BÝRÝNCÝ KISIM B.

Eylül l Arkadaþlar aslýn bir e kitap yapmak okadar da zor deðil mesela birazdan size yollayacaðým ravenloft adlý roman yaklasýk olarak 400 sayfa bunu tarayýp word formatýna döndürmek 2 saat gibi bir zaman alýyor bu zamaný da yanýn oyacaðýnýz bir 37 ekran tv yada cd roma takacaðýnýz bir audio cd dinler ken okadar hýzlý ge i göz açýp kapayýncaya kadar kitabý taramýþ ve word e aktarmýþ oluyorsunuz tabi bu arada scaner ýnýzýn çook büyük bir önemi war benim elime hiç umulmadýk bir anda ge 310p markalý scanner ýn tarama hýzý 20 saniye 300 dpi gri tonda þuana kadar gördüðüm en hýz diðer modelleri pek bilmiyorum ama araþtýrmaþlarým 40 saniye ile 2 dakika arasýnda deðiþen er wern scanner larýn türkiyede çook olduðu... tabi çok hýzlý scannerlarýn olduðunu nette o esala epson nun enson modeli 9 saniye gibi inanýlmaz bir hýzda taraama yapýyormuþ ama de diðim gibi bunu kullanmadan yorum yapmak çook zor ..

DÖRDÜNCÜ sýnýftaydým. Yaþým on iki kadar olmalý. Fransýzca muallimimiz Sor Aleksi, bir gün ifesi vermiþti. "Hayattaki ilk hatýralarýnýzý yazmaya çalýþýn. Bakalým neler bulacaksýnýz? bir hayat temini olur," demiþti. Hiç unutmam; yaramazlýðýmdan, gevezeliðimden býkan öðretmenler, o sýnýfta beni arkadaþlarým köþede tek kiþilik bir küçük sýraya oturtmuþlardý. Müdirenin söylediðine göre, ders esnasýnda komþularýmý lakýrdýya tutmamayý, uslu uslu muall yi öðreninceye kadar orada bir sürgün hayatý geçirmeye mahkûmdum. Bir yanýmda kocaman bir tahta direk vardýr. Ne yapýlsa sýnýftan çýkarýlmasýna imkân olmayan a çakýmýn ucuyla ötesine beý isine açtýðým yaracýklara stoik bir vakarla tahammül eden sess aþlý ve upuzun bir komþu. Öte yanýmda manastýr terbiyesinin istediði serin ve maðrur loþluðu temin için yapýlmýþa ben njurlarý hiç açýlmayan bir uzun pencere dururdu. Ehemmiyetli bir keþif yapmýþtým. Göðsümü s mi biraz yukarý kaldýrdýðým vakit panjurlarýn arasýndan gökyüzünün bir parçasýyla bir büyük rasýndan tek bir apartman penceresi ve bir balkon parmaklýðý görünürdü Doðrusunu söylemek lâzým gelirse, manzara hiç de zengin deðildi. Pencere her zaman kapalý d r, balkon parmaklýðýna hemen daima bir ufak çocuk þiltesi ile yorgan asýlýrdý. Fakat ben, bu kadarýndan da memnundum. Ders esnasýnda ellerim çenemin altýnda kilitli, sor hocalarýma çok ruhani görünmesi gereken r vaziyette gözlerimi 8 Reþat Nuri Güntekin

göðe -panjur aralýklarýndan görünen hakiki gökyüzüne- uydurduðum zaman, onlar bunu bir usla sanarak sevinirlerdi. Ben de onlarý atlatarak bizden gizlemeye çalýþtýklarý hayatý seyrediy uþum gibi bir þey, bir atlatma ve intikam zevki duyardým. Sor Aleksi, izahatýný bitirdikten sonra bizi çalýþmaya býrakmýþtý. Ön sýralarý süsleyen aðýrbaþlý sýnýf birincileri hemen iþe koyulmuþlardý. Yanlarýnda olmadý zlarý üzerinden okumuþ gibi biliyordum: "Ýlk hatýraný, sevgili anneciðimin küçük karyolamýn altýn sarýsý baþý, bana muhabbetle gülümseyen gök mavisi gözleridir," tarzýnda þairane bir . Hakikatte annecikler altýn sarýsý ve gök mavisinden baþka renklerde de olabilirdi. Fakat sörlerde okuyan kýzlarýn kaleminden bu renklere boyanmak, o biçareler için bir mecburiyet , bizim için bir usuldü. Bana gelince, ben bambaþka bir çocuktum. Çok küçük yaþta kaybettiðim annemden aklýmda pek f r þey kalmamýþtý. Fakat herhalde altýn saçlý ve mavi gözlü olmadýðý muhakkaktý. Böyle olunc bana onu asýl çehresinden baþka bir çehre ile düþündürmeye ve sevdirmeye muktedir deðildi. Beni bir düþüncedir almýþtý. Ne yazacaktým? Duvardaki boyalý Meryem tablosunun altýna asýlm at durmadan yürüdüðü halde ben, hâlâ yerimde sayýyordum. Basýmdaki kurdeleyi çözdüm, saçlar n üzerine indirmeye baþladým. Bir elimle de kalemimi aðzýma sokuyor, ýsýra ýsýra diþlerimin dürüyordum. Filozoflarýn, þairlerin, yazý yazarken burunlarýný kaþýmak, çenelerinin derilerini çekiþtir garip garip huylan

ÇALIKUÞU vardýr ya... Kalemi ýsýrmak ve saçlarýmý gözlerimin üstüne daðýtmak da benim düþüncelere da

Bereket versin benim düþünce saatlerim çok nadirdir. Çünkü o takdirde hayatým -masallardaki çarþamba karýsý ve ocak anasýnýn hayatý gibi- karmakarýþýk bir saç kümesi içinde geçecekti Aradan seneler geçti. Yabancý bir þehirde, yabancý bir otel odasýnda, sýrf bitip tükenmeyec gibi görünen bir gecenin yalnýzlýðýna karþý koymak için hatýralarýmý yazmaya baþladýðým bu ayný küçük çocuk tavrýyla saçlarýmý çekiþtiriyor, gözlerimin üstüne indirmeye uðraþýyor. Bunun sebebine gelince, öyle sanýyorum ki, ben etrafýndaki hayata pek fazla kendini ka pýp koyveren, hafif ve dikkatsiz bir çocuktum. Besbelli sýký zamanlarda kendi kendimle, kendi fikirlerimle yalnýz kalmak için gözlerimle dünya arasýnda, bu saçlardan bir perde koy aya çalýþýyordum. Kalem sapýný kebap þiþi gibi diþlerimin arasýnda çevirmeye gelince, onun hikmetini doðrusu m de pek anlamadým. Bütün bildiðim, dudaklarýmdan mor mürekkep lekelerinin eksik olmadýðý v enç kýz hali alýr gibi olduðum bir yaþta, beni bir gün mektepte ziyarete gelen birisinin ka adeta býyýk çekmiþ gibi çýkarak yerin dibine geçtiðimdir. O gün, bütün düþüncelerime raðmen, ancak þu kadarcýk bir þey yazabildiðimi hatýrlýyorum: "Ben, galiba balýklar gibi bir göl içinde doðdum. Annemi hatýrlamýyor deðilim... Babamý, da erimiz Hüseyin i... Beni bir gün sokakta koþturan bodur bir kara köpeði... Bir gün, dolu bi sepetten gizlice üzüm çalarken parmaðýmý sokan arýyý... Gözüm aðrýdýðý vakit içine damlatý yin'le beraber istanbul'a geliþimizi... Evet, bunlara ben10 Reþat Nuri Güntekin

zer daha birçok þey aklýmdan geçiyor... Fakat bunlarýn hiçbiri ilk hatýra deðil... Sevdiðim , büyük yapraklar arasýnda çýrýlçýplak çabalayýþým kadar eski deðil... Deniz kadar uçsuz bu e büyük büyük yapraklar, dört bir tarafýnda aðaçlar varsa; bu göl nasýl deniz kadar büyük o iniz... Vallahi yalan söylemiyorum ve ona sizin kadar ben de þaþýyorum.. Fakat bu böyle; n e yapalým? Vazifem sýnýfta okunduðu zaman, bütün arkadaþlarým bana dönerek kahkahayla gülmüþler ve zav si onlarý yatýþtýrýp teskin etmek için hayli sýkýntý çekmiþti. * Garibi þu ki, Sor Aleksi, siyah elbisesinin içinde filiz gibi boyu, bembeyaz koleret 'i ile alnýna kaldýrýlmýþ bir saraylý yaþmaðýna benzeyen baþlýðý arasýnda sivilceli kansýz la þimdi karþýmda belirse ve bana tekrar o suali sorsa, galiba ayný cevaptan baþkasýný bula acaðým; yine balýk gibi göl içinde doðduðumu söylemeye baþlayacaðým. Sonralarý öteden beriden öðrendiðime göre bu göl, Musul taraflarýnda, adýný bir türlü aklým yaný baþýndadýr ve benim uçsuz bucaksýz denizim bir aðaç kümesi arasýnda, kuru bir ýrmaktan avuç sudan baþka bir þey deðildir. Babam; o zaman Musul'daymýþ. Ben, iki buçuk yaþýnda kadarmýþým. Yaz o kadar þiddetli olmuþ barýnmak kabil olmamýþ; babam, annemle beni bu köye getirmeye mecbur kalmýþ. Kendisi her s bah atla Musul'a iner, akþamlarý güneþ battýktan sonra dönermiþ. Annem hastaymýþ. Beni bile gözü görmeyecek kadar hasta.

ÇALIKUÞU H Bir zaman pek sefil olmuþum... Aylarca hizmetçi odalarýnda sürünmüþüm. Sonra köylerden biri ma diye kimsesiz bir Arap kadýný bulmuþlar... Fatma, yeni ölmüþ çocuðundan boþ kalan memesi albini bana vermiþ... Ýlk senelerde bir çöl çocuðu gibi büyümüþüm... Fatma, beni bohça gibi sýrtýna baðlar, kýzgý ma aðaçlarýnýn tepesine çýkartýrmýþ. iþte o sýralarda yukarýda söylediðim köye gelmiþim. Fatma, beni her sabah yiyeceðimizle ber bu aðaçlýða getirir, çýrýlçýplak suya sokarmýþ... Akþama kadar alt alta, üst üste boðuþur, z... Sonra uykumuz geldiði vakit, kumlan kümeleyerek yastýk yapar, vücutlarýmýz suda, baþla a kucak kucaða, yanak yanaða uyurmuþuz... Ben, bu su âlemine o kadar alýþmýþým ki, tekrar Musul'a döndüðüm vakit denizden çýkmýþ balý uk ederek çýrpýnýr, fýrsat buldukça üzerimdeki elbiseleri atarak çýrýlçýplak sokaða koþarmý Fatma'nýn burnunda, yanaklarýnda, bileklerinde, dövmeden süsler vardý. Bunlara o kadar alýþ , dövmesi olmayan yüzler bana adeta çirkin görünüyordu. Benim ilk büyük matemim, Fatma'dan uþtu. Döne dolaþa Kerbe-la'ya gelmiþtik. Dört yaþýmdaydým. Aþaðý yukarý her þeyi hatýrlayac a iyi bir kýsmet çýkmýþtý. Dadýmýn gelin olduðu, köþeye oturduðu gün, bugünkü gibi gözümün meli olduðu için bana dünya güzeli gibi görünen kadýnlarla dolu bir evde beni kucaktan kuca zdiriyorlar, sonra Fatma'nýn yanýna oturtuyorlardý.

Sonra, ortaya konan siniler üzerinde avuçla kapýþ kapýþ yemek yediðimizi hatýrlýyorum. Niha yorgunluðundan ve zilli teflerle testi biçiminde dümbeleklerin verdiði sersemlikten, yin e erkenden dadýmýn dizinde uyuyakaldým. Oðlu Hüseyin'i Kerbela'da þehit ettikleri zaman Fatma anamýz sað mýydý, bilmiyorum. Fakat k aðýz, o kara güne 12 Reþat Nuri Güntekin

yetiþtiyse kopardýðý vaveyla, benim düðün gecesi sabahý evde kendimi yabancý bir kadýnýn ko uðum zaman kopardýðým vaveylanýn yanýnda hiç kalýrdý. Hasýlý, Kerbela Kerbela olalý zannederim ki böyle gürültülü matem görmemiþtir. Baðýrmaktan günlerce büyük adam gibi, açlýk grevi yaptým. Dadýmýn acýsýný aylarca sonra bana, Hüseyin isminde bir süvari neferi unutturdu. Hüseyin, t esnasýnda attan düþerek sakat kalmýþ bir askerdi. Babam, onu emir neferi olarak eve almýþtý in, deliþmen bir adamdý. Beni çabucak sevmiþti. Ben de umulmaz ve affedilmez bir vefasýzlýk a onun sevgisine mukabele edivermiþtim. Gerçi Fatma ile olduðu gibi beraber yatmýyorduk, fakat sabahleyin horozlarla beraber gözlerimi açtýðým dakikada soluðu onun odasýnda alýr, iner gibi göðsüne oturarak parmaðýmla gözkapaklarýný açardým. Fatma'nýn bahçesine, kýrlarýna bedel; Hüseyin, beni kýþlaya asker içine alýþtýrmýþtý. Bu uz oyun icat etmekteki maharetini ben, baþka kimsede görmedim. Asýl güzeli, bunlarýn çoðunun alý, heyecanlý þeyler olmasýydý. Mesela beni lastik top gibi havaya fýrlatýp tutar, yahut k aðýnýn üstüne oturtup ayaklarýmdan tutarak sýçratýr, fýrýl fýrýl çevirirdi. Saçlarým karýþm ktan duyduðum zevki ondan sonra hiçbir þeyde bulamadým. Bazen kaza da olmaz deðildi. Fakat Hüseyin'le aramýzda sýký bir mukavele vardý. Oyunda caný anarsa aðlamayacak, onu kimseye þikâyet etmeyecektim. Bu, benim doðruluðumdan ziyade; onun bir daha benimle oynamamasýndan korktuðum için büyük bir adam gibi sýr saklamaya alýþmýþ o . Çocukluðumda bana hoyrat derlerdi. Galiba haklarý da vardý. Kiminle oynarsam canýný yakar baðýrtýrdým. Bu huy, herhalde Hüseyin'le oynadýðým oyunlardan kalma bir þey olacak.

ÇALIKUÞU 13 Nasýl ki, kendi caným yandýðý zaman da pek ah ü zara kapýlmadan felaketi güleryüzle karþýla adigârýdýr. Hüseyin, bazen de kýþlada Anadolulu neferlere saz çaldýrýr, beni yine testi gibi tepesinin e yerleþtirip garip oyunlar oynardý. Bir zamanlar da onunla at hýrsýzlýðýna alýþmýþtýk. Babam evde olmadýðý zaman Hüseyin, ahýrd oturtarak saatlerce kýrlarda dolaþtýrýrdý. Fakat eðlencemiz uzun sürmedi. Pek günahýna gir ama, galiba aþçý kadýn tarafýndan babama gammazlandýk ve zavallý Hüseyin, ondan iki tokat ten sonra bir daha ata yanaþmaya cesaret edemedi. Halis muhabbet; kavgasýz, gürültüsüz olmaz, derler. Biz de Hüseyin'le günde en aþaðý beþ nö rdik. Bir tuhaf surat asma tarzým vardý. Odanýn bir köþesinde yere çomelir, yüzümü duvara çevirir n üç, beþ dakika beni bu halde býraktýktan sonra halime acýyarak birdenbire belimden kavrar baðýrla baðýrta havaya kaldýrýrdý. Bir nöbet de kucaðýnda titizlik ettikten sonra nihayet neferi çenesinden öpmeye razý olurdu ve barýþýrdýk. Hüseyin'le arkadaþlýðýmýz iki sene sürdü. Fakat o zamanýn seneleri þimdikilere benzemezdi. zun, o kadar uzundu ki... Çocukluk hatýralarýmý anlatýrken hep Fatma'dan, Hüseyin'den bahsediþim biraz ayýp düþmüyor Benim babam Nizamettin isminde bir süvari binbaþýsýydý. Annemle evlendiði sene Diyarbakýr'a ermiþler, gidiþ o gidiþ. Artýk bir daha Ýstanbul'a dönmemiþ. Diyarbakýr'dan Musul'a, Musul' anýkýn'a, oradan Baðdat'a, Kerbela'ya geçmiþ... Bir yerde üst üste iki sene kalmamýþ. Reþat Nuri Güntekin 14 ,;*s

Kendisini zorla ayýrýrlar diye korkuyormuþ. sandýðýndan yeni elbiseler çýkararak süslendi. zanarak baþýmý suya sarkýtýyordum.. güneþ ve rutubetten kararmýþ rengiyle. Bu çýðlýk ve telaþtan gözüm yýldýðý için artýk havuza girmeye cesaret edemiyor. iki ay için annene göndereyim.. Bir gün yine bu vaziyette balýklarý seyretmekle meþguldüm. gibi þeyler söylermiþ. Çok zayýfmýþ. * Beni istanbul'a neferimiz Hüseyin getirdi.... çok göreceði gelmiþ olmasý lâzým gelmez mi? Büyükannem serasker kapýsýna. H . vapurda birçok kimseye kimbilir ne sefil ve cý görünmüþtür. Sonra a bir hastalýðý da varmýþ. istanbul'u göreceði geldiðini babamdan saklarmýþ.. daðlarýn sert havasýna.Þartýmýzda bu var mýydý? istanbul'a beraber dönmeyecek miydik? diye adeta çýkýþýrmýþ. Nihayet annemin hastalýðý artýnca babam. Neye uðradýðýmý anlamaya meydan kalmadan teyzelerim beni kucaklar k yukarý götürdüler. Akþamüstü k. ellerimin kirli. omuzlarýndan hiç eksik etmediði siyah atkýsýyla... Yalýmýzýn arkasýndaki korulukta bir taþ havuz. biraz arkada. sert bir asker hatýrasý býrakmýþtýr. civarýndaki koruda veyahut Boðaz'ýn s rýnda geçmiþ bir uzun rüyayý anlatýrmýþ. dermiþ. Fakat annem: .Annemi bana benzetirler. Fakat bu seyahati Hüseyin'den baþka kiminle yapsam muhakkak bu kadar mesut zdým.. Fakat ben. Beyrut'ta denize kavuþmak. . babamý çok sevi-yormuþ. annemi biraz canlandýrýr gibi olmuþtu. bugünkü gibi gözümün önün . Bitip olculuklara. bir yandan öpüp bir yandan azarlayarak üstümü deðiþtirdiler. Annemi ertesi gün açýk bir sandýðýn kenarýnd aþýr bohçasýnýn üstüne düþmüþ. Fakat mümkün mü? Daha uykuya dal dakika olmadan uyandýrýr ve Kalender'deki yalýmýzda. Biraz yorgunluk. Bu. Havuzun yeþilimsi sularýnýn kýzýl yapraklarla örtülü olmasýna göre mevsim yapraklarý seyrederken altlarýnda birkaç kýrmýzý balýðýn dolaþtýðýný gördüm ve büyükannemi ntari ve yeni potinlerimle havuzun içinde yürüyüverdim. Sonra tabii.... Yavaþ yavaþ bir þey konuþuyorlardý. Fakat annemi aya ce sevinçle konuþtuðunu. cami avlusu gibi kubbeli yerlerde dolaþtýðýmý biliyorum. Annemi yabancý bir toprakta býraktýktan sonra. Sonra. O biçare de ihtiyar. bu havuzun kenarýnda kollarý omuz baþlarýnda ak bir çocuk heykeli vardý.Seni hiç olmazsa bir mevsim için. bende biraz vahþi tabiatlý. Misafir olduðumuz evde b eni yataðýna oturtarak ÇALIKUÞU 15 saçlarýmý tarýyor. geçer.. düðmelerimin kopuk olmasýna aldýrmadan baþýný göðsüme k Bir gün büsbütün ayaða da kalktý. Lüks bir vapurda kýlýksýz bir Arap neferinin ku caðýnda bir minimini kýz çocuðu. Hele babamla evlendiði seneden kalma bir fotoðrafý vardýr ki be nim modelim gibidir. Ýki gün evvel biraz hava deðiþti de ondan ol um. nedense hiçbir iþtim..... dudaklarýnda bir kan lekesiyle ölü bulmuþlar! Altý yaþýnda bir çocuðun epeyce þeylere aklý ermesi lâzým gelir. mabeyincilerin konaklarýna giderek aðlayýp sýzlýyormuþ. bana sakat bi gibi görünmüþtü. sýhhatçe hiç bana benzememiþ. 16 Reþat Nuri Güntekin ilk geldiðim günlerde bu kýrýk heykel. er sokaklarda. bu hastalýðý saklamaya ça sýn. yeni yürüyen bir çocuk gibi onu bileklerinden tutarak aðladýðýný h . bizim bir arada geçirdiðimiz son gün oldu. Birkaç uyku dakikasýna bu kadar uzun rüyalarý sýðd rleri herhalde çok. bir bahçe iskemlesine otur uþ. Mahfeler içinde çölü geçiþimiz bugünkü gibi hatýrýmdadýr.. hiç olmazsa onu istanbul'a götürmek için bir ay iz temiþ ve cevap beklemeden yola çýkmýþ. deniz kenarlarýnda. Seni kim bilir ne kadar göreceði gelmiþtir. Bulunduðumuz ev kalabalýktý. Hüseyin'se namaz kýlar gibi yanýnda diz çökmüþtü.Benim hiçbir þeyim yok. yüzükoyun.. Etrafta bir çýðlýk koptu. Birçok günler büyük bir bahçede çocuklarla boðuþtuðumu.. iba biraz da büyükannem ve teyzelerimle karþýlaþmaktan çekinmiþ. istanbul'a dönmek babamýn içine sinmemiþ. çöllerin ateþine dayanacak bir vücutta deðilmiþ. Babam. Fakat buna mukabil beni ara göndermeyi bir vazife bilmiþ. günden güne büyüyen bir kýz çocuðunu kýþlada linde terbiye etme imkânsýzlýðýný da düþünmüþ olacak. Bu manzara. fakat rmalar bir türlü netice vermiyormuþ. Fakat zavallýnýn bütün evlilik hayatý. Herhalde Türkçe konuþuyor olmalýydýlar ki ne söyledikle . Fakat zavallý kadýn. Tablo.

edepsiz. Büyükannem. Dünyayý hiçe sayýyormuþum gibi kahkahalar türlü gevezelik ve delilikler yaparým. bütün yalvarmalarýma raðm alarak büyükanneme teslim edeceðinden emindim Zaten bütün istediðim. Bunlarýn bitmesinden bir felaket gibi korktuðum halde bir oturuþta ni silip süpürdüm. uzun býyýklarýný dizgi çekmek ve bir süre baðýrtmak lâzým gelirdi.2 18 Reþat Nuri Güntekin taramýþlar. * Romanlar mahzun insaný. Fakat pencer ay ýþýðý içindeki oda bembeyazdý. Fakat bu gece ben. Birk bütün yalý ayaða kalkmýþ.. omuzlarý çökmüþ. Hüseyin'i hatýrlayarak odasýna koþmuþ ve beni neferin boynuna sýmsý k uyumuþ görmüþ. kayýkhaneden havuzun iki karýþ suyuna kadar her yeri arayýp Çalýkuþu . Hüseyin. Yalnýz. kapýnýn yanma çömelmiþ. sabaha karþý uyanýp da beni yataðýmda göremeyince çýldýracak gibi olmuþ. hiddetimi ÇALIKUÞU 19 yatýþtýrýr gibi olmuþu. gözleri sönmüþ. ona sahiden de dargýndým. büyükannemin karyolasýna bitiþik küçük karyo- ÇALIKUÞU 17 lamda birdenbire gözlerimi açtým. Baþýmda yanan kýrmýzý gece kandili sönmüþtü. son bir gecemi daha onun koynunda geçirmekten ibaretti. koskoca býyýklarýyla utanmadan aðlýyordu. içimde dayanýlmaz bir acý vardý. Sur dilencilerinden öðrendiðim dualarla büyükannemin.. bahçede bir hurma ormaný meydana gelmesini bekliyordum.. tavý e hareketlerim neþelenir. içim içime sýðmaz olur. hareketsiz ve sessiz bir insan diy aha açýkçasý bir miskin þeklinde tasvir ederler. teyzelerimin eteklerini öpüyordum. Bitiþik arsadaki bostan kuyusuna fener sarkýtmýþlar. Yaramazlýktan kuduruyor. Ötekileri bahçenin ötesine. Merdiven tahtalarý gýcýrdadýkça büyük bir insan ihtiyatýyla yerimde durarak aðýr aðýr Kapýlarý sürgülemiþlerdi. Tavþan gibi kulaklarý kmiþtim. onun uyuduðuna kanaat getirdikten sonra yavaþça karyolamdan indim. Ben ömrümde o günkü kadar dalkavukluk e eyin. Yanýmda adý anýldýkça yüzümü ekþitiyor. Fakat seslerinden..F. Bununla beraber. Hüseyin. Neden sonra büyükannem." diye yere tükü-rüyordum. Hüseyin çirkin. Hüseyin'den ayrýldýktan sonra da böyle yaptýðýmý hatýrlýyorum.. Zaten Arabistan'dayken de sabahlarý onu uyandýrmak çok zor bir iþti rini açmaya razý olmasý için ata biner gibi göðsüne oturup zýplamak. Bununla beraber zavallý. Ellerinde lambalar. Baþka çocuklar gibi karanlýk ve yalnýzlýkta dým. Aylarca her sabah küçük bir kova ile onla luyor.mýyordum. Bende daima bunun aksi olmuþtur. berisine diktim. Bereket versin çekirdekleri kalýyordu. ihtimal. Diþimle kýrarak havuza attýðým simit kýrýntýlarýna üþüþen kýrmýzý balýklarý izliyo dibine vurmuþ akislerine bakýyordum. Çocuklarýn bazen yaþlarýnýn çok üstünde garip seziþleri vardýr.. Hüseyin'in bir kerevet üzerine serilmiþ yataðýn Onun uykusu çok aðýrdý.. ara sýra bana bakmalarýndan þüphelendim. muhteþem bir yamyam kolyesi þeklinde bo tým. Ayrýlýk gününün faciasýný hâlâ hatýrlar ve gülerim.. bu ayrýlýðýn vakti gelince güneþi urun yaðmasý gibi hiçbir tedbirle önüne geçilemeyecek bir felaket olduðunu gayet iyi anlýyo O gece. Bir mýný katýrboncuklarýyla karýþtýrarak ipliðe dizdim. çirkin Hüseyin'in bana Beyrut'a çýkar çýkmaz gönderdiði bir k ma. Ne zaman derin bir üzüntüye kapýlsam gözlerim parlar.. ben. ye kelimelerle "Hüseyin pis. Uykumu almýþtým. Bir za ayanarak büyükanneme baktýktan. O geceki münasebetsizliðim yakýn zamanlara kadar aile içinde söylenmiþtir.. onu uyandýrmaktan korkuyord Uyanýrsa beni eskisi gibi koynuna yatýrmaya razý olmayacaðýndan. Yabancýlar tarafýndan ayýplanacak bir vefasýzlýkla Hüseyin'i çabucak yakadan silkip atmýþtý lmiyorum ama. bana bakarken kocaman mendiliyle gözlerini siliyor-du. öyle sanýyorum ki yakýn kimsesi ve baþkalarýna açýlmaya kabiliyeti olmayan insanlar için bu daha iyi bir þeydir. Fakat bahçe kapýsýnýn yanýndaki pencere açýk býrakýldýðý için dýþ iþ oldu. ben diye getirdikleri akraba çocuklarýna saldýrarak canlarýný yakýyordum. pis. Beyaz gecelik gömleðimin u eri bacaklarýma dolaþa dolaþa oraya koþtum. Onlarla haftalarca eðlendim. Baðdat'ta. ayaklarýmýn ucuna basarak odadan çýktým. Niçin? Bu incelikleri akýl edecek yaþta deðildim. Ööö. . deniz kenarlarýna dö van arasýndan sokaða. þamdanlarla bahçelere. bahçenin ta öbür ucundaki bahçývan kulübesinde yatardý.

aynada gibi kendimi göreceðimi sanýrdým. Binde bir içimde bir sevgi dalgasý kab u da ayrý bir felaketti. O kadar parlak bir ci . Bütün çocuklarýn "Sakallý Amca" diye çaðýrdýklarý tuhaf bir akrabamýz vardý. Büyükannemin ölümü onu müþkül bir mevkide býrakýyordu. Bekâr zabit. sonra büyük bir taþ binanýn kapýsý önünde durduk. ihtimal. ýstýraba susamýþ bir ruhla yatakta uyanýþ ve hatýr luðu da unutmamak lâzým. dokuz yaþýnda bir kýz ç sürükleyemezdi. parlak bir cildi vardý. Kâmran'ýn kývýrcýk san saçlarý. Hasýlý.Zavallý büyükannem þaþkýna dönmüþtü. Maamafih ona çocuk demek de pek doðru olmazdý. Sabah karan ktan baygýn düþünceye kadar gürültü ve yaramazlýk ederdim. istanbul'da ancak bir hafta alabilmiþti. kuþ gibi aðaç dalýnda tünedim. deniz kenarýnda s pete koyarak taþýdýðým bir kaya parçasýný onun ayaðý üzerinde býraktým. kulaklarýný ýsýrýr. yoluna devam ederse benim vücudumu çekemeyecek kadar ince dallara çýkmakta tereddüt etmeyeceðimi ve bir kaza çýkacaðýný anladý. hastalýklý bir ihtiyar kadýnýn bir gün evvelki yorgunluðunu dinlendirmeden uykudan uy nmasý zordur. insanýn üstüne bir canavar yavrusu gibi atýlýr. Benimle baþa çýk-mak hakikaten imkânsýzdý. Evet. nazik. Biçare büyükannemde hiç uyku býrakmamýþtým. benim on sene kapalý kalacaðým sor mektebiydi. Bu sakallý amc me "Evliya parmaklýðý" derdi. Kadýncaðýz. "Ne vardý ölüp de bu yaþýnda bu canavarý benim baþýma musallat edecek?" diye anneme Fakat þurasý da muhakkaktý ki. insan gibi sevmeyi. tartak a çevirirdim. beni iyiden iyiye sevgisiyle sarmýþ bir gün evvelki yorgunluðunu dinlendirmeden benim gürültümle uyandýkça yataðýnda doðruluyor llarýmdan tutup sar- ÇALIKUÞU 21 sarak. Köprüde tekrar bir arabaya binerek bitip tükenmez yokuþlardan çýktýk. tekrar aþaðý in Hasýlý o gece ortalýk kararýncaya kadar. elleri ceplerinde k deniz kenarýnda dolaþýr. Bir kere yaþça bü nra çok uslu ve aðýrbaþlýydý. bu dakikalarda annem karþýsýna çýkýp "Bu canavarý mý. çekingenliðime raðmen bir gün Kâm-ran'la da kavga ettim. yorum. bir vaveyladýr koptu. yüzünü týrmalar. Bizi kapýnýn yanýnda perdeleri ve pa . minder örtüleri gibi muzýr bir iþle meþgul bulunduðuma delalet ederdi.. yakýndan yanaklarýna baksam. Öyle ki adamcaðýz. büyükannem hiç þüphesiz beni alýr. beyaz. verdiðim zahmetlere raðmen eminim ki büyükannem benimle çok avundu ve mesut oldu. ne tehdit. ya bir yerden an baðýrmamak için kývrandýðýma. Birdenbire bir çýðlýk. yahut aðaçlarýn altýnda kitap okurdu. Yalýya ara sýra bir doktor gelip giderdi. Akrabalarýmla bir türlü geçinemezdim. beni teyzelerimin yanýnda býrakmaya yanaþamýyor. Yaþça kendimden 20 Reþat Nuri Güntekin çok büyük olan akraba çocuklarýný bile yýldýrmýþtým. Nihayet bahçývaný. Pek çekilmez hale geldiðim zaman verdikleri ceza. Çünkü parmaklarým bir gün bile yarasýz. Zavallýyý bu sefer de Trablus'tan Arnavutluk'a kaldýrmýþlardý. bir ba bacasýndan taþ atýp aþçýyý korkutmak için dam tepelerine týrmanýrdým. Akraba çocuklarý arasýnda yalnýz birine karþý anlaþýlmaz bir çekingenlik ve cesaretsizliðim ime Teyze'nin oðlu Kâmran. ça eçtik. Babam da tesadüfen istanbul'da bulunuyordu. bir sýðý etine düþmemden korkuyordu. yahut da sandalye ayaklarýný testerelemek. sevdiðimi güzel güzel okþamayý öðrenmemiþtim. Çocuklarýn arasýna karýþmaktan hoþlanmaz. Nedense. Taþ mý pek aðýrdý. benim taki ime memur ettiler. hatta ne yalvarma beni aþaðýya indiremiyordu. be-resiz olmaz ve dai onmuþ gibi bez parçalarýyla sarýlý bulunurdu. Sesim kesildiði vakit yalýyý ade bu. yoksa iyebilseydi. Bir gün kuþlara bez ve tahta parçalarýyla yuva yapmak için aðaçlarýn tepesine çýkar. benim ya bir yerimi keserek sessiz sedasýz kanýmý dindirmeye çalýþtýðýma. bir sabah beni elimden tutarak vapura bi stanbul'a geçirdi. kolumdan tutarak bir oda a kilitlemekti. Burasý. bir baþka gün de kocaman bir çamaþýr teknesini sürüye sürüy kendimi akýntýya salývermiþtim. Bir gün kapýda bu doktoru bekleyen boþ arabaya a tlayarak hayvanlarý kamçýlamýþ.. * Onu kaybettiðim zaman dokuz yaþlarýndaydým. Fakat dinlenmiþ bir vücut. cesaretim olsa da kulaklarýna yapýþsam. onu geldiði yere gönderirdi. Þaþýrdým. Bilmem baþkalarýnda da öyle midir? Bizim ailede öksüzlere e günah sayýlýrdý. Bahçedeki aðaca saklanmak içi zar. Ne düþündüyse düþündü. Bununla beraber.

. Bir münasebetsizliðimden þikâyet edildi rsuzca ÇALIKUÞU 23 omuzlarýmý silker. 22 Reþat Nuri Güntekin Mektebe ilk ayak atýþýmýn yine bir kaza. "Bu çocuk insan deðil. Mektepte ben. Çalýkuþu benim hem hoþuma gider. parmaðýmý dudaðýma götürerek "sus" iþ da parmaklarýmla ona bir öpücük gönderdim. çenesinde keçi sakalýna benzeyen bir küçük sakal taþýyan. Fýrsat buldukça oraya týrmandýðýmý ve tehditlere kulak asmadan una kadar daldan dala atladýðýmý gören muallim bir gün. baþýmý sýnýfýn koridora açýlan penceresine çevirecek oldum. Sýnýftan çalýp getirdiðim kaðýt sep larýný doldurmakla meþguldüm. Dün akþam ta köþe baþýnda Reþat Nuri Güntekin 24 . Gözlerimi yüzüne kaldýrarak: . Yahut aklarýmý birbirine yapýþtýrarak zýplaya zýplaya basamaklarý atlardým. Kýrýlan vazonun eriyör ise bilakis gülüyordu. "Nedir bu yaptýðýn?" Yaptýðýmda ne fenalýk olduðunu anlamýyordum. sonradan bu isim. Yoksa baþka türlü benim kahrýmý çekmek mümkün deðildi. o baþýný öte yana çevirince ellerimi apazýn taklidini yapýyor ve çocuklarý güldürüyordum. Sor Süperiyör'le konuþurken ben. Her þey Önceden konuþulup hazýrlanmýþ olacaktý ki. dolaþmaya. hem iþime yarardý. yahut da benim hoþ bir tarafým v rdý. telaþla beni kolumdan yakaladý. Ellerini sallayarak babamý yatýþtýrmaya çalýþýyordu. bu vazoya benzemez daha neler kýracaktým. Mektebin en büyüðü bu Sor Süperiyör'dü. Sýnýfta mütemadiyen gevezelik eder. baþýndaki beyaz baþlýðýn uçlarý garip bir kuþun kanatlan gibi saçlarýma sürünerek yanaklarýmý okþadý.Viranedeki köpeklere. Bu sörler ya hakikaten melek gibi sabýrlý insanlardý. Ma Sor. Herkes gibi merdivenlerden ini çýkmak benim için deðildi. oradan oraya dolaþýrdým. Sert bir sesle beni yanýna çaðýrdý: "Buraya gel Feride. "Ne yapayým? Bir Çalýkuþu'ndan ne beklenir?" derdim. afýma baktýðý zaman çenemi avuçlarýmýn içine saklýyor. beni görünce ne kadar sevindiklerini bilseniz." dedi. En ihtiyar hocalara kadar herkes onu Allah gibi say Böyle olduðu halde kendisinden hocaya karþý suç ortaklýðý rica etmem kadýncaðýzý neþelendi ciddiyetini muhafaza edememekten korkuyormuþ gibi gülerek ve parmaðýyla beni tehdit ede rek koridorun karanlýðýnda kayboldu. Camýn arkasýnda Sor baktýðýný görmeyeyim mi? Þaþkýnlýktan ne yapsam beðenirsiniz? Boynumu bükerek. Mutlaka bir köþeye sinerek arkadaþlarýmýn inmesini bekler. Muallimimiz. Ara sýra mektebimize. Bahçede kuru bir aðaç vardý.. Babam. Ü i resimlere parmaðýmla dokunmak istediðim bir vazo yere düþerek kýrýldý. Babam kýlýcýný çýkartarak yerinden fýrladý.rlarý kapalý loþ bir odaya aldýlar. öteyi beriyi karýþtýrmaya baþlamýþtým. Ah. sonr biner gibi týrabzanýn üzerine atlayarak kendimi yukarýdan aþaðýya kapýp koyverirdim.Köpeklere yiyecek vermek fena mý Ma Sor? dedim . bu kahkahalarýn sebebini lü anlamayarak öfkesinden çýðlýk çýðlýða baðýrýyordu.Hangi köpeklere? Ne yemeði? . aile arasýnda aldý yürüdü ve Feride adý bayram elbiseleri g pek sayýlý günlerde kullanýlan resmi bir ad olup kaldý. biraz sonra içeri giren siyahlý bir kadý u eðildi. bir yaramazlýkla baþladýðýný hatýrlýyorum. Bir gün el iþi makasýyla saçýmdan kestiðim bir parçayý zamkla çeneme yapýþtýrdým... Evdeki haþaralýðým orada devam ediy rdu. Sor Süperiyör. Bir aralýk. Bilmem nasýl. bir gün de beni yemekhanede yakalamýþtý. gözlüklü bi giderdi. çalýkuþu!" d iþte o günden sonra adým unutulmuþ ve herkes beni "Çalýkuþu" diye çaðýrmaya baþlamýþtý.

Dehþet! Ben. gözlerini gözlerime dikmiþ beni dinliyordu.Merak etmeyiniz Ma Sor. Sepeti sýmsýký eteklerimin arasýnda tuttum. 26 Reþat Nuri Güntekin Sonra kabahatimin kolay geçiþtirilecek kabahatlerden olmadýðýný anlýyordum. ben hakikaten garip. içimde ar ve haya duygularý hayli inkiþaf etmiþti. "Sabredin. beni yere yatýrýyorlar-d Benim de inadým tuttu. Sor.. O gece yataðýmda ben de bir yarým saatçik saðdan sola.Çamaþýrhanenin arkasýndaki duvardan atladým. Fakat zamanla.4* i$* karþýladýlar.. sonra arkasýný duvara dayayýp k küçük bir baygýnlýk geçirdi.. Býrak ana. Yanýnda i yakalayarak bir vuruþta sineði kürsünün üstüne yapýþtýrdý. aziz annemizi melekler ziyarete gelmiþ!" gib i bir sözle en can alacak yerinden vururdum. O. büyük bir felaket haberi almýþ g erini baþýna götürerek: .. izamsýzlýðýma mani olacaða benzemezdi. omuzlarýmý kýsarak.. Zalimler bir türlü lakýrdý anlamýyorlar. Hocalarýmýn zayýf damarlarýný yakalamýþ rinin en ziyade neden üzüleceðini gayet iyi keþfeder ve ona göre iþkenceler hazýrlardým.. Mesela Sor Matild isminde ihtiyar ve son derece mutaassýp bir musiki hocamýz vardý. dedim. Zavallý kýz. Hayatta kimse. yahut da bir baþka ceza görürdüm. Çünkü köpeklerin aç kalmalarý tehlikesi var. ayaklarýma dolaþmaya baþladýlar. heykelin et rafýnda uçuþan sinekleri göstererek: "Ma Sor.. benimle yüz yüze gelmek için yere çömeldi: .. . Ne oluyorsunuz?. Hocam tanýyordum.. Viraneye g eden vermem!" diyordum. ÇALIKUÞU 25 Evet. dedi. haþarýlýðýma.. Sörler ne garip insanlardý.. Ben Sör'ü lakýrdýya tutarken sinek yürümeye baþlamýþtý... dilimi çýkararak kös kös dýþarý çýkarken çocuklar gülüyorlar.. soldan saða döndüm ve kývrandým. Az kalsýn beni parçala aklardý. içeri giren hocaya bir þey söyledikten sonra beni eliyle dýþarý çaðýrdý. havagazý lambasýnýn ýþ rýný. Fakat itaatsizlik etmek hiç öyle deðil.. Zannederim ki baþka bir mektepte bunu yapsam ya hapsedilir .. Ben kýrýntýlarý kapýcý ile köpeklere gönderirim. ikincinin sonlarýna doðru kapý aralandý.. hoca afif kürsüye vurarak onlarý sükût ve ciddiyete davet ediyordu.. anlaþýlmaz bir çocuktum. Duvar çok alçak. O. gizli gizli içeriye iþlemiþ bu silinm lerin bende þifasýz bir zaaf ve rikkat tortusu býrakmýþ olmasýndan korkarým. mesela. onu þiddetle sallayarak zavallýnýn bembeyaz akasýna mürekkep sýçratýrdým.. Ayný saffetle: . Ertesi gün birinci ders vakasýz geçti. Sor Süperiyör.. Sörlerin buna benzer hareketleri o zaman yelin kayaya tesiri gibi bir þeydi. sonra bu kâðýt parçasýný yemekhanede yakaladýðým i ineðinin sýrtýna zamkla yapýþtýrdým ve akþam mütalaasýnda bir bahane ile hocamýn yanýna yak e býraktým.. Biraz sonra Sor Süperiyör'ün odasýnda idim. apýcý beni býrakýr mý hiç? Birinci defasýnda: "Ma Sor Terez seni çaðýrýyor!" diye aldattým ica ederim siz de beni haber vermeyin. beni kurtardý. Bir baþka hocamýzýn son derece temiz ve titiz olduðuna dikkât etmiþtim. kuyruðunu titreterek kürsünün üzerinde yürüdüðünü görünce bir feryat kopardý. Hiç çekinmeden: . Çatkýn bir çehreyle üzerime yür aðýrýyordu. Yanýndan geçerken k min iyi yazmamasýndan þikâyet eder gibi yapar. Hem nasýl istiyorsunuz ki kapýdan çýkayým?.. Yine bir tanesi vardýr ki. Fakat hayret! Müdirenin çehresi rüyada gördüðüm . sen mektepten nasýl çýktýn? diye sordu. Ertesi gün muha istintaka çaðrýlacak ve kim bilir ne olacaktým? Uykum arasýnda Sor Süperiyör'ü birkaç kere karþýmda gördüm.Küçük hayvanlarý korumak güzel þey.. böceklerden pek korkardý.. duvardaki Meryem heykelinin önünde gözlerinde yaþlarla dua ederken. Kitaplardan birinde boyalý bir akre p resmi bularak makasla etrafýný kestim.Nasýl cesaret ettin? dedi. Þöyle böyle on iki yaþýnda vardým..Peki. Bereket versin bir simitçi geçiyordu. galiba bu kadýn kadar beni sevmedi.

Bu yaþta bir kýz. iþin nihayetinde o. Yaþ. köþkün bahçývaný vasýtasýyla kapý dý r. 28 Reþat Nuri Güntekin Necmiye. bir kucak parlak tüy yýðýný altýnda ara yen ve o haliyle alýk ve tembel Van kedilerine benzeyen Necmiye'yi bana misal göster irdi.. kadar adeta ku-dururdum.nzemiyordu. Mamafih imtihanlarýn çok yakýn o gün her zamankinden fazla azgýnlýk etmekten men etmedi. annesinin dizi dib inden ayrýlmayan. terbiyesi ve daha bilmem neleri ikide birde baþýma k kýlanlardan biri de Kâmran'di. Bir þey söylemek istiyordum. Besime Teyzem'in kýzý Necmiye. Güneþ vurmuþ tepelerinde kýrlangýçlar uçuyor Birdenbire bana da onlar gibi bir canlýlýk geldi: . Razý olmadým. dudaklarý titriyordu. küçük. ona fera .. sadakor gömleðinin a asýndan çýkan uzun beyaz boynu ile erkekten ziyade kýza benzeyen bu çocuða son derece içerl m. yürürken ince bir dal gibi sallanýyor zannedilen narin vücudu..Fende. gönüllü çocuklardý. annesinin dizi dibinde büyümüþ. Bir aralýk. Anlamýþtým. etrafta muhacir çocuklarý vardý. Ertesi sabah uyandýðým zaman her zamanki Çalýkuþu idim. Gördükleri hakarete aldýrmayarak beni köþkten kaçýrmaya gelir arda serserilik eder. Geceye doðru güneþten yüzümün derisi pul pul olmuþ. ama galiba ziyadece. kýz. Zaten kýz kýsmýnýn da böyle olmasý lâzým geldiðini içimden tasdik etmez deðildim. üzülmeyiniz. bir gün bir parça canlan. akþam mütalaasýnda þi tli bir ateþ bastý. yaralý ellerimle eteklerimin yýrtýklarý lýþarak içeri girince. gözlerinde hain bir gülümsemeyle: "Ne zaman a kadar bu çocukluk Feride?" derdi.. zevkimden titreyerek hatýrlarým. saçlarýný çekeyim. okumuþluðu. Ayaðýna taþ atarak onu kývrandýrdýðým günü hýncýmdan. hepimiz öleceðiz... Erkek akrabalar ve konu komþu tarafýndan ikide birde ballandýrýlan meziyetleri fena hald e kanýma dokunuyordu. Sor Süperiyör. r ÇALIKUÞU 27 Bu defa da Sor Süperiyör baþýmý göðsüne dayadý ve uzun müddet býrakmadý. teyzem saçýný baþýný yolar. Buradaki çocuklardan bana hayýr yoktu. bu görücüye çýkan eski zaman kýzý naz ve Bu sözleri ne de olsa söyleyemem tabii.. yýlan gözlerine be gözlerini parmaklarýmla tehdit edeyim.. Ýmtihanlarýn çok yakýn olduðunu söyledim. Üzücü bir haber. Kâmran Aðabeyi'nin hemen hemen bir eþi idi. elindeki bir kâðýt parçasýný buruþturuyor. * Yaz tatillerimi Besime Teyzem'in Kozyataðý'ndaki köþkünde geçirirdim. sýcak b edisiydi. Baban bir parça hastaymý r parça diyorum. Kaç defa koþarken ayaðým kaymýþ gibi yaparak üstüne düþtüðümü. Fakat o yirmi yaþýna yaklaþan ve sivri uçlu incecik dudaklarý üstünde incecik býyýklarý çýk oskocaman Kâmran'a ne oluyordu? Kýz ayaðý gibi küçücük ayaklarýnda beyaz podüsüet iskarpinl aplarý... aksi bir þey söyle de kedi gibi boy una atýlarak seni tozun. tembellerin yaptýklarý gibi kollarýmý sýranýn üstüne koyarak uyukladým emek yemedim. . neyse ne.. Onlarý bahçeye toplayarak baþlarýna geçer.. bir an akrepli sinek oyununu icat eden ve hocanýn bayýlmasýna sebep olan yaramazýn ben deðil. O kadar ki. Ne yapalým. sözünün arkasýný getirmeye muvaff Beni sýnýftan getiren Sör'ün birdenbire mendilini yüzüne kapayarak dýþarý çýktýðýný gördüm.. Beni elimden tutup göðsüne çekecek gibi bir hareket ya Sonra yine býraktý: . kitaplarýný yýrttýðýmý. kabalýðý bu kadar nezaketle karþýlayan bir delikanlýya daha fazla sataþmaz. Fakat Allah'ýn kulu. Ýzin alarak eve göt er.. o olduðuna inanacak gibi oldum. Bereket versin. bahçenin çitleri üzerinden aþarak yemiþ çalardýk.Peki ama sende de ne zamana kadar bu pýsýrýklýk. çocuðum.. Usluluðu. Sana bir haber vereceðim. Görüþ günü olmadýðý halde biraz sonra teyzelerim beni görmeye geldiler.Anladým Ma Sor. on dört. O kadar ki. maþallah on üç. Yüzü mahzundu. Dudaklarýmdan g ihtiyari münasebetsiz bir þeyler kaçmasýndan korkuyormuþum gibi eHmi aðzýma kapar. nazikliði. Fakat Sor Süperiyör gibi benim de dilim tutulmuþtu rerek açýk pencereden karþýki aðaçlara baktým. yumuþacýk. suda um. zavallý arkadaþlarým istiskale uðramýþlar. topraðýn içine yuvarlayayým. dedim. sessiz ve biraz da hastalýklý bir çocuktu... Faka yetiþmiþ bir insan sayarak bana tepeden bakar..

. Bir kerecik olsun saç saça.Darýlma o halde. . Gülüþmeler arasýnda garip bir ciddiyetle odama çýkýyordum. bu töreni takiben tatil aylarýnda hain arkadaþlarým. . Sen hanýmlarla tuvalet konuþurken düþündüm ki. Aþaðýda kahkahalar devam ediyordu. ama anlaþýlan elimdeki hain sökük. hatta birkaç erkekle al .Nasýl olacak? Kâmran'a varýrsýn.Nasýl? dedim. dedim.Peki ama. Kadýnlar.. bütün dikkatimle yýrtýk bir bluzu Kendimi tutamadým.Haydi nazlanma. Allah seni yanlýþ yarat akmýþsýn. sokak iþlerine bakarsýn. Sebebi þu: On üç. Zaten senin aðzýnda bakla ýslanmaz..Ayýp ettik. Þöyle on üç. Baþýmý kaldýrdým ve bütün gözlerin bana baktýðýný gördüm. ÇALIKUÞU 29 Yaðmurlu bir gündü. .. senin tuvaletlerinle uðraþýr. .. baþ baþa dövüþerek hýncýmý çýkar a çare kalmýyor gibiydi.... on dört yaþýna gelen Katolik arkadaþlarým. Ama þimdiki yaþta deðil.... . köþkün alt katýnda akrabadan birkaç hanýmla. Alacaklarý olsun.. mavi gözlü isa'yý. gelin duvaklarýna benzeyen kucak kucak tüller örtülerek Isa Peygamber'le niþan-lanýrlardý. dedim. belki de benimle eðlen ardý.. on dördüne gelmiþ bir kýz için pek ayýp oldu ama. . bütün d almýþtý.. Aklýma bir þey geldi.. Peygamber'in kav-liyle seni kendime alýrdým. Odada bir kahkahadýr koptu. kusura bakmazsýnýz a Topuklarýmla merdiven tahtalarýna vurarak.. Sonunda nasýl olsa söyleyeceksin . Çünkü yaþlarýmýz gittikçe büyüyor.Deminden beri bir karýþ yeri dikinceye kadar parmaðýmý delik deþik etmiþ olmama göre ben rmi. bir köþede dilimi çýkarmýþ. gözlerimi þaþýlaþtýrmýþ. Ben.. dedi. . bir zaman için için kaynar.. Kendimi top gibi ryolanýn üstüne attým. on dört sularýnda. yaptýracaklarý kýþ elbiselerinin rengi hakkýnda ondan fikir alýyorlardý. olur biterdi. Paskalya bayramýnda i onlarýný yaparlar. Þu Kâmran'la evlenmek galiba iyi bir þey olacaktý.Hiç. ÇALIKUÞU 31 Kilisede mum ýþýklarý.. 30 Reþat Nuri Güntekin Öfkeyle yerimden kalktým. .Söylemem. balmumu renkli. Misafirlerden biri bir münasebetsizlik etti: .. Lakýrdýya çanak tutm saçma söylemekte bu kadar ilerlemiþ deðilimdir. Kim bilir. onunl atý günden güne uzaklaþýyordu. dedim. bu taþkýnlýk ancak birinci üç mtihanýna doðru yatýþýrdý. Mamafih. Kuzenim: . O. yirmi iki yaþlarýnda bir erkek.... "hem suçlu. Alýklaþtým. Kâmran. kadýn tuvaletinden lardý..Ee..erah küfretmek için bahçenin yalnýz köþelerine kaçardým. her tarafý dolduran bahar çiçekleri kokularý bir kat daha aðýrlaþan günlük ve ödaðacý dumanlarý içinde yapýlan bu niþan töreni pek güze ne yazýk ki.Sonrasý ne olacak. söküklerini diker. baharda.Ne geldi? . sonra?. gözlerimi iri iri açarak: . kapýlara çarparak odama çýktým.Ne gülüyorsun? diye sordu.. hem güçlü" kavlince yine taarruza geçtim: . etekleri yere deðen beyaz ipek elbiseler.. Fakat bu kýzgýnlýðým daha ziyade kendimeydi. Çünkü Allah esirgesin evde kavga imin hali ne olur? Vaktiyle nazik ayaklarýna yedikleri taþý unutmamýþlardýr sanýrým. Allah'ýn emriyle.Mümkün ama Kâmran Bey için zararlý olur sanýrým.. .. Mamafih kapýdan tekrar döndüm: . bu þimdi de mümkün Feride. kahkahalarla gülmeye baþladým.... * Yaz tatili sonlarýnda mektebimiz. hemen niþanlýlarýna vefas rler. orgla çalýnan ilahiler.Peki sonra?. karþýlarýna ilk çýkan bir.

. Hiç yakýþtýramadým. Bahçede ikiþer. çekirdeklerini fiskeyle uzaklara savurar k eðleniyordum. Misel isminde çalýþkan bir ký rkadaþýna Roma tarihini müzakere ettirmek için sörden müsaade almýþ. bu ne renk böyle? Perkal basmasý mübar lacak.." diye telaþla Eyüp'teki Niyet Kuyusu'na koþtuklarý yaþ. en arka sýraya çekilmi anenin sessizliði içinde birdenbire bir hýçkýrýk duyuldu. ... yetiþmiþ koskoc O dakikada yer yarýlsa yerin içine girecektim. Hadi caným. neler neler getirirlerdi. bir kýþ akþamý mütalaahanede derse çalýþýyorduk. bahçede adeta tellal çaðýrýrdým. ne eskiyecek!" diyordu. üçer kiþilik gruplara ayrýlýr ve birbirlerine kene gibi yapýþýrl Ben biçare. Kirazý çok severdim. sen aðlýyor musun? Niçin? dedi. Cevabý onun yerine ben verdim: . Aþaðý yukarý annelerimizin gelin olduklarý. Bu mevsimde kýzlar ikiþer. bonmarþe camekânýnda bebek seyrediyorum zanneder. tepesinden g en düþürdüðü bir çekirdek sanarak çekilip gidecekti. Birinin mesela bir bahçe parmaklý r komþu genciyle masum bir çiçek alýþveriþini duydum mu. ellerimi mektep gömleðimin göðsü üzerine ka fçe boynumu büktüm. bir kýz olduðum halde zevzek bir çocuk muamelesi görmek pek de hoþ bir þey deðildi. gözünü oynatarak: .Mektep açýldýðý zaman. Boyum fazla uzamamýþtý.Bravo haným kýzým.. bahçede ve sýnýfta tek baþýma kalýrdým. ona aðlýyor. * Tatiller içinde en sevdiðim Paskalya yortusu idi. fakat baþýný aðaca Sesimi çýkarmasam. arkadaþlarým bavullarýnýn gizli bir köþesinde mektuplar. Sakallý dayý.. dilimi çýkarýp gözlerimi þaþýlatarak ken irdim. Niçin mi diyeceksiniz? Çünkü gevezey im.Ne o Misel. büyük bahçenin caddeye bakan yüzünü baþtan baþa kaplayan ki iþlerle donanmýþ bulunurdu. "Kýz bu ne cilt. Fakat son derece korkmuþ ve utanmýþ ol kendimi tutamadým. kýz dediðin böyle mi olur? Topaç gibi bir vücut. sörlerden ziyade benden çekinirlerdi. ara sýra ellerimden tutup beni pencere kenarlarýna çekerek yüzümü miyop gözle kacakmýþ gibi yüzüne yaklaþtýrarak. Yaþ on beþe gidiyordu..arkadaþýnýn kulaðýna f dým. at gibi bir kýzýn arsýz arsýz güldüð iddetten kaþýný. dedim. olduðum yerde kýmýldamasam belki de münasebetsiz bir kuþun. F a böyle þeylere karþý son derece mutaassýptým. Fakat herkesten ayrý kalmak. Bunlardan biri yoldan geçen yaþlýca bir komþunun ta burnunun ucuna tesadüf etmesin mi? Adamcaðýz neye uðradýðýný anlayamamýþtý. Kýzlarýn en darlarýna hediye edilen renkli ve yaldýzlý peygamber ve melek resimlerinin altýnda sakla nan fotoðraflarýn gençlere ait olduðunu anlamakta güçlük çekmezdim. Daha doðrusu dikkatsizlik. maþallah sizin gibi eriþmiþ. yüzümde acayip renkler rdu. Kaza vallahi. Sor baþýný kaldýrdý: 32 Reþat Nuri Güntekin . fotoðraflar ve daha ne bileyim. büyükannelerimizin "Aman alýyoruz. Sýnýfta bir kahkaha koptu. Misel. gülmeye baþladým. ÇALIKUÞU 33 Bir akþamüstü yine bir aðaç tepesinde kiraz yiyor. üçer kol kola dolaþtýklarý zaman neler konuþtuklarýný bilirdim. fýrça ile boyanmýþ bir yüz. Arkadaþlarým bana karþý adeta bir esrar lirlerdi. Þaþkýn þaþkýn etrafýna bakýyor. Hasýlý arkadaþlarýmýn beni aralarýna almamakta haklarý vardý. Adamcaðýz iri bir dalýn üstüne ata biner gibi oturmuþ. Biçare Per-kal basmasý kimbilir ne renkle re girmiþti? Aðaçtan düþmek tehlikesine raðmen. Bahçenin bir köþesinde inin -etrafýnda uçuþan küçük böceklerin bile duyamayacaðý bir sesle. sakallý dayýnýn dediði gibi aðzýmda bakla ýslanmazdý.Beni affediniz beyefendi.Misel. elini gözyaþlarýndan sýrýlsýklam kesil padý. Bu iki haftayý geçirmek için Kozyataðý'na ttiðim zaman kirazlar yetiþmiþ. dedim. Fakat hýrçýnlýðýma raðmen vücudum geliþiyor. Kartacalýlarýn maðlubiyetine meraklandý. Hiç unutmam. Bu on beþ gün içinde serçe kuþlarý gibi hemen hemen yalnýz kirazla geç yüksek dal tepelerinde kalmýþ son kirazlarý bitirmeden mektebe dönmezdim. Onlar. .. dedi.

Siz çirkin misiniz kýzým? dedi.. nasýl isim böyle? .. bu kibar tavýrlý. Tahminimde aldanmamýþtým..Yalnýz þimdilik müsaade edin de size birkaç kiraz vereyim. ihtiyar beyi pek eðlendirmiþti... Sebep olacaðým. Ben kendimi bilmez miyim? Kýz dediðiniz böyle mi olur? Uzun bo y... zar fetsiz bir isim.. . . bitti.. iþittiðime göre zengin olmayan kýza pek iltifat eden olmazmýþ..Niçin acaba efendim? dedim. mektepte bir âdet vardýr..Mesela sizi oðluma almakta tereddüt edebilirim. Önlüðümün cebinden mendilimi çýkardým...Çok teþekkür ederim kýzým..Ziyaný yok. Ona ne þüphe.Nasýl olur? ...Mendili hiç merak etmeyin. ihtiyar komþu.. diye baðýrýyordu..Aman dallar çatýrdýyor. Mesela yakýn olsak þakaðýmda bir yara izi ki... ... Sizin adýnýz ne bakayým? . Asýrlarca müd le bu ilahi ana oðlu bile kandýrmýþ olduðuna göre. gülüyord . zavallý çocuðum.Bu masum yalvarma jesti mektepte sörler ve dindar talebelerin Meryem ve Isa karþýsýnda d ua ederken aldýklarý bir jestti. .Çalýkuþu.Ne demezsiniz? dedim..Ah.. bu ihtiyarcýðý da haydi haydi rikkate ge ti. Tesiri herhalde çok zaman tecrübe edilmiþti. beni mektepte böyle çaðýrýrlar da. mavi yahut yeþil gözler lâzým.Feride Haným.....Niçin olmasýn? Hem baþka bir þey de var.. bu riyakâr nedamete ve sesimdeki titreyiþe aldandý. kendinin ne olduðunu far decek yaþta mýsýn acaba? Her neyse.O cihetten sigortalýyým beyefendi. Somurttum: ... .. yumuþa se bana güzelce bir þey söylemek lüzumunu hissederek: . onlarý size nasýl vereceðim? Buldum efendim.. Bir . iki dakika. Ben de güldüm. sarý saç. fukaralýktan daha büyük bir kusur. beklenmez bir çeviklikle kiraz mendilini yakalamýþtý..Þu halde kendilerine de kiraz atabileceðim demek? dedim. ... Komþu. Yalnýz ben þimdi mendilinizi nasýl iade edeceðim? .... Düþeceksiniz. dedi. Düþmeye o kadar alýþýðým ki.. gözlerimi açarak: .... Asýl ismim Feride.. Sen güzelliðin ne olduðunu anlayacak.. Ben bu telaþa aldýrmýyor.F 3 34 Reþat Nuri Güntekin Maksadý gayet iyi anladýðým halde.Böyle dikkatsizliklerin yetiþmiþ bir küçükhanýma zararý dokunabileceðini düþünmüyor musun Çalýkuþu . Henüz burnumu silme-dim. Elbette. Kýzlar tatil günlerinde genç erkeklerle kur yaparlar. Ýki. Elini güneþin yandan vuran ýþýklarýna siper ederek dikkatli dikkatli bana bakýyor. zaten uslu bir kýz olsam da almazdýnýz. ona da çare buldum. emin olun..Nereden biliyorsunuz? .. Bu ihtiyar bey vaktiyle biraz yaramazmýþ galiba. Þimdi onu yere düþürmeden tutmanýzý rica ederim. ihtiyar komþu..Çünkü benim aðaca çýkmak. Sizin adýnýz da kendiniz gibi güzel...Pardon..Merak etmeyin. Bilmem neden.. Üç.. . Gayet temizdir.. Ben.. Kendim gibi yuvarlak.. Bir sincap hafifliðiyle dallara týrmanmaya baþladým.Bitti efendim. Bir.. . söyleniyordum: .. tatlý sesli adamla gevezelik etmek hoþuma gidiyordu: ÇALIKUÞU 35 .... Size hediyem olsun! ... bütün öteki güzellikleri tamamlar. Acayip bir bakýþ ve deðiþik bir sesle: . kirazlarý içine doldurarak bir çýkýn gibi baðladým: . birkaç güne kadar pansiyona döneceðim.. dedi. ellerini yüzüne kapatar .. kiraz çekirdeði atmaktan çok daha büyük suçlarým vardýr.. Düþeceksiniz Feride Haným.Bu. . sonra m .. Yalnýz.Elbette. Keþke oðluma sizin gibi ini bulsam...Aman kýzým. Sonra güzelliðim de yo Bana sorarsanýz bu. Beni affettiðinizi ispat için unlarý mutlaka almanýz lâzým. ... Bu sözler....

" diye yemin edeceðim. Bunlar arasýnda Neriman diy yirmi beþlik bir dul vardý ki.. beni sýkýþtýracaklar. bakýþlarý bambaþka oluyordu..ektep açýldýðý zaman bunlarý birbirlerine anlatýrlar.. daha böyle bir þey beceremediðim rýnda küçük 36 Reþat Nuri Güntekin düþüyorum. fena halde içerler: "Karþýna diþe dokunacak bir i çýksýn. inanmayacaklar.Ne yalaný? . Evlenmek için mi? Zannetmem.Sizinle tanýþmam bu yalaný kolaylaþtýrýyor.. O... Köþke bir alay misafir gelmiþti. derim olur biter... matem devam etmeyecek... O. O halde... böyle bir kepazelikten çekinme bile. yavrularýný öyle acemi çaylaða kaptýracak göz var mý? 38 Reþat Nuri Güntekin .. demek tabii münasebet a lmaz. Dünyada kendilerinden baþka kimseyi beðenmeyen teyzelerimden alýk hizmetçi kýzlara kadar he kes bu kadýna hayrandý. Tabii. Ama kimseye söylemeyeceksiniz.. * O senenin yazýnda bu aðaca çýkmak illeti yüzünden baþýma bir þey daha geldi. Ben. "Duvarýn üzerinde sarýþýn.. "Hayýr. Lapacý Necmiye'yi insandan saymak ta bii doðru olamazdý. ara sýra köþkü þereflendirmesi bir vaka olurdu. böyle yaparken ben. Teyzelerim saçlarý.. Gül verdim diyeceðim. haince sine güzeldi. "Ne konuþtunuz?" diye soracaklar. bir þey kurdum. þimdi itiraf etmeye mecburum ki. o halde?. Bir aðustos mehtabý gecesiydi. Bunun için daima siyah giyerdi.. baþlarý aðarmýþ koskoca kadýnlardý.. Bizim köþkte Neriman'a akran sayýlacak kimse yoktu. yemin edeceksiniz!" diyeceðim ve bir yal an uyduracaðým... köpek okþar gibi hareketlerle beni de avlamaya çalýþmýþtý. Biraz evvel birbirimizle kavga etmemize býçak sýrtý kaldýðý halde þimdi ihtiyar komþu ile g n birbirimize el sallýyorduk. Ara sýra ötekin yaðýna ip takmaktan baþka konuþacak lakýrdýlarý olamazdý. Neriman'ýn çok sevdiðini söyledikleri kocasý bir sene ÇALIKUÞU 37 evvel ölmüþtü.. elbiseler takýmýyla çöplüðe atýl Neriman. benim cadaloz teyzelerimde... Fakat bende öyle bir his vardý ki. uzun boylu bir e yaptýk.. Yalnýz.. "Beni güzel bulduðunu söyl di. Mektebe gittiðim zaman mühim bir sýrrým varmýþ gibi baþ düþüneceðim. Onlar: "Çalýkuþu. Nem olacak?" diyeceðim. Bu sefer ben. Kocanýn lakýrdýsý açýldýkça bu kadýnýn: "Benim için artýk hayat bitti!" diye bir yalancý te i. Fakat nedense ben ýsýnamamýþtým.. Galiba bizim budala ku zeni gözüne kestirmiþti. beni mahvederdi. görürüz!" diye söylenirdim. Fakat araya kazara bir erkek karýþacak oldu mu yüzü deðiþiyor ahkahalarý.. Benim onda çekemediðim þey fazla koketliðiydi. benim mektepteki saman altýndan su yürüten daha fen-lenmiþti. Aramýz hayli þekerrenkti. öyleyse. kadýnlar arasýnda bulu aman þöyle böyle çekiliyordu.. Bana yaptýðý avanslarý daima soðuk karþýlýyordum. kepazeliðin dik âlâsý. kedi.. Otuzuna yaklaþmýþ bir dul kadýnýn yir i bir çocukla evlenmek istemesi. Ben. Yüzüme karþý bir þey söylemeye cesaret edemiyorlar ama muhakkak benim ahmaklýðým . Hasýlý. Gülü mendil içinde vermek âdet deðild Hediye mendil verdim. Fakat bu da olmadý. siyah bu sarýþýn çehresine çok iyi gitmese. O vakit: ki..... beyaz saçlý diyemem.. Ben de mendil içinde kiraz verdim.. sende bir þey var!" diyecekler vþek. mahzun mahzun gülümseyeceðim. birbirimize!" diyeceðim.. bu Neriman'ýn köþke dadanmasýndaki sebebi sezer gibi olmuþtum.. Hem siz küçükken sarýþýnmý Arkadaþlarýn huyunu bilirim.. O soðukluk hâlâ devam etmesine raðmen. . bu Neriman.

Neriman önden yürüyordu. yayvan dallarýna çýkýp dolaþýr yahut otururdum. Za gýr zangýr titremeye baþladým. Kuzenim bir Arap köle gibi dört. Ara sýra hiçbir þeyin farkýnda deðil gibi görü rýndan geçerdim. z bir lüks lambasý ýþýðýnda. mesut dulla b ber bana doðru geliyor... ne yapacaðýný bilemiyor gibi görünen Kâmran'a dönüktü. Çýnar yapraklarý arasýnda kaçan ay ýþýklarýndan saçlarýnýn birbirine k Ne rezalet Yarabbi. sesler kesildi. fantazisine uþaklýk edecek yeni bir kýsmet avlaymcaya kadar benim kuzenle dalga geçecek. bir sofa gibi üzerlerinde hiç kor kusuz gezilen.. Elimden gelse: "Miskin. Ne görsem beðenirsiniz? Kuzenim.. Gelin yavrularým. iskambil falý açark en. komþunun bahçesinde karanlýkta a bir þey varmýþ da görmek istiyormuþ gibi ayaklarýnýn ucuna basarak kalkýyordu. Kuzenim. Sizi bana Allah gönderdi. babayani halini severdim. "Rica ederim. ellerini kaldýrdýðýný görüyorum. oturduðum yerde davul çalsam galiba farkýnda olmayacaklardý. bahçenin bir köþesinde aðaçlarýn karanlýðýna dalmýþtým... Bu ehtap gecesinden sizde unutulmaz bir hatýra býrakmaya elden geldiði kadar gayret ederi z. Ýster miydi m. Kâmran bunu yapsa ben de aðlayarak ken dimi aðaçtan atacaðým. gözlerim onlardaydý. Nihayet. yürek yakan cinsinden sin bir sarý çýyandýr.. Kuzenimin birdenbire ona yürüdüðünü. Evet. kulaklarýmý diktim. cicim. Sesini çýkar sana!" diye baðýracaðým. Düþmesem bile gürültü edeceðim. arkasýndan kýsýk bir kahkaha geldi.. Bu vaziyette tabii arkasý. kýzgýnlýðýmdan... beþ adým gerideyd varlarýn arasýndan geçip yollarýna devam etmeye kudretleri olmadýðý için bulunduðum aðacýn ular. O gece de öyle yaptým. bir aðustos mehtabý gecesiydi. yukarýdaki ay iller up giderek bu dünyadaki insanlarýn yüzlerini artýk görmemeyi ne kadar istiyordum. Biraz sonra kulaðýma hafif bir ayak sesi.. neredeyse kadýnýn aðzýna girecek. "N bu fena kadýna güzel bir tokat atacak!" diyorum.. rica ed erim. Onlar.. "Bana ne olur mu?" Kâmran. benim gözü r mý? Çocuklarla boðuþurken. yapraklarý hýþýrdatacaðým di Neriman Haným'ýn da bir iki kelimesini yakalýyordum. onunla ölünceye kadar barýþacaðým. Hemen gözlerimi açtým. korkacak ne var? Buralarda kim olur?. ÇALIKUÞU 39 Oltasýna balýk yaklaþtýðýný gören bir balýkçý gibi baþtan ayaða dikkat kesilmiþtim. meleðim. . Kuzenimin mesut dula çekti orum. kendi kendime ip atlarken.. Fakat o canavar. Neriman'ýn müzik notalarý gibi hesaplý ve ahenkli kahkahalarý sinirime dokunduðu için kendi ndime uzaklaþmýþ. gelin kuzularým. köþkün önündeki verandada. gönül eðlendirecek.. kalabalýk bir grup halinde konuþup gülüþüyorlardý. yahut yere yatarken. Kâmran Bey...." diyor. Oturduð caðým diye ödüm kopuyordu.. Kâmran'a budala dedim ama.... Boþ korku! Onlar. neyin nesi olduðu belli olmayan bir kadýn onun ahlâkým bozsun? Ne anlatýyordum?. bir yemiþi olmamasýna raðmen. iri.. sonra bileklerinden yakaladý. Sahic i bir kuþla yer deðiþtirip bu dallarýn üstünden gökyüzüne kanatlanmayý. Kucak kucaða. ne rezalet! Bütün vücudum zangýr zangýr titriyordu. Hemen seslerini kýsarlar yahut lakýrdýyý deðiþtirirlerdi. Ta öbür uçta dallarýndan bir kýsmýný komþunun bahçesine sarkýtmýþ ihtiyar bir çýnar vardý. Yüreðim oynuyor. Neriman'la konuþurken güya bir þey belli etmemek istiyor ama. o kadar kendilerinden geçmiþlerdi ki..O halde. lüksüne.. o halde? O haldesi var mý? Mesut dul. Tam bu esnada aðustosböceði cýrlamaya baþlamaz mý? Çýldýracaðým. Neriman yavaþ yavaþ duvara yürüyor." diye birkaç kelime geldi. Biraz sonra görüþürüz.. Biraz önce onlara g l bir oyun oynamaya karar verdiðim halde þimdi beni sezmelerinden ödüm kopu-yordu. Sý . soluk so luða boðuþuyorlardý. Yoksa ne yere bakan.. "Ne isterse yaps sana ne?" diyeceksiniz.. hayli yüksekçe bir dalýna çýkarak oturdum. bembeyaz kýz ellerinden umulmaz bir 40 Reþat Nuri Güntekin kuvvetle onu evvela omuzlarýndan. Bu nutuk arasýndan kulaðýma yalnýz: "Neriman. düþmaným da olsa kuzenim. bunu yapmadý.

.. ciddi bir sesle: .Bir gevezelik etmenden. Yerimden doðrularak sert bir emir verdim: . Fakat o hýzla biraz gittikten sonra ne düþündüyse düþündü i döndü. .. ya kendimi. O yaklaþtýkça ben yukarýlara çýkýyordum... Fakat o. þakayý býrak!. size hürmetim vardýr.. Namussuzlarýn o dakikada þaþkýnlýklarýný iz! Biraz önce ay ýþýðý gibi ayaklarýný yere dokundurmadan yürüyor hissini veren mesut dul þimd ak. Bilirsiniz kij ben Çalýkuþu'yum. gülmeyi kestim.Bu ne garip konuþma Feride?. Oralara bejden baþkasýnýn ayak basmasýna tahammül edemem. aldýrmadý. . Sen aþaðý gelmek istemezsen ben yukarý çýkmayý bilirim. Fakat nedense bu çýlg yi doðru bulmý^ yordum. Korku.. .... galiba bir feryattý.Durunuz bakalým orada.. Kuzenim de öyle yapmak istemiþti. çocuðum.. Tehdidime aldýrmadan akýmdaki dallara týrmanmaya devam yordu. Bir aralýk duvarýn üstüne atlayýp kaçmayý düþündüm. mesele çok mühim. aðaç dallarý arasýnda çarpýþa Gözlerini oyduktan sonra muhakkak aþaðý atacaðým. Mamafih ne pahasýna olursa olsun.. .. Bu gece aðacýn üstünde onunla yüz yüze gelmek fikri nedense beni çýldýrttý. ciddi bir tavýr alarak durdu: de. 42 Reþat Nuri Güntekin Onun sesini taklit ederek kahkahalarla gülüyordum. Aðaçlar benim mülk .. bir sandalyeye oturacaðý zaman pantolonunu parmaklarýnýn ucuyla dizkapaklarýndan tutup yukarý çeken nazlý ve nazenin kuzen min aðaca çýkmak istemine gel de gülme.. Ölür müsün. Hakikaten bu ne garip konuþmaydý!. Ben. ý .Benimle konuþmayý niçin bu kadar istediðinizi anlayabilir miyim acaba? Benim bu sözlerim karþýsýnda o da deðiþti. Rahatýmý bozmayýnýz. Ancak.Hiç. öldürür müsün? Yürürken yolunda bir incecik su birikintisi gördüðü zaman telaþ vermeden evvel üç.. Çaresiz.. Böyle bir þey o ti. .Seninle þakalaþýyoruz ama. Feri-. meþhur "karga ile t alýndaki tilki gibi aðacýn altýnda sinsi sinsi dolaþmaya baþladý.. Bu.. Ben yapacak baþka þey bulamadýðým için hâlâ gülmeye devam ediyordum.Feride. . bu gece birbirimize yaklaþmamalýydýk.Ne münasebet? dedim.. Yakýn dallardan birini tutarak aðacýn gövdesi ne atlýyor. topuklarýný burkularak alabildiðine kaçýyordu. Faka ttikçe inceliyordu. Politikayý deðiþtir k sordum: . daha yukarýlara çýkmaya hazýrlanýyordu. O. Gelirse daha yukarýlara ç\k-maya hazýrlanarak: .Þimdi görürsünüz... Korkuyorum senden.. dört kere iskarpinlerine ve suya bakan. Onun yeþil. Seninle konuþacaðým var da. Çýktýðý dalýn üstünde doðrularak daha yukarýlara bakmaya baþladý.Öyle mi? Neyimden korkuyorsunuz acaba? .Feride.Benim sizinle konuþacak bir þeyim yok. Aðaçta adeta bir kovalamaca oyununa baþladýk. bu gece sahiden canavar kesilmiþti. onu cesur ve çevik yapmýþtý. alaycý bir tavýr aldým. Sizi aða' tan aþaðý yuvarlamaya mecbur olur am pek üzülürüm. bunu yaparsa yerimi kýrarak kuzenimin yerine benim haykýrýp baðýrma ihtimalim vardý.Durunuz.. hatta cevap vermedi. azýcýk aþaðý iner misin? dedi. dedim.Biliyorsunuz ki. dedim.. Biraz evvel þiir okuyan sesiniz birdenbire deðiþerek "aman aman aman" diye aya baþlarsa feci olur. aðzýmdan bir ses çýktý. Nihayet utanýp sýkýlmayý býrakarak bana: . O.Dudaklarýmý parmaklarýmla sýkmama raðmen. Netice fena olacak. ' .Þaka mý? Ne münasebet? ÇALIKUÞU 41 . . yýlan gözlerinin yakýndan baktýðýný görürsem. Ya onu... r tarafýndan duyulunca hemen bir kahkahaya döndü.Ama sen de çok oluyorsun.

. istanbul'a her iniþinde bana hediyeler getiriyordu.. Söz mü. kendi kendime oturuyordum aðacýmda. Kuzenime olan küskünlüðüm. Kendin düþün. ... Hemen misafi rinin yanýna dön...... Artýk pantolonunu fa k dallardan birine oturdu.Hem ne biliyorum ki. onun da uzun zaman ben den korktuðunu hissettim. Yemin mi?. Üzeri sazdan köþkler. hemen hemen bir genç kýz olduðumu söyleyiþimde elbet bir maksat var. . Neriman'ýn gittiði tarafa gitmekten utanýyor ibi. Sörler bizi Kâðýthane tarafýna gezmeye götürmü Sörler... Uzatýrsan sözümü geri alacaðým. sokakta gezmeyi pek sevmezlerdi ama nedense o akþam karanlýða kalmýþtýk.Söz. o geceden sonra köþkte görünmez oldu.Bu gecekinin her zamankilere benzememesinden. her gün yaptýðým þey deðil mi? . onu korkuttu. Fazla üzülmeyin...Bilmem. . . Bazý þeyler vardýr ki. ..inanayým mý? ÇALIKUÞU 43 . Kâm-ran'a gelince. .. Söz uzarsa içinden çýkamayacaktýk. Fakat nedense bu hediyelere ehemmiyet verdiðimi ne Kâmran'a ne de baþkasýna göstermek isti yordum. Kâmran'ýn bu korkusundan ben daha ne istifadeler eder. sana verilen hediyelerin kýymetini böyle mi bilirsin? diye azar iþitiyordum.... Kâmran çok yorulmuþ.Zannederim ki.Yetiþir artýk.. çekik gözlü Japon kýzlarýyla süslenmiþ þemsiyemi yere. þýk bir el çantasý. güzel þeyler hoþu yordu. nefretim bir türlü geçmek bilmiyordu.O. Bir hoyrat çocuktan ziyade yetiþmiþ bir genç kýza yakýþacak bu þeylerin bana verilmesindeki neydi? Çalýkuþu'nun gözünü boyamak. Beni mutlaka görmek ister gibi ýsr dýrarak: ... H kuzenim. ona acýdýðým için deðil. sonra ayaklarýmýn al arak aðlaya aðlaya ezmek istiyordum.. Parmaklarýmý parlak ve yumuþak derisine sürerken adeta hürmet duyduðum çantama. . dedim. gagasýný kapatarak gevezelik etmesine mani olmaktan ba olabilirdi? 44 Reþat Nuri Güntekin Baþkasý tarafýndan hatýrlanmaktaki zevki anlayacak yaþa gelmiþtim. Resimli bir Japon þemsiyesi.. Biraz gözümü açabilsem. . Fakat ben. . Baþka yazlar mektebin açýlacaðý günlerin yaklaþtýðýný gördükçe baþým aðrýr. fakat inanmak gelmiyor içimden.. Artýk eskisi kadar çocuk deðilim.Feride. . ipe k mendiller. .. Sonra.. ne söylememden korkuyorsun? Ben. çocuk görür.. Hadi gönlün rahat etsin. fakat ne olursa olsun artýk onunla konuþmaya tahammülüm kal an önce kendimi kurtarmak için: / .. yürek biçiminde bir tuvalet aynasý. aðlayacak haldeydi. yemin... Korkulacak bir þey olmadýðýna /min olabilirsin... bahçenin aþaðý tarafýna yürümeye baþladý.. .Sana büyüdüðümü.Bu gecede ne fevkalâdelik var ki?.Ne kadar baþka türlü konuþuyorsun Feride. üzülmüþtü. Ya hiddetle baðýrdým: .. Ayýp olur...Feride. bir gün eli sulu yemiþleri dolduracak gibi bir jest yaparak onlarý çýðlýk çýðlýða baðýrtmýþ-tým.. Ne istersen.. / Ben. ipek çoraplar.Merak etme.. Fakat artýk büyümeye b hiç fark edemez. Kös kös aðaçtan indi. tozlarýn içine yzelerimden: . * Mektebin ilk haftalarýnda bir pazar günüydü. Mesut dul. hâlâ þakaya devam ediyor görülmekle beraber.... inanman lâzým... dedi. Kâmran'ýn korkusu yavaþ yavaþ hayrete dönüþüyor gibiydi.. bir yandan o kadar sevdiðim bu eþyalarý bile yýrtýp kýrmak. Bu tehdit. gözlerim kararý insanlardan uzaklaþacaðým günü iple çektim. ufak tefek þ ajlarla onu daha neler neler almaya mecbur edebilirdim. Feride?.

. Feride.. Feride? Misel. Beni her zamanki âde- ÇALIKUÞU 45 tim üzerine en önde gidiyor zannetmiþ olacaklar ki hiçbir taraftan bir ses çýkmýyordu.Biraz evvel oynarken düþtüðümün. taburun en arkasýnda yürüyordum.. dedim..Budala mý? Niçin? . Baktým.Evet Misel. Sevgi iþinde Çalýkuþu bir hakiki gourde'dur.. Yazýk ki bir türlü inanamýyorum... .. Hangisi olursa olsun fena þey.Feride de âþýk olmuþ...Ne demek istiyorsun? 46 Reþat Nuri Güntekin . . i.Herkes senin ne olduðunu bilmez mi? . Nasýl buna ihtimal veriyorsun? .O halde hemen kolumdan çýk. . Bu emri verirken bir kumandan gibi serttim..Ne zannedecekler? .Herhalde beni arkana almayý teklif edecek deðilsin... durmuþ hayretle bana bakýyordu. Bilmem nasýl oldu? Bir aralýk farkýna varmadan arkada rýmla aramdaki mesafeyi dehþetli surette açýlmýþ buldum. . . ayaðýmý yaraladýðýmýn farkýnda deðilsin galiba.Biliyor musun Feride. yavaþ yürüyorsun? Sað ayaðýmýn bileðine sarýlý mendili gösterdim: . Hakikaten iyi oluyordu.. aptal . Kimse ile kur yapmana ihtimal olma dýðýný..Mersi Misel...Niçin?. . Ben de seviyorum.Maalesef öyle. Ben.Koca budala. . sukabaðý. Kolun u omzuma at. Bir münasebetsizliktir yapmýþým.. Zavallý Misel.Ne söylüyorsun. Misel bu defa hayretinden bir istavroz çýkardý: ...Doðru mu söylüyorsun? dedim.Sen misin Çalýkuþu? dedi.Benim için böyle mi düþünüyorsun? . dedim.Elbette.. Çok güzel. deðil mi? Öyle deðil.. Ne yapýp edip bu haysiyet kýrýcý tehlikenin önüne geçmek Yine ondan öðrendiðim bir jestle baþýmý Miþel'in omzuna koydum... Halime acýdý.. dehþet.. ..... Çirkin deðil. .. dedi. Fakat ýslah kabul etmez surette saf. yürürken daha az acý hissetmiyor musun? Dediðini yapmýþtým. dedim ve yalanýmý bir kat daha yutulur bir renge sokmak için de iç çektim.. Sanki senin böyle bir maceran olamayacaðýný... dedim.. manalý bir yan bakýþla hazi sedim: . Bu pozda yürüdüðümüzü gören arkadaþlar ne zannedecekler? . Misel. boynumu çarptýrarak tasdik ettim: . . Biraz yürüdükten sonra Misel: .. Belki hatta güzel. Niçin böyle kendi kendine.. Ben de seni belinden tutayým.. .. Fakat koluna girebilirim. Þu halde Çalýkuþu'ndan sonra bana bir de gour de diye isim takýlýr-sa..Ben. balkabaðý gibi naya gelirdi. Zaten kýsa boyum. Türkçesini pek iyi bilmiyordum ama. gourde Fransýzcada asmakabaðý. beni tutmakta devam ederek: . Misel. Sen çok iyi bir kýzsýn.. . bunu baþkasýnda sezmek bile ona zevk veriyo t.Hiç. Derk yanýmda bir gölge belirdi. dediði gibi ne çare ki inanmaya ve açýktan açýða sevinmeye cesaret edemiyordu.Hayýr... Artýk arkasýný getirmek namus borcu oluyordu: .. diyecekler. Buna imkân yok... .Siz öyle zannededurun. . Nasýl..Güzel..... Yükün biraz hafifler.ister misin sana yardým edeyim? dedi.Tabii hayýr. öyle sevme çýlgýný bir kýzdý ki. kalýnca vücudumla bu ka baklardan birine de pek benzemez deðildim.. diyorlar.. Beni çirkin mi buluyorsun? . Birden durdum: .. dedi. Daha kuvvetli.Ben deðil herkes öyle düþünüyor. Miþel'e derdini anlatýyor...

Nerede gördün? Nasýl tanýdýn? .. bir sýrma tel ile birbirine baðlanmýþ iki þeker kutusu uzatarak: .Ta kendisi..Ah. derler. ne saadet! Misel. Þaka mý. ne güzel! 50 Reþat Nuri Güntekin söylemiyordu. . dedi. Bir zaman gevezeliði. Demek ki yalana baþlar baþlamaz ona kendimi tanýtmaya muvaffak olmuþtum. huy canýn altýndadýr. Yoksa benimle þaka ettin.. Sevecek bir h akiki insan bulanlara þaþmak lâzým.Bunlarý sana kuzenin getirdi... diyeceðim.. Çünkü onun bir hayalini bile bulmak o kadar güç.. bu þüpheyi kendisine söylemedim. Bir büyük sebep yokken Kâmran. nasýl oldu? Demek sen de ha? Nasýl. .. beni kapýda karþýladý..Bir genç erkeðin kur yaptýðý kýzý görmeye gelmesinden daha tabii ne olur? dedim. Çok mu güzel sevdiðin genç? .Bugün senin sânsýn kuzen mektebe geldi. beni aramaya gelmiþ olsun! Misel herhalde yan lýþ görmüþ olacaktý..... . . Fakat ne uydurup söyleyeceðini bilemiyordum. . elimden tutarak koþa koþa in bir köþesine götürdü: . artýk ýsrarý býrak. Birdenbire telaþlandým. Mamafih. Mamafih.Yalnýz sevmek mi Çalýkuþu? . yaramazlýk etmesi þýk bir þey olamazdý.. Fakat bakýþlarýndan. hem üzüleceksin..Elbette güzel. Allah esirgesin.Anlat Feride..Kim bu?. sýçramasý. þimdi beni daha büyük bir muhabbetle kollarýnda tutuyordu: . ara sýra da yine þeytana uyuyordum. Mademki seviyor. sevmek güzel þey... Arkadaþlarým arasýnda masalýmýn do dan þüphe eden varsa bu kutuyu görünce onlar da fikirlerini deðiþtirmeye mecbur olacaklardý e güzel! . Bekleme.Þüphesiz senin için.Bulunmadýðýna üzüldün. Sor Matild.Haydi. karþýlýðý da var: Grande gourde..Bununla beraber o yine gelir. Miþel'e sevdiðim diye prezante etmek için aklýma kim gelse beðenirsiniz? Kâmran!. yemekten sonra Sor Matild beni çaðýrdý. o ka . deðil mi? .. hiç hoþlanmadýðým bir tipti.Ona ne þüphe? ÇALIKUÞU 51 O akþam. .Çok güzel! . Bu vaziy ette bir insanýn bebek gibi atlamasý. Ben asma yahut sukabaðý ha. Demek Misel yanlýþ görmemiþti. deðil mi? . dedi. . Mektebe gelen kuzenim-di. . _ ý j ?? . Hem sevineceksin. dedi. Yalancýktan inanmýþ gibi görünerek: . O gün nedense bizimle gelmemiþ olan Misel. Anlat.. o senin adýndýr!" demek bile aklýna gelmiyordu....Þüphesiz.. Biraz evvel onun bana söylediði gourde kelimesini ben bir de baþýna "kocaman" sýfatýný taka ona iade ettiðim halde: "Sensin....ÇALIKUÞU 47 . Israrý býrakmaya can atýyordum... Keþke sen de benimle kalsaydýn. yaramazlýðý býrakmaya mecbur oldum.Sana havadisim var.. Yine bir kýr gezintisi dönüþüydü. inanmýyordum. Öyle bir ikâyesi uydurayým ki sen de þaþ.Zannederim. Fakat kutularý bana uzatýrken boynuna sarýlýp yana ek için kendimi zor tuttum. Bu... gülüþlerinden ne demek istediklerini anlýyordum. Akþamüstleri son teneffüste Miþel'in koluna asýlarak yavaþ yavaþ yeni masallar uydurmakta devam ederken. . ban ip bir gurur veriyordu.Haydi Feride.Kuzenimle birbirimize kur yapýyoruz.Geçen sene mektebin parloir'mda gördüðüm sarýþýn kuzen mi? . Misel yanaðýmý okþadý.

Kâmran gülerek yanýma yaklaþmýþtý.. þimdi de f . Fakat o gece mütalaa sa atinde kutularým elden ele sýnýfý dolaþýyor. kutulara e limle birkaç sýký öpücük göndererek bir parça da dudaðýmýn boyalarýný hafiflettim.Bunlar ne büyük iltifatlar. Sonra. Kâmran: . önlüðünün cebinden minimini bir ayna çýkarmýþ.. esimli roman kahramanlarýna benzer bir genç oluyorsunuz da ben daima yerimde sayýyorum . Ben.. Kâmran Beyefendi. inþallah onlara yeni kutularda da tesadüf etmek mümkün olur. ellerimi ve dudaklar oyuyordum. t kendimi tutamadým. Masalým bana biraz pahalýya mal olmuþtu. dedim. Feride. hatta uðraþsam büsbütün sývaþtýracaðýmý biliyordum. bütün çocuklar. biri yaldýzlý kâðýtlara sarýlmýþ þokololarla doluydu. artýk olan olmuþtu. Boyalý dudaklarýma uymayacak bir ciddiyetle: . Siyah önlüðümün eteklerini tutarak kutularýn önünde muhteþem ve uzun bir reverans yaptý nada parmaklarýmý biraz da eteklerime silmek ihtiyacýný ihmal etmedim. Kuz m. Haritalarýný olduðu gibi býrak. içiden iki yaldýzlý kitap yortularýnda küçük çocuklara hediye edilen resimli bebek masallarý kabilinden þeylerdi. beni görmek için gelen /r'da beklediðini haber verdi. Dudaklarým yol yol sarý. insan. gülüyordum. kuzenimin kadýn eli gibi temiz ve süslü ellerini ýslak ellerimin boyasýyla rbat edecektim. Bunlarý ne mendille.. Hay Allah cezasýný versin! Koridordan çýkarken gözüme iliþen bir ayna.. Gözüme masanýn üstünde yine sýrma tellerle birbirine baðlý paketler iliþti. ama ne de olsa. ellerimin.. olsa onlarý en yakýn arkadaþlarýmdan bile ne ihtimamla gizlerdim.. Haritalarý olduðu gibi býrakayým.. bir çocuktunuz deðil mi? Siz maþallah seneden seneye büyüyor. O: . utanmýþ gibi yaparak baþýmý öte t ... dedi. Biraz da ona iltifat etmek lâzým geliyordu: . dedim. Bazýlarý uzaktan bana manalý iþaretler yapýyorlardý. Yalancý bir telaþ ve sabýrsýzlýkla onun gösterdiði kutuyu açtým. kýrmýzý. Kâmran penc akta duruyordu. ne de su abunla çýkarmama imkân olmadýðýný. kur yapýlan. fondanlar biraz kýl hakký ama. Fakat misafiri hangi suratla görmeye gideyim?... hele aðzýmýn hali felaketti.Haydi Feride. sýkýntýmý büsbütün artýrdý. Kâmran'ýn ehemmiyeti yok tabii. Artýk iþi gürültüye getirmekten. O kadar ki. Üç gün sonraydý. yaldýzlý dipleri görünmeye baþlamýþ olan kutularýmý tekrar bana teslim etti .. imtihan için boyalý bir coðrafya haritasý hazýrlýyorum. benimle eðlenir gibi ön Yüzümün. insaflarýnýn derecesine göre. Fakat müsaade ederseniz küçük bir . Doðruca yanýna gitsem.Kutularýmýn biri renk renk fondanlar. Fakat hakikaten tarifine imkân yok.. hatta hazýrlanan bir kýz vaziyetin-deydim. ikiþer. ne bileyim.Bu sefer zannederim daha kýymetli bir þey bulacaksýn. yine bu halde uðraþýrken kapýcýnýn kýzý sýnýfa girdi. Ona küçük bir ders vermek sýrasý gelmiþ miydi acaba? Bilmiyorum. ortada bu hareketime mana verecek yabancýlar dolaþýyordu. ama ne yaparsýnýz?. Gerçi þokololar. Ne yapalým. dedi. Misafirini gör.. diye fýsýldadý. onlarý aðzýnda eritirken yüreði de beraber eriyor.Hediyelerin her türü için teþekkür etmek lâzým.. ne de olsa insan mahcup oluyor. Ne güzel! Misel maalesef. herhalde anlamadýðým bir sebeple benimle eðlenmiþ olacaktý. Ne yapacaðýmý bilemiyor gibi etrafýma ve kür52 Reþat Nuri Güntekin süde oturan muallim söre þaþkýn þaþkýn baktýðýmý hatýrlýyorum. parlotr de içeri girmeyecektim. Evvelki günkü kutuda bir nevi fondan vardý. mesela birbirimizin elini tutmamýz lâzým gelecekti.. mor boyalarla boyanmýþtý. Fakat ne çare ki.. onun karþýsýna hangi çehreyle çýkmayý caným isterse öyle ya t gelenin kim olduðunu öðrenerek kýs kýs gülen arkadaþlarýma karþý ben. âlâ. Yazý yazarken kalemi aðzýma soktuðum gibi. Sýrf bunun için buraya kadar et ettiyse ayýp doðrusu. Boya iþleri bana h Biraz savruk olduðum için ikide birde renkleri birbirine karýþtýrýyor. O gün de ben. üçer alýyorlardý. Yanýmdaki arkadaþým.Bu kutular adeta niþan þekeri kutusu Feride. O vakit haliniz ve aðýrbaþlýlýðýnýzla büyük ins diniz gerçi. Birkaç sene evvel siz de bir çocuktunuz.. dudaklarýmýn boyalarýný bir çocuk del altýnda saklamaktan baþka çare yok- ÇALIKUÞU 53 tu. Bunlarýn bana a anladým. Kapýyý hýzla açarak fýrtýna gibi içeri atýldým.

. Fakat öyle de olsa. Feride! Bu anlayýþsýzlýða hayret eder gibi bir jest yaptým. Tuhaf bir nazarla yüzüne baktým: . Feride.. bir kaçamak arýyordum. Çok mersi. Kuþ yavrusunu sever gibi okþuyor. Çünkü fondanla spat etmiþtir ki. . O. Ben.Sizin böyle el çabukluðu hünerleriniz yoktu ama nasýl oldu. caným þekerler.. bundan sonra büyük insanlara mahsus ciddi þeylerle hatýrýnýzý sorarýz. yüzüme bakmakta devam ediyordu: . diye alay ettim. onunla adeta ko uþuyordum. bu sözleri muhakkak alaydý. hayretle gözlerini açtý: . içini çekerek yalancý bir somurtkanlýkla: 55 ÇALIKUÞU . dedi. Mesele yok. Kitaplar için sizden af dilemeye lüzum görmeyeceðim. hem biraz nanelidir. Ah. içinde yine fondanlar vardý. Dinlenilmediðini zannetmesine onun galiba caný sýkýlmýþtý. . Fakat doðrusu araný istediðimi ben de anlamamýþtým.. sözünü bitirince yüzüne baktým. dudaklarýmý büzdüm. baþkasýnýn aðzýna sürülmüþ bir þeyden iðrenmemek için. þimdi yalnýz fondanlarýmla meþgul görünüyordum.Yine anlamadým.Sadece onu ver! Hakikaten bu ne demektir? insan. Bu defa sinirli bir hareketle ikinci kutunun baðýný kopardým. N Herhalde bir þaþkýnlýk ve dalgýnlýk saniyesi geçirmiþ olacaðým ki. onun karþýmda bu sesle. dedi. Kâmran.Pardon Feride. Yaptýðýma piþman oluyor. Þekeri kaçýrdým ve ona d mi çýkardým: .Yiyeceðim. Bak.Onu bana versene. mesela en þu sarýyý kýrmýzýdan evvel yemekte bir zarar görmezsin. deðil mi? Halbuki ne yazýk? Çünk a tatlýdýr.Ne yapalým. . . Kuzenim elini uzattý. âcizane ben keþfettim.. Onu evvela yersem sanýrým o nazik lezzetine. efendim. kuzenim birdenbire elini ndaný parmaklarýmdan kapmak istedi. fondanlar o kadar güzel ki. Bir tanesini alarak dudaklarýma götürdüm. Ay açmasapan þeyler söylüyordum: . Mamafih. Anlamadým.Bakýn. elimelerle konuþmasý hoþuma gidiyordu. Kâmran. Kâmran. o da nedense bunu bana dirmemek istedi. dedi.. Fakat ben daha atik davrandým. bir resimli gazetenin üstüne sýralýyordum. Maksat size kitap geti rmek olsaydý belki o demin bahsettiðiniz romanlardan da seçebilirdim.. ben size bu kadar güzel fondanýn nasýl yeneceðini tarif edeyim de ondan sonra kapý . yetiþmiþ bir genç kýz muamelesi etmek lâzým geldiðini aðzýnýzdan iþitme iyar etti Feride.Bunlarý yemek de bir sanattýr.Artýk size ermiþ. dedi. Cevap vermeye mecbur olmamak için ellerimi bir dua vaziyetinde birbirine kavuþturara k dalgýn bir hayranlýk rolü oynuyordum. hemen hemen resmi bir tavýrla hafifçe eðildi: .Ne söylediðinizi dinleyemedim. kitaplar zaten bir þakadan baþka bir þey deðildi. 54 Reþat Nuri Güntekin . bunla rý görünce barýþtýk. þaþkýn þaþkýn. Hem bu sanatý. o þairane ko kusuna yazýk olur. Kâmran'ýn bu tavrý.Ne demek? . Yani siz büyüyorsunuz da ben neden Bibliothegue tfose masall arýný okuyacak bir bebek kalýyorum ve bir türlü haline göre on beþ yaþýna girmiþ bir kýz mu görülmüyorum? Kâmran. içinden çýkardýðým þekerleri. gözlerime düþen tiyle silkeleyerek: .Anlaþýlmayacak bir þey yok.. mademki çocuk hediyeleri makbule geçmiyor artýk. Mamafih. Getirdiklerini kendin yemeye baþlarsan iþimi . Bir mücevher muhafazasý seyreder gibi kutuya bakýyor.Kutuyu yanýnda açtýðýmýza galiba fena ettik.? Kâmran.

Aramýzda aþaðý yukarý konuþulacak bir þey kalmamýþtý. Elverir ki. kendimi tutamadým. bir uydurma isim ve adresi bile düþünemedi. Yalnýz 60 Reþat Nuri Güntekin Kendimi tutamayarak birdenbire bir baskýn yaptým: . Ne bileyim iþte? Ben bu çocuðu o kadar seviyorum ki. dilim serbest olmadýðý için el hareketleriyle ona fondanýn lezze fevkalâdeliði anlatýyordum. sonuna kadar devam edecekti. yan gözle de kapýya bakýyord Misel. Biliyorum. Derhal iþi çakmýþtým. Kuzenim þaþaladý. Kâmran. yarý þaka bir hiddetle kutuyu itti: . kuzenime "Haydi. yavaþ yav aþýmý iki tarafa sallýyor. koridorda baþý- ÇALIKUÞU ' 57 mý kollarýnýn arasýnda sýkýþtýrýp saçlarýmý karýþtýrarak "Bana masal okudun. tekrar ciddileþtim.Tabii. Yüzüne bile baktýðýn yoktu biçarenin. Misel. sevda" gibi þeyle caktý. dedi. yahut d a "seviyorum ki" kelimesinin ne dehþetli bir manasý olduðunu herhangi bir Türkçe bilenden ö nebilirdi.. Sütninenin torunu köþkte mi? Sütninenin torunu senelerden beri köþkte büyüyen bir öksüzdü. Kâmran. Bir haritaya ihtiyaç olduðunu söyleyerek kandýrmýþ. Ne yapacaktým? Birbirine kur yapan iki insan sýfatýyla. Þimdi de arkadaki camlý kapýnýn arka are týkýrtýsýndan farký olmayan bir gürültü ve hareket hissediyordum. kutuyu uzatarak: . bana o saniyede bir hýnzýrlýk düþündürdü.Yüzüne bakmamak ne ispat eder. Nereye gitmesini isterdin? .. Þeker.. Gölge kaybolmuþtu. dedi. Garip bir hareketle: ... Kuzenim o kadar tuhaf bir þaþkýnlýkla bakýyordu ki.. gülmeye baþladým.. Bi lâkis ben. parloir'm yanýndaki odadan bizi gözetlemeye gelmiþti.. Renkten irerek ve gülerek: . dedi. tahminimde yanýlmýþ olsam da herhalde bir diksiyonere bakabilir. fondaný üzerine koydum.. Bu seviyorum kelimesini. Terbiye icabý evdekilerden haber sord lara komplimanlarýmý gönderdikten sonra kutularýmý koltuðumun altýna sýkýþtýrarak çýkmaya h Birdenbire parloir'm yanýndaki odadan hafif bir gürültü oldu.istemem.Þimdi artýk öðreneceðinizi öðrenmiþ sayýlacaðýnýz için bir tane ikram edebilirim.Az kalsýn unutuyordum..... Doðru bir þey deðil ama. mektep arkadaþlarýmýn çoðu gibi Türkçe bilmezdi. La Dam O Kamelya rolü oynayan bir aktris jestiyle boynumu bükerek ellerimi göðsümün üstünde kavuþturarak tekrar ediyor. Allah yolunu açýk etsin. Yalnýz. o kadar þaþaladý ki. altý kelime Türkçe biliyorsa. Sonra... bunlarýn üçü mutlaka "sevmek. Sevmediðimi mi? Ne delilik!. rica ederim. ses ve jestler seviþen iki insanýn jestlerine benzesin.Elbette köþkte.Adý nedir? Ne iþ yapar? Evinin adresi ne? dedim. Kuzenime belli etmeden bu kapýya þöyle bir bakýnca ne göreyim? Buzlu camýn arkasýnda kocama ir baþ gölgesi.Bu da nereden çýktý. sevgi. mademki bir ro baþlamýþtýk. Mamafih. Kuzenim gülümsedi: . Hepsi senin olsun. ha!" diye güle Bu korku. Kedi gibi kulak kabartarak dinledim. 56 Reþat Nuri Güntekin Baþýmý biraz arkaya atarak tekrar dilimi çýkardým. bu çocuðu o kadar çok seviyorum ki... dedim. Miþel'di. evdekilere selam" diyerek aptal aptal kapýdan çýktýðýmý görünce her þeyi anlayacak. Þu halde söyleyeceðimiz lakýrdýlarý ktu. Mektep levhalarýna ve haritalarýna mahsus olan bu odanýn biraz evvel kapýsý açýlmýþtý.. Benim. sualime þaþýrýr gibi oldu: .. dedim.. Kâm-ran'a: .. Sonr rdan birinin yere düþmesine benzer bir ses iþitmiþtim. Fakat camýn altýndaki anahtar deliðinden bu kýzýn bizi gözetlediðine hiç ... o bizden mutlaka fevkalâde bir þeyler bekliyordu.

bað kütük yarak koþuyor. arzularýna karþý kafa tutsam bile neticede daima yelkenle ri suya indirmek lazým gelir. Hakikat meydandaydý. devam ediyordu: . Kuzenim ikide birde onun evine gidiyor.iki gün evvel Neriman'dan bir mektup aldým. Bu sözleri iþitince kapýn ek köpeði yavaþça kucaðýmdan indirdim.. o. Þimdi farkýn daha azalmýþ olmasýna raðmen ve onu "abla" diye çaðýrýrým.. hayatta Allah ban a teyzeden bol bir þey vermemiþtir. Kocasý olan Aziz Eniþ emiz senelerden beri oralarda mutasarrýftýr. Müjgân. esir gibi bir þey oluyor. Beþ... bir mühendisle evlendi. Niçin? Ne bileyim? Ýnsan. Bunlardan biri de Tekirdað'dadýr. Her istediðini yaptýran. Necmiye'ye: ÇALIKUÞU 61 . Tekirdað'a kadar. hiddetten aðlamamak için diþler klarýmý kanatýyordum.. Görüþmemi istemez de. Bir misafir.Ay. Ben." duasýný bu sefer de ben. Müjgân isminde benden üç yaþ büyük bir de ký Akraba çocuklarý arasýnda galiba en ziyade onu severim. benim taban tabana zýddýmdýr. bana hiç batmaz. Bazen na sihatlerine biraz somurtsam.Ya... O günden sonra Kâmran ne zaman mektebe geldiyse bahane uydurdum. istedikleri ahlâksýzlýðý yapsýnlar. alaycý bir tavýrla: ..Neriman kocasýndan çok memnun görünüyor. üçüncü defa olarak tekrar etti e köpeði kucaðýma kaparak dýþarý fýrladým. yahut bahçede yýrtarak açýyor. birini sevmek felaketine uðradý mý. çitlerin.Kim hanýmefendi? . o kadar a zla olarak da müstebittir.Mektubunu aldýðýnýz haným. O yaz. içindekilerini bir tanesine en çocuklara yaðma ettiriyordum. dediðim zaman ise daha fazla kýzardý.. Ortada ehemmiyetli bir mesele varmýþ gibi: .Sakýn ha! Anneme ondan bahsetme. Neriman'ýn nerede oturduðunu evden sorup öðrenmek iþten bile deðildi.. Aramýzdaki fark üç yaþtan ibaret olmasýna raðm nu çocukken 62 Reþat Nuri Güntekin nedense daima kocaman bir insan gibi görmüþümdür. diye misafirin kelimelerini aynen tek rar edip lakýrdýyý kapatmaz mý? Artýk çaresiz. "Bu sefer bari mesut olsa zavallý.Ne baba dostlarýnýzla. . iþ baþa düþmüþtü... Müjgân Abla. Çok mesutmuþ. Hiddetle ayaða kalktým.. haberin yok mu? Çoktan. Tekirdað'dan bana.Hanýmefendi. Fakat artýk havuza gitmiyor. bir hamam kubbesi ahmaklýðýyla: . dedi. Fakat bu kadýnýn adýn k. y t öteki teyzelerimde misafir kalýrdý. O yaz. Neriman Haným. Mesut dul için bir þey soramazdým. yanýna çýkmadým. ne kendi dostlarýnýzla meþgul olduðumu zannediyorsanýz yanýlýyorsu sebetsizliðimden öyle bir lakýrdý ortaya atýverdim iþte. . ya! Bu sefer bari mesut olsun zavallý. bu sefer mesut olsun zavallý. Getirmekt devam ettiði kutularý sýnýfta.. Misafir yerine Necmiye cevap verdi: . o arada bana da uðruyordu.. Misafir. bana tahammül edilemeyecek bir þey gibi görünüyordu. birkaç senede bir Ayþe Teyzem'le beraber istanbul'a gelir ve birkaç hafta köþkte. Necmiye. Küçücük bir fino köpeðini havuzda yýkamak için dýþarý çýkýyordum.. fakat kulaðýma da yasak yoktu ya. Mesut dul mutlaka bu taraflarda bir yerde oturuyordu. hemen hemen resmi bir davet geldi. altý aydan beri kocasýyla beraber izmir'de. diye yalvarmaya baþladý. diyebilirim ki yalnýz odur.. hafta baþýnda teyzeme sorarým. fakat bu. bir seyahat yaptým. Müjgân çirkindir. O geced en sonra mutlaka anlaþmýþlardý. Bu aklýma geldikçe vücuduma ateþ basýyor. tekrar evlendiler mi? dedim. ne kadar çýlgýn ve yaramazsam. Ayþe Teyzem. ... Besime Tey .. zorla tutmaya çalýþtýðým ellerimi cebime saklayarak: . Bana ne? Fakat beni arada oyuncak etmeleri fena halde gücüme gidiyordu. Uzak deðil. Malum ya. Eve çýktýðým bir tatil günüydü.Ne yapacaksýn? Niçin bu merak? gibi kelimelerle beni atlatmaya uðraþtý. diye dýþarý çýktým.Ben. bahçenin etrafýný dört dönüyordum.. Neriman.

evi denize bakan yüksek bir bayýrýn üstündeydi. ye tiþmiþ bir küçükhaným olan Müjgân'ý ne yapacaðýz? Ne söylersem iskarpinlerini ve çoraplarýný çýkartmayacaðýný bildiðim için ona bir teklifte .. Zavallý Müjgân. Razý olmadý: . dedim. Eniþtemin. Ayaklarýmýzý çýkarara ekten baþka çare yoktu.Tüy gibi hafifsin abla. "Fakat Feride'yi iki aydan aþaðý amak üzere bu tatilde mutlaka bekliyoruz. olursa ne âlâ dedim ve onu kalçalarýndan yakaladýðým gibi kaldýrdým. konuþmaya cesaret edemeyecek kadar kerliferli bir uldum. Bir kelime söylerse muvazenenin bozulmasýndan korkuyor gib aðzýný. beni men etmeye uðraþmýþtý. ." diyordu. dedim. Sinsi sinsi yanýna yaklaþar .Bakalým. . kendi kendime vapura binmekti. Çýrpmacak olursan boylu boyumuza düþeriz. dedim. Hatta böyle olduðu halde: "Karanlýkta güverteden denize sa . Mamafih. Fakat sonradan kendisi de buna alýþtý... bazý yerleri r duvara benzeyen bu bayýrdan sahile inmemi evvela tehlikeli bulmuþ. Ben kendi hesabýma bu mecburiyete sevindim bile." Besime Teyzem'le Necmiye. Gelmezse en iþtesi de. Fakat rahat durursan korku yok. Her gün bir misafirliðe. Müjgân Abla. yine çabucak anlaþtýk. insaný hasta ede adar geniþliyor ve yalnýzlaþýyordu. üzerinde bir y elken. iki senedir görmediðim Müjgân'ý büyümüþ. Bu misafirlikler beni eðlendirmekle beraber. Hele akþamüstlerine doðru sular.. "Sizden ümidim yok. Öyle geçireyim.zem'e yazdýðý bir mektupta. Artýk kocaman bir kýz olduðumu. Fakat ermiþ. Bereket versin ben.Gel. sapsarý kesilmiþti. 64 Reþat Nuri Güntekin Bir gün Müjgân'la baþýmý almýþ. gözlerini kapýyor. yine de en çok sevdiðim zamanlar Müjgân'la ya lnýz kaldýðým saatlerdi. Yalnýz. Demek mektep açýldýðý zaman bana da aþaðý yukarý böyle bir þey yapmak Bir sene evvelki flört masalýna bu sene de bir seyahat hikâyesi ilave etmek hoþ bir lüks o lacaktý. Sanki Tekirdað'a iþleyen pabuç büyüklüðündeki külüstür vapurun bir t bi seksen metre merdiveni varmýþ gibi. uzak yýldýzlara baka i gözlerini bükerek: "Olacak þey mi? Ýmkân var mý?" diyorlardý. fakat aksi gibi. yol kapalýydý. Müjgân da fena halde danlacaðýz. ikimize de yazýk olur. Tekirdað'ý dünyanýn bir ucu gibi görüyorlar. sual lerine ciddi ve nazik cevaplar vermeye çalýþýrken. bir tecrübe edelim de. Yabancý kadýnlara kompliman yaparken. býrak. Malum ya. Fakat çýplak ayaklarýmla s yürüdüðümü görünce çýldýracak gibi oldu. romanlarda okuduðum Amerikan kýzlarý g .Deli çocuk. ta ilerideki bir burna doðru yürümüþtük. Kimse ile konuþma.. bu mevsimde çok güzel ve sakin fakat neþesizdi. Bazen saatler geçer. Deniz. sahildeki kayalarý kahkahalarýmla çýn çýn öttürüyordum.. Mamafih. bu bur yalarýn öte tarafýndan koya geçmekti. sularýn üze ktiriyor. . sahil boyunca yürüyerek ta uzaklara gidiyorduk. Müjgân bunu evvela sahiden birkaç adýmlýk bir tecrübe sanmýþtý. Ben de onlarýn arasýna karýþtým. Saatlerce kumlarda yatýyor. Müjgân Abla. ben de. ince bir duman parçasý görünmezdi. kendimi misafirlik oyunu oynayan bebe klere benzetiyordum. bu tehlikeyi daha evvelden hisse diyor. Fakat teyzelerim bu arzumu telaþlý çýðlýklarla karþýladýla nýma bir bekçi katma- ÇALIKUÞU 63 dan yola çýkmama razý olmadýlar. Arkadaþlar arasýnda yaz tatillerinde aileleriyle beraber seyahate çýkanlar ve dönüþte bize bol övünenler vardý. bir hafiflik yaparsam beni ayýplayacaklarýný söyledikleri i areketlerime son derece dikkat ediyordum. benim. Vapur merdivenlerinden deli gibi inme!" gibi aðýr nasihatlerle haysiyetimi kýrdýlar. insan arasýna katýlmak biraz da gururumu okþamýyor deðildi. benim iddiam. Ayþe Teyzem'le Müjgân'ýn sürü sürü ahbaplarý vardý. beni nasýl taþýrsýn? diye gülüyordu. yaþý gibi boyu da lduðu için kendisini taþýmaya gücüm yetmeyeceðini zannediyordu. Maksadýmýz. çantamý elime alarak. Zavallý kýz. köþke yahut baða davet ediliyorduk.Delilik etme. Sen. sen koskoca insaný nasýl kaldýrýrsýn? dedi. Kendini kurtarmaya çalýþara ..Ýzniniz olursa bunun imkânsýz bir þey olmadýðýný ispat ile kesb-i þeref edeceðim. seni arkama alayým. elleriyle saçlarýma sarýlýyordu. biz de teyzesiyiz.

Hasýlý. Bir gün o. Bir de burnu dönünce ne görelim! Karaya çekilmiþ bir sandalýn yanýnda yiyecek yiyen üç balý or mu? ÇALIKUÞU 65 .5 66 Reþat Nuri Güntekîn Akþamüstleri Müjgân'la kol kola gezerken genç bir süvari zabitinin etrafýmýzda dolaþtýðýna . . Çalýkuþu . Müjgân tekrar güldü. bir uçurumdan geçiyormuþ gibi gözlerini kapýyor cesaret edemiyordu. dedim... "Dilini sýký tut. Balýkçýlarýn ikisi yirmiþer yaþýnda. incecik bacaklarýyla -süpürge önünden kaçan örümcek gibi. Bir an durakladýktan sonra: "Ben Marika diye bir kýzým. Niçin böyle " diyordu.Ettin mi edeceðini. Mamafih. yanýmýzdan geçerken bize bakýyordu. vaziyetimiz hakikaten tuhaftý.Anlayalým Müjgân Abla! dedim. ben öyle arkasýndan koþulacak bir kýz deðilim ki. sade baþýný deðil bacaklarýný da açýyor. .Zabitin benim için dolaþtýðýný mý zannediyorsun? . yine atýný oynatarak ve bizi duvar kenarýndaki aðaçlar arkasýna kaçýrarak yanýmý n sonra yavaþça güldüm.... O gece. öksürdüm ve: . sürükler gibi koþtururken: "Allah cezaný versin. "Bu nasýl Müslüman kýz böyle.Balýkçýlar adam yemezler ya.. hangi saatlerde denizin ne taraflarýnda ba sordum. Müjgân yüzüme baktý: . Ýstanbul'daki teyzeler. bir karýþlýk suyun üstünde. biri sakallý bir ihti Gençler. Hiç sesin çýkmýyor. þimdi ne yapacaðýz? Ben güldüm: . Feride? diye fýsýldadý.Ne demek istiyorsun.Evet.Ne söylüyorsun. Saçmasapan konuþma. . abla! Gözlerim faltaþý gibi açýlmýþtý. Cevaplarýný ihtiyar verdi. Feride? dedi. Fakat Allah'ýn kýrýnda baþka gidilecek yer y ibi mütemadiyen bizim gezdiðimiz yolda gidip geliyor. Sen gelmeden evvel yine görürdüm. Zabit Bey'le mükemmel k ur yapýyorsunuz. Bu zabit. yahut biraz daha fazla iki genç.. Sonra içini çekti: .Onu zannetmemek için biraz aptal olmalý.. korkak Müjgân." dedim ve yürüdüm. utangaç görünüyorlardý.F. .Biraz akran muamelesi etmek tenezzülünde bulunmanýzdan ne çýkar efendim? . O. Müjgân: . dizka-paklarýma kadar çýplak bacaklarým. . yemekten sonra Müjgân'la evin önüne çýkmýþtýk. tüccar amcama istanbul'dan misaf ir getirdim.. elimde çoraplarýmla insan içine çýkacak halde deðildim.Yavrucuðum.Zavallý Müjgân.. Müjgân beni kolumdan tutarak.Ben mi? Deli çocuk! . dedi. sözde atýna talimler yaptýrýyordu.koþmaya hazýrlanýyordu.. bu hiçten þeyi adeta büyük bir mesele yaptý.Þunu demek istiyorum ki artýk eskisi kadar çocuk deðiliz abla.. senin için etrafýmýzda geliyor. Hele ben. Müjgân gülmeye baþladý: .Ne bileyim... Konuþmadan denize doðru yürüyorduk.Senin bir derdin var Feride. Ora larý dedikoducu yerlerdir. Balýkçýlar. neredeyse durup konuþacak. Sýrf lakýrdý olsun diye saçmasapan sualler. Müjgân. h m de o kadar garip bir alaka ile ki. Fakat beni yolun kenarýndaki þu aða an ayýrt etmeden geçer giderdi ve bir daha dönmezdi. Sularýn o gün niçin kýyýdaki yollarý kapadýðýný. dedim." demesinler diye. senin için. B ayýp buldum. Fakat bu defaki gülüþte bir vardý.." diye tekrar tekrar tembih ettiler bana. Fakat o da besbelli benim gibi ulmakta güçlük çektiði için kim olduðumu sordu..

onu öpecek gibi burnumu sürerek: . soluk soluða kendini kurtarmaya lýþýyor. Üstümü baþýmý yýrtacaksýn. kâh baþýmý dizine koyuyor ve daima denize." dedin.Mutlaka geri alacaðým. benimle eðlenerek yanaðýma bir fiske vurdu: . ne güzel!. debeleniyordu: .Peki. oynuyor. dedi. hafif bir kahkaha kopardý: . 69 ÇALIKUÞU . Müjgân. ben de ayaklarýnýn dibine çök Bana mektep arkadaþlarýma dair sualler soruyordu. Fakat ara sýra münasebetsizliðimi hissederek durmak i tediðim halde bir türlü kendimi tutamýyordum.Ama öyle hatýr için deðil. arkadaþlarýmý nasýl bir kurt masalýyla aldattýð akat o zaman rol icabý nasýl mahzunlaþýyorsam. Müjgân da bana uy at zavallý. Ay ýþýðýndan sýrýlsýklam bir denizin iki genç kýza ilhamý bu olmamalýydý. bir þey söylemiyor. bundan sana ne? Ellerini tuttum. Ortayým diyeyim de kavgayý kýsa keselim.Ne dedin abla. hem de kollarý kuvvetsizdi. Müjgân . yah ehþetli gülüyorduk.. o ne dese beðenirsiniz? .."Ben arkasýndan koþulacak bir kýz deðilim ki.. O yine güldü. uzaklara bakýyordum.. beni aldatmak için deðil.. dedim. Benimkilerin her zaman havada kaybolduktan sonra uzakta bir yakamoz parýltýsýyla sularý yýldýzlandýrmasýna mukabil onunkiler gülünç bir patýrtý ile bayýrýn taþlarýna çarpýyor.. Masalýmýn kahramanýnýn kim olduðunu evvela Müjgân' dan saklamaya gayret etmiþtim. Müjgân'ýn yüzüne bakmaktan çekiniyordum.Peki ama. Ne istersen yapacaðým. þimdi de böyle bir mecburiyet olmadýðý halde anýna kendimi kaptýrýyordum.. Kâmran'ý sahiden seviyorsun. Müjgân. sinsi san çýyaný.. . hatýr için deðil. Müjgân'a anlattýðým þey. Kâh onun etekleriyle. Yoldan görecekler. býrak beni. Buna ne sebep vardý? Müjgân'a yaptýðým itiraf sadece bir 68 Reþat Nuri Güntekin gevezelik ihtiyacý mýydý? Bilmiyorum. biliyor musun sen büyüdükçe dehþet bir þey oluyorsun! Ellerimi Müjgân'ýn omuzlarýna koydum. onu kuru otlarýn içine yuvarlayarak tartakla .. Bayýrýn kenarýna gelmiþtik. Bir çýðlýk kopararak Müjgân'ýn üstüne atýldým.... .Benim için de orta diyelim de mesele bitsin. Ona benim Miþel'in birkaç vakasýný anlatt Sonra elimde olmadan kendi uydurma masalýmdan bahse baþladým. mahzun oluyorum. sadece saçlarýmý okþayarak beni dinliyordu. netice itibariyle.Ne dedim ben? . dedi. Sana gelince. rezil olacaðýz. ..Ne çirkin.Gündüz söylediðin münasebetsiz lakýrdýyý aklýmdan çýkaramýyorum..Sözünü mutlaka geri alacaksýn. Yerden taþ toplayarak denize atmaya baþladým. Ama ne yaparsýnýz nra Müjgân yorularak büyük bir kaya parçasýnýn üstüne oturdu. donuk bir sesle: .. ne dedin? Ben.. Sözümü bitirdiðim ve arkadaþlarýma uydurduðum yalanýn ayýp bir þey olduðunu kendimin de anl n. Sahiden.Býrak beni. .67 ÇALIKUÞU Biraz durakladýktan sonra cevap verdim: .. hem taþ atmasýný bilmiyordu. Sen. dedi. gözlerim dolu dolu. Müjgân.Zavallý Ferideciðim.. Seni aldatmak için deðil. Allah a yalvarýyordu... Fakat son bunu da aðzýmdan kaçýrdým.Sen çirkin misin abla? dedim.

Ortalýk aydýnlanýncaya kadar Müjgân beni yalnýz býrakmadý.Deli. ayaða kalkmýþ. ÇALIKUÞU 71 .Feride. hakikaten acýnacak haldeydi. gözlerin parlýyor. Fakat anlamak iþime gelmediði için görmezlikt en geliyor. bacak baþ darmadaðýnýk. Rengin parlýyor. Bahçelerde vakitsiz bir sonbahar baþlamýþ. ne "hayýr" diyor. öte yanýnda o büyük ümitsizliðe benzeyen yel-kensiz ve d iz var. olur biter.Allah'tan korkmadan bana nasýl iftira ediyorsun.Galiba o da sana karþý lakayt deðil. sen sahiden deliymiþsin. Hayatýmda bugünkü kadar azdýðým ve eðlendiðim bir gün olmamýþ gibidir. Bu tabii. Halinde zerre kadar yorgunluk eseri yok. Seyrek fasýllarla birbirinden ayrýlan cýlýz gürgenl . abla. Ben öyle terbiyesizlik istemiyorum. sevmek ayýp mý? Kýyamet kopmadý ya. etrafta otu ota. aða düþ ibi kendimi oradan oraya atýyordum. Geceki uykusuzluktan sonra.. dedi.. O gece yataðýmda beni þiddetli bir ateþ bastýrdý.. yüzü gözlerinin be a kadar balmumu gibi sararmýþtý.. on beþ yaþýnda. dedim. suyu suya katmýþtým. kendi yaþýnda iki komþusuyla arkadan geliyor.Müjgân. bak! Zavallý Müjgân. canavar gibi bir þeysin Feride. Ben yerimden kalkmamýþtým. Evet. diye gülüyordu. Teyzemle Müjgân beni gördükçe birtakým el ve baþ iþaretleri ya Ne demek istediklerini gayet iyi anlýyordum.Geceyi hatýrlamýyorum bile. sayýklýyor. Halbuki beni ne hale getirdin . Yalnýz. Titreyerek: .. Yalnýz.. sadece saç rak. * Akþamüstü. fakat artýk isyana kudre ak uyudum. nihayet bir az canlanmaya karar veren Müjgân'la kol kola hayli önden yürüyoruz. sabaha karþý o da asabil ir sesle beni azarladý: . Yolun bir yanýnda yýkýk rlar. 70 Reþat Nuri Güntekin Ertesi gün yerli zenginlerden birinin çiftliðine davetliydik. ta uzaklarda. Hatta bir aralýk çýplak bir ata binmeye uðraþ bir tehlike de geçirmiþtim. abla?" O. yanaþmalar arasýnda hoyratlýk etmesi ayýptý. diye fýsýldadýðýný iþittim. üstünü silkiyor: . Ben daha çocuðum. Bütün bir gece daðda kurtla boðuþtuktan sonra sabaha karþý kendini býrakan Keçisi'ne dönmüþtüm. Zaten çiftlik ir yerde deðil. dedim.. Zaten vücudumda da uð vet kalmamýþtý. Bereket versin geceler kýsaydý. iþçiler. dedim ve tekrar kaçtým.. tekrar ayaða kalktýn. U yu bakayým gözümün önünde. ümitsiz denizi býrakýyorum ve Müjgân'ýn kolundan tutup böðürtlenlere doðru sür . Bunlar böðürtlendir ve muhakkak ki Allah onlarý çalýkuþlarý gagalasýn diye yaratmýþtýr. te çiçekleri toz içinde sara-np buruþmuþ. kendi haline býrakýlmýþ bahçenin derinlerinde birtakým kýrmýzý benekl r. arabamýz geciktiði için yaya olarak dönüyoruz. aðaçlarýn arasýnda tekrar kendimi kaybediyordum. bunu ben de biliyo ir türlü kendime lakýrdý anlatamýyordum. Müjgân Abla'nýn bu umulmaz baskýsý karþýsýnda bu sefer de ben sindim. Teyzem. Sonra kendimi tutamayarak aðlamaya baþladým. kendi nazik tabirleri üzere "at anasý gibi" bir kýzýn baþ açýk. Akþam ne ha ldeydin? Sabahleyin iki saat bile uyumadýn. titrek gölgeleriyle beraber yolun tozlarý üzerine kuru yapraklar dökülüyor. Biz. Bir aralýk. çitlerle çevrilmiþ bahçeler. Müjgân'ý yalnýz bularak kolundan yakaladým: . Vücudumda bir þey deðiþmiþ gibi kendi kendime karþý yenilmez bir korku ve tiksinti duyuyord ikide birde bir bebek hýçkýnðýyla Müjgân'm boynuna sarýlýyor.Ne anlýyorsun bu Ermeni gelini edalý hanýmlardan? Gel sen de benimle bareber. duvarlarý. baþýmý kucaðýna alarak beni yatýþtýrmaya çalýþýyordu. Ayþe Teyzem'le Müjgân'ý çiftliðin havuzu kenarýnda büyüklerle dedikodu yapmaya býrakarak ço takmýþ. Daha olmazsa evlenirsiniz. Uykuya dalarken Müjgân'm tekrar katýlaþmýþ bir sesle: . O. "Niçin öyle söyledin. adeta kýzdý: . besbelli yeni bir hücuma uðramaktan ürktüðü için ne "evet". çitleri saran yeþillikler kurumuþ.Sen hakikaten þaþýlacak bir mahluksun. Bir türlü uyuyamýyor. daha iyi. Bu sebepten.

.O. Müjgân: .Güneþten. Gülüþtük ve yürüdük. kendiminkileri hemen geri çektim. iki karýþlýk bir hendekte tlamak lâzým geldiði zaman tereddüt ediyor. "Kim acaba?" dedi. önde çocuklarla beraber yürüyordum.Gözlerinden öpüyorlar.. dedim.um. Teyzemin komþularý kýrký ge kendilerini kadýndan. sek i bitiririz.. . Bu kadar uzun yolculuðu nasýl göze aldýnýz? ÇALIKUÞU 73 O.Sen de öyle. Fakat kulaðým arkadaydý. sonra onlardan ayrýlarak bize doðru yürüdü.. Biraz sonra bu erkek bize el salladý. kuzenimi aralarýna aldýlar. Feride. Þemsiyesiz mehtapta mý dolaþtý. bilâkis yürüyüþümü daha aðýrlaþtýrmýþtým.Zannetmiyorum.. Fakat Müjgân Abla insaný sabýrsýzlýktan çýldýrtacak kadar mýzmýz. Bir arkadaþ grubuyla Alemdaðý'na çýktýk. Aradakiler bize yetiþinceye kadar biz. ta kendisi. Ara sýra hafifçe boðuþuyorduk. ben Müjgân ve böðürt rle devamlý halde çalýþýrken onlar yolun alt baþýný bulmuþlardý. Siz buralarda.Ne kadar yanmýþsýn. Soluðumun týkandýðýn Yolun kenarýnda durdum. . böðürtlenlerden de korkuyordu. kuru ekin saplarýnýn ayaklarýna batmasýndan korkuyor.Kim bilir.. yüzüme yapýþýyor. Ne iþi var burada. Kâmran. Mid bozulacak" diye yemiþleri elimden kapmak istiyordu. dedi ve biraz sonra heyecanla ilave etti: . . Ellerim yapýþ yapýþ.Kim olacak. Þaþýrmýþtýk. Arkadakiler kaplumbaða adýmlarýyla bizi geçip aþaðý köþenin baþýna varýncaya kadar biz. nedir? dedim. iþimizi bitiririz demiþtim ama. yahut bir köylü. Teyzeler nasýl? Necmiye nasýl? . Biraz sonra Ayþe Teyzem ile Müjgân. . dedim.Hayret. Ben. 72 Reþat Nuri Güntekin Böðürtlenler eziliyor. Akþamýn alacakaranlýðý ve yol kenarýndaki b gölgeleri arasýnda pek iyi seçilmemekle beraber baþka türlü bir insan olduðu görülüyordu. . . iskarpinlerimin ba yeniden baðlamaya baþladým. Bir aralýk bir köpeðin hücumuna uðradýk. Yüz yüze geldiðimiz zaman ben. bir yolcu. Sabaha doðru kimseye haber vermeden kendj kendime þehre indim. Fakat benim yorucu eðlencelere tahammülüm yok.Çok tuhaf! Herhalde bir bildik olacak. Ayaðýmý büyük bir taþýn üzerine koyarak eðildim. Derin pul pul olmuþ. arkaya bakýyorlardý. Sonra da üs yapýþtý. bir yabancý karþýsýnda gibi çekingen bir gülümseme ile yüzüme bakýyo ini uzattý. Feride. Hasýlý. Yanlarýnda bir erkek vardý. imdat istemeye kalkýþtý. devam etti: . arkamda sakladým. Topuðumu hiddetle yere vurdum. Kuzenimin teyzemle Müjgân disini hangi rüzgârýn buraya attýðýný anlatmasýný dinliyordum: . dedim. Ama bilemezsiniz ne kadar çok. Birkaç gün Ýstanbul'dan uzakla . içimdem "Elbette. Doðrusu aranýrsa onu ben de pek zannetmiyordum. "Hastalanacaksýn. Müjgân'ýn el çantasýna sýðacak büyüklükte bir köpe a.. Sakýn. Müjgân koþmaya baþladý. . Ben. mesut dulu yad ellere kaçýrdýktan sonra bundan tabii ne olur?" O..Ýmkâný yok. . bir þey söylemiyor.Evvelki gece ayýn on beþi idi. bu Kâmran'a benziyor. Son derece güzel eydi.. Ben.Bu yaz istanbul'da çok sýkýldým. dedi. Nihayet. sakin ve biraz da alaycýydým: . Tarlanýn ortasýnda yürürk burkuluyor.. benim geniþ yakalarýma iki sýrma çapa iþlenmiþ bey lekeler içinde býrakýyordu.Feride.. Galiba bizi merak elikleri rlar.Müjgân Abla ile kendimize bir böðürtlen ziyafeti verdik. vallahi. Kâmran'ý erkekten sayarak biraz alarga gidiyorlardý. fena halde sýkýlýyordum. .Mersi. dedi.. Müjgân. Bir aralýk Müjgân söze karýþtý: .

ikide birde içeride yahut bahçenin arka taraflarýnda kayboluyordum. Karyolamýn kenarýna oturdu baktý. Birdenbire aklýma siz geldiniz.Allah aþkýna boðuþmaya falan kalkayým deme.. Zaten sizi de dehþetli göre.Tahminim doðru çýktý.. . Bir aralýk. dedi. Bursa bu aylarda cehennem gibi ya nar. diye gözlerimi iri iri açtým.Sahtekârlýða lüzum yok. Birkaç dakika sonra da ben onun karyolasýna gitmiþ. yanlarýna yaklaþmak lâzým gelmiþti. halimden alýndýðýný g : . baþýný yastýðýndan kaldýrarak kollanma ordum. dedi ve hâlâ hafif hafif baþýný sarsmakta devam etmeme raðme tekrar uyudu. Gözlerini açmadan: "Yapma. Karþý karþýya geldiðiniz zaman hiç sebep yokken ka kaçýyorum.. Yalnýz dilinin ucunda bir þey var ki mutlaka söylemezsen bu sefer ben u yuyamayacaðým. Ona bir þey söyleyecek olursan sen zorla kucaðýma alýr. Müjgân. dedim. dedi..Vallahi uyuyordum. iðrenmeye karmakarýþýk his günden güne artýyordu. Müjgân da yorgunluk kta duramayacak halde olmasýna raðmen. Odanýn karanlýðýna. Silkindim maya ihtiyacým olduðunu söyleyerek odama çýktým.Misafire hürmette kusur ediliyor galiba. dedi. dedi. Anlýyorum. Müjgân'ýn kapalý gözlerine raðmen yüzümü onun saçlarýna saklayarak kula .. Onunla görüþtürmek içi insanlar çaðýrýyor ve hemen her gün uzun bir araba gezintisine yahut yerlilerden birinin bað ve bahçesine davete götürüyordu. Kâmran. O. geç vakit odaya geldiði zaman ben yataðýmda uyumuyordum.j ceðim gelmiþti. Güleceðimi hissederek öte tarafa döndüm. Ona karþý duyduðum hiddete. Ben. Müjgân. Müjgân: . zorla baþýmý kaldýrdý: .Ne demek istiyorsun? O.. Ben gülerek omuzlarýmý kaldýrdým: . Peki.Hiç. Sert bir hareketle karyola demirlerini zangýrdatarak doðruldum: ÇALIKUÞU 75 . .. yorgunluktan ölürüm. beni tekrar kaçýrmamak ister gibi sýmsýký bileðimden eteðimden tutuyordu. Feride. Ben. Fakat ikimiz de kendimizi tutamayar ak gülmeye baþladýk. onunla merdiven parmaklýðý arasýndaki na sürünmeden geçip geçemeyeceðimi hesap ederek: 76 Reþat Nuri Güntekin . aç gözlerini. ikimizi birden denize atarým.. burunlarýnýn dibinden ayrýlmýyordu. Eniþtemle teyzem o akþam Kâmran'ý geç vakte kadar" bahçede alýkoydular. Hiç. Feride" diye yalva rdý.. bilâkis gruba alarga duruyor.74 Reþat Nuri Güntekin Fakat nereye gidersiniz? Yalova'nýn mevsimi deðil. Müjgân çenemi okþayarak: .Peki. Bereket versin Aziz Eniþtem. Ne istersen.."Misafir misafiri çekemez" derler dedim. horlamaya baþladým. Bir sabah yine böyle bir davete gitmeye hazýrlanýrken kuzenimle merdiven baþýnda karþýlaþtý mu kesti. misafirine fena halde kancayý takmýþtý. birdenbire ürktü: .Peki.ikramýn fazlalýðýndan öleceðim. bilmem niçin. dedi. korkuya. iþitilmedi-ðinden emin olmak ister gibi bir tavýrla etrafýna baktýktan sonra: .Senin aklýndan delice bir þeyler geçiyor. Fakat o zavallý hakikaten uyumuþtu. Kâmran'ýn gelmesi hakikaten keyfimi kaçýrdý. Sonra lambayý söndürerek . Sonra gülerek ilave etti: .

Ben. buna itiraz etti. Akýllý uslu Müjgân'ý bugün hangi hain þeytan dürtüyordu. belki zengin bir yerli ile evlenirsiniz . ensemde hafif bir ür hissediyordum. Kâmran. kuzenime bu Marika hikâyesini anlatýyo itirdikten sonra bileðimden tuttu: . . Ben. Kim bilir. sen birdenbire sustun. Bana aþinalýk etti: . Kâmran. insanlar tanýy orsun. kendisini eðlendirecek insandan kimi kastettiðimi anlamýþtý.Fena mý? dedim. dedi.Güzel ama. dedi. Balýkçý deyip de geçmeyin. misafirin misafire ev sahibini çekiþtirmesi eski usu llerdendir. dedi.Bir gün sizinle balýða çýkmaya hazýrlanýyorum. Müjgân: . Bu mevsimden sonra günler ekseriya bugüne benzer. Baþý yine bir kýrmýzý mendille sanlý. Basamaklarý ikiþer ikiþer atlayýp þarký söyleyerek bahçeye doðru koþuyordu Nihayet bir gün Müjgân bana edeceðini etti. Gece yaðmur yaðdýðý için havada tatlý bir sonbahar serinliði vardý. dedi.Bugün de þemsiyenizi unutmamýþsýnýz. kendi durgun ve kararsýz mizacýna benzeyen bugünkü havadan pek hoþlandýðýný anlatý .Sizi eðlendirecek insaný nereden bulup getirsinler.. gülerek cevap verdi: .. Bir gün kendimi Marika diye tan balýkçý. onunla deniz kenarýndaki bayýrda dolaþýyorduk. Dumana. O.Beni deðil ama. galiba Feride'yi büsbütün Tekirdað'da býrakacaðýz.bir balýkçý geçiyordu. Son derece zengin bir insan. dedim.. Her gün yeni yerler. ÇALIKUÞU ___ __77 O gün nasýlsa serbest kalan Kâmran'ýn caddeden geçtiðini gördüm. dedi. tekrar dudak büktü: . Biraz sonra tekrar yanlarýna döndüðüm zaman. dedi. gözlerini tavana kaldýrdý: . O. sise benzeyen þ ir bulut. 78 Reþat Nuri Güntekin Konuþa konuþa bayýrýn kenarýna doðru yürümeye baþladýk. Feride? diyordu. þaka etti: . Fakat hi r þey görmediðim. Müjgân. denizin durgun yüzünde nereden geldiði belli olmayan uçuk bir ay titriyordu. bugün de yaðmur tehlikesi var.. Bir sabah.Evet ama. zavallýlar? dedim... bunun farkýn likten gelerek bir yarým çevirme hareketiyle vücudumu ayný istikamete çevirmiþtim. Kâmran'm bu sözüne karþý ne dese b . deðil mi. Müjgân'a takýlmakla söze baþladý: .Allah esirgesin. Marika. dedi. Kýsmeti çýktý. Sizi her gün gezdiriyorlar. Heyecanla elerini uzat .. iþitmediðim halde onun bize doðru geldiðini seziyor.Çoktan görünmüyorsun.iyi ama. Babam aksi gibi öyle bir alýþtý kaydýracaklar diye ödü kopuyor. Kâmran gülüyor: . dedim."Misafir misafiri çekemez" ama. insana hüzün veriyor. dedi ve baþýný çevirince on. Kuzenim nedense benim ilk gece söylediðim "misafir misafiri çekemez" sözüne içerlemiþti.Milyoner de olsa o kadar demokrat olamayýz. kuzen sýfatýyla buna katiyen razý olmam. Artýk kendimi tutamadým: . Ortada þikâyet edilecek bir þey yok. Elindeki þemsiyeyi açýp kapamakla eðlenerek: . Bu esnada yanýmýzdan -çýplak ayakla. on beþ adým ileride Kâmran'ý gö Ayaküstü birkaç dakikalýk bir sabah sohbetinden kaçýnmaya artýk imkân kalmamýþtý. Bari ben de öyle yapayým.Ne o.Tanýdýðým insanlar hiç öyle zevk verici insanlar deðil.. komik bir yeisle gülümsedi. Kuzenim. iþi ciddiye alarak baþýný salladý: . Kâmran. Fakat uzanan elleri boþta kaldý. . Sonra kýþ. Bilmezsiniz buranýn kýþý ne kadar sýkýcýdýr:. onun vücuduyla merdiven parmaklýðý arasýndaki delikte layýp kaçmýþtým. I e bir balýkçýnýn oðluna istiyorlar.Feride. Kâmran. güneþi saklýyor.O kadar aleyhinde bulunmayýn. iri bir aðaç kökünde oturan Müjgân'ýn yüzü deniz tarafýna dönük olduðu için o. Ýk irde bana bunun için taþ atýyordu. Müjgân.

O gün. Sonra ikisi de ciddileþti-ler. Mesela ateþ gibi bir süva ri zabiti her akþamüstü atýyla evimizin karþýsýna geliyor.. dedim ve hiddetle deni e doðru yürümeye baþladým. Kumsalda biraz daha yürüdükten sonra. Bir an. Aðlar gibi bir sesle: . kuzenim bir heykel gibi dimdik odu. çarpýnýp çýrpýnýyor ve baðýrýyordu. Hayvan. Lâkin. ara sýra ye içarenin. Nihayet ikisinin de dönüp bana baktýklarýný ve fenasý. Biraz evvel yanýmýzdan geçen ihtiyar balýkçý.beni yakalayamayacaklarý m uhakkak. Cevap vermek kendi hakký. Yalnýz. bu nazlý insanlarýn -ata da binseler. böyle lakýrdýlardan hoþlanmam. f bir þey. Feride'nin daha yüksek kýsmetleri de var. dedim. iþi parmaðýna dolamýþtý: j. oradaki bir keçi yolundan tekrar bayý anmaya baþlayacaktým. bu sefer kahkaha ile gülüyor.. on a kudurmuþ görünüyor. Kendimi bayýrýn en dik yerinden olanca hýzýmla aþa kapýp koyuverdim. kayanýn ucunda kupkuru bir geçit açýlmýþtý. Allahaýsmarladýk. dayaða fasýla vererek küreðine dayandý. dedi. beni mahve di ve bunun önüne geçmek için benim elimde çare yoktu. . Burasý. Onun için. keçilerin bile zor çýkacaklarý bir yol olduðu için onlar beni maktan vazgeçecekler. Fakat þimdilik balýkçý.. Evvela köpeðin kuduz olmasý ihtimali aklýma geldi ve du-raladým. hem de bir yerimden deðil irkaç yerimden kýrýlýp dökülmediði-me hâlâ þaþarým. . Evvela gülerek konuþuyorlardý. * Yürümeye baþladým. ihtiyaten. Kâmran. iyiden iyiye solumuþtu. Fakat 80 Reþat Nuri Güntekin aksiliðe bakýn ki. bunu onun yanýna býrakmay acaðým. ihtiyar.Yalancý. söyleyeceði þeyleri b güçlük çekiyor gibi þemsiyesiyle topraða çizgiler çiziyor. izimi kaybetmiþ olacaklardý.Anlaþýldý.. birdenbire karþýma çýkan bir komedi yahut facia. balýkçýnýn kumsalda bir çalý ateþi üzerinde kaynamakta katranýný devirmiþti.Bunu bana da söyleyebilirsin. Müjgân. Fakat bu kahkahanýn içinde deminki gülüþe benzemeyen. Müjgân. ateþte kaynayan katraný devirdi meret. Birdenbire yanýna yaklaþmaya cesaret edemeyerek baðýrdým: . ilerideki burnu dönersem selamete çýkmýþ olacaktým. birkaç daki her þeyi unutturdu. bir kýrýklýk vardýr.Buna diyeceðim yok. elinde bir kürekle kara okak köpeðini kovalýyordu. Gördüðüm þeyler. dedi. diyordu ancý deðilim ki. Hiddetle ayaðýmý yere vurdum: ÇALIKUÞU 79 . ötesine berisine yapýþtýrýyordu. her þeyi anladýðýmý. kendini Feride'ye beðendirmek iç ikeli hünerler yapýyor. ara sýra denize taþlarýmý atmakta devam eder . Sizinle kavga etmeden konuþulmayacak. bu tehlikeli deligözlülük de beni kurtarmýþtý.Ne olacak. Ara sýra yere eðilir gibi yapa ak arkaya bakýyordum. hiçbir zorum. herhalde hayvancýðýn sandal küreðiyle öldürülmesini erecede büyük suç deðildi. baþlamýþ lakýrdýyý býrakmayacaðýný h enarýna gittikten sonra hiddetle denize taþ atmaya baþladým. O. Köpek.Ne var. Müjgân. Ancak þu var ki. baðýra baðýra oradan oraya kaçýyor. Planým hazýrdý. Büyük suç! Fakat. Hiddetin sebebi anlaþýlmýþtý. Mamafih. yanýma doðru yürümeye baþladýkl iþin anlaþýlmayacak bir yeri kalmamýþtý. sýkýntým yokmuþ gibi. Bu sefer. benim kaçýþým manalý olacak. yahut hiç deðil ndiðimi gösterecek. . Baþýmý çevirince onlarýn bayýrýn ba yavaþ inmekte olduklarýný görmeyeyim mi? Koþmaya baþlayacak olsam. Bilirsin ki. hiç emniyet verecek gibi deðildi. buranýn öte tarafýnda.Hepsi o kadar deðil.Sen çok oluyorsun artýk. bu sabah deniz çekilmiþ.. Kâmran. kendini kaybetmiþ bir halde. iftiracý. fakat bir his bana bu uzaklaþmanýn. ne istiyorsun zavallý hayvandan? ihtiyar.Yalnýzken böyle konuþmuyorsun ama. o iniþte nasýl olup da yuvarlanmadýðýma. Kâmran'm arkasýna geçerek bana göz kýrptý: . Müjgân'a gizli bir "Sana gösteririm" iþareti yaparak: . diyordu.

Kuzenim. Ben de onun gibi kovalanýyordum. yere düþüp ölmesinden korkmaya baþlamýþtým. Yani açýkçasý. Ben. zorla kapýyý açtýrmak isteye da rezalet çýkaracaklardý.. Sabýrsýzlýklarýndan. Arka bahçede. Salýncaða atladým. korkmayýz.Hayýr. ikide birde d etmeden yavaþça arkama.Beni de. hiçbirinizi almayacaðým. onlarý kollarýndan çekerek yüzlerini. çocuklarý büsbütün hýrslandýrmýþtý. Müjgân. .Korkmayýz Feride Abla. Fakat kapýnýn önünde Aziz Eniþtem karþýma . alacaðýn olsun. büyük bir gürgen aðacýna asýlý. yahut benim tasarladýðým yoldan bayýra týrmansayd ka kurtulacaktý. Feride Abla. balýkçýya paralar verdiðini gödüm. Fakat ben. O hýzla zannederim ki. çizdiðim sýnýrý aþarak. onu fazlaca koþ içimden: "Daha beter ol!" dedim ve salýncaðý hýzlandýrdým. aklýnca emin bir yere saklanmýþtý. aklým çileden çýkýyor. Bugün. büsbütün kaçmaya da içim razý olmuyordu. benimle beraber sallanan küçük de kesilmiþti. elleriyle iþaretler yapýyordu. istanbul'a kadar giderdim.F 6 82 Reþat Nuri Güntekin lemeyi düþünmüþtüm. bütün vücudumu ateþ basýyordu. küçüklerden birini de karþýma alarak. muhakkak arkamdan gelecekler. sizi birer birer kendim sallayacaðým. bu zavallý köpeði kurtarmak için bir þey yapardým.Kýz. Beni de. Bazý günler komþu urasýný bayram meydanlarýna çevirirdim. Müjgân!" diyordum. kulak asmýyor. Ara "Rezil oldum. bana dönüyor. ne o çehre? Pancar gibi kýzarmýþsýn! Biri mi kovaladý. Beni de. Kenarda nöbet bekleyen çocuklar titizlenmeye. basýmdaki gürgenin sýk yapraklarýný hýþý tan bir hýzla havalanýyordum. Facia. salýncaðýn etrafýný sarmýþlardý. korkuyorsunuz. Bir parça hýzlý sallanmaktan kork caðýnda ne iþi vardý? Bunlar evde küçük kardeþlerinin beþiðinde sallansalar daha iyi olurdu na benzer birtakým sözler. burnu dönmeleri tekrar aklýmý baþýmdan aldý ve arkama dönmeden yine hý biraz yürüdükten sonra. evvelce de düþündüðüm gibi. benim der de kendi baþýmdan aþ-rkýndý. iþi deliliðe vurarak kulmalarýna mani olabilirdim Arkadaþlarým arasýnda salýncaða önce binmek yüzünden kavga çýk men aralarýna atýldým. Devrilmîþ katran tenekesinin baþýn konuþuyorlardý. Daha yere atan balýkçý. dedim. Halbuki þimdi. Kumsal boyunca dümdüz koþup gitseydi. Nihayet. kollarýmla onlarý iki tarafa daðýtarak: . bizi de!" diye b aðrýþmaya baþlýyorlardý.. diye yolumu kesti. ay tempodan baþka yaygaralar koparýyorlar. . Bu hal. Fakat onlar.Köpek bir kaya kovuðunun içine. ara sýra eliyle göðsünü bastýrý-yodu. çocuklarýn arasýna karýþýr. Çok geçmeden onlar sökün ettiler ve çocuklarýn arkasýnda durdular. Müjgân'la kuzenimin. Ne güzel tesadüf! Eve gelirken odama kaçarak kapýyý kilitÇalýkuþu . . gözlerini çarpýp daðýtmalarýna mani oluyo fenasý. Mamafih. Dizlerimin arasýnda çýðlýk çýðlýða ha ri býrakmasýndan. kuzenimin cebinden çantasýný çýkardýðýný. hýzlý hýzlý soluyor. Müjgân'ýn yaptýðýný hatýrladýkça. bayýra týrmanmaya baþladým. Vaktim olsa. Sinirli bir gülme ile "Ne münasebet!" dedim ve çocuk sesleri gelmekte olan arkaya bahçey e koþtum. Biraz sonra kürekli düþm i bir hücumuna uðradýðý zaman ne yapacaðýný.Hepiniz kenara sýralanýn. bakayým. korkmayýz. benim davetimi beklemede faklý bir sürü halinde gelmiþler. kendi ayaðýyla girdiði bu kapandan nasýl kurtu k kesik uluyor- ÇALIKUÞU 81 du. Fakat ne çare ki. Müjgân'la Kâmran'ý da alakadar etmiþ görünüyordu. yavaþ yavaþ sallamaya baþladým. bir kolan salýncaðý vardý. korkmayýz. "Çok oldu ama. Çaresiz salýncaðý durdurdum ve çocuða çýkýþmaya baþladým. ke 'la Kâmran. küçük arkadaþlarým. bizi de. Bereket versin öteki çocuklar da ayrý perdeden. daha doðrusu aþaðýya bakýyordum. Kâmran'ýn bana lakýrdý söylemesine ÇALIKUÞU 83 fýrsat vermemek için þirret bir yaygara. bahçeyi cehenneme çeviriyorlardý. .

eyleme. Sonra salýncak gidip geldikçe þeytan yavaþ yavaþ dürteler: "Hayd ydi. onlarýn da biraz gönlünü ediver. Yüzünü yüzüme yaklaþtýrarak: . salýncak yavaþ yavaþ hareket etti. haydi Feride!" diye tekrar eder. Müjgân'ýn kollarýna fýrlattý. bir yerleri kýrýhrsa sonra beni haþlarsýnýz. Müjgân'dan öðrendiðim güzel þeyden sonra. dedim ve salýncaða atladým. diye vecap verdim. tkiniz de düþersiniz. Feride? dedi. yorulmama imkân yok. çocuklarý düþürtmek þart deðil ya.Teyze. rica ederim. sekiz yaþýnda bir bebekti. yanýmda çocuklar var!" diye cevap veririm. "Etme. Kuvvetle dizlerimi bükerek salýncaða çýlgýn bir sürat verdim. dedi. . Kýrk yýllýk Çalýkuþu'nu daha tanýmadýnýz mý? ur mu? Uslu uslu baþlarým. o. Kâmran'dýr.Eðleniyorsun öyle mi yaramaz? dedi. eðlenceli bir þey seyredeceklerini anlayarak geri çekildiler. Niyetim. nazik bir çocuktur. gözlerini kaçýrmýyor. yormadan uslu uslu sallar. Kâmran aðabeye yanaþ. Fakat o. Þimdi. ona baþ eðdirip neticeye kadar bu küstah ve zalim alay a devam etmek. Yalnýz. Bunu Kâmran da tekrar etti: .. Ninnisi eksik ine gibi seni sarsmadan. . haným gibi nazlý.Bu esnada evin penceresinden teyzemin sesi iþitildi: . gittikçe çoðalan yaprak hýþýrtýlarýyla sarsýlmaya baþlad ikimiz de diþlerimizi sýkýyor. Ne yapmalý? Onunla yüz yüze gelmede açmalý? Eteklerime bir çocuðun sarýldýðýný görüyorum. . Kuzenim gülerek: . mendilimle tozlu avuçlarýmý silmeye baþlýyoru Kâmran: . . Bu.Ne münasebet. ÇALIKUÞU__ 85 Hareketin sarhoþluðu yavaþ yavaþ beni sarýyor kendimden geçiyordum. yeter!" diye baðýran sesini iþittim. Çünkü nazik ko lan seni zapt edemez. caným. Gitgide süratimiz artmaya. fazla kýpýrdama.Piþman olmaya baþladýnýz mý acaba? diye sordum. Artýk kurtuluþ çaresi kalmadý. Feride? dedi.Benim için hayýr. . Ben.Haydi küçük. bir zul u. beraber sallanacaðýz. bir yerini kýrar. pýrýl pýrýl yanan yeþil gözleri bende garip bir kin. bir rüya içinde g .Ne bekliyorsun.Teyze. her gidiþ ve geliþt klarýn içine dalýp çýkýyor. . yedi.Onu size sormalý. kuzenimi omuz baþýmda hissediyordum. sim kesilir kesilmez onun baþlayacaðýna hiç þüphem yok. Ondan 84 Reþat Nuri Güntekin kaçýnmak. Bu baþý baþýmdan ayýrýr ayýrmaz onunla e hiç þüphe yok. . fakat arkam dönük olduðu halde. onun için küçüðü kollarýmdan indiriy k Kâm-ran'ýn gözlerine bakýyorum: . ihtiyatlý davranýyor. Teyzem pencereden: . dedi.A kýzým. Kâmran.Yeter mi. Ýpler gýcýrdadý. Bir aralýk. Çevik bir hareketle ceketini çýkardý. gürgen. bilmez gibi söylemeyin. Alaycý bir sesle: .Feride.Hatýrýn kalmasýn ama. Fa kat o: "Haydi Feride. bir kelime bize biraz kuvvet zayi ettirecekmiþ gibi susuy orduk. Biraz daha!" diye. Bu kadar teþvike bir zavallý Ça lýkuþu nasýl dayanýr. saçlarýmýz birbirine karýþýyordu. gözlerim gözlerine dikili.. koltuklarýnýn altýndan tutarak havaya kaldýrý rlerimin en miniminisi. korkmak dünyada kibrime yediremeyeceðim þey. . insaf etsenize! Gevezeliðim tükeniyor. O canavarla baþa çýkamazsýn. seninle hiç olmaz diyorum. O da. çok zorlu olacaðýný hissettiðim bu sallanmada kuvvetimi muhafaza mek için dizlerimi hafif çe bükmekle iktifa ediyordum. çocukluk etme. diye baðýrýyo Çocuklar. gülerek. Yavaþ sal-layýver. böyle söylüyorsunuz ama. Daðýnýk saçlarýnýn arkasýndan. Biz salýncaðýn yaný alnýz kaldýk. Bu tombul yanacýklarý kanatýrsak ne olur Çocuðun arkasýný bir gölge kaplýyor.Aman.Kimin piþman olacaðýný görürüz. Korkuyor musun? Bu sefer yüzüne bakmaya cesaret edem eyerek: . düþerlerse. Þimdi görürüz.

Çocukluk etme. dedim. . Kim bilir. B unlar.. bana özene bezene bir niþan yüzüðü yaptýrmýþtý. karþýki aðaçlarýn içinde kaybolmak üzere olan güneþe tutup parýldattýðý zaman. Üç gün sonra. Daha sonra.Çok güzel teyze. beni anlamadý. bazen bu kadarla kalmýyor. diye yalvardým. bu kelimelerin ahengi içinde uykuya dalýyordum.Ben mi aðlýyorum. Tekirdað'da old a ara sýra beni yataðýmda sýkýþtýrýyor: . bir istanbul dönüþünde. Kâmran. . dedim. ayaklarýmýn ucuna bakmaya baþladým. düþkünlüðümü anlamadý: . Islak bir mendille þakaklarýmý siliyor: . Müjgân. incecik elleriyle saçlarýmý okþayarak onun aðzýndan konu ÇALIKUÞU 87 Yataðýmda büzülerek: .. ben dünyadaki niþanlýlarýn en acemi ve vahþisiydim.. Niþan takacaðýz. kýzardýðýmý göstermemek için yüzümü perdenin karanlýðýna s Teyzem.Bunu ümit ediyordum. gözlerimi ildim. Feride? dedi. Karþý karþýya geldiðimiz zaman benimle niþa acaktý. kýzým? diyordu. Feride? diyordu.inelim artýk.. Ben. beni býrakýp yatmaya gittiði zaman Kâmran'ýn söylediði þeyleri kendi kendime tekrar r. ellerimi arkama sakladým. O.Öyleyse niçin aðlýyorsun? Gözlerindeki yaþlar ne? . Fakat ne çare ki. 88 . daha üstüme varýrsa aðlýyordum. teyze? Baþýmý teyzemin göðsüne soktum: .. devam etti: .istemiyorum. Benim yaralý parmaklanma yakýþmayac engin taþý vardý. birbirine k ellerim açýlmamakla beraber kollarým iplerin etrafýna kaydý. Biliyorum ki. her niþanlý gibi onun da hakkýydý.. Zannederim. muhakkak düþecektim. inatla baþýmý önüme eðdim. Sözünü tutmazsa her þeyi bozacaðýmý yeminlerle söylüyordum. bu. buraya senin için geldim Feride. mersi. uzun sürmedi. inþallah dar falan Teyzem kolumu zorla çekecekmiþ gibi. Muvazen esi bozulan salýncaðýn birdenbire dönen ipleri arasýnda yere yuvarlandýk. . Eski bir yüzüðünü ölçü verdim. O kalmak.. .. diye sýz anýyor. Dudaklarý saçlarýmýn arasýndan alnýma.. beni bu esnada kavrama lsaydý. Sonra. be er düþüp ölünceye kadar. Kâmran.Birkaç gün sonra akrabalarýmýza bir küçük davet vereceðiz.Bir yerin acýyor mu. Ayþe Teyzem'Ie Müjgân da bize katýlmýþ olarak sürü sepet istanbul'a dönüyordu un bir mektubuyla öðrenen Besime Teyzem ile Necmiye bizi. Bunlarýn baþýnda Kâmran geliyordu. Tekrar gülümseme . sizin en güzel zamanlarýnýz-dýr. arkamdan sapan taþý y Müjgân vasýtasýyla ona bir ültimatom vermiþtim. beraber gezinmek ve konuþmak istiyordu. Feride. Anlatamayacaðým ki. iplerin elimden kurtulmasýndan korktum. Teyzem. Bunu teyzem. gözlerime dokunuyordu.Düþmeden evvel aðlamýþ olacaðým.Hayýr teyze. beni bir pencere kenarýna çekerek bir sürpriz gibi gös .Dizlerim birden bire gevþedi. düþeceðim. teyze dedim.Hayýr. Mamafih. Korkuyorum. Feride. Fakat onun kuvveti beni muhafaza etmeye kâfi deðildi. Dizlerim büküldü. tuhaf bir þey iþte. bu.. onu ölesiye seviyorsun.Beðenmedin mi yoksa. Benimle evlenmeye razý olduðunu aðzýndan iþitmeden seni býrakmam.Þimdi imkâný yok... Soðuk bir sesle: . . dedi. teyze dedim. onun sana söyleyecek ne güzel þeyleri va .Niçin bu deliliði yapýyorsun.Elini uzat da bir tecrübe edelim. dedi. Galata rýhtýmýnda karþýlamaya koþ Niþanlýlýðýmýn ilk haftalarý herkesten kaçmakla geçti. Bu hareketime. 86 Reþat Nuri Güntekin Hafif bir sersemlikten sonra gözlerimi açtýðým zaman kendimi teyzemin kucaðýnda buldum. Müjgân. Kâmran'ý u geldiðini gördüðüm zaman ürkmüþ bir at gibi patýr patýr kaçýyordum. sevinçle boynuna sarýlmayýþýma hayret eder gibi: . arkama sakladýðým parmaklarýmý birbirine kilitliyordum . utanýyorum. canýnýn sýkýldýðý anlaþýlýyordu.

Ben. Kâm an için. bana neler yapardý. bugünlerde benim için bir abladan fazla bir þey. 89 ÇALIKUÞU Kendimi çiçeklerle ve avizelerle süslü bir masada þimdiye kadar alýþmadýðým bir tuvaletle. Verilecek cevap olmadýðý için önüme bakmakta devam ediyordum.Þimdi artýk anlaþtýk. Böyle olmakla beraber. Hayli uzun zaman. Müjgân. huyunu bilmediðim herhangi bir yabancý kýzdan çok daha iyisin. artýk çocukluðu býrakmak zamaný gelmiþtir. Böyle olmakla beraber sen. yine de köþkte pek rahat sayýlmazdým. Kâmran'ýn ne kadar ince hisli ve nazik olduðunu biliyorsun. Buna mutlaka lüzum görüyorsanýz ben mektebe gittikten sonra yapýn. O zamana kadar daha büyürüm.Reþat Nuri Güntekin Yüreðim hýzlý hýzlý çarpýyordu: . O var. dedim. ar ve çehreyle onun yanýnda gördüm. gardýrobumu deðiþtir dý ve bunun sebebini sormaya. onun hýrpalanmaktan büsbütün incel rasýna alýyor.. alýþýrým. saçlarýmý. onu çok sevdiðini bana.imkâný yok bunun teyze. Fakat gitgide büyüyorsu . bilmem anlatabiliyor muyum? Ciddi ve aðýrbaþlý olmalýsýn. Fakat be eket versin yabancý deðil.Ýstemem. Mesela. Birdenbire titreyek silkindim: . Kelimesi kelimesine aklýmda kalmýþ olan bu sözlerde hakikaten yakýp hýrpalayacak bir þey va dý? Bunu bugün bile anlamýþ deðilim.... bir kere daha tekar edeceksin. annenim de. Çocukluða. Nihayet. alay ettiðim insanlar. . alacaðým dersin þiddetini gidermek için bir eliyle belimden tuttu. yalnýz bana. niþanlý demesin. Çocuklukta bu. Önü daha dört uzun sene var. Gül klarýný kýsarak hafif bir alay geçti: . vaadinde durmuþtu. tabii cesaret edemiyordum. Þimdi senin yalný zen deðilim. O zaman. Yalnýz. Arada bir þakalaþmaya kalkanlar olursa benden. aðýzlarýnýn payýný alýyorlar uyorlardý Hatta. Fakat. Ne demek istediði i. mevkiim büyüdüðü için.Feride. deðil mi. Yalnýz bi fazla havaisin. baþýmla üst üste birkaç kere "evet" iþareti yap Müjgân. zannederim ki. diyordu. Müjgân'in göðsüne yüzümü saklýyor.. Teyzem. niþanlý bir kýzsýn. bunlardan biri bir gün benden. aðzýna bir hafif þamarcýk da yedi. Benim 90 Reþat Nuri Güntekin tarafýmdan gayet haklý bir þamarcýk. aðzý serbest kalan Müjgân: . korkuyorum. inatçý vermelisin. teyzemin beni kýymetli oðlu için bi düðü korkusunu seziyordum. Nasihatlerinin nasýl tesir ettiðini anlamak ister gibi: .Nasýl. yine büyüklüðün kendinde kalmasýný istedi. cevap vermemesi için elimle aðzýný týkayarak yalvariyordum: . ötek eliyle çene i. perdelerimi..Peki. Güzel bir azarý hak etmiþtim. Yerin dibine geçiyorum. alnýmý okþayarak: . Yalnýz bir þartla. belki pek zararlý bir þey deðildir. kuzenimin ta kendisiydi bu. niþanlý kýzlardý. Gece eri odamýzda yalnýz kaldýðýmýz zaman lambayý söndürüyor. Kimse bana niþanlý muamele n þimdi. teyzem. Mektebini bitirmene ve evlenmenize a ene var. Daha doðrusu iki þartla. Fakat. dýþarý-dakilerden olsun kimse yüzüme karþý bahsetmiyordu.Dünyada en acýdýðým. beni evin daha hatýrlý bir odasýna taþýyorlar. yaramazlýða. Buna pelc mumnun olduðumu söylemeye lüzum yok deðil mi? Sen. hemen hemen bir anne olmuþtu. dedi. niþan toplantýsýnda senin yerine bir vekil mi koyacaðýz? Nikâhta öyledir ama kýzým enüz böyle bir âdet çýkmamýþtýr. karyolamý. kim bi lir. ne bileyim. onlardan biri oldum. Evdekilerden olsun. Allah esirgesin. Besime Teyzem duysa. fakat. akýllanacaksýn. F de? dedi. Kimse bana. ben daha çocuðum. diyerek dörtnala aþaðý kaçtým. Sýrf akraba ve bir iki yakýn dost için bir niþan ziyareti yapacaðýz. Büyüdükçe de elbette aðýrlaþacaksýn. Evvela'benimle boðuþmayacaksýn onra. Bütün bakýþlar üzerimize toplanmýþtý.

Ben. Ben. Kâmran'dý. . bir gün bana: .birini alýyor ve yolda mütemadiyen onunla konuþuyordum. Fakat. Bir kahkaha koptu. senin niþanlýn deðil miyim? . b nlarýn arasýnda en baþa çýkýlmazý.Galiba bozuþacaðýz. Kâmran bu esnada bana baksa piþmanlýðýmý anlayacak. Köþk halký bir gün sað elimin bir parmaðýnýn kocaman bir sargý beziyle baðlý olduðunu gördü . Cariyeniz de. Müjgân kýz. Tipiniz. . bira sonra. ama. usulca arkama baktým. Fakat sana karþý. Müjgân'dan baþka diy Müjgân'ýn yolda beni. Araba. r ÇALIKUÞU 91 Kendimi tutamadým: . öyle. beni bedbaht ediyorsun dedi. Fakat öyle bir þey iþitmeyince yavaþladým. araba ile Merdivenköyü'nde bir köy düðününe gidilecekti. yahut da lüzumsuz gevezeli yeceðine emniyetim yoktu.Bir gün. Feride. hakikaten bedbaht bir insan tavrý vardý.Görüyorsun ki.Bir þey deðil. Bu bahçede mesut dulun etekleri arkasýndan nasýl koþtuðunu daha unutmad yapýyorum. diyordum. ya baþka bir münasebetsizlik yapacaktým. bir k kadaþa söylenecek her þey bir erkeðe tekrar edilmez.Evet. Eskiden olduðu gibi ara sýra mutfaktan kayýsý kurusu falan aþýrmaya gittikçe hain aþçý: . Ara sýra bana teklif ettiði araba gezintilerine yanaþmýyor. henüz bir þey söylemediði halde artýk sokaktan çocuk çaðýrmaya da cesaret edemiyordu da bir aðaca çýkmak için bucak bucak saklanmak ve geceyi beklemek lâzým geliyordu.Þimdiden mi? dedim. Tatilin son günlerinde baþýmdan geçen bir kazayý da söylemeden geçemeyceðim. Kâmran'ýn sözünü aðzýna býrakarak sokaða doð dým. Demek ki. Gayrý zatýnýza hýrsýzlýk yakýþmaz. Kendi kendime: . arkamdan geleceðini zannediyordum. Bu suali. Kendi kendime gayret ve rmek için söylenmeye baþladým: .Biliyor musun. dedim. ikimiz de gülmeye baþladýk. sadece aðaçlardan birinin altýndaki bir kamýþ kanepeye oturmuþtu.Arabacýnýn yanma bineyim.Galiba ben. dedim.Ne istersen açýk yeyiver. O. düþündüm . ziyaný yok. Kuzenimin oturuþunda. O. kimse için duymadýðým bir his var içimd Ne vakitten beri. kendime bedbaht demekte hakkým var. onunla kovalamaca diyebilirim.Sinsi sarý çýyan. Onun da.Ben herkes miyim? . Boþ . küçükhaným. diye benimle ala Kimse.Ben.Müjgân'a söylediðini bir kere de senin aðzýndan iþitmek istiyorum. Konuþursam. kaçtýðým kapana tutulmak üzere olduðumu anladým. pek fazla ýsrar ederse yanýmýza gân'dan baþka. Reþat Nuri Güntekin 92 11. bu beni akkým Müjgân'a ne söyledðimi hatýrlamýyormuþum gibi yalandan gözlerimi havaya kaldýrdým.Yanlýþ anlamayýnýz. kalabahkçaydý. biraz kadýn tipi olmasýna raðmen erkeksiniz. ya sesim tit ekti. kýzararak kös kös arabaya bindim. ben bu kelimeyi istemiyorum . Aramýzda konuþtuðumuz her þ erkese söylenemez. Yine belki aðzýma vurursun diye kelim eyi söylemeye cesaret edemiyorum. bütün þeytanlýðýmý. bir parçacýk kestim. Vakanýn son günleri köþkte. tekrar yanýma gelece galiba. . zannederim. dedim. kendimi tenha bir y ya sarf ediyordum. ben de artýk kaçamayacaktým. Biliyorsun ki. . Zannederim ki. ayýp yapýyorum. kendi kendine geçer. onunla yalnýz býrakmak için kaçmayacaðýna. o kadar komik bir hayretle sormuþtum ki. Kâmran.1i! Öyle sanýyorum ki. beni yalnýz yakalamak için fýrsat arýyordu.

uðra or. yüzük büsbütün daralý-yordu. bu sene mektepte yoktu.Epeyce bozuk Ma Sor. yüzsüzlü dým. manalý manalý gülüyordu. zih nimdeki periþanlýðý büsbütün arttýracaktý.Sadece o kadar mý? Garip þey! Sor Aleksi. sen kendi kendine bulabilirsin. Sor Aleksi. Ah bu Sörler! Dünyaya ait hiçbir þeyin farkýnda görünmemelerine raðmen en küçük dedikodular irler. Kâmran. Üçüncü gün. . model bir talebeymiþim gibi razý olmuyor: . bu yüzükle yakalanmak fena ha lde kibrime dokunuyordu.Teyzem yarayý inatla sakladýðýmý fark edince: . Çaresiz.Zannederim ki. taarruza geçmezsem Sor Aleksi'den yakamý kurtarmaya imkân yok. Bir hekime gösterel im. Bundan ilerisine gitmek. Gardýrobun aralýk bir gözünde mavi kadife kaplý bir mahfaza gördüm. beni bir köþeye çekti.Epeyce deðil. Kâmran. alýya mal oldu. bir gayret yapýp kendimi toplarlamazsam. Ben. Tatilin son günü. Hakikat þuydu: Teyzem. Nafile. diye sitem etti. çenemi okþuyor.Bu sene sýnýf geçemezseniz bir sene. Bu sene de dersler çok sýký. bu dert çýkýnca büsbüt Ýlk üç ayýn notlarý son derece fena gitti. Arkasýndan daha aðýr bir taþ: . salak bir kýz olmadýðý bir türlü anlayamamýþým-dýr. bültendeki numaralarý herkese göstermekten sýkýlacaksýnýz. Baktým ki. Tam iki gün vakit odama kapanýp sargýyý çýkararak kendi kendime saatlerce uðraþtým. Ýþte o zaman. çalýþkan bir talebe deðildim.Sörler. yalansý bir saflýkla: . Halbuki bu sene baþ 94 Reþat Nuri Güntekin . Bültenler daðýtýldýðý günün akþamý Sor Aleksi. Misel. sonra diþlerimle çýkarmaya çalýþtým. beni mektebe götürürken hiç konuþmadý ve ayrýlacaðým zaman: . bir uzun sene daha burada beklemek tehlikesi va r. . hazýrlýða baþlamýþtým. Ben. Ertesi gün.Bu kadar aceleye ne lüzum var. Ne yapacaðýmý þaþýrarak göz kaçýrdým. ÇALIKUÞU 95 . saklýyorsun. pek çok.Onu. Bedbin bir tavýrla baþýmý saklayarak: .Tehlike mi? Niçin tehlike? diye sordum. diyordu. Olsaydý. be yüzüðümdü. sýn kaldýðýmýn resmiydi. bahanelerle inat ediyordum. Feride. konuþmaya mecbur edecek. Söylesem muhakkak bir çaresini bulacaklardý. Zaten. mutlaka mektep açýldýðý gün gelmemi tembih ettiler. kadýnca konuþmasýnýn zaten son hadlerine varmýþtý.Notlan beðendin mi. Fakat ben. hakikati utan ÇALIKUÞU 93 zeme itiraf etmeye hazýrlandýðým bir zamanda yüzük kendiliðinden çýkývermesin mi? Niçin? herhalde. parmaðýmý bir sargý ile baðladým. daha açýldý: . Maðlup olduðunu bana göstermekten çekinmeyen koket bir tavýr yanaðýma bir fiske vurdu: . Bu sene geçen seneden bir yaþ daha büyüðüm. muhakkak. bu ýsrarým karþýsýnda yine bir hüzün ve dalgýnlýk nöbeti geçirdi. nedense. Bu. bu kapris. bir bahane ile kendimi kurtarmaya uðraþýrken. dedi. Feride? dedi. dedi. Kimden? Nasýl? On sene aralarýnda yaþadýðým ve öyle pek alýk. dedim. pek öyle aklý baþýnda. buna itiraz etti: . Feride? Birkaç gün daha kalabilirsin. Fakat. teyzemin korktuðu gibi biraz dar yapýlmýþtý. geçen iki gün içinde üzüntü ve sýkýntýdan zayýflamýþ olacaktým. . beni bir gün yatak odasýndaki gardýrobundan galiba bir mendil alm aya göndermiþti. Onu bir dakika parmaðýmda seyretmek hevesine karþý koyamadým. Ben sizin bu kadar düþtüðünüzü hatýrlamýyorum. Fakat.Mutlaka bir yaramazlýk ettin. Sor Aleksi. dedi ve yürüdü.Benden bu kadar çabuk kaçmak isteyeceðini ummaz-dým. bir türlü parmaðýmdan ç r heyecan içinde bir hayli zorladým. aþa benimle yüz göz olmak demekti. Ehemmiyetli bir þey ki. Bu. Yüzük. Üstelik. beni. baþýmýza bir iþ açar.Hakkýnýz var.

kuru bir teþekkürle baþýmdan savýyor. ne yapacaðýný þaþýrtýyordu. Birdenbire þaþaladým: . ihtiyar köpek. ya iki ya üç gece eve çýkmý Sebebini kendim de pek iyi bilmediðim bu inat.Rica ederim Kâmran. O. Bu ziyaretlerin birinde. Arkadaþýmýn babasý. Hasýlý r oyun. ilk aylarda her hafta mektebe r bir þey söylemeye cesaret edememekle bareber bir niþanlýnýn bir talebeyi ziyaret etmesin i skandal addediyorlar. yüzler ini ekþitiyorlardý. Kâmran. Fakat. Yavaþ yavaþ omuzlarýmý kaldýrdým: 96 Reþat Nuri Güntekin . burasýnýn mektep olduðunu hatýrlamanýz lâzým gelir!" yolunda bir söz iþitmek istemezs Kâmran. sefaret kâtibi oluyormuþ. baþka çare yoktu. r ÇALIKUÞU 97 Allahtan o gün. Havadisin doðru olmasý mümkündü. tçim içim içinde bir gece daha geçirmek fikri beni korkuttu. . Ne anlatýyordum? Evet. Günleri hesapladým. Fakat Sörlerin. Aman. Yirmi günden beri köþkten haber alamamýþtým. Besime Teyzem'le Necmiye'yi gücendiri yor. istediðim izni verdi. ne kocaman aðýz! Timsaha benzemiyor mu? . Aðaçlarýn arasýndan Kâmran'ýn bana doð görerek yere çömeldim. bir gün doktorun hafta tatilinden dönen kýzý bana: . Fakat. köþkün köpeði karþýladý. bir cilveleþmedir gidiyordu. O birdenbire duraladýr . bu inadýmý yenmeye muvaff ak oldu.Babamdan Madrid'deki amcasý çaðýrmýþ. . . bir gün: "Ziyaretleriniz biraz sýkça oluyor. Yalnýz.Bir sene evvel uydurma bir masaldan bahsederken ne kadar serbest ve farfaraysam bu sene hakikaten niþanlý bir kýz vaziyetine düþtükten sonra o kadar korkak olmuþtum. Arkad dan beni tebrik edenleri kýsa. O gece hep bu meseleyi düþündüm. bu kadar m ana haber vermediði için içimden darýlýyordum. Yaptýðým. son derece açgözlü ve dalkavuktu.Nasýl olur. Kuzenim. uzak durmama sinirlenerek kapýyý zorla kapamak istemiþti. gelen mektuplarý. kendimi dýþarý atmaya hazýr bir vaziyet almýþ. odada görünür görünmez kaç delik varsa. Türkçe bilen birisine okuttuktan sonra yýrtmak âdetleri olduðunu söyleyerek vazgeçirmiþtim. o yaklaþýrken ben. Feride? Biz niþanlýyýz. öyle mi? dedi.Þu gülüþe bakýnýz. Üç ay içinde. Kapýda beni. onun burnunu sýkýyordum. dedim. kuzenimin beni parloir'da beklediðini haber verirken. açýk olduðu için öðleden sonra gezmeye çýkacaktýk. Konuþmayý bu kadarla keserek ayrýldýk.Nereden bu haber? dedim. Fakat. bembeyaz kesildi ve o günden sonra bir daha mektebe uðramadý. asýl o bozuyor ya dedim. Affedersiniz ama. alçak sesle: . Kâmran ta yanýma geldiði zaman keþfetmiþ gibi görünerek: . perþembeydi. karþýmda ayaða kalkarak geri g yürüyor. o da göz vardýr. Avrupa'ya gidiyormuþ. O.Çok az kalacak. ima yenecek bir þey bulunduðunu bildiði için yolumu kesiyor. aramýzda hiç hoþ olmayan bir konuþma geçtiðini hatýrlýyorum. Sor Süperiyör'e giderek teyzemin hasta olduðunu söyledim ve izin istedim. öyle bir fikir var. Bu. nasýl oluyor da. Kâmran'ýn yanýnda sýnýfa dönüþ. Erenköy istasyonuna kadar beraber g itmek þartýyla. ellerimi mektep gömleði rine sokarak ayakta nihayet beþ dakika konuþuyordum. bir tanesi. ara sýra bana. dedim. bütün yürekler acýsý bir þeydi. parloir'ýn mahsus açýk býraktýðým bir kapý kanadýna dayanýyor.iþte. bizim taraflardaki bir ermeni doktorun kýzý. . sörlerden biri Kartal'a gidiyordu. bana r þey söylemiyorlardý. köpeðin üstüme sürünmesini istemediðim kirli ayaklarýný yakaladým. Kâmran'a ne düþüneceðini. ön ayaklarýyla bana tutunmaya çalýþýyordu. "Bilmiyorum" demeyi kibrime yediremedim.Kâmran Bey. Hafta tatillerini mektepte geçiriyordum. mektup ya zmayý da teklif etmiþti. Ýþin nihayetinde biz artýk birbirine baðlý i . Hava. Elimde küçük valizimle köþke vardýðým zaman ortalýk kararmak üzereydi. Biliyorsunuz ki. Kâmran'a gösterdiðim manasýz uzaklýðý unutuyor. küçük bir seyahat. Sor Süperiyör.Evet. ben. hakikaten fenaydý. yýlýþmak meylini göste vermiyordum. kocaman aðzýný güler gibi açarak dilini sarkýtýyor. Ertesi gün. demiþtim. Ben. bizim köþkten ayaðý eksik olmaya Aile dostumuz gibi bir þeydi.Pek küçük deðil.

pantolonu na dikkat etmeden oradaki bir kayanýn üstüne oturuverdi. Halbuki. bilmiyorum.Ne yapýyorsun. göðsünde nasýl atarsa benimki de öyle atýyordu. ama.Þuraya biraz oturabilir miyiz. Kâmran.Yanlýþ olacak. Onu. .Annem mi? diye sordu.. Öyle merak ediyorum ki. Kâmran'a karþý suçlarýmý bu kadar kolay kabul etm tesiri vardý acaba. Etrafýmýzdaki kuru d ri bir mercan kýzýllýðý içinde yanýyordu. dedim. içerdeler. Feride? dedi. Feride? dedi. Kuzenim bu sefer de galiba kulaklarýna inanamadý: . Onlar. Çalýkuþu . pardösümü tekrar eline almýþtý. Bunu sen mi bana söylü-yosun? Niþanlandýðýmýzdan beri senden en tatlý söz. Çantamý yerden alarak yürümek istedim. Feride? dedi. ne annem.Neden bu acele Feride? Adeta benden kaçýyorsun! dedi. Zannederim ki.. dedim ve arkamdaki lacivert pardösüyü çýkararak oturacað ere serdim. .Sen. dedim. istersen kimseye görünmeden bahçede biraz dolaþabiliriz. Feride. Kâmran. Heyecanýmý gizlemek için alaycý bir tavýr alarak: . . nasýl istersen. dedim. . içeride de. . teyzem nasýl? Ehemmiyetli bir þey deðil inþallah. ben seninle yalnýz onuþmak istiyorum. seni muhafaza etmek bundan sonra benim vazifem oluyor. biraz hayretle: . dedi. Baþýmý önüme eðdim ve sustum. Fakat klýma hiçbir þey gelmiyordu.O mu sana söyledi? . . pazara kadar sabredemeyerek izin aldým. dedim. elimden tuttu: . hasta diye iþittim de merak ettim. hayret ediyodu: . bilmiyorum. söz arasýnda: "Babamý size çaðýrdýlar..Doktorun kýzý. O. onun gönlünü alacak bir kelime bulmak benim için dayanýlmaz bir ihtiyaçtý. Botlarým sýkýyor da. Artýk geri dönmekten baþka yapýlacak iþ kalmayýnca Kâmran: . Zaten içeriye beraber gidecek deðil miyiz? . tte kendimi ona karþý suçlu görüyor. Hasta diye mi duydun? . Okþar gibi hareketlerle kollarýna.Evet. Kâmran. þimdiye kadar gösterdiðim vahþiliðe piþman oluyordum. yakasýna. hemen kolundan tutup kal dýrdým: ..Evet.Sen. Yan yana yürümeye ba landýk ni-þanlanalý ilk defa yan yana. Köpeði býrakarak eteklerimi silkeledim. þimdilik dudaðýnda acý bir tebessümle yalnýz bana bakýyordu.O. galiba teyzeniz hastaymýþ" dedi. Fakat þimdi hepsini unuttum. Birbirimize bir þey söylemeden bahçenin sonuna kadar yürüdük. .Kim söyledi? Yeni bir yalan uydurmaya vakit olmadýðý için: . dedim.. Annemin hiçbir þeyi yok. Fakat zan beni býraksa da artýk kaçmaya kuvvet bulamayacaktým. Kâmran. ne de baþkasý için köþke uðradý. Vakadan sonra ilk defa sen diyordum. Öteki eliyle çantamý aldý.Mersi. Bu nazik bahis üzerinde fazla durmadan: .Emir sizin.Ne münasebet.. mendilimle ellerimi de sildikten sonra birini kuzenime uzattým: . aramýzda ne deðiþmiþti. Bu üç ay içinde ne olmuþtu. Gözlerimi kaldýrmadan: ..Bonjur.Hasta olmaman için.Ne söylüyosun.Sana biraz sitem yapmaya hazýrlanýyordum. son günlerde. tabii. Kâmran. Kâmran. Hatta doktor. beklediðimden çok faz sir ve dargýn görünüyordu.Evet. Bu saatte. Yeni yakalanmýþ bir kuþun yüreði.F 7 98 Reþat Nuri Güntekin .. çaresiz herkesle bareber konuþacaðýz. Kaçmamdan korkuyor gibi elimi býrakmýyordu. O halde. kuru yere oturma.. dedim. düðmel ordu. naziksin.. ÇALIKUÞU 99 Kýþ ortasýnda olduðumuzu unutturacak kadar güzel ve sakin bir akþamdý.Çok sevindim.

birtakým sözler. öyle þeyleri anlayamazsýn. benim fikrim de deðil.Bu teklife niçin "Olacak þey deðil" dedin? Avrupa'ya gitmek seni memnun etmeyecek mi ? 102 Reþat Nuri Güntekin . Sen daha pek küçüksün. . . yahut bir memuriyeti olmamasýný bir erkek için eksiklik sayýyor.Doktorun kýzýndan. Bana el dokundurmadan yaklaþmak için kurnazca bir buluþ. Ne bileyim.. fakat ürkütmekten korkuyordu. Öyle deðil mi? . sana ne çok haberler veriyor.Amcan ne teklif ediyor. Beni. Bundan sonra. bu suratla görür e derler? Birdenbire aklýma gelmiþ gibi Kâmran'a sordum: . Kýzararak baþýmý çevirdim. Onlarý geri çekmedim. ben artýk hareketlerimde serbest bir insan deðilim.. beni tekar vahþileþtirmekten ürküyormuþ gibi yaný klaþmaktan korkarak: . Sualini bir kere daha tekrar etti: . O.Müjgân yanýlsaydý. .Beni. tabii onun fik irlerini söylüyorum. hâlâ ikide bir içimi çekiyor ve hýçkýrýyordum. dedi. Muayyen bir mes leði. Feride? Kâmran dikkatle yüzüme bakýyordu. Ben havuzda yüzümü iyice yýkayacaðým. Feride? Kâmran'ý çok memnun edeceðini hissederek: "Evet" diye baþýmý salladým. Gözlerini açtým ve onun büyümüþ gibi g yaþ damlasý gördüm. ölürken aklýma gelirse aðlayacaðým. dedim. . Öyle y ma. Daha doðrusu. o. cevap verdi: .Bir fikir. ben onun gönlünün rahat ettiðini anlýyor ve memnu n oluyordum. Hepsini unuttum artýk. Konuþmamýz devam etti: . Halbuki . Fakat.Tahminim doðru mu. N ereden duydun? Kýsa bir tereddütten sonra: ÇALIKUÞU 101 . 100 Reþat Nuri Güntekin Bir niþanlý. Çok yakýn olan yüzüne mendilimle oynayarak sordum: . Ayný yollardan geriye dönerken ben.Doðru söyle. hemen yerimd n kalktým. böyle olmazdý ki. Feride. Bahis ciddileþtiði için Kâmran muhasaraya nihayet vererek doðrulmuþtu.O cihetten söylemiyorum. dedim. artýk dokundurmaya cesaret edemiyordu. sefaret kâtibi olarak yanýna almak istiyor. bu kadar ihmal edilir mi? içimde fena þüpheler de uyandý. evvela cevap vermek istemedim.Avrupa'ya bir seyahat varmýþ öyle mi? O. Ben de. Dünden beri talihim ne kadar deðiþti! Ellerini oturduðum koltuðun kenarlarýna dayayarak bana doðru eðildi. Kâmran. Ben. Fakat . adeta korktu. merakla sebebini sordu. .Ne güzel. Kâmran. . Elleriyle baþýmý okþamak istiyor. omuzlarýmý kaldýrarak geri çekiliyordum. bileklerimi tutmuþtu. O.. Beni.Sen önden gitmelisin. fakat hýçkýra hýçkýra aðlamaya baþladým etti ki. Hayatýma taalluk eden her þeyi seninle konuþmaya mecburum. Mümkün deðil. dedim.Zannederim ki. Bu vaziyette dört tara dan kuþatýlmýþ bulunuyordum. ýsrar edince gözlerimi kaçýrarak: .. Feride. bu dakika içinde o kadar mesut ettin ki. yaptýn. Hatta fazlaca bile.Ben sana bir þey yapmadým ki. Madrid'deki amcamýn bir tasavvuru. dedim. Sen bunun için mi geldin? Yanýma yaklaþmýþtý. Sakýn Müjgân yanýlmý istemeden güldüm.Feridem! Bir küçük feryada benzeyen bu ses hâlâ kulaðýmdadýr. Oturd yerde kirpi gibi büzülüyor. Kâmran.Doktorun kýzý.Sakýn annemin hastalýðý bir bahane olmasýn? . "Ýlerde bir sefaret memuruyla beraber Avrupa'ya gitmek belki Feri de'yi de memnun edecektir" diyor.Böyle ne demek? Yani benim niþanlým mý? Gözlerimi kapayarak üst üste iki defa baþýmý sall . ona alýþmaya baþlamýþtým. ..Olacak gibi deðil.

Avrupa'ya gitmeye teþv k ettiðim için. kabýný kaçaðýný arka b bir çadýra nakletmiþ. Feride" diyordu. hýrsýzlýðý fark edince hiddetle öte edememiþtim.'siz etireceðim. Bana b adan odanýn içinde bir iki adým yürüdükten sonra döndü. Amcanýn teklifi hakikaten hoþ bir tek bir seyahat hiç fena olmaz. Kâmran tekaüt olan amcasýyla beraber büsbütün istanbul'a döndüðü zaman ben bir ay evvel mek unuyordum.Çocuklar. giderdim. üç.Demek. bu ayrýlýðý bu kadar kolay kabul etmeme müteessir oluyordu. .Doðrusu. Göz yumup açmcayakadar geçer. "Ben seni býrakýp gideyim mi?" sorana baþka türlü cevap bulunur mu? Öte taraftan. pek uzun da sayýlmaz.. Onu. Hekes. biter tükenir þey mi?" Mamafih bu dört sene Müjgân'ýn korktuðundan çok daha çabuk geçti.Sen. daha vaktimiz var. Üstelik teyzem de köþkte düðün ni büsbütün çileden çýkardý. Fena halde korkan küçükler beni dinlemeyerek. Siz þu kümeslerin arkasýna saklanýnýz. .. ÇALIKUÞU 103 Bu bir. Ben. þimdiden davet mektuplarý yazýyor. dört senecik. ii arada geleceksin de.Bir memuriyet. terziler. Kimi. mutfakta da tamir ve boya vardý. Ben. . dedim. iki. iki. üç. ayný suali tekrar etti: . Yoksa. içimden bu dakikada bü baþka türlü konuþuyordum. herbirini bahçenin bir köþesine daðýtmak v içine saklamaktý. Biraz sonra. kimi dikiþle uðraþýyordu. "Mani olmalýydý el senelerinizi ayrý geçirmekte ne mana vardý? Dört sene. ... köþkün altýný üstüne getiri-yordum. açýkta yemek piþirmeye baþlamýþtý. çadýrýn önünde tatlý ký/artýðýný gördüm ve derhal aklýma bir þeytanlýk . Bir akþamüstü onun. "Bunu yapanýn vallahi bill rini kýracaðým!" diye baðýrýyordu. Galata rýhtýmýndan vapura bindiriyorduk. mutfak çadýrýnýn önünde bir kýyamettir koptu.Ben. Tekirdað'dan bana yazdýðý mektupta. elindeki kocaman kepçeyi sopa dehþetiyle sallayarak deli gibi üstümüze saldýrýyordu.. aþçý izimizi keþfediyor. eksikleri tamamlamak için çarþý pazar dolaþýyor. bundan memnun o dý. dülgerler. daha doðrusu aþçýnýn. Kâmran'ý bir ay sonra.O halde düþünürüz.Demek amcamýn teklifini kabul etmemi doðru buluyorsun? . arkabala-nmýn hepsi beni tebrik ediyorlardý. bu sözleri yalnýz dudaklarým söylüyordu. Aþçý. bir büyük insan aðýrbaþlýlýðýyla konuþmaya baþla . uzak semtlerden gece yatýsýna gelmiþ akrabalarla dolu oþalýyordu. boyacýlar.Evet. Bunun için yeni aþçý. þaþkýnlýðým muþtum. benim yerimde olsan gider miydin? . Feride? . 104 Reþat Nuri Güntekin misafir çocuklarýný peþime takýyor. Çünkü. itiraf etmeliyim ki. Mamafih. o kadar kýsa bir þey mi. Son parti bana. Her yer gibi. uz u iskarpinlerimle sokakta bulunca neye uðradýðýmý þaþýrdým. boyumu bir hayli uzatan yeni siyah çarþafým. senin de þimdi öyle yapman lâzým. Mektepten çýkmak! Ben. Hiç sesinizi çýkarmayýn. Yüreðim hafifçe burkuldu. benim istanbul'dan ayrýlmama razý oluyorsun. daha fazla düþünmeye deðer bir þey görmüyorum. kaçýþmaya z pek iyi de ettiler. çocuklara paylarýný daðýttýktan sonra. biraz sonra. baþkalarýnýn iþlerine bile engel olacak türlü münaseb yapýyordum. bir delilik arýz olmuþtu. Kati bir karar vermek için.Mademki bir erkek için mutlaka bir meslek lazýmmýþ. Bir iþe yaramak þöyle dursun.. Kâmran da. Aradan beþ dakika bile geçmeden elimde dolu bir tabakla küçük arkadaþlarýmýn yanýna dönüyor En iyisi. bana da hak vermen lâzým. Eskiden olduðu gibi... Feride? . Bir. dört seneyi parmaklarýyla o kadar kolay sayýyordum ki. "Hiç iyi yapmadýn. kendine göre bir iþle meþguldü.O halde gidebilirsin. Yine zannedirim ki. Köþk. "Düþünürüz" deyince artýk mesele kalmýyor muydu? Herkesin daima benden istemiþ olduðu gibi.Zannederim ki. içinde yaþadýðým müddetçe bu loþ binaya "güvercinlik" adýný vermiþti r diploma ile kendimi dýþarý atacaðým günün benim için bir kurtuluþ bayramý olacaðýný söyle inde güvercinliðin kapýsý açýlýnca kendimi. . Fakat ben bunu. Yalnýz Müjgân.

ded i. Daha fenasý. elindeki elbise ile üzerime geldikçe -birisi beni yakalamaya geliyormuþ gibi . ilkinde beni aþçýdan kurtarmaya çalýþan terzi matmazel mýþ yaþýnda olmasýna raðmen. bana çýkýþacaðý her zaman yaptýðý gibi eliyle çenemi tutup okþaya . bu kelime için. Aþçý yabancý. dedim. Matmazel. Taþkýnlýðým o haldeydi ki. Teyzem. Matmazel. bu aþçý kadar çýlgýn ve aksi insan görmedim. Aman. dedim. . bu iþ adi tuvaletle olsun!" diye o kadar yalvardým. yaptýðým iþarlara raðmen.Pardon matmazel.Rica ederim. sen. Temin ederim ki iþitmedim. . Baþka bir zamanda olsaydý. aþçýbaþý. Yolun bir ÇALIKUÞU 105 köþesinde onlarla karþýlaþýnca. "N r. matmazel. bak. rezil olacaktým. Gözünüzün önünde giyinmeyeceðim. beni yanaklarýmdan öperek: . siz dýþarý çýkýn. ben de gayri ihtiyari onunla beraber baðýrýyordum: "Vallahi ben. aþçýbaþý!" Ben. Dilber Kalfa'yý. diye baðýrdý. Yakalanýrsam. tir tir titri-yodum.Ne olursunuz. birkaç güne kadar size madam diyeceðim. ben de onu birdenbire kalçalarýndan yakalayýp havaya kaldýrdým v yaptýðý gibi yanaklarýndan öptüm. derdimi anlatýncaya kadar hiç olmazsa iki kepçe yiyecek.Hain adam. Çahkuþu'nun teyzesine yaptýðý naz ve þýmarýklýðý Feride'n maya cesaret edemeyeceðini size temin ederim. Odadakileri birer birer okþayýp öperek yalvarmaya baþladým. "Alýrsýn öyleyse yeni pantolunu. Besime Teyzem de matmazelle beraberdi ve çatkýn çehresi. O zaman benim a bir adýnýz ve sýfatýnýz olacak. Yine her akþamüstü mahut arka bahçenin kapýsýnda çocuklarla ip atla adým. "Yok. çý Allah'tan olacak. gelin haným. çaresiz sokak tarafýna koþuyor. bereket versin. . gürültüyü artýrýyorlar. gelin hanýmým. Üç gün sonra da davetlilerimiz arasýnda yine böyle bir þey yapmandan adeta korkmaya baþl Her zaman. * Düðüne üç gün kalmýþtý. Çenemi teyzemin elinden çekmeden eteklerimi parmaklarýmla iki yanýndan tuttum ve hafif b ir reveransla dizimi büktüm: . dedi.Üzülmeyin teyze. daha haþarý ve hoyrat görünmeme raðmen. mutlaka hýrpalardým. düþtüðü zaman burnunu da çarpýp sýyýrmýþtý ama. neden sonra. aralarýnda beni en büyük gördüðü için. o k dar korkmuþtum ki. Fakat. aklý yatýnca da: se aferin gelin haným sana!" dedi.Yavrucuðum. kendi sesinden. mutlaka içeri girmek istiyorlardý. çýldýrdýn mý? O. münakaþa uzarsa ondan yana çýkacaðýný gösteriyordu. Dýþarýdakiler.Senin her zaman annen oldum ve öyle kalacaðým. sabahtan beri çalýþan terzi matmazel. Feri-dem. 106 Reþat Nuri Güntekin . hiddeti büsbütün arttý.' ne gülünç! Kendim bile güleceðim. Dilber Kalfa ile beraber bahçeye hava almaya çýkmýþ. onu tazminat hes Gizli kalmasý için. bu akþam o da bana karþý ateþ püskürüyodu. bu komedi duyuldu ve her yemekte bana bakýp b ek âdet sýrasýna girdi. buracýktaydým. Doðrudur bö yaptýðýn? Son nýzý yapmak için yarým saattir sizi arýyorum. kimselere derdimi dinletemedi m. ötekileri býrakýp beni kovalamaya baþlamý yere boylu boyunca yuvarlanýnca. en karýþýk heyecanlarla sar k ve anlaþýlmak ihtiyacýyla için için eridiðim bir tarihti. Fakat bu seferki hücumu yapan. Çok deðil.köþelere kaçýyor. Kalfa ve matmazelin teminatlarýna bir zam anmadý. ufak bazý rötuþlardan baþka eksiði kalmayan beyaz elbisemi ellerinde kaldýrdýðý z kýrmýzý kesildiðimi hissettim. pantolonun dizk apaðýný da patlattýrdýn bana!" Adamcaðýz. aþçýnýn kepçesine karþý ellerini uzatarak: "Ne yapýyorsun. kahkahandan kimseyi iþitecek halde deðilsin ki. o gün benim. "Geliyor" diye boyunlarýna sarýldým ve arkalarýna saklandým Dilber Kalfa. Teyzemin gözleri yaþardý. böyle hýrsýz gelin haným olmaz!" diye söylendi. Arasýnda etekli elbisesi ÇALIKUÞU 107 tavus kuþu þekline girdiðini bir tasavvur edin. artýk dayanamadý. Köþk tarafýna doðru manevra yapmaya imkân olmadýðý için. daha üç güncük diþinizi sýkmanýz lâzým. vaziyet ise çok nazikti.

Ama sen. kendimi kimseye göstermeden onun yanýna kapaðý ktý. döndüm. Þimdi asýl mesele. biraz zahmet eder misiniz. omuz baþýmdan: .. Ben. mutfaðýn arkasýndan dolaþtým.Küçükhaným. * Daima açýk duran sokak kapýsýnýn dýþýnda siyah çarþaflý. Çok yorgunum. Bak. üstüne siyah mekte p önlüðümü geçirdim. Sen Allah aþkýna git. gülüþerek kapýyý zorluyorlardý. Söz mü? Kýsa bir tereddütten sonra: . elbiseni göreyim. Kapýya bir ayak sesi yaklaþýyordu. diye baðrýþarak kapýya dayandýlar. nedense gürültü kesilir gibi oldu. Kendi kendime dolaþýyor gibi yaparak. Feride. . d ene evvel bir akþam. dedim. Sofada demirli potinleriyle tepinerek: "Hücum. büyük karmakarýþýk itiþerek.. sonra Müjgân'ýn bile yüzüne ÇALIKUÞU 109 bakmadan odadan kaçtým ve gözlerimdeki kýrmýzýlýk geçinceye kadar soðuk su ile yüzümü yýkad aman ortalýk kararýyordu. kapýya hýzla dayanarak iki kanadýný ardýna kadar a 108 Reþat Nuri Güntekin Ben çýðlýk çýðlýða odanýn bir köþesine kaçtým ve elime geçirdiðim bir mantoya sarýlarak büz eydi: .Yapmayýnýz. üç.Güzelim elbise gitti. Allah aþkýna. diye adeta saçýný. Fakat o inanmadýlar: . Aç. Ben koll n müdafaa ediyordum. Fakat Kararan. þimdi git. Matmazel. sen olmaz.. diye yalvardým..Bir parça daha. iþte o zaman. hepinizi çaðýracaðým. Matmazelin hayretten dili tutulmuþtu... beþ. Bana yasak yok tabii. dört. Bu sefer: . çekilin. dediðini iþittim v e büsbütün çýldýrdým. Beni affediyorsun deðil mi? Baþýmý hâlâ mantomun içinde saklayarak cevap verdim: .Hepsi gelsinler. . Hücum. inat edersen zora müracaat etmek mecburiyetinde kalacaðým. seninle orada barýþmýþtýk. Maksadým.. mantomun ucunu çekince yüzümü gözy dü. bir dakikacýk. hâlâ o kadar çocuksun ki. elbise parçalanýyor. aþçý ile bir iki kelime Sonra aðýr aðýr dýþ kapýya yürümeye baþladým..Aç. Kâmran mantoyu bir ucundan tut gülerek: . kapýya doðru yürümeye ba . soyunduktan sonra çaðýracak.. hemen odadan çýkmalýsýn. fakat sesini iþit affak olamýyordu. biraz sonra mahcup ve müteessir bir sesle: . Kâmran'ýn .Maðlubiyetini artýk teslim etmen lâzým Feride. Fakat. Þimdi de öyle yapacaðýz. dedi. uzun boylu bir kadýn gözüme iliþti ir þey sormak istediði halde. dan beni soyduktan sonra. Feride.Peki ama sen. bu yalvarýþýma aldýrmadý.Aldatýyor. beþe kadar sayýy orum: Bir iki. artýk ne ses vadi. izimi büsbütün kaybettirdikten sonr n onun yanýna inmekti. Kâmran. Kâmran mümkün olduðu kadar geciktirdiði bu beþten sonra. baþýný yoluyordu. iki taraf arasýnda heyecanlý bir uðraþmadýr baþladý. Vallahi aðlayacaðým.Peki. rica ederim. fena halde þaþýrdý ve yarý zorla odayý boþaltarak kapýyý kapadý. Hatýrlýyor musun. diye baðýrýyor.. içeri girmeye cesaret edemiyor gibi bir hali vardý. þimdi sokaktan geldim. iyice alvarmaya baþladým. Seni bahçenin nihayetindeki kayanýn yanýnda bekleyeceðim. Uðraþtýrma beni. ne hareket.Bir þartla. sana yardýma geleyim. Dýþarýdakiler. benim. Zavallý matmazelin bu acayip tabiatlý gelinle konuþmaya bile artýk cesareti kalmamýþtý. çocuk.. O. O. Bu peçenin altýndan bir bildik çehresi çýkmas an ve beni söze tutmasýndan korkarak yolumu deðiþtirdim ve aðaçlarýn arkasýna da-laya çalýþ birdenbire beni çaðýrdý. Buna hakkým var san rdum. sana küçük bir þaka yapmak istemiþtim.Feride. biraz bekledikten sonra devam etti: . gelirim. Bir aralýk.Affet beni. ziyaný yok. Bende. Muharebe var" diye baðrýþan çocuk arýn sesine bütün köþk halký koþuyordu. Fakat. efendim? Çaresiz. epeyce zamandan beri beni bekliyordu. elbiseni o kadar merak edi yorum ki. dedi. Kâmran da aþaðý yukarý o haldeydi. Býrak. tekrar kýsa etekli pembe elbisemi giydim.

Buyurunuz hanýmefendi. Bu. . Fak at Feride benim. Ayaða kalktým.Ben. dedi. Kadýn. gülmemek için baþýmý eð fa iþittiðim bu "hanýmefendi" sözü bana öyle tuhaf geliyordu ki. dedim. IH . kapýdan girmiþ yanýma yaklaþmýþtý: -Size tesadüfüm çok iyi oldu. Te-reddütümün sebebi bu. Biraz evvel si için ýsrar ettiðim halde þimdi adeta kaçmak istiyorum. ÇALIKUÞU .Feride Haným. Sizi fa ten korkuyorum. dedim. Cesur olmak lazým. diye gülümsedim. Fakat. Burada ermiþ. Fakat biraz cesur olmazsam onun d ni yapacaðýný. elinin sert bir hareketiyle peçesini kaldýrdý ve otuz yaþlarýnda. Bahsettiðiniz. Biraz ileride a bir bahçe kanepesi gözüme iliþti: . Feride Haný-mefendi'nin olduðumu mümkün deðil. Hafifçe irkildim. .Çok âlâ hanýmefendi. sahiden gitmeye kalksa. Yalnýz Kâm-ran Bey'in niþanlýsý olduðunuzu biliyo . biz kanepeye oturduktan sonra da devam etti. kalbim þiddetle çarpýyordu. hafif heyecanlandý: .Emrinizi bekliyorum. çocuðum. konuþacaðýmýz þey mühim. Bu dakikada meraktan çýldýracak gibi uðum halde. Siyah çarþaflý kadýn. efendim. beni tanýyor m u? . .Dinleyin beni Feride Haným. . Buyurun. Mümkün olduðu kadar sakin bir tavýr takýnmaya çalýþara . izzetinefsime dokundu ve bana bütün kuvv mi iade etti.isterseniz þuraya gidelim. hanýmefendi. Daha doðrusu þahsýnýzý görmemiþ. Yabancý kadýnýn bana acýr gibi bir hali vardý. Havanýn karanlýðýna raðmen benzinin korkunç surette sara . Dudaklarýmý ýsýrarak: 110 Reþat Nuri Güntekin .Köþkte bir tane Feride var hanýmefendi.Evet. Görüyorum ki. bir hanýmla karþýlaþacaðýmý umuyordum.Vazife vazifedir. Hayretle yüzüne baktým. bir emriniz mi var? . Garip þey. hanýmefendi.Emrediniz.O halde sizden bir ricada bulunacaðým. lütfen içeri. Sizden bir yardým rica edeceðim. .Siz köþkten misiniz.Hayýr. dedi.Kâmran Beyi tanýyor mu? Artýk. Benim Feride 'la yalnýz olarak konuþmama delalet edeceksiniz. Niçin birdenbire durakladýðýmý anlamýyorsunuz. Onun içi bir tarafa býrakarak açýk konuþursak daha iyi olur. zannederim yolundan çeviremeyecektim. Vücuduma bir titreme yapýþtý. üzerime aldýðým vazifenin bu kadar güç olduðunu kestýrememiþtim. dedim.Evet. o. Halbuki önüme adeta bir mektep çocuðu çýktý. kaçacaðýný hissettim. kanepenin önündeki aðaca arkamý dayadým.. köþkten sorarsanýz size Feride Haným'ý Siyah çarþaflý kadýn. Feride Hanýmefendi ile görüþmek istiyorum. . efendim. hanýmefendi. dedim. Kimse bizi rahatsýz etmeden konuþabilir iz. Ortalýk kararmýþ olduðu ve peçesini hâlâ açmadýðý için yüzünü fark reddütten sonra: ..Hanýmefendi. dedim. nihayet karar vermiþ o lacak ki. Ben. Fakat.Merhum Seyfetin Paþa'nýn köþkü deðil mi? .Kâmran Bey'le evlenecek Feride Haným mý? . birdenbire durmuþtu. efendim? . Kadýnýn sükûtu. Biraz evvel kendisini Feride ile görüþtürmemi sa stediði halde þimdi karþýmda put kesilmesine ne mana vermeliydi? Acaba Feride'nin ben ol duðuma hâlâ inanamýyor muydu? Yoksa baþka bir þey mi vardý? Merakýmý gizlemeye çalýþarak te mecbur oldum: .. kadýn hâlâ aðzýný açmýyordu. bende de daha fazla sormaya kuvvet kalmamýþtý. Acayip bir kýyafette olduðum için birdenbire cesaret edemedim. kollarýmý kavuþturarak sakin ve hat bir sesle: . zeki ve sinirl i bir kadýn çehresi meydana çýktý. Mümkünse kimsenin bundan haberi olmamalý. söylemeye cesaret edemeyecektim. bir eski arkadaþýmýn zoruyla bir elçi vaziyetinde buraya geliyo rum.Bu vaziyette tereddüt doðru deðil.

Ýþte bunu söylemek güç.ilk bakýþta sizi bir çocuk gibi görmüþ olmakla beraber. bu haberden sonra katiyen yaþamaz. birçok meziyetleri olan bir gençtir.Belki vardýr. Hem zannederim ki artýk konuþacak þeyimiz de kalmadý. Sonra hastalandý.. siz þimdilik yalnýz onu düþünebilirsiniz. .F. Kâmran Bey. Kâmran. dedi. onun da artýk bu iþi kýsa kesmeye karar vermiþ olduðunu anladým. . bu defa ayaða kalkmaya mecbur oldu. Bu. fakat nereden geldiðini anlayamadýðým bir kuvvetle buna a kendimi hazýr buluyordum. . Çünkü bir baþkasýyla sözlü olduðunu bile saklamýþ. . Hatta bu yüzden g bir cezaya da uðramýþ.Beni karýþtýrmayýnýz. dedim. . Onunla evlenmeyi umuyordu. öyle? Münevver.Bunun sizinle alakasýný göremiyorum.. . zaten hasta olan bu içli kadýnýn ölmesinden korkuyorum. Doktorlar Avrupa'ya gönderilmesini tavsiye ettiler.Açýk konuþmazsak iþin içinden çýkamayacaðýmýzý evvelce söyledim. onun için rasgele bir macera deðildir. Kâmran Bey maalesef sizi lâzým geldiði kadar takdir edememiþ.Estaðfurullah. Feride Haným? Gerçi Münevver.Öyledir. . mükemmel yetiþmiþ yüksek bir genç unduðumu anlýyorum.Kâmran Bey'i çok seviyor musunuz? 112 Reþat Nuri Güntekin . hanýmefendi. vazifeyle mi. Bilmem.Ona müsaade edemem. . bir yaprak bile kýmýldamayacak kadar sakin ve güzel yaz akþamýnda beklenilmez bir fýrtý gelip çattýðýný gayet iyi anlýyor.Yazýk zavallýya. bir þey aramak ister gibi. öyle olsun.Daha doðrusu ikinize yazýk.Peki. Feride Haným. ÇALIKUÞU 113 izinle mi.8 114 Reþat Nuri Güntekin .Müsaadenizle bir sual. bir hafta için Ýsviçre'ye geldiði halde iki aya yakýn bir zaman orada kalmýþ. Tesadüfleri orada olmuþ. Bu defa. Eldivenli ellerini ovuþturarak: . pek bilemiyorum. size daha fazla tafsilat vermek doðru olur mu? Baþýmý salladým: . Yabancý kadýnýn. . bugün sizin düþmanýnýz vaziyetindedir.Niçin yalan söyleyeyim. Kararan Bey. Hasýlý. bir baþkasýnýn da sevdiðini haber vermeye mecburum. Münevver. maðrur bir tavýrla: . hanýmefendi. Kadýna söylediðim son cümlede bir parçajalay bile vardý. Onun için size de acýrsam. ara sýra el çanÇalýkuþu .Niçin. Ayaða kalkmamakla beraber yerinde lusundan. hanýmefendi. Kâmran Bey. . günahsýz bir genç kýzsýnýz. ne leyim. Tam iyi olup memleketine döneceði bir sýrada baþýna bu geldi. Feride Haným. daha sertleþtim.Arkadaþýmýn adý Münevver'dir. Fakat hiç fena bir insan deðildir. bunca senelik arkadaþým. siz de çok iyi ve bu tamamýyla suçsuz.Doðru söylediðinizden nasýl emin olayým? . dedim. Size Kâmran Beyi. bir aral isviçre'ye gitmiþ.Olabilir. Beni bu çirkin vazifey evk eden þu ki.Kadýn benim bu cesur tavrým karþýsýnda biraz kendini topladý ve bir sual sordu: . sinirli bir hareketle çarþafýnýn eteklerini düzelterek kanepenin tahtalarýný tutu n. ilk defa sevdiði bir evlenmiþ. Yahut. . Makine gibi çabuk ve ad renksiz bir sesle söyledi: . Fazla ileri gittiðini anlatmak ister gibi elimle bir iþaret yaptým ve güldüm: . iki sene evvel bahsetti rkadaþla Avrupa'da tanýþmýþlar. bahtiyar olamamýþtý. Arkadaþýnýzýn bunlarý benim haber almamý istemekten maksadý Yabancý kadýn.Sözlerinizin doðru olduðunu ispat için evet. Gayet içlidir. . Eski mabeyincilerden birinin kýzýdýr. belki takdir ettiði halde geçici bir zaafa kapýlmýþ. Fakat. Bir kabahat varsa tamamýy la Kâmran Bey'de. Bir baþkasýnýn onu gö stirmiþ olmasýnda hiç fevkalâdelik görmem.

"Sarý Çiçeði" görmeden evvel de onun kalbine böyle bir ay mde anlaþýlmaz bir sevinç var. Arkadaþýma artýk lüzumu kalmadý." Yabancý kadýn. Ben.VJELDfÐlN günden beri gece demezsin gündüz demezsin. Fakat inanýnýz ki" diye bir cümleye baþlamak istedi. sözlerimden belki þüphe edersiniz diye size Kânýran Bey'in bir mektubunu ge irdim. Þimdi yoruldu. Öyleyse ne yazarsýn böy rup dinlenmeden? Bana bu suali soran. Kitap desem deðil. bizim bildiði iz. Her zaman beyaz bir önlükle dolaþan Hacý Kalfa. Öte tarafý artýk kendi bileceði þeydir. olur Yabancý kadýn. Hatta. FERÝDE" ÝKÝNCÝ KISIM' B.Ýsterseniz onu size býrakayým. Senden nefret ediyorum. mektubu uzatarak: . Sevmeye ihtiyacým vardý. Sizi uzun ince vücudunuzla.Feride Haným.Vazifenizi yaptýðýnýzý söyleyiniz. deftere yazýlmaz. Hacý Kalfa. hemen hiçbir þey aklýmda kalmadý. Sen parmak kadar çocuksun. bir dakika daha müsaade. Eylül 19. yazarsýn da yazarsýn. Ben. çýplak ayaklarýyla tahtalarý silerken düþmemek için eline kocaman bir sopa almýþt . kitabý saçlý sakallý ulemalar yazar.. benimle. menekþe gözlerinizle ka e her þeyin rengi deðiþti. aðýr aðýr yanýma gelmiþti.Feride Haným. size teþekk le edeceðim. Üzülecek bir þey yok ortada. Yal nýz bir dakika müsaade ederseniz bir göz gezdireyim. Bilmem. Sonra okursunuz. kendisinde kalmasý daha iyi olur. Omuzlarý ek: . 'Sarý Çiçek' romanýný baþtan baþa öðrendik. Benim artýk konuþmaya nihayet vermek istediðimi görünce . kendi dediði gib i satýr lakýrdý atmaya geldi. Aðaçlarýn arasýndan yola çýkarak mektubu gözlerime yaklaþtýrdým. onu görmek sizi müteessir edecek mi? Mektubu evvela elimle itmek istedim. Arkadaþýma ne söyleyeyim? . bir akþamüstü otelin bahçesinde ýþýklar yanarken "Sarý Çiçeði" karþýsýnd Ondan ötesini o kadar çabuk okuyordum ki. bugün arkasýna dört peþli bir eski zaman en i giymiþ. zaten b okumaya baþladým: "Benim Sarý Çiçeðim" diye baþlýyordu. otelin ihtiyar odacýsý Hacý Kalfa'dýr.tasýný açýp kapadýðýný görüyordum. sesi titreyerek: r ÇALIKUÞU 115 "Feride Haným. dedim. Kâmran'ýn bizim artýk bir daha barýþtýðýmýzý göremeyeceði kayanýn yanýnda ne kadar bekledið at beklemekten usanarak odama geldiðinde ve masanýn üstünde çizgili mektep defteri yapraðýn aralanmýþ þu birkaç satýrý gördüðü zaman herhalde þaþalamýþ olacaktýr: "Kamran Beyefendi. Bir saatten fazla bir zamand an beri dýþarýda þarký söyleyerek tahta siliyordu. Bir hatýradýr. bana bir kere daha seslendi. Bir daha ölünceye kadar birb k yok.Bu ne kýyafet. mutlaka fevkalâde bir þeyle karþýlaþacaðým!" diyormuþ. Hafif bir baþ selamýyla yürüdüm. Bunlar olaðan iþler. Bana bir hakikati öðrettiniz. Þimdi artýk sizden müsaade isteyeceðim. sizi üzdüm. fakat artýk dinlemedim. Arkasýndan bir sürü edebiyat. . evkalâdelik olmuþ.Bana bir faydasý olmayacak dedim. birdenbire silkinerek sözünü kestim. Güneþ doðmadan evvel na belirsiz bir aydýnlýk yayýlýrsa. diyebilirim. beni tekrar arkamdan çaðýrdý: . Hacý Kalfa'nýn halini görünce kendimi tutamadým kahkahalarla gülmeye baþladým: . .. Ne bitip tüken yazýdýr bu? Mektup desem deðil. Yalnýz bilmem neden m ktubun birkaç defa tekrar ettiðim þu son satýrlarýný hâlâ þimdi bile gözümün önünde buluyor "Gönlüm boþtu. Fakat o. dersiniz. mektup. gözlerim gittikçe artan karanlýk içinden yazýlarý dar fena seçiyordu ki.Ne münasebet. hýzla aðaçlarýn arasýna . Fakat sonra yanlýþ bir þey yapmýþ olmaktan korkarak a ldým. Karanlýk artmýþtý.

dedi. alay ede ede Hacý Kalfa'ya bu saygýnýn manasý lýðýný anlatmýþtým. "islam muhadderat-larý"nýn yanýna öyle sallapati gi mez. karanlýkta bir köþeye gizlenmek istedim. diye bana çýkýþýyordu. Sonra. H bakalým. kýzmayacaðým. Mamafih. artýk çalýþamýyorum. Onlar ki böyle karýnca ayaðý gibi eðri büðr larlar. Ben. . artýk bir daha göremeyeceðim insanlarýn afýmda dolaþýyor gibi olmalarýný hissetmem. defterimi eksik býrakmamak için son bir gayret lâzým. gözlerinde garip bir hüzünle ilave etti: . dudaðýmdaki mürekkep lekeleri ne oluyor? Hele geceler efterime yazarken sýk sýk kendimi mektepte görmem. Bir iþ için odama gireceði zaman kapýyý vuruyor. ÇALIKUÞU 119 Hacý Kalfa'yý savdýktan sonra tekrar masamýn baþýna geçtim. biraz eðlenmen için.Kim o? diye seslendi. gülmemin bir türlü kesilmemesine evvela kýzacak oldu. Hacý Kalfa. Hacý Kalfa.. çocukluðumdan hiçbir iz.Yazým pek çarpýk çurpuk da meþk yazýyorum Hacý Kalfa. hanýmlýk yapýyoruz. ne çýkarsa onlardan çýkar. Mademki artýk koskoca insaným. Taþlýkta te ttim. biraz da bu lekelerden gelmiyor mu? Hacý Kalfa'nýn bir sözü daha zihnime takýlýyor: "Kafeste kuþ gibi o kadar sýkýlýyorsun bu y ki. ben g diyordu. Hacý Kalfa kaç baharýn yoðurdum! yemiþtir. Fakat teyzem beni görmüþtü. ara sýra konuþtuðum dertli bir komþumdan baþka. sana bir parça da oynayacaðým galiba. anladýn endim? Hacý Kalfa'ya ne yazdýðýmý anlatmak kabil deðildi. Hacý Kalfa.Ne yaparsýn. Biz. Yarýn. her neyse onun sý bizlere düþmez. fakat sonradan vazgeçti: . Hakikaten parmaklarýmd Hacý Kalfa'nýn söylememesine raðmen. dairelerdi ne kadar taban tepmiþ. Yalnýz yazarken. gözlerinde tatlý bir gülüms verdi: . yarýn. çocuklara karþý asýl ayýp odur.Beni kýzdýrmak için mahsus yapýyorsun ama. Arkamda býraktýðým iðrenç dü ere daha dönmeliyim. O. dedi. öbür gün derse baþlay lar sonra. aklýna estikçe kapýmý vuruyor. yabancý kadýndan.Çocuk aldatýyorsun. "Muhadderat" herhalde kadýn falan demek olacaktý. odama giren tek insandýr. alay ediyor. Fakat. vardýr ama. biraz alay çýkar. gül. ziyaný y aplýk daha artarsa ben. Sen misin Feride? Niçin saklanýyorsun? Cevap vermeden karþýsýnda durdum. sen yaz yazýný. böyle konuþmakta devam ederse. öðreneceðimi öðrendikten sonra odama gidiyordum.Kafeste kuþ gibi o kadar sýkýlýyorsun bu yalnýz odada ki. 120 . aramýzýn bozulmasýndan korkuyorum Mamafih. Hacý Kalfa. . çekinmeden içeriye giriyordu. onu ni sardýkça sarýyor. Hacý Kalfa.. iþin mi yok Allah aþkýna.. haným gibi giyineceðiz elbette. Adamcaðýzýn hakký var. parmaklarýný mürekkepl boyamamaya gayret et ki. öbür gün iþine baþlayacak bir e kendimden. çatkýn çehresini daha çatýyor: 118 Reþat Nuri Güntekin . kafeste bir kuþ gibi gör mesi doðru deðil. iki par etmez yazdýklarý. kýrýk kanadý. eser býrakmamaya çalýþmalýyým. Þimdi. "Baþýný ört hocaným. Birbirimizin yüzünü fark edemiyorduk. kuþ-kelimesinin eski "Çalýkuþu"nu. bilirsin sen? Onlar ki hat gibi sülüs yazýlar. Sonra. Fakat hocalýk gururuma yediremediðim içi n bunu Hacý Kalfa'dan so-ramýyordum. Teklif mi var aramýzd ?" diyordum." Kafeslerin hepsinden nihayet kurtulduðum bugün de birinin beni. O akþamüstü. ben de tahtalarýmý nrçalayým.Yoo! iþ senin bildiðin gibi deðildir. kapanmýþ gagasýyl k gayreti var. fotoðraf karþýsýnda poz alýr gibi sopasýna dayandý. "Haydi caným. ne çeþit memurlar bilirsil sen? Bir derdin vardýr senin. ilk g de çekiniyordu. dedim.

Geçen sene bir gün. Biraz sonra köþkte bir kýyamet kopacaktý. Teyzem. Þaþýrmaya. hafifçe yanaðýma dokunsa. . belki her þeyi söyleyecektim. nefesimi kesiyor gibiydi. yadigâr kýymetinde birkaç p kalma küpe. benim ne halde olduðumu fark edemedi. hatta. Açýk dolap gözlerinden çamaþýrl cesaret ettiðim þeyi yapacak insanýn. Fakat. müsaade edersen seni öpeceðim. benim hatýrým için yok" demeye cesaret edebilecekler miydi? Ýstasyona giden caddeyi tehlikeli bularak aradaki Içeren-köy yollarýna sapmýþtým. arkasýnda derbeder bir mektep çocuðu odasý býrakmasý at. Gecenin bu saatinde nereye sýðýnabilirdim? Her þeyi göze almýþ olmama raðmen elimde valiz sabaha kadar tarlalarda dolaþamazdým ya. saçým aðlayarak kollarýna atýlacak. bu köþke dönmeye mecbur edecek bir kuvvet yoktu.Teyze. on sene evvel akrabalarýmýzdan birinin evinde sütnine-lik etmiþ bir muhacir kadýný v rdý ki. G eceyi onun evinde geçirirdim ve kimse. ne olsa. Sahrayýcedit'te oturur ve sýk sýk köþke gelirdi. ben nereye gidecektim? Yar olay. Kýrmýzý bir kurdele ile baðlý diplomamý. yaptýðým az çok bir rezaletti. iskemlelerin üstüne elbiseler atýlmýþtý. Onu. "Yine ne derdin var. Odam darmadaðýnýk. civar köþklerde oturan bazý arkadaþlarým geldi. Fakat kararýmý bir çocuk deliliði. Beni muhakkak ki iyi karþýl klardý.Reþat Nuri Güntekin . uzunca bir akþam gezintisinden dönerken onun evine uðramýþ. dedim. . etrafa kol kol arayýcýlar çýkacaðý muhakkaktý vapur. Karanlýk gittikçe artýyordu. fakat. hem de üstümde bozuk param yoktu. Eskilerimi daima ona verdiðim için benimle arasý gayet iyiydi. yahut bir a sesi iþittikçe tireyerek duruyordum. Beni aramaya. hatta araba yolculuðu tehlikeliydi. Teyzemden bir þey istediðim vakit daima böyle söylerdi. Karanlýkta bir gölge gördükçe. Onlarý bu fikirden vazgeçirmek. sokaða çýktýktan sonra düþündüm. ona býrakýlaca satýrý yazdým. Fakat.Hiç. Nihayet. yüzük gibi bir iki fakir mücevheri mektep valizime doldurdum. Gece vakti. ancak. Yalnýz bir baðýn kenarýndan . ÇALIKUÞU 121 Nereye gideceðimi. Cevabýný beklemeden ellerini tuttum. Evvela onu çevirmek istedim. þýmarýk bir kýz nazý sanacaklar. benim orada olacaðýmý akýl edemezdi. Sonra bu fevkalâdeliði izah için onlara bir þey söylemek lâzým gelecekti. Feride?" dedi.. ne çare ki vakit çok dardý. Rezalet orkusuyla belki polise baþvurmazlardý. yarým saat bahçesinde dinlenmiþtik. cesaretimi kaybetmeye baþladýðým bir zamanda aklýma bir þey geldi. bu akþam bana öyle geldi ki bu sözlerle: "Artýk yetmedi mi?" demek istiyor. ilk aklýma gelen isimler tabiatýyla evdekilerin de ayný kolaylýkla düþüneceði isimler olacak. Penceremde ýþýk görüp gelmelerinden korkarak karanlýkta hemen el yordamýyla. acý acý gülüyordum. tek baþýna dolaþan dan kim þüphe etmezdi? Bereket versin. dolabýmý açtým.bu hem tehl ikeliydi. Kapýlardan kaçan evlatlýklarýn da böyle yaptýklarýný hatýrlýyor. sonra gözlerinden öptüm. Fakat. Evet. beni de. ýssýz kýr yollarýnda. karanlýkta iki yanaðýndan. Yabancýlara hesap vermenin ve onlardan nasihat dinlemenin gücüme gideceðini hissediyordum. Sonra. Çaresiz. aklýma. yaya olarak Sahrayýcedit yolunu tuttum. Sokaktan bir muhacir arabasý geçiyordu.Mutlaka yine bir yaramazlýk!. Zihnimde müphem surette tasarlanmýþ bir þeyim vardý. Asýl mesele bu geceyi geçirmekte . en evvel onlardan baþlayacaklardýr adaþlarýmýn aileleri gece yarýsý telaþ içinde beni sormaya gelen aileme. Gerçi hayatýný ken i istediði gibi yaþamak isteyen bir insaný zorla. annem demektir. kendile boþ yere üzeceklerdi. bu dakikada bana bir tatlý kelime söylemiþ olsaydý. Fakat. ortalýkta in cin yoktu. Teyzem. izimi çabucak keþfederlerdi. Görünmez bir el göðsüme basýyor. 122 Reþat Nuri Güntekin Sekiz. Bu vaziyette bir kýzý bir gececik olsun evler kabul etmek. bir daha adýmý anmaya tövbe ettirmek için yarýn teyz nasýl bir mektup yazacaðýmý biliyordum. dedim. son bir defa öpmeden ayrýlmak istemiyordum. bu gece nerede barýnacaktým? Evvela. belki tuhaflarýna gidecekti. Fakat o. teyze.

Yüzüm sýmsýký kapalý old r. sözlerimden þüphe etmediler. küçük bir gece misafir et- ÇALIKUÞU 123 mek þerefi onlar için o kadar büyük bir þeydi ki. Doðrusu masalým bu saf insanlarca bile pek kolay inanýlacak bir masal deðildi. kalfanýn sokak kapýsýný aralýk buldum. Kendisi kýnalý kaþlarýnýn üstünde bir baþör mam nalýnlarýyla evinin taþlarýný yýkýyordu. kýrmýzý kurdelesiyle.Ah çocuðum. Amcam: "Haydi Feride. Annemi ben. Sahrayýcedit caddesini geçerken kaldýrýmlar üstünde. Açsana yüzünü haným? Valizimi ýslak taþlarýn üstüne koyarak peçemi kaldýrdým. Þurada arabamýzýn tekerleði kýrýldý.ken küçük bir tehlike atlatým. Onun sayesinde Anadolu vilayetlerinden birinde bir hocalýk alacak. bana boyalý Eyüp oyuncaklarý getirirdi. Benim gittikçe anneme benzediðimi söylerdi. karþýma çýkmaya yü bulamayacktý. onu seyretmeye baþladým. tamamýyla yirmi yaþýndaki çehresi. 124 Reþat Nuri Güntekin l O sabah. aðýr aðýr solup sararmaktan baþka bir þeye y ettiðim diplomam gözümde bir ehemmiyet almýþtý. Fakat hoþ bir tesadüf oldu. Hatta. istanbul'da benim için Gülmisal Kalfa'nýn evinden daha emin bir yer yoktu. ür eri çekilerek: . Bundan baþka. Uzaktan sizin lambanýzý gördük. aðlamaktan baþka bir þ y yapamayacaktý. teyzemlerle arasý bozuktu. Kalfa. . annemin dadýsýydý. tapraða bulanmýþ. Bir sýçra lçak çitin üstünden aþtým. onu da Eyüp'te ihtiyar bir kolcub aþýya vererek çýrak çýkarmýþlardý. Ça ya dönüyorduk. hayal meyal hatýrlarým. Ah. Aðlamanýn bu kadar güzel bir þey olacaðýný. Bir þey söylemeden kapýnýn önünde durdum. Büyükkannem saðken ara sýra yalýya lir. fersiz mavi gözleriyle þaþkýn þakýn bana bakýyordu. onlar geçip gidinceye kadar orada gizlendim. çiz i ve boyalarý silinmiþ eski resimler þeklinde belli belirsiz bir hayal.Bir þey mi istediniz haným? dedi. sütninenin odasýnda. Annem evlenirken. Teyzem zihnimde gittikçe dallanýp budaklanan mektubu aldýktan sonra. Adamcaðýz beni görmeden yan sokaklardan biri saptý. bu halayýktan evvel bana hiç kimse anlatamamýþtýr. . yabancý yer deðil ya. sesi. aralarýnda galiba bir de kavg a çýkmýþtý. beni görünce þaþýrdýlar. Güzidem gelmiþ. Fakat. Gülmisal Kalfa'ya da þimdi ayný þey olmuþtu. evladým! Damarlarý çýkmýþ zayýf kollarýyla boynuma sarýlýyor. Fer i aðlamadan dinleyemiyorum" derdi. toza.Dadý. Bu saatte baþka araba da bulamadýk. bugüne kadar bende ne bir hüzün. Sebebini bilmiyordum ama. hiç unutmayan eski bir arkadaþý: "Güzide'nin. nineye misafir ol bu gece. Bu hayal. bütün hayatýmý ço çocuk arasýnda. yorgun yorgun sopasýný s bekçiye rastladým. Bir. Fakat. Karþýdan türkü söyleyerek birkaç sarhoþ geliyordu. gibi yaþlar akarak: . Annemi çok sevmesine mukabil. boðuk bir feryat kopardý: . ne bir fazla sevgi uyandýrmýþtý. Zavallý sütninenin benim için hazýrladýðý kýr lavantasý kokan tertemiz yataðý ertesi sabah amýþ gördüðü zaman ayaklan suya ermiþtir ki. Öteki alçak da ne de olsa insandý. Eyüpsultan'daki Gülmýsal Kalfa'nýn evinde gizlenmeye karar ve im. fesuphanallah! diye seslendi. Herhalde. Ben de þuradaki bir ahbabýmda kalayým!" dedi. Bazý terk edilmiþ odalarda. onun üzerinde anlaþýlmaz bir tesir yaptý. karanlýða baka baka uzun bir plan hazýrlamý Dolabýmýn bir köþesinde. Yolda hazýrladýðým kurt masalýný okudu dan geliyorduk. Bütün ümidim.Fesuphanallah. izimi keþfetse bile.Güzide. iki kere yutkunduktan sonra: . pek makbul olduðunu söyledikl daydý. o öldükten sonra kalfa. istanbul'dan çýkýncaya kadar. ah çocuðum diye hýçkmyordu. Bu fazla heyecanýn sebebini anlamýþtým. Gülmisal Kalfa. beni tanýmadýn mý? diye sordum. þen ve mesut geçirecektim. Sesim. o vakit de kuþ uçmuþ kervan geçmiþ bulunuyordu O gece. Sütnine ile ihtiyar kocasý. Baðda köpek falan o lim haraptý. lambamý söndürmüþ. büsbütün ayaðýn zelerim de adýný anmaz olmuþlardý.

Ondan öðreneceðim þeyleri yazmak için yanýma küçük bir not defteri koymuþtum. nasýl sökük dikilip çorap yamanacaðýný öðrenmeliydim. O gün akþama kadar. ellerimi okþayýp yanaklarýna. Sonra. annem bana çok mu benziyordu? . al rýmý okþayarak annemi anlatmaya baþladý. uktan sonra. Hele: .Dadý. ben de "Anne. çoraplarýmý çýkardýktan sonra iþe giriþmiþtim. Anadolu'da nasýl hocalýk edeceðimi. Elimin emeðiyle yaþayacaðým. bir cuk masalý dinler gibi gülümseyerek dinliyor. onu görüyorum sandým. söylemesi ayýp ama. aþçýyý hizmetçi ulacaktým? Hazýr Gülmisal Kalfa elimdeyken ondan nasýl yemek piþirileceðini. Bundan sonra. Tövbe eder. neler yapacaðýmý öyle neþe ile anlatýyordum ki.Bu ellere kýyabilir miyim ben? diyordu. gözümün önünde. dadýyý güldürüyordum. buruþuk 126 Reþat Nuri Güntekin yanaklarýný çekiþtirerek anlattým ki. o eller için þimdilik fazla bir tehlike yoktur. Annem. feryat asmadan. soyduðum patatesleri gördükçe at ediyor: .Dadý. ara sýra "Vah yavrum" diye içini çekiyordu. akþa dan beri.Çok. ikide birde: . o vakit dikkatle gözlerimi açýyor: .Fakat.Kýzým. Gözyaþlarý içinde ona sordum: . Gülmisal Kalfa. Hikâyemin sonunda dedim ki: . hâlâ için için aðlamakta ordu. . kadýncaðýzýn gözleri doluyor. yine kuyu baþýna oturarak onunla beraber zerzevat ayýkladým. sen çocukluk etmiþsin. ölümünün ÇALIKUÞU 125 ateþi yüreðimde. kýzým. Ben. vücudumun bir yerinden gelen hafif sýzýnýn adeta uyuþtuðunu duyuyordum. içimde anlaþýlmaz bir þey oldu. diyordu. Tenceremizi ateþe koyduktan sonra.Sahi öyle kalfa. Ben. burada misafir kaldýðým müddetçe. dudaklarý . beni çocuk gibi soyarken. sen onlarýn yarýsýný kabuklarýyla beraber atýyorsun. ama o ne ince iþmiþ! Kalfa. seni görünce aklým karýþtý. Tahtalarý sildim yahut batýrdým. Zerzevat ayýklamak deyip geçeriz. bir daha yapmaz!" de di. taþlýðýn yanýndaki odada. bunu senden öðrenmeseydim. ben de. Kalfanýn isyanlarýna.Gülmisal Kalfa. Yeþil bir bürümcüðe sarýlý küçük Mushaf mý duvardan indirdi ve o tti ki. F kat. beni ele vermeyecektir. patatesin tanesini kaç kuruþa verirler? Kabukla- ÇALIKUÞU 127 nný en çok kaç santim kesmek lâzým gelir? gibi sualler soruyor. artýk deðiþmeliydi. Ben. bir daha ölünceye kadar oraya dönmeyeceðimi söyledið de. Gülmisal Kalfa ile ev iþi gördük. Bu.Kalfa. kapýdan çevirecektir. Allah topraðý kadar ömür ve ihtiyar kalfa. anneciðim!" diye katýla katýla aðlamaya baþladým. þimdiye kadar hep hazýrdan yemiþ r gün bir yumurta bile piþirmemiþtim. mutfaktaki tertemiz hasýrýn üstüne oturduk. tahta silmek için kaç kova su lâzým? dediðim zaman. baþýma gelenleri ona. baþýmý dizine koydu. Kalfa sözlerimi. dün gece köþkten nasýl çýktýðýmý. Ben. nihayet benim heyecanýma kapýldý. dokuma bir örtü ile kaplý kerevetinin üzerine yatýrdý. Onun patiska perdeli küçük odasýnda geçirdiðim ilk saatlerin tadýný dünyada unutamayacaðým. Sýra bana gelince. Gülmisal Kalfa'ya isyanýmý anlatmaya imkân yoktu. Kâmran Bey bir cahillik etmiþ. Zavallý ka ni unutmuþ. bulaþýk ve çam hatta. kadýncaðýzýn adeta gözlerinden Cahil bir Çerkeze yeni mektep usullerini nasýl anlatýrsýn? Bunlarý yaparken seviniyor. bin zahmetle satýn aldýðým patateslerimi arýsýný atacak ve ömrümün sonuna kadar farkýnda olmayacaktým. zavallý ihtiyar kafasýndan benimle onu ayýrt edemeyerek "Güzidem" d iye hýçkýrýrken. iskarpinlerimi. Kalfayý dizlerimin üstüne oturtup hoplatarak. iki üç gün sana misafir olduktan son baþka bir memlekete gideceðim. Yaram eden birkaç küçüðün ara sýra kulaklarýný çekmekten baþka bir þeyde kullanýlacak deðildir. benimle uðraþmaya baþlamýþtý. ihtiyar kafacýðmý nafile yorma! Ben. Doðduðu gün. olduðu gibi söyledim. diyordum. mavi yüzlü yemenisi ile ilk defa kucaðýna aldýðý dakikadan sonra ayrýldýðý gün ir bir anlattý. kuyudan kova kova su çektim. böyle söylerken. Öte taraftan beni aramaya gelenler olursa.

bu bu merdivenlerde bir alay insan. yüksek bir kapýnýn üzerinde "Makam-ý Nezaret" diye bir tabela gözüme iliþti. Anadolu'nun en yeþil bir memleketine ta yin ediverecekti. benim adýmý aðzýnýza almak küçüklüðünden kendinizi s isiniz ki. Çocuklarým. kapýdan girince hava birdenbire deðiþti. Anadolu herhalde ondan çok daha güzeldir. yahut Bey bu mu?" diye þüpheye düþse yeriydi. artýk birbirimizin adýný anmamak olacaktýr. Böyle yapmaya me em sokakta kendimi kimseye tanýtmamak lâzýmdý hem de Maarff Nezareti'nin. kalfacýðým. þýmarýk. Kimseye bir þey sormaya cesaret edemiyor. caným nasýl isterse öyle yaþarým. Fakat. bir alay çocuðum olacak. teyze. manasýz. Herha odasý orada olacaktý. Ça nun kafasýzlýðý malum. ÇALIKUÞU 129 Nezaret kapýsýný buluncaya kadar cesur ve neþeliydim. açýk gezen kadýn alara pek ehemmiyet vermediðini iþitmiþtim. * Ertesi gün mektubumu elimle postaya verdikten sonra. çerden çöpten bir insan. bir çamaþýrcý kadýn kavgasý yapmaya da kadirdir. hiçbi eðil fakir bir akraba çocuðuna. darýlsm teyzem ba in.Ah. Fakir olanlara. Hademe parmaklarýný tükürükleyip kumral . Bir hademe beni Nazýr'ýn yanýna götürecek. dedim. çýkýntýlý sofalar. Kâmran. Kapýnýn önünde. Çalýkuþu da. Öyle bir edasý vardý ki. belki peþime düþmesine baþka türlü mani olamazdým. Ben. Fakat.. çekinmeden bile size yazan nankör ve terb siz kýzla karþý kaþýya gelecek olursanýz. Oðlunuz için böyle düþünen bir kýzýn saadetli eviniz için nasýl bir felaket olacaðýný Ýþte. parlak marokenden kývrým kývrým somya telleri fýþkýrm kollarý yaldýzlý kerli ferli bir hademe oturuyordu. diye içini çekiyordu. O. Teyzemin b masýna. elimle siyah önlükler dikeceðim. Gülme. minimini. öyle zenginmiþ ki. onu hiçbir zaman ne beðendim. Daha sayayým mý? Ben.Nazýr Bey yahut Paþa'yý görmek istiyorum. kâh gülüyor. Ben. iþlerimin gayet kolay biteceðini umuy rdum. bugün. yüzümde onun kalýn peçesi vardý. Fakat lâzýmdý. Kendileri fakirmiþ. Varsýn kýzsýn. 'Böyledir de niçin onunla evlenmeye razý oldun?' diyeceksin. Girintili. Bir delilik yaptýk. hatta düþmanýna ettiði iyiliði baþýna kakmak mürüvetsizliði r mektebim olacak. bi r korku aldý. Onu da öðrenirim elbette. Farz edin ki. "abla" dedirteceðim. Bu mektubun bir yerinde þöyle lüyordum: "Seninle açýk konuþacaðým. binanýn alt baþýndan üst baþýna kadar acayip merdivenler. fakat gönülleri öyle zengin. içinizden ayrýlmak ve aradaki bütün baðlarý kesmek suretiyle bu felaketin önü erden beri gördüðüm iyiliklerin birazýný ödedim. alay etme. yirmi yaþýnda. beni bir heyecan. Korka korka yanýna yaklaþtým: . Arabistan'ý ayal meyal biliyorum. evlatçýðým. postunu sudan kurtarmýþ bir insaným. bu aðza alýnmaz lakýrdýlarý utanmadan. o da diplomamý görür görmez. ruhsuz. artýk. karaktersiz bir konak çocuðundan þey olmadý. Bu iþler bittikten sonra teyzemin o korkunç mektubu yazýldý. Bu lakýrdýlarý iþitikten sonra. hiçbir zaman kendini beðenmiþ. ne istedim. "Hoþ geldin h de senin gibileri bekliyorduk" diye beni. isterseniz bir iki damla gözyaþý dökün. sen çok yanlýþ yola gidiyorsun. Görürüz bakalým hangimizin yanlýþ gittiðini. Kalfa. sa bir yardýma filan kalkayým demeyin.Feride. Bunun için en iyisi. ne de 128 Reþat Nuri Güntekin baþka türlü bir his duydum. Saðýmda. Zayýf. "Hangi elinle?" di yeceksin. þaþkýn þaþkýn et a bakmýyordum." Bu terbiyesiz mektubu hatýrladýkça daima utanacak ve aðlayacaðým. Fakat. kendimi vaktinde topl adým. diyordum. gibi bir köþede ölüp gitti. Oradaki insanlar biz e benzemezlermiþ. ona karýþmam. arkamda Gülmisal Kalfa'nýn bol çarþafý. bana hiçbir zaman bir þey söylemedi. kâh piþman olmuþ gibi kýzarak: . bereket versin ki. Baþtan baþa çiçeklerle donatacaðým. hakaretle reddederim. insan "Acaba azýr Paþa. doðru Maarif Nezareti'ne gittim . kim bilir gideceðim yerler ne kadar güzeldir.

bir uzun tahta alarak garip bir peyke meydana getirmiþle rdi. . Fakat o. bana sorulmuþtu. dairesine söyle. yazýhanesinin önünde ayakta duran iki genç kadýnla konuþuyordu. Hanýmlar. artýk cevap vermeye lüzu görmedi.Tanýdýðýn olup olmadýðýný bunun için sormuþtum. Peykenin üzerinde kadýnlý erkekli bir yýðýn insan oturuyordu. siyah sakallý. Siyah yün çarþafýný çenesinin altýndan iðnelemiþ. Tatlý bir gülümseme ile: . Gelin sizi Ted-risat-ý Ýptidaiye Dairesi'ne götür bir kere Müdür-i Umumi Beyefendi'yi görmeye çalýþýn. O kadar dalgýndým ki.Gidin. kýzým. Git.Yani diplomam mý demek istiyorsunuz.Ne yapacaksýnýz Nazýr Bey'i? dedi. Biraz þaþýrarak. dedi. hocalýktan ziyade. kalýn kaþlý gayet esm dý. istida yapýn! Ben. . insan. diye düþündüm. dedim. Öfke ve ümitsizlikten aðlamamak için diþl arak halimi anlattým. sinirli bir istihfafla dudaklarýný bük köþede oturan cýlýz bir misafire baþýný salladý: . Aman Yarabbi. Fakat çalýþýrsa erzi olur. Haydi bilmiyorsanýz bir biline sorun. daha sert bir sesle: .Muallimlik deðil mi? istidanýz var mý? dedi. yer yer çiçek bozuðundan yenmiþ kocaman kafalý. dedi. Odasýna girdiðim zaman. Çalýkuþu .Ne bekliyorsunuz? dedi.Hocalýk isteyeceðim. meyus olma. . Kolumu biri tuttu. geri geri giderek bir temenna ettiler. þaþkýnlýkla bir yere çarpmadan odadan çýkmaya çalýþýrken köþede oturan küçük efendi ar . sanata heves etmeliymiþler. Müdür. Mamafih. çini mavi gözlü bir ihtiyar kadýný gözüme laþarak halimi anlattým. neler söyleniyordu! Benim gibi kadýnlar. dedim. kekeleyerek halimi anlatmaya baþladým. efendisi. Sonra muallimlik isterler. Ne diyeceðimi kestiremeyerek þaþkýn-þaþkýn etr Müdür. . Bu. Müdür.Hayýr.iþin nasýl oldu kýzým? Bu suali. korku ile dilimi çýkardým. Fakat buna ne lüzum var? Söylediði kelimelere göre âlim bir hocahaným olduðu anlaþýlan mavi gözlü kadýn gülümsedi: . O. istida ile þahadetname arasýndaki farký he nüz anlamamýþ olduðuma göre hocalýkta muvaffak olacaðým esasen þüpheliymiþ. kim bilir ne olacak Vay baþýmýza gelen. * Merdivenden inerken gözlerim etrafý kapkara görüyordu. kâðýtlara þöyle bir göz gezdirdi. ÇALIKUÞU 131 Daha ziyade þaþýrdým: . Usulü dairesinde muamele p! Usulü dairesinde muamelenin ne olduðunu öðrenmek istedim. Nezarette tanýdýðýnýz kimse yok mu? dedi.Bunu daha sonra anlarsýnýz kýzým. Beyefendinin buyurduklarý gibi. Bir tanesi fark edilecek kadar titreyen elleriyle çantasýnýn içinden buruþuk kâðýtlar çýkar birer yazýhanenin üstüne koyuyordu. Odanýn tavaný fýrýl fýrýl baþýmda dönüyordu. þahane bir bakýþla beni süzdü. Sert bir sesle: . aðýr aðýr: . üzerine -Köþkte tahterevalli n kullandýðýmýz tahtalara benzer. ismizini þubeye kaydettirin. dedim. bilemiyorum. býyýklarýnýn ucunun ne þekil aldýðýný görebilmek için dudaklarýný büzüp cevap verdi: . az kaldý baðýracaktým.F 9 130 Reþat Nuri Güntekin Merdiven parmaklýðýnýn kenarýna sekiz on su kovasý dizmiþler.Böyle þey için Nazýr Bey rahatsýz edilmez.Görüyorsunuz ya hali.Meslekte müptedi olduðunuz görülüyor. Müdür. müsaade buyrulur mu? Haným kýza halisane bir nasihat vereyim. Fakat o. nasýl çýldýrmaz? istida ile þahadetname arasýndaki farktan h eri yoktur. sonra: . dedi. Yine bi .Siz ne istiyorsunuz haným? Bu sual. yer uzak diye kafa t utarlar.rýnýn ucunu kývýrarak. daha sonra da maaþ az.Beyefendi hazretleri. Acý bir bakýþla: . Peçenin altýnda. damgalarýna baktý. irdenbire sözümü kesti. imzalarýna. böyle olursa. yine o çini mavi gözlü haným soruyordu. ayný maðrur ve þahane eda ile baþýný öbür tarafa çevirdi. Belki bir tanýdýk vardýr ama. hayatýmý kazanýrmýþým.

Niçin efendim? .Ben daha çok söyleyemem. âlâ. . OooL Sen daha hemen hemen çocuksun. sakalýný iki yana sallayarak kendi kendine konuþur gibi ilave etti: . saf bir hayretle: . Mamafih. ihtiyar hocaným. kýzým? Sebep meydanda. birdenbire gidiyor. Ne çeþit huylarý abbi? Mavi gözlü hocaným. Bugün.Darülmuallimat'tan bu sene mi çýktýnýz. Galiba Fransýzca bilmiyordu. Faka t. elinde evirip çeviriyordu. Her nedense. ben Darülmuallimat'tan çýkmadým. bir yaný ra olan sakalý. Önünde duran bir fincan kahveyi. . Yaþýn kaç? . haným kýzým? . eliyle yüzümü göstererek Naime ÇALIKUÞU 133 hocanýma iþaretler yapýyor. bizi görmüþtü. dedi. Müdür Efendi gülüyor. bu sefer beni. dedim. ..Hayýr efendim. ora t vermeyen bir manzara ile karþýlaþtým. Hele bir yaný beyaz. . berisine bakýyor..Ah.Niçini var mý.Nasýl mektep bu? Müdüre uzun uzun izahat verdim. Sonradan bu ilk hissimin deðiþtiðini hiç mýyorum.Acayip. birkaç kelime ile halimi anlattý. . Müdür. . yerine beyaz sakallý o ihtiyar yüzü gülümsemey aþlýyordu. bulaþýk suyu döker gibi. bilmiyorum. dýþarý gidemezsin. sonra diplomamý uzattým. belli etmemek için kâðýdýn ötesine. sen bilsen dýþarýlarda ne yaman oðlu yamanlar vardýr! Ben. Nihayet.Aç yüzünü bakayým kýzým.Pekâlâ kýzým. pekâlâ. Çünkü. Yeni arkadaþýmýn yavaþça eteðinden çektim: . Fakat siz de bana on larýn olmadýðý yerde ders bulursunuz. Eksik olmasýn. yüzünü saða çevirdiði zaman hemen hemen genç bir adamý görüy iýdiði zaman ise o adam. biraz evvel sokaða kahve döken. fakat meydanda olan bu sebebi bir türlü söylemiyordu. . mavi gözlü hanýma göz kýrparak. Sakalýnýn bir tarafý siyah. Tekrar merdivenleri çýktýk.. hiddetten ateþ püskürüyor.Efendim. her neyse. Müdür. büyük bir kalem odasýndan buzlu r camekânla ayrýlmýþ. sonra h demeyi ite kaka kapýdan dýþarý çýkardý. bir insaný ilk görüþte ya severim ya sevmem.Aman. 132 Reþat Nuri Güntekin Gel seni tanýdýklardan bir þube müdürüne götüreyim. Sen kadýnca daha iyi anlatýrsýn Naime Haným. minimini bir hücreye soktu. bir tarafý adeta aðarmý i.Hayrola Naime Hocaným? dedi. Bu kuzu gibi adamýn.r belki. dedim. Müdür. Ancak sen.Eh!. buradan kaçalým. bu adamcaðýza birdenbire kaným kaynayý-vermiþti.Yirmiyi bitirmek üzereyim efendim.Güzel. Senin için hayli tehlike var . öyle hoþtu ki. Sonra. Fakat buna vakit kalmadý. Dam do Sion mektebinden diplomalýyým. dedi. Bu hakikaten hoþ! Ben. hakikaten þansým yoktu. karþýsýnda benim biraz evvelki halime benzer bir vaziyette ti ir titreyen bir hademeyi dövecek hareketler yapýyordu. tatlý bir gülümseme ile bana: . pencereden sokaða serpti. . Öfkeli bir insanýn bu kadar çabuk yatýþtýðýný ömrümde ilk defa görüyordum. Naime Hocaným teklifsiz bir tavýrla: 134 Reþat Nuri Güntekin . iyi adamcaðýzdýr. bu sefer elini dizkapaklarýna vurarak daha fazla güldü: . o çok yaman dediðiniz adamlar kimlerdir. ihtiyar bir hademeyi dut aðacý silker gibi tartaklaya tartaklaya dýþarý atan insan olduðuna bin þahit isterdi. Geç þöyle otur bakalým.

hemþire haným. Yanýnda baþka kimseler olduðu için daha fazla bir þey söylemeye cesaret edemedim. sakalýnýn beyaz tarafýndan öpm p Efendi. söylediklerimi bir kâðýt parçasýna not etmeye baþladý.Muamele takip etmek güç bir þeydir. Beni kapýdan görünce koþuyor. . Yalnýz. Þahap Efendi.Size bugün çok zahmet verdim. . üç gün sonra. iþin iki.. geldi. Kurnazca bir istintak ediyor. birini bekliyordu. "Þahap Efendi" diye seslendi. Müdür.Amma yaptýn ha! dedi. O. dedi. sen istanbul rüþtiyelerinden birinde Fransýzca muallimliði istersin. Müdür: .Bak. sen bugün fazla yoruldun. "Muallime Haným hayli piþkin " sözü kulaðýma çalýndý. . Yanýndan geçerken durdum: . þaþýrmýþtý: . Camekânlý kalem odasý arasýndaki kapý ak tefek.Bu dairede. mahcup bir ÇALIKUÞU 135 hal vardý.Pek güzel. iþime olmuþ gözüyle bakýyor. hemen þüphelenmiþti. Fakat. Þöyle böyle derler ama.. aðýz aðýza bir þeyler konuþuyorlar. Bu sözlerin manasý neydi? Bu efendiler ne demek istemiþlerdi? istida müsveddesi birkaç kere müdürün yanýna gitti. elimden geldiði kadar yardým ederi m. tam bir ay sürüklendi.Þahap. dedim. Aklýna bir þey gelmiþ gibi elini masaya vurarak: . müdürün boynuna atýlmak. gelgit.iki. arada sýrada kaleme uðrayýverirsiniz. Pencerinin yanýnda duran orta yaþlý iki kâtip. beni kalem odasýnda karýþýk bir masanýn önünde oturttu. Allah tesirini halk etsin.Kuzum beyefendi. dedim. merdiven baþýnda. dedi. haným kýzý odaya al. Ne dediklerini pek duyamadým. kýzým. bir istida müsved desi yaz. adeta kirpikleri titriyordu. îzin verirseniz istidanýzla bend z meþgul olayým. Bu fakir kýyaf asta çehreli memurda korkak. Þu istidayý biraz da biz yazalým. mutlaka vilayetlerden birine gitme k mecburiyetindeyim. Acaba bir pot mu kýrmýþtým? Herhalde öyle o gülüþüyorlardý. kaþlarýný çatarak. dedi. Bak. müdürün sözünü kestim: . Zavallý Þah ti olmasaydý. Adamcaðýzý kandýrýn-caya kadar baþýma hal geldi.Haydi bakalým. pekâlâ ama. evladým. erkeklerin içinde de ne insaniyetliler var. dedi. bizimkiler galiba bu mektebin diplomasýný tanýmýyorlar. Artýk. Lütfen bunu nereye götüreceðimi de söyler misiniz ef im? 136 Reþat Nuri Güntekin . Belki Naime Hocaným'ý tekrar görürüm ümidiyl kýnýrken gözüme Þahap Efendi iliþti. Müdür.. biz muallimlerimizi istanbul'dan çýkarýncaya kadar akla karayý seçeriz Sen ne dersin Naime Hocaným? Müdür. fakat cesaret edemediði anlaþýlýyordu. müdürün istediði müsvedde bana sualler sormaya. kýpkýrmýzý kesilerek baþýný eðdi. sakalýný çekiþtirerek düþünüyordu: . þu çocuðu boþ göndermeyin. Ben. Doðru Ýstanbul Maarif Müdülüðü'ne gidersin. Gönlünün rýzasýyla Anadolu'ya gitmek isteyen muallimeye ilk defa te adüf ediyorum. oturduðu yerden. Ayol. Yalnýz birinin.Kýzým. ara sýra ze bakýyorlardý. ailem hakkýnda sualler soruyordu. Bu çocuktan gördüðüm iy nutmayacaðým. Benimle göz göze gelince mahcubane baþýný ir þey söylemek istediði. merdiven baþlarýnda bekliyordu. Hiç münasebeti olmadýðý halde: . Siz rahatsýz olmayýn.istanbul'da kalmama imkân yok efendim. Kuruyasý dilim durmaz ki.Ne vakit geleyim? dedim. cýlýz bir genç göründü: . Kýrmýzý mürekkeple allanýp pulla temize çekildi. Anadolu'da muallimlik istiyor. ne söyleyeceðimi bilmiyordum. . dedim. Küçük kâtip. arkadaþlar birbirlerini ne iyi koruyorlar. bana getir. Ben. üç gün uzamasý canýmý sýkmýþtý. Þahap Efendi. Bir tanesi. Hele biraz sevindiðim vakit. sana yol nu öðreteyim. Sual sormak için bana baktýkça. belki daha da uzayacaktý. Fakat bu me götüreceðimi. siz iyilik etmeyi seversiniz.

ne yapayým ben þimdi? dedim. Halinden. aklýma geldi.. Nezaret-i Ce lile'ce musaddak deðilmiþ. Bu yaþýmda en uzak gurbetleri göze alýyordum. mektepler yeni açýldý. "En uzak bir köþeye bile giderim" diyor.Peki. .Hangi Feride? Ha. senelerce çalýþtým. 138 Reþat Nuri Güntekin Kimsenin beðenmediði. Teþrif ettiðiniz vakit kendisiyle görüþmenizi söyledi Müdür-i Umumi.Bilmem. Evet. kendiniz düþünün. . beni adeta þýmartmýþtý: .istidanýz reddedildi. bir tecrübe daha. .Bana verilecek iyi bir cevabýnýz var mý? . fazla mý þaþkýnlýk gösterdim nedir adamcaðýz adeta müteessir oldu: "Ne yapayým kýzým? Ben de söyledim ama varak-ý mihri-i vefayý okuyup dinleyen var mý?" dedi Bu þefkat.Hasta mýsýnýz? Niçin bu halde daireye geliyorsunuz? dedim. Siz Nazýr Beyefendi'ye bir iki "kelime -i teyyibe" lütfederseniz bu iþ olur. uzun boylu. ben güler yüzle kabul edeceðim. Maalesef sizinki de öyle. elinde kâðýtlarýmla odadan odaya dolaþýrken utancýmdan yerlere giriyor. sert bir sesle: . Ak býyýklý kâtip. Müdür. Fakat bizimkini bilirsin y a. Zevcenizin hizmeti otuz seneyi bulmuyormuþ. onun. en uzak bir köy de olsa. bir sebep olab ilir miydi? -Tabii baþka iþler de var. konuþurken sesi . Mektebiniz.Artýk orasýný da.Beyefendi. Bu. siz sevabý seversiniz. Köþede. dedi. cburiyetinde kalmýþ. Boðula boðula öksürüyor. ne olacaktým? iyi kötü.Benim mi efendim. pencerenin yanýnda. ben mutlaka bir iþ bulmaya mecburum. O. ben Feride'yim efendim. tekrar gözlüðünü taktý. irice yapýlý bir bey gazete okuyordu. ÇALIKUÞU 137 Müdür. Bu kadar meþguliyet arasýnda. Ayýp bir þey yaptý aç adým geriye çekildim. Gülü tarife ne hacet! "Olmaz" diye kesip attý. Müdür. vakitsiz bir mihnetle çökmeye baþlamýþ omuzlarýný okþuyo . . dedim. benim diplomam iþe yaramazmýþ. bir Fransýz mektebinden çýkmýþ. birdenbire bir þey düþünmüþ gibi: . müsaadenizle. çatýk çehresine bir kat daha dehþet veren bir siyah gözlük takmýþ. önünde du birer imzalayýp yere fýrlatýyor.Beyefendi. bu sözleri söylerken. Böyle olduðu ha i kovuyorlardý. kâðýtlarý bitirdikten sonra gözlüðünü çýkardý. ben ne olacaðým? Bu manasýz söz. kaþlarý ve gözleriyle iþaret ederek beklememi anlattý. Fakat malum ya.Dur. küçük kâtip. ölümden daha fena bir þey i. müsaade buyururlar rný biraz? dedi. Son bir ümitle öteki müdüre baþvurdum. Görmüyor musun? dedi.Beyefendi. dedi. mendiliyle camlarýný silerek: . Bu çocuk. bir þey söylemeden döndü. Aðlamamak için diþlerimi sýkarak: . paravanýn yanýnda beklemeye baþladým. . nasýl teþekkür e lemiyordum. Bu sözleri söylerken. eliyle beni gösterdi: .Sen Hayriye Haným deðil misin? .Sabret haným. aðarmaya baþlamýþ saçlarýyla sakalýnýn bir kýsmýný görebiliyord Müdür. ben. ak býyýklý bir kâtip namaz kýlar gibi eðilip doðrularak on ordu.. ne olacaktým? Yeniden teyzemin evine dönmek. beni emretmiþsiniz. dedim. Bu diploma ile memuriyet verilmez. aðýr aðýr yan Müdür.O. Ömrümde acýsýný unutmayacaðým dakikalardan biri de bu olacaktýr.Hayýr. Evrakýnýz Müdür-i Umumi'de. kýzým.Beyefendi. Ben. Bir gün. baðýra baðýra: . Malum ya. boðazýna bir bez baðlamýþtý. Yüzüme bakmadan. ben bir tavýrla: . bir yanlýþlýk olmasýn? . Kuzum Beyefendi! Müdür. istemeden güldüm. .Efendim. Yüzü sokak ta a dönük olduðu için yalnýz. bir ne olacaðýnýzý düþünmeye kalkarsak vay halimize.Bugün cevap almaya geleceðinizi biliyordum. dedi. düþmez kalkmaz bir Allah. istemeden dudaklarýmdan dökülüver-miþti. söz den kibar bir ailenin çocuðu olduðu anlaþýlýyor.

gittiðim y adresine kadar hiçbir þeyi ihmal etmemiþti. vapur Sarayburnu'nu dönerk kamarama indim.. fakat halim. tartaklaya tartaklaya merdivenden indirmeye baþladýlar.. Bu çocuðun insanlýðýný dünyada unutamayacaðým. yorulup üzülüyordu Vapur kalkýncaya kadar. Müdü eðiliyor. iyi iþitmek için elini kulaðýnýn arkasýna koyuyordu. nesi varsa söyleyip bitirmeli deðil mi? Halbuki bu bir saat içinde. benim için. diy Gülmisal Kalfa. O insan. ben de galiba kendimi tutamayacaktým. O. munis gözlerini bana çevirdi. Teþekkür için elimi uzattýðým vakit. güvertede kalmaya tahammül edemedim. gö . büyük bir nizi uçarak geçen bir kuþun hayalinde ne kadar kalmasý mümkünse. ne yapmak istediðime dair sualler soruyordu n memnun kaldýðý belliydi. Hem. Üç gün sonra. Gülmisal Kalfa ile belki. yedi yaþýnda bir küçük kýzken. Bundan sonra. daima: "Ayýn on beþi karanlýksa. Þahap Efendi'nin yanýmýzda olmasýna raðmen. adýmý söylemeye cesaret etti: . þube müdürü keyifli keyifli gülüyor: .. Sonradan. . her muamele bitmiþ. bu aydýnlýðýn baþlamak üzere olduðunu hissediyordum. elini elimden çekerek koþa koþa merdivenden indi. Bavulumu. o senin gibi yalnýz deðildi. Kimse. halinden. yol hediyesi olarak getirdiði küçük bir kutu ile beraber. Benim dünyadc en delicesine sevdiðim þey. Nazýr'ýn odasýna götürdü. harcýrahýmý almýþ bulunuyordum. artýk ona. beni anýna aldý. g lk defa dikkatle yüzüme bakmaya. Altý. ayrýlýk saatinde durmadan konuþmalý.en. Yarým saat sonra B. Þahap Efendi. O geçerken hademeler ayaða kalkýyor. erkenden rýhtýma gelmiþ. bir þey söylemedi.merkez rüþtiyesinde açýk bulunan bir coðrafya ve resim m allimliðine tayin edilmiþ bulunuyordum. sönük mavi gözleri izi seyrediyor. Feride. Bu ayrýlýk dakikasýnýn bir bulut gibi üs aðmen gülümsemekten kendimi alamadým. Bir Türk kýzý için þayan-ý takdir doðrusu.Feride Haným. bende de aþaðý yukarý ona r þey kalmýþtýr. unutulmuþ. güvertenin bir köþesinde oturduk. bavulumun üzerinde duruyordu. tanýdýðým inanlarýn hepsinden baþka türlü bir insan olduðunu anlamýþtým. bilmiyorum! Kendi kendime söz anlatmak istedikçe gözyaþlarýna artýyor. hatta Hüseyin. o da artýk kend eðini kendi kazanan bir insandý. Biz konuþurken. Gülmisal Kalfa beni vapura getirdi. ellerimle oynuyordu. kamarama kendi eliyl e yerleþtirdi. babamýn neferiyle berab ahatin zevki hâlâ içimdedir. büsbütün gidiyorsunuz demek. benzini sapsarý.Bülbül gibi söylüyor Fransýzcayý maþallah. "Haydi haným. Ne ol du ðunu merak ederek açtým. Tekrar tekrar inip çýkarak kamarotlara tembihler veriyor. O. Yalnýz vapur kalkacaðý zaman dayanamadý: "Anneni bu radan vapura bindir140 Reþat Nuri Güntekin dim. Deniz yolculuðunu çok severim. dedi. Nereden çýktýðýma. dan beri. Fakat o e nada bir kargaþalýk oldu. ký-. adýna merhamet ve himaye denen büyük har keti yapmaya cesaret edemeyecekti.de erkenden hâlâ sarýlý hasta boðazýyla rutubeti içinde beni uðurlamaya geliyordu. on çift söz konuþmadýk. Biraz kanlý. yavaþ yavaþ kaybettiðim güzel neþemi tekrar buldum. sýk bir sesle Fransýzca konuþm baþladý.. Þimdi. Þahap Efen di'nin getirdiði kutu. vapurdaki insanlar." d hýçkýra hýçkýra aðlamaya baþladý. inþallah yine seni böyle kucaðýma alýrým. Fakat birdenbire gözlerimden yaþ Niçir ÇALIKUÞU 141 böyle aðlýyordum. Çalýkuþu. on beþi aydýnlýktýr" derdi. bana yine þimdiye kadar kimseden iþitmediðim güzel sözler söyledikten sonra. Küçük kâtip hâlâ yanýmda duruyordu. Bir kutu fondan. Her tarafý akýcý parýltýlarla dolu bir mavi boþluk içinde uçmak sorhoþluðu bu çýlgýn tesirine raðmen.Artýk þüphe kaldý mý? dedim. insan. Vapur. Vilayeti'nin. Küçük kâtibin hediyelerinden birini dudaklarýma götür düm. büyü olduðunu öðrendi- ÇALIKUÞU 139 ðim o insan bana bakarken. Her iþimle uðraþmýþ. kapýlar adeta kendiliklerinden açýlýyordu. Bir sabah. nasýl çalýþtýðýma. o akþam Eyüp'e dönerken sevincinden adeta uçuyordu. merdiven kalkýyor!" diye kalfacýðýmý omuzlarýndan y r. bizi bekliyordu.

Hakikaten. Ben. Sevi e yataðýmdan fýrladým. öðleye kadar nasýl yatar? demiþtim.Bonjur Hacý Kalfa. bu defa hiddetlendi: . Demek ki . Hacý Kalfa'mn sesi: . acaba dýþarýda sessiz sedasýz yaðan yaðmurun tesiri mi? Þimdi istanbul nasýl? Orada da aðmur var mý? Yoksa Kozyataðý'ndaki bahçe. Bulutlar daðýlmý . anladýn mý efendim? Sana tirivere-yim. Hacý Kalfa. anladýn mý efendim.. Temiz bir su birikintisine baþlarýný daldýrýp çýkaran kuþlar gibi silkintilerle sularý etra aki aynanýn camýna sýçratýyordum. Bunu anlýyorum.. nargilesini býrakarak ellerini beline dayamýþ: . artýk. vücuduma mektep yatakh e uyandýðým bahar sabahlarýnýn hafifliðini veriyordu. kendin çocuksun! diyor ve kahkahalarla gülüyordu. Ben Maarif Nezareti'nden tayin kâðýdýmý aldýðým dakikadan beri.Akþama kadar öyle aç açýna el âlemin yumurcaklarýyla uðraþýlmaz. aðzýný anahtar deliðine ko ltmýþtý. gayri ihtiyarý. kuþ gibi ýslýk çalýp duruyorsun.Öyle þey olur mu? Vazife sahibi bir hoca. Hacý Kalfa. öyle oldu. kutuyu yakaladým. 142 Reþat Nuri Güntekin Bugünün bana. Gezme yok.Yalan mý? dedi. Bu saatte otelin avlusunda kimseler yoktu. karþýki dükkânlardan birine: . uyandýðým vakit günlerden beri devam eden yaðmuru dinmiþ buldum. efendim. fakat Hacý Kal-fa'nýn bir bebekle konuþur gibi hali karþýsýnda. eðlenme yok. sonr . karyolanýn örtülerine açlarýma vuran güneþ ýþýklarýný sarý pullar gibi titretiyor.Yok. kuþa benzeyen bir tarafým olduðun dim de inanmaya baþlýyordum. Hem. çantamý koltuðum rak sýçraya sýçraya otelin merdivenlerinden inmeye baþlamýþtým. Hacý Kalfa'yý büsbütün keyiflendirmiþti. ya? Ben seni yol yorgunluðu ile öðley kadar uyur sandým. kaldýn ir de yiyecek yemez-sen karþýki komþuna dönersin sonra. sen yine erkencisin bugün. Bu Hacý Kalfa ile ne iyi dost olmuþtuk. yine o beyaz pe küçük bir havuzun yanýnda nargile temizliyordu.Hayrola Feride Haným. bu son sözü karþý odadaki komþuya iþittirmemek için. kahvaltý etmeden mektebe gitmeme katiyen razý deðildi: .bepsiz ýstýrabým bu biçare þekerden geliyormuþ gibi. .Þuna bak hele! Daha kendi çocuk.Molla. Beni görünce kýrk yýllýk bir ahbap gibi: . Yastýðým da öyleydi. sinirlerim iyice bozulmuþtu. ben sadece senden deðil. demiþti. dedi. parça parça daðýtýyordu. Daha sen.Kahvaltýný getireyim mi? . Sen nereden anladýn benim uyandýðýmý? Hacý Kalfa gül . Gece bir aralýk uyanmý arýmý. mahpus gibi týkýldýn. diye beni zorla h avuzun baþýna oturtmuþtu. Ben gülerek: ÇALIKUÞU 143 . Beþ günden beri bu küçük otel odasýnda. Hacý Kalfa. bir þeyden korkmuyordum. Fakat buna raðmen. Artýk. senin olduðun yerlerden de nefret ediyorum. bizim hocanýma istanbul simidiyle beraber süt getiriver. üzerine kýraðý yaðmýþ yapraklar gibi ýslak bulmuþtum.Ne bileyim. Gece yatarken pencereyi kapatmayý unutmuþum. acelesi müstacel deðil. güzel bir haber getirmesine imkân yoktu. ben de birdenbire çocuk tamý top gibi havaya atýp tutmuþtum. sen niye böyle erken uyandýn. . Hafif bir sabah rüzgârý. Olmaz.Bugün kahvaltý etmesem olmaz mý? Ses. Bu hareket. hafiflik etmemeye ye im.Sabah þerifler hoyrolsun hocaným. diye gülmeye baþlamýþtý. eski biçim küçük lavabonun önünde yýkanmaya baþladým. Hacý Kalfa. ayaðýnýn tozuyla mektebe gider çocuk maya. Evet. Ellerini birbirine vurarak: . Bir otel odacýsýyla bu derece yüz göz olmak ne kadar doðru bilmiyorum. Ýlk sabah uyanýr uyanmaz giyinmiþ. fakat ben de onunla beraber gülmüþ. þimdi ay ýþýklarý içinde pýrýl pýrýl yanýyor mu? Kâmran. diye seslenmiþ. öteden beriden konuþmaya baþlamýþtým. önümdeki defter kâðýdýný fiske fis Bu. Bu sabah. bu daha ilk gün. þimdi bir parça güneþ. Hacý Kalfa. kama inimini penceresinden denize fýrlattým. dedim. neþemi hatta ümidimi yeniden canlandýrýyor. pencerenin karþýsýndaki yüksek dað tepelerinde yer yer ince dumanlar tütüyordu. dünyada bu gözyaþlarýndan daha manasýz þey olamaz. öyle þey istemem. Kapý hafifçe vuruldu. . bu satýrlarý yazarken kirpiklerimden yaþlar süzülüyor.

Mektep yakýndýr. on güne kadar cevap alýrýz.Hayret. ancak yollar karmakarýþýktýr. Aman Yarabbi.Bir þey mi istiyorsunuz. bu adam. . Haydi.Fesuphanallah. can sýkýntýsýyla dinledikten sonra aðýr aðýr: . istanbul'a yazmalý. Sonra kaybol demiþ sakat ayaðýyla önüme düþerek beni. Meðer biçarenin baþýna gelecek varmýþ. Ben yeni Coðrafya ve Resim hocanýz Feride'yim. hakikaten kendi kendime kaybolacaðým Merkez Rüþtiy boyalý tahta kapýsýna kadar götürmüþtü. onun için sütleri ut kokardý. 144 Reþat Nuri Güntekin Ben. dedi. Dün istanbul'da n geldim. bi rif Müdürlüðü' ne gidiyorum. uyuklar gibi gözlerini yumarak karþýsýn-dakileri dinleyen. Molla'nýn kendi de az buçuk armut kokar.Ancak.Böyle yanlýþlýklar ara sýra oluyor. Oranýn havasýyla imtiz edememiþ. Hacý Kalfa'nýn rivayetine göre Molla. Çalýkuþu . Bakalým. bakayým. Kadýncaðýz. Müdire Haným. Bahçeden geçerken hareli bir dokuma çarþafa sýmsýký bürünmü kapalý bir kadýna tesadüf ettim. Beni Maarif Nezareti'nden gönderdiler. dedim. ben de müþkül mevkide kalýyorum efendim.F. 10 .imkâný yok efendim. Burasýný istemiþ. yaz kýþ ineklerini armutla besler. kâðýdý birkaç kere okudu. Sizin istanbul sütleri bunun yanýnda nargile suyu gibi kal emiþti.Bir yanlýþlýk olmasýn kýzým.Bir iþiniz mi var? Müdire benim. bir yandan nargilelerini çalkalýyor.. mutlaka sevmek azmiyle girdiðim bu mektepte na ir felâketle karþýlaþtýðýmý tafsilatýyla anlatmalýyým. Siz de artýk o zamana kadar idare-i masl ahat buyurursunuz. tarihine baktý. Kolunda eski bir meþin çanta ile sokaða çýkmaya hazýrlaný ni görünce durdu.Az eðlen. öyle yapmýþlar. sayýklar gibi kes sik lakýrdý söyleyen. sonra baþýný sallayarak: . . belki bir çare buluruz.Ben ne yapayým. . ötekine iþten el çektirmek için emir yok. Kýsa yeleðinin altýndan çýkan kýrmýzý kuþaðýna bakarak evvela yük arabacýsý sandýðým iriyar . öyle olmuþ. n eler biliyordu! Hele mektep hocalarý hakkýnda.Evet. istihareye varýr gibi düþündü.Müdire Haným'ý göreceðim. Bizi. dedi. o gün. fakat bir haf lu mektebinden bir hoca gönderdiler. Emrim çantamda. Sekiz. gerçi öyle ama. haným? . aðýr bir adamdý. Ben. vah! . sonra: . Kapýcý kulübesinde kimse yoktu. battal.a da bana dönerek: . Maarif Müdürü. Netice alýnýncaya kadar kadýncaðýzý meraklandýrmayalým bari. orasý da öyle. Beni tepeden týrnaða kadar süzdü.. fesuphanallah. . Kendi halinde iyi bir kadýncaðýz. sonra tereddütle: . Dikkatli dikkatli bakmaya baþladý: .Yalnýz o deðil. .Molla'nýn sütü de süttür hani. . bir andan bitip tükenmez þehir dedikodularýyla beni eðlendiriyordu. havuzun baþýnda kahvaltý ederken Hacý Kalfa. Dokuma çarþaflý müdire yüzünü açmýþtý.. diye hükmetti. Bizim coðrafla ve resim hocalýðý açýktý. Bakalým ne cevap gelir? d u. Binaenaleyh asýl makbul ve muteber olan budur. . Fena halde þaþýrmýþtým: ÇALIKUÞU 145 . Görünüþü ne kadar sefil olursa olsun. Fakýnda olmadan ikinizi de ayný yere tayin etmi Vah Huriye Haným. siz de gelin. Nezaret-i Celile'den is izah edelim.Öyle mi efendim? dedim.Huriye Haným kim efendim? .. diye alay ediyordu. dedim. Emrinizi göreyim. seni ben götüreyim. dedi.Gelibolu'dan gelen öteki hoca.Bu hanýmýn emrindeki tarih daha yeni. dedi. Müdür. Her birini kaç kat elbiseleri olduðuna varýncaya kadar içli dýþlý tanýyordu.

Bilmeyen. Dünyada bundan büyük yüzsüzlük. Sen misin hatýr soran? Huriye Haným. öyle kelimeler söylüyordu ki. Kadýncaðýz. aðlamaya baþladý. bardaklar." diye kapýdan çýktý.146 Reþat Nuri Güntekin Yine. Huriye Hocaným. hýrçýn tavýrlý. dedim. Huriye Haným. bu kadýnýn kocasý evlenmiþ. pire ýsýrýklarýyla benekli göðsünü ovuþturuyorlardý. keskin kara gözlü bir genç kadýn da kýs kýs anýma yaklaþtý. terbiyesizlik ol Bir köþeye sinmiþ. arsýzlýk. Yükseldikçe güzelleþen hýrçýn bir sesle haykýrýyordu: . Müdire Haným. kýzým. gülen yalnýz ben deðilmiþim. onu deðil sizi mahkemelerde süründürürüm. vücudum buz gibi donuyor. Biraz sonra. dedi.. çok beðendim doðrusu. anlatamam. Kara gözlü muallime. kapýya üþüþen talebeleri kov adeta kucak kucaða onlarla güreþiyordu. utancýmdan gözlerimi kapatmýþtým. kapýdaki çocuklarý kovan hocaným. hiç lüzum yokken iyileþtiniz inþallah?" diye bir nezaket yapmak istedim.Müdire Haným. diki epetlerini alarak birer birer daðýlmaya baþladýlar. insanýn baþýna çýkmaya kalk . Hocalar. En fen i hocanýmlar da hemen hemen ona hak veriyor gibi vaziyetler alýyorlardý. bu defa da ayaðýný yere vurarak öteki hocalara çattý: . Ders vakti galiba gelmiþti. yalnýz kalacaðýný anlayýnca. ona deðil.. öyle bir parlayýþ parladý ki.. gözlerim kararýyor. ne yapacaðýmý þaþýrmýþ bir halde. "Bülbülün çektiði dili belasýdýr!" derler. sürahiler þangýr þangýr öttü. Muallimler odasý birbirine giriyor. incecik boynunun kenarlarýnda iki damar þiþti. Hayriye Hocaným'ý sýrtüstü yere yatýrmýþlardý. Hocalar defterlerini. yüzünden burnundan sular akarak gözlerini açmýþtý. dedi. Kulaðýma usulcacýk: . týrýs týrýs mektebe dö le gitseymiþim. Aman neler söylemedi? Hem canýna kastetmiþi de üstelik keyif soru-yormuþum. Ne mal olduðum zaten yüzümden belliymiþ. Kendini nerede sanýyor bu kadýn?. O. yine maya. Siz de benim için üzüldünüz. insaniyetine þaþtým doðrusu. ehemmiyeti yok. kýrk beþ yaþlarýnda.A dostlar. Yüzüne sular. O. bana neler oldu? Bunca yýldan sonra baþýma bu haller gelmeli miydi? diye perde perde sesini yükseltiyordu. Ona teþekkür etmeye lüzum . Hakký vardý. Köþede.Kýzým. kitaplarýný.! Hayriye Haným. kara yüzlü. odanýn bir köþesinde. Maalesef kendimi tutamayarak gülümsemiþ-tim. Midesinde barut patlamýþ g geðiri-yor. Baygýnlýk falan deðil. Böylelerine ara sýra gözdaðý verilmezse olmaz. biraz evvel benimle beraber gülen keskin kara gözlü genç kadýndý.Mahsus yaptým. dokuma çarþaflý müdirenin peþinde ayný dolambaçlý sokaklardan. odada beni müdafaa eden arkadaþla yalnýz kalmýþtým. Vak yüzü bir kat daha karardý. gözleri büyüdü. Merkez Rüþtiyesi'nde deðil. Bunu yapan. Onun ekmeðini elinden almak için Nezaret'te kim bi ir. bir dakikada sütliman olmuþtu. kaç kiþiye. kolumda çantamla dimdik duruyo Biraz evvel. ufak tefek bir kadýndý. kendi peri en anlayacaktý? Fakat. etliðinden.. Bir de üstelik gülüyorsun. Huriye Haným'ý bir türlü yatý perde sesini yükseltiyor. Mektep içinde bir meslektaþýn tahkir edilme i böyle sýrýta sýrýta dinliyorsunuz ha? 148 Reþat Nuri Güntekin Ortaklýk. þimdi cana gibi bir þey olmuþtu. baþýný iki yana sallayarak: ÇALIKUÞU 147 . sirkeler sürüyorla i fani-le gömleðini gevþeterek. yine bir münasebetsizlik ettim. bu nasýl müdirelik? Bu kadýnýn. Birdenbire ortadaki masaya bir yumruk indi. Arkadaþlar. "Sizi odamda bekliyorum.. gözlüklü bir ihtiyar hoca. Ben. bir mu-allimenin namusuna dil uzatmasýna na aade ediyorsunuz? Neredeyiz? Bir kelime daha söylemesine müsaade edersiniz. diþlerim birbirine çarpýyordu. üstüne ortak getirmiþ sanýr.Aferin size arkadaþlar.. demek ister gibi omuz silkti ve güldü: . S amda çocuklarýn çaldýðý kursak düdüðü gibi bir feryatla: "Eyvahlar olsun a dostlar! Bu da m " diye düþüp bayýldý. gözlüðünün üstünden aksi aksi yüzüme baktý: . en adi sokakta bile aðza alýnmazdý. Uzun boylu.Vah vah!..

sizi y . Siz hocanýným kýzý deðil misiniz? Kendimi tutamayarak gülmeye baþladým: . direk gibi bir ses: . "Müddeiumumi Bey rkmasýn. sakat ayaðýný sürüye sürüye yukarý çýkýyor. Hacý Kal ir iþitmez çocuk gibi sevindi: . ellerini rine vurdu: . aðýrbaþlý diye. evinden ufak tefe antel bir bardak örtüsü.Hacý Kalfa.Ay! Hocaným siz misiniz? Hiç de böyle parmak gibi gencecik hocaným görmedim. kimseye görünmeden mek * Hacý Kalfa. Buranýn dedikodusu boldur.. çantam aðýrlaþmýþtý. Vakayý benden daha iyi biliyordu. Maarif Müdürü sýkýþtýrsýn. kâmil ol. Arife Hocaným. Bu kadarcýk bir zaman içinde nasýl duymuþtu. rastýklý kaþla eri. Þimdi. ne cehenneme kayboldun yine? diye haykýrýyordu.Hacý Kalfa.Vah hocaným vah. Beni Nazýr'a tavsiye eden yaþlýca bir þairden baþka kimseyi tanýmadýðýmý söyledim. de ki: "Hacý Kalfa kulun mübarek destlerin den busediyor. Ýmdi: (Aman Yarabb i kelimesini ne tuhaf bir eda ile söylüyordu!) Sana bir kýsmet de çýkar inþallah. kireçle delik deþik týkanmýþ.. bu ne iþ? dedim.. makamla yavaþ yavaþ: . Bende n sana nasihat.. Burada bir zamanlar idadiye müdürü idi. odaya sarý basma entarili. bir ahbabým daha olmuþtu: Otuzbeþ kýrk yaþlarýnda manastýrl adýncaðýz. Kadýn. aþaðýdan. resimli hazýr yelpaze gibi þeyler getiri .Avuç içi kadar yer. Dü zarif yüzü.. Baktým. diye söyleniyor. Her gün. harap bir duvarý hatýra getiriyor. Hacý Kalfalar kaldýrsýn seni. O a olsa kim kime. Burada bi hocaným vardý. dum duma. Nezaret't emen mektup yazalým. ikide bir. .Hangi valide haným efendim? .Vay. teveccühü artýyordu. odamda eþyamý y f bir kapý gýcýrtýsý iþittim. beni görür görmez.Hocaným. diyor" yahut. i da namustan kýymetli þey yoktur insan için. bir eli yaðda. Mel ek gibi bir insandýr. Otelin kahvesinde. Yaz kýzým ÇALIKUÞU 149 yaz ve beni seversen benden de selam yaz. yere çömelir gibi yaparak. Darýsý senin baþýna. otelin sahibiydi. Onunla ahbaplýðýmýzýn nasýl baþladýðým anlatayým: Otele ilk geldiðim akþam. uslu ol. bu çehreye bir ölü kafasý korkunçluðu veriyordu. bir e i balda. . Aman güzel diye mi? Ne gezer! iffetli diye." Zavallý Hacý Kalfa. iþlemeli bir yüz havlusu. "Belediye mühendisi yarýn istanbul'a gide t'e uðramayý vaat etti" yolunda havadisler getiriyordu. dedim. kendisiyim efendim. her defasýnda türkü söyler gibi. safa geldiniz. Biraz þaþýrarak: . Dersten sonra görüþürüz. az iþimiz var da. Ne yaparsýnýz. Nerede bulursun o taþýna topraðýna kurban olduðum istanbul'u. Ýstanbul'a yazacaðýz diye sana bir oyun oynamasýnlar. elinin körü. odamý süslüyordu. Kollarým düþmüþ. ensesini kaþýyarak: . hep bundan bahsedjliyormuþ. Hacý Kalfa ile beraber. o.Elinin körü. meyus bir tavýrla kollarýný kaldýrdý: " ' . Bu Hacý Kalfa'nýn efendisi. dedi.Safa bulduk efendim. Burada herkes herkesi tanýyor? ihtiyar adam. Ben. 150 Reþat Nuri Güntekin Ýhtiyar adam. Tekrar bu b tazelemek beni iðrendiriyordu. olmaz mý? Müdirenin kapýsýna kadar gittiðim halde içeri girmeyi bir türlü caným istemedi. Aman kýzým. dedi. Gün geçtikçe. gözünü dört aç. Ne tuhaf memleket! Birkaç saat içinde rezaleti duymayan kalmamýþtý. benim velinimetimdir ayol. Öyle çarþýda pazarda yüzü açýk gezme. Bunu. haným kýzým" diye hatýr sordu.Ben hocanýným kýzý deðil.Geldik. Bazen biz konuþurken. Ceza Reisi kendisine nikâh etti. Otelde. geldik.Valide haným nerede? . yeþil krep baþörtülü bir k Daha kapýdan girerken: "iyisiniz inþallah. böylece bilmiþ olasýn. Hacý Kalfa'nýn bana emniyeti. dedi. neler gelmiþ senin baþýna? diye söylenmeye baþladý. sonra baðýrýyord .

Hiddetle karyoladan fýrladým..) de bulunduðunu 152 Reþat Nuri Güntekin ve bura yerlilerinden bir kadýnla evlendiðini haber almýþ.aþlý baþlý hocaným sanýyordum. Allah yi de bildirmesin. olur biter. onlarý tersyüzüne Manastýr'a çevirmek için ý rar ediyormuþ. sonra entarisinin cebinden bir teneke tütün kutusu çýkararak alýn sigaralar sarmaya baþladý. istanbul'dan dönen bi hbaptan. Sen bak.Þimdi böylesi de oluyor efendim. iç sigara. Ben. derin bir ah çektikten sonr . siz de niçin sizi istemeyen bir insan üstüne bu kadar düþüyorsunuz? O sizi rsa siz de onu tekmelersiniz. ne ciðerpare gözü görüyor. kocasý bu iþten hiç memnun olmamýþ. bunu "h "e çevirmiþti. þeriatýmýz dörde ka zin veriyor.Teþekkür ederim. olur ya. ben içmem efendim. Eh.A hanýmcýðým. iki lakýrdý eder. kocasýnýn (B. onu gördüm. iç sigara. dedim. Manas týrlý Haným: . cahilliðime acýr gibi. inekleri. Fakat cahillik bu ya. vaktiyle yalvara yalvara aldýðý karýsý. Kocadan ayrýl ve sesini titrete titrete: "Anadan geçilir. o: "Ýlle kýlýçlý zabite varacaðým" diye tutturm asý ona yüz sopa vurup o beylerden birine verseymiþ. açýlýrýz.. çocuklar uyurlar. Yalnýzlýk bir Allahü Teâlâ'ya muhsust r öyle deðil mi hemþireceðim? Efkârlarý bre efkârlan.Siz daha pek çocuksunuz. bana evvela! "Haným kýzým" diye hitap ederken. . gündüzleri çoluk çocuk gailesi var. Yara sýcakken acýmaz.Sonradan piþman olmuþtur o kýz. Bunca yýl bir yastýða baþ koyduk.. "Safa geldin" ÇALIKUÞU 151 demeye geldim size. Komþum. dedim. Bu dünyada ne olmaz? Biz.Buyurun. gözümü açtým. . siyah diþleriyle acý acý sýrýtarak: . Babasýnýn kapýsýnda üç beþ fukara doyuyor-nýuþ. öküzleri. adamakýllý dertliydi. ayaklarýmýn dib ine oturarak dizlerini büktü.Ben bir kýz biliyorum ki evleneceðine iki gün kala. hemþireceðim- ÇALIKUÞU 153 Hele bir kere soðumaya baþlasýn. bir tanecik kýzýný belindeki kýlýçtan baþka malý. Bunlardan birini bana ikram etti. dedim ve kendim karyolanýn kenarýna oturarak ayaklarýmý salladým. Lâkin. seyret o kýzcaðýz nasýl yanýp yakýlacak?.. Haçan bu va kit olur. sokaktan boðuk köpek ulumalarý geliyordu. bunu anlamýyorum. hoca olduðumu öðrenince.Olur ya. kasavet böyle yaptý. Komþum 31 Mart'ta. Manastýr'da epeyce zengin bir adamýn kýzýymýþ.. ta þu kar-þýki odacýkta oturuyoruz. deli gibi odanýn içinde dolaþmaya baþladým. O: . Zavallý komþum] biraz aðlayýp sýzladýktan sonra üç çocuðunu almýþ ve buraya ge m. varmýþ. Saba Allah gönderdi sizi hemþireceðim. Bu uzun hikâyeyi dinledikten sonra dayanamadým: . Allah eksik etmesin. köpekler gibi yalvardýðý halde. bir kasvettir basar beni. niþanlýsýnýn kendisini baþka bir kadý attýðýný öðrendi. .Ben de çokluk içmezdim ya.. "hemþireceðim. Haline göre ba i. hemþireceðim. O. Kadýncaðýz. Bu acýlarý çekmemiþsiniz. dedi ve tuhaf bir þekilde yere. kaçýp kurtuluyoruz sanýrlar. . dedim. Hareket Ordusu'yla. Yaðmur pencereler r. kendini aldatan bir erkeði nasýl sever? Ben. iç sigara. gülümseye gülüm-seye: . olur ya. adeta hiddetle: . Manastýrlý Haným. Yüreði hasretten göz göz olmuþt la vurulanlarý hiç iþitmedin mi. Manastýr'ýii birçoðu onu istemiþ. yârdan geçilmez" diye bir beyit okudu. be hemþireceðim? Bazýlarý. o biçare kadýn da baþýna gelece ilsin! Tutmuþ. bir türlü kendisini alýkoymaya razý edemiyörmüþ. çocukla uyuttum. Odadaki iskemleyi göstererek: . dedi. Acýrým ona. dedi.Ben iskemlede rahat edemem hemþireceðim. oturun. vurulduklarýnýn fakýnda bile ol eþ adým koþarlar. "Bunca senelik ka bu cefalarý" diye ayaklarýna kapandýðý. bilmiyorsunuz. Gam. bu fena adamýn yüzüðünü baþýna attý ve yabancý bir memlekete kaçtý. . mülkü olmayan bir mülazýme kadar þöyle böyle geçinmiþler.insan. Manastýrlý komþum.A hemþireceðim.

ona domuz gibi görünürmüþ. et alçýn kayalar üstünde.Ne yapardýnýz? dedim. Kýzýn adý Hayga . bu ses beni adeta sevindiriyor. Fak an da yorulmaya baþladým. derin bir uçurumun kenarýnda. Dilini aðzýný baðlamýþ adamcaðýzýn. kurþun. gözünün hususiy etlerinden deðilse bile. ÇALIKUÞU 155 Oteldeki yalnýz günlerimde yazýdan sýkýldýkça resim yapýyordum ve bu. ið ermiþ. baþýmý çevirmeden anlýyorum ki odur. Arif Hoca. Be e "istanbul kokuyorsunuz. üç mecidiyeyi gözden çýkardým mý. bazen bir sabun parasýna. diðeri suluboya iki resmini yapmaya çalýþmýþ Resimlerin ne dereceye kadar benzediðini bilemiyorum. Çünkü. Elim ermez. erkeðini tekrar elde etmek için yapýlmýþ bir hi olduðunu öðrenince içim sýzladý. istanbul'un adý anýldýkça gözleri yaþarýyor kocaman göðsü derin hasret nefesleriyle kalaycý körüðü gibi Hacý Kalfa'nýn on iki yaþlarýnda bir oðlu. basmýþ büyüyü. kocamý kadýnýn elinden alýrlar. yine bana getirirl Manastýrlý Haným. çökük gözevlerini korkunç bir halka ile saran kuyruklu sürmeleri. . deðil. Sabun toprakta eridikçe.Gurbet ellerindeyim. bahçe kenarýndaki çitlere deðneklerle aklý aðaçlarý taþlayarak kuþ kaldýrdýðým günler! Halbuki ben. Bu bahçede Hacý Kalfa'nýn ailesiyle beraber ne tatlý birkaç saat geçirdim! Nevrik Haným. bütün kadýnlar. Zavallý kadýn. Samatyalýymýþ.Adamcaðýzýmýn gözüne hoþ görüneyim diye çocuklarýn boðazýndan kesip düzgün. Kalemimi býrakarak. sürme i süsleniyorum. üst üste sigaralar sarýp içerek buna benzer masallar anlatýy er tarif ediyordu. keçi yavrularý gibi sýçrayýp eðlenmedikçe neye yarar? Nerede o. boþ zamanlarýnda çocuklarýnýn yardýmýyla.evam etti: . Nihayet. Manastýr'da olaydým. camý iki günde bu aþiftenin elinden kurtarýrdým ya. Kadýncaðýz. Adamcaðýz üþenmeden çarþý. kanadým kýrýk. Kocasý gibi kaba saba. ama olmuyor. büyü. kýzýna çerçeve iþletmek için ucuz atlaslar. rastýk. ceza çekmiþtim. hemen yola gelirmiþ. insanýn düþmaný da oturduðu yerde erir. bir kadýn bu garip dürbünü gözüne koyarak bir kere kocasýna baktý mý. on dört yaþlarýnda bir kýzý var. burada kocama basmýþ büyüyü. burnunun. Fakat o. fakat iyi ruhlu. Mektepte tam not aldýðým hemen tek ders o idi. küçükhaným" diye boynuma sarýlmaktan kendini alamadý. o soðuduktan sonra sýzlanmaya baþlayan yara masalý! e þey olur mu? Ben. aðr parmaklarýmý birkaç kere sallýyorum ve komþumun artýk ezberlediðim sýrnaþýk aþkýnýn hikâyes eye hazhrlanýyorum. Ev. saf bir kadýncaðýz. kazan kulplu 154 Reþat Nuri Güntekin rastýklarý. mektepte heykellerin mermer kaidelerine.iþin var mý. ne zavallý lakýrdýlar! Ya hele. Hatta Hacý Kalfa'nýn da biri karakalem. erkek ne ka uþa olsun. Köþ miz oda duvarlarýna. o kadar derin ki bahçenin sarmaþýklarla örtülü pa llarýnýzý dola-yýp aþaðý baktýðýnýz zaman baþýnýza bir dönme geliyor. bu dumanlý yamaçlarýn rüzgârý içinde saçý baþý daðýnýk. kad nkli boncuklar satýn alýyordu.Ortaðým. benim için hoþ bir te yordu. insan. bana Rumeli büyücüleri hakkýnda uzun uzadýya tafsilat vermeye baþladý: Arif Hoca adýnda bir Arnavut varmýþ ki. posbýyýklarýndan. Hacý Kalfa. pazar dolaþýyor. Penceremin karþýsýnda dimdik yükselen daðýn manzarasý ilk günlerde beni eðlendiriyordu. Uçurum. bir dürbün ha tirirmiþ. fazla sýkýldýðýmý görerek beni evine davet etti. Fakat bunlarýn. beyaz önlüðünden ke stalýðýma hayran oldu. Anadolu'yu asýl bunun için is Küçükten beri resim yapmayý çok severim. istanbul'dan gelirk ama bir alay resim kâðýdý ve boya kalemleri almýþtým. Dedim ya. domuz kulaðýný. öteki zalim için hiç üzülüyor muyum? Onu hiç aklýma getirdiðim oluyor m Manastýrlý komþumun katmerli düzgünleri. O günden beri odamýn kapýsý ara sýra gýcýrdýyor. Ne boþ. diyordu ki: . teneke kutusundan. hemþireciðim? Azýcýk geleyim mi? Yalnýzlýktan o kadar bunalmýþým ki. baþýmý alýp saatlerce kýrlarda dolaþtýðým. bende evvela iksinme hissi uyandýrmýþtý. Kolum. Hayretle gözlerimi açarak: . karýsýnýn tutumluluðu tu gibi bir ev yaptýrmýþ. bunu yeþile boyamýþtý. bir topluiðne kaplar ve sabunu okuyup üfledikten sonra topraða gömermiþ. yahut boya kal emleriyle yaptýðým resimler için ne kadar azar iþitmiþ. . birçok ameliyatlarla. yuvarlak ve çýplak baþýndan. gücüm yetmez.

ilmin kýymetini takdir edermiþ. Allah aþkýna vazgeç. o günden sonra önüne gelene benden. iki seneden beri de Osmanlý mektebinde okuyormuþ. Sen seni bil sen seni Sen seni bilmez isen Patlatýrlar enseni. suçiçeði çýkýyormuþ gibi iri sivilcelerle dolu. Ermeni Katolik mektebine gidiyordu. ihtiyar odabaþý. Ö otele girip çýktýðým zaman kahvedeki iþsizler beni görmek için suratlarýný camlara yapýþtý Ben: "Hacý Kalfa. ingilizce.Mirat'ýn adýna dikkat etmiþsindir. Sýrasýna 156 Reþat Nuri Güntekin göre yankesicilik bile lâzým olurmuþ. yirmi yaþýna k ile Fransýzca. iki lisana da uyar. defterler lerimin üzerine koyuyor: . Ýsa ve vaftize dair bir parça tesadüf etti. Hacý Kalfa bir gün. M5rat. bulmak için bir hafta kafa pa tlattým. ii.nde. Görülecek þeydi! Çocuðun kabahati. ancak bir meretsin. bücür bir çocuk. taksim ameliyesinden sonra resimli bir "Peygamberler Tarihi" açtým. beni dinlerken gözleri büyümüþ. Yerinden kýpýrdanmasý iskeleden mavna kalkmasý gibi zorlu bir iþ olan þiþman karýsýný enses tu. Hacý Kalfa. Hacý-Kalfa. vaftize dair bazý sade malumat verdim. bana doðru getirerek: "Þu çocuðu benim tarafýmdan. namünasip bir halt yeyip. çiroz gibi kuru. komþularýndan inmeli bir ihtiyarla siyah þalvarlý bir dudu karþýsýnda kýzýný sýký bir imtihandan geçirmemi istedi. ta alnýnýn ortasýndan öp. Ermenice Mirat. Mektepten kulaðým dolu olduðu için tashih ettim. benim evlerinde bulunduðum zama na tesadüf etti. Bir iki zarp. ne Mirat'sm. hocanýma karþý yüzümü kara çýkarýrsan yedirdiðim ekmek burnundan du. kýz olmasýna raðmen onun tahsiline de Mirat'ýnkinden daha az ehemmiyet veriliyor deðildi. kalýn kaþlý. . Hacý Kalfa. onu adeta darbýmeseller ve beyitlerle azarlýyordu: . Almanca. derim. ihtiyar Ermeninin bu hiddet sahnelerinden biri de. Sonra fevkalâde zekice bir þey söyleyeceðine iþaret olmak üzere gözlerinden birini kýrparak e etti: ..Mirat. iki senede bir mektep deðiþtirecek. Bacak kadar boyu var.. kara kýrmýzý yanaklarý. sana ettiklerinden utansýnlar gibilerinden" diyordu. seni þöyle böyle bir haným sandýmdý. baþýnda saç olmadýðý için kaþlarýnýn kýllarý di kýndaki bilgilerim ona bir mucize kadar yüksek görünüyor:" Bu ne'iþtir ki! Bir Müslüman muh at benim dinimi papazlardan iyi biliyor. Ne arifane isimdir o.." diye istavroz çýkarýyordu. sen hakikat eli öpülecek bir ulema imiþsin. benim derin ilmimden bahse baþlamýþ. ÇALIKUÞU 157 Hayganuþ'a gelince. tekdirat ile uslanmayanýn hakký kötektir. bu solucan gibi sýpsýska çocuk o zamana kadar bu yükün altýnda ezilip ölmezse! Hacý Kalfa.Hele þu miskine bak. isyan ediyor: "Mahsus söylüyorum. vaftizi anlatýrken saçma sapan bir þeyler i. anasýnýn piþirdiði bir yemeði beðenmemi Hacý Kalfa. bir gün oðlundan bahsederken dedi ki: . Hacý Kalfa'nýn programýna göre bu çocuk. okuryazar bir adam deðilmiþ ama. Hayganuþ. o adeta. Ben. Dilenciye hýyar verdiler e beðenmemiþtir. m iz bir ermeni kýzý. insan her þeyi bilmeliymiþ. ne M rat.£tli butlu ablasýnýn tersine. eðridir diye sokaða atmýþ.Haydi bakalým Hayganuþ. Eþek hoþaftan ne anlar? ihtarlarýmý semi itibar sok. Böyle þeylere 158 Reþat Nuri Güntekin lüzum var mý?" diye kýzýp söylendikçe. Yoksa. beni kýzdýrdýðý zaman ben de ona. iki sene Ermeni mektebine gitmiþ. anladýn eðerki. kýzcaðýzýn kitaplarýný. Italyancayý mükemmel öðrenerek tam bir adam olacakmýþ. Kýzcaðýz. Sen kim oluyorsun ki Allah'ýn verd iði ekmek ve nimeti beðenmiyorsun?!. kendini erkekten sandýðý için bu vazifeyi karýsýna yaptýrmýþtý. Osmanlýca Murat. renksiz. anladýn mý attý. Zavallý Hacý Kalfa. Mirat. î. Dünyada bundan daha gülünç manzara olmazdý. türlü türlü huyu var. sen. Hani sank erin kulaklarýna gitsin de.

Kim bilir belki söylenmemesi lâzým gelen bir sýrdýr. esnedi. Hacý Kalfa'nýn nasihatlerini hatýrlayarak korktum ve tekrar tersyüzü geri döndüm. Huriye Haným kýdemli bir muallime olduðu için sanýrým ki onu iltizam ederler Aksi bir cevap geldiði takdirde müþkül mevkide kalacaksýnýz. Kâmran. isterseniz bol para da biriktirebilirsiniz. Hacý Kalfa'nm evindeki gibi. Birçok levazým-ý risi-ye ve ikmal-i nevakýsýna muvaffak olduk. Hem de ayný zamanda eci rli bir hizmet-i vataniye olur. Þimdi gayet iyi hatýrlýyorum. raflarýmý oymalý uçurtma kâðýtlarýyla süsley a yakutlar. bana baþka bir cihetten de kârlý oldu. bir-hayli fedakârlýkla tamir ve tecdit ettik. gerindi ve tane tane söylemeye baþladý: . Þimdi bir genç muallimimizin himmet ve fedekârlýðýna muhtacýz.Hacý Kalfa'nýn ailesiyle tanýþmak. sedefler gibi parlayacak renk renk kavanozlar dizeceðim. herhalde. cennet gibi bir yer. sarý. ilk fýrsatta maaþýnýza za m yaparak bugünkü miktara iblað ederim. Mamafih. bizim oburluðumuzla kim meþgul olma hatýrýna getirecek? inþallah iþlerim yoluna girsin. sokaða çýkmýþken bir kere oraya da uðramak zaruriydi. senden þimdiki kadar nefret etmediði zamanlarda da gözlerine garezdim. Havasý. karþýma çýkan dik bir yokuþa onra. benim de baþýmý sokacak küçücük bir evim olsun. yakasýný gevþetmiþ. Ben de seni ar rdum. hemþire haný emindim. Ne irade buyurulacaðmý k iyorum. Cidden iyi bir yer. iki saat mesafede bir "Zeyniler" nahiyesi var. Allah vere de hasta olmasam. et. Ne âlâ. göz kýrpýyordum: . elbette unutmamýþsýndýr. Maarif Müdürlüðü'nde kuþaklý baþkâtibin: "Hâlâ Ýstanbul' dan bir ses seda yok. menazýr-ý tabiiyesi ferahfeza. Hayret! O. Müdürün hademesi merdivende beni görünce: "isabet ki. birazdan otele gelecektim. her aklýma geldikçe yemek için kimseden izin istemek. Kendisinden hem kolay. ikide bir avuçlarýma toz doldurarak yüzüne serperdim. kaybolmak ikesini göze alarak otelin biraz ilerisindeki köprüyü geçtim. Orada bir Vakýf Mektebi vardý. Halbuki maksadým sadece bugünün vakalarýný kaydetmekti. bir çayýr. Fakat a mukabil. bir aðaçlýk ve ikinci bir köprüden geçtim. yumurta vesaire fiyatlarý. Bu. Fakat. Ke n de. O takdirde buradaki Ýdadi Müdürlüðü'nden daha kârlý . suyu güzel. ben evvelden de. nedense izzetinefsimi okþuyor. Gönül is oraya sizin gibi güzide bir haným gitsin. yahut büfe hýrsýzlýð riyeti de yok. Gerçi. buradakiyle nispet kabul etmeyecek ka dar ucuz. Aklýma bir çare-i tesviye gel uraya bir. ebed dinlendirir gibi elini. Evet. Sen Allah bilir iyi bir þey iþi Ondan daha kulaðý delik görünmek.Haným kýzým. daha on iki yaþýmda yoktum. kendim için dolabý yapacaðým. hem ucuz reçel tarifleri aldým ve Gülmisal Kalfa'nm yemeklerini yazdýðým deftere özene bezene not ettim. çok daha hayýrlý bir ilim. kehribarlar. güneþ iþlemiþ yosunlu denizler gibi içlerinde hilel aþan gözlerini acýtmak içindi. Böyle fýkýr fýkýr gülüþün boþ deðil. söz atmaya baþlamýþlardý. gözleri yarý kapalý düþünüyo 160 Reþat Nuri Güntekin Beni görünce. Kendime ait bir haber l benim kulaðýma gelmesi mümkün mü? Neredeyse acýktýðýmý ve uykum geldiðini bile bu garip o öðreneceðim! Hacý Kalfa: ." Bey dediði Maarif Müdürü idi. maaþý sizin burada alacaðýnýz maaþtan noksan. süt. Aralarýnda sadece yeþil yok. ÇALIKUÞU 159 Nerede kalmýþtým? Evet Hacý Kalfa benim günlerden beri ilk defa açan güneþten doðan neþemi n iyi bir havadis öðrendiðime vermiþ ve beni sýkýþtýrmaya baþlamýþtý. * Yine sapýttým. g t güzel reçel ve þekerlemeler yapmasýný biliyordu. kolunu salývermiþ. Artýk aklýma bile ge mediðim Kâmran'ýn o kadar nefret ettiðim gözleri. Bundan sonra. fakat kay daha büyük bir tehlike baþ gösterdi. Ancak. yarý ciddi bir manalý manalý gülüyor. bunlarý. Geçen sene. o kadar güzeldi ki. beyaz. Daha da dolaþacaktým. Nezaret-i Celile'den henüz bir cevap almýþ deðiliz. al. ahalisi haluk ve müstakim. sýmsýký kapalý peçeme raðmen kýlý peþime takýlmaya. Bu garez baþladýðý zaman. Samatyah Madam." dedi. yine kýrmýzý çuha kaplý yazýhanesinin önünde. Babayani çarþafýma. Mektebin içinde muallimlerin ikametine m ahsus daire de var.Hele nazlanma söyle. reçel kavanozlarý. geldin hocaným. Benim "Peygamberler Tarihi" hakkýndaki b lgilerimden. Güneþ. yarý þaka. ya r çocuk yaramazlýðý mýydý acaba? Hayýr. beni yeþil renge garez ettirdi.

Yüzüm.F. Etrafýmýzdaki kalabalýðýn gittikçe büyümekte olduðunu dehþetle gördüm. Hiç olmazsa bu iþi Hacý Ka lfa'ya bir kere danýþmalýy-dým. siz onu da çeker çevirirsiniz. doðrudan doðruya tap etti: . Allah'tan daha ne ister? Gözümün önüne güneþli yollar.. Fakat o. Müdür Bey biraz canlanýr gibi oldu: . Allah'ý da. dedi. halime acýrsýnýz. Sen evvel Allah nerede olsa ekmeðini çýkarýrsýn! Kalabalýðýn bir kýsmý kahkahalarla gülmeye baþlamýþtý. þýmarýk bir dilenci gibi çarþafýmýn ucunu tutarak benimle konuþmaya ba . bahçeler." yolunda sözler de iþitilmeye ire omuz baþýmda peyda olan yeþil sarýklý. perde perde sesini yükselterek iðrenç bir tarzda yalvarýyord Ne söyleyeceðimi. inadýna kameti artýrdý. Kendi halinde. Yalnýz. benim neler çektiðimi bilseniz. Durmadan elin i maþayý þakýrdatan bir kahveci çýraðý öteden: . ellerim ateþ gibi kesilmiþti. Baþka talipleri de var. dedim ve geçmek istedim. ormanlar geliyor. nasýr ilacý satan yaygaracý esnafýn etrafýna nasýl üþüþürler. yavaþ konuþun. dereler. manzara güzel. Maahaza. sofada ortaðým Huriye Haným'la burun buruna gelmeyeyim izim ismimizi. cevabýmý veririm efendim. 11 162 Reþat Nuri Güntekin Daha fenasý. yalnýz bir saat beyefendi. yaþlýlara hürmet ve muavenet bir vazife-i diniye ve insaniyedir.. Hem derslere devam ediyor. Zeyniler'i beðenmeyecek olur anýz bana iki satýr bir þey yazarsýnýz. ak sakallý. kâ . pek fazla müteessirim de. þu hatunun r a mani olma. Bu defa. bir yandan buram buram ter döküyordum. Sinir hali. hem mektebin hizmet lerini görüyor. Ne olur terbiyesizliðimi affedin. Bu esnada kýrmýzý kuþaklý kâtip de s akasýndan yakalayýp hemen merdivenlerden atarak: . yakamý býrakmamaya karar vermiþti. . Allah aþkýna kusuruma b . þerbet taþýyan peþtemallý esnaf çýraklarýndan bir daire çevriliyordu. kahve. insan. iki saat sonra gelir. yine Hacý Kal-fa'dan öðrenmiþtim kadýn gözümü o kadar yýldýrmýþtý ki. Elbet. Þöyle böyle isviçre köyleri gi r þey. Þimdi adeta saçlarýný yolarak.Mektepte ihtiyar bir hatun var.O halde.Ziyaný yok efendim. . Gel. dedim.Þimdi müsaade buyurunuz. Maarif Müdürü devam etti: . diye baðýrdý. sana da garip hazinesinden baþka bir kapý açar. Huriye Haným gittikçe coþuyor. Utancýmdan yerlere giriyordum. Fakat nedense o.te gelirsiniz. baþýndaki canýn sokak ortasýnda kalacaðýný ve dileneceðini anlattý.Hanýmefendi kýzým. Ah kýzým. Çarþafýmýn içinde bir yandan titriyor. elden kaçýrýrsan karýþmam sonra.Öyledir öyle. Evvela halinden þikâyet etti. yeni tedris usu ne vâkýf deðil.Aman kýzým.Kýzým. bu garip komedyayý gören yanýmýza geliyor. Çalýkuþu . Maarif Müdürü'nün yanýndan çýkýnca. ahalisi iyi. Hoþ. iki ortaklar koyduklarýný birkaç gün evvel. Herkes bize bakýyor. biz de öyle b sýnda kalmýþtýk. Bu teklif karþýsýnda ne söyleyeceðimi bilmeyerek susuyordum. yüreðim þiddetle çarpýyo Bununla beraber. birdenbire "evet" demeye cesaret edemedim. görmezliðe geldim ve acele ace Fakat yolumu kesti. Etraftan: "Yazýktýr zavallýya. Ben korkarak: . ÇALIKUÞU 161 Hava güzel. geçenlerde size karþý bir terbiyesizlik ettim. etrafýmýzda kalem odacýlarýndan. ben yalvarmaya baþladým: . namazýnda. ne yapacaðýmý þaþýrmýþtým. Cenab-ý Hak rezzak-ý âlemdir. derhal sizi buraya münasip bir yere alýrým. yüzünü görünce korktum. yiyecek içecek ucuz. iri yarý bir hoca. Gayri. niyazýnda bir kadýncaðýz. si dükten sonra merkeze tayin edilseniz de "istemem" diye ayak direyeceksiniz ya. Hani Ýstanbul'da sok n. yakasýnýn düðmelerini kopar llerimi dizlerimi öpmeye kalkýyordu. Peygamber'i de hoþnut etmiþ olursun. aðlatma fukarayý küçükha-ným. leke sabunu.Rica ederim hocaným. bu iþ müstacel.

dedim ve apanarak öpmeye çalýþtýðý dizlerimi zorla kurtardým ve Maarif Müdürü'nün odasýna döndüm. nedense beni býra rtaðýmý ileride açýlacak baþka bir yere göndermeyi muvafýk görmüþ. Bu iþte bir oyunbazlýk var mý dersin? Anlat.Ahlâksýz herif. .. akþama doðru bir Çeçen arabasýyla Zeyniler'e geldim. Huriye Haným'ýn Maarif Müdürlüðü koridorunda benimle karþýlaþmasý evvelden hazýrlanmýþ bir kallý hocayý bile. Ben þimdi Maarif Müdürü'nün yanýndan geliyorum.Caným Merkez Rüþtiyesi'nde seni alýkoymuþlar. ÇALIKUÞU 165 Ben bunlarý öðrendikçe þaþýrýyor.. Nezarete yazdýðý tezkerede onun daha kýdemli bir muall ileri sürerek benim baþka bir yere kaldýrýlmamý istemiþ.Ne ettin behey cahil çocuk. Hacý Kalfa.Hayýr. 28 Ekim Bugün. . o yerinden kýmýldamaya üþenen Maarif Müdürü araba in konaðýna giderek emrimi imzalatmýþtý. . Hacý Kalfa beni dinlerken iri burnu horoz ibiði gibi kýzarý-yordu. diye baðýrdý. anladýn mý efendim? . Nezaret. dedi. beni kapýda karþýladý. bu kadar sefaletle beni klýma sýðdýramýyordum. þüpheli þüpheli yüzüme baktý: . rezalet o kadar büyüdü ki. Gönüller þen olsun! Zeyniler. Maarif Müdürü. Allah aþkýnýza yakamý býrakýnýz. iyi bir yerden iþittim. saçlý sakallý bir büyük memurun. Bazen aylar ayý masadan masaya süren muameleler istedikleri zaman öyle kolay çýkýyor ki. Hacý Kalfa'nýn saf vesvesesiyle alay ederek bir nefeste vakayý anlattým ve çantamdan emrim i çýkararak elimde salladým: . hele anlat.Sen bilmezsin o uyur yýlaný. ÇALIKUÞU 163 Niçin gülmüþlerdi? Kahvecinin söylediði. mahsus getirmiþler. Çünkü: "Nihayet iki saat" dediði yol tam sabahýn onundan geceye kadar sürdü. Öyle bir þey yok. emir dün akþam gelmiþ. diyordu. hem sitemli. Hacý Kalfa. nasýl isterseniz öyle olsun. telaþ etmekte hakký varmýþ. Maarif Müdürü'nün sözleri üzerine þýk bir Avrupa köyü gibi görmeye baþladýðým Zeyniler'e ge kuþ uçmaz. peki. galiba yollarý þ göre ölçüyor. 164 Reþat Nuri Güntekin Demek ki.Peki. sinirli bir tavýrla baþýný iki yana sallýyor: .Neyi öðrendin? . ihtiyar adam. o Zeyniler'de de mesut olmasýný bileceðim. Sen üzülme o kadar.Adam sen de! insaný en yakýn akrabalarý kalpsizce vurduktan sonra yabancýlar vurmuþ ne çý ? Ben.Yanlýþ. Bir saate kalmadan bütün muamele bitmiþ. beni bir köye atýp yerime Huriy lýkoymak için plan tertip etmiþler. uyur uyur da sonra adama öyle bir vurur ki. Fakat. kervan geçmez bir yermiþ! Bir seneden beri boþ olduðu halde en düþkün muallimler raya gitmeye yanaþmýyorlar mýþ. bu maskara vaziyetten kurtulmak için teseler verirdim. Müdüre baltayý as! Tekrar omuzlarýmý silktim: .Yaþadýk Hacý Kalfa! isviçre gibi bir yere gidiyoruz.Deðmez Hacý Kalfacýðým. ne ettin? En sonunda seni tongaya bastýrdýlar ha! Hemen git. þimdi senin aðzýný yýrtarým. Huriye Haným'ýn pasaportunu eline vermiþler . Dün akþam gelen emir üzerine Maarif Müdürü. Müdür.Ne emri Hacý Kalfa? . Fakat. senden sakladý.Sen sakladýn da ben öðrenmedim mi sanki? Allah mübarek etsin. Ellerini birbirine vurarak dövünmeye baþladý: . Sonra hasta olursan ne yaparýz? Adamcaðýzýn benim hesabýma kýzmakta. Rüþtiye Müdiresi ve galiba Huriye Haným'ýn Rume risi olan Muhasebe Müdürü geç vakit bir toplantý yapmýþlar. Akþama doðru iþ bütün tafs f Müdürü... ne reden geldiðini fark edemezsin.. Huriye Haným'ý tutuyormuþ. Otele döndüðüm zaman Hacý Kalfa. Nihayet: . hem memnun bir tavýrla . Hoca Efendi'nin söylediðinden baþka bir þey deðild Huriye Haným. Biraz sonra bana Merkez Rüþtiyesi'ndeki derslerimden kendi arzumla istifa ettiðime ve Zeyniler mektebi muallimliðine talip olduðuma dair bir kâðýt imzalattýlar. öyle aðladý.Emrinin geldiðini caným.

Birdenbire korkunç bir gürültüyle yataktan fýrladým. Uyku sersemliði. Hacý Kalfa'nýn karnýna çizmeli ayaðýyla öyle bir tekme savurdu ki. kâh kurumuþ sel çukur eyniler yoluna diþli þimendifer yaptýramamýþ olanlarýn.. Ýnsan. Mektept zber-letmiþlerdi. ne rezalettir. Fakat o. Uyk le ilk aklýma gelen þey yangýn oldu. lâkin býrakma. ertesi sabah erkenden hazýr bulunmasýný söylemeye gelmiþ. lde benden çok daha acýnacak bir vaziyette olarak.. Aþaðý sofadan ayak patýrtýlarý. sofalar ve merdivenlerde. çizmeleriyle çiðniyordu. Arala168 Reþat Nuri Güntekin . Bütün aile. Sesler. bir düðüne. Sofada bir þeyler yýkýlýp devriliyor. "Anamýz. çýplak kafa. Manastýrlý komþumu yerden yere sürüyor. kâh dað yamaçlarýna týrmanan. otelde bu olur mu?!" diye baðýrarak aralarýna gi mek istedi. korku. boðuk hýrýltýlar. taþlýklar.. Dün gece. Yarý çýplak olduðum için tekrar odama girmiþtim. bir aðýzdan.ek adamcaðýz! Kabahat kendisinin deðil. ellerimle yorganlarý burarak kývranýyordum. bir ayrý sýzý uyandýrýrmýþ. bir teneke lamba yakalayarak don gömlek dýþarý fýrlamýþtý. kendine göre bir ahenkle sürüdüðü þýp þýp asýna soluk çuhadan yakasý kapalý uzun bir ceket. Samatyalý Madam'l e Mirat'ýn tuvaletleri de onunkinden aþaðý deðildi. arsýz muhabbeti. sille tokat seslerine karýþýyordu. kopan keman telleri gibi acý sesler çýkarmaya ba ep birinin gönlümüzden kopup ayrýlmasý. peþtemalýný. ihtiyar odacý: "Ne ayýptýr. kolay kolay onun yakasýný býrakmaya razý olur mu? Tabii yalvarmaya. ihtiyar adam: "Vay aman! Vay aman! Hay nalçasýna tükürdüðüm katýrý!" diye söylenerek ayaða Fakat bu sefer ben. Çocuklar. Manastýrlý Haným. Fakat zabit. öldür beni. karyolamýn üstüne düþmüþtüm. sonra Hacý Kalfa'nýn hali hep bir araya gelmiþ. Sofanýn tavanýnda bir aydýnlýk gezinmeye baþlamýþtý. Vakayý sonradan bana anlattýlar: Manastýrlý Haným'ýn. yaþadýðý yerlerde beraber bulunduðu insanlara görünmez ince teller mýþ. anlaþýlmaz sesle . atik davranmýþ kollarýmla adamcaðý yakalamýþtým. Arabanýn hazýr olduðunu haber vermeye geldiði vakit. 166 Reþat Nuri Güntekin içinde çok acý saatler geçirmiþ olmama raðmen küçük odamdan adeta hüzünle ayrýldým. çýplak ayaklarýmla odadan fýrladým ve feci bir dayak vakasýyla karþýlaþtý r zabit. kocaman bir balkabaðý gibi tahtalara çarpýp patlayacaktý. Bereket versin ben. beni þehirden yarým saat uzaktaki bir çeþme baþýna kadar selametleme ldi. zabit. Azizi minde kocaman bir kýrmýzý fes. biletlerin alýnm nu. Zaten öyle olmasa da elimden ne gelirdi? ÇALIKUÞU 167 Alt katta yatanlar da uyanmýþ olacaklardý. essizliði içinde çocuk feryatlarý. Bu gece. re adeta kocaman bir futbol topu gibi havaya fýrladý ye aralýk kapýdan sýrtüstü odama yuvar arak çýplak bacaklarý havaya kalktý. ne pahasýna o un kadýný çocuklarýyla beraber memlekete göndermeye karar vermiþ. az kaldý Hacý Kalfa'yý tanýyamýyordum. Yoksa. Babam anamýzý öldürüyor!" diye haykýnyorlardý. Daðýnýk saçlarým.'den ayrýldý. þaþkýnlýk. Ömrümde baþýma gelmemiþ bir kahkaha krizi anýyor. çantamý hazýrladýktan sonra yatmýþtým. Zavallý kadýn her tekmeden. fakat inanýlmaz bir kuvvetle yine yerinden kalkarak zabitin dizl erine týrmanýyordu: "Kulun kurbanýn olayým efendiciðim. nihayet kocasýnýn canýna yetmiþ. gürültüler tamamýyla kesilip otel sükûnuna dö-nünceye kadar kendime gelemedim. daha doðrusu bir cenaze alayýna gider gibi giyinmiþti. benimle ayný günde B. Merdiven aralýðýnda Hacý Kalfa'nýn çýp gürültüyü iþiterek uyanmýþ. Uykumun arasýnda iri iri konuþma sesleri fakat bir türlü kendimi açamýyordum. fena hal nirlerimi bozmuþtu.. Fakat yangýna uðrayanlar herhalde birbirlerini dövmezl rdi. yýlan gibi ýslýk çalarak inen her kamçýdan sonra inleyerek taht erine yuvarlanýyor. boþama!. Bunu yazan þair ne kada * Bir tesadüf eseri olarak Manastýrlý komþum da... ayrýlýk vaktinde bu baðlar gerilmeye. sýrna aþlamýþ. ayaklarýna imam galoþlarý giymiþti. Hacý Kalfa'nýn ailesi. Artýk dýþarýda ne olup ne bittiðini anl halde deðildim. saçsýz baþýný kulaklarýna kadar örtüyordu.

nnda ^mbilir ne gibi sözler ve sahneler geçtikten sonra bu korkunç dayak faslý baþlamýþ. Belki iki saat sonra, tekrar uyumaya hazýrlandýðým sýrada Hacý Kalfa, hafifçe kapýma vurdu: bakasýn, hocaným, otelde baþka kadýn yok. Fakir hatuncaðýz bayýlýp duruyor. Salt gülmek ol l dinini seversen þuna biraz bak. Adýmýz erkeðe çýkmýþ diye yanýna giremiyorum. Sonra ölür, de girer he!" dedi. Kapý aralýðýnda Hacý Kalfa'nýn yüzünü görünce beni tekrar bir gülme aldý: "Geçmiþ olsun!" d kat bir türlü kelimeler aðzýmdan çýkmýyordu. Hacý Kalfa, dargýn dargýn yüzüme baktý; yarý mahcup bir eda ile baþýný sallayarak: "Gülürsün! Salt kýkýr kýkýr gülürsün. Ha çapkýn seni! Þuna bak hele!" dedi. "Gülüyorsun" kelimesini "gülürsün" diye o kadar tuhaf söylüyordu ki, þimdi bile gülmekten k alamýyorum. Hemen bir saatten fazla dertli komþumla uðraþtým. Zavallýnýn vücudu yara bere i i, ikide bir bayýlýyor, gözlerinin siyahý kaybolarak çenesi kilitleniyordu. Bir baygýnla uðraþmak, ilk defa baþýma gelen þey. Ne yapmak lâzým geleceðini kestiremiyordu t iþ baþa düþünce, insana öyle gayret geliyor ki... Bu, her biri en aþaðý beþ dakika süren bayýlmalarda kadýncaðýzýn kollarýný, vücudunu ovuþtu su döktürerek ýslatýyordum. Alný, yanaklarý, dudaklarý birkaç yerinden çatlamýþtý. Bu çizg ce sýzan kanlar düzgünlere, sürmelere karýþýyor, kirli bir siyahlýk alarak çenesine, göðsün bbi, ne çok boya varmýþ bu yüzde!... O kadar su döktüðüm halde, bir türlü bitip tükenmiyord O sabah, uyandýðým vakit, karþý odayý boþ buldum. Zabit, erkenden onu, çocuklarýyla beraber abaya atarak götürmüþ, komþum gitmeden beni görmek, helallik dilemek istemiþ,

ÇALIKUÞU 169 fakat gece, onun yüzünden uykusuz kaldýðýmý bildiði için uyandýrmaya kýyamamýþ. Hacý Kalfa' tekrar gözlerimden öpmüþ. * Arabada, gözüm Hacý Kalfa'nýn yüzüne rastladýkça gülüyordum. O, bu yersiz neþenin sebebini bir gülümsemeyle baþýný sallayarak: - Gülürsün he! Hâlâ kýkýr kýkýr gülürsün he! diye bana çýkýþýyordu. Sonra, akþamki tekmenin dehþetinden bahsederek: "Tabanýna tükürdüðümün katýrý, anladýn mý e ti beni, karnýmýn içini karmakarýþýk etmiþtir. Mirat, benden sana baba nasihati: Sen sen ol arý koca arasýna gireyim deme. Karý koca ipektir, araya giren köpektir," diyordu. Bütün aile, küçücük arabanýn içinde üst üste, þehrin dýþýndaki bir çeþme baþýna kadar gelmi Ayrýlýk yeri burasýydý. Hacý Kalfa, iki týpalý þiþeye hazýrlamýþ olduðu sularýný çeþmeden t acýma uzun uzadýya tembihler verdi. Samatyalý Madam, gözleri dolu dolu, bir gün evvelden b enim için yaptýðý, çörekleri stepetime doldurdu. Bana karþý tamamiyle lakayt olduðunu zannettiðin) vahþi Hayganuþ, bir yerini incitmiþ gibi birdenbire aðlamaya baþladý. Hem de ne aðlayýþ! Kulaðýmda iki inci küpe vardý. Onlar^çýkararak Hayganuþ'un kulaðýna taktým. \ Hacý Kalfa, hediye için adeta mahcup oluyor: "Yoo, hocaným, hediye dediðin para edecek þey olmamalý. Bunlar kýymetli inciler," diyordu. Yine hafifçe güldüm. Kýzýnýn benim için döktüðü inciler yanýnda iki paralýk kýymeti olmadýð mcaðýza! 170 Reþat Nuri Güntekin

Hacý Kalfa, beni tekrar arabaya bindirdikten sonra, derin derin içini çekti, elini göðsüne urarak: "Tövbe olsun, hani þu ayrýlýk bana akþamki tekmeden aðýr geldi doðrusu!" dedi. Geceki hengâmeyi hatýrlatan bu sözler beni bir kere daha güldürdü. Araba yürümeye baþlamýþt n parmaðýný sallýyor: "Gülürsün he çapkýn, gülürsün!" diyordu. Yol, þimdiden uzamaya baþlamýþ olmayýp da gözlerimi görebilseydin, bu sözleri söylemeyecekt alfacýðým. * Araba; iniþli yokuþlu dað yollarýna girmiþti; kâh kurumuþ sel çukurlarýndan geçiyor, kâh bo ozulmuþ baðlarýn kenarlarýný takip ediyordu. Seyrek fasýlalarla tek tuk köylülere, yorgunluktan inler gibi sesler çýkaran kaðnýlara tesa

diyorduk. ince bir bað yolundan, eþkýya gibi korkunç kýyafetli, uzun býyýklý iki jandarma geliyordu. n geçerken arabacýya: "Selamünaleyküm," dediler, dik dik bana baktýlar. Hacý Kalfa: "Yollar maþallah emindir, amma ne olur ne olmaz, peçeni kapa. Senin suratýn öy le her yerde açýlacak suratlardan deðildir, anladýn mý efendim?" demiþti. Uzaktan birisinin geldiðini görür görmez, hemen Hacý Kal-fa'nýn tembihini hatýrlýyor, yüzüm Saatler geçtikçe yollara mahzun bir ýssýzlýk çöküyordu. Bu Çeçen arabalarýnýn ince, yanýk s icat edenler ne iyi düþünmüþler. Yamaçlarda, derelerde uyandýrdýklarý, uzak akisler insana ir teselli sesi gibi geliyor. Hele bir kayalýðýn içinden geçerken öyle sandým ki uzaklarda, anmýþ gibi görünen kara taþ yýðýnýn öte tarafýnda görünmez bir yol var, ince sesli kadýn, h un içinde arkamýzdan koþuyor. Yol, hâlâ bitip tükenmek bilmiyordu. Görünürde ne bir köy, hatta, ne bir aðaçlýk...

ÇALIKUÞU 171 içimde yavaþ yavaþ bir korku uyanmaya baþlamýþtý. Ya geceden evvel, Zeyniler Köyü'nü tutama dað baþlarýnda yalnýz kalýrsam? Arabacý, ara sýra durarak hayvanlarýný dinlendiriyor, insanla konuþur gibi onlarla konuþuyo du. Bir taþlýðýn ortasýnda, yine böyle bir mola vermesinden istifade ettim: - Daha çok var mý? diye sordum. O, aðýr aðýr baþýný sallayarak cevap verdi: - Geldik. Bu adam yaþlý bir insan olmasaydý, benimle eðlendiðini hükmedecektim. - Nasýl olur? dedim. Allanýn kýrýndayýz. Görünürde köy falan yok. Ýhtiyar adam, arabadan çantalarýmý çýkarmaya çalýþarak cevap verdi: - Na, þu patikadan inceðiz, Zeyniler, buraya beþ dakika çeker. Araba yolu yok. Taþlarýn arasýndan minare merdiveni gibi dik bir yoldan inmeye baþladýk. Aþaðýda, akþamýn alacakaranlýðý içinde kapkara bir servilik, etrafý çitle çevrilmiþ, çýplak tuk kulübeler, tahta evler görünüyordu. ilk bakýþta Zeyniler bana, hâlâ yer yer dumanlan tüten bir yangýn harabesi gibi göründü. Köy deyince gözümün önüne yeþillikler arasýnda eski Boðaziçi yalýlarýndaki güvencinliklere i, þen manzaralý kulübeler gelirdi. Halbuki bu evler, çökmeye yüz tutmuþ, simsiyah viranele . Yýkýk bir deðirmenin önünde abalý, sarýklý bir ihtiyara rast geldik, kaburga kemikleri soyu yýf bir ineði, ipinden sürüye sürüye bu evlerden birine doðru götürmeye çalýþýyordu. Bizi g atli dikkatli bakmaya baþladý. Bu ihti172 Reþat Nuri Güntekin

yar hoca, Zeyniler muhtarý imiþ. Arabacý onu tanýyordu. Birkaç kelime ile benim kim olduðum anlattý. Belden büzmeli, bol siyah çarþafým, sýmsýký peçemle genç olduðumu anlamamak mümkün deðildi. Muhtar Efendi, beni fazla süslü bulmuþ olacak ki, tuhaf tuhaf baktý, sonra ineðini çýplak klý bir çocuða teslim ederek önümüze düþtü. Köyün dar sokaklarý içine girmiþtik. Evleri þimdi daha iyi görebiliyordum. Hani Kavaklar'da aðlar serilmiþ, yaðmurdan çürüyüp kararmýþ, Boðaz rüzgârlarýndan bir yana çarpýlmýþ, viran er, ilk bakýþta onlarý hatýrlatýyordu. Altlarýna dört direkten ibaret ahýrlar, üstlerinde asma merdivenle çýkýlan bir iki oda. Her de, Zeyniler þimdiye kadar iþittiðim ve resimlerini gördüðüm köylerden hiçbirisine benzemiy Etrafý tahta perdelerle çevrilmiþ bir bahçenin kýrmýzý kapýsý önünde durduk. Yapraklarýna v siyah görünen bu köyde gördüðüm ilk renk; kýrmýzý tahta oldu! Muhtar, yumruðuyla kapýyý çalmaya baþladý. Her vuruþunda kapý yýkýlacak gibi sarsýlýyordu. ilk defa aðzýmý açmaya cesaret ederek: - içeride kimse yok galiba, dedim. Muhtar, baþýný sallayarak cevap verdi: - Hatice Haným akþam namazýný kýlýyor olmalý. Az bekleyeceðiz. Arabacýnýn beklemeye vakti yoktu; çantalarý kapýnýn önüne býrakarak bizden ayrýldý. Muhtar abasýnýn eteklerini toplayarak yere çömeldi. Ben, bavulumun kenarýna iliþtim, konuþm baþladýk. Bu Hatice Haným, pek Müslüman bir kadýnmýþ. Tarikata da mensupmuþ. Köyün ölüsüne, dirisine

litleri o okur, gelinlerin yüzüne o yazar, sekeratta bulunan hastala-

ÇALIKUÞU 173 rýn aðzýna son zemzem damlasýný o akýtýr, kadýn cenazelerini o yýkayýp yaþmaklarmýþ. Muhtar Efendi, herhalde medrese falan görmüþ bir adama benziyordu. Fýrsattan istifade ed erek bazý nasihatlar vermek istediðini anladým. Usul-i cedidin aleyhinde bulunmuyor, f akat yeni mekteplerin din derslerini ihmal ettiklerinden þikâyet ediyordu. Þimdiye kadar buradan birkaç hocaným geçmiþ; fakat nafile, hiçbirisinin Kur'an-ý Kerim'e, i hale, kâfi derecede vukufu yokmuþ. Bu Muhtar Efendi, Hatice Haným'dan hoþnutluk getiriyordu. Ben.bu dersleri yine bu sa liha, akil, abide hatuncaðýza býrakarak kendim baþka dersler okutursam köyü daha ziyade mem un edermiþim. Ben, bu nasihatleri dinlerken içeriden bir nalýn týkýrtýsý gelmeye baþladý. Muhtar Efendi i aða kalktýk. Kapýnýn arkasýnda bir kol demiri þangýrdadý, kalýn bir ses: - Kimdir o? diye baðýrdý. - Yabancý deðil, Hatice Haným, B.'den bir hocaným geldi. Bu Hatice Haným, iri yapýlý, kocaman yüzlü, biraz kamburu çýkmýþ, yetmiþlik bir ihtiyardý. yeþil bir yemeni örtmüþ, arkasýna ferace biçiminde koyu bir yeldirme giymiþti. Meþin gibi s esmer yüzünün buruþuklarý arasýnda inanýlmayacak kadar taze ve canlý gözleri, bembeyaz diþl Peçemin arkasýndan yüzümü görmeye çalýþarak: "Safa geldin hocaným, buyurun!" dedi. Bahçeden sokaða çýkmak yasakmýþ gibi bir eliyle kapýya dayanýp öteki eliyle çantalarýmý ald r kapýyý demirleyerek önüme düþtü. O önde, ben arkada bahçeden geçtik, Maarif Müdürü Bey'in büyük fedakârlýklarla müceddeden i ktep binasý da öteki evlerin eþiydi. Yalnýz, alt kattaki direklerin etra174 Reþat Nuri Güntekin

fini henüz kararmaya vakit bulamamýþ tahtalarla çevirmiþler, dershane haline koymuþlardý. Kapýdan gireceðim vakit Hatice Haným, kolumu yakaladý: "Dur kýzým" dedi. Ben, birdenbire ürktüm. O, dudaklarýnýn ucuyla okuduðu kýsa bir duadan sonra: - Haydi kýzým, besmele çek de evvela sað ayaðýný at, dedi. Alt kat, zindan gibi karanlýktý, ihtiyar kadýn, beni elimden tutarak dar bir taþlýktan geçi di, eskilikten basamaklarý oynayan karanlýk bir merdivenden çýktýk. Yukarýki kat; viran bir sofa, bir de yüksek pencerelerinin tahta kepenkleri sýmsýký kapalý kocaman bir odadan ibar etti. Maarif Müdürü'nün müjdelediði muallim dairesi. Hatice Haným, bavulu yere býraktý, odanýn bir köþesinde dolap vazifesi gören eski ocaðýn iç lamba çýkarýp yaktý. - Oda, bu sene boþ kaldýðý için tozlanmýþ. Yarýn sabah erkenden temizlerim inþallah. Bu zavallý kadýn, mektebin eski hocasýymýþ. Maarif idaresi, mektebi bu þekle soktuðu zaman sokaða atmaya acýmýþ, iki yüz elli kuruþla burada alýkoymuþ. Yarý hoca, yarý hademe gibi b , ben nasýl istersem öyle çalýþacakmýþ. Kadýncaðýzýn benden korktuðunu anlýyordum. Hesapça, ben onun amiriydim. Bile bile kimseye f lýk yapacak bir kýz olmadýðýmý birkaç kelimeyle anlattýktan sonra dairemi seyretmeye baþlad Eskilikten delik deþik olmuþ kirli kaplamalar, yaðmurdan çürümüþ, tahtalarý sarkmýþ simsiya , bir köþede içine kýrýk dökük konmuþ ocak, ötede çarpýk bir kerevet. Demek bundan sonra, h da geçecekti! Havasýz bir mahzene düþmüþ gibi göðsüm týkanýyor, ellerim, ayaklarým üþüyordu. - Kuzum Hatice Haným, bana yardým et de þu pencere-

ÇALIKUÞU 175 lerden birini açalým, dedim. Kendi kendime beceremeyceðim galiba. ihtiyar kadýn, benim iþe el sürmeme taraftar deðildi. Uðraþa uðraþa kepenklerden birini açt ayý görünce tüylerim diken diken oldu. Karþýmda korkunç bir mezarlýk vardý. Tepelerinde, hâlâ akþam ýþýklarý sönmemiþ serviler, sý ha aþaðýda sazlýklar içinde donuk donuk parlayan su birikintileri. ihtiyar kadýnýn derin bir göðüs geçirdiðini iþittim: - insan, saðlýðýnda alýþmalý kýzým, hepimizin gideceði yer orasý, dedi. Bu söz tesadüf müydü, yoksa haberim olmadan bu manzara karþýsýnda bir korku ve telaþ mý gös

Fakat hemen kendimi topladým. Cesur olmak lâzýmdý. Adeta þen denecek bir kayýtsýzlýkla: - Demek burada bir mezarlýk var, bilmiyordum dedim. - Evet kýzým; Zeyniler kabristaný. Eski zamandan kalma. Þimdi cenazeleri baþka yere gömüyor , burasý tarih gibi bir þey. Ben, Zeyni Baba'nýn fenerini yakmaya gidiyorum, þimdi gelir im. - Zeyni Baba kim, Hatice Haným? - Himmeti hazýr, nazýr olsun, bir mübarek zat, na, þuradaki servinin altýnda yatar. Hatice Haným, yavaþ sesle dualar fýsýldayarak merdivene doðru yürüdü. Ben, þimdiye kadar, b den ürktüðümü bilmiyorum. Fakat bu dakikada, servi kokularýyla dolu bir karanlýk odada yaln lmak bir ürkeklik veriyordu. ihtiyar kadýnýn arkasýndan koþtum: - Ben de geleyim mi sizinle? dedim. - Gel kýzým, daha iyi olur. Gelir gelmez, Zeyni Baba'yý ziyaret edersen daha makbule g eçer. Mektebin arka kapýsýndan mezarlýða girdik, taþlarýn arasýndan yürümeye baþladýk. 176 Reþat Nuri Güntekin

Bazý ramazan ve bayram arifelerinde teyzelerim beni Eyüp'teki aile mezarlýðýmýza götürürler Fakat ben ölümün hazin ve ürkütücü bir þey olduðunu ilk defa bu karanlýk Zeyniler mezarlýðý Taþlar, benim gördüðüm mezar taþlarýndan büsbütün baþka þekildeydi. Dizi dizi asker saflarý yüksek, dimdik, tepeleri düz, bedenleri simsiyah taþlar. Yazýlar okunmuyordu. Yalnýz, baþl rýnda birer küçük "Ya Rab" kelimesi seçiliyordu. Küçüklüðümde bir masal dinlemiþtim. Bilmem hangi küçük sultaný kaçýrmak için uzak bir daðýn man ordusu geliyormuþ. Askerler, gündüz maðaralarda saklanýyor, geceleri yol yürüyorlarmýþ. ta görünmemek için tekmil vücutlarýný siyah kefenlere sanyorlarmýþ. Böylece aylarca zaman yol gittikten sonra, tam þehri basacaklarý gece Allah küçük sultana a karanlýkta sinsi sinsi ilerleyen bu siyah kefenli gece ordusunu taþa çevirmiþ. Bu sýra sýra dizilmiþ siyah taþlara bakarken o eski masalý hatýrladým: "Sakýn burasý o kork rlerinin taþa döndüðü masal memleketi olmasýn!" diye düþündüm. - Bu Zeyniler kimlermiþ Hatice Haným? - Ben de bilmem kýzým, bu köy eskiden onlarýnmýþ. Þimdi mezarlarýndan gayri bir þeyleri kal etleri hazýr nazýr olsun, erenlerdenmiþ. Zeyni Baba bunlarýn en büyüðü. Kimsenin iyi edemed talarý, buraya getirirler. Ben, bir kötürüm kadýn bilirim ki, buraya sýrtta getirdiler, aya larýyla yürüye yürüye gitti. Zeyni Baba'nm türbesi, mezarlýðýn en nihayetinde, kocaman bir servinin altýnda idi. Hatice Haným, her gece, ona üç kandil yakarmýþ. Birisi servinin dalýna, birisi kapýnýn iç tarafýn sandukanýn baþýna. Türbe, topraðýn içine gömülmüþ bir mahzendi. Zeyni Baba, bu mahzende, yedi sene güneþ aydýn l-

ÇALIKUÞU 177 durmuþ. Öldüðü vakit mübarek cesedine kimse el sürçmemiþ. Üstüne, bir sanduka yapmýþlar. Hatice Haným, kandillerden ikisini yakmýþtý. Mahzene inen birkaç basamaklý merdiveni göster k: - Haydi kýzým, içeri girelim, dedi. Ben, bu basamaklarý inmeye cesaret edemiyordum. Arkadaþým tekrar döndü: - Haydi kýzým, buraya kadar geldikten sonra girmezsen günah olur. Gönlünde ne dileðin varsa Zeyni Baba'dan iste!.. Yüreðim hazan yapraðý gibi titreyerek merdivenleri indim. Mezara indirilen ölülerde, eðer b parça his olsaydý, mutlaka bu dakikada benim duyduðum þeyi duyarlardý. Göðsüme ýslak, soðuk ak kokusu doldu. Zeyni Bana'nýn sandukasý yeþil boyalý bir çinko ile örtülmüþtü. Sonradan, Hatice Haným'ýn a anaat ve sefalet içinde geçiren Zeyni Baba, öldükten sonra, üzeri süslü ve iþlemeli örtüler Ara sýra öteden, beriden gönderilen örtüler bir hafta dayanmýyor, parça parça çürüyüp eriy ihtiyar kadýn, hafif fýsýltýlarla dualar okuyarak evliyanýn baþýndaki kandile yað koydu, so ana döndü: - Köyde birisi öleceði vakit, Azrail aleyhisselam, evvela Zeyni Baba'ya misafir olur, o vakit bu ýþýk kendi kendine söner. Þimdi kýzým, Zeyni Baba'dan isteyeceðini iste, dedi.

sen yedi sene güneþ görmeden. Orada gece yarýsýna kadar ibadet eder. Gecenin içinde gizli gizli söyleþen bu seslerden korkma. Sakýn sen de. suya konan kuru çiçekler gibi litreye titre ye canlanmaya baþlýyordu. Merdiven tahtalarý yavaþça gýcýrdýyor. Ensemde hafif bir üþüme hissi ile kulak veriyorum." Çalýkuþu. aðlamadan çilemi doldurayým!. ýslýk çalmaya baþlýyord kalbim. O vakit. ins alimliðinden. Ýki saatten beri lambanýn ýþýðýnda bu satýrlarý yazýyorum. Varsýn öyle olsun. Bu bir ay. nihayet bu neþenin yalanýna inanýyor.. Þimdiye kadar defterime bir þey yazmak istemedim. görüyorum ki. Sonbahar. Hatice Haným. bahçede bulduðum cýlýz bir kedi yavrusunu göðsüme bastýrýyor. içim kan aðlarken gülmeye. Seni o dakikalarýn acýsýna katlandýran o melek sabrýndan bana r. Zeyniler. artýk ayakta durmaya takatim kalmýyordu. mukadder felaketlerir son bir ilacý vardýr: Tahammül ve t . bana þi di on yýldan daha uzun görünüyor. erkenden beni býraktý. nlar fýsýldaþýyor gibi sesler uyanýyor. aþaðý yukarý. hatta bu karanlýk ve can sýkýcý memleketi biraz dah imsemeye ve sevmeye baþlamýþým! * 180 Reþat Nuri Güntekin . Sonra etrafýmda yaþayan þeylerde teselli aramaya koyuldum.F. Biraz gayret. þarký söylemeye. kadar zalim olsa da "Sarý Çiçekleri"ne yetim teyze kýzlarýný çekiþtiren dudaklar kadar sana lýk edemez. kim bilir ne münasebetsiz þeyler yumurtlayacaktým? H uki artýk buraya alýþmaya baþladým. Sor Aleksi'nin bu peygamberce sözler i imdadýma yetiþiyordu. Ben. Senin hoþuna gidecek þeyleden hiçbirini bana öðretme iler. bodrum gibi i besine çekildi. dýþarýda son bi bayramý yapýyor. teþbih çekermiþ. Birkaç günden beri yaðan yaðmurlar durdu. viler. dudaklarýmdan ziyade yaralý kalbimle söyler gibi yavaþ eyni Babacýðým.Dizlerim kesiliyor. dudaklarýma sürüyor. Daha olmazsa kendi kendime: "Feride. mektep yok. Onlar. Mektebin alt katýndaki. her þeye raðmen bi Bugün cuma. Daha aç ndan korktum. tik günlerin titiz ümitsizliði içinde. Zeyniler'deki bir ay içinde öyle saatlerim oluyordu ki. bir ay olmuþ. ümitsiz hastalýklarýn. Bu neþenin uydurma. senden büyük bir þey isteyeceðim. yýkýk bir duvarýn taþlarý arasýnda açmýþ cýlýz bir çiçek. uçucu bir þey olduðu malum. mezar taþlarý bile korkunç sertliklerini kaybetmiþ gibi görünüyorlar. vefasýzlýðýndan kaçmýþ olmayaÇalýkuþu . Þikâyet etmeyenlere. aptallýðýn lüzumu yok. küçük. harap b nanýn içinde. bu sözleri daima gülümseyerek dinlerdi. sazlýktaki sular da güneþe karþý gülümsüyor gibi. Elime geçirdiðim taze bir yaprað anaðýma. Elemlerde bir giz ÇALIKUÞU 179 þefkat var gibidir. Ateþler içinde yanan alnýmý Ze ni Baba'nýn serin örtüsüne dayadým. Sana nasý geldiðini bilmiyorum. Kusuruma bakma. rüzg çektiðin zamanlar olmuþtur." * Odamda yalnýzým. haydi yat artýk. Uzaklardaki sýradaðlar. Biliyorum ki. 12 178 Reþat Nuri Güntekin sýn? Babacýðým. iþittim ki. Ben Zeyniler'e geleli. cesaretten baþka sermayen kalmamýþtýr" diyordum. Ýþte o zaman. Kapalý bir mahzende sýza ýþýk parçasý. inlemeden. bu-nahyordum. Çalýkuþu. Dýþarýdan. daha baþka sesler duymaya baþlýyorum. cahil bir Çalýkuþu'ndan baþka bir þey deðilim. alýþmaya. Halbuki þimdi onlarý doðru buluyor ve gül ret edemiyorum. yaþamak için artýk güler yüzden. dedim. Sor Aleksi'nin hiç dilinden düþürmediði bir söz vardý:. burada çile doldurmuþsun. 20 Kasým Bu sabah hesap ettim. "Kýzlarým. Bu yedi sene içinde elbette güneþin. uzak bir su sesi geli anda týkýrtýlar oluyor. Kendimi derin in yok-luyorum. kendilerini güler yüzle karþýlayanlara karþý daha m olurlar. "Uðraþmak beyhude! Daha fazla dayanamayacaðým!" diyordum.

ha ep sýrasýydý. Bunlar da herhalde yeni ders alet leri olacaktý.Yazýk deðil mi çocuklara. söylemeye çekiniyordu. Hatice Haným. mektebe yakýlmak için kýrlardan getirdikleri çalý çýrpý larlarmýþ. eski hocaným yaptý kýzým. bir yaramazlýk yaptýð aba girer. Hatice Haným'ýn çehresinden memnun olmadýðý anlaþýlýyordu. bu dolabýn baþka bir vazifesi olduðunu da söyledi. üç tane. daha asý. Nihayet cesaret etti: . karlý havalarda biraz zorluk çekiyorlar.Kadýn. Yerleri temizledikten sonra.Garipler Köyü nerede? ÇALIKUÞU 181 . Vehbi isminde bir küçük oðl mýþ ki.Geldiðimin ertesi sabahý derse baþlamýþtým. çamurlu. . on ikiþer. Çocuklar böyle yerlere oturmaya alýþmýþlard bi þeyin üstünde adamýn zihnine ders girer mi? Hocaným müfettiþ falan gelir diye büsbütün a korktu. Dershanenin bahçe tarafýndaki duvarýn dibinde -ahir zamanýndan kalma. Hatice Haným? dedim. Ben. Zavallýlarýn kýyafetleri öyle sefil ve periþandý ki. Bizim Hatice Haným. Bu ilk gün. Muhtarýn. Sonra ders ok uyacaklarý zaman þuradaki hasýrýn üstüne indiririz. hayretle: . erkek bir arada okur mu? . büyük fedakârlýklarla yenileþtirdiði dershaneyi þimdi. hýnzýrý yaramazlýk ettiði zaman ben de onun içine kapatayým. Fakat tuhafý þu ki. bir çiftlik ve bir yýlan resmi sarkýyordu.Onlar yola alýþýktýr. Çocuklar. niçin onlarý da burada okutmuyoruz? .Niye böyle yaptýnýz. potin yoktu.Güzel terbiye usulü! Mektepte erkek çocuk da var mý? . Öteden beri.bir hayvan yemliði v ardý ki. Ocak bacalarý gibi kapkara görünen duvar kaplamalarýnda tepe aþaðý takýlmýþ bir harita ile et levhasý.Hele þimdi hiç caiz olmaz! . Ben.Þu karþýdaki aðaran kayalarýn ardýnda.Muhtar Efendi buna bir þey demiyor mu? diye sordum.Ben yapmadým. Hatice Haným. Aferin sana Hatice Haným. .Muhtar.Elbette kýzým. hayatýmýn en unutulmaz bir günü ola týr. Çocuklar. tabuttaki cenaze gibi sýrtüstü yatar ve yine kendi eliyle kapaðý kaparmýþ. bir "Horozdan kaçan namuslu kadýn" tabiri vardýr.Peki. Cevap vermeye lüzum görmeyerek baþka þeylerle meþgul oldum. ihtiyar kadýna. herhalde eski bir ahýr olacaktý. Yalnýz. istanbul'da. memnun oluyor. Büyücekleri Garipler Köyü'ndeki erkek mektebine gönderiyoruz. kitaplarýný. üstüne bir tahta kapak çakarak bir nevi dolap haline rmiþlerdi. kýzým. iki. biraz durdu. mektebe geldikleri vakit evvela oraya oturtuyoruz. Sadece yaðmur u. Ýnþallah. on üçer yaþýnda koca delikanlýlar. hemen bütün zamanýný bu sandýðýn içinde geçirirmiþ. .Sen pek gencecik bir hocanýmsýn da ondan. bana yardým etmesini söyleyerek hasýrý 182 Reþat Nuri Güntekin kaldýrdým. ellerim toz toprak içinde bu iþleri bitirmeye çalýþýrken talebele de birer birer sökün etmeye baþlamýþlardý. Bizim evde bir dolap var. bunlarý kullanmaya lüzum görmeyerek dershanenin bir köþes iþlerdi. altýna tahta döþemiþler. Maarif Müdürü'nün. . diyor . Ýyi ki aklýma getirdin. karda kýþta oraya kadar nasýl gidip geliyorlar? . pencereleri geniþlet am çerçeve taktýrmýþlardý. dilinin altýnda bir þey vardý ki. fakat bana karþý koymaya cesaret ne dersem yapýyordu. . tam o cinsten bir insan olacaktý. yemeklerini. dayakla uslan ayan yaramazlarý bunun içine hapsederek adam edermiþ. Büyük fedakârlýklarla meydana gelen levazýmdan mühim bir kýsmý da beþ tane eski biçimli. baþýný salladý: . . kaldýrmaya lüzum görmemiþler. hemen hiçbirisinde çorap. sabahleyin. Bu çocuk.E. sýralarý dizerek bir sýnýf haline getirdim.Neden? . Hatice Haným. yaðmursuz havalarda bir saate bile kalmadan giderler. dedi. var.Onlarý erkekten mi sayacaðýz? .

ihtiyar kadýn. . þüpheli bir bakýþla: . Sonra.. köyün bir âdeti olan bu öpücüklerden her biri gülünç bir ahenkle saklýyor ve elim hafif ýslaklýk býrakýyordu. kendisini imihana çekti nnetmiþ. Yanlarýndan ayrýldýðým zaman göz ucuyla bana bakýyorlar tuhaf bir surette sallanan kirli ba larýný -kabuðuna çekilen kaplumbaðalar gibi. "Zehra. bazýlar rinden tutarak yarý zorla sýnýfa sokmaya mecbur oldum. sýnýfý nizama sokmadan derse baþla acaðým. O. Zebralar bu yana. mümkün olduðu kadar tatlý bir sesle sorduðum sualleri -insaný mahcup ede ek kadar inatçý bir sükûnetle.Her zaman böyle baðýra çaðýra mý çalýþýrlar? Buna dayanýlýr mý? diye sordum." Çocuklarý yola getirmek için. yoksa Ayþe mi?" diye soruyor ve çok kere umduðum cevabý alýyordum. hevvez. sessiz çalýþmalar ektim." Aman Yarabbi! Bu köyde ne çok Ayþe ve Zehra vardý. Keser vurmadan aðaç yontulur mu? Ne kadar ses çýkarýrlarsa. Kara gözlerini yüzüme kaldýrarak "Sen ne im adýmý?" diye hayret etti.cevapsýz býrakýyorlar. Kadýncaðýzýn ne demek istediðini sonradan anladým. . cim esre ci. Utana sýkýla yanýma gelen. H ' de gülecek halde olmamama raðmen. O kadar ki. iki yüz ellij kuruþ aylýðý kaybetmekten öyle korkuyordu ki. çýplak ayaklarýndaki nalýnlarý þakýrdat apýsýna kadar geliyorlar. hepsinden cesur çýktý. eski püskü bez parçalarýyla sýmsýký kundaklanmýþ. ne yapalým. Mektebin tek güzel ve ye184 Reþat Nuri Güntekin ni eþyasý olan hoca kürsüsüne.. yalnýz birçok naz ve niyazdan sonra a meye razý oluyorlardý. der kadar zihinlerinde yer eder. aða t asma çardaðýna oturmuþ gibi garip vaziyetler alýyorlardý. herhalde epeyce sýkýntý çekeceðim anlaþýlýyordu. mektep li deðiliz ki. Ayþe. cim üstünde ce. kuvvetle elimi vurdum. Lakýrdý söyleyerek. Yeni gelen kýz çocuklarýna: "Kýzým. Çocuklar. Ne ya yavaþ alýþacaðýz. orada nalýnlarýný çýkartarak yan yana diziliyorlardý. gizli gizli eðlenmeye baþlamýþtým. Hati-j ce Haným. Fakat benim gürültümü merak edip baþýný kaldýran bile olmadý. Sizin bildiklerinizi bilmeyiz. Yanýma geldikleri zaman gözlerini sýmsýký yumarak öyle bir el öpüþleri vardý ki. diye eevap verdi. Ayþe. ebced. den çýkacaktým. ak a tuhaf þeyler ge yordu: Mesela bir müfettiþ gelse de talebelerimi tanýtmamý i tese: "Doku z Ayþe ile on iki Zehra var!" diye çabucak iþin için-. Zebralarý öteki tarafýna oturtmak.Elbette kýzým! Mektep bu. kitaplarýný açar açmaz dik bir ses aðýra okuyorlardý. Besbelli. gözlerini kapayarak el öpen. Hatice Haným'a: . a mýsýn.. yerlerini bellemelerini tembih ediyor dum. kolaylýk olma Ayþeleri dershane- ÇALIKUÞU 183 nin bir tarafýna. Zehra.yavaþ yavaþ çekerek altlarýna alýyorlar. dedi. Sýnýf. Fakat onlara. Hatice Haným. Ayþe. Bir türlü sýralara yerleþmesini beceremiyorlar. köyl gibi nazlý aðýzlardan bir kelime alýnabilen bu çocuklar. Zavallýlarýn hali görülecek þeydi. onu okutuyoruz kýzým. beni görünce birdenbire ükmüþlerdi. hemen hemen dolmuþtu. yahut kapýnýn arkasýna saklanýyorlardý. dedim. Yavrucaklarý kendime ýsýndýrmak için her birine bir iki hoþ ke dum. sen yine bildiðin gibi okut. baþýmý iyiden iyiye sersemletme Hatice Haným'a: . Yumruk yüzlü bir küçük kýz. huti. Bir þey pek tuhafýma gitmiþti. gülmemek i or zapt ediyordum.Biz ne gördükse. Zehra. Kendimi tutamayarak. bahçede top oynatýrken (çünkü teneffüs cuklarý muhakkak eðlen-direcektim) Ayþeler bu yana. Ben. Fakat netice olacaðýma hiç þüphem yoktu. Talebelerimi birer birer sýralara oturtuyor. diye gruplar yap mak mümkündü. kendilerini ç ollarýyla yüzlerini kapýyorlar. biraz hayretle yüzüme baktý. Sýnýf kalabalýklaþtýkça gürültü artmaya. Utana utana kapýdan bakýyorlar.Bugün. Hatta taþlanmýþ bir ar tu bilakis daha fazla arttý "Euzübillahi.

sýnýfta gürültümüzden rahatsýz oldukça. Çenesinin altýnda yeni kapanmýþ bir sýraca yarasý ki.Havanýn açýk olmasýna raðmen kýzlardan birkaçý baþlar eski peþtemallarla örtülü olarak mekt Hatic^ Haným'a bunlarýn niçin böyle yaptýklarýný sordum. ilk ders için bu dediðim tarzda giyinmiþ.ilahi kýzým.Buna lüzum var mý? . baþka k giyinemezdi. fare gibi sandýkta vakit geçiren küçük Vehbi. mum gibi sarý parmaklarýný birbirine ge mavi gözlerini bir Meryem tasviri saflýðýyla gökyüzüne kaldýrarak: "Bana bir Kal ver azabý orsunuz!" derdi. iki ucunu istanbul sokakla bakan Çingene kýzlarý gibi çenemin altýndan iliþtirdim. hakçasý aranýrsa var. beyaz sarýðýnýn altýnda yumurta biçiminde bir kafa. çiçekbozuðu. Sokakta baþ j açýk gezecek deðiller ya. yaramazlýklarýn elebaþýsý olan Çalýkýþu. Böyle olmakla beraber bir dereceye kadar sevindim. .. Bir aydan beri. yetmiþlik b bi buruþuk. büyük adam gibi ev iþi görürler an su çekerler. Baþa gelen çekilecek. hemen her sualim gibi buna da hayretle cevap verdi: . gülmemek için adeta dudaklarýmý sýkýyordum. Ben karýþmam ya. küçük diþli bir çocuk: A Nihayet. ötede kýyametler kopuyordu. O. kýpkýrmýzý aðýzlý. En geç mektebe gelenler erkek çocuklardý. Pencerelerden birinin kapalý kepengi.luk. onlara.Peki kýzým. Topaç gibi yusyuvarlak. bunlar koskoca gelinlik kýzlar. Sýnýftaki bütün gürültülerin.. Ben. Sor Aleksi. ÇALIKUÞU 185 Hatice Haným. 186 Reþat Nuri Güntekin * Kendilerinden kaçmak için saçlarýmý Hatice Haným'ýn yeþil tülbentiyle örttüðüm delikanlý ta edeyim: Evvela. on yaþýndaymýþ.Galiba baþörtüsünü unutmuþsun kýzým. bu on. uzun saçý hiç s fakat hoca olduktan sonra baþýmý böyle býrakamazdým. O ders verirken. Odasýnda açýlýp kapanýrken çýngýr çýngý yeþil bir yemeni çýkarýp verdi. Belli etmeden pencerenin önüne gittim. kirli çehreli. parlak gözleri. ine saðarlar. taze taze mezarlýktan kesilmiþ uzun deðnekleri yanýna yerleþtirdikte sonra. h para ile gösterilecek acayip bir mahluk.E. renksiz çocuklar mý yetiþki kýz? Ben. Bur lara gelinlik kýz diyenler ba na elbette evde kalmýþ ihtiyar gözüyle bakacak. küçük kurnaz yüzü. kendimi seyretmeye baþladým. daðdan odun taþýrlarmýþ. Aman Yarabbi. sonra mahcup mahcup: . Kirpiksiz patlak gözleri. baþ açýk ders okutmak günah olmaz mý? "Biliyorum" demeye utandým. fakat yüzü. Yalnýz bu siyahlýklarý biraz açmak için beyaz ketenden geniþ bir yaka. Fikrime göre bir hoca vazife baþýnda. dedi. Bu delikanlý lar. saçlarýmý aksilik edip alnýma düþmesinler diye sý rlak siyah gömleðimin. dedi. süzgün. belde kayýþ bir emer. birer birer çocuklarý yanýna çaðýrmaya. sana temiz bir tülbent vereyim. kendime bir kýyafet düþünmüþtüm. o kadar tuhaf duruyordu ki. iskelet gibi kuru. on ikiþer yaþýndaki solucan gibi so. bi kara. kemerin altýnda mendil ve not defteri için iki küçük cep. mektep hocasý old uktan sonra. Ben. sivri çenesiyle mektebin en þeytan çocuðu. icadým çok sadeydi. hafifçe kýzararak: "Gelirken baþörtüsünü almayý unuttum da" diy söyledim. derslerini okutmaya baþladý. parlak diþli. kimse artýk çocuk diye eðlenmeyecektir. sýnýfýn en ehemmiyetli simasý: Hafýz Nuri. fakat sokakta taþ atarmýþ. ak gözlü. sana ettiklerini acý . kuzguni siyah bir Arap: (Kendisine. biraz dýþarýda durmalarýný söyledi. hakikaten eðlenceli bir fýndýksýçam. önündeki camý soluk bir endam aynasýna benzetmiþti. Dizkapaklarýma kadar siyah parlak satenden bir gömlek. saçlarýmý uzatmaya baþ henüz omuzlarýma inememiþti. fýrçadan kuý tulur kurtulmaz isyana baþlayan kýsa saçlarýmýn üstünde nt.) On yaþýnda. * Hatice Haným. dal gibi boynun çýplak ka ebep olmuþ. o sabah. hakikaten çok tuha bir yere düþmüþüm. Hatice Haným: . sadece Cafer diyenlere mektepte cevap vermemekle iktifa eder. ne çare! Yemeniyi saçlarýmýn üstüne attým.

emeklerim boþa gidiyor. iþte bu. O vakit bembeyaz. iþte ölüm denince benim gözümde böyle sevimli ve hemen hemen neþeli bir hayal di. Bir kuru tabuta koyarlar seni. Mektebe teneffüs usulünü de koyduk. Allah'a borcumuzu ödüyor muyuz? Ne gezer? Amma. temiz bir yataða u zanýr. ýslýk çalan taze deðneklerinden sonra sesim onlara öyle hafif g ki. Hatta. Yeni baþlayan uykularýn hafif sarhoþluðu içinde gülümseye gülümseye sönüp gider. bir türlü bunlardan tat duymuyorlar. bu gürültüyü yavaþ yavaþ söndürmeye muvaffak oldum. Çocuklarý yarým saatte. O mermerlerdeki küçük yalaklardan su içmeye g irkaç kuþ. koþar.. Bu mihnet çekmiþ. Þimdi.. yarýn girdiðimiz vakit. kimseye kalmaz! Yürü dünya yürü. ödaðacý ve servi kokularý içinde dilimle tadýyor. bahçenin bir köþesine toplanýp ebani. Bazen canýma yetiyor: "Gel Hatice Haným!" diye dýþarýya baðýrýyordum. sýnýfta verilen bir dersi hep birden dinlemeye alýþtýrmak için iki hafta uðraþtým. ahir zamanýdýr!" kabilinden korkunç bir ilahi okuttuktan sonra iskelet levhasýný ortaya koyuyor: "Yarýn b iz ölünce etlerimiz böyle çürüyecek. ihtiyar kadýna göre. Renksi udaklarý gülmenin ne olduðunu bilmiyor. Zalim ölüm sana çare bul . yorgun 189 ÇALIKUÞU çehreli. dersin o kadar kuvvetle zihin erine yerleþeceðine inanan Hatice Haným bile memnun. bakalým ne cevap vereceðiz?" yolunda bir þeyler söylüyor ve tekrar ölümü rine geçiyor. Mesela çift ni gösterirken: "Allah bu koyunlarý kullarým yesin de bana ibadet etsin diye yarattý. Çocuk söz anlamaya baþlýyorlar. Her fýrsatta yavrucaklarý e getiriyor. bir türlü kabil olacaða benzemiyordu.. yaþlý baþlý insanlara benzeyen. Nihayet. meraklý oyunlar öðretmeye çalýþýyorum. Yýlan levhasýna gelince: Hatice Haným. . Onlar seslerini titrete titrete hep bir aðýzdan: "Haramiler gibi soyarlar seni. Hasta olan köylülerin is i yýlanýn karþýsýna yazmak suretiyle. ilk günlerde bütün gayretime raðmen çocuklarla baþa çýkamýyordu aným'ýn sýnýfta yýlan gibi. Neyse. sadece bu deðildi. Gün yaz mermerler üstünde kucak kucak çiçekler. ciðerlerimle kokl gibiyim! 188 Reþat Nuri Güntekin * Çocuklarýn bu kadar aðýr ve neþesiz olmalarýna Hatice Haným'ýn da hayli yardýmý dokunmuþ. hülasa istediði kadar yorgunluktan bitap düþünceye kadar gezer. kabir gibi korkunç kelimelerle dolu ilahiler okumaktan ibaret! Hele bir tan esi var ki. talebelerimi sessiz çalýþ- ÇALIKUÞU 187 maya. öteki levhalar da aþaðý yukarý ayný þeyi ifade etmektedir. kafacý-ðým dinlendi" diyor. bahçeye çýkarýy celi. Fakat. durgun gözleri aðýr bir melal içinde ölümü düþünüyo yavaþ yavaþ onlara benzemeye baþlamýyor muyum? Eskiden ölümü ben baþka türlü düþünürdüm. küpe binerek ha uçan masal cadýsý gibi dershaneye girmesi bana yardým ediyordu. güldürmek için ne maskaralýklar yapýyoru Fakat. bu biçare çocuklarý bir parça neþelendirmek. bir saatte bir. kalplerde dünya emelini söndürmek diye öðrenmiþ. mezarlarý gibi çocuklarýnda da siyah bir neþesizlik var. kemikler böyle kuruyacak!" diye ölümün dehþetini ve ka anlatmaya baþlýyor. donuk gözlü kýz çocuklarýnýn en büyük eðlenceleri.. S leri tatlý bir uyku ihtiyacýyla mahmurlaþmaya baþlar. Onlara biraz at ve neþe de vermek istiyordum. sýnýf daha sakin. Onun. tüyler ürpertiyor.. benim istediðim.. B anýn vazifesini. emeðim boþa gitmedi. Ko yunlarý kör boðazýmýz zifleniyor da. onun acý lezzetini. Evet. sokaklarý. Bu köyün evleri. i mýþ sene. onlar ne kadar baðýrýrlarsa. ikide birde: "Hay Allah razý olsun kýzým. çaresiz onlarý kendi hallerine býrakarak bir köþeye çekiliyorum. eðlenir. Nedense. onlarýn tedavisine de çalýþýyor.m edici gürültünün önünü almak. Duvardaki birkaç tabiyye levhasýný sýrf bu maksatla mektebe gönderilmiþ sanýyo Mesela: "Bu dünya fanidir. onu Þahmeran diye tanýtmýþ.

bodrum gibi odanýn kapýsýný açýnca.Senin aðan ne iþ görür? . korkularýna dayanmak daha müþkül! Gecenin birinde daðda çakallar ulumaya baþladý. kocaman bir erkek kadar kaf a tutmasýný bilir. Vehbi. onu da çoban Hasan'a veririz. bu afacana iyiden iyiye abayý yaktým. aklýn ermez. Mamafih... taraklar alýverir..Yaðma var mý. sonra: . meþum bir sesle sela vermesi. Fena halde ürktüm. Ben. hocasýna böyle lakýrdý söyler mi? Iþitilirse senin aðzýný yýrtarlar. kýrýk bir kapý tahtasýný yeþil baþörtülerle süsleyerek meydana getirdikleri tab r sahici tabuttan farký yok. ikincisi. Derste yanlýþýný çýkardýðým vakit hem utanýr. istihfafla yüzüme bakarak: .Var amma. Ne olursa olsun Hatice H ným'ýn odasýna inmek istedim. Hele geceler. Vehbi'nin. Onlarýn ehimlerine. baþtan baþa beyazlara bürünmüþ.Sen. ömrünü sandýðýn dibinde.Candarma ne yapar? Vehbi. bir seccadenin üstünde kendinden geçmiþ gibi esle bir þeyler okuyarak. kýz çocuklar. 190 Reþat Nuri Güntekin Fakat. dedim. bu küf kokulu. O kadar ki. hoþuma giden bir hali de. Vehbi. . hiç durmayan sesiyle yalnýz gecelerimde. ölümü adeta kokluyor. bana çakal sesi daha korkunç geldi. . Hafýz Nuri'nin dik.Ne bakýyorsun Vehbi? dedim. cenaze namazý kýldýrmasý tü petecek bir þey. Dediðim gibi. Aðam. hastalanýyor. Hele mezar baþýnda: "Ya Cafer Ibn-i Zehra!" diye bir talkýn veriþi var ki . parlak gözlerini süze süze yüzüme bakýyordu: . Buradaki! çocuklarýn hiçbirine benzemiyo . gece rüyalarýma giriyor. iki yana sallanarak esma teþbihi çekiyordu. Çocuklarýmýn en sevdikleri eðlencelerden biri de cenaze oyunudur." diye uluþurlarken gözümün önünden sýra sýra cenaze alaylarý geçiyor. Hiç çekinmeden: . bir gün bahçede küçük. baþcasýna söyler miyim? dedi. Çocuk. Aman Yarabbi. düþüne düþüne baþýný kaþýdý. bir türlü beni saymýyor.insan. Cafer Aða. * Burada sevmeye baþladýðým üç þey var: Birisi. bu münasebetsizliði de yapýnca kaþlarýmý çattým. sana pabuçlar. küçük Vehbi: Hatice Haným'ýn saltanatý zamanýnda. þen bir konuþmasý var ki. belki de bunun için onu bu ka ar seviyorum.Canavarlarý çeser. sýrtüs çocuk. en ariler.Sen güzel çizmiþsin be. bu memleketin havasýnda insan. Bir türlü yanlý tüne varacak olursam isyan eder.unmaz.. hem kýzar. dedi. der.Candarma. aðzýna zemzem a lar. ihtiyar kadýn. aðam senin boynuna altýnlar tacar. bu parmak kadar köylü çocuðu ne iyordu! ÇALIKUÞU 191 Ayný fütursuzlukla devam etti. kibir ve inadýdýr. K'leri C gibi telaffuz ederek öyle serbest. Aðama ahvereyem seni. o cara cýz. Ekseriya. etrafýna toplanarak Kuran okuyorlar. Çocuklarýn. ..Bizim gelinimiz ol. cestane çetiveririm. hoþ amma. . Vehbi'nin her hali iyi.Sana istanbullu yence derim. . azarladýðým. aký çok gözlerini belirterek ruh teslim edince kýzlar feryat ederek çenesini baðlýyo ra Cafer Aða'yý teneþirde yýkýyorlar. O. adeta bana arkadaþlýk ediyor. gördüðüm manzara. yavaþça ulaðýný çektiðim zaman bile bana ehemmiyet vermiyor.Senin yengen yok mu? . benim saflýðýmla eðlenir gibi: . penceremin altýndaki akar çeþme ki. . Küçük. ezan okumasý. uzun öðle tenef lerinde oynana oynana bu oyun adeta bir tiyatro piyesi gibidir ve baþlýca aktörleri Ha fýz Nuri ile Arap Cafer Aða'dýr. kan kýsmýsýn.

Bendim hocaným. Munise. mektepte yaptýðým gibi. O. kýr zisi gibi gülen diþleri. hocaným.Niçin kaç gündür gelmedin? . lacivert gözlerinde dudaklarýma sürünürcesine hissettiðim bir muhabbet lik hissini ben. kaþlarýný çattý: . Türkü söyleyen bu küçük kýzdan baþkasý olamazdý. Bu küçük kýz. gözlerini önüne indirdi. dedi. ailesinin hali. yoksa Ayþe mi? dedim. . bu mektepte mi okuyorsun? . . saçlarý darmadaðýnýktý. birkaç dakika kendimi baþka yerlerde. Benim.. kimsesiz küçük bir kýzdýr. Babasý ihtiyar bir orman memuruymuþ. öyle tatlý. .Annene ne oldu? Küçük kýz. kývýrcýk kirpiklerinin arasýnda iki lacivert göz parladý. nazik teni görünüyordu. eski þenliðini tekrar bulmaya baþlýyordu. bana n k. Vücudumun hareketlerine tuhaf bi oynaklýk. dedim. dedim. sesime. Hafifçe çenesini okþadým. son derece fakirdi. iþimiz vardý. baþýmý pencereye dayayarak gö apamýþ. Munise hakkýnda Hatice Haným'dan pek az þey öðrenebildim. bana ýlýk bir ilkbahar güneþi gibi tesi . beni hýçký-rý hýçkýra aðlatacaktý. Yalnýz yaþamaya mecbur olduðuma göre. Ders verirken gözlerim gayri ihtiyari ona dönüyordu.O kadar baktýklarýna þükür. adýný anmak istemediðim vefasýzlýk memleketle anmýþtým. Minimini ellerini tuttum: .Senin annen yok mu? . bu. Fakat. ikinci karýsýný b aldýðý için tekaüt olduktan sonra beþ on kuruþ tekaüt aylýðý sayesinde geçinip gidiyorlarmý Hatice Haným'a dedim ki: . temiz istanbul telaffuzlu ve inanýlma ak kadar tatlý sesiyle: . sustu. Derse baþladýðýmýn. Arkasýndaki rengi kay sma entarisinin yýrtýklarýndan beyaz. galiba beþinci rirken birdenbire kalbim tatlý bir heyecanla çarptý. Bir kuþ hafifliðiyle yerinden atladý. Bundan sonra gelirim.Benim adým Munise. utana utana baþýný salladý: . inci eriyle bana gülümsüyordu. O da bana bakýyordu. çektiðim ýstýrap beni aðlatmamýþtý. niçin bu çocuða bakmýyorlar? ihtiyar kadýn.Abam var hocaným.Abam göndermedi hocaným. o dakikada kendimi tutmasaydým.. Bana öyle geldi ki. 192 Reþat Nuri Güntekin Korka korka baþýný kaldýrdý. Çocuðu yerine gönderdikten sonra derse baþladým. sýçraya sýçraya yanýma Yavrucak.Dün akþamüstü türkü söyleyen sen miydin Munise? Bir gün evvel civar bahçelerden birinde ince bir çocuk sesinin türkü söylediðini iþittim. bu çocuðun kalbinde. Karlar içine gömülmüþ kuþ yuvalarýna düþen sarýþýn bir ýþýk parçasý. Yuvanýn soðuk neþesizliði içinde baþýný kanatlarýnýn arasýna saklayarak titreyen hasta ve k avaþ canlanmaya. "Abam" dediði kadýn üvey annesiymiþ. Daha ziyade ýsrar etmeyerek baþka bir þey sordum. bari böyle bir küçük kýzým olsaydý! Yazýk. vakti pek fena deðil. .Yüzüme bak küçük.Yanýma gel bakayým. En arka sýranýn ucunda. B . bilmede li yaraya dokundum. ömrümde ilk defa bugün duydum.Senin adýn Zehra mý küçük.Anlatýþýna göre. . söyleþime hareketli bir ahenk geliyordu. (Munise. hocaným. Ayaklan çýplak.Evet. 'dedi. ablaya aba diyordu. baþkasý olsa sokaða atardý. Ken- ÇALIKUÞU 193 dimde bir fevkalâdelik hissediyordum. . bembeyaz dene cek kadar uçuk sarý saçlý. o. bu yarý çýplak çocuðun gözleri. inci diþlerinde tatlý bir gülümseme. Bu çocuk kimdi? Birdenbire nereden çýkmýþtý? Elimle iþaret ettim. ona da: .Üçüncü sevdiðime gelince. burada iþittiðim seslerden o kadar baþkaydý ki. melek gibi güzel çehreli bir kýz çocuðu.Sen. duru beyaz tenli. bütün kýzlara sorduðum gibi. Zeyniler'de.) .

onlardan dökülen damlalar. biraz ihmal ederek Munise ile meþgul oldum. bu hücum karþýsýnda gerilemeye mecbur oldular. göðsüme sýcak bir þeyler iniyor. her gün mektebe gelemiyordu. kýzlarýn yaygaralarý arasýnda keskin bir düdük gibi ötüyordu . hemen on dakika. abam tahta sildirdi. Ondan sonra.F 13 194 Reþat Nuri Güntekin . ÇALIKUÞU 195 Munise'ye hücum edenleri korkunç bir çamur yaðmuruna tutuyordu. ben ömrümde böyle þe k defa hissettim. Hepinizi çeserim! Kýzlar. bir ördek gibi çýrpýnýyor. kâh toprakta yuvarlayarak avurtlarýný þiþi-rerek arý açýk býraktýðý göðsüne fýþkýrtýyorlardý. Çocuk. kollarýmda sýkarken duyduðum þeyleri söylemek mümkün deðil. bütün vücudumu.Gavurun kýzlarý. Sorduðum vakit: . Etrafýmda saçlarýma sürünerek akan bir yaprak seli var. kýzým.Olabilir. e'yi kovalayarak bu suyu üstüne püskürtüyorlardý. sað ayaðým merdiven dan birini çökerterek içine geçti. gözlerimi ýs mi kesen. Aklým baþýmdan gitmiþti. o. Küçük Vehbi. Munise'yi yarý baygýn bir halde kuca dým. Bir gün Munise'nin mektep bahçesinde aðladýðýný. herhalde eski bir rüyanýn hatýrasý olmalý. ona eski entarilerimden birini alelacel e küçültüp dikerken. nince delikanlýlar daða kaldýrmýþlar.Bu kýzýn annesi fena kadýn. Evet. be. için için aðlamakta devam etti.Niçin? . Talebelerimi. yavaþ yavaþ emniyetini kazanýyordum. bunlarý yazarken kalbim duruyor. Fakat acaba nerede? Ne vakit? Þimdi. Fýrtýnalarla örselenmiþ za baklara benzeyen. zabit de onu býrakýp baþka memleketlere gitmiþti. Öyle koþuyordum ki. arkadaþlarý pek iyi bir gözle bakmýyorlardý. benim kalbimin içine sýzýyor.Abam çamaþýr yýkattý. 196 Reþat Nuri Güntekin . býrakýn kýzý. Kýzlar. Bu güzel. fakat çetin bir yardýmcý çýkmýþtý. Bu dokuz yaþýndaki yaramazýn kahramanlýðýný unutamayacaðým. gibi cevaplar riyordu. Vehbi. Kollarý. kendi gibi küçük. güzel vücudunu. yüzü çam imsiyah kesilmiþti. durgun bakýþlý kýzlar. yaralý ceylaný kovalayan av köpeklerine dö acaklarýnýn üstünde sert bir çeviklikle sýçrýyorlar. gözlerimi uzaklara dikerek düþünüyodum. çeþmeden akan sularýn bi na getirdiði çamur bataðýna girmiþ. Bunda biraz benim de kaba im vardý. nered Ne vakit? Bu. ama bu çocuðun ne kabahati var? Çalýkuþu . beyaz denecek kadar açýk sarý saçlarýný temizledim. hasýlý kötü oldu gitti. Sýnýfta onu daima kendilerinden uza orlar. Küçük kýza karþý duyduðum sevgiyi gizleye-memiþtim. ayaklarý. bu uzak. dedi. "Ne yapýyorum ben size.Daha ne yapsýnlar? Öyle kadýnýn çocuðuna diba kumaþlarý giydirecek halleri yok ya. leþ kargalarý gibi vahþi çýðlýklar kop ardý. O aðýr ve korkak tavýrlý. rüy aklýn almayacaðý þeyler var. ýlýk. bu sarhoþluðu bir kere daha duydum gibi geliyor. Ben. çeþmeden aðýzlarýna su dolduruyorlar. Kendimi havanýn boþluðu içinde uçar gibi görüyorum. Küçük kýzý kâh köþede sýkýþtýrarak. Çünkü. bu gözyaþlarý. aklýmda kalmadý. fýrsat buldukça gizli gizli canýný yakarak aðlatýyorlardý. yapmayýn!" diye ya um ve kendimi göstermeden pencereden baktým. aðlaya aðlaya köþeden köþeye kaçýy oynunu saklamaya çalýþýyordu. baygýn bir lezzet sarýyordu. Acaba nerede? Yok. abama odun toplayýverdim daðdan. Biçare. ince sesi. Kalbimin izli bir pýnar kaynýyor gibi. Munise. Bana öyle geliy ki. kýzýn küçük yüzüne deðil. beþ yýl evvel mi ne. yok. Ah. Bu çocuða. küçük kýzý. bahçe görenler fena fena bakýyorlardý. o gün. odama götürdüm. Ben. Ben. . Çocuðun. Sýnýfta onu okþadýðýmý. bahçeye çýktýðým zaman muharebenin þekli deðiþmiþ b e'ye. bir jandarma mül u kýzcaðýz daha pek küçüktü. silik hayalde. Hatice Haným.. Deli gibi odadan fýrladým.

öyle hissediyor um ki benim hakkýmdaki fikirleri biraz deðiþti." Bu iltifata. bu elbiseleri kim bilir. Küçük kýza. zannederim ki. Bu sözleri söylerken. kendimi iþsizlik ve yalnýzlýðýn müzmin melali için. Burada beni beðenen. Munise'de de büyük bir insan ha Benim daha bir iki aydan beri anlamaya baþladýðým bazý þeyleri o. Bebek oynar gibi seve seve. onu bir parça süslemeye de muvaffak oldum. sevinçten kýpkýrmýzý oldu. en küçük ka ktan düþmüþ. komþunun ineði girmiþ. bu kadar merhamet ÇALIKUÞU 197 fazlaymýþ. Dayanamadým: . Köylü komþulardan bazýlarý ara sýra bana misafir geliyorlar. mektebe pek seyrek uðruyor. abasýný bir türlü memnun edemez. Bir iþi olursa bana haber versin. Pembe bir kurdele ile i an örülmüþ saçlarýna. Munise. sevine sevine uðraþarak Mu-nise'yi süsledim. he p o dayaðýn izleriymiþ. pembe kurdelesinden. Hatta. yine muhtarýn karýsý gelmiþti. Evet. Munise. kýsa etekli lacivert entarisinden. baban sana acýmýyor mu? Cahilliðime acýr gibi. Bunlar. Çok çalýþýyorum. Muhtar Efendi de iþ ki: "Ben onu ilk gördüðüm zaman pek gözüm tutmadýydý ama.. Abasý onu bir temiz dövdükten sonra ahýra kapamýþ. Ýkimizin de elimizde bir þey yok ki. onu kovmaya uðraþýrken. fildiþleri gibi beyaz teninde mor lekeler. çoktan öðrenmiþ. ü hrýný hep o çekermiþ. Onlardan ziyade kendim için. Hatta. Anasý daðlarda gezen bi avrusuna. Bu bulaný un gözlü. yabancý bulduðum çocuklar. Hatta tup yazmak. Vakitsiz ve haksýz bir mihnete uðramýþ bütün çocuklar gibi. Evvelki gün. Çocuk iki gün sonra a içinde mektebe geldi. Munise'nin süsü günlerce Zey-niler Köyü'ne dedikodu sermayesi olm benim iyiliðimden hoþlanmýþ. geceli gündüzlü didiniyorum. Þimdi. 198 Reþat Nuri Güntekin ilk günlerde o kadar sade giyinmeye alýþtýðým halde yine beni fazla süslü bulduklarýný. öyle bir göðüs geçirmesi. 30 Kasým Mektebe günden güne daha fazla ýsýnýyordum. Kocasýndan bana selam getirdi. Haným h uyor. Sonradan anladýðýma göre. Bunlar da. Fakat birçok kimse de memnun kalmamýþ. bir parça yaþamak zevki uyandýrdýðýmý h orum. Muvaffakiyetsizliðe uðradýkça meyus olmuyorum. Munise. Bir hafta evvel bahçeye. Üvey annesi. Viran dershane adeta temiz ve sevimli bir þekil aldý. ýslak gözleriyle derin derin yüzüme bakýyordu. iki elini açarak bu minimini avuçlarýndaki le bir göstermesi vardý ki yüreðimi eritti.Peki Munise dedim. uzun siyah çoraplarýna bir yabancý i korka korka bakýyordu. konuþmaktan pek hoþ yan. bana. Ben. entari biçip dikmek gibi hizmetlerde bile bulundum. siyah çoraplarýn dan hevesini alamadý. muhtarýn karýsý birkaç defa da taþ atmýþtý. þimdi bana daha cana yakýn geliyorla Ben mi onlara alýþtým. Böyle olduðu halde. Zavallý Munise. Bakalým. Galiba biraz da benden utanýp çekiniyorlar. derin derin yüzüme baký seyerek: . Ýki gün kuru ekmek kýrýntýl memiþ. her gün birkaç k miþ. Hele üç günden beri hiç görünmedi. Sonra süsün bu derecesini günah sayanlar. dedi. ikisinin de tesiri var. hatýrlarýný hoþ etmeye çalýþtým. karanlýk ruhlu çocuklar da biraz düþünce. ilk günlerde o kadar vahþi. yoksa usanmak bilmeyen gayretim sayesinde onlar mý yavaþ yavaþ yola elmeye baþlýyorlar. lacivert yünlüden kýsa entarisine.. pek bilmiyorum? Fakat. sýk sýk ziyaretime gelen bir ehemmiyetli þahsiyet daha var: Köyün ebes . yarýn küçük a dair havadis isteyeceðim. Zeyniler. ne düþünerek sandýða kaldýrmýþ. Allah için iyi kýzmýþ.O bana acýyor. hele gülmeyi bilmeyen þeyler. çocuðu annesinin gittiði fena yola sap bir teþvik addedenler de bulunmuþ. onlara elimden geldiði kadar sevimli görünmeye.bir kedi yavrusu gibi eteklerime sokuluyor. tabii teþekkür ettim. ben de ona acýyorum. bir el nasý içinde kendisini gösterdiðim vakit. çürükler gösteriyordu. hal diklerini anlýyorum.

Yakýnda bi r düðün varmýþ da. Dedikodu yapýyor zannetmesinler diye fazla þey sormaya cesaret edemiyorum. söylediklerimi baþkasýna söyle gömerler diye. Fakat onun." Komþum gittikten sonra. bu çocuðun hasta olduðunu anlamýþtým. Sonra. biçarenin vah haline. herhalde baþka yerli bir kadýncaðýz k ze olmasý da bunu gösteriyor. Kadýncaðýz. Zaten bu kýz. bana teessüf etti. Zehra. Fakat Ebe aným. aðzý köpürü eye baþlar. Zehra'ya gelin elb . meraklý ve eðlenceli þeyler öðretiyor. Þimdi. Daha ilk görüþte. acayi p sesler çýkarmaya baþlar. kýrmýzý saçlarý kabarýr. Sýnýfta olduðu gibi. Ebe Haným? . Adý Zehra. kendi kendine oynadýðý bir oyun vardýr ki. bu öksüzün kimseciði yok. Epeyce kârlý bir iþ bulm i. Munise'nin annesi için merhamet ve müsamaha ile dolu þeyler da baþýný sallayarak: . dedim. daracýk alnýyla bir hizada korkunç gözleri vardýr. insanýn rüyasýna girse korkutacak kadar acayip bir mahl uk. 200 Reþat Nuri Güntekin Sýnýfta hiç konuþmaz.Kim bu kýz. Fakat köy h akkýnda bana. En büyüðü on iki yaþýnda. Mesela. teneþir ilahilerine ne o neþeli cenaze oyunlarýna iþtirak eder. beni ötekilerden z de dehþetlendirir. Çoban Mehmet'le evlenecek Zehra. bahçenin ortasýnda. bahçede de herkese uzak durur. yahut Ayþe olmayýþýna göre. Anlaþýlan bu köyün düðünlerinde çalgý yerine mevlit okuyorlar. gözlerini belertir. N la güldü: . bir nevi delidir. Bu sene Allah nasip ederse hafýzý evlendirecekmiþ. sesim yok. Ebe Haným. dedim. on iki yaþ küçük mü? Ben.Benim çocuklar arasýnda gelinlik kýz yok ki Ebe Haným. bu kýzýn gelin olacaðýný anlatýrken kendi kendime: "Eyvah. o papaz kocasýnda. Ebe Haným. ona veriyoruz. bu saye de epeyce para kazanýrmýþ. bir gün odada yalnýz bulunduðumuz halde baþkalarýna iþittirmekten korkuyormuþ g . Zehra o e þevke gelir de Çoban Mehmet'e bu oyunu oynamaya kalkarsa. çok anlayýþlý ve incel ar. bana. bu sabah yine gelmiþti. Ebe Haným'ýn bir hafýz oðlu varmýþ. ne o güzelim tabut.Bilirim ama. Aman kýzým. havadan gelen bir sesi dinliyor gibi yap týktan sonra. Fakir bir kýzc ediyorlarmýþ. Hiç deðilse bir dilim ekmek yedirir. dedim. Mamafih. Bu ramazan B'ye cer-re gitmiþ. Eski hocahanýmlardan biri gayet güzel mevlit okur. bilmem neden. sokakta kaldý. Bu.ilahi kýzým. benim yabancýlarýmdan da deðilmiþ. þüphesiz bir oyundur. fakat bir þey anlatmak. ben onu seyrederken titreme ye baþlarým. . Bunu iþitince hayret ettim: . sonra ilave etti. Zehra. birkaç günde bir. Fakat. bugünkü ziyaretten asýl maksat bu deðil. bu cezbe hali artar. Gülmemek için dudaklarýmý ýsýrarak: . Anlayamadýðým cihet þudur ki. Komþular sevaplarýna bir iki tencere ile yatak tedarik etmiþler. sýrasý düþtükçe hafýzý methediyor. eski âdetler kalktý ama. beni epeyce eðlendiriyor. daha dönmemiþ. manalý manalý göz kýrparak bana ümitler veri riayet edersem Hafýz Efendi'ye zevce olabilmek þerefine layýk gö- ÇALIKUÞU 199 rüleceðimi anlýyorum. eski elbiselerimden birini daha buldum. Ebe Haným. bana rdi. hangisi olduðunu söylediði vakit hayretten donakaldým. balmumu gibi renk de yine o renkte çilleri. Günahýný o çeksin. Sýnýfýmda yedi. durduðu yerde bir çay semaveri gibi fokurdamaya.Zehra. mektepte talebelerimden biriymiþ.Kabahat.Nazife Molla. köþeye oturduðum zaman on beþ yaþýdaydým da. Ebe Haným. Kendisine göre. korkunç bir sesle baðýrmaya baþlar. gelini köþe oturtmak için benden de bir eski entari istiyorlarmýþ-. Burada bir ço met var. hesap ve ezber derslerinde sýnýfýn en kuvvetli talebes r. yahut dersi okumak lâzým geldiði vakit birden dik. Hasýlý bu kadýn. onun için birdenbire hatýrlayamadým. Bana mevlit okumayý bilip bilmediðimi sordu. yahut sekiz tane Zehra var. Kýna renginde çalý gibi sert. karmakarýþýk saçlarý. aðýzýný kulaðýma yaklaþtýrdý.

gittikçe artýyor. Ben ciddiyetle elimi Uzattým. gelinin bulunduðu odaya doðru götürdüler. utan nýma geldi. O kadar ki. mahzun bir ninni sesiyle akan çeþme durmuþtu. Buna mu kabil genç kadýnlarýn aðýzlarýnýn suyu akýyordu. o. Ortada dönen sözlerden. Meðer. Gece. ç . hemen hemen güzelce bir kýza dön t. Öteden beri kar. Kadýnlar arasýnda da. galiba. "Kýzgýn topuz" gibi kelimeler geliyordu. Hatice Haným'dan iþitmiþtim. 17 Aralýk Kar. Zeyniler. güldüðümü belli etmemeye ç vladým" dedim. Sonra insan. bir bakýma ana demek olduðu için bu lazýmmýþ. Bahçed temiz. ocaðýn yanýnda bir çamaþýr s nuyordum. Ne iyi þey. Haným köþeden: "Mehmet oðlum. ÇALIKUÞU 201 Benim hediye ettiðim gelin elbisesi köyün ihtiyarlarýna yine fazla alafranga görünmüþtü. pek eðlendim. Kalýn fanila yakalar içine sakladý ynuna haberi olmadan kar doldurur. Çoban Mehmet. Muhtarýn karýsý güzel bir sofra hazýrlamýþtý. yollar kapandý. Bunun bir el olduðuna inanamýyor. benim için. "istanbullu Hocaným"a gösteriþ yapmak için göze alýndýðýný anlaþýlýyordu. Dikkat edince. için için nefret ettiði insanlara karþý ne tatlý intikam vesileleri bulur. hocanýným da elini öp!" diye beni gösterince delikanlý. mahzun olmasýn diye köyün meydaný davul. Tahta kepenk-ler fazla mukavemet etti ve ben. dün gece muhtarýn evinde gelin oldu. Hiç olmazsa Çoban . Çoban Mehmet'e gelini teslim etmeden evvel gülünç bir el öpme merasimi yapýldý. bu gece kar baþlamýþ. fakat. Sabahleyin talebelerim bana fena bir havadis g tirdiler. bir kabahat yapmýþ. Zeyniler. ayrýca bir kýna gecesi yapýldý. yüzüme bakt eldik. kuv vetle sarsarken aralarýndan karlar dökülmeye baþladý. l Aralýk Zehra. biraz evvel kendi elimle tarayýp süslediðim baþýyla. Zehra. en dertli günü oldu. ÇALIKUÞU 203 Zeyniler. 15 Aralýk Bu sabah. 202 Reþat Nuri Güntekin El öpme merasiminden sonra. çobanýn parmaklarýmý tutmasýyla býrakmasý u. duvak yerine yeþil atlastan bir nevi torbanýn içine sokm uþ olduklarý için. yeni açýlmýþ badem çiçeklerinden daha güzel bir þeydir. Ku ftan: "Yarýn ahi-ret". Muhtarýn karýsý Haným baþta olmak üzere. çoban üzerinde ne tesir yaptýðýný göremedim. Daha fenasý. utanýp sýkýlmayý býrakarak. b a'dan ziyade. Burada kar. utangaç köy delikanlýsýnýn gözlerini yumarak öptüðü eller arasýnda benimki de demek. etrafýmda bir eksiklik var gibi geldi. Geceleri bahçede. tam bu esnada ocaktan yüzüme vuran kuvvetli biy çýra aydýnlýðýnda güldü dakikadaki þaþkýnlýðý kadar ömrümde gülünç bir þey gördüðümü hatýrlamýyorum. kendisini.' Adamcaðýz. beþ altý ihtiyar kadýn. uzun bir kerevetin þiltesi üzerinde sýral en hâlâ onlar gibi baðdaþ kurup oturmasýný beceremediðim için. zurna çaldýlar. kardan çok korkardý. yumuþak ý þeylerin içinde yuvarlanmakta bulduðum neþe ve zevki hiçbir bayramda bula . öyle gizli bir komedi geçti ki. demek yapraklarý bile siyah görünen bu karanlýk ve can sýkýntýsý niem baharý kýþ aylarýnda baþlýyor. geline haset edenler b yordu. Aralarýnda. nekir". bura âdetlerince. soðuktan kýzarmýþ dudaklarýyla titrer ve renkten ren ge girerken neþeden çýldýrýrdým. Zeyniler. daha ilk geceden onu býrakýp kaçmasýn. "Münkir. elimi tekrar tuttuktan sonra dayanamadý. bir kere yaðmaya baþladý mý. Bu el öpme-merasiminde. Munise. buldum. damadý. Ne çare bu zavallý kýza biraz çeki düzen vermeli. Mevlit okutuldu. yeni e sesi. hiç unutmayacaðým. B nim vaktiyle bir düþmaným vardý ki. Gözlerini bir türlü yerden ayýrmaya cesaret edemeyen Çoban Mehmet. aptal aptal bakýyordu. Dün gece. adeta tanýnmayacak bir hale gelmiþti. Bu kaba saba. nisana kadar bir daha lkmazmýþ. uyandýðým vakit. Öen. Pencereyi açmak için yataðýmdan kalktým. evvela beni görmemiþti. Bugün hayatýmýn en acý. bir iki pehlivan güreþtirdiler. babasý odunla dövmek için üstüne yürümüþ.isesi dikmeye baþladým. çocuklardan birçoðu mektebe gelemiyor.

Hatice Hamm'ýn mangalýnda ýsýttýðým fanila ovuþturmaya baþladým. baþým ateþler içinde. ona isyan ed rdum. köyün bir ambara kaçarak samanlarýn arasýna girmiþ. Bereket versin. Hatice Haným. kollarýmýn içine buz gibi olmuþ. aydýnlýk. Çocuk. oc aðýn kýzýl akisleri içinde birdenbire öyle munis ve mesut bir yuva olmuþtu ki. Kollarýmda içini çekiyor. kendine gelir gelmez ilk sözü "Bir parça ekmek!" diye yalvar ak oldu. 204 Reþat Nuri Güntekin Dýþarýda fýrtýna gittikçe artýyor. saçlarý d nin içine karlar dolmuþtu. bu gece ncittiði için lambamý söndürdüm. soluðum kesilmiþ. Vehbi ile sýk sýk bana havadis gö deriyordu. tekrar mumunu yakmaya uðraþýrken. Akþama kadar her yeri aradýlar. bu rüzgâr sarsýntýsýndan baþka bir þeydi. Cevap yok. kurtlar ye Akþama doðru Vehbi'nin bu þüphesi büyüklere geçmeye baþladý: "Çocuk. Rüzgârdan baþka ne olabilirdi? F yýr. Samanlar insaný yatak gibi sýcak tutuyormuþ. Küç ne kadar ehemmiyet verdiðimi bildiði için. rüzgârýn gürültüsü içinde ince bir sesin inlediðini iþittik. Fakat. hangi acý ile için için aðlýyordu? Ah.hýçkýra hýçkýra að Son kuvvetini tükettiði anlaþýlan Munise.. elin bir mum parçasýyla taþlýða çýkmýþtý. sarý saçlarý bileklerimden dökülerek. Yüzü mosmof. Muhtar Efendi. omþulara haber vermiþler. Hatice Haným: "Sen kimsin?" diye baðýrdý. Niyetim Hatice Hamm'ýn odasýna uðrayarak onu uyandýrmaktý. bugün büyük bir erkek kadar ciddi ve telaþlýydý. içim ümitsizlik çöktü. omuzlarýma bir örtü alýp a adým. at. b nra kapýya gelip yalvaracaðýný zannetmiþler. Hatice Hamm'la onu ýsýttýk ve kaþýk kaþýk çoc dýk.eresinden kendini bahçeye atmýþ. çocuk görünmemiþ. sorduðum suallere aðýr aðýr cevap veriyordu. açýk sarý saçlarý kim bilir. Biraz evve ayata gösterdiðim emniyetsizlik için. ben onu göðsümde sýkýyor. Kapýyý birdenbire açmaya cesaret edemedik. Hemen yataðýmdan fýrladým. Fakat o da bu sesi iþitmiþ. Munise'yi en sevmeyen arkadaþlarý bile ona acýyorlardý. Sesim. . ben sesi tanýmýþ. Hayata zalim ve haksýz bir þey diyenlere ilk defa inanýyor. biraz sütümüz vardý. Dün akþam. ihtiyar kadýn b r kere daha seslendi. bugün çok acýkmýþ. Zavallý küçük kýz. insan böyle hallerde zaman hissini kaybediyor. Kollarý boynumda. O vakit. Onun için lemiþ. þu çocuk gözlerindeki minnet! Dünyada. kim bilir. fakat saatler geçtiði halde. ya canavar paraladý!" diyenler oluyordu... kendi kendime utanýyordum. * Kaç saat geçtiðini bilmiyorum. pencere kepenklerini zorlu hücumlarla sarsýyordu. üvey annesinden çok korkmuþ. Mezarlýk tar afýndaki kapýyý vuruyorlar gibi bir ses iþitmeye baþladým. ÇALIKUÞU 205 Çocuðu soyduktan sonra kendi yataðýma yatýrdým. Munise. Zaten gürültü de kesilmiþti. Dakikalar geçtikçe Munise'nin yüzü kýzarmaya. Yataðýmdan doðrularak kulak verdim ve geceni bir insan iniltisi iþitir gibi oldum. gözlerine fer gelmeye baþlýyordu. Köy delikanlýlarý ellerinde yanar çýralarla sokaklara dökülmüþler reye gittiðini anlamak bir türlü mümkün olamamýþ. bu fýrtýnada baþka köy bir yerde soðuktan donup öldü. karlar ve karanlýklar içinde uzun müddet kalamayacaðýný. kaþlarýný çatarak "Gitti fakir kýzcaðýz. kollarýmda baygýn gibiydi. Vehbi. Hatice Haným erkek gibi kalýn sesiyle: "Kimdir o?" diye baðýrdý. ihtiyar kadýnýn elindeki mum birdenbire Karanlýkta. Munise'nin hâlâ bulunmadýðýný anlat morarmýþ avuçlarýnýn içini gösteriyor. "Munise" diye haykýrarak demirlerine sarýlmýþtým. Kapý açýlýr açýlmaz içeriye karlý bir rüzgâr doldu. bir parça iyilik edebilmekten daha güzel bir þey muyor. kim bilir. karanlýðýn han lardan kalma bir ýþýk parýltýsý gibi titriyor?. artýk konuþmaya baþlamýþtý. nerelerde gömülü. Dýþarý çýkarsa tutup yine eve götüreceklerini biliyormuþ. Fýrtýna içinde. viran bir gemi teknesi gibi sallanan bu sefil ve karanlýk oda. küçük bir vücut düþtü. erkenden yataðýma girdim. Bu göz gözü görmeyen tipi altýndaki günün siyah bir duman gibi inen akþamýyla beraber.

bu satýrlarý yazarken. on kuruþ da veririz. Görüyorsunuz ki. Yarýn muhtarla konuþalým. Olmazsa eline beþ. O "Peki!" derse babasýný da razý ederiz. Munise. hayatla barýþtým. Artýk. kalbime gömdüðü inileri öldüren sen olduðun halde bu gece. Çok güzel bulduðumuz için. Biraz sonra. Ara sýra derin derin içini çekiyor ve dolu dolu öksürüyordu. Kendime evlat edeyim. bakalým bir iki yerde ümidim var. Acaba ben. Munise için h avadis sormaya geliyorum sandý. dedim. Ben. Sözümün sonuna gelirken yüreðim çarpýyor. Bu kadar kolay ele geçireceðimi Akþamdan beri saatlerce düþünmüþ. baðrýma basayým. senden bile eskisi kadar nefret etmiyorum. Çok sevindiðim. yüreklerini r e geçirmek için zihnimde adeta nutuklar hazýrlamýþtým. evlerine istemiyorlar. ilk neþesinin sönmeye baþladýðýn um yoktu. ömrümde bu kadar güzel bir ümit sözü iþittiðimi bilmiyorum. bir akþamüstü. Hatice Haným'ýn dudaklarýndan çýkacak kelimeye baðlýymýþ gibi. Çünkü ayný korku bende de uyanmýþtý. Ben. biçare e ziyan olacak. 206 Reþat Nuri Güntekin Munise'de neticesiz bir rüya uyandýrmaktan korkar gibi yavaþ bir sesle Hatice Haným'a de dim ki: . bu zavallý küçük esiri kurtarmaktan daha iyi bir yere sarf ed bilir miydim? Fakat. Daha olmazsa annemden kalan birkaç p mücevheri verecektim." d avutmuþ. O dakikada. dedi. gözlerini kapadý. gibi sözlerle beni teselli etme ye baþladý. bana býrakýrlarsa ne kadar mesut olacaðým Yarabbi! O vakit ne geceden. ihtiyar adam. Aðýr aðýr baþýný salladý: .Mademki bu kýzý. mesut olduðum vakit. hakikaten sevap iþlemiþ olursunuz. . boynumu büküyordum.. Onlarý. kendi elimle büyüteceðim.Demek Munise'yi bana vereceksiniz? . Onu. Bu çocuðu. sakalýný çekiþtirerek bir zaman düþündü. . hiçbir zaman elimize geçmeyec karþý duyulan o ümitsiz ümit.Fena olmaz. galiba gözlerimi uyku tutmayacak. Munise bir canlý oyuncak gibi kollarýma býrakýlýyordu. ellerimi öperek "Anacýðým. Ben. Sabahleyin Hatice Hamm'la beraber muhtarýn evine gittim. iyi olur. 18 Aralýk Bu gece yine. baþkalarý gibi deðildim.Bu küçük kýzý bana verin. onu kendime evlat etmek istesem razý olurlar mý? Benim de kimsem yok. Her þeyi tekrar seviyorum. sonra: . onu öpmek ve hýrpalamak isterim. Kâm-ran. yataðýmda. Acaba ermezler mi? Bu çýlgýn arzum. Muhtar Efendi.. düþünüyordu. Ýhtiyar kadýn. Vallahi bu çocuða kendi evladým gibi bakarým. çocuðun parlak gözlerine bir gölge düþtüðünü. Ben. Hastalar gibi mesut olanlara da ge celer öyle uzun geliyor ki. sarý saçlarýnda ocaðýn mesut kýzýllýklarý ti . edi.Pekâlâ kýzým. Çocuk. Cevap vermeden Munise'yi g . ne fýrtýn ne sefaletten. litreye tit uzatýyor.Daha bulunamadý ama. fakat e kucak kucaða öldüler. mesut edec eðim. Bütün gün "Hocaným mutlak bana ekmek verir. gözlerim kararýyord lmayacak bir þey için yalvarýr gibi ellerimi kavuþturdum: . edebilecekleri itirazlara cevaplar bulmuþ. anacýðým!" diye aðlamaya baþladý. sevinçten nasýl çýldýrmadýðýma hayret ediyorum. Müh208 . ÇALIKUÞU 207 Zeyniler. gözlerini ocaða dikmiþ. akþamki vakayý anlattým. bunu bir zamanlar baþka küçükler için ümit etmek çýlgýnlýðýna kapýlmýþtým. Yarýn sabah Munise'yi yine eve götürmek lâzý içimde sönük bir ümit yok deðildi. duygularýmý sözle anlata tlaka karþýmdaki-nin boynuna sarýlmak. Vermeyip de ne yapacak. Ben. hiçbir þeyden korkum kalmayacak.Babasý zaten öteki çocuklara bakmaktan âciz.Zavallý çocuðun en büyük ümit yeri benmiþim. iþte bunlarýn hiçbirine hacet kalmýyor.

bilâkis. adeta izzetinefsime dokundu. Bu fakir köy çocuðu. dedim. sofalara. 30 Aralýk Munise ile öyle canciðer olduk ki. pencereleri ka ak ona bir parça dans bile öðretiyorum. karanlýk mektebi bugüne kadar. Kar... Zeyni Baba'nýn kandillerini yakmay inceye kadar gezdik. Hatta. birdenbire. böyle þenlik görmedi. par ehdit ederek: . þimdi sebebini anlamaya baþlýyorum .Yalan mý? Koskoca kadýným ya. küçüksün. fakat kýrk seneye yakýn bir zamandan beri memleketini görmediði ni söyledi. Akþamdan evve . ellerimi tutarak yanaklarýna. üstümüze beyaz çiçeklerini döken kocaman bir yasemin Zeyniler. Munise. Neþemiz. iki saat sonra. yavaþ yavaþ sallandýkça. sýðmýyorduk. bir gün evvelki þiddetini kaybetmiþ olmakla beraber hâlâ devam ediyordu. buna hayret etmiþtim. zalim bir insan diye düþünüyordum. muhtar. batýdan doðuya gibi göründü. saça lardan uyuþmuþ kuþlarý uyandýrýyor gibi tavanlardan þen cývýltýlar geliyordu. Ben. korkunç. ufak tefek. undan eminim. 14 210 Reþat Nuri Güntekin Bu çocuðun öyle ümit edilmeyen tuhaf sözleri var ki. Çalýkuþu . Munise'nin babasýyla beraber mektebe geliyordu. Bazen. fakir. Fakat. bir þey söylemeden gülüyordu. asýl iyiliði kendisinin bana ettiðini bilmiyor. Evvela. O vakit ben de onun nazik bileklerini ellerimin içine alýyorum.Niçin olmasýn? . Çocuðu mesut etmek mden geleni esirgemeyeceðimi. aðza alýnýnca eriyen fondan þekerleri gibi bir þey oldu. her þeyi öðreteceðim diye Munise'yi Allah esirgesin. mezar taþlarý arasýnda top muharebesi yaptýk.kapýlarý. karýþýk bir rüyayý anlatýr gibi tereddütlerle Sarýyer'den. hiç sebepsiz yanýma yaklaþýyor. Munise ile sevincimizden odalara. Neden ben küçük olayým? Ben yirmi yaþýný geçmiþ koskoca kadýným. Kahkahalarýmýz. nasýl anlatayým. diye tekrar ettim. . Bu küçük kýz.Olur mu abacýðým? . Aksaray'dan bahsetti Munise'yi bana vermeye razý oluyordu. Onu bir parça daraltýp kýsaltarak ona koket bir kostüm yaptým. Bana. istanbullu olduðunu.. resim ya ptýrýyorum.F. . Munise'nin annesi herhalde dedikleri kadar adi olmayacak.Reþat Nuri Güntekin tar Efendi de o dakikada iþte böyle bir tehlike geçirdi ve sadece buruþuk elinin bir def a öpülmesiyle benden kurtuldu. Hatice Haným. son derece minnettar. Al faniladan bir elbisem va giyemezdim. böyle bir bayram. daha iyi olur. Bazen. bir içim su. Fakat ona çok acýdýðýný hissettim. bu elbise nde. Munise. dilini diþlerinin arasýna sýkýþtýrarak bana bakýyor. sana nasýl anne derim? Bu sözü.Çalýkuþu! Sen. birkaç saat içinde nazlý bir küçükhaným halini almýþtý. istersen bana anne de. derslerimden artakalan bütün saatlerimi Ona ne biliyorsam öðretmek istiyorum.Haydi artýk içeri gîrin. onu yanýma almakla bir fedak iðimi sanýyor. Hacý Kalfa'nýn Mirat' eksin. diyorum. minimini parmaklarýný birer birer öpüyorum. . * Zeyniler'in. kendi kendime güleceðim geliyor.. onu daima kendisine göstereceðimi vaat ettim. alýklý düþkün bir ihtiyardý. Her halinde. derken tatlý tatlý sýrýtýyordu ÇALIKUÞU 209 Üþümek mi? insanýn içinde güneþ yanarken üþümek mi? Bu akþam. Tatlý tatlý gülümseyerek yüzüme bakt . Zavallý küçük. bir asilzadeye benzedi. abacýðým. gökyüzü bana.Munise. bu ad amý fena çehreli. birbirimizi kovaladýk. hasta olacaksýnýz. Halbuki. üþüyeceksiniz.Sen. Kýz. her sözünde ince bir sevimlilik var. dedim.Seni þeytan seni. dudaklarýna sürmeye baþlýyor. Geldiðinin ikinci günüydü: . Günde bir saat Fransýzca ders veriyorum. Çocuk bana. ara sýra -köyde duyarlar da bizi taþa gömerler. çocuðu elinden tutarak bahçeye çýkardým. ihtiyar kadýnýn çatýk yüzünü bile güldürmüþtü: .

Kendimi toplamaya çalýþarak gülümsedim: . Hatta. Yazýk ki devam etmedi. Zarflar. Munise yüz bulmuþtu. Gece yataðýmda. Merkez Rüþtiyesi muallimlerinden Feride Hanýmefen-di'ye.. Zarfýn üzerindeki yazýyý tanýyordum. Hem de mesut günlerin yazýlacak nesi olur ki? Bir aydan beri derin bir gönül sükûnu içinde yaþýyordum. süsü çok sevmesi. lacivert gözleri. kýrmýzýlý yazýlar. dedi. üzerleri mavili. saçlarýnýn örgülerini çözerek istediði gibi tarayýp fýrçaladým. onun aklý baþýnda bir kýz haline getirmeye çalýþýr gibi koket yapacak. hem de bir yandan hoþlanýyo um.. Ýkimiz yan yana aynaya bakalým. . * Küçüðümün bir hali de.Nemelâzým abacýðým. geçirdiði küçülj eliyle. Bebek oynar gibi.. kim bilir bana neler söylemeye cesaret ediy . Kendimi tutamayarak gülmeye baþladým. dedim. kendimi güzel zannettiðimden çok güzel yor: "Feride. kimden öðrenmiþ bilmem ki? Þimdi neyse ama. Munise'nin ayna karþýsýnda süslenmesi. birkaç seneye kadar genç kýz olup çýkarsa birini bulup sevmeye..Abacýðým sen kadife gibisin. dedim. diyordu. Elimi sürmeye cesaret edemeden bir tanesinin üstündeki adresi okudum: "B.Keþke bunlar. evlenmeye kalkarsa fena. Pencereye baþýmý day dalgýn dalgýn uzaklara baktýðýmý gören Munise: . aklýma geldikçe hem kýz anneleri gibi heyecanlanýyorum." Zarflan avucumda buruþturduktan sonra ocaðýn yanýndaki rafa fýrlattým. duru beyaz teni.Bir þeyim yok. ben senin gibi güzel deðilim ki. Ben koket ruhlu kýzlardan öt hoþlanmam ama. yine yüzümü okþuyordu: . Aynanýn içinde gülüyor. Neler söylüyorum? Ah. zalim bu mektuplarda. saçýmýn iki tarafýna teller takacaðým.. on dört-on beþ yaþ. Rafýn üzerinde duran küçük aynayý aldý: . abacýðým. bu küçük kýz! Ben. Baþýný daha ziyade yaklaþtýrýyor. Senin yüzünde insan ayna gibi kendini görüyor. defterimi benden baþkasý okuyacak deðil ya. dedi. Sende. dün kýzara bozara benden bir ricada bulundu.. kimseye benzemeyen baþka bir þey var!" diyenlere hak verecek gibi oluyordum. Ben. gel. neren aðrýyor? Yüzün sapsarý. tik tahminimde yanýlmamýþtým. Fotoðraf çektiren kardeþler gibi baþ baþa verdik. Bir parçacýk baþým aðrýyor. dedi. Mektup ondan geliyordu. ben görmeden yolda kaybolsaydýlar. 212 Reþat Nuri Güntekin Zeyniler.Bir daha böyle bir þey söylersen dudaklarýný koparýrým. birbirimize dilim duk. dün elinde yanmýþ bir kibrit ucu da yakaladým. .Daha iyi ya çocuðum. yanaklarýmý okþayarak: . utana utana: . beðene beðene kendisine gülümsemesi ndirmiyor deðil. herhalde daha fazla iþlerim va rdý. Saçlarýnýn benim saçlarým gibi olmasýn ormuþ. Onlarý görür görmez içime bir at iðini. Yazý yazmaktan.Sen. benden o kadar büyük deðilsin ki abacýðým. fazlaca koket olmasý. Büyük bir kararsýzlýk n oluyordum. Elimle. bir aydan beri el sürmemiþtim. o kadar emekle düzelttiðim saçlarýný karýþt layayým. damga olmuþtu. Seninle biraz bahçeye çýkarsak geçer. 29 Ocak Defterime. Munise. Munise. ÇALIKUÞU 211 Bunlar.Kuzum. Maskara. beni buluncaya kadar elden ele dolaþmýþ.. çocuðum. Gizli gizli gözüne s kmeye uðraþýyordu. çocuðun aðzýný kapadým: . sana benzemiyorurn ki. eliyle burnumu. Ýki gün evv n geçen bir posta arabasý benim için dört mektup býrakmýþ. ince þirin yüzüyle bir melek gibi güzeldi. Bu münasebetsiz çocuðun saçmalýklarýna gülüyor. Faka t memnun görünmedi.Abacýðým. yüzsüz. Kendin gib ir. saatlerce uykusuz kaldým.Nafile abacýðým. Küçük kýzý dizleri sýna aldým. sen kendini bilmiyorsun. Munise ile oynamak benim zaten Allah'tan aradýðým þey.Sen daha gelin olacaksýn abacaðým. içlerinde ne olduðunu bilmeden: . gözlerim karanlýða dikili.

Baþýmý bi koyarak yavaþ yavaþ aðlamaya baþladým. .Abacýðým. aðlama.Yumurcak. Ýnat ettim. zarfýn gevþeyip açýldýðýný. Mektuplar birer birer yanarken. deðil Feride'yi yakýnda göreceðim. yalnýz ocakta bitmeye yüz tutmuþ bir çalý demeti ara sýra parlayýp sönüyord rdan birini ateþe fýrlattým. Üzülmeseydin o vakit ya l iþte. . deðil mi.Ben onlarý yaktým abacýðým. için için eritiyordu. gözl . nefretle bakýyordu. Çocuk.ordu? Birkaç defa lambayý yakarak onlarý okumak istedim. senin sevdiðin birisinden geliyor. "Annem geçen sabah yüzüme bakarken aðlamaya baþladý: 'Ne var anne? Niçin aðlýyorsun?' diye Evvela söylemek istemedi: 'Hiçbir þey yok. Fakat ötekiler yandýktan sonra. birdenbire eðildi elini ateþe sokarak son mektubun bir parçasýný kurtardý. Yalnýz þu satýrlar kalmýþtý. evlatçýðým. Bir rüya gördüm!' dedi. Fakat kendimi zapt ettim. omuzlarýndan tutup sarsmamý bekliyor. benim için tenezzüldü. ince yazýlarla dolu bir kâðýdýn yavaþ-yav hammül edemiyordum. Biterken ikincisini. Bu hale bir nihayet vermek lâz vermiþtim. keþke bu sözleri söylemeseydin. . Ben onlarý yakmadým. içime dayanýlmaz b lýk acýsý çöktü. . Karanlýk bir yerlerde dolaþýyor önüne gelene: 'Feride buralarda mý? Al için söyleyin! diyordum. Onl arý okumak ayýptý. Oda karanlýktý. nefret ettiðim bir düþmandan geliyor. titriyordu.Abacýðým. teessürden göðsüm týkanarak. Baktým. Gel seninle beraber yakalým onlarý. onlar galiba. Sakin sakin aðlayarak þunlarý söyledi: "Rüyamda onu gördüm. benim þiddet göstermemi. anlayamadýðým bir hisle göðsüme sokulmuþtu. sana mahsus öyle söyledim. bir ucundan ince bir duman çýkarak için için nmaya baþladý.Ne yaptýn Munise? dedim. Müzmin hüznüm. Ben bir þey yaptým ama. bilmem darý-lacak mýsýn? Birdenbire döndüm.Al abacýðým. Bak. beni hasta eden bu kâðýtlara kinle. Zarf. Mektuplar orada yokt . yalvardým. . gönlümden geçenleri biliyor gibi. sana ispat . Sýra dördüncüye geldiði vakit. Kalbimin bir parçýsý-ný onu da attým.Küçüðüm. Munise'ye de geçmiþti. ötekiyle mektuplarý elime tutuþturmaya çalýþýyordu: .. Fakat mademki bir kere söyledin. o nasýl lakýrdý? diye baðýrdým. . baþýný eðdi: . bunu býrakamazdým. Ölü. . Beni bir tarafa býrak. kývrýla kývrýla yanmaya baþladý. Son mektup ötekiler gibi birdenbire tutuþmadý. Sonra. Boðaz hastalýðýndan öldü' dedi.Nerede onlar? dedim. Çocuk. so Munise. gözleri kap ÇALIKUÞU 215 nýn rengi bile solmamýþ. sen pek üzülüyordun. Mektuplarý hâlâ orada duruyor. karþýmý re olan bir insan varmýþ gibi susuyorduk. Mektuplar 214 Reþat Nuri Güntekin benim sevdiðim bir insandan gelmiyor. Zavallý kýz derdimin nerede ni biliyor. Munise. dedi. r ÇALIKUÞU 213 Aradan iki gün geçti. bir eliyle baþýmý okþuyor. Gözlerim gayri ihtiyari ocaðýn yanýndaki rafa giti. aðlaya aðlaya uyandým. odanýn havasýna bir zehir neþreder gib ni. Kâmran? Annemin sözlerini sana aynen yazdým. Yüzü örtülü kadýn beni elimden tutarak tekkeye benzeyen loþ bir ye u: iþte Feride þurada yatýyor. Küçük kýz. * Onu ancak çocuðu uyuttuktan sonra okumaya cesaret ettim. Ne yapayým. Fakat annen demek olan bu ihtiyar kadýný daha ziyade aðlatmak doðru mu? Teyzenin rüyasý o günden beri benim de rüyam Ne vakit gözlerimi kapayacak olsam seni uzak bir memleketin karanlýk bir odasýnda. diri getirir derler. et söylemeye mecbur oldu. O acý ile..Ne bileyim abacýðým? Sevdiðinden olmasa böyle aðlar mýsýn? Bu çok bilmiþ bücürün sözlerinden ve gözyaþlarýmdan utandým.

soluk soluða mektebe geldi. Nereden anladýðý." Mektup parçasý burada bitiyor. Kendi kendime güldüm: . görüyorsu ki. Haydi geçin þimdi. babam söyledi. taze yüzün. tersyüzü geri dönmeyi ak lýmdan geçirdim. vaka malum. Ben geliyorum. Fýrsat buldula hemen kocakarý ilaçlarýna baþvururlar. Adamcaðýz. boz renkli ceketi üzerinde kocaman siyah sakalýný görebild m birisine: . Gece. Merdivenler yufka gibi. karanlýk olduðu için lamba yakmaya mecbur olmuþlardý. gel be. birdenbire durdu.Kim çaðýrýyor? 216 Reþat Nuri Güntekin . Çehresini yandan görüyordum. Yapýlacak þey. Kalýn kaputlu.. bir yaralýmýz var. efendim. birbirimiz iç. geç vakit bataklýk tarafýndan silah sesleri gelmeye baþladý. nasýl keklik gibi sekiyor? Þimdi istersen yaþýný da aðýz.Kýz hocaným. canlý ve sevimli bir yüzü vardý. çizmeleri altýnda merdivenleri çatýrdatarak yukarý çýktý. ama aðýzlarýna. çarpýk bir sofadan ibaret viran bir hayat.Hekim çaðrýyor. Geçiniz yukarý.erin kapalý. bizi her þey birbirimizden ayýrýyor. yü rine bulaþtýrmalarýndan korkuyorum. adan konuþmaya baþladý: .iþte bunda yanýldýn Doktor Bey. ayak-lanýnc bakýverirsiniz artýk. beni pek eðlendirir. bir ara. kalýn kaþlarý. ehemmiyetsiz bir pansuman.Yahu. yaz býyýklý. küçük Vehbi. merdiven basamaðýna oturmuþ bir þ yazýyor. ister misiniz. Ben korktum. þiþman bir askeri doktor. Kapýda burnundan havaya soðuk dumanlar çýkararak eþinen güzel bir atýn yüzünü okþadýktan so m. dedi. Beþ dakika sonra ihtiyar doktor. fakat M nise. deðil mi? Ah.Dayanýr Doktor Bey. taþ çatlasa kýrktan fazla deðil. ikimizi birden çekeceðe benzemiyor. Fakat bakýlmaya muhtaç Kendim biraz sonra gideceðim. Burasý. Munise'nin tahmini doðruymuþ. Sevap larýna biraz yiyecek veriyorlar. Mutlaka yine fena bir kelime söyleyeceðini anlatan sert bir kahkaha ile gülerek baþýný çevi ce beni gördü. yalnýz bilmem içiniz dayanýr mý? . . dedim. havadisi öðrendik. yaranýn üstüne türlü müzahrefat yapý ektep. Vehbi önde. Kâmran. siyah saçlarýn. Benim sinirlerim kuvvetlidir. Seninle artýk iki düþman bile deðiliz. Onlarýn doktora da emniyetleri zayýftýr.Her zaman olur. Jandarmalardan biri i aðýr yaralý olarak Zeyniler'in misafir odasýna getirilmiþ. ben arkada misafir odasýna gittik. bu adam konuþu adar kaba hatta ayýp kelimeler kullanýyordu. avluda yüzü seçilmeyen birkaç kiþi ile konuþuyordu. Hiçbir þeyden korkmayýn. k ar. Ama biraz durun da n ineyim. öteden beri. sen kâinatta hangi hadiseye böyle koyun gibi bön bön rdiveni çýkýþýndan anladým. Gördün mü.Efendim. Avlu. ihtiyar doktorun "Yüzbaþým" dediði adama takýlmakta j devam ettiðini iþitiyordum. Geldiðinizi göremedim.Yüzbaþým. medrese görmüþsünüz. beni elimden yakalayarak: . Postacý soyan birkaç serseri ile jandarma arasýnda bir çarpýþma olmuþ. yüzbaþým. kusura bakmayýn. Yapýlacak þeyleri ben size tarif ederim. Bu sabah. Yarabbi. Fakat. yüzbaþým. kocaman çizmeli. çabuk zarnýný (çarþaf olacak) giyin. . Böyle delidolu sözler. dedi ve bana döndü: . iki basýk oda ile merdivenli. Ehemmiyetli bir þey deðil.. jandarmalar eþkýya kovalýyor. Seni misafir odasýna çaðýrýyorl . ama hiç görmeyecek iki yabancýyýz. Hemen çarþafýmý giydim. Zeyniler. Silah sesleri seyrek fasýlalarla on dakika kadar devam ettikten sonra durdu. bana sadece teyzemin matemini anlatýyordu. 5 Þubat Dün gece.] ÇALIKUÞU 217 ma þaþýyorsun. . hiç telaþ etmedi.Hemþire Haným. bu muallime istanbullu. Öðleye doðruydu. hatýrýn kalmasýn ama sana: "Ayý Dayý" adýný takanlarýn yerden göðe kadar a kadýn varmýþ da ne diye beni kibar kibar söyletiyorsun. hastalýk gibi sebeplerle yoluna devam edemeyen yolcularý burada barýndýrýyorlar. Basamaklarý ikiþer ikiþer atlayarak yukarý çýktým. O kadar ki.

. .Kýmýldama. temiz bir adamdý. Fakat fedakârlýklar öyle kolay gitmez. Çarpýk bir kerevetin üstünde. küçük bebekler gibi a meleri ezip büzmeye.O ipiri. Günün birinde canýn sýkýlýrsa ba az. Odalardan birisinin kapýsýný açtý. alay eder gibi ir sesle: . 218 Reþat Nuri Güntekin . acaba bir yerden mi tanýyordu? Mamafih. . Ýhtiyar doktor. biraz yatayým dersen o baþka. Sor Aleksi n daima söylediði gibi. yine güldü: . Nerede isterlerse çalýþýrým. Hizmet etmek istiyordum. zarif -hatta ihti ar olduðum için güzel sýfatýný da ilave edebilirim. kollarýný kaldýrdý. Doktor Bey. Doktor.Teþekkür ederim. aileni. Söyle bakayým nereden düþtün buralara? Bu kaba saba asker doktorunun çið kelimeleri.. bu çehre ve yaradýlýþla mý? Sen doðruyu söylesene bana. Yine gülerek omuzlarýný silkti. Derin karýþtýracak deðilim. yer ayýrt etmem. beni tanýdýðýnýzý iddia etmeyeceksiniz. maalesef yeryüzünde çok azalmaya ba i. bir þey kalmaz.Þahsýný deðil.. Öyleyse.Sen ne arýyorsun burada? Bu sefer de ben þaþýrdým.güzel bir kibar çocuðu. Geçer molla.. Doktor Bey. dikkatli dikkatli yüzüme bakýyordu: .Zannederim. Burada bir muamma var. çok gün görmüþ. Sen bir haftaya kadar dipdiri ayaða kalkmak ister misin? Yok. yerimden memnunum. . Ben. saf yüzünde komik bir hayretle gülmeye baþladý. yat. evini falan sorsam söylemezsin. sade elmacýkkemiðim az sýzlýyor. biraz ferahladýn mý? diye seslendi. buraya gönderdiler. Hatta.. Aðrýn. insana o kadar emniyet ve yakýnlýk hissi veren bir çe resi vardý ki. Bu adam beni. Midesini tabanýnda farz eder rine göre karþýsýna dikilenlere duman attýrýr. Gözlerime bak bakayým. açsana yüzünü bakayým. saklanmaya çalýþýtýkça m. Hemen þýmarmaya. çok âlâ. Ayný gür kahkaha ile gülerek: . . Herhalde doktor.Sana bir küçük hizmet etmeme müsaade eder misin? Seni daha iyi bir yere göndertsem ister misin? Benim tek tuk bildiklerim var Maarifte. buraya hizmet için geldin? Sýrf maarife hizmet için öyle mi? .Sen. Aramýzda bir iþaret kâfi. .Mamutlar gibi mi efendim? Beþ aydan beri zorla içime hapsettiðim yaramazlýklar yeniden taþmaya baþlýyordu. maskaralýk yapmaya baþlarým. gürültülü kahkahalarý altýnda derin bir rikka meye baþlýyordum. ciddi görünmeye çalýþarak: .. . dýn mý? Doktorun artýk o. Asýl sebep baþka. Kim olduðunu. dedi. vücudu ve yüzü bir asker y adamcaðýz yatýyordu.Çok âlâ.. neþeli. Yaraný o deðiþtirecek. Ben. ikimiz de sustuk. Hatta. bak nasýl biliyo rum.Hayýr teþekkür ederim.. ihtiyar doktor biraz düþündükten sonra: .Evet. kýzým. sýzýn var mý? .Nasýlsýn molla. bunlarý yutar mýyým sanýyorsun? Yumuk yanaklarýna gömülerek tatlý tatlý gülümseyen beyaz kirpikli gözleriyle ta gönlümün iç vam etti: ÇALIKUÞU 219 .. bunlarý söylerken o. adresimi de býrakayým sana.Ben muallimim. bana hiç yüz vermeye gelmez.Yok.Deðil. Yaralý.Demek sen. bur asý rahat geldi de. maiþet derdi de deðil. þuursuz fil azmanlarýnýn tam tersine ufacýk. maksadým bu. hatta bi da güldüm. Eðer ev ilacý falan diye bir halt ettiðini . eliyle yaðmurluðu kaldýrarak nmaya çalýþtý: . n.Bu yaþta. Allah'a þükret la sapmadý o kurþun.Ah benim sevgili ayýlarým! Dizkapaðýný elmacýkkemiði sanýr. Ýnsanlýktýr bu. Sen. çok þükür. deðil mi? Bak. nev'ini tanýrým kýzým. bu kýzcaðýz ne derse yapacaksýn. Hem de rla. Nihayet. sýhhatli. Bu teklifsiz sözlerde garip bir ehemmiyet vardý ki.. ben de iþi iraz maskaralýða vurmaktan korkmadým. nev'ini. Doktor: . hiç fütursuz peçemi kaldýrdým.

parmak kadar kýzý da baðýrmaya utanmaz mýsýn? Bu yara deðil oyuncak.Azizim.Öyle mi efendim? Pek güzel. biri gayet uzun.. ne mizer!. Yazýk senin erkekliðine! Koskoca býyýklý. b tarafýmý þöyle zararsýzca kestirirdim.. sýnýfýn mukavemetini muayene eder gibi topuklarýný vurarak dolaþýyor.. Hatice Haným. kuru. istanbul matbuatý ateþ etmeye hazýr bir batarya vaziyetinde. onlarý daha iyi görüyorum. dedim. vay haline.On üç kýz. Yarayý biraz fazla hýrpalayarak adamcaðýzý: "Aman Bey!" diy . teftiþe gelmiþ. yaz erken gelecek diyorlar. a eta kamburu çýkmýþtý. Zeyniler. söylediði her kelim r mana veriyordu. tekrar bana döndü: . . þimdiye kadar bu derece tuhaf bir heyecanla bu kadar için için sarsýldýðýmý bilmiyorum. . arkadaþýmý takdim edeyim: "Vilayet Nafia Mühendisi Mümtaz Bey. Alimallah tekrar gelir. nutuk verir gibi elini sallayarak: . Çok tedarikli geldim. Ýhtiyar doktor.Kes sesini be.Monþer. Müthiþ bir bomba Anlýyorsun ya. Maarif Müdürü. ya bu kafanýn içindeki dünya hakikat olacak. Maarif Müdürü. Acele acele çarþafýmý giyerken kendi kendime gülüyordum. dershane kapýsý önünde. sýrala ra bastonunun ucuyla dokunuyordu: .On yedi çocuk için bir mektep. Birdenbire kapý çalýndý. gözünü oynatýyor. ist tahsisatý vermezlerse vay hallerine.. 24 Þubat Bu sene.. büyük projelerim var. Ortalýk günlük güneþli tepelerde kar olmasa insan kendini mayýsta sanacak. Minimini vücuduna göre bacaklarýný tuhaf bir surette açarak öyle azametli bir yürüyüþü vard Kapýdan içeri bir adým attýktan sonra durdu. Böyle hastabakýcýya düþeceðimi bilsem. O kadar uzun ki. çatýr çatýr keserim bacaðýný. odasýnda elini kolunu hareket etti ye üþenen bir tembeller þahý buraya kadar zahmet etsin. þuraya bak. inadýna uzun. Maarif Müdürü Raþit Nâzým. Durmadan kaþýný. ya hiç!" dediðime bir kere daha hak veriyorsun ya! Þimdi. öteki gayet kýsa boylu iki adamla karþýla imle etrafta onu ararken kýsa boylu adam. Birisi Maarif Müdürü'ymüþ. yeni yetiþen bir dandy sandýðým Ma n hemen elliye dayanmýþ bir köseydi. baþörtüsü boynuna düþmüþ.Efendim. eli ayaðý titreyerek iç adar telaþlý ve heyecanlý görmemiþtim. bana doðru yürüdü. dedim. Bir haftadan beri havalar açtý. ilk bakýþta bir çocuk. Karanlýkta pek iyi seçemediðim bir tek gözlük parladý: ÇALIKUÞU 221 .am. Bu ne karanlýk yer böy l. 220 Reþat Nuri Güntekin Sargýlarýný çözmeye baþlamýþtý. 222 Reþat Nuri Güntekin Bütün bu güzel sözlerin benim. Çabuk i a sýkýlýrým. ya ben postu vereceðim. .Aman hocaným aþaðýya iki efendi geldi. Nasýl r adikal olmak lâzým? "Ya hep." Ben lakýrdý olsun diye: . Dünyada bundan daha sade bir vaka olamaz. Öðle yemeðinden sonra odamda Muni-se'nin suluboya bir resmini yapmaya uðraþý m.içerisi biraz daha aydýnlýktýr efendim. Ne mizer. deðil mi? Fakat ben. Her þeyi yýkýp yeniden yapacaðým. Ben. Mektep demeye bin þahit ister. inanýlýr þey deðil! Aþaðýda.Ne kadar talebeniz var? dedi. . dört erkek çocuk. sakallý herif. Ötekine gelince o. Tertemiz müesseseler. efendim. Bugün cumaydý. adeta ahýr. benden küçük bir iþaret üzerine bam bum. bir saat sonra sakallý yüzbaþý ile beraber köyden ayrýldý. esmer ve ince býyýklý bir adamdý. dedi. zavallý bir köy hocasýnýn gözlerini kamaþtýrmak için söylend krar tek gözlüðünü yerleþtirerek: .Muallime Haným mý? Teþerrüf ettim. Garip lüks! Sen binayý görecek misin Mümtaz? .

Efendim. Vilayette kaldýðým müddetçe bütün gayretimi sarf edeceðim. Mektebe ait bazý malumat isteyerek kaydetti. bu tek gözlüklü. . sý yani müceddet mekteplere sahip etmeyfe çalýþacaðým. ara sýra ayaklarýnýn ucunda yükselerek içeriye bakýyordu. Sokak kapýsýndan çýktýktan s lenin ke224 Reþat Nuri Güntekin narýný takip ediyor. Avrupa'da güzel bir âdet vardýr. Melahat babasý Ali Hoca. bir iki kere daha baþýný çevirdi. : ÇALIKUÞU . Akþamüstü muhtarýn karýsý ile Ebe Haným tekrar mektebe geldiler. böyle kepaze binada çocuk terbiye edilemez.Mal meydanda. ama a lýþýrsýnýz. diye yazacaðýnýza.'ye geldiðiniz vakit beni ziyaret edersiniz. çocuk analarý mektebe eplerinin kapanmasýndan pek müteessir görünüyorlardý.Aman azizim. Bu þekil size birdenbire garip görünür. Nereden mezunsunuz? Mektebimi söylemeye çekindim. . yeniden telaþlandý. ben bu mektebi kapatacaðým.Benim baþka niyetim de vardý ama. köylerden birçoðunu ucuz. . mektepteyiz. baþýna kocaman bir çatký çatarak odasýna çekildi. Mektebin ka panma enirini alýnca B. þaþkýn þaþkýn: . Ben de.Efendim. Ýnadýma arkamý döndüm ve bir þeylerle meþgul görün-düm. bu yenilikleri tatbik edivermelisiniz. yan yan bana baktýðýný fark ed um. programda daha iki köy var.Efendim.Ne yapalým Ebe Haným. efendim. dedi. müþkül vaziyete düþ unu söylemek lâzým gelirse bu iþte asýl yanan o biçare oldu.Dediðim gibi B. ikisi de müteessirdi. Cenab-ý Hak yardým etmedi. Ne hacet? Maarif Müdürü.'ye gelirsiniz.Efendim. diyordu. diye cevap verdim. . Faraza künye defterine talebenizi. Raporunuzu sonra yazarsýnýz. olur biter. isminiz lütfen? .Size gelince. Bir çare bulup mutlaka yüzünü açtýrmalýyým Maarif Müdürü. Hele Haným. Onun için sadece. icabýna bakarýz.Nizamettin.. arkadaþýnýn bu sözlerinden adeta sýkýldý ve ötekind ile cevap verdi: . Maarif Müdürü. bir bahane ile þunun yüzünü açtýr. Gözlerimi önüme indirer . Mehalat Ali deyiverirs iniz.Niçin efendim. Bu teessüre benim de yapmacýk bir teessürle mukabele etmem lâzýmdý. Sonunda bana belli etmemek için gayet bozuk bir Fransýzca ile: . Köylülerin aðz Yeryüzünde Zeyniler'den daha kötü bir köye düþmenin mümkün olmadýðýný bildiðim halde bu tee . size Feride Nizamettin diyeceðiz. grandiose projesinden bahsederken mühendisin. Sizi baþka münasip bir yere tayin ederim. Haydi buyurun. minimini efendi. Haydi Mümtaz.Rica ederim azizim. Adamcaðýz. Þimdi bana lütfen izahat veriniz. dedi ve yürüdü. Bird rarýný vererek bana döndü: . göründüðü gibi deðilmiþ. bana manalý manalý bakýþlarla içini çekiyor: . Bonjurunun cebinden þýk bir karne çýkarmýþtý. bir þey mi oldu? dedim. Daha muvazzah b ir isim olur. Size münasip bir yer ara rýz. ince bacaklarýný sallayan mühendis yine o güzelim Fransýzcasýyla sýrnaþtý: . Cuma olmasýna raðmen çocuklar. Mektep gibi kendime karþý da yabancý iz sandýðým çocuklarýn aðlayarak elimi öpmeleri bana çok dokundu. kýsmet deðilmiþ. fakat zarif. bir sözle Zeyni-ler'i altüst etti. Ben. bahçeyi geçerken. Talebe sýralarýndan birine oturarak uzun.Feride.Bu fevkalâde bir parça. Anlaþýldý mý. Havadis. Hatice Haným. Baba adýný da ilave ediyorlar. çabuk köyün içine yayýlmýþtý. Hasýlý.Vaktimiz yok. Sonra talebe de az. Çünkü Fransýzca bildiðim anlaþýlýrsa mühendis biraz evvelki s ki bozulacaktý. Beni býrak da sen git. bana bir þey sezdirmemek için Türkçe: . Ciddi olunuz! Müdür çenesinin altýndaki porsumuþ deriyi lastik gibi uzatarak bir þeyler düþünüyordu. "Hususi tahsil gördüm efendim" dedim. yüzünün rengi peçenin altýnda yangýn gibi en düþmüþ buraya? dedi. efendim? Pederinizin ismi? . Siz muallimler.

Üzülmüyorum. bu yalancý neþeye inanmýyordum.. ilk günlerde pek seviniyordu. hâlâ inanamýyor. se ortadan kaybolmuþtu. niçin aðladýðýný söyletmek için. Orada ne yaptýðýný. Ben. Akþama doðru bir aralýk. Büyük bir günahý itiraf eder gibi. ÇALIKUÞU 225 Ara sýra gözlerini uzaklara dikerek düþünüyor. Zeyni Baba'nýn türbesi yanýndan: "Efendim. sorduðum þeylere dalgýn dalgýn cevap veriyor . Hemen cevap verdi: . Munise. bu berrak çocuk gözlerinde her zaman bir parça hüzün bulmuþtum. aðlayacak ne var? Annen deðil mi. türbenin yanýna geliyorum. Mutlaka bahçede olacaktý. dedim.O halde babaný göreceðin gelecek! Babama acýrým ama. Zeyniler. Cevap verirken þaþýrýy er göstererek. baþýný önüne eðerek utana i: . Munise'nin asýl sevincini ben bilmez miyim? Mamafih. Bu büyük günahý söylerken bütün vücudu titriyor. daha ýsrar edersem yalandan gülmeye. bü iyatsýzlýktý.Kardeþlerinden ayrýlacaðýna üzülüyor musun? . benimle gitmek istemiyorsan seni býrakayým. . dedim. Gideceðimi duymuþ da. gözleri yaþla doluyordu.15 226 Reþat Nuri Güntekin gizlemek için boynunu gevriyor. Munise müstesna. lanetle andsðý b sevmediðine beni inandýrmak için. Fakat. Cevap gelmedi. þimdi geliyorum! diye cevap verdi. Pencereyi açtým: "Munise.. 3 Mart Yarýn yola çýkýyoruz. Yalnýz. Mu diye seslendim. Yol hazýrlýðý için bana yardým edecekti. boynuma sarýlmaya baþlýyo .Peki. Fakat. herkesin nefretle. elbete göreceksin. Eðer hakikati benden gizlerse onu burada býrakacaðýmý dim. sevincinden uçuyor: "Ne vakit gideceðiz. epeyce uzaklaþ yolundan çevirmek için sazlarýn öte tarafýna koþmuþ olacaktý. Birkaç defa çaðýrdým. O vakit tahammül edemedi. sonra koþa koþa bahçeye gitti. abacýðým. minimini gönlünün acýsýný. Halbuki tam bu saatte kendisine ihtiyacým bulunduðunu biliyord u. O yaramaz. . Anne sevilmez mi hiç? Hay koþ. Gözleri kýpkýrmýzýydý. çocukça sebepler arýyordu. . Anladým küçük. Türbenin altýndaki aðaç kümesi içinde onlarý bir hayli bekledim. onu çevir: "Abam mutlaka seni görmek istiyor" de. Darýlma bana abacýðým. dizlerime sarýlarak eteklerimi öptü. onu öyle seviyor. sýkýþtýrmaya baþla . öyle yana seviyordu ki.Annem beni görmeye gelmiþ. o kadar sevmem abacýðým.Allah esirgesin. Bir gün bir tesadüf. kendimi kuyuya atarým. Ben. aba cýðým iki güne kadar gider miyiz? diye kuþ gibi çýrpýnýyor. Fakat ben. beni aldatmaya çalýþýyordu.. . abacýðým. O kadar söyletmey Bütün emeklerim boþa gitti. yüzünü Çalýkuþu -F. mutlaka söyletmeye azmetmiþtim. dedim. Hafifçe solmuþ yanaklarýnda yeni kurumuþ göz enbire telaþlandým. biliyorum.. sakin bir sesle: .ediyor. benden ümit edeceðinden çok daha derin ve iyi anl Yüzüne düþmüþ saçlarýný düzelterek. Biçare. Bu yaptýðým. . Dikkatle yüzüne baktým..Çocuðum. öyleyse derdin ne? ^ Gözlerini indirerek susuyor. fena þeyler söyleye burada ismimi lanetle anacaklardý. Kadýncaðýz. Eðer bu kadýnla görüþtüðümü duyacak olurlarsa.Bunda korkacak. tek baþýna.Munise. Fakat dünden beri onda tuhaf bir neþesizlik baþ göst ermeye baþladý. yavaþ yavaþ çenesini okþayarak halim. ince sesiyle uzaktan. eðer anneni sevmiyorsan ben seni çok ayýplarým. Munise. niçin oralarda dolaþtýðýný sordum.. olsun. bana bu çocuk kalbinin gizli derdini öðretti. korka korka gözlerime bakýyor. Yanýma geldiði vakit. dudaklarýnda hafif bir titreme ile sükût ediyordu.

Fakat iyi bir abla olmaya çal Aþaðýdaki sazlýkta bir adamýn dolaþtýðýný gördük. Bu söz. . Ömrümün en büyük tesellisi bu ktý.. Küçük bir tereddütten sonra peçesini kaldýrdý. Munise. Son fýrtýnanýn devirdiði cýlýz bir kavak aðacýnýn gövdesine ÇALIKUÞU 229 oturduk. Þimdi. yüz i manalarýndan da anlamýþtým. Dedikodulara hiç ehemmiy et vermediðimi göstermek için: . bu görüþmeleri bende diðini kadýna söylemeye nedense utanmýþ. gözlerim doluyordu. Hiçbir þeyden mahrum etmeyeceðim. utanýr gibi ayrý ayrý yürüyorlar. Birdenbire bana öyle geldi ki. hepsine bir . Çünkü annenin yerini hiçbir þey tutamaz. ilk defa söz söylemeye cesaret etti: . Uzun boylu.Gideyim hanýmcýðým. kat.. dedikodudan korumak için gösterdiði e dokundu. çok boyalý diye bilirdim. Munise büyümüþ. dedi. daha hazini. tavrýndan. Oradan nereye gideceðim belli deðil. Evin çocuklarýyla beraber büyümüþ. kýz yan yana geliþleri öyle hazin. sonra. heyecansýz görünmeye çalýþarak: .Niçin acele ediyorsunuz? Bir parça daha kalmaz mýsýnýz? dedim. Yeni bir k bulunmuþtu. birbirimize söyleyecek söz bulamadýk. otuz da. Bu. onlarý öpmek için dudaklarý titriyordu. Kadýncaðýzýn.. Kü ur olan babasýyla anasý birbiri arkasýna ölünce onu Bakýrköy'de kibar bir aileye evlatlýk v rdi. istanbul'da Rumelikavaðfnda doðmuþtu. göründüler. Bu kadýna muhabbetle... Munise'nin annesi. Zaten halinden. çok büyük bir vazifeydi. hemen hemen bir küçükhaným muamelesi görmüþtü. Sonra. nedens geldiðimiz zaman. Göðsüm. Yüreðiniz rahat olsun hanýmcýðým. bu küçük kýzý elinizde büyütmek bahtiyarlýðýný nasi bu! Þunu size söylemek isterim ki. Fakat. ince bir ruh olduðunu gösteriyordu. söylemek sýrasý ona gelmiþti. dedim. yýrtýk iskarpinler vardý. Ben onu baðrýma bastým. Sonra.Eðer burada kalmýþ olsaydýk. birdenbire telaþlandý: . talih size. Böyle kadýnlarý ben. na olacaðým diyemem. Bu kadýnýn sade. Birden korkuyor gi iðimi hissediyordum. Munise'ye çok benzemesiydi. bana dokunmaya cesaret edemediði belliydi. büyük.. derin bir minnetle ellerime bakýyor. çocuðu her zaman size gösterirdim.. Çocuðu gayri ihtiyari bir hareketle omuzlarýndan tutarak dizlerime doðru çektim. dedim.Demek. bana söylüyordu. zavallý kadýnda. dedim ki: . Mümkün olduðu kadar sakin.görmeye geliyordum. Fakat sarýþýn çehresi öyle yorgun. Zihminden geçen þeyleri o da benimle bareber düþünüyormuþ gibi. þefkatle dolu bir þeyler söylemeye hazýrlanmýþtým. ayaðýnda topuklarý kopmuþ. Halbuki ben yarýn e hareket ediyorum. beni. Fakat. .Hanýmcýðým. yaþa gelmiþ. görüyorum ki. öyle yýpranmýþtý ki. o hiçbirisini istemiyor. Demek gizli gizli anasýný görüyormuþ. Allah sizden razý olsun. En ziyad me dokunan þey. hayatýný sa daha hafifleyeceðini hissediyormuþ gibi bir hareketle söylüyordu ve öyle düzgün konuþuyo i. Munise'yi güzel ahlâklý bir kadýn olarak yetiþtirecektim. 228 Reþat Nuri Güntekin Ara sýra yolum düþtükçe onu . Munise'yi aramýza aldýk. Zavallý kadýn. benim talebem Cafer Aða'nýn babasýydý eði avlamaya gelirdi. yüzü gibi ruhunun inceliðini v lýðýný bu talihsiz anneden almýþtý. Munise'yi görüyordunuz? Küçük kollarýný belime dolayan Munise'nin tekrar titremeye baþladýðým hissettim. Onda iyi bir his býrakmadan ayrýlmak istemiyordum. Nihayet otuz.Biliyorum küçükhaným. geciki rdý. de efesle þiþiyor. Kendi kýzý ceðim. Fakat b k. yüzünde peçe y emeni.Yüzünüzü açsanýza. gönlünüz rahat etsin. öyle hazin bir þeydi k rbirinden çekinir. Beni sizin yanýnýzda görmesinler. Üstüme aldýðým. Halbuki yüzünde boyadan eser yoktu. Ýlk tahminim doðruydu. narin yapýlý bir kadýncaðýzdý. Onlarýn ana.. Zavallýcýk. çamurlara batýyor gibi yaparak. fakat hazin bir sergüzeþti vardý. sýrýlsýklam.ÇALIKUÞU 227 Nihayet. Çok taze olduðu belliydi. Arkasýnda yamalý bir eski çarþaf. Munise. On b de ona adeta iyi kýsmetler çýkmaya baþlamýþtý.

Dairenin loþ. biraz düþündü: .. aðlaya sýzla-ya ihtiyar bir orman memuruna varmaya ra zý olmuþ.Ah. Munise'yi annesiyle yalnýz býrakarak mektebe doðru yürümeye baþladým. Gerçi bir ümidi yoktu. Yahut da benim gözümün önünde istedikleri gibi kucaklaþýp aðlayamazlar. Munise. bu vakit. Böyle yerlerde gelen a dik dik bakýyor. yalnýz Harbiyeli oðlunu istanbul'da bý arak tamamen buraya göç etmiþ. Pencere. B. hatta söz atanlar bile oluyor. Ýþte bu sýralarda eþkýya takibi için köye bir jandarma kolu gelmiþ. basýk sofasýnda tam üç saat müdürü beklemek lâzým geldi.Ha. bana çok tesir etti. mektebin evrakýný teslime geldiðimi söyledim: Baþkâtip. Vakit erkendi. kývýrcýk kara sakallý.. düþünüyordum. bu dakikada sen Senin sefil. ben se kimsesizliðin. Fakat. hafta baþlarýnda onun yüzünü görmeyi. 230 Reþat Nuri Güntekin Zavallý kadýn. sonra çamsakýzý gibi öyle . dedi. M se'nin dört yaþýnda kuþpa-lazýndan ölen ablasý orada dünyaya gelmiþ. Çok geçmeden macera duyulmuþ. kocasý bu Zeyniler K yerleþtikten sonra aðýr. iki üç hafta. B'ye defterdar olmuþ ve aile. Bu halde bir kýzý. Fakat. Kadýn da nasýlsa þeytana uymuþ ve kocas býrakarak zabitle beraber kaçmýþ. Maarif Müdürü Bey'in emriyle kapanan Zeyniler mektebi mual limi olduðumu. Basamaklardan birine iliþer beklemeye baþladým. Mamafih. Karanlýk odasýnda bunalýyor oluyormuþ. fakat ne de olsa bir anne olan anneni kýskanýyorum. Kýrmýzý kuþaklý baþkâtibin yerinde þimdi.. düþkün bir kadýn. Belki de artýk birbirini göremeyecek ola i insanýn bu ayrýlýk dakikasýnda birbirlerine söyleyecek bir þeyleri olurdu. küçükha-nýmlar hep birden onun üstüne yürümüþler v tutmak istemeyerek buraya yakýn köylerden birine bir ihtiyar kadýnýn yanýna göndermiþler. hâlâ kendini o aðýr karanlýðýn içinde görür gibi gözleri unluk çöküyordu. evvela insaný yadýrgarsýn. daire yeni açýlýyordu. talihine razý olurmuþ. yanýmdaki pencerenin içine kadar giren kocaman bir çýna de. evet. Sen doð . * Bu sabah. dudaklarýnda ann ceksin. Pencerelerden birinin kenarýna kýrýk bir merdiven dayamýþlardý. sesini iþitmeyi þimdilik kâr sayýyordu. ne de olsa bir evlatlýk parçasý olduðun du. bilmem neden. içlerinde bir hicran yarasý kalýrd Mezar taþlarý üzerinden atlayarak mektebe dönerken derin derin düþünüyordum. çenem ellerimin içinde. Zeyniler Köyü'nden getirdiðim evraký çantama doldurarak Maarif Müdürlüðü'ne gitti 'yi uykuda býrakmýþtým. Ne arsýz gönlüm var benim? Etrafýmdaki i nsanlarý ne kadar çabuk seviyorum. Dirseklerim dizlerimde. Bu sade hikâye. pekâlâ.e buluyordu.'de genç mektepliyi görmeden geçen dört ay. dallan. harap medrese avlusuna bakýyordu. Ara sýra beni elle den tutarak: . ilk zamanlar bir þey söylemez. bunlarý anlatýrken. nargile içiyorlardý. dayanýlmaz bir can sýkýntýsý baþlamýþ.. yaðlý yakalý bir efendi ot den birine sordum. yapayalnýzlýðýn için sevmiþ. sazlýðýn uran bu askerlerin genç zabiti onu takibe baþlamýþ. iþ için bu sakallý konuþmak lâzým geldiðini söyledi. Ýrili ufaklý bütün talebelerim kayalý raba yoluna kadar beni selametlemeye gelmiþlerdi. þadýrvan narýnda zerzevat ayýklýyor. yaz tatilini geçirmek için ailesinin yanýna gelince. mavi þalvarlý bir softa. O sýrada Büyük Efendi. Maarif Müdürü ile beraber baþkâtibin de deðiþtiðini. Beyefendi. serçeler oynaþýyorlardý. onu dört senelik bir ayrýlýk kadar çýldýrtmýþ ey. tek tuk gelen memurlar mahmur hmur kahve. Azýcýk dýþarýda bekleyin de Müdür Bey gelsin. o vakit Harbiye Mektebi'ne gide arý henüz terlemiþ bir genç. ÇALIKUÞU 231 Yanýna yaklaþarak selam verdim. eli kim kabule razý olur? Nihayet o. büyüdüðün yerlerden ayrýlýrken gözlerinde bir anne bakýþýnýn hatýrasýný. Akþam yaklaþýyordu. daha Zeyniler'den ayrýlmamýþtým. kaçarsýn. Dün sabah. Kollan sývalý. benim yapýþkan kýzým. Aziz Eniþtem'in tuhaf bir sözü vardý. Çünkü onun bir sevdiði vardý: Evin küçük beyi. sana daima acýmýþtým.

diyordu. Hacý Kalfa. bu kadar zaman açýkta kalmýþtým. sahi. ya hesap yaptým. Fazla olarak fakir bir köy hocasýndan baþka bir þey olmadýðýmý da d trafýmda sefil. güle güle. iþte bu fevkalâde ihtiyaçlar karþýsýnda her baþým sýkýþtýðýnda bu keseye el atmýþtým. Zehra ile.rdi. çirkinlerine rine sefil olduklarý için. þimdi bi r kýzým var. ihtiyar adam bana adeta emir veriyor: ÇALIKUÞU 233 . Güzellerine güzel. bu da kim. o kadar tuhaf bir netice çýktý ki. Böyle her ayrýldýðým yerde kalbimin bir parçasýný býrakýrsam âlâ Zavallýlar. Zavallý Gülmisal Kafacýðým. Ben.. O da olur inþallah.olmuþtu. Senin haberin yok. Halbuki elimdeki parayý sarf etmekten baþka bir þey yapmamýþtým.Söyleyene bakma.. Öyle ya. Yorgunluðumu bahene ederek gitmek istemedim. * Bunlarýn hepsi güzel.. Kýz da kýz dediðine deðer ha! Tosun g . siyah renkli taþlarýn içinde kayboluncaya kadar Munise ile beraber arkalarýndan mendil salladýk. gâvurun kedisi. tövbe olsun. o kadar memnundu ki. . aç bir insan gördüðüm zaman ufak tefek yardýmlarda bulunmayý vazife bilmiþt at insanlar. iki gözüm hocaným!" diye baðýrd Adamcaðýzýn sevinci görülecek þeydi. 232 Reþat Nuri Güntekin Çeçen arabasýnýn yanýk sesli çýngýraklarý boþ ova içinde titremeye baþladý. Akþam. kucaðýnda keçisiyle beni takip eden Munise'yi ancak ote lin ikinci katýnda fark etti: . nereden çýktý? diye sordu. hele son 'zamanlarda o kadar çoðalmýþtý ki. Hacý Kalfa'nýn yine meraklý bir zamanýna tesadüf etmiþti. Hacý Kalfa. Henüz gözleri açýlmamýþ ol e'nin kucaðýna verdim. derini yüzeceðim!" diye baðýrarak yanýmdan geçerken" "Hacý Kalfa" diy lendim.. beni düþündüren baþka bir mesele var. zýkkýmlan. Güzel bir tesadüf eseri olarak mavi kuþlu odam yine boþ-muþ.Var.Þuna bak hele. çok acýklý olmakla beraber gülmekten kendim i alamadým. Belki de yüz yumuþaklýðýmdan alýnmýþ cesaretle etraf eller. dedi. Ben.. Adamcaðýzýn hediyesi öyle yüreðime dokundu ki. Maalesef doðruydu. ne tuttuðunu hâlâ bugün de pek iyi bilmediðim birkaç kuruþ aylýðým bütün masraflarým fenasý. birer birer elimi öptüler. Þimdiye kadar birçok masrafým . söyletene bak. Fakat . dedim. Zeyniler'de evlendim. Ýhtiyar adam. Bir kere de ayný hesabý parmak la tekrar ettim. yanýmda epeyce bir para bulundurmadan yabancý bir memlekete git in doðru olmadýðýný söylemiþ.Vay hocaným. hepsi âlâ. Elindeki rgile marpucunu kamçý gibi sallayarak: "Dur. Helal olsun!. Sonra y rý da epeyce tutuyordu. Yavaþ yavaþ Zey uklara.. Tabii. Fakat. Dün akþam. Arabanýn otel kapýsýnda durmasý. Bu çocuklarýn hepsine acýyordum. Bu netice.Benim kýzým. kendi çalýþmam sayesinde geçindiðimi zannedi dum. annemin elmaslarýndan birini satarak parasýný ayrý bir kese i eslim etmiþti. bana yeni doðmuþ bir keçi y rusu göndermiþ. þimdiye kadar kendi gayretim. . inanamadým. bu aylýklardan ikisini de henüz almaya muvaffak olamamýþtým. Hacý a beni zorla evine yemeðe götürdü. Buna çok sevindim. Munise'nin çenesini okþayarak: . sen altý ay yayan yürüsen. Sesin nereden geldiðini birdenbire anlayamayarak durdu ve arabanýn içinde beni görür görmez kollarýný kaldýrýp sokaðýn içinde avazý çýktýðý kadar "Vay. Aðzýnda ciðerle karþýki viranenin duvarlarýna týrmanma li neþeli. benzin bile solmaz. telaþ etme. diye baðýrdýktan sonra yanýma geldi Hacý Kalfa. Çoban Mehmet.. Adamcaðýzýn hakký varmýþ. insafsfz mahluklar. aðzýnda bir ciðerle kapýdan fýrlayan kocaman bir kediyi kovalýyordu.

hiçbir þey kazanamadýnsa. efendi nefes alsýn. yarýn yine o mektebe gide ceðim. cüretli bir sesle bir þeyler söylüyor . beklemiyordu. Çünkü bu kýyafette muallim olamaz. Beklediðiniz muallime ge lmiþ de. Þimdi. muallim bendenizim. .Hayýr. Gelir gelmez mekteplere bir tamim gönderdim. idarede Deli Petro sistemine taraftarým. Kartsýz olarak makama vuku bulacak müracaatlar kabul edilme z!" dedim. Tanýmazlýktan gele "Git. Maarif Müdürü geldi. ütüsüz pantolon. Fakat onda öyle bir teþebbüs yoktu. bir elinde bir bastonla Maarif Müdürü'nün odasýna doðru koþuyordu. elbiselerine müdahale e tmeli. birdenbire bir telaþ uyandý. 234 Reþat Nuri Güntekin Pencereden giren çýnar yapraklarýyla oynayarak bunu düþünürken hem güleceðim hem de aðlayac u. o geldi!" teranesi. Fakat öyle söylersem hademenin belki daha fazla gayrete gelec eðini düþünüyordum.Efendim. muallime haber ver. Acelen ne? Ananýn karnýnda dokuz ay nasýl bekledin? di ye bana çýkýþtý. baþý açýk. Demek.Evet efendim. geçenlerde mekteplere tamim gönderdim: "Muallime ve muallimler mutla ka bir kartvizit bastýrmalý. hem adamýn iki ayaðýný bir pabuca sokar. Memurlarý yalnýz resmi hayatlarýnda deðil. Maarif Müdürü. beyefendi kahvesini içtikten sonra haber ver. hali . kadýn kadýncýk olursun kýzými" d Ben. Hademe doðru dürüst isimlerini söyleyemez. Ben. . Müdür. Arkasýndan odaya girecektim Biraz evvel müdürün paltosuyla bastonu hademe karþýma dikildi: . böyle düþünürken boþ sofada. hem kaçar. diye rica ettim. bütün yorgunluklarýna raðmen beni yaþatan yine ailemin yardýmý olmuþtu. hususi hayatlarýnda da tak p etmeli. Hatta. yaþamanýn ve tahammül etmenin ne ol in? Bu az kazanç mý? Bundan sonra artýk çocukluðu býrakýr.Dur be haným. Ýhtiyar bir hademe.Kuzum baba. yakasýz gömlek giyecek muallimlerin azledi-leceklerini söyledim. Yine hade236 Reþat Nuri Güntekin menin aðzýnda: "Siz bir haným çaðýrmýþsýnýz. Bu adamý ayný halde görürsem derhal azledeceðim. içtikleri þeye. Seksen kiþi sizi görmek istediðine dair kapýdan hademe ile haber gönderi . üç beþ dakika sonra tekrar odadan çýktý.Darýlma baba. senin gönlün olsun. Böyle muamelelere yavaþ yavaþ alýþmýþtým. Siyah çarþafýmla beni birdenbire f yerek söylenmeye baþladý: . köþedeki bir koltuða gömülmüþ yaþlý ÇALIKUÞU 235 bir zata küçücük vücudundan umulmayacak kadar çatlak.Nerede o kadýn? Hay Allah.Haydi. sen bir hademe olmalýsýn. bilâkis. ben bu þekilde giyinm muallime tesadüf edersem kolundan tuttuðum gibi sokaða atarým. .da öyle hafilemiþti ki. ne memleket. onun için müteessir olmadým. gitti p savurmaya devam ediyordu: . içindekilerin! saymaya cesaret edemiyordum. "Üzülme Çalýkuþu. yedikleýi. yine bir teselli icat ettim. Herif taþ gibi dondu kaldý. Fakat buna raðmen yine kartsýz müra t ediyor. bir elin palto. de!" dedim. Söze baþlamak için müdürün susmasýný bekliyordum. Dün mek lerden birini teftiþe gidiyordum. Asgari iki günde bir týraþ olmayacak . bir keþmekeþtir gider. buradayým. Gireyim mi? . Mamafih. gezdikleri yere. oturduklarý. geçinmenin.Efendim. Kadýnýn önünde bir muallime rastladým. beþ ayýn bütün m rasýna. diye cevap verdi. Ýhtiyar hademe. gir bakalým. Birkaç dakika sonra minimini boylu müdürün azametli boynunu yükseltip tek gözlüðünü parlata venden çýktýðýný gördüm. Fakat kime anlatýrsýn? Birdenbire sert bir tavýrla bana döndü: "Bahse girerim ki Muallime Haným da bu tamimi almýþtýr. Kim? Hangi haným? Sarý çiz . ne memleket! Dünyanýn israfýný yaparlar da kendilerine bir kartv izit bastýrmazlar. Arkama bakmadan içeri girdim. dudaðýnýn ucunda kocaman bir pu a oturuyordu. Ne yaparsýn bu kurnazlýklarý öðrenmek lâzýmdý.

Hakký var kadýnýn Sana kaç senelik senedi yaratacak hali yok ya.ilahý efendim. Bu.Allah senden razý olsun Müdür Bey.Geçen hafta gelmiþtiniz. bu ne küflenmiþ kýrtasiyeci sý. Bilmem kaç yýl önce bir muallýmeye dam tamiri için iki yüz ruþ vermiþler. diye [ söylenerek kâðýtlarý aldý. Kâtiplere: . kendi kendine: . müsterih oldu. ikide birde kendinden d edepsiz biri çýkýp aðzýnýn payýný vermezse rahat etmez. Baþkâtip hiddetle odadan çýkýnca bu iki efendi birdenbire yerlerinden fýrladýlar.Peki baþkâtibe teslim edin.Emrettiðiniz gibi oldu efendim. "evrak-ý müsbite". tetkik etsin. söylediðiniz evraký da getirdim. Kirli yakalý baþkâtip. böyle rezalete gelemem efendim.Nasýl olur? Siz nerede hocasýnýz? . býyýklarý henüz terlemiþ iki kâtip daha vardý.Hayretten donakaldým. ihtiyar heyetinden getirdiðim mazbatalara iti az ediyordu. . gü birinde baþýmýza bir müfettiþ ekþise. fakat bir türlü lakýrdý an-latamýyordum. belk i sokaklardan bile iþitilecek bir sesle baðýrmaya baþladýðý duyuldu. Allah sende n. Maarif Müdürü'nün yanýna girdi. muameleye bizim baþ hademe kadar aklý rmiyor bu teresin. Maarif Müdürü. hemen masalarýna koþtular. .Ben sizden emir almadým efendim. Sonra.. derhal yaz istifaný. . dinsizin hakkýndan imansýz geli . meseldir. diye anlatacak gibi ol uyor.. bizim de. genç kâtibin sýrtýna vuruyor: .Elli yaþýna gelmiþ. ÇALIKUÞU 237 Bulunduðum odada biri sarýklý. Ben.Ha. dinsizin hakkýndan imansýz gelir. istediðin yere kadar yolun açýk. ne þekilpe-restlik. yavaþ yavaþ söylenerek 238 Reþat Nuri Güntekin yerine oturdu. öyle sakin ve sessiz ç i. kaþlarýndan birini kaldýrarak düþündü: . Hay. yok! dedi. bizimle hiç alakadar olmuyorlardý.Bu. Ne yaptýnýz. müdürün o k olan kapýya kulaklarýný koyarak dinlemeye baþladýlar. Mamafih çahþamýyordu. Zaten sen gitmez-sen. Yazmazsan adam deðilsin. ayaklarýyla beraber sakalý da titreyerek içeri girdi. Hafýz Efendi. Benim kartsýz içeri girme ediðim için! . . Ses kesilmiþti: Kâtipler. Zeyniler Köyü muallimesi. kabak bizim baþýmýza patlar.. býktým senden. Kendi yarýn cehnnem olur gider.Yok hemþire haným. hay. kendinin de kafasý dinlenir. diyebildim. Ben: . fa lan diye birçok anlayamadýðým þeyler soruyor. muamele bitti mi? . Müstahaktýr o terese. yapmayýnýz. paparadan sonra birkaç gün sakinler. öteki. . Baþýný çevirmeden yanlarýna zlar gibi. diyordu. Hazine-i devlet hukukuyla oyun olur mu? Vallahi bi z geberip gitmiþ olsak. Ben. ikide birde þaþýrdýkça onun öyle bir dudak bükmesi. gözlerinden birinin yan bakýþýyla kâtipleri süzdü. evet hatýrladým. diye bir þeyler mýrýldanýyordu. muamelatý bir gözden geçirse: "Be herifler. illalah efendim. deðil bizim odadan. bunca memuriyetlerde bulunmuþ. . Fakat kâtiplerin bu zahmeti beyhudeydi.Býktým efendim senden. "lüzum müzekkeresi". Evraký tekrar tekrar gözden geçiriy r: "Müteferrika senetleri".Beyefendi. onun senedi yokmuþ: "Niye bu paranýn mahsubu yapýlmamýþ? Senet nerede? Bulamazsan mahkemeye gidersin!" diye ter ter tepinýyordu. Benim deli ol maya vaktim yok efendim. Onlar. ben oraya gideli yarým sene bile olmadý. Demek bütün bu sözler bu hiddet bana karþý. "Sözde bunlar da hoca!" diye bir h t etmesi var ki. o. "beyanname sureti". Baþkâtip. masala iþleriyle meþgul görünüyorlar. iki dakika sonra müdürün. Maarif Müdürü baþkâtibe þöyle söylüyordu. Sarýklý kâtip sevincinden. Yanlýþ battal edilmiþ bir senet pulu için beni adeta aðlatacaktý. beni tam iki saat istintak etti. Birkaç kere uflayýp pufladýktan sonra yavaþ sesle söyl e baþladý. kapanmasýný emrettiðiniz mektep. it diþi. ben seni taburcu edeceðim. Aldýrýþ etme. çý . Aklýn ermiyosa git. þu teresi bir kalayla. Eyvah yüreðime iniyordu.. bir mesele daha çýkardý. yüz sene sonra evlat ve ahfadýmýzdan bu parayý tahsil ederler. köpek dirisi. Öyle ya. siz eþek ki yüz elli kuruþun mahsubu niçin yapýlmamýþ? Sizin bu usulsüzlüðü niye gözünüz görmedi!" d izi mahkemeye sevk etse hakkýdýr.

gözlerim kararýyordu. Acele acele: . þimdi eski Feride deðildim.Yine ne var.Teþekkür ederim. Müdür. ben.Muamele bitti. ziyaretime gelmeyi vaat ettiler. Piyer For isminde bir Fransýz gazeteci gelmiþ. dumanlarýný iki tarafa savurarak: . Hemen hemen aðýr vazifeleri olan bir anneydim. yorgunluktan dizlerim titriyor. gözlerim yaþlarla d . Baþkâtip. Maarif Müdürü. . baþlarýný defterlerinden kaldýrmýþ.Beyefendi.Esef buyurmayýnýz efendim. Söylemeye utanacaðým.Pekâlâ. uayene ediyordu. bir ses iþittik ama.Kýsmen bana. heyecanla anlatýyordu: . Gerçi bir Avrupalýya göðsümüzü gere gere gösterebilecek bir mek ok ama. Münhal vukuunda bir þey yaparýz. 240 Reþat Nuri Güntekin "Münhal vukuunda!" Bu sözü istanbul'da. hürmetli bir dikkatle bu serin sözleri dinliy Baþkâtip. gidebilirsiniz.ü! . O vakit. haným? dedi. Piyer For. fakat þimdi açýk yerim yok. Yeisimden. efendim. Türlü huysuzluklarla hademelere. tekrar döndüm. Daha fazlasýný söyleyemiyordum.Evet. onlar muamelata vaki deðillerdir. bir "Allah razý olsun" demiþler. . Hâlâ ayný köþede oturan ihtiyar efendi ile aralarýnda geçen bazý sözler bana bu hazýrlýðýn B. inde: "Yeþil B. Avrupalýya rezil olduk gittiydi. ukala dümbeleði. . teþekkür ederim. utancýmdan göðsüm týkanýyor. Biraz evvel baþkâtibin uðradýðý hakarete çocuk gibi sevinen H Yarabbi. dedi ve beni daha fazla yormadan acele acele evraký teslim aldý. fakat müþkül bir vaziyettey m. Bir sigara yakýp. Yaðmur altýnda sokaklardan geçenlere el açan bir fukara gibi baþým imde bir korkak dilenci ahengiyle: . Ber versin ki. ben bulundum burada. Herhalde lehimize yazý koparacaðýmýzý umuyorum.'de Birkaç Gün" serlevhasý altýnda bir seri makale yazacakmýþ. kendi iþim için ikinci defa olarak Maarif 239 ÇALIKUÞU Müdürü'nün odasýna girdiðim zaman. Maarif Nezareti'nde de birçok defalar iþitmiþtim ve manasýný maalesef yi biliyordum. . Müdürün sinirli sesi bende tuhaf bir isyan uyandýrmýþtý. . . beklemeye vaktim yok. Kendilerine mekteplerimizi n bir ikisini göstereceðim. hâlâ kapýnýn yanýnda. bir politika yapacaðým çaresiz..Bugün saat üçte karý koca. çok enterasan bir adammýþ. Yeni bir memuriyet için.'ye. yoksa bu ziyaret selefim zamanýnda olsaydý. Zatýâliniz olmasanýz üç günd irenin altý üstüne gelir. bunlar ne tuhaf insanlar! Bununla beraber. dedim. isminizi kaleme kaydet irin. Bu sözleri.Adam sende. geçir ra hayli yumuþamýþ ve sakinleþmiþ görünüyordu.. Evet. þimdi baþka bir davanýn peþindeydi. kim bu devlete hizmet etmiþ de. Ben.Kâtipler. Biraz sonra. sarýklý kâtibin tahmini bir dereceye kadar doðru çýkmýþtý. size miydi? . oteldeki odamýzda minimini keçisiyle oynayarak i bekleyen Munise'nin hayali geldi. bunlarý keskin bir sesle acele acele söylüyor ve bir an evvel çekip gitmemi liyordu. Maarif Müdürü dün akþam Vali tarafýn erilen ziyafette bu muharrir ve karýsý ile tanýþmýþ. Dýþarý çýkmak için . odasýnýn tozlar vardaki resimlerin yerlerini deðiþtiriyor ve ikide birde küçük bir el aynasýnda saçlarýný.Bana baþka bir emriniz olacaktý. Eðer bana hemen bir iþ vermezseniz.Hayrola.iþittiniz mi mendeburun yediði herzeleri? Hafýz hayretle baþýný kaldýrdý: . Müdür. hafýz söylüyordu. paravanýn bir köþesinde bekliyordum. fakat o saniyede gözümün önüne bir hayal. havayý iyi bularak sordu: .

efendim. Hatta o. Artýk. Mektepte arkadaþlarýnýz ve hocalarýnýzla beraber çýkmýþ bir grup fotoðrafýnýz vardý Orada an'ýn omuzuna dayamýþtýnýz. sana Çahkuþu'nu takdim edeyim.. elimi öptü ve eski bir bildikle konuþur g . ah. Bir aralýk umdu.Ah. i e gelirse tayin edeyim veyahut daha iyi yer isterseniz. dedi. kumral bir adamdý. Benim için çekilip gitmekten baþka Fakat kapýdan çýkacaðým sýrada onun Fransýzca: "Giriniz. Çünkü bu dakikada kapý birdenbire açýlmýþ. nefes gibi hafif bir sesle: "Peki. 16 242 Reþat Nuri Güntekin adamcaðýzý öyle görecek hale gelmiþtim. biraz deliþmendi. olan olmuþtu. Baþýmý önüme eðdim. karýþmam. Minimini boyu ile gülünç bir revarans y . ayný titiz ve telaþlý tavrýyla: . Bunlar. benim küçük Çalýkuþum. Görüyorsunuz ya. nihayet vaziyetteki tuhaflýðý gördü. Fakat aylarca bura sürünmekten. sizde n o kadar çok bahsetti ki.O. Bana artýk çýkýp gitmek düþmüþtü. Buna bir de manevi zillet manzarasý ilave etmek istemeyerek yüksek sesle ve olanca cüret ve neþemle konuþmakta devam ediyordum. Bununla beraber. ben hep lakýrdýlarýný tarta tarta söyleyen aðýrbaþlý insanlar arasýnda yasaya yasaya Çalýkuþu . baþka yerde olsam kahkahalarla gülerdim. birkaç sene içinde inanýlmayacak kadar deðiþmiþ. Çocuklar köy kahvesinde okuyorlarmýþ. beni en çok seven arkadaþlarýmdandý. bir tatilde.Söyledim haným. aralarýnda Zeyniler'e gelen uzun boylu Nafýa mühendisi de vardý! Sonradan b u efendinin. Öyle bir manzara gördüm ki. ÇALIKUÞU 241 Maarif Müdürü. ne tesadüf! Kristiyan.Matmazel. misafirlere mihmandarlýk ettiðini anladým. Kristiyan.Çahkuþum. Kristiyan'a yavaþça: . Maarif Müdürü. Ellerimden tutarak beni odanýn ortasýna çek Yarý zorla peçemi açtý ve yanaklarýmdan öpmeye baþladý. sizi takdim etmeseydi de ben Çahkuþu'nu tanýyacaktým . Henüz görmeye muvaffak olamadýðým Maarif Müdürü. Bu Çadýrlý'nýn Zeyniler'den daha fena bir köy olduðunu zaten iþitmiþtim. güzel çehreli.Piyer. Daha garibi. gözlerimdeki yaþlarý göstermemek için yüzümü arkadaþýmýn omzu . Maarif Müdürü'nü tamamýyla unutmuþ gibi benimle konuþmaya baþlamýþlardý." dediðini iþittim. redingotunu ilikleyerek kapýdan fýrladý. uzun boylu. çok bahtiyarým. dýþarýdan seslenmiþti.Oturmanýzý rica ederim. Gizli bir hareketle tekrar peçemi kapamak istedim. Açýðým yok. Zorla beni kocasýna döndürerek: . mani oldu. Kristiyan. Piyor For. aðýzlarý hayretten bir karýþ açýlmýþ. Bilir misiniz. Eski bir sýnýf arkadaþýma kendimi bu kadar düþkün bir vaziyette göster inefsimi kýrmýþtý. dedi. rahatsýz olmayýnýz. Dýþarýdan. Gazeteci. Yavaþ yavaþ kendimi toplamýþtým. rica ederim. onlara arkamý çeviriyor. Maarif Müdürü. beklersiniz. ailesiyle beraber Fransa'ya gitmiþ. B iyorlar. kabule mecburum!" dedim. Yalnýz "Çadýrlý"da bir köy mektebi var ama. Çalýkuþu her þey aklýma gelirdi fakat seni böyle simsiyah bir alaturka çarþafla ve gö e yaþlarla burada bulacaðýmý ümit edemezdim. meraklý bir hokk köylüler gibi benim Fransýzca konuþtuðuma bakýyorlardý. dedi. biz hiç yabancý deðiliz. köyde benim için Maarif Müdürü'ne Fransýzca söylediði sözleri hatýrladýysa iraz sýkýlmýþ olacaktýr.. Gazetecinin karýsý benim esjci sýnýf arkadaþlarýmdan Kristiyan Varez'di.Haydi. kerliferli bir kadýn olmuþtu. evvela kalýn mantolu bir genç kadýn girdi. Fakat Maarif Müdürü cevabýmý iþitmedi. . Muallim için de yatýp kalkacak yer yokmuþ. sen burada. Onlar. kim bilir. orada kuzenlerinden ge nç bir gazete muharririyle evlenerek bir daha geri dönmemiþti. diye koltuklan gösterdi. Yüzünü görünce hafif bir hayret ferya im. Arkadaþým. Ben. nihayet muradýna ermiþ. Adamcaðýz. cevabýnýzý bekliyorum. yahut da. Fakat. Fakat. en önde ve ortada olmak üzere fýmýzda bir yarým daire çevirmiþler. S nce baþýný çevirdi ve yüzümdeki peçeye raðmen bir anda tanýdý: .F. sizi ne kadar tanýyorum. türlü hakaretlere uðramaktansa kabul etmek daha iyi olacaktý. Misafirlerle beraber odaya birtakým yabancýlar da girmiþti. ne kadar þaþýrmýþlardý.

Telaþla: . O kadar zarif bir zekâsý. hani bazen insanýn yüzünde böcek dolaþýrda tuhaf ürperme olu un gözlerinin de böyle bir böcek gibi yüzümde dolaþtýðýný bakmadan hissediyor. Arkadaþýmýn ýsrarýný Maarif vvel bana o kadar soðuk ve fena muamele eden bu adam. Feride ne enterasan bir kýzdýr. beni methederken hem hoþlanýyor. bir türlü yakamý býrakmýyordu.Bu tevazu da çok güzel. kocanýn benim adýmý gazeteye geçirmesine müsaade edersen seninle dostluðu kese im.ÇALIKUÞU 243 . Çadýrlý Köyü'nü buyurmuþtunuz galiba. kendimi saklamak istemek arzumu yanlýþ anladý: . öyle güzel bir karakteri vardýr ki. Arkadaþým. dedi. dedi. ben de hoca s ettim. Onu burada görmek.Senden artýk müsaade isteyeceðim. yoksa Çadýrlý? Matmazel. Fakat. Ara sýra gözlerim Maarif Müdürü'ne tesadüf ediyordu. diyordu.Durunuz. Memleketin hangi bahtiyar mektebinde hoca olduðunuzu sorabilir miyim ? Dedim ya. kocasýna hitap ederek: Bilmezsin. Emriniz gelinceye kadar vekil olarak çalýþýrsýnýz. Maarif Müdürü'ne döndüm. Fakat. rahatsýz olu Kristiyan'ýn merakýný yatýþtýrmak için. yerinden kalkmýþtý: . birdenbire kendisini toplayamadý. böyle olunca i. herhalde yelkenli kayýk ile dünya seyahatine çýkmak kadar tehlikeli bir k apris deðil. dedi. Adamcaðýz. sizi güzel köyünüzde talebeleriniz arasýnda ziyaret riz.Hanýmefendi ayakta kalmayýn. memleketin çocuklarýna hizmet etmek iste týmdan memnunum. ona bakmýyordum. lütfen. þu þekilde izihat vermeye mecbur oldum: . Piyer For. Piyer..Matmazel Feride Hanýmefendi köy muallimliði için ýsrar ediyor. Çaresiz oturduk. Anlamadan yüzüne baktým. yer For. dedim. artýk olan olmuþtu.Bütün bunlarda þaþýlacak bir þey yoktur. Ya ah iþe baþlarsýnýz. kendisinin mer kezdeki Darülmualli- ÇALIKUÞU 245 mat'ýn Fransýzca hocalýðýnda daha büyük hizmetler yapabileceði kanaatindeyim. Onlar. hâlâ hayretten kendini kurt Ya o saygýsýz Nafia mühendisi! Odanýn bir köþesine saklanmýþ beni göz hapsine almýþtý. Benim bundan çýkardýðým netice þudur ki. Maarif Müdürü kýpkýrmýzý. Fakat ben. n e ulvi bir feragat numunesi ve benim için ne bulunmaz bir makale mevzuu. Bana Türkçe olarak þu izahatý verdi: . aksiyon'u boþ hayale tercih ediyorlar ve istanbul'daki refah ve sa adetlerini býrakarak kendi istekleriyle Anadolu'yu uyandýrmaya geliyorlar. hem utanýyordum. derin bir hürmetle önümde eðilerek b ir koltuk da bana ikram etti: .. bunun ne kadar tabii bir þey olduðunu bir türlü anlamak istemiyorsu 244 Reþat Nuri Güntekin Mösyö Piyer For. Fakat. olur mu? . Tabii. dedim. Ne güzel.. Kristiyan.Ben anlýyorum matmazel. herkesin bir þeye heves ettiði gibi. beni çok mütehayyir etti. vilayet için zintilerimiz arasýnda fýrsat bulursak. Gönlümün rýzasýyla bu vilayette çalýþmak. Þaþýyorum. Bunlar Loti'nin dezanþante'l gibi faydasýz spleen'lerle kendilerini harap eden nesilden bambaþka bir nesle mensu pturlar. Þimdi sizi Nezarete inha edeceðim. istanbul'un en asil ailes ine mensuptur. Nasýl söylediniz?. Türkçe olarak: . matmazel. Çaðýrh. Ýstan a iyi bir garp terbiyesi görmüþ bir yeni genç kýz nesli vardý.Fransýz mektebi mezunu olduðunuzu ve Fransýzca bildiðinizi söylememiþtiniz. benim sýrtýmda babayani bir çarþafla burada bulunmamý bir türlü sýðdýramýyor. Ruhun böyle ince elan'larýný Kristiyan da þüphesiz çok iyi ar. çamsakýzý gibi yapýþýyor. durunuz.Kristiyan. karnesine dayanarak: .Bendenize teklif ettiðiniz mektep neresiydi? dedim. kuvvetli bir ses ve ukala bir tavýrla: . Sizin gibi bir genç kýzýn arzularýna itaat etmek ir vazifedir. Türklerin u yanýþýndan bahsederken müsaadenizle sizin adýnýzý da zikredeceðim matmazel Feride Çalýkuþu. dedi.

Halbuki. Ah. ý!l( . beni doðru müdürün odasýna götürdü. Fakat bu sefer bir otel odasýnda minimini keçisiyle oynayan fakir bir çocuk deðil. bir felaketten sonra daima bir saadet verdiðini. ben bu haktan mahrumum Kristiyan!. elma gibi kýrmýzý yanaklarý.Tu. latasý fena halde ýslanmýþtý. sana onu soracaðým. Feride. Beni odada görünce: . Mamafih. on beþinin mutlaka aydýnlýk olacaðýný bilmiyor deðildim.Feride. erin son bakýþý benimdi!" de-1 mek hakkýna maliktirler. Birkaç defa seni görmeye gelmiþti O zaman. l Mektebe geldiðim vakit Muavine . sesi hareketli devam etti: Reþat Nuri Güntekin 246 'l. Kristiyan'a çok tesir etti. Munise tekrar gözlerimin önüne geldi.. görünüþte fena insanlar deðil. doðru mu söylüyorsun? dedi. Allah cümlemize mübarek etsin. Hangi rüzgârýn seni bu nlýyorum.Geçen sonbahar onu kaybettik. ayýn on beþi karanlýksa. akýllý hanýmlar. Darülmaullimatf nda derse baþladým. hakkýn var" dedim.Cevap vermiyorsun. yolda bir saðanaða tutulmuþ. sana yalan söyledim Krýstiyan Ben. Bu cevap.. o güzel darbýmeselin söylediði gi i. Kristiyan. deðil mi? Saklama küçüðüm. ben. bir gece yabancý bir memleketin karanlýk ve soðuk bir odasýnda yalnýz kaldýklarý vakit. Arad lar. Sevdiði bir niþanlýnýn ölümün t. Bura-1 ya galiba çok ýsýnacaðým. bir el iþaretiy . kâh duvardaki levhalarýn karýþýk yazýlarýný o yarým saate yakýn onu bekledim. Bu hayalin yüzünü kalplerinin duda.. idareden þimdi haber verdiler.. Fakat." * Bu sabah B. fakat he ilirdi.Hoþ geldin. dedi. * "Sana çok acýrým Feride. dedi. Þemsiyeyi almayý unutacak olduk. . beni bir köþeye çekti: . yýllar geçtikten sonra. güzel bir evin çiçekli bahçesinde çember çeviren þýk bir küç Ayrýldýðýmýz zaman Kristiyan. gayet yavaþ: .Hakkýn vardý. Baþýmýza bu hal de geld akýlsýz kafanýn derdini ayaklar çeker.. itiraf etmekten kaçýnýrdýn. Recep Efendi'nin idareye gittiðini. Aðarmýþ top sakalýnýn çerçevesi içinde yuvarlak yüzü. sonra gelirim. Nihayet geldi. Üstünden akan sulara bakarak: . bu seferlik bizim lata çekti.Hayatýn. niçin evlenmedin? . Ne yazýk! Sana çok acýrým.Nasýl Feride. derler ama.. O vaziyette baþka ne di ilirdim7 Fakat ben. ÇALIKUÞU 247 Kâh pencereden teneffüs bahçesini seyrederek.Efendim.kýzým.Feride. niþanlýn þimdi nerede? Baþýmý önüme eðdim. onu çok severdin. Latasýný çýkarmaya baþlamýþtý Ben ayaða kalkarak: . Allah belasýný versin. iler'den sonra. uzak bir rüyayý takip eder gibi gözleri dalgýn. zavallý Çalýkuþu!. her bir vardý. onu sevmemek mümkün deðildi. Kusura ba kma kýzým. talebemi yaþça bana yakýn. hatta zannederim mý benden büyük.. neredeyse) gelece erek beklememi rica etti. býn bu kadar koyu bir karanlýktan. Zannederim ki. biraz kurunacaðým. diye dýþarý çýkmak istedim O. gör Hiç kimseye benzemeyen bir tavrý vardý. Hele Recep Efendi isminde sarýklý bir müdür var ki. o niþanlýnýn çehresini göz önüne getirmek im-1 kânýna maliktirler. Sen niþanlýydýn. dedim. ömür. Sýmsýký bileklerimi tutan elleri titriyordu: . burasý-] ný beðenmediðimi söylersem esasen ayýp düþer. Yeni arkadaþlar. rahatsýz etmeyeyim. bir genç kýz için daha büyük bahtsýzlýklar da biliyorum. bu kadar umulmaz bir dakikada doðacaðýný aklýma getireme m. bir genç kýz için sevdiði bir niþanlýnýn ölümünü görmekten büyük f man gözlerimi önüme indirerek kapadým: "Doðrusu..j tiðýn kadar acýnacak insanlar deðillerdir Bir büyük tesellileri vardýr onlarýn. genç kýz için sevdiði bir niþanlýnýn ölümünü görmekten büyük felaket olamaz.

Hamallarý iki mecidiyeden aþaðý razý edemiyorum. dedi. rým. tövbe olsun arkalýðý sýrtýma alýr. akýllarý baþlarýndan gider. edibe olmalý Vazifede kusur etmemeli. onun gülüþü de herkesten baþka tür "Ha. ders f vakti oldu mu dersin? . . kapý dýþarý ettim.. Fakat. Muavine de benimle beraber gülmeye baþlamýþtý: . Sinirli sinirli. Çekiçle üstlerine vurulan madenler gibi. Sen. ha. Fena halde þaþýrdý ir þey mi sü. beni sýnýfa götürmeye r penceresinden talebelerimi görür görmez yüreðim aðzýma geldi. hâlâ üstünde ince ince dumanlar tüten latasýný giymiþ. adýla. Ama ne yapalým ki Allah sürmüþ.Bak tereslere. O da benim gibij mütehayyirdi: ÇALIKUÞU 249 . Sonra söz söylemek fýrsatýný kaçýrmamak istiyor gibi: . annen sana süt yerine gül reçeli mi emzirdi be? !. böyle parlak yüz gördün mü Muavine Haným? Kýzým. . Maarif Müdürü'ne sormadan pasaportunu eline verdim.Amma yaptýn ha. yine mektebe gelmiþ çocuklara alfabe talim eder gibi tane tane döküyodu. sobanýn yanýnda dumanlan çýkmaya baþlayan ýslak kundurularýnýn naili tabanlar gibi yerinden fýrladý: . dedim. mektebin müdür muaviniydi. ne yapalým? diye ilave etti. . Çarçabuk kaným kaynamýþtý. Öyle deði naz Haným? Aðzýný açmaya tövbe mi ettin? Þehnaz Haným. (Yakasýna bakarsan gömlek eplerine bakarsan yelek). Muavine Haným. Herhalde bu Recep Efendi. su ile çý yok. Recep Efendi. öyle söyle.Sen bayaðý çocukmuþsun. ille muallim kýsmýn fa girmesi caiz deðilir.Müdür Efendi. . Öksürmeden lakýrdý söyleyemeyen orta yaþlý. ben dünyada yüzüne boya sürmüþ insan deðilim. sesini alçaltarak! söylemiþti. Allah'tan ha. seni talebeye takdim edeyim.Kýzým. bu sözleri biraz sýkýlarak. dedi. dedi. diyordu. benim bu þaþý gözlerimi görüyor musun? Onlarýn l yan bakýþlarýný alimallah bin liray bir bakýver-l dim mi. kulakta çýnlayan tuhaf bir sesi vardý. hariç-j ten muallimlik vakarýný muhafaza etme li.Hanýmýn tabii rengi efendim. Kocaman meþin kunduralarýnýn at nalý þeklinde çi süslü tabanlarýný ateþe vererek benimle konuþmaya baþladý. Ben delibozuk bi par mýyým. yapa-. Müdür Efendi.Oldu efendim. Sonra tekrar bana döndü: . ha" diye gülerken (h) harflerini. bir memuriyetin muhafazasý. cýlýz. eþyayý kendim taþýrým.Sen.Haydi kýzým.Yok caným efendim. "Her yerde iþittiðim bu söz artýk canýmý sýkmaya baþlam týkýrýnda gitmiþ ha! Þu var ki. o memuriyetin istihsalinden dah müþküldür. Ne kabalýk Yarabbi! Dershan . Bugün sana pederane ihtar ediyorum. Bu defa. Gayri ona göre çalýþýrsýn. o boyalardan ben de þikâyetçiyim. Allah'tan ha? Allah da verdi mi verir. dedim. amma yaptýn ha. dýncaðýz. Müdür Efendi.Fakat bende boya yok. be kýzým. ille velâkin evvela git. Ben.Yüzümde bir þey mi var efendim? dedim. Birdenbire iþi anladým ve kendimi tutamayarak güldüm: . talebe sýnýfa girdi.rülmüþtü? Muavine Haným'la birbirimize baktýk. Yani demem o demek ki. evet. öyle olmuþtu.Evet. Müdür Efendi. . þu yüzünü iyi bir yý Müdür Efendi. Ýlle velâkin gayet ciddi olmalý. sen git. kahkahalar Müdür Efendi'ye sirayet etti. aksi aksi yüzüme bakýyor' . teklif mi var? Bir bakýma senin pederin sayýlýrýz. bütün K'ler ibi telaffuz ederek konuþuyordu. Benim muallimlerim kendi öz kýzlarým demek248 Reþat Nuri Güntekin tir. Deminden beri bir þey söylemek istediðine dikkat ediyordum. þaþkýn þaþkýn: . ari-l fe olmalý.tekrar oturmamý emretti: . pek hoþ bir insan olacaktý. Arkasýnda mor çizgili sarý atlastan bir yelek yahut gömlek vardý.Amma tuhaf iþ ha. kadýn kýsmýnýn süs ve altýna tutkusu bir yaradýlýþ eðilimidir. Bir tanesi geçenlerde bir hal yiyecek olduydu: Tövbe ler olsun. Sobanýn yanýna bir iskemle çekerek oturdu.

týlsým bozulmuþtu. ilk dersim pek güzel geçti. boðazýna bas limon gibi sýkýn ha. Fakat size kýrýlýrým. Söyleyecek b endimi tutamadým. Nutuk. Böylece talebemle ilk bakýþýmýz tatlý bir tebessüm oldu. Doðrusu ben. Bana "kal-patan"ýn sadece "kerpeten" demek nu söyledi. onun heybetin e bakmayýn. Birdenbire üstüme diki en bu bir yýðýn göz karþýsýnda adeta eriyordum. Sýký yapýþýn. diye baðýrdý. Bereket versin. o anda bizi birbirimize sevdirdi. gayri ihtiyari. gülmeleriniz tebessüm derecesini geçmemeli. Bu kadýn kýsmýna yüz vermeye gelmez ya. O melun kahkaha nöbetlerinden birinin tutmak üzere olduðunu hissediyor. lakýrdýlarý Bereket versin. bunun size faydasý olursa bahtiya lacaðým. hemen bu dakikada çekilip gitseydi. yerlere geçiyord um. müþkül bir vaziyette kalacak.Hanýmlar. Aman Yarabbi. Size. bu gizli gülüþ. makamýna bakalým!" diye hemen hemen zorla beni kürsüye çýkardýktan sonra. o kadar aldýrýþ etmiyorlardý. Fakat maþallah Recep Efendi. diye söze baþladým. hafifçe güldüm. uzu verdi. Onlar da gözlerime bakarak gülümsemeye baþladýlar. onda müthiþ bir dinletme meraký vardý: 250 Reþat Nuri Güntekin . þu parmak kadar kýzýn elindedir. rezil olacaktým! Ýlk defa doðrudan doðruya sýnýfa bakmaya cesaret ettim. az yüz verdiler mi. sizi tehdit etmek için benim elimd e Müdür Efendi'nin galiba "kalpatan" dediði þeyher neyse ondan yok. O maden gibi kulaklardan çýnlayan sesiyle baðýrarak be eriyordu: . 252 Reþat Nuri Güntekin . kürsüyü yumrukluyor: "Ne sýrý alpataný getiririm ha!" diye yarý þaka. o bin liradan fazla deðer yan bakýþlarýyla penceresinden bakarsa dehþet! Onun için talebelerime ayrýca bir ihtarda bulunmaya lüzum gördüm: . Hiç güçlük çekmeden söylüyor. Aman. Birde bana bir cesaret geldi.O memalik-i irfanýn anahtarlarý. son bi r ÇALIKUÞU 251 defa daha: "Sýký tutun. Müdür Efendi. Hepsi de hemen hemen benle akran genç kýzlar. Nihayet. ananýzdan babanýzdan. parmak kadar görünür ama. neler söylüyordu! Avrupalýlar týbbý. Öyle zannederim akýþ. onlardan daha ziyade ükmüþtüm.. iyiden iyice coþmuþtu. kýzlarýmýn yavaþ y e kocaman hanýmlara karþý kýzlarým diyebilmek ne saadet! Yalnýz ara sýra biraz fazla gülüyo enim için hava hoþ. nlar da gülüyordu. . felekiyat ve riyaziyatý Araplar aldýklarý halde biz ne halt karýþtýrýp Avrupalýlardan yeni bilgileri almýyoruz? Avrupalýla ni ilm-ü irfanýna payzeni duhul olup gücün yettiði kadar ganimetler almak meþru bir çapul i Bu çapul öyle topla. on kadar devam etti. berbat ederini."Çýk kýzým. y vahýnýza. Baþýmýn içi bomboþtu. yakasýný býrakmayýn. astarýný da istersiniz. Siz. Sabahta an söylenen geveze Çalýkuþu. na.O ne ya?.. Þaþý gözlerinin bin liraya satmayacaðýný söylediði o korkunç yan bakýþlarýndan biri . Ara sýra gülüþmeler arttýkça Recep Efendi. Bir parça Fransýzcam var. Sýnýftan çýkarken kýzlarýmdan biri yanýma geldi. d Hasýlý. Kapayýn çabuk aðýzlarýnýz r gibi ne sýrýtýp duruyorsunuz. içi cevherlidir. dut yemiþ bülbüle dönmüþtü. dilim açýlmýþtý.. Birdenbire yumr vurdu. tüfekle olmaz.. Artýk. yarý ciddi onlarý tehdit ediyordu.elki elli çocuk vardý. Talebemle yalnýz kaldýðým bu ilk dakikanýn bu kadar müþkül olacaðýný düþünmemiþtim. Sýnýfta gülüþmenin artmasý nihayet Müdür Efendi'nin dikkatini celp etmiþti. Müdür Efendi fazla gülenleri "kalpatanla diþlerinizi sökerim ha!" diye zarifane tehdit edermiþ. ancak Fransýz diliyle olurmuþ. Artýk. o ne ya?. Maþallah. kendimi toparlamýþtým. tövbe olsun. devletten.Hanýmlar. Müdür Efendi. limon gibi sýkýp ilmini aðzýndan almazsanýz. O ne ya. talebelerim beni hâlâ Müd endi'nin nutkuna gülüyor sandýlar. kimyayý. Kýzlar. milletten yediðiniz ekmek zýkkým olsun!" diye ba sonra çýktý gitti.

Müdür Efen-di'nin yan bakýþlarýndan kokmayan ye arkadaþýmýz bu.Kim bu küçükhaným. talebelerim arasýnda bile. talebelerimizden mi? diye sordu Arkadaþlarým hep birden bana döndüler. Ben. doðrusu onlara da fena insanlar diyemem. Ýçeriye gird t siyah önlüðüm ýslanmýþtý. gizli gizli mavi latasýnýn yakasýný rek: "Vah ne þirrettir o! Þunu bir atlatsam yok mu. keskin kara gözlü kadýn ki. Halim.'ye gelmiþ. hýrçýn bir sabýrsýzlýkla beklediðini söylüyordu. Mektepte birkaç erkek muallim de var. kendi kendilerine küçük. Vaktiyle arasý sý a tren arkadaþlýðý ederdik. tallý seste belli belirsiz b kâyet! Etrafýnda bir daire çeviren arkadaþlarýma bir türlü bitmeyen yaðmurlardan þikâyet ed valan. ihtiyar bir din dersleri hocasý. birkaç s vvel B. sessiz bir evde yaþýyorlarmýþ. Bu halim.. Fakat. Vaktiyle trende afacan bir mektep kýzý görürdüm ize öyle benzerdi ki. teneffüste bile peþimi býra rlar. bir vag n dolusu halký güldürmekten kýrar geçirirdi. Fakat o. Göztepe taraflarýndan bir yerde muallimeydi. Öyle parçalarý varmýþ ki. Yeni Fransýzca muallimimiz Feride Haným. Fransýz filandý. 28 Mart Kýzlarýmdan çok ama pek çok mennunum. Sebebi nedir. insan. yaðmurlu bir günde gördüm. Köþenin karanlýðýnda beni biraz daha iyi görmek i gözlerini büzdü: . Mekte pte onu çok seviyorlar.B. Arkadaþlarýma gelince. paltosunu çýkardýlar. Yalnýz mektebin 253 ÇALIKUÞU deðil. ince uzun boylu bir efendi girdi. Eski bildiklerden ikincisi kocaman gözlüklü. önüme bakarak: .. Bilakis Recep Efendi. diyor. benim kendi icat ettiðim bu kýyafe vaþ yavaþ yayýlmaya baþladý. Bu k nler söylüyorlar. galiba. pansiyonun loþ dehlizlerinde mahzun mahzun gülümseyen Isa resimlerini hatýrla ttý. tövbe olsun gözüm açýlacak!" diyor.Affedersiniz beyefendi. bir Mevlevi þeyhiymiþ. iki kardeþ. Beni o kadar sevdiler ki. Teneffüste talebelerimle beraber bahçe onlara yepyeni bir top oyunu öðretmek bahanesiyle biraz oynamýþ. Yusuf Efendi. Hatta. dedi. kýranta bir miralay mütekaidi.ihtimal. Muallim odasýnda kocaman bir çini soba yanýyordu. muavin Þehnaz Haným bana. Birisi vaktiyle Merkez Rüþti-yesi'nde beni müdafaa eden uzun boylu. bilmiyorum! Bunlardan baþka iki tane eski bildik var. insan. bildiðimiz siviller gibi giyinmiþti. her sazdan varmýþ. odanýn bir köþesinde yan yana bakarak benim için herhalde iyi olmayan þeyler fýs aþanlar yok deðil. diþlek bir ihtiyar muallime. Fakat. Takdim etmeyi unuttuk. ellerimi önlüðümün ceplerine sokarak üstümü kurutuyordum. burada haftada bir gün ders veriyormuþ. yeþilden yapmalý!" diyor. Süzgün yüzünde.. eðlenmiþ-tým. bunlarla sýký fýký arkada tavsiye etti. Onun da gözü beni ýsýrýyor. nazik. bir musiki müzesi gibiymiþ. Türlü maskaralýklar eder. Bana karþý fazla soðu duranlar. ismini bilmediðim bir yazý mualli nihayet musiki muallimi Þeyh Yusuf Efendi. Kapý beþ yaþlarýnda.. bütün B. aç leri bana. hemen etrafýný aldýlar. onlarý aðlamadan dinleyemezmiþ. olabilir. tatlý bir adamdý. O. Nezihe ve Vasfiye diye iki sevimli istanbul çocuðu. þeffaf bir beyazlýk vardý. Hele söz söyleyiþi doyulmayacak kadar tatlýydý. Soba boru kendime siper ederek ona bakmaya baþladým. ince sarý sakalý.Allah. Böyle olduðu halde bahsedilen Þeyh Yusuf Efendi'nin mutlaka bu zat olduðunu anladým. evinde bile herkesle seviþebilir mi? Arkadaþlar arasýnda en hoþuma giden. Arada þunu da söyleyeyim ki. dikkatle yüzüme bakarak: . Her çalgýdan. Coðrafya hocasý Ömer Bey. Zaten Þeyh E meþhur bir bestekâr.'nin en ehemmiyetli bir þahsý. Allah! Bu kadar benzeyiþ görmedim. iki duvar köþesiyle bu soba arasýndaki ar lýða girerek ayakta durmuþ. Kendisini ilk defa soðuk. Bulunduðum yerden baþýmla selamladým: . Müdür Efendi bunun rengine i ediyor: "Müslüman kýsmýna kara giymek yakýþmaz. diyordum. ama leke olacaðý derek aldýrmýyoruz. ekseriy e mahkûm hastalarda görülen renksiz. ondan çekiniyor. Arkadaþlar. iye gülerek .. Bir 254 Reþat Nuri Güntekin aralýk gözlerimiz birbirine tesadüf etti. Zahit Efendi. B irbirlerinden hiç ayrýlmýyorlar.

bu þeytan mahluklar ayaklarý arý yeri benden iyi bilirler ya. bu daim böyle olacak. Sadece Maz lum -Çoban Mehmet'in verdiði keçinin ismini Mazlum koyduk.Büyük bestekârýmýzý tanýdýðýma çok memnun oldum efendim. Daha iyisi. Bu ÇALIKUÞU 255 yaramaz. ad ayaný Bu dalgalý yeþillik içinde gelincikler. Birkaç erimde küçük bir meziyet varsa.Ben. o da Hâmýt. odamýn pencerelerine sarmaþýklar týrmanýyor. On gün evvel tuhaf bir . parmaðýmla onu tehdit ederek: . derin nde geçmiþti. ip atlamakla geçiriyorum Yorulduðumuz vakit ben.. toza. Hele biçare Munise. bunu bana ah razý olsun Hacý Kalfa buldu. vallahi ben durmak istiyorum ama. Birkaç günden ben Munise'nin suluboya bir resmiyle uðraþýyordum. Her taraf yemyeþil. oradan dereye inen bayýra kaçmýþ. evimizden çok memnunuz. Bahçemde renk renk çiçekl açýyor. içeri alýncaya kadar epeyce yürek üzüntüsü çektik. köþelerden birinde gözüme.. bu Yusuf Efendi'yi bir aðabey gibi seviyordum.bizi epeyce korkuttu. yalandan surat ediyorum: "Ne yapayým. Yalnýz.Bendeniz bestekâr sýfatýna layýk olacak bir1 eser vücuda getirdiðime kaný deðilim. üst üste boðuþmaktan göz açamadýk ki. temiz bir evim var. Hoca Efendi? Üst dudaðým bir parça kýsa da ciddi durduðum vakit bile gülüyorum unuz!" diyorum. küçük. Þeyh Yusuf Efendi ile ahbaplýðýmýz çok ilerledi. birbirimizi kovalamaktan. Sanatkârlar böyle cümlelere karþý pek hassas oluyorlar. öyle güzel bir baharý var ki. Panjurlar kapalý olduðundan buraya adeta bir akþam karanlýðý basmýþtý bakýnýrken. resim yapmaya baþlýyorum. kardeþler geliyor. keçsiyle beraber çimenlerin üstüne uzanýyor Resim meraký bende en uyandý.. gülmeyi fazla sevdiðim için ara 256 Reþat Nuri Güntekýn il M ýl'ý sýra darýhyor: "Kalpataný sana da getiririm ha!" diyor.. ayný semtin kenarýnd alý. Komþu evlere.akþamüstleri ortalýk kararýrken biraz mahzun oluyoruz. Munise. Yalnýz. Fikri gibi bazý büyük þairlerdeki ilahi melali bir sesle ifade etmesinden ibarettir. hýrçýnlýk etmeye. ince þeyler söylüyor ki. topraða bulanmýþ bir eski org iliþti. Sesin gizli þikayetiyle öyle güzel. taze yaralar gibi kanýyor Bütün boþ günlerimi de Munise ile koþmaca oynamak. Bu nazik mahsun hastaya bayýlýyorum. alt alta. aþaðýsý mi Allah esirgesin. Ben. ellerinde mendi lerle babalar. Mazlum durmuyor. Neyse. N ezer? Gülmekten. Munise de. bunu bana içinin eþyalarýyla beraber raladýlar. taþlýktaki mavi çinilere ayaðýný sürüyor duvardaki çi rini elleriyle seviyor. uzun ince bacaklarýyla debelenmeye baþlýyor. Yaramaz kýz usl ursa çabucak bitecek. minimini. Kendi evine iki üç dakikalýk mesafede. hafifçe ayaðý kayþa doðru dereye düþecek Hoþ. fakat pozdan pek sýkýlýyor. Evet. açýk kalan mutfak kapýsýndan bahçeye. kendisini saraya girmiþ zannediyor. eþyayý düzeltecektik. Beyaz teninde bir pembelik uçtu. ben de dün çok neþeliydik. dedi. Bizim kapýmýzý bu saatlerde hiç kimse çalmayacak. Munise. senin þeytanlýðýný anlamýyor muyum sanýyorsun? Sen hayvaný mahsus gýdýklýyorsun. Baþýnda kýr çiçeklerinden bir çelenkle. dedim. . Bu memleketin. Sözde biraz temizlik yapacak. bir ders levhasý almak içi n o salona girmiþtim. birdenbi atlý ve mahzun bir ihtizaz uyandý. El erini ovuþturarak boynunu büktü: .vaka geçti tebin kullanýlmayan eþya ile dolu metruk bir salonu var. Unutulmuþ bir dost mezarýna yaklaþýr gibi titreye titreye onun yanma gittim.. ç a keçisiyle karþýmda oturmak ona pek güç geliyor Ara sýra Mazlum. Ba kýzýyorum. Hülasa. bahçeli. O vakit Mun "Abacýðým. Çocukluðumun mesut günleri bir orgun çaldýðý aðýr. þirin bir evceðiz. Ne yapayým?" diye kaçýyor. Müdür Efendi benden çok memnun. gözlerine inanamýyor. O gün. Hele bahçemizin önündeki dik bayýr. diy Mektepteki derslerim galiba fena gitmiyor. B 7 Nisan En büyük bir emelime daha kavuþtum. Dünden beri güzel.

fakat pek Çalýkuþu . Parmaklarýnýn ucuyla tellere þöyle birkaç defa dokun k olduydu. Cevap vermedim. yapraklar içinden rüzgâr geçmesine benzer bir ses iþittim.Bunlar. kimseye çalmadým. alelade bir tahta p kunsa. Muavin.F 17 258 Reþat Nuri Güntekin güzel þeyler olacaðýný tahmin ediyordum.Devam et yavrum. . Ayþe Kadýn! O ne? dedi.Sizde ne derin bir istidad-ý musiki. Hafifçe ti reyerek baþýmý çevirdim. büyük bir kabahat iþledim: Meydana çýkacak diye yüreðim titriyor. bu ses Ne yaptýðýmý düþünmeden bir sandalye çektim Orgun önünde oturdum. Arkamda derin bir ah. Ben. esasen böyle yanýk þeylerdir efend im. Ben de hanede bir köþeye koydum. mavi gözlerinde aðýr bir melal ile beni dinliyordu. bu sözlerime inanmadý. Mayýs Dün. olmaz mý küçükhaným? iþte bu vaka. kafile kafil yordu. siyah önlüklü.Hiç. bu ince parmaklarla uda deðil. birdenbire bulunduðu yerden: . Org. Hafifçe baþýný sallayarak: . Sýnýflarýn birindek lambasýnýn iyi yanmadýðýný görerek içeri girdik. çok marifetli bir kadýndý. Þeyh Efendi. Ah. yaralý bir gönülden gelir gibi aðýr. . Dün gece sýra benimdi. Tam mektubu vereceði vakit muavin. Ký ynunu bükmüþ. nerede olduðumu unutmuþtum. Konuþa konuþa salondan çýkmýþtýk. Elinden rdi.Beis yok. Yaptýðým þeyin iyi o fakat ne yapayým.u salona ne yapmaya geldiðimi. onlarda. tuþlarda parmaðýmý koydum. bitkin bir halde durdum. "Talebeye gelen mektuplarý evvela ben göreceðim. haftada bir gece mektepte nöbetçi kalýyor ar. Elimde bir mektupla arka sýralarda oturan bir talebeye yaklaþmaya baþladý. içimden öyle geldi. notalarýný ne bileyim. yerinden atlayarak hademenin elinden mektu bu kapmýþtý. . Sonra göðsümde tutuk nefeslerle yorgun. Bu parçalarý çalmak isterim. lakayt görünmeye çalýþarak cevap verdim: . Cemile Haným için kapýcýya bir mektup býrakmýþlar da.Kendime bir üstad-ý sanat diyemem. Yusuf Efendi. Yavaþça ayaðýmý bastým. yavaþ olarak sevdiðim can birini çalmaya baþladým. Sesler gibi parma klarýn da bazý ihtizazlarý vardýr ki. Vaat ettiði parçalar edim. gönlümün içine dokunuyor. bana bir vaatte bulundu .Dur. bir müsait vaktinizde siz orgda tekrar onlarý lütfederseniz. Þeyh Efendi ile olan ahbaplýðýmýzý bir kat daha artýrdý. ancak bir hassas kalbin melalinden akar.Bunlar kulaktan kapma þeyler efendim. derin bir ses verdi. Ne kafasýz kadýnsýn! Bu dakikada tuhaf bir þey oldu. öyle sandým ki. rica ederim. Birkaç gün evvel çocuklardan biri satýn almak iste diði udu muayene ettirmeye getirmiþti. neler çaldýðýmý bilmiyordum. devam et. Cemile. Orgun üzerine baþýmý daha ziyade eðerek gözlerimden akan yaþlar kuruyuncaya dar çaldým. Eski günlerimin eski a tamamýyla kendimi terk etmiþtim. Geçenlerde vefat eden bir ihtiyar rahibin terekesinde n bendeniz de bir org almýþtým. Bu cantiq ue dediðiniz ilahilerden bazýlarýnýn notasýný bana ihsan edebilir misiniz? . ÇALIKUÞU 257 . Bir gün. cantique denilen bir nevi ilahilerdir ki. B. aðýr bir rüya içine gömülmeye baþlýyordum. Çünkü bu hasta ve hassas Þeyh. onu feryada getirecek sanýyorum. Onlarý inþallah bir gün size çalarým. ne hassas bir kalp varmýþ Feride Haným! Bir çocuk r uhunun bu engin hüznü nasýl bildiðine mütehayyirim.Onu bana getir. Anlamayacaklarýnd emindim. Musiki aletlerine merakým var da efendim. Me ridorlarý gözlerimin önünde açýlýyor.Samimi bir melal mahsulü olan bazý parçalarým var ki. Muallimler. benden iz de defterime zapt ederim. Akþam mütalaasýnda muavin Þehnaz Haným'la beraber mektebi dolaþýyorduk. Karanlýkta gözüme Þeyh Yusuf Efendi'nin sarýþýn simasý göründü. . fakat bir musiki-parçasýndaki meziyetlerden hangisi nin bestekâra. . hangisinin musikiþinasa ait olduðunu tefrikte yanýlmam. Ayrýlacaðýmýz vakit." diye kaç kere size t embih ettim. Org inledýkçe yavaþ yavaþ kendimi kaybediyor. Ne vakitten beri burada olduðumu. Ayaðýnýn altýna bir sandalye çekerek lambayý muayene ediyordu. kesik saçlý arkadaþlarým. Hüzün bende deðil. dedi. Kapýdan ihtiyar hademe girdi.

Bu sene genç bir mülazýmý sevdi. kýzým. þimdi yerine git! Þehnaz Haným. hastalýklý kadýnda öyle bir âmirane eda vardý ki. ötede yorganýný düzeltirim. O. omuzlarý hafif sarsýntýlarl ora giderken muavine: . bir þeyler fýsýl260 Reþat Nuri Güntekin daþýyorladý. niçin itaat etmiyorsun? Bu cýlýz. kim bilir. Cemile. Cemile'nin Suriye'deki biraderinden. .Bu Cemile. yarý açýk ince dudaklarýyla hangi ümide gülümsediðini kendi kendim Bu birçok genç kýzýn uyuduðu loþ.Cezanýz pek aðýr oldu. ÇALIKUÞU 261 Nöbet gecelerimde herkes uyuduktan sonra boþ koridorlarda. sesini daha ziyade alçaltarak devam etti: . kararýmý verdim. gözka-paklarý hemen titriyor denecek suretle açýlýp kapan . hýrçýn bir sabýrsýzlýkla ayaðýný yere vurdu: . baþýný sýranýn üstüne saklamýþ. On altý. Gerek evde. ateþli baþýna yavaþça elimi koyarým. Biz. .Buraya gelmeni söylüyorum Cemile. Halbuki o. daha ileride kumral bir saç küm bir genç kýz uyuyordur.Haydi.Haydi. Muavin Haným. Vakit gece yarýsýna yaklaþýyordu. çabucak ke Derin sükûnete raðmen heyecan içinde olduðu hissedilen sýnýfa hitap ile. Perdeleri açýk kalmýþ bir pencereden odaya soluk bir mehtap aydýnlýðý vurmu gece hýrsýzý gibi titreyerek sobanýn kapaðýný açtým.Çünkü kardeþinden gelmiyor. bahçede tenha köþelerde. Muavin. Babasý. kýzýn bileðini hýrpalayarak mektubu kaptý. mektubu hiçbir zaman okuyamayacaðýný anladý. düþüne düþüne dolaþtýðýný görürdüm. ikide birde biçarenin yarasýn . niçin? Bu "niçin" sözünde. Yarýna kadar nasýl bekleyecek.259 ÇALIKUÞU Muavin hiç sükûnetini bozmadan: . Konuþa konuþa muavinin odasýna gitmiþtik. sessiz. Bu.Nasýl. hareket etmiyordu. Sýnýfa derin nek uçsa iþitilecekti. Burada üstü açýlmýþ bir küçük kýzý örterim.Merak etme kýzým. tekrar baþlarýný kitaplarýnýn üzerine eðdiler. karanlýk yatakhanel erde dolaþmak çok hoþlandýðým bir þeydi. on yedi yaþlarýnda güzel bir dan kaçtýðýný. çocuðun büyük bir teessür içinde olduðunu anladým.Niçin? . bu küçük kelimede meyus bir isyan vardý. Cemile. Yalnýz hemen bana itaat etmediði için yarýna kadar ona vermeyeceðim. baþýný önüne eðerek aðýr aðýr yanýmýza geldi. o mektubu bana ver! Muavin. Derslerinde de Yüzünü yakýndan gördüðüm vakit. ne kadar sabýsýzl dedir? . baþ baþa vermiþ.Niçin. buruþturulmuþ kâðýt yýðýnla nu bulup çýkardým.. kardeþinden gelen bu mektubu ona vermeyecek misiniz? . Muavin. . .Mektup. . Ben hâlâ nöbetçi muallimler odasýndaki yataðýmda uyuyamýy t. gerek mektepte bu kýz. Cemile. epeyce zengin bir adamýn kýzýdýr. biçareleri. er geç kaybedecekeri bu rüyadan uyandýrmamak için ayaklarýmýn ucuna basa basa . Yýrtýlmýþ. sessiz yatakhanelere aðýr bir rüya bulutu çökmüþ gibidir. ne bekliyorsun? . Mülazýmý Bandýrma'ya gönder . Arka sýralarda birkaç genç kýz.Cemile. Talebeler. Koridorda dolaþan nöbetçi hademeyi bir bahane ile aþaðý göndererek muav odasýna girdim. Cemile'ye gelince. sert bir hareketle eli uzattý.Hayýr.. dedim. dedi. Yüzünde baþýný eðerek dudaklarý saranyor. Muavin ile beraber dýþarý çýkarke zdirdim.Buraya gel. ben bile titredim. zarfýn üzerine göz gezdirirken hafifçe kaþlarýný çatýyordu. Muavine Haným. üçüncü mektuptur ki elime geçti. göz hapsindedir. Fakat. dedi. bu çocuðu yavaþ yavaþ tedaviye çalýþýyoruz. müm zý olmuyor. Þehnaz Haným hýrçýn bir hareketle bu mektubu buru obanýn kapaðýný kaldýrarak içine attý.

olmaz. Bu yüzlerce kýz çocuðunun çýlgýn neþesi. ut nutuk söyleyen bir çocuðu alkýþlýyordu. Þimdi "Ipekböceði" çýktý. Hem bu isim yalnýz mektepte kalsa yine þikâyet etmeyeceðim. B.eðim titreyerek yürürüm. itiþe kakýþa. Yaramaz. böyle ipekböceðine sekizi de kurban olsun!" diye baðýrmaz mý? Öyle utandým ki. nefret ettiði in sandan gelebilecek mektuplarý daima kalbinin bir parçasýyla beraber yakmaya mahkûm bir t alihsiz. erkekler tarafýna savdýlar. helva yaptýrdým. bugünü bahçemde geçirmeye niyet etmiþtim. o..'deki bütün kýz mektepleri bug n bir saat uzakta. çaresizce çarþafýmý giyerek peþlerine takýldým. mavi latasý.Tövbe olsun. Erkek hocalar derenin karþý tarafýndaki bir aðaçlýða çekilmiþlerdi. Yeþil bahçelerin arasýndaki yýlankavi yollardan. kocaman siyah þemsiyesiyle dolaþýyor. Ne rezalettir bu ? Olmaz. Taþkýn kovuklarda bitmiþ cýlýz san çiçekleri koparýp ayaklarýmýn altýndan geçen suya gýn düþünüyordum. diye bar bar baðýrýyormuþ. efendim. Ben. m mlik vakarýma dokunuyor. Vallahi. Muallimlerle büyük talebeler çarþaflarýný atrn nebilmek için Müdür Efendi'yi güç bela kandýrdýlar. tlaka beni önüne katýp götürmek emriyle müdür tarafýndan gönderilmiþti. Dere kenarý papatya çayýrlarýna dönmüþtü.. Üç güne kadar imtihanlara baþlýyoruz. Cemile'nin karyolasýný bulduðum vakit biçare. Meðer salýncak eðlencesi için beni arýyorlarmýþ... "Gitmem" diye inat etsem: "Naza çekiyor kendini!" diyecekler. Þurada bir iptidai mektebi mýzýka ile marþ okuyor. sevinci orgun bir hüzünden baþka bir þey vermiyordu. Tam onun gö çat kapý çalýndý. yüzüme karþý da böyle "Ipekböceði" demekten çekinmiyorlar. Ipekböceði burada!" diye baðýrdýðýný iþittim. Salýncaklardan birine atladýk. kaba saba bir adam. mektep önlüðünün cebinde sevdiðinden gelen mektubu bulduðun zaman. kalabalýðýn içinde kaybolmuþtu. mintanlý. Onun için gitmemeye. kirpiklerinde d aha kurumamýþ gözyaþý damlalarýndan anladým. ben bugün hiç eðlenmiyordum. marþlar okuyarak gel ktep taburlarý bitip tükenmek bilmiyordu. Çalýkuþu bitti. Cemile. k 262 Reþat Nuri Guntekin mekteplerinin þarkýlar söyleyerek geçtiðini gören Munise. ki kadar sevineceksin? Bu kaybolmuþ þeyi hangi görünmez gece perisinin oraya getirip býraktýð di kendine soracaksýn.Bahtiyar küçük kýz.. ötede bir alay genç kýz. sýzýldanmaya baþladý. Bunu. eðlenece klerdi. O gece. ben onun için hassaten kuzu doldurttum. yüksek bir setin kenarýnda bir sýra kestane aðacý vardý. Recep Efendi: . daha ileride çocuk. 20Mayýs Dün dersler kesildi. Fakat ne arkadaþýma.. Bizim aramýzda yalnýz R . Yavaþça üzerine eðildim: . Ben. Zengin bir ipek tüccarý olduðunu söyledikleri pot u. çýðlýklar. Bilmem niçin. Geçen . bir dere kenarýnda Mayýs Bayramý yaptýlar. adeta izzetinefsime. B. bir sel çukuru kenarýnda kocaman bir kayanýn gölges uþtum. Baktým. yeni uyumuþtu. Hem daha fenasý. Genç hocalardan bazýlarý b lerle beraber bu aðaçlara kolan salýncaklarý kurmuþlardý Yaprak kümelerinin arasýnda renk r tekler uçuyor. sallanmasýný bilmiyorum!" diyorum. bir köþeye taþtan ocak ÇALIKUÞU 263 kuran aþçýlara baðýra baðýra emir veriyordu. kahvelerden birinin önünden geçiyordum. kahkahalar dalgalanýyordu. onlar da son sýnýf namýna ricaya geliyorlardý: . muallim arkadaþlarýmdan Vasfiye ile son sýnýftan birkaç talebe. büyük karmakarýþýk bir insan kümesi manzume okuyan. Talebelerime gelince. yavaþ yavaþ kalabalýktan ayrýlmýþ. Yarý zorla beni oraya kadar götürdüler. ne talebelerime söz anlatma k kabil deðildi. yer ya ere geçecektim. "i gunum. böyle kalabalýk gezintil rden hoþlanmýyorum. Mürüvvet Haným -beni vaktiyle Merkez Rüþtiye Mektebi'nde müdafaa eden kesk kara gözlü kadýn. Bu memleke k kýz mektebi varmýþ. Munise. urur mu? Uzakta. Onun için. kahvenin bir ucundan öbür ucuna: "Sekiz tane dut bahçem var. sadece bir biçaredir. Fakat. Birdenbire arkamda ince bir sesin: "Buldum. * Küçük talebelere beyaz giydirmiþlerdi. bir peri deðil. ç ir almaca oynuyor.mutlaka benimle sallanmak istiyordu.Ipekböceði" benim yeni ismim. Faka .

Yusuf Efendi'nin neþesi. Benim bugünkü neþesizliðimi o da fark etmiþti.Hademelerden birini gönderip Þeyh Yusuf Efendi'ye bir tambur getirttik. Bugünkü mektep eðlencesine o da gelmek istemi Kadýn hocalar. saçlarýný omzuma dayayan Vasfiye'nin kulaðýna: . dediðim yerde gülersin. Çok güzeldi tabii. burada somurtur durursun!" diyordu.Nafile böceðim. erkek muallimlerden bazýlarýnýn bir köþede gizli iklerini. Þeyh. on kiþilik b r kafileyle. bugün çok canlý ve neþeliydi. sonunda. Yolun uzadýðýný görerek onun yorulmasýndan korkanlara gü ce yol. dedi. Dere kena rýndaki kayalýklar öyle yüksekti ki. Neyiniz var? 266 Reþat Nuri Güntekin . düþeceks in. nafile. adeta bir boðaz vücuda getiriyordu. sular. Bana eliyle çay piþ ek istiyordu. Bu musiki. þarkýlardan bitirmesinden istifade ederek: . Þeyh Efendi'yi ilk defa mektepte dinlemiþtim. kollarým titriyor. Rahatsýz görünüyorsunuz. solgun yanaklarýna birkaç dam . bir bahane ile Yusuf Efendi'yi erkeklerden ayýrmýþlardý. Zavall hayli uðraþtýktan sonra vazgeçti: 264 Reþat Nuri Güntekin . bu yarý kapalý gözlerden ayýramýyordum Bir aralýk. Dikkatli dikkatli yüzüme baktý. Þeyh Efendi'ye de birkaç kadeh verdiklerini söyledi. kendimizi göstermeye çalýþarak dere kenarýndaki ince yolu takibe baþladýk. hakikaten kaçrýlmayacak bir fýrsattý. Þey ndi. diye yüreðim titriyordu. belki biraz da bundan ileri geliyordu. Buraya gel.Sus. Mektepten.. Vasfiye. adeta bir fecir a kýyordu. Adamcaðýz. Sekiz. Aman. ömrümce kulaklarýmdan gitmeyecek! Arkadaþlar. öðle yemeðinde bizimle beraberdi. Arkadaþlar. niye gülmüyor? Vay aksi ço ay.Niçin? diye sordum.Biraz dinlenmez misiniz? dedim. Hocalardan biri uzaktan el iþaretleriyle beni çaðýrdý: . çünkü Yusuf Efendi ömründe hiçbir gün bugünkü kadar mesut ve ayný zamanda bedbaht o . mutlaka geleceksin! diye beni. "Çaðlayanlar" leri bu yerde vadi birdenbire daralýyor. þu zevzeðin elinden kendini kurtar da gel. bugün hep eski þarkýlarý çalýyordu. çimenlerin üzerine zanmýþlardý. Dere yolunda on beþ dakika yürüdükten sonra bir harap su deðirmenine vardýk. yavaþ yavaþ sar a baþlayan þarkýlarý ince bir terle nemlenmiþ. dedi. artýk bitecek.Evet. ebedi gitse yorulmayacaðým. Benzin kül gibi oldu. Bugün kendimi o kadar kuvvetli hissediyorum ki!" d iyordu. yine rahat vermediler: . fakat böyle deðildi dedim.Olmaz. süzgün gözlerinde muammalý bir gülümseme ile: .. Müdür Efendi.. bestekârýn karþýsýna oturttul ar. Dayanamadým.. ikide bir: "Hani. Gözlerimi. epeyce zamandan beri hastaydý. Kumral. bestekâr. dizlerim vücudumun yükünü kaldýramýyor gibi çöküyordu. baþýný tekrar omzuma býrakarak: .. Uzak bir y erde ona çalgý çaldýracaðýz. Gülme. dedi. olmaz. Tambur baþladý. . Bunlardan hiçbirini þimdiye kadar dinlememiþtim. Ben. etraftan sularýn köpüre köpüre aktýðý bir kayanýn üstüne sinmiþtim. Bir iki günden beri iyileþtiðini iþitiyorduk. Þeyh Yusuf Efendi'yi sýk yapraklý bir ceviz aðacýnýn altýnda oturttular. Fakat gözleri yarý kapalý. Bir hastayý bu kadar yormak günahtý. Bu. mahsus çay semaveri getirmiþi. En kaba saba görünenlerin bile aðlayacak gibi dudaklarý titriyor..Ben. uzakça bir yere. yemekt en sonra da peþimi býrakmadý. gözleri dolu . ÇALIKUÞU 265 Buradan bizi kimsenin iþitmesine imkân yoktu. Yusuf Efendi'nin musikisi beni sardýkça sarmýþtý. tamburu eline verdiler. güneþ aþaðýya kadar inemiyor. Birdenbire yüreðim oynadý. birini bitirdikten sonra ötekine baþlýyordu. Arkadaþlardan biri usulca kulaðýma eðildi. Metebe gelmiyordu.t. Sen hakikaten sallanmaktan korkuyorsun. dinleyelim.

Bu sene Ýstanbul çok güzelmiþ. açtýrma benim aðzýmý zinhar Zalim. Feride? Hatýrýn kalmasýn. . dedim. aralarýnd esle bir þeyler söyleþiyorlardý. dedi. Her þey sarardý.Cevap vermedi.Bir þey deðil. ~ 5 Aðustos Hoca olduðumdan beri ikinci defadýr ki talebelerimin gelin olduðunu görüyorum. ellerimi öperek ya lvardý. seni ölesiye seviyor. nihayet ann eleri. bu saatte Cemile artýk kirpiklerinde kur u268 Reþat Nuri Güntekýn mamýþ gözyaþý damlalanyla yataðýnda uyumuyor. renksiz bir gülümseme ile: . Ben: "Biz sebep olduk. Ýnsan içine çýkmaya utanýr oldum.Bizi korkuttunuz efendim. O. Fakat bu se fer o zavallý Zehra'nýn-ki gibi deðil. Uzak güneþinin kamaþtýrýcý ýþýklarý içinde kocaman kül yýðýnlarý gibi cansýz ve manasýz görünüy ibi sýkýlýyorum. Bir gece. B . ihtimal ki þüphe ediyor. sonra tekrar baþýný tamburuna dayayarak yeni bir þarkýya baþladý: "Pür ateþim. beni söyletme derunumda neler var. Hatta a dönmesi. Mendilimi ýslatma n süratle taþlarýn üstünden sýçrayarak dereye indim. Karþýdaki koyu yeþil tepeler soluk. Bir zamandan beri hiçbir kalabalýk ye re gitmemek için inat ediyordum. Gayri ihtiyarý ellerimi yüzüme kapadým. benim de burada kalmaya niyetim yok. çok hafif bir baygýnlýktý. o biraz evvelki manalý bakýþýyla beni tekrar süzdü: . etrafta ik namýna bir þey kalmadý. yanýk bir renk baðladý.'de çok kapalý ve yalnýz yaþýyorum. Talebeler daðýldý. için için bir þeye üzülüyor gibi görünüyor. Cemile'yi de. bu kadar yormamalýydýk!" dedim. Feride. Mektepler açýlacaðý vakit baþka bir yer ir yer ki. Bir yolunu bulur arsa orada kalacaklarmýþ.Yusuf Efendi. beni üzsün. ziyaný yok. fakat kendi kendime yalnýz býraksýn. Ayný yoldan geri dönüyorduk. Sýcaklar tahammül edilmeyecek derecede.Bu Þeyh Efendi'de bir hal var. O. Bu gece. uðraþtýrsýn. Þeyh Yusuf Efendi vakasý beni ço k müteessir etti.Bütün B. dedim.Sahi mi söylüyorsun. Ben Vasfiye ile beraber en arkaya kalmýþtým. gözlerini açmýþtý. Cemile'yi elimle süsledim. ara sýra oluyor. Zavallýya hafif bir baygýnlýk r.'nin bildiði bir þeyi sen nasýl bilemezsin? Bu manasýz þüpheye gülümseyerek omuzl : . Arkadaþým. Demek sen hiçbir þey orsun? Vasfiye. kendi elimle süsledim. B 25 Temmuz Yaz aylarý uzadýkça uzadý. Fakat anasýný. adayý anlata anlata bitiremiyorlar. Cemile'nin güzel baþýna bu gece. þarkýyý bitirirken. Manalý manalý bana bakýyorlar. babalarý da baþ eðmek mecburiyetinde kaldý. . Fakat Cemile mahsus evime geldi. fakat inanamayacaðým. masum çocuk gözleriyle derin derin bana ba ktý. ÇALIKUÞU 267 Arkadaþým ellerimi tuttu: . Doðrusu istenirse. Arkadaþlarýmda bir tuhaflýk hissetmeye baþlýyorum.Bilsem saklamaya ne sebep var? dedim.Biliyorsunuz ki ben B. Kimsenin hiçbir þeyi ile alakad deðilim. Elimde ýslak mendille yanýna döndüðüm vakit o. Bu. Memleket þimdi bomboþ. dedi. Islak kirpikleri arasýnda o. Zehra gibi. iki bahçe arasýndaki dar bir yoldan saparak kendi kendime eve döndüm. garip bir bakýþla bana gözlerini dikmiþti. karanlýkta kendisine ettiðim hizmeti acaba anladý mý? Bilmiyorum. Burada bir âdet var: Kim olursa ol . babasýný razý ettiði gün ilk müjdeyi bana getirmiþti. baþý tamburun üstüne düþtü. yine inanmadý: . Sularý." Yusuf Efendi. bu saatte se zýmýn göðsü yastýk oldu. duvaðýný elimle taktým. hocalardan birçoðu tatil aylarýn yerlere gitti. . Bu çocuklarýn ikisi de birbirlerine olan sevdalarýnda öyle sebat ettiler ki. Evet. Nezihe ile Vasfiye bana ara sýra istanbul'dan mektup gönderiyorlar. Dere kenarýnda çocuklarýn sevinçli gürültüsü hâlâ d mseye sezdirmeden kafileden ayrýldým. hep þaþýrdýlar.

dikkatli dik baktýktan sonra yanýndakilere. mümkün deði uramayacaðýmý söyledim. Onlarýn renkli ýþýklarýyla beraber içimdeki neþeni lduðunu. Bileklerimle alnýmý setin kenarýdaki parmaklýðýn soðuk demirlerine dayadým.. mihnete hiç þikayetsiz tahammül eden saðlam bir vücudum var. Karþý setteki evlerde ýþýklar sönmüþtü.Cemile'ye hocalarý nasihat veriyorlar. Munise. birbirleri r þeyler fýsýldadýklarýný görüyordum.Ayol. bu sözlere. Ýhtimal. sen de bir iki þey söyle kýzým. cefaya. benim iþitebileceðim bir sesle: . . Mütemadiyen gülüp söylüyordum. Sama adam. kâh aydýnlýk günlerini bi-1 rer birer hayalimden geçirdim. O kadar maskaralýk ediyordum ki. dedim. bu ziyafet deðil.Dil otu mu yedin be kýzým? diye gülmesi vardý ki. sana nasihat vermemi istedi. gündüzden çok yorgun olduðu için daha biz konuþ rken sandalyesinde uyuklamaya baþladý. dedi. ihtiya arý gösterdi: ÇALIKUÞU 269 . Bütün dudaklarda yine bir "Ipekböceði" sözüdür dolaþý in karýsý olduðunu söyledikleri. Müla zýmýn þimdi senin yanýna gelmeden evvel sokakta yabancý bir kadýnýn geldiðini. daha kýrk sene. elmaslara. hocan olmak sýfatýyla annen.. çünkü þimdi ben bile ha t ediyorum. bu yýldýzlý gölge yýðýný gibi yükseliyordu. . Hacý Kalfa ile ailesini akþam yemeðine davet etmiþtik. altýnlara batmýþ bir þiþman kadýn. Etrafýmda ne se ayat. bunlarý görünce pek keyiflendi: . Onu yataðýna gönderdim. ne uzun? Soðuða. üç yüz altm uzun? Evvela çok neþeliydim. Kâðýt fenerlerin mumu artýk tükeniyordu.Cemile. o kadýndan kaç.Hacý Kalfa. dedim. birini Haganuþ'a vererek misafirlerimi selametledim. dedi. Talebemi bir köþeye çekerek: . Evet. Her yerde olduðu gibi. ne kadar hayret etmiþtir? Hakký var. kim bilir. bu gece kendi hürriyet þen liðimdi. manasýný kendi kendime soruy B 27 Aðustos Bu akþam. Cemile'yi onun kolunda görmedikçe saadetlerine inanamayacaktým akat. yavrum. Cemile'nin annesinden müsaade istedim. Munise ile beraber. burada da bütün kadýnlarýn gizli gizli bana baktýklarýný. bu gece benim kendi On Temmuzum. Ýhtimal daha elli yaþ bu hazin muzafferiyet . buna imkân olmadý. sana bir tembihim olacak. Bu masum arzuyu gülümseyerek kabul ettim. minimini bahçemizde ziyafet vardý. dedi. Bir sene. Sen. Yarabbý. yalnýz uçurumun dibinde. adamcaðýzýn yanmakta hakký varmýþ.un genç kýzlarýn saçma mutlaka bir parça gelin teli takýyorlar. Hacý Kalfa. Geç vakte kadar bahçede oturduk. Küçük gelinin yanýnda muallim arkadaþlarýmdan birkaçý vardý. Mülazýmý çok merak ediyorum. Bu bir senenin kâh karanlýðýný. çaresiz bir karanlýðýn inmeye baþladýðýný hissediyordum. tek baþýma bahçede k Sakin. Hayganuþ'un sivilcelerle dolu þiþkin yüzü dallardaki kýrmýzý fen bir renk alýyordu. yýldýzlý bir geceydi. Alay olsun diye sokaktan üç dört kýrmýzý kâðýt fener aldýrm sofra üzerine eðilen dallarýna asmýþtýk. kendim. Cemile. Çalýkuþu. hasta olduðumu. Dað yolu. Yalnýz. Onlarý bir yabancý aðzýndan iþitmiþ gibi sebebini. gönlüme derin. bu dayanýlmaz sýcaklara raðmen hâlâ kurumayan derede hafif b birkaç yýldýz aksi. bunu bir uður sayýyorlar. nasi hatlerin en güzelini kendi kendine verdin. çocuðum. kafesinden kurtulalý bu gece tam bir sene olmuþtu. saçýmýn bir tarafýna minimini bir tel parçasý iliþtirmekten me medim. sonra fenerlerimden birini Mirat'a. güzel baþýný mü tli göðsüne sakla. elli sene yaþayacaðým. Hacý Kalfa'nýn ellerini dizlerine vurarak: Reþat Nuri Güntekin 270 ý 'H. Erkenden evime dönmek mecburiyetinde kaldým. gülmekten týkanýyor. Artýk burada duramazdým.Bu Ipekböceði sahiden afet. sana gizli b söylemek istediðini haber verirlerse sakýn dinleme. H raðmen Cemile'nin annesini. On Temmuz þenliðidir.

Yaðmurun saçaklarda. insana ne yapar? Geçen sene karda. bilmem hangi parkta birbirlerine randevu vermiþler. aðladým. Fakat aksi olacak. O vakit.Kuzum Nezihe' Sen. Munise de bana kalmayacak. hem de ne þiddetle. . Zabiti merakta býrakmamak için Nezihe'ye yalvarmýþ: . Allah'ým.hazin yýldönümünü gör-1 mem lâzým gelecek. Hele birkaç gün evvel þimþekle.Kim o? diye sordum. yaþamak zevkini alamamýþsýnýz. O kadar hafif. bugün gelemeyeceðimi söyle. genç zabitin zihnine gi hafta sonra onunla niþanlanmýþ Vasfiye. Nezle olmasýndan korkarak erkenden. Bu iki arkadaþýmýn þimdiye kadar tesadüf ettiði her erkek gibi. onlarý Boðaziçi'nden Fatih'e kadar takip etmiþ. kýzýn halinde b irkaç gün sonra iþ anlaþýlmýþ. Munise'nin. delikanlýyý göremediðini söylemiþ. Vasfi-ye'nin o gün misafirleri gelmiþ. güzel. Baþka gün için mülakat a demiþ. Zabit. elin. Ýkide birde içini çekerek: . Sýrýls vücuduma. ____________ÇALIKUÞU______________271 B . Hatta. Yaramaz kýz. birkaç defa. soðuk. Yuvalarda yeni yavrularýn yumurtadan çýkma zamanýnda nasýl neþeli bir hayat uyanýrsa. bir türlü açýk yer bulamamýþ. aziz bir arkadaþý tarafýndan aldatýlmak gücüne gidiyor. bilmiyorum? Birdenbire hýzlý hýzlý kapý çalýn kim olabilir? Kapýyý açmaya cesaret edemedim. Nezihe. Ne kadar vakit geçmiþti. Ümit edeyim. Biçare. anlaþýlmaz yaþamak yorgunluðunu daðýttý. bahçede durmadan yaðan yaðmurun altýnda baþlarýný eðiyorlar: "Artýk yeter!" der gibi büz lar. sokakta rast geldiðim insanlarý halime güldürüyordu. ýhlamur kaynat-mýþtým.[ deki muþamba fener sokaktaki su birikintileri içinde çýrpýnýyordu.Abacýðým. Karanlýðýn içinde uzu kadýn hayaleti. iyi. Fakat. Muallim arkadaþlarýmýn birçoðu B. tahammül edeyim. benim ihtimaml k: . Kapýyý açtýðým vakit titriyordum. Nezihe ne yapýp yapmýþ. Bu akþam. Biçarele r. bi andan da yalnýz kaldýðýndan þikâyet ediyor. Fakat nasýl anlatayým. Fakat bunlarýn hiçbirisind bu gece gözkapaklarýmýn içini yakan yaþlardaki acýlýk yoktu. 17 Ekim Yaðmurlar on günden beri devam ediyor. Feride Haným'ý görmeye geldim. sýcak ve s bana verdiði müzmin hüznü. Saçlarýma yavaþ yavaþ aklar düþecek. munis bir kýz olduðunuz halde. akþam eve uðradýðý vakit. hiç uykum yoktu. neyi beklemek için? Bu bir sene içinde.. benim yerime git. dedi.Açýnýz. O akþamdan beri yaban-1 cý kadýnlardan gözüm yýlmýþtý. Titrek bir ses: . m istanbul'da kalmak isteyen Vasfiye bile. Munise'yi uyuttuktan sonra elime bir kitap alarak sedire uzandým. buna razý-' yým. siz o kadar neþeli. Hatta. Ben. Bu vakitsiz . yatakta þikâyet ediyor. samanlýkta yattýðým geceyi unuttun mu du. 272 Reþat Nuri Güntekin B. bu akþam benzi biraz soluktu. Meðer o gün. o da Vasfiye'yi tercih ediy rmuþ. gök gürültüleriyle baþlayan þiddetli bir yaðmur. solgun benizlerine taze bir hayat rengi gelen son çiçekler harap oldular. çok mahzun. Sizinle ne güzel iki arkadaþ olabilirdik. Nezihe'nin baþýna bir devlet kuþu konmuþ. kendimi zapt edemedim. ilk günlerde benim gibi sevin en. l Ekim Dersler baþlayalý iki hafta oluyor.'ye döndüler. diyor. peçem yüzüme yapýþýyor. su oluklarýnda çýkardýðý sesleri. Bir cuma günü Surlar'da bir genç zabite tesadüf e . fakat niçin. Ne beni ara-1 dýðýný görsem. Hayat. mekte de öyle bir hal var. bir yandan. sadece gözlerim aðla e gönlüm aðlýyor.Ah Feride Haným. ne uzun. on beþ günden beri bitmeye dinlemeye baþladým. Bu gece. o kadar . mektepten döndüðüm vakit benim de aþaðý yukarý onlardan kalýr yaným yoktu. zorla yataða yatýrmýþ. ne uzun? Ýhtimal. cumbanýn altýnda yaðmurdan korunmaya çalýþýyor. fena bir haber alacaðýmý sanýyorum. Misafir odasýnýn cumbasýndan uzandým.

melun hastalýk. Tek Yusufçuðum yalnýz kalmasýn diye. asil bir kadýndý. oturmaya cesaret edemiyordu. Kadýnýn aðlamaktan þiþen soluk mavi gözlerinde bir ümit ýþýðý canlandý Zavallý. hocaným? Bu çehre. Ömrümü ona baðladým. Cevap vermedim.Kardeþim bu gece ölüyor. ilk hissim. evladým. O kadar uðraþtým.Feride Hanýmefendi. Dikkatle yüzüne bakýyordum. Altý saatten beri kendi yor. darýlmayýnýz. dedim. Fakat baþka n e diyebilirdim? O. Nihayet: "Kiminle görüþüyorum efendim?" diye sordum. sonra bir cesaret hamlesiyle ilave etti: . cevap bulamayarak susuyor.. beni kov iye. bu halde gelen bir misafire söylenecek söz. kardeþimi için için yiyip bitiriyordu. Ne söyleyebilirdim? . Yusuf. sizi uzaktan rum. beni yalnýz býrakýp gidiyor. bir uyor. Yu deðildim. sizin de belki bir sevdiðiniz var. hiçbir þey sezdirmemek lâzýmdý: . göðsünün sa ak: .F 18 274 Reþat Nuri Güntekin O.Yusuf. Bunlarý size niçin mi söylüyorum küçükhaným? Beni ayýplamay izi rahatsýz ettiðim için. Annemiz öldüðü vakit. birdenbire ne istediðini . elbette bu deðildi. Böyle olduðu halde ona analýk ettim. Kurtulma imkâný olmayan bir felakete razý olur baþýmý daha ziyade eðerek bekledim. Fakat kuvvetli olmak. Hafif bir hareketle kendimi kurtardým. ded Bu saatte. Nihayet bu vaka oldu. o kadar çýrpýndým. iki mükedder mavi göz far . Elimden gelecek bir þeyse. Bir fenalýk zannederek omuz edim. ben kardeþinize bir þey ÇALIKUÞU 275 yapmadým. . Mektebinizin musiki hocasý Þeyh Yusuf Efendi'nin. Yemin ederim ki bu et için söylemiyorum. bu ses. Sizi gördü. Þeyh Efendi. istemedim. insaný adeta yýkýyor! dedi. Zaten fazla içli bir adam. Birdenbire yüreðim aðzýma geldi. ne yaðmur. Benden korkuyor gibi baþým eðdi: . etrafýna bakmýyor. Hafif bir hýçkýrýk sesi iþittim. hatta bu tesadüften b . Kim olduðunu. bana emniyet verdi.Hanýmefendi yemin ederim ki. Biraz sustu. Çalýkuþu .Küçükhaným. Ben. beni aldatmýþtý. biraz daha iyiler inþallah. iþin nihayetinde Yu rdeþiyim. Sözün burasýnda hafif bir isyan feryadýný men edemedim. Ben göründüðü kadar kaba ruhlu bir kadýn deðilim. Gözle görünürcesine eriyip bitmeye baþladý. Senelerden beri onun musikisi içinde yaþadým. Halbuki periþanlýðýnýn yaðmurdan daha baþka bir þeyden geldiði Asýl maksadýný söylemek için. Bu munis çehreli.Bir meslektaþýnýzýn kardeþiyim. Kadýn. Dul kaldýðým vakit sizi ardým.Hanýmefendi. benim üç yaþ küçüðümdür ama. yüzüne bakmaya cesaret edemeyerek gözlerimi yere in diriyordum. ben yabancý deðilim. Akþama doðru birdenbire aðýrlaþtý. Solgun bir çehre. dedim. dedi. Bu dakikada ne kadar sakin olmak mümkünse o kad ar sakin bir sesle: . aðlamamak için elleriyle göðsünü. Yanýmdaki misafir odasýnýn kapýsýný açtým.ÇALIKUÞU 273 misafir. Kendim de zaten bir yaralýdan baþka bir þey deðilim. Sizden deðil. Bir þey söylemiþ olmak için: . Sözünün burasýnda bitkin vücudunun birdenbire çöktüðünü gördüm. odayý ýslatmaktan çekiniyor gibi. yerlere sürünerek çýrpýna çýrpýna aðlýyordu. yüzümü görmek için feneri kaldýrmýþtý. daha sakinleþmek istediðini anladým. Dizlerimi öpüyor.Müsaade eder misiniz içeri gireyim. yalvararak sizden isteyeceðim þey için bana darýlmayýn..Öyle mi efendim? Görüþtüðümüze memnun oldum. Sabaha çýkmayacak.Haným kýzým. on seneden beri hastaydý. söyleyiniz.Ne yaðmur. Halbuki þimdi o. boynunu tutarak' . evladým sayýlýr. niçin geldiðini sormaya lüzum görmeden: "Buyurunuz" dedim. felaketinizi anlýyorum. Tekrar evlenebilirdim. . Gerçi þimdiye kadar görüþmedik ama.

Bu. Þehirde herkes benden bahsediyor. önümdeki fenerin donuk izini takip ederek birçok dar. daha ziyade yanacaðým. onu hiçbir þ memiþtim.. yavurucuðum.'deki evimde son gecem... Mektebe gidip gelirken kaç kiþi peþime takýldý. Onun bir kere daha gözlerini açmadan öl mali. þefkat denen þeyde ne mucizeler var Ya-rabbi! Mekteb gidecek çocuðunu uyandýran bir ana gibi elini hastanýn baþýna koydu: . dizlerim vücudumun yükü altýnda çökecek gibi oluyordu. bu hastanýn hiçbir þey söylemeden bana nasýl darýldýðýný. bu sesle son bir defa mavi gözlerini açtý. Düþündüðüm þey belki cinayet. Uðruna ömrümü.iyi ol. Feride Haným. Dün ellerimi tuttu. Bestekâr. or. Karyol cunda masaya benzeyen bir karanlýk kümesine dayanmýþtým. gözka-pakla f hafif titriyor. hiçbir þey iþitmiyor. biraz sesini . duvarlardan gölgel uzatan sazlar. En çok istediði þeyi bir kere göstermeden hasret içinde gözlerini kapadýðýný görm ze anlatmak mümkün deðil. öyle bir sevap ki. öyle söyledi ki. ne acý söz. görmeden ölürsen. biçare kadýna. baþýný öte tarafa ikle gözlerini kapadýðýný görseydiniz! Anlatmak mümkün deðil ki.. yaralý bir gönül gibi derin derin inledi. belki bundan daha büyük bir ÇALIKUÞU 277 günahtý. kaç saygýsýzýn. . Yaðmurlarýn içinde. Bunun bir org olduðunu fark ederek titredim. Hiçbir þey hissetmiyor. bir kere daha gözlerini aç. geniþ bir odaya aldýlar. Yalnýz. bak. bir ölünün sönmüþ gözlerine mi tevdi edecektim! B. Duvarlarda tamburlar. soluk dudaklarý gizli bir gülümseme ile yavaþça isminizi tekrar ediyor. Bugün akþama doðru büsbü nlarýn bir daha açýlmayacaðýný biliyordum. bu son vazife karþýsýnda hayret sükûn ve tahammül gösteriyordu. gizli figanlarla titreþtiler. Org. henüz bir hayal bakiyesiyle titriyor gibi görünen gözlerine dudaklarýmý sürdüm. Fakat buna imkân göremiyordum. can çekiþenler arýna verilmiþ bir damla su gibi. herkes. Hasta. sesi a baþlamýþtý: . hiçbir þey duymuyor. Ayaklarýmýn ucuna basarak yanýna yaklaþtým. Bir mukaddes vazife yapar gibi ölünün üzerine eðildim. Hakikat mi.Onu bir kere daha göster bana abla! diye çocuk gibi yalvarmaya baþladý. Aç gözünü. Yusuf. Bana öyle geldi ki hasta. bu çalgýlarla dolu odanýn bi iþ bir demir karyola içinde ölüyordu. keman lar sallanýyor.le þikâyetim yok. aðzýndaki bembeyaz diþlerini gösteren aralýk dudaklarýnda bir parça hayat rengi kal Biraz evvel o kadar telaþlý ve periþan görünen kadýncaðýz. Artýk devam edemedi. Yusuf için her f edakârlýða razýydým. karanlýk sokaktan im. Fakat öyle anlýyorum ki. sele düþmüþ bir yaprak gibi iradesiz sürük m. o güzel tahammülünü yavaþ yavaþ kaybettiriyordu. çabuk iyi ol! Elbet bir gün yine göreceksin. O vakit. parmaðýmý tuþlardan birine koydum. Ne þikâyet var. Yüzünü eteklerine saklayarak çocuk gibi hýçkýrdý. saçlarýný okþa .. Fakat kenarýndan bakanlarý içine çeken uçurum gibi bu org da benim tahammülümü eli Gayri ihtiyari ayaðýmý bastým.Yusuf. Ablasý yastýða yüzünü kapamýþ hýçkýrýyordu. Beni gölgelerle dolu yüksek. çocuðum. Bazen kendini kaybediyor. Düne kadar bu derdinden bana hiç bahsetmemiþti. ne çýrpýnma. mümkün deðil. yoksa benim yaþlarla perdeli gözlerimin bir vehmi mi olduðunu söyleyemeceðim. Yüreðim merhametten eziliyor.Yusuf. 2 Kasým Bu akþam B. b eni merak ediyor. Mum gibi sarý çehresine ölümün sükûneti þimdide çukuruna karanlýk dolmuþtu. Tekrar aðlamaya. Yusuf'un yataðýnda mum gibi eridiðini görüyorum. Sevgi. Yusuf. hiçbir þey görmüyordu.Feride Haným. bu biçare gözleri son defa açacak mucize ancak bu org o labilir. utlar. arkadaþýn. ilk busemi ben. saadetimi vakfetmiþ. Kalbim. kaç kiþi artýk iki kat ör aþladýðým peçemin altýnda yüzümü seçebilmek için yolumu kesti. diye alnýný. O vakadan sonra tabii burada kalamazdým. Yarýn erkenden hareket ediyorum. 276 Reþat Nuri Güntekin Bu gecenin vakalarýný bir rüya gibi hatýrlayacaðým. karýþýk raflarda neyler sürünüyordu. birer birer parmakla rýmý öperek: ... Odanýn karanlýk köþeleri. Feride Haným sana hatýr sormaya geldi. içim parça parça oldu..

Ne vakit kafesleri bahçeye çýkarsam. sonra güneþ alsýnlar diye bahçeye çýkardým. ziyafetin kok usunu almýþlar. bilakis çok iyiyim ve çok neþeliyim. açýl adan gelirim. sadece evde deðil. ya biner gibi. onlarla onuþuyor zannedersiniz. nra. üstünde bir rüzgâr esmiþ gibi.. azat olunduðuna inanamýyor gibi durdu. Kurnaz hayvanlar. Hacý Kalfa'nýn oðluna býrakmak mecburiyetinde kalmýþtýk. 279 ÜÇÜNCÜ KISIM Ç. ýslýk ça n iþini gördüm. elverir ki uzakta bir yer sun iki gün evvel emri geldi. Evde yalnýzým.. Kedinin hayran bir yeis ile kuþu takip ed . Görünüþte sakin. de nin derdin. rüzgâra kapýlmýþ sonbahar yapraklarýna döndü. Rüþtiyesine tayin etmiþler. komþunun sarý kedisinden bu hayvancýklara hiç rahat yok.. bu biçareyi parçalamak deðil mi? Bak.. ince bir feryat kopararak uçmaya baþladý. erkenden yemek sepetlerýyle Söðüt-lük'te ku Köþe baþýnda her zaman kötürüm bir dilenci oturur. Zavallý kuþ birdenbire sendeledi. Dedikodulardan galiba onun da hab eri vardý. Mamafih. Öteki elimi açtým. bu ha? Zavallý Þeyh! dediðini iþittim. bohçalar.Bu hain yeþil gözlerdeki tatlýlýða bakan. Þimdi tam yarým düzine kuþumuz var Buraya gel m'u. aðlamýþt 280 Reþat Nuri Güntekin zým içlenmesin diye ona bu kuþlarý aldým Sonradan." dedim. Evler boþ. sarý tüyleri erinden kývýlcýmlar parladý. 23Nisan JDUGÜN Hýdrellez. Bugün: "Bakalým ne yapacak?" diye kuþlardan birini kafesten çýkardý onun yüzüne doðru yaklaþtýrdým. Maarif Müdürü'ne gittim. Mektepte günlerce erkek gibi çalýþtýktan sonra ara sýra ev hanýmlýðý etmek iyor ki. Arkadaþlarýmýn yanýnda konuþmaya utanýyor. Bu iþler bitince sýra kuþlarýma geldi. fakat baþýma bir çatký çattým: "Biraz hastayým. baþka 278 Reþat Nuri Güntekýn bir memlekette bana bir ders bulmasýný rica ettim. Çaresiz.. kasabada da hemen hemen öyleyim. Ötek limle kediyi baþýndan tuttum: . O bile eðlenceden geri kalmak istemedi.. ben. Munise. seni gökyüzündeki melekleri düþünüyor sanýr.Ç. ben þimdi senden ne güzel bir intikam al acaðým.görmeden: . Bütün kasaba halký. sýnýfa girerken kýpkýrmýzý olduðumu hissediyordu Bu. Gitmek istem min sebebine gelince. O. Çünkü hemen bana hak verdi. bana da bir merak geldi.. azametli bir eda ile bir hamalýn sýrtýna binerek kafileye karýþtý. hele ara sýra çenesini titreterek hafif hafif sesler çýkarmasý var ki.. benim en ziyade hoþuma giden köpekler oldu. ihramlarla yola çýkan her kafilenin arkasýnda birkaç da lardan takýlmýþ. kuþun üst . gelip arþýlarýna oturuyor. Zavallý Çalýkuþu. sepetler. Onlarý. Buranýn havasýna dayanamayacaðý . halim bir kedi. çok üzülmüþ. Fakat.. böyle devam edemezdi. çarþýlar kapalý. Munise'yi komþulardan alay imamý Hafýz Kurban Efen-di'nin karýsýyla beraber gönderdim.Ipekböceði. artýk böyle kalabalýk eðlence yerlerinden hoþlanmýyorum. Yumuþak pençelerinin içinden týrnaklarýný çýkarýyor. b nsiz gitmemek için bir hayli sýzlandý. Zavallý yavrucak. sularýný tazele . elimin içinde kanatlarýný. Yeþil gözlerini aralýk ederek adeta þ ra bakýyor. baþka bir yerde bana göre ders bulmak müþkül maaþlý daha küçük bir mektep olursa da kabul edeceðimi söyledim. baþýmdan çatkýyý attým. Hatta. Yalnýz. Maskaralarýn kafeslerini temizledim. boynunu kýsarak öyle bir titriyordu ki. Yavaþ sesle türküler söyleyerek. Evde yalnýz kalýr kalmaz. hastayým diye aldattým ama bugün. Zalim hayvanýn.

öteki sarý musibete ne cevap vereceðiz? Ne apalým küçükler. hayatlarýndan memnun. bunu kadýn için ayýp. Saçlarým artýk uzamýþ. Düþen. gözlerini güneþe dik en. dal ulaðýma: "Aman. Demek ki onlar h . Maçlarýndaki tesire benim demet demet uzay gür saçlarýmý þahit tuttular. Fakat. sýra kendime geldi. Onlarýn yavaþ yavaþ güneþte kurumasý en büyük zevkim-dir. Bugün Muni-se'yi gezmeye götüren de odur. Bugün. daima so saçlarýmý yýkarým. kuþu parçalandýn mý. Bir de ne göreyim? Komþu alay imamý Hafýz Efendi. Bereket versin. Vefakâr. eyvah!" 282 Reþat Nuri Güntekin diye bir ses geldi. Bir düðün. herkesten bir türlü saç ilacý salýk almýþtým. filan gibi askerlikte bir olan insanlar. bilmiyorum. Kuþlar. Çocuðu olmadý aramazý o da. ince bir dalýn üstünde. kýlý oluyor. kerameti kendilerinde bildiler. kara gözlü. Hocalarýnýn bile bir kýsmý tabur imamý. Yarabbi! Mektep hocasý da oldum. Ç. biraz da caný yanan bendim. yabancý olsun.Sizi býrakayým. zavallý küçük kuþlara musallat olan bütün sarý mahluklardan öç almýþ gi Neþemi yalnýz öteki kuþlarýn þikâyeti kýrdý. Fakat.'den kaçmak için ilk teklif ettikleri yeri kabul etmiþ. ne burayý sevip sevmeyeceðimi düþ de aylýðýmýn azlýðýna ehemmiyet vermiþtim. havayý bir parça güneþli gördüðüm vakit. Saçlarýmýn bu dýðýný görenler. talihime gayet iyi bir yer çýktý. sonra kafeslerimin karþýsýndaki erik aðacýna çýkarak ýslak saçlarý sen bahar rüzgârýna daðýttým. Karýsý pek taze. fakat sonra Munise'ye. salýncakta gibi sallanýyord aralýk yanýmdaki evin penceresine gözüm iliþti. sarý zalim7 diye eðleniyordum. kendi kýzý gibi seviyor. güzel. çalýþkan.Nasýl. Yanaðýmý kafeslerd en birinin teline dayadým: ÇALIKUÞU 281 . geldim geleli çantamda duran defterime son altý rýný yazmaktý. kimin babasýný.. de Kuþlardan sonra. yine öyle yaptým. Bugünkü programýmýn öðleden sonraki kýsmý. talkýn vere mamý güldüreceksin!" demezdi. türlü türlü isimde kýna geceleriyle tam bir hafta sürüyor. hâlâ deliliði býrakamýyorum.. oðlunu. B. Tevekkeli B. kardeþini. ilk hareketim. Fakat. otuz yaþýna bile gelmemiþ. Bu.'nýn kadýnlarý pek hoþuma gidiyor. ýslýk çalarak onlarý taklit ediyor. munis ve sade Çalýþmak gibi eðlenceyi de çok seviyorlar. ablak yüzünde iki cami kandili gibi parlayan yuvarlak çipil gözleriyle bana bakmýy or mu?! Ne olduðumu anlatamam. Komþum Kurban Efen-di'nin. ne kadar ayýplamýþtýr? Þimdi bu satýrlarý yazarken utancýmdan yüzümü ateþ basýyor sediyorum. Gönlümün ima itaat etmek lâzým gelen hýrçýn.en yeþil gözlerini yüzüme yaklaþtýrarak kahkahalarla gülüyor: . Hepsini birden azat edecektim. Ç in olduðunu söyle-yorlar. Fakat. sarýðýyla beraber ara sýra üniforma giydiði. ne kadar uðraþsak bu sarý hainlerden kendimizi büsbütün kurtaramýyoruz. güzel. daha doðrusu bir kusur s Hacý Kalfa'ya varýncaya kadar.'d ki Müdür Recef Efendi bana: "Allah geçinden versin. Hafta geçmez ki bir düðün olma- ÇALIKUÞU 283 sýn. haný ölüp de mezara girsen. sarý kediden deðil. alay müftüsü. Yoksa tamah edilecek hiçbir þeyi yok . birdenbire Munise aklýma geldi. kocasýný sorarsanýz mutlaka askerdi. Aramýz pek iyidir. Sonra kendimi bir yük gibi aðaçtan aþaðý attým. Sakin. f le geldi ki. Alay imamýndan ç im bilir. B. Boðaz ile beraber sahildeki istihkâmlarýn bir kýsmýný gören penceremin önüne u eve zaten yalnýz bu pencereyi sevdiðim için geldim.'de saçl u arkadaþlarýma söylemeye utanmýþtým. arkama dökülen aðýr saç kümesine sarýnarak onu göðsüme daðýtmak oldu. Erik aðacý kafeslerin tam karþýsýndaydý. Yerli olsun. Of. Ben. zavallýlar: "Niçin bizi arkadaþýmýz gibi mesut etmiyorsun?" diyorlar. elli yaþlarýnda bir alay imamýdýr. boncuk gibi parlýyor. Fakat ayaklarým ç kamda açýk bir beyaz gömlek. içimde derin bir sevinç vardý. fi bir Çerkez kýzý. hemen hemen belime inmiþti. ismini gülmeden söyleyemediðim bu Hafýz Kurban Efendi. kýyafetim bir þeye benzese neyse. þirin bir asker memleketi. ya z ya nefer. Onlar. sert emirlerinden biriyle kafese doðru yürüyordum. bugünkü vaka neþemi kaçýrdý. hakikaten bir þikâyet miydi. Kýlýðým. baðýran komþum Hafýz Kurban E di'ydi.

Mesela.. sýrýta sýnta: . ne vakit senin düðünü yapýyoruz? . Hastalar Tepesi isminde bir yerde oturuyorlar. tertemiz. . Þimdi nöbetten çýktým. ne olsa yiyemem.. þimdi yemek yedim. büyük bütün erkeklerin aðzýnda. kaç defa sokakta kulaðýmla Mesela. Karþýdan bu yollara bakarken bana öyle geliyor ki. Bir baþkasý: ÇALIKUÞU 285 . mis gibi gülbeþeker kokuyor. dedi. her düðüne giyiyor. Evet. Kibirli sanmasýnlar diye onlara kul. . reddeddiyor: . bildiðimiz dünyadan baþka yerlere götürecek. sade eðlenceler.Ne vakit isterseniz. daha küçük bir evde oturmaya mecburum.Oh. en tuhafý. bir kadýn. yirmi sene. bu gülbeþeker sözü çocuk. Fakat. se geliyor. Yaramaz kýzý dört saatte dört ay görmemiþ gibi göreceðim geldi. Daha fakirane yaþamaya. onu yi e. Þimdi. tuhaf tuhaf ko nuþan. Yeþim deðil.Dön. Delikanlý. zahmet etme. en umulmaz emellere kavuþturacak. armonika çalan bir i r ermeni kadýný ki. Önümde fakir kýyafetli birkaç genç gidiyordu. Fakat cesaret edememiþtim. ona sözüm yok.Bir þey yiyemez misin? Gülbeþeker de olsa yemez misin? diye onu omuzundan sarstý. ismi fena ama kendi en þen. Allah'tan belamý mý isteyeceðim? Bu þakayý hemen her gün tekrar ediyorlar. Söðütlük'ün tadý yok bugün. kaç yüz senelik? Çýnarlarýn aþaðý kýsýmlarýnda gövdeleriyle tepelerindeki dallarý ve yapraklan kalmýþ Akþam gölgesinin çökmeye baþladýðý s n. buna nasýl para dayandýrýyorlar. Fakat sonradan sýrrýný anladým. sýra sýra bahçeler.E. Yand an vuran son güneþ ýþýklarý bu yüksek.'deki kadar zengin deðildim. Evvela. kendi kýzýna giydiriyor. dönüþ baþladý n bir zabit kafilesi dönüyordu.ce eðleniyorlar. O kadar batandýk. bana orada güzel bir ev göster miþlerdi. Meydanlýðý. Geldiðim vakit. en mesut insanlarýn yeri. Gülbeþeker yok! Bu þehrin askerleri galiba gülbeþekeri çok seviyorlar. beni birdenbire sevdiler. O. büyüðünün aðzýnda bir gül Anlaþýlan bu. Fakat Hýdrellez günü mesirede gülbeþeker aramak amadýðý için meyus olmak. diye cevap verdi. Sö adeta bir söðüt ve çýnar ormaný. bir nevi gül tatlýsý olacak. aralarýna karýþmadýðýma.. bir akþamüstü mektepten dönüyordum. sen bu fukaralýkla nasýl geçinisin? . birkaç para ile memnun oluyor. Mesela sabahleyin en bütün Ç. hemen yumuþadý. halký önümüzden geçti. diyordu. Munise'nin sesi. bu eðlencelerden zev rýlýyor-lardý.. ben alesta hazýrým. kahvesi.Süleyman. keþke ben de bir gün parmaklarýmda. neþeli bir çocukla þakalaþýyorlar: . Fakat deðil mi ki memnun oluyorlar. Acele acele karþýdan gelen bir mülazýmle konuþmak için durd Mülazým: . Yalnýz.cev . bizim komþu Hafýz Kurban Efendi üç gün evvel kapýnýn önünde Munise'yi yakaladý. dükkânlarýyla kasabanýn pek iþlek bir yerinde. köle oldum. ucu bucaðý bulunmaz bir viran kubbenin altýna girmiþ gibi oluyor. Çalgýlarý. aðýr gelinlik elbisesini on sene. Kalabalýk günlerde pek ces edemiyorum Fakat bazý tenha akþamüstleri. harap çýnar gövdelerim göz alabildiðine uzanýp giden etiyor. onlar i nsaný.Vallahi olmaz. vakit daha erken olmakla beraber. Kim bilir. yardýmý esirgemedim Burada en sevdiðim bir yer de: "Söðütlük" dedikleri dere kenarý. dedi.Bak. oraya giderse. Ceketinin önü daima açýk duran þiþman. pek çocuklara yakýþýr bir þey! Evet. B birine bilmem ne ikram etmek istediler. Komþularým. Derenin öbür kýyýsýnda etraflarý çitlerle çevrilmiþ. diye þaþýyordum. mektepten dönerken Munise ile oraya uðruyoruz. Bazen kahvenin önünde oturan erkekler mahalleye su taþýmakla geçinen fakir.Niçin böyle erken dönüyorsun? Ben daha yeni gidiyorum. H baþka bahse geçelim. avuçlarýmýn içinde hurma gibi kýnalarla. Mamafih. yaþlý bir kolaðasý -ki her zaman tesadüf ederim. Eðlenceleri çok sade. Þimdi B. o bahçeler re boðulmuþ incecik yollar var. mektepteki kýzlarý gibi ken erinden de elimden gelen nezaketi. Kýzcaðýzýn zorla yanaklarýndan öperek: . Çocuðunun. 284 Reþat Nuri Güntekin Memleketin zenginleri. Süleyman söyle bakalým. ince bir kahkaha. þimdiki evim de pek fena yerde d eðil. küçük bir kurnaþ parçasý. Sokakta Sögütlük'ten dönen kafileler çoðalmaya baþlýyor. pekâlâ Keþke ben de onlarýn için doðsaydým.Kuru ekmeðimi gülbeþekere sürer yerim.

Meðerse Munise imiþ. yarý þaka. . beni belimden tutarak taþlýðýn içinde döndürüyor. sadece güldü. gülmeye çalýþarak: .Demek. . Yarabbi! Arkadaþým. Bu sefer ben. beni yalnýz býrakacaksýn. erkeklerinin.. Taþlýkta siyah çarþaflý bir haným geziniyor. bu saade t hangi kadýna müyesser oldu? dedi.Ne yapalým abacýðým. Halbuki bilakis mahzun odum. 288 Reþat Nuri Guntekin . þimdiden onu benden ziyade seviy rdu. hep gülüyorlardý. haným. . Bu Munise fark etti: . Çünkü görüyorum ki.Abacýðým.Abacýðým. biz de ondan mahrum kaldýk!. Mualimler. Arkadaþým. þüpheli bir bakýþla: . Yarabbi. Küçüðüm..Çünkü gelmediniz! Þaþkýn þaþkýn yüzüne baktým. dönüþte kapýdan uðrayarak hatýrýmý sormak istemiþler.... dedim. kedi gibi boynuma sýçradý.Bundan þikâyet edilecek ne var? Bir kasabanýn erkeklerini meþgul ediyorsunuz. durmayacaksýn. þaþkýnlýktan kekeleyerek: . Zavallý çocuðun.. Bana burada da rahat vermiyorlar.Nasýl. biraz evvelki sözlerimin aksini söylemeye baþladým.. dedi. birdenbire yetiþmiþ bir genç kýz hali vermiþti. o sokak delikanlýlarýnýn ekmeklerine sürüp yem bahsettikleri. misafir geldi. Bu erkekler.Ne münasebet! dedim. durmayacaksýn. ne oldu? Þaka yaptým. küçük buselerle yanaklarýmý. Fakat ne gülüþ! Zalim. Munise. ne ayýp.. b na. Munise'nin bir kelime i etmesi için halimle. Þ n tellerini baþýna takarken için titriyor. bakýþlarýmla adeta yalvarýyordum. Onu bu halde gördüðüm vakit hesapça sevinmem lâzým gelirdi. Ç. bu iki senenin içinde hayli se n bana yaklaþan ince boyu.. Birdenbire ince bir kahkaha koptu. Seni büsbütün alýkoymak mümkün deðil. komþularýmýn yüzüne nasýl bakacaðým7 Ç. Bu yalnýzlýðýn acýsý þimdiden içime çökmüþ gibi gözlerim doluyordu. dudaklarýný büktü. günden güne çiçek gibi açýlan güzelliðiyle nazlý.Vallahi bilmiyorum. bu güzel rengin sana koyduklarý isim. nazik bir küçü at insan. Demek ben böyle koc aman bir kasabanýn diline düþmüþtüm. merak etmiþler. yüzü kapalý olduðu için tanýmadým. Söðütlük'te tesadüf ettiði birkaç muallimeye ben mu söylemiþ. tereddütle: ÇALIKUÞU 287 . Kapý çalýndý. sahi çok fena muhluklar.Sahi bilmiyor musun? dedi . bir yabancýnýn karýsý olmak için beni býrakacaksýn? Munise cevap vermedi. Birkaç dakika içeri girmeleri için ýsrar ettim. sen ne kadar safsýn! Gülbeþeker. Eyvahlar olsun! Utancýmdan iki elimi yüzüme kapadým. Y ramaz kýz.Munise.Kimsiniz efendim? diye sordum. a rtýk nasýl insan içine çýkacaðým.Pekâlâ biliyorsunuz ki.Niçin? . mutlaka gelin ol isteyeceksin. .Zavallý Ferideceðim. âdet böyle. . zorla yüzümü açtý. Seni sakýn darýltmayayým? dedi. yarý sahi: . diye seslendi. l Mayýs Deminden beri yukarýda talebelerimin vazifelerini tashih ediyordum. Munise aþ n: . daima gözünün önünde duran þeylerdeki deðiþikliði fark edemiyor. ben mi? Demek gülbeþeker dedikleri.Gelin olsan bile harhalde yirmi yaþýna kadar vakit var. Ben.23 Nisan (iki saat sonra) Gülbeþekerin ne olduðunu öðrendim. Bunlardan birine þaka olsun diye: "Bari gül eþeker bulabildiniz mi? Sokaktan geçen zabitler bulamadýklarýndan þikâyet ediyorlardý!" Arkadaþým gülerek cevap verdi: 286 Reþat Nuri Güntekin . Fakat hain kýz. bir kabahat yapmýþ gibi dargýn dargýn yüzüne bakýyordum: . Anlýyorum kýzým.

kýzýnýn mual vet eder. onun halayýklarý vaziyetindedir Hocalar. Sarý insanl oluyor. hayret içindeydi. bu küçükhaným. hem iðrendirir Bu Abdürrahim Paþa'la-rýn ne ruhta insanlar olduð nladým. azametli bir kýz. hepsi insaný baþka türlü üzüyor. Mademki defterimi benden baþka kimse okumayacak. bir iki soðuk teþekkür kelimesiyle küçükha-nýmý doyu geri göndermek oldu. sade fakat çok þýk giyindim. büyük ablasýnýn bir tezkeresini getiriyordu. orada gördükleri debdebe ve saltanatý. böyle doðdum. aþaðý odada biraz fazla bekletmekten çekinmedim. öðleye doðru kapýmda bir araba durdu. deb-debeleriyle öteki hocalar gibi ben m de gözlerimi kamaþtýracaklar. hem de dikkat ettikçe saran bir biçimde güzel buluyordum. bu paþalarýn çok daha yüksek numunelerini görmüþtüm. azametli gösteriþler altýnda gizlenen çirkinlikler ikleri meydana çýkarmak. is omuzlarýmý silktim. Allah'tan. Arkadaþlarýmýn bu hali beni hem güldürür. hatta hoc satmak için mektebe geliyor. kaygýsýz Çahkýþu'nun berrak aydýnlýk parçasý içinde titreyen birkaç yýld . B. Çocuklar. Amcam Pari 'ten göndermiþti. Bu baþ. Zavallý arkadaþlarým. Bir de ne bakayým.Yirmi yaþ çok deðil mi abacýðým. Bu sabah. Ýlk sene haným hanýmcýk oturduktan sonra bugün bir parça afacanlýk etmek benim hakkýmdý. Çahku-þu'nun en büyük eðlencesiydi Ne bileyim ben. Öyle sanýyorum ki. bir kat lacivert elbisem vardý. gülüyorsun. Gözlerim. Ýnadýma. hanýmefendilerin tuvaletlerini söyleye söyleye bitiremezler. ehemmiyetsizleri çok seviyorum. fazla fantezisi ve viöjö idi. on sekizden aþaðý olmaz. Ara sýra büyük hanýmefendi. Büyümüþ de küçü bücür. Ç . Afacan gülüyor. her gün paþa babasýnýn landosu ve koç boynuzu palabýyýklý emir çavuþuyla mektebe gelir gider. Fakat. onun bi n türlü kahrýný. Nadide Hanýmefendi. ÇALIKUÞU 289 Fakat çocuklarýn potinlerini baðlamak. Abdürrahim Paþa'nýn land eðil mi? Palabýyýklý emir çavuþunun araba kapýsýný açtýðýný. Hatta. talebem Nadide Ha-ným'ýn etraf rý arasýnda bir prenses azametiyle evime geldiðini gördüm. -eðlenmek için hanýmefendi diyorum. derste hýrpaladýðým da oluyor. böyleleriyle biraz Yüzlerinden yalancý maskeleri sýyýrmak. kalbimde birden bire arzu uyandý: Bu sonradan görme n e oldum delilerine güzel bir ders vermek. Fakat neme-lâzým? Ben bugün. Biraz da bu fakir eþ gülümseyen genç kýzý seyretmek için beklettim. Fakat aksilið her hocadan ziyade bana musallat. istanbul'da. Fakat servetleri yahut yapmacý ibarlýklarýyla övünenlere karþý daima zalimim. ilk fikrim. ehemmiyetsiz insanlarýn gözünü kam evk alan. istanbul 'da tanýdýðým þen. nazýný çekmeyi vazife biliyorlar. Utanmasam hüngür hüngür aðlayacaktým. haydi nihayet on sekiz.O halde on dokuz. ziyafet verirmiþ. Cevap vermiyorsun ama. Nadide Haným. bütün kuvvetimi imi sarf ederek onu taklit ettim. sadece kendimi süslemek için yalnýz býrakmadým. kaba birtakým "Ne oldum" delileri. bir hakarete uðramýþ gibi kýzardým. bir þey öðrenmekten ziyade fakir arkadaþlarýna. pazarlýðýmla eðleniyordu. saltanat-larýyla birtakým görgüsüz. küçükleri. Vallahi. Aþaðýdaki küçükhanýmý. Nadide Hanýmefendi'yi. P bir kýz deðilim. Niçin hepsini itiraf etmemel i? Onu güzel. . Maksadý derhal anladým. Debdebeleri.. "Ben biliyorum" demek ister gibi sinsi sinsi gülüyorsun. Bütün mahalle. on üç yaþlarýnda bir zengin paþa kýzý var. Bir yabancýyý seyreder gibi. Arkadaþlarým birkaç defa beni de götürmek istediler. Hatta. mektepte þimdiden onu öyle çaðýrýyo talar Te-pesi'nin en güzel konaðýnda oturur. lerdeki kafeslerin arkasý kadýn baþlarýyla doluydu. bir aktris gibi bu kibar "Kenar dilberleri" üstünde yapacaðým tesire bakarým. ona utana utan ordum.f 19 290 Reþat Nuri Güntekin mecmuasýndan kesip sakladýðým bir baþ modelini aynanýn kenarýna iliþtirdim. çamurlarýný temizlemekten çekinmediðim halde bu azam küçükhaným efendiye hiç yüz vermiyorum. ye leri yemekleri.. Akýllarý sýra servetleriyle. Hiç peþimden ayrýlmýyor. 10 Mayýs Mektep talebeleri içinde on iki..'de iken pek beðe diðim için bir Avrupa Çalýkuþu .

.. Sor Aleksi: "Papaz elbisesi adamýn ruhunu da papaz eder!" derdi. gülünç Fransýzcasýyla övünen Beyoðlu kokanasýn diðini piþman ettim. Bu kaba ve gülünç komedyayý oynarken tabiilikte çýkmamaya. ne ayýp laký nlar. Mürebbi-ye ol tahmin ettiðim adi Beyoðlu kokonasý. bu olduðunu nazik ve üstü örtülü kelimelerle söyledikten sonra. Ýnsana aðlamak arzusu verecek kadar güzel þeyler Kusurlarýnda bile þimdi bir sevimlilik görüyordum Tekirdað'daki enþitem derdi ki: "Fende. Ç. oyunumu belli etmemeye gayret ettim. Bana. boðazlarýný týkýyor. ince ince baþlýyor. Onlar. ne kadar uð-raþsa kendini yalnýz. K oket baþý da adamý koket mi yapýyor. Faka t nazarlarým. h belerine hayret etmedim. Ne yapsa. ahenkli hareketim vardý ki. paþanýn büyük kýzý. baþkalarý gibi hanýmefendiyi. biraz sabredin!" dedim îki sene uslu uslu oturduktan sonra. insan ne yapsa. bec eriksiz bir misafir mevkiinde býrakýyordum. gözlerini öpem r. bir köþede bir minyatür buluy da yegâne bir sanat eseri olan bu güzel þeyin niçin buraya atýldýðýný soruyordum. Ben de ara sýra onlara bakýyordum. Bu salon. Serbest ve afacan cüretimle yavaþ yavaþ bu salona sahip oluyor. Hele yemekte onlara o kadar g izli eziyetler ettim ki. Bu mükemmel. ne ince çizgiler vardý. görgüsüzlüklerini de acý acý duyurmak þartýyla. ince ince baþladýktan sonra. biraz afacanlýk etmek bugün benim hakkýmdý. þakaklara d güzel bir daðýlýþý vardý ki. mesela saçlarýný..'nin zavallý görgüsüz kadýnlarýný hayretlere dü rdý. Onlarda. ziyalar içlerine sýðmýyor. Bir aralýk görünmekten korkuyor gibi etrafýma baktým. gülmeye her þey deðiþiyor. B. kibarlýk ve zevkten ziyade paranýn bin tü eþya ile doldurulduðu bir nevi manifaturacý camekâm idi. gülümsemeseler. zavallýlýklarýný. fakat bir türlü aynad ayrýla-mýyordum. kendilerini acemi. hanýmlar göz ucuyl yran hayran bakmaktan kendilerini alamýyorlardý. ben. kaç kiþinin lokmasý boðazýnda kalmýþtý? Kim býlir. Birbirlerine bakýyorlardý. bana tablolarý gösteriyordu. yazýk ki bu aynalar da erkek icadý. Her ne gösterdiler. bana karþý acemi aktrisler gibi tuhaf tuhaf pozlar almýþ gö güldüm: "Görürsünüz. Neler söylüyorum?. çatal býçak kullanmasýný beceremedikleri için gi müþ. Hem de onlara. a gördüðüm genç kýza. titizlenmiþtim. ne y aptýlarsa beðenmediðimi hissettirdim. Hanýmlarý. senelerden beri birer manken ölülüðüyle bu salonda oturuyorlar. kim bilir. fakat sonra yolunu sa nun dediði gibi güzel. gözlerimi. su içmelerini þaþýrt . salonlarýnýn içinde. küçük pýrýltýlarla yana Bu yüzde ne güzel. B. Öyle becerikli. canlý bir ýstýrap gibi büyük ve derin görünecekler. ne söylediler. aðzýndan. nedir? Bir mektep hocasý için ne manasýz. Yüreðim kuþ gibi ç arým ýslak bir lezzetle titriyordu. Hanýmcýklar. Mesela. . Fakat.kaç misafir. uykuya ve daha baþka þeylere doymamýþ gözlerin. süzgün mahmurluð gözler. yorgun bir tahayyül. güzel güzel. mahsus potinlerini vurarak gezindiðini iþitiyor. kaç biçare. bir parça kýsa olduðu için daima gülen. onlarýn elindeki çatalý titretiyor. münhasýran dudaklarýndan. küçükhanýmefendile-rý eteklemediðimi.i deðildi. beni baþtan aþaðý süzdü. çenemi öpmek için aynaya uzandým. bu seher aydýnlýðý gibi berrak.'de Ipekböceði. Her þeylerini tenkit ettim.'de Gülbeþeker dedikleri zaman ne kadar üzülmüþ. nasýl alýnacaðýný nasýl yeneceðim bilmediði bir yemeði reddetmek mecburiye ep onlarýn intikamýný aldým. s nin kaþlarýn lakýrdýlarýna benziyor.. sonra kendi kendimi. hareketlerimde öyle tabii bir akýcýlýk.beni mezarýma bile gülümseye gülümseye götür 291 ÇALIKUÞU Küçükhanýmm aþaðýda. altýn gözlüðünü tutarak.'deki Hoca Efendi'nin dediði gibi. Fakat. cahil kadýnlara kendisini adam diye satan. zengin sofrasýnda. yanaklarýmý. karanlýklara baka baka geçmiþ birçok yalnýz gecelerinden kalma siyah bi acý. Tavýrlarýmda. O vakit küçülüyorlar. yolunu sapýtan bu kaþlarýn. sözlerimde öyle fütursuz bir emniyet salonun içi gizli bir 292 Reþat Nuri Güntekin fýrtýnaya uðramýþ gibi altüst oluyordu.. gayet sade ve se ir selamla iktifa etý-ðimý görünce hayret ettiler. kýraðýlarla ýslanmýþ nisan gülleri gi mleri vermekten çekinmi-yordum. Sonra. Hülasa. daima üst diþlerimi bir parça açýk býrakan d bu dudak. Ç.

iyice bir ailenin fakir düþmüþ bir kýzý. Fakat. gözlerinde baþka bir parýltý vardý. . kim olduðumu merak ediyor. ben bir mektep hocasý olduðum için kendisini benimle kapý yoldaþý farz edi du. saltanatlarýyla gö mi kamaþtýrmak için. Sýcaktan çok susadýðýný.Evet. Bir zamandan beri o baðda üç. Bu çirkin süs ve gurur maskelerini attýktan sonra ruhlarýný hresini gösterdiler. tefriþ edil de dolaþýrken. iptidaiye hocasý kaybolmuþ: "Dam do Siyon"un en zarif lakýrdýcý muallimlerini aðlamaklý eden zalim Çalýkuþu. kazandýðým bu þeref için teþekkür ederim. Benimle gizli bir ÇALIKUÞU 293 mücadeleye giriþmeyi. söyl " dedim.Belki. . Asýl maksatlarýný biraz sonra anladým. yalnýz girip çýkmak kâfi deðil. dört fakir iþçi. O bahsettiðim gün. mutlaka sonradan düþmüþ bir asilzade filan olacak!" diye düþündüm. biçarelerin kan ter i çalýþtýklarýný seyrediyordum. Hakikaten fena insanlar deðildiler. beni de isteyecek zararsýz bir adam olabilirdi. Hanýmefendi ve küçükhanýmlar sýk sýk gelmemi samimiyetle rica ediyorlardý. hem de münasebetsiz sualler soruyordu: Buraya yeni gelmiþ. Teneffüs saatlerinde yanlarýna gidiyor.. Fakat. "Ara sýra taciz fakat her zaman nasýl olur. Hanýmlar. bu konaða çaðrýlmamýþým! Paþa'nýn büyük kýzý bana bahçeyi göstermek istemiþti. fakat zannederim ki kabul etmem. . bu meziyetinizle pek iyi bir yere gelin olabilirdini z. Yüksek meclislere ait bir kabul etiketini münakaþa ederken söz bulmakta aciz kaldý: "Mamaf ih. bu defa Fransýzca-sýyla eðleniyordum. daha doðrusu döþenmiþ. gülümseyerek: . Türkçe derdini anlatmaktan aciz kalýyor. insanýn o muhitte kendi tabii hayatýný yaþamas im. dedim. bunlarýn arasýnda genç bir ameleye dikkat da onlar gibi giyinmiþti. týpký salonlarýna benzi t çiçek. üçer beþer senelik sekiz on bodur çamdan ibaret yapma bir orman-cýkta. Konuþurken kelimelerini þaþýracak kadar sýkýlýyordu. Pa . siz bu güzelliðinizle. Bahçeleri de. alaycýlýðý ile yeniden doðmuþtu. Mektebimizin teneffüs bahçesine bitiþik koca bir bað var. ben ken di alnýmýn teriyle kendimi ge-çindirmeyi daha iyi buldum. ders saati geldiðini bahene ederek alelacele yanýmýzdan çýktý. maðrur bir istihfafla yüzüne baktým. Fakat bunu anlatabilmek için on iki gün evvelki bir vakaya dönmeye mecburum. Horozdan kaçan insanlardan dünyada hoþlanmam.Tabii. ben birçok yüksek meclislere girdim. gülümsüyor: "Anlaþýlan biçarenin aklýnda bir noksan var!" diyordum. ehemmiyetsizliðini takdir eden mazlum. Hatta bir mektep hocasý olduðumu düþünerek: "Peki oðlum. gözümle gördüm!" diye beni mat etmek isted kit. halinde bir baþkalýk fark ediliyordu. mutlaka beni söyletmek istiyordu. Çalýþmak ayýp deðil. Hanýmefendi. Hülas hemmiyetsiz.. o vakit. Meðer bugün sadece azamet satmak. kuzu gibi olmuþlardý. mektep çocuklarýndan birinden kendisi i tememi söyledi. O vakit. Öteki iþçiler gibi yaþlý baþlý olmadýðý için yanýna yalaþamýnýma gelmeye cesaret etti. Hele elle lleri kadar nazik ve küçüktü. bu maskarayý öyle bozdum ki. armudu. fidan saksý ile sözüm ona yabana süslenmiþ. Fransýzca söylemeye baþlýyor. yüzünün esmer cildinde renkli bir þeffaflýk. ucuzluk var mýymýþ. biraz bekle. ben de yavaþ yavaþ hal imi bilen. kýþ nasýl olurmuþ. dedim. bir meslek mecburiyeti bildi. hanýmefendi.. Çocuklar. iptidaiye muallimesi mevk iine indim.Sizi iyice bir ailenin iyice bir çocuðu için isteseler ne dersiniz? . bütün haþarýlýðý. Bu i utangaç hem cesurdu. Bu pek terbiyeli olmadýðýný itiraf ettiðim hücumum üzerine kadýncaðýzý hafakanlar boðuyordu zadelerden biri. . suyu içerken ben. "Türkçe iyi anlatamýyorum" diye kurtulmak istiyo du. sakin. elmasý bol muymuþ? O. 294 Reþat Nuri Güntekin . Fakat bir tarafta mütemadiyen sualler. baþlarý dillerle çapa çapalýyorlardý.Haným kýzým. çýktým. aradaki çit duvarý sökt için iki bahçe hemen hemen bir gibi. Onun ÇALIKUÞU _____ 295 için çekinmedim. ama. Mesela. fakat simasýnda.O bir mürebbiye. Ben. ot. Kendi kendime: "Bu. ne söylerler? Sýk sýk geldiðimi görürlerse mutlaka sizden bir eklediðim fikrine düþerler" dedim.

Gençlik bu ya efedim. . bugün inatçýlýð yaparlarsa yapsýnlar. deðil mi? Ben.Bilâkis. bir asker te mennasý için kaldýrdýðý elini yarý yolda tekrar indirdi. güzelim? ihsan.Efendim. Fakat biçare kadýncaðýz. birdenbire ateþ almýþ gibi öyle bir de e elini çekmesi vardý ki. Mektepteki vakayý.Belki aklýnýza bir þey gelir.. hiç oralý lmuyor. baþýndaki alabros saçlara varýncaya kadar kýlýcý. bilâkis. öyle bir kýyafet ki. (Paþanýn büyük kýzý): . Maarif ordusunun küçük zabitlerinden.A! ihsan. bu aðaçlar içinde yine o fakir iþçi ile karþý karþýya geliyordum. fa da elimdeki eldiveni gördü. bugün güneþ gibi parlak. Bu biçare eldivenden.Feride Haným. tabii buralýlar gibi bunu bir hakaret saymayýz deðil mi . niçin? Bunu dah anlayacaðým. Fakat ben. zabitlerden bazýlarý size mektepten gelirken tesadüf etmiþler. Amcazade ve süt kardeþim Ihsa n'ý size takdim etmemde bir mahzur görmezsiniz.. öyle bir duruþ. maskara edilnýiþ bir biçare aðaçlar içinde gördüðüm þeyin ehayyir etiðini anlatmak için bu kadar tafsilat kâfi. arkadaþlarýy hse girmiþ. Hayretle dudaklarýmý bükmekten kendimi alamadým: . bu Muallime Haným'la görüþürüm O gün. bahse girmiþ: "Mutlaka bir çaresini bulur. yakasý sýlý her þeyi pýrýl pýrýl parlayan bir erkânýharp yüzbaþýsý idi. Herhalde. ihsan Bey'le görüþtüð bizden çok evvel yukarý gelmiþti. çok memnun olurum efendim.hçesindeki çam ormaný taklidinde.Ne münasebet efendim? Nerime Haným. sen nereden çýktýn?" ayret ederken sesine: "Vah vah! Yalan söylediðimiz ne kadar da belli oluyor!" der gi bi bir ahenk geliyor. besbelli a yle benden su istediðini hatýrlýyor. Zavallý Nerime Haným. cevap vermedim. Hülasa. Galiba. ik k. sakin ve cesur olmak lâzým. elimi tutmayý tercih etti. mahcubiyetini saklamak için gülüyordu: . bu gülünç "operakomik" dekoru içinde gülünç bir komedya oynayacaktýk. bu paþalar. ihsan. Bize mektepte. hiç fütursuz: . vücudu dik. Büyük Hanýmefendi'nin gizli bir iþareti üzerine solandaki-ler dýþarý çýktýlar. ince býyýklarýnýn altýnda. ehemmiyetli bir þeymiþ gibi senelerce özene bezene m ettikleri o mahut. ÇALIKUÞU 297 Biraz sonra Nerime Haným'la içeri giriyoduk. Size iþin doðrusunu söyleyeyim efendim. o þaþýrdý. Fotoðraf çektirir gibi. sürpriz yapmasýný çok seven insanlar. Biz istanbulluyuz. cüretkâr gözleri parlýyordu. þaþýrmýþ görünmeyeceðim. Nerime Haným. Sonra. Üç. dedim. o güzel ve cüretkâr sükûnunu muhafaza edemedi. Galiba. Fakat. muhcubane gözlerini indiriyordu. rolünü o kadar acemice oynuyor ki: "A! ihsan. Kadýncaðýz. sözlerinin yaptýðý soðuk tesiri pek iyi anlýyord Bugünkü garip komedyanýn son perdesini tekrar yukarý salonda oynadýk. tereddütle bana baktý ve dedi ki: . peri masalý güzel ve muhteþem görür de heyecanýndan bayýlmaz. O. zabite "hazýr ol" kumandasýný baþkalarý vermiþ. olur þeyler. yarý açý iþleri. Bütün simalar bunu gösteriyordu. Fakat benim de. "Selam merasimi"ni pek iyi bilmiyordu.Evet. Göz göze geldikçe zavallý delikanlý.. siz de bizim gibi istanbullusunuz. pek güzel olduðun zu söylemiþler. onun söz söylemesine meydan vermeden kendimi takdim ettim: . parmaklarý birbirine yapýþmýþ duruyordu. Yalnýz Nerim Hanýmefendi biraz tereddütten sonra söze baþladý: . Fakat bu sefer büsb kýyafetle.Feride Hanýmefendi. Tuhaf deðil mi? Ben. Hakký da yok mu ya? Küçük iptida birkaç gün evvel amele kýyafetinde gördüðü bir þahsý. benim utanmamý. Nerime Haným dedi ki: . üþenmeden amelelerden birinin elbisesini giyinmiþ. onu ilk defa görmüþ gibi konuþuyordum. niþanlan. bahsi kazanmýþ. Mamafih. düðmeleri. Evet. Sadece: . demek o da biliyordu. tabii Ihsan'ý tanýdýnýz. insan bey nleriyle kýlýcýný çekerek: "Hazýr ol!" kumandasýný vermesini bekliyor. akla sýðar þey mi? Evet. bu. Genç zabit. kaçýnmamý bekliyorla mu bozmadým.Feride Nizamettin. beþ dakika kadar hiç fütursuz konuþtum. dedim. Þimdilik hiçbir þey sezdirmemek. sen burada miydin? Nereden çýktýn ayol? diye hayret etti. bir saniyede anladým ki. 296 Reþat Nuri Güntekin Evet. kýzarýyor..

kimi isterse alabilir. Uzun etekleri karanlýklarda kaybolan bir beyaz ipek. yine tekrar ediyorum.ihsan Bey.Hanýmefendi. Ben Ihsan'ýn sütannesiyim. güzel ve deðerli bir genç. Duvara vurmuþ donuk bir ay ýþýðýna b aynada. Vakayý olduðu gibi yazýyorum. fakat aramýz da bir izdivaç ihtimalini aklýmdan. Hiç böyle þey olur mu. Feride Haným'ýn reddedeceðini aklýna bile getirmiyordu. dediðiniz gibi mükemmel gör r. Büyük Haným. Hafýz Kurban Efendi'nin kar sýnda düðünlere giderken giydiði gron çarþafý. haným kýzým? Ben. yabancý memlekette kocaya istenilmek bana bu dakikada garip bir mahzu nluk veriyordu. Malumatý da. Yorgun bir tavýrla annesine: . Soyunmadan evvel bir kere da ndimi seyretmek istedim. ilmem neden. Mamafih. Nerime Haným. Ah. fakat gayet kati birkaç sözle buna imkân olmadýðýný söyledim. Fakat. Size de. Sizi pek beðenmiþ. dedi.. güzelim? Zavallý çocuk. mutlaka. el .Ne kadar iyi! Hakikaten güzel. sevimli bir genç. ihsan Bey'e de bütün kalbimle teþekk im. Þimdi. fakat o. birdenbire þaþýrdý: . . çok güzel bir genç. bin kat daha isyan ettirici bir komedya. tahsili de iyidir: Terfian Beyrut'a tayin edildi. düðününüzü burada yaparýz.Niçin kýzým? Biraz evvel onu beðendiðinizi. çünkü ihsan. 298 Reþat Nuri Güntekin .. Bir ay izin alýrýz. adeta müteessir olmuþtu. boynunda dizi dizi beþibirlikleriy-le misafi . beni kandýrmak için birçok þeyler söyleyeceðini hiss azikâne. küçük bir sükût hüküm sürdü. ayný kendini beðenmiþlik. Hakikaten gülünecek bir vakaydý. birbirinin yüzüne baktýlar.. çok müteessir olacak. Paþanýn landosu beni evime býraktýðý vakit Munise.. kendimi hayal meyal seçebiliyordum. Mademki siz e onu beðendiniz inþallah mesut olursunuz. dedim. nefret ettiðim büyük düþmanýmýn ism Ç. bu dünkünden bin kat daha gülünç. yahut kalbimden geçirmiþ olsaydým. ÇALIKUÞU 299 . yine gayet sade: . hanýmefendi. Nerime Haným'ýn. Feride Haným kýzým. O: . Demin size arkadaþlarýyla bir bahse tutuþtuðunu söylemek lâz geldi. bir türlü akýllarýna getirm istemiyorlar. e bi elimde büyüttüm.Abacýðým! Ondan imdat ister gibi ellerimi uzattým. bizim aþaðý misafir odasý. kýzým! iþimizi kolaylaþtýrdýn dedi. çok müteessir olacak.Feride Haným! Herhalde kati cevabýnýz bu olmayacak.Allah senden razý olsun. on gündür öyle telaþ içinde ki: "Ölür m. komþudaydý. Bizim de bir kalbimiz ol duðunu. bu bahsi uzatacaðýný. Sonra. Lacivert kýs elbisem bana beyaz gibi göründü. Fakat mümkün deðil. iyiden iyiye kararmýþtý. hem memnun oluyorl ardý. yine tekrar ediyorum ki. neþem gibi hüznümden de renk vermedim: . Ihsan'a söyle. akýllý uslusunuz.Hanýmefendi. bu erkekler! Hepsinde ayný gurur. bir genç kýz için biraz fazla serbestlik olmaz mýy Ana kýz.Evet. Sahne. o a beraber Beyrut'a gidersiniz. fakat dudaklarýmdan yanlýþlýkla baþka bir isim. alacaðým!" diyor. güzel bulduðunuzu söylediniz ya! Gülerek ceva m: . Oda. Sizi Allah'ýn emriyle Ýhsan'a istiyorum. Bu sözlerime hem hayret ediyorlar. Bilmem nasýl bir ýþýk oyunu oldu.Kuzum anne. Ana kýz. "Munise" diye300 Reþat Nuri Güntekin çektim. sizi istiyor.Çok iyi bir genç görünüyor.Ihsan'ý nasýl buldunuz. bu cariyeniz için büyük þeref. iþin buraya geleceðini daha evvelden hissetmiþtim. 6 Mayýs Bu hafta benim kýsmetim açýldý. genç kýzlarla doðrudan doðruya konuþmak olmaz ama. bizim de "mutlaka" isteyecek bir þeyimiz olabileceðini. benim dilim varmayacak. Dünkü vakanýn sýcaðý sýcaðýna bugün bir komedyaya daha kahr .Yüzü de güzeldir. ihsan Bey. tekrar birbirlerine baktýlar. . Gitmek için müsaade Nerime Haným. Bu dakikada Munise odaya girdi: . bu meziyetlerini açý n açýða söyleyebilir miydim efendim? Bu. Birdenbire ellerimi yüzüme kapadým.

tabii hoþuma gidiyor. 15 Mayýs Bu akþam. Onu dedikodudan. çatkýn bir çehreyle þu sözle . Fakat ben biliyorum. elinden almýþ. böyle bir þeye imkân yok. haydi gönlün rahat etsin.O halde. Fakat bir kusurunuz var: Ken dinizi hâlâ istanbul'da sanýyorsunuz. sizde 302 Reþat Nuri Güntekin nazarý dikkati celp etti. Ben: . o hanýmý al. birdenbire þaþaladým: . Mesela. ucuna bir de kurdele paraçasý takmýþsýnýz. mektep tatilinde Müdire Haným. bana görücü geldiniz? O.Bu Kurban Efendi sizi býrakýrsa. onun için size bir analýk. Dünyada. bunlardan birisi: "Ben duvardaki siyah taþa Gülbeþeker'in elini düðünü gördüm.Nasýl. Ben.. maateessüf. kapýcý Mehmet Aða. ciddiyet ve hayretinizden memnunum. ablalýk vazifesi yapmak istedim. yüzüme bakmadan tereddütle devam ediyordu: . kadýnlar epeyce süslü olarak gezebiliyo rlar. Bir gün. belki farkýnda deðilsiniz.Galiba teklifli bir yere misafir gideceksiniz..Feride Haným kýzým. bana acý! . fakat cidden iyi bir çocuksunuz. gençliðiniz. böyle hiç renk vermeden þaka etmesi. diye meþhur bir söz vardýr kýz güzel. bu memleket o kadar kapalý bir yer deðil. siz bana görücü mü geliyorsunuz? . deðil mi Gülbeþeker'den niþan aldým!" diye a ndiriyor muþ.Evet. kardeþlerini almak için. Fakat. diyor. Ben: . sizi almak için beni boþamaya kalktý. mektep kapýsýna gelen peder ve ne kadar çok olduðuna dikkat ediyor musunuz? Siz. Bu kadar saf bir kadýnýn. Ç.Nereden bildiniz? Ben. isyan ettirici bir saffetle: . bilâkis gözlerinde yaþlar var! O: . Sonra.. kahkah larla gülüyordum. daha sair lekelerden korumak bizim için en büyük vazif edir.Evet. beni alabileceðinden emin mi? O. Muallimlerimiz de hakeza. Ben. dualar ediyor ve perde kapanýyor. beni odasýna çaðýrdý. ya "Ziyaný yok. hem yalnýz bir taze olduðunuz için kendinizi biraz daya iyi korumanýz lâzým gelirdi albuki bazý ihtiyatsýzlýklarýnýz oldu.Mektep. artýk insan sarrafý oldu . baþkalarý için tabii görülen bir þey. Güzellik baþa beladýr.Öyle ya! Tam elli beþibiryerde vermeye razýyým. fakir tal ebelerimizden birinin saçlarýný örmüþsünüz. Bilm . Akþam üstü kýzlarýný. Çünkü. hemþireceðim. burada. kasabada gizliden gizliye bir dedikodu baþladý. kýzým. Konuþmaya baþlýyoruz. Öyle ki. hizmetinizi ederim!" dedim.Ne kadar süslüsünüz bugün. Benim için mi? O: . O: . cami gibi mukaddes bir yerd ir. iftiradan. hemþireceðim! Ben: . Biz. güzel güzel geçiniriz. çocuklarýndan ziyade sizi görebilmek için geliyorlar. tuhaf bir haber verdi: Evvelki gece. saf gözlerinde saf bir hayretle: . hiçbir þey bilme m gibi otururum ama. Birisi tecrübesiz. Öyle deðil mi? Halbuki bu münasebetsiz dedikodular mektebe de.Hayýr.Zavallý komþum. efendi size göz koymuþ. halinde bir tuhaflýk var. me tebin kapýsýnda durmuþlar.Hemþireceðim. kahvedeki esnaf tan tutunuz da. Dün.or. Onlar.Kimin için? O. Bunlardan ne hakla ve niçin size bahsettiðim meselesine gelince. Biz. sokakta çocuða para vererek kurdeleyi. buna da iki sebep v ar kýzým. güzelliðiniz. sizin yemeðini ririm. her þeyi haber alýrým. gözleri aðlamýþ gibi. Öyle deðil mi? Müdire. Yalvardým. her rast geldiðiniz erke du. idadi mektebindeki büyük talebelere varýncaya kadar sizi uzaktan tanýmay an. Fakat o. söz getir meye baþladý. Kabahat demiyorum. Allah hakký için þu Hacer-i Esvedi bir öpelim!" diye nutuk vermiþ. hemþire sizin için. Þimdi ara sýra kýyor: "Bana artýk paþalar paþasý demelisiniz. Görüyorsu . Mamafih. Kuzum kar-þedeþim. sizden bahsetmeyen yokmuþ. sade ihtiy Mesela. çapkýn bir mülazým. dünyanýn en sade bir þeyinden bahseder gibi: ÇALIKUÞU 301 .Bizim efendi için. Ben gayri ihtiyari eðlenerek: . meyhaneden dönen sarhoþlar. kýþladaki zabitlerden. mektebin menfaati meselesi var. mahsus size geldim. Ben: . gülmüyor. tek beni boþama. kýzým. Telaþ etmeyiniz kýzým. Biçare kadýn.

Halbuki bu yetmiyomuþ gibi. asýl sebebi söylememek. acaba kimi?" yolunda dedikodular meydan aldý. Müdire bir þey söylemeden düþünüyordu.yine eskisi gibi gülüyorum. bir tedbirsizlik daha yapmýþsýnýz. kuþlara su verirken. "asi" deyiniz. iþ görürken. sonra da bu kadar iyi bir kýsme reddetmeniz nazarý dikkati çekti: "Mademki ihsan Beyi istemedi. Gözlerimin dolduðunu göstermemek için pencereye dönd uçuk mavi semasý içinde. güftesiyle nasýl aklýmda tutmuþt den sonra. güzelce. "Elin den iþ gelmiyor. 304 Reþat Nuri Güntekin Ne vakte kadar Yarabbi. genç bir adamla görüþmeniz. yine Munise ile hamal çocuklarý gibi al alta. [ sendedir" diye bir þarký söylemiþti. durup dururken yavaþ yavaþ bu þarkýyý söylemeye baþ-1 ladým. pencerem-1 den görünen deniz parçasýný seyrede þarký. dudaklarý-' ÇALIKUÞU 305 mm ucuna geliyor. Bu adi þarký parçasýnýn ne güftesinde. Bir parça tereddütle . Müdire Haným. gittikçe incelip mahzunlaþan . kulaðýmda Çeçen arabalarýnýn o ince yanýk sesli ç . sükûtumdan þüpheleniyordu. Bu sözleri cevap vermeden. ne bestesinde aðlan yok. Þimdilik kendimi unutturmaya çal hiç sokaða çýkmýyorum. Kendim de yavaþ yavaþ farkýna varýyorum. Hanýmefendinin teklifini kabul etmiþ olsaydýnýz. Bu memlekete acýyorum.. benim itiraz v e isyanýmdan korkan müdi-re.. düþüne düþüne: . Yanýk ses-1 li bir yolcu sularýn karanlýðýna dedir avare gönlüm. 20 Haziran Mektepte Nazmiye isminde bir arkadaþým vardý. Bana söz söylerken gözlerimi kapýyorum. ne derseniz deyiniz. Yalnýz. sadece Feride deyin. hakkýnda bazý ufa k tefek dedikodular iþitiyorum. Lütfen baþka bir bahane bulunuz: "idaresiz" deyiniz. Dedim ya. þimdi bilakis. fakat ne yapayým? Siz artýk idareye yazarsýnýz. hiçbir hareket yapmadan dinlemiþtim. bu daðlardan. güzel ut çalýyor. bunun için kibar aileler el üstünde tutu gece bir yere davet ediyorlar. þen r kýz. ihtimal.r ne kendiniz için. cahil" deyiniz. Gurbet kokusu! Bu kokuyu bütü uyla koklamayanlar için ne manasýz bir söz! Hayalimde yollar. fakat arzumu reddetmedi. Evvela. eyl evvel baþka bir yere nakletmeye imkân olmadýðýný söyledi. sinir. bu dedik an gözleri korktu. Yine kuþlara ýslýk çalýyorum. Kozyataðý'nýn bahçesinde -Ne münasebetsiz sözler söylüyorum? Galiba bende sinir hastalýðý b de bir kararsýzlýk var.Kuzum hanýmcýðým. C. bir baþkasýný seviy or. ne mektep için hiç hoþa gide- ÇALIKUÞU 303 çek þeyler deðil. bitip tükenmez gurbet yollarý uzanýyor. Muallim arkadaþlarý onu pek sevmezler.. olmaz mý? dedim. insan bir muamma? Bir kere iþitti-1 ðim bu þarkýyý.. Bunu o gece iþitmemle unutmam bir olmuþtu. siz e hatýrým kalmaz. bestesiyle. Komþularým da artýk beni eskisi gibi aramýyorlar. dedim. Tatilin bu uzun aylarýnda onlar gibi mahpus kaldým. Aylardan l sonra. gayet tatlý söz söylüyor. Yalnýz: "Þehirde dile düþtüðü için istemiyorum!" demeyiniz. bahçemdeki çiçeklerin açmaya b adýðý bir nisan gününde. Hele se le benziyor ki geçen gün..Sözlerinizin hepsi doðru Müdire Haným. üst üste boðuþuyoruz. Dün akþamüstü: "Sendedir avere gönlüm sendedir" diye son mýsraý tekrar ed hiç sebepsiz aðlamaya baþladým. Abdürahim inde Yüzbaþý ihsan Bey'le konuþmuþsunuz.. bana hocaným demeyin. demek. Müdire Haným. Fakat. ara sýra teyzeme benzeyen bir büyük hanýmla konuþuyorum. yine gurbet kokusu almaya baþlýyordu.Bunlara ne dersiniz. yahut da kýskanýyorlar.. Fakat hüznüm gibi neþemin de kar sýðmýyor. b r beis görülmeyebilirdi. ne bileyim? . Bu iþte bana edeceðiniz en büyük insaniyet ve m et. Komþum. utana utana ondan bir þey istedim: . biraz açýk giyinmesini hoþ görmüyorlar. ince ince tüten dumanlara benzeyen karþý daðlarý seyretmeye baþlad Çalýkuþu. ne vakte kadar? Niçin? Hangi emele yetiþmek için? Ç. Bir daha bu þarkýyý söylemeyeceðim. bir parça þaþýrdý. Yirmi dört yirmi beþ yaþlarýnda. Buraya gelirken gece vapurda uykum kaçmýþtý. ihtimal. bir sebep göstererek be i baþka bir yere göndermelerini istersiniz. 5 Haziran Kuþlarýmýn ahi tuttu. Feride Haným? diye sordu. Hafifçe içimi çektim..

münasebetlerini gizli tutuyorlar. Gözlerimizde yaþlarla arabadan atladýk. Ne söylediðini bilmeyen bazý münasebetsizle vardýr ya. Feridun Bey'in teyzesi. Munise'yi nasýl evde yalnýz býrakayým? Bir mani mi var? diye sordum. Bir odada epeyce zaman beni Munise ile yalnýz býraktýlar. yukarýda da söy ledim ya. Bahçeler arasýnda. can sýkýntýsý. Nazmiye. Derdimiz eksik gibi niçin baþýmýza yeni bir sevda satýn Gittiðimiz köþk. gürültü ve ayak sesleri gelmeye baþladý.Evet. dedi. çarþafýmý çýkardý. Pencereden baþýmý uzatým. dayanamadým. Yolda bir sürüye tesadüf ettik. Gülbeþeker de ne Gülbeþeker! Sahiden insanýn yiy tutuþtuklarý kadar varmýþ. Sýk asma yapraklarý arasýnda hiçbir þey seçmek mümkün deðildi. . Bir aralýk çobandan onu satýn almayý düþündüm. Bahçeden karýþýk.Görüþtüðümüze memnun oldum. Nihayet. bir þey dikkatimi celp etmiþti. Ýnce boy-nuzlarýyla yalaðýn baþý ini iten keçi yavrularý Munise ile bana Mazlum'u hatýrlattý. Çok iyi bir çocukmuþ. Subaþý'nda ki baðýnda ziyafet veriyor. Nazmiye. Ev sahibi nde kocaman bir lamba ile içeri girdi. kimseye söylemememi tembih etti. Kapý açýldý. Fakat renk vermemek lâzým. yaþlý.Feride Haným sizi almaya geldim. Ýhtimal. O kadar dil döktü. Çalýkuþu . ne mani olacak? Daha iyi. Ben.Nazmiye'nin bir yüzbaþý niþanlýsý varmýþ. can sýkýntýsýndan bunalacaðým bir dakikada Nazmiye geldi: . elmas kýzým. hafif hafif çýðlýklar geliyor. Sen gitmezsen vallahi ben de g itmem. þiþman bir kadýn.Küçüðü de götürecek misin? demiþti. . Mahsus rica etti. merakýmýzý kaldýrdý. fazla bir teklifsizlikle ibi yanaklarýmý öperek: . Saçlarý sarýya boyalý. yapraklarla dan birisine girerek yarým saat. Etrafýný yüksek çardaklarýn yeþilliði sarmýþtý. çok þeytan bir kýz! Ýnsanýn altçenesinden girip. Ýki seneden beri dýþarýlardan çok þeyler gö Ne oldu. bunu bana. yüzünde tekerlek a yip bir þey! Bu kadýn. þakaðýnda laden. Bu gece Feridun'un teyzesine davetliyim. Dün evde. merdivenden doðru. sul r damlayan ince çenesini öptük. Fakat neye y ki yakýnda yine býrakýp gideceðiz. . artýk pek gözü kapalý bir kýz sayýlmazdým. nasýl bir gaflet dakikama geldi de Nazmiye'nin bu sözleri beni þüpheye düþürmedi? türlü bunu anlamýyordum. bir sýr g ibi söyledi.Tabii. hafifçe kaþlarýný çatmýþ: . üstçenesinden çýkýyor. faka l yerlerdi. .F 20 306 Reþat Nuri Güntekýn Fakat hepsine cevap buldu. Bazen onu evde býrakýyorsun da. kadýn erkek sesleri. fakat þimdiye kadar gece yatýsýna gitmedim ki. Buralarý ne tenha. Fakat bu niþanlýnýn ailesi ine rýza göstermediðinden.. gözlerinin sitemli bir bakýþýyla: . Nazmiye. Munise'yi giydirmek isteðim vakit Nazmiye. Fena halde bozuldum. içim içime sýðmýyordu. ucu bucaðý görünmeyen bir baðýn orta- ÇALIKUÞU 30? sýnda eski bir bina idi. Ýhtiyar bir çoban. Küçük bir talika arabasý bizi derenin öbür kýyýsýna geçirdi. Yalnýz. üç çeyrek uzakta bir baða götürdü. Ben gitmemek için birçok bahaneler gösteriyordum. Küçükle þakalaþarak kendimi oyalamaya çalýþ zli bir kurt düþmüþtü. o kadar yalvardý ki. Sonra. süsünü doðrusu gözüm tutmadý. adýna bu kadar fantezi yakýþmaz. bir keçi yavurusu yakalayarak uzun kulaklarýný.Hayýr. Zannediyorum ki. Çardýðý örten sýk de akþamýn pembe yaldýzý yavaþ yavaþ sönüyordu. açýk hava ihtiyacý beni iyiden iyiye bunaltmýþtý. bizi üst katta bir odaya aldý. Güneþ batmýþtý. Zaten benim bahanelerim de çocukça þeylerdi ki.. bir bostan kuyusunun tahta tulumbasýný çekerek taþ bir yalakta koyunlarýný suluyordu. sana niþanl receðim. Elbisesini. onlardan olacak. bozuk bir akort edildiði iþitiliyordu. Sizi tanýmadýðý halde gözlerinizden öptü. arzusunu kabul ettim.Niþanlýmýn teyzesi niçin senin yabancýn olsun? Hem baþka bir fikrim daha var. kahkahalar. zevkimi takdir edeceksin.

arkadaþým. Baþým açýktý. Bu gezinmelerden birinde binbaþýnýn önümde durduðunu. Burhanettin Bey. meþhur Solakzadelerin küçük mah Solakzadelerin bu küçük beyi hemen kýrk beþi aþkýn bir zattý. Nazik bir baþ iþaretiyle uzaktan selam verd i. Feride Haným. nefesimi daraltýyordu. Binbaþý ama bildiðiniz binbaþýlardan deðil. Bu. fazla kaçýnmak için sebep yoktu. söylenen sözleri bile anlamaya mamýþtý. bunu bir gazel. .Efendim.Inayeten kabul buyurmaz mýsýnýz. Saçlarýyla býyýklarýnýn bir k adý olduðu halinden belliydi. sallaya llaya. inceli birçok sesle söylediði þarkýlar takip etti. Talihime iki sevdiðimin isimleri de birbi ine yakýn düþtü. gittikçe daha ziyade birbirlerine so kuluyorlardý. Yarým saatten ziyade bir zaman bu odada beraber oturduk. duruþu.Feridun Bey. masanýn üstüne þiþeler. peder merhum emlaki içinde en ziyade bu baðý severdi. söz söyleyiþi Feridun'dan büsbütün baþka id beyaz saçlarý. iki yaba de. tabaklarla dolu bir tepsi býrakmýþtý. Bunlarýn üstünde burma býyýklý. Evet. Þuradan. Elimi. âlemimize þeref verdiniz. Efendim. Hiçbir þe r þey duymuyor. biraz tereddütle odaya girmiþlerdi. Ýþte bu Feridun Bey kutularýnýn birinden fýrlamýþ gibiydi. çek kolun lahi! diyordu. ara sýra bize arkasýný çevirerek bu masanýn önünd . Bunlar çok adi ruhlu insanlardý. bir velinimeti takdim etsin: Binbaþý B urhanettin Bey. arkadaþýnýn bana verdiði korku ile karýþýk fena tesiri hemen hemen izale et biraz emniyet gelir gibi oldu.Müsaade ederseniz kulunuz da candan bir arkadaþý. sen ne kadar dýþarlýklý olmuþsun? Herhalde niþanlýmdan kaçacak deðilsin. Fakat. hafifçe eðildiðini gördüm: . Fakat bu Burhanet-tin Bey'in ne alakasý vardý? Hayretle Nazmiye'nin yüzüne bakarak cevap bekledim. utanmadan baþ baþa . sað olun.Elmas kýzým. Giyiniþi. yuvasýnda tecavüze uðramýþ bir hayvan yavrusunun idraksiz korkusuyla köþeme küçülüyordum. o. Nazmiye gülüyor: . Hakký vardý. ça filozasý gözünün üstüne kadar inen bir panayýr palikaryasý resmi vardý.. Kolumla saçlarýmý kapamak istedim. Bur elleri cebinde. hafifçe eðilerek: . seni ihmal ettim ama. Munise'yi e den tutarak dýþarý götürmüþtü. Yavaþ yavaþ onlara arkamý çevirdim. odanýn içinde dolaþýyor.. mahsus karanlýkta býraktým. dedi. Elindeki küçük bir kadehin 310 .sarsa sarsa sýkarak: . teklifsizce sert avucunun içine aldý. Nazmiye onlardan birini takdim etti: . küçükhaným? Hayretle gözlerimi kaldýrdým. sinemadaki o çirkin aþk sahnelerinden birini oynar gibi çekinmeden. bana bakmýyor. Ýhtiyar kadýn. bunlar çok adi ve fena insanlardý.Burhanettin bendeniz.. Bir kanepede yan yana oturan Nazmiye ile niþanlýsý. bana ne ÇALIKUÞU 309 kadar saadet geldiyse bu baðdan geldi!" demeyi mutat edinmiþti. teþekkür ve minnettarlýðýmýzý sunarýz. daha sonra kalýnlý. "Burasý uðurludur. Zihnim durmuþtu.Cicim. Biraz evvel þiþman haným. niþanlým. Kapýnýn dýþýnda gözüme uzun boylu iki zabit üniformasý 308 Reþat Nuri Gûntekin iliþti. Daha doðrusu konuþuyorlardý. Demir bir pençe kalbimi sýkýyor. merhumun bu sözlerini tam bir keramet gibi tesdik ettim. Aþaðýda bir keman taksimi yaptýlar. rkasýnda duran zabiti takdim etti. hesapça bir kompliman olacaktý. Zabitler. Bu dakikaya kadar bað sahibi sandýðým haným. lambanýn fitilini düzelterek. kolay ve seri söz söylüyordu. buradan konuþuyorduk . Tenezzülen teþrif ettiðini zi öðrenince. Çünkü bende konuþmaya deðil. mehtap gecelerinde bu bahçenin cennet gibi ol duðunu anlatýrken Nazmiye girdi. gayri ihtiyari çekindim. Güneþ batarken bu bahçeler lliðine doyum olmaz. gözlerini göz lerimden kaçýrmakta inat ediyordu. Küçüklüðümde büyükannem acayip bir kibrit kutusu alýrdý.

Binnaz Haným. 312 Reþat Nuri Güntekin Tanýmadýðým bir ses: . aðarmaya baþlamýþ saçlarý. sizi bekliyorlar. Baþýmla reddettim. Kamaþtýrýcý bir pýrýltý birdenbire gözleri ndan döktüðü ýþýk selleri içinde sendeleye sendeleye birkaç adým yürüdüm. nasýl isterse öyle hareket et. çehreler. Bu dakikada çýldýrýyordum. kollarýmla açýk boynumu saklamak oldu. Burhanettin Bey. öyle ya zevceleri. Bileklerimi Nazmiye'nin elinden kurtarmaya çalýþýyor. Burhanettin Bey'le yalnýz kalmak. Siz misafirlerin yanýna ininiz. erkek çehreleri.1111 g^^^Hlflflj^^^^^^Hl----n. bir adým geriden ben ip ediyordu. bulanýk kadýn. munis ve kibar çehresi bu dakikaya kadar bana m bir emniyet vermiþti. ilk hareketim. Bu sefer. Söz söylemek mümkün deðildi. Hafifçe çýrpýnmak. siz de bizim yiyeceðimizi buraya getiriniz. rica ederim.Reþat Nuri Güntekin içinde yakut kýrmýzý bir içki parlýyordu. onlarýn birbirine çarpacaðýný hissediy Burhanettin Bey: . dedi. Diþlerimi sýkmasam. Karanlýkta taþlýðýn nihayetinde bir kapý açýldý. avizelerin ak si. sonra. var kuvvetimi tolayarak: . Deðil mi. Küçüðüm: "Abacýðým" diye aðla saçlarýmý. Birçok gözler. diyebildim.Peki. istediðiniz gibi olsun. küçükhaným. yerimden kal mzumdan tuttu: . koltuðun kenarlarýna tutunarak köþeme um. beni burada býrakýnýz. Burhanettin Bey. Çalgýnýn uðultusu içinde sesler derinleþiyor. gelmezsen çok ayýp olur.Ferideciðim.Teþekkür ederim. hiçbir þey yok.Korkma kýzým. burada kendi evinde sayýlýr. Nazmiye yanýma yaklaþtý: . bulanýyor. Burhan Bey'in iki arkadaþý. Dünyanýn en nazik ve masum bir likörü. salona hudutsuz derinlikler veren endam aynalarý parlýyor. dedim. yaþasýn Gülbeþeker. daha ziyade eðildi. Sonr koptu. Feride Haným'ýn biraz rahatsýz olduðunu söyle iniz.Zararlý bir þey deðil.Elmas kýzým yemek vakti geldi. dýþarý çýkýn. sofrada birkaç misafirimiz var. ona baþýyla iþaret etti: . Misafirimi yalnýz býrakm amak benim vazifem. rahatsýzým.. Neydi bu baþýma gelen þey Yarabbi? Kendimi nasýl kurtaracaktým? Odadaki ýþýklar yavaþ yavaþ sönüyor. . karanlýk bir yolda koþan meþaleler gibi ta uzaklara gidiyordu. Feridun'la. Bu sözleri o þiþman kadýn söylemiþti. Bu odada. Odanýn yar aktýðýný hissediyordum. u arý gibi ta uzaklara haykýrýyordu: "Yaþasýn Burhanettin Bey.Dýþarý çýkýn. gözlerime çöken bu karanlýðýn içinde kývýlcýmlar uçuþu denizin uðultusu gibi geliyordu: . Biraz kendimi toplar gibi oldum: . Üstüm baþým sýrýlsýklam olmuþtu. düþünmeden yerimden fýrladým. Nazmi ye. beraber yemek yemek ! Ne yaptýðýmý bilmeden. Nazmiye ile niþanlýsý kol kola önümüzden iniyorlardý. rüyada görülmüþ gibi karýþýk. Mahsus n geldiler. Gülbeþeker * Gözlerimi açtýðým vakit kendimi Munise'nin kollarýnda buldum.Misafirimiz ne emreder. dedim. korkma.diye baðýrýyordu. vallahi yabancý deðil. Duvarlarda. zevceleri.istemem. fakat bir türlü sönmüyor. sýcak nefesi yüzüme dokunarak: . O.Israr etmeyiniz Burhanettin Bey. kolonyadan yanan gözlerimi öpüyordu. onlar dan bazýlarýnýn niþanlýlarý. Feride. Gayet yavaþ: . Nasýl isterse öy le yapsýn. ÇALIKUÞU 311 mek borcumuz.

ara sýra arabanýn penceresinden giriyor. Baþýmý. Müdire Haným'ýn evine gittiðim vakit güneþ yeni doðmuþtu. Sonra çenemi okþayarak. titreye titreye dün geceki vakayý anlattým. Razý olmazlars a gece vakti tek baþýma yola düþ-1 mekten çekinmeyeceðimi söyledim. yün latmalar. dedim. Hikâyenin sonunda boynumu büktüm. lerinden bir teselli cevabý dileyerek: . Hasta mýsýn? de Bu hanýmýn sakin ciddiyeti. kýzým? dedim.Ne var. annem gibi. Sadece ik-l ram etmek. Kendime geldikten sonra. yüzüme. o araba ile beni þehre götürme-1 lerini istedim. ÇALIKUÞU 313 Araba. umulmaz bir heyecan ve teessür uyandýrmýþtý. ben bu gece ne kadar aðladým. gözle-1 rimi kapadým.. kimsenin size karþý f ir niyeti yoktu. baþýný daha ziyade eðdi. Kolonyalar. bu yabancý memlekette ondan baþka derdimi anlatacak kimsem yok tu. Mamafih. biraz açýldýn mý? Aklým diyordu. üzüldüðünüz için sizden af rica ederim. yüzüne bakma ret edemiyordum. hiçbir þey tesir etmiyormuþ. Istanbul 'dal terbiye görmüþ. artýk fena bir kadýn mý sayýlýrým? Bu sual. hem de bir b gözyaþlarýný karanlýkta gizlemeye çalýþarak: Ellerini tuttum: .Munise. O zaman dikkat ettim. bileklerimi ovuþturuyor: "Feri-1 deciðim.Feride Haným.Hayýrdýr inþallah. siz bizi çok yanlýþ anladýnýz. Ne oldu.. hem de her vakýtki gibi bir müdire gözüyle.Müdire Haným. Çaresiz. müterreddit. çekine çekine bana yaklaþtý. Ýhti kadýn.. Baþýný arabanýn öbür penceresine dayayan Munise'nin derin derin içini çektiðini iþittim. sonra mesela birkaç gün evvel arkadaþlarýmýz-! dan biriyle konuþmakta s görmemiþ bir küçükhanýmýnj bu kadar vahþi tabiatlý olacaðýný nasýl tahmin ederdik? Tekrar ki. Baygýn kokulu iðde dallan. Sonra vazifem. Feride Haným. Kozyataðf ndaki köþkten kaçtýðým. olaðasý paltosunu giyerek arabacýnýn yanýna atladý. Bir köþede üþür gibi titreyerek büzülüy Yavaþ yavaþ baþýmda bir baþka gecenin hayali uyanýyordu. dedi. her zaman ceketinin önü açýk dura O da bana baktý. sonra yanýndakilere dönerek: . dedi. titr . bir yabancý gözüyle en ve anlayan bir anne gözüyle. sen uyumadýn mý? diye sordum. ince dað yollarýnýn karanlýklarýna dalmýþtý. razý oldular. sahiden çocukmuþ. Fakat bu saatte.Kirpiklerimin arasýndan bu sözü söyleyenin yüzüne baktým. yere diz çökmüþ. Yüzünü görmemek için baþýmý öte tarafa çevirdim.. emini olunuz ki. karanlýk yollara düþtüðüm gece. kaþlarýný çatýyordu. Ya . sabahýn bu saatind iþ gözlerim. bir bað eðlencesi göstermek istemiþtik.Abacýðým. Yarabbi! Düþmüþ bir kadýn gibi bu çocuktan utanýyor. Benden daha çok yaþamýþ. Allah i doðrusunu söyleyin. Yola çýktýðým vakit Burhanettin Bey. Ben n e olurum sonra abacýðým! Ah. biý þey söylemeden dinliyor. Benden çok fazla þeyler biliyorsunuz.Biçare. sýz benden yaþlýsýnýz. Þimdi ben. bu baygýnlýk bir çeyrekten l fazla devam etmiþ. sararmýþ yüzümle beni görünce þaþýrdý: 314 Reþat Nuri Güntekin . onun küçük dizlerine koydum. Seni niçin oraya çaðýrdýklarýný ir daha öyle yerlere gitmeyelim E mi? Ya sen? Allah esirgesin. þehirden getirmek için bir bað arabasý hazýrlatmýþlar. artýk ümit kesmeye baþlamýþlar. baþýma. Hiç bir noktasýný gizlemedim. Sonradan öðrendiðime göre. kýzým? Seni hiç böyle görmedim. Çenemden tutarak baþýmý kal dan gözlerimin içine baktý. küçüðüm aðlýyor. çatkýn çehresi beni daima biraz korkutmuþ. kalbimi açmaya mani uþtur. gözlerime dokun k beni rüyamdan uyandýrýyordu. yüzüme bakmaya cesaret e . Ne kadar korktum. daha çok anlaþmýþ büyük bir insan ýstýrabýyla baþýmý kollarýnýn iç . eve gidinceye kadar annesinin kucaðýnda aðlayan bir ço için için aðladým. size karþý bir fena niyet yoktu. mesleðim beni buna mecbur ediyordu. ne zillet ne sefalet. Nazmiye. Utuna utana. dizlerine koyduðum ellerimi elleriyle severek. Ýhtiyar kadýn. Cevap vermedi. müdirede. O kadar ki.

beri hiç vaziyetini deðiþtirmeyen uzun boylu bir yolcu. Haydi kýzým. Biri bir muallim arkadaþým. ileride geçireceðim yalnýzlýk ve hastalýk g -hediye mendillerinde kalmýþ kokular gibi. sonra. artýk Ç. bu yeni bulduðum ana sevgisi gönlümün içine daha fazla sinecek. yanýma geliyor. senin gibi masum.Sen bu halle artýk evine gidemezsin Feride. daha iyi himaye etmek mümkündür. Ben eþyan ile baraber Munise'yi buraya getiririm. . Prençýbeza Maryu vapuru. bu eli çevirerek. peçesi altýnda yüzünü görme iyet saydýðý bir genç kýzý koluna takarak bir iþret ve safahat âlemine götürmek. Yal nýz teyzeme benzeyen büyük- . Bildiklerimden kimseye veda etmedim.'nin. hatta oynayacak? ÇALIKUÞU 315 O Burhanettin Bey gibi azýlý mirasyediler. Fakat halsiz halsiz yastýðýn üstüne baþýmý býrakýyor. denizi. birçok aile çocuklar k için israf etmiþ bir ihtiyar çapkýndýr. Feride? Bir yerin aðrýyor mu. söy dinleyen. Fakat beyhude. alay beyinden. Mektebi onun þerrinden kurtarmak iç n müracaatlarda bulundum. Ýhtiyar kadýn.O halde izmir'e git. O Nazmiye! Kýz ben birçok þeyler biliyorum. güzel çocuklarý na sýl ele geçirecek? Feride. yuk arýda seni yatýracaðým. Seni daha kendime yakýn bulundurmak. . Güverte boþtu. Fakat dünya öyle bir dünya ki. babasýndan kalan serveti birçok biçare kadýnlarý iðfal etmek. kimsem yok. birçok has aþasýn Burhanettin Bey" diye baðýrtmak için bir þerefti. Hem artýk bu. kýzým? diye soruyordu. hasta deðildim. fena bir mahluktur. Gecenin rutubeti iliklerime iþlemiþ gibi titreyerek aþaðý indim. sana þunu da söylemeye mecburum ki. Onu yerinden oynatmak mümkün deðil Ç rrýfýndan. Yalnýz. tabur imamlarýna kadar hesapsýz hamileri var. Halbuki bu gece sular bana çaresi. Ah. beni þaþýrtmýþtý. Bu büyük yalnýzlýðýn kalbi vurur gibi ta derinlerden gelen sarsýntýlarýný dinleyerek e yazmaya baþladým. Bana öyle geliyor ki. Orada benim iki bildiðin var. 2 Temmuz Rüzgâra karþý mantoma burundum. avuçl dum. karda ölmekten kurtarýlmýþ bir kedi yavrusu gibi sok or. ben. Gi inceye kadar burada kalýrsýn. derin derin yaþayan.'nin kýzlarý gibi iki kalýn örgü ile r: . Bahusus. elini alnýma koyuyor. Ben gözlerimi açtýk r kadýn. daima gülen. taze. Bir t anesi de Maarif Baþkâtibi Sana bir mektup vereyim. bildikleri birçoðunu saklamak lâzým. bir ders bulmak için elinden gelen yardýmý esirgemez ümidindeyim. darýlan bir þey gibi tanýr ve severdim. Genç zabitlerin sokaklarda kýlýç þakýrdatarak yolunu beklediði. senin ihsan Bey'le konuþtuðunu da duymuþtu. beni iskeleye kadar getirdi. hafif bir göðüs geçirerek devam etti. caiz olmaz. senin bu kadar masum. güzelliðinden bahsettiði bir genç k nun için bir izzetinefis meselesi oldu. Nazmiye'ye müracaat ettile kim bilir. Her þeyi anlýyorum. ay batýncaya kadar yukarýda oturdum. 316 Reþat Nuri Güntekýn Müdirenin yukarýdaki odasýnda akþama kadar uyanýp uyanýp tekrar uyudum. a raban. Bu þefkat. kendimi daha fazla okþatýp sevdirir-sem. çok uðraþtým. Bir þeyim yoktu. tes ellisi olmayan büyük bir yalnýzlýk gibi göründü. sana tertipledikleri planý ben tamamýyla anlýyorum. iþte kýzým. Nazmiye. Yazýk. Feride? . bir parça uyu. kollarýný demir parmaklýða dayýyor karþý ýslýkla mahzun havalar çalýyordu. kýzým! Mamafih. Vakanýn bir ik e kadar bütün þehirde duyulacaðý muhakkak. saçlarýmý okþayan ellerine korka korka yanaðýmý sürüyor. ne vaat ederek sana bu oyunu oynadýlar? Bu kadarla kurtulduðuna yine þükret.Hasta mýsýn. temiz bir kýz olduðunu bugüne kadar anlamamýþtým. Nazmiye buradan giderse kibar hanýmlara kim dalkavukluk edeeek? Büyük memurlarýn gizli gizli yaptýklarý gec eðlenclerinde kim ut çalacak. Bu Burhanet tin Bey. Yaðmurda. Ben.ek kelimelerle þunlarý söyledi: .bana bir teselli olacak.Müdire Haným. * Bugün müdirem. Munise kamaranýn ranzasýnd yuyor. bildiðin var mý. Ýlk varupla buradan gitmelisin? Gidecek yerin. küçü anýyordum.Feride. Bütün Ç. artýk burada kalamazsýn. saf.

dedim. Bu esn ada ihsan kapýdan girdi. Seherden sana ne? ta uzaklarda uykuya ve daha baþka þeylere kanmýþ "sarý çiçek"lerin mesut gözlerini açacakl tir. öyle pek titiz bir adam deðildi ama. Bu ihsan. Kuþlar. baþlarýný kanatlarý içine gizleyerek geçirdikleri gecelerde saba r bu kafesi düþünüyorlar. Onlarý müdireye ema yemlerini. Evvela k nazik konuþuyorlardý. Birkaç kiþi hemen üstlerine atýlmasaydý. Bunlardan iki zabit arasýnda þöy bir konuþmaya kulak misafiri oldum: Genç. Burada da kuþlarýmdan ayrýlmak lâzým geldi.Bizlerden birimiz bu iþi yapsaydýk. Bilmeden zavallýyý felakete sürüklemiþ oldum. açýk havay arý zaman bir dal üstünde. B. . daha sevap olur . Burhanettin bilardo oynuyordu. Kafesten kaçýncaya kadar türl içinde çýrpýnýyorlar. akýlsýz mahluklar. ben de sizin gibi zannederdim. yahut edersem de sizi t anýmamýþ gibi görünmek lâzým gelecek. Kamaramýn açýk pence ttým. Öyle ya dört gün evvel gitsey u hal baþýna gelmeyecekti. ihtiyar kadýn. . Ben. Müdire Haným. * Vapurda. kendi elinle azat et. konuþa konuþa yanýmdan uzaklaþmýþlardý. b ilmem nasýl oldu? Sen vakanýn tafsilatýný biliyor musun? .Ben gözümle gördüm. Bilmem aralarýnda ne geçti? Birdenbire Ihsan'ýn bir adým gerilediði Burhan Bey'e müthiþ bir tokat indirdiði gördüm. Dün Belediye gazinosunda idik.Karýsýnýn yeðeni ve sütoðlu. Þu ordudan politikayý çýkaramadýlar gitti. artýk fikrimi deðiþtird m. zorla.Hayýr. yaþlýsýna dedi ki: .Feride. küçük gözlerini pencerelerin aydýnlýðýna dikerek hasret çekiyorla feslerde alýkoymah Müdire Haným. Divanýharp yarýn Ýhsan'ýn muhakemesine baþlýyor. mademki onlarý bu kadar seviyorsun. Burhan'ý bilmez miyiz? Zabitler. rovelverine davranmak istedi. Paþa'nýn bi r þeyi oluyor. Fakat. hâlâ çaldýðý mahzun havalara devam ediyor. Kimden olduðunu bile söylememek inceliðini gösterdiðiniz bu gülle terimde. Fakat ihsan zannederim. Fak ihsan daha evvel kendi silahýný çekmiþti. . muhakka ecekti. Biraz evvel ihtiyar bir sandalcýnýn kamar irip býraktýðý gül demetinin kimden geldiðini þimdi anlýyordum. bu.'den binmiþ birkaç yolcu vardý. benimle beraber Ç. Denizde. Çalýkuþu. haydi yat artýk.'de Mazlum'u býrakmýþtým. hayatta belki bir daha size tesadüf edemeyeceðim. Bu kadar ehemmiyetsiz bir þey için aðlanýr mý? dedi. yine bir kadýn meselesi olacak. binbaþýyý bir köþeye çekerek bir þeyler söylemeye baþladý. . sularýný unutmayacaðýna söz verdirdim. öyle sanýyorum ki.Vallahi bana kalýrsa. ihsan Bey. Fakat benim için divanýharp karþýsýna çýkmaya hazýrla andýðýnýzý unutmayacaðým. halimiz yamandý. ne istediðini bilmeyen zavallý. o kimsesiz yolcu. Mahzun mahzun gülümsedim: . ÇALIKUÞU 319 Dýþarýda. 318 Reþat Nuri Güntekin Yaþlýsý: . sen anlaþýlmaz bir çocuksun. hatýranýzý da.Hakikaten esef edilecek bir vaka. en temiz bir þey gibi kalbimde saklayacaðým. dedim.ÇALIKUÞU 317 hanýma uðradým. bu biçareler her þeye raðmen kafeslerine alýþýyorlar.çenemi okþadý: . gece ve yorgunluk zavallý gözlerini aðrýtýyor. sanýr mýsýnýz ki.Kendi söyleyiþlerine göre politika kavgasý. dýþarýda daha fazla bahtiyar olacaklar? Hay k. gözlerimi kapayarak son bir defa "Feride" diye adýmý söylemesini dinledim. Fakat. sularýn içinde kaynýyor gibi görünen berrak bir seher baþlýyor. . Müdire dedi ki: -Feride.insan Bey dört gün evvel hareket edecekti. Birkaç gün bekle de Beyrut'a kadar beraber gidelim. zorla. Binbaþý.

dedim.. Tabii hanýmýn iþine gelmez. Bu nutuk. ahkahalarla güldü.'deki müd n beni tavsiye ettiði adam.Yorulmayýnýz beyefendi. eðlenÇALIKUÞU 323 mek için elini kömür tozuna sokmuþ da bu yüzü þöyle karmakarýþýk karalayývermiþ. beyefendi. yakalý etmediðine hayret edilirdi..Kýzým.'deki o uyur gibi oturan. ne o tasavvura sýðmaz çirkinlikti Yar abim! Yüzüne bakarken kahkahalarla gülmemek için dudaklarýmý ýsýrýyordum.Ne yaparsýn kýzým? idarenin icaplarý. All en gelmeden sakýn imtihan baþlamasýn ha. iþlerim iyi gitmiyor. idare birçok himmet ve mas rafý ihtiyar ederek yeni bir mektep vücuda getirdi.321 DÖRDÜNCÜ KISIM îzmýr. Yarýn imtihan var. . onu da kaybedersem. ekim öyle oldu. benim gibi genç bir muallimi n himmet ve fedakârlýðýna muhtaç deðil mi? Mersi. Öyle kirli bir esmerlik ki. beni bittabi tanýmadý: "Birkaç g uðrayýn da bakalým. insan.Evet. Maarif müdürlerinin odalar a misafir eksik olmuyor.veren dan birini nihayet yakalamýþtým. "Birkaç gün" onun lisanýnda bir iki ay demekti. Beya e ta dudaklarýnýn ucuna sarkan bir acayip burun. diye baþladý. Çalýkuþu . Yara gibi kýrmýzý. Zaten cariyeniz B. Ya rýn. Çaresiz kendi kendime Maarif Müdürlüðü'ne gittim. bakma ktan ziyade uyumak için yarattýðý o güzelim mahmur gözler. gayet filozof bir tavýrla: . Bu lütfunuzu bir kere B. hiç kýzmadý. ben gelmeden bir ay evvel hastalanmýþ.'de Ze ler'e giderken görmüþtüm. ya esmer olur. fakat bugün cidden münhalim yok. Müdür. Sen gitme. Sanki birisi. Fakat tuhaf deðil mi? O. gülerek sözünü aðzýndan aldým: . Ona güzel bir ders verecek. Bu Reþit Bey. altý ay tebdilihavayl a istanbul'a gitmiþ. Ç. burada da fmdýkkurdu Þiddetle döndüm. Hele öyle avurtlarý var ki. 20 Eylül UÇ aya yakýn bir zamandan beri izmir'deyim. Yalnýz Rüþtiye'nin Fransýz muallimliði var. buraya iki saatlik bir mesafede bir nahiye mektebi var. o gitmesin.F 21 322 Reþat Nuri Guntekin Tabii ben.'de Darülmualimat Fransýzca muallýmes iydi. bilmem ne olacaðým7 Düþünmeye bile cesaret edemiyorum. Abuhavasý latif. Müdür. Son bir ümidim kaldý.Ay. ne çýkar? Ben de zaten imtihanda bulunacaðým. beni Zeyniler'e gönderdiði vakit verdiði nutkun ayný idi. hürmetle cevap verdi: . Bugün tekrar uðramýþtým. Karþýma kim çýksa be . Köþedeki koltuktan çatlak bir ses geldi: . ya beyaz deðil mi? Bu beyefendinin yüzünde yeni kapanmýþ yaralarýn na ik beyazýndan kömür karasýna kadar bin çeþit renk vardý. Yalnýz. sizin yerine ben söyleyeyim. Lütfen bir parça iltifat gösterdi. bunlarý söylerken kovulmayý göze almýþtým. . . manz arasý ferahfeza. Bana türlü isimler -hem de inatlarýna böyle tatlý ve böcek isimlen. herhalde mühim bir adam olacak..Emredersiniz Reþit Beyefendi. fakat müsabaka ilan ettik. .. O halim masum sesiyle. tereddüt ediyordu: . bütün ötekilerinin acýsýný bu beyden çýkaracaktým. bir þey buluruz" dedi. sayýklar gibi söyleyen battal zat deðil mi? Kudretin.Niçin gelmesin efendim? dedim.Pekâlâ küçükhanýmda imtihana girýverir. kirpiksiz gözkapaklarý içinde birbirine gayet yakýn iki þebek gözü. Fakat. görülecek þey. bu ne çýtýdýk çýtýdýk fmdýkkurdu böyle! Fmdýkkurdu mu? Benim Ýpekböceði ve Gülbeþeker'den zaten caným yanmýþ. Birdenbire deliliðim t uttu.

He halde kudret. maymunlarýn aðzýnda fýstýk falan sakladýklarý keseler vardýr. Kel imelerin Türçelerini bilmiyorum ki. Bu beye. Bence. doðrusu az þey deðil. Fakat yi bahane ederek kabul edemeyeceðimi anlattým. Anneciðimden kalan son r madalyon imdadýma yetiþti. Fransýzcamý beðendiðini.Haným kýzým. Mektubunda bahsettiði iþ. Kira vermek lâzým. Son bir teþebbüste bulunacaðým. Fransýzcasýný yazayým. Geç vakte kadar penceremden rýhtýmý ve denizi seyrettim. fakat kuþ kafesi g yer. kimsesiz kýzlarýnýn kalbi üstünde durmayý. Bugün onu karþý komþulardan birine verdim. kýzlarýnýn Fransýzca mualliml edi ki: . yüz güzelliðinden daha iyi bir þey. Munise'ye acýsýn. bunu sebep saymýyordu: . Kâtiplerden biri dedi ki: 324 Reþat Nuri Güntekin .ni. o lmaz mý? Bu. gönlünü söndürmekten baþ ki?. ben. Üç gün mühlet istedim. fakir teyze kýzlarýnýn hayatýný kýrmaktan. Maarif mekteplerinde sürün aksýnýz? KýzlarýÇALIKUÞU 325 ma Fransýzca dersi verirsiniz. Behemehal kazanacaðýmý ümit ettirecek bazý sözler söyl Allah. emriha-zýrlarýný. Bana birkaç sözle ettiði iyilik. niçin bu kad miyet verdiklerini þimdi anlýyorum. haksýz r kalbe tazmin etmiþ olacak. N çare ki. elbette ir altýn parçasý içinde yatmaya tercih ederler" diyorum. Resmi bir mu bulursam âlâ. Biçare fotoðraf. beni nezaketle kabul etti. Kalpsiz bir güzelliðin. kýzým. Bu yadigârý elden çýkarmak istemiyordum.Onun da baþýmýzýn üstünde yeri var. gönül güzelliði göz. Reþit Bey'i kýrmak doðru deðildi. Kocasýna sattýrarak sýný getirecek. 28 Eylül Reþit Bey'in. týpký onlar gibi. bu beyefendinin yüzünü yarattýktan sonra fazla ileri gittiðini görmüþ. Küçük bir çocuðun fakirhanemize ne yükü olur? Kati cevabýmý vermedim.Eðer Reþit Beyefendi istemiþ olsaydý. Size güzel bir oda veririz. þimdi çýplak kaldý. Pencerem. izmir. Herhalde benim muallimliðimden daha rahat ve kârlý iþ olacaktý. ben de ileri gidiyordum. izmir. yüzünün arkýyor. istikrar. K . fakat arkadaþlarýnýn bana ha tmelerine mani olamadýðýný söyledi. 25 Eylül Netice anlaþýldý. istismar istifa gibi sekiz. dediler. Reþit Bey. imtihaný kazanamadým. müsabakaya girdim. Karþýyaka'daki köþkünden dönüyorum. Fakat þifahi imtihan iyi oldu. hizmetçilik kabilinden bir þey addederdim. Olmazsa ne çare! Karþýyaka. Onun reyi hilafýna iþ görme addine düþmüþ! Herhalde bir fikri var. Bana bir iþ bulmuþ. on fiilin muzarilerini. Reþit Bey.. tahriren tasrif ediniz. çünkü içinde annemle babamýn evlen e çektirdikleri fotoðraf vardý. behemahal kazanýrdýnýz. bu beyin bana düþmanlýk ettiðini söylemiþti. Mamafih. Beraber oturur kalkarsýnýz. Ýzmir. izmir. Vaziyetim çok fena. Fakat bunun için de bi buldum. Saray gibi bir yer. adeta mürebbiyelikti. R Beyefendi benimle Fransýzca konuþtu. bütün körfezi görüyor. Tahriri imtihan fena gitti. Kendi kendime: "Annemle babam. Bu sözün doðru olmadýðý anlaþýl yacaðým. iki güne kadar aybaþý oluyor. Gösterdiði emniyet ve nezaket için teþekkür ettim. bu mesleði öteden beri sevmem. 22 Eylül Bugün. iktidarýnýz gibi hal ve tavrýnýz da hoþuma gitti. Görüþmek için Karþýyaka'da rifteki kâtip. 3 Ekim Munise ile bana köþkün üst katýnda denize karþý bir oda verdiler. Küçük. 27 Eylül Bugün Reþit Beyefendi'den bir tezreke aldým.

yavaþ yavaþ uyuyan bir çocuk gibi baþýný kayalarýn beyaz yastýðýna * Ben buraya bugün gelirken. (Fakat bunu yazmaya cesaret edemeyeceðim. Ýnþallah yine kendi evimiz olursa o vak dedim. muhteþem bir donanma aydýnlý anan Kordonu'yla görülecek þey.. Köþkün en büyük kusuru arý kovaný gibi iþlemesi. yüzüme hafif bir ay yordu. çok iyi hareket ettim. Munise. Bunun için gayet hýrçýn tabiatlý. geri çekilmek istedim. .. güzellikte beybabasýnýn bir eþi. Bilmem niçin. hayaletleri fark edilen kaya yýðýnlarýnýn üstü. kâh mahzun havalar çalýyorlar. . manasýz ve sevimsiz bir nç. Üçüncü kat merdivenin baþýnda bir erkek gölgesiyle ire ürktüm.. þirin.. mutlaka her misafire çýkmam için ýsrar ediyorlar.. iki ayýný da burada. Çocuk.babasmýn parasýný yemekle geçirirmiþ. her zamandan ziyade bana sokularak küçük küçük buselerle yüzümün her tarafýn Penceremi kaparken bir kere daha dýþarýya baktým. El.Munise. geç vakte kadar beni aþaðý salonda alýkoymuþlardý. dursun. Ha nýmefendi besbelli bu doktorun yüzüne baka baka çocuðu güzel oldu. Kolundan tuttum. F le Sabahat. yabancý deðil. Köþkün ihtiþamý biçarenin gözlerini kamaþtýrdý. Bir genç askeri doktor gelir giderdi.. kendi kendime öyle dedim ama. gitarla kâh þen. dedi. kulaðýna eðilerek: . diyeceksin? Ben de. nefesimi nefesleri. biz artýk baþkasýnýn evindeyiz çocuðum. havagazlarýnýn yeþil aydýnlýðýnda ar ilmeyen genç kafileleri piyasa ediyor. En büyük korkum hizmetçilerden. Mamafih. 7 Ekim Reþit Bey'in köþkünde hayat fena geçmiyor. Sana ne mi. ne bir hayat var. dudak dudaða gizli söyleþmeler. bunda Reþit Beyefendi'nin verdiði ehemmiyetin de -zannederim. önümdeki Karþýyaka rýhtýmý. biri ben yaþta. birbir lerini seven niþanlý çiftlerdir. Ne demek istediðimi anlamýþtý.r. Daha fenasý. birdenbire durdu. hiçbirisine iþ buyurmadým. hesap yanlýþ çýktý. çýktýðým basamaklardan be indirmeye uðraþtý. Yan pencereden birinden. Gecenin göðsüme basan. Odaya girdiðimiz vakit. Beni bu köþke bir küçükhamm gibi nezaketle kabul ettiler. Fakat doðrusu. güzel küçük yüzündeki sevinç sönmüþtü. Öyle olmasaydý. Bu çocuk.Korkmayýnýz.. Böyle olduðu halde bavulumu kendi elimle odama çýkarmama müsaade etmeyen. Kalfa hanýmlardan biri. baþlarý sevgililerinin boynunda. Bereket versin. Talebelerim. biri daha küçük iki i Ferhun-de. karanlýðýn bütün görünmeyen köþeleri...) Karþýyaka.. köþkü üç gün evvel býrakm 328 Reþat Nuri Güntekin çaktým. yumuk yumuk bir kýz. daha bunlarý anlayacak yaþta deðil. fenerler sönmüþ. Köþkün bundan daha büyük bir Reþit Beyefendi'nin büyük oðlu Cemil Bey.. Otuz yaþlarýnda kadar. öyle genç kýzlarýn dudaklarýndan geliyor ki. Üç gün evvel Ferhunde ile Sabahat. bir gün manalý manalý göz kýrptý: . beni ne kadar ince oynuma doladý. Denizden gelen fýsýltýlar.. Misafir. hep. Uzakta.. Onun için hürmet ediyorlar. hiç eksik olmuyor. dedi. beni daha ziyade eðlendirdi.tesiri var.. Onlar an sonra karanlýkta yukarý çýkýyorum. Burada ne güzel. Niçin hakikati saklama-lý.O vakitlerde rahmetli hanýmefendi hastaydý. þimdi kumsalýn bir kýsmýný boþ býrakarak ÇALIKUÞU 327 daha uzaklara çekilmiþ. Yalnýz onlar deðil. onu zorla e imden çekip alan ihtiyar kalfaya minnettar oldum. merdivenin yarýsýnda birdenbire eteðimi yakaladý. denize allý. Demin yukarý çýkarken. Kendi yüküm... yeþilli ziyalar akýtan bir g azinoda. evimizde her r etmek istedi. küçükhamm. gö onlarý gece denizleri gibi koyulaþmýþ yeþil gözlerinde. bu hafif aydýnlýkta yalnýz elbiselerinin siyah yahut beyaz lekelerini fark ettiðim insanlar. bana öyle geliyordu ki. bu iki ayýn son gün-lerindeyiz. Gece yarýsýna kadar tramvaylar iþliyor. hiçbir zaman bana að iþti. az çok onlarýn kapý yoldaþý deði kat ben. biraz sahil f enerler iyle oynaþan deniz bile. Cemil Bey'in sesi: . Küçük Sabah ir bebek gibi güzel. Senenin on ayýný Avrupa'da. yýldýzlarla donanmýþ bulut kümelerine benzeyen tepeleriyle. hep böyle görünmeyen sevgilerle dolu. ayak çekilmiþ.

Geçmek istedim. Bir gevezelik falan etmemden kor kmayýn. Cemil Bey.ya bu merdiven baþýnda birdenbire doðan pembe mehtap! Hangi mehta ba o kadar gönül alýcýdýr ki?! Cemil Bey.Feride Haným. elinde bir bardakla koþmuþ. Misafirlerden yaþlý bir hanýmefendi gülümseyerek: . gürültü etmeksizin yanýma inmiþti. birdenbire tanýmadým efendim. kendimi kaybet bire sandalyenin kenarýna oturmuþ. Yüzünü görmediðim halde pek telaþ ve heyecan hissediyordum. üstüme hafif bir baygýnlýk gelmiþ.. O. Hafif bir ýstýrap feryadýný zapt edemedim. bu zamanýn asabi. Maksadý hissetmiþtim. ÇALIKUÞU 329 .. s sýz býrakmamak için: . dedim. köþk misafirlerle doluydu. r Reþat Nuri Güntekin 330 "lý" Ertesi sabahý beklemek daha münasip deðil miydi? Tabii böyle. Hâlâ buradayým. az acýyan bir gözle bakýyordu. küçükhamm. yarýn sabah rasgele bir bahane ile çýkýp gideceðim. Sert bir sesle: . beni affediniz. pencereden mehtabý beklemeye çýktým. dedim. Reþit Bey. Bu hafif baygýnlýðýn sebebi baþkaydý. Yeni vaziyetimin beni mecbur ettiði mahcup nezaketle herk esin ayrý ayrý gönlünü almaya çalýþýrken. 11 Ekim . diye yalvaracaktým. tüylerimi ürpertti ve bana bütün cesareti i iade etti. Hepsi beni.Hayýr. yavaþ yavaþ. Merdivenbaþý dar olduðu için geçecek yol kalmýyordu. Fakat nereye? Ara dan üç gün geçtiði halde bu karar tatbik edilemedi. o gün. Onlara yalan söylemiþtim.Bir þey deðil. Herkes bana beðenen. misafirler telaþ etmiþlerdi. dedim. Çünkü geldiðim gece. saða doðru bir adým attý.. odama doðru y Bir elime çantayý. dudaklarýmdaki þaþkýn gülümsemeyi bile söndürmeye çalýþa belki daha az gözlerimi kapamýþtým. Sesi teessürlü titreyerek: . nazik küçükhanýmlarý. Karþýyaka. lodosun tesiri olacak.Nasýl deðil. Merdiven penceresinin yanýndaydýk. Beni aff ettiðinizi söylemek mürüvvetini esirgemeyiniz. dedi. Reþit Beyefendi ve küçükhaným yeni satýn alýnmýþ bir süs eþyasý gibi misafirlerine gösteriyorlardý. Ben buraya bir akþamüstü ortalýk kararýrken gelmiþtim. buna çanak tuttum. Bu gece ben dünyanýn en adi bir adamý gibi hareket ettim. ehemmiyeti yok. Fakat buna imkân yoktu. Bir merdiven parmaklýðýna sarýlmasaydým. bir yeriniz incindi mi? dedi. Konaðýnýzda bunlarýn vaziyetinden pek farklý olmaya ir vaziyeti kabul etmekle ben. Cemil Bey. birdenbire beni bileklerimden yakaladý. küçükhaným. hasta bir kýz sanýyorlardý. Bir par deðiþmesiyle gül gibi sararýp soluyorlar. meþakkate tahammülü olmayan bir küçükha-ným. . . Yapýlan terbiyesizlikten sonra bu soðuk edebiyat. sýcak nefesini yüzümde hissettim ve k uvvetle kendimi geriye attým. Buraya geldiðim o ümitsiz akþamda.Affedersiniz. Feride Haným. Bu hýçkýrýðý boðmak için mendilimle aðzýmý kapamak istedim lanan dudaðýmdan ince ince kan sýzdýðýný gördüm. þakalaþýr gibi ikimiz de gülerek bana zorla birkaç yud su içirmiþti. Sabahat. onlarý baþýmla tasdik ediyor. nazik. Fakat dudaklarýmdan boð r hýçkýrýktan baþka ses gelmedi. de yazmaya utandýðým þeyi artýk itiraf etmek zamaný geldi. evlatlýk kabilinden lara böyle muameleler yapmak âdettir. beyefendi. Çalýkuþu. Bir þey anlamamýþ gibi görünerek usulca kaçmak istiyordum.Mehtap zamaný deðil ki. . yalnýz beni býrakýnýz. Mamafih.Yaptýðýnýzda bir fevkalâdelik yoktur efendim. Ben. böyle zannettikleri için adeta minnettar oluyordum. Fena halde baþýmý çarpmýþtým. Ah. küçükhanýmlar. Kadýn hizmetçi.Feride Haným. ömründe ilk defa aç kalmýþtý. Açýk kalmýþ bir panjurdan giren hafif aydýnlýk içinde Ce de bu kaný görmüþtü. bir elime Munise'yi alarak kapýyý çekip gitmek kolay. dedi. efendim. Bunlarý söyledikten sonra telaþsýz ve lakayt bir tavýrla merdivenleri çýktým.Uykum kaçtý. aþaðýya kadar yu: va ktým.

Bu kýz. Nihayet. ÇALIKUÞU 333 Bu tafsilâtý. Feride Haným. bu kadar nazik bir gence vefa . aksi gibi yaðmur baþladý. karýsýnda ge ile dayak yermiþ. hiç olmazsa ömrün atlý gülmekle geçirir. içmeden kesilmiþ bu vefasýz kýzý beklemiþ. Fakat tam sokaða çýkacaðýmýz vakit. . Bir etajerin üstünde aile. hâlâ albümün içinde bana gülüyordu. hatta bunun için ismine Çalýkuþu derlermiþ.Hemen mektup yazýnýz. Bey. ben razýyým. irer birer köþelere çekilerek gizli gizli konuþtular. Arkamýzda çar zun mahzun salona döndük. ir türlü istememiþ. Hoca Efendi. Kâmran'ýn fotoðr * Sabahat. Ferhunde. dünyaya emredecek gibi görünen bu koca sakallý adam. Çalýkuþu. çok tatlý. Bu manzara. bir ine karýþan dalgalý saç kümeleri arasýndan baþýmý uzattým. Ben de onlar gibi hafif bir fery medim. memleketinin þivesiyle: "Tatlý canlarým gidi arýn!" diye baðýrmýþ. Her birisiyle öyle eðl r. Böyle baþ baþa gýdýklanmýþ gibi gülüþ lum. dedi.. Albümün yapraklan içinden gözlerime bakarak gülümseyen bu fotoðraf. gülmekten bayýlýyorduk. çok alaka ve hararetle arkadaþlarýna þu ilatý verdi: . gayet þýmarýk bir þeymiþ.. Mese rla dolu. bana döndü: . mebus. On beþ ile yirmi yaþ arasýnda dört küçükhaným.Bu bey. baþka saadet bulunmazsa bile. ih . Bu. Geçen ilkbaharda istanbul'dayken düðünleri oldu. Bunlardan bir ta esini çekerek masanýn baþýna geçti. þimdi münhaldir." diye haykýrýþtýlar. Ke ndini görseniz acaba bu fotoðraf bir þey mi? Bir gözleri. albümün üstüne. sandalla Bayraklý'ya g ÇALIKUÞU 331 dip gelecektik. heybetli bir paþa. sayfayý çevirmemesi için Sabahat'in elini tutuy or. bir gün vapurdan lý iskelesine çýkarken kaza ile denize düþmüþ. Ellerini sallayarak beni ardý.. görülecek þey! e daha tuhafýný söyleyeyim: Bu bey. arkadaþlarýný etrafýna toplayýp onlara fotoðraf gösterm ki fotoðraflarda deðil. Hiç dönmeye niyeti olsa. fakat dýþýrlýklý olduðu belli. hep bir aðýzdan: "Ah. arkamdaki piyanoya dayanarak hiçbir þey söylemeden. aylarca yemeden. ilk karýlarýný dý. bu fotoðrafý görürseniz. Akrabalarýndan kerliferli bir hanýmefendi. insan. dudaklarýný bükerek hocayý al alýyordu. o kadar güzeldi ki. teyzelerinden birinin kýzýný severmiþ. ne olursa olsun. yabancý memleketlere gitmiþ. evlenmelerine bir gün kala. Ferhun-de'ye: . Sabahat. dedim. hâlâ gülerek masanýn baþýndan ayrýldým. ne güzel.Feride Haným isterseniz sizi bu güzel zatla evlendirelim.Feride Haným. Onun karþýsýnda duran fotoðrafýný ise.Nafile. hiçbir hareket etmeden di lemiþtim. bir baþýna evden kaçmýþ. Münevver Teyzem'in zevcidir. Küçükhanýmlar bir parça piyano çaldýlar. benimle þaka etmeye çalýþýyordu: . sarýklý po hoca efendi kýyafetinde görünüyordu. þimdi mebusa lâyýk bir alafranga haným arýyor.Bugün Ferhunde ile Sabahat'in yine izmir'den misafirleri gelmiþti. mebus olduktan ak ve tek gözlükle çýkarmýþtý. güzel maskaralýklar tti. Reþit Bey'in. Sabahat'in onlar için söylediði sözlerdeydi. acayip Çalýkuþu'nu hatýrlamýþ olacak ki. tabiatlarý için öyle tuhaf þeyler söylüyordu ki. vazgeçersiniz. ufak tef yet hoppa. ben mebusumdan vazgeçemem diyerek yaklaþtým. hiddetle gözlerini açarak mebusa bakýyor. dedi Misafirler. ahbap fotoðraflarýyla dolu albümler vardý. 332 Reþat Nuri Güntekin Ben. bu fotoðrafýn sahibiyle eðlenmedi bilâkis. "Kalpsiz" dedi Sabahat. çok þeytan bir kýz. Misafirlerini eðlendirmek için. çocuk gibi aðladý. Konyalý bir süt dayýsý vardý ki. Kâmran. kaynanasýnýn elini öptüðü vakit oradaydým. dedi. mebusumuza varmaktan korkarým. bir burnu var ki. deli gibi gülüyordum. g olacaðý gece kaçýp gider mî? Münevver Teyzem. bakmakla doyulur þey deðildi. o bir dalda durmaz. Öðleden sonra bir deniz gezintisi yapacak. Bu kadar güzel.Çok doðru söylediniz. Gönül bu ya". biraz dedikodu yaptýlar. . Gayet yavaþ bir sesle. hayatlarý.

oraya gitmeden evvel Maarif Ýdaresi'ne uðradým. Aydýnlýk. etrafým-dakileri bu k ve þenliðe boðmadým. Arkamdan bir çýðlýk koptu. nefes aldýðýn dünyadan uzaklara kaçma . içimden öyle geldi ki. if Ýdaresi'ne uðruyor-dum. bu haberi aldýðým vakit aðlar. dedim. Onu bir kere de iki ay evvel görmüþ. Hatta.Köprü olsaydý. cevap vermeden düþünüyordum. Müdireye seni tavsiye ettim. hasta gözler incitiyorsa. i gösterenlere. Misafirlerden biri. F t Sor mektebi için verdiðim söz. mutlaka güzel bir yer olacak. Bir iki dakika kaldým. Ben. ben senden nefret ettiðim için. uzunca bir kýr gezintisi yapmamýza müsaade etmiþti. sen bizim hayatýmýza alýþýksýn. Hanýmlar gülüþtüler. Bugün. Artýk bu evde kalmamayý iyiden iyiye zihnime yerleþtirdim. çocukluk rüyalarýmdan bir kýsmýna tekrar kavuþmak mümkün olacak. fakat talihine iyi bir yer çýktý. Dün sabah vapurda eski muallimlerden Sor Berenis'e tesadüf et tim. öyle" sanýyorum ki. Ne istediðini merak ederek yanma girdim. ke alarýnýn saadetine vakfetmek tesellisini bana verebilecek. ömrümün en m ecektim. benim gönlümün þefkate olan açlýðýný doyuracak. O ölmüþ günlerin ölmüþ rüyasýný mak zaten mümkün deðildi. Ben. Munise bile onlar arasýndan gelmemiþ miydi? Bundan baþka son bir senelik hayatýmýn bir iki tecrübesi daha vardý. Seni Kuþadasý mektebine göndereceði Kuþadasý. gönüllerinin bütün minnet ve muhabbetini veriyorlardý. ömrümde hiçbir gün. saadet de hasta gönülleri öyle sýzlatýyor. bir tehlike teþkil edecek kadar derin ve geniþti.Çok bekledin kýzým. en eðlenceli gü Kâmran. sefalet. Ben sadece: . Bu þefkat. Bu meslek.etmemiþ bir kýza "kalpsizden baþka bir þey denemez. bugünkü kadar gülmedim. mektepte kalýrsýn. Hesabým doðru çýkmadý. bu uzaklýk kâfi gelmiyor. gelirim. Halbuki ben. maksadým. Ayrýca ev tutmaya hacet yo k.. Öbür tarafta belki yine ÇALIKUÞU 335 zaruret. Akþamüstüne doðru hava açmýþ. mektepteyken pek seviþtiðimiz için bir parça hali anlatmýþtým. ben senden nefret ediyorum. derin derin sevmeye baþladýðýmý anladým. tekrar kavuþacaðým miniminilerin muhabbet ve merhamet kleyen hayallerine gülümseyerek: . Düþmemek için bir diken kümesine sarýlm bu kaza baþýma gelmeseydi. Bu tarafta rahat bir hayat vardý. bugüne ömrümün en þen. ne güzel! K mümkün olsaydý!" dedi. Çünkü ayaklarým çukurun tam kenarýna basmýþtý. benim adým. Ýki üç günde bir Ýzmir'e iniyor. p aðýr erg inin içine düþersem. Kalbim çarpmaya baþladý. giderim. Çukur. o günlük kokularýnýn. fakat bunun da baþka bir tesellisi. teþekkür ederim. Hasta gözler gibi hasta gönüller i karanlýktan iyi ilaç yok. avucuma batan dikenlerin sýzýsý beni. senin yaþadýðýn. Baþýmdan günlük korkularýnýn aðýr hülyasý. Þimdi. bi bilir. iyi olacaktý. Maarif Müdürü beni . bayýlýr. ben birkaç günden beri seni arýyorum. dedim. bir parça þefkat bekleyen çiçekler gibiydi. Emrimi alýncaya kadar köþkte kimseye bir þey söylemek istemiyordum.bu leri. Fakat ne çare ki vaat ettiðim kasýmpatýný koparýp g dim. mekteplerimizin bakýmsýz kalmýþ kaba saba ellere ziyan olmuþ. birisi: . diye þaka etti. akþam 334 Reþat Nuri Güntekin karanlýðý içinde köþke dönünceye kadar aðlatmasaydý. beyefendi. Kâmran. Öyle olmasaydý. ne güzel isim.Peki. evrakýmý geriye almaktý. muallimliði açlýktan ölmemek için kabul etmiþtim. Fakat ne ziyaný var? Deðil mi ki.Köprüsüz de geçilir zannederim. ni tutardým. açýlmak için biraz güneþ. tekrar oraya. çukurun öte yakasýna bir kasýmpatý gördü: "A. nefretim o d buldu ki. baþka bir cazibesi yok muydu? Gözümün önüne. Karanti-na'daki mektebimizde bir Türkçe ve resim muallimine ihtiyaç var. yabancý memleketlere kaçmýþtým. Fakat yeni bir vaka be . Öteki tarafa geçmeye muvaffak olmuþtum. Zaten. Her þeye rað-men. Bir sel ç n geçiyorduk. Sor Be-renis dün dedi ki: . kulaklarýmdan erganunl eri yavaþ yavaþ silindi. Kuþadasý'na.Feride.. Düþünmeye bile lüzum görmeden: . M beri beni aradýðýný söylediler. miniminileri g biçareler. gülerek: "isterseniz onu size hediye edeyim?!" dedim.Peki Ma Sor. baþýmdan münasebetsiz bir kaza geçmeseydi bugüne. dedim ve birdenbire atladým.

.. Ah. kalfacýðým. Pek güzel bir memleket diye mi? Hayýr. Baþmuallim Haným. tabiatý da fena deðil. Ne çare ki.Kýzým. b enim adam. Bir ay evvel buraya geldiðim vakit. Güzel bir adam deðil ama.Kýzým.Beyefendi. Bilakis her zamankinden ziyade çalýþýyorum lde? Verilecek cevap biraz gülünç..Allah rahatlýk versin. ben erken yatacaðým. Fakat anlamamazhktan rek dinlemeye devam ettim. hal fena. Dünyayý g ni buraya ikinci muallimelikle göndermiþler. debde i. Kuþadasý. kendi kendime: "Kuþadasý. Gençsin. ben seni günden güne daha ziyade seviyorum.. Buna benzer daha birçok sözler. yarýn öbür gün e Sabahat kocaya giderler. Fakat þimdi. eve tat vermiyorlar. baþka söze arak söylüyordu: . yalnýz güzel simalarý deðil güzel t l denizleri de insana gizli gönül azaplarý versin diye yaratmýþ.ni buna mecbur etti: Büyük kalfa bir zamandan beri bana tuhaf tuhaf þeyler söylüyordu. Tabiatýn. hiç münasebeti yokken demiþti ki: . bir þey demiyor acý acý gülümseyerek düþünüyordum. insan burma býyýklý delikanlýlara da varýr ama. bu debdebeyi bulamaz. O baþladýðý bir söze devama cesaret edemediði vakit. bir haramzadeye düþersek. Birkaç ay sonra niþanlým oraya gelecek. vaat ettiðinden on kat ziyade çalýþt y içinde gerek mekÇalýkuþu . yaþlý iki haným. yaþlý bir adam deðil. bizimle saatlerce þakalaþmasý. Elimden geldiði kadar çalýþacaðýmý vaat ettim ve sözümde durdum. birisi tarafýndan söylendiðine þüphem kalmadý. Son a þaþkýn þaþkýn yüzüme bakan ihtiyar kadýna: ÇALIKUÞU 337 . Eh. ahlâkýn güzel. Maarif kâtibinin: "Reþit Beyefendi istese seni Fransýzca muallimliðine tayi ederdi.. herhalde bir maksadý var!" diye söylediði sözler aklýma geldi.Kýzým. bana dedi ki: .. Kalfa hanýmýn bu sözlerine ben bir: "Kapý yoldaþý teveccü a bir mana ve-remiyordum. Mes ela geçen gün. gönül rahatýmý mutlaka orada bulacaðým! m. Demek bütün bunlar. genç çocuklar ama. þu Bey'e münasi ir kýzcaðýz bulabilsek. hasta. Öyle sanýyorum ki. Bej) Kuþadasý'ný güzel ve r yer olmadýðý için seviyorum. mektebi sana orum. Maazallah. Kuþadasý. Feride Haným . ben bir iki gü r Kuþadasý'na gidiyorum. kudret. ben çocukluðunu bilirim. bitkin bir kadýn. Saba-hat'le Ferhunde'nin derslerine bu derece ehemmiyet vermesi. Bu his beni aldatmamýþtý. Reþit Beyefendi'ye bir hanýmcýk arardýk. ev hanýmsýz gitmeyecek. Burasýný her yerden ziyade sevdim. Munise ile -bu sarý papaðanýmla. evvelce zannettiðim gibi. ne yapsak da seni bu eve baðlayabilsek acaba? Benim aklýma bir çare geliyor ama. büyükle büyük. hani vallahi kimse bir þey söylemedi. Halbuki ihtiyar kadýn. Sade ben deðil.. saltanatý var. iki muallimimiz daha var. de-1 dim.birbirinden tam üç ay fasýla ile dað gibi iki oðlumu kara topraða verdim. herkes öyle. bu kadar zamandan beri aradýðým saadeti. dün gece büsbütün açýldý: . Birkaç sene evvel b e bir þeye isyan ederdim. Elli yaþla kadar. hatta top oynamasý. sözü kesmek için kalfaya lakayt bir tavýrla þu cevab dim: . küçükle küçük oluyorsun.Sizinle görücü gider.. sana ne kadar teþekkür etsem az. Kýzým.F 22 .Feride Haným kýzým. Ferhund ile Sabahat.avare. Bildiðin gibi idaret et. malumatlý görünüyorsun. birden sevinmiþ. 25 Kasým "Kuþadasý'na gider misiniz?" dedikleri vakit. yaln r hayat geçireceðim bir Robenson adasý çýkmadý. evleneceðiz. bana dün dedi ki: . deyip odama çekildim. mektebin baþmualli-mesi beni karþýsýna aldý. Reþit Beyefendi'nin bana o kadar hürmet etmesi. Sen geldikten sonra bir baþReþat Nuri Güntekin 336 illi ! kalýk oldu. Rahatým pek yolunda olduðu için mi? Bu da deðil. ne dersin kýzým? Ben. Fakat ne yapayým ki hakikat. sakýn aklýna bir þey gelmesin. Kalfanýn bu sözlerinin. onlardan hayýr y ok.

bütün ruhuyla. Fakat o. bir feryattý. Bugün kasaba birbirine girdi. yüzünü çev . gerek çocuklarýmýz çiçek gibi oldu. hatta bir baba kýz gibi bizi birbirimizin larýna atmýþtý? Ne bileyim. yalnýz boynunu. O. ÇALIKUÞU 339 Kuþadasý. Odanýn içi þiþeler. aya bu karýþýk þeyleri düzeltmeye çalýþýyordu. kitabý dini kaybetse bulamayacak. dedim.. birkaç saat birbirimizi görmüþtük. Arkadaþlarýndan en minimi klara varýncaya kadar herkes seni seviyor Ben bile vakit vakit derdimi. Memleket memleket geziyor . Mekt bir neþesizlik çöktü. ne aksilik! Bugün kumandanlýðýn emriyle mektebi iþgal ettiler.. Hangi gizli ruh alakasý bizi birbi e baðlamýþ. Yarabbi. kardeþleri. bilmiyor.Doktor Bey. oradan kaçmak istedim. ben de kendimi tutamadým: . baþýmý çekerek. Hastabakýcýyý eteðinden çektim. bu gözlerin içine gülerek: . insan. farkýnda olmadý: . Bir hastabakýcý kadýn. kendi kara gözleri için çalýþtýðýmý zannediyor. ellerimi tuttu. kendini baþkalarýna vermek ne güzel þey! Çalýkuþu tamamýyla eski Ç deki müphem yaþamak yorgunluðu. kapýlardan biri k: . ak sa dum. ben. .Beyefendi hani siz Fransýzca resimli kitaplar bulmuþtunuz. umrumda deðil. 15 Aralýk Muharebe baþlayalý on beþ gün oldu. Baþýný çevrimeden öyle fena. minnettar oluyordu. senin burada ne iþin var? diye sordu. sargýlar. birer birer aðarýncaya kadar baþkalarýnýn çocuklarýna. Fakat mektep kurtulunc aya kadar ben ne yapacaðým. ne Ýzmir'deki isyanlar. Hayatýmý mektebe vakfettiðim içi bile vermiyordum. Biçareler siz. gönlümün içinde öldürülen rini baþkalarýnýn çocuklarýna verdim. Çaresiz geri dönüyordum. beyaz kirpiklerinin içinde tarif edilmez bir tat lýlýkla parlýyordu.338 Reþat Nuri Güntekýn tep. sen gülerken gülmeye baþlýyorum. Muvakk at hastane yapacaklarmýþ. Birdenbire: . öyle ayýp bir cevap verdi ki. dedim. 340 Reþat Nuri Guntekin Mübalaða etmiyordum. Çalýþmak. bir sonbahar akþamý. öyle anlaþýlmaz bir þey ki!. tam bu dakikada. Saçlarým. yine týpký Zeyniler'deki gibi. iki sene evvel. onlarýn saadetlerine kendi mek artýk beni korkutmuyor. hastaneye her gün kafile kafile yaralý geliyormuþ. Ne isterlerse yapsýnlar. sýrtýndan ceketini atmýþ. Bu halde bir adamdan kitap sormak saygýsýzlýktý. Yüzünü görür görmez. Çocuk gözleri gibi berrak mavi gözleri. 16 Aralýk Ne aksilik. nasýl vakit geçireceðim? Kuþadasý. küçüklerimden birçoðunun orduda babalarý. Arkasýný döndüðü için. muallimeyim Doktor Bey. yüreðimin acýsýný u utuyorum. Ben. Baþhekim.Biliyorsunuz ki. galiba birkaç kitap kaldýrmýþtý!. Þiþelen devirerek yanýma geldi. dedi. ihtiyari ellerimi yüzüme kapadým. Allah senden razý olsun.Bir kere de Baþhekim Bey'e soralým. ecza kutularýyla doluydu. Üstlerine büyük adam gibi halim bir mahzunluk çöktü. Zavallý kadýn. Hayrullah Bey. Kuþadasý. mektepte kalan birkaç kitabý almaya gitmiþtim. Zeyniler'deki Doktor Bey! diye feryat ettim. ihtiyar doktor birdenbire kýzdý..Söyle bakalým. bir yaz semasýna m llat olmuþ geçici bir bulut gibi'hepsi daðýldý.Vazgeçiniz. týpký Zeyniler'deki gibi bana: . var. l Aralýk Bir zamandan beri etrafýmda bir muharebe sözü dolaþýyordu. 24 Aralýk Bugün. Fakat. iki sene sonra kýrk yýllýk iki dost. yaramaz. Muharebe baþlamýþ. nerede onlar? dedi. çarþafýmýn üstünden saçlarý a bir gün bile deðil. hiçbiri kalmadý. Bu.. fakat hissediyorlar.Vay küçük yine mi sen? diye baðýrdý. insan kalbi. Kuþadasý. Öyle bir karýþýklýk ki.

Uyu küçük. Ýnsanýn dine bile itiraf eteme-diði en olmayacak þeyleri öyle ustalýkla aðzýndan alýyor ki. Doktor Bey. Hatýrlarsýn ya? Burada da bana yardým eder misin. Yine hatýrý sayýlacak derecede fena bir kelime. Bazý geceler evime bile dönemiyorum. Kuþadasý.Peki Doktor Bey. ne vakit isterseniz iþe baþlarým. Yanýmda pek askerce konuþmayacaksýn. çocuk gibi sevindim. ayný temiz çocuk yüreði. Ben utanarak: . iki büyük kusuruna raðmen.Maarif demek istiyorsunuz.. Doktor. ne olursa olsun. Gülerek omuzlarýmý silktim: . bunlarýn irapta mahalli yok. kabahatlerini. Bu söz. bana öyle tatlý geldi ki. Hayrullan Bey. gözlerimi k diyor gibi görünmeye çalýþarak: . bu çehreyle mi? Peki. halin daha mden mi haber soruyorum.. gayret ederim.. 26 Aralýk Bir aydan beri Hayrullah Bey'in yanýnda hastabakýcýyým. Ýkinci kabahati bundan daha büyük. kabahatini kendi de biliyor. . S luktan bitap düþmüþ. sonra tabii memleketimin çocuklarýna hizmet etmek emeli . Seni böyle memleket memleket gezdiren her kimse ondan. gözlerimi açtým.. Akþama kadar beraber çalýþtýk. Mamafih arada bir kaza olursa kusura bakmazsýn a rtýk. hatta hoþ gösteren çocuklara benziyor. Mesel . ben kitaplarýmý unutmuþtuk.. saf piþmanlýklarýný. adeta. Birdenbire yüzüme su serpilmiþ gibi ürperdim. dedi. .. ha? Zaten arada büyük bir fark yok. O ilaçlarýný. caný sýkýlmýþ gibi beni parmaðýyla tehdit etti: .Ne yalan söylüyorsun küçük? Dudaklarýn yalan söylemeyi öðrenmiþ ama gözlerin. bu da sebep olur mu ya? Bazý aðzýndan öyle þeyler çýkýyor ki. beni çok müteessir ettiði için ke esi kelimesine aklýmda kalmýþtý: ÇALIKUÞU 341 . gülerek: ... Bu dakikada. Bana kuvvetimi ve sevgimi harcayacak bir iþ ol un da...Hemen þimdi.Fakat bir þartla Doktor Bey. rahatsýz olma. uyku galebe etti. yanýndan kaçýyorum.Kimden.. Doktor Bey? dedim.Bu yaþta. hastaneye gelen yaralý kafilelerinin 342 Reþat Nuri Güntekin ardý arkasý kesilmiyor. ha senin minimini maymuncuklarýn. konuþmaya devam ediyorduk: . ecza odasýndaki bir koltuðun içinde uyuklamýþ-tým.. uyandýrmamaya çalýþarak üstüme ince bir battaniye örtmek istemiþt giren hafif seher aydýnlýðý içinde daha solgun ve yorgun görünen mavi gözleriyle gülümsedi .Mektebimizi aldýðýnýza o kadar üzüldüm ki. Muhabere devam ediyor.. Birdenbire yüzüm güldü.. askerliktir.. Gerçi etrafýndakiler de buna hak kazanacak münasebetsizlikler yapýyorlar am a. küçük kýz. öyle olsun yaramaz. öyle olsun.. yine Zeyniler'deki iddiasýný tekrar etti. Bu kaba saba adamda anlaþýlmaz bir nicelik var. . Dün gece geç vakte kadar aðýr yaralý bir ihtiyar yüzbaþý ile meþgul olmak lâzým gelmiþti.. Mamafih. sevimli mahcubiyetleriyle affettiren. ha benim sevgili ayýcýklarým! Zaten ikisi ruh itibariy le öyle birbirlerine benzer ki.Hâlâ mý haber yok.Gayret ederim küçük. O. Günler um. yarýn geleceðini haber aldýðým hasatlarý kabule hazýrlandýk. Ayný saffet. diyor. Þimdi buraya tayin ettiler. hem de ateþ karþýsý arý bu aylarda benimkilere yardým. Ne musibetti o köyün adý? Orada sana hastabakýcýlýk ettir di. bu ihtiyar doktoru çok seviyorum. bu þefkat.Bana baþka bir fikir geliyor.Aldýrma küçük. daha ecirli bir iþtir.um. Bunlardan biri kaba kelimel er kullanmasý. bak þurasýný ne hale koymuþlar? El deðil ki. bu halle. Omuzlarýma hafif bir elin dokunduðunu hissettim. Bütün hayatýmý ve gönlümü biliyor gibi nihayetsiz bir esefle: . O. Ýþ o kadar çok ki. dedi. Yorgunluk. Doktor Hayrullah Bey'di. Benim üþümemden korkmuþ. Bir þey söylemek.. küçük? dedi.. minnetimi anlatmak i stiyorum.. dalgýn dalgýn gülümseyerek tekrar uyudum. .. tek sen vahþil ik gösterme..

dedi. bir daha beni bu yaralý zabiti yanýna göndermemesini doktord n rica edecektim. elinden iþ gelecek adam yok.. bir . yanýmýzdaki yatakta bir askeri muayene ediyordu.Küçük. böyle þeyler göstermek doðru deðil. bu mektubu dinlerken derin derin ah etti. Fakat o. Çünkü onun birkaç mislini hastalara sarf ediyo Mesela bir gün evvel. dalgýn gözlerin bakýþlarýndan anladým ki. Konuþa konuþa odaya girdik. Hayrullah Bey. sizden kaçmayacaðým. beni müdafaa eden bir babam. Tanýdý. b eni yanýnda istiyor: 344 Reþat Nuri Güntekin . Doktorun kimsesi yok. Hayrullah Bey. utanýlacak bir þey gibi daima gizlemeye çalýþýyor. bana dah-ha evvel bu meseleden bahsetti: . yatakta yüzü. yalnýz yüzünün sol tarafý bir parça görünüyordu. beþ on lira gönderelim. küçük. bir kardeþim. diyor. fakat Kuþadasý'nda da bazý emlaki var. ken baþ eðmekten baþka çaresi olmayan bir sefil gibi göründüðüm gibi o günde beni müdafaa ettin zi.. ÇALIKUÞU 343 Halbuki o. beni yanýna çaðýrdý: . Birdenbire bu biçare n efere döndü: . Mademki hazin bir tesadüf. Kuþadasý. yaralýnýn sol nabzýný tutmuþtu. Çok büyük ihtimama ihtiyacý var. Ehemmiyetli bir terzilik ettik: "Ameliyata terzilik diyor. yirmi beþ sene evvel evlenmiþ. acele acele gömleðimi giydim.benim kimseye söylememek için o kadar çalýþtýðým sergüzeþtimin büyük bir kýsmýný biliyor. Nefe rin ihtiyar anasý. bu muhabbeti. kim bilir. Miral maaþýna herhalde ihtiyacý olmayan bir adam. hafif bir gülümsemeyle tekrar gözlerini kapadý. Hayrullah Bey. dedi. Fakat hasta. Hayrullah Bey'in beni aradýðýný söylediler. yaralý bir neferin memleketinden gelen mektubunu okumuþtum. kendi odamý verdim la sen meþgul olursun. B ndim de farkýnda deðilim. dokuz ay sonra karýsý tifodan ölmüþ. bu sözleri bir araya toplaya toplaya bütün bir hikâye meydana çýkardý. Bu çehre bana yaba bu yüzü bir türlü bulup çýkaramýyordum. Çarþafýmý attým. Yüzüne doðru eðilerek iki kere: . Birdenbire zihnimde bir þimþek çaktý. ona ne ermiþti? Evet. bugün bizi karþý karþýya getirdi. hastaneye geldiðim vakit aðýr yaralý dört zabit getirildiðini haber aldým. Ç. Bir bomba. onun bir iptilasý var: "Sevgili ayýcýklarým" dediði biçare neferlere muhabbet! Faka bilmem niçin. Ne vakit nazik bir ameliyat yapacak olsa. kolu sargýlar içinde sessiz bir insan yatýyordu. Yaralý." Genç bir erkânýh rp binbaþýsý. sürgüne gönderilen bir adi sokak kadýný zille- ÇALIKUÞU 345 tiyle elimi suçsuz yüzüme kapayarak þehirden çýkýyordum. beni"gece âlemlerine sürüklemiþlerdi. Bildiðim olmamasýndan istifade etmiþler. istikbalinizi tehlikeye koymak. hastalýðý. Fakat. Dünyayý baþtan baþa bir zulüm. 28 Ocak Bu sabah. gözlerini açmýþ. Münasip bir vakitte bunu ihtiyar doktara söyle ektim. ben olduðuma ihtimal vermedi.Çok memnun oldum. Yaralandýðý günden beri. ben hazýrlanýncaya kadar ameliyat bit ralýyý sedye içinde yukarýya gönderiyorlardý. çocuklarýn açlýktan. bu ihtiyar doktor. Hastab r.Sana.ihsan Bey. torla yanýna yaklaþtýk. sefaletlerinin son dereceyi bulduðunu. Ara sýra sorduðu tek tuk suallere kuru cevaplar vermekten baþka bir þey yapmamýþtým. ne yapacaðýmý þaþarýyorum. hatta belki ölmeyi göze alarak mürüvvetini gösterdiniz . sað kolu ile yüzünün bir tarafýný berbat etmiþ. kendisi Rodosluymuþ. kaç defa kendini kaybetmiþ. belli etmeden o ayýnýn anasýnýn adresini al. Öyle anlýyorum ki. neyinize güvenir de böyle alay alay yumurcak çýkarýrsýnýz ortaya? dedi. Bu zalim alay. bemb dudaklarýnda. ne para için ne de bir vazife fikriyle askerlik ediyor. odadan çýkacak. ihsan Bey! Bir zaman evvel çocukluðumdan. ihsan Bey! diye seslendi. ok gibi yüreðime saplanmýþtý. Yüreðimde. O kitten beri bekâr kalmýþ. ama. bu ümitsi . sokaklara dö erini yazýyordu. beni k ar. lâkin ben olduðuma i i. beni görmüþtü.'de Abdürrahim Paþa'nýn evinde tanýdýðým erkânýha geri çekildim. ateþi.Küçük.

renk vermemek için. bir ayýp gibi utanan hasta asker. o güzel. görüyorum ki.Biraz daha gayret delikanlý. Fakat. 25 Þubat ihsan Bey. Fakat doktoru görmeye gitmedim. biçarenin hiçbir þey söylemediði halde daima çirkin kalmak azabýndan bir dakika kurtu adýðý o kadar belli ki. 346 Reþat Nuri Guntekin Bazen gizli teselliler icadýna çalýþýyordum. þakaya vurdum: . Ama iþ için deðil. diye cevap verdi. ikimiz de susuyorduk. baþka bir þeyle tevil etmeye çalýþarak yalandan da dým: . bir þeyim kalmadý. Bin baþý üniformasýnýn yakasý içinde incecik boynunu yana doðru meylettiren. 7 Þubat ihsan Bey'in yarasý tehlikeli deðilmiþ. diye ilave etti.Yatmak daha ziyade hasta ediyor da ondan. tamamýyla iyi oldum.Hakký var.Lakýrdýdýr o küçük. Ruh güzelliði yanýnda yüz güzelliðinin ne e olur? dedim. hatta. Öyle surat. Benim g de çok güzel bir niþanlým vardý.Ýhsan Bey.Hayatýmý bir parça biliyorsunuz. beni dinlemeyeceksiniz. bir aya kadar kendini toplayabilirmiþ. sizi iyice paylasýn da görürsünüz. yirmi güne kadar dipdiri ayaða kalkacaksýn.cý günlerimizde bir küçük kýz kardeþ gibi kendimi hizmetinize vakfedeceðim. Doktorunuza her þeyi haber ve receðim. Yüreðim merhametten eziliyordu. Yüzünün onu fazla müteessir ettiðini söyledim. benimle eðlenmeye baþladý: . Zavallý adam. Fakat sað k aþýnýn üstünden baþlayarak çenesine kadar bütün yanaðýný kaplayan yara onu korkunç bir sure Hayrullah Bey. hatta muzýr bir þey olmadýðý. maðrur erkânýharp zabiti miydi? Teessürümü galiba gýzleyememiþtirn.. bazý esrarýmý hemen hemen zorla benden çaldýnýz. ondan nefret yorum. onun yerinde olsam. . þimdi fitnelik etmeye gidiyorum. bu yaptýðýnýz adeta çocukluk. Yine asker inadýnýz uyandý.ihsan Bey. sargýlarý deðiþtirirken yanýnda bulunmuyordum. Demin Ýhsan Bey'den bahsediyorduk. balýklar a yem olmaktan baþka neye yarar? dedi. ben. o dum. sizi baþka türlü sanýyordum. hýrçýn asabiyetini gizlemeye çalýþarak: . Yaralýnýn bugünlerini hoþ geçirmesi için kalbimin bütün þefkat kabiliyetini sarf ediyorum.. açýktan açýða bir þey söylemediði tsizlik içinde bulunuyor. Bu sabah sütlü çayýný götürdüðüm zaman... Kuþadasý. Yüreðim dayanamadýðý için deð ranýn bundan çok daha fenalarýný görüyorum. a deta telaþa düþüyor. Hayrullah Bey. asýl güzelliði ruhta. o suratlý adama kimse metelik vermez. masal bile söylediðim oluyor. þuradan kendimi denize atardým. yüzündeki yara .Artýk gitmek istiyorum. Beni aldattý diye onu kalbimden silip attým. gönülde aramak rum. ne çehre ile hastaneden çýkacaðýný biliyor. güzel ve mað li erkânýharp yüzbaþýsý gayri ihtiyari gözümün önüne geldi. ataðýnýn baþucunda kitap okuyorum. 25 Þubat (Akþama doðru) Hayrullah Bey'le müthiþ bir kavga ettim. Bir sene evvel Abdürrahým Paþa'nýn bahçesinde tesadüf ettiðim parlak elbiseli. Hele siz yaþtaki kýzlar yok mu? Þikâyet eder gibi yakasýný silkeliyordu. . dediði zaman. Kuþadasý.. korkunç yarasýna dok daha fazla ýstýrap verdiðini gördüðüm için. Hayrullah Bey: . O. ben. daha tamamýyla iyi olmadan niçin giyindiniz? ded lerini önüne indirdi: .Ben. Ýsyan ettim: . Evet. Hayrullah Bey gülmeye. dudaklarýný büktü: . ÇALIKUÞU ______ 347 Tepsiyi býrakarak acele acele dýþarýya çýktým. þunu aber vereyim ki. baþkalarýnýn iþine karýþmak say ardýrdý da ondan.fakat benim bakýþýmýn ona. ümit ettiðimizden az zamanda iyi oldu. Onu. dedim. Doktor Bey. Büsbütün baþka þeylerden bahsediyor gibi görün kadar dünyada lüzumsuz..

diyecektim. Pencerenin önünde. Beni bu halde kim ister? Ben ki böyle olmadan evvel. seninle beraber kendi kendine de yazýk etmiþ. ihsan Bey. her þeye yabancý bir halin. n uyku gibi akýyor. her þeyi unutursunuz . Baþýmý çevirmediðim halde hissediyordum ki. onu sevmiyor musun? . gözlerimin içine bak da söyle. Sonra beyaz kirpiklerinin içinde küçüle küçüle avi gözlerini ta kalbimin içine dikti: . Berbat bir halt ettik. ne kadar temiz kalpli bir kýz olduðunuzu bilmesem. þimdi ümidim yalnýz onda. ilk defa açýktan açýða derdini söyledi: . çok yanlýþ hareket n. bu hale getirdi.Üniformam mý efendim? Evet. dedim. Bu aþk o. Hiddetten sesim boðularak: . deli kýz. zavallý küçük. ir hayal zannetmemeli.Göreceksiniz. bu sözleri bir çocuk saffet ve ýstýrabýyla söylüyordu.Feride Haným. yüreðimi yakýyor küçük. dedim. Mutlaka mesut olacaktýn. Feridecik. ayakta duru eki son kýzýltýlarýný seyrediyordu. bunu anladým. rüya gören insanla dalgýn. bunlar sana söylenecek þeyler deðildi. zararsýz bir kýzla evlenirsiniz. ne olursa olsun. nereden biliyorsunuz? dedim. yüzüne bakmayý caným istemiyordu: . minimini çocuklarýnýz olur. Uðradýðý mir etmek kudretini onda görüyorum. Bu sözlerin manasýný anlamýyor. buseden doðmuþ buse ile gýdalanmýþ.Bana bak küçük. kulaklarým uðulduyordu. yaradýlýþ itibariyle baþkasýn.Üniformanýzý ne kadar göreceðiniz gelmiþ efendim. bu karanlýktan cesaret almý ir tebessümle baþýný salladý. fitili düzeltmek istiyor gibi eðilerek gayet yav aþ: . onu sevmediðimi nasýl ispat edeceðim.Böyle söylemeyiniz ihsan Bey. darýlmýþtým. af eni küçük diye beni teskin etmeye çalýþtý.Niçin bunlarý söylediniz? Benden ne istiyorsunuz? diye aðlamaya baþladým. .Doðru küçük. Gözlerim kararýyor. Ah. ben de kurtulayým. akþamýn alacakaranlýðý iyiden iyiye çökmüþtü. o da bana bakmýyor hâlâ pencereden denizi seyre du. O. O hafif bir göðüs geçirerek dev -Gayet sade. Þimdi öyle bir alilim ki. dedi. O hayvan. o hâlâ soyunma-mýþtý. belli etmeden üfledim.Ondan nefret ediyorum. ayaklarýmý yere vurarak: . Öyle deðil. Artýk. O vakit. sevilmek için yaratýlmýþ bir mahluksun.Hayrullah Bey. sevmek.Ah. bir kadýnýn hiç olma zsa gülmeden yüzüme bakabileceði günlerde bile hoþa gitmemiþtim. Sevda. Þiddetle kapýyý kapayarak dýþa ÇALIKUÞU 349 Yine 25 Þubat gecesi ihsan Bey'in lambasýný gördüðüm vakit.Baþkalarýnýn içinde yaþarken öyle herkese. doktorun da aklý baþýna geldi: . bu sersem oðlanýn yakasýný býrakmamalýydýn. hakkýn var. baþkasýnda zor bulur. Çenemi tuttu. Saklamaya çalýþma nafile. iyi bir aileniz. hâlâ gözlerime bakmakta devam ediyordu: . seni o köyde gördüðüm gün. Lambayý yakmak için on uþturduðu kibriti.Niçin bana bu aðýr iftirayý reva görüyorsunuz. . Çýrpýnarak. Esatir. büyümüþ birtakým perilerden bahseder. Bir isyan feryadýyla kývrandým. hâlâ söylüyordu: . sen onlardan biri sin. Söz olsun diye: . 350 Reþat Nuri Güntekin . Sen. Bir nizamiye zabiti gibi geriye döneceð Bombanýn yarým býraktýðý iþ tamam olsun. siz isterseniz bahtiyar olabilirsiniz Mesela. sen onun için senelerden beri çýra 348 Reþat Nuri Güntekin gibi cayýr cayýr yanýyorsun. Feride Haným anlaþýlmayacak þey deðil. Yüzümü o. Sen. Odaya.Hatýrlarsýn ya. yeniden bir kahkaha kopardý. benimle eðleniyorsunu z. hayretle yüzüne bakýyordum. mahzun bir gülümseyiþin var ki. Onlarýn dünyada numuneleri vardýr. Genç binbaþý.

Niçin o biçare iptidaiye hocasý ömrünü sizin saadetinize vakfetmesin? Hasta binbaþý. kalbinize bu inceliði vermemiþti. Artýk. bahtiyarlýk da insaný soldurabýlir. dedi ki: . Ara sýra nden korkuyor gibi susuyor. Kâmran. Size demin hakikati söylemedim. Ya siz? . Baþýmý önüme eðdim: . bunca senenin. niþ dýðýmýzý haber verecektim. Bana eski bahtiyar zamanlarýmda da nasip olmamýþ emsalsiz bir gece geçirttiniz. isyanlarýma. derdinizi anlýyorum.Feride Haným. Ýhsan Bey. kararýmý vermiþtim.Bonjur. ben asýl bu sabah. ben bu gece sabah a kadar uyumadým. sizi ne kadar mesut edeceðim. bu sabah yine giyinmiþ buldum.ihsan Bey. hodkâm bir erkektiniz Elem. Uyuyamadým. Siz o muvaffakiyetsizliðe uðradýnýz vakit maðrur. kendisini toplamaya çalýþarak: . O vakit.Niçin yüzünüz solgun öyleyse? . niçin yalan söyleyeyim? Bütün nefretlerime. -artýk saklamayýnýz. Bir kibrit daha çaktým. Beni kabul ediniz.Feride Haným. rica ederim. dedim.Altý aylýk bir çocuk kadar memnun. bunca sabahýnda senin niþanlýn diye an sonra bir gün. bugünden sonra onu mesut etmek benim vazifem. Gözyaþlarýyla perdeli kirpiklerimin arasýndan binbaþýnýn karanlýk yüzünü göremiyordum. .bugünkü kadar b deðildiniz. . Ona döndüm. eski karanlýðýn içine düþünce yavaþ y . mesleðinizi çiðneyerek. Sonra. ne yapsam. senin niþanlýn olmak hissini bir türlü gö çýkaramamýþtým. bir düþmandan baþka bir þey deðildin KâmranL yüz yüze gelmeyeceðimizi.. belki göze alarak. hakir bir iptidaiye hocasýný müdafaa etmiþtiniz. 26 Þubat O günden beri. müsterih bir uyku.Feride Haným. bundan sonra kimse benim onu için için sevdiðimi söylemeye cesaret ed meyecek. ilk defa bir baþkasýnýn niþanlýsý. baþkasýnýn niþanlýsý diye uyanmak.Pek çok. sana ait birþey gözüyle bakmaktan kurtula Evet. beni böyle olmayacak hayallere düþürerek büsbütün bedbaht etme dedi. birbirimizin tmeyeceðimizi biliyordum.Düþününüz ki. Gözlerimi bir titrek alev e dikerek düþüne düþüne onun sönmesini bekledim.. arkasýnda býraktýðý þeylere bakmaya biçare muhacir gibi. birkaç saniye tereddüt ediyordu.Artýk devam etmek istemedi.ihsan Bey. Artýk. senden ayrý e bir hatýra götürmeye. sen benim için bir yabancýydýn. son bir defa baþýný çevirerek. Her þey bitti. Bunu. Ýhsan Bey'in dudaklarý bembeyazdý Kýsa bir sükûttan sonra aðýr aðýr söze baþladý. Beni görünce bir çocuk saffetiyle gülümsemeye b Düþündüm ki. ümitsizlik. bir küçük kýzý. Onlardan küçük bir demet yaparak göðsüme Ýhsan Bey'i. Sonra bunlarý daha mühim olarak bugünkü kadar. bu dünyanýn gözleriyle birbirimize bakmayacaðýmýzý. Oda. lambayý yakar mýsýnýz? dedi. Affedersiniz. göreceksiniz . ben sizinle.. Sade daklarýna götürerek korka korka parmaklarýmýn ucunu öptü. Bu büyük vaka için her günkü hastabakýcý gömleðim pek sade düþec hzun edecekti. dedim. Bahçede cýlýz çiðdemler yetiþmiþti. evlenmeyi rica ediyorum. týkanmýþ bir sesle: . ne kadar mesut olacaðýz.Bu gece rahat uyuduðunuzu tahmin ediyorum. * Bu sabah. bütün o geçmiþ þeylere raðme bir parça senindim. size ölünceye kadar minnettarým. ÇALIKUÞU 351 Kuþadasý. çiðdemlerden birkaç tanesini ayýrarak üniformasýnýn göðsüne iliþtirdim: 352 Reþat Nuri Güntekin . kendime. çünkü sizin niþanlýnýz olarak geçirdiðim tek saadet gecesinin bir dakikas tmemek lâzýmdý Ömrümün sonuna kadar size minnettar kalacaðým. Bu cevap üzerine ikimiz de sustuk. ihsan Bey'le görüþtükten sonra onu doktor Hayrullah Bey'in odasýna götürecek. Ne söylesem. "Ben sizinle evlenmeyi rica ediyorum" diyen sesiniz kulaðýmdan git medi. Böyle olduðu halde ben. fakat elim bir türlü lambaya gitmiyordu.. Zorla gülmeye çalýþarak ellerimi uzattým: . bunlar lüzumsuz sözler. .

benim gözlerimi lar kapasýnlar. büyük olsun. belki mesut oluruz diyor dum. Ellerimi tutmak istiyordu. bana bu kadar ümit verdikten sonra gitmek doðru deðil. demek ki bunda bir se bep vardý. olmadý. Her neyi severse . ben. Dünyada kitaptan lü oþ þey olmadýðýný söylüyor. isterdim ki. bugün gidiyorum. Mart iptidasýnda Hayrullah Bey'i tekaüt ettiler. bilâkis. beni sevdiðinizi iddia ettirecek.. beni. Bahar. Fakat azým. ümitsiz bir alile karþý duyulmuþ bir merhametten baþka saiki olmayan ir aþk sadakasýný kabul edecek kadar düþmüþ. yaþlý baþlý r. ÇALIKUÞU 353 . meziyetli insanlar deðil. kimsede çalýþmaya istek yok. Geçen gün onu kuvvetli bir itirazla maðlup etmek istedim.F 23 354 Reþat Nuri Güntekin dolaþýyor. izdivaca sahiden ihtimal verdiniz miydi. dedi. Fakat. Bu gece. Kuþadasý. dudaklarýnda onlar gibi yalancý bi rþýya gelen yeni niþanlýlar on dakika sonra gözlerinde yaþlarla bedbaht bir aðabey. sizin tarafýnýzdan bu kadar sevilmek istemiyorum. hatta beni de buna teþvik ediyorsunuz? d edim. Fakat o. bunu biliyorum. Maarif memurlarýnýn dedikleri gibi her birinin on beþer. çocuk olsun.. yanýlmýþým. 2 Nisan Üç gün evvel. . sonra. okuyanlarýn da hayatta hiçbir þey görmeden dalalar olduðunu iddia ediyor. Bütün gençliðini okumakla geçirmiþ. öyle malumatlý. Yerine beni tayin ettiler. O. Beþ yýllýk fasýladan sonra tekrar derse baþladýk.Hayýr. Mamafih. bitmiþ bir adam mý sanýyorsunuz? Nihayet bir mahzunlukla baþýmý eðdim: .Mademki öyle siz niçin bu kadar çok okudunuz. Ben bu cihetten u iþe memnun olmadým. Duvarda asýlý duran kýlýcý göstererek ilave ettim. dedi. sýnýflarý pýrýltýlý güneþ aydýnlýklarýyla.Feride Haným. . Kitap yazanlar gibi. Hem de unvanýmý "Müdire"ye çevirmek þartýyla.Sevgili ayýcýklarýmdan birçoðunun gözlerini elimle kapadým. Çünkü muallim arkadaþlarým tuhaf bir nazarla bakmaya baþladýlar. . öyle itirazdý ki. demek ki beni seviyorsunuz.Hakkýnýz var. sene sonu oldu gitti. Baþmuallim. maaþa muhtaç deðil. kahkahalarla gülüp. ben. buna raðmen. Gerçi bunlar. bu gecenin bir ferdasý olamazdý. O. mezarýma onlar götürsünler. fakat ne olursa olsun. hemen hemen sert bir sesle: . küçük.Sizi daima mesut edeceðim. ihsan Bey? Mademki sizinle niþanlanmak istedim. Feride Haným? . sizden daha biçareyim. Evinde kocaman bir kütüphanesi var. Bir hasta çocuða hitap eder gibi. mektebi iade ettiler. Kendisi zengin adam. kimsesi ir kýz kardeþ gibi birbirlerinden ayrýldýlar. Bu ihtiyar doktoru anlamýyorum ki. yirmiþer senelik "kýdem"le-ri var. Ben kadýný . Hayrullah Bey. okþayýcý bir sesle: . beni budala deðil diye sana kim söyledi. günün birinde kendi kýzýmdan küçük bir çocuðu baþýma get ediyorum ki benim de kalbim kýrýlýr. Fakat cesaret edemedi. bir türlü Kuþadasý'nda kalmak istemiyordu. arkasýný duvara dayadý.Biraz daha gayret etseniz. siz mademki benimle evlenmeyi kabul ettiniz. akan sulan durdururdu. halim. Feride Haným. bu ses!" dedi.Niçin olmasýn..Evet. Bu. birkaç saat sonra sizden ayrýlmýþ olacaðý . Biz iki biçare insanýz. derin derin: "Ah.Niçin Ýhsan Bey? Beni istemiyor musunuz? Doðru deðil. merhamet size. iki derdi birleþtirirsek. mahzun oldu. Siz. Son ra. * Bir donuk kýþ sabahýna göðüslerinde birkaç cýlýz çiðdem. çok mesut oldum. ýlýk çiçek ko arlarda Akdeniz'in yeþil hareleri Çalýkuþu . Dediðiniz gibi vazifenizin baþýna döneceksiniz. birdenbire silkindi.Sizin yine bir teselliniz var. Fakat. Zabit. adeta acý bir istihza ile cevap verdi: . Onlarýn yerinde olsam. hiç bozulmadý. gözlerini kapayarak. dedim. malumat cihetinden de çok mükemmel bir adam.Daha iyi dedin ya. Bir ay evvel baþka bir yere gönderdi . benimle eðlenerek: . derin bir heyecan içindeydi.

Aksi olacak. akþama kadar yayýnda çorap örmüþ. Baþý ateþ gibi yanýyor. Peçemin altýndan. beni bile azarladýðý zaman her zamankin den daha çok seviyor.Feride Haným. Hastaneyi býraktýðý günden beri kâh günlerce evine kapanarak kitap okuyor. karlarýn içinde onu yarý donmuþ bir halde bulduðum gece böy miydi? Çocuklarda nezlenin ne ehemmiyeti olur? Yalnýz canýmý sýkan þey. on sevdiði emektar atýdýr) bu kýyafetle köylerde bakacak hasta. unuttun mu? dedi. belli etmeden 356 Reþat Nuri Güntekin Munise'ye baktým. Hem seviniyor. Hain sarý çýyan gözünün ucuyla delikanlýya bakarak gül kadar meraklandým ki sokaðýn ortasýnda düþüp bayýlacaktým. o da yarým saat evvel Düldül'e bine rek bilmem hangi köye gitmiþ. hiç yanýndan ayrýlmamýþ. . doktor Hayrullah Bey'e uðradým. Mektepte p ek çok iþ olduðu için evde kalmak mümkün deðildi. on yedi yaþlarýnda güzelce bir m ordu. Sesi en hafif bir týkanýklýk hissettiðini söylüyordu. Zeyniler'de de ben öksürük oldum. Sað olsun. yaramaz kýz rahat vermiyor ki. . saatlerce beni yorarsýn. Onbaþý deminden tekrar uðradý. bilmem nereden bulmuþ. Aðzýnda. bezeler dokundu. Kaynanalar için tevekkeli tit z demezeler.Ben de sana yapacaðým cezayý biliyorum. Evvela inkâr etti. Sonra. diyorlar. B re sýkýþýrsýn. Munise biraz hasta ve renksiz uyandý. Tanýdýklardan bazýlarý: . benzi soluktu. lâkin güç yere saklanmak yok ha. 5 Mayýs Bu sabah. ara sýra çocuðu yoklamasý tmiþtim. Yüzüne yaklaþtýrdýðým lambanýn ziyasý gözlerini kamaþtýrýyordu. beyin bu gece köyde kaldýðýný söyledi. Birkaç ay evvel söz arasýnda elyoptropu çok sevdiði i söylemiþtim. Bir de ne göreyim. sýrtýna jandarma gibi bir tüfek takarak Düldül'e biniyor: (düldül. inþallah o dar küçüðüm kalkmýþ olur. Ben de onun daha pek küçük olduðunu biliyo . mektepten geliyorduk. Baktý ki. vakitsiz kaynana olacaksýn. gülmekten bayýlýyordum: . benim merakýmla eðlendi: . aðladýkça gözlerinden inci benzedi. Ýçime bir heyecan düþüyor. masum masum: . Hay-rullah Bey'in b lunmamasý. Mamafih. Bu sabah da bir elyotrop kavgasý ettik. Munise'ye öyle ciddi emirler veriyordu ki. benim de aðlayacaðýmý biliyor. hem titizleniyorum. Hatta öyle hissediyorum ki. Þöyle böyle on dördüne giriyor. merak etme ha. sen bunu erkekten kaçýr. Çocuðun hakký var. Pek keyifliydi. belki saklan erde uyur kalýrým Munise'yi birkaç güne kadar çarþafa sokuyorum.Öksürükten ne olur abacýðým. ihtiyar bir komþuya. Kuþadasý. Eve döndüðüm vakit Munise'yi yatakta buldum. Musallat old u. Sonra. üç dört gün sonra bir þiþe getirmesin m in diye çok ihtiyatlý kullanýyorum. Zeyniler'de. Gözleri kýrmýzý. Boynunun altýnda tutarak aðzýný açtýrdým. Ben. ÇALIKUÞU 357 Munise'nin nezlesi artmýþtý. dedim. Munise ile saatlerce çocuk gibi oyun oynadý. kütüphaneyi karýþt . Munise. Evinde seksenlik bir sütanne ile "Odabaþý" diye çaðýrdýðý topal bir bahçýyan var. parmak kadar vücudun var.Almadým vallahi abacýðým. ne yapayým.Þimdi saklambaç oynayacaðýz. kendini meþgul edecek bir iþ a aya gidiyor. beyaz denecek kadar açýk sarý saçlarýnýn içinde be göre deðiþen lacivert gözleriyle güldükçe yanaðýnda güller açan. Karþý kaldýrýmda on altý. odaya bir elyoptrop kokusudur yayýlýyor. Eksik olmasýn. Çarþýda bulduðum koyu nefti ipekliden bir dikmeye baþladým.ÇALIKUÞU 355 aleyhinde bulunuyor. sabahkinden daha sýk öksürüyordu. Hayruüah Bey. bu çarþaf meselesine çok kýzýyor. Küçük çiçekler gibi açýldý. Geçen gün. Canavarý bileðinden yakaladým. kâh askerlikten çizmelerini çekiyor. yarak Munise'ye bakmasýný rica edecektim. ya baþladým. bir parça yalnýz kaldý mý. bende inanacak göz yok. Hayrullah Bey. Üç gün evvel benimle Munise'yi evine davet etmiþti. beni bulamazsan. Boyu þimdi t boyum kadar. diye yemin ediyor. az beyaz kabarcýklar görünüyordu. Ara sýra bize bakýþý tuhafýma gitti. korkuyorum. yalandan aðlamaya baþladý arýna dayanamayacaðýmý.

Yavaþ yavaþ buna da alýþmaya. ÇALIKUÞU 359 Bugün artýk o vakayý yazmak kuvvetini kendimde buluyorum. insan. Ne olursa olsun. Mamafih.Zavallý küçük. Yorgunluktan berbat oldum. çocuk gibi seviniyordu. Senin bu mazlum halleri beni aðlatacak gibi oluyor küçük. Hayrullah Bey.Mýzmýzlanmaya lüzum yok. Allah öyle istedi. söze hizmet ettiðimiz yetmiyor da. kendi kendine þikâyete baþladý: . bir baþka doktor aramaya gidecektim. . tabii deðil. öyle oldu. benden bazý þeyler soracak-larmýþ. ehemmiye tli bir þey olmadýðýný söyledi. sedef kabuklan t opladým. O olmasaydý. Hayrullah Bey. yerli yüzünü okþadýktan sonra: . baþkalarýný teselliye baþlýyorsun. dedi. Parmak kadar çocuðu kurtaramadýktan sonra. içine tükü böyle fennin. çehresi çatýk. B . sonra temmuz güneþinin altýnda harman döðen gür ci çaðýrdý: .Ah. ihtiyar doktor. dedim.Ben öyle kuru kuruya el öpmelerden anlamam delikanlý. Kumsaldan çakýllar. 358 Reþat Nuri Güntekýn Aðýr aðýr baþýný salladý: . küçüðüm topraða düþeli tam yetmiþ üç gece olmuþ. hemen. çarþafýný giy. kâðýt kalem bul. doktorluk da insanlar gibi. Sonra. dedi. sakin sularýn üstünde taþ sektirmeye baþladým. biliyor musun? Bir derde uðradýðýn vakit. Maari Encümeni azasýndan iki efendi ile bir müfettiþ gelmiþ. Beyaz kirpiklerinin içinde masum mavi gözleriyl e gülerek: . bu acýyý da hazmetmeye baþlýyorum. gözlen düþünceliydi. bir de s eninle mi uðraþmalý? Haydi çabuk. Sararmýþ tarlalarýn içinden eve doðru yürümeye baþlamýþtýk. Hüseyin'in yanýk. Büyükanne çok dualar etti. fakat çarþa fýmý giyerken Hayrullah Bey geldi. ben sana asýl niçin acýyorum. 18 Temmuz Bu sabah hesap ettim. çabuk.Kuþadasý. birkaç sene evvel bu nu tedavi etmiþ. beþ on dakika bu saman denizinin sarý dal e aðýr aðýr dolaþtýk. Tam dört saatlik yoldan geliyorum. ded i. bunadým mý. rengin gibi neþen de gelmeye baþladý.Ben de ama ipsiz sapsýz herif oluyorum ya. Ýki kuvvetli öküzün çektiði düvene bindik. Hüseyin. Doktor Bey. Bütün çiftçiler. gençlik! Elhamdülillah onu da yendik.Tabii deðil.Gel buraya. Yüzüme bakmaya çalýþarak: . Haydi bakalým bizi düvene bindir. ihtiyar doktorumla deniz kenarýna gitmiþtik. Mahzun mahzun yüzüme baktý: . nedir? Haydi küçük gidelim.Ne yapalým. Sabahtan beri mektepten üç defa hademe göndermiþlerdi. Bak. Hastayý kýsa bir muayeneden geçirdikten sonra. az iþim varmýþ gibi. as ilecek kendin olduðunu unutuyor.. üzülmeyiniz.Ýnsanýn sizin gibi doktoru olduktan sonra tabii deðil mi? dedim. kitaplar gibi doðruluk ve ce a gibi asýlsýz. fasýlsýz bir masal.Ne halt var burada? Haydi vazifenin baþýna. Hayrullah Bey. sen þimdi bir avuç toprak olmuþ un. küçük. velinimetinin elini öp. Güldüm: . Hayrullah Bey..Lüzum yok ama. Biraz sustu. Sen burada durup beni þaþýrtýrsýn. bir de dalkavukluk mu etmeli? dedi. doktoru tanýyo n yýðýnýn yanýnda çalýþan ihtiyar bir kadýnla konuþtuk. Biç avasýzlýktan bunahyordu. Demin. neye tahammül etmiy . ihtiyaten bir iki doktor arkadaþý çað-racaðým. Üçüncü haberi getiren hademe kadýný adeta hýrpalayarak kovuyordum. Sesi konuþamaycak derece kýsýlmýþtý. Bu çehreyi beðenmediðim korka korka kendisine aný sýkýlmýþ gibi omuzlarýný silkti: . Defterimin son sayfasýný yazdýðým nin son sabahý Munise'yi daha ziyade hasta buldum. Yorgun yorgun. ehemmiyetli hastalýklar karþýsýnda daima böyle asabi ve kaba bir adam oluyo rdu. marþ. birdenbir iddetlendi: . ded Bugün her iþim aksi gidiyordu.

merhamet ister gibi boyumu büküp. konsol e deniz kenarýndan topladýðý bir avuç renkli taþ. Dalgýnlýk billahi. merdiven baþýnda doktor Hayrullah Bey göründü.Sen misin. bir kýz çocuðu kalbinin bütün bu masum ve b . ne kadar acý olursa olsun. Sabahtan beri eve koþmak için o kadar çýrpýndýðým. dedi.Fakir çocuk hastaca. beni dünyanýn nimetine gark etse. ne gözümde bir damla yaþ vardý! Aradan yetmiþ üç yýl kadar uzun. Evimle mektebin arasý nihayet beþ dakikalýk bir yer. inþallah kurtulur. duvaklý gelin kartpostallarý. Ellerimi tuttu. elimizden geleni yapýyoruz llah büyük. . S lerde.Zannettiðinizden ziyade kuvvetliyim. Sonra. dedi.Doktor Bey. dedim. ellerimi kavuþturarak: . Evimin açýk pencereleri içinde yabancý erkek baþlarý görünüyordu. halimle yalva-rýyordum. diye sýzlandým. her þeyi bildiðimi söylüyordu. Dýþarýda stos böcekleri ötüyor. duvarda B. Sakin bir inatla: .Peki kýzým. içimi çekerek ilave e . kesik kesik: .Evde çocuðum ölüyor. Basýmdaki kýyamet içinde nasýl düþündüm. uzaklardan bir gramafon sesi geliyordu. þaþkýn þaþkýn: . Þimdi biraz dalgýn. bugünkü fedakârlýðýmý ödeyemez. onlar hâlâ gitmiyorlardý. inþallah. dedi. bin türlü boncuklar.Mutlaka göreceðim. pekâlâ. dedim.'de evimizin içinde suluboya ile yaptýðým resmi (baþýnda kýr erinden bir çelenk. Hayrullah Bey'in omzuna baþýmý dayayarak odaya girerken.Kýzým. Doktor Bey. sedef kabuklarý. Feride bir parça sonra.. sonra baþýný sallayarak razý oldu: . müsaade ediniz. 360 Reþat Nuri Güntekin Maarif. nasýl cevap verdim. cam küpeler. Odanýn içi karmakarýþýktý.Kim geldi Onbaþý? diye seslendi. Halsiz halsiz merdiven basamaðýna çömelmiþtim. Acýdýlar. bir þey söylememesi için gözlerimle. defterleri görmek istiyorlar. yetmiþ üç gün geçtiði halde hâlâ o odayý gözümün önünde gö içeride gömleklerinin yakasýný ve kollarýný açmýþ iki genç doktorla bir ihtiyar kadýn vardý içinden süzülerek giren bir ikindi güneþi odayý parlak bir hayatla doldu-ruyordu.Rahatsýz mýsýnýz Müdire Haným? Çehreniz pek bozuk görünüyor. Yemin ed rum sana. belki daha uzun bir zamanda yürüdüm. onu göreyim. manasýz teselli sözleri söyleyerek gitmeme müsaade ettiler. Bir kelime söylemeye cesaret edemedim. bir parça düþündü. hýrçýnlaþtý-ðý gitmek istemiyordum. bana ummadýðým bir þey söyledi: . bilmiyorum! Vakit yaklaþýyordu. peçemin altýda aðlaya aðlaya mektebe gittim. Ben bu yolu yarým saat. pamuklar. Müfettiþler sýnýf alebeleri imtihana çekiyorlar. Hayrullah Bey. Fakat o. yerlerde duvarlarda Munise'ye ait bin türlü eþya sürünü . beyhude ah u vahlar hastayý ürkütür. sandalyelerden birinin a a 362 Reþat Nuri Güntekin iskarpinin bir teki. halim. dý: . Feride? Pekâlâ kýzým... ümit kesilmez. Münasebetsiz bir þey yapmamdan korkmayýn. gayret et. Nihayet aralarýndan bin periþanlýðýmý fark etti: . bin türlü olmayacak þeyler so ruyorlardý. kendimi tutamadan. fakat þunu unutma ki. Artýk. kucaðýnda Mazlum ile yaptýðým o resini) sonra. itaat etmemek mümkün deðildi. Tenha sokaklarda duvarlara dayanýyor. dedi. Allah.ihtiyar doktor öyle sert ve kati tavýrla bu emri vermiþti ki. vallahi bir þey olmadý. diþini sýk. insan. Göðsü çýplak. yorgun yolcular gibi çeþme taþlarýna oturuyordum. hakkýnýz yok. . þifasýný verir. Birdenbire tavanlar sarsýldý. Sonra ÇALIKUÞU 361 aðýr aðýr yanýma indi. Aynanýn kenarýnda onun doktorun bahçesindeki çiçeklerden eliyle yaptýðý bir demet. Taþlýðýn görünce durdu. Kapýyý bana "onbaþý" açtý aret edemiyor. bir mecburiyeti kabul ettikten sonra içine sükûn ve te vekkül geliyor. Serum yaptýk.Þimdi deðil. þiþeler. ne gönlümde heyeca . raflarda. kum arý.

ÇALIKUÞU 363 Doktorlar. 364 Reþat Nuri Güntekin Küçüðümün kapýya vurduðunu. bir yandan ter döküyordum.. diyordu. baþým omzunda..gileri. azaplarý durmuþtu.Þiþeyi yataða boþaltýnýz.Sen yaþta bir çocuk için ehemmiyetsiz. yalnýz çýplak kolunu tuttum. baþka pencereler. ihtiyar doktor. tekrar açtýðým vakit.'de satýn aldýðým bebeði -küçüðümün buseleriden solmuþ yüzü. senelerce devam etti. gözlerimi açtým. ihtiyar doktor. Gözlerimin önünde Munise'nin ar fýrtýnasýnda kaybolduðu o karanlýk gecenin hayali titriyordu. artýk çarþaflý bir genç kýz oluyor" diye iki hafta evvel ona sarý yaldýzlý bir kar mýþ.Niçin tanýmayayým Doktor Bey? dedim. doktor? . dedim.Çok þükür. iri mavi gözleriy stalýðýn bütün acýlarý. baþý aðýr bir rüy biraz yana düþüyordu. . yavruma bir ay ýþýðý tatlýlýðýyla yaklaþýyor. bu ipeklerin içinde bir baþka ipek kümesi gibi bembeyaz yatýyor. Rüya içinde gibi: . ne üstüne atýlmak gibi bir telaþ. vücudunu gözlerime siper etti. avuçlarýmý çevirerek içlerinden öperdi. Cesaret edemedim. Gecenin bilmem hangi saatindeydi.Fende.Bir þey mi oldu... Kolonya bulamamýþlar onu kullan rdý. Bana öyle geldiki bu koku. Ölüm. Bu zavallý güzel þe nlýk bir köy mektebinde. çok þükür. artýk dýþarý çýkalým. Birdenbire odanýn içine keskin bir elyotrop kokusu yayýldý. "Munise. Kollarým ihtiyar doktorun boynuna kilit lenmiþ. tekrar yastýðýn üstüne düþtü... örselenmiþ kelebek kanatlarýnýn parmaklarýnda býraktýðý yaldýzlý toza benzer . Elyotrop. küçüðüm bu koku içinde daha mesut ölecek. Gramofon hâlâ çalýyordu. Küçüðüm. Ne bir feryat. saçlarýma. Cümlemize geçmiþ olsun.Kolonya. saçlarýmý okþuyor: . yataða yaklaþmýþlardý. Beni yataðýmýn üstüne uzattýlar ve yalnýz r. ipek örtüler içinden küçüðümün çýplak kolunu ç Hayrullah Bey hafifçe döndü.. erime dayanarak kalkmaya çalýþtým. Küçüðümün elinden hemen hemen zorla çekip aldýðým bu þiþe. beni tanýdýn mý? . sonra yine yavaþ yavaþ o Zeyniler gecesinin karanlýðýna daldým. haydi evladým. bir parça kolonya. Kuþlar. i gözlerinde. adeta acý bir saadetle bu güzelliði seyrediyordum.Saat kaç? Bitti. abasýna ettiði bütün iyilikleri için Bu dakikadan sonra Munise'yi bir daha göremedim. bir bebek yataðý hazýrlar gibi özene. baþka oda. baþýyla raflardan birini gösterdi. Birisi: .Haydi Feride. biraz uyudun kýzým. doktor bey. beyaz kirpiklerinde yaþlar titriyordu. Yorgun bir uyku içinde uyurken aðzýnýn etrafýnda triyor. baþým benim deðilmiþ gibi. gülümser gibi aralanmýþ dudaklarý. bulunduðum yeri tanýyamadým.. Bir yandan titriyor. deðil mi? Dediðimi hatýrlýyorum. fýrtýnanýn içinde ince sesiyle inlediðini duyuyordum. bu ikindi a sesi. . sevdiði ehemmiyetsiz bir kokuyu kýskanacak kadar mý kalpsizlik etmiþtim? . . Evin içine yayýlan keskin elyotrop kokus u bir dalga gibi içime gömülüyor. inci diþlerini gösteriyordu. Kuþlar hâlâ durmuyor.. alnýna dökülmüþ sarý perçemleriyle oynuyordu. göðsümü týkýyordu. Karyolasýnýn demirinden. elinde bir þamdanla yüzüme eðiliyor. . * Gözlerimi. Bu zavall uþuk avuçlarýnýn içinden küçük küçük buselerle öptüm. hâlâ þenlik yapýyorlar. gramofon gittikçe an bir þenlikte çalmakta devam ediyordu. bir ana dudaðý gibi korkutup ürkütmeden du. Yine doktorun mavi gözlerini gördüm. Birisinin.Ne kadar uyudum? . alnýma bir kunduðunu hissettim. Küçüðüm a ellerimi tutar.. ikindi güneþinin aðaç yapraklarýný çocuk yüzüne. Hayrullah Bey. nefti çarþafýnýn daha bitmemiþ pelerini sark daki rafta B. diyordu.. bezene muslinlerle süslemiþtim. Sonra yavaþ yavaþ ortalýk karardý. ruhumun içine döküldükleri dakikadan bugüne kadar beni mesut etmiþ . Bende onun gibi yaptým. ehemmiyet veril ecek birþey deðil. biraz uyudun. Kuvvetli bir ýþýk gözlerimi yaktý. Munise'yi son defa öpmek istiyordum. Bana verdiði bil ondan.

bu nekahet zamanýnda bana arkadaþlýk etti. Hatýralarým bile baþkasýna ait . Yalnýz birdenbire uçurumlara düþmek hissi içinde. Evvela razý olmadý. Hastalýktan sonra saçlarým demet demet inmeye baþlamýþtý. en ehemmiyetsiz yerlere renkli oyuncaklara bakan küçük çocuk gibi. Bir gün. Kulaklarýmda ýþýk süratiyle aþýlmýþ mesafelerin rüzgârlarý hýþýldýyor. ne bir heyecan uyandýrýyordu. kâh romanlar okuyarak beni eðlendirmeye. keyif için patiska ntari diktirip üç ay yatakta yatacaðým. beni rahatsýz ettiði için tekrar gözlerimi kapadým. Bütün ýsrarlarýma raðmen Hay nýz bir þey öðrenebildim: Gömüldükten sonra imam. Doktor Hayrullah Bey. n yedi günlük uykuya. .sevinçle. Ýhtiyar arkadaþým m. yeniden dünyaya gelmiþ gibi oluyor. içim ýlýnarak silkinip uyandýkça öyle hissediyorum ki. deniz kenarýndan birçok renkli taþ -küçüðüm bunlarý çiçeklerde topladýk.. bilmiyorum. Hastalýðýmdan beri ilk defa olmak üzere doktorla onu konuþtuk. sakýn hayvanýn pansuman aþý" ayýsýna býrakma. ýþýk gibi ses gibi boþluklarda dolaþtýðýný his 366 Reþat Nuri Güntekýn Nerelere. aynanýn kenarýnda renkli akisler uyandýran bir güneþ aydýnlýðý.Sakýn bunlar bir uzun rüyanýn hatýralarý olmasýn! Yahut onlarý bir eski romandan okumuþ o yým? Evet.. pansumaný biliyorsun. güldürmeye çalýþýyordu. Akdeniz'e karþý bir tepeciðin üstünde. Munise. Beni yine bir köyden istemiþler. son üç senemin bütün zehirlerini alýp götürmüþtü.Küçük. uzak bir sürünün eri. hain n k iyi olmuyor. nasýl gömüldüðünü bilmek istiyordum. bunu. baþkasýnýn göðsünden geliyor. benim tarafýnd . O biçar u. Ýnsan. ikâyeler söylüyor. Ara sýra benim. ÇALIKUÞU 367 Kuþadasý. Küçüðümün nasýl öldüðünü. karþýmdaki koltukta kitap okuyor yahut uyukluyordu. daha hiç olmazsa on beþ gün. beni kendi evine nakletmiþ.. ziyaný yok. pek uzak bir ye rden dönüyorum. kendi gibi incecik bir küçük servinin altýnd .. Bir gün yalnýz býrakmadý. uzak. Nekahet zamaným kýrk günden ziyade sü den kalkamadým. Yavrumu "Munise bin Feride" diye topraða teslim etmþiler. Bu dalgýnlýk saatlerinde ruhumun vücudumdan ayrýldýðýný. çerçeveleri tozlanmýþ eski fotoðraf yim.Hele þöyle bir adamakýllý ayaða kalk. vakalarý rüyada. makas is onlarý ensemin hizasýndan kestim. Bu. on dak bahçenin içinde dolaþtýr. Bahçeden iki kucak çiçek.. Sana bin türlü naz edeceðim. artýk bende ne bir keder. i kimse bilmiyor doktor benim. ama çok deðil. çehreleri. vermiþ. Cama kanatlarýný çar kelebek. koþtur anladýn mý? ikin fýrýncý Hur-þit Aða bugün fýrýn kirasýný getirecek. hangi memleketlere gidiyordum.. diyor. Hastalýk. uykuya benzeyen dalgýnlýklarým oluyor. Saatlerce yanýnda oturduk. bir hafta sabretmemi söyledi. on di gün baþucumdan ÇALIKUÞU 365 ayrýlmamýþ. Zaman zaman hayretle kendime soruyordum: . hatta mümkünse bir parça. * Büyükçe bir beyin hummasý geçirmiþim.. gözl larýnda görülmüþ dumanlý memleketlerin daðýnýk. yirmi sekiz lira mý ne.. Munise'nin annesinin ismini sormuþ. l Eylül Doktor Hayrullah Bey bu sabah bana: . Doktor Hayrul-lah Bey. dudaklarýndan çýkýyor gibi bir tuhaf se halarla güldüm. Aydýnlýk. Onu ziyaret edebiliriz.Epeyce zaman. Alimallah hasta bile olmasam. benim hayatta ilk büyük hastalýðýmdý. titizliðine tahammül etmek mümkün olmuyor.. kalbimi lezzetli titremelerle çýrpýndýrýyordu. Nekahet ne tatlý þey.Doktorcuðum. incelmiþ gözkapaklarýmýn arasýndan p n sýzarak bir zaman o halde kalýyordum O vakit. sönük hatýralarý titriyordu. Onlar. artýk büsbütün iyileþtim. Kendi bacaðý gibi Düldül'ün bacaðýný da kestirmeye mi azmetti.. saadetle bakýyor. Düldül sana emanet. Yarayý tekrar baðladýktan sonra Düldül'ü sekiz. Evvelki gün Hayrullah Bey'e dedim ki: . boyalarý solmuþ. sonra tekrar uyudum. dedi. Hayrullah Bey. Fakat hastalarýn inatçýlýðýna. bu küçük kýz için hemen hemen bir anne olduðumu hatýrlamýþ. On yedi gün kadar. On yedi gün uyku1 Ne tuhaf!.

Buradan ayrýlýktan sonra ne yapacaðým? Ben. seninle "iki ahbap çavuþ" olduk.. ÇALIKUÞU 369 Hayrullah Bey. Hayrullah Bey'in. Anlatamadýk gitt i. Haydi. Yataðýmda gözlerimi kaparken adeta kendimi mesut hissediyordum. Kendime bin türlü þey icat ediyorum. ihtiyar sütnineye yardým. keyfim için sa ttim. Ýlanihaye yanýnýzda kalamam. benim kütüphanemi aþaðýya naklet niz tarafýndaki odayý sana vereceðim. âlâ fakat Quo Vadis?. Sýhhatim yavaþ yavaþ düze nafile. Senden hoþlanmayayým da bak. dakika muyor. ne zevk buldu?" de.. içimde müebbeden kýrýlmýþ bir þey var. belki manâsýz þefkat kelimeleriyle beni teskin etti: . insaniyet. yanýnýzda çok mesut oluyorum. Sonra daha sert b ir tavýrla yumruðunu sallayarak: . Fakat þu var. Hayrullah Bey.Fakat. aðlarken gülüyorum. kim bilir. bir iri genç bekçi var.. benim taklidimi yapmak için sesini incelterek hidde tle: . Allah allah! Belki be n. getirip benim göðsüme doldurmuþ. daha kuvvetle feryat etmemek için parmaklarýmla aðzýmý kapýyo denbire yanýmdaki odadan Hayrullah Bey'in sesi geldi: . Düldül'ü merak etmeyin.. "Haydi efendim iþinize. Cezayý görürsün ha?. Ben keyfim için yaþadým. gitmek elzem.. sen misin? Ne oldun kýzým? ihtiyar doktor. fakat. dedim. bu kocaman dünyanýn bütün evleri i birer birer birer dolaþarak ne kadar keder. Doktor. küçükhaným hazretleri. Ben. müsaade ederseniz ben gideceðim. üþümezsi Ne vakitten beri söylemek istediðim sözün sýrasý gelmiþti.Ayrýca. tabii. Neyim var ordum? Bunu kendim de bilmiyordum. Herife dayak atarken öteki beriki kur tarmaya gelir. benim gibi kalbi ve hayatý kýrýlmýþ bir kýzýn ne kadar mesut olmasý kadar mesut oluyorum. bahçeye yemeklere hatta doktorun hesaplarýna bakmak. benim için hem iyi bir baba. Orasý daha güzel. suratýna bakar mýydým? Kendimi tepesi üstü minderden att yine fedakârlýk ettiðime inanma. geçen akþam pek neþeliydim. fedakârsýnýz. biz. Fakat. kalmak benim canýma minnet.. pek zevkime gider.. Eski sýhhatimi.. bana h oþ gösteren eski neþemi artýk bulamayacaðým. evi düzeltmek. münasebetsi ..Doktor Bey. nereye gideceðimi ben de kendi kendime soruyorum. beni utandýrý rdum. dayak yemekten hoþlanýyorum!" der. herifi çaðýrýr zorla seni nikâh e im. Mesela.insaniyet. Doktor Bey. . elinde mumla odama koþtu. emin olunuz. Evinde. hepsini kovar. ellerini kalçalarýna dayadý. Gülümseyerek cevap verdim: 368 Reþat Nuri Güntekin . Yine elini beline dayýyarak: . neydi o söyleyeceðim? Kafa kalmadý ki. Haydi küçük. Mol iere'in bir kahramaný vardýr. hem iyi bir arkadaþ oldu. fak at niceden Beri size yük olacaðým? Gerçi çok insaniyetlisiniz. Ha. yine benim söyleyiþimi tmek için yanaðýný çukurlaþtýrarak.Doktor bey. Gülerken aðlýyorum. gevezeliðe lüzum yok. isimsiz dilsiz yeis içinde: "Anneciðim. evet.Peki. zevzekliði býrak. Sabaha doðru karanlýðýn içinde hiç sebepsiz aðlaya aðlaya uyandým. fedakârlýk. misafirlik fazla uzuyor. kýsa saçlarýmý birbirine karýþýrarak eðlenmeye devam ediyor. Bu sebepsiz.. artýk alil sayýlýrým. sesini incelterek: .Doktor Bey. geldiðim vakit odalar lmazsa vay haline alimallah hani. ne olduðumu. öyle hissediyorum ki. kirayý da alýrým... Müsaade ederseniz ben gideceðim. daha böyle bin türlü iþ. küçük kýz. hâlâ ýsrar ediyordum: . anneciðim!" e titreye titreye hýçkýrýyor. Trajedi mi oynuyoruz be deli çocuk? diyordu. niçin aðladýðýmý bile söyletmeye lüz ehemmiyetsiz. gitmek istiyorsunuz. Öyle sanýyorum ki gece.Ne dedin? Gidecek misin? Yediði naneye bak. Dedim ki: . dudaklarýný sivriltip. Doktor. fedakârlýk bana výz gelir.Feride. hemen yanýndan kaçtým.Küçük kýz.. yine münasebetsiz þakalar edeceðini. En düþkün bir zamanýmda bana yardým ettin unu unutmayacaðým. ara sýra yaptýðý gibi.. "Bu hodkâm ihtiyar. dedi.. Bu. herif. ümitsizlik varsa hepsini toplamýþ. ötekine ihtiyaç var mý? Artý rliðim kâfi derecede uzadý.Misafirliðim kâfi derece uzadý. çenemin altýndan tuttu: . kend imi yabancý bulmuyorum. hem kýþýn lodosa karþýdýr. Aðzýný kulaklarýna kadar yýrtarým da asýl o v kýyamete kadar gülersin.

- Bir þey deðil, kýzým, bir þey deðil, ehemmiyetsiz bir sinir nöbeti, geçer yavrum. Vah, ço h. Ben, gözlerimde bir türlü durmayan yaþlar, týkanan kuþ yavrularý gibi açýk aðzýmda boðuk hý ihtiyar arkadaþým, pencereye döndü, karanlýkta ta uzaklara yumruðunu saklayarak: Çalýkuþu - F 24 370 Reþat Nuri Güntekin

- Allah belaný versin, aslan gibi çocuðu berbat ettin, dedi. Yalnýz kaldýktan sonra da böyl hastalýk ve ümitsizlik saatlerim olursa ben ne yapacaðým? Adam sende... Þimdiden bunu niçi düþünmeli? Herhalde daha en az bir ay, belki daha ziyade, doktor beni býrakmayacak... Alacakaya Çiftliði, 10 Eylül Bir haftadan beri Alacakaya'da, sözüm ona bir çiftliðim var, hayli zamandan beri gidip y oklamadým, iþçileri boþ býrakmaya gelmez. Seni on beþ gün oraya götüreyim. Sana da iyi bir hava olur; gözün gönlün açýlýr. Bak, yakýnda mektep açýlýyor. Bütün yýl kapalý kalacaksýn. - Doktor Bey, açýklýk yerleri çok severim, fakat mektep açýlmak üzere. Bilmem ki, nasýl olu ye cevap verdim. O, hiddetle omuzlarýný silkti: - A babam, ben sana gider misin? diye sormadým ki mülahazat söylüyorsun; götüreceðim, dedim en ne karýþýrsýn? Bu, doktorca bir iþ... Olmazsa rapor yazar, zorla götürürüm. Haydi, haydi aç parça çamaþýr, kütüphaneden benim "Ro-usseau"larýmý al. Hayrullah Bey, beni artýk bir mektep çocuðu gibi idare ediyor. Hastalýðýmdan sonra, zayýfla irademle ona karþý koymak mümkün deðil, hem de daha tuhafý, bundan þikâyet de etmiyorum, b at, adeta hoþuma gidiyor. Doktorun çiftliði bakýmsýz kalmýþ. Fakat, ne güzel bir yer. Kýþýn bile buralarý, bir bahara ele, bir kayalýk var ki, seyretmekle doyulur þey deðil. Bu kayalar, güneþin sabah, öðle, ak eþi olmasýna, havanýn açýk, yahut kapalý bulunmasýna göre renk deðiþtiriyor, lal kýrmýzýsý, yahut siyah görünüyor. Onun için buraya: "Alacakayalar" demiþler.

ÇALIKUÞU 371 Çiftlik beni umduðumdan ziyade meþgul etti. Çiftçilerle beraber süt saðýyorum. Artýk, benim imi bir ahbabým olmaya baþlayan Düldül'e binerek civar koruluklarda geziyorum. Hasýlý, düþü tý. Mamafih, gönlüm pek rahat deðil, birkaç güne kadar mektep açýlacak, iþimin baþýnda bulunmam lip süpürt-mem lazým. Hayrullah Bey'e söz anlatmak kabil deðil ki... Doktor, geceleri bana roman okutuyor. - Bu ipsiz sapsýz lakýrdýlara tahammül edilmez ama, senin aðzýndan bayaðý hoþ oluyor, diyor Dün gece, yine ona kitap okuyordum. Kitapta bazý açýk sözler var. Onlar geldikçe utanýyor, lerine süratle baþka kelimeler koymaya, yahut cümleleri atlamaya çalýþýyordum. Hayrullah Be benim telaþýmý fark ediyor, gür kahkahalarla tavanlarý sarsýyordu. Birdenbire karanlýkta köpekler havlamaya baþladý. Pencereyi açtýk. Çiftliðin kapýsýndan bir ordu. Hayrullah Bey: - Kim o? diye seslendi. Onbaþýnýn sesi: - Benim, yabancý deðil, diye cevap verdi. Onbaþýnýn bu saatte Kuþadasý'ndan buraya gelmesi bir vakaydý. Doktor: - Hayýrdýr inþallah! Ben, aþaðý inip anlayayým bakalým. Gecikirsem sen yat küçük, dedi. Hayrullah Bey, bir saate yakýn bir zaman Onbaþýnýn yanýnda kaldý. Yukarý çýktýðý vakit, yüz - Onbaþý niçin gelmiþ Doktor Bey? dedim. Sert bir sesle adeta baðýrdý: - Sana git yat, dedim yahu, sana ne? Olur rezalet deðil bu kýz çocuklarýnýn maskaralýðý be! ait bir iþ. Artýk, onun tabiatýný öðrenmiþtim. Böyle zamanlarda üzerine varmaya gelmiyordu. Çaresiz, þa k odama gittim. Bu sabah, uyandýðým vakit Hayrullah Bey'in erkenden 372 Reþat Nuri Güntekin

mühim bir iþ için gittiðini, mamafih, dönmezse merak etmememi söylediðini haber verdiler. Herhalde bu zarf bana ait olacak... Bu kâðýt parçasý beni derin derin düþündürüyor. Acaba b e onbaþý mý getirdi? Öyleyse niçin Hayrullah Bey, benden sakladý? Buna imkân yok; mutlaka b arf, kitaplar arasýnda Kuþadasý'ndan gelmiþ olacak. Kuþadasý, 25 Eylül Hayata paçavra diyen meðer ne doðru söylüyormuþ! * Son vakayý defterimin son sayfasýna olduðu gibi kaydediyorum. Kendimden ne bir isyan, ne de bir damla gözyaþý ilave etmek istemiyorum. Hayrullah Bey, beni, iki gün çiftlikte bekletti. Üçüncü gece merakým o dereceyi buldu ki, n lursa olsun, sabahleyin bir araba hazýrlatacak, kendi kendime kasabaya inecektim. Fakat ertesi sabah, uyandýðým vakit onu gelmiþ buldum. O kayýtsýz, kaygýsýz Hayrullah Bey'i, hiç bu kadar periþan ve yorgun gördüðümü hatýrlamýyor gibi saçlarýma dudaklarýný kondurdu. Sonra dikkatli dikkatli yüzüme bakarak: - Hay Allah belalarýný veresiceler, tuu! dedi. Baþýmda yeni bir tehlikenin dolaþtýðýný anlýyor, fakat bir þey sormaya cesaret edemiyordum. Hayrullah Bey, elleri ceplerinde düþüne düþüne epeyce dolaþtý. Sonra, ellerini omuzlarýma k - Küçük, sen bir þeyler biliyorsun, dedi. - Hayýr, Doktor Bey.

ÇALIKUÞU 373 - Biliyorsun, böyle olmasa iþlerdeki tuhaflýk nazarý dikkatini celp edecekti. Mutlaka bi r þeyler soracaktýn. Gayet aðýr, ciddi bir teessürle: - Hayýr, Doktor Bey, dedim. Hiçbir þey bilmiyorum, yalnýz telaþ ve ýstýrap içinde olduðunuz , bir kederiniz var. Benim hem hamim, hatta hemen hemen babam olduðunuz için sizin k ederiniz benim demektir. Neyiniz var? - Feride, kýzým, kendini kâfi derecede kuvvetli hissediyor musun? Merakým, korkumdan daha üstündü. Sakin görünmeye çalýþarak: - Ben gayretli bir kýzým, bunun birkaç misalini gördünüz, söyleyiniz Doktor Bey, dedim. - Feride, þu kalemi eline al, söyleyeceðim þeyleri yaz, haydi kýzým ihtiyar dostuna itimat t! Hayrullah Bey, dura dura, düþüne düþüne bana þu satýrlarý yazdýrdý: "Kuþadasý Maarif Encümeni Riyaset Âlisine, Hizmet-i maarifte devamýma ahval-i sýhhiyem müsait olmadýðýndan, Kuþadasý Inas Rüþtiyesi Mü irham ederim efendim." - Þimdi kýzým, düþünmeden, bir þey sormadan imzaný at, o kâðýdý bana ver. Ellerin titriyor, akmaya cesaret edemiyorsun. Daha iyi kýzým, daha iyi. Çünkü sen, o temiz gözlerinle bana ba arken ben þaþýracaðým. Fevkalâde bir þeyler geçtiðini anladýn, deðil mi? Dinle beni Feride. , teessür gösterirsen sözünü kesmek mecburiyetinde kalacaðým. Halbuki her þeyi bilmen lâzým hayata karýþtýðýn üç sene içinde insanýn ne mal olduðunu anladýn sanýyorsun deðil mi? Nafi yakýn hayatýmda ben bile anlayamamýþým. Ben ki, dünyada þenaatin, rezaletin bin türlüsüne t m; ben bu kadarýný hâlâ ihtiyar kafama sýðdýramýyorum. Biz seninle dünyanýn en temiz, en iy tuyuz deðil 374 Reþat Nuri Güntekin

mi? Aylarca senin hasta vücudunu kendi çocuðum gibi kollarýmda tuttum, bize ne demiþler,ne diyorlar, biliyor musun Feride? Mümkün deðil, tasavvur edemezsin. Ben senin âþýðýnmý-þým, kapama, bilâkis baþýný dik tut. O hareketi yüz karasý olanlar yapar, bilâkis, gözlerime ba miz var birbirimizden çekinecek? Dinle beni Feride, dinle, sonuna kadar söyleyeyim. Bu melun iftira, evvela mektepten çýkmýþ. Arkadaþlarýn ötede beride aleyhimizde olmayacak þ söylemeye baþlamýþlar. Sebep malum: Kendileri dururken senin müdi-re oluþun. Ben, altý ay el sana haber vermeden küçük bir hizmette bulunmak için bir mektup yazmýþtým. Bu terfiin be elimde olmasý þüpheleri artýrmýþ. Bu fesat yangýný aylardan beri için için yanýyormuþ. iþ Maarif Encümeni'nin, kaymakamýn kul uzun uzadýya tahriratlar yazýlmýþ, tahkikat yapýlmýþ. Vilayet Maarif Müdürlü-ðü'nce tercüm

ik etmiþler, birçok karanlýk noktalar varmýþ. Mesela istanbul'dan B.'ye geliþin, sonra merk z mektebinden istifa ederek ücra bir köye geliþin, þüpheli bir firara benziyormuþ. Birkaç a onra meçhul bir yerden yardým olmuþ. Maarif hayatýnda misli görülmemiþ bir süratle terakki köy muallimliðinden Darülmuallimat muallimliðine yükselmiþsin. Sonra yine sebepsiz bir isti a. Bu defa, baþka bir memlekete gidiyorsun, fakat orada da tutunamýyorsun. Ç. Maarif E ncümeni'nden bir cevap gelmiþ. Okurken içim, zehir kesildi, Feride. Güya sen orada... Yo k, yok söylemeyeceðim. Terbiyeli, yüksek, ilim irfan adamlarýnýn kaleminden, aðzýndan çýkan benim o patavasýz asker aðzým da söylemeye cesaret edemeyecek. Ben ki bilirsin, aðzýma ne elirse söylerim, en iðrenç kelimeyi bile dudaðýmda hapsedemem. Hasýlý Feridecik, yaralý gey i av köpekleri nasýl sararsa, senin etrafýný da öylece sardýlar. En masum hareketin, aleyhi e bir delil olarak tefsir edilmiþ; mazbatalara, tahkikat evrakýna geçmiþ. Ara sýra hasta t alebelerini tedavi için beni mektebe davet etmen, küçü-

ÇALIKUÞU 375 ðümüz ölürken takatsiz baþýný bir lahza omzuma dayaman, sonra sen hasta yatarken yataðýnýn m saatler birer cinayetmiþ! Yüzsüzlüðü o derece ileri vardýrmýþýz ki, bir memleketin örf ve iffetiyle alay etmiþiz. Etrafýmýzdaki insanlarý hiçe saymýþýz. Herkese seni hasta diye ilan ken tarlalarda, kol kola düvene binmiþiz. Vazifenle meþgul olacaðýn yerde, bahçemde at koþt uþsun, bunlar da kâfi gelmemiþ þehir haricinde çiftliklere çekilmiþiz. Feridecik, sana bunlarý bütün çiðliðiyle söylüyorum. Mýzmýz tesellilerle seni bir zaman dah lirdim. Ümitlerini yavaþ yavaþ, birer birer kýrabilirdim. Fakat böyle yapmadým. Niçin biliy musun? Mesleðim, yaþým bana bir kanaat verdi. Bir zehri insan, bir kerede yutmalý, ya ölür a kurtulur. Zehri þurupla, daha bilmem ne haltla karýþýrýp yudum yudum içmek pis þey, iðrenç þey. Felâk vermek testere ile adam kesmeye benzer. Evet Feride, hayatýn en aðýr sillesini yedin. Yalnýz olaydýn bu darbe seni öldürebilirdi. Ö a, bu kadar insan, kuþ kadar çocuðun üstüne çullanýrsa ne olur? Dua et ki tesadüf karþýna ç yar çýkardý. Benim ömrümün saati alaturka on biri çalmak üzere. Fakat, ne ziyaný var? Sana e bulunmak için bu kadarcýk bir zaman da kâfidir. Buna muvaffak olursam, bir yýðýn manasýz uat içinde ziyan olmuþ günlerime acýmayacaðým. Korkma Feride, bu da geçer. Sen gençsin, dah günler görmekten ümidini kesme. Ýstifaný kendim götürecektim, vazgeçtim. Seni bu halde býr cesaret edemeyeceðim. Çocuk kýsmýnýn türlü densizliði, denliliði olur. Haydi Feride, haydi açýk havaya çýkalým, koyunlarla, ineklerle uðraþalým. Bu hayvanlar, gördükleri iyiliðe kar a nimetþinastýrlar. ihtiyar doktor, istifanamemi zarfa koyarak onbaþýya verdi. Bu kâðýt parçasýna sadece ömrümün bir parçasýný deðil, 376 Reþat Nuri Güntekin

gönlümün son bir tesellisini daha gömüyordum. Ne hazin, Ya-rabbi, ne hazin! Hangi ümide sarýlsam elimde kalýyor, neyi seversem ölüyor. Ýþte üç sene evvel bir sonbahar eraber ölen genç kýzlýk rüyalarým, kendi küçüklerim, sonra Munise, onun arkasýndan belki ka uturlar diye ümit ettiðim talebelerim. Yavrularýný tehlikede gören bir ana kuþ hýr-çmhðýyla titrediðim bu þeyler, sonbahar yapraklarý gibi birer birer sararýyor, dökülüyor. Daha yirmi girmedim; yüzümden, vücudumdan çocukluðun izleri silinmedi; halbuki gönlüm, baþtan baþa büt rimin ölüleriyle dolu. Hayrullah Bey, beni üç gün yalnýz býrakmadý. Bu kadar felaket karþýsýnda gösterdiðim sükûn amýyor, geceleri ben yattýktan sonra odamýn kapýsýna gelerek: - Feride, bir þeye ihtiyacýn var mý? Uykun yoksa geleyim, diyordu. Üçüncü gecenin sabahýydý. Bir mayýs günü gibi taze, ýlýk bir sabah vakti erkenden kalktým. 'e elimle süt saðdým, kahvaltý hazýrladým. Elimde tepsi, sakin çehremde hemen hemen neþeli bir tebessümle odasýna girdiðim zaman, dok tor pek memnun oldu: - Aferin Feride! Çok memnun oldum. Nene lâzým, dünyanýn gamýný çekecek sen mi kaldýn? dedi Penceresini açtým, daðýnýk birkaç eþyasýný düzelttim. Çiftliðe ait þeylerden, koyunlardan b iyen söylüyor, gülüyor, hatta eskiden mektepte yaptýðým gibi aýa sýra ýslýk çalýyordum. Hayrullah Bey o kadar seviniyordu ki, tarif edilemez. Onun memnun olduðunu gördükçe daha

. . dedi. pervazýn kenarýna çýkýp oturarak: . Vaka hakkýnda sana bugün biraz tafsilât verebilirim : On gün evvel vilayetten bir müfettiþ geldi. tuhaflýklarýn. Sonra. dinliyorum. dedim. benim çocukluðum aðaç dallarý üstünde geçti. Konuþmak için biraz daha beklemek istiyordum. Güzel. sonra öyle inanýlmaz bir metanetin v r ki. Bundan baþka çarem kalmadýðý halde yine cesaret edemiyorum. Doktor Bey. bun ak bir askerin az buçuk çið kelimeleri karþýsýnda bile renkten renge giren masum yüzün. Görüyorsunuz ya. Fok balýðý gibi azýdiþleri dýþarý fýrlamýþ. ne kadar sakinim . Doktor Bey. lan u müfettiþin riyaseti altýnda bir tahkikat komisyonu teþkil ettiler.Yegâne arkadaþým. olgun bir ciddiyetle bunu düþünmüþtüm. O gece "Onba-þý"nýn getirdiði kâðýt bir nevi celpname id de. konuþalým. ihtiyar doktor. hamim. O anda kurþu damla kaný çýkmayacaktý. Faka mademki bu kadar kendine hâkim olabiliyorsun.. size memnun olacað rdan bahsedeceðim..Yaþamaya. O. halim mavi gözleminde hiç görmediðim korkunç parýltý. bükük boynunla o fok balýðýnýn yýrtýcý pýnýn kurallarýyla seni parçalamaya azmeden bu adam "kurt ile kuzu" masalýndaki canavar gi bi sudan sebepler arýyor. yumurcak? Bu ne? Eðer þimdi senin yerinde olsaydým. Siz.Siz merak etmeyin. Bir kere...Bu ne demek? .Güzel aðzýmý öyle bir açtým. Birçok sebep var. Fakat sen aþaðý in Allah aþkýna. Hayrullah Bey. gülerek söylüyordum. .Sizinle konuþacak þeylerim var. encümen odasýný gözümün önüne ge siyah çarþafýnla.. zavallý. Fakat nasýl? Bana bir y gösteriniz. Peki Feride. ne olur. ne olmaz! Ben gülerek: . Hemen hemen hýrpalayarak alçak bir iskemleye oturttu: 378 Reþat Nuri Güntekin .. Bu sözleri þaka eden bir çocuk hafifliðiyle. . ben de bundan baþka bir þey istemiyorum.Gayet sade. heyecanla rinden fýrladý: . vaktin geldiðine hükmettim. ben ölmekten ço karým. sakin. Feride! Bakýyorsun parmak kadar hiçten bir oyuncak ol uyorsun. Azlini teblið etmeden seni sorguya çekmek istiyorlardý. Evvela cesaret edemey eceðim. Doktorun koltuðunu pencerenin yanma çektim. Çünkü birkaç gün. ürk nle o fok balýðýnýn karþýsýnda yalnýz býrakmak! Hayrullah Bey. Þimdi. muallime ol maktan katiyen ümidini kesmemelisin.neþeleniyordum. Ne olursa olsun. o oudala olduðu kadar iðrenç iftiralarý tekrar ediyor. Bunlarý ben de düþündüm. benim ara sýra ölümden bahsetmeme bakmayýnýz. saf bir tavýrla söylemiþtim. . söyle. sararmýþ çocuk çehrenle. eliyle gözlerini k apayarak: . kendimi öldürmemeye. boynumu bükerek. Ölmeye cesaretim o madýðýný anladýktan sonra. . Bu sözü.SöyleP. Hayrullah Bey heyecanla bileklerimi tuttu. Ben. sen böyle bir heyetin karþýsýna nasýl çýkardýn? Yabancýlarýn aðzýndan iþiteceðin o iðre p verebilirdin? Bunu haber alýnca aklým baþýmdan gitti. beni zorla pencerenin kenarýndan indird i. Seni. o fok balýðýný öyle bir kalayladým ki Feride. kaþlarým çatarak düþünüyordu.fakat aþaðý in.Yaþamaya karar verdiðimi söyledikten sonra artýk aþaðý düþmemden korkmak manasýz deðil mi y? Bu kararý niçin verdim? Bunu size söyleyeyim. hayretten aþaðý düþer olurdum.Feride. çenesinde lakýrdýlarýn i birbirine çar ptýran bir titreme ile yumruðunu sallayarak: ÇALIKUÞU 379 . Bakýyorsun öyle derinliklerin. yaþamaya devam edeyim. .Neye? .Ne söylüyorsun.Ne anlaþýlmaz bir mahluksun sen. Maazallah yuvarlanýrsýn. dizleri ne bir örtü örttüm. Bir kolayýný bulabilirseniz ne âlâ! Hayruüah Bey. ÇALIKUÞU 377 Nihayet. Peki kýzým. dün akþam mühim bir karar verd m. ellerimi uzatarak. babam sizsiniz.

ailenin yanýna dönmey var mý? Baþýmý önüme eðdim: . kendi gönlünün rýzasýyla . Feride. benim aleyhimde mahkemeye müracaat ettiðini haber aldým. . Þimdi benim muhakememi takip et Feride. O melun. bunu ben de emin bir çare telâkki etmiyorum. Çünkü benim az buçuk serv ikimize de yeter.Ayýp Feride.Doktor Bey. Feride.. Doktor Bey. Ýstanbul'a. .Bu arada ne olduysa sana oldu. All ri. þu aðaçl nize bakýnýz Doktor Bey.Baþka bir çare: iyi bir gençle evlenmen mümkün deðil mi? . fakat olmuþ. benden ayrýlma desem buna razý olmazsýn.Fakat Doktor Bey. Haydi. Bugün bir çaresini buls k bile. mazlum bir ev kýzýsýn: "Kýnalý kuzu" dedikleri cinsten bir kýzcaðýz. senin ne benim le yaþamana ne kendi kendine yaþamana imkân var. bunu yine tamir edeyim. Hayrullah Bey. her çapkýna. Hemen zorla sana istifaný ya zdýrdým diye ileride benim için fena düþünmeni istemem. söküp atmak mümkün deðil. kalb ine öyle yer etmiþ ki. ayýp. bön. ben hangi sýfatla sizden böyle bir para yardýmý kabul edebilirim? Na sýl bir insan mevkiine inerim? Hayrullah Bey kýzmadý. deðil mi? Hülasa.. Senin gibi. onlar benim için büsbütün bitti. baþýný eðiyorsun. Þimdi sana karþý mesuliyetim ik at oldu. deðil mi? Cevap vermeye cesaret edemiyorsun. çalýþmak istersen buna imkân yok. bu dudaðý gülmek ve etrafýndakilere saadet vermek için yarattý. ihtiyar doktor gözlerindeki o vahþi parýltý. .Hayýr. öyleyse ne yapacaðýz? Zaruret falan çekmenden korkum yok. Doktor Bey. fakat bu zaruriydi. beyaz býyýklarýný diþleriyle çiðneyerek düþünüyordu: . ölümü düþünmekte hakkým varmýþ. Korka korka dizlerimi k k: . ateþe yandýn. fazla olarak o vakit belki ben d e bulunamayacaðým. Benim kadar baþý dara gelmeyen bir insan. Çünkü baþýna bu felaketin gelmesine ben sebep oldum.Hayýr. Mazindeki þüpheli bir nokta. þakaklarmdaki korkunç kýrmýzýlýk sönünceye kad ra yine eski halim sesi. Þu güneþe. fakat gayet mahzun bir þikâyetle yüzüme baktý: . B mamalýydý. Alakaný katiyen kesmen lâzýmdý.Peki. yarýn baþka bir bahane ile seni vuracaklar. akrabamdan olmayan bir genç kýzla yaþamamýn örfe ve þeriata aykýrý göründüðünü s senin baþka bir memlekete gönderilmeni istemiþ.Teþekkür ederim. sana bir þey daha söyleyeceðim. Haksýz þüpheler hayatýný zehirleyecek. nereye gitsen seni takip edecek. Müfettiþlere yaptýk temizliðini bir kere de mahkeme huzurunda tekrar için o günü sabýrsýzlýkla bekliyorum. Fakat. samimi arkadaþýndan küçük bir yardým bile kabul edemeyecek kadar maðrur bir kýz bahusus bu bu dedikodulardan sonra tek baþýna nasýl yaþar? Seni tekrar evlendirmeyi düþündüðüm bunun de.Ýki gün evvel.Evlenirsen bahtiyar olacaðýna benim de o kadar kanaatim yok. hiçbir þeye ehemmiyet vermiyor gibi görünen tavýrlarýna ade ruhlu. her se rseriye seni tahkir etmek hakkýný verecek. 380 Reþat Nuri Güntekin . peki. bu leke. F t ne yapalým ki. fakat bu mesele. bir ihtiyar.. sen bütün serbest. Ne yapacaðýz Feride? Nasýl hareket edeceðiz? Sen nasýl müdafaa edeceðiz? Ölmeye mahkûm bir hasta mazlumluðuyla yüzüne baktým. her þeyden bahsedin. saf tavrýyla devam etti: . Beraber yaþay lým. doðrusunu istersen. Doktor Bey. Benim ailemden. Arada sen. Feridecik. Ben ihtiyar bir kýz olarak ölmeye azmettim. Kimseden yardým kabul etmek istemezsen.Nihayet siz de teslim ediyorsunuz ki. Dediðim gibi. Herke- ÇALIKUÞU 381 sin kabahatini açýk açýk yüzüne söyleyen bir "kör kadý" olduðum için beni zaten kimse sevme e ile niçin bana da bir darbe indirmemeli. meslekten artýk bir þey ümit edemezsin. .. bu saatte her þeyi açýk açýk konuþmamalý? Mahalle namýna kaymakama bir heyet gitmiþ... beraber düþünmeye devam edelim. Onun için lâzým ki. Senin saadetinden-iyi neye sarf ed lirim? Vereceðim cevabýn onu kýzdýracaðýný biliyordum.Peki küçük. Fok balýklarýnýn karþýs resin diye deðil. mahdut. Bu kadar birbirimizle anlaþtýktan sonra ortaya böyle söz atman ayýp. ayaklarýnýzý öpeyim. paramý ne yapacaðým diye düþünüyordum. Ýçimdeki derin ümitsizliðe raðmen hâlâ .

Hoþuna gidecek þeyi nasýl keþfettim.Sana ben bir de yüzgörümlüðü veriyorum. her þeye raðmen sev iliyordum. bi amýza otuz beþ. Sen bana bakma.. önüme bakýyordum. her þeye raðmen seninle mesut olabilirdim. gülmek için r gibi titreyen yaramaz dudaklarýndan daha büyük facia görmedim. Ben.Ben hayli ihtiyarým. Ne yapalým. hem de eve bazý yeni eþya almak üzere. ruhun iðidir. Bir yetimhane. Hayretle yüzüne baktým. merhamet. Yanlýþ. memnuniyetle gülerek: . * Bu son ayrýlýk saatinde niçin hakikati saklamah? Bu okumayacaðýn defteri ben senin için yaz Kâmran. Evet. son çareye baþvuracaðýz. Bu satýrlarý. Karýnca ayaðý gibi minimini yazýlarla dolan mektep defterimin son sayfalarýna geldim. Ömrümde yemediðim bir haltý yedirteceksin. Beni çocuk gi hüngür hüngür aðlatacaksýn. Hayrullah Bey.Yeter artýk Feride. çok yanlýþ bir iþ tuttuðu itiraf edeceðim. Yeni bir deftere yeni hayatýmý yazm aya baþlamak mümkün deðil. pencereden içeriye klarý üzerine savuruyor. evvelki gün izmir'e gitti.þeylerden ayrýlmak ister mi? Hayrullah Bey. Yapraklan dökülmüþ kuru dallarýn arasýnda parlayan sonbahar güneþine elini uzattý: .Yok. sen hocalýk ve analýk. hem hususi iþlerin i görmek. temiz ve menfaatsiz muhabbeti de son bir yeþil ÇALIKUÞU 383 yaprak gibi yaþýyordu. Gerçi kudret. 382 Reþat Nuri Güntekin Bir haftadan beri Kuþadasý'ndayým. acýnýn türlü þeklini gördüm. Be doktorluk edeceðim. Hayrullah Bey. birkaç damla gözyaþýndan ibaret olan Çalýkuþu ile ne alakasý kalacak? Çalýkuþu bugün defterinin gözyaþlarýndan kirlenmiþ sayfalarýna dökülen sonbahar yapraklarý or. Seni þeriatlerine uyacak bir sýfatla evimde alýkoyacaðý a edeceðim. Hayrullah Bey. ama hiç ehemmiyeti yok. istedim ki çok. sefaletin. ne söyledim. Bu yeni eþyaya lüzum olmadýðýný söylemiþtim. ihtiyar arkadaþýmýn sönük mavi gözlerindeki þefkat. Aðaçlarýn çýplak kollarýndan döktüðü bu yapraklardan bazýlarýný rüzgâr. nekahat günlerimi geçirdiðim odanýn penceresi önünde yazýyorum. Hem seni öy telli pullu gelin olmuþ görmek isterim. O. Ýzmir'den müthiþ bir gelin elbisesi getireceðim. emelim kursaðýmda kalýr. yeter artýk. Ben. Evet. sonra önümde durar . Bu akþam dönece dair telgraf aldým. niþanlý haným. sevildiðimi de bilmiyor deðildim. Bizim "Alacaka-ya"daki çiftliði ben otuz. bir þey söylemiyor. bu adeta benim yaþlýlýðýmý baþýma kakmak demek olur. kýrk kiþil r yetimhane þekline sokuyorum. kýrk senelik bir zaman sokmuþ. ama müthiþ bir yüzgörümlüðü. Etrafta bulduðumuz kimsesiz çocuklarý oraya toplayacaðýz. fakat bu bana kâfi gelmedi. . hayat böyleymiþ! Buna da katlanmak lâzým. ergen adam sayýlýrým. Öbür Perþembe. Öbür sabah baþkasýnýn odasýnda uyanacak genç kadýnýn. Ne h azin tesadüf! Sergüzeþtimle beraber defter de bitiyor.O halde. Bahçedeki dal urmayan bir kuru yaprak yaðmuru yaðýyor. Asýl gençlik. ne cesaretim olacak. Ben. ona bir koca gözüyle bakmak mecburiyetinde kaldýðým günden beri bu s prak da sarardý. h arça naðme. sözüne devam etti: . artýk söyleyecek neyim kalýyor ki? Hem yarýn baþkasýnýn karýsý o una ne hakkým. Aklýný yorma bulamazsýn.. eliyle aðzýmý kapadý: . Kollarýmýn arasýnda nice göz rþýmda ölmek mecburiyetinden bu kadar sükûnla bahseden bu güzel çocuk yüzünden. ne yazdýmsa hep senin içindi. Tuhaf bir tavýrla itiraz etti: . Hazýr ol Feride. Keþfet bakayým: Küpe deðil. dizlerinden örtüsünü atarak odanýn içinde epeyce dolaþtý. ben yirmi yaþýnda delikanlýlardan daha dinç bir adamým. Yarýn gelin oluyorum.

yanýk çýngýraklarýnýn tirediði bu ovalarda. seni sevmesini. Ben. tebdilihava için memleketinize davet edilmiþ bir hastaya böyle söylenir mi? . Hani.. rüzgârýn sonbahara kadar haykýrýp aðladýðý uzun geceler esli. ne yanlýþ! Sevdanýn hiçbirinin. þu Fe-ride'ye nasýl kýy .. yýprattýðýný z Kâmran. at maksadým yormak deðil. Hâlâ aklýmdadýr. Aziz Bey ellerini birbirine vurdu: . . kendi payýma müthiþ eðlendim. kendini sevdirmenin de bir yolu var.ona yakýn sevi . sen yine bir parça benimdin.Ayþe Teyzem duymasýn. hazin.Duysa da umurumda deðil. ama senin derdinin bununla alakasý yok ki. çocuklarýmýza iyi bir anne olacaktým. sen o cevaplarý da düþünerek vermiyorsun ki. Sevdiðin bir kadýnla evlendin. dört beþ sene kadar da Feridecikle niþanlý kalmýþtýn.pek çok sevileyim. asýl bugün dul kalýyorum. ümitsiz hayalini sevmekle. boþ yere düþündürüp yormak için bir ka . Gözlerini zorla denizden ayýrarak gülümsedi: .F 25 386 Reþat Nuri Güntekin . gül yüzünü hatýrladýkça hâlâ yüreðim sýzlar.Ben. Bugün sade dört yaþýna yak r. karýsý olacaðým biçare ad mbak gibi masum bir kýz zannediyor. ölsem. Beni... Mesela. köçek.Hayýr nankör. ben hayalimde onunla barýþýyorum.Yok oðlum. Allah aþkýna. . senden ayrýldýktan sonra öðrendim. Kâmran. bozuk yollarda sarsýlan arabanýn köþesinde akþam rüzgârýna karþý pardösüsünün yakas ara'yý seyrediyordu. iki yüz cevap az deðil zannederim. pehl n. gitsem seni affetmeyec m Kâmran. mademki seni etti. ne güzel mektuplar yazabiliyordu? Ben. Bu kadar sevilmeye benim hakkým var mýydý? Zannetmem Kâmran.Etme.. oðlum. Söðütlük bahçelerinin ýlýk iðde kokularýy hep seninle yüz yüze. Ben.Eniþte. Çalýku-þu'nun bülbül gibi sesini. eniþte. Ah Kâmran. günden güne daha genç . "h ayýr" gibi kýsa cevaplar olsun. davul. . bu dul kadýn ruh ve vücudunu benim kadar hýrpaladýðýný. ben.. Tekirdað'a geleli on sene oldu. Çeþit çeþit insanlar gördün. Kâmran.iki saatte. seninle yol arkadaþlýðý etmek iþkence billahi. ben.. . ben altmýþýma giriyorum. öteki þeyi düþünmene mani olmak. Hatta yaptýðým tecrübelerle rýný sevmekle sanma sakýn. Çalýkuþu . Mamafih. Seni canlandýrmak kabil deðil. biz asýl bugün birbirimizden ayrýlýyoruz. be senin çocuklarýna. inan bana. daha ihtiyar görünmüyor muydum? Kâmran güldü . kendi sevdiðim kadar deðilse bile -çünkü buna imkân yok. hakikaten sana yaranmak kabil olmuyor.Evet.. Buraya ilk geliþimde ben. Zeyniler mezarlýðýnýn karanlýðýnda. Makine gibi söylüyorsun. Bak.. Gönlümün içindeki derin. iki saatten beri belki yüz þey sord Evet" yahut "Hayýr"dan baþka cevap alamadým. velev "evet". sen kendini fena býraktýn. Seni gerçi düþündürmek istiyorum. Bütün ol lere raðmen. O kadar. senin hayalinin kollarýnda yaþadým. hiç bi lmiyordum. .kim bilir ne kadar cazibeli bir 384 Reþat Nuri Güntekin kadýndý? Kim bilir sana ne güzel þeyler söylüyor. eniþte.. (Feride 'nm jurnali burada bitiyordu. deðil mi Kâmran? Halbuki ben bunlarý hiç. Kendine gel. Senin Sarý Çiçeðin -taþ atmak için söylemiyorum Kâmran.Size anlatmak kabil deðil eniþte. Yarýn.iyi ama oðlum. bir . göz ve izan var. fakat sen eðlenmedin.) 385 BEÞÝNCÝ KISIM I IvÂMRAN. küçük. benim yaradýlýþým baþka türlü. . inkâr etme. zurna dinledin. Yine böyle bir aðustos günüydü. cahil bir kýzdým nin. iki yüz suale. ben bütün ruhumla senin.Güzel tedavi ve tebdilihava usulü. artýk ümidimi kesiyorum. seneler amma çabuk geçiyor! Hakkýn var ya. üç gün evvel bir d nesiyle seni köye götürdüm. Aradan on rkasýndaki arka bahçeye bakmaya yüreðim tahammül etmez.

O. B. üç senelik hayatýný hastabakýcýl . Bir baþýna yabancý memleketlere gitmek için kim bilir. Beni buraya sizin davetleriniz mi getirdi zannediyorsunuz? Köy.'de onu bulmaya gittiðim vakit ise iþ iþten geçmiþti. bugün on yedi yaþýnda. hiç olmazsa mesut olurdu. . Öyle günlerim oluyor ki. Feride'yi: "Beni salýncakta sallay entarili ablam" diye hatýrlýyor. o kadar. herkes öyle. ona ka bir insanlýk ve merhamet vazifesi ifa etmek istedim.Anlaþýlýr dava deðil.Yanlýþ hareket ettim eniþte. acý bir gülümsemeyle baþýný salladý: . takat hiç z annetmem. Kâmran. garip göreceksiniz. Feride sözünü aðzýma aldýrmýyor.Yamansevda. Nermin. Baharý zorla beklemiþtim.Ne tuhaf insansýn Kâmran? Peki. Þehirden üç dört saat uzak mesafed . senelerden beri bana dargýn.. Kâmran. Sana bir düþkünlüktür arýz oldu. Hâlâ hasta gibi Feride ile ne alakasý var? Sen baþka birisini seviyordun. Ne istediðimi. yalnýz dikten sonra bir gün böyle. bir hastaydý. bunlarý ölürken hatýrlarsam aðlayarak öleceðim. bu gözlen: "Benim. söylüyor. ne yaptýðýmý hiçbir zaman kendim de bilmedim.Burasý doðru eniþte. Feride'den ümidi kestikten sonra. Bir türlü kendini top-layamadýn. ondan bahsetmeye hakkýn yok!" diyor. bunu tamire imkân yok muydu? . en dünyada hiçbir þeyi. senelerce bu baþý. keþke bunu bilecek. Münevver yataða düþtü. öyle derin bir infial için zden ayrýlmýþtý ki. A/iz Beyin de neþesi kaçmýþtý. eniþte. çok yanlýþ hareket ettim. Bana. . Kâmran. Kocasý ihtiyar. Feride.. hayal meyal aklýnda kalmýþ. Marmara'dan gelen serin akþam rüzgârýndan çekiniyor gibi boynunu pard yakasý içinde daha ziyade saklýyor. fakat zengin bir doktormuþ. teyzem öyle. hiçbir insaný Feride kadar sevmedim. . .Eniþte.Mademki münasebetsizlik etmiþtin. ya öteki? . diþleri arasýndan mýrýldandý: .. . daha büyük bir delilik edecekti. Bir çocuðun öyle halleri.Kâmran oðlum. izini keþfettiðim vakit. Hayatým bazý sergüzeþtleri. Feride. devam etmedi. kolayca kendini avutacak bir kýz olsaydý. deðil. Çalýkuþu. n ar mütees388 Reþat Nuri Güntekin sirdi? Aradan hiç olmazsa altý aylýk bir zaman geçmeden beni görürse belki büsbütün hýrçýnl k. kaþlarýný . Sen karýþýk ruhlu bir adamsýn Kâmran. þaka ediyormuþ.Söyledim ya. Emin ol nýz bir þey var. uzaklarda tek tuk kýzýllanmaya baþlayan balýkçý ateþler diyordu. kimse bana inanmýyor. Düþün eniþte. Kadere ne denir? Geçen kýþ fat etti. ilk gençliðimin birka asýný aramaya geldim. Feride'ye karþý zaafým. Aziz Bey. Arkadaþlarýmdan bir mülkiye müfetti karýsý -ki Feride'nin eski bir arkadaþýdýr.geçen sene bir gün Kuþadasý'nda ona tesadüf et kisi gibi mütemadiyen gülüyor. birdenbire üstüne düþmekten korktum. isviçre'de ve daha bilmem nerelerde hastaný tedaviye çalýþtýn. sen korkarým ki o vakit de ikinci bir budalalýk ettin. eniþte. Burada Feri de'den bahsedebileceðim yalnýz Nermin var. siz de. Fakat sizi temin ederim ki. Ben burada. tabii inanmayacaksýnýz. yaman aþk!. Feride buraya ge ldiði vakit yedi yaþýndaydý. Üç a dým. Çahkuþu'nu. Tam o zaman o aksi hastalýðým baþladý. iki seneden beri çok bahtiyarmýþ. Annem öyle.O cihetten müsterih olunuz eniþte. Size bir delil da im. gözlerin tambur çaldýrdýðýný söylediler. bulunduðu köy mek de yakalamak için yola çýkmaya hazýrlanýyordum. Tebdilihavaya ihtiyacýn vaf dedikleri zaman ilk aklýma gelen yer Tekirdað ol du. Müjgân. Zaten kimse ÇALIKUÞU 387 inanmýyor. Nermin'e entarili ablasýndan bah settirmek için lisanýmýn bütün kuvvetini sarf ediyorum. . o kadar. düðün eðlenceleri için i bir aydýr burada durduðumu sanýyorsunuz? Darýlmayý-nýz.sene bile tamamýyla mesut olamadýn. hatta epeyce heyecanlý sergüzeþtleri oldu. benim yüzümden ölmesi mümkündü. Feride'nin hasta bir bes ekârý sevdiðini. öyle hatýralarý var ki. Onun sade deðil izzetinefsi de yaralanmýþtý. yine o acý gülümsemesiyle cevap verdi: . Öyle sanýyorum ki. inanmýyorsunuz. vefasýz baþýný çaðlayan kenarýnda sevgilisinin dizlerine koyarak. gözüyle göre en iþittim.

Yürüye yürüye eve geleceðim. Arkadaþý. Kâmran'ýn arabadan indiði yer yine o köprübaþýydý. Irgat baþý gibi. kalbinin içinde gülüyordu. hava pek güzel de. ha . Müjgân'dý. Size uðurlar lsun. çünkü ihtiyarlýk. Karþý dað emiþti.Öyle mi? diyerek arkasýný çevirmiþti. Þu yollarý senelerce evvel kendim yaptýrdým. son llarýn alacakaranlýðý içinde yavaþ yavaþ. sokak kapýsýnýn önünde beyazlý bir kadýn hayaleti gördü. teyzeni de beni de berbat etti. bugün kim geldi Kâmran? dedi. seçkin menekþelere benzeyen bir gece baþlýy Genç adam. Reþat Nuri Güntekin 390 s" A.Bak. Kâmran. sende bir hal var! Genç kadýn bir þeyler söylemek istiyor. ne kadar yavaþ yürüyorsun? Nerede kaldýn bu vakte kadar? . ne o insanlarý artýk hatýrlamýyorum bile!" demiþ. fakat kelime bulamýyordu. Kâmran. Kâmran. beni fena hald e sarstý. Buna mukabil halinde bir tuhaflýk.Hiç Müjgân. Kocasýnýn bu muvakkat memuriyetle Anadolu'ya gittiði günden beri çocuklarýyla beraber Tekir að'da oturan Müjgân. istanbul'dan.ta yakýnýnda.te yirmi kadar çocukla uðraþtýðýný. Tekirdað'da bulunduðu yirmi günden beri âdet etmiþti. Bebeklerinden birer mavi yýldýz parlayan bu ÇALIKUÞU 391 gözler gülüyor. akrabalarýndan bahsetmek istemiþ. hayretle baþýný çevirdi. . siz de insaf edin. artýk devam etmeyelim.Müjgân. çok uzaklara gittim.Çok yorgun görünüyorsun. bunu biliyorum. Feride çabucak sözü ka Ben. Uzakta. Daha baþka þeyler söyleyecekti. kýsa tersane elbisesiyle Çalýkuþu'nun önünde yür n ucu ile taþlarý sektirdiðini hâlâ görüyordu. biraz solgun ve süzgün görünen bu güzel yüz gülüyor. Her akþamüstü buraya kadar gelir. daima sakin yüzü az heyecan görünüyordu. Kâmran. bunlar lüzumsuz sözler. hüzünle gülümseyerek cevap vermiþti: . fak at geç kalma. onun da beni bu kadar çabuk unutmasý doðru muydu? Mamafih.Kâmran. On sene evvel yine böyle bir aðustos son uraya kadar gelmiþ. iç kapýdaki fenerden süzülüp gelen mavimsi aydýnlýðýn için nin ela gözlerini gördü. onu koltuklarýndan tutarak yürüme talimleri yaptýrýrdý. Herhalde seni sarsan yollar deðil. çürük tahtalarýn üstüne oturarak ayaklarýný sallamýþtý. Onun yanýnda Feride için bir tek kelime söyl miyordu. bir akþam Kâmran'a: . ka e iç duvarýn arasýndaki köþeyi göstererek: .idare adamlarý hakikaten bedbaht insanlar. b açlýktan bayýlýrýz. bahçe aralarýndaki yollardan birinin yanýnda durdu. Bir adým geri çekildi. onun ateþböceklerinin yýldýz benekli yeþil karanlýðýný uzun uzun seyretti. Kocasýndan yarým saat ayrý emiyormuþ. fakat Müjgân bu sözden bir þey anlamýyor gibi dudaklarýný b . düþüne düþüne geri dönerdi. Haydi oðlum. haksýzlýk- ÇALIKUÞU____________ 389 larým çok eniþte. pek mesut olduðunu söylemiþ. kadýn kalbinin o kadar inatçý olan gizli in den biriyle senelerden beri Kâmran'a dargýndý. Kâmran'ý görünce uzaktan kolunu sallamaya baþladý: . Feride'nin bu yoldan çýktýðýný görm açlarýnýn lüleleri çýkan baþörtüsü. iftira Ne iyi etmiþler de yedi sene evvel beni bu mutasarrýflýktan azletmiþler.Ýyi tahmin ettin Müjgân. Feride -altý seneden b st gözlerini her yumdukça gördüðü gibi. Kâmran. Müjgân'ýn bu gece yanýnda çocuðu yoktu. güneþin altýnda yandým. Evdekilerin merak edeceklerini bildiði halde bir türlü gitmek istem iyor. Ekseri akþamlar er caddeye çýkar. galiba uzaklara gittin? demiþti. arabadan iniyorum. Kenarlarýndan doðru dolmaya yüz tutmuþ. Ben. Feride'ye karþý kusu rým. eski bir rüyanýn izlerini arar gibi yollarda gecikiyordu. on senelik uzak bir maziye. Vakit epeyce geçmiþti. bahçelerin arasýndan yavaþ yavaþ eve dönerken iyiden iyiye akþam olmuþtu. O akþam. o meraktan. Fakat. Müjgân. Aziz Bey içini çekti: . beyaz. Bu bozuk yollar. Geç kalýrsan. ne o memleketi.

de i. istanbul'da iþittim. oraya dece biraz neþe deðil.. bu da nihayet baþýna geldi Onlarý kapýnýn yanýnda ilk defa gören Ner-min oldu. gecenin içinde parýldayan ela gözlerini görmek bir saadetti ki. sonra dediðim gibi.. tekellüfe lüzum yok. Senelerden sonra. Cevap beklerken Kâmran'a bakmýyor. hanýma. þimdiye kadar benim kucaðýmda oturdu.Sizi tekrar görmek memnuniyetini söyleyebilmek için kelime bulamayacaðým Feride Haným. hepinizi çok göreceðim gelmiþti. Yalnýz sen bir felakete uðramýþsýn Kâmran. Sofranýn baþýnda çocuk gibi maskaralýkla iz Bey: . Belki onlardan da beni göreceði gelenler v rdýr. lambal dönen pervaneler. Feri-de'nin saçlarýna dudaklarýný dokun a kulaðýna söyler gibi gayet yavaþ: . bütün kalplerde -açýk pencerelerden içeri dolan. Zaten ben. Eski berrak ahengine sakat billurlar gibi belirsiz bir þikâyet ihtizazý düþmüþ sesiyle: .. içinden nasýl gelirse.Seni unutmadýðýma Kâmran aðabeyim de þahittir. sözleri.. Bir tek korkusu vardý: içeriden onun geldiðini fark etmeleri. eski günlerinin rikkat ve muhabbet dolu bir parçasýný da beraber get rmiþ gibiydi. Feride'yi tekrar kollarýna alarak: ÇALIKUÞU 393 .Teyze çocuklarý hemen hemen kardeþ demektir.Bugün. hatta onun bir baþkasýnýn karýsý olduðunu.Ne vakit geldiniz? . sen beni adeta dertli etmiþtin! Sesin kulaðýma geldikçe aðlayacak gibi olurd eðer ben seni ne kadar severmiþim. söylemeye devam ettikçe yavaþ yavaþ açýlýyor.bir þeyler titriyordu. hepinizi çok göreceðim gelmiþti. Feride. sana aðabey dememe müsaade eder misin Kam-ran? dedi. Siz. Kâmran'a "aðabey" desen pek doðru olur. Kâmran hâlâ bir þey söyleyemiyordu. teklife. Teyzelerimi. bir daha görmekten ümit kestikleri bir günde yuvaya dönen Çalýkuþu. Feride. çýngýr çýngýr baðýrarak Kâmr dikten sonra yanlarýna koþtu. On gün evvel Ýstanbul'a gelmiþtim. Zaten Tekirdað. gezmeye alýþmýþ insanlar için ne kadarcýk bir yer. II O gece. b r ay. 392 Reþat Nuri Güntekin ikisi de gözlerini yere indirdiler. . dedim. çok memnun oldum. deðil mi Kâmran aðabey? dedi. demin de söyledim. Ferýde'ye cesaret verdi. küçüklerle öyle çabuk ahbap olurum ki. Birbirlerine söyleyecek söz bulamýyorlar. dedi. bir buçuk ay sonra yeniden bir rüya olacaðýný bile aklýna getirmiyor. hepinizi sýhhatte bulduðuma ne kadar memnun oldu m. Ne güzel çocuðun var Kâmran. ateþböceklerinin kaynaþtýðý karanlýklarda gözleriyle bir . Dokt iþten iki ay izin verdi. Feride. Bütün yüzler gülüyor. Feride'yi elinden tutup Kâmran'ýn önüne getirdi. Kâmran kýrgýn bir tavýrla cevap verdi: .istanbul'da bazý iþlerim vardý. yemeðin sonuna doðru . Hiçbirinizin orada olmadýðýný hab ki teyzelerimi. yanýnda dayanacak bir yer aradý. genç adam bir þey düþünmüyor. d klarýyla birbirlerine gülümsemeye çalýþýrken gözlen yaþlarla perdeleniyordu. Genç kýz. birkaç kelime ile seyahatini anlattý: . kýrmýzý entarili abladan en ç bahsederdik. akþam yemeði bir düðün ziyafetine benzedi." desene!..Güzel ama. söyleyen dudaklarýný.Sen nasýl istersen öyle olsun Feride. tekrar söze karýþtý: .Ah Çalýkuþu. diyordu. Hatta. Artýk sakin sakin konuþabiliyorlardý. çok müteessir oldum r az bir zaman içinde zevceni kaybetmek ne felaket! Fakat küçüðün var. tavýrlarý o eski yaramaz çoc lerini tekrar bulmaya baþlýyordu Onun sesini dinlemek.. Feride abla. çok.el bir rüyayý kaybetmekten korkanlar gibi bir an gözlerini yumdu. Her korktuðu gibi. Bu söz. O kadar sevdim ki.Sahi. beye. Aðýr manalarla dolu bir sesle: . öðleye doðru. hemen hem en öz kardeþ sayýlýrsýnýz. Sadece. gelir gelmez arkadaþ olduk.Teþekkür ederim Kâmran Bey. Allah onun ömrünü Ne versin. Feride. Ben de öyle. gece böcekleri gibi. an doðruya onun aðabeyi sayýlýrsýn Kâmran. sadece tit-reye tireye bakýþýyorlar. deðil mi Kâ Müjgân. korka korka: . Hafifçe eðildi. Müjgân. Feri-de'nin erkek kardeþi olmadýðý için sen. kardeþine "Hoþ geldin. bu dak .

Feride'yi pek az görebildi. açýlma sý lâzým. Sofrada bir kahkaha koptu. hâlâ tabiatýn çocuk. adeta seviniyor. bahçe bahçe gezdiriyorlardý. dedi. bir an yüzünü küçüðü dar.Besime Haným ehemmiyetsiz bir þey söylerken birdenbire aðlamaya baladý. dedi. Siz de . ne güzeldi! Yavrumu bir türlü kurtarmak mümkün olmadý. . ÇALIKUÞU 395 Etraftan kopan kahkahalar içinde: "Yapma. þakayý býrakmayacaksýn. mahzun mahzun baþýný salladý: . þimdi evli barklý hanýmlardý. giderken de Çalýkuþu'nu raber sürüklüyorlar. Feride'nin on üç yaþýndaki kýzýna herkes gülüyordu. ev ev. yüz yaþýna girsen yine deliliði. Küçükken. benim kirazým ayým!" diye bu dudaðýn ucunu zorla öperdi. kýþýn bir yýðýn kartopu atmak lâzým gelirdi. Mamafih. odanýn panjurlarýndan birini ittiði vakit. annesini. yalnýz se len çocuklarýn bildiði o sevimli. görmeliydiniz. saatlerce gelip oturduklarý yetmiyormuþ gibi. Fakat. Sonra eski þenlik yine yerine geldi. ben asýl sizin aranýzda dinleniyorum. beni asýl yalnýzlýk yordu. geç vakte kadar oturdular. diyordu. diye cevap verdi.Nafile.Tam on üçünü bitirmiþti. Ayþe Teyze: . biraz kýsa dudaðýnýn o hiç sönmeyen gülümsemesiyle saatlerce konuþtu tamamýyla uyanmýþtý. kýzým. ara sýra: . Feride'nin kirpikleri yaþla dolu cdet'i daha kuvvetle göðsüne çekti. Çoktan beri uyuyan Necdet'i hâlâ k llarýndan býrakmayan Feride gülüyor: . bir kere de çarþaflý olarak sokaktan erken görebildi. yanaðýný çukurlaþtýrarak mütemadiyen söylüyordu. Çalýkuþu. diyor Parlak ela gözlerinin. Güzide'yi hatýrladým da. Kâmran Bey? Ne kadar tabiatýnýzý deðiþtirmiþsiniz. rahat býrakmýyorlar.Demek senin çocuðun vardý? Bilmiyorduk. Feride? Feride. diyordu. Öyle ki. Eskiden sizi uyandýrabil urlarýnýza yazýn avuç avuç çakýl taþý. söyledikçe artan bir mahzunlukla onlara Mu-nise'nin hik sini anlattý: O gece.Ah Çalýkuþu. Çalýkuþu? Kabahat senin. evli barklý oldun.Hiçbir þey yok. bu iki gün içinde Feride'yi bir kere yemekte. Çalýkuþu' nün bir baþkasýna ait olduðunu ilk lýyordu.O acýyý bilirim teyze. Feride'yi bahçede gördü. Aziz Bey: . yeni doðan güneþe karþý elini gözlerine siper ederek: . F 'nin üst dudaðýný parmaklarý arasýna sýkýþtýrýr: "Seni yaramaz Çalýkuþu seni. yat artýk.Çocuðun kaç yaþýnda öldü. eniþte!" diye haykýran Feride'yi zorla çenesin den tuttu. Feride'yi bize býrakmayacaklar. Bunlar. derin bir göðüs geçirdi. sevincinin verdiði sarhoþluktan -yan ihtiyar eniþte. Sonra dikkatle Feride'nin yüzüne bakarak: "Ne yap ayým. Pencerenin açýldýð etmiþti. Aziz Bey. diþleriyle dilini . ilk çarþafýný dikiyordum.Feride. hatta yüzün bile çoc eye genç bir kýz çehresi der?" dedi. 394 Reþat Nuri Güntektn Feride. Kâmran'ýn g>zli gizli üzüldüðünü gördükçe Müjgân.Uyandýnýz mý. benim küçüðüm de> hastalýktan gitti. Üçüncü gecenin sabahýydý.Ziyaný yok eniþte. diyordu. Dizlerinin üstünde Kâmran'm çocuðiýna üzüm yediren Feride baþýný eðdi. her þeyden evvel onun eðlenmesi. Kâmran bulunduðu köþede sarardýðýný hissetti. Sofradakiler hayretle birbirlerine bakýþtýlar. Baþýný kaldýrdý. yine o saffetle dudaklarýný bükerek: . Bir aralýk Besime Haným kocasýyla beýaber Trabzon'da bulunan Necmiye'den bahsediyordu: Feride. nazlý hareketlerle dudaklarýný büzerek. âdeti hilafýna çok erken uyanmýþtý. Hoþa giderek dinlendiðini gördükçe kelimeleri ezip büzüyor. Kâmran. Ortalýk yeni aðarýyor ran. Kâmran. III Bu geceyi takiben iki gün içinde Kâmran. gözlerinin içi gülerek þ . eski bir þakasýný tekrar etmek arzusundan kendini alamadý. on sene evve ekirdað'da kendi yaþýnda birçok kýzla ahbap olmuþtu. Kaynana olacaktým.inci gibi bir kýz. sen yol yorgunusun. yze tekrar sordu: . Fakat derhal gözle ini sildi: . bu eski þakayý tekrar etti.

Doðru. aklýma bir þey geldi de. Size Anadolu ik ramý yaparým. Ayný koyunun sütünü içeceksin. seni omzunda atký ile görünce. . Ben..Biraz sabýr. hakkýnýz var. hakkýn var. acele acele: .Nafile.. minimini kýzýný. o kendi kendine gelir. "Kâmran Bey" d erken eðleniyorsun gibi geliyor. tekellüf býrakacaktýn? . Ýster misin Besime Teyzem: "Deli kýz. . seni men ederim. sana þimdiden söyleyeyim. sana atkýmý vereyim. bilekleri çenesinin altýnda birle anaklarý açýk avuçlarýnýn içinde. . Bir çengelliiðne ile boynuna iliþtirdiði kýrmýzý yün atkýyý çýkardý.Benim de öyle. ýsrar etme. Dirsekleri dizlerine dayalý. biraz korkarak sordu: . Kâmran'ý kocaman bir ceviz aðacý altýna götürdü. Sabah rutubetinden müt i hafifçe titreyen Kâmran'ýn omuzlarýný. sana süt piþireceðim. orada bu saatte 396 Reþat Nuri Güntekin kalktýðým vakit: "Tembel. oðlu hasta ettin!" diye beni paylasýn? Dur. Bahçenin içine. akþamdan bahçede unutulmuþ bir iskemleye o . 398 Reþat Nuri Güntekin hafif kývrýmlarla örtüyordu. onun iþ görmesine. fakat üç gün sonra -Bugün ne? Pazartesi.Perþembe saba i bir sabah ziyafetine davet ediyorum. onun yüzünü bu kadar temiz bir aydýnlýk içinde. Kâmran. Kâmran. elinde dumanlarý tüten bir süt bardaðý ile geldi. Kâmran Haným dediðim aklýma geldi. Birdenbire hürmetsizliðe cesaret edemiyorum. alaycý Çalýkuþu'nu hatýrlatan bu sözleri söyleyen sesinde kalbe serinlik ve taz k hisleri veren berrak bir akarsu ahengi yardý. hava biraz serin. hizme tmesine müsaade etmektir.Feride. Ben.z. kuru dal parçalarýyla gidiyor geliyor. ben rutubete filan alýþkýným. Bu benim büyük bir sýrrým! Nasýl olacak diye merak e musun? Aman.Rutubetin nazik vücudunuzu incitmesinden korkmaz-sanýz fena olmaz.Ben de geleyim mi. Eski hafif. Bir Anadolu kadýnýna karþý en iyi kompliman. galiba üþüyeceksin. bu akla gelen þeyin söylenmesine mani olmak ister gibi. gözlerini daha büyük gösteriyor. göðsünü örttü. fakat göreceksin ki b mbaþka bir þey. onun mor mürekkeple lekeli küçük parmaklarýný gördü. Þimdi bana müsaade. Kâmran Bey. elinde bakraçla. biraz mahzun devam ediyordu: . yeni uyanan bahçýva konuþan sesi iþitiliyordu.Bizim kendimizi beðendirmek için ev iþi görmekten baþka hiç cazibemiz yok ki. rica ederim. Sen. Biraz eðlenerek. Bana: "Siz". Bu süzgünlük. istediðim gibi deðil..Hani teklif. boynunu. konuþmaya baþladý. bu kadar yakýndan ilk defa görüyord biraz zayýflamýþ.Þimdi bir parça beni bekleyeceksiniz. insan üstüne güneþ doðurur mu?" diye beni ayýplarlardý. donuk Bursa ipeðinden -dýþarý biçimi. Kâmran'ýn gözlerinde on sene evvelki bir akþamýn hayali uyanýyordu.Fakat bu. kenarlarýný be . ÇALIKUÞU 397 Nihayet. Feride. .. Kâmra n güldü: . Kozyataðý'ndaki köþkün böyle omuzlarýna kendi küçük lacivert paltosunu koyan kýsa etekli. Feride de gülüyordu: .Hiç. hâlâ elleri güneþe karþý gözlerinde. siyah önlüklü. Feride? O. âdeta güzel bir meyve. vücudunu geniþ. . Kâmran.. * Feride iþini bitirdikten sonra Kâmran'ýn karþýsýnda alçak bir mutfak iskemlesine oturmuþtu. süzülmüþtü. gayret ederim. dizlerin yanacak.bol bir elbise. Üç gün koyunu armutla besleyec eðim. ne hissizlik. büyük bir adam gibi: "Artýk se benim vazifem!" diyen sesini iþiti. daha büyük hürmetsizlik Feride.Süt. ta eskiden yaptýðý gibi gizli gizli eðlenerek: . niçin öyle daldýn? . bunaklar gibi elinden sütünü düþüreceksin.Kâmran..

dedi. Zannederim. On beþ yaþýna kadar. öyle dalgýn bir muhabbetle fotoðrafý seyrediyordu ki. Kâmran'a öyle geldi ki artýk eskisi gibi onlarýn derinl . belli etmeden gözucuyla Feride'ye bakýyordu. bu çehrede öyle ince. Bu ten koparýlmadan solmaya mahkûm güllerle aþksýz ihtiyarlamalarý mukadder kýzlarda görülen humma er gizli bir ateþ. Feride'yi. Saçlarýný dýþarlýk kýzlarý gibi ortasýndan ayýrarak iki kalýn örgü ile yanlarýna býrakmýþtý nýnýn. dedi. mustarip bir þeffaflýk vardý.Aklýmda kalmadý. Birkaç sene sonra yine izin alýr. sarardýðýný. ne necip. o vakit. masum güzelliði bu beyaz saçlý. diyordu. sesindeki elirsiz. Çalýkuþu. Müdür Recep Efendi'nin bir tuhaflýðýný hat erine. yuvaya döneli on gün olmuþtu. Kanatlarýnýn altýnda adeta bir bahar getirdi. tamamýyla eski Çalýkuþu olmuþtu. diyordu. gözlerini kapadý: "Sakýn bu. Fakat. Feride. Kâmran. Kâmran. her akþam tekrar ediyordu: . eski ahengine görünmez bir yerinden ince b almýþ billurlarýn donuk. genç adamý sard aðlamak arzularý veriyordu. Zeyniler muhtarýnýn bir sözünü. farkýnda olmadý. canlanan hareketlerine bazen hiç þüphesiz bir yorgunluk düþüyor. kaba yüzlü.. Hem de önüm kadar gün varken. þikâyetli ihtizazý düþmüþ sesiyle çocukluk hatýralarýndan bahsedi Kâmran. gülüyor: . sakat. Bu gözler yine eskisi gibi gülüyor. titrediðini belli etmemeye çalýþarak fotoðrafý aldý. tabii hayatýný yaþayan bir genç kadýnýn mesut rengi deðildi. ince bir altýn kordonla boynuna baðlý bir altýn madalyon uzattý: Genç adam. Aziz Bey.Kâmran. ona daha yeni bir hatýra sordu: ÇALIKUÞU 399 Feride.. H 'nýn bir halini. Demek Feride'nin e.Þu çehreye bak. baþýný yana çev uzaklara bakýyordu. Kâmran. öyle manalý çizgiler aydýnlatýyordu ki. Feride. hayatýnýn en manasýz. bakmadan bunu hissetmiþ gibi hafifçe silkindi. onun sözlerinden ziyade sesini dinleyerek bu güzel yüzü seyrederken bir þeye dikkat etti: Feride'nin rengi. daha sana eniþtenin fotoðrafýný göstermedim. aðýr bir tavýrla baþýný salladý: .Ziyaný yok.Dikkat ediyor musunuz çocuklar? Eve bir baþkalýk geldi. Çalýkuþu. Bir su kenarýndan bahsederken Kâmran.Bana artýk müsaade Kâmran. utancýndan dalga dalga kýzaran yana yarý kapalý ela gözlerinden dökülmüþ yaþlar. Gözlerinin önünde çýlgýn bir hayal uyanýyor. yine eski aretle kaçýnmadan bakýyordu. Çalýkuþu. billur ihtizazý daha derinleþiyor. Bu en eski çocukluk hatýralarýndan sonra birdenbire hayatýnýn son beþ senesine atlamýþtý." diye kendine sordu. gözlerini de bir duman buruyor. Hatýralarýna çöken bu dumandan bahsederken. dudaðýnýn o hiç sönmeyen gülümsemesiyle. Niçin þimdiden kendimize zehretmeli. Kâmran'a. nazlý. ne güzel bir yüz. yüzünü yüzüne yaklaþtýrýyordu: . Çalýkuþu. deðil mi? Genç adam. Geçici bir fýrtýna ile örselendikten sonra tekra . eniþte. üzgün bir yürek gibi titriyordu. baþýný sevdiðinin dizler arak gözlerine baka baka tambur çaldýrdýðýn çaðlayan kenarý olmasýn. þakaklarýnýn derisini geriyor. masum çocuk dudaklarýnda yalvarmaya benzer urp bu ihtiyarýn kollarýnda hýrpalanýyor görüyordu. IV Çalýkuþu. kaþlarýnýn daðýnýk uçlarýný biraz yukarýya kaldýrýyor n teninde ince mavimsi damar gölgeleri meydana çýkarýyordu. Bu dakika. cesaret etti. Siz üzülmeyin. aðýr aðýr madalyonu tekrar göðsüne . Istýrabýn bir genç kýz yüzünü bu kadar gü-zelleþtirebileceðini aklýndan geçirmemiþi.lukla gölgeliyordu. onunla afý görmek için baþýný uzatýyor. en ehemmiyetsiz birkaç parçasýný söyledikten sonra birdenbi miþ gibi: . iriyarý ihtiyara gýda olmuþtu. gelirim. Kâmran'ýn hayatýnda en acý bir ýstýrap ve isyan dakikasý oldu. Feride. Yazýk ki bir gün daha geçti. bu sefer kýrlangýç kuþl di. 400 Reþat Nuri Güntekin O. bugün misafirler var. Sabah güneþi. nihayetini görmek mümkün deðildir. buraya gelinceye kadar olan vakalarý hatýrl ötesini bir duman kapladý göremiyorum. Beþ sene evvelki Çahkuþu'nun yaldýzlý bir ýþýkla dolu ela gözlerine ate tulmuþ çiçeklerin hummalý yanýklýðý düþmüþtü.

Feride.Beðendim ve sevdim. fakat Necdet ona itaat etmiyor. Kâmran'a en ziyade dokunan þey de. "Ben Gülbeþeker'i sevdim. ilk günlerde beþ senede kapanan esk alarýnýn yeniden açýlmasýndan korkmuþlardý. gülbeþekeri beðendin mi? Genç adam. ne ziyaný var? Biçarenin belki öyle söylemeye ihtiyacý v edi.F.Sevdin mi? . ÇALIKUÞU 403 . hala. bazen yaramazlýðýn bu derecesinden þikâyet ediyorlardý. ara sýra: . Kâmran. Büyükler. Gülbeþeker'i sevdim. inatçý sarý baþýný sallayarak: "Anne. Feride.Söyle bakayým Necdet. yanaklarýnda ateþler uçarak.Beðendim. onun yolunu da bekleyenler v diyordu. büyük cevizin sabah ziyafetine davet ediyordu. . Yeniden. Fe-ride'nin taþkýn þenliði. bir gün Feride'nin onunla kavga ettiðini iþitti. kahkahaya boðuyorlardý. yalný Feride'ye mahsus bir uyandýrma usulü olduðunu biliyordu Çalýkuþu. anne. Feride ile Necdet arasýndaki büyük dostluktu. Onlar.ze çiçekler gibi günden güne açýlýyordu. "Ben Gülbeþeker'i çok seviyorum. gözlerinde. Gitmek sözünü iþittiði zaman daima biraz mahzunlaþan Çalýkuþu: .Misafirliði biraz daha uzatmak mümkün deðil mi? diye sordu. bir þey söylemeden eðildi." de. varsýn öyle desin. Kâmran biraz korkarak: .Þimdi söyle bana bakayým Kâmran. kapalý panjurlarýna vuran hafif taþ sesleriyle uyandý.26 402 Reþat Nuri Güntekin diyordu. . Dudaklarýnda tutuk nefeslerle: . Aziz Bey. . Çalýkuþu gülerek: . gülerek cevap verdi: . yine bir sabah. sakin bahtiyarlýðý onlara biraz emniyet verme amýþtý..Ben. Çalýkuþu. köþkü þenliðe.Sevdim. onu böyle uzaktan g r þey istemiyor gibi görünen Kâmran'ýn halim. Kâmran bu çocukça ýsrarý anlamayarak g . Kâmran. evdeki çocuklarýn elebaþýsý olmuþtu. Uyanmalarýndan korkulan dalgýn ha rýn odasýnda nasýl konuþmaktan çekini-lirse. yalvaran bir çocuk gibi boynunu büküyordu.Bir daha söyle. . utancýndan kirpikleri titreyerek yüzünü on laþtýrýyor.Býrak Feride. her þeye raðmen iki eski niþanlýydý. Çalýkuþu'nun kollarýnda uyuyup kalmasýný beklemek lâzým geliyordu. hala Çalýkuþu . fakat tatlýya gülbeþeke r diyorlar. Mamafih.Bunlar benim elimin marifeti.. çöreklerin üstüne bu tatlýdan sürerek Kâmran'a veriyordu: . çocuðun baþýný uzun uzun okþadý. Fakat baþka bir cihetten niyorlardý. sonra reçele benzeyen pembe b rdý. Müjgân'ýn üç yaþýndaki kýzýyla ondan biraz bü ÇALIKUÞU 401 yedisini bitiren Nermin'e kadar büyüklü küçüklü bütün çocuklar. bir kere daha hala.imkân yok eniþte. iþini bitirdikten sonra yine o alçak mutfak iskemlesini bularak Kâmran'ýn karþýsýna. sabahta lerini býrakmýyorlar. ihtiyatý elden býrakmýyorlar. yine onu.Öyle deðil. ilk günlerde vaat ettiði gibi artýk güzel armut kokusu vermeye baþlayan sütün yanýnda mini mini dýþarlýk çörekleri. anne!" diyordu. Onlarý ayý ilmek için çocuðun." de. onlarda en eski zamanlardaki: "Büyük aðabey" ile "Kü ardeþ" hislerini yeniden kuvvetlendirmeye çalýþýyorlardý. . Bu çöreklerin ismini bilmiyorum. onlarýn yanýnda da ihtiyatsýz bir kelimeyle bu n maziyi uyandýrmaktan öyle korkuyorlardý. Kâmran. hemen en ayaklarýnýn dibine oturdu.Bir kere daha Kâmran. Bunun. ne de olsa baþka yuvanýn annesi. Feride. ona baðlanmýþlardý.

. eniþtesiyle beraber çarþýdan dönüyordu. Gülerek devam etti: . bir dakikacýk.Fakat bir þartla Çalýkuþu.Seninle þu duvarýn yanýna kadar gidelim. Feride. Kâmran Bey? Biz de varýz. Kâmran acý bir þikâyetle: .Siz. sen on iki. daima ona "siz" diye hitap ederdi.Ver bana..Peki. göstererek gülüyordu.Ben Gülbeþeker'i çok seviyorum.Verilmiþ sadakalarým varmýþ. ilk defa ona dokunmaya cesa et etti. bir þey söylemeden baþýný önüne eðdi.Manasýný biliyorsunuz ya.Feride. Bir akþamüstü Kâmran. Feride. dilini diþlerinin arasýna sýkýþtýrýyor.. Ehemmiyetsiz bir þey için aðlayan bir yabancýyý ayýplar gibi: "Ne delilik. yavaþ yavaþ onunla beraber yürümeye baþladý. . yahut gelsen de kim bilir ne vakit ve nasýl geleceksin? Görüyorsun ki sana emniyetim kalmadý. Sebebini kendinin de bilmediði gizli bir teessürle titreyerek: . dedi. diye cek gelmeyeceksin. Feride'nin yüzünde bir çocuk sevinci parladý: . þekerleme kutusunun altýna bir kurþunkalem p arçasýyla þekiller çiziyor. Bir aralýk karanlýklarla dolmaya baþlayan enginden uçan bir gösterdi: . Çalýku-þu'ydu. dedi. Feride. Kâmran. hatta dinlemiyor. ne güzel tesadüf. kocaman bir kestanenin yanýn r. beni artýk pek fazla ihmal ettiniz. gülerek: . . yemiþ.Yuvanda mesut ederek. ne güzel! .Peki. Tut feryada benzeyen bir hýçkýrýk. ne yapalým?.. cevap vermiyor. Biraz ötede. mesut olarak yaþarken harap ve periþan býraktýðýn baþka bir yuvanýn hiç mi seni üzmeyecek? * Feride. Bir dakikacýk. . Fakat yaþlar bir türlü durmuyordu. birer onlarýn payýný daðýtýrken yanýna.Genç adam. birkaç saniye tereddüt et ra baþýný uzatarak. bir marifet ni beðendirdiðin için bu kadar memnun olmak ne delilik!" diye çýrpýnýyor. bir çocuk sevinciyle ellerini çýrptý. . Bekle. eski arkadaþlarýndan. deniz ne güzel. senin istediðin kadar çok seviyorum. rabýtasýz kelime mütemadiyen þikâyet ediyordu. sonra yüzü elleri içinde. teyze çocuklarýndan. Eski kabahatler unutuldu mu s anýyorsunuz efendim? Ya sükût hakkýmý verirsiniz.Ta eskiden. Feride. bir zaman sonra sen de bunlar gibi uçup gideceksin. istediði verilmezse aðlayacak çocuklar gibi bükülen. çikolata beklerlerdi. âdet etmiþlerdi: On ktan gördükleri gibi kapýnýn içinde dizilirler. yemekten sonra onu Necdet'le beraber yerim. Hem konuþur. parmaklarýyla gözlerini kurutmaya çalýþýyordu. deðil mi? . Kâmran. aðlaya aðlaya içeri kaçtý. ayaklarýnýn dibine küçük taþ parçalarý düþtüðünü fa sonra gözleriyle etrafý araþtýrdý. fakat dudaklarý gülerken gözlerinden yaþlar g rdu. eliyle ona iþaret ediyordu: 404 Reþat Nuri Güntekin . Çocuklar. Fakat Kâmran'ýn bütün ýsrarlarýna ra ikincisini yemek istemedi. On sene evvel yine bu kapýnýn yanýnda yaptýðý gibi. þimdi geliyorum. Çalýkuþu. bir þeyler karalýyordu. titreþen bu dudaklara heyec bir hayretle bakýyordu.Hayýr. Sana emniyetim yok. Eðleneceði yahut bir muziplik edeceði kit. dedi. Hani payým. þeker.Nasýl olur? . kesik. kendi kendisiyle meye. Feride. Kâmran. ya o eski kiraz aðacý hikâyesi bu gece so canlanýr. Kendisini zapt edemiyor. bileðinden tutarak: ÇALIKUÞU 405 . Kâmran'da bu akþam dalgýn bir hüzün vardý. fakat þu kutuyu içeri býrakayým. hafifçe titreyen dudaklarýný açtý. Bak.Ne güzel. pardösüsünün cebinden bir kutu çýkardý. Ben de bugün bir kutu fondan aldým seye göstermeden kendim yiyecektim ama mademki böyle tehdide uðradýk. Onlarý yine ben senin aðzýna vereceðim. çocukluð yerlerden ayrýlmak sana pek mi tatlý gelecek? . on üç yaþýndayken nasýl oluyordu? Bunu söylerken fondanlardan birini Feride'ye uzatmýþtý. arkanda býraktýðýn teyzelerden. hem s eyrederiz.

Þemsiyesini bir çalý kenarýnda yakaladý. gözlerine tozlar doluyor. derunumda neler var. dudaklarýný kapamaya mecbur Kâmran. içeri gidiyorum. Kesik kesik bunun sebebini anlattý.. Nermin'in gülkurusu çarþafýný tanýdý. beni söyletme. dalgýn dalgýn onun yüzüne baktý: . ler söylemek istiyordu. ona pardösüsünü siper etmeye çalýþarak yürümeye baþladýlar. göz göze gelmekten çekiniyordu. o kýyafette cesaret edemedim. dolaþmaya çýkmýþtý. Z avallý Nermincik. alabilmek için icra ettiði bütün bahaneleri. hayatý bu kada tsiz görmemiþti! ÇALIKUÞU 407 Ta uzaktan yolun. eyleme inkâr. .Cevap vermiyorsun Feride? dedi. sýska kollarýný sallýyordu. niye yalnýz geliyordu? Bunu merak ederek daha hýzlý y dý. kurnazlýklarý boþa çýkýyor. rüzgâra karþý baþýný eðiyor.Biliyor musun niçin gülüyorum. aklým baþka yerdeydi. ötekiyle çarþ alanan pelerinini tutuyordu. þu dört mýsraý gördü: Reþat Nuri Güntekin 406 Pür ateþim açtýrma benim aðzýmý zimhar. Vaktiyle dinlediðim bir ski þarký vardý ki. Unutmayayým diye o iþaret ediyordum. Benim çarþýda pek mühim bazý iþl aklýma geldi. Pardösüsünü rüzgâra siper edere ltmesine yardým etti. Fakat rüzgâr baþýný eðmeye. Kâm-ran. Ben. Fakat. Ne söylediðini dinleyemedim. dedi. Çarþafýný teklif etti. Biraz sonra. Bu kadar gürültüye. Bomboþ. Nermin'in gülkurusu renkli çarþafý Tam birbirine yaklaþacaklarý vakit rüzgâr. Kâmran? Misafirlikteydik. Bilmez m ettiklerini. bu kadar çýrpýnmaya raðmen etraf bugün bomboþ görünüyordu. bana iyilik etmek istedi. her birkaç adýmda bir durarak rüzgâra arkasýný uriyetinde kalýyordu. kutunun altýnda Feride'nin karýþýk yazýsýyla yazýlmýþ. baþkalarýnýn yanýn vakit yüzüne bakmaktan. Dördüncü günün akþamýna doðruydu. ona doðru yürümeye baþladý. dü Tabiatý. Zalim. Evdekiler o gün yine çoluk çocuk bir yere davetliydiler. beni söyletme. aðaçlar görünmez bir yaðmur saðanaðý altýnda gibi hýþ giden yolun üstünde toz kasýrgalarý koþuyordu. Çalýkuþu feryat ede tutmak istedi. Feride. uzak tepelerde ýslýk çalýyor. Tabii. evvel dönmelerine imkân yoktu. onun þimdi s n ziyade gülmeye ihtiyacý vardý. birdenbire o aklýma geldi. Fakat öyle görünüyordu ki. birdenbire etekleri daðýldý. niçin ötekilerden ayrýlmýþtý.Affet Kâmran. Ýstersen oku. Çalýkuþu. Yanýnda bir aðaç. Hiç sebepsiz yokuþtan indi. Yüzünü gördüðü vakit birdenbire Kâmran'ýn kalbi çarptý. Biraz evvel yüzüm kapalý halde çarþý408 Reþat Nuri Güntekin .Ne kadar zamanýnda yetiþtin Kâmran. sularýn içinden geçiyor gibi görünen denize yakýn bir noktasýnda renkli b kadýn hayali fark etti. saçlarý açýldý. yolunu çevirerek ora bir köþesini rüzgâra karþý siper ederek oturdu. dýþarýda þiddetli bir rüzgârýn tozu dumana katmasýn e duramamýþ. onun güzel þeylerini bu kadar lüzumsuz. uzakta allýyordu? Nermin. rüzgâr beni sahici çalýkuþlarý gibi uçuracaktý. mütemadiyen çýrpýnýyor. Kâmran'ýn yüzüne. Genç kýz. Kâmran. üþümeye baþladým. Kâmran. Kendini zapt edemiyor. Çýplak bir tepeciðin kenarýnda kocaman bir kaya kovuðu gördü. Feride'nin þemsiyesini aldý.. artýk söz söyleyebilecek bir hale gelmiþti. eski arkadaþlarýndan hemen hemen kaçýyordu. Kâmran. pelerin uçtu. Zalim. Çalýkuþu: .. Rüzgâr. bir baþka rüzgâr saðanaðýna tutulmu rdu. bilmem niçin. Genç kýz da onu görmüþ olacak ki. gözlerini. Feride. unutmuþtum. asýnda yetiþmiþti. hiçbir gün bu kadar ruhsuz. bir eliyle eteklerini zapta çalýþýyor. derunumda neler var! VI fm " Bu vakanýn üstünden dört gün geçmiþti. Halbuki arkamda yeldirmem vardý.

Sesinin býllurundaki görünmez yara daha derinleþiyor. ancak Nermin o kadar çocuk ki. Ar týk.. dedi. Herhalde bir iki sene yeter. kýzcaðýzýn sýrrýný sana söylediðime fena ettim. istersem bahtiyar edebilir ve bahtiyar olurdum. O vakit sen. Kim bilir leride belki büsbütün bile gelirim. kim bilir.Sana vaat ederim.Olabilir. yine öyle yan yana yürümeye baþladýlar. Çocuk. Feride. duydun mu kadýn ne söyledi? dedi.Fakat ben.. kapýnýn önündeki iri bir taþýn kenarýna otu mlara þemsiyesiyle ümitsizliði kadar derin. .. beni bütün aðabeyim olursun. Kâmran. yanlýþlýðý o vakit fark etti. çapkýn sarýlýþlarla çýrpýnan gül i sönük bir emel füturuyla omuzlarýndan..Bana artýk müsaade. sen de. gülümseyerek dinliyordu.. tekrar konuþmaya baþladý yler söylüyordu: ÇALIKUÞU 409 . hepinizi yine çok göreceðin1 geldiði vakit tekrar geleceðim. . baþýný önüne eðerek halsiz halsiz rica etti: . Onlara bir iyilik edebilirsek. Þaþkýn þaþkýn etrafýna bakarak kaçmak istiyor .Vakit daha erken... ra. hayatý gibi kýrýk çizgiler çizmeye baþladý. sözlerine bir gizli vasiyet mahzunluð veriyordu. Kâmran.. Tam yanýmdan geçerken: . dedi. Tekrar yürümeye baþladýklarý vakit. devam etti: . Bu. Ku lah aþkýna. Feride. kayalarda -kendi içlerin de sýzýyor gibi görünen. güldüm. onlar da adýmlarýný aðýrlaþtýrýyordu. Biraz sonra. Rüzgâr hafifliyor. Geveze dilim durmuyor ki. Benden öyle bir ka . elinin elini tutt uðunu hissettiði vakit. Böyle ömrümüzün son senelerini. kuru eliyle Feri-de'nin eteklerini okþuyordu. oynak vücudu etrafýnda canlý bir mahluk gibi yaþayan.. Þ gülkurusu çocuk çarþafý içinde titriyor gibi görünen nazik.. Onlar þehirden dönmediler. teyzelerimi. Buna mukabil ayrýlýrken belki daha az mahzun ayrýlacaðýz. . Allah güzel hanýmcýðýný sana baðýþlasýn. Zabitçik. Birbirimiz yine memnun olacaðýz. gönlünün bütün acýsý gözlerinin içine toplanmýþ: . rüzgâr baþýmý sersem etti. Kâmran. kimseye söyleme e mi? Yalnýz ileride. kendimi tutamadým.l dan geçiyordum. zarif. epeyce sakinleþmiþ. Feride.. rüzgârýn uðultusu d 410 Reþat Nuri Güntekin uzun yorgunluktan sonra. hafifçe heyecanlandý. Yol üzerinde çocuklu bir dilenci kadýna tesadüf ettiler. ister misin seninle þu kayalarýn yanýna gidelim? Feride. ç erlerde. ben. Gidip soyunayým... sakin gölgelerinin uykusuna dalýyor. Yazýk!" Dalgýn bir düþünce içinde gittikçe adýmlarýný aðýrlaþtýran Feride. Feride. omzunun omzuna dokunduðunu. deðil mi? Hayat bu.. omuzla rýndan uçarak dizlerinin etrafýna dolanarak hassas. çýplak ayaklarýyla yanlarýn r. Bu güzel küçük uku. tabii öyle. Bir zabitin arkamdan geldiðini gördüm.Nermin Haným. her þey mümkün. birbirlerine yaklaþmaya cesaret edemeyerek yollarýna devam ettiler. Hava. Köþkün önüne geldikleri vakit. küçük. Kâmran'ýn da yanýna oturduðunu.. benim yavaþ yavaþ saçlarým aðarmaya baþlayacak. Daha ileri gitmeye kuvveti kalmamýþ gibi oraya. Bu suale iki iri yaþ damlasý cevap verdi. para vermek için durdu. güzel þeyi rüzgâra karþý ek inanýlmayacak kadar büyük bir saadet veriyor. dilenci kadýn onlara dua etti: ..Allah birbirinizden ayýrmasýn. daima böyle olabilirdi. Feride. Büyükler birer birer çekildikçe birbirimizin daha kýymetini bilir hemmiyetsiz. siz burada! Ne ümit edilmez saadet efendim. bu kýzcaðýz da onu istiyorsa?.Her þeye raðmen bu küçük tebdilihava beni çok eðlendirdi.. Öyle ya! Nermin'in yerine yaþlý bir kadýn görünce. Yolun bitmesinden adeta korkuyorla mahzun mahzun düþünüyordu: "Demin bu tabiatý bomboþ...hafif bir sedef parýltýsý yanýp sönüyordu. demesin mi? Nermin'in bana iyilik edeyim derken böyle foyasýný meydana vermesi o kadar tuhafýma gitt i ki.Feride. Bu söz üzerine ikisi de sustular. Biraz evvel Feride'nin canlý. küçük kusurlarýmýzý daha ziyade hoþ görürüz.. Kâmran... fakat böyle çocuklarýn kalbi hiç göründüðü gibi olmuyor. akþam olmuþtu. Gayri ihtiyari durdular. küçük sefillerle temasýn verdiði bir alýþkanlýkla ç tan iðrendi. zayýf bir þikâyet gibi: . dizlerinden sarkýyordu. kendimi lüzumsuz bir insan gördüm.. Böylece sen ler geçecek.

. nenize lâzým. Buz gibi soðuyan.Zannederim artýk kimse kalmadý. fakat en korkaðý olan Nermin'i cýyak cýyak baðýrttýktan sonra salýnca erden kýpkýrmýzý kesilen alnýna. aðlaya aðlaya uyumuþ çocuklar gibi ara sýra göðüs ge aðýrlaþan baþýný onun omzuna býrakýyordu. elini daha kuvvetli sýktý- ÇALIKUÞU 411 ðmý hissediyordu. "Haydi" de eye cesaret edemiyor. Halinde. Haline bir hasta kadýn yorgunluðu çökmüþ. VII Ertesi gün Feride.Nasýl olur bilmem ki? ipler ikimizi çekmez sanýrým. Biraz evvelki yorgunluktan eser kalmamýþtý. Feride. çocuðu düþüreceksin. hepsinin sýra ile gönlünü hoþ etmek istiy Çocuklarýn en büyüðü. Ayþe Teyze'nin týpký on sene evvelki gibi: . Hasret acýsýna dayanamadý. ara sýra kýmýlda-dýkça onun daha ziyade sokulduðunu. Necdet çýðlýklar atar kedi yavrusu gibi boynuna týrmanýyordu. onun birkaç defa derin derin içini çektiðini. salýncakt a Feride ile Necdet vardý. aðaç dallarýný muayene ederek etraftan teþvik bekliyo du. Yanlarýndaki kapýnýn birdenbire açýlmasý. öyle deðil mi Müjgân? Müjgân.Biçarenin halini görmüyor musun? Hayatýný. silah sesi d i kuþ hafifliðiyle yerinden fýrladý. ilk önce vahþileþen gözlerine birdenb iz bir maðlubiyet tevekkülü düþtüðünü gördü.Feride.Müjgân!. Kâmran'ýn yaklaþmasýný bekledi. ellerini býra-kýþýnda mazlum bir teslim n. Feride evvela. elindeki ip yanýklarýný gidermek iç ne sürüyordu. Genç kýzý kollarýnda sýkýyor.. "Olmaz" demeye razý olmuyor. Haline bak onun Kâmran. fazla yorgunum. zannettiðimden ziyade kalpsizsin Kâmran! dedi. . ne çýkar?" diyordu. Küçükleri kollarýnd kalýyor. çocuklarýn birini býrakýp ötekini alýyor. içeri girecekleri vakit. var kuvvetiyle salýncaðý uçuruyor. . sakin gözlerini Kâmran'ýn gözlerine dikerek: .Beni unuttun. dedi. yavaþça. bütün ruhuyla eðlenerek cevap veriyordu: . gözlerinin biraz evvelki neþesi sönmüþtü: Hâlâ Kâmran'a bakan Müjgân yavaþça: . iç kapýnýn karanlýðýnda gayet yavaþ: . Kabahatli bir çocuk gibi mahcup ve korkak. gönlünü bu kadar üzdüðün elvermedi mi? . biraz geri dý.ipler için deðil.Evet. Feride'nin eli. Fakat Feride çok yorgun. Çahkuþu'nun dudaklarýnda renksiz bir tebessüm uçtu. cýyak cýyak baðýrtarak havaya atýp tutuyordu.Aman teyze. heyecanlý bir sevi boynuna atýldý. dedi. Kâmran.Sen. Demek insanýn.geçti. Feride. Müjgân. Fakat sonra Müjgân'ýn söz ve bakýþlarýn nayý anladý. gayet yavaþ: . Bu yeni kapanmýþ yarayý sen tekr . arka bahçede kocaman bir kolan salýncaðý Kâmran. dedi. eliyle ipi tuttu. Buna raðmen çocuklarý yine etrafýna topladý. Çalýkuþu. geceleri imkânsýz bir rüyasý sandýðý þeyler de mü irmiþ!" Gözlerini tekrar açtý. Necdet'in asýl sahibi þikâyet etmiyor ya! Deðil mi Kâmran? 412 Reþat Nuri Güntekin Feride.Mersi. deliliði býrak. onu kendisiyle beraber bahçenin öte tarafýna doðru yürümeye mecbur etti: ÇALIKUÞL 413 .Niçin? diye sordu. Feride.Ben Gülbeþeker'} seviyorum.Onu bu kadar sene birimiz bir kere aramadýk. kýzým. titreyen elini eski niþanlýs de gözlerini kapadýlar. Geldiði zaman hemen hemen iyi olmuþtu.. incin sebebini anlamýyordu. baþýný önüne indirdi. O. ço rdu. tereddütle: . Dargýnlýðýný. Kâmran. saçlarýný. isy rak yanýmýza döndü. "Ehemmiyeti yok. gözleriyle ipi.. yine kendi kendine þehre inmiþti. onlarý bu uykudan uyandýrdý. dedi. En önde Nermin giriyordu. belki hasta olurum. gözlerinin karanlýðý içinde kývýlcýmlar uçuþarak düþünüyord treyen el. Aziz Bey'in ihtiyar ve geveze bir misafirinden kendini kurtardýðý vakit. Feride. gözlerini buselere gark ediyordu. diye baðýrdýðýný iþitti. Kâmran. Çalýkuþu aldýrmýyor. Kâmran. Sonra. yanaklarýna yapýþýyor. iþitilmemek için ayný yavaþ sesle: . dedi. Kâmran. niçin böyle söylediðini kendi de bilmeden. . Bir yorgun kadýný da a ziyade yormak sanýrým ki günah olur artýk. Genç adam. ikindiye doðru köþke döndüðü vakit.

Eðer daima onlarla beraber kalma . Kendine gel.Daha uyumadýn mý. sakin görünmeye çalýþtýðý bir sesle: ÇALIKUÞU 415 . Feride Her þey hazýr. Fakat sen. Görüyorum ki sen de çok be dargýn deðilim. Kâmran. Fena bir þey söylemeyeceðim. . hayret ettiniz. Fakat kimse bundan bahsetmiyordu. yavaþça kapýya dokundu. Fakat böy canlanýrsan. Artýk zaruret çekmenden korkmuyorum. zaruri ayrýlýðýn biraz müþkül olacaðýndan korkuyorum.Bu gece aydýnlýk gözlerimi yakýyor. Mumun hafif ýþýðýnda çehresi daha soluk ve yorg i kamaþtýrmýþ gibi kirpiklerini kýrpýyordu. Ayaklarýnýn ucuna basa basa.. ya benimki? dedi. Köþk. diyordu. sonra yavaþça kapýyý kapadý..Müjgân. bugüne kadar dünyada yalnýz sana kalbimi açabildim. Çün ana kalýyor.Sen kendin istedin. Odad ne ýþýk vardý. bu sözleri dinlerken gözlerinin yeþiline kadar sararmýþtý: . . Feride. Feride'yi yanýna al r omuzlarýný okþuyor. ne is sun? Müjgân heyecanýný zorla zapta çalýþarak: . fýsýltýya benzeyen bir sesle seslendi: Kapý. Feride. Ben de bilmiyordum. Feride'nin ertesi gün gideceðini herkes duymuþtu. þimdi dul bir kadýným. Telaþ etme. daha ihtiyar ve düþkün görünen Aziz Bey. omuzlarýnda bir ince atký. Fakat..Bu kadar kalpsiz olma. sonra söyle yebilirsin. ihtiyar vaktimde yüreðimi dertli ettin. zehrimi hazmetmeye çalýþýyorum. an söylemek mecburiyetinde kalmýþtým. Kâmran. onu teskin etmeye çalýþýrken kendi telaþlanýyor. Eminim ki yalan. bilâkis çok iyi bir þey. biraz evvel Feride benim odama geldi. benim rahat öldüðümü istiyorsan þimdi bana ye Ben öldükten sonra istanbul'a ailenin yanýna döneceksin. inaný dar gayretli bir mahluk. bu ani kararýn sebebini sordum. Ben. bu vakit niçin geldin. sakin bir kadýný. d edi. Gözyaþlarý rum öleceði gün beni yanýna çaðýrdý.. Müjgân. e nla adasýndan çýktý.Ah! Çalýkuþu. Kâmran.Karanlýkta ne yapýyorsun? Acý acý gülümseyerek: . . . VIII Vakit. bu da doðru. çabucak açýldý. Feride çok gayretli. Hayatýný kýrdýðýn bu biçareye karþý senin n var. Biçare artýk tahammül edem iyor. Senden daha yakýn kimsem yok. ne hayatýna dair hiçbir þey söylemiyor. dura dura Kâm-ran'ýn kapýsýna geldi. hýç-kýra hýçkýra aðlýyordu. gece yarýsýný geçiyordu. çoktan uyumuþtu. üç ay evvel kanser Feride. gözlerinde. San a tevdi edilecek bir sýrrým var. Bu gece. Demin haber aldým. ben gidinceye kadar saklayacaksýn. Ben. bu ayrýlýk günlerinde kuvvetli ve sakin olmak.Hiç. Senin gibi sade. Kâmran? . Müjgân. Kocam. Evet Kâmran. . bu sözleri söylerken baþýný omzuma dayýyor. sesinde yaþlar tit . Feride. Odaya girmiþlerdi. üç ay evvel ölüm döþeði baþýnda verdiðim vaadi yerine getirmek için geldim. yapýlacak bir þey yok. onu yarýn. Akþa m yemeðini derin bir 414 Reþat Nuri Güntekin sükût içinde yediler. kuzum Kâmran. Feride senden kaçýyor. Halinde bir fevkalâdelik vardý: "Müjgân. Fakat ne de olsa kadýn. Size. soyunmamýþtý. yalnýz yaþamasý kolay d Sonra para baþka.Telaþ etme. Biçarenin ayaðý baðlý. Kimsesiz bir kadýnýn zengince de olsa. söyleyeceðim. Kocasýndan gelmiþ r mektuptan bahsediyor. Günün birinde birdenbire geldiðimi gördüðünüz vakit. yapýlacak bir þey olsaydý geri duracaktým? Fakat elimizde hiçbir ça yok.Biçarenin yarýn buradan giderken çekeceði ýstýrabý düþünüyorum da.Yalnýz Feride'nin kýnlan hayatýndan bahsediyorsun.Kâmran. Müjgân.Niçin lambaný söndürdün? . ömrümün sonuna kadar rahatlýkla geçindirir. O gece. çenesinden tutup baþýný çevirerek gözlerine bakýyor: . ümitsizliði..Sen sanýyor musun ki. dedi. Genç kadýn.Fevkalâde bir havadis var. Genç kadýn. Feride. þimdi bir baþkasýnýn karýsý. Fakat asýl sebep bu deðildi. mümkün olduðu kadar ona gayret vermek . þefkat yine baþka. mumunu yere býraktý. herkes erkenden odasýna çýktý. gözleri dolarak devam ediyordu: . Ben burada dünyada en iðim bir adama. bu sefer bana ne kalbine. nereden baþlay uþ gibi tereddüt ediyor.Görüyorsun ya. artý te dayanamadýðýmý söyledim. . t baþka bir þey var. Feride.

Fakat belki içinde acak bir þey saklýdýr. Biçare. Kâmran. Mazideki vakalar ne olur n. Müjgân. t a dolu. Hakikat iþte bu Müjgân. Kalýn bir yazý ile yazýlmýþ olan mektup. hangi mecburiyetlerin þevkiyle evlendiðimi anlatmaya imkân yok. En acý vakalar karþýsýnda hissiz denecek kadar derin bir sükûn ve tahammül gö genç kadýn. beþ senelik hayatýnýn bir kýsmýnda maceralar içinde sürüklemiþ. Böyle düþün hametli ve hassas olanlarýnýz karþýsýnda bile ezilecektim. Son arzusunu bu kadar üzüntü. hatta sen. Kâm-ran'a hitap ediyordu.27 418 Reþat Nuri Güntekin büyük zarf çýktý. Orada öðrendiðim þeyler bu vasiyeti yerine getirmenin çok müþkül olacaðýný bana an'ýn karýsýnýn vefatýný yeni öðreniyordum.Bunun içinde bir eski gönül kitabý var ki. ista l'a geldim. rahat rahat öleceðim. dolaþtý. düþünmeyen gözleriyle karanlýðýn içinde etrafýn apaklarýný açýp kapýyordu. Fakat doktorum. içinden bir mek Çalýkuþu . Onu mutla eski niþanlýnýn okumasýný istiyorum. Be ailemle barýþtýrmakla hayatýmýn yetimliðine bir deva bulacaðýný zannediyordu. H cik. beþ sene evvel haksý etlere.Ah! Kâmran. Yahut günün birinde bir parça aile þefkatine ihtiyaç duyarsýn. Müjgân -sen ki beni herkesten i yi tanýdýn-benim için ne fena þeyler düþünecektiniz. Doktorumu Munise'nin yanýna býraktýktan sonra. bu kadar acý fazlaydý. Fa bunu yapmaya kuvvetim kalmadý. Doktorun Kâmran'a býraktýðý paketin ne olduðunu bilmiyorum. dedi. Feride'nin kollarýmda ne ümitsiz gözyaþlarýyla çýrpýnarak bunlarý söylediðini le þu son sözlerini dünyada unutamayacaðým. bunun ne kadar acý olacaðýný tahmin edemedi. senin ailenle barýþacaðýndan emin olursam. artýk sizin ayrýlmamanýz lâzým. Eski niþanlýmla da 416 Reþat Nuri Güntekin barýþmamý istiyor. yüzüne. Halbuki þimdi hepiniz. çocuk gibi aðlýyordu. Kâmran zarfý açtý. El lim edilmek için bana mühürlenmiþ bir paket verdi: . bir gün onun. kim bilir ne adi hesaplarla kendini ihtiyar bir adama sattý? Þimdi eski niþanlýsýný yeniden serbest kaldýðýný haber alýnca yine o adi hesaplarla aramýza. Feride dedi ki: "Benim hangi periþan hislerle a le ocaðýndan kaçtýðýmý. bir parçasýný da hayat denilen bu . Size bu kâðýdý yazan adam. Þimdi her þeyi biliyorsun. bu kadar ýstýrapla yerine getirdim. Kâmran. benim için bazý fena sözler çýktýðýný ha að olsaydý. bir kýsmýn rmiþ bir kadýn. Bunu bu þekilde ona teslim edeceðine yemin et. görüyorum ki.F.Onu artýk býrakmayacaðýz. Sonra. ben yarýn vapura bindikten. Tekrar atkýsýný düzelterek odadan çýkmaya hazýrlanýyordu. Senelerce bir baþýna gezdi. Titreyen ellerini uzatarak: . Belki bir gün onlara iþin düþer. m uhuna gýda yapan bir hayalperest için bu kadar ümit. dedi. gözüm arkada kalmayac "Bu son arzuyu yerine getireceðimi aðlaya aðlaya söyledim. Herkes ona adi bir yalancý der. benim için belki bir büyük kardeþ olacaðýný söylüyordu. deðil mi Müjgân? Aksini ispata imkân yok. vücuduna bir erkek dudaðý sürülmemiþ bir genç kýz olduðunu iddia ed . En ehemmiyetsiz bir hülyayý. en sönük bir hatýrayý aylarca hasta. Daha ziyade söy emeyeceðim. lâzým gelirse zorla tutacaðýz.Müjgân. Yaþý y rmi beþe girmiþ. adeta uyumuþtu. her þey bittikten sonr a Kâmran'a verirsin. hayatýmýn ne ÇALIKUÞU 417 elemlerle dolduðunu. beni vaktiyle çok müteessir etmiþti. Kâmran. Doktor-cuðum sai ve temiz bir adamdý. atkýsýnýn içinden kýrmýzý mumla mühürlü bir büyük zarf çýkardý: . benim kocasý yeni ölmüþ bir dul kadýn sýfatýyla birkaç gün aile ocaðýna misafir bilirdi. gittikçe artan bir heyecanla ve teessürle söylemekte devam ediyordu: . eliyle onu men etti: ." Müjgân. bunu da kâfi gör edi. Dünyanýn ucu uzundur. ömrünün birazýný kitaplarýna. hatta Kâmran." Müjgân sustu. Uzun baygýnlýkl an uyanmýþ hastalarýn hiçbir þey anlamayan. o niþanlýya döndü. dedi.k istemiyorsan hiç olmazsa üç ay. Onu. "Kâmran Bey oðlum. dayanamayacaksýnýz. iki ay onlarla beraber kal. masanýn üstünde duran sönmüþ lambayý yakarken. diyecektiniz. hakaretlere boðarak ayrýldýðý o ocaða.Feride'ye verdiðim vaade raðmen onu sana þimdi teslim ediyorum.

gönlümün rýzasýyla san gibi nadide bir kýz deðil. kudretin bu güzel ve nadide süsünü hangi melun talih v tesadüf. Siz. Bu masum. senin istanbul'da býraktýðýn gafil. Öldükten sonra da benim beþ on kuruþ servetim. odanýzýn penceresini aç anlýktan bir bülbül sesi gelse ne duyarsýnýz? Ýþte ben. bu tehlikeliydi. Bu aralýk iyice bir adam bulup onu evlendirmeyi düþündüm. mürdümgiriz bir ihtiyardýr ki. öleceðini bilse akma. belk unutur diyordum. "arabacýlar çalmýþ olacak. Bu deftere bütün hayatýný yazmýþtý. kibar kýz çocuðunu. ipekli renkli masum. fakat ben de öyle oldum. Bir hastalýðý esnasýnda tesadüfen elime geçen bir defter. fakat bir yabancýnýn aþký onun için bir hazin angarya olacaktý. hülya gibi güzel bir küçük i tesadüf ettim. Gaflet!. Feride' budalalýktan ibaret olan nikâh kaydýnda boþayacak. Eski zaman masallarýnýn Leyla'yý aramak için sahralara düþen Mecnun'unu. nazik. Mektubumu eliyle teslim edeceðinden þüphem yok. bu iþte seni zerre kadar düþünmedim. kibar. kollarýnda ölse vkinden ölmüþ olacak. onu . Gerçi kýzcaðýzým bunun için doðmuþt n için ölüyordu. nereye bastýðý görünmeyen savruk halle hayali dudaðýn busesiyle titriyor gibi görünen dudaklarý. Ta týný iyi öðrendim. Çocuktur. insanlarýn fesadý. sizden daima haber alýyordum. o dakikada bunu duydum. sizi çok yaralayýp müteessir etmiþ olabil ir. Ýn lar.. dersem riyakârlýk olur. emin bir dul olarak yaþamak onun için ha kolay olacaktý. Sizin gibi toy. Kocasý n kadar insan. Hani. Belki titizlik filan etmeye kalkar. b u deli kýzlara söz anlatmak kabil deðil. düþüneceði n üstüne çoktan tükürmüþ bir adamým. benim bu ümidimi canland bul'dan. zorla istanbul'a. ondan aþk isteyecekti. Buna ç t sesini çýkarmadý. Ýki sene sonra ona. tatlý bi katle hatýrlardým. mektubunun elinize deðmesinden epeyce zam n evvel dünyaya 'Yuf borusunu' öttürmüþ olacak. bu aðýz ykuya doymadan uyanmýþ çocuklar gibi mahmur gözleri. adam olursa olsun. gençtir. karýn lapa lapa yaðdýðý bir gece. hareketleri bana her þeyi anlattý. Þüpheli kýz olarak yaþamaktansa. Nihayet üç. Ýkinci tesadüfümde iþ iþten geçmiþ bulunuyordu. karýnýzýn vefatý. Birisini s bir baþkasýnýn kollarýna düþmek. katiyen aldýrma." diye bir lakýrdý çýkarmýþtým. ilk gördüðüm gün ÇALIKUÞU 419 onu niye atýmýn terkisine bindirmemiþ. bu karanlýk köyün mezbelesine atmýþtý? Ruhu aðlarken hikayeleriyle aldatmaya çalý avallý küçük kýz! Ben. O vakit. belki onu öldürecekti. üç beþ parça eçindirip gidecekti. Ah.vakfetmiþ münzevi... Fakat. Þunu da tasrih edeyim ki. viran bir evinde aydýnlýk kadar temiz. Hastalýk durmuyor. kendi kendine halledileceðine aklým erdi. Münasip bir çare düþünüyordum. Bu vefat. bilmem ki?.. aptal sevgilin miyim ki. ümidimi kestim di çocuðum gibi tedavi etmek istiyordum. Pek sevgili bir biçareye son bir iyilik etm k ümidiyledir ki." Merhum Hayrullah NOT Zarfýn içinde Feride'nin defteri var. Yeni zamanlarýn mezarlýklarla dolu. Karakýþ ortasýnda. Yaþadýkça müdafaa edecektim. ara sýra. Fazla söylemeye bilmem hacet var mý? Bir baha ne ile Feride'yi ayaðýnýza gönderiyorum. evlenmiþtiniz. kap ederse zorla kadýn kaçýran dað erkekleri kadar vahþi. tekrar tesadüf ettim. evimin kedisini bile teslim etmezdim. bir hayali kucaða sokuluyor hiss ni veren tavýrlarý. fitnesi buna da imkân vermedi. Bunlarýn hepsinden fazla olarak da bir gün asýl emeline vasýl olmasý iht mali vardý. bilmem bu hareketime ne der? Herhalde ben insanlarýn hakkýmda söyleyeceði. kaba ol ki. bu yaranýn ne k r derin olduðunu bana gösterdi. niye ite kaka. Hayatta imkânsýz ne var ki? Nitekim. küçük sýk sýk hatýrlamaya baþladým. son nefesinde size bu satýrlarý yazmak zahmetini ona ihtiyar ettirdi . evime getirmem iþtim?. Bu defterin bir gün olup iþe yarayacaðýný düþünmekte ne kadar isabet et IX Müjgân'la Kâmran. gel gör ki. Bu tehlike karþýsýnda çaresiz. Çahkuþu'nun mavi kaplý mektep defterini okuyup bitirdikleri zaman ortalýk . kalpsiz adamlarýn nesini severl er. Fakat. iþte bu esnada hastalýðým artmaya baþladý. Geçen sene çiftliðe giderken onu.. Dinleyiniz: Bir gün ücra bir köyün. doðrudan doðruya size iade edecektim.. içinde bulunduð andýkla beraber yok etmiþ. yavrucaðý için için yiyip biti ordu. karanlý rinde bir imkânsýz aþk rüyasý arayan bu berrak ela gözlü. Bugünden sonra onu býraktým. 420 Reþat Nuri Güntekin tuhaf bir kýzcaðýzdýr.

daha aþaðýdaydý. mihnetten bunaldýðým vakit baþýmý koydukça o. o kadar. Gecenin ilk saatlerini. Defteri kapayacaklarý vakit Müjgân. karanlýk yollara düþeyim. Yemek odasýnýn penceresi yanýnda. eski sesimi iþitmemek için söylemeye cesaret edemeyecektim. Hatta bunlarýn içinde eski muallime arkadaþlarýmdan vardý. Kenarýný iþlemekle uðraþtýðým mendilin üstüne baþýmý daha ziyade eðdim. ÇALIKUÞU 423 ihtiyar sütnine ile bir komþu kadýn. her akþamki gibi aþaðý yemek odasýnda geçirdik. dedi. Þimdi ne kadar nefret ediyordum. Korkma.Küçük. Saat on biri çalýncaya kadar bu acý düþünceler içinde bun Nihayet doktor.. doktorun Ýzmir'den getirdiði uzun etekli beyaz elbiseyi giydirmelerine. Dün. gelin haným. Bütün isyaným bundan ibaret kaldý. Bir dolabýn kenarýnda ayakta .Gelin haným. dedi. kusura bakmazsýn. Hayrullah Bey. sen amma iyi ev kadýný olacaksýn. ben gelin oldum. es k için aynaya bakmaya. Kim rse yapýyor. þa . genç karýsý olmanýn fazilet . senin yanýnda cesaret edemezdi. Munise'nin mezarýna birkaç çiçek ile bir 422 Reþat Nuri Gühtekin parça senin gelin tellerinden götürüp býraktým. O kadar titriyordum ki. Hayrullah Bey. Kâmran. Hayrullah Bey gülüyor: . hiçbir þeye itiraz etmiyordum. dedi.Ne talih varmýþ bunakta? Turnayý gözünden vurdu.maya baþlýyor. Ýçimden öyle geli i. demek bana bir kadýn. Doktor. bunlarý söylerken kendimi tutamadým. Söylenen sözleri iþitmiyor. uzun uzun karanlýða baktým. esnedi. Tekrar þamdaný elime vererek b kocamýn odasýna gönderdiler. bir zevce gözl eriyle bakmaya tahammül ediyordu. Evlendiðim gecenin sabahýnda deðil hatýramý yazmak. masanýn üstünde duran þamdaný aldým. akþam yemeðine doðru eve geldi. Doktor: . karþý karþýya oturduk. dedi. Misafirler daðýlmýþtý. saçýmýn bir yanýna bir tutam tel iliþtirmelerine bil e razý oldum. Camý kapamak bahanesiyle pencereye yaklaþtým. elbisemi deðiþtirdiler. bu ihtiyar dokt sevmiþtim. yalnýz hepsine ayný titrek tebessümle gülümsemeye çalýþý iyar. Hayrullah Bey. faka alnýz kaldýðýmýz vakit dilinden düþürmezdi: "Ablam gelin olup. Demek acýdan. yorgunluk ve ýstýrapla aðýrlaþan baþýný defterin sararmýþ yapraðýna koydu. O kadar ki. Þiþman vücudunu korse gibi sýkan bir redingo iymiþ. Ben onbaþýya bir þey söyley eliyorum. baþýmý pencereye çevirerek bu mahzun sonbahar sisleri gibi görünmeyen kirpiklerimde kuruyan gizli yaþlarla uzun uzun aðladým.Aferin kýzcaðýz. olmadý. O kadar mahzun olmama raðm fçe gülmekten kendimi alamadým. baþlarýný birbirine yaklaþtýrarak güçlükle þu satýrlarý okudul "Dün defterimi müebbeden kapamýþtým. biliyor musun? Bir ziyaret ifa ettim. onun mavi kabýný lambaya yaklaþtýrýp bakarak: . Sele kapýlmýþ bir kuru yaprak maz-lumluðuyla kendimi býrakmýþtým.Ey.. Bu beyaz kirpikli masum mavi gözler. göðsümü soðuktan muhafaza eder gibi kollarýmý kavuþturuyordum. gözl Rousse-au "sunun kalýn cildini dizlerinin üstüne koyarak köþeye oturmuþtu. ÇALIKUÞU 421 Lambayý daha ziyade açtýlar. Haydi bakalým. pencerenin dýþýndaki dallarda kuþlar cývýldaþýyordu.. Haydi bakalým. mavi kâðýt ü r. Hayrullah B .Gelin haným. Yer yer bu muhabbet kelimelerini tekrar tekrar öptü. Niye bu kadar geç kaldým. kendimi görmek için büyük bir endam aynasýnýn önüne getirdikleri vaki etmeden gözlerimi yumdum. sen fazla daldýn.Defter bitmemiþ Kâmran. bu adamcaðýzý gülünç mevkide býrakmaya hakkým olmadýðýný dü rine baþka bir boyunbaðý taktým. usulcacýk bu odadan kaçayým. . Gördün mü. Yalnýz. Ah. hafif bir hareket yaptý. yüzüme karþý: . yeni geline aþk destanlarý okumaya da vakit bulurum. Ellerimden iðnem. diye ayaða kalktý. kitabýný masanýn üstüne býrakarak gerindi. gelincik rengindeki tuhaf boyunbaðý bir yana çarpýlmýþtý. yumaklar dökülerek ayaða kalktým. yatak vakti geldi.. Fakir. doðru yukarýya. yeni güveyin kitap okumasý caiz olmaz amma. kabýn üstünde de yazýlar var Fakat mürekkebin rengi. Fakat . Biçarenin kanarya gibi sarý baþýna teli ben takacaktým amma. Beni görmeye birçok yabancý geliyordu. gec eler uzun. ben de te erdi. . tel taktýðý vakit. dedi.

korkuyorum. Odama girdiðim zaman hem aðlýyor. böyle gecelik gömle-ðiyle odama gelmeye utanmadýn mý? Bu dakikada kendimi görmek isterdim. bu da muhakkak. etrafýmda fýrýl fýrýl dönüyor. kurbaða taklitle ri yaparak birbirimizi uyutmadýk...Ben de babama söyledim. parmaðýný ýsýrýp utancý . Korktuðun kadar geç deð l Hem galiba vapur biraz þüpheliymiþ. Müjgân. Vallahi pencereyi açar.. Yola çýkacaðým gün niye beni böyle geç býraktýnýz? Müjgân. o kadar yorgun uyuyordun ki. Feride. sofada bir ayak sesi Hayrullah Bey.. tavanlar baþýma yýkýlýyordu.Kýz. . doktor yaný danýn duvarýný vurdu: . kanatacak gibi dudaklarýmý ýsýrýyordum. bana evlenmemizin bir sözden ibaret olduðunu söylemeyi bile lüzumsuz görmüþtü. Dünyada her þey aklýma gelirdi. ayný derin kalp feryadýyla: . Doktorcuðum o kadar temiz hisli.Kýzým. O da kollarýný açmýþtý. gelin olduðum gecenin hikâyesi. ne bileyim öyle söylediler. güneþin hayli yükselmiþ. bu ne hal? Sen benim odamda ne arýyorsun? Birdenbire gür bir kahkaha odayý sarstý: . ne iþkence! Yerlere giriyor.. vallahi. Nihayet. birdenbire döndüm. Marmara'da fýrtýna var. bu yaþtan sonra bana. Tuu utanma z. Ben.. o spet ne kadar koket ruhluymuþum. sabaha gelini baðýrttý.Bu ahir zaman kýzlarýndan ýrzýmýz. Mektebe geç kal hafif bir telaþ çýðlýðý ile kendini yataktan attý. Fakat diþlerim birbirine anýma yaklaþmýþtý.Kýz. Ellerini dizlerine vurup þakýrdatarak. Oda.Haydi. . bu yaþtan sonra na mus ve iffetime böyle bir yüzsüz kýzýn tecavüz edeceðini zannedemezdim! Ah Yarabbi... senin iþinle meþgul olmak için limana indi Hazýr olsun. evi yýkacaksýn. Feride. onlar o haltý yedi.Kýz. her günkü soðukkanlýlýðýyla cevap verdi: . Ýþte. üstüme gelme. kuþ. sofrada bir iþle meþguldü. iffetimiz sana emanet Yarabbi! diye þirret baðýrýyordu e. ben odamda uyanýk. merdivenlerde. o odasýnda. benim babam. aðlayarak kendimi kollarýna attým. diye feryat ettim. Vay aþifte vay! Sahiden karý koca olduk diye ha?. Ötesini dinleyemeden kapýdan kaçýyordum. ara sýra saçlarýmýn ucunu yakýyordu..Kýz. Hayretle yüzüme bakýyordu. Odasýnda dolaþýyor: . hepsi mazlum.llanýyor. Ben kýmýld yalandan þirretlik ediyor.Demek sen buraya. çocuðum. sade kalbiyle ve dinamiðiyle yaþayan pek az kýsmý var ki.Aferin sana Müjgân.. Mamafih kendi de benden az gürültü etmiyordu. Beni görünce þaþýr . o gece sabaha doðru uyuyabilmiþti.Doktor Bey. on defa. .. hem gülüyordum. Kim bilir kaç çeþit renge girmiþtim? . Cevap vermek için aðzýmý açtým. saatin on biri geçmiþ olduðunu gördü. Fakat erkekl erin.Birkaç defa odana geldim. horoz. vapur ge . Bunak. temiz yürekli bir ad m ki.Ne olursa olsun artýk gideceðim. O.. onlardaki gönül temizliðini r kadýnda bulmak mümkün deðil. Erkekl zalim. parmaklar yýp aðzýna götürerek: . bu muhakkak. gülmekten týkanýyordu. Kalbimin daima itaat edilmek lazým gelen hareketlerinden binyle: . sakýn buraya!. kýyamadým. Akþamkinden daha kýrgýn ve yorgun bir halde uya ndýðý vakit. erkekliðini unutmuþtu. O dakikada alnýmda titreyen baba öpücüðünün lezzetini ölünceye kadar unutmayacaðým. ben kadýnlýðýmý unutmamýþtým. Sözünü bitiremiyor. pencereye doðru kaçýp fanila gömleðinin yakasýyla boynunu sakla ak: 424 Reþat Nuri Güntekin . ya sen?.Vay fesat yürekli aþifte vay! Kýz. Allah cezaný versin! Ýnsan babasý yerindeki adama.Kýz. arlanmaz!. dedi.. derler ha! diye seslendi. yetiþin a dostlar. bir þarký mýrýldanarak ceketini çýkararak içeriye girdi. dedi.Babam.. o ne gürültü? Fesatçý komþular kabahati bana bulurlar. Fakat. Kadýnlarýn hepsi iyi. . Fakat bilmem ne oldu. sen daha yatmadýn mý? dedi. Yarabbi? ÇALIKUÞU 425 Ulvi arkadaþlýðýmýzda o. dargýn bir sesle: . duvarlarý vurarak. O kadar gürültü ediyordum ki.

Feride: . yapraklarý sararmýþ bir çardaðýn yanýndan yolu gözleyen Feride. Allah gani gan t eylesin.Galiba iskelede seninle vedaya gelecek. Kâm-ran'dý. Müjgân'a . ayný heyecanlý bir k ayla: . Sonra.iki münasebetsiz misafir geldi. Bahçe kapýsýnýn önüne aþçýya tesadüf ettiler. nihayet kafese girdin mi Çalýkuþu? Haydi bakayým. bu Müjgân haini esrarýný sattý. . Müjgân. sana bir iyilik ettim. Feride. teyzelerine: . çýrpýn bakalým.. Azýz Bey. Tabii memnun oldun. Þehirde kýþlýk evl hazýrlanan belediye reisleri. Aziz Bey'le Kâmran. teyzelerin . Aziz Bey. kan ter içinde kalmýþsýn? dedi. Çalýkuþu. siz yetiþirsiniz. komþu baðlarýnýn birinden haber geldi. dedi. teþekkür ederim.Bu ne hal küçükhaným. i? Feride.Kocan o kýzým. Teyzeler: . dedi. dedi. hem Feride'ye son bir ayrýlýk ziyafeti v rmek istemiþlerdi. Baða bir telaþ düþtü. yüzünü kapamak istiyor. kendine bu kadar az ehemmiyet vermeleri kalbini kýrýyor da görünürlerde yoktu. Kadý. gürültü etmeyin. parmaðýyla þakaðýnýn aðrýyan bir nok . 426 Reþat Nuri Güntekin . hafif bir feryatla ellerini yüzüne kapadý. bir daha onunla barýþmayacaðýný hissediyordu. ben de size geliyordum.Bir araba geliyor. Feride. sizi istiyorlar..Eniþte. zannederim benim için. iyi ettin. ya kendim gelir alýrým.Küçükhanýmlar.Ayýp olacak Feride. senin ne hazýrlýðýn var ki. diyordu. Gözlerini tekrar açtý. bu yarý annel erinin yüzüne bakmamak için baþýný önüne indirdi: . Kocan razý olmuyor. Zaten. olsun. Kendisine evvela bir hasta kedi kadar ehemmiyet vermeyen teyzelerin. beþ dakikalýk yer.Geliyor! diye haykýrdý. Ýhtiyar kadýn: . Düþecekti. dedi. Sonra gülerek ona yaklaþtý. çarþafýný þimdi dediler. onlarý ikinci katýn sofasýnda karþýladýlar. Fakat tam bu dakikadaa. onun göðsünden. daha evvel gideyim. fakat bir el bileklerinden t uttu. Beyler araba ile geldiler. Kâmran'ý evden uzaklaþtýrmaya muvaffak oldum.Ben.Nasýl olur? Beni almaya gelecekler. ben karýþmam! Feride.Peki. Saat üçe gelmiþti.Ha þöyle. Müjgân'a bir sürü kýrýk. çenesin rine bakarak: . hem bað komþularýna. . Gözleri dalgýn. heyecanlý bir kahkahayla: . manasýz kelimelerle teþekkür ederken sevgili çocukluk arkadaþýnýn öldüðünü. .Etrafýndakiler sana tuzak kurdu.lirse ya araba gönderirim.Feride. Çitlerden atl lerin içinden geçiyorlardý.Þimdi hiç gelmeyecek mi? . ne diyorsun? dedi. dedi. þaþkýn þaþkýn: . Öðle yemeðine oturacaklarý vakit. ded i. Yeldirmeleri getirmek için ahretli kýzlar k dý. bu ayrýlýk gününü böyle düþünmemiþti. eliyle odayý göst . sahildeki bir aðaçlýðýn az ötesinden birdenbire bir vapur görünmüþt Feride.Tabii. süratle geri çekilerek. Feride.. Müjgân'ýn çocukla meþgul olduðunu. söz arasýnda gizlice: . yüreði aðzýna gelerek: . Müjgân. çýrpýn! Bak. Seni fazl a mustarip etmemek için bu fedakârlýða razý oldu. Feride'yi süzerek: . merhum senin defterini Kâmran'a göndermiþ. ÇALIKUÞU 427 Müjgân'la beraber baðlarýn arasýndaki kestirme bir yoldan koþmaya baþladýlar.. omzundan baþka bir yer bulamýyordu.Vapur geliyor amma sana hayrý yok. güldüðünü gördükçe mahzun oluyor. K minden çýkmýþ bazý parçalarý gösterdim. fakat bileklerini Kâm-ran'dan kurtaramýyor. dedi. hafifçe dudaklarý tireyerek düþünüyor. Aziz Bey.. baþýný sallamak ranýyor. Ben onu aldýðým gibi Kadýya gittim.

Seni bir kere ele geçirdikten sonra tekrar býrak mam. að yle kaný tutuþmuþ.Þimdi tebrikler. sonra beraber döner iz. Genç kýz eteðini kurtarmaya çalýþýrken Kâmran kesik kesik: . Hepsi kalsýn. yüzünün rengi ela gözlerine vuruyor. artýk kocan.Gittiðime benim de piþman olmadýðýmý mý zannediyorsun? Kâmran. gözbebeklerinin içinde k treþiyordu.Nasýl Çalýkuþu? Parmak kadar yumurcak. el öpmeler uzun sürer.kucaðýna aldý. istediðin yere kadar. arka merdivenlerden karýný kaçýr.Haydi Çalýkuþu. vücudunda bir uçuruma yuvarlananl reyiþiyle kendini býrakýyor. hem gülüyor. Hâlâ ellerini. Gözlerinden yaþ geldiðini göstermemek için gürültüyle burnunu silen Aziz Bey. vücudunda derin ür-permelerle çýrpýnan Feride'yi zorla küçük bir çocuk gibi. genç kýzý nefes aldýrmayacak gibi sýkýyor. bizi senelerce oynatýrsýn ha! Gördün mü. . Feride'ye: . onun yüzünü göremiyor. Duayý edin. Kâmran. dedi. dedi. avuçlarýnýn içinde parmaklarýný inci Merdivenin bir yerine Feride'nin eteði takýldý. hemen nikâhý kýyýverdi.Þeriat vekilliðine sahibim efendim. Elbet konuþacaklarýnýz vardý dar. bir hatip eda lunu salladý: . tutuk nefesler. Ta uzaða. deniz fýrtýnasýndan kurtardýk. yüzü onun bozulmuþ çarþafýndan uçan saçlarý içinde. anlýyor musun Çalýkuþu? Bu adam. onlar hemen hemen kucak kucaða yürüyorlardý. Kâmran. Feride. dedi. Yolda. yalnýz çenesini.428 Reþat Nuri Güntekin geniþ kafalý adam. yüzünü sakla etti: . diye gülüyordu. Dudaklarýnda kesik. ayým da hesabýmýz kesilsin. Haydi oðlum. Sonra oda kapýsýný açarak muzaffer bir ahkahayla: . Karþýdan iki balýkçýnýn geldiðini görer men hiç konuþmuyorlardý.Ey benim kirazýmý çalan Çalýkuþu. artýk uðraþmaya takati kalmamýþ gibi baþýný Kâmran'ýn göðsüne koydu. dudak430 Reþat Nuri Güntekin larmý okþayan. Sonra. pardon Feride Haným namýna iþte þu Kâmran B ndiriyorum. dedi.imkân yok. nazlanma artýk.Bu gece seni. .Feride. Feride'yi hemen kollarýnda uçurarak merdiven kapýsýna koþarken Müjgân arkalarýndan i arkadaþ að-laþa aðlaþa öpüþtüler. Benim olduðuna kalbimi inandýrmak için senin aðýr aya ihtiyacým var. Nefes nefese bir dakika durdular. saadetten bayýlýyorsun. kolunu Feride'nin belinde n geçirmiþ. yarý zorla ona bu sözleri tekrar ettirdi. hem aðlýyordu. kaç türlü na? Bahçeden çocuk sesleri geliyordu. uçar gibi iniyorlardý. Aziz Bey. biz âmini burada deriz. fakat yanýndaki sarý fýrtýna bana daha müthi lah yardýmcýn olsun. Bu halle nasýl dýþarý gideriz? Müsaade et. Dar merdivende yuvarlanýr gibi. Kâmran.Halime bak Kâmran. Çalýkuþu. bir dakika odama çýkayým. bizim gevezeliklerimizden size fayda yok. "Fena etmedin eniþt bunu istiyordum de!" dedi. þimdi gelirim. seven parmaklarýna sýcak gözyaþý damlalarýnýn düþtüðünü duyuyordu. Çalýkuþu. Kapýnýn yanýndaki küçük taþlýkta y . merdivenleri inmeye baþladý. Genç kýz. Feride o kadar kýzarmýþtý ki. se da býrakacaða benzemiyor. onun bileklerini býrakmýyor: . sen benim olasýn! inanamýyorum. O bir defa oldu. onu baþkalarýna çaldýracaðýn saat çaldý gibime geliyor. Genç kýz. Kâmran'dân kurtaramayan genç kýzý havaya kaldýrýp öptükten sonra tekrar Kâmr ttý: ÇALIKUÞU 429 . Yan yana yürümek saadeti onlarý sarhoþ ediyordu. ü m. görüyoruz ki. Aziz Bey: . Kendi elimle müthiþ bir düðün sofra acaðým.

Feride. onu hafifçe zlarýndan tuttu: . titremeye baþlayan bu güzel dudaklarýný saklamak için benden kaçýyordun. Hatta bazen -sýrf o eski güzel kokuyu yeniden bulmak hýrsýyla. yüzünü ona çevirmiþti. dedi. aþkýmý ka ha büyümüþ buluyordum. genç adamý omuzlarýndan çekti. bu gözlerin gözlerinden ayrýlmamasý için onu çenesinden t erin bir sesle: . Genç adam. uçan rengini. dedi. öyle sözlerin vardý ki. güzel kokusu için bazen mihnete de uðrar. Daðlarda ismini bilmediðim bir ot yetiþir. bu kadar derin bir vefayý. Bir dakika sonra ayrýlmýþlardý. hemen hemen yalnýz dudaklarýnýn hareketiyle: .Ziyaný yok. Bizim bütün sergüzeþtlerimiz burada baþlýyor. Feride. onu söyleme. yolun derinliklerine dikkatle b karak gülümsü-yordu. Dünyada zamanla yýpranmayan. onu daima koklarsa. hayalini gözlerimden uzaklaþtýrmaya çalýþýyordum. Sonra beyaz nazik þakaklarýnda ince ter damlalarýyla baþýný eðere a yavaþ bir sesle devam etti: . muhteli f saadetlerini birbirinden kýskanýyordum. dedi. kuvvetini kaybetm eyen hiçbir his yok. insan. belki beni görünce . seni bu ýstýraptan derinleþmiþ gözlerin. hem korkutuyordu." diyordu yatýný. Sana karþý derin bir zaafým vardý. hayatýmdan. uyumaya hazýrlanan bir çocuk gibi. kirpiklerinde yaþ damlalarý titreyen gözlerini kapýyordu. Seni sevmeye baþladýðým vakit n baþka bir þey düþünmeyen hafif. ýþýk gibi. haris bir inatla tekrar etti: Feride. Genç adam.Sen burasýný belki hatýrlamazsýn. Fakat sen. O vakit. Feride. dizleri kesiliyor. Feride. unutur muyum hiç? dedi. mahzun düþüncelerden yorulmu ben. Be nu bir Çalýkuþu hafifliði sanarak kendimi yiyip bitiriyordum. yan yana bitmesinden korkulan ýþýklarý nasýl söndürürlerse ben de öyle yapýyor. hassas genç kýz ruhunun görünmesiy-l lmasý bir oluyordu. yüzünde. bir zaman kendini ondan mahrum etmektir. ayaðýný yere vurup yüzünü göstermemek için bir yan a çevirerek: . bir eski hülyaya gibi derin. kollarýnda gittikçe aðýrlaþan bu bitap genç vücudun birdenbire canlandýðýný. insanlar. bu baþýn çevrilmemesi. deðil mi? Çünk erin gülmüyor. ya bu lezi z. Bu ot. bir zama n sonra kokusunu daha az duymaya baþlar. yalvarýrým sana. bütün kaný dudaklarýnda toplanmýþ boynunu uzattý. bir ha e kývrandýðýný hissetti: . Söyle bana Feride.O dakikada ne kadar sevinmiþim. Kâmran. Kâmran. uzun bir susuzluktan sonra berrak bir dereden ka na kana su içen bir kuþ gibi canlanýyor.. yaramaz bir kýz çocuðu.Derdim bu kadarla da kalmýyordu. bu küçük Çalýkuþu göðsünün neresine saklamýþtýn?. gözlerinde. Çalýkuþu müebbeden öldü.Feride. Zaman zaman ö bakýþlarýn. donu gerdanýnýn damarlarý moranyor. bütün vücudu titreyerek ayaklarýnýn ucunda yükseldi. ça u gülen. kýzýltýlar uçuyordu. Seni kendi kendimden. ben Çahkuþu'nun bütün aþkýný bir baþkasýna.. Bu derin zaaf. onu parmaklarýnýn arasýnda örsel hýrpalarlar.Bu bakýþta manalar var.On sene evvel Feride'yi burada ilk gördüðü bað yoluna geldikleri vakit Kâmran. Beni dinle. Feride. Sen. beni hem utandýrýyor.Kâmran. Kâmran. demek hatýrlýyorsun? Feride hafifçe içini çekti. gönlünü ÇALIKUÞU 431 bu kadar derin bir vefa ile bana vakfedeceðini ümit edemiyordum.Görüyorsun artýk. Kesik. mesela bir manasýz "Sarý Çiçeði" yüzüne yaklaþtýrýr. vücudunun bütün aðýrlýðýný Kâmran'ý rüya içinde. ses gibi elde durmasýn bir Çalýkuþu'ydun. hayatýmý kýracak. "Bir çocuk. "Ya bir zaman sonra Feride'yi bu kadar sevemezsem. Her sabah uyandýðým vakit. baþýný daha ziyade yaklaþtýrd . beni mümkün deðil anlamayacak. bir dakika sustu. dalgýn bir nazarla Kâmran'ýn yüzüne baktý: . Genç kýz. Feride. öyle görüyorum ki er artýk beni anlayabilecek kadar ýstýrap çekmiþ ve düþünmüþ. dedi. kalbimi derin ümitlerle çýrpýndýrýyordu. Bu heyecanlý yor432 Reþat Nuri Güntekin gunluklardan öyle bitap düþmüþtü ki. eðlenen çocuk gözlerinin içinde uyanan nazik. nadide tahassürü kaybedersem?" diyordum. Beni anlýyorsun.herhangi bir k okuyu. Hâlâ Kâmran'ýn göðsünde duran baþýný biraz arkaya atmýþ. benim bu manasýz gibi görünen sözlerimle eðlenmiyorsun. Bunun ilacý. bu kadar ince bir ruhu. bu hýrpalandýkça kokusu artan çiçeklere benzetiyorum. Gülbeþeker'e verdim. .

Ne ayýp. sen sebep oldun. mutlu. bilgili ve sezgili kimse. âcizane: Söz söyleyen bir kimsenin kendi yaptýklarýný abartmamak için kullandýðý bir nezak addetmek: Saymak (Bunu olmamýþ addetmeli). ahz: Alma. bedbin: Kötümser. âhiret: (Ahret) Dinî inanýþa göre. arife: Bilgili. en çok. . âdeta: Sanki. âbide: ibadete düþkün kadýn. arif: Çok anlayýþlý. âkile: Akýllý kadýn. Öbür dünya. azim: Bir iþteki engelleri yenme kararlýlýðý. yüce. Yarabbi. Çalýkuþu . iþaret. alimallah: Allah bilir. âlâ: iyi. azil: Görevden alma. bakiye: Artan. babacan tavýrlý. bahtiyar: Talihli. arýz olmak: Sonradan ortaya çýkmak. âhir: Son. âli: Yüksek.A ab u hava: Su ve hava. arifane: rif olana yakýþýr biçimde. ahenk: Uyum. alarga gitmek: Açýktan gitmek. tisi olmayan. alelade: Olaðan.28 Sözlükçe 434 bedbaht: Mutsuz. âlâ kader il istitaata: Gücün yettiðince. ne ayýp! Sen sebep oldun vallahi. azletmek: Görevden almak. karamsar. battal: Alýþýlmýþ olandan büyük. mesut. geri kalan.. sýradan. -SON433 SÖZLÜKÇE . alâka: Ýlgi. talihsiz. insanýn öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacaðý ve sap vereceði yer. aksiyon: Eylem. hemen hemen. ah ü zara kapýlmak: Âh çekip inlemek. ar: Utanma. -Bbabayani: Gösteriþi ve özen-. pek iyi. hareket. diye hýrçýnlaþýyordu Yanlarýndaki aðacýn dalýnda bir çalýkuþu ötüyordu.F. ameliye: iþlem. bahusus: Hele. âlem: Dünya. alil: Hasta. alâmet: Belirti. sakat. iklim.

edibe: Edepli.) Günaydýn. Bibliotheque Rose: (Fr. cedide: Yeni. celbetmek: Çekmek. Merhaba anlamýna da kullanýlýr. -Ççapul: Yaðma.) (Metinde) Züppe. savaþta esir olmuþ veya odalýk diye alýnmýþ kýz.) Pembe kitaplýk. bonjur: (Fr. delalet: Aracýlýk. zavallý kimse. çare-i tesviye: Çözüm önerisi. süs eþyasý. irilik. belertmek: Gözlerini. eziyet. deliþmen: Þýmarýk ve delice tavýrlý. çuha: Tüysüz. satýlan büyük maðaza. çiy: Havada buðu durumundayken akþamýn ve gecenin serinliðiyle yerde veya bitkilerde topla nan küçük su damlalarý. cesamet: Büyüklük. çýtkýrýldým.behemahal: Mutlaka. eda: (Metinde) Davranýþ. diba: Altýn ve gümüþ iþlemeli bir tür ipek kumaþ. cefa: Büyük sýkýntý. vaizlik iþleri için para larý. çehre: Yüz. -Eebedî: Sonsuz. beyit: Anlam bakýmýndan birbirine baðlý iki dizeden oluþmuþ þiir parçasý. ecir: Ücret. alýnýp satýlan kadýn veya kýz. sima. Desenchan-te) Hayal kýrýklýðýna uðramýþ. billahi: Tanrý'ya ant içerim. celile: Büyük. tavýr. destlerinden busetmek: Ellerinden öpmek. . ceza reisi: Aðýr ceza mahkemesi baþkaný. debdebe: Þatafat. bilâkis: Tersine. cihet: Yön. dava edene.C caiz: Uygun. darülmuallimat: Kýz öðretmen okulu. oyuncak vb. duhul olmak: Ýçeri girmek. kaygý. terbiyeli. ince dokunmuþ yün kumaþ. cariye: Efendisinin her istediðini yapmak zorunda bulunan. buse: Öpücük. . diksiyonen Sözlük. binaenaleyh: Bundan dolayý. cazibe: Çekicilik. yorgun. celpname: Mahkeme tarafýndan. edilene veya tanýklara gönderilen çaðrý belgesi. devain Daireler. cariye: Para ile alýnýp satýlan. Tasa. gösteriþ. efkâr. Metnide "çocuk kitaplarý" anlamýnda kullanýlmýþ biçare: Çaresiz. zýpýr. dülger: Yapýlarýn kaba aðaç iþlerini yapan kimse. bitap: Bitkin. talan. aksine. alýmlýlýk. beyhude: Boþuna. fondöten. dezanþante: (Fr. ölümsüz. Sözlükçe 435 -Ddandy: (Ýng. darbýmesel: Atasözü. cerr: Medresede okuyanlarýn üç aylarda köy köy dolaþarak imamlýk. bonmarþe: içinde her türlü giysi. aký çok görünecek bir biçimde açmak. ulu. düzgün: (Metinde) Kadýnlarýn yüzlerine sürdükleri bir tür krem.

Gizler. felekiyat: (Felekiyyat) Astronomi. elem: Üzüntü. erkânýharp: Kurmay subay. yakasýz. keder. tatlý veya hoþ kokulu maddeler bulunan. fantezisi: (Metinde) Süslü ve hayalci. kaza ile. had: Sýnýr. yüce. Ortamýn gerçekliðine uymayan. esef buyurmak: Üzülmek. gam: Tasa. iç rahatlýðý veren. l Sözlükçe 436 fasýla: Ara. yarýn. çoðu kez etek ere kadar uzayan üst giysisi. komite. endam: Vücut.ehemmiyet: Önem. gayri ihtiyari: irade dýþý. esrar.) Ulu. dikkatsizlik. ervah: Ruhlar. fen: Fizik. . vazgeçilmez. ferda: Gelecek zaman. aldýrmayarak. aðýzda kolayca eriyen bir tür eme. fýtri: Yaradýlýþtan olan. -Ffadýla: Erdem sahibi. flört: Kadýnla erkek arasýndaki yakýn iliþki. gaile: Sýkýntý. üzüntü. düþmandan alýnan þeyler n. boy pos. kimya. feragat: Vazgeçme. daha. ferahfaza: Ferah artýrýcý. derece. fütursuzca: Önemsemeyerek. esatir Mitoloji. kaygý. fitnelik: Karýþtýrma. henüz. gayrý: Artýk. -Ggaflet: Dalgýnlýk. garp: Batý. dert. esef: Acýma. faraza: Sözgeliþi. fondan: Ýçinde likör. güzide: . fenlenmek: Yaþýna göre bilmemesi gereken þeyleri öðrenmiþ olmak. beden. taþýyan. mantoya benzer. elhamdülillah: Allah'a þükür. düþmanlýk. sýrlar. arkasý bol. bundan böyle. ferah: Gönül þenlendiren. elzem: Çok gerekli. esasen: Aslýnda. mektuplar. üstün. ekseriya: Çoðunlukla. kitaplar vs. emrihazýn Emir kipi. Tarih öncesi dönemden bugüne gelen efsaneleri inceleyen ilim. evrak: Yazýlmýþ kâðýtlar. emniyet: Güven. elâlem: Yabancýlar. grandiose: (Fr. yerinme. ara bozma. hacet kalmamak: Gereði olmamak. elan: Þimdi. aymazlýk. eskaza: Yanlýþlýkla. fevkalâdelik: Olaðanüstülük. dert. erganun: org. haiz: Elinde bulunduran. matematik ve biyolojiye verilen ad. ganaim: Ganimetler. -Hhacer-i esved: (Kara taþ) Kabe kapýsý yanýnda bulunan ve hacýlarýn öpmeleri hac þartlarýnda taþ. encümen: Komisyon. ferace: Kadýnlarýn sokakta giydikleri.

baþtan çýkarmak. helâllik dilemek: Ayrýlma sýrasýnda hakkýný birbirine baðýþlamak. karþýt. hülasa: Özetle. hüzün: Gönül üzüntüsü. ters. . hengâme: Patýrtý. zevzeklik. hizmet-i vataniye: Vatan hizmeti. halûk: iyi huylu. sözün kýsasý. iblað etmek: Vardýrma. kayýrma. ibni (ttm): Oðul. hatun: Kadýn. hassaten: Özellikle. hazan: Sonbahar. idrak: Anlama yeteneði. hususiyet: Özellik. himaye: Koruma. Sözlükçe 437 harîm: Herkesin giremeyeceði yer. haysiyet: Onur. egoist. koruyan. ulaþtýrma. haset etmek: Kýskanmak. hami: Gözeten. harcýrah: Yolluk. kýskanç. hasut: Çok haset eden. hazin: Dokunaklý. hicran: Bir yerden veya bir kimseden ayrýlma. hazain: Hazineler. hizmetçi. iffet: Namus. himmet: Yardým. hâlim: Huyu yumuþak. yine. iðfal etmek: Bir kadýný aldatmak. hüzün veren. kýrýcý ve hýrpa-layýcý. hasýlý: Kýsacasý. idare-i maslahat: tþi þöyle böyle bugünlük görme. hodkâm: Bencil. hâre: Dalgalý ya da dalgalanýr gibi görünen parlak çizgiler. hilaf: Aykýrý. çe-kememek. ihsan etmek: Baðýþlamak. -I/Ýýtlak =etmek: Bir kocanýn karýsýný boþamasý. hiddet: Öfke. halketmek: Yaratmak. hattat: Güzel yazý yazan. haþiye: Not. hulâsa: Kýsacasý. haþan: Çok yaramaz. herze: Saçma. hatip: Konuþmacý. ayrýlýk acýsý. halis: Saf. eriþtirme. hava tebdili: Hava deðiþimi. saçma söz. katýþýksýz.hakeza: Böyle. idadi: Lise. gizli sebep. hoyrat: Kaba. hikmet: (Metinde) Sebep. özsaygý. cariye. anlayþifa etmek: Yapmak. kýzgýnlýk. ele avu-ca sýðmayan çocuk. halayýk: Kadýn köle.

. iptila: Düþkünlük. ilm: Bilim. bir iþe baþlama. itibar: Saygýnlýk. ihtizaz: Titreþme. artýk. inkiþaf: Meydana çýkma. ilanihaye: Sonsuza kadar. iþtirak etmek: Katýlmak. Birinin iyi niyetini kötüye kullanma. istizah: Bir iþin açýk söylenmesini isteme. kuytu yer. nemli. ölçülü davranma. giriþilecek iþin hayýrlý olup olmadýðýný rüyadan anlamak için a yarak uyuma. bir tarafý tutma. ihtiyar: (Metinde) Seçme. Sözlükçe 438 ihtiyatsýz: Tedbirsiz. istikran Kararlýlýk. izbe: Basýk. büyük üzüntü. istif af: Günahtan. kýymet. titreþim. iktidar: Bir iþi yapabilme gücü. istihare: Bir inanýþa göre. iktifa etmek: Yetinmek. kötülükten çekinme. istismar.ihtimam: Özen. açýklama isteme. ille velâkin: Gelgelelim. istintak etmek: Sorguya çekmek. geliþme. olabilir. dikkatli davranma. bir þeye fazla düþme. irab: Düzgün konuþma ve gerçeði belirtme. irfan: Kültür. anlama. ýstýrap: Sýkýntý. özsaygý. istiskal: Soðuk davranýþlarla hoþlanmadýðýný belli etme. izdivaç: Evlenme. kadr (kadir): Deðer. imdi: Þimdi. istida: Dilekçe. inhimak: Çok düþkünlük. ikmal-i nevakýs: Eksikleri tamamlama. bilme. tiryakilik. ikâmet: Oturma. iptida: Baþlangýç. irade: (Metinde) Emir. insaniyetli: Ýnsanlýðý olan. iþret: içki. istidad: Yetenek. ilmihal: Din kurallarýný öðretmek için yazýlmýþ kitap. izzetinefis: Onur. sömürme. ihtiyat: Sakýnma. imtizaç etmek: Uyum saðlamak. Sözlükçe 439 -Kkabil: Mümkün. iltizam: Kayýrma. istihkâm: Düþmana karþý savunma yapmak amacýyla düzenlenmiþ askeri yer. bununla birlikte. güvenilirlik. inha: Resmî bir göreve atama veya bir üst aþama için yazýlan yazý. güçlü siperler. loþ. ismet: Namus.

aklý yatmak. kelime-i teyyibe: (Kelime-i tayyibe) Yatýþtýrýcý hoþ söz. Communion) iman birliði. gereçler.kâinat: Evren. sayýsý belli olan. ilkokullarda hoca rdýmcýsý. maateessüf: Ne yazýk ki. lakayt: ilgisiz. kalem odasý: Resmî kuruluþlarda yazý iþlerinin görüldüðü oda. kalfa: Saraylarda ve büyük konaklarda halayýklarýn baþýnda bulunan kadýn. mahdut: Az. maðmum: Tasalý. yazýcý. sýkýlgan. . mahlûk: Yaratýk. kurum satmak: Böbürlenmek. kâmil: Olgun. kibir: Büyüklük. üzülerek söylüyorum ki. hesaba geçirilmiþ. kati: Kesin. mahmurluk: Uykudan sonra duyulan aðýrlýk ve sersemlik. buyruklarýn ilere bildiren. lisan-ý Fransevi: Fransýzca. lâhza: Zamanýn bölünmeyecek kadar kýsa parçasý. fil gibi hayvanlarýn sýrtýna konan. Coquette) Güzel görünmeye özen gösteren. olgun ve gösteriþli. Sözlükçe 440 -Mmaahaza: Bununla birlikte. kolcubaþý: Bir þeyi korumak için bekleyen görevlilerin baþý. koket: (Fr. üzerinde oturmaya yarayan sepet. lâkin: Ama. krep: Çok bükümlü iplikle dokunmuþ bir çeþit ince kumaþ. süslenmeye düþkün. fakat. kesb-i þeref etmek: Þeref duymak. leziz: Lezzetli. bir çeþit eyer. kamarot: Gemilerde yolcularýn iþlerine bakan görevli. kerliferli (kelli fellf): Kýlýðý kýyafeti düzgün. an. atlý binek arabasý. kasavet: Üzüntü. sýnýrlý. mabeyinci: Osmanlý Devle-ti'nde padiþahlarýn dýþarýyla olan iliþkilerine bakan. dünya. oðul. sözleþme. mahfe: Deve. adý geçen. kâtip: Sekreter. mahdum: Erkek evlât. mahut: Bilinen. kepazelik: Rezalet. mahsus: (Metinde) Bilerek. Zarif görünmeye. anlaþma. bazý kiþilerin dileklerini kendisine ileten görevli. kötek: Dayak. karþýlýklý iki oturma sýrasý bulunan. lata: Osmanlýlar'da ilmiyenin giydiði bir tür üstlük. mahsub: Hesap edilmiþ. kendini büyük görme. komfinyon: (Fr. maarif: Millî Eðitim. kameti artýrmak: Baðýrarak konuþmak. mahcup: Utangaç. sýkýntý. kavil: Söz. Maarif Nezareti: Millî Eðitim Bakanlýðý. levha: Bir yere asýlmak için yazýlmýþ yazý. lândo: Dört tekerlekli. kanaat getirmek: inanmak. (tm)" -* """ laden: Çamdan çýkarýlan zift gibi siyah ve kokulu zamk. üzgün. levazým: Gerekli olan þeyler.

miskin: Çok uyuþuk. fen konularýyla siyasi. rahip veya rahibelerin dünya ile ilgilerini keserek yaþadýklarý yapý. methetmek: Övmek. zorluk. menetmek: Yasaklamak. mazbata: Tutanak. ekonomik ve toplumsal konularý açýklayýcý veya yorumlayýcý niteliði olan gazete vey gi yazýsý. marifetli: Ustalýklý. mazi: Geçmiþ. yaradýlýþ. Sevme. meyil: Eðilim. hoþa gitmek. duyularla sezilen. muahadderat: Örtülü kadýnlar. meziyet: Yetenek. mihmandar: Resmî konuklarý aðýrlamak ve onlara kýlavuzluk etmekle görevlendirilen kimse. mizer: (Fr. sünepe. maren: (F. Yasanýn. meþum: Uðursuz. miralay: Albay. mecidiye: Eskiden kullanýlan ve o zamanýn 20 kuruþu deðerinde olan gümüþ sikke Sözlükçe 441 melal: Býkma.mahzun: Üzgün. pis. dinin ve kamu vicdanýnýn doðru bulduðu. mâlik olmak: Sahip olmak. meziyetli: Yetenekli. metruk: Terk edilmiþ. usanma. makale: Bilim. memalik: Ülke. zahmet. meþakkat: Güçlü sýkýntý. manevi: Görülmeyen. üzüntülü. meþru: Yasal. muallime: Bayan öðretmen. meret: inatçý. Misere) Zavallýlýk. islâm kadýnlarý. mizaç: Huy. kötü. iðrenç. kaba. maiþet: Geçim. metanet: Metin olma. muallim: Öðretmen. mecburiyet: Zorunlu olma durumu. ' makbul: Beðenilen. . mihnet: Sýkýntý. meyus: Ümitsiz. melun: Kötü. Marin) Denizci. mazari: Dilbilgisinde geniþ zaman. hoþ karþýlanan. malûm: Bilinen. hünerli. zavallý. malûmatlý: Bilgili. manastýr: Kesin kurallarý olan. meþk: Alýþmak ve öðrenmek için yapýlan çalýþma. menazýn Manzara. eziyet. lanetli. yoksulluk. mazlum: Sessiz. menazýr-ý tabiiye: Tabiat manzarasý. dayanýklýlýk. mendebur: Sümsük. üzgün. makam-nezaret: Bakanlýk nezareti. keþiþhane. mihr: Sevgi. uysal ve boynu bükük. geçinme. gönül verme. makbule geçmek: Çok beðenilmek.

yenilenmiþ. müebbeden: Ömür boyu. bilinmeyen þey. muktedir: Bir þeyi yapmaya. mutaassýp: Baðnaz. muharebe: Savaþma. karþýlýk. muhacir. bir þeye karþýlýk olarak yapýlan. mukabil: Karþýlýk. mülazým: Teðmen.muamelat: Dairelerde evrak üzerinde yapýlan iþlemler. çevirme. Sözlükçe 442 mukadder: Yazgýda var olan. aykýrý. muvaffakiyet: Baþarý. nýüdde i umumî: Savcý. sarma. muvazene: Denge. muamma: Anlaþýlmayan. Göçmen. münkir: inkâr eden. içi. munîs: Cana yakýn. münasebetsizlik: Uygun olmayan. musaddak: Geçerli olduðu resmî yazý ile bildirilmiþ. muamele: Davranýþ. iki ordu arasýndaki savaþ. muteber Saygýn. yenilenmiþ. muhabbet: Sevgi. münhal: Boþ olan. müptedi: Bir þeyi öðrenmeye yeni baþlayan. muvazzah: Bir görev ve hizmetle yükümlü olan kimse. sevimli. yerinde. müdür-i umumi: Genel müdür. muavenet: Yardým. mugayir. alýþýlmýþ þey. yardýmcý. . kesin olarak belirlenmiþ. inanýlýr. gözü açýlmýþ anlamýnda kullanýlmýþ. tutucu. muayyen: Belli. bir kadýn. mutasarrýf: Tanzimattan sonra idare bölümlerinde vilayetle kaza arasýndaki bölümün idare am . açýk bulunan. kaçýnýlmaz. muharrir: Yazar. mürdumgiriz: Çürümüþ. mürüvetsiz: insanlýðý olmayan. muin: Yardým eden. münasip: Uygun. saygýsýzlýk yapma. muvafýk: Uygun. mukabele: Karþýlýk verme. kabul etmeyen. mükedder: Üzgün. mürebbiye: Kendisine bir çocuðun eðitimi ve bakýmý verilmiþ kadýn. mukaddes: Kutsal. müsamaha: Hoþgörü. kederli. münasebet almak: Uygun düþmek. mücedded: Yeni. yardým eden. muvakkat: Geçici. müceddet: Yeni. Uymaz. özellikle. mutat: Alýþýlan. münhasýran: Yalnýz. muvaffak olmak: Baþarmak. Metinde içi geçmiþ anlamýnda kullanýlmýþ. muavin: Yardýmcý. mukaþser: Metinde. yüzü. münhal vukuunda: (Metinde) Boþ kadro olduðunda. muhasara: Kuþatma. mukavele: Sözleþme. yakýþýksýz davranýþlarda bulunma. baþarmaya gücü yeten.

müstacel: Çabuk yapýlmasý gereken. müstahak: Bir kimsenin layýk olduðu ödül veya ceza. müstakim: Temiz, doðru, namuslu. müstebit Zorba, despot. Sözlükçe 443

müsterih olmak: tçi rahat etmek. müsvedde: Yazý taslaðý, karalama. müþkül mevki: Zor durum. müþkül: Zor. mütalaa: Okuma, ders çalýþma, etüt. mütalaahane: Okuma odasý. müteessir: Üzüntülü. müteferrika senetleri: Çeþitli küçük harcamalarýn para senetleri. mütehayyir: Þaþkýn, þaþýrmýþ olan. mütekaid: Emekli. mütemadiyen: Ara vermeden, sürekli olarak. müyesser: Kolaylýkla ortaya çýkan, kolaylýkla elde edilen. müzahrafat: (Müzahrefat) Parlak boyalar ve süsler. müzakere etmek: (Metinde) Öðrencilerin ders hazýrlamalarý için çalýþmalarý. müzakere etmek: Öðrencilerin ders hazýrlamalarý için çalýþmalarý. müzakkere: (Müzekkere) Bir iþ hakkýnda üst makama sunulan yazý. müzmin: Uzun süreli.

-Nnadide: Az görülür, deðerli. nadir: Seyrek, az. nafîa: Bayýndýrlýk. nafile: Yararsýz, boþa giden. nalça: 1) Ayakkabýlar çabuk eskimesin diye altýna çakýlan demir. 2) Katýr, eþek, sýðýr gibi týrnaklarý altýna çakýlan demir parçasý. namünasip: Uygun olmayan. nan: Ekmek. nasihat: Öðüt. nazýn Bakan. nedamet: Piþmanlýk. nefer: Asker. nekahat: Hastalýk sonrasý saðlýklý duruma geçme dönemi. nekin Bilmezlik. neþretmek: Yaymak. netice itibarýyla: Sonuç olarak. netice: Sonuç. nev'i: (Nevi) Çeþit, cins, tür. nihayetinde: Sonunda. nimet: Yiyecek içecek, özellikle ekmek. nimetþinas: Ýyilik bilir. nispet: (Metinde) Kýyaslama. nispet: (Metinde) Oran, kýyaslama. Sözlükçe 444

nizam: Düzen. numune: Örnek. - P - parloir: (Fr.) Dýþarýdan gelenlerle konuþma odasý. payzen: Ayaðýna pranga vurulmuþ. pederane: Baba gibi. peyda olmak: Ortaya çýkmak. podösü et: Yumuþak, prezante etmek: Tanýtm k. pusetmek: Öpmek. puþide: Örtü. rastýk: Kadýnlarýn kaþlarýný veya saçlanný boyamak için sürdükleri siyah bya. raþe: Titreyiþ. rehavet: Vücutta görülen gevþeklik, aðýrlýk, tembellik. rezzak-ý âlem: Bütün yaratýklarýn rýzkýný veren. riayet etmek: Uymak. rikkat: Ýncelik, yufkalýk. riyaset âlisi: Yüksek baþkanlýðýriyaset: Baþkanlýk. riyaziyat: (Riyazziyat) Matematik. nzk: Yiyecek, içecek þey, nimet.

römark: (Fr. Remarque) Dikkate alma. (Metinde: Tespit, dikkat çekme anlamýnda kullanýlmýþ.) ruhani: Ruhla ilgili. rüþtiye: Ortaokul. -Ssadakar Düz dokunmuþ açýk saman renginde bir tür ipek kumaþ. saffet: Saflýk. sahih: Gerçek, hakiki. sair. Baþka, öteki, diðer. saliha: (Metinde) Din buyruklarýna uygun davranan. salisen: Üçüncü olarak. sallapati: Düþünmeden, saygýsýzca, kaba saba, patavatsýzca. sefaret: Elçilik. sekerat: Can çekiþirken kendinden geçme. selametlemek: Yolcuyu, konuðu uðurlamak. serasker kapýsý: Seraskerin resmî görev yeri. serasker: Sadrazamlýk göreviyle yükümlü olmayan ve Osmanlý ordusunun komutanlýðýný yapan ve aný. sýraca: Deride ve daha çok Sözlükçe 445

boyunda görülen deðiþiklik, lenf düðümlenmelerinin þiþkinliðiyle beliren bir tüberküloz tür sirayet: Yayýlma. sitem: Bir kimseye, yaptýðý hareketin veya söylediði bir sözün üzüntü, alýnganlýk, kýrgýnlý ndýrdýðýný öfkelenmeden belirtme. soeun (Fr.) Kýz kardeþ, rahibe. Metinde "Ma sor" sözcüðü ayný zamanda "rahibe" olan öðretme ir hitap þekli olarak geçiyor. souvenir d'amour: (Fr.) Aþk hatýrasý. souvenir: (Fr.) Hatýra. spleen: (tng.) Terslik, huysuzluk, kin. sülüs: Bir çeþit yazý. süperiyor: (Fr. Superieur) Üst. Manastýr, dinsel kurum vs. baþkaný. sürme: Kirpik diplerine sürülen siyah boya. -þþahadetname: Diploma. þayan: Uygun, yaraþýr. þefkat: Acýyarak ve koruyarak sevme.

þekerrenk: Ýki kiþi arasýndaki dostluk, arkadaþlýk iliþkisinin bozuk olduðunu belirtmek içi nýlýr.

þenaat: Kötülük, fenalýk. þer'iye: Þeriat kurallarýna uygun. þeriat: Dinî temellere dayanan Müslümanlýk kanunlarý. þevk: istek, heves. þifa: Hastalýktan kurtulma. þifahi: Sözlü, sözle. þimendifer: Demiryolu. þirret: Geçimsiz, huysuz, edepsiz, kavga çýkartmaktan hoþlanan. -Ttaalluk etmek: Ýlgili bulunmak, ilgilendirmek. taarruz: Saldýrý. tabiat: (Metinde) Huy. tabiatýyle: Doðaldýr ki. tabiî: Doðal. tabiiye: Tabiat bilgisi. taciz etmek: Sýkýntý vermek, can sýkmak. tafsilât: Ayrýntýlar. tahammül etmek: Dayanmak, katlanmak. tahammül: Kötü, güç durumlara katlanma, karþý koyabilme gücü. Sözlükçe 446

tahassür: Özlem, kavuþmak istenen þey veya kimse için üzülme. tahayyül: Hayalde canlandýrma. tahkikat: Araþtýrma. tahkir: Horlama, alçaltma. tahrirat: Resmî bir dairede yazýlan yazýlar. tahrirî: Yazýlý. tahsisat: Ödenek. takbil: Öpme. taksim: (Mat.) Bölme. talika: Dört tekerlekli, üstü kapalý, bir tür yaylý at arabasý. talkýn: (Telkin) Ölü gömüldükten sonra imamýn mezar baþýnda söylediði dinî sözler. tamim: Genelge. tasavvur etmek: Düþünmek, gözönüne getirmek, hayal etmek. tashih etmek: Düzeltmek. tasrif etmek: Dilbilgisinde bir fiilin çekimi. tavsiye: Öðüt, yol gösterme. tazmin etmek: Zararý ödemek. tecdit: Yenileme. tedris: Öðretim. tedrisat-ý iptidaiye: ilköðretim. teessür: Üzüntü. tefrik: Ayýrma, ayýrt etmek. tefriþ: Bir yeri gerekli eþya ile döþeme. tefsir. Yorumlama. tekaüt: Emeldi. tekdirat: Azarlama. tekellüf: Güçlüðe katlanma. teklifsiz: Resmî veya çekingen davranmama. tekmil: Bütün, tüm. telaffuz etme: Söyleme. tembih: Uyarma. temenna etmek: Eli baþa götürerek selâmlamak. temin: Saðlama, elde etme.

öfke. viöjö: (Fr. gözleri açýkta býrakan ince y Sözlükçe 448 . vâkýf: Bilen. usuletle: Usulüyle. tezevvüç etmek: Evlenmek. vekâlet: Birinin yerine bakmak. vaveyla: Çýðlýk. Sözlükçe 447 teþvik etmek: Ýsteklendirmek. teskin etmek: Acý. hakikatsiz. vakfetmek: Adamak. vasýl olmak: Ulaþmak. -Yyadellen Baba evinden uzak yerler. dinlenmek için verilen ara. sevide durma. gurbet. vakur: Aðýrbaþlý. vukuf: Bilgi. tevekkül: Kadere boyun eðmek. teres: Pezevenk. vakan Aðýrbaþlýlýk. katlanmak. özendirmek. tevazu: Alçakgönüllülük. tereddüt: Kararsýzlýk. teneffüs: Temiz hava. onurlu. vefa: Sevgide sebat. yakýnlýk duyma. ulvî: Yüce. veranda: Camlý taraça. yadigâr: Bir kimseyi ya da bir olayý hatýrlatan nesne ya da kiþi. usu l: Yöntem. Vieux'deri) Yaþlý iþi. tesadüf etmek: Rastlamak. -Uulema: Bilginler. dindirmeye çalýþmak. tenezzül etmek: Kendi durumuna. görevini üstlenmek.V vaftiz: Hýristiyan dininde bir kutsal iþlem. baðlýlýk evraký.temrin: Alýþtýrma. düzeyine aykýrý düþen bir þeyi kabul etmek. vehim: Kuruntu. tercüme-i hal: Özgeçmiþ. vefasýz: Sevgisi çabuk geçen. vesile: Sebep. býrakmak. varmak. vâkýf olmak: Bilmek. . sevgi baðlýlýðý. heyecan gibi duygularý yatýþtýrmaya. hatta. yan Sevgili. bilimler. varak-ý mýhr-i vefa: Sevgi. biyografi. teveccüh: Güleryüz gösterme. öðrenmek. tetkik etmek: incelemek. bahane. velev: Kaldý ki. tevdi etmek: Vermek. ulûm: ilimler. ulum-i diniye: Din bilgisi. tevil etmek: Söz veya davranýþa baþka bir anlam vermek. yaþmak: Eskiden kadýnlarýn ferace ile birlikte kullandýklarý. teþrif etmek: Bir yere gelerek orayý onurlandýrmak. usul-i cedit: Yeni yöntem. virane: Yýkýlmýþ veya harap olmuþ yapýlardan geriye kalan yýkýntý.

zaruri: Zorunlu.yazýhane: Yazý masasý. umutsuzluktan doðan karamsarlýk. zat: Kimse. zevce: Erkeðin nikâhlandýðý kadýn.Z . zýb: Süs. zemzem: Müslümanlarca kutsal sayýlan su. zillet: Hor görülme. kiþi.zaaf: Düþkünlük. zarp: (Mat. ziya: Iþýk. yortu: Hýristiyan bayramý. zerzevat: Sebze. ziynet: Süs. yeis: Üzüntü. yegâne: Tek.) Çarpma. daha çok. . eþ. dayanamama. . zabit: Subay. ziyade: Çok. zikretmek: Söylemek. zayi etmek: Kaybetmek. alçalma.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful