- .bilhassa Mısır'a . kendine hâkim olmağa.gibi Budizm de harfi harfine tamamen tatbik edilmiş değildir. maddî şeylere bağlanıp kalmamağa davet eder. Eflâtun'un dünyaya geldiği devirde grek siteleiinin dolgun ve zengin bir hayatı vardır.«ve üç kere Sicilya'ya yapmak ile geçirdi. insanın bütün hayvanlar va nebatlarla ince bir kardeşliği olma neticesine varır.isr terseniz Ütibiler deyiniz . Ayni zamanda birçok yüksek ruhların teşekkülüne de hizmet etmiştir. siyaset ile de çok meşgul olduu. hayatını okuma. kitap yazma. fakat bütün mahlûkatı sevme ve acıma. okutma. Şunu da söyleyelim ki. 1 — Hayatı : Eflâtun. Eflâtun [M. Eflâtun. Sokrat'a talebe oldu.

Sicilyaya ilk seyahatinde Eflâtunu bu Tiran büyük bir önemle kabul etti. Tiranlık devirleri de geldi. 2 — Şe'nî siteyi tenkit: Eflâtun. Amma o. Site ziraat . Nihayet sandalya kavgaları. Böyle bir devirde gelen Eflâtunun iyi bir hükümetin nasıl teşkil edileceğini ve bunun idamesini ne suretle mümkün olabileceğini tetkik etmesi çok tabidir. bu kitabının sekizinci ve dokuzuncu fasıllarında siteyi tenkit ile karışıklıkların ve inhitatın sebeplerini gösterir. müfrit demokrasi gibi şekil' den sekile geçiyordu. Diğer greksıteleri de hemen aynı halde idi. Eflâtunun daha genç yaşından itibaren siyasî faaliyeti düjünüyordu. zadekân. Binaenaleyh Eflâtun siyasî nazariyelerinin tatbik mevkiine konularak kusursuz bir sosyetenin kurulabileceğini ümit edebilirdi.— 15 — Bilhassa Atina. en ünlü günlerini. onun bu intizarı boşa çıktı: Ne «Deniş» n e d e «Dion» böyle bir işe teşebbüs etmediler. hiç bir istikrar yoktu. Bu filozofa göre sosyete: Bir zaruret dolayisüe kurulmuş olup beşerî ihtiyaçları tatmine mecburdur. felsefeyi fikirleri ile. Gerek Tiran ile gerek bunun damadı «Dion» ile Eflâtun arasında sıkı bir dostluk bağlandı. suretle. Bunda iş bölümü en başta gelen bir kanundur. refahı devam ediyordu. yer yüzünde tahakkuk ettirmeği düşündü. Perikles zamanını yenice bitirmiştir. en büyük eserlerinden biri olan «Cumhuriyet» kitabını o ümitle yazmıştır. Buna >Siraköze> tiranı «Deniş» ile olan münasebeti de fırsat hazırlıyordu. Fakat sonradan hayatını felsefeye hasretmeğe başlayınca. tahayyül ettiği siteyi. fakat dahili ihtilâllerle sarsılmış bulunuyordu. devlet adamları üzerine tesir icra etmeyi ve bu. Rejimi Monarşi. Bu adam Eflâtun'un hürmetkar tilmizleri sırasına girdi. Fakat. henüz zenginliği. hükümet datbsieri.

Bu suretle iş bölümü." fena bir organizasvön halini aldı. Nihayet derrcVrssl de prensip ve mayası icabı. Sos yete bu vaziyete düşünce. Servet ardından koşma ve zenginlik. Tiranivi getirir. her türlü ahlâkı çiğniyerek.Takat bu intizamı nasıl tarif etmeli? Eflâtun bu bapta. onu ifratlardan kurtarmak intizamı tesis etmek ile olur. yalnız paraya taparlar. evvelâ (adalet) tabirini kullanmakta* [dır. 3 — Ahengin veniden kurulmas» : Siteyi iyi etmek. İşte Eflâtuna göre bozulmanın soyları böyledir. Böyle insanlar. faydasız faaliyetlere sarfeder bir hale geldi. yeni yeni ve gittikçe sun'! ihtiyaçlar doğurttu. Nihayet nüfusun çoğalması ve zenginlik ihtirası sosyeteyi emperyalizme ve muharebeye şevketti.-16 - vasıtasiyle temel ihtiyaçlarını elde etmeğe uğraştığı müd detçe.alabildiğine istifade ve menfaat hırsını körüklediğinden . işte böylece sosyete. felâketlerin en büvüfrü olan vatandaşların ahlâkının nasıl bozulacağını da Eflâtun. sitenin hayatı normal îdi. maddî fhazlar içine gömülürler. Bunların çoğu faydasız ve parazit sanatlardı. en münasebetsiz ve faydasız noktalarına kadar götürüldü. Ve sosyetenin hayatı ekseriya karmakarışık ve zararlı şekle girdi. Fakat ihracatçılarca başladığından itibaren .fenalık da başladı. Bu oligarşiyi yıkar ve yerine demokrasiyi kurdurur. zenginlerin refah ve saadetinden mahrum olan veya kendilerini öyle zanneden bir çok insanların kıskançlığını uyandıtır. Serveti elde edince. göz önüne getîrivor. Ve bunlarda türlü türlü yeni sanatlar meydana g-etirdi. Bu adalet mefhumu <Cümhuriyet> kitabının birinci . egoistler! Hiç bir nevi vicdan kanunu tanımazlar. Bu zenginlik meylinin insanlarda uyandıracağı ilk his kibir ve ihtirastır.) Bu rejim şüphesiz. fertlerin çoğu kuvvetlerini. fena tanzim edilmiş. (oligarşık adamın hareketi böyledir.

Filhakika ona göre adalet: uzviyetin muhtelif fonksiyonları arasında muvazene ve ahenktir. «Phedre» kitabtnda ise daha mükemmel. beşer ruhu ile mukayese ederek tesbit etmektedir. Temelde: ameleler.çiftçiler. tacirler ki bunların vaiifesi. fakat bu sureti idare etmekte olanlar. maddi arzular ile aklın arasını bularak bunları ferdin hayatına yardımcı kılabilmektir. Fakat Eflâtun. Bu fikri. Öteki at. kendisine iki at kogultnuş bir «arabaya benzer* Bu atlardan biri yükseklere şahlanmak.— 17 - ve ikinci fasıllarında uzun uzadıya tetkik edilmiştir. 3 — Aynı zamanda hem vahşi hayvan. açlık ve susuzluk g-ibi. 2 — Yalnız aklı işliyen 'bir adam. Mükemmel bir site de böyle birbirinden tamamen ayri üç sınıftan mürekkep olmalıdır. 1 — Yalnız yemeği düşünen bir vahşi hayvan. En aşağıda 'fşlih'âlar ve maddi arzular bulunur. yerin dibine'dogru çeker. başka bir mukayese yapar ki o da yine buraya gelir. Mükemmel bir site. üç unsurdan mürekkeptir. tamamen serbest değildirler. . adalet ile ahengi birbirine karıştırır. İrade ise bu iki atın kuvvetlerini muvazenelendİrerek arabayı. daima göklere çıkmak istiyor. doğru yolda götürmeğe çalışan bir arabacıdır. İkisi ortasında (irade) vardır ki bunun rolü. bilhassa. Eflâtun. hem insan (olan bir arslan. iyi tanzim edilmiş bîr ruha benzer. Bir teşbih ile ifade edacek olursak denebilirki bizim içimizde üç şey vardır. Bizim ruhumuz. umumun ihtiyaçlarını temin etmek ve servetler meydana getirmektir. der. İyilik ve güzellik gribi fikirleri temaşa ve takip etmektir. Eflâtuna göre bizim ruhumuz. En yukarıda akıl vardır ki vazifesi. Çünkü servetin.

— 18 — idaresine ait talimatnarnaler. 4 — Liderlerinin ve devlet mesi : adamlarının yet'ştiril- Bu programın en mühim kısmı hudutsuz salâhiyete malik olacak olan «Filozof . daha onbeş sene orada muhtelif aralıklı sıkı imtihanlarla mükemmel bir suretde oku tulacak. Otuz beş yaşma gelince yeniden on beş sene devam edrcek yoklamah stajlara tâbi olacaklar. ehemmiyetle durmuş değildir. Bu son on beş sene içinde okumaktan ziyade. Ancak elli yaş ndadır ki nazarî ve ameli her türlü kabiliyeti gösterdikten sonra bir insan.devlet adamları» nın yetiş* tirilmesi işidir. Yirmi ya şmda bir seçme daha yapılarak devlet adamları namzetleri ayrılacak. Ancak fikren yüksek adamlara verir. Bunlar. . bir yoklama ite. Eflâtunun sitesi böylece pek mükemmel bir terbiye sistemi üzerine dayanır. şefler tarafından yapılacaktır. Ötekilere iki sene daha beden terbiyesi yaptırılarak askerliğe hazırlanacaklar. Filozoflar bu sınıfa «tunçlar sınıfı» diyor. idarenin dizginlerini ne soyca asillere.. Nihayet «Altın sınıf» gelir ki bunlar devlet adamları ve yüksek zekâlar olup en yüksek kuvvet ve kudret bunlarln elindedir. devlet adamı olabilecek. «Tunç* Iar sınıfı) Ayrılacak. Bütün yurt çocuklarına on se* kız yaşına kadar ayni terbiye verilecek ve bu terbiye oyun şekli altında olacaktır Cebir ve şiddet usulü ya* saktır On sekiz yaşın sonunda. İkinci derecede «gömüşler sınıfı» gelir ki askerler bu sitenin müdafaasile mükelleftirler. ne zerrinlere verir. hiç kimse. bu filozof kadar. O. idaıî ı e askerî muhtelif makamlarda stajlarda bulunacaklar. Memleketi idare edecek olanlarln evsaf» üzerinde.

— 19 — Kadınlarda. . Çünkü bunda cins değil ehliyet nazarı itibara alınacaktır. devlst adamı olabilirler. filozof olacağından t*b. değil derhal tstoikatına geçilecek b r program diye yazmıştır.. iMsın* z<fer ile iki fa 'delim Birine Eflâtunun terbıye/e. milletin idare şekli « t$i » i doğma te^dûfl rine. E â 'IK> gö û<sal bîr ştf. askeri kuvvete din veya SII . Bunların bu. Çocukların terbiyesi de aileye değil devlete yükletilir.smlnrma b ra maz. bilhassa devlet adamları terbıyts m r « «i büyük eh mnaiyf ttir O.ourda yalan ve hile dahi caizdir. Tatbik vaziyetine nasıl geç ieceğini dahi bildiriyordu.îd hlovof n çok geniş bîr kültürü. ğe lüzum yok. Yalnız hünere ve bilgi e vetu Baiil^ «-er ki «idare ı$>. Marizlerin ve sakatların ha vat hakkını kabul etmez. avnca bir san'attır. Ba o s^trinm pek çok haymî kısımları ihtiva ettiğini söylem. milleti sınıflara ayırması da sırf liyakat ve istidat sebebiledir. = sut) bu u .» Efâtun bu fikie tamamen muataif. Fakat pek çok enteresan ve hattâ modern f deri havi olduğu da inkâr edilemez. Bir hükümet darbesi yapılarak (Filozoflar konseyi) diktatörlüğü eline alacak yanı v^zıytte intibak edemiyen ihtiyar vatandaşlar nefyolunar k. devlet adamları sınıfına g çebılirier. en . 5 — N -tice : E< âtAin «Cumhuriyet» kitabını yazarken bunu siyasî bir lüva ve hülya maksadile. . Kezalik bu yüksek sınıfrn çocukları müsabaka imtihanında kazanmazsa aşağı sınıflara geçer. Tunç sınıfının veya askerlerin ço cukları muayyen imtihanları verince. Hikmeti hü ûm t ic-bettMrs. yeni site gençlerle kurulacak. E lâtunun. Eflâtun'un sisteminde bir de (öjyenik) esası vardır.

322 • M.— 20 — yüksek fikirleri kavrıyabilecek bir ehliyeti akıl ve vic danın bütün kaidelerine itaati olacaktır.Ö. Liderin. fazla makinacılık. fazla istihsal. Servet ancak hakikî ihtiyaçlar ile orantılı artırılacaktır. ve servetin istihsal ve tevzi işlerini bu esasa göre tanzim edebilmekte görülür. Vaktiyle. akraba ve aile dostlarından Proksen onu ( Atama ) ya yanma alarak Atinaya tahsile göndermiştir. ancak bunun içindir ve bunu liderlrr tesbit edecektir. Bütün bu hadiseler gösteriyor ki . Aristo burada otuz beş yıl kaldı. Yunan kültürünün bel kemiği de Aristo dur. üzerinde Atarna şehri olan yere bugün (Ağıl kale)^ denilmektedir. Aristo (M. bugünün meşe* lelerinden değil mi ?. O. bazan şahsî servetlerin ifradi fızla hususî menfaatler takibi. Aristo. Meseleleri. devletleri ekonomi işlerine müdaheleye sevketmiyor mu ?.. Bu iş bugün bile. devlet adamlarının zekâ ve dirayeti: Bütün fertleri umumî menfaate boyun ezdirtmekte. Ve en . Bir nizam altına alınmamış. 17 yaşında öksüz kalınca.Efiâtun'un sitesinde olduğu gibi .daha ahenkli bir cemiyet yaratabilmek için cemiyet ve milletin menfaatim. Atarna Bergamayı Dikiliye bağlayan şosenin kıyısınDikiliden beş kilometre kadar içerdedir.Ö 384) Bugünkü batı medeniyeti: eski yunan kültürü ile tysa dininin bir karmasıdır.. fertlerin ve ailelerin menfaati üstünde tutmağa daima ihtiyaç vardır.

tefrite düşmeden tam " o ı t a " yi güdebilmektedir. Faziletli olabilmek için: istemek ve bilmek gerektir. (lâzlm geldiği derece)(lüzumunda) itimat veya korku hissetmektir. Ahlâkî faziletin biri aklî. Bu kudret: akıldır. ço. Binaenaleyh bir insanın değeri. bir tabiat gibi olabilir. saptanınca buna ulaşma vasıtalarını göstermek. Aristo'ya göre insan için. faziletle beraber gelişmesindedir.siri vardır. Fakat bir kerre gaye. Fazıylet.— 21 — güzel eserlerini burada yazdı.uk ihtiraslarını takip etmeğe alışırsa attık onun faziletli olabilmesi pek güçtür. ilk önce bir karar mahsulü değildir: istenir veya istenmez. İnsan. Şimdi fazileti şöyle tarif edebiliriz: En doğrn bîr akıl ve ihtiyat ile ve kendimize nisbetle tam ( itidal = orta) yi takip ile iradî ve kararlı bir surette harekete daima hazır olmak. Fazilet nedir? .Türlü hal ve hareket tarzları arasında iyi niyetle en doğrusu hangisi ise onu seçmek ve ifrat. kendimizdeki insanlığa özel kudreti geliştirmektedir. bir insan için en yüce erek: akim. Çocuğu. en yüce erek. zamanında terbiye etmezsek. (lâzım olduğu tarzda). istihdaf ettiği gaye. bir daha elde edemeyiz. Elimizdeki taşı bir defa atınca. Fazıhtli insan: insanlığa özel işi çok iyi yapmak ister? yarıî her türlü ifrat ve tefritten çekinir. akla aittir. Zıttarı (korkaklık) ile (inatçılık) tır. diğeri iradî iki unsuru vardır. tabiat mahsulü olmayıp terbiye ve mümarese mahsulüdür. en büyük saadeti hareket ve faaliyette bul- . Atama kralı Hermiyas onu kardeşinin kızi Pityas ile evlendirdi. Cömertliğiu ifratı israf. Meselâ cesaret. İnsanın tabiat ve mizacının: Ahlâk ve faziletin kendisinde kolay veya güç teessüs etmesine t. tefriki hasisliktir. Terbiye ve mümarese ile fazilet.

Bu sebeple ferd. Yaradılışı ve aldığı terbiye iyidir. Aklı en kuvvetli bir surette işlemektedir. Böylece siyaset. fazilet ve saadeti cemiyet içinde amel ha* üne getirmeksizin tam insan olamaz. 6. Devlet. 4. kara günlerinde dahi. yolunda gider. politikanın bir şeklidir. bir içtimaî varlıktır. Hayatın inişli. Cemiyet ol mı yaydı (insanlığa özel mahiyetler) olamazaı. tedir. ahlâkın zarurî bir tamamlayıcısıdır. yokuşlu olduğunu bilir. işleri. tahakkuk ettirilen faziletli insandır ki hakikî insanlık tadını tatar ve kendini mesut hisseder. kayıtsız ve şartsız devletin emri altına girmek mecburiyetindedir. Devlet. Şahsi entere ile siteninkini birleştirmelidir. Kendi derinliğindeki insanlığa özel özü. Tabiî ve içlimaî temayüllerini tatmin edebilmek- — Portresi böyle çizilmiş adam. 5. umumî saadeti en iyi temin edecek surette sevk ve idare etmelidir. iyi çocukları ve dostları vardır. — Aristo : <Bunu metafizikten öğreneceğiz. en yüksek fazilet: hlhmete en uygun faaliyettir. Faziletli insan. Daha doğrusu ahlâk. 3. Bedenî ve ruhî melekelerinin inkişafı ahenklidir. İnsan. > diye Söyle açıklar : .— 22 — duğundan. 7. mesuliyet hissini büsbütün kaybetmez. Yani esas tabiatini teşkil eden bütün (üf'ule=fonksiyon) larınv sosyal muhitte işletmek sizin. niçin mesuttur ?. 2. terbiye ve kanun işlerini " fertlerde faziyleti • itiyat halini aldıracak şekilde düzenlemelidir. her ferdin hal ve hareket tarzını. Servetçe. sıkıntı içinde değildir. Aristo en raes'ud adım portresini şöyle çizer : 1.

hayatın gayesini tayin «etmektir. Saadeti (fiil) den ibarettir. sonuna kadar. tek bir hakikat. Bizim büyük filozof aynı mânayı. Aristo'ya göre insanın saadeti : Tanrı gibi. Bugünkü içtimaiyat âlimleri medeniyeti « Daha yüksek bir hayat» diye tarif etmektedirler.» Allah en mesuttur" Ve saadeti için haricî hiç bir şeye muhtaç değildir.— 23 tMetafizik diyor ki . Bizim büyük filozoflarımızdan Mcvlâne Ceiâleddin bu mes'eie ile derin uğ)aşmış kudretli (Feylesof -Şair) dir. Niçin yaşıyoruz? Niçin türlü türlü şeylere gönül bağlıyoruz? Bunların hepsi gönül bağlamaya değer şeyler mi? Hepsinin üstünde. Mevlâna Celâleddin (1207-1273) Felsefeni en büyük işi. Fakat öyle bir fiildir ki buna hiç yorulmaksızın devam edebilir. sonsuz bir aşkla gönül bağlanacak tek bir şey. Kendi natürü ile bizatihi mesuttur. Zira saadet. her büyük filozofun radığı en büyük meselelerden biri budnr. hiç yorulmadan daima en iyiye doğru hal ve harekette bulunabilmededir. adalette değildir. daha şairene bir eda ile: c Can feşan ey afitâbı-ı manevi Mer cihanı küherna binutna nevi» . solmaz tek bir güzel yok mu? İşte her devirde.

diyor. mukaddes ateş yok ise hiç bir şey yapılamaz. içimizde «Yepyeni dünya> yaratmağa derin bir aşk. Yüksek bir ülküye tam ve candan gönül bağlıyamamak insan için pek tehlikelidir. millet ve dünya yaratmak için bütün kudreti ile çalışmaktadır. herkesin ve bilhassa yetişmekte olan nes- . Büyük bir ülküye kendini bir kere tam verip nefsini unutan bir insanda can sıkıntısı. yepyeni daha üst. (Yepyeni dünya) yar ratmak aşkı az ise. egoizm denilen insan ruhunun seretaniarı olur mu ?.— 24 — "Ey manevî güneş olan insan. Türk felsefesinde büyük İşlere. bir vatan. En büyük kuvvetler. büyük işler göremez. «Şat baş ey aşk hoş sevdayı ma Ey tabibi cümle ilethayi ma> «Hastalıklarımızın hepsinin tabibi sensin. ey aşk» diyor. Bu türlü aşkı en ince ve en derin terennüm eden iki büyük Şair Filozof Yunus Emre ile Celâl dirr Yunus emre bu türlü aşk hakkında : «Hamzara kuvvet verir kaadir Çalap aşk erine> Celâl de bizi her büyük işe saldıracak yepyeni medeniyet yarattıracak âmilin aşk olduğuna inanır. Eski dünyada yeni' likler göstermek yolunda canını feda et.. rnsan ruhça düşkündür. İçinde aşk olmıyen insan. ha' sed. Bu asîl ve merdane aşk. garez. kendi özcülüğünü (Egoizmini) yakıp mahvetmiş tamamen kendini vatan ve millete hizmete hasreden bir nesil yetiştirmek lâzımdır. pek mühim yer tutar. daha ileri. Fakat yepyeni bir dünya yaratmak için böyle (Yeni hayat) yaratmağa gerçekten aşık. ruh üzgünlüğü. Gönül bağlanmağa değer tek güzel: her zaman. en derin aşklardan kaynar. derin hakikatlere aşık.

seciyece kuvvetli vatanperver bir gençlik teşkil edebilmektir. gençliğinde. Lâkin maddeye. Diğer bir borcumuz : Kendimizdeki egoizm putunu kırarak örnek olmak suretile. . Ah gençlik. önümüzü kesecek bir ilk harami. gönlündeki (Yeni hayat) mukaddes aşki sönmiye yüz tutan. Celâl'e göre. puta tapanın juhu yoktur. "O ki gafil hut ez keşti bahar O ki danet kimetı in rüzgâr. baharını gafletle geçirmiş demektir.. kaba meteryalizimdir. «Her ki o ten ra perestet can neburt» Celâ'. kendi putudur. «Her ki in ateş nedaret nist bat» «Gönlünde bu ateş olmiyan. yerlerini altın aşkı sarmağa başlıyan insanlara : «Zer taleb keşti hud evvel zer bedi. yok olsun» Kalbimizde bu ateş ile namütenahi tekâmül yoluna Çıkınca.— 25 — lin hepsinin kalbinde eski ateşgedelerin ateşi gibi yanmadıkça yeni dünya. yeni hayat kuıulamaz. Vatana en büyük bir borcumuz yeni neslin gönüllerinde bu ateşi tutuşturabiltnek ve bedence. gönlünde böyle bir algül açt»rmıyan insan. Hâlbuki gençliğinde kendin altın idin» diyor. Çünkü mukaddes ateş içimizde o zaman tutuşur..» «Sen şimdi altın ister oldun. her taze gönülde hiç solmayan birer algül açtırabilmektir. rubca. maneyî mertebenin en aşağısında kalmış insanların taktığı egoizmdir. O cidden altındır. Ve mukaddes ateş içimizde hiç solmayan bir algül olur. Gençlik ömrün altın ve elmas devridir. derin tutuşunca sonuna kadar da hiç sönmeden yanar.

Eğoizim yolunda olanlara : "Meyli tü suyi mügaylanest ü rik Ta ki gül çini zi harı mürde rik.ü dikenlik ve kumlukta nasıl gül bulup dereceksin ?„ "Merhamete nail olmak istersen zayıflara merhamet et „ "Rahm hahi. "Senin gittiğin yol : dikenliğe ve kumluğa gider..» «Senin benliğin bir dağ gibidir ki güneş görmene. Ö. Benliği aş..» Mevlâna terbiyenin kuvvetine inanır : "Ger tü senk ü şehre ü mermer şevi Çün besahip. Binaenaleyh ben. boğmaktır. güneşin nurunu almana mâni olur.. fakat bazıları nur içinde yürüyecek ve onların güzellikleri size gıpta verecek.— 26 - Kırılacak ve yakılacak iki put. İçimizdedir: Egoizm ve meteryalizm. ancak bunlar için tasavvur ve icat ettim. taşanların çoğu masiyet çamuru içinde süaünecek. Er büyük başka bir borcumuzu da egoizmi ve materyalizmi nerede olursa olsun. . dil resi gevher şevi. "Ahiri her girye handeest Merdi ahir bin mübarek bendeest.. kaya mermer olsan dahi bir kâmil mürebbi elinde gevher olursun. bu cihanı. "Eğer taş. Mevlânadan: «taşanları yarattığından dolayı Tanrıyı. Melekler itham ediyorlardı. benliğinden gaç ki yüksek hayat yaşıyasın.. ber zaifan rahm kün.. Tanrı cevap verdi.

Hazer ve dikkat ile hareket eden kimsedir ki akıllıdır „ 'Her çi ber tü ayed ez zülumat ü gam An zi bi bakî ü küstahest hem.. O kesif ten asumanda Öyle sür'atle «çar ki bu çalakî..— 27 — "Her ağlamanın sonu gülmedir. hüner poşide şüd. mahlûkat zincirinin en üstünde olan adem oğlusun.. "Ademi ra düşmeni pinhan besist Âdemü ba bazer akit kesist.. İşin sonunu g-Ören insan.. karşisındakinin hünerini "Âhır âdem zadei ey na halef Çend pindari tü pesti ra şeref. meleklerin bile gıptasını davet eder.. olan kimse. Reşki melek amedest çalâkii ma.. "İnsanın gizli düşmanları çoktur. Alçaklığı nasıl şeref zannedersin?. Bir de rubailerinden birini alalım : "Nuri feleKest in teni hakii ma... "Başına gelen elem ve felâketler.. "Bizim şu kara topraktan olan bedenimiz feleğin nurudur. Geh reşk büved firişte ez pakii ma. biz toprak adamlarının temizligini kıskanırlar. mübarektir. Bazen gök insanları. "Ey insan!. sende allah kor* kuşu olmamasından ve küstahlıkla hareketindedir.. bazen de şeytanlar bizim kötülüğümüzden kaçarlar. Geh bigrîzed div zi bipakii ma. "Çün garaz amed. Konyada ölümü : 5 cemazilahir 672 (1273). .. ' Garazkâr görmez... Mevlânanın doğumu Belklde 16 Rebilevvel 604 ^1207).

Çağının hem bilginlerine hem siyasasına. böylece şaka. 1553 de öldüğü sanılmaktadır. salt kikâyecilik merakını yerine getirmiştir. acayip inlerde gezmeler^ Hepsinde ölçüsüz bir karikatüıcülük vaıdır. Komik bir eser olan ve (1532) de Liyonda basılan (Pantagruel) basılmazdan önce bir çok kitapları çıkmış* ti. Ünlü bir yazıcı idi. çocuk luk ve açılma. Kocalığı ve ölümü üstüne bilgimiz yok. Ölümünden sonra. Kardinal (Balay) a başkâtiplik ettiği sıralarda onunla. soysop kütüğü. .- 28 — Rable (1494-1553) 1 — Havati v« es«rleri Rable.nin doğum tarihi sağlam bilinmiyor. zamanının büyük İşleri üstüne diyeceğini demeğe yer bulmuştur. Şövalye romanı o!up bu kahramanın başından geçenlerdir. ağır işler alarak Romaya bir kaç kez gitti. Liyon'da bir hastanede operatördü. Bu büyük fantazi ve komik eserin genel bir kurumu vardır. Fransada (Touraine) de doğmuştur. 1554 de (Gargantua) kitabım bastırdı. hele Fransa krallarile Papalık arasındaki bağlara inceden inceye bilgili idi. 1494 de olduğu sanılıyor. Bununla beraber bu iki eserinde. Eseilerinde. onundur diye eserinin beşinci bölümü (Li'ıl Sonnante) adile basılmış ise de bu eserin onun olmadığı söylenilir. Belki bununla müellif. insanı derin düşüncelere götürür. Şaşılacak bir doğum. savaş akıtılan. Yazının ardını koğdu.

. bu günün önemli düşüncelerinden olan. Beşerin çalışmasını ve bulgularını saygı ile anar. ip. yeldeğirmeni kanadı. Eserinde: diriklik. jiyiro. o günlerde de bundan aşılanacağını (istifade) söyler. yel ve kol değirmenleri buldu. Gerçekte ise kendis'. bu.— 29 — 2 — Tabiata srü"enme : Rable. Fakat bu düzeltmenin. Onun temel düşüncesi : Tabiata güvenme. maddeye bütün gücite sarılarak bundan bir çok iyi bulgu ('cat) lar alana çıkarmak. onun nikbinliğini azaltamıyordu. Meselâ üçüncü fecisinde (Kenevir) den ve bundan yapılan bez. İnsanların çtktiği acıları bilmekle beraber. Protestanlığı kuranlardan (Kalveni) olduğu denlü. Su. Dördüncü faslında hemen hemen tarihi materyaliz min bir şemasını çizer: "Adam oğlu. daha açık söz ile dirime güvenç idi. çalama sevgisi ve hürriyet taşkın ve coşkundur. ürün almak için toprağı sürmeği ve ekinciliği buldu. Bununla beraber dinle düzeltme istiyenlerdendi. ve geleceğin hava yo!c ıluğundan bile söz açarak. Amma ne Protastart. herhesin anladığı Hristiyan dininin yolcusu değildi. Rable'nin temel eserinde. İki taraf ta ona saldırıyor ve o da butun gücile kendini kalkanlıyordu. Bunları bir yer- . Papayı da çekiştiriyordu. emniyet altında uzun müddet ilintisiz tutabilmek için buldu. Katolik kilisesinin temel inanlarından dışarı çıkmamıştır. çadır. gene ürünü. g-iirültü çıkarmadan. kâğıt ve başka nesnelerden söyler. ne de Katolikleri kandtramıyordu. "Ürünü korumak için silâhlan ve çerıHği buldu „ Riyaziyat ile tıbbı ve nücumiyati.. yöntemli yapılmasını istiyordu. daha ilk çağda.

(ruhu) vok eder. ertemli olmağa ö z e nir . ahlâkın kurumunda bile oüyük bir yer verir. güler yüzlü bir genç yaptı Okumanın gücüne coşkun manı vardı. Yeni zamanların aydın tor adamlatımn vazifesi dünyayı bü felâketten kurtarmaktır. Böyle gününde bik. bilgiye. Bu sonuncu. iyi. Rableye göre insan. 3 — (Müsamaha v* Bar»8C»l>k " • Hayat sevmek. kendini korumak gerek.. Her fırkanın fanatiklerine. (Gargantua) abdaldı. insanın canını iğneliye iğneliye onu yorulmak bilmez b°r verimliliğe ulaştırmıştır: İyi yaşamak için . hayata engel olan. baskı taraftarlarına saldırır. gönül ahcı. Yani müiebbısi. Çağının (Hümanist) leriJe beraber karalı savaşları» vahşet çağların dan kcinaa olduğuna inanır. düşmanın. şu öğüt ile geri yurduna gönderiyor: . (Gargantua) da şöyle bir parça vardır: Kral (Pıkro şoı) bütün acunu almağı kurmuş. i>ı yürekli. Rable. Rab'e eski çağın (ahlâksız) bilgisi. gibi bakıyor Düşman ordusundan tutulmuş tutsak bııv zabiti. Komşusu(Grandgusk^ nin üstüne saldırmağı düşünüyor. Ancak böylelikle. Mürebbisınin (Gargantua) için çizdiği terbiye plânı ünlüdür: Görme ve aramaya dayanan dolgun bir ansiklopedik bilgi. tabiatı • iş ve arama ile iyi tanımak gerektir. bilgili. zihin kültürü denlu oyun ve belen kültürü de var. onu bilgin. doğru ve güzel bir (rub) sahibi olabiliriz. hayatı boz&n ye k ran her i esneye düşmandır. harbi istemiyor amma ne yapsın. 'şimdilik sapıtmış sevdik. Gene ürünü deniz aşın götürmek için gemiler yaptı Böylece tabiat . sözünü anmak ile beraber.— 30 — den başka yere götürmek için sanaatlar buldu. der.. elverirki ret biye yolu ile bunları ona vermeği bilelim. uslu.

u yükseltebilir. üst geliniyor Ve buna. hristiyan kardeşleri zararına acunu almağa kalkacak çağ değil. Burası usluların ve mattuiarın oc.. Aniballere. Sezarlara. Bu acu un yalnız t tUnndan ve iyiliklerinden mi aşı lanmak (ıstıfdde edilmek) istemlivo ? öyle ise bu incelik ve zekâ »it y. o kitaba %öıe. ) di'da şen ve kahraman bir adamın çalışması ile. muharebe olmas n.— 31 - " Bu çağ. korumağa ve çevirmeğe buyurukluyuz. Aramızdaki anlaşamama. düşüncesini çiziyor. kette soğuk kanlılıkla çözülmeğe çalışılsın. (J. kan dökmeğe değmez Eflâtun derdi KI. x* Telem'lıler. Rable. Bununla. benzemeğe özenmek ine ie uyan bir iş değildir. iidır (Telem) de kabal klara yer yoktur. Spirelere.j:um. öğdül olmak üzere. konforu ve incelifti var. komşuları olan. (bir fi. Yunanlılar arasında. birbirlerine karşı silâha saulmak olursa bunun adı. güzel nesneler» . Tannyi severseniz şuradan savulup gidin. Hctıâ t > tf ğa b ie pek değer verilmemiştir. Komşular ve eski dostlar arasında böyle yapmak yaraşır. 4 — M»ıt!H«r iren-1*k»»t' (Telem kıt'ssı) Pıkro>ol uzttnt-. (PIMOŞOI) saraymda rahat rahat oturup yurdumu yağmayı ûüşünemesin.. Isüenderlere. ona (Telem) denilen yer veriliyor.ğı oluyor. cncak güzel konuşmalardan. Çünkü kendisininkini iyi çevirerek tır ki o. Sizden kurtuluş akçe si istemem Atlarınızı ve silâhlarınızı da size geri versinUr. Benimkim yağma etmek istet se o zatuan kendisininkini yok etmiş olur.ne ve fesat çıkt) olsun. Burada orta çağ şatolarının lüksü. ve son. Biz krallıklarımızı. Eski Herküllere. nasılsa. Komşularımızın yurtdaşlarıni almağa değil iptidai insanların ganimet'dediği şeyin bugünkü adı yağmacılıktır. Ve kraltnizı girdiği çıkmazdan kurtarın.

çalışkan bir adamın kalem sınamaları biçiminde. musiki ve beş altı dil bilmiyen insan yoktur. kahraman ruhludurlar. hürriyeti (fazilet) yöneminde yürütecekleri yerde. (memnu) nesdeye yelenii (haris) dır..__ 22 den. Onlar çok ertemü ve mutludurlar. Kadınlığın her zerreündî işin eri oldukları gibi (fikir) hayatları da pek yüksektirler. hemen özgider (insiyakî) gidişle ertemü işlere doğru koşarlar ve fenalıktan bütün güçlerile çekinirler. okumadan. iyi insanlarla düşüp kalkan ergin kişiler. Baskı (zülüm ve istibdat) altında kalan insanlar ise. gerçek diye almak doğru olmaz. Erkekler. Bundan ötürü hepsini. maddi hayata da yer verir. tkircisine karşı ilişiksiz kalmalıyız. komik bir eserdir. normal hayatın tatlarına üst tutulmalıdır. şövalyedirler. Bunda fikirler yufka. iyi terbiye edilmi-. Kadınlar hem bilgin hem incedirler. Bu adama . kötü hiç bir nesne giremez. faizciler. musikiden. "Temel olan bl« rincidir. 5 — Net'ce : Unutmamalıdır ki Rable'nîn eseri. Buraya sinsiler. Çünkü insan. oyundan tat alırlar. derler. Bu ütioi diyarında bu geniş hareket örnek bir hayat yaratmıştır. Burada. çünkü ergindirler. okuma yazma. Yalnız sevinç içinde yaşamağa yaraşanlar girebilir. Bunların başlantıs. Prensipleri şudur : Ne istersen yap Çünkü iyi ruhla doğmuş. baskı (istibdat) boyunduruğunu kırmağa yürürler. tabiî olan her nesneden insanı yüz çevirtmektir. Bununla beraber (ahlâkî temayül) ler bakımından dikkate değer. Hayatın tatlar na pek düşkün olmamak gerektir. Rabie ise. Daima ruhla bedeni çarpıştırırlar. çocukça ve aşrı şişirilmiştir. Bir çok doktrinler derler ki: iç olgunluğu.

Eğer bir insan kötü ise o.. İnsan.Ruhun. Öyle amma onun ütopistliği şuradadır.— 33 — göre Avrupanın ayırt büyüklüğünü yapan şey: tabiatı arama ve tanıma ile bu tanıma sonunda. Kuşlar nasıl uçmak için.. Samda Semiz AH Paşaya ithafen yazdığından eserine (ahiâkî alâî) adını vermiştir. güzel düşünce ve işler hayatını tekrar yaşatmış olursunuz. en yüksek derecede ilme ve iyi hareketlere sahip olmasıdır. ve hicrî 979 da Edirnede ölmüştür. bir ütopist değil : bir realisttir. baskı ve sinsilik (mürailik) ile bozulmuştur. (Ahlâkî alâi) eserile ünlüdür. öküzler nasıl sapan için doğmuş ise insan da ertem ve felsefe için doğmuştur. muh sinî ahlâklarına kendi tarafından da ilâveler edilmek suretile meydana getirilmiştir. elde edilen yaratıcı iş) tir. hocası. tabiatini kovalaması yeter. salman (hür) olarak ertemi (fazileti) bulabilmek için. ailevî içtimaî ahlâklardan bahis üç bölümdür. Kâtip Çelebi'nin (Keşfi zunun) da yazdığına göre bu estr. Eser bir mukaddeme ile şahsî. hekimane yaşamalıdır. Hikmet nedir ? . Ana fikirlerini aldım : İnsan. Hakikî saadet: ilim ve imandadır.. der. nasırı. (Erasm) in izinden yürümüştür. Kalbimize 3 . İşte burada Rable ütopiye düşüyor' Kınalı oğlu Ali Efendi Ispartada doğmuş. Ona salmanlığsnı geri verin. Tabiî olan her şeyin daima iyi olduğuna inanması. Erasm der ki: Ben doğruluğa akmağa (temayüle) (tabiat) derim. Bu yüzden denilebilir ki Rable. celâli. onda doğruluk. Bunda Rable.

hayvanlardaki ruhtan iki nokta ile ayrılır : 1 — (Külliler) ile. insan. Zira at uzakta bir yeşillik veya su . hal ve hareketini. Fakat çok uğraşma ile bunlar da muvaffak olurlar.Evvelâ vicdanı kötü düşünce ve niyetlerden temizlemek. Ahlâk nedir ? . Ama eğer at. hal ve hareketini düzeltebilir. taş kesilmiştir. Rub. Eğer insan. sonra iyi niyet ye düşüncelerle doldurmak. Bu güçlük sebebiledir ki. Murat edince insan. yanında köpeği. Hal ve hareket üç türlüdür : Ehli hayvanların Yırtıcı hayvanların Meleklerin ki gibi. atla köpeği iyi sever ve idare ederse üçü de mes'ut olur.Evet değiştirebilir. Bedenin harap oluşu. karakter değişmez.— 34 — şüphe sarmamasına ve ilmimizin gittikçe artmasına bütün kuvvttimizle çalışalım. Fena hal ve hareket. Zira hiç bir karakter. harici âlemde (asıl olan şey) in ne olduğunu kavraması ile. Bunlarda güçlük vardır. insan ruhu. Yalnız bazı İnsanlarda karakter. fıtrî değildir. Ata binmiş. insanda geçicidir. Bu üçten hangisine isterse öyle yapmakta hürdür. diyenler var. bir avcıya benzer. Bizi hekimane yaşatacak iki şey: ilim ve ahlâktır. karakterini. ebedîdir. 2 — Hal ve hareketlerin iyisi ile fenasını ayırt ederek iyisini yapabilmek ile. tnsan. Beden. istediği yere giderse üçü de bedbaht olurlar. üçüncüsü ile melekler âlemine ortaktır. değiştirebilir mi ? . bunların ikisi ile hayvanlar âlemine. ruhî tekemmül ettirme yolunda bir aletten ibaret olup saadet arama yollarında bir binektir. ruha şamil değildir.

imanı. Ruh. fnsan. merdivenin of tasıdır: iyilik yapmak ile en yüksek noktaya yükselebileceği gibi. der. ispatlı tanımağa muvaffak olmasa bile. bm i ç değerin ahengini ancak daimî bir uğraşma ile sağlayabilir. Efiâtun'un (Misal âlemi) ni kabul eder. Materyalistler bu görüşü kabul etmezler. Saadetinin anahtarı kendi elindedir. iktizası. (fbni Yemin) in şu sözünde hulâsa edilmiştir: Kâinata cansız olarak girdim. . insanın tabiattaki mevkii. iki yöne de yön alabilir. ve geleceğine bir göz atalım. İnsanın aslına. ancak ruhta mevcuttur.— 35 — görür gribi olur. Ama akıllı insan. köşkler halinde tecelli edecektir. Bu işte ken dişine yardımcı büyük bir mürebbiye muhtaçtır. Sonra nebat. Asıl ve menşei. o âlemi.. Şimdi de insanim. Cennet ve cehennem. Müstakbel hayat: bunda (Kınalı oğlu). Ruhumuz bedenden ayrılınca sinemizde : ya yaptığimız iyiliklerin sembolü bir sevgili veya yaptığımız fenalıkların sembolü yılan ve akrepler bulacağız. Oraya koşar. sonra hayvan oldum. bedenden ayrılınca (Misal âlemi) ne gidecektir. Cennet budur. inkâr etmiyerek : (belki) der. ancak kendisini terbiyeye uğraşmak iledir ki mes'ut olur. Nasıl yaşamalı? 7 .. Cehalet ve kötü hal ve hareketler ise yılanlar ve akrepler halinde tecelli edecektir. tabiat içindeki mevkiine. Bu dünyada kazandığı ilmi. orada güzel bahçeler. insan.fazilet ve adalet iıe yaşamalı8 Fazilet: Zekâ. Ama gördüğü ne ottur ne su . cesaret ve iffet ahengidir. Yaradılış.* fena hal ve hareketlere sapmak ile de en kötü uçuruma düşebilir. iyi hal ve hareketleri.

insan. Birinciyi yapmıyan kâfirdir. ikinciyi yaptniyan eşkiyadır. tenbelleşir. Terbiye san'atı iledir ki kendisini ar mahsulü yapacaktır. 2) Memleketin kanunlarına itaat. Üçüncüyü yapmıyan hırsızdır. fazilet elde etme yolunda harcamaüdır. 2) Matematik vasıtasile zekâya bir kesinlik vermek 3) Tabiat ve Tanrı hakkında derin bilgi edinmeğe çalışmak. her kuvveti kendilerine özel işleri yaptırmak da adalet iktizasıdır. Bu (îîiümarcseler) yumuşlardır. 2) Şimdiye kadar elde edilen bilgileri. böyle âdil bir adamın iradesinde olaydı. unutmamağa çalışmak. . Tabiat mahsulüdür. fazileti idame etmek olacak bir ruh i]yeni de beden ijyeni kadar gerekli bir şeydir. zayıflar. Her azayı. Eğer dünya. Bu maksatla ruha daima iyi hal ve hareketler teklifinde bulunmalıdır. hiddetine sahip olmadan. bedenî ve ruhî kuvvetlerini. Ödevi. cennet olurdu. Terbiye • nefsini ve neslini muhafaza ' iç güdülerini tadilden. zekâsını geliştirmeden ibarettir.— 36 — İnsan dünyaya bir (tabi! sebep) ile gelmiştir. verişte hak geçirmemek. Zira böyle ekzersizler yapılmazsa ruh. 1) ihtiyarlık günlerinde dahi ilme çalışmaktan vazgeçmemek. 3) Ah. Zekâyı geliştirecek şeyler şunlardır : 1) tyi düşünmeği öğrenmek. Bu üç şeyi elde ettikten sonra (adalet) e ulaşmağa çalışmalıdır ki şu üç şeye dikkat ile olur : 1) Tanrıya itaat.

fena hal ve hareketin tersini yaparak bu iyi yolda uzun müddet uğraşmak. hiddet ve ihtiras ile bozulabilir. Bilhassa şuna çok dikkat edelim ki tenbeltik. Fena hal ve hareketleri vermeli. İnsan. en çirkin ve cadaloz bir kadın seçmişti. derdi. 4) Mahrumiyetlere ve acılara dayanmak. iyi hal ve hareketleri öğtneli. her şeyi taklit eder. Yaptığı hareketie kötülüğünü tatlı dil ile aydınlatmalı. kendisinden mümkünse daha iyi varlıklar dünyaya getirmek için evlenmelidir. bir boş levhadır. Ruh: Fazla şehvet. Bilâkis iş zevki en derin kökteşsin. Eğer bir cemiyette adaletsizlik varsa o zaman cemiyet hayatinin. Buna mâni olmak için iki vasıta vardır.— 37 — 3) Şehvet ve hiddeti tahrik etmemek. «Çocuğun vicdanı. Çocuğun yanında. Evlenipte böyle yapnnyan şeytanın kardeşidir. cemiyete muhtaçtır. Terbiyenin ilk işi. Bunun yolu şudur: o. Bozulunca ilâcı terbiyeye baş vurmaktır. bilhassa dördüncüsü pek önemlidir. eş olarak. çocuğu fena tesirlerden ve fena muhitlerden korumaktır. ona fıtrî kabiliyeti nelere ise onu öğretme'i. Öğretimine gelince. onda itiyat halini almasın. Terbiye işinde. birtakım kargaşalıkları muhtevidir. ilerletmek için insan oğlu. Zira çocuk. Çocuk. Fakat içtimaî hayat. sert bir suret te azarlamaman. Oraya ne istersek resmedebiliriz. 1) Doğru yola gelmek istemeyenleri hizaya getire- . ilerleme yolundaki. fena bir harekette bulundiyse. Büyük hekim Sokrat. avantajları kalmaz. 5) Kendi hatâlarını aramada çok dikkatli olmak. Neye böyle yaptığını soranlara : — Sabrımı artırmak ve içimden hiddeti koğmak için. fena olur. Bilâkis mümkün olduğu kadar sükûnellegtirmek.

(Sevgt) dünyasında fert. Bu üçüncü grupta olanların doğru yola gelmeleri için kuvvet ve şiddet kullanılması gerektir. başkasına ait olan şey için bir haksızlık yapmağa kalkmaz. İnsanlar üçe ayrılır ı 1 — Yaradılışta faziletli olanlar ki iyi işler yapmakta hiç güçlük çekmezler. Bunların miktarı çoktur. 4 — Askerler. . Bu sağlanınca kanunlara pek ihtiyaç bile olmaz. 2 — Halk terbiyecileri. 3 — Adalet kanunlarının tatbik edilip edilmediğini kontrol ederler. Bunların miktarı azdır. Fakat halkı terbiye ile buna ulaşılabilir. bir taraftan.cek kanunlar yağmak. Zira kanun ancak cahiller arasındaki anlaşmazlığı kaldırmak içindir. Bunlar düşünce kuvvetile iyi ve kötüyü birbirinden ayırt ederler. Fena hal ve hareketlerden uzak kalmaları için bunlara küçük bir öğüt yeter. Bu seçkin insanlar. 2 — Bilim sayesinde faziletli olanlar. Bunların miktarı ortadır. Bilâkis elinde olan şeyi bile sevdiği ihsanlarla paylaşır. Cahilleri. Diğer tarafta da vatandaşlarını iyi terbiye ile onlara doğru yolu göstermelidirler. 1 — Yukarıda söylediğimiz seçkin insanlar. 3 —. ancak (sfcvg') ile yaşar. memleketi hekimane idare etmeliler. 2) Faziletli insanlar arasındaki gibi sevgiyi geliştirmek. adalete bin kere tercih edilir. Vatandaşlar beş gruba ayrılır. Sevgi. tnsanhk. Memleketin dizginleri. birinci guruptan olan insaalar elinde olmalıdir. Bunun içindir ki sosyete de sevginin hükümran olmasına çok çalışılmalıdır. birbirlerine sevdirmek güçtür.

yurdun her bucağında. milletin iyi işlerine bütün kuvvetlerile sarılmalıdırlar. bu. zeki ve samimi muhabirleri olmalı ve bunlar halkın ve memleketin durumunu reise. düşünmeğe ve seyahate vermiştir. Hayatı anlamak için elli üç yıllık ömrünü okumağa. 4 — Devlet işlerini' ehline vermek ile. dos doğru. düşünmek için daha uygun gördüğü HoUandaya çekilerek uzun yıllar orada bîr inziva hayatı içinde düşündü ve insanlığa en faydalı lı eserler verdi. memleketi saadete ulaştırmak olmalı* dir. düzensizliğe düşer ve her şey karmakarış olur. tüccar. Eğer bir insan. 3 — Düşmanları arasında tefrika olmasile. Muhtelif memleketlerde on yedi sene seyahat etti. Şefin yegâne arzusu. 1629 dan itibaren de. Fransanm dünyaya verdiği en büyük filozoflardandır. bildirmelidirler. Davlet reisinin. 1649 da tsveç Kraliçesi (Kristin)m daveti . Vatandaşlar. Eğer bunu şef unutursa memleket. Düşünce ve harekette bir olmalıdırlar.- 39 - S — Çiftçi. bu beş gruptan birine dahil değilse. san'atçı gibi vatandaşların ihtiyaçlarını sağhyanlar. Dekart [1596 -1650] Dekaıt. buğday tarlasında biten ve buğdaylar zararına olan fena ot gibidir. Bir devlet dört şeyle yaşar : 1 — Adaletle* 2 — Devlet adamlarının ve generallerin birliği ile. yeni çağ felsefesinin babasıdır.

iyi metodla sevkedip etmememden gelir. ahlâk.yolu seçmeğe vermek. meyvelere ben zetilirse. en büyük . Dekart'a göre insanın eti asil vazifesi: insanlara doğru yolu matematik kadar kesin ve ap aydın gösterecek bir yol arayıp bulmaktır. Dekart'a göre bu. Bu öyle bir (umum! matematik) ilmî olmalı idi ki bütün ilimleri kucaklasın ve hepsindeki kat'iyet. Kemikleri on altı yıl sonra Isveçten Parise getirildi. Bir memlekette ilimsiz ve felsefesiz endüstri ve diğer meyveler elde etmeğe çalı g m ak kuru değnek üstünde birtakım meyveler bağlamağa benzer. tıp.— 40 — üzerine Stokholm sarayına gitti. 10 Kasım 1619 gecesi Neubourgda düşünürken kulağına bir ses geldi: Mevcut felsefeyi ıslaha davet ediliyordu. ilim ye felsefe gelişme derecesini asla geçmez. ilimler ağacın dalları. olsa olsa (felsefe) plabifirdi. İnsanlar arasındaki fark: aklı. Ona göre endüstri. Bir memleiekette meselâ endüstrinin gelişme derecesi. Felsefede ağacın köküdür. matematik katiyeti derecesinde olsun. Ve 11 Şubat 1650 de orada öldü.» Dekart'ın ilk işi bu oldu. Bu işe (Dekart).faziletlere olduğu kadar en büyük fenalıklara da müstaittirier. o zamana kadar edindiği ve doğru diye kabul ettiği şeylerin hepsinden şüphe ederek bunların hepsini zihninden atmak ile başladı. ilimlerin hepsine matematik usulünü tatbik ile kâinatı bir makina meselesi haline soktu. Dekart. Dekart. matematiği yalnız soyutlara (mücerredlere) değil realiteye de teşmil etmek istiyordu. «Bütün akıl kuvvetlerimi. Dekart'a göre akıl. Yeni bir . bütün insanlardamüsavidir. 21 Mart 1596 da doğmuştu. takip etmekliğim lâzım gelen metot ve . En büyük insanlar.

der. Cemiyet müesseseleri bir kere yıkılınca. Binae- . en iyi bir devlettir. Dekart. «Ben daha iyilerini edinmek için bütün bilgi ve kanaatlerimi şöyle bir tarafa atıyorsam bu. Bu sebeple bunların faydalarını muhtevi ve kusurlarından azade başka bir yol aramalı idim. Matematik da o kadar soyut (mücerret) lere dalmış ki muhayyileyi bitkin düşürmek sizin zihni terbiye edemiyecek. thtiiâl taraftan değildir. Ve yalnız kendime ait sahadadır. kaçamak ve mazeretler tedarikine de yol açacağından kanunları sayıca pek az fakat çok sıkı tatbik edilen bir devlet. kendi düşüncelerimin daha mükemmel olmasını temin maksadiledir. pek çok iyi ve doğru şeyleri havi olmakla beraber içine o kadar lüzumsuz şeyler karışmış ki iyisini lüzumsuzundan ayırt edebilmek. çok fena yıkılırlar'» Fakat şu doğrudur ki ilimde herhangiblr reform olunca bunun ardından bu reiorm. bir kere ötedenberi benimsedikleri ilke prensiplerden şüphe ederek ana yoldan çıkmağa başladılar mı ondan sonra daha iyi bir yola gidemiyerek bütün hayatları boyunca dalâlette kalırlar.— 41 arama ile ya bualardan daha iyilerini bulacak yahut eskilerinin içinde sağlamı varsa onları bir tartacak. Bir de kanunların çokluğu. içtimaî müesseselerle devlete de sarar. Bunlardan meded umdum. Genç* liginde iyi bir tartıya vurmadan aldıkları varsa şimdi onları atacak. ham mermerden bir (Diyana) heykeli çıkarmak kadar güç. Bu tehlikeli bir şeydir' Zira çok insanlar. Gençliğimde ben mantık ile matematiği çok severdim. Hiç -kimsenin beni taklit etmesini istemem. <Zira. Fakat biraz derin düşününce gördüm ki: mantık. cemiyet işlerinde gelenekten ağır ağır ilerlenmesini ister.

