P. 1
SENARYO DERSLERİ

SENARYO DERSLERİ

|Views: 692|Likes:
Yayınlayan: ciwanii

More info:

Published by: ciwanii on Mar 07, 2012
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

01/30/2013

pdf

text

original

SaNARĐST SaNARĐST NAR

v. 2.0

2004 - 2010

g.g.

1

Yazarın Notu

Bu kitapta yer alan yazılar Ağustos 2004 - Eylül 2010 tarihleri arasında, http://sanarist.blogspot.com adresinde yayınlanmıştır. Yazıların bazıları tercüme, bazıları orijinal, bazıları da bu ikisinin bir karışımıdır. Kitap ücretsiz dağıtılmak üzere hazırlanmıştır, internet üzerinden ya da başka yöntemlerle paylaşılmasında hiçbir sakınca yoktur. Bununla birlikte kitabı oluşturan yazılar, akademik alıntı kurallarını aşacak miktarda başka mecralarda (kitap, web sitesi, vb.) yayınlanamaz. Bu kitapta yazılanlar sadece tavsiye niteliğindedir. Yazar, yazılanların uygulanmasından kaynaklanabilecek sorunlardan mesul tutulamaz, ama elde edilecek başarılarda kendini küçük de olsa bir pay sahibi addedecektir :).

g.g.

2

3

Đçindekiler

• Yaratıcılık Ve Fikir Bulmak .....................................

6

• Karakter.................................................................. 53 • Motivasyon - Đstek - Đhtiyaç..................................... 84 • Diyalog.................................................................... 90 • Öykü Yapısı.............................................................102 • Sahne.....................................................................144 • Çatışma...................................................................160 • Truby.......................................................................166 • Mckee......................................................................177 • Türler - Aksiyon Ve Romantik Komedi.....................188 • Alıntılar - Tavsiyeler................................................209 • Senaryo Yazma Pratiği.............................................222 • Đşe Yarayan Teknikler..............................................234 • Yazar Tıkanması.......................................................264 • Genel...................................................................... 269

4

YARATICILIK ve FĐKĐR BULMAK
TEK DERSTE SENARYO YAZIMI “Sempatik bir karakterin, gittikçe büyüyen, ve aşılması imkansız gibi görünen bir dizi engeli aşmasını ve büyük bir arzuyu gerçekleştirmesini sağlayın”. Bu 20 kelimelik cümle, hemen her başarılı filmin yaptığı şeyi özetlemektedir. Az sayıda istisnada ana karakter, o büyük arzuyu gerçekleştiremez (örn. “Guguk Kuşu”, ya da “Out of Africa”) ya da arzusunun bir hata olduğunu anlar (örn. “Wall Street” ya da “Raising Arizona”). Ama bütün büyük filmlerin özü aynıdır. Michael Hauge - "Writing Screenplays That Sell"den

5

EN BASĐT HĐKAYE TANIMI Hikâye Nedir: "Bir hikaye genelde şu unsurlardan oluşur: (a) bir kişinin (b) bir fırsatı. ve (d) bu kişinin kaybedecek bir şeyleri (tehlike) ve (e) kazanacağı bir şeyler (ödül) vardır." Kaynak: Complications Ensue'dan Alex Epstein 6 ." "A story is generally: (a) a person with (b) an opportunity. bir sorunu ya da bir amacı vardır (c) bu kişi çeşitli engellerle ve/veya bir düşmanla karşılaşır. and (d) has something to lose (jeopardy) and (e) something to gain (stakes). problem or goal (c) who faces obstacles and/or an antagonist.

bir fikrin yeterince ilginç olmaması. Eğer bunu yapmadan karakterlere geçerseniz. karakterler ile çözülemez ya da örtbas edilemez. istediğiniz kadar sayfalar dolusu biyografi yazın. vampirlerin sarmısaktan korkması kadar korkmanız gereken birşeydir seyircinin sıkılması. En fazla bir kısa film olabilecek malzemeler. Elinizdeki fikirlerin senaryo haline getirilmeye değecek nitelikte olup olmadığını anlamanın yolu. *** Benim Türk filmleriyle ilgili en temel eleştirilerimin başında. Zira hikayeden kaynaklanan sorunlar. yeterince şeker konmamış tatlılara benzer. Senaryoda hikaye mi önemlidir. belki acele ettiğinden. aslında bir film olacak kadar güçlü olmayan ve potansiyel içermeyen sorun/durumların film haline getirilmiş olması geliyor. senaryonun aleyhine işler. *** Bir senaryo yazmaya başlamadan önce. Ve bir senaryo yazmaya oturmak için bu düşüncenin ne gibi niteliklere sahip olması gerektiği. Bu öyle bir durum olmalıdır ki. *** Đşte elinizdeki fikir bu özelliklere sahipse. sonra da film diye önümüze konuyor sık sık. ama bu fikri uç noktalarına kadar taşımamıştır. ya da fikrinizi bu hale getirebildiyseniz. hikayenizin ilginç olmasını sağlayamazsınız. büyük bir potansiyel içeren bir fikre sahiptir. bu iki kıstasa uyup uymadıklarına bakmaktır. elinizde. Bunun nedeni bazen bulunan fikrin öz itibariyle zayıf olmasıdır. Ve bu çatışma da öyle az buz değil. yani yeterince ilginçse ve büyük çatışma potansiyeli içeriyorsa. Bazen de yazar. (Kaç yıl önceki bir yazıya atıfta bulunduğumu ben bile hatırlamıyorum :) ) Ama burada bahsettiğim biraz daha farklı: aklınıza doluşan bir sürü sinematik düşünceden hangisine dayanarak bir senaryo yazmaya başlayabileceğiniz. 7 . Yani yazar öyle bir konu seçer ki. insanların ilgisini iki saat boyunca ayakta tutacak malzeme çıkmaz. Sebep her ne olursa olsun. onlara bir sürü ilginç kişilik özelliği verin vb. Belki bu konu kendisi için çok ilginç olabilir. genel izleyici kitlesinin ilgisini cezbetmez. hikayenin ve karakterlerin uç noktalarına kadar gitmemiştir. çeşitli şişirme yöntemleri ile iki saate kadar uzatılmakta. çok çeşitli ilginç olaylara kaynaklık edebilecek ĐLGĐNÇ VE ÇATIŞMA ĐÇEREN MERKEZĐ BĐR SORUN/DURUM olmalıdır. ama sinema kitlesel bir eğlence olduğu için. ne kadar zorlarsanız zorlayın.. işte o zaman oturup karakterleriniz üzerinde daha ayrıntılı bir şekilde çalışmaya başlayabilirsiniz. Belki bunu yapması gerektiğini bilmediğinden.NEREDEN BAŞLAMALI? Elinizde yazılmaya değer bir senaryo olduğunu nasıl anlarsınız? Daha doğrusu. gerçekten güçlü olmalıdır. Yani durumları olabilecek en uç noktalara kadar zorlamamış. belki de korktuğundan. yoksa karakter mi? sorusuna çeşitli cevaplar verildiğini görmüştük. Bu da seyircinin sıkılmasına ya da yeterince heyecanlanmamasına neden olur. senaryo yazmaya ne zaman ve nereden başlamalı? Bu konuyu daha önce ele almıştık biraz. Hikaye. Sizin ise bir senarist olarak. çatışmaların uç noktalara kadar taşınmaması. 1) Bizzat bir sürü ilginç olaya kaynaklık edebilecek kadar ilginç olmalıdır (yani iki saati dolduracak kadar malzeme potansiyeli içermelidir) 2) Bu olaylar da ancak ve ancak iki ya da daha fazla tarafın çatışmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır.

Bir yıl sonra. ama öyle uygulanabilir ("feasible") olmalı ki. yapımcılar insanların bu film için sinemaya gideceğine ikna olsun ve bu senaryoya para yatırsın.. Nispeten az parayla da çok kaliteli ve seyirciye cazip gelen filmler çekilebilir. pahalı setler. Antonio Banderas ve Salma Hayek ile yeniden çevrimi yapıldı (Desperado). getirisi ise 3 milyon dolar. Kevin Smith. bu gençlere ait filmler bulunur. Meraklısı "Sundance Film Festivali"ni ya da diğer bağımsız film festivallerini. toplam getirisi ise 356 milyon dolar.. R. Çünkü halkın ortalama drama ihtiyacı (evet. olsa ne olur?) senaryosu: "Sistem dışı bir rock'çı.dolar). "Blair Witch": Bir grup sinemacı genç. Rodriguez'in cebinden çıkan 7000 -yedi bin." (. ama fanatikler El Mariachi'yi el üstünde tutuyor. "My Big Fat Greek Wedding": Geleneklerine sıkı sıkıya bağlı bir ailenin kızı. internette bir araştırıversin. 8 . Filmin. insanların böyle bir ihtiyacı vardır). asıl kimliğini gizleyerek özel bir okulda öğretmen olarak ders verse ve öğrencilerinden bir rock grubu kurup onları yarışmaya soksa ne olur?" 35 milyon dolara mal olan filmin getirisi 131 milyon dolar olmuş. bir Amerikalıya aşık olursa ne olur? Maliyeti 5 milyon dolar (+ 19 milyon dolar pazarlama). Filmin toplam maliyeti yaklaşık 200 (iki yüz) bin dolar (prodüksiyon maliyeti. Maliyeti 27 (yirmi yedi) bin. Filmin maliyeti 35 (otuz beş) bin dolar iken. Tezgahtarların komik hayatını anlatıyor. Gelmiş geçmiş en kârlı romantik-komedi. kendisinin bizzat çalıştığı mağazada."ĐYĐ FĐKĐR" PAHALI OLMAK ZORUNDA DEĞĐLDĐR Đyi senaryo fikirleri. ("Tür" konusu yakında geliyor) Bunun çeşitli örneklerini Amerikan sinemasında görüyoruz: "School of Rock": Film tipik bir "what if.. Đyi fikrin pahalı olmadığını gösteren daha çok sayıda örnek verilebilir. mağazanın kapalı olduğu gece saatlerinde çekmiş bu filmi. ille de yıldız oyuncular. getirisi 248 (iki yüz kırk sekiz) milyon dolar olmuştu! Bu filmin ikincisi 15 milyon dolara yapıldı ama pek tutmadı (toplam getiri: 47 milyon dolar). Türk sinema piyasasında bir şey yapmak isteyen genç senaristlerin çok iyi bir fikirle ortaya çıkması gerekmektedir. Hem de bu her film türünde ("genre") olabilir..) "Clerks" (Tezgahtarlar): Kevin Smith'in efsanevi "ultra low budget" (aşırı düşük bütçeli) filmi. Blair Cadısı ile ilgili bir belgesel film yapmak için Maryland'de bir ormana giderler. çünkü fikrin orijinalliği kalmamıştı. (Bu filmin bir Türk versiyonunun yazılmış olmaması için hiçbir neden yok. "El Mariachi": Meksika'da bir kasabaya aynı gün bir gitarist (mariachi) ve intikam peşindeki bir katil gelir. hâlihazırda TV tarafından karşılanıyor. Fikriniz öyle orijinal. Tabii Kevin Smith'i sektöre sokmasının bedelini ölçmek mümkün değil. Sadece Amerika'daki getirisi 2 milyon dolar olmuştu. ya da özel efektler gerektirmez. Fakat iki adam da birbiriyle karıştırılır ve masum gitarist kendini kanlı olayların ortasında bulur.

bu kişi hakkında senaryo yazabilirsiniz. farklı alanlardan gelen uzmanların konferanslar verdirtirmiş. Başka örneklere de bakalım: "A Beautiful Mind". Bravehart. Bilinçaltınız. sonuç genelde başarısız olur. adamı dinlerken çözmüş). Eğer siyaset ile ilgileniyorsanız. Yani hayal gücünüz aktiftir. vb. biyoloji ile ilgili filmlere de bakın. ya da Writer's Block -yazar tıkanması. sözcüklerin sanatsal bir biçimde kullanılmasından mı kaynaklanıyor. Yerli örnekler olarak Abdülhamit Düşerken.Gazete . Edebi eserlerden yola çıkıp senaryo yazarken dikkat etmeniz gereken bir diğer nokta da eserin sahibi ile temasa geçme zorunluluğudur. Cumhuriyet. ve gerekli izinleri alırsanız. (Ünlü teknoloji şirketi 3M. eğer kabul edersen. Jurassic Park. "JFK" de. ve ortaya çok güzel sonuçlar çıkar: Titanic.Internet: Dünya tarihinde insanoğlu ilk kez bu kadar çok enformasyona maruz bırakılmaktadır. Đki sene önce zayıf gibi gelen bir fikir. mümkünse de geliştirmektir. bu dosyayı karıştırarak yaratıcılığınızı harekete geçirebilirsiniz. Birincisi: Eserin başarısı. Kurtlarla Dans. mutlaka!) Kendi hayal gücünüzü düzenli olarak BESLEYĐN. yoksa içerdiği dramatik çatışmadan mı? Eğer birinci durum (sanatsal sözcük kullanımı) söz konusuysa ve siz bunu fark etmeyip hikayenin/romanın senaryosunu yazmaya kalkarsanız. sinemaya son derece uygun bir dramatik potansiyel içerdiği de doğrudur: Dövüş Kulübü.SENARYO ĐÇĐN FĐKĐR KAYNAKLARI 1) Kendi Hayal Gücünüz: Eğer bu siteyi takip ediyorsanız. Sıkılırsanız tabii ki bırakın. 4) Gerçek Kişiler ve Olaylar: Bazı insanların hayatı gerçekten de tam film konusudur. Bir gün balinaların iletişim yöntemleri hakkında bir uzman konuşurken. ama sıkılmıyorsanız. çünkü aylardır kafasını meşgul eden bir sorunu. (Bu dosyalama bölümü önemli. "Erin Brokovich" de gerçek karakterler ve olaylar üzerine kuruludur. senaryo için kaynaklık edebilir. zaman içerisinde biriktirdiği verileri harmanlayıp yeni bir şeyler üretir ve bunları belirli periyodlarla bilincinize postalar. devam edin. Ama ilginç gelen fikirleri kesip bir dosyaya koyun. Ama bazı eserlerin. filmlerin de tadına bakın. Bazen gerçek ile kurgu birbiriyle harmanlanır. hem de sizinle tamamen ilgisiz konularda eserlere maruz bırakın bilincinizi ve bilinçaltınızı. Çok yorulduğunuzda. Aksi takdirde istemeseniz de "hırsız" konumuna düşersiniz. Ama burada dikkat edilecek bir kaç nokta var. Ağır Roman. Terminal'de kendisinden esinlendiği adama büyük bir para ödemiştir). verilebilir. Size düşen. "Schindler'in Listesi" gerçek bir insandan ve gerçek olaylardan yola çıkılarak yazılmıştır.) 3) Edebi eserler: Halihazırda yayınlanmış bulunan hikaye ve romanlar da. Büyük küçük demeden bu fikirleri defterinize yazın. Azınlık Raporu. Hababam Sınıfı. Obsesif bir titizlikle enformasyon dosyalamaktan bahsetmiyorum. (Spielberg. Senin görevin ey yazar. ve zaman zaman bunlara dönüp bir şey çıkıp çıkmayacağına bakın. 2) TV . ar-ge bölümündeki insanlara düzenli olarak. Kennedy suikastini araştıran gerçek bir savcının hikayesidir. kitapların. (Mutlaka bir fikir defteriniz olmalı. mutlaka zaman zaman aklınıza çeşitli film fikirleri geliyordur. iki sene sonra çok ilginç gelebilir. teknolojiyle hiç alakası olmayan. Size çok yakın gelmeyen müziklerin. yani sinema ile ilgili iseniz. içinde dramatik potansiyel barındıranları ayırmak ve dosyalamaktır. Aşık Shakespeare böyle filmlerdir. Hayal gücünüzün besini. vb. Hem kendi ilgilendiğiniz alanda eserler okuyun ya da filmler seyredin. başkalarının hayalgücü ürünleridir. Đstanbul Kanatlarımın Altında da böyle bir Türk filmidir. Eğer yazar olarak bunu fark ederseniz.Dergi . gerçekten şizofren olan bir matematikçinin hayatını anlatmaktadır.size geldiğinde. Mutlaka bir şey bulabilirsiniz. izleyicilerden biri ayağa fırlayıp kendi odasına koşmuş. bu enformasyon bombardımanını süzüp. bu fikirleri hemen bir yere kaydetmek. 9 . Yakın zamanda gösterilen "Terminal" de öyle. bilim kurgu ile ilgileniyorsanız pedagojiye de bir göz atın.

Ayrıca. bunlar genelde Amerikan sinemasından örnekler. içinde büyük bir ÇATIŞMA. Harry Potter'da Harry. "Casablanca"da olaylar. 2) Sıradan insanların hayatındaki sıradan olaylar. Şimdi diyeceksiniz ki.. Titanic'te Jack ve Rose.. Ayrıca. birinci elden yaşamış olmasıdır. "Jaws". Her ne kadar zaman zaman "sanat" olarak da adlandırılsa. değildir. Komser Şekspir'de Komser Cemil. galaksiyi ele geçiren Đmparatorluğa kafa tutan asilere katılır ve onlarla birlikte çatışır. Yerli filmlere de bir bakalım: Vizontele'de Deli Emin. Senarist şunu asla aklından çıkarmamalıdır: Sinema EĞLENCE sektörünün bir dalıdır. Unutmayın. Bir 10 . Artık insanlar TV yoluyla propagandalarını yapıyorlar. içinde özdeşleşebileceğimiz sıradan bir insanı. onlarda aynı duygusal tepki oluşmayabilir . "Jurassic Park". Bu nedenle de bir biçimde EĞLENDĐRMELĐDĐR. dünya ağır sıklet boks şampiyonudur. Cameron'un deyimiyle "Romeo and Juliet on a boat"tur . Ve senarist. "Đyi ama. Örneğin Titanic'in fikri. konusu da buna uygun bir şey olsaydı. dev bir köpekbalığı ile onu öldürmek isteyen 3 kişi arasındaki çatışmayı anlatmaktadır. Herşey Çok Güzel Olacak'ta Altan (C. (Bu filmin adı "Yıldızlarda Piknik". "Geçmişi Olmayan Adam". çok iyi film senaryosu olur (bkz. kaç kişi izlerdi merak ediyorum. O da evden kalkıp sinemaya gelene kadar 3 film konusu olabilecek kadar olay yaşıyor. değildir. kendi hayatınızı bir film yapma fikrini şimdilik bir kenara koyun. (Tabii eğer Indiana Jones ya da James Bond değilseniz). Yani bir biçimde izleyiciyi. benzerleri sinemada ya da TV'de daha önce pek yapılmamış olmalıdır.. vb. "Yıldız Savaşları"nda. "Fargo") 3) Büyük politik ya da dinsel sloganlar . asıl amacı. büyük bir AKSĐYON potansiyeli içermelidir. Ya da benzeri yapılalı uzun süre geçmiş olmalıdır. Yılmaz). Bu nedenle. Fakat aynı olayı ikinci ya da üçüncü kişilere anlattığınız zaman.) Luke Skywalker adında genç bir çiftçi.. "Yeni başlayanlar için Đtalyanca". yeryüzünde yaşamış en büyük ve güçlü hayvanlarla. ÖYLEYSE "ĐYĐ FĐKĐR" NEDĐR? Đyi senaryo fikirlerinin bazı özelliklerini sıralayayım: 1) Fikir orijinaldir. Adamların elinde imkan/para var ki böyle şeyler hayal edip çekiyorlar. NAZĐ'lerin gölgesinde yaşanır. Yılmaz). bu fikre orijinal bir yaklaşım eklemelidir.Romeo ve Juliet bir gemide'dir. (Orijinal fikirlerle ilgili olarak bkz. hayatını meydana getiren olayları bizzat. Rocky'nin rakibi. böyle karakterler vardır. farkedilmeyen acılar . eğer iyi işlenirse. Ama sıradan insanların hayatındaki sıradışı. sonra Mafya ile. üstün insanların hikayeleri perdeden izleyiciye pek "geçmez". Bir çok insanın kendi hayatını roman ya da film konusu olmaya değer bulmasının sebebi. yeryüzünde yaşayan en zeki canlıyı (insanı) karşı karşıya getirmektedir. seyirciniz de sıradan bir insan neticede. insanlık tarihinin gördüğü en acımasız insan gruplarından birninin. "Senaryonuzda ille de dünyanın ya da galaksinin geleceğini tehlikeye atmanız gerekmiyor. Yani bu olayların kendisi üzerindeki duygusal etkisi çok büyüktür.hatta hiçbir tepki meydana gelmeyebilir. Yıldız Savaşlarında Luke Skywalker. sinemanın politik gücü olduğu dönem. değildir. aşağılardaki bir yazı). günlük hayatın monoton gerçeklerinin dışına çıkarmayı vaad etmelidir. aynen J. Örümcek Adam'da Peter Parker. TV'nin ortaya çıkışıyla sona erdi. daha filmin adında savaş vardır. Hiç hata yapmayan."ĐYĐ SENARYO FĐKRĐ" NEDĐR? Önce neyin iyi senaryo fikri olmadığını söyleyelim: 1) Kendi hayat hikayeniz . 2) Fikir. 3) Fikir. Eşkiya'da Baran. Yüzüklerin Efendisi'nde Frodo. büyük olaylar. küçük güzellikler. "Eşkiya" burada çok güzel bir örnek oluşturur. sonra da polislerle çatışır.. ya da sıradan yönleri olan üstün karakterleri içermelidir.. GORA'da Arif (C." Ben de diyeceğim ki. Aşağıdaki bir yazıda değindiğimiz dünyanın en çok iş yapan 15 filminin 15'inde de. filmin yapımına katılan herkesin parasını fazlasıyla geri kazanmasıdır. Filmin daha adı bile bir ÇATIŞMA olacağı mesajını vermektedir: Eşkiya önce Berfo ile.

dünyadaki getirisi ise 533 (beş yüz otuz üç) milyon dolardır. dünyadaki getirisi ise 470 milyon dolar. Paranın çoğunun yıldız sanatçılara ve görsel efektlere gittiğini söyleyebiliriz. Robert Rodriguez." Örnek mi istiyorsunuz? : "Evde Tek Başına" (Home Alone) filmi. Yapımcıya. ve görünümleri birbirine benzeyen bir gitarist ve bir katili anlatmaktadır) 11 . ve üç soyguncudur. Bu yeter. sonra o sıradan insanlardan çok daha güçlü düşmanlar yaratın. Ve bütün başarısı. bunun üzerine 200 bin daha harcamıştır. Spielberg'e dahi denmesinin sebebi bu olsa gerek). (Filmin maliyeti 12 milyon dolar. bir kasabaya aynı gün gelen. Filmi beğenen Columbia.mikrokozmos yaratın. (Filmin maliyeti 48 milyon dolar. Filmin başlıca karakterleri bir kadın. "Panik Odası" (Panic Room . getirisi ise 196 milyon dolardır. 3 adam ve 1 köpekbalığı arasında geçer. Filmin maliyeti 15 (on beş) milyon dolar. onun kızı. mekanın ve mekandaki olanakların çok zekice kullanılmasına dayanır. Filmin toplam getirisi. koyduğu paranın 10 katını getirmiştir. bir evde yalnız kalan bir çocuğun iki soyguncuyla mücadelesini anlatmaktadır. (Film.David Fincher) da yine bir evde geçer. El Mariachi için cebinden 7 (yedi) bin dolar harcamıştır. onun içine genel özellikleriyle sıradan insanlar koyun.) Jaws'un önemli bir bölümü denizdeki bir teknede. sadece Amerika'da 2 milyon dolar olmuştur.

. Şu demek: Her insanın. Ve bu koparma süreci hala devam ediyor. Herkes zihnimize bir şekilde şekil vermeye çalışıyor. insanların kendi gerçek istekleri ile bağlantıları koparılır. arkadaş topluluklarında vb. "sana ne. Bedene acı veren uygulamalardan zevk alınması sağlanabilir (bkz. insanların ruhsal itkilerini ("impuls") yönetebilirsiniz. karnının ne zaman acıktığını. (Bunun "ne kadar" korkunç olabileceğini tahmin edebiliyor musunuz!). ve benzeri bedensel ihtiyaçlarını bildiği var sayılır. böyle bir cümleyi sarfetmenin bile çok tehlikeli olduğunu söylemiştim. Belirli bir miktar baskı ya da telkinle. şaşmaz dediğimiz bedensel fonksiyonların kıblesini şaşırtmak son derece mümkündür. Neyin iyi. okulda öğretmen. Đnsan ruhundaki bu isteklerin besini.TUTKULARINI TAKĐP ET! "Senaristlerin ne yazması gerektiği" ile ilgili bir yazım var aşağılarda bir yerde. televizyondaki spiker ya da reklam güzeli. kendin gibi yazmaktır. Đnsanların biyoritmlerinin bozulmasının yanı sıra. verilen) eğitimde. Bu konuyu tekrar gündeme getirmemin bir sebebi var. güzel. davranışçı psikolojinin çok net bir biçimde gösterdiği üzere.eğer adamın 12 . Anoreksia Nervosa Blumia). Bu nedenle hepimiz aynı şekilde "gerçek" isteklerimizden belirli bir ölçüde koparılmış haldeyiz. O da. Şimdi bu ne demek? diye soracaksınız. Yazının girişinde. Bu ihtiyaçlar o kadar doğal kabul edilir ki bunlarda herhangi bir şaşmanın olabileceği düşünülmez. Sado-Mazoşizm). askerde komutan. (Reklamcılar ve siyasetçiler temelde bu gerçekten yola çıkarlar). Başkalarının size yaptığı telkinleri gerçek istekleriniz zannedersiniz. ailede. ya da hakiki bir istekle yazılmış senaryoların içerdiği pırıltıyı ve yaratıcılığı içermez. "Ne demek yani canım! Bir insan karnının acıktığını bilmez mi?" denir. akıl almaz yaratıcılıkta ürünler verilmesine neden olur. geçiyoruz. Böylece bu istekler güçlenir. Ama günün modalarına kapılanlar. "Ahmet Toprak" gibi yazmaktır . Tuna Kiremitçi'den deflarca kötü ürünler verir. arkadaşlar. bedenlerinden daha fazla telkine açıktır. Hele bu son söylediğim. kulak verildikçe güçlenir. Aslında benim söylemek istediğim tam da buydu: Đstediğini yazmak. Đnsanlara istedikleri şeyleri unutturabilir. "normal"de iğrenç olan şeylerin zevk verir hale gelmesi gayet olasıdır. Hepimiz aynı eğitim tezgahından geçtik. Peki bunların senaristlerin ne yazması gerektiği ile ne ilgisi var? Şu ilgisi var: Kendi içinizden gelen cılız istek seslerini toplumun baskısıyla göz ardı ederseniz. baba. bu güçlü yaratıcılık pınarından faydalanamaz. istemedikleri şeyi istediklerini zannettirebilirsiniz. Ama istek zannedilen böyle bir telkinden yola çıkarak yazacağınız bir senaryo ya yarım kalır. "normal"de zevk veren şeylerin iğrenç. kendisini daha güçlü bir biçimde ifade etmeye başlar. ne zaman uykusunun geldiğini. onların dinlenmesi. Çünkü senarist. istenebilir bir şey olduğunu bebekliğimizden beri birileri bize söylüyor: anne.. Oysa. Önce şu saptamayı yapmam gerek: Bu ülke insanlarının maruz kaldığı formel (okulda verilen) eğitim ile formel olmayan (okul dışında. ve belirttikleri şeylerin yerine getirilmesidir. Önemli olan. Bu yazıda bu durumun olası nedenlerini ele almak istiyorum. Bu sesler. "Ben de Tuna Kiremitçi gibi yazarım" diyerek bilgisayarın karşısına oturan adam. yakın zamanda izlediğimiz yerli filmlerin senaristlerin tutkulu olduğu şeyleri yansıtmaması. Đnsanların "ruh"ları. istediğimi yazarım" şeklinde bir yanıt verebilir. gazetedeki yazar. Đnsanlar yemekten tiksinebilir hale getirilebilir (bkz. bir süre sonra bu sesleri duyamaz olursunuz. reklamcılar tarafından bire bir kullanır.

13 . sadece tutkulu karakterler değil.adı Ahmet Toprak ise. Ama senaryonun malzemesi bu tutku olmalıdır. (Not: Nevrozlarınızı tutkularınızla karıştırmayınız. Đyi senaryolar ancak ve ancak böyle ortaya çıkar: Đnsan ruhundan fışkıran bir tutkuyla. Tabii ki bu tutkuyu. başarılı senaryolarda görülen teknik özelliklerle harmanlamak gerekir. tutkulu yazarlar da gerektirir. Bu da ayrı bir yazı konusu) Özetle iyi senaryo.

yani varlığınıza şekil (vücut) verme tutkusudur. Babam bu bilgiyi zor yoldan öğrenmişti. ya da bir sanat eseri.ENERJĐ YÖNTEMĐ "Ben küçük bir kızken. hayallerinize. Öfkeme baktığım zaman. Bu da bende öğrencilerimle çalışırken zamanlayıcı 14 . genelde korku kabuğu içine hapsedilmiş olan ve siz bu kabuğu kırdığınızda ortaya çıkan görünmez güçtür. veya bir başka insan ile ruhen bağlantı kurduğunuzda çakan kıvılcımdır. Daha önce hiç var olmamış birşeyi ortaya çıkarma arzusudur. Üniversiteye gitmediğim için. Bu nedenle. genelde de sokakta yürürken geliyordu. “Ne yapacağını (olacağını) düşünme – sadece yap!” dedi babam. En derin duygularınıza. bir gün batımı. siz bir yer. Resim çizerken kalemi o kadar çok bastırıyordum ki orta parmağımın şekli bozuldu. Kalemi o kadar bastırmam. sadece yap!” cümlesi hep aklımda kaldı. Bu ENERJĐ kısa ataklar şeklinde. ENERJĐ tükenene kadar yazıyordum. ama yıllar sonra baskının ENERJĐnin yüzeye (ortaya) çıkmasını sağladığını fark ettim. kendi yarattığım ve içinde büyüdüğümden çok daha mutlu olan bir dünyaya kaçmama olanak sağladı. Amerika'da ve Avrupa'da birçok sergi açtıktan sonra. görsel sanat yapma konusunda çok fazla ENERJĐ hissetmiyordum. Birşeyi ilk kez bütün çıplaklıyla anladığınızda. korku dolu düşüncelerimi durduramadım. Durup birkaç dakika boyunca sürekli olarak yanımda taşıdığım bir deftere hırsla. ENERJĐ. kendi içlerindeki önemli bir kaynağa ulaşmış olduklarını biliyorum. kendilerine verdiğim yazı alıştırmalarını sanki hayat memat meselesiymiş gibi yaparken görüyorum. kitabım yayınlandıktan sonra yaratıcı yazarlık dersi vermeye başladığımda. ENERJĐ. düşlerinize. yaratık. Ama bu bana hala ödenen küçük bir bedel gibi gelir. hayatı görme ve hissetme biçiminizi değiştiren bağlantıdır. resim çizmek hayatımı kurtardı. hatta kalbinizi kıran birşey olsa bile – ortaya çıkan görünmez güçtür ENERJĐ. Đçinizde bulunan ve sizi harekete geçiren kuvvettir. Resim. ve sizin dünyanızı genişleten. Bununla beraber hikâye yazarken ENERJĐ hissediyordum. hiçbir şeyin sizi durdurmasına izin vermediğinizde ortaya çıkan güçtür. çizimlerime koyduğum muazzam ENERJĐyi görüyorum. güzel bir ağaç. Birçok insanın yazma konusunda hissettiği korku bende yoktu.bu şey acı veren. ENERJĐ. en büyük arzularınıza. Daha sonra da yazdıklarımı gözden geçiriyordum. ENERJĐ. Dokuz ya da on yaşındaydım. Babam da yüzmeyi öğrenmişti – hem de çok çabuk! Babamın deneyiminin çok uç olduğu söylenebilir. sözcüklerin ardındaki güçtür. Bu kitapta ENERJĐ sözcüğünü kullandığım zaman. Bu şekilde bir kitap dolusu hikaye yazdım. Ama ben. Ama hayatımın diğer alanlarında benim de birçok korkum vardı. ENERJĐMĐ TAKĐP ETME sürecime paralel bir yöntem geliştirmekte özgürdüm. Sorun şuydu ki korkudan donmuş haldeydim. Ama en geniş anlamıyla ENERJĐ benim için yaşamın kendisidir. tamamen ENERJĐydi. yazı yazma dürtüsünü kastediyorum. dalış pozisyonu almıştım. senfoni. yazmayı herhangi bir şekilde öğretmek üzere programlanmış değildim. Aşağı Doğu Yakası’nda küçük bir çocukken bazı büyük çocuklar onu Doğu Nehri’ne atmışlardı. babamın verdiği talimatlar doğrultusunda bir havuzun kenarında durmuş. sizin ile sizin dışınızdaki birşey arasında kurulan. Bazen öğrencilerimi. *** 1970'lerin sonlarında. . Bunu gördüğümde. “Ne yapacağını (olacağını) düşünme. Enerji.

yaratıcı ENERJĐNĐZLE bağlantı kurmak ve sözcüklerinizin kesintisiz bir şekilde akmaya başlamasını sağlamak için çok hızlı bir yoldur. yaratmanın büyüsü içinde bir çocuk gibi kaybetmenize izin veren basit. Gözünüz anında ona kayar." Kaynak: “The Playful Way to Serious Writing” – Roberta Allen 15 . bu işe uygun olmadığımızı söyleyen o küçük eleştirel sesti. içinizdeki kıvılcımı izlemek. Kendinizi. Bizi yeni şeyler denemekten alıkoyan sesti bu. Çok güçlü bir çağrışım yapar. Kendinizi onu düşünürken bulursunuz. Bir kelimenin ya da görüntünün ENERJĐsi olup olmadığını nasıl anlarsınız? • • • • • • Đçinizde ufacık da olsa bir duygu hissedersiniz. eğlenceli bir yöntemdir. Babamın bende sona erdirmeye çalıştığı düşünce. bizi hayallerimizi yaşamaktan alıkoyan sesti. onun sizi götürdüğü yere gitmek anlamına gelir. Korku kabuğunu kırmanın ve bastırılmış ENERJĐyi serbest bırakmaktan gelen ferahlama duygusu ile yazmanın bir yoludur. ENERJĐ YÖNTEMĐ nedir? ENERJĐ YÖNTEMĐ. Kendinizi tedirgin veya rahatsız hissedersiniz. Duygulanır veya heyecanlanırsınız. Dinlediğimiz takdirde. YARATICI ENERJĐNĐZĐ TAKĐP ETMEK. Bu. Sizi durduran. Bir zaman sınırlaması koymak onları düşünmek yerine eyleme geçmeye zorlayacaktı. aynı cümleyi bütün gün boyunca tekrar tekrar yazmanıza neden olabilen iç sesin (iç eleştirmenin) yanından (bypass) geçmenin bir yoludur. bizim gereken yeteneğe sahip olmadığımızı. Sizi heyecanlandıran. size ilham veren kelimeler ve görüntülerin ardından gitmek anlamına gelir.(kronometre) kullanma fikrini doğurdu. şu ya da bu zamanda hepimizi durduran düşünceydi.

savaşın yaralarının kanadığı bir dünyada aşkı ve vatanseverliği çok başarılı bir biçimde işlemiştir. 1) Senaristler "tutku" duydukları konularda yazmalılar. Çatlı'nın hikayesi gelse. Ya da "Casablanca"yı ele alalım. bir maçoyu yücelten bir senaryoyu nasıl yazacaksınız. Ya da feminist iseniz. Çok küçük bir insan grubunun özlemleri ya da sıkıntıları geniş bir izleyici kitlesine başarılı bir biçimde sunmak çok ama çok zordur.. 3) Senaristler güncel eğilimleri ("trend") göz önünde bulundurarak yazmalıdır . (Buna en somut örnek "Kurtlar Vadisi" dizisidir. Đnanmadığınız bir konuda yazmak. 2. kime hitap etmek istediğini iyi bilmeli. ÖNEMLĐ NOT: Tabii ki aslında "her konuda" senaryo yazılabileceğini biliyorum. hatta bazen çekim gününde yazıldığını biliyor muydunuz? Bu kadar acele ve bu kadar güzel yazılması çok ilginç bence). Yani hedef kitlesini doğru saptalamalı. -malı" ekiyle biten cümleler söylemek her zaman çok tehlikelidir. (Filmin senaryosunun son anda. hem de çok inanmalılar. 5) Senaristler "anlamlı" bir konuda yazmalı. çünkü politik aktivizm bu kuşağı hemen hiç ilgilendirmiyor. Yani yazdıklarına kendileri inanmalı. bu önerilerde anlatılanları (özellikle de 5. bayat. Belki yazılmalı da. aralarında en sık tekrarlanan geyikleri öğrenmelidir. ve önünüze A. Ama senaristin hizmet ettiği sinema sektörü o kadar nazlı. nelerden hoşlandığını. bence yukarıdaki öneriler (en azından bazıları) göz önünde bulundurulmalıdır. Matrix'in 1999 yılında yapılması bir rastlantı değil. 16 . boş vakitlerini nasıl geçirdiklerini. Dünya savaşı sırasında (1942) çekilen bu film. itfaiyeciler ile takılmalı. Örneğin 1980'den sonra doğanlara 12 Eylül öyküleri anlatmak çok manalı değil. hayal edin. Bunun için kitap okumaktan daha etkili bir yöntem. Seçtiğiniz hedef kitlenin ilgi alanlarını bilin. Türk sinema sektörünün "nâmevcut" durumda olması da. Her filmin belirli bir seyirci kitlesi vardır ve birilerini seçmek. dinlediği müzikleri. sanal gerçeklik kavramı da öyle.) 2) Senaristler bildikleri bir konuda yazmalıdır. maddeyi) görmezden gelmesinden kaynaklanıyor. diyosuuun!" olabilir. ĐSTĐSNASIZ kötü. bence biraz. Çünkü cevap çok hızlı bir "hadi oradan" "sen kendi işine bak" ya da en kötüsü ".. o kadar ticari bir sektördür ki.. arkasında Soner Yalçın gibi bu konuda uzman bir araştırmacının bulunmasından kaynaklanıyor). yavan sonuçlar verir. nelere gıcık kaptığını. Kendinizi aniden marjinal bir konumda bulabilirsiniz. Örneğin o film 1985'te ya da 1975'te yapılamazdı. Buna rağmen bu konuda bir iki şey söylemek istiyorum. Đnançlarınızla taban tabana zıt bir konuda yazmayı deneyin de ne demek istediğimi görün. gidip o kişilerle röportaj yapmaktır. senaristin yazarak para kazanması ve sinema sektörünün mevcudiyetini sürdürmesi için.SENARĐST NE YAZMALI? Birine "-meli. diğerlerini seçmemek demektir. "Biri bunu söylemeli" dediğiniz şeyleri yazın. Đtfaiyecileri anlatmak istiyorlarsa. (Sol görüşleriniz varsa. mutlaka araştırma yapmalıdırlar. çünkü kişisel bilgisayarlar hiç yaygın değildi. 4) Senarist. "Titanic").. "Profesyonel yazar herşeyi yazar" diyebilirsiniz. nasıl giyindiklerini. duyarsız ve duyarlı oldukları noktaları. Yani insan kardeşlerimizin hissettiği ortak arzu ve acıları ile ilgili yazmalı. Çok az film her kesimden insana hitap eder (örn. ne yazabileceğinizi düşünün. en çok hangi şarkıcıyı dinlediklerini. Ya da pek bilmedikleri bir konuda yazıyorlarsa. Bir çok mafya dizisinin arasından Kurtlar Vadisinin sıyrılması.

ĐLHAM VE HĐKAYE CÜMLESĐ Hollywood’daki senaryo hocalarının en iyilerinden biri olan John Truby. Eğer dünyadaki en büyük seks sembolü hayatınıza girse ve sizi istese ne olurdu? Notting Hill Gelecekte geçen bir “ . Đyi 17 . Altıncı His Đlginç bir tema . Örn. • • • • • Film adı – filmin adı bütün bir hikayeyi size verebilir. Alan Partridge Tarihi olaylar – örn. Ahlaksız genç kadınlar için kurulmuş olan bir Katolik reform evinde geçen bir hapishane draması – Magdalena Kardeşler Belirli bir film türünü seviyor olabilirsiniz .örn. ama yirmi bir yaşına geldiğinde. gazete makalelerinden. olsa ne olurdu?” hikayesi --. yani daha sonra satın almak için ön ödeme yapma . Ama yeni canavar bulamazsanız ne yazarsınız? The league of Extraordinary Gentlemen ya da Van Helsing. Cesuryürek Rüyalar ya da gündüz düşleri – örn. Bill’i Gebert (“Kill Bill”) Son derece orijinal bir karakter – örn. Canavar filmlerini seviyorsanız. gerçek insanların yaşam öykülerinden ya da diğer TV programlarından alınmadır. Đşte size birkaç örnek. Aşağıdaki yazı. Bu yüzden bir çömez olarak kendi fikrinizi bulmanız genelde çok daha pratiktir. on dört yaşıdayken babasının tam bir aptal olduğunu düşündüğünü. yeni bir canavar düşünebilirseniz.örn. Malum. Bütün dünya aslında bir yanılsama olsa ve aslında biz. biz de yakında bir senaryo yazmaya başlayacağız. yeni bir yayın hakkı ile korunan yeni bir eser yarattığını iddia edebilir. örn. örneğin Disney Şirketi daha önce yaptıkları bir adaptasyonun. Billy Elliot Sıradışı bir yerdeki sıradışı bir karakter – Crocodile Dundee New York’ta Bir vecize – Mark Twain bir keresinde. yollanacak fikirlerin bulunmasını kolaylaştırmak ve bulunmuş fikirlerin kalitesini yükseltmek için konmuştur. Bu hikayeler romanlardan. Ayrıca. eğer bu hikayenin haklarına sahip değilseniz yine aleyhinize dava açılabilir. çizgiromanlardan. tanınmayan bir senaristten gelen orijinal bir fikri satmasından çok daha kolaydır. Gerçek ebeveynlerinizin kim olduğu hakkında ne biliyorsunuz? Big Fish Sıradışı bir karakter . bir gazete makalesine ya da birinin gerçek hikayesine dayanarak bir hikaye yazmak istediğinizde. bu yedi sene içerisinde babasının ne kadar çok şey öğrendiğine çok şaşırdığını söylemiş.örn.. Soğuk Dağ Bildik bir hikayeyi alın ve yeni bir yere / ortama (“setting”) koyun – örn. Onlar yazma sürecini başlatan hayati kıvılcımlardır. Yazarı ve kaynağı en aşağıda yer alıyor. Telefon Kulübesi Belirli bir mekan – örn. “Yazarların yüzde doksanı daha önermede / hikaye cümlesinde çuvallıyor” diyor.örn. Bu en başta size garip gelebilir ama sinema ve TV dünyasının izleyici sayısını artırmak ve riski en alt düzeye indirmek isteyen bir sanayi dalı olduğunu düşündüğünüzde bunu o kadar da garip bulmayabilirsiniz.. Peki senaryo fikirleri nereden gelir? Bu sorunun cevabı “her yerden”dir. AB yasalarına göre bir eserin yayın hakları. eserin yazarının ölümününün üzerinden 70 yıl geçtiği zaman sona ermektedir) bir hikayeyi adapta etmeye başlamak da riskli bir harekettir. bir film şirketinin pazarlama ve halkla ilişkiler bölümünün bir uyarlamayı halka satması. *** Şu bilgi sizi şaşırtabilir ama filmlerin ve neredeyse TV dramalarının neredeyse % 60’ı mevcut hikayelerin uyarlamalarıdır. Đmkansız bir durum. eski TV dizilerinden.gg) için yeterli paraya sahip değildir. bizi elektrik elde etmek için kullanan dev bir bilgisayara bağlı olsak. ne olurdu? Matrix Büyük bir şaşırtıcı hikaye "twist"i – örn. Haklarına sahip olmadığınız ya da yayın hakkı sona ermemiş (yani hikaye 200 yıllıksa. Aynı şekilde. • • • • • • • • • TÜYO: Fikirler her yerden gelebilir. kısa hikayelerden. Ne yazık ki bir çok genç senarist mevcut bir eserin haklarını satın almak ya da önsatınalmak (? “option”. Burada bile yayın hakları (“copyright”) konusu bir sorun teşkil edebilir.

18 . Morpheus Neo’yu kurtarır. baş karakterin kim olduğunu. Ama şuna dikkat edin: iyi bir hikaye bulmak işin sadece ilk bölümüdür. Bu filmleri daha önce görmediyseniz bunları bulmaya çalışın çünkü bu kitap boyunca bu filmleri örnek olarak kullanacağız. BAZI ĐYĐ BĐLĐNEN FĐLMLERĐN HĐKAYE CÜMLESĐ (“Log-Line”) Filminizin temel fikrini bir ya da iki cümle ile ifade edebiliyor olmanız. Notting Hill (yazan Richard Curtis) – William Thacker sıradan bir kitapçıdır ama ünlü bir film yıldızı dükkanına girince hayatı değişir. Ama herkesin gözü önünde bir aşk yaşamak kolay değildir ve Anna’nın kalbini kazanmak içi aşkını yeterince güçlü olduğunu kanıtlaması gerekmektedir. bir otobüse binip sinemaya gider ve bu filmi seyretmek için para öder miydim?” Eğer cevabınız "evet"se. Soğuk Dağ (yazan Anthony Minghella) – Amerikan iç savaşı iki sevgiliyi birbirinden ayırır. Şimdi aynı şeyi sıradan bir ev eşyasıyla yapın ve bu nesnenin cazip bir hikaye için nasıl bir çıkış noktası oluşturabileceğini hayal edin. Peter Jackson) – Frodo Baggins Altın Yüzük’ü aldıktan sonra onun Orta Dünya’daki en tehlikeli ve en kötücül silah olduğunu ve Mordor’a giderek onu Crack of Doom’a atması ve dünyayı kurtarması gerektiğini öğrenir. kendinize şu basit soruyu sormaktır: “Eğer bu hikayeyi bir başkası yazmış olsaydı. Bazı yapımcılar bu hikaye cümlelerine “önerme” (“premise”) de der. EGZERSĐZ: Bir egzersiz olarak gazetenin iş ilanları sayfasını ya da başka bir meslek rehberini açın. Aşağıda bazı bildik hikaye cümlesi örnekleri bulunuyor. Matrix (yazan Andy ve Larry Wachowski) – Asi bir bilgisayar korsanı Morpheus adlı birini arayarak bulur. elinizdeki gerçekten de iyi bir hikaye konusu olabilir. Đnman yaralandıktan sonra Soğuk Dağ’daki Ada’ya dönmeye çalışır. bir giyim mağazası. Bu size aşırı basit gelebilir ama bazen belirli bir nesne. rastgele bir meslek seçin ve o alanda çalışan bir insanın başına gelebilecek en ilginç ya da en zorlayıcı şeyi düşünmeye çalışın. Başarılı olup olmayacağınızı belirleyecek şey. Yüzüklerin Efendisi (1-3) (yazanlar Fran Walsh. ama yapımcılar her yıl sadece birkaç iyi hikaye ile karşılaşırlar. film çekimi için para toplanırken ve daha sonra bu filmi halka satmak için kullanılmak üzere bu cümleleri yazmaları beklenir. harika bir fikri müthiş bir senaryoya dönüştürme yeteneğinizdir. ne istediklerini. Film hikayeleri genelde büyük hikayelerdir. hayaletler tarafından rahatsız edilen bir çocuğa yardım etmeye çalışırken kendisinin de bir hayalet olduğunu fark eder. odaklanmış bir ilham kaynağı olarak iş görebilir. Büyük bir alışveriş merkezi. Philippa Boyens. Her yapımcının karşısının her yıl onlarca iyi senaryo fikri çıkar. Altıncı His (yazan M. Night Shyamalan) – Bunalımdaki bir çocuk psikoloğu. Eğer cevabınız "hayır"sa. o da insanlığı köleleştiren makinalara karşı savaşan asilere katılır. ya da bir kale) ve bu mekanın içinde ya da etrafında gerçekleşebilecek en ilginç hikayeyi bulun. Senaristlerden. orada onu Home Guard’ın katil lideri Teague’ın elinden kurtarması gerekecektir. bir benzin istasyonu. o zaman düşünmeye devam edin. Cesuryürek (yazan Randal Wallace) – William Wallce bir çiftçi olarak huzurlu bir yaşam sürmek ister ama karısı öldürüldükten sonra Đngiliz egemenliğine son vermek için Đskoçları birleştirir. Bunu yaptıktan sonra belirli bir mekanı düşünün (örn. Bu cümlelere “hikaye cümlesi” denir ve gazetelerin TV sayfasındaki özetlere benzerler. Stephen Sinclair [sadece Đki Kule].bir film fikrine sahip olup olmadığınızı anlamanın en iyi yollarından biri. Morhpheus da ona kendisinin bilgisayarların ürettiği bir hayal dünyasında yaşadığını söyler. hikayedeki karakterlerin hayatlarını değiştiren olayları anlatırlar. ilginizi çeken temaları yerleştirebileceğiniz. ne yapmaya zorlandıklarını ve ne olduğunu anlatabilmeniz gerekir.

4) Onları kimin ya da neyin durdurduğu 5) Đstediklerini elde etmek için ne gibi bir güçlüğü yenmek / zor işi yerine getirmek zorunda oldukları. Burada da filmler hikaye cümleleri ile tanıtılmaktadır.imdb. 3) Ne istediklerine dair bir fikir. 1) Baş karakterin adı.scottishscreen. *** Yazan : David Griffith Kaynak: www.com/) başka örnekler bulabilirsiniz. Eğer daha fazla örneğe ihtiyacınız varsa “Đnternet Film Veritabanı”da (http://www. öfkeli ağabeyi ile bunalımdaki babasını memnun etmek ile. TÜYO: Bir hikaye cümlesi yazmanın tek bir doğru yöntemi yoktur ama hikaye cümleleri genelde aşağıdaki öğeleri içerirler. Hikaye cümleleri zaman zaman ikinci en önemli karakterin de adından bahseder. seyrettiğiniz son beş filmin hikaye cümlelerini yazın. Onlarınki mi daha iyi. Bu kişi genelde düşman olur. EGZERSĐZ: Temel formülü kullanarak. Daha sonra IMDB’ye gidin ve başka insanların aynı filmi nasıl tanımladığına bakın. 2) Filmin geçtiği yer. siz de başka beş filmle aynı egzersizi tekrar yapın. ve 6) Yaşadıkları deneyimler sonucunda bir değişime uğrayıp uğramadıkları. sizinki mi? Eğer onlarınki daha iyiyse. onların utanç verici bulduğu “balet olma isteği” arasında kalmıştır.Billy Elliot (yazan Lee Hall) – Yetenekli bir çocuk.com 19 .

Hangi oyuncu o uzay giysilerinden birini giymek istemez ki? Kesin satar. Bu filmde "Watership Down". Perdedeki sekanslarınızı çözersiniz. Örneğin BABE'e bakın . Gençken hissettiğimiz BÜYÜK olma arzusu. ve siz de o durumu çözerken II.geriye dönülüp bakıldıklarında tabii ki. insan ruhunun genelde düşünüldüğünden daha büyük. Klasik Drama'nın temalarını kullanabilir. daha karmaşık bir yer olarak gösterir. otuz kişinin teröristler tarafından rehin tutulduğu bir gökdelende sıkışıp kalmış halde bulur. Bu filmlerin kendi değerlerinden bağımsız olarak baktığımızda. Hey.SAHĐLĐ TARAMAK Đyi film fikirlerinin sevdiğim yönü. Hikayenizde klasik temaların yansımalarını bulduğunuzda doğru iz üzerinde olduğunuz anlarsınız. ve III. DAHA BÜYÜK BĐR DÜNYANIN GÖZLER ÖNÜNE SERĐLMESĐ Tematik olarak en iyi film fikirleri dünyayı. Bu durumun çözülmesi de filmin 20 . görülemezler. sağlam. genelde düşünüldüğünden daha büyük. Hollywood-tarzı satılabilir film düşüncesi ile ilgili son listem: A. Başrolünde konuşan bir domuzun bulunduğu bir aile filmi için hiç de az şey değil. karşılarına çıkan her kum taneciğini alıp evire çevire incelemekte. Đşte benim iyi. "Hayvan Çiftliği" "Grimm'in Peri Masalları". film fikirleri hakkında düşünmenin farklı bir yönünü önermiştim. "Đlginç Cazibe Unsuru" yazısında. KLASĐK YANSIMALAR Bir çok popüler film. daha büyülü. EVRENSELLĐK Birçok sağlam fikir bir biçimde hepimizin paylaştığı deneyimlerle . ellerinde büyüteçler.evlilik yemininizi bir milyon dolar için bozar mısınız? Đlginç. Örneğin New Yorklu bir polis kendisini Los Angeles'ta. bir sonraki harika film fikrini bulmak için sahili taramakta. ya bir AŞK PERĐSĐ (CUPID) perisi. Ya da hikaye.ilgilidir. hem de eleştirmenler beğendi. hatta "Rocky"den esintiler vardır. Ve bu ortak nitelikleri bilmek de onları bulmayı biraz daha kolaylaştırabilir. avlarından birine aşık olduğu için görevini yapamaz hale gelirse? Güzeel. D. Sonra birisi güneşin altında burunlarının dibinde duran parlak deniz kabuğuna işaret eder ve "Hey. Peki ama bunu nasıl yapacaksınız? Bu yazıda size elimden geldiğince yardımcı olacağım. Bence bu tür fikirlerin bazı ortak nitelikleri bulunuyor. ya da b) o kadar barizdirler ki cılkı çıkana kadar yapılmışlardır. C. önermelerinin ("premise") bariz bir cazibesi olduğunu görürüz.hem izleyiciler. bunu film yapalım" diye bağırır.gg) B. Örneğin yatağın altındaki canavar korkusu. AHLAKSIZ TEKLĐF . Sanki Hollywood'daki binlerce insan. Đnsanları "cezbeden" bir fikir seçmenin önemini vurgulamıştım. çok bariz olmalarıdır . Tıpkı o deniz kabuklarının yerini bulmak gibi. sınıf yapısı ve kader gibi konuları ele alıyor. Siz de o muhteşem pembe ve beyaz burgulu deniz kabuğuna bakarsınız ve onu ıskalamış olduğunuza inanamazsınız. Örneğin APOLLO 13'ü ele alalım. Şimdi bunları bulmak genelde zordur çünkü a) o kadar ortalıktadırlar ki. kişinin kendine verdiği değer. daha büyülü ve daha karmaşık olduğunu ortaya koyar (benim en sevdiğim tema . BĐR DURUMUN ĐMA EDĐLMESĐ Genelde parlak film fikri bir durumu (hâli) anlatır. ya da bunlardan geliştirilebilirler. Bu film kimlik.hatta yakından bildiğimiz deyimlerle .

bir oyuncu için güzel bir rol anlamına gelir. çıkışta özel bilgilerle donanmış olmak hoş bir deneyimdir." Bu fikirde neyin yolunda gitmediğini anlamaya çalıştım. Bazen bir türün (janr) tamamı. "LIKE FATHER.. "VICE-VERSA". ve balığa aşık olan adam rolünü oynamak istese. çok iyi durumdasınız demektir. Jan De Bont'un "TWISTER"ı bu yaz yapıma girdiğinde. ilginç bir yere götürüyorsa. Ne de olsa Winnie the Pooh'da aynı derecede fantastik unsurlar bulunuyordu. BĐLĐNEN UNSURLAR Đyi film fikirleri genelde seyircinin bilgisi dahilinde olan unsurları kullanırlar. "BULL DURHAM" da ikinci beyzbol liginin dünyasını anlatmaktadır. ĐYĐ ROLLER (ĐYĐ ADLAR) Çoğu zaman iyi bir film fikri. anne-babanın çocuğu kurtarmaya gelmesi.sekanslarını meydana getirir. Örneğin "CANDIDATE" (ADAY) bize bir seçimi kazanmanın ardındaki hikayeyi gösterir. SPLASH daha gelişim aşamasındayken bile başka yazarların uzun bir süre için denizkızı romansı yapmasına engel olmuştu. (Aslında aynı temel fikre dayanan farklı filmler yapılabilir: "BIG". Dikkat: Bu şekilde ilgi çekici bir fikir bulmak çok zordur. Örneğin.. 21 .. E. MARY POPPINS ve STAR WARS'da da öyle. KUTSAL HAZĐNE AVCILARI. bu fikrin tamamen tanımlanmış ve araştırılmış olması. I. H.bu konuyu başka bir yazıda uzunlamasına ele almak istiyorum. bir kere yapıldıktan sonra. Çocuk da bir bisiklete ters binerek bu büyülü ülkeye gider ve önlüğünü geri alır. kısa bir süre önce bir yazar bana bir fikrini anlatıyordu: "Büyülü baca perileri bir çocuğun en sevdiği önlüğünü çalarlara ve kayıp Maypole ülkesine götürürler.ama anlaşılan bunun için hepsinin aynı anda yapılması gerekiyor!). Filminizin iyi bir adının olması son derece önemlidir . yeni fikirlerle baştan aşağı değişikliğe uğratılır. DELIVERANCE. TOP GUN jet plotlarının eğitim merkezinde geçer. F. vb.. WHO FRAMED ROGER RABBIT? Bir çok iyi film bizi. SAHNE ARKASI Đzleyiciler az kişi tarafından bilinen şeyleri öğrenmekten hoşlanırlar. GELECEĞE DÖNÜŞ. Eğer Tom Hanks hikayenizi okursa. Benzersiz ortamları ve konuları etkili bir biçimde kullanan diğer filmler de şunlardır: DOWNHILL RACER. öyle ki sadece isimleri bile onları anlatmaya yeter: HAYALET AVCILARI. yeni film izleyicileri kuşağı için. normalde gidemeyeceğimiz yerlere (ve durumlara) götürmektedir. BODY HEAT ve STAR WARS bu kategoriye girmektedir. Filmin sekansları daha fikir düzeyinde bile bellidir: çocuğun unutulması. Bazen film fikriniz. Eğer film fikriniz sizi son derece güzel. yerleşik bir türün belirli bir yönünü alıp tersine çevirmek olabilir (". BÜYÜK. ALIENS. evdeki komik savunma. o film fikri muhtemelen çok iyidir. çok miktarda ihlamlı çalışma ve muazzam bir yetenek gerektirir. Bir filme gidip. bu da her bir unsur ile bağlantı kurmayı güçleştiriyordu. örneğin -. Aynı zamanda güçlü fikirler genelde basittirler. gerçeğini gösteriyorsa. LIKE SON".ama bu kez hayaletler insanlardan şeytan çıkarıyorlar!").. Bir başka örnek: kendisini EVDE TEK BAŞINA bulan bir çocuğun durumu. PARLAK FĐKĐR TEKRARLANAMAZ Bilimkurgu yazarı Harlan Ellison iyi bir "parlak fikrin" en belirleyici özelliklerinden birinin. ve bu nedenle de bir daha başkasının ele alınamaması olduğunu söylemişti. Hollywood'da yapım aşamasında olan 30 kadar hortum filmi kendini çöp kutusunda buldu. Sonra olayı anladım: bu unsurlardan hiçbiri benim zihnimde daha önce bulunmuyordu. ve daha sonra size o yerin perde arkasını. çocuk kendisini soygunculara karşı savunmak zorundadır. O filme gitmemiş insanlar o filme sahip değildir.. ve "EIGHTEEN AGAIN".

Okumak sizin şunu da yapmanıza neden olabilir: 2. Ama bu muhteşem bir 35 sayfa olacaktır! Daha sonra aynı hızda yazmaya devam edin. Barry Sonnenfeld tarafından yönetinen "Men In Black" tarzında bir şey çıkar. sayfada biten bir çok senaryonun aslında 35.gg). hem de denemiş ve kanıtlanmış bir şey istediklerini söylerken bunu kastediyor olabilirler). düşünmeyi. ortaya. bir sonrakine geçin. sayfada bitmesi gerekmektedir.Perileri daha önce duymuştum. Bebeklerinizi Öldürün. 7. LIAR") filmindeki unsurları tek tek ele alalım: bir çocuk (bunu anlıyorum) doğumgününde bir dilekte bulunur (tamam): yalancı ve güvenilmez bir avukat olan babası (bu da son derece inanılır bir şey) bir gün boyunca sadece doğruları söyleyecektir (hı-hı). Benzer bir biçimde "Kayıp Maypole Ülkesi" ve "Ters Binilen Bisiklet" de bilinmeyen unsurlardı. Sanırım bu kadarı başlangıç için yeter. Eğer biraz çabalamanıza rağmen hala memnun olduğunuz bir fikir bulamadıysanız. şu numaraları da deneyebilirsiniz: 1. incelemeyi. Sadece bunu yapmak için bile değer. Bu unsurlardan herbiri son derece tanıdık. Eğer aynı sevgili fikri beş yıldır düzeltip durursanız. doğru yoldasınız demektir. "OUTLAND". hem yeni ve farklı. uzayda geçen bir "Kahraman Şerif"ti ("HIGH NOON" . bulun. Ticari olduğunu düşündüğünüz şeyleri unutun. Çok başarılı bir drama olan "X-Files"ı alın ve bunu bir komedi olarak düşünün. 3. bu bilgilerdir. Aşkla ve tutkuyla yazın. Hem de çok. Görünürdeki bitişin ötesine geçmek bazen inanılmaz bir "sürpriz dönüş"e ("twist") neden olur.gitmenizi sağlayacak olan şey. O lanet şeyi yazın ve sisteminizden atıp kurtulun. tutku duyduğunuz şey büyük bir olasılıkla en benzersiz ve güçlü eserinize giden rehber olacaktır. Bu nitelikleri bilmek umarım sizin bir sonraki büyük film fikrini bulmanıza yardımcı olur. Steve Martin'in "Roxanne"ı da "Cyrano" hikayesinin harika bir yeniden anlatımıydı. hepsi halihazırda zihnimde bulunuyorlar. sadece geri kalan sayfaları doldurmak için uzatılmıştır. (Yöneticiler. kendinizi dünyadaki hevesli senaristlerin %95'inden ayırdınız demektir. film yapımcısı bunları kolaylıkla kullanabilir. Buna karşılık. seyredin . eğer değilse. Fikrinizi son sınırına kadar zorlayın. konuşmayı seviyorsunuz? Bu ister mağara dalışı. model trenler. Bu son derece bariz görünüyor ama genelde göz ardı edilen bir yöntem. Eğer bir filme dönüştürülebilecek bir kitap ya da makaleye rastlarsanız. Ne zamandan beri çocuklar önlüklerine aşık oluyorlar? Bu da benim deneyim sahamın dışında kalıyordu. Bir çok senarist yarım bir fikir bulur ve sonra orada durur. Eğer o yapabiliyorsa. Bu nedenle bu fikir çok kolay bir biçimde pazarlanabilir. Đlginç bir biçimde bir projenin benzersiz. "YALANCI YALANCI" ("LIAR. Tamam. travestilik ya da parçacık fiziği olsun.daha önce yapılmamış çeşitlemelere . ama çok okuyun. Neden hoşlanıyorsunuz? Ne yapmayı. Ortamları değiştirin/güncelleştirin. o "kariyerinizi kurtaracak" fikri bulamazsınız. ticari olmayan yönleri genelde o projeyi ticari açıdan başarılı yapan şey haline gelir. Bütün yazarların özellikle hoşlandıkları bazı fikirler vardır. 4. Eğer yukarıdaki kriterlerin çoğuna ya da hepsine uyan bir fikriniz varsa. stüdyoların kendilerini daha rahat hissettiğini unutmayın. hikaye satılacaktır. 22 . 5. Farklı türleri (janr) karıştırın. Cidden. Okuyun. Okumak bir tür (janr) hakkında çok miktarda bilgi edinmenizi sağlar. Eğer harikaysa. ama bacalarda yaşayanları değil. Çünkü senaryoda var olan hikaye miktarı aslında orada bitmektedir. Hikayelerin yayın hakkını satın alın. çünkü seyircide halihazırda ulaşılabilecek bir fikir zaten bulunmaktadır. 110 sayfada anlattığınız hikayeyi 35 sayfada anlatmayı deneyin. Önemli olan bu fikirlerden birine takılıp kalmamaktır. Ve sizin belirli bir türde çeşitlemelere . siz de yapabilirsiniz. Eğer fikriniz kendisini bir kitap olarak kanıtladıysa. 110.tavsiye ederim. 6.

3'ünün de . Gerçekten o büyük fikre sahip olduğunuzu.com yazan: Terry Rossio (Terry Rossio'nun "Karayip Korsanları" filmlerinin . Bir başka ipucu: yapımcılar telefonlarınıza cevap verir.yazarlarından biri olduğunu söylemiş miydim? Ayrıca "Define Gezegeni" "Shrek" "El Dorado Yolu" "Zorro'nun Maskesi" "Küçük Askerler" "Godzilla" ve "Aladdin"i de yazmış kendisi. doğru yolu izlediğinizi nasıl bileceksiniz? Đşte size bir ipucu: diğer yazarlar sizin fikrinizi duyduklarınıda suratları asılıyorsa.gg) 23 .wordplayer. doğru yoldasınız demektir. ya da başka yazarlar size bu hikayeyi birlikte yazmayı teklif ediyorsa. Ve fikrinizin gerçekten iyi olduğunu bilmenizin en kesin yöntemi: Senaryonuz satın alınır! Kaynak: http://www.Şimdi. Boş adam değil yani .) .

Bu süreç. Kaynak: http://www. sanki o gece düğün gecemmiş gibi yazmaya koyulurdum.SENARYO YAZMA SÜRECĐ . senaryo haline getirilmeye değer olduğunu anladıktan sonra. karakter dönüşümleri için "güzel" fikirler toplamaya başlar ve bunları herhangi bir süreklilik ve form kaygısına düşmeden panoya asardım. gerçek bir giriş.com/40tips. yani tamamlanmış hikayeler. sahneler. Torba dolar gibi olduğunda. Tamamen gelişmiş bir oyun planım olduğunda.BĐR ÖRNEK Senaryo yazdığım dönemde süreç her zaman ÇOK ĐYĐ OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜĞÜM BĐR FĐKĐR ile başlardı. Bu nedenle zamanla.hollywoodscript. Fikrin. fikir toplama dışında başka birşeyin baskısı olmadan.html 24 . hiçbir şekilde bir senaryo haline getirilemeyecek HARĐKA fikirlerin de bulunduğunu fark edecek kadar akıllandım. Bu her zaman başımın etini yiyen ve ifade edilmesi gerektiğini hissettiğim birşey olurdu. yazılması bir seneye yakın bir süreyi alabilecek bir fikre kendimi adamadan önce şöyle durup derin bir nefes almam gerektiğini öğrendim. Bir süre sonra. karakterler. bu arada zor ve sıkıcı sayılabilecek hazırlık çalışmalarını (araştırmalar . malzemenin bir araya getirilmesini içeriyordu. Bu fikirler kaçınılmaz olarak başka fikirlere yol açıyor ve zamanla belirli bir gidiş yolu ve sıra hissi doğuruyorlardı.gg) yapardım. an'lar. gelişme ve sonuç ve "kendi kendini yazan sahneler" bulduğumda. bu malzemeleri hangi perdelere yerleştireceğimi belirlemeye başlar ve bir öykü haline getirirdim. "Ne olursa olsun yazmalıyım" isteğine direnir. bu isteğin birikmesini bekler.

nasıl davet edebileceğimizi öğrenmek zorundayız. yatağınızın başucunda bir not defterinin ve kalemin (ve de elfenerinin) olması çok ama çok iyi bir fikirdir. darmadağınık. siz de arkasından yasını tutarsınız.. yoksa ikinci perdesinde mi olduğunu bir süre anlayamazsınız. Sanatçı dediğimiz insanların diğerlerinden bir farkı varsa. sıralı. fikirler artık daha hızlı gelirler. gerisi Allah kerim. puzzle'ın diğer parçaları da yavaş yavaş gelmeye başlar." şeklinde çalışmaz. Benzer bir biçimde de bazı yazarlar. düzenli. bazı ressamlar. onu nasıl uyandırabileceğimizi. sonra da üç. bundan emin olun. ve bilinçaltınızı tahrik edebilirseniz. Hatta fikirleri bir numarayla da vermez. 1) Yaratıcılık. ve çizgisel (lineer) olmayan bir süreçtir! Eğer yaratıcı insanların (yaratıcılığının ölmesine ya da azalmasına izin vermeyenleri artık kısaca böyle adlandıracağım) bu yaratıcı eylemleri son derece düzgün. finalinde mi. Ve resmin bütünü belli oldukça. yaratıcılık sayılmaz.. Bu nedenle elinizin altında bol bol not kağıtlarının olması. Ama bunlar sizin istediğiniz sırayla gelmez yalnız. Yine aşağıdaki bir yazıda. Daha önce yapılmış birşeyin tekrarı. Hayatlarında hiçbir heyecan. herkeste var olan bir yetenektir! "Her çocuk yaratıcıdır" diyor Picasso. Aksine "Bak evladım. 2) Yaratıcılık karman-çorman. iyi çözümlemek. ama bu onun sanat icra ettiği anlamına gelmez. bazı müzisyenler. Bunun için de işe. insanların büyüdükçe. Đnsanlar kendi bilinçaltlarından gelen yaratıcı impulsları (itkileri) dinlemeye dinlemeye. büyürken yaratıcı kalmaktır". üşenmeyin. adım adım ilerleyen bir biçimde yaptığını zannediyorsanız yanılıyorsunuz. kalkın. Sanatı sanat yapan şey onun yaratıcı bir uğraş olmasıdır. Bir süre sonra da toplumun kendilerinden beklediği şeyler dışında hiçbir şey yapmayan robotlara dönüşürler. Eğer sebat eder. Yani sanatçıların en büyük farkı yaratıcılıklarında değil. Bilinçaltı size yeni ve orijinal fikirleri sırasıyla vermez. Yani "Bak kızım. düzensiz. için çok iyi bir tekniğe sahip oldukları. Tabii bu durum geçicidir. hiçbir orijinallik kalmaz. hiçbir yenilik. yoğunlaşmayı (konsantrasyon) başarır. Sıradan insanların boynunu büküp koyunlaşmayı kabullendiği yerde sanatçı acı çekme pahasına isyan eder. bastırma operasyonu"na karşı biraz daha direngen. gerekirse mekan ve ortam değiştirir. Birçok fikir ilk iki dakikadan sonra sobanın üzerine damlamış kolonya hızıyla uçar gider. yanınızda sürekli bir not defteri taşımanız.. 25 . yazın. hatta açıkça eleştire eleştire bu yaratıcılık pınarını kuruturlar. Madem bilinçaltı size birşey vermiş. bilinçaltınızın size verdiklerini yargılamadan kabul eder. vb. ve siz bunun filminizin girişinde mi. biraz daha isyankâr olmalarıdır. Aşağıdaki bir yazıda. sindirme. "Amerikan Güzeli"). Lakin eninde sonunda anlamlı birşey ortaya çıkmaya başlar. "önemli olan. biraz sonra da iki numaralı fikri vericem.. zihinlerinin bir bölümünde bir içsel eleştirmen oluşturduklarını ve bunun da yaratıcılıklarını gittikçe körelttiğini anlatmıştım.YARATICILIK HAKKINDA Her sanat dalı gibi yazarlık da herşeyden öncelikle yaratıcılıktan beslenir. (Bkz. yaratıcı impulsları konusunda sindirilememelerindedir.. Sakın "Şu işimi bitireyim. Bilincinize bir görüntü ya da bir sahne bırakır. bu elli dört numaralı fikir. bu "ruhu/bilinçaltını kalıba sokma. ama yaratıcı yanlarının zayıf olduğu için eleştirilirler. bu bir numaralı fikir. sonra bu fikri yazarım" demeyin. insanın bilinçaltının işleyiş biçimi hakkında birşeyler anlatmıştım. Öyleyse yaratıcılık denen bu hadiseyi iyi anlamak. bu yüzden de önemsenmez. Hadi bana eyvallah!" şeklinde çalışır. kendisine bunu yapmaya çalışanlarla çatışmaya girer. Bir robota keman çaldırabilirsiniz. o da. yaratıcılıkla ilgili bazı temel bilgilerden başlayalım. nasıl harekete geçirebileceğimizi..

Bakın bakalım bu verilerden hangisine tepki verecek bilinçaltınız. kitaplar. Şahsi deneyimim TV ve internetin hemen hiçbir yaratıcı katkısının olmadığını yönünde. sizin senaryonuzun çıkış noktası. hangi olay . daha önceden belirlediğiniz bir konuda yaratıcı olmak daha kolaydır. Bu da çok iyi bir yöntemdir.com. yaratıcı enerjilerinizin işini kolaylaştırır. bir uyarana ihtiyaç duyar. "gezgin"). Hikayenizin belirli bir yönüne odaklanmak. TV ve internette (örn. Bu tamamen kişiliğinize bağlı birşeydir. ikisinden de verim alamazsınız. kimileri gece. kimi de müzik dinlemeyi sever. 4) Yaratıcılık ayrı. Uyuşturucu ve alkol vasıtasıyla elde edilen ilham ise zaman zaman işe yaramakla birlikte yaratıcı şahsı öldüren birşeydir. Sizi ilgilendiren konuda olabildiğince çok fikir üretmelisiniz. Ama o bir şey. bundan birşeyler çıkar" dedirtecektir.ama o kadar da değil. Dergi okuyun. Bir başka filmde ya da kitapta gördüğünüz fikri alıp. Hiçbir sonuç elde edemezsiniz. Kimileri gündüz çalışır. gazete okuyun. ya da youtube gibi konsantrasyon düşmanı sayfalardan) uzak durun. kendi alanında tecrübe sahibi insanlar. kimi tükenmezi ya da Pilot kalemi. Ama yaratıcılığınızı gıdıklamak ve harekete geçirmek mümkündür. aşırı sakin bir yazarlık hayatınız olacak demektir. ya da üzerinde çalıştığınız sahnedeki sorunun çözümü olabilir. bu işlemleri doğal sıralarına koymaktır. Bunda da hiçbir 26 . Ürettiğiniz fikirlerde kendi kişiliğinizin yansımalarını görebilirsiniz. Ekşisözlük. Önce yaratıcı süreci yaşamalısınız. artık bilinçaltımızın fikirlerle dolup taştığı. duygusal olarak size dokunan fikirler üretmeye başlayacaksınız.siz kendinizi hiç zorlamadan . itiraf. Bu aynı anda arabanın hem gaz pedalına hem de frenine basmaya benzer. Daha açık bir biçimde söylersek ilkinde bilinçaltı ön plandadır. Bu yaratıcılığı harekete geçirecek bir odak noktasına. Kimi tam bir sessizlik ister (bkz. Yapılması gereken. Bu esnada başka dış kaynaklardan da yararlanabilirsiniz. Bir çok durumda insan. Bunlar başlangıçta aklınıza gelen her fikir olabilir. Ama dikkatli bir biçimde kullanılmalıdır. durup dururken yaratıcı olamaz. Eğer bu iki işlemi aynı anda ya da çok kısa sürelerle arka arkaya yapmaya kalkarsanız. Kimi elle yazar. Kimi kurşun kalemi sever. bilinçaltınıza "Bak bu ilginç. bu nedenle tavsiye olunmaz.3) Yaratıcılık ilhamla ilgili birşeydir . Đlham dediğimiz şey.kendiliğinden dikkatinizi çekecek. kitap okuyun. üzerinde oynayarak ona yeni bir soluk. Mesela ben masabaşı insanıyım. Okuduğunuz ya da duyduğunuz yirmi şeyden belki sadece biri gerçekten ilginizi çekecek. Yaratıcılığı harekete geçirmenin bir yolu da. taze bir bakış açısı verebilirsiniz. yargılama (değerlendirme) ayrı süreçlerdir. işleri çok daha hızlandıracaktır. Bazıları kendi odasının sessizliğinde yazmayı tercih ederken bazıları parklarda. "Bu hikayeyi nasıl daha iyi hale getirebilirim" gibi aşırı geniş bir odak yerine "Bu hikayenin girişini nasıl geliştirebilirim" şeklindeki daha spesifik bir odakla hareket etmek. Ayrıca yazarken kullandığınız favori bir araç da olabilir. ama bir süre sonra sizi özellikle etkileyen. diğerleri de kafelerde yazmayı tercih eder. zira ilham hiç güvenilmemesi gereken. Zira kendinizi "bilinçaltımı yemliyorum" diye saatler hatta günler boyunca tek bir kelime bile yazmazken bulabilirsiniz. Eğer sadece ilham geldiğinde yazarsanız. Daha geleneksel yöntemlerle bilinçaltınıza yem atın: yani dergiler. Ama bu her zaman böyle olmaz. bilinçaltınıza çeşitli veriler (ben bunlara "yem" diyorum) göndermektir. kimi bilgisayarda. diğerinde ise bilinç. diğerinde ise bu üretilenlerden hangisinin eldeki iş için faydalı olduğunu seçme ve diğerlerini de atma vardır. gazeteler. Yani sıfırdan yaratıcılığa yönelmek yerine. ve biz istemesek de bilincimize bir sürü orijinal fikri yağmur gibi yağdırdığı bir durumdur. Bu iki işlem neredeyse birbirinin zıddıdır. Hangi haber. Zira birinde olabildiğince çok şey üretme. ancak kafasına estiğinde gelen bir misafirdir. Mesela her yazarın tercih ettiği bir çalışma mekânı vardır.

eğer bir teslim tarihi ("deadline") söz konusu ise. bilinçaltınıza uyguladığınız ("empoze ettiğiniz") bu beklentiler. Sahip olduklarınız. nerede hata yapıyor olabileceğinize bir bakın. Ama çözüm vardır. Ama aklınıza hangi fikrin geleceğini siz belirleyemezsiniz. bulunmadı. umduğunuz şey olmayabilir. bu açığı eninde sonunda size kapattıracaktır. Bu. sıkılıyorsanız. bir diyalog. Sadece bu çözüm sizin istediğiniz. Hatta bu korku.sakınca yoktur. doğru bir yaklaşımla ele alınırlarsa. Yani sorun varsa. en azından eskilerine yeni bir bakış açısı getirmenizi garantileyen birşey. sadece o meseleye uygun olmayan çözümler vardır) çekinmeyin. sanatın bütün dallarında görülen bir durumdur. bunu birkaç saat. Kendinize. Yazarların zaman zaman yaşadıkların en büyük korkulardan biri. bilinçaltının rahat rahat kendini ifade edebildiği. "çözümün neye benzemesi gerektiği ile ilgili" belli belirsiz beklentileriniz varsa. Bunun için zihninizi gerçekten de olmadık seçeneklere açık hâle getirmeniz gerekiyor. Çözümü bulacaksınız. Eğer zevk almıyorsanız. O fikri bulacaksınız. Ya da istediğiniz zamanda zuhur etmeyebilir. esinlenme. bir sahne. bulunmayacak. bilerek "yanılmak" demiyorum. zira yaratıcılıkta yanılmak diye birşey yoktur. yeni bir hikaye ile ilgili en temel fikir olabileceği gibi. Çünkü yeryüzünde sizin gibi ikinci bir insan yok. bir karakter. Yaratıcılık. *** Đnsan. Bu da sizin yeni fikirler üretmenizi. bilincinize vermiş olduğu fikirler arasında bir sıralama yapar: önem sıralaması. Zira faydalanacakları kaynaklar sayısal olarak diğerleri kadar fazla değildir. Düpedüz çalıntı yapmadığınız sürece. insan zihninin sonuna kadar özgür olduğu. bir olay örgüsü) ile de ilgili olabilir. Bazıları içinize sinecek. Denemekten ve tekrar denemekten (bakın. Olayları sizin gibi yaşayan ve yorumlayan ikinci bir insan evladı bulunmuyor. bunalıyorsanız. kalite sıralaması. Zira bu arada bilinçaltı boş durmaz. ellerindeki hikayenin belirli bir yönü (örn. bilinçaltı ile pazarlık olmaz. hatta acı içinde kıvranıyorsanız. Bazı fikirleri atmak. kaliteli. Aldıklarınız üzerinde daha sonra oynayabilir. bazılarını ise şimdilik dosyalayıp rafa kaldırmanız gerekecektir. duyguların coştuğu. Genç insanların yaratıcılığı. Bu yüzden endişelenmeyin. "Ya orijinal. Daha önce de belirttiğim üzere yaratıcı süreçten hemen sonra değil de. son derece orijinal şeylere kaynaklık edebilir. çözümün (çözümlerin) gelmesinin önündeki en büyük engel olabilir. beklediğiniz. Alıcı bir halde olun. panik noktasına kadar ulaşabilir. fikirler gelecektir. Zira o fikir bir yerlerde var. Ve yeteneğinize olan güveni asla kaybetmeyin. 5) Korkmayın. gerçekleştiremeyeceğiniz yükseklikte hedefler de koymayın. Kendinize güvenin. Gevşeyin. Daha önce de belirttiğim gibi. Eğlenin. Oyunbaz olun. "çözümün belirli kıstaslara uyması gerektiğini" düşünüyorsanız. son derece eğlenceli ve zevkli bir süreçtir. Oysa endişeye hiç mahal yok. bunları değiştirebilirsiniz. çözümü de vardır. Sonra da bunları düzeltmeye çalışın. vb. Bu yazıdaki maddeleri tekrar tekrar okuyun. 27 . Ama zaman. Değerlendirme bundan sonra gelir. birşeyleri yanlış yapıyorsunuz demektir. Rahat olun. O ne verirse onu alacaksınız. hayatının her aşamasında aynı derecede yaratıcı değildir. hatta mümkünse birkaç gün sonra yapmak en iyisidir. Yani yarı bilinçli bir şekilde. bazılarını değiştirmek isteyebilirsiniz. iyi bir fikir bulamazsam?"dır. biraz daha olgun insanlara göre nispeten daha azdır.

Đnsan türünün bir üyesi olarak size dokunan. Ama bu her yaşlı insanın da bu konularda bilgili olduğu anlamına da gelmez. kimileri için gerçektir. Tek başına iyi bir fikir iyi bir senaryo için yeterli değildir. hakkında sabahlara kadar bıkmadan usanmadan konuşabileceğiniz. ve teknik bilgisiyle ilgilidir. henüz yaşam tarafından yeterince sınanmadıkları için. o fikrin içini belili bir duygusal içerikle dolduramamıştır. Peki ama bütün bunları içinde barındıran bir fikri nasıl bulacağız? Bu tür fikirler bulmak sadece yetenek meselesi midir. *** Peki ruhunuzdaki bu yaraları ya da hassas noktaları nasıl bulacak ve onları ifade eden hikayeleri nasıl keşfedeceğiz? Bunu yapabilmek için öncelikle kendinizi tanımanız gerekiyor.FĐKĐR BULMA ZANAATI I . yazarın kafasından ve gönlünden bir türlü söküp atamadığı bir histir. hem de derin bir anlam. Ruhunuzdaki bu hassas noktaları keşfetmeli. yazarları için bir anlam ifade ederler. Đşte iyi fikirler. Yani yazar. üzeri kabuk bağlamış ama bir türlü iyileşmemiş bu yaraları tekrar deşmelisiniz. Bu biraz da senaristin yazarlık tecrübesi. kendini bilmek" yaşla bağlantılı birşeydir. Sizi terk eden bir sevgili gibi. Evet. Yani o fikre kaynaklık eden duygu. olamazlar. yaratıcılığı. o yazar için yeterince anlam. yazarların ruhundaki bu travma kökenli duygulardan ya da hassas noktalardan doğar. Çünkü çatışmasız hikayeler ilginç değildir. kimi için sevgidir. bu gibi konularda pek net olmazlar. uğruna kavgaya girebileceğiniz hassas noktalar vardır. Ama çatışma bir film fikrinin sahip olması gereken tek özellik değildir. sizi derinden etkileyen idealler de vardır mutlaka. Ama bu durumun bir başka nedeni de o fikrin. zamanla geçen bir durum bu: Sonuçta hepiniz bunları anlayacak kadar yaşlanacaksınız. iyi hikayelere neden olan fikirler. dokunulduğu zaman anında tepki veren. Ama fikirlerin tek kaynağı bu tür duygusal travmalar olmak zorunda değildir. yara gibi. Yani "kendini bulmak. Zaman zaman (hatta sık sık) iyi bir fikrin kötü bir senaristin elinde nasıl boşa harcandığını görebilirsiniz. bu karakterlerin uğrunda çabaladığı ilginç bir amaç (ve bu amacı gerçekleştiremedikleri takdirde kaybedecekleri şeyler: "stakes") da bir filmi ilginç ve gitmeye değer şeylerden biridir. Hatta o fikri umursamamış bile olabilir. Genç insanlar. Kimileri için bu adalettir. yoksa bizim yapabileceğimiz birşeyler de var mı bu fikirlere ulaşabilmek. kaderin acımasız bir biçimde elinizden aldığı bir yakınınız gibi şeylerin yarattığı duygulardır bunlar.) 28 .DUYGUSAL ĐÇERĐK Her senaryonun temelinde bir fikir vardır. Kendinize şu soruları sorun: hayattaki hangi kavram ya da his için gecenizi gündüzünüze katabilir. Herhangi bir çatışma vaat etmeyen fikirlere dayalı filmlere insanlar gitmek istemezler. Bu fikrin sahip olması gereken özelliklerden biri çatışmadır. Özdeşleşebileceğimiz ilginç karakterler. Ama korkmayın. ya da bir kavgaya balıklama atlayabilirsiniz? Hangi kavram uğruna işinizi bir saniye dahi düşünmeden bırakabilirsiniz? Hangi duygu için elinizdeki bütün malı mülkü gözünüzü kırpmadan verebilirsiniz? (Bu ne yazık ki biraz da yaşla ve yaşam tecrübesiyle bağlantılı birşeydir. Herkesin ruhunda böyle. duygusal önem taşımamasıdır. onları yakalamak için? *** Öncelikle şunu söylemem gerekiyor. ama yaş bu konuyla ilgili tek koşul değildir. Ne kadar zaman geçerse geçsin yazarın içinde canlı bir biçimde yaşar. size yapılan bir haksızlık gibi.

"Benim bu hikayeyi anlatmam gerekiyordu" demediğiniz her hikaye.Ya da geçmişte ruhunuzda açılan hangi yaraları. o dönemde kendisiyle uğraşacak halde olmadığınız (ya da düpedüz korktuğunuz) için bilinçaltınıza itildi . Ya da önce ilginç bir fikir bulup daha sonra bu duygulardan birini bu fikrin temeline oturtabilir.. Kendi kusurlarınızla. Belki çok sevmediğiniz bir versiyonunuz ile karşılaşacaksınız. Tatsız çocukluk anıları. Bir başka şekilde ifade etmek istersek. biz seyircileri de boşa yormayın. geçmişte size yapılan ve unutmak için çok çaba harcadığınız haksızlıklarla tekrar yüzleşmeniz. Zira içeride sizden başkası yok. gazete-dergi. kaçırılan bir fırsat). orada bulacaklarınızı gün ışığına çıkarma cesaretini göstermeniz gerekiyor. internet. doğal afet. her olay. Yani gönlünüzün loş. bu duyguyu o fikre yedirebilirsiniz. gözlerinizi yaşartacak kadar eşelenip. ilgili herkes için bir zaman ve enerji israfıdır. sonra tekrar bilinçaltının loş koridorlarına sürgün gönderildi? *** Aslında bu iki şey. müzik. kendinizi de. elektrikten yoksun. *** Đnanmadığınız. onları kucaklamanız. *** Đçinizdeki bu hassas noktaları bulmak için zaman zaman iç dünyanıza dönmeniz gerekiyor. gönlünüze açılan yaralarla. hatta karanlık labirentlerinde yolculuklara çıkmanız. 29 . Dış dünyanın yapay uyaranlarından ("televizyon. sizinki gibi hassas bir ruha yapılmaması gereken yüzlerce kırıcı davranışın izleri. sizin için duygusal bir karşılığı olmayan fikirler ile hiç uğraşmayın. "karakter" dediğimiz şeyin de özünü oluştururlar. yalanlar. yalanlar . benzer bir durumu anlatan bir filmle ya da kitapla karşılaştığınızda. idealler ve geçmiş acı dolu deneyimler. her karakter yapay. duygusal enerjiden.. Zira bu tür senaryolar için bulacağınız her diyalog. yüzeysel.ve sadece zaman zaman. ağırlığı. ya da ruhunuzda derin bir iz bırakan travma (bir kaza. Bu tür içsel yolculuklar için kendi kendinizle zaman geçirmeye alışmalısınız. Para için bile. Đçerisi de ne kadar kalabalıkmış değil mi? *** Đşte bunları hepsi. Ya da kapatılmamış hesaplar bulabilirsiniz orada. ve bir anlamda terapi niyetine onları önce bir fikre. donuk. gereksiz arkadaş sohbetleri") uzak zaman dilimleri yaratmalı ve samimi bir biçimde kendi içinize yönelmelisiniz. sadece kendi karakterinize uygun fikirler bulmalısınız. cesaretiniz ya da gücünüz olmadığı için örtbas ettiniz? Hangi dostun ihaneti. sonra da bir senaryoya döndürmeniz gerekiyor. ve aslında seyirci için de bir zaman kaybı olacaktır. ya da hem başkalarına hem de kendinize söylediğiniz yalanlar. bir fikre kaynaklık edebilir. Ama ne olur sizin için duygusal bir değeri. hangi karşılık bulamamış aşk. bir aile üyesinin kaybedilmesi. kendinize bile itiraf edemediğiniz korkaklıklarınız. Ve orada göreceğiniz şeyden korkmamalısınız. önemi olmayan fikirler ile vakit kaybetmeyin. hangi sevgilinin aldatışı.

Fikirler organize edilir. Dünyanın her yerinde. Peki bir beyin fırtınası toplantısında neler olur? En az iki.eğer katılımcılar ilk kez böyle bir toplantıya katılıyorsa. Yazar(lar). ya da saçma" olarak nitelenmez. Hatta yönetici önce kendisi saçma bazı fikirler üreterek katılımcıların rahatlamasına vesile olur . Yani burada önemli olan sayısal çokluktur. Zira bu kişilerin varlığı. Hiçkimse. Bu yöntemin senaryo yazarları açısından önemi büyüktür. özellikle de şirketlerde kullanılan bir yöntemdir. Ve en sonunda nihai bir fikir listesi oluşturulur. içlerine kapanmalarına. Zira en ufak bir tersleme bile katılımcıların kapanıp yaratıcı fikir üretiminden vazgeçmesine neden olur. diğer katılımcıları olumsuz yönde etkileyebilir ve kendilerini açıkça ifade etmekten kaçınmalarına. vb. senaryonun getirdiği kısıtlamaları bir kenara bırakıp 30 . Bu. bakılmadan fikirler üretilir. Herkesin saatlerce mantıklı mantıklı konuştuğu toplantılarda hiçbir işe yarar çözümün ortaya çıkmaması sonucunda bu yöntemin geliştirilmiş olması pek muhtemeldir. ilginç durumlar. bir sorun ile ilgili en doğru çözümün ille de görünürdeki en mantıklı çözüm olmayabileceği ve bu çözüme de geleneksel yöntemlerle varılmayabileceği varsayımı yatar. yeni ve orijinal fikir üretememelerine neden olabilir. sürekli olarak sorunlara çözüm bulmaktan ibaret bir süreçtir. Bu aşamada amaç. hatta olması beklenen ve istenen bir durumdur.BEYĐN FIRTINASI NASIL YAPILIR Beyin Fırtınasının temelinde. belirli bir sorun için çözüm üretmektir. Bir beyin fırtınası toplantısında. Niteliklerine. yani senaryonun çatısı kurulurken bile) beyin fırtınası uygulanabilir. bu sorunun çözümünü sağlayabilecek her türlü fikri üretmeleri.FĐKĐR BULMA ZANAATI II . Bu fikirler bir tahtaya yazılır ya da bir deftere kaydedilir. yazar(lar)ın yaratıcılığı sanki bitmiş gibidir. ilkinin fikrini alıp başka bir boyuta taşıyabilir. en fazla bir oda dolusu insan bir masa etrafında toplanırlar. Toplantının amacı. Đşte böyle bir durumda. Bariz bir biçimde saçma olanlar ya da uygulanması imkansız olanlar ayıklanır. Sonra geri kalan fikirler üzerinde tartışmaya geçilir. Belirli bir noktadan sonra serbest fikir üretimine son verilir. Sonra da katılımcılardan. Bir beyin fırtınası toplantısında önce sorun net bir biçimde ifade edilir. beyin fırtınasında olabilecek. söylenen saçma fikirleri aşağılayıcı ya da küçümseyici bir tavır takınmaz. En acayibinden en olanaksızına kadar her türlü fikri üretmeye teşvik edilirler. Burada toplantıyı yöneten kişinin ve katılımcıların tavrı çok önemlidir. Ta 1930'larda ortaya çıkmıştır. başkasının zihninde farklı bir açılıma neden olabilir ve bu ikinci kişi. Katılımcılar için rahat bir ortam yaratılır. Katılımcıların söyleyeceği hiçbir fikir "kötü. Bu başlangıçta büyük bir sorun teşkil etmez. bunu yaparken de kendilerini mantık ve olabilirlik parametreleri ile kısıtlamamaları istenir. yanlış. Toplantının yöneticisi katılımlara teşekkür eder ve toplantıyı bitirir. Yani senaryo yazarı sürekli olarak ilginç karakterler. kafalarında belirli karakterler ve olaylar olduğu halde yazmaya otururlar. maliyetlerine. *** Beyin fırtınası yöntemi yeni değildir. Ama bir süre sonra bunlar tükenir. Bazı fikirlerde değişiklik yapılır. ilginç diyaloglar yaratmak zorundadır. uygulanabilirliklerine. ilginç olaylar. Buradaki en büyük sorun da "yaratıcılık"tır. üst düzey yöneticilerin olamaması tercih nedenidir. bazı farklı fikirler birleştirilir. (ve aslında da en başta. Bu bir karar alma toplantısı olmadığı için üretilen fikirler daha sonra ilgili ve yetkili kişiler tarafından tekrar ele alınır. Zira senarist(ler). Birinin söylediği ilginç ama saçma bir düşünce. Ama senaryo yazarlarının kullanmaması için de hiçbir neden yoktur. olabildiğince çok sayıda fikir üretmektir. Zira senaryo yazmak. Bu arada bu fikirler arasında etkileşim de olabilir.

Ama televizyon. yani potansiyeli ("gizilgücü") olanları ayırın. Böylece o fikirlere karşı yeni bir perspektif edinebilirsiniz. Bu aşamada hiçbir ama HĐÇBĐR fikri "saçma. 4) Konuyla ilgili olarak aklınıza gelen her türlü fikri yazmaya başlayın. anlamsız. komik. 10) Hemen oturup bu fikirleri hayata geçirmeye. Siz de kendi başınıza bir beyin fırtınası seansı başarılı bir biçimde uygulayabilirsiniz: 1) Kendinize rahat. 7) Arada da dinlenin. bir "enerji" barındıranları. Acımayın yani. uygulanamaz" deyip daha zihninizdeyken engellemeyin. 11) Sonra da bu fikirlerin size en uygun olanını seçip onları geliştirmeye ve yazmaya başlayabilirsiniz. daha önce çıkışsız gibi görünen durumlar için çözüm üretilebilir. ses ve benzeri dikkat dağıtıcılardan uzak bir ortam yaratın. Biraz (belki bir gün kadar) ara verin. Eğer engellerseniz. Masa başına geçin. geliştirmeye başlamayın. Yani farklı birkaç fikri birleştirip ortaya yeni bir fikir çıkartabilirsiniz. Bir iki saatlik bir ara iyi olur. (Yazarken de kendinizi kasmayın. bir süre sonra çok ilginç ve işe yarar fikirler bulmaya başladığınızı göreceksiniz. radyo. Ama eğer tek başına yazıyorsanız. bu beyin fırtınası yapamayacağınız anlamına gelmez. telefon yok. Daha da önemlisi. Senaryo yazım grupları da bu yöntemi kullanabilirler. içinde bir "cevher". bir "elektrik". 5) Sayfalar sayfalar sayfalar dolusu yazın. 2) Önünüze bol miktarda boş kağıt alın. 9) Bu fikirler arasında bazı sentezler yapabilirsiniz. fikirler arasında işe yarar olanları. Ödev hazırlamıyorsunuz!). ayrı bir kağıda yazın. çözmek istediğiniz sorunu bir kağıda açık bir biçimde yazın: "Yeni bir film/dizi projesi için fikir" ya da "X karakterinin başına filmin 2. internet. perdesinde gelebilecek olaylar" gibi. Bulmuş olduğunuz fikirleri. *** Burada anlattığım beyin fırtınası. Ama hemen bulduklarınızı değerlendirmeye geçmeyin. Çay kahve serbest. 6) Artık makul bir süre sonra (kahve ya da siz bittiğinizde ya da yeni bir fikir bulamadığınızda) beyin fırtınası seansına son verin. Burada da asla ve asla kendinize karşı aşağılayıcı. Bunlar rahat rahat harcayabileceğiniz türde ve miktarda kağıtlar olsun. (Gelecek Yazı: "Mükemmeliyetçilik ve Đçimizdeki Eleştirmen") 31 . 8) Tekrar masa başına geçin ve fikirleri incelemeye başlayın. bilinçaltınız size başka fikir göndermeyi keser. küçümseyici bir tavır takınmayın. kategorize etmeye çalışın. Beyin fırtınası rahat bir ortamda ve şekilde yapılmasına karşın yorucu bir süreçtir.beyin fırtınası uyguladıkları zaman. şirketlerde kullanılan yöntem olduğu için birden fazla kişinin katılımını gerektiriyor. Eğer engellemezseniz. 3) Yapmak istediğiniz şeyi.

Daha aşağısı kurtarmaz. Sanki sürekli bir performans testi halindeyizdir. sanatta mükemmelden aşağısı olur mu?" *** Oysa mükemmellik bir yanılsamadır. Amirlerimiz. hatta en doğru birşey olduğunu zannederler: "Tabi canım.) Bazı insanlar. orijinal. Bunun altındaki nitelikte herşey içsel eleştirmen tarafından acımasızca eleştirilir. Sanatçı "iyi" değil.. her melodi bu içimizdeki eleştirmenin olumsuz yorumlarına maruz kalır: "Yeterince iyi değil" "Sen kendine sanatçı mı diyorsun?" "Yeteneksiz bir yazar olduğunu herkes anlayacak" "Kendini küçük düşüreceksin. Ve insanları. Bu nitelikleri taşıyan işlerin bizi başarılı ve mutlu edeceğine inanırız. ebeveynlerimiz. "Nasıl böyle bir aptallık yaptım?!" "Ne kadar da beceriksizin tekiyim!" "Benden adam olmaz!" Đçimizde sanki bir eleştiren. her sahne.FĐKĐR BULMA ZANAATI III . sözlerimizde. Gerçek hayatta ulaşılması imkansız olan bir çıta. Tek başımıza yemek yerken çatalı yere düşürsek bile. hatta mümkünse mükemmel olmaya çalışırız. ama bir sanatçı için sıradanlık. Sabah uyandığımız andan gece başımızı yastığı koyduğumuz âna kadar sürekli olarak bu içsel eleştirmenin yorumlarına maruz kalırız. ortalama olmak. arkadaşlarımız ya da sevgililerimiz bizi yanlışlarımızdan dolayı kınarlar. Bu içsel eleştiri mekanizması. genelde sanatçılık gibi yaratıcı bir işle uğraşıyorsanız. (Bu eleştirilerin ne kadar acı verdiğini anlatmama gerek var mı? Var ise. ne kadar sakarım!" düşüncesi beynimizden şimşek hızıyla geçer. Eğer özelde yazarlık. Bu ilk hali. Bazen bu öyle hızlı olur ki. işlerimizin yeterince iyi olmaması durumunda ise toplumsal geribildirim genelde olumsuz olur. gün boyu peşimizi bırakmaz. farkına bile varamayız eleştirinin. Ama daha fazla bekletmek istemedim. sanatçılarda birkaç kat daha gelişmiştir. yaptığımız işlerde iyi. her kompozisyon." "Mükemmel" kavramı ile birlikte gelen olumlu anlamlara kanan diğer insanlar da bu tavrın çok doğru. bir de eleştirilen vardır. çok iyi. Aksi durumlarda. bu içimizdeki eleştirmen ile sık sık karşılaşmış olmalısınız. Bulduğunuz her fikir. "çok iyi" veya "mükemmel" olmalıdır." Sıradan insanlarda ortalama bir düzeyde işleyen bu içsel eleştirmen. kendilerindeki bu "mükemmelliyetçi" tavrı bir "üstünlük göstergesi" olarak sunarlar: "Ben."MÜKEMMELLĐYETÇĐLĐK VE ĐÇĐMĐZDEKĐ ELEŞTĐRMEN" Aşağıda. ve iyi buluşlar yapmak zorundasınızdır. yine!" "Bence sen bu işi bırak ve bir markette tezgahtarlığa başla. ya da üretimlere haksızlık etmek demektir. Lakin hemen çıktısını almayın. Bu ise içimizdeki eleştirmenin fazla mesai yapması için mükemmel bir fırsattır. sözlerimizin. Bu yüzden de onların içindeki içsel eleştirmenin değerlendirme kıstası da "mükemmel"dir. eserlerimde mükemmelden aşağısını kabul etmem. *** Günlük hayattaki davranışlarımızda. davranışları. çünkü ileride biraz değişecek. bu yazının muhatabı siz olmayabilirsiniz. yani davranışlarımızın. Etrafımızda başkaları olmadığında bile kendi kendimizi değerlendirmeye devam ederiz. "Off. Zira işiniz gereği sürekli olarak yeni. bu konuyla ilgili yazacağımı duyurduğum yazının ilk müsveddesi yer alıyor.. Bu yazıyı daha sonra düzeltmeyi umuyorum. Bu niteliği taşıyan işlerin bize çevremizden getireceği olumlu geribildirimler de bu çabamızın ardında yatan bir diğer nedendir. bu tür hatalar yaptığımız için kendimizi düpedüz azarlarız. Zira derdini yeterince anlatabilen bir yazı oldu. davranışlara. *** 32 . gerçekleştirilmesi mümkün olmayan bir kıstastır. ya da üretimleri bu kıstasa göre değerlendirmek. Zira bir ev kadının yaptığı yemeğin yenilebilir düzeyde güzel olması kâfidir. "kâfi olmak" en büyük kusurdur. Hatta onlardan önce biz. Sadece içimizden bir sıkıntı/bunalma duygusu uyanır ve sonra da geçer. istisnasız olarak o insanlara.

Medeniyetin kurulması ve yaşatılması. ve uygun bir zamanda size aynen geri iade eder . baskılayabilir. bilinçaltına itmesiyle mümkündür. bizden bağımsız bir yargıç. baykuşlar gibi olurduk. Eğer biz. yaratıcılıktan alıkoyacak kadar acımasız bir biçimde yargılaması. sosyalleşme denir. sanki kendimizden. eskisinin birkaç katı büyüklüğe ve şiddete ulaşır. Sanatçının yaşam kaynağı olan bu melekesi. Birey önce anne babasıyla. bizim içsel eleştirmen dediğim şeydir. Yani bütün duygularımızın ve düşüncelerimizin kökeni bilinçaltımızdadır. öyle bir grup vardır her toplumda). hatta gerekli birşeydir. kavramlar. eleştirmenin acımasız darbelerinden sonra önce tırsar. Aslında biz bilinçaltımızız. "Kötü. Bu içsel eleştirmen. Ama sadece geçici bir süre için. Kurtlar. ama içinden fikirler. bunların hiçbiri olamazdı. her yeni doğan insanın. öyle düşünmemek gerekiyor. ucubik şeyler çıkar. yaş ilerledikçe ya da o sanatın profesyonel çevrelerine girince yaratıcı coşkusunu kaybetmesinin temel nedeni de budur. bir eleştirmen oluştururuz. ilham dediğimiz şeyler. o da zaman zaman açığa çıkmaya başlar. yani sanatçı hassasiyetine sahip kişileri (evet. sanatçının yaratıcılığına vurur. "Şunu doğru yaptın. keşif. Bu içsel eleştirmenin "mükemmelliyet" kıstaslarına uyan fikirler bulamadıkları için haftalarca ya da aylarca ellerine kalem almazlar.Sanatçıların. duygular akıyor. Bilinçaltı kendisine yapılan ve kendisine atılan hiçbir şeyi unutmaz. (Peki bu durumda sanatçılar. Hepsini alır. sonra arkadaşları ve toplumun geri kalanıyla sosyalleştikçe kendi isteklerini bilinçaltına itmeyi. insanın bilinçaltından bilinçüstüne döşenmiş bir duygu ve düşünce kanalı gibidir . ruhumuzun bir parçası haline getiririz. Gereksiz olan şey. Bizim buluş. bu içsel eleştirmeni susturup bilinçaltlarına tekrar ulaşmak için ne yaparlar dersiniz: ALKOL ile bilinçlerini bulandırırlar. ayıp. özellikle de bizi. ilk doğduğumuz andaki gibi sınırsız ve sorumsuz isteklerimizle yaşamaya devam etseydik. bunu yanlış yaptın" diyen. toplumun normlarına uymayı öğrenir. Artık ancak alkol ve benzeri uyarıcılar sayesinde. Đnsanların "yaratıcılığımı kaybettiğim" dediği şeylerin başında bu gelir (diğer nedenlere sonra değineceğiz). bazı isteklerini bastırması. Bu bilinçaltına itme sürecine. susturabilirsiniz. Đnsanın bilinçaltının ilginç bir özelliği vardır. alma cesaretini gösterip birşeyler yazdıklarında ise mükemmel olması için o kadar çok ve sık değişiklik yaparlar ki ortaya ilk yaratımın coşkusundan eser taşımayan. bir insan olarak. Đşte birey olarak bu normları öğrenirken. (Genç yazarların. sonra küçülür. iyi. artık eskisi kadar çok şey ve sık göndermemeye başlar. ne zaman ve ne kadar akacağına bilinçaltı karar verir. Ama bu. bireylerin bu normları öğrenmesinde kullandığı ya da kullanılan kavramlardır. Bu yüzden bilinçaltını olumsuz birşey gibi görmemek. etrafımızda anne babalarımızın ya da bizden sorumlu otoritelerin olmadığı dönemlerde dahi davranışlarımıza şekil vermek. en sonunda da kurur kalır. yanlış" gibi kavramlar. bu eleştirmenin fazla mesai yapması. Đşte bu. yaratım. Ve bu eleştirmenin bulunması son derece normal. bilinçaltının kötü. Eğer bu kökler olmasaydı. *** Yaratıcılık. eleştirmesidir. doğru. korkunç bir canavar olduğu anlamına gelmez. bilinçaltımızın bize (bilincimize) bu "yaratıcılık kanalı" ile verdiği şeylerdir. Ruhumuzda. Bunun nedeni basit. Yaratıcılığın kaynağı olan bilinçaltı da artık birşey yollamayı keser. güzel davranmak amacıyla bu otoriteleri "içselleştiririz" ("introjection"). değerlendirir. özellikle de yazarların bu içsel eleştirmenden çekmedikleri kalmaz. Bu kanaldan neyin.bir su kanalı düşünün. Onu kontrol edemezsiniz ama geçici bir süre için bastırabilir. çakallar. değerlendirme için bir başkasına verdikleri eserleri hakkında geribildirim almaya gittiklerinde ilk söylediği şey şu olur: "Durun siz söylemeyin: Berbat olmuş değil mi?" Đçsel eleştirmen iş başında!) Mükemmeliyet kıstasını kullanan içsel eleştirmen en büyük darbeyi. bu içsel eleştirmenin eleştirilerine maruz kalınca. Gençliğinde ya da amatörlüğünde son derece yaratıcı olan insanların. Zira yaratıcılığın kaynağı olan bilinçaltı. Peki neden bilinçaltı diye birşey var. bu esnada içsel eleştirmen faal olamadığı için 33 .genelde de birkaç misli büyütülmüş ve büyük ölçüde çarpıtılmış olarak. bizim bir tür olarak hayatta kalmamızı sağlayan medeniyeti kuramazdık.

ya . içsel eleştirmenin ise tamamen sustuğu bir ortam ister. bu rahatlayan.sen bile. Sonunda da genç yaşta karaciğer yetmezliğinden terk-i diyar ederler!) *** Bir önceki yazıda beyin fırtınasını ele almamın nedeni. Ama insanların bu saptamayı Türkleri -kendilerini. hatta bunlardan bir bölümü tamamen saçma gibi görünebilir en başta. Tabii bu bahsettiğim. kendi sentezlerini önce yavaş. ona göre. Siz de bu fikri düşününce dahi bir ferahlama hissetmiyor musunuz. *** Yaratıcılık.akıllarına gelenleri yazarlar ya da çizerler. bilinçaltı da yaratıcılık kanalının vanalarını açar ve buluşlarını yollamaya başlar. Bunlar sanki. ruha dokunmayan. ve istisnasız kupkuru olan. sonra giderek artan bir hızla bilince akıtmaya başlar. (Bu susturma işinin alkolle yapılmasına SON DERECE KARŞI olduğumu söylememe gerek var mı?) Bilinçaltı size önce saçma sapan şeyler gönderir. yataklarının hemen yanı başında bir kağıt ve kalem bulundururlar. ve zaman zaman da onlara geri döner. diğerlerini de dışarıda bırakmaktır "atmak" değil. acaba bunun geri kalanını algılayabilecek hale geldim mi diye. içinizde ılık ve rahatlatıcı bir lodos esmiyor mu? "Her türlü fikri üretebilirim ve beni kimse eleştiremez . ya da bambaşka bir işin ortasında) çözmemizin nedeni. Đçsel eleştirmen iş göremez hale geldiğinde. aklımıza aniden bir fikir gelebilir. içimizde birşeyler oluşturmayan eserlerle ilgili değil. Ama içindeki sanatçıyla barışık olanların bu tür eserleri anlaması ve değerlendirmesi 1-2 saniyeyi aşmayan birşeydir. içsel eleştirmenimizin yaratıcı bilinçaltımız üzerindeki baskısını hafifletmiş olmasıdır. ne yazacağına karar veremez. Eğer bilinçaltınızı ürkütüp kaçırmamak istiyorsanız. onun size verdiği herşeyi ama HERŞEYĐ yargılamadan kabul etmeniz gerekiyor. yine yargılamadan bir deftere yazmalısınız. Kendi yaratıcılık alanımızın dışındaki bir işle uğraşırken. çok özel bir süreçtir. kendilerine lütfedilen bu nimeti geri çevirmez. Đçsel eleştirmenin tamamen devre dışı olduğu durumların başında uyku gelir.. akılla. neyi eserinin içine koyabileceğine karar verebilir ancak. Zira ne yollarsa yollasın. içsel eleştirmenimiz iş başında olmadığı için (en azından. bu lodosu estiren şey bilinçaltınızdan başkası değildir. Size gelen herşeyi hemen kullanmak zorunda değilsiniz. bilinçaltı kendi cevherlerini yollamayı keser. Ama birçok yazar. Bu yüzden aklınıza gelen her türlü fikri hemen -HEMENbir kenara not etmeli. Bir çok yaratıcılık sorunumuzu çok alakasız yerde (diş fırçalarken. içsel eleştirmenin ortalıkta olup olmadığını sınamak için bilince atılan yemlerdir. (Bir karşılaştırma için Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "Huzur"u ile Orhan Pamuk'un herhangi birşeyini arka arkaya okuyun). Bu nedenle birçok akıllı yazar. bilirsiniz: Türkün aklı ya kaçarken. Benzer bir durum.. Yaratıcı insanların yapması gereken şey. başka bir yazının konusu olan başka bir hayretin vesilesi). durakta otobüs beklerken. bilinçle yazılan. "dışarıda bırakmak". bilinçaltı suyu keser. Eğer içsel eleştirmen ortalıkta ise ve aklınıza gelen ilk fikrin üzerine atlayıp "HAH! Bu NEKKADDARDA saçma bir fikir! Aptalsın sen oğlum/kızım!" diyorsa. Bu saptamanın doğruluğu karşısında hayrete düşmemek elde değil. bu saçma görünen ilk fikirlerin daha sonra nasıl harika eserlere dönüştüğünü bildiğinden. uyumlu bir birliktelik oluşturanları bir araya getirmek. Eğer içsel eleştirmen ortalıkta yoksa. bilinçaltının kendilerine verdiği şeyler arasında. Bilincin nispeten sakin olduğu. ey gıcık iç eleştirmen!" Đşte bu konuşan. Bir yazar. bilinçaltı kendi buluşlarını. Bu tür eserler veren insanlar ve bunları bir halt zannedip yüceltenler de var ne yazık ki. (Đçsel eleştirmenin tamamen devre dışı olduğu iki durum. 34 . bir kenara not eder.aşağılamak için kullanmaları ise. dosyalar. gündelik hayatın hayhuyu içinde de geçerlidir. Eğer yargılarsanız. o yaratıcılık alanıyla ilgili olarak bizi eleştirmediğinden). içsel eleştirmenin kurbanı olacağını bilir. bir Türk atasözünde çok güzel bir biçimde anlatılmıştır. oradaki "Hiçbir fikrin aptalca ya da komik bulunmaması" uygulamasının yaratıcılık üzerindeki olumlu etkisini göstermekti. ! Gerisini anladınız.

mümkünse en azından bir uzun uyku geçsin. Kural bu. sadece içsel eleştirmeni susturdunuz ve bilinçaltınız size hediyelerini göndermeye razı olmuştur. Bir süre sonra. Ve dediğim gibi bu değerlendirmeyi de "Allahım ne kadar aptalca şeyler yazmışım" şeklinde değil de. Yani bilinçaltınızı bunun aksine ikna edemezsiniz. yaratın. sonra değerlendirme yapın.. Hem yaratma. hatta büyük parçası) ve bir sonraki yaratım süreciniz biraz daha sancılı olur. basit bir eleme olarak yapın.Şu da önemli: Yazmak için oturduğunuzda. Ve bunun pazarlığı da yok. Fikirler artık daha kolay gelmeye başlar. hem değerlendirme aynı anda olmaz. yaratım sürecinin daha sancısız olduğunu görürsünüz. eğer bu söylediğim yöntemi uygularsanız. Hatta önceki fikir tıkanıklığınız hatırlayıp. 35 . Değerlendirme varsa yaratma yoktur. Oysa durum bu değildir.. Zira bilinçaltı bu "aptalca" değerlendirmelerini duyar (ne de olsa sizin ruhunuzu bir parçası. Önce yazın. üzerinden birkaç saat. değerlendirme işlemini sonraya bırakın. o kadar. bu kadar çok şey yaratmanıza şaşabilir ve bunların kalitesiz olduğunu bile düşünebilirsiniz.

bu sanal dünya hapishanesinden kurtulmak için Neo adlı bir bilgisayar korsanı önderliğinde savaşırlar. Ne yazık ki bulundukları gemi. Filmi izleyenler. SENARYO OLACAK FĐKĐRLER Ayrımı duymuşsunuzdur: Eğlenilecek kızlar vardır. evlilik için aranan özellikle başkadır. SENARYO OLMAYA DEĞER BĐR FĐKRĐN ÖZELLĐKLERĐ 1) Senaryo haline getirilecek fikrin. zira bir stüdyonun başarılı bir filmi. Shakespeare ilhamını kaybetmiştir (iç çatışma) ve parasızdır (dış çatışma). Ama herhalde şuna kimse itiraz etmez: evlenilecek kişiyi belirlerken. Bunu fark ettiğinizde vakit çok geç olabilir. televizyon dizisi olabilecek fikirler farklıdır. Bu fikrin de içinde bir çok çatışma barındırdığını söylemeye gerek yok. Zira bu filme sık sık atıfta bulunacağız. Burada bu ayrımın altında yatan nedenleri ayrıntılı olarak ele alacak değilim. Bu ayrımı yapabilmek bizimki gibi senede ortalama 30 film çekilen bir sektörde çok büyük önem taşır. Sadece yukarıdaki iki cümle bile. sinemamız için ölüm kalım meselesi niteliğinde bir tercihtir. Evlenecek olan bir kadına aşık olur ve onunla ilişkiye girer (dış çatışma). film olamayacak. Titanic: Farklı ekonomik sınıflara ait nişanlı bir genç kadın ile bekâr bir genç adam. onun uzun süreli bir ilişki kurma ve devam ettirme yeteneklerine bakılır esas olarak. Ne demek istediğimi anlatmak için bazı örnekler vereyim: Matrix: Makinalar (Bilgisayarlar) varlıklarını sürdürebilmek için gerekli olan enerjiyi elde etmek amacıyla insanları köleleştirmiş ve onları sanal bir dünyaya hapsetmiştir. Bu ayrımı yapamıyorsanız. Aynı şey. aylar. (Bu arada. bir gemi yolculuğu sırasında tanışır ve birbirlerine aşık olurlar. öncelikle çok sağlam bir çatışma içermesi gerekir. Kısa film olabilecek fikirler farklıdır. evlenilecek kızlar vardır. erkek kılığına girerek bu oyunda oynamaya başlar. Yani kısa vadeli. kısa bir süre sonra evlenecek Lady De Lesseps'e aşık olur ve Romeo ve Juliet'i yazmaya başlar. kadınların sahneye çıkması yasak olduğu halde oyuncu olmakta ısrar etmekte ve kılık değiştirip sahneye çıkmaktadır (dış çatışma). Ama Türk sinemasında yanlış bir fikre yatırım yapmak. Lady de Lesseps de. makinalarla insanlar arasında muazzam bir çatışmanın olacağına işaret etmektedir. Aynı şeyi erkekler için de söylemek mümkün: Eğlenilecek erkekler ve evlenilecek erkekler vardır. fikir bir iki cümleyle ifade edildiğinde bile çatışmanın büyüklüğü. kendinizi aniden yanlış bir fikir üzerine kurulmuş uzun vadeli bir ilişki içinde bulabilirsiniz! Haftalar. Bu nedenle hangi fikre yatırım yapacağınızı çok iyi seçmeniz gerekir. seyircide ilgi uyandırmalıdır. başarısız on filminin zararını karşılayıp kar bile bırakabilir. sinema filmi olabilecek fikirler farklıdır. o yapımcının ihya olması ile imha olması arasındaki seçime denktir. gönül eğlendirme tarzı bir ilişkide aranan özellikler başkadır.EVLENĐLECEK KIZLAR. Bu o kadar güçlü bir çatışma olmalıdır ki. filmin hemen sahnesinin buram buram bu çatışmayla dolu olduğunu da hatırlayacaklardır. hatta belki yıllar boyunca. Az miktardaki kaynakların doğru tahsisi. Lady De Lesseps de. 36 . o dönemde kadınların sahneye çıkması yasak olduğu halde. bir kısa hikaye olabilecek fikirler farklıdır. "Zorunlu Müfredat"ın bir parçası.) Aşık Shakespeare: Đlhamını kaybetmiş ve beş parasız olan William Shakespeare. Matrix. Đnsanlar. bu alanda yapılabilecek hataları belirli bir yere kadar tolere edebilir. Yani elinizin altında mutlaka bir DVD'sinin olması gerekiyor. senaryo olacak fikirler için de geçerlidir. birkaç gün sonra feci bir şekilde batacağını bildiğimiz Titanic'tir. olmaması gereken bir fikir üzerinde çalışabilirsiniz. Hollywood gibi kendi çarkını döndürebilen dev sektörler.

Kızının arkadaşına duyduğu ilgi ile tekrar hissetmeye başladığı heyecan. hem de batmakta olan gemi ve içindekilerle. hem de yüzeysel arkadaşı ile çatışıyor. babasıyla çatışıyor. Karakterlerin hepsi. kendi ruhuna ihanet ettiği için. Kızı. arabasını satar ve yeni bir spor araba alır. hem annesi. hem babası. Bu yüzden konu iyice netleşene kadar bu yazıya başka örnekler ekleyeceğim. hikayenin merkezine yeterince güçlü bir çatışma yerleştirmemeleri. Komşu. Karısı Lester ile çatışıyor. Ama bu kişileri. Đşinden ayrılır. kızının. filmin başındaki donuk hayatlarını terk edip (nispeten) daha coşkulu. komşusunun oğlundan edindiği uyuşturucu ile birleşince. 37 . Filmde değişim geçirmeyen tek karakter. Gemi batarken yolcuların birbirleriyle ve fiziksel ortamla (gemi. zengin bir adamla da evlenmek üzere. Komşunun çocuğu. karısı ve patronuyla çatışıyor. yaşanacak çatışmalar tam anlamıyla tavan yapıyor (dış çatışma). Aşık gençler hem kızın ailesi ve nişanlısıyla. karısının muhalefetine karşın içinden geldiği gibi davranmaya başlar. Bu film bol miktarda içsel ve kişisel çatışma içeriyor. Arada bir uğramanızda fayda var. eşcinsel eğilimleri ile yüzleşmek zorunda kalıyor). Netice: Tarihin en yüksek hasılatlı filmi! Amerikan Güzeli: Lester Burnham (Kevin Spacey). Ayrıca kız. soğuk hava. donuk bir hayat yaşamaktadır. spora başlar. zevkten. ve komşularının çocuğunda da meydana gelir. coşkudan uzak. kendisiyle çatışıyor (adam. bir de tarihin en büyük deniz kazalarından birini yaşayacak olan Titanic'e koyduğunuz zaman. Benzer içsel değişimler karısının. *** Bu konu sandığınızdan çok daha önemli ve ne yazık ki genç yazarların en büyük hatalarından biri. soğuk deniz) verdikleri mücadele de filmdeki çatışmaları çeşitlendiriyor. Ama bu gelişim içsel ve kişisel çatışmalarla meydana geliyor: Lester.Burada da çok çeşitli ve güçlü çatışmalar var: Üst sınıftan bir kız ile alt sınıftan bir erkek birbirlerine aşık oluyorlar. sonra da buz gibi denizle mücadele etmek zorunda kalıyorlar (kişisel ve dış çatışma). Bu iki durum da ortalama bir filmi götürmeye yetecek kadar çatışma (kişisel çatışma) barındırıyor. daha anlamlı hayatlar sürmeye başlıyorlar. Lester'ın komşusunun ruhsal açıdan iyice dengesini kaybetmiş karısı. heyecandan.

ama bilmeyenler için. zihninizin gevşemiş olduğu ve aklınıza birşeylerin geldiği bir dönem vardır. kendisinin bilim-kurgu ve fantezi yazarlarının en önde gelenlerinden biri olduğunu söylemekle yetinelim. yaklaşık 40 sene önce gevşemeyi ve daha çok keyfime bakmayı öğrendim. Zaman geçer.BĐR DE BURADAN BAKIN: RAY BRADBURY'YE GÖRE YARATICILIĞIN KAYNAĞI Ray Bradbury ile yapılan bir röportajdan kısa bir bölüm yer alıyor aşağıda. Ben hayal kurmaya inanmam. bu hikayede ise 55 sene aldı. Bundan elli sene önce hikayelerim hakkında çok fazla düşünürdüm. işte tam bu sırada yataktan fırlarsınız ve koşup bunları yazarsınız.indiebound. Bu benim başıma hiç gelmemiştir. bazen ise iki ya da üç yıl alır. Bradbury'yi bilen bilir. Bu arada bu hikayenin parçalarını yazıyor muydunuz? Oraya buraya notlar alıyordum. Gelecekte Elliot ailesiyle ilgili daha çok yazmak isteyebilir misiniz? Neyi neden yaptığınızı asla bilemezsiniz. Ben insanın uyanırken. Ben bu gibi şeyler hakkında düşünmem . Bence insanlar bu nedenle yazdıklarımı seviyor. ama üzerinde çok çalışmadım. Bilinçaltım birşeyi yapmaya hazır olduğunda yapıyor. hayır. neden o şekilde gelişiyorlar. Gevşemenin faydasını ve sezgisel tarafımın keyfini çıkartmayı hayatımın daha sonraki dönemlerinde öğrendim. Ben kendi işimi asla akıl yoluyla açıklamaya çalışmadım: hikayeler nerden geliyor. Bu 50 ya da 40 veya 20 sene önce de aynen bu şekilde mi oluyordu? Hayır. bazen işleri daha çabuk bitirirsiniz. *** Kaynak: http://www. bir hafta ya da bir ay içinde. Bütün işi bilinçaltım yapıyor. Bu şeyler bana çoğu zaman sabah 7 civarında uyanırken gelir. akıl yoluyla (entelektüel olarak) düşünmediği o gevşemiş hâle inanıyorum. tamamen uyanık olmadığınız bir hâlde algılarsanız herşeyi. zira bunun çok dürüst bir eser olduğunu. Đnsanlar "Hiç bir hikaye hayal ettiniz mi?" diye sorarlar. Belki yılda bir kere. "From the Dust Returned"de hikayeye kaldığınız yerden devam etmek zor muydu? Hayır. Bütün bunlar benim için hâlâ bir sır. Bu esnada. Bu size hep böyle mi olmuştur? Eserlerimin yaklaşık %60'ında böyle olur. ama uyanma ile tam uyanıklık arasında. bunları gerçekten de bilmiyorum. Bu bana hep olur.org/author-interviews/bradburyray 38 . son derece sezgisel olduğunu ve rüyalara benzediğini biliyorlar. Kontrol bende değil. Ben birşeyler hayal etmem.bunlar kendiliğinden meydana gelir.

daha doğmadan önce bebeğin genlerinden çıkartılmaktadır. onların "çığlık enerjisi"nden faydalanması fikri ele alınıyordu ("Çığlık enerjisi" ha. içinde yaşadığımız dünyanın.1 Senaryoların başarılı olmasını sağlayan en önemli etkenlerden biri de. Geçerli insanlar lehine bir ayırım yapılmaktadır (örneğin işe alırken). 20-30 yıl sonrasının bu klasiğini kaçırmayın. Acaba Vincent bu soruşturmayı atlatıp arzusunu yerine getirebilecek. bilgisayarlar tarafından üretilen sanal bir dünya olduğu fikri işleniyordu. Ve bu dünyada. göz. (Yanlış hatırlamıyorsam bu film Türkiye'de gösterime girmedi. Bu. insanlar. doğacak çocuklarının özelliklerini "sipariş" edebilmektedir. "Đnsan ruhunun geni yoktur" anafikri. seyirci tarafından beğenilme olasılığı da o kadar fazla olur.ORĐJĐNAL FĐKĐR . 60 milyon yıldır yeryüzünde yaşamayan bir canlı türünün.. küçük çocukları korkutarak. sadece kaliteli genlere sahip olmanın. Jurassic Park'ta. Ismarlanmamış. Bir başka Geçerlinin (Jerome ile ilk önemli rolünde Jude LAW) kan ve idrar örneklerini kullanırak ve kendini de geliştirerek. Kendinizi zayıf ve yenilmiş hissettiğinizde de çok işe yarayacaktır. yani uzaya gidebilecek midir? Bilim kurgu gibi görünen. Bir fikir ne kadar orijinalse. Vay canına. bizi insan yapmaya yetmediğini çok güzel anlatır. fikre bakınız!). ama gerçekleşmesine çok az kalmış bu dünyanın mükemmel bir eleştirisidir GATTACA (yazıp yöneten: Andrew NICCOL). sadece Geçerlilerin yapabileceği bir işe. 39 . onu bu rüyayı gerçekleştirme fikrinden alıkoymaz. "Sevimli Canavarlar"da ise. ve uzaya gitmeye hak kazanır. Bu filmler kadar iş yapmayan. Genetik yapısının uygun olmaması. ama yine çok orijinal bir fikre dayanan bir film var: "GATTACA". senaryoya kaynaklık eden fikrin orijinalliğidir. doğal yöntemlerle doğan insanlara ise "INVALID" (Geçersiz) denmektedir. insanları uzaya götüren GATTACA adlı şirkete girer. Hatta bebeğin saç. Bunu da genetik bilimindeki gelişmeler sayesinde yapmaktadırlar. Canavarların. yani uzaya gitmeye karşı büyük bir arzu duymaktadır. bütün çalışanların sorgulanmasına neden olur. Vincent'in foyasının ortaya çıkma riskini doğurur. ama VCD olarak Pinema Palermo tarafında yayınlandı. tekrar üretilmesi ve insanla karşılaşması fikri işleniyordu. "The Matrix" filminde. Fakat Vincent'in uzaya gitmesine bir hafta kala GATTACA'da işlenen bir cinayet. Hikaye bu ortamda geçer. Orijinal fikirlere dayanan filmlere örnek olarak "Jurassic Park" "The Matrix" ya da "Monsters Inc" (Sevimli Canavarlar) verilebilir. Doğuştan Geçersiz olan Vincent adlı bir genç. ten rengi ve cinsiyeti bile önceden belirlenmektedir.) Filmin dayandığı ilginç fikir şu: Pek de uzak olmayan bir gelecekte. yani dinozorların. Bu şekilde genetik olarak "ısmarlanmış" insanlara "VALID" (Geçerli) denmektedir. Artık bütün hastalıklar..

ORĐJĐNAL FĐKĐR 2 . Gerilimin yavaş yavaş arttığı ve finalde patlama noktasına geldiği müthiş bir film "TELEFON KULÜBESĐ". ama herkes cinayeti Stu'nun işlediğini zanneder. Ve. 40 . ağırlığı birinde olmak üzere. Ve telefon kulübesinden çıktığı takdirde Stu'yu vuracağını söyler. Joel Shumacher'in yönettiği (başrolde Colin Farrel. iki mekanda geçiyor. belki hayatının en iyi hatasını yaparak telefona cevap verir. medya yıldızları ile yayın kuruluşları arasında aracılık yaparak geçimini sağlayan biridir. Fakat telefondaki adam. ama eli tüfekli adam. O kadar. görsel efektlere. ama yapabileceği bir şey yoktur. Telefondaki adam. karısını ve müstakbel sevgilisini arayıp onlara bütün gerçekleri itiraf etmesini ister. Filmin konusu kısaca şöyle: "Stu" (Colin Farrel). Telefon Kulübesi'nin bulunduğu sokak. Đyi bir film için gereken ilk ve en önemli şeyin iyi bir senaryo olduğunun somut bir kanıtı. yatağa atmaya çalıştığı genç kızı. Đlk mekan. O oyuncuya da çeşitli yalanlar söyler. Ve Stu. ya da büyük setlere gerek olduğunu zannedenler için hızlandırılmış bir kurs niteliğinde. bir telefon görüşmesi yaptığı telefon kulübesindeki telefon çalar. Bu tavrı kişisel ilişkilerinde de sürdürmektedir: karısına ve asistanına da yalan söylemektedir. iyi film için pahalı mekanlara. senaryo açısından gerçekten de hem çok ilginç bir fikre dayanıyor. Bir gün. yakında BÜYÜK ĐSKENDER olarak karşımıza çıkacak) bu film. Ayrıca. Stu buna sinir olur. hem de bu fikrin yol açtığı bütün güçlüklerin altından kalkmasını biliyor. Đşi gereği sürekli olarak yalan söylemekte. Stu'yu uzaktan izleyen ve dürbünlü tüfeğini şu anda ona doğrultmuş bir adama aittir (Keifer Sutherland). Telefondaki adam Stu hakkında herşeyi bilmektedir. Bu sırada Stu. kendisini telefon kulübesinden çıkarmaya çalışan bir pezevenk ile tartışmaya başlar. Stu itiraz eder. uzun bir stedicam çekimi: New York sokakları. Bunun üzerine Stu ile telefondaki adam arasında çok ilginç diyaloglar başlar. ya da gerçekleri saptırmaktadır. (Neden en iyi olduğunu filmin sonunda anlıyoruz). "Telefon Kulübesi". Evli olduğu halde. dar bir alanda oluşturulan dramatik gerilimin en iyi malzemesinin "insan ruhu" olduğunu da gösteriyor bize. talebinde ciddidir."TELEFON KULÜBESĐ" Yakın zamanda sinemalara uğrayan en orijinal fikirli filmlerden biri de "TELEFON KULÜBESĐ" ("Phone Booth") idi. ünlü olmak isteyen genç bir oyuncu adayını yatağa atmaya çalışmaktadır. bütün yalanlarını. Telefondaki ses. Karısının nerede çalıştığını. pezevengi tüfeğiyle öldürür. onu buna zorlar. Stu'nun hayatı yalandır yani. Bu cinayet üzerine işin içine polis de girer (Forest Whitekar). Đkinci mekan ise.

Nicholson'ın böyle bir filmi var. aynı zamanda hikayenizin tam özüne de ulaşmanız gerekiyor. Đşte bu parlak bir fikirdir.gg). Ve burada da görevinizi çok az sayıda sözcükle gerçekleştirmek zorundasınızdır. Bir konuyu harika. Hakkında konuşulacak. ya da filminizi izlemeye istekli hale getirmelidir (Ama fikrinizi bu mekanizmaya sokmadan önce noterden adınıza tasdik ettirmeyi sakın unutmayın . Şimdi. "Ordinary People". Ve daha en başta. aynı zamanda kısa da olması gerekir. Peki PARLAK FĐKĐR nedir? Basit bir biçimde ifade edersek parlak fikir. fikriniz o kadar parlak olur. Çok iyi bir fikrin belirli bir anatomisi ve yapısı vardır.gg) anlamak. Peki bir kıymet-i harbiyesi var mı? Bence var. Böylece bu insanlarlar fikrinizi dinleyip. bunu başarmanın anahtarıdır. hikayenizin bütün yapısal unsurlarını çok iyi öğrenmekle kalmayıp.tiyatro). bir kaç sözcükle ifade edilebilen ve herkes tarafından kolayca anlaşılabilen. Bu fikir. gerçek bir parlak fikir yaratabilmek için. senaryonuzu okumaya. J. bir kaç kelimeyle ifade edilebilecek güçlü bir şeye indirgeyebilmek için. ticari filmler çekmek istiyor olabilirsiniz. ya da "Harry Potter" gibi ünlü hikayeleri filme dönüştürmek istiyor olabilirsiniz. Sürecin başlangıcında fikir. merak uyandırıcı bir fikirdir. Bence her iki durumda da parlak fikir önemlidir. bu parlak fikir düşüncesi. ya da "Altıncı His". tipi de cuk oturuyor. . kitabınızın kapağında ya da filminizin afişinde göreceği şey bu parlak fikirdir.çok etkili bir parlak fikirdi. Eğer bir fikrin anlatılması ya da anlaşılması zor ise. ama fikir harikaydı .gg) . Bir yazar ya da senarist olarak başarılı olmak için. bir fikri de heyecan verici yapan şey de tanımlanabilir ve öğrenilebilir. "concise") şeklinde formüle edebilme yeteneğini gerektirir . bunu emir komuta zincirindeki başkalarına anlatabilir ve onların merakını uyandırabilirler. 41 . Herkes bunun tam olarak ne anlama geldiğini bilir. stüdyonun emir-komuta zinciri içerisinde kolayca ilerleyebilmeli ve kendisini duyan herkesi. bu emir-komuta zincirinde asla yukarılara doğru ilerleyemeyecektir. bir başlığı ilgi çekici. başarılı bir biçimde kurgulanmış bir romandan ya da güzel bir biçimde yönetilmiş bir filmden daha fazlasına ihtiyacınız vardır. Parlak fikir. heyecan yaratacak. sizin sunuşunuzu dinlemeye. pazarlanabilir bir fikriniz olduğunu bilmek son derece iyi bir şeydir.fikrinizi olabildiğince kısa ve harika ("marvelous") yapabilmelisiniz.bazı yazarlar "Hook" diyorlar buna . Bu hedefinizi gerçekleştirmenizde size yardımcı olabilecek dört unsur vardır. "fikir" kraldır. Texas eyaleti büyüklüğünde bir astroid dünyaya doğru hızla yaklaşmaktadır. Bir başka deyişle. Bu nedenle burada bahsettiğimiz şey. hikayenizi yaratmanıza ve (yapımcıya/yayıncıya) satmanıza yardımcı olan güçlü bir tohumdur. Ne kadar az sözcük kullanırsanız. senaryonuzu okuyup. Tepedeki insanlar bunu asla duyamayabilirler. Bu fikir insanda bir duygusal tepki uyandırır ve sadece dokuz kelimeyle ifade edilen bu fikir ile izleyiciler filmin ne hakkında olduğunu bilirler: Kıyamet. Đkinci olarak "parlak fikir". Halkın. ve doğru insanların kendisiyle ilgilenmesini sağlayacak bir fikre ihtiyaç duyarsınız. Jerry Bruckheimer. Aradaki kademelerde (tercüme esnasında) kaybolup gidebilir. fikrinizin sadece merak uyandırıcı değil. Sürecin sonunda ise hikayenizi pazarlamanız için kullanacağınız yüz haline gelir. filminizi seyrettikten sonra.PARLAK FĐKRĐ FETHETMEK Hollywood'da (sinema) ve New York'ta (edebiyat . Jack Nicholson Kurt Adam'dır (eski filmleri bilmeyenlere hatırlatalım. başkalarıyla kurduğunuz iletişimi son derece kolaylaştıran bir kestirme çözümdür. James Cameron ve Steven Spielberg gibi son derece tantanalı. Eğer projeniz büyük bir stüdyo ya da yayıncı tarafından satın alınacaksa ya da finanse edilecekse. büyük film stüdyolarının sanatı boğmak ve kârlarını artırmak için uydurdukları bir şey mi? Anlaşılan öyle. Parlak Fikri ("High Concept" . Film pek iyi olmadı. bu sürecin her iki ucunda da işe yarayacaktır. Parlak bir fikir yaratmak için fikrinizi en güçlü ve öz (kısa. hikayenizin ne olduğunu çok iyi bilmeniz gerekiyor. Önce şunu söyleyeyim: fikrinizi. sürecin hem başlangıcının hem de sonunun önemli bir bölümünü teşkil eder.

aşk hikayesi." Dünyanın en ünlü aşıklarından birinin sırlarını öğrenme düşüncesi bana çok cazip gelmişti. Bu nedenle sizi ve ulaşmak istediğini seyircileri gerçektenden büyüleyecek konular bulmanız son derece önemlidir. Büyü iyi bir konudur. Büyüleyici konuyu bulmak.konusunda yaşadığı terminolojik bir karmaşaya tanık oluyoruz."high concept" . bu filmde hissetmeyi bekleyecekleri duyguları teşhis etmelerinde yardımcı olur. hemen tüm dikkatimi veririm. Konusu büyü olan bir eser için "Merlin" iyi bir başlıktır (isimdir) çünkü Merlin bu olayla bağlantılıdır. ve mumyalar. "Harry Potter ve Ateş Kadehi". Harika bir film değil ama harika bir isim. gizem. klonlama. belirli bir konudaki önemli olaylarla ilişkilendirilmiş sözcüklerdir. Her hal ve kârda. "Mükemmel Cinayet" ("The Perfect Murder"). "Atlantis" herşeyi anlatıyor. Đşte bu benim favorilerimden biri: "Kara Dul". Hikaye sadece konusuyle bile ilgilimizi çeker. Sanın aldım. "Altıncı His". Sonra yirmi adım yürüdüm. Harika bir başlık bulduğunuzda. Başka bazı güzel film adları: "Aşık Şekspir". Bu nedenle siz bu makaleyi okurken "parlak fikir" ifadesinin yerine "kanca"yı koymalı. para. cinsellik. önceden bilinmek istenen herşeyi söylüyorsa. bir kazadan sonra hayatta kalanlar. Hollywood'un "HOOK" -kanca. (Bizden bir örnek "Çanakkale" olabilir . "Mumya". HARĐKA BAŞLIK nedir? Harika bir başlık size hikayenin ne hakkında olduğunu . seyircinin dikkatini hikayeye vermesini sağlayan ilginç/çarpıcı olay olarak kullanmaktadır -bu makalenin yazarı da kancayı bu anlamda kullanıyor. Bu farklı türlerin her biri. macera vb. iktidar (güç). "Gladyatör". değil mi :) . durdum. kendi başına bile merak uyandırıcı olan bir konuda olması işinizi çok kolaylaştırır.seyircier tarafından deneyimlenen duyguların kaynağını . Derhal ilgilenmeye başladım. Karşı koyamam bile. "Roswell". UFOlar. Cinayet. "Yıldız Savaşları". Bu son derece önemlidir. Bu sözcüğü duyar duymaz eserin dünyanın sonu ve bu olayla bağlantılı olaylar ve duygular ile ilgili olduğunu anlarız. Gözüme takılan kitabın başlığı şuydu: "Kleopatra'nın Gizli Günlükleri. hikayenizin aslında ne hakkında olduğunu keşfetmeye iten şeylerden biridir.ile aynı anlamda kullanırken -ben de bunlardanım. (DĐKKAT: Burada. "Acil Servis" ("ER"). "hook/kanca" yerine de "olta"yı koymalısınız. "Roswell". Bir çok yazar "kanca"yı "parlak fikir" . dinozorlar. Çok iyi bir başlığınız ve büyüleyici bir 42 . sizi bir keşif (REVELATION) gibi çarpar. ve geri döndüm. skandal nitelikli aşk hikayeleri. ve OLTA. Kıyamet de bir başka popüler konudur. kendi başına bile merak uyandırıcı olan bir konudur. "Armageddon" da bu konu için iyi bir başlıktır (Armageddon. ister Đndiana Jones olsun. seri katiller.büyüleyici konuyu . ile bağlantılı duyguları uyandırır. adı üstünde. Benim en hoşuma gidenlerden bazıları şunlar: adalet. Gördüm.söylemekle kalmaz. hikayenin sadece en başında. "Titanik". yani o türle bağlantılı olarak iştahınızı kabartır. Hiçkimse size hayatın çok kolay olduğunu söylemedi. Kısa bir süre önce bir kitapçıya gitmiştim. ister Brendon Fraser ("Mumya"daki çocuk gg). Felaketler. hikayenizin.bazı yazarlar kancayı. ya da Donald Duck (çizgifilm). "Kızları Öp". gizem. Eğer bir başlık (isim). sizi.gg). Geçmişte işe yaramış diğer konulardan bazıları nelerdir? Đnsanın içine şeytan girmesi. Bana bir piramidin içinde geçen gizemli bir hikaye verin. "Altıncı His" gibi sözcükler. Çok heyecanlanırsınız. aynı zamanda eserinizin türünü (janr) de belirtir. Harika bir başlık (isim) bulmak sizi konuyu ve türü (janr) . Đlk masanın önünden geçtim ve gözüme bir kitap takıldı. "Jurassic Park". Ve seyirciye. o zaman çok iyidir. sonsuz gençlik böyle başka bir sürü konu bulabileceğinizden eminim. Đncil'de kıyameti anlatmak için kullanılan bir sözcüktür gg).keşfetmeye zorlar. ölümsüzlük. Bir gerilim. uzaylılar.* * * * BÜYÜLEYĐCĐ BĐR KONU HARĐKA BĐR BAŞLIK/AD TETĐKLEYĐCĐ OLAY. "Titanik"ten daha iyi bir isim mi olur? Kayıp medeniyetler. farklı bir duygusal macera başlatır. ki bu da hikayenizin benzersiz özelliğini ya da özel koşullarını ortaya koyar. ki bu hikayenizin sorununu teşkil eder.gg) BÜYÜLEYĐCĐ KONU nedir? Büyüleyici konu.

sıradan bir "öteki kadın"la değil de güzel bir psikopatla evlilik dışı bir ilişki yaşar. Kanca. hikayenizin benzersiz olan tarafıyla yüzleşmeye iter. Bu yazının ana fikri. "STAKES") ve ilgimizi artıran bir şeydir. Bunların hepsi bir kaç kelime ile ifade edilebilir. Bebeğe bakılması gerekmektedir. Đşte o meşhur dört unsur bunlar: Büyüleyici bir konu. Evin kapısının önüne bir bebek bırakılmıştır. sorunun benzersiz bir yönüdür ve ilginç olasıklara işaret eder. Şeytan. harika bir isim. Đstilacı bir orduyla savaşılmalı ve ordu yenilmelidir. Korkunç bir hastalık tedavi edilmelidir. Bu durum (sorun) hikayenin olmazsa olmazlarındandır . Hikaye ne kadar büyük ya da küçük olursa olsun. Bahtsız aşıklar bir kilisede değil de Titanik'te karşılaşırlar. OLTA. ergenlik çağındaki bir kızın bedenine girer. Adam yakalanmalıdır. vs.yani bir sorun varsa ve bununla ilgili olarak yapılacak bir şey söz konusuysa. Harekete geçmek gerekmektedir. tetikleyici olay ve olta. Bu bütün hikayelerin ön koşuludur. bu unsurlardan faydalanarak son derece güçlü bir tohum üretebileceğinizdir. Olta'yı bulmak sizi. Harekete geçilmelidir. Tetikleyici olayın ne olduğunu bulmak sizi. Đnsan yiyen bir köpek balığının öldürülmesi gerekmektedir. Büyük bir yangının söndürülmesi gerekmektedir. sorunun başlangıcı ya da nedenidir. Sorunu saptar ve güçlüğü iyice vurgularsınız. Tetikleyici olay. Patlayan bir volkandan kaçılması gerekmektedir. Öldüren Cazibe'de (Fatal Attraction) başarılı bir avukat. hikayenin ruhunu oluşturur. aynı zamanda sürecin en başında (yapımcıya) ve en sonunda (seyirciye) hikayenizi satmanızı da sağlayacaktır. Ve hikayedeki herkesin yaptığı herşey bir biçimde bu olayın sonucunu etkiler. bunun tetikleyici bir olay olduğunu bilirsiniz . Astroidin yok edilmesi ya da yönünün değiştirilmesi gerekmektedir. Bu. Bir kadın kaçırıır ve kocası fidyeyi ödemeyi reddeder. Yanardağın teki çölün ortasında değil şehrin göbeğinde patlar. bu olay nedeniyle aksiyona geçilmesi gerekir. Hikayede. bir soruna odaklanır. • • • • • • • • Teksas eyaleti büyüklüğündeki bir astroid dünyaya çarpmak üzeredir. Eylemin (aksiyonun) nedenidir. Hikayeler sorunlar hakkındadır.o olmadan bir hikaye de olmaz. Eğer bir parlak bir fikir yaratacaksanız. Bu sorunun ortaya nasıl çıktığını ve nasıl çözülebileceğini göstermek. Bir bebek sevecen bir bakıcının değil de üç bekar erkeğin kapısının önüne bırakılır. hikayenizin sunduğu sorun ile yüzleşmeye zorlar. Elinizde bir sorun vardır ve bu sorun çözülür. Mahallede bir seri katil vardır. yazan: James Bonnet 43 .konunuz varsa. • • • • • • Susan bir süpermarkette değil de Bermuda Şeytan Üçgeni'nde kaybolur. Eğer bir konuda ŞĐMDĐ harekete geçilmesi gerekiyorsa. TETĐKLEYĐCĐ OLAY'dır. bu dört unsurun işinize çok yaradığını göreceksiniz. Sorunu çevreleyen özel bir koşuldur ve kaybedilecek şeyleri (ÖDÜL. Üçüncü unsur. O hikayedeki herkes de bir biçimde bu olayla ilgili (bağlantılı) olur. tehtidi daha tehlikeli ve merak uyandırıcı yapan bir güçlüğe işaret eder. Bu tohum sadece harika bir hikaye yaratmanıza yardımcı olmakla kalmayacak. yolun yarısını katettiniz demektir. hikayenizi taze yapan benzersiz bir özelliktir.

Buna bir "kanca" diyebilirsiniz. ve merak uyandırıcı bir yön olmalıdır. Tamam. Hayal kırıklığım genelde ikiye katlanır. "Đlginç" ("benzersiz" anlamında) ile "cazibe" ("çekici" anlamında) sözcüklerini yan yana koyarsanız.ama burada çok sayıda şey. Bundan biraz daha iyi (tamamen ticari açıdan. Bu "parlak fikri" bir senaryo yazmak için kullanabilirsiniz. filmin nasıl çekildiğine bağlıdır. Bu senaryo da iyi bir film için bir çıkış noktası oluşturabilir . sipariş üzerine yazılmayan senaryoların çoğunun mahrum olduğu şey. ama lütfen sabredin.. Çoğu zaman senarist. Bu da bir ya da iki cümlede ifade edilebilen film fikri anlamına gelir. bırakın çekilmeyi. Đlginç cazibenin yerine parlak fikir de diyebilirsiniz. bu senaryonun. Başlarını o kadar sert vurmalıdırlar ki. ya da yeni bir senaristi hemen film dünyasına sokmaz. hatta çok iyi olan bir senaryo okuyor olurum. Bir senaryo yazarı ve acemi bir film yapımcısı olarak (bu yazının 1997'de yazıldığını hatırlatayım . Bu yüzden stüdyo (yapımcı) bakış açısıyla bu "parlak fikir"in çok büyük bir heyecan oluşturması pek muhtemel değildir. ama bence ilginç cazibe unsuru daha iyi bir tanım. bir sonraki büyük yeteneği keşfetmek isterim. hayatta satın alınmayacağını bilirim. karşılaştığım en büyük sorunu söyleyeyim: Đyi bir fikrin ("concept") olmaması.. ve buna neden ihtiyaç duyarsınız? Bu anlattıklarım kulağa aptalca geliyor. heyecanlandırıcı. Yüzlerce senaryo okumuş ve bunlar hakkında yorum yazmış biri olarak. daha en başta. Şehirdeki herkes gibi ben de bir sonraki harika senaryoyu bulmak. bu fikri ilk önce siz bulduğunuz için size çuvalla para vermeyi istemelidirler.ĐLGĐNÇ CAZĐBE UNSURU ("STRANGE ATTACTOR") Evet. hem karakterleri. hem yapısı. filmin çıkış noktasını oluşturan fikirde bir şeylerin eksik olduğu olur.. Hayal kırıklığım gittikçe artar. yani Hollywood'a satış açısından iyi) olan bir başka fikir de şu olabilirdi: 44 . Đlginç cazibe unsuru nedir. Hollywood buna bazen parlak fikir ("high concept") de demektedir.bir şey olmalıdır. o kadar cazip olmalıdır ki Hollywood'daki insanları "neden bunu önce ben düşünmedim" diye başlarını taşlara vurdurmalıdır.gg) insanlar bana senaryolar gönderir. ĐLGĐNÇ CAZĐBE UNSURU'ydu ("STRANGE ATTRACTOR"). Tüm diyebildiğim. bu biraz ilgi çekici. Ne gibi şeyler? Eskiden bunu açıklayacak bir sözcük yoktu. Oturmuş. Yine de içten içe. Bu. hem diyaloğu. Bu şey öyle yenilikçi. Fikrinizde çekici. Ama artık var. en iyi haliyle bile Hollywood'da satın alınmayan bir fikri seçmiş olur. ya da bir numara. Aslında fraktal geometriden bir sözcük grubu arakladım. hem de tasvirleri kabul edilebilir. zira bunun neden satın alınmayacağını açıklamak son derece zordur.daha önce yapılmamış . Bir sözcük uydurdum. ya da beklenmedik hikaye dönüşü ("twist"). Film en sonunda çekilse bile bu fikri seyirciye satmak zor olacaktır. aynı zamanda insanları kendisine "cezbetmelidir" (çekmelidir). eğer insanları cezbetmiyorsa. neye yarar ki? Örneğin: Haksız yere hapse atılmış bir adam davasıyla ilgili soruşturmayı hapishane hücresinden yürütür. basit bir film fikri. işe koyulalım artık.. "ilginç cazibe unsuru"nu ya da "hem benzersiz hem de çekici olan şey"i elde edersiniz. Bu da şu anlama gelmektedir: filminizin temelini oluşturan fikir benzersiz . Kısa.

En iyi ilginç cazibeler. Şunun altını hemen çizmeliyim: EVET BU ÇOK GEREKLĐ. en iyi senaryo fikirlerimi burada yayınlayacağımı düşünmediniz. onları kendisine çekmelidir. * Bir savunma avukatı. Đyi bir cazibe unsuru tam da bunu yapmalıdır: insanları meraklandırmalı. Đşte size bazı daha iyi örnekler: * Genç bir adam kazara geçmişe gönderilir. Şunları yapmak istiyorsunuz: . Dava ilerledikçe. Sanırım şimdi "bu gerçekten de gerekli mi?" diye düşünüyorsunuz? Bu adam ne zaman senaryo yazmaktan bahsetmeye başlayacak.Yapım sürecindeki diğer insanların fikrinizi beğenmesini. (Hey. evrensel. * Eski medyumlardan oluşan bir grup araştırmacı. 45 . . özgürlük ve sınırların üstesinden gelmekle ilgili hoş tematik ifadelere yer verilebilir. insanlık hallerinin spesifik (kendine özgü). Sanırım ne demek istediğimi anladınız. bilinçli olarak bedenden ayrılması) yaparak hapishane hücresinden çıkmayı öğrenir.Bir yapımcının. değil mi?) Ne kadar uyduruk gibi görünse de bu fikirde belirgin bir ilginç cazibe unsuru bulunmaktadır bu da astral projeksiyon yoluyla hapishaneyi terketme numarasıdır.Bir yönetmenin. ve bu yolculuk sırasında birine aşık olur. Bu fikirlerde bize "aha!" dedirten bir şeyler var. sonra da bu filmi tanıtmak için milyonlarca dolar harcamasını sağlamaya. Belki de bu film bir komedi olarak işlenebilir.Bir stüdyo yöneticisinin bu filmi yaparak milyonlarca doları riske atmasını. kariyeri boyunca yöneteceği az sayıdaki filmden biri olmaya değer olduğunu düşünmesini sağlamaya. Yapmak istediklerinizi bir düşünün. müvekkiline aşık olur. . * Genç bir adam sevgilisine bir ayrılık mektubu yazar ve bunu expres kargo ile gönderir.Haksız yere hapse düşen bir adam. astral projeksiyon (ruhun ölmeden. * Kötü bir çocuk. daha sonra da geleceğe dönmelidir. o sene yapılan diğer filmlerden daha iyi olduğunu düşünmesini sağlamaya. Peki. . Özellikle de ilk kez senaryo yazanlar için. Ama daha sonra fikrini değiştirir ve mektubu bütün ülke boyunca takip eder. hem de yukarıdaki nispeten kötü örneğe rağmen. ve (mümkünse) daha önce hiç yapılmamış yönlerine eğilir. birlikte olduğu adamın masum mu yoksa katil mi olduğundan emin olamaz. Bu fikirleri geliştirmenin ilginç durumlara yol açacağını ve çekici dramalara neden olacağını hissediyoruz. senaryonuzu. New York şehrinde hayalet avlama şirketi kurarlar. yatağının altında bir canavar yakalar. ömrünün belki de üç yılını sizin projenizi gerçekleştirmek için harcamasını sağlamaya. adını temize çıkarmak için gerçek katilin yerini bulması gerekmektedir. . Sonra karanlık bir dünyaya girer. burada annesiyle babasının birbirine aşık olmasını sağlamak zorundadır. burada kendisi de neredeyse bir canavara dönüşür. ve her yıl aldıkları binlerce senaryo arasından sizin senaryonuzu seçmesini sağlamaya. bu filmin.Eleştirmenlerin.

wordplayer. Size sipariş edilmeyen senaryonuzu ("spec script") bu unsur olmadan yazmaya başlamayın. ilginç cazibe unsurunun nasıl bulunacağını göreceğiz. Bunun ne olduğunu tam olarak biliyorsunuz.com/ 46 . Bir sonraki yazıda. tıpkı karakterlerden. belki de bir kaç defa. görmek için para harcamasını. temadan ve olay örgüsünden hemen bahsedebildiğiniz gibi. Gördüğünüz zaman bunu hemen tanıyabilmeli ve ondan bahsedebilmelisiniz. hatta DVD'sini kiralamalarını sağlamaya çalışıyorsunuz. Copyright 1997 Terry Rossio http://www..Dünyanın dört bir tarafındaki insanların filminizi. belki de bu filmi arkadaşlarına tavsiye etmelerini. Đlginç cazibe unsuru. Bütün bunları yapabilmek için filminizin içinde bir cazibe unsuru bulunmasını sağlamanız iyi olur.

"Kanca"sı olan senaryoların çekilme olasılığı daha yüksektir. senaryonun bir "hook"unun (şimdilik "kanca" diyelim.(Vizontele) Komser Cemil. De nedir bu "kanca"? "Kanca" senaryonuzun temelini oluşturan. aniden kadınların zihninden geçenleri okuma yeteneğini kazanır. aniden yalan söyleme yeteneğini kaybeder. (Komser Şekspir) Bir kasabanın ortasından geçen dikenli tellerin. ("What Women Want" . Uzun uzadıya tanımlamaktansa bazı örnekler verelim: • • • • • • Đntihar etmek üzere olan bir adamın karşısına bir melek çıkar ve ona. yerini bir klonun aldığını öğrenir. ("The Sixth Day" . ("Being John Malkovich" . orijinal. hatta yüzlerce) bir iki cümlelik abuk subuk fikir üretin. arkadaşlıkları.Hız Tuzağı) Bir adam.Kadınlar Ne Đster) Bir avukat. (Okul) Dış dünyadan kopuk bir köye ilk kez bir televizyon gelir. ("Speed" . "olta" ya da "çengel" de olabilir ) olmasıdır. Çünkü seyirci seyredeceği filmin neye benzeyeceğini bir iki cümle ile anlamak ister. elinizi kanca bulmaya alıştırın. "You've Got Mail") Bir grup işsiz Đngiliz. ("The Shop Around the Corner". ("Liar Liar" . onların kaybolmasının ardından bulunmuştur. bu tür senaryoların da çekilme ihtimali daha yüksektir. John Malkovich'in beynine giden gizli bir tünel bulur. ("The Blair Witch Project" . başında bulunduğu karakoldakiler ile "Pamuk Prenses"i sahneler. intikam almak ve aşkını bulmak için hiç bilmediği Đstanbul'a gelir (Eşkıya) Kancaya sahip hikayelerin bir senaryoya dönüşmesi nispeten daha kolay. Göreceksiniz. her köşe başında karşınıza çıkmaz. efsanevi bir cadıyla ilgili bir belgesel yapmak için bir ormana giderler.Yalancı Yalancı) Üç sinemacı. aşkları nasıl böldüğünün hüzünlü ve komik öyküsü (Propaganda) 35 yıl sonra hapisten çıkan Baran. aileleri. Kolay gibi görünse de. bir sürü (onlarca. ölmekte olan kızını mutlu etmek için.) 47 . Tavsiyem. (Bu yazının hazırlanmasında kısmen Alex Epstein'ın yazısından faydalandım.ÖNEMLĐ BĐR SENARYO KAVRAMI: "KANCA" Holywood senaryolarında en çok önem verilen özelliklerden biri. Bu kasetler. Neticede 120 sayfalık bir senaryoya dönüşecek bir fikir. "Beyin fırtınası" yapın bol bol.Anadan Doğma) Alaycı bir reklamcı. biraz para kazanmak için bir striptiz şovu yapmaya karar verirler ("The Full Monty" . yeni. okuyucunun ve izleyicinin hemen ilgisini çeken.John Malkovich Olmak) Kalabalık bir otobüse bir bomba konmuştur. Otobüs 75 km/s hızın altına inince bomba patlayacaktır. ÖSS'ye hazırlanan öğrencilere dadanır. ("It's a Wonderful Life") Birbirinden nefret eden iki kişi.Altıncı Gün) • • • Türk filmlerinde de kanca'ya çok rastlıyoruz: • • • • • • Halı satıcısı bir Türk uzaylılar tarafından kaçırılır. bir tanesi de senaryoya dönüşecek güçte olacak. aralarından bir kaç tanesi hikayeye. (GORA) Ölen bir öğrencinin hayaleti. eğer kendisi hiç yaşamasaydı hayatın nasıl olacağını gösterir. birbirlerini tanımadan mektuplaşırlar ve aşık olurlar. dikkat çekici fikirdir. kanca bulmak o kadar basit bir iş değildir.Blair Cadısı) Bir kuklacı.

Dışsal olarak da çatışma. umutlarımızı. "Aşık Shakespeare"deki kanca/sürpriz. Bir çok film. Biz de bu nedenle bu kavramı açıklayıp açıklayamayacağımıza bir bakalım dedik. Bir kancanın tam olarak ne olduğu nadiren dile getirilir. kendi başarılarının önünde duran kusurlu insanlar hakkındadır. kadınların ne düşündüğünü gerçekten duyabildiğini fark eder. Bu uyumsuzluk ("discrepancy"). ve ilginçliği yaratan bir paradoks (ikilem). zamanında son derece başarılı olan bir başka hit filmin. Temel "Uyumsuz arkadaş" hikayesi diyebileceğimiz "Cehennem Silahı"nda Danny Glover'ın karakteri yaşamayı seven bir aile adamıdır. Bir çok hikaye. Bu zıtların çatışmasının sonucu genelde uzlaşma ve kendini bulma olur: biz.KANCA AVI Genelde yapımcılardan. duygusal açıdan sağlam insanlardır. dışında olabilir. nefret ettiğimizi sandığımız kişiyi aslında sevmekteyizdir. hikayenizi harekete geçiren ve temel çatışmayı. sadece ondan bir tane istemektedirler. dünyanın en titiz insanı dünyanın en pasaklı insanı ile birlikte yaşamak zorunda bırakılır. Bu insanların kusurları en azından kısmen elde etmek istedikleri ya da ihtiyaç duydukları şeyi elde etmelerine mani olur. ya da atılan temeldeki ("setup") beklentilerin tersyüz edilmesi olarak görmektir. karakter bozukluğuna ya da yanlış algılamalara neden olur. bir kadın gibi giyinerek yapar. Bu Şekspir ancak olgunlaştıkça ve aşkın ne olduğunu öğrendikçe yazabilecektir. ortağı Mel Gibson'ın karakteri ise intihar eğilimi olan dul kalmış bir polistir. bize genç ve deneyimsiz bir Şekspir gösterilir. bir sürpriz. Kanca'ya bakmanın bir yolu da onu. ya da inanılmayacak raddede tam. Đşin ilginç yanı 48 .hariç) ya ızdırap verecek ölçüde sıkıcıdır. eğlenceyi. tıpkı "Karakter Dönüşümü" ya da "Dönüş Noktası" ("Plot Point") ya da "Parlak Fikir" gibi. Ama açıklansın ya da açıklanmasın. Bu da. olduğumuzu sandığımız kişi değilizdir. yetenekli ama bencil ve duygusal olarak sağır olan kadın düşkünü bir adam. Birbiriyle taban tabana zıt iki karakteri zorunlu bir ilişki içine sokarak da bir KANCA yaratabilirsiniz: "Tuhaf Çift"te ("The Odd Couple"). korkularımızı. Eğer içsel bir zıtlık varsa. bunun nedeni karakterin. o kadar. ama adamcağız bunun ne olduğunu hiçbir şekilde anlayamaz. ya da hayallerimizi yansıtırlar. asıl ihtiyacımız özgüven iken dışarıdan birilerinin bize yardımcı olmasını istemekteyizdir.. "kanca" kavramı kaçınılmaz bir şeye dönüşmektedir. Bu. karakterin ayağına takılan ve hedefine ulaşmasına engel olan bir ahlaksızlığa (vice"). vesaire. Bir çok iyi karakterin kusurları bulunur çünkü onların varsayımlarını çarpıtan geçmiş yaşamları vardır ve sınırlı bir yaşam ve kendini değerlendirme görüşü içinde saplanıp kalmışlardır. ya da bunların her ikisi de olabilir. Her ikisi de kendi şeytanlarının (sorunları) yanı sıra bir de ev arkadaşının şeytanları ile uğraşmak zorunda kalır. "TOOTSIE"nin kancasına yapılan yeni bir yorumdur. Albert Brooks'un "The Muse" filmindeki yazarın karşılaştığı türden bir sorundur bu: herkes ona "ışıltısını kaybettiğini" söyler. Bu yüzden bu karakterlerin mücadelelerine ve başarılarına gönülden katılırız çünkü onlar bizi. ya da farklılık karakterinizin içinde olabilir. düzeltilmesi gereken bir kusura dönüşür. Bu filmde. menejerlerde ve yazarların uğraşmak zorunda olduğu diğer insanlardan. dünyanın en büyük yazarını "yazar tıkanması" yaşarken görmemizdir: görmeyi umduğumuz hafif kel bilge adam yerine. "Kanca" ile ne ilgisi var? Kısa süre önce çok başarılı olan "Kadınlar Ne Đster" (Mel Gibson) filmini ele alalım.. Đçsel çatışması olmayan karakterler (yan karakterler ve "gezgin melekler" westernlerdeki ve savaş filmlerindeki iyi adam kahramanlar gibi . hikaye sunumlarında ya da senaryolarda daha fazla "kanca" olmasını istediklerini duyarsınız. Neden? Çünkü bu durum gerçek hayatta da geçerlidir. ve bu düşünceleri dinleme süreci içinde daha iyi bir insana dönüşür. kendisini yeterince tanımayan karakterler hakkındadır. "Tootsie"de de yetenekli ama bencil bir adam aynı şeyi. Peki bu bilginin. zıtlık. kendisiyle çatışmalı bir ilişki içinde olmasıdır. karakterin içine düştüğü durumla da ilgili olmalıdır. bu çatışma onun muhakemesini (karar verme yeteneğini) de etkiler ve onun kişiliğinde. ihtiyaç duyduğumuzu sandığımız şeye ihtiyaç duymamaktayızdır aslında. sevdiğimizi sandığımız kişiyi aslında sevmemekteyizdir.

böyle bir kanca bulmak. okuyucunun ilgisini kaybetme riskiniz vardır.erkenden hikayenize sokmalısınız ve hikayeniz ilerlemeye başlamalıdır. "Big Daddy"nin önermesi de buna benzer bir şeydir: beceriksiz ve kaba bir bekar adam. Buradaki karakter fiziksel olarak farklı bir yerde olduğu için "sudan çıkmış balık" gibi değildir. hikaye değişikliği talepleri gibi. Kahramanımız. bütün insaniyet ve özgürlüğünüzü kullanarak bu kanca etrafında bir hikaye oluşturmaktır. eğer kabul ederseniz. dikkatini toparlar. senaryoyu okuyan kişi şöyle yerinde bir doğrulur. kendisinin ahlaklı biri olduğunu kanıtlamak ve rüyalarının kadınının kalbini kazanmak için bir çocuk evlat edinir. Böylece hikâye yeni ve ilginç bir hâl alır. Ama bu yolu denemek zorunda değilsiniz. eğer Rocky bu kadar baltaya sap olamamış bir tip ("loser") iken ve hocası onu spor salonundan kovarken. bu tür filmler sanki icranın (çekimin) kötülüğüne ya da oyuncu seçimi. çok berbat filmler bile gişede başarılı olabilir. Eğer bu zıtlık ve çatışma potansiyeli yeterince komik. onun "balık"lığı. Bazı formüller bu saldırı noktasının senaryonun yaklaşık olarak %10'unda gerçekleşmesi gerektiğini söyler . korkutucu ya da merak uyandırıcı ise. zıtların çatışmasından kaynaklandığını söyleyebiliriz. bu durumu daha hikayenin ilk bir kaç sayfasında ortaya koyarak. Burada dikkat etmeniz gereken bir şey var: eğer bu çelişkiyi hikayeniz içinde çok geç ortaya koyarsanız.Kanca'yı . felaketlere karşı bir bağışıklığa sahiptir. "Kanca"nızı buldunuz demektir. Russin 49 . Apollo'yu nasıl dövecektir? Yazar."Kanca". Đçinde zengin olasılıklar barındıran benzersiz bir çelişki ya da "yanlış-mekan" ("dislocation") durumu eğer ilk bir kaç sayfada yer alırsa. ve onu senaryonuzun devamını okumaya sevk eden sorular sorar. "Amerikan Güzeli" "Kaplan ve Ejderha" "Children of Paradise" "Cesuryürek" ve "Fanny ve Alexander" kancasız klasiklerdir. erkenden bir saldırı noktası oluşturuyor. "Billy Elliot"ta bir çocuk dans etmenin zevkine varır ama ne yazık ki herkesin. sayfayı kastediyorum. aynı mekan içinde farklı bir biçimde davranmak zorunda olmasından kaynaklanır bu şekilde de bildik olan şey bilinmeyene dönüşmüş olur. Şu konuda çok net olmamız gerek: Bazı çok iyi filmlerin hiç Kanca'sı yoktur. Başka bazı örneklere bakalım. A'dan C'ye nasıl gidecek acaba?" Örneğin. Đşte bundan sonra senaryonuzu satabilir ve filminizin çekilmesini beklemeye başlayabilirsiniz. Yazanlar: William Missouri Downs ve Robin U. en çok bilinen hikaye yapılarından biri olan "sudan çıkmış balık"ta kendini çok bariz bir biçimde gösterir. Đşin sırrı tam doğru karakteri ve ve o karakter için en doğru çeşilkiyi. senaryonun yazım kalitesi ya da filmin kalitesiyle de bir ilgisi yoktur. Saldırı noktası. Eğer kancaları yeterince güçlü ise. hakkında hiç bilgi sahibi olmadığı iki şeyle uğraşmak zorundadır: çocuk ve köpek. onun aşina olduğu ortamlarla taban tabana zıt bir ortamın/durumun içine konur. dansın aptalca ve sadece kızlar için olduğunu düşündüğü bir fabrika kasabasında yaşamaktadır. Đşin içinde bir de artık kendisinin de peşine düşen mafya vardır. sürprizli durumu ya da ters yüz oluşu bulmaktır. Ayrıca Kanca'nın. çok sevdiği kadının çocuğuna ve mafya tarafından ölüm listesine alınmış bir FBI köpeğine bakmak zorunda kalır. hikayenin merkezi çatışmasının ortaya çıktığı ve hikayenin temel eyleminin kendisini açıkça belli ettiği yerdir. Öyleyse "Kanca"nın önemli bir bölümünün. Sizin göreviniz de. Bu fikirler "kendilerini sattırırlar". çeşitli olaylar sonucu. Karakterinizi farklı bir yere götürebilirsiniz: "Coming to America"da Afrikalı bir prens New York şehrine uyum göstermek zorundadır. çünkü bu çelişki izleyiciye ya da okuyucuya şu soruyu sorduracaktır: "Bu kahraman. bilinmeyenle. Bu hikaye yapısında bir karakter. Ana karakterle duygudaşlığı sağlamak için bu çelişkiyi . kendi aslına ters düşen bir şeyle karşılaşır. Bir süre sonra vizyona girecek olan "Courier" filmi de. Yalancı"nın kusurlu karakteri. yönetmenlik. ki burada geç ile 10. bildik olan bir şey.buna %10 kuralı denir. ve daha sonra da klişelerden olabildiğince bağımsız bir biçimde. "Yalancı. Ama %10 bile hikayeye çok geç bir giriştir. Yakın zamanlarda gösterilen "See Spot Run" filminin de güçlü bir kancası var: öksüz ve yetim olarak büyümüş ve köpeklerden nefret eden bir postacı. bütün gün doğruyu söylemek zorunda olan yalancı bir avukattır. elinde B yokken. bulunmak istemeyen insanları bulup onlara paketlerini ulaştıran bir kurye hakkındadır. Burada.

Sydney'de bir taksinin arka koltuğunda otururken aklına gelen acayip ve şiddet dolu bir düşünceyle başladı. "Taksi şoförüyle güzel güzel sohbet ediyorduk. oysa ben rahatlıkla manyak bir katil olabilirdim. şoför arka koltukta oturan manyaktan hayatta haberdar olamazdı." Bu düşünce Beattie'nin aklına bundan 14 yıl önce." Screenwritersutopia.BĐR SENARĐST'ĐN CĐNAĐ ĐLHAMI Stuart Beattie'nin Hollywood'un en gözde senaristi olma macerası.com'dan (2004-08-18) 50 . Beattie o gün şöyle düşünmüş: "Eğer ben bir katil olsaydım ne olurdu? Eğer taksi Kingsford Smith Havaalanı'ndan. "Olay çok acayipti" diyor Beattie. ve geçtiğimiz Pazartesi günü bu Avustralyalı genç adam. kendisi daha 18 yaşındayken gelmiş. Collateral'in prömiyeri vesilesiyle Tom Cruise ile birlikte duruyordu. Sydney'in banliyölerinden birinde bulunan evime giderken şoförle hoş beş etseydim. Los Angeles'in tarihi Orpheum Salonu'nun önündeki kırmızı halının üzerinde. ve adam bunu kesinlikle bilemezdi. daha önce hiç tanışmamış olmamıza rağmen. Beattie bu acayip hikayeyi bir senaryoya dönüştürdü. Beni eve getirdiğinde şöyle düşündüm: sanki yıllardır çok yakın iki arkadaşmışız gibi bunca süre konuştuk.

ve bu yöntemi başvuranlar genelde sadece mutsuzluklarından kurtulmayı amaçlamaktadır. Belki bu iz benim ailemden geliyordu. Kendi geçmiş deneyimlerinizi çok iyi anlamanın size yardım mı edeceğini. Sanatla uğraşmak ise farklı birşeydir.son derece farklı ve tatmin ediciydi. zira her kuşak başka bir ülkeye taşınmıştı. ve bunu yaparken bir psikoloğa gitmenin işe yarayıp yaramayacağını merak ediyor olabilirsiniz. Ama uzun yıllar (ve yirmi küsür film) boyunca. eşyalarıma imreniyorlardı. yapmış olduğum bütün belgeselleri seyretmem ve kendim hakkında bir değerlendirme yazmam gerekiyordu. Siz bu izlerin farkında olsanız da olmasanız da bu izler hayatınızı nasıl yaşayacağınızı. yoksa yıkıcı bir etkisinin mi olacağını. onunla birlikte kökleri derinlere uzanan bir sınıf üstünlüğü duygusu da yok olmuştu. bazen de saldırıya uğruyordum. nabzımı hızlandırıyordu. Bu gerçeği görmezden gelebilir ya da herhangi bir özel iz taşıdığınızı inkâr edebilirsiniz. ve bu durumla tek başına başaçıkmam gerekiyordu çünkü yetişkinler çok meşguldü. Sizi buna en iyi hazırlayan şeyi yapmalısınız. yetişkinler arasında yaşayan bir çocuk. bir arkadaş ya da psikoterapist vasıtasıyla da olabilir bizi bunca yıldır belirli şeyleri yapmaya sevk etmiş olan şeyi keşfetmekten kaynaklanan bir coşku ve rahatlama duygusu hissederiz. Yaptığım belgesellerin hepsi farklı konularda olmasına karşın. ama yaratıcı olanlar uyum sağlamayı. Michael Rabiger) 51 . "hayatın birbirini takip eden hapsolunma hallerinden oluştuğu. musevi olmayanlar arasında yaşayan bir musevi. onun kaderidir" demiştir. ve bir sanat dalı vasıtasıyla neleri kesin bir dille söyleyeceğinizi belirler. sosyal bariyerin her iki tarafında da yaşamış olmaktan ve benimkine benzer güçlükler yaşayan insanlar ile duygudaşlık (empati) kurmamdan kaynaklanıyordu: beyazların mahallesinde yaşayan bir zenci. Bu konuda her insan için verilecek cevap farklı olacaktır. Ben de mahalli okula gidiyordum ve konuşma biçimimle dalga geçen çocuklar ile uğraşmak zorunda kalıyordum. Kraliyet Hava Kuvvetlerindeki askerlik arkadaşlarım ile olan ilişkilerim ise . düzen yaratma ve anlamlar oluşturma ve ileri sürme merakı ve güdüsü vardır. Zor durumlardan. benim temsil ettiklerime olan düşmanlıklarını anlayabilmiştim. isyan etmeyi ve kaçmayı başarabilir" idi. Bir çalışma programının bir parçası olarak. Nasıl olmuştu da 20'den fazla film yapmış ve bu tek sabit temayı fark etmemiştim? Bu temanın nedenlerini yavaş yavaş fark etmeye başladım. ama bu tavrınız. Filmlerimdeki ortak tema. taşıdıkları izlere göre hareket ettiğini zaman içinde görebilirsiniz. ve ancak azimli bir azınlığın bunlardan kaçma olasılığının bulunduğu" düşüncesini taşıdığımı fark etmemiştim. (Kaynak: "Directing: Film Techniques and Aesthetics" . Ya da hayatınızda tekrar tekrar ortaya çıkan bir örüntünün ("pattern". Dünya Savaşından sonra Đngiltere'nin kırsal kesimine yerleştirilmiş bir ailede yetişmiştim. çünkü burada. diğerlerinin. ve evin dışında tamamen farklı bir insana dönüşmenin en iyisi olduğunu fark etmiştim. Bir yabancı olan babam. model) olduğunu kabul edebilirsiniz. Heraklit. hepsinde var olan ve benim o güne kadar gözümden kaçmış ortak bir temalarının olduğunu fark edince dehşete düştüm. Biz orta sınıf aileydik ve kırsal kesimde yaşayan yoksul ailelerden kopuk yaşıyorduk. Ama insanın bu durumu (yani taşıdığımız izlere göre hareket ettiğimizi) görmesi zordur. uzun yıllar ticari gemilerde çalıştığı için hiç evde olmazdı. Küçük bir toplulukta yaşıyorsanız. Daha sonra Đngiltere'nin kırsal kesiminin çektiği acıları ve nasıl sömürüldüklerini tarih kitaplarında okuduğum zaman. insanları güldürerek kurtulabildiğimi. bu izlerin sizin üzerinizdeki etkisini ortadan kaldırmaz. Korkum ortadan kaybolmuştu. Bu meydana geldiğinde (yani hayatınızda tekrarlanan temayı fark ettiğinizde) .bu tek başınıza da olabilir. Ben de 30'larıma gelene kadar bu durumu kendimde göremedim."ÖNEM VERDĐĞĐNĐZ ŞEYĐ YAPIN" Her insanın yaşamındaki deneyimler. s: 26-27. Bu unsurların izini taşıyan herhangi bir hikaye beni heyecanlandırıyor. ama psikoterapi uzun ve zorlu bir iştir. Zaman içinde bazı çıkarsamalar yapmıştım: çoğunluğu oluşturan insanlardan farklıydım ve onlar tarafından kabul edilmeyen biriydim. Ben 2. bu hayattaki arayışınızı.ki okuldaki durumum rahatlıkla burada da tekrar edebilirdi . "Đnsanın karakteri. Bu tema "Birçok insan kendisini hapsedilmiş hisseder. Annem ise komşuları ile hiçbir ortak nokta bulamıyordu. Mahalli halktan daha "üstün" olduğumuzu düşünüyordum. o insanın ruhunda başkalarınınkine benzemeyen izler bırakır. Benimle alay ediyor.

Tabii bir karakterle ilgili nitelikler bunlarla sınırlı değildir. Çünkü ortalama bir hikayede her karakterin özelliğini dramatize etmek mümkün değildir. işte bu baskı altında yaptığı seçimle ve belirlediği hareket yönü ile kendi karakterini ortaya koyar. Peki bu kişinin bu karakter özelliklerini hikayede nasıl verirsiniz? Bu karakterin kendisi için "Ben dışa dönük. (Yine de çok sıkıştığınız zaman kullanılabilirler . doğruyu söylemenin kendisine bir şey kaybettirmeyeceği bir durumda doğruyu söylerse. onları BASKI altında SEÇĐM yapmaya zorlamaktır. A tipi ama korkak biriyim" demesi mi lazım? Ya da bir arkadaşı onun için bu sözleri mi sarf etmeli? Kesinlikle hayır! Bunlar. Ama bir kahraman. hikayenizin ihtiyaçları doğrultusunda derinlik katan başka özelliklerdir. Bunlardan kimi "doğru" seçeneklerdir. (McKee. onun hakkında elde edeceğimiz bilgi de o kadar gerçek ve derin olur. Diyelim ki bir senaryonuz için bir karakter yarattınız: bu kişinin dışa dönük. Kahramanınız ne kadar çok şeyi tehlikeye atarsa.eğer bilmiyorsa. değil mi? Özverili mi. evinde koltuğunda rahat rahat otururken aklına aniden bir fikir gelip "Yahu.dışa dönük karakterler" "A tipi . Mutlaka bir zaruret söz konusudur. ben şunu şöyle yapayım" diyerek harekete geçmemeli . Zaman yetmez. ama korkak biri olmasını istiyorsunuz. onun hayatından bir yerden bir BASKI uygulamalısınız. bu seçim DÜRÜSTLÜK'ün bu insanın karakterinin çok önemli bir parçasını oluşturduğunu gösterir. Đşte kahramanınızı harekete geçiren şey. Karakteriniz yardımsever mi. Bu zorluk karşısında kahramanınızın bir kaç seçeneği olmalı. Kahramanınız. Ondan önce ve ondan sonra kendi kişiliği hakkında ne dediğinin hiçbir önemi yoktur. Kahramanınız. o özelliği o kadar belirginleşir. bir kişinin karakter özelliklerini seyirciye anlatmanın en kötü yollarındandır.B tipi karakterler" "Kendine güvenmeyen karakterler". vb. büyülü gibidir: BASKI ve SEÇĐM.özellikle de ikincil ve üçüncül karakterler için. Çünkü hikayenizi anlatabilmeniz için böyle birine ihtiyacınız var. BÜYÜK BĐR ZARURET olmalı. sıkıştırmalı. A tipi. Kahramanınıza uyguladığınız baskı ne kadar büyük olursa. değil mi? Dedikoducu mu. "Đçe dönük . Karakter konusunda bu iki sözcük. terletmeli.KARAKTER KARAKTER ĐKĐ KELĐMEDEN OLUŞUR: BASKI ve SEÇĐM Aşağıdaki yazılarda sık sık karakter yaratmaktan ve karakter türlerinden bahsettik. bu seçim onun hakkında çok fazla ve önemli bilgi vermez. Yaşlı bir kadını yoldan karşıdan karşıya geçiren insanın iyilikseverliği ile kendisinin dahil olmadığı bir trafik kazasındaki yaralıları hastaneye götüren kişinin iyilikseverliği arasında derece olarak fark vardır. Seyirci genelde doğru ile yanlışın ne olduğunu iyi bilir . sayfa 101) *** 52 .genelde hiçkimse böyle harekete geçmez zaten. Yani filmin baş kişisine. bencil mi? Dürüst mü? Bunlar da karakterinize. yalan söylediğinde hayatını kurtaracağı bir ortamda doğru söylemeyi tercih ediyorsa. kimi de "yanlış" seçeneklerdir. Onu iliklerine kadar zorlamalı.) Filmin baş kişilerinin karakter özelliklerini göstermenin en iyi yolu. siz onlara durumla ilgili yeterince bilgi vermediniz demektir. Bir karakter. değil mi? Korkak mı. Önemli olan zor zamanlarda ne yaptığıdır. Dış ya da iç koşullar onu belirli bir konuda harekete geçmeye ZORLAMALI.

Bu konuyla ilgili olarak aklıma gelen ilk örnek, "Örümcek Adam 2" filminden. Filmin başında kahramanımızı zor günler geçirirken görüyoruz: Peter bir pizzacıda dağıtıcı eleman olarak çalışmaktadır. Ama anlaşılan şimdiye kadar hep işlerini aksatmıştır. Bunun nedeni ise aynı zamanda Örümcek Adam olması ve insanlara yardım etmesidir. Filmin ilk sekansında, pizza dükkanının sahibi Peter'a son bir şans verir: Çok kısa bir sürede, tıkanık bir trafikte, çok uzak bir mesafeye gitmesi gerekmektedir, aksi takdirde Peter, çok ihtiyaç duyduğu bu işten olacaktır (= BASKI). Peter pizzaları alır ve yola koyulur. Trafik çok sıkışık olduğu gibi diğer araçlar da onu sıkıştırarak işini zorlaştırırlar (= BASKI). Siparişi zamanında götüremeyeceğini (ve işten atılacağını) anlayan Peter giysilerini değiştirir ve Örümcek Adam olarak pizzaları götürmeye karar verir. Peter binadan binaya sallanarak gideceği adrese doğru yol alırken iki küçük çocuğun bir topun peşinden koşarak yola fırladığını ve bir kamyonun da hızla çocuklara doğru ilerlediğini görür (= BASKI). Peter pizzaları bir balkona koyar ve çocukları kurtarır (= SEÇĐM)! Bu hareketi Peter'a çok zaman kaybettirir. Peter pizzaları vaktinde yetiştiremediği için çok ihtiyaç duyduğu işinden atılır. Bu sekans bize Peter'ın başkalarını kurtarmak için kendi hayatını tehlikeye atmaktan çekinmeyen biri ( = bir KAHRAMAN) olduğunu, BASKI altında yaptığı bir SEÇĐM ile gösteriyor. Biz de hiç düşünmeden ikna oluyoruz. Bu mesajın başka (ve yanlış) bir biçimde verilme çabası şu olabilirdi: Peter bir barda tanıştığı bir kızla içki içerken ona uzun uzadıya kendisinden bahseder, "Ben aslında şöyle biriyim, böyle biriyim" diye. Kız da içkisinin üzerinden gülümseyerek Peter'ı seyreder ve aklından "Ben senin asıl niyetini çok iyi biliyorum" cümlesi geçer. ***
Bir başka örnek de "Matrix"ten. Filmin başlarında Neo, kuryenin kendisine getirdiği telefondan Morpheus ile konuşur. Morpheus onu kendisini tutuklamak üzere gelen Ajanlara karşı uyarır. Neo da onun sözünü dinleyerek ajanlardan bir süre kaçar, binanın dışına çıkar. Çok kritik bir anda, bir pencerenin kenarından sallanırken (arkasında Ajanlar, önünde binadan düşme tehlikesi = BASKI) Neo kaçmaktan vazgeçer ve teslim olur. Neo'nun bu anda yaptığı SEÇĐM, onu film boyunca takip edecektir. Ta ki filmin finalinde, kendisine gerçekten ĐNANARAK Ajanları alt edene kadar. Đşte tam o anda Neo "Seçilmiş Kişi" hüviyetini kazanır, daha önce ise sadece bir adaydır. Çünkü bunu baskı altındaki seçimleri ile kanıtlamış değildir. *** Bu durum gerçek hayatta da böyledir aslında. Đnsanların size ne kadar "canım, cicim, dostum, sevgilim" dediği önemli değildir. Önemli olan, ZOR zamanlarda (= BASKI) o "canımın, cicimin" ne yapmayı tercih ettiğidir (= SEÇĐM): Kaçıp gidiyor mu, kalıp dayanıyor mu? Uzaktan seyrediyor mu, yoksa yardım mı ediyor? Yalana başvurup paçayı kurtarıyor mu, yoksa doğruyu söyleyip sıkıntıya mı katlanıyor, vb. *** Kahramanınızın hangi özelliğini ön plana çıkarmak istiyorsanız, ona uygun bir baskı oluşturmanız gerektiğini unutmayın. Cesaretini göstermek istediğiniz bir insanın yardımseverliğini gösterirseniz, izleyici "Ne oluyoruz?" der. Ya da bir insanın korkaklığını göstermek istiyorsanız onu korkutucu bir ortama koyun, eğlenceli bir ortama değil. Bu tür baskılar genelde film boyunca devam eder ve en büyük baskı filmin doruk noktasında gelir. Ama o zamana kadar kahraman hakkında az çok bir fikir edinmiş olmamız gerekir. Bu da filmin yaklaşık ilk 10 dakikasında edinilir. Đşte bu ilk 10 dakikaya, kahramanınızın film boyunca tekrar tekrar sorgulanacak karakter özelliği ile ilgili baskı dolu bir sahne koymanız yerinde olur.

53

ORĐJĐNAL KARAKTERLER YARATMAK Sinema seyircisi, zaten kendi sıradan hayatından bunalmış, ilginç bir şeyler görmek için onca parayı bastırıp ve üşenmeden kalkıp sinemaya gitmiş kişidir. Bu nedenle de sıradışı olaylar, sıradışı ortamlar, orijinal (ilginç anlamında) insanlar görmek ister. Orijinal karakterlere örnek olarak Hannibal Lecter'ı (Anthony Hopkins - Kuzuların Sessizliği), Yüzbaşı John Miller'ı (Tom Hanks - Er Ryan'ı Kurtarmak) ya da Peter Parker'ı (Tobery Maguire) verebiliriz. Đzleyiciler olarak bu karakterlerin ne yapacağını, sıradışı olaylara nasıl tepkiler vereceğini görmek isteriz. Orijinal karakterler yaratırken şu konulara dikkat edin: 1) Kahramanınızı tanıyın. Bir çok senaryo öğretmeni, senaryoyu yazmaya başlamadan önce, kahramanınızın biyografisini yazmanızı öneriyor. Bu biyografi 3 sayfa ila 30 sayfa arasında olabilir. Kahramanın fiziksel özelliklerinden hangi liseyi bitirdiğine, kaç kardeş olduğundan ekonomik durumuna kadar herşeyi bu biyografide anlatmalısınız. Senaryonuzda kullanacak olsanız da olmasanız da bu özellikleri bilmelisiniz. 2) Karakterinizin, senaryoda görülen yönlerini daha detaylı araştırın. Örneğin kahramanınız bir polis ise, polislikle ilgili geniş bir araştırma yapın. Mümkünse polisler ile konuşun. Đnternetten polis sitelerini araştırın. Polislerin sorunlarını öğrenin (Örn. Neden bu kadar çok intihar vakası görülüyor polisler arasında, vb.) 3) Klişeleri kırın. Bir mahallenin muhtarı genelde erkek oluyorsa, sizin muhtarınız kadın olsun. Kahve falı yerine kazandibi falı bakın (bu örnek Avrupa Yakası'ndan). Alien filminin en büyük özelliği, baş karakterin (Teğmen Ripley) kadın olmasıdır. Eğer Ripley erkek olsaydı, o film o kadar tutmayabilirdi. 4) Temel insan güdülerini bilin (bkz. Maslow'un "Đhtiyaçlar Piramidi") ve karakterinizi bu güdülerden biri ile hareket ettirin. O zaman gerçekten güçlü bir karakter yaratmış olursunuz. Örneğin babalık güdüsünü ele alalım. Kayıp Balık Nemo, oğluna kavuşmak isteyen bir babanın hikayesidir. Marlin (Nemo'nun babası) oğluna kavuşmak için neredeyse bir denizi baştan sona geçer. Jedi'nin Dönüşü'nde (Star Wars - Episode VI) de Darth Vader, oğlunu kurtarmak için, Gücün Karanlık Yönünün başındaki kişiye, yani Đmparatora karşı çıkar. Mrs. Doubtfire'da da Robin Williams, çocuklarını daha çok görmek için kadın kılığına giriyordu. Görüldüğü gibi güdü aynı, ama dışa vurum şekilleri farklı. Çevrenizde, okuduklarınızda, izlediklerinizde bu güdüleri teşhis etmeye çalışın. Eğer karakterinize böyle güçlü bir güdü verirseniz (Çocuğunu koruyan bir anne - "Terminator 2"; özgürlüğüne kavuşmak isteyen bir adam - "Shawshank Redemption" Esaretin Bedeli, vb.), emin olun seyirci koltuğuna çakılı kalacaktır.

54

SENARYODAKĐ KARAKTERLER Bir senaryoda olması gereken 4 ana karakter şunlardır: 1) 2) 3) 4) Kahraman Düşman Destek Romantik Đlgi

Şimdi bu karakterleri teker teker inceleyelim: 1) Kahraman (Hero): Ana karakterdir. Onun dış motivasyonu (daha sonra göreceğiz) filmin hikayesinin ilerlemesini sağlar. Đzleyiciler kahraman ile özdeşleşirler ve onun vasıtasıyla çeşitli duygular yaşarlar: onun için ve onunla birlikte sevinirler, üzülürler, korkarlar, heyecanlanırlar, vb. Perdede en çok görülen kişidir. Kahramanın bir dış motivasyonu ve bir çatışması olmalıdır. Đç motivasyonu ve iç çatışması da olabilir ama bunları ille de görmek zorunda değiliz. 2) Düşman (Nemesis): Bu karakter, kahramanın hedefine ulaşması önünde engel teşkil eden kişidir. Düşman, "kötü adam" da olabilir, bir rakip de, hatta iyi bir insan da. Yani düşman demek, ille de Darth Vader ya da Agent Smith demek değildir. Eğer kahramanımız bir sporcu ise, düşmanı başka sporculardır, ama bu diğer sporcular ille de kötü kişiler olmak zorunda değildir (Örneğin Rocky 1 ve 2'deki Apollo Kötü Adam değildir, Rocky 4'teki Đvan da öyle). Şöyle bir kural vardır: "Kaliteli kötü adamlar, kaliteli filmler yaratır" (Bkz. Aşağılardaki bir yazı). Düşman ne kadar güçlü ise, hikayeniz o kadar etkileyici olur. Rocky 1'deki Apollo Creed, Rocky'nin mahallesinde yaşayan başka bir boksör değildir, dünya ağır sıklet boks şampiyonudur! Aynı şekilde Darth Vader'in bu kadar etkileyici olması GÜÇ'ü en az Obi-Wan kadar iyi kullanmasında yatmaktadır. Terminator 1'de Arnold Schwarzenegger'in canlandırdığı robot, neredeyse yokedilmesi ve durdurulması imkansız olduğu için bu kadar etkileyicidir. Terminator 2'deki T1000 modeli (Robert Patrick) de aynı nedenden dolayı bizi heyecanlandırır. Düşman, gözle görülebilen, belirli bir karakter olmalıdır. "Mafya" "doğanın güçleri" ya da "dünyadaki kötülükler" gibi belirsiz bir şey olmamalıdır. Eğer kahramanınız teröristlere karşı mücadele ediyorsa, terör saldırısının bütününü temsil eden bir terörist yaratın ve bu kişiyi kahramanınızın düşmanı olarak senaryoya koyun (Örneğin Gerçek Yalanlar - True Lies filmindeki Arap Terörist gibi). En önemli kurallardan biri, düşman ile kahraman arasındaki nihai çarpışmayı göstermenizin gerekliliğidir. Yani filmin sonunda kahraman ile düşmanı feci şekilde kapışmalıdır. (Matrix Revolutions'ın sonundaki kapışma; Đmparator'un -Empire Strikes Back- sonundaki Luke ile Darth Vader arasındaki kapışma, Eşkiya'nın sonunda Baran (Ş. Şen) ile Berfo'nun (K. Usluer) yüzleşmesi + Baran'ın mafya ile hesaplaşması, vb.) Bir çok filmde, bu son çatışma, aynı zamanda bütün filmin zirvesini (climax) de oluşturur. Bu olayda kahraman, dış motivasyonunu gerçekleştirmekte ya başarılı olur ya da başarısız. 3) Destek (Reflection): Bu karakter, kahramanın dış motivasyonunu gerçekleştirmesine yardımcı olur. Destek, bir arkadaş da olabilir, iş arkadaşı da, eş de, sevgili de. Yeter ki kahramanın amacını gerçekleştirmesine destek olsun. Örneğin Rocky 1 filminde Rocky Balboa'nın Destek'i antrenörüdür. Terminator 2 filminde Sarah Connor ve John Connor, Arnold'a yardım etmektedirler. Şrek filminde de Eşek, Şrek'in desteğidir. Destek karakterinin iki önemli işlevi vardır filmlerde. Birincisi, kahramana yardım ederek hikayenin inanılırlığını artırır. Örneğin Karete Kid 1 filminde öğretmen Miyagi olmasaydı Daniel (R. Macchio) başarılı olamazdı. Đkincisi, Destek, kahramanın kendisi, dış motivasyonu, sevgilisi, vb. hakkında konuşacağı biridir. Kahramanın bu konularda kendi kendine konuşması hiç 55

inandırıcı olmaz. 4) Romantik Đlgi : Bu karakter, kahramanın cinsel ya da romantik ilgisidir. Kahramanınızın dış motivasyonu, bir başka karakterinin sevgisini kazanmak ya da onunla birlikte olmak ise, o karaktere "romantik ilgi" denilebilir. Bir karakter, eğer kahramanın dış motivasyonunun en azından bir bölümü onun aşkını kazanmaksa, "romantik ilgi" olabilir. Bu dört kategorinin en önemlisi "KAHRAMAN"dır. Diğer karakterler olmayabilir de. Örneğin "Đlk Kan" filminde John Rambo'nun bir Romantik Đlgisi bulunmamaktadır. Ama düşmanı (Şerif Teasle) ve Destek'i (Ordukaki Albay'ı) vardır. UYGULAMA Yukarıda anlatılanları Eşkiyafilmi üzerinden inceleyelim: Kahraman: Tartışmasız Baran. Çünkü ana hikaye onun hikayesi. Baran hapisten çıktıktan sonra köyüne döner, ne olduğunu öğrenmek ister. Kendilerini jandarmaya ihbar edenin arkadaşı Berfo olduğunu öğrenir. Berfo ayrıca Baran'ın sevgilisi Keje'yi de satın alıp Đstanbul'a gitmiştir. Hikaye artık bellidir: Baran Đstanbul'a gidecek, Berfo'dan intikamını alacak, sevgilisi ile tekrar bir araya gelecektir. Düşman: Berfo (K. Usluer). Baran'ın onu ortadan kaldırması için iki sebep vardır. Kendisini ihbar etmiş olması ve sevgilisini çalmış olması. Destek : Cumali (U. Yücel). Cumali, Baran'ın hedefine ulaşmasına yardımcı olur, hiç bilmediği Đstanbul'da kaybolmasını engeller, ona kalacak bir yer gösterir. Romantik Đlgi : Keje (Ş. Hürmeriç). Baran'ın Đstanbul'a gelişinin ikinci ana nedenidir. Baran bunca yıl, onunla birlikte olmak için beklemiştir (Kritik alıntı: "..keje.. keje.. beni hapiste vurdular keje.. ölmedim.. hastalandım.. bir ciğerimi orda bıraktım, gene ölmedim.. çok dövdüler beni.. kan kustum, ama ölmedim.. yaşadım.. seni bir kez daha görebilmek için yaşadım.. şimdi bana dediler ki; kimse sesini duyamıyormuş.. susmuşsun.. benimle de konuşmayacak mısın keje.. sesini duyamayacak mıyım..?") Eşkiya tabii ki sadece bunlardan ibaret değil. Ama temel başarısı, karakterleri yerli yerine oturtmasından kaynaklanıyor (Senaryo Yavuz Turgul). NOT: Bu yazı, Michael Hauge'un "Satan Senaryolar Yazmak" (Writing Screenplays That Sell) kitabındaki bilgilerin tarafımdan yorumlanması ile oluşturulmuştur.

56

SANA ÖYLE GICIĞIM KĐ HAKKINDA BĐR SENARYO YAZACAĞIM! Filmlerde ve dizilerde izleyip de hoşumuza giden baş ya da yan karakterlerin, gerçek hayatta karşımıza çıksalar ne kadar gıcık olacaklarını hiç düşündünüz mü? Mesela "24" dizisini ele alalım. Oradaki en gıcık tip kimdir derseniz Chloe O'Brian olduğu konusunda herhalde genel bir fikir birliği vardır. Ama dizide Jack'ten sonra (ve bazen ondan da çok) en faydalı kişi de Chloe'dir. Kadının (üstün bilgisayar yeteneklerinin yanı sıra) bir sürü olumsuz özelliği vardır: suratsızdır, yüzü bir gün gülmez, sürekli ters cevap verir, kendi bildiğinden şaşmaz, asi bir karakteri vardır, kural çiğnemekten çekinmez, vb. Chloe O'Brian Türkiye'de ortalama bir devlet dairesinde çalışsa, çok kısa bir sürede ıssız bir kasabanın postanesine memure olarak sürülürdü. Ama gelin görün ki "24" dizisi onsuz düşünülemeyecek bir hal almış durumda. Gregory House'u ele alalım. Altıncı sezon hariç, tamamen baş belası bir doktordur. Ukaladır, kendini beğenmiştir, hiçbir kural ve prosedürü dinlemez. Etrafındakileri sürekli olarak aşağılar, onlarla dalga geçer, özel hayatlarına burnunu sokar, ilişkilerini baltalar, vb. House'un Türkiye'deki bir devlet hastanesinde çalıştığını hayal edebiliyor musunuz? Ne kadar bilgili ve yetenekli olursa olsun, eminim röntgen cihazı olmayan bir hastaneye röntgen mütehassısı olarak yollanırdı. E, o da orada rahat ederdi muhtemelen. TV'de "Doktorlar" dizisini seyredip milletle kafa bulurdu. Sinemadan örnek verelim: "Iron Man"deki Tony Stark'ı ele alalım. Bu kendini beğenmiş, bencil, düşüncesiz, aşırı risk seven adamın bir ailesinin olmamasına şaşmamak lazım. Zira karısı ve çocukları her akşama babamız eve dönecek mi diye endişe etmekten kafayı yerlerdi. Duygusal ilişki kurduğu iki kişinin (Pepper ve Rhody) de ona aslında parasal ve mesleki bağının olmasına da şaşmamak gerekir. Zira normal hayatta hiç kimse bu kadar bencil birini çekmez, çekemez. Anında basar tekmeyi. Kadın ya da erkek, fark etmez. Aslında filmler de (1 ve 2) biraz bu temaları işliyor. Ne kadar zengin olursanız olun, ne kadar lüks içinde yaşıyorsanız yaşayın, insani bağlar kuramadığınız müddetçe mutsuzluk içinde debelenirsiniz. Bütün o debdebe de bu mutsuzluğu (geçici ve başarısız bir şekilde) maskelemeye yarar, o kadar. *** Sanırım demek istediğimi anlatabildim. Filmlere ya da dizilere kahraman olan tipler, günlük hayatta deli gibi gıcık olduğumuz, nefret ettiğimiz, bize büyük acılar tattıran ya da tattırma potansiyeli olan tiplerdir. Bu kişilerin hayatımızda değil de perdede ya da TV'de olmasından dolayı bir miktar rahatlama da hissederiz. "Allah'tan House gibi bir kocam, Chloe gibi bir karım yok" demişsinizdir, eminim. Yine de hastalandığınızda ya da bilgisayarsal bir sorununuz olduğunda onların cep telefonuna sahip olmak hiç de fena olmazdı. Duyacağınız bir sürü fırçaya katlanacak siniriniz varsa tabii ... Benim burada size vermek istediğim iki adet tavsiye var: 1) Karakterlerinizi yaratırken, gerçek hayatınızdaki kriterlerin biraz daha dışına çıkın. Gerçek hayatta kabul edilebilir olan sınırlar ile dramatik eserlerde kabul edilebilir olan sınırlar farklıdır. Dramatik eserlerde biraz daha abartabilirsiniz. Gerçek hayatta "hayatta olmaz" diyeceğiniz şeyleri (bilimkurgu türü fantastik şeylerden bahsetmiyorum) dramatik eserlerde kabul ettirebilirsiniz. Đnsan davranışlarında biraz (hatta bazen çok fazla) abartıyı dramatik eserler kaldırabilir. Kahramanlarınız ve yan karakterlerin biraz gıcık, egzantirik, abartılı, şaşalı olmasından çok korkmayın. Eminim seyircinin hoşuna gidecektir.
2) Günlük hayatınızda sizi gıcık eden karakterlere (becerebilirseniz) farklı bir gözle bakın. Size attıkları kazıkları, verdikleri sıkıntıyı ya da çektirdikleri acıları bir yana bırakabilirseniz, bu karakterlerden hikayeniz için çok ilginç malzemeler çıkabileceğini göreceksiniz. Bu insanların sizi üzme sebeplerini zaten biliyorsunuz, bu özelliklerini alıp biraz daha parlatın, abartın, başka özelliklerle birleştirin. Eminim ilginç karakterler bulabilirsiniz. Kötü adamlarda olduğu kadar iyi karakterlerde de bu yönteme başvurabilirsiniz. (Benim kötü adamlara koyduğum adlar, gerçek hayatta gıcık olduğum tiplere aittir. Böylece onlarla negatif de olsa- bir duygusal bağ kurmam kolaylaşır.)

57

BASĐT HĐKAYE, KARMAŞIK KARAKTER Basit hikaye, karmaşık karakter...

58

karakterler de yapının bir parçasıdır. senaryo demek. 59 . Karakterinizin geçireceği değişime karar vermek için önce hikayenizin sonucuna karar vermeniz gerekir. "An American Werewolf in London") 3) Đstenen başarısızlık . kötü adamlar cezalandırılır ve gün kurtarılır ("Oz Büyücüsü". ama bu süreç içinde varlıklarının önemli bir bölümünü . "Amadeus". ("Titanic". ya da daha en baştan ölümcül bir kusura sahiptir.ruhlarını. (Kaynak: Hatırlamıyorum). YAPI ("structure") demektir. Hikayenizin sonucu. "Affedilmeyen". doğal olarak.KARAKTER DEĞĐŞĐMĐ ve YAPI Sinema-TV dünyasında sık sık duyacağınız üzere. yazdığınız hikayede rol alarak deneyimlediği değişim yolculuğudur. karakterinizin. 1) Đstenen başarı . kendi yaşamlarını kaybetmişlerdir. "Clockwork Orange". Bir keder. Her iki kategoriden birini seçerseniz. "Casablanca" "Sleepless In Seattle") 2) Đstenmeyen başarısızlık .Burada kahraman istediğini elde etmiştir. Burada ana karakter ödüllendirilir. "Bulworth") Eğer karaktere ve yapıya eşzamanlı olarak yaklaşırsanız. Ayrıca bu ikisini daha en baştan birleştirmiş olursunuz. Bu nedenle. "Thelma & Louise") 4) Đstenmeyen başarı . iki kriter grubuna göre değerlendirilebilir: 1) başarı / başarısızlık 2) istenen / istenmeyen. ("Baba". bu iki sorunu aynı anda çözebilirsiniz.Trajedi. Karakter değişimi ("character arc"). dört olası sonuç elde edersiniz. Burada kahraman ya iyi bir durumdayken bunu kaybeder. sevdiği birilerini.Burada kahramanlar istediklerini elde etmezler.Temel mutlu son. ama bu süreçte önemli bir ders öğrenmiş ya da istemeden daha iyi bir ödüle kavuşmuş olurlar ("Risky Business". mutsuzluk ya da ölüm hikayesi.

"Kaza Kurşunu"ndaki ("Knocked Up") Seth Rogen. kaçıktır ve çok eğlencelidir. kalbinde hala bir çocuk olan ve büyümeyen adamla ilgilidir. Don Draper. Her filmde kahraman dönüşüm geçirmez (örn. romantik komediler. nişanlanmış. Tonlarca film bu dönüşümün çeşitli varyasyonlarını takip eder: aslında çocuk olan ve çok eğlenen adamların bir şekilde hayatlarında sorumluluk almayı kabul etmeleri gerekir. Başka tür filmlerde başka dönüşümler de gerçekleşebilir. Bunlar daha çok ilişkiler ile ilgili dönüşümlerdir. seyircinin hayat deneyimleri ile de örtüşen bir durumdur. dramalar 3. James Bond . Dönüşüm: Filmin sonuna gelindiğinde. Burada dikkat edilmesi gereken. Adam Sandler. Sık görülen türler: Komediler. artık büyümüş bir adama dönüşmüştür. Bu. Ama lütfen senaryonuza “Senin tek düşündüğün işin!” ya da “Ofiste çok fazla zaman geçiriyorsun!” diyen kadın karakterler koymayın. Oğlan dönüşümü (bazen. Örneğin "Evan Almighty" ("Aman Tanrım 2"). Lütfen. ya da evlenmiş ve/veya muhtemelen bir çocuğun bakımını üstlenmiştir. sonra yavaş yavaş bu direnç gevşemeli. Yazının. ama ilginç bir yaklaşım/sürpriz gerekiyor. lütfeeen. bir noktada tamamen kırılmalı (muhtemelen üçüncü perdede) ve yaşadığı olaylar sonucunda hayata. Sık görülen türler: Komediler. Örnekler: "Süper Baba"daki ("Big Daddy") Adam Sandler. Ama genel olarak ana karakter(ler). sonra da tek bir olayla dönüşüme uğraması inandırıcı değildir. erkek baş karakterlerde görülen dönüşümlerden bazıları yer almaktadır. *** 1. Örnekler: Jim Carrey. aile filmleri. dramatik bir dönüşümün “neşeli” karşılığıdır: o kadar çok yapılmıştır ki artık suyu çıkmıştır. "Yalancı Yalancı". Bu. "Kırk Yıllık Bekar". ilişkilerin ve insanların ne kadar önemli olduğunu fark eder. daha sonra gelecek). Romantik Komediler 2. gerçek hayatta karşınıza çıkan erkeklerle ilgili ne kadar çok şey söylediğine de dikkatinizi çekerim. Bu tür filmler genelde aksiyon filmleridir. Yani gerçek bir iş bulmuş. olgunlaşmamıştır. başlarına gelen olaylar sonunda bir değişim geçirirler. bu değişimin mümkün mertebe organik olmasıdır. Đşkolik Bu. ama her zaman değil. Yalnız Adam 60 ."Casino Royal" hariç). zira onlar da hayatları boyunca yaşadıkları olaylar sonunda değişim geçirmişlerdir. (aşağıda anlatıldığı gibi ilginç ve çatışmalı olmalarının yanı sıra) onu değişime sevk edecek nitelikte de olmalıdır. Dönüşüm: Bu filmin sonunda bu karakter ailenin. “Dalgacı”) Bu.ERKEK DÖNÜŞÜMLERĐ (MALE ARCS) Hikayelerin büyük bir bölümünde kahraman(lar) bir dönüşüm geçirir. Kahramanın film boyunca değişime direnmesi. Bu formül artık işe yarayabilir mi? Belki. kendine ve insanlara karşı daha derin bir içgörü geliştirmelidir. (Kadınların dönüşümü ile ilgili yazı. Yani kahraman başına gelen olayların ona dayattığı değişime önce direnmeli. Kahramanın başına gelen olaylar. Aşağıda. Buna karakter dönüşümü ("character arc") denir. "Mad Men" vb. "Click". Adam sorumsuzdur. "The Hangover" (bir grup adam bekarlığa veda partisinde damadı Las Vegas’ta kaybederler ve düğünden önce adamı bulmak zorundadırlar). yani o tür olaylar seçilmelidir. ailesi ve karısı/sevgilisi pahasına sürekli olarak çalışan adamdır.

sert bir tiptir. örn. Güçlü. "24" dizisindeki Jack Bauer. Dönüşüm: Filmin sonunda. Kendisi dışında birisine önem vermiştir. "Benden Bu Kadar"da ("As Good As It Gets") Jack Nicholson. kimseye ihtiyacı olmayan. Geçmişinde. kahramanın ruhundaki (geçmişe ait) şeytanlar çıkarılır ve geçmişin yaraları iyileşir. ama bu onun için kilometrelere eşdeğerdir. Dönüşüm: Filmin sonunda bu karakter bir santim kadar ilerleme kaydetmiştir. Western filmlerinde bu adamlar dönüşüm geçirmez. muhtemelen içki içen. Drama *** Eğer 5. "House". Örnekler: "Cehennem Silahı"ndaki Gibson/Riggs. kendisini kurtarmak zorunda olduğu bir şey vardır. "Die Hard"ta Bruce Willis.. *** Kaynak: http://bluestockingla. Yaralı Adam Bu adamın. "Örnekler: "Casablanca"da Humphrey Bogart. sessiz. Dramediler (yani Drama-Komedi karışımları.blogspot. o da Sıkı Dost filmleri (Buddy Films) olurdu (erkek Romantik Komedileri) Not: Erkek dönüşümlerinin çoğu. bağlılıktan korkan erkeklerle ilgilidir. ve size bakmak kadar kolaylıkla suratınıza bir tane indirebilecek biridir. Sık görülen türler: Dramalar. Genelde acılı ve duygusal olarak kopuk/uzak bir tiptir. geçmişinde yaşadığı ve atlatması gereken bir travması vardır.com/2007/12/there-are-only-four-malecharacter-arcs. bir dönüşüm olacak olsaydı. "Scrubs") 4. Sık görülen türler: Aksiyon. ya da bir şey yapmıştır ve bu olayla barışamamaktadır ve kendisini suçlamaktadır. "Ally McBeal".Bu.html 61 . Ya sevdiği birini kaybetmiştir.

5) Kadın. insanı hapsedebiliyor. durumsal hapis içerisinde (Erin Brokovich). Buradan çıkar / çıkmaya çalışır. Buradan çıkar / çıkmaya çalışır. kendini gerçekleştirmeye doğru ilerler (Milyon Dolarlık Bebek). Şekspir çağındaki kadar kötü olmasa da ekonomik koşullar vb. 62 .Kadın da buradan çıkar / çıkmaya çalışır. Yani koşullar. 2) Kadın. kendisi için yarattığı bir psikolojik hapis içindedir (Benden Bu Kadar'daki kadın garson).KADIN DÖNÜŞÜMLERĐ (FEMALE ARCS) 1) Kadın. toplumsal bir hapis içindedir (Aşık Şekspir'deki Lady Viola). kendi içinde bir cehenneme doğru gider (Rosemary'nin Bebeği). 4) Kadın. 3) Kadın.

yemeğin bütün tadını bastırmayacak miktarda kullanmaktır. çok sevdiği bir kadın tarafından çok sebepsiz bir şekilde. onlara geçmişlerinde yaşadıkları bir travma vermektir. abartılmamalıdır. biraz daha az neşesizdir etraf. Ama gerçekliğin daha geniş bir kısmını görürler. bu travmanın ilgi çekici olmasını sağlamak ve günümüzdeki (yani izlediğimiz hikayedeki) etkilerini de ilginç bir biçimde yansıtmaktır. onun geçmişine hakiki bir travma koyun. Hem de iki kişide. henüz çekmemişlerin fark etmediği bir lisan vardır. Bu travma. onunla alay etmesini değil. Bu insanlar birbirlerini daha iyi ve kolay anlarlar. Rick de bu terk edilişin sonunda yıkılır. Etraflarında boş boş konuşan insanların kendilerine düşen bu "acı payı"nı henüz teslim almadıklarını bilirler. Seyircinin kahramanınız için sempati duymasını istiyoruz. eğer hikayenin tam merkezinde değilse. bir derinlik katmak istiyorsanız. Bu acı olaylar bu iki karakteri de değiştirmiş. beni uğraştırmayın! 63 . Bir yazar olarak göreviniz. Birden fazla travmalı bir insanın hikayesi insanın içini karartacak kadar karanlık ya da gerçek dışı olabilir. Ve bu iki meseleyi de çözmek için ta Đstanbul'a gelir ve geçmişinin eksik parçalarını tamamlar. Acı çekenler (çekmiş olanlar) arasında. yeterince açıklama da yapılmadan terk edilir. özellikle de baş karakterlere. Travmaların sadece dramlarda değil. aniden o kişiyi hayatı daha derinlemesine algılayan ve yaşayan biri haline getirir. Bizdeki filmlerden yine Eşkiya'yı örnek vereceğim. hikayenizin gidişatıyla doğrudan ilgili de olabilir (travmanın bu kullanımına dikkat etmek gerekir). (Eğer bu sitenin okurları arasında hala Casablanca'yı yedi sekiz defa seyretmemiş biri varsa. bu "acı"yı. Bu ikisi aynı anda meydana gelmiştir. yola devam edin!). Bir çok eski Türk filminde (ve hemen bütün Küçük Emrah filmlerinde) travmaların bu abartılı kullanımı. insanları ve olayları görmek için kullandığınız gözlüğünüze belirli bir renk katan bir travma vardır. Yaşadığı travma bu kişiyi hayat okyanusunun daha derinliklerine çekmiştir. yüzeysel hazlar anlam taşımaz. Bir çok film bu tür karakterlerle doludur. hem hapiste yatması. Baba. Ya da olacaktır! Üzülmeyin. hem de oğulda. Casablanca'nın kahramanı Rick. Hayatın hepimize yetecek kadar trajedisi var o hain kesesinde. ya da çok az taşır.BĐR TRAVMA YETER Yazdığınız karakterlere. Burada biraz daha az ışık vardır. Hem babada. hayata ve insanlara küser. Ama bu konuyu siz araştırın artık. derin de olmasını sağlamak istiyorsanız. Travma. Bu travma ve onun karakteriniz üzerinde yarattığı etki. filmlerin gerçeklik duygusuna büyük zarar vermiştir. Çok sevmediğim bir film olmasına karşın gişedeki başarısı inkar edilemeyen "Babam ve Oğlum"da da bu travma olayı vardır. hem de sevdiğinden kopmasıdır. *** Senaryo yazımına geri dönersek: Karakterinizin sadece ilginç değil. yani yemeğin ana malzemesini oluşturmuyorsa. derinleştirmiştir. Ama bu olay onu hayatının geri kalan bölümünde bir hayalet gibi takip etmiştir. Pencereye geldiğinizde durmanıza gerek yok. ilgisiz de olabilir (bu daha ilginçtir). Aklıma hemen Casablanca geliyor. hızla açık bir pencereye doğru koşabilir. Sizin yapmanız gereken şey. bunun en kestirme yolu. (Aman Allah'ım: "Recep Đvedik"te bile var bu travma hadisesi!) Eminim sizin de hayatınızda. Ayakları suya ermiştir. Baran'ın travması. Sinik ("cynical") bir adama dönüşür. yüzeysel sevinçler. darbe öncesinde oğlu giderken bu travmayı yaşamıştır. Artık bu kişi için yüzeysel acılar. komedilerde de kullanılabildiğini ve bu filmlere beklenmedik bir derinlik kattığını da söylemeliyim. başınıza geldikten sonra bütün hayat görüşünüzün değiştiren. oğul ise karısını kaybettiğinde (ve darbe sonrasında yaşadıklarında).

Biz. Onların görevi. (Bilmeyenler için not: Superman adlı kahraman. Bunu yaptığınız zaman sadece karakterinizi değil. insanlığın hikayesini yeniden canlandırmaktır. onun hayat hikayesini ve kişisel özelliklerini yazmaktır. Karakterinizin geçmişinde bir aşamada her şey iyidir. Daisy onu reddedip zengin Tom Buchanan’ı seçtiğinde. gerçeği anlamaktan ibarettir: kahramanın ailesi yoksuldur ya da utanç verici bir sırrı saklamaktadır. Genç bir yazarken. hepimizin geçmişte kaybettiği bir aşkı vardır. Bu. Gatsby. hikayenizin temasını yansıtmalıdır. Neden her ne ise. Sonra korkunç bir şey olmuştur: bir kardeşi ölmüştür. aşk acısı çekiyor ve geri dönüşü olmayan kayıplar için için için ağlıyor olmalılar. çatışma karşısında sükunetini kaybetmeyen ve sıkı yumruk atabilen bir halimdi. eski zengin kız arkadaşını etkilemek için fiyakalı gömlekler satın almıştı. Cennet’ten kovulmuş. Ama bu. Bu. Sizin yarattığınız kahramanların da aynı derecede zayıflatıcı / zararlı bir şeye ihtiyacı vardır: onları olağanüstü şeyler yapmaya itecek. 64 . babanın borçlarını ödemek. dram ile melodram arasındaki hayati farktır. Kahramanın dengeli dünyası paramparça olmuştur ve karakteriniz o günden beri tekrar o denge halini sağlamaya çalışmaktadır. sadece Kriptonit adlı madde karşısında bütün üstün güçlerini kaybetmektedir . Bazen olay. babası iflas etmiştir ya da çıldırmıştır. günahlarının affedilmesini ve yeniden Cennet'e dönmeyi arzulayan insanın hikayesidir. Bu güvensizlik. bu da bizim bu şekilde (yani en derin duygularını dinleyerek) hareket eden insanlardan – yani yazdığınız gibi karakterlerden – hoşlanmamıza neden olur. sevgilisini Büyük Birader’e ihbar etmeye itmişti onu. içsel bir güvensizlik duygusu (“insecurity”). Karakterlerini sakin. Ya da kahraman bir şekilde diğer insanlardan farklıdır. Kardeşim “Senin yazdığın karakterlerin hepsi çok havalı (“cool”)” demişti. Ve olay örgüsü. Ve Amerikan rüyasının bir parodisi haline gelir. Belki biz eski zengin kız arkadaşımızı etkilemek için özel olarak dikilmiş gömlekler satın almayabiliriz ama Jay Gatsby’nin duygularını anlayabiliriz. aptalca ya da eften püften şeyler yüzünden olağanüstü şeyler yaparlar. giden sevgiliyi bulmak. Jay Gatsby. hikayedir / olay örgüsüdür” (“Character is plot”) demiştir. Yazdığım kahramanların hepsi bendim – sadece daha oturaklı. bir savaş ülkeyi altüst etmiştir. en derin duygularımızla hareket etmeyiz. (“Muhteşem Gatsby”nin baş karakteri). Melodramda insanlar. işler yolunda gitmektedir. sevgilisi gitmiştir. bu cennete yeniden ulaşmak için gösterilen sistemli ya da doğaçlama çabalardır: ölen kardeşin intikamını almak. onun babaannesini de hayal etmeniz gerekecektir. karakterinizi büyük ölçüde güvensiz ve güven halini tekrar ele geçirmeye çalışan azimli biri yapar. Đşte bu nedenle Scott Fitzgerald (“Muhteşem Gatsby”nin yazarı) “Karakter. Karakterinizin içsel güvensizliğini bulmanın bir yolu. yetenekli ve herşeye hazır gibi görünebilirler ama bu görünümlerinin altında kaygı içinde kıvranıyor. Böyle davranırlar çünkü böyle davranmak zorundadırlar. Ama SUPERMAN’in bile Kriptonit’e ihtiyacı vardır. Doğru söylediğini kabul etmek zorunda kalmışım.KENDĐNE GÜVENMEYEN KARAKTERLER YARATIN Scarlett O’Hara ("Rüzgar Gibi Geçti"nin kahramanlarından biri) “bir daha asla aç kalmayacağına” yemin etmişti. Böylece karakterinizle ilgili önemli ayrıntılar ortaya çıkacaktır. okuyucularını heyecanlandırmak için başka bir yol düşünememiştir. kendini geliştirme ve sınıf atlama şeklinde ifade edilebilecek Amerikan rüyasına inanan yoksul bir çocuktur. bu hatırda kalan karakterlerin verdiği dersi görmezden gelmiştim.gg). düşman bir dünyada savaş veren. kadınlar karşısında daha güvenli. Çünkü yazar. herhangi bir güvensizlik olmamalıdır. savaşı kazanmak ister. Winston Smith’in (“1984”) fare korkusu. Gatsby içki kaçakçılığı ve diğer yasadığı faaliyetler ile zengin olarak kızın sevgisini kazanmaya çalışır.

65 . Her halûkârda okuyucularınız. gücü nasıl suistimal ettiklerine aldırmamalarını yol açmalıdır – kahramanınıza karşı gelmek için gerçek nedenleri olabilir.. Bir başka deyişle. bu insanın bir sorunu olduğuna karar verelim. Eğer kötü adamınız sadece bir psikopatsa ya da acımasız bir biçimde kötülük yapıyorsa. onun adına gerçekten üzülebiliriz. ani bir ölüme neden olabilecek riskli hareketlerde bulunma özelliğini vermiştir. bu tür erkeklerin evlerinin ve bürolarının önünden geçerken. Belki karakterleriniz bu deneyimde bir şeyler öğrenecek ve daha iyi. Not: Aslında roman ve hikaye yazımı ile ilgili olan bu yazının senaryo yazımı için de geçerli olan bazı ilkeleri anlattığını düşündüğüm için kendisini buraya aldım. çok büyük bir arzudan ya da intikam arayan bir nefretten kaynaklanan bir acının araştırılmasıdır. yanlış hedeflenmiş bir aşktan. Onun. genç bir kız iken kendinden büyük bir oğlana aşık olmasından kaynaklanabilir. kadını. o zaman bütün bunları 20 sene önce başlatan adamla karşılaştığında. Ama üzülmekle de kalmayız – daha sonra olacakları öğrenmek için hemen sayfayı çeviririz.Belki karakterinizin babaannesinin kanserden dolayı yavaş yavaş ölmesi. . kötü adamınız için de geçerlidir. Kadın kahramanınızın elde edilmesi güç erkeklere duyduğu ilgi. *** Kaynak: Crawford Kilian’ın yazısının bir bölümü. Bu da onları. Bırakın biz. yani okuyucular. karakterlerinizin başarılı ya da başarısız olmasına neyin neden olduğunu anlayabilmelidir. bıyık buran herhangi bir kötü adamdan çok daha korkutucu yapar. kadın kahramanınızın ulaşılması zor erkekleri arzuladığını söylemekle yetinmeyin. melodramatik olurlar. Onları da harekete geçiren nedenler varsa – bunlar öyle nedenler olmalıdır ki onların. kahramanınızın güvensizliği onu sonu gelmez dertlere sokmalıdır. bu tür erkeklerin resimlerini yapıştırdığı defterini gösterin. Bu da ona.. Kahramanınız için geçerli olan şey. onların kız arkadaşlarıyla konuşmalarını gizlice dinlerken gösterin. daha güvenli insanlara dönüşeceklerdir. onda büyük bir ölüm korkusu meydana getirmiştir. Son bir tavsiye: bize. belki de böyle olmayacaktır. Hikayeniz.

Seyirciler birbirinden farklı karakterlerin aynı olaya nasıl farklı tepkiler verdiğini görmekten hoşlanırlar. Bunlar hayatta kalma. Tercüman. insancıl ve çekingen biriyken.. Filmdeki katili canlandıran Tom Cruise. "Er Ryan'ı Kurtarmak" filmindeki takımı oluşturan karakterleri hatırlayın. SENARĐST ĐÇĐN ANLAMI: Lajos Egri'nin çok güzel bir sözü var: "Birbirine benzer karakterlerden oluşan bir oyun. Sırf hikaye daha ilginç olsun diye karakterlerde temelsiz değişiklikler yapmak. Adamın belirli bir hayat görüşü vardır. Katilin esir aldığı taksi şoförü Max (Jamie Fox) ise filmin başından sonuna kadar yayılan bir değişim geçirir. nesnel bir biçimde hareket eder. 66 .. hikayenin ilginç bir biçimde ilerlemesine yardımcı oluyordu. bu insanın hikaye sonunda da çekingen biri olarak görülmesi gerekir. Bu durum özellikle bir topluluğun hikayesi anlatıldığında geçerlidir. SONUÇ: Senaryonuz için karakter yaratırken gözlemlerinizden yararlandığınız kadar aşağıda sunulan psikoloji bilgilerinden de faydalanabilirsiniz.. Đzleyiciler tutarlı karakterler görmek ister. Bu insanların hepsinin karakterleri. Rose karakterinin. Kimi öncüdür. KĐŞĐLĐK TĐPLERĐ: Đnsan karakterleri farklı farklıdır. kahramanlarla kolaylıkla özdeşlik kurarlar. Yahudinin esir düşmüş Alman askerlerine kendisinin Yahudi olduğunu söylemesi. Yahudi. farklı kişilerin hikayeye nasıl hizmet ettiğinin güzel bir örneğidir. Bu dönüşüm filmin tümüne yayılır. (Myers-Briggs) Kimi karar verirken duygularıyla. Ama yerimiz ve zamanımız dar. Yakın zamanda sinemada gösterilen "COLLATERAL" filminde buna bir örnek görüyoruz. Keskin Nişancı. kimi de aşıktır. Filmin başında sakin. Karakterlerin tutarlı olması için biraz psikoloji bilmenin çok yararlı olacağı kanaatindeyim. daha sonra onu vuran keklikçinin ("sniper") Keskin Nişancı tarafından öldürülmesi. Özellikle de geminin batmaya yakın olduğu zamanlarda insanların özverili. sevdiği insanı korumak için eline silah alıp adam öldürebilen biri haline dönüşür. başına gelen olaylarda nasıl tepki vereceğini önceden kestirmenize ve hikayenizi ona göre kurmanıza yardımcı olur. Senaristin bunu göz önünde bulundurarak birbiriyle çatışmalı bir ilişkiye girecek karakterleri hikayesine koyması doğru olur. güvenli bir ortamda yaşama. kimi bağlayıcıdır. para için ruhunu satıp satmamasıyla ilgilidir. kimi ise duygularını hiç karıştırmadan. SENARĐST ĐÇĐN ANLAMI: Karakterinizin ne tür davranışı benimsediğini bilmek. davullardan oluşan bir orkestraya benzer". Kimi içedönük bir yaşam sürmekten hoşlanır. kimi kötümserdir. Bir insanı filmin başında çekingen biri olarak gösterdiyseniz ve hikayede bu insanın değişmesi için hiç bir sebep yoksa. izleyicinin kopmasına neden olur.. Biz de inanırız. Seyirciler de bu güdülere / ihtiyaçlara sahip oldukları için. Caparzo (Vin Diesel). yumuşak başlı. ENEGRAM: Her insanın topluluk içinde gördüğü fonksiyon farklıdır. (Maslow) SENARĐST ĐÇĐN ANLAMI: Bu temel ihtiyaçlardan birinin ya da bir kaçının tehlikeye girmesi çok güzel senaryolar üretir. TEMEL GÜDÜLER: Her insan. Ve ölene kadar bu görüşe sadık kalır. Bu nedenle şimdiye kadar gördüklerimizi şöyle bir toparlayalım ve yolumuza devam edelim. Bu konuda söylenecek çok daha fazla şey bulunduğu kesin. filmin sonunda girişken. insancıl bir biçimde hareket eder. Caparzo'nun Yüzbaşı'yı dinlemeyerek Fransız aileye yardım etmek isterken vurulması. digerkam tavırları ile bencil tavırları arasında çok hoş tezatlar izleriz. Jack'in de yardımıyla ruhunu satmamayı tercih eder. kimi ise dışa dönük bir davranış biçimini benimser. filmin başından sonuna kadar tutarlı bir kişilik sergiler. Filmin felaket sonrası bölümünde ise en temel güdü olan "hayatta kalma" arzusunun kendini ifade edişine tanık oluruz. çevresindeki insanlarla sevgi ve saygıya dayalı ilişkiler kurmaktır. "Titanic" filminin felaket öncesi bölümü. Yüzbaşı Miller. doğuştan gelen bazı güdüler (motivler) tarafından hareket ettirilir.KARAKTER BĐLGĐSĐNĐN SENARĐST'E KATKISI Son yazılarda insan karakterini oluşturan çeşitli öğeleri ve kaç tür karakter olduğunu gördük. kimi estettir (sanatçı).

Yalnız burada kaçınılması gereken önemli bir tuzak vardır: O da bir karakterin davranışlarını sadece geçmişindeki bir travmaya atfetmektir.com/lavendar/westside/177/abnorm.html) bakabilirsiniz.fortunecity. hiç bir dengesizlik göstermediği hikayeler pek ilgimizi çekmez. Bu nedenle hikayenizin baş karakterini yaratırken ona bazı ruhsal eksiklikler vermeniz son derece faydalı olur. Charles amca da film boyunca bunun intikamını alır. Đzleyiciler kendilerinin psikolojik olarak mükemmel yaratıklar olmadıklarını bildikleri için. Bu tür bir "motivasyon" son derece yüzeyseldir. yazdığınız hikayelerin çok daha derin ve etkili olduğunu görürsünüz. Karakterlerinize bazı psikolojik sorunlar verin ve bunları da detaya girmeden kısaca açıklayın. Sokak serserileri Charles Bronson'un karısını ve kızını öldürürler. Bütün karakterlerin son derece sağlıklı ortamlarda yetişmiş olduğu. Çünkü izlenmeye değer filmler her zaman. *** Filmlerde işlenen ruhsal sorunlar hakkında daha fazla bilgi için buraya (http://www. Nevrozdan başlayarak daha ağır ruhsal rahatsılıklara kadar uzana bir yelpazede bilgi edinirseniz. Çeşitli filmlerde görülen ruhsal sorunlara örnekler bulabilirsiniz. senaryo yazarlığının önemli bir cephesini oluşturur.) Yalnız "karakterimi psikolojik açıdan gerçekçi yapacağım" diye kendinizi kasıp çok derin analizlere ve gerekçelendirmelere girmeyin. Sinema tarihi bu yüzeysel yöntemi kullanan binlerce kötü filmle doludur. kendilerine benzer insanların dış dünya ile mücadele ederken iç dünyalarında yaşadıkları çatışmaları izlemekten zevk alırlar. (Đngilizce) 67 . (Bu konuyla ilgili olarak aşağıda bir yerlerde bazı kitaplar önermiştim. Örneğin Charles Bronson filmlerinde kullanılan yöntem budur. Đzleyicide derin bir duygu ve kavrayış oluşturmaktan uzaktır. kahramanın ya da kahramanların psikolojik durumu ile ilgili bir değişim hakkındadır. Bu tür bir hikayecilik hatasına düşmemek için psikolojik sorunları yakından tanımak lazım. sağlıklı kararlar alabildiği. Türk filmlerinde de sık sık bu "tek motivli" hikayeleri görürüz.KARAKTERLERĐN RUHSAL SAĞLIĞI Filmlerdeki karakterlerin ruhsal sağlığı. yeter. Piyasada başka bir sürü kitap daha bulunuyor.

diziyi ilginç yapan unsurların başında geliyor. Zaman zaman açık. bu ÇCG'nin baskın olduğu zamanlardı. Đki baş karakterin bir araya gelmemesi.) Hayes (C.. Bu dizide karakterler arasındaki cinsel gerilim dizinin en hoş yönlerinden birini oluşturuyordu. Tek taraflı olduğu zaman "sapıklık" gibi duruyor. ya da orijinal adıyla UST . bana göre. Açık açık söylendiği zaman büyüsünü büyük ölçüde kaybediyor. 68 . Đkinci sezonda yazarlar Eliot'u bir başka adama aşık ederek senaryonun genel gidişini tehlikeye attılar. "Kuzuların Sessizliği"nde de Clarice ile Jack Crawford (Clarice'in FBI'daki amiri) arasında hiç ifade edilmese de çok garip bir cinsel gerilim vardı. Ama sonraki sezonda bu adamı devre dışı bırakarak J. dizinin gizemi büyük ölçüde kayboldu. Tabii ki taraflardan birinin diğerinden önce bu yola çıkabilir. birinci sezonun en hoş yönünü oluşturuyordu. Ama çeşitli vesileler bularak birbirlerinin hayatlarına karışmayı başarıyorlar. Ne zaman ki Edison (B. Yazarlar çok büyük bir akıllıklık yaparak bu gerilimi dizinin sonuna kadar devam ettirmişlerdi. "Avrupa Yakası"nda Aslı ile Cem arasında bir ÇCG olduğunu söyleyebiliriz. Yalnız. beden diliyle. Yani duygular açıkça ifade edilir. Bırakın ifade etmeyi.) ile yattı. başlık. Bundan kısa bir süre sonra da dizi bitmişti zaten. Ama taraflar bir araya gelebilir de. kendilerine bile açıkça söylemiyorlar. *** Senaryo yazarken ÇCG'nin çok dikkatli bir biçimde uygulanması gerekiyor. Anne Lorelai ile kafe sahibi Luke arasında çok hoş bir cinsel gerilim var. Her iyi dizide merkezi karakterler arasında ÇCG vardır. SCRUBS'ta da böyle bir durum vardı.ÇÖZÜMLENMEMĐŞ CĐNSEL GERĐLĐM (UST): DĐZĐ ve FĐLMLERĐN TADI TUZU. bu ikili arasındaki ÇCG oluşturuyor.D. Yani kahramanlar (karşı cinsten olanları kastediyorum) arasında bir cinsel çekim vardır. ama bu cinsel çekim dizi boyunca tatmin edilmez.D. Birbirlerini sevdikleri ve birbirlerini arzuladıkları kesin ama her ikisi de bunu açıkça ifade etmiyorlar. Bu nedenle akıllı yazarlar ana karakterler arasında bu gerilimi yaratır ve dizinin sonuna kadar devam ettirirler. yani biri diğerinden hoşlanmaya daha önce başlayabilir. "Matrix"'te Neo ile Trinity arasındaki gerilim ilk aklıma geleni. bir gerginlik olarak hep vardır. Milattan sonraki dizilerden de örnek vereyim: Örneğin bu aralar CNBC-E'de tekrarları tekrarlanan "Gilmore Kızları". Cem ilgisini başkalarına yönelttiği zaman dizi o kadar tat vermiyordu. Başarılı dizilerin en önemli unsurlarından biri de ÇCG'dir (bkz. Önemli olan imalarla. genelde bu ÇCG filmin sonlarına doğru çözülür. Bazı örnekler vermek iyi olacak: Yaşı yeterince ileri olanlar. ile Eliot arasında yeniden bir CG oluşturmayı başardılar. Cennet Mahallesi'nde de benzer bir ÇCG durumu var diyebiliriz. Dizinin en başarılı olduğu zamanlar. gelmeyebilir de. "Gladyatör"de de Maximus ile Đmparator'un kızkardeşi arasındaki ÇCG hafif olmasına karşın filme renk katıyordu. Bizden örnek verirsek. dizilerden farklı olarak filmlerde.S. J. Arasında ÇCG olmayan karakterleri seyretmek pek hoş değildir.. ile Eliot arasındaki ÇCG. bir bakışla. bir ses tonuyla ifadesini bulması ve karşılıklı olması.W."Unresolved Sexual Tension"). ama diğerinin de çok geç kalmaması gerekiyor. genelde de örtük bir biçimde. başrollerinde Bruce Willis ve Cybill Shepard'ın olduğu MAVĐ AY dizisini hatırlayacaklardır. ÇCG sadece dizilerde işe yaramıyor. Filmlerde de çok sık karşımıza çıkıyor. ana karakterler arasındaki ilişkiyi tatlandırır. Filmin en hoş alanlarından birini.

yapılması gereken birçok işin baskısını üzerinde hisseden ve zamana karşı yarışan insanlardır. böylece davranış türü ile kalp rahatsızlıkları arasında bağlantı kurmayı başarmışlardır. Sık ve kuvvetli jestlerle konuşurlar. Restoranda vb. Bu insanlar kendileri ve başkaları için yüksek bir beklenti (ideal . Asla öfke nöbetleri geçirip kendilerini kaybetmezler. Duygularını güzelce ifade edebilirler."A" TĐP DAVRANIŞ vs.amaç) düzeyi koyarlar ve bunun gerçekleşmemesi durumunda kuvvetli bir rahatsızlık duyarlar. Bu kimseler bir arkadaşlarını ziyarete veya dişçiye gittikleri zaman bile telefonla iş görüşmesi yaparlar. ihtiraslı. Mümkün olan en kısa sürede çevrelerinden en fazla şeyi elde etmek isterler. Yani her insan A tipi veya B tipi davranış biçiminin farklı özelliklerini kişiliğinde barındırabilir. *** Şunu belirtmek gerekiyor: Dünyada hiç kimse A tipi davranış biçiminin bütün özelliklerine sahip değildir. Pipo ile zaman kaybetmezler. Kendileriyle ve çevreleriyle barışıktırlar. Bu tür bireyler kendileri ve başkaları ile sürekli bir yarış içindedir. A tipi davranış biçimi gösterebilir. Çok güdülenmiş ve başarı düşkünü olmamalarına karşın iş hayatında A'lar kadar başarılıdırlar. Bunu da aynı çevreyi paylaşan insanlara karşı ve onlara rağmen elde etmeyi tercih ederler. kendi hastalarının genelde A tipi davranış sergilediğini fark etmişler. Son derece rahat insanlardır. Fizik egzersiz için zamanları çok azdır. Doktora çok seyrek olarak giderler. Kendilerini işlerine vermişlerdir. "B" TĐPĐ DAVRANIŞ B tipi davranışı benimseyenler rekabetçi değildir. Cümleler arasında kuvvetli nefes aralıkları bulunur. Kendilerine. A tipi davranış biçiminde olan insanları belirleyen üç ana özellik şunlardır: 1) Rekabet içinde başarıya ulaşma çabası 2) Abartılmış bir zaman darlığı 3) Saldırganlık ve düşmanlık A tipi davranış biçimini benimsemiş bir kişinin kesin bir konuşma biçimi vardır. Yemeklerin tadına bakmadan tuzlarlar. Bu kimseler konuşmalarını belirli bir noktaya yönelik sürdürürler ve bazı kelimeleri patlayıcı olarak vurgularlar. Çoğunlukla hayatın diğer cephelerini ve ailelerini ihmal ederler. B tipi davranış özelliklerini taşıyan bir çok insan. Sabırlıdırlar. "B" TĐPĐ DAVRANIŞ Bu davranış türleri arasındaki ayırım Friedman ve Rosenman adlı iki Amerikalı kalp cerrahı tarafından yapılmıştır. harekete yönelik insanlardır. Kızgınlık duygusu taşımamaları. Bir kalp krizi sırasında bile yardım istemeyi reddettikleri ve geciktirdikleri için ölenlerin sayısı inanılmayacak kadar yüksektir. Bu doktorlar. bekletilmekten hoşlanmazlar. Çoğunlukla sigara içerler. Bu insanlar kendilerini hiç bitmeyen bir mücadele içinde hissederler. "A" TĐPĐ DAVRANIŞ A tipi davranış biçimi içinde olan kimseler. saldırgan. sağlıklarına ve tatile çok az zaman ayırırlar. Bu insanlar çoğunlukla kendisiyle meşgul ve "benmerkezci" kişilerdir. büyük bir aceleyle yerler. Yaptıkları zaman da başkalarıyla ya da kendileriyle yarışırlar. rekabetçi. yoğun dürtüleri olan. Zaptetmek için gösterdikleri gayrete rağmen düşmanlık ve öfke duyguları kolayca ortaya çıkabilir. Stresle etkili bir biçimde başa çıkabilirler. Bu insanları doktora götüren en önemli hastalık peptik ülserdir. 69 . A'lar kadar güdülenmemişlerdir. Bu kimseler "başarılarının" az ve kısa bir mutluluk verdiği. Onlarla anlaşmak kolaydır. Bu kimselerin bir ruh sağlığı uzmanına gittikleri neredeyse görülmüş şey değildir. yaşadıkları iç huzurundan kaynaklanır.

gururlu. Başarılılar başarısız/kaybeden kişiler olarak görülmekten korkarlar. duygusal. tutkulu. etkileyici. Aşıklar sevilmemekten ve takdir edilmemekten korkarlar. romantik komedi. mücadeleci. bilim-kurgu ve diğer türlere karşı bir cazibe duyduğunu daha iyi anlamamızı sağlar. (‘The English Patient’taki Ralph Fiennes) * Kötümser : Sadık. amatör. bunalımlı. (‘Patton’daki George C. eşitlikçi. Bu sistemdeki dokuz temel tipi bilmek. Scott) * Bağlayıcı: Kabullenici. (‘Out of Africa’daki Meryl Streep) * Analizci: Gözlemci. otorite bilinci taşıyan. kendinden şüphe eden. Öncüler alt/düşük/aşağı bir pozisyonda bulunmaktan korkarlar. düzenli. endişeli/kaygılı. (‘Fargo’ Frances McDormand) Judith Searle kaynak: www. cömert. ama sadece iyi bir yapıya sahip olmak. Eleştirici tipler kötü ya da yozlaşmış olarak görülmekten korkarlar. baştan çıkarıcı. davranışları hem kaçınılmaz hem de şaşırtıcı olan karakterlerin oluşmasını garanti etmez.9 Kişilik Tipi Deneyimli senaristler hikaye (plot) ve karakterin Siyam ikizlerine benzediğini iyi bilirler. DOKUZ TĐP * Eleştirici : Đlkeli. karakterler arasındaki çatışmaları daha da şiddetlendirmemize ve dramatik durumların daha ilgi çekici olmasına yardımcı olabilir. Sağlam yapılı bir hikayeye sahip olmak her senaryonun olmazsa olmaz bir özelliğidir. intikamcı. (‘To Kill a Mockingbird’teki Gregory Peck) * Aşık : Besleyici. seyircilerin neden gerilim. kıskanç. Bağlayıcılar çatışmadan ve uyumsuzluktan korkarlar. şüpheci. Kötümserler başkaları tarafından desteklenmemekten korkarlar. Đyimserler mahrum kalmaktan ve acı çekmekten korkarlar. aşırılı. cimri. (‘Jerry Maguire’daki Tom Cruise) * Estet (Estetiğe.com 70 .ENEGRAM . (‘Norma Rae’deki Sally Field) * Đyimser : Coşkulu/heyecanlı. Enegram denilen kişilik tipi sistemi orijinal ve çok boyutlu karakterler yaratmada çok faydalı olabilmektedir. dikkati kolayca dağılan. (‘Dead Man Walking’deki Susan Sarandon) * Başarılı : Enerjik. . pragmatik. çabuk kızan/alıngan. tembel/uyuşuk. Analizciler başkaları tarafından ezilmekten/yenilmekten korkarlar. Estetler sıradan insanlar olarak görülmekten korkarlar. Eğer kardeşlerden birinde ölümcül bir hastalık varsa diğeri de aynı kaderi paylaşacak demektir. güzelliğe önem veren): Orijinal.writersstore. Hikaye türleri (janr) ile Enegram tipleri arasındaki bağlantıları bilmek. bağımsız. (‘My Dinner with Andre’deki Andre Gregory) * Öncü : Đkna edici. güçlü güdüleri olan/azimli. kibirli. kendi arzularına düşkün. "cool" (serin).

Yaşamlarının belli bir çevrede olmasından hoşlanmazlar. Beklenmedik olaylar ya da durumlara A'lar daha iyi uyum sağlarlar. Önlerinde çok zaman olduğu duygusunu taşırlar. daha esnek bir yaşam tarzı arasındaki tercihimizi gösterir. A'lar sabah uyandıklarında önlerindeki günün kendileri için sürprizlerle dolu olabileceğini hissetmekten mutluluk duyarlar. %45'i Algılayıcıdır. (Türk halkı hakkında ne yazık ki ilgili veriler elimde yok. Y'ler yaşamlarının bir amacı olmasını isterler ve beklenmedik ya da değişen durumlara ayak uydurmakta zorlanırlar. (Böyle bir tutum Yargılayıcıları dehşete düşürür). Algılayıcı tutumu tercih edenler (A) daha rahat ve geniş insanlardır.YARGILAMA vs. Bir projeyi tamamladıkları zaman huzursuz olurlar! Çünkü bir kapıyı kapattıklarını ve bunun dönüşsüz bir şey olduğunu hissederler. daha düzenli bir yaşam tarzıyla. Genellikle bir aciliyet duygusu içindedirler. Yargılayıcı tutumu tercih eden insanlar (Y). A'lar yaşamı severler ve başarılara daha az ilgi duyarlar. "Bakalım neler olacak" şeklinde hareket ettikleri için de. Bir seferde bir iş yapmayı tercih ederler. Bir proje yarım kaldığında huzursuz olurlar. Amerikan halkının %55'i Yargılayıcı. Ancak gerektiğinde karar verirler. Genellikle daha fazla bilgi toplayana kadar kararları ertelerler. Genellikle kararları kolayca verebilirler ve bunları pek değiştirmeden uygularlar.) 71 . Bekleyip neler olacağını görmekten mutluluk duyar. Genellikle aynı anda yürüyen bir sürü projeye girişirler. Kendilerini hayatın akışına bırakırlar. kararları son ana bırakırlar. ALGILAMA Yargılama ve Algılama. yaşamları planlı ve düzenli olduğunda mutlu olurlar. Sabah uyandıklarında o gün ne yapacaklarını biliyor olmayı yeğlerler ve planların değişmesi onları rahatsız eder.

insan ilişkilerindeki uyuma daha çok önem verirler. Beğenilen insan olmaya uğraşmazlar. Yüzlerinden ve bedenlerinden açıkça anlaşılır. Kadınların %65'i H iken %35'i Dş'dir. 72 .DÜŞÜNME vs. Hissetme işlevini yeğleyen kişiler (H). Đster erkek ister kadın olsun. HĐSSETME Düşünme ve Hissetme. Hisseden tipler diğer insanların duygularıyla özdeşleşir. H'ler hoş olmayan şeyler söylemekten kaçınırlar ve karşılarındakini incitmemek için gerçeği söylemekte zorlanırlar. Standartlara ve ilkelere inanan Dş'ler. Kararlarının çoğuna kendi kişisel özelliklerini katarlar ve birini memnun etmek için kendi yollarının dışına çıkabilirler. Đyi irdeleme yapabildikleri için genellikle kararlarına bağlı kalırlar. Kararlarının insanları nasıl etkileyeceğine önem verir. Bir durumu dışarıdan değerlendirebilirler. daha kesin fikirli. genellikle hafifletici nedenlere pek prim vermezler. Erkeklerin %65'i Dş iken %35'i H'dir. kişisel duygular ve sadakatten etkilenirler. Diğer insanlardan sıcaklık ve onay görmeyi isterler. Đnsanca duygularının pek etkisine kapılmazlar. Hissedenler duygularını gösterme ve başkalarına sempatiyle yaklaşma eğilimindedirler. Düşünme işlevini yeğleyen kişiler (Dş) akılcı ve mantıklıdır. Bu insanlar duygularını daha az gösterme eğilimindedirler. kararlarımızı nasıl verdiğimizi ve olaylar hakkında nasıl sonuç ve yargılara ulaştığımızı gösterir. Dş'ler diğer insanlara hoş olmayan şeyleri daha rahat söyleyebilirler ve işlerine gelmese bile doğruyu söyleme eğilimindedirler. Düşünen tiplerin soğuk ve insanlıktan uzak olduklarını düşünebilirler. Kadınlarda ise bu durum tersinedir. Hisseden tiplerin mantıksız ve beceriksiz olduklarını düşünebilirler. Duyguları güçlü olsa bile pek göstermezler. koşullar. H'ler insanların kendilerini sevmesini isterler. Hissedenlerin duyguları genellikle ortadadır. Đnsanların gereksinimleri. tarafsız ve nesneldir.

Hayal güçleri geniştir. Sabırla kesin veriler elde etmeye çalışır. Sezgisel tipler bazı gerçekleri ve direktifleri atlayarak tasarıları kendi bildiği gibi ele alabilir. Bu nedenle olasılıkları araştırmayabilir. Gelecekte yaşama eğilimindedir. çevremizdekileri nasıl algıladığımıza ya da nelere dikkat ettiğimize bağlıdır. Bu insanlar her şeyi adım adım ele alır. Herşey harfi harfine olmalıdır. Gerçeklere önem verir. Günlük yaşamın gerçeklerinden çok fikirler ve olasılıklar ilgisini çeker. Gerçekçi biridir. Yaratıcı olmayı sever. olabilecek olana tercih eder. Yararlı olmayı severler. Değişiklik ve çeşitliliği sever.DUYUMSAMA vs. ABD'de yapılan araştırmalar genel nüfusun %75'inin Du. Sezgisel (S) insanlar bilgiyi daha geniş bir biçimde alırlar. çevremizdeki dünyayı nasıl fark ettiğimizi ve bilgileri nasıl aldığımızı gösterir. Duyumsayan (Du) kişiler bilgiyi beş duyu kanalıyla alır. Verileri farklı parçalar olarak değil de bir bütün olarak özümserler. Gelecekte olabilecekleri düşünür. SEZGĐSELLĐK Duyumsama ve Sezgisellik. Ayrıntılardan çok bütüne dikkat etme eğilimindedir. Direktifleri okur ve buna göre hareket eder. Olmakta olanı. Bugünde yaşar. Elindekini değiştirip iyileştirme yollarını arar. Kesin ve ayrıntılı şeylere dikkat eder. Đyi gözlem yapamayabilir. Geçmişin önemli olduğuna ve kararlarımızı geçmiş deneyimlere dayandırmamız gerektiğine inanır. 73 . Belirli ve ölçülebilir şeyleri sever. Yaratıcıdırlar. resmin bütününü göremeyebilir. Vereceğimiz kararlar ve bunları nasıl uygulayacağımız. Sorunlara sistemli bir şekilde yaklaşır. %25'inin de S olduğunu ortaya koymuştur. Şu anki durumun daha iyi olabileceğini hisseder ve bunu gerçekleştirmenin yollarını araştırır. Ayağı yere basar.

Günlük iletişimde bu yönlere ulaşmak zordur. Daha hızlı ve yüksek sesle konuşurlar. sorunlarla anında uğraşırlar. ABD'de yapılan araştırmalara göre genel toplumun %75'inde dışadönüklük. Đşleri D'lere kıyasla daha yavaş yaparlar. düşünmeye ayırabilecekleri zamandır. Evde D ve Đ'ler birlikte yaşamakta zorlanabilirler. Beden ve yüz ifadelerini daha az kullanırlar. Onlar için en değerli şey. Herkes hakkında haber almayı severler. D'ler kolay karar verip eyleme geçerler. Đçedönükler daha çok yalnız kalmaya gerek duyarlar. Daha sabırlıdırlar. Daha yavaş ve olasılıkla daha alçak sesle konuşma eğilimindedirler. Bir eşin tutumunu anlamak. Bazen söyleyeceklerini ellerini kullanarak ifade ederler. bu insanların en iyi yönlerinin içlerinde gizli olduğunu unutmamak gerekir. ĐÇEDÖNÜKLÜK Dışadönüklük (D) ve Đçedönüklük (Đ). D'ler daha çok sayıda olduğu için Đ'ler kendilerini. Đ'ler ise D'lerin açıklığına ve dost canlısı tutumlarına çekilirler. 74 . D Đ'den yanıt alamazsa daha çok konuşmaya çalışır! Đ'ler ile karşılaşıldığında. D'ler kolayca konuşur ve kendilerini ifade ederler. daha dışadönük ve dostcanlısı olmak için baskı altına alınmış hissederler. Đ'ler karşısındakini iyi tanıdıktan ve ona güvendikten sonra en iyi yönlerini ortaya koymaya başlarlar. Bir çok çiftin D ve Đ tercihleri farklıdır ve en başta birbirlerine cazibe duymalarının nedeni de bu zıt özelliklerdir. Eyleme geçmeden önce düşünmeyi yeğlerler. D'ler Đ'lerin sessiz gücüne doğru çekilirler ve bunun kendi canlılıklarına bir denge getirdiğini hissederler. Çekingen değil dost canlısıdırlar. dünyaya karşı tutumumuzu. yani insanlar ve nesnelerden oluşan dış dünyaya mı. Ne var ki birlikte yaşamak tamamen farklı bir deneyimdir. Diğer insanlardan haber alana dek beklemek eğilimindedirler. Her ikisi de diğerinin kendisine veremeyeceği şeyin ihtiyacındadır. D'nin herşey hakkında konuşma gereksinimi Đ'nin enerjisini tüketir. D ve Đ'lerin cinsiyete göre dağılımı eşittir.DIŞADÖNÜKLÜK vs. geçinmeyi kolaylaştırabilir. yoksa düşünceler ve tasarılardan oluşan iç dünyayı mı yeğlediğimizi gösterir. %25'inde de içedönüklük görülmektedir. Dışadönükler kendilerini harekete geçirmek ve enerjilerini şarj etmek için diğer insanlarla etkileşime girme ihtiyacı duyarlar. Bu zaman içinde sorunları dikkatlice düşünürler. Đlgi alanları geniş ve dışa dönüktür.

pratik ve akılcıdır.HĐSSETME Bunlar. Herşeyin açık uçlu ve değişken olmasını isterler. karar verme sürecimizin göstergesidir. Duyumsayan kişi genelde gerçekçi. Sezgisel insanlar ise verileri parçalar şeklinde değil de bir bütün olarak algılar.. Sayı saymasını bilenler ve sayı saymasını bilmeyenler .Hissetme (H) Yargılama (Y) . Kararları daha kişisel ve öznel bir tarzda verir.Sezgisel . neyi niye yaptığınızı anlamanıza çok yardımcı olacaktır. çevremizdeki dünya hakkında bilgileri nasıl edindiğimizi belirler. Kendilerini yaşamın akışına bırakırlar.Boston Public) YARGILAMA . Bu yönteme göre insanlarda toplam dört çift kişilik özelliği görülmektedir: • • • • Dışadönüklük (D) . "24" dizisindeki kural tanımaz Jack Bauer) DÜŞÜNME . daha düzenli bir yaşam tarzıyla.ĐÇEDÖNÜKLÜK Bunlar. daha esnek bir yaşam tarzı arasındaki tercihimizi gösterir.Sezgisellik (S) Düşünme (Dş) .ALGILAMA Bunlar. Yargılayıcı tutumu tercih eden insanlar.Đçedönüklük (Đ) Duyumsama (Du) .KĐŞĐLĐK TĐPLERĐ (Meyers . genelde herkese tavsiye ederim. yerleşik yöntemleri kullanır. insanca duygulara pek kapılmazlar. Olasılıklara açıktır. Đş bu kadar basit değil tabii. Yani kimileri DDuDşY (Dışadönük . Ancak gerektiğinde karar verirler. (Örnek: CNBC-E'deki "Two and a Half Men" dizisinin zıt kardeşler. Đyi irdeleme yaparlar. (John Dunbar / Kevin Costner . Algılayıcı tutumu yeğleyenler ise daha rahat ve geniş insanlardır. Düşünerek karar verenler bir durumu dışarıdan değerlendirebilir. Bu bilgileri büyük ölçüde "Kişiliğinizi Tanımanın Yolları" (Rota Yayınları) kitabından derledim. yaşamları planlı ve düzenli olduğunda mutlu olurlar. Đçedönükler ise daha çok yalnız kalmaya ihtiyaç duyarlar..SEZGĐSELLĐK Bunlar. (Scott Guber Boston Public) Hissetme yönü baskın insanlar ise insan ilişkilerinde uyuma önem verir. Kitabı özelde senaristlere. (Steve Harper .Briggs) Đnsanlar üçe ayrılır. Đleriki yazılarda bu kişilik tiplerini daha ayrıntılı olarak ele alacağım. kendilerini harekete geçirmek ve enerjilerini şarj etmek için diğer insanlarla etkileşime girme ihtiyacındadır.Düşünen . Dışadönükler. Ya da başka kombinasyonlar görülebiliyor. Belirli ve ölçülebilir şeyleri sever. Karakter yaratırken. Bu yazıda bu amaçla oluşturulan yöntemlerin çok işe yarayanlarından birini ele alacağım: MEYERS-BRIGSS Kişilik Envanteri. Her insanın kişiliği bu dört özelliğin kombinasyonundan.Yargılayıcı) iken kimileri de ĐSHA (Đçedönük ."Kurtlarla Dans") DUYUMSAMA . 75 . Psikologlar çok uzun bir süre insanları kişiliklerine göre ayırmaya çalışmışlardır. iç dünya ile dış dünya arasındaki tercihimizi belirler. ya da zaman zaman kendinizle boğuşurken. Hayal gücü geniştir.Hisseden .Algılayıcı) olabiliyor. Onlar için en değerli şey düşünmeye ayırabilecekleri zamandır.Algılama (A) Şimdi bunların hangi kişilik özelliklerine karşılık geldiğini kısaca görelim: DIŞADÖNÜKLÜK . Direktifleri izler. (Örn. Direktifleri atlayıp işleri kendi sezgilerine göre yürütmek isteyebilir.Duyusal .) Kişilik özellikleri bu kadarla bitmiyor. Pratik sorunları kolayca halleder. Genellikle kararları kolaylıkla verirler.

Bir filmde ikiden fazla ihtiyacın karşılanmasını ele almak genelde risklidir. Bu filmde Dustin Hoffman ve Robert Redford'un canlandırdığı iki gazeteci. bu aileye ait olma istekleri. böyle bir ihtiyaçtan yoksun olduğu için gişede başarısız olabilmektedir. hem "Sevgi ve Ait Olma" hem de "Hayatta Kalma . "Kayıp Balık NEMO" filminin bu kadar tutulmasının altında yatan en temel nedenlerden biri bence bu ihtiyacı işlemesiydi. Hikayeyi toparlayamayabilirsiniz. filmdeki temel ihtiyacın. o kadar geniş bir izleyici kitlesine hitap edersiniz. Örneğin "TITANIC" filmindeki Rose (Kate Winslet) karakteri. işlerine geri dönmek) derdindedir. "Başkan'ın Bütün Adamları" böyle bir filmdir. Bu nedenle başlangıçta sadece iki ihtiyacı ele almanız doğru olur. ESTETĐK ĐHTĐYAÇ: "Gerçek" bu başlık altında ele alınmıştır. Ana karakterin film boyunca tatmin etmeye çalıştığı ihtiyacının da makul ve anlaşılır olması gerekir. Bir alt düzey ihtiyaç ile bir üst düzey ihtiyacın karşılanma çabaları aynı hikayede ele alınabilirse bu çok etkileyici olur. Đnsanların hayatta kalma çabalarının işlendiği felaket ve korku filmlerinin dünyanın her yerinde bu kadar tutulmasının temel nedeni de budur. Ama bazen insanlar hayatlarını ve bütün temel ihtiyaçlarının giderilmesini tehlikeye atarak bu ihtiyacı gidermeye çalışırlar. Çünkü bir ihtiyaç ne kadar temel ise o kadar kültürler üstüdür. Filmin reklamında kullanılan "What is the Matrix?" sorusu bile.BAZI ÖRNEKLER Đzleyicinin bir karakter ile özdeşleşmesi ve o karakteri beğenip bütün filmi onunla yaşaması. bu ihtiyacın tezahürleridir. milliyetçilik de bu ihtiyacın farklı yansımalarıdır.KARAKTERLER VE ĐHTIYAÇLARI . Yani insanın hayatta kalması için gerekli değildir. bilgi edinme ihtiyacı olduğunu ortaya koymaktadır. Bir filmde ne kadar temel bir ihtiyacı ele alırsanız. hangi yöntemi kullanırsanız kullanın izleyici o karakterle özdeşleşmeyecektir. bir dine inanmak (kısmen). Bir takım tutmak. SEVGĐ VE AĐT OLMA: Kendine uygun bir eş bulma.Fizyolojik" ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmaktadır. Ama dikkat edin. Ama sadece bir ihtiyaç üzerine kurulu filmler genelde yavan olur. BĐLĐŞSEL ĐHTĐYAÇ: Bu temel bir ihtiyaç değildir. bu eş ile bir aile kurma. hayatıyla ilgili bazı derin sorular sormakta ve bunların cevabını aramaktadır. Eğer ortada böyle bir ihtiyaç yoksa. hatta hayatlarını tehlikeye atarlar. "Billy Elliot" filminde Billy "Kendini Gerçekleştirme" ihtiyacını karşılamaya çalışırken Billy'nin babası ve ağabeyi "Fizyolojik Đhtiyaçlar"ını karşılamak (işten kovulmamak. Aşağıdaki yazıda ele alınan ihtiyaçların sinemadaki örneklerine bir bakalım. Bu da temel bir ihtiyaç değildir. 76 . sadece özdeşleşme yöntemlerinin kullanılmasına bağlı değildir. Bir babanın kayıp yavrusuna kavuşma öyküsü herkesi çok derinden yakalayan bir temadır. Hikayesi iyi yazılmış bir çok film. hem "Kendini Gerçekleştirme". Neo (Thomas Anderson). her ne pahasına olursa olsun gerçeği ortaya çıkarmak için çabalar. Ama son zamanlarda en çok konuşulan filmlerden biri olan "The Matrix" bu ihtiyaç üzerine kuruludur.

ısı. Bu ihtiyaçlar karşılandıktan sonra. adına "meta ihtiyaçlar" ya da "büyüme ihtiyaçları" denen bir başka grup ihtiyaç ortaya çıkar. bu konuyla ilgili çok ayrıntılı ve güzel şeyler söylemiştir. Bunlar da aşağıdaki gibidir. 4) Saygınlık ihtiyacı: Đnsanın kendisi hakkında olumlu bir görüşe sahip olma ve bunu devam ettirme ihtiyacı. güzellik. 77 . bu ihtiyaçlardan biri eksik olduğunda harekete geçer. kendini yaratıcı ve üretken biçimde ortaya koyabilme ihtiyacı Bu ihtiyaçların kendini senaryo yazımında nasıl gösterdiğini başka yazılarda ele alacağım.TEMEL ĐNSAN GÜDÜLERĐ Đnsanlar neyi neden yapar? Bu sorunun cevabı. Aşağıdaki sıralamada en temel ihtiyaç "fizyolojik ihtiyaçlar"dır. düzenli. gerçek/hakikat. Özellikle Abraham H. simetri ihtiyacı. adalet 7) Kendini gerçekleştirme: Kişinin tüm potansiyelini kullanabilmesi. Başkalarının nazarında da saygıdeğer biri olma ihtiyacı. öngörülebilir ortamlarda bulunma ihtiyacı. 3) Sevgi ve ait olma ihtiyacı: Karşılıklı sevgi alışverişinin yaşandığı ilişkiler kurma ve bir gruba ait olma ihtiyacı. Bir insan temel fizyolojik ihtiyaçlarını giderdikten sonra güvenlik. cinsellik. insanın temel ihtiyaçlarını inceleyen psikologlar tarafından çok net bir biçimde verilmiştir. 2) Güvenlik Đhtiyaçları: Tehditkar olmayan. ama genel kural budur). Çünkü organizma. 6) Estetik Đhtiyaçlar: Đyilik. (Türkçe'deki en önemli kitabı "Đnsan Olmanın Psikolojisi") Temel Đhtiyaçlar Bu ihtiyaçlar hiyerarşik bir özellik gösterirler. Yani ancak daha temeldeki bir ihtiyaç karşılandıktan sonra daha üst düzeydeki bir ihtiyaç kendini gösterebilir (istisnai durumlar vardır. sevgi ve saygı ihtiyaçlarını gidermeye çabalamaya başlar. su. Đnsanı harekete geçiren motivler bunlarla sınırlı değildir. 5) Bilişsel Đhtiyaçlar: Bilgi edinme ihtiyacı. Maslow adlı "hümanistik" psikolog. Maslow'un piramidinde bu ihtiyaçlara "eksiklik" ("deficiency") ihtiyaçları da denir. 1) Fizyolojik Đhtiyaçlar: Yemek.

Türk filmlerinde genel olarak gördüğümüz bir sorundur. Bu sayede bir yandan gülmekten kırılırken diğer yandan "parasızlık insana neler yaptırıyor" diyerek onların duygularını paylaşıyorduk. Đki hoş saat geçirmek için gider. 78 . O sandala bineriz (özdeşleşme) ve sandalın gittiği yere (dış motivasyon) gideriz. En azından ben öyle düşünüyorum. Ama daha sonra. Karaktere önem vermeyen filmler genelde aksiyon filmleridir . Neticede akıntılar. Oysa "Full Monty" ("Anadan Doğma") filmini hatırlayın. Umursamadığımız birinin kafasına meteor düşse kılımız kıpırdamaz. Sadece doğum sırasında karısını kaybeden adam hakkında biraz üzülüyorduk o kadar. onunla daha derin bir duygusal bağlantı kurarız. sanırım filmi izleyen herkes. Eğer ortada bir sandal yok da bir sürü odun parçası varsa (karakter haline gelememiş tipler). Korku filmleri bile böyledir. karakter o nehirde yol almamızı sağlayan sandal gibidir. Ama bu tür filmlerde bilen karakter hakkında bir şeyler söylemek. bunun doyurucu olduğu söylenemez. bol aksiyonlu bir yolculuk yaparız belki ama. ya da çok yüzeysel olarak geçiştirilir. Bu tür filmlere örnek olarak "Yasak Đlişki"yi verebilirim. izleyicinin karakter üzerinden yaşadığı bir deneyimdir. "asıl önemli olan karakterdir". C. filmin sonunda kadının C. Kadının monoton hayatı içindeki yalnızlığı o kadar güzel bir biçimde veriliyordu ki. özellikle de günümüzün kuramcıları ve yazarları. Aristo sormuştur ve "hikaye" diye de kendi kendine cevaplamıştır. her karakterin neden para kazanmak zorunda olduğunu tek tek öğreniyorduk. Olamayınca da çok önemsemeyiz. girdaplar arasında çok heyecanlı. niçin yapıyor soruları ya hiç yanıtlanmaz. çiftlikte yaşayan bir ev kadınını canlandırıyordu. Aksiyon dışındaki film türleri. Eğer hikayeyi belirli bir yöne akan bir nehre benzetirsek. Kim. Bir grup işsiz Đngiliz'in para kazanmak için bir striptiz şovu sahnelediği film. Ben de bu ekolün taraftarıyım. Oysa Firuze'de karakterler çok yüzeysel kalıyordu."Con Air" böyle bir filmdir. "Hadi oradan" şeklinde cevap vermişlerdir Aristo'ya. "Karakter mi hikaye mi daha önemlidir?" sorusu en az 2000 yıllıktır. "Neredesin Firuze"de Ferhat'ın (Özcan Deniz) neden şarkıcı olmak istediğini bilmeyiz mesela. filmdeki aksiyonun gücünü büyük ölçüde artırabilir. Karakterin neyi neden yaptığına dair inandırıcı ve insancıl nedenler ("background") öğrenirsek. Eastwood ile gitmesini istemiştir. neyi. Ama karakter yazma konusunun işlenme zamanına asıl şimdi gelmiş bulunuyoruz. Karakterin yeterince işlenmemesi. Filmde. Genel olarak seyirci bu tür filmlere zaten karakter izlemek için gitmez. Neden olduğunu açıklayayım: Her hikaye. karakterin yeterince işlenmemesini affetmez. bunlardan birine tutunmak zorunda kalırız.KARAKTERĐN ÖNEMĐ Daha önce (26 Ekim 2004) "Orijinal Karakter Yaratmak" diye bir yazı yazmıştım. Ve filmin izleyici üzerindeki etkisi bir kaç kat artar. Son yılların favori türü "komedi" olduğu için genel olarak karakterler yüzeysel bir biçimde geçitirilmektedir. ama uygun bir biçimde özdeşleşme sağladığımız kişinin eline iğne batsa bizim de canımız yanar. Eastwood'un bu küçük başyapıtında Meryl Streep.

Her bölümde ortaya kurnaz bir fikirle çıkmasını ve sonunda da cezasını bulmasını bekliyorduk. "LETHAL WEAPON 4"teki Joe Pesci. acayip saç kesimli.ĐLGĐNÇ YAN KARAKTERLER "Tutan Dizi Yazmak" yazısında. dizinin tuzu biberiydi. Dizi devam ettiğine göre. maliyetini yeterince karşılıyor olmalı. (Alınacak ders: Đlginç yan karakterler her ekonomik sınıftan. ilişkiler hakkında bu kadar çok (ve saçma) kuram üretmiş olması bile tek başına çok komik. aklınıza ilk hangi isimler geliyor? Aslı ile Volkan mı? Şehsu ile Selin mi? Benim aklıma ikinciler geliyor çünkü insan beyni. yazarlar/yapımcı öyküyü Kadir'in üzerine kurmaya karar verdiler. "STAR WARS" filmlerindeki CP3 ve R2D2 karakterleri bunlara örnektir. (Alınacak ders: izleyiciler.) "EKMEK TEKNESĐ"ndeki KĐRLĐ (Kadir Çöpdemir) ve CENGĐZ (Peker Açıkalın) de.) (Karşılaştırınız: ÇOCUKLAR DUYMASIN'daki Light Selami'nin ÇOCUKLAR NE OLACAK'ta eksen karakter haline gelmesi. çünkü onlarla özdeşleşme kurmak daha zor. Đzleyicilerin yarısı. Bazı yabancı örneklere bakalım: "COUPLING" dizisinin ilk iki sezonunda en ilginç karakter kimdi sizce? Bu soruya "JEFF"ten başka bir cevap olacağını sanmıyorum. belirli bir işi bulunmayan. eksen karakter olmalarını pek istemiyor. Hatta onlara bayılıyor. yapısı itibariyle sıradışı olanı daha çok hatırlar. pek makul olmayan davranışlarıyla da dramatik fırsatlar yaratan tiplerdir. Dizinin son sezonunda Jeff karakteri ayrılmış. yerine Oliver diye bir tip koymaya çalışmışlardı. durmadan Jerry'nin dairesine dalıp buzdolabından yiyecek bir şeyler alan. Arada bir saçmalayan karakterler de görmek istiyor. (Alınacak ders: Yan karakterler bazen dizinin kaderini etkileyecek kadar önem kazanabiliyor. her kültürel arkaplandan olabilir. "NOTTING HILL" deki Mike (Hugh Grant'in ev arkadaşı). sinema filmlerinde de vardır. aslında göründüğünden daha büyük işlevler yüklenirler. "Dizide en çok hangi karakteri seviyorsunuz?" sorusuna ne cevap vermişler biliyor musunuz? COSMO KRAMER! Sadece kapıdan girişi bile bir ekol olan.) "SEINFELD"e bakalım.) Yerli örneklere de bakalım: "AVRUPA YAKASI" dediğiniz zaman. bu yan karakterler istedikleri kadar saçmalayabilir. 9 sezon (169 bölüm) neticesinde dizinin en sevilen karakteri haline gelmiş. Bence hem konuşma şekilleri. arada sırada "parlak" fikirler üreten bu adam. Yan karakterlerle ilgili bu durum. Kadınlarla ilgili bu kadar az deneyim yaşamış bir insanın. kaliteli dizilerde bulunması gereken öğeleri sıralarken "ilginç yan karakterler"i de saymıştım. dizilerde herkesin aklı başında davrandığını görmek istemiyor. Đlerleyen bölümlerde ailenin anne babası diziden ayrılınca. sıradışılıkları ile diziye renk katan. (Alınacak Ders: Seyirci bu çılgın tipleri genelde yan karakterler olarak görmek istiyor. Ama o ilk sezondaki aile sıcaklığından da bir şeyler kaybettiğini düşünüyorum.) "EN SON BABALAR DUYAR"ın ilk bölümlerindeki en ilginç tip kimdi sizce? Damat Kadir değil mi? Her işinde mutlaka bir sahtekarlık olan bu adam. ama tutmadı ve diziye son vermek zorunda kaldılar. yani sıkıntıdan kurtulma isteğini tatmin ederler. böylece seyircinin dizi izlemekteki birincil motivasyonunu. Dizinin ana karakterleri nispeten akılcı davranırken. Bu gibi karakterler filmlerde de son derece işlevseldir. 79 . baş karakterlerin yapamayacağı saçma ama işe yarar şeyleri yaparlar. hem de görüntüleri ile eksen karakterlerden daha dikkat çekiciler. Bu yan karakterler.

kaliteli bir "kötü adam" ya da "düşman" yaratmak olduğunu söylerler. çocuk demeden herkesi öldürmektedir. Bu kötü adamın kaliteli olmasının sebebi. Stan kirli bir polistir. "Successful Scriptwriting" (Başarılı Senaryo Yazımı .Türkçe'ye henüz çevrilmedi) adlı kitabında üç boyutlu kötü adam yaratmanın en önemli şartlarından birinin. bir de kasabaya alınmak istemeyince iş inatlaşmaya biner. iyi bir filmin en önemli koşullarından birinin. 80 . Eğer kötü adamımız sığ ve mizahtan yoksun olursa. hem de mizah duygusuna sahiptir. Bu da Stan'dir (En iyi performanslarından birinde Gary Oldman). kötü adamların sadece kötülük yapmak için kötü olmalarıdır. Ama zaten ülkesi için savaşmaktan dengesi bozulmuş olan Rambo. uyuşturucu işine bulaşmıştır. Son kötü adam örneğimiz de LEON'dan. Leon bir kiralık katildir. "The Matrix" filmindeki "Ajan Smith"tir. Ajan Smith. kötü adamların davranış motivasyonlarına dair bir iki ipucu vermek olduğunu söylerler. aslında tamamen kötü olmamasıdır. kahraman ile kötü adam (ya da düşman) arasında gerçekleşecek çatışmanın da kalitesini belirler. John Rambo'nun karşısındaki kötü adam. ve bu uğurda kadın.KALĐTELĐ "KÖTÜ ADAMLAR" Bir çok senaryo hocası. Stan. sadece kendince de olsa bir motivasyonu olduğunu bilmeleri yeterlidir. Bunun için de John Rambo'ya kasabayı terk etmesini söyler. kötü adamın gerçekten de bizi derinden etkileyebilecek bir biçimde kötü olduğunu anlatmakta kullanılmaktadır. suçluları koklayarak bulması. ve klasik müzik sevgisi. Kaliteli kötü adamlara en yakın örnek. hem yaratıcı bir biçimde kötüdür. Üstelik zaman zaman filozof gibi konuşmayı da unutmaz (Đlk filmde Morhpeus'a işkence yaptığı sahne). Ama senarist bize bu katili "kahraman" olarak sunmayı başarır. Bir başka kaliteli kötü adam örneğini "Đlk Kan" filminde görüyoruz. sıkı bir BEETHOVEN hayranıdır. bela çıkaracak yabancılardan korumak ister. kötü adam katilden de kötü olmak zorundadır. Bir çok filmin başarısız olmasının sebebi. kasabanın şerifidir. Kötü adamın kaliteli olması. Buradaki kaliteli sözcüğü. Jurgen Woff ve Kerry Cox. kötü adamın motivasyonunu haklı bulması gerekmez. Eğer bir katili kahraman kabul ediyorsak. kahramanla aralarındaki çatışma da tatsız olur. ortalama bir insan gibi düşünür ve kasabasını. Ama Stan'i ilginç kılan bazı özellikleri vardır: mizah anlayışı. Đzleyicilerin. Şerif.

Ama bunlar genelde bizi yeterince ikna edecek derinlikte olmuyor. Los Angeles'te yaşıyan ve TV ve sinema için müzik yapan bir besteci. filmlere-dizilere büyük derinlikler katacaktır. Gömlek değiştirdiğinden sık sevgili değiştiriyor. Karakterlerin dış motivasyonları ile bu sakatlıklar arasında güçlü bir bağlantı kurulması. Dizinin senaristleri. ben ondan böyle oldum" (bkz. 81 . şık giysiler. insanların psikolojik sakatlıklarının dramatik durum yaratmakta kullanılmasına pek rastlamıyoruz. Spor arabalar. Genel olarak da bunu onların kalbini kırarak yapıyor. Christian Troy ise yakışıklı bir estetik cerrah. Ama Christian'ın kadınlara karşı tavrı onun psikolojisinin de pek sağlıklı olmadığına işaret eder. Eğer bir de karakterin bu ruhsal sakatlığında. Christian'ın şık giysiler ve spor arabalar ile oluşturduğu yaşam tarzının aslında büyük bir güvensizliği gizlemek için oluşturulmuş bir tür perde olduğunu bize gösterirler ("anlatmazlar"). Türk sinema-TV'sinde en sık rastlanan ruhsal analiz çözünürlüğünü oluşturuyor . Yaşadığı hayatın cilası ne kadar parlak olursa olsun. film izleme zevkimizi büyük ölçüde artıracaktır. görünüşte çok cazip hayatlar süren insanların aslında ne kadar çarpık bir ruh yapısına sahip olduklarının bize DRAMATĐZE EDĐLEREK gösterilmesi. Çünkü hayatını aynı şekilde devam ettiriyor. Benzer bir durum Christian Troy için de geçerlidir. Hele Charlie Harper ve Christian Troy gibi. Charlie Harper. Ne kadar hoş ve imrenilesi yaşamlar değil mi? Ama senaristler bize sadece bunları sunmakla yetinmiyorlar. karakterlerimize hayatı dar eden bu psikolojik sakatlıkların biraz daha işlenmesini istiyor. Kadınlar ile kurduğu ilk ilişki (i. filmin 2 saatlik (dizinin 50 saatlik) süresine yayılan ve son derece sağlam nedenlere dayanan (i.CHARLIE HARPER VE CHRISTIAN TROY: DON JUAN'IN ÇÖKÜŞÜ CNBC-E'de yayınlanan "Đki Buçuk Adam" ("Two and A Half Men") ve "Kes Yapıştır" ("Nip/Tuck") dizilerinde birbirine benzeyen iki karakter var: Charlie Harper ve Christian Troy. "Çocukken başıma şu geldi. "Son Samuray") "yeme de sinemada yat" tadında bir dramatik deneyim yaşamış oluruz. Bu anlamda Charlie'nin bir zavallı olduğunu görüyoruz. aslında altında mutsuzluk ve güvensizlik içinde kıvranan hastalıklı bir ruh yatmaktadır. despot ve ilgisiz annesinden alamadığı ilgiyi sık sık değiştirdiği sevgililerde aramaktadır. Oysa insan (izleyiciler). Dizide Christian'ın geçmişi hakkında çok fazla bilgi verilmez. yardımıyla çok yoğun bir sevgili trafiği yaşıyor. "Beyaz Gelincik") şeklinde aşırı indirgemeci yaklaşımlar. Ama bu durumdan rahatsız değil gibi. annesiyle kurduğu ilişki) sağlıksız olduğu için. karakterlerin bu sakatlıkların az da olsa bilincinde olması (tamamen bilincinde olması 1) imkansız 2) dramatik açıdan zararlı). Charlie. Yakışıklı bir genç adam ve bu yakışıklılığından sonuna kadar faydalanıyor. Sadece bu iki özelliğin yan yana gelmesi bile onu kadınların ilgi odağı haline getiriyor. Charlie Harper'ın annesi ile çok sağlıksız bir ilişkisi olduğunu öğreniyoruz. neden sonuç ilkesine uygn) bir değişim ("Character Arc") meydana gelirse (bkz. Kurduğu çeşitli ilişkilerde bu güvensizlik ve sakatlık zaman zaman açıkça ortaya çıkar. O da bu durumdan sonuna kadar faydalanıyor. *** Türk film ve dizilerinde. Tabii ki senaristler bize karakterlerin geçmişleri hakkında bir iki ipucu veriyorlar.e.şimdilik. vb. bir ilişkiyi uzun süre devam ettirme yeteneğinden de mahrumdur.e.

Kötü adamın 1. yukarıda andığım örneklerdeki kadar ciddi bir karşıt kutup (kötü adam) bulamadım. belirli bir hayat görüşü ve bu hayat görüşüden kaynaklanan kötü eylemler bulunmaz. Her ne kadar 11 Eylül'ün bir Amerikan tezgahı olduğuna dair çok önemli deliller bulunsa da. hayatı kahramana gereksiz yere dar etmek değildir. korkak ve acımasız olduğunu yaşayarak öğrenmiştir. Ve bununla savaşmaya kararlıdır. bu film. kötü adamın yaşam felsefesinin ve eylemlerinin tamamen boş olduğu anlamına gelmez. Karşısında ise iyi adam Xavier ve diğer X-Men'ler bulunmaktadır. Banka soyan bir sörfçü çetesinin lideri olan Bodhi. bunun doğru olduğuna da inanır. Swayze). Kötü adamdan geçilmeyen bu dizide (bu nedenle adı "Kurtlar Vadisi"). Esas olarak Amerikan iç piyasası için film yapan Cameron. Kötü adamımız Bodhi (P. Biraz örnek görelim. bir hastalık. Đnsanların bir virüs. Bu kadar laf kalabalığı yeter. Ajan Smith bütün film boyunca isyancıları doğduklarına pişman etmekle kalmaz.) Üçüncü örneğimiz. ( Bu sörfçü soygunluların. kahramanımızın değerleri ile taban tabana zıttır. daha seyredeğer kılar. Zihnimi zorlamama karşın ne Eşkiya'da. Bunu boş laflarla değil eylemlerle gerçekleştirmeleri onları daha eğlenceli. kahramanın istediği şeye ulaşmasını engelleyen bir kötü adam (ya da adamlar) bulunur. (Cameron'un bu filmi. Bence bunların en önemlisi de Çakır'dı. Kötü adam da bir şeyler istemektedir ama onun istediği şeyler. ne de en çok iş yapan 15 Türk filminde. ortalama insanların ne kadar tutucu. "Kurtlar Vadisi"ni anabilirim. Kötü adamımız. Birinci örnek "The Matrix"ten. kendine özgü ilginç motivasyonları olan bir çok tip vardı. Ajan Smith. Yani kötü adam da mutlu olmak istemektedir ama bu mutluluğu ona getirecek şeyde ya da o şeyi elde etme yönteminde bir sakatlık vardır. Kötü adam Magneto. ne Đstanbul Kanatlarımın Altında'da da. Aslında kötü adamlar. Oysa kötü adamlar ve onların planları. Yine de bu durum. eylemleri ile insanları uyuşuk yaşamlarından uyandırdıklarına samimi bir biçimde inanmaktadır. Bu filmde hatırlarsanız Arap teröristler Amerika'ya birkaç atom bombası sokuyor ve bunlarla ülkeye şantaj yapmaya kalkıyorlardı. Çünkü bizdeki "kötü adam"ların genelde çok yüzeysel çizildiğini düşünüyorum. Körfez Savaşı ile ilgili olarak söyledikleri gerçekten de iç burkucuydu ("Ülkemizin bombalanmasını evlerinizde televizyondan maç seyreder gibi seyrettiniz" mealinde bir şeyler). bu kötü adamı hem de komik bir biçimde öldürmek zorunda olduğunu biliyordu . Her ne kadar bir çok insanın canını yaksa da Magneto'nun filmde dile getirdiği eleştirilerde büyük bir haklılık payı olduğunu görmemek imkansızdır. bir senarist için yazılması en eğlenceli ve yaratıcılık gerektiren şeylerdir. gerçekten de çok sıkı bir sistem eleştirisidir. kendilerinin de deva olduğunu söylediği bu sahne. "X-Men"den. Yakın zamanlarda televizyonda izlediğimiz dizilerden örnek verecek olursam. Son örnek yine bir James Cameron filminden: "Gerçek Yalanlar" ("True Lies"). kahramanın istedikleri ile taban tabana zıttır. Kötü adamlar düşünce ve eylemleri ile toplumu ve onun değerlerini silkeler.) *** Bizlerden bir örnek veremeyeceğim. Ve inançlarını Morpheus'a işkence yaptığı sahnede ayrıntılı bir biçimde açıklar. büyük bir haksızlığa uğradığını hisseden Iraklıların hissiyatını çok iyi yansıtmaktadır. Çünkü aklıma gelmiyor. eski Amerikan başkanlarının maskelerini takarak soygun yapmaları da çok manidardır. Bu sayede bir çatışma doğar ve bu çatışma da seyredeğer bir hikayeye kaynaklık eder.KÖTÜ ADAMLARIN KÖTÜLÜK KAYNAĞI: SAĞLAM BĐR FELSEFE Filmlerde. senaristlerin. Đkinci örneğimiz "Point Break"ten ("Kırılma Noktası"). Bu kötü adamın orada bulunmasının amacı. Yine de senaristin ne demek istediğini anlayan anladı. Kötü adam sadece bir noktada yanılmaktadır ve o nokta. Getirdiği sistem eleştirisi yine çok sıkıdır ama eylemleri sonunda insanlar ölmeye başlayınca bu eleştirinin bir yerinde bir hata olduğunu düşünmeye başlarız. 82 . Đyi filmlerde. içinde yaşadıkları toplumu eleştirmek için kullanabilecekleri belki de en güçlü silahtır. tehdit ederler. Ama Çakır'ın seyirci tarafından kötü adam olarak algılanmamış olması 1) hem vahim 2) hem de doğru özdeşleşme tekniklerinin her yerde geçerli olduğunun bir kanıtı. 11 Eylül ile ilgili bir kehanet niteliği taşımaktadır bence. kötü adamın istediği şey ve yaşam felsefesi gerçekten de anlamlı ve mantıklıdır. Bizdeki kötü adamlarda ise pek fazla derinlik.öyle de yaptı.

ĐHTĐYAÇ SENARYONUN EN ÖNEMLĐ ÖĞESĐ . başlangıçta özdeşleştiğimiz kahramanın. kendisinin ve diğer insanların Park'tan sağ sağlim çıkmasını sağlamaktır. dış motivasyon değildir. ne de diyaloglarla ya da hareketle yaratılan komedi. bir dış motivasyon değildir. bu kadar büyük bir önem taşır. 83 . Ama bu Maximus'un dış motivasyonu değildir. (Đç motivasyonu sonra göreceğiz) Dış motivasyonun en büyük özelliği. Onun dış motivasyonu. Kahramanın bu gözle görülür motivasyonu. hikayenin omurgasını meydana getirir.MOTĐVASYON .T. Kimble'ın amacı. onunla heyecanlanırız. Jurassic Park : Arkeolog Alan'ın amacı. The Matrix : Neo'nun amacı."DIŞ MOTĐVASYON" Dış motivasyon. bu amacı gerçekleştirip gerçekleştiremediğini anlatır. "En iyi arkadaşının evliliğini engellemek" somut bir amaçtır (En Đyi Arkadaşım Evleniyor . Kaçak (The Fugitive) : Dr. E. Başarılı bazı filmlerde kahramanların dış motivasyonları şöyledir: • • • • • Örümcek Adam : Peter Parker/ÖA Yeşil Cin'i durdurmak istemektedir. ya da zayıf bir dış motivasyonlu filmler bu eksiklerini genelde yıldız oyuncularla ya da göz boyayan görsel efektlerle kapatmaya çalışırlar. somut bir şey olmasıdır. ama nafile. "Mutlu olmak" "yalnızlıktan kurtulmak" "zengin olmak" gibi ifadeler. Senaryo. gözle görülür. Onun bu isteği. insanları makinaların egemenliğinden kurtarmaktır. Bu omurgadan yoksun. Yüzbaşı Miller'ın er Ryan'ı bulmasını ister. ne görsel efektler.T'nin en büyük amacı evine dönmektir.George Clooney). Roma'ya bir gladyatör olarak dönüp ailesini öldüren imparatordan intikam almaktır. bir tamamlanmamışlık duygusu kalır. Ne karakterler. filmin sonunda elde etmeyi umduğu. : E. bir karakterin. Böyle bir filmi izleyen seyircide bir tatminsizlik.Julia Roberts). başarmayı istediği şeydir. bütün senaryonun EN ÖNEMLĐ ÖĞESĐdir. Marlin'in oğlu Nemo'ya kavuşmasını en az onun kadar arzularız. onunla sevinir. "Las Vegas'ın en büyük kumarhanelerinden birini soymak" da somut bir amaçtır (Ocean's Eleven . karısının öldürülmesi olayında masum olduğunu kanıtlamak ve katili bulmaktır. çünkü yeterince somut değildirler. Hikayeyi ileri götüren. kahramanın bu dış motivasyonudur. Örneğin Gladyatör filminde Maximus. en büyük isteğinin emekli olup çiftliğinde ailesiyle yaşamak olduğunu söyler.ĐSTEK . Kahramanın bu amacı gerçekleştirmesini ister. Kahramanın her isteği.

"Buz Çağı"nda ise. ne "GORA"da. kötü ama yeni bir filmi izlemektense. Ve bunların çoğu da senaryo tekniği ile ilgili olacaktır. ne "Mustafa Hakkında Herşey"de. "Matrix"de. Eğer zamanım varsa. gelecekten gelen iki müthiş robot var. oğlunu bulmaya çalışan Marlin var. Orada da. yani sosyal baskı olabilir mi? ("Şimdiye kadar kimse başaramadı. Animasyonlar arasındaki favorilerim ise "Kayıp Balık Nemo" ve "Buz Çağı". özdeşleşme sağlandıktan sonra biz de onunla aynı şeyleri hissetmeye başlıyoruz. bir şeyi çok isteyen bir karakter ya da karakterler var. sizin de içinizi öfkeyle doldurmuyor mu?) Đsteklerimizi gerçekleştirmenin 84 . önce annesinin ve toplumsal sınıfının baskılarından. tutkuyla cayır cayır yanan insanlar yaratmayı tercih etmiyorlar? Bunun nedeni. "Kayıp Balık Nemo"da. Türk filmleri arasında neden en çok "Eşkıya"yı sevdiğimi de bu durum açıklıyor sanırım. Ama film bittiğinde. zamanımı harcamaya değmez diyorum. derin bir tatmin duygusu yaşıyoruz. *** Peki neden bu böyle? Neden Türk senaristleri. insan ruhunu ateşleyen filmlerin (şimdilik) daha çok dışarıdan (genelde de. o şeyi elde etmek için aktif bir biçimde çabalamak yerine. eski sevgilisini Nazilerin eline düşmekten kurtarmaya çalışan Rick var. bir insan yavrusunu. küçük kitapçı dükkanını dev gibi bir kitap mağazasına karşı savunmaya çalışan Catherine Kelly var. • • • • • • • "Terminator 2" de bir John Connor'ı öldürmek. diğeri ise kurtarmak isteyen. Örneğin "Terminator 2" filmini kaç defa seyrettiğimi hatırlamıyorum. "Casablanca"yı 10-15 defa. "Titanic"te. Yabancı hayranı olduğum için değil. sonra da batmakta olan gemiden kurtulmak isteyen Rose var. dua etmeyi tercih etmemiz olabilir mi? Herkeste görülen ataletin dışına çıkmaktan korkmamız. her nedense. Bazı filmleri ise 10 dakika bile izlemeye dayanamıyorum. ne "Eğreti Gelin"de. Her ikisini de yaklaşık 10'ar kez izlemişimdir. bir şeyi ÇOK ĐSTEYEN bir karakter bulunuyor. zor doğa koşullarından ve dağ panterlerinden korumaya çalışan Manfred ve Sloth var. Hep "Büyük Đstekler" söz konusu. Önüne çıkan ve aşılması imkansız gibi görünen engelleri o aşarken biz de bir tatmin duyuyoruz. tutkuyla öyle yanıyor ki. 30 yıl sonra intikam almak ve sevgilisine kavuşmak isteyen Baran var. "Casablanca"da. Bu karakter. acaba "kültür"ümüzden kaynaklanıyor olabilir mi? Yani bir şeyi istediğimiz zaman. sen mi başaracaksın?" cümlesinin bu kadar tanıdık gelmesi. "Titanic" de 20'ye yaklaştı sayılır. insanlığı makinaların egemenliğinden kurtarmak isteyen Neo var.ĐYĐ FĐLMLERĐN ORTAK ÖZELLĐĞĐ: BÜYÜK ĐSTEK Bazı filmleri tekrar tekrar seyrediyorum. Film. ya da onunla birlikte kahroluyoruz. bu filmler nasıl oluyor da kendilerini tekrar tekrar izletmeyi başarıyorlar? Bununla ilgili çok şey söylenebilir. "The Matrix"i en az 20 kez izlemişimdir. "You've Got Mail"i de. Yukarıda adını zikrettiğim filmlerin hepsinin hikayelerinin merkezinde. Sonuçta onunla birlikte seviniyor. Ne "Hırsız Var"da. "You Have Got Mail"de. hiçbir gelecek vaadetmediğini o kadar kısa sürede belli ediyor ki. ne de diğerlerinde böyle bir istek görüyoruz. Peki. Amerika'dan) gelmesinden. iyi bir eski filmi izlemeyi tercih ediyorum. O nedenle bu sitede daha çok yabancı filmlere yer veriyorum. Diğer Türk filmlerinin beni çok cezbetmemesinin başlıca nedenleri de bu: perdede tutkuyla yanan birileri görmüyoruz. Ama benim fark ettiğim tek bir ortak nokta var: Đyi filmlerin hepsinin merkezinde.

herşey bitti denilebilecek bir anda harekete geçmesi de böyle bir yaklaşımdan kaynaklanıyor. kontrolü kendi ellerine almaları ve harekete geçmeleri. hep bu yaklaşıma örnek. bir Türk'ün çabalamaktan vazgeçip işleri "Allah"a havale edeceği noktada. bizden de tutkulu senaryo karakterleri pek çıkmaz. Jack ve Rose'un geminin son anlarına kadar gemide kalma çabaları. yoksa kendi başarısızlıklarının ortaya çıkmasını engellemek için başkalarının da başarısız mı olmasını istiyorlar (bilinçli ya da bilinçdışı bir biçimde)? Eğer öyleyse.. Neo'nun Ajanlar ile sonuna kadar mücadele etmesi. Sarah Connor'un. oğlunu kurtarmak için son ana kadar direnmesi. Size "yapamazsın. Baran'ın da. başaramazsın" diyenleri duymamak! 85 . *** Yukarıda andığım yabancı filmlerdeki karakterlerin ortak bir özelliği. bunu "neden yapamayacaklarını" söyleyen insanlar çıkar. Film çekmek isteyenlerin karşısına hep. her sektörde görülüyor. edemezsin.yolunu tam olarak bilmiyor olabilir miyiz? "Neden-sonuç" ilişkisine inanmamamız olabilir mi? "Sen ne yaparsan yap. Ama en yaygın olarak görüldüğü alanlardan birinin sinema sektörü olduğunu söyleyebilirim.. iyi senarist olma meziyetlerinin arasına bir yenisini daha eklemek gerekiyor: Seçici Sağırlık. herşey olacağına varır?" şeklindeki bir düşünce tarzı olabilir mi? Eğer biz böyle düşünüyorsak. Acaba bu insanlar yardımcı mı olmaya çalışıyorlar. *** Yukarıda eleştirdiğim ve bizde yaygın olarak görülen "eylemsizlik" taraftarı yaklaşım.

(Mozart’ın müziğini hem çok seviyor. Salieri’nin hayali. Amadeus’un düşmanı Salieri’nin gözünden izliyoruz. kendisinin (Salieri’nin) yazdığı sanılan bu ağıtın çalınması. Veya kahramanı “düşmanın” gözünden anlatabilirsiniz. yüzeysel bir karakter olmaktan çıkartıp üç boyutlu hale getiriyor. 86 . Salieri’nin en büyük isteği Mozart gibi olmak. Ama bu gerçekleşmiyor. “çatışma”nın genelde görülmeyen cephesini (yani düşman cephesini) bize göstermesidir. Bu son yöntem. Bu onun çelişkisini meydana getiriyor. kahramanı çok daha kaliteli bir biçimde yüceltir. Kahramanın hikayesini bir arkadaşı üzerinden anlatabilirsiniz. ama Mozart da ölüyor. “Tanrı kendini ifade etmek için bu kaba. Onun operalarının sahnelenmesine engel oluyor. Requiem bitiyor. Ama Mozart Viyana’ya gelince ve kralı kendine hayran bırakınca. En güzel örneklerinden biri “AMADEUS” (yönetmen Milos Forman). filmin baş anti-kahramanının (Salieri) hissettiği isteğin büyüklüğü. Çünkü kahramanın arkadaşının kahramanı övmesi normal bir durumdur. görgüsüz. ama olamayınca da onun önünü tıkayan Salieri" ile aklımızda kalıyor. Mozart’ın yeteneğini daha da yüceltiyor. bayağı adamı neden seçti?” diye dinsel bir bunalıma da giriyor. Salieri’nin hissettiği kıskançlık. Hikayenin merkezine kahramanı koyabilirsiniz.) Bu çelişki Salieri’yi iki boyutlu. Salieri Mozart’ın önünü kesmek için elinden geleni yapmakla birlikte diğer yandan ona büyük bir hayranlık duymaya da devam ediyor. büyük bir kriz geçirdiği gece sabaha kadar çalıştırıyor. sinema tarihinde pek görülmüyor. Sonra da o ağıtı bitirmesi için adamı. Amadeus filmi aklımızda. Mozart'ın büyük yeteneği kadar (ve aslında daha çok) "Mozart gibi olmayı deli gibi isteyen. Mozart’ın evine yolladığı hizmetçiden bilgi alıp çalışmalarını takip ediyor. daha önce önünde dua ettiği Đsa heykelciğini ateşe atıyor. kahroluyor. Hikayeyi. Salieri. Salieri kimliğini gizleyerek Mozart’a bir “requirem” (ağıt) ısmarlıyor. orta düzeydeki yeteneği ile sarayda kendine yer edinmiş. kahramanın yeteneğine duyduğu kıskançlık. Ama sahnelenenlerin hepsine de gidiyor. Adamın bu uğurda Mozart’ın ölümüne yol açtığı bile söylenebilir. halinden memnun bir adam. Saraydaki konumu tehlikeye girdiğinden değil. Olamayınca da onun önünü kesmek. Çünkü ne kadar “kötü adam” olsa da Salieri kaliteli sanat eserini tanıyor ve takdir etmeyi biliyor. Salieri’ye kızdığımız kadar ona acıyoruz da. kendisinin yeteneğinin ne kadar sınırlı olduğunu gösterdiğinden. Mozart’ın cenazesinde. Mozart ortaya çıkana kadar. o kadar. Bu filmin en büyük özelliği. Ama düşmanın kahramanı övmesi. Bu anlatım tarzının bir avantajı da. hem de Mozart’ı deli gibi kıskanıp ondan nefret ediyor.BÜYÜK ĐSTEK ÖRNEĞĐ: AMADEUS Bir hikayeyi anlatmanın bir çok yolu var. “Büyük Mozart”ın cenazesine 6-7 kişi katılıyor.

sempatimizi kazanan. Bu isteklerin karşısına da havaalanında yaşamanın getirdiği fiziksel zorlukları. Bu zıt kuvvetler. 5 dakika içinde hikayeyi bağlamış ve filmi bitirmiş. Bu nedenle Tom Hanks'in karakterine küçük küçük istekler ve amaçlar vermiş. *** "Terminal" filminde ise Viktor Navorzski (T. Bu isteklerin başında havaalanında hayatta kalmak. seyircinin ilgisini belirli süreler için ayakta tutuyor. Görselliği ön planda tutmuş. kahramanın filmi götürecek güçte çok net bir motivasyonunun olmaması olduğunu düşünüyorum. Ama Đmparator'un oğlu Đmparatoru ve Maximus'un ailesini öldürüp tahta geçince. 9 ay bir yerde tıkılıp kalmayı kabul etmez. Ridley Scott'un bu ilginç filmini ilk kez seyrettiğimde bazı yerlerini sevmemiştim. (Gerçekten de 2000 yıl öncesinin Roma görüntüleri tek kelimeyle nefes kesiciydi). En gelenekçi yaklaşımı benimser ve seyirciyi tatmin eder. Roma'nın en başarılı generali olan MAXIMUS (R. Gladyatör böyle değildi.GLADYATÖR VE TERMĐNAL: ĐSTEK VE ĐSTEKSĐZLĐK "Gladyatör" filmini mutlaka hatırlıyorsunuzdur. ve en sonunda da büyük bir finalle işi bitiren bir hikaye anlatmayı tercih etmiş. elindeki malzemenin güçlü tarafına bakmış. Viktor'a kafayı takmış bir güvenlik amirini ve sevgilisinin sevgilisini koymuş. Hikaye anlatma teknikleriyle oynamaz. zaman zaman son derece yavaşlayan. ölmüş babasının bir isteğini yerine getirmek gibi. Dramatik gerilimsiz hikaye olmayacağını çok iyi bilen Spielberg. Bu nedenle hikaye anlatımıyla pek fazla oynamamış. ama Tom Hanks'in müthiş oyununu seyrederken bile kendimize şu soruyu sormadan edemiyoruz: "Bu adam ne yapmak istiyor?" Spielberg. Spielberg. ülkesinde darbe olmasından dolayı Amerika'daki JFK havaalanında sıkışıp kalması anlatılıyordu. babasının çok sevdiği bir caz sanatçısının imzasını almak için New York'a gelmiş ve havaalanında takılıp kalmıştır. Bu açıdan BRAVEHEART'tan ya da SON SAMURAY'dan çok farklı bir yapısı var. bunun (Gladyatör'deki "intikam alma isteği" kadar) çok güçlü bir motiv olmadığını bildiği için Viktor'un temel motivasyonunu hikayenin sonuna kadar saklamış hatırlarsanız. Jones) yakınlaşmak yer alıyor. "bir adam hem 9 ay havaalanında kalsın. yalın bir dramatik yapıya sahiptir. Ve filmin sonunda da bu sorunun yanıtını öğreniriz. Spielberg'in bu filmi. havaalanından çıktığı andan itibaren karşısında. tıkır tıkır işleyen bir hikaye anlatmak yerine. kahramanın dış motivasyonu. Film. ve bir hostes olan sevgilisiyle (C. bu ilginç bir fikir olmakla beraber (bir insanın ne kendi ülkesine gidebilmesi. 87 . Burada değinmek istediğim. Spielberg bunu fark etmiş. Daha sonra tekrar izlediğimde bu izlenimimin doğru olduğunu ama Scott'un bunu bilerek tercih ettiğini fark ettim. Hikaye çok ağır ilerliyor gibi gelmişti. Tom Hanks'in müthiş oyununa ve film için hazırlanan dev sette gerçekleşen müthiş çekimlere rağmen pek fazla iş yapmamıştı. filmin başından beri Viktor'un elinde bulunan fıstık kutusunda ne olduğunu ancak filmin son çeyreğinde öğrenebiliyorduk. Spielberg. Bu açıdan bakıldığında Gladyatör. hem de ilgimizi çekecek bir isteğe sahip olsun"un zor bir koşul olduğunu fark ederek (zira güçlü isteği olan biri. Ridley Scott. Şimdi. Çünkü Viktor. Maximus Roma'ya dönüp yeni Đmparator'dan intikam almak ister. zamana yayılabilen. etmemelidir). dramatik bir gerilim yaratacak hiçbir zıt güç bulunmuyordu. bir savaş sonrasında Đmparator'a evine gitmek istediğini söyler. Bizi filmin sonuna kadar ekrana / perdeye bağlayan "acaba Maximus intikam alabilecek mi?" sorusudur. Bu filmler. Gladyatör'ün anlatı tarzı değil. ama o kadar da güçlü olmayan bir motiv vermiş. Buna göre Viktor. Başarılı da olmuş. Scott. sonra aniden hızlanan. edemez. Viktor'a.Z. ne de havaalanının dışına çıkabilmesi) bir hikayeyi götürmeye yetmez. eğimi gittikçe artan kaygan bir zeminde gidiyormuşcasına ilerliyordu. Viktor'un havaalanından çıkıp bu isteği yerine getirdiği anda da hikayeyi bitirmiş. Hanks) adlı Krakhozia'lı bir adamın. para kazanmak. Bunun nedenlerinin birinin. Hikayeyi götüren. Crowe). dramatik gerilim yaratmak için. Maximus'un intikamını almasıyla sona erer. Filmin başında. ve bu güçlü tarafın da "Gladyatör gösterileri" olduğunu görmüş. yasal engelleri. çok iddialı davranmamış.

88 . temel insan psikolojisi bilgisi devreye giriyor: Đnsanlar. kahramanların bu içsel ihtiyaçlarını yavaş yavaş fark etmeleri ama başlangıçta (hatta filmin önemli bir bölümü boyunca) buna direnmeleridir.ĐSTEK ve ĐHTĐYAÇ Daha önceki yazılarda. Bu isteğin. Ama karakterle ilgili koşullar "istek" ile sınırlı değildir. hikayeyi ileri götüren motor olduğunu da söylemiştim. Peki "ihtiyaç"ın "istek"ten farkı nedir? Đstek. bedeninin tutuculuğuna zihinsel olarak karşı koyabilir. "Bu istek olmadan hikaye ileri gitmez" diye de eklemiştim. kahramanın hikaye boyunca elde etmeye çalıştığı. Đhtiyaç. Ruhsal olarak biraz daha olgunlaşmasının önündeki engel budur: kendine güvenmemektedir. Bunun biyolojik nedenleri vardır. zaman zaman kahramanımızın bile farkında olmadığı bir şeydir. o insanın "kapasitesi" kadar olur. kendisinin açık seçik bir biçimde bilincinde olduğu şeydir. Ama insanı insan yapan bir diğer özellik de muazzam gelişme kapasitesidir. Değişimi sevmezler. "Yalancı Yalancı" filminde Fletcher (Jim Carrey). ortada ne bir hikaye olurdu. Ayrıca oğlunu ve eski karısını yeniden kazanmayı da istemektedir. Ya da "insanın ancak derin ilişkiler ile mutlu olabileceğini" öğrenmesi gerekmektedir. Bu. Đnsan vücudu milyonlarca yılda geliştirdiği mekanizmaları hemen bir çırpıda değiştirmek istemez. karakterimize derinliği o katıyor. Ve iyi senaryolar. bir film kahramanının en önemli özelliğinin bir şeyi istemesi olduğunu belirtmiştim. Burada. vb. Bu kavram da "ĐHTĐYAÇ"tır. Bir başka kavram daha var ki. Ve bu çatışmadan da daha gelişmiş bir insan zuhur eder. bir davayı kazanmayı istemektedir. depresyona girerler. Đnsan. Ama Jim Carrey'nin ihtiyacı "dürüst olmayı" öğrenmektir. Hayatta gerçek mutluluğu bulmak için dürüstlüğün önemini kavramak zorundadır. Yine "Yalancı Yalancı"dan örnek vereyim: Eğer Jim Carrey neye "ihtiyacı" olduğunu filmin en başında fark etse ve "Evet ya. insan ruhunun değişime direnen bu tarafı üzerine kurulur. Đnsanlar değişim kapasitelerini aşan taleplerle karşılaştıklarında ezilirler. Hem mesleğinde hem de kişisel ilişkilerinde dürüstlüğün değerini öğrenme ihtiyacı içindedir. yapı itibariyle MUHAFAZAKAR'dırlar. Demek istediğim. Örneğin kahramanımızın "kendine güvenmeyi" öğrenmesi gerekmektedir. Bedeni bir şey isterken ruhsal olarak başka bir şeyi isteyebilir. insan bedeninde ve ruhunda değişim kabiliyeti kadar (ve hatta daha güçlü olmak üzere) muhafazakarlık da vardır. O zaman bir çatışma ortaya çıkar. "Homeostasis" denilen iç dengeyi korumak için hep belirli rutinleri takip etmek ister. sürekli olarak yüzeysel ilişkiler kuran ya da bir ilişki gerçekten de derinleşmeye başladığında ortadan kaybolan bir kahraman için geçerli olabilir. ben dürüst bir insan olayım bundan sonra" dese. zorunda kalmadıkça da değişmezler. Jim Carrey'nin film boyunca peşinden koştuğu iki istek bunlardır. ne de o büyük kahkaha tufanı. Fakat ne olursa olsun değişim. Filmlere derinlik katan şey. Film boyunca başına gelen bütün olaylar ona bu ihtiyacını göstermeye çalışır.

ya hiç yok ya da çok kalitesizler. Bu teknikleri öğrenmeye ve izlediğiniz filmlerde de bunları yakalamaya çalışın. 4) Karakter “Aslında” Ne Demek Đstiyor? 89 . Bu gecikme. Belki de en önemli neden bu. Yani diyaloglara bir miktar gerçekçilik ve hız kazandırmak istiyorsanız. sahneye. Ama gerektiği yerde birbirlerinin sözlerini kesebilmelidirler. bu (hikayeye göre) çok ilginç anlamların ortaya çıkmasına neden olur. kinayeler. B cevabı konuşmanın başka bir yerinde. Yani karakterin söylemek istediği şey ile seyircinin duyduğu şey aynı ise. Birincisi. Ben Türk filmlerindeki diyalogları genelde beğenmiyorum. kelime oyunları. Hemen bütün diyaloglar. herhangi bir sözden daha büyük bir derinlik katar. Güzel bir hikaye. Günlük hayatta iki kişi konuşurken sözlerini sürekli keserler. Diyalog Yazma Teknikleri 1) Geciken Cevap A karakteri B karakterine bir cevap verdiğinde. konuşan insanların hep akıllarından geçen ilk şeyi doğrudan söylemesi. çıkarsamalarda bulunmasına gerek kalmıyor. kekelerler. normal akan bir diyaloğun sözün kesilmesiyle birlikte aniden başka bir yöne kaymasını sağlayabilirsiniz. değerlendirmesine. vb. iyi diyalog yazma tekniklerinden mahrumlar. konudan konuya atlarlar. kötü yazılmış diyaloglar yüzünden çok zayıflayabileceği gibi. Son olarak da. belki de çok alakasız bir yerinde verir. Zira insanlar hemen asla akıllarından geçeni doğrudan söylemezler. karakterlerinizin birbirinin sözünü kesmesini. Bazen iki (ya da daha fazla) kişinin konuşmaları gerekirken hiç konuşmamaları. B hemen cevap vermez. Bunun birkaç nedeni var. tekniğe dayalı bir yaratıcılıktan mahrumlar. Freeman’ın (“Beyond Structure” seminerini veren şahıs) diyalog yazma ile ilgili bazı tekniklerini aktarmak istiyorum. diyalog da sözlerden ve onlar arasındaki sessizliklerden oluşur. bu tür diyaloglar seyircinin zihinsel katılımına da olanak tanımıyor. Oysa kısıtlı bir süre içinde derdini anlatmak zorunda olan filmde karakterler tane tane ve birbirlerinin sözünü pek kesmeden konuşurlar.. 3) Birbirinin Sözünü Kesmek Günlük hayattaki konuşmalarımız ile filmlerde gördüğümüz diyaloglar birbirinden oldukça farklıdır. B’nin kişiliği ya da sorulan konu ile ilgili farklı anlamların doğmasına yol açar. Belki de B yeni bir konu açar. A karakteri bir şey söyledikten sonra B cevap vermesi gerekirken cevap vermiyorsa. A ve B başka konulardan bahsetmeye devam ederler. *** Burada David S. normalde vasat sayılabilecek bir hikaye de güzel diyaloglar sayesinde seyredeğer bir hal alabilir. Türk filmlerindeki karakterlerin hemen hiç yaratıcı konuşmaması. Üçüncü neden. Yani imalar. seyircinin bu sözleri zihninde incelmesine. Đkincisi. Filmlerde daha rafine (arıtılmış) bir dil ve üslup kullanılır.DĐYALOG DĐYALOG YAZMA TEKNĐKLERĐ Senaryo yazarlığının en önemli olan ama en az dikkat edilen alanlarından biri “diyalog yazmak”tır. Yani insanlar ne düşünüyorlarsa doğrudan onu söylüyorlar. Eminim diyalog yazma becerileriniz bayağı ilerleme gösterecektir. 2) Anlamlı Sessizlik Nasıl müzik seslerden ve onlar arasındaki boşluklardan oluşuyorsa. Bu gerçekçi bir diyalog yazarlığı değil.

cümlenin devamı tahmin edilebilir. Bunun nedeni. Siz de David S. ya da yaptıkları söz oyunları veya dil sürçmeleri. Ancak karakterlerin sözcük seçimleri. (“Ocean’s Eleven” filmleri. Tabii ki senaryonuzdaki herkesin bulmaca gibi konuşmasından bahsetmiyorum. burada anlatılmayan teknikleri bulabilirsiniz. 90 . Ama durum her zaman böyle olmayabilir. yazı dilinde kullanılan üsluptan oldukça farklıdır. Filmlerde ise genelde günlük hayatın monotonluğunun çok ötesinde şiddetli olaylar yaşanır ve bunlar da karakterleri derinden etkiler. Ama en belli başlıları bunlar diyebilirim. 5) Cümle parçası Günlük konuşmada kullanılan üslup. Bunu da göz önünde bulundurun. gerçek duygu ve düşüncelerine işaret eder. Sizin de karakterleriniz akıllarına gelenleri ya da hissettiklerini aynen söylüyorlar ise diyaloglarda sorun var demektir. 6) Kendi konusundan ayrılmamak Đki kişi konuşurken genelde aynı konudan bahsederler. Bu ilginç bir yöntemdir ve seyirciyi filme biraz daha fazla dahil eder. cümlenin devamında ne söyleneceği ile ilgili yeterince bilgi içermesidir. Yani yüklem cümlenin en sonunda olmayabilir. Ama aslında karakterlerin öncelikler hakkında izleyiciye çok önemli ipuçları sunar. Bazı cümleler yarım bırakılabilir. bu gibi eksik bırakılmış cümleler konusunda çok sayıda örnek içerir). Gerçek duygular ve düşünceler bu gibi durumlarda da açıkça ifade edilmez. Kaynak: David S. kendi istediği konuda konuşmaya devam eder. *** Diyalog yazmakla ilgili teknikler sadece bunlarla sınırlı değil. Bunun nedeni bu duygu ve düşüncelerin genelde çevrelerindekileri kızdıracak ya da üzecek nitelikte olmasıdır. Bu da görünürde acayip bir durum yaratır. Freeman'ın yaptığını ("tersine mühendislik" / "reverse engineering") yaparak. o cümlenin geçtiği sahnenin. Freeman (Yorumların çoğu gezgin’e ait). Yani o sahneden. ya da 2) B karakterinin açmak istediği konudan kaçınmak istediği için. Günlük konuşmalarda edilgen yapı sıklıkla kullanılır. Ortama biraz anarşi.Đnsanlar. Sizin karakterleriniz de sanki çok iyi hazırlanmış bir PPT sunumu gibi hep aynı konudan bahsetmek değildir. Zira yarım kalan cümlenin geri kalan bölümünü her seyirci kendi kafasından tamamlar. Değişebilir yeri bazen. A karakteri 1) Belli bir konu zihnini çok meşgul ettiği için. toplumsal ortamlarda gerçek duygu ve düşüncelerini gizleme eğilimindedirler. biraz kaos katın. tonlamaları. Ama her duygunun anında ve aynen ifade edilmediği de bir gerçektir. bakalım ne olacak. Ya da cümleler itinayla tamamlanmayabilir.

Önce biri bir şey der. bu inanış sadece acemiler arasında yaygındır. Diyalog yazmak da. o kadar. Meğer ki espri amaçlı olsun. Sonra da kalkıp buzdolabına gider ve yiyecek bir şeyler aramaya başlar! Bu noktada senaristte önce gizli. Senaristin yaratıcılığının had safhada olduğu bu tür durumlara son derece nadir rastlanır. Bir yazar hem akış halinde olup hem de kendini kontrol edemez. diyalogları halletmek nispeten daha kolaydır. tıpkı hikaye yazmak (3 perdeli yapı) ve karakter geliştirmek (karakterin geçmişi ile ilgili soruları yanıtlamak) gibi teknik bir meseledir aslında. Nasılsa ikinci. sonra da açık bir Panik hali başlayabilir. TIKANDIM" düşüncesi paniğin daha da büyümesine yol açar. bu uyarıcı ve uyuşturucuların yarattığı ortak ve garip etki ile bu tıkanma duygusunu aşmaya çalışmalarıdır. Konuşmalar son derece akıcı. Bunu sakın yapmayın. Sonra 15 dakika boyunca ekrana ya da sayfaya bakar. Eğlenceli tarafı. aşağıdaki yazılarda uzun uzadıya ele aldığımız hikaye yapısı ve karakterlerdir. Onlara göre "diyalog yazmaktan kolay bir şey yoktur". Oysa durum hiç de böyle değildir. sizin bu "akış" halinde olmanızdan dolayı 15 sayfaya çıkarsa üzülmeyin. Bu nedenle kendinizi eleştirmeden yazmaya devam edin. (Türk senaristlerinin genelde sigara ve alkol eşliğinde çalışmasının nedeni. Senaryonun en önemli bölümü. Konuyu ayrıntısıyla işlemeden önce çok basit bir gerçeğe (ve bunu görememekten kaynaklanan çok büyük bir hataya) işaret edeyim: PERDEDE GÖRÜNENĐ KARAKTERLERE SÖYLETMEYĐN! Türk Filmlerinin en bariz hatalarından biri budur: "Ne o? Ağlıyor musun?" sendromu. senaryonun en önemli bölümü olmadığını hatırlamaktır. Kendi kendine "Bunlar şimdi ne diyecek?" diye düşünür. sonra da sahnedeki karakterleri konuşturmaya başlar.DĐYALOG YAZMA SANATI Diyalog yazmak senaryo yazarlığının en eğlenceli bölümü gibi gözükse de. Bırakın aksın. "Eyvah. *** Đkinci durumda ise senarist şu haldedir: Sahne başlığını yazar. Karakterler tam kendilerine uygun sözleri. en doğru zamanda ve en doğru biçimde söylemektedir. Diyalog yazmak senaryo yazarlığının en külfetli yanlarından biridir. Hikaye yapısı (plot) ve karakterler doğru olarak oluşturulduktan sonra. 91 .) Böyle bir tıkanma duygusuna kapılmamanın ilk şartı diyalogların. kısa bir sahneyi uzatmaktan her zaman daha kolaydır. Bu tekniği bir üstteki yazıda okuyabilirsiniz. yaratıcı ve eğlenceli bir biçimde ilerler. sonra da diğeri ona karşılık verir. Bu nedenle 3 sayfa olması gereken bir sahne. parmaklarınız artık tuşlara basamayacak kadar yorulana dek yazmaya devam edin. Eğer kendinizin böyle "yaratıcı bir hal" içinde olduğunuzu hissederseniz. Böyle bir durumda asla yazarken kendinizi sansürlemeyin. 20-30 defa yazdığınız bir sahnenin iyi işlediğini görmektir. uzun bir sahneyi kısaltmak. Ama o noktaya varana kadar kelimenin tam anlamıyla "ananız ağlar". tasviri yazar. *** Michael Hauge'a göre diyalog yazarken senarist iki durumdan birini yaşar: Birinci durumda senarist sahne başlığını yazar. yazmaya devam edin. birkaç tasvir cümlesi yazar. üçüncü müsveddeleri yazarken tekrar tekrar üzerinden geçeceksiniz. Unutmayın.

cümlerlerin devrik olup olmaması ya da belirli bir yörenin ağzını yansıtıp yansıtmaması. kocan Mustafa'nın çok içtiğini ve çalıştığı şirkettei yöneticilik işinin tehlike olduğunu söyleyebilirim. Üniversite diplomaları ile övünen bir adamın "Ben iki üniversite bitirdim. Đşinin alkolden dolayı battğını anlatan bir adam. vb.KÖTÜ DĐYALOG . Bazen herşeyi söylemek gerekmez. adamın işyerindeki bir duvara asılı olan diplomaları görebiliriz. 2) Belli bir insanın. farklı yerlere sızdırırn. diye böbürlenmesi yerine. sen benim en iyi arkadaşım olduğundan. Oysa günlük hayatta o kadar çok açıklamalı konuşulmaz. O kişi olayları öğrenirken biz de onunla beraber bilgileniriz. Eğer senaryonuzdaki herkes aynı ekonomik ve sosyal durumda ise. olan bitenden haberi olmayan birini sokun. eğitimlerine. gazeteci. yaşımız. Filmdeki (ya da dizideki) karakterlerin hepsi. benzer bir biçimde konuşmalarında bir sakınca yoktur. (Ama çok önemli bilgilerde bunu yapmayın. Örneğin filmin sonuna kadar sakin bir ev kadını olan kahramanınız. 3) Yazarlar karakterlerine bir sürü açıklama yaptırırlar. Bu sorunu aşmak için kendinizi. sadece kadehini göstererek "Đşte bu oldu" demesi çok daha 92 . sonunda kendimi içkiye verdim" şeklinde cevap vermesi değil. Kullanılan sözcükler. bir diyalogdan çok daha fazla bilgi aktarır. Farklı sahnelerde verin. karımla da sık sık kavga ediyordum. Eğer böyle bir şey yapacaksa kadının babasının eski bir asker olduğunu ve kızına arada sırada silahla atış yaptırdığını mutlaka daha önceden öğrenmeliyiz. 3 mastır yaptım" vb. nerede büyüdüğümüz. herhangi bir günlük mesele olabilir.) Bazen bir hareket / davranış / görüntü. anne-babanın konuşma tarzı. Bu. cümle uzunlukları. verilen es'ler tamamen farklıdır. "Selin. Bu bir polis. ya da yeni bir komşu olabilir. filmin sonunda eline K-47'yi alıp milleti indirmesin. Bir insanın bir şeyi nasıl söylediği şunlardan etkilenir: eğitim. Ama o zaman bile. yazmakta olduğunuz karakterin yerine koyun ve diyalogları öyle yazın. kendisine sorulan "Ne oldu?" sorusuna. Burada "tarz" ile neyi kastettiğimi biraz açmam gerekiyor: Konuşurken kullanılan cümlelerin uzunluğu ya da kısalığı. Bazı bilgileri seyircinin doldurmasına izin vermek daha "interaktif" bir senaryoya olanak tanır. kötü diyaloğun ne olduğunu öğrenmekte fayda vardır.ĐYĐ DĐYALOG Đyi diyalogların nasıl yazıldığını anlamak için. "tarz"ı belirler. kullanılan sözcüklerin türü." Bunun yerine bilgiyi yavaş yavaş. hayatın her durumunda aynı şekilde konuşması. Diyalog yazımında yapılan hatalar genelde 3 türdür: 1) Tüm karakterler aynı şekilde konuşurlar. işimiz. ekonomik ya da sosyal durumlarına bakmaksızın aynı tarzda konuşurlar. "Đşler yolunda gitmiyordu. Ölümle karşı karşıya kalan insanın konuşması ile marketten ekmek alan insanın konuşması farklıdır. Alıştırma: 1 sayfa boyunca farklı karakterlerin aynı konudaki konuşmalarını yazın. Senaryo yazımında çok miktarda bilgiyi göze batmayan bir biçimde vermenin çok etkili bir yöntemi vardır: hikayeye. kadınlar ile erkeklerin konuşmalarında büyük farklılıklar olduğu unutulmamalıdır.

Ama hikayenize biraz gerçekçilik duygusu katmak istiyorsanız makul miktarda tekrara ve hataya yer verebilirsiniz. yorumların önemli bir bölümü gezgin'e ait) 93 . Asansördeki. kısa cümleler mi kullanıyorlar? Ne tür kelimeleri tercih ediyorlar? Mesleklerine ait sözcükleri neler? Günlük hayatta ne kadar çok tekrar. Bir senaryodaki konuşmalar bu kadar tekrarlı ve hatalı olamaz. ne kadar çok konuşma hatası yaptığımızı fark ederseniz şaşırmayın. dükkandaki insanları gözlemleyin: Nasıl konuşuyorlar? Uzun cümleler mi.etkileyicidir. otobüsteki. *** Diyalog yazma yeteneğinizi geliştirmek için çevrenizdeki insanların konuşma biçimlerine alıcı bir gözle bakın. (Kaynak: "Successful Scriptwriting" Jurgen Woff ve Kerry Cox. Çünkü film / TV izleyicileri konuşmaların (ve hikayenin) akıcı bir biçimde ilerlemesini ister.

kurtardığı için haksız yere suçlanır. öykünün kahramanı olan Aşil ile özdeşleşmesi sağlanamamıştı (Nedenleri aşağıda açıklanıyor). hiç kimse onun kendi yanında oturmasını istemez. Bu. en hızlı özdeşleşme yöntemidir.hafta vizyonda kalması biraz da bundan kaynaklanıyordu. Eğer böyle bir özdeşleşme sağlanamazsa. Oysa. SPEED -Hız Tuzağı. Indiana Jones'un tehlikede olduğu bir olayla başlar) 3) Kahramanı. senaryonun başarısının temel şartlarından biridir. endişelenmeli.seyircinin. hoş biri olsun (Hugh Grant'in canlandırdığı karakterler.ÖYKÜ YAPISI KAHRAMANLA ÖZDEŞLEŞME "Her senaryonun amacı. Seyirci. çok zor bir şey değildir. ağzı iyi laf yapan.'nin talebi üzerine durmak zorunda kalır. sevinmelidir. gol bir!) 2) Kahramanı tehlikeli bir duruma sok. Peter otobüse bindiği an. . Filmin Türkiye'de 100 -yüz.) 94 . Seyircinin bir filmi izlerken çeşitli duygular yaşayabilmesi için uyulması gereken en temel kural. Đzleyici haksız bir durumdan dolayı kahraman için üzülsün. Đnsanlar. ve salondan omuz silkerek çıkar. filmin kahramanı William Wallace ile özdeşleşmesi çok başarılı bir biçimde sağlanıyordu. Böyle bir durumu kısa bir süre önce "TROY" filminde gördük. otobüsün şöförü sadistlik edip durmaz. insan kardeşlerimize karşı duyduğumuz içgüdüsel bağlantıdan kaynaklanır. bir biçimde kahraman ya da kahramanlar için üzülmeli. seyircide bir etki bırakmaz.Rose'u -Winslet. c) Kahramanı işinin ustası yap (JURASSIC PARK'taki arkeolog Alan -Sam Neil.yani 2 numaralı maddeye de uygun bir özdeşleşme var. Seyirci "Bana ne X'ten" der. Kahramanla (ya da herhangi bir karakterle) özdeşleşme yaratmanın kuralları: 1) Kahramana karşı sempati. Peter Mary Jane'e gülümserken okulun kabadayılarından biri Peter'a çelme takar. (INDIANA JONES filmleri hep. hayatta tek derdi "unutulmamak" olan Aşil'in (Brad Pitt tarafından canlandırılmasına rağmen) yaşadıkları ve ölümü bizi pek de etkilemedi. Bu basit kuralların.Filminde Kenau Reeves'in canlandırdığı karakter hem espritüeldir hem de bomba uzmanıdır.J.kendi alanındaki en iyi arkeologdur. (TITANIC'te Jack -DiCaprio. perdede gördüğü insanlarla özdeşleşmesini sağlamaktır. Çok basit kuralları vardır. sevilebilir bir insan yap. senaryo ne kadar ustaca yazılmış olursa olsun. Bu. senaryoların birinci işlevini çok net bir biçimde özetliyor. ama M. izleyicide duygu uyandırmaktır". Bunun için: a) Kahraman iyi. örneğin NOTTING HILL'deki William Thacker) b) Kahramanı komik biri yap (ENEMY OF THE STATE'de Will Smith'in canlandırdığı karakter. KAHRAMANLA ÖZDEŞLEŞME NASIL SAĞLANIR? Kahramanla özdeşleşme sağlamak. Michael Hauge'a ait bu söz. benzer tarzda bir film olan "BRAVEHEART"ta -Mel Gibson'ın "Cesuryürek"i. Seyircinin. acıma duygusu uyandır. Sonuçta. Film başladığında da bir asansördeki bombayı etkisiz hale getirmeye çalışmaktadırlar. Bu kesinlikle çok başarılı bir giriştir. Dakika bir. ve Peter yüz üstü düşer. komik biridir). tehlikedeki birini görünce otomatik olarak onun için endişelenirler. Hikayenin ne kadar başında yapılırsa o kadar etkili olur. senarist tarafından yaratıcı bir biçimde yorumlanması. iyi bir avukat olmanın yanı sıra. ÖRÜMCEK ADAM'da Peter Parker'ı (Tobey Maguire) gördüğümüz ilk sahnede Peter okul otobüsünü kaçırdığı için koşmak zorunda kalır.

sevgilisine duyduğu aşktır. kahramanla birlikte öğrensin.4) Özdeşleşmeden sonra kahramanın karakter hatalarını göster. 5) Kahramanı hikayenin olabildiğince başında göster. (Örneğin CESURYÜREK'te William Wallace'ın -M. başka insanlar üzerindeki bir güç olabilir (BABA). Bu hatalar hepimizin bildiği ve makul gördüğü hatalar olabilir. kendisinin en büyük gücünü/yeteneğini başarılı bir biçimde kullanıyor olsun.) 7) Karaktere bildik hatalar ver. Yani izleyici. 6) Karakteri. olayları ve bilgileri. önce özdeşleşmenin kurulması. özdeşleşmemiz (imkansız değil ama) biraz daha zor olur. Film izlemeye başladığımızda ilk gördüğümüz insanla özdeşleşmemiz daha kolaydır. Ya da duygularını. Böylece ister istemez o kişiyle bir özdeşleşme kurulur. (AS GOOD AS IT GETS'te.en büyük hatası. Gibson. (JURASSIC PARK filmindeki arkeolog Alan. Filmin başında bir sürü başka insan gördükten sonra Kahramanı görürsek. 95 . Bu yazıdaki bilgiler temel olarak Michael Hauge'un. Böylece kahramanın bizim gibi biri olduğunu görür ve kendimizi ona daha yakın hissederiz. başkaları ne de diye düşünmeden ifade edebilme yeteneği olabilir. Ve bu aşktan dolayı hayatını kaybedecektir.Jack Nicholson'un canlandırdığı karakter. Bu. ama çocukları sevmemek gibi bir kusuru vardır. -Benden Bu Kadar. "SATAN SENARYOLAR YAZMAK" ("Writing Screenplays That Sell") kitabından alınmış ve zenginleştirilmiştir. kendi gücüyle temas halinde göster. Yapılması gerekeni tereddüt etmeden yapma yeteneği olabilir (CNBC-'deki "24" dizisinde Jack Bauer -Keifer Sutherland-).) Burada dikkat edilmesi gereken nokta. sonra kusurların gösterilmesidir. kendi alanında çok iyidir. Yani karakter.) 8) Öyküyü kahramanla birlikte yürüt.

değiştirmeniz ya da tamamen çıkarmanız gerekebilir. Biz bu kişinin Neo olduğunu biliriz. 30 dakika süren etkili bir aksiyon sahnesi diye bir şey yoktur.) devam etmeden önce. Biri senaryonuzu okuduğunda. Bunu da bir kontrol listesi şeklinde yapalım. bir öncekinden biraz daha zor olsun. her olay ve her karakter. daha hafif sahneler izlemelidir. Bu sadece aksiyon filmleri için değil. Bu nedenle bu son dövüş. kahramanın dış motivasyonuna bir biçimde katkıda bulunmalıdır. Ne kadar komik olursa olsun 90 dakika süren bir espri yoktur. 1. vb.ama maçın sonucunu şimdiden kestiremeyiz. diyalog yazmak. Hiçbir sahne tek başına. 6) Đzleyicide / okuyucuda bir beklenti yaratın. Böylece seyirciler bir nefes alabilirler. bilgileri şöyle bir toparlayalım. hikayenin merkezinde yer alan olayla ilgisi yoksa. okuyucunuzun/seyircinizin zihninde bir soru yaratın. onca görsel efekte rağmen. Maximus normal şartlar altında Đmparator'u kolaylıkla yenebilecekken Đmparator hile yapıyor ve Maximus'u arenaya çıkmadan önce ağır bir biçimde yaralıyordu. "Matrix"in ilk yarısında da Morpheus Neo'ya "eninde sonunda birileri Ajanların karşısına dikilecek" der. Ayrıca siz de (yazar olarak) bir sonraki daha yüksek zirveyi kurmaya başlayabilirsiniz. Maximus için en zor dövüş oluyordu. "Yüzüklerin Efendisi"ndeki çok uzun savaş sahneleri de.SENARYO YAPISI KONTROL LĐSTESĐ Senaryo yapısıyla ilgili bunca yazıdan sonra. Örneğin "Rocky"nin açılışından kısa bir süre sonra. 2) Senaryonuzun başlarında. hikayenin nereye gittiği ile ilgili beklentilerdir 96 . ama bu mücadeleden sağ çıkıp çıkmayacağını kestiremeyiz. (Sanırım bu yüzden "Matrix 2" ve "Matrix 3"ü. Kahramanın önündeki her engel. Seyirciyi / okuyucuyu hikayeye bağlayan şey. kahramanınızın dış motivasyonundan daha önemli değildir. filmin sonunda gerçekleşecek büyük maçın sonucunu öğreneceğimizi biliriz . Senaryonun duygusal olarak çok güçlü anlarını. En sonunda karşısına çıkan kişi de Đmparator oluyordu. 3) Çatışmanın şiddetini yavaş yavaş artırın. 4) Hikayenizin hızını gittikçe artırın. 5) Aksiyon ve mizahta tepe ve vadiler yaratın. Böylece o da hikayenizin sonuna kadar size bağlı kalır. Hikaye doruk noktasına (climax) doğru yaklaştıkça momentum da artmalıdır. Yazdığımız çok komik. çok heyecanlı ya da çok duygusal bir sahneyi. Yazdığınız bir hikâyeyi senaryoya dönüştürmeden önce bu listeye bakarak incelerseniz. bir sonraki sahned neler olduğunu tahmin etmeye çalışır.) Mizahta da aynı durum söz konusudur. Bunun için de kahramanınızın çok net belirlenmiş bir dış motivasyona ihtiycı vardır. "Matrix 2"deki o uzun araba kovalama sahnesi ve 3'ün finalindeki o uzun savaş sahnesi bana biraz tatsız gelmişti. Ama her zaman haklı çıkmak istemezler. komedi ve dramalar için de geçerlidir.si kadar sevmedim. hikayenin nereye doğru gideceğini belli edin. Örneğin "Gladyatör" filminde Maximus'un önüne çıkan diğer gladyatörler filmin sonuna doğru daha usta savaşçılar arasından çıkıyordu. sahne yazımı. Açılışta. diğer konulara (örn. (varsa) eksiklerini daha kolay görebilirsiniz. bir noktadan sonra etkileyiciliğini kaybediyordu. 1) Senaryodaki her sahne.

Önceden ipucu vermek.) olduğunu filmin ilk yarısı boyunca sadece biz seyirciler biliriz. Syberdyne şirketinde bir kapıyı açarken kullanır. aynı zamanda onun en büyük rakibi olan Joe Fox (Tom H. (Bu kadının babası polis olabilir ve kızına zaman zaman arka bahçede silahla atış yaptırmış olabilir. Kaderinin kontrolünü eline alır ve kehanetin aksine adamı öldürmekten vaz geçer. olay ya da durum başlangıçta tam olarak açıklanmazsa ya da kahramanın hikaye boyunca bir sorunun cevabını bulması gerekiyorsa. filmin kahramanı John Anderton'un. 9) Okuyucuda merak uyandırın. Çünkü bu davranışın gerçekleşebileceğine dair daha önce bize hiçbir ipucu sunulmamıştır. 97 . küçük bir çocuğun elektronik bir kapıyı açmasına inanmazdık ve film de inandırıcı olmazdı. Bazen seyirciyi şaşırtarak onları. Biz de "ne oluyor burada?" deriz. Örneğin eğer sıradan bir kadının hikayenin bir noktasında eline silah alıp isabetli atışlar yapmasını istiyorsak. kehanette öngörüldüğü gibi oğlunun katilini öldüreceğini zannederiz. çünkü özdeşleştiğimiz kahramanın katil olmasını istemeyiz. 10) Hikayenin önemli olaylarının ipucunu önceden verin (foreshadowing). "Terminator 2" filminde ise "önceden ipucu verme" yönteminin doğru kullanımını görürüz: John Connor'ı (çocuk) ilk tanıdığımızda. Seyirci kahramanların. Leo Crow (John'un oğlunu öldürmüş gibi yaptığı takdirde ailesi para alacak kişi) kendini John'a zorla öldürtür.7) Okuyucuya üstün pozisyon verin. bunun ipucunu önceden vermeliyiz. Örneğin "Azınlık Raporu" filminin çok kritik bir sahnesinde. kendisinin zaten bildiği şeyi öğrendiğinden olacakları görmeyi bekler. "Terminator 3"teki senaryo hatalarından biri budur: Film boyunca sakin bir veteriner olan Catherine Brewster filmin finalinde eline bir otomatik tüfek alır ve çok isabetli bir biçimde ateş eder. Bir karakter. Bu yeteneğini daha sonra. Örneğin "Mesajınız Var" (You've Got Mail) filminde Kathleen Kelly'nin (Meg R. Kahramanımız gerçekten de (istemese de) katil olmuştur. Yani izleyici / okuyucu filmdeki karakterlerin bilmediği bir şeyi bilsin. ama her zaman seyircinin / okuyucunun olacakları önceden tahmin etmesini istemezsiniz. Bu teknik. Benzer bir film olan "Dark City"de de bu acayip şehirde neler olduğunu öğrenmek için filmin sonuna kadar heyecanla bekleriz.) Böylece o sahne daha inandırıcı olur.) yazıştığı ve aşık olduğu adamın. karakterlerin hareketlerini ya da yeteneklerini daha inanılır kılar. "Bourne Identity" filminde Jason Bourne'un (Matt Damon) gerçek kimliğini keşfetme sürecine biz de gönüllü olarak katılırız. Kısa bir süre sonra John bunu yapmaktan vazgeçer. Bir anda bütün beklentilerimiz suya düşer. daldıkları güvenlik duygusundan çıkarabilirsiniz. çalıntı bir kredi kartıyla bir bankadan para çekmektedir. kehanet sistemi işlemektedir. Biz de büyük bir heyecanla olacakları bekleriz. Biz de rahatlarız. 11) Karakterin değiştiğini ve geliştiğini göstermek için bazı durumları. Beklentiyi yaratan şey. Bu noktada film inandırıcılığından bir şeyler kaybeder. seyirci sonucu öğrenmek için hikayeye bağlanır. Eğer en baştaki para çalma sahnesi olmasaydı. Beklenti çok güçlü bir yapısal araçtır. nesneleri ve diyalogları senaryo içinde tekrarlayın. vb. "Matrix" filminde "Matrix nedir?" sorusunun cevabını bulmak isteriz. beklenti yaratma tekniği ile birlikte kullanıldığında son derece etkili olur. Ama hemen sonra. 8) Seyirciyi şaşırtın ve beklentileri tersine çevirin. seyircinin üstün konumudur.

"Rocky"de Stallone profesyonel boksörlüğü öğrenirken "Paranın Rengi"nde Tom Cruise Paul Newman'dan bilardo tekniklerini öğrenir. Filmin daha ileriki bir sahnesinde bir grup Đngiliz askeri.Kevin Bacon). genç Jedi şövalyesi Luke Skywalker'a Güç'ün özelliklerini ve onu nasıl kullanabileceğini anlatırlar. Filmin kahramanı William Wallace. Hikayenizin önemli karakterlerinden birini tehlikeye atmak. John Connor Arnold'a "Hasta la Vista" demeyi öğretir. Bunun en güzel örneklerinden birini "Matrix"de görüyoruz. Bu olaylar. "Uzay Yolu"). gözden kaybolabilir ("Hollow Man" . Bu teknik sadece gerilim filmleri için değil. Bu sayede rakibinin darbelerini önceden görebilmektedir. arkadaşı Hamish'e karşı kullanır. Çünkü gerçek hayatta da durum böyledir: en ciddi ya da hüzünlü anlarda bile komik bir şeyler olur. çocukken çok isabetli bir biçimde taş fırlatma yeteneğine sahiptir. Ama gerçek hayatın kurallarını değiştirecekseniz. Karakterlerden birine yaklaşan bir tehlike olduğu sürece seyirci / okuyucu o karakterin o belayı atlatıp atlatmadığını öğrenmek isteyecek ve filmi izlemeye / senaryoyu okumaya devam edecektir. Bu anlatımda sonra hem kendilerinin hem de Luke'un sergilediği bazı doğaüstü yeteneklere şaşmayız. Eğer ağır bir trajedi yazıyorsanız. Son örnek de "Son Samuray"dan. Çünkü izleyici de o karakterle birlikte bir şeyler öğrenir. bu kuralların bazılarının esnetilebildiğini. seyircinin hikayeye duygusal olarak daha fazla bağlanmasını sağlar. komediler ve dramalar için de geçerlidir. kendisini pusuya düşürmek isteyen Japonlara karşı da kullanır. "Braveheart" filminde de bu teknik kullanılır. 15) Hikayenize hem mizah hem de ciddiyet katın. kendine özgü kuralları bulunduğunu.). Bu. 14) Seyirciye bir şeyin nasıl yapılacağını ayrıntısıyla öğretin. hikaye duygusal olarak daha da çekici olur. eğlenceli anlar katın. ölümü ve yerçekimini yenebilirler. bazılarının ise kırılabildiğini söyler. Đngilizleri pusuya düşürmüş olan William Wallace'tan gelen bir taştır. Filmin sonundaki kritik bir anda Arnold bu cümleyi tekrarlar. "Star Wars" 1 ve 2'de (Episode 4 ve 5) de Ben Kenobi ve Yoda. Bir senaryoda istediğiniz her şey olabilir: insanlar uçabilir ("Superman"). hikayenize arada sırada hafif. Birbirini izleyen bir kaç sahnede Morpheus Neo'ya "Matrix"in özelliklerini anlatır: Matrix'i asıl gerçeklik değil sanal bir gerçeklik olduğunu. Algren bu becerisini. 12) Kahramanlardan birini tehlikeli bir duruma sokun. Seyircinin / Okuyucunun hikayeye olabildiğince büyük bir bir duygusal bağ ile bağlanmasını sağlamak için hikayeniz "kendi kuralları içinde" mantıklı ve inanılır olmalıdır. Bu yeteneğini daha sonra köyüne döndüğünde. Bu da robotun zaman içinde insansılaştığının bir kanıtıdır. Đskoçyalıları bir köşeye sıkıştırdığında. o üzücü ânı yaşayanların duygusal olarak boşalmasına / rahatlamasına olanak tanır. sopayla nasıl savaşması gerektiğini öğrenirken. zaman ve mekan içinde hareket edebilirler ("Terminator". "aşkın" (transandantal) bir zihin haline girmesi gerektiğini öğrenir. Hatta en çok bunları görmek isteriz. Eğer kahramanın bir şeyin nasıl yapıldığını öğrenmesi gerekiyorsa. Yüzbaşı Algren (Tom C.Yine "Terminator 2"den bir örnek. 13) Hikayeniz inanılır olsun. 98 . filmin ilerleyen bir bölümünde. "Karate Kid"de Ralp Macchio'nun karatenin inceliklerini öğrenişine tanık oluruz. kurgusal karakterlerinizin ve dünyanızın parametreleri ve sınırları seyirciye net bir biçimde seyirciye açıklanmalıdır. askerlerin komutanının kafasına bir taş fırlatılır.

Bir çok film gündelik hayatını yaşayan sıradan insanları anlatır. Doruk. diziye çok güzel bir tat katmıştı. kışkırtıcı bir karakter. Ve kahramanınızın dış motivasyonunu başarıp başaramadığını net bir biçimde ortaya koymalıdır. daha sonra ortağı olacak Babaç ile yaptığı "babasız büyümek" üzerine konuşma. "Son Samuray"ın finalinde de benzer bir komiklik vardır: Samuraylar intihar niteliğindeki son saldırılarını yapmadan önce Katsumoto Yüzbaşı Algren'e. "Pulp Fiction" (Ucuz Roman) ise neredeyse tamamen bu teknik üzerine kuruludur. Doruk. Seyirci bir buçuk saattir bunu öğrenmek için beklemiştir. kahramanımızın en büyük engelle karşılaştığı andır. Dorukta Kahraman ve Düşman (Nemesis) son kez çarpışır. hatta ilginç ve sıradışı bir mekan. Etkileyici bir finalin iki öğesi vardır: doruk ("climax") ve doruk sonrası. bu yüzden ne yaptığımızın hiçbir önemi yok" diye düşünmeyin. birşeyler olacağına dair bir önsezi. Buna bizden bir iki örnek vereyim: "Çocuklar Duymasın" dizisinin bu kadar başarılı olmasının temelinde yatan özelliklerden biri. filminizin duygusal olarak en yüksek noktasını oluşturur. karakterlere ve durumlara bir derinlik katıyordu. ne kadar gülünç olursa olsun. dehşete mi düşelim bilemeyiz. (Bir bölümde Oral'ın öldüğü zannediliyor. o kadar gülmece arasına zaman zaman son derece duygusal anlar koymasıydı."Titanic"in batışından sonra Jack buz gibi soğuk suyun içinde yüzerken Rose'a "Three Star şirketine çok sert bir şikayet mektubu yazacağını" söyler. Ama her filmin başına bu kadar aksiyon koyamazsınız. Bunu yapmanın en kestirme yolu heyecanlı bir aksiyon sahnesi koymaktır. Onları muallakta bırakamazsınız. Yapılan işin ciddiyeti ile konuşulanlar arasında öyle bir tezat vardır ki gülelim mi. Bu. "Şöhretler Kebapçısı"nda da buna benzer sahneler vardı. Ticari açıdan başarılı bütün filmlerin iki ortak özelliği vardır: 1) Film hakkında yayılan olumlu söylentiler. O zaman da okuyucuyu başka bir biçimde yakalamalısınız: mizah ("Benden Bu Kadar"). Oral'ın aniden dirilip "Đsterseniz parayı ben elden götüreyim" demesiyle gülmekten yerlere yuvarlandığımı hatırlıyorum. Bunun tersi de geçerlidir: Komedi yazıyorsanız. Gerçekten çok duygusal bir andı. Ali Kıran'ın evine yeni taşındığı sırada. Hikayenizin doruğu ile ilgili hiçbir belirsizlik olamaz. Eğer filminizin etkileyici bir finali olmazsa bunların ikisini de başaramazsınız. 3. perdenin ikinci yarısında. 17) Hikayenizi etkileyici bir biçimde bitirin. 2) Filmi tekrar tekrar izleyen seyirciler. Yüzbaşı Algren de herkesin öldüğünü söyler. Özellikle de Haluk ile Meltem'in ayrılma kararının yarattığı hüzün ve bundan haberdar olmayan diğer karakterlerin yarattığı komedi çok güzel bir tezat oluşturuyordu. o ânın ciddiyetiyle bir tezat yaratan komik bir sözdür. bütün senaryonun en önemli 10 sayfasıdır. hikayenizi ve karakterlerinizi ciddiye alın. Onları zor durumlardaki gerçek insanlar gibi sunun.) 16) Filminize etkili bir giriş yapın! Senaryonun ilk 10 sayfası. Seyirciyi derhal duygusal olarak yakalamalısınız. 99 . kendisine daha önce anlattığı "Thermapoli" savaşının neticesinin ne olduğunu sorar. Film boyunca "adam öldürmek" gibi ciddi bir iş yapan kiralık katillerin aralarında geçen geyik muhabbetini dinleriz. Kahramanınız dış motivasyonunu ya elde eder ya da edemez. Garson Oral'ın anasıyla yaptığı duygusal konuşmalar da dizinin havasını bir anda değiştiriyor. "Bu nasılsa ucuz bir komedi. "Kutsal Hazine Avcıları"nın girişindeki o muhteşem aksiyon sahnesinden sonra Indiana Jones 20 dakika boyunca bir sigorta poliçesi okusa bile seyirci "ne olacak acaba?" diye filmi izlemeye devam ederdi. bir çanta dolusu para için birbirini yiyen ekip bu parayı Oral'ın annesine yollamaya karar veriyordu.

bir gelişme. Filminizin sonu. Ama bazı filmlerde son derece kısadır ("Rocky". hikayeyi filmin sonuna taşıyan ve seyircinin doruktaki duyguları hazmetmesine olanak tanıyan sahnelerdir. (100 binden az seyirci çeken Türk filmlerine baktığınız zaman. seyircinizin duygusal olarak en tatmin edici bulacağı son olmalıdır.Doruk sonrası. (kaynak: Michael Hauge. Filmin sonundaki büyük savaş sahnesinde. yorumların çoğu gezgin'e ait) 100 . geleceğe doğru bir umut.ktan olduğunu duymayı istemez. "Er Ryan'ı Kurtarmak"). "Writing Screenplays That Sell" . filminizi mutlu bitirin. hayatın kırıcı olduğunu. ama hayatın b. görünüşte çözülmesi imkansız sorunlarla boğuşan ve onların üstesinden gelen kahramanlarla özdeşleşmeye giderler. ille de filminize mutlu son vermeniz gerektiği anlamına gelmez. seyirciye mutlu son vermek. Benzer bir durum "Er Ryan'ı Kurtarmak"ta da vardır. Seyirciler sinemaya sorunların çözüldüğünü görmeye. Tercüman Upham'a gıcık oluruz. Ama film boyunca kendisine arkadaşlık eden Şef. Bu da seyirciye bir umut ve tatmin duygusu verir. Özetle şunu söylemek istiyorum: Seyirci "hayatın zor olduğunu. insanlık durumuyla ilgili bir aydınlanma içermelidir. Özellikle de yazarlık kariyerinizin başlarındaysanız. şaşırtıcı bir biçimde bu filmlerin önemli bir bölümünün bu mesajı verdiğini görürsünüz) Son olarak: eğer mümkünse. Ama finaliniz bir biçimde insan ruhunun yüceliğini korumalı. başka işler almanızı kolaylaştıracaktır. Kendi hayatları filmde anlatılanlardan daha kötü bile olsa. ondan daha önce özdeşleştiğimiz bir askerin ölümüne izin verir. kendisinden hiç beklenmeyen bir şey yapar ve akıl hastanesinden kaçar. Ama bu duygusunun pekiştirilmesi içn 10 YTL vermeyecektir. "Guguk Kuşu"nun sonunda kahramanımız Jack Nicholson ölür. hatta hayatın traji olduğunu" duymak ister. Fakat daha sonra Upham "titreyip kendine gelir" ve daha önce kendisini kandıran bir Alman askerini öldürerek gözümüze girer. Bazen bu sahneler çok uzun olabilir (Titanic). doruğu izleyen duygusal sönme / azalma sürecidir.1988. Zaten bu yönde son derece güçlü şüpheleri vardır. Dorukta yaşanan yüksek duygulardan sonra. Bu. Bu bize insan ruhunun hapsedilemeyeceğine dair çok güçlü bir mesaj verir. Çünkü korkaklığından dolayı. Çünkü "mutlu son satar".

Daha uzun bir roman. Sizin olay örgünüz ve karakterleriniz için en uygun sıralamayı siz bulacaksınız. HAYALET ve BAĞLAM Hayalet. 3. ve 22'den daha fazla adım içerebilir. doğal ortamdan. kahramanımız amacına ulaşmak ve hayati bir meseleyi çözmeye uğraşırken. hikayenin kısa süresi içerisinde sadece 7 büyük adımı gösterebilir. dramatik akışın 22 adımıdır. bir karşı-arzu. karakterinizin hikaye boyunca geçireceği değişimin tamamını ifade etmektedir. 2. Uzun metrajlı bir film. kahramanınızın içinde yaşadığı dünyadır. Genel olarak kahramanın. Bunlar. odalardan. PROBLEM / ĐHTĐYAÇ Problem. kahramanın hikayenin başından beri karşı karşıya olduğu güçlüktür. her türlü kurgu ("fiction") yazımında büyük bir yardımcıdır. aletlerden. Hayalet. Đhtiyaç. Bu adımlar her hikayenin temel taşlarını oluşturur. daha iyi bir hayat sürmek için yerine getirmesi gereken şeydir. binalardan. Çok nadiren de olsa bir hikayede hayaletin bulunması imkansız olabilir çünkü kahraman hikayenin en başında cennet gibi bir dünyada yaşamaktadır. ama bunu nasıl çözeceğini bilememektedir. Bunlar hikayenizde ne olması gerektiğini söylemezler. yerlerden. seyirci için olası en dramatik biçimde nasıl sıralayacağınızı gösterirler. ARZU Kendiyle ilgili bir gerçeği keşfetme ("self-revelation"). KENDĐYLE ĐLGĐLĐ BĐR GERÇEĞĐ KEŞFETME. hem kahramanınızı etkiler hem de onun kişiliğinin bir dışavurumudur. Kahraman sorunun ne olduğunun farkındadır. ĐHTĐYAÇ. Bu da hikayenin türüne ve uzunluğuna bağlıdır. Đyi olay örgüleri 22 adım üzerine kuruludur. kahramanınızın psikolojik ve ahlaki ("moral") ihtiyacının kaynağını meydana getiren açık bir yaradır. Örneğin kısa bir hikaye ya da bir durum komedisi.OLAY ÖRGÜSÜ: 22 ADIM Olay örgüsü ("plot"). Bu olay. Bağlam. Bu 22 adım. Her iki hikaye bu 22 adımı biraz farklı bir biçimde işler. kahramanın içinde bulunan bir düşman. 101 . ilk önce bunları belirlemek gerekir ki hikayenizdeki diğer bütün adımlar sizi gitmek istediğiniz bir yere götürsün. ihtiyaç ve arzu. fazladan sürprizler içerir. Arenadan. kahramanınızın geçmişte yaşadığı ve onu hala rahatsız eden / etkileyen olaydır. ya da bir saatlik bir TV draması ise bu 22 adımın hepsini kapsar. Eğer bu 22 adımı incelerseniz bunların. kahramanın. Bir hikayede 22'den daha fazla ya da daha az adım bulunabilir. sokaklardan. Size olayları. kahramanınızın yapacağı yapısal "yolculuk"tur. havadan (iklimden). 22 YAPITAŞI 1. ve değerlerden meydana gelen bağlam. Bu nedenle. kahramanı eyleme geçmekten alıkoyan bir korku olarak da görülebilir. kısa bir roman. bu ihtiyacı karşılayabilmesi için büyük bir zayıflığın üstesinden gelmesi gerekir. sosyal aşamadan. 22 adım. farklı eylem hatlarının hikaye içinde bir kilim gibi dokunmasından meydana gelir. Ama bunları uygularken esnek olun. kahraman ile düşman arasında yaşanan mücadelenin ayrıntılı bir koreografisini sunduğunu görürsünüz.

5. asıl istediğini arzunun şiddetini ve onu elde etmek için ortaya konanların değerini artırmak. Bunun sonucu olarak kahraman mutludur . bir ya da daha fazla sorunu vardır. ve hem kişisel hem de ahlaki bir ihtiyacı vardır. ARZU Arzu. dışarıdan gelen ve kahramanın bir amaç edinmesini ve harekete geçmesini sağlayan bir olaydır. arazinin. Bu da ortalarda hikayenin yavan olmasına ve kendini tekrarlıyor hissi vermesine engel olur. sorunu ve ihtiyacı hep birlikte düşündüğünüz zaman. Hikayenin en başında . bağlamı. Kahramanın "kendiyle ilgilili olarak keşfedeceği gerçek". onlarla ilgili hikayeler son derece yavaştır. Ama bunun kahraman dışında kimse üzerinde olumsuz bir etkisi bulunmaz. Hayaleti. kişinin başkalarına karşı doğru bir biçimde davranmayı öğrenmesini gerektirir. Kahramanın bir zayıflığı vardır. HIZLI AÇILIŞ: Okuyucuyu ilk 10 sayfada yakalamayı amaçlayan bu klasik açılış aslında bir çok unsurdan meydana gelir. Louis" bu sıcak. Bir çok iyi hikaye bu açılışı kullanır. Amaç hikayenin başında düşük düzeyde olmalıdır ki hikaye ilerledikçe gittikçe artsın. Kahramanın güçlü bir hayaleti vardır. Anahtar Kural: Hikayeniz için gerekli olan ideal ya da gerekli tetikleyici olayı bulmak için. hikayenin başından beri yaşamakta olduğu sorunları aştığı hissini vermelidir. Örneğin "Sunset Boulevard" filminde Joe. hikaye anlatım sanatında üç tür açılış olduğunu görürsünüz: TOPLULUK (CEMAAT) AÇILIŞI: Burada karakter. Bir başka deyişle en iyi tetikleyici olay. varsa bile bu sorun son derece önemsizdir . Ahlaki bir ihtiyacı olan bir karakterin her zaman başkası üzerinde doğrudan olumsuz bir etkisi vardır. gerçek arzusunu öğrenmek olduğu için. bir kölelik dünyasında yaşamaktadır. bu tür hikayelerin ilk üç çeyreği ilginçlikten ve momentumdan yoksundur. ya da onda birşey eksiktir. YAVAŞ AÇILIŞ: Yavaş açılış. Kahramanı bu felç halinden çıkartıp harekete zorlayacak bir olay gereklidir. ihtiyaçtan arzuya geçiştir. Oysa kahraman. Joe arabasını Norma Desmond'un bulunduğu yola sapar ve adamlardan kurtulduğunu düşünür. arabasını ele geçirmek isteyen iki kişi tarafından kovalanırken. Şunu aklınızdan çıkarmayın: yeni bir arzu hattı yaratmak istemiyorsunuz. kahramana. Tetikleyici olay. Bu tür açılışlar daha çok bir amacı olmayan kahramanlara odaklanan hikaye türlerinde görülür. 4. insanların ve teknolojinin mükemmel bir uyum içinde olduğu bir cennet içinde yaşamaktadır. Saldırı kısa bir süre sonra. Bir başka deyişle kahramanımız hikayenin başında diğerlerini incitmektedir. Oysa içinde asla çıkamayacağı bir tuzağa düşmüştür. bu olay nedeniyle hayatının en büyük güçlüğünün içine düşmüştür.kahraman bir şekilde paralize (felç) olmuştur. Bu gibi insanlar var olmakla birlikte.ihtiyaç/sorun aşamasında . Ahlaki bir ihtiyaç. TETĐKLEYĐCĐ OLAY Tetikleyici olay. 102 .Psikolojik bir ihtiyaç son derece kişiseldir.hiçbir sorunu yoktur. kahramanın hikayedeki özel amacıdır. yazarın hiçbir açılış yapısını koymadığı bir açılış değildir. cemaat açılışının bir örneğidir. Sadece "Rıhtımlar üzerinde" (On the Waterfront) ve "Asi Gençlik" (Rebel Without A Cause) gibi az sayıda film bu tür hikayeleri başarıyla anlatabilmiştir.ama aynı zamanda saldırıya da açıktır. arabanın lastiği patlar. ya içeriden ya da dışarıdan gelecektir. "yağmurdan kaçarken doluya tutulmak" deyimini aklınızda bulundurun. "Meet Me in St.

Gizem ve dedektif hikayeleri. Kral Lear. onu sonra yenmelidir. kendisini öyle (müttefikmiş gibi) hissetmeye başlar. iki bölümden oluşan bir görevi vardır: önce düşmanın kim olduğunu bulmalı. Eğer kahramanı doğru bir biçimde yaratmazsanız. kralın gerçekten de babasını öldürüp öldürmediğini bilmemektedir. Kahramanınız ya o zayıflığı yenip gelişecektir (büyüyecektir). hikaye güzel bir biçimde ilerleyecektir. kahramanın dostu gibi görünen ama aslında düşmanı olan ya da düşmanı için çalışan bir karakterdir. kahramanınızın en büyük zayıflığına en iyi şekilde saldırabilecek düşmandır. 8. DÜŞMAN-MÜTTEFĐK Düşman-müttefik. hangi kızının kendisini gerçekten sevdiğini bilmemektedir. ve hem kahramanı hem de seyirciği buzdağının su altında kalan bölümünü de görmeye ve hikayenin sonunda kahramanı gerçekte neyin beklediğini keşfetmeye zorlar. düşmanı (rakibi) yenip amacına ulaşmasında kendisine yardımcı olacak müttefikler bulur. normal hikayelerde düşmanın hikayeye girdiği ana denk gelen bir zamanda hikayeye sokulur. eksik bir unsurun yerini doldurmak için gizeme ihtiyac duyarlar. Bu da kahramanın işini çok daha zorlaştırır ve başarısını bçok daha büyük bir hale getirir. hikayenin sonuna kadar düşmanı kasten gizledikleri için izleyicinin. "Her zaman en ilginç karakterle ilgili hikayeyi yazın" kuralı. Doğru düşman. Müttefik. kahramanın fikirlerini paylaştığı sığ bir insan değildir. Kahramanın müttefikiymiş gibi davranarak. Gizemin (gizliliğin) düşmanla iki şekilde bağlantısı vardır: Gizli bir düşmanı yenmek çok daha zordur. onu geliştirmek için nispeten az bir zaman olmasına karşın. Othello da Iago'nun kendisinin peşinde olduğunu bilmez. ya da yok olacaktır. Örneğin "Oz Büyücüsü"nde Korkuluk bir beyin istemektedir. kahraman ile düşman arasında süregitmesi gereken çatışmanın yerine bir şey koyması gerekmektedir. ama hikaye anlatıcı için son derece faydalı bir araçtır. Püf Noktaları: Müttefike de bir arzu hattı vermeye çalışın. kahramanınızı tanımlamanın (özelliklerini belirgin bir hale getirmenin) en önemli yollarından biridir. Bu da. MÜTTEFĐK(LER) Kahraman belirli bir arzu elde edince. düşmanın gerçek gücünü keşfederken attığı adımlar tarafından belirlenir. müttefikin tam bir insan gibi görünmesini sağlar. Eğer düşmanı doğru bir biçimde yaratırsanız. Örneğin Hamlet. kahramanın. Bir çok hikayedeki olayların sırası. düşmanın gücüne derinlik katmanın mükemmel bir yöntemidir.6. Bu karakter her zaman hikaye sırasında büyüleyici bir değişim gösterir. Böylece düşman-müttefik bir ikilem ile 103 . Dedektif hikayeleri. Bu her hikayedeki en önemli ilişkidir. Bir müttefik. eski ama güzel bir kuraldır. Düşman-müttefik. Düşman-müttefik her hikayede bulunmaz. Müttefiki asla kahramandan daha ilginç bir insan yapmayın. DÜŞMAN / GĐZLĐ Büyük hikayeler iki bacak üzerinde yürür: kahraman ve düşman. Ama iyi hikayelerde kahramanın. Bu tür hikayelerde gizem. Ortalama hikayelerde kahramanın görevi düşmanı yenmektir. 7. hikayeyi ne kadar çok tekrar yazarsanız yazın. Düşman-müttefik aslında doğası itibariyle karmaşık bir karakterdir. hiçbir şey değişmeyecektir.

sonra sinemaya giden. Bu kahraman için hikayedeki en kötü andır. Bu da kahramanın sorununu daha da artırır ve onu. onu bir karar almaya ve yeni bir yönde hareket etmeye zorlayan büyük bir bilgi edinir. ama şu anda yaptığın şey yanlış" der gibidir. Örneğin bir aşk hikayesinde. planını değiştirmeye ve seyirciyi şaşırtmaya itmelidir. değerlerini ve yaşam biçimini sorgulamaya iter. Güçlü bir düşman bir plan yapmalı ve kahramana saldırmaya başlamalıdır. düşmanın da bir planı vardır. Bu bilgi aynı zamanda kahramanı. DÜŞMANIN PLANI VE ESAS KARŞI-SALDIRI Kahramanın nasıl bir planı varsa ve kazanmak için çeşitli girişimlerde bulunuyorsa. 12. Düşmanın hareketleri kahramanı. Dikkat: Kahramanınızın bu planı baştan sona aynen uygulamasına imkan vermeyin. kahramanın düşmanını yenmek ve amacına ulaşmak için kullanacağı yönergeler bütünüdür. 14. 104 . ona "Ben. EYLEMLER Eylemler. gelişmelidir. kahramanın planı le başlar ve görünüşteki (zahiri) yenilgiye kadar devam eder. arzusunu ve motivini ya da eyleme geçme nedenini değiştirmeye iter. 10. kahramanın düşmanı yenmek ve kazanmak için giriştiği faaliyetlerdir. Püf Noktası: Eylemler sırasında hikaye kendini tekrarlamamalı.karşı karşıya kalır: düşman için çalışmaktadır ama kahramanın kazanmasını ister. Müttefikin saldırısı hikayeye ikinci bir çatışma düzlemi katar (birinci çatışma düzlemi kahraman ile düşman arasındakidir). KENDĐYLE ĐLGĐLĐ 1.gg). 13. sonra da parka giden aşık karakterler hep aynı vuruşu yapmaktadır. Eylemler sırasında kahraman genelde düşman karşısında yenilgilere uğrar. GÖRÜNÜŞTEKĐ (ZAHĐRĐ) YENĐLGĐ Eylemler sırasında kahraman düşman karşısında yenilmektedir. Müttefik kahramanın vicdanı haline gelir. Bunun sonucunda kahraman umutsuzluğa kapılır ve sık sık gayri ahlaki eylemlerde bulunmaya başlar. (En güzel örneklerinden birini "Buz Devri 1"deki Diego'da görüyoruz . 11. Kahraman amaca ulaşamayacağını ve düşmanın kazandığını düşünür. PLAN Plan. Başarılı olmak için gayriahlaki hareketlerde bulunmaya başlar. Her hikayenin en büyük bölümü olan eylemler. Genelde kahraman kendi eylemlerini savunmaya çalışır ve müttefikin eleştirilerini kabul etmez. Hikayenin üçte ikisi ila dörtte üçü civarında kahraman görünüşte bir yenilgi yaşar. 9. MÜTTEFĐKĐN SALDIRISI Eylemler sırasında kahraman umutsuzluğa kapılır. GERÇEĞĐ KEŞFEDĐŞ VE KARAR: ARZUNUN VE MOTĐVĐN DEĞĐŞMESĐ Hikayenin bu aşamasında kahraman. Bir başka deyişle hikayede hep aynı vuruşu ("beat") yapacağınıza eylemi değiştirin. hedefine ulaşmanda sana yardımcı olmaya çalışıyorum. Bu da müttefikin kahramana karşı çıkmasına neden olur. önce plaja giden.

Bu yuvarlanma sırasında bir kaç defa bazı tümseklere çarpılacak. Bu da seyircinin kahramandan uzaklaştırılmasına (koparılmasına) yarar. ama herşeyin açıkça bitmiş gibi göründüğü tek bir an olmalıdır. Bu olay üzerine kahraman tekrar oyuna girmeye ve tekrar amacın peşinden gitmeye karar verir. (Matrix 1 filminde bu an. arzu ve motivini değiştirmeye de sevk eder. Hikayenizde düşman-müttefik yoksa bile. bir fıçının içinde tepeden aşağı yuvarlanması gibi düşünün. kahramanın müttefiki gibi görünen bir karakterin aslında düşman olduğunu ya da esas düşman için çalıştığını öğrenir. Hikayede sadece tek bir görünüşte yenilgi olmalıdır. kazanma arayışı içinde zalimleşir. her türlü hikayenin genel yapısında önemli bir vurgu anını teşkil eder. böylece seyirci kahramanın geçirmekte olduğu değişim sürecinin tamamını görmeye başlar. Aksi takdirde hikaye şekilden ve dramatik güçten mahrum olur. düşmanı yenmek için ihtiyaç duyduğu herşeyi öğrenir. Daha önce hedefe ulaşmak için bir cazibe hissetmekteyse de şimdi hedefe ulaşmak onun için bir takıntı haline gelmiştir. GERÇEĞĐ KEŞFEDĐŞ ve KARAR Üçüncü gerçeği keşfediş. Bu ikinci ifşaatın kahraman üzerinde ateşleyici bir etkisi vardır. Böylece bu bilgi sayesinde güç kazanmışsa da. bu anda kahraman. gizli olarak yapılan bazı eylemleri dramatik ya da görsel bir biçimde gösterir. kahramanın değil ama seyircinin çok önemli bir bilgiyi öğrendiği andır. Kahraman kazanmak için gerçekten de herşeyi yapmaya hazırdır. Seyirciye yapılan açıklama sırasında seyirci ilk kez kahramandan önce bir şey öğrenir. seyirciye yapılan açıklama.Görünüşteki yenilgi. Genelde -ama her zaman değil. Seyirciye. Kahraman hikaye boyunca çeşitli gerilemeler yaşayabilir ve yaşamalıdır da. birkaç nedenden dolayı son derece değerli bir andır. en sonunda da bir tuvara toslanıp fıçı parçalanacaktır.) 17. kahramanın mücadele etmekte olduğu kişilerin gerçek gücünü gösterir. Burada da hikaye yeni bir yön kazanır. 3. Kısacası kahraman. SEYĐRCĐYE YAPILAN AÇIKLAMA Seyirciye yapılan açıklama. Seyirciye. Đkinci ifşaat kahramanı. En önemlisi de seyirciye yapılan açıklama seyirciyi kahramandan ayırır. yaşadığı şeyin sadece görünüşte bir yenilgi olduğunu ve zafere hala ulaşabileceğini anlaması için böyle önemli bir bilgi alması gerektiği açıktır. bir ifşaat yaşar. Kahramanın. 15. 16. seyircinin Cypher'ın hain olduğunu öğrendiği andır.seyirci. Bu olayı. Seyirci kahramanın gerçekten de işinin bittiğini düşünmelidir. Aynı zamanda kahramanı yenildikten sonra ayağa kalkara hikayenin sonunda kazanmaya zorlar. 105 . Bir çok hikayede seyirciler bilgileri kahramanla aynı anda öğrenir (Fars türü komediler bir istisna teşkil eder). Genelde hikayenin yavaş bir bölümünde heyecan verici bir duygu patlaması sağlar. Görünüşteki yenilgi kahraman açısından büyük ve mahvedici bir an olmalıdır. eylemler sırasında yaşamaya başladığı ahlaki inişinde devam etmektedir. ĐKĐNCĐ GERÇEĞĐ KEŞFEDĐŞ ve KARAR: TAKINTILI GÜDÜ. DEĞĐŞEN ARZU ve MOTĐV Görünüşteki yenilgiden sonra kahraman hemen her zaman ikinci bir gizli bilgi öğrenir. gerçeği keşfedişlerin en büyüğüdür.

mümkün olan en dar alanda gerçekleşir. 106 . 19. geçit. hangi eylem ya da yaşama tarzının daha üstün olduğunu açıkça görmeye başlar. Savaş. hangi düşüncelerin. En az ilginç olan savaş şekli. hangi değerlerin daha üstün olduğu ilgilendirmelidir. Kahraman şöyle düşünür: "Eğer hayatımın bir amacı olacaksa. KAPI. GEÇĐT. "On the Waterfront"un sonunda Terry Molloy'un yaptığı gibi. KENDĐYLE ĐLGĐLĐ GERÇEĞĐ ÖĞRENME Savaş sınamasını yaşayan kahraman değişime uğrar. inandığım şeyleri savunmak için mücadele vermeliyim. Kahramanın seçenekleri azalır. birleşir)." Kapı. SAVAŞ Savaş. kahraman üzerindeki baskı neredeyse dayanılmaz bir hal alır. Bu fark ediş kahramanı çatışmadan alıkoymak yerine. Kahraman. Đlk kez kendisinin kim olduğunu çok derin bir biçimde öğrenir. Bu an sırasında: Bütün karakterler ve bütün eylem hatları bir arada toplanır (bir araya gelir. Hikayenin teması. Tam aksine. ÖLÜMÜ ZĐYARET Hikayenin sonlarına doğru kahraman ile düşman arasındaki çatışmanın şiddeti artarken. onu savaşa girmeye sevk eder. tarafların uğruna savaştığı değerlerin en açık ifadesi olmalıdır. 18. Bu değerler çatışmasında seyirci. kahraman düşmanla ilgili nihai gerçeği öğrenir. hangi gücün daha üstün olduğu değil. Dahası. çatışmadan kaçınmak isteyebilir diye düşünebilirsiniz. Ya da kahraman savaştan sonra geçitten geçebilir. kimin amacına ulaşacağını belirleyen nihai çatışmadır. görünüşteki yenilgi sırasında ölümü ziyaret edebilir. hayatın sonlu olduğunu görür. Eğer düşman-müttefik yoksa. Ama bu benzerlik içerisinde kahraman ile düşman arasındaki farklılık da en belirgin haldedir. büyük. çünkü artık düşmanla açık bir biçimde savaşabilecektir. Kahraman genelde ihtiyacını giderir ve arzusunu yerine getirir. Son olarak kahraman dar bir kapıdan geçmek ya da uzun bir geçit (koridor) boyunca ilerlemek zorunda kalır. kahraman "ölüm"ü ziyaret eder. ve ölümü ziyaret sık sık hikayenin diğer bölümlerinde de bulunabilir. Bizi asıl. izleyicinin zihninde en açık haliyle tezahür eder. tıpkı Yıldız Savaşları'nın finalindeki siper savaşı gibi. Bu savaş. bu bilgi kahramanı daha güçlü kılar. Kahraman son savaş sırasında geçit boyunca ilerleyebilir. 20. Örneğin kahraman.Eğer hikayenizde bir düşman-müttefik varsa. Kahraman düşmana çok benzemektedir. gerçek düşmanının ne kadar güçlü olduğunu öğrendiğinde. kahraman bu anda seyircinin düşman-müttefik hakkında zaten bildiği şeyi öğrenir. şiddetli bir çatışmadır. kahramanın geçmek zorunda olduğu yer daralır. Modern hikayelerde ise kahraman kendi ölümlülüğünü farkeder (hisseder). Aldatıcı dış görünüş şok edici bir şekilde ortadan kalkmıştır ve gerçek benlik açığa çıkmıştır. Efsanelerde kahraman gerçekten de yeraltı dünyasına gider ve ölüler ülkesinde kendi geleceğini görür.

ya da onu daha güçlü kılar. kahraman için sarsıcı (tahrip edici. AHLAKĐ KARAR Kahraman. yok edici) olmalıdır. sadece kulağa hoş gelen sözcükler ya da yaşamla ilgili basmakalıp sözler olmamasına dikkat edin. YENĐ DENGE Arzu yerine getirildikten ve ihtiyaç karşılandıktan sonra (ya da trajik bir biçimde karşılanmadan bırakıldığında) herşey normale dönüşür. Kahraman. Ama arada büyük bir fark vardır. Kahramanın o ana kadar sahip olmadığı yeni bir bilgi içermelidir. iyi eylem biçiminden biri arasında seçim yaptığı andır. Eğer kendiyle ilgili gerçeği öğrenmek psikolojik olduğu kadar ahlaki de olacaksa. kendisi hakkında öğrendiği gerçeğin bir kanıtıdır.Kendisi hakkındaki gerçek ile karşılaşmak kahramanı ya yok eder . Harika bir "kendiyle ilgili gerçeği öğrenme" şöyle olmalıdır: Daha fazla dramatik etki yaratabilmesi için ani olmalıdır.) 107 . kahramanın dönüştüğü yeni kişiyi görürüz. 22. Kahraman. Ahlaki karar. Kahramanın bu eyleminde. Dikkat: Kahramanın kendisi hakkında öğrendiği şeylerin gerçekten anlamlı olmasına. Ahlaki karar kahramanın. kendisi hakkında öğrendiği yeni şey ile artık daha üst ya da daha aşağı bir pozisyondadır. (Kaynak: John Truby'nin "Blockbuster" adlı senaryo yazma programının "HELP" bölümü. Olumlu ya da olumsuz bir şekilde. 21. başkalarıyla olan ilişkilerinde hangi hataları yaptığını fark etmelidir. Bu eylem biçimlerinden her biri belirli bir değer ve yaşam tarzını temsil etmektedir. kendisi hakkında bir gerçeği öğrenip doğru davranma yöntemini öğrendikten sonra bir karar almalı ve ahlaki bir biçimde hareket etmelidir."Oedipus Rex" ve "The Conversation"da olduğu gibi . o zaman kahraman bu anda başkalarına karşı doğru davranma biçimini de öğrenmelidir.

Ama olacakları da aynen göstermezsiniz – okuyucularınız olacak olayları tamamen görmek istemezler. kendi kişisel gündemini bırakıp başka bir şeyle ilgilenmesi için çok iyi nedenler olmalıdır. hikayenin başlangıcından önceki olaylar hakkında “flashback”ler. Đyi huylu bir adam. Her şey kötü adamın istediği gibi olmaz. Gökten inen “Deus ex machina” çözümler kabul edilemez. ister hedeflenen doruk anı (“climax”) için olsun. diğer karakterlerin gündemi ile çatışarak ya da uyuşarak değişikliğe uğrar. okuyucunuzu onun önemine çok 108 .. açıklamalar veya sonuç çıkarmalar ile bilgi verebilirsiniz. vb. Güçlük Đçindeki Karakterden Doğar. Bu sorunun cevabı “okuyucuyu. bu gündem. bu konuşma. hikayede önceden sezdirilmelidir. Eğer gerekirse daha sonra. (yapması anlamlı olduğu için değil) sadece okuyucuyu heyecanlandırmak için sıra dışı şeyler yapar. okuyucuyu hikayenin sonundaki zirveye hazırlamak ve böylece bu zirvenin hem akla hem de hikayenin temasına uygun olmasını sağlamak için” olmalı. yer ya da nesne. hele de karakterleriniz bunları kendileri göremeyecek kadar aptalsa. Senaryonuzdaki bir unsurun gerekliliğini test etmek için kendinize şu soruyu sorun: Neden o yer değil de bu yer? Neden o isim değil de bu isim? Neden başka bir şey değil de bu eylem. tanım itibariyle melodramatiktir. Bütün adlar. Eğer böyle nedenler yoksa hikaye çok şey kaybeder. Eğer kahraman kuzey batıya gidiyorsa ve kötü adam da kuzey doğuya gidiyorsa. hikaye onları aşağı yukarı kuzeye doğru götürür – en azından ikisinden biri bir avantaj elde edene kadar. stres altında bu bastırılmış yön ortaya çıkabilir. bütün eylemler ve olayların bir amacı olmalıdır. Hikaye. olayların son derece kritik ve geri döndürülemez bir hal aldığı bir anda başlamalıdır. 6-) Önemli Unsurları Daha Önceden “Sezdirin” Hikayenin ilk bölümü bir tür kehanet gibidir. Đkinci bölümü ise bu kehaneti gerçekleştirir. sonra da baskı altında doğaçlama olarak yeni yollar bulmak zorunda kalırlar. hikayenin teması ile ilgili bir mesajı okuyucuya aktarabilmek içn. Bir karakterin. her ikisi de birbirlerine engel olurlar. 2) Hikaye. hedeflerine. Yalnız bu stresin de hikayenin koşulları göz önünde bulundurulduğunda akla uygun olması gerekmektedir. 5-) Olay Örgüsü “Hikaye”den Çok Daha Önce Başlar. Karakterin yaşadığı aciliyet hissini paylaşmayabiliriz ama yapmakta olduğu şeye neden bu kadar önem atfettiğini anlayabilmeliyiz. karakterine hiç uymayan saldırgan bir hareketle ulaşamaz. kahramanınızı kurtarmak için şapkadan tavşan çıkaramazsınız. hikayenin akla uygun olduğuna ikna edebilmek için. 4) Bir Hikayedeki Olay Örgüsü.. Hikayedeki her şeyin bir önemi olmalıdır: bu ister simgesel olsun. Tek Tek Karakterlerin Olay Örgülerinin Bir Sentezidir.OLAY ÖRGÜSÜ YARATMANIN 10 KURALI 1) Hiçbir Şey Rasgele Gerçekleşmemelidir. Her önemli karakter. Đşin püf noktası şudur: hikayeniz için gerekli olan şeyi. Gerçek bir motivasyon olmadan hareket eden bir karakter. bütün yerler. 3) Her Karakterin Kendi Kişisel ve Acil Gündemi Vardır. Her karakterin kendi kişisel gündemi vardır. Ama bu adamın karakterinin bastırılmış yönü ile ilgili az da olsa bir şeyleri önceden göstererek okuyucuyu hazırlamışsanız. aynı şey kahraman için de geçerlidir.

Ya da kahraman ölür. bildiğimiz ama yeterince önem vermediğimiz bir şeyden kaynaklanmalıdır (“Carlito’nun Yolu”. her tepki. çok dikkatli bir biçimde hazırlanmalıdır. sadece olaylara tepki verir.gg). Eğer kahramanın sonunun felaket olacağını biliyorsak bile. karşı-itiş. Hikayenin genel yapısı açısından baktığımızda. bireyin toplumla olan ilişkisinin hikayesidir. karakterlerin kimliklerinin bir yönünü açığa çıkarmalıdır. hikayenin başlarında. Olay örgüsünü oluşturan unsurlar. bu soyutlanmanın bir sembolüdür sadece. Bazı durumlarda. 10-) Olay Örgüsü Karakteri Dramatize Eder Eğer bütün edebiyat. öykünün gidişatını etkileyecekse. 8-) Đronik Olay Örgüleri. Sadece iş olsun diye konan olay örgüsü unsurları – bir dövüş. Ama bir noktada. 7-) Ne Tür Bir Hikaye Anlattığınızı Unutmayın Her hikaye. Yüzeysel Anlamları Tersyüz Ederler. karşı-itiştir. uğursuz bir haber – olaya dahil olan karakterlerin kişiliklerini aydınlatmıyorsa. hikayenin bir üst vitese geçtiği andır. kahramanın karakterinin belirlenmesine yardımcı olur ve onu. 9-) Kahraman En Sonunda Olayların Kontrolünü Ele Geçirmelidir. Oğlanın kızı elde ettiği bir komedi bile olsa. Buna karşılık okuyucu. toplumdan soyutlanmış birinin mevcut bir topluluğa kabul edilmesi ya da kendi topluluğunu oluşturması yoluyla elde ettiği “toplumla bütünleşme”yi anlatır. ama bunu yaparak toplumsal olarak kabul edilebilir bir hale gelir – ya bir şehir olur ya da bir kurtarıcı. Özellikle de şans ve rastlantı. Her sahnenin kahramanın önüne bir sorun çıkardığını söyleyebiliriz. Kaynak: Crawford Kilian 109 . hikayeye gereksiz yere yük olurlar. olan olaylardan bazı dersler almıştır ve şimdi bunları hikayenin zirvesine yaklaşırken kullanacaktır. eli açık ya da cimri olma fırsatları vererek karakterlerin kimliklerini dramatize ederler (canlandırarak gösterirler). bir olay örgüsü aracıyla dramatize etmediğiniz (canlandırarak göstermediğiniz) bir karakter özelliğine inanmayacaktır. hikayenin ileri bölümlerinde olacak daha ciddi çatışmalara (ve karşı-itişlere) müsait bir pozisyona getirir. olay örgüsü bu arayışın yol haritasıdır. Trajik bir hikaye ise. Bu fırsatlar. Burada. olayların denetimini ele geçirmeye çalışmalıdır. cesur ya da korkak. insanın kim olduğunu arayışın bir hikayesi ise. aptal ya da zeki. “Cesuryürek” –gg). Her olay. birden fazla itiş ve karşı-itiş olabilir. Olay örgüsü ne tür bir hikaye okuduğumuz hakkında bizi belirli bir ölçüde muallakta tutmalıdır. normalde arzulanan bir hedef bize çok itici gelir: kahraman biriyle evlenir. cinsel yakınlaşma. Bu bir “karşı-itiş”tir. Bu bütünleşme genelde bir evlilik ya da şölen ile sembolize edilir.uyandırmadan koyun. komik zirve (oğlanın bunun nasıl başardığı) bizim için bir sürpriz olmalıdır (“Nottin Hill” . kahramanın ilk planı başarısız olduktan sonra ortaya çıkar. bu düşüş. bu karşı-itiş genelde. ama yanlış kızı seçer ve hikayeyi bir trajediye çevirir. Komik bir hikaye. onun tepkisi. Ölüm. Her hikayede kahraman bir süre pasiftir. anlatmakta olduğunu hikayeye uygun şiddetli baskılar şeklinde gelirler. toplumla bütünleşik bir insanın toplumdan soyutlanmasını anlatır.

yazacağınız senaryonun kaderini olumlu yönde etkileyebilir. Geleneksel anlatım tarzları ile çelişkili yaklaşımlar benimsenir. bu kurallar doğrultusunda. Bu tür hikayelerin net. Bu tür hikayelerin kesin. ÖRNEKLER: Thelma ve Louise. bu kurallar sayesinde. Olayların geçtiği ortam (dünya. hikayeleri üç ana yapı grubuna ayırıyor. Yani hayatı yöneten sabit kurallar olmayabilir. Minimalist hikayelerde birden fazla kahraman olabilir. vb. 2) MĐNĐMALĐST YAPI ("Miniplot") Minimalist hikayeler "hikayesizlik" anlamına gelmez. Minimalist hikayeler izleyicinin ilgisini ayakta tutacak ölçüde "temel hikaye" unsurlarından faydalanırlar. Bu tür hikayeler genel olarak çizgisel bir anlatıma sahiptir. "Temel Hikaye" ("Archplot") olarak da bilinir. devam eder ve biter. Wanda Adında Bir Balık. belirli sonuçlara neden olur. Yine de bu türün iyi örneklerini seyredenler evlerine "ne kadar da güzel bir hikaye" diyerek giderler. Bu kişinin somut bir amacı bulunmaktadır ve bu amaca ulaşmak için de çoğunlukla dışsal düşman güçlerle mücadele eder. Bu kahramanlar dış dünyanın gerçekleri ile değil de birbirleriyle ya da kendi iç meseleleriyle uğraşırlar ("Yeni Başlayanlar Đçin Đtalyanca"). açık bir nedensellik içinde yaşanır. Wayne'in Dünyası. Shine. Bunların neler olduğunu bilmek. "Yıldız Savaşları" ya da "Matrix". 110 . Hemen hiçbir şey muallakta kalmaz. ÖRNEKLER: Kayıp Otoban ("Lost Highway"). gerçeklik) tutarlıdır. vb. Ama bir kere bunlar oluşturulduktan sonra değiştirilmezler). Burada aktif bir kahraman ("protagonist") vardır. kahramanların yaşadığı dünya da tutarlı bir gerçekliğe sahip değildir. Perdede). Paris Texas (W. Hikayedeki olaylar. açık bir sonu vardır. Wenders).Örn. Endülüs Köpeği ("Un Chien Andalou"). ÖRNEKLER: Fatih Pelle. (Bu kurallar ille de gerçek dünyanın kuralları olmak zorunda değildir. Yani belirli nedenler. Neden sonuç ilkesindense rastlantılar önemlidir (Not: "Klasik Yapı"da da rastlantılara yer verilebilir ama neredeyse sadece 1. yani belirli kuralları vardır ve bu kurallar hikaye boyunca değişmez. Zaman çizgisel değildir.3 HĐKAYE YAPISI McKee. vb. Titanic. Hatta formel ilkelerle dalga geçilir. Yani hikaye geçmiş ve gelecek arasında gidip gelir ("Ucuz Roman"ın hangi tekniği kullandığını öğrenmiş oldunuz). Kaynak: "Story" . 1) KLASĐK YAPI ("Classical Design") Bu yapı. Yani olaylar başlar. yalnızca bunu yalın ve ekonomik bir biçimde yaparlar. Bu tür filmlerin sonunda izleyici hikayenin nasıl devam edebileceğini sinemadan çıktıktan sonra da uzun uzadıya düşünür. Bu tür hikayeler de en az "Temel Hikaye" kadar iyi bir biçimde icra edilmelidir. After Hours. Bazı şeyler muallakta kalabilir.Robert McKee. 3) ANTĐ-YAPI ("Antiplot") Bu tür hikayelerde "Klasik Yapı"nın unsurları tersyüz edilir. kendi gerçekliği içinde belirli kurallar da oluşturabilir . net bir biçimde bitmesi de gerekmez. Ayrıca bu kahramanlar pasif tipler olabilirler ("Geçmişi Olmayan Adam"). Hikaye. Olayların geçtiği.

Bu son derece anlaşılır bir duygudur. Bir sonraki yazıda. temel nitelikli bilgiler bulacaksınız. Ama şundan emin olun: izleyicilerin büyük bir kesimi. 111 . yani kendine has bazı özellikler edinmiştir. senaryonun temelini oluşturan hikayeye nasıl ulaşacağız? Burada "3 perdeli yapı" (3 Act Structure) yardımımıza koşuyor. Ama yüz yaşını yeni devirmiş olan sinemada (özellikle de ticari sinemada) daha bir "özelleşmiş"tir. Bu bir cümleden. bir çok filmin bu yapıya ne kadar uyduğunu inceleyeceğiz. Bundan sonra da. "izleyici" denen insan kitlesinin. bazı taraflarını alıp bazı taraflarını değiştirebilirsiniz. Yüzyıllar boyunca süren deneyimler sonucunda. bu yapıya uygun olarak yazılmış senaryolardan hoşlanmaktadır. uymayabilir. birileri ya da kanunlar tarafından zorla dayatılan bir şey değildir. Ama bu 3 perdelik yapı. Aristo zamanından (hatta daha öncesinden) günümüze kadar kullanılan bu yapıyı aslında hepimiz genel hatlarıyla biliriz: • • • Giriş (Serim) Gelişme (Çatışma) Sonuç (Çözüm) Bu yapı tiyatroda yüzyıllar boyunca kullanılmıştır. Bu öneriye uyabilir. Senaristin "sanatçı" yönü. ruhunda serbest uçuş halindeki duygu ve düşünceleri böyle bir kalıba sokmakta isteksiz olabilir. bir öyküyü en kolay nasıl anladığı ile ilgili gözlemlere dayanan bir "öneri"dir.CÜMLEDEN ÖYKÜYE (3 PERDELI YAPIYA GIRIŞ) Diyelim ki elimizde bir cümlelik bir senaryo fikri var. Bu yapının sinemada kullanımını yakın zamanda en iyi analiz edenler Syd Field ve Michael Hauge olmuştur. 3 perdelik yapı ile ilgili çok önemli.

bu kadar hız. 112 .ne yazık ki pek fazla ele alınamıyor. gidişatını kavradığınız bir hikaye izlemiyorsunuz. yıllık kişi başına ortalama geliri 30 bin dolar olan ülkede . Hemen hiçbir zaman koltuğunuza yaslanıp. müzikleri çok güzel. Tamamen 3 Perdeli Yapı'ya oturtulmuş bir senaryosu var. Bir gün böyle bir Türk filmi izlersem.bir film konusu olabiliyor ama yıllık ortalama geliri 3 bin dolar civarında gezinen bir ülkede . çok sıkı örülmüş bir neden-sonuç ağı ile birlikte gelince. Will Smith ve Gene Hackman çok güzel bir ikili oluşturmuşlar. Bu açıdan "The Matrix" filmine çok benziyor. (Will Smith'in en sevdiğim ikinci filmi bu.Türkiye . Thelma ve Louis) kat kat daha iyi iş çıkartabildiğinin bir kanıtıdır Devlet Düşmanı. Filmin mesajı da çok önemli: Devlet. yani "kahramanın tamamen kaybettiğini düşündüğümüz an"da ortaya çıkan çözüm (burada da "Star Wars". Blade Runner. En büyük özelliği de tekrar tekrar seyredilmeye dayanıklı olmasıdır. Filmin en büyük artısı. film seyri mükemmel bir zevk halini alıyor. çok güzel. Ama film sadece hızlı değil. Senaryodaki şaşırtmalar da çok güzel.ABD . Birincisi "Ben Robot"). Hele filmin finali. Kurgusu mükemmel.) Filmin artıları saymakla bitmiyor: bir an dahi nefes aldırmayan (yani. sadece gerektiği kadar nefes aldıran) bir ritmi var. Yan oyuncular da çok güzel olunca. arşivinizin baş köşesindeki yeri almayı ve belirli aralıklarla seyredilmeyi hak eden bir film haline geliyor. Her an karşınıza yeni bir şey çıkıyor. gözlerim açık gitmeyecek. Bölüm 4'ün finalini hatırlayın). kendi güvenliğini sağlamak için istihbarat toplarken özel hayata müdahale edebilir mi? (Bu soru. Filmin oyunculuğu. çok ama çok sağlam senaryosu.MÜKEMMEL BĐR ÜÇ PERDELĐ YAPI ÖRNEĞĐ: DEVLET DÜŞMANI Tony Scott'un zaman zaman ağabeyinden (Ridley Scott: Gladyatör.

B kolu da düşmanın yaptıklarını anlatır. Hatta çok başarılı senaryolarda. Şimdi bu filmi. hikayenizin nasıl ilerlediğine bağlıdır. yaklaşık 3 dakikadan (3 senaryo sayfasından) uzun bir süre hep aynı karakterleri görmek istemez. Bu riski sakın almayın! Başarılı senaryolarda genelde bu A . gibi karışık bir düzen de tutturabilirsiniz.. Bu nedenle (artı. Bu yöntemi kullandığınız zaman.. başka karakterleri görmek ister. Sonra eski Terminatör çocuğu yanına alır (su kanalındaki dehşet motosikletli kovalama sahnesi) ve hikaye tekrar 3 kola döner. Yani filmi izlerken bir A kolundan bir sahne izleyelim. hikayeyi kendi istediği gibi anlatmak için sıkıcı olma riskini göze almasıdır.. Film. Bu nedenle "Terminator 2" de bir kere seyretmeye başladığınızda.. C. bir B kolundan.) Ama hikayeyi 2'den fazla kola ayırmak. yeni Terminatör (T-1000). HĐKAYE KOLLARINA BĐR ÖRNEK: TERMINATOR 2 Hikayenin 4 koldan ilerlemesine ve zaman zaman bu kolların birleşmesine en güzel örnek "Terminator 2" filmidir. A-BC-D-B-A-D-C . hikayenizi oluşturan sahneler kuşbakışı olarak şöyle görünecektir : A . en azından sıkıcılık tuzağına düşmemesini istiyorsanız.. Bu. bu iki kolun birleşmesi ile son bulur. hikayenin A...B . biri John Connor'u korumaya. Tekrar 4 kollu hikayeye dönülür.B yönteminin kullanıldığını görüyoruz. hikayenizi A ve B kollarına bölün. sonra da ayrılır. B.A . sahneleri hep aynı sırayla vermek zorunda değilsiniz. 113 .A . diğeri de öldürmeye çalışan iki Terminatör'ün hikayesini anlatmaktadır. Filmin en başında hikaye 4 kola ayrılır: Eski Terminatör (Arnold).B . sahneler mükemmel yazıldığı ve ne uzun ne kısa olduğu için) 3 saatin nasıl geçtiğini anlamayız.B . hikaye kollarının çok başarılı bir biçimde ayrılıp birleşmesiyle devam eder. Bir kez daha bütün hikaye koları birleşir: hastanede. Çocuk (John Connor) ve hastanedeki annesi. Hikayeyi ikiden fazla kola ayırdığınız zaman. D gibi alt kollara ayrıldığını fark ediyoruz. Bu dört koldan üçü (terminatörler ve çocuk kolları). "Titanic" bu konuda mükemmel bir örnektir. Genelde A kolu kahramanı. Genelde filmler. Senaristliğinizin ilk yıllarında tercihiniz 2 koldan ilerleyen hikayeler olmalıdır. Bir süre sonra. Başka bir mekanı.ĐKĐ VE DAHA FAZLA KOLLU HĐKAYELER Yazdığınız bir senaryonun yüksek bir ritme sahip olmasını. "kol bazında" (çok acayip bir deyim oldu) inceleyelim: "Terminator 2" genel olarak. Seyirci bir sonraki sahnede kimi göreceğini tahmin edemez hale gelir.. Film boyunca farklı insanların hayatlarını görürüz. Zaman zaman bu iki kol kesişir. Yani sahne sıralaması her zaman A-B-C-D-A-B-C-D. Çünkü seyirci. ancak senaryo yazımı konusunda ustalaştığınız zaman kullanmanız gereken bir yöntemdir. Bu sahneden sonra kol sayısı tekrar ikiye çıkar: eski Terminatör + çocuk + annesi ile yeni Terminatör. bitirmeden başından kalkamadığınız filmlerdendir. çocuk annesini kurtarmaya karar verir. olmak zorunda değildir. (Bu karışık düzen. Bir senaristin yapabileceği en büyük hatalardan biri. Bu sahnede eski Terminatör yeni Terminatör ile kapışırken çocuk kaçar. seyirciyi şaşırtmakta da çok işe yarar. Sıkılır. Bu yöntem seyircinin ilgisini hep ayakta tutar. Hikaye kollarını ayırıp birleştirirken göz önünde bulundurulması gereken en önemli kıstas "neden-sonuç" ilkesidir. birinci perdenin dönüm noktası olan Alışveriş Merkezi ("Mall") sahnesinde birleşir.

114 . Lucas bazı sahnelerde yukarıda anlattığım yöntemi kullanmaz. izleyicinin de biraz sıkılmasıdır. Seyirci. "neden-sonuç ilkesi"ne bağlılık konusunda genelde sınıfta kalırlar. Bunun sonucu olarak biz de seyirci olarak ikna olmaz ve filmden koparız. (Hangi sahneler olduğunu söylemeyeceğim. kendi keyiflerinin istediği yere götürmek istemeleri ve bir durumun bütün olası sonuçlarını bulmak içn yeterince kafa patlatmamalarıdır. Aksi takdirde kandırıldığını (manipule edildiğini) düşünür ve filmle ve karakterlerle kurduğu özdeşleşme bağını koparır. senaristlerin hikayeyi.Bu ilke gerçekten de çok önemlidir. EV ÖDEVĐ: Bundan sonra izlediğiniz filmlerde hikayelerin kollarını bulun ve nasıl sıralandıklarına bakın. olayların nedenine ve onların kaçınılmaz sonucuna ikna olduğu sürece kendisini filme kaptırır. Hatta "ne saçma. Bir başkasının hikayesini nasıl kurguladığını izlemek çok ilginç bir deneyim olacak. kahraman şöyle değil de böyle yapamaz mıydı?" diye düşünürüz sık sık. Sonuç. Bunun nedeni. Đzleyiciler. kurdukları temelin götürdüğü yere değil. Filmin ilk yarısında arka arkaya üç adete aynı hikaye koluna ait sahne görürüz: A . Ne yazık ki Türk filmleri.A . (Alın size güzel bir senaryo kitabı ismi: "Temelinin ("set up") götürdüğü yere git!" . siz bulun).A.) Ve bir kötü örnek: SITH'ĐN ĐNTĐKAMI George Lucas'ın yazıp yönettiği Star Wars dizisinin ön-bölümlerinin ("prequel") son parçası olan bu filmde. tahmin edebileceğiniz gibi. bu başka türlü olamazdı" duygusuna kapılMAZlar. izledikleri olaylarla ilgili olarak "evet ya. hikayenin hafifçe sarkması.

ama elbisesi dikilen kişinin özgün beden yapısına göre bazı değişiklikler yapılır. terzilerin kullandığı patron kalıpları gibi düşünülebilir. filmin başarılı olma ihtimali çok daha yükselir. lige düşmüştü. daha çok. 3 Perdeli Yapı bir öneridir. Ve derdini anlatmakta yazara yardımcı olmayı amaçlar. Hatta bizzat bu yapının öngördüğünün zıddını yapan filmler de vardır: "Pulp Fiction" bunlardan biridir.3 PERDELĐ YAPI HAKKINDA BĐR KAÇ SÖZ DAHA Yazdığım bir mail'den alıntılar: 3 Perdeli (dikkat edin. Bir dosya dolusu film fikrim aniden 2. Avrupa filmleri arasında da 3 perdeli yapıyı çok gevşek kullanan ya da hiç kullanmayanlar var. Her film 3 perdeli yapıyı kullanmaz. "Perdelik" değil) Yapı ve senaryo yazımı ile ilgili diğer bilgiler hakkında ilk kez ayrıntılı bilgi edinince keyfim kaçmıştı. izleyicinin algılama örüntülerinin ("pattern") uzun yıllar incelenmesi sonucunda ortaya çıkmıştır. Bir deli gömleği değildir. hatta 3. Ve gayet de başarılılar. Kalıplar her insan için hemen hemen aynıdır. 115 . Ama işe artık şöyle bakıyorum: eğer bu bilgileri kullanarak senaryo yazarsam. Çünkü hemen tüm başarılı senaryolar bu yapıyı ve bu bilgileri kullanıyorlar.

Connie'nin kocası. Solozzo ve bu polis yüzbaşısı ile bir akşam yemeği yiyecek ve durumun ne olacağını konuşacaktır. bu düğün sahnesi. Adam yine Connie'yi dövünce. Lafı uzatmadan."BABA 1" VE 3 PERDELĐ YAPI Sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri olan Baba 1'in de 3 perdeli yapı kullandığını fark etmek. bu suikaste hemen tepki vermek ister. çünkü "işlerinden" dolayı onu bir süre göremeyecektir. Michael. Michael. bundan sonra hep yanında olacağına söz verir. Johnny'nin işini halletmesi için California'ya yollanır. filmin ilerleyen bölümlerinde farklı dramatik görevler üstlenir. Hastanedeki yatağının başında babasına. filmin iskeletinin çatılması açısından son derece fonksiyoneldir. oğulları Sonny (James Caan). Fredo (John Cazale). Ama Solozzo Luca'yı öldürür. ailenin danışmanı olan Tom Hagen. Don Corleone'ye gelerek. Filmin başında evlenen Connie'nin evliliği ise pek iyi gitmemektedir. Dönüm Noktası 3 .Serim: Film. Michael (Al Pacino). Ondan para ve nüfuz yardımı ister. Michael. Burada bir film yapımcısını ikna etmesi gerekmektedir. danslar edilirken. beni pek şaşırtmadı. Dönüm Noktası 2 . Don Corleone'nin ("Baba" . hastaneye gelen polis yüzbaşısı McCluskey tarafından yumruklanır. artık geri dönülmez bir biçimde ailesinin karanlık işlerine bulaşmıştır. Kocasından sürekli dayak yemektedir.Fırsat: Sollozzo ("Turk"). bu olaya nasıl tepki vereceğini tartışır. suikast sırasında Baba'nın yanında olması gerekirken olmayan (ve karşı tarafa satıldığı anlaşılan) Paulie ortadan kaldırılır. suikasti öğrenir ve ailesinin yanına gelir. Aşama 3 . uyuşturucu işine girmesinde kendisine yardımcı olmasını ister. şarkılar söylenir.Planlarda Değişiklik: Sollozzo'nun adamları Baba'ya suikast düzenler ama Baba beş kurşun yemesine rağmen hayatta kalmayı başarır. Sonny bu nedenle bir kere Connie'nin kocasını sokak ortasında döver.Marlon Brando) kızı Connie evlenmektedir. Tom'u rehin da alır. Yapımcı önce Tom'un isteğini geri çevirir. (Talia Shire) ailenin danışmanı Tom Hagen (Robert Duvall). Ama bu suikast sırasında 116 . ailesinin yanına dönmesini söyler. Çeşitli insanlar Baba'dan çeşitli isteklerde bulunur. ve Baba'nın yardımcı adamları Clemenza ve Tessio. Baba da onların bu isteklerini yerine getireceğini söyler. Aşama 4 . Aşama 2 . Daha önce bir savaş kahramanı olan Michael.Đlerleme : Sonny. Michael sevgilisine.Yeni Durum : Don Corleone. Orada bir kız ile tanışır ve onunla evlenir. bir düğün sahnesiyle açılıyor. Dönüm Noktası 1 . nispeten uzun olsa da. analize geçelim: Aşama 1 . Fakat bu bir tuzaktır ve Sonny bir suikaste kurban gider.Dönüşü Olmayan Nokta : Michael. Aile meclisi. Michael.Engeller/ Zorluklar : Michael Sicilya'da saklanmaktadır. ama Tom ona engel olur. Sollozzo'yu takip etmesi için Luca Brazzi'yi görevlendirir. Bu nedenle. ama daha sonra "ikna" edilir. Bu düğün sahnesinde aileyi tanırız: Don Corleone. Önce. Bir sonraki sahnede. bu yemek sırasında her ikisini de öldürür. Michael da kendisine düzenlenen bir suikastten kıl payı kurtulur. Sonny iyice sinirlenir ve adamın peşine düşer. Bu polisin Sollozzo ile bağlantısı olduğu anlaşılır. diğer yandan Don Corleone karanlık işlerini sürdürmektedir. babasına hastanede düzenlenecek olan suikaste engel olur. Filmin bu sahnesinde gördüğümüz herkes. Don Corleone onu reddeder. Bir yandan müzikler çalınır. Connie.

karısını kaybeder. Dönüm Noktası 4 - En Büyük Aksilik: Nispeten iyileşen Don Corleone, büyük mafya babaları arasında bir toplantı düzenler, ve kendisinin Sonny'nin intikamını almayacağını söyler. Bu toplantıda uyuşturucu işi ile ilgili kararlar da alınır. Mafya aileleri arasında bir barış ortamı oluşur. Ama en önemlisi, Don Corleone bu toplantıda, bunca yıldır kendisiyle gizli bir savaş yürütenin Tataglia değil de Barzini olduğunu öğrenmiştir. Aşama 5 - Son Hücum : Michael Amerika'ya döner ve babasının yerine geçer. Đşleri artık o yönetmektedir. Aile Nevada'ya taşınmaya karar vermiştir. Las Vegas'ta bir kumarhaneyi satın almak ister, ama kumarhanenin sahibi Moe Green Corleone'lerin artık zayıf olduğunu söyleyerek Michael'ı reddeder. Michael Ayrıca eski sevgilisi Kay'e (Diane Keaton) de geri döner. Don Corleone Michael'a ailenin içinde bir hain olduğunu söyler. Ona göre Barzini'nin toplantı isteğini ileten kişi, aynı zamanda haindir. Bir süre sonra Don Corleone, torunuyla sebze bahçesinde oynarken ölür. Artık ailenin başında sadece Michael vardır. Baba'nın cenazesinde Barzini, Michael'dan bir toplantı talep eder. Michael da kabul eder. Toplantı isteğini Michael'a bildiren kişi, Tessio'dur. Dönüm Noktası 5 - Zirve : Michael, kız kardeşi Connie'nin çocuğunun vaftiz törenine "vaftiz babası" sıfatıyla katılır. Bu sırada Michael'ın adamları, Corleone'lerin bütün düşmanlarını (hain Tessio ve kumarhaneci Moe Green dahil) teker teker temizler. Son olarak Michael, aileye ihanet eden ve Sonny'nin ölümüne neden olan kayın biraderini öldürtür. Artık Corleone'ler en büyük mafya ailesidir. Aşama 6 - Sonuç: Corleone ailesi, filmin başından beri kaldığı malikaneden taşınmaktadır. Bu sırada Connie gelir ve Michael'ı, kocasını öldürtmekle suçlar. Connie gittikten sonra, karısı da Michael'a bu iddianın doğru olup olmadığını sorar. Michael karısına yalan söyler. Karısı gittikten sonra, çeşitli insanlar, yeni "baba"nın elini öperler. Michael artık suç, şiddet, ve yalanlar üzerine kurulu bir imparatorluğun tek yöneticisidir.

117

"BENDEN BU KADAR" - BĐR "KOMEDĐ NASIL YAPILIR" DERSĐ Baş rollerini Jack Nicholson ve Helen Hunt'un paylaştığı "Benden Bu Kadar" ("As Good As It Gets"), bütün dünyada 313 milyon dolar iş yapmış, Nicholson'a bir Oscar kazandırmıştı. Film, çok iyi bir komedi olmasının yanı sıra çok kaliteli bir senaryoya da sahip. Senaryo 3 perdeli yapıya bire bir uyuyor. Nasıl olduğunu görelim: AŞAMA 1 - SERĐM : Filmin ilk bölümünde 3 ana karakteri tanıyoruz: Melvin evinde roman yazan bir yazardır. Simon, Melvin'in kapı komşusudur ve bir ressamdır. Carol (Helen Hunt) ise Melvin'in gittiği bir restorandaki garsondur. Melvin sadece onun kendisine hizmet etmesini kabul etmektedir. Bu karakterler hakkında çeşitli bilgiler de ediniriz: Melvin obsesif-kompulsif bir tiptir, Simon eşcinseldir, Carol'ın ise solunum yolu rahatsızlığı olan oğlundan dolayı neredeyse hiçbir özel hayatı yoktur. DÖNÜM NOKTASI 1 - FIRSAT: Simon, kendisine modellik yapması için sokaktan bir genç seçer ve bu gence ertesi gün evine gelmesini söyler. AŞAMA 2 - YENĐ DURUM: Model genç, Simon'ın evine gelir ve Simon onun resmini yapmaya başlar. Bu arada Melvin de restoranda Carol'a, oğlunun nesi olduğunu sorar. Carol da anlatır: oğlu nefes almakta güçlük çekmektedir. DÖNÜM NOKTASI 2 - PLANLARDA DEĞĐŞĐKLĐK: Model genç, kendi arkadaşlarını hırsızlık yapmaları için Simon'ın evine alır. Simon hırsızlardan çok kötü bir dayak yer. AŞAMA 3 - ĐLERLEME: Simon hastanelik olur. Yüzü haşat olmuştur. Simon'ın köpeğine Melvin bakmaya başlar. Melvin ve köpek çok iyi anlaşırlar. Bu olay Melvin ile Simon arasında bir arkadaşlığın başlamasına vesile olur. Simon hastanede kaldığı sürede maddi olarak da iflas etmiştir. Bütün tanıdıkları ona, hastanedeyken bile kendisini aramayan anne-babasından yardım istemesini söyler, ama Simon buna yanaşmaz. Carol'ın çocuğu ağır bir rahatsızlık geçirdiği için genç kadın restorana gitmeye arar verir. Bunun üzerine Melvin, Carol'ın evine özel bir doktor yollar. Bu olay Carol için gerçek bir mucizedir, ama genç kadın bunun karşılığı olarak Melvin'in kendisiyle birlikte olmayı istediğini zanneder. DÖNÜM NOKTASI 3 - DÖNÜŞÜ OLMAYAN NOKTA : Melvin, Frank'in (Simon'ın sevgilisi ve menajeri) ricası üzerine Simon'ı arabayla anne babasına götürmeyi kabul eder. Carol'ı da bu yolculuğa davet eder. Genç kadın teklifi kabul eder. AŞAMA 4 - ENGELLER / ZORLUKLAR: Melvin, Carol ve Simon yola çıkarlar. Carol ile Simon çok iyi anlaşmaya başlarlar. Bu durum Melvin'i rahatsız, hatta mutsuz etmektedir. Melvin Carol'ı eşcinsel Simon'dan kıskanmaktadır. DÖNÜM NOKTASI 4 - EN BÜYÜK AKSĐLĐK: Melvin Carol'ı yemeğe çıkarır. Çok iyi giden yemek, Melvin'in söylediği bir şey yüzünden mahvolur. Carol Melvin'i restoranda bırakıp gider.
AŞAMA 5 - SON ZORLAMA : Simon ailesiyle görüşmekten vazgeçer. Bu yolculuk sırasında kendini bulmuş, güveni yerine gelmiş, tekrar çalışmaya başlamıştır. Ama Melvin ile Carol'ın arası buz gibidir. Üçlü, New York'a geri dönerler. Carol Melvin'in yanında bulunmaktan mutsuz olduğunu söyler. Evsiz kalan Simon Melvin'in yanına taşınır. Melvin Carol'ı çok özlemektedir. Ama ne yapacağını bilmez haldedir. Carol'a telefon eder. Genç kadının da kafası karışıktır. Simon Melvin'e Carol'a gitmesini söyler. Melvin bu fikri kabul eder. DÖNÜM NOKTASI 5 - DORUK : Melvin gecenin bir yarısı Carol'ın evine gider ve hissettiklerini genç kadına söyler. Ve tekrar birlikte olmaya başlarlar. AŞAMA 6 - SONUÇ: Melvin ve Carol bir şeyler yemek için sabahın dördünde bir fırına girerler. Mutlu son.

118

"ER RYAN'I KURTARMAK" - 3 PERDELĐ YAPI 3 Perdeli Yapı yazısı okumaktan bıkmaya başladığınızı tahmin ediyorum. Ama bu yazılarla göstermeye çalıştığım bir şey var: o da, büyük ve başarılı filmlerin rastlantı eseri ya da büyük ilhamlar sonucu oluşmadığı. Sadece doğru tekniklerin kullanılarak yaratıldığı. Ve Türkiye'de de iskeleti sağlam, dünya çapında senaryolar yazılabileceği. SANARĐST'in ilk yazılarından biri olan "Son Samuray: Aslında Hiç De Zor Değil"de buna işaret etmeye çalışmıştım. Şimdi bunu biraz daha bilgiye dayalı bir biçimde yapmaya çalışıyorum. Er Ryan'a (bütün dünya hasılatı: 480 milyon dolar) gelirsek: Aşama 1 - Serim: Đki bölümden oluşuyor. Birincisinde yaşlı bir adamın askeri bir mezarlığa yaptığı ziyareti görüyoruz. Zaman, günümüzdür. Bu şahsın kim olduğunu daha sonra öğreneceğiz. Đkinci sahnede Omaha Kumsalı'na yapılan çıkartmayı görüyoruz. Yıl 1944. Kumsala çıkan yüzlerce askerin arasında Yüzbaşı Miller (Tom Hanks) ve takımı da bulunmaktadır. Bu sahne yaklaşık 25 dakika sürüyor. (Filmin tamamı 2 saat 42 dk. olduğuna göre, kabul edilebilir bir süre). Daha sonra, ölen askerlerin ailesine taziye mektuplarının yazıldığı merkezi görüyoruz. Mektup yazan kadınlardan biri, Ryan ailesinden üç gencin de öldüğünü fark ediyor. Bu ailenin 4. çocuğu da Fransa'nın iç bölgelerinden birine indirilmiştir. Amerikan Genel Kurmay Başkanı, bu dördüncü çocuğun orada bulunup ailesinin yanına getirilmesini emreder. Dönüm Noktası 1 - Fırsat: Yüzbaşı Miller'a yeni görevi verilir: James Francis Ryan'ı bulmak ve geri getirmek. Aşama 2 - Yeni Durum. Yüzbaşı Miller ekibini toplar ve yola koyulur. Askerlerin arazide yaptığı uzun bir yürüyüşü gösteren bu bölüm, girişteki şiddet dolu sahnelerden sonra bilerek ritmi düşürür, havayı yumuşatır. Diyaloglar vasıtasıyla ekipteki askerler ve Yüzbaşı Miller hakkında çeşitli bilgiler öğreniriz. Ekibe yeni katılan Onbaşı Upham, çeşitli sorular sorarak bizim de bilgilenmemizi sağlar. Dönüm Noktası 2 - Planlarda Değişiklik: Miller ve ekibi, yıkılmış binalardan oluşan bir Fransız kasabasına gelirler. Aşama 3 - Đlerleme : Burada Amerikalı askerler ile Almanlar çatışma halindedir. Yine şiddet dolu sahneler. Miller ve Ekibi de bu çatışmalara katılır ve bir noktada Caparzo (Vin Diesel) öldürülür. Miller, buradaki askerler arasında bir Ryan bulur, ama bu, aradığı Ryan değildir. Ekibimiz, işlerinin hiç de kolay olmadığını, kendilerinin bu iş sırasında ölebileceğini fark eder. Miller ve ekibi geceyi bir kilisede geçirir. Askerle sohbet ederler. Bu da bize nefes alma fırsatı ve karakterleri daha yakından tanıma fırsatı veren bir sahnedir. (Spielberg'in ritmi nasıl ayarladığına dikkat.) Ertesi gün ekip, bir hava indirme bölüğüne ulaşır. Burada Miller'ın askerleri, ölmüş askerlerin künyelerine bakarak Ryan'ı bulmaya çalışır. Ama Miller bunun diğer askerlerin moralini bozduğunu fark ederek farklı bir yöntem izler. Diğer askerlerin arasına dalar ve Ryan'ı tanıyan birinin olup olmadığını sorar. Dönüm Noktası 3 - Dönüşü Olmayan Nokta: Bir asker Miller'a Ryan'ı tanıdığını ve onun nerede olduğunu söyler. Aşama 4 - Engeller/ Zorluklar : Yüzbaşı Miller ve adamları, Ryan'ı bulmak üzere yola çıkarlar. Bir telsiz istasyonunda Alman askerleri ile çatışırlar ve bir adamlarını daha kaybederler. Bu durum, ekipteki askerlerin moralini çok bozar, hatta biri ekipten ayrılmaya bile kalkışır. Ama Miller'ın görevini tamamlamaya azimli olduğunu görünce gitmekten vazgeçer. Miller ve adamları bir arazide ilerlerken bir Alman tankı görürler. Tank, başka bir grup Amerikan askeri tarafından havaya uçurulur. Ve bu grubun üyelerinden biri de James Francis 119

Ryan'dır. Miller Adamını bulmuştur. Dönüm Noktası 4 - En Büyük Aksilik: Miller Ryan'a kendisini götürmek için geldiğini, kardeşlerinin öldüğünü söyler. Ryan çok üzülür, ama geri dönmeyi reddeder. Arkadaşları ile kalıp, köprünün savunmasına katılacaktır. Bunun üzerine Miller ve ekibi de kalmaya karar verir. Aşama 5 - Son Hücum: Bu köprünün savunulması son derece önemlidir. Ve çok kısa bir süre sonra Almanlar'ın buradan geçmek için büyük bir saldırı yapacakları bilinmektedir. Köprüyü savunan Amerikan askerleri ise sayı ve cephane açısından kötü durumdadır, ama ellerinden geleni yapacaklardır. Burada da yine çok dingin ve etkileyici bir sahne var: Alman saldırısından önce, yıkılmış kasabanın boş sokaklarında Edith Piaf şarkıları yankılanır. Askerler arasındaki konuşmalar, bize onlar hakkında daha fazla bilgi verir. Artık Ryan'ı da tanımaya ve sevmeye başlarız. (Zaten arkadaşlarını terk etmeyerek, son derece onurlu bir harekette bulunmuş, ve kalbimizi kazanmıştı). Fakat bu sakin sahne Almanların gelmesi ile son bulur. Amerikalı askerler ellerinden geldiğince Almanlar'a karşı savaşırlar. Miller'ın ekibinden bir çok asker ölür. Almanlar, yavaş yavaş da olsa köprüye doğru ilerlemektedir. Dönüm Noktası 5 - Zirve : Filmin zirvesi, köprü üzerindeki savaştır. Amerikalı askerler köprüyü korumak için canla başla savaşırlar. Hatta Yüzbaşı Miller vurulur. Köprüyü havaya uçuracak mekanizma ne yazık ki çalışmaz. Ama son anda Amerikan uçakları imdada yetişir ve Alman araçlarını bombalar. Muharebe kazanılmıştır. Ama bu arada Yüzbaşı Miller ölür. Ryan'a söylediği son sözleri "Senin için yapılanları hak et"tir ("Earn this"). Aşama 6 - Sonuç: Tekrar filmin başındaki mezarlığa ve yaşlı adama döneriz. Bu yaşlı adamın Er Ryan olduğunu anlarız. Ryan'ın ziyaret ettiği mezar ise Yüzbaşı Miller'a aittir. Ryan, "hak etmek" için elinden geleni yaptığını söyler. Film biter. ************* Savaş filmlerinin kendine özgü bir çok özelliği vardır: "insan öldürme" olayının askerler üzerinde yarattığı ruhsal tahribat, uzun süredir savaşmanın ve evden uzak olmanın verdiği moral bozukluğu ve alaycılık ("cynicism"), uzun bir süre birlikte olan askerler arasında oluşan dostluk ve alt kültür (bunun Er Ryan'daki en güzel örneği "Fulbar" sözcüğüydü. Askerler, Almanca olduğunu sandıkları bir sözcüğe olumsuz bir anlam yüklemişlerdi ve hep onu kullanıyorlardı, oysa Almanca'da böyle bir sözcük yoktu, ama alt kültür öyle güçlüydü ki Almanca bilen Onbaşı Upham bile daha sonra bu sözcüğü kullanmaya başlamıştı), ve savaşırken bu dostlardan bazılarını kaybetmek ve buna rağmen yoluna devam etmek zorunda olmak. Er Ryan, bunları ve daha fazlasını son derece başarılı bir biçimde kullanıyor. Ve filmden çıktığımız zaman ruhumuzda kalan en derin iz "savaşın korkunçluğu" oluyor. Yüzbaşı Miller'ın ve diğer askerlerin ölümü, tam anlamıyla boğazımızı düğümlüyor. Ama bu etki, sadece korkunç savaş görüntüleri gösterilerek yaratılmıyor. Karakterlerin uygun bir biçimde tanıtılması, özdeşleşmenin yaratılması, ve üç perdeli yapının kullanılması ile meydana getiriliyor. "Bizde de ne hikayeler var! Çanakkale'de, Kurtuluş Savaşı'nda, Kore'de..." diyerek savaş filmi çekmeye hazırlananların, hikaye tekniğine çok ama çok dikkat etmeleri gerekir. Aksi takdirde, anlattıkları olaylar ne kadar gerçek olsa da, film, istedikleri etkiyi yaratamayabilir. Bunun suçlusu da hikaye olmaz. Senarist ve yönetmen olur.

120

3 PERDELĐ YAPI Güzel Ama ... Aklınıza bir senaryo fikri geldiği zaman, üzerine hemen 3 perdeli yapı kalıbını geçirmeyin. Bu fikir ile oynayın, "brainstorming" yapın, aklınızdan bir türlü çıkmayan ve "bu sahne filmde mutlaka olmalı" dediğiniz sahneleri bir kenara yazın. O sahneler, her ne kadar şimdi birbirinden bağımsız olsa da, zaman içinde bilinçaltınız (ya da bilinciniz) bu sahneleri birbirine bağlayacak güzel bir öykü yaratacaktır. Yaratıcılığınıza güvenin. Yani paniğe kapılmayın. Bir filmi güzel ve çekici kılan özelliklerin başında "şaşırtıcı" olması gelir. Sürpriz dönüşler, umulmadık virajlar, izleyiciye keyif verir. Bunların yavaş yavaş ortaya çıkmasına izin verin, ama biraz araştırma yapmanın da bir zararı olmaz. Elinizde yeterince hikaye malzemesi oluştuktan sonra 3 perdeli yapıyı kullanmaya başlayın.

121

3 PERDELĐ YAPI ÖRNEĞĐ 2 - "SON SAMURAY" - SERĐM VE FIRSAT "Son Samuray"ın (2004) senaryosu da, tıpkı Örümcek Adam gibi, aşağıda anlattığımız 3 perdeli yapıya uyuyor. Son Samuray, 140 milyon dolara malolmuş, 435 milyon dolar getirmişti. AŞAMA 1 : SERĐM / GENEL DURUM Senaryonuzun açılışındaki %10'luk bölüm, okuyucuyu ve izleyiciyi, hikayenin başlangıçtaki ortamına çekmelidir. (Đlk 10 sayfa kuralını hatırlayın) Burada kahramanımızın günlük hayatını göstermeli, ve (kahramana haksızlık yapıldığını göstererek, kahramanı tehlike altında göstererek, kahramanın sevilebilir, komik, ve/veya güçlü biri olduğunu göstererek) onunla özdeşleşme sağlanmalıdır. SON SAMURAY'da Serim : Senaryo, Japon Adalarının görüntüleri ile başlıyor. Anlatıcı, Japonya'nın nasıl yaratıldığı ile ilgili bir efsane anlatıyor. Sonra kendi düşüncesini söylüyor: "Bana göre Japonya, onur için hayatını vermeye hazır bir avuç cesur insan tarafından yaratılmıştır" (Bu sahnenin amacı, en kısa yoldan, filmin bir ülke -Japonya- ile ilgili olduğunu anlatmak. Güzel görüntüler ve otantik müzik, atmosferi hemen oluşturuyor. Anlatıcının bahsettiği "onur" için ölmeye hazır insanlar ise, filmde izleyeceğimiz çatışmanın ipucunu veriyor.) Daha sonra bir tepenin üzerinde meditasyon yapan bir Japon görürüz. Japon, meditasyon sırasında bir vizyon görmektedir: Bir ormanda, japon savaşçılar tarafından kuşatılmış olan beyaz bir kaplan, çevresini saranlarla cesur bir biçimde mücadele etmektedir. (Henüz adını bilmediğimiz ve Anlatıcı'nın onur için hayatını hayatını vermeye hazır insanlardan bahsederken perdede gördüğümüz bu adam Katsumoto'dur. Gördüğü vizyon ise, gelecekte meydana gelecek bir olayı haber vermektedir. Bunu henüz bilmesek bile, vizyon görmek olayı bile tek başına ilginç.) Bir sonraki sahnede, kalabalık bir insan topluluğunun önünde yeni Winchester tüfeğini tanıtan bir adam (McCabe) görüyoruz. Bu adam, silahın niteliklerini anlatması için bir savaş gazisini, Yüzbaşı Algren'i sahneye çağırıyor. Yüzbaşı Algren sahnenin arkasındaki bir odada içki içmekle meşguldür ve çağrıldığı halde sahneye çıkmaz. McCabe sahne arkasına gider, biraz önce sahnede övdüğü Algren'e hakaretler yağdırarak onu sahneye çıkarır, ve bunun son gösterisi olduğunu söyler. (Burada, Algren ile özdeşleşmenin temelleri atılıyor. Algren fena halde sarhoştur. Acaba neden içmektedir? Bir savaş gazisi olduğu halde hakaretlere uğraması, onunla özdeşleşmeyi başlatır.) Algren sahneye çıkar, silahı tanıtmaya başlar. Ama bir süre sonra, önceden hazırlanmış metnin dışına çıkar ve savaşın vahşetini kendi sözcükleriyle anlatmaya başlar. Hemen sonra da tüfeği doldurup, seyircilerin arkasındaki bazı eşyalara büyük bir isabetle ateş etmeye başlar. Silahı McCabe'e verir, ve tekrar sahne arkasına gider. Bu arada, seyircilerin arasında, beyaz saçlı beyaz bıyıklı bir adam dikkatimizi çeker. (Burada Algren'in geçmişi hakkında bilgi ediniyoruz. Belli ki Algren kızılderililere karşı savaşmış bir askerdir, ve vicdanı, yaptıklarından dolayı rahat değildir. Tüfeği ile seyircilerin arkasındaki bazı şeyleri tam isabet vurması da özdeşleşmeyi artırıyor - kahramanın yaptığı işte -silah kullanma/askerlik- iyi olması ve kendi gücüyle temas halinde bulunması kuralı) DÖNÜM NOKTASI 1 : FIRSAT Senaryonun %10'luk bölümünün bitiminde, kahramanımıza yeni bir fırsat sunulmalıdır. Bu da onda yeni ve görülebilir bir istek uyandırmalıdır. Böylece kahraman, yolculuğuna başlar. SON SAMURAY'da Fırsat : 122

) (Burada dikkatimizi çeken bir başka nokta daha var: Filmin başında iş arkadaşı olarak sunulan Omura ve Albay Bagley. Yüzbaşı Algren'e ayda 400 dolar teklif ederler. Masada bir kaç Japon ve Algren'in eski komutanı Albay Bagley oturmaktadır. Binanın dışında onu. bunun için de Amerika'dan eğitmen tutmak istediklerini söyler. Gant. aslında filmin ilerleyen bölümlerinde Algren'in en büyük düşmanı olacaktır. Bagley. bu düşmana karşı eğitecektir.Bir sonraki sahnede Algren'i bir binadan çıkarken görürüz. Sonraki sahnede ise Algren ve Çavuş Gant. Algren. o da bunu kabul ediyor. Sahnenin devamında Algren ile komutanı Bagley'in arasının iyi olmadığını öğreniriz. büyük ve lüks bir restorana girerler. Algren'in en yakın dostu haline gelecektir. imparatorun yeni bir düşmanı olduğunu söyler: bu. yeni Japon ordusunu. Japon grubun başındaki Omura.Örümcek Adam'da da kullanıldığını görmüştük. Fakat Algren ile Bagley arasındaki sürtüşme de ileride bu alanda bir şeyler olacağına işaret ediyor. Bagley. geçmişi unutmayı teklif eder. Japonların ordularını modernleştirmek. Algren'i bir masaya götürür. Benzer bir yöntemin -değişen roller. Bagley'e olan nefreti öyle büyüktür ki.) 123 . Katsumoto adlı bir samuraydır. onu bedavaya bile öldürebileceğini söyler. (Bu sahnede kahramanımız Yüzbaşı Algren'e bir fırsat sunuluyor. Algren'e bir iş teklifi olduğunu söyler. Yine en başta "düşman" olarak nitelenen Katsumoto da. ama Algren kabul etmez. Filmin ilerleyen bölümlerindeki çatışmanın da ipuçları veriliyor: bastırılması gereken bir asi vardır . Algren fiyatı 500 yaparak kabul eder.Katsumoto. seyircilerin arasında gördüğümüz beyaz saçlı beyaz bıyıklı adam (Çavuş Gant) beklemektedir.

hem de senaryonun ilerleyen bölümlerinde karşımıza çıkacak durumların ve çatışmaların temelini atıyor). müstakbel düşmanları önce birbirine arkadaş yaparak.J. aşağıda anlattığımız 3 perdeli yapıya neredeyse bire bir uyuyor. Babası ile tartışan Harry arabadan inip Peter'ın yanına gider. Fakat örümceklerden biri kayıptır. hikayenin başlangıçtaki ortamına çekmelidir. Fakat senaryo. ÖRÜMCEK ADAM'da Serim : Senaryo bir okul otobüsünde başlar. Đki gencin arkadaş olduklarını anlarız. kahramanı tehlike altında göstererek. Dafoe) oğlu Harry'yi. bu genç dahiden çok hoşlanmıştır. Hemen sonra Norman Osborn yanlarına gelir ve Harry'ye unuttuğu okul çantasını verir. Sahnenin devamında Peter ile okulun kabadayıları arasındaki çekişme. yolculuğuna başlar. insanların ona yer vermeyip onunla alay etmesi. fakat kimse onu yanına oturtmaz. kahramanımıza yeni bir fırsat sunulmalıdır.'e yaklaşması anlatılıyor.ÖRÜMCEK ADAM" Örümcek Adam 1'in (2002) David Koepp tarafından yazılan senaryosu. Norman'ın makalelerini okumuş ve çok etkilenmiştir. en sonunda da Peter'ın cesaretini toplayarak M. M. ve son olarak da ona çelme takması. Zengin bir bilim adamı olan Norman Osborn (W.'le sohbet etmesi.) müdahalesi ile otobüs durur. bu laboratuarda örümceklerle ilgili genetik deney yapıldığını. Peter.) Bir sonraki sahnede üniversite önünde duran Peter.J. Liseli öğrencileri gezdiren rehber.M. onun yerine Harry'nin (Peter'dan öğrendiği bilgileri kullanarak) M. ÖRÜMCEK ADAM'da Fırsat : 124 .) Đzleyen sahnede Norman Osborn ve Harry Osborn ile tanışıyoruz. ve şu anda 15 adet süper örümcekleri olduğunu söyler. Peter'ın arkasındaki kız arkadaşlarına el sallamaktadır. bağırarak otobüsü durdurmaya çalışmaktadır. Peter'ın arkadaşı Harry ile Peter'ın gelecekteki düşmanı Osborn'u bize tanıtıyor. Peter Parker. (Peter yine aptal durumuna düşürülerek özdeşleşme güçlendirilir. Böylece kahraman.sonucunda genç adamla özdeşleşme de sağlanır. Columbia Üniversitesi'nin bir laboratuarını gezmektedir. Peter'a yapılan üçlü haksızlık -otobüs şoförünün kasten durmayıp Peter'ı koşturması. Rolls Royce'u ile okula bırakmaktadır. -dış ses yardımıyla. (Bu sahnede Peter'ın bir Lise öğrencisi olduğunu.J. AŞAMA 1 : SERĐM / GENEL DURUM Senaryonuzun açılışındaki %10'luk bölüm.) Bir sonraki sahnede.'i sevdiğini. okuyucuyu ve izleyiciyi.3 PERDELĐ YAPI ÖRNEĞĐ 1 . (Bütün bunlar. Norman da. (Đlk 10 sayfa kuralını hatırlayın) Burada kahramanımızın günlük hayatını göstermeli. komik. Filmin 800 (sekiz yüz) milyon dolar iş yaptığını düşünürseniz. ilginç bir durum yaratıyor.J. Son olarak da biri ayağına çelme takarak Peter'ı yere düşürür. hem Peter'la özdeşleşmeyi artırıyor. ve/veya güçlü biri olduğunu göstererek) onunla özdeşleşme sağlanmalıdır.'nin kendisine el salladığını zannederek ona el sallar.'e olan ilgisi fakat kendinde yeterli cesareti bulamaması. Peter'ın M. öğrencilerle dolu bir okul otobüsünün yanında koşmakta. DÖNÜM NOKTASI 1 : FIRSAT Senaryonun %10luk bölümünün bitiminde. ama arkadaşları tarafından pek sevilmediğini öğreniriz. örümcekler hakkında bilgiler verir.J. Peter'ın genç bir dahi olduğunun belirtilmesi de onunla özdeşleşmeyi artırıyor. senaryosunu incelemeye değer bulabilirsiniz.J.. (Bu sahne. okul otobüsünün taşıdığı öğrenciler. En sonunda Mary Jane'in (M. hatta onunla alay ederler.J. Ama M. ve (kahramana haksızlık yapıldığını göstererek. Bu da onda yeni ve görülebilir bir istek uyandırmalıdır. Harry de Peter ile babasını tanıştırır. Peter otobüse biner. kahramanın sevilebilir.

Fakat genç kız ıslak zeminden dolayı kayar ve düşmeye başlar.'nin fotoğrafını çekmekle meşgul olan Peter'ın. diğer taraftan da Norman Osborn onun en büyük düşmanı olarak belirmektedir. yani senaryonun ana eksenini Peter'ın hikayesi oluşturur. sokağın karşısındaki bir binanın üzerine. Ama bu kez otobüsün yanına asılmış olan afiş Peter'ın eline yapışır.Bu. Kendi yaptıklarına şaşıran Peter. Peter hiçbirşey olmamış gibi yemekhaneden kaçar. koşarak okuldan uzaklaşır.J. Böylece Peter Parker. bir çatalın eline yapıştığını fark eder.) DÖNÜM NOKTASI 2 : PLANDA DEĞĐŞĐKLĐK Hikayenizin dörtte birine geldiğinizde. Okul yemekhanesinde yemek yerken. Sonra da. (Doğrudan "The Matrix"e yapılan bir gönderme!) Peter yeni güçlerini denemektedir. gözle görülür bir hedefe dönüşmeli. A hikayesini. kahramanımıza öyle bir şey olmalı ki. Okula gider. biraz ilerdeki yemek dolu tabldota yapışır. Sonraki sahnede Peter'ı çatıların üzerinde sıçrarken görürüz. Peter sadece onu tutmakla kalmaz. kendisinden hiç beklenmeyen bir çeviklik ve güç ile Flash'ı bir yumrukta devirir. kayıp örümcek tarafından ısırıldığı sahnedir. kolundan çıkan ağ yardımıyla. ağla birlikte gelen tabldot.J.J. Bu. Peter buna anlam veremez. yanından M.'in Flash'ın arabasından çok hoşlandığını görünce. okulun kabadayısı) üzerine dökülür. biraz içgüdüsel bir biçimde. AŞAMA 2 : YENĐ DURUM Hikayenin %10'u ile %25'i arasındaki bölümde kahramanımız. kahramanımızın dış motivasyonunun açıklandığı/belirlendiği andır.J. (Bu arada çeşitli sahnelerde. (romantik ilgi) Peter'ın bu hareketinden etkilenir. Fakat hâlâ gizli gizli sevdiği M. BU yeni ortama alışır. M. yine 125 . Paniğe kapılan Peter.'e açılacak hâlde değildir. ya da genel amacını gerçekleştirmek için bir plan yapar. bu süper örümceğin sahip olduğu özellikleri kazanır. ÖRÜMCEK ADAM'da Yeni Durum : Peter Parker örümcek tarafından ısırıldıktan sonra kendinde bazı değişiklikler gözlemeye başlar. Ve kendisindeki değişimlerin sebebini anlar: bu. M. Osborn'un "performans artırıcı" denen bir maddeyi kendi üzerinde denediğini. Olayın ertesi sabahı gözlüklere artık ihtiyacının olmadığını. (Syd Field'a göre "Plot Point 1") ÖRÜMCEK ADAM'da Planda Değişiklik : Peter Parker artık yeni kimliğinin ve güçlerinin tam olarak farkındadır. ağı hızla çekince. Bunu fark edince. Hemen sonra da kolundan fırlayan bir ağ.J. Peter bir örümcek gibi düz duvara tırmanabilmektedir. Bir ara sokağa girer. yemeğini de yere düşmeden yakalar. kısmen başarılı bir atlayış yapar. kahramanın başlangıçtaki arzusu net bir sonucu olan. Fakat bu. karşısına çıkan fırsattan kaynaklanan yeni duruma tepki verir. spesifik. Sonraki bir sahnede Peter filmin başındaki gibi yine otobüsü kovalamaktadır. Son olarak. dün kendisini ısıran örümcektir. bunun sonucunda fiziksel olarak çok güçlendiğini ama akıl sağlığını da yitirdiğini görürüz. geçer. Peter da araba almak düşüncesine kapılır. ve vücudunun bir önceki geceye göre çok daha kaslı olduğunu fark eder. neler olup bittiğini anlamaya çalışır. Hemen sonrasında Peter. Ama Flash peşindedir. Evet. B hikayesidir. Ama parası yoktur. M. "örümcek hissi" sayesinde Flash'ın arkasında olduğunu ve kendisine yumruk atmak üzere olduğunu fark eder ve bu yumruktan kaçmayı başarır. arkasındaki düz duvara tırmanmaya başlar. Belli ki bir taraftan Örümcek Adam yavaş yavaş ortaya çıkarken. Peter'ın arkasında oturan Flash'ın (Peter'a filmin başından beri eziyet eden. Norman Osborn'un projesinin tehlikeye girdiğini. Okuldaki dolabına giden Peter. Para kazanmanın yolunu da.

Fakat araba hırsızının yüzüne ışık vurunca. Bu.araba dergisinde görür: Amatör Güreşçilere üç dakika ringde kaldıkları takdirde. kendi bencilliği. Norman Osborn'u işinden eden adamları öldürdüğüne tanık oluruz. Peter buraya katılmaya karar verir. Ama şu anda amcasının katilini yakalamak gibi güçlü bir motivasyonu vardır. ve filmin başındaki gibi yaşama şansına sahipti. 3 bin dolar verilmektedir. (Bu kendi kendine belki asla cesaret edemeyeceği bir şeydir. Hem polis hem de organizatör. Kendine bir kostüm tasarlamaya ve ağ fırlatma becerisini geliştirmeye başlar. organizatör ona sadece 100 dolar verir. Peter odadan çıkar ve asansöre gider. Örümcek Adam'ın muhtemel ve müstakbel düşmanı. Halasıyla bir süre konuşur. bunun kendisinin sorunu olmadığını söyler.) DÖNÜM NOKTASI 3 : DÖNÜŞÜ OLMAYAN NOKTA Senaryonuzun tam ortasında (yaklaşık 60.J. ama organizatör "bu benim sorunum değil" diyerek Peter'ı odasından çıkarır. Sonra da koşarak bürodan çıkar. (Syd Field'a göre "Midpoint") ÖRÜMCEK ADAM'da Dönüşü Olmayan Nokta : Peter mezuniyetinden sonra kendi odasına gider. O sırada bir hırsız organizatörün odasına dalar ve silah zoruyla adamın bütün parasını alır. büyük sorumluluk gerektirir. Peter bütün bu olanları seyretmekle yetinir. ÖRÜMCEK ADAM'da Đlerleme : Peter Parker. ZORLUKLAR. büyük güç. planından vazgeçme. Fakat 3 bin dolarını almaya gittiğinde. kendi sorumsuz davranışı yüzünden amcasının ölümüne neden olmuştur. Peter binaların arasında ağ fırlatarak uçmaya başlar. Bundan sonra büyük güçlerini. Peter'ın gözleri önünde ölür. Ayağı takılan adam bir kaç katlık binadan düşerek ölür. Bir araba hırsızı amcasını vurmuş ve arabasıyla kaçmıştır. amcasını öldüren adamla. Bir ara dayak yese de. Peter buna itiraz eder. kahraman kendini amacına tamamen adamalıdır. artık bir kutuya kaldırdığı eski örümcek adam giysisini ve örümcek adam kostümü eskizini çıkarır. Bu âna kadar kahraman geri dönme. Peter'ın paraya -> arabaya -> M. sayfada). kendisinin kaçmasına izin verdiği hırsızın aynı kişi olduğunu görür ve çok şaşırır. Tek başına kaldığı bir anda. insanların iyiliği için kullanacaktır. Yani Peter. AŞAMA 3 : ĐLERLEME Hikayenin %25'i ile %50'si arasındaki süre boyunca. Peter'ın çağırmış olduğu asansöre biner ve kaçar. Ve zihninde amcasının sözleri yankılanır: "Unutma." Bu.örümcek adamlığa dönmeye karar verdiği andır. sonunda adamı fena halde pataklar. Peter. neden hırsızı durdurmadığı sorar. Yerde amcasının yattığını görünce çok şaşırır. ama Peter. Amcasının ölümü onu hâlâ çok etkilemektedir. Yaralı yaşlı adam oracıkta. Dövüş salonundan çıkan Peter sokakta yürürken bir şeyin etrafında toplanmış bir kalabalık görür ve içgüdüsel olarak aralarına girer.'e ulaşma planıdır. "Amatör Güreşçiler Aranıyor" ilanına başvurur. Peter'ın -belli ki bir süredir rafa kaldırdığı. (Bu arada Yeşil Cin'in. kötülüklerine başlamıştır. çünkü Peter adamın işini 3 dakikadan önce bitirmiştir. BÜYÜK KAYIP TEHLĐKESĐ 126 .) Ve kısa bir süre sonra da araba hırsızını eski bir binanın içinde kıstırır. kahramanımızın hedefe ulaşmada kullandığı planı işe yarar gibi görünmektedir. Peter ringe çıkar ve Kemik Kıran ("Chainsaw") deden bir ızbandutla kapışır. Peter da yeri tespit edilen katilin peşine düşer. . Ama bu noktada kahraman bütün gemileri yakmalıdır. AŞAMA 4 : ENGELLER.

başlangıca göre çok daha fazla olacaktır.'e açamaması sonucunda genç kızın. Hikayedeki önemli herkesin toplandığı bir Şükran Günü yemeğinden Norman Osborn. DÖNÜM NOKTASI : 5 DORUK 127 . Bunun üzerine Örümcek Adam'a farklı bir noktadan saldırmaya karar verir. Buna paralel olarak. şirketin yönetim kurulunu bir festival günü toptan ortadan kaldırır. M. Yeşil Cin'in dış motivasyonu önem kazanıyor.J. Ama karşısına ilk kez Örümcek Adam çıkar. ("Düşmanın hassas noktası beyni ya da vücudu değildir: kalbidir!") Onun sevdiği insanlara saldıracaktır. Peter'ın en yakın arkadaşı Harry Osborn ile çıkmaya başlamasıdır. gözle görülür amacı gerçekleştirmek gittikçe zorlaşır. kahramanımıza öyle bir şey olmalı ki. Yeşil Cin her ikisini de elinde tutar.J. Hikayenin bu aşamasında. Peter'ın sevgisini bir türlü M. Bu arada Örümcek Adam adam ile. köprünün yanındaki çocuk dolu bir telefiriği de ele geçirmiştir. sıkıcı olabilecek hastane sahnesini. Peter-M. önce M.J. ÖRÜMCEK ADAM'da Engeller : David Koepp'in senaryosunda Örümcek Adam'ın önünde bir kaç engel/tehlike bulunmaktadır.J. izleyici onun herşeyini kaybettiğini düşünmelidir.Senaryonun %50'si ile %75'i arasındaki bölümde.'i kurtarır. sayfasında. Örümcek Adam'ı kötü tanıtmaya çalışan gazete sahibi Jonah Jameson'dur. Ona birlikte çalışmayı teklif eder. M. Norman Osborn. Fakat Yeşil Cin'in Örümcek'e yapacağı kötülükler bununla bitmeyecektir. Bunlardan biri. Sonuncusu ise şehre musallat olan Yeşil Cin'dir. Üçüncüsü.'in arası gittikçe bozulmaktadır. Aynı zamanda. Ama Örümcek onu reddeder.J. ÖRÜMCEK ADAM'da Son Hücum : Örümcek Adam. arasında duygusal bir yakınlaşma olur. onun Peter Parker olduğunu bilmeyen M. sahip olduğu herşeyi riske atmalıdır. Yeşil Cin bütün çabalarına karşın. Örümcek'i alt edememektedir. ve kısmen de olsa ona engel olur. Diğeri. Yeşil Cin.J. Kadın hastanelik olur. hedefine ulaşmak için kullanmalıdır. şirketinin elinden alındığını öğrenince.'i kaçırmış ve bir köprünün üzerine yerleştirmiştir. Tüm gücünü ve cesaretini. Bu aşamada kahramanımız başarısız olduğu takdirde kaybı. üstün güçlerini kullanarak şehirde hakimiyet kurmak istemektedir. yaşadığı şehirdeki suçlulardır. Harry Osborn ile M. (Burada Koepp çok güzel bir hareketle. Peter Parker'ın Örümcek Adam olabileceğinden şüphelenir. Sonra da çocuklarla dolu teleferiği güvenli bir biçimde bir teknenin üzerine indirir. Đlk olarak Peter Parker'ın halasına saldırır. (Syd Field'a göre "Plot Point 2") ÖRÜMCEK ADAM'da En Büyük Aksilik : Yeşil Cin. Örümcek Adam'ı ahlaki bir seçim yapmak zorunda bırakır: Çocukları mı kurtarmalıdır. Örümcek'i de yanına almaya karar verir.'i mi? AŞAMA 5 : SON HÜCUM / ZORLAMA Yenilmiş ve hırpalanmış olan kahramanınız.-Örümcek arasında duygusal bir yakınlaşmanın kurulması için kullanır). DÖNÜM NOKTASI 4 : EN BÜYÜK AKSĐLĐK 120 sayfalık senaryonun yaklaşık olarak 90. belli ki ikisini de köprüden aşağı atacaktır.J.

kahramanın büyük meselesinin hallolması ile sona ermez. Örümcek Adam'dan intikam almaya yemin ediyor. Đkincisi de Norman Osborn'un cenazesinin olduğu sahne.J. Bu tür filmlerde yazarın amacı.yakında) 128 . Örümcek Adam ile Yeşil Cin'in yıkık bir bina içinde bire bir kapıştığı sahnedir. ÖRÜMCEK ADAM'da Doruk : Filmin doruğu. Ama Yeşil Cin'in M. Bu yüzden doruk. Örümcek'in. Örümcek'in kolunu kaldıracak hali kalmaz. Örümcek'i öldüresiye döver.. bütün hikayedeki en büyük engelle karşılaşmalıdır. doruk noktasından sonra gösterecek pek bir şey kalmaz.J. Hiçbir film. Koepp ilginç bir şey yapıyor: Harry. Ama Örümcek Adam'lık sorumluluğunu omuzlarında taşıyan Peter. genç kızın aşkına karşılık vermemeyi tercih eder. filmin sonlarına yakın bir yerde meydana gelir. Tıpkı You've Got Mail. Superman ya da Batman gibi. (Buna benzer bir sahneyi aşağıda incelemiştik: You've Got Mail).Filmin doruğunda bir kaç şey birden olmalıdır: kahraman. John Truby'nin yaklaşımını incelerken göreceğiz . ve dış motivasyon meselesi tamamen hallolmalıdır. ÖRÜMCEK ADAM'da Sonuç: Örümcek Adam'ın sonucunda biri uzun. kendi kaderini belirlemelidir. seyirciyi şaşırmış/afallamış ya da mutlu/memnun halde bırakmaktır. içi yansa da. sonuç senaryonun en son 5 ila 10 sayfasını oluşturur. M. AŞAMA 6 : SONUÇ Bazı filmlerde. Bu sahnede.J. Yeşil Cin. aslında Peter'ı sevdiğini fark etmiştir ve bunu ona söyler.'i de öldüreceğini söylemesi. Đlki. Ama bir çok romantik komedide. Örümcek'e son bir kuvvet verir ve bununla da düşmanını alt eder. gizem filminde ve dramada. Artık yolculuğunu bitirmiş olan kahramanın yeni hayatını da göstermelisiniz. Daha sonra M. Norman'ın cesedini evine bıraktığı sahne. diğeri kısa iki sahne var. (NOT: Bu film de önemli ölçüde "kimliğini gizleme" teması etrafında dönmektedir. ama aynı zamanda ailesinin tek bireyinin Peter olduğunu söylüyor. Bu temanın ayrıntılı bir değerlendirmesini. ile Peter arasındaki sahneye geçiyoruz.

Neo'nun Morpheus ile tanışmaya götürüldüğü andır). ZORLUKLAR. karşısına çıkan fırsattan kaynaklanan yeni duruma tepki verir. planından vazgeçme. Ama bu noktada kahraman bütün gemileri yakmalıdır. (Đlk 10 sayfa kuralını hatırlayın) Burada kahramanımızın günlük hayatını göstermeli. kahramanı tehlike altında göstererek. hikayenin başlangıçtaki ortamına çekmelidir.) Bir çok filmde kahraman bu yeni duruma isteyerek. Hauge. kahramanımızın dış motivasyonunun açıklandığı/belirlendiği andır. BÜYÜK KAYIP TEHLĐKESĐ 129 .) Bu aşamada da çatışma vardır. kahraman kendini amacına tamamen adamalıdır. neler olup bittiğini anlamaya çalışır. yolculuğuna başlar. kahramanın sevilebilir. sayfada). üç perdelik yapıyı. Bu ayrım. okuyucuyu ve izleyiciyi. ya da genel amacını gerçekleştirmek için bir plan yapar ("Yalancı Yalancı"daki -Liar LiarFletcher. (Bu. kötü adama iyice yaklaşır. kahramanımıza yeni bir fırsat sunulmalıdır. ama kahramanımız karşısına çıkan engelleri aşabilmektedir. DÖNÜM NOKTASI 1 : FIRSAT Senaryonun %10luk bölümünün bitiminde. karşısındaki engellerin sandığından da büyük olduğunu fark eder. Bu da onda yeni ve görülebilir bir istek uyandırmalıdır. büyük bir heyecan ve beklenti duyarak girer. Bu âna kadar kahraman geri dönme. DÖNÜM NOKTASI 3 : DÖNÜŞÜ OLMAYAN NOKTA Senaryonuzun tam ortasında (yaklaşık 60. (Syd Field'a göre "Midpoint") AŞAMA 4 : ENGELLER. kahramanımızın hedefe ulaşmada kullandığı planı işe yarar gibi görünmektedir. (Syd Field'a göre "Plot Point 1") AŞAMA 3 : ĐLERLEME Hikayenin %25'i ile %50'si arasındaki süre boyunca.3 PERDELĐ YAPI . BU yeni ortama alışır. Ama çatışma geliştikçe/ilerledikçe. kendisinin gerçeği söylemek üzere lanetlendiğini kavrar. Bunlar şöyledir: Serim (Aşama 1 + Dönüm Noktası 1 + Aşama 2) Gelişme (Dönüm Noktası 2 + Aşama 3 + Dönüm Noktası 3 + Aşama 4) Çözüm (Dönüm Noktası 4 + Aşama 5 + Dönüm Noktası 5 + Aşama 6) Şimdi bu aşama ve dönüm noktalarını teker teker inceleyelim. ya da en azından yeni sorunun kolayca çözülebileceğini düşünür. Bu. AŞAMA 1 : SERĐM / GENEL DURUM Senaryonuzun açılışındaki %10'luk bölüm. ve (kahramana haksızlık yapıldığını göstererek. ve filmin başındaki gibi yaşama şansına sahipti. DÖNÜM NOKTASI 2 : PLANDA DEĞĐŞĐKLĐK Hikayenizin dörtte birine geldiğinizde. çok katı gibi görünse de senaristin işini büyük ölçüde kolaylaştırmaktadır. gözle görülür bir hedefe dönüşmeli. çeşitli alt bölümlere ayırmıştır. kahramanın başlangıçtaki arzusu net bir sonucu olan. spesifik. komik. ve/veya güçlü biri olduğunu göstererek) onunla özdeşleşme sağlanmalıdır. (Görevimiz Tehlike 2'de Ethan Hunt.DĐKKAT! ÇOK ÖNEMLĐ BĐR YAZI! M. "Mrs. Böylece kahraman. Doubtfire" da çocuklarını görmek için bir plan yapar. kahramanımıza öyle bir şey olmalı ki. AŞAMA 2 : YENĐ DURUM Hikayenin %10'u ile %25'i arasındaki bölümde kahramanımız.

ve dış motivasyon meselesi tamamen hallolmalıdır. bütün hikayedeki en büyük engelle karşılaşmalıdır.) Bu tür filmlerde yazarın amacı. "The Matrix"te Morpheus yakalanır.com/structure. sonuç senaryonun en son 5 ila 10 sayfasını oluşturur. Film bu görüntüyle sona erer. (The Matrix'te Neo. Artık yolculuğunu bitirmiş olan kahramanın yeni hayatını da göstermelisiniz. gözle görülür amacı gerçekleştirmek gittikçe zorlaşır. izleyici onun herşeyini kaybettiğini düşünmelidir.screenplaymastery. sahip olduğu herşeyi riske atmalıdır.sonra. Bu yüzden doruk. kahramanımıza öyle bir şey olmalı ki. Bu aşamada kahramanımız başarısız olduğu takdirde kaybı. Rocky 1'in finalindeki büyük maç.) (Syd Field'a göre "Plot Point 2") AŞAMA 5 : SON HÜCUM / ZORLAMA Yenilmiş ve hırpalanmış olan kahramanınız.) Hiçbir film.Senaryonun %50'si ile %75'i arasındaki bölümde. iki kadının arabayla uçurumdan atlamasıdır. Ryan. "The Matrix"te Neo ile Trinity öpüşür.htm adresinden bulabilirsiniz) 130 . Tüm gücünü ve cesaretini.) DÖNÜM NOKTASI : 5 DORUK Filmin doruğunda bir kaç şey birden olmalıdır: kahraman. (Bu. filmin sonlarına yakın bir yerde meydana gelir. "Er Ryan'ı Kurtarmak"ta Almanların köprüyü ele geçirmek için yaptıkları son saldırı. AŞAMA 6 : SONUÇ Bazı filmlerde. Ryan'ı ailesiyle birlikte mezarlıkta görürüz. hedefine ulaşmak için kullanmalıdır. sayfasında. (Örneğin "Thelma & Louise"de doruk noktası. "The Matrix"te de Neo ile Ajanlar arasındaki son kapışma ve kovalamacadır. ("Benden Bu Kadar"da . doruk noktasından sonra gösterecek pek bir şey kalmaz. başlangıca göre çok daha fazla olacaktır. kahramanın büyük meselesinin hallolması ile sona ermez. Melvin'i terk eder. seyirciyi şaşırmış/afallamış ya da mutlu/memnun halde bırakmaktır.As Good As It GetsCarol. Yüzbaşı Miller'ın mezarını ziyaret etmektedir. ("Er Ryan'ı Kurtarmak"ta doruk noktasından -köprünün savunulması ve Yüzbaşı Miller'ın ölmesi. kendi kaderini belirlemelidir. Morpheus'u kurtarmak için tekrar Matrix'e girer. Ama bir çok romantik komedide.) (Makalenin orijinalini http://www. gizem filminde ve dramada. sonraki sahnede Neo'nun "Sistem"e telefon edişini ve uçuşunu görürüz. DÖNÜM NOKTASI 4 : EN BÜYÜK AKSĐLĐK 120 sayfalık senaryonun yaklaşık olarak 90.

DÖNÜM NOKTASI 3 . ("Flashback" biter) Yaşlı Rose.PLANLARDA DEĞĐŞĐKLĐK : Bilinmeyen bir nedenle Rose intihara kalkışır ama Jack onu ikna eder ve suya düşmekten kurtarır. Jack ve Rose'un hayatta kalma çabalarının yanı sıra. ama başaramaz.ĐLERLEME : Jack. AŞAMA 2 . ardından da tamamen suya battığı sahnedir. ama başka çarem yok.5 . AŞAMA 3 . DÖNÜM NOKTASI 1 . Aksi takdirde o kadar uzun bir analiz yapmak zorunda kalırım ki. Jack ise resim çizmekle meşguldür. Rose'un Jack ile yakınlaşmasını tasvip etmez. ve öldükten sonra Jack ile buluşur.DORUK : Bu. ama en sonunda iki genç aşık. Rose orada gerçekten çok eğlenir. nişanlısı ile pek anlaşamadığını gösteren sahneler. Hemen akabinde Titanic buz dağına çarpar. ilişkilerini Cal'e ve Rose'un annesine söylemeye karar verirler. Jack'in vaad ettiği özgür yaşamı tercih eder. DÖNÜM NOKTASI 2 . yolcuları tahliye etmektir. kurtulduktan sonra neler olduğunu anlatır. Ama Cal. Bu yemekten sonra da Jack Rose'u 3. Bu arada geminin batacağı kesin olarak anlaşılmıştır. Yaşlı Rose'un izlediği TV programı sonucu. Rose ise geri dönen bir cankurtaran sandalı tarafından kurtarılır. Titanic'teki araştırmacıları araması. geminin ambarında sevişirler.YENĐ DURUM : Yaşlı Rose hikayesini anlatmaya başlar: ("Flashback") Genç Rose'un annesi ve nişanlısıyla Titanic'e binmesi.SERĐM : Küçük denizaltıların Titanic'e girmesi ve bir kasayı yüzeye çıkarmaları. tam cankurtaran sandalına binecekken vazgeçer ve Jack'i bulmaya karar verir. DÖNÜM NOKTASI 4 ."TITANIC" VE 3 PERDELĐ YAPI Bu filme kısa bir analiz yapmak biraz ironik. diğer yolcuların da bu can pazarında nasıl davrandıklarını izleriz ibretle. kimse okumaz. Cal iki aşığı öldürmeye çalışır.ENGELLER / ZORLUKLAR : Rose ve Jack. Sonra da yatağında ölür. torunuyla birlikte araştırma gemisi Keldysh'e gelmesi. Rose'un nişanlısı Cal tarafından yemeğe davet edilir. geminin ortadan bölündüğü.EN BÜYÜK AKSĐLĐK : Jack ve Cal Rose'u bir cankurtaran sandalına bindirirler.FIRSAT : Rose'un.DÖNÜŞÜ OLMAYAN NOKTA : Jack ile Rose. Cal. Ama gemideki cankurtaran sandalları. Rose. (Cameron'dan çok akıllıca bir dönüm noktası seçimi) AŞAMA 4 . sonra su yüzüne çıkarlar. AŞAMA 6 . Jack'in tutuklu bulunduğu bölüm kısmen su altında olduğu için bu çok zor olur. Rose'un. 131 . Yapılacak tek şey.SON HÜCUM : Geminin batışı yaklaşmaktadır. Rose bu kez de yarı yoldaki sandaldan gemiye geri atlar ve Jack'e koşar. Herkes uyurken elması okyanusun derinliklerine bırakır. Jack Dawson'un da Titanic biletini kazanması. ama kasanın içinden "Okyanusun Kalbi" adlı elmasın çıkmaması. Jack'i hırsızlıktan tutuklattırır. AŞAMA . DÖNÜM NOKTASI 5 . büyük engelleri aşarak güverteye çıkmayı başarırlar. Önce Jack ve Rose da gemiyle birlikte suya gömülür. yolcuların ancak yarısını alabilecek kapasitededir. Ama yaşadığı (ve yaşayacağı) hayattan mutsuz olan Rose.SONUÇ : Jack soğuktan ölür. sınıf yolcuların eğlencesine götürür. Elmasın hâlâ kendisinde olduğunu söylemez. AŞAMA 1 .

yapımcının para kazanma kaygısı baskındır. Ama "Devlet Düşmanı"nda bizi uçuran Tony Scott. Güya bu arada kız ile adam arasındaki ilişkiyi geliştiriyor. Ama yapımcıları bir iki ünlü oyuncunun ismiyle kandırıp filmin başarılı olacağına inandırmak mümkündür. "Devlet Düşmanı"nda mükemmel bir iş çıkarmış olan Tony Scott. D. D. Filmin ticari bir amaçla çekildiği kesin.. Ve yapımcı. başrolünü Kevin Costner'ın oynadığı "BODYGUARD"da görebilirsiniz. W. Peki bu hataları kim yapıyor? Senarist. Ama sinema. vb. kaçırılışı bu kadar geç koyarak bizi sıkıyor. çünkü filmin başından itibaren sürekli olarak . Aynı zamanda bir "sanatçı" da olan senarist. yoldan geçen biri gibi. Yani bu senaryoya göre. bu kısıtlamaları iyice artırır.W.W. Senarist. "Dünyalar Savaşı"ndaki çığlıkları hala kulaklarımızda!) Film 70 milyon dolara mal olmuş ( + 30 milyon dolar pazarlama) ve bütün dünyada 118 milyon dolar getirmiş. yakınlarda sinemalara uğrayan "Gazap Ateşi"dir ("Man on Fire"). burada yerlerde süründürüyor.'nin dış motivasyonunu çok zayıflatıyor. (Kızın yüzme yarışmasına hazırlanması. Bu. Biz de hikayeyle birlikte "sürüklenmiyoruz". Böyle bir filmi 3 Perdeli Yapı'ya oturtmak en iyisidir. Hele kızın hayatta olduğunu filmin neredyese sonuna kadar öğrenmemesi. Öyle olmasa yönetmenliğini Tony Scott yapmaz. Başrolünde ise Denzel Washington. kötü senaryoyu ya da senaryodaki hataları derhal fark etmesi gerekir. Đstediği gibi yazmak isteyebilir. Hele Michael Hauge'un versiyonu. tahmin edilebileceği üzere. Ama yönetmenin.hatta biraz fazlaca . Bunun örneklerinden biri. Filmin "birinci dönüm noktası"na ("fırsat") D. Senaryo da buram buram "ticari" kokuyor zaten: Zengin bir Meksikalı ailenin kızı kaçırılır ve D. "Đkinci dönüm noktası"nda ("planlarda değişilik") kızın kaçırılmasını gösterirsiniz.W.W. Bununla birlikte. (Küçük kız rolünde kim var bilin bakalım: Dakota Fanning. Sadece bakıyoruz. onu bulmak için ortalığı birbirine katar. Üç Perdeli Yapı'dan) yeterince faydalanmadığı görülebilir. senaristin hareketlerini kısmen kısıtladığı doğrudur. Ama "Gazap Ateşi"nin senaristi bu yolu tercih etmiyor. bu tür kısıtlamalardan rahatsız olabilir. Kızın beklediğimiz kaçırılışını (bekliyoruz.'nin kızı bulmak için harekete geçmesi filmin çok ileri bir zamanına kalıyor. Yapımcısını ve 132 . Bu itirazcılar genelde şöyle der: "3 Perdeli Yapı hep birbirine benzeyen filmlerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Ama bu kadar gelişmiş bir ilişkiye gerek olmadığını fark edememiş. Çok da benzer olmayan bir "Koruma" hikayesini. senaristin sanatsal özgürlüğü değil. ticari sinema yapmaya çalışan bazı insanların bile bilerek ya da bilmeyerek bu formüllerden (burada. "dönüşü olmayan nokta"dır. Filmin yönetmeni.'ın koruma olarak işe alınmasını koyarsınız. Sinemalarda oynadığında çok başarılı olmuştu (1992'de 410 milyon dolar) ve 3 Perdeli Yapı'yı son derece başarılı bir biçimde kullanıyordu. gerçek bir sanatçının sahip olduğu özgürlükleri bir senariste tanımayacak kadar ticari bir uğraştır. Bu nedenle de geçmişte denenmiş ve başarılı olmuş formüllerin kullanılması haklı görülebilecek bir yaklaşımdır. Oysa orta nokta. Film böylece son derece yüksek bir hızla ilerler. Yani gişede "başarısız" olmuş." 3 Perdeli Yapı'nın. Milyonlarca doların yatırıldığı bir uğraşta. Ve genelde de ticari başarısızlıkla sonuçlanır. riskli bir harekettir.. Bunun sonucunda. Bunların başında da benim çok sevdiğim kuramcılardan biri olan John Truby gelir. tam bir vakit kaybı). oynamazdı.ÜÇ PERDELĐ YAPININ NĐMETLERĐ: "GAZAP ATEŞĐ"NĐN KÖTÜ ÖRNEĞĐ Senaryo dünyasında zaman zaman "3 Perdeli Yapı" aleyhine sesler yükselir.'nin kızı bulmak için tam bir azimle harekete geçmesi gereken noktadır. başrolü de D. Gerçek bir yaratıcılık için 3 Perdeli Yapı'nın terk edilmesi gerekir. D. "Yeni durum" bölümünde koruma ile kız arasındaki ilişkiyi geliştirirsiniz.Meksika'daki adam kaçırma olaylarından haberdar ediliyoruz) filmin "orta noktası"na ("Midpoint") bırakıyor.W. Ama bu hataları fark etmek zorunda olan kim? Yönetmen.

Ve benim söylediğim bir şeyden dolayı zaman kaybetmenizi kesinlikle istemem. ya da en iyisi 10'a 1 şeklinde oranlayın.oyuncularını ihya etmişti. Bu kötü filmleri izlerken kendinizi "Ben bu filmi 'eğitim amaçlı' izliyorum zaten" diye teselli edebilirsiniz. Aslında bu kadar çok iyi film bulmanız bir süre sonra çok zorlaşacak ve .sinema eleştirmenlerinin de "katkısıyla" . 133 . Her ne kadar senaryo hocaları "Đyi senaryo yazmak için kötü filmler de seyretmek gerek" dese de. "Kurtlarla Dans" filmiyle zaten ünü tavan yapmış Costner'a tavanı deldirmiş. bunu 5'e 1. 3 Perdeli Yapı'nın bir başarılı. Whitney Houston'a ise hayatının tek başarılı rolünü oynatmıştı. Yani 10 iyi filme karşılık 1 kötü film izleyin. ben böyle bir şey deme sorumluluğunu alamam. bir de başarısız uygulamasını (daha doğrusu uygulamamasını) görmek için bu filmleri arka arkaya seyredebilirsiniz. Çünkü insan hayatının en önemli unsuru "zaman"dır. Eğer yine de kötü film izlemek istiyorsanız. Ama bence "Gazap Ateşini" seyretmeseniz de olur.eninde sonunda bir sürü kötü film izleyeceksiniz zaten.

Bu giriş bize. Önce polisler ile Travolta arasındaki pazarlığa ve büyük patlamaya tanık oluruz. Yani yazar. Kahramanımız daha sonra bir biçimde bu aksiyona tepki verecektir) 4-) Yeni gelen biri (Kurulu bir düzene yeni katılan biri -örneğin bir şirkete yeni alınan eleman. 134 . asıl hikayeden yaklaşık 300 yıl önce.girdiği ortamla ilgili sürekli sorular sorar. TOOTSIE filminde. Kodadı: KILIÇBALIĞI böyle başlar.) 3-) Kahramansız aksiyon (Burada ilk olarak Kahramanı değil. Film. Dustin Hoffman'ın canlandırdığı aktörün kendine oyuncu olarak iş aradığını ama bir türlü kabul edilmediğini kısa sahneler şeklinde görürüz.) 2-) Büyük olaydan önceki sıradan hayat (Geleceğe Dönüş 1 filminin başında Marty McFly'ı günlük hayatını yaşarken görürüz. "Şu hikayeye nerden ve nasıl girsem" diye düşünürken. aşağıdaki yollardan birini ya da bir kaçını kullanır. 1-) Kahraman aksiyon içinde (Rocky 1'in daha ilk sahnesinde Rocky'yi ringde dövüşürken görürüz. Sonra da bu noktaya nasıl gelindiğini öğrenmek için aylar öncesine döneriz) NOT: Yukarıdaki bilgiler Michael HAUGE'un "Satan Senaryo Yazmak" ("Writing Screenplays That Sell") kitabından derlenmiş. Sonra da bu olayın nedenlerini öğrenmek için geçmişe döneriz. ve hikayedeki en önemli aksiyonun ne olduğunu anlatır. uzaylıların gelip 5. vb. Element'i almasıyla.) 7-) Geridönüş / FLASHBACK (Önce önemli bir olay görürüz. bir polisin yaptığı soruşturma.HĐKAYE GĐRĐŞLERĐ Ana akım ("mainstream") filmlerin senaryolarında kullanılan çeşitli giriş teknikleri vardır. başlar. çok kısa sahneler hızlı bir biçimde arka arkaya konur.önce yaşanan ve hikayeyi tetikleyen olayı görürüz. hayatının nasıl kazandığını. Mısır'da geçen bir olayla. ve örneklerle zenginleştirilmiştir. kahramanın düşmanının bir iş çevirdiğini görürüz. BEŞĐNCĐ ELEMENT filmi böyle başlar. böylece onunla birlikte seyirci de bilgilenir) 5-) Montaj (Kahramanın hayatını özetlemek için. kahramanımızın ne yaptığını.) 6-) PROLOG (Ana olaydan bir süre -uzun ya da kısa bir süre olabilir bu.

Yanında da birinci Görevimiz Tehlike'den tanıdığımız "Ethan Hunt" (Tom Cruise) oturuyor. Bir bilim adamının kendine gizlice bir şey aşılaması yeterince ilginç bir durum. Đnanmazsanız DVD'nin saatine bakın. Ama devamı var. Daha sonra bütün korsanlar paraşütle uçaktan atlıyorlar ve uçak bir dağa çakılıyor. bir helikopter belirir ve Ethan'a özel bir gözlük ulaştırır.2"nin toplam hasılatı 545 milyon dolar. virüsün ve tedavisinin şu anda bilimadamının yanında olduğunu öğreniyoruz. Đkilinin konuşmasından. Yönetmen John Woo sanki "Alın size 10 dk. Bu gözlüğü takan Ethan kendisine yeni bir görev verildiğini öğrenir. Dimitrinin. Bu nedenle tehlikelidir. düşmez. Birinci sahnede. Bu "gerçek" bir kaya tırmanışıdır. kuralı ile ilgili bir ders" diyor bize. aslında Tom Cruise olmadığını.4 "GÖREVĐMĐZ TEHLĐKE 2" Görevimiz Tehlike 2'nin ilk 10 dakikası üç ana sahneden oluşuyor. Dimitri bilimadamını öldürüyor ve virüsün bulunduğu çantayı alıyor. gerçeğe çok benzeyen bir maske kullandığını görüyoruz. Bu bilimadamının. Đkinci sahnede.ETKĐLĐ FĐLM GĐRĐŞLERĐ . Ama bilimadamı ona sürekli olarak "Dimitri" diyor. Bundan hemen sonra bulundukları uçak. Hayır. Bilimadamı ve korsanlar hariç herkes bayılıyor. Acaba tamamen düşecek mi diye nefesimizi tutarız. En üste çıktığında. Ve kayaların en üstüne çıkmayı başarır. 135 . bu bilim adamını bir uçakta görüyoruz. birileri tarafından kurnaz bir biçimde ele geçiriliyor (oksijen maskesi numarası güzel). Herhangi bir bilgisayar efekti ile üretilmemiştir. Küçük bir not: 2000 yılında gösterime giren "Görevimiz Tehlike . Ne bir saniye eksik. 20 saat içinde Dimitri adında bir adamla buluşması gerekmektedir. (Özdeşleşme ile ilgili aşağıdaki yazıyı hatırlayın: "Kahramanla özdeşleşme sağlamanın en emin yollarından biri. ne bir saniye fazla. kahramanı tehlikeli bir pozisyona koymaktır. Bütün bu olaylar tamı tamına 10 dakika sürer. Buna DVD ve TV gelirleri dahil değil. laboratuvardaki bir bilimadamının kendi vücuduna bir virüsü aşıladığını görüyoruz.") Hatta bir yerde Ethan kayalardan sürüklenerek düşer. kaya tırmanışı yapmaktadır. (Burada çok güzel bir geçiş var: Dağa çakılan uçağın alevlerinin içine dalıp kendimizi kaya tırmanışı yapan Tom Cruise'un yanında buluyoruz) Gerçek Ethan Hunt.

Ama içinden polis değil de. Jake. bir nehrin üzerindeki yarıya kadar ayrılmış köprünün üzerinden uçarak geçer. Jake ve Elwood'un büyüdüğü yetimhanenin satılmak üzere olduğunu. ve onları yetiştiren rahibenin bu satıştan sonra büyük sıkıntılar çekeceğini öğreniyoruz. 16 dakika içinde. 23. çok komik iki tipi tanıyor.John Belushi) uyandırıp hapse girmeden önce sahip olduğu eşyaları geri veriyorlar ve adamı hapishanenin ön kapısına koyup serbest bırakıyorlar. Evet. dakikada ise bu görevi nasıl başaracakları ortaya çıkıyor: "Grubu tekrar bir araya getirmek ve verecekleri konserden kazanacakları para ile yetimhaneyi kurtarmak. Ama şoför koltuğundaki kardeşi arabanın iyi olduğunu söyler. Bir süre arabayla giderler. sinema tarihine mal olmuş durumda zaten. (6 dk. Jake'in suça (= maceraya) eğilimli olduğunu gösterir. Burası bir sanayi şehridir.Dan Aykroyd) vardır. 3-) Jake'in bir de kardeşi (Elwood . Bu 10 dakika bize seyretmeye değer bir film ile karşı karşıya olduğumuzu göstermeye yetiyor. Bunu kanıtlamak için de. arabayı beğenmemiştir.CAZCI KARDEŞLER "Blues Brothers" (Cazcı Kardeşler) filminin senaryosunun ilk 10 dakikasına bakalım: Filmin başında Chicago görüntüleri görüyoruz. bu arada araba hakkında konuşurlar. Biraz daha sabredersek (ki bu girişten sonra hiç sorun olmuyor). Sonra sabahın ilk ışıkları ile. 5-) Yarıya kadar açılmış bir köprünün üzerinden atlayacak kadar maceracı. Ve serin ("cool") tavırları vardır.ETKĐLĐ FĐLM GĐRĐŞLERĐ . Bu 10 dk içinde şunları öğreniriz: 1-) Jake eski bir mahkumdur. Bütün bunlar tamı tamına 10 dk (=10 sayfa) içinde olur.3 . 136 . Ve rahibe. Jake'in yasadışı yollar ile elde edeceği parayı kabul etmeyeceğini çok açık bir biçimde ifade eder. 20 saniye) Kapının önünde. dk'ya kadar. 4-) Her ikisi de baştan aşağı siyah giymektedir. 2-) Öykünün hapis çıkışında başlamış olması." Hikayenin geri kalan bölümü ise. bir hapishane perdeye geliyor. Jake ikna olmuştur. Jake'in kardeşi Elwood çıkar. ve bunu sıradan bir olaymış gibi karşılayacak kadar da serin kanlıdırlar. ve 11 gün içinde başarmak zorunda oldukları zor bir görev olduğunu öğreniyoruz. Jake'i eski bir polis arabası beklemektedir. Gardiyanlar bir mahkumu (Jake . Yetimhanenin borcu olan 5000 doların 11 gün içinde yatırılması gerekmektedir. 16.

Leon'a. Sonra da hayalet gibi ortadan kaybolur. kadınla işini bitirmiş Mr. fotoğraftaki adamın Morizio'yu dinlemesini sağlamaktır.2 . Ama filmin girişi kesinlikle etkilidir. Hemen sonra. adamları da etrafı gözleyecektir. Morizio adlı birinin işlerine karıştığını söyler. Jones ile Morizio arasında bir telefon görüşmesi yapılmasını sağlar. ve uyuşturucu satıcısı Mr. Leon. Bu sahne sadece filmin başlangıcından 2 dk 50 sn sonra biter. Sahnede iyi bir film izleyeceğimizi gösteren bir çok unsur vardır: 1) Uyuşturucu. Jones ile konuşmak istediğini söyler. Lokantanın sahibi.ETKĐLĐ FĐLM GĐRĐŞLERĐ . ne bir dakika fazla. Đkinci sahnede fotoğraftaki adamın Mr. (Bu yalınlığın sebeb-i hikmetini daha sonra öğreniriz: Leon pek de zeki biri değildir). fotoğrafını gösteridiği bir adamın. Bu etkili giriş tamı tamına 10 dakika sürer. uyuşturucu satıcısı. olası bir çatışmaya dalalet ediyor) 2) Bir kadın (Çok fonksiyonel olmasa da sahneye bir renk katıyor) 3) Đnsanları ustaca öldüren kiralık katil 4) Çok akıllı bir biçimde düzenlenmiş silahlı çatışmalar "Leon" filmi şiddeti özendirmesi ve "pedofili" (sübyancılık) içermesi nedeniyle eleştirilmişti. telefon eden adamın öldüğünü görürüz. Filmin ilk 10 dakikasında sadece 2 sahne bulunuyor: Leon'un "iş"i aldığı ve lokantada geçen ilk sahne. boğazına bıçak dayadığı Mr. Arayan kendi adamıdır ve lobideki birinin (kim olduğunu görmeyiz) Mr. En son Mr."LEON" Daha önce (aşağıda) bahsettiğimiz "Đlk 10 Sayfa" kuralına uyan bir başka film de LEON'dur (Sevginin Gücü). bu nedenle de başarılıdır. Jones adında biri olduğunu öğreniriz. Ama Leon hepsini teker teker öldürür. Leon'un görevi. Hepsi eli silahlı olan adamlar derhal önlemlerini alırlar. Jones'un otel odasında geçen ikinci sahne. Bu ilk 10 sayfayı okuduğunuz anda zaten kendinizi çok güzel bir filmin içinde bulacağınızdan emin oluyorsunuz. Jones paniğe kapılır. Mr Jones ve 6-7 adamı bir otele gelirler. ve eli silahlı adamlar (Ellerindeki silahlar. Artık seyirci. Ne bir dakika eksik. Leon'un kim olduğunu ve bundan sonra neler yapacağını öğrenmek istemektedir. Đlk sahnede çok yalın bir anlatımla LEON'un "iş"i alışına tanık oluruz. Mr Jones. Filmin bütününe (özellikle de "Yönetmenin Kurgusu"na) bakarak bu suçlamaların yer yer haklı olduğunu söyleyebiliriz. (Süt buluşuna dikkat). Leon fotoğrafı alır ve sütünü içer. Senarist bu isteği 10 sayfada / 10 dakikada yaratmayı başarmıştır. Jones'a otel lobisinden bir telefon gelir. bir kadınla birlikte olacak. Ayrıca yanlarında yüklü miktarda kokain vardır. Bir süre sonra. 137 . Jones kalır. diğer adamları alarma geçirir.

(Başlangıçta önemsiz gibi görünen bu detay.ETKĐLĐ FĐLM GĐRĐŞLERĐ . 3 -) Kahramanımızla (John Anderton) hemen tanışıyoruz.1 . Bütün bu olaylar 15 dk. Spielberg) helal olsun demekten başka bir şey kalmıyor bize. "hikayeye yeni giren adamın soruları" yöntemiyle biz de öğreniyoruz. Adalet bakanlığından gelen Danny adlı bir müfettiş de "Suç Öncesi" mekanizmasının nasıl işlediğini öğrenmek için John'un yardımcılarına sorular sorar. Senaryo sadece girişiyle bile takdiri hak ediyor. Philip K. o senaryo okunmaz bile. bölük pörçük görüntülerdir. Đş arkadaşı John'a. ve müfettiş Danny de bunu görür. flu. insanı yaka paça hikayenin ortasına atmaktadır.) Yazarlara ve yönetmene (S. John da. Etkili girişlerin en önemli ve yakın örneklerinden birini AZINLIK RAPORU'nda görüyoruz. Zaman gittikçe daralmaktadır. Onunla birlikte biz de "Suç Öncesi"nin ne olduğunu ve Kahinlerin ne iş yaptığını öğreniriz. 6 -) Suç-Öncesinin nasıl işlediğini. cinayet gerçekleşmeden (ki kahinlerin söylediğine göre bu cinayet. John. 138 . 4 -) Kısa bir süre sonra bir cinayet işleneceğini öğreniyoruz. 8 -) Kahinlerin. 10 sayfalık bir şansa sahiptir. ne iş yaptığını görüyoruz. bu 15 dakika içinde bizi hem koltuklarımıza yapıştırıyor. Bu şu demektir: bir senarist. 5 -) John ve adamlarının görevi bu cinayeti işlenmeden önlemek. Bunlar. cinayetten sonra bile bazı görüntüler aldığını ve bunların silindiğini görüyoruz. Bu nedenle bu ilk 10 sayfalık şansını çok iyi kullanmak. bu "kehanette bulunan" "pre-cog"lardan alınan görüntü ve sesleri analiz etmeye başlar. John acaba başarabilecek mi? diye merak ediyoruz. Kahinlerden sorumlu kişi."AZINLIK RAPORU" Holywood'da senaryolar değerlendirilirken şöyle bir kural vardır: Bir senaryo okuyucuyu 10 sayfa (yani 10 dk) içinde içine çekmiyorsa. John elindeki verilerden anlamlı bilgiler edinmeye çalışırken. 7 -) Cinayetin nasıl son anda engellendiğini görüyoruz. ve bir cinayet işlendiğini anlarız. John'un yapması gereken şey. çok etkili bir giriş yapmak zorundadır. "yansıma" ("echo") denen bu görüntüleri siler. Çünkü yazarlar ve yönetmen. filmin sonundaki "çözüm"de anahtar bir rol oynuyor. Senaristler (Scott Frank ve Jon Cohen). hikayenin geçeceği yakın geleceği yaklaşık 15 dakika içinde bize anlatmayı başarıyor. yarım saat içinde işlenecektir) cinayet mahallini ve katili bulmak. ve mümkünse katili engellemektir. Cinayet sona erdikten sonra Kahinler hala cinayetin görüntülerini algılamaktadır. Dick'in bir hikayesinden uyarlanan bu filmin girişi. Ama bu görüntülerden bir adamla bir kadının seviştiğini. hem de film boyunca ihtiyaç duyacağımız en önemli bilgileri bize çok etkili bir biçimde veriyor: 1 -) Hikayenin gelecekte geçtiğini öğreniyoruz: Yıl 2054 2 -) Suç-Öncesi diye bir polis departmanı olduğunu öğreniyoruz. içiçe geçmiş ve bozulmuş ("distorted") bazı görüntülerle başlar. bir adamla bir kadının öldürüleceğini söyler. yapımcının dikkatini çekebilmek için. Bunu nasıl yaptıklarına bir bakalım: Film. Sonra filmin kahramanı John Anderton'ın SUÇ ÖNCESĐ (Pre-Crime) kurumuna girişini görürüz. içinde olur. en sonunda cinayet mahallini saptar ve sadece bir iki saniye farkla cinayeti önlemeyi başarır.

Ertesi gün olur. (Benim "Bir Đstanbul Masalı" için düşündüğüm final ise şöyle: Selim. Çok ilginç bir zamanda konulan çok ilginç bir "yabancılaştırma efekti"! Bu kadar uzun süre izleyiciyi kendine bağlamayı başarmış bir dizinin daha güzel bir biçimde bitirilebileceğinden emindim. bence. Đyi bitmeyen dramatik eserler sadece TV dizileri değil. Dizinin finalinin sinemada oynayacağını öğrenince ne hissettiniz? Aldatıldığınızı değil mi? Ama yine de izleyiciler Asmalı Konak'ın filmine koşa koşa gittiler.ya da ona benzer bir şey . kadroyu yeniden toplar. Yazarlar. Ve gerçekten de kötü bir filmle karşılaştılar. dizinin bütünlüğüne ihanet etmesinin yanı sıra. (Asmalı Konak'la ilgili olarak söylemem gereken bir şey daha var: Bu diziden sonra onun düzeyinde bir dizi daha çıkmadı. Esma ve damat adayı. Düğün seremonisi başlar. Ne Haziran Gecesi. Başı ve ayakları küvetin dışında kalan bir adamın görüntüsüne gönderme yapılarak.ĐYĐ BĐTĐR BENĐ! Filmlerin ve TV dizilerinin başlangıçları kadar bitişleri de önemlidir. ne Savcının Karısı. "Bir Đstanbul Masalı"nın sonunun mutsuz bitmesi gerektiğini yazmıştım aşağıda. Bunca bölüm boyunca aşkına sahip çıkmayan insanların son bölümde de mutsuz bir biçimde ayrılması gerekiyordu. Seyirciyi ihya ettiler güya. Devam dizisi çekmekle ilgili olarak. Esma ile Selim'in bir araya gelemeyeceğine. ne Bir Đstanbul Masalı. çok sağlam bir çatışmaya dayalı bir öyküyü. düğünü deniz kenarındaki bir mekanda yapmaya karar vermiştir. bu arada Esma da düğün hazırlıkları yapmaktadır. Selim tekrar denize açılır.) "Çocuklar Duymasın"ın da ne kadar kötü bittiğini yazmama gerek yok herhalde. Tatmin edici olmayan bir başka final de. onu kollarına alır. eski Türk filmlerindeki kör kızın bir araba kazası sonucu gözlerinin açılmasından biraz daha hallice bir davranıştır. Düğün günü gecesi Selim'in teknesi çok kötü bir fırtınaya yakalanır. Çünkü seyircinin aklında. Selim'in son sözleri "Ben bir eşşeğim" . olayların üzerinden 3 sene geçmiş gibi anlatmaya başlardım. filmdeki ilginç anlar ve filmin bitişi. Bunun nedeni de. James Cameron'un T1 ile T2'sini iyice analiz etmelerini de tavsiye ederim. Zira dizi o noktaya kadar. Bilişsel psikolojide buna küvet etkisi diyorlar bildiğim kadarıyla. babasının cenazesi dolayısıyla Đstanbul'a gelir. ışıkçı ve bilumum (o an için görülmesi gereksiz) insanla burun buruna geliyoruz. yönetmen. dizinin üretilmesine katkıda bulunan insanların boy gösterdiği (ve böylece manevi olarak kendini tatmin ettiği) bir sahneye götürüyor. hatta gelmemesi gerektiğine işaret eden bir temel atmıştı ("set up"). Henüz kahramanların kavuşmasını duygusal olarak sindirmeden. Türk televizyon tarihine "gelmiş geçmiş en iyi sitcom" olarak geçebilecek bir dizinin "yapımcı hatasından dolayı en kötü biten dizi" olarak anılmaya mahkum olması ilginçtir. Ben olsam. Ama olmadı. Esma'nın Selim'i tercih etmesi. yapımcı. Bence bunda "mutlu son" seçiminin bir payı olmuştur. Tekne batar. Hem hikaye açısından tatmin edici değildi.) Đzlediğimiz finalin. Bazen çok iyi başlayıp çok iyi giden 139 . anlamsız bir tarzda bittiğini de söylemeliyim. yönetmen ve yapımcılar tercihlerini aksi yönde kullandılar. Doğal olarak da "ne alaka?" diyoruz. senarist. Selim ağır yaralı bir biçimde kurtulur. üç şey kalır: filmin başlangıcı. hem de sinemasal açıdan. Bir kadraj numarası ile gerçekleşen bu geçiş bizi gerçek bir düğüne değil. derhal düğün sahnesine geçilmesi. ne de Melekler Adası. Ama şaşırtıcı derecede düşük bir rating de aldılar. ama Çanakkale Boğazı'ndan geçerken Ayvalık'ta olduğunu öğrendiği Esma'nın yanına gitmeye karar verir. Tam o sırada yaralı Selim sahile vurur! Esma gelinlikleri içinde Selim'e koşar. dizinin sondan bir önceki sahnesinde (dolmuşun yanında yaşanan sahne) kucaklaşan Selim ile Esma'dan. "Asmalı Konak"taydı. Sondan bir önceki bölümde Demir bile ağabeyine bunu çok güzel bir biçimde özetlemişti: aşkınıza sahip çıkmadınız. hatırlarsanız. biraz daha zenginleştirir. babasını gömerler.olur! Rating rekorları kırılır.

Ama insan yine de bunu görmek istiyor. Buna en iyi örneklerden biri "ĐNŞAAT"tır. seyirci niye gelmedi?" diye soruyorsun. büfeciyi ihya etmişiz ve sen bize eli yüzü düzgün bir final bile vermiyorsun. Son sahnesinde ise Brad Pitt ve Julia Roberts Ocean'ı hapishanenin çıkışında bekliyorlardı. Sonra da "ben bu filme bir milyon dolar yatırdım. kahramanlarımız tutuklanıyor ama onları kurtaracak olan video kaset esas kızın eline geçiyordu. Bu kasedin polisin eline geçeceği ve kahramanlarımızın serbest bırakılacağı kesin. etkili çıkışlar da yapmak gerekiyor. filmlere etkili girişler yapmak kadar. Seyirci de iki saat boyunca birlikte üzülüp sevindiği kahramanın sonunu öğrenerek sinema salonundan mutlu bir biçimde ayrılıyordu.filmler de kötü (yani tatmin etmeyen bir biçimde) bitebiliyor. O kadar kalkmışız. Özetle söylersek. 140 . Filmin sondan bir önceki sahnesinde Ocean'ın polisler tarafından alınıp götürüldüğünü görüyorduk. tahmin etmek değil. yani finalini vermediğin için gelmedi! Oysa "Ocean's Eleven" öyle bitmiyordu. sinemaya gelmişiz. Filmin finaline gelindiğinde yönetmen bizden finali tahmin etmemizi istiyordu! 2 küsür saat boyunca özdeşleştiğimiz karakterlerin akıbetini "tahmin edin" diyordu bize. Hatırlarsanız filmin finalinde. Filmi eksin verdiğin için.

yüreğinde bir yara izi olarak kalıyorlar. izleyicide en üst düzeyde etki bırakması için mutsuz bitmesi gerekiyor. Kelimenin tam anlamıyla "hüzün" demek) Bir de mutsuz sonlarda. "Bridges of Madison County" ("Yasak Đlişki" . olduğundan daha büyük bir şeye dönüşüyor. Đnsan zihninin "tamamlama" özelliğininin (Bkz. sevgilisine kavuşsaydı. Hollywood'da da bu tür filmler. bir kişiye yönelik istek de) tam olarak tatmin olmadığında. O kişi ya da şey. Bunun nedeni. En başta "CASABLANCA"yı örnek verebilirim. hemen herkesin ruhunda. tatmin olmamış isteklerin akılda kalıcılık özelliği mevcut. "TITANIC". Eğer bu filmin sonunda Rick. Daha aklıma gelmeyen bir çok şey olabilir. diziyi mutsuz sonla bitirmeliler. Bu konuda yalnız değiliz. Hatta bilinçaltı bu tatminsiz istek üzerinde çalışarak onu yüceltiyor.Clint Eastwood. (Bunun Amerikanca'daki karşılığı "Blues" olsa gerek. Çünkü mutlu biten diziler ya da filmler (ve diğer dramatik eserler) bizde o kadar kalıcı etki bırakmıyor. Meryl Streep). "Gestalt Psikolojisi") tatmin edilmemesi olabilir. hep böyle filmler. "Hüznü" seven bir milletiz. "Bir Đstanbul Masalı"nın akıllarda kalmasını istiyorlarsa. sinema tarihinin köşe taşlarıdır."BĐR ĐSTANBUL MASALI" NEDEN MUTSUZ BĐTMELĐ "Bir Đstanbul Masalı"nın akıllarda kalması. Neredeyse tamamen bu duygu üzerine kurulu bir müzik türümüz var: Türk Sanat Müziği. Yani bir istek (bu bir nesneye yönelik bir istek de olabilir. 141 . Ama şurası kesin: Eğer yazarları. zihinde daha kalıcı bir yer ediniyor. En sonu mutsuz bittiği için seyircinin boğazında bir düğüm. mutsuz bir aşkın izlerinin bulunması olabilir. "Forrest Gump". emin olun bugün kimse bu filmi hatırlamazdı. Mutlu aşklara karşı duyduğumuz gizli "gıcık" olabilir.

Hunter "Patch" Adams (Robin Williams). 1-) Adamın işten çıktığını 2-) Adamın eve girdiğini göstermektir. asıl "vurucu" sahneye ulaşmaya çalışır. Çok hızlı ilerlerse. berlili bir hızın da üstüne çıkmaması gerekir. Bu durum genelde. ve bu soruşturmanın karar aşaması için toplanıldığını anlayacağını var sayar. ve bu başvuru sonucunda bir soruşturma açıldığını. Konu. 1-) Adam işten çıkar 2-) Adam garaja ya da otobüs durağına gider 3-) Adam arabasına ya da otobüse biner 4-) Adam yolda ilerler 5-) Adam evinin önünde araçtan iner. Bilgi olarak emin olmadığı konuları hemencecik geçerek. seyircinin kavrayış gücüne dayanmak zorundadır. Seyirci "Dur bi dakka. Hemen bir sonraki sahnede kendimizi. Çünkü bunu hemen anlarız. Patch de buna karşı ne yapabileceğini. n'ooluyoruz? Bu kadın ölmemiş miydi?" gibi sorulara yanıt ararken kendini hikayenin bambaşka bir aşamasında bulur. Yani. her taraf bunun örnekleriyle kaynadığından. 6-) Adam evinin merdivenlerinden çıkar 7-) Adam evine girer. Ama şunu unutur: Bir sahneyi vurucu kılan. 142 . hatta gereklidir de). Senarist. TV'yi açın. ilk ve son adımları göstermek yeterli. Bunun bir örneğini "Patch Adams" filminin finalinde görüyoruz. seyircinin. Bu tekniğe (yanlış hatırlamıyorsam) "Eksiltileme" deniyor. kendisinden önce gelen sahnelerin yarattığı beklenti ve gerilim miktarınca büyüktür. AŞIRI YAVAŞ ANLATIM Bazı noktalarda senarist. senaristin de yazdığı şeyden pek emin olmadığı durumlarda meydana gelir. "Eyalet tıp komitesine başvur. öykünün iki noktası arasında öyle bir geçiş yapmalıdır ki. okuldaki bir arkadaşından yardım ister. Hikayenin nasıl "uçarcasına" ilerlediğine şaşacaksınız. her "büyük" sahne. AŞIRI HIZLI ANLATIM Senaristler bazen. çoktan kurulmuş olan Komitenin Patch Adams hakkında karar verilecek oturumunda buluruz. Patch'in Komiteye başvurduğunu. Arkadaşı. bütün bu süreci göstermekte bir sakınca yoktur. Ortalama bir senaryoda. Bu da senaristin hiç istemediği bir şeydir. kalitesiz olduğunu 30 saniyede anladığınız bir filmi ya da diziyi 5 dakika seyredin. (Tabii adamın hayatının ne kadar sıkıcı olduğunu göstermek istiyorsak. Đki saattir finali beklemiş olan seyircinin. bu tür büyük sahnelerin oluşmasına olanak tanımaz. olayların neden-sonuç ilişkisinin seyirci tarafından tam olarak sindirilmesine olanak tanımadan. bizi o sahneye hazırlayan önceki sahnelerdir. ne de çok akıllı yerine koymalıymış. Ama genelde acemi senaristler şu adımları gösterir. Aşırı hızlı ilerleyen bir öykü. Yani belirli bir hızın altına düşmemesi. Örnek olmadığından değil. onlar da dava açılmasını önlemek için kendi soruşturmalarını yapar ve bir karara varırlar" der. bu iki nokta arasındaki boşluğu kendi zihninden doldurabilsin. Çok yavaş ilerlerse. (Bu yöntem filmlerin "kurgu" aşamasında da çok kullanılır. Bu kadar.SENARYO HIZI Senaryoda anlatılan öykünün belirli bir hızda ilerlemesi gerekir. seyirci sıkılır Bu. bir sahneden diğerine atlarlar.) Bir çok yerli filmin (ve dizinin) en büyük sorunu. Ve iyi yapar. okuldan bir arkadaşıyla konuşmaktadır. Patch'i okuldan atmaya karar vermiştir. seyirci zihinsel ve duygusal olarak öyküden kopabilir. Patch Adams'ın okuldan atılmasıdır. Dekan. bir senaristin işleyebileceği en büyük günahtır. Tabii aradaki süreçte önemli bir şey yoksa. daha fazla ayrıntıya tahammülü yoktur. Senaristin yapması gereken şey. Neymiş? Demek ki senarist izleyiciyi ne çok aptal. Yani hiçbir sahne tek başına vurucu değildir. Artık filmin finalindeyiz. Bu tür sahnelere burada örnek veremeyeceğim. Örneğin kahramanımız iş yerinden çıkıp evine gidecektir. yeterince eksiltileme kullanmamasıdır. seyirci.

Örneğin. ZAMAN. Bu yöntemi insanları tasvir ederken de kullanabiliriz. Ayrıca bu tür ifadeler. yüzündeki kırışıklıklarla ve saçındaki ak tellerin artmasıyla ödemişti. masanın üzerinde dağınık halde duran CD'ler. Örneğin "Kırklarının sonunda. yorgun görünüşlü bir kadın" yerine "Ayşe Hanım. vb. sinerek ilerledi. ileri fırladı. bunu parantez içinde belirtmeniz gerekir. YAKIN ÇEKĐM. şöyle yazabilirsiniz: YAKIN ÇEKĐM'de. ĐÇ. BEYONCE. kamera hareketleri verilebilir. hayatını çocuklarına ve kocasına adamış olmanın bedelini. 2) Kamera hareketleri yazmayın. "Dağınık bir genç odası" yerine "Yerlerde dergiler. ARABA. ĐSTĐSNA: Bu gibi parantez içi açıklamaların gerekli olduğu durumlar da vardır.BĐÇĐM Senaryo yazımının edebi yazım türlerinden farklı olduğu açıktır. hatalı bir örnek görüyorsunuz. uzun süredir tozu alınmamış bir bilgisayar ve duvarlarda şarkıcıların dev posterleri: BRITNEY SPEARS. Aşağıda. Senaryo yazarken uyulması gereken bazı kurallar vardır. eğer hikaye anlatımı açısından çok önemliyse. Yani yazdıklarınız bir biçimde perdeye yansıtılabilecek şeyler olmalıdır. ENRIQUE IGLESIAS" Zengin bir dil kullanın. ifadeler kullanmayın. Filmi kafasında çekmiş olan senaristler. Bunlardan bazılarını aşağıda sıraladım: 1) Oyuncuların senaryonuzu nasıl oynayacağına dair parantez içi açıklamalar yapmayın. Abartmamak kaydıyla. Bir senarist olarak sizin göreviniz karakterlere ne yapacaklarını ve neler söyleyeceklerini yazmaktır. ĐSTĐSNA: Perdede neyin göründüğü. 4) Tasvirlerinizin biraz edebi olmasında sakınca yoktur. Yani sahne başlığından (YER. kafalarındaki bu filmi kağıda da dökmek isterler. Eğer sahnede ikiden fazla karakter varsa ve kahramanınız herkese değil de bu karakterlerden sadece birine dönüp konuşuyorsa. Örneğin "Eski bir kamyon" yerine "Şehirler arası yollarda on binlere kilometre yol almaktan yorulmuş. Bu nedenle perdede neyin göründüğünü neyin görünmediğini ayrıntılı bir biçimde yazarlar. 143 . masanın üzerinde duran bıçağa uzandığını görürüz. Parantez içine yazacağınız bu tür talimatlar okuyucunun dikkatini dağıtır. uçtu" gibi canlı ifadeler kullanabilirsiniz. Murat Ben de seni özledim. detay vermek iyidir. Ama buna hiç de pişman değil gibiydi" derseniz. 3) Bir sahneye her zaman bir tasvirle başlayın. artık emekliye ayrılma vakti gelmiş bir kamyon" demek. bir katilin kimliğini seyirciden gizlemek istiyorsanız. senaryonun okunmasını da zorlaştırır. GENĐŞ AÇI. GÜNDÜZ. okuyucunun zihninde daha canlı bir imge (görüntü) yaratır.) hemen sonra diyaloglara geçmeyin. koştu. çok daha spesifik bir resim çizmiş olursunuz. deri eldiven giymiş bir elin. Sadece "gitti" demek yerine "yürüdü. Neyin nasıl görüneceğini belirlemek. Ama oyunculara nasıl oynayacaklarını söylemek sizin göreviniz değildir. Senaryoda daha çok görsel anlatıma önem verilir. süründü. Bu YANLIŞTIR! Senaryonuzu yazarken OMUZ ÇEKĐMĐ. film yönetmeninin ve görüntü yönetmeninin işidir.SAHNE SAHNE YAZARKEN .

bu ikisinin karışımından meydana gelen sahneler. Örnek: Braveheart'taki savaş sahneleri. Bu ayırım. bu iki türün karışımından meydana gelir. Örnek: Rezervuar Köpekleri'nin girişinde. Hareket halindeki insanlara bir şeyler söyletmek ya da konuşan insanları hareket ettirmek. 144 . Çünkü bir çok sahne. hikayeye dinamizm katan çok etkili bir tekniktir. sahnedeki kişilerin konuşmalarıyla seyirciye aktarılır. sadece teknik amaçlıdır. 2) Diyalog sahneleri. Hiçbir diyaloğun olmadığı uzun aksiyon sahneleri ya da hiçbir aksiyonun olmadığı uzun diyalog sahneleri genelde seyirciyi sıkar. kafede oturan soyguncular arasındaki konuşma sahnesi. tek türe bağlı kalan sahnelerden daha iyidir denilebilir. Bu sahnelerde hemen hiç aksiyon yoktur. Bu sahnelerde olay sadece görüntüler vasıtasıyla anlatılır. Hatta.SAHNE TÜRLERĐ Đki sahne türü vardır: 1) Olayların görsel olarak anlatıldığı sahneler. Bilgiler görüntü vasıtasıyla değil.

buna vaktimiz yok. Kahramanımız evden sokağa çıktığında yeni bir sahneden bahsediyoruzdur artık.. W Shakspur. kağıdı buruşturur ve atar. GÜN Bir binanın çatı katında küçük bir oda. Tam bu sırada kapı açılır ve HENSLOWE içeri girer. SHAKESPEARE'ĐN ODASI. WILL'ĐN EVĐNĐN DIŞINDA. "AŞIK SHAKESPEARE" filminden bir örnek görelim: ĐÇ. arka arkaya gelecek sahneler yazmaktan başka bir şey değildir. Will şehrin kalabalık bir bölgesinde yaşamaktadır. zaman ve mekan birliği olan bir olay ya da durumdur. Mekan ya da zaman değiştiği zaman sahne de değişir. senaryo yazmak eylemi aslında. Sokak satıcıları bağırarak mallarını satmaya çalışmakta. tekrar tekrar imzasını atmaktadır. insanlar işlerine gitmektedir. Güneşin hareket ettiğinden şüphe et.. DIŞ. HENSLOWE Şükürler olsun! (sonra. Lütfen bana yazmaya başladığını söyle. masasının üzerine eğilmiş ve büyük bir dikkatle bir şeyler yazan WILLIAM SHAKESPEARE'dir. Oyunum nerede? WILL (parmağıyla alnına vurur ve kapıya yönelir) Hepsi burada kilit altında. Bu nedenle. Aniden ayağa kalkar. Yazdıklarından memnun olmaz. Ne yazdığını görürüz: Will. Yani aynı zaman ve mekanda geçen bir olay. Sinemada hikayeler sahneler vasıtasıyla anlatılır. Kağıtları atan kişi. yatağının bulunduğu yere çıkar ve çizmelerini giymeye başlar. SOKAK. "Will Shagsbeard.. Sahne. Will sabırsızlanır. William Shasper. (umutsuz) Başladın mı? WILL (çizmeleriyle uğraşırken) Yıldızların ateşten oluştuğundan şüphe et. 145 . Edebiyat yapma. Örneğin kahramanımız evinin salonunda telefonla konuşuyorsa... Nesnelerin arasında bir kuru kafa ve üzerinde STRADFORF-UPONAVON yazan bir fincan görürüz. Nefes nefesedir ve ayakları acımaktadır. bu bir sahnedir. bir sahne meydana getirir.". HENSLOWE belirli bir yöne doğru hızla gitmekte olan WILL'e yetişir. HENSLOWE Hayır. şüpheli) Kilit altında mı? WILL Đlham perimi bulana kadar. GÜN. HENSLOWE Will! Oyunum nerede? Lütfen bana bitmek üzere olduğunu söyle. Üzerinde çeşitli eşyaların ve buruşturulmuş kağıtların bulunduğu dağınık bir raf.SAHNE NEDĐR Filmler "sahne" dediğimiz birimlerden oluşur. Çeşitli aralıklarla bu rafa doğru buruşturulmuş kağıt parçaları atılır.. hayır.

Terminatör hiç hareket etmemiştir. GECE. Ofisin pencerelerinden şimdi de güneş ışığı girmektedir. sayfa 5-6) Yukarıdaki örnekte. Aynı görüntü. BENZĐN ĐSTASYONU. mekanda meydana gelen bir değişiklikten dolayı sahne değişmektedir. sen ruhsuz bir adamsın. (Kaynak: "Terminator 2: Judgement Day" Çekim Senaryosu. zamanda meydana gelen bir değişiklik de sahne değişimi gerektir. James Cameron ve William Wisher) 146 . pencerenin önünde ayakta durmaktadır. istayonun ofis bölümünde. ĐÇ. ZĐNCĐRLEME GEÇĐŞ: 91. Shakespeare ve Henslowe evden sokağa çıkınca yeni bir sahne başlar.HENSLOWE (yetişir) Bu seferki ilham perin kim? WILL Her zamanki gibi Afrodit. arada sırada yoldan geçen arabalara bakmaktadır. Aşağıdaki örnek. ĐÇ. Sessiz ve hareketsiz bir biçimde geceyi izlemektedir. Terminatör. Terminator 2 filminden. GÜNDÜZ. Mark Norman ve Tom Stoppard. BENZĐN ĐSTASYONU. Bazen mekandaki herşey aynı kalmasına karşın. ruh eşini arayan bir boşluğu nasıl anlayabilirsin ki? (Kaynak: "Shakespeare in Love". Sadece gözleri oynamakta. HENSLOWE "Dog and Trumpet"in arkasında "iş yapan" Afrodit Baggot mu? WILL Henslowe. 90.

. "Vuruş" sınırlı (sınırlandırılmış. Doğru. • • • • • • • • Vuruş Bir: Dedektif sorgu odasına girdiğinde. Vuruş Altı: Şüpheli düşünmeyi bırakır ve terlemeye başlar.. SEKANS. Şüpheli ile aralarında sessiz bir etkileşim (bakışma) olur. Yani bir karakterin kendisine söylenen ya da yapılan bir şeyi sindirmesi için geçen kısa süre. Karakterlerin ruh halini ya da niyetini değiştirecek bir şey olduğununda "vuruş" da değişir. karakteri ya da duyguları ortaya koyan sürprizler ve şaşırtıcı diyalog. Vuruş Đki: Şüpheli. VURUŞ (BEAT) Her filmin perdelerden. Vuruş Yedi: Dedektif konuşurken Şüpheli'nin etrafında dönmeye. SAHNE. "contained") bir andır. bir Şüpheli ile görüşmek için sorgu odasına girer. Şüpheli'yi suç ile ilişkilendiren bir delili adama göstererek karşılık verir .bu kanlı bir gömlek olabilir. ama eksik bir cevap. için onları "vuruş"lara bölerler. kendisini bu kadar beklettiği için Dedektife çıkışır. Benzer bir biçimde eğer iyi olmayan (yürümeyen. Sahneler "vuruş"lardan (BEAT) oluşur."Vuruş" (BEAT) sözcüğü zaman zaman "Es" anlamında da kullanılır. 147 .. *** "Vuruş" nedir. Vuruş Sekiz: Şüpheli çözülmek yerine Dedektif'in cebinden bir kalem kapar ve adamın gözüne saplar. Kaynak: (http://breakingin. işlemeyen) sahneleriniz varsa. kanlı gömleği nasıl açıklayacağını düşünmeye başlar.htm) *** . Karakterlerinizin nüanslarını ve onların çatışmalarını ortaya koyarken. Büyük (güzel) sahnelerde çok sayıda vuruş vardır ve bunlar da. kişisel alanına girmeye başlar.SENARYO. Şüpheli "çözülecek" gibidir. Vuruş beş: Dedektif saldırıya geçer ve gömlekle ilgili daha ayrıntılı sorular sormaya başlar.. jest (bedensel hareket) ve eylem dönüşleri ("twist") içerirler. ya da karakterin bir eyleme geçmeden önceki kısa duraksaması da "vuruş" (ya da "es") sözcüğü ile ifade edilir. Yönetmenler ve oyuncular sahnelerin duygusunu ve altmetnini daha iyi anlayabilmek . Yazmış olduğunuz ve iyi olduğunu düşündüğünüz bir sahneye bakın. Şüpheli.. PERDE.net/script-market-news22. neden iyi olduğunu daha iyi göreceksiniz. bu sahneleri vuruşlarına bölünce neden iyi olmadığını keşfedebilirsiniz. Bu sahnede büyük bir ihtimalle izleyicileri karakterlere ve aralarındaki çatışmalara bağlayan çok şey olup bitmektedir. Vuruş Üç: Dedektif bu çıkışmaya. her perdenin sekanslardan. izleyicilerinizi şaşırtacak ve heyecanlandıracak vuruşlara ihtiyacınız vardır. hikayeyi. Vuruş Dört: Bu fiziksel delil Şüpheli'yi geçici olarak susturur.. Örnek: Bir Dedektif. Peki sahneler neden oluşur? "Tasvir ve diyaloglardan" diyeceksiniz. Bu sahneyi vuruşlara bölün. her sekansın da sahnelerden oluştuğunu biliyoruz.

olan biten hakkında neler hissediyor? Genelde karakterlerin tavrı okuyucu tarafından bilinmez. 5. eğer yazdığınız sahne kahramanınızın dış motivasyonuna katkıda bulunmuyorsa. kahramanınızın dış motivasyonuna katkıda bulunmasını mümkün kılar. Aşağılarda bir yer) amacı Jack ile Rose’u tanıştırmaktır. yazmakta olduğunuz sahneyi hikayenizin omurgasına bağlar. hikayenin genel bağlamı içinde neye hizmet ettiğini bilmeniz gerekir. Çünkü bu amaç. sahnenin sonucunu belirleyin. Peki bu kadar etkili olur muydu? Hiç sanmam. çok derin bir ilişki kurmalarını sağlayacak şekilde tanıştırmaktır. seyircinin de dikkat kesilmesini sağlar. Hemen hemen bütün sahnelerin sonunda mevcut mesele halledilir ama tamamen çözülmeyen bir şeyler de bırakılır. işinizin son derece kolaylaştığını göreceksiniz. Jack ile Rose başka şekillerde de tanışabilir miydi? Tabii ki. Ayrıca sahnenin. yaratmakta olduğunuz duruma nasıl sokacaksınız? Titanic filminin intihar sahnesinin (bkz. (Kaynak: Michael Hauge’un “Writing Screenplays That Sell”. bir sahne yazarken göz önünde bulundurmanız gereken en önemli meseledir. (Đleride çok sayıda örnek …) 4) Bu Sahnedeki Her Karakterin TAVRI Nedir? Sahnedeki her karakter. Yazarın (J. Bu istek. Sahnenizin. ama yazar olarak. özellikle "Yazar Tıkanması" yaşadığını düşünenler için son derece faydalı olduğu kanaatindeyim. karakterlerin gerçekte neler hissettiğini hep bilmeniz gerekir. dramatik ya da orijinal olursa olsun. Maddedeki yorumlar gezgin’e ait) 148 . Cameron) bu sahneyi yazmaktaki amacı. ya da bütünüyle atmalısınız. karakterin eylemlerini ve söyleyeceklerini belirler. Rose’un intihara yeltenmesi ve Jack’in onu vazgeçirmesi. 1) Bu Sahnedeki AMACIM Nedir? Bu. ya o sahneyi değiştirmelisiniz. 2) Sahne Nasıl SONA ERECEK? Yukarıdaki soruda bahsedilen amacı belirledikten sonra. bunu mükemmel bir biçimde sağlar. Diyaloglarınız ne kadar komik. aralarında muazzam bir ekonomik ve sosyal fark olan iki genci. 5) Sahne Nasıl BAŞLAYACAK? Karakterleriniz. Bu da senaryoyu okuyan kişinin okumaya devam etmesini. Bu soruların.SAHNE YAZIMINDA EŞSĐZ BĐR YARDIMCI ! Bir sahneyi yazmaya başlamadan önce aşağıdaki soruları cevaplarsanız. (Đleride çok sayıda örnek göreceğiz) 3) Bu Sahnedeki Her Karakterin AMACI Nedir? Yazdığınız her sahnedeki her karakter bir şey ĐSTEMELĐDĐR.

Peki bu 3-4 sayfalık sinopsisten 120 sayfalık senaryo aşamasına nasıl geçilir? Genel uygulama önce. Oysa bu işlem (sahne ekleme ve çıkarma). Yaşlı Rose. geminin koridorlarında kovalamaca yaşanır. Görüldüğü gibi. çok faydalı olduğunu düşündüğüm. Peki ne işe yarar? Çok işe yarar. Senaryo yazarken artık olayları "sahne" dediğimiz bölümlere ayırmanız gerekmektedir. Jack'in çizdiği resmi Cal'in kasasına koyar. Ve bir sahne listesinin 3 sayfayı geçmemesi gerekir. Öncelikle senaristin.SAHNE YAZIMINA GEÇMEDEN ÖNCE YAPILACAK SON ŞEY: SAHNE LĐSTESĐ Filminizin sinopsisini yazdınız diyelim. karakterleri doğru bir biçimde yarattınız. Cal odasına gelir ve Rose'un Jack ile birlikte gittiğini anlar. Jack ve Rose geminin ambar bölümüne gelirler. ama bizde pek kullanılmayan bir teknik önereceğim. Tretmanı yazdıktan sonra genelde hemen senaryo aşamasına geçilir. Lovejoy ile gençler arasında. SAHNE LĐSTESĐ nedir? Sahne listesi. Cal'in yardımcısı Lovejoy'un gelmesi üzerine gençler süitten kaçarlar. Jack ve Rose ambardaki bir arabanın içinde sevişirler. Jack ile Rose güverteye çıkarlar. sinopsiste anlatılan olayları çok daha ayrıntılı bir biçimde işlersiniz. Senaryo bir kere yazıldıktan sonra sahne eklemek ya da çıkarmak çok zordur. Senarist. gençleri bulmak için ambara gelir. daha yaratıcı olmasına yardımcı olacağı kanaatindeyim. Sahne yazımına geçmeden önce. Sadece o sahnedeki en önemli olay. "Geçiş" niteliğindeki küçük ve nispeten önemsiz sahneleri yazmasanız da olur. Ama hemen hiç diyalog kullanmazsınız. (Sahne yazma konusuna daha sonra ayrıntılı bir biçimde gireceğiz). sonra o da kendi yardımcısına bırakır. sahne listesinde ne bir tasvir ne de bir diyalog vardır. sadece iki-üç sayfa içinde hikayenin bütün olaylarını görebilir. Geçerse. Bu tekniğin adı: SAHNE LĐSTESĐ yapmak. zamanda ya da mekanda bir değişiklik olursa sahne değişir. basit kalan Türk senaryolarının daha karmaşık. kendisini dinleyenlere "o an" neler hissettiklerini anlatır. 30-40 sayfalık bir tretman yazmaktır. Rose. Ayrıca sahne listesi yazarken her sahne yazılmaz. Yani: hikayenizi 3 perdeli yapıya oturttunuz. amacından sapmış olur. sahne listesi üzerinde çok kolay ve etkili bir biçimde yapılabilir. (Sahne listesi bilgisi JOHN TRUBY'den alınmadır. Yani bir olayı anlatırken. Gemideki iki görevli. Sahne listesine TITANIC filminin tam ortasından ("midpoint") bir örnek vereyim: • • • • • • • • • • • • • Jack Rose'un nü resmini çizer. Bir sahne. zaman ve mekan birliği olan bir birimdir. Gözcüler önlerindeki buz dağını fark ederler ve kaptan köşküne haber verirler. Hatta yazmamanız gerekir. Bu tekniğin. daha zeki. (daha senaryo yazılmadan önce) bir iki satırlık cümleler şeklinde alt alta sıralanmasıdır. Böylece senaryo üzerindeki hakimiyeti artar. bir iki satırlık bir cümleyle anlatılır. Haberi alan kaptan yardımcısı geminin yönünü değiştirmek için elinden geleni yapar ama gemi buzdağına çarpar. Örnekler ve açıklamalar gezgin'e aittir. batılı örneklerine nispetle "karmaşıklıktan" uzak. Eklenen ya da çıkartılan sahnenin diğer sahnelere olan etkisini kestirmek güçtür.) 149 . senaryosunun nereden gelip nereye gittiğini iki-üç sayfa üzerinde görmesini sağlar. Bütün bunları 3-4 sayfalık bir sinopsiste başardınız. Tretmanda. kahramanın dış motivasyonunu net olarak belirlediniz ve bu motivasyonun önüne çatışmayı yaratacak engelleri çıkardınız. yüz sayfayı aşkın bir yığında kaybolmak yerine. Kaptan geminin komutasını yardımcısına. bir senaryoyu oluşturacak bütün sahnelerin.

Evet. Zıt: Acayip görünümlü bir kahramandan şık görünümlü bir düşmana geçiş. eğer seyirci "Ama bu çok mantıksız. 3) Bir Nesne Benzer: Bir seranın içinden ormana geçiş. bir bakmışsınız yazılar akmaya başlamış. sevişme sonrasına geçiş. Zıt: Gevezelikten soğuk bir sessizliğe geçiş. Filmin temel birimi olan sahneler arasında da nedensel. 4) Bir Sözcük Benzer: Bir sözcüğün ya da cümlenin bir sahneden diğerine tekrarlanması. ve yaşanan sonuçların da kaçınılmaz (ama ilginç) olması gerekmektedir. 6) Bir Ses Benzer: Bir sahile vuran dalgalardan. ekranda görünen en son şey ile. Ama her yaratıcılığın temelinde. bir o kadar da farklı mekana gitmişsinizdir ki film boyunca! Ama film size bunları son derece doğal. yeni sahnede ekranda görünen ilk şey arasında anlamsal bir bağlantı varsa. yaratıcılıkla hiç ilgisi olmayan (daha doğrusu. Dışarıda bedavası var çünkü! Ama sağlam bir neden-sonuç ilişkisi de tek başına. organik bir biçimde sunmuştur. çocuksu bir yetişkine geçiş. Eğer olmazsa. gün batımındaki gölgelere geçiş. Aşağıda bu bilgilerin anlatıldığı bir liste veriyorum. hikayeniz inandırıcılık açısından bir zaafiyet içerisinde demektir. Bir sahne bitince. Ya da filminizde olan her olay son derece mantıklı ama ilginçlikten uzaksa (bazı yarım akıllılar bu konudaki beceriksizliklerine "sinemada gerçeklik" savunmasını getiriyorlar) o zaman da sıkıcı bir senaryo yazdınız demektir. Bunu sağlamanın en birinci yolu. eski kuşakların yaratıcılıklarının yerleşmiş ve kanıksanmış hali olan) TEKNĐK BĐLGĐNĐN bulunduğunu unutmayın. o kadar çok insan tanımış. Bu tür filmler yağ gibi kayar gider. Yani hikayenizde ortaya çıkan kişi ve olayların çok mantıklı nedenlerle orada olması. Eh. adamlar geçişler için bile kafa yormuş. 5) Bir Işık Özelliği Benzer: Gün doğumundaki gölgelerden. GEÇĐŞLER 1) Bir Karakter Özelliği Benzer: Şımarık bir çocuktan. normal insan öyle değil de böyle yapar" diyorsa. "yağ gibi kayan" hikayeler oluşturmaya yetmez. uyuyan birinin nefes alıp verişine geçiş. Zıt: Đltifattan lanetlemeye geçiş. Karakterlerin olaylar karşısındaki tepkileri. Peki bunu nasıl yapıyorlar? Yani bu anlamsal bağlantıları nasıl buluyorlar? "Yaratıcılıkla" diyeceksiniz. Oysa o kadar çok olay görmüş. kısmen doğru. hikayenizin sağlam bir "neden-sonuç" ilişkisi içermesidir. öyle ki hiç yadırgamamışsınızdır. başlamaları ile bitmelerinin bir olmasıdır. helal olsun" diyorum böyle geçişler görünce ve daha da keyifleniyorum. seyirci filmden çok daha büyük bir zevk alır. Zıt: Kongo'dan Antartikaya geçiş. sinema salonunun kapısının dışındaki hayattan bayağı farklı olmalıdır. Yaşanan sonuçlar açısından. yumuşak. Bu liste Robert McKee'nin "STORY" adlı kitabında anlatılan (s: 301) bir bölümden ("Principle of Transition") alınmıştır. Ben bile "vay be. sahneler arası geçişte de böyle bir teknik bilgi birikimi var. ve en önemlisi anlamlı geçişler olmalıdır. 2) Bir Eylem Benzer: Ön sevişmeden. Zıt: Maviden kırmızıya geçiş.GEÇĐŞLER Đyi filmlerin bir özelliği de. Yani filmin başına bir oturursunuz. 150 . seyircileri o kapıdan içeri sokamazsınız.

Örneğin ilk sahnede bir karakter bir kişiden bahseder. geminin . Cameron bu geçişlerle bir taşla iki kuş vurur: Önce Rose'un çığlığını gemi düdüğü ile somutlaştırır. sonra da bu düdükten hikayenin diğer kahramanına organik bir geçiş yapar. Kolay gelsin.insan çığlığını andıran bir ses çıkaran . senaristin ve yönetmenin sahneler arası geçişi nasıl sağladığına dikkat edin. Bir ara bu geçişlerle ilgili bir örnek liste de hazırlamak iyi olacak. ikinci sahnenin ilk görüntüsü o kişi olur. uvertüre (klasik müzik parçalarının giriş bölümü) geçiş. Đçimden ise çığlık atmak geçiyordu" Bir sonraki görüntü.düdüğüdür. ölmekte olan bir adama geçiş. ben tamamlayayım): Bazen bir önceki sahnede sözlü olarak bahsedilen bir şeyin görüntüsü ya da sesi (ya da benzeri) bir sonraki sahnede görülür. *** Bir de bu geçişlerin melezleri vardır. Zıt: Bir ressamın boş bir tuvalinden. bu düdükten geriye doğru çekilerek zoom out . dişlilerin gıcırtısına geçiş. Buna Titanik filminden bir örnek verelim: Rose Titanik'e binerken şöyle bir söz söyler "Dışarıdan bakıldığında iyi bir kızın isteyebileceği herşeye sahiptim. (Geçen sene Oscar alan "Crash" filminde bu tür geçişlerin bolca kullanıldığını hatırlıyorum.Jack'in (Leo Di Caprio) poker oynadığı kahvehaneye ulaşırız. *** Bundan sonra film izlerken. 7) Bir Fikir Benzer: Bir çocuğun doğumundan. Ama Cameron bununla yetinmez. (McKee amcamız unutmuş. Ve siz de senaryolarınızda (abartıya kaçmamak şartıyla) bu tür geçişler bulmaya ve kullanmaya çalışın. ikinci sahnenin ilk görüntüsü ise o olayı andıran bir şeydir.Zıt: Đnsanın derisini okşayan bir ipekten. 151 .). Ya da aynı karakter bir olaydan ya da halde bahseder.

sahnedeki kişilerin arasında geçen diyaloglar. Ama tahmin edebiliriz. bu tür eksiltilerin izleyiciyi de hikayeyi yazma / yaratma sürecine katarak etkileşimli bir ortam yarattığını söylemiştim). Güya seyirciyi o önemli ana "hazırlar".REVISITED Sahne yazımı ile ilgili olarak söylenebilecek en önemli şeylerlerden biri sahneye ne zaman girilmesi gerektiği ile ilgilidir. ya da olmuş bir önemli olaydan hemen sonra girmelidir. Neden ağladığını bilmeyiz. ana hikayenin hangi aşamasında yer alıyor? Bu sahne. ana hikayeyi nasıl ileri götürüyor? Bu sahnede kimler var? Sahne nasıl başlıyor ve nasıl bitiyor? Michael Hauge'un çok isabetli bir tespiti var. büyük bir ihtimalle bize ağdalı bir tartışma sahnesi sunmaktan kendini alamazdı. ya önemli olaydan hemen önce. Yazar sahneye. Çünkü böyle bir tartışma yaşanabileceğinin ipuçlarını bize daha önce vermiştir. *** 152 . Biz de ayıla bayıla seyrederdik." Dinlemesi ve söylemesi hoş olan bu cümle acaba neyi anlatmak istiyor? Bir sahneye başlamadan önce göz önünde bulundurmanız gereken bazı şeyler var. Bu ilginç olayın beklentisi veya çarpıcı sonuçları seyirciyi sahneye bağlar. Ancak ondan sonra yazmaya başlayabilirsiniz sahneyi. Bu ikisinden biriyle ya da her ikisiyle fena halde tartışmış olabilir. Ve bu tartışmayı izleyicinin hayal gücüne bırakmıştır. bu siteyi takip eden herkesin bu filmi görmüş olduğu yönündeki varsayımım. Yani izlemeye başladığımız insanlar ya ilginç bir olay yaşayacak ya da yaşamış olmalıdır. (Hep bu filmden örnek vermemin iki nedeni var: Birincisi. geminin güvertesinde ağlayarak koşmaktadır. O sahnedeki önemli olay da etkisini kaybeder. önemli ve ilginç bir olay olmadan çok önce girer. *** Sahneye nasıl gireceğiz? Bu konunda en sık yapılan hatanın. ondan sonra o sahnenin anahtar olayı gerçekleşir. Eğer klasik bir Türk senarist olsaydı.SAHNEYE GĐRĐŞ VE ÇIKIŞ . Eğer hala görmediyseniz. Diyor ki: "Sahnenin nasıl biteceğini bilmeden. sahneyi yazmaya başlamayın. Seyirci sıkılmaya başlar. Ama senarist (James Cameron) bize bu tartışmayı göstermemeyi tercih etmiştir. Đkincisi de. Rose'un annesiyle ve nişanlısıyla ilgili sorunları vardır. Bu öyle büyük bir tartışmadır ki Rose'u intiharın eşiğine getirmiştir. neredeyse ezbere bilmem." Yani. Yani yazar sahneye. yaşanan olaylar nerede son buluyor? Son bulmuyorsa nerede kesiliyor? Bunları bilmeniz lazım. (Daha önce. Ama o zamana kadar seyircinin ilgisi büyük ölçüde azalmış olur. sahneye erken girmek olduğunu söyleyebilirim. boğaz manzaralı bir intihar tavsiye ediyorum :) "Đntihar Sahnesi" olarak adlandırdığım (ve aşağılarda bir yerde uzun uzadıya incelediğim) sahnede Rose. Bu konuyla ilgili olarak ana prensip şudur: "Sahneye olabildiğince geç girip sahneden olabildiğince erken çıkın. Titanik filminden bir örnek vereyim. Bunları şöyle sıralayabiliriz: Bu sahne.

Rose'un intihar etmeye kalkacak kadar umutsuz olduğunu gösterir. senaryonuzun tekrar yazımlarında (ki bu kaçınılmaz bir şeydir). Bu. aynı şeyleri tekrar tekrar söylemesinden kaynaklanır. Aynı zamanda ne kadar esprili olduğunu da görürüz. Yani asıl (anahtar) olay yaşandıktan. yazarın hoşuna giden bazı diyalogları atmaya kıyamamasından (yani "kill your babies" prensibini uygulamamasından) veya seyircinin zekasına güvenmeyip. Jack'in. tanımadığı bir insanın peşinde buz gibi denize atlamayı göze alacak kadar maceraperest olduğunu gösterir. Ve olmamış. Bu genelde. filmin ritmini hızlandırır. (O sahnenin temel sorunlarından biri de oyunculukla ilgili. Sahne biterken. sınıfta akşam yemeğine davet edilir. bazı yeni meseleler yaratılmalıymış ki hikaye ilerlersin. Ve izleyiciyi bayar da bayar. O kadar gereksiz diyalog. o kadar az malzeme var ki bu sahnede. Rose'u kurtarmasının ödülü olarak 1. ama sonraki sahnelerde ele alınacak başka yeni meseleler oluşturulmalıdır . 1. En fazla 45 saniyelik bir malzemeyi 3 dakikaya yayınca böyle oluyor. Ayrıca Jack. Yani bir sahnede zekice ve yaratıcı bir biçimde halledilebilecek meseleler anlamsız uzun diyaloglar ile ele alınır. Jack ile Cal (Rose'un nişanlısı) arasındaki ilk sürtüşme yaşanır. önemli bilgiler konuşulduktan sonra bile karakterler sahnede dolaşmaya ve konuşmaya devam ederler. Jack ile Rose arasında çok kısa sürede çok etkili bir yakınlık sağlar. Đzleyiciler "acaba bu 3.ki izleyici "ne olacak" diye merak etsin. Yani her sahnede bazı meseleler halledilmeli. *** Bir de "Şişkin Sahne" olarak adlandırılabilecek sahneler var. Bunu biliseniz. en kısa sürede (bazen hemen) çıkmak ve başka bir sahneye geçmek yerinde olur. Buna yine "Đntihar Sahnesi"yle örnek vereyim: Sahne biterken senarist bir kaç şeyi başarır.Peki sahneden ne zaman ve nasıl çıkacağız? Bizde bu konuda yapılan en önemli hatanın ise. Anlaşılan az prova edilmiş ya da doğaçlamaya bırakılmış. Bunların yanı sıra. sınıf yolcusu genç. sahneden çok geç çıkmak olduğunu söyleyebilirim. izleyiciye tatmin edici bir seyir deneyimi yaşatır. insan "bitse de gitse" diye düşünüyor. o kadar işlevsiz duraksamalar (es). Faruk'un odasındaki sahnesi. Neymiş? Her sahnede bazı meseleler halledilmeli. sonraki sahnelere sarkan bazı şeyler bırakmayı unutmayın. Eğer sahnede söylemek ya da göstermek istediğiniz şeyi söyleyip gösterdiyseniz. 153 . Buna en iyi örneği GORA filminde görüyoruz: Arif ile Bob Marley Faruk'un.) "Şişkin Sahne" sendromuna düşmemenin yolu. o sahnede ne yapacağınızı çok iyi bilmektir. sınıf yemekte neler yapacak" diye büyük bir merak duymaya başlarlar. şişkinlik yaratan fazlalıkları atabilirsiniz.

Doğa koşullarının yarattığı dış baskı da. eski kocasının kollarında göz göre göre boğulur. yine Cameron'un yazıp yönettiği Titanic'in sonunda da görülebilir). Denizaltı su almaktadır. hem çok iyi zaman geçirmişler. Su dolar. Mastrantonio) küçük bir denizaltında mahsur kalırlar. Ama her ikisi de aslında birbirini çok sevmektedir. Fakat Bud daha sonra tekrar Lindsey'e masaj uygulamaya başlar ve kadın canlanır! Cameron'un yazdığı belki de en etkilici sahne böylece biter. Sözü geçen güçlü sahne ise. kullanılabilir tek bir dalgıç giysisi vardır. J. sevdiği bir başka insan için göz göre göre ölmeyi kabul etmesindedir. Anna ile William bir süre kitapçıda ayakta konuştuktan sonra Anna can alıcı cümleyi söyler "I am also just a girl. standing in front of a boy. Roberts'in en güzel performanslarından birini göstermiş olmasıdır). Fakat sahne bununla bitmiyor. Herkes (Bud dahil) Lindsey'den ümidi keser. bir insanın. "NOTTING HILL" filminin sonlarında. ondan kendisini sevmesini isteyen sıradan bir kızım da) der. güçlü Cameron kadını). bu kadar minimalist oyunculukla ancak anlatılabilir).2 Đzleyenin aklından çıkmayacak sahnelerden biri de James Cameron'un "ABYSS" filminde vardır. (Aynı tema. asking him to love her" (Ben aynı zamanda. ve gitmeleri gereken petrol arama istasyonu çok uzaktır. GÜÇLÜ SAHNELER . (Bu kadar büyük bir duygusal sarsıntı. Lindsey geri dönmez! Bud. Zaman kısıtlıdır: kimin dalgıç giysisini giyeceğine karar vermeleri gerekmektedir. Bud. (Tipik. Buna rağmen William kızın teklifini kabul etmez. Anna Scott'un (Julia Roberts) William Thacker'a (Hugh Grant) sevgili olmayı teklif ettiği sahne de.GÜÇLÜ SAHNELER . Ve Anna duygusal olarak dağılır. ve dükkandan çıkar. bir çocuğun karşısında durmuş.1 Güçlü bir sahne yazmak için ille birilerinin hayatının tehlikede olması gerekmiyor (ama en güçlü sahnelerin genelde "hayat-memat" meseleleri etrafında döndüğü de bir gerçek). En son kalbi kırılan William'dır (Anna'nın kendisi hakkında "öyle biri işte" dediğini duymuştur. ölmüş olan Lindsey'i ana istasyona kadar götürür. bu sahnenin gücünü artıran başka bir etkendir 154 . mükemmel yazılmış bir sahnedir. Sadece iki kişinin ayakta durup konuştuğu bir sahneyi bu kadar güçlü yapan şey her iki karakterin de çıplak bir ruh ile konuşmalarından kaynaklanmaktadır. Bu sahnenin gücü. William'ın kitapçı dükkanında geçer. Eskiden evli olan Bud ve Lindsey çok hızlı bir biçimde tartışırlar ve Lindsey Bud'î giysiyi giymeye ikna eder. William'ı yanağından öper. "resmen" eski karısını öldürmüş ve geri getirememiştir. Filmin ikinci yarısında Bud (Ed Harris) ve Lindsey (M. Biraz sonra denizaltı tamamen su dolacak ve Lindsey "resmen" boğulacaktır. film setinde). Her ikisi de kırılmış ve üzülmüştür. Orada havuzun kenarında kadına suni teneffüs ve elektroşok uygular. hem de zaman zaman birbirlerinin kalbini kırmışlardır. ve Lindsey. Filmin bu sahnesine gelene kadar hem adam hem de kadın. Buna rağmen bir araya gelmeleri mümkün olmaz. (Bu sahnenin bu kadar güçlü olmasını sağlayan şeylerden biri de.

Bir filmin kalitesi aslında. Kelly'nin kendi içinde bir aşama (breakthrough) kaydetmesi ve duygularını "spontane" bir biçimde dışa vurabilmesidir. bir yandan da artık yaşamaya değer bulmadığı bu hayatına son verdirmeye çalışmaktadır. Acemi asker. eğitmek için çabaladığı bir askerden kendisine ateş etmesini ister. kızın beklediği kafeye girer ve rakibinin masasına oturur. bu acı gerçeği kabul edip evine de dönebilirdi. bizde güçlü bir etki bırakan sahneler kalır.3 Bir çok filmden geriye. Algren bu mustarip hayatı yaşamaya devam edecektir. Ama bundan hemen önce de. beklediği kişi (ki o da internette tanıştığı kişiden hoşlanmaktadır) olduğunu bilmeyen Kelly. Bu sahne bize (ve sahnedeki diğer insanlara) bir çok şeyi öğretir: Algren'in korkusuzluğunu. Flüt ile gerilimin nasıl tırmandırıldığına dikkat. 155 .o kişinin bizzat Joe Fox olduğunu bilmeden. intihar eğilimini. Ortada çok komik bir durum vardır. Çünkü Japon askerler henüz tüfek doldurmayı dahi öğrenememiştir. komutanı Albay Bagley'e karşı olan nefretini. ama uzun süredir yazıştığı. internetten tanıştığı kız ile buluşmaya gider. Ama çok güzel bir dramatik sahne fırsatı da kaçmış olurdu. hatta hoşlandığı kızın. Düşüncesinin doğruluğunu kanıtlamak isteyen Algren. acemi Japon askerlerin gerçekten hazır olmadığını. alayın hazır olmadığını göstermek için bir Japon askerden kendisine ateş etmesini istediği sahnedir. Bu fark ediş anı. kendi yargısına olan güvenini. Sahnenin bir başka fonksiyonu ise.GÜÇLÜ SAHNELER . hatta adamı buna zorlar. Bu diyaloglar bize. zaten Kızılderililere yaptıklarından dolayı kendisinden nefret eden Algren'in söylediği söz çok etkilidir: "Shoot me God damn it!" (Vur beni kahrolası!). Joe Fox. otantik Japon müziği. Bu. büyük bir stres ile tüfeğini doldurmaya çalışır. K. ticaret hayatındaki azılı rakibi Kathleen Kelly (Meg Ryan) olduğunu fark eder. Acemi asker en sonunda tüfeğini doldurmayı başarır ve Algren'e "doğru" ateş eder. Sahnenin bu kadar güçlü olmasını sağlayan bir başka etken de. aslında senarist açısında çok önemlidir.4 Romantik komedi filmlerinde görülen en güçlü sahnelerden birini de "You've Got Mail" filminde görüyoruz: Joe Fox (Tom Hanks). Bunun yerine Fox. isyancı Katsumoto'ya karşı savaşması gerektiğini söylemiştir. birini "gerçekten tanımanın" aslında ne kadar zor bir iş olduğunu çok çarpıcı bir biçimde anlatır. Joe Fox'a demediğini bırakmaz: "You are nothing but a suit!" (Sen takım elbisesinden başka bir şey değilsin!). beklediği kişinin çok komik ve çok duyarlı olduğunu söyler . Böyle güçlü bir sahneyi SON SAMURAY'da da görüyoruz. Bu sırada. Fox'un. Algren ise bunun bir intihar saldırısı olacağının farkındadır. Ve tabii ki ıskalar. Yüzbaşı Algren'in (T. Kelly'nin bahsettiği "yeryüzünün en duyarlı insanı" ile "kalbinin yerinde bir yazarkasa" olan kişi aslında aynıdır. Cruise). hiçbir şekilde hazır olmayan Japon askerlerinin. GÜÇLÜ SAHNELER . Bu sahnede Algren'in komutanı. Yani Algren bir yandan askerlerin hazır olmadığını göstermeye çalışmakta. K. ve Albay Bagley'in muhakeme zayıflığını. bu gibi sahnelerin varlığı ve doğallığı (yani hikayenin gidişatına uygunluğu) ile ölçülebilir.

ne yazık ki burada tartışılamayacak kadar uzun bir konu. Đpteki sıralamada en altta duran baba. Terminator 1-2) tarafından yazılmış olan Kırılma Noktası'nda (Point Break) bulunuyor. ve bir kadının bu sırada Stan'e oral seks yapması.6 Yakın zamanda izlediğimiz en güçlü sahnelerden birini "Dikey Limit" (Vertical Limit) filminin başında görüyoruz.. Fakat bir aksilik olur ve bu üç kişi aynı ipte. Bu gibi güçlü sahnelerine ve iyi oyuncularına karşın Kılıç Balığı çok başarılı bir film değildir. çocuklarını kurtarmak için kendi hayatını feda eder ve bıçakla kendi ipini keserek aşağı düşer/atlar. Bu son eklenti. Filmin açılışında. Normalde bir saniyeden kısa bir sürede olup biten bir olayı hem yavaşlatılmış olarak. Keanu'nun canlandırdığı genç polisin. Bunu başarıyor da. havada asılı kalır . Burada da Stan'in. Ve film tekrar tekrar seyretmeye karşı dayanıklıdır. ama bu girişten sonra ne olursa olsun filmi sonuna kadar izliyorsunuz.. bir baba. sevgilisini rehin tutan Bodhi'nin (Patrick Swayze) peşinden. Sadede gelelim: Filmin kesinlikle en güçlü sahnesi. belki de 20.Keanu ya elindeki silahı bırakıp paraşütü açacaktır. ya da Bodhi ile beraber yere çakılacaktır. Keanu Reeves'in ilk büyük rollerinden biridir. James Cameron'un yazdığı ve çok sıkı bir sistem eleştirisi de içeren bir film. paraşütün geç açılmasından dolayı. aslında "The Matrix"te kullanılan yöntemin ("bullet time" . oğul ve kızdan oluşan bir ailenin bir dağa tırmanmakta olduğunu görürüz. Filmi izleyenlerin aklında kalacak bir başka sahne ise.fakat ip üç kişiyi taşıyamayacak haldedir. Ve iki genç adam. Filmin devamı bu kadar etkileyici değil. ama Travolta yine de Halle'i vurur. Bu. adam. Evet. GÜÇLÜ SAHNELER . uçaktan paraşütsüz atlıyor . Yine de etkileyici olduğu kesin. bilgisayar korsanı "Büyük Stan"in 60 saniye içinde Amerikan Savunma Bakanlığının bilgisayarını "hack" etmek zorunda kaldığı sahne. Filmdeki etkili sahnelerden biri de John Travolta'nın Halle Berry'yi vurduğu sahnedir. sahneyi aynı zamanda komik yapan iyi bir buluş bence. Ama filmin sonunda derin bir tatmin duygusu yaşamamamız. Keanu'nun şansı olsa gerek.Neo'nun çatıda Ajan'ın kurşunlarından kaçışını gösteren sahnede kullanılmıştı) biraz daha abartılmış hali. büyük bir hızla yere iniyorlar. Bigelow da hakkını vererek çekmiştir.5 Đzlerken donup kaldığım sahnelerden biri de James Cameron (Titanic.7 "KOD ADI: KILIÇBALIĞI" filminde de bir kaç güçlü sahne var. 156 . Keanu çok hızlı bir biçimde karar veriyor ve silahını (elindeki tek avantajı) bırakıp paraşütün ipini çekiyor. Gerçekten de çok güzel yazılmış bir senaryodur. Bunlardan biri.GÜÇLÜ SAHNELER . Cameron çok da güzel bir ikilem yaratıyor . Sahnede bir kaç unsurun bir araya gelmesi sahneyi dikkat çekici kılıyor: Stan'in bu işi 60 saniyede yapmak zorunda kalması. Amacı da Bodhi'yi havada yakalamak ve beraber yere düşmek. uçaktan paraşütsüz atlamasıdır.elinde bir revolver silah olduğu halde. Stan. Stan'in bütün çabası bir anda anlamsızlaşır. kadın boğulmadan bu işi yapar. başına birinin silah dayamış olması. CGI ile geleneksel çekimlerin çok güzel bir biçimde yapıldığı bu sahne. Aile bağlarını hayat memat meselesi ile bağlayan güzel bir giriş. bu gerçeğin en basit kanıtı sayılabilir. GÜÇLÜ SAHNELER . 90 yılların. hem de 360 derecelik bir bakış açısıyla izliyoruz çünkü. Bunun temel nedeni ise sonunu iyi bağlayamamasında yatar. yüzyılın en sıkı sistem eleştirilerinden biri olan "The Matrix"te oynamak da yine ona nasip olmuştu. filmin başındaki "patlama" sahnesi. boğazından asılı Halle Berry'yi kurtarmak için çok kısa bir sürede bir bilgisayar işlemi yapması gerekmektedir.

o zaman bu ikinci yöntemi tercih ederim ve o küçük olay ya da bilgi için ayrı bir sahne yazmam. Yani o sahnede olan olaylar ve / veya diyaloglar. Đkinci kıstas. uydurmaya çalışın. hangilerini koymamayı seçmeyi de içerir. Uymuyorlarsa. hem de izleyicinin (herşey gözüne sokulmadığı. "Titanic". bir önceki sahneye göre biraz daha ileri gitmiş olmalıdır o sahnenin sonunda. Bu işi. sizin senaryo ile anlatmak istediğiniz hikayeyi bir ya da bir kaç adım ileri götürmelidir. Üçüncü kıstas. eğlenceli ya da dikkat çekici bir biçimde yapmalıdır. Bir senaryo yazarken aklınıza gelen ve gerekli olduğunu düşündüğünüz her sahne kendine senaryoda bir yer bulamamalıdır. izleyicinin zekasına atıfta bulunulduğu için). hangi sahneleri senaryoya koymak gerektiğini seçmek kadar.HANGĐ SAHNELERĐ ATMALI? Senaryo yazmak. bir sahneyi yazıp bitirdikten ve (biraz beklettikten) sonra "bu sahneyi nasıl daha eğlenceli. Sahneler hem hikayenin ilerlemesi için gerekli. Ama neye göre? Asıl soru bu sanırım. Bu nedenle ben senaryolarımı yazarken. Yani bir sahneyi "neye. Bir sahneyi senaryoya koyarken bayağı ince eleyip sık dokumalısınız. hem de yeterince malzeme içermektedir. Bu sitede "iyi" olarak nitelenen filmlerin hepsi ("Matrix". Size de tavsiye ederim. daha ritmik yapabilirim?" diye kendime soruyorum. Siz de senaryonuzu bitirdikten sonra sahneleri tek tek ele alın ve yukarıda anlatılan kıstaslara uyup uymadıklarına bakın.) bu tür sahnelerden oluşmaktadır. Bir sahnede anlatılan bilgi ya da olay. o sahnenin iyi bir biçimde yazılmış olmasıdır. hem iyi yazılmış. "Eşkıya". Uymamakta diretenleri de senaryonuza almayın. Bir sahne sadece hikayeyi ileri götürüyor diye senaryoda kendine yer edinemez. o sahnenin hikayenin gidişatında önemli bir rolünün olmasıdır. vb. Hikaye. eğer başka bir sahneye eklenecek bir cümlelik söz ile de şık bir biçimde aktarılabiliyorsa. 157 . Bu hem yapımcının çok hoşuna gider (maliyetler azaldığı için). sahnenin içerdiği malzemenin miktarıyla ilgilidir. hangi ölçüte göre" senaryoya koyup koymamaya karar vermeliyiz? Birinci kıstas.

January 06. bir sahneyi yazarken. şuna indirgenebilir: Karakter A: "Ben bir şey istiyorum. Çatışmaya şu yönden bakmak daha yararlı olacaktır: Karakter A: "Ben bir şey istiyorum. bu zihniyetle (bu zihniyete bürünerek) girmek. bizim (yani yazarın). Karakter A'yı. Ama boğazınıza kadar bir metne daldığınız sırada. biraz daha ilginç olması gerekiyor sizi alt edebilek için. yeni bir ses bulmuş oldunuz. Đşte şimdi bir çatışmanız var.blogspot. Ama bunun sonucunda.gg). Sizin göreviniz de o rolün oynanmasını daha ilginç hale getirmek olsun. Vites değiştirin. Şimdi." Çözüm Bir sahneye." Karakter B: "O şeyi elde edemezsin. B Karakteri ya pasif bir engel olarak kendini gösterir. sizi elde etmek istediğiniz şeyden alıkoyan hıyarın teki yapın. sizin canınıza okuyan şey de budur aslında. Şimdi Karakter A'nın biraz daha fazla uğraşması. Bir SAHNE'niz var artık. vb. "ben bir şey istiyorum" diyen kişinin zihniyetini benimseyerek (o kişinin zihnine bürünerek) yazmaktır. o bir şey isteyen karakterin hikayesini anlatmak için duyduğunuz istektir. romanda.http://kfmonkey.gg) ve ikincil karakter." Çözüm Evet. belirli bir güdüsü var. Belki bu sayede hikayenizde yeni bir "karakter" (tip'in karşıtı olarak ." Karakter B: "Ben başka bir şey istiyorum. Oturun ve. Karakter A'nın önüne çıkabilecek en ilginç engel olduğunu düşündüğümüz şeye göre seçimler yapar (yani çatışma ilginç olsun diye abuk subuk seçimler yapabilir . Olsun. Ya da kendinizi B Karakterinin yerine koyun.gg) yaratmış. aslında yanlış karakterin hikayesini anlattığınızı fark edebilirsiniz! (Kaynak: Kung Fu Monkey .'de iki insan arasında geçen her sahne. 2005'ten alıntı) 158 . örneğin. senaryoda. o sahnenin ana karakteriymiş gibi sahneyi yazmak. benim senaryo yazarken en çok kullandığım yöntemlerden birini kullanmanızı çok daha kolaylaştırır: bakış açılarını değiştirmek (yani. Şimdi. ya da. fazla bir basite indirgenme oldu. Thursday. Bu da çok doğaldır. o sahnedeki DĐĞER kahramanı oynaması için çok büyük bir aktörün tutulduğunu varsayın (hayal edin). farklı bakış açılarına bürünmek .com.DEĞĐŞEN GÖRÜŞ AÇILARI Bir hikayede. yazarların genel eğilimi. Karakter B'nin belirli bir niyeti. Ve bu nedenle Karakter A'nın hayatını çok ama çok zorlaştıracaktır. Çok nadiren de olsa. Sizin bu hikayeyi yazmanızı sağlayan şey genelde.

Üç çeşit çatışma vardır: 1) Đç çatışma 2) Kişisel çatışma 3) Dış çatışma Bunları da şöyle açıklar: ĐÇ ÇATIŞMA: Đnsanın kendi içinde yaşadığı çatışmadır. (Burada hiçbir dış etken söz konusu değildir. Bu filmlerin her ikisinde de inancı ile cinsel istekleri arasında kalan Hristiyan din adamları yer alıyordu. o hikâyede bir çatışma olmalıdır. Bu çatışma sadece duygular arasında olmayabilir. *** "Çatışma" dediğimizde aklımıza hemen birbirine zıt iki güç gelir. "Gülün Adı" ve "Kara Cübbe" ("Black Robe") filmlerinde bu duruma uygun örnekler vardı yanlış hatırlamıyorsam. insana karşı topluluk. John. onun düşmanı da kahramanın bu şeye ulaşmasına engel olmaya çalışmalıdır. sevgilisi. Ve bu seçimde iki duygu birbiriyle çatışmaktadır: Oğlunun ölümünün intikamını alarak acısını hafifletmek ve adamı adalete teslim etmek. John Anderton'un bir otel odasında. Duygular ve düşünceler arasında da olabilir. Daha önce çatışmayı. tekrar tekrar ele alınması elzem. kişiler arasındaki çatışmayı anlatır. Senaryolarda bu güçler genelde şu şekildedir: insana karşı insan. "Çatışma" bunlardan biri. Der ki.ÇATIŞMA BABAMIN BANA YAPMADIĞI ĐYĐLĐK: Bazı konular var ki. Filmin orta noktası sayılabilecek sahne. Bu yazıda bu çatışma konusunu biraz daha detaylandıracak ve sonra da onu sahne bazında ele alacağım. Đnsanın kendi duyguları bazen birbiriyle çatışır. kendisiyle büyük bir mücadele vererek ikincisini tercih eder. Merak edenler aşağıdaki yazıları ya da yandaki (sağ yan) arşivleri okusun. Canı bir şey yapmak isterken. Bedenin bazı istekleri ile bazı düşünceler ya da inançlar arasında bir çatışma yaşanabilir. vicdanı ona başka bir şey yapmasını söyler. ve hatta kaçınılmaz. bir hikâyedeki çatışan güçler bazında ele almıştık. "Bir hikâyenin var olabilmesi için. insana karşı doğa. Yani kahraman ile arkadaşı. çocuğunu kaçırdığını sandığı adamı öldürmeye teşebbüs ettiği andır. McKee bu zıtlıklar daha net bir biçimde ortaya koyar. Onu öldürüp öldürmemek arasında bir seçim yapmak zorundadır. Yani hikâyenin kahramanı bir şey istemeli. 159 ." Bu konuyla ilgili ayrıntılı yazılar var geçmiş "postalarda". oğlunu kaçıran adama (en azından o öyle sanmaktadır) doğrultmuştur. insana karşı toplum. Burada John Anderton silahını. topluluğa karşı topluluk. KĐŞĐSEL ÇATIŞMA: Bu tür çatışma. Beden ile zihin arasında da olabilir. Demiştik ki. Sahnenin devamını biliyorsunuz. Ya da iki istek birbiriyle çatışır.) "Azınlık Raporu"ndan bir örnek verelim.

gibi felaketlerle. Amcasıyla. Parker. filmde doruğa çıkar). iç çatışmadır. Đçinde bulunduğu sosyal ortamdan nefret etmektedir ama kendisinde. New York'taki çeşitli suçlularla ve yangın vb. Bu da kişisel çatışmadır. doktor / hasta Đnsan yapımı ya da doğal çevreler ile olan çatışmalar: zaman. Sadece bu tür çatışmayı kullanan dramatik yapılarda pek fazla aksiyon yoktur. TITANIC'ten örnek verelim: Filmin kahramanı olan Rose.annesi-babası. kilise / mümin. Nebukadnezzar'ın mürettebatından Cypher Neo'yu ve diğerlerini fena halde satar. gemi buzdağına çarptıktan sonra doğa koşullarına karşı büyük bir mücadele verir. Gerçekten de "seçilmiş kişi" midir acaba? Bu. vb. Bu çatışmanın özelliği. nişanlısı Cal ve annesi ile de sürekli çatışma halindedir. Bu. Bu da dış çatışmadır. ama kahraman ile yoldan geçen biri ya da gıcık olduğu patronu arasındaki çatışma "dış çatışma"dır (bkz. kahraman ile "yakın çevresindeki insanlar" arasında yaşanmasıdır. kahramanlarımızın da bu üç düzeydeki çatışma kaynakları ile boğuşmasını isteriz. kendisi ile çatışma halindedir. Bu da dış çatışmadır. DIŞ ÇATIŞMA: Bu tür çatışmada kahramanımız ile dış dünya karşı karşıyadır. Mary Jane ile (bu çatışma 2. Durmadan da bıcır bıcır konuşurlar. Bunun nedeni bizim insan olarak da bu üç düzeyde çatışma yaşamamızdır: herhangi bir gün kendisi ile (duygu ya da düşünceleriyle veya bedeniyle) çatışmaya girmeyen var mı aranızda? Ya da sevdiği insanlarla çeşitli uzlaşmazlıklar yaşamayan? Ya da dış dünyadan bir düşmanlık ya da en azından bir güçlük görmeyen? Đşte bu nedenle. Bu dış dünya a) Kahramanımızın tanımadığı biri b) Çeşitli kurumlar (sosyal kurumlar ya da şirketler) c) Doğa koşulları olabilir. arasında yaşanır bu çatışma. Aynı Rose. Görüldüğü gibi bu çatışma kaynakları. şu örnekleri vermektedir: Toplumsal kurumlarla ve bireylerle olan çatışmalar: devlet / vatandaş. Filme derinlik katan ve seyri güzelleştiren de budur. Parker dış dünya ile de çatışma halindedir: Yeşil Cin ile ve onun yarattığı çeşitli tehlikeli durumlarla. Örümcek Adam'ın başarısı. arkadaşı Harry Osborn ile. MATRIX'ten örnek verelim: Neo. dışarıdan gelmektedir. Bu. patron / işçi. şirket / müşteri Đnsanlar arasında olan çatışmalar: polis / suçlu. Doğru olan nedir?: Üstün güçlerini kullanarak para kazanmak mı yoksa karşılıksız olarak başka insanlara yardımcı olmak mı? Bu. aşağısı). Ortalıkta birbiriyle zıt şeyler isteyen birbiriyle alakalı bir sürü insan vardır. *** Đyi hikâyelerde bu çatışmaların üçü de bulunur. sevdiği insanlar ile de çatışma halindedir. McKee. ÖRÜMCEK ADAM 1'den bir örnekle bitirelim: Peter Parker kendisi ile mücadele etmektedir. Bu da kişisel çatışmadır. mekan ve bunun içindeki herşey Dış çatışmaya "Yarından Sonra" ("The Day After Tomorrow") filmindeki iklim koşulları örnek olarak verilebilir. Yani kahraman ile kardeşi arasındaki çatışma "kişisel çatışma"dır. bir iç çatışmadır. kendisinden emin değildir. kahramanımızın içinden ya da yakın çevresinden değil. filmin herhangi bir saniyesinin çatışmasız olmaması ile 160 . kendisini bu ortamın dışına çıkaracak gücü ve cesareti de bulamamaktadır. Son olarak da Neo Ajanlar ile kıyasıya mücadele eder. kişisel çatışmadır. iç çatışmadır. müşteri / garson. Son olarak da. "Dünyalar Savaşı"ndaki uzaylılar da bu tür bir dış çatışma kaynağıdır. (Ayrıca gemidekiler de "sentinel"ler ile boğuşur). Genellikle televizyon dizileri bu çatışma türünü çok kullanırlar.

Ve bu sahnenin. Sahneniz aniden renklenecek ve okunması / izlenmesi zevk veren bir şeye dönüşecektir. John Connor (çocuk) ile Arnold (Terminator) arasında bir diyalog geçer. bir şeyler anlatacağım. bir de iyi örnek vereyim. deniz fonu önünde dikilip konuşan iki tipten çok daha ilginç olduğu kesindir. Bu bilgiye ulaşana kadar ne kadar boş çatışmasız . Artık siz. sahnenize yukarıda anlatılan üç çatışma tarzından birini ya da bir kaçını (en fazla üç tane var zaten) koyun. Đç çatışma. Emin olun. kişisel çatışma. Zira bir çatışma yoktur bu sahnede. Bu bilgi: Her sahnenize bir tür çatışma koyun. ama en azından karakterlerin iç çatışması ya da dış çatışması olabilirdir. bu tür çatışmaları (tabii ki suni değil. Bu konuyla ilgili binlerce örnek vermek mümkün. Bir makina (Arnold) bozuk bir kamyonet ile cebelleşmektedir. dış çatışma. yazdıklarınızın seyrine doyum olmayacaktır. izlenmeye değer. hikaye icabı. fonda deniz olduğu halde. Kötü örnek "Organize Đşler"den. hem de gündelik hayat gerçeğine uyduğu) sürece. "ben bunu neden seviyorum?" sorusunun yanıtın en azından bir bölümünün bu olduğunu biliyorsunuz. Tamam. Güya bu duygusal bir sahnedir. 161 . gerçekçi olanları) yaratmaktan geçiyor. Bu sahnede John. (Đşte babam bana bunu söylemedi. Nasıl mı? "Terminator 2" filminin orta noktasından (yani Sarah Connor ve avanesi Meksika civarına gittikten) sonra. Yani konuşmaların zemininde aslında (çok önemsiz gibi görünse de) dış dünya ile yaşanan bir çatışma vardır. Đki "konuşan kafa" (Amerikalılar böyle derler. (EŞKĐYA'daki çatışma türlerini de siz bulun) *** Gelelim babamın bana yapmadığı ve benim size yapacağım iyiliğe. Đyi senaryo yazmak da. Bu iki tip bir banka oturup da o konuştuklarını konuşabilirlerdir.) Sanırım biraz açmam gerekiyor. sevdiğiniz bir filmi seyrederken. *** Đşte size babanızın bile yapmayacağı iyilik bu.çok yakından alakası vardır. Ama bu arada Arnold da kamyoneti tamir etmektedir. Ama şimdi uğraşamayacağım. Arnold'a annesini anlatmaktadır. anlatamam. komik. bu iki karakter arasında bir çatışma yok. eğlenceli kılmak istiyorsanız. ama neticede ilginç bir şey olmaktadır. Şöyle diyeyim. Tabii ki para vermeyeceğim." Bu kadar. Ama hayır. Đnsanlar (seyirciler) belki bilinçli olarak bunu bir çatışma olarak algılamayabilirler. Cameron bu sahnede dahi ufak da olsa bir çatışma unsuru koyar. Sahnenizde ne oluyor olursa olsun. "talking heads") bir sürü laf söylerler. Bize seyirci olarak "bitse de gitsek" dedirten sahnelerden biridir.sahne yazdım. bu sahneyi eğer ilginç. bu çatışmalar gerçekçi olduğu (yani hem hikâyenin gerçeğine. Size önce bir kötü örnek. Filmi izleyenler hatırlayacaktır. bir sahnede Yılmaz Erdoğan ile Tolga Çevik deniz kenarında konuşmaktadır. O da şu: "Yazdığınız her sahnede çatışma olsun.

"Nasıl olur da nişanlıma dokunursun!" diye bağırır. neredeyse tekrar denize düşer. sorunun alakasızlığı karşısında biraz daha durumundan kopar. Jack son anda onu yakalar. Genç kadın artık geminin arkasında sallanmaktadır ve onu hayata bağlı tutan tek şey. Đkinci seferde Jack genç kadını güverteye çekmeyi başarır. Đntihar sahnesi.her iyi senarist ve yönetmen gibi. hatta Rose ve Cal ile yemek yemeye davet edilerek ödüllendirilir. bir keresinde buz tutmuş bir gölde balık tutarken buzun kırılması sonucu soğuk suya düşüşünden bahseder. Titanic'in kıç bölümünde geçer. Rose intihar etmek istemektedir.Neo ile Agent Smith'in kapıştığı Metro sahnesi) değildir. Bu kısa bölümdeki çatışma Jack ile tayfalar arasındadır. ve düştüğü takdirde Rose'u parçalayabilecek olan pervaneler) çatışma halindedir. Jack. Jack son olarak Rose'un bir çılgınlık yaptığını söyleyerek ikna operasyonunu tamamlar. ve bir santim bile hareket etme" diye bağırır. Rose. Bu bölümde de çatışma vardır. Ama bu kez iki gencin ortak niyeti ile doğa güçleri (daha spesifik olmak gerekirse yerçekimi. Ama bitmedi.) Sahnenin son bölümünde Jack. bu sahneden sonuna kadar faydalanmaya kararlıdır . Bunun üzerine Jack serbest bırakılır. ve onu intihar fikrinden biraz uzaklaştırmayı başarır. Çatışma. ve gemi mürettebatı ile karşı karşıyadır. Bir nedenle morali çok bozulmuş olan Rose (Kate Winslet) ağlayarak ve koşarak geminin kıç bölümüne gelir. Jack ise onu vazgeçirmek niyetindedir. Daha sonra Jack "Hiç Wisconsin'e gittin mi?" diye sorar. diğer tarafa geçer. Rose atladığı takdirde öyle soğuk bir suyla karşılaşacaktır. Öyle ki genç adamın bileklerine kelepçeleri takarlar. birbirine zıt iki niyetten doğan bir çatışma vardır. Derhal yetkili birini çağırırlar. alt sınıf görünümlü Jack'i de onun yanında diz çökmüş halde görürler. Cal'in arkadaşları. Jack ile Rose'un niyetleri farklıdır. çatışma odağını başarılı (yani akla son derece yakın) bir biçimde sürekli kaydırmasındadır: 162 . Buradaki parmaklıkları tırmanır. Cameron (filmin senaristi ve yönetmeni). buz gibi deniz. ayrıca ona istemediği bir sorumluluğu (Jack'in de suya daldığında ölmesi ihtimali) yükler. Rose. ilk tırmanma denemesinde başarısız olur. genç kadının ayağı kayar ve Rose geminin arkasından düşmeye başlar. Jack de söyleneni yapar. ve hafifçe arkaya doğru sarkar. Hatta Cal. ille de kahraman ile düşmanının birbirine tekme tokat girmesi (örn. Bu çatışma Rose'un intihardan vazgeçmesi ve güverteye dönmeye karar vermesiyle sona erer. Bu son örnek Rose'u iyice ikna eder. Herkes hâlâ Jack'in Rose'a tecavüze yeltendiğini sanmaktadır. Jack'in üzerine yürür. Denize düşmesi ve ölmesi için ellerini bırakması yeterlidir artık. O sırada Jack (Leonardo Di Caprio) gelir ve Rose ile konuşmaya başlar. (Gelen tayfalardan biri Jack'e "Geri dur. üst sınıftan bir kadına tecavüz etmektedir. Bunun en güzel örneklerinden birini "Titanic" filminin "intihar" sahnesinde görüyoruz.SENARYODA ÇATIŞMA Senaryoda çatışma olmasından bahsedilir hep. Bu çatışma da genç kadının güverteye çekilmesi ile son bulur. Görünüşe (ve duydukları seslere) göre alt sınıftan bir adam. Bu sahnenin bu ilk bölümünde. Rose'un geminin arkasında sallanırken attığı çığlıkları duyan tayfalar geminin kıç bölümüne gelirler ve yüksek sınıf görünümlü Rose'u yerde yatarken. Cameron'un bu sahnedeki başarısı. filmin başlarında. Rose'un kocası Cal. Matrix 1'de . Rose atlarsa kendisinin de atlayacağını söyleyerek genç kadının dikkatini dağıtır. Ama sahne bitmez. Duygusal ya da düşünsel düzeyde de çatışma olabilir. Jack'in elidir. ama Jack yine onu tutar. Jack'in de kendisini kurtardığını söyler. Jack Rose'u parmaklıklardan yukarı çekerken. O sırada Rose hatanın kendisinde olduğunu. Jack Wisconsin'deki kışların soğukluğundan. pervanelere bakmak için eğildiğinde ayağının kaydığını ve düştüğünü.

Rose sıcak süitine. Senaristin çatışmalı sahne yazarken dikkat etmesi gereken önemli bir nokta da. O sırada Jack gelir ve Rose'a intihar etmemesini söyler. Yani sırf hareket olsun diye kahramanın önüne nereden ve neden çıktığı belli olmayan engeller koymamak gerekir. zekamıza da hitap ederse. parmaklıkların bu tarafına geçer. sonra Jack X tayfalar. çatışan güçlerin. bu kez Rose olanları anlatır. 163 . onlar da gelir. Ne heyecanlı (!). (Diyelim ki burada ayağı takıldı ve iki genç de yere düştü). Yukarıdaki sahneyi bir de çatışmasız haliyle düşünelim: Rose koşarak geminin kıç bölümüne gelir. ve herkes ikna olur. yani bize "Evet. Rose hemen ikna olur. unutulmaz filmler arasına girer. son olarak da Jack X Cal+Arkadaşları+Mürettebat Đzleyicinin ilgisini ayakta tutan şey.• • • • önce Jack X Rose. Yine raslantı eseri Cal ve arkadaşları güvertede gezerken Jack'i Rose'un tepesinde görürler. sadece duygularımıza değil. sınıf kamarasına döner. Jack de 3. anlamlı bir nedenden dolayı çatışmasını sağlamaktır. parmaklıkları tırmanıp arka tarafa geçer. "Peki tamam" derler. sonra Jack+Rose X Doğa Güçleri. Bir senaryo. "ne oluyor" diye sorarlar. kahramanın bu durumda böyle davranmaktan başka çaresi yoktu" dedirtirse. ne ilgi çekici (!) değil mi? Tuttuğunuz nefesinizi bırakabilirsiniz artık. Oradan geçmekte olan tayfalar "ne oluyor burada" diye sorarlar. Jack de durumu anlatır. bir sahnede yukarıda anlatılanlar gibi zıt güçlerin çatışmasının bulunmasıdır. ve tayfalar ikna olurlar.

"ancak kendimizi olduğumuz gibi kabul ettiğimiz takdirde mutlu olabileceğimiz"dir. Filmin anafikri (Lajos Egri'nin tabiriyle "önermesi"). öyle görünmeyi seçiyor. Shark'taki (toplam hasılat: 230 milyon dolar . balıklar ile köpekbalıkları arasındaki düşmanlıktır. Çünkü Nemo'da senaryonun dayandığı duygu olan "babalık duygusu". kendisini olduğu gibi kabul etmesini söylediği zaman onunla tekrar bir araya gelebilir. "Finding Nemo"nun (toplam hasılat: 865 milyon dolar) çok daha iyi ve derinlikli bir film olduğu yönünde. dışlanma korkusuyla bunu diğer köpekbalıklarından gizliyor. Oscar. Oscar da. "önemli biri" olma saplantısından kurtulduğu zaman gerçek aşkı bulur. bir köpekbalığı katili olmadığı halde. çünkü bazen onları yemektedirler. çok daha evrenseldir. 164 . babasına. Filmdeki karakterleri de şöyle sıralayabiliriz.şimdilik) "kendin olma" duygusundan çok daha güçlü. çok daha içgüdüsel."SHARK TALE"DE ÇATIŞMA VE KARAKTERLER "Shark Tale"deki temel çatışma. Senarist. Lenny de bir vejeteryan olmasına karşın. Lenny de. Köpekbalıkları. Ama kişisel düşüncem. Lenny de kimlik/kişilik sorunu olan karakterler: Oscar. • • • • Kahraman: Oscar Destek: Sykes ve Lenny Romantik Đlgi: Angie Düşman: Don Lino ve diğer köpek balıkları Ayrıca zıt dünyaları (yani resifte yaşayan balıkların dünyası ile köpekbalıklarının dünyası) oluşturan bir sürü sevimli yan karakter bulunuyor. resifte yaşayan diğer balıklara korku vermektedir. Bu kadar çok insanı derinden etkileyebilmesinin de bundan kaynaklandığını düşünüyorum. bu ezeli çatışmadan yola çıkıyor. Köpekbalıklarına kafa tutar gibi yapan Oscar'ı. ve hiç de köpekbalığı gibi olmayan (aslında bir vejeteryan olan) Lenny'yi yan yana getiriyor.

TV4 ve Đsveç MTV'si için danışmanlık yapmıştır. dünyanın çeşitli yerlerinde 22 000 öğrenciye "22 Adımda Harika Senaryo Yazmak" ve "Tür" ("Genre") derslerini vermiştir Aynı zamanda Disney Stüdyoları. LUX. FOX. Aşağıda. Avrupa'da ise BBC. RAI. aşağıdaki filmlerin yazarları/yönetmenleri/yapımcıları yer almaktadır. HBO. Eminim "Bu adam da kim?" diye bir kez sormuşsunuzdur.TRUBY JOHN TRUBY KĐMDĐR? Arada sırada bu sitede John Truby adlı bir zatın yazılarını görüyorsunuz. Truby. Öğrencileri arasında. Houston Uluslararası Film Festivali'nde En Đyi Drama ödülünü almış ve Hollywood Film Festivali'nde En Đyi Film dalında aday olmuş "All-American Boy" adlı filmin yazarı ve yönetmenidir. * * * * * * * * * * * * * * Shrek Pirates of the Caribbean The Mask of Zorro Nightmare on Elm Street Outbreak Scream Sleepless in Seattle Back to School The Addams Family Kiss of the Spider Woman Beetlejuice Valley Girl The Negotiator Star Wars 165 . Alliance Atlantis ve Cannell Stüdyoları için hikaye danışmanlığı ve senaryo doktoru olarak hizmet vermiştir. hazretin kendi sitesinden alınan tanıtım bilgilerini bulabilirsiniz: John Truby. Sony Pictures.

Şan-şeref. kasaba-küçük şehir aşamasındaki her toplumun doğal kültürüdür. güvenilirlik. Bunun sonucu olarak bu dünya "hiçbirşeyin değeri yok" / "herşey değersizdir" der. . (Yani vahşidoğa-köy kültüründe olduğu kadar büyük bir dış baskı yoktur) 3. Bu kültürde başarısızlık durumunda yaşanan temel duygu utançtır.Bu kültürde aşırı gurur neden zararlıdır? Çünkü gurur kahramanı utancın ya da kamuoyunun baskılarına karşı korur / bağışık kılar. iyi geçinme. Örnek: Brazil. Bu düşünce kişiyi. Bu. başkalarının gözünde başarılı olmaktır. kendini feda etme."kadın değerleri"nin baskın olduğu bir kültürdür. bir kahramanın tanrılara benzer bir hal almasıdır.TRUBY ve KÜLTÜR Daha önce anlatılan toplumsal sistemler ve aşamaların her biriyle bağlantılı bir kültürel aşama vardır. Şehir ve baskıcı şehir aşamasında "amoral kültür" (ahlakdışı kültür) Şehir. gurur. şan-şöhret. yıkım yoluyla güç duygusunu hissetmeye sevk eder. adil davranmak. 1. güç. fiziksel yetenek. "erkek değerleri"nin baskın olduğu bir kültürdür. Şimdi bunları teker teker ele alalım. Ailenin sorumluluklarından bir çoğunu üstlenir. Suçluluk kültürü.Đronik bir şekilde. başarı. cesaret. Bu. ifade edilmeyen duygular ve hatıralar"dır. (başarılı olmanın aksine) doğru olanı yapmaktır. onur. Bunun sahte bir değer olduğunu unutmayın. Vahşi doğa ve köy aşamasında "utanç kültürü" Utanç kültürünün değerleri "görünüş. Burada motiv (güdüleyici) ve ahlaki kurallar bireyler tarafından içselleştirilmiştir. . Şebeke (Network) 166 . tören. Bu da insanlarda bir yabancılaşma ve gayrişahsilik duygusu yaratır. ailenin aleyhine (aileye zarar verecek şekilde) bir şekilde büyür. Bu kültürdeki temel değer suçluluktur. sadakat. Bu durumda birey kendi başına kalır. • • • Vahşi doğa ve köy aşamasında "utanç kültürü" Kasaba ve küçük şehir aşamasında "suçluluk kültürü" Şehir ve baskıcı şehir aşamasında "amoral kültür" (ahlakdışı kültür) vardır. Kasaba ve küçük şehir aşamasında "suçluluk kültürü" Suçluluk kültürünün değerleri barınma ("accommodation"). bu kültürde kahraman kendisini ölmek suretiyle gerçekleştirir. . . 2.Đnsanları motive eden (güdüleyen) şey ve ahlak.

kötü: Klasik kahraman. Sıradan kahraman ve şehirdeki insanların çoğu aynı güçlere ve statüye sahiptir. * Đyi . Fethedilecek çok miktarda arazi vardır. "Klasik" kahramanın dünyasıdır. Göçebeler artık yerleşik hayata geçmiştir.TRUBY . Mad Max 3) Şehir ve sıradan kahraman Köyün yatay olarak genişlemeyi durdurması ve dikey olarak genişlemeye başlamasıyla şehir meydana gelir. insan ve teknolojinin benzersiz bir bileşimidir. insanlar bir yerden başka bir yere göç eden göçebeler şeklinde yaşarlar. köyü çevreleyen vahşi doğada yaşayan ve köyü yok etmek isteyen barbarları yenmektir. Kurtlarla Dans. Klasik kahramanın temel özellikleri şunlardır: * Savaşçı yetenekleri: Klasik kahraman. 1) Vahşi doğa ve süperkahraman ya da tanrı Vahşi doğada. Ve her aşama belirli bir kahraman türüyle bağlantılıdır. Terminator. toprak. neyin iyi neyin kötü olduğu hakkında çok net bir görüşe sahiptir. Đnsanlar ekinlerini ekmek ve çevreleri üzerinde hakimiyet kurmak istemektedirler. köyün dışındaki herkes kötüdür. Her toplumsal aşama. Toplumsal Aşama. onu belirli bir toplumsal aşamaya yerleştirmektir. Ona göre köydeki herkes iyidir. sıradan kahramanın dünyasıdır. çok güçlüdür). Toplum gençtir ve yatay olarak genişlemektedir. Onun işi. kahramana etki eden güçleriden bazılarını ön plana çıkarır. Bu toplumsal aşamada hikaye anlatıcıları. Bu.TOPLUMSAL AŞAMA Bir kahramanı bir topluma yerleştirmenin en etkili yolu. doğa güçlerini kontrol altında tutan tanrılar ve süperkahramanlar yaratırlar. güç ve servet açısından büyük farklılıkların olduğu bir yerdir. 167 . Burada da her toplumsal aşama. Bu dört toplumsal aşama ve onlarla bağlantılı kahramanlar şöyledir: 1) 2) 3) 4) Vahşi doğa ve süperkahraman ya da tanrı Köy veya kasaba ve "Klasik" kahraman Şehir ve sıradan kahraman Baskıcı şehir ve anti-kahraman Şimdi bu toplumsal aşamaları teker teker ele alalım. Affedilmeyen (C. Çok sayıdaki insanı idare etmek için çok sayıda kanun ve kural vardır. vahşi doğadan sonra gelen toplumsal aşamadır. zayıf toplumun kendi başlarına baş edemedikleri vahşi güçlerle savaşmasına yardımcı olmak için kuvvet kullanır. Bu karakter fiziksel olarak yeteneklidir. köylülerden daha büyük ve daha güçlüdür. Şehir. Hayat zordur ve insanlar genç yaşta ölürler. 2) Köy veya kasaba ve "Klasik" kahraman Köy. her toplumun büyürken mutlaka geçeceği evrimsel bir aşamadır. Bu özelliklere sahip olan şehir. Eastwood). Bir savaşçıdır. doğa kadir-i mutlaktır (gücü herşeye yeter. Örnek: Cesuryürek.

Postacı (Il Postino). Geceyarısı Kovboyu. Bu anti-kahraman güçsüzdür. Being There. Doğum Günü 4 Temmuz. Örnek: Los Angeles Sırları (LA Confidential). Đki tür anti-kahraman hikayesi vardır: * Baskıcı toplum tarafından ezilmeyi reddeden. JFK. (Dikkat: Doğa küçüldükçe ve toplum büyüdükçe. Bu kapalı dünya da kahramanı bir "anti-kahraman"a dönüşmek zorunda bırakılmıştır. Cennet Sineması (Cinema Paradiso). Örnek: High Noon (Kahraman Şerif). Muhsin Bey 168 . toplum tamamen baskıcı bir hale bürünmüştür. Forrest Gump 4) Baskıcı şehir ve anti-kahraman Toplumsal gelişimin bu aşamasında şehir öylesine büyümüş. terbiyeye (topluma uygunluğa). Fargo. Sense and Sensibility. kahraman da küçülmektedir) Örnek: Đlk Woody Allen filmleri. o kadar karmaşık ve çok katmanlı bir hal almıştır ki. Züğürt Ağa. adalete ve işbirliğine inanır. Kuzuların Sessizliği.Sıradan kahraman şunlarla ilgilenir: * Kendisine toplumda bir yer edinmek * Adaleti sağlamak * Bürokrasinin yarattığı kölelikten kurtulmak Güce önem veren "Klasik" kahramandan farklı olarak sıradan kahraman hoşgörüye. Brazi. bu nedenle de toplum dışına itilen kahraman. Taksi Şoförü. Sıkı Dostlar (Good Fellas) *** Đyi yazarlar kahramanlarını bir aşamadan diğerine geçmekte olan toplumlara yerleştirirler. aşama ile 3. Bazen toplumun bireyler üzerinde uyguladığı baskı o kadar büyük olur ki anti-kahraman kendi hayal dünyasına (kendi zihnine) kaçar. Örnek: Cool Hand Luk. Kurtlarla Dans. Schindler'in Listesi. Böylece değişim güçlerinin kahramanı nasıl etkilediğini gösterebilirler. Affedilmeyen. toplum dışı (unsocial) ya da toplum karşıtı (antisocial) biridir. Burada sorun şudur: Kahraman acaba bu güçler kendisini öldürmeden önce onlara ayak uydurabilecek midir? Bu yöntemi kullanan yazarlar genelde kahramanlarını 2. Sözcük oyunları oynar. Ama bu teknik her aşama arasındaki geçişlerde geçerli ve etkilidir. Hatta kendisini bir süper-kahraman olarak görmeye başlar. Ucuz Roman (Pulp Fiction). Good Will Hunting. Şebeke (Network). Esaretin Bedeli (Shawshank Redemption) * Şehirde kalan ve ezilen kahraman. aşama arasındaki toplumlara yerleştirirler.

1). karakterinizin kimliğinin bir dışavurumu olmalıdır. karakterin içinde bulunduğu büyük kişisel zayıflığın bir dışavurumudur. Sözde Cennet'ten bahsedebiliriz. SÖZDE CENNET: Eğer toprak. Burada herkes psikolojik ya da ahlaki bir felaketi gizlemek için yüzünde bir maske taşımaya çalışmaktadır. Hikayenizin bağlamı üç büyük unsurun bir kombinasyonu tarafından belirlenir: toprak (arazi). Bu Distopya iki şekilde gerçekleşebilir: herkesin tam bir kargaşa/kaos içinde olması (Mad Max). hikayenin başlangıcında kahramanınızın köle mi yoksa özgür mü olduğununun dünya tarafından nasıl ifade edildiğini anlatır. Burada mükemmel bir özgürlük vardır.TRUBY . ya da büyük çoğunluğun azınlık tarafından tamamen kontrol altına alınması (Matrix . benzersiz bir bağlam elde edersiniz. Kaliteli hikayelerde bu cehennemi dünya. Wesley Snipes. insanlar ve teknoloji radikal bir biçimde dengesini kaybetmişse. Bazı kombinasyonlar şunlardır: CENNET: Toprak (arazi). tam bir Distopya (Ütopya'nın zıddı) söz konusudur. BAĞLAM ("Context") sözcüğü. Ayrıca karakteri destekleyen bir toplum da vardır. yeryüzündeki cennettir. 169 . Burası bir ütopya. insanlar ve teknoloji mükemmel bir denge içindedir. teknoloji. insanlar. Sandra Bullock) CEHENNEM: Eğer toprak. insanlar ve teknoloji dengede görünüyorsa ama aslında yüzeyin altında bir çürüme var ise.BAĞLAM Hikayenizin geçtiği dünya.Sylvester Stallone. (Örnek: "Demolition Man" . Kahramanınızın hikayeye bir köle ya da özgür bir insan olarak başlaması gibi. Bu unsurları benzersiz bir biçimde birleştirirseniz. kahramanın yaşadığı dünya da hikayeye kölelik ya da özgürlüğü ifade edecek şekilde başlar. Bu dünyada her insana kendi yeteneklerini geliştirme ve hayallerini gerçekleştirmek için çabalama olanağı tanınır.

Hikaye anlatırken güçlü bir görsel dünya kurmanın püf noktası.KARAKTER DÜNYASI Karakterler bir boşlukta yaşamaz. bir çok ipliğin örülerek çok güçlü bir etki yarattığı bir kilim/halı gibidir. Hikayenizin dünyası. Bu arenanın içindeki her şey hikayenin bir parçasıdır. kahramanınızın kimliğinin bir yansıması/dışavurumu olmalıdır. Dışındaki şeyler de hikayeye ait değildir. Kaliteli bir hikaye. Aynı zamanda kahramanınız da bu dünyanın bir yansıması olmalıdır. Burası tek ve bütünlüklü bir mekandır. 170 . Dikkat: Eğer hikayenizin bütünlüklü arenasını bozarsanız/kırarsanız. ilk önce hikayenizi bir arenaya yerleştirmelisiniz. kısıtlı bir süre içinde birbirinin tanımlanmasına yardımcı olurlar. dramatik yapı paramparça olacaktır. Areana. Bu sayede kahraman ve dünya. yüksek kaliteli hikayeciliğin alameti farikasıdır. Bir tür duvar ile çevrilidir. Zengin bir doku da. hikaye ilerledikçe gelişen bir arena kurmaktır. Bir dünyada yaşarlar.TRUBY . Kahramanın benzersiz olması için bu dünyanın da benzersiz olması gerekir. dramanın temel mekanıdır. ARENA Hikayenizin geçtiği dünyayı yaratmak için. zengin bir doku yaratmaya başladığınız yerdir. Önemli: Hikayenizin yarattığı dünya. ama bu tek bir enstrümanla bir senfoni çalmaya benzer. Hikayenin görsel yönünün çeşitli düzeylerinde zengin bir doku yaratmadan da iyi bir hikaye anlatılabilir.

gücü elinde bulunduranlar ile bulundurmayanlar arasında yaşanır. hikayenize büyük bir doku zenginliği katar. Böylece hikaye son derece sıkı bir çatışma örgüsüne sahip olur. Karakter (güçsüz) 171 . YATAY ÇATIŞMA Bu tür çatışmada. Bu birleşme her iki tarafın da en iyi değerlerini alır. hikayenin daha derinde yatan meseleleri ele alınabilir. Bir hikayedeki çatışma iki şekilde gerçekleşebilir: Yatay ve Dikey. güçlü bir hikaye için gerekli olan çatışma kombinasyonlarını yaratmasına olanak sağlar. güç ve yetenek olarak birbirine neredeyse denk iki karakter söz konusudur. Basit bir hikayede kahraman sadece bir düşman ile karşılaşır. Bu dört karakter küçük bir topluluk oluşturur ve yazarın. DĐKEY ÇATIŞMA Bu tür çatışma. BU da senariste göre doğru yaşama yöntemini teşkil eder. Çatışma vasıtasıyla. Bu da çatışmanın hikaye boyunca devam etmesine olanak tanır.TRUBY ve ÇATIŞMA Bir hikaye. yazarın daha derin ve daha güçlü çatışmalar geliştirmesine olanak vermez. Dört uçlu zıtlıktaki karakterler birbirlerinden olabildiğince farklı olmalıdır. Onlar çatışırken. Dikey çatışmanın katıldığı bir hikayede çok çeşitli çatışma kombinasyonları mümkündür: Kahraman (güçlü) -----------Düşman (güçlü) 3. (Matrix REVOLUTIONS'ın sonunda olan budur). buradaki her karakterin sadece kahramanla değil. sahip oldukları değerler ve yaşam biçimleri . Kahraman bir ana düşman ve iki yan (ikincil) düşman ile çatışmaya girer. Bu iki karakter de aynı amaca ulaşmaya çalışırlar. aynı zamanda birbirleriyle de çatışmalarıdır.de çatışır. DÖRT UÇLU ZITLIK Đyi hikayelerde genelde en az dört ucu olan bir zıtlık görürüz. Karakter (güçsüz) ----------- 4. kahraman ile düşman(lar)ı ve onların değerleri arasındaki bir dizi çatışmadan meydana gelir. Bazen bu iki karakterin değerleri hikayenin sonunda birbirine karışır. Böyle bir çatışma eklemek. Bu iki uçlu zıtlık. Dört uçlu bir zıtlık oluşturuken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta.

ama bazen başka bir amacı da olabilir. Yazar. Hikayede böyle bir karakterin bulunması hikayenin ilginç ve derin olmasını sağlar. Genelde Müttefik'in amacı Kahraman'ınkiyle aynıdır. ALT-HĐKAYE KARAKTERĐ: Alt-hikaye karakteri. bu yan karakter vasıtasıyla bir karşılaştırma yapmamıza olanak tanır. Kahraman bu kişiyle konuşmak suretiyle duygu ve düşüncelerini ifade etme olanağı bulur. kahramanınkine benzer bir sorunla karşılaşmalıdır.YAN KARAKTERLER Bir hikayede bulunması gereken diğer karakterler de şunlardır: MÜTTEFĐK: Bu kişi Kahraman'a yardım eder.polis) MÜTTEFĐK-DÜŞMAN: Hikaye anlatımında pek rastlanmayan bu karakter Kahraman'ın düşmanı gibi görünmesine karşın aslında en iyi dostudur. (Hamlet'teki LEARTES de HAMLET gibi babasının katilinden intikam almak derdindedir).TRUBY . Rezervuar Köpekleri'ndeki Bay Turuncu . Kahraman'ın dostu gibi görünüp aslında düşmanı olan kişidir.MÜTTEFĐK: Bu karakter. (Matrix'teki MORPHEUS) DÜŞMAN . 172 . (Matrix'teki CYPHER.

Bir başka yan hikaye de Alan'ın (erkek arkeolog) çocuklara karşı duyduğu olumsuz duyguların yerini sevgiye bırakmasıdır. Kahraman ve Düşman'ın bazı açılardan birbirine benzemeleri. Bu arzu büyük bir ihtimalle Kahraman'ın arzusuyla aynıdır.TRUBY ve "DÜŞMAN" Senaryodaki "DÜŞMAN". DÜŞMANIN KAHRAMANLA BENZERLĐĞĐ 1) Düşman'ın da tıpkı Kahraman gibi bir zayıflığı vardır ve bu zayıflıktan dolayı bu şekilde davranmakta. bu zayıflığa dayanan bir ihtiyacı vardır. Bu değerler. Kahraman bu şekilde . Kahramanın daha iyi bir hayata sahip olmasına engel olmaktadır. Ana çatışma Dinozorlar ile insanlar arasındaki yaşanır. ÖRNEK: "Jurassic Park" filminde kahraman Alan (ve diğer insanlar) düşman ise Park'tır (parktaki dinazorlar). Kahraman ile düşman arasındaki ilişki. yeryüzünde Kahraman'ın zayıflığına en iyi saldırabilecek kişidir. Kahraman için gerekli olmalıdır. Hikayenin gücü büyük ölçüde değerler arasındaki bu tezatın kalitesine bağlıdır. Gerekli olan Düşman. Düşman. Arnold bu çocuğu korumak. Böylece Kahraman ve Düşman iki zıt uç olmak yerine bir dizi olasılıktan sadece ikisi olurlar. tıpkı kahramanda olduğu gibi. Đyi hikayelerde düşmanın değerleri ile kahramanın değerleri taban tabana zıttır. Düşmanı Edward Longshanks (Kral) için ise en büyük değer. Bu yaşanırken insanların (avukat. dinozor embriyosu çalmaya çalışan adam) aç gözlülüğünün nelere yol açtığını görürüz. düşmanın da tamamen kötü olmasına engel olur. 4) Düşman. kahraman ve düşmana göre "iyi bir yaşamın temelini oluşturan değerler"dir. aynı zamanda başarılı olmaya itecek kadar güçlü ve yetenekli olmalıdır. hangi yaşam felsefesinin daha üstün olduğunu görür. Bu çok mekanik bir anlatım olur. kahramanı doğduğuna pişman edecek. Ada'daki bütün halkların her ne şekilde olursa olsun Đngiliz Đmparatorluğuna BOYUN EĞMESĐdir. Düşman Kahramanla aynı şeyi istemelidir. Bu iki ana karakter arasında çatışma yaşanırken. Bu nedenle iki robot film boyunca çeşitli kereler karşılaşır ve çatışırlar. Kahramanı zayıflığını yenmeye ya da yok olmaya zorlar. ZIT DEĞERLER Düşmanın hareketleri de tıpkı kahramanın hareketleri gibi bir dizi inanca ve değere dayanır. hikayenin diğer meseleleri ve temaları da ele alınır.düşman sayesinde . T-1000 modeli Terminatör ise onu yok etmek istemektedir.büyür. GEREKLĐLĐK Düşman. park sahibi. filmdeki en önemli ilişkidir. Bu sayede Kahraman ile Düşman hikaye boyuncu defalarca doğrudan çatışmaya girerler. 3) Düşman'ın da kahraman gibi bir arzusu vardır. 2) Düşman'ın da. Düşman sadece Kahramanın önünde duran bir engel olmamalıdır. kahramanın tamamen iyi. Bu çatışma sayesinde seyirci. baş karakterin amacına ulaşmasını engellemeyi en çok isteyen kişidir. 173 . ÖRNEK: "TERMINATOR -2" filminde Arnold'un canlandırdığı eski model Terminatör ile yeni model Terminatör aynı şeyi istemektedirler: geleceğin lideri John Connor. ÖRNEK: "Cesuryürek" filminde William Wallace için en büyük değer "ÖZGÜRLÜK"tür.

o zaman seyretmeye değer bir maç olur. bu maçı izlemenin hemen hiçbir zevki olmaz. taraflar arasında bir çatışmanın yaşanması da mümkün olmaz. Ama hikayenizde böyle bir uzaklaşma olursa. Aynı şekilde dramada da kahraman ve düşman birbirlerini "büyük" olmaya itmelidirler.Dramayı bir tenis maçı gibi düşünün. (Aynı yerde çalışmaları. dünyadaki en iyi ikinci tenisçiyle oynarsa.) 174 . Ama dünyadaki en iyi tenisçi. Bu öneri biraz mantıksız gelebilir. aynı binada yaşamaları. zira iki insan birbirini sevmiyorsa birbirinden uzaklaşma eğiliminde olurlar. kahraman ve düşmanın aynı mekanda bulunmasını makul gösterecek doğal bir neden bulmaktır. aynı şeyin peşinde olmaları. AYNI MEKAN Kahraman ve Düşmanı hikaye boyunca aynı mekanda tutmaya çalışın. Dünyadaki en iyi tenisçi. amatör bir tenisçi ile oynarsa. Burada yapmanız gereken şey. vb.

ÖRNEK: "Matrix" filminde sorun. hikayenin merkezinde bulunan soruna sahiptir ve bu sorunu çözmek için hikayeyi ileri doğru hareket ettirir. Neo'nun hareketleri ve seçimleri hikayeyi ileri götürür. ya düşmanıdır. Baş karakter. Đyi hikayelerdeki sürprizler büyük ölçüde bu diğer karakterlerin kahramana karşı aldığı tavırlarda görülen gel-gitlerden kaynaklanır. ya da bu ikisinin ortasında bir yerde dururlar. Karakterlere derinlik ve insancıllık veren boyut. En önemli karakter de "baş karakter"dir. Kahramanın bir amacı vardır. Türk filmlerinin genelde iki boyutlu ve sıkıcı karakterler içermesinin nedeni bu zayıflık konusunu yeterince işlememeleridir. Neo da kendisini seçilmiş kişi olmadığını bile bile ajanlarla kapışmaya gider. Onun ihanetiyle Morpheus ajanların eline düşer. Rocky'nin amacı. Bu işi çözecek kişi odur. insanlığın makinalar tarafından köle edilmiş olmasıdır. hikayeyi ileri götürecek bir fonksiyonu olmalıdır. ÖRNEK: "Rocky 1" filmindeki baş karakter Rocky'dir. dünya ağır sıklet boks şampiyonunun karşısında 15 raund ayakta kalmaktır. 175 . Bu herkesle beraber en çok Neo'nun sorunudur çünkü o seçilmiş kişidir. bu zayıflık boyutudur. Bu zayıflık ve ruhsal ihtiyaç konusu son derece önemlidir. Cypher'ın direnişçileri satmasıdır. Filmdeki diğer karakterlerin tümü ya kahramanın müttefikidir. Bu hainin varlığı hikayeyi bambaşka bir yöne iter. Rocky başarılı bir boksör olabilecekken kolay yolu seçmiş ve mafya için para tahsildarlığı yapmaya başlamıştır. ÖRNEK: Matrix'in senaryosundaki en ilginç gelişim. Rocky'nin zayıflığı ise kendine yeterince güven duymamasıdır. Ama aynı zamanda onu bu amaca ulaşmaktan alıkoyan belirli zayıflıklıkları ve ihtiyaçları bulunmaktadır.TRUBY ve KAHRAMAN John Truby'ye göre hikayedeki her karakterin. Bunu neden yapmayı istemektedir? Çünkü Rocky'nin kendine karşı duyduğu saygı yerlerde sürünmektedir.

genelde hemen. kahramanda. hayatını düzeltmesi için gereken bir şeye karşı bir arzu uyandırır ve kahraman da bu şeyin peşine düşer. bazen bir düşünce süreci sonunda . Tepki vermeyi reddetmesi ise. minimalist NONPLOT'ların en pasif kahramanlarında bile. "fiziksel".kahraman bir Arzu Nesnesi düşünüp bulur. Bu iki arzu birbiriyle çok şiddetli bir biçimde çatıştığı için bu karmaşık karakterler son derece büyük acılar da çekerler. Tetikleyici Olay sadece bilinçli bir arzu uyandırmaz. Bu Arzu Nesnesi. bilinçsiz bir arzu da uyandırır. Çünkü hepimiz hayatımız üzerinde makul düzeyde bir denetim sahibi olmak isteriz ve eğer bir olay bu denge ve kontrol duygumuzu kökten bozarsa.08 . herhangi bir insan ne ister? Bu dengeyi yeniden kurmak ister. sonra da onda bu dengeyi yeniden kurma isteğini uyandırır. Kahraman bilinçli olarak ne istediğini zannederse zannetsin. ne isteriz? Kahramanımız da dahil. Ama en çok hayranlık duyduğumuz kahramanlarda. seyirciler kahramanın aslında bunun tam zıddını istediğini hissederler ya da fark ederler."TEPKĐ" Kahraman. karakterine ve dünyasına uygun bir biçimde tepki verir. Bu ihtiyaçtan mütevellit . Son olarak Tetikleyici olay kahramanı bu nesne ya da hedefi ele geçirmek için aktif bir arayışa sevkeder. çok uzun süremez. hayatının dengesindeki olumlu ya da olumsuz değişikliğe. Bu nedenle Tetikleyici Olay önce kahramanın hayatının dengesini bozar. "durumsal" ya da "davranışsal" bir şeydir ve kahraman hayatını tekrar dengeye sokabilmek için bu şeyden mahrum olduğunu ya da bu şeye ihtiyaç duyduğunu hissetmektedir.MCKEE MCKEE NOTLARI . 176 . Ve bir çok hikaye ya da tür için bu yeterlidir: Bir olay kahramanın hayatının dengesini altüst eder.

7 . Hayatında başarıları da başarısızlıkları.MCKEE NOTLARI . Kahramanının gerçekliğinin değer-yükünü olumluya ya da olumsuza doğru fırlatan bir olay meydana gelir. *** Bir çok durumda Tetikleyici Olay ("Inciting Incident") doğrudan kahramanın başına gelen ya da kahramanın yarattığı tek bir olaydır. *** Çoğunlukla. Sonra aniden ya da kat'i bir biçimde. Ama kimin yoktur ki? Yine de hayatı nispeten onun kontrolü altındadır. hayatının bu dengesini kökünden sarsan bir olay meydana gelir. Tetikleyici Olay'ın bir temel atması ("setup") ve sonuç alması ("payoff") vardır. olumlu ve olumsuz şeyler vardır.TETĐKLEYĐCĐ OLAY Bir hikaye başladığında kahramanımız az çok dengeli bir hayat yaşamaktadır. KAHRAMAN TETĐKLEYĐCĐ OLAYA BĐR TEPKĐ VERMELĐDĐR 177 . Bunun sonucunda kahramanımız hayatının artık iyi ya da kötü yönde dengesiz bir duruma geçtiğini görür.

Bir başka deyişle "politik" bir yapılanmaya girerler. en alttakilerin ise çok az gücü bulunur ya da hiç bulunmaz. insan toplulukları güç dağılımı açısından inatçı bir biçimde ve doğalarından gelen bir dürtü ile hiyerarşik olarak yapılanırlar. Kelimenin tam karşılığıdır: güç.sadece işin (çalışmanın) çözdüğünden daha fazla soruna neden olduğu anlara odaklanırız. "insight") arayışının doğurduğu kendi benzersiz soru listesini oluşturur. Bunun nedeni çok basittir: işlerin büyük bir bölümü sıkıcıdır. zirvede bulunan kişinin çok büyük bir gücü vardır. Eski bir çingene deyişi vardır: "Aşkını ilk itiraf eden gücünü kaybeder. Bu dört boyut. Bu aile acaba Baba'nın çok daha etkili olduğu ataerkil bir aile midir? Baba evden ayrılınca güç anneye mi geçer? Peki o da dışarı çıkınca. Bunun için de bu çerçeveye derinlik ve çok sayıda ayrıntı katmanız şarttır. eşitlikçi kuramları ne kadar uygularsak uygulayalı. hikayenin dünyasının çerçevesini oluşturur. Bir işçi nasıl güç kazanır ya da kaybeder? Eşitsizlikleri ortadan kaldırmak için ne kadar uğraşırsak uğraşalım. hemen hiçbir şeyi değiştirmeyen rutin işler. mekan ve çatışma düzeyi açısından tanımladık. Sıradan bir aile hakkında yazarken bile o ailedeki güç dağılımını sorgulayın çünkü diğer bütün toplumsal yapılar gibi aileler de politiktir (yani güç eşit olmayan bir biçimde dağılmıştır . tıp . Politika. her iki kişi tarafından aynı anda söylenir. ama çok az senaryoda insanları işlerini yaparken görürüz. raporlar ve toplantılar ile geçer. Bununla beraber bir karakterin dünyasına girebilmek için onun bir gününün 24 saatinin bütün yönlerini sorgulamalıyız. Bu da beklentinin sonuç ile bire bir eşleşmesinin zirvesini oluşturur (yani beklenen her zaman meydana gelir ve bu da çok sıkıcıdır . Bu soruların ötesinde her hikaye. nasıl seviştiklerini de.mahkeme. Bu da bir tören değil mi? Ben bir kitap 178 . Sadece işlerini değil nasıl eğlendiklerini. Eğer daha da şanslıysanız bunlar hiç söylenmez .. DÜNYAMIN POLĐTĐKASI (GÜÇ DAĞILIMI) NEDĐR? Burada "politika" ile kastedilen ille de sağcı/solcu. bütün hikayeler ile ilgili olarak sorduğumuz genel sorular yer almaktadır. klişelerden uzak bir hikaye anlatmak için çok sayıda yaratıcı seçenek bulabilmeniz (ilham alabilmeniz) gerekmektedir.. herhangi bir toplumdaki güç dağılımına verilen isimdir. hastanelerde. zamanlarının önemli bir bölümü." Yani "Seni seviyorum" diyen ilk kişi kaybetmiştir çünkü bunu duyan diğeri bilmiş bir biçimde gülümser. yapılırlar! DÜNYAMIN TÖRENLERĐ (RĐTÜELLERĐ) NELERDĐR? Dünyanın her yerinde yaşam törenlerle (ritüel) doludur.HĐKAYENĐN GEÇTĐĞĐ DÜNYA Hikayenin geçtiği "ortam"ı dönem. süre. annenin herşeyi yönettiği anaerkil bir aile mi? Ya da aileniz çocuğun anne-babasına istediği herşeyi yaptırdığı modern bir aile mi? Gönül ilişkileri de politiktir (yani güç dağılımı eşit değildir -gg). Đnsanlar ne zaman bir şey yapmak için bir araya gelseler.6 . Ama orijinal. Şirketlerde. Her avukat. devlet kurumlarında ve benzeri yerlerde. yazarın içgörü (kavrayış. Eğer şansınız varsa bu iki sözcük mum ışığında. Belki o işi yapan kişi sıkılmamaktadır. nasıl dua ettiklerini. Bu ikisinin arasındakilerin ise biraz gücü vardır. Đşte bu nedenle çeşitli mesleklerle bağlantılı film türlerinde ("janr") .gg).gg). güç en büyük çocuğa mı transfer olur? Yoksa aileniz.MCKEE NOTLARI . dinlerde. *** KARAKTERLERĐM HAYATLARINI NASIL KAZANIYOR? Hayatımızın üçte birini ya da daha fazlasını çalışarak geçiririz. artık ilişkiyi o idare edecektir. kendisinin sevildiğini bilir. Aşağıda. polis ya da doktorun bildiği gibi. her zaman güç dağılımında bir dengesizlik oluşur. ama işi seyretmek sıkıcıdır. Muhafazakar/Demokrat değildir. suç.

yazdım (ben de bir site yazdım - gg:) ve siz de onu okuyorsunuz. Başka bir zaman ve yerde, bir ağacın altında oturabilir ya da Sokrat ve öğrencileri gibi yürüyüşe çıkabiliriz. Hemen her faaliyet için bir ritüel oluştururuz, bunlar sadece toplumsal törenler (seremoniler) değil, kendi özel özel törenlerimiz de olabilir. Banyomdaki aynanın önünde yer alan sabun, tarak vb. banyo eşyalarımın yerini değiştirenin vay haline! Karakterleriniz nasıl yemek yer? Yemek yemek dünyanın her yerinde çok farklı bir ritüeldir. Örneğin yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre Amerikalıların yüzde 75 yemeklerini restoranda yemektedir. Eğer aileniz evde yemek yiyorsa, bu belirli bir saatte yenen yemek için özel olarak giysilerini değiştiren bir aile mi yoksa açık buzdolabından herkesin kendi yemeğini hazırladığı modern bir aile mi? DÜNYAMDAKĐ DEĞERLER NEDĐR? Karakterlerim neyi "iyi" (hayırlı), neyi "kötü" (şer) olarak kabul ediyorlar? Neyi "doğru" neyi "yanlış" görüyorlar? Benim toplumumun (yani hikayenin geçtiği toplumun - gg) kanunları nelerdir? Đyi/kötü, doğru/yanlış ve yasal/yasadışı kavramlarının ille de birbirleri ile bağlantılı olması gerekmediğine dikkat edin. Karakterlerim ne uğruna yaşamayı doğru buluyor? Neyin peşinden gidilmesini aptalca bir şey olarak kabul ediyor? Hayatlarını ne için verirler? HĐKAYEMĐN TÜRÜ (JANR) YA DA TÜRLER KARIŞIMI NEDĐR? Hikayemin tür (janr) gelenekleri nelerdir? Tıpkı ortamların yaptığı gibi türler de yazarı yaratıcı bir biçimde sınırlarlar. Ama yazar bu sınırlamalara uyabilir de, onları zeki bir biçimde değiştirebilir de. KARAKTERLERĐMĐN BĐYOGRAFĐSĐ NEDĐR? Yaşam, doğdukları günden filmin açılış sahnesine kadar karakterleri nasıl şekillendirmiş? HĐKAYENĐN ARDÖYKÜSÜ ("BACKSTORY") NEDĐR? Bu genelde yanlış anlaşılan bir deyimdir. Bu genelde yaşam öyküsü ya da biyografi demektir. Ardöykü (terimi ben uydurdum - gg), karakterlerin hayatlarında meydana gelmiş ve yazarın hikayenin ileriki bölümlerini üzerine kurabileceği önemli olaylar toplamıdır. (Yani ardöykü de aslında yaşam öyküsünün bir parçasıdır, ama sadece filmde anlatılacak hikaye ile ilgili ÖNEMLĐ olaylardır - gg). KARAKTER DAĞILIMIM ("CAST DESIGN") NEDĐR? Bir sanat eserinde hiçbir şey kazara orada durmaz. Fikirler aklınıza bir anda gelebilir ama onları hikayenin bütünü içine bilinçli ve yaratıcı bir biçimde örmeliyiz. Aklımıza gelen her karakterin hikayeye dalıp bir rol oynamasına izin veremeyiz. Her karakter belirli bir amaç için hikayede bulunmalıdır, ve karakter dağılımının birinci kuralı kutuplaşmadır ("polarization"). Hikayedeki çeşitli roller arasında, birbiriyle çatışan ya da çelişen tavırlar ağı (şebekesi) öreriz. Eğer ideal karakter dağılımımız oturup beraber akşam yemeği yeseydi ve bir şey olsaydı - bu şarabın masaya dökülmesi ya da içlerinden birinin boşanacağını açıklaması olabilir - her karakter ayrı ve farklı bir tepki verirdi. Karakterlerden hiçbiri aynı şekilde tepki vermezdi çünkü hiçbiri olaylara karşı aynı tavra sahip olmazdı. Her karakterin kendine özgü bir yaşam görüşü olurdu ve onun tamamen farklı tepkisi onu diğerlerinden ayırırdı. Eğer hikayenizdeki iki karakter aynı tavra sahipse ve bir olaya aynı şekilde tepki veriyorsa, ya bu iki karakteri birleştirip tek bir karakter haline getirmelisiniz ya da ikisinden birini hikayeden atmalısınız. Karakterler aynı şekilde tepki verdiklerinde çatışma olasılığınızı en aza indirmiş olursunuz. Oysa yazarın stratejisi, bu fırsatları en üst düzeye çıkarmak olmalıdır. (McKee, STORY, sayfa 181-4)

179

MCKEE NOTLARI 5 - ĐYĐ SENARYOLAR TEPKĐLERE ODAKLANIR Herhangi bir hikayedeki olayların çoğu aşağı yukarı beklenen şeylerdir. Tür gelenekleri itibariyle, "Aşk Hikayesi"ndeki sevgililer tanışacaktır; "Gerilim" ("thriller") filmindeki dedektif bir suç ile karşılaşacaktır; bir "Egitim hikayesi"nde ("Education Plot") kahramanın hayatı dibe vuracaktır. Bu ve benzer eylemler dünyanın her yerindeki izleyiciler tarafından bilinir ve hatta beklenir. Bunun sonucunda iyi hikayeler "ne" olduğundan çok bunun "kime" olduğuna, "neden" olduğuna ve "nasıl" olduğuna odaklanır. Gerçekten de en zengin ve en tatmin edici hikayeler, bu olayların insanlarda neden olduğu "tepkiler"e ve bu olaylar sonunda "öğrenilenlere" ("kazanılan içgörülere"/"insights) odaklananlardır.

180

MCKEE NOTLARI - 4 - RĐSK HAKKINDA Hepimiz bir taraftan pastamızı yemek, diğer taraftan da pastamız eksilmesin isteriz. Diğer yandan, bir tehlike anında, elde etmeyi ya da korumayı istediğimiz bir şey için, istediğimiz ya da sahip olduğumuz bir şeyi tehlikeye atmak zorunda kalırız. Bu, hepimizin uzak durmak istediği bir ikilemdir. Đşte size bütün hikayelere uygulayabileceğiniz basit bir test. Hikaye ile ilgili olarak şunu sorun: Tehlikede olan nedir? Eğer kahraman istediğini elde etmezse neyi kaybetme riski ile karşı karşıyadır? Daha açık bir biçimde söylersek, eğer kahraman elde etmek istediği şeyi elde edemezse, başına gelecek en kötü şey nedir? Eğer bu soru cazip ("compelling") bir biçimde cevaplandırılamazsa, hikaye daha en temelinde yanlış kurulmuş demektir. Örneğin, eğer bu sorunun cevabı "Eğer kahraman başarısız olursa, yaşam eski haline döner" ise, bu hikayeyi anlatmaya değmez. Burada kahramanın istediği şeyin aslında hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur, ve hiçbir kıymet-i harbiyesi olmayan ya da çok az olan bir şeyi isteyen bir kahramanın hikayesi, "sıkıntı" kelimesinin bire bir karşılığıdır. (Örneğin "Yıldız Savaşları" - Episod 4- filminde kahramanımız başarısız olursa bütün galaksi Đmparatorluğun egemenliğine girecektir. "Matrix"te Neo başarısız olursa makinalar kazanacak ve bütün insanları köleleştirecektir. "Örümcek Adam 2"de Peter başarısız olursa Doktor Ahtapot bütün şehri yok edecek bir deney daha yapacaktır, vb. Naçizane tavsiyem IMDB'nin tüm zamanların en çok iş yapan filmler listesini (http://www.imdb.com/boxoffice/alltimegross?region=world-wide) bu açıdan incelemeniz - gg) Hayat bize, herhangi bir insani isteğin değerinin, onu elde etme çabası sırasında girilen risk ile doğru orantılı olduğunu öğretir. Bir şeyin değeri ne kadar yüksek ise, riski de o kadar yüksek olur. En yüksek riski - hayatımızı, yaşamlarımızı, ruhlarımızı - gerektiren şeylere en yüksek değerleri atfederiz. (McKee, STORY, sayfa 149)

181

McKee Notları - 3 - BOŞLUK Hikaye, öznel ve nesnel dünyaların birbirine dokunduğu yerde doğar. Kahraman, kendisinin ulaşamayacağı bir arzu nesnesini ister. Bilinçli ya da bilinçsiz olarak belirli bir eylemde bulunmayı tercih eder. Onu motive eden şey, bu eyleminin sonucunda dünyanın ona, arzu ettiği şeyi elde etmesini sağlayacak biçimde tepki vereceğini düşünmesi ya da hissetmesidir. (Yani dünya ona istediğini verecek diye düşündüğü için o eylemi tercih eder - gg). Kahramanın öznel bakış açısına göre o, asgari, tutucu (durumu koruyucu) ama istediğini elde etmesini de sağlayacak bir eylemde bulunmuştur. Ama kahraman bu eylemde bulunur bulunmaz, kahramanın öznel iç dünyası, kişisel ilişkileri ve dış dünya veya bunların bir kombinasyonu, kahramanın tahmin ettiğinden daha güçlü ya da farklı bir biçimde tepki verir. Dünyadan gelen bu güçlü ya da farklı tepki kahramanı istediği şeyi elde etmekten alıkoyar, onu arzuladığı şeyden daha da uzaklaştırır. *** Gereklilik ("necessity") mutlak gerçektir. Gereklilik, biz eyleme geçtiğimizde aslında olan şeydir. Bu gerçek de ancak ve ancak biz bir eyleme geçtiğimizde bilinebilir. Dünyanın bize vereceği tepki, o anda bizim var oluşumuzun yegane gerçeğidir. Biz bu andan önce ne olacağını düşünmüş (sanmış, inanmış) olursak olalım bizim gerçeğimiz dünyanın verdiği o tepkidir. Gereklilik, olması gereken ve aslında olan şeydir. Bizim olmasını umduğumuz şeyden farklıdır. *** Gerçek hayatta karşımıza çıkan bu durum, kurguda da geçerlidir. Nesnel bir gerçeklik (yani, dünyanın gerçekliği) kahramanın olasılık duygusu (yani "bu olabilir" dediği şey) ile çeliştiğinde, kurgusal gerçeklikte aniden bir "boşluk" oluşur. Bu boşluk, öznel dünyalar ile nesnel dünyaların, beklentiler ile sonuçların, kahramanın eylemden önce tasarladığı dünya ile eylemden sonra karşılaştığı gerçek dünyanın çarpıştığı yerdir. Gerçeklikteki boşluk meydana geldiğinde, hala istekli ve bir şeyler yapma yeteneği olan kahraman, asgari ve tutucu (mevcut durumu koruyucu) bir çaba ile istediğini elde edemeyeceğini fark eder. Kendisini toparlamalı ve bu boşluğu geçmek için ikinci bir eylemde bulunmalıdır. Bu ikinci eylem, kahramanın en başta yapmak istemeyeceği türden bir eylemdir çünkü bu eylem daha fazla irade gücü gerektirmektedir ve onu kendi yeteneklerinin (kapasitesinin) daha derinlerine inmeye (yani, daha fazla güç kullanmaya) zorlamaktadır. Ama en önemlisi, bu ikinci eylem onu RĐSK'e atmaktadır. Şimdi, bir şeyler kazanmak için, bir şeyler kaybetmeyi göze almalıdır. (McKee, STORY, sayfa 147-9, bazı bölümleri tarafımdan kırpılmış veya yorumlanmıştır - gg)

182

MCKEE NOTLARI - 2 - ĐLK ADIM Senaryo yazmak için oturduğunuzda hindi gibi düşünmeye başlarsınız: Nereden başlamalı? Karakterim şimdi ne yapacak? Karakteriniz (aslında bütün karakterler) hikayenizin herhangi bir anında, herhangi bir isteğin peşinden giderken, her zaman kendi açılarından en az çabayı gerektiren, en muhafazakar ("conservative" - mevcut durumu koruyucu) eylemi yerine getirirler. Bütün insanlar her zaman böyle davranırlar. Đnsanlar öz itibariyle tutucudurlar ("conservative" - mevcut durumu koruyucu), aslında bütün doğa öyledir. Hiçbir organizma gerekenden fazla enerji harcamaz, gerekmeyen hiçbir şeyi riske atmaz, ya da zorunda kalmadıkça hiçbir eylemde bulunmaz. Neden bulunsun ki? Eğer bir iş, herhangi bir kayıp ya da acı riskine girilmeden ya da enerji harcanmadan, kolay yoldan yapılabiliyorsa, neden herhangi bir yaratık daha zor, daha tehlikeli ya da daha fazla zayıflatıcı bir şey yapsın ki? Yapmaz tabii ki. Doğa buna izin vermez... ve insan doğası da evrensel doğanın bir parçasından ibarettir. Gerçek yaşamda da bize gereksiz, hatta aptalca gelen aşırı davranışlar sergileyen insanlar, hatta hayvanlar görürüz. Ama bu bizim, o durumla ilgili dışarıdan yaptığımız bir değerlendirmedir. Öznel olarak, o yaratığın bakış açısından, bu taşkın davranış aslında asgari, tutucu (mevcut durumu koruyucu) ve gerekli bir harekettir. Neyin "tutucu" (mevcut durumu koruyucu) olduğu her zaman bakış açısına göre değişir. Örneğin gerçek hayatta kendimize şöyle deriz: "Dolores'in telefon numarasını bulamıyorum. Ama arkadaşım Jack'te bu numaranın olduğunu biliyorum. Eğer onu şimdi ararsam, meşgul olmasına rağmen yaptığı işi bırakıp bana bu numarayı verecektir." Siz de Jack'i ararsınız ve işini böldüğünüz için özür dilersiniz. O da "Sorun değil" der ve istediğiniz numarayı size verir. Hayat % 99 böyledir. Hayatta hep asgari çabayı gösteririz ve onun karşılığını alırız. Hikaye anlatımında ise biz yazar olarak, karakterimizin dünyadan olumlu bir tepki almayı umduğu ama bu eyleminin kendisine karşı çok olumsuz bir tepki uyandırdığı anlara odaklanırız. Karakterin içinde yaşadığı dünya ona, umduğundan farklı bir biçimde ya da umduğundan çok daha güçlü bir biçimde ya da her iki biçimde tepki verir. Telefonu elime alıp Jack'i ararım ve "Rahatsız ettiğim için kusura bakma, ama Dolores'in telefonunu bulamıyorum. Bana onun ..." O anda Jack bağırmaya başlar: "Dolores mi? Dolores mi! Ne cüretle bana onu telefon numarasını sorarsın?" der ve telefonu suratıma kapatır. Aniden hayat daha ilginç bir hâle gelmiştir. (McKee, STORY, sayfa 143-4, bazı bölümleri tarafımdan kırpılmıştır - gg)

183

MCKEE NOTLARI - 1 - HĐKAYE OLAYI Hikaye yapısı, karakterlerin yaşam öykülerinden çeşitli olayların seçilerek bunların, belirli duyguları uyandırmak ve belirli bir yaşam görüşünü ifade etmek amacıyla stratejik bir biçimde sıralanmasıdır. Bir hikaye olayı ("story event") bir karakterin yaşam durumunda anlamlı bir değişikli yaratır ve bu değişim bir DEĞER şeklinde ifade edilir ve yaşanılır. Hikaye Değerleri insan yaşamının (deneyiminin), olumludan olumsuza ya da olumsuzdan olumluya doğru kayabilen evrensel nitelikleridir. Örneğin: • • • • • • • • • vb. Bunlar aynı zamanda moral (iyilik - kötülük), etik (doğru - yanlış) ... da olabilirler. Bir hikaye olayı ("story event") bir karakterin yaşam durumunda anlamlı bir değişiklik yaratır ve bu değişim bir DEĞER şeklinde ifade edilir ve yaşanılır ve bir ÇATIŞMA vasıtasıyla gerçekleştirilir. Ortalama bir film için yazar yaklaşık olarak kırk ila altmış hikaye olayı yaratır. Bu hikaye olaylarının bir diğer (yaygın) adı da SAHNE'dir. Her sahne, karakterlerin yaşamının "değer yüklü" (yani iyi, özgür, cesur, güçlü vb.) durumunda bir değişiklik yapar. Yazdığınız her sahneye bakın ve kendinize şunu sorun: Şu anda karakterimin hayatında hangi "değer" tehlikede bulunuyor? Sevgi? Gerçek? Ne? Bu değer, sahnenin başında ne tür bir "yük"e sahip (bu "yük"ü, hammalların taşıdığı yük gibi değil de, elektrikteki pozitif ve negatif yükler gibi düşünün - gg)? Pozitif mi? Negatif mi? Her ikisinden de biraz mı? Şimdi de sahnenin bitişine bakın ve kendinize sorun: Bu değerin şimdiki durumu nedir? Pozitif mi? Negatif mi? Her ikisinden de biraz mı? Eğer bir karakterin yaşamının değer-yüklü durumu, sahnenin bir ucundan (başından) diğer ucuna (sonuna) kadar hiç değişmeden kalıyorsa, o sahnede anlamlı hiçbir şey olmuyor demektir... Bu bir "nâ-olaydır" (ya da "gayri-olay" : "nonevent" - gg). Peki bu sahne neden hikayenizde yer almaktadır?... SERĐM (karatkerlerin, ortamın, vb.nin tanıtımı) için. Eğer bir sahnenin hikayede bulunmasının tek gerekçesi "serim" ise, disiplinli bir yazar bu sahneyi atar ve bu sahnenin içinde barındırdığı bilgileri hikayenin başka yerlerine örer sindirir. 184 canlı - ölü sevgi - nefret özgürlük - kölelik gerçek - yalan cesaret - korkaklık sadakat - ihanet bilgelik - aptallık güç - zayıflık heyecan - sıkıntı

Bir süre sonra şöyle düşünmeye başlarız: "Ne yapalım insan yiyorsa? Bundan daha kötü şeyler de var. Bu olumlu özelliği fark ettiğimiz zaman." (Robert McKee. herbirimizin kendimizin iyi ve doğru (haklı) olduğunu düşünmesi ve pozitif olanla özdeşleşmek istememizdir. olumsuzlukla ilişkili olarak ya da olumsuz bir artzemine ("bacground") bakılarak belirlenen bir şeydir. ama buna rağmen. STORY. Bunu bir kere bulduktan sonra duygular ona doğru akar. Diğerleri de bunu paylaşabilir." Artık Lecter ile bir duygudaşlığa ("empathy") girmiş durumdayız. yanlışlık. Đyiyi kötüden.. Seyirci "Đyilik Merkezi"ni arar.MCKEE NOTLARI . hikaye dünyasının ve karakterlerinin değer-yüklü (iyilik. tıpkı Lecter gibi olmak isterdim. BABA ("THE GODFATHER"): Bu filmde sadece Corleone ailesi kokuşmuş değildir. Hikayenizin merkezine kimi ve nasıl yerleştireceğinizi anlatan bir bölüm bu. değerli olan şeyleri değersiz şeylerden ayırmaya çalışır. Daha sonra yazarlar. 347-9) *** 185 . ama kahraman ile mutlaka özdeşleşmeliyizdir/duygudaşlık kurmalıyızdır. Lecter'ın hapishane psikiatristi bir sadist ve şöhret düşkünüdür. Lecter'a hayranlık uyandırıcı ve arzu edilen özellikler atfederler: çok büyük bir zeka. BU da onları çok ama çok kötü insanlar yapmaktadır. Seyircinin bakış açısına göre "iyi". Ama Corleonelerin olumlu bir özelliği vardır: sadakat. sinik ("cynical") bir dünya kurarlar. duygularımız ona doğru yönelir. Hatta polis ve hakimler bile rüşvete ve yolsuzluğa boğazlarına kadar batmıştır. En kötü insanlar bile kendilerinin iyi olduğuna inanırlar. diğer mafya aileleri de öyledir. doğruluk vb. Ruhumuzun ta derinliklerinde kendimizin kusurlu. "Đyi". bir biçimde. bu nitelikleri başka zıt niteliklerle vurgulamak ("counterpoint") için Lecter'ın etrafında zalim. acı bir mizah duygusu. Şöyle düşünürüz: "Eğer ben de yamyam bir psikopat olsaydım. McKee'nin "Story" adlı kitabından bir bölümün çevirisi yer alıyor.. Şimdi aklıma gelmiyor ama. centilmence bir cazibe. Đyilik Merkezine mutlaka kahraman ("protagonist") yerleştirilmelidir. ama Hannibal Lecter (Anthony Hopkins) etrafında da ikinci bir Đyilik Merkezi oluştururlar ve seyircinin duygularını ikisine doğru çekerler. Uzun süredir siteye koymak istiyordum. KUZULARIN SESSĐZLĐĞĐ ("SILENCE OF THE LAMBS"): Romanın ve senaryonun yazarları Clarice'i (Jodie Foster) olumlu odak noktasına yerleştirirler. ne olduğu kadar ne olmadığı ile de tanımlanır."ĐYĐLĐK MERKEZĐ" Aşağıda. ve kendimizi gangsterlerle bir duygudaşlık içerisinde buluruz. Hitler kendisinin Avrupa'nın kurtarıcısı olduğunu düşünüyordu. Diğer mafya klanlarında herkes birbirini sırtından bıçaklamaktadır. en azından kalbimizin iyi (doğru yerde) olduğunu düşünürüz. Đlk olarak Dr. Bu kadar cehennemî bir dünyada yaşayan bir insan nasıl bu kadar sakin ve nazik kalabilir diye merak ederiz. Đyilik Merkezi'ni aramamızın nedeni. Kısmet bugüneymiş. doğruyu yanlıştan. güzellik.gg) manzarasını inceler. onu Carolina adasındaki açık cezaevine göndereceklerini söyleyerek kandırırlar. kötülük. belki de çok kusurlu olduğunu biliriz. "Đyi olmadığı" düşünülen ya da hissedilen bir evrene nazaran belirlenir. çirkinlik. ve en önemlisi sakin bir kişilik. Hatta kafa karıştırıcı bir davada Lecter'ın yardımını isteyen FBI bile ona yalan söyler. Bu filmdeki herkes ya bir canidir ya da bir cani ile akrabalığı vardır. bilinçli ya da içgüdüsel olarak. Bununla birlikte Đyilik Merkezi ille de "hoşluk" ("niceness") anlamına gelmez. Gardiyanları gerizekalıdır. gibi değerler . *** Hikaye başladığı zaman izleyici. çünkü biz birden fazla karakter ile özdeşleşebiliriz. Baba'nın ailesinin sadakati ise onları "iyi" kötü insanlar yapmaktadır.

eserin etkilerinden sorumlu kılar. Yani Polat'ın kullandığı şiddet. Bu. doğal. şiddet. 186 . o zaman seyirciler Polat'tan bu kadar etkilenmezdi. ve bunu para için yapıyorsanız. kendisine rol model (davranışları örnek alınacak kişi) arayan gençler de kaçınılmaz olarak onun şiddet dolu davranışlarını taklit ederler. Cilalana cilalana kahraman statüsüne yükseltilen Polat ve adamları bilinçli olarak katliamlar yaptılar ve dizinin en sonunda da bütün bu yaptıkları yanlarına kaldı. gençleri önce bedava uyuşturucu ile bağımlı yapıp sonra onları suça itmek kadar sizi sorumluluk altına sokar. onu hafif dengesiz biri olarak betimlemekti. ruhsal dengesizliğinin bir parçası olarak sunulsaydı ve devlet tarafından da bu özelliği için seçilmiş olsaydı. ve bunlar için de cezalandırılsa." ("Sonuca giden her yol mübahtır"ın bir versiyonu). Bu da sizi. "Ben diziyi yayınlarım. yaralama."Kurtlar Vadisi"nde neyin yanlış olduğunu anladınız mı? Eğer Polat'ı ve onun etrafındakileri "kahraman" olarak sunarsanız. "Đyi" olmanın. Bu ruhsal dengesizliği sonucunda bazı masum insanları öldürse. Polat'ı "doğru" bir biçimde sunmanın belki de tek yolu. isteyen seyreder. Tıpkı bir yazımda (Bkz. Ama öyle olmadı. bazı iştahları ahlaksızca kabartıyorsanız. "KORSAN: MÜYAP. inkar edilemez bir sosyo-psikolojik gerçektir. ürünlerinizi sunduğunuz toplumun ruhundaki bazı zaafları kaşıyorsanız. "hiçbir koşul altında kötü davranış sergilememek" olduğunu düşünmeyen geniş kitleler de bu göz alıcı önermeye balıklama atladılar. kaynattığınız zaman suyun buharlaşması. isteyen seyretmez" deyip bu bu sorumluluktan paçayı kurtaramazsınız. ortalık aniden "iyilerin savaşı"na döndü. BSA VE NOTTINGHAM ŞERĐFĐ") belirttiğim gibi. bunun sonuçlarındaki (hırsızlık. Hasta ruhlu ve kötü davranışlarda bulunan birilerini cilalayıp beğenilir haline getirmek. ölüm) sorumluluk payınızı göz ardı edemezsiniz. attığınız taşın düşmesi kadar kaçınılmaz. seyirci Polat'a bu kadar tapmazdı. Herkesin "iyi"si kendine göre olduğu için. Sonuçta çıkan anlam da şu oldu: "Đyi bir dava için kötü davranışlarda bulunabilirsiniz.

"tür bilgisi" de bir şablondur. Bu nedenle genç senaristlerin. Senaristlerin türleri bilmesi. vb. benzer karakterlerden. "Sinemada türleri neden bilmemiz gerekiyor?" diye bir soru aklınıza gelebilir. Seyirci de bu karışıma çok iyi cevap vermektedir.com/genrechart. bu türde verilen bütün filmlerin ortak özelliğidir. ilginç sürprizlerle seyirciyi şaşırtıp kendine bağlayacağı klişelerdir. bunlarla bağlantılı olarak ne tür ilginç engellerle karşılaşacağına karar vermektir. Bunlar en başta. bu aşıkların hangi ulustan. Westernler ile Bilim Kurgu'nun bir karışımıdır (artı. Seyirciler de sinemadaki bu türleri iyi bilirler ve şaşırtıldıkları zaman bundan çok hoşlanırlar. ("Altıncı His" filmi bir tür filminin çok güzel bir şaşırtmaca ile zenginleştirilmesinden ibarettir: "Meğer adamın kendisi de hayaletmiş!") Her sanatta olduğu gibi senaristlikte de. Filmin mutlu ya da mutsuz bitmesi (yani aşıkların kavuşması ya da ayrı düşmesi) senaristin ve yapımcının keyfine kalmış bir şeydir. Bu grupların ("kategori" demek daha doğru aslında) ortak özellikleri vardır. "senaryosal" özelliklerdir. hangi kültürden. "Titanic".birisi şu kelimeye adam gibi bir karşılık bulursa alnından öpeceğim) bahsediyoruz demektir. Biz bildiğimiz hikayelerin. bir "aşk filmi"nden bahsediyorsak. Hemen cevap vereyim: Amerika'yı tekrar tekrar keşfetmemeniz için! Yüz yılı aşkın bir süredir gezegenimizi şereflendiren sinema sanatı. Ama aşıkların bir sürü engelle karşılaşması kaçınılmazdır. hangi ekonomik ve sosyal sınıftan olduğuna. işlerini büyük ölçüde kolaylaştırır. aşağıda örnekleri verilen türlerden çok sayıda film seyretmesi ve türü tür yapan ortak nitelikleri bulmaya çalışması yerinde bir tavır olacaktır. FĐLM TÜRLERĐ Aksiyon (Felaket Filmleri): Burada hikayeler genel olarak fiziksel güçlerin çatışması üzerine kuruludur. mutlaka iki (ya da daha fazla sayıda) insanın çeşitli engellerle karşılaşacak bir aşkını göreceğiz demektir.createyourscreenplay. Örneğin. Bu. bazı "türler" ("genre" ya da afili Türkçe ile "janr") şeklinde gruplaşmıştır. Yazının orijinali "Create Your Screenplay (http://www. (Zaman zaman ben de buraya türlerin özellikleri hakkında yazılar yazacağım) Aşağıda.htm) adresinde bulunabilir. benzer senaryo dönüşlerinden ("twist" . yaratıcı olmadan önce kendinden önce geliştirilen klişeleri çok iyi bilmek gerekir. "Star Wars" böyle bir filmdir. Yani bir türden bahsettiğimiz zaman. Senaristin yaratıcı bir biçimde eğip bükeceği. farklı ortamlarda geçen versiyonlarını seyretmek için gideriz sinemaya. film türlerinin kısa tanımları ile bu türlerden örnekler yer almaktadır. aksiyon türü ile aşk filmlerinin bir karışımıdır. FĐLM TÜRLERĐ ("GENRE" ya da JANR) "Sinemada Türler"den bahsedeceğimi daha önce yazmıştım.TÜRLER AKSĐYON & ROMANTĐK KOMEDĐ. • • 48 Hours (48 Saat) Face/Off (Yüz Yüze) 187 . Tıpkı "3 Perdeli Yapı" bilgisi gibi. ortak temalardan. Filmleri hem tanıdık hem de orijinal yapan budur. Artık vakti geldi. bu süre içinde verilen milyonlarca eser sonucunda. Son yıllarda ortaya çıkan eğilim. bir kaç türü harmanlayıp seyirciye sunmaktır. başka bir sürü şey). Senariste düşen görev.

Aşk Ve Suç filmlerinin bir karışımı) Indiana Jones and the Temple of Doom (aynı zamanda bir Aksiyon) Little Big Man (aynı zamanda Epik/Efsane) Lawrence of Arabia Quest For Fire RainMan Robinson Crusoe Water World (Su Dünyası) Komedi: Bu filmlerin hikayesindeki temel çatışma. çok komik sonuçlara yol açar. kahramanın hayatta kendi yerini bulması hakkındadır. • • • • • • • • • • • • • • • • American Beauty (Amerikan Güzeli) American Graffiti The Breakfast Club The Graduate The Last Picture Show The Lion King (Aslan Kral) My Brilliant Career The Paper Chase Pretty In Pink Rebel Without a Cause Risky Business Saturday Night Fever Shakespeare in Love (aynı zamanda Romantik Komedi) Splendor in the Grass Top Gun (aynı zamanda Aksiyon) The Water Boy (aynı zamanda Komedi) 188 . Hayvan Dedektifi (aynı zamanda Macera) Analyze This (Anlat Bakalım) Annie Hall Bowfinger French Kiss Honey. • • • • • • • • • • • • Ace Ventura. yeni “dünyalar” ile karşılaşma üzerine kuruludur. • • • • • • • • • • Apollo 13 The Deep Get Shorty (Gangster.• • • • • • • • • • Die Hard (Zor Ölüm) Air Force One Jurassic Park Lethal Weapon Return of the Jedi (aynı zamanda Bilim Kurgu) Speed (Hız Tuzağı) (aynı zamanda Gerilim) Titanic (aynı zamanda Aşk Hikayesi) The Terminator True Lies (Gerçek Yalanlar) Twister Macera: Burada hikayeler. I Shrunk the Kids (aynı zamanda Fantazi) My Best Friend's Wedding (En Đyi Arkadaşım Evleniyor) Nine to Five Shakespeare in Love (Aşık Shakespeare) The Spy Who Shagged Me When Harry Met Sally Working Girl (aynı zamanda Aşk Hikayesi) Kendini Bulma: Bu filmlerin temel çatışması.

büyük bir tarihi değişim döneminde.A. büyük güçlerin çarpışması üzerine kuruludur. biri “gerçek” diğeri “hayali” iki dünya üzerine kuruludur. bir suçluyu yakalamak üzerine kuruludur. • • • • • • • • • • • Apocalypse Now The Birth of a Nation Bridge on the River Kwai Butch Cassidy and the Sundance Kid Ghandi The Godfather Gone With the Wind The Grapes of Wrath Lawrence of Arabia (aynı zamanda Macera) Star Wars The Ten Commandments Fantazi: Bu filmler “canlandırma” hikayelerdir. • • • • • • • • • • • • Caine Mutiny Chinatown Death and the Maiden A Few Good Men The General's Daughter Inherit the Wind The Maltese Falcon Philadelphia Rear Window A Time to Kill The Verdict Vertigo Epik/Efsane: Bu hikayeler temeli.Confidential Patriot Games Pulp Fiction (aynı zamanda bir Kara Komedi) The Sting The Untouchables Dedektif / Mahkeme Filmleri: Bu hikayelerin temel çatışması.Suç: Bu hikayelerin temel çatışması. • • • • • • • • • • • • A Connecticut Yankee in King Arthur's Court Alice in Wonderland Antz Big Ghostbusters Heaven Can Wait Mary Poppins The Mask Peter Pan Snow White Toy Story The Wizard of Oz 189 . aslında neler olduğunu bulmak ve hakikati ortaya çıkarmak ile ilgilidir. • • • • • • • • • • 48 Hours Basic Instinct Fargo French Connection Ghost (aynı zamanda Aşk ve Gerilim) L. ya da temelleri.

• Who Killed Roger Rabbit? Gangster: Bu hikayeler. karşısındakinin aşkının kazanmaya ya da korumaya çalışan insanlar vardır. bilimsel olarak hayal edilebilir bir dünyanın teknolojisi ve araçları üzerine kuruludur. • • • • • • • • • • • • Annie Hall As Good As It Gets Casablanca (aynı zamanda Epik/Efsane) Ghost The Graduate It Happened One Night Mickey Blue Eyes Notting Hill Pretty Woman Roman Holiday The Way We Were Wuthering Heights Bilim Kurgu: Bu filmlerin hikayesi. • • • • • • • 2001 A Space Odyssey Back to the Future Blade Runner (aynı zamanda Suç filmi) ET: The Extra Terrestrial Beşinci Element Gattaca The Sixth Sense 190 . (Bu tür genelde. bir Canavardan (bu canavar insan olabilir de olmayabilir de) kaçmak ve en sonunda onu yenmek üzerine kuruludur. Kara Film ile harmanlanır). • • • • • • • • • • • • Badlands Bonnie and Clyde Butch Cassidy and the Sundance Kid Dead End Dead Man Walking The Godfather (aynı zamanda Epik / Efsane) Goodfellas La Femme Nikita M. Out of Sight (aynı zamanda Aşk Hikayesi) Sling Blade The Usual Suspects Korku: Bu filmlerin hikayesi. bir suçlu ile toplum arasındaki çatışma üzerine kuruludur. • • • • • • • • • • • Alien The Blair Witch Project Friday the Thirteenth Halloween I Know What You Did Last Summer It's Alive King Kong Nightmare on Elm Street Psycho Scream Tremors Aşk (Romantik): Bu filmlerin merkezinde.

• • • •

Stargate Star Wars The Terminator On Đki Maymun

Toplumsal Drama: Bu filmlerin hikayesi, bir Şampiyon ile toplumdaki bir sorun veya bir adaletsizlik arasındaki mücadeleye dayanır. Genelde bu mücadelenin sonunda Şampiyon’un kişisel bir şeyler kaybetmesi söz konusudur. • • • • • • • • • A Civil Action Dead Man Walking Dr Strangelove Grapes of Wrath Kramer Vs Kramer Network Philadelphia (aynı zamanda Mahkeme Filmi) Schindler'in Listesi To Kill a Mockingbird

Gerilim: Bu gibi hikayelerin temelinde, kendisini öldürmeye çalışan ölümcül bir düşmanla mücadele etmek durumunda kalan masum bir kahraman vardır. • • • • • • • • The Net No Way Out North by Northwest (aynı zamanda Aşk Filmi) Sleeping With the Enemy Night of the Hunter Akbabanın Üç Günü Wait Until Dark Tanık (aynı zamanda Aşk Hikayesi)

Diğer Film Türleri: Sanat Filmi: Malum tür Kara Komedi: Bu tür filmlerin mizahının temelinde ölüm ve ölümle ilgili şeyler bulunur. Bu türden filmler düzenli aralıklarla ortaya çıkar. En yakın örnekleri: Very Bad Things ve Pulp Fiction. Dostluk Filmi: Çok belirgin bir tür değildir. Hemen hemen aynı önemdeki iki yıldız oyuncuyu ele alır, ama bunlardan biri genelde ana karakterdir. Redford ve Newman, böyle bir ikiliydiler (Butch Cassidy ve Sundance Kid). Fred Astaire ve Ginger Rogers müzikalleri, Dean Martin ve Jerry Lewis’in komiklikleri, Thelma ve Louise.
Kara Film: Karanlık gölgeler, siyahın ve ışık örüntülerinin tipik kullanımı, sinizm (alaycılık) ve ironi, insan davranışının karanlık yönlerinin kullanılması ile karakterizedir. Hayalet Hikayesi : Ne olduğu adından anlaşılabiliyor. Soygun Filmleri: Bir grup insan tarafından ayrıntılı olarak planlanmış bir soygunu anlatır. Örnek: Ocean's Eleven, The Thomas Crown Affair, The Great Train Robbery, Olağan Şüpheliler. Picaresque: Burada, sürekli olarak gezen bir kahramanın episodik (bölümlerden oluşan) maceraları anlatılır. Örnek: Forrest Gump. Diğer bariz türler: Tarihi drama Müzikal Western Bir uyarı: ikiden fazla türün kaynaştırılması genelde kötü sonuç verir.

191

AKSĐYON TÜRÜNE GĐRĐŞ Đşe "aksiyon" filmleri ile başlayalım. Zira aksiyon filmleri, sinemanın en güçlü yönlerinden biri olan "hareket"i son raddesine kadar kullanan bir türdür ve bu nedenle çok geniş bir seyirci kitlesine hitap eder. Yakın zamanda çekilen başarılı aksiyon filmlerinin kısa bir listesini aşağıda veriyorum. Bu liste tabii ki "eksiksiz" bir liste değil. Ama benim amacım da zaten eksiksiz bir liste hazırlamak değil. (Bu filmlerden bir çoğunu başka tür başlıkları altında da görebilirsiniz. Örneğin Aliens ve Matrix'i bilimkurgu, The Incredibles'ı animasyon, Blues Brothers'ı komedi ya da müzikal adı altında görebilirsiniz. Bu "bir filmin birden fazla türe girme" durumuna daha sonra ayrıntılı olarak değineceğiz.) Önerim, bu filmlerin olabildiğince çoğunu bir yerlerden (DVD/VCD kiralayan yerlerden, eşten, dosttan) bulmanız ve dikkatli bir biçimde seyretmeniz. Seyrederken de filmler arasındaki ortak noktalara ya da dikkatinizi çeken yerlere özel bir önem göstermeniz. Ve bunları not almanız. Çünkü ileride sık sık bu filmlere atıfta bulunacağız. AKSĐYON FĐLMLERĐ LĐSTESĐ • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • *** Aksiyon filmleri genelde bir ya da birden fazla kahramanın, büyük cesaret isteyen fiziksel hareketlerde bulunmak, uzun dövüşlere girişmek ya da çılgın kovalamalar yapmak durumunda kaldıkları güçlükler ("challenge") ile karşılaşmasını konu alır. Hikaye ve karakter, genelde patlamaların, yumruk yumruğa dövüşlerin, silah kullanımının ya da araba kovalamacalarının ardında ikinci planda kalır. Hem geçmişte hem de günümüzde aksiyon filmlerinin ticari cazibesi büyüktür ve gişede başarı oranı da yüksektir. Aksiyon filmleri de bir hikaye etrafında dönerler, ama bundan daha da önemlisi, bir kahraman üzerine kuruludurlar; sinema izleyicisi bir aksiyon filmini düşünürken daha çok belirli bir oyuncuyu ve karakter(ler)in aşması gereken engelleri aklından geçirir. Blues Brothers (Cazcı Kardeşler) First Blood (Đlk Kan) True Lies (Gerçek Yalanlar) Die Hard (Zor Ölüm) Point Break (Kırılma Noktası) Enemy of the State (Devlet Düşmanı) Speed (Hız Tuzağı) The Terminator The Terminator 2 Mad Max (Çılgın Max) Road Warrior (Mad Max 2; Yol Savaşçısı) Lethal Weapon (Cehennem Silahı) Rush Hour (Bitirim Đkili) The Fast and the Furious (Hızlı ve Öfkeli) Aliens (Yaratık 2) The Matrix (Matris) Mission Impossible (Görevimiz Tehlike) The Incredibles (Đnanlmaz Aile) Indiana Jones and the Raiders of the Lost Ark (Kutsal Hazine Avcıları) Robin Hood: Prince of Thieves (1991) The Fifth Element (Beşinci Element) Taxi (Taksi - Luc Besson'un yapımcısı olduğu seri)

192

AKSĐYON SENARYOSU YAZMAK Eğer iyi bir aksiyon senaryosu yazarsanız, sinema sektöründeki başarınızı kendiniz garantilemiş olursunuz. Ama aksiyon türü Hollywood'daki en zor türdür ve pek çok kişi bunun farkında değildir. Sinema perdesinde basit ve doğrudan gibi görünen şey aslında senaristten son derece dikkatli bir planlama ve son derece yaratıcı çözümler bekler. Aksiyon filmleri birkaç yönden aldatıcıdır. Bir çok insan aksiyon filmlerinin karakter, olay örgüsü ve tema içermediğini düşünür. En iyi aksiyon filmlerinin ise derin bir hikayesi, karmaşık karakterleri vardır ve izleyici üzerinde büyük bir etki yaratırlar. Yazarın görevi, aksiyon türünün sınırlayıcı yapısı içinde dahi ilginç (çekici) karakterler, şaşırtıcı olay örgüleri ve önemli temalar yaratmaktır. Hollywood filmlerinde hızın gittikçe artma eğilimine karşın aksiyon yazarının en büyük düşmanı hızdır. Đşin ilginç yanı, seyirciyi heyecanlandıran şey saf hız değildir. Đşte bu nedenle iyi aksiyon yazarları, filmin daha hızlı görünmesini sağlamak için filmi yavaşlatmaya çalışırlar. Ne düşündüğünüzü biliyorum: "Bu ne anlama geliyor şimdi?" Bir hikayenin hızı ne kadar yüksek olursa, sürpriz yapma şansınız o kadar azalır. Ve sürpriz, olay örgüsünün çok temel bir koşuludur (gereğidir). Yazar olarak bir sihirbaz rolü üstlenirsiniz. Đzleyiciler, kendilerinin tahmin edemeyecekleri olaylar için ağzınızın içine bakarlar. Ama geri dönüp baktıklarında bu olayların yaklaşmakta olduğunu görmek isterler. Karakterleri tek bir olay hattı üzerinde son hızda hareket ettirdiğiniz zaman, dönüşler (virajlar) de zorlaşır. Đzleyici, bulunduğu yerden bariz sonuca kadar giden yoldaki herşeyi açıkça görebilir. Eğer hızı düşürürseniz, kendinize bir kaç tane beklenmeyen hikaye dönüşü (twist) koyma şansı tanımış olursunuz. Böylece izleyiciyi hâlâ şaşırtabilirsiniz, izleyici de dikkatini kaybetmeden hikayeyi izlemeyi sürdürebilir. ĐPUCU 1 - Kahramanınıza Kişisel Bir Sorun Verin Đsterseniz hikayenize büyük bir aksiyon sahnesi ile başlayabilir (bazı başarılı aksiyon filmleri böyler başlar, bazıları ise böyle başlamaz), sonra da geri çekilebilirsiniz. Kahramanınıza, büyük aksiyon problemi ile birlikte aynı anda çözmesi gereken bir de kişisel sorun verin. Bu soruna çok zaman ayırmanız gerekmez. Ama bunu yapın. Bunu yaptığınız zaman, hikaye anlatımında son derece önemli olan o iki kollu anlatımı yaratmış olursunuz. Aksiyon probleminin yanı sıra bir de kişisel problem bulunur. Bu noktadan sonra size düşen görev, bu iki kolun seyirciye tek bir kol (hikaye kolu) gibi görünmesini sağlamaktır. ĐPUCU 2 - Önce Onları Đnandırın Aksiyon filmleri, doğaları icabı, inanılırlık sınırını zorlarlar. Böylece daha filmin en başlarında seyircinizi, kahramanınızın son derece yetenekli olduğuna inandırmalısınız. Ne de olsa onlara, hareket kabiliyeti neredeyse insan-üstü olan birisini göstermektesiniz. Başarılı aksiyon senaryolarında kahramanın fiziksel aksiyon konusunda başarılı olmayı hikaye esnasında öğrendiğine hemen hiç rastlamazsınız. Daha birinci sayfada kahramanınızın olağanüstü fiziksel kabiliyetleri olduğunu göstermelisiniz. Ve senaryonuzun daha en başlarında izleyiciye, kahramanınızın gerçekten de ne kadar iyi olduğunu gösteren bir sahne koymanız gerekecektir. Bunun ilk sahneniz olması ya da kahramanınızın bütün yeteneklerini göstermeniz gerekmez. Seyircinizi biraz meraklandırın yeter. Böylece seyircinizi daha en baştan uyarmış ve kendinize daha sonra sınırları zorlama şansı tanımış olursunuz. ĐPUCU 3: Olay Örgüsü Bir Sürprizden Diğerine Geçmekten Doğar Burada sürpriz sözcüğü ile, hem kahramanınıza hem de seyircinize yapılan sürprizi kastediyorum. Bu da kahramanın DÜŞMANI/DÜŞMANLARI hakkındaki bilgiyi olabildiğince saklamanız anlamına geliyor. En iyi aksiyon hikayeleri aldatma ve gizli bilgiler üzerine kuruludur. Özellikle de düşmanın doğası ve kimliği hakkındaki bilgiler saklanır. Büyük aksiyon filmleri aslında zekalar arasında gerçekleşen bir savaştır. Bu senaryolar en iyi kimin aldatmaca 193

yapabildiği ve en iyi kimin düşünebileceği hakkındadır aslında. ĐPUCU 4: Kahramanınızı Güçlü, Ama Düşmanını DAHA GÜÇLÜ Yapın Sadece bir boksörün çok güçlü olduğu bir ağırsiklet maçı çok sıkıcı olurdu. Düşmanınız için, kahramanınızı doğduğuna pişman edecek çeşitli özel yetenekler ve numaralar bulmak için bayağı zaman harcayın. Ama bunların hepsini hemen göstermeyin. Bunları gizleyin. Ortaya çıkardığınız zaman bunu hızlı ve şiddetli bir biçimde yapın. Bunu yaparken de kahramanınızın önce darma duman olmasını, sahip olduğu bütün yetenekleri ortaya çıkarmak zorunda kalmasını ve düşmana karşılık vermesini istiyoruz. *** Bunlar, iyi aksiyon senaryoları yazarken size yardımcı olacağını düşündüğüm en sevdiğim ipuçları. Gördüğünüz üzere aksiyon senaryosu yazmak sanıldığından çok daha karmaşık bir iştir. Đyi şanslar. Yazmaya devam! Kaynak: John Truby http://www.writersstore.com/article.php?articles_id=477

194

AKSĐYON TÜRÜNDE ORTAK TEMALAR (Bu yazıdaki "tema" sözcüğünü, senaryo jargonundaki anlamıyla değil, gündelik anlamıyla kullanıyorum). Aksiyon filmlerinde, adı üzerinde, bir aksiyon vardır. Kavgalar, araba kovalamacaları, koşuşturmalar, silahlı çatışmalar... Günlük hayatta pek tanık olmadığımız bu olayları perdede izlemeye bayılırız. Bunun evrimsel bir kökeni olduğunu düşünüyorum. Bütün doktorlar ve biyologlar size insan bedeninin "koşuşturmak, avlanmak, dövüşmek" için tasarlanmış olduğunu söyleyecektir. Eh, modern hayatın bize bu şansı pek vermediği malum. Aksiyon filmleri, değil bilinçaltımıza, her hücremize kazınmış olan bu özellikleri hayali bir yolla bile olsa kullanmamızı sağlar. Özdeşletiğimiz kahramanın, bizim hayatımızdaki bütün olumsuz şeyleri temsil eden "kötü adam"ı evire çevire pataklaması da yüreğimizin yağını eritir, içimize su serper; bir katarsis yaşar ve sinemadan rahatlamış bir biçimde çıkarız. *** Peki, bu kavgayı, bu kovalamacayı, bu silahlı çatışmaları hayatta nerede bulacağız? Soruyu farklı bir biçimde sorayım: Eğer bir aksiyon senaryosu yazmak istiyorsak, bu aksiyonu en "doğal" biçimde hikayemize nasıl yerleştirebiliriz? Hayatın hangi alanlarındaki insanlar, doğal olarak daha fazla ve daha ilginç aksiyon ile iç içedirler? Hemşireler! Değil tabii ki. Polisler, suçlular, düzenle haklı ya da haksız, bir biçimde ters düşen insanlar... Bu insanların hayatı aksiyon ile doludur. Ve iyi bir aksiyon filmi genel olarak bu alanlardaki insanlardan birilerini konu edinir. Yine aşağıdaki örnekleri bu açıdan inceleyelim: • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • Blues Brothers (Düzenle çatışan haklı kişi - Polis) First Blood (Düzenle çatışan haklı kişi - Polis ve Asker) True Lies (Gizli Servis - terörist) Die Hard (Polis) Point Break (Polis) Enemy of the State (Düzenle çatışan haklı kişi - Gizli Servis) Speed (Polis) The Terminator (Askeri eğitim almış kişi) Mad Max (Polis) Road Warrior (Eski Polis) Lethal Weapon (Polis) Rush Hour (Polis) Hızlı ve Öfkeli (Polis) Aliens (Asker) The Matrix (Düzenle çatışan haklı kişi - Askeri eğitim almış kişi) Mission Impossible (Gizli Servis) The Incredibles (Düzen için çalışan olağanüstü kişi) Kutsal Hazine Avcıları (Maceracı Arkeolog) Robin Hood (Düzenle çatışan haklı kişi) Beşinci Element (Eski asker) Taxi (1,2,3) (Polise yardım eden kişi)

Demek ki, bir aksiyonun olabilmesi için, birilerinin günlük hayatın monoton huzurunu bozması gerekiyor.

195

Bu kişi, huzuru bozarak kendine haketmediği bir kazanç sağlamak isteyen bir kötü adam da olabilir; düzen tarafından haksız yere suçlanan birinin hakkını geri alabilmek için kokuşmuş bir düzenle mücadelesi de olabilir. (Askerlerin hayatı da çok miktarda aksiyon içerir. Ama burada çok sayıda insanın topyekün mücadelesi söz konusudur. Ve bu gibi durumlar "savaş filmi" adlı ayrı bir janr başlığında ele alınır.) *** Kötü adamlardan bazıları hızla zenginleşmek isteyen, bunun için de düzendeki bazı gediklerden faydalanmayı tercih eden kişilerdir. Ama bunlar, çok küçük paraların peşinde olan insanlar değildir. Dudak uçuklatacak miktarda paraların peşindedirler. Ve bu kadar büyük bir meblağı da çok iyi bir PLAN olmadan elde etmek genelde mümkün değildir. Biz bir taraftan kötü adamın bu planını adım adım takip etmekten zevk alırız, bir taraftan da kahramanın bu planı nasıl bozacağını merak ederiz (Örneğin "Die Hard" 1 ve 3) Bazen aksiyon filminin kahramanı, düzen tarafından haksız yere suçlanan bir kişidir. Kahraman son derece iyi niyetlidir. Ama bir yanlış anlaşılmadan ya da düzene nüfuz etmiş bazı kötü niyetli insanlardan dolayı kahramanımız aniden suçlu konumuna düşer. Bunun sonucunda kahraman, kendi masumiyetini kanıtlamak zorunda kalır. "First Blood" "Enemy of the State" "The Matrix" "Robin Hood" "The Fugitive" bu tür insanları anlatır. Bu tür hikayelerde kahraman o kadar köşeye sıkıştırılır ki, artık hayatından başka kaybedeceği bir şey kalmaz. Bu noktaya gelmiş insanların gösterdiği olağanüstü cesaret ve bu cesaretten doğan yüksek kalitede aksiyon ortaya çok güzel aksiyon hikayeleri çıkarır. Bir de emekli askerlerin, askeri eğitim almış kişilerin ya da küçük askeri grupların yarattığı aksiyon vardır. Askerler, polisten farklı olarak, topyekün savaş konusunda eğitilmiş kişilerdir ve kullandıkları silahlar da ona göre daha büyük olur. Örneğin "Đlk Kan", "Beşinci Element", "Aliens" ve "Terminator 1 - 2" bu alt türe örnek verilebilir. "Fifth Element"te Bruce Willis'in emekli bir asker değil de emekli bir muhasebeci olduğunu düşünün, filmin sonunun ne kadar sönük olacağını tahmin edebilirsiniz.

196

O da olmazsa çok daha fazla çabalama isteyen seçeneği denerler. Speed'de. biraz daha fazla çaba gerektiren seçeneği yoklarlar. ülkeye bir atom bombası sokacak ve bununla bütün ülkeye şantaj yapacak kadar gözü dönmüş olan bir terörist bulunuyor. Hepsinde kaliteli bir kötü adam ve bu kötü adamın başarmak istediği bir plan var değil mi? Siz de bir aksiyon senaryosu yazarken. Martell'in sözlerini aynen aktarırsam "Bir aksiyon senaryosundaki en önemli öğe kahraman değil. Keanu'nun karşısındaki adam. koskoca bir gökdeleni ele geçirip içindekileri rehin alacak ve bunu dışarıdaki bütün polis gücünü devre dışı bırakarak yapacak kadar akıllı bir adam (Hans Gruber). kötü adamın planıdır. aktif role sahip olan kötü adamdır. Die Hard'da da Bruce Willis'in düşmanı. William C... en az çabayı gerektirecek seçeneğe yönelirler en başta. azılı. o filmde bu aksiyonu ateşleyecek. The Matrix'te Neo. acımasız ve yaratıcı bir bomba uzmanı. kahramanımız Arnold'un karşısında. büyük cesaret gerektiren hareketler neden (niçin) yapılır? McKee'nin aşağıdaki bir yazısında da belirttiği gibi insanlar bir sorunla karşılaştıklarında. güçlü. istediklerini yasanın meclisten geçmesini engelleyen bir kongre üyesini öldüren gizli servis üyeleri ile savaşır. Terminator 1'de kahramanımızın karşısında. belki de insan türünün karşılaştığı acımasız uzaylı (Yaratık) sürüsü ile başetmek zorunda. *** Fakat. Terminator 2'de ise. bir binanın çatısından diğerine motorsikletle atlayacak kadar çılgın. Ne demek istediğimi daha iyi anlatabilmek için aksiyon filmleri listesinden bazı örneklere bakalım: True Lies'da. 197 . birinci filmdekini mumla aratacak nitelikte başka bir katil robot var. ve bu isteği yerine getirmek için yaptığı ve HATASIZ gibi GÖRÜNEN bir PLAN vermelisiniz. Bu da genelde kötü adamın isteğidir. Filmin kalitesi büyük ölçüde kötü adamın ne kadar kötü. ama son anda kahramanın bulduğu bir çare ile bu planın bozulduğunu görmek. zeki ve yetenekli olduğuna bağlıdır. Devlet Düşmanı'nda Will Smith. Peki bunu ne sağlar? Uzatmadan söyleyeyim: Kahramanı o derecede sıkıştıracak kalibrede bir düşman. Bu seçeneğin işe yaramadığını görünce. nemesis) olmalıdır. Bir aksiyon senaryosunda kahraman tepki verme pozisyonundadır. kavgalar." Aşağıdaki aksiyon filmleri listesine bakın ve hepsinin hikâyesini teker teker düşünün. Son ana kadar kahramanla kedi fare oyunu oynuyor. Beşinci Element'te Bruce Willis Dünya'yı yok etmek isteyen Mutlak Kötülük'ü durdurmaya çalışır. Đyi bir aksiyon filminde kahraman ile düşmanı karşı karşıya getiren bir istek olmalıdır. aksiyon filmindeki "aksiyonu" sağlamak için kaliteli bir kötü adamın varlığı yeterli değildir. Aliens'da ise Teğmen Ripley (S. kötü adamınıza güçlü bir ĐSTEK. devam ettirecek ve şiddetini gittikçe artıracak kaliteli kötü adam(lar) (düşman. ajanlar ile temsil edilen makinaların insanları bulup yok etmesine engel olmaya çalışmaktadır. gözü dönmüş bir katil robot var. .AKSĐYON FĐLMLERĐNDEKĐ AKSĐYONUN KAYNAĞI Aksiyon filmleri için gereken aksiyon nasıl sağlanır? Yani bu tür filmlerde gördüğümüz kovalamacalar. Sanırım ne demek istediğimi anlatabildim: Bir filmde aksiyon olabilmesi için. Seyircinin hoşuna giden budur: Kötü adamın bu zekice hazırlanmış planının iyilerin ensesinde filmin sonuna kadar boza pişirmesi. Weaver).

yani başına gelen olaylara tepki verir. aktif role sahip olan.AKSĐYON SENARYOLARININ ÖZÜ "Bir aksiyon hikayesindeki en önemli öğe." William C. Martell ("Die Hard Analysis"ten) 198 . kötü adamdır. Bir aksiyon senaryosunda kahraman "reaktif"tir. kahramanın değil kötü adamın planıdır.

asansör boşlukları. *** HIZ TUZAĞI (Speed) Eski görüntü yönetmeni Jean de Bont'un ilk yönetmenlik denemesi (1994). burada geçirin. Kimble'ın peşindeki polisler ve onu öldürmek isteyen ama karısını öldüren adamlar sağlıyor (düşman . çok ilginç mekanlar da bularak seyirciyi tavlamaya çalışırlar. Örnek olarak yüksek binalar. Dr. Dr. konusunu çok açık eden ve aslında çok cazip olan bir ada sahip: HIZ (Speed). sadece hikayenin merkezindeki aksiyon ile değil. o da paşa paşa cezasını çekmeyi kabul ediyor. Burada bizi filmi izlemeye teşvik eden şey. aşağıda anlatılan bilgiler ışığında bazı aksiyon filmlerini şöyle bir değerlendirelim ve neyin nerede nasıl kullanıldığına bir bakalım. bütün dünyada 1993'te 368 milyon dolar kazanmış. Filmin DVD'sini bulmanız mümkün. Ama hikayeyi sıradışı yapan. Bu adam bir gün aniden karısını öldürüyor (!) ve hapse mahkum oluyor. nakil aracındaki diğer tutuklular kaçma girişiminde bulunuyorlar. Filmin konusu aslında o kadar parlak gibi durmuyor. toplum tarafından da sevilip sayılan biri. normalde polislerin yapması gereken bir işi yapmaya kalkışmasından kaynaklanan ilginç durum. bir doktorun. Adam masum olduğunu iddia etmesine karşın bütün deliller onun aleyhine. Kimble'ın atladığı baraj. Görüldüğü üzere üç sekansta da hız'la ilgili bir araç var ve bu araçlara bomba 199 . Ve kendi masumiyetini kanıtlayıp karısının katilini bulmaya karar veriyor. araçların çok hızlı hareket ettiği yerler . Filmin adı ("Kaçak") zaten bize çok miktarda aksiyon vaadediyor. Film aslında 3 büyük aksiyon sekansından meydana geliyor. yani toplumun ortalamasından zeki olan ama kovalamacalara pek yatkın olmayan bir adamın. bir adamın masumiyetini kanıtlamak istemesinde sıradışı bir şey yok gibi görünüyor. filmin kahramanı. Film de. mantıklı bir nedenden dolayı. Kendisi son derece iyi bir doktor. dizi de aynı önerme üzerine kurulmuş: Haksız yere cinayetle suçlanan Dr. Kimball'ın bir değil de iki düşmanla mücadele etmek zorunda kalması (Truby'nin dört uçlu çatışmasını hatırlayın) filmi monotonluktan kurtarıyor. Richard Kimble'ın masum olduğunu ve haksızlığa uğradığını biliyoruz. Richard Kimble.AKSĐYON FĐLMLERĐNDEN ÖRNEKLER Şimdi. Kimble kaçmayı tercih ediyor. Bu nedenle filmin en başında onunla hemen özdeşleşiyoruz. Kimble. kaçak olarak girdiği bir hastanede bir çocuğun hayatını da kurtarıyor. 1) Filmin girişindeki bombalı asansör sahnesi 2) Filmin ortasındaki bombalı otobüs sahnesi 3) Filmin sonundaki bombalı metro sahnesi. Yaşı 30 ve üzeri olan herkes "Doktor Kimble"ı hatırlar. Adamın iyi özellikleri olduğunu da görüyoruz: Kendi canını tehlikeye atarak. Bu film de. (Yazarlara not: Aksiyon senaryosu yazarken. Burada insanın gerçekten de nefesi kesiliyor.nemesis). vb.örn. bir polisi tren yolunda duran otobüsten çıkarıyor. masum olduğunu kanıtlamak ve karısının katilini bulmak için uğraşır. Keanu Reeves'in de "Pointbreak"ten sonraki ilk büyük aksiyon filmi. Bu tür filmlerde yönetmenler. Piyasada olmasa bile DVD kiralayan yerlerde mutlaka vardır. Filmin konusu esas olarak bu. Bu aksiyonu da Dr. KAÇAK (The Fugitive) Eski bir TV dizisinin sinema için yeniden yapımı (1993). otobanlar -. bu tür ilginç ve tehlikeli mekanlar bulmaya çalışın. Ama bir gün. Hatta filmin daha ileri bir sahnesinde (Julianne Moore'un kısaca göründüğü bölüm). Yani. Bu girişim nedeniyle araç tren yolunun ortasında kalınca ve (doğal olarak) bir tren son hızla araca doğru gelmeye başlayınca Dr. Hikayenizin bir bölümünü.) Film 44 milyon dolara yapılmış. Kaçaktaki bu mekanlardan biri. başka bir cezaevine nakledilirken.

olay başına. Başlangıçta özgürlüklerin kısıtlanmasını pek umursamayan Robert Clayton Dean (Will Smith). kötü adamın (Güvenlik Teşkilatı'ndaki üst düzey bir yönetici) planından kaynaklanıyor. Önce otobüs (ki şehir içinde 75 kilometre/saat hiç de az bir hız değil) sonra da metro. gerçekten de çok hoş aksiyon sahnelerine olanak tanıyor. Keanu ve Sandra Bullock'un otobüsten inme girişimi.yüklenmiş. Akıllıca bir plan üzerine kurulu (Aksiyon filmlerindeki en önemli unsurun. Kötü adamımız. Film ayrıca çok önemli bir konuyu işliyor: Bir ülke. ama ya bu yetkiyi elinde bulunduran insanlar. aksiyon severleri ihya edecek nitelikte görüntüler sunuyor. *** DEVLET DÜŞMANI (Enemy of the State) Koskoca bir devletin elindeki bütün olanaklarla tek bir adamın peşine düştüğünü düşünün. ülkenin güvenliğini tehdit eden iç düşmanlar için (bu yüzden "Devlet Düşmanı"). kendi evine bile giremez hale gelmiştir. Kahramanımızın hareket halindeki otobüse binme çabası. Filmin merkezinde yer alan hikaye. yapımcısına 250 milyon dolar kazandırmış. Güvenlik Teşkilatı. Ulusal Güvenlik Teşkilatı (NSA). Bu nedenle de neden peşinde birilerinin olduğunu anlamaz. kötü adamın planı olduğu sözünü hatırlayın). sonra da Brill ile (Gene Hackman). haksız olan da devlet olsun. Böylece kahramanımız Jack Travern (Keanu Reeves) hem bombacı ile hem de yol koşulları ile mücadele etmek zorunda kalır. Hem güvenlik güçleri ile. Bu cinayetin kanıtı olan görüntüler de. ama karşılığını alamamıştır. Hala seyretmediyseniz mutlaka seyredin. kendileri için gerekli olan bir yasanın çıkmasına engel olan bir senatörü öldürür. Adamımız çok uzun süre devlete hizmet etmiş. Heyecan verici değil mi? "Devlet Düşmanı" da öyle bir film. Kahramanımız bir kaç düzeyde çatışmaya giriyor. Üstelik bu kovalamacada haklı olan adam. Ama avukat uzun bir süre bu görüntülerin kendisinde olduğundan haberdar bile değildir. durdurulamayan taşıma araçları oluşturuyor. 1998 yılı yapımı bu film 90 milyon dolara (+20 milyon tanıtım) mal olmuş. Hatta zaman zaman yolcular bile güçlük çıkarır (yine Truby'yi hatırlatayım). bu görüntüleri avukattan almak için her türlü olanağını kullanır (Bu filmi izlemekten aldığımız zevkin büyük bir bölümü. Film 1994'te yaklaşık olarak 30 milyon dolara mal olmuş ve 350 milyon dolar getirmişti. Bu filmde de (izlediğinizi ya da izleyeceğinizi varsayıyorum). bütün bu hikaye aslında kof bir aksiyondan ibaret değildir. Alın size aksiyon garantisi. olayla hiçbir bağlantısı olmayan bir işçi avukatının eline geçer. yaklaşık 20 yıldır terörle iç içe yaşayan bizler için de çok can alıcı bir soru. başarılı aksiyon filmlerinin bazı ortak özelliklerini görüyoruz. Ve bu otobüsün şehrin içinden geçmesi gerekmektedir. Bombacımızı bu çılgınca eyleme iten çok makul bir motiv de vardır. Anladığında ise karısı kendisini terk etmiş. insanların iletişim özgürlüğünü ve özel hayatını ne kadar ihlal edebilir? Bu. Film bu soruyu soruyor ve çok güzel bir biçimde de cevaplıyor: Güvenlik için özgürlüklerin kısıtlanması söz konusu olabilir. Ve. ve son olarak bu ikilinin hareket halindeki bir metroda mahsur kalmaları. otobüs yolcularının otobüsten indirilmeleri. devletin elinde vatandaşlarını dinlemek/izlemek için ne kadar çok araç olduğunu görmekten kaynaklanıyor). 200 . mesleği elinden alınmış. Bu filmin cazip tarafını. gelince bu özgürlüklerin ne kadar değerli olduğunu anlıyor. O da bu karşılığı hızlı bir biçimde tahsil etmek için bu yöntemi bulmuştur. hem de çevresindekilerle (özellikle de eşiyle). Ama film sadece bundan ibaret değil. içinde yolcular bulunan otobüs 50 mil'in (yaklaşık saatte 75 km) altına düştüğü takdirde patlayacak bir bomba mekanizması kurmuştur. kendi dokunulmazlıklarına güvenerek yasadışı işler yapmaya kalkarlarsa? Filmde çok güzel bir karakter değişimi ("character arc") de var.

Film daha en baştan bu kuralı ihlal ediyor ve bir anlamda da kaderini belirliyor. Filmin daha ilk 30 dk."nin de uygulayıcı yapımcılarından. Bence bayağı başarılı olan "Bourne Identity"nin yönetmeni (başrolünde Matt Damon vardı). Müthiş bir aksiyon ve komedi karışımı. en komik rollerinden birinde Tom Arnold).sı boyunca olayın ne olduğunu tam olarak çözemiyoruz. Ama yönetmen bu senaryonun zayıflıklarını görememiş. (Seth Cohen'i filmde görmek. Filmin yaptığı başka hatalar da var: filmin son çeyreğine kadar hangi tarafı tutacağımızı bilmiyoruz.C. kısa bir süre önce vizyona giren "Mr. Zira onca aksiyon içinde kimin tarafını tutacağımızı bilemiyoruz. bundan dolayı da evliliklerin monotonlaştığı teması sinemada sık sık işlenir. filmin yönetmeninin Doug Liman olması. bir de yaratıcı ve maharetli bir biçimde nasıl ele alındığını görmek için. Yani kim ne yapacak bilemiyoruz. Đşin ilginç yanı. Bu da seyirci olarak bizim pek işimize yaramıyor. Yani çok net bir kahraman . Bu filmde Arnold Schwarzenegger ve Jamie Lee Curtis rol alıyor ( artı. bu iki filmi arka arkaya izlemenizi tavsiye ederim. Ve ortaya. Smith" bu temayı işliyor.EVLĐLĐKTE AKSĐYON! Evliliklerde genel olarak eşlerin birbirlerini yeterince iyi tanımadığı. çok heyecan vermeyen. Đşte. Bütün bu hatalardan sonra final de hiç etkileyici olmuyor. Aynı zamanda "The O. bu yüzden bizi şaşırtmıyor pek). Ayrıca çok iyi çekilmiş. Ne yazık ki bahsettiğim yaratıcılığı göstermiyor ve yıldız dolu kadrosuna rağmen sıkıcılaşıyor.düşman zıtlığı yok. Filmin ancak son çeyreğinde gerçek düşmanın kim olduğu ortaya çıkıyor. "Bay ve Bayan Smith"den farklı olarak burada sadece Arnold gizli ajan. anlattığınız evlilik kadar sıkıcı bir filmin ortaya çıkma ihtimali vardır. Oysa bu sitedeki çeşitli yazılarımda ilk 10 dakikanın ne kadar önemli olduğunu anlatmıştım. Oysa benzer bir konuyu işleyen ve türünün en başarılılarından olan bir film daha var: GERÇEK YALANLAR ("True Lies"). Çok yaratıcı bir tavrınız yoksa. ancak vakit öldürmek için izleyebileceğiniz bir film çıkmış. Ama filmin hikayesi çok ama çok sağlam. Yönetmen kim mi? Tabii ki James Cameron! Benzer bir konunun bir sıradan. and Ms. 201 .

bir kaç kumarhanenin kazancının saklandığı bir binaya girmeye çalışıyordu.) "Thomas Crown Affair" (yönetmen. ama çıkışta polisleri atlatmak için müthiş bir planı vardır: Bir anda. "Matrix 1"de Neo ve Trinity'nin. bilmeyenlerin de keyfini burada kaçırmayayım. Kendine güvenen ve baştan aşağı silahlarla donanmış iki kişinin. Hani Neo'nun. TC ile aynı şekilde giyinmiş onlarca adam ortaya çıkar ve polisler ne yapacağını şaşırır. giriş yaptıkları binaya geri döner. ya da içinde çıkmaya çalıştığımız zor durumları temsil etmelerinde yatıyor. Benzer bir binaya girme zorunluluğu "Görevimiz Tehlike 2" filminde de vardı. "Ocean's Eleven" filminde kahramanlarımız. ilk Die Hard'ın yönetmeni John McTiernan) filminin girişinde. bir grup askerle doğrudan çatışmaya girmesi. kendi masumiyetini kanıtlamak için. neredeyse yüzlerce polis tarafından kuşatılmış binadan Mathilda'yı çıkarmayı başardıktan sonra. Bir de binadan çıkma harekatları var. "Leon". zengin bir hırsız olan Thomas Crown (son James Bond. Giysisini değiştiren TC elini kolunu sallayarak müzeden çıkar. bir virüsü almak için çok sıkı korunan bir şirket binasına girmesi gerekiyordu. (Her nedense bütün dünyada 440 milyon dolar iş yapmış bu filmin özünü oluşturan bu soygun yöntemi bana yeterince yaratıcı gelmemiştir). Ethan ve adamları bu işi ucu ucuna başarırken bizi de bayağı heyecanlandırıyorlardı. yine bin bir türlü akrobatik hareketle bu görevi başarıyordu. Aklıma ilk gelen örnekleri sıralayayım: "Görevimiz Tehlike 1" filminde Ethan Hunt'ın (Tom Cruise). Hani Morpheus Neo'yu kahine götürür. CIA'in Langley'deki binasına girmesi gerekiyordu. Leon ve Mathilda'yı bir binada kıstırıyorlardı. "Matrix 1" filminde de çok önemli bir binadan çıkış sahnesi vardır. (Sonra ne olduğunu filmi izleyenler bilir.GARANTĐLĐ BĐR AKSĐYON SEKANSI: BĐNALARA GĐRĐŞ VE ÇIKIŞ Giriş çıkışı çok sıkı kontrol edilen ya da polisler/askerler/güvenlik güçleri tarafından kuşatılmış binalara girmek ve çıkmak. aslında zaten müzede olduğu anlaşılır. polisler tarafından kuşatılmış olan müzeye bir yağlıboya tablo yerleştirmek ve yakalanmadan çıkmak durumundadır. Morpheus'u kurtarma planları sırasında gerçekleştirdikleri bir binaya giriş sahnesi vardı. Ethan. sonra ekip Matrix'ten çıkmak için. binadaki tesisat borularının bulunduğu çok dar aralıklardan inerek polisleri 202 . sıkı korunan bir müzeden bir resim çalıyordu. Aynı filmin sonunda da bir binadan çıkış sahnesi vardır. Çalacağı resmi çaldıktan sonra da panik halindeki kalabalığa karışıyor ve elini kolunu sallayarak binadan çıkıyordu. ve orada pusuya düşürülürler. Hatırladınız mı? Morpheus ve adamları. kendisi de bir kargaşa yaratıp polis kılığına giriyor ve binanın dış kapısına kadar ulaşıyordu. TC doğrudan tuzağın içine girer. Bu kez Thomas Crown (TC). Neo kendisinin "seçilmiş kişi" olmadığını anlar. Bunun için sis bombaları ve çelik kapıyı durduran bir çanta kullanıyordu. Amerika'daki en sıkı güvenlik önlemlerinden birine sahip olan bu binaya girmek doğal olarak çok detaylı bir planlama ve son derece sıradışı bir düşünme tarzı gerektiriyordu. Leon. Seyirci olarak bizi bu kadar etkilemelerinin nedeni sanırım bilinçaltı düzeyde bu binaların elde etmeyi arzuladığımız şeyleri. Pierce Brosnan). Bu kez Ethan ve adamlarının. her tarafı silahla kaplı olduğu halde metal detektöründen geçtiği sahne ve sonrası. Aklıma ilk gelen. aksiyon filmlerinde çok sık kullanılan sekanslardır. Wachowski kardeşler (filmin yönetmenleri) etkiyi artırmak için çok hoş özel efektler (mermilerden dolayı patlayan duvarlardan çıkan beton parçaları) ve ağır çekimler kullanmışlardı. Müzeye koyması gereken resmin ise. Sonra bir anda yangın alarmı çalar. gerçekten de görülmeye değer bir sahne oluşturur. Bunun için o binayı gözetleyen kameralar devredışı bırakılıyor ve soygun gerçekleştiriliyordu. Mükemmel bir giriştir. Hatırlarsanız filmin sonunda polisler.

polisler tarafında kuşatılan binadan çıkmaları gerekiyordu. polislere ait bir bina olabilir. Bir binadan çıkarken havalandırmanın kullanılması ya da güvenlik kameralarının by-pass edilmesi.atlatırlar . günümüz seyircisine pek yaratıcı gelmiyor artık. Ama T1000'in (yani kötü Terminatör'ün) binadan çıkışı daha etkileyiciydi: Binaya bir polis motosikletiyle giren T1000. Arnold ve ekibinin Syberdyne şirket binasından çıkışı da kayda değer bir sahnedir. Kahramanlar bu zorluğu çok büyük bir kaba kuvvet kullanarak ya da çok zekice bir yöntemle aşmalıdır.ama bu kez pencereden uçarak! Türkiye'de çekilecek bir filmde böyle bir binaya giriş ve binadan çıkışın inandırıcı bir biçimde zor olması için. Gerisi malum. askeri bir bina olabilir. Bu. o binanın çok iyi korunuyor olması gerekir. Tabii bunun için. Hatırlarsanız ekibin. ya da polisler tarafından kuşatılmış bir bina olabilir. kahramanın çok güçlü ve makul bir dış motivasyona da ihtiyacı var. girişin ve çıkışın silahlı kişilerce ve/veya güvenlik sistemleriyle kontrol ediliyor olmasıdır. Daha sonra Cypher hapşırır ve polisler kaçakların duvarların arkasına gizlendiğini anlar. büyük bir şirketin merkez binası olabilir. sonra binanın içine bir minibüs sokuyor ve Sarah ve John Connor'ı minibüse bindirip binadan çıkarıyordu. binadan yine motosikletiyle çıkıyordu .en azından bir süre. "Terminator 2" filminin ikinci yarısında. çipi ve robot kolunu aldıktan sonra. 203 . Bunun için önce Arnold girişi tutan Özel Tim ekibini etkisiz hale getiriyor. Bina giriş ve çıkışlarında dikkat edilmesi gereken nokta.

adresi göstermek için adamın arabasına biner.ama Hugh'un gözlerinde normal gözlüğü değil. Eğer romantik karakterler birbilerinden en başta nefret etmeseler bile. Julia. ama bir çantasını unuttuğu için tekrar döner. bir parka geceleyin gizlice girerler. Ertesi sabah da o haftayı kendisiyle geçirmesini teklif eder. Ama yazar bu birleşmeyi ne kadar benzersiz ve ilginç bir biçimde yaparsa. Bazı dış (ya da iç) sebeplerden dolayı bu ikisi. Bu eğlenceli zamanlar son derece önemlidir çünkü daha sonra meydana gelecek olan "Mahzun Ayrılık"ın yaratacağı hüzün. sonra da sinemada beraber film izlerler . dalgıç gözlüğü vardır! Bir keresinde de evin çatısında Julia'nın rolüne birlikte 204 . kadın ve erkek hakkındaki görüşlerinden ve bazı itici davranışlarından dolayı Billy'den nefret eder. Hugh ise Julia'nın bambaşka bir alemde yaşadığını düşünmektedir. kazara Julia'nın üzerine döker. Son derece zengin bir işadamı olan Richard Gere. Hugh'un evinde üzerini değiştiren Julia evden çıkar. bir adres sorma bahanesiyle bir araya gelirler. Film başladığı anda mutsuz oldukları (ya da nedenin bilmedikleri bir şeyden dolayı tam olarak mutlu olmadıkları) birer ilişkileri olabilir (örn. vs. "You've Got Mail" buna iyi bir örnektir: Meg Ryan ve Tom Hanks birbirlerinin ticari rakipleridir. bu eğlenceli zamanların şiddetine bağlıdır. Tam bu sırada Richard Julia'dan geceyi kendisiyle birlikte geçirmesini ister. "MAHZUN AYRILIK" maddesi). kendileri dışında herkesin fark ettiği bir cazibe bulunur. Onda olmayan iki maddeyi ben ekledim. elindeki portakal suyu dolu bardağı. TV'de konuşmalar yapar. Hollis Gillespie'nin "Modern Romantic Comedy" başlıklı yazısından esinlenerek/alıntılayarak yazdım. Gösterdikten sonra parasını alır ve mekanına dönmek üzere yola çıkar. Daha sonra aynı gün Hugh. hikaye izleyiciyi o kadar derinden etkiler Örneğin "Notting Hill"de önce Julia. Tom'un işini baltalamak için yürüyüşler düzenler. Bu dönemde çiftler çok farklı mekanlarda ve çok farklı aktiviteler halinde görülürler. Bir ilişkinin başladığı artık kesindir. Hatta bazen birbirlerinden nefret bile edebilirler. 3) EĞLENCELĐ BĐRLĐKTELĐK: Kahramanlarımız ilginç bir biçimde bir araya geldikten sonra bir süre son derece eğlenceli zamanlar geçirirler. Birbirinden nefret eden aşıklara en iyi örnek "When Harry Met Sally"dir (1989). Đşte bu ikinci gelişte Julia kendine hakim olamaz ve bu yakışıklı genci öper. genelde iki ana karakter vardır: bir kadın ve bir erkek ("Love Actually" gibi çok karakterli filmler istisna teşkil eder). 2) ĐLGĐNÇ BĐR ARAYA GELĐŞ: Daha sonra hikayenin baş karakterleri ilginç bir biçimde bir araya gelirler. Ve film örneklerini de geliştirdim. üstünü değiştirmek için kendi evini kullanma teklifini kabul eder. Birbilerine diş bilemektedirler. "Sleepless in Seattle". en başta romantik açıdan birbirleriyle ilgilenmezler. Zaten aslında filmin en başından beri romantik bir arayış ya da açlık (bunun farkında olabilirler de olmayabilirler de) içinde oldukları için bu son derece kolay olur. bir sokak fahişesi olan Julia Roberts'a adres sorar. Duyarsızlık ya da farkında olmama durumuna örnek olarak "Notting Hill" verilebilir: Julia Roberts Hugh Grant'ten tamamen habersizdir. Meg. Bu ikisi arasında. Örneğin "Notting Hill"de Julia ile Hugh arkadaşlarının doğumgününe giderler. Aralarında bir hoşlaşma olur ama bu bir ilişki başlatmaya yetmez. Julia başta çok kızar ama Hugh'un. "You've Got Mail"). 1) MÜSTAKBEL AŞIKLAR EN BAŞTA BĐRBĐRLERĐNE KARŞI DUYARSIZDIR / BĐRBĐRĐNDEN NEFRET EDER: Romantik komedi filmlerinde. Ve bu seyahat sırasında Meg. Tom da açtığı büyük ve cazip kitap mağazası ile Meg'in işini fena halde baltalar. Hugh'ın dükkanına girer ve bir kitap alır. hikayenin bir noktasında eninde sonunda nefret edeceklerdir (bkz. Hikayenin en başında Meg Ryan ile Billy Crystal beraber seyahat etmek zorunda kalırlar.ROMANTĐK KOMEDĐNĐN SIRLARI Aşağıdaki yazıyı. "Pretty Woman"da da kahramanlarımız.

Ya da girişimleri başarısız olur ("Sleepless In Seattle"da Meg Ryan. ilerler. normal hayatın akışını son derece bozan bir harekette bulunarak aşığına kavuşmaya çalışır. kadınların aklından geçenleri okuma yeteneği ile elde ettiği bütün kazanımları kaybetme pahasına gerçekleri ona anlatmasıdır. hikaye ilerler. "Notting Hill"de William. 7) BÜYÜK JEST ("GRAND GESTURE"): Đnanılmaz rastlantı sonucunda. Bizim de içimiz yanıp tutuşur. ilerler. ondan. onun inşa ettiği kayık ve daha sonra da hayat hakkında konuşması. Hugh Grant'in bin bir güçlükle Julia Roberts'ın olduğu otele gitmesi ve kendisini bütün bir medya ekibi önünde rezil edip ondan özür dilemesidir. sevgilisini ne kadar çok sevdiğini fark eden kahramanımız. kiraladığı kolyeyi. sonra da bu konuşmadan bazı sözleri kızına aktarmasıdır. Diane'in ikinci bir erkek tarafından öpülüşüne tanık olur ve kadının. Dualarımız kabul olunmuştur! "Pretty Woman"da bu. Tom Hanks'in çocuğunun çantasını çatıda unutması ve Tom'un da çantayı almak için tekrar çatıya çıkması ve orada (kendisini bir daha asla görmeyeceğini zanneden) Meg'i görmesidir. ama birbirlerini özlemektedirler.çalışırlar. kim olduğunu bilmediği John Cusack ile.hemen hiçkimse! 4) BÜYÜK YANLIŞ ANLAŞILMA ("THE BIG MISUNDERSTANDING"): "Must Love Dogs" (2005) filminde John Cusack ve Diane Lane parkta tanışırlar.Richard'ı . "Shakespeare In Love"da Şekspir ve sevgilisi hem gizli gizli buluşup sevişirler. iade etmesi için otel müdürüne teslim ederken. Bu büyük bir jesttir zira o dönemde kadınların sahneye çıkması yasaktır! "Pretty Woman"da 205 . Bu yanlış anlaşılmasın sonunda Julia Roberts parasını alır ve Richard'ın hayatından çıkar. hem de herkesin gözü önünde yapılan oyun provaları sırasında flört ederler. Romeo ve Juliet'in prömiyerinde Shakespeare ile Gwyneth'in sahnede Romeo ve Juliet'i canlandırmasıdır. 6) ĐNANILMAZ RASTLANTI ("INCREDIBLE COINCIDENCE"): Romantik kahramanlarımız birbirlerinden ayrılmış. kendisini . "Shakespeare In Love"da bu. Đşte bu noktada inanılmaz bir rastlantı. Diane Lane'in babasının. "Pretty Woman"da Julia ile Richard beraber alışveriş yaparlar. "Sleepless In Seattle"da bu rastlantı. "Noolur bir araya gelsinler!" diye dua ederiz. "Kadınlar Ne Đster"de bu. ama kız erkek kılığında olduğu için bundan kimse şüphelenmez .götürecek şoförün Julia'nın nerede yaşadığını bildiğini öğrenmesidir. Her iki taraf da. sonra da dükkanda Julia'nın resim verdiği sahneden sonra (yani iki kez) ayrılırlar. Ama öyle bir biçimde ayrılmışlardır ki artık birbirlerini tekrar görmek için girişimde bulunmaları . sonra jet uçağıyla başka bir şehre gidip opera seyrederler. Romeo ve Juliet'in prömiyerinde Juliet'i oynayacak çocuğun sesinin kısılması ve tam da Gwyneth'in o oyunu izlemek üzere orada olmasıdır. yanlarında ruh-eşleri yokken. kendisini öpen erkekten hoşlandığı sonucuna varır: BÜYÜK YANLIŞ ANLAŞILMA! Benzer bir durum "Pretty Woman"da da yaşanır. "Shakespeare In Love"da bu. "As Good As It Gets"te bu. önce gazetecilerin Julia'nın William'ın evinde kaldığını öğrendikten sonra. "Must Love Dogs"ta bu. yemek yerler. "Notting Hill"de Julia ile Hugh. "Must Love Dogs"ta bu. tam kritik bir anda John. Tom Hanks'le gökdelenin tepesindeki buluşmaya geç gider).evden çıkma cesaretini göstemesidir. Diane Lane'in John Cusack'a ulaşmak için nehre atlamasıdır. mahzun mahzun hayatlarına devam ederler. Diğer romantik komedilerde bu ayrılık dönemi genelde bir montaj olarak gösterilir ("Notting Hill" bunu çok başarılı bir biçimde yapar: William'ın semt pazarının bir ucundan diğerine kadarki yürüyüşü kesintisiz tek bir çekimde yapılır ama 4 mevsim de bu tek çekimde verilir.genelde gururlarından ya da fiziksel engellerden dolayı . Prodüksiyon ekibine helal olsun!).aslında hiç sevmediği halde . bu iki kahramanı bir araya getirir. Meg ile Billy ilk kez birlikte olduktan sonra aralarına bir soğukluk girer ve ayrılırlar. film setinde Julia Roberts'ın kendisi . Bu yanlış anlaşılma sonucunda yaşanan da: 5) MAHZUN AYRILIK ("FORLORN SEPARATION"): "When Harry Met Sally"de. Mel Gibson'un Helen Hunt'ın evine gidip. "Notting Hill"de bu.neredeyse imkansızdır. Jack Nicholson'ın .William .hakkında söylediği şeyleri kulaklıklardan duyar. Richard'ın.

. Siz de yazdığınız romkomlara bu öğelerden bazılarını . Richard'ın Julia'nın apartmanının önüne gidip. *** Đşte böyle. *** ÖDEV Aşağıdaki filmleri. bir "şovalye" gibi onun bulunduğu kata yangın merdiveninden çıkmasıdır. yukarıda anlatılan bilgiler ışığında inceleyiniz.. fena fikir değil.bu. Türkçe'ye de uygun: romkom) hikayelerinin kaçınılmaz yapısal özellikleri bunlar.eklerseniz. Birinci(l) Liste 1) You've Got Mail. 3) Sleepless in Seattle 4) Pretty Woman 5) When Harry Met Sally 6) What Women Want 7) As Good As It Gets 8) My Best Friend's Wedding 9) Shakespeare in Love 10) How To Lose A Guy in Ten Days Đkinci(l) Liste 11) 12) 13) 14) 15) 16) 17) 18) 19) 20) My Big Fat Greek Wedding There's Something About Mary Runaway Bride Maid in Manhattan Two Weeks Notice Wedding Crashers Bridget Jones' Diary Jerry Maguire Four Weddings and a Funeral Love Actually Üçüncü(l) Liste 21) 22) 23) 24) 25) 26) 27) 28) 29) 30) Forces of Nature Kate and Leopold Nine Months Liar Liar Moonstruck The Wedding Singer Bruce Almighty Green Card Shallow Hal While You Were Sleeping 206 . burada yayınlayabilirim. Romantik Komedi (Đngilizce'de artık bunlara ROMCOM deniyor. Bu hareketi "büyük jest" yapan şey Richard'ın aslında yükseklerden çok korkmasıdır. 2) Notting Hill. Bu yazıda belirtilmeyen noktaları da siz bulun .ama mutlaka yaratıcı bir biçimde . Demedi demeyin.bana da haber verirseniz. (Birincil ve ikincil listedeki filmlerin DVD arşivinizde bulunması şiddetle tavsiye olunur). seyircinin beğenisini mutlaka kazanırsınız.

e. John Cusack. gerçek erkeklerin karşılaması im-kan-sız-dır! Bu filmleri izleyin. bu filmlerde Tom Hanks. Sonra çok üzülürsünüz! :) *** Bir arşivlik yazı daha. Gülşen Bubikoğlu-Tarık Akan. Metin Akpınar-Zeki Alasya.*** Yerli bir liste sanırım Emel Sayın. Ama bu filmlerde gördüklerinizi gerçek hayattaki erkeklerden pek fazla beklemeyin. sevinin. bu filmlerde eğlenin. bu filmlere bakarak belirledikleri defalarca gözlemlenmiştir. bilinçaltı düzeyde) olarak. derim. Buna bir ara ara vermem lazım . bilinçli ya da biliçsiz (i. gerçek ilişkilerinin seyrini tespit etmekte bir ölçüt olarak kullanılabilmektedir.li filmleri içerirdi. bayanlar tarafından. ya da Mel Gibson'ın canlandırdığı karakterleri biz sıradan ölümlülerle karşılaştırıp erkekler hakkında hüküm vermeyin. Bayanlar! Bu filmlerde anlatılanlar çok hoş olmakla birlikte büyük oranda "gerçek dışıdır"! Bu filmlerdeki erkekler de hayal mahsulüdür. Gerçek bir ilişkide neyin nasıl olması gerektiğini. TV'de rast gelirse kaçırmayın. Bu kadar yüksek beklentileri. Ama bunların DVD'lerini bulmanız pek zor. bu filmlerdeki karakterler romantik açıdan neredeyse insan-üstüdürler. Yani.) 207 . *** BAYANLAR DĐKKAT: LÜTFEN BUNLARI EVDE DENEMEYĐN! Romantik Komedi filmleri ne yazık ki... vs. ağlayın. Gerçek erkeklerle karşılaştırıldıklarında. izleyin.

3 "Tutkularınızı küçük gören (aşağılayan) insanlardan uzak durun.Pearl S." . dünyayı az da olsa yerinden oynatabilirsiniz.Mark Twain "Hayal gücü." .P. egzersiz (uygulama) ile gelişir. tek başınıza dünyanın etrafını yelkenliyle dolaşmaktan hiç de küçük olmayan bir zafer kazanmışsınız demektir. Küçük insanlar bunu hep yaparlar." .Rod Serling "Önce kahramanınızın ne istediğini bulun.Summerset Maugham "Đyi bir fikir sahibi olmanın (bulmanın) en iyi yolu. Eğer doğru sözcükleri bulup doğru sıraya koyabilirseniz. kendinize karşı." ." ." .ALINTILAR . kendisinin bir yazar olup olmadığını bilemez. Saygıyı hak ederler.Anais Nin "Başarı bir yazara her zaman o kadar yavaş gelir ki. G.Mark Twain 208 . asla ve asla okuyucularınızın/izleyicilerinizin sizden daha az zeki olduğunu düşünme hatasına düşmeyin" . Wodehouse "Başarı. Bir hikayenin sadece tek bir doğru şekli vardır ve eğer bu şekli (formu) bulamazsanız.Albert Camus "Bazı kitaplar yazılmayı reddederler." . birçok fikir bulmaktır. daha az büyülü ve daha az sessiz bir saatte mümkün olmayan ilhamlar ve yetenekler ortaya çıkar." .asıl neden." .P. Lovecraft "Hayatın tadına iki kez bakmak için yazıyoruz.Tom Stoppard "Geceleyin. sanılanın aksine yetişkinlerde." – H. Eğer o noktaya ulaşmışsanız.TAVSĐYELER YAZARLIKLA ĐLGĐLĐ ALINTILAR .Stephen King "Başarı da başarısızlık da aynı derecede felakete yol açar.Linus Pauling "Kelimeler kutsaldır." . Gece yazmayı denemeyen hiçkimse. Zihniniz çalışmaya başlaması gerektiğini bilmelidir. Ama gerçekten büyük insanlar sizin de büyük olabileceğinizi hissettirirler. yazarlar geriye bakıp çıkmış oldukları yükseklikleri fark ettiklerinde her zaman çok şaşırırlar. Eğer böyle yaparsanız hiçbir şey başaramazsınız. kitabın doğru biçiminin (formunun) kendisini izhar etmemesidir. Buck "Kurgu. medeniyetin kendi kendisini yok etmesine engel olmaktır. her biri sözcüklerle dolu bir yığın kağıttır. hikaye kendisini anlat(tır)maz." . sonra da yalnızca onu takip edin!" – Ray Bradbury "Yazarın amacı. yalanın içindeki gerçektir (hakikattir).Tom Clancy "Yazmak için uygun ruh halini beklemem. Yıllar yılı direnirler ve ikna edilemezler. Bunun nedeni kitabın orada olmaması ve yazmaya değer olmaması değildir -. bitmiş bir kitap. dış dünya kendi mağarasına çekilip hayalperestleri rahat bıraktığında. gençlerde olduğundan daha güçlüdür." .Tenessee Williams "Nerede ve ne zaman yazıyor olursanız olun.

" 209 . Bu duvarlar. The brick walls are not there to keep us out. The brick walls are there to stop the people who don't want it badly enough.TUĞLA DUVARLAR "Önümüze çıkan tuğla duvarların (engellerin) orada bulunmasının bir nedeni var." Profesör Randy Pausch . Bu duvarlar. the brick walls are there to give us a chance to show how badly we want something. bizi dışarı tutmak için yoklar. Bu duvarlar bize. birşeyi ne kadar çok istediğimizi göstermemiz için bir şans vermek üzere varlar.Carnegie Mellon Üniversitesi *** "The brick walls are there for a reason. o şeyi yeterince istemeyen insanları durdurmak için oradalar.

. Dr. yazma arzusu/güdüsü.. . ALICE W.YAZARLIKLA ĐLGĐLĐ ALINTILAR . .eninde sonunda ortaya çıkar. FLAHERTY Yetenek öğretilemez. gerçekten de bir çağrı'dır: belirli bir yaşam tarzına doğal olarak eğilimli olmak gibi birşey vardır. tek başına oturabilme yeteneği anlamına gelir. Bazı insanlarda bu yetenek. . tek bir yerde. Craft. .arzuyu yazıya dönüştürmekle . AYN RAND Roman yazmayı hiç zor bir iş olarak görmedim. ve bunları öğrenmek.ROBERT DeMARIA Eğer yazma konusunda güçlük çekiyorsanız.ve uzun süre konsantre olabilmeyi kabul eden bir mizaca sahip olmakla alakalıdır.2 Herkesin yeteneği vardır. tıpkı sezgide olduğu gibi. Kitap kendi kendini bitirmez. Zanaatle ilgili konular ise öğretilebilir. yetişkinlik yıllarında kendini gösterir.TOM CLANCY Ortak fikir şu ki. Eğer işler istediğiniz gibi gitmiyorsa. bunu bilinçaltınızdaki bilinmeyen bir kusurun kanıtı olarak görmeyin. yazarın doğuştan gelen yeteneğine zarar vermez. Kitabı siz yazmalısınız.LORETTA BURROUGH Yazma yeteneği varlığını ille de çocuklukta ya da ergenlikte belli etmez.DEE BROWN Zaman geçtikçe. Yazmak. yaratıcı eser verme yeteneğinden şaşırtıcı ölçüde daha önemlidir. kendisini dinleme zahmetine katlanan herkesin ulaşabileceği birşeydir. LAWRENCE BLOCK Yetenek. . Roman daha çok arzuyla . kendinizde bir terslik olduğu sonucuna varmayın. and the Writing Life" . Bu da her gün. . herkes keşiş olamaz.DEENA METZGER Her insanın içinde en azından bir şiir ya da kısa hikaye. zira insan olan herkesin ifade edecek birşeyleri vardır.CHRISTOPHER ISHERWOOD Bir yazarda mutlaka olması gereken yeteneklerden biri de sebattır. ama desteklenip geliştirilebilir.BRENDA UELAND Yetenek. asla ve asla kendinize duyduğunuz saygıyı sınama vesilesi olmamalıdır. ya da belki de bir kitap olduğunu düşünüyorum.. . yeteneğin sezgiye çok benzediğini düşünüyorum: yetenek. . aksi takdirde kitap diye birşey olmaz.Jim Fisher 210 .. cinayet gibidir .WARD JUST Kaynak: "The Writer's Quotebook: 500 Authors on Creativity.

Nadir olan şey. şifa verici bir süreç olduğu için. Freud bir yerlerde. ya da duygusal olsun . . bence yazmak. ALINTILAR. FREUD VB. . bu yeteneği.Peg Bracken Tıpkı silahlı soygunda olduğu gibi.son derece yardımcıdır.YAZARLIK HK. orta karar bir ıstırap içindeyken çalıştığını yazmıştı. kendisinin en iyi.Erica JONG 211 . ortada şifa verilecek birşey olmalıdır. yaratıcı düşünce için de bir miktar gaddarlık (acımasızlık. ister zihinsel. .Nelson Algren Herkeste yetenek vardır. zalimlik) ve toplumdan bir miktar yabancılaşma gereklidir.ister bedensel.. Ben de bunun doğru olduğunu düşünüyorum.. sizi götüreceği karanlık yere kadar takip etme cesaretidir. Hafif bir keyifsizlik (rahatsızlık) hali .

bunun geri kalan bölümünü bulmaktır. ve bu imgenin bir hikayenin kilit nitelikli bir anı olduğunu bilirim hemen. kendisini doğal/organik olarak tamamlayan diğer bölümlerin de bilinçaltından çekilip çıkartılmasını ister. sanata dönüşür. O imge. vb." Julia Cameron *** Bir çok kereler başıma gelmiş bir hadisedir. Bir görüntü. bir imge çakar beynimde. bu peşimizi bırakmayan imgelerin (ki onları aysberglerin görünen ucuna benzetebiliriz) görünmeyen. 212 . tek başlarına kullanıldıklarında. gerçek sanatçılığın uğraş alanlarıdır.). bilinçaltında kalan bölümlerinden alırlar. oradan yazabilmek. orayı besleyebilmek. Bunun dışındaki her yöntem (formüller. en sonunda sanata dönüşen. Ne zaman akıl yolu ile bu imgeye eklemeler yapmaya çalışsam. Đşte bu kaynağa ulaşabilmek. yapay ya da güçsüz olurlar. Aklımızdan atamadığımız o tek imgedir. Aklımızdan çıkaramadığımız o tekil/acayip/hususi/istisnai düşünce. güçlerini. en sonunda sanata dönüşen. Đşte yaratıcılık budur. Artık bana düşen. *** Orijinali: "It's the singular image that haunts us that becomes art. Đçimi sıkıntı basar.SANATIN KAYNAĞI Peşimizi bırakmayan o tuhaf düşüncedir. Orijinal eserler böyle yaratılır. Sanat eserleri. başarısız olurum.

" (Rembrandt) *** "Çocukken nelerden hoşlandığınızı düşünün. bilmediğiniz şeyler zamanla kendilerini gösterecektir (bilinir hale gelecektir)." (The Thinking Writer) *** "ĐLK GÜN YÖNTEMĐ: Bu yöntem bir çok dizinin pilot bölümünde kullanılır." (Kaynak: Hatırlamıyorum) *** "Sanatta. yayıncılar ve okuyucular da eğleneceklerdir. sıkıcı olan gerçek (doğru) değildir" (In art. faaliyetleri." (Alfred Hitchcock) *** "Kitap yazarken memnun etmeyi düşüneceğiniz ilk kişi. bu soruların cevapları hk. hangi elbiseleri. içinize dönerek sizin için neyin önemli olduğuna. Bu kişi. çok yazmalısınız)." (Kaynak: Hatırlamıyorum) *** Drama. yorumlar yaparak. ama neyi yazının dışında bırakacağınıza karar verebilirsiniz. ana meseleyi tanıtmak (yani serim) için. Dizinin ortamını." (Patricia Highsmith: Plotting and Writing Suspense Fiction) 213 . truth that is boring is not true. kendiniz olmalısınız. hikayeyi bize tanıtır. karakterleri. Hangi renkleri. ve bu konuda ne söylemek istediğinize bakın.) (Isaac Bashevis Singer) *** "Bildiğiniz şeylerle başlayın. Eğer bir kitap yazmak için gereken süre boyunca kendinizi eğlendirebilirseniz. hikayeye yeni girmiş birini görürüz. sıkıcı bölümleri çıkartılmış gerçek hayattır. hani oyuncakları. hayalleri seviyordunuz? Bunlardan hangileri şimdi hayatınızda var? Hangilerini yıllardır tatmadınız?" (Kaynak: 10 Ways to cultivate creativity) *** "Ne yazacağınıza karar veremezsiniz (yani. seyirci adına çeşitli sorular sorarak. vb.YAZARLIKLA ĐLGĐLĐ ALINTILAR "Hikayenizin temasını geliştirmek için.

Churchill) *** "Bütün büyük işler. şevkinizi kaybetmemektir (kaybetmemekten doğar). ama bunu yapabilmenin tek yolu da.. ve sihir vardır. Đlk olarak hikayede. kendiniz için bir anlam (yani. onun duygusal gücüdür.W. okuyucu ya da seyirci tarafından da hissedilir. Kötü hikayelerin. Sonra başkaları için anlamlı olabilecek gerekli formu bulursunuz. güç. Sizi sürünün geri kalanından ayıracak olan da budur.. onu bu dünya üzerinde yazabilecek tek kişi siz olun. anlamlı olan şeyi) bulmalısınız. Kendinizin hangi yönünün benzersiz olduğunu düşünmeli ve bunu yazılarınızda kullanmalısınız.) (W." (Robert Frost) *** "Birçok sahne (film . güçlü duygular hissettiği bir konuda yazarsa. bu sayfada belli olur. bu da sayfada belli olur. bir başarısızlıktan diğerine koşarak yaşarken.*** "Başarı. Tutku duyduğunuz konuda yazarsanız. bu. başlayın. (para." J. bu senaryoyu öyle yazın ki. içinizdeki birşeyi netleştirmek ve ifşa etmektir. için değil) kendileri için yapılan işlerdir. neyi hayal edebiliyorsanız... Scott Fitzgerald) *** "Ne yapabilecek iseniz. Đlk (Spec) senaryonuz orijinal.). kazanılacak/kaybedilecek şeyler yeterince büyük olmadığı için başarısız olur." (Success is going from one failure to failure without loss on enthusiasm. Şimdi başlayın. Goethe *** "Eğer yazar. benzersiz olsun. yazılması gerekir. Eğer. Cesaretin içinde deha. yazdığınız senaryoya yüreğinizi koymazsanız." 214 .. En nihayetinde hikayenizin başarısını belirleyecek olan şey.." (F. vb." (Kaynak: "How to sell your screenplay") *** Đyi hikayeler kendi kendilerini yazarlar. ve sizi diğerlerinden ayırır.g. Yazmanın birincil amacı." (Kaynak: Scriptdoctor) *** "Yüreğinizden yazın. onu (içinizden) dışarı çıkartmaktır.

yağmur yağdığı gerçeğini değil. hikayeniz o kadar gerilimli (suspenseful) ve dramatik hale gelir" (Kaynak: A Guide to Screenwriting Success: Writing for Film & TV) *** "Gruplar." (Flannery O'Connor) *** "Bildiğiniz konuda yazın." (Iris Murdoch _ Writers on Writing) *** "Đyi yazılar. onlarca yıl yazacak kadar malzemesi vardır. eğer o konuyu bilmiyorsanız." 215 . Eğer kitap iyi ise. ("Benden Bu Kadar"da) Hemen herkesten nefret eden sevimsiz Melvin (J. üzerine yağmur yağıyor olma hissini. içinde. kendi özlerine zıt şeyler yapan.(Kaynak: Hatırlamıyorum) *** "Kahramanınızın kaybedeceği şey ne kadar büyük olursa. ya da kendileriyle çelişen karakterlerdir.. AŞK romanları yazmaktadır." (E.L." (Isaac Assimov ..Writers on Writing) *** "Eğer bir doktor bana altı dakikalık ömrüm kaldığını söyleseydi. öğrenin. Doctorow . kişisel bilinçaltının ateşini barındırmalıdır. Nicholson). yazar olmanın ne anlamı var ki?" (Norman Mailer) *** "Ortalama bir çocukluk atlatmış herkesin. insanın içindeki en iyi ve en kötü özellikleri ortaya çıkartır" (S. biraz daha hızlı yazardım. Freud) *** "Her yazar kaçınılmaz olarak kendi endişeleri ve tutkuları ile çalışır.Çok üretkenliği ile bilinen bir yazar) *** "Çok sayıda insanı rahatsız etmeyecekseniz." (Martina Cole) *** "Bizi büyüleyen karakterler. okuyucuda duygu ("sensation") uyandırmalıdır .

kendisine bir seçim hakkı daha kazanır: bir kahraman.(Karl Iglesias) *** Senaryo yazmak. Eğer uymamayı tercih ederse. Eğer içinizde olanı ortaya koymazsanız." (Sigmund Freud: Sexuality and the Psychology of Love) 216 ." (Şekspir . ortaya koyduğunuz şey sizi kurtaracaktır. olabildiğince az sözcükle söylemeniz gerekmektedir. katıldığı topluluk tarafından daha önceden belirlenmiştir. insanoğlunun tek bir seçimi vardı: (topluma) uyum sağlamak. şiir yazmaya benzer." (Thomas Đncili) *** "Medeniyetin başlangıcından beri. ya da uyum sağlamamak. o artık ölü biridir. hayatıyla ilgili kararlar.Eğer topluma uyarsa. Çok miktarda şeyi. ortaya koymadığınız şey sizi yok edecektir.Measure for Measure) *** "Đsa dedi ki." (Karl Iglesias) *** "Göğsünüze dönün: Kalbinizin kapısını çalın ve ona. eğer içinizde olanı (gönlünüzdekini) ortaya koyarsanız (dışarı çıkarırsanız). ya da bir kanun kaçağı olmak. ne bildiğini sorun. Hayatı sona ermiştir.

farkına dahi varmaksızın.S.ORĐJĐNAL KENDĐM BEN "Edebiyatta ve sanatta. orijinal olmayı kafaya takan hiçkimse orijinal olamaz: ama eğer sadece hakikati anlatmaya çalışırsanız (bunun daha önce kaç defa anlatılmış olduğuna bakmaksızın). okuyucu için yazıp kendiniz olmamanızdan daha iyidir. on seferin dokuzunda." – Cyril Connolly ("Better to write for yourself and have no public. – C. orijinal olursunuz". than to write for the public and have no self. Lewis "Kendiniz için yazıp okuyucunuzun olmaması.") 217 .

sizin en iyi repliklerinizi kendilerinin doğaçlama olarak bulduklarını söylüyorlarsa. gün geldi kendisini kovdum. 7) Aile sırlarını hatırlayın. Profesyonel olan sizsiniz.. O sizin düşmanınızdır. sonra bir başkasını daha. o sizin arkadaşınız ya da ortağınız değildir. sonra da bütün övgüleri toplamak istemektedir. Oturup senaryonuzu yazın.. ya da oyuncular. sandığınızdan daha da kısa hem de.. Bir oda dolusu cahil egomanyağı. Sizi bunalıma sokarlar." Benim için çok uzun süre çalışmış olsa da. "Eh... *** Joe Eszterhas. Siz hayatınızı yazarak kazanıyorsunuz. yapacağınız en doğru şey oturup bir başka senaryo yazmak olacaktır. ve Showgirls'ün de bulunduğu 15 filmin senaryosunu yazmıştır. Film 1992 yılının en başarılı filmi olunca. o zaman bir başka senaryo daha yazın. Eğer senaryonuzu satamıyorsanız. sizin bakış açınızı perdeye yansıttığı bir senaryo yazana dek. 6) Đlk müsveddeniz hakkında her zaman yalan söyleyin.com/directing/article/joe_eszterhas_2904/ 218 .. Ismarlama iş yapmayın. Onun yerine gidip iyi bir kitap okuyun. Kendi yaratıcı bakış açısını.moviemaker. sadece kibirliler. ya da satıyorsanız. bu senaryo üzerinde yıllardır çalıştığımı söylemiştim.. Eğer stüdyo size birşeyler yazma görevi verirse. Sizin yazdığınız şeyi alıp kendisine mal etmek. 3) Onların. Flashdance. yönetmenin. sizinkine dahil etmek istemektedir. ruhsal ya da cinsel bir şeylere dokunursa yapın. aralarında Temel Đçgüdü. ve onu gerçekten sevmeme rağmen. Hayat kısa. ama. Eğer yazacak birşey bulamıyorsanız. iyi senaryo yazacağınızı söylemekten çok daha dürüst bir davranıştır. Bugünlerde sinemalarda oynayan filmlerin çoğu berbat. ailenizin konuşmadığı şeyleri düşünün.. kendisiyle yapılan röportajlarda senaryonuzu aslında kendisinin yazdığını söylüyorsa. " demeyin. Aslında derinlerde bir yerde. "Bu gerçekten b**tan bir fikir" deyin.. bu görevi ancak. şöyle derdi: "Bir senaryo menajerininki kadar kararmış bir kalp yoktur. ilginç bir fikir. Kendi kendinize şöyle sormaya başlarsınız: Nasıl olur da bu iğrenç filmi çekerler de.. Ne olduklarını onlara hissettirin. Benim eski ve sevgili menajerim. ama yapımcılar onu katletmesi için başka bir yazar getiriyorsa. 5) Kalbinizden geldiği gibi yazın. Yönetmen. Eğer bir stüdyo yöneticisinin size verdiği fikir berbatsa. Oralarda bir yerde iyi bir senaryo gizleniyor olabilir. sizin senaryo yazabileceğinize ikna etmeye çalışmanın ne anlamı var? Oturup yazın! Đyi bir senaryo yazmak. benimkini satın alıp yapmazlar? Kendinize gereksiz yere bu ıstırabı çektirmeyin. Aynı şey bir sonraki senaryoda da olursa. 2) Lafı ağzınızda gevelemeyin. Kaynak: http://www. yazar değildir. Jagged Edge. Onlara öyle davranın. Ta ki. ya da filmin basın toplantısına dahil edilmediyseniz.. sonra bir başkasını.JOE ESZTERHAS'TAN Senaristlere Tavsiyeler 1) Çok fazla film seyretmeyin. Temel Đçgüdü'nün senaryosunu sattığımda insanlara. ya da yönetmen. 9) Biraz kötü kalpli olun. Onlar amatörler. 4) Yazacağınız senaryo fikrini insanlara anlatıp onları ikna etmeye çalışmayın. 8) Yönetmenle birlikteyken. Ne kadar canayakın olursa olsun. onlara gerçeği söyledim: Senaryoyu yazmak sadece 13 günümü almıştı. onun her söylediğini yapmayın. Yapımcı ya da stüdyo yöneticisi de öyle. onlar da fikirlerinin b**tan olduğunu biliyorlar. yazdığınız birşeyi değiştirmek için sizi ikna etmelerine izin vermeyin.. Birlikte çalıştığınız insanlar aptal değiller. içinizde. Guy McElwaine. 10) Đnsanların sizin moralinizi bozmasına izin vermeyin.

KELLEY ILE YAPILAN "CHAT"TEN ALINTILAR TV sektöründe uzun bir süre çalışınca yeni ve orijinal fikir bulmak zorlaşıyor mu? Bu zor bir soru. dişlerinizi fırçalarken iki üç iyi fikir bulabiliyorsunuz. en azından bir şeyleri yanlış yapıyor olabileceğinize de ihtimal tanıyabilmelisiniz. başkalarını hiç dinlememeniz gerektiği anlamına da gelmiyor. Çünkü panik. 219 .DAVID E. Eğer TV sektöründeyseniz. Yeni fikirler bulma süreci son derece bilimdışı bir şey. Bazı gün oluyor. Deneyimin bana öğrettiği şey şu: tıkandığınız günlerde paniğe kapılmayın. kendi vizyonunuza/hayalinize bağlı kalabilmek için yeterince duyarsız olmalısınız. Ama bazı günler de. Ama bu. Çünkü eğer herkes yaptığınız bir şeyin yanlış olduğundan şikayet ediyorsa. yazar tıkanıklığının en büyük nedenlerinden biridir. Eleştiriler şevkinizi çok kırıyor mu? Hayır. ömrünüzün sonuna kadar bir daha iyi bir fikir bulamayacağınıza emin oluyorsunuz.

dış ses ("voice over"). 220 . her gün yazmanızı sağlayacak bir dizi de bulmalısınız.) oldu. ve başkalarıyla geçinme yeteneğine bağlı. film ve oyun seyrediyor. ve eğer sen o çıtanın üzerinde bir yerdeysen. arzuladığın şeyi başarma güdünün büyüklüğüne. Bence sabretmek. Çünkü bir çok insan komik olabilir. Bence en iyi yöntemlerden biri. "O sensin Koç" diyor. Bu nedenle insanlar bunu sık sık kullanırlar. Bence yeteneği o çıtanın üzerinde olduğu halde. çok farklı karakterleri tanıtmayı ve sevdirmeyi başardınız. espriler. Hoşuma giden bir şey yazmaya karar verene kadar araştırma yapmıyorum. "Ernie Pantusa'yı arıyorlar" diye. Koç da telefona "Oh. ama ayrıca kendinize. kendisiyle özdeşleşebileceğimiz birini bulmaya çalışıyor. En nihayetinde bunun evrensel bir öykü olduğunu ve şaşırtıcı bir azlıkta anlatıldığını düşünüyorum. Hangi tema size ilham vermeye devam ediyor? Ben. Yazarlığa yeni başlayacaklara önerileriniz? Bu bir mücadele. Ayrıca oyun okumaktan da hoşlanıyorum. Sadece Los Angeles'e gelip bir şeyler olmasını bekleyemezsiniz. bir süre dinliyor. benim başarımın kaynağını oluşturdu. haftalarca New York'taki memurlar ile görüşmeler yaptık. ve aşılması imkansız zorlukları aşmaya çalışan kişiye bağlanıyoruz. sektöre giriyorsun. Projeleriniz için nasıl araştırma yapıyorsunuz? Deli gibi okuyor. ve insanlarla konuşuyorum. "En kötü durumda bile. buyrun benim" diyor. Birisi. karakterleri tanıtırken. sevdiğiniz dizilerin senaryolarını okumak ve bunların nasıl yazıldığına bakmak bence çok daha iyi bir yöntem. TV izliyor. Komedi yazmanın en kolay ve en zor yönleri sizce nelerdir? Komedi yazmanın en kolay yönü. yeterince sabırlı olmadığı için ya da başarma güdüsü yeterince güçlü olmadığı için asla başarılı olamayan çok sayıda insan var. serimin/tanıtımın en iyi arkadaşıdır. hayatın farklı alanlarındaki insanlar bulmak. yazma yeteneğine. elinden gelenin en iyisini yapan sıradan insan" temasının büyük bir taraftarıyım. Piyasadaki yüzlerce "yazarlık kitabı"ndan hiçbirini okuyor musunuz? Sizce bunları okumanın bir değeri var mı? Ben "yazarlık kitapları"nı pek tutmam. Bu nedenle. Televizyon ve Radyo Müzesi'ne gidip.SCRUBS'IN YAZARI BILL LAWRENCE ĐLE RÖPORTAJ'DAN ALINTILAR Dizide çok kısa bir sürede. Ayrıca ben şu yöntemi hararetle savunuyorum: bir dizinin başında. 21 yaşındayken cipime atlayıp ülkeyi bir baştan bir başa geçmek (ve Los Angeles'a gelmek . Yazarlık kariyerinizin başlaması için hangi adımları attınız? Kariyerimin gerçekleşmesi için attığım en büyük adım. Ama bu yöntemin bir koltuk değneğine dönüşmemesine de dikkat etmemiz gerekiyor. diğer dramalar kadar iyi olması gerekiyor. Coach (Koç) karakterinin nasıl hikayeye sokulduğunu hatırlıyorum. Bunu bu kadar kolay nasıl yaptınız? Đki şey söyleyeceğim: Birincisi. ve Koç telefonu açıyor. Başarılı bir komedi yazarı olarak tanınıyorsunuz. insanların tutunabileceği/bağlanabileceği bir karakter seç. sonra da ondan yola çıkarak dışa doğru bir piramit oluştur.çn. "Spin City"yi hazırlarken. Bundan sonra ne kadar başarılı olacağın ise. Kendinizi o çıtanın üstüne çıkarmaya çalışmalı ve adınızın başkaları tarafından da bilinmesini sağlamalısınız. Bununla ilgili en hoşuma giden örnek "Cheers"ta bulunuyor. Bardaki telefon çalıyor. En zor yönü ise öykü yazmak. Bence TV sektöründe bir yetenek çıtası var. ama komedinin başarılı olması için. sonra telefonun mikrofonunu eliyle örtüp bara doğru bağırıyor. Şunu hiç aklımdan çıkarmıyorum: az şey ile çok iş başarmak her zaman mümkündür. kendini satma yeteneğine.

(Bilinçaltı'nın. Sonra zaman zaman bunları temize çekiyorum. Bir çoğunuzun. Daha önceden önemsiz görünen kişiler aşırı önem kazanırken baş karakter gibi duranlar ikinci plana itilebilir ya da tamamen ortadan kaybolabilir. birleştiriyorum.ta ki bilinçaltım o konuyla ilgili bilgiyi iyice pişirip bilincime atana dek) Yaratıcılığın bu aşaması çok belirsizdir. Peki bu planlama olayı nedir? Nasıl yapılır? Planlama olayı başlangıçta biraz dağınıktır. Senaryonuzun kahramanları ile de ilgili olabilir. Karakterleri planlayarak. (Pratik bir not: Ben bu aşamada bilgisayarda / dijital ortamda çalışmayı değil de daha geleneksel kağıt ortamında çalışmayı tercih ediyorum. Peki bu notlarda ne vardır? Aklınıza gelen görüntüler ve hikaye anları! Yani bu senaryoyu yazma fikri aklınıza düştüğü andan itibaren açık ya da örtük bir biçimde bu konuda çalışan bilinçaltınızın size "bunu da filmine koy" diye yolladığı mesajlar. yaratıcılığın asıl kaynağı olduğunu biliyorsunuz. Nefesiniz kesilir. Henüz diğer notlarla birleşecek kadar olgunlaşmamış notlar. Sahneleri planlayarak. "Bir yazarın emeğinin yüzde 75'i ya da daha fazlası öykünün tasarlanmasıyle geçer" diyor. Kahramanınızın bir özelliğinin hikayenin ilerleyen bölümleri için son derece önemli olduğuna karar verebilirsiniz. Neyi planlayarak? Öyküyü planlayarak. Robert McKee. Syd Field amca da şu dört şeyi bilmeden bilgisayarın karşısına oturmayın diyor: Filmin nasıl biteceği. Senaryo yazarının vaktinin çoğu PLANLAYARAK geçer. Ortaya yeni ve acayip karakterler çıkmaya başlar. değil mi?) Bu notları alın. Yüzde 100 doğru bir söz. birinci dönüm noktası ve filmin nasıl başladığı. Hikayenizin ilerlemediğini görürsünüz. bir dosya ya da klasöre yerleştirin. Yapmayın! Çok büyük bir hata olur. O zaman bu karakter özelliğini hemen not edin ve o karakterle ilgili dosyanıza atın. Bu muğlaklıkla birlikte yaşamayı öğrenin! 221 . Bunları bilmek de çok miktarda planlama gerektirir. panoda bana bakmaya devam ediyorlar . ikinci dönüm noktası. Bunlar sadece çeşitli görüntüler ya da ilginç sahnelerle ilgili olmayabilir. dinnng! Yanlış cevap. tahmin edeceğiniz üzere.SENARYO YAZMA PRATĐĞĐ SENARYO YAZARININ VAKTĐ NASIL GEÇER? "Senaryo Yazarak" diye cevap verdiyseniz. En fazla 50-60 sayfa gidebilirsiniz (film senaryosundan bahsediyorum). Notları kağıtlara yazıyorum. muğlaktır. Genelde küçük kağıtlara notlar almak şeklinde gelişir. aklına gelen muğlak bir hikaye ve bir iki baş karakterle bilgisayar karşısına oturup "DIŞ / GÜN" yazarak senaryoya başlamak için yanıp tutuştuğunuzu biliyorum.

Çocukluğu aşırı yoksulluk çekmiş ve ailesinde hiç önemsenmemiş birini. Bütün bunları yavaş yavaş belirleyin. anne sevgisiyle yetiştirilmiş biri gibi "sıcak" yapamazsınız. Karakterini ilk çocuk gibi öz güvenli mi. cesur mu? Cömert mi. Bir iki sayfalık bir biyografiden bahsetmiyorum. "Alakasız Fikirler" diye bir dosya oluşturun ve onun içine koyun. Saçmalama özgürlüğünü kullanın. Dikkat etmeniz gereken konu. *** Bir yandan da hikayenizdeki karakterleri yaratmaya başlayın. sizden bağımsızlığını ilan edişini görün ve şaşın! *** Özetle: yaratıcılığın belirsizliği içinde not almaya devam edin. ya da sıfırdan başlayabilirsiniz. Bu işi tamamen kendine bırakmayın. Ve bir süre sonra o karakterin kendi başına nasıl yaşamaya başladığını. bunu bir alışkanlık haline getirin. 20 sayfaya yaklaşan bir biyografiden bahsediyorum! Bir karakter hakkında ne kadar çok şey bilirseniz. Yaratıcı fikirler. bu özelliklerin birbiriyle uyumlu olmasıdır. Ve sıfırdan bir insan yaratmanın zevkini tadın. cimri mi? Yardımsever mi. Sevilmek mi istiyor? Zengin olup hava atmak mı istiyor? Kendisini birine kanıtlamak mı istiyor? Ne istiyor? Yani "dış motivasyonu"nun ardındaki "iç motivasyon" ne (M. Egzantrik olma özgürlüğünüzü kullanın. Fikirlerle özgürce oynamayı deneyin. Çünkü "düşman" (nemesis) buradan saldıracak (TRUBY). Ya da mürebbiyeler tarafından büyütülmüş bir kızı. ortanca çocuk gibi çekingen mi. aslından karşınızdakinin anlama kapasitesini aşan şeydir. Burası çok önemli. Bol bol fikir üretin. Eğer karakterlerinizin. dışa mı? Korkak mı. Siz bir sanatçısınız. Karakterinizin şimdiki özelliklerinin geçmişteki kaynaklarını yaratın. o karakter o kadar "canlı" görünür. Unutmayın. bu karakter biyografisi ödevini çok iyi yapmanız gerekiyor. Ama kendinizi çok da kasmayın. onları içine sokacağınız durumlarda nasıl davrandığını bilmek istiyorsanız. Yaratıcılığın en ilginç yanı bu belirsizliktir. kasabada mı? Küçükken ailesinden birini kaybetmiş mi? Ya da okulda travmatik bir olay yaşamış mı? Vb. Aksine. Kendinize hakim olun. Saçmalamaktan korkmayın. Bu karakterleri yaratırken bazı kendi özelliklerinizden faydalanabilirsiniz. siz kendinizi kastığınız zaman gelmez. çevrenizdekilerin çeşitli özelliklerinden bir kolaj yapabilirsiniz. 222 .Acele edip aklınıza gelen ilk fikirleri hemen 3 Perdeli Yapı'ya oturtup klişe filmler üretmeyin. Hauge)? Onu bulun. bu durumda iki seneden önce senaryonuzu bitiremezsiniz. Nesnelere ve olaylara sıradışı bir biçimde bakma özgürlüğünüzü kullanın. köyde mi. Uygun gördüğünüz (hayalinizdeki filmde kendisine rol verdiğiniz) bir artistin fotoğrafını da dosyanızın üstüne yapıştırabilirsiniz. Bu hikaye ile alakasız fikirler aklınıza gelirse onları atmayın. Ve yanınızdan kağıt kalemi eksik etmeyin. bir çok durumda "saçma" denilen şey. Ne gibi özellikleri var? Đçe mi dönük. son çocuk gibi şımarık mı? Ailenin maddi durumu onun çocukluğu sırasında nasılmış? Şehirde mi büyümüş. zihninize "uçma" "saçmalama" "abuklama" izni verdiğiniz zaman gelirler. zengin biri gibi özgüvenli yapamazsınız. Karakterinizin dışarıya göstermediği ama sadece kendisinin (ve sizin) bildiği zaaflarını saptayın. bencil mi? Bir restoranda beraber yemek yeseniz hesabı öder mi paylaşır mı? Bütün bunları ufak notlar halinde yazın ve dosyanıza koyun. Karakterinizin "neye kesinlikle hayır diyemediğini" de saptayın. Ama bir yandan da aklınızın bir kenarında yazmak istediğiniz hikaye olsun. Ama sizi kısıtladığını ve fazla yönlendirdiğini düşünüyorsanız bunu yapmayın.

yakın zamanda verdiği bir röportajdan. Öz-eleştiri herşeydir. Sanırım Robert McKee söylemişti: Üstün nitelikte bir senaryo yazdığınız zaman başarılı olur ve saygı görürsünüz. Bütün bunların hepsi kolaydır ve eninde sonunda gerçekleşir. "Genç yazarlar vakitlerinin önemli bir bölümünü endişelenerek geçiriyorlar. Dikkatle okuyun derim. yazdıkları saçmalıkları harika zannedenler ve bunun ötesine geçemeyenlerdir. Başarısız olacaklar ise. Bir gün herkesi tanıyacaksınız. Kimi tanıdığınızın önemi yoktur. Önemli olan yazdıklarınızın kalitesi. En başta herkes ama herkes aptalca şeyler yazar. Öğrenilecek başka bir şey yok. Bu aralar "Dr Who" ile Đngiliz TVlerinin tozunu attırıyor .bir Hugo bile aldı. onu bir zarfa koyup göndermektir. yazdıkları şeyin aptalca olduğunu fark eden ama yazmaya devam edenlerdir. En başlarda ben de hiçkimseyi tanımıyordum. insanların yeni bir yazar için riske girmek istemesini sağlayacak kadar iyi bir senaryo yazmaktır. Bana bir bakın: iğrenç bir adamım.gerçekten harika bir senaryo yazmak zorundasınız. Yakın zamanda da "Dr Jykell and Mr Hyde"ın yeni bir versiyonuna başlayacak. "Doğru insanlarla nasıl karşılaşırım?" "Doğru partilere nasıl giderim?" "Keşke birisi senaryomu okusa!" Unutun bunları. Đleride başarılı olacak olanlar. Olay budur .SENARYO YAZARININ BAŞARISI NEYE BAĞLIDIR Steve Moffat'i hatırlarsınız. Aşağıda." 223 . "Coupling"in yazarı. Senaryonuzu doğru insanlara ulaştırmanızın yolu. ilginizi çekebilecek bir alıntı var. Đşin zor yanı. Bu da son derece kolaydır. Bu önemli değil. Sosyal becerileriniz önemli değil.

Daha iyi. çok fazla kuralın bulunmadığını biliyorum. kendisine kötü bir el dağıtıldığı – ben yanlış kompartımandayım – düşüncesiydi. Eğlence tam burada ve şu anda yaşanıyor. daha zararlı bir şey ortaya çıktı. Ve bunların çoğuyla ilgili hiçbir sorun yok. onunla yaptığımız çalışmalar. Aşağıdaki kurallar hariç. daha komik. 224 . daha eğitimli. Bu. Woody umutsuzluğa kapılır: kendisi neden o parlak kompartımanda. daha özgüvenli. Bu durum hemen. kendisinde bulunan içsel bozukluklardan / eksikliklerden dolayı. Woody Allen’ın “Stardust Memories” filminin ünlü açılış sekansını aklıma getiriyor. Bu anekdotun gösterdiği şey şu: yazmanızla ilgili en büyük tehlike. Ama yazmaya yeni başlayan yazarı bir tehlike beklemektedir: bu tehlike de. Canınız yanmaz. veya doğru guruyu seçerse başarılı olacağı inancıdır. Sizde! Siz – bütün şüpheleriniz ve korkularınız. Hastam.YAZMANIN 3 KOZMĐK KURALI Eski bir yazar ve yazarların sorunları üzerinde uzmanlaşmış lisanslı bir psikoterapist olarak. ya da başka bir şey – doğru kompartımanda olurdu. Yazarlarla çalışan bir terapist olarak bunu her gün görüyorum: kendilerinin yeterli olmadığını hisseden yazarlar. hikaye anlatma gelenekleri hakkında ve piyasa gerçekleri hakkında öğrenmesi gereken şeyler vardır. kendisini eksik / kusurlu olduğu inancının doğal bir sonucu olarak ele aldık. eğer doğru seminerlere giderse. yazarlar. doğru kitapları okursa. “daha fazla” bir şey. Siz – şu anda bu satırları okuyan kişi – olmak istediğiniz yazar olmak için gereken her şeye sahipsiniz. Ben onlara “Yazmanın Üç Kozmik Kuralı” diye mütevazı bir ad koydum. Bu klasik bir inanç sistemidir. Đçinde son derece yakışıklı erkekler ve güzel kadınlar gülüp şampanya içmektedir. O ışıltılı insanlar parıltılı kompartımandaydı çünkü orada olmayı HAK EDĐYORLARDI. kitap ve kaset vardır. daha yetenekli. kendinden daha az şüphe eden insanlar olduğuna inanan yazarlar. Bu üç basit kuralı öğrenin. sonra da onları zihinlerinize ve gönüllerinize kazıyın. parlayan. Ama durum hiç de öyle değil. kendisi gibi üzgün insanlarla oturmaktadır.. Yani şu anki halinin yeterli olmadığı inancıdır. Herkes eğlencenin başka bir yerde olduğuna inanır.. Eğer daha iyi bir yazar olsaydı – daha akıllı. şu andakinden “daha fazla” bir şeyler olmaları gerektiğini hissederler: daha akıllı. kendi hakkındaki görüşleri de değişmeye başladı. DĐĞER bütün yazarların daha yetenekli. yetersizlik hissinin yanı sıra. aydınlık bir kompartımandır. korkmayın. kendinizi yetersiz görmektir. yazmak söz konusu olunca. Ciddiyim. onun kendini sabote eden davranışlarını. karanlık.. Ve bu çok yaygın. BĐRĐNCĐ KOZMĐK KURAL: YETERLĐSĐNĐZ Yazarlık (Amerika’da – gg) bir büyüme sanayiidir. daha hızlı. yazma zanaati hakkında. Mahzun bir Woody.. daha ticari yazmanızı sağlayacak düzinelerce seminer. insanı çok sınırlandıran bir inançtır. çünkü ben de ders veriyorum. başarılı olmak için. duygularını anlatmak için bu sahneden bahsedince. daha ilginç hayatları olan. kendisi ile ilgili bu acı verici görüşü fark edip ona meydan okuyunca. Biliyorum. Oysa kendisi haketmiyordu. daha benzersiz deneyimleri bulunan. Pencereden dışarı bakar ve başka bir tren kompartımanı görür: bu. kirli bir tren kompartımanında. Bundan sonra. Çünkü gerçekten de bir yazarın. daha sinsi. ışıltılı insanlarla birlikte değildir ki! Yazar bir hastam. neşe ve üzüntüleriniz ile – yeterlisiniz.

Sadece. Yerler. köpekler – burnunun dibinde durduğunu görmez. kendi iç yaşamları ile ilgili çok önemli bilgiler ve yazı zanaatının ham maddeleri olarak görürler. Bununla neyi anlatmak istiyorum? Yaşadığınız şeylerin tamamını sevmek. bu duyguları hikayenizdeki 225 . hayatını bizzat dolduran yazı konusunun – burada. sizin yüklediğiniz olumsuz anlamları yüklemiyorlar. çevrelerindeki dünyayı gerçekten görme konusunda pratik yapmalıdırlar. “sen de köpekler hakkında yaz” der. Bu açıdan baktığımızda bir yazar asla sıkılmaz. bunu bilinçli ve sanatsal bir biçimde yapmak. Umurumda değil. Akıllı yazarlar kendi duygularını. Tao “On Bin şeyi sevin” der. hatta en başarılı olanları bile (ki kendileri de bir zamanlar başarılı olmak uğruna cebelleşiyorlardı) böyle hissediyor. Eğer tıkanıp kaldığınız için sıkkınsanız. Bu da beni Đkinci Kozmik Kurala getiriyor. ĐKĐNCĐ KOZMĐK KURAL: ELĐNĐZDE NE VARSA ONUNLA ÇALIŞIN En hoşuma giden karikatürlerden biri şudur: tıkanma yaşadığı belli olan bir yazar. bütün olayları yaşama biçimimizin çeşitliliği ile neşelenmektir. Bu karikatürün altını çizmek istediği şey şu: hayal kırıklığı yaşayan / engellenmiş bir yazar genelde. O günkü malzemeniz odur. “Bu halimle mi?” Evet. Ama eğer gerçekten de sıkılıyorsa ya da bir özlem duyuyorsa o zaman bu sıkıntıyı ya da özlemi yazmalısınız. bizim bunlara verdiğimiz tüm tepkileri kabul etmek. Eğer kızgınsanız. kimi havlayan. Çünkü dünya üzerindeki bütün yazarlar. Tolstoy “Tanrı’nın karşınıza çıkardığı insanları sevin” demiştir. Peki şimdi başarılı olduklarına göre? Hala cebelleşiyorlar. kimi pencerenin pervazından sarkan bir sürü köpek. YAZMANIN ÜÇÜNCÜ KOZMĐK KURALI: YAZMAK. Onlara kullanılabilecek malzeme olarak bakarlar. Eğer böyle hissediyorsanız. yazın gitsin! Kötü yazın. Nazım (şiir) şeklinde yazın. buruşturulmuş kağıtlarla doludur. özlemlere sahipler. Bir “günlük” gibi yazın. Şu anda belki korkan. bu duygulara. daha ilginç. bıkkın bir küçümseme ile ona bakmaktadır. acı ya da tatlı. yeteneklerimizi zorlayarak geliştiren ve yaratıcı katılıma değer olarak görmektir. Çevrenizdeki dünyaya dikkat etmelisiniz. Kısaca her şeyi sevin – yani görün. bu arada zanaat becerilerini ve hayal gücünüzle birlikte hafızanızı ve düşünce gücünüzü de kullanmaktır. daktilosunun karşısında oturmaktadır. Yazarlar GÖRME konusunda. Kadın. Hala aynı şüphelere. Yeter ki yazın. hayatın daha heyecanlı. Adamın etrafında düzinelerce köpek bulunmaktadır: kimi uyuyan. iyi ya da kötü. size verilen şeylerle / sahip olduklarınızla çalışın. aramıza hoş geldiniz. belki hayal kırıklığı yaşayan. Bu da beni Yazmanın Üçüncü Kozmik Kuralı’na getiriyor. Bir yazar olarak göreviniz. olduğundan daha başka bir şey olmasını istemez. YAZMAYA NEDEN OLUR Eğer zor bir sahnede takılıp kaldıysanız. Yazarın karısı kapının orada dikilmiş. korkulara. Sanatçının görevi her ânı – ve bizim ona verdiğimiz tepkiyi – potansiyel olarak ilginç. Bir başka deyişle.“Ben mi?” diye sorabilirsiniz. bunu yazın. O gün size verilenle çalışmalısınız. ya da kendinizi eleştiren bir ruh hali içindeyseniz. engellendiğini ya da cesaretini kaybettiğini hisseden siz.

Yazmak. hikayenizdeki herhangi bir karakter ya da dönüm noktası kadar. sayfaların yavaş yavaş birikeceği gerçeğini de pekiştirir. Eğer buna uygun bir karakter yoksa. korkularınız ve hayal kırıklıklarınız. Öfkeniz. *** Yazar: Dennis Palumbo 226 .. üzerini çizebileceğiniz bir yaşamı vardır. onları yazmış olduğunuzun bilgisiyle. şüpheleriniz. yaratın. tek bir kurala işaret eder. Yazmak. Nasılsa böyle bir karakter var: siz. Ama fark etmez. Bulunduğunuz halden / yerden yazma riskini göze aldığınız zaman. Tıpkı endişelenmenin daha çok endişeye neden olması gibi. Sanırım ne demek istediğimi anladınız. sadece daha çok yazmaya neden olmaz. bu umarım daha az iğrenç bir cümle olur – belki de hoş bir tasvir ya da çarpıcı bir diyalog içerir. Ve yazmaya devam edin. Bu durumdan faydalanabilirsiniz. yazma konusunda endişelenerek GEÇĐRMEDĐĞĐNĐZ bir saattir. Yazmak daha çok yazmaya neden olur. bir zincirdeki halkalar gibidirler. Beklemeyin. “yazabildiğiniz”. Takıntı yapmanın da daha çok takıntı getirmesi gibi. yazdığınız bazı sahneler gerçekten de berbat olacaktır.. Şimdi yazın. Yazın. ruhunuza bir sürü süreci başlatırsınız. Aynı zamanda. Tüm bunlar. değerlendirebileceğiniz. bir kafede oturup hiçbir şey yazamamaktan şikayet ETMEDĐĞĐNĐZ bir gündür. Olayların ilerlemesine yardımcı olurlar.karakterlerden birine verin. çünkü yazmak. Belki zayıf halkalardır. Bu ilk girişimin yerini ikincisi alabilir. William Goldman’ın bize hatırlattığı üzere. Hesabı siz yapın. hikayeniz için gerekli unsurlardır. Yazmamak da daha çok yazmamaya. Yazdığınız ilk iğrenç cümlenin. Elinizde Ne Varsa Onunla Çalışın 3. ama her zaman dönüp onları güçlendirebilirsiniz. Yazmaya devam edin. içinde var olabileceğini. Yeterlisiniz 2. Sayfalar dolusu yazı ürettiğiniz her gün. Belki de içermez. ama bunlar önemli bir “bağ dokusu”dur. Daha Çok Yazmaya Neden Olur. Ne ile mi? Her şeyden önce. Olaya şu yönden bakın: yazarak geçirdiğiniz her saat. yazmaya neden olur. Đşte size Yazmanın Üç Kozmik Kuralı: 1.

10 parmak yazmak aslında hiç de zor değildir. Bunlar sadece 3. Sayfa" adlı Zeki Demirkubuz filmi). 10 parmak yazmayı öğrenirseniz tuşlara değil. Ama en ucuz pembe dizi yazarları... Çünkü millet olarak duygusal bir kültüre sahip olduğumuz için suç işlerken çok düşünmeyiz. vb.. ekranda gördüğünüz mesaja bakarsınız.Q Klavye kullandığınızı varsayıyorum. hem de yazdıklarınızı bir yandan da düşünmenize olanak tanır. adınız ülkenin kıyısında köşesinde yayın yapan bir TV'de yayınlanan bir dizinin jeneriğinde geçiyorsa siz bir senaristsiniz. kıskanırız. eğer filme çekilmemişse senarist değilsiniz. Robert Rodriguez'in "yönetmenlik" ile ilgili tanımının senaristliğe uygulanmış hali aslında).. Hatta Türkiye'de 3. Öyle ki serçe parmağınızın altında "A" harfinin olduğunu adınız gibi öğreniyorsunuz. Bu mantıkla devam edersek. Bundan sonrası çok basit: Artık her bilgisayar karşısına oturuşunuzda. yaklaşık 2-3 ay içinde klavyedeki bütün tuşların yerlerini öğrenebilir ve düşünce hızıyla yazmaya başlayabilirsiniz. asıl işinize başlamadan 5 dakikalık "10 parmak" alıştırması yapmayı alışkanlık haline getiriyorsunuz. çeker silahı vururuz. ne yazık ki. Bu. (Ben. Đyi senaristler evdeki eski gazeteleri atmadan önce eline makası alır ve ilginç haberleri keser. Eğlenceli değil mi? Kurumsallaşmanın ve kurallaşmanın getirdiği kaçınılmaz komikliler bunlar. Yapmanız gereken ilk şey. 10 Parmak yazarak kazanacağınız zamanda daha çok dinlenebilir. yine ekrana bakarak.. 1) Đyi senaristler 10 PARMAK yazar.. 2 ayda öğrenmiştim). iki elinizin işaret parmaklarını. Tersi de doğru: ne kadar pespaye şeyler yazarsanız yazın. Sonra. Bilgisayarın karşısına her oturduğunuzda 5 dakika bu alıştırmayı yaparsanız.) Diyelim ki kendinizi bir "senarist" olarak tanımlıyorsunuz.. üzerlerinde küçük çentikler bulunan "f" ve "j" tuşlarının üzerine koymak. Boş bir WORD belgesi açıyorsunuz ve başlıyorsunuz sol seçre parmak ve yüzük parmakla alıştırma yapmaya: ASASASASAS. sayfa haberleri değildir. sol elinizin serçe ve orta parmağını kullanarak alıştırma yapıyorsunuz: ADADADAD. Senaristlerin işine yarayacak "ince hesaplanmış" "uzun 227 . Đdare etmek bir şey. kendinizi geliştirebilir. Bu sırada tuşlara değil ekrana bakıyorsunuz. Öfkeleniriz.ĐYĐ SENARĐSTLERĐN ÇALIŞMA ALIŞKANLIKLARI Şunu en başta söyleyeyim: "senarist" olmanız için birinin size "senarist" demesi gerekmiyor. Yani ne kadar iyi senaryo yazarsanız yazın. Sonra bu üç parmağın kombinasyonlarını deniyorsunuz: ASDASDASD. Kendinizi senarist olarak tanımlamanız ve senaryo yazmanız yeterli. (SEN-DER böyle bir tanımı kabul etmiyor. sağ elinizin parmakları da "işaret" parmağından "serçe" parmağına doğru "JKLŞ" harfleri üzerinde durmalı . kendi kendime. Yani sol elinizin parmakları "serçe" parmağından "işaret" parmağına doğru "ASDF" harfleri üzerinde durmalı. DASDASDAS. Neler yapmalısınız? Nasıl çalışmalısınız? Çalışmalarınızdan en yüksek verimi nasıl alabilirsiniz? Đşte bu yazıda bu soruları ele alacağım. sayfa haberlerinden iyi hikaye çıktığı pek görülmez (bkz. Sonra diğer 3 parmağı. Yazmaya hazırsınız ya da hali hazırda yazıyorsunuz. Bu alıştırmayı yüzlerce kez yapıyorsunuz. 2) Đyi senaristlerin iyi bir HABER ARŞĐVĐ vardır. hem yazdığınız yazının imlasını anında kontrol etmenize. "eser"lerini yayınattıkları için "yazar" kabul edilmeli. "3. Benzer uygulamaları sağ eliniz için de yapıyorsunuz. düşündüğünüz hızda yazmak başka bir şeydir. "Ben 3 parmakla da idare ediyorum" diye komik bir bahenenin arkasına saklanmayın. bu tuşların hemen yanındaki tuşların üzerine yerleştirmek. Onlara göre "senarist" sayılmanız için adınızın bir dizinin ya da filmin yazılarında "senarist" olarak geçmesi gerekiyor. Arada sırada da başparmağınızla "boşluk" tuşuna basıyorsunuz (Klavyenin alt tarafındaki uzun tuş).. Japonca öğrenebilirsiniz. örneğin Gustav Flaubert MADAME BOVARY'yi yazsa ama yayınlatmasa "yazar" sayılmamalı. (Bu.

Yaratıcı işlerle uğraşanların başına gelebilecek en kötü durumlardan biri de. Bir sitenin tamamının sizin için faydalı olduğuna inanıyorsanız. beyninizi çok sayıda ve çok çeşitli bilgiler ile beslemelisiniz. Đnsan beyninin en çok güvenebileceğiniz yeteneği "UNUTMAK"tır.) Zaman zaman bu notları gözden geçirip "işe yarar bir şey çıkar mı?" diye bakmak yerinde olur. Böylece dosya kalabalığından kurtulursunuz. Tanıtım kopyalarının site indirme sırasında koyduğu bazı sınırlamalar vardır. Peki bu arşiv ne işimize yarayacak? Đnsan zihni toprak gibidir. bir şeyler "yaratmak" istiyorsanız. 4) Đyi senaristler SĐGARA ve ALKOL TÜKETMEZ! Bunun. Aslında arşiv oluştururken dergiler biraz daha faydalıdır. sosyo-ekonomik durumumuzu irdeleyen bilimsel nitelikli yazılar çok faydalıdır. Bir de uyarı: Internette bulacağınız TELEPORT büyük bir ihtimalle tanıtım kopyası olacaktır. 3) Đyi senaristler NOT alır. Aynı şekilde.tren makinistleri değil . mesela). Yalnız şuna dikkat edin: bu arşiv oluşturma işini abartmayın. (Bu. Hoşunuza giden konulardaki yazıları bilgisayarınıza kaydedebilirsiniz. (Ben bu tür notlar almak için NOTEPAD2 diye küçük bir program kullanıyorum. beyninize sunduğunuz malzemelerin. Yani. biçecek birşeyleriniz olmaz. Gazetelerin pazar eklerinde ilginç insanlarla röportajlar yapılıyor. çalışmaktan yorulduğunuzda. Đnsanları analiz eden. Siz bir şeyler ekmezseniz. Hele senaristlerin bunu SĐSTEMLĐ bir biçimde yapması şarttır. Arşiv oluşturmak ve zaman zaman arşivdeki yazıları okumak.) Sitenin tamamının indirildiğinden emin olmak için link ayarlarını yüksek tutun (7'den yüksek. not alınmadığı için unutulmasıdır. Bazı köşe yazarları da zaman zaman arşivlik işler çıkarırlar.çok sigara ve alkol tüketir. Beğendiğiniz bir web sayfasını "Farklı Kaydet" / "Save As" ile bilgisayarınıza kaydederken "Kayıt türü"nü "Web sayfası.düşünülmüş" gerçek olayların pek sık karşımıza çıkmamasının ana nedeni budur. Bu nedenle bu işi. (Bir derleme olarak Ayşe Arman'ın "Kimse Sormazsa Ben Sorarım" . Yaşadığımız büyük kültürel değişime tanıklık eden olaylar da iyidir. yaşadığınız evi cehenneme çevirmeyin. bilgisayarlarının masaüstünde de NOTEPAD'in bir kısayolunun bulunması faydalıdır. Bir hafta boyunca okunabilmeleri için de çarpıcı olmaları gerekmektedir. Yaratıcılık. piyasa gerçekleri ile taban tabana zıt olduğunu biliyorum. (Đşin ilginç yanı.flos-freeware.adı buydu yanlış hatırlamıyorsam . Çünkü aklınıza her yeni fikir geldiğinde WORD'ü ya da benzer bir programı açmak zordur. siteyi internete de bağlı değilken gezebilmek için sitenin tamamını TELEPORT adlı programla indirebilirsiniz. Son arşiv kaynağı da internet. her sitede mümkün olmamaktadır. Senaristlerin çoğu deli gibi sigara ve alkol tüketir. Beraber yaşadığınız insanları da düşünün. sizin bilinçli zihniniz ile farkında olmadığınız bağlantılar ile bağlanmasından ibarettir. Ayrıca arşiv oluşturacağım diye. http://www.kitabını önerebilirim). Arada sırada "sahaf"lara yapılan arşiv gezileri de çok faydalı olabilir. asla senaryo yazmanın önüne geçmemelidir. bir dinlenme aracı olarak yapabilirsiniz. akıllarına gelen güzel bir fikrin.ch indirilebilir. Sıradan insanların TV izleme ve gazete okuma rutinlerini devam ettirerek çok yaratıcı şeyler üretemezsiniz. bilgisayardan iyi anlayan arkadaşlarınıza danışabilirsiniz. makinistler de . Film üretim macerasının en başındaki ve en sonundaki bu insanların 228 . Bu sınırlamaları nasıl kaldırabileceğiniz konusunda. Günübirlik tüketilmedikleri için daha dikkatli ve kapsamlı hazırlanırlar. Bildiğiniz notepad'in biraz daha gelişmişi. tamamı" olarak değil "Web arşivi. bilinçaltınızda. ellerinin altında her zaman küçük bir kalem ve bir not defteri bulundurmaları yerinde olur (özellikle de yatağınızın başucunda). tek dosya" olarak belirleyin. Onları da arşivleyin. Arşiv çalışması son derece düşük bir zihin enerjisi düzeyinde de yapılabilir. Çünkü aslolan yazmaktır. Bu nedenle senaristlerin.

beynin çalışma verimini doğrudan etkiler. kalp beslenemez. Đçerdiği özel yağlar (DHA) tam anlamıyla beyin dostudur. Okumuş insanların böyle konuştuğunu duymak üzücü ama doktorlarının yarısının sigara müptelası olduğu bir ülke burası. benzer insan ilişkilerini tekrar tekrar önümüze sürüyorlar. Bu aralar hepimize TV dizilerinden gına gelmesinin ana nedeni de budur: sosyal ve ekonomik koşullarda küçük değişiklikler yaparak. bir şeyler öğrendiği zamandır. tansiyon damarları zayıflatır. kuşburnu. bilin ki sebebi alkoldür. Beyin çalışırken çok miktarda kaliteli proteine ve yağa da ihtiyaç duyar. beyne kan dolar: felç olursunuz. Haftada bir iki kez ızgara balık çok faydalıdır. Đnsan olmak "insan ilişkilerinden anlamak" anlamına gelmektedir. Bu. Sakinleşip gevşemek istiyorsanız meditasyon yapmayı öğrenin. onun kopyası olan 10 diziyi seyretmenize gerek kalmıyor. Öyleyse senaryo yazabilirsiniz! Çünkü Türk sinemasında (ve TV'sinde) birinci malzeme "insan ilişkileri"dir. Beyninizi harekete geçirmek istiyorsanız adaçayı için. beyin az çalışır. Akciğer kanserinin yüzde doksanı sigaradan kaynaklanır. Bitkisel çaylara sarın. ama ben bir bardakla yetinen kimseyle henüz tanışmadım. yeşil çay arasında gidip gelin. beyne ve kalbe daha az kan gider. tekler. Komik. aslında sigara içmeden önceki halinize dönmeye çalışırsınız. 6) Đyi senaristler ÖĞRENMEYE DEVAM EDER. Oysa ülkemizde senarist olmak için "insan olmak" yeterli gibi görünmektedir. Zaman zaman yaşadığınız düşünce tıkanıklığının nedeni beyninize az kan gitmesi olabilir. Margarin ve tereyağı yerine zeytinyağı tercih edilmelidir. Kolesterol damarları tıkar. torun sevme olasılığınızı ise neredeyse yok eder. Beyne daha az kan gider. Alkol de benzer zararlara sahiptir. Böylece sigara içicisi. Kırmızı et bol miktarda kolesterol içerir. Beyninizdeki bir "nörotransmitter"in yerini alır. Bir beynin gelişkinliği içerdiği bağlantı miktarı ile ölçülebilir. Çünkü bize sunulan toplumsal katmanlar ve meslekler 229 . öğrenmek için tasarlanmış bir makina gibidir. En mutlu olduğu zaman. Bu proteini daha çok beyaz etten ve süt ürünlerinden almanız yerinde olur. Bunun etkisini orta ve ileri yaşlarda fark edersiniz. Öğrenmek beyindeki hücreler arasında yeni bağlantıların kurulmasını sağlar. yaratıcılık için en önemli aracınız olan beyin hücrelerinizi öldürür. Bu nedenle "Asmalı Konak"ı eğer iyi seyrettiyseniz. (Sigaranın beynin en temel iki besin maddesinden biri olan oksijen alımını azalttığını söylememe gerek var mı? Yok. Yani sigara içerek. Đçerdikleri tein ve kafein tansiyon yapar. "Bir bardak şarap"ın sağlığa faydalı olduğu söylenir. Beyin. Özellikle de kan dolaşımı ve kandaki oksiyen ve besin maddeleri.davranış benzerliği ilginç). Bunun "zihinlerini açtığını" "kendilerini daha yaratıcı yaptığını" iddia ederler. Beyin de vücudun geri kalanıyla yakından bağlantılı bir organdır. Uzun süre bilgisayar karşısında oturduğunuzda kan dolaşımınız yavaşlar. normal bir düşünme haline sahip olmak için sigara içmek zorunda kalır. Ihlamur. ya da sarı kantaron çayı için. Zararları sigara ve alkolden az olmakla beraber. adaçayı. 5) Đyi senaristler BEDENLERĐNE ĐYĐ BAKAR! Senaryo yazmak bir beyin işidir. Alkol. senarist ölür. Bunun için bir iki saatte bir bilgisayarın karşısından kalkıp 10-15 dakika egzersiz yapmak çok iyi bir fikirdir. Demek istediğim şu: sigara zihninizi açmaz. O da beden ve beyin dostudur. acıklı ve gereksiz değil mi? Ayrıca sigara içmek çocuklarınızın mürüvvetini görme olasılığını azaltır. çay ve kahveden de bahsetmek gerekiyor.) Beslenme de beynin performansı ile yakından bağlantılıdır. iyi bir senaristte aranan bir özelliktir. Eskinden normal olarak üretilen bir maddenin daha az üretilmesini sağlar ve onun yerine geçer. Bir gün "Yahu bu yazdığım senaryo bilim kurgu muydu yoksa tarihi film mi?" diye sorarsanız. zayıflayan damarlar patlar.

bu sitenin en aşağılarında bir yerde Đngilizce senaryolar bulabileceğiniz linkler vermiştim. dayanışma. Bu alanlarda derinleşin... Ve senaryolarınızda bu alana ait ve herkes tarafından bilinmeyen bilgilerini kullanın. Sinemada bunun çok örneğini görüyoruz: "Matrix" bilgisayar dünyasını ele alır. Bu yöntemin bazı 230 . "Terminator" robotların (makinaların) akıllanarak insana düşman olma ihtimalini işler. Programlar. elde kağıt kalem not alarak izlemek çok faydalı bir pratiktir. virüsler. bir göktaşının yeryüzüne çarpma olasılığını ve bunun sonuçlarını ele alır. SANARĐST olarak bazı senaryolar belirleriz. Analiz ederek film seyretmeden ve senaryo okumadan senarist olunmaz.. astronomi bilgisi kadar sosyoloji (felaket anlarında insan davranışı). farklı bir biçimde film seyreder. Herkes film seyrediyor. 12 kişi bir senaryoyu bir-iki ayda bitirir) ve Türkçe'ye çevirir. Web siteleri gezin. Tıpkı bir sihirbazın başka bir sihirbazı hayranlıkla değil de inceleyerek seyretmesi gibi.. vb. Bu durumda yapılabilecek iki şey var: Bir. James Cameron'un "The Abyss"i bize. sahneye girme ve sahneden çıkma. Zaman zaman. Farklı meslekleri iyi bilmeniz. En iyi ders özel derstir arkadaşlar. "Rainman" ise otistlerin iç dünyasını anlatır.) hemen hep aynı olsa da toplumun faklı katmanlarına ve farklı kesimlerine (farklı meslek alanlarına) tanık olmak için bu dizileri seyrediyoruz. Đyi senaristlerin DVD ya da VCD (ya da diğer formatlarda) geniş bir arşivi olmalı. kopyalar. "Asmalı Konak" Ürgüp'ün atmosferinde bunu yaptı. Đnsani durumlar (kıskançlık. oralardan senaryo indirip inceleyebilirsiniz. Nokta. Bu arşivde yeni filmler kadar eski filmler de bulunmalı ("Casablanca" şart mesela).) incelemeniz gerekir. denizin dibindeki bir sondaj istasyonundaki ilişkileri anlatır. Ama bir senarist.. senaryo hızı ayarlama. Senaryo okumadan da iyi senarist olunmaz. ancak uzmanlık derecesinde bir bilgi ile yazılabilir. temelde aynı olmakla beraber. Sınıflar halinde ders görerek Đngilizce öğrenmek çok zor ve çok zaman alan bir şeydir..hemen hemen hep aynı. gidip adam gibi Đngilizce öğrenin. Đki." bize Los Angeles'in kaymak tabakasını anlatırken "Scrubs" ve "ER" bize hastanelerdeki ilişkileri ve durumları anlatıyor. "Jurassic Park" gen araştırmalarını anlatır: Artık yok olmuş türlerin yeniden doğaya salınmasının yaratacağı tehlikeler. (Piyasada pek fazla Türkçe senaryo olmadığını biliyorum. Yani bir iki gazete makalesi okuyarak "Rainman"i yazamasınız. o alanların bilgisine sahip olmanız gerkiyor. "Deep Impact" gibi bir senaryo. politika (devletlerin felaketle başaçıkma yöntemleri) ve savunma sanayi (bir göktaşı nasıl yok edilir) bilgisi de gerektirir.. sahne uzunluğu. üzüntü. "Apollo 13" ise uzay gemisindekileri. (En azından ikinci ya da üçüncü defalarda). korku. vb. Sonra bu çeviriyi yeni bir blog sitesinde yayınlarız. bencillik. senaristler de filmleri inceleyerek seyreder. diyalog yazma. Yukarıda anılan filmlerin senaryolarının hepsi. "Jurassic Park" gibi bir şey yazmak için iyi derecede hem arkeoloji hem genetik bilmeniz gereklidir. Ama şu anda yaptığınız meslekten farklı alanlara da mutlaka ilginiz vardır. Oysa Đngilizce senaryo istemediğiniz kadar var. keyif için değil de sırf teknik inceleme (karakter geliştirme. Eğer Đngilizce biliyorsanız. 7) Đyi senaristlerin iyi bir FĐLM ve SENARYO ARŞĐVĐ vardır.C. sonra Đngilizce bilenler bunları aralarında paylaşır (mesela adam başına 10 sayfa düşse. Kitaplar okuyun.. Piyasadaki film ve dizi senaristlerinin unuttuğu şey şu: insan ilişkileri.. vb. En azından bir kaç senaryoyu okumanız ve yazarın kullandığı yöntemleri (sahneye yeni bir karekter sokma. Farklı ortamları bilmek için siz de farklı alan bilgilerine sahip olmalısınız. izleyici için asıl ilginç olan bunların farklı ortamlarda nasıl tezahür ettiğini görmektir. paralel kurgu. Bunun için kendinizi zorlayın demiyorum..) amacıyla bu filmleri inceleyerek. "Armageddon" ve "Deep Impact". "The O.

"Ben günde 15-20 sayfa yazarım" gibi gerçek dışı hedefler koymayın. ona seve seve burada destek olurum. bir sahneyi kafalarında düzeltene kadar yazmaya oturmamalarıdır. Acele senaryo yetiştirmek durumunda kalanlar. bu düşünceme tanıklık edeceklerdir). Eksisi: Çok sayıda senaryoyu bu şekilde çevirmek mümkün değildir. Eğer her sahneyi mükemmelleşene kadar kafanızda dolaştırmaya ve döndürmeye kalkacak olursanız 2 yılda bir senaryoyu ancak yazabilirsiniz. Elinizde olmayan sarkmalardan dolayı kendinize yüklenmeyin. Bazen haftalarca tek kelime yazmamak. sonra da dinledirmelisiniz ki enerji depolasın ve siz de ertesi gün aynı derecede yaratıcı şeyler yazabilesiniz. (TV dizilerinin bir süre sonra eskisi kadar zevk vermemesinin bir nedeni de budur).yani çalışma masasındaki sandalyeye koy!" "Plan Yaparak . Senaristlerin yaptıkları bir başka hata da. Tabii bir iki gün 15-20 sayfa yazabilirsiniz. yaz!" ("Don't get it right. karakter ve hikaye örgüsü yaratma ile birlikte) 120 sayfalık bir senaryonun ilk müsveddesini 4 . internette sörf yapmak. Günlük bir yazı rejimleri vardır.Hedef Koyarak" çalışmak en güzelidir. Beyni belli bir miktar kullanmalı. Yazdığınız sahnelerdeki ve diyaloglardaki "yaratıcılık katsayısı" düşer. Artısı: bu ülkede herkes Türkçe bildiği için herkes bu senaryoları okuyabilir. siz isteseniz de istemeseniz de beyninizi programlayacak ve sizi yazmaya teşvik edecektir. Hafta için her gün 3 sayfa yazarsanız. Bir senaristten duymayı en çok sevdiğim cümle "benim harika bir senaryo fikrim var" değil "benim harika bir senaryom var"dır. Sonra da 3 gecede bir senaryo bitirmek! Đyi senaristler ilham gibi aşırı öznel ve ne zaman geleceği belli olmayan bir şeye göre hareket etmezler. Onun dışında boş boş televizyona bakmak. En iyi senaryo. Bu tabii ki esnek bir plan olmalıdır. (fikir geliştirme. get it written"). Bir başka güzel söz de şudur: "Pantolonunun poposunu ait olduğu yere . Ama insan her gün bu kadar çok yazarsa beynindeki yaratıcılık pınarları yavaş yavaş kurur (Bu bir benzetme değil. SANARĐST okurlarından biri "ben bu koordinasyon işini yaparım" derse. gerçek bir durumun tasviridir. koordinasyon gerektirir.3 ay Bu planın her an gözünüzün önünde bulunması. Syd Field günde 3 sayfanın (3 adet A-4) yeterli olduğunu söylüyor. Ama çok da tembellik etmeyin. Örneğin • • • • Fikir bulma ve geliştirme: 1 ay Hikaye yapısı (plot) ve karakterleri oluşturma: 2 ay Sahne listesi yazma: 1 ay Sahneleri yazma: 2 . bazı eksileri var.6 ayda bitirebilirsiniz. Ayrıca bu tür grup çalışmaları zordur. Bu da çok yanlıştır. gazete karıştırmak. Çalışma masanızın üzerinde bir yere bir çalışma planı çıkartın. Bu yüzden Michael Hauge'un şu sözünü asla unutmayın: "Mükemmel olmasını bekleme. bitmiş senaryodur.) 8) Đyi senaristler DÜZENLĐ OLARAK YAZAR! Senaristlerin ya da senarist adaylarının en sık yaptığı hata budur: yazmak için pasif bir biçimde "ilham" gelmesini beklemek! Ve ancak ilham geldiği zaman yazmak. 231 . Herkesin Đngilizce öğrenmesinden daha makul (ucuz) bir yöntem.artıları.

g. 2) Reddedilmeyi reddedin. (Kaynak: Michale Hauge'un web sitesinin "ipuçları" bölümü) 232 . (Türkiye'de bu sayıyı "onlar"la ifade etmek daha doğru olur herhalde . Reddedilmeyi asla kişisel olarak algılamayın. o iş "iyi" bile olamaz. Senaryonuzu götürebileceğiniz yüzlerce yer olduğu gibi. başarılı bir senaryo yazarı olmanın üç sırrı olduğunu söylemektedir: 1) Bir şeyi yazmadan önce mükemmel olmasını beklemeyin. Bir şeyi önce yazın. yüzlerce neden vardır. Bir senaryonun reddedilmesi için.BAŞARILI BĐR SENARĐST OLMANIN 3 SIRRI Art Arthur. sandalyenizin oturma yeridir. senaryonun yazım kalitesi dışında.) 3) Pantolonunuzun arkasının ait olduğu yer. Eğer yazar olmak istiyorsanız yazmanız gerekir. Bu nedenle bilgisayarın önüne oturun ve yazmaya başlayın. yazın! ("Don't get it right. get it written!") Eğer mükemmel olmasını beklerseniz. sonra da o yazdığınızı her yeniden yazımda biraz daha geliştirmeye bakın.g.

Kahramanınızın. Kavga edenleri kimse ayırmazdı. Karakter için son derece önemli olan bir şey tehlikeye düştüğünde. çünkü herkes kimin kazanacağını merak ederdi. iyi şanslar. içinde bulunduğu tehlikeyi bilmemesini. DOKUNULMAZLAR’daki bebek arabasını hatırlıyor musunuz? Bu sahnede Eliot Ness (Kevin Costner – çn. ama onlar bilmez. iki tarafın arasına gireceğini “biliriz”. Đki aşığın birbirini bulmasının getireceği duygusal tatmin de olabilir. Kendilerine karşı duygusal özdeşleşme hissedebileceğimiz karakterler yaratın. Bunlar. gizli bir belgenin korunması da. “Seçilmiş Kişi herkesi kurtaracak” hikayesinden. Hikayenin başında böyle bir çatışmanın ipuçlarını vermek de bizde bir beklenti yaratır. çiftten daha üstün bir konuma sahibiz. Tehlike ne kadar büyükse.) Capone’un adamlarıyla tren istasyonunda kapışması gerekiyordu. gerilim de o kadar yüksek olur. çünkü karakterler.ĐŞE YARAYAN TEKNĐKLER ĐZLEYĐCĐYĐ HEYECANLANDIRMANIN 10 YOLU 1 . O andan itibaren filmdeki bütün olayların anlamı değişir. Daha sonra mutlu çiftimiz eve döner ve yataklarına girerler. UZAY YOLU II filmindeki Han. ama seyircinin bu tehlikeden haberdar olmasını sağlayın.Düşman Yaratın. 4 . yani seyirci için de önemli hale gelir. “Dünyayı kurtarmak için 24 saatin var James. Gerilim artar. Bu çift dışarıda akşam yemeği yerken biri onların evine girer ve yataklarının altına bir bomba yerleştirir. Bu düşman “zaman”dır. Đlkokuldayken kavga eden iki kişinin etrafına nasıl toplandığımızı hatırlayın. ya da bir değerin zafer kazanması da. yani olayların aniden yön değiştirmesini ekleyin. daha önceki mekiğin patlamasının yarattığı korkunç sonuç beklentisinden dolayıydı. çünkü bedensel ve zihinsel olarak Kaptan Kirkt’ten daha üstündür.Beklenti yaratın. her zaman gerilimi artırır. Bir başka deyişle onlarla aynı duyguları paylaşmalı ve onların hissettiğini hissetmeliyiz. Kahramanın.Zamanı sınırlayın. (Matrix filminde Neo’nun filmin ortasında seçilmiş kişi olmadığını öğrenmesi böyle bir sürpriz dönüştür. nasıl hayatta kalacağını merak ederiz. Ana karakterinizin karşısına. Çoğumuz sinemaya başkası yerine duygu hissetmek için gideriz. kahraman amacını gerçekleştiremediği takdirde meydana gelecek olaylardır. Saat verin. Aynı şekilde OZ BÜYÜCÜSÜ (“The Wizard of OZ”) filminde kötü cadı 233 . Bu ikinci mekiğin geri sayımında yaşanan gerilimi hatırlıyor musunuz? Đçinizi kemiren bu duygu. 6 .” Son tarihler (“deadline”) her zaman gerilim yaratırlar. Bu şey dünyanın güvenliği de olabilir.Acil bir durum yaratın. “acaba bu seçilmemiş. Biz. 3 . yani seyirciler. korkunç sonuçların oluşturulmasıdır. sıradan insan ne yapacak?”a geçeriz . gerisayım sona ermeden etkisiz hale getirmek zorunda olduğu onlarca filmi bir çırpıda hatırlarsınız.Sonuçlar Yaratın. çünkü ikinci bir düşmanı devreye sokarlar. Bu karakterler inandırıcı olmalıdır.Gerilimi Artırın. 8 . Biz bombanın orada olduğunu biliriz. Arada sırada hikayeye bir sürpriz dönüş (“twist”). o şey bizim. Kadının. Bu olaydan birkaç yıl sonra bir başka uzay mekiği uzaya gidecekti.Sürpriz Kullanın. 5 . 2 . Kendilerini bir davaya adamış iki güç. Challenger uzay mekiği patladığı zaman çok sayıda insan üzüldü. 9 .Çatışma Yaratın. Örneğin özdeşleştiğimiz ve önemsediğimiz bir çifti göz önünde bulundurun. KIZIL EKĐM (“The Hunt For Red October” – Sean Connery) filminin torpido ateşleme sahneleri özellikle heyecanlıydı. Bir tehlike beklentisi yaratın. bu tür düşmanlara çok güzel bir örnek teşkil eder. daha sonra ana karakterinizi bu düşmanla kapışmaya sevk edin. genç bir suçlunun ahlaken kendini kurtarması da. ama bir kadın bebek arabasını güçlükle merdivenlerden yukarı çıkarmaya çalışmaktadır.Gezgin) 7 . Ness kapışmaya hazırdır ve yerini almıştır. kendileri vasıtasıyla duyguların bize geçtiği aracılar olarak hizmet görürler. Goliath gibi güçlü bir düşman koyun. Bir önceki maddeyle yakından bağlantılı olan bir şey de. Hepimiz Kaptan Kirk’in bırakın onu yenmeyi.Duygu Uyandırın. patlamak üzere olan bir bombayı.

Şüpheyi Sürdürün. David Trottier (http://www. Seyircileriniz gerçekten heyecan duyacaklar. bu filmdeki herkesin ölebileceğini fark ederiz.Dorothy’yi yakaladığında bir kum saatini ters çevirir. Neden? Çünkü bu sonucun gerçekleşebileceğine dair ciddi bir şüphe vardır. Genç bir kız raylara bağlanmıştır. Acaba Batman kız tren tarafından ezilmeden önce kızı kurtarabilecek mi? Alın size örtülü. Dorothy’nin ne zaman öleceğini bilmememize rağmen endişeleniriz. 10 . Sonra bu çantayı küçük bir kız alır ve çanta patlar. Siz de örtülü bir zaman sınırlaması yaratabilirsiniz. Elliot Ness’in küçük kızı ve karısı için bütün film boyunca endişeleniriz.hollywood. Eğer bir sahnenin ya da filmin nasıl sona ereceği ile ilgili akla yakın bir şüphe varsa. gerilim artar. DOKUNULMAZLAR’ın açılış sahnesinden Capone’nun adamlarından biri bir dükkana içi patlayıcı dolu bir çanta bırakır.net/) (Not: Yazının çok az bir bölümünde tarafımdan güncelleme yapılmıştır – Gezgin) 234 . Hitchcock “şiddet tehdidi şiddetten daha güçlüdür” dediğinde haklıydı. ya da suni bir zaman sınırlaması. Yukarıda anlatıla araçlar birbirleriyle yakından bağlantılıdır. “Đşte bu kadar yaşayacaksın tatlım” der. Bunları kendi senaryonuzu yazarken akıllı bir biçimde kullanın. Bu noktada.

Đngilizce ya da bilgisayar kullanmasının zorunlu olduğu durumlar yaratır. Bunun en yaygın kullanılan versiyonu. B kişisi onun Y'den bahsettiğini zanneder. Bunlar zamana yayılırlar.KOMĐK NEDĐR? Komik nedir? Neye güleriz. ama B kişisi onun bir cinsel ilişkiyi ya da cinsellikle ilgili birşeyi anlattığını düşünür. Ya da Kadir'in ailesi. Hülya'nın kocasının ikiz 235 . Örneğin kadir Zühtü beyin yanında işe girerken Đngilizce ve bilgisayar bildiğini söyler ama aslında bilmemektedir. Örneğin Amerika'dan bir müşteri arar ve Zühtü Bey onunla Kadir'in konuşmasını ister. yalan söyleyen kişiyi paniğe sokar ve daha fazla ve daha az gerçekçi yalan söylemeye iter. bildiğini sananlar ise iki seksen uzanıyor (Bu iki seksen lafının bir mezarın boyutları olduğunu yeni keşfetmiş durumdayım. yeni işine girebilmek için bekar olduğunu söylemiştir. Meğersem 200cm x 80 cm'ymiş). Eskiden 280 cm zannediyordum. Ama kaldığı eve girebilmek için de Zühtü bey'e. Etrafındakiler ise durumu anlamaz. Yani A kişisi diyelim ki araba tamirinden bahsetmektedir. onu gerçekmiş gibi gösterecek yeni açıklamalar yapmalısınız." vb. Tahmin edeceğiniz üzere bu yanlış anlama. konu "ıslık" çalmaya geliyordu bir şekilde. Ama bu yalanları. beyaz yalanlardan ayıran bir başka özellik daha vardır. sıradan birini çok önemli biri zannetmek. Yanlış anlamaların bir türü de. 2) YALANI SÜRDÜRME: Hepimiz günlük hayatta yalan söyleriz. söylenen bir yalanın ortaya çıkmasını engellemek için üretilen yeni yalanlardır. ünlü sinema yıldızı Anna Scott (J. açık verme ve yakalanma ihtimali de artar. Bir de insanların. Gelecekte de bu yalana sadık kalmalı. Susan'ın anne ve babası akşam yemeği için ziyarete geldiğinde. Bunun cevabını bilenler ve uygulayanlar çok para kazanıyor. çok ünlü birini de sıradan biriyle karıştırmaktır. "En Son Babalar Duyar" neredeyse tamamen bu öncüle dayanır: Kadir'in yalanları ve bunları korumak için ürettiği yeni yalanlar. Zühtü bey de bunu kanıtlamaları için Kadir'in babasından ud çalmasını ister. Yani bu tür yalanları bir kere söyleyip sonra unutamazsınız. Sosyal ilişkilerimizin sürtüşmesiz bir biçimde devam etmesi için bu tür beyaz yalanlar kaçınılmaz. ıslık çalmayı "mastürbasyon" yerine kullanılan bir metafor zannediyordu. hatta zorunludur. Senaristler. Daha ileride bu listeyi geliştirebiliriz: 1) YANLIŞ ANLAMALAR: Hikayede A kişisi X'ten bahsederken. çok komik diyalog ve sahnelere yol açıyordu (Yanlış hatırlamıyorsam "My Dinner In Hell" bölümünde). Birincisine örnek olarak Charlie Chaplin'in "Büyük Diktatör"ü örnek verilebilir. Yemeğin ilerleyen saatlerine kadar da dünyaca ünlü bu oyuncuyu tanımıyordu. Nelerin komik olduğuyla. Đşin kötü tarafı Steve. Bu. çok daha ciddidir. Bu filmin bir sahnesinde. Çünkü yalan ile kurtarılmak istenen durum. Đşte komik olan. daha doğrusu ne gibi durumlarının komik hikayelere yol açtığı ile ilgili aşağıda deneme nitelikli bir liste var. Đkincisine örnek de "Notting Hill" filminde var. Grant) evinde bir yemeğe katılıyordu. Büyük bir ihtimalle gururumuzu kurtarmak için söylenir bu yalanlar. yalıya taşınabilmek için kendilerinin köklü bir Đstanbul ailesi oldukları yalanını söyler. Bunun en komik örneklerinden birini "Coupling"de görmüştüm. hatalarını ve zayıflıklarını örtmek için söyledikleri yalanlar vardır. neye gülmeyiz? Bunlar çok kritik sorular. Genelde zaman geçtikçe ve yalanlar üst üste biriktikçe. saçın ne güzel olmuş!" "O kravat sana çok yakışmış. onun bu yalanlarını sınamak için hep. Çözüm olarak babaya playback yapılır! Bir başka örnek: Kadir. "Aa. En büyük komedi kaynaklarından biri budur. Oradaki insanlardan biri de (borsacı genç) Anna Scott'u tanımıyor ve ona sıradan bir oyuncu muamelesi yapıyordu. Roberts) William'ın (H. Bu durumda daha yaratıcı olmak zorunda kalırız. Ama ortamda başka Đngilizce bilen olmadığı için Kadir adama "The number you have dialed cannot be reached at the moment" der sürekli. Y = Cinsellik olduğu durumdur.

"GORA"da sıradan bir halı satıcısı olan Arif'in uzaylılar tarafından kaçırılıyor ve Komutan Logar ile mücadele ediyordu) da garantili bir gülmece kaynağıdır. bir çok komik sahne elde edeceğiniz kesindir ("Özel Bir Kadın" / "Pretty Woman"). komedi açısından daha makbuldur ve toplumda bile bu insanları anlatmak için özel bir terim üretilmiştir: sonradan görme). gerçekçi bir biçimde yapmalıdır. görev icabı çevresindeki insanlardan daha üst konumda olmasıdır. Ama durumu kurtarmak için arkadaşlarını da bu yalana katılmaya zorlar. Bunların en komiklerinden biri. Arkadaş hatrına bir yalana katılan insanlar. ün. "Coupling"de Sally'nin yaşlanma korkusu da bir davranış aşırılığı özelliğidir. karakterlerin ille de bu özelliklerinin üstesinden gelmeleri gerekmez. aşırı özgüvenliler. yani onları aşırı davranışlarının tam aksi biçimde davranmaya itecek durumlar yaratmalıdır.) Bu yöntemin çok sık kullanılan bir alt dalı. ya da ancak korkusunun üzerine gittiğinde elde edebileceği bir ödül (para. "Ekmek Teknesi" böyle davranış aşırılıklarına sahip insanlarla doluydu. Đşin ilginç yanı. aşırı maneviyatçılar. sevdiği kadınla ilişkisini sürdürebilmek için obsesyonları ile mücadele ediyor ve bu mücadele filmin temel komedi kaynağı haline geliyordu. O mahalledeki hemen herkes az ya da çok çıldırmış gibi davranıyordu. Aşırı korkakları cesur olmak zorunda kalacakları durumlara sokmalı. alt ekonomik sınıftan gelmiş biridir ve bu sınıfın davranış özelliklerini aynen koruyarak üst ekonomik sınıfta varlığını sürdürmeye çalışmakta ve herkesi hem güldürmekte hem de sinir etmektedir. kendisini bir mimar olarak tanıttığı bölümdür. Hülya'nın bu noktadaki isyanı çok manidardır: "Artık hangi yalanın neresindeyiz hatırlamıyorum Kadir!" "Coupling"'de bu durum genelde Jeff'in başına gelir. Bir insan nasıl korkusunun üzerine gitmeye karar verir? Ya daha büyük bir korku kaynağı ile karşılaşmıştır. gülmeceyi yaratmak için bu insanların aşırılıklarını test edecek. ilginç dramatik olaylara neden olurlar. Örneğin "Benden Bu Kadar" ("As Good As It Gets") filminde Jack Nicholson obsesif bir yazar iken. vb..kardeşi olduğu yalanını söyler. "Çocuklar Duymasın"da Haluk. Ve bu özelliği hemen her bölümde komik durumlara yol açar. Hızla zengin olan ya da hızla fakirleşen insanlar da buna örnek verilebilir (Birincisi. aşırı gururlular. modern bir çağda modern olmayan bir davranış 236 . Ama bunu. Bir tek fırıncı Nusrettin ve karısı Ayhan hariç. çok zengin bir işadamının yanına koyarsanız. aşırı oburlar. (Bu da ilginç bir yöntemdir. aşırı gururluları da gururlarını ayaklar altına alıp eylemde bulunmaya itmelidir. Çünkü idare edilen iki kişi genelde aynı anda aynı yere gelme eğilimindedir ve idare eden kişi buna engel olmak için akla karayı seçer. ("The Man With Two Legs") Benzer durumların Seinfeld'de en çok kimin başına geldiğini tahmin edin bakalım: GEORGE COSTANZA! Zaten Costanza'nın en belirgin özelliği kronik bir yalancı olmasıdır. aşırı untukanlar. aşırı cimriler. Tabii ki senarist. Hatta onları bu özellikleri ile severiz. aynı anda iki kişiyi (genelde iki sevgiliyi) idare etmeye çalışmaktır.. Oysa böyle bir şirket bile yoktur. Bu davranışı özellikle bir cenaze töreninde çok komik durumlara yol açıyordu. aşırı maddiyatçılar. Örneğin işe gelirken bindiği trende tanıştığı güzel bir kadına bir bacağının takma olduğunu söyler her nedense! Sonra bu kadınla ilişkisi gelişir ve birlikte olma aşamasına gelinir. sevgi. Bu durum istisnasız çok komik sonuçlar doğurur. Ama bir yerde açık vererek yalanın ortaya çıkmasına de onlar yol açar. 4) DAVRANIŞ AŞIRILIKLARI: Her türlü davranış aşırılığı komiktir.) vardır. TV dizilerinde ise. Sıradan bir hayat kadınını. aşırı cimrilere paralarını savurtmalı. 3) ZIT KONUMA GEÇME: Üst sınıftan ya da üstün nitelikleri olan birini sıradan koşullara koymak ("Đnanılmaz Aile"de süper kahramanlar sıradan insanlar gibi yaşamaya zorlanıyordu) ya da sıradan nitelikleri olan birini üstün koşullar içine koymak ("Gerçek Yalanlar"da sıradan bir memur olan Jamie Lee Curtis'in teröristlerle mücadeleye karışıyor. Ama Jeff pantolonunu çıkaramamaktadır zira çıkarırsa bacağının takma olmadığı ortaya çıkacaktır. "Avrupa Yakası"ndaki Burhan. Bir başka bölümde de kendisinin Vandaley Şirketi'nde çalıştığını söyler. böylece çevresinde ona gülen insanlar ona bir şey yapamaz. Aşırı korkaklar.

Bu yöntem genelde komedi filmlerinin 3. yan rollerde bulunan insanlardır. "Vizontele"de Deli Emin. Senaristin istediği de budur zaten. Bu tipler. Yanlış anlamalardan. bu insanların yeni rolleri ya da kılıkları içerisinde yakalanmalarının bir tehlike yaratması ve buna rağmen bir çok hata yapmalarıdır.) 8) ÇELĐŞĐK DAVRANIŞLAR: Kendisinin çok cesur olduğunu söyleyen bir insanın bir saniye sonra bir fareden korkup masanın üzerine fırlaması. komedi daha güçlü olur (aklıma hemen "Rainman"den bir sahne geliyor. Ama biz bu işlere yüklendikçe sanki hayat da bize engel olmak için aynı derecede yüklenir (Newton'un etki-tepki yasası). Batman. Tom Cruise. Eğer kahraman. Bunlar genelde başrolde değil de. aptal ama sevimli birini (örn. maddeden farkı. Haluk'un anakronistik (bu tür afili kelimeleri öğrenmenizde fayda mülahaza ediyorum.. Eğer o rolü mükemmel bir biçimde yerine getirirlerse. seyredilmesi keyiflidir. Dizinin en komik bölümleri. "Hababam Sınıfı"nda Đnek Şaban). Filmlerde de bazı aşırı davranışlı insanlar değişmez. çevrelerindeki sosyal düzeni bozacak davranışta bulunur ya da sözler söylerler (Örn.. bir zenginin yoksul gibi davranması ("Yalancı Yarim"de aslında bir bankacı olan Tarık'ın şoförlük yapması) bir cahilin bilgili gibi davranması (Ekmek Teknesi'nde Ayhan'ın kardeşi).e. Bunun üzerine Tom eline çatalı alır ve 4 köfteyi bir hamlede ikiye böler. her zaman çok komik sonuçlar verir. evli birinin bekar gibi davranması ("Kadın Đsterse" Dizisinde Cihan Ünal'ın çapkın arkadaşı Cavit). "Bazıları Sıcak Sever" / "Some Like It Hot". bir alimin cahil gibi davranması. çok içten gelen bir tavırla. Burada dikkat edilmesi gereken şey. arada geçen zamanın çok kısa 237 . 7) ACĐL ĐSTEKLERĐN ENGELLENMESĐ ve BU ENGELLERĐN YARATICI BĐR BĐÇĐMDE KALDIRILMASI: Hepimiz günlük hayatta zaman zaman bazı işleri acilen halletmek zorunda kalırız. ya da iki üç askeri kovalayan Han Solo'nun iki saniye sonra on beş asker tarafından geri kovalanması. dürüst olduğunu söyleyen birinin hemen bir sonraki sahnede yalan söylerken görülmesi (özellikle bu davranışı "Scrubs"ta J.her bölüm . onların yerini alan iki zenci polisin onlar gibi davranmak zorunda kalmasından kaynaklanıyordu.J. 5) DELĐLER VE APTALLAR: Dördüncü maddenin bir alt dalı olarak. "zamana uymayan" demek) davranış kalıbının modernlik tarafından tehdit edildiği bölümlerdir. ortada gülünecek hiçbir şey olmaz. "White Chicks". "Coupling"de Jane .Londra'dan ayrılmadan önce onu son bir kez görmek için yaptıkları. sevgilisi Anna .. delilerin ve aşırı aptalların da çok komik olduğu söylenebilir. sıradan bir insana Tanrı'nın güçlerinin verilmesi ("Bruce Almighty"/"Aman Tanrım") vb.. 6) KILIK ve ROL DEĞĐŞTĐRME: Bir kadının erkek gibi davranması (TRT'deki "Ters Köşe" Dizisi. kendini beğenmiş. perdesindeki doruk noktasında kullanılır. içine biraz deli. Superman.. otistik kardeşi Dustin Hoffman'ın 8 köfte istediğini fark eder. gerçek dışı çatışmalara kadar bir sürü şey olur.D.ve Jeff . bir rokçunun ("School of Rock") ya da bir polisin ("Kindergarten Cop"/"Anaokulu Polisi") öğretmen gibi davranması. bir ara yayınlanan ve Şevval Sam'ın başrolünü oynadığı "Müjgan Bey". Sorun hallolmuştur. "Taş Fırın Erkekliğini") devam ettirmeye çalıştığı için abartılı kalıyordu. "Shakespeare In Love" filminin başlarında Gwyneth Paltrow'un erkek kılığına girip tiyatroda oyunculuk yapması). film boyunca aptal. (Örn. Örneğin Wayans kardeşlerin "White Chicks" ("Đki Fıstık") filmindeki sosyetik sarışınlar.özellikle "Jane and the Truth Snake" bölümü . bir erkeğin kadın gibi davranması ("Tootsie".. Bu kimliğin ortaya çıkma olasılığı. Süper kahramanların çoğunun gizli bir kimliği vardır: Örümcek Adam.) . bencil insanlardır. Doubtfire"). Eğer senaryonuzun biraz fazla kuru olduğunu düşünüyorsanız.Hugh Grant . yeter. Bulundukları yer ve saatte bunu gerçekleştirmek zordur. "Mrs.biçimini (i. bekar insanların zorunluluktan evli gibi davranması ("Greencard" Depardieu ve McDowell). hem komik hem de gerilimli sahnelere sebep olur. bir sahtekarın dindar biri gibi davranması ("Yırtık Rahibe" W. Bu maddenin 4. Roberts . Đşin komikliği. bu saçma engelleri aşmak için yaratıcı yöntemler kullanırsa. Biz o işin ne kadar acil olduğunu tekrar tekrar vurgulasak da karşımıza sanki daha saçma engeller çıkar.de çok görürüz). bir yoksulun zengin gibi davranması. "Seinfeld"de Kramer. Bu gibi durumların yaşanması zor. Ve filmin sonuna kadar böyle kalırlar. "Notting Hill"in finalinde William'ın . Goldberg). "Notting Hill" de Spike) yerleştirin.

3. 12) SAÇMALIKLAR: Şimdiye kadar anlattığımız maddelerin hepsi. Ben Stiller'in canlandırdığı kahraman tuvalette bir "fermuar kazası" yaşıyordu. daha fazla gülmemize neden olur.. 10) ZORUNLU ORTAKLIKLAR: Bir işi başarmak için birbirini kollamak zorunda olan düşmanlar ya da zıt karakterli insanlar da komiktir. Vah Mary"de ("There's Something About Mary") filminde görüyoruz. Hareket komiğinin babası Charlie Chaplin'dir. Bunun bir örneği. zıt karakterli yapışık kardeşler vardır. Sosyal düzeni hareketleriyle bozan insanlar. Perdede ya da ekranda birini utanç verici bir durumda gördüğümüz zaman bilinçaltı düzeyde hemen o kişiyle özdeşleşiriz ve çok sanki o durumdaki kişi bizmişiz gibi yoğun duygular yaşamaya başlarız. TV'den örnek verirsek. Burada. yöntemde anlatılan yanlış anlaşılma durumu da ortaya çıkar. "Ben Robot"ta ("I Robot") Del Spooner (Will Smith) ile robot psikoloğu da başlangıçta birbirine gıcık oluyorlardı. bu sayede milleti gülmekten kırmaktadır. Mr Bean (Rowan Atkinson) de öyle. ama olayı neredeyse bütün mahalle ve hatta itfaiyeciler bile öğreniyordu. utanmanın yanına 1. sahneye aniden çok farklı bir boyut katar. istisnasız kahkahalara yol açar. Utanmanın çok komik bir duruma yol açtığı bir sekansı "Ah Mary..." Başkasının (hikaye kahramanlarının) başına gelen utandırıcı olaylar. gerçek hayattaki koşulların zorlanması ile oluyordu. "Đmkansız Aşk" dizisinin sanırım ikini bölümünde Ebru Gündeş ve sevgilisinin elleri birbirine tutkal ile yapışıyordu. 90'larda "Cehennem Silahı" ("Lethal Weapon") da böyle başlamıştı . Aklıma bizden gelen ilk örnek "Đki Aile". (TRT'nin tek kanal olduğu dönemi yaşamayan gençler Buster Keaton'ın gelmiş geçmiş en iyi komiklerden biri olduğunu nereden bilecek? Bilemeyecek!). Hey gidi günler. kaynananızın başına geldiğinde güldüğünüz şeydir. Üstelik bu yabancı konuya tamamen yabancı da olacağı için. Eğer bu kaza sadece aile içinde ve tıbbi personel arasında kalsaydı hiç sorun (ve komik) olmazdı. Örneğin "48 Saat"teki Eddie Murphy ile Nick Nolte böyle bir ikilidir. Günümüzde Jim Carrey oldukça fazla hareket komiği yapmaktadır ("Yalancı Yalancı" / "Liar. her zaman gülümsemeyle karşılanırlar. Bir de insanları 238 . Güldürme gücünü de bu kısa süreden alır. "Coupling" dizisinin bir bölümünde ("My Best Friend's Bottom") görüyoruz. bu iki tanımı da kapsayan." Bir başka söz de şuydu: "Mizah acıtır.olmasıdır. eğer davranışlarının sonuçları trajik değilse. "Avrupa Yakası"ndan Burhan. otobüsten inerken başını donk diye çarpanlar. Kahramanın o utanç verici durumdan kurtulmak için çaresizce kalkıştığı işler.. Burada Steve. "Seinfeld"deki Kramer'dan gelir. Adamın Jerry'nin dairesine girişi her defasında izleyiciyi güldürür. (O filmin en hoş repliklerinden ikisi şudur: Adam (kadına): "Hayatta tanıdığım en akıllı aptal kişi sensin" Kadın (adama): "Sen de benim hayatta tanıdığım en aptal aptal kişisin. 11) UTANDIRICI DURUMLAR: Birisi komedi hakkında şöyle demişti: "Komedi. Bu hikayenin 2000'lerdeki versiyonu olan "Rush Hour"da Chris Tucker ile Jackie Chan. Onu Buster Keaton izler. ("Fermuar kazası"ndan neyi kastettiğimi anlamıyorsanız bir zahmet filmi bulunuz) Tek başına yapıldığında son derece normal olan davranışlar. Ama bir yandan da o kişi olmadığımız için rahatlarız ve duruma gülmeye başlarız. Adamın tek başına beden dili (ve konuşması) bile komiktir.). (Bu filmle ilgili eleştirim. son derece güçlü komedi kaynaklarıdır. Bu kuralın en ilginç uygulamalarından biri "Stuck On You" ("Takıldım Sana") filminde görülür. Kapıdan çıkıyorum diye cama girenler."). Durumlar ya da davranışlar komik olsa da olasıydılar. arkadaşı Sally'yi istemeden çıplak olarak görüyor. yüksek sesle hapşıran kişi (HAAAPPPŞUUUEEAAA!). Liar" filminin tuvalet sahnesinde kendini dövüşü. tamamen yabancı birinin yanında aniden çok komik bir hale bürünebilir. klasikleşmiş bir hareket komiği sahnesidir). Komiklik yönteminin yanı sıra. Çok ciddi ve sessiz bir ortamda. 9) HAREKET KOMĐĞĐ: Düşen insanlara hemen herkes güler (ben istisnalardan biriyim). Sahnenin çok komik olduğunu tahmin edebilirsiniz. Benzer bir hareket komiği. bu yöntemi de kullanmaktadır.serseri polis ve aile babası polis yan yana. Bunu takip eden olayları (Jeff'in yorumlarını örneğin) tahmin edebilirsiniz. Alakasız bir seyirci. Aynı mekana tıkılan zıt karakterler de bu kategoriye girer. Sanarist'in ilk yazısını teşkil eder. Ve uzun bir süreyi birlikte geçirmek zorunda kalıyorlardı.

Saklanan ya da saklayan kişiyle hemen özdeşleşen seyirci. topluluk içerisinde cinsellikle ilgili konuların konuşulması ya da ima edilmesi. Saklanan kişi de buna uygun olarak harekete geçer ve kendine yeni saklanacak yerler bulur. Diğer tabu konular da. Araştırın. ima yoluyla. Sürekli olarak tabuları işleyerek yapılan komedi.henüz. ama gülmenin diğer boyutlarından biri olan zeka'dan yoksundur ve uzun süre etkili olmaz. Bir kişi kendisini. Ve bu tür ortamlarda edilen küfür. TV'lere bakılırsa. Gülme eylemini gerçekleştirmek açısından işe yarar. Bunda da bir zarar yoktur. Burada dikkat edilmesi gereken şey. ben de size "ayıp" kelimesinin size çağrıştırdığı durumlardır derim. ve geriye sadece Türk TV dizileri kalsa. o mekandaki diğer insanlardan gizlemeye çalışırken genelde çok komik durumlar ortaya çıkar. seyirciden kahkaha almayı başarır. TV'de en fazla bir iki uzak imaya yer vardır . Đleride ne olur bilmem. cinsellik kadar olmasa da. "Hot Shots". Bu tür komiklikler genelde parodi niteliğindeki filmlerde görülür: "Arabesk". 14) GĐZLĐ (YAKALANMA KORKUSUYLA) YAPILAN ĐŞLER: Aslında bu madde. De. vb. "Uçak". Bu nedenle cinsel konuların işlenmesi sadece sinema filmlerine bırakılmalıdır kanaatimce. (Ülkemizde özel televizyonlar ilk çıktığında çekilen dizilerden bazıları bu hataya düşmüştür. (Eğer bir gün dünya üzerinde insan soyu yok olsa. gülmeye en hasret izleyici bile. (Retorik bir anlamamaydı o tabii ki. Hayatın bu kadar önemli bir alanının tabu olmasının komikliğini bir yana bırakırsak. "bayağılaşma tehlikesi"dir. Ama yerli bir "Coupling" için en az 10-15 sene var diyorum ben . insanların nasıl olup da ürediği konusu. Söylenen şey komik olmasa bile! Bu nedenle. normal toplumsal ortamlarda küfrün tabu sayılmasıdır. ve bu diziler uzaylıların eline geçse. orada olan kişiye davranış yoluyla yalan söylenmektedir. Sözlü mizahta da bu duruma çok rastlıyoruz. 239 . ve saklanan kişinin yakalanmamak için çarnaçar başvurduğu yöntemlere güler. Zira burada da bir durum (orada olma durumu) gizlenmeye çalışılmakta. akıllı bir senarist. Türklerin hayatında cinsellik diye bir şey neredeyse yok gibidir. ekranda ya da perdede küfredilmesinin seyirciyi neden güldürdüğünü anlamadığımı söylemiştim. cinselliğin bu tabu olma özelliğini kullanarak. günlük hayatının eylemlerini yaparken "her nedense" saklanan kişinin bulunduğu yerlere gitme eğilimindedir.. bir süre sonra seyircide bıkkınlık yaratır. cinsellikle ilgili konular. bulun! Eski yazılardan birinde. "GORA". Yine de ayrı bir madde olarak ele alınacak kadar kendine özgü özellikleri vardır. genelde kahkahaya yol açar. insanları güldüren sahneler yazabilir. Türk "anadamar" televizyonculuğu cinsellik konusunda tamamen sterildir denebilir. (Medeni olmayan "ilkel" kavimler ise bu konuda gününü gün etmekle meşguldür . Böyle bir durumda o mekandaki kişi. yakalanma olasılığı ortaya çıkınca heyecanlanır. Her iki durum da kendine özgü komiklikler yaratır.).. 13) CĐNSELLĐKLE ĐLGĐLĐ / TABU KONULAR: Cinsellik. hiçbirşeyden habersiz de olabilir. topluluklar içerisinde açık bir biçimde konuşulmaz. Bunları tekrar izlemek mümkün değildir zira sağlam bir dramatik yapıları yoktur. seyircide otomatikman tabunun ihlaline dayalı gülme refleksini ortaya çıkartır.o da şifreli kanallarda. o mekanda birinin saklandığını biliyor da olabilir. "Scary Movie". Haberli olan kişinin bir kaç defa kıl payı saklanan kişiyi kaçırması makbuldür. Tadında olduğu sürece tabii. "Top Secret". "Kahpe Bizans". yeryüzündeki "medeni" toplumların hemen hepsinde "tabu" bir konudur. Bu nedenle. "Bizde cinsellikten başka tabu olan şeyler nedir?" diye sorarsanız. ya da bir başkasını. esprilerin belirli bir hikaye eksenine oturtulmasını bekler. Aslında bütün mizahçılar yer yer saçmaya başvurur.) Bu gülmenin nedeni. kafalarını yüzyıllar boyunca meşgul eden bir konu olarak kalacaktır!). "Yalanı Sürdürme" maddesinin bir versiyonudur denilebilir.güldürmek için tamamen saçma davranış ya da sözlerin kullanıldığını görüyoruz. Yakın zamanda bu absürdlük hatasına düşen dizi hangisiydi bilin bakalım: Kadir Çöpdemirli "Deli Duran"). Habersiz kişi de ise durum biraz daha ilginçtir: bu kişi. Cem Yılmaz'ın esprilerinin bir bölümü bu yönteme dayanır mesela. Zira. Bütün bir dramatik eseri saçmaya dayandırmak ise yanlıştır. bunları yayınlatabilir mi? Pek değil.

. O kadar acele etmeyin." Yani önce hikaye anlatmayı öğrenin. Eğer bu sözü anlamıyorsanız. Yani kahramanımız.. *** Şimdilik aklıma gelenler bu kadar. Hangisini kullanacağınız. hem de önemli bir görev yerine getirmek durumundadır. Bu yazıda ele aldıklarım. genel olarak hikaye bazlı komikliği ele alıyor. hikayenizin gidişine bağlı tabii. o sahnedeki en komik an olma potansiyelini taşır. odanın ortasında. hemen bir sitcom yazalım ve köşeyi dönelim" diye düşünüyor olabilir. Başka bir yazıda. Özellikle de saklanan kişinin o an verdiği tepki. Ama bir iki dakika süren gerilimli bir arama sürecinin sonunda saklanan kişi yakalanırsa. hem yakalanmamak. Tam arşivlik. Ben bile beğendim. komiklik son derece azalır.. *** Güzel bir yazı oldu galiba. ya da kimsenin gülmediği bir komedi filminiz olur. daha önce yeterince iyi anlatılmışsa. Aksi takdirde hızla yayından kaldırılan bir diziniz. 240 . sahnenin dramatik değeri yükselir. Kural: Mekandaki kişinin saklanan kişiyi bulması durumunda ortaya çıkacak olan hadise ne kadar büyükse. saklanan kişinin. komedi ise odanın kenarlarında olan şeydir. sahnenin komedi potansiyeli çok daha fazla olur. Ama bu listenin daha da gelişeceğini tahmin ediyorum. Zira yukarıdaki yöntemler. Bir başka deyişle bu yöntemler. Eğer bu işin ne olduğu ve önemi. sahne içinde ve diyaloglardaki komikliği ele alacağım. Kimin lafıydı hatırlamıyorum: "Hikaye. "erkek arkadaşını abisinden saklayan genç kız" "polisten / dükkan sahibinden saklanan hırsız" gibi durumlar daha fazla komedi potansiyeli içerir. bu saklanma hadisesi o kadar komik olur! Mekandaki kişi ile saklanan kişi arasında hiçbir husumet yoksa. yazarlık işine hiç girmeyin. Şimdi bazılarınız "Đşte en sonunda komikliğin sırrını öğrendik. hikaye anlatma becerileriyle birlikte kullanılmadıkları takdirde çok az işe yararlar. o mekanda önemli bir iş yapmak zorunda olmasıdır. gerekirse yeni kategoriler oluşturalım.. Benim aklıma gelmeyen şeyler olursa yazın.. Güldürmeyi bunun üzerine ekleyebilirsiniz. Bu nedenle "sevgilisini kocasından saklayan kadın". Saklanan kişi paçayı kurtarabilir de.. yakalanabilir de. ancak ve ancak sağlam bir hikayenin üzerinde kullanıldığında etkilidir.Daha ilginç bir olasılık.

okuduğu kitaba ya da izlediği filme kendini kaptırdığı için etrafında olup bitenleri fark edemeyen insan – gg. Aşırı miktarda duyusal uyarım da. Bütün bu duyu modaliteleri. temel cezalandırıcılar (ceza – gg) olarak iş görürler. ister uykuda ister uyanık. Duyusal uyarım. kaygı ve yüksek tansiyon gibi olumsuz duygulara yol açar. Bedenimizin içindeki çeşitli kaynaklardan (örneğin. (Yani. karanlık bir odaya girdiğimizde ışığı açarız. duyusal girdilerin çok az ya da çok fazla olması. duyu sistemlerine giren uyaranların miktarına bağlı olarak. optimal miktarda ve nitelikte duyusal girdi tarafından uyarıldıklarında insana haz verirler. gerginlik. Beynimizin çok aktif olduğunu ya da tamamen durgun bir hale girdiğini de hissedebiliriz. temel pekiştireç (ödül – gg) olarak işgören. kalbimizin çarpması. beyin) gelen uyaranları algılayan içsel duyu organları da vardır. işitme.V. . dokunma. daha az ya da daha fazla değil – gg). bize. optimal bir duyusal uyarım düzeyi vardır.ÇOK ÖNEMLĐ BĐR YAZI DUYUSAL UYARANLAR (Sensory Stimuli) Duyusal (yani görme. bir pekiştireç ya da cezalandırıcı olabilir. Bu iki uç arasında. uyaran kolajının her tarafından – bedenimizin hem dışından hem de içinden .I.). bu beş duyumuza o kadar çok duyumsal uyaran girer. Bu algılayıcılar bizim heyecanlanınca içimizin pırpır etmesi. kendilerine gelen uyarıları OPTIMAL düzeyde tutmak için ayarlama yaparlar: gün ışığında gözümüzü kısar. Normal uyanıklık halinde.M. Đnsanlar. sizi uyaran bu dış kaynakların hem miktarı. 241 . Düşünceler. davranışlarımızı günün her saatinde etkiler. insanlar zihinsel uyarımdan aldıkları zevk yüzünden dışsal uyarımları göz ardı edebilirler (Örn. koklama. gündüz düşleri bize o kadar çok ilginç duyusal uyarım sağlayabilir ki. işitme. Dışsal ve içsel kaynaklardan çok az uyarım aldığımızda. Çevremizde ne kadar çok şey meydana gelirse. ile ilgili) uyarılma. günlük hayattaki en önemli pekiştireçlerden biridir. Biz beş duyumuz (görme. *** MĐKTAR (NĐCELĐK) Duyusal uyarım. tatma. fanteziler. SIKINTI şeklinde olumsuz duygular yaşarız. Bu tür uyarılma (stimulation). ister tek başımıza ister başkalarıyla olalım. hem de niteliği optimum/ideal düzeyde olmalıdır. ve dokunma) sayesinde sürekli olarak uyaranlara maruz kalırız. vb. kollarımızı ya da bacaklarımızı hareket ettirdiğimizde kaslarımızda meydana gelen kasılmalar gibi çok sayıda içsel tepkiyi de hissetmemizi sağlarlar.gelen uyaranların toplam miktarı anlamına gelmektedir.

Uyaran şiddetinin çok düşük olması ise insanların canının sıkılmasına neden olur. ANLAMLILIK Her uyaran. karmaşık ve şaşırtıcı uyaranlar ise daha fazla çeşitlilik sunarlar. az anlamlıdan çok anlamlıya doğru uzanan bir skala üzerinde yer alır. ve anlamlılığın miktarı da çok farklı olabilmektedir. Kimileri daha fazla uyarıcı ister ve kafein. Bir uyaran ne kadar yeni ve çeşitli ise. Başka insanlar ise heyecanlı bir hayat sürmenin ve zorlayıcı fiziksel aktivitelerin insanı doğal olarak “uçurduğunu” (high) fark ettiklerinden. değişken. bunları yaparlar. Parlak Yumuşak……………… Sert (Kaba) Bir uyaran ne kadar şiddetli olursa. çok miktarda ses) genelde rahatsız edicidir. kişinin deneyimlediği toplam duyusal uyarıma o kadar katkıda bulunur. beyni heyecan verici uyaranlarla doldurmanın doğal bir yoludur. yatmadan önce bir uyku hapı alırız. ÇOK (Yüksek) Anlamlı 242 . nikotin. monoton. Uyaran şiddetinin çok fazla olması (çok miktarda ışık. AZ (Düşük) Anlamlı …………………………. şiddetin. hayatın tuzu biberidir! Bildik. ve basit uyaranlar. bir başka uyaranın ise Çeşitliliği (V’si) ve Anlamlılığı (M’si) yüksek olabilir. duyusal uyarılma sağlama yetenekleri etkileyen en az 3 niteliği bulunmaktadır: 1) Çeşitlilik (Variety) 2) Şiddet (Intensity) 3) Anlamlılık (Meaninfulness) (yani VĐM – gg) Bütün uyaranlarda bu 3 Vim özelliği bulunmaktadır. kişinin uyaran kolajından deneyimlediği toplam duyusal uyarıma o kadar çok katkıda bulunur.. böylece duyularımızı uyarırız. Aktif bir biçimde hayatın duyusal harikalarını aramak. amfetamin ya da kokain alır. Örneğin bir uyaranın Çeşitliliği (V’si) ve Şiddeti (Đ’si) son derece yüksek olabilir.Eğer kafamız çok meşgulse. ÇEŞĐTLĐLĐK Çeşitlilik. ama farklı uyaranlarda bulunan çeşitliliğin. ŞĐDDET Düşük Şiddet …………… Yüksek Şiddet Sessiz ……………. Yeni. Yüksek Sesli Karanlık ……………. ya da düşünecek birşeyimiz yoksa bir dergi alır ya da TV’yi açarız. *** NĐTELĐK Uyaranların. bize düşük bir çeşitlilik düzeyi sunarlar ve SIKINTI’ya yol açma olasılıkları çok yüksektir.

Đyi senaryoların neden iyi olduğunu. Ondan sonra geceleri daha rahat uyuyabilirim sanırım. 243 . o kadar çok içsel ve dışsal tepkiye (cevaba) yol açar. Bir uyaran ne kadar çok anlamlı ise. demeyiniz. Bu kavramlardan bazılarını kullanarak birkaç yazı daha yazacağım. Eğer bilmiyorsanız vermezsiniz. Gefarlich: Eğer Almanca biliyorsanız. anlamı “tehlikeli” olan bu kelimeye tepki verirsiniz. *** Kaynak: Behavior Principles In Everday Life *** Psikolojiyle ilgili bu metin burada ne arıyor diyebilirsiniz.Eğer bir insan bir uyarana cevap (tepki) veriyorsa. o uyaran o kişi için anlamlı demektir. kötü senaryoların ise neden kötü olduğunu açıklamamızı sağlayacak çok önemli kavramlar anlatılıyor bu yazıda.

sinema seyircisi sinemaya "eğlenmek" için gider. genelde de sanat eserlerinin temel bir fonksiyonundan bahsetmek gerekiyor. bir cerrahtan (Jack) eski ününü kaybetmiş bir şarkıcıya (Charlie) kadar herkes vardır. Ya da heyecan verici bir aksiyon filmi ("Hızlı ve Öfkeli"). Ama önce. kahkaha attırmak anlamında kullanmıyorum.'e Devam Aşağıda yer alan ve çok önemli olduğunu iddia ettiğim. Kısaca özetlersek. (Ama dikkat: Bağımsız Sinemacılar için. ya da üzücü bir insanlık durumuyla ilgili bir film ("Schindler'in Listesi") de insanı "eğlendirir". bütün senaristlik kariyerinizi etkileyebilecek bir bilgi vereceğim: Filminizin / hikayenizin daha fazla "eğlenceli" olmasını sağlamanın en garantili yolu. "Karayip Korsanları". meşgul etmek. zira o kadar geniş bir cast'ı toplamak para ve/veya nüfuz ister). onun VIM'ini artırmaktır. dikkat edin) filmlerdir. ama kendi başına okunduğunda çok da önemli gibi durmayan bir yazı var: "V. "eğlendirmek"tir. Eğer siz de filminizin başarılı olmasını istiyorsanız. çok çeşitli karakter kullanmak biraz zordur. Aklıma ilk gelen örnek. Hemen örneklere geçelim. Đyi de bu ne demek? Şu demek: Bir hikayenin VIM'ini artırmak. hayatın devam etmesine yardımcı olan üretimsel eylemlerden farklı olarak. örneğin.M. Karakter Çeşitliliği Filminizde çok çeşitli ve ilginç karakterlerinizin olması. "Intensity" (Şiddet. Bu yönüyle sanat eserleri daha çok "keyfi" bir yapıya sahiptirler. o hikayeyi oluşturan unsurların "Variety" (Çeşitlilik). Bizi Avrupa'nın bir yakasından diğer yakasına sürükler dururlar. filminizin eğlendiricilik özelliğini arttırır. ardından Madagaskar'a ve Bahamalar'a. Bunun en doğal sonucu olarak. insanların zihinlerini ve ruhlarını eylemek.M. Konu Çeşitliliği 244 . filminizi olabildiğince eğlenceli yapmalısınız. seyircisini ağlatarak onu eğlendirebilir. yoğunluk). "mekansal çeşitlilik"in çok fazla olmasıdır. insanları en fazla "eğlendiren" filmler.I. Örneğin "Casino Royal" bizi Prag'da karşılar. Buradaki "eğlendirmek" sözcüğünü ille de güldürmek. Bu yazıda. "Lost" dizisi de karakter çeşitliliği açısından iyi bir örnek teşkil eder. Bütün James Bond filmleri hep ilginç mekanlarda geçer. Çok Önemli Bir Yazı". Dizide uyuşturucu kaçakçısı rahipten (Mr. Sanat eserlerinin en temel işlevi. *** Şimdi size. Sadece farklı mekanları göstermesi bile James Bond filmleri için bir cazibe nedenidir.V. Bu filmdeki karakter çeşitliliği. sonra da "Karadağ"a götürür. özelde sinemanın. filmin cazibesine büyük ölçüde katkıda bulunuyordu. orada anlatılan kuramsal bilgilerin uygulamadaki etkilerini anlatacağım. ÇEŞĐTLĐLĐK ÖRNEKLERĐ Mekansal Çeşitlilik "James Bond" filmlerinin başarısının en temel nedenlerinden biri. Trajik sonu olan bir film de. ve "Meaningfulness" (Anlamlılık)'ını artırmak demektir. en "başarılı" olan (en "kaliteli" demedim. "Bourne" filmleri de böyledir.I. Eko) kaza öncesi bacakları tutmayan bir karton kutu fabrikası çalışanına (John Locke).

Ama bu sadece aksiyonla ilgili durumlar açısından geçerli değildir. sınıf yolcular arasında yaşananlara kadar herşeyi izleriz. Bizde sık sık. 3. Oysa bir filmdeki unsurların. Görsel Çeşitlilik Bununla kastettiğim. Zira ortalama iki saatlik bir filme birden fazla konu sığdırmaya çalışmak riskli bir harekettir. çok etkileyici dört ya da beş sekans bulmaya çalıştıklarını söylerler. Yani filminiz. filmin içerdiği aksiyon sahnelerinin hikayenin geneline yayılmış yoğunluğu açısından mükemmel bir örnek teşkil eder. Yani filminizdeki aksiyonun belirli bir şiddette olması gerekmektedir. hikayedeki duygusal şiddetin belirli bir yoğunluğun üzerinde olması gerektiğini çok iyi bildiğini göstermektedir. şiddette olması gerekmektedir. Film hem bilgilendirme (Matrix nedir?) hem de eğlendirme (dövüş ve kovalamaca sahneleri) açısından tam dengededir. Bu da o konuyu derinlemesine bilmeyi gerektirir. William C. Hikayenizdeki bazı unsurların kısık ateşte değil de harlı ateşte olması. Bir romantik komedi yazıyorsanız. "Matrix" filmindeki efektler buna en iyi bir örnektir. Batacağını bildiğimiz bir gemide kaptan köşkünde olanlardan. Đlginç bir biçimde hem Stanley Kubrick hem de James Cameron. merkezdeki bir konunun alt dallarını araştırmaktır. Yani volümünün yüksek olması. seyirciyi etkileyeceğinden emin oldukları bu dört beş sekansı bulmadan. sıklıkta ve yoğunlukta) olması gerekmektedir. izleyicinin o filmden zevk alma miktarını artırır. Gelelim örneklere: "Matrix" filmi. eğer bir aksiyon filmi hikayesi yazıyorsanız. Burada yapılabilecek en iyi şeylerden biri. "The Fall") *** ŞĐDDET (YOĞUNLUK) ÖRNEKLERĐ Şiddet ("intensity") ile kastettiğim şey. Yani hikayede. seyirciyi hangi "janr" üzerinden duygulandırmak istiyorsa. "Titanic" bu konuda çok iyi bir performans sergiler. Bu da bu iki iyi yönetmenin. senaryo açısından zayıf kalmakta ve filmin çok kısa bir sürede unutulmasına neden olmaktadır. bir film çekmeden önce. Martell'in de söylediği gibi. Bu filmde sıkılacak tek bir saniye bile bulamazsınız. hiç üşenilmeden iki saatlik filmlere dönüştürülür. Bir çok Türk filminin en zayıf noktası. Başarısı da büyük ölçüde bundan kaynaklanır. on. Bir filmdeki görsel efektlerin çeşitliliği. insanda en fazla "hafif" bir duygulanım uyandıracak konular ve durumlar. o tür duyguları uyandıracak malzemelerin belirli bir şiddette (miktarda. Filminizin altmış beş yetmiş dakikasını diyaloglarla doldurup son on beş dakikasına aksiyon koyarsanız seyirci sıkılır. "Transformers" gibi filmler. görsel efektler. (Doğru dürüst bir senaryosu olmamasına karşın sadece görsel çeşitlilik sayesinde dikkate şayan hale gelen filmlere bir örnek olarak bkz. 245 . belirli aralıklarla hem romantik hem de komik sahnelere ihtiyacınız vardır. en geç on beş dakikada bir büyük aksiyon sahnelerine ihtiyacınız vardır. ve sonuçta da "Neden kimse filme gelmedi / filmi beğenmedi?" diye sızlanılıp durulur. içindeki malzemelerin aslında 2 saatlik bir filmi dolduracak miktarda ve şiddette olmamasıdır. insanların birbirlerine fiziksel ya da ruhsal açından zarar vermesi ("violence") değil. Ama burada da dikkat edilmesi gereken bir husus var (bu sözüm Holivut yapımcılarına!): Sadece görsel çeşitliliğin. filmi çekmeye kalkışmazlar.Bu biraz dikkat edilmesi gereken bir özelliktir. seyirciye görsel bir zenginlik sunmakla beraber. seyircinin evinden kalkıp sinemaya gelmesini sağlayacak yoğunlukta. filminizin başarılı olmasını sağlayacağını sanmayın.

. filmin ilk sahnesinden itibaren. Yani filminizin. Đçerdiği aşk hikayesi ve geminin batışını göstermek için sunulan görsel efektlerin yanı sıra. anlamlı birşeyler" söylemesi. başkalarının hayatını kurtarmak için kendi hayatını nasıl feda ettiği anlatılmaktadır. kaçınılmaz olarak. insanların. Đnsanlar iki saat bir öykü izledikten sonra. insanlara. böyle bir mesaj da beklerler. Hiçbiri anlamlılık açısından "Eşkiya"nın yanına dahi yaklaşamamıştır (Yavuz Turgul'un son iki filmi bile). içerik önemli değildir. insanlık durumlarıyla ilgili bir mesajı olmalı. Gerilim filmin sonuna doğru gittikçe artar ve final sahnesinde doruğa ulaşır. ilgimizi ayakta tutacak yoğunlukta verilmesinden kaynaklanmaktadır. bu "anlamlılık" boyutuyla ilgilidir. ne "GORA" ya da "AROG". ait oldu janr'ın gerektirdiği gerilimi hep doğru zamanlarda ve doğru miktarlarda verir. o kelime "fedakarlık" olurdu. Burada "anlam" derken kastım. Ve çok da önemli. 246 .. Son zamanlarda gişede başarılı olan hiçbir Türk filminin "anlamlılık" boyutu. "Eşkiya"nın benim en sevdiğim film olmasının nedenlerinden biri. Hele hikayelerin. Orada da önce tek bir askeri kurtarmak için kendi canını tehlikeye atan bir grup asker (Yüzbaşı Miller ve ekibi). insanlığın durumu ile ilgili anlamlı (ve mümkünse de "olumlu") bir mesajı olmalıdır. *** Gördüğünüz üzere. En az. *** ANLAMLILIK Filminizin seyircide olumlu ve yoğun bir tepki oluşturması için. hayır. Bu yüzden hikayenizin. Bu filmin başarısı da. "Eşkiya"nınki kadar derin değildir. ne "Babam ve Oğlum"."Đşaretler" filmi. Örneklere geçelim: "Titanic" bu konuda yine başı çekmektedir. senaryo teknikleri kadar önemli. "Aşık Şekspir" filmine bakalım. hepsi ya komiktir ya romantiktir ya da ikisi birdendir. filmdeki romantik ve komik unsurların. siz isteseniz de istemeseniz de. ne "Recep Đvedik"ler. "Titanic"i tek kelime ile anlatmak istesek. "Eşkiya" da. hayatla ilgili paradigmalarını oluşturmalarına yardımcı olma gibi bir fonksiyonu da vardır. VIM çok derin bir konu. ne "Vizontele"ler. senaryodaki gerilim öğelerinin doğru yoğunlukta (şiddette) ve doğru sıklıkta kullanılması yatmaktadır. bu hikayede insanların zor durumlarda ne gibi tepkiler verdiği ve birçoğunun. hikayenizin "anlamlı" olması lazım. içerik önemlidir. Her ne kadar modern kuramcılar. hayatı doğru bir biçimde algılama. insanlığı ilgilendiren konularda. "Aşık Şekspir"de sıkılacağınız tek bir sahne bile bulamazsınız. arkadaşı için kendi aşkını ve canını feda eden bir adam anlatılmaktadır. Ne "Kurtlar Vadisi Irak". Bu filmin bu kadar başarılı olmasına şaşmamalı. önemli olan biçimdir deseler de. Benzer bir durum "Er Ryan'ı Kurtarmak"ta da var. ne de "Issız Adam".. bu kadar az görsel efekt ile bu kadar büyük bir gişe başarısı yakalanmasının altında. Bu kadar küçük bir cast. sonra da ekibi için kendi hayatını riske atan bir başka asker (Ryan ve köprüyü savunanlar) anlatılmaktadır. "Đnsanları.

daha gemiden inmeden öldürülüyor. askere alınan gençlerin saçlarının kesilişine tanık oluyoruz. Kubrick. Alman askerleri tarafından savunulan bir sahile çıkarma yapıyorlar. adamlarını korunaklı bir noktaya getirmeyi başarıyor. askeri eğitimin ne kadar zor. Bu film şu anda da sinemaseverlerin koleksiyonunun ayrılmaz bir parçası. Hayatta kalanlar büyük bir güçlükle sahile çıkıyor. Đkinci bölümünde ise.USTALAR VE TEKNĐKLERĐ Bu sitede anlattığım tekniklerin sadece ticari sinema yapanlar (yazarlar ve yönetmenler) tarafından kullanıldığını zannedebilirsiniz. Oscar kazanmıştı. Daha sonra da bir keskin nişancı vasıtasıyla. Spielberg burada "Kahramanla Özdeşleşme" yazısında anlattığımız tekniklerden birini kullanıyor temel olarak: "Kahramanı tehlikeli bir duruma sok" (Yöntem 2). Spielberg'in bu filminin unutulmaz açılışında Yüzbaşı Miller (Tom Hanks) ve askerleri. ve yoğun ateşten kurtulmalarını istiyoruz. 2. acemi erlere Đngilizce'de edilebilecek en ağır küfürleri ardı arkasına sıralıyor. 247 . bu iki ana karakteri kullanarak bize gösteriyor. Bu görüntü. Ele alacağımız ikinci film olan "Full Metal Jacket" da. Durum hiç de öyle değil. Çavuş. Steven Spielberg'in en iyi filmlerinden biri. bildiğiniz sıradan tanışmalara benzemiyor. Bir çok yönden "Er Ryan"ın selefi de sayılabilir. biz de kendimizi o askerlerle birlikte o sahile çıkmış gibi hissediyoruz. Đlk filmimiz "Er Ryan'ı Kurtarmak". Đki usta yönetmenin. filmin bu ilk bölümünde en önce ve en güçlü bir biçimde özdeşleştiğimiz karakter haline geliyor. Filmin daha yazıları akarken. belki de en iyisi. Kubrick burada birinci özdeşleşme yöntemini kullanıyor: "Kahramana karşı sempati/acıma duygusu uyandır". sahilde konuşlanmış olan Alman askerleri tarafından. eğitimde tanıdığımız askerlerden birinin ("Joker") başından geçen bir olayı görüyoruz. Yüzbaşının adamlarının büyük bölümü. bir koridor açıyor. benzer temalı iki filmde kullandığı tekniklere bir bakalım. Filmin girişi o kadar etkili ki. Yazılardan hemen sonra izlediğimiz ilk sahne de. diğerini ise ("Pile") neredeyse boğuyor. bu genç insanların hayatında yepyeni ve zor bir dönemin başladığını çok güzel simgeliyor. acemi erlerin Eğitim Çavuşu ile "tanıştığı" sahne. Miller. ve zayıf/hassas kişilikli biri için ne kadar acı verici ve yıkıcı olduğunu. Kubrick'in ortadan çok net bir biçimde bölerek anlattığı bu hikayenin ilk bölümünde. Dünya Savaşı'nın kaderini belirleyen Normandiya Çıkarmasını ve sonrasında gerçekleşen bir olayı anlatan film. Stanley Kubrick'in başyapıtlarından biri. Amerikalı askerler büyük kayıplar veriyor. Bu iki karakter. Filmin ilk yarısına bakalım. Bu. orduya yeni alınan askerlerin eğitimini izliyoruz. askerlerden birini ("Joker") yumrukluyor. gösterildiği zaman büyük olay olmuş.

Ama şöyle bir cümle. diğer metinlerden çok belirgin bir biçimde ayrılırlar. yukarıdaki cümlenin hiçbir biçimde senaryoda yer almaması gerekir. Diğer metinlerde olan bazı şeyler onlarda yoktur. Sinema görsel ve işitsel bir medyadır. Tasvirler ise ya mekanları betimler ya da karakterlerin hareketlerini anlatırlar. • • • Karakterlerin hissettikleri Karakterlerin düşündükleri Perdede duyulmayan ya da görülmeyen olaylar senaryoya yazılmaz. Senaryoların genel özelliklerini madde madde inceleyelim: * Perdede görülmeyecek ya da duyulmayacak hiçbir şey senaryoya konmaz." Bir yönetmen bir senaryoyu eline alınca kendine şu soruyu sorar: "Bu okuduğum şeyi en etkili bir biçimde perdeye nasıl yansıtabilirim?" Yukarıdaki cümleyi ele alalım. buzdan bir heykele dönmüş T-1000’i açık seçik görebilmektedir. şunlardan hangisini perdeye aktarabilir ki? • • • • hayatın ağırlığı? bu ağırlığın dayanılmazlığı? sıkıntı? sıkıntı hisseden hücreler? Görüldüğü gibi bunlardan hiçbiri kameranın önüne konup filme alınamaz. Z'nin babasını kaybettiğini izleyiciye anlatmıyorsak. Z'yi canlandıracak oyuncuya karakterin gözle görülür bir yönü hakkında bilgi sağlıyor. Bunun dışında hiç bir şeyi senaryoya yazmamalıdır. bütün hücrelerinde hissetti. 248 . Diyaloglar. Ama şöyle bir cümle olabilir: "Z. benzetme yoluyla anlatılıyor. * Senaryolar diyaloglardan ve tasvirlerden (betimleme) oluşur." Đşte bu cümle yönetmene kaydedebileceği. babasını küçük yaşta kaybetmiş çocuklara özgü bir sertlikle. yaşlı adama karşı bir yakınlık hissetmişti. onlarda olan bazı şeyler de diğer metinlerde bulunmaz. kapıda duran adamlara baktı. Şu cümle de iyi yazılmış bir senaryoda kendine yer bulamaz: "Z. oyuncuya da canlandırabileceği bir malzeme sağlamaktadır." Burada bir bilgi verilmiyor. perdede görülecek şeyleri betimlemekle ve işitilecek şeyleri yazmakla yükümlüdür. bir senaryoda bulunabilir: "X'in yüzünde. karakterlerin söyledikleri sözlerdir. Bu nedenle bir senaryoda bulunabilir." Eğer senaryonun bir başka yerinde. Bu nedenle de senaryoda yer almamalıdır. Bu cümle. Bir örnek: Sıvı nitrojenin akışı durur ve buharlaşma başlar. babasını çok küçük yaşta kaybettiği için. yıllardır yaşadığı sıkıntıyı belli eden bir ifade belirdi. Yönetmen. Bu nedenle senarist. Nitrojenin neden olduğu soğuğun hemen kıyısında duran Terminatör.SENARYO YAZARKEN DĐKKAT EDĐLECEK HUSUSLAR Senaryo metinleri. profesyonel bir senaryoda göremezsiniz: "X. bir davranışın tarzı (stili). Örneğin şöyle bir cümleyi. hayatın dayanılmaz ağırlığından kaynaklanan sıkıntıyı. görüntüyle ya da diyalogla.

sonuçtan memnun olmuş bir halde silahını indirir. kaldırır. Fransız formatından sayfa ikiye ayrılır ve sol tarafa görüntüler. Amerikan tarzı yazılmış bir senaryoda.script-o-rama. T-1000’i milyonlarca ufak parçaya ayırır. Senaryonuz 200 sayfa ise. TERMINATOR Hasta la vista. Bu uygulamayı.com/snazzy/dircut. (Şahsen pek tutmadığım bir biçimdir. Eğer Đngilizce biliyorsanız http://www. bir “yeniden yazımı” kesinlikle düşünmelisiniz. eder. insanın kafasını tenis maçı seyreder gibi bir sağa bir sola doğru oynatması gerekir). Senaryonuzun film haline dönüşmeden önce bir çok kişi tarafından okunacağını unutmayın. * Tasvirleriniz çok uzun olmasın. Bir tatile ihtiyacı var gibi görünmektedir. gider. Burada görüntüler ve diyaloglar alt alta yazılır. 249 . (Bence çok daha “okuyucu-dostu” bir formattır). Bir de Amerikan formatı vardır. Biri Fransız.45’lik tabancasını çıkarır. Çok uzun bloklar halindeki (örneğin 10-15 satırlık) tasvirler okuyucuda büyük bir sıkıntı yaratır. (“Terminator 2: Kıyamet Günü” senaryosundan. Đki ana format vardır. bir çok senaryo kuramı kitabından çok daha faydalı bulacağınızdan eminim. diğeri Amerikan. sağ tarafa ise sesler ve konuşmalar yazılır. bebek. Böyle uzun tasvirleriniz varsa bunları 3-4 satırlık paragraflara bölmenizi tavsiye ederim. * Senaryo hakkında bilgilenmenin en iyi yolu senaryo okumaktır. BAM! Tek kurşun. Böylece okunmaları (ve beğenilmeleri!) çok daha kolay olur. sahne 194 F-G) * Senaryo formatlarını bilseniz iyi olur. Bu durumda 130 sayfalık bir senaryo aşağı yukarı 2 saatlik film eder. Daha fazla bilgi için Feridun Akyürek’in kitabına bakmanızı tavsiye ederim.htmladresinden senaryoları indirip her gün 10-15 sayfa okumanızı tavsiye ederim. Terminatör. çok ama çok gerekmedikçe tasvirleriniz 4 satırı geçmesin. Parçacıklar 7-8 metrelik bir alana dağılırlar. Yani “yapar. koşar. Genelde 1 senaryo sayfası 1 film dakikasına denk gelir. * Tasvir cümleleriniz genel olarak “geniş zaman”da olsun. ateş eder” gibi. * Senaryonuz (Amerikan formatında) 130 sayfadan uzun olmamalıdır.

Bu iki yöntemi kullandığınız zaman kesinlikle bir çatışma elde edersiniz. Miami'deki bir karakolda çalışıyordu! Yani adam hem suçlu. Bu nedenle başka insanların sırlarını ve yalanlarını izlemek hoşumuza gider.en azından çoğumuzu. bir yalan yumağı gibi gelir sık sık. Çatışma da ilginçtir ve birinci maddedeki ilginçlik koşulunun yerine getirilmesini sağlar. bu karakterin (mümkünse sevilen bir karakter olsun bu) sırrının ortaya çıkmasına sebep olabilecek durumların yavaş yavaş ortaya çıkmasını sağlamaktır. Kendisi "Katillerin katili" (yani polisin yakalayamadığı katilleri öldüren bir katil) olan Dexter Morgan. ve niyetlerini bilemeyeceğimiz için. Böylece adaletin elinden kaçmayı başaran suçluların cezasını kendi başına kesiyordu. Bunun için de A kişisi ile B kişisi aynı şeyi isteyebilir. ya da proaktif davranarak ahlakın ve yasaların sınırını zorlayan girişimlerde bulunmalıdır. Bunun için de.SIRLAR ve YALANLAR Dramatik eserlerin çok önemli iki özelliği vardır. Yabancı dizilerden güncel bir örnek olarak "Dexter"ı verebilirim. girilen zahmetler. kullanılan yöntemler ilginç olmalıdır. diğer uyaranlarla yarışabilecek kadar yeni/şaşırtıcı/ilginç/komik/korkunç/vb. Yani seyircinin ilgisini çekecek nitelikte olmalıdır. Hemen hiçbir zaman karşımızdaki insanların gerçek duygu. Hem de bütün iş arkadaşları iki sezon boyunca kendisini ararken! Sırlar ve yalanlar ile dolu bir hikaye. Yazdığınızı beğenmez. hayatının dengesi bozulmasın diye. gerçeklerin öğrenildiği anlar genelde hepimiz için şok anlardır. Yazdığınız senaryolara ilginçlik ve çatışma katmanın en garanti yollarından biri. Đlginç olan. acayip girişimlerde bulunsun. Sütlaçtaki süt ile pirinç gibidirler. hem de güçlü idi! Elinin altında bütün polis gücünün yetki ve bilgileri vardı. vb. *** Notlar: 250 . çevresindekilere anlamsız gelen ödünler vermeli. Yani bu karakterin etrafındaki kişiler bilerek ya da bilmeyerek bu kişinin sırrını ufak ufak öğrensinler. Bunun belki de binlerce örneği vardır. çok acayip işlere kalkışmalı. Dramatik yazarlıkta bu yöntemin işe yaraması için şu iki koşulun yerine getirilmesi gerekiyor: 1) Sır. Yakın zamanda Türk dizilerinden aklıma gelen ilk örnek "Beyaz Gelincik". 2) Bu sırrın korunması için yapılan şeyler. bize gerçek hayatın bir simulasyonunu sağlar. Yani bunlar olmazsa olmaz. Sormuyorsa sıkılır. Ama eğer bu karakter başarılı bir yalancıysa. Ama Ayşe hanımın kocasının geçmişte bir kadınla ilişkisinin olmuş olması ve bu kadının aniden ortadan kaybolmuş olması (Ayşe hanım kadını bir şekilde ortadan kaldırmıştır) ilgimizi çeker. dizinin eksenini oluşturuyordu. Bunu fark eden karakter de sırrını korumak için bir sürü yalan söylesin. düşünce. şeyler anlatmalı ya da göstermelidir. 1) Dramatik eser ilginç olmalıdır. Ancak bu şekilde ilgimizi çeker. En nihayetinde seyirci her on beş yirmi saniyede bir "Şimdi ne olacak?" diye kendine sormalıdır. Ya da A kişisi birşeyi isterken B onu engellemek istemektedir. Sırların açığa çıktığı. ilginç birşey olmalı. bizi pek ilgilendirmez . Diziyi seyredenler biliyor: Bütün dizi. ve o karakterin o sırrı korumak için etrafındakilere yalan söylemesini sağlamaktır. hikayenizdeki iki ya da daha fazla kişinin ya da grubun birbiriyle çatışmasını sağlamaktır. Ceren'in kendisiyle ilgili sırrı korumaya çalışırken ailesi ile ilgili sırları çözmeye çalışması. Yani sırrı taşıyan karakterimiz. sırlar ve yalanlar üzerine kurulmuştu. ama sadece bir kişi o şeyi alabilecektir. hayat bize bir sır dünyası. yalanların anlaşıldığı. hikayeniz hiç ilginç olmaz. 2) Yukarıdaki birinci maddenin anlattığı koşulu sağlamanın en garantili yolu. Yani Ayşe hanımın pilavının bu kadar güzel olmasını sağlayan sır. günümüz seyircisinin uyaran ("stimulus") manyağı olmuş zihninde. Sıkılırsa da ilgisi kaybolur. önemli karakterlerden birine bir sır vermek. Bu sırların yavaş yavaş ortaya çıkması.

Ancak ve ancak "sırrın ortaya çıkmamasının seyirci üzerinde yaratacağı etki. sevgilisini korumak için yalan söyleyen kadın/erkek de hem ilgimizi hem de sempatimizi celbeder. onun en büyük düşmanı tarafından öğrenilmesi. kahramanı bir sürü ilginç güçlüğe sokar. Bu özveri onu yapan kişiyle güçlü bir özdeşleşme sağlar hemen. bir seyirciyi hikayeye dahil eden çok az şey vardır. e) Dramatik ironi. Seyirci bunu bekler. l) Bazı sırlar ise ifşa edilmez. Sırrın yanlış kişiyle paylaşılması. kendisine değil de sevdiği birine ait bir sırrı korumak için fedakarlık yapan ve elini taşın altına koyan karakterdir. "Söyleme sırrını dostuna. içlerinde büyük komedi potansiyeli barındırırlar. ama hikayenin karakterlerini bu konuda cahil bırakmasıdır: "Aman Allahım! O kapının ardında baltalı bir sapık var!" düşüncesi kadar. tepkilerinin de biraz yavaş olmasının nedeni budur. A. j) Sırrın bir başkası tarafından kazara öğrenilmesi de benzer bir fonksiyona sahiptir. hikaye içinde bilgi hiyerarşisi denen şeyin yaratılmasını sağlarlar. buradaki temel kuraldır. Bunlar. Bu ihtiyaç içinde büyük bir potansiyel taşır. bir sırrı seyirciye anlatması. en sık kullanılan güzel yöntemlerden biridir. Taşıyanı yorar. Hatta bunun en ilginç yöntemlerinde biri. h) Sır taşımak zor iştir. B'nin bildiğini bilmez. yönetmenin. Çehov'un tüfeğinin patlamasını beklediğimiz gibi. vb. Ruhun bir bölümünün enerjisi sürekli olarak bu sırrı korumak için harcandığından. ve kahramanımızın aniden düşmanına karşı dezavantajlı konuma gelmesi. ortaya çıkmasının yaratacağı etkiden daha büyükse" bu yola başvurulmalıdır. hikaye anlatımı açısından çok riskli bir yöntemdir. Unutmayın. bu ekstra gayret kişiyi zaman içinde ruhen ve bedenen çökertir. eğer bir hikayenin içinde bir sır varsa. 251 . biraz neşesiz. c) Sırların yavaş yavaş öğrenilmesi. seyircinin. bu eninde sonunda ortaya çıkacaktır. d) Sırlar. o da söyler dostuna" vecizesi. Hikayenin karakterleri bu sırrın farklı yönlerini biliyor olabilirler. çıkmalıdır. b) Sırlar ve yalanlar. Ama bu. hiçbir şeyden haberi olmayan masum bir karakteri korumak için söylenen yalanlardır. Çocuğunu korumak için yalan söyleyen anne. f) Bu sır-yalan yönteminin en ilginç versiyonlarından biri. Ya da farklı derecelerde sırra vakıftırlar. ille de bütün diziye yayılacak şeyler olmak zorunda değildir. Hele ana kahramanın sırrının. Hatta bir komedi dizisinde koskoca bir bölüm bir yalanın sürdürülmeye çalışılması ama en sonunda ortaya çıkması ile doldurulabilir. g) Yukarıdaki maddenin bir versiyonu da. D ise hepsinden daha fazla şey bilmektedir. i) Bu yüzden sır taşıyıcıları (normal insanlar) bir süre sonra bu sırrı biriyle paylaşmak ihtiyacı hissederler. k) Sırlar öğrenilmek içindir. bu sır ortaya çıktığında insanların vereceği tepkiyi dört gözle bekleriz. biraz da bu sırlar ve yalanlar sayesinde kurulur. o sır açığa çıktığında verilecek tepkiyi görmek için duyduğu merak da o kadar büyür. sırların çok küçük bir bölümünü oluşturur. seyircinin çok hoşuna gider.a) Sırlar. Sır taşıyan insanların hep biraz donuk. hatta sadece birkaç sahneye yayılacak kadar küçük sırlar ve yalanlar da olabilir. Bir sırrı korumak için söylenen yalanlar ve alınan önlemler ne kadar büyük olursa. Birkaç bölüme. B de C'nin bildiğini.

filmin sonunda nihayet bulan ve sona doğru hızlanan. filmin finalinde zirveye ulaşır. Ve bu zaman da çok "dar". izleyicide bir duygu uyandırmaktır. Biz de sinema tarihinin en eğlenceli araba takibi sahnelerinden birine tanık oluruz. Her sezon 24 bölümden oluşuyor. bu işi. Bu nedenle de kahramanımız. Zamana bağlamak'tan kastettiğim şu: Öykü temel olarak. en başında kahramanla özdeşleşme (bkz. seyirci kahramana bağlanmıyorsa. filmin kahramanları olan Jake ve Elwood. kendilerini yetiştiren ve "Penguen" adını taktıkları rahibeden. böyle bir filmdir. parayı vergi dairesine yetiştirmeye çalışan iki "cazcı" kardeşin peşine düşer. Jack Bauer ve ekibi. 2-) CAZCI KARDEŞLER: Filmin ilk 15 dakikasında. Gemi buz dağına çarptıktan sonra yapılan toplantıda geminin mühendisi Thomas Andrews "Gemi 1. Bu filmde koşuşturma. Bu filmde. sezonu yayınlanan ve Amerika ve Avrupa'da çok tutan bir TV dizisi bu. Bu 11 gün içinde Jake ve Elwood. Yani kahramanımız bir işi belli bir zamana ("deadline") yetiştirmek zorunda olsun. Dizi adını. Fakat filmin nispeten başarısız olmasının nedeni. Öyle ki izleyici heyecandan "Durun. saat işlemeye başlar. Salazar belirli bir saate kadar serbest bırakılmalıdır. Salazar adlı bir terörist serbest bırakılmazsa. Los Angeles'ta bir atom bombası patlatmaya çalışan bir terörist grupla mücadele etti. aşağıdaki ilgili yazı) kurdurmamasıdır. Ne kadar ilginç. 3-) 24: Bu aralar Cnbc-e'de 3. yetimhane elden çıkacaktır. Zaten inmesi de mümkün değildir. şehre ölümcül bir virüs yayma tehdidinde bulunan Meksikalı uyuşturucu kaçakçıları ile mücadele ediyor. inecek var" demeyi bile akıl edemez. affedilmez (düzeltiyorum: seyircinin affetmediği) bir hatadır. Yukarıdakiler kadar başarılı olmasa da.yarım saat içinde sevgilisi için yüklü miktarda para bulmak zorunda olan genç bir kızın öyküsü anlatılmaktadır. Kahramanla özdeşleşme kurulmadığı için Lola'nın davası (sevgilisini kurtarmak için acilen para bulmak) bizi pek ilgilendirmiyor. Bu tür filmler "roller-coaster" yolculuğuna benzer. 252 . Anti-Terör Birimi) ajanı Jack Bauer'ın başından geçen bir olayı anlatıyor.Michael Hauge. çarpıcı. öyküyü "zamana bağlamak"tır. eski "blues" grubunu bir araya getirmeli. Jack Bauer. Đzleyici filmi izlemeye başladığında rollercoaster'a binmiş olur. Her bölümü bir senaryo yazarlığı dersi niteliğinde bir dizi). büyüdükleri yetimhanenin satılacağını öğrenirler. heyecanlı bir öykünüz olursa olsun. Bunu başarmanın en emin yollarından biri. Đlk sezonda. Filmdeki karakterlerden biri "Bu iş X kadar sürede olacak/olmalı" dediği an. müthiş bir senaryom var" der ve özdeşleşmeyi göz ardı eder. Eğer 11 gün içinde 5000 dolar namuslu bir yöntemle bulunmazsa. ve parayı vergi dairesine yatırmalıdırlar. bu vakte kadar bu sorunu çözmek zorundadır. en geç 2 saat içinde batacak" dediği andan itibaren. Bu. Koşuşturma öykülerinin en büyük dezavantajlarından biri budur. az olsun. Polisler." . çok kısa bir süre içinde. başarılı bir konser vermeli. Senaristler "Çok hareketli. Duygusal olarak bağlanmadığımız genç bir kızın koşuşturmasını izliyoruz. bir işin belli bir zamanda yapılmasına bağlı olsun. sabahın köründe. Başkan adayı David Palmer'a yapılacak bir suikasti önlemekle görevliydi.8 milyar dolar hasılat!). Üçüncü sezonda ise. Bir çok film bu yöntemi kullanır. zamana bağlı bir koşuşturmanın içinde buluyoruz kendimizi. önüne çıkan her türlü engeli parçalayarak geçmek suretiyle başarsın. Bazı örneklere bakalım: 1-) TĐTANĐK: Dünyanın en çok iş yapan filmi (1. günün 24 saatinden alıyor. ve CTU (Counter-Terrorism Unit. o film başarılı olamaz. Đkinci sezonda. (Mutlaka izlemenizi tavsiye ederim. aynı mantık üzerine kurulu bir başka film de geçen sezonlarda sinemalara uğrayan "Koş Lola Koş"tur. Ve o andan itibaren olaylar büyük bir hızla ilerlemeye başlar.KOŞUŞTURAN ÖYKÜLER "Bütün senaryoların amacı.

Ayrıca çok da meraklıydı.bekleyin biraz . "Dinle dede . mürekkep için konan işaretleri seviyorum.işte şu .ve dediğim gibi . Yani kutuya baktığınız zaman onun nasıl işlediğini görüyorsunuz. o TED temsilcisi buralarda bir yerdeyse. 253 . kutuları seviyorum yani."O ada da ne yahu?".okullara filan satıyordu. birşeyler yapma hamisiydi. Bir çocukken her zaman kutuları ve benzeri şeyleri sökmekten hoşlanmışımdır. 10 yaşında bir çocuk olarak bir kameranın elinizde olması. Ki bu da benim için rüya gibi birşeydi. Beni bütün bu şeylere bulaştıran kişi dedem olmuştur. telefonlar. O ada da neyin nesi?" Neden bu kadar çok gizem var.. Dedeme şöyle derdi (New York aksanıyla) "Harry. ben film çekmek istiyorum. Ve bu da benim birşeyler yapmama olanak sağlıyordu. Ona dedim. o da oyuncaklı kitaplar üretiyor. neden çalıştığını ve içinde ne olduğunu göstermek.bir tür. O kadar cömertti ki inanamazdım. Anlamıyorsun. Bu da beni çok rahatlattı. Abrams'ın (Alias ve LOST'un yaratıcılarından biri. ve kutu yapımı takıntılarım arasındadır. Đnsanı çok cesaretlendiren biriydi . (Kahkahalar). Dedem sadece aletleri parçalayan bir adam değildi. Đkinci Dünya Savaşı'ndan sonra bir elektronik şirketi açmıştı . Onu bu kadar harika yapan şeylerden biri de." Ve tabii ki anneannem de harikaydı. Ve 1976 yılında bu çok sıra dışı birşeydi. Bana ayrıca çeşitli araç gereç temin eden kişi de o olmuştur. ne hakkında konuşmalıyım? O da bana.. Bu yüzden.(kahkahalar). Mesela bu sayede 14 yaşındayken bir sintisayzırım filan vardı.elime almış bakıyordum sadece . Bugün sözlerime. Daha dün akşam otelde Kleenex kutusunu söktüm . sonra yine soruyorlar "Valla. ciltçilik. Đpekli kumaş baskısı. gizemin nesi beni çekiyor? TED'in temsilcisiyle konuşurken ben de bunu. Harika bir insandı. benim matbaacılık.acaba neden içinde gizem barındıran bu kadar çok şey yapıyordum. vesaireyle yanıma gelirdi ve onları açardı. kitabın yapıştırılma yerini. polipeptidin yapısı hakkında konuşarak başlamak istiyorum (polipeptit şemalarının bir slaytını görürüz seyirci güler). annemin babasıydı. baskısını. kamera kullanması uyuşturucu kullanmasından iyidir. oldu . Dedem birçok yönden en büyük yapı sökücüydü.J. tornavidayla vidalarını sökerdi ve içindekileri dışarı çıkarırdı. merak etme. Bir çok insan bana Lost'u soruyor . ABRAMS'ın TED Konuşmasının Türkçe Metni Bu da benim size bayram hediyem. Ama bunu biraz manipulasyon olmadan da yapmazdı.evet. şöyle derdim. Görevimiz Tehlike 3'ün ve gelecek "Uzay Yolu" filminin yönetmeni) TED'de yaptığı konuşmanın Türkçe metni aşağıda yer alıyor. neden genel olarak yaptığım şeyleri yaptığımı düşünmeye başladım ve sonunda da dedemi düşünmeye başladım. bu şöyle birşey. Đşte. tipo baskısı gibi bir sürü acayip zanaata ilgi duymamı da sağladı. Ben 10 yaşındayken bana bir Super-8 kamera almıştı.fazla parçaları . buradan kendisine teşekkür etmek isterim. nasıl çalıştığını. Adı Harry Kelvin'di. Cidden. sadece derin birşeylerden bahset. ama bu aslında bir çocuğa verilebilecek harika bir hediyedir: Böyle birşeyi açmak.GĐZEM KUTUSU J. Onun yardımıyla kendimi bu gibi şeylerle uğraşırken buldum. Daha sonra. Ben daha küçük bir çocukken elinde radyolar. Rives burada.tamam. Ona telefon ederdim. Ben de kağıtla yapılan şeylere hastayımdır. dedi (kahkahalar). *** Bugün sözlerime . ciddiyim. J. 1986'da vefat etti. Ben dedemi çok severdim.ben (elinde sökülmüş bir Kleenex kutusuyla seyircilere şaşırmış bir şekilde bakar). Bence bunu yapmalı" Harika bir kadındır.J. TED'de ne konuşacağımı düşünüyordum.takımları . Ben de konuşmada neden bahsedeyim diye düşünüyordum. Ben matbaacılık ile takıntılı derecede ilgiliyimdir. Birçoğumuz bu gibi şeyleri olduğu gibi kabul ederiz. bu da iyi bir soruydu .bu kameraya gerçekten ihtiyacım var. onunla yıllar önce bir kitap fuarında tanışmıştım. Çizimini. Birgün TED'e davet edileceğim . Bu çok güzel birşey. sonra zamanla bunun neden olduğunu çözmeye başladım.

Ve bu olasılık hissi . o "potansiyel hissi"ne doğru cezbedilirken buluyorum. Ve üzerinde de dev gibi bir soru işareti var . o sihir dükkanından aldığım şeylerden biri de buydu (üzerinde büyük bir soru işareti olan bir kutu çıkarır). Tamam mı? Bu güzel değil mi. ama bunu düşünmeye başladığımda. seyirciler güler). ve kağıt kaybolur). (Klipte. pilot bölümünden küçük bir klip seyrettirmek istiyorum. ve bu diziyi seyretmeyenleriniz ya da bilmeyenler için. oyuncuları seçmek.bu şeyin tasarımını çok seviyorum. 254 . ağlamayacağım. bu kutuyu yıllar önce aldım. sonra da indirir. ki bu da harika birşeydi."Sadece 8 aylık" Adam . Damon Lindelof. Şimdi. yaptıklarımızın bir bölümünü göstermek için. bir Lost karakterinin yaralı bir insanı bir uçak enkazından çekip çıkardığını ve bacağına bir turnike yaptığını görürüz. sonsuz olanakları temsil ediyor. Oradan bir sürü sihir numarası alırdım . ki kendisi benimle birlikte o diziyi yaratmıştır.15 dolara (üzerindeki fiyatı gösterir) 50 dolarlık sihir satın alın! Tasarruf ediyordunuz yani. örneğin sihirle olan ilgime de destek oldu. çok devrimci bir düşünce değil. Onu motordan uzaklaştır! Onu buradan uzaklaştır!" Kadının yanına gider. çok yeni. biliyorum. Ve harika bir yerdi."Bu şey (dizi) ne olabilir?" Diziyi geliştirmek için vaktimiz yoktu. kutunun. adı "Lou Tannen'in Sihri" idi . Umudu temsil ediyor. Beraber New York şehrindeki bir sihir dükkanına giderdik. "Tannen'ın Gizemli Sihir Kutusu". Bu.(eline bir parça kağıt alır. Bunu düşünmeye başladım.aniden oldu. gizemin bilgiden daha da önemli olduğu durumlar olabileceğini görünce.Aman Tanrım. (Bir elini uzatmış halde durur). diğer elini bu elinin üzerinde gezdirir. çekmek. Şimdi de numaranın geri kalan bölümünü yapmalıyım. bu kutuyla ilgili birşeyler vardı. bu konuyla ilgilenmeye başladım. bunun için hiç vakit yoktu.hayır. ofisimde hep rafta duran bu kutuya bakıyordum. ve ben. Mesele şu: bu kutu. Ama (kahkahalar). Bu sırada arkada uçağın motoru dönmektedir. Ve gizemin de hayal gücü için bir hızlandırıcı (katalizör) olduğunu fark ettim. Böylece Lost'u ve yaptığımız şeyleri düşünmeye başladım ve şunu fark ettim . böyle şeyler.Bilmiyorum. Şunun gibi olurdu . ve iki saatlik bir pilot bölüme dönüştürmek için on bir buçuk haftamız vardı."Sancılar başladı!" Adam . hey şuradaki bilgisayarıma bakın! (elini bir an için bilgisayarın arkasında saklar. neyi değiştirmeniz gerektiğini söyleyen insanları bilirsiniz. Şimdi. Ve düşünmeye başladım.Đşte burada. Bu gizemli sihir kutusunun arkasındaki fikir şuydu . Potansiyeli temsil ediyor. Diziyi yazmak.harika bir sihir dükkanıydı. bu kutuyu neden daha önce açmamıştım? Sonra şunu fark ettim: kutuyu açmamıştım çünkü benim için önemli olan birşeyi temsil ediyordu."Sancılar ne sıklıkla geliyor?" Kadın . Bu kutunun sevdiğim yanı. Cidden. Kadın . bu durumu açıklayan bir anahtar olduğunu hissettim. ve bunu neden hiç açmadım diye düşünüyordum? Neden bu kadar uzun süre bunu açmadım? Ve TED'de birşeyler anlatmak hakkında konuşurken. Bu kutu ezelden beri vardı yani. yaptığım herşeyde vardı! Lost'u yaratırken."Onu buradan uzaklaştır. Her neyse. Kesme ile bağıran bir kadına geçeriz . Midtown'da bir dükkandı bu . galiba . çok kısa bir zaman zarfı içinde diziyi yaratmakla görevlendirilmiştik. gizem kutuları. kendimi sonsuz olasılıklara. yaptığım herşeyde şunu yaptığımı görüyorum. yani şöyle. Ve kutuya dikkatle bakarsanız."Đmdat! Lütfen yardım edin! Lütfen yardım edin bana! Yarım edin!" Adam . hiç açılmamış olduğunu görürsünüz. TED'de ağlamama izin var mı? Çünkü . Bu yüzden çok fazla zamanımız yoktu.Benim başka şeylerle ilgili saplantılarıma da." Kesme ile motorun yanından geçen bir adam görürüz. teknik ekibi ayarlamak. ama şimdi hareket edemiyorum. Ve biz de bu diziyi yaptık. kendinizi dükkanın içinde bulurdunuz. post-prodüksiyonunu yapmak.bir asansöre binerdiniz. kurgulamak. sonra da asansörün kapısı açılırdı ve karşınıza bu küçük sihir dükkanı çıkardı. Eminim hepiniz size neyi yapamayacağınızı. Bu kutu dedemi temsil ediyordu (!).Kaç aylık hamilesin?" Kadın . size göstereyim.

ve bunun bir bölümü de. Biliyorsunuz eğer Spielberg'in mekanik köpekbalığı (adı Bruce'muş) çalışsaydı. Demem o ki. Ben Kenobi ile tanışıyor. çok eğlenceli. bundan 10 yıl önce. bunu asla yapamazdık . Orada çok güzel sahneler var. Gerçekten de öyledir. kendimi iyi şeyler yazmak zorunda hissediyorum. E. Örneğin şu Powerbook. bu yüzden arabanın üstünü kapatıyorlar. Çok çılgın.hayalgücü açısından gizemden bahsediyorum bilginin esirgenmesi. "Mezun" (The Graduate) gibi bir romantik komedide bile durum budur. bana ilham verirdi. ama bizim tasvir ettiğimiz gibi tasvir etmemiz mümkün olmayabilirdi. bu paradigmanın sınırlarını biraz zorlamak. bunu yapabilecek teknolojiye sahip olmamızdı. gizemli bir kadın var (Prenses Leia). örneğin . En azından benim için bu böyle. Yani.Televizyon dizilerinde ilk perdeye "teaser" (merak uyandırıcı) denir. "Zor Ölüm" mesela. dublörü öldürmemiz gerekirdi.Başka bir adam .T. Ben Kenobi aslında ObiWan Kenobiymiş.daha zor olurdu.) Şimdi. düşünce ve duygu ile doldurmak isterdim. tıpkı Jaws filmindeki köpekbalığında olduğu gibi.hey. Star Wars'a bakın. O filmde kahramanlar bir gece birlikte dışarı çıkıyorlar. O büyük soruyu sordurur ki siz de dizinin içine çekilirsiniz. Daha sonra bir başka soru ortaya çıkar.T. hatırladınız mı. hey. boşanma ile ilgili bir filmdir. Robotlar var. Gerçekten de (kahkahalar) . o kadın da kim. yaratığı asla göstermezler .macera filmi. harika bir filmdir. yaratıcı süreçten kaynaklanıyor. arabanın içindeler. ama bu gizem kutusu fikri aldığınızı sandığınız şey ile aslında aldığınız şeyin farklı olması. Hastasıyım Apple bilgisayarların. etrafta çok ses var. Ve genelde de şöyle oluyorum. ha***tir! Yani. E. kadın sizden Obi-Wan Kenobi'yi bulmanızı istiyor. bu hep böyle devam ediyor (kahkahalar). Boş sayfanın bir sihir kutusu olduğunu fark ettim. ikinci çekim ise çok daha zor olurdu. Bu hep böyle devam eder. onun bir mesaj olduğunu öğreniyoruz."Hey. ben Apple bilgisayarlara bayılırım. ama ne hakkında? Bir çocukla tanışan bir uzaylı hakkında. alın size gizem kutusu! Anladınız mı. bu yüzden bunun benim için güzelliğinin bir bölümü. ve bütün bunlar arasında yolunu bulamayan bir çocukla ilgili bir filmdir. 255 . Sonra Luke gidiyor. Đçerik açısından baktığınızda. "Zor Ölüm" boşanmanın eşiğinde olan bir adamla ilgili bir filmdir. istediğimiz herşeyi yapabileceğimizi bilmek harikaydı. Sonra bir de şu fikir var. Daha sonra Luke Skywalker ile karşılaşıyoruz. o robotu alıyor. aksiyon . Mesela. bugün benden iş çıkmaz. teknoloji benim için zihnimi uçuracak kadar ilham veriyor.'ye baktığınızda. Đşin en güzel tarafı bu şeyi yapabiliyor olmamızdı. arada bir karıştırırdım. yaralanmış bir aile. son derece iyi sahnelerdir. eğer bunu yapmak isteseydik. bir bina ile ilgili. hikaye dediğiniz şey bir gizem kutusundan başka nedir ki? Hep o temel soru (mesele) vardır . kendileri içeride kalıyor . bilmiyoruz. Bu sahneyi seviyoruz çünkü neler söylendiğini duymuyoruz. şu bilgisayar.klip biter.T.biz ise söylediklerini hiç duyamıyoruz. hikayeleri incelediğinizde. Bana sanki şöyle diyor "Bugün bana layık olabilecek ne yazacaksın?" Sanırım böyle hissediyorum. öyle değil. Siz bu filmi görmediniz mi? Harikadır! Her neyse Beni bu gizem kutularına çeken birşey var . Ben de sayfaları benzer bir ruh. değil mi? Hayır. E. Eskiden bende "Sıradan Đnsanlar" filminin senaryosu vardı.T. bu senaryodaki romantizm benim büyülerdi. Obi-Wan onun tek umuduymuş. Kahramanımız kuyruğunu bacaklarının arasına kıstırmış bir biçimde Los Angeles'a gelir. Obi-Wan kim lan? Alın size gizem kutusu. Değil mi? Boş sayfanın harika birşeyle doldurulması gerekiyor. Bunu kasten yapmak çok daha ilgi çekici. insanın kalbini tarumar eden bir boşanma. bu seyrettiğimizin onda biri kadar korkunç olmazdı.bu çok daha korkutucudur. holografik görüntüyü görüyoruz.E. değil mi? Hayır. Tek kelimesini bile! Ama bu. "Birader. Alien filminde. Ve bu bir çok filmde ve hikayede vardır. görüp görebileceğiniz en romantik flört gecesidir." (Kahkahalar) Yani durum bu. motordan uzaklaş" Motorun yanından geçen adam hava akımına kapılarak motorun içine çekilir ve motor patlar büyük bir karmaşa meydana gelir . Kafamda hiçbir şey yok.bunu belki yazabilirdik. tarihin en dramatik sahneleri olmayabilirler. bana meydan okuyor gibi geliyor bana.

Adam. Uçak 4x4'ün tepesine vurur ve aracın tavanı çöker. Kadın perdede yenmeye devam ederken J. Özünde önemli olan şeyleri taklit etmelisiniz. hepimiz bir gizem kutusuyuz. döngü tamamlanmıştı. taklit etmeniz gereken şey. ister TV olsun. ya da başarılı bir filmi taklit edenler. heyecan dolu beklenti duygusuyla dolusunuzdur. Yani. dedemin ben çocukken bana verdiği şeylere artık herkes sahip. Bir de dağıtım var. bir havaalanı pistinde bir 4x4 ile. Bazılarını atlayacağım.şu çok komik. bu da böyle. daha önce gördünüz mü bilmiyorum . artık her ne görecekseniz onu göreceğiniz için heyecanlısınızdır. Peki onun arkasında görünen dev iPod'un üzerinde ne vardı biliyor musunuz? Lost! Hayatta aklıma gelmezdi." Hadi ama! "Neden.kendi erkek kimliği.gizem kutularını (bilgisayarları) kullanarak bunları yapıyordu. ellerini onun gibi oynatır. ama harika bir sahnedir. keşke sizin de öyle bir dedeniz olsaydı tabi. Demek istediğim şey şu.sahne hazır mı? (perdede Jaws'tan bir sahne görünür. çünkü buna ihtiyacım var!" Harika bir sahne değil mi? Hadi ama! Jaws'u düşündüğünüzde . bunları bekliyorsunuz değil mi? Kadının biri yeniliyor. Benim kendisinden ilham aldığım teknoloji şimdi. Bu yüzden benim açımdan. kendi içinize bakın ve içinizde neler olduğunu keşfedin. sonra birşey olur ve siz de "Vaay" dersiniz.Umduğunuz sahnelere (yani patlamalara. ki bu da diğer herşeyle ilgili. kendilerinin sahip olduğu . benim en favori sahnelerimden biridir ve Jaws denince aklınıza ilk gelen sahnelerden bir değildir bu. Şunu fark etmiş durumdayım. Sonra şunu fark ettim. siz de kendinizi bu yolculuğa kaptırmaya hazırsınızdır.çılgınca bir şey! Size birkaç şey daha gösterecektim. (Perdedeki görüntüde adamın birisi. kendisinden ilham alınan şeyi teknoloji satmak için kullanılıyordu . Sadece birşey daha göstereceğim. değil mi? O harika duyguyla. çocuğa . inmekte olan bir uçağı geçmeye çalışmaktadır. kutunun asıl içinde olan şeyler bunlardır. kendisinin dünyadaki yerini bulmaya çalışan bir adamla ilgili olmasıdır . yaklaşık bir sene önce sabahleyin internete bağlandım Steve Jobs'un konuşmasını dinlemek için. Steve çıktı. sonra birbirlerine komik yüz ifadeleri yaparlar." "Neden?" "Çünkü buna ihtiyacım var. karakter kurma (karakteri geliştirme) sahneleri. çünkü kendinizi ona kaptırmayı zaten istiyorsunuzdur. Başını ellerinin arasına almıştır. Bu.A. bu yeni kasabada nasıl başarılı olacağı ile ilgili konularla cebelleşen bir adamdır bu. sonra başka birşey olur ve siz de "Hmm" dersiniz. Taklit etmeniz gereken şey köpekbalığı ya da canavar değil. aslında bu filmin. video gösteren iPod'u sunuyordu. Bir öpücük ver. Eğer film çok güzelse. da konuşmasını sürdürür) Jaws dendi mi bu tür sahneleri hatırlıyor. bunu hep yaparım. ister iPod olsun. aksiyona) ulaşana kadar yarım saat süren karakter kurma sahneleri vardır.) Buna internette rastladım.J. karakterdir. bu adamlar. biraz görsel efekt deneyimi olan birileri tarafından yapılıp internete konmuş birşey. Kadının biri denizde yüzmektedir ve aşağıdan gelen bir köpekbalığı onu ısırır. Đşte. Kadın "Tanrım!" diye bağırmaya başlar.artık herkeste bulunan . Oğlu babasının bütün hareketlerini taklit eder. ben bir Apple hastasıyım.bunu dört sene önce yapmışlar. Bir sinema salonundan daha büyük bir gizem kutusu olabilir mi? Değil mi? Salona girersiniz. ama. Jaws'un en ilginç tarafı. şöyle sahneler beklersiniz . ille de taklit etmeniz gerekiyorsa."Gel buraya. (Sahnede Jaws'un ana karakterinin oğluyla birlikte akşam yemeği yediğini görürüz. Değil mi? Bu yüzden bir filmin ikincisini çekenler. ışıkların karardığı an en güzel andır. zira neticede. yanlış şeyi taklit ediyorlar.işte bu gibi sahneler. Genelde de film başlar ve devam eder. Dediğim gibi. Jaws gibi bir filme baktığınızda. Sizin benim dedeme ihtiyacınız yok. ister bir bilgisayar ya da cep telefonu olsun . şunu söylemeliyim 256 . bir köpekbalığı var. Şimdi izleyeceğimiz. Karısı da onları seyretmektedir. ailesi.

'in anlattığı gibi gerçekleşir. Ve tam anlamıyla. ve gerçekten de çok harika bir insandır. (Kahkahalar). başına çok şey gelmiş. (Tom Cruise yüksek bir binanın tepesinden atlar) Đşte bu var. Şu anda bütün dünyada bulunan ve geçmişte (teknoloji eksikliğinden dolayı) susturulmuş olabilecek filmciler . büyük çılgın patlamalara karşı bir zaafım olduğu belli. Ve Tom da silahı ne kadar sert itmesi gerektiğini bilebilir ve kendisini de incitmezdi. Şu gerçeği. Sadece elit tabakanın kontrolü elinde bulundurduğu bir topluluğa iyi bir şekilde hizmet edilmiyor demektir.15 yıl önce üretimi durdurulan Infinity diye bir program kullanıyor. filmlerde gördüğünüz ve işe yarayan şeyleri yapmak için en yeni ve büyük teknolojiye ihtiyacınız yoktur. bu da. bunun iyi görünmesini sağlamamız lazım. Eddie'nin eli değil. uykulu bir halde. (Đngiliz aksanıyla) "Afedersin. Tekrar izleyelim: (Sahne tekrar oynatılır) Đşte Tom. Çünkü artık teknoloji herkesin ulaşabildiği birşey haline gelmiş durumda. Evet. uykulu. dedemin bana verdiği Super 8 kamera ile çalışıyor olsaydım ne yapardım diye düşündüm. Sağolun. Ama artık şunu diyebiliyorum .) Şimdi. canını yakmayı hiç istemiyorum.g. Eddie'nin elinde bu silah var. Yani. Görevimiz Tehlike III'ü yaptığımızda.Git. dedemin anısına. daha sonra onu öldürecek olan küçük bir kapsülü beyninin içine yerleştiriyor. Bence en büyük gizem artık. çok tatlı. Hollywood'daki insanlar tarafından kullanılan insanların kullandığı kadar. sürekli olarak silahı Tom'un burnuna sokuyordu ve bu da Tom'un canını acıtıyordu. (Kahkahalar).(Perdede bir bilgisayar animasyonu görürüz) Bu bir Quadra 950 bilgisayarda çalışan bir adam. kapalı kalmaya devam ediyor. delirmiş durumda. kendinde değil. (Sahne aynen J." O anda birşey yapmamız gerektiğini fark ettim. harika bir insan. Neyse. Filmde. Yani gördüğünüz el. Bu Tom'un eli olabilirdi. uyanıyor. Ve bu sahnedeki elin Eddie Marsan'ın eli olmasının gerekmediğini fark ettim. Benim çocukken elde etme şansına sahip olduğum. şimdi tekrar göstereceğim. sahneyi çekerken.Ben bu efektlere havadan konmuş oldum. yazmak isteyen insanlara şöyle derdim . (Tom Cruise patlayan bir arabadan fırlar ve hemen üzerinden bir jet geçer. Bu sahneyi çektiğimizde.J.com/2008/01/jj_abrams. Ben de dışarıda başka neler olduğunu görmek için bunun büyük bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Hollywood'dan çıkan filmlerdeki kadar harika şeyler yapıyor. Eddie'nin eline benzemesi için biraz boyadık. çünkü mevcut yöntem işe yaramıyordu. elde etmek için yalvardığım şeyler artık heryerde. Çözen: Robert Thomas Carter // Türkçesi: g. bir Đngiliz oyuncu kendisi. kaynak: http://blog. Verdiğim derslerde ve konferanslarda filan. Kötü adam "Günaydın" der. Ama bu filmde en fazla hoşuma giden görsel efekti birazdan göstereceğim. kariyerimin daha en başında öğrenmiş bulunuyorum . elimizin altında harika görsel efekt olanakları vardı. Medya artık heryerde üretiliyor. bundan sonra ne olacağı. (Silah burnuna sokulur). Yani şu anda büyük bir fırsat hissi var."Git filmini çek!" Gidip o teknolojiyi elde etmekten seni alıkoyan şey yok. Eddie'nin ceketinin koluna soktuk. silahı elinde bulunduran oyuncu. çözünürlük biraz düşük . Eddie Marsan. Đşte böyle. şöyle yapmalısın. Bir adam onu uyandırıyor ve burnuna bir silah sokup. ki kötü adamlar bunu hep yaparlar zaten. Đşte bu Tom'un eli. Seni. harikaydılar.ted. Tom'un eli. Yazmak için birinden izin almana gerek yok. Sanki rüyada gibiydim.php 257 . Bu sahnede Tom'un karakteri uyanıyor. ya da onlara yakın şeyleri kiralamaktan. size şimdi göstereceğim bazı sahneler vardı.) Tamam. Ve bu gizem kutusu. bu da. Tom iki rol oynadı (kahkahalar) ve bunun için ekstra para da istemedi. ya da satın almaktan alıkoyan hiçbir şey yok. Bunu yapmakta özgürsün.bence bu çok heyecan verici.Tom'un burnunu incitmeyeceksin (Kahkahalar). yaz! Yeteneğini göster. Böylece biz de Tom'un elini aldık.

Seyirci sürprizlere bayılır. Yanındaki kahin "Seçebilirsin" (You can choose) diyerek. Benzer bir sürpriz. Kahramanımız John Anderton (Tom Cruise). filmdeki kahinlerin öngördüğü gibi adamı öldürmesi için her sebep vardır. çok etkileyici bir başka sürprizi "Dövüş Kulübü"nde (Fight Club) görüyoruz. Böyle noktalarda senarist yaratıcılığını konuşturmalı. adamın ailesi yüklü bir para alacaktır. aslında seçilmiş kişi olmayan Neo'yu korumak için hayatlarını tehlikeye atıyorlardı. Bu noktada tam anlamıyla apışır kalırız: Pre-cog sistemi çalışmaktadır. şaşırıyoruz. Peki şimdi ne olacaktır? Aynı derecede şaşırtıcı olmasa da. Çünkü kendisi öldüğü takdirde. filmin bir noktasında (yaklaşık %15'inde). sonuna kadar araştırmalıdır. hikayeden kopuk bir olay koymak son derece yanlıştır. Neo kurtarıcı değil" diyorduk. Biz de içimizden "Boşuna uğraşıyorsunuz. Đnanmayan "Altıncı His"si sevenlere sorsun! 258 . filmin ana fikrini söyler aslında. bence çok yaratıcı). bir otel odasında. Jack'in (Edward Norton) kendi zihninde yarattığı hayal ürünü bir kişi olduğunu öğrendiğimizde de. ama koşullar onu. Yani sürpriz olsun diye senaryonun içine anlamsız. Bu tür sürprizlerin temel özelliği. ayrıca kendisinin suçsuzluğunu kanıtlamıştır. zınk diye uyanır. Azınlık Raporu'nda vardır. Bu sahnede Kahin. Bu öyle bir sürpriz gelişmedir ki. son derece mantıklı gelmeleridir. Ve adam kendisini zorla John'a öldürtür. Fakaaat. artık filmin olay akışına ve ritmine alışmış olan seyirci. daha sonradan düşünüldüklerinde. kendisinin körü körüne savunduğu sistemi (Pre-coglar -yani kahinler. ve John cinayet suçlusudur... Bunu yapmamaya kesin kararlıdır. birini öldüreceğini öğrenir. Böylece iki şeyi yapmış olur: Bir."EEE? ŞĐMDĐ NE OLACAK?" DEDĐRTEN SAHNELER Đyi filmlerin bir özelliği de. ve aklından. o ana kadarki emekleriniz boşa gider. Neo'ya "Seçilmiş Kişi" olmadığını söylüyordu (Bu kadar önemli bir sahnenin bu kadar sıradan bir ortamda geçmesini düşünmek de. hikayenin kendisine sunduğu dramatik olanakları. Tyler Durden'ın (Brad Pit). John'un öldürmek üzere olduğu adamın niyeti kesinlikle ölmektir. etkileyici olmaz. John'un. çok acayip bir sürpriz gelişmeye ("twist") yer vermesidir. özgür bir zihinle. ama John öldürmemeyi seçer. senaryonun bir noktasında (genelde filmin yarısında ya da dörtte üçünde).yoluyla suçu önceden görerek engellemek) çökertmiştir. başlıktaki cümle geçer: "eee? ne olacak şimdi?" Böyle bir sürprizi Matrix filminde görmüştük. oğlunu kaçırdığını sandığı kişiyi öldürecek hale getirir. ve finali daha bir heyecanla beklemeye başlıyoruz. Morpheus ve adamları da.

Türk insanının bilincine ve bilinçaltına kazınmış en güçlü iki kavramdır. eğlencelerini) izleyip bir anlamda tatmin oluyor. izleyicide yine çok güçlü bir etki yaratır. Ayrıca zaman zaman öğrenciler ile ailelerini görüyoruz. ya da eşler arasındaki ilişkinin bozulması (yani aldatma) şeklinde olabilmektedir. Asmalı Konak. Daha aşağıdaki yazılar (ör. Yabancı dizilerde de bu durumu görebiliriz: "24" dizisinde Bauer ailesini tehdit altında görüyoruz. bu üst sınıftakilerin hayatını (yaşadıkları evlerin dekorasyonunu. sorunların paylaşılması. daha eskilerden Süper Baba. yedikleri yemekleri. birlikte eğlenmek. gezdikleri mekanları. kolayca anlayabileceği ve tepki verebileceği dramatik durumlar yaratır.. farklı ekonomik sınıflardan insanların etkileşiminin bulunması gerekir. çünkü Türk izleyicilerin hâlâ çok büyük bir bölümü şu ya da bu şekilde ekonomik sıkıntı içinde.) Aile yapısına yönelecek her türlü TEHDĐT. cinsiyet.) Aile kurumu dendiği zaman anlaşılması gereken ANNE + BABA + ÇOCUK'tur. Bu kavramları içeren her hikaye. etnik ya da dinsel köken. ya da ekonomik sınıftan olursa olsun) en büyük ortak paydası "AĐLE"dir. Hâlâ çok büyük oranda Türk insanı kendi anne babasından oluşan aile içinde yetişmektedir. Bir izleyici.) de izleyicide hemen karşılığını bulur. Bu üst sınıf karakterleri. kocasından kurtarmak derdinde olduğu için hemen etkileniyoruz. Sadece Anne ve Baba'dan kurulu aileler. FARKLI SINIFLARIN BĐRLĐĞĐ : "Tutacak" bir dizide. izleyicilerin hiç zorlanmadan. (Ör. Filmin başkahramanı ALĐYE. Aile içindeki standart ritüeller (birlikte yemek yemek. Ekmek Teknesi. Anne ile çocuk arasindaki ilişki. izleyicinin bilinçaltındaki "hayal"leri temsil ediyor. bir anne ya da baba ile özdeşleştiği zaman. Aile kurumu genel olarak bir "mutluluk ve huzur kaynağı" olarak görülür. anne-baba (özellikle de anne) ile çocuk arasına girilmesi. izleyicide çok büyük duygular uyandırır.) Bir ailenin kurulması ve korunması. izleyicilerin gözünde çocuklu aileler kadar makbul degildir. Bir Đstanbul Masalı. ANNE ve BABA kavramı. Đzleyiciler. Bu tehditler. bir birey zora düştüğünde diğerlerinin onun yardımına koşması. Çatışma. (Televole'ler neden bu kadar tutuyor zannediyordunuz?) 259 . çok ama çok geniş bir izleyici paydası ile buluşur. kötü kadın ile bir yakınlaşmaya girdiği zaman.) ile bağlantılı olarak okursanız. Bir Đstanbul Masalı'nda Demir'in çocuğunun kaçırılması) Benzer bir durumu ALĐYE'de de görüyoruz. ya da ya da geçmişinde bu sıkıntıları yaşamış bulunuyor. kardeşler arası rekabet vb. Bir Đstanbul Masalı'nda Selim ile Demir arasındaki rekabeti hatırlayın. Aile kurumuna gelen ikinci en büyük tehdit (yani dramatik firsat) aldatmadır demiştim. Aşağı sosyo-ekonomik sınıftan insanlar ile özdeşleşmek daha kolaydır. çocuklarından birini. Eski bir örnek olarak "Dallas" da. Bu nedenle ekranda "basarmış" "sınıf atlamış" "üst sınıftan" insanlarıi da görmek istiyor. diğer eşin aldatması. (örn. (savaşmayan) Türk toplumunda hâlâ en yüksek değerdir savaş olduğu zaman öncelik vatanın korunmasına geçiyor doğal olarak (bkz. etkileyicilik gücünün önemli bir bölümünü aile olmasından alıyordu. Çünkü ALĐYE'de anne-çocuk meselesinin yanı sıra aldatma olayı da kullanılıyordu. Bir Đstanbul Masalı'nda da ailenin babası. Kurşun Yarası. (Asmalı Konak'ta Seymen ile Bahar'ın çocuk sahibi olması biraz da bundandır. onun çocuğu ile olan ilişkisini bozan her dış etken. Senaryodaki Kahramanlar. Böyle bir dizi örneği olarak yine ALĐYE'yi verebiliriz. sezon)."TUTACAK DĐZĐ YAZMA" ĐPUÇLARI Aşağıda. Bu nedenle bu sınıftan insanlar ile kolayca özdeşleşebiliyor. "Boston Public"te de müdür Steve ile kızı bir aileyi temsil ediyorlar. Ama sadece alt sınıftakileri seyretmek de izleyicilerde "çıkışsızlık" "umutsuzluk" "karamsarlık" duyguları uyandırıyor. bırakın bilinci.. (Asmalı Konak'ta birlikte yenen yemekleri. Dizinin başında hangi eş ile özdeşleşme sağlandı ise. Şehnaz Tango. vb. Bir Türk çocuğunun zihninde oluşan ilk kavramlar aile ile ilgili kavramlardır. daha faydalı olabilir: AĐLE : Türk izleyicisinin (hangi yaş. 2. Özdeşleşme. herkesin yüreği ağzına geliyordu. tutan dizilerin neden tuttuğu (ve bazılarının neden tutmadığı) ile ilgili olarak yazdığım bir e-postanın geliştirilmiş versiyonu var. genetik düzeyde bir etkileyicilik gücüne sahiptir.

ekranda bu tipleri gördüğümüz zaman içimiz cız ediyor. Seyirci de artık ona karşı beslediği sempatiyi geri çekti. Asmalı Konak'ta da konağın çalışanları.Ama üst sınıfları izlemenin bir başka fonksiyonu daha var: Bu üst sınıftan insanların da sıkıntı içinde olduğunu görmek. sınıflararası farklılığa rağmen gerçeklesen duygusal yakınlaşma olayını çok güzel kullanıyor. Maslow'un "Đhtiyaçlar Piramidi"ni aşağıdan yukarıya doğru takip ettiğimizi fark etmişlerdir. bu insanların kendilerinden tek farklarının "ekonomik" üstünlük olduğunu görerek rahatlıyorlar. izleyicinin en büyük beklentisi olan "bunlar bir araya gelip yeniden bir aile olacaklar" düşüncesine ihanet etmiş oldu. Bir Đstanbul Masalı'ndaki kardeşlerin ilişkileri. Yalnız burada Türkiye'nin özellikleri unutulmamalı. Türkiye'ye uyan bir davranış degildir. en az 20-30 bölüm sürecek nitelikte olması gerekir. (örn. sağlam görünen ilişkiler çesitli badireler atlatmalı ve/veya sona ermelidir. Lütfen bu piramidi bir araştırın). Bir de Koca. Şehnaz ile Kocasının biraraya gelmesiydi. Ama bunların ana karakterler olması çok riskli. Aynı şekilde Şehnaz da bir başkasıyla ilgilenmeye başlayınca. çünkü izleyici ana karakterin ilişkisinin havada asılı kalmasına ancak bir süre tahammül ediyor . bu durumu çok güzel özetlemektedir. Seymen Ağa'nın Dicle ile olan birlikteliği. Tam bir galibiyet. O gençlere bir şey olmasın isteriz. kavuşamamaları sıktı. duygusal ilişkilerin sınıf tanımadığının bir göstergesiydi. hormonların en yüksek seviyede çalıştığı dönemde yaşanan heyecanlar. her izleyicide çok derin izler ve özlemler bırakır. aile kavramına tamamen sırtını dönmüş oldu. kahraman(lar) ile düşmanlar arasında yaşanacak bir çatışma olmalıdır. dizinin iki baş karakteri. KARAKTER ÇEŞĐTLĐLĐĞĐ : Bir dizinin başarısının en temel unsuru. onlar da çıkmaz sokaklara giriyor. Asmalı Konak'ta Dicle'nin durumu buydu. Yazar(lar). Artık bir noktadan sonra. ya da bitmesini istiyor. Yeni aşık olan bir çift gördüğümüz zaman. Bu dizide iki farkli SES'ten (Sosyo Ekonomik Statüden) gelen insanin evlenmesi. METROPALAS ve OMUZ OMUZA'nın hatalı bir öncülden yola çıktığını düşünüyorum). Asmalı Konak'ta Seymen ve Bahar'ın yanı sıra. sevdiklerine kavuşsunlar isteriz. konağın sahipleri ile sosyo-ekonomik bir tezat oluşutuyordu. Çatışmanın bir kaç bölümlük değil. karşı cinsle kurduğu ilişkilerdir. iyiye ya da kötüye doğru gitmeleridir". Anlaşılan seyircilerin önemli bir bölümünde böyle bir kavuşamama durumu var ki. düşmanlarını alt etsinler isteriz. bu çatışmayı sürdürecek ve ileride derinlemesine işlenecek yan karakterleri de kahramanların etrafına serpiştirmeyi unutmamalıdır. Đnsanı bedensel ve ruhsal olarak en çok etkileyen şeylerden biri. Bunu TV dizilerine uygularsak. (Đkincil karakterlerin ise kavuşamadan ölmesinde bir sorun yok!) ŞEHNAZ TANGO'da durum buydu. taze ilişkiler başlamalı. "Sevdiğine kavuşamamış" insanlar izleyicide güçlü bir etki yaratır. ya da mevcut. Đkinci buluşmada yatağa girmek. Zaman zaman kahraman kazanmalı. Dizinin ratinglerinin düşmesinin en temel nedeni de bence buydu. (Bu nedenle. diğer karakterlerin ilişkileri) Michael Hauge'un çok güzel bir sözü var: "Đlişkilerde ilginç olan. yukarıda anlatılan aile. (Bir zamanların "Zenginler de Ağlar" dizisinin adı. (Bilenler. onlar da çaresiz kalıyorlar. Aynı şekilde bir kadının. Bir Đstanbul Masalı'nda şoför ve ailesi. izleyicide bir tür "adalet" duygusu yaşatıyor. 260 .) Keza. (Dünyanin en çok is yapan filmi Titanik'te de aynı yöntemi kullanıldığına dikkatinizi çekerim. Ve bir çok bölümde dramatik malzeme sağladı bu durum. ÇATIŞMA : Tutacak her dizinin temelinde. zengin aile ile bir tezat oluşturuyor. Olmadı. genç bir kızla ilgilenmeye başlayınca. Ekmek Teknesindeki çeşitli karakterleri gönül maceraları. dizinin heyecanını kaçırır. Dizinin ilerleyen bölümlerinde olması gereken. Ergenlik çağında. Onlar da ağlıyor. böyle bir çatışma durumu yakalamalı. Ve o günlerin heyecanını tekrar yaşarız. ĐLĐŞKĐLER: Đzleyicilerin ekranda en çok görmek istediği şey.ya ilişkinin tamama ermesini. duygusal ilişkilerdir. Đzleyiciler. Ve TV yazarı için aslında bu daha çok dramatik fırsat anlamına gelmektedir. zaman zaman da düşman üstün pozisyon elde etmelidir. Türkiye'de aldatılan bir çok kadın bunu sineye çeker. derhal limbik sistemimizdeki (duygu merkezindeki) hatıralar uyanır.) Bu sınıf meselesinin örneklerini ise yine en yakın ASMALI KONAK ve BIR ISTANBUL MASALI'nda görüyoruz. aldatıldığını öğrenir öğrenmez boşanmak istemesi de Türkiye'ye uymaz. dizilerde ya yeni.

Ölüm. dizideki herşey o kadar fazla ki!) Dizide yer verilebilecek büyük olaylardan biri ÖLÜMdür. onların vücut bulmuş halleridirler. Yani konunun geçtigi yer. en dramatik olaydır. kaliteli kötü adamı olmadan ne olurdu? ASMALI KONAK'in en büyük sorunu da bence. o dizinin başarısını olumlu yönde etkiler. CNBC-E'de yayınlanan 24'ün büyük bir Türk seyirci kitlesi ile buluşabileceğini sanmıyorum. Đzleyici de anlamadığı kavramlardan bahseden dizilerden soğuyor doğal olarak.. Dizinin son bölümlerinde bir "düşman" yoktu. "Oha Oldum" Selin ile Şehsu. Ama farklı meslek seçeceğim diye. dizinin ilgi çekiciliğini artırır. dizi inandırıcılığına kaybeder. Hauge. KALĐTELĐ KÖTÜ ADAMLAR : Dizilerin kalifiye kötü adamlara da ihtiyacı var (Bkz. "Sanatçılık" gibi halk arasında "entel" sayılan branşların izleyiciye geçebileceğini sanmıyorum. Bu da Türk izleyicisinin. işadamı" görmekten bıkmaya başladık. Çünkü bu gibi branşlar. biraz daha fazla romantizm. Fakat burada ilginç bir nokta var: Bu dizide. hem de daha gerçekçi olur. biraz daha büyük sıkıntılar. sıradan insanların hayatındaki en sıradışı. Herkesin orta yaşlı ya da genç oldugu diziler. görsel açıdan bir zenginlik arzetmiyor.) BÜYÜK OLAYLAR : Đnsanlar. Ama çok fazla değil. Bu çatışma kurulduktan sonra. günlük hayatta rastlanandan çok farklı kavramlar ve sorunlar içeriyor. (Herkesin yaşlı olduğu bir huzurevi dizisi vardı değil mi? Neydi adı?) FARKLI MESLEK GRUPLARI da ilginçtir. (Şahsen çok sevmeme karşın. toplum ile tamamen kopuk alanları da ekrana taşımak abesle iştigal olur. kahramanı ya da onun çok sevdiği birini etkilemelidir. bir kere kahramanlarla özdeşleşti mi. biraz daha fazla aksiyon. Sadece apartman daireleri. ona sonuna kadar bağlı kaldığını gösteriyor. kendi hayatlarından bir iki tık daha yukarıda olmasını isterler. lüks mağaza ve restoranlar. kendi sıradan hayatlarının bir benzerini seyretmek için TV karşısına geçmezler. EGZOTĐK MEKANLAR : Dizinin geçtiği mekanın egzotikliği de izleyici için bir cazibe unsuru teşkil ediyor. kahraman (ya da kahramanlar) ile düşman (NEMESĐS) arasında kurulan ÇATIŞMA'dır. Aşağılarda bir yerde "Kaliteli Kötü Adamlar" yazısı). dizi son bölümlerinde bile çok yüksek rating alıyordu. Ama bu prodüksiyon ile de alakalı bir mesele. biraz daha farklı mekanlar . Bilinçaltı düzeyde onlara tepki vermemizin nedeni budur.M. neredeyse eksen karakterlerden bile ilginçler) Bir dizide FARKLI YAŞ GRUPLARInın bulunması. Bir Đstanbul Masalı "masal gibi" Đstanbul görüntüleri ile bezeli. çok dar bir seyirci kitlesine kendisini hapseder. bu cerrahların ve müşterilerinin hayatlarını görüyoruz. Bu durum hem farklı yaş gruplarından insanları ekran başına çeker. Biraz klasik olacak ama. Tutacak bir dizi yazarken ölümü (ya da ölüme yaklaşmayı . Bizim hayatımızdan o kadar kopuk. Ama Aslı'nın iş yerindeki arkadaşları ile Volkan'ın arkadaşları dizinin cazibesine büyük katkıda bulunurlar. Bir Türk dizisi olmamasına karşın "Nip/Tuck"ı örnek vereceğim. Kullanıldı mı tam kullanılmalı. Ekmek Teknesi de görsel açıdan son derece zengin. Çok fazla olunca. Đzledikleri dizilerin ya da fimlerin. (Bir aile dizisi olan AVRUPA YAKASI'nda Aslı ve Volkan eksen karakterlerdir. Artık her dizide "doktor. eksen karakterlerin etrafına renkli ikincil ve üçüncül karakterler yerleştirmek gerekir. bunun kesinlikle yapılmamasını söylüyor. Dallas'tan kimi hatırlıyorsunuz hemen? JR değil mi? Dizilerdeki ve filmlerdeki kötü adamlar. biraz daha fazla cesaret.ölümcül kazayı. ve ilişki konuları göz önünde bulundurularak.farklı ekonomik sınıfların birlikteliği. biraz bu özdeşleşme kavramıyla açıklamak gerekiyor. Biraz daha ilginç. EGE AYDAN'in canlandırdığı karakter kategori değiştirmiş. en etkileyici. görsel olarak dikkat çekici olmalı.. dramatik anlamda güçlü bir çatışma kalmamasına karşın. sadece gökdelenler. (Kurtlar Vadisi'nde Çakır öldükten sonra verilen ölüm ilanlarının açıklamasını da. KINALI KAR. düşmandan dosta dönüşmüştü . Ölümden sonra bir süre 261 . öğretmen. Artık ülkemizde de orta sınıfın bile hayatına giren estetik cerrahi dünyasını ele alan dizide. hayatın önümüze çıkardığı güçlükleri ve sorunları temsil ederler. Yani biraz daha fazla heyacan. Asmalı Konak Kapadokya'da geçiyordu. toplum içindeki tanınırlığı ve prestiji gittikçe yükselen meslek dallarına yer vermek. dizinin bir noktasından sonra "NEMESĐS"in (düşmanın) ortadan kalkması oldu. ölümcül hastalığı) çok dikkatli kullanmak gerekir. Yazarların bu mekan konusuna daha en baştan dikkat etmeleri gerekiyor.

Onun dışında hemen herkes. (Özdeşleşme kurdururken. Bu ne yazık ki Türk dizilerinde pek rastlanmayan (bence fena halde ıskalanan) bir durum. ve üstesinden gelmesi gereken bazı zayıflıkları olmalıdır. Oysa ben burada çok önemli bir dramatik fırsatın kaçırıldığı kanaatindeyim. izleyiciyi her zaman derinden. ya da %100 yanlış olmasıdır. karakterlerde pek bir değişme olmuyor. Polat (Kurtlar Vadisi). Hayatın kendini yenileme ve devam ettirme yeteneği. Seymen Ağa (Asmalı Konak). Ciddi bir değişiklik geçiren hatıryalayabildiğim tek karakter. Kendinden.yas tutulması şarttır. bu gerçeğe dayanır). sonunda da o. ve özdeşleştikleri kahramanların bu badireyi atlattıklarını görmek isterler. kahramanı tehlikeye atma yöntemi.. Đzleyici açısından pek sorun olmuyor demek ki. Ölüme paralel olarak doğum da görmek ister izleyici. karakterlerin hep %100 doğru. sigarayı bırakmak için iç dünyamızda mücadeleler vermiyoruz ki? Bu tür iç çatışmalar. ama makul bir süre sonra geri kalan kahramanlar. kapatması gereken bazı eksiklikleri. en kutsal değer. Hele makul bir biçimde bu doğum ve ölüm olayları yakın zamanlar içinde gerçekleşirse (önce ölüm sonra doğum) çok daha etkili olur. dizinin başında neyse. Đzleyiciler. "ölenle ölünmeyeceğini" bilirler. Afet Öğretmen (Hayat Bilgisi). tek hücreli atalarımızdan kalan bir mirastır yaşamı devam ettirmek arzusu. bilinçaltı bir düzeyde etkiler. Çünkü hayat. daha gerçek karakterler yaratmanıza olanak tanır.. DEĞĐŞĐM ve ÇELĐŞKĐ : Đzleyici. toplum içinde yaşanan budur. düşüncelerinden şüphe etmemeleridir. Bize milyarlarca yıl ötesinden. hayatın sürmesi. en temel içgüdüdür. Kahramanların dış dünya ile mücadeleleri kadar. Çünkü normal olan. Selim (Bir Đstanbul Masalı). 262 . yaptıklarından. geliştirmesi gereken bazı yönleri. kalp kırmamak. Bunun için de dizinin en başında karakterin değiştirmesi gereken bazı özellikleri. Ve izleyiciler dizi ile "ölüp" dizi ile "doğarlar". Hamlet gibi "karakter"lerin yaratılmamasının temel nedeni. Hangimiz öfkemize sahip olmak. çelişkili duygular. Türk dizilerinde ve sinemasında (ve tiyatrosunda ve edebiyatında). hayatlarını sürdürmeyi başarmalıdır. iç dünyalarında kendileri ile yaşadıkları mücadeleler de etkileyicidir. "Biz Boşanıyoruz"daki ALĐ KIRAN. özdeşleştiği karakterin zaman içinde iyiye doğru değişmesini ister.

YAZAR TIKANMASI YAZAR TIKANMASINA ÇARE! "Yaşadığınız yazar tıkanması.2004) 263 .") (Screenplay. orada olmaması gereken bir şeyi zorla sokmaya çalışmanızdan kaynaklanıyor olabilir. senaryoya.com'un forumundan ReidWrite .." ("Your block may be that you are trying to force something in that should not be there..

karınızla yemeğe giderseniz. Bence öyle. Yazar tıkanması hakkında söyleyebileceğim son şey "iyi" yazmaya çalışmamalarıdır.hl=en&amp. *** Bob Moresco'nun nasıl yazar olduğu ile ilgili ilginç bir röportaj (Đngilizce): 264 . bununla ilgileneceksiniz. Bu kadar basit. sonra tekrar yazarken onu biraz daha düzeltin/güzelleştirin. Kendisine "Sizi diğer yazarlardan farklı kılan nedir?" diye soruyorlar. Kendisi Amerika'nın belki de en üretken oyun yazarıdır. zira siz bir Oscar kazandınız.CRASH'ĐN OSCARLI YAZARINDAN YAZAR TIKANMASINA ÇARE! http://www.com/v/qpVagt_oGRo&amp.fs=1&amp. Kötü yazın. basketbol oynarsanız. Moderatör: Iambored_biscuit'in bir sorusu var: "Yazar tıkanmasını aşmak için bir tavsiyeniz var mı?" Bob Moresco: Evet. Neil Simon da "Benimle diğer yazarlar arasındaki tek fark sanırım benim her gün sekiz saat masamın başında oturabilmemdir" diyor. kendisini (yarattığı) dünyanın içine sokar ve bir noktada birşeyler bulur. Er ya da geç cevapları bulmaya başlayacaksınız. Bunlardan biri yazar tıkanması olabilir. Eğer dışarı çıkıp alışveriş yaparsanız. Yazar tıkanması ile ilgili duyduğum en iyi tavsiye Neil Simon'a aittir. Eğer sahnedeki ya da hikayenin bütün yapısındaki çatışmada bir sorun varsa.. Eğer masanıza oturursanız ve hikayenizin unsurlarını düşünürseniz. Gidip masanızın başına oturacaksınız. yaratmaya çalıştığınız karmaşıklığı düşüneceksiniz. Yazmama haline geçişin en hızlı yolu "iyi birşey yazmanız gerektiğini" düşünmenizdir. Hepsi palavra. Bakın her gün "yazmamanız" için binlerce "geçerli" neden olacaktır. karakterleri düşüneceksiniz.. masanızın başına geçin. en önemlisi de çatışmanızı düşüneceksiniz.youtube. Eğer yazar tıkanmanız varsa "Bende yazar tıkanması yok" diyeceksiniz. Moderatör: Harika. Ben tabii ki daha iyi ifade edemem. Bir yazar oturur. size söz veriyorum. O kadar basit. yarattığınız dünyayı düşüneceksiniz. "Bende masamın başına geçememe hali var" diyeceksiniz. yazmaya başlarsınız.

bildik trüklere. Siz belki bunun farkına vardınız ya da varmadınız. Çok iyi bilirsiniz ki. ama nafile. olayların. hevesle. bilinçaltıdır. eserinizin bütünlüğünü bozmuş olursunuz. kolaylıkla yazmaya başladınız.GERĐ BAS! Bu konuya daha önce değinmiştim. duygular ve ruh değil. Belki açılırım diye yazmaya devam ettiniz. sizi derinden heyecanlandırmaz. Ama her önemli konu gibi. Ne oldu? Neden bu noktaya geldiniz? Ve bu durumdan kurtulmak için ne yapmalısınız? *** Olan şu: Bilinçaltınızın size şimdilik verdiği malzeme tükendi. fikrin kendisinden kaynaklanan enerjiyle bir yere kadar geldiniz. ama hiçbiri sizi heyecanlandırmaz. Buradan gelen malzemeler "gönül telimizi titretir" insanları gerçekten derinlemesine etkiler. ama sonra klişelere. Ve bu soruyla. "gönül telinizi titretmez". sanat eserlerinin nasıl yaratıldığı konusunda ne kadar bilgisiz olduğunuzu belli etmiş olursunuz. Başlangıçta. Lakin hissediyorsunuz ki en baştaki enerjinin onda biri bile yok. Bazı çok önemli ve güzel sahneler de geldi aklınıza. sizi heyecanlandırmayan bir eserin ya da eser parçalarının başkalarını heyecanlandırması da mümkün değildir. malzemelerin üretildiği yer. Yazdığınız sahnelerin. ruhunuzda derin bir iz bırakmaz. Siz de bunlara güvenerek. karakterlerin hiçbirisi sizi heyecanlandırmıyor. çok orijinal ilerler. Kendiniz yemyeşil Yağmur Ormanları'ndan Sahra çölüne düşmüş gibi hissediyorsunuz. Diyelim ki içinize doğan. Akıl ile yapılmış ürünleri yine akıl tüketir. birkaç defa ve farklı açılardan anlatılması gerekiyor. diyalogları. aklınızla bulduğunuz malzemeleri senaryonuza eklemeye başladınız. Yeni sahneler yazar. Bazen de -eğer kendi ruhunuzla biraz daha barışık bir insansanız. coşkuyla başladığınız bir senaryoda bir noktadan sonra tıkanırsanız ne yapmalısınız? Durumu biraz daha detaylandırayım. Burası. "Ee? N'olmuş akıl kaynaklı malzeme kullanmaya başladıysak?" diyebilirsiniz. yeni karakterler yaratır. vb. oturup senaryoyu yazmaya başladınız. diyalogların. Zihninize kendiliğinden doluşan sahneleri. yönelir. Sanat eserlerinin kaynağı. Ve siz de kaynağı bilinçaltı olan malzemelerle devam etmek (yani kaynağı bilinçaltı olan yeni malzemeleri beklemek) yerine. duyguların harmanlanıp. yeni diyaloglar oluşturursunuz. Mesele şu: Büyük bir heyecanla. Ama bir süre sonra. Bu senaryo fikri hem büyük bir çatışma potansiyeli içeriyor. Eğer bilinçaltınızdan/ruhunuzdan gelen bir malzemeyle başladığınız bir işe. Hikayeniz bir yere kadar çok iyi. sizin için duygusal düzeyde çok anlam taşıyan bir senaryo fikri yakaladınız. "al şunu yaz/bestele/çiz" diye bilince gönderildiği bir tür mutfaktır. hem de çok güzel karakterler barındırıyor. yeni malzemenin gelmesi için sabırla beklemek yerine aceleyle akıl yoluyla bulunmuş malzemeler eklerseniz. 265 . "ruha hitap eder". Belki bu projeyi sizden acilen bekleyen birileri var ya da cephanenizin bittiğini fark etmediniz ya da umursamadınız ve yazmaya devam ettiniz. Oysa bilinçaltıyla yazılmayan/çizilmeyen/bestelenmeyen eserler her ne kadar teknik açıdan bütün şartları yerine getirse de.görünmez bir duvara çarpmış gibi olursunuz. bilgilerin. bu ilk cephane bitti. bizim için "gerçekten" önemli olan konuların. Buradaki anahtar sözcük "heyecanlanmak"tır.

insanlarla başka konularda konuşun. yazarların bilinçaltlarından gelen malzemelerle değil. çok kısa teslim tarihleri var. *** Güncelleme: Sadece yazdığınız bir senaryoda. sakin yürüyüşler yapın. Peki bu durumdan kurtulmak için ne yapmalısınız? Cevap iki kelime: Geri basmalısınız! Yani. bu sitede anlatılan ve anlatılmayan binlerce bilgiyi sindirirler). diyalogları teker teker çıkarmalısınız. Hiç acımadan. Ben de derim ki "Allah yardımcınız olsun. çok kısa sürede reyting yapan klişelerle çalışmasıdır. bu yüzden bu yöntem bana uymaz". Bu size önce zor. "Lost"un ya da "Coupling"in bir bölümü iki ayda (rakamla 2) yazılmaktadır. *** Ha. O noktaya kadar geri gittiğinizde. sahneleri. O size tekrar malzeme vermeye başlayacaktır. O karaktere kadar. dizisini seyredenler.Özetlersek. gibi gelebilir. kendinizi bir anda tekrar Yağmur Ormanları'nın kıyısında bulacaksınız. Nereye kadar? Bilinçaltından gelen son malzemeyi kullandığınız yere kadar. (House M. Türk dizileri de o zaman gerçekten kayda değer bir nitelik kazanır. kaybetmiş olduğunuz heyecanı tekrar hissetmeye başlayacak. bilgisizlikten ya da aceleden. onları atmalısınız. Ama bu sayede dünyanın her tarafında seyredilmekte. diğerlerini de acımasız bir biçimde atmalısınız. mantıksız. Bazen kendinizi tamamen yanlış bir projeye başlamış halde de bulabilirsiniz. Sizi heyecanlandıran son noktaya kadar geri basmalı. akıl ile bulunmuş malzemeler eklemektir. O sahneye kadar. hikayenize sonradan. Her ne kadar uğraşmış olursanız olun. dergiler karıştırın. Başka kitaplar okuyun." Bizdeki dizilerin genelde bu kadar kalitesiz olmasının nedeni.D. House'un son teşhisi hep bu şekilde koyduğunu iyi bilirler). atmış olduğunuz yanlış adımları geri almakla bitmiyor iş. Bilinçaltınıza güvenin. zaman kaybı vb. kökeni bilinçaltında olan malzemelere. Hem de hiç ummadığınız bir anda. beş sezon boyunca bu yöntemin istisnasız her bölümde kullanıldığını. Teker teker. bu durumunuzun nedeni. akıl yoluyla eklediğiniz karakterleri. 266 . zamana karşı da çok iyi direnmektedirler. Ne zaman ki bizim yazarlar da bu koşullarda yazmaya başlarlar (artı. Ama emin olun öyle değil. diyebilirsiniz ki "Ben TV sektöründe çalışıyorum. Bilinçaltınız size cevabı verecektir.

Karakterlerinizin konuşmasına izin verin. Burada amaç. işlerin iyi ve kötü giden tarafları hakkında söyleyeceklerini dinleyin. Fikirler. yemekten hoşlandığı şeyler sunun ona. hatta yüzüne bile bakmayacağınız kitaplar alın. Đşte tıkanma olayıyla böyle başa çıkılır.. O şeyi yazma konusunda bir profesyonel olmuşsunuz. Bir yazar olduğunuz için. 9) Sevdiğiniz şeylerin bir listesini yapın. kısa bir süre sonra bu düğümü çözmüş olursunuz. duş almak da zihninizi özgür bırakmanın harika bir yoludur. şemasını çıkartın. Eğer aynı sahneyi tekrar yaşama şansları olsaydı ne yaparlardı acaba? 8) Harika birşeyi inceleyin. "yazabiliyor olsaydınız ne yazardınız"ı ve "bunun ne kadar harika olacağını.. Bir müzik dükkanında acayip enstrümanlar deneyin.. "Bugünkü Yazı Ödevini Yerine Getirmediği" için. Parçalayın.. şunu. Örneğin.. O şeyin muhteşemliğini yaşayın sadece. Hikayeyi tekrar yazın. sizin bu konuda benden çok daha fazla fikriniz vardır.html 12) Duş alın. Bu çok basittir ama gerçekten de çok işe yarar. çünkü şunu. ama uykunun güzel olduğu kesindir. sadece sürekli olarak o ilk müsveddeyi düzeltiyorsunuz. artık onu yazmaya hazırsınız. 6) Trene binin. 5) Arkadaşlarınızı arayın! Onlarla dışarı çıkıp sohbet edin. son müsveddenize bakmadan yazın!. 7) Şu yöntem çok "kötü" ("evil") ama aynı zamanda harikadır: Yeni bir dosya açın ve yazmakta olduğunuz şeyi tekrar. Bu herkes için geçerli olmayabilir. araba sürmenizi) gerektirmeyen bir yolla başka bir yerlere gidin. sık sık ona kendisinin ne kadar HARĐKA biri olduğunu hatırlatın. Sonra o hikayeyi hafızadan tekrar yazın. ve bir kahraman gibi yazı işinin başına dönecektir.TIKANIK BEYĐNLERE AÇILIŞ ÇARELERĐ Tıkanmış lavobonuza ne yapacağınızı biliyorsunuz. o da kendine gelecek. Böylece içinizdeki hikayeci serbest kalır ve hemen yazmak zorunda olmadığı bir sürü yaratıcı şey bulur. geber! Acı içinde kıvranıp ölmelisiiiiinnn!!! Aaaarrrggggh! Hayır. Bu gerçekten de çok ama çok sevdiğiniz bir şey olsun. Onu yeni ve heyecan verici şeylerle doldurun.blogspot. Aman Tanrım. nazik olun. ya da tamamen fiziksel olan bir şey yapın. Umarım işe yarar. Sevgili arkadaşınıza bir fincan çay (ya da bir içki) verin. Geber cehennem dölü.. "Đşini Salladığı" için. Böylece kendinizi o şeyle rekabet içinde de hissetmezsiniz. Bu da çok işe yarar. ve "Yazdıkları Yeterince Đyi Olmadığı" için kırbaçla dövülmesi gereken ve cehennemin dibindeki bir köşede yaşayan bir zebani dölü gibi değil. yabancı bir blogger'ın çok itibar gören bir yazısını kısaltarak ve biraz dönüştürerek veriyorum. karşı nazik davranın. hayır. Arabanızın kullanma kılavuzunu okuyun. 4) Deponuz boşalmış... içinizdeki eleştirmeni kapatmak ve sevgiyi harekete geçirmektir. hayıııır. Kütüphaneye ya da kitapçıya gidin ve hayatta almayacağınız. Ne olursa olsun yazın. Şoför koltuğunda "içinizdeki eleştirmen" otururken hikaye yazamazsınız. 1) Sizin yazmakta olduğunuz şeyle aynı türde (janr) olmayan ve sevdiğiniz bir şeyi seyredin/okuyun. 10) Başka bir şey yazın. 3) Bir dağa tırmanın. Sizin hareket etmenizi (yani. gevşediğinizde daha kolay bulunur.KEN LEVINE 267 .com/2006/11/youre-up-at-bat. Aynı sohbeti yapmaktan bıkmış usanmışlar zaten.. şunu ve şunu yapacağınızı" yazın. Tıpkı çok önemli ve zor bir şey yapmaya çalışan endişeli ve üzgün bir arkadaşınıza davranacağınız gibi. Kaynak: http://bootstrap-productions. O hikaye üzerinde o kadar çok uğraşıyorsunuz ki. ama artık onu yazmanıza izin vermiyorsunuz. Bu da beyninizdeki eleştirmeni kapatır ve sizi bilgisayarın başına oturMAmaya zorlar. 11) Kendinize.. yapısını anlamak için onu tekrar tekrar izleyin/okuyun. .. Peki tıkanmış beyninize ne yapacaksınız? Aşağıda.. 2) Çok uyuyun. Çılgın sanat eserleriyle ilgilenin. kendine şöyle bir çeki düzen verecek. gidip onları yapın.

" (Michael Hauge) “Tema. daha doyumlu. Kahraman iki olumlu değer arasında bir seçim yapmak ya da iki olumsuz şeyden birini seçmek durumunda kalır” diyor. tema vasıtasıyla “Đşte böyle daha iyi insan olunur” der. Ben tema yerine ‘Kontrol Cümlesi’ (“Controlling Idea”) demeyi tercih ediyorum. daha gelişkin. Türkçe’deki kullanımıyla tema. “savaşın insan psikolojisi üzerindeki yıkıcı etkisi” mi. dünya üzerinde doğru davranışın ne olduğuna dair senaryo yazarının görüşüdür. olay örgüsünden (plot) çıkmalıdır. kahramanın (genelde filmin sonuna doğru) yapmak zorunda olduğu ahlaki bir seçimde kendini en açık bir biçimde ortaya koyar. 2 saat boyunca izledikleri şeyin en sonunda kendilerine anlamlı bir ders vermelerini beklerler. sonuca ulaşmak için bir 268 . Bundan sonraki yazılarımda da tema dediğim zaman. Türkçe'de anlaşıldığı gibi bir iki kelimelik bir konu ya da McKee'nin dediği gibi bir hikayenin en yalın şekilde ifade edilmiş halini değil. Yani hikayedeki olayları öyle bir biçimde arka arkaya dizmelisiniz ki. Hangisini seçmeli? Ben Hauge ve Truby’ninkini tercih ediyorum. filmin önermesine (“premise”. Yani temasız bir senaryo yazmak da son derece mümkün. “log-line”) çok benziyor. Bunlar bir ortam (“setting”) ya da tür (janr) ile ilgili şeylerdir. Truby “Her hikayenin merkezi tematik meselesi. Gerçekten de iyi filmlerde kahraman. (Bu hataya eski Türk filmlerinde ne kadar sık düşüldüğünü bilmem fark ettiniz mi?). Ama senaryo yazımında tema sözcüğü tamamen farklı bir anlam kazanır. Tema. bir filmin. Filmi yapan kişi. Ama temanın insanın gözüne sokulmaması da gerekir. yazarların sözlüğündeki muğlak kelimelerden biri haline gelmiştir. bir hikayenin daha fazla indirgenemez anlamını ifade eden açık ve tutarlı bir cümledir. ve “aşk” tema değildir. Ama McKee temayı sadece senaryodaki olayların en indirgenmiş hali olarak ele alıyor. “savaş”. Örneğin “Bu filmin teması savaş” dendiğinde savaşla ilgili bir film seyredeceğimizi anlarız.” (Robert McKee) Temanın tanımında ilk iki yazar ile McKee arasında farklar olduğu açık. Yani “savaşın kaçınılmazlığı” mı. Bu anlamı netleştirmek için senaryo öğretmenlerinin tema hakkındaki tanımlarını alt alta sıralayacağım: “Tema. Hauge ve Truby’ye göre tema ahlaki bir içeriğe sahiptir. Ama bu filmin savaşın hangi yönünü anlattığı ile ilgili bilgiyi temadan elde etmeyiz. Tema. Yani bir karakter açık açık “iyi insan olmak için şöyle davranmak gerekirmiş” diye konuşmamalıdır. eserin konusunu bir ya da en fazla iki sözcükle özetler. En yüzeysel aksiyon filmlerinden dahi bu beklenir. Truby ve Hauge'un dediği gibi. Peki “tema”ya neden ihtiyaç var? Ya da ihtiyaç var mı? Bir senaryo temasız olabilir mi? Tema senaryoda nasıl oluşturulur? Michael Hauge. senaristin insanlık durumu ile ilgili önerisini kastediyor olacağım. kahramanın yaptığı seçimler ve gösterdiği davranışlar bizim “doğru yaşama felsefesini” çıkarsamamıza olanak tanımalıdır. Ama seyirciler genel olarak temasız eserlerden pek hoşlanmazlar. insanlık durumu hakkında söylediği evrensel düşüncedir. daha ahlaklı biri olmak için nasıl yaşaması gerektiği ile ilgili temelde yatan düşüncesidir. Bu.” (John Truby) “Tema. insanın. “Yoksulluk”. Gerçek bir tema bir sözcük değil bir cümledir. yoksa “ulusal bir kurtuluş savaşı” mı belli olmaz temadan. Zira McKee’ninki.GENEL SENARYODA TEMA Türkçe’de “tema” dendiği zaman aklımıza genelde tek bir sözcük gelir. senaryo yazarının. temanın bir senaryonun olmazsa olmazları arasında bulunMAdığını söylüyor.

. ama hemen hepsi başarısız olmuştur. 269 . olay örgüsüne empoze edilmemelidir. Bir gişe canavarı yazarı. parlak fikrin içinde gömülü bulunan en derin çatışmayı görür ve kahramanın bu çatışma ile başa çıkmasını gerektirecek bir grup düşman (“opponent”) yaratır. “Tema olay örgüsünden ortaya çıkar / kaynar / neşet eder. Tema konusunda da “Eşkiya” çok güzel bir örnek teşkil eder. Bu evrensel mesajı nedeniyle de her izleyişte izleyicileri derinden etkilemeyi başarır. Ama bu temayı açıkça söylemek yerine olaylar ile göstermek daha doğru oluyor. Bunu yapmanın yolu da zıtlıktır / düşmanlıktır. “Eşkiya”nın hikayesi bize dostluğun aşktan da önemli olabildiğini söyler. dostuna vefayı 30 küsür yıllık aşkına kavuşmaya tercih eder. Önce ‘bir ilişkide dürüstlük ve dostluk şarttır’ şeklindeki bir temadan yola çıkıp sonra ‘Sanırım ben Tootsie’yi yazacağım’ demek çok saçmadır. Bu parlak fikrin içinde gizli halde bulunan temayı da ortaya çıkarmak / bulmak gerekiyor. Örneğin Hollywood tarihinde bir insanın bir başkasıyla yer değiştirdiği onlarca “yer değiştirme” hikayesi vardır. ama bu parlak fikri aynı zamanda tema ve zıtlık / düşmanlık yoluyla genişletirler. Bunların hepsi “parlak fikir”dir. Bu seçim ve onun sonuçları bize. Diyor ki..” Demek ki iyi bir senaryo yazmak için parlak bir fikir (“high concept”) bulmak yeterli olmuyor. Gişe canavarlarının yazarları parlak fikirlerinin kalbinde yatan ahlaki meseleyi bulurlar ve daha sonra bu meselenin çeşitli olasılıklarını hikaye boyunca ele alırlar. TOOTSIE de bir yer (kılık) değiştirme komedisidir ama son derece başarılı olmuştur. Đlk kural. Bu hareketi aşkına kavuşmayı engeller sadece.. ilk bir ya da iki müsveddeyi yazana kadar temayı tamamen görmezden gelmektir.. Baran.seçim yapmak zorunda kaldığını görürüz. yazarlar. aşkının yeterince güçlü olmadığını değil. Ancak o zaman hikayenizden hangi evrensel temanın ortaya çıkabileceğini görmeye hazır olursunuz. bu dünya üzerinde nasıl davranmamız gerektiğini “gösterir”. Michael Hauge’un tema konusunda çok güzel bir tespiti var. yeni tanıştığı ve kendisine iyilik yapan Cumali’yi mafyanın elinden kurtarmayı tercih eder. Keje’yi alıp gitmek yerine. bir erkeğin kadın gibi giyinmesi fikrinde yatan temel bir ahlaki tema bulmuşlardır: erkeklerin kadınlara davranma şekli. Neden? Çünkü . Daha sonra yazarlar bir erkeğin bir kadına nasıl davrandığını gösteren bir dizi düşman yaratmışlardır.” Truby’nin de bu konuda söyleyeceği birkaç söz var: “Gişe canavarı filmler genelde parlak bir fikre (“high concept”) dayanırlar. Ondan sonra karakterlerinizin içsel motivasyonlarına ve çatışmalarına odaklanın.” “Đlk olarak bir hikaye fikri ile yola çıkın ve kahramanlarınızın dış motivasyonlarına ve aralarındaki çatışmalara odaklanarak ilk müsveddenizi yazın...

fazlalıklardan arınmış. Đster 2.GEVŞEK SENARYO – SIKI SENARYO Sahne yazma olayı bittiği zaman. Şu John Travolta’lı Uma Thurman’lı film). Oysa iki saat. ister çocukluğunuzun geçtiği köyü. Seyirci böyle bir film izlerken doğal olarak sıkılır. Neden böyle bir şey yapılır? Çünkü hemen bütün senaryoların ilk müsveddeleri (“first draft”) şişkin olma eğilimindedir. içinde bulunduğu sinema salonunu (ya da evin salonunu) unutmasını sağlayacak bir malzeme sunmaktır. Bu aşamada senaryodaki fazlalıkları ve gevşeklikleri atar ve “sıkı” bir senaryo yaratmaya başlarsınız. Bu nedenle ilk müsveddeyi yazarken elinizi korkak alıştırmayın. ilginç ve çeşitli malzemelerle. Başarılı senaristlik budur. bunu seyirciyi sıkmayan bir biçimde. Yazar henüz “büyük resmi” göremediği için neyin önemli neyin önemsiz olduğunu ayırt edemez. (Bunun en son örneğini “Be Cool”da gördüm. Neden – sonuç ilişkisine sıkı sıkıya bağlıdırlar. iki saattir. Sahneler birbirlerini sıkı bir neden-sonuç ilişkisiyle izlemezler. seyirciye 7200 saniye boyunca oturduğu koltuğu. Sizin yazar olarak göreviniz.e. hatta bazen koskoca bir sahneyi atmanız gerekir. ritmi yüksek bir senaryo çıkar. 2 saatlik sürenin nasıl geçtiğini anlamaz bile. başarılı bir senaryoya dayanarak çekilmiş başarılı bir filmdir. O iki saat onun için bitmek bilmez. 120 dakika. o zaman düzeltme ve kısaltma (çok nadiren de ekleme) yapma zamanı gelir. Seyirci bir anda kendini filmin sonunda bulur. Đşte bu. Bu nedenle bir sahneden diğerine geçiş “yağ gibi kayarak” olur. Peki elinizdeki malzeme yeterince iyi değilse ya da iyi bir malzemeyi yeterince iyi işlemeyi başaramazsanız ne olur? Gereksiz derecede uzun sahneleriniz. Gereksiz diyaloglar atılır. Her sahne gerekli ve eğlencelidir. Dünya savaşını anlatın. Ne zaman ki senaryonun ilk müsveddesi biter. senaryonuzu tekrar tekrar gözden geçirme aşamasına gelinir. Ama seyircinin zihnini ve duygularını tahrik edecek (i. o 7200 saniye 72 saat gibi gelir. uzun sahneler kısaltılır. Film “şişkin”dir. Bu nedenle de hoşuna giden veya önemli olduğunu sandığı her şeyi senaryoya koyar. 7200 saniye. geçmek bilmez. ve ritmik bir biçimde yapmalısınız. Syd Field bunun son derece normal olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Bir senaryodan sahne atmak. 270 . upuzun diyaloglarınız olur. ortaya çok güzel. bitmiş bir senaryoya sahne eklemekten çok daha kolaydır. harekete geçirecek) ve meşgul tutacak bir materyal sunmazsanız.” Eğer elinizde iyi bir malzeme varsa ya da siz elinizdeki malzemeyi iyi işlemeyi başarırsanız.

ĐYĐ HĐKAYE . gösteren filmler genel izleyici tarafından tutulmaz. Çünkü o insanların 24 saat boyunca ne yaptığını bilmeyiz / bilemeyiz. Bu. Bir süreliğine o insanla "özdeşleşir".KÖTÜ HĐKAYE "Aslında bütün öyküler aşağı yukarı aynı şeyi anlatır". Maslow. Freud'u önce kendi yandaşları ve öğrencileri (Jung.. sonra da o kriz anında kendi sınırlarımızı aşarak o büyük krizi biz de aşarız. Bunda yanlış ya da kötü bir şey yoktur. Kısa bir süre için bile olsa biz de kendine güvenen bir insana dönüşür ve mutlu oluruz. Đspanyolların ve Đtalyanların "sanat filmi" adı altında ürettiği akıl almaz rezilliklere denk geliyorum. Ben kendi adıma zaman zaman Fransızların. Çünkü kendi zayıflıklarımızın sonuna kadar farkındayızdır. kendine güvenen ya da daha önce güvenmezken sonra güvenmeye başlayan insanları ekranda / perdede görmeyi severiz. Bütün bunlardan sonra Freud'un artık "saçmalık" olarak nitelenmesinde bir sakınca olmayan 271 . Bu cümleyi usta senaryo yazarlarından sık sık duyarsınız. Niye mi? Çünkü Freud kadar paspas olmuş adam azdır psikiyatri ve psikoloji tarihinde. onunla birlikte çeşitli güçlükler yaşar. Biraz psikoloji bilgisiyle de harmanlayarak bunun ne demek olduğunu açıklamaya çalışayım. (Bu konuda sizi en çok aydınlatacak kitaplar biyografi kitapları olacaktır). en yeteneksiz insanı zannedebiliriz. Hatta bu yüzden kendimizi zaman zaman dünyanın en zayıf. Herkes kendi zayıflığını en iyi bilir. Đstisnasız bütün insanlar çeşitli karakter zayıflıklarına sahiptir.derhal mekandan ya da o film gösteriminden uzaklaşıyorum! Bu tür "sözde sanat filmleri"ni genelde "insan doğasının bilmem ne yönü" gibi ne idüğü belirsiz ifadelerle açıklarlar. hayatı daha güzel yaşamak için nasıl davranmak gerektiği konusunda onları bilgilendirmeye çalışır. Oysa o insan da zaman zaman kendisini en az bizim kadar zayıf ve yeteneksiz hissediyordur. Ve bu açıklamalarda da korkunç bir Freud'culuk vardır. hayatın güçlüklerine karşı onları yüreklendirmeye. Bize benzeyen ama biz olmayan bir insanın güçlükleri nasıl aştığını görmektir. Sonra Karen Horney. Seksen ve doksanlarda ise Martin Seligman ve Mihaly Csziksentmihalyi gibi bilim insanları. Ve . Maslow'un ve arkadaşlarının başlattığı "sağlık psikolojisi"ni bilimsel bir temele oturtmuşlardır (bkz. Hikayeler. daha sağlam gibi görünürler. Đşte bu nedenle insanları zayıf / kötü / beceriksiz / aşağılık vb.sağlıklı bir insan olarak . ilk ortaya çıktıkları günden beri dinleyicileri cesaretlendirmeye. Fromm) çok fena yerden yere vurmuşlardır haklı olarak.. Tıpkı bedenimizi hayatta tutmak için yemek yemek zorunda olmamız gerçeği gibi bu da ömür boyu benliğimizin bir parçası olarak taşımak zorunda olduğumuz bir gerçektir. Ama senaryo yazımına yeni başlayanlar bunun anlamını tam olarak bilemeyebilirler. "Learned Optimism" adlı kitabı ve "Positive Psychology" akımı). insan psikolojisinin çok derin bir ihtiyacına cevap veren filmlerinden farklı olarak gişede iki seksen yatıyorlar. Adler. Đşte bu zayıflıklarımızdan dolayı. Başkaları ise bize daha eksiksiz. bütün bu hikaye dinleme olayının özü. Đşte bu nedenle Avrupa sineması ve ona özenen diğer ülkelerin filmleri. Hele yarıokumuş bir film eleştirmeni Freud ya da Lacan'dan bahsederek bir filmi yorumlamaya kalktığı zaman tüylerim diken diken olur. ve Rogers gibileri ortaya çıkmıştır 50-6070'lerde. insan olmanın bir parçasıdır. en beceriksiz. *** "Sanat filmi" adı altında inanılmaz saçmalıkları üretenlerin sadece biz olduğumuzu sanıyorsanız yanılıyorsunuz.

eğer kalıcı başarılar elde etmek istiyorlarsa. bütün insanı değerlerin kurmaca olduğunu. insanın "seçmek" suretiyle herşey olabileceğini vs. Bu felsefi akım.düşünceleri üzerine film hikayesi kurmak ya da filmleri bu "geri" düşünce sistemi ile açıklamak ya düpedüz cahilliktir ya da kasıtlı bir yanıltmadır. bu doğru damar sayesinde bütün dünyada seyrediliyor oldukları. Söylemek istediğim. Amerikalıların insan psikolojisi ile ilgili doğru bir damar buldukları. söyler . 1950'lerden sonra Avrupa'dan doğru düzgün bir psikolog ya da psikiyatr çıkmış değildir. Yukarıda adını verdiğim ve Freud'a takkesini ters giydiren bilim insanlarının çoğu Amerikalı ya da Amerika'ya göç etmiş insanlardır. Felsefi olarak da bu "sanat" filmlerini temeline yine bir Avrupalı olan Jean Paul Sartre'ı ve onun "varoluşçu" düşünce sistemini yerleştirirler genelde. *** Ama burada sanırım Avrupalı'ların "Avrupa Merkezli" düşünme zaafı önemli rol oynuyor. 272 . hayatın anlamının olmadığını. Ve sadece muazzam reklam kampanyaları sayesinde değil. Ve bizim sinemacılarımızın da.ortaokul düzeyinde genetik ve lise düzeyinde felsefe bilenlerin bile burun kıvıracağı saçmalıklar işte. *** Bu yazdıklarımdan Amerikan hayranı olduğum izlenimi uyanmamalı. benzer bir damarı kendi kültürümüzde bulmaları gerektiği.

En büyük amacı en düşük maliyetle en yüksek geliri elde etmektir. hatta bunu işbirliğine dönüştüren bir kurum vardır: bu da "menejerlik"tir. Oluştuğu zaman.. (Bir vaka incelemesi olarak. Đlginizi çekebilir: Yapımcı. senaryoların çekilmden önce "senaryo doktorlarına" gösterilmesi gerekliliğini öğrenmek için milyonlarca doların kötü hikayelerle batırılması gerekmetedir. Senaristlerin motivasyonu ise yeteneklerini sergilemek.. Đlk filmlerini çekenler.peki ama bu hayırlı işin bu kadar geç yapılmasının müsebbibi kimdir? Yapımcılar mı? Yapımcıların kötü hikayelere para yatırması ve batırması da bütün dünyada görülen bir durumdur. Yarayacağını düşünenlere Alman sinemasını derinlemesine incelemelerini tavsiye ederim. Türkiye'de SEN-DER'in kurulması da bu yönde atılmış çok önemli bir adımdır . Format satın aldıkları için yapımcıları suçlamak. yapımcı ile senarist arasındaki çatışmayı hafifleten. Đnce ruhlu senaristlerin. motivasyonunu kaybetmesini menejerler engeller.. Ama gerilla taktikleriyle film çekecek. Bunun önünü almak için WGA (Writer's Guild of America) gibi yaptırım kurumları vardır. yapmalıdır da. En son ve en büyük örneklerden biri "Büyük Đskender"dir. Bizim filmini çekmek için hastane kobaylığı yapan Robert Rodriguez'lerimiz. Bu ikisi örtüşmeyince (ki genelde örtüşmez) her sanat dalında görülene benzer çatışmalar sinemada da görülmeye başlanır. Dünyanın en büyük sinema endüstrisi olan Holywood'da da durum budur.) "Deprem Sigortası"nın gerekliliğini öğrenmek için nasıl bir deprem gerektiyse (ki hala yaptırmayanlar çok). Siz resimde. Lies & Video Tapes böyle çekilmiştir). ya da çalıştığı markette gece film çekme "yaratıcılığını" gösteren Kevin Smith'lerimiz nerede? Galiba reklam sektöründeler. ultra-girişimci genç yönetmenlerimiz yok. Arada sırada yapılan devlet yardımları ne yazık ki pek işe yaramayacaktır. Yapımcı para kazanmak için herşeyi yapar. "mutsuz ve umutsuz" senarist sayısında da büyük bir düşüş yaşanacağından eminim. ya da müzikte durum farklı mı zannediyorsunuz? Sergi salonu bulamayan figüratif ressamları. Ortada "benim çok iyi bir senaryom var" diyen çok sayıda senarist var. bu bir 'kaybeden' film" dedim kendi kendime. Yapımcı ile çatıştığı nokta buradadır. Bu iş onun için sadece ve sadece bir ticarettir. elini taşın altına sokacak. Çünkü yapımcılar "ne satıyorsa onu yapmak" zorundadır. Bu yüzden sinema hakkında bir birikiminin olmaması ile suçlanması abesle iştigaldir. ya da komedi yazmayan oyun yazarlarını bir dinleyin hele. SENARĐST Aşağıdaki yazıyı. Sanattan pek fazla anlamayan yapımcılara da hangi senaryoların işe yarayabileceğine dair onlar destek olur. Her sene en fazla 15-20 filmin çekildiği ülkemizde ne yazık ki senaristler için bir menejerlik kurumu henüz oluşmamıştır. Yapımcının ticari kaygıları ile senaristin sanatsal güdülerini bu insanlar uzlaştırır. bir yandan da bundan para kazanmaktır.BĐTMEYEN ÇATIŞMA: YAPIMCI VS. benzer filmleri tekrar tekrar da çeker. Robert Rodriguez'in "El Mariachi"yi nasıl yaptığını anlatan "Ekipsiz Asi" kitabını okumanızı tavsiye ederim. Yapımcı bunun için format da satın alır. çok az parayla çok başarılı işlere imza atacak "GERĐLLA Senarist-Yönetmenler"dir. çok "naif" bir yaklaşımdan başka bir şey değildir.tk'da yayınlanan bir yazıya bir yorum olarak yazdım. Çünkü bir film para kazandırmıyorsa bu çark dönmez.) Onlar ortaya çıkana kadar Türk sineması bu halini sürdürecektir. para motivasyonlu yapımcılar ile mücadele edip yıpranmasını. James Cameron'un "Terminator"e yapımcı ararken iki sene boyunca okul otobüsü şoförlüğü ve afiş çizerliği yaptığını biliyor muydunuz? Fikir ve senaryo çalma durumu Holywood'da ve başka ülke sinemalarında da sık sık görülen bir hadisedir. Her sene 300-400 film üreten Hollywood'da. 150 milyon dolardan fazla bir paraya mal olan Oliver Stone'un bu filmi Amerika'da sadece 20 milyon dolar getirmiştir. herkesin bildiği gibi bu işe para kazanma motivasyonu ile girer. ya da filmini istediği gibi çekmek isteyenler her yerde büyük zorluklara katlanırlar. araba kredisi ile film çeken Steven Soderberglerimiz (Sex. Senaristler ise "içlerinden geleni yapmak" zorunluluğu hisseder. başka ülkelerde de. tiyatroda. moralinin bozulmasını. 273 .. KĐŞĐSEL NOT: Bence Türk sinemasını kurtaracak (ya da "Yeni Türk sinemasını kuracak" demek daha doğru galiba) olan. (Filmin seyretmeye başladıktan 10 dk sonra "Eyvah. Benim 10 dk'da gördüğümü150 milyon dolar sahibi yapımcılar görememişti. senarist.

) Bunlar ile yakından ya da uzaktan ilgili hikayeler neden yazılmasın? "Kim araştıracak şimdi oraları?" diyorsanız. farklı alanlarda uzmanlaşmış 10 arkadaşı ile birlikte. ortalama insandan daha fazla okuyor. (Bu cümleyi "ortaokul mezunu ev kadınlarına hakaret" olarak anlayan biri olursa döverim. biri bir gün araştırır ve canavar gibi senaryolarla ortaya çıkar. şüphecilik.TÜRK SENARYOLARINDA ZEKA ve BĐLGĐ Türk filmlerinde zekaya ve bilgiye pek rastlamadığımızın farkında mısınız? Yani bir Türk filmini seyrederken "Vay canına. Vestel gibi özel şirketlerin de çok gelişmiş AR-GE laboratuarları var. Bu düşüncenin çok da doğru olmadığını gösteren bir kanıt "Matrix 1"in izleyici sayısıdır. olasılık gibi bilimsel kavramlardan haberdar. hem de bozgun anında karakter tahlilleri yapabilirsiniz. kuramsal olarak. filme de gelmez. öğreniyor. Neden? Burada Türk eğitim sisteminin düşünmeyen ve bilgiyi sevmeyen insanlar üretmesinden bahsedecek değilim . Öyleyse siz de başarısız bir soygunu anlatan bir hikaye yazabilirsiniz. Kumarhane arıyorsanız KKTC'ye uzanabilirsiniz. Bu insanları bir kenara atıp sadece ortaokul mezunu ev kadınlarına uygun filmler yazmak bence büyük bir hata. Peki neden sürekli olarak sıradan insan halleri üzerine. aklını yaratıcı bir biçimde kullanıyor olması gerekiyor. bu tarz olayların Türkiye'de gerçekleşemeyeceğini bize dikte ediyor. boyut. Aselsan bir diğeri. Ayrıca CEP TELEFONU OPERATÖRLERĐ'nin merkezleri de sinema açısından çok cazip yerler.) Türkiye'de de çok büyük büyük finans kuruluşları var. her maili. Buna söylenecek sözüm yok. Yani kim ne derse desin. bilgiye dayalı filmlerin Türkiye'ye pek uygun düşmeyeceğinin düşünülmesidir. ona göre . Tübitak bunlardan biri (Gebze'deki kriptoloji laboratuarları özellikle çok hoş). (Hatırlarsanız bu filmde Ocean adlı bir soyguncu. böyle bir filmi kendi mekanlarında geçirterek kendi imajlarına zarar vermek istemeyebilir" diye düşünebilirsiniz. (MĐT'in son iki aydır her cep telefonunu. bu insanlar ucundan kıyısından bilimsel düşünce.) Đkinci sebep. Bu düşüncenin yanlış olduğunu gösteren bir başka bilgi de. Buralar ile ilgili bir senaryo neden yazılmasın? "Türk firmaları. Siz de ağalı .ki ana sebep odur. bir "Ocean's Eleven" filminin Türkiye'de geçmesinin önünde hiçbir engel yok. Ayrıca Türkiye'de bilimle uğraşan çeşitli kurumlar var. sıradan insanların öğrenme ve bilgiye karşı soğukluğunu onlara atfetmek pek mümkün değil. Ama. Türk sinema seyircisinin profilinden geliyor. Deney. Las Vegas'taki 3 kumarhanenin parasının toplandığı bir kasayı soyuyor. tümevarım ve tümdengelim gibi zihinsel egzersizler ile aşina. Birincisi. Bu filme bu ülkede yaklaşık 1 milyon 500 bin insan gelmiştir. 274 . 1 Haziran 2005 tarihli VATAN gazetesi. bu hiç aklıma gelmemişti" "Demek böyle bir şey de varmış" ya da "Bak. aynı zamanda sevgilisini elinden alan adamdan da intikam alıyordu. Yani bir "Jurassic Park"ın ya da bir "Contact"in Türkiye'de geçtiğini hayal edemiyoruz haklı olarak. Ankara Gölbaşı'nda da TÜRK-SAT uydularının idare merkezi var yanlış hatırlamıyorsam. (Daha sonra DVD ve VCD'den kaç kişinin seyrettiğini buraya yazmıyorum bile). Böylece hem tesislerinden faydalandığınız şirketin güvenilirliğini tasdik etmiş olursunuz. Bu nedenle. Sadece bu sayı bile "Bizim millet bunu anlamaz" tarzındaki düşüncenin yanlış olduğunu gösteriyor. pek de zeka içermeyen filmler seyrediyoruz? Bunun bir kaç sebebi var sanırım. bu kadar karmaşık bir filmi bir buçuk milyon insan izlemiştir. ben bunu düşünemezdim" gibi cümleler kurmayız. Çünkü Türkiye'nin ekonomik ve teknolojik koşulları.mafyalı senaryonuzla ortada kalırsınız. bilgiye dayalı düşünme. Türkiye'de sinema seyircisinin çok büyük bir bölümü üniversite öğrencisi ya da üniversite mezunudur. Düşünebiliyor musunuz? Bu kadar derin meselelere eğilen. Senarist arkadaşların. her haberleşmeyi takip ettiğini biliyor muydunuz? Bkz. senaristlerin "millet bunu anlamaz" diye düşünmesi: "Ben şimdi bilgiye dayalı bir şeyler yazarsam millet bunu anlamaz. film de gişede yatar".

aşağıdaki bir yazıda da belirttiğim gibi Avrupa bu haline yüz yıllar boyunca (neredeyse Rönesanstan itibaren) dünyanın kanını emerek gelmiştir. Bu insanların. Ahlak da öyle. Öncelikle şunu belirteyim: Bir Avrupa kültürü hayranı değilim. (Bu katliamın Amerikan müdahalesi ile sona ermesi son derece manidardır). kişi başına düşen doktor sayısı. Đnsanları. Dünya savaşından sonraki Soğuk Savaş yıllarında Sovyetlere karşı onlarca ülkeyi kışkırtıp. "Yahudi Soykırımı olmadı" diyemezsiniz. iğrenç kitaplardır. ürettikleri eserler (özellikle de filmler) açısından. Hep bu mesajları alırsınız. Avrupa ile Amerika'nın birbirinden pek fazla farkı bulunmuyor. Ama bu yasalar da her an değişebilir. Đki dünya savaşının sona ermesinde en büyük rolü oynamakla elde ettiği olumlu imajı. yasalar vardır. açgözlülükten ve insan dışılıktan başka bir açıklaması yoktur. Avrupa "sanat" filmlerinde hep. bütün Avrupa kültürlerinin en belirgin özelliği. kişi başına düşen ortalama gelir miktarı gibi yine Avrupalılar tarafından uydurulmuş kıstaslara göre. yani insan ruhunun ve onun değerlerinin tamamen göz ardı edilmesi. artı. böyle bir kaderle karşılaşmayacakları konusunda hemen herkes hemfikirdir. bir çoğunda askeri darbeleri destekleyerek ya da bizzat darbe yaptırarak kaybetmiştir. Đşte Avrupa budur. Kapitalizm her ülkesinin kültürünün iliklerine kadar işlemiş. Bu aralar bizi. Avrupa. Ama. Avrupa kültürünü tanımama ve bazı yönlerini takdir etmeme rağmen. Hani nerede ifade özgürlüğü? Avrupa "sanat" filmlerinin hemen hepsine varoluşçuluk sinmiştir: Đnsanın hayatı anlamsızdır. Neden. üzerinde yaşadığımız bu koca gezegene ve onun insanlarına onulmaz zararlar vermiştir. her nedense. bu kavramların yokluğunda bunalan tipleri görürsünüz.) Dediğiniz an kendinizi hapiste bulursunuz. Sadece yirminci yüzyılda çıkardığı iki Dünya Savaşı ve övüne övüne bitiremediği sanayi devriminin yol açtığı çevresel kirlilik. Maddecilik. Tanrı gibi kavramlar boş uydurmalardır. Yani tarihsel açıdan baktığınız zaman.) 275 . güzel ahlaklı diğer insanlar değil yasalarla oluşturulmuş kuru kurumlar korur. ahlak. ("Bias Laws" konsunu bu aralar en çok Alev Alatlı dile getiriyor.) "Tanrı" ve maneviyat Avrupa'da ölmüştür. Avrupa şu anda sanayi devrimi sonrası dönemi yaşıyor. daha yenilerden de Peter Handke okumanızı tavsiye ederim. ("Sanatsal" .Avrupai . (Aslında etmem. Orada. Avrupa'da hep yüksek ideallerden bahsedilir ama bu idealler yaşanmaz. Hristiyan olsalardı. bazı yönlerden dünya üzerindeki en "gelişmiş" medeniyet kabul edilir: Okunan kitap sayısı. 1991-1995 yılları arasında süren ve Avrupalıların "vah vah" diyerek seyrettikleri bu soykırımda 300 bin Müslüman insan öldürülmüştür. Yani. kazanacağı üç kuruş için çevreyi nasıl hiçe saydığının tarihi bir belgesidir. Genel olarak Amerika'nın da Avrupa'dan aşağı kalır bir yanı yok aslında. Bunun nedeni. yaşam boştur. Ama. Amerikan kültürel emperyalizminin (yayılmacılığının) de saf bir kurbanı olmam değil. sanki matah bir şeymiş gibi bütün dünyaya pazarladığı kapitalizm.NEDEN HEP AMERĐKAN FĐLMLERĐNĐ ÖRNEK VERĐYORUM Bana gelen bir mail'den sonra. Avrupa'nın "insan"ı nasıl gördüğünü anlamak istiyorsanız Beckett ve Satre. "Ermeni Soykırımı" yasa tasarılarıyla köşeye sıkıştırmaya çalışan Avrupalılar bundan sadece 13 sene önce Avrupa'nın göbeği sayılabilecek Bosna'daki "gerçek" etnik kıyıma seyirci kalmışlardır. Avrupalılar ile Amerikalılar arasında çok net farklar var. Ama önce neden Avrupa sinemasına ya da diğer sinemalara yer vermediğimi anlatmalıyım. erdem. bu sitede neden sürekli Amerikan filmlerinden bahsettiğimi açıklama zamanımın geldiğini fark ettim. Hala imzalamadığı 1997 Kyoto Protokolü.olmaya çalışan Amerikan filmlerinde de aynı mesajı alırsınız. "Özgürlük" taraftarı bu Avrupa'da şu anda "Yahudi soykırımı ALEYHĐNE" bir delil bulamaz. başka nedenlerim var. (ABD'nin bu hareketine en çok çanak tutanın Avrupa olması da ayrıca manidardır). Avrupa'yı yeryüzündeki en yüksek medeniyet olarak görMEmem. Dünya sinemasından bihaber. 2. Hele Vietnam'da ve şimdilerde Irak'ta yaptıklarının.

Bu filmlerin nasıl olup da defalarca seyredilebildiğini. Kesinlikçe çok hoşunuza gidecek. TV'de döne döne izlediğimiz filmleri (Hababam Sınıfları.çok sağlıklı bir içgüdüyle . "Hayat berbat. vb. doğası gereği. diğer bütün dünya halkları gibi . (Çok ağır bir eleştiri oldu. Amerikan filmleri bize. Bu nedenle piyasada iyi iş yapmış (yani hemen herkes tarafından seyredilmiş) filmler hakkında yazıyorum. bir "canlı" olarak. benim için önemli bir kıstas. Bu nedenle. 276 . senaryo yazımıyla ilgili bilgilerin olabildiğince çok sayıda insan tarafından olabildiğince iyi anlaşılması. yani "yapabilirsin. O filmleri de yer yer başarılı bulmakla beraber. Yani sürekli olarak "Bakın. Çünkü bir şeyin "olumsuz örnekler" vererek öğretilebileceğine kani değilim. başarılı reklam kampanyaları ile yarattıkları talep değildir. yaşamı yücelten ve yaşamın daha da güzel olabileceğini söyleyen eserlerden hoşlanır. Eminim. nereden bulacak da dediğimi anlayacak? diye düşünüyorum. Y filmindeki gibi de yapmayın. göndermede ("reference") bulunduğum filmlerin çok insan tarafından seyredilmiş olması. Bir süre sonra. Hem de her zaman. ("Amerikan tarzı yaşam güzeldir. senaryo yazımı ile ilgilenenlere yönelik bir site. çeşitli erdemler. En sonunda açıkladım işte. orta ve uzun vadeli bir planımdan da bahsedeyim. Örnekler de bu yönden faydalı bir araç. Buna da "can do" [ken du:] felsefesi derler. *** Bunları dedikten sonra. *** Diğer ülkelerin sinemalarına neden yer vermediğime gelince. Şener Şen filmleri. Tarık Akan filmleri. vb. X filmindeki gibi yapmayın. zaten zor olan bir hayata dair insana cesaret veren filmleri tercih etmektedir.) ve bir "iyimserlik" vardır.sinematurk.) Amerikan filmlerinin bütün dünyada tercih edilmesinin tek sebebi. Sonra da yazarlar ve yönetmenler "Neden Türk halkı bu filmleri izlemeye gelmedi?" diye ağlarlar. Yeni Türk filmleri hakkında da pek yazmıyorum. dramatik yazarlıkla uğraşanlar. Melek ve Bizim Çocuklar" "Mustafa Hakkında Herşey". Z filmindeki hataya kesinlikle düşmeyin" yerine "A daki gibi karakter oluşturun. ama öyle. Ama asıl hedef kitlesi. ne yapayım?). B deki gibi ritmi ayarlayın. Türk halkı." Bu tür filmleri izlemek insanların doğal olarak daha hoşuna gider. Kemal Sunal filmleri. Sinema severlerin de takip ettiğini biliyorum. 100 binin altında seyirci çeken filmlerin çoğu size bu mesajı vermektedir: "Masumiyet". Ve bizim de bunları duymaya ihtiyacımız var. Eski Türk filmerinden bahsetmememin nedeni de biraz bu. bunun senaryo bazında nasıl başarıldığını göreceğiz. Kimsenin seyretmediği filmlerden bahsederek "hava atmak" gibi bir derdim yok. "Gemide" "Gece.Amerikan filmlerinde ise genel bir yüzeysellik ve çiğ bir narsizmle ("God Bless America") birlikte belirli bir maneviyat (ahlak. Bu filmler bize "istersen ve çabalarsan yapabilirsin" ve "hayattaki en önemli şey para değildir" der (Amerika'da süren pratik yaşamın tamamen farklı olmasına karşın). hayatın zorluklarına rağmen yaşanmaya değer ve daha da iyileştirilebilir olduğunu söylemektedir. Bu site. Amerikan Ordusu iyidir" gibi bir sürü abukluğun yanı sıra) yaşamın güzel olduğunu. Amerikalılara göre "hayat daha iyi bir hale getirilebilir". bahsettiğim takdirde kim nasıl.com/ sitesine girin ve boxoffice bölümündeki filmleri inceleyin. vb. McDonalds güzeldir. Çünkü insan. Oh! Rahatladım . moralini yükselten. C'deki gibi üç perdeli yapıyı kullanın" demeyi tercih ediyorum. debelenip gidiyoruz işte" diyen filmlerden değil.) izlemekten neden bıkmadığımız ile ilgili bazı analizlere başlayacağım. Benim derdim. (Burada Türk filmleri ile ilgili bir saptama yapmadan duramayacağım: http://www.moralini bozan değil.

(bkz. Bizde. Bu.) yetersiz olduğunun bir kanıtıdır. Türkiye’de bu kadar okuyormuş. dünyayı yaşanması imkansız bir hale getirmelerini mi söylesem. “duygusal kültüre sahip millet” diyorum. Bunun bir nedeninin. iki yüzyıldır hiçbir sınır tanımadan. Đnanmayan. bunu yapan kişinin zihinsel yetilerinin (analiz.) Kendimizi Avrupa ile karşılaştırmanın hatalı bir yanı daha var. sinema sektöründen birine “ben bir film çekmek istiyorum” dediğiniz zaman karşınızdaki hemen “bu iş bir milyon dolardan başlar” der ve hevesinizi kursağınıza tıkar. Aztek altınları için yüz binlerce Güney Amerika yerlisini öldüren Đspanyolları mı hatırlatsam. objektif bir biçimde yaklaşamıyoruz. dünyanın her yerinde öyle. arada çok fark var).UYANAMAYAN DEV: TÜRK SĐNEMASI Film çekmek. Kültür bakanlığının en son yaptığı komik yardımlar. uzun sahneleri kısaltamıyoruz. Bunun “para yok” “yapımcılar kötü” gibi çocuksu nedenleri yok. Ama Türkiye’de sanki biraz daha “pahalı” ve “zor” gibi görünüyor. gazetelerin Pazar eklerindeki Avrupa’nın best-seller listelerine baksın. Türkiye’yi Avrupa’yla kıyaslayabileceğimizin zannedilmesi. sinemacılara ne kadar destek veriyor biliyor musun?” demeyin. 277 . Böyle bir kıyaslama yapmak mümkün değildir. Ama bu. Türkiye’yi Avrupa ile kıyaslayıp kendinizi kötü hissetmek ve hareketsiz kalmak için mazeret yaratmayın. senaryo yazmanın duygusal olduğu kadar düşünsel ve objektif (nesnel) bir süreç olduğunu henüz fark etmemiş olmamız olduğunu düşünüyorum. Bu savın birkaç hatalı yanı var. Teknik bilginin gerekli olduğu ikinci alan ise. yoksa Afrika’nın kanını vampir gibi emen Fransa’yı mı? Hele şimdilerde. sanayi devrimi vasıtasıyla. Sakın bana “Avrupa’da öyle değil.) Bu nedenle de son iki yüzyıldır paramız yoktur. Oyuncusundan setine. böyle bir kıyaslama sadece. Film yapmak için CESARET’in yanı sıra TEKNĐK BĐLGĐ’ye de ihtiyaç var. Bunun birkaç nedeni var sanırım. Orada devlet. “duygusal millet”iz demiyorum. Bu ve burada daha fazla anlatamayacağım onlarca gayri-etik nedenden dolayı Avrupa zengindir. Sinemada gördüğümüz Türk filmlerinin senaristlerinin bunu yapmaları gerektiğinden haber olduklarından bile şüphem var. Bizde böyle bir para yoktur. En başta da nasıl senaryo yazılacağına dair teknik bilgi. bu ülkede film çekme CESARETĐNĐ gösteren insan sayısının çok az olmasıdır. Sahneleri atamıyor. özdeşleşme sağlanmadığı için umurumuzda olmayan karakterlerin hikayelerini izliyoruz. Çünkü biz (Titanic filminin başında gemi biletlerini kumarda kaybeden iki Slav gibi) bu sömürü ve talan sürecini kaçırmışızdır. düşünsel. Çin’i yüzyıllarca afyonla uyutan Đngilizleri mi. Dan Brown ya da Harry Potter okuyor geri zekâlılar. YAPIM aşaması. vb. sinemanın gerektirdiği şekilde kuru.. (Bunun ne kadar hastalıklı ama – özellikle de medyada – ne kadar yaygın bir tavır olduğunu anlatamam. Ekonomik ve kültürel olarak o kadar farklıyız ki. Avrupa’da halk şu kadar kitap okuyormuş da. Birincisi. Peki “ne” okuyor bu adam? Descartes mı? Yooo. bunu ört bas etmek için de için “ünlü” ama yeteneksiz oyuncularla doldurulmuş. Biz genel olarak duygusal bir kültüre sahip bir millet olduğumuz için (dikkat edin. Onun için. duygularımızı akıttığımız senaryolara. Ama bu site sayesinde bu durumun orta ve uzun vadede düzeleceği inancındayım. dünyanın hiçbir yerinde “ucuz” ve “kolay” bir iş değildir.). (Đçimden bir ses “iyi de etmişiz” diyor. senaryosu kötü yazılmış. Biz bu konuda şimdilik pek başarılı değiliz. Türk seyircisi TÜRK FĐLMLERĐNE AÇ olmasına rağmen. Ben CESARETTEN bahsediyorum. Hikayeler sarkıyor. Kabul. Avrupa şu anki ekonomik rahatlığını “helal (etik) olmayan” yöntemlerle sağlamıştır ve sağlamaktadır. kamerasından dağıtımcısına kadar herkesle boğuşmak zorundasınızdır. gerçekçilik. eşin-dostun bu filmde para kazanması için anlamsız işler ile görevlendirildiği ortalama bir piyasa filminin bütçesidir. Ve bu paranın bir bölümünü de sinemaya aktarır. sentez. Bir film çekmek tabii ki sıradan bir insanın karşılaşmadığı ve karşılaşmayacağı binlerce sıkıntıyla uğraşmayı göze almak demektir. ritim düşüyor. Birincisi.

sağlam hikayelere dayanan. yüksek ücret isteyen “yıldız”larla. bireysel başarıların kuyruklu yıldızlar gibi arada bir göründüğü bir geçiş dönemidir). dizi ya da klip yönetmeni olarak “malı götürmektir”. ve SÖYLEYECEK SÖZÜ OLAN GENÇLER lazım. Peki ne olacak? Bu durum hep böyle mi devam edecek. Aksine. Yani böyle bir uyanış için zemin ve zaman son derece uygun. (Film bir bilim kurgu!) Sonuç? Google’a girin ve “Red Cockroaches” yazın da görün! (Hesap bu kadar basit: günde her biri 3 milyonluk sigara içen 3 genç sinemacı düşünün. görsel ve dilsel zekası (araştırınız: Çoklu Zekalar. Bu tatmin de ancak parayla olur. “Multiple Intelligences”) biraz gelişkin olan herkesin kapağı TV sektörüne atmaya hevesli olmasıdır. Müziklerini dahil hemen her şeyini kendisi yapmış. Çok ucuza. “Gerilla” usulü sinema çekecek gençler. bu genç yeteneklerin çoğunun en büyük ideali. Belki evet. bedensel arzularını en yüksek düzeyde tatmin etmeye çalışan ve bu uğurda ruhundan ve her türlü idealinden ödün veren kişidir. mobil. milyon dolarlık bütçelerle. “Red Cocroaches” ise günümüz parasıyla 2 milyar 750 milyona mal olmuştur!) Türkiye’de film çekmenin “ucuz” ve “kolay” olmamasının bir nedeni de. Yoksa.Oysa bir film çok daha ucuza çekilebilir. reklamda. Türk izleyicisinin şu anki TÜRK FĐLMĐNE AÇ hali. “Yeni Türk Sinemasının” hakiki başlangıcı olacaktır. Bütün dünyada bu böyle. Ve bu. eski filmlerin devamlarıyla. atılgan gençler. Para da TV’de. BĐLGĐLĐ. Đşte bu konuda benim yapabileceğim bir şey yok. 278 . Eğer cesur. ucuza kaliteli sinema filmleri çekerek kendi ruhlarında yanan arzu ve düşünceleri sanat yoluyla dışa vurmak değil. kaliteli filmler çekilebilir. bir reklam. Küçük gruplar halinde çalışacak. Bize sadece CESUR. ya da daha da kötüsü söyleyecek sözü varmış numarası yapan yönetmenlerle Türk Sinemasının uyanması mümkün değil. bilgili. belki hayır. bu uyanışı destekleyecek niteliktedir. yaratıcı. (“Eşkiya” ile başlayan dönem ne yazık ki toplu bir uyanış değil. klipte vardır. hele Türkiye’deki sinemada çok para olmadığı açıktır. (Bu ülkenin üniversitelerinden her sene yüzlerce Sinema-TV öğrencisi mezun oluyor. söyleyecek sözü olmayan yönetmenlerle. uzun metrajlı bir film!) Filmi Kübalı bir genç video ile çekmiş ve ev bilgisayarında kurgulamış. uykusu her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Kapitalizmin ve neo-liberalizmin kaçınılmaz olarak yarattığı insan tipi. Aşağıdaki yazılarımdan birinde “El Mariachi”nin “Tezgahtarlar”ın çok ucuza nasıl çekildiğini anlatmıştım. ve ruhunu satmayan gençler ortaya çıkacak olursa. Nereye gidiyor bu çocuklar?) Bu genç beyinlerin. Yakın zamanda Đstanbul Film Festivali’nde gösterilen “Red Cockroaches” filminin 2000 (iki bin) dolara çekildiğini biliyor muydunuz? (Bu bir kısa film değil. bu kısır döngüden çıkılabilir. Sinemada. Bu insanların bir yıllık sigara masrafı – sigaraya zam gelmezse – 3 milyar 285 milyondur.

aldığı avanslara rağmen uzun süre hiçbir şey yazamaması. Zira çok az insan senaristlerin yaratıcılık sancıları ile ilgilenir. genel izleyici için pek eğlenceli bir yön yoktur. eğlenceli bir Altman filmi idi. Charlie Kaufmann tarafından yazılan film (yazarın bir önceki filmi "John Malkovich Olmak" idi). ben bu hâli bire bir biliyorum" diyorum. çok hoş işlenmişti. sadece senaristlerde değil. Senarist senaryoları yazmak bizim çok hoşumuza gidiyor olabilir ama çok tehlikeli bir alandır. orkidelerle ilgili (adaptasyonu neredeyse imkansız) bir kitabı sinemaya uyarlamaya çalışan bir senaristle ilgiliydi. genel seyircide de acıma duygusu uyandıracak nitelikteydi. 1940'larda geçen filmin yazar ve yönetmenleri. Büyük ölçüde içe dönük ve hafif kişilik bozuklukları sergileyen senaristin çabaları. Đşte bu nedenle "senarist öyküleri"ne genelde cinai bir yön ("twist") katılır ki seyirci ilgilensin. Bunları izlemek bu sitenin takipçileri için ayrı bir anlam taşıyordur herhalde. Kahramanımızın daktilo karşısında geçirdiği acı dolu dakikalar. "Aşık Shakespeare" de dramatik yazarlık sanatının zorluklarını çok hoş bir dille anlatıyordu. Senaristlerin çektiği karın ağrılarını en iyi anlatan filmlerin başında "Barton Fink"i saymak gerekiyor aslında. Uzun süre ekrana bakan bir insanı seyretmekte. Hollywood'un çok tutulan Ethan ve Joel Coen kardeşleri. hepimize tanıdık gelmiştir sanırım. Robert Altman'ın "Oyuncu"su da reddedilen bir senarist tarafından tehdit edilen bir yapımcının hikayesini anlatıyordu. 279 . Bu tür filmlerin sonuncusu "Adaptation"dı. Benim için öyle en azından.YALNIZ DEĞĐLSĐNĐZ: SENARĐST FĐLMLERĐ Zaman zaman senaristleri konu alan filmler izliyoruz. "yanlış bir ilhamla" yazdığı şeyleri de yakması. "Reddedilme" sözcüğünün senaristler için taşıdığı derin anlam üzerine kurulmuş. Shakespeare'in. Ay'da geçen bilim-kurgu filmleri seyreden astronotlar da benzer hisler yaşıyorlardır herhalde. Boş bir sayfaya (ya da ekrana) baka baka kafayı sıyırma noktasına gelen insanları izlemek bende garip bir sempati duygusu uyandırıyor: "Aaa. Tam bir "senarist filmi" sayılmasa da (zira o zamanlar sinema yoktu).

negatif geribildirimden daha fazla olmalı. orada verilen öğretimin etkili sonuçlar yaratması gerekiyor. Size yanlış geliyor diye öğrenciden. Hepsini aynı anda söylerseniz. Öğrencilerinizin bu becerisini geliştirin. Bu gelişmenin daha da güzel ve kalıcı bir hale gelmesi için. Ya aşırı yorulmuş yazarlar vardır. yazarın inanarak yazdığı konulardan çıkar (bkz. “Senarist Ne Yazmalı” adlı aşağılardaki bir yazı). Senaryodaki bir sorunun farklı yönlerden ele alınabileceğini öğretin: olay örgüsü (plot) yönünden.SENARYO ÖĞRETMENLERĐNE TAVSĐYELER Yakın zamanda bir çok yerde senaryo kursu açıldığını duyuyorum. Bu çok güzel bir gelişme. Kötü de olsa öğrencilerini senaryolarını bitirmeye cesaretlendirin. vb. 3) Öğrencinin hikayesi ile ilgili kendi düşüncelerinizi ona empoze etmeyin. Söz uçar yazı kalır ilkesi gereği. Örneğin ilk dikkat edilmesi gereken konu “plot” yani olay örgüsüdür. zaman içinde daha üst düzey hatalara geçin. Üst üste negatif geribildirim alan bir öğrenicinin şevki kırılabilir. Ciltlenmiş bir senaryo kadar özgüven artırıcı bir şey yoktur. Öğrencinizin senaryosunda bir hata gördüğünüz zaman doğrudan bu hatayı ona göstermek yerine. Siz sadece hangi alanda potansiyelin daha fazla olduğuna işaret edin. Öğrencileri. Öğrencilerinizin heyecan duyduğu damarı takip etmesini sağlayın. bir süredir hiçbir şey yazamıyorlarsa. 2) Öğrencinizin senaryosunu eleştirirken. Bunların. 1. pratik yaptıkça gelişen bir beceridir. onun yaratıcılığını ateşleyen konuyu terk etmesini istemeyin. karakter. hatta aylar kaybetmesinler. Bu mazeretin arkasına saklanarak haftalar. diyalog) çıkartıp başka bir şey denesinler. Önce olay örgüsündeki hatalar üstünde durun. Bir yerde tıkandıkları zaman. hata olan alanı işaret edin ve “sence burada bir sorun var mı?” diyerek hatayı ona buldurun. ya da “orada olmaması gereken bir şeyi oraya sokuşturmaya çalışan” yazarlar vardır. yapı yönünden. 5) Hata yapmak. Kendine özgü kuralları vardır. 1) Verdiğiniz pozitif geribildirim ("feedback"). Yani öğrencinin yapamadıklarından çok yapabildiklerini vurgulayın. öğrenme sürecinin en önemli fırsatlarından biridir. verimli olamaz. bunları eni konu hallettikten sonra karaktere. dersi veren ya da atölye çalışmasını düzenleyen senarist. onlara hemen çareyi göstermek yerine bu soruna nasıl yaklaşmaları gerektiğini gösterin. bütün eksiklerini ve hatalarını bir kerede söylemeyin. oradan da sahne yazımına ve diyaloglara geçin. hem bu dersleri verenlere hem de alanlara faydalı olacağı kanaatindeyim. Öğretmenlik deneyimlerime dayanarak. 7) Öğrencilerin ilk senaryolarında mucizeler yaratmasını beklemeyin. karakter yönünden. piyasada ne kadar başarılı olursa olsun. onun hikayesi olduğunu unutmayın. akıllarına gelen en uçuk fikirleri bile yazsınlar. Eğer öğrenci sizinle aynı fikirde değilse zorlamayın. 9) Mutlaka ama mutlaka BEYĐN FIRTINASI yapmayı öğrensinler. maddede anlattığım gibi bir motivasyon kaybına yol açabilirsiniz. “bende yetenek yok” diye düşünmeye başlayabilir. Bunun. kafalarındaki projeleri bitirmeye teşvik edin. yeni bir mekan. Bir sonraki senaryoları mutlaka daha iyi olacaktır. Ama “öğretmenlik” bambaşka bir şeydir. senaryoya en son ekledikleri şeyi (sahne. Bu kurslarda ders verenlerin çoğu profesyonel senarist. 6) Senaryo yazmak esas olarak sorun çözme becerisidir. Olayların nereye gitmesi gerektiğine bırakın o karar versin. 10) En iyi senaryo bitmiş senaryodur. ya sonu gelmiş ve daha ilerleme şansı olmayan konular vardır. Senaryo yazmak. Bunun için de bu kurslardaki çalışmaların “öğretme – öğrenme” tekniklerine uygun bir biçimde yapılması şart. 4) Đyi senaryolar her zaman. bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum. Bu kurallara uyulmazsa. Kimsenin başkasının şevkini kırmaya hakkı olmadığını unutmayın. Bir “akıl defterleri” olsun. konu tükendiyse onu bıraksınlar veya konuya farklı bir boyut (değişik bir karakter. Öğrencileriniz yorulmuşlarsa dinlensinler. 280 . 8) Aslında "yazar tıkanması" (Writer's block") diye bir şey olmadığını mutlaka öğretin. iyi öğretmen demek değildir. Bunlar zaman içinde hiç umulmadık kombinasyonlar yapabilirler. Kısacası iyi senarist demek. En temel hatalardan başlayın.) katsınlar. istediği sonucu alamaz. Öğrencinizi düzenli olarak yazmaya (örneğin her gün 3 sayfa) teşvik edin.

281 .. Planck şöyle cevap vermiştir: "Yeni bilimsel gerçekler.TÜRK SĐNEMASI NE ZAMAN KURTULUR Max Planck 1918 Nobel Fizik Ödülünü kazanmıştır. muhalifleri ikna ederek ve onların ışığı görmesini sağlayarak zafer kazanmaz. Muhalifler en sonunda ölünce ve daha en başından itibaren bu fikirlere aşina olan yeni bir kuşak yetiştiğinde zafer kazanır. Kendisine bilimin." *** Türk sineması ne zaman kurtulur diye soranlara.. değişmesi için o kadar çok inkar edilemez delilin bulunmasına rağmen neden bu kadar yavaş değiştiği sorulmuştur.

kendiliğinden gelecektir. Bu yazıda. Bildiğiniz üzere Nuri Bilge Ceylan filmlerinin en büyük özelliklerinden (sıkıntılarından) birisi. ama her defasında çeşitli farklarla anlatmasıdır. "Crank: High Voltage"da ise kahramanımızın kalbi alınıp yerine elektrikle çalışan ikinci bir kalp takılmıştır. Son örnek de. bu 20 dakikayı üç defa. Karşılıklı döktürüyorlar. *** Bütün bu filmlerin ortak özelliği. şehrin kalabalık caddelerinde büyük bir hızla ilerlerken. "Koş Lola Koş" ("Run Lola Run"). Ayrıca bu arada kalbini kendisinden çalan adamı da bulmalı ve kalbini geri almalıdır. Bunun sonucunda. Gerisi. Hareket için biraz mantık sınırını zorlasa seyretmesi gayet zevkli olan bir diğer film de "Hız Tuzağı"dır. son 7 sezondur TV'nin en hareketli dizilerinden biri olan "24"ün de bel kemiğini oluşturur. Kimi seyircinin bundan hoşlandığı belli. "Bourne Identity" filminden tanıdığımız Franka Potente. Ama bunların aşılması imkansız (gibi görünen) engeller olmasına ve kahramanımızın da büyük oranda zeka ve çaba ile son anda bu engelleri ilginç bir şekilde aşmasına dikkat edin. ama büyük seyirci kitleleri bu kadar düşük hızları sevmiyor. Baş rolünde Matrix öncesi bir Keanu Reeves'in oynadığı bu filmin hız için kendine koyduğu kural. vücuttaki epinefrin'in salgılanmasını engelleyen bir ilaç verilir. Lola rolünde. kahramanınıza böyle bir sınırlama verin ve önüne akıl almaz bir sürü engel koyun. baştan sona koşuşturmalı bir film seyrederiz. yolcuları sağ sağlim otobüsten indirmeye çalışır. hatta normalden daha hızlı ilerlediği filmler. (Bu yöntem. Bu filmde de kahramanımız Lola. Kahraman. hızı hiç düşmeyen filmler var. Kahramanımız yine kendisine arada sırada yüksek akımlı elektrik vererek ve sürekli hareket ederek hayatta kalmak şansına sahiptir. 282 . Yine de filmin hızının son derece yüksek olduğunu tahmin edebilirsiniz. Bu filmin diğerlerinden bir farkı. Manni rolünde ise. Nuri Bile Ceylan (NBC) filmlerinin aksine. "bomba konulmuş bir otobüsün. onları biraz daha heyecanlandırarak hikayeye bağlamak istiyorsanız. otobüse binmeyi başaran bir polis (Keanu). eğer koşuşturmaca için makul bir neden bulunabilmişse. Kahramanımız sadece sürekli hareket ederek ve kendisini tehlikeye atarak ve böylece adrenalinini yükselterek bu ilacın etkisini nötralize edebilecektir. Eğer seyircinizin ilgisini biraz daha çekmek. Ama bu kalbin de aküsü bitmek üzeredir. kendisine verilen bir zaman sınırına uymak zorundadır yoksa çok kötü şeyler olacaktır. Skalanın diğer ucunda. dolaylı olarak başını belaya soktuğu erkek arkadaşının hayatını kurtarmak için 20 dakika içinde 100 bin mark (Euro öncesi Alman para birimi) bulmalıdır. hikayenin normal hızda. Artık bir noktadan sonra insanı yoran bu tür filmleri ise genel olarak adrenalinden (ya da fazla beyaz şeker tüketmekten) yerinde duramayan gençler seyrediyor. "Crank" (bizde "Tetikçi" diye oynamıştı) filminde filmin kahramanına. Ben de genelde bu tür filmleri severim. saatte 75 km'nin altına inerse. hikayenin ilerlemek bilmemesidir. Bunun sonucunda kahramanın kalbi yavaşlayacak ve duracaktır. bombanın patlayacak olması"dır. Bunun neticesinde yolcu dolu otobüs. Temmuzda'dan ("Im Juli") hatırlayacağınız Moritz Beilbtreu var. kahramanın bir hedefe ulaşması için kısa bir süresinin olmasıdır. ("Speed").ANTĐ-NBC FĐLMĐ NASIL YAPILIR Anti-NBC'den kastım.). bu tür koşuşturma filmlerinin bir iki ortak özelliğinden bahsedeceğim.

dış değil iç çatışmalar üzerinde olmalıdır. PIXARcılara göre animasyon bir ortamdır (medium). Aynı zamanda son derece kendilerine has bir hikaye anlatma tarzları da var. Đnanılmaz Aile. Đşte aşağıda bu konuşmalardan derlenmiş bazı notlar: * Tıpkı bir fıkra anlatırken olduğu gibi. 283 . bir yaşam yanılsaması (yani hikaye) yaratamazsınız. Kayıp Balık Nemo. Đlk müsvedde sadece bir başlangıçtır ve genelde de kötüdür. * Andrew Stanton'dan bir kaç öneri: Kahramanınızla duygudaşlık (empati) kurun. Drama. bir tür değil. Ama bir perspektif. Burada oyunlar oynamanız ve keşfe çıkmanız gerekir. Örneğin Kayıp Balık Nemo'da bu. Kendinizi emniyette hissetmeniz ve hatalar yapma konusunda istekli olmanız ." * PIXAR liderlerinin bazı prensipleri var. ben animasyon sevmem zaten" diyebilirsiniz (ki büyük bir kayıp olur). yeniden yazmaktan geçer. Đyi hikaye yazmanın yolu. Sevimli Canavarlar. Bir Böceğin Yaşamı. *** PIXAR'ın en büyük özelliklerinin başında. amacını bilmeniz gerekir. Yazarların hikayelerini keşfederken. Hikaye formüllerinden uzak duruyorlar. hikaye anlatıcılığı da hikayenizin nereye gittiğini bilmenizi gerektirir. "Bana ne. beklentinin belirsizlikle birleşmesinden doğar. Senaristler Fuarı gibi birşey!) bir gün boyunca ard arda konferanslar verdiler. Orijinal olmaya çalışıyorlar. Đyi hikayeler her zaman seyircinin. arkeolojik bir kazı yapmak gibidir.sonra da bunları düzeltmeniz . genelde en aptalca ya da komik fikrin bir santim daha düzgün duranıdır genelde. / Her kahramanın çok net amaçları olmalıdır ve bunlar birbirleriyle çelişmelidir. Gerçek altın daha sonra ortaya çıkacaktır. * Hikaye yazma süreci. / Söyleyecek birşeyiniz olsun. hikayedeki karakterleri önemsemesini ve onlar için endişelenmesini sağlar.PIXAR TARZI HĐKAYE ANLATMAK PIXAR'ın kim olduğunu söylemeye gerek var mı? Olabilir: Oyuncak Hikayesi 1 . Bu nedenle bir sanatçı olarak dışarı çıkıp bir sürü farklı insanla tanışmanız elzemdir. tüm zamanların en çok iş yapan filmleri arasında yer aldığını söylemek biraz dikkatinizi çekebilir. onun bütün motivasyonlarını sevmeseniz bile (Örneğin "Oyuncak Hikayesi"nde Woody bencilce niyetlerini yardımseverlik maskesi altında saklıyordu). çeşitli karmaşık yönleri olan tam bir insan yanılsaması yaratıyorsunuz. / Hikayenizin özünü özet olarak içeren anahtar nitelikli bir imgeniz olsun. tecrübi bir gerçek sunun. Fıkranın en vurucu cümlesini bilmeniz gerektiği gibi. karman çorman birşeydir. / Flashback'lere hayır deyin! * Bir hikayeyi geliştirmek. Bunu bildiklerinden o alanlarda gezinmekten çekinmiyorlar. Ama PIXAR sadece bir animasyon stüdyosu değil. Neyse. Hikayenizin gömülü olduğunu düşündüğünüz bir yer seçin ve onu bulana kadar kazmaya devam edin. karakter yaratmaktan ibarettir. gerçek bir ekip olarak çalışmaları geliyor. Birbirlerini besleyerek hikayelerini geliştiriyorlar. Roberts şöyle demişti: Kişisel hikayesini duyduğunuzda sevemeyeceğiniz insan yoktur.2. * Hikaye yazmak. Öncelikle kendilerinin de seyretmek istedikleri filmler yapıyorlar.gerekir. hikayenizin de sonucunu. Yani yazar toplantısında insanlar kendi egolarını bir kenara bırakıp ortadaki fikri geliştirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Bir keresinde Mr. kendilerinin yaratıcı açıdan güvenli bir ortamda olmak zoruda olduklarını biliyorlar. / Hikayenizi ve onun kurallarını bilin (Sevimli Canavarlarda olduğu gibi) / Hikayenizin özü. bu adamlar (PIXAR'ın başındakiler) geçtiğimiz sonbaharda (Ekim 2006) Los Angeles'taki Screenwriting EXPO 5'te (yaa. Karakter yaratırken. Brad Bird'in de söylediği gibi "Eğer kendiniz bir hayat yaşamadıysanız. sonra sinemacılar. Yaratıcı süreç esnasında komik ya da aptalca denebilecek hatalar yapmaktan çekinmiyorlar. ama bu filmlerin hepsinin. Andrew Stanton: "Olabildiğince kısa sürede hata yapın" diyor. baba Marlin'in. Önce sinema seyircisi. ve Arabalar filmlerini yaratan animasyon stüdyosu. Đnanmayan IMDB'nin "All-Time Worldwide Boxoffice" sayfasını incelesin. köpekbalığı saldırısından sonra yuvada kalmış tek yumurtaya baktığı görüntüdür. En sonuncusunda da bütün PIXAR ağır topları birlikte çıktı sahneye. Fikirlerinizi sayfalara taşıyın. Zira yaratıcı fikir. Bu ille de bir mesaj olmak zorunda değil. duy da inanma. Ama bu noktaya giderken önemli olan. ne söylediğinizden çok bunu nasıl söylediğinizdir. Yazma süreci esnasında bir formül ortaya çıkarsa onu terk ediyorlar.

Ayrıca uzun filmleri bir gün içinde daha az gösterirsiniz. Sarah hastanedeyken Kyle'ın (rüyada) onu ziyaret etmesi. O duygu kayboluyor. "Soğuk Dağ") şöyle bir ilkesi var: "Asla sete gitmem. Bir başka örnek de "Kurtlarla Dans". DVD'ye koyabiliyorlar. Ritim çok yüksektir. Ama yeni versiyonda kadının kocasının öldürüldüğünü vb. Hatta bu ekstra materyal. Son örnek de "Terminator 2"." ("The Cutting Edge . John Connor'un Arnold'a gülmeyi öğretmesi. Đşte burada yönetmenin subjektif algısının filme zarar verdiğini görüyoruz. ağır ama dopdolu havasından oldukça uzaklaşmış. hatta biraz yavanlaşmış. Oysa orijinal (ilk) versiyonda bu terk edilmiş görev yerinde neler olduğunu hiç bilmiyorduk ve bir sürü şey acayip tahminde bulunuyorduk. :) Neticede Apocalypse. özellikle de sevdiğiniz bir yönetmense. Uzadıkça uzamış. Ben bunların DVD'de "bonus" materyal olarak bulunmasına karşı değilim. o yıllarda seyrettiğimizde aklımızda ve yüreğimizde oluşan neredeyse mistik denebilecek duyguya zarar veren bir sürü ekleme yapılmış. Eh. Film üç buçuk saati aşmış. "Apocalypse" kadar zarar görmemiş. bu bilgiler kurgudaki nesnelliğini etkileyebilir. böylece daha az para kazanırsınız. Filmin birçok yerinde. filme hayli uzun sahneler eklemiş. ve bunun yarattığı hoş bir şok duygusu vardı. seyircilerin film izlerken sıkılmamasıdır. 00:06:50) Niye? Onlarla yakınlık kurarsa ya da sette ne gibi zahmetlere girildiğini görürse. Coppola. Üç beş saatlik filmler bu yüzden çekilmez ya da yapımcılar buna karşı çıkarlar. Fransız ailenin evine yapılan ziyaret ve gereksiz derecede uzun yemek sahnesi. kadın ile ilk olarak ağacın altında (intihar ederken) karşılaşıyorduk. Mesela Coppola'nın ünlü kurgucusu Walter Murch'ün ("Đngiliz Hasta". Coppola filme o kadar da güçlü ve dolu malzemesi olmayan birçok sahne koymuş. Örneğin önceki versiyonda "Stands with a fist"in kocasına ne olduğunu görmüyorduk. Burada da yönetmenin eklemelerinden sonra üç buçuk saati aşan bir filmle karşı karşıyayız. DVD'nin reklamına malzeme de olabiliyor: "Daha önce hiç görmediğiniz sahneler!" vb. Benim hiç beğenmediğim bir sekans. her zaman iyi sonuçlar vermiyor. o eski mağrur. gereksiz hiçbir sahne yoktur. vb. filmin sizde en başta uyandırdığı etkiye zarar veriyor. hatta filmi birkaç güne yayarak da izleyebiliyorsunuz. Yönetmenler normal versiyona koyamadıkları sahneleri. filmi evde izlerken DVD'nin durdur tuşuna basıp istediğiniz kadar ara verebiliyorsunuz. Dyson hakkında fazladan verilen bilgiler. Genelde yönetmenler sürekli bundan şikayet ederler ama aslında yapımcıların haklı olduğu taraflar da vardır. Ama filmi bir oturuşta izlemenin sizde yarattığı o topyekun duyguya da zarar vermiş oluyorsunuz. asla oyuncularla tanışmam. Benim bu filmi sevmemin temel nedenlerinden biri de filmin "frame perfect" olmasıdır. Ama her şeyiyle oturmuş bir filmin ritmiyle ve hikayesiyle oynamak. Adam bunu bildiği 284 . ama bazı filmlerin normal hallerinin uzatılması. Ama DVD çıktı mertlik bozuldu. (Coppola sahnede Fransızlar var diye Fransız filmleri gibi çekmiş gibi. orada neler olduğunu öğrenmemiz. bunları görüyoruz ve kadınla ilgili gizem aniden ortadan kayboluyor. John Dunbar'ın görev yerine gitmeden önce. Yine de Costner'ın "Kurtlarla Dans"ı. düpedüz filmin ritmini düşürmüş. yönetmenin versiyonunda bir sürü sahne eklemeyi gerekli görmüş. Yönetmen filmi. o kadar uğraş verdiği birşey olarak görüp çektiklerini atmaya kıyamıyor.The Magic of Movie Editing". Ama Costner o "kale"de neler olduğunu göstererek bu gizemi tamamen yok etmiş. Örneklerle anlatayım: Aklıma ilk gelen örnek "Apocalypse Now: Redux". yani tek bir fazla kare bile yoktur bu filmde. Arnold'un çipinde değişiklik yapılması. Gizemi yok eden bir başka şey de. Ama Cameron. Uzun filmler (istisnalar hariç) hemen her zaman sıkıcıdır ve sıkıcı film de iyi gişe yapmaz.UZATMA YÖNETMEN! Filmlerin makul bir süreye sahip olmasının nedenlerinden biri. Yönetmenin kıyamadığı görüntüleri izlemek hoş. Eski versiyonunu sinemada izlemesi çok zevkli olan bu filmin aniden bir sürü çok da gerekli olmayan malzemeyle dolmuş. denebilir bu konuda.

Not: Cameron Avatar'ı Ağustos'ta yeniden vizyona sokacakmış. Sonuç olarak Cameron gibi bir yönetmen bile bu hataya düşebiliyor. henüz seyirci ilgisi tükenmemiş iken film salonlardan çekilmek zorunda kalmış. "Alice"in gösterime girmek zorunda olmasından dolayı. Elinizde epik boyutlarda malzeme yoksa (ki bazen epikler bile sıkabiliyor. "Yüzüklerin Efendisi"). Ağustos'taki gösterime 6 dakikalık ek materyal koyacakmış. 120-150 dakika aralığı. bkz. Yani ortada henüz Avatar'ı seyredecek insanlar var. 285 . Özetle demek istediğim şey şu: Filmler çok gerekmedikçe iki saati aşmamalıdır. Ve işin ilginç tarafı. bir film için son derece uygun. Buyurun. Ve bir kere buna uygun bir ürün ortaya çıkarttıktan sonra. Bunun üzerine. Neden? Đlk gösterimde. diyor.için filme hizmet adına setten ve oyunculardan uzak duruyor. haftada %8 azalan gişe aniden %50 düşmüş. artık filmin ayarları ile oynamamak lazım. buradan yakın.

Selvi Boylum. Ama yazarlarımızın bilgisizliğinden kaynaklanıyor olabilir. Bu yüzden on yıllar geçse bile etkilerinden birşey kaybetmiyorlar. müzik kullanımının günümüze göre az. vb. filmleri gişede yattıktan sonra da halkı kendilerini anlamamakla suçlamaları. Oyunculuklarının nispeten ilkel. Adam gibi hikaye yazın kardeşim. sağlam birer senaryolarının olması. Ve hikaye sanatını bırakın çözmeyi. Bıktım gerçekten. Đyi senaryo zamanı ve teknolojiyi aşan bir etkiye sahip. Yani iyiyi kötüden ayıracak ölçütlere sahibiz. kahramanı ilginç birşey isteyen.. Yakın zamanda izlediğim Türk filmlerinin hiçbirinde bırakın iyiyi. bunu değiştirmeden adam gibi Türk filmleri izleyemeyeceğiz. Bu yazarların yeteneksizliğinden kaynaklanıyor olamaz. neden bizim ürünlerin bu kadar kötü olduğu. ondan sonra kendinize çeşitli sanatsal değerler atfedin. Matrix. ya da bunu yapamayacağımıza dair köklü bir inanç. Yani kahramanları net şeyler istiyor. Yani politikacılar bir. Rocky. yeniden inşa etmeye bile başlamış ülkelerin eserlerini ağzımız açık halde izlemeye devam edeceğiz. Başı sonu olan. önlerinde ilginç engeller var. kimselerin seyretmediği filmlerine olmayan sanatsal değerler atfetmeleri. Önce bunu yazabilin. bir halta benzemeyen filmlerini yere göğe koyamayan tarzlarda konuşmaları. Hababam Sınıfı. 286 . Sebep her ne ise. olmasına karşın bu filmleri hala seyrettiren tek şey var: senaryoları. ve bu yüzden de ilginç şeyler yaşıyorlar. ortalamaya yaklaşan bir senaryo bile göremedim. Ya da yanlış kıstaslar benimsemiş olmalarından olabilir. daha ilginç engellerle karşılaşan bir hikaye.. Kendi çöplüğümüzde bize karışan olmadığı için herhalde. Kendini birer Kubrick zanneden zibidilerin her sene otuz kırk defa TV'lerin "sanat" programlarına çıkıp. You've Got Mail. Şahsen sıkılmaya başladım artık. ama neden kötü ile çok kötü arası şeyler üretmeyi sürdürüyoruz.. Benim tahminlerim bunlar.. Casablanca. Zira hikayeniz yoksa. Benim anlamadığım şeylerin başında. kamera hareketlerinin durgun. bu kadar yabancı iyi örnek seyretmemize karşın. bu salaklar iki. kendi yaşam deneyimlerimizi başka ülkelerle paylaşmanın bizi ilgilendirmemesi. Dış pazarların bizim için bir hayal olması. Bu filmlerin temel özelliği. Eşkiya. bir hiçsiniz.HĐKAYEN VARSA SEN VARSIN Döne döne seyrettiğim bazı filmler var: Geleceğe Dönüş.

"Amerikan filmlerini oynatamazsınız" diyemiyorlar. Mesele Amerikalılar değil. Avrupa eğer yalnızca geçmişin güzel kalıntılarını gösteren bir müze olursa.AVRUPA SĐNEMASI AMERĐKAN SĐNEMASINA KARŞI Daha önce bu yazıdan kısa bir alıntı yapmıştım. Roma'da. dünyanın farklı yerlerinden gelenlerin 150. kazananlar olarak sadece mafyayı. Amerika'da. Bunların ancak yüzde 70. çünkü o zaman bu para gelmeyecek. bu. Bizim masallarımızdaki gibi. Genç sinema izleyicileri ise kazananlarla özdeşleşmek istiyor. gelecekle ilgili bir imaj oluşturamaz. Türkiye'de de. bir geçmişi vardır. Amerika'nın kahramanlarına karşı belki savaşabiliriz. Amerika. Filmleri buradan gelen paralarla yapabiliyorlar. Đstanbul'da. yıkılmış kalıntıları görebilirsiniz. Masallar da hep kazananları anlatır. bizde Macaristan'da olduğu gibi. Avrupa filmleri gelecekte. tekrar film endüstrisine dönüyor. Ama yeni bir şey yaratacak enerji nerede? Sorun burada. 6 Euro verirseniz. bu belki bir fark yaratır. ki şu anda sinemaya çok büyük çoğunlukla gençler gidiyor. Dünyayı politikacılar değiştirir. gerçekleşmez. Sinema biletlerinden yüzde 11. 80'i gösteriliyor. kazanan olumlu karakterleri gösterebilirse. Bunun nedeni de esas olarak Amerikan kahramanlarının hep kazananlardan oluşması. mesele kazananlar. Avrupa güzel olduğu için oraya gelmeye çağıran bir imaj sunmak. ama bu filmler sinemalarda gösterilemiyor. Fransa'da çok iyi bir yasa var. Gençlere. Bu. Esas sorun nedir? Genç nesil. kahramanlar. Eğer gençlere sunacak yeni şeylerimiz olursa. 200 yıl önce oluşturduğu çok yeni bir ülke. Avrupa'da ise 800. Gelecekle ilgili pozitif bir imaj. Sorun nedir? Amerika'da yılda yaklaşık 600 film yapılıyor. yolsuzluk yapanları göstermez de. hikâyeleri yok. Amerikan kahramanları her zaman kazanıyor. Avrupa'da 5. çocuklar için masal geleneği var. her zaman kazananlar oldu. Ama yazının daha büyük bir bölümünün de faideli olduğunu düşünüyorum. Atina'daki gibi geçmiş kültürü gösteren tarihi kalıntılar yok. Sinemacılar dünyayı değiştiremezler." (Kaynak: Tempo Dergisi 22-28 Aralık 2004) *** Istavan Szabo hakkında daha ayrıntılı bilgiyi BURADAN alabilirsiniz. Onların ortak masalları. 12 oranında kesilen vergi. Fransa'da yılda ortalama 150 uzun metraj film yapılıyor. geçmiş. Bizim ihtiyacımız olan Avrupa'nın geleceğiyle ilgili bir imaj. o zaman yeni kahramanlar bulabiliriz. Çünkü çocuk kazanmak ister. Yani aslında biz daha çok film üretiyoruz. *** Szabo. Çocuklar kendilerini kazananlarla özdeşleştirirler. Bizim kahramanlarımız ise hep kaybedenler oluyor. Avrupa Birliği sadece büyük bir pazar olacaksa. Amerikan kahramanlarını daha çok seviyor. Bu vergi Amerikan filmlerinin biletlerinden de kesiliyor. Avrupa sinemasının Amerikan sinemasının rekabetine nasıl karşı koyabileceği sorusuna da ilginç bir yanıt verdi: "Her hastalığın bir hikâyesi. bir Amerikan görüşü değildir. 287 . Amerika'nın masalları sinema oldu. insanın düşünüş biçimidir.

daha doğrusu sizin kendinizden nefret etmenize neden olur. siz bunu dinledikçe volümünü arttığını da öğrenmişlerdir. Ta ki bu öz-nefret. vakit geçirirler. ama masa başında olmak yerine televizyon karşısında. Yazmadan. Ama gerçekten kaliteli birşeyler yazmak. bu düşük volümlü fısıltıları dinleyerek yollarına devam ederler. Eşi-dostu memnun edecek şeyler yazmak nispeten kolaydır. tekrar deneme. Başkaları gibi kendilerine gümbür gümbür bağıran bir ilham beklemek yerine. yazma sancısından daha büyük bir hale gelene kadar. Đşte bu mücadelenin verdiği acı. Ama her nedense bir türlü kendilerini masa başına getiremezler. zekasıyla. kendisini. Yaratıcılığın sesini bazen önce bir fısıltı gibi duyurduğunu. yollarına devam etmek isterler. internette.yazma eyleminin masabaşında gerçekleştiğini bilirler: Deneme.YAZMA SANCISI Birçok yazar. Bu yüzden bir an evvel bu çöpe gidecek bölümü yazıp. Başkaları daha ilk müsveddeye doğru dürüst başlamamışken onlar bilmem kaçıncı müsveddededirler. *** Oysa bu böyle olmak zorunda değildir. Bunun nedeni. Đyi yazarlar. (Yani tek ve ilahi bir ilhamla. 288 . ya da alışveriştedirler. yetenekleriyle. yazamadan ortalıkta dolanır dururlar. ama siz yazma sancısı çekmektense kendinizden nefret etmeyi tercih edersiniz. bir oturuşta mükemmel birşeyler yazmanın saçma bir efsane olduğunun farkındadırlar). sadece ilhamla yazan yazarlar için geçerli olan bir metodtur. yazarlar "yazar"! Diğerleri dünyanın milyon tane meşgalesi ile eğlenirler. yazma eyleminin kendisinden nefret eder. bilgisiyle. insanın kendisiyle. Herşeyin ilk müsveddesinin yüzde doksanının çöpü boylayacağını bilirler. bu öznefret'te yaşanan limit aşımıdır. beğenmeme.. birşeyler üretirken kendine ve çevresine azami derecede zarar vermeyen yazarlar. yazmanın belki de tek evrensel kuralı olduğunu bilirler. ve tecrübesiyle uzun uzadıya mücadele etmesini gerektirir. Sonuç olarak. Ama içlerindeki yaratıcı dürtü onları yazmaya sevk eder sürekli. ta ki beğendiğiniz birşey yazana kadar denemeye devam etme sürecinin. yazarları masadan ya da bilgisayar başından uzak tutan şeydir. Đşte birçok yazarın masabaşına geçmesini sağlayan gong. oyalanırlar. Yukarıda anlattığım tablo. olmanız gereken yerde (masabaşında) olmadığınız için sizden nefret eder. yaratıcı güçlerini. daha da önemlisi yaratıcı süreci bilmeyen. Yazmaları gerekmektedir. Bilinçaltınız. tekrar beğenmeme. üretirken çektikleri sıkıntıdır. -iyiden kastım.

hikayenizde üzülen birini göstermeniz. hikayeniz. benim çok kullandığım bir yöntemdir. Bunun dışında yapacağınız her iş. Ve inanın bu yaklaşım. ve altlarından öyle kalkabilirsiniz. * Senaryo yazarken kullanılabilecek bir model olarak "Üç perdeli yapı"dan bahsetmiştim. bazen kahramanınız gözyaşları içinde 289 . Yazdıklarınızdan hiçbiri orijinal olmaz. bir yazmaya başlayınca birkaç günün tamamını bu işe ayırmak zorunda kalacağımı bildiğimden. Örneğin birinci perdeyi ikiye bölüyor bu yaklaşım: Tetikleyici olaydan önceki serim. * Güçlü bir "hikaye motoru" bulun. Bu. Eğer zorlarsanız. bir yöne doğru götürmek anlamında) bir olaya. "Go back to character". gülen birini göstermeniz de seyircinin gülmesine yol açmaz. ya da hiç yazmayın. seyircinin üzülmesine. Bunu sağlamanın bir yolu. Ama bu durumda. bu olayda istediğinizi yaptıracak özellikler vermektir. kendileri için yeterince güçlü olan motorların seyirci içinde güçlü olup olmadığını doğru tartmak zorundadır). Bu durumda yapılması gereken en önemli şey. hemen bütün dünyada kabul edilen ve kullanılan bir kalıp. o filmi oluşturan unsurların ilginç ve duygusal olmasıdır diyor. duruma.. diyaloglarınız. Dikkat ederseniz birçok filmin aslında birbirlerine genel bir amaç ile bağlanmış ayrı sekanslardan oluştuğunu görürsünüz. Yani bir filmi üç ana bölüme değil de. yazamazsınız zaten. hikayenin geri kalan bölümünün de bundan etkileneceğini unutmayın. ya da karaktere ihtiyacınız var. Aslına bakarsanız. ve tetikleyici olaydan sonraki dönem. melodram olur. Hikayelere "sekans" bazında yaklaşanlar da var. Karakterleriniz. Başarılı olan filmlere bir bakın. Bu ikisi farklı şeylerdir. Ya ruhunuzu (ve bunun sonucu olarak da ruhumuzu) coşturan şeyler yazın. "3 Perdeli Yapı"dan çok daha kolaylaştırıyor. * Đçinizden gelmeyen. ikinci yolu da. Hatta o kadar farklıdır ki." Burada dikkat edilmesi gereken şey şu: Sizin. Ve ekliyor: Duygusal olmayabilirsiniz. Ama tek kalıp değil. duygu uyandırıcı). Öyleyse siz de ilginç olmanın yöntemlerini araştırın. Son perdeyi de iki sekansa. Đnsanların ruhlarına hitap etmez. hikayenizin aniden hızlanıp havalandığını görürsünüz. Piyasa için yazmış olursunuz.1 Yazılması gereken o kadar çok konu birikti ki. hikayeniz istisnasız sarkacaktır. Bunun örneklerini Türk sinemasında çok görüyoruz ne yazık ki. sekiz (ya da daha fazla) sekansa bölenler de var. Hangisinden başlayacağımı bilememenin yanı sıra.. o da seyircide duygu uyandırmak. çöpçülükten. elinizdeki hikayeyi. ama kahraman o olayda istediğiniz gibi davranmaz. Bir filmi iyi yapan şey. hayat kadınlığından. Đkinci perdeyi dört sekansa bölüyor. (Bu konuya daha sonra detaylı olarak gireceğiz). En azından ben. perdenin yazılmasını. (Yazarlar. sadece bu notlarla idare etmek zorundasınız. içinizde bir heyecan oluşturmayan hiçbir şey yazmayın. Para kazanabilirsiniz. Hikaye motoru buradan geliyor. * David S. Đşin güzel yanı. ona. ama mutlaka ve mutlaka ilginç olmalısınız. Deseniz bile kimse inanmaz. ya da beyin cerrahlığından farksızdır. 2. seyirciyi iki saat sıkmadan götürecek kadar güçlü itici (tiksindirici anlamında değil. karakterin (bu kahraman da olabilir. Freeman son zamanların en gözde senaryo hocası. hatta müziğiniz ve kurgunuz bile ilginç olmalı. * Michael Hauge'in çok önemli bir ilkesini. ama kendinize sanatçı diyemezsiniz. Bu iki yöntemden birini ya da ikisini uygularsanız. her sekansı kendi içinde giriş gelişme sonuç olarak ele alması. ve derin (duygusal. karaktere dönüp. Böylece hikayenizi nispeten küçük alt parçalara bölüp. Buna yabancılar "Story engine" diyorlar. SANARĐST'in daha ilk yazılarından itibaren tekrarlıyorum: "Senaryoların (filmlerin) tek bir amacı vardır. Yani. kahramanınızın karakterine geri dönerek çözebilirsiniz. kaybeceği şeylerin değerinin çok büyük olmasını temin etmektir. artık yazamaz hale gelmiş bulunuyorum. :) * Hikayenizi yazarken hissettiğiniz rahatsızlıkların ve tıkanmaların önemli bir bölümünü.KARIŞIK NOTLAR . sahneleriniz. Bilinçaltınız izin vermez. Yeterince güçlü bir motorunuz yoksa. Onun söylediği bir şey var: Senaryodaki her öğenin iki özelliği vardır: ilginç. onları dişinize uygun hale getirebilir. düşman da) potansiyelini artırmak. Nokta. Aklınızda bir olay vardır. kahraman eğer başarısız olursa. hepsi bu kritere uymaktadır.

Đşte bu dört beş özellik. kadın tam cevabını verecekken kesme ile başka bir sahneye geçmesi de olabilir. Onlar bu bombadan habersiz oldukları için biz endişeleniriz. seyirciniz derin bir hüzne gark olabilir. Freeman. Bazı kahramanlar diğerlerinden daha fazla şey bilir ve biz de bu bilgisizlerin bilgilendiklerinde ne olacağını da merak ederiz. hikayenizde olacak olayları beklemesini sağlamanın dört ana yöntemi vardır. Bundan kaçmak için elinizden geleni yapın. Özellikle Amerikan dizilerinde bu yöntem çok kullanılır. Bu. ama onu da sonra anlatırız. Ama Freeman diyor ki. Kahramanınız ve diğer karakterler hakkında uzun uzadıya biyografiler yazmanız gerektiğini herkes söylüyor . hikayelerini renkli karakterlerle doldurma konusunda çok başarılılar. *Seyirciyi hikayenize bağlamanın. "Đki saat/gün/hafta sonra bir bomba patlayacak" dediğiniz zaman. seyircinin. Bu. mutlaka ama mutlaka ekranda göreceğimiz özellikler olmalıdır.boğulurken seyirci kahkahalar atar. Fatiha suresinden daha iyi bilmeli ve uygulayabilmelisiniz eğer bu işi gerçekten yapmak istiyorsanız: 1) Gelecek bir olayı haber vermek ("Telegraphing"): Hikayenizin başında bir yerde kahramanınız. 3) Dramatik Đroni ("Dramatic Irony"): Benim en sevdiğim yöntem. Ama masanın altında bir bomba vardır. ama sonucun tamamını hemen göstermezler.Ben bile dedim. "Bir karakteri oluşturan dört ya da beş temel özellik vardır. sadece hikayenin kahramanları ile seyirci arasında bir bilgisel fark yaratmazlar. kadının cevabını vermesini engelleyen birşeyin olması. Seyirci de "Sonuç ne olacak" diye hikayeye daha bir bağlanır. Bu özellikler. Ekranda görmeyeceğimiz özelliği. Hikayedeki kahramanlar arasında da bir bilgi hiyerarşisi oluştururlar. Kendi kendinizi eleştirmeyi. Heyecanımız daha da artar. Đlginç sahneye dokunmamayı. karakter elmas'ına koymanın bir anlamı yoktur. kahramanın elde etmek ya da kaçınmak istediği ve bunun için de elinden gelen herşeyi yapabileceği birşey bulmak konusunda zorlanıyorlar. Eğer bu bombanın üzerinde bir de saat varsa. Freeman'ın kullandığı terimlerden biri. bu tekniği en çok kullanan dramatik eserdir. eğlenceli. * Bana gelen senaryolarda (hah! güya senaryo okumuyorum demiştim!) fark ettiğim birşey var: Birçok yazar. Ama hikayenin merkezine oturan bir olay." David S. Hemen her sahne. anlatacak ilginç ve güçlü/büyük bir olayınız da olmalı. Klasik Hitchcock örneği şudur: Bir kadınla adam masada konuşmaktadırlar. :) 290 . 2) Sonuçsuz Sebep ("Dangling Cause"): Eski Holivut filmlerinde ve bizim hemen bütün filmlerimizde. Örneğin adam kadına "Benimle evlenir misin?" diye sorar. seyirci otomatikman "acaba dörtte orada olabilecek mi?" diye merak etmeye başlar. ya da senaryo konusunda yeterince donanımlı olmayan insanlar da yaptıklarınızı çook beğendiklerini söylüyor olabilirler. Bu tür dizileri ve filmleri dikkatle inceleyin. maddedeki yöntem de kullanılıyor demektir. Ama günümüz seyircisini daha fazla etkileyen bir yöntem var: Adam "Benimle evlenir misin?" diye sorduktan sonra. seyirciyi sıkmaktır. Genelde kötü adamlar iyi adamlardan daha bilgilidirler. Filmlerin bunu nasıl yaptığını iyi araştırın. az ilginci ise ilginç hale getirmeyi. "Saat dörtte şurada buluşalım" dediği zaman. bütün seyirciler. söyleyecek bir sözünüz. Bu yöntemleri. * Karakter Elmas'ı. bir sahnenin gerçekten ilginç olup olmadığını ayırt etmeyi öğrenmelisiniz. karakterler daha ilginç olurlar. "zaman sınırı koymak"tır. kalifiye olduğu anlamına gelmez. Bu yöntemin bir versiyonu. yönetmenin. 24 adlı dizi. ya da topyekün atıp yerine yenisini yazmayı becerebilmelisiniz. kadın da "Evet" diye cevabı yapıştırır. Duygu uyandırmayı öğrenin. Ama bu. birbiriyle uyumlu olmak zorunda değildir. Yani sebebi yaratırlar. Kahramanlarımız acaba bomba patlamadan önce oradan uzaklaşabilecek mi? Đyi yazarlar. "Without A Trace" gibi dizilerde bu yöntem çok kullanılır. hikayedeki kahramanlardan birinden ya da birkaçından daha fazla şey bilmesi ile sağlanır. hikayenizin "gerçekten" iyi. yaratılmış bir sebebin tam sonucunu görmeden biter. sebepler ile sonuçları birbirlerini hemen takip eder. * Bir senaristin işleyebileceği ennn büyük günah. "Acaba kahraman zamanında durdurabilecek mi?" diye hikayeye bağlanırlar. ("Character Diamond") David S. Kendi yazdıklarınızı çok beğeniyor olabilirsiniz. Hatta olmazlarsa. o zaman 1. karakter özelliği ile cins hareket ("quirk") arasında da bir ayırım yapıyor. hikayenin içinden bir başka unsurun devreye girmesi de olabilir. Sadece güzellik (yani renkli karakterler ve hoş/eğlenceli/komik diyaloglar) yetmez. ya da kahramanınız gülmekten kırılırken.

. kahramanın bir şeyi elde etmek istemesi ve önünde bazı engellerin olmasıdır. aşılması imkansız gibi duran engeller vardır. Ama şunu da söyleyeyim. "Kahraman" "Haberci" "Eşik Muhafızı" "Yaşlı Bilge Adam/Kadın" "Şekil Değiştirici" vb.. yine bizim bihaber olduğumuz bir kitap. *** Şimdi oturun. karakterleri. yine bütün Hollywood'un ezbere bildiği bir kitap. arketipler konusunda net'te çok bilgi var. o zaman seyirci iki saatini ve cebindeki 10 YTL'yi sizin hikayenize vermeyi kabul edecektir. Eğer kahraman ilginçse. Bakın bakalım. ama hikayenize bir bütünlük hissi vermekte çok faydalı olan bir eser. dikkate değer. daha ne olsun.hakkında da çok şey öğretecektir). büyük filmlerin kazara büyük olmadığını anlıyorsunuz. elde etmek istediği şey hem makul hem de elde ediliş süreci bize yeterli derecede eğlence vaat ediyorsa. Yine Akaşa'dan çıkan "Işığı Arayanların Karanlık Yanı" adlı kitap ise. Bire bir uygulanması sakıncalı olan. diyalogları ve sahneleri bu kıstaslara göre tekrar gözden geçirin. 291 . Đşte bu yöntem. * Jung'un arketiplerini iyi öğrenin.. (Đngilizceniz varsa. sadece "Gölge" arketipini ele alması açısından ilginç. hikaye kesinlikle çok daha boyutlu olur) birşey arzular ya da birşeyden kaçmak ister. artık olmaması lazım. Orada da çeşitli arketipler anlatılıyor. kendiniz -özellikle de karanlık yanınız. Onun Blockbuster programının help dosyasında arketiplerle ilgili bir kitap dolusu bilgi var (Đngilizce). Hikayedeki kahraman (ki irili ufaklı her karakter birşey isterse. Yine Türkçe'de olmayan bir kitap. * Uzuuun uzun anlatılacak konulardan biri de Christopher Vogler'ın kahramanın yolculuğu yorumunun anlatıldığı "Yazarın Yolculuğu". elinizdeki hikayeleri.. Seyirciyi hikayeye bağlama yöntemlerinin en güçlüsü de budur. Bu dediğim de. Bu kitap sayesinde. Hele sonundaki film analizleri. Bunun dışında. (Tabii ki önce kahramanla ÖZDEŞLEŞME kurdurmanız gerektiğini söylememe gerek var mı? Dördüncü senemizde. Eh. bildiğiniz bir şeye verilen afili bir isim. size. kaçta kaçı hayatta kalıyor. Ben Paul Joseph Gulino'nun "The Sequence Approach" adlı kitabındakileri kullandım burada.4) Dramatik Gerilim ("Dramatic Tension"): Bu. Bu arketipleri en iyi anlatan şahıs John TRUBY amca. Karakterlerinizi oluştururken arketiplerden faydalanarak. ve aniden seyirciyi çok ama çok derinden etkileme şansına ulaşabilirsiniz. bir google'layın). Seyirci otomatik olarak "Acaba kahramanımız bu engelleri aşabilecek mi?" diye sorar. Burada da çeşitli arketipler anlatılıyor. seyircilerin kolektif bilinçaltına hitap edebilir. seyircinin hikayeye en yüksek derecede bağlanmasını sağlar. ama önünde. yazarı Disney'in en üst düzeylerinde çalışmış. Bu kitap.) Bu yöntemler birçok kitapta ayrı adlar altında bulunabilir. Akaşa Yayınlarından çıkan "Đçimizdeki Kahraman"ı okuyun. kaçı çöp kutusunu boyluyor.

Sebat niteliğini kişiliğinizde geliştirmek için. Bu planın. sebat da kişiliğinizi güçlendirerek. Bir insanın son derece gelişkin bir irade gücü olabilir. ve sebat gösterin. bugün başlayın. ama yine de hedeflerini başarmak için gereken sebattan yoksun olabilir. sizi hedefinize daha da yaklaştıracak olan diğer adımları keşfedeceksiniz. Sebat özelliği olmayan kişiler genelde.) Richard Bach 292 . Bütün profesyonel hayatım boyunca insanlarla çalıştım. size destek ve yardımcı olacak bir ya da birkaç kişiden oluşan bir beyin takımı oluşturun.SEBAT Kişiliğinizin. Siz planınızı uyguladıkça. Hayatınızda ne yapmayı hayâl ediyorsanız. sizi gerçekten başarıya götürecek olan bölümüne. geliştirdiğiniz takdirde hayatınızda başarıyı garantileyecek tek bir özelliğini seçecek olsaydınız. tutkularını aydınlatacak. sebattır. ve bundan da az sayıda insan kendilerini bu şeyi gerçekleştirmeye ADAR. son derece başarılı olan erkek ve kadınları diğerlerinden ayıran TEK nitelik. (Yazar: Dr. vazgeçmemiş olan bir amatördür" (A professional is an amateur who did not quit. Napoleon Hill şöyle der: "Sebat sözcüğünün kahramanlıkla ilgili bir çağrışımı olmayabilir. 2) Bir eylem planı oluşturun ve bunu derhal yürürlüğe koyun. sizin güçlü noktanızdır. Duygusal bir ateş ve tutku olmadan. Ama bu özelliğinizin karakteriniz için taşıdığı anlam." Nasıl karbon çeliği sertleştirirse. şu an. Sebattan yoksunluğun genelde irade zayıflığından kaynaklandığı zannedilir. birşeyi o kadar çok istemelisiniz ki. Sebat özelliğinizi geliştirmenizin nispeten basit dört adımı vardır: 1) Net bir biçimde tanımlanmış bir hedef belirleyin. Napoleon Hill'in de belirttiği üzere: Birçok vakada. ya da komşulardan gelecek olan olumsuz geri bildirimleri reddetme konusunda kesin olarak kararlı olun. size "sebat"ı listenizin en başına yerleştirmenizi tavsiye ederdim. sizi hedefinize götürecek yolculuğun sadece ilk aşamasını kapsamasında hiçbir mahzur yoktur. Đçinizde büyüklük var. 3) Arkadaşlardan. Hedefinizin ulaşılamayacak olduğunu iddia eden hiçbir şeye kulak asmayın. ve vazgeçmeyi reddedin. Bu konu neden bu kadar önemli? Çünkü netlik ve kendini adama olmadan. yani bilinçaltınıza ulaşamazsınız. Jill Ammon-Wexler. ve şunu gözlemledim: Çok az insan hayattan ne istediğine GERÇEKTEN karar verir. siz hayallerinizin peşinden giderken karşınıza çıkan her türlü engeli parçalayıp geçmenizi sağlar. Beyin/Zihin araştırmacısı) "Profesyonel. sebat da olamaz. o şey ruhunuzda yanan bir tutkuya dönüşmelidir! O zaman sebat da otomatik bir hal alır ve sizi artık kimse durduramaz. karbonun çelik için taşıdığı anlamla aynıdır. zihninizin. akrabalardan. Şimdi. onlara yol gösterecek bir amacı olmayan kişilerdir. 4) Sizi cesaretlendirecek. Onun dışarı çıkmasına izin verin. Bu hedef sizin gerçekten de arzuladığınız birşey olmalıdır. Bu kesinlikle doğru değildir.

onları canlandırıp coşturabilmek. Bunun bedene ve ruha zarar verilmeden yapılması en iyisidir. diğeri için geçerli olmayabilir. kitap olur. yöntemini.e. Aksi takdirde bir süre sonra sanatı icra edecek bir beden. Bu yüzden sanatçılık. insanın ruhundan kopup gelen itkilerle (impuls) gerçekleşir. Ruhtan gelen bu itkileri duyabilmek. sanatçıların kendi başlarına öğrenmek zorunda olduğu birşeydir. Ruhtan gelen bu itkiler. insanın. müzik olur. yetenekleri) tarafından yorumlanarak eser halini alır.SANATÇILIK: ZOR ZENAAT Her türlü gerçek sanatsal yaratış. heykel olur. Bir sanatçı için geçerli olan bir yöntem. Yıpranmış bir bedenden ve tükenmiş ve/veya sağlığı bozulmuş bir ruhtan ancak kalitesiz ürünler çıkar. sanatçının kendine özgü yorumlayıcı programları (i. 293 . resim olur. kendi ruhuyla temasa geçmeyi ve temasta kalmayı öğrenmesini de gerektirir. ya da ona kaynaklık edecek bir ruh kalmayabilir.

Klişelerin nasıl taze bir biçimde yeniden kullanılabileceğini gösteriyor.2007 YAZ NOTLARI .1 * "Beynelmilel" fena bir film değil. müthiş. dakika 28. Ama Nate'in ölümü kötüydü .. Hafızayı değiştirmek için koca koca iğneler. Ben ikinci sezon ilk 5 bölümde seyretmeyi bıraktım. başka dizileri seyrederken hissettiğiniz tamamlanmışlık hissini yaşamıyorsunuz. Tek kelime ile "pretentious" .. kanlı bir et koyar ki? "Beynelmilel" böyle birşey yapmış. Ders gibi film.. Eh "American Beauty" yazarından da böyle birşey beklenir zaten. (Osmanlı ile ilgili bir dizi ya da film çekilirse. Tek kelimeyle. Anında klasik olan bir film. sonradan açılanlardan.. Hep muallaktasınız. saniyede başlayan şarkıyı dikkatli dinleyin. ama bu daha komik).duygusal olarak. filan. Đkinci sezonunu heyecanla bekliyoruz. Truby'nin "Karakter Ağı" dediği şeyin çok güzel bir uygulaması. Lakin tatmin edici değil. Demek ki BKM filmleri artık hep böyle bitecek. Daha fazla Mualla'ya tahammülüm yok. Ühüüüü!" * "Entourage" hoş ama boş bir dizi. bölüm 6. sonraki sezonlarda açılınca benim için izlenebilir oldu. Önce birilerini sevdirip sonra onu öldürürler. Kahramanı aşırı pasif. sezon. sahicilikten uzak. Dr.. Güzel film. finali hariç. (Matrix'teki dev gibi jaklar bile komikti. ama. Yani! * Casino Royal. hele o suni konuşma biçimiyle. Birinci sezonda güncel olaylara paralel olarak insanların geçmişleri hakkında verilmesi güzeldi. peki şimdi ne olacak?" sorusu üzerine ilerliyor. Bir türlü. Sutherland) vasat ve komik. * "ROME". Yani. sezonda işin tadı kaçtı. Hikaye tamamen "E. * "Six Feet Under". hangi aşçı yaptığı kazandibi tatlısının en dibine bir parça kızarmış. Neticede Roma Đmparatorluğu ile aynı ligde bir imparatorluktu bizimkisi.. seyircinin seyir zevki ve eserin içsel bütünlüğü gibi kaygılar kolaylıkla bir kenara atılıyor demek ki. oyunculuktan kurguya kadar. Uzaylılar komik.özenti.. ama "The Crow"dan dolayı değil). ama. Đlk sezonlardaki karanlık. Ama 2. bu kalitede çekilmeli ya da hiç çekilmemeli. * "Dark City". Burak Kut'un "Komple"sinin aynısı değil mi? Vay canına... Senaryodan müziğe.. Ama amaç bir biçimde sisteme/12 Eylüle/askerlere giydirmek olunca. 2. Bilmem kim (K. Dizi boş olmayı kendine hedef koymuş ve bunu başarıyor. Ama bittiğine sevindim. bir sene sonra Matrix'i seyrettiği zaman şöyle demiştir herhalde: "Ama. Dizinin başarısının buna bağlı olması kötü. Alex Proyas (ki "Ben Robot"tan dolayı kendisine ayrı bir muhabbetim vardır. tatmin edici değil. Final kötü ve filmin geri kalanıyla tamamen (TA-MA-MEN) alakasız.) 294 . adamlar bizden çalmışlar!) * "Lost" Birinci sezon gayet iyi. (Sürpriz: 3.

Bununla kaybedecek zamanım yok benim. Bu arada kendinize iyi bakınız. *** Arada sırada dönüp eski yazılarımı okuyorum. Daha çok ve daha kaliteli yazabilmeyi isterdim. (Bu ülkede bu kadar sinemacı var. yazamıyorum. Hoşuma gitmiyor dersem yalan olur. 295 . En azından büyük bir kesim tarafından.PSĐKOLOJĐ . Öngören'den. utana sıkıla yaşanmayacak kadar kısa ömürlü zira. Bu nedenle ya bir şeylere çok sinirlendiğimde (belirli bir konudaki aşırı bilgisizliğe). Tıpkı senaryolarda olduğu gibi "Kahramanın bir şeyi yapmak için yeterince motive olması" gerekiyor.T. sonsuza dek sürebilecek tartışmalara gebedir. Bu nedenle okunmaları o kadar kolay ve eğlenceli. Ama yaklaşık yarısında. Bu dünya. Zira çıkış noktalarımız. Bu işin de tekniği var yani :) *** Demem o ki. eski yazılara takılınız. Đnsanı. bir süre burada yeni yazı bulamazsanız. Bir çok konuda denmesi gerekenleri söylemişim gibi geliyor. Ben ise daha çok trajik ve komedik bir tipim. sever teenager'ların blogları çıkıyor karşımıza. Motivasyon olmadan yapılan işler. referans sistemlerimiz farklı. O zaman bir öngörüde bulunmuştum. senaryo yazımıyla ilgili bazı faydalı bilgiler var. seve seve burada tanıtırım. Ama bir çok insan. Biraz daha "hafif" birşeyler yazmaya utanıyor mu insanlar? Nedir?) Özetle söylemek gerekirse. bir iki hafta dinlendirilip. sinema-TV hocası var. melodrama yol açar. Bu nedenle bazen uzun süreler yazı yazamıyorum. Ama herşeyde olduğu gibi bu da bir motivasyon meselesi.) Senaryo dışındaki yazılarımın ise yeterince anlaşılmadığı kanaatindeyim. ilk yazıldıkları gibi yayınlanıyorlar. söylediklerinizi somut şeylerle destekleme zarureti hissediyorsunuz. Bu bakış açısı ise. SANARĐST yazıları bir ilk teşkil ediyorlar. Bilenler bilir. Zira bu yazıların çok az bölümü. yazmıyorum değil. sığ ama cesur kardeş gibi olunuz. McKee'nin deyimiyle. Üzerinden yaklaşık 3 sene geçmiş yazılarım var! Yani tamamen unutmuşum yazıyı. Cesareti elden kaybetmeyiniz. Dikkat edin. iki sene önce yazılmış. Eğer böyle bir blogunuz olursa. Bol bol senaryo yazınız. Yazmak çok ilginç bir uğraştır. bilimsel kesinlikten tamamen uzak. Ve şimdiye kadar bu ülkede kullanılmamış bir yaklaşımla yazılmış yazılar. senarist var.. onun için tekrar yazmaya gerek yok.. "Adaptation"daki ürkek ama derin kardeş gibi değil. Bu ise bana mizaç olarak hiç uymuyor. "Örümcek Adam 3 daha mı kötü olacak?" diye bir yazım vardır. kendiniz bir blog oluşturun ve izlediğiniz filmler hakkında yazmaya başlayın. Size Michael Hauge'u. ama filmin bu kadar kötü olacağını ben bile tahmin etmiyordum. John Truby'yi. Artık o kadar genç değilim. Eğer "ben yazdım oldu" gibi bir kolaycılığa kaçmazsanız. Film baştan sona hata. Bir çok yazı. bir süre için yazı sıklığında azalma olabilir. ya da M. Zira şimdiye kadar senaryo dendiğinde herkes ya Aristo'dan söze başlıyordu. O açıdan. Zira içimde bir öfke ya da arzu yok. zihnini disipline etmeye sevk ediyor. (Örneğin geçen gece "Đki Süper Film Birden"i tekrar seyrettim. Ben hayata temelde BĐYOLOJĐ . En az yenileri kadar bilgilendirici ve eğlendiriciler. Ya da "Örümcek Adam 3". Aynı konuları tekrar tekrar yazmaya gerek yok.SOSYOLOJĐ açısından bakıyorum. Ama ben bu hatalarla ilgili bir sürü yazı yazmıştım. Türk milletinin çok sevdiği ve kahvehane muhabbetinden biraz daha hallice bir şey olan SĐYASET açısından bakıyor olaylara. Yani temelde bilimsel bir yaklaşımım var. Hepsinin arşivlik olduğunu düşünmüyorum. büyük revizyonlardan sonra karşınıza çıkıyor. Geçerliliği. doğruluğu kanıtlanamayan şeyler beni pek ilgilendirmiyor. melodramla çok işim olmaz. Hatta daha da iyisi. Bu da yazılarınızın değerini artırıyor.AHESTE VĐTES! SANARĐST yazıları 300'ü aşmış. ya da birşeyi çok eğlenceli bulduğumda (belirli bir konudaki bilginin öğrenilmesinin çok eğlenceli olacağına inandığımda) yazı yazıyorum. nerede bu insanların blogları yahu? Sinema blogu denince sadece Tarkovski vb. ve Robert McKee'yi tanıttılar en azından.

yayından kaldırılan diziler çöplüğü bu kadar hızlı büyümezdi. Çocuklar Duymasın. yaratıcılıklarını. Senaryoları bu açıdan değerlendirecek bir etik kurul oluşturulmalıdır. Cehalet suça mazeret teşkil edemez zira. Hatta bu MAE yasağı. Bkz.HAZIR MECLĐSĐN ELĐ DEĞMĐŞKEN. hatta senaryoları yer almalı. Gümüş. Yani "Binbir Gece". "Kurtlar Vadisi" gibi dizilerin üretilmesi engellenmelidir. 296 . bir biçimde dizi bağımlısı olmuş insanların istmeye yerine getirdikleri tatsız bir vazife halini alıyor. Kendisinin sadece gösteri dünyasında kalması için gerekirse lazer parmaklıklı hapishaneler düzenlenmelidir. Beyaz Gelincik. insanlık onuruna ters düşen mesajlar vermesi yasaklanmalıdır. Ki gelecek kuşaklar aynı hataları tekrarlamasın. insanların bu diziden etkilenerek suç işlemesi bizi bağlamaz" demesi yasaklanmalı. tahminim. senariste önce bir ya da birkaç yabancı dil öğretilmeli. Detaya girmeye gerek yok herhalde.. hangi kanalda. Ve bu kurulun kararları bağlayıcı olmalıdır. Avrupa Yakası. kaç bölüm oynadığı. yetersizliğinin bir kanıtı. sevimliliklerini kaybediyorlar. olmamalıdır. saat kaçta. (Bu tez ve kitapların bazılarının yabancı dilde olması engel teşkil etmemeli. 4) En kısa sürede. (RTÜK böyle bir işlev görmeye çalışıyor. Hatta bu blogda olduğu gibi.. YOUTUBE tarzı küçük bir ekranla da bu diziler izleyicilere seyrettirilmelidir. 2) Dizilerde Mehmet Ali Erbil kesinlikle oynatılmamalıdır. 3) Kıraç'a artık müzik yaptırılmamalı. Ciddiyim. ceza olarak da "TV'deki şiddetin izleyici üzerindeki etkileri" ile ilgili mevcut yüzlerce sosyopsikoloji doktora tezi ve kitap okutulmalıdır. Zira yerli diziler 50 bölümden sonra kısır döngüye giriyor. Zira kendisinin "Tatlı Kaçıklar" dışında ekranda ve perdede bir adet "dramatik" başarısı dahi hatırlanmamaktadır. Sadece KV üzerinde etkili olması. dizinin yapımına katkıda bulunan insanların ANONĐM olarak diziyle ilgili yorumlarını ifade etmesine izin verilmelidir. sonra da bu eserler zorla okutulmaya devam edilmelidir. Binbir Gece ve Sıla'yı ıskalaması. Hatta ve hatta. Herkes kendi işini yapsa. bu konularda ona teklif götürülmesi bile engellenmelidir. 5) Dizilerin. elleri bir değse de Türk TV'lerindeki yerli dizilerle ilgili bir iki yasa çıkarsa. vesaire. Bundan sonrası artık keyifli bir seyir değil.) 6) Yapımcı ve kanal yöneticilerinin dizilerin oluşturulması safhasındaki müdahaleleri en fazla yüzde 10 ile kısıtlanmalıdır. Sitede yayından kaldırılan dizilerin künyesi.. ama çok zayıf kalıyor. enerjilerini. nacizane: 1) Yerli bir dizi 50 bölümden fazla olamaz. senaristlerin "Biz sadece dizimizi yazıyoruz. Benim bazı önerilerim olacak bu konuda.. Bu bir web sitesi de olabilir. sinema filmlerini de kapsayacak şekilde genişletilmelidir.) Bu kararla ilgili olarak. Gülmeyin. "Sıla". "yayından kaldırılan diziler müzesi" kurulmalıdır. Son meclis hazır yangından mal kaçırır gibi yeni seçim yasasını çıkartırken.

fena halde kısaltan: gezgin) 297 . s: 260-2. Hayat Yayınları. Biz. neyi seçiyorsanız. kabul eder miydiniz? Đşte bizim istediğimiz de böyle bir şey tutkumuzun peşinden gitmek denildiğinde. eğer gökten tam olarak ne yapmanız. daha zengin oluruz. Duyun beni: KĐMSE SĐZE GARANTĐLER VERMEYECEK! SEÇTĐĞĐNĐZ YOLUN ĐSTEDĐĞĐNĐZ YERE GĐDĐP GĐTMEDĐĞĐNĐ BĐLEMEYECEKSĐNĐZ VE BU KÖTÜ BĐR ŞEY DEĞĐL! Garanti olan tek şey şu: Şu ana kadar yaptıklarınızı yaparsanız. eğer teslim olacaksam yaşama. bunun bir karşılığı olmalı. ya da vazgeçtiğinde. özel bir şeylerin kendimizi farklı bir yerlerde beklediğini. Dost Can Deniz. "eğer ben radikal bir eylem yapacaksam. şu ana kadar elde ettiklerinize ulaşacaksınız. Ya öldüğünde. daha sevilen oluruz? Yeteneklerimiz. farklı bir şey yapın.FARKLI BĐR ŞEY YAPIN! Bir çoğumuz "içimizden bir yerlerden" farklı bir şeyler yapmamız gerektiğini. Eğer farklı bir şey istiyorsanız. hemen hepimiz. ne olursa! Đnsan ancak iki şekilde amaçlarına ulaşamaz. Başarı garanti olmalı! Yolda zorluklar olmamalı. (Kaynak: "Cesur Sorular". şimdiye kadar hayal ettiğinizden bile fazla kazanacağınızın garantisi olsa. potansiyelimiz ne yana düşüyor? Diyorsunuz ki." Peki. ancak tam olarak adını henüz koyamadığımızı söylüyoruz. Acı artık ortadan kaybolmalı. Bizim yaşam amacımız ne acaba? Hayatımızı ne yaparak kazanırsak. nereye gitmeniz gerektiğinin talimatları zembille inse ve bu talimatların arasında sadece parasız kalmayacağınızın değil. yani eğer iç sesimi dinleyeceksem. daha yararlı oluruz. Çabalamamalıyım! Her şey sadece benim isteğime göre gelişmeli. ne ile uğraşırsak daha mutlu oluruz. daha güvenli oluruz. kendimiz için doğru olan şeyin ne olduğunu bulmak ve onun peşinden gitmek istiyoruz.

2) Gerçeği öğrenmektir. Anlaşılacağı üzere çevreleri hakkında bilgi toplayan ve bu bilgileri saklayan organizmalar. Eğer kendimizi iyi tanırsak. dürüst. yetenekli. olduğunu görmek. sıcak bir yaz günün yenen buz gibi bir dondurma. istediklerimizi elde etme olasılığımız artar. mutlu olmak ister. Bir de zihinsel ihtiyaçlar var. çeşitli karakter kusurlarının bulunduğunu duymak istemez. kendisi hakkında da gerçekleri öğrenmek ister. yeterince yetenekli olmadığını. öğrenen organizmaların hayatta kalmasına izin vermiş. Herkes kendini iyi hissetmek. yeteneklerimizi. *** Peki. ait olma. Đnsan sadece çevresi hakkında değil.. soğuk ve karlı bir kış günü uzun süre dışarıda kaldıktan sonra girilen sobalı bir ev. Yani evrim. kendi iç dünyasındaki bu kırılganlığı ve kusurları örtmek için dışarıya karşı son derece güçlü/zeki/yetenekli bir görünüm (maske) yansıtır. ve sahip olduğumuzu görmek/hissetmek/duymak isteriz. vb. Bir irade gösterdiğimiz zaman. ya da bu üst grubun avı haline gelmiştir. kabul etmesi dünyanın belki de en zor işlerinden biridir. En büyük mutluluklar. Adeta. estetik. daha üst düzeydeki ihtiyaçlarımızın . irade sahibi. susuzluktan dilimiz damağımıza yapıştığında içilen su. ya da köşe bucağa itmiştir. dinsel ihtiyaçlar karşılanması arayışına gireriz (bkz. görmesi. hayatın zor koşulları tarafından eninde sonunda alt edilecek bir insandır. öğrenemeyenleri elemiş. çeşitli zihinsel (ruhsal) olumlu özelliklere sahip olmak. Uzun süre aç kaldıktan sonra yenen yemek. bunu yapamayan organizmalar karşısında evrimsel avantajlar yakalamıştır. mutlu olma arayışı için harcarız. Bu bilgi de hayatta kalmamız/başarılı olmamız için son derece elzemdir. Kısacası. Bu nedenle bir çok insan. üstünlüklerimizi iyi bilirsek. Bunlar bedensel ihtiyaçların karşılanması ile gelen mutluluklar. Maslow'un Đhtiyaçlar Piramidi). Zira insan benliği (egosu) çok kırılgandır. birbiri ile çelişirse / çatışırsa ne yaparız? Yani. çevremiz ve kendimiz hakkındaki gerçekleri öğrenmektir. Bu. 1) Kendini iyi hissetmek. Yine de insanın kendisindeki kusurları. temel ihtiyaçlarımız karşılandığında yaşanır. zayıflıkları bulması.sana emrettiği şeyleri yapmaktır.KENDĐNĐ KANDIRMANIN PSĐKOLOJĐSĐ Đnsan zihninin iki temel eğilimi vardır. entellektüel. Nedir bunlar? Kendimizin iyi birer insan olduğunu. yani mutlu olma ve gerçekleri öğrenme isteği. çalışkan. Bu eğilimler. mutlu olmaya programlanmış robotlar gibiyizdir. Vaktimizin ve enerjimizin büyük bir bölümünü. hayattaki en temel güdümüzdür. saygı. a be şaşkın!") *** Đnsan zihninin bir diğer eğilimi de. eksiklikleri. avantajlarımızı. Hiçkimse kendisinin yeterince zeki olmadığını. kendimize olan güvenimiz artar. hayatta başarılı olma. Birinci grup yaşamayı (ve genlerini aktarmayı) sürdürürken ikinci grup yeryüzünden silinip gitmiş. Bu nedenle bir sorunu çözdüğümüz zaman kendimizle gurur duyarız. zihne giren ya da zihinde var olan verilerin yorumlanış şeklini büyük oranda etkiler. Zayıflığının farkında olmayan bir insan. (Bu nedenle "Hayatın anlamı ne?" diyen insanlara şaşıyorum: "Hayatın anlamı yaşamak ve genlerinin -ve eğer inanıyorsan. Bize hep mutluluk verir. kendini iyi hissetme eğilimi ile gerçekleri öğrenme eğilimi çelişirse ne olur? 298 . Bu da büyük bir ihtimalle. bu iki eğilim.sevgi. zeki. Bu iki temel eğilim. ruhunun. Ayrıca zayıflıklarımızı öğrenmek de bizim için bir artıdır. evrimsel bir durumdur. düşünmektir. Temel ihtiyaçlarımız karşılandıktan sonra.. öğrenen organizmaların hayatta kalma olasılığının daha fazla olmasından kaynaklanan.

Sonuçlar çok ilginç. *** Peki ama neden? Yani bir insan. elini kolunu sallaya sallaya girenler (üçüncü grup). paralarını henüz belirli bir ata yatırmadan önce ve sonra incelenmiş. parayı yatırmış olmaları. cinsellikle ilgili bir konferans verileceği ve bu konferansa katılmaları söylenmiş. Bilişsel uyumsuzluk kısaca şöyle diyor: Zihinde. konferansa girebilmek için çok büyük emek ve zaman harcamışlardır. testlere. o şeyin değeri o kişinin gözünde daha da büyür. Burada birinci gruptaki öğrenciler. Bahisçiler. onu kayırır. vb. Bu deneyde. iki bilgi varsa. parayı yatırdıktan sonra o atın kazanacağına karşı duydukları inanç. birinci gruptaki (yani konferansa katılmak için bin bir türlü zahmete katlanan) öğrenciler şöyle bir durumla karşı karşıyadırlar: Bu konferansa katılmak için o kadar zahmete girmişlerdir ama konferans son derece sıkıcıdır/önemsizdir/değersizdir. ya da görmezden gelinemeyecek kadar büyük ve bariz bir şey ise.Burada. Birinci gruptaki öğrencilerden. zihin bunlardan. bahisçiler arasında bir araştırma yapılmış. o şey için belirli bir zaman/para/emek harcadığı zaman. Burada bir çelişki var. Bu nedenle. yani kendilerinden bir şeyi (para) o ata bağlama eylemi. bağlanma ("commitment") kavramından biraz bahsetmek gerekiyor. bir şeye bağlandığı zaman. son derece sıkıcı bir cinsellik konferansına sokmuşlar. Yani bu gruptaki öğrenciler. Araştırmacılar daha sonra bu öğrencileri. Bulgular son derece ilginç: insanların. birici gruptakiler konferansın son derece güzel ve aydınlatıcı olduğunu söylemişler! Bu ilginç durumu da bağlanma kuramıyla açıklayabiliriz. kendisini iyi hissetmesini sağlayacak olana ağırlık verir. O şeyin asli/gerçek değeri fazla olmasa bile. birbiriyle çelişen iki düşünce. bize yine de çok değerliymiş gibi gelir. Şu örneğe bir bakalım: Bir hipodromda. zihinsel bir uyumsuzluk yaşıyorlar: "Ben bu konferansa katılmak için o kadar ter döktüm. neden zaman/para/emek harcadığı şeyleri. Đkinci grup. almış değiller. kendisini iyi hisstemesini sağlayacak şekilde bu bilgiyi çarpıtır. o ata olan inançlarını artırmış. konferansı nasıl buldukları sorulmuş. ama 299 . tabi tutulmuşlar. Konferansa hiçbir koşulu yerini getirmeden. bir anlamda. ve iyi ediyorlar. Ne var bunda? diyebilirsiniz. Demeyin. konferansı biraz ilginç bulurken. Üçüncü grup öğrenciden ise hiçbir şey yapmaları istenmemiş. yani bahisçilerin o ata artık bağlanmaları ("commitment"). Bu (ve benzeri yüzlerce) deneyin ortaya koyduğu ilginç bir durum söz konusu insan zihnine dair: Bir insan. Bu öğrenciler uzun mülakatlara. olduğundan daha değerli görme eğilimi gösterir? Bunu da "bilişsel uyumsuzluk" ("cognitive dissonance") kuramı ile açıklıyor psikologlar. Đkinci grup öğrenciden de bazı ön koşulları yerine getirmeleri istenmiş ama bu ön koşullar ilk grubunkiler kadar ağır değilmiş. Yani konferansın sıkıcı olması için ellerinden gelen herşeyi yapmışlar. Konferans çıkışında da bu öğrencilere. Bu iki durum arasındaki tek fark. girdikleri konferansın çok değerli olduğunu düşünmüşleridir. Yani bahisçiler bu arada o atın kazanacağına dair fazladan bir bilgi vb. Cinsellikle ilgili konferansa katılan öğrenciler örneğine dönelim. yatırmadan önceki inançlarından çok daha fazlaymış. Sadece parayı yatırma. ve diğerini de görmezden gelir. Yani elde etmesi zor olan şeylerin bizim için değeri büyüktür. Bir başka örnek daha: Bir grup üniversite öğrencisine. konferansı çok sıkıcı bulmuşlar. bu konferansa katılabilmek için çok zor bazı ön koşulları yerine getirmeleri istenmiş.

Hiç kimse kendisinin aptal olduğunu kabul edemeyeceğine göre. gerçek arayışı ile kendini iyi hissetme eğilimleri arasındaki bir çatışmada.. yazının en başında bahsettiğimiz iki eğilimden (gerçeği öğrenmek ve kendini iyi hissetmek) "kendini iyi hissetmek"i tercih ediyor ve "Hayır. Ben aptal mıyım?" Đşte bu durumda insan zihni. Sanırım ne demek istediğimi anladınız. belirli bir emek/para/zaman harcadıkları şeyleri değerli bulma eğilimindedirler. Yürek sızlatacak kadar az hem de. Öyleyse bu konferans son derece önemlidir" şeklinde. Đnsan zihni. *** (Bu psikolojik eğilimin. *** Daha iyi anlaşılması için bir kez tekrarlayalım: Zihin.. Yine de özetleyeyim: Đnsanlar. belirli bir ata parasını yatırdıktan sonra.. sıfatı siz koyun) olduklarını kabul edemeyecek olmalarıdır.konferans berbat çıktı.. yani bu sürecin farkında olmadığımızı söylememe bilmem gerek var mı? Yok. ama çok az insan. 300 . (Bu değerlendirmelerin bilinçaltı düzeyde gerçekleştiğini. para verip seyrettiğiniz filmleri daha çok beğenme şeklinde kendini gösterdiğini söylememe gerek var mı? Ya da aylarca uğraşıp yazdığınız senaryoların ne kadar kötü olduğunu görememenize neden olduğunu? Ya da bazı yönetmenlerin onca zaman/emek/para harcadığı filmini şaheser zannetmesine neden olduğunu? Gerek olmasa yazar mıydım? Bilmem?) *** Bu ilginç psikolojik durumların günlük hayattaki yansımalarını sık sık gözlemleyebilirsiniz. olsa bile. kendini iyi hissetmeyi tercih eder ve hiç farkında olmadan gerçekleri çarpıtma eğilimindedir. mutlu olmak ile gerçekleri öğrenmek arasında ikileme düştüğünde .) Bahisçilere de bir göz atalım. yaptığı tercihin doğru olduğu sonucuna varıyor. Đnsanların.. ikileme düşmüş zihnin mutluluğu / kolayı tercih edişine ve gerçeği "harcayışına" tanık olabilirsiniz. anlamsız. Çok az. kazanacak ata paramı yatıracak kadar akıllıyım" düşüncesi. kendi mutluluğu pahasına gerçeğin peşine gider. Bu şey ASLINDA ne kadar boş. "doğru"yu yapmamak için mazeret ürettiği hemen her durumda. Bahisçi de. benim gibi akıllı birisi aptalca bir şey yapmaz. gerçeği çarpıtmak pahasına bir yorum yapıyor. Çok az insan. mutlu olmak için gerçekleri bozma / saptırma / yok sayma eğilimine girer. o atın kazanacağına daha fazla inanmaktadır. "Ben. Bunun nedeni de. kendilerinin bu şeyi yapacak kadar aptal (ya da . değersiz. insanları o atla ilgili değerlendirmelerini değiştirmektedir. Neden? Hiçkimsenin (özellikle de bahisçilerin) "Ben kaybedecek ata oynayacak kadar aptalım" diyeceğini düşünmüyorsunuz herhalde..

başkalarınınkini de. aralarındaki geçişleri. izleyicide duygu uyandıracak şekilde kurgularlar. Bizde ise 60 dakikadan fazla. Bir ressam. Ama duygular öyle değildir. *** Bu bilginin bize ne faydası var? diyebilirsiniz. insan düşüncelerinden farklı bir biçimde işler. bilerek yanlış yorumladığını söylememe gerek yok. Arada sırada gerçekleştirdiğim seyretme girişimlerinin başarısız olmasının nedenlerinden biri de "Allahım. bu bilgiden çokça yararlanabilirsiniz. Müzisyenin notları bu amaçla bir araya getirir.süresi" vermeniz gerekir. Đnanmıyorsanız. Sadece bu bilgi bile. insanların duygularını. 301 . hangi renkleri yan yana koyunca nasıl bir duygu uyandıracağını biliyorsa -ki bu da büyük ölçüde renk kuramı bilgisi sayesinde olur-.-. Beynin korteks (kabuk) tabakasında meydana gelen bir hadise olan düşünce. (Hatırlarsanız. senaryolarındaki olayları. hangi olayların izleyicide nasıl bir tepki yaratacığını bilmelidirler. neden bu dizide herkes çok yavaş konuşuyor ve hareket ediyor?" sorusunu tatminkar bir biçimde yanıtlayamamamdı." Aslında bütün sanat eserlerinin amacı budur. senaryonuzdaki olaylar ne kadar çarpıcı olursa olsun. kurgulamalıdırlar. yirminci yüzyılda çıkan asılsız zibidilikleri -kavramsal sanat. seyircinin duygulanmasına zaman kalmıyor. edebilmelidir. senaryonuzdaki olayları yaratırken. vb. Mesela. absürd tiyatro. Kendinizinkini olduğu kadar. yüzyılın. Heykeltraş taşa bu niyetle çekicini vurur. Yani bir insanın duyguları. Ama bu kadar güçlü olaylar o kadar arka arkaya veriliyor ki. Çok çabuk değişebilir. hatta yararlanmalısınız da. yaratıcı bir biçimde manipule etmelidir. sanatın bu değişmez özünü de piç ettiğini. herhangi bir anınızda zihninize girip çıkan düşünceleri takip etmeye çalışın. Filmdeki olaylar kendi başlarına son derece güçlü. Onlarda sitcom en fazla 25 dk. Yani senarist. çok daha uzun sürer. insan hayatının bir çok yönüne yaptığı gibi. ve en önemlisi de kaynaklarını öğrenmeye çalışın. ilk yayınlandığında Kurtlar Vadisi'ni seyretmediğimi söylemiştim. seyircide istenilen tepki istediğiniz şiddette meydana gelmez. düşüncelerinden çok ama çok daha yavaş ortaya çıkar. çeşitli hormonların bütün vücudu etkisi altına almasıyla meydana gelir. sürelerini.) Duyguların dünyasını iyi inceleyin. istenilen etkiyi meydana getirebilirler. haddi hesabı yoktur. beyindeki nöronlar arasında meydana gelen hızlı akışlardan çok. düşüncelerinkinden çok daha uzundur. Çeşitli faydaları var. Bu gerçeği atlayan yakın bir örnek olarak "Sihirbaz"ı ("The Illusionist") verebiliriz. izleyicide duygu uyandırmaktır. Bu nedenle. Bir ressam. Bunun için senaristin insan duygularının doğasını da bilmesi gerekiyor. (Tabii 20. TV dizilerinin neden bu kadar ağdalı bir yapısının olduğunu da anlarsınız. seyirciyi etkileyeceğini bildiğiniz önemli olaylardan sonra. ve çok daha yavaş değişir. bir sürü senaryo kuramı bilgisinden çok daha değerli. Bir çok Amerikan dizisinin bizde tutmamasının nedenini de. Jack Bauer 45 dakikada üç operasyon düzenlerken bir Kurtlar Vadisi'nde Polat Alemdar bir bardak suyu zor içiyordu.) Senaristler de. kompozisyonunu ve renkleri bu uğurda kullanır. Đnsan duyguları. Duygular.DUYGU ĐMPARATORLUĞU Yazıya Michael Hauge'un bir sözünü hatırlatarak başlayayım: "Bütün senaryoların (ve filmlerin) asıl amacı. Ve bu hormonların etki süresi. çok hızlıdır. Buna bir de bizim millet olarak nispeten fazla duygusal ve az zihinsel karakterimizi eklerseniz. çok daha üst seviyededir. seyircinin bu duyguyu iyice yaşaması için ona bir "soluklanma -duygulanma. Hele serbest çağrışım esnasında zihinde dolaşan düşüncelerin. Bu nedenle. Eğer bu ilkeye uymazsanız. şiddetlerini. bir senarist de hangi olayları hangi sırayla dizdiğinde nasıl bir duygu uyandıracağını bilmelidir. Çeşitlerini. Bir kere. bu tanımların dışında tutuyorum. Bu esnada senaryonuzun uyandırdığı duyguları yaratmaktan sorumlu hormonlar üretilerek ve vücuda yayılarak.

Zaman zaman fikir ayrılıklarına düşseler de aynı amaç için varlarını yoklarını ortaya koyuyorlar ("Attractive Fantasy"). Dizi. Dizideki kötü adamlar da asla sıradan insanlar değil. kafasına koyduğunu yapan. bu dizinin en hoşuma giden yönlerinden birini oluşturuyor. Bir çok unsurdan oluşan bir cevabı var. bazen Başkan'ın en yakın danışmanı olabiliyor bu hain. Dizinin önemli karakterleri sürekli olarak çok önemli konularda kararlar almak zorunda kalıyorlar. "Şimdi Chloe'yi arar. yetenekli. Sadece bu davaları yüzbinlerce insanın ölümünü gerektiriyor. yüz binlerce kişi mi? Sadece karın mı ölsün. Bu insanlar yüzünden Jack hem gerçek düşmanları ile. insanların iyiliğinden başka bir şey düşünmeyen. Bir de hain olmadığı halde. acıma. örneğin. yetenekli. kovalamacalar. hem de kendi meslektaşları ile mücadele etmek zorunda kalıyor. Ve bu kararlar bir çok insanın hayatını etkileyecek nitelikte oluyor: Bin kişi mi ölsün. GORA) gibi bir tavır içinde değiller. Yani "Biz manyağız. 302 . Dizide mütemadiyen hainler var. bunun için insanları öldüreceğiz" (Bkz. Ama genelde hepsinin kendine özgü ve güçlü nedenleri de var. yoksa onlarca yabancı mı? Jack bazen ne yardan ne serden geçerek bizi şaşırtıyor."24"Ü NEDEN SEVĐYORUZ CNBC-E'de yayınlanan "24" dizisini biliyorsunuzdur. doğru bildiği şeyi uygulamak için gerekirse bütün kuralları çiğneyebilen biri: Jack Bauer. Jack Bauer'a engel olan tipler var. ilk sezonundan beri bütün dünyada en çok beğenilen dizilerden biri haline geldi. vakayı âdiye artık. Nükleer bombalardan biyolojik silahlara kadar herşeyi kullanacak kadar gözü dönmüş insanlar oluyor. güçlü. Bir ara birinci sezonu ATV'de de yayınlandı. sinema ve TV izleyicilerinin bayılacağı biri: Vatanını seven. alçak gönüllü. Dizinin sıkı takipçileri olayı o kadar özümsemiş durumda ki. aksiyonu garanti olan bir konuyu seçmiş: Anti-Terörizm. Bazen CTU'nun içinden birileri. Türkiye'de Đngilizce bilen "mutlu azınlık"ın (!) seyrettiği CNBC-E'de yayınlanıyor birkaç yıldır. Ama jack Bauer'ın ve CTU'nun buna izin vermesi mümkün değil. Đnsanların yerlerinin cep telefonları sayesinde noktasal olarak tespiti. Bir davaları var. o kadar (!). Genelde doğruyu hep Jack yapıyor oluyor. teröristleri zamanında engellemek için ellerinden gelen herşeyi yapışlarını seyretmek ayrı bir zevk. bilgili insanlar. sırf işini kuralına uygun yapmak istediği için. Ve kimliği ortaya çıkana kadar büyük zararlara yol açabiliyor. Bir kere dizi. Büyük kararlar ise. Peki bu dizi neden bu kadar tutuluyor? Bu sorunun tek bir cevabı yok. Bu karakterin etrafındakiler de Jack kadar olmasalar da yine vatansever. Genelde tehdit yüzbinlerce insanın hayatını ilgilendiriyor. Yazarların köşeye sıkıştırdığı izleyiciyi.. Yani dizi en başta kendisine seçtiği genel alanla (Anti-terörizm) turnayı gözünden vuruyor. Hani şu ünlü "Anti-Terörism Birimi"nin (CTU) sıradışı elemanı Jack Bauer'in maceralarının anlatıldığı dizi. ve kritik zamanlarda verilen kritik kararlar için bulunmaz bir kaynak anlamına geliyor. Bize siyah-beyaz diye sunulan seçeneklerin dışında başka seçenekler de olabileceğini hatırlatıyor. Amaçlarına ulaşmak için arada insanları çerez gibi harcıyorlar. silahlı çatışmalar. Jack'in bir çipte saklı bilgiye ihtiyacı olması durumunda. Burada "trajedi" sözcüğünün tam karşılığını görüyoruz: Đyi bir sonucu elde etmek için mücadele eden iki iyi insan ("Đki olumlu değerin çatışması"). Zaman zaman dizideki iyi insanlar da büyük baskılar altında arkadaşlarına ihanet etmek zorunda bırakılıyorlar. ailesine sadık. Bu insanların. Hikayede kimin kime güveneceğini şaşırtmanın ve işleri zorlaştırmanın en iyi araçlarından biri bu hainler. merhamet duyguları yok. Dizide kullanılan teknoloji de çok etkileyici. bilgili. Dizinin merkezindeki karakter de. Bu da izleyicilerin merakla beklediği patlamalar. ama ona engel olmaya çalışanı da çok iyi anlıyoruz. yeni seçenekler bularak mest ediyor.. yakışıklı. o da bu çipteki bilgileri çözer" diye düşünüyor artık otomatik olarak. Ama genelde gece yarılarından sonra.

biliyor muydunuz? HD çekiliyor yani.. Bu da az iş olmasa gerek. Bu da dizinin sürekli olarak kan tazelemesi ve diziye yeni ve ilginç karakterlerin katılması anlamına geliyor doğal olarak. Dizinin 24 saatlik bir zaman kısıtlamasının olması.. Bir örnek vereyim: Jack'in yardımcısının koluna. Ve amacına da ulaşıyor.) çekilmesi. Dizi. Đzleyicinin bu kadar yaratıcı bir şekilde rahatlatıldığını ve aynı zamanda rahatsız edildiğini hiç hatırlamıyorum. bu nedenle Amerikalıların (özellikle de 11 Eylül'den sonra kabaran) korkularını kaşıdığını. Ekranın bir kaç parçaya bölünüp aynı anda gerçekleşen olayları vermesi de dizinin temel konsepti ile son derece uyumlu bir uygulama. buna bir şey olmaz" diyebileceğiniz bir kimse yok bu dizide . yaratıcı fikirleri. Dizinin amacı da kötü adam analizi değil zaten. bizzat Jack tarafından öldürülmesi olur! Ve Jack de. elinde büyük bir koz olan zeki bir kötü adamın alt edilişini anlatmak üzere yola çıkıyor. "Bu adam/kadın dizinin temel karakteridir. biraz sonra havaya ölümcül bir virüs salacak ufak bir alet bağlıdır. 303 . "24" son derece keyifle izlenen bir dizi. dizi boyunca Jack'e engel olarak bizi gıcık eden Ryan Chapell'in. kafasına sıktığı bir kurşunla vurur. Bir Amerikan dizisi izliyoruz zaten! Ama eğer ortalama Amerikan zevzekliklerini devre dışı bırakan zihinsel filtrelerinizi (zihinsel "pop-up blocker"larınızı) çalıştırabilirseniz. Bu doğrultuda Amerika'nın dünyadaki yeni düşmanları dizide sık sık arz-ı endam ediyorlar. Tripodu taşımak zor mu geliyor? Yoksa senaryodaki düşük ritmi aktüel kamera ile telafi etmeye mi çalışıyorlar?). Bu nedenle kötü adamlar da genelde birer karikatürden öteye gidemiyor. dizinin içeriği ile örtüşüyor. "Color correction" da çok hoş. Dizinin başarılı olma nedenlerinden biri de. derin siyasi tahliller yapmak için değil.Jack Bauer hariç. Artık tıpkı "Matrix"de olduğu gibi bir "24" tarzından kesinlikle bahsedebiliriz..Dizinin sürekli omuz kamerası ile (SONY HDR . Jack ne yapar? Yardımcısının kolunu keser! Ve aleti etkisiz hale getirir. "Amerikalılar yabancıları/doğuluları/vb'yi hep böyle görüyorlar işte!" diye sinirlenmenin alemi yok. Ya da teröristlerin son isteklerinden biri. kendi istediği için değil. *** Dizinin en temelde Amerikan iç pazarına hitap ettiğini. Müzikleri de gerçekten çok iyi. Bu aletin o koldan çıkarılması imkansızdır. hiç ummadığınız insanları dan diye öldürülmesi. Her hafta şaşırtmayı başarıyor. Herkes gidebilir. teröristleri engellemek için amirini.FX1 kullanılıyormuş çekimlerde.. Dizinin en hoş taraflarından biri. (Ama çoğu aile dramaları olan Türk dizilerinin de sürekli omuz kamerası ile çekilmesini bir türlü anlayamıyorum. ve büyük ölçüde bu sayede prim yaptığını söylemeye gerek yok. Herkes. en önemli karakterlerin derinlemesine bir şekilde işlenmesine olanak tanımıyor. Jack hariç kimsenin özel hayatı hakkında detaylı bilgi edinemiyoruz.

oyuncu dernekleri bile bu işi yapabilirdi. Bir sürü sinema derneği . Robert McKee). Demeyiniz. kazanılacak prestij da işin cabası. bu ayıptan başka bir şey değildir.vesairesi var bu ülkede. Aradaki 25 yıl yok. sana ne?" diyeceksiniz. "Ee. Ve bunları da yayınevi denen kurumlar basıyor. edebi. Ve bizimkiler bunlarda anlatılanları bilmeden "Kurtlar Vadisi" "Babam ve Oğlum" ya da "GORA" gibi filmleri yazıp önümüze film diye atıyorlar ha! Vay canına! VAY-CA-NI-NA! *** Kendinizi 15 yaşından 40 yaşınıza atlamış gibi hissedin. 2006 yılında dahi Mahmut Tali Öngören'in senaryo kitapları kitapçıların raflarında duruyorsa. bildiğiniz gibi. Michael Hauge) ve "Story" (1997.vakfı . Yazarı da Syd Field adlı bir amca.. çoğu depolarda çürüdü ya da geridönüşüm işlemine tâbi tutularak yeniden kullanıldı. Peki üniversiteler ne işe yarar? Bu ülkede başta Mimar Sinan ve Ankara Üniversiteleri olmak üzere sinemayla ve dramatik yazarlıkla ilgili bir sürü okul var. Bunların hiçbirinin aklına 3 bin dolar bastırıp bu kitabın Türkiye yayın haklarını almak gelmez mi? Yahu bunu yapsalar sadece 2 senede döner sermaye ile bu para bu işi yapan bölüme geri dönerdi. vb. eğer işin ucunun aslında kendilerine dokunduğunu görebilecek ferasette olsalardı. Yazık. Neden? Çünkü Türk Yayıncıları 25 yıldır dışarıda "ben senaryo yazıyorum" diyen her Allah'ın kulunun kütüphanesinde birkaç kopyası bulunan bu kitabı Türkçe'ye kazandırmayı akıl etmediler. Sadece yayınevi sahipleri suçlu değil. sağcı. Ama birinin aklına Syd Field'ın bu kitabını basmak gelmedi. Bilmiyor olabilirler mi? Mümkün değil. O da "kitap" dediğimiz şeylerden elde ediliyor.VAY CANINA: "SCREENPLAY"IN YENĐ BASKISI ÇIKMIŞ! "O da ne?" demeyin. Son 25 (yirmibeş) yılda Amerika ve Avrupa'da (ve aslında dünyanın her yerinde) senaryo yazarlığını en çok etkileyen kitap: SCREENPLAY (ilk baskısı 1979). Hatta Syd Field'da çokça alıntı yapan Michel Chion'un kitabını bile bastı AFA. ama Syd Field Türkçe'de yok. Çünkü sinema ile ilgili başka yüzlerce kitap basıldı. Son 25 yıldır film diye önümüze konunan kalitesizlik başyapıtlarının ardında senaryo konusundaki DERĐN BĐLGĐSĐZLĐK yatıyor. Kendinizi nasıl hissedersiniz? Büyük bir üzüntüye büyük bir öfke de eşlik etmez mi? Benim hissim öyle bir şey işte. Çok yazık! 304 . fark etmez) kitapları sanki büyük bir maharetmiş gibi cayır cayır bastılar. dinci. Neden? Cevap çok basit: Para getireceğini düşünmedikleri için! (Alın size kapitalizmin bir nimeti daha! Para yoksa hiçbir şey yok). Son 25 senede "iyi Türk filmi" olarak bulabildiklerimin bir elin parmaklarının sayısını aşmamasına şaşmamalı. Hapse ya da komaya girdiğinizi düşünün. *** Aynı derecede önemli olan iki kitap daha var: "Writing Screenplays That Sell" (1987.. En işe yaramaz (solcu. Ama hayır. Lakin biz bilmiyoruz. Bu hastalığın en iyi tedavi yöntemi ise. Ama bu "şaşkınsızlık" üzülmeme ve daha da çok kızmama mâni değil. BĐLGĐ. Bunlar da Türkçe'de yok. Ne işe yararlar? Kendi elemanlarına rahat rakı içebilecekleri ve boş boş tartışacakları lokaller kurmaktan başka? Yahu.

Bayram vesilesiyle tekrar izledim. "Back to the Future" öyledir. Đyi filmi sıradan filmden ayıran özellik budur. Bütün bunlar doğru şekilde kullanışmış özdeşleşme yöntemleri. "Rocky") kullanılır. "loser" olduğunu) görüyoruz. Kaç defa seyrederseniz seyredin. bıkmazsınız. "Biz bu filmi yaparken çok eğlendik. Aşırı utangaç "pet-shop" tezgahtarı Adrian'ı tavlamak için canla başla çalışıyor. Ama bir tanesini özellikle vurgulamak istiyorum: ÖZDEŞLEŞME Đyi filmlerin hepsinde. "Terminator 2" öyledir. Son olarak ORGANĐZE ĐŞLER'de bu yöntemin yokluğu. Yani bir filmi bir kere izlediğinizde konusunu ve finalini öğrenirsiniz ve o filmin heyecanı kalmaz. Böylece izleyici kahraman ile özdeşleşir ve filmin hikayesine kendini kaptırır. başarısız Türk filmlerinin bu yöntemi kullanmadığını söylemiştim.e. hayatının hiçbir alanında bir baltaya sap olamadığını (i. yapımcılar ve yönetmenler ekranlara çıkıp ağlıyorlar: "Neden benim filmine yeterince insan gelmedi?" "Neden bu filmi bu kadar eleştiriyorlar?" Đşte bundan! ROCKY'ye gelince. "Casablanca" öyledir. Al Yazmalım" öyledir. Çünkü mafya için para toplarken bile merhametli davranıyor. Türk filmlerinden "Eşkiya" öyledir. bunun teknik olarak imkansız olması gerekiyor. Ama onu seviyoruz da. Çok akıllı olmaması ve bunu itiraf etmesi de bizi ona bağlayan özelliklerden biri. Sonra da senaryo yazarları.ĐYĐ FĐLM NEDĐR? Đyi film "Rocky"dir. Değil mi? Değil. Filmde "özdeşleşme yöntemleri" gerçekten de tekrar tekrar kullanılmış. "Başarısız Türk Filmlerinin Ortak Özellikleri" yazımda. ve bazen abartıya kaçtığını düşünebileceğiniz bir miktarda (bkz. "You've Got Mail" öyledir. Ve filmin başarısını garantiliyorlar. Rocky'nin. kendimizi hikayeye kaptırmamıza engel oluyordu. Şimdi. Nokta. "Selvi Boylum. "Hababam Sınıfı" öyledir. 305 . Çalıştığı spor salonunun antrenörü (Mickey) ona haksızlık ediyor. Bu filmlerde kullanılan teknikleri burada tekrar tekrar yazıyorum. Bu filmi kaç kez izlediğimi hatırlamıyorum. Filmin hikayesi doğru teknikler kullanılarak oluşturulmuşsa defalarca seyredilmeye karşı dayanıklıdır. Ve ilk seyredişimdeki gibi etkilendim. Umarız seyirci de izlerken eğlenir" gibi "ilginç" neden-sonuç bağlantıları kuran sinemacılara duyurulur. "Vizontele" öyledir. özdeşleşme yöntemi çok açık ve doğru bir biçimde. Daha önce de burada bir kaç kez hakkında yazmıştım.

SĐLĐNMĐŞ RÜYALAR . Kısa bir "alacakaranlık kuşağı ânı"ndan sonra herşey yerine oturuyor. sizin hiç bilmediğiniz bir sahneyi canlandırıyorlar. Sanki alternatif bir evrende insanların seyrettiği film buymuş gibi geldi. Hafızanız aniden kendini sorgulamaya başlıyor."DELETED DREAMS" Bazen insanı çok etkileyen. Ama her ortaya çıkışında biraz daha farklıdır. Filmi biliyorsunuz. kişiler farklıdır. mekan farklıdır. Sabah uyandığınızda "o olayı" rüyanızda gördüğünüzü hatırlarsınız.. Aynı yukarıda bahsettiğim duyguları yarattı "Deleted Scenes" bölümü. Bazen mekan aynıdır. ama farklılıklar aklınızı ve gönlünüzü karman çorman eder. Bazen hepsi aynıdır ama duygu değişiktir. *** DVD'lerin ekstraları da insanda öyle bir etki yaratıyor. Daha önce hiç duymadığınız şeyler söyleyip.. Bazen kişiler aynıdır. görmediğiniz mekanlarda dolaşıyorlar. Bazen hepsi farklıdır ama duygu aynıdır. ben de bir anlığına bu alternatif evrene bakıyordum. Eğer filmi ilk defasında bu silinmiş sahneleriyle seyretseydim ne olurdu? Bilmem? Ama şimdi bir acayip olduğum kesin. "bu böyle miydi?" diye. salise salise sevdiğim bu filmin atılmış sahnelerini seyredince bir hoş oldum. 306 . yaşadığı bir olay rüyalarında tekrar tekrar karşısına çıkar. ama DVD'nin "Deleted Scenes" ("Silinmiş Sahneler") bölümünü izleyince allak bullak oluyorsunuz. *** TITANIC'in 4 DVD'lik versiyonu çıktı (Hem de ben 2 DVD'lik versiyonunu aldıktan iki hafta sonra!). O sevdiğiniz filmin karakterleri. Saniye saniye seyrettiğim.

Günlük hayatta kullanıldığına tanık olduğum bir başka ilke de Michael Hauge'un "Đlişkilerde ilginç olan. sırf birinci dönemi tekrar tekrar yaşamak için sık sık mevcut ilişkilerini bozup yenilerini kurmaya çalışır. "Haksız yere yattığı hapis". Etrafınızdaki insanlara bakın: hepsinin hayatında onlara gıcık olan. günlük hayatın her yanına yayılmış "davranışçı psikoloji" ilkeleri doğrultusunda gerçekleşir. şu anki Başbakanımız da kullanmıştır. üstün nitelikleri . "bir ilişkinin başladığı dönem". Bunu bilinçli olarak mı yapıyorlar. Bütün bu dinlerin din adamları. çoğu geçerlidir. bizim hayatımızdaki düşmanın öldüğünü hayal ederiz yarı bilinçli olarak. eğlence ile dersi birbiriyle organik bir biçimde kaynaştıran filmlerdir (bkz. böylece iktidara giden yolu kendisine açmıştır. "o bana düşman" gibi aşırı basitleştirmelere neden olmaktadır. Yahudiler Firavun'un gadrine uğramıştır. Gerçekten de. Sonra da "ben aşk insanıyım.DRAMATĐK KURALLAR GERÇEK HAYATTA DA GEÇERLĐ MĐDĐR? GEÇERLĐYSE LÜTFEN ÖRNEKLERLE CEVAP VERĐNĐZ? Evet. Hristiyanlar Yahudilerin. bir "teması" olmayan filmler bizi tam olarak tatmin etmez. Örneğin "özdeşleşme kurallarını" ele alalım. Bu kurallardan ilkini. Ne kadar eğlendirici olursa olsun. bilmiyorum. bir dersi. Seyirciler de bir filmi izlerken. sırf onların kötülüğünü düşünen. olumsuz bir örnek olarak "Kill Bill"). muhatap olması çok nahoştur (Kendini "aşk insanı" olarak adlandıran şarkıcılar dahi mevcuttur. Bu öğrenmenin büyük bir bölümü bilinçsiz bir biçimde. mutlu olmaya çalışan biridir. "ilişki sektöründe"ki en ilginç birinci aşama. Hristiyanların ve Putperestlerin. ki seyri pek hoş. bize bir iyi (biz) bir de kötü (düşmanımız) sunar. belirli bir grup insanın ona sempati duymasını sağlamış. onların istediklerinden alıkoymaya çalışan birileri vardır . Ama mutlaka bir düşman ("nemesis") vardır. Đnsanlar gerçek hayatta kiminle özdeşleşir (yani onları sever. ne demek istedi şimdi bu?" deriz. yakışıklı. ikinci aşama ise "ilişkinin bozulduğu dönem"dir. Eğer hayatın bir cilvesi sonucunda siz. O "düşman" da hepimiz gibi hayatını yaşamaya. özdeşleşme yöntemi kullanılıyor" derim ve şaşarım. her ikisinin de bir "ders" vermesidir. "Ee. En unutulmaz filmler. "Aa. her ne kadar görünüşteki motivleri "eğlenmek" olsa da. "Titanic"). Hatta dinlerin alt kolları (tarikatler) dahi bu yöntemden faydalanır (bkz. bir çok insanın kendisiyle ilgili olarak düşündüğü gibi. ya da eski bir sevgili olabilir. onca adam öldükten sonra (bkz. Anasının karnından çıktığı andan itibaren sürekli olarak öğrenir. çevrelerinde sağlam bir cemaat oluşturmak istediklerinde bu "zulüm görülen dönem"e sık sık atıfta bulunurlar. Onlar öldüğü zaman aslında. Ama ne zaman gerçek hayatta bu yöntemin kullanıldığını görsem. işyerinden / okuldan biri.öyle söylerler. aslında durumun hiç de öyle olmadığını fark edersiniz. onca araba patladıktan. Đnsan bir öğrenme makinasıdır. 307 . Ve bu ayırım çok bellidir. filmin anlamlı bir şeyler de söylemesini beklerler. Filmlerin genel olarak sevilmesinin nedeni de biraz bundan kaynaklanmaktadır. aşksız yapamam" diye bir rasyonalizasyona girerler. Bir çok insan. Aslında bu "haksızlığa uğrama" ilkesini hemen bütün dinlerin çıkış dönemlerinde görüyoruz. beğenilir (güzel. Hayat ile filmler (dramatik eserler) arasındaki son ortak nokta da. ilişkinin iyiye ya da kötüye doğru gitmesidir" sözüyle ifade ediliyor. Filmler de. onlara bağlanır)? Haksızlığa uğrayanlarla. komik) olanlarla. Kötüler kötü olduklarını daha perdede ilk göründükleri an belli ederler. Ama insanların çoğunun zihin radarlarının yarım metreden öteyi algılamaması. Gerçek hayatta kullanılan bir başka dramatik yöntem ise "kaliteli kötü adamların hikayeyi çok eğlenceli kıldığı"dır. HasanHüseyin'in öldürülmesinin Alevilik'teki yeri). bildiğim kadarıyla). Bu aileden biri. bu ilk tanıdığınız kişinin "düşmanı" olan kişiyi de tanıyorsanız. Müslümanlar da Yahudilerin.yetenekleri olanlarla.

" Istavan Szabo Tempo Dergisi (no: 889) 22-28 Aralık 2004 308 . Masallarda hep kazananlar anlatılır. Bu. Bizim (Avrupalı) kahramanlarımız ise hep kaybedenler oluyor. bizde Macaristan'da olduğu gibi. insanın düşünüş biçimdir. Çocuklar kendilerini kazananlarla özdeşleştirirler. Amerikan kahramanları her zaman kazanıyor. Bunun nedeni de esas olarak Amerikan kahramanlarının hep kazananlardan oluşması. Çünkü çocuk kazanmak ister. Mühim bir şahsiyettir diyelim ve geriplan araştırmasını sizlere bırakalım. ki şu anda sinemaya çok büyük bir çoğunlukla gençler gidiyor. Türkiye'de de.ISTAVAN SZABO: MESELE NEYMĐŞ? Istava Szabo'yu gençler pek tanımayabilirler ama daha eskiler mutlaka bilir. Genç sinema izleyicileri ise kazananlarla özdeşleşmek istiyor. bir Amerikan görüşü değildir. Đşte bu amcanın 2004'te söylediği sözlerden bir alıntı: "Genç nesil. Amerikan kahramanlarını daha çok seviyor. Mesele Amerikalılar değil. çocuklar için masal geleneği var. mesele kazananlar.

Bu filmler 3 perdeli yapıyı çok gevşek olarak kullanıyor (giriş. Yani filmdeki olayları birbirine bağlayan ilişki çok güçlü değildir. "Thomas Crown Affair"). Senaristler "sahneye geç gir. "Başka türlü da olabilirdi" düşüncesi sık sık aklınıza gelir. Yani Türk toplumunu "Türk Toplumu" yapan ortak değerlerden bir biçimde kopmuş kişiler. sonuç) ya da hiç kullanmıyorlar. onu uzaktan seyretmekle yetiniyoruz. gelişme. "Kahpe Bizans" ile de tarihi filmlere tepki duyduğunu göstermiş bir seyirci. Senaristlerimiz senaryoyu yazmandan önce sıkı bir "beyin fırtınası" yapmaz. En azından yazdıkları. 4) Başarısız Türk filmlerinde hikaye. 3 Perdeli Yapı'nın. 1) bu özellikleri bir araya toplayarak ileride yapacağımız yorumlarda işimizi kolaylaştırmak (çok mümkün) ve 2) benzer hataların tekrarlanmasına engel olmaktır (pek mümkün değil. Ama artık sinema salonlarını Filiz Akın . bir biçimde toplumun geneline yabancılaşmış insanlar. Kahramanlar. kapıyı açık bırak" ilkesini pek uygulamazlar. "Teknoloji. Ki bu da her tür senaryonun birincil amacı olan "duygu uyandırmak" ile ters düşen. senaristlerin zekice şeyler bulmaya üşenmesidir. bu başka türlü olamazdı" dedirtmez size. Türk senaristlerinin çok derinlemesine bilmedikleri ya da araştırmadıkları şeylerdir. Bu nedenle de başarısız bir Türk filmini seyrettikten sonra kendinizi hem duygusal hem de düşünsel olarak zenginleşmiş hissetmezsiniz. Kahramanla üzülüp sevinmiyoruz. (Bu açıdan son 25 yılın en başarılı filmi "Đstanbul Kanatlarımın Altında"dır. 3) Başarısız Türk filmlerinin kahramanları. Bunun temel nedeni.5 milyon insan sinemada seyretti). ve bir sonraki sahnede ne olacağını 309 . Genel olarak hikayeler "Evet." vb. çok sıkı bir neden-sonuç ilişkisi izlemez. Mutlaka bazı yerlerde sarkmalar olur. Tabutta Rövaşata. Bu da filmin kahramanı hakkında derin duygular hissetmememize yol açıyor. "Dönüm noktalarından" ("plot point") haberleri yok gibi. Bu da ticari başarısızlığa yol açıyor. "Mustafa Hakkında Herşey") ya da çok aşağı kesiminden kişiler (Masumiyet. Türk filmlerinden sık görülen bir başka durum da iyi bir fikrin hemen hiç geliştirilmemesidir. yapmadıkları hissini verir bize. Türk senaristlerinin en başarılı (!) olduğu konu "insan ilişkileridir". en azından kısa vadede). senaristlerin neden-sonuç ilişkisine çok inanmaması. sahneden geç çıkarlar. entrika. Yazıda kullanılan "başarısız" sözcüğünün. çelişen bir şey. buldukları çözüm ile bizi şaşırtmazlar.BAŞARISIZ TÜRK FĐLMLERĐNĐN ORTAK ÖZELLĐKLERĐ Bu sitede senaryosunu eleştirdiğim Türk filmlerinin bazı ortak özellikleri olduğunu sanırım fark etmeye başlamışsınızdır. izlettirdikleri. Sahneye erken girerler. Đki diyalogla halledilebilecek şeyleri seyirciye göstermek için gereksiz sahneler konur hikayeye. bir sorunla karşılaştıklarında. 5) Başarısız Türk filmlerinde çok yaratıcı fikirler bulmazsınız (Yaratıcı fikre örnek olarak bkz. senaryo yazımında kullanılabilecek tek yapı olmadığı doğru ama ticari açıdan başarılı filmlerin de çoğunlukla bu yapıyı kullandıkları da bir gerçek. Şimdiki seyirci. Gemide). erken çık.) 6) Başarısız Türk filmlerinin senaryolarında bir tempo sorunu vardır. gereksiz bir sürü ayrıntı verirler. Bu durum. 7) Başarısız Türk filmlerinde sahneler de gereğinden fazla uzundur. eserlerin sanatsal değeriyle değil ticari getirisiyle ilgili olduğunu unutmayın. "Arabesk" ile bu filmlere. Bu yazının amacı. 2) Başarısız Türk filmlerinin genel bir hikaye yapısı sorunu var. Bunun temel nedeni Türk seyircisinin aptal olması değil (bu ülkede Matrix'i 1. Hikayesi tıkır tıkır işleyen film çok azdır. izleyicinin bu ilişkideki hataları görmezden geleceğine olan inancıdır. hikayesi anlatılan kişi açısından gerekli olabilir ama izleyiciler kendilerinden bu kadar kopmuş insanları seyretmekten hoşlanmaz. Bu insanlar ya toplumun çok üst kesimindenler ("Asansör". 1) Başarısız Türk filmlerinin senaryosunda özdeşleşme yöntemleri ya hiç ya da yeterince kullanılmaz. anormal psikoloji.Ediz Hun filmlerinin izleyicilerinin doldurmadığını unutmayın.

kısaltılmalıdır (="kill your babies" ilkesi). Sahneleri nasıl daha diri. Türk filmi senaryolarının yeterince işlenmemiş olduğu kanaatindeyim. Ritmi hızlandırmanın çok basit bir yolu var: Hiçbir sahne (ölümcül derecede önemli olmadıkça) 3 sayfadan (= 3 dakikadan) uzun olmamalıdır. iyi bir senaryo. (James Cameron. bazen tek başınıza. 310 . Đnsanın (özellikle de yaratıcı bir meslekte çalışan birinin) hiç utanmadan. Đkinci senarist William Wisher ile devam filminin konusu hakkında konuşurken. Türkiyede ise böyle bir uygulama şimdilik yok. Bu "beyin fırtınası" kavramı çok önemli. Amerika'daki bütün ciddi yapımcılar.dediklerini söylüyor. "Göstermen gereken şeyi anlatma. akıllarına "Terminator yine gelsin ama bu kez iyi olsun" diye bir fikir gelmiş. Ve daha sonra da seyircilere bir anket doldurturlar. Senaristlerin. daha sonra sinema tarihinin en başarılı filmlerinden birinin belkemiği haline geliyor.) Türk filmlerinin en ciddi ikinci sorunu ise bence sahnelerin uzun. Cameron bu fikre önce "no-brainer" . "çok saçma" "çok ayıp" "aptalca" "komik" demeden fikirlerle oynaması demek "beyin fırtınası". hatta zaman varsa aylarca "beyin fırtınası" yaparak oluşturulur. "Terminator 2"nin senaryosunun böyle ortaya çıktığını söylüyor. fazlalıklardan arınmış hale getirebileceklerini bulmaları şart. hem de hız kazandıracaktır. büyük projelerini piyasaya sürmeden bir kaç ay önce "sneak preview" denilen gizli bir gösterim yaparlar. Çünkü başlangıçta saçma gibi görünen bu fikirlerden daha sonra çok yaratıcı şeyler ortaya çıkabiliyor. Ama başlangıçta çok saçma gelen bu fikir. sonra eleştiri yeteneğine (ve sinema bilgisine) güvendikleri birine senaryolarını okutmaları. bir senaryoyu yazdıktan sonra bir süre dinlendirmeleri. anlatabileceğin şeyi de gösterme" prensibinin uygulanması da filme hem görsel zenginlik. ritmlerinin de düşük olması. Yani. Uzunsa. bazen iyi anlaştığınız birileriyle haftalarca. bu son iki sorunu fark etmek ve bunlardan kurtulmak için. Sonra bu anketin sonuçlarına göre filmde bazı değişiklikler yaparlar.tamamen saçmasapan . *** Genel olarak.merak etmezsiniz. kendileri de senaryoya yabancı bir gözle tekrar bakmaları gerekiyor. Umarım ileride olur.

güzel bir yemek kokusu duyunca midenizin guruldaması hep koşullanma sonucu verdiğiniz tepkilerdir.bu örnekte "yüz") arasında kurulan bir koşullanma ("conditioning") bağı vardır. Sonra da (bu aralar gündemde olduğu için) Cem Yılmaz üzerinden bu örneği genişletelim."conditioned response" . Arının iğnesi doğada bulunan bir uyarandır.) Aslında "komik" diye bir tip yoktur. Limon görünce ağzınızın sulanması. O da arının görüntüsü ile acı çekme arasında bir bağlantı kurulmasıdır. bir ya da bir kaç olaydan sonra koşullanmış bir tepki (korku) uyandırıyor. 3-) Cem Yılmaz'ın yüzünü hayatınızda ilk kez (örneğin bir fotoğrafta ya da komik olmayan bir röportaj sırasında) gördüğünüzü düşünelim. Artık koşullanmışsınızdır. 3-) Küçük bir çocuk düşünelim. ya da hiç tatmadığınız bir yemeğin kokusunu duyunca bir tepki vermezsiniz. 1-) Arının iğnesiyle insanı sokması koşullanmamış bir uyarandır ("unconditioned stimulus" US). Bu olayda Cem Yılmaz'a gülmezsiniz. 2-) Koşullanmamış tepki. Cem Yılmaz arka arkaya sizi koltuğunuzdan düşürecek espriler yapıyor olsun. Bu durumu bir örnekle açıklayalım. Aynı şekilde iğne batınca acı çekmek de öğrenilmez. Mekanizmayı sanırım anladınız: Önceleri insanda hiçbir tepki yaratmayan nötr bir uyaran (arının görüntüsü). Yüzünüze yayılan gülümsemeye mani olamazsınız. bu arının görüntüsü onun için nötrdür. Çocuk bu arıdan korkmaz. Ama bu arada bir başka olay daha yaşanır.CR) neden olur. Bu çocuğun eline ilk kez bir arı konsun. 5-) Bundan sonra Cem Yılmaz'ı her gördüğünüzde ister istemez yüzünüzde bir gülümseme 311 . bu vucüdun doğal bir mekanizmasıdır. Buradaki "koşullanmamış" ifadesinin anlamı "öğrenilmemiş"tir. koşullanmamış bir uyarandır.CEM YILMAZ VE PAVLOV'UN KÖPEĞĐ Özellikle komedi oyuncularının başına gelen bir durumdur: adamın yüzünü görünce otomatikman gülmeye başlarsınız. Hiç limon yememiş birinin ağzı limon görünce sulanmaz. Bu görüntü ile acı çekme olayı arasıda kurulan bağlantıya "koşullanma" denir. yoksa bir üst düzey koşullanma mıdır ("higher order conditioning") meselesini burada tartışmayacağım] 1-) Komik bir espri. Bu. 4-) Bu arı iğnesini çocuğa batırınca (US) koşullanmamış tepki olan acı çekme olayı (UR) yaşanır. Siz bir taraftan gülerken diğer taraftan (hiç farkında olmadan) Cem Yılmaz'ın yüzü ile gülme olayı arasında bir bağlantı kurarsınız.CS) bile korkuya (koşullanmış tepki . Bu uyaran sonunda 2-) Koşullanmamış bir tepki ("unconditioned response" . [Bu örneğin kolay anlaşılmasını sağlamak için "espri" ve "komiklik"i koşullanmamış uyaranlar. Bu uyaran sonucunda. Bu koşullanma bağını kurduğunuz her yüz komik hale gelir.UR) olan acı çekme olayı yaşanır. 4-) Sonra bir Cem Yılmaz gösterisi izlediğinizi düşünelim. Artık o çocuk her arı gördüğünde korku duyacaktır ."conditioned stimulus" . yani gülme olayı meydana gelir.burada "gülme") ile belirli bir uyaran ("stimulus" ." ("Tipi komik" dediğiniz adam her sabah aynaya bakınca kendine gülüyor mu acaba? Cevabı aşağıda. günlük hayatta sandığınızdan da çok yaşadığınız bir olaydır. "gülme"yi de koşullanmamış tepkiler olarak kabul edeceğim. 5-) Bu koşullanmadan sonra arının sadece görüntüsü (koşullanmış uyaran . Adamın yüzü sizin için nötrdür. 20 yıl öncesinin Kemal Sunal'ına) uyarlayarak "adamın yüzüne bakıp gülme" olayını inceleyelim.ısırılmasa bile. "Neden gülüyorsun?" diye sorarlarsa cevap hazırdır: "Adamın tipi komik. Gülmek doğuştan mıdır. Bu örneği Cem Yılmaz'a (ya da 10 yıl öncesinin Şener Şen'ine. Sadece belirli bir tepki ("response" .

Yani iş sihir ya da keramet değil. adamın "tipinin bile komik" olduğunu söylersiniz.belirir. basit bir koşullanma hadisesidir. Robert De Niro ile mafya ve suç filmleri arasında böyle bir bağ vardır. Doğrudan bir bağlantısı yok. Bu olay. Hele bu koşullanma. senaryodaki duyguya uygun oyuncuları tercih ederler ve izleyiciyi senaryoyla uzun uzadıya etkilemeye çalışmak yerine oyuncu ile seyirci arasında önceden kurulmuş bu bağdan faydalanırlar.etkenler de var). Bu nedenle Cem Yılmaz bazen hiçbir şey yapmayarak bile insanları dakikalarca güldürebilmektedir. Bir oyuncu bir süre benzer rollerde oynarsa. Cem Yılmaz'ın şovlarının ve filmlerinin neden bu kadar çok kahkaha aldığını da kısmen açıklar (işin içinde başka -özellikle de bilişsel. gülmeye kurulmuş bir biçimde gitmektedir. Cem Yılmaz'ın şovlarını tekrar tekrar izlemek suretiyle güçlendirildiyse. Đnsanlar Cem Yılmaz'ın gösterilerine zaten gülmeye hazır. Örneğin Bruce Willis ile aksiyon filmleri. Bu bağın farkında olan yönetmenler. ama biraz düşününce aslında bayağı ilgili olduğunu göreceksiniz. "Bütün bunların senaryo yazımı ile ne ilgisi var?" diyebilirsiniz. o rolün uyandırdığı duygu ile o oyuncu arasında bir koşullanma bağı kurulur. Julia Roberts ile romantik komediler. Filmlerde "yıldız etkisi" dediğim şey de aslında büyük ölçüde "koşullanma" olayıyla ilgilidir. 312 .

Özetlersem: Sitcomlarda benzer durumların görülmesi son derece normaldir. yazarın belirli konular etrafında dönmesine neden olur. Bu kaçınılmaz bir durumdur ve bir kaç sebebi vardır: 1) Sictom formatı. burada ele almıyorum) . Güzel olmaz mıydı?) Bu nedenle. çünkü olaylar her iki dizide de daha farklı ilerliyordu. 4-5 bölüm süren bu macera da başarısızlıkla sonuçlanıyordu. (Seinfeld'in şu esprisini anlatmadan geçemeyeceğim: "Kadınlar ayakkabılara. "A show about nothing" temalı bu bölümlerde Jerry ve George bir dizi çekmeye karar veriyorlar ve bu tekliflerini bir kanala kabul ettiriyorlardı. Yabancı bir dizinin bir bölümünün hemen hemen aynısının yerli bir dizide kullanılması. "Seinfeld"in ilk bölümlerinde karşımıza çıkmıştı.daha büyük bir kahkaha aldığını tahmin edebilirsiniz. Özellikle Aslı'nın (Gülse Birsel) "kötü oyuncu"yu canlandırdığı sahneler gerçekten çok eğlenceliydi. Toplasan 300'ü geçmez. Bu nedenle ortalıkta ele almadık konu neredeyse kalmamıştır. kendisi için düzenlenen doğumgünü partisinde. Burada dikkat edilmesi gereken mesele.") Avrupa Yakası'nda da Aslı ve Volkan bir dizide oyunculuk yapmaya başlıyor. 30-60 dakikada ele alıp çözebileceğin konular bellidir. eninde sonunda benzer durumaları ("situation comedy") anlatması kaçınılmazdır. Cem sadece gömleğinin önünü açıyordu.. affedilecek bir hareket değildir. (Kim affetmiyor? sorusunun cevabı.. 3) Şehirde yaşayan orta sınıfa mensup insanların başına gelebilecek olayların sayısı sınırlıdır. bir Türk dizisinde de görülmesi bu açıdan anlayışla karşılanmalıdır. Yine yakın zamanda "Avrupa Yakası"nda gördüğümüz "dizi çekme" olayının benzeri de. erkekler de kadınların göğüs dekoltelerine bakarken Uzaylılar dünyaya gelip gitmiş ve hiç kimse onları görmemiş olabilir. 313 . ama dizi daha ilk gecesinde yayından kaldırılıyordu. Ama aradaki benzerlik sadece bu soyunma olayından ibaretti. Dün gece (1 Aralık 04) izlediğim "Avrupa Yakası"ndaki bir sahnenin benzerini "Coupling"de de görmüştüm. benzer ekonomik ve kültürel sınıfları ele alan sitcomların. hatta bütün yolu bir kaç defa kat etmişlerdir. yeterki bu benzerlik makul bir yerde kalsın. 2) Sitcom. bütün dünyada (özellikle de Amerika ve Đngiltere'de) uzun süredir kullanılan bir formattır. (Aslında biri çıkıp "sitcom durumları envanteri" diye bir şey hazırlasa. Jeff ise iç çamaşırlarının tamamını çıkarıyordu . Hani Aslı'nın sevgilisi Cem'in. soyunması olayı. Amerika'da çekilen bir dizide ele alınan bir konunun. 2-3 saat sürebilen uzun metrajlı filmlerde olduğu gibi istediğin her konuyu işleme şansın yoktur. oldukça felsefi kaçacağından. Olayın aynısı Coupling'de Jeff'in başına geliyordu. Yani adamlar bu yola bizden çok daha önce yola çıkmış.SĐTCOM'LARDA DURUM REENKARNASYONU Sitcom'larda belirli konular zaman içinde tekrar tekrar ortaya çıkar (durumsal "reenkarnasyon"). başka dizilerden doğrudan çalıntı yapılmamasıdır.

"Flap" diye arkaya attığı saçları da. Tabii ki çok sıkı senaryolarla desteklenmeleri önkoşuluyla. 5) MUHLĐS BEY : Yine 80'lerin GIRGIR'ından bir karakter. 70'lerde takılmış kalmış giysi stili. HIZLI'nın karamsarlığını ve şiddetli nevrozunu da biraz hafifletmek gerekebilir.. zıpır ve isyankâr bir tip. Suat Yalaz'ın "Karaoğlan"ı ve Ersin Burak'ın "Tarkan"ı ilk aklıma gelenler. 2) HIZLI GAZETECĐ : Necdet Şen'in bu unutulmaz karakteri 1980'lerde CUMHURĐYET'te "BACI" hikayesi ile dikkatleri üzerine çekmiş. Daredevil. "Akbabanın 3 Günü" ya da "Başkanın Bütün Adamları" gibi bir filmde müthiş bir baş rol kapabilir. Đlginç senaryo konusu bulmak için her yola başvurmak mübahtır. ona ayrı bir hava katıyordu. net hatırlamıyorum. Aşırı uçları biraz (çok değil) törpülenirse. Çizgi dünyadan TV'ye de bazı transferler olmuştu: mesela Özden Ögrük'ün "Çılgın Bediş"i. Sadece "BACI"nın dikkatli bir biçimde senaryolaştırılması bile HIZLI'nın sinemaya sağlam bir giriş yapması için yeterli olabilir. duyguları şiddetli. Batman. ("Hacivat Strikes Back" de böyle bir şey olacak kısmen). bu "hanım kızımız" perdeye çok yakışacaktır. aniden büyük bir popülerlik yakalayabilir. Oysa Türk çizgiromanında 80'lerden itibaren ortaya çıkan bazı karakterlerin sinemada şansının olabileceğini düşünüyorum.) 3) VAKUR BARUT : Suat Gönülay'ın LEMAN dergisinde yarattığı bu ilginç karakter. çizgi hikayelerinde. Yerli çizgiromanlardan sinemaya geçişler ise bildiğim kadarıyla pek fazla olmadı.HEM DE YERLĐ! Yabancı çizgiromanlardan (özellikle de Marvel kahramanlarından) sinemaya son zamanlarda çok sayıda transfer oldu. Aksi takdirde "Bütün Kapılar Kapalıydı" gibi izleyiciye uzak düşen bir filme dönüşebilir. sonuca ulaşmak için acayip yollar denemekten çekinmeyen. daha sonra bir süre HÜRRĐYET'te görünmüş ("Değişim Rüzgarları"). EKR'den bence çok güzel bir (ya da bir kaç) aksiyon-komedi filmi çıkabilir. Bizim de kendi kültür ürünlerimizi arada sırada yeniden yorumlamamızın bir sakıncası olmadığını düşünüyorum. Kedikadın. Hem aksiyon içeren. gişede nasıl 2.80 uzanmıştı. sonra da müstakil kitaplar şeklinde varlığını sürdürebilmişti. hatırlarsınız. çizgiromanlar kadar Đncil'den ve Homeros'tan esinlenen hikayelerle doludur. Muhlis Bey'in perdede bir şansının olabilmesi için 1) Çok ama çok sağlam ve orijinal bir senaryoya. başına ilginç belaların açılması ile dikkatimi çekmişti. uygun bir senaryo ile sinema perdesinde çok hoş durabilecek bir karakter. Hikayesi "Ağır Roman" gibi karamsar bir havaya bürünmezse. Kendini süper kahraman zanneden bu genç ama saf adamın başına gelmedik kalmazdı. hem de eğlenceli.) Gelelim bana göre hangi çizgiroman karakterlerinin sinema şansı olduğuna: 1) EN KAHRAMAN RIDVAN (EKR): Bülent Arabacıoğlu'nun 1980'lerde GIRGIR'da ortaya çıkardığı bu karakterin bence gerçekten sinemada bir şansı var. tipi çok uygun bir oyuncuya ihtiyaç var. Neticede dış motivasyonu çok güçlü. (Ama bu senaryolaştırma sürecine çok dikkat etmek gerekir. 314 . esprili.ÇĐZGĐROMANDAN SĐNEMAYA . 2) Onu hakkıyla canlandıracak. şimdilerde Hürriyet'te "Press Bey"i çizen LATĐF DEMĐRCĐ'nin belki de en unutulmaz karikatür kahramanı. Bu ağzı bozuk modern zaman çıtırı da. Eskilerden Superman (galiba yeni bir çevrimi yapılıyor). çatıların üzerinde koşması (ki bu özelliğini Matrix'ten çok daha önce ortaya koymuştu). Hatırlayabildiğim bu kadar. eli yüzü düzgün bir senaryo olmayınca. Hulk.. 4) HĐLAL : Aklıma gelen bir başka karakter de Kenan Yarar'ın "HĐLAL"i. Đlk akla gelenler Örümcek Adam. müzmin muhalif ve nevrotik bir karakter olan HIZLI. Zeki. Konuşma biçimi ve ileri düzey aptallığı ile hafızalara kazınan. Hollywood tarihi. Turhan Selçuk'un "Abdülcanbaz"ı ise tiyatroda can bulabilmişti. Oğuz Aral'ın "Utanmaz Adam"ı (Okan Bayülgen canlandırıyordu) ise galiba hiç gösterime girmedi ya da çok çabuk gösterimden kalkmıştı. Sinema seyircisi çok karamsar hikayeler ve karakterler izlemekten hoşlanmaz. Yalnız. Ama eninde sonunda hep başarılı olurdu. ("Koskoca" Hulk bile. stilize bir senaryo ile bence sinemada şansı olabilir.

ve bu çocuğun içimizdeki "anne-baba" tarafından denetlendiğini. Casablanca'nın sonunda Rick'in sevdiği kadından vazgeçmesi. gözlemlerinden ve hayalgücünden faydalanabileceği gibi." Türkçe'de yayınlanmış çeşitli psikoloji kitapları var. hatta çiğneyin. nevrozların ne olduğunu her insan kişisel deneyimleri sayesinde az çok bilir. Yani bir karakterin nasıl davranacağını emretmez. ister 2.Doğan Cüceloğlu (Psikoloji bölümlerinde birinci sınıfta okutulan bir kitap.PSĐKOLOJĐ Başarılı senaryo yazarlığının en önemli unsurlarından biri. Bu kitap da. kendilerimize özgü bedensel ya da psikolojik ihtiyaçlarımız.Karen Horney (Baş ucu kitaplarımdan biri. Yani her sanat alanında olduğu gibi. Özellikle "ihtiyaçlar piramidi" kuramının çok iyi bilinmesi gerektiğini düşünüyorum. Hepimiz korkularımız. ister kötü adam. Kısaca: "Psikoloji iyidir. kuralları bilin. Bir çok unutulmaz karakter. Değersizlik Duygusu. çok daha derinlikli karakterler yaratabilirsiniz. Đnsanları temel olarak hangi güdülerin motive ettiğini bilmek. buna örnektir. Konuya giriş için bire bir. komplekslerimiz. "unutulmaz karakterler" yaratmaktır. şu uyarıyı yapmadan da geçemeyeceğim: Psikoloji kitapları. insan ruhunun yapısı hakkında biraz kuramsal bilgi edinmenin çok faydasını görebilirsiniz. insan ruhunun işleyiş mekanizmasını anlatmakla beraber. Öfke ve Düşmanlık. Đşte onlardan örnekler: "Đnsan ve Davranışı" . Sorumluluktan Kaçış. vb. hikayenizin inandırıcılığına katkıda bulunur ve izleyicinin karakterlerle özdeşleşmesine yardım eder.) "Đnsan Olmanın Psikolojisi" . Bu doğallık. kendisinden beklenmeyen biçimde davrandığı için unutulmazdır. Bir çok insan.) "Çağımızın Nevrotik Kişiliği" . neden 'nevrotik insan yetiştiren' birer makine olduğunu anlatıyor. 315 . Kendini Yaşamak. nevrozlarımız ne emrederse ona göre hareket ederiz. Sadece. ama psikoloji biliminin bunlar hakkında bildiklerini en azından genel olarak bilirseniz. Bu ihtiyaçların. işkence ile ölmeyi tercih etmesi. derece bir karakter olsun rolünde olsun. Kitaptan bazı başlıklar: Đnsanlardan Korkmak. psikoloji biliminden de faydalanabilir. ama yaratıcı olmak için bu kuralları gereken yerlerde esnetin.Abraham Maslow (Maslow. "yasa kitabı" değildir. Đçimizdeki çocuk ile anne-baba arasındaki denge bozulduğunda da ruhsal rahatsızlıkla baş gösteriyor. El altında bulunsa iyi olur) "Đçimizdeki Çocuk" . Kötü adam yazma sorunlarına bire bir çare!) "Đnsan Olmak" .SENARYO YAZARKEN YARDIMCI OLABĐLECEK KĐTAPLAR 1 . Yalnız. bir kriz anında en "doğru" biçimde davranmaz. genel olarak insanların o durumda neler yaptığını anlatır. (Filmler hep bu kriz anlarına dayanır). insan doğasının üstün ve güçlü yanlarına odaklanan hümanist bir psikolog. nihai davranışın bu ikisinin bileşimi ile oluştuğunu söylüyor. Bunlardan bazılarının senaryo yazarı için özellikle faydalı olduğunu düşünüyorum. komplekslerin.) Şimdilik bu kadar. Davranışların temel kaynağının içimizdeki çocuk olduğunu. "kahraman"ları yazarken yardımcı olabilir. Bir yazar olarak. ister kahraman. belirli bir durumda bir karakterin nasıl davranmasının "doğal" olduğunu kolayca kestirmenize yardımcı olacaktır.Doğan Cüceloğlu (Đnsan ruhunun temel işleyiş mekanizmalarını anlatıyor. Unutulmaz bir karakter yaratmak için yazar. Lafı daha fazla uzatmayalım. Ve nevrotik bireylerin neden 'sağlıklı tepkiler' veremediğini açıklıyor. Cesuryürek'in ("Braveheart") sonunda William Wallace'ın acı çekmekten kurtulma şansının bulunmasına karşın.Engin Geçtan (Yine insanın ruhsal yapısı ile ilgili çok güzel bir eser. Modern toplumların.

Şahsen bu adamı çok tutarım. bu programların faydasını görebilirsiniz. "www. Ama bu sorulara yanıt verdikçe. Bu programların hepsi Đngilizce'dir.writersstore. bir zanaat olduğunu düşünüyorsanız.dramaticapro. "Final Draft". Bazı filmlerin neden başarısız olduğunu çok net bir biçimde açıklar. özellikle "www. belki de en çok kullanılan program. Đndirdikten sonra "help" dosyasını inceleyin. Đlham bekleyenlerdenseniz.com" adresinden daha fazla bilgi edinebilirsiniz. Ve demoları internetten indirilebilir. "ilham" bekleyen senaristleri gıcık edebilir. Ünlü senaryo gurusu Syd Field tarafından geliştirilmiş. Bu programlar. "www. özellikle Amerika'da kullanılan bir çok bilgisayar programı vardır.com" adresinden daha çok bilgi edinebilirsiniz. Senaryo yazmanın bir sanattan çok. En az iki kitap dolusu bilgi bulacaksınız. "Blockbuster" John Truby tarafından geliştirilmiş bir program.SENARYO PROGRAMLARI Senaryo yazmak için batıda. Yazım aşamasından önce sorduğu sorular. Programı "www. senaristin işini biçim ve içerik açısından büyük ölçüde kolaylaştırır.truby. "Dramatica Pro" da. senaryo yazmayı kolaylaştıran bir program.com"dan indirebilirsiniz. gerçekten de derinliği olan karakterler yaratmaya başladığınızı hissediyorsunuz. mekanik yapılarından dolayı bu programlar size uygun gelmeyebilir.sydfield.com"daki makaleleri çok güzeldir. 316 . Bu programların başlıcaları "Final Draft" "Dramatica Pro" ve "BlockBuster"dır.

"Tibette Yedi Yıl" (Yön: Jean Jacques Annaud) ve "Son Samuray" (Yön: Edward Zwick) böyle iki film. kendileri ile daha barışık bir hal alırlar. Samuray'da Nathan Algren (Tom Cruise). Doğru tahmin ettiniz:"Kurtlarla Dans"! Bunlar arasındaki benzerlikleri de siz bulun.1 Bazı filmlerin senaryoları arasında ilginç benzerlikler görmek mümkün. filmin sonuna doğru. Eski kültürleri (yani batı kültürü) kendi başına bir mutsuzluk kaynağıdır. batıda yaşadığı hayatta mutsuz olan iki insan var. Heinrich Avusturya'da kalmayı tercih eder. Her iki filmde de. ve Batı kültürünün insanı yabancılaştırıcı etkilerinden arınıp. bencil ve kibirli tavırları hem kendisi hem de etrafındakiler için sıkıntı kaynağıdır. Bu iki film ile parallelik gösteren bir başka film daha var. Ama son Samuray'ın sonunda Nathan Algren yeniden Katsumoto'nun köyüne dönerken. ama mutsuz bir evliliği vardır. başka kültürler içinde yaşamak durumunda kalınca. Tibet'te ise Heinrich Harrer (Brad Pitt). yeni girdikleri kültür (Algren geleneksel Japon kültürüne. Her iki karakter de. Kızılderililere yaptığından dolayı pişman olan bir askerdir. 317 . Hayatın özü ile doğru bir ilişki kurarlar. Her iki karakter de. Her iki filmde de baş karakterler. Harrer ise geleneksel Tibet kültürüne girer) içinde.DĐKKAT ÇEKEN BENZERLĐKLER . beni uğraştırmayın. eski benliklerinin ne kadar mutsuz ve hatalı olduğunu fark ederler. benimsedikleri bu yeni kültürden ayrılıp eski kültür ortamlarına geri dönerler. Bu sadece kişisel bir mutsuzluk değildir. başarılı bir dağcıdır. yeni kültürü benimserler.

filmde duymadığımız bir şeyler söyler. Yanılmıştım Neo. Neo’ya. Senaryodaki haliyle karakterler daha hatalı. Filmin senaryosunun (Numbered Shooting Scritp March 29. Oysa senaryoya göre Morpheus. Neo ile karşılaşana kadar sanki “denemeyanılma” yöntemiyle arayışını sürdürmüştür. Ve bu kişilerin hepsi. hiçbir biçimde filmde bahsedilmeyen bir bilgidir.YÖNETMENĐN TERCĐHĐ – 1 ("The Matrix") Yönetmenler. ve dünyam değişti. Cypher’a göre Morpheus daha önce beş kere daha “seçilmiş kişi”yi bulduğunu sanmıştır. Bazen senaryonun çok önemli bir bölümünü filme dahil etmeyebilirler. hem de çok kötü yanılmıştım. daha çizgiromansı. Morpheus’un hayatı boyunca aradığı tek kişidir. Kahin’in kendisine söylediklerini (“Seçilmiş kişiyi bulacaksın”) yanlış anladığını itiraf eder: “Yapmam gereken tek şeyin birine işaret edip onu seçilmiş kişi olarak atamak olduğunu sandım. Kendimden şüphe ettim. Filmdeki karakterler ise daha iki boyutlu.. kendilerinin seçilmiş olduklarını düşündükleri için Ajanların karşısına dikilmiş ve ölmüşlerdir! Bu. Morpheus’la Kahin’e giderken bu konuyu tartışır (Kahin’in dairesinin bulunduğu koridorda geçen 78.” Senaryonun bu değişmemiş hali.) sahnede Neo: “Kahin ne derse desin ona inanmayacağım zaten. Ama bu durum. Cypher. daha insancıl. Bunun en güzel örneklerinden biri “The Matrix” filminde görülebilir. Cypher’ın Neo’ya içki sunduğu sahne). 318 . Filmde sanki Neo. Böylece filmin anlamında büyük değişiklikler olur. Senaryonun aynı sahnesi Neo’yu daha “inançsız” biri olarak da gösteriyor. sahne). Kahinin söylediği herşeyden şüphe ettim. Beşinciden sonra yolumu kaybettim. Morpheus’a daha insani (derinlikli) bir karakter veriyor. “The Matrix”in mükemmel bir film olmasına engel olmuyor. Morpheus. Aynı (78. 1998 – internette pdf dosyası olarak bulunabilir) 71 numaralı sahnesinde (Cypher ile Neo’nun sohbet ettikleri. daha derin.. Sonra seni gördüm Neo. öyleyse bütün bunların ne anlamı?” der. çekim ya da kurgu sırasında senaryoda “hayati” denilebilecek değişiklikler yapabilirler. Onları (daha önce ölen “seçilmiş kişi”leri) düşünmeden bir günüm dahi geçmiyor. Daha sonra “hain” olduğunu öğreneceğimiz Cypher’dan bu bilgiyi alan Neo.

Her iki karakter de film boyunca yaşadıkları olaylar sonucunda anlamlı bir değişim geçiriyorlar. diğerinin ise palyaço balığı olması bizi etkilemiyor. Tek bir sahne bile aksamaz. Taşıdıkları insani özellikler sayesinde onlarla kolayca özdeşleşme kurabiliyoruz. Birinin mamut. ailesini kaybetmiş bir mamuttur. Ve bu kayıbın neden olduğu üzüntü onu. (Sevimli Canavarlar). Bir röportajında Stanton. öykünün ritmi tam ayarındadır. hayatı deneyerek ve yanılarak tanımak istemektedir. (Bu senaryoya. Bunlardan biri Buz Çağı'ndaki Manfred (mamut). yüzlerce yumurtasını ve eşini kaybettikten sonra. Marlin de çocuğunu daha serbest bırakması gerektiğini. Aslan Kral. filmin yazar-yönetmeni Andrew Stanton'un kendisi kaynaklık etmiş.) Her iki karakteri de anlıyor ve duygularnı paylaşıyoruz. Marlin.ANĐMASYON FĐLMLERĐN SENARYOLARI NEDEN ÇOK KALĐTELĐ? Piyasaya çıkan "animasyon" türü filmleri incelediğiniz zaman. Nemo ise diğer yavru deniz yaratıkları gibi özgür olmak. ve mizah dozu son derece yerindedir. En son örnekleri şöyle bir hatırlayalım: Shrek 1 ve 2. Đki örnekten iki karakteri inceleyelim. bir balıkadam tarafından kaçırılır. Manfred karamsarlığından kurtuluyor. ve benim favorim Finding Nemo (Kayıp Balık Nemo). Ve bir gün Marlin'in korktuğu başına gelir. kendisinin de Marlin gibi küçük çocuğuna karşı aşırı korumacı bir tavır içinde olduğunu. Kayıp Balık Nemo'nun babası Marlin'dir. Biricik oğlu. Bu gövdesi devasa ama yüreği yumuşacık hayvanın acısını biz de paylaşırız. bütün karakterler yeterince geliştirilmiştir. Artık hiçbir şey umrunda değildir. Gösterime giren animasyon filmlerinin hemen hepsi. Herkesin tersine. hemen hepsinin senaryosunun mükemmel olduğunu görürsünüz. 319 . kuzeye doğru ilerler. hayatta kalan tek yavrusu Nemo için aşırı endişelenmektedir. iç güdülerinin aksi yönde hareket etmeye itecek kadar büyüktür. Yaklaşan buz çağı bile. karakter yaratımı konusunda ders olarak incelenebilecek nitelikte oluyor. bunu fark etmesi üzerine Nemo'yu kaleme aldığını söylüyor. hayatta herşeyi kontrol edemeyeceğini öğreniyor. Manfred. Ice Age (Buz Çağı). Monsters Inc. Đnceleyeceğimiz ikinci karakter.

1 milyondan fazla seyirci çeken 13 Türk filmini incelemiştik kısmen. (Bu filmlerin. (Harry Potter'lar. Cameron'un TITANIC'idir (Baş kahraman: Rose Dawson). IMDB'nin bütün dünyada en çok iş yapan filmler listesinde ilk 15 şöyle: • • • • • • • • • • • • • • • Titanic Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü Harry Potter 1 Star Wars . (Bu konuda da Türk filmleri yabancı filmlere paralellik göstermektedir) 4) Bu filmlerin "hepsi" hafif ya da ağır bilgisayar desteklidir (CGI).Episode 1 Yüzüklerin Efendisi: Đki Kule Jurassic Park Harry Potter . ya da animasyondur! 5) Bu filmlerin biri hariç hepsi. 3) Bu filmlerin biri hariç hepsinin baş kahramanı erkektir. (Türk Filmlerinde sadece Vizontele Tuuba için böyle bir durum söz konusudur).Episode 4 Aslan Kral Harry Potter . Yüzüklerin Efendisi 2 ve 3.Azkaban Tutsağı Bu filmleri de. Şimdi yabancılarda durum ne. Örümcek Adamı da aslında bu gruba dahil etmek gerekir 2) Bu filmlerden 5'i. Star Wars Episode 1) daha önce çekilmiş filmlerin devamı niteliğindedir. (Bu tek istisna yine Cameron'un TITANIC'idir. şaşırtıcı bir sıklıkta işlenmektedir. senarist David Koepp tarafından yazılmıştır.) "Kötülük ile Đyilik" arasındaki mücadele. (Yabancı filmlerdeki "kitap" etkeninin Türk filmlerinde "TV" haline gelmesine dikkat!). 6) Filmlerden ikisi ("Örümcek Adam" ve "Jurassic Park"). Yüzük filmleri. Bu tek istisna da. "aşk"ı ikincil ya da üçüncül bir tema olarak kullanmaktadır. Star Wars'lar).BAŞARILI YABANCI FĐLMLERĐN SENARYO ÖZELLĐKLERĐ -1 Alttaki yazıda.2 (Sırlar Odası) Kayıp Balık Nemo Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği Şrek Bağımsızlık Günü Örümcek Adam Star Wars . aşağıdaki yazıda olduğu gibi inceleyelim: 1) Bu 15 filmden 6'sı (Yüzüklerin Efendisi ve Harry Potter). ona bakalım. (Harry Potter 2 ve 3. (Adamın bu kadar çok para istemesine şaşmamak gerek) 320 . Yani ilk filmin gişede yarattığı etkinin kaymağını yemektedirler. filmden önce çok ünlü olmuş kitaplardan uyarlanmıştır. Türk Filmleri ile bu noktada da ayrıldıklarını söyleyebiliriz).

ya da kullanamıyorlar. ilk bakışta göze çarpan ortak özellikler. aşktan başka konuda ürün verilmeyen pop müzik endüstrisini hatıra getirmektedir) Kimi filmlerde aşk hikayesi. 321 . Yazdıkları büyük ölçüde. Rakamlar yalan söylemez: Ağustos 2004 tarihi itibariyle 1 milyondan fazla seyirci çekmiş filmlere bakalım. Eşkiya). şubat ya da mart ayında gösterime girmiştir. Bunlar. Kullanılan kodlar. Yani. Güle Güle. senaryonun omurgasını oluşturmaktadır (Asmalı Konak. Komser Şekspir. aralık aylarında vizyona girmiştir. Yani izleyici diyor ki: "Ey senarist. Asmalı Konak. Contact) ya da felsefi (ör. Geniş halk kitlelerinin kullandığı kodları. "bilinçli seyirci" denen ve sayıları 50 ila 100 bin arasında bulunan bir insan kitlesine hitap ediyor. kasım. (Bu listede 14 numarada olan Ağır Roman. bir alt sınıf öyküsü anlatmaktadır). Neredesin Firuze) komediyi ana eksen olarak almakta ya da çok miktarda komik öğeye yer vermektedir. Hababam Sınıfı: Merhaba." 7) Bu filmlerden onu (sayıyla 10!) (Vizontele 1-2. Ben zaten hayatımdan bezmişim. Bundan şu sonuç çıkartılabilir: orta gelirli sinema seyricisi ezici bir ağırlıkla komedi filmlerini tercih etmektedir. onları gişede neyi başarılı yaptığını bulmaya çalışalım. malum. 5) Bu filmlerin 9'u. Böyle bir rakamın bir sektörü döndürmesi de beklenemez zaten. bu filmlerde oynayanlar ya da filmlere kaynaklık eden diziler. orta-alt sınıfta kullanılan kodlardır. 4) Filmlerin hepsinin başrolünde bir ya da bir kaç erkek vardır. ancak güzel şeyler 'hissetmek' için giderim sinemaya. beni boşuna düşündürtmeye uğraşma.BAŞARILI TÜRK FĐLMLERĐNĐN SENARYO ÖZELLĐKLERĐ . ocak. Yani başarılı Türk filmlerinde kahramanla özdeşleşme. cevabın bir kısmı yukarıda anlatılanlarda bulunabilir. 2) Bu filmlerin hemen hepsinde ekonomik olarak orta-alt sınıftan gelen ya da o sınıfta yaşayan insanların öyküleri anlatılmıştır.1 Türk sinemasının artık bir "sanayi" olarak varolmamasının temel nedenlerinden biri. En çok iş yapan üçüncü film olan "Eşkiya"nın iki baş rol oyuncusunun (Şener Şen ve Uğur Yücel) komedi ağırlıklı rollerle ünlendiği de unutulmamalıdır. Solaris) içerikli değildir. Yazar ve yönetmenler "Benim filmin niye 1 milyon barajını aşmadı?" diye sorduklarında. 1) Bu 13 filmden 4'ü ağır TV destekli (Vizonteleler. 3) Bu filmlerin hemen hemen hepsinde bir aşk öyküsü bulunmaktadır.ya kullanmayı reddediyorlar. 6)Filmlerden hiçbiri bilimsel (ör. Deli Yürek). • • • • • • • • • • • • • Vizontele 1 Vizontele 2 Eşkiya Kahpe Bizans Asmalı Konak Şimdi Asker Hababam Sınıfı Komser Şekspir Güle Güle Herşey Çok Güzel Olacak Propaganda Deli Yürek Neredesin Firuze Bu filmlerdeki ortak noktalara bakarak. (Bu durum. Asmalı Konak. Diğer 4 film ise ekim. Kahpe Bizans. O Şimdi Asker. sembolleri kullanmıyorlar . film yazan ve çeken insanların artık geniş halk kitlelerine hitap etme kaygısını terk etmelerinde yatıyor bence. Propaganda. Herşey Çok Güzel Olacak. TV sayesinde ün kazanmıştır. daha fazla "blockbuster" çıkarmaktadır. genel olarak "erkek" cinsi üzerinden sağlanmaktadır. Yılbaşı ve sonrası. Yılmaz Erdoğan "Bir Demet Tiyatro"nun kendisini kazandırdığı ünden çok faydalanmıştır Vizontele'lerde. Deli Yürek de öyle.

sonra orada Samuraylar ile savaşıp esir düşmesi. çünkü daha önce Amerikan yerlilerine yaptıklarından dolayı büyük bir pişmanlık yaşıyor. Üçüncü hoşluk ise. bir dönem onlarla kalınca Samuraylara karşı büyük bir muhabbet ve hürmet beslemeye başlaması.Perde. Böylece sadece şiddet içeren bir filmle karşı karşıya olmadığımızı anlıyoruz. Japonların bence ürkütücü olan "ölüm" anlaşıyışı bile. Buna benzer bir senaryonun Türkiye (ve Osmanlı) ile ilgili olarak yazılmamasını. Bir taraftan "düşman"ın aslında düşman olmadığını öğreniyoruz. Cruise) Japonya'ya askeri eğitmen olarak gitmesi. en sonunda da kendisini tutan insanlara karşı savaşması ve yenilmesi anlatılıyordu. bu filme trajedi havası da katıyor) 3. Bu açıdan ilgi çekici). Edward Zwick'in yönettiği film. Başlangıçta Algren'e gıcık olan samurayın daha sonra ona saygı duymaya başlaması da. Filmin ikinci perdesi. Başvekili Omura'ya ve yabancı devletlere çok fena halde bağımlıdır.ASLINDA HĐÇ DE ZOR DEĞĐL Geçen sezonun bence en iyi filmlerinden biriydi SON SAMURAY. ama en başta onu çok sevip sevmeyeceğimiz belli değil. Ama kahramanımız düşmana yenik düşüyor. (Filmin bence en zayıf yönü bu finali. (Đyinin iyi ile mücadelesi. esas adamı Katsumoto ile Yüzbaşı Algren arasındaki dostluk da. Đmparator. Filmin 2. Filmde. Bu senaryo yapısında bizi şaşırtan hemen hiçbir şey yok. derinlemesine denebilecek bir düzeyde tanımaya başlıyoruz. ortalama sayılabilecek bir senaryo ile izleyiciyi tavlamasında yatıyordu. senaryonun bize ilişki düzeyinde tattırdığı hoşluklardan biri. 2. o da. Burada filmin ikinci perdesi (2nd Act) başlıyor. Bir kültürü. 322 . Sadece Yüzbaşı Algren hayatta kalıyor. Senaryonun yapısı klasik: yani önce bir kahraman tanıtılıyor. Ve filmin sonunda samuraylar yeniliyorlar. Ama filmin başarısı bence. 400 milyon dolardan fazla iş yaptı tüm dünyada. yazılamamasını anlamak mümkün değil. Algren'in öldürdüğü samurayın karısı ve onun oğlu ile gittikçe yakınlaşması. Senaryo bize düşmanı (nemesis) tanıtıyor: Samuraylar. perdenin sonunda. yüzbaşı Algren'in (T. "son savaş" hazırlıkları ile geçiyor. bir noktadan sonra anlaşılır bir hale geliyor. Yani ticari açıdan başarılı bir filmdi. bize otantik Japon kültürünü tanıtıyor. Biz önce kahramanla birlikte düşmana karşı savaşıyoruz. filme tat katıyor. neticede alkolik bir eski asker. O da Đmparator'a gidip Katsumoto'nun yapmak istediği şeyleri anlatıyor."SON SAMURAY" . Samurayların modern Japon ordusu ile karşılaşmak zorunda kalacağını öğreniyoruz. Sonra bu kahraman bir başka ülkede çalışmaya gidiyor (Burada otantik japon kültürü ile ilk karşılaşma var. filmin bütününe göre). Ve aslında Japonya'nın iyiliğinden başka bir şey düşünmeyen Samuray'ları yok etmesi gerekmektedir. bir taraftan da kahramanımızı daha fazla sevmeye başlıyoruz.

Türkçe'ye çevrilmedi) www. Ayrıca senaryo yazımı ile ilgili en iyi Đngilizce makaleleri şu adreste bulabilirsiniz: www.com ("Satan Senaryo Yazmak" kitabının yazarı .script-o-rama.com 323 . senaristlerin senaryo okuyabilecekleri bir kaynaktan yoksun olmaları olduğunu düşünüyorum.) Ama yabancı senaryoları bulmak.SENARYO KAYNAKLARI Đyi bir senarist olmanın belki de birinci kuralı. çok kolay. Eğer Đngilizce biliyorsanız. nereden bulacağız bu senaryoları? Türkçe senaryo bulmak çok zor. bir çok yabancı TV dizisi ve sinema filminin senaryosunu ya da dökümünü (transcript) şu adresten bulabilirsiniz: www.michaelhauge.Mülakatlar bölümü mühim) www. Da.com (Bir endüstri klasiği olan "screenplay"in yazarı . bolca senaryo okumaktır.com. Türk filmlerinin senaryolarının yabancı film senaryolarının yanında bu kadar yüzeysel ve işlenmemiş kalmasının temel nedenlerinin birinin.writersstore.sydfield.com Senaryo yazımının üç büyük gurusunun adresleri de şunlar: www.truby. (Hatta. hatta neredeyse imkansız bir iş.

toplum. aksi takdirde yazmayı istiyor olmazdınız." "Bir hikaye tasarlamak." (Robert M cKee. bir karakterin hayatının sadece bir kaç ânını seçerek bize bütün bir yaşamı vermesindedir.HĐKAYE YAZMA YETENEĞĐ VE BAŞKA ŞEYLER "Hikaye yazma yeteneği az rastlanan bir şeydir. doğa. ve insanın yüreği hakkındaki bilgisini sınar. yazarın olgunluğu ve içgörüsü ("insight") ile. "STORY") 324 . ama sizde de bir miktar olması lazım." "Usta yazarlığın belirtisi." "Yazarın emeğinin yüzde yetmiş beşi ya da daha fazlası hikayeyi tasarlamak için harcanır.

You're Reading a Free Preview

İndirme