Yalnız bir isti* kamete gitmelidir. Yenisini kuruncaya kadar. Şimdi ben bu dört prensip ile her şeyimi yeniden yapacaktım.şu dördünün bana yeteceğine kani oldum: 1 — Bedihi olmıyan bir şeyi hakikat diye kabul etmemek* 2 — İnceleyeceğim bir meseleyi. şimdi çalışırken içinde oturulabilecek bir ev lâzımdır. Çevremdeki insanların en akıllıları tarafından kabul edil miş yolda yürüme: 2 — iğlerimde sebatlı ve daima faal olma. İşte bunu temin için kendime üç kaideden ibaret bir ahlâk yolu çizdim: 1 — Vatanımın kanunlarına. en küçük parçalarina kadar ayırmak. 3 — En basitten başlayıp mürekkep bilgiye doğru çıkmak. en doğru yolu bulmak elimizde olmadığı vakit bile. «doğruya en yakın» a göre hareket etmek en uygundur. Bu üç kaideyi tek başıma kapanmaktan ziyade insanlarla düşüp kalkmak ile daha mükemmel elde ede- . ormanın bir kıyısına çıkma ihtimali daha fazladır. 3 — Nizam-ı âlemi değiştirmeğe kalkacak yerde kendi arzularımı değiştirmeğe çalışmak. Böylece ömrümüzü ihmal ve lmhal içinde gtçirmiyerek. 4 — Hiç bir şey unutulmadığını temin edecek surette tam tadat ve yoklama yapmak.— 42 — naleyh mantıkin lüzumsuz kanun ve kaidelerini atarak bunlardan . Fakat beğenmeyjp tv yıkmak ve yenisinin plânlarını çizmek kâfi değil. Zira böyle yaparsa. ne de kâh bir tarafa kâh bir tarafa gitmelidir. diğer her şeyde ifrat ve tefritten çekinip itidal. Orman* da yolunu kaybeden bir insan ne oturmalıdır.tatbikinde bir kere dahi vaz geçmemek şartile . örf ve adaletlerine ve çocukluğumdan beri içinde büyüdüğüm dine tamamen riayet.

Bununla beraber arama taramaya başlıyalı dokuz seneyi geçti. sonra yenisinin kurulmasına yarayacak olanlar hıfz edildiği gibi. ben de esassız fikirlerimi attığım sırada. * Yukarıda ahlâkta bazen <doğruya en yakın> bir fikire gerçek imiş nazarile bakılıp riayet etmek lâzımdır demiştim. öyle müşahede ve tecrübelerde bulunmakta idim ki bunlar bilâhare daha sağlamlarını kurmağa yaradı. Ve bu anda bütün biigl ve kanaatlerime paydos dedim.— 43 — ceğime kani olarak hemen seyahate çıktım. Şimdi bunun tam aksini tutnrak mademki ben hakikati aramağa nefsimi hasrettim. âlemde oynanan komedyalara oyuncu olmaktan ziyade seyirci olmağa gayret ederek seyahat ettim. Bunun üzerine bu müşkül meseleleri hal etmek için • tanıdıklarımdan uzak kalmak üzere Hollandsya çekilmeğe karar verdim. Fakat her şeyin böyle batıl olduğunu düşüdmek istediğim sırada bunu düşü- . Uyanık iken malik olduğumuz fikirlerin uyurken de hiç biri bu esnada hakikî olmadığı halde. Henüz âlimler ve filozoflar arasında münakaşa edilen büyük meseleler hakkında kat'î bir bilgiye varmış değilidim. Öyle ise zerre kadar şüpheli olan şeyi bile büsbütün batil imiş gibi atmak lâzım geldiği kanaati üstünde yürümeğe başladım. Ve dokuz yıl. araştırmağa giriştim. o vakite kadar zihnime girmiş her şeyin rüyadan ziyade hakikate muvafık şeyler olamıyacağını kabul ettim. Ve Hollandada sekiz sene hakikat nedir diye düşünmeğe. ayniyle zihnimize gelebileceğini anlayınca. Bu yıllarda idi ki zihnime euvelce yerleşmiş bütün hatâları köklerinden söküp atmağa başladım. Eski binayı yıkarken.

velevki tasavvur ettiğim sair şeylerin cümlesi doğru olsun. Yoklukdan gelemez. Öyle ise o sezişin bana öyle bir (varlık) tarafından verilmiş olması kaltr ki o varlık benden mükemmel ve bü tün kemalâtı nefsinde cami bir varlık. bedenden tamamile ayrı ve hat tâ bilinmesi andan daha kolaydır. ses ve koku duyma isini. yokluktan zuhur edemediği ğibİ (nakıs) dan da zuhur edemez._ 44 — nen (ben) İm bİzzarure bir şey olmak ligi m lâzım geleceğine intikal ile. aradığım felsafenin ilk temel taşı olarak aldım. Fakat ihsasların üstüne. Dekarı. Yani tanrıdır. Düşünmek kabiliystim olmasa. (Ben) imin büsbütün mükemmel olmadığını ve benden daha mükemmel varlığın var olduğunu seziyorum. düşünüyorum öyle ise varım = Cogito ergo sum) prensipini. Zira (en mükemmel). MüphemÜk ve muğlaklık. Kendimden de gelemez. Ve bize kemal ondan gelir. Bu seziş bana nereden geliyor. ben ne isem onunlayım. En mükemmel bir varlık = Tanrı vardır. Şöyle ki şu (Ben) denilen şey yani ruh. ruh ve Allah gibi maddî olmıyan zihnî suretleri kayrayamazlar. tamamen (mükemmei) olmadığımız için müphem ve muğlâktır. kâinatı mihaniki kanunlara tâbi . Halbuki ruh ve Tanrıyı ihsaslarla anlamağa kalkışmak: Meselâ kulak ve burunun yaptlği. Beden mevcut olmasa bile o yine ne ise tamamen o olaeaktlr. Tanrıdan değil. kendimin var olduğumu itikat etme için elimde hiç bir delil olamıyacağınt görerek bundan şunu anladım ki ben. fizikî âlemi. Yani onlar bizde. zat ve mahiyeti tefekkürden ibaret olup var olmak için hiç bir mahalle muhtaç ve hiç bir maddî şeye tabi bulunmıyan bir cevherim. (Yokluk) dan gelmektedir. (aklî) ye vükselemiyen bazi insanlar. göze yaptırmağa kalkışmak olur.

maddenin kudretinden asla meydana gelemez. kâinatta inşa nın mevkii. Maddî olan şeylerin heps'. Bunun teminine ilk önce (tıbb)ın ilerlemesinden beklemelidir. Demek ki maddeyi yapan haizdir. bedenimizden tamamen müstakil bir tabiate maliktir. ebedidir. . olması gerektir. Ap ayrıdır. insanı tabiate hakim kılabilecek yön almalıdır. insan ruhu. Ve mekânı yapan maddedir. Bittabi buna tek insanın ömrü kâfi değildir.— 45 bir surette işliyor. zaman ile.'ur makina kuvvetidir. Hayvanlara öldükten sonra bir şey yok Çünkü (hayvar. Hayvanlara gelince bunlardaki ruh. Makina ne iş görürse hayvanlardaki ruh ta o kadarc k muayyen ve mahdut görür. İşte Dekar t felsefesine göre : kâinat. Bunu böylece tedricen meydana geldiklerini kabul etmek. Hayvanlar. Beşeriyet öyle çalışmalıdır ki bütün as rlar boyunca insanların hepsi daima baki ve mütemadiyen öğrenir tek şahıs gibi olabilmelidir. (binefsihi) birer makinadır.î ruh). bir âlem yaratayım> der. bedenlerile beraber mahv olur. mukadderi ve gayesi budur. ilim ve felsefe. görür. bir hamlede mükemmel olarak yapılmış olmalarından daha kolay aniaşıhr. «Bana madde ve hareketi veriniz. insan ruhu nevinden Müteharrik değildir. Dekart'a göre metot. Gayrî meş. Bedenle beraber ölmez. bunun ayma halk edilmiş. Fakat (Hayız) den tecrit mümkün değildir. Bizim ruhumuz. insan ruhu öyle değil. Ona göre cisimleri bütün vasıflarından tecrit mümkündür. bu gün gördüğümüz surete gelebilir.

Daha on iki yaşında iken (öyklit) hendesesinin isbatlaıtnı hiç kimsenin yardımı olmaksızın kendisi bulmuştur. Tabiatı inceleme ve tabiat ilimleri hiç rağbet görmüyordu. soyut ilme idi. 16 yaşında iken mahrutlar üzerine yazdığı eser. Rağbet. matematik idi. Hrıstiyanlık dini hakkında apolojisi olan (düşünceler) eserini bitiremeden ölmüşlür. Meselâ Jensenius : «Tabiatın sırlarını aramanın boş ve faydasız olduğuna söyliyordu. Ondan sonra önünde içine düşecekmiş gibi bir uçurum görmeğe bnşlamiştır. . (Malhranş) bile: «insan. Sumut ilme değil.46 — Paskal [1623 — 1662] (Blaise) Paskal) yüksek matematikçi. Paskal'ın yaşadığı 17 nci asırda en üst rağbette olan ilim. bilmem hangi böcek nasılmış diye aramak için yaradılmadı > diyordu. Fransanm (Clermont) şehrinde doğmuştur. Bu kazadan sonra dine sarılarak Jansenist tarikatın (Port • Royal) manastırına çekilerek çileye girmiş riyazet ile yaşamıştır. 18 yaşında iken bir hesap makinesi keşfetmiştir. fizikçi ve filozoftur. îlk defa havanın ağırlığım veza etmiş. Dahî bir mütefekkir ve muharrirdir. (Neuilly) köprüsü üstünde bir kaza geçirdi. mayiatm muvazenesini kanunu bulmuş. Dekart'ın hayretini mucip olmuştur. hesap ihtimalini ve su cenderesini keşfetmiştir. Cizivit tarikatına karşı şiddetli hücumlarda bulun» muştur.

— 47 — Soyut ilim olan matematiğe rağbet : aklın gelişmesine yarar olduğuna kani olduklarından idi. Port Royal mantıki der KI : İlimler ancak aklı tekemmül ettirmek vasıtasile olarak kullanılmalıdır. Paskal, rasyonalist ve ideelist olan ve yeni ilim henüz doğmak üzere bulunan bir asırda, bugünkü modern tecrübe çiler çapında kılı kırk yaran bir âlim idi. Bunu, fizike ait keşifleri göstermektedir. Paskal, iman iğinin akıl nuhengine varılamıyacağim Katolik olan babası (Etyen) den işitmişti. Bir de (St Ange) lakaâile anılan ilahiyat doktoru Jak Forion'dan da : Din! sırların kuvvetli bir zekâ ile anlaşılabileceğini duymuştu. O, bu ikisi üstünde uzun müddet düşündü. En son, imana kalb yolu ve şahsi tecrübeler ile varılabileceğine kani oldu. Hemşiresi Jaklin diyordu ki : «Olgunlaşmamış bir insana, bir hakikati kavratmak; güneşi zamanından bir saat önce doğdurabilmek gibi, imkânsızdır. Tanrı inayeti olmaksızın, bir insana, bütün dünyanın belagat ve mantıki bir araya gelse faydasızdır. > Paskal buua İnanıyordu. (Düşünceler) ini yazmak için Paskal, kendinden önceki (Möntenyi) (Reymond de Sebonde) (Charron) (Pere Mersenne) (Pere Grasse) (H. Grotius) gibi mühim müellifleri dikkatle okumuş, notlar almış vv bunlar üs* tüne derin düşünmüştü. Şimdi ise, yazma metodu bulmağa kalmıştı. Paskai'a göre eşya üç sıradır : — Msdda, Zekâ, trade. Bilgi yolu ikidir: Zihin yolile, aşk yolile. Maddenin kâffesi; yıldızlar, yerler, krallıklar bir zerre zekâ bile etmez. Bütün zekâlar da bir araya gelse

— 48 — b!r zerre (Charite = Yarhk) etmez ve varlığı harekete getiremez. Zekânın kavram yolundan kalbin kavram yoluna geçilemez. Fakat bunlar, mantık bağı ile değil, hür bir surette birleştirilebilir. Bu nevi birleşme ise öteki bağdan daha sağlamdır. «Kalbin aklına ve yargılama yoluna aklın aklı ermez,> (Filleau de la chaise) der ki : derin inançların çoğu küçük küçük delil ve isbatlara dayanır ki bunlar teker teker iken zayıf imiştirler. Fakat bir araya gelince, bazı ahvalde, o kadar kuvvetlenirler ki reddî imkansızlaşır. Paskal'ın metodu işte bu oldu : küçük küçük şahsî tecrübeler. Fakat tepsi bi araya gelince kanaat verici ve kuvvetli. Paskal'a gör» Tanr;sız insan, zavallı ve sefildir. Hat ta intihara kadar gidebilir. Felsefe ve akıl da, insanı, Tanrıya ulaştıramaz. Tanrı inayeti gerektir. Akıl ve mantık yolu başka, iman duygusu başkadır. İkna kuvvetini haiz yegâne şey şudur; Din hiss-'nin şuurla ahenkli oluşu. Tann, imanı akhmıza muhakeme İle ve kalbimize lûtf ve inayeti ib yerleştirir*. İman, mucize ve mantık ile değlî, inayet ile olur. îman işinde, aman, akla muhtaç kalmıyalım. Tanrının kendilerine, imanı, kalb duygusile verdiği insaniar bahtiyardırlar. Yoksa iman, sadece akıl mahsulü, insan! bir şey olmak' tan ibaret kalır. Ve ebedî selâmete ulaştırma aleti olamaz.» Kalbin Tanrısı, ne (Dekart) m akıl ile bulduğu Tanrıdır. Ne Payen Filozoflarının bulduğu Tanrıdır. O öyle bir Tanrıdır ki ona malik olanların içi sevinç doludur, n a nur doludur. o itimat ve muhabbet doludur. Ona ulaşan ondan başka bir gaye aramaz. Paskal şunu öğretmiştir: Zarfları bozulsa dahi dittin

— 49 — özünün nasıl muhafaza edilmiş olduğu. Din hususunda 17 nci asırda (aklî din) başlamıştı. Ekseriya t, biiabi, yine muhafazakâr idi. 18 nci asırda aydınların çoğu dinsizdi. «Din, halk tabakasına gerek.> diyorlardı. Bu asrın büyüklarinde a (Volter) de ise Tanrıya iman pek kuvvetli idi. Jan Jak Ruso (Tabiî din - Bir Savvalı rahibin İtirafları) ile dini his sahasına çevirdi. Ve dine din adamlarından daha ziyade hizmet etti. 19 uncu asırda ise din, üç şey ile çarpışmağa başladı : 1 — Aklî tenkid ki her şeyi yıkar ve hiç bir şey kuramaz. 2) Tarihi incelemeler ki İncitin nasıl toplandığı ve sairedir. Dini sarstı. 3) Fizik ve tabii İlimlerin inkişafı karşısında mukaddes kitabın bu mevzular hakkındaki izahların tevile muhtaç oluşu. Fakat iman : ne tenkit fikrine, ne tarihî incelemelere, ne tabiiyata istinat eder. Onun istinat noktası bunlar değitdir. Buna rağmen imanın yaşamak isteme hakkı vardır. Ve şu iki şeyi isteyebilir : •* ' 1) Din hissinin ehemmiyet ve faydasını teslim etmek. 2) Akla uymiyor, diye red etmemek. Belki imanın ayrı bir bilgi vasıtası vardır. Birincisini hemen herkes kabul eder. En dinsizler bile din hissinin içtimaî hayatta nasıl bir bağ ve fren olduğunu kabulde tereddüt etmezler. Farzı -m uhal olarak din, hayal mahsulü bir şey olmuş olsa bile cemiyette bir kuvvet olduğu müddetçe reeldir. . Bu bapta Emill Boutroux şöyle der. F. 4

— 50 — «Din ve ilim, bizim elimizde kâinatın bütün hazinelerini açabileceğimiz iki anahtardır. Âlem, muhtelif realitelerden değil, (kırışimh = interferente) realitelerden mürekkeptir ki bu takdir de din ve ilim, fertden ferde ve saattan saata, - kendilerine mahsus tarzda olarak (Ebediyen beraber = Coeternelle) dir.» Vinet'e göre iman kapusunu açabilmek üzere mistik bir anahtara lüzum vardır ki buna Paskal : Kalb Vinet : Vicdan Boutroux : Yüksek Akıl Viktor Jiro : Varlık, irade, his, natür diyorlar. Kelimeden korkmiyalım. Modern din duygusu kendisinin bir az mistik olduğunu itiraftan çekinmez. Yoksa (tabiî din) veya (aklî din) olmuş olur ki Paskal bunlardan nefret eder. Ancak yeni mistisizim, eskisinden bam başkadır : Yeni mistisisım, abese inanmak ile iftihar etmez. Felsefe ve ilim, kendilerile beraber, dine de hamle yaptırdı. Artık din de : daima ilerlemekte olan fizik, akli tenkid ta^hî tenkit, ahlâk ve içtimaiyat doktorinleri karşısında, incimad etmiş ve değişmez bir şeymiş gibi dur* muyor. Aklın gözüne bir avuç kül atmağı da düşünmüyor. Bilâkis gözünü dört açmasını söylüyor. Hattâ psikolojiden kuvvet alıyor: Şimdi bir (Şuur altı) keşif edildi ki bu da, tabiatın bir realitesidir. (Ulvî âlem = Supliminal) in hadiseleri de İlmin mevzuu oldu. Yeni mistisisizmin en mühim noktası itikad ile imanı birbirinden ayırmasıdır. İman : insanı ahlâki ve dinî hareketlere meylettiren aksiyon âmilidir. Kalbi, Tanrıya bağlar. Selâmette olduğuna güvendir.

İtikat ise. akıl ve mantık ile elde edilir. doğru da eğri de değişiyor. Ortaçeğ mistiği değildir. Hakikati tul dairesi tayin ediyor. Dini. Çağdaşlarınkinden bile ileridedir. Paskal'a göre iman. İnsanîdir. Bir şey Pirenelerİn ötesinde doğru. 2) Modern tenkidin din duygusunda açtığı gedikleri günün yenileşmiş alet ve vasıtaları ve şahsî tecrübeler ile tamir etmsk. ilmin hakkını ilme veriyordu. Ve Tanrı vergisidir. hem kalbine hem zekâsına hem ilmî hakikatlara inanıyordu.— 51 — İtikad: Selâmete ulaşma hissi ile ilgisi olmiyan birtakım fikirlerdir. Paskal. 1654 Kasımında vukua gelen (Büyük dönme) sinden önce de. tasanla. en ahenkli bir şekilde birleşik ve kaynaşık idi. Zarurf bir bağ ile değil. alelade bir surette müterafîktir. Onda bu üç kuvvet. Aklın hakkını akla dinfnkini dine. . Isbattan ayrıdır. isbata muhtaç değildir. Paskal. . berisinde yanlış . » Paskal şöyle çalıştı: 1) Bir tar utan ilmin keşfettiği hakikatlan kabul etmek. sonra da «aynı zamanda hem âlim hem mümin» idi. Şu sözü pek meşhurdur : «İklimin degişmesüe. Diğer taraftan kalbin kaşfettiği hakikatlere doğru da aşk ve şevk ild can atmak. . Kutup derecelerinden üç derece yukarı ve aşağı olmak ile bütün hukuk ve kanunlar alt üst olabiliyor. Ne tuhaf bir adalettir ki o bir ırmak veya bir dağ ile sınır içine alınıyor.

Bir avuç as has edindi ve bunları dağa götürerek orada bir nu tuk verdi. Amma bundan üç gün sonra. Kendinde okuma ve ilim aşkı kuvvetli idi. Müebbet kalebentliğe ve dört deJa işkenceye (bir defasında elleri aikassna bağiı oiduğu halde otuz altı saat asılı bıraktılar) ama ölmedi. Göklerde yeni güneşler patladığı yeni işaretler gördüğünü soyuyordu. (Rîşiiyö) de bir hima- . sonra bütün dünyayı ıslah ile her yerde adalet ve sevginin hüküm sürmesini muhayyilesine alıyor. evvelâ vatanını. Kendisinin de peygamber ve mesih olduğuna inanıyordu. On altıncı asrın nihayetlerinde. fakir bir kunduracı idî. ve prensler ile Papa büyük ahlâksızlık ve fesat içinde idi. Kıymetti mutlakaiarl 9 ve 7 den ibaret olan 1600 senesi «zaman düğümü > olup baştan başa bir değişme devridir. 1629 da affolunup evvelâ Romaya. Ümitlerini nücumiyata itikadından alıyordu. İspanya kıratlığına tâbi bulunan cenubî ttalyada. On dört yaştnöa ruhban mektebine girip rahipliğe hazırlanmağa başladı. halk müthiş bir sefalet. Hapishanede altmış kadar eser ile bir çok şiirler yazdı. rafizilik ile itham olunarak Napoli ve Romada engizisyon hapishanelerine atıldı. Sonra 1598 de hapisten çıkarılarak{Kalabra) ya döndü. Orada 67 gün yattı. sonra Parise giderek 1625 te burada yerleşti. Ve meslekinin mühim bir hadisesini teşkil eden (Kalabra) suikastı oldu. onu yakalayıp Nopoli (hapishanesine tıktılar. Bir çok defa. diyordu. 1568 de doğdu' Babasr. Kampaneila.Tomas Kampanella [1568 — 1639] 1 — Hayatı I Kampanella.

masum olduğumuz halde bile bizi itham ettirecek yalancı şahitler yapıyorlar. dünyayı fenalıklar ile dolu görür. Bir sarsmada her şeyi ters getirebilecek bir çocuğu önüne geçirir. bundan da Tiranı sofizm (yanlış muhakeme). Ve bunlar hep bizim için hareket etmektedir. «Nefsine muhabbeti dolayısile insan şöyle düşünüyor: Anasır ve ecramın ne zekâsı vardır ne de muhabbet*. kefen gibi beyaz çarşaflar. kuvvetlerini bilmez. Bütün tefrikalar. Kanlarından içki. günlükler tüttürdü ve yedi seyyareye alâmet yedi mum yaktırdı. 1639 da ölümünün yaklaşmakta olduğunu sezdi. vücudu beşerden basamak. bunun açacağını söyledi. Titrek uzuvlarımızdan. darbelere ve yüke tahammül eder. Kemiklerinden işkence aletlerine sap. ihtilâflar ve lazyikler bundan çıkmaktadır. Ruhlarından esir kuş. değişken ve geri bir mahlûktur. yıldızına baktı. «Bu zamanın büyükleri. matem parçaları çaldırdı. Efendileri ona öyle sihirli bir şarap içirir ki o . Hattâ başka milletlerin hepsi de . ve mürailik doğmaktadır.» Halk tabakalarından bahsederken de şöyle der: «Halk. Bunların kökü egoizmdir. yer yüzünde altın devrini. „ Bir şiirinde. Izdırap ve göz yaşlarından hiddet ler İn e bir oyuncak.cahil ve barbardır. Deminiken rahipleri manastırındaki odacığını. zamanın büyüklerinin zuîmundan şöyle bahseder. doğumunda. 21 Mart 1639 da oldu. On dördüncü Loinin. 2 — Cihangir İmparatorluk : Karnpanella. yeşil nebatlar ile örttü.— 53 — ye bularak projesini yeniden ele almağı umdu.bizimki müstesna . Etlerinden zühımlarına bir otluk.

» İnsanları bu vahşiyane şartlardan kurtarmak için Kampanella. Eğer biri bunu ona haber verirse. Birincisinin vazifesi: Siteye lâzım maddî kuvveti temin. bununla hiçbir şey yapamayınca. Bunun (kudret). bu maksatla olup. bütün ömrü boyunca bir (cihangir imparatorluk) hülyasını taşıdı ki bunun başında olan insan.— 54 gittikçe ahmaklaşır. (Kampanella). İkincisi fen. 3 — Güneş Sitesi : (Kampanella). Amma 1623 de (Frank Fortta) basıldı. Site. tesadüfen oraya ufcrayan bir Ceneviz kaptana hikâye ettirir. dünyada aşk ve hareketi hükümian edecek. istediği şey: Dünyayı birleştirerek İnsanları bir idare altında kardeş gibi geçindirmek idi. Kendi elile kendisini zincire vurur. Hiçbir yerden cevap alamayınca. bir tepenin üstünde olup yedi kuşak ile çevrilmiştir. güzel san'atlar ve teknik ile meşguldür. bütün dünyaya örnek olacaktı.. bununla dünyada ilk mükemmel hayat kurulacak ve bu.. uzun süren zindan yıllarının başında. projesini hayalen kurmağa özendi : «Güneş sitesi» eserini yazdı. Pek kuvvetli edebi bir eser olan bu kitabım 1602 de. İspanya kralına. (hikmet). müstesna bir bilgiye sahip. yine evvelki gibi. lâtince yazdı. Rişliyö'ye Padişahlara. muhtıralar. Papaya on üçüncü Lui'ye. amma o bilmez. En ortada bir mabet vardır ki mihrabına yer ve gökü temsil eden küireler resmedilmiştir. şiirler yağdırmakta devam etti. Mektuplar. büyük bir âlim tarafından idare edilir. (aşk) adlarında üç muavini vardır. onu derhal yere serer ve öldürür. edebiyat. Yer ile gök arasında olan her şey onundur. hayret verici sitesini. Üçüncüsü aile hayatile terbiyen tanzim eder . Site. Kalabra isyanı.

— 55 — Bu dört büyük devlet adamı. Yemekler hep bir arada yenilecek. tezyini hendese şekillerinden mürekkep firesleerle. Ayda iki kere. İş de. O ise her türlü lüksün şiddetle aleyhindedir. Çccuklara. umumî yemekhaneler olacak. yelkensiz ve küreksiz « hayrete şayan bîr makine ile giden gemiler icat edildiğinden bağsoiunmaktadır. şehir meclisi tarafından tanzim edilerek herkesin işi kendisine gösterilecek. (Kampanella). demokrasi ile küçük güzide bir grup arasında bir şeydir. (Kampanella). Sitenin her mehallesinde umumî ambar lar. pek te izah edilmemiştir. Güneş Sitenin bariz hattı. haleflerini.. Çocukları büyütmeği ve terbiye etmeği de site ken di üstüne alır. bu projede en son haddine kadar götürülmüştür. yirmi yaşından yukarı vatandaşlar toplanarak. Bütün memurları da. bütün fenalıkların kökünü Egoizm de bul duğundan buna mâni olabilecek yegâne yolu hiç bir şahsın hiç bir şeye malik olamamasında görür. halkın teklifi ile onlar tayin ederler. Site hükümeti. Güreşlilerin fikir hayatı. mutlak Komünizmdir. Siteye en lâzım san'atlar öğredilecek. Sitenin iğlerini görüşüp kararlaştıracaklardır. 4 — Fen ve Ahlâk. Çocuklar. Bunlar çıkarılınca dört saat iş yeter.her devirden . devlete aittir. der. bunda kadınlar bir tarafa erkekler bir tarafa oturacak. aileye diğil. müsavatçılık. kendileri tayin edeceklerdir. Bir çok makineler ve bu arada. Bu suretle (Kampanella) nın hühûmeti. Çünkü Napolide sanatkârların çoğu lüks işler ile uğraşmaktadır. umumi mutfaklar. insanlara. ev ve tarla tevzi eder ve her altı ay da bir yenilenir. günde dört saat çalışmanın kâfi geleceğine kanidir. Evlerin duvarları.

Bununla beraber bütün dünyayı birleştirenic hulyasile bir proje yaptığmban hırıstiyanların teferruatından vaz gaçmiş bu'unuyor: Başka dinlerden olanlar da yadırgamasınlar dîye. Umumi ibadet günahlarını itiraf. beşer hayatı üzerine tesiri olduğuna inanır. asıl realiteden uzak. cihangir imparatorluk. rafızılik ile itham edildi. (Güneş Sitesi). yıldızların hareketlerini takip ile muvazzaf müneccimler var. Temel olarak: Sitenin. Bu ronesans devri insaniyetçilerin hepsinden daha ileri giderek o zamana kadar hiçkimsenfn öne sürmediği şu büyük fikirleri de ileri attı. 5 — Netice . (Kampenelle bir çok defa. hadiselere hiç dayanmadan bir meczubun romanına benzer. Sitenin dini. tkincisile de bütün dünya milletlerini tek bir kuvvet altında topllyarak insanları kardeş'yapmak hülyasındadır. Meselâ hırıstiyanların mukaddes saydığı eşyadan ve salipten vazgeçiyor. mihrap önünde uzun dua gibi ki Kampanetla. manastırlarla veya hapishanede geçirdiğinden kendini hülya âlemine salıverdi.. lopedi gibi. (Kampanella) nın en çok alâkadar olduğu ş:y nücumiyattır. bütün hayatını. Dünyanın düzelmesini iki şeyde bekliyor.. üç şefi gibi hudret ve hikmet ve merhamet sahibi. Katolikliğe pek benzer. yüksek bir varlığa tapmağı alıyor. bunlar Sitenin umumî hayatı için yapılacak işler hakkında ( eşref saati) haber verecekler. Komünizm. Güneş Sitesinde. bir nevi resimli ansik'. Yıldıılarm.- 56 — büyük adamların resimleriie süslü.. Siteyi bir büyük manastır nazarile baki yor demektir. Esasen (Kampanella). Birincisile mutlak müsavata varılacağı hulyasındadır.. Umum! ittifak mesele- .

onu böyle büyütmüştü. ilkönce Ingilterede. terbiye üzerinde zamanın en değerli bir eserini yazdı: «Çocnkluğa zaru rî olan itaat. Avukat olan babası parlamento tataftnda bir süvari alayının başına geçmek suretiyle İhtilâle iştirak etmişti. gittikçe yerini hürriyete bırakmalıdır» esasını tavsiye eder ki babası. ozama- . Altt yıl devam ettiği Westminster okulunda. sonra. Hepsi yoğrulup bir hamur yapılmalıdır. Bunun kuruducu Lok'tur. Lok. ahlâk ve din meseleleri. yeni ilimlerle bilinmiş olan akıl ışığı altında incelendi. Lok [1632 — 17D4] Ronessans ile tecrübeye dayanan yeni ilim zihniyeti doğduktan bir müddet sonra on yedinci yüz yılın sonralarında başlayıp on sekizinci asrın sonralarına kadar süren asra (Nur asrı) deniiirr.— 57 — sinden Asyanın büyük medeniyetlerin mevkii ve garp milletlerinin ihtiyacı vardır. Bristol civarında dünyaya geldi. terbiye siyaset. Lok. Nur asrında. akla dayama yolları arandı. sonra Fransada daha sonra Almanyada başlayan bu cereyana felsefe tarihinde (ingiliz tecrübî felsefe ekolü) adı verilir. Babası. insani ve cemiyeti ilgilendiren bütün devlet.u hürriyet fikirleri içinde büyüttü ve terbiyesine çok dikkat etti. Bütün bunları nakle ve vahye değil. Lok 29 ağustus 1632 de. O sıralarda ingiltere iç tarihi biraz karışık idi.

Whigs partisine girdi. zekâmızın hangi meseleleri kavrıyabilir hangilerini kavrayabilir. Kral (Güyom Doranj) zamanında Lok. düşünceleri dar çerçiveler içine girmiyordu. eski dilleri okudu. 4 — Çeşitli bilgiler ve bilginin hudutları. 1652 de Oksfort Üniversitesine talebe olunca burada Püritanizm ile Sukolâstik yanyana idi.ahlâk kısmına önem veriyordu. Kral ve devlet adamlanla yakından teolduğu meselesini 2 — Bütün fikirlerin tecrübeden doğduğu. Fakat din meselelerinde. Lok'un felesfî zekâsını uyaran. Rahip olmağı düşündü. Lok. buradan: < Hiç kavrayamadığı konulardan lâtince tahrir mevzuları verildiğinden. yüksek bir itibar aahîbi idi. 3 — Dilin düşünce üzerine tesiri. . Eser dört bölümdür. mürebbillk yaptı. hangilerini kavrayamıyacağım aranilmaktadır. 1 — Fikirlerin ve ilkelerin fikrî tenkid. Bu partinin en ünlü adamlarından Kont de Shafterbury'ye intisap ile o aileye sekreterlik doktorluk. Dinin-ayin ve »aslarından ziyade. Fakat bu parti düşünce Lok. 1689 da tngiltereye döndü ve 1690 da felsefe tarihinde en önemli ve başarılı bir eser sayılan: Essoy on hunan understanding» eserini bastırdı. orada bazı eserlerini yazdı. Doktor olduktan sonra politika ile de uğraştı. Bu sebeple rahip olmaktan vaz geçerek tıbba intisap etii. Dekart'm eserlerini mütalâası oldu. Lok'u bu iki çere* yanın ikiside tatmin etmiyordu. Eserde ahlâk meseleleri incede inceye elenerek.— 58 — nm metodu olan gramer usulü ile. anlar anlamaz her şeyi ezberlettiklerinden şikâyetçidir. bir müddet Hölandaya sığındı.

Teslis ve saire gibi şeyler değildir. Esası. Lok. Bu mezhebi içieden anlamak için. diye herkesin de öyle yapması gerekmez. Fakat tecrûbî felsefesine ve sevgiye dayanan dini. Kıral Gilyom. giderdi. Bu münakaşaları skolâstik felsefenin yeni doğmakta olan tecrübe felsefesine karşı son çarpışmalarıdır. Amma kilisenin dayandığı hıristiyanhk çerçevesi içine girmiyen bu fikirleri. mütenekkiren. (Kuikîr) mezhebinden biriyle sıkı dostluk içinde yaşadı. Devlet adamlarına: basın hürriyeti. Lok'un eserleri. Holandada iken. yüksek tahsil gençliği tarafından da seve seve* okunuyordu. Din kakkındaki fikirlerini 1692 de basılan: « The Reasonabieners of christianity as deliveret in Scripturc „ eserinde anlatmıştır. müsamaha. Asthmeden uzun yıllar hastalık çekerek nihayet 1704 te öldü. içtima! yardım müesseseleri kurma tavsiye ederdi. rahipler tarafından hoş gözle gÖTülmiyordu. ona şiddetle hücum etti. Lok da şiddetli cevaplar verdi. Lok'a göre din: tabiat ve akıl kanunlarını genişletmek suretile selâmet ve saadete nasıl varılabileceğini Gösteriyor. . buralara gidişte krala Lok'ta refakat ederdi. bu haberi alınca : «Bazi insanlar. büyük meseleler üzerine gözlerini dört açmağı bilmiyorlar vsya dört açmıyorlar. Lok. sevgidir.» dedi. Bunlardan bilhassa Worcester başrahibi Stillinfleet. Bu sebeple Lok'un eserlerinin üniversiteye sokulmasını yasak ettiler. gençliğin okumasını Oksfort'un SkolâsJk üstatları doğru bulmuyorlardı. ömrünü evlenmeden geçirdi. Londrada bulunan içtima yerlerine.— 59 — maşta idî. Zaman ona hak ver di: tecrübe felsefesi aiıp yürüdü. Skolâtik görüş batti.

Lok'a göre bilgilerimiz ve fikirlerimiz.. (*) Deizm: Akla dayanarak Tanrıya inanan biî din. isbat edilmiş bilgi mahsulüdür.) Bu takdirde ezelî bir (var olan) var demektir. kendi felsefesiyle bağdaşabiliyordu. hakikat olduğu için sevmek. İn • sanlarda saadete ulaşma için tabiî bir meyil vardır. Bu na ulaştıracak kanunu ararken insan şuna varır: Gerek kendinin gerek başkalarının saadeti ancak şu eski düsturdadır : < Kendimize nasıl muamele edilmesini başkalarına karşı muamelemiz o olmalıdır. Tanrı varlığını böylece isbattan sonra. bu dünyada beşer tekâmülünün en önemli kısmı ve bütün faziletlerin fideliğidir» demişti. Ahlâkın da ancak böyle bir dine dayanması gerektir. düşünceyi meydana getiremez.) (Non-entity cannot produce any real being. ta- . Tanrının varlığı hakkındaki fikrimiz dahi. İn anı Tanrıya bir karınca bile çeker götürür. Ve bu ezelî (var olan). Şahsî ve siyasî hürriyete derin meftuniyet. (Var olan bir kudret olmasa bu realite var olamaz. Kâinat bir realitedir.— 60 — Eserleri okunduktan sonra (Lok) kargımızda şöyle belirir: Dostlarına karşı derin sevgili. Zira madde. tecrübe mahsulüdür. Ölmezden bir yıl önce. akıl vasıtasiyle (Tıbbî din) i kurmuş olduğuna inanıyordu. madde olamaz. fıtrî değildir. diyordu.» istiyorsak. Lok'un dini. sonradan deist (*) bir harrir olan Ant Collins'e yazdığı mektupta : mu- «Hakikati.

» Lok'a göre vahiy ve ilham. . Zira'insanlar. vahiyli dinedir. yeter burhanlar vermekte ise de vahiy yine zarurîdir. Mukaddes 1 itabı da derin derin didikledim: Mezhepleri ve sistemleri şöyle bir tarafa £ tarak özde kalarak. Tanrı varlığı hakkında şu muazzam ve muhieşem tabiat. e karşı geniş müsamahalı olmakla beraber kendi şahsî inancı. (Tabiî din). herhangi bir vahiy ve ilhamdan ziyade. akıl ve muhakeme kuvvetlerini en uygun kullanmamak derecesine de düşebilirler. Bu takdirde bir ilham ve vahiy karşısında olup olmadığına karar verme iş!. fikirler ve prensipler arasındaki tutarlık daha değerlidir. olağan üstü bir hal Ue mintarafıllah meb'us olduğunu söyliyen Yalvacın sözüne inanmağa dayanır. diyor. akıl üzerine kurulmuş olan tabiî dinin bir genişlemişidir. akla kalmış bir iştir. 1695 ilkbaharında şöyle yazıyordu: <Bu kış. insan nazarınna. akıl ile varılmış istidlallere değil. Aklın gösterdiği selâmet yolunu ancak bir avuç insan bulabilir ki bunlar da kütleye müteessir olamazlar. Lok'a göre iman. Türlü sebeplerle. yolu aydın latabilecek kadar akıllarını geliştirmeğe ne vakit ve zamaniarı müsaittir ne de zekâ ve istidatları.. insanların çoğu. Isa dininin ne olduğunu inceden inceye eledim.— 61 — Bu hareket düsturunun otoriter kıymeti olabilmek için bunun Tanrı muradı ve Tanrr iradesiyle tutulmakta bulunmuş olması gerektir. Aklın reddettiği bir şeyi. Zira. Lok. işte Yalvaç aklı aydınlatmağa takviyeye ve yardıma gönderilmiştir. batıl fikirlere saplanıp kalmış kilise adamlarının tesirleri altında kalabilirler. Yalvac'ın talimlerini ve örnekliğini hayatları en güç işler arasında yuvarlanmak ile geçen insanlar bile kavrayabilirler. iman bize asla kabul ettiremez. Diğer taraftan akıl da vahiy ve ilham mahsulü olan dinin daimî kontrolcusudur.

akıl ile çelişik olmasın.(Dinî rasyonalizm) in müessisidir. Bu ekolden J. ayni zamanda vahiye de dayanmış olsun amma bu vahiy. Yazıları ve dine bakışı 18 inci asrın bütün mütefekkirleri üzerinde derin tesir yapmıştır. Burada en çok dikkati çeken bir nokta şudur ki bu dint rasyonalizmi. her şeyin yaratıcısı bir varlık vardır. Bu. bu beş şeyden başka hepsi. rahiplerin teolojisine karşi mücadele açmakla aklî bir din istiyordu. * * Din meselelerini akıl ve tecrübî felsefe menşurundan geçiren (Tabiî din) şu beş maddeye imanı tavsiye eder : 1 — En yüksek. bir demokratik ceryan da meydana getirmiştir ve bu. — 2 — Buna ibadet etmelidir. Toland. Ancak bu takdirde bu kanunun vaziinin Tanrı olmuş olması noktasi noksan kalır. Lok. Lok'a göre. 5 — İyilik ve kötülük hem bu dünyada hem öteki dünyada mükâfat ve mücezatını bulur. bir demokratik hareket uyandırmıştır. Yani her yeni bir din ceryam. 4 — İnsan kusur ve hatalarından nadim olmalı ve bunları terketmelidir. biz aklımızın tabiî nuru ile ahlâklılığa. Tabiî dine göre. ahlâk kanununa yükselebiliriz.— 62 — Lok . Volter ile ikinci Frederik bunların başında gelirler. daima böyle olagelmiştir. dalavereci rahiplerin uydurmasıdır.Alman filozofu Wolff İle beraber . . 3 | Bu ibadetin en mühim kısmını vicdana müstenit ve dindarlığa merbut olan fazilet teşkil eder.

Volter felsefesini 1726 1728 de İngilteredeki ikametinde kurmuştur. Fakat Volter'den sonra. 16781751 ) şöyle diyordu. « Halkın kendisini terbiye ve tenvir etmeğe ne zamanı ve ne de ihtidan vardır. hürriyet..— 63 — 1720 de. Fransaya. Muhafazarkâr (Tory) Partinin siyasi muharrirlerinden (Bolinbrok. bizi hakka ulaştırmak için vermiştir. kilise itikatları kütle içindir» diyenleri vardır. tabiî çizmişti. Amma bunu kütle içinde yapmamalidir. Batılalardan nefret ederiz. «Kilisenin mütenakız fikirlerini aramızda konuşabiliriz. Tabiî dinin [ şu üç itikadının en hararetli bir müdafiidir: Tanrı. «tlhadi tel'in ederiz. Fakat bunlar ukalâlık etmeğe başlarlarsa o zaman herşey mahvolmuştur.. Volter'in elinde böyle idi. yıkıcı bir maddeciliğe ve şüpheciliğe götürenler de oldu. Tanrı olmasaydı onu icat etmek lâzım gelirdi. onların ağzına bir gem daha takacakları halde gemlerden birini çıkarmakla fenalık etmiş oluyorlar. kütlenin itaatim temin etmektedir. tngiltereden gelen nur felsefesi.. Netice ve mahsul itibariyle ikisini de bir görüıler. Bu sebeple kütlenin bir kısmı cağil kalacaktır.1728) dir.. Bütün tabiai' onun varlığını müjdeler. < Tanrı bize aklı.. lâyemutiyet. İlhada karşı şiddetle mücadele etmiştir. dinin esaslannı ve ayin plânlarını (Tabiî din) çiler esas itibariyle. Münevverler ve liberaller. yaratılan eşyanın mahiyyetine nüfuz İçin değil. . Tabiî din münevveıler için.. *** ingiliz tecrübî felsefe ekolünün Fransadaki mümessili (Volter 1726. Zira onlar. vahiy dinine muhasım değildirler. Tanrıyı ve beşariyeti severiz.

» Bu birkaç satır bile Volterin yaşadığı asrın'düşünce vasatisi gözönüne getirilince ne kadar noânahdır. 2746 veya 1747 de yazılmış olan (Zadig) inde görürüz. . Eski «Kaidelilerin ilimlerine ve zamanın tabiat hakkındaki bilgi ve prensiplerine vekıftı. Rönessans'tan beri öne sülülen Erasm'ların.ansanm hamra ve Vhjil çapında epik bir şairdir. Nankörler bile ona minnet ve şükran hisleri beslerdi. Bunun zaten ey i olan yaradılışı. Bu hikâyenin başında kahramanın portresini çizmiştir.64 Volter [ 1694 . (Zerdeşt) in birinci kitabından okuyup öğrendi ki • öğ' renci. bir iğne ile dokunuluverince fırtınalar kopar.1778 ] Volter. Cömert idi. en ziyade. Genç ve zengin olmasına rağmen. Her vakit kendisinin haklı olamıyacağma kani. Fontenel'Jerİn telâkkilerine sadıktır. ihtiraslarını tadil etmeği. Belli başlı çizgilerini alalım • * (Babil) de kral (Moabdar) zamanında (Zadig) adında bir genç var. 1 — Voltere göre bakım : (Zadig) bir hikâyedir. İnsanların zayıf noktalarına hürmet etmeği biliyor. Felsefî fikirlerini. La fontenleriu. Temel fazilet: arzulara ve ihtiraslara gem vararak içimizin rahat olmasına temin etme ve itidaldir. terbiye ile bir kat daha takviye edilmiştir. Hele (Henriade) ile F. onlara gem vurmağı biliyor. Volter. hem de Rasim ve Karney ayarında tiyatro şairidir. aki telâkkisinde. rüzgârla dolmuş bir balondur. hem müsbet fikirlidir.

vecizeleri öne sürmekle kalmıyor. Tabiat kanunlarını öğrenmede ise. fizik ve astronomiyi çok sever. bize nasıl büyük ve asıl görünüyor.. akla göre hareket ettiren birer etki de görür. insanı batıl şeylerden kurtaran.. (Orion) bur çile. Volter şiddetle ısrar ediyor ki fazilet: karşılık bek{emeksizin başkalarına faydalı olmaktan ibarettir. birbirini parçalamağa Bu teşbih. Volter : (Nevton) un takdirkârı ve yayıcısıdir..— 6 5 Vaîter. yalnız birtakım güzel keşifler mecmuesı değil.. Onların hakim telâkkisi. Volter'in bu düşüncesi tamamen moderndir. Bizim gözümüze küçük birer kıvılcım gibi görünen bu büyük ziya küreleri karşısında hayrete düşerdi. göğün en parlak sabitesi olan (Siryüs) yıldızı. ayni zamanda ruhu hürriyete kavuşturan. onu kutuptaki (Sehii) sn bite s in e doğru sevk ediyordu. O zaman ruhu. Bu itibarla riyaziyat. 2 Zadigf'in tiim I <Zadig> yolunu yıldıza bakarak tayin ediyordu. Bunlara mühim iki şey daha ilâve ediyor. 5 . Ayni fikri teklif eden diğer müellifler: Şahsın kendi saadetini elde etme vasıtalarını arıyorlardı. böylece (ferdiyetçi) idi. Tabiatın karşısında bu his içinde bulunduğu zaman. (mutenanı) ye kadar yükselerek duyumlarından tecerrüt etF. Bunları öğrenmede. ilmî kültür. 18 inci asırda tesanüt hissi ve vazifesi kuvvetlenmişti. Öyle iken arz. insanlar hakkındaki düşüncesi şöyle idi: Bir küçük çamur zerresinde uğraşan böcekler. ötedenberi meşhur olan. Bizim arzımız da onlardan biri. Âlicenaplık. (Zadig) e kendisinin ve Babilin hakikatte ne kadarcık olduğunu hatırlatrdı.

bir halde kâinatın lâyete gayyer nizamını temasa ederdi. Zadig ise bilâkis kâinatta dâhilerin bizim gözlerimiz öıüne serdiği büyük kanunların mekanizmasını görür. beşeri çarpınma ve ihtirasların üstünde daha yüksek bir âleme kavuşabilmektir. müsamaha için çok mücadele etti. Her şeye. Acaba müsamahayı nasıl anlıyordu ?.— 66 — mi. Kâinatın büyüklüğünü anlamakla insan kendi kü çüklüğünü anlar. Gaye. bunun en hür taraftarıdır. mahiyet itibarile bizimkinden başka değildir. His. bir siyasî kaidedir. Bu. Buraya kadarı bir kanun ev polis meselesinden ibarettir. Voltere göre müsamaha şu demektir : ne olursa olsun akidelerinden dolayı bir adam hapse atilamaz. Her şey namütenahi ve yük • sek bir zekâ tarafından sevk ve idare edilmektedir. kâinatın büyüklüğü nispetile hükmeder. burada dinî bir şey olur. Şimdi Volterin en mühim bir hususiyetine geliyoruz: Müsamaha. Volter. 3 — Müsamaha . Ufku genişler. havastan ve maddî huzuzattan tecerrüt ede-] rek. der.. Çünkü bizim zekâmız da. Fakat bu namütenahi zekâ. ve öldürülemez. onun tesirlerini anlıyabiliyor. Votter'in (Deizm) i : böylece bir* ilim ve akıl dinidir. Amma o daha İleriye de giderek der ki iyi . Biliyoruz ki Volter. Fakat Zadiğin en ziyade hayretini mucip olan şeyin altını çizelim : Kâinattaki nizam ve intizam : (Paskal) da kâinattaki nizam karşısında bir nevi korkuya düşerek. her şeyde bizim aklımızın eremiyecsği anlaşılmaz bir sır görürdü.

. ziz balığa değil.— 67 — niyet sahibi insanların hepsini (tabiî din) dediği bir müşterek itikatta toplamak mümkündür. ver ba na şu ökseyi dedi. Kaideli. Bu mesele (Zadig) kitabının «akşam yemeği) başlıklı on üçüncü faslında izah edilmiştir. . siz Mısırlı üstat 1 siz öküze değil o. E. • Bir panayırda bir akşam yemeğinde bir Mısırlı. Yunanlının ne güzel şeyler söylediğini pek iyi anlamadım.. kendi mensup olduğu dinin bir tuhaf ve acayip kısmını. balığı ve denizi yaratana tapıyorsunuz değil mi ? Evet. Döğüşmek üzerelerken Zadig araya giriyor : tik evvel. Amma onun da sizler gibi bir (en yüksek varlık) kabul ettiğine eminim. sizler gibi birer (illet iulâ) kabul ediyorlar.. değil mi ? dedi: Elbette... Yunanlının fesahetini methetti. Zadig de bunların arasındadır. (Tabiî din) de olan lar diğer dinlerin hepsine de müsamaha gözile bakacaklardır. bir Çinli. Sonra onlara dedi ki «dostlarım. kavganız manasızdır. bir Kaideli. Hintli ile Çinli de. Bunlardan her biri.. anlatıyor. Çünkü hepiniz ayni fikirdesiniz. en kızgın olan (Selt)e hakkın var. meselâ biri mumyalanmış ölülere ibadeti. Selte: siz bu meşeye ve öksesine değil fakat bun* îarî yaratana tapıyorsunuz.. bir Hintli.. Hasılı hepsinin hiddetini yatıştırdı. Derken aralarında münakaşa kızışıyor. öküzü yara» tana tapıyorsunuz değil mi ? Evet. öteki balık başlı bir mabuda ibadeti daha öteki meşe öksesine ibadeti. bir Golü birleşiyor. bir Yunanlı.

— Öyle ise hepiniz ayni fikirdesiniz. Volter de 17 inci fasıl olan (Hermit) te bu mev . Ve bu v ayni zamanda. (Tabiî din) hududunda kalınca makuldür. Amma 18 inci asırda bu telâkki. dedi. klâsik ahlâkçılar gibi. O nokta şudur: Kainatı tanzim ve idare eden yüksek ve hâkim bir zekâya inanma. Volterin bu telâkkisi. herşeyin (imkânın en iyi derecesinde idare edildiği» ne: şer dediğimiz şeylerin bizim anlıyamıyacağımız sebepler neticesi olduğuna ve fakat bunların prensip ' itibarile lâzım ve iyi bulunduğuna kanidir. münakaşa edilir. her hangi bir dic. Volter. tşte böylece dinlerin hepsi ayni derecepe yanlış veya ayni derecede doğrudur. dinlerin hepsinde müşterek bir noktanın bulunabileceğine kanidir. Ve bugün ne dinciler' ne de rasyonalistleri tatmin edememektedir. ibadetin şekli üzerinde tsrar ederse tehlikeli bir şey olur. çirkindir. geniş ve barıştırıcı bir telâkki idi. Ortada kavga edecek hiçbir şey yok. namütenahi kudret sahibi bir varlığa inanmasile.• — 68 — . Yunanlı.> dediğinden ve bunu zorla kabul ettirmeğe uğraştığından itibaren hangi din olursa olsun. Esasen bu mev KU asırlardanberi Eşlenmiş olup birçok eserler neşredil' misti. şüphesiz. Bir telâkkidir. «Yalnız benim iddiam doğrudur. Volter. insanları birleştirir. Ve onları birbirlerile muharebeye katar. tamamen öyle. Voltere göre. İnsanlar arasına tefrika saçar. 4 — Şerrin kalkması için beşerin çalışmasına iman Mevcudatı hakimane idare eden.

Zadig: — Bu genci suda boğmaktan ise onu terbiye edip faziletli yapmak daha iyi değil midir ? diye soruyor. Biçare fani! Tapmaklığın lâzım şeylere karşı mırıldanmağı kes. — Demek ki böyle felâketler ve cinayetler zarurî öyle mi ? Ve bu felâketler. derken meleğin uçup gitmiş olduğunu gördü. Bunu dedikten sonra. zamanına kadar olan muhakemelere.. ve anlatıyor.. yolculuğu çıkıyor. böyle. daha manalı bir muhakeme nev'î Hâve eder. Teyzesinin pek iyi bir surette kabul ettiği bir genci suda boğuyor. Hasis ve fena. bir adama para veriyor.. münzevî bir melek kıyafetine giriyor.. — Eğer o genç yaaşasadı teyzesinin kâtibi olacaktı. Diz çöktü . Bu masalı iyi izah edebilmek için şurasını iyice bil* mek lâzımdır ki bunun muhteviyatı ötedenberi söylene . fakat. İyi insanların başına gelecek ha ? — Bunların hepsi ya imtihan. diyor. ya ceza. (Zadig) in itirazlarına karşı münzevî bunlara. _ 69 — zu üstüne. o büyük kudrete taptı ve teslim oldu. Melek cevap veriyor: — Eğer faziletli olup yaşasaydı onu. (Zadig). — Fakat. Zadiğ.. evleneceği kadın ile kendi oğlu öldüreceklerdi. bir gün rastladığı bir münzevî ile. yâ mükâfat ya tedbir ve ihtiyat. Anladi ki bu nevi muhakemeler boş. Görüyor ki bu adam yolda : misafirperver ve âlicenap bir adam sayıyor. kaatii olmazdan evvel onun bu dünyadan çekilip gitmesi daha iyidir. beşerin aklı eremiyeceğini söylüyor. daha manalı bir muhakemelere. ve : — İnsanlar. hiçbir şey anlamaksızın hüküm verirler.

8u (fakat) ta derin bir isyan kokusu vardır. hoşğörlük ve iyi hal ve harekettir*.1778 ] Ruso her şeyden ziyade bir şairdir. Ve suna inanıyor ki : insan ıslâh edilemiyecek bir şeyi [ıslah eder. Ona (Ütopist) diyorlar. . mesleğe söylendiği fenalığın hikmet ve sırrı önünde eğilmek meselesi an'anevi bir vaizdir. ölküç hayat: Ruso. sistemini teşkil eden eserlerinin hepsinî 1746 . insanın vazifesi (faydalı fiil ve hareket) sahibi olmaktır. onda reeiiteden ziyade rüya ve hayallerini daha temiz ifadeye birer vasıtadır. nazari kitaplar.1762 seneleri arasında. kritik etmek için. Yükselme. işte Volter'in ülküsü. 1 — Rusoya göre. bizimkinden çok yüksek bir zekâ tarafından idare ediliyorsa Volter dört çevremizde görülen fenalıkların ehemmiyetine karşı isyan ediyor. ve son (fakat) i dır. Ve.. Nutuklar. Eğer dünya. Jan Jak Ruso [ 1712 . Volterin ilâvesi: Zadig'ln tekrar tekrar itirazı. Amma ona şair nazalile bakmak daha doğrudur. romanlar. fenayı faziletli yapar. bidrenbire bir fışkırma şeklinde meydana getirmiştir. Ve bana bir (fatalite) olmak üzere kabul edemiyor. Hikmet ve akı). bununla olacaktır.— 70 — gelen şeylereir.

Çünkü onu kendi tecrübesiie kendi hür teşebbüsü ile. açık kalbli ve güvenle dostluk bu örnek sadeliğin temel unsurlaridır. Başkalarına iyilik ile muamele. Bir müddet bir köyde ikameti. Fikir itibarile.kurtulduğumuz gibi. doya doya sükûnetin ve (cemiyeti hatır) m ladini tatmaktır. însan ancak böyle yerde. basma kaltp edebiyat ve fenden ibaret olan ve cebir inzibatı ile idare edilmekte bulunan kollejler aleyhine ateş püskürür. Rüso ona hiç ehemmiyet vermez. Ruso'ya Parisin (monden) hayatı aleyh'ne şiddetli bir hicviye yazdırmıştı. . oyun ile el IşıTe. bu sadelik hayatını ifadedeki canlılık.— 71 — Sisteminde belirgin nokta sadeliktir.ki bunlar büyük şehirlerde inkişaf eder. kendindeki iyiliği yine böyle bir yerde asıl yaradılışındaki öz hayatın ve fazileti hürriyeti çizebilir. tabiat ile temas. vakıa. bunlar yeni değildir. Ruso'nun aşık oiduğu hayat: gürültülerden uzak. bir terbiye romanı olan (Emil) inde işte bunu çizmiştir. yine ancak sadelik iledir ki kendimize asude ve devamlı bir saadet temin edebiliriz. Sadelik ile : sun'î. ve aşırı incelmiş fena zevklerden . Sathî bir müşahit Emiii. ayak değmemiş bir ormanda. Emil. Seleflerine üstünlüğü buradadır. özlülük derin samimiliktir. Ruso. 3 — Pedagojisi : Kelimelerden. 2 .Tabiî Terbiye : Hikmet. bildiğini sağlam bilir. belki cahil bir köylü çccuğu zannedecektir. uydurma ezberlerden. müşahhas çeyler üstünde tefekkür ve mülâhaza ile elde . insanları hu sade ve temiz hayata hazırlamaktadır. meşguliyetlerin ciddisini seçme. Ruso'nun yeniliği. kaidelerden.

Adaletin ilk mükâfatı o iyiliği» yapmakta olduğumu* zu hissettirmektir. Çağı gelince. Eğer ecel orağı bizim ümitlerimizin çiçeğini biçerse ne hayatında ne de ölümünde ağlanacak bir sebep olmaz. aydın kavraması yeter: "fiil ve hareketlerimizin ahlâkiyeti. Biz ona şöyle bir acıya sebep olduk. Emil. çocukluğunun olgunluk çağma geldi. (Adalet) ile (iyilik) ikizdir. şuna kanidir ki böyle hareketinin sebebi. müsait olduğu nîsbette kendi yaşına mahsus akıl ve dinayeti elde ettikçe mes'ut ve hür oldu. Bir çocuk hayatı yaşadı.iyi olması lâzımdır. daima iyi ve heminane hayatta olabileceğini bir kere daha hatırlayalım : Emil. Bilâkis bunlar biribirini yar dımladı. hassasiyetini ve isabetli hüküm kabiliyetini terbiye etmektir. onlar hakkındaki hükümlerimizdedir. Hürriyet ile saadetin. Ahlâkî hayat. saadetini feda etmedi. Hiç bir zaman. böylece takviye ve terbiye edilen temayyüllerin tezehhür ve inkişafından ibarettir. Eğer iyi bir şeyin hakikaten iyi olmasını istiyorsak kalbimizin derinliklerinden fiillerimizdeki gibi . diye merak edecek bir şeyimiz yoktur. Eğer ahlâki iyilik bir insanın notura- . Birbirinden ayrılmazlar. Bunların terbiyesinden İse. tabiî bir netice ola rak. Bunların hepsi hassasiyette toplanmıştır. iyilik etmek öyle bir faaliyettir ki bunda kendimizi mes'ut ve bahtiyar hissederiz. bütün çocukluk hayatı iyilik istikamettede yürümüştür de ondan yapar. yainiz egoistlikier ardında koşmaz mı ? 18 yaşına kadar Emilin sade «hür ve mes* ut» olmağı öğrenileceğine bakılırsa öyle gibi zannolunur.* Bünyesi. iyiliği kendisine emreyledİğt için değil. tekâmül edeceğim diye. Fakat Ruso. fazilet doğacaktır.» Böyle büyütülen çocuk.— 72 — etmiştir. şu yüksek hakikati.

. vicdanı insiyak ile birleştirmiş.. Ruso'nun (Kontrasosyal) i. « . ötedenberi varilagelmiş bir neticedir. Bazı müelifler Ru soya itiraz ile derler ki: tarihde böyle karşılıklı riza ile bir (içtimaî mukavele) yapılmış değildir. Ruso'nun (Cumhuriyeti)i de hayalidir. Devlet nazariyesini müşahhas maddelerle tasvir edecek yerde. O zaman onun nasıl bir tatlılıkla hüküm sürdüğünü ve bundaki güzelliği sezeriz. t. Bunun yapılmadığını Ruso da çok iyi bilir. Fakat o. Bununla gerek kendimizin. Ben buna (vicdan) diyorum. Fakat bundaki orijinallik. Başkalarına bir iyilik yaptığımız zaman mı. Vicdanın hükümranlığı ise. yoksa fenalık yaptığımız zaman mı hoş bir intiba duyuyoruz?. yoksa felâketi mi müteessir ediyor?.— 73 — rasına tevafuk ediyorsa o insan ne kadar iyi ise ruh ve teşekkül itibarile de o kedar sağlam ve mükemmel olur. bir ta- . Ruhların derinliklerinde fitri bir adalet ve fazilet hissi vardır. . İnsanın kalbinde ahlâkî bir şey olmamış olaydı kahramanca ve hareketler karşısında nasrl hürmet ve takdir duyardı ?. ta biatimizin hür bir süratle inkişaf ettirilmesi ile temin edilir. . ' ( Sauvalı bir rahibin itiraçı ) FHhahika Ruso'nun vardığı bu netice. Bizi başkalarının saadeti mi. bunlar ayni şeydir demiş olmasındadır. Tabiate muti olalım. Kendi içimizi yoklıyahm. İnsanı diğer hayvanlardan ayıran en mükemmel ifadesi vicdandır. . mükemmel devlet nazariyesini tarif eder. gerek başkalarının hakkında bir hüküm veririz. istikbalde veya (sadece muhayyilesinde) öyle farzetmektedir. 3 — Mükemmel Cemiyet : Ferde ait düşüncesinden sonra şimdi de cemiyete ait düşüncesine gelelim.

medeni müsavattır. maddi bir kudret* tir. eğer hürriyet yok ise. Yal nız bir kubbenin kilit taşı mesabesinde olan fikrini zikredeceğiz : Vatandaşların hürriyetlerini kuruma meselesi. Ve her bir şahıs (bütün) ile birieşmiş olduğu halde gene kendisine itaat etsin ve tek başına imiş kadar da hür olsun. Bu acı müşahede. Ve ancak (haklı kuvvetlere) itaat olunmak mecburiyeti vardır.— 74 — kim hukuk kiadeieri öne sürer ve cemiyetlerin buna yaklaşmasını tavsiye eder. Bundan ne surette bil ahlâtdilık çıkabilir ?. . Zamanındaki cemiyetleri. Hürriyetten vazgeçmek. ne de haysiyet. Bunda temel şart . Rusoya bir çok protestolar öne sürdürüyor: Bir millet ttaata mecbur kalıp ta itaat ettikçe iyi yapıyordur. Bu ise şahsî hürriyetin tahdidi demektir. Çünkü her cemiyet elbet bir disiplin ister. Pek kesafet!? olan bu eserini tahlil etmiyeceğiz. Ülküç bir sosyete. Kuvvet ve dehâ itibarüe insanlar müsavi olmıyB^iUrler amma hukuk ve mukavelede müsavi olmalıdırlar. insanlıktan. Rusoya göre. hukuku beşer* den ve hattâ vazifelerinden vazgeçmek demektir. Kuvvet. her şahsı ve hepsinin mal ve mülklerini koru^ malı ve müdafaa etmeli. Rusoya göre cemiyet içinde yaşamak insanı bazı fedakârlıklarda bulanmağı mecbur etmektedir. cebir üzerine müesses görüyoruz. . Bu halde şuna kani olalım ki kuvvet (hak) ki yapmaz. hürriyet ile disiplini barışık tutabilen ve hu riyete zarar vermeksizin cemiyet hayatından istifade ettirendir. Boyunduruğu sarsa bildiğinden itibaren sarsarsa daha iyi yapıyordur. amma her yerde demir bağdadır. ne saadet olur. Öyle bir cemiyet şekli bulmahdtr ki bütnn (müşterek ve umumî kuvvet). insan hür doğmuştur.

Ve bunların kıymeti (tabiaten anî) oluşlarındadir. Ayni hareket ve kuvvet ile hem kendini. hürriyet vasıtasüe saadete nail olma.— 75 — Bu prensiplerin tam tatbik edilmesi için «bir mabutlar milleti» yani esasen mükemmel fertler lâzımdır. 1115 — 1186 ] Yalnız tasavvufta değil. 4 — Netice : Rusonun doktrininin belirgin vasıfları şunlardır: Kendiliğinden ve ani olan hassasiyete itimat etme. bir kısmı arapça ve acemce. en temiz heyecanlarını dinle. ilâh. Bu heyecanlar insamn en temiz kuvvetidir. insana. . Bundan şu netice fcikar ki insan. der.. (Marifetname) bir nevi ansiklopedidir.. eğer hur değilse insan değildir. 39 eser sahibidir. Bunlardan (Marifetname) si ile (Divan) ı matbudur. akıldan ziyade.çoğu türkçe. his kuvvetile sezebiliriz.adları Mehmet Tahir merhumun « Osmanlı müellifleri'nde yazıldiğı veçhile . düşün. kalbin hamlesüe. Bir millet buna ne kadar ziyade intibaka uğraşırsa o kadar mükemmelledir. denilecek yerde. Vicdanın sadasinı heyecanda duyar. Ruso. bütün manevi zenginliklerini tadar ve duyar ve başkalarına doğ' ru da taşar. âlimane hareket et. zamanının bütün ilimlerinde derin vukuf sahibi olan Erzurumlu İbrahim Hakkı . fnsan ancak hürriyet içindedir ki hem sevinç hem fazilet bulur. Erzurumlu İbrahim Hakkı [ H. Rusoya gör& ahlâk hayatının büyük kanunlarını. hem de başkalarını sever.

Ândan mukaddem hayvan! olmuştu. Acem' ceyi. Hem madde. Hasankaleden Erzuruma gidip yerleşmiştir. 1186 da yetmiş bir yağında öldü. çocukluğu. Nuru mahz] terkiplerinden ebced hesabile çıkan 1115 te dünyaya gelmiştir. Andan mukaddem nebatî olmuştu. Yaz. Hadi' mi aşk. Biz burada. Ve bu köyde yerleşerek eserlerini yazdı. Orada büyük tasavvuf çalardan (İsmail) in ktzile evlendi.— 76 — İbrahim Hakkı. âlemi asgar ve ruhu âlemi ekberdir. İbrahim Hakkı. İbrahim Hakkıya göre. tahsjlini Erzurumdayapmıştır. İbrahim Hakkının yalnız (insan) hakkındaki fikirlerini alacağız. Kiş. olgunluk çağını. Andan mukaddem |eczayı anasır mümtezici hâk) idi. Babası. (Marifetname) müellifine göre insan. . H. gençliği. insan ömrünün devreleri temsil eder: Bahar. (Hasankale) de. insanda tamamile mevcuttur: Mevsimleri. Erzurum müftüsü (Hazık Mehmet) ten öğrenmiştir. tabiatı külliye idi ve andan mukaddem cevheri mücerret idi. Tahsilim ikmalden sonra seyahate çıkarak (Siirt) köylerinden (Tellü) ye uğradı. hem ruh âlemi. Beden ve ruhile insan. kitabı cihandan bir mecmua olup kâinatın mümessilidir. Menşe itibarile insanın zencir halkaları şöyledir: < Ana rahmin* den önce damarlarda kan. Sonbahar. (nüshaicümiei âlem) dir. nsanın bedeni. andanmukakaddem gıdayı peder ve mader olmuştu. Ve andan mukaddem. Ve toprak hâkten mukaddem cismi mutlak idi. Babasının adı Osmandır. ihtiyarlığı. „ Böylece insan varlık zencirinin bütün halkalarını geçmiş bulunuyor.[Hakka riza.

köpeği. Oburluk. tilkiyi. Tasallut. fareyi. Cemadatın misali ise insanın azalarıdır. kaplanı. insanın aklı temsil eder. Diğer taraf tan aklı ameli. Hile. a Melekler sıif akıldan yaratılmıştır.— 11 Bütün hayvanları. deveyi. Haset. Şehvet.. sırf şehvetten. tavşanı. Gaflet. Kibir. Tama. Adavet. Meleklik ile hayvanlığın halitası* dır. kurdu. Kuvvei mümeyyize. insanis akıl . İbrahim Hakkıya göre hayvanlar. sığırı. Aklını. Eğer hayvanlığa meylederse hayvanlıktan daha aşağı düşer. Gadap. mimarlığı. Kin. yılanı. karıncayı. şehvetine galebe ettirebilirse meleklerden daha yüksektir. insanda nihayet bulmuştur.şehH vetten halkedilmişiir. Varlığın üstü. Hasislik. gönül de âlemi melekutü temsil eder. aslanı. odur: Bu cihan varlığı boş buldu nihayet sende Varlığın aşka değiş eyle feragat sen de insanın (nüshai âlem) olduğu bir eda ile icmal edilmiştir: şu kıt'ada şairane Ey nüsha-i tamme-i ilâhi ki tüyi Vey ayine i cemali-i sahi ki tüyi Birun zîtü nist her çi der âlem hest Ez hud betaleb her ançi hahi ki tüyi İnsan. Melekliğe meylederse melekten daha yüce olur. Bu maaldeki nazmı şudur: Ademî zade Tuife macunest Kân ferişteh şirişte ez hayvan Ger bedin meyi mi küned kem zin Ver beden meyi küned bin ez an. tıbbr. Aksine ise behayimden daha . her türhl iyiliklerden ve kötülüklerden mürekkep bir macundur. Bütün varlık. merkebi.

Zira ki hizmeti behayim. Bunlar da bu âleme gelmekten maksat. eğerçî ol surette adamdır. „ İbrahim Hakkı. sözünü ele alarak ikinci doğumun. İnsan hayatının gayesi de: Bütün fenalıklardan sıyrılarak yüksek ahlâka ve ebedî hayata ulaşmak*".— 78 — aşağı düşer.Ebedî hayatî < hayvan ve melek mertebelerin kateaîp insanî kâmil mertebesine vasıl olmaktır. Zira "Meleklerden her birinin makaml mnlûmdür ki ebeden anda kalır. Bunun birinci şartı.ek makama vasıl olurlar. gönle akan beş nehrin getirdiği . mansaba) mail olanlar. Asıl makamlarına avdet ederler ama daha yüksek makama vasıl olamazlar. Bunlar âleme gelmekten maksadın (kesb-i kemal) olduğunu bilmekle beraber dört puta da mey yaldırlar. uykuya. «Sıfatı zememei hayvaniyeden ve keduratı muzlimei nef saniyeden sıyrılıp melek-haslet olmak. Asıl makamlarından daha yûks. Ve insan ise tekmili nefs ile makamı malûmundan âlâlara terrakki edebilir. cinsî münasebete) tapanlar.. olduğunu söyler. hasıl olmuş değildir. Asıl makamlarına yükselemezler. Bunlar hayvan sıfatlıdırlar. nevi beşerdir. çoluk çocuğa^ mala. Âleme gelmekten maksadın ne olduğunu anlamamışlardır. Şehveti aklına galip gelen insan ise. Bunlar bo âieme gelmekten maksadın (Kesb-i kemal) olduğunu bilirler. taata bedeldir. Ve haktan gaflet eden anlardan adaldtr. Lâkin sirette behayimden kemdir. 2 — Havasın dört putuna (nefse. Âlemin illet-i gayiesi. Isanın: «Bir kimse iki kere doğmadıkça metekuti semavata giremez. (daha çok dalalettedir) ibrahim Hakkıya göre insanlar üç sınıftır: 1 — Avamın ûç putuna (yemeğe.. 3 — Yedi putu kıranlar.

* * . Mevlânâ'nın şu beyti ile cevap verir : Ger tü senk ü sahre vü mermer şevi Ger besahib dil t esi gevher şevi " Sen. terbiyenin kudretine inanır. mükemmel insanlardır. İbrahim Hakkiya göre.. hayatın gayesi böylece. hayvanlıktan daha yükseklere şahlanarak "bu âleme gelmekten maksadın kesb-i kemal olduğunu bilen. şu beyti ile her zerreyi bir (Turisina) halinde görür: Âlemi mîsal Turdur her zerresi pür nurdur Aşkınla can mesrurdur beyhuş olup ister lika İçi ferahtır da : Vüs'atı meşreple daima cennetteyim .. Evvelâ burayı temizleyip sonra kalbin dibinden temiz menbalar fışkırtmalıdır. Böylece ibrahim Hakkı. nevi beşerin illeti gaiyesi de: cemadlıktan. taş kaya ve mermer olsan da bir terbiyecinin eline düşersen cevher olursun.— 79 — mûteaffin çamurları temizliyerek ondan sonra pek uyanık olmakdır.Hatırım hoştur ne olsa hoş gelir nimetteyim. ahlâkan namütaenhiye doğru yükselmektir.. nebatlıktan. . " Havas-1 hamse-i zahireden derabeden gelip kalbe mümteli olan envai nükuş ve fünun ve esnafı efkâr ve zununu günagûnun kimi salih kimi fasit kimi müfsit olduğu için deruni dilde evsafı zemime cemolup temekkün edip kalmıştır. Bu mümkün mü? ibrahim Hakkı. Kâinatın illeti gaiyesi..* ibrahim Hakkı. nevi beşer ohiuğu gibi.

Ol görünse imdi biz kevnü mekânı neyleriz Vehki ol manayı koymuş surete meyleyleriz Gelmişiz dünya değirmeninde nöbet bekleriz Danei ten un olunca murğ canı eğleriz.— 80 Divanını.. Divanından iki parça alıyoium " • Hoş o demler kim sürerdi canımız canan ile Oi vatandan düşmüşüz bu gurbete nisyan ile Hayf kim dostu unutmuş kalmışız düşman ile Gelmişiz dünya değirmeninde nöbet bekleriz Dane ten'un olunca murğ.canı eğleriz Âlemi aşkı unutmuş gafilâne söyleriz. 1168 de bitirmiştir. . * ** Katreyiz âlemde lâkin dilde derya olmuşuz Cevheriz dehrin bisatı özre yekta olmuşuz Seyrimiz sahray-ı dildir gayri yerden fariğiz Kendi sahramızda seyyahız ki sahra olmuşuz Berkimizle yakmışız biz hudnemahk perdesin Gayriden pünhamz ama dilde peyda olmuşuz Biz bu bahri aşkı blka'nn mu selsel mevciyüz Gerçi zenciriz veli biz metni derya olmuşuz Kimseyi incitmek incinmek değildir şanımız Yargarı cünaley z şefkatla g-üya olmuşuz inciten nadana hem dostuz dualar eyleriz Kim kamudan blzbize mahvı temaşa olmuşuz Aşıkız misli Zeliha dilberiz Yusuf gibi Biz bizi sevmekte (Hakkı) ferdü tenha olmuşuz.

F. (Konigsberg) de uzun profesörlük ve mütefekkirlik mesleğini bitirirken. Filhakika Kant'a göre herhangi bir şeyi ispat veya red edilemiyorsa bu takdirde bir ispat ve red arasında bizim için ahlâki bir hal ve hareket ve vazife olabilecek suretle bir karar vermek lâzımdır. Bu iki eserinden.— 81 — Kant [ 1724 — 1804 ] Etnanoel Kant. hayatının akşamına doğru. şunu emreder. ispat ediiemeyince aksini düşünmek hakkımızdır. yer yüzünde adalet ve sulbün hükümran olması imkânına inanır. Hali tabiide ne sen ile ben arasında. hayalden ibaret mi ? — Bunun hayal isdat edilemez. 1 — Sulhcunun vazifesi • • Bir muahedeye dayanan ve iki haip arasında bir fasıla demek olan mütarekeden ayri. bazı prensipleri alalım. «Daimî sulh üzerine taslak> (1795) ile «Hukuk Doktrinin metafizik prensipleri» ni (1797) neşretti. bu iş başarılabilir gibi hareket etmeli ve bu maksatla buna götürülecek en uygun (Teşkilât) lar kurulmalı ve muharebelere nihayet vermelidir. 6 . Kant bu reydedir. "Bu halde v/cdan. Ve bunun ş artlarını çizer. bütün 18 inci asır boyunca tesir eden. nede teşekkül etmiş devletler arasında kavga olmamak lâzımdır. daimî bir sulh. Binaenaleyh. Beşerin yükselmesine imanı olan filozofların fikirlerinin varisi akıl nurundan feyz ve kudret alici ve Fransız ihtilâlinin dikkatli ve sempatik müşahidi olan Kant.

«Tabiat bütün insanları. Bu münasebeti. 2 — Ebedî ve daimî sulh muahedesi . muayyea şu arz çerçevesi içine sokmuştur. insanların birbirlerinden münasebette ve mübadelede bulunmasını müstelzimdir. bütün insanlar için muteber adalet prensiplerine.» Bu ilk şartın gayesi: Hakikî sulh ile (zahiren bir sulh gibi görünüp te adi bir mütarekeden ibaret olan) yalancı sulhu birbirinden ayırt etmektir. . kendi aralanndaki münasebetlerde: (hakkın en kuvvetliye ait olduğu) esasını kabul etmişler demektir ki bu hernekadar aralarında bilfiil muharebe ilân edilmemiş ise de. herkes tarafından tanındığından itibaren «Daimî sulh> bir realite olacaktır. Bu adaletsizliklerin en büyüğüdür. Bu muahede de arazi şartları ve galip ve mağlubu hatırlatacak hiç bir şey yok. bir harp halinden başka birşey değildir. Bu vaziyet. Böyle bir şey tanzim edilmedikçe fertier ve devletler.» Her biri arzdan bir parçaya mutasarrıftır. Kantin (Kozmopolitik) adım verdiği bu (Hukuk). 1 — «Hiç bir sulh muahedesi. buna. eski politikanın: «bir devlelin şerefi. Böyle bir <münasebeti kuvvetin tesadüflerine bırakamaz. Kant. insanların hepsinindi. Mühim maddelerini alalım. Fakat menşede hepsinin hakkı vardı. Yani arzın hepsi. (Umumî hukuk) a tâbi kılmak icap eder. Bütün intikam sebeplerini kökleyip atmak lâzımdır. Bunu nasıl durdurmalıdır. Bu. Meskenleri arzdır. eğer muharebeye yeni başlama hakkında gizli bir maddeyi muhtevi ise. kendi kuvvetini artırmasında' dır.> telâkkisine nihayet vermekle olur. o muahede sayılamaz. devletler arasında bir sulh yaptırmakla hallediyor.— 82 Basit bir hadiseden bir muhakemeye varabiliriz.

diğer devletin konstinosyonuna ve hükümetine müdahele edilemez. 5 — «Harp halinde iken hiç bir devlet: sulhun iadesini ve karşılıklı emniyeti f?yrî mümkün kılacak hareketlerde bulunmalıdır. Evvelkiler (Daimî sulh) un umumî şartlarıdır. Düdyada (Daimî sulhun) tesis işine bununla başlamalıdır. müstemlekecilerin bu iddialarım. Binaenaleyh herhangi bir devleti maddi bir mal gibi telâkki etmek ahlâksız* hkfır... realite yapmak endişesinden çok uzak. Bu madde. Kendinin daha medenî olduğunu iddia ile başka memlekete medeniyet götürmekle insaniyete hizmet etilğini söyleyen müstevlilerin. burada bir devletin (bir şey) değil. «Ordular sulhu koruyacak yer de onu tehlikeye koyuyor. Bu son madde ise. filozofların hülya âlemi değil realite âlemidir. Bugünkü insanlar henüz bu rüyayı. Bunlar güzel fikirler amma ne çere ki içinde yaşadığımız dünya. . hediye veya satın alma suretiyle ele geçtrilemez „ Kant. evvelki döıt madde ile aynı plân üstüne konulamaz.. 4 — "Hiç bir devlet. Ve bunun bir hududu da "yok" diyor. başka bir devlet tarafından veraset. Milletler arasında dişe kadar silâhlanma müsabakası husule getiriyor. zehirli şeyler kullanma ve saire gibi.— 83 — 2 — "Küçük büyük hiç bir müstakil devlet. asla ispat edilir bir şey değildir. (manevî şahsiyet) olduğunda ısrar eder. 3 — Zaman ile daimî ordu lâğvedilmelidir. mübadele. (Silâhsızlanma) esasını öne sürüyor. herhangi bir sebeple harp patlayıverirse bunun barışmağı güçleştirecek şekilde olmamasını istihdaf eder. 18 nci asrın sonlarından itibaren Kant.

Ve milletler de harbi kolay göze alamaz. aralarındaki ihtilâfı halde bir nizama tâbi olacak yerde. YainızKant her ne şekilde olutsa olsun (Otokrasi) yi yani tek bir adamın harp ve sulha karar vermesini istemez. A) Her devletin sekli (Cumhuriyet) olmalıdır. Ve diplomasi buna her zaman sebepler bulabilir. Kant'a göre millet bu karan verince harbin felâketlerini az hisseder.„ . Haibuki (Otokrat) bir rejimde kral. gür sesiyle bağırdı ki : "Devletlerin üstünde bir (Otorite) tanımak ve bu (Otorite) nin adaletten ayrılan devletleri adalete sokması lâzımdır. B) Ummmî hukuk. Kant devletin ayni zamanda (Demokratik) olmasını da İstiyor. mütemadiyen kavga etseler bunlara vahşi nazariyle takılıyor.. Teferruata giremiyelim. Kant. farklıdır. Harbin getireceği felâketlere dayanmağa vatandaşların karar vermesini ister. Amerika kırmızı vahşileriyle Avrupa vahşileri arasındaki fark. Bu iş milletler içinde böyle değil mi ? Halbuki bir devlet. kendi fevkinde öy!e bir otorite kabul etmeğe yanaşmıyor. der. Bu 13 inci asırda (Birleşmiş Miletler) fikrinin kendisidir. en adi sebaplerle harbe karar verebilir. ebedî sulh ideali için nazarî programını çizdikten sonra bunun ne gibi şartlara tahakkuk edebileceğini arıyor ve büyük prensip öne sürüyor.— 84 — 3 — Sulhun şartları ve garantileri: Kant. İkinciler ise düşmanlarını tebaları arasına sokarlar ve bunları daha geniş istilâlarda âlet gibi kullanırlar. tki iptidaî insan. kendim karar verdim. Ona göre ( Cumhuriyet ) ile ( Demokrasi ) birbirinin ayni değil. müstakil devletler federasyonuna dayanmalıdır. birinciler düşmanlarını bazen yerler..

Bununla beraber şu fikrini zikredelim. mübhem ve kısadır. milletter arasmaa sulhu idameye kâfî derece yarıyacak. komşum yapsın diyor. sulh için bundan başka yol yok demek te doğru değildir. devletler ne zaman kendi üstlerinde (hâkim ve yüksek bir adalet) müessesesi kurabilirlerse ancak o zaman medenîyiz diyebilirler. Ve tezlerini. birtakım prensiplerdir.— 85 — Kant'a.olması umuma müsaade edilmemesi lâzım gelen sahaya herkesi müsaade etmek gibidir ki tehlikeli bir şeydir. göre. Bunlara (Monteskiyö) ile (Ruso) dan almış ilhamları da vardır. Kant'ın bu eserinde çok canlı. 4 — Netice : Kant'ın eseri bir roman değildir. Nitekim bugünkü (Milletler Ce* miyeti) Kant'ın programının ayni idi. Ondan mülhemdi. islerseniz ütopi deyiniz fakat realist bir ütopi. Ebedî sulhun mümkün olduğuna inanan mütefekkirler.. fikirler olmakla beraber. ve bilhassa • hadiseleri göz önünde tutarak • fertlere. hu* . fikirlerini herkese açabilmeli. Bugünkü dünyada her devlet. hangi vasıtaialarla tatbik edilecek ? İptidaîlik devrinden yüksek hukuk ve adalet devrine geçit nasıl kurulacak ? Kant'ın bu noktaya dair olan fikirleri. Demek ki bütün bunları yaparsa. Uzun uzun düşünülmüş. diplomatların tezleriyle çarpıçtırabilmelidlr. Umumî hatlarını çizdiğimiz bu sistem. Hem de mutlak bir söz ve hüküm hürriyeti İster. Bu da ancak devlet adamlarına açık.. Kant 18 inci asrırın adamı gibi düşünüyor. Realize edilmesi mückün bir program çizmiştir. devlelter arasında muharebeyi normal görmeğe alışmış. (zaman) ve (tekâmül yapacak.

- 86 — kuka ve vazih fikirli zekâlara hitab ediyordu. Bu itibarla Kant'ın eserinin bugüne göre ikmali lâzımdır. Büyük sair Göte kendi hayat görüsünü ( Faust) unda üç fasılda anlatır. ilimleri de . Fakat dışa bakınca tantanalı isimler aldım: Doktor. Bugün ise hadiseler değişti.Kâinatın esrarına vâkıf kılamadığından . teoloji.kuru ve yanlışlarla dolu görüyor. tib. Hayatı mânâsız buluyor. Bugün içtimaî hayatta (Kütle)nin his siyatı ve ihtirasları çok nazarı itibara alınmaktadır.. denilebilir.. "Felsefe.. Ben bugün şunu biliyorum ki : biz insanlar bir şeyin künhüne vakıf olamayız. bunlara ilk beşladıgım gündeki gibiyim.w . En sonunda... işte benim beynimi yakan sey. 1 — Hayat Faust. Bu görüce göredir ki: insanlar. sebepleri ve neticeleri başka mânalar aldı. Göte [1749 _ 1S32] Her büyük devrin. hukuk. allâtne ve saire. mahsus bir hayat telâkkisi vardır. harbin bünyesi. bu dar hayattan ve zaman zaman her saha* sim dolaştığı beşerin ilimlerinden bıkmış usanmıştır. Bunların hepsini hararat ve sebat ile tedkik ettim. her büyük adamın kendine . kendilerine bir hayat yolu çizerler.

en gizli olan şeye ulaşmak istiyorum. Bütün beşeriyeti alakadar eden her şeyi kendi varlığımın en derin noktasında temerküz ettirmek isti* yorum.. Tozlar içinde sakin bir böcek ki gıdasını aramak için dolaşırken. Fen zevkini tadıp aşmış olan yüreğim. Istıraplı hazlara. Ve kaybetmediğimiz. itminansızlık yatmaktadur. hiç bir ıstıraba kapalı değildir. Şimdi (akla gelen avantür) diyor.— 87 — Şimdi o fevkalbeşer bir ruha sahib olup arzın çok üstüne yükselmek ve kâinatın esrarına vakıf olmak istiyor. Çorak teemüllerden ziyade (Bizi İten hamleler) daha kıymetlidir diyor. . Onu kanatlandıran hayal. ruh gibi kabarmak ve nihayet ruh gibi parça parça kırılmak isterim. Ve yeni yeni ıstıraplar uyandıran budur. Buna o kadar haristir ki bazen bir gurur içinde kendini kaybediyor. şimdi yalnız ( z a rurî) olan şeyler ve prensipsiz. zaman denilen uçurum İçinde boğulup gittiğinden itibaren küçük bir sahaya razı kalbimizin derinliğinde bir endişe. kendini her avantüre salıvermekle teskin edecek. Ruhumla. . Susuzluğunu. Evvelden ( i ş ve hareket) diyordu. . o yüksek hayal bulutlarından her günkü hayatın küçüklüğü içine. bundan sonra. elimizde olan şeyler içfn de daima ağlıyoruz. kinli aşklara. en yüksek. Bütün bu meseleleri arayıp taramaktan yorulmuş ve hepsinden eli boş dönmüş olanFaust. ümitle dolu bir halde ebediyete uzanmak istemişti. Ruhun kavradığı iyi ve kötü her şeyi yüreğime tıkmak. . Bizim olmıyacak şeyler için ağlıyoruz. ümitszilik içinde puyan sûkûtlere kendimi salıverdim. bütün saadet hülyaları. arza düşüyor. oralarda gezen bir adamın ayakları altında çiğnenmiş ve ölmüş . Şimdi İse. Fakat derhal. aklına her geleni yapmağa mail . .

kahramanların. fatihlerin yaratıldığı hayalî âlemlerin içine dalıp çıkmadan ve saîreden hep usanmıştır. soğuk ve sert olan bu ar kadaş. Göte. 2 — Faust'un Hayat Tecrübeleri .. bana bu nefis şeylerle beraber. kanunsuz. havadaki. görüyorum. . Benim nazarımda parlak ay. Bunlar tefekkürün kuraklığını biraz serinleştiriyor. Yüce Tanrı. artık bundan sonra kendisinden vazgeçemiyeceğim bir arkadaş. Ah. O. Gözlerim önüne canlı varlıkların uzun silsilesini yaydın. facialardan. Faust ve şeytan (Mefistofeles) arasında bir sözbağı (Kontrato) yaptırır. insan asla mükemmel bir şeye malik olamıyacak. yavaşça göklere doğru yükseliyor. imparatorlar saraylarında müşavirlikten. Bu bağ sayesinde Faust türlü türlü sihir kuvvetlerine maliktir ki bu sayede her türlü heyecanlarını tadabilecek. avantürlere bas vurabilir. Göte. . İçkiden. kayıt ve tahditsiz bîr hayat. . ve tabiat ten istifade için de bana kuvvet verdin. "Yüce Tanrı sana yalvarmca bana herşeyi verdin. senin ihsan ettiğin o şeylerin hepsini benim kendi nazarımda bile hiçe indiriyor.. aşktan sihirbazların binbir marifetlerinden. Ratip fundalıklarda kayalar boyunca... orta zamanın efsanesinden istifade ile. Kör arzu ve kuvvetlerin hâkim olduğu bir hayat . bu âlemlerin her birine dair fikirleri öne sürmüştür. Malikâne olmak üzere bana muhteşem tabiatı. benim göğsümde öyle bir vahşi ateş tutuşturdu ki beni her güzellik hayaline çekiyor. Asude ormanlardaki. sulardaki kardeşlerimi bana öğrettin...— 88 — Bunlarla Faust'un istediği şudur: Prensipsiz. Büyük şair bunların hepsinin hulâsasını (Ormanlar Mağaralar) adlı monologunda şöyle tesbit etmiştir. geçmiş zamanların gümüş gölgelerini dolaşıyor. yani (Akıl) da verdin ki..

hayatı böyle ayni dakika içine muhabbet ve kın. Fakat bu an yüksek vecd ve istiğrak anlalarında iken bile içine bir zehirdir akıyor. Hatiralarını gözleri Önünden geçiriyor. teessür ve nedametten ibaret oluyor. Kendini zenginleştiren ve kudretlerinden tecrübe ve avantür. böylece her zafer. Bununla beraber zaptolunamaz bir irade ile Faust. haz ve elem. ibaret olduğunu anlıyor. Margit'i sevip dururken onu bedbahtlıklar içine atı* yor. ayni zamanda bir muvaffakiyetsizliktir de. derin bir eddişs içindedir. Her bir hareket ve avantürde onun kudretinin arttlğına hükmolunabllecek gibidir. O zaman zekâsı. Ve haz içinde iken ondan bıkıp başka arzu özlûyoaum. En mükemmel güzellik takibinde iken ona ulaşır ulaşmaz görüyor ki ondan eser kalmamış. ümit ve yeis sıkıştırarak geçiyor. deli ediyor. Biz yalnız meş'aleyi yıkmak istiyoruz. haz ve eğlenceden geçiyorum. Faust'nn avantürden avantüre koşması onda iki ruhî halet yaratıyor. Elindeki hükümdarlık kudretinin bir seraptan. yüz yaşında. Ve kalan eser.. hayatın sırlarına daha iyi nüfuz ediyor. Ve şöyle düşünüyor. ayni zamanda onu çürütüp bozuyor.. Şimdi o. Her zafer kendini mahvediyor. Faust. kudreti artıyor ve bir an geliyor ki vecd ile en yüksek saadete ulaşıyor. nihayet öldürüyor.- 89 — Böylece arzudan. Ve döit çevremiz ateş denizinden ibarettir. kızdırıyor. şimal denizi kıyılarında uzanan bir krallığın sahibi buluyoruz. 3 — Faust'un Hakimliği : Faust'u ömrünün sonlarına doğru. : «Ömrümü bana kâfi gelecek şeylerle iktifa ederek . yeniden öne atılıyor: Beşerin hayatı binbir renkli in'ikâslardır.

hikmetin esas noktasına dönüyor: Aldatıcı hayallerle beyhude harap olmamak. benzer leri arasında arz üzerinde kalmak. dilsiz bir şey değildir. yalnız yorulmaz bir İş iradesi kalmıştır. hür bir millet bir ara* smda yaşamak suretile görerek bahtiyar olabilecek mi* yim? tşte o zaman arzdaki günlerimin izlerini artık asırlar silemez. Hayatım bir fırtına ve gürültü içinde geçti. Ben böyle bir faaliyeti hür bir vatan üstünde. bu vaziyete kuvvet ve arzularının uzun süren bir disiplinden sonra varmıştır. Çünkü kıymetli bir adam elinde arz. şimdi. Ne akılsızdır o kimse ki kendini bulutların üstüne. Gençliğinin hararetini. Nihayet kör olan Faust. İlk evvel bir çok tecrübelerle olgun ve dol* gun bir hale geldi. uzun ömrünün son dakikasında maiyetindeki adamlarını toplayıp söyle der: "Ben hikmetin en soy özü olarak şuna inamaorum. Hazzin her defasında (daha.» Böylece Faust. sonra olgunluğunun ve ihtiyarlığının hakimliğini hep bu işe verir. Böyle bir saadeti şlmdidan hissetmekle ben ömrümün en güiel dakikalarını yaşıyorum. daha. tehlikeleri hiç düşünmeksizin.— 90 — rek ve iktidarım haricinde olanlarını terkederek yaşayacak yerde.) dedim. insan odur ki her gününü. Eski enerji selinden.» ..» 'Şimdi hesap ve hikmet ile hareket ediyorum. dünyanın bir ucundan öte ucuna koşarak ve hazzı en son damlasına kadar tadarak geçirdim... Fakat şunu unutmıyalım ki o. şeniyetleri iyi sezmek : Faust'u bu noktadan idealizmin zıt noktasında görür gibiyiz. İnsan... yaşamağa değer hayat şudur: İnsanlara hizmet etmek ve onları hürriyete kavuşturmak. benzerlerinin üstüne çıkmış hayal eder. bu arza dört elile sarılmalı. kendini bu işe ve* rir. bulunduğu sükûnet halinde.

— 91 — "Bu kuvveti, beden ve ruhumuzu bütün kudretleriyle kuvvetlendirelim, içinde yaşadığımız âleme intibak ettirerek herkesin istifade edeceği faydalı işe hasretmeği bilelim.,, işte Faust'un verdiği yüce ders. 5 — Netice : Göte'nin vardığı netice şudur : Arz üzerinde arza dört elile sarılarak; ne pek maziye bağlanarak, ne de fevkelâde bir istikbal umarak hali hazırı mükemmel yap mağa çalışmalıdır. Amel, mahdut, muayyen fiil ve ha» raketlerin muvaffakiyetli tesirine inanır. Bütün kuvvet* terin birleştirilmesi lüzumunda şiddetle İsrar eder. Göte'ye göre : Ancak beşeriyetin tuyeti mecmuası, hakikî tek insandır. Beser sayının her zaman muvaffakiyet ile başlanmadığını ve hayale düşmesinin ihtimali de bulunduğunu biliyor. Fakat şuna en derin inanıyor ki hiç arasız, yenilenen ve kahramanca takip edilen cehit - muvaffakiyetsizlikler ve güçlükler arasında - bizi en nihayet saadet ve selâmete ulaştıracaktır. Göte'ye göre dün ya: aslından bir kaos değildir; Kâinat (bos bir şey), çocuk bir (tekrar başlayış) değildir. Her zaman, (varsık), (yokluk) dan üstündür.

92 —

Robert Ovn
[1771 — 1858] ingiliz endüstri adamlarından olan ve 1858 de ölen O vn, yeryüzünde, çabucak, bir ülgüç bir sosyete kurmnğı tasarladı ve oldukça dikkate şayan neticeler elde etti. Sistemini, (Ahlâkî yeni dünya) eserinde anlatmıştır. (Ütopik ) lerin beşidir. 1 — Şahsı menfaat msselesi. Ovn da -Ruso, Furye vesaire gibi- cemiyetteki fenalıkların sebebini: Merkantilizmde yani şahsı menfaat ardında kokmada görür. Vakıa bütün sosyalist sistemlerin azimet noktası budur. Yalnız Ovn' merkantilizmin bilhassa bozucu ve inhilâl ettirici kuvveti, ve paraya tapmanın tevlif ettiği ahlâksızlıklar üzerinde durur. Toptan ve parekende ticarette, tecrübem vardır. Tüccarlık, ihracatçılık, nazarî ve amelî çiftçilik yaptım. Terbiye meselesinde keşiflerim ve insan seciyesini anlamada mühim tecrübelerim var. Prenslerin devlet adamlarının, filozofların, ekonomistlerin, mülkî ve askerî adamların, tüccarların, bankacıların, hepsinin fikirlerinin ne olduğunu bilirim. Bunların hepsi şunun ardından koşuyor. Kendi işini, mümkün olduğu kadar pahalıya satmak başkasının işini, mahsulünü, mümkün olduğu kadar ucuza almak. tşte bu sistem neticesidir ki, hepsi alçalıyor, yalancı oluyor, sun'î oluyor. Böyîe olan cemiyette, yeni yetişen çocuklar, hemen hemen mihaniki olarak (ezenler) ve (ezilenler) diye iki kısım oluyor. Ezilenlerin en basit

— 93 — tabiî haklarından tutun da inkişaf ve tekâmül, hürriyet ve saadet haklarına kadar hepsi ayaklan altında kalıyor. Bu suretle: (Şahsi menfaat ardından koşma), (şahsı ahlâkın inhilâli), ve nihayet (içtimaî şirazenin bozurması) birbirini hemen mukadder bir surette takip eden bir zincirin üç halkasıdır. > 2 — Muhif ve terbiyenin determinizmi. (Ovn) a göre ilâç, sosyalizmdir. Amma bünyast terbiye ve ahlâk ile örülmüş bir sosyalizm. Sistemenin temeli şudur: Ferdin fiil ve hareketleri, aldığı tesirlerin neticesidir. Şahsı mesuliyet meselesi ise bir hayalden ibarettir. Binaenaleyh; ancak muhitinde büyük bîr değişiklik yaparak tesir icra edebiliriz: Cemiyet, terbiye metodu vasıtasiîe, nasıl adam isterse öyle teşkil edebilir. „ Mesuliyet prensibi, kendinden beklenilenin aksini verdi. Bu delicesine fikiıden ve insanların buna, sanki kendi seciyelerini teşkil ediyormuş gibi bakmalarmdandir ki; cehalet, sefalet, hasislik, bütün fena ihtiraslar, cinayetler ve nihayet muharebe doğfdu. Bunu kaldırınız hepsi düzelir, hepsi sıhhate, ilme, tekâmüle, saadete doğru istikamet alır. Sosyeteye hiç bir tesir icra edemiyen şahsı mesuliyeti kaldırıp bunu cemiyete yükletiniz. Görürsünüz ki o zamak cemiyet, fert üzerinde her şey yapabilir. Ancak bu suretledir ki âdem oğlu, en yüksek mukaddeietine ulaşabilecektir." Bunun husule gelebilmesi için; ülki bir içtimaî muhit yaratacak kudretli bir iradenin müdahalesi lâzımdır. Hiç bir hayalci, hiç bir ütopist; cemiyeti selâmete çıkaracak kanunları zoria kabul ettirmekle muzaffer, muvakkat bir diktetörden vazgeçemez. SenSimon' bir zaman kendi projelerin Napolyon tarafından taibik edileceğini

— 94 — zannetmişti, Furyer projesini tatbik içi lâzım olan milyonları verecek bir zengin bekledi. Zengin bir fabrikacı olan Ovn' projelerinden birini tatbike kendi koyuldu. Fakat (sultavî • otoriter) olan bu müdahale muvakkattir. Bir kere muhit, mükemmelleştirilince; sonra artık İkan yoluna girerek (otorite) faydasız bir hal olacak. Ovn öyle zannediyor ki müstakbel sitede, faydasız hale gelmiş bir müeyyide, kaybolup gidecektir. 3 — Ovnun terbiye sistemi t Terbiye hangi temele dayanmalıdır. Şahsı ve ferdî bir ahlâki müstelzim olan adalet olmaz. Ovn'a göre muhabbet ve merhamet olmalıdır. «Merhamet kâinatı idare eden kanun olmalıdır. Bütün faziletlerin temeli: merhamettir. Bu, tamamen insanî mânada olup mistiklik ile hiç alâkası yoktur. Ovn, pek müphem bir surette (deist) tir. Kâinatı idare eden bir (illet i ulâ) kabul eder, fakat bunun (anlaşılamaz) olduğunu söyler. Ovn'un sitenin plânın tatbikinde önden istimdada lüzum yoktur, der. "Site de dünyaya gelen her fert, doğduğundan itibaren: iyi itiyatlar ve iyi seciye temin edecek bedenî zihnî, ahlâkî, ve ilmî terbiye alacak. Reel bilgisi zengin olacak. Bununla beraber çocuğun şahsiyetine hürmet edilecek; iki çocuğu birbirinin ayni yapmağa uğraşılmıyacak. Hepsi ayni tedrisatı, ayni prensipleri alacak. Ve yaşlarına, kuvvetlerine ve istidatlarına göre işgal edile çekler. Sitenin ihtiyaçlarını temin edecek İşler, fertlerin temayül ve zevklerine göre tevzi edilecek. Makina yardzlmile bu zarurî ihtiyaçları tatmin edecek işler, gittikçe azalacaktır.

ilâhî ve tabiî kanunlara dikkat etmeği itiyat etmiş olacaklarından fertlerin mücazat ve mükâfata ihtiyaçları olmıyacaktır. doğduklarından itibaren siteye ait olacaktır. ayni hürriyete malik olacaktır. cidden dikkate şayan îdi.Bütün çocukların terbiyesi. Sitenin her âzası. karşılıklı sempati ile oiacaktır. Fakat teşci edilmiyecektir. Sitede. Makul sebeplere müsienit İse talak caizdir. Grupman tarzı. Sitenin malî idaresi tamamen kapitalist nizam üzere idi: yalnız Ovn. kendi fikirlerinin. ilk evvel site yapıp bunu örnek göstermenin kâfi olduğuna kanidi. ihtilâflara. Her komün 20—25 bin nüfusa malik olacak. kelimenin tam mânasile (iyi patron) luk ediyordu. hakikaten örnek bir halde. Ve bunun az zamanda bütün tutacağın. Şahsî menfaatler veya (monden mülâhazalar) tesiri altında olmıyacaktir. ve tabiat kanunlarından çıkarılmış fikirler ile terbiye edileceklerinden (şahsî mülkiyet olmıyacaktır. Ovn. cinayetlere ve sefalete sebep olan budur. ayni terbiyeye ayni hukuka. ve bunlar dünyaya geldiklerinden itibaren yeni hisler ve adaletler. 4 — Sivasî teşekkül : Şahsî menfaat rejiminden. ülküç site [rejimine nasıl geçilecek?. Iskoçyada bir «Yeni La narks adında işçi sitesi kurdu ve yirmibeş seneden fazla. Fransada tekrar dığını zannetti. izdivaç. yalnız burada doğaniar ikamet edilecektir. umuyordu. yaşattı. Elde ettiği ahlâkî netice. Fakat ana babalan her ne zaman isterlerse görebileceklerdir. milliyet ele alındünyayı arasında şeklinde . Her iki cinste (kadın ve erkek). Fakat sitesinin başından çekilince her şey çabucak yine eskisi gibi oluverdi. 1848 de.

müteaddit komiteleri ayrılabilecek haricî işleri ise. 60 yaşlarındaki insamardan mürekkep bir heyet tarafindan görülecek. Bu vasıtalar. âzası 30 • 40 yaşlarında olan insanlardan mürekkep bir umumi mectisi tarafından görülecek ve bu. her sitenin dahil! işleri. deiler. yüzer. federalist şeklinde olacak. en sadesile iklifa ediyor. aralarında tek bir fark vardır ki o da tecrübeleri yani yaşlandır. ilâh. Bundan baş* ka bir de siteler arasındaki itilâfları halle memur hakem heyeti de düşünüyor. Ovn bunun muhal bir şey olmadığını ve "muhit. Ovn. Ovn'unkidir. Bunların hepsi muhakemeli insanlar olduğundan seçme ve ihraç gibi şeylere lüzum yoktur. biner. Vatandaşların hepsi: Akıl ve aldıkları terbiye itibarile müsavi addediliyor. Komünler: Onar.. Ruso. 5 < Netice : — Ütopik sosyalizmin en ütobiği. . toplanıp bütün arzı tutacak. şüphesiz. Ovn. yani tefekkür ve fiilde muhakemeli olduktan sonra. ile "terbiye. ortaklığın prensiplerini iyice öğrendikten. siteler arasındaki münasebetleri tanzim için ayrıca rmntaka meclisleri de ihdas ediyor. Fakat onun temel fikri: Terbiyenin mutlak kudretidir: her ferde terbiyenin en yüksek dirayet ve aklı verebileceğidir. haricî bir disipline hacet kalmaz. ctçtimaî mukavelo sinin tatbiki için bîr «Mabutlar milleti» yani en iyi bir millet lâzım olduğunu söylüyor• du. Böyle olunca. "Bu sitelerdeki insanlar. Ve eski hudutlar olmıyacak Dahil! hükümetlerine gelince. elbet basit şeylerdir.. âzası 40. sayesinde bnna ulaşabileceğini iddia eder.- 96 - değil. Altmış yaşına gelince vatandaşlar meclislere resmen iştirakten muaf tutulacak.

.Viktor Hûgonun (yüzyılların efsanesi) şiir halinde idi. ( cemiyet) ile. Ve Ovn. dirik ve gürültülü akışlarında insaniyetin hayatını ariyan ve ona yeni bir mâna veımeğe çalışan bir vasıtadır. mûfritanedir. . Misele [1738 — 1874] Tarihçi Mişeleyi burada (filozof—şair) ligi yönünden araştıracağız.— 97 — "Muhit» ve "mektep. Minelenin öz {fikirlerini) toplayan ( eseri) 1864 de basılmış olan (La Bible Çel' Humanite — insaniyet incili) dir. Bundan en iyi neticeler elde etme yollarını aramalıdır. tabiat ile. Misele bunda. Belgelere dayanan bir mevzu üzerinde ilerleyip giderken birdenbire : Kişinin hayvanlarla. bir içtima! muhit üzerine iyi tesir icra ediyor. Sosyetenin ferde karşı olan kudreti ve mesuliyeti inkâr edilemez. münasebetine dair ateşin şerhlere geçiverir. Onun elinde (tarih). Fakat iki şeyi nnutmamahdır: 1 — Kendi tesis ettiği sitede hiç olmazsa kısmen muvaffak olmuştur. Ovn'un terbiye itimadı.. geçmişi yeniden uzun sırayla taş taş üstüne koyarak kuran bir yapı değil. birinci sinıf bir mütefekkir değildir. Bu gösteriyor ki katiyet ve sebat ile çalışma. mukaddes F 7 . boşuna değildir. in mutlak tesiri. Buda bir nevi aşıtların efsanesi amma mensurdur.

başka hiç bir şey yoktur. Hint şiirlerine. ve bunların letafetinde. . Görelim. Gittikçe derinleşen bir iyiliğin nefis şuaı (Vişnö) şiiri güzelleştirmektedir. insanların ilerilemesine çok yardım etmiştir: Asude asude yavrusunu emziren mukaddes ineği. sevişen ve hep bir ağızdan terennüm eden. Bu muhabbeti. İlk ilham izlerini görür. Misele kendi duygularını serper. bunun en ulvî ifadesini. buna sun'î bir şür nazarile bakıyorlarsa da Misele bu eserde baş* langiç devrenin berrak saflığını. güneşin kızgın şuaları ganjda sönerken ve hayatın gürültüleri kesilirken. ırmakların. heyecanla över.. işte ilk intiba. 1 — Tabiat aşkı* Beşerin hakimliğinin ilk kaynağı: Tabiat aşkıdır.edebiyatlar boyunca. Misele kadar terennüm etmiş adam azdır. Eserdeki: dağların. . Bir kahraman. Bu Ramyanadır. Tabiat aşkının alâmetlerinden biri: hayvanlara kardeşcesine bir muhabbettir. Bugünkü (Hindiyanist) ler. . muhteşem fili kahraman Ramaya yardım eden büyük maymunları metheder (Valmiki) nln şiir sanatını nasıl bulduğunu da hatırlatır:. Hindin (Ramayana) epopesinde bulur. cihanşümul bir ahlâk ülküsü teşekkülü seyrini arar. Mfşele. şefkatin en güzel dersini görür: «Akşam. ormanların parlak ve canlı tesvirlerini. göç ederken beraber giden kocaman köpeği. ve insanlarla hayvanların eski efsanelerdeki ilk yakınlıklarını ve akrabalıklarını gösterir. Bu kadar tatlı ve güzel. ki bu. ormanın kıyısındaki ince yoldan bu âleme bir bakalım: Sulh ve sükûn içinde en tatlı in'ikâslarla parlayan. çok mütenevvi ve aynı zamanda tek bir âlem yani kesret içinde vahdet görürüz.. bir avcı tarafından yaralanmıştı.

Prometeyi eski zamanın en büyük efsanesi ola- . amma büyük bir adaletçidir. ikinci halik ve artist prometenin cesur işçisi. arzı ona hazırladı. onu ebedi gençliğin arkadaşı kılan. O . çay lan akıttı. şiir bundan doğdu. heyacanlı bir köylüdür. "Onun ruhunu yaşatan. her yerde namuskârane ve sulhça hayatı yaratır.. toprağa ve arza hakim oldu. . henkli çıkmağa başladı. sade ruhlu. her gittiği yeri medenlleştirir. 2 — Is askı! Bu tabiat aşkının. yardım ve hizmet etmeği sever. faikına varmaksızın. 1$ örneklerini Firdevsinin şehnamesinde. istikbalin genç ve canlı bir kahramanı yapan: mütevazî ve ulvî çalışkanlık rolüdür. iyi ve kahraman bir kuvvettir. sesi a- Biz insanlar.(Valmlki) buna ağlarken. Fena ve şerir devleri öldürür. sulhleştirdi ve medenileştirdi. Mişeleye göre Herkül. dağları deldi. Herkül hiç bir şeyden yılmad'. kara yağız. yarattı. Mişeie.. atalete. rahavete. Yunan efsanesi Herkülde bulur. 3 — Hürriyet : . Halk gibi dayanıklı ve mütevazidir. sağ kolu ve kalbi olup. Herkül ile Promete arasında bu münasebet neden?. kısa yapılı. temizledi. kahraman amele oluşudur. Apollon gibi zâ' degânhk şerefi yoktun Herkül. temaşa ve istiğrakla iktifaya sevkedeceği zannedüebİIin Fakat hayatı.. pek dolgun iş ile geçen Misele. İnsanlar arasında suh hakkını tesis ederek tabiatı. cansızlara ve canlılara ne kadar derin bağlanırsak hayatımız da ö nisbette zengin ve derin olur. işin büyüklüğü ve ehemmiyeti üstünde elbet duracaktı. hiç bir şeyden nefret etmedi.

. mabudiarin despotluğuna karşı isyaı ctniş göîterir. müiâhazasız hiddet olmamak ta gene beşerî tekâmül neticesidir. Hürriyet şundan ibarettir: Doğru olmıyan her kanunu. tasanın realize etmek mecburiyetinde olduğu en büyük şey: Adalettir ki bu her ferdin hsr türlü hukukî temamiyeüni Unan eler. göklerden ateş alarak adam oğluna vermeslle: mabudiarin hâkimiyet vasıtasını yani nur ve irfanı. Hsrkül yani cesurane ve yorulmaz iş : tabiata ve felâketlere. ihtira ve icat kabiliyetine nail oldu ve tabiate hâkiml:ğini hazırladı. Misele. şiddet. Hayat aşkı. Misele. 4 — Adalet . Bununla insan. Prometeyi. işte efsaneyi şerhederken. adam oğullarının hürriyetine vasıta yaptı. zalimlere karşı kinidir ve en son onları yere sermesidir. Karışıklık. Zekâsı vasıtasile hürriyete kavuşmuş ve bu sayede dünyaya halcim olmuş olan adam oklunun vazifesi: hürriyete daha ziyade ehemmiyet vermektir. kâfi değildir.— 100 rak kabul eder.en yüksek tekâmül noktasına varabilmiş! için hürriyet fikrinden ilham alması ve hür hareketi şarttır. İnsanın. işe tapma ve hürriyet ihtiras». hakikî kanunu yani vekar ve hürriyet içinde yaşamağı ve bu yolda icap ederse en güç ve çetin acıları göze almağı temsil eder. "Zervcire vurulmış. Promete. Promete. bejer hayatı için zarurî olan şartları hazırlar. Fakat bu. Mişelenln anladığı ada- . o münasebeti de anlatır. Protneteyis insaniyetin hakikî kurtarıcısı nazarile bakar. Titannm vermiş olduğu yüksek ders. beşerî tekâmülün nişan ve mânâsıdır. her şeyi red. hakim olarak.

— 101 — let; umum! ve koltektif bir şey olup umumun eseridir. Bütün beşeriyetin buna sarılması en şerefli bir iş olacaktır. Bu meseleden dolayıdır ki tarihin, orta zaman hakkındaki hükmü pek şiddetli ye acıdır. Mişeleye göre; eski Hindin, İranın, Yunanın geçirdiği büyük derslerden sonra (orta zaman), bir kölelik ve hüzün devjdlr. Dinî (Nas —Dogm ) lann ezici ağırlığı, o devirde fikri ve hayatı felce uğratmıştır. Bu (Nas) lar; ebedî zelleye yani daha çocuk hareket etmezden evvel onu fenalık ile mahkûm kılmağa inandırmak istiyorlar. Adaletin teessüsü için, haik tabakalarının bu gayri insanî naslara karşı isyan etmesi lâzımdır. "... Ufukta iki (kule—tur) gördü: Biri kilisenin, biri de derebeyinin... iki kulenin de mânalarını anlamağa başladı. Kilisenirjki her zeman dan dan dan... çalınıyordu. Derebeyininki hiç... Fakat ayni zamanda kalbinin derinliklerinden bir ses gürledi. Bu ses; diyordu: Bir gün gelecek... "Evet bir gün gelecek, adalet hâkim olacak! Bırak boş çanları; varsın onları rüzgârlar sallasın.. Bundan hiç şüphe etme.. Esasen bu bapta (şüphe) bile imana doğru atılmış mühim bir adımdır. İnan, ümit e t ! Yarınlara kalan (hakkın) hükümran olacağı gün gelecektir... O (hak) bir gün, bütün âleme naslara hükmedecektir. Bu (hüküm günü) nü» adu ihtilâldir.,, Böylece, Hügo gibi Misele için de Fransız ihtilâli, beşerî inkişafın bir senbolü, birbirinden ayrılmıyau hürriyet ve adaletin zaferidir. Hügo gibi Misele de: hürriyete kavuşan beşerin namütenahi tekâmüle nail olacağına inanır. " Hür beşeriyet, bütün büyüklüğü ile her yere git'

— 102 — •sin... ilk ataların içtikleri kaynaklardan içsin. Muazzam mesaisi ile, her sahaya uzanan iş ile, Tıtapımn ihtiyaçHarile ona çok hava, çok su, geniş gök — yok, yok, bütün gökler ! —Feza ve ziya, namütenahi ufuk, arzı mev'ud lâzım... „ 5 Ahlâki vazife t$te beşerin bütün mazisinden çıkan ve şâirin ateşli muhayyilesile istikbale doğru uzanan kanun. Her birimiz bunun tahakkukuna ne suretle ysrdım edebiliriz ? — Kalbi bu aşk ile çarpan insana ilk evvel: mücadele, yaratma, işe ve dünyaya bağlanma, iş ve dünyayı yeniden yoğurma ye yükseltme yollarında kullanmak üzere çelik ve kahramanca irade lâzımdır. Misele, açıktan açığa, (eski halita) yani hiristiyanlık ve kilise aleyhindedir. Çünkü hirasttyanhkta : insanı, işten yüz çevir* ten ve rehavet yeren bir hülya görür. İnsanı, reel hayattan uzaklaştıran enerjiyi birtakım hülyalara ve boş düşüncelere sarf ettiriyor, der. Mişeleye göre insan; yere, Herkül ve Promete gibi sarılmalıdır. Modern inşan için ruh kuvveti : tüm ile vicdanın bİrleşmesİndedir. ilim, daha doğrusu tarih İlimlerinin mecmuu iledfr ki insan, nevi beşerin temel birliğini anlıyarak, bütün beşeriyeti — hepsinin mütemadi çalışma* sı ile yükselecek — tek bir varlık gibi telâkki edebilir. Bu fikrin büyüklüğü, başka bütün ümitlere bedeldir. Başkaca dinlerin vaitlerine, insanın ihtiyacı yoktur. İnsan, taliini kendi yaratan, ve hiç durmadan adalete doğru yükselen bir varlıktır. Vicdanın istediği imam, ilim böylece rasyonel bir tarzda kurar. Mişelenin bize verdiği yüksek nasihatler, üç kelimede toplanabilir: Temizleme, temerkü?, büyüklük.

— 103 — Temizleme: Kalbten mistik boş hülyalar! atma. Temerküz: Hakikati, sağlam, dosdoğru ve mertçesine bir kuvvet ile arama. Büyüklük: Gittikçe daha asîl daha kudretli, bugünü geçmekte daha ateşli bir insaniyet yaratmağa kahramanca bir ihtiras. 6 — Netice Misele ile Hügo ve Bethoven'in fikirleri arasında sıkı bir yakınlık vardır. Bu büyük romantik şairler, ekseriya zannolunduğu gibi, sadece zamanlarının ıztiraplarmı ve fenalıklarını tasvir etmiş değildirler. Eserlerindeki ruh, destan! bir kahramanlık ile adam oğlunun büyüklüğe doğru hamlesine itimadından örülmüştür. Bazen saf, fak^t kudretli, açıl ve nikbinane bir rüya...

Niyazi-i Mısrî
Büyük mutasavvıflardan olan Niyazi, (Malatya Aşpozi) de doğarak tahsilini Mardinde, sonra Mısırda yaptı. (Mısıî) lâkabı bundandır. Mısırdan dönüşünde ( Elmalı)da (Sinan-ı Ünsml)den de feyiz aldı. Divanında (Elmalı) nın adı geçer: Dost illerinin menzili ki âlî göründü Derdle derman olan (Elmalı) göründü

— 104 — Sonra Bursada yerleşti. Fakat bazı tasavvufî sözleri üzerine (Vanî) efendinin mûzevvirtiği ile ikinci Ahmed zamanında Midilliye sürüldü. Bir müddet sonra affolunarak Istanbnla, Edirneye gitti. Müteakiben yine Konyaya sürüldü. " Ruh-i M srî mahfer-i âliye pervaz eyledi „ " Eyliye Mısrî efendi kasr ı adni câyigâh Mısralarm delâlet ettiği 1105 Hicrîde ötdü. On dört eseri vardir. Mutasavvıflar arasında (Divan)! p;k meşhurdur. Divanında Niyazi: N:reden gelip yolculuğumuzun nereye olduğuunu dünya hayetındaki vazifemizi bildirir. Biz buraya onun yalnız bunlar hakkındaki düşüncelerini alıyoruz. Geldiğimiz âlem Niyaziye göre " insan, ezelde Tanrıya nedim İdi. Rnh âleminden bu madde âlemine imtihan için indirildi : Sen nedim idin ezılde ol şah ile imtihan için gelübsin bu ile İnlemek sana yaraşır derd ile Hem gözün kan ağlıyacak çağdır. Bir şiirinde de : Ey garip bülbül diyarın kandedir Bir haber ver gülizarin kandedir Sen bu ilde kimseye yar olmadın Var senin elbette yârın kandedir Gökte uçarken seni indirdiler Çarı unsur bentlerine vurdular Nur iken adın Niyazi koydular Şol ezelliğe itiyadın kandedir.

— 105 Dünyadaki vazifemiz : Vazifemiz. Güçtür kati hakkın yolu Dergahı hem gayet ulu Sıdk ile olmansan kulu . Bunda gelmekten murad çünkim hakkın irfanıdır Ey (Niyazi) kişi ol irfanı bulmazsa ne güç. Tanrıyı s e v : Candan talep kıl yârini Vir canı bul didarını Yok eyle kendi varını Kim var ola çânân sana Çürüklerin hep sağ olur Zehrin kamu bal yağ olur Dağlar yemişli bağ oiur Cümle cihan bostan sana. aslımızla kaynaşmaktır. Ki asla senden ayrılmaz ömr ü âhır olunca tâ. Şol fakir olup gezenlerde hazine dopdolu Sây edip ol genz bi pâyânı bulmazsa ne güç Herkesin derdine dermanı yine derdindedır Derdinin içindeki dermanı bulmazsa ne güç. Aslımıza ulaşabilmek için evvelâ kimseye düşman olma: Adavet kılma kimseyle sana nefsin yeter düşman. Sonra. Tanrı tecellisi olan bütün yaratıkları sev. Daima susuz gezip ummanı bulmazsa ne güç. aslımıza ulaşmaktır : Can bu ilden göçmeden cânânı bulmazsa ne güç Yârini terketmeden yârânı bulmazsa ne güç Sureti insan içi hayvan olursa kişinin Taşlar ile dövünüp insanı bulmazsa ne güç • Âdemin gönlü evinde bahri umman gizlidir.

Kolluğa bel bağlar isen Şam-u seher ağlar isen Sular gibi çağlar isen Tiz bulunur umman sana Bülbül oluben ötegör Gül gibi açıl tütegör Aşk oduna can atagör Gülizar olur niran sana Yüzün ( Niyazi ) ile hâk Derdile bağrın eyle çak Kalbin sarayın eyle pâk Şayet gele Sultan sana.— 106 — Etmez yolu asan sana. Bugünkü cennet i itfana dahil olsalar uşak Yarınki vaadolan huri veya gulmani neyierler Bugün âmâ otan yarın dahi âmâ olur elbet AçagÖr can-ı gözün kim bi basar danayı neyler. Kimseye zulüm etme 8 " Mazluma sen kıyarsan Allah sana kıyadır. Cahillikten kurtulup nura kavuş » Zulmet cehli bırak sen iste nur-ı hikmeti Cennetin zevkin dilersen cümle irfanvndadır. Gönül duymazsa vİcdanile Allahı hakikatca Mücerret dildeki ilim veya irfanı neyierler. Ne hasıl şol ibadetten liya ve aceb ola anda Gider şerri gönülden hakka kim tuğyanı neyierler. * * * Cennet-i irfana dahi} olananın Kande baksa gördüğü dtdar olur. .

Amma bunun için gönülde ateş gerek • Her kimin kim derd ü haktan yüreğinde olsa dağ Âkibet dermna irüp cân-ı gönlü ola sağ Leyk derdi olmıyantn derdine hiç çare yok Gönlü ölmüştür anın yanından ol daim irağ Nefs odur kim cehil karagöy kaplar gönlü Ruh odur kim ilmi nuru gönlüne yakar çırağ Tutyay-ı marifetle ruşen it canın gözün Göresin cânânı her yüzden ola dağ üstü bağ Hidayete ulaşmak için Tanrıya şöyle yalvarır . Derman arardim derdime derdim bana derman imiş Burhan arardım aslıma aslım bana but han imiş Sağ ve solum gözler idim dost yüzünü görsem deyu Ben taşre arardım ol can içinde can imiş ö y l e sanurdum ayruyım dost gayrıdır ben gayrıyım Benden görüp işiteni bildim ki ol cânân imiş Savmu salât ve hac ile sanma biter zahit işin lnsan-ı kâmil olmağa lâzım olan i. Lûtfunla insan eyledin vaslınla hândan eyledin Hicrinle hayran eyledin tût'eyle açıver yolum Saldın şikâre çün beni âdem olup bulam seni Bağladı dinay i denî lûtfeyle açtver yolum Şaşırdı bizi nefs-i bed eyledi her yolları sed Ey lûtfu çok senden meded lûtfeyle açıver yolum Bu can yine vuslat diler sen şah ile vahdet diler Varmağa dil nusret diler lûtfeyle açıver yolum Her kande kâmil görürüz bakıp ana yerinürüz Dönüp sana yalvarırız iûtfeyle açıver yolum .fan imiş. kendi ruhunun derinliklerinde ara.— 107 — Hakikati.

hakfkatte birdir • Şol daneleri gör biter eşcar olur evvel Sırrİlc içinden yine esmera gelürler Her tohumu neden aldın ise eksen anı bil Her cins yine bittiği escara gelürler Hiçbiri izinden çıkıp ahar yola gitmez. görünüşte ayrı ise de. Her ne kim fevkalalâ tahtesserada var durur Zatı vahiddir veli göründü nice bin sıfat Zat birdir evsafına gayet yok durur Gör bu fanusu ki anın şem î oldu nur-ı zat Zahir-u batın kamusa bir fenerdir gayri yok Şem i insan oldu fanus cemi İ mütnkinat Ey Niyazı âdem oldu çün cihanın şulesi Babş-ı âdem deminden âleme ruh ül-hayat. Niyazi'ye göre yollar. * * Vech i mutlak günde yüzbin çehreden yüz gösterir Yerde gökte anı yazar cümle-i nakkaşlar. Her birisi bir yol ile pazara gelürler Yollan ne var ayrı ise hep sana âşık Cümle seni ister sana didara gelürler Elbette bu bağ içine kim girse (Niyazi) Harın görüp evvel sonu galizara gelürler. .— 108 — Niyazi her zerrede Tanrıyı görerek mesuddur : Ben cemal-i hakkı cümle şeyde zahir görmüşem Bu mürayaya aninçun bakdığımca hürremem.

— 109 — ömrünün sonuna doftru duvulanacıt' Küs rahlet çaldı mevt amma henüz can bihaber Asker-i azaya lerze düştü Sultan bihaber Günde bir taşı bina ı ömrümün düştü yerr Can yatur gafil binası oldu viran bihaber Dit bekasın dost fenasın istedi mülk i tenin Bir devasız derde düştüm ah ki lokman bihaber Bir ticaret kılmadım ben nakdi ömr oldu heba Yola geldim leyk göçmüş cümle kervan bihaber Çün gel oldu yalnız girdim yola tenha garib Dide giryan sine püryan aklı hayran bihaber Azığım yok yazığım çok yolda türlü korku var Yolum alursa nola ger div ü şeytan bihaber Yol eri yolda gerektir çağ ve çıplak aç ve tok (Mısrîya ) gel dedi sana çünkü cânân bihaber. .cak pîre ülfetten garez Noktayı fehmeylemektir ilmü iı fandan garez Halkı bunca enbiya kim geldi davet eyledi Vahdetin sırrı bilinmektir o davetten garez Sanii gör günde yüzbin türlü sanat gösterir Kendüyi göstermek içindir p sanattan garez Hep celâlin perdesidir küfr-ü isyandan murad Bahr vücudun katresidir fazlı ıahtnetten garez Nefsini bilen erermiş bir tükenmez devlete (Fakrı fahri) dir Niyazi bii o devletten garez Gör. Murşidden maksad : Sen seni bilmektir ar. . . n?sil olmalı ? Bir göz ki anın olmıya ibret nazarında Ol düşmanıdır sahibinin baş üzetînie . kulak .

. zamanının derin mutasavvıflarından yüce bir zat idi.— 110 — Kulak kt öğüt almıya her dinlediğinden Akıt ana kurşunu hemen sen deliğinden Şol el ki anın olmıya hayr u hasenatı Verilmez ana cennet ilinin deracatı Ayak ki ibadet yolunu bilmez anı kes Öğrensin anı mescit önünde kapıda as Bir dil ki hakkın zikri ile olmıya mutad Örmesin ol et paresine dil deyu ad Nefsim dime 5 ol dideki iletir seni 5 er re Nefs odur anın fıkr-u meyli ola hayre Gönül müdür o kim içi vtsvas ile dolmuş Kibr ile hased askeri her yanını almış Şol can ki fakat cismi diri tuta dime can Hayvanda da vardır o damarlarda tutulan kan Can ol ki (nefehat) dedi Kur'anda ana hak Ol nefha-i rahmaniyedir bu sırr-ı mutlak Ol ruh-u izafiye ki irdi odur insan 0 noktai kübradır olan suret i insan İnsanda dinür ana dahi âdem-u mâna Hem ruh-ı musavverdir o hem âkıl-ü dana Zira ki cihana niye geldiğini bildi Maksud olunan nautiab-ı âlâsını buldu 01 nefha imiş diri tutan cümle cihanı Ol r>efha imiş ziynet eden bağ-ı cenanı Ol nefha ile oldu imaret bu avalim Ol nefha İle doldu kamu yedi ekalim Ol nefha ile gözü açıklar görür ibret Ol nefha ile işidilür mâna i hikmet Niyazi.

Osmanlı İmparatorluğunun en. vakıfların butlanını intaç edeceğinden vaktin şeyhülislâmı Ebussuud efendi münakaşaları menetti. Sonra dünyadan büsbütün el etek çekmek istemiş ise de şeyhinin İsrarı üzerine tedris ve vaizden vaz geçmiyerek Padişahın hocası Ataullah tarafından Bîrgtde tesis edilen medrese müderrisliğine tayin edildi. (mahsuli kısmet) ten almış olduğu paralan sahiplerine iade için Edirneye avdet etti. 928 de Bahkesirde doğdu. yüksek devri. Sonra ( Baj ramiye ) den Abdürrahman Karamanîye intisabetti. 981 de 53 yaşında Taundan öldü.— 111 — Birgili Mehmed Efendi (Hicrî 928 — 981) Müderris Pir Ali efendi oğlu Mehmed. Hayatının sonlarına doğru İstanbuia gelip Veziri azam Mehmet paşa ile mülakat ederek (umuru ibad = Devlet işleri ) hakkındaki fikirlerini anlattı. Kanuni Suttan Süleyman zamanında yetişti. Hattâ Kuran okuma gibi dinî işlere ve ibadetlere mukabil ücret almanın haram olduğunu iltizam ederek zamanın alimleri ile şifahî ve tahrirî pek çok münakaşalarda bulundu. Bu zatın delâleti ile Edirne askeiî kassatm oldu. Mehmed Tahlr bey ( Osmanlı Müellifleri ) nde Birgi linin 27 eserini zikreder. tnfisalinden sonra. * * . Bunları korkusuz söylemekten çekinmezdi. Fikrinin galebesi. Hattâ biraz ileri gidip olağanüstü bir taassup iltizam ederdi. Balıkesirde babasından bir müddet tahsil ile tstanbuia giderek tahsilini tamamladı. ömrünün sonuna (981 Hicrî ) kadar orada tedris ve telif İle meşgul oldu.

Tefrft/ne sahip olan ise doğru ve fğriyî ayırt edemez. . (Innaliahe ye'mürü biladl) tefsirinde müfessirler. . kâfirleri şirk ve küfürden ve müminleri m a siy yet ten men ile bunların zıddı olan hasletleri edinmeleri ernredıitnektedir. Zira Kuranda. ifratı (tehevvür) dür. İfratına {Cerbeze) deıler ki bilinmesi mümkün olmayan şeyleri arama. tereddüdsüz zuhur eder. Hadis i şerif de. Bu kuvvet sebebiyle ne/s anî fiil ve hareketler. Aşağıkİ satırlar o eserin tahlilidir: Ahlâk ( h u y ) . üç kuvvetin her birinde itidale memur olduğumuzu söylemişlerdir. zararlıdır. Mümkün olmasaydı bu emir ve nehiyler abes olmak lâzım gelir. lâyık olan işe girişmekten ahkor. — Akiî kuvvet: itidaline riayet gerektir. "Hattâ vahşî hayvanları bile me'nus ve serkeş atı yavaş ederler. Ahlâkı tebdil mümkündür.. Aklî kuvvetin itidaline ( hikmet ] denilir. ahlâk tebdilinin mümkün delil: olduğuna (Hassinu ahlâkıküm ve tahalleku biahlâkillâh = ahlâkınızı güzelleştiriniz ve Tanrı ahlakıyla ahlâklanmiz) emridir. kaza ve kaderden bahsetmeğe ve tezvir davalarına bu kuvvetle yapışırlar. Tefriti (korkakhk) dır. . Sahibini. hâl ve hareketlerin kaynağı uçtur: 1. 2. Bu emir ahlâk tebdilinin imkânına delildir. Bütün ahlâkın.— 112 — ahlâk hakkındaki düşüncelerini (TarfkaM Muhamraediyye) sinde yazmıştır. sahibinden. insanda yerleşmfş bir kuvvet ve melekedir. Bununla doğru ve yanlışı ayırt ederiz.. Ancak şa var ki tabiatler mütehâllif olmakla bazısı çabuk düzelir bazısı geç . kötüdür. — Gaz3bî kuvvet : Bunun itidali (şecaat ) dir. iyidir.

doldurmaktır. sonra zıddı olan iyi huya müdavemet etme yoludur. yeminler. İnsan. Derunî tefehhus ile. Düşmanların kendi hakkındaki söyledikleri ile. vaitlerde bulunmalı. Zira ilâç. Bütün iyi ahlâklar bu üçten doğar. Tefrit ise sahibini. meşru müştehiyyattan ahkor. tâ ki kibirden vaz geçip tevazua döne. 2. Yani meselâ kibirden kurtulmek için tevazüden aşağı olan tezellül ve temellükü bir mikdar nefsine mutad etmeli. kendisindeki kötü huyu iptida giderme. itidali (iffet) dir. Nezirler. Üçüncü mertebe ilâcı : O kötü huyun karşısındaki kötü huy ile amel etmekdir. ruhun hastalıklarıdır. ( Kötü huylar). Anlamağa uğraşmalıdır. Maraz bilinmedikçe muâlece olmaz. her şeyden önce. İlk mertebe ilâç. gizli ve aşikâr bu çirkin huyu daima levm etme yoludur. Yerine getirilmesi caiz ve meşru olan arzuları yerine getirmekdir. 3. Hâl ve hareketi düzeltmenin yolu: Evvelâ kalbden kötü huyları atmak sonra onu iyi huylarla süslemek. Bu üç kuvvette makbul olan : HİKMET dir. — Şahvanî kuvvet: Nefsin mülayim tarafına hareketidir. zararhdir. zıddı ilidir. Bu da tesir etmezse : Dördüncü mertebe ilâcı : Güç riyazetler ile nefsine cebreylemeli. İkinci mertebe ilâcı : Kişi kendi nefsine serzeniş edip. ŞECAAT İFFET * * F. 8 . kandi nefsini : 1. Seldik dostların hatırlanması ile .— 113 — 3.

Yalnız bu makama nail olanlar çokluk tasavvufun zahir amellerinde ve ibadetlerinde velilere benzemeğe uğraşarak . Sıddık mertebesi • Menahiyi terk ile nefsini kendine ' muti kılma. kötülüklerden kurtulmuş sayılır. erzel-i nas olur..— 114 — Bir gün Hazret-! Muhammed. Diğer bir hadisinde de : (İyi insanların korkaklığından. şehvetleri terk hususunda sağlam kalıp daima istikamet üzere olmadır. *** İbadet ve sülükten murad.böyle mücahede edenler arasından olur. Bunların dört evelkilerinden yakasını kurtaran. Seni mahrum edeni sen mahrum etmezsin. Ebu Hûreyre'ye: — Ya Ebu Hüreyrej iyi huya yapış. Buyurmuştur. Keramet ve velilik. Veli ve keramet sahibi olmak değildir. dedi. Sana Zulüm edeni affedesin. Ya Resulallah ? — Senden kesilen mümini sıla edesin (Sana küseni ziyaret edesin) . Yoksa veli olma ve . tsraf. Kötü bid'ât. Şehadet ve sıddıklar makamına vâsıl olmaktır. Riya Kibir. Allah vermişidir. Hazret-i Muhammed bir hadisinde: "Zaman bozulunca kavmin ulusu. Kötü huylar bağlıca yedidir : Küfür. şerirlerin cüretinden Altaha sığınırım ). Şehadet mertebesi: Bütün Tanrı buyruklarım icraya kaadir olmadır. O da sordu: — İyi huy nedir. cevabını aldı. Hased Bahîl. İnsanın bunda medhali yoktur. Kisb ile değildir.

. dedi. Riyazetle veli olmağa çalışmak. çıkmadı. Vilâyet-i hassa istiyorsan ona amel siz nail olunur. dedi. 2) Vilâyet-i hassa: Amel ve kisbile ele girmez. Ama Birgi ta İyonya devrindenberi yaşamaktadır. Seyyid Ali Havas ona: — Halvetten çık. Nitekim Enbiyaya nebilik kisble değildir. tki gün sonra açlıktan öldü. şu makama gelir ki Tanrı ona muhabbet eder. suyu bol. söğüt dikip elma vere diye ümit bağ» lamaktır. Seyyit Aliye haber verdiler : — Nefsini açlık ile öldürdü. * # Bir kişi halvet ve riyazette idi. Mugaylân ağacı dikip hurma vere. Allah verisidir. kıyıları kiraz bahçeleriyle süslü. Hem velilik iki turludur: 1 ) Vilâyet-! amme: Kişi buna ibadetle nail olur. ( Timolos = Bozdağ ) m çamlı eteklerinde. 8u asla olmıyacaktır. Hadiste buyurmuştur ki " nevafil ile Tanrıya yakınlık kesbetmeğe çalışan insan. Ödemiş ikiyüz yıllık bir kasabadır. Şeyhin seni otuz yıl halvette aç tutsa Veli olamazsın.— 115 — keramet için riyaziyet ve halvet eden biçare mağrur döşer. içinden çay da geçen bir yerdir. Namazı kılınmaz. İyonya devrinde adı (Dios— Tanrı şehri ) Bizans devrinde ( Kriştopolos = İsâ şehri } idi. Sana kısmet olan hasıl olur. Ödemiş ilçesine bağlı bir bucaktır. * ** Birgi. O adam inad etti. . intihar etti.

Aydmogulları sülâlesinden Birgi tahtına yedi Hükümdar çıkmıştır. Arapça ve Acemce.- 116 — Konya Selçuk Devleti batarken. Türkçe. Acemce eserinin adi ( Gülşen-i tevhid) tir. Birgide (Aydınoğlu camii ) en güzel eserlerimizden biridir. Türkçe eserinin adı (Güişen-i vahdet). Konya mevlevihanesinde gelişti. Muğla'da doğdu. yerinde kurulan beğlik Devletlerden biri. üç dilde. Bu eserlerinin üçü de devrinin büyük bir ülküsünü vahdete bağlanıp "kesretten azat. Arapça eserinin adı ( Gülşen-i esrar ). Aydinogulları Hükümeti.. zamanının en felsefî mevzularını nazma çekmiş bir zattır. Bunların en kahramanı: 1328 de izmir fatihi Gazi Umur'dur. Muğlalı İbrahim Şahidi [ Ölümü 931 H. ] Şahidi. Birgide Milâdî 1299 da kurulup 1403 de Osmanlılara intikal etmiştir. hictî onuncu asır tasavvufculannın en de ğeriilerindendir. olmak yollarını gösterir: Bilmek istersen bu vahdet sırrını Bulma g istersen bu bahrin dürrîni Cehdedip bu nameyi yadedesin Canını kesretten azat edesin Nam-ı name Gülşen-i vehdetdurur Murgu cana kandı pür lezzetdurur .

nist gayrü cümle ust (Yar)în yüzündeki azaları. (Gülşen-i vahdet) inde insan mistik bir bakış ile bakıp öylece marta verir: Güyya mir'ati haktır ruyi yar Aksi hüsnü haktır anda aşikâr simasına Bu nükuçile bezendi ruyi dost Ger bidani.— 117 — Şahidi. blrbirlerile (Yar) in zülfüne karşı şöyle hitap ettirir: Ey nice zahitleri tersa kılaa Ey nice âbitieri rüsva kılan Ey nice serkeşleri ram eyliyen Taat ü zikre peşiman eyüyen Diileri sevda ile viran eden Mtırgu canı tutmak için dam eden Olmuş iken niceler ehli yakîa Kûşei meyhanede kılan mekîn Sofinin gönlün perişan eyliyen Eşkini bidillerin baran eden Sattıran teşbih ile seccadeyi Aldıran brrkuze safı badeyi Hücresin âlimlere zindan eden Terkitahsil ettirüp rindan eden Kârini terkettiren kâr ehline Arım terkettiren âr ehline: ' konuşturur (Yar) in yüzündeki azalardan böylece bahsettikten sonra : Kıble-i ehl-i safedır ruyi yar Mazhar-ı hüsn-ü hudadtr ruyi yar .

(Şahidi) . Ve bütün bu türlü türlü varlıklar ardında onu sezmeği düşünmiyen ham insanlar hakkında : Kible kimdir bilmedi ol birader . Felsefenin en derin mevzuu (Aşk) tır. Ülkü olan sonsuz güzelliğe Tanrıya ulaşmak için bütün çirkin huylardan silkinmek gerektir: Cümle ahlâkı zemime ey püser Oldu zulmat-ı hicabat-ı beşer Cümlesinden bunların geçmek gerek Bade ezan vahdet meyin içmek gerek *** Mistiklerin hemen hepsi gibi (Şahidi) de (Panteist) tir. Ve : Kande baksam ol görünür gözüme Natık oldur hem benim bu sözüme der. Her ki oldu aşık ol pür nurdur Kande varsa âna göre (Tur') dur. (Gülgen-i vahdet) inin sonunda aşkı ele alarak: der ki : Aşk Aşk Aşk Aşk imiş peyda eden bu âlemi imiş şeyda eden bu âdemi imiş tekvin edip icat eden imiş bünyad edip Sbat eden . Der. Denk—-veş durmayıp iner çıkar Görmeyip bunda hakkın didarını Ahrette görmek ister (Yar) ini (Yar) ini bu gün gören yarın görür Görmiyen bu gün kaçan yarın görür.— 118 der.

— 119 — Aşk imiş yine anı kılan harap Aşk imiş tebeddül ve inkılâp *** Acemce yazdığı (Gülşen-i tevhld) i ise: 6 cilt (Mesnevi ) nin her bir cildinden yüzer beyit alarak tahmis edilmek sur etile meydana gelmiştir. Şahidinin bu mesele üzerine kuvvetli beyitleri var: Akli tü perdeest pişi çeşmi can Ez tü an maşuk zan ruyest nihan "Basiret gözünün önünde.. Bun* dandir ki maşukun yüzünü göremiyorsun...... ( beden ) köledir. bir perdedir.. Aşkı hak çün badi sarsar şüd vezan İn gamami akılra berd ez meyan "Eğer sende hak aşkı bir bora gibi eserse o zaman bu akıl buiutu aradan kalkar. (Btrter) olan hakikâti kavramada akıl kuvvetsizdir. Yoksa nefse hâkim olan akıldır: Nefsi har bendeest akleş hâkim es t Çün mutu emir nebut zalimest " Merkep gibi olan nefs. Şahidi. kültürlü insanlarla düşüp kalkmağı tavsiye eder : Ger tü hesti hemnişini arifan. akim. Hayır.. Malûm olduğu üzere mistiklere göre. Eğer nefis. bize. Keşf kerded ber tü esrari nihan " Ariflerle düşüp kalkarsan tabiatın gizli sırlarına vakıf olursun. emre itaat etmezse zalimdir. Bununla beraber bu demek değildir ki aklın hiç kıyın eti yok. . Sahibi ve hâkimi akıldır. hakikate ulaşma : (akıl) ile değil (hislerin tasfiyesi) ile mümkündür.

(panteist) görüşlerinin tasvirleriie doludur. Mezer taşındaki yazı şudur: . bir mısraı bunun mânasını anlatan tûrkçe olanları da vardır : Her çi bihahİ rev hah der tü Her ne dilersen var iste sende Çendi şitabi begüneh in revişet ta begüca Nice iversin yazığa bu gidişin kandeye dek. İzmir millî kütüphanesinde bir de (Tuhîe-i Şahidi) eseri vardır ki bu mübtedilere Acemce öğretmek içindir. Hakikaten arif ve gönül sahibi insanlarda ise kanaat olur..— 120 — Beden putuna tapanların ilim ve irfanından fayda olımyacağmı da şöyle anlatır. • ••• Bunlardan başka. dalâlete götüren bir şey olur. Ehli tenra ilm ü kudret şüd dalâl Ehli dilra ber kûşayed perübal "Ten ehlininin elinde ilim ve kudret.. der: Hane-İ dil evvelâ halvet bikün Badezan maşukra davet bikün Arapça (Gülsen-i esrar) ı da. Bir mısraı acemce. Bir de (Gûlüstan şerhi) vardır. *** (Şahidi) nin mezarını ziyaret ettim. Şu beyitte de '•' Evvelâ kalbini tertemiz yap. Sonra maşuku davet et..

. Ama asıl kurucusu budur. Sen Simon [ 176a — 1825 ] Sen Simon. Genç zabitliğinde.— 121 — Gedayım Şahidii mevleviyim Diyarı Menteşada Muğlaviyim Bihamdillah ki merdi maneviyim Ki gavası buharı mesneviyim Şahidiye her kim eylerse dua İde mahşerde şefaat Muslafa Merhum ve mağfur ve rabbilgafur Hasben lillah Şahidi ruhiçûn fatiha Sene 931 * * * Şahidiye göre hayatın gayesi: şu binbir renk ve şekil altında dalgalanan yüce hak ve hakikati sezip ona âştk olmak ve en yüksek ahlâk ve seciyeye yükselmektir. 1 Hayatı: Kont Hanri Sen Simon. on dokuzuncu asrın içtimaî ve iktisadî ıslahatçüarmdandır. Amerika istiklâl muharebelerine iştirak etti. Bunun izi üstünde. birçok ıslahatçılar yürümüştür. sonra. Şarlman torunlarından olduğunu söylerdi. (Pikardi) de 1760 da doğdu.

Dört çevresini. 1825 de öldü. önder olacak.. ahenkli yeni bir cemiyetin yepyeni unsurlarını çıkarmaktır. (Augı Tiyeri) ile (Aug. Kont) bunlar arasında idi. Ama modern devrin meşini olmak ümidi kendinde kuvvetli idi. Franstz ihtilâli esnasında halk tarafını tutarak ateşli bir (sankülot) oldu. (Restorasiyon) devrinde bir (mektep) reisi ve muharrir idi. Burada İş. âlim olacaktı. Sen Simon bunu. ö y l e ümitsizlik buhranları da geçirdi ki birinde. rahip değil. ama bir nizam ve intizamın yeniden kurulması için. (Direktua») zamanında zengindi. Amerİkadan Fransaya döndüğünde ordudan çekilip iş hayatına atıldı. oldukça acaip bir ütopi şeklinde arzeden . böyle devirlerden biridir. ve bunun derin buhranlar meydana getirdiğine kanidir. intihar buhranından çabucak sıyrıldı. orta zamanınki gibi. (imparatorluk) zamanında ise. Ona göre (uzvî devir) ler yani muvazene ve intizam devirleri olduğu gibi bir de (buhranlı devir) ler vardır ki bunda herşey parça parça tuz buz olur. Fakat ayni zamanda millî servet üzerine mülâhaza ve tetkiklerde de bulunuyordu. Papazlık. ekmek parasına muhtaç kaldı.— 122 — Amerikanın teessüsü. katolik papazlarının idare işlerine nüfuzlu tesirleri idi. Fakat bunlar. 2 Yeni güzide önderler (liderler): Dünyayı. bundan. heyacanlı talebeleri çevirdi. Orta zamanın damgası. yeni bir evrensel demokrasinin doğmak üzere olduğu intibaını verdi.. 19 ncu asır dâhi bir nevi (güzideler) istiyordu. Bir dergi tesis ve hatıralarını neşretti. temelden değiştiren hâdiselerin şahidi olan Sen Sfmon. Âlimler. ona. yaşadığı günlerin bir dönüm başı olduğuna. orta zamanın ideali idi. kelimenin modern mânasiyle. 18 inci asrın sonu işte. intiharı bile kurmuştu. ve idarenin dizginleri onlara verilecek.

kadınlar da hem seçilecekler hem seçebilecekler. 3 Milletler birliği ve ilerileme : Nevton konseyi.— 123 — " Nevtonun mezarı önünde. (Tiyeri) ite müşterek: «Avrupanın yeniden teşkili. sulhun kurulması ve idamesi meselesi üzerine kuvvetle çekti. yukarıki gibi. tıpkı astronomik bir hadise gibi. " Nevton konseyi.. 1814 ilk teşrininde.. üç müzisyen seçmeleri söylenecek. milletlerin birleşmesinde de (müşterek müesseseler] ve bir [or- . Bunların ilk işi: Fenlerin umum! sistemini o suretle tetkikten geçirmek olacak ki meselâ bir içtimaî hadise. siyasî bağlar da vardır. bir (arsıulusal) teşekküldür*. üç fiziyolojist üç edebiyatçı. Sen Simon'un düşüncesi. bir kayıt açılacak ve kayıt olunanlara: «Üç riyaziyeci. üç ressam. (İmparatorluk) devri sonunun muharebeleri. Buna benzer vasıtalardır ki insanlar arasında tesanüd temin edilmelidir. üç fizikçi. yahut Avrupa milletlerini millî istiklâllerini muhafaza ile beraber bir devlet idaresi altında toplamanın vasıtaları ve iûzumu» Adında bir kitap neşretti. olacak.. Bu bir nevi bu günkü (milletler cemiyeti) nazariyesi idi. Fertlerin birleşmesinde olduğu gibi. bu dört şubeden her birinde. Sen Simonu.. Temel fikirleri şunlardır: " içtimaî bağlar gibi.. «Mevton konseyi» dünyayı dört devlete ayıra»ak. yirmi birer kişilik heyetler bulunacak. böyle bir milletler fedarasyonu teşkiline müteveccih idi. Her (konsey) bir mabet yükseltecek ki bunların her birinde Nevton şerefine birer mihrap. üç kimyager. önceden anlaşılacak. Bu yirmi bir kişilik heyetin adı. birer (makam) bulunacak.

dünyayı idare edecek eller. Her iki tarafın da iradelerini birleştirecek. Gittikçe daha aydın „olmak üzere şunu ilân ediyordu ki.. 4 Parabole: Hayatının son senelerine doğru. insaniyetin beşik devrine. Ancak fcununladır ki fenalıklara ve tehlikeleie karşı durabileceğine haniim. (Teşkilâtlı iş) devrinin geleceğini söylüyordu. Sen Simon'un faaliyeti pek feyizli idi. Fakat o devreye (demir devri) demek daha doğru. Bu mevzua dair ve gürültüler koparan be yannamesi. kuvvete bırakılmış demektir. altın devrini. Bizim işimiz onlara yol açmaktır. angajmanlarını sağlamlaştıracak şeyler lâzımdır. Atalarımız onu asla görmüş değildirler. birgün görecektir. kral ve ailesi: Ticaretin kodaman* . Böyle olmadıkça. Fakat çocuklarımız. önümüzdedir. menfaatlerini müşterek kıldıracak. meşhur (Parabol) u dır ki bu sebeble mahkemeye bile sevkedilmişti. birinci kitabındaki gibi tamamen mütefekkirler değilse de müstahsiller olacaktır. Bunun kuvve-i müeyyidesi hani? yalnız ümtdden başka birşey yok: " Şairlerin muhayyilesi. " Farzedelim ki Fransa bir günde. fakat beraat etti.— 124 - ganizasyon] lâzımdır. Uzun mülâhaza ve çalışmalardan sonra Avrnpa milletlerinin müşterek menfaatleri tezi üzerinde karar kıldım. bir içtima! heyetin (konvansiyonler) ve itilâflarla yaşamasını istemek gibidir. içtimaî nizamın tekâmülündedir. ilk zamanın cehalet ve kaba çağına ad vermiştir. hareketlerini müşahhaşlandıracak.. olur. o u z bin insan kaybetsin bir günde. arkamızda değil. her geyin halli. Avrupanln birtakım muahede ve kongrelerle sulha kavuşacağını zennetmek. Beşerin altın devri..

. asilzadelerin ve ruhbanın boyunduruğundan kendisini sıyırarak. siyasî iktidar mevkii: Her günün maddi kuvvetlerini idare edenlerin mütemadiyen fikri kuvvet! yükseltenlerin eline verilmelidir. milletler arasındaki mevkiinden birden bire düşürür. Ama çok geçmeden kolayca anlaşılacaktır ki bunun tamiri kabildir.— 125 — lan. ehliyetsiz insanlar. Ve bundan şu neticeyi çıkarır : " Bunlar bugünkü politikanın en mühim noktasını açmaktadır. Bunun için otorite ve idare dizgini. mühendislere. Fakat ne çare ki bugün devletin temeli olan işçilere. hakikaten ehli olanlara verilmelidir: " Cemiyet. Fransa bir günde otuz bin değil üç bin kişi kaybetsin. İnsanlar. Böylece. Fransada iktidar mevkiinde bulanup bunun imtiyazlarından istifade edenlerin büyük kıy* met ve ehemmiyeti yoktur. her sanat şubesinden her fenden. henüz az tekemmül etmiştir.. iktidar mevkiinde böyle bir değişiklik. ancak bu nevi istifade ile olacağına kanidir. henüz kendilerini istibdad ve hile ile idare etmiye müsaade etmektedirler ve nev'ibeşer. -politika dilile söyliyelim.. iş ve tecrübe sahalarından ellişer insan ölsün. der. Bütün işlerde. Bu.. Bu bir umumî matem olacaktır. Fakat bunlar arasında. „ ". Bu hal gösteriyor ki içtimaî organizasyon. öyle bir felâket oiur ki Fransayı. 5 '— Yeni hiristiyanlık Sen Simon zamanında Frasanın Hıristiyanlık ile rabıtası henüz sağlam idi. yüksek memurlar yüksek rütbedeki papazlar vesaire ile on binde büyük arazi sahibi öte dünyaya g-öçmüş olsun. Şimdi artık.. âlimlere lâyık oldukları kıymet ve mevki verilmemektedir.henüz ahlâksızlık içinde yuvarlanmaktır. Şimdi bir de şunu farzedelim. ehliyetli insanları ve işleri idareye uğraşmaktadırlar.. Sen Simon bundan istifade etmek istiyor.

düsturu ile değiştirmek istemişti.. en uygun ulaşabilsin. çalışmaya mecburdur. Ibaded ve nas.. her şeyden evvel işin ve bilginin organizasiyonuna dair olacaktır. ahlâk meselesi üzerine çekilecektir.H (ümaniter) fikirlerini. hiristiyanhk haplarının içine sarıyor. Filhakika bu müellifte ve hayatında acaiplik. Şimdi hiristiyanlığın formüllerini genişleterek... Sosyete o suretle tenkil edilmelidir ki bu büyük maksada. „ Bu suretle herkes. her türlü ilerlemenin şcniyet haline gelmesi ve en iyilerinin iktidar mevkiine g-eçebilmesi için bu politikanın takibi lâzımdır da ondan . ikinci derecede kalacaktır. încilin en başa koyduğu " fakirlere yardım „ esasını kendi sosyalizmine temel atıyor: " bütün sosyete. Fakat bu gün çocukça gördüğümüz kısımlarını atınca orijinal ve hadsî görüşleri de az değildir.. 6 — Netice Sen Simon'un taiebeierf.— 126 — gençliğindeki gibi (Nevton konseyi) yapmıyor. Ve bu. karma karışıklık ve fevkalbeşer iddialar vardır. ilmin ve işin her işin şeyden üstün tutulması. sosyetenin muvazenesi. rahibi gizli olan bir din. müstahsil ahlâkıdır. Sen Simon bir yazısında.„ der.. en fakir smıfm maddî ve manevî varlığının ilerlemesi için çalışmak mecburiyetindedir. siyasî iktidarın ilim ve iş adam- . üstadlarının doktrinim* bir din gibi göstermek istediler. onlara kendi nazariyelerine uygun mâna veriyor.. Kasdettiği bu ahlâk. düsturu: " insan. temel ve en mühim sayılacaktır. " Ahlâk. Her sınıftan bütün müminlerin dikkatleri. sadece hissî bir sebebten değü. Meselâ. Mabedi. incilin: " Başkasına meselâ şöyle. cemiyetin en düşkünleriyle daima meşgul olacak.

üstadınınki ile beraber idi. ve ona talebe oldu. büyük mikyasta. ilk evvel. Kont'un hayatının ilk kısmı.. Nihayet (Müsbet felsefe) eserini meydana getirdi. Parise tahsilini ikmale gelerek Sen Siraon ile münasebete girişti. Uzun bir çalışma mahsulü olan bu eser. Avrupa sulhu meselesini sağlam bir realite haline getirme. bir ker- . makale ve halk dersi şeklinde parça parça idi. Bunula bereber Kont'un hayrete şayan temûlûnü tahlile çalışalım. doğdu. fakirlere hakikî hayat tadı taddırma. can sikınldan. Bunun kasdettiği pozitivizm değildir. Meşguliyeti. içtimaî. tam bir surette. ifade ede» mediği gibi. "Usul hakkında nutuk.— 127 — larına verilmesi. Ogüst Kont [ 1798 —1846] Kontun hayatı ve esari hakkında birbirine zıd çok izahlar vardır. oldukça güç uzun dimağ hastalığı içinde geçti . Tıp ki Dekart'ın zihniyecilik hırsını. teşkilatı şahsî menfaat üzerine değil hakikî medeniyete müteveccih istihsal üzerine yapma. muhtıra. 1798 de. işte Sen Simon'un bağlıca fikirleri. arsıulusal sağlam rabıta tesis etme. kitabındaki birkaç prensip. 1 — Hayatı Montpeilierde.

Avrupanın üç asırdanberi görmediği son ve en şedid bir ihtilâldir. Sen Simonun (kritik devre) ve ( uzvî devre ) nazariyesini kabul ederek buna daha bir derinlik ve katiyet verdi. Uzvî ve disiplinli bir devir olan orta zamandan sonra Lüter'in vicdan hürriyeti hakkındaki isyanile ihtilâlin ilk safhası başladı. Kont'a göre Fransız ihtilâli. — Bu binayı. Bununla beraber bu fikir. Kont. bütün büyük romantikierin zihnini işgal ediyordu. Bu romantiklerin hepsi. cemiyetin tanzimi meselesi idi. Ölümü 1857 dedir. yaln:z fenne itimad ediyordu. Sınıf imtiyazlarını mahveden müsavat ve hürriyetin Haniyle eski sosyete. yani hadiseler mabudların . Fransız ihtilâli sonuna varmıştı. bir kimya hadisesi gibi katiyetle tahkik edilebilse. Kont. bu his buhranı altında ( Müsbet din ) sistemini kurdu ki bunu M(üsbet felsefe) eserinin (1846 • 1851 ) sonlarında izah eder.ık pldu. 1815 den sonra derlenip toplanmağa başlamış oian bu cemiyet : hangi itikad ve disipline dayanacağını kestiremiyordi!. hangi usule dayanarak yapmalı? — Kont. Şimdi binayı yeniden yapmak lâzım. temelinden yıkıldı. teolojik halde idi. Eğer sosyetelerin hayatı. hepsi halledilmiş olacaktır. cemiyetin üstüne dayanacağı temel itikad ve fikirleri tayin ve tesbit etmek idi. Bütün bilgiler.— 128 — re intihara bile te ebbüs etmişti. Mütefekkirlerin en büyük işi. Kont da bir filozof tarihçi oldu. o sırada. Fakat bu. 1846 da öldü. 2 —Sen Simon'un halefi olarak Kont Üstadı Sen Sitnon ile çalıştığı esnada Kont'un başlıca düşüncesi. Amma her şeyi de yıkmıştı. 1844 de (Klotilt) ile tanışarak ona â. beşerî tekâmülü tarihte bulduklarını zannediyorlardı. ilk evvel.

kimyadan sonra. onun İçin mukaddes bir ysidir. fizik sosyal tabirini kullanıyordu ) Astronomiden riyaziyattan fizikten.— 129 — müdahalesi ile izah ediliyordu. Bu telâkki. hatta evvelce den görebiliriz bile . Buna sebep. şüphesiz ki. yeni bir dinin (papa) sı gibidir. iki esaslı neticeyi müstelzimdir. halinde münavebe kanununa tâbi olduğudur. Kütle. sı için. canlılar gibi "buhranlar. Umumî bir harekete karşı durmak boştur. cemiyetlerin de.. Bu yıl. anlıyabiliriz. kara topraklara karışm ş Leylâsile müşteıek yazmış F.. cemiyetleri değiştirebileceği meselesine pek ititnad edilemez. ikincisi. hadiseler indî sebeplere atfedildi. cemiyetlerin seyir ve te-âmülünde (fatal) bir şey olduğudur. Birincisi. oraya gidecektir. her şeyin tabiî kanunlar dahilinde vukua geldiğidir. nesillerin istikbali hakkında evvelceden . (Sen Simon.sadüf etmesidir. nereye gitmek mecburiyetinde İse. Fakat istikametini değiş tire meyiz. 1844 ten itibaren. O adamın. sanki sağ imiş gibi.. mevcut olan herşeyin beş hassemiz altında olduğudur. Sonra metafizik devre geldi.tıpkı husuf ve kûsufta olduğu g-ibi hüküm verilecektir. 9 . Bir kerre bu kat'! itim halini alsa o zaman insaniyetin tarihi aydınlanacak. (Klotlt) e t. ve "yeniden düzelmeler. uzun mektuplar yazmakta devem . "reüsbtt politika. Şimdi pozitif devredeyiz Pozitif bir içtimaiyat ilmi kurmak lâzım. fgte Kont. tıpkı bir ağacın büyümesi üzerine bir tesir yapamtyacağı gibi. Konta göre bir adamın idaresinin. Sevgilisinin ölümünden sonra ona. bu kanaatte idi. içtimaiyat da bir ilim halini alacaktır. Biz bu hareketleri tahlil edebiliz. milletlerin tarihi seyri ve ak i seti evvelceden görülebilecek .. etti. 3 Solri tüel hükümet fikri Kont.

Proleterya. ne hiristîyandı. Yeni bir iman ile öyle bir idare kurmak istiyor. Böyle bir teşekkül için de. . Bu sebeple hem (Bosüe) nsn " galikanizm.. beşerin hayatını tamamen kafi temeller üstüne kmuyor.— 130 — gibi "eserimiz. orta zamanın papalığını örnek alıyordu. bunu ancak tek bir başa yani papaya malik olup bütün hirjstiyanlık âlemini Birleştirmiş olmasına borçludur. Kontun istediği: papa (Hildebrund) un veya (üçüncü tnosan) m devridir. ve garbî Avrupanm ancak bu suretle yeni bir nizam altına alınabi • leceğlni soyuyordu. denilen ruhanî idare tarzının hem de Protestanlığın aleyhindedir. hissî bir karma karışıklık. o zaman ne dindardı. Amma bir merkeze bağlı bir cihangirlik istiyor. Ü. Leylâsı ile kendi arasında bir diyalogdur. 4 — Üv içtimaî sınıf Kont. "Pozitivizm ilim hali. Kont. Renan.opisinin ana hattı: Sosyeteyi üç sıntfa ayırmastdır: Sakerdostlar. derdi. Konta göre hiristiyaniığın iyiliği. tarih felsefesinden çıkardığı müsbet ve izafiyeci neticelerin zıddına olarak . Eğerki Kont. usulü dairesinde sistem haline sokulmuş bir rüya içinde yaşıyorsa. bu esnada. çünkü bu hiristiyanlık. Spiritüel bir hükümet fikrine büyük bir mevki veriyor. Üs* tadı Sen Simona bu noktada da sadık kalarak. ancak kilise tarafından inzibat altına alındıktan sonra görülmeğe başlamıştır. tsayı daha doğrusu ilk hiristiyanhğı hiç sevmiyor. bu. ahlâk! bir anarşidir. der.. böyle hallere "mukaddes akılsızlık. İlk yazılarında görülen temayüllerinin gayri mahdut bir surette ifrata vardırılmasindan başka bir şey değildir... Patriyicatlır.

nı bilen ve umum! ahengi temin eden • aynı zamanda hem âlim. idarenin dizgini bunların elinde olacak. Proletarya: Bunlar da hergünkü işleri yapacaklardır. içtimaî işi. Amma tilmizleri arasında halefinin kim olacağını bildirmedi. Patriçiyenlere mülkiyet hakkı verir. hem muhayyilesi zengin. Kont. Patriçiyallar: " maddî kudret „ tir. hayatın bütün kanunlar. Pozitivİst rahiblerdir. bu adamların nasıl yetiştirileceği hakkında uzun İzahat vermiştir. üstteki sınıfa geçemez. Halefini de kendi tayin edecektir. hiç bir suretle. hem cismanî hem ruhanîdir. Hem Sakerdoltar hükümeti. Çünkü Konta göre nüfusun kesafeti hiç bir yerde. Ve her insanı umumî menfaate uygun surette ahenkli hareket ettirir. . Kontta. içtimaî sınıf fikri kat'îdir. En üstte başrahip var.— 131 . müemmen bir hayat sahibi olabilecektir. Bu takdirde. ( Hak ) yok (Vazife) var.rSakerdostlar. Bunun hiç bir mülkü olmıyacaktir. kilometre murabbaı başına 64 kişiyi geçmemelidir. Amma Kont. Bu pozitif nizam ve devlet: Şahsî hukuk kabul etmez. bütün vatandaşları birleştirip kuvvetlendirecektir. proletaryanın mikdarını o suretle hesap etmiştir ki her biri. ferdî saadet: Boş hürriyetten ve hayalî bir müsavattan değil. Ancak vazife hissi. Kont olacak. demokrasiye ve Fransız ihtilâlinin ülküsüne tamamen aykırıdlr. İlk başrahip. Papa gibi amma bu. Bunların heyete kabulü. Bir proleter. egoist gayelere doğru istikamet aldirtmaz. Böyle bir teşekkül. karşılıklı hürmet ve fedakârlıktan doğacaktır. Cemiyetin teknik ve ekonomik idaresini Sakerdos heyetin göstereceği veçhe dahilinde bunlar temin edecektir.insanlardan mürekkeb bir heyettir. Bu. müsaadei mahsusa ve istisna tarikile olacaktır.

Bütün bu teferruat. Bu takvimde ayların her birine. Bu takdirde. Bu dinin Allahı. Biliyoruz ki Kont. Nasara azizlerine. medenî din bir realite siması verdiği gibi. derin bîr mâna kazanmaktadır. formülü. ölülerden mürekkebtir . Yeni diride katoükliğin hürriyet aleyhtarlığı bile vardır: Kont. yeni mabetlerin ve mihrapların nasıl yapılacağı hakkında bir de mimarî öne sürdü. Teslisi (insaniyet-yerfeza ) dir: Meryemi (Klotiit) dir. Kont. binayı çimentolar. Bu: kat'î ve müttefikan inanılmış bir din ister. büyük adamlara tapma tabiîdir. kütüphanenin . (zaman raman tutarlı) insanların isine benziyor. Fakat Kontun. bu suretle. Klotilt'in yazılarından dualar da yaptı. bu sebeple. Hakikaten büyük olan insanlar. Sevgilisi (KIotüt). Rusonun (içtimai mukavele) sine. herbirinin kendi menfaatinden vazgeçerek teessüs etmiş nizama gönül bağlamasına tâbidir..— 132 — 5 — Pozitivist din Sistemin sağlamlığı • Şüphesiz. yeni içtimaî hayat desturlarını istifade ettirmek içindir. bunlardan maksadı: sönmüş bir katolıklik şeklinden. İnsaniyet: (maşerî bir varlık) olup buna ancak beşerin ilerilemesine en iyi hizmet edenler iltihak eder hiztnet etmiyenler iltihak edemez. tarihin büyük adamlarının adlarım verdi. Kontun Pozitivist dini. bütün fertlerin bir• birleriyle ahlâkî kaynaşmasına. 15 Ağustos bayramını temsil eder. insaniyettir. hiristiyanların perest'ş ettiği gibi. yedi yerine dokuzdur. Mukaddesatı . "İnsaniyet: Dirilerden ziyade. kotoiikliğin şekfllerini alır. bizim varlığımıza hâkim olmakta devamdadırlar. yirmi sekizer günlük on üç aylı bir takvim yapmıştı. Pozitivist din.

onlar için. Karlayl [ 1795 — 1881 ] ilk evvel profesördü. umum için düşünmekle muvazzaf olanlar. ilerileme. içtimaî vezife. 6 — N?tice Kontun eserinin sistematik şeklini kıitik etmek pek kolaydır. zamanlar bile oldu. . intizam. ya duvar ilânları ya resmî gazete şeklinde bildireceklerdir. İşte Kontun bayrağındaki kelimeler . disiplinli bir elbirliği ve. Bizim buradaki araştırmalarımız yönünden tahlil edilecek eseri 1841 de basılan «Kahramanlar ( Reşad Nuri tarafından dilimize çevrilmiştir) ve Kahramanlara Kült» dür.— 133 - kitaplarını kendi seçiyor (İSO tene ) . fakat sebat etti. Karlayl için beşerin tarihi ve dünya. . Okuma yerine düşünme. bunların neticesi olan beşerî tekâmüldür. . her asırda yetişen birkaç büyük adamdan . . diğersınıfların okumağa ihtiyaçarı yoktur. eşkâlinden vaz geçip te temeline bakarsak. Amma teferruatından. Kontun istediği şey: Âlimane ve müeessir bir içtimaî kurum. daha faydalıdır. Muhabbet. Bunları Sakerdos heyeti azaları okuyacak . sağlam tesanüd. onlara. Ahlâkin temel prensiplerini. fakat çobuk usanarak tarih ve felsefe ile uğraşmağa başladı muvaffakiyet seneleri geç geldi. Hattâ cesaretsiz düştüğü.

Çarpışmalarda kocamış bu kahramanlar. . Grek — Roma devrinden daha evvel. kuvvetli köklere malik. Karlayl'e göre. Böylece hem batma. başka hiç bir yerde bulunma» yan şiddetli hayat duyguları vardır. Bunlar diğer manevî müktesebat ile ahenkleştirilmeHdir. Karlayl. Bu eski efsanelerde. Biz o devreden cesaret. Bu şimal ( Zöys) ü : Muharipler mabudu olup fnsanlann kalbinde askerî şecaat ülküsüdür. ( P a g a n i z m — Putperestlik) devrindekilerle baslar. ilk vahşi şiddete sevkedeceği tehlikesini görmüyor mu acaba? dersiniz. 1 — Cesaretin ilâhlaşttrllmas*: Kahramanlar galerisi. adam oğlunun ilk büyüklüğünü orada görür: sade kuvvet. iptidailiği devimden Edda ile başlar. bir tarihçidir . Bütün kâinatı. nnutmıyalım ki Karlayl.— 134 — ibaret demektir. canlıların uzvî vahdetine kani olmak değil midir? (Edda) dakf mabut. Mişele'ye benzer. beşeriyeti daima değişmekte görmektedir. acılara ve ölüme ehemmiyet'vermeme zevkini bir armağan olarak saklamalıyız. Karlaylın sarp ve şedid muhayyilesi ikmal eder. bir ağaç gibi telâkki etmek. hem yangın içinde ölürler. (Oddin) in ahlâkı. tabiî ve mukavim bir vahşet. İskandinavya paganizmi. beşerin çocukluk devrine ait olup manevî hayatının IIK taslağıdır. insanları. rahat döşeğinde ölmekten nefret ettiklerinden. Bu bakımdan Kari a yi. Valhalîamn sahibi Öddin ve yahut Votandır. deniz üstünde bir gemiye yatarlar ve gemiye ateş verdirerek yaktırırlar. beşeriyet için. Ahlâkî ülkü de o büyük adamlara benzemektir. Karlayl böyle bir idealin. Fakat bu faziletlerin muharebeden başka yerlerde kullanılabileceğini de bilmeliyiz. en son ahlâk: değidir. Döşeğinde ölmek istemiyen sert iskandinavyalının ruhunu. der.

— 135 — 2 Hıristiyanlık devresi: Paganizm. kendi içindeki fenalık temayülünü atmakla mükellef olduğunu anlıyor. Pişmanlığı en iyi tasvir eden eser. insanlara verebileceği hakikati verdikten sonra öldü. Bunları ayrı ayrı almak. (mutlak muhabbet) üzerine ilk hiristiyanhktan ziyade orta zamanın tanzim edilmiş teokratik ve feodal hinstiyanlığına 11. ona göre.Tarihte her devir. Amma (araf) ta mücadele yerini ve mahiyetini değiştirdi. madalyanın bir tarafını görmek gibidir. Karlayla göre bu eserin en mühim kısmı. Hıristiyanlık doğdu. Kar layla göre bu asırlar. Isa değil Muham meddir. İp. kokden sökülüp atılacak değil. hıristiyanhk devrini temsil eder. Artık insan peşiman olmak ile. beşer hayatının tam bir sembolüdür. (Dante)nin şiiri: Cehennemden. Karlayl. ise işte bu (araf) tır. Bu kısımda günakârlai. (âra*) tır. (Dante). cinayetlerden cennete yani tekâmüle doğru yükseliş esile. J Şüphesiz bu. Edda ise paganizm devrini temsil ediyordu. [ Maamaf ifa peygamber tipi olarak yaptığı tahlil. Oddin. kendinden evvelkini tamamlar. müminlerinden bedenî ve maddî bir şecaat ve cesaret isterdi. kendi kendileriyle. 13 üncü asırlara mütemayildir. tarihin en muhteşem devridir. Eddanın muhariblik ülküsü ile zıddır. hıristiyanlığın (muhabbet ve merhamet) ahlâkını alır. yerini ve şeklini değiştirecek kendi içimiz ile mücad le olacak. Binaenaleyh ilk zaman hayatının öğrettiği mücadele prensibi. kendi hatalarile mücadele ederler. yani hastalardan. Karalyl. Bu devrin yüksek ifadesi (Dante) nin "ilâhî komedi» sinde izah edilmiştir. En yüksek ahlâkhğın zembereyi (peşimanlık hissi) dir. yüksek vazifesinden haberdar olarak. .

hayatın mânasını. Nesnenin hakikatini bulmağa yönelmiş müşahede ve muhakeme zihniyetidir. Karlayla. Orta zaman medeniyeti. Fakat modern medeniyetin eskisi üzerine yeni manevî servetler koymuş olduğunu görüyoruz. orta zaman da kendini kurtaramadı. Burada tarih bile . en yüksek noktasına varabilmesi için on asırlik bir zaman geçmişti. gözlerini. Rönessans devrindenberi (modern devir) dediğimiz bir devre başladı. Sebebi bu şair. henüz teşekkül devresini bitirmiş.— 136 — 3 — Modem anlayış Bozulma ve ölümden. eşsiz çizgilerle t es bit edilmiştir. iğneledikleri böceklere ve nebatlara kapanmış değildir. Bunun karş sında. Ve bunlar da (Galile). Modern medeniyet içiu de belki o kadar bir zaman lâzımdır. göre Şekspirin eseri. ve her şeyi taayyün etmiş sayılamaz. Şekspirin tarih! dramları kadar vuzuh ile tasvir edilememiştir. ruhların derinliklerini anlayan ve gören bir mûşadecidir. Şeksp : r. (Kepler) gibi âlimlere verilir. beşer hayatını görmeğe müte- . Karlayla göre: Modera medeniyetin başlangıcı Şekspirin zuhuriyledir. Onda müşahedecilik ve sanat. hiç bir yerde. beşer tarihinin tam bir aynasıdır ki başka hiç bir eserde görülmez. veya tarihî ve tabiîciler gibi. belki bir zekâ kahramanı ve prensi olmaktan ziyade dâhi şair olarak görünür. Meselâ İngilterenin orta zamanı.Karlayl. bir hayalci değil. ise bunlardan ziyade Şekspiri alır. Karlay]. fizikçiler gibi maddeye dikerek her şeyi kuru formüllere ve rakamlara bağlanmış. kâinat üzerine gözlerini dört açıp beşeıî ihtirasları. Ekseriya denilir ki Rönessansm başlıca icadı: (fenne müteveccih zekâ) dır. Böyle kıymetli bir müşahedeci olan bu şair. Bu devir. Dantedekinden daha ziyade hayrete düşer.

samimiyetin mürailik üzerine galebesiledir. bu fesat devrinde. onu böyle görür. muharrirler hakkında da aynı vaziyeti alır. Din. Karlayl nazarında reformanm mâna ve ehemmiyeti. Hayat ile "samimi „ olmakltğ. ve ( Burns ) u yani oylara müracatı tavsiye edenleri. zakâ. Karlayl. Bu ses (kî Knox'un da böyledir): Sert ve dik. Fennî tahlillerden daha toplu. Modern devrin kahramanları. Bundan anladığı mâna nedir? Misallerle gösterir. kelimesini çok kullanır. Karlayl. İnsanı yeniden disve doğru tutar. ve aksiyon içinde bulunanlar tercih edilir. modern devrin başlamasından itibaren insanların.. Şekspiri tercihi bundandır. (Lüter) in insanlığı. iyi ve gür bir sestir. Bunların arasından (Johnson) ( Ruso). vicdanın sesini işittirememesidir. 4 — Samimiyet Karla yi. bilhassa. O devirde Papalar. .mız lâzımdır. hakikaten yaşı/anlar. her zaman her yerde. Karlayl bu "samimî.. bız>. çorak ve kısır bir gurura düşeceklerinden ve bunun neticesi olarak. hakikatte. "Reforma. daha manalıdır. işte Karlaylın. papazlara verdikleri para mukabilinde günahların affolunması (indüijans). bunun en açık delilidir. eski ve orta zamanların temin ettiği kudretlere arka döneceklerinden korkar. ve ilme fazla güvenerek. hayatın gelip geçici ve egoist konvansiyonlarından çekip çıkararak. bir takıp düzme şeylere karşı baş kaldıranları alır. imanlı kimseler değildi. hayatın her dem taze ve sağlam noktalarına sevketmek ister.— 137 — veccihtir. Bu sebeple daima şunu tekrar eder ki: Formüllerin içine kapanmış nazariyecilere. reformacılardan sonra. böyle dolandırıcılık ve politika vasıtası oluyordu. nınkiler arasından (Lüter) ile (JohnKnox) u alır.

kuvvetli ve zengin bir ülkü lâzımdır. KarlayI. safhalara ayrılmıştır. beşerin istikbali hakkında mettçesine nikbin. Rusoya gelince onun hakkında KarlayI. " bir bülten gibi yalan et tabiri. kuvvetli ve vicdanlı bir amele gibi çalışıyor. Napolyonda Kromvelden çok aşağı bir kahramanlık görür. " Onun sun'î şatafatı yok. oldukça serttir. Rusonun eserleri (derin samimiyet) hissine bir davettir. Birincisi beşerin hayatı. (Burns): Köylü bir şair olup ilhamlarını isten aiır.— 138 — (Johnson ): Derin doğruluk taraftarıdır. yalan üzerine: halkın aldatilabilecaği fikrî üzerine dayanıyordu. Bunu terennüm etmiştir. tarih. İkincisi. Amma zâflarına gururuuna. der. Napolyonun zamanında çıkmıştır. Birinci fikir bize şunu öğretir ki hiç bir devreyi küçük görmemelidir. yüksek şahsiyetler. Eserleri tabiatın çiçekleri gibidir. sinirliliğine rağmen Rusoda bir (ilâhî kıvılcım) görür. İkincisinden öğreneceğimiz şudur : Bize. Çünkü Napolyonun nüfuz ve kudreti. der. ( Krom ve 1) : alır. İçi dışı bir. . sosyeteleri yoğuran ve sevkedenler ( ki bunlara kral der ) arasında. Müraî değil" der. Vahşet devrinde bile (yüksek) şeyler vardı. Napolyonun işlerinde ve sözlerinde öyle hile ve komodiler görür ki bunlar Kromvelde yoktur.büyük rol oynar. Bu safhaların her birinin evç noktaları ve kendilerine mahsus faziletleri vardır. KarlayI. 5 — Netice KarlayI şu iki fikre inanıyor. Ve en popüler şeniyetler üzerinedir.

hattâ eşyayı. konf. ilk aldığı dinî intihalardan.. Avrupa. Avrupaya seyahate çıktı. Emersona göre (asıl olan) madde değil. fikriyat ve ahlâkiyata hasrettiği hayatını. eşyayı değiştirebilir. ruhtur. Ruha ve manava itimat Emersonda. ranslariyle ve kitaplariyle ahlâkî fikirlerini yay mı ya başladı. 1. ki hiç bir vakit kiliseye tâbi değildir.. paranın ve maddi iştiha ve ihtirasların üst tutulması aleyhinde çok çalıştı.— 139 Emerson [1803 .1882 ] Emerson. Oldukça uzun seyahatten sonra memleketine dönerek. yaratabilir bile. Amerikanın Endüstri ve Merkanti! medeniyete kendini vermeğe başladığını hatırlarsak onun sözleri bir kat daha önem kazanır. Emerson. Fakat imanını . para ve servet ardına ta kılmış görüyoruz. bu meslekten vazgeçti. Ruh. bu tezini müdafaaya çalışırken. (Spiritüalist) bir îman vardır. Amerika ve hattâ ta Hindistan ile gittikçe artan muhaberesi nüfuzunu her yere yayıyordu. (Konkors hekimi) namı verilen Emerson. eşya üzerine tesir ederek. Emersonun doğduğu yer. resmî memuriyetinden başka. derin sükûnet içinde nihayetlendirdi. . ateşli. Emerson. sade bir dindarlık ve sağlam protestanlık ile meşbuğdu. (Boston) de eski bir püriten aileden dünyaya geldi: ilk evvel (pastör — rahip) olmağı düşündü. (Konkars) taki evi.1850 arasında ki yeni lngilterede insanları. 1840 .hiç olmazsa dar mânada • kaybedince. lâik vaizlerin ocağı gibiydi.

böyle bir sosyetede. Biliyoruz ki 19 uncu asrın ortalarına doğru Amerika. Hekimin düşüncesi. . Emerson. der. insanlar para kazandırıcı şeyler müsabakası mustes na. ruh ve düşünce olduğu hakkındaki kanaatin derinlisine bağlıdır. fennin hakikatları gibi değildir. Şahsiyet. hayata itimat eder. Bu da. hiç muhakeme ve muakaleye muhtaç olmaksızın. bilhassa (ilham) a inanır. Giydikleri elbiseden konuşma tarzlarına kadar hepsi komşuyu taklid ve müşabehet kanununa tâbidir. Fakat Emersona göre. hepsi birbirinin aynidir. şairin ilhamı bize birtakım hayalât değil. Böyle bir sosyetede. Bu. olduğun gibi görün! „ diyor. der. Fenalıkların bir çoğu kendinde yerleşen maddenin. amma şu şartla ki bunlar.— 143 — Em er sona göre bizim saadetimiz. akıl ile de ispat edemeyiz. ferdiyete davettir. îpsen gibi: "Evvelâ. Duyum ile muttali olamayız. hiç bir kilise bize teklif etmeğe kalkmasın. bir zenginleşmiş tüccarlar sosyetesi halinde olup Monoto-ı bir iz içinde idi. başka hiç bir şeye karşı canlı değildirler. insanın her şeyden evvel. mütearifeler gibi apaçık olan hakikatlardır. kâinatın sathi bir safhası olduğuna kanidi. Emerson. 2 — Sürüye Katılmama. Bunun içindir ki insanlara kılavuzluk ve talim edenler arasında şairleri tercih eder. Emerson. Bu prensiplerden nasıl bîr ferdî ahlâk ilkesi çıkacak? Emersonun yazılarında en çok tekerrür eden şey. sağlam bir iyimserlik müterafıktır. Bu itikada. sağlam ve şerefli realiteler ilân etmektedir. en yüksek hakikattar.. Fakat kalplerimize bunu nasıl nakş edebiliriz? Şüphesiz ki bu. bütün diğer hakikatlerin kendisine tâbi olduğu ana bir kakikattir. insanları ferdiyete davet ediyordu. hiçbir haricî kuvvet. bunlar esas itibariyle ilham alan insanlardır.

Her çocuğa ayni şeyi vermeğe çalışan eski terbiye ve kollejin aleyhindedir. yeni terbiyenin hazırlay c lanndandır. Halbuki İnsana düşünce istiklâli lâzımdır. Her mizaca.__ 141 - Emersona göre. (Konfor) boyunduruğuna girmeden. bu kölelik ağırlığını ve boyunduruğunu silkmesi. birde şahsî düşünce ve duygusu nispetinde insandır. zindanda kalmağı veya ruhun solmasını kabul etmek demektir. zengin ve kuvvetli olduğunu keşfediyor. Sürüye girmiyen insan. hakikî bir hayat sürüyorum sanmasın. ruhun ölümüdür. basma kalıp fikirlere ve kör göreneğe karşı aldığı zıd vaziyet'erle sağlamlasın Emersonun. Ta ki koşa gitmiyecek olsa dahi. Taklit. İnsan. Bir insanın şahsiyeti. kendi düşünce ve duygusHe yaşama ile insan kendisinin. Sürünün bir yansısı. Böyle bir hürriyet içindr. Filkakika Emerson. Medeniyetin zahiri ve itibarî kısmının bir bağına bağlanmak. hiç korkmazsızm söylemeğe cesaret edebilsin. kendi varlığından haberdar oluyor ve hakikaten hakikî bir fett oluyor. her zekâ t'pine göre türlü türlü okullar istemektedir. zanolunduğundan daha ziyade. İyi ve temiz bir insanm hayatta biraz da münzevi kalacağı tabiiîdir. bir sürüye katıyor. bu taklit bu konformizm. Modern şekiller de ise hayat. tnsar. terbiyeye dair olan düşünceleri de bağlanabilir. Bunları terkedeisek. geri bir insan değildir. yaşamıyan insan. ayni zamanda monden sun'îliklere hiç ehemniyet ver meğe de alışmalıdır. mi- . bir kopyas olacak yerde insan. Bilhassa çocağun veya gencin. buna mukabil bir hazineye kavuşuruz : Kendini tanıma hiss% ve nefsine itimad kudreti Sürüye tâbi olmadan. bir barbarlık ve intihardır. bu ferdî kültüre ait fikirlerine. insanı.

kendi zamanındaki Amerikan sosyetesinin zıddınadır. diyor. Emersona göre her şeyin başı: Ahlâkın hür inkişafıdır. Bu mülâhazalardan sonra Emeasonun. Demokrasinin temel prensipleri olan: Hürriyet. Kendi zamanındaki Amerikan demokrasisine itirazı şu noktalardadır: " ö y l e bir demokrasi ki. müşterek bir disipline tâbi olmayarak hür çalışması meselesi üstünde çok durmuştur. Müsavat ise. Bunu. müsavat. (söröcöJüğ) e ve (konformizm) e verilen parlak ve asîl bir isim. idare edenler. fakat şiddetli rüzgarlara maruz kalarak ekseriya devrilen bir gemidir. teçhizatça mükemmel. Ve demokrasiyi meth için şöyle güzel bir teşbih de yapar: "Monarşi. daraokrasi aleyhinde söyllyeceği zannolunur değil mi? — Hayır. derunî hürriyet. de T . Siyasetteki fikirleri nasıl ? İçinde yaşadığı ve o zaman dünyanın hemen yegâne cumhuriyeti olan Amerikan demokrasisi ve cumhuriyeti hakkındaki fikirleri nedir? Bu babtaki fikirleri mütehavvil ve ekseriye şiddetlidir. Bu. aleyhinde değildir.. Bu fikirler. üstünde insanın ayaklan ıslanır ama daima yoluna devam eder. tesviyecilik ve fptîzalcilık gibi ifratlara sevkeder. diğer rejimlerin hepsine tercih eder.— 142 kanıkî ve haricî. halkm mümessiliyiz diye kendilerini hür zannediyor- . 3 — Demokrasinin Tenkidi : Emersonun ahlâk prensibi. Bütün hesap sonunda ötekinden daha iyidir. Demokrasi bir saldır.. hep (faal mektep) e doğru gelen fikirlerdir. Siyasî hürriyeti ise ekseriya. Zarurî olan yegâne hürriyetin. Buna en müsait rejim ise şüphesiz demokrasidir. fikir hürriyeti o'ldug-unu tekrar eder. ona tehlikeler ve aniaşümamazhklar ile dolu görünüyor. umumî faydası olan bir işe iştiraki redden ibaret katıyor.

Bir medeniyeti kurarken evvelâ maddeyi düşünmemelidir. Çünkü servet ve refah temin etmek söz konusu hükümet için daima bir müdahale sistemi de mevzuubahs demektir. O zaman hükümet zor döner. etrafındaki kurt devletler onu ne yapmaz ? — Emerson buna cevaben de: "her hakikî kuvvet. aristokratik demokratik şekillerin hepsinde de hükümet. malûm olan bütün sistemlerden başkadır. Farara böyle bir hükümet teşekkül etse ve yalnız fikir ve fazilet ile uğraşsa. O zamanki Amerikanın. hürriyete götürecek yegâne yo! da hakikî demokrasidir. Memnun olmayanlar da çok olur.. halbuki hakikatte bir kaç mübteze! fikir ve hattâ daha fenası kese doldurma yolları etrafında toplanmış insanlardır. Bununla beraber şuna da kanidir ki. çok masraflı bir çark olur. Siyaset üzerine olan fikirleri. sadece bayalığı yapan müsavatına bakıp der ki bu : Yüksek ülküyü aşağılatmaktan. fertlerin zekâ ve fazileti inkişafına yardım ederek daha iyi olmalarını temindir. Emersona göre monarşik. hakikî medeniyeti yapan madde değildir. Medeniyeti yapan: fikrin hamlesi. aclalet aşkı. ruhtadır. Büyük hata işte bu noktadadır. ahlâk ve faziletin inkişafile meşgul olmalıdır. içyüzü ahlâkî kölelik olan yalancı hürriyetine. başka bir şey değildir. inan ülküdür ki ancak bunların yüksel m esil e arz üzerin- . Emersona göre hakikî hükümet: sadece zekâ.— 143 — lar. ümit. Hükümetin işi. 4 Spiritfiel hükümet Emerson un en ütopik yerine g-eldik. herhangi bir dereceye kadar maddî refah temini ile mükellef tutuluyor..

hür. âlicenap olan fertleri arasında maddî şeylerden dolayı hiç bir ihtilaf olmazdı.. cihan efkârı umutıiyesine tesir ile diğer milletleri de ayaklandırabilir. I ! ! Hani öyle dün ya. O istiyor ki Amerikanın.— 144 — de en iyi bir varlık ve medeniyet kurulabilir. Amerikanın : para ve Konfor htrsınl azaltmak ve ruhta muvazene hasıl etmek istiyor. Ernest Rönan [ 1823 1892 ] Fransanın (Bretagne) bölgesinden olan (Rönan ). ey aziz mütefekkir ! i ! Em er sonun ana fikirleri bunlardır.klâsik ( Biznesmen — tüccar ) tipinden . Okuldaki muvaffakiyeti dolayısı ile onu liâhiyat seminerine kabul ettiler. Esasen Emersonun hayaline göre böyle bir rejim kuran milletin bu yüksek hareketi. rahip olmak üzere hazırlanıyordu. Sonra Hıristiyanlığa imanım kaybedince lâik hayata gir- . Böyle bir sosyete. Eğer böyle bir sosyete teşekkül edebilseydi hakîm. kendini haricî düşmanlara karşı da daha iyi müdafaa eder. yanhz ruhun tekâmülü ile uğraşacak bir sosyete çıkarsın.

itikatlar. bir çok renkler ve şekiller altında. ta menşelerinden itibaren.— 145 — di. bilhassa lisan. Hattâ politika işlerine bile karışmak istedi. tarih vasıtasile tanımıyor muyuz? O. 1 — İlim ve hürriyet vasttasile ilerleme Rönan. diğer ilimlerin hepsinden ziyade inkişaf ettireceğine ve bizi kaynağı hayat olabilecek hal ve hareket düsturlarına sevkedeceğine inanır. bu biraz d-aha ziyade yükselme ihtiyacı. daha âlicenap. Tarihi böyle görüşten alnacak en kuvvetli ders nedir? Tarih bize: Daima daha güzel şekillere. bu babtaki heyecanını göstermektedir. Böylece tarib. Beşeriyeti. bize.. Kendinde din kafasından başka. kendilerinden ders aldığımız en yüksek takdire değer insanlara kadar hepsinde bu yükselen kuvvet. Eserlerinde. tarih. F. daha yüksek hayata. Şair ve ahlâkçı kafa da vardı. beşerin mukadderatına müteallik meselelerdir. hayatın derin anlamını gözlerimiz önüne sermektedir. Tarih etütlerile. hastalıkları ve maddî. Onun zihnini en ziyade işgal eden. fikirler tarihi. mânevi ihtiyaçları olan bir canlı varlık gibi görünmektedh. O. Musa ve İsa dinlerinin menşei hakkındaki eserlerile büyük ün kazandı. daha zengin ve daha aydın düşünceye doğru giden bir didinme gösteiiyor "Okyanusların derinliklerinde ot gibi yaşjyan kör ve sığır deniz yıldızı hayvancıklar ndan. zekâyı. Hiristiyanlık ile ilg-isini kestikten sonra kendini bütün kuvvetile fikrinin değişmesinde büyük âmil olan tarih ilimlerine verdi. büyümesi. 10 . tik büyük eseri olan 1843 de yazılıp fakat pek çok basılan «ilmin istikbali». daha asîl olma arzusu vardır. hayatın mânasını ve inkişafı şartlarını anlamağa uğraşır. daha şuurlu. Fakat asla ihtisası içinde kapanıp kaimad*.

karışık ve güçlüklü başlan' gıcı Rönan'ı kararsızlığa ve endişeye düşürdü. Bununla beraber bir müddet küsuftan sonra. Evvelâ bu tekâmül fikri. Amma bu ceht. ivimserlig-e dönme Rönan'ı. Bu inkişafın şartı da. Başka insanlar için de hürriyet ister. Rönan. Aramak. Paris yangını ve Komün'ün ezilmesile başhyan dahilî kan dökülme. Bugün yok. bu müstakbel Allahm lealize olabilmesi meselesi: (Gayri mahdud zaman) ve (bir çok tecrübelere ve muvaffakiyetsizliklere rağmen daima yeniden başlama) ister. kendini kurtarmıştır. düşünmek ve doğru işin bize öğrettiklerini söylemek için hürriyet lâzımdır. Hügo gibi romantiklere yaklaştıran bu itimat. her gün biraz daha kendi kendini yaratmaktadır» der. umumî tekâmül imanı gene doğdu. hürriyet ister. Her fert kendinde en iyi ola» şey ne ise onu.. üçüncü. Fakat bu defa önemli düzeltmeler yaptr. Repûpliğin mütereddit. Misele. "hürriyettir. . bütün zincirlerden.— 146 — Bunun içindir ki. «Böylece (Allah). istikbalde olacak. der. istikbalde öyle bir nevi insan zuhur edecektir ki onun bugünkü insanlara nispeti. 2 — Endişe. Bunu (Felsefi diyaloglar) eserinde* görü• rüz ki bu eser 1871 de yazılıp 1875 de düzeltilip basılmıştır. Medeniyetin tekâmülü için her ikisinin de varlığına kani olduğu iki millet arasındaki muharebe. Rönan'ın temel düşüncesi şudur : "Kâinatın gayesi ruhun inkişafıdır. bugünkü insanlarla hayvanlar arasındaki nispet gibi olacaktır. hür bir surette inkişaf ettirmelidir. 1870 — 1871 hadiseleri ile çok sarsıldı. Bütün varlıkların cehtile Allah. Hayat hamlesi : Küçük bir deliği olan camekândan çıkmağa uğraşan bir böcek gibidir. Amma oluyor.

tabiate büyük bir israfı mucip olmaktadır. Muaffakiyeti vâdeden: Gayri mahdud zamandır. Öyle ise beşer tarihinin. Bütün bu büklümlerden ye karışıklıklardan sonra ruhun muhteşem yoluna g-elinmiş olsun yeter. Anma şu yeter ki itimadını ve istikbâle imanını kaybetmesin. diye. Hattâ muhtemeldir ki tekâmülün en son ve muhteşem noktasına beşeriyet. binlerce insan yetişip ölüyor: Ender olarak tek bir müstesna yetişip onların ceht ve rüyasını temsil ve tekâmü-' lün bir realite olduğunu ispat etsin. fakat bu teşebbüsünü sayısız denilecek kadar çok tekrarlarsa en son muaffak olacağı şüphesizdir. Arzımız roahvolabilir. başka yerde. ancak bir kaç çiçek ve nseyva husule gelebilir. Tek birinin zaferi için milyonlarca mahlûk feda edilmektedir. anlaşılmayan durgunluğu bizi hayrete düşüremez. iyi' niyet sahibi olsun. Saniyen bu cehtin çokluğu.. yüz. Fakat şurası kafidir kî hayat. varamıyacakhr.— yolunu kayıp veya hatâları yüzünden intihar etmesi sebebile. 3 — Ahlâk Hayatta alınacak hakimane vaziyet nedir? Her düşünce ve duyguya karşı ayni zamanda hem hürmetkar . ve şimdi namütenahi uzaklıklarda bulunan fakat en son. beklenilmiyen sukutları. Muntazam kütlede. binlerce defa cama çarpıp düşecektir. devam edebilir.— 147 — Bu böcek. bizimkinden başka şartlarla. Beşer tarihi muntazam bir yükselme çizgisi olmaktan uzaktır. İnsanların bir gün nereye varacağını hiç kimse anhyamaz ve mutlak suretle hiç kimse hükme. Kuvvetin böyle pek fazla miktarda kayboluşudur ki hayatın ve dünyanın kanunudur.. Milyonlarca (gubar-ı tal') ser* piliyor.demez. o namütenahi içinde kavuşulacak olaa tekânü lü arama yolunda bütün kuvvetile çalışsın.

— 148 — olma hem de serbest kalmadır. bu cehtlerin yalnız biri kıymetlidir de ötekiler değildir. Pek orijinal bir fikri de vardır ki. rahatı arar.. fedakârlığa inanmak. Gs'üne aldığı işten derin şuurlu bir adamdır. insanın en yüksek asaletini teşkil eder. itina ile sarıldıktan sonra artık onunla alâkamız yoktur. "Malik olunan iman. Rönan'in "akropol üstünde duası. kafasiyle. Rönan'a göre insanın büyük ödevi kâinatı ideal yüksekliğine doğru giderken. bir güzel tip bir hü'mete şayan nokta vardır. sırf kendi tecessüsünü tatmin için bir fikirden diğer fikre geçen ve hiç bir fikir üstünde duramıyan bir mütefekkir mi? — Asla. alaca karanlıklar Sçinde yükselen bir tekâmül içindedir. Rönan kendisi bütün hayatinca: Yorulmak bilmiyen. kendisine karşı set t.. bununla beraber hor görmez. kuvvetüe snağrur. asla bir zincir olmamalıdır. Eğer inanırsak ki. Bilâkis kütleyi mazur görür. lâztas. . Berer hayatının saadet yığınını arttırmak. O. kütle. çelik iradeli. Ve hakikati hür ve müstakil bir fikir ile hiç durmadan araştırabiliriz. kâinat. o zaman diyemeyiz ki. Bağlanmamak şartile. Kahraman ve halîcn insan..kütlenin bu ! h ilini biür. ölü mabutların kırmızı kefenlerine. Fakat şuna da inanırız ki samimi her düşüncele bir hakikat kıvılcımı. bu suretle ifade edilebilir.. bedensel ac larına önem vermez. güzellik ile karş Iıyabiliz. samimî her tecrübeye baş vurmak mecburiyetindeyiz. ekseriya zannolunduğu gibi RÖnan. muazzam ve pek müsrifane ceht ile. Ancak bu suretledir ki samimî herşeyi. güç ve sert bir hayata âşık oldukları ve en yüksek kıymetlere taptıkları halde. bütün kuvveti ile kollamak* tır. Fazilete. sudu?: Kahraman ruhlu insanlar. Bu halde.

hayatı tatlı ve arzu edilir bir hale sokmalıdır. 4 — Rönan ve demokrasi RÖnan'a göre en önemli sosyal mesele. şen olmadan. ruhan aristokrat pek az insanlara nasip olur. — 149 — Yoksa insanlara kefaretten. Fransada liberal imparatorluk Komün ve Cumhuriyet eski aristokrasinin son günlerini yaşamakta olduğunu göstermektedir.. hayata tahammül edilir bir şey nazarı ile baktırmağa alıştırmalıdır. ancak muvaffakiyetlerle değerlidir. .. selâmete çıkmak için kütleye. Halâsız ve pek mükemmel bîr fazilet. mukavemetten konuşmalıdır. Yoksa kendilerine karşı isyan ederler. „ Rönan. elbet onlar bulundukları noktadan inmezler. Kütlenin iktidar mevkiine gelmesi acaba medeniyet için bir tehlike olur mu ? İntizamsızlıklara ve bayağılıklara sebep olur mu ? diye düşünüyor. kütlenin iktidar mevkiğine gelmesidir.. şen olma AUaha itimat kâfidir. Öte dünyaya ait ümitler zail oldukça bu fani insanları.. Hayat ancak meyveleri ile. Gol ahlâkına göre.. güler yüzlülükten. Müşterek nokta. iyilik. böylece. Eğer insanların yaşamasını istiyorsak. cesaret. dereceli ahlâka razıdır. Isanin insanları affetmek için nefsini feda etmesinden bahsetmeni eli. fikrî şaherserleri anlayıp yaratabilecek mi ? Yalnız maddî menfaatlere tapan bir cemiyet meydana gelirse ya. içtimaî ahlâkın en tehlikeli hatâsı: Huzuzatın toptan atılmasıdır. hayatı hoş görme ve ona hizmet edip yükseltmek iradesine malik olmadır. müsamahadan. bu kadaf yüksekliğini herkesten istemez. Bukadar yüksek ve asil bir zekâ ve seciyeye malik olanlara ne mutlu. diyor > . insanlarla iyilikten. Kütle. • . Herkesten bunu isteyemeyiz. Fakat eski gol ahlâkı..

( Ariel) in tekrar kullandığı eski feerik kıymetler. güzelliğin ve hikmetin ne olduğunu daha iyi anladı. bundan korkmuş • îu. müstakbel sosyetede bunu önlemek için. (Caliban) ve ( L'Eau de Jouvece).. Fakat bu bedbinane görüşten sonra. Amma Prospero eceli ile öldü. iktidar mevkiinin. bifâhare inkişaf yolunda olan demokrasiyi uygun görmeğe başlıyor. < Bu bir katastorof mu ? — (L'Eau de Jouverce) de evet Prospero. hem silâhı hem tekniği bunlardan daha iyi kullanabilen bulunmıyacak bunlar. Bunlar fikren o kadar yüksek olacaklar ki. Buna hacet kalmadı.— 150 — Dahilî sava. . Fakat artık ona karşı ne bir kini var ne de. (Celiban) da (Prospero) yeniden Milân dukası olunca Calibanm idare ettiği bir halk isyanını müteakip tahtını kaybediyor. Caliban. Rönan bunda Şekspirin ( Bora ) eserindeki şahsiyetlerden istifade eder. Zekâsı açık. m butların ve kralların olduğuna inanmıyor. Eeki efendisine neler borçlu olduğunu şimdi anlıyor. Bunların mutlak ve iyilikte en üst hükümranlığı. Rönan. hiddeti. zamanında. mesuliyet hissi altında înceleşerek iyi bir devlet adamı oldu. ancak itaat ve inkiyat ile mükellef alacaktır. Bu tekâmül biribiri ardına çıkan iki dramında da görülür. hiç tesir etmiyor. aramalarında ve çalışmalarında serbest bırakılınca. Rönan. Kütle. bu defa. yine kendilerinin yaratacakları âtimane mekanizmalarda temin edilecek. Yani artık halk.. « Felsefî diyaloglar » eserinde. hizmetlerinde yıldırımlar olan Olimpin ( yan Allah ) lan olacaklar.. idareyi âlimlerden mürekkep bir kurula verir. Bilâkis onu himaye etmek istiyor. Filhakika onu koğmuş ve yerine kendisi oturmuştu.

ArleHn velinimeti oluyor.— İ51 — Caliban. feleğin garip bir cilvesi olarak. Tolstoy gibi modern şehirlerdeki iççilerin sefaletini ve 1858 — 1871 seneleri arasındaki içtimaî hadiseleri gördü. Büyük servetini bu işe sarfettİ. para ile hayır müesseselerine yardım etti. hayatın her safhasında ümid ve ülkü bulabilen anlayışlı ve akkitn bir nikbinliktir. tatlılık ile nikbinlikten mürekkeptir. söz ile. Fakat bunların ömürleri pek kısa oldu. muharrirlikte ve sanat münekkitliğinde çabucak ün aldı. Bu tatlılık ekseriya cesur. 5 — Netice Rönan'ın hikmeti: lyilikçi. Con Ruskin 1819 — 1900 Ruskin. Hattâ bazı cemiyetler teşekkül ederek Ruskin'in prcsiplerini yaşamağa özenenler bile görüldü.. Bundan sonra yazı ile. tecrübe ile olgunlaşarak ve hakîmleşerek ruhun mukadderatına emin bir bekçi olur. Nikbinlik. Şimdi tasavvur edeceğimiz bir ahlâk prensibi yapmağa başladı. herkesten saygı gören. Bununla beraber . Halk kuvveti. Bunlar onun kalbine şiddetli bir yumruk vurdu. zengin ve meşhur olan bu muharrir de. mağrur bir iradenin m ey vasidir.

güzelliğe tapma da kolaydır. hayatm gayesidir. (Yedi lâmba) daki tahlilidir. Kendi tabiri ile tabiat karşısında "gözleri kafasından fırlıyordu „. hayatın en yüksek hazlarındandtr. kâinatın umumî ahengınden ilâhi bir plânın varlığına intikal meselesi eski bir fikirdir. Bütün büyük sanat eserler?. Dikkatli bir müşahade altında. asla sadece teknikte kalmış değildir. Fakat bir tablo veya statüyü överken. . safiyet ve âîicsnabane hislerin kaynağı idi. güzelliklerine kar$ı çok hassas idi. V — Tabiat Hissi. ve sevinç . Eğer bunlar dağınık ve parça parça okcak yerde. Hasselerimizin tevlit ettiği hazlar. meselâ gözünkü gruplaştırılsa ve ehenkleştiriise kıymetli tablolar meydana gelir kî bundan meserret. Çocukluğundan itibaren Ruskin tabiatın. (Görmek) düşünmeğe başlamak demektir. bu yoldan olan rolünü.» Bu. hayret ve itminan doğar. bunu tasvirlerindeki derinlik ve kat'iyct ile yeniler. Ruskinde pek kuvvetlidir. Şaheserlerde daima ahlâk! bir unsur görür. her şey bir mâna kazanır ve bundan insan. modern edebiyatta mühim bir yer tutmuş olan ( Tabiat hissi ). 2 — Güzellik dini : Tabiatı peresttşten sonra. • • Onun için tabiat : Büyük mürebbiye . tenkitçilik ve tarihçilikte göstermiştir.— 152 — Amerikarîa böyle bir şehir vardır ki halâ (Ruskin) adı taşımaktadır. ilhamlar alır: "Müşahededen elde edilecek derunî sevinç: Ebedî ve lâyefnadır. Ruskin. Bunlar hayatın vasıtaları değil. belki. Ruskin. Rusodanberi. bunu göstermektedir. Sanatın vereceği ders hakkında en iyi tahlili.

Sanat. hakikatten doğar. Artistin diğer üç lâmbası da : Hayat. denizlerdir. İngiliz zihniyeti aleyhindedir: . o demektir ki bununla ait is t. aldatıcı ve hayalî değildir. 3 — İçtimaî mesele : Bu güzellik dininden yalmz bir avuç insan mı istifade edecek? — Ruskinin büyüklüğü. Fazla süslere bürünmüş olması değildir.— 153 — Birinci lâmba: Fedakârlık lambasıdır. bunu herkes için istemesi ve bu yolda uğraşmasıdır. bir nizama iradî mutavaat olan hürriyet hissinin de mühim tesiri vardır. ancak doğru kalblerin ve asîi ruhların işidir. bayağıdır. Hakikî güzellik : ovalar. Samimiyetle tabiattan alınmış şekiller ve manzaralardır. hafıza. Bu şartlar. kendi kudretinden daha üst bir şey realize eder. Bu türlü hürriyet. hakikî ve sade ahsnkten başka bir şey değildir.n bir manzarası veya bir sanat esen karşısında hayran kalan bu bediiyatçı. insiyakî bir surette ahlâk kanunlarına uyarak yaşamak lâzımdır. Güzellik • kuv' vetli. Yani yalancı lüksü. bayağılaşmış proletarya devri der. Resimdeki kuvvet ve kudret. sefilânedir. maddî ihtiras devri. serveti atmaktır. bu güzelliklerden istifade edecek gibi değildir. insanların çoğunun vaziyetleri. Güzelliğin alâmeti: tezyinattı sadelik ve sadakattir. Yaşadığı devreye: makine devri. Yani bir eserin vücude gelişinde hâtıra zenginliğinin ve duyuş tazeliğinin. İkinci lâmba: Doğruluktur. Tabiat. Bir ağacın kuvvetle serpilmesi gibi. dağlar.. kuru ve biraz skolâstikçesinedir. çirkindir. Yalnız şunu hatırımızda tulahm ki: Güzel eserler yaratmak veya sadece bunları anlamak İçin. Tabiate perestiş hissinden ayrılmaz bir halde olan yüksek san'atı anlamak. hürriyettir.

Fakat ikisini birden yapamazsınız. müraiyane ve şeytanetkârane senpati göstermez.birbirleriyle mücadsle ve kıtale sevketmez. itidale ve hikmete dönmektedir. 4 — Fazla makinecillk aleyhtarlığı Ruskin'e göre deva sadeliğe. Tolstoyu hatırlatıyoruz. bu bapta. fakir çocuklarını gübrelik sisleri içinde öldürmez. kendi çocuklarının binlerce hattâ on binlercesini pamuğun fiati üzerine bir tesir yapacak mı diye. sermayedarlara haftada altı pens daha ziyade varidat getirecek diye. Burada Ruskin doktrininin en ütopik noktasına parmak basıyoruz. ingiliz cemiyetine çok fenalık yapmıştır. Bu : müraî. Büyük bir millet. bu müeadelede hangi tarafın haklı olduğunu hiç düşünmiyerek . İnsanlar makine gibi öyle dakikası dakikasına. bir satırda kesen (Polonya katliâmı) bir adama (Rus çarına) sefir göndermez. Büyük bir millet. Bu acı sözler. haris ve cani gördüğü ingiliz sosyetesine karşı isyan bayrağını kaldırmaktır. at* maz. hileli iflâslar ile kasalarını doldurmalarına göz yumarken veya Cinde topların tehdidi altında za vallı halka afyon satarak insanları zehirliyen katilleri fngilterede büyük arazi satın almasına müsaade ederken fakir bir çocuğu beş altı ceviz çaldı diye zindana. siz ya bir alet veya bir insan yapabilirsiniz. Modem sanayi. elifi elifine kat'iyetle ça- . Ve üstesine bir de. Büyük bir millet: kızlarım erkek kardeşlerinin önünde kesen ve bütün gençlerini Beharın köy mezbehalanndaki kuzulardan daha sur'atle. «Bir insanı.- 154 — * Büyük bir millet. bange/lerin fakir tabakayı soyanların hile ile.

meğer ki büyük eseflerin hâtırasını muhafaza etmek için ola. hiç kimseden itina görm eksizin. 5 — Yabani zeytin.. büyük yeşil dallarile şenlen* dirmez. bu mihaniki ve seri iş meselesidir. Bunun da ehemmiyeti yoktur. Meyvesi de.. hakikaten (icad) olmayan bir şeyi imal etmeyin. Kayaları salkım salkım çiçekleriyle. Milyonlarca amelenin eseretinc derin sebep . yabani zeytin gibi olmalıdır. insan... Ruskin... «Zafer tacı. vatandaşlarına şu tavsiyede bulunuyor : " Kafi zaruret olmadıkça. ve ölçü ve kollarından bir perkâr gibi daire çizmek beklerseniz o zaman o insanı evvelâ insanlıktan çıkarmak lâzım gelir. Eğer insanın parmaklarından bir çarkın dişleri gibi bir i. Eğer insanın elinden çıkan bir şeyin olmasını isteyince ve ona böyle makine katiyeti gibi telâkki etmekten vez geçince insan tembel ve mütereddit oluyorsa. gene zararı yok. feyizlij ve hür bir sulh. makine olmaz.. Taklidi ve herhangibir kopyeyi asla teşci etmeyin. Çiçekleri kar yağmışa benzer. başka bir tecelli zuhur edecektir.— 155 Iışmak için yara di İmiş tır. Ruskin. Ne kadar uğraşsamz. büyür. boz . Çünkü bu hal ile beraber onda en yüksek bulutlar kadar yüksek başka bir halde doğar. Bu bulutlar siyah veya patlak olabilir.. bunu yabanî zeytin dalı sembolünde pek güzel tasvir eder. zafer tacı : Maşfniztn ve merkantilizm sebebile mihverinden çok uzaklaşmış olan hayatın gayesini gene tam mihverine getirerek söylemek istersek hayatın ereği şudur: Sevim* li. Yabanî zeytin. Amma bu bulutların arkasından başka bir güneş doğacaktır .

Fakat unutmamalıdır ki o. eserini böyle. karşılıklı itimat ve aşk. tiyatro ile. onu (Bavyera) kralına dost yaptı. güzel ırmaklar. İşte hayat. Rişar Vağner [1813 — 1883] 1813 de Lsyibziğde doğan Vağner. Açık ve temiz kalblüik. Bütün insanlara da kalb ve tuhua hakikî hazinelerini yan! faziletin esasını teşkil eden beşeiî ve tabiî güzelliklerden istifadeyi tavsiye eder. tantanasız ve tatlı bir hayat sembolüdür. bütün bunlar. olma. ona (Bayrot) da (ahlâk ve sanat mabedi) ni kurduracak parayı verdi. şatafatsız. bir rüya ile bitiriyor. varlık âleminin hududsuzluğu ve sırları bu hayatın ve dünya^ nın en büyük servetleridir. lüzumundan fazla sanayileşmenin zararlarım yük ek sesile ilân etmiştir.— 156 — yaprakları ve düğümlü düğümlü daliarı arasında ufak tefektir. incdeşmiş basitliğe ve az çok ilerileraîş köylülüğe. altın devre donmekdir Bununla beraber Ruskin. En kuvvetli şairane eseri (Nibelung'in yüzüğü tetralojisi) dir. Kral. O. Muhteşem değildir. arzın güzel çiçekleri. buna benzemelidir. Ülküsü. Güzel bir tesadüf. bütün güzel sanatlarla: Şiirle. budunu yükseltmek sevdasında idi. başkalarını sulh ve sükûnet içinde görme. musiki debâsile ünlüdür. (Yabani zeytin tacı) Bu büyük artist. başkalarının acılarına ortak. ve üstümüzdeki lâcivert gök. musuki île halkı. Bunun .

kardeş Fasoliyi öldürüyor. 1 — Altının şeamet ve melaneti: Bütün mukaddes efsanelerde olduğu gibi burada da başlangıç. Bu hazineye tek başına sahip kalınca. Altının şeameti. Bunun ihtirasındaki ahmaklık şu sözünde pek açık ifade etnoiştii: "Uyuyorum ve zenginim. Esas itibarile altin. iki sebebten neşet ediyor: Mabutlarda büyük zülumkârhk. Eser. Ve İnşaat bedeli olmak üzere onlara (Altın yüzük) vermek istediler. Burada altın: Fena ihtiras. pek vâzth değildir. daha müthiş bir dragon oluyor.— 157 — musiki örgüsü için Vağner. Bununla beraber kaba saba bir tahlili yapılabilir. iki dev kavgaya tutuşuyorlar.. Tıpkı Viktor Hügonun (Asırların efsanesi) nde yaptJğı gibi.cı ve kaba bir hasislik. yirmi seneden fazla çalışmıştır. Ve Fahner. Ahmak ve kısır bir malikiyet. maddî ve fena muameleci kudreti temsil ediyor.. B J eserin felsefî kıymeti hakkında çok münakaşalar yapılmıştır. Vağner. Fakat bu altını. Mabutlar devlere (Valhalla) yüksek meskenini inşa ettirmek istediler. insanın kibir ve hırs yüzünden boşanarak dünyaya saldırdığı gûndenberi her iyi şeyi yıkan birse» amet ve mePânettir. Kendilerine verilen altın yüzüğün başında. malikimi.. . Fahnerde de kaba bir egoizm doğurtmasından. kullanıyor da değil. 8u yüzük (Nibelung) Ren kızlarından çalınıp getirilmiştir. insanı bozucudur. bunu yazarken eski iskandinav efsanelerinden istifade ile ona istediği gibi kendi düşünce ve duygularını vermiştir. bunu daha iyi muhafaza ve müdafaa edebilmek üzere dev. herbangîbir yerde. yııt. Ve zaten zülüm ve cinayetlere sebeb olmağa devam etmektedir.

gençlik kaynağından ve iptidaî devrin hür usaresinden alan temiz ve kuvvetli bir genç. 2 — Kurtaricı kahraman. Hakikatte ise Vağner. ancak. ormanlara alışkın insanlar gibi har şeye yakındır. Bu itibarla Mimenin sun'i mürailiği ile taban tabana zıttır. bize Mime tarafından — Fafnerden altın yüzüğü zorla aldırmak maksadiy[e — bir ormanda büyütülmekte olarak takdim ediliyor: Kuvvet ve kudretini. ondan ruhan pek uzaktır*. muvaffakiyete ezelden namzet bir kahraman kurtarabilir. servet üzerine kurulmuş eski sosyeteyi. renahk. Eserdeki. Şunun üstüne parmağımızı iyi basalım ki şair. Fafner de: Doymaz hırslarile dimağ ve kalbleri kararıp keselerini doldurmaktan başka bir şey düşünmeyen burjuvaziyi temsil eder.O. bir çocuk gib (kendiliğinden) li. arkadaşlık hususunda. diye nefyolunmuştur. hissî bir temayülden ibaretti. İhtilâlciliği. Bizi fenalıktan. Şöyie ki: Mabutların Valhallasi. gürbüz. Dağda. Sigfrit. buna mübtezel bir mükemmeliyet portresi çizmiyor. yanında kendine benziyen bir insanın. çocukluklarına tamamen maliktir. Mimeye tercih eder. politika cereyanlarına filen karışmış değildir. bu işler için hiç müsamaha edilmiyordu. Ormanda da hayvanca bir istirahat içinde yaşamak istemiyor. Bu delikanlı: Bir atlet gibi . bununla baçka şey kastetmektedir. coşkun bîr yarahhşın sağiamiiklaaına. .— 158 - Bazıları derler ki Vağ-ner. Sigfrit. kahraman Sigfrit ile mabut Votan arasında farzolunan efsaneyi akrabalığı bir tarafa bırakalım. (Dresde) de Saksonya kralının kilise baş mugannisi olan Vağner. bir ruh kardeşinin bulunmamasından muztariptir. aydan bile. 1848 ihtilâline iştirak etti. kaprislerine. dünyanın içindedir. Mime. O devirde.

anasının hayali gözünün önünden gitmiyor. "Ben. günün güzelliği bana. uzaklarda. geyiklerin karacaların gözleri gibi parlak imiştir.— 159 — Sig-frit: "Senden deha iyi bir arkadaş anyacağım. sen benim babam değilsin. 3 — Tabiatle kaynaşma Bu muhteşem vahşicik bize. Ben hürrûm ve bunu yapabilirim. onda. düdüğümü öttürdüm. ruhunun açılıp kuvvetlenmesi ve engin hisler içine dalması lâzımdır. Sen. zincire vurulmuş masumları kurtarması. istikbal için pek vâdh görünüyor. Ormanın ta ortalarında. yanıma iyi bir arkadaş gelip oturur mu diye. oğullarını dünyaya getirmek ıztirabından ölecek mi? . senden daha iyi idi. az gizli kalmış her şeyi nasıl uyandırdığını gösterir.. Benim yurdum.. "Ormandan çıkıp kaçmak ve buraya bir daha hiç dönmemek. bir şimal Herkülü olabilmesi için: Devleri öldürmesi. Ah anam! Anamın simasını gözüm önüne nasıl getireyim? Ah getiremiyorum. homurdanarak beni dinlemeğe başladı. Fakat bunun*. Bu (panteistik) hayaller. yok yok bunlarınkinden de güzeldir.. Niçin ölmüş? Bütün insanların analarr. Ormanda esen rüzgâr kadar hürrüm. Bu teshir eden-güzellik karşısında. şimdi gülüyor. Fakat bu bile. Vağner bunu müzikden bekler. Bunun için (tabiatle kaynaşma) şarttır. (Ormanın mırıltıları) senfonisi. Belki daha iyi başka birini de bulabilirdim. Yüzen balıklar gibi sevinçli. Beni tutan hiç bir şey yok. ağaçların hışıltısı arasında kaybolmuş Siğfriti tasvir eder. benimki gibi. nereye istersem gidebiliirim... ispinoz kuşu gibi hür. Balkandan bir ayı çıktı geldi. Şüphesiz ki açık renk ve parlak gözleri... iz t irap içinde beni dünyaya getirmiş ve hemen ölmüş.. Karşımda oiman türkü çağırıyor. yalnız şimdi bu serin ormanı seviyorum.

oralardan geçen bir vahşi homurdanırken. Şigfritte gayri meş'ur bir cesaret var.. "Ormanda uz klarda her şey sallanırken. Bu dehşet.. Mimenin suikast teşebbüsünden kendini kurtarıyor. zekâsıda bambaşka oluyor. onu orman içinde korkutmak istedi. kuşların dillerinden bile anlamağa başlıyor. Hamle hamleye giriştiler. anamı göreydirn. Fakat bunu duyan kalbim gene demir gibi. Sigfriti korkutmak şöyle dursun onunla çocukça istihza etmeğe ve gülmeğe başladı. Sigfril'in kalbinde doğan bu kuvvetli hislerle.. fevkalâde birşey olur. mırıldarken. Düdük sesini müteakip Dragon ininden çıkt. Ah. „ Buna karşı Sigfrit şöyle diyor: "Filhakika bu. Mimenin teşvikile Sigfrit. korkunun ne olduğunu bilmez. ormanın içinde. . „ Mime..— 160 — Aman ne actklı şey. N... Haniya?. öten bir kuş vasıtasıle haberdar oldu. kavga kızıştı. bu karma karış olma: Bsn bunları tatmak isterim. kılıcını Tam bu sırada Mime de Sigfriîi öldürerek mei'un yüzüğe tek başına sahip olmak istiyor. Fakat onun bu niyetinden. her şey vız vız vızıldarken. „ Ormanın hışıltsile.hayet Sigfrit Dragonun kaibine. Dragonun ini yanma sokuldu. Sigfrit. etrafında herşey hareket ederhen insanın azaları titremeğe baslar hasseleri karma karış oiur başı dönmeğe başlar. " O . anamı göreydim. Bu sayededir ki sonra. bu titreme.: Bu dağ gibi büyüklüğü ve çirkinliği. Bu pervasız cesaretin sembolü: Sigfrit'in kendi döktüğü (Nothunğ)kılıcıdır ki ilk işi Fafneri yok etmek olmuştur. onu da bir kılıçta yere serdi. kalbi göğsünden dışarı fırlayacak gibi çarpar..

Sigfrit! Uyarıcı bahtiyar kahraman! Seni ne kadar sevdiğimi eğer hileydin. "Nur içinde yatsın seni doğuran ana: Mukaddes ve var olsun seni besleyen toprak] Yalnız senin gözlerinin beni görmeğe hakkı vard 1 . Bu da kendinden evvelkiler gibi ayni mel'anete düşecek mi? Va £r. altın yüzüğe sahip.. kapandığı. Votaı?. Filhakika o cltmdan ve hazineden nefret ediyor. Brünhilde. sevinç te bir titreme ile bitiyor. Ben ancak senin için uyanacaktım! Ey Sigfrit. sinin son kısmında onu da bu akıbete düşürüyor. ey muhteşem seferlerin gayri meş'ur hazinesi ! Ben. Bünhilde: "Ey kahraman çccuV. şimdilik kahramanlık ve kurtarıcılık seciye» sini tamamen muhafaza etmektedir.— 161 — 5 — Pervasız cesaret Şimdi Sigfrit.. "Tetraloji. Fakat Sigfrit. mabudeyi uykusundan uyandırmış* İşte o zaman ikisinin de kalbinden bir zafer sevinci ve aşk tajm ş.. Sigfrit' "Nur içinde yatsın beni doğuran ana: Mnkaddes ve var olsun beni besliyen toprak ! Çünkü benim sevincimi gören şu gözleri gördüm!. 11 . ey mabutların parlak ihtişamı! Ey ebedî ırk ! Daima sevinç içinde yaşa 1 F. Bir kuşun sesine meftun olup onun ardından. ormandan çıkıp gidiyor. ve yeni bir insaniyet devrinin — hür ve cesur Sigfrit nesli devrinin — başladığını ilân ediyor. buraya — başka sebeblerle — kızı Brünhildeyi.. uzaklarda bir kayanın dibine varıyor. Nihayet bu.. (Brnnhilde) attık mabudlardevrinfr. ey ulvî çocuk. ebedî uykuya daldırarak hapsetmiş.. kendi gururları yüzünden.cr. Kayanın dört çevresinden tıhsımlı ateşi geçen kahraman. seni tebessüm ederek sevmeliyim! Valhal'in parlak devrinden daha parlak devirler aç! Hoşça ka!. ve katfolunan (Sigfrite) e yas havas! çalıyor.

derin ve yüksek aşkım. Tolstoy [1828 —1910] Zengin bir kont. ünlü muharrir olan Leon Tolstoy «1828 — 1910» . Bu duygudan sonra. insanların çoğunun mahkûm olduğu yoksulluk acısını düşünerek ve insanlarda görerek pek müteessir oldu. Sigfrit: Yeni hayat.— 162 — Karanlık uçurumlardan (tnabudların kara püskülü) gölgesi yükseliyor. Her şeyim onundur. Kanlarla sulanmış hazine* lerden kısır ve hayvanı zevk ve istifadedir. . hep onundur. onun ruhu altındayım. mütebessim ölümüm hep. zabit. göz yaşlarile inşa edilmiş Tiraninin timsali ve kibir abidesidir. kalemini bu adaletsizliğe karşı şiddetle kullanmağa ve yegâne selâmet yolu gördüğü kendi doktrinini yaymağa başladı. taze ve ilk enerji ile dolu. Tabi! saf ve sadelik ile lirik ateşin zaferidir. benim için. orman bahan. Bu saat. Sigfrit'in yıldızı parlıyor.ömrünün son yarısında. Fafner: Hayvan! ihtiras. köylü centilmen. 6 — Netice Pek mufassal olan Tetrolcjiden yalnız şu birkaç sembolü olsun hatırımızda tutalım: Mabudların Valhaliası: Başkalarını ezme sarhoşluğunun ifadesi.

monoton. Rusonun izinden yürüyen Tolstoy. mütebeddil. insanların ıstıraplarını çoğalttığına kanidir. bu gece düşündüğü şu fi- . İtiyat o kadar kuvvetlidir ki: Bize. 1884 te Moskovanın fakir bir mahallesini dolaşırken vaki olmuştur. veya dıştan kuvvetli bir darbe iledir ki itiyadın pençesinden yakasını kurtarıp hakikî sefaletini idrak edebilir. amma sadece kesesini doldurmağı düşünmüş. vaki olan sükûtu ile. müraî.. kendisini bu işi tasvip eder mevkide görmek ile kendini itham etli. idrakinde anî şimşek çakmalar. Ölüm döşeğinde bütün mazisini. bo zulduğuna. şerit gibi... diye gezmiş. Buradan dönüşte yeis ve dehşete düştü. Tolstoyun böyle vicdan şahlanmaları. mühim bir burjuva olan Ivan. "Bu manevî ıstırap ona. Adamım. kısır ve hattâ fena olan şeyleri normal görmek. Zengin bir memur. adî bir şey. eserinde çoktur.— 163 — 1 Kendimize karşı samimiyet Tamamen temiz bir hayatın ilk çattı: Her günkü hayatın dışına ait sun'îiiklerini kabul etmekten mütevellit fenalıkları apaçuc anlamaktır. gözünün önünden geçiriyor: İyi ve faydalı hiçbir şey yapmadığına kani oluyor. tasan. modern cemiyetlerin fenalaştığına. bir kaza neticesinde başına gelen uzun veisdıraplı bir hastalıktan sonra ölmek üzeredir. boş ve egoist bir ömür sürmeği. iyi ve faziletli gösterir. Mazisi böyle gözünün önüne gelince ona bir sıkıntı basıyor. Bütün hatâların kaynağı şudur: Boş. Tolstoyu uyandıran darbe. bilhassa "fvan lllıtch'in ölümü. Egoistlikten mütevellit bir cehalet neticesinde bunu şimdiye kadar öğreneme diğinden. kendi özüle büyük bir mücadele.

der. kızını doktoru görünce.. diyordu. Fakat bir an evvel düşündü ki bu bir hakikat olabilir. monden şeylere alâkast neye yarardı? Birden bire bunlara arkasını döndü.... Sabahleyin hizmetçisini. sonra refikasını. Bu halde şimdi ilk vazife: Kendini ve etrafını tetkik etmek ve olmaklığımız lâzım geldiği gayet vâzih bir fikir edinmektir. müthiş ve muazzam bir yalandan ibaretmiş. İnsanlar beşer tarihinin cinayetlerle dolu olduğunu gö rüıler. bir şeyi sadece ekseriyetin iyidir. demesiyle hepsinin de böyle demesi. aiie hayatını tanzim!. Tolstoy Çarların zuîmunun tevlit ettiği bu safsataya karşı «Nıkola Pa!kin> eserinde ateşler püskürür: . hayat böyle değildir. ve bütün hayatı boyunca bunları acı acı hatırlad'. 2 — içtimaî valan: Behemehal kurtulmak . ona benzer şeyleri kendi zamanlarında görünce hiç ses çıkarmazlar. yüksek sosyeteye karşı duyduğu isyanları hatırladı. Ahlâkî rehaveti.. mecburiyetinde içtimaî yalan nedh? olduğumuz — "İnsanlar.. bunların her hareketi ve her sözü o gece kendisine zahir olan hakikati. Memuriyetîndeki hizmetleri. ve tasdik ederler. Nadir de olsa bazen. grup halinde olunca. Artek tamamen anladı ki şimdiye kadar geçen hayatı.gördü..— 164 — kirden geliyordu: Eğer benim bütün hayatım «olması lâzım geldiği gibi yani iyi» olmazsa benim halim ne olur? İlk evvel: Hayır. kat'iyetle tasdik ettird'. Fakat onlan. Bu isyan zamanları bunları çabucak dağıtsa da hayatının en kıymetli zamanlarıyle. Kendini. onlarda -sanki aynada gibi. içinde bulunan adi vaziyet He memnun olmağı Tohtoyun eseri kadar sarsan hiç bir eser yoktur.

. Bunun için Rus kilisesi. öyle ise asıl temel iş: Kalbimizi temizlemektir. Tıp* ki dedelerimizin de kendi zamanlarındaki çirkinlikleri görmedikleri gibi. 3 — Ahlâk ne? Hastalığı böylece tesbit ettikten soma bunun devası — Deva. bizim böbürlendiğimiz. 5 — Yeni hayat . sadece ahlâkîdir. fakat biz görmüyoruy. Bütün bu korkunç manzaralar. bugünkülerin canlılığı ve hissizliği karşısında.- 165 - "Ayni çirkin şeyler var.. müstakbel nesilleri.. onu aforozlamiştır. Tolstoya göre. 4 — Din Tolstoy. insanlar. sözünün kayıtsız ve şartsız taraftandır. Bu. Milyonlarca adam fabrikalar esaretinde.. despotların zulmünü normal telâkki ve kendi kendilerini aldatmakta devam ettikleri müddetçe ilimlerin ve müesseselerin ilerlemesinin hiç kıymet ve ehemmiyeti yoktur. her zaman böyle olmuştun Bizde de böyle olacaktır. Dört el ile içtimaî ahlâka. can çekişiyor. cemiyet için yaşamağa sarılmaktır. sol yanağınl da çevir!. Başkalarına yardım ve cömertlik ile mûterafik değilse.ğın formalitelerine düşmandır. Hiristiyanl. bedenen ve ruban mahvolmaktadır. zindanlara atılmış. birer mefsedet ve egoizm vasıtasından başka bir şey değildir. Yanliz Tolstoy. Üç yüz bin adam. böyle samimi ve sağlam ahlâk üzerine kurarak hakikî «yeniden doğma» .. san'at ve ilim. Tolstoy'a göre manevî varlığımızı. Bizim zamanımızda da mazinin çirkinlikleri var. bunların çoluk çocukları da açlıktan ölüyorlar. İsanın "Sağ yanağına bir tokat vurana. Yaptığımız hatâlara karşı biz de köileştik. deiin hayrete düşürecektir.

Mahkûm olan kadın Sibirya zindanlarına sevkedlliyor. Koğdu. Ve hatâsını tamir etmeği arıyor. Ruso gibi.Bâsü badelmevt» inde bunu tasvir eder. içtimaî yalanlara karşı en gür bağıran. hüküm giyen bu kadın evvelce ailesinin hizmetçisi idi. Moskovada jürüiğe seçiliyor. Nekuldofun kalbine. trajik şefkatli. nedamet ateşleri içine düşüyor. Son romanı olan «Resurrection. çirkindir. büyük bir şahsiyet olup. Kadını. Diğeri. Hem vaktile patronu oluşundan hem de şimdi hâkim mevkiinde bulunuşundan kendini bu mesele karşısında iki kat mes'ul sayıyordu. 6 — Netice: Tolstoy. Kont için bu. içkiye düşkündür ve cemiyet onu. fenalıktan daima çekinmek. sathî. Bu sırada mahkemeye her türlü fenalıkları yapmış ve nihayet katil ile itham edilmiş bir kadın geliyor. uzun bir tecrübe ve uğraş• ma oluyor. Halbuki o. Zengin ve münevver olan bu kont. egoist bir içtimaî nizamı idameye sky olup vicdanı tatmin etmediği ve bunun nefrete şayan bir komedi olduğu. zindanlarda arayıp bularak izdivaç teklif ediyor. Böylece onu sefalete attı. müthiş. Normal düşütçe. kendini zararlı bir kadının hizmetine hasretmek üzere hepsini terkediyor.— 166 — mizı temin etmek lâzımdır. yakıcı samimiyetli. içinden atmıştır. Fakat bütün bu çalışmaları neticesinde «yeni hayat» a götüren <Bâsü badelmevt» i hissettikçe temel ahlâk kanunlarım daha kuvvetle anlamağa başlıyor: Her mahlûku candan sevmek. O kadın ki cahildir. iki şey doğuyor: Biri beşerin adaletinin şekli. Sibiryaya onunla gideceğini beyan ediyor. bu hadiseyi tamamen tabiî bulur. iyiliğe karşı . Eserin kahramanı olan «Nekuldof».

nihayet hâkîk! ahlâkı bulmasını tasvir eden dramları pek kuvvetlidir. Norveç. Bunda ötedenberi gelmiş işleri yapmakla insan kendim faziletli ve iyi zanneder. 1 — Hürriyet : Büyük romantiklerden Hügo ve Misele gibi. Hürriyet deyirce anladığı şey: içtimaî konvansiyonun dar. Bu nevi ahlâka düşman olan Ibsenin. Donmuş ve tembel ruhları hareket ve hararete getirmek için haykırır. miskin ve felce uğratan şeylerin tamamen zıddıdır. Sesi 19 uncu asrın en kuvvetli ve keskin ahiâk mayası ve samimiyete davet edicfsidir. Edebiyatta romantizme saliktir.— 167 — eşsiz ihtiraslı bir ahlâkçıdır. dram şiirleriyle ûn kazanmazdan evvel. gider. Ibsen de beşer hürriyetinden pek yüksek neticeler bekler. çok fakirlik çekti. İtalya Münihte dolaştı. Eserleri ahlâkîdir. ve gittikçe gereneğin içine saplanır. ferdin böyle basma kalıp ahlâka karşı isyan ederek. Ibsene göte cemiyetlerin yarattığı ahlâk birtakım (batıla • prejüje) lerden ve hakikatte ahlâkî bir kıymeti ol* mayıp itiyatlardan doğan hal ve hareket kaidelerinden ibarettir. Ibsen [1828 — 1936] 1828 de doğan Nerveçli Ibsen. Bu .

ancak kendi kalbinin derinliklerin* den kendiliğinden gelen hissiyata . Ibsen bu eserinde gösterir ki İnsanın ... olan mahlûkların yanına. madd! ve dar egoizmi kırmak. bir kere de kapısında < Burad? herkes. Buna dair en güzel piyes: (Per Gynt) tir. Bu ruhî haleti. bir fıçı gibi. kendi içine kapanır! > yazılı bir tımarhaneye götürür. tıpkı c m s z bebeklerin varlığı gibi.. Bu vaziyet karşısında. en iyi temsil eden eseri «Bebenin evi> adlı dramıdır. " Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin! ? mısraını şiar edinmektir... ve zannediyor ki vazifesi: bu zindandan kurtularak daha ziyade hareret ve hamle ile yaşamaktır. kendisini bütün arzu ve ihtiraslara kaptırmış bir egoisttir. tamamen basma kalıp ve batıl fikirlerle yoğrulmuş âdi bir insan. Yoksa insanı bozmak ve ahlâksızlık yapmak değildir. Fert için hürriyet isteyişi ferdin büyük işler meydana getirmesi içindir. Ibsen.— 168 — bapta ve cesaret: herkesle beraber (Çarşambadır Çar samba) demlyerek. bu eserinde bizi bir kere yer altında yaşayan ve şiarları < Yalnız kendini kayır! . Eserin başlıca şahsiyetleri (Helver ) ile karısı (Nora) dır. 2 — Ferdiyetçiliğin hudutları: Ibsenin bu hürriyetçiliğine bakıp ta insanı tamamen serbest bıraktığını ve intizamsız bir hürriyet ve anarşiye teşvik ettiğini zannetmiyelim. Bu adam. Evinin içinde hayat.tek başına kalmak pahasına da olsa itaat etmektir.. karısının ruhunda bir is/an patlıyor. Bir mesele hakkında nasıl düşüneceği evvelden belli. (Per Gynt). Bunun için başlıca iki şart lâzımdır: Birincisi. tamamen monoton.

Çok zarif ruhları. " siz benim gibi yükselin! „ dememelidir. hakikate ulaşa bilir. halk düşmanı na* zariyle bakar. bilâkis insanlıktan vazgeçerek. ruhan derlenip toplanarak iç sükûnetine kavuşmağa sevkeden (amour de soi — kendine sevgi ve saygı) arasındaki zıddiyeti Jan Jak Ruso tamamen göstermişti. onları tamamen kaybetmek ve ıstıraba düşürmek demektir. kütle maalesef soğuktur. Her türlü kibir gururlara sayısız can sıkıntılarına sebep olan (atnour propre — izzet-i nefis) ile. her şeyden ruh kuvveti. Bazen halk. Hsr fert ancak mufaza ve irade kuvveti iledir ki. Kütle ile yüksek şahsiyetler arasında bu noktadan. akdye ve seciye ferdiyetçidir ki. . Ibsenin kahramanlarından biri olan (Brand ) . hislerde sebat ve iç sükûneti ister. ikinci şart şudur: Ammenin kanaatları üstüne çtk mı ş olan ferdiyetçi. dolgan ve ahenkli bir insan hayatı yaşamak değil. ayni dersi yenilemiştir. halk aşıklarına. henüz bir batılalardan siikinemiyen lere otoritesini kullanarak. Maddi ve kaba huzuzata kat'iyyen gönlü akmaz. Sebebi. Yoksa bu dışarıdan herhangibir nas (döğme) veya kanun ile verilemez. Bunun faydasi olmaz.— 169 — zevke tabiî kaprislerine bi/akması. hayvanlığa inmesi demektir. Kütlenin kabul ettiği akideleri ve düzeltmek ve ve insanları gittikçe yanlış yoldan kurtarmak istfyenlere karşı. Ibsen. nura tahammül edebilmek üzere birdenbire ve en kuvvetle tenvire çalışmak. Hakikî ferdiyetçi. nefsine halcim olma. bir çok ihtilalar olacaktır. (Vahşi Ördek) eseri bunu temsil eder. zekâ ve iradesinin kuvvetine rağmen muvaffak olamadı. henüz daha kanatları tüylenmemiş olanları uçurmak istemişti.

en sönük renklerle tasvir edilmiştir. egoizm tuzağına düşmemek. bunun üstüne Tanrı ne isterse yazar» . geliniz bana! ruhlarımızı bîrbirne dayıyarak. bu durgun muhitte. hasisliğe. kararsızlığı alaşağı edelim. Çelik bir iradesi var. Herkes için tek bir gaye vardır. Nursuz bir hayat yaşamaktan nefret ediyor: «İnsanı hür kılan da.— 170 — 3 — İrade kahramanı Hakikate. Ey benim doğduğum bu derelerde güç bir hayat yaşıyan insanlar. Bunda alelade hayat. bütün ruhları tutuşturabilecek. Burada yaşıyan fakir balıkçılar. icabında. Yeni gelen Pastur Brand. en benzer surette. kahramanca hare* ketlere susamış bir adam. Başlarına geçmiş olan mahdut kafalı adam köy ağası. Küçüklerde de büyüklerde de aynidir. Her şey dökülüp saçıldığı perişan olduğu halde o bütündür. Onun istediği kahramanın portresini. yalanı susturalım ve genç bir arslan olan iradeyi uyandıralım. Bu dram. tek başına ulaşabilmek. (Bebek evi) zindanı. bir alev gibi beliriyor. Bîr tunç levha olmak. açlığa. yaşatan da iradedir. kendi ulaştığı yüksek noktaya kütleyi maharetle çekmeği bilmek: fşte Ibsenin aradığı kahraman. burada boğucu ve hüzünlü bir peyizaj ile yerini değiştirmiştir: Buzlu sisler arasında kaybolmuş bir Norveç fiyort1]'. kıskançlığa kurban gitmek üzeredirler. politikanın adiliği ve darlığı tesirile yazılmıştır. can ve gönüllerimizi birleştirerek temizleme işine baş vuralım. Burada harap bir köyün evleri falegierin gölgesine sıkışmıştır. Büyük işlere şahlanıyor. belki (Brand) eserinde görürüz. bu zavallı sürüyü bu sefil ve acıklı vaziyette tutmak için onları itiyat ve akideleri içinde hapsetmekten başka hiçbir şey düşünmüyor. 1864 Slesvİg muharebesinden sonra.

— 171 Brand. Hasılı Brandın hayatı yüksek bir manevî inkilâp yapmak teşebbüslerîle dolu. bir avalanş altında öiüp kalıyor. beşeriyetin daha şerefli devresi geleceğine bir (üçüncü hükümranlığa) inanır. cesur ve temiz adam yapmak istiyor. sürüler ile balık geldi!. fakat imkânı olmıyan bir şahlanma istemesiyle kendini mahvetti: Bütün kütlenin. yol biraz güçleşir güçleşmez kütlede cesaretsizlik ve mırıldanma başlıyor. kendini dinleyen insanları. Kütle tepeden koşa koşa iniyor.. köy ağası arkalarından yetişiyor: "Koşun. söyliyorlar. Amma sonra ıstırap ve fedakârlık devresi geliyor. Muhit. Brand. lâkin sonu muvaffakiyetsizlik. en yüce tepelere çıkarmak) istiyor. diyor. Brand düaünöyör ki ruhları uyandırmak için hal ve harekette çok sağlam olmak lâzımdır.. 4 — Üçüncü hükümranlık: Bununla beraber ibsenin son sözü bedbinane değildir.. yüksek ahlâkî hakikatlere taptırmak (şiir Iisanıle. O. tik hükümranlık. dar ve maddeci kiliseden kurtararak onları ebedi.. her günkü maddî ihtiyaçlarının ardından koşmağa başlıyorlar.. ölüm döşeğinde olan anasını hasisliğinden vazgeçmediği için ziyarete gitmiyor. dar ve miskin akidelerinden. öyle hareket ediyor. Kütle. Yalnız bunu pek mübhem tasvir etmiştir. o vazifesinin başından ayrılıp gitmeği reddediyor ve çocuğunu kurban veriyor. kendisini taklit etmesini istedi. Yola dizilip tepeye doğru çıkmağa başlayınca. insanları. evvelâ kendini iyi karşılıyor. Fakat çürük bir niyet. Büyük romantik şairler gibi lbsen de. Tek başına kalan Brand. Ha bire gayret. Hasta düsen çocuğunun. Biraz daha ilerleyip yorulunca. mükemmel bir (adam) olmağı bildi. fatihlerin idi: Maddî ve askeiî kuvvete . dirik. Fiyordun sert iklimine dayanamıyacağını doktorlar.. evvelâ orun ardından gitmeğe niyetlenmiş görünüyor..

Çünkü. Her iki nevi de tek basma hâkim olunca bizi gaflette bırakır. kal1 i ifadelerle tercemeye imkân yok. kinci hükümranlık. Ibsenin şairane teşbihlerini. kuvvet. haz ve meserreti. Bunnnla lbsen belki şunu demek istiyor: tasanın kalbinde kibir ve haz hüküm sürerse insanı bozar. Bunlar hal ve hareketletile takdire değer insanlardı amma bunlar unuttular ki iradelerin kuvvetlenmesi ve ilerilemesi. Amma memzuç olurlarsa en dolgun bir hayat yaşamış oluruz: O zaman ruh alevlenir ve enerji uyanır.. Bugünün insanları.- 172 - dayanıyordu. Yalnız ıstırap İse kansızlaştırır. maddî realiteler mi? Yoksa sadece: Saadeti felâketlerle çarpışmakta bulan ve kendi kendine kâfi gelmeği. içleri ne ise dışları da öyle olmağı aramalılar. Bu büyük ülküyü kim reaüze edecsk? lbsen: "Tanıma ağacı ile salip ağacının birleşmesi. hîr zaman her yerde vicdanlarının iyi ve doğru dediği şeyi istemeli ve bu adalet hissine göre hareket etmeği bilmeliler. Kalplerde ve ruhlardı derin bir İtaat itiyadı bıraktı. ve sonra beşeriyeti düşürdü. (Apotre — Havari) lerîn idi. Ancak bu suretledir ki hakikî insaniyeti yaratabileceklerdir. kahramanlık Burada Ibsenin kastettiği saadet. derunî hürriyet hissini tam bir surette inkişaf ettirme» liler. ferdin kendi içinden gelmelidir: haricî bir iknadan değil. Onlarda işte bundan muvaffak olamadı. salip ağacı ise ıstırap ve fedakârlığı temsil ediyor. daha doğrusu bunların en iyileri. mert ve ahenkli bir ruha malikiyet mi? Bunu pek iyi seçemedik. diyor. Bu ikisinin birleşmesinden yalnız ferdî değil saadet ve bahtiyarlık ta doğar. kimseye boyun eğmemeyi bilen. Tanıma ağacı. .

Vilyam Moris ( 1834 1899 ) Vilyam Morİ5. kendi kalplerine doğan vazifeye misyoner varlıklarını vakfedeceklerdir. Biihassa (Ruskin) in tesiri aifrnda kaldî. Ibsenin kahramanı ise ne baştır. ateşli nikbinliği ile dikkate şayandır. ve bunun başlıca fikir- . İçtimaî yalanlar arasında temiz ve gürbüz bir kuvvet ve (ferdî yükselme) imkânının canlı bir hücceti şeklinde yükselir. I§ci şâir ve muharrirdir. Şairliğe döndü. hakikatte ferdiyetçi değildirler. Vaziyetterinde ve tiklilerinde tamamen samimîdir. ( Rosetti) gibi şairler : ( Burn e j o v e s ) gibi ressamlarla dostluğu varch. Ülküsünü realize etmcsile. 1 — Hayatı ve eseri 1834 te orta halli bir aileden dünyaya geldi. Ve bütün insaniyeti temsil ve ona hizmet edeceklerdir. Rahipliğe girecekti: vazgeçti. Kollej ve üniversitede iyi tahsil etti. âlicenabane faliyetlf. örnek ve yüksek bir insan olmuştur. ne hizmet edicidir. Çünkü kahramanları. fıtıî mevhibelerin tenevvüu.— 173 — 5 — Netice: Fransız romantikleri. fçi ne ise dışı o OIÎ çaktır. fikren müstakildir.

insanların uzaklaştırıcı çirkin ve karanlık nokta* lanna attı.. Buna ilâç olmak üzere sosyalist doktrinlerin . Ostadı Ruskin gibi. Uzun. Moris tarafındın tekrar basılan bir eser de ( Toris Mor) un " Ütopi. Moris te şuna kanidir k>. çok ün kazandı. 1891 de „ Hiç bir yer. ve ( Kelmscott) da bir matbaa ve bir de kitabçı dükkânı açtı. Moris. 10 uncu asn işgal eden en mühim meselelerden biridir.— 174 — lerini. iş. bundan cesaret alarak. Halbuki bu hal Makinecilik ve seri hayatına girdiğinden itibaren her yerde hemen bir kaide gibi oldu. insan için en büyük bedbahtlık: sevmeği işi yapmak mecburiyetinde kalmaktır. Teknik o kadar ilerledi ki işçiyi. kitabettik yapmağa özendi. Ona en ziyade nüfuz edenlerden biri (Moris) tir. Burada evlerin ve resmî binaların tezyin işlerile uğraşıyordu. Bir kaç arkadaşı ile beraber bir (tezyini sanatlar) evi açtı. dıvar resimleri. Bu mesele. Bu işlerle beraber eserler de yazıyordu.. halı ressamlığı ve saire yapılıyordu. " Sevinç ile yapılım* yan herhangibir iş. bir kölelik ve alçaltıcı bir şey oldu. Basacağı kitapların tipoğrafini ve resimlerini kendi yapıyordu. ve müstakil bir hayattan sonra 1899 da öldü. yapılmağa değer bir iş değildir. konferans vermeğe ve halk terbiyesi için çalışmağa da vakit bulabiliyordu. Heyecanlı ve genç ruhlu bir adamdı. sidir. benimsedi. kitabını yazdı ki bununla ütopistler sırasına girdi. Renkli camlar. Buna biraz sonra ('•kırmızı ev) denildi. ihtirasla. fabrika larin . Şiirler ve hikâyeler yazmakla beraber resme ve yağlı boyaya da çalışıyordu. Bütüı bu işleri yanında. < Kırmızı ev > büyük muvaffekiyet kazandı. 2 — içtimaî mesele ve sanat Sanat ve güzellik ahlâkının ne olduğunu (Ruskîn) de görmüştük. Böylece. çalışkan.

bir işi zevk duyarak yaparsa onda şahsî bir tam g ası olur. Nihayet İngiliz sosyalist partisine girdi.— 175 — öne sürdüğü şey: menfaatin ilgasıdır. sulh ve saadetin kaynağı. ve o iş. İçtimaî sanat. inci. Morise göre her sanatın. halk sanat. İnsan. ve yükseltici. Fakat el sanatları yaptıkları şeyler de amelî ve kullanılan peyler olmalıdır. eğlence değil. Sanat. zevk ve zekâ ile yapılma ğa müsait bir yeri vardır. yeniden bir sevinç kaynağı yapmaktır. güzelliğin az çok bir ifadesi olur. Böyle olduğundan itibaren sanat eserlerin müşterileri çoğalır ve eJ işlerine ve sanatlarına güzellik girer. Herkes. Moris'in öne sür* düğü fikir: işi. hayat verici bir Hümanizmin vasıtası olacaktır. Moris. Bu da encak en mütevazi işin de artistik bir surette yapılması ile mümkündür. Bunun içindir ki meslek! ter* biyeye ve bilhassa resme çok ehemmiyet verir. işine karşı insanın duyduğu zevkten ibarettir. Ve bu sayede amele de. Sanat. demokratlaştırılmış olur. Buna varabilmek için artist ite el sanatları sahihleri arasındaki duvarı kaldırmak lâzımdır. mahirânebir iş ile meydana gelebilecek gayet ucuz bir şey üzsrine yapılacak şekil kaim olmalıdır. kıymetli kumaş ve saire gibi maddî lükslerin yerine. > Diyor. sanattan istifade edebilir. muesır bir muharriri şu formülünü : " iş bu. bü - . hakkını almış olur. ucuzca. „ yok etmektedir. Altın. O zaman tngilterede bunu yapmak. bu suretle aristokrasiye münhasır kalmaktan kurtulur. Ruskinden soma Moriste: < Sanat. bütün içtimaî meselelerin bununla halledilip biteceğini zannediyor değildi.

Bütün bu nevi eserlerde görüldüğü veçhile. meselenin can evi elmalıdır. ve hazinliğînden canı sıkılıyor. sıhhatli ve güzeldirler^ Tem'z giyinmişlerdir.» kitabını yazıyor. hâkim fikir: Müşterek hayatta ve bütün vatandaşların tam müsavatıdır. hayal ve rüya âlemine kaçıyor ve o zaman bu «Hiç bir yerde. Bunlar bir filozofun mülâhazaları değil bir artistin rüyasidir. Morisindir: «Tasalı insanlar arasında çabuk ihtiyarlanır. ve bu terbiyede zevki yükseltmek isi. müstakbel sosyeteye aid bir ütopi lomanının bir kaç faslı gibi gösterir. Bu da gösteriyor ki ona göre içtimaî meselenin sanat yüzünü halletmek kâfi değildir. âdi bir iş değildir. ziya ve güzellik muhiti olacakar. Blâkis hürmete değer iştir. Açık gökte güneşin tatlı ve ilik bir harareti ile insanın içi neşe ile doluyor. Sonra balık istifi gibi yer altı trenine binip evine gitmiş. Her şeyde ahenk ve güzellik var. Müellifin evi de «misafirler evi» oluyor. Ve o gece modem hayatın çirkinliğinden. romanına eğlenceli bir mukaddeme ile girer: Bir akşam. eserini Moris. hürriyetin ve genişliğin tadı tadılıyor. Zarif bir surette dıralara bürünmüş kadınlar. genç görülüyor. insanların hepsi.. Şu güzel tâbir. bir dostu ile müstakbel sosyete hakkında konuşmuşlar. Münakaşa. > İnsanlar. Moris. 3 — "Hiç bir yer. halk teibiyesinden ibarettir. Bununla beraber Morisin sosyalizmi. . Şehirlerin içinde dumanlı fabrika bacaları yok.. baş döndürücü süratinden. Çünkü ev işi. iktisadî ve siyasî meseleler de var. çünkü hepsi mesuddurlar. takat içinde yaşanılan muhit: Sevinç.— 176 — yük bfr cesaretti. geçtikleri yerlere küçük lavanta çiçeği dalları saçıyorlar. Bu «misafirler evi» rsde. Evlerinin ve erkeklerinin işlerini kendileri görüyorlar.. Bu realiteden. hararetli ve mübhem geçmiş..

Çocuklar. Ceza F. ahenk ve güzellik örneği. her iş hoşuna gidecektir. plajlarda oynıyacaklar. Şehirlerden köye dönüş. ot biçmek.— 177 -Bundan başka «bir hanım için evini maharetli tanzim edebilmek bir zevktir. Rusonun (ETHI) I gibi bir terbiye eski mânada mektep yok. herhangi bir iş icabt... çünkü ayrıca dinlenme için kâfi zamanı ve geliri vardır.. biraz yapıcılık ve marangozluk öğreneceklerdir. Yeni adamın. Kendi kendilerine yüzmek. birleşmesi lâzımgelen işçiler birleşerek çalışmaktadırlar. insanda çalışma zevkini azaltmaz. Evler. Bu taktirde işçilerin gayretini arttırmak için bi takım mükâfatlar ihdasına lüzum kalmıyacaktır. ormanlarda küçük midilli beygirler üstünden sıçramak. Evin ön tarafım tezyin bile bir sanat eseridir. İmal ettiği şeyleri de neşe içinde imal edeı. halkta yeniden sıhhî bir muvazene tesis etmiştir. Böyle kendiliklerinden bir çok şeyler öğrenmiş olacaklardır.kuvvet ve*meharetlerini göstermek için. de var ki buralarda. Birtakım "birleşmiş atölyeler. Cinayetlerin çoğu yok olmuştur. Evlerin içleri de temizlik. hayatın kendisidir. "işin mükâfatı. bahçeler. sevimli olur. yaptığı işde görülecektir. içindedir. Gönül arzusile ve hürriyet ile olunca iş -oıta zamandaki gibi angarya değil. Seciyesi ve şahsî zevki. hürriyet içinde ve oyun ile terbiye edilecektir. Çünkü o. tutacağı işi tayinde serbest olacak.. bugünkü «Septe Jarden» tipidir. hakikî ihtiyaçlarını bilir ve yalnız faydalı olan şeyleri imal eder. Bu suretle her iş hoşa giden bir idman olacaktır ve hiç kimse bundan çekinecek değildir. Çocuklar. Kezalik başka bîr grup . 12 . Herkes. Ve köyler şen ve şataret içine gömülmüştür.bir yolun tamiri ile meşguldür. > Morisin yeni şehri. kır larda. grup. grup ormanlarda. * Morise göre şahsi mülkiyetin ilgas'.

derin bu surette gayri ahlâkîdir. insanı boğmağa ve hayatını çirkinleştirmeğe sebep oluyorsa o iş. csza fikri bile. iş iie makine arasındaki ahenksizlik iie bir de büyük mikyasta istihsal hırsıdır. Morise göre bu düşkünlüğün sebebi. tabiî bir faaliyet ve bahtiyarlık sevinci içinde bir arkadaşlık hayatı yaşamaktadır. Çünkü o da. bugünkü (teknik rasyonalizasyon) karşısında masal gibi kalsa bile onun şu kanaati her zaman dikkat ve hürmete şayan kalacaktır: " Eğer is. sanat üzerine olan fikirleri ilâ sosyetenin düşkünKiğü sebebi üzerine olan fikridir. Yalnız moriste. bir sistem hahne koyacak kadar fikir kuvveti gösterememiştir. . Amma o. Feriler arasındaki musavalsızük nasıl yok olmuş İse milletler arasndaki rekabet te yok oinsu^. umumî sahada. bunu i. Moristen evvel Ruskin de bu mealde fikirler öne sürmüştü. tahammül edilemez bir şey olmuş. Fakat Mbris.— 178 - kalmamış. bu rüyalarını. bunların rüya olduğunu saylıyor. O. Morisin sözleri. dikkate değer şey. Mes'ut ve neşeli ve " şahsî serveti atıp saadete kavuşmuş olan bu insanlar. 4 — Netice Bu mucizelerin nasıl usule geldiğini Moristen sortnıyalım. lükse karşı mistik bir fesahat iie soz söylemekle kahniştt.İle gösterdi.

Fransada ( Şarko ) ve diğer akü hastalıkları mütehassıslarının derslerime devam ettiler. ( M . anatomi ve fizik ötesi tahlillerle doludur.— 179 — W . Ceymis'e göre. Ceymis. 1900 den sonra yalnız Felsefe ile uğraştı. Babası mistik bir filozoftu. İngilterede kalarak nihayet ingiliz vatandaşı oldu Vilyam. Kendinden bir yaş küçük olan kardeşi ( Hanri ) ile beraber Fr an saya tahsile geldiler. Hanrı. I89O da yazdığı ( Psikoloji) si. 1902 de bir Psikolojik izahlar şaheseri olan (Varicties of Religions Expeiiencis = Dinî tecrübe başlıkları) nı yayınladı. 1842 de (Ncwyork) da dünyaya geldi. genç Amerikan devletinin ruhunu pek iyi kavrayıp ona en uygun bir şekilde hitap etmeyi bildi. Fizik ötesi demek: eşyayı en açık bir tarzda düşünebilme çalışmaları demektir. D . ince ve renkli tahliller yapma merakı onu Felsefeye çekip götürdü. Ameri kaya dönerek. Amer ikada hiç bir filozofun elde edemediği başarı ve halk arasında ün kazandı. Psikoloji olaylarını. Felsefeyi şöyle tarif eder: Eşya hakkında en iyi anlaşılabilecek bir şekilde düşünmek. . Felsefî ilk eseri ( The will to belive = inanmak iradesi 1897 ) idi. 1872 den itibaren ölümüne kadar ( 1910 ) burada hocalık etti. Ceymis (1842 — 1910) Vilyam Ceymis. ilk önce Anotomi. = Master Degri ) sini 1870 de Harvard Üniversitesinden aldı. FiziyoIoji ve nihayet felsefe hocalığı.

Eski ingiliz atomcu Psikoloji. Cermen Fizik ötesinin Pedantesk terimlerini hiç sevmez.bir mutâsıdır.— 180 — 1907 de mejhur ( Pragmatizm ) ni 1909 da ( A Pluralîsttc Univers — Çoklu kâinat ) île ( Hakikatin mânası ) Ölümünden bir yıl sonra 1911de ( Bazî Felsefe meşeleri ) 1912 dr de ( Radikal Amprizm denemeleri ) çıktı. Ceymis'e göre bu. Bu akım içinde fikirler meselâ kandaki yuvarlaklar gibi geçmektedir. bunu sokmamak için tıpkı bir hastalığa karşı uğraşan karan- . (Haris) ve başkaları Hegel felsefesini Amerikaya sokmak istediklerinde. . Ceymis. aktüalite ve reaHte aşkıdır ki Ceymisl pragmatizme çekip götürmüştür. Her şeyi bir döküm ve mâna içinde götür. Bu meselede işe psikoloji ile başlamış ise bu.koku. Fikir ve duyguların bir devamlı akımıdır. eşyanın .Fizik ve Kimyanın bir kopyasından ibarettir. lems ve kalıp şeklinde . Bu dokum. .ki eşyayı yan yana gelmiş ayrı ayrı fikirler olmak üzere alırlar. Araçsızlık. bazılarının sandığından çok daha ziyade İyi bir aynadır . bir nisbetler sistemidir. Tahlile ben de oradan başlıyacağım. Pragmatizm Ceymis'in düşüncesi ddma eşya üzerindedir. Düşünce bir akımdır. Fransız Ekolünün apaçıklığına vurgun olan Ceymis. Hiyum'un sandığı gribi sadece ayrı fikirleri kavrayıp yansıtmakla kalmaz. Felsefesini bilhassa bu son eserinde en açık anlatmıştır. fikri : haricî ve maddî realitenin bir aynası gibi kabul etmesindendir. Akım. onun karanlıklar içinde dolaşmayı sevmesinden değil.

işte bu ilkeye sarıldı. Bu da şüphesiz ki faydasız bir şey demektir. iyilik ve güzellik gibi. Hayat yolunda iyi olan her şey. Varılacak özel neticelerin önceden doğru hesaplanmasıdır. ebedî ve değişmez. (objektif nesnel) hakikat olarak alınır. "Nasıl hal ve hareketimiz için uygun olan yolun adı (doğruluk) sa. Bunlar Öyieaçık mâna kazanmışoldular ki sanki Eflâtun'un meşhur mağarasından bir öğle güneşi altıea çıktılar. Ceymis. (Uygunluk). Hakikat (iyi) nin bir türlüsü olup ondan tamamen ayrı bir sınıf değildir. (hakikat) de: objektif bir nisbettir. Yoksa sonu gelmez münakaşalardan başka bir şey çıkmaz. meydana getirtip getirtmediğine bakmalıyız. Hakikat demek. bir tecrübenin formülleşmesi." Pragmatizm. bîr fikrin menşeini arayacak y&rde. pratik hayata uygun ve başarılı olması demektir. O Felsefeye : " Bir kuru lâf harmanı „ der. Onları bu mehenge vurunca bir kimyevî tertipten elektrik akımı geçirmek gibi bir hal oldu. Nasıl ki (hükümler) ve (zaruretler) de böyle bir nispet meselesidir. Ceymis. onun meydana getiidiği neticelere bakar.— 181 — na doktorları ve memurları gibi uğraktı. «demişti. bundan ilhanı alarak. 1878 de ( Ch. . düşüncelerimiz için uygun olan şey de hakikattir. aynı zamanda hakikattir de. Ceymis. bunu felsefenin temeli olarak almıştır. Ceymis. (Spinoza). Peirce ) in „ Fikirlerimizi nasıl vâzıhlaştinrız?» başlıklı bir makalesinde: «Bir fikrin doğruluğunu anlamak için onun bir iş. Eski fizik ötesi problemlerini bu mehenge vurmağı sınadı. (hakikat) in yeni bir tarifini yaptı. Tabiat kanunları. geniş ve uzun vadeliliği de içine alır. Yoksa herhangibir nesnenin kopyaları değildir.

sorusuna cevap aradı. — İnsan. beşer hürriyetini kabul ederler. . zaruretlerdir. 2 — Sert ruhlular: dinsiz ve materyalisttirler.. ilkeler. iradesine sahip mî? — Elbette. Pragmatizm: (sonu ne?) yi aradı. Darvenizm: menşe nedir? (Neblöz) lere daldı. Skolâstik: Eşyanın mahiyeti nedir sorusunun cevabını aradı. Böyle ikisini armonize edebilecek bir fehefe var mı? Ceymis. Zira Determinizmce inanacak olursak Hint mistiklerinden farkımız olmaz. düşüncenin yönünü. karemser ve septikdirler. İdealist. Ploralistik. Belirgin ve dağişmez nasları. Mizaçlar bu bapta iki türlüdür: 1 — Yumuşak ruhlular: dindarlığa mütemayildirler. Zaruretleri dikte eden burhanlar değildir.. iyimser ve münisttirler. hadiselere kıymet ikinciden. Determinizim'i reddetmede birinci olmak üzere ikisi karmasidir. Bazt meydana vermede mizaçtan mizaçlar da bu ikisinden birer parça katılarak gelmiştir. zarurî farz olunanlar üstünden aşarak da sona. geleceğe ve aksiyona çevirmiştir. filân ve falan felsefeyi kabul ediyorsa bu (nesnel gerçek) i elde ettiğinden değil bünye ve mizacına uygun geliyor da ondan. Bu suretle o. meyvelere bakar. kategoriler. Burhanları bizi dikte eden. neticelere. bunu kurmağa uğraşmıştır. Meselâ Ceymis. İnsan. karanlıklarda dalıp kayboldu. FataÜst.— 182 — Pragmatizm.

hattâ felsefe bile bir vasıtadır. doğru bulmaz. Bu ihtiyat enerjiyi insanlar ve milletler. Diğer taraftan öyle bir felsefe lâzımdır ki kâinatı bir (şema) gibi değil. yani: Kâinata. Halbuki bunu asıl: Gene toprak açma. gibi (tabiatle mücadele) de harcamahdtrlar. bunları vereceği telâkkisini ilham ederek. Tanrıya iman pek mühimdir. Ceytnis. daha iyi ha- Onları almalıyız. bir uçsuz bucaksız sergüzeşt sahası g-ibi alsın. kanal kurma. Tehlikelere ve başarısızlıklara rağmen cesaretle ilerleme telâkkisini eski Yunanlılardan kalma bir anıt taş üzerindeki yazı pek güzel açıklar: «Gemisi. vazifesinin ferdlere hizmet olduğunu iyi kavrasın ve yapsın. muhit ve zaman) a vererek ferde kıymet vermemesini. der. ona göre esas... fırtına ile batmış bu sahilde gömülü bir . bataklık kurutma. öyle bir hükümet lâzımdır k(. muharebelere harcamaktadırlar. gerek cemiyet için ayrıca ihtiyat enerji daima vardır. Uyanık olma ve ahlâki hayat için. hayattan daha iyisini Eğer bizi bu sürmekte olduğumuzdan yata ulaştıran bîr fikir varsa. Bunu ispatlamak için Ceymis. bir çok mağlûbiyetler ve başarısızlıklarla dolu olmasına rağmen başarı ve zafer elde etmeği bilen insanlara. Her şey. Ceymis'e göre her insanda gerek ferd. manevî öte hayata inanır. ferddir.— 183 — Eğer sürmekte olduğumuz yaşatabilecek bir hayat varsa. Ceymis. (Tain) in her terakkiyi: (ırk. her türlü dinlerdeki insanların tecrübelerini (Dinî tecrübeler) adındaki eserinde göstermiştir. insanı iğnelesin.

İnsanın mukadderi hakkındaki bu büyük hakikate (Ceymis). Denebilecek bir şans. (The Wıll to blieve — inanmak iradesi) ile vardı. Akıl ve mantıkla vanlamiyan. Hoşça kaim.» Pragmatizm.— 184 — gemici size-yelken açmağı tavsiye ediyor ı Birçok cesur gemiler . . Her şeyin değerini (geniş fayda) ile ölçen (umumî menfaat) felsefesinde. Darvin'in: (En lâyık olan yaşayacaktır) mda. ingiliz tecrüfcî felsefesinde Ve Amerikan hayat telkinlerinde Jdir. ve çevirmiştir. (Con Doi) der ki: Kâinatı bir (olup bitmiş) bir şey gibi değil de bir şans sahnesi gibi almak.biz burada batarken • Fıttinaya mukavemet etmektedirler. ve tavsiye edilebilecek bir öğüt yok. Şopenhavr'm (irade) sinde. Bakon'un tecrübî ingiliz felsefesini bir kere daha hayatta kendisine çevirmek istemiştir. Bunu. Ceymis. ölmezden biraz öce yazarak masasının üstünde bulunan şu yazısı pek iyi anlatmaktadır: Kesin bir hükt"m ve netice yok.din mücadelesinde Kant ve Bergson gibi • Materyalizmin elinden dini kurtarmağa çalışmıştır. budur). Prağmatizm'in kökü: Kant'ın amelî aklında. Aliaha ısmarladık. Zaten birkat'î hüküm var mı ki ona dayanarak biz de bir neticeye varabilelim? (8u. Cemis'in yaaşdıği günlerdeki Amerikan hayatını aksettirmektedir. son zamanın ilim . Yoksa felsefenin eski (Hakikatin ne olduğu meselesini) hal ettiğine kendide kani değildir.

bu maddî ve adi zenginliğin altında . Bir çok insanların avamın . bir insanı kibre düşürecek . modern devrin ileri olduğunu ve daha da ilerlemekte olduğunu söyler. Müelliflerin çoğu. sebebi bu büyük dâhinin sıfatında. eski yunan edebiyatını derin mütalâa ve tetkikten sonra kendine mahsus bir Felsefe öne sürdü.•— 185 — Niçe (1844 — 1900) Üniversite prefösörlüğü ile işe başlıyan Niçe. iikrinde iseler de Niçe . Bütün felsefesini bu fikir üstüne kurar. yorgun ve uyuşmuş bir milleti uyandıracak hakikî bir din prensibi görüyordu. hastalıkla ve ıstıraplar içinde ve nihayet deli olmakla bitti. onun (Bayrot) itak muvaffakiyetini. 1 — Gerileme fikri: Niceye göre avrupa gerilemektedir. ( Vağner ) ile ilk evvel hürmetkar bir dostluk içinde yaşadı. Nicenin hayatı. Felsefesi. Yaşadığı devir hakkında Egoizm. Vağner'i ilk evvel âdeta perestiş ediyordu. fen ve tekniğin inkişafı diye övündüğü şeyler . korkaklık devri» der. hakikî enerji ve kahramanane büyüklük yoksulluğu görmektedir. 1870 . Sonradan Vağnerden nefret etmesi. Sonraları aralarında Şiddetli kalem münakaşaları oldu. inzivada. Son Almanyamn da en büyük muharrirlerindendir. modern Avrupa üzerine en derin bir tesir yapmıştır. vatandaşlarını yükseltmekten ziyade bozup alçalttığını söyler. fenalığı şümullendirmekten başka bir şey değildir Almanya. asıl ilerlemenin bu olmadığını cesaretle bağırmıştır. ve neticelerinde 1870 ten sonra verdi.1871 Alman muzafferiyetinin. bayağılık. maddî refaha daldıkça o.

Saadet nedir? — Bir mukavemeti yenme ve kudretin arttığını duymadır. hırîstiyanhk ile başlamıştır. Felsefesinde. Lüter diriltti» der.. böylece. eski Yunan ile Rönesans devresi. inişli çıkışlıdır. Nıçe hıristiyanlığın en büyük düşmanıdır. der. Fena nedir? — Kökü zâfta olan her şey. Üstün devirler. nura doğru çıkmanın yollarını gösterir.— 186 — kadar tantanalı ve bunda merkantil bir zihniyet görmesindedir... «Batıyordu amtna. 2 — Beşerin ülküsü: Bu halde gâb ilerliyen bu hayatin mânası nedii? Şimdi kendinden bazı parçalan alalım: "İyi nedir? — İnsanda. Niceye göre beşeriyetin büyük devresi. maalesef. Beşerin hayatı. bilhassa İtalyan intibah devrpsidir. Bulunduğu halden memnun olma değil. Zaitlere ve gerilere yardım etmek mi? — Bundan daha zararlı bir şey var mı? Zaiftere ve deklâselere yardımı emreden hiristiyanlıktan daha muzir bir şey yoktur. Miskin faziletli değil fakat değerli ve yüksek kıymetli olma. hıristlyanlığm meş'um ve iğiâl ettirici tesirlerini zamanımızda dahi devam ettirmektedir. gene gelecektir... Fakat Nicenin bir de (ebedî dönüş) nazariyesi vardır. Her şeyden evvel sulh değil. Ona göre demokrasi ve hürriyet gibi modern fikirler. Zaifler ve geriler mahvoisun.. fakat harp. fakat daha ziyade kudret sahibi olmayı arama. irade ve kudreti yükselten her şeydir. En fena bozulma. Devrimiz en düşük devirdir. İşte insana muhabbetimizin birinci prensibi. .

. 'İsaHa veya onun havarisi (Pol) da sevmediğim şudur: Küçük irsanlarm kafalarına öyle şeyler doldurulur ki sanki onların (küçük faziletlerinin) bir ehemmiyeti varmış. (fevkalbeşer) lere nasip olur. Birinciler. dünyanın gürbüzleri. samimî. Koyun kafalılık ve yumuşaklık bu dereceye çıkarılınca bu dünyada şöyle dursun. Beşerin tekâmülü için insanları asiller ve köleler diye ikiye ayırır. kendilerini her gün biraz daha en kvvetli ve en yüksek yapmağa uğraşan bir (güzideler zümres') dir. sathîlikten Ve gösterişten nefret. pek pahalıya mal oldu: Bunlar... modern medeniyetin bütün müsbet şekillerini ihtiva ediyordu: tefekkür hürriyeti. istibdada boyun eğmemek. kudıettileri. onları birtakım rüyalara sevketmek ve aldatmak demektir. (mes'ut olma)haklarından . Bu.— 187 "İtalyan Rönessans'ı. şahsî hürriyet. fenne ve beşerin fennî mazisine karşı heyecan. doğru fikirlere hararetle sarılmak. "Yer yüzünün en güzel çiçekleri: kuvvetli. Fakat beşeriyete bu. Fakat bu mertebeye yükselmek: pek asîl ruhlu kahramanlara. Hıristiyanlığın. cesaret ve kahramanlık meylinin yolunu sapıttırdılar. ahır ette bile hiç bir şey beklenemez. hür. Bunu.. Hıristiyanlığın yaptığı işte budur. 8u kahramanların işlerile zaif ruhluların ve kölelerin {küçük faziletlerim) mukayese etmeğe kalkmak. her fenalığa rağmen. insanı kendi kendini mahvetmeğe kadar götürdüler. en son vardığı altın devir idi. on asır süren orta zamanın. adam oğlunun en değerli vasıflarının kıymetini düşürdüler. ikinciler hastalarıdır. insanı asla (ebedî hayata) ulaştıramaz. kültür zaferi. sürünün bu (küçük faziletleri). pek ateşli anlatır: "Gürbüzlerin.

ya bizim arkadaşımız olunuz. der. yer yüzünde en yüksek noktai nazar bu olmalıdır. Bu tersine dönmüş dünya kahrolsun! bu utanılacak derecede yumuşamış hisler kahrolsun. Burada sesinin tonu. bir gerinin hastanm ve zaifin egoistliğe hakkı yoktur. bırakınız temiz hava girsin. Hastaların gürbüzleri de hasta yapmasına meydan verilmemelidir. 2 — İnsana pek fazla merhamet etmeden. neticede itiraf eder. gittikçe yükselen bir insaniyet meydana getirecektir.. Egoistliğe gelince: Niceye göre. Yahut bizden ayrılıp inzivaya çekiliniz.. Bununla Nicenin pek meşhur (fevkalbeşer) meselesine geliyoruz ki bu (üst insanlar). 3 — Fevkalbeşer. Buna ulaşmak için. Kollektif. Liriktir. bugünkü beşeriyetin yirine kaim olacaktır. 1 — İnsandan nefret etmeden. bilâkis bir fazilettir: Bu seçme. işte ancak böylelikledir ki kendimizi —hiç olmazsa bir müddet— bizi tehdit eden iki müthiş bulaşık hastalıktan koruyabiliriz.— 188 — şüphelenmesi ne büyük ve ne meş'um bir hatâdır. çünkü böyle olmak zarurîdir.: sert kavgacı ve egoist görünür. şairanedir. onlarla karışmaması lâzımdır. anonim ve teknik bir muharebe değil. Fakat şunu ilâve etmek şartiyie ki bundan (ferdî cehd) mânası anlaşılsın. artık filozof gibi değil. Kavgacılığı da doğrudur. Dostlar. medeniyet üe komşu yapmayınız. öyle ise. Muakis kutuptan . Hastahaneierle timaı han eleri. evvelâ gürbüzlerin hastalardan ayrılması. İyi arkadaş. coşkundur. Amma beşeriyeti yükselten bir adamda olunca bu. İlk bakışta bu ahlâk. Vakıa sertliğini.

. Amma sizde solucanlıktan çok şey kaldr. Şimdi de insan. der. Bunu izhar için «arza ve toprağa sadık kalmak> lâzımdır. bugünkü insan da öyle bir mahlûk kalır. Bundan sonra. "İnsan... "Şimdiye kadar her varlık.. dünyayı. hıristiyanlığın incili fena haber. her engele üst gelmek mecburiyetinde olan bir varlıktır. kendinden daha üst bir şey yarattı. t Yan i alelade insan olmıyarak (üst insan) olmaktı?]. "İnsanda büyük olan şey.. size (üst insanın ne olduğunu söyiiyeyim: «Üst insanın. "İnsan. Evvelden maymun idiniz.. e s k j _ ^ k jcıyjnetlejlnita bilhassa îııristtyanlığmkinin' tamamen zîddlnidîr7~Hârfi harfine . "İnsana nisbetle maymun nedir? Mukayese edilemiyecek kadar geri bir şey değil mi? (Fevkalbeşer) yanında. şimşeklerin öncüsüyöm. 4 — Netice Nicenin ahlâkı.. bulutlardan düşen ağır bir damlayım.. arzda (üst insan) hükümran olacaktır. Asıl (iyi haber—İnci!) foeiiimkf. hıristîyanhk zehirinden kurtarmağa davetli görür. hıristiyanlığm aîlahı ölmüştür. Fakat bu damlanın adı: (üst insan) dır... yıkıcı haberdir. Siz bu büyük dalganın geriye çekilişi misiniz? Daha açık tabir ile (insanın üstünde bir varlık) olacak yerde hayvanlığa dönmek mi istiyorsunuz?. "Siz solucandan insana kadar yükselen bir yol geçtiniz.. Nice diyor ki. hayvan ile (üst insan) arasındaki uçuruma Icurulmuş bir köprüdür. maymundan daha maymundur. köprü olma istidadıdır. şöyle diye bilmelidir: ben. "Ben..— 189 — bir Isa gibi olarak kendini.

temel kültürünü tarihten aldı. Bu müteazzim ahlâkın tehlikeli noktaları oîacsğı şüphesizdir. Bütün mahlû'ilara müfrit bir muhabbet ve merhamet: en geriler en Önlerdir fikri. Fakat hayat bunu da -hirisîlyanlığ» yaptığı gibi. Taiihçİ idi. onu kolayca İstikbale ait düşüncelere sevkedebilirdi. Nicenin (üst adam) i. . . insanlığın istikbali ile hararetli meşgul olmuştur. Eserleri tedkik edilince görülür ki Fransm istikbal hakkında üç muhtelif görüşü vardır. Anatol Frans ( 1844 — 1924 ) Romancı Anatol Frans. kahramanca yüksek idlere sarılan ve yepyeni bir insaniyet yaratan bir varlıktır. Maziye zevki ve vukufu. fenalığa karşı mukavemet etmemek ve saire bu dünyada olmıyacak şeylerdir.— 190 — ahnsrsa htrisHyanhk esasen ütopik bir şeydi. fanidir gelip geçicidir Nevi beşs- . Esasen bu mevzu ile meşgul olacağı tabiî idi d e . Birincisinde hâkim olan. Niçeninkinde muakis kutuptan ifratlar vardır.düzeltir. kendi iştihalannı tatmin eden bir insan değil. yalnız kuvvete tapar. Beşerin hayatı namütenahi olmayan tabiat şartlarına dayanmakta olduğundan. Çünkü Frans. O zeman enerj yi ve kahramanlığı tahrik eden bir vasıta olur. fennî mülâhazalardır.

fakat durmadan ve daimî bir su* rette hakimlerin rüyalarinı tahakkuk ettirmektedir. Parise ayak basınca nikbin oluyor. (Septik filozofu) nunkidir. Dreyfus meşalesinin. Bunda Vılyora Moris ile Vels'den ilham almıştır. Bu felsefeye göre insan.— 191 — rin ömrünü pek te geniş olmıyan bir zaman sahasında görür. "Beyaz yol üzeıinde. ütoplye benzer bir şey yapar. Fennî bir şeydir. Ancak hakîmane hareket edenler. Bunun tasviri de « Epikürün bahçesi » eserindedir. "Ce'Iie des Piyoninsn eserinin tasvir eder. içtimaî aksiyona inanmıştı. Frans. Anatol Frans'm ruh ve hayatında uyandırdığı heyecan ve nikbinliktir. Güneşin harareti kesildiği gün nev-i beşer de yok olacaktır. eserinde. son fasılları bu tezi Üçüncüsü. şüphesiz. Frans'm esas fikri. 2 — Usul ve istikbal hakkında tahmini Evvelâ şunu söyliyelim ki Anatol Frans'a göre ütopi. kendilerini kurtarabiliiler. Mösyö Bergeret. ve adalet ve hakikatin en son zarurî zaferini ilân ediyor. ihtilâl ülkücülüğüne. İkincisinde hâkim olan telâkki. terakki fikrine inanmaz. Nok- . bir şeyi tamamen anlıyatnamak zâfında herkese karşı müsamaha ve gâieryüziülük ile hareket etmek kaynağı bulmalıdır. Bunu «Jerom coignard'ın fikirleri» eserinde izah eder. güneşin soğumasını o kadar uzak zamanlar da görüyorlar ki nevi beşer için hemen hemen namütenahi bir devre göstermektedirler). ( Maamafıh şunu da kaydedelim ki bugünkü fizikçiler.. Renan'ın statüsü önünde Frans: «İnsaniyet. O hâdise karşısında Frans. Bu telâkki.. ağır ağır.. der. beiki budur. Sosyeteler ise «yıkma ve yeniden yapma» gibi bir batıl devir üstünde dönerler. serseri bir hülya değildir.

mevziidir. Bir asırdanberi küçük sanatlar yerine büyük sanatlar sermayesi kaim oldu. O mazinin mabedi ve neticesi de bize tamamen meçhul kalamaz. bugün inhitatına şahit olduğumuz hıristiy anlığı tasavvur ve temsil edebiliriz. kalbimizin arzu ettiği bîr şeyi tahakkuk ettirmek için hayalimize kuvvet vermek demek değildir. sonra satın alman köleler. fik evvel esi?ter çalışıyordu. Meselâ. işin şrkli. Vebadîsatm tetkiki ile çizilen münhanî üstünde devam eder. oldukça iyi biliyor. bugün şahsî mülkiyet şeklinde olan istihsal vasıtalarının istikbalde bırgün nasıl bir şekil alacağı da anlaşılabilir. kısmen bizce malûmdur. Daha sonra ücretliler. geniş mikyasta rol oynıyan. nin kıymeti. "Mademki insan cemiyetlerin mazisi.— 192 — ta i azimet?. Şimdi bu sermaye yerine kaim olacak şekil aranılabüîr. yeni bir istihsal şekli daha tesbit edilebilir. Çünkü istikbalde olacak şekli tayinde. bir (içtimaî faraziye) dlr. birtakım derişikliklere maruz kalmıştır. Bilhassa Romanın (taaddüd ele) devrini. Dinlerin hayat ve mematı hakkında beşerin bazı tecrübeleri var. muharririn hissi bir tercihi oluyor. sulhçu mu olacağı da ayni suretle aranılabilir. Ortazaman derebeylerinin elinden kuvvet ve kudretin nasıl istirdat edildiğini mütalâa etmekle. Ta menşedenberi hadiselerin akışı itibarile bir (tıtimal). Bu ezah devreye göre. Bazı içtimaî hadiseleri müşahedemiz altsndi bulundurmak ve bunların ne gibi şartlar altında vuktîa geldiğini tarif ve tayin etmek mümkündür. Başka bir misal daha alalım. Bunu-ila beraber bu çeşit "fennî. Bu zaviyeden bakılınca ütopi. .. Müstakbel beşeriyetin kavgacı mı. elbette tam ayar değildir. Buna bakarak.

zarif konforlu ve oldukça münzevi evlerine çekilebilecekler. Girdiğim cadde. inzivası tadı tatabilecek. Makinelerin çıkardığı gürültü. Büyük şehirler. yüzüme vuruyordu. penbe evler bulunan uzun bir cadde boyunca gidiyordum Kırlarda aîev ve dumanlar saçan çelik (sirk) lar var. Frans. Hasıl ettiği rüzgâr.. 4 — Kollekivizim. çayırlar değil. Burada inekler otluyordu. Yalnız bunun sadece istihsal vasıtalarına ait bir iştirak olduğu pek vâzih olarak görülür. Nakil vasıtalarındaki terakki. sana diyorlar ki bizim sosyetemiz. Herkes. Anatol Frans'ın rüyasında bizi alâkadar eden trenler. muhtelif şekillerde fakat hepsi mini mini. şehir ile köy arasındaki tezadın kalkmasıdır. 13 . Bunlar trenler ve otolar idi. Eski bildiğimiz kollekivizimdir. kafamı patlatıyor. Bu mintakada bir korku kanad germişti. güme güme ağaçlarla süslü ve içinden çay geçen bir çayır ile nihayetleniyor. şahsî mülkiyetin tamamen ilgası üzerine kurulmuştur ve sen zannediyorsun ki kullanılan eşya ve moblelerde d ahi F. fabrikada altı saat çalıştıktan sonra.. Anatol Frans'ın ütopik cemiyetinin prensipleri. federalizim. (metropolis) ler yerine. öyle bir nüfus muvazenesi yapıyor ki vatandaşlar. orijinal şeyler değildir. şehirler ahalisinin dağılmasına müsait bir şekle girmiştir. işinden çıkınca bir "epikör. "Hipolik. Gözlerim bu tazelikler ile mest iken dümdüz ve doğru bir yoldan birtakım gölgelerin koştuğunu gördüm. sulhçuluk. tahayyül ettiği yeni âlemi rüyasında görüyor : Parmaklıklarının arkası yeşil yapraklı nebatlarla süslü.— 193 — 3 — 2270 senesinde hayat Anatol Frans.

işin meyvelerini bir şahsın veya bir grup eşhasın yemesi ihtimalidir.— 194 - şahsî mülkiyet yoktur. Avrupa federasyon devresine girerek federal bir komite tarafından idare olunacak. KapitaHstler ile patronlar pek büyük gruplar teşkil ederek. istihsali tanzim ve rekabeti kaldırmağa teşebbüsler et' tiler. Bununla beraber daima az çok kazandı. istihsaldeki ahenksizlik ile rekabetteki delicesine hareketler. kendi kozuna hizmet eden şefleri attı. karanlıklar içinde. felâketler meydana getirdi. Bizim yıktığımız şey. madenler. adalet ve aklın icabet tirdiği yeni sosyeteye geçid nasıl olacak? Anatol Frans'a göre Avrupada bu geçid. Fena anlaşılan ve fena tanzim edilen bu teşebbüsler. büyük karışıklıklara ve ihtilâllere sebep olacak ve sonunda yeni nizam doğacak. Proletarya gâh galip. Amma bu böyle değil. Bizim lâğvettiğimiz mülkî şahsiyet. intizamsız bir mücadeleye girdi. Kendi sinesinde de mücadeleler yaptı. 5 — Eski sosyeteden yenisine geçid Kapitalist eski sosyeteden. yollar ve sairedir. kanallar. Kendi içinden partilere ayrılması ve hatâları yüzünden tamamen kaybettiği s. Bu anarşi devresi boyunca sınıflar mücadelesi de körcesine ve müthiş oldu." . geçen asır Avrupasını şöyle tasvir eder: '"Yirminci asrın nasil iktisadî karışıklıklar doğurduğunu biliyorsun Kapitalizmin hakim olduğu son yüz sene içinde.annolunuyordu. Sulh: müessir ve ahenkli bir organizasyon mahsulü olacaktır. Frans. uçurumlar içine yuvarlanıp gitti." Federalizmi ise. Yoksa etrafımızdaki kullandığımız eşyanın mülkiyetini yıkmadık. Avrupa milletleri arasındaki hu' dutları kaldırmaktır. gâh mağlûp oldu. Bir lâmba veya bir koltuğun mülkiyeti değil. istihsal vasıtaları. toprak. Bu suretle harb de kalkmış olacak.

— 195 — Anatol Frans'a göre ihtilâl. Vels [ 1866 — 1947 ] İşte yirminci asrın başlarında kurulmuş bir ütopi daha. öyle yeni bir içtimaî nizam kurmağa mecbur edecek.. vasati tipte adamlar olup işlerin gidişi bunları.. günün meselesi üzerinedir. üçü birden hemen ayni tarihte birer ütopi edebiyatı yaptılar. Avrupa milletlerinin çoğunda. devam etmektedir. kendileri dahi istemedikleri halde.. Anatol Frans. Ona göre Avrupa milletlerinden her biri bir (rasyonalizm) devresi geçirdikten sonra nihayet uçurumun öte başında ön dört emeKçinin muvakkat diktatörlüğü ile bir federasyon ittihadı kurulacak. Şurası kafi ki bunlar Avrupanın bu yeni cereyanına karşı gitmiyecekler.. H.1 . Bir yüksek cemiyetin*. Eseri. orijinal bir şey olmayıp fikirleri (Popularize) etmekten ibarettir. ancak herkesin kendi işini çok iyi yapmasile olacağına kani bulunuyor.» Bu son ibare gösteriyor ki tarih kültürü derin olan Anatol Fransr «kahraman> lara tapmıyor. Vels. Yani cemiyetleri yaratanın müstesna adamları olduğuna inanmıyor. Fakat ilk ikisi kendi muhayyilelerine dayandıkları hal. büyük Lir deha ve müthiş bir enerji gösterecek de öyle olacak.. Han Reyner. Diğer bazıları da bu 14 ler. «Bazılar» derler ki bu 14 adam. Ve sanki fennîdir de.. G. 5 — Netice Anatol Frans'ın ütopisi.

sadece hayaien kurmak veya bu gün mevcut olan hayatın zıddını almak değildir. Onda. eserleri bundan bahseder. istikbale doğru uzatınca ne netice alınacak? "Zaman istikşafı makinesi. . Fakat bunlara da metodla. Vels'e göre ütopi . başlıklı yazıları. arzımıza benzer. Romanlarında kara bulutlarla ve felâketlerle dolu olan günler de vardır. Fakat "Modern bir ütopi. Vels'in ütopisi. eserine terbiyevî bir karakter verdiğini iddia etmektedir. iş bu muhayyel hayatı. Bunu yalnız okuyucunun muhayyilesini kamaştırmak için değil. parça parça bazen şehircilikten. aklı selim ile varır. Amma bazı yerleri de müphemdir. ününü: fennî usulü mahirane kullanmasına borçludur. bugünün müesseselerini ve kendi tesisatlarımımı daha uygun ve daha tesirli bir tarzda -bulmalıyız.. 2 — Yeni insanlık Mesele : ilerilemiş yeni bir hayatı.— 196 — de. bazen ahlâktan bahsedip. 'istikbal hakkında haberler.. 1 — istikbali keşif metodu Vels.. değişince veya en yüksek noktasına varınca beşerin hayatı için ne gibi neticeler verir? Halihazır vaziyetini. İstikbal hakkındaki fikirleri. muhakememe ile. iyimser değildir. toplu ve vazıh bir noktai nazar veremediği . ile "Uyuyanlar ne vakit uyanacak?. bir içtimaî faraziye şeklinde gösterir. Bunda hayal ile felsefe birbirine karışıktır.için o kadar da dikkate şayan değildir. herhanğibîr uzak adada kurmak ta değildir.. Filân tabiî şart ve vaziyet. üçüncüsü. Vels'in sistematik eseridir. eseri. bu günkü varlığın normal ve muvazeneli bir surette inkişafıdır. bazen teknikten.

tek bir devlet olacak Toprak bu devletindir. içtimaî rejimleri de şöyledir. Şöyle ki her ne zaman nerede isterlerse orada hazırdırlar. hürriyet için Dünya. însanlar. işleri tevzi edecek. Bütün istisalâatı kontrol ve idare edecek. Devlet intizam ve asayişi temin edecek. bugünkü gibi . bu teşebbüslerin hür çalışmasını temin edecektir. Devlet. Devlet tarafından istihsal olunan enerji. denizler ile bulutlar arasında. ve tediye ettiği ücretler. . Bu ikisi arasındaki yerlerin ikamet edilmeğe yarar bir hale getirirmek içindir. Orada sosyete parçalanmış değildir. fertler için tesis edilmiştir. denizlerden bulutlara çıkan ve bulutlardan dağlara.— 197 — Yalnız arz ve hayatımız. Bütün enerji kaynaklarının sahibi hükümettir. Gıdayı devlet veya mümessilleri istihsal edecek. "Bütün dünyada hüküm süren. Dünyanın herhangibir eyaletinde yerleşmeye ihtiyaçları yoktur. insanî noktai nazarımıza göre dağların ve denizin yaratılması sebebi. geniş şahsi teşebbüsler sahası olacak ve devlet. yarı göçebe haldedir. Yükseklikler ve çukurlar arasıada olan bu metevassıt sahadır ki asıl yeni hayatın cevheri ve meyvesi teşekkül edecektir. yollara bakacak adaleti idare edecek . Böylece devlet. ovalare denizlere düşüp gene denizlere ulaşan sular gibi olacak. o muhayyel hayatın bir müsveddesidir. nakliyatı dernhte edecek . araziye feodalite tarzında mütesamftırlar. Kanun. Mahallî büyük hükümetler ve belediyeler. İşte model ütopinin temel kanaatleri . 3 — Ütopiden bir manzara Vels'in maddî teşkilâtının teferruatına girmiyerek yalnız mühimlerini zikredelim : Evlerin. ferd için. Bu ırmaklar sistemi gibi. Bunlar işletirler. tecrübe etmek ve değiştirilmek başka kahplaa sokulmak için vardır.. dil de birdir.

sınaî ve şehrî medeniyet daha mükemmel tatbik edilmiştir. Sonbahar aylarında. Bir de. fen ve felsefeye aid olgun kitaplar... Burada fikir ve muakale cereyanlarının büyük mecmuaları. 4 Samurayiler Eserin en dikkate şayan kısmı. giriliyor..... palmiyelerle. sabah aydınlığı içinde.. Görüyoruz ki Vels'in ütopisi.* Binlerce insan. eserin en mühim parçalarından şunu zikredelim : "Merkezde. son asnn dört köşeli kutulara benziyen mimarisinden kurtulmuş. Umumi yolların sağ ve sol taraflarındaki (Platform) larda şen insanlar yürümekte.. geniş meydana doğru gidip gelmekte. Yalnız bunda fennî.— 198 — hizmete muhtaç olmiyacak surette teşkili: hastalıkları ve cinayetleri gittikçe yok eden sıhhî bir siyaset... denize doğru akan. Üniversitenin yanıbaşında muazzam kütüphaneler ve pek zengin müzeler var. Bu yollar. bu kubbelerin altında mistik akşam karanlıkları güzellikleri.. evvelden taşlarda meydana getirdiği güzellik. Ötede. gerek madedleri ve Roma münhanileri tarzında binalarla süslü.. Buraya.. asil bir saraya girer gibi. Caddeler. . Yani medeniyetin nimetlerinden herkesin istifade etmesi düşünülmüştür. yeni başka malzemelerin tabii güzelliklerinde yaşamakta. modern şehirlerde görülen bir şeydir. • . Büyük kemerler üstünde cam kubbeler. gerileri ve bedbahtları terbiye edip yetiştirebilecek bir içtimaî siyaset. binlerce profesörü ve onbinlerce talebesile kudretli bir üniversite var... dokuzuncu fasıldır. kıyıları ağaçlı bir ırmak. halkın boş zamanlarını güzelleştirmek için en güzel edebî eserler meydana getiriliyor. Gotik tarzın. küçük ağaçlarla ve statülerle süslü geniş bir meydana çıkıyor.

Hayır. Vels Samurayilerle olduğu kadar herhangibir din ile mukayese ederler.. Vels'in istediği de. ilca ve heyecanlan inzibatlaştıracaklar ve vatandaşların ahlâkını. bu türlü idarecilere. cehd ve teşebbüs kabiliyetlerini inkişaf ettireceklerdir. Vels.. Samurayi'ler sınıfı diyor. Bu işde Vels. Gene bu idareciler. Çünkü bu sınıfa kabul veya bundan ihraç olunma. rejime iman etmiyenler tabii iktidar mevkiine getirilmez. Prensibe. İçtimaî hakikatleri bulabilmek ve bunları insanJara teklif edebilmek için. Vels. . idare adamlarında şu meziyetler olmalıdır. âdi insanların hırsını kabartacak surette şatafatlı tutmaz. düşünce. (Prensip) i= ayinsiz ve nassız felsefî bir (deizm) dir. bir nevi dindir. Japoncadan alarak. Bütün dünyayı idare edecek olan cihan devletini. Hasbiyet. mesleğini kat'î surette tayin ve kabul. (prensip) i kabul veya reddetmeğe tâbidir. şu fikirden yürür. idarenin başına öyle adanv lar getirmelidir ki bunlar ne şahsî menfaatlerini ve rahatlarını düşünsünler. dinî tarikatlerin mümarese usullerinden istifade etmişe benziyor. kilitlenmiş bir kast değildir. Fakat bu sınıf. düşüncede ihtisas. Bu güzide sınıf. Ruhan asıl ve idareye fıtraten müsteid bir zümre tarafından idare edilecektir.— 199 Bu fasılda muhayyel sosyetenin mukadderatını eline alacak seçme insanlardan bahsedilmektedir. iktidar mevkiini. Filhakika gayesi buna pek yakındır. ne de sadece iktidar mevkiinde bulunmak arzularını tatmin için idarenin başında bu lunsunlar. tesanüd ve enerji itibarile en yüksek bir sınıf yaratmaktır. hayır. sebat.. İktidar mevkiinde ancak vatandaşla! ı ahenkli bir surette idare etmek için bulunur. ne de liberal demokrasidir.. bu Samurayi'ler idare edecek. Bu muhayyel sosyete: ne bir imparatorluktur.

gurur ve diğer bütün arzular kendilerini tatmin eden bir çok vasıtaların mevcud olduğu bir devirde. dini de snsuzluk gibi. beşerin yardımlaşması ve beşer hayatının tekâmülü meselelerini ikinci plâna alıp aydınlatmalıdır.. günlük kokulu. der. ergenon musikiii dinleri alkoldan teselli aramağı menettiği gibi. dinlerin kabuklarına. ayni zamanda hem sağlam. fantazi ve masalalıktan üst tutulmuş olduğunu söylerler. ile "makul olma. 5 — Netice Vels.. bunların üstündedir. "müsbettir. hem yumuşak metodu vardır. bir romanlaştırılmış sosyolojidir. iyidir. Vels'in dini. Samurayiler.. Onları harekete getiren kaynak: şahsiyetlerinde. hayatın gizli ritmlerinden ayrılamıyan bir şeyi kabul ederler. kozmogonilere. Samurayiler.meneder. formüllere bağlanmazlar. Vels'i tedkik edenler d e : programının tanziminde: "imkân. Onlar. hıristiyanlığın «aslı zelle» fikrini kabul etmemektir. . Velş'in eseri. arzusunun. Vels'e göre insan...nasıl bozulabilirse dini teşkil eden arzular huzmesi de. mülâhazah ve sükûnetli tefekkürierindedir. fena ve lâkayd insanlar tarafından bozulabilir. Susuzluk. Samurayüere: mabedleri tiyatro gibi olan şaşaalı. John Dewey 1856 Con Doi'ye göre felsefe : ilim naziresini ve dinî meseleleri ikinci plâna bırakarak. bu modern ütopsinin: masallar âleminde bir seyahat olmadığına kanidir.— 200 — "Bir muhayyel sosyetenin dininde temel prensip.

Bu takdirde terbiyeye: bir (olgunluğa hazırlık) gözü ile değil. ) ve M. bilfiil hiç iş görmiyen (serbest meslek) sahibi insanlar yetiştirme demektir ki bir Aristokraside boş vakitleri çok olan insanlara bu belki uygun bir şeydir. her nesil. Fakat yalnız bir iş başındaki arkadaşlıktır ki demokrat insanlar yetiştirir. küçük çapta bir atölye ve cemaat olmak gereğindedir. bizzat iş ile vermek mecburiyetindedir. gençlere kitaplar vasıtasıyla değil. Başka bir deyim ile okul. edebiyattan ziyade tecrübî bilgileri tavsiye eder.— 201 — Bu ancak. ötesi işlerdeki tecrübelerimizden edeceğimiz istifadeye bağlıdır. iş vasıtasiyle ruhun hiç arasız gelişmesi. Endüstri ve demokrasi memleketi olmak istiyen bir millet. Fakat bu tecrübî ilimlerin. ve hayatın hiç arasız aydınlanıp durması göziyle bakılacaktır. çocuklarına bilgiyi. zihnî gelişmenin bir (iş alet) i olacaktır. Burada her hangi bir şeyi öğrenme: pratik ve deneme ve hatâ (Trial and errorj metodiyle olacaktır. Bu zatın baş eserleri şunlardır: Avni Başman'ın tercüme ettiği ("Demokrasi ve terbiye. (Liberal terbiye) demek. ( Doi ) nin felsefesi : Terbiye meselesini merkez olarak alan bir felsefedir. bizzat pratik işlerle mal edilmesini ister. Burada disiplin ve güzelliğe de içtimaî ve iktisadî nkam için zarurî göziyle bakılacaktır.okul. Endüstrici bir memlekette. Orta çağ döküntüsü Skolâstik usul ile beceriksiz ye sonradan görme insanlar yetişir. ( Liberal terbiye ) taraftarı değildir. kendinden sonraki nesli daha mükemmel yetiştirmekle mümkündür. Hakikî terbiye ve kabiliyeti okulu bitirip hayata girdikten sonra elde . Bir Demokrat ve Endüstri memleketine hiç gelmez. kitaplarla değil. Baha Arıkan'ın tercüme ettiği " Nasıl düşünüyoruz ? „ adlı kitaplarıdır. (Doi) de Spenser gibi. terbiye işinde.

Dekart'm* "maddî varlıkların vücut sahasına tedricen çıkmış olduğunu kavramak. Bergson'un (hayat hamlesi) hakkında: "bunlar mevcut olabilir. Kâinatı: -tamamen bize taallûk ettiği noktalardan hadisatın cereyanına hâkim olamıyacak surette . Zekâ.) Ne eşittir ki o bununla oluşu (tekevvünî) ve deneysel (tecribî) fikirleri yani bir kavram ile incele meğe başlıyordu Eşya ve kâinat.idealize ve rasyonalize etmeği hiç doğru bulmaz. Şopenhavr'ın (irade) si. ENSTRÜMANTALtZM — ALETÇİLİK (Doi) nin tekâmül nazariyesi telâkkisindeki hususiyet şudur: Beden gibi ruh da. en aşağı şekliden başlayarak tekâmül etmiş bir şeydir. darvenizimdir.. Şu ( nötre ) tabiat kuvvetlerinde değildir. birden bire ve mükemmel olarak kavramaktan daha kolaydır. insanın yaratıp taptığı kuvvetler kadar .. (Doi) de Beykın.her şeyi tahrip edici değildir. bizim içimizdedir. bulundukları muhitteki mevki ve işlevlik (Fonksiyon) lan bakımından izah edilmeğe muhtaçtır. (yalnızlık) âleminden bu iş ve hareket dünyasına insanların seyyâl ve kaypak işlerini görmek içindir.909 — ediyoruz. Darvinin neviler hakkındaki sözü (Galile) nin: (e pur si muove — bununla beraber yer dönüyor. (Doi) bir tabiatçidır. hayat mücadelesinde. Ancak bunlara âdeta perestiş edercesine bir mevki vermek doğru değildir. mezarın kapısına kadar devam edecektir. Ülûhiyet. Bunun içindir ki terbiye denik^ ş ey.ekseriya .. söziyle bû oluş. nazariyesi meseleyi tamamlıyor. . der% Yine der k i : şu kâinat kuvvetleri. tabiatüstü sebepler bakımından değil. daha mantıkî oluyor ve sonra Darvinin "neviyierin menşei.. Yese inanmaklığ mız lâzımdır. Onun azimet noktası.

(bütün sahalarda natüraiistik görüş ve telâkki kabul edilmedikçe) başlamıştır denilemez. Fikirler. Biz şuurun (Statü) sünü değil. 'Platonun eserlerini okuyunca alıyorum ki felsefe. Fakat Sperıser'in anladığı tarzda pasif tertipten düzeltmeler değildir. "Felsefenin işi : haricî âleme nasıl vukuf peyda edebi- . iki asır boyunca : otoriter dinle. ingiliz felsefesinde de içtimaî endişeler asıl felsefî meselelerin gelişmesine engel olmuştur. Modern çağ. Kâinatın künhünü bilmek için değildir. herhangi bazı hareket ve ( behavior ) larımız içindir. "Muhite tam bir intibak demek. siyasî bir esas ve misyon ile yani âdil biv içtimaî nizamın ne olduğunu aramak kaygusiyle başlamıştır. Bütün tepkilerde esas nokta : muhiti ve tabiatı kontrol etme arzusudur. Mili ayarındaki pozitivistler gibi. Bu sebeple biz hâlâ Ortaçağ zihniyetinden tamamen kurtulmuş değilizdir. metafiziğe. ruhun maddeye ircaı demek olmayıp ruh ile maddeyi teolojik bir telâkki ile değil biyolojik bir telâkki ile kavramah demektir. ölüm demektir. Düşünce. Felsefenin derdi: felsefe meseleleriyle din meselelerinin birbirine karıştırılmış olmasındadır. Fakat bu. Tıpkı bacak ve diş gibi o da bir alettir. tepki çeşitlerini incelemek zorundayız. Herhangibir muhitte bir uzuv veya uzviyet itki ve tepkilerle yoğuruîarak bir şekil alır. Alman felsefesinde dinî işler. Dimağ bizde. Spenser ve S. federal aristokrasiyi temsil eden idealizm ile dinli ve müterekkî demokrasiyi aksettirmeğe (ihsascıhk) arasında hararetli mücadeleler devam etmiş ve bu mücadele hâlâ bitmemiştir. işi tam bir tertip ve düzeltme yolunda hayalî tecrübe ve temaslardır. öte âlemi aramağa dalmıştır.— 203 — Hobs. herhangibir şey karşısında bir (yeni intibak) aletidir. Teolojinin bir yansısı nazariyle bakmaktadır. Fakat bir müddet sonra.

bilgiyi ve arzuyu sentezleştirebilme ve ahenkleştirebilmedin (Fikir) i anlayabilmek için onu kendi hususî durumunda ne olduğunu kavrayabilmek gerektir. Düşünmek ve muhakeme etmek mantıktaki (mukaddeme) lerle deği! (güçlük) lerle karşı karşıya gelmekle olur. Yalnız hususî bir hadise ve muhitte değil herhangi bir kültür muhitinde de mevcuttur. Speaser bile Kant'm kategorilerinin yani tefekkür şekil ve itiyatlarının doğuşul (irsî) olduğuna kani idi. Ve bunlarla yoğurulur. Bu okadar çabuk vukua gelmektedir ki bunu biyolojik bir veraset zannedenler bile vardır. Tefekkürün ilk mütemayiz vasfı: olayları karşılıyabilmek ve onları en son noktasına kadar inceleyebilmektir. içtimaî bir mahsûldü de.— 204 — liriz ?l|olmayıp _ . Bundan başka tefekkür. içtimaî bir terbiye ile mühim miktarda tadil ve kontrol edilebilmektedir. İçtimaî muhitin bir timsali olur. ki bunların büyük insanlardan çocuklara verilmiş zihnî itiyatların içtimaî bir geçişi olması daha ziyade muhtemeldir» Umumiyetle iç güdülerin rolü hakkında ifrata düşülmektedir. diline ve kelimenin fikirlerine ve mânasına bağlıdır. teveffuk ve hakimiyet insiyakları da içtimaî tesirler . Çocuk.ne gaye ve maksat uğrunda .. Tıpkı bunun gibi kazanç. Sonra bu' faraziyeyi. Cemiyet nasıl fert lerin mahsûlü ise fert de içinde yaşadığı cemiyetin mahsulüdür. _ Felsefe : ihsasları ve bilgiyi tahlil etmek değil.haricî âlemi kontrol|altına almağı nasıl elde ebebilirizdir. (Güçlük) karşısında insan bir faraziye kurar. müteaddit müşahede ve tecrübelerden geçirir. tarzlarına (oylaşma — Konvansiyon) larına. Halbuki en kuvvetli içgüdü olan cinsî insiyak bile. içinde bulunduğu cemiyetin: âdetlerine.

En iyi insan: bulunduğundan daha iyi olabilmek için daima didinmekte olandır. dinamik olandır. (Nedenlik) kanununun ortadan kalkışı değildir. (Beceriksizlikle arkadaş olan bir iyilik^ topaldır. En son gaye: mükemmeliyet değil. karşısında bulunduğu meseîeya bilgisi nispetindedir ki hareketlerinde hürdür. İnsan tabiatinin değişme derecesine bir hudut yoktur. daima harekette ve didinmekte olmadır. Çevremizde gittikçe daha kuvvetli teşekkül etmekte olan endüstri hayatının sun'î muhitine. îrade hürriyeti. (Olmaz) yok. Mukadderatımızı değiştirme. (İyi olmak) demek itaatli ve zararsız olmak demek değildir. Eğer zekâ yok ise dünyanın bütün faziletleri insanı kurtaramaz Cehalet şuursuzluk ve köleliktir. Bir doktor veya mühendis. intrikah meselelerine iç güdü bizi intibak ettirebilir mi? Fizik mekanizmine hâkim olma sayesinde. hal ve hareketin bilgi nuru ile aydınlanması demektir. İLİM VE SİYASET (Doi) ye göre en önemli şey: mütemadi bir artma ve ilerlemedir. madde âlemine kâfi derecede hâkim olarak onu epeyce insan* ların hizmetine alabildik. düşüncedir. tekâmül yolunda daimî bir çalışma hayatı yaşamaktır. Böyle bir telâkki. Vardığı sonuç ne olursa olsun mühim olan netice değil. Fakat tabiat âlemini kontrol altına alabilmekten . Bununla belki hürriyetin anahtarının ne olduğunu kavrayabiliriz. insanı kendi nefsine karşı şedit ve başkalarına karşı insanî harekette bulundurur.— 205 - ve terbiye ile tadile uğratılabilir. Hasılı en sağlam güvenilebilecek şey iç güdü değil. En fena insan da: bozulmağa başlayıp da iyi olmak için az uğraşan insandır. ancak zekâ ile olabilir.

Kariyi. mücadele: sonunda elde bir kazanç yok. Halbuki bizde siyasî felsefe henüz. endividüalizm ye saire gibi beylik. 2) Mizaçtan mütevellit kanaat yerine o meseleye mahsus metodla tahkik ve tetkik. ilk başlangıç noktasına dönmelidir ki bu ( hikmeti sevme ) ulup bütün iyiliklerin anasıdır. umumî devalarla düzeltemeyiz. Bir mücerretten öteki mücerrede konuyoruz.. siyasiyat ve terbiyede de böyle tez ve antitez halinde birçok karşılıklı nazariyeler var: Disiplinciük — Hürriyetçilik Ferdiyetçilik — Sosyalizm Umumî kültürcülük — Faydacılık Yenicilik — Gelenekçilik gibi. aristokrasi. ahlâk. Fa . Ahlâk ve felsefe. İçtimaiyat. Roskin.- 206 - henüz çok uzağız. Tolestoy endüstri hayatının aleyhinde olabilirler. İçtimaî hastalıklarımızı : demokrasi. fizik sahası da böyle karşılıklı umumî nazariyelerle dolu idi. Mücadele. Aydın değildi. Amma şunu unutmamalıdır ki medeniyet. Her mesele için kendisine göre • yoksa umumî nazariyeler değil . 3) Topu hakkında müphem umumî kavrayış yerine bütün küçük parçalarını iyi kavrama. metafizik durumdadır. Bir meseleyi en verimli hal yolu (deneme ve hatâ) metodudur. hal faraziyeleri bulmak gerektir. ancak içtimaî meseleleri tabiiyat ilmine dayanarak haletmekle orantılı olacaktır. Siyasî yeni kuruluş. Evvelden bir vakit. Tecrübî metod şunu ister : 1) Umumî görüş yerine en ince noktalara kadar tahlil. ilmin ilerlemesi ve hayata tatbiki ile yükselecektir.

Ancak bunu şöyle bir tarafa bırakabiliriz. Şimdi asıl (insan ve kâinattaki rolü) meselesi üstünde çalışmalıyız.. Babası Mişey Bergson yüksek piya- .. Hanri (1859 1941) Hanri Bergson. Vakıa biz bu meseleyi hal etmiş değiliz. Bu eski meselenin bence bugün değeri kalmamıştır. Platon'un : Krallar. filozoflardan olmalı..— 207 — kat tecrübî metodun ilerlemesiyle karşılıklı iki nazariyeden hangisinin doğru olduğ-u anlaşıldı ve bu doğru olanı yaşadı. işte bu içtimaî tezatlar üstünde tecrübî metotta çalışarak hangisinin doğru olduğunu bulmaktır. felsefe dahi kendisini (lâiklaştırmak — sekülarize) zorundadır. Öteki unutuldu gitti. Toprak üstünde kalarak ilk önce bu toprak üstündeki hayatı aydınlatmalıdır.. iken o buau bırakarak (Epistemoloji — bilgi nazariyesi) denilen eski bir meseleye takılıp kalıyor. 1859 da Musevi bir aileden dünyaya Pariste geldi. iktisadî. Felsefenin rolü. bozukluklara. insanlar arasındaki anlaşmazlıklara hal çareleri bulmaktır. Felsefenin vazifesi: kendi zamanındaki içtimaî. Felsefenin asıl işi : "însan ve kâinattaki rolünü arama ve aydınlatma. ahlâkî. Bu mânada anlaşılmış bir felsefe üstünde çalışma ile. Diğer her şey gibi. demesi budur. Veya filozoflardan kral yapmalı. nihayet öyle filozoflar yetişir ki bunları krallıklar tahtlarına oturtma yaraşır.

sağlam bir metodu yok. Yüksek Öğretmen Okulunda iken . (Paskal) da burada geometriden felsefeye geçmişti. . 1881 den 1883 e kadar (Angers) lisesindeki hocalığı müteakip ağregasyon imtihanını kazandıktan sonra ( Klermant -Ferran) daki ( Paskal) lisesine tayin edildi. Bergson. İlim genişlemeğe ve kâinat muammasını mekanist bakışlarla çözmeğe uğraşıyordu. Felsefeye matematikten geldi. Yüksek Öğretmen Okulunda felsefeyi seçince matematik hocası ona : Yüksek bir matematikçi olacak idin. Ayrıca müstakil bir bilinç yoktur.. Betlen ise evrensel mihanikiyetia ve maddî âlemin bir parçasıdır. Ve asil felsefî fikirleri. felsefe diye bir şey yoktur. İlmin en küllisi de genel matematiktir. İngilterede: (Spencer) in tekümüliyeci lâedriciliği. Bilinç. Bilinç — şuur bir gölge yani di mağ hareketlerinin bir neticesidir. mübhem şey• lerden ve genel hükümlerden nefret eder. Ve yalnız bir nevi bilgi ile yani bir nevi ilmî bilgi iie çözülür. Bilgi yolu ayrı bir psikoloji de yoktur. idi. Almanyada Heckel in : Darvenci materyalizmi. burada şekillendi. dimek Filozof olacaksın ha. » dedi. bedenin emrindedir. Binaenaleyh meta fizik. O zamanki kuvvetli felsefe cereyanları şunlardı: Fransada: (Taine) in ihtibarî maddiyeciliği.— 208 — nist ve kompozitör. ona şüpheli gözle bakıyordu. Bütün bu cereyanların müşterek noktası şudur: ve bütün hadiselerin yalnız bir nevidir. diye . 3 ocak 1941 de sabah saat 9 da Par iste öldü. O zaman pek moda olan Alman felsefesini red ile Spenser ve doktorinine: > son teferruata kadar nesleye dayandığından « bağlanıyordu.Metafiziği küçümsüyor.. Kondorse lisesinde talebe iken hem ebediyatta hem matematikte pek kuvvetli idi.

O daima yeni '' F. Onda hem (kesret). Bergsona göre ise zaman: türlü muhtevalar ile şuur akışıdır. Ne ise odur. Hakikî zamanı ancak şuurumuzda kavrayabiliriz. ne kendi kendim' yaratabilir. her anı başka başka oluşlarla tecelli eden bir oluşlar akışıdır. Ve bunun her anı: başka başka keyfiyetlerden ibaret yeni yeni hallerdir. mazi'yardımı ile kuracaklarına kani idiler. Bergson. Spenserin kâinat karşısındaki mekanist izahını derinleştirmek yollarında idi. Zaman : saat kadranı ile ölçülen ve namütenahi taksim! kabil olan boş ve mücerred bir şey olmayıp (ki bu rıyazî zamandır). Ve öyle kalacaktır. ne de tekâmül edebilir. işe.- 209 - Binaenaleyh irade ve hürriyet denilen şey vehimden ibarettir. (şiddet ve keyfiyet) olu'p bunlar ölçülemez. istikbali. Bergson'dan öncekiler. Bergsondan önceki filozofların kabul ettikleri za> man: mütecanis ve mesahası kabil bir şeydir. zamanının felsefî telâkkilerini tenkit ile başladı. Ve bilinç halleri kemiyet olmadığı için taksim ve mesaha edilemez. Bergsona göre bilinç (şuur) halleri (miktar ye kemiyet) değil. keyfiyetlerden mürekkep ( çokluk ) dur. 14 . hem (vahdet) vardır. (Bilinç). Kemiyetin çokluk olması mantıkan ve aklen (olamaz bir şey) ise de bu bir olaydır. Bu (an) ların her birinde (mazi) çınlar ve (istikbal) in) sesleri yansır. Bu anlayışa göre ruh: ne atomlardan teşekkül etmiş bir ( mozayık ) dır. Ancak sezilip kavranabilir. Bergsona göre ise (olacak olan şey) olmazdan önce keşfedilemez. daima akış halinde olan bilinç halleridir. O. Ne de bir (tek cevher ) dir. Bu takdirde (reel zaman). Fakat o esnada şuna kanı oldu k i : mekanizmin kâinatı.

Şuur : îcatkâr bir hafızadır. O bize gösteriyor ki toprak altında temiz bir su bizzat kendi terütazeliğimiz var. Bir ırmaktır ki daima yeni yeni ve önceden görülemiyen manzaralar meydana getirerek akmaktadır. şu veya bu derece şuurunun entim ihtizazlarını sezip ifade edendir. . Fayda ve menfaat kaygılarından uzaklaşıverince (derin ben) i miz canlanıyor. onun kabuğunu soyup bakmak ve meyvelerini saymak mı demektir? (Reel) in gayrişahsî görünüşü üstünde. bize kendi haricimizde yaşamak itiyadım veriyor. ne de meyveler olurdu. Şuur sahibi varlık için yaşamakî daima tekâmül istikametinde değişme yolunda olmaktır.Müzisyen ve şair. (Bergson) elinde değnek ile dolaşan su arayıcılar gibidir. Zekâyı canlı ve dirik tutan odur. Şiir . Çünkü zekâmızın yapılışı öyledir. Eğer dallarda usare dolaşımı olmamış olaydı ağaçta ne yapraklar. Ve canlılığımızı ona medyunuz. Zekâmızın yalnız cansız madde üzerinde bunu kavrayabilir. bizim zekâmızın kavrayamayacağı şey lerdir. (derin benimiz) i saklıyor.— 21Ö — tecellilere gebedir. oluşlar akışındaki yenilikler. Maddeye yönelmiş ilmin göremediği nokta budur. ölü değiliz. (mekân) ise: bir (say • rure — zaman) ki yaratıcı değildir. Pratik hayat talepleri. Artistik veya dinî bir heyecan en derinliklerimizden? kaynayan en güzel düşüncelerimizi aksettirir. İşte (gerçek zaman) budur. Ruhumuzun derinliklerimizden yükselen müziği duymağa çalışalım. Derunî hayatımız. Bergsona göre hayatın dinamizmi. Böylece (sathî ben) imiz. Bir ağacı tanımak demek. henüz kendisini arayan bir şiir çerçevesi halindedir. Ve ondan kaynayan ilhamları seziyoruz. Amma bunsuz ise ilim olmaz.

Burada daimî bir ( artmak ve zenginleşme ) yoktur. Her şuur olan yerde bir şiir imkân ve ihtimali vardır.. Sevinç. ruhun natürel iklimidir. de "istikbal.. bırakıyoruz. Bizi "olup bitmiş.. bizde yeniden canlanıyor. Herkes kendi hayatının artisti olabilir. Manevî ızdıraplar ise. bir ( durdurma ve tevkif) teşkil ile dokumda bir (yırtılma) bir ( kopma ) hasıl olur. Bizi billur haline getirip tahdit eden halden alarak düşüncelerimizi meydana getiren cereyan içine bırakıyor. bilâkis. * * . çevremizdeki varlıklara karşı alacağımız bir durum ile. Hayat. Bundan kurtulmanın çaresi : kendimizi (zorlu ve sabit fikir) den kurtarıp içimizden daima doğmağa amade olan yeniliğe can atıp sarılmadır. Artık bu. Derinliklerimizden kaynayan merhamet ve inayet.imiz altındaki "derin ben. Oluş duygusu.. in doğuşunu • hiç bitmiyen ebedî bir bahar gibi . Şekillenmek istiyen şiir: "herhangi bir söz ile.. her şeyi hapis • te tutacak bir kıştır.seziyoruz... imizi açıp göstermek ile bize insana hürmet etmeği öğretiyor.. Ve bu zenginlik bize.. hâtıralarımıza. lûtüf ve şükran ihtizazlarını söndürüp yok etmiyelim. bir aksiyon ile. "Hal. ifade edilecektir. Bu da ancak ( hayata güven ) olan yerde olur.Bir hastalıktan sonra kuvvetimiz tekrar yerine gelirken yeni intihalara gömülüyoruz. kendimizi yenileşmiş intihalarımıza. faaliyetimiz ahengine ulaştırıyor. hiç durmaksızın îasılasız verilmektedir.— 211 — her insanın derinliklerinde yatmakta olan bir kudrettir. ile temasa getiriyor. den alıp "olmağa başlayan. çiçeklenecek bir bahar değil. hasılı gönlün etrafına saçacağı iyilikler ile. Ve olmalıdır. Güçlüklerin hepsini ancak ruhî zenginlik ile yene biliriz. Bergson "sathî ben. bizi tinsel "Spirituel.

müptezel muhakeme usulünden almaz.— 212 •— Derunî hayalımız böyle daimî çiçeklenme «halinde okınca bunu bir kimya maddesi gibi tahlil ile basit unsurlarını ayırma ve sonra tertip yapmanın bir ilmî değeri varmı dır ? Böyle yapmak bile olsa olsa ancak bir (realite fantomi) elde edilmiş olur. in kendisine iştirak ettiği.. insan gelişinden tanıla bilen bir varlık değildir. O kuvvetim. Fakat karar ve hareket vuku bulmazdan önce ne yapacağını asla tayin edemez. Şuurdan «şuura bir ' kendiliğindenlik „ vardır. Mütcaddid hal ve hareketlerinden daima en iyilerini seçe seçe " kendi vasıtasıyla kendisini yaratan = creati • on de soi pour soi w bir varlıktır.i mizin küçük bir parçası ilgilenmiş ise ö zaman gerçek hür değildir. sarıldığı nispette hürdür. için hayatını feda eden ... determinizm. ı kabul etmiyorlar. Çünkü bizi büsbütün cazibes almıştır. onun zıddı halinde olduğunu gösterdi.. ( T a i n e ) : Ben . Onû ifadede rvızan güçlük çekeriz.. Tekerleklerin şu kadar zamanda ne kadar devir yapacağı hesaplanan bir makine değildir. nr "yuca duygu. Bir fiil ve hareket "ben. mukadderatını kendi dokur. diyorlar ki Bergson ' Şuurun bilâvasıta mûtalası „ eserinde hiç bir say• yure " dure nin kendinden öncekinin aynı olmadığını canlı zaman m riyazi zaman gibi olmadığını. Eğer onunla «ben. bu işi neden yaptığınızı izah edebilir. Ve bizi asla ifadelendirmiyordun Hür fiil ve hareket tecessüt etmeğe şahlanan bir istektir. " Epifenomenciler... şuurun özel vasfı olan "yaratıcılık. Bir kimyevi maddenin filan şartları altında şöyle olacağı nasıl kat'ı ise " şuur „ un istikbali de mazisi ile tayin edilir. Aksiyon yapıldıktan sonra der ki. i elemanter ihtisaslardan teşkil eder. İnsan.

nazariyesi hüküm sürmede idi. deneye çok önem verir. Fakat onun nefsini fedasındaki yüksek ifade. "Bir annenin çocuğunu kurtarmak için kendini denize atması. Ve bütün keşiflerin başlangıcı bir şiir şimşeği iledir. Bergson felsefede bu aydınlatma rolündedir. **. Esasen şuurun ne olduğunu anlamak için.. ve "Broca. "klâs- .. ilmî bir şey olmaz. Nasıl ilim. iç gözü başkadır. İşte birtakım füzeler ki meydana getirdikleri aydınlık çizgilerinden gemi yoluna devam edebiliyor. Hakikat aşkı ile şairdir... hakikatin simasıdır. dimağda. yurt müdafaasında serden geçti gibi. Bu işi Bergson bir şiir dili ile yapmaktadır. nı kovalar. "Karanlık gecede dalgalar arasında bir gemi bocalamakta. Bergson. O sırada "Charcot.- 213 — insanda bunun gerektiriri sebepterini başka bir insan nakıs görebilir.. Hayatı. Ona göre güzellik. Tomurcuklanıp çiçeklenme yolunda olan iç âlemimizi kurutup çöl haline getirmiyelim. Alim metodlu. ruhu. akıl ve muhakeme gözü başka. onun kendinde nasıl yaşadığını anlamak ile işe başlamak gerekmez mi? Bergson deneye sadık kalarak daima "olaylar hattı — ligne de fait. her türlü akıl ve muhakeme yıllarından üsttür. Hatıralar. artist ruhludur.. Realiteyi daima yeni bakışlarla gözler. cansız bir şeymiş gibi inceleme. Bergson. ntn "lokalizasyon serebral. amma süvari yolundan emin değil. maddenin bir fosforlaşmasıdır diyen dogmatik bir ilmin daha ilerisinde görüyor. insana meçhul ülkelere hâkim kılmış ise filozof da ruh âlemi üstündeki perdeyi kaldırmak ve bizi ruh ile temasa getirme ile ödevlidir.

iptidaî bir ilimciliğin .Pick ) gibi âlim doktorlar ilmî incelemeler sonunda bu görüşe katıldılar. Ama eğer şuurun bedenden hemen hemen tamamen ayrı ve müstekil olduğu tebeyyüm edince O görüş ve sebebin bir (değeri kalmaz. Dimağ mekanizması sadece onu meydana getirmeğe yarayan kareketleri husule getirmeğe yarar.— 214 — sor. (Ruhî enerji) bahsinde Bergson şöyle der. pratisyen doktorlar arasında bir şaşkınlıktır başladı. şuurun yok olacağım gösteren tek sebeb : ölümü müteakip bedenin tarumar olmasıdır. Zurih Dimağ Anatomisi Enstitüsü Müdürü Monakow > ben Bergsonda bir norolojist dehâ görüyorum. hatıraları haricileştiren vasıtalardır. canlı bulunduğu şuur içindedir. ölümden sonra. Mari) (Arnold . Hafıza hastalıklarında afete uğrayan . hür olarak teemmüle ve tefekküre dalmak mukadder mi ? Gönlümüzün kurak ve hergünkü meşguliyetlerden fütura düştüğü zamanlarda. ( P. Fakat dışımızda dilsiz bir boşluk içinde monoton ve yuvarlanmada olan tabiatın ruh ile hiç bir münasebeti yok mu? Hürriyetten mahrum ve varlıkları mahveden bir kâinat içinde. hatıralar değil. sadece bir hatırlatma organıdır Hâtıralar. meslesiyle ilgilidir. > Bu eseri ile Bergson. bu meseleye . « dedi. Bunda dimağ. mucizesiz bir realite önünde rüyamızın sönüp öldüğünü hissederiz. Fakat meseleye böyle bakış . mazimizin içinde . Bazen (Varlık ) bizi alâkadar etmediği ve varlığı boş ve mânâsız gördüğümüz anlarda nasıl büyük ağırlık duyuyoruzdur. "ölmez „ in kendi içimizde olduğunu gösterdi. 1896 da bu görüşü açıklayan Bergson'un (Madde ve hafıza ) eseri çıktığı zaman. Ve aksiyon isteyince uyanmağa hazır bulunmaktadırlar. deki klişeler gibi gedilmekte değildir. tamamen ebediyeti..

Tinsel feyiz ve derinliğimiz dir ki bizi engin yüksek şuur ile birleştirir. her şeyi parçalamağa. Karamserlik içinde. Maziyi istikbale doğru sürüklemektir . öte tarafta kazanılır. «Hürriyet> imkânsız sayılırken. kendine özel .— 215 -T şuura bakması kabindedir. ona bir (iştirak etme == partici. Bu durumda biz (sathî ben) insizin düzenlediği bir şekil karşısında değ-ilmiyiz ? Her gerçek bilgi. asla onun gelmemiş bir destan olup bunda zafer ve bozgunluk biribirini kova. Hafıza. hıfzetmekte olduğu hayatı kendi yeniliğini tecelli ettirmek suretiyle . Derunî hayatımızdır ki bizi kâinatın genel hayatı ile birleştirir. „ Fakat canlıları teşkil etme yolundaki ( hamle = Elan ) da [ kendiliğinden hareket „ " hür intihap meydana gelmiş bulunuyor. cansızlığı yenme teşeb büslerindedir. kesmeğe. Şuur da tıpkı böyledir. muhtelif eserleriyle ifadelendirmeğe çatışan bir artist gibi. hayat . Yalnız insanladır ki hayat. Sempatinin bir bütün cehti olan ( sezme = intuition ) dır ki realitenin en derin noktalarına daldırır. Kendi özünü. Şübhesiz ki ham madde " cansızdır. Yalnız bir gramer yönünden inceleyince bir şiirden ne duyup anlarız?Onu kavarmak için ritmini sezmek. Madde arasına fırlatılmış olan şuurun. Tekerrür etmekte olan " hal de. Ancak (devrin ben)i mizdir ki bize evenmsel ilhamın kapılarını »açar. hareketleşmiş değildir. şiiri kendi özünde tekrar yaşamak gerektir. türlü türlü canlı yarattıkları destanı. Irmağın üstüne "bir köprü kurar . hendesedir. zarurettir.pation ) dir.icat ediyor. ama İrmağın derinliğine dalmaz. lar. faydalanma için soyutlaştırmağa alışkın olan zekâmız bize ancak ( statik bir taplo ) arz eder. hayat da binlerce sayısız şekiller altında görünerek deterrninzmi. yine bu karamserlik içinde hürriyet aydınlığı da parlar. katılaşmış. Bir tarafta kaybedilen savaş.

kendi nevinde pek mükemmeldir. organizmin bir hücresinde. Oda bizim gibi. «Her zeki varlık.- 216 — hareket üstüne şahlanarak . Kendisini koruyan mabutlara karşı ibadet eder. Fakat bunu yaparken. Böcekler sosyetesinde: Ferd. Tabiî sosyete: Yabancıya karşı kapalıdır. dairesini sonsuz olarak genişletmekledir. bu muazzam hayat nefhası. Harp. İnsan. ruhunu unutarak kendini madde içinde hapsetme tehlikesine de maruz kalır. hayatın ve bizim fikir ve hareketlerimizin bağlanıp çözülmelerinden ibaret olan cihan tarihinin en büyük başarısıdır. bütün ifadelerinde bunu tecelli ettirmektedir: Hayvanın içgüdü. cvarhk> lan harekete getirmiştir. zincirin bir halkasıdır.gayesine doğru yaklaşmaktadır. Gerçekleştirdiği ilhamı. Fakat zekâda içgüdüdeki^ emniyet ve kat'iyet yoktur.» Her şuuriyle insan. Fakat daima yalnız kendi mihverinde döner. kâh dumanlar altında bırakıyor. itiyat ve ahlâkî vecibeler tesiri altında hareket eder. kâh ayan beyan şekillendiriyor. kendini aşma etkisini taşımaktadır. Bir taarruza karşı müşterek müdafaada. Zekâ ise. Tıpkı bir tek fikre yönelmiş bir şiirin birbirine bağlı mısraları gibi. İnsan sosyetesinde: Ferd. Fakat herbiri kendi hudutları içindedir. biyolojik bir âlettir. Hayat. sonsuz |bir «özel — aspiration» içindedir. birbirlerine daha sık yaklaşırlar. Evet. bu sosyetenin çok servdiği birşeydir. Hiç sezilemez sandığımız realitede şimdi bir kurtuluş cehdi hissediyoruz. "birtakım âletler yaparak maddeye karşı kor. Muzaffer ^bir ilerileme olabilmek için bir (hamle . kendi şuurunu taşlaştırma.

. İnsanlığın tinsel mükte* sebatı. Yeri göğe yak Jaştırmağa çalışır. ki §hilkahn hikmeti de bu derin sevgidir.. Spenserin mekanizmi üstüne düşünen matematikçi Bergsön. bu yüksek şuur ve vicdanlarda tecelli eder. ihtiyaçlarımızı tatmin için yapılmıştır. Teknik.. Hiçbir engel yoktur ki irade onu yenemesin. dinî mistisizmin üstünlüğünü. Mistik dinci ise: Aksiyona sarılır. herşeye kadirdir. ruhu hizmetinde olmalıdır. derin sevgi kaynağı olan Tanrıya kadar şahlanabilirler. geometride üç daire meselesinden daha önemli olduğunu düşündü. İnsanın hürriyet ve kudretini kabul eden felsefedir. Teknik. Ona göre tarihte bir (fatalite) yoktur. felsefeye nereden başladı nereye vardı? O da birgün geldi. Mümtaz insanlar. Bergson felsefesi:. (Temaşa: Dontemplation) da Budist: Hayattan kaçarak inzivaya çekilir. Berg-son: Kendinde tinsel yaratıcılık kudreti bulunan ferdî şuurun üstünlüğüne kanidir. Paskal gibi. Ruh. diye. Bergson. böcekler sosyetesinde olduğu gibi bir (âlet) halinde kalmasın. Zekâ birtakım âletler yapar ki bu sayede insan. Ve biz selâmetimizi ruhda aramalıyız. bunun insana verdiği itimat hissUe aksiyon kudretinhe görür: Eski kurun filozofu: kalır.- 217 — bolluğu) ile (kapalı) yi açarak kendi sosyetesi ötesinbütün (insanlığı) kucaklıyabiimek gerektir. ilk hayat hamlesini böyle uzatarak. «mukadderimizin ve kâinat mânasının ne olduğu meselesinin.

derin sevgiden fışkırmaktadır. kalbinden.» Ahlâk. insan hayatının mânası şudur: «Her an kendi vasıtasiyle kendisini yaratıcı hale getirmek. Uğraşa. görünen. ilme. Bergsona göre hilkat. Derin bir aşk içinde kendini aksiyona.» «Hakikî felsefe: Soyut fikirler üstüne tefelsüf. daima daha üste doğru bütün kuvvetimizle şahlanmağı tavsiye eder. Tanrı o kalpten faydalanacak kadar temiz olmayan şeyleri atmalıdır. . Fakat bu kâfi değiidir.— 218 — Bize sevgi içinde tekrar tekrar cehdi. kendinde sonsuz bir hayat hamlesi sezer. etmek değil. Bu aşk. Ve başarır. şimdiki bulunduğumuz halden hiçbir zaman memnun olmamağı. bir heyecandan. Büyük. İnsanlar.» «Tekniğin. Ö zaman insan Tanrıyı kendi içinde hisseder. İnsan. endüstirinin. dış âleme çok sarıldıklarından. görünmeyen ve bütün varlığın kaynağı olan «hakikî ben» imiz ihmale uğramış bulunmaktadır. Tanrının bir aksiyon âleti olabilmelidir. feragat ve fedakârlığı düşmanlara bile şamil kılma yolanda acı ıztıraplara dahi tahammül eden kişideki «yaratıcı oluşlar silsilesi» dir. insanlara hizmete verir. ahlâkın da ilerilemesini istilzam etmez. «Ahlâk ve dinin iki kaynağı> adlı eserindedir ki: İnsan. iyi işlere sarılır. çok bilgili fakat ahlâkan çok geri olabilir. Bu mertebeye gelen insan. bundan çok daha üst olan. insanın Tanrıya aşkı değil. izlemesi gerekli yeni yollar göstermektir. bütün yaratıklara karşı olan Allahın sevgi ve aşkıdır. kendi. didine azı çoğaltmak suretiyle şahsiyetini genişletmek ve derinleştirmek ve böylece dünyaya kendi meselesinden birşey eklemektir. ilmin ilerlemiş olması. Ve hiçbir yorgunluk duymaz. Daha üst dereceye tırmanarak insan.

Bergson. Ancak hakikat aşkı iledir ki yazdı ve söyledi. Bergsona göre mükemmel insan. Bergson felsefesi: insan. Irkdaşlarından ayrılmak bile istemedi. hareket ve oluşlar akışı. Amma hiç şikâyet etmedi. «açık sosyete> yani bütün insanlar birbirinin kardeşidir fikrinde olduğundan AlmaRİarın Parisi işgalleri zamanında Yahudilere yaptıkları zulümler arasında oda.Bu halde. insanlığın üstüne şahlanarak Tanrıya doğru yön alma felsefesidir. Hayatı ile d e buna canlı bir misal vermiştir. çilesini çekti. . gönlüne Allah sevgi ve düşüncesi taşımak ile kalan insan değil. Yakında neşredilecektir. zulme uğradı. «geceler gebedir* filezofudur. Tanrının insanlara sevgisi yoluna hizinete vakfedebilen insandır. Bergsonun ömrü bir teemmül ve murakabe içinde geçti. SON Tarih Boyunca Ahlâk Mustafa Rahmi Balaban'ın bu çok mühim kitabı tabedilmektedir. O. iradesini.

Redhouse 2000 Fransızba metod Berlitz ve tercümesi 250 12 Lisan mükâleme 50 Efali Fransavî cetveli Ekrem 35 Kendi kendine İngilizce alfebe Nüzhet Paşa 35 „ „ Almanca „ Nüzhet Paşa 35 „ „ İtalyanca „ Nüzhet Paşa 35 „ „ Rusça „ Sudi 35 . lohosa. 10O . „ Rumca „ Marta oğlu 35 Almanca tesîli tercüme Mehmet Tahir 75 Almanca tesili mükâleme > » 7 5 Almanca .. Zeki Cemal İ0O Gebelik.. „ „ „ .Türkçe nahif tercümesi 100 İngilizce gremer 1 inci Halil 75 „ 2 inci Halil 150 Fen ve izdivaç.. „ 100 Çocuk düşürmek. doğum. resimli Besim Ömer 75 Çocuk büyütmek. resimli „ .„ „ „ 75 Gebelik.Gayret kütüphanesindeki kitaplardan bazıları Kuruş Türkçe sözlük " yeni harflerle büyük lügat „ 2oo Yeni Türkçe lügat M. resimli Dr.. Bahaettin 350 Türkçeden Fransızcaya. büyük lügat Ali Feraz 150 „ „ küçük lügat Ali Feraz 100 „ „ lügat Cemil Cahit' 20 Almanca • Türkçe küçük lügat Sadullah 50 Kamus Fransavî " Fransızcadan Türkçeye „ 500 Resimli küçük lügati fenniye 100 Türkçeden Fransızcaya Resimli Kamus Kelekyan 1200 Türkçeden İngilizceye büyük lügat J.. „ „ „ 60 Nüfuz meselesi „ „ „ 35 Bebek beslemek. „ . 100 Kadın rahatsızlıkları „ . .

Cahit 1500 Hüriyet Hüseyin Cahit 200 İlim ve din Hüseyin Cahit 200 Hüseyin Cahit 200 Asri demokrasiler 200 Senaiyi nefisenin menşeleri " " 60 Dekartm felsefesi • > » Samiha Cemal 400 Eflatun külliyeti 100 Hisler ve fikirler Raif Necdet 200 Azmi bey Hanım kitabı 100 Fazıl Ahmet Karikatör 200 Tevîik fikret Halukun defteri Hüseyin Daniş. Pol 50 Mufassal resimli tavukçuluk Cafer 250 Türklerin tarihi umumisi 1 . H. Mesail yeni harfle Salim Hesap tefazulî 500 .Kuruş Çocuk hastalıkları Yeni harf „ „ „ „ 25Ö Çocukların istidatları Dr. resimli Salâhattin 150 Otomobil ve traktör resimli Salâhattin 150 Fen mesahaye arazi ve topografya Kömürciyan 150 Mesahaya Hendeseye Kömürciyan 200 Mihaniki Riyazi Salim 500 Demir Köprüler 300 50 Nazarî Hesap.7 Deguignes. 400 Rubaiyat Ömer Hayyam 150 Hayat ve kitaplar Ahmet Şuayp Abdulhak Hâmit ve mülâhazatı felsefiyesi Rıza Tevfik 500 75 Tevfik Fikret Şermin Tiryaki sözleri Cenabı Sahabettin 100 75 Demokrasi ve mesaili iktisadiye Hüseyin Cahit Nasrettin Hoca Köprülüzade Fuat 100 50 Yarım Türkler Aka Gündüz 250 Hârîstan ve gülistan Ahmet Hikmet 100 Daima hilekâr (2 cilt) Ali Reşat 100 Milliyet nazariyeleri Mehmet İzzet 250 Hendesei sanai 2 cilt >t >> Elektrik ve tatbikat sanaiyesi 2 cilt.

Doğramacılık, Silicilik, Marangozluk Talât Resimli tarihi umumî 1-6 Refik Tarihi umumî 1-6 Murat bey Ebulfaruk tarihi 1 - 7 M Murat Mahmut Şevket Teşkilâtı kıyafeti askeriye Corci Zeydan Medeniyeti islâmiye tarihi 5 cilt S ey fi Emir Ali Musavver tarihi islâm Hüseyin Cahit İslâm tarihi 'İo cilt,, Kemal Paşa Osmanlı tarihi "3 cilt,, Tarih siyasî, asrı hazırda Avrupa 3 cilt Sinyoboş, Eski İstanbul, resimli Celâl Esat Başımıza gelenler , Arif İstibdattan Hakimiyeti MilHyeye 1-2 Ahmet Rasim Avrupa harbinden alınan psikolojisi dersler G Lebon Usul Defteri Malî 2 inci cilt î. Arapyan Malûmatı Ticariye Harnit Malûmatı iktisadiye Cavit Usul defteri Ticarî 1. Arapyan Hocasız usul defteri Serkeis Nihat „ Muhasebe II II Esnafın Hazır Hesop Tüccarîsi Kömürcüyan Usul Defteri 1 — 4 cilt • Amerikan Usul Defteri Amelî Hesap İlmî Hesap Kömürcüyan Hesap Nazarî İlmî Hendese tim! Cebir Amal Erbaa Kendi Kendi fotoğrafçılık resimli İhtisas muhaseb >erı Çapraş kaydek» Fikret Şimendıfercilik - 2N Naki bey Kimya 9 - 10 - I 3 cilt Kimya Bakalo sı » » Riyazi ve cep ' u?ası F. Sabri

50O 200O 100O 1500 İ0O 1000 250200O 1000 1500 200 300 200 150 250 150 250 150 200 200 200 300

50 50 35 250 25 30G 351 150 10O

100 100 100 100 50

Dahili ihtiraklı makinalar, Abdülkerim 250 „ Osman Hüsnü 250 Demir Teknolojisi Ağaç isleri teknolojisi 1-2 Yusuf ziya 250 Kimyayı sanayi 2 cilt Mühendis M. Azmi 200 Hesabi sanayi Salih Murat 80 Cihan muvazenesinin bozulması 2 cilt Ali Reşat 100 Türkiye nasıl doğdu ? Ömer Rıza 100 Hava Edebiyatı 100 İnsanlığın başlangıçları, resimli "yeni harf,,^.3 300 Dr. R- Verno 200 M' Sadık 100 Tâvimden yapraklar Saffet Ziya 100 Adabı Muaşeret Kadın meselesi Gregor Petrof 30 25 Okunacak mektuplar tdâl Sami Paşa Sezai 50 Mehmet Rauf 75 Cidal 30 Celâl Saher Simon Mehmet Rauf 150 Son Emel 250 Eylül «" » Son yıldız 200 Kadın kalbi Saffet Nezihi 250 Ercümend Talu 50 Sabir Efendinin gelini Viktor Hugo 500 SefiJJer 1-5 Halide Edip 200 Mevut Hüküm Osman Cemal 200 Çingeneler Dağların çocuğu 175 Günahkârlar Heluk Cemal 200 Reşat Nuri 100 Damga Sarı Odanın esrarı Gaston Loro 150 150 Gaston Loro Siyah kokulu Kadın Mesnevi şerif 1 - 6 tercüme ve şerhi Abidin Paşa 1400 Kitabı Mukaddes "büyük hacımda ciltli,, 400 150 incili şerif Mezamir 75 150 Asrî din fikirleri Seri 1 "11 kitap,, L. Lûtfi 100 Asrî Din fikirleri Seri 2 "6 kitap,, L. Lûtfi Lee Vrooman 10 Garpta dua yeni harfie

Fakirizm. Burcuoğlu M.. Âkay . Ruh ve ölüm Ötesi (İslâm tasavvufu) İslâm Aslanı Hazreti Ali Kırklar Meclisi (En güzel Bektaşi Şiirleri) ! Hakikat Yollarında Tarih Boyunca Ahlâk Felsefe Tarihi (Filozoflarla birer saat) Tanrı Buyrukları ve İnsan Alemi Kıyamet ve Alâmetleri-Cennetlikler..Ciltlisi : 500 Kr. Kuday • S. Debi M. Ateş Ağacı Mabette Bir Gece Mesih Paşa İmamı „ Kimyayı Saadet Hazret Oftade Aziz Mahmut Hüdal K. iaşnar 250 250 100 Samiha Ayverdi 250 250 350 250 250 „ » . Krş.Fiatı : 350 . Rahmi Balaban 125 300 350 400 A.. Son Menzil „ Yusufçuk .. lu Gayret Kitabevinde satılan ı-nühim eserler : Kur'an ve islâm (Zaman zihniyetiyle) 2 Kısım Ruh Ansiklopedisi (Spiritüalizm) Ciltli Ruh Âlemi (Spiritizm.. Bedri Ruhselman . W. Afşaroğlu Dr.. n » > » 200 200 300 tmam Gazali 50 50 25 . Ankara Caddesinde 131 No. Cehennemlikler İnsan ve Ruh Yaşayan Ölü Ciltli İnsan ve Şeytan „ Yolcu Nereye Gidiyorsun . Manyatizm) Ciltli Ruh Kuvveti (Spiritizme tecrübeleri) Ciltli Pratik Manyatizma ve İpnotizma Ruhlar Konuşuyor Allah Ruhlar Arasında Medyomluk Ruh ve Kâinat (Mecmua) Abdûlkadir Geylâni Muhiddini Arabî 1 den 12 Ciltli Mustafa Ertuğrul Cemil Conk Paşa L. 200 750 750 500 500 300 300 400 330 1000 200 300 150 100 Ciltli . Crooks Dr. İstanbulda.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